{"url": "https://www.gezipedia.net/1-polonezkoyde-gezilecek-yerler.html", "text": "İstanbul'un burnunun dibindeki sayfiyelerinden biri. Üstelik Türkiye'nin ilk BMX parkuru da burada. adı verilmiş. Koloninin adı kurucusu Adam Czartoryski'nin adıyla Polonya'nın ilk hecesinin birleşmesinden oluşuyor. 19. yüzyılın sonundan itibaren Polonezköy olarak adlandırılan Adampol, Polonya sınırları dışında kurulan ve yönetimine yabancıların karışmadığı Dünyanın ilk Polonyalı köyüymüş. 1938 yılında tamamı Türk vatandaşlığına geçmiş. Şimdi köyde yaşayan 750 kişinin 100 kadarı Polonya kökenli; Polonyalıların sayısı en kalabalık oldukları yıllarda bile 250 kişiyi geçmemiş. Polonyalıların kurduğu ilkokul, köylüler Türk vatandaşı olunca kapanmış, ancak Polonezköylüler dillerini ve kültürlerini korumayı başarmış. ilan edilerek korumaya alınmış. 1500 hektarlık alanda geyik ve karacalar yaşıyor. Köyün evleri de doğayla iç içe; orman yer yer evlerin bahçelerine kadar sokuluyor. Genelde iki katlı olan evlerin alt katları mutfak ve kiler, üst katlarıysa pansiyon olarak kullanılıyor. bulunuyor. Bir dağ evini andıran kilise, geniş ve bakımlı bir bahçenin içinde; köylülerin çoğu geçimini turizmden sağladığı için bu kilisedeki ayinler Pazar yerine Cumartesi günleri yapılıyor. de görülmesi gereken yerlerden. Cumartesi-Pazar günleri ziyaret edilebilen evde Rizi ailesine ait fotoğraf, belge ve kitaplar sergileniyor. Köyün tarihini merak edenler muhtarlıktaki siyah-beyaz fottoğrafları inceleyebilir. - Zosia Teyze Anı Evini ziyaret etmeden, - Köy kilisesini ve mezarlığını görmeden, - Ormanlarda dolaşıp temiz hava almadan, - Polonya yemeklerinden tatmadan, - Ev yapımı likörlerden almadan, DÖNME! -Mahmut Şevket Paşa üzerinden ulaşılabilir. Polonezköy'e herhangi bir toplu ulaşım aracı çalışmıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/10-ankarada-gezilecek-yerler.html", "text": "mazisinde birçok medeniyete de ev sahipliği yapmış olan farklı bir coğrafya. Ankara Anadolu'nun coğrafi anlamda tam ortasında bulunduğu için her zaman gözde bir mekan olarak birçok devletin ve medeniyetin ilgisini çekmiş olan bir kent. Hititler döneminde başlayan Ankara'daki medeniyet daha sonra Frigler, Lidyalılar zamanında devam ettirilmiş. Persler, Makedonyalılar, Galatlar yine Ankara'ya sahip olmaya çalışmış. Daha sonra Roma ve Bizans izlerini taşımakta olan Anadolu Selçuklular ile birlikte Türk coğrafyası haline dönüşmüş. Osmanlı İmparatorluğu zamanında da önemli bir güzergahta bulunan Ankara, Cumhuriyetle beraber başkent olma hüviyetine bürünmüş. Günümüzde oldukça kalabalık bir nüfusa ev sahipliği yapmakta olan Ankara aynı zamanda çok fazla tarihi eseri de bünyesinde barındırıyor. günümüzde çok farklı bir misyon üstlenmiş durumdadır. Cumhuriyetin ilk yılları ile beraber genellikle kıraç ve bakir bir toprak olan Ankara başkent olması ile beraber bir anda gelişme göstermiş ve peş peşe modern yapılar bünyesinde yükselmeye başlamış. Bununla birlikte çok kaliteli üniversitelere ev sahipliği yaparak da bir eğitim ve üniversite kenti haline dönüşmüş. arasında çok fazla alternatif bulunuyor. Bu sebeple geniş bir coğrafyaya yayılmış olan Ankara'yı bütün ayrıntılarıyla gezebilmek için iyi bir plan yapmanızı tavsiye ediyoruz. bir şekilde bu ziyareti gerçekleştirebiliyorsunuz. Aynı zamanda Anıtkabir içerisinde yer alan Kurtuluş Savaşı Müzesi de oldukça detaylı bir şekilde Kurtuluş Savaş'ının izlerini sizlere yansıtabiliyor. Ayrıca müzenin içerisinde çeşitli sine vizyon ve anlatım unsurları da yer alıyor. arasında ikinci güzergah genellikle Hacı Bayram Cami olmaktadır. Ankara Ulus'ta yer alan Hacı Bayram Cami günümüzde oldukça muazzam yapısıyla dikkat çekmektedir. 1427 yılında yapılan Hacı Bayram Cami çok büyük bir avluya da ev sahipliği yapmaktadır. Avlusu ile beraber Türkiye'nin en büyük camilerinden birisi olan Hacı Bayramda aynı anda 6 bin kişi namaz kılabilmektedir. Özellikle gece vakti güzel ışıklandırma ile beraber fotoğraf tutkunlarının da uğrak yeri haline gelmiş durumdadır. Hacı Bayram Cami'nin hemen yanı başında yükselmekte olan Agustus Tapınağı da mutlaka görmeniz gereken müstesna yapılardan birisidir. Milattan önce 25 yılında Frigler tarafından yapılmış olan tapınak daha sonra Romalıların hakimiyetinde iken Roma imparatoru Agustus'a ithaf edilir. 1930 yılından itibaren yapının tamamı ortaya çıkartılarak ziyarete açılmış durumdadır. , tarihi dokusuyla sizi büyüleyecek bir kenttir. Farklı medeniyetlerin günümüze ulaşan kalıntıları arkeolojik çalışmalar neticesinde çıkartılarak farklı şekillerde yerleştirilmiş olarak müzelerde sergilenmektedir. Ankara'da görülmesi gereken yerler içinde mutlaka Anadolu Medeniyetleri Müzesi yer almalıdır. Bizzat Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1921 yılında Anadolu'nun bağrında daha önceden yer alan medeniyetlerin günümüze ulaşan kalıntılarına ev sahipliği yapılması için müze kurulmuştur. Çok farklı şekillerde restorasyondan geçmişi olan müzenin binası oldukça güzel bir Selçuklu mimarisini yansıtmaktadır. Çok fazla tarihi eser koleksiyonunun bulunmuş olduğu müze sadece Anadolu'nun değil dünyanın da sayılı arkeoloji müzeleri arasında yer almaktadır. Bir taraftan Anadolu Arkeoloji Müzesi özelliği taşımakta olan yapı içindeki eserlerden dolayı diğer taraftan da Medeniyetler Müzesi özelliğini bünyesinde barındırmaktadır. Paleolitik çağdan itibaren günümüze kadar kronolojik bir sırayla çıkmış olan bütün tarihi kalıntılar objeler ve eserler sergilenmektedir. Böylece müzedeki tarihi eserleri sırasıyla gezdiğinizde adeta dünya tarihini de kronolojik olarak gözünüzün önünde canlandırma fırsatı bulabileceksiniz. Ayrıca müzenin içerisinde yer alan ve milattan önce 6 binli yıllarda çizildiği düşünülen Çatalhöyük'ün kent planı da yine ziyaretçilerin beğenisini kazanmaktadır. Ankara'da görülmesi gereken yerler arasında cumhuriyetin kuruluşuna sahne olan ilk meclis binası yer almalıdır. Atatürk 19 Mayıs 1919'da Kurtuluş Savaşı milli mücadelesini başlattığında Ankara'da açılmış olan meclis bugünkü Türkiye Cumhuriyeti'nin de kuruluşuna sahne olmuştur. Meclis günümüzde Kurtuluş Savaşı Müzesi olarak hizmet vermektedir. Müze içerisinde o yıllara ait olan birçok fotoğraf bulunmaktadır. İlk meclisin açılışı, yapılan konuşmalar, Mustafa Kemal Atatürk'ün özel eşyaları ve meclis bünyesinde alınan kararlar, çıkartılan kanunlar fotoğraflarla sergilenmektedir. Oldukça nitelikli bir mimari özelliği bünyesinde taşımakta olan meclis bir taraftan Selçuklu ve Osmanlı duvar örmeciliğine sahne olurken diğer taraftan da çok kaliteli ahşap tavan süslemeleri kemerler ile dekoratif anlamda da beğenilmektedir. Ankara geziniz sırasında mutlaka günümüzün modern meclis binasını da görmeniz gerekmektedir. 1981 yılından beri görev yapmakta olan Türkiye Büyük Millet Meclisi oldukça kaliteli ve geniş olan bir bahçeye sahiptir. Farklı mimari tarzları bünyesinde barındırmakta olan meclis haftanın Pazartesi, Cuma ve Cumartesi günlerinde gezilebilmektedir. Ankara'da yer alan müzeler arasında bulunan Etnografya Müzesi de birçok tarihi eseri bünyesinde barındırmaktadır. Namazgah tepesinde bulunan Etnografya Müzesi son derece geniş olan tarihi objeleri kalıntıları ile birlikte ziyarete açıktır. restorasyon atölyesi ve konser salonu ile tiyatro salonu da bulunmaktadır. Ankara'nın gezilmesi gereken yerler arasında muhteşem görünümüyle dikkat çekmekte olan Ankara evleri de yer almalıdır. Özellikle Ankara'nın Altındağ Kaleiçi bölgesinde bulunan tarihi Ankara evleri oldukça zarif bir mimari çizgiye sahiptir. 17. yüzyıldan itibaren yapılmakta olan Ankara evlerinin genel karakteristiği iki katlı yapılar olarak yükselmesidir. Alt kısmı taş örmeciliğinin güzel bir örneği olan evlerin üst kısmında Kerpiç ve ahşap unsurlar kullanılmaktadır. Ayrıca çeşitli cumbaların yer almış olduğu evlerin geometrik olarak güneşi görecek şekilde konuşlandırılması da oldukça dikkat çekicidir. Evlerdeki alt kat kısımlar hizmetlilerin odası olarak kullanılırken birinci kat ev sahibine ait olan ve misafirlerin ağırlandığı odalardan oluşmaktadır. Ayrıca evler genellikle duvarlarla örülmüş olan bir avlu ve bahçeye sahiptir. Ankara evlerinin ahşap kısmında kullanılan motifler de görülmeye değerdir. Bu sebeple özellikle akşamları çok güzel ışıklandırılmış olan Ankara evleri fotoğraf tutkunlarının uğrak yeri haline gelmektedir. Ayrıca Ankara evlerinin bulunmuş olduğu Kaleiçi bölgesindeki sokaklar muhteşem ve doğal dokusuyla sizleri büyüleyecek. Eğer kuş bakışı olarak Ankarayı seyretmek istiyorsanız 1989 yılında kapılarını ziyaretçilere açmış olan Atakule'ye mutlaka uğramalısınız. Modern mimari eseri olan Atakule 125 metrelik yüksekliğiyle dikkat çekmektedir. Atakule'nin Tepe kısmında bulunan gözlem evinde bugün seyir terası olarak hizmet veren ve bütün Ankarayı panoramik olarak fotoğraflayabileceğiniz muhteşem bir restoran bulunmaktadır. Birçok müzeye ev sahipliği yapmakta olan Ankara aynı zamanda yeşili ve maviyi bir araya getiren birbirinden farklı parka da ev sahipliği yapmaktadır. Adeta bir park kent olan Ankara'da görmeniz gereken ilk yer Atatürk Orman Çiftliğidir. Böylece oldukça geniş olan florası ile dikkat çekmekte olan Atatürk Orman Çiftliğinde piknik de yapabilirsiniz. Ayrıca Ankara'nın tarihi parklarından birisi olan Gençlik Parkı da oldukça önemli bir lokasyon olarak ön planda bulunmaktadır. Yine Ankara'nın simgesi haline gelip Kavaklıdere Bölgesi'nde yer alan Kuğulu park da özellikle sıcak yaz günlerinde serin bir nefes alacağınız bir yer olarak tercih edilebilir. Ankara Botanik Parkı oldukça geniş olan ve içerisinde çok farklı bitki türlerini barındıran görülmesi gereken yerler arasında bulunmaktadır. Ayrıca son dönemin gözde mekanlarından Altınpark birçok etkinliğin yapıldığı yer olarak da dikkat çekmektedir. Ankara'da bulunan Abdi İpekçi Parkı ve bir eğlence dünyası haline gelen Harikalar Diyarı mutlaka ziyaret edilmelidir. diye merak edildiğinde birçok farklı yemek türü akla gelmektedir. Özellikle bunlar arasında yer almakta olan miyane ve dutmaç ilk sırada bulunmaktadır. Ayrıca İç Anadolu'nun birçok yerinde karşılaştığınız keşkek de Ankara'da çok güzel bir şekilde pişirilebilmektedir. Ankara'nın meşhur çorbalarından olan toyga çorbası da mutlaka tadılmalıdır. Etli yemeklerin de oldukça ön planda olduğu Ankara mutfağında Ankara tavası ve çoban kavurma etin farklı bir şekilde lezzetlendiği güzel yemeklerdir. Kapama, orman kebabı ve sızgıç yine Ankara'ya özel lezzetlerdir. Yine etli yemekler arasında yer alan siyel görünümüyle de dikkatinizi çekecektir. Köfteler bakımından da oldukça zengin olan Ankara mutfağında mücrim köftesi, tohma ve tiritli köfte enteresan lezzetleriyle sofranızı şenlendirecektir. Ankara'daki En İyi Restoran ve Kahvaltı Mekanları için; Ankara'da Ne Yenir? isimli konumuzu inceleyiniz. Ekmek bakımından da farklı alternatiflerin bulunduğu Ankara bölgesinde balamacın, ebem ekmeği, bezdirme, kömbe isimli ekmekler tüketilebilir. Eğer pirinç yemeklerinden hoşlanıyorsanız pıt pıt pilavı ve oğmaç aşı etli yemeklerin yanında servis edilmektedir. Börek türlerinde de farklı lezzetlerin bulunduğu Ankara mutfağında ay böreği, pazar böreği, yalkı böreği, entekke böreği yörenin lezzetli tatlarıdır. Ayrıca hamur işlerinden nevzeme, öllüğün, cızlama ve körü çayın yanında tüketilebilecek oldukça lezzetli yiyeceklerdir. Tatlı olarak da sofranızda fıslak, höşmerim, kar helvası, saraylı, til til helvası, ayva boranası bulunmalıdır. Böylece Ankara'nın tarihi ve turistik yerlerini gezerken mutfağa ile de unutulmaz bir lezzet şöleni yaşayacaksınız. sorusuna da yanıt vermiş olarak yazımızı burada sonlandıralım."} {"url": "https://www.gezipedia.net/100-tatile-nasil-hazirlanmali.html", "text": "Yaz geldiğinde hepimizin ilk olarak yapmak istediği şey, tatil. Peki, tatile için nasıl hazırlanmalıyım, tatile giderken nelere dikkat etmeliyim, tatilimi nasıl daha iyi hale getirebilirim gibi sorular kafanızı mı kurcalıyor? O zaman hep birlikte bu yazıya bakalım. Bu konuda kararsızlık yaşıyorsanız, öncelikle yapmanız gereken neyi istediğinize karar vermelisiniz. Bu adımı geçtikten sonra opsiyonlarınız azalacak ve gerekli araştırmadan sonra daha net bir karar vereceksiniz. Gerekli araştırmadan kastımız tabi ki internet. Fakat seçtiğiniz yere daha önceden giden bir yakınınız varsa ona da sormaktan çekinmeyin. Nereye gideceğiniz konusunda kararlı olmanız tatil planınızın diğer adımlarına geçebilmeniz açısından önemli. Yolculuk tarihinizi erken belirlemeniz erken rezervasyon yaptırabilmenizi, daha da önemlisi hem ulaşımda hem de konaklamada ucuz fiyatlar ve çeşitli fırsatlar yakalayabilmenizi sağlar. Eğer yurt dışına çıkacaksanız pasaport ya da vize başvuruları için gerekli zamanı ayırmanıza fırsat tanır. Tatilinizin ana hatlarını belirleyen bütçeniz olacak. Hangi ulaşım aracıyla tatil yerine varacağınızı, nerede kalacağınızı, ne yiyeceğinizi fiyatlarıyla birlikte önceden belirleyin. Tatile ayıracağınız miktarı kesin bir şekilde belliyse tatilin orta yerinde 'Acaba bütçeyi aşıyor muyum?' kuruntuları neşenizi kaçırmaz. Tatilde gideceğiniz yere karar verdikten sonra bu tatilden ne beklediğinizi düşünerek gideceğiniz yerleri belirleyin. Çevreyi gezecek misiniz yoksa bütün gün kumsalda mı olacaksınız? Nereleri görmek istiyorsunuz? Haritadaki yerinizi tam olarak kesinleştirmeye başlayın. Tatili planınız giderek şekillenmeye başladı. Şimdi kalacak yer için otel, daire veya hostel rezervasyonunuzu yaptırabilirsiniz. Seçiminiz için bazı kriterlere göre araştırma yapabilirsiniz. Artık bütçeniz de belli olduğu için kalacağınız yeri internet aracılığıyla kolayca seçebilirsiniz. Eğer internet sizin için iyi bir yöntem değilse çeşitli tur acentelerinden seçtiğiniz yerde kalabileceğiniz uygun konaklama yerlerini araştırabilirsiniz. Bütçeniz aracınızı belirlemenizde yardımcı olacaktır. Kalabalık gruplar araba kiralamayı düşünebilirler. Gideceğiniz yerin uzaklığına göre otobüs veya uçak da ayrı bir seçenek. Gidilecek yerde araba lazım olabilir diyorsanız arabanızla yolculuk edebilirsiniz ama bu durumda yol yorgunluğunu göze almalısınız. Eğer erken davranırsanız hem yer bulma hem de ucuz bilet alma şansınız daha yüksektir. Beklentileriniz tatilinizin nasıl geçeceği üzerinde çok etkilidir. Kötü sürprizlerle karşılaşmamak ve gideceğiniz yerin tadını çıkarabilmek için önceden biraz bilgi toplamanız yerinde olur. Ayrıca nereleri gezmeniz gerektiğini, bölgenin en bilinen özelliklerini, tavsiye edilen mekanlarını, katılabileceğiniz etkinlikler gibi bilgiler tatilinizden en iyi şekilde faydalanmanızı sağlar. Birkaç parça eşya unutmak dünyanın sonu değil ama keyfinizin kaçırabilir. Gideceğiniz yerde aradığınızı bulamayabilirsiniz, bulsanız bile bütçenizden açık vermek durumunda kalabilirsiniz. Bu yüzden çantanızı tatilden birkaç gün önce çıkarıp hazırlamaya başlayın. Yavaş yavaş içini doldurmaya ve doldurduklarınızı not etmeye başlayın. Aylarca geri dönmeyecekmişsiniz gibi her şeyi yanınıza almaya ve yedeklemeye çalışmayın. Mevcut günleri düşünerek size nelerin lazım olacağını gözünüzde canlandırın."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1000-saitabat-selalesi-tanitimi.html", "text": "kiremitte tereyağı ve odun ateşinde pişirilen alabalıkları ile de meşhurdur. merkezden 12 km sonra varılan Derekızık köyünden 15 km sonra şelaleye ulaşılır. sorusuna yanıt verdiğimizi düşünerek, şelale hakkında bilgi almaya devam edelim. çevresinde piknik yapmak da mümkün. Piknik alanları dışında şelalenin iki yanında yol boyunca kurulmuş olan lokantalar da yemek için kullanılabilir. \"Saitabat Kadınları Dayanışma Derneği\" üyeleri köy kadınları tarafından hazırlanan yemekler, salçalar, reçeller ve doğal ürünlerden de satın alabilirsiniz. Güvercinlik olarak da bilinen şelale çevre düzenlemesiyle birlikte cazip bir sosyal tesis haline gelmiştir. 5 6 metreden dökülen şelale suları sert kayaların arasından dere boyunca akar. Kayalar son derece sert olduğundan suyun debisinden zarar görmemektedir. Şelalenin kayalardan akarken ki durmayan sesi ve serin havası ile ziyaretçiler etkileyen şelale, özellikle kalabalık yerlerde yaşayanlar için bir kurtarılmış bölge niteliği taşır. verdikten sonra şelalenin giriş ücreti ve ziyaret saatlerine bir bakalım. 5 TL'dir. Bu ücret şelaleye özel araçları ile girmek isteyenlerden alınır. Araç başına 5 TL ücret dışında bir ücret ödemenize gerek yoktur. yoktur. Çok eskilerden köylüler tarafından Pazar günleri piknikçi kabul edilmese de şimdilerde her gün ve her saat ziyaretçiler şelaleye gidebilir. Şelale çevresinde yer alan işletmeler gece yarılarına kadar hizmet vermektedir. Güvercinlik Şelalesi çevresinde aktivite olarak piknik, doğa yürüyüşü ve dağ sporları yapılabilir. Köy dağ sporlarına uygun coğrafi yapıya sahip olduğu gibi, isteyenler dere boyunca yürüyerek şelalede serinleyebilirler. Ayrıca fotoğraf çekmek isteyenler doğal manzara, çevredeki konuşan papağanlar ve midilliler ile resimler çektirebilirler. - Cumalıkızık Köyü şelaleye 6,9 km mesafededir. (Köy 2014'te UNESCO dünya mirası olarak kabul edilmiştir.) - Uludağ kayak pisti şelaleye 10,5 km mesafededir. - Tarihi İnkaya Çınarı şelaleye 12,8 km mesafededir. - Tabiat binicilik kulübü şelaleye 9,2 km mesafededir. - Kestel Kalesi şelaleye 6,2 km mesafededir. - Gölbaşı köyü şelaleye 13 km mesafededir. - Yeşil Türbe şelaleye 14,2 km mesafededir. yapılacak büyük oteller 5-6 km uzaklıkta yer almaktadır. Bunun dışında şelale çevresinde köy evlerinde konaklama imkanı az da olsa bulunabilir. Şelale çevresinde özel olarak kamp olanları yoktur fakat çadırınız ile civarda ücretsiz olarak kamp yapabilirsiniz. çevresindeki çoğu restoran tarafından köy kahvaltısı alabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1001-rizede-ne-yenir-rizedeki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": "denildiğinde, akıllarda hamsi ve mısırdan meydana gelen ziyafet sofraları canlanmaktadır. Karadeniz'in en meşhur illerinden bir tanesi olan ve yaylaları sayesinde turist akınına maruz kalan Rize, geçmişten bugüne gelen enfes yemekleriyle akıllarda yer edinmiş olan şehirlerden bir tanesidir. Karadeniz'in en gözde yemeklerinin temel kaynağı olan mısır unu, hamsi ve karalahana, Rize sofralarını donatmakta olan yemeklerin birçoğu için de hammadde görevi görmektedir. Karadeniz'in hırçın dağlarından bir tanesi olan Rize'de yer alan kültürün ortaya çıkarmış olduğu yöresel yemekler, bu eşsiz şehri ziyaret eden turistlerin beğenisini kazanmayı başarmıştır. in, herkes tarafından en az bir defa denenmesi gerekmektedir. Rize ve Karadeniz mutfağının en meşhur yemekleri arasında yerini alan muhlama; mısır unu, hakiki tereyağı ve çeşitli peynirlerden meydana gelen enfes bir yemektir. Bazı yörelerde kuymak olarak da adlandırılan muhlamanın, çeşitli versiyonları bulunmaktadır. Özellikle ekşi mayalı ekmek ya da mısır ekmeğiyle servis edilmekte olan muhlama, Rize sofralarının vazgeçilmez yemeklerinden bir tanesidir. nin vazgeçilmezlerinden bir tanesi olan kavurma, mutlaka denenmesi gereken lezzetler arasında yerini almaktadır. arasında en sevilenlerden bir tanesi sayılmaktadır. , şehri ziyaret eden turistlerin en sevdiği yemeklerden bir tanesidir. denildiğinde öne çıkan mısır ekmeği, şehrin yöresel yemeklerinin tamamının yanında servis edilmektedir. nin en gözdeleri arasında sayılabilir. İçerisine kuru fasulye ve çeşitli baklagillerin eklenmesiyle hazırlanan kara lahana çorbası, Rize'ye gitmiş olan herkesin mutlaka denemesi gereken bir lezzettir. ve Rize'nin ortak lezzetleri olarak tanınmış olan hamsili pilav, tereyağlı pilav ve kılçıklarından ayrılmış hamsilerin bir araya gelmesiyle ortaya çıkan bir lezzettir. Ülke genelinde adını duyurmayı başaran hamsili pilav, hamsilerin ters şekilde bir kaseye dizilip, içine pilav koyulduktan sonra kapatılmasıyla meydana gelen, görsel yönden oldukça şık duran bir yemektir. Fırında pişirilmekte olan hamsili pilav, sıcak şekilde servis edilmektedir. nin üzerine, hafif bir tatlı yenmek istendiğinde tercih edilmesi gereken ilk şey, şüphesiz Laz böreğidir. Pokut'ta bir otel olarak bulunmakta olan Pokut Doğa Konuk Evi, Pokut Yaylasının eşsiz manzaralarını misafirlerine armağan etmektedir. Rize'nin yöresel yemeklerinin tadının çıkarılabileceği eşsiz mekanlardan bir tanesi olan Pokut Doğa Konuk Evi, yaylanın ortasında yer alan restoranı ve oteliyle, eşsiz manzaranın tadını çıkarırken, leziz yemekleri deneme fırsatını misafirlerine armağan etmektedir. Çat Vadisi yolu üzerinde yer alan Toşi Pansiyonu, Çat Köyünün içerisinde konumlanmıştır. Fırtına Deresiyle komşu sayılan ve meşhur Fırtına'nın sesiyle, harika dakikalar geçirilecek mekanlardan bir tanesi olan Toşi Pansiyon'u, muhlaması nam salmış bir mekandır. Dileyen kişiler bu pansiyonda konaklama imkanına da sahiptir. denildiğinde akıllara gelen mekanlardan bir tanesi olan Dayının Balık Evi; taze ve lezzetli balıkları, çeşitli mezeleriyle, öğlen ve akşam yemeği hizmeti vermektedir. Güler yüzle karşılama ve hizmetin yapılmakta olduğu bu balık restoranı, Rize'ye giden herkesin uğraması gereken mekanlar arasında yerini almaktadır. Ayder Yaylasına çıkıldığı esnada hemen sağ tarafta konumlanmış olan Eylül Cafe Restaurant Rize, Karadeniz'in göz bebeği olan Ayder Yaylasının benzersiz manzarası eşliğinde kahvaltı yapma imkanını müşterilerine armağan etmektedir. Özellikle muhlamasıyla meşhur olmayı başaran bu kahvaltıcıda, birbirinden leziz tariflerle karşı karşıya kalmak mümkündür. Timsivat Köprüsünün manzarasının kahvaltı sofralarına eşlik ettiği Osmanlı Restaurant, Rize'nin meşhur kahvaltı sofralarının yanında, yöresel yemekleri ve deniz mahsulleriyle de eşsiz bir lezzet armağan etmektedir. Bu restoranda kahvaltı deneyimi yaşamak isteyen kişilerin, sabah erkenden buraya gitmeleri gerekmektedir. Çünkü bu mekan, sabah 11'den sonra kahvaltı hizmeti vermemektedir. Rize'de yer alan tarihi bir konağın içerisine konumlanmış olan Evvel Zaman Yöresel Yemek restoranı, tamamen doğal dekoru ve meşhur Rize yemeklerinde uzmanlaşmasıyla tanınmış bir mekandır. Tarihi dekoru ve hoş karşılamasıyla dikkat çeken bu mekanı özel kılan yönlerinden bir tanesi de bu yöreselliği sadece dekorlarla sınırlı bırakmamalarıdır. Tamamen bakır sahanlarda pişirilen tüm yemekleriyle, Rize'nin yöresel lezzetlerini en iyi şekilde sunmayı başaran Evvel Zaman Yöresel Yemek, özellikle kahvaltı sofralarının baş tacı olan muhlamasıyla tanınmış bir yerdir. Bu mekanda kullanılan tüm ürünlerin yüzde yüz doğal olduğu da unutulmamalıdır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1002-adana-tren-istasyonu-tanitimi.html", "text": "Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları bünyesine bağlı olarak hizmet sunmaktadır. Aynı zamanda 450.000 metrekarelik bir alanda konumlanan inşası 1912 senesinde tamamlanmış olup yine bu tarihte hizmete açılmıştır. içerisinde bekleme salonu, emanet eşya bölümü, gişeler, VIP Salonu yer alırken aynı zamanda binanın her iki tarafında da Lojmanlar yer almaktadır. ; garı, sosyal tesisleri, lojmanları ve bakım onarım binaları ile beraber bir yerleşke olarak değerlendirilmektedir. Günümüzde sular meydanı kuzey cephesi hacmi nedeni ile görsel olarak da oldukça etkileyici bir bina olarak görülmektedir. 19. yüzyılların başlarında batıdan başlayarak dünyayı saran modernleşme ve uluslaşma hareketleri ülkemizde 20. yüzyıl başlarında gelmeye başlamıştır. Yüzyıl başından 1930 senelerine kadar olan dönem mimarlık ya da o dönemde kullanılan adıyla milli mimari rönesansı olarak isimlendirilmektedir. Modern hayatın iş amaçlı binaların da tren istasyonu, trafo binası ve vapur iskeleleri de görülmektedir. Bu sayede kent bütünleşme yapı tipleri, inşaat teknikleri ve tasarım ilkeleri getirilmiş yanı sıra bu yapıların kullanımıyla kent yaşamına yeni unsurlar gelmiştir. Adana kentine ve kendilerine model söylemini anlatan ilk yapı grubu olması nedeniyle de Adana Tren İstasyonu önem taşımaktadır. ilinde bulunan 450.00 metrekarelik alanda gar, lojmanlar, sağlık, güvenlik, sosyal aktiviteler ve çeşitli bakım-onarım binaları ile dönemin örnek oluşturacak bir yerleşkesi olarak konumlanmaktadır. 1908 senesinde Konya'dan Yenice kadar olan demir yolu 1912 senesinde Adana- Fevzi paşa hatta Alman Doyçe Oryant Bankası tarafından yapılmıştır. Bu yapımda çalışan insanlara altın, gümüş ve bakır olarak madalyalar sunulmuştur. Madalyaların bir yüzünde Ayyıldız ve Alman kartalı figürleri Amanos Tunnel 4905 M DURCHSLAG-JULİ 1915 yazılıdır. binası da yine aynı olan Alman Doyçe Orient tarafından 1911 ve 1912 senelerinde inşa edilmiştir. arası için hazırlanmış olduğu planda istasyon yapısında Atatürk parkına doğru yeni bir cadde düzenlenmiştir. İstasyon binası önünde 26.06.1936 tarihinde bir havuz düzenlemesi yapılmıştır. Adana'nın iklimsel şartları göz önünde bulundurularak gar binasının önünde meydanda U şeklinde gölgeleme elemanı bulunmaktadır. Bu şekilde meydanda otomobil ve otobüsler, yaya peronu ve arabalar olmak üzere üç bölgeye ayrılmaktadır. Bu alanda kare, yamuk ve dikdörtgen şeklinde bir havuz bulunurken yol kenarlarında bol yeşil alan ve çiçeklikler yer almaktadır. Gar binasının yan kısmında inşa edilen sosyal tesislerde kent için önem göstermektedir. Çünkü bu kısım kenti modern kent kimliğine göre dönüştürmeye çalışan çağdaş eğlence ve kadın- erkek bir arada sosyal yaşam mekanı olarak değerlendirmektedir. İstasyon binasında mekan organizasyonun da yolcu salonu, gişeler, lojman ve yaya alt geçitleri temel mimari elemanlar olarak karşımıza çıkmaktadır. Arazi kodları, çevre ve doku ile olan bağlantılar belli bir ortak mimari dil içinde farklı yerleşim düzenleri oluşturmaktadır. ilçesine gidildikten sonra Gazipaşa ve Uğur Mumcu Meydanında tren istasyonu yer almaktadır. telefon numarası ise 0322 453 69 14 irtibat numarasından iletişim sağlanabilmektedir. Binanın sağ ve sol kısmında lojmanlar bulunmasından dolayı rahatlıkla lojmanlar da kalınabilmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1003-adana-ulu-cami-tanitimi.html", "text": "Adana Ulu Cami büyüklüğü ve tarihi açısından Adana'nın en önemli eserleri arasında yer almaktadır. Esas binanın batı tarafındaki giriş kısmını Ramazanoğlu Halil Bey'in yaptırdığı bilinmektedir. Giriş kapısının üstünde kademeli bir sistemle yukarı doğru sivrilen konik çatının Selçuklu mimarisi karakterinde yapılmış olması XVI. Yüzyıl'da küçük bir Beylik halinde bulunan Ramazan oğullarının burada önce küçük bir mescit yaptırdı. Fakat daha sonra beyliğin büyümesi ve mescidin yeterli olmaması ile bugünkü esas binanın yapılmış olduğu düşünülmektedir. batı ve doğu tarafındaki iki büyük kapısından avlu içerisine giriş yapılmaktadır. Doğu cephedeki avlu kapısında ve caminin esas mekanının cephesinde siyah ve beyaz mermer levhalar kullanılarak cephe görünümüne renk katılmıştır. Yarı kısmı sivri kemerlerin konturları stalaktit ve bitki motifleri ile süslenmiştir. Ön kısmına uzanan dikdörtgen planda ki esas ibadet mekanı kıble duvarına paralel konulmuş 4 sütun ile 2 nefsi teşkil etmekte ve sütunlar hafif sivri kemerlerle birbirlerine bağlanmıştır. yapısına ait 3 Kitabe yer almaktadır. Bunlardan en eskisi Doğu Taç kapı üzerinde yer alan 1500 8509 tarihli olup Ramazanoğlu Halil Beye aittir. Minber üzerinde yer alan kitabe de insanın 1520 senesinde bittiği bilgisi bulunmaktadır. ilçesine bağlı Kızılay Caddesi üzeridir. Hanife mimarisi Ramazanoğlu Halil Bey olurken Ramazanoğlu beyliğine ait en önemli eseridir. Bu durumu zorlaştıran diğer bir faktör ise caminin başka bir yapısının yerine inşa edilmiş olmasıdır. Yapısındaki malzeme farklılıkları, konumlanması ve dilatasyon çizgileri incelendiğinde eserin topyekun ele alınmadığı bazı kısımlarının sonradan eklendiği görülmektedir. Yapıdaki en eski kitabe ise 1500- 1509 tarihini gösterirken bani olarak bilinen Halil Bey'in sandukası 1510 senesini göstermektedir. Bu durumda o tarihlerden önce başlamış ve baninin ölümü üzerine ara verilmiştir. Genel olarak dikdörtgen bir plana sahip olan külliyenin harimi dört sütun üzerine oturan beşer sivri kemer gözü ile mihraba dik 5 sahından meydana gelmektir. Aynı zamanda sahınların üzeri içten çapraz, tonoz, dıştan kırma çatı ile örtülmektedir. Türbede harim kubbesi birbirine benzerken Osmanlı mimarisinde olduğu gibi kurşunla kaplanmıştır. bölgesini gezmek için en pratik yollardan biri tur paketlerini tercih etmektir. Zorlanmadan bir rehber eşliğinde Adana lokasyonunu rahatlıkla gezmek mümkündür. Adana şehrinde birçok konaklama imkanı bulunurken bunlardan en çok tavsiye edilenleri ise Mavi Sürmeli Otel, Akkoç Otel, Seyhan Otel ve Adana Plaza Otel gibi kampanyalı oteller incelenebilmektedir. Mahallesi'nde bulunurken ulaşım için farklı alternatifler yer almaktadır. Adana Ulu Cami'ye gitmek için şahsi araçlar tercih edilirse navigasyon desteği alınarak merkezde bulunan camiye rahatlıkla ulaşılabilmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1004-tarihi-buyuk-saat-kulesi-tanitimi.html", "text": "1881 senesinde Vali Ziya paşa tarafından yapımına başlanmıştır. 1882 senesinde Vali Abidin Paşa tarafından tamamlanmıştır. olmaktaydı. Adana'ya gelen yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisini gören saat kulesi Adana'nın simgeleri haline gelmiştir. Hemen yanında yer alan Kapalı çarşı ile beraber bölgeye tarihi bir doku katan Anada Saat Kulesi yüksekliği sebebiyle birçok noktadan görülebilmektedir. Kulede yer alan saate 110 basamakla çıkılabilmektedir. Kuledeki çalan çanın üzerinde de Societe Jntibah Tourhan Djemal & Co Adana Turkei yazısı yer almaktadır. Adana Saat kulesi her saat başı vakit belirleyen güçlü sesi ile Adana'nın birçok yerinden duyulmaktadır. Adana'da inşa edildiği ilk dönemde resmi dairelerde görevlilerle vatandaşların mesailerini bu saate göre ayarladıkları bilinmektedir. Şehir merkezine yakın olmasından dolayı merkezden dolmuş ya da diğer araçlarla ulaşım sağlanabilmektedir. Aynı zamanda metro ile de gidilebilirken diğer ulaşım hastalarına göre uzak düşmektedir. Adana'nın Seyhan ilçesinde yer almaktadır. Büyük Saat inşasına Ziya Paşa ile başlanmış olup 1882 tarihinde tamamlanmıştır. Büyük saat tarihte modernleşmenin simgesi olurken Belediye Başkanı Hacı Yunus'un da inşaat için önemli katkıları olmuştur. O dönemden bugüne Adana'nın en önemli yerlerinden biri olarak duyulmaktadır. 2013 senesinde restorasyon çalışmasına başlanmış olup 2014 senesinde restorasyon bitmiştir. Uzunluğu 32 metre olurken kule kare prizma şeklinde olup kulenin duvarları tuğla ile inşa edilmiştir. Temel derinliği 32 metre olduğu söylenirken kulenin inşası sırasında Osmanlı'da saat kuleleri bulunmaktaydı. Bu saat kuleleri arasında en uzunu büyük saat olmaktadır. İkincisi ise Dolmabahçe saat kulesidir. Şehir merkezine yakın merkezden dolmuş, halk otobüsü ve belediye otobüsleri ile rahatlıkla gitmek mümkündür. Aynı zamanda metro ile de gidilebilirken şehir ulaşım araçları ile ulaşım sağlanabilmektedir. Adresi ise Ulu Cami Mahallesi 25005 Sokakta konumlanmaktadır. Seyhan Deresi'nin kenarında bulunan Ulus Parkı'nın yakınındaki Kapalıçarşı'ya komşudur. Şehir merkezine yakın olan merkezden dolmuş halk ve belediye otobüsleri ile rahatlıkla gidilebilirken metro ile de ulaşım sağlanabilmektedir. Üzerinde çeşitli kabartmalar ile süslenmiş büyük bir çay yer alırken şehir halkının sosyal hayatını düzenlemek için her yerden görülebilmesi amacıyla Merkezi bir yere yapılmış olan Anada Saat Kulesi 8 metrelik genişliğe sahip olmaktadır. Dikdörtgen planlı bu kulenin dört tarafında da saat yer almaktadır. Devasa nitelikteki saat şehrin her yerindeki insanları saat konusunda bilgilendirmek görevini yerine getirmektedir. Tarihi geçmişine sahip çıkılarak Cumhuriyet sonrasında onarımı yapılmış olup Almanya'dan getirilen yeni makine ile sistemi yenilenen saat kulesi 2013 senesinde restore edilerek korunmaktadır. Adana büyük saat yeni hali ile uzun seneler daha halkın kullanımda kalacak bir sağlamlar kavuşmuştur. Tarihi Büyük Saat Kulesi diğer saat kulelerinde ki gibi yapımının amacı da aynıdır. Bölge halkının çalışma düzenini ve ezan vakitlerini takip etmesini sağlayan aynı zamanda bir çeşit çağdaşlık göstergesi sayılan diğer kuleler gibi Adana Büyük Saat resmi işbaşı saatlerini ve 5 ezan vaktini halkı bilgilendirmek nedeni ile yapılmıştır. Büyük Saat Kulesi giriş ücreti öğrencilere ücretsiz ve halkada ücretsiz olurken 2019 senesinin Eylül ayında tekrar güncellenmiştir. Yaz ve kış dönemi olmak üzere yaz döneminde 15 Nisan ve 2 Ekim tüm gün açık olur 3 Ekim 14 Nisan tüm gün kış döneminde de açıktır. alternatifleri yakalama şansına sahip olabilirsiniz. Uygun turlar arasında GAP turu ve Adana çıkışlı GAP turları tercih edebilirsiniz. Adana ilinde birçok konaklama seçeneği yer alırken bunlardan en çok tavsiye edilenleri Otel Şenbayrak City, Akkoç Otel ve Hotel Bosnalıdır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1005-amasya-kral-kaya-mezarlari.html", "text": "nda beş kralın mezarı bulunmakladır. Amasya kalesinin eteklerinde bulunan mezarlarla birlikte toplamda 21 mezar bölgede yer almaktadır. Bölge krallar vadisi olarak bilinmektedir. içerisinde en büyüğü büyük kral mezarı olarak bilinen 8 metre genişliği ve on beş metre yüksekliği bulunan mezardır. Mezarlara ulaşmak için kayalara oyulan merdivenlerden çıkmak gerekmektedir. daha sonraki dönemlerde aynı bölgede kurulan devletler tarafından hapishane olarakta kullanılmıştır. Kızlar sarayı olarak adlandırılan bölgede üç kral mezarı birbirine bitişik olarak yapılmıştır. Mezarlardan ilki Pontus devletinin kurucusu 1. Mitridat, ortadaki Mitridat'ın oğlu Ariobarzan'ın soldaki ise 2. Mitridat'a aittir. Amasya kaya mezarları bölgesinde yer alan mezarların tümünde kapısız, oyulmuş bir giriş bulunmaktadır. Bölgede yer alan büyük mezarlardan bir tanesinin yanında nehre ulaşılan bir tünel yer almaktadır. nda yer alan Pontus devletinin kalıntıları 1075 'te Amasya'yı fetheden Danişmend Gazi tarafından kaldırtılmıştır. Kral kaya mezarlarının alt kısmında Osmanlı dönemine ait mimari yapılar gözlenmektedir. Çok fazla uygarlıktan eserleri bir arada barındırması sebebiyle de Amasya kaya mezarları yerli yabancı pek çok turist tarafından ziyaret edilmektedir. 2015 yılında UNESCO geçici miraslar listesine alınan mezarların kalıcı hale getirilmesi için çalışmalar sürmektedir. Mezarlar pek çok devlet tarafından hapishane olarak kullanılmış ayıca dervişler tarafından da inzivaya çekilme noktası olarak kullanılmıştır. Hafta içi her gün 09:00-17:00 saatleri arası hizmet vermektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1006-borabay-golu-tanitimi.html", "text": "Amasya'nın Taşova ilçesine 25 km uzaklıkta bulunan Borabay köyünün batısında bulunur. Doğal bir heyelan gölüdür ve denizden yüksekliği 1030 metredir. Bu göl tabanından meydana gelen su kaynamaları ve gölün çevresinde yer alan derelerden besleniyor. küçük bir akarsuyun etraftan gelen alüvyonlar ile tıkanmasıyla oluşmuş, doğal bir set gölüdür. Diğer bir değişle 1050 rakımda bulunan bir krater gölüdür. Turizm merkezi ilan edilmiş Borabay gölünde 9 adet Bungalov ev, gazino, kamp ve piknik alanları bulunmaktadır. Sevdiklerinizle doğa yürüyüşü yapabilir ve dinlenme alanlarında dinlenebilirsiniz. Büyüleyici bir manzaraya sahip olan bu göle bir yılda binlerce yerli ve yabancı turist gelmektedir. Gölün genişliği 80 metredir. Derinliği ise 25 metredir. Göl, doğu batı yönünde uzanan yemyeşil hoş bir vadide yer alır. Bu vadide kayın, sarı çam, sedi ve kestane ağaçları bulunur. Gölün etrafını saran bu ağaçlar gölün zümrüt rengi hoş görüntüsüyle birleşir, bu görüntü adeta gelenleri büyüler. Borabay gölüne ve tabiat parkına giriş ücreti 4 TL'dir. Borabay gölünün etrafında bulunan yürüyüş alanlarında veya doğal patikalarda ailecek yürüyebilir, sevdiğiniz insanlarla yürüyüş yaparak hoş vakit geçirebilirsiniz. Gölün etrafında yer alan ormanlık alan içerisinde doğa yürüyüşü yapabilirsiniz. özellikle bu alan trekking sevenleri büyüleyecek güzelliktedir. Doğa yürüyüşü ile doğanın keyfini çıkarabilir, bol oksijeni ciğerlerinize çekebilirsiniz. alanlarında çadır kurabilir, kamp yapabilirsiniz. Kamp alanlarına giriş ve çadır ücreti günlük 40 TL'dir. Kamp alanında çadır verilmiyor bu yüzden çadırınızı kendiniz getirmeniz gerekiyor. Kamp alanlarında WC, mescit, market ve restaurant gibi yerler de bulunuyor. , doğası, içerisinde yaşayan hayvanları, nesli tükenmekte olan bitkileri ile oldukça güze bir peyzaja sahip! Bu ekosistemin bir parçası olarak gölü görebilir ve balık tutabilirsiniz. Borabay gölünde balık tutmak serbesttir. Çocuklarınızla balık tutmaya gelebilir, geriye hoş bir anı bırakabilirsiniz. Doğal bitki örtüsüyle büyüleyici bir atmosfer sunan Borabay gölü, özellikle sonbahar aylarında dökülen ve renk değiştiren ağaçların hoş görünümüyle görenleri mest ediyor. Fotoğraf çekme tutkusu olan biri iseniz bu görüntüleri kaydedebilir, ortaya hoş fotoğraflar çıkarabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1008-hasan-dagi-tanitimi.html", "text": "bir bakıma Toros Dağları'nın uzantısı olarak kabul edilebilir. Rakımı yani deniz seviyesinden yüksekliği tam olarak 3268 metredir. Bir volkanik dağ ve Büyük Hasan ve Küçük Hasan Dağı olmak üzere iki krateri vardır. En son patlamanın M. Ö 7000 yılında gerçekleştiği düşünülmektedir. Meşe ormanlarıyla örtülü olan dağın eteklerinde çeşitli Türk boylarının yaşadığı bilinmektedir. Ayrıca bu dağ, Erciyes Dağı'ndan sonra İç Anadolu'nun en yüksek dağı olma özelliğini taşımaktadır. 'nin arasında kalan dağın Aksaray iline bağlı olmasıdır. Dağın eteklerinde bulunan Antik Roma şehrinin Nora Antik Kenti, görülmeyi hak eden yerlerden biridir. Doğada bulunan, yeni açan çiçekler ve kekik kokusu gibi insanı her zaman mutlu eden kokular vardır. Kelebekler ve güzel çiçeklerin bulunduğu dağ, zirvesinde fotoğrafçıları da kendisine hayran bırakır. Hasan Dağı insanlar için sıradan bir dağ olmaktan bu yönleriyle çıkar. Her mevsim dağın güzelliği ön plandadır. Kışın, kar ile uyum içerisinde bulunan dağ, yaz mevsiminde de bir uyum gösterir. Hasan Dağı kış sporları bakımından da oldukça ilgi görür. Özellikle Aralık ve Nisan ayları arasında çok fazla rağbet görür. Yamaç paraşütüne de uygun koşulları olan dağın sporcuları da etkilediği görülür. Aksaray ilinin şehir merkezine uzaklığı 27 Km'dir. Kış aylarında çoğu faaliyete ev sahipliği yapan dağ, yaz aylarında da yaylak, yazlık olarak rağbet görmektedir. Hasan Dağı'nın zirvesine nasıl çıkılacağı bilinirse en güvenli zirve yürüyüşü yapılacak dağlardan birisidir. Otel yönünden veya dağ evinden çıkış yapmak uygundur diyebiliriz. Güvenli ve rahat bir parkur için en iyi seçenek dağ evinden çıkış yapılmasıdır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1009-eymir-golu-tanitimi.html", "text": "oldukça güzel manzaraların oluşmasını da sağlamaktadır. yapılırken bu kuşlar rahatlıkla izlenebilmektedir. Tabi ki kuşların buraya gelmeleri dönemsel olarak değişiklik göstermektedir. Göl etrafında yapılacak pikniklerde ateş kullanılmasına kesinlikle izin verilmemektedir. aktiviteleri arasında yer almaktadır. Ancak balık türlerindeki azalma sebebiyle toplu balık tutmalar yasaklanmıştır. Ziyaretçiler gölde ancak oltayla balık tutabilmektedir. Eymir Gölü'nün doğal yaşlanma sürecine girmesiyle gölde yapılan aktiviteler biraz sınırlandırılmıştır. Ancak gölde kürek ve su sporları yapılmasına izin verilmektedir. İsteyen ziyaretçiler burada ODTÜ tarafından verilen kürek kurslarına katılabilmektedir. sorusuna kısaca ODTÜ yerleşkesi cevabı verilebilmektedir. Buraya ulaşım şahsi araçlarla, dolmuş veya belediye tarafından verilen otobüsler ile yapılabilmektedir. ODTÜ öğrenci ve personelleri kimlik kartı göstererek Eymir Gölü'ne doğrudan giriş yapabilmektedir. Sivil ziyaretçiler için ise araçları yerleşke dışında bırakarak ve yürüyerek ulaşım yapmak mümkündür. İsteyenler için belirli bir süreç için devamlı kullanılabilecek Eymir Gölü üyeliği de oluşturulmaktadır. Eymir Gölü giriş saatleri yaz ve kış aylarında değişiklik göstermektedir. Bu kapsamda kışın 08.00 ile 21.00 arasında, yazın ise 06.00 ile 22.00 saatleri arasında giriş yapılabilmektedir. Göl ve çevresinin güvenliği ODTÜ tarafından sağlanmaktadır. Bu sebeple göl arazisinde uyulması gereken kurallar da ODTÜ tarafından belirlenmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/101-karamanda-gezilecek-yerler.html", "text": "Anadolu'nun bağrında yükselmekte olan Karaman, birçok medeniyete beşiklik yapmış olan tarihi arka planı oldukça dolu bir kenttir. Geçmişte Hititler Frigya ve Lidyalılar tarafından önemli bir ticaret kenti olarak kullanılan Karaman milattan önce Yunan Kralları tarafından işgal edilerek Anadolu Selçuklu egemenliğine kadar Helenistik kültüre de sahne olmuştur. Daha sonra Anadolu Selçuklular zamanında Türkleşmiş olan Karaman, Karamanoğlu Devleti ile beraber bugünkü ismini almıştır. Yunus Emre, Şeyh Edebali, Kazım Karabekir, Mevlana gibi birçok önemli ve mümtaz şahsiyetin ruh ve fikir dünyasının şekillendiği Karaman, bu bakımdan Anadolu coğrafyasının manevi iklimlerinden birisi olmuştur. Bünyesinde barındırdığı medeniyetlere ait olan birçok tarihi yapı günümüzde turistler tarafından uğrak yeri haline getirilmiştir. bu bakımdan oldukça önemli. Taşlardan oyulmuş olan evler pencereler ve kapılar ihtişamlı bir şekilde günümüzde sizin ziyaretinizi bekliyor. ise mimari dokusuyla ve kentin ortasında nefes aldıran atmosferiyle dikkat çekiyor. Külliye; cami, imaret ve türbeden oluşup klasik Selçuklu mimarisini yansıtıyor. bu yönüyle Anadolu coğrafyasında orijinal bir görünüme sahiptir. Genellikle İç Anadolu'da bulunan kaleler kentin binaları arasında kaybolurken Karaman kalesi 14. yüzyıldan beri kent merkezinde ihtişamlı görünümü ile beraber gelenleri karşılıyor. de yer alıyor. Bir Ermeni Kilisesi olan Çeşmeli Kilisesi günümüzde kültür merkezi olarak kullanılmaya devam ediyor. Kilisenin tavan işlemeleri ve freskolar oldukça önemli. özel bir anlam ve öneme sahiptir. Küçük bir yeraltı nehri şeklinde su akışına sahip olan mağara Damla taşı özelliği taşımaktadır. Yatay bir şekilde uzanan mağara doğa tutkunlarının uğrak yeridir. da çok büyük bir yeraltı suyuna ev sahipliği yapmaktadır. Ermenek ilçesinde yer alan Meraspolis Mağarası İlk çağlardan günümüze kadar ulaşmış sarkıt ve dikitleri ile özellikle fotoğrafçılar için vazgeçilmez bir yer haline dönüşmüştür. Farklı katmanlardan oluşan mağaranın renk alternatifleri de oldukça dikkat çekicidir. özellikle sonbahar ayları için tavsiye edilmektedir. Böylece farklı renk dalgalanmalarının yer aldığı vadide doğa yürüyüşü yapabilir fotoğraf çekebilirsiniz. geliyor. Ayrıca çayın yanında kılan böreği gayet güzel bir lezzet olarak dikkat çekiyor. Zülbiye ve batırık yine Karaman'ın özel tatları arasında bulunuyor. Zerde ile palize mutlaka tatmanız gereken güzel lezzetler. Ayrıca Karaman'ın zerve pazarı da son derece meşhurdur. Yaz aylarında Karaman'da yetişen birçok ürün burada sergilenirken bir taraftan da çayınızı yudumlayıp piknik yapmanız mümkün olmaktadır. harika bir tat olarak dikkat çekiyor. Ayrıca İlisıra dolması diye de adlandırılan köy dolması çok güzel bir tat."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1010-kocaelide-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık. noktasında en güzel noktalara sahip illerimizden olmaktadır. Özel işletmelerden olan Kandıra Doğa Çadır Kampı, ilçe merkezinde olduğundan dolayı alışveriş merkezlerine sın derece yakın ancak belirtmek gerekiyor çadırların hemen arkasında binalar var yani bir yandan doğa diğer yandan şehir hayatını kapsamaktadır. Bu anlamda merkezden çok uzaklaşmak istemeyen kamçılar için ideal noktalardan biridir. Onlarca çadırın bulunduğu kamp alanı yemyeşil düzlük alanda kuruludur. Burada duş hariç diğer ihtiyaçlarınızı giderebiliyorsunuz. Ömerağzı Koyu'nda bulunan kamp alanı da özel işletmelerden bir diğeridir. Deniz kenarında bulunduğundan dolayı büyük avantaj sağlamaktadır. Günübirlik piknikçiler tarafından daha yoğun şekilde kullanıldığından dolayı kamp ortamından daha çok piknik alanı olarak kullanılmaktadır. Bu yüzden tam olarak ihtiyaçları giderdiği söylenemez. Piknik alanı olarak kullanıldığından dolayı tatil günleri oldukça kalabalık olabiliyor. Menekşe Yaylası adını ilkbahar aylarında açan menekşe çiçeğinden almaktadır. Alanın tam ortasında bir dere bulunmaktadır ancak dere yaz aylarında kuruyor. Yayladan yürüyerek yaklaşık bir saat mesafede bulunun sıcak ve soğuk su kanyonlarını gezebilir, mağaraların içine girilebilir. Dört bir yanı çam ağaçları ile çevrili doğa ile baş başa kamp deneyimi için son derece ideal noktalardan biri olan Menekşe yaylası akşam saatlerinde oldukça soğuk olabiliyor ayrıca kamp alanında ihtiyaçların giderilebileceği yerler olmadığından dolayı her türlü ihtiyacınızı hazırlayarak yola çıkmalısınız. Doğa ile baş başa sessiz ve sakin kalabileceğiniz bir başka kamp noktası ise Molla Yakup Çayırı'dır. Kamp alanında su kaynağı olmadığından dolayı pek fazla tercih edilmediğinden dolayı oldukça sessizdir. Dev kayın ağaçları ile çevrili olan alan tamimiyle bakir kalabilmiş nadir yerlerdendir. Birçok yürüyüş parkuruna da ev sahipliği yapan alana ulaşım da bir o kadar zorludur ve kamp alanında herhangi bir işletme veya tuvalet alanları bulunmamaktadır. Bu noktada hem tırmanışa hazır olmalı hem de çantanızı her ihtiyacınızı giderecek şekilde hazırlamalısınız. içerisinde en sessiz ve sakin noktalarından olan Aytepe Soğuk Dere Kanyonu'na hakim sarp tepede yer almaktadır. 994 metre rakımda bulunan kamp alanı geceleri oldukça soğuk olabiliyor. Etrafı mağara, kanyon ve trekking rotaları ile çevrili olan alanda Kocaeli Büyükşehir Belediyesi'nin tesisleri de bulunduğundan dolayı duş hariç pek çok ihtiyacınızı karşılayabiliyorsunuz. Tepecik Köyü'nün arka taraflarında yer alan kamp alanı İzmit Körfezine hakim konumda yer almaktadır. Oldukça büyük bir ormanlık alan içinde yer alan yayla müthiş manzaralar sunarken aynı zamanda son derece sessiz ve sakindir. Etrafta herhangi bir işletme bulunmadığından dolayı her türlü ihtiyacınızı düşünerek yola çıkmalısınız. Kocaeli'nde yer alan en güzel kamp alanlarından biri olarak gösterilen Kuzu Yaylası dev kayın ağaçları arasında yer alan oldukça sessiz ve bir o kadar da huzurlu noktalardan biridir. Lavabo, yiyecek, su ve elektrik gibi her türlü ihtiyacınızı da karşılayabileceğiniz tesisin de bulunduğu alanda güzel birkaç gün geçirebilirsiniz. Kocaeli'nin Başiskale mevkiinde yer alan kamp alanı konaklamak ve kamp yapmak için son derece elverişli noktalardan bir diğeridir. Çadır, bungalov ve taş ev konaklama alternatifleri de sunan işletme içerisinde şadırvan ve wc bulunuyor ancak duş alanı bulunmamaktadır. Bununla beraber en yakın market yaklaşık olarak 15 kilometre mesafede yer almaktadır. Ormanlık içerisinde son derece sakin ve huzurlu yerlerden biri olan Aytepe Diriliş Kamp'ı kamp deneyimi için başarılı noktalardan biridir. yerleri listemizin son sırasında yer alan Karaaslan Camping en popüler noktalardan bir diğeridir. Başarılı hizmetiyle dikkat çeken alan, gerek doğası, gerek geniş alanı gerekse de konaklama alternatifleri ile kampçılar için adeta mükemmel noktalardan biri olarak gösterilmektedir. Geniş ormanlık alanı, hemen aşağıda akan nehri ve muhteşem manzarasıyla unutulmaz günler yaşatacaktır. Bununla beraber kamp alanında her türlü ihtiyacınızı giderebilirsiniz. Eğer bu bölgede bulunuyorsanız; Kocaeli'de Gezilecek Yerler listemizi de mutlaka okuyunuz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1011-adana-bebekli-kilise-tanitimi.html", "text": ", diğer ismiyle Aziz Pavlus Kilisesi üzerinde Meryem'in tunçtan heykelinin yer aldığı tarihi bir kilisedir. Bebekli Kilise tahmini olarak 1880 ve 1890 seneleri arasında inşa edilmiştir. Adana'nın merkezinde yer alan bu kilise İtalyan Katolik kilisesidir. Kilisenin tepesindeki Meryem Ana'nın 2,5 metrelik Tunç heykeli bebeğe benzetilmesi neden dolayı halk arasında ki Bebekli Kilisesi olarak dillenmeye başlamıştır. Ermeni Apostolik Kilisesi olarak yapılmıştır. Adana'da Ermeni cemaati 1915 yılında sonra şehri terk etmesinden dolayı bebekli kilise Katolik cemaate verilmiştir. Seyhan ilçe merkezinde 5 Ocak Meydanı'nda yer alan ve 19. Yüzyıldan kalma olduğu bilinen Adana Bebekli Kilisesi İtalyanlar tarafından inşa edilmiştir. Yapıldığı tarihten 1915 tarihine kadar da bir Ermeni Kilisesi olarak Ermeni cemaati ibadetleri için kullanılmıştır. Tarih bilgileri kilisenin Aziz Pavlus için yapıldığını gösterirken Aziz Pavlus ise Hristiyan misyoner olarak tanınmaktadır. 1800'lü senelerin son çeyreğinde yapılan bebekli kilise hakkında bilgi verilirken kilisenin adının neden bebekli kilise olduğuna değinmeden geçmemek gerekmektedir. hikayesi için de oldukça fazla önem teşkil etmektedir. papazı tarafından ağırlandığı bilgisini toplumumuzla paylaşmıştır. Şehir merkezinde yer alan Bebekli kilise ulaşım konusunda birçok alternatife sahiptir. Hemen hemen tüm toplu taşıma araçları türlü dolmuş halk ve belediye otobüsleri ile gidilebilmek de olan bölge merkezde yer almaktadır. Merkezi konumu sayesinde birçok noktaya yürüme mesafesinde bulunmaktadır. Kendi otomobili ile gitmeyi düşünen kişiler şehir merkezinde park ederek kısa bir yürüyüş ile Bebekli kilisesine ulaşabilmektedir. Buraya otobüsle gidebilmek için plan yapıldıysa toplu taşıma araçları ile Adana merkeze ulaşım sağlayarak akabinde kısa bir yürüyüş ile kiliseye ulaşılabilmektedir. ziyaret etmek için herhangi bir ücret ödemek gerekmemektedir. Bebekli Kilise; Saint Paul Church haftanın üç günü ziyarete açıktır. Pazar günleri saat 11:00 'de Cemaat için Türkçe ayin yapılmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1012-guzeldere-selalesi-tanitimi.html", "text": ", mesire yeri veya tabiat parkı olarak da adlandırılmaktadır. Güzeldere Şelalesi'nde bulunan kayın ağaçlarının serinletme özelliği sayesinde gelen ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir. Bıçkı deresi üzerinden aşağıya doğru akmaktadır. Bununla birlikte şelale 136 metre yükseklikten dökülmektedir. Şelalenin bulunduğu yer merkeze yakın olduğundan dolayı ziyaretçiler için oldukça sevindirici bir durum haline dönüşmektedir. Şelalenin en büyük özelliği güneş ile birlikte gökyüzü meydana getirmesidir. Bu oluşan görüntüyü ziyaretçiler yanlarında getirecekleri fotoğraf makineleri ile beraber bu muhteşem manzarayı ölümsüzleştirebilme imkanına sahip olmaktadır. Güzeldere Şelalesi Düzce'nin Gölkaya bölgesinde yer almaktadır. Bu bölgeye karayolu ile İstanbul güzergahından gelecek kişilerin Hendek sapağı üzerindeki TEM otoyolundan çıkmaları gerekmektedir. Daha sonra ziyaretçiler Gölkaya tabelalarını izleyerek Gölkaya bölgesine ulaşıp Güzeldere Şelalesi'nin bulunduğu alana kolay bir şekilde varabilmektedir. ilçesi, Karadeniz'e açıldığından dolayı Akçakoca iskelesini kullanarak rahat bir şekilde Düzce'ye ulaşabilmektedir. Güzeldere Şelalesi'ne gelmek isteyen yerli ve yabancı turistler şelalenin etrafında birçok aktiviteler de yapabilme şansına sahiptir. Örneğin şelaleyi ziyaret edecek kişiler şelalenin etrafında piknik, fotoğraf çekme, şelalenin muhteşem doğası içerisinde yürüme gibi etkinlikleri yapabilmektedir. olanağını elde edebilmektedir. Bununla birlikte şelalenin etrafında kır gazinosu bulunduğundan dolayı gelen ziyaretçiler eğlenmek için bu fırsatı değerlendirebilmektedir. Güzeldere Şelalesi'ni gezmek için belli bir saat sınırlaması bulunmamaktadır. Yani şelaleyi gezmek isteyen yerli ve yabancı turistler diledikleri zaman şelaleyi gelip Güzeldere Şelalesi'nin muhteşem havasını soluyabilmekte ve şelalenin harika doğası içerinde ruhlarını dinlendirebilmektedir. - Otel Düzce - Hizel Hotel - Sivrikaya Otel - Düzce Han Otel - Otel Düzce Sürur & SPA - Gösterişli Hotel - Hotel Almina Park - Pak Otel - Otel Almina Park - Grand Beyaz Saray Hotel - Düzce Anıl Hotel - İnci Otel - Alibaba Rezidans Apart Otel - Fenerbahçe Topuk Yaylası Resort & Sport Topuk Yaylası - Çakıl Apart Hazırlanan hamur oklava yardımı ile açılmaktadır. Daha sonra mantının hazırlanışı gibi açılan hamurlar kare şeklinde kesilmektedir. Kare hamurlar gevşek bir şekilde sarılarak ağzı su ile kapatılmaktadır. Bu şekilde sarılan hamurlar suda pişirilmektedir. Pişen hamurlar sudan alınarak keş, ceviz ve fındık karışımı ile servis edilmektedir. Dileyen kişiler ise tereyağını kızdırıp üzerine döktürebilmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1013-gunpinar-selalesi-tanitimi.html", "text": ", Günpınar köyünde bulunmaktadır. Bu köy Darende ilçesinde yer almaktadır. Günpınar Şelalesi'ne merkezden ulaşım imkanları kolay bir şekilde bulunabilmektedir. Günpınar Şelalesi'nin sahip olduğu özelliklerden biri şelalenin akma yüksekliği yaklaşık olarak 40 metredir. Su toplamda 3 aşama olarak akmaktadır. Şelalenin yanında ondan ayrı olan bir doğal kaynak suyu bulunmaktadır. Bu su kışın şelalenin donmasına sebep olmaktadır. merkezden hareket eden kişiler şelaleye yaklaşık olarak 2 saatte ulaşabilmektedir. Şelalenin tam konumuna ulaşmak isteyen kişiler \"Google Map\" üzerinden daha detaylı bilgiler elde edebilmektedir. Bunun yanı sıra navigasyon aracı ile bu harita kullanılarak şelaleye varabilmek hızlı ve kolay bir şekilde gerçekleşmektedir. Günpınar Şelalesine ziyarete gelen kişilerden alınan ücret bulunmamaktadır. Yaşlı, öğrenci, gazi vb. herkes şelaleye ücretsiz bir şekilde giriş sağlayabilmektedir. Günpınar Şelalesini ziyaret etmek isteyenler için ziyaret saati bulunmamaktadır. Günün her saatinde yerli ve yabancı kişiler şelale ziyareti gerçekleştirebilmektedir. - Arapgir Kalesi - Arslantepe Höyüğü - Malatya Kalesi - Yusuf Ziya Paşa Bedesteni - Beş Konaklar - Karakaş Konağı - Yeni Camii - Battalgazi Ulu Camii - Malatya Arkeoloji ve Etnografya Müzesi - Beşkonaklar Etnografya Müzesi - Günpınar Vadisi - Karamildan Tepesi - Nemrut Dağı - Levent Vadisi - Karakaya Baraj Gölü - Tohma Kanyonu ve Kudret Havuzu - Tiryandafil Otel - Darende Öğretmen Evi - Otel Darende - Bozkuşlar Otel Otellerin fiyat ve sahip olunan özellikleri hakkında bilgilere otel ile iletişime geçilerek kolay ve hızlı bir şekilde ulaşılmaktadır. Yemeğin ana malzemesi olarak tereyağı, kıyma ve bulgur kullanılmaktadır. Bölgede yer alan restoranlarda gelen ziyaretçilerin bu yemeği tatmaları önerilmektedir. Bunun yanı sıra yemek sulu bir şekilde servis edildiği için genelde ekmek ile birlikte yenmesi tavsiye edilmektedir. Yapılışında et ve yufka kullanılmaktadır Tepside pişirilen bu yemek genellikle bayram ve özel günlerde yapılmaktadır. Yukarıda yer alan yemeklerin ve yiyeceklerin daha detaylı bilgilerine bölgede yer alan restoranlardan da ulaşılabilmektedir. Günpınar Şelalesi'ne gelen kişiler için şelale yakınlarında kahvaltı ve yemek için çeşitli yerler bulunmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1014-mencuna-selalesi-tanitimi.html", "text": "Mençuna Şelalesi Artvin'in Arhavi ilçesinde yer almaktadır. Mençuna Şelalesi'nin üst ve alt olmak üzere 2 kısmı vardır. Alt kısım 10 metre yükseklikten akarken, üst kısım 80 metre yükseklikten aşağıya doğru muhteşem görüntüsüyle dökülmektedir. ile karşılaşılmaktadır. Daha sonra bu tabelanın sağına gidilmesi gerekilmektedir. Buradan 3,5 km kadar yol gidildikten sonra restoranın bulunduğu yere varılmalıdır. Buradan da asma köprü veya patika yol kullanılıp 15-20 dakika gibi sürede yürünerek Mençuna Şelalesi'ne ulaşılmaktadır. - Mençuna Konakları - Olimbera Köy Evi - Osman Ağa Konağı - Satıroğlu Konağı - Pınar Kır Evi - Parpali Apartment Artvin yöresinde yapılan en meşhur tatlılardan birisi olarak bilinmektedir. Hasuta tereyağı, süt, nişasta ve suyun birbirleri ile karıştırılmasıyla oluşturulan bir tatlıdır. Artvin'e gelen ziyaretçilerin Hasuta tatlısından tatmaları muhakkak önerilmektedir. 'ne gelen ziyaretçiler hiçbir ücret ödemeden şelaleyi gezip görebilme imkanına sahip olmaktadır. - Piknik: Mençuna Şelalesi'nin muhteşem manzarası ve temiz havası sayesinde şelaleyi ziyaret edecek kişiler piknik yapabilmektedir. - Rafting: Mençuna Şelalesi'ni ziyaret etmek isteyenler imkanlar doğrultusunda rafting yapabilme fırsatını elde edebilmektedir. - Kamp: Artvin'e gelen ziyaretçiler kamp, dağ yürüyüşü, jeep safari gibi etkiliklere de katılarak aktivitelerini yapabilmektedir. Artvin'in Arhavi ilçesinde 1757 yılında kurulmuş tarihi bir mimari olarak bilinmektedir.1908 yılında yeniden restore edilen Ortacalar Merkez Camii'nin içerisine ahşap tavan ve ahşap minber yapılmıştır. 1955 yılında ise caminin minaresi yapılarak günümüzde ibadet amaçlı kullanılmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1015-koronanin-etkileri-buyumeye-devam-ederken-cicekcilik-sektoru-soluyor-mu.html", "text": "Türkiye genelinde birçok ilde çiçeklerin imha edildiğine dair haberler alıyoruz. Türkiye çiçekçilik sektörü, korona virüs etkileri ile birlikte alarm veriyor. Taleplerin düşmesi ile üretici ve satıcı firmalar uygun fiyatlı çiçekler ile ellerinde ki çiçekleri çıkarmaya çalışıyorlar. Çiçek sektörü için bahar ayı, aslında yılın en yoğun dönemidir. Şimdi ise çiçeklerin birçoğu depolarda, bahçelerde ya da seralarda bekliyor. Türkiye'de haziran ayına kadar halka açık toplantılar ile ilgili sınırlamalar ve yasaklar bulunurken, insanlar neredeyse hiç çiçek almıyorlar. Süs Bitkileri İhracatçıları Derneği, Dernek Başkanı Harun Yeter, Hollanda'da çiçek mezadının kapanması ve birçok ülkeyle sınır kapılarının kapanması, Türkiye'de çiçekçilik ve süs bitkileri sektörünü milyonlarca lira zarara uğrattığını söyledi. Bu yılbaşında yılbaşı ile ilgili etkinlikler devamında 14 Şubat sevgililer günü, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde gelen siparişler ile küresel krizi atlatma adına umutlandıklarını ancak bir anda Corona virüsü salgınıyla umutlarının solduğunu anlatan Yeter, \" Başta Hollanda ve Avrupa ülke çiçek halleri mezatlarını kapatılmış durumda. Sınır kapıları da kapalı olunca sevkiyat yok, sevkiyatlar gelse dahi, sokaklarda insan yok, kim çiçeği ne yapsın? Hasat döneminin yarısında bu krize yakalandık\" dedi. Sektörün zor günlerle baş başa olduğunu anlatan Yeter, \"Sektörün dünya çapında 30 milyon dolar zararı var. İşçilerimizden, iş sahiplerine kadar mağduruz. Kredi borçlarımız ve çeklerimiz var. Devlet büyüklerimizden kredilerimizin 1-2 yıl ertelenmesini talep ediyoruz. Bu çiçekler açtığı için artık ihraç edilemez. Depolarımız ağzına kadar dolu\" dedi. olarak; çiçek siparişleri açısından, sezonun en hareketli olması gereken dönemde, işlerimiz durma noktasına geldi. Birçok sektörde olduğu gibi bizlerde etkilendik. Ve çiçeklerden virüs bulaşması yönünde enteresan haberler ortaya çıkıyor, öncesinde coğrafi olarak da birçok etki ile de karşı karşıya kaldıklarını da ekleyen Nihat Petek,"} {"url": "https://www.gezipedia.net/1016-antalya-hayvanat-bahcesi-tanitimi.html", "text": "Antalya hayvanat bahçesi Döşemealtı belediyesi Kepezaltı piknik sahası içerisinde 400 dönüm arazi içerisine kuruludur. Türkiye'nin en modern ve büyük hayvanat bahçeleri arasında ilk sırada yer almaktadır. 1989 yılında kurulan Antalya hayvanat bahçesi içerisinde 856 adet hayvan bulunmaktadır. Antalya hayvanat bahçesi hayvanlar için saplanan birbirinden farklı doğal yaşam ortamları ile Türkiye'nin en başarılı hayvanat bahçesidir. - Sürüngen evi: 650 metrekare olan sürüngen evi içerisinde timsah ve yılan gibi sürüngenler bulunmaktadır. Yaz ve kış diye ikiye ayrılan bu sürüngen evi hayvanların en iyi şekilde yaşamaları için özel olarak tasarlanmıştır. - Çift Tırnaklılar: Sürüngen evi gibi yaz ve kış için iki ayrı bölümden oluşmaktadır. İçinde bulunan hayvan türlerinin bazıları alageyik, karaca, ceylan, kızıl geyik ve dağ keçileri gibi çeşitli çift tırnaklı hayvanlar bulunmaktadır. Etrafı çitlerle çevrili doğal ve hayvanların rahat bir şekilde hayatlarını sürdürebilmeleri için özel olarak tasarlanmıştır. - Tek Tırnaklılar: Diğer bölümlerde olduğu gibi tek tırnaklılarda da iki ayrı bölüm bulunmakta. Zebra midilli atı ve eşek gibi hayvanlar bulunmaktadır. - Yırtıcılar: Yaz ve kış olarak iki bölümden oluşmaktadır. Puma, kaplan ve aslan gibi birbirinden özel yırtıcı hayvanlar bu bölümde bulunmaktadır. - Yırtıcı kuşlar: 4 farklı tür ve 12 farklı cinsten hayvan bulunmaktadır. Yırtıcı kuşların doğal ortamını en iyi şekilde yansıtmak amacı ile yüksek tepeler, taşlar gibi birbirinden özel alanlar bulunmaktadır. - Sülünler: 40 metrekareden oluşan bölmeler bulunmaktadır. 12 adet sülün bulunmaktadır. Görülmeye değer sülünlerin olduğu bu bölme eşsiz hayvanları içerisinde barındırmaktadır. - Tavuklar: 20 metrekareden oluşan bölmeler mevcut ve 9 farklı türden oluşan tavuklar bulunmaktadır. - Tavşanlar: Barınakların her biri 12 metrekareden oluşmaktadır. 4 farklı türden tavşan bulunan bölümlerde birbirinden sevimli tavşanları çocuklarınızın görmesi gereken hayvanlar arasında. görülmeye değer en özel yerler arasındadır. Eğer şahsi aracınızla Antalya hayvanat bahçesine gelir iseniz araç başı ücreti 15 Türk Lirasıdır. Araç içerisinde kaç kişi olduğuna bakılmaz. - Döşemealtı ilçesinde - Halka açık - Şelaleler - Doğal ve yapay su göletleri - Yeşillik alanlar - Kepezaltı piknik sahası içerisinde - 400 dönüm - Doğa parkı - Kuş evi - Sürüngen evi - Barınaklar - Çocuk oyun parkları - Piknik alanları - Klinik bina ilçesindeki, Nebiler Kepezaltı piknik sahası içerisinde bulunmaktadır. Kendi özel arabaları ile gelmek isteyenler için Burdur yolu istikametindeki Ferro Krom Fabrikası önünden sola dönerek yaklaşık 2 km uzakta bulunan tramvay son durağı yanındaki giriş kısmına geleceklerdir. Giriş kısımdan yaklaşık 800 m sonra hayvan barınaklarına ulaşacaklardır. Dolmuş ile alana ulaşmak isteyenler için şehir merkezinden kalkan 7 - 46 - 52 nolu Cezaevi / Fatma Parıltı dolmuşlarına binerek tramvayın son durağında inmeleri gerekir. Otobüs ile alana ulaşmak isteyenler için şehir merkezinden kalkan 5 - 6 - 11 nolu Cezaevi / Fatma Parıltı otobüslerini kullanarak tramvayın son durağında inmeleri gerekir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1017-dunyanin-en-siradisi-10-oteli.html", "text": "Turistik konaklama dünya çapında büyük bir sektör. Bilgisayarı veya televizyonu açtığınızda \"en iyi otel\" şeklide reklamlarla mutlaka karşılaşırsınız. Çoğu insan, oldukça standart seçeneklere bakar. Rahatlık, Wi-Fi, kahvaltı ve belki bir havuz veya spa. Turist kazanma arayışında olan, dünyanın dört bir yanındaki konaklama işletmeleri bazı benzersiz ve yaratıcı otel fikirleri ortaya çıkardılar. Bazıları sadece maceracılar için, bazıları ise çocuklara hitap ediyor. UFO ve kumdan bir kale gibi fantastik tasarımlardan bir volkanda ya da bir mantarın içinde bulunan dünya genelinde gerçekten eşsiz bazı oteller var. \" temalı hostel. Geceyi geçirmek için bir kitaplığa girme kavramı o kadar popüler hale geldi ki, bu hosteller şu anda Japonya'nın altı farklı yerinde bulunabilir. Konukların geceleri uyumak için \"raf\" larına tırmanmadan önce seçebilecekleri çok sayıda kitap koleksiyonu vardır. Özel yataklar, çok temel bir yatak takımı ile birlikte kontrplak kitaplıklarla çevrilidir. Uyuma bölgesinin en büyüğü sadece 1,8 x 1,2 metredir. Bu yüzden kesinlikle gece için kitabınızla \"kıvrılıyor\" olacaksınız. , ilk bakışta oldukça sıradışı görünüyor. Aynı zamanda sıradışı bir konaklama için birkaç ilginç kabin de sunmakta. Testere sanatçısı tarafından hazırlanmış odalar, eski değirmenin arazisindeki ahşap, beton ve kontrplaklardan oluşturuldu. Kırmızı ve beyaz lekeli mantarlar veya büyük ağaç kütükleri, burada bulunan alternatif konaklama yerlerini oluşturuyor. Kabinlerde, şaşırtıcı bir şekilde dört kişinin uyuyabileceği oldukça konforlu odalar bulunuyor. Soğuk İsveç kışları göz önüne alındığında, burası sıcak yaz ayları için eşsiz bir konaklama deneyimi olabilir. platformu bulunmaktadır. Süitlere giriş bir cam asansör üzerinden yapılır. Sadece aşağıya bakmayın. Otel, son derece endüstriyel bir yerde bulunmasısna rağmen, şimdi \"üst düzey lüks\" bir otel olması ile övünüyor. Vinç, yine de rüzgarda sallanma eğiliminde. Konuklar, şehri daha iyi görebilmek için vinci çalıştırıp istedikleri yöne çevirebiliyorlar. Oteli, kabustan çıkmış bir otel gibi görünebilir. Harikalar Diyarı'ndaki Alice ve diğer çocuk hikayelerine benzemesi için tasarlanmıştır. Düz çizgiler yoktur ve kıvrımlı iç düzeni, dışarıdan Escher çiziminden bir şey gibi görünür. Burada sanal bir labirent ve spiral merdivenler, çeşitli yüksekliklerde bulunan köprülerle bir ormanı andırıyor. Tünel koridorlarında mantarlar, örümcek ağları ve hatta kartallar göreceksiniz. Bunların dışında hayal edilebilecek şeyler olamazdı. \", konuklarına kısmen suya batmış UFO'larda sualtı manzarasının keyfini çıkarma fırsatı sunuyor. , havaya üç metre kadar kaldırılmış odalardır. Uyumak için geleneksel bir yatağınız varken, mutfak ve banyo olanakları aşağıdaki zeminde bulunmaktadır. Ağaç çadırlarının yapımı zeplinlerin tasarımlarına dayanmaktadır. Konuklar bir yatak ve odun ocağı içeren odalarına dar bir merdiven ile tırmanır. Orman manzarasının veya hemen yanınızdaki vahşi yaşamın ve güneşin tadını çıkarmak için duvarların bir kısmı açılabilir. Bununla birlikte, ortak bir mutfakta sabah kahvesi yapmak için kabuğundan çıkmanız gerekir. \" olarak bilinir. Oymacılık konusunda uzmanlaşmış bir ağaç oymacısı çift, sonunda benzersiz bir köpek temalı konaklama yaratma tutkusunu gerçeğe çevirdi. Airbnb olarak hizmet veren konukevinde, kemik şeklinde bisküvilere kadar, bir çok köpek temalı bir dekor bulunuyıor.. Binanın en üst katı, Willy'nin burnundan manzarayı izlemenizi sağlar. , unutulmuş bir doğanın ortasında yer almaktadır. Konik otel otantik görünebilir ancak binanın duvarlarına dikilen bitki örtüsü insan yapımıdır. Konuk odalarında doğal yapraklar arasında bulunan göz kamaştıran minik pencereler bulunur. Olanaklar arasında ağaç kütüklerinden oyulmuş spa küvetleri ve yağmur ormanlarının içinde bulunan bir golf sahası yer almaktadır. Neredeyse bir hobbitin ya da bir elfin dışarı çıkıp sizi buraya geldiğinizde karşılamasını bekliyorsunuz. Konukların yağmur ormanı içindeki bu otele erişebilmeleri için tahta ve halatlardan oluşan sallanan bir köprüden geçmeleri gerekir. heykeltıraşları her yaz özenle hazırlanmış kumları yeniden inşa ederek konukların tamamen kumdan yapılmış odalarda kalmalarını sağlıyor. Bu kumdan kaleler, hendeklerle tamamlanmıştır. Duvarlar ve tavanlar ufalanmayı önlemek için özenle yapıldı ve odalar kumdan heykellerle süslendi. Kum zemin halılarla kaplıdır, bu yüzden geceleri yatarken ayakkabınızın içine dolan kumları temizlemenize gerek kalmaz. seçenekleri, hem de kaliteli hizmetleriyle ön plana çıkmaktadır. Sorunsuz bir hava yolu deneyimi için fasyfly'ı tercih edebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1018-antalya-kaleici-tanitimi.html", "text": "mevkinde bulunması sebebi ile yabancı turistler hem fotoğraf çekmek hem de tarihi eserleri görmek için gelmektedirler. 2. Attalos tarafından kurulmuştur. Bergama krallığı dağılınca Milattan Önce 134'de tam bağımsızlığını ilan etmiştir. Bağımsız olduktan birkaç yıl sonra limanı olması nedeni ile korsanlar tarafından işgal edilmiştir. Milattan önce 78 de Roma İmparatorluğu tarafından korsanlardan alınmıştır. Milattan sonra 129 da Roma büyük hükümdarı Hadrianus tarafından ziyaret edilince kent hızlı bir gelişim sürecine girmiştir. Bizans imparatorluğu altında kaldığı süre zarfında Attaleia ismini almıştır. Antalya Kaleiçi at nalına benzer bir şekilde iç taraftan dış tarafa doğru surlar ile çevrilmektedir. Bu surlar Roma İmparatorluğu, Halenistik, Bizans İmparatorluğu, Selçuklu İmparatorluğu ve Osmanlı İmparatorluğunun ortak bir eseridir. ulaşımı hızlı bir şekilde gerçekleştirebilirsiniz. Toplu taşıma araçlarını ya da kendi şahsi araçlarınız ile Kaleiçi'ne gitmeniz mümkündür. noktasının başlangıcı olarak seçebilirsiniz. Hadrian kapısından başladığınız gezinizde tarihi evleri, ahşap kapılar ardında bulunan eşsiz tarihi güzellikleri görebilirsiniz. bu nedenle Kaleiçinin en önemli gezilecek yerlerinden biridir. Türk gelenek ve göreneklerini en iyi şekilde temsil etmek amacı ile Suna ve İnan Kıraç tarafından kurulan bu müze, tamamen Kültürümüzü belgelemek ve yeni nesil gençlerimize tanıtmak için Kaleiçi'nde kurulmuştur. Renkli ve geleneksel ev içerisine kurulan bu müze 1993 yılında restore edilerek 1996 yılında halkın ziyaretine açılmıştır. , şu anda özel bir tesis olarak işletilmektedir. Doğa harikası manzarası ile turistlerin ilgi odağı halinde. gezilecek en güzel yerler arasında yat turları bulunmaktadır. Konumu itibari ile yat limanının yanında olan Kaleiçi günlük ve saatlik olarak yat turları ile denize açılabilir ve güzel manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Antalya oyuncak müzesi 2011 yılında açılmıştır. İçerisinde bulundurduğu 3.000 den fazla antika oyuncak sergilenmektedir. Yaz tatillerinde özellikle çocuklu ailelerin ziyaret ettiği yerler arasındadır. Aynı zaman da yabancı turistlerin son zamanlarda en sık ziyaret ettiği yerlerden bir tanesidir. üzerinde insanları idam etmek için kullanılan demir bulunmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1019-antalya-muzesi-tanitimi.html", "text": "bölgesindeki tarihi eserleri yağmalamalarını ve zarar vermelerini önlemek amacı ile 1922 yılında Alaaddin Camisi'nde kuruldu. halka açıldı. Daha sonra 1937 yılında ise ünlü Yivli Minare Camisine taşınmak zorunda kaldı. 1972 yılında Yivli minare Antalya müzesinin ziyaretçilerine yeterli derecede yardımcı olamadığı için şuan bulunan binanın yerine taşındı. , 23.000 metre karesi açık, 7.000 metrekaresi kapalı olmak üzere toplamda 30.000 metrekareye hizmet veriyor. Ayrıca Antalya müzesi içerisinde, 14 adet sergi salonu, çocuk bölümleri, açık hava galerileri ve bahçeden oluşmaktadır. gün geçtikçe yenilenerek içerisine kafeterya, video gösterim, sergi salonları, konferans salonları gibi alanlar eklenerek hizmetini büyütmektedir. , dünyanın en ünlü eserlerini içerisinde barındırmaktadır. - 15 Ekim - 2 Ekim Açılış ve Kapanış Saatleri: 08.30 19.30 - 3 Ekim 14 Nisan Açılış ve Kapanış Saatleri: 10.30 17.30 - Giriş ücreti 30 Türk Lirasıdır. Müze kart ile yıl boyunca sınırsız ziyaret edebilirsiniz. - Antalya Müzesi dini bayramların 1. Günü öğlene kadar kapalı durumdadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/102-musta-gezilecek-yerler.html", "text": "Kendinden daha çok bilinen ilçesi Malazgirt ile ve diğer tarihi eserlerinin varlığı ile Muş, tarihe tanıklık edebileceğiniz nadide şehirlerimiz arasında yer alıyor. hakkında bilgi sahibi olmak isteyenler için yazının devamı faydalı bilgiler içeriyor. , günümüzde şehrin ilgi gören ziyaret mekanlarından biridir. Şehir merkezi dışına çıkma olanağınız varsa merkeze 137 km uzaklıktaki Malazgirt Kalesini ziyaret edebilirsiniz. Urartular döneminde inşa edilmiş olmakla birlikte birçok medeniyet tarafından kullanılmış olan Kalenin adı Malazgirt Savaşı'ndan kalma olup Berber Kalesi adıyla da bilinmektedir. arasında yer alıyor. Anıt, Anadolu kapısı ile Türklerin Anadolu'ya geçişini sembolize eden sütunlar ve boşluklardan meydana gelmektedir. de Muş'ta gezilecek yerlerarasında yer almaktadır. , şehir merkezindeki Muş Ulu Camii, Alaaddin Bey Hamamı ve Yıldız Han şehre geldiğinizde uğramadan geçmemeniz gereken önemli tarihi yapılardır. 2149 metre yükseklikteki muhteşem manzarası ile Muş'ta görülmesi gereken doğal güzellikler arasında ilk sırada yer alıyor. doğal güzellikleri sevenler için eşsiz manzaralar sunan yerlerdir. şehrin ekonomisinde de önemli bir yere sahiptir. Üzerinde bulunan tarihi köprü ile de bilinen Murat Irmağı şehre hayat veren bir kaynaktır. Şehrin bir başka hayat kaynağı ve doğal güzelliği ise Karasu Irmağıdır. mimari eserlere de ilham kaynağı olmuş bir bitkidir. En güzel lale manzaralarından istifade etmek istiyorsanız şehre nisan aynının son, mayıs ayının ise ilk haftasını içeren tarihlerde gelmeniz gerekiyor. Muş, tarihi ve doğal güzelliklerine ek olarak yöresel yemekleri ile de meşhur olan şehirlerimizden biridir. Köftesi ile meşhur olan şehre geldiğinizde domatesli lahana dolmasının ya da hez dolmasının tadına bakmadan, herse, mırtöge ve keşkek cavbelek gibi yöresel lezzetleri denemeden dönmemeniz tavsiye ediliyor. Muş köftesi diğer yörelerden farklı olarak malzemesi hazırlandıktan sonra tuzlu suda pişiriliyor ve tereyağı dökülerek servis ediliyor. Hez dolması ise lahana yapraklarının kullanıldığı kıymalı bir yöresel lezzet. Lahana yapraklarının kullanıldığı, baharatlarla lezzeti artırılmış nohutlu ve hamurlu ekşili bir yiyecek olarak çortiyi de deneyebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1020-antalya-saat-kulesi.html", "text": "yapısına ait bilgiler aşağıda yer almaktadır. - Yüksekliği 14 metre - Yapı şekli kare - Her kenarında 1 saat - Zirvede 1 adet çan 1942 yılında fırtınanın çıkması neticesinde zarar görmüştür. 1945 yılında en üst kısma mazgalları anımsatan bir ilave yapılmak zorunda kalınmıştır. en üst odasında bulunan pencerelerin yanında bulunan boşluklar çan sesinin daha uzak mesafeye gitmesi için açık şekilde bırakılmıştır. ücreti, öğrenci 3 Türk Lirası ve yetişkin 5 Türk Lirasıdır. Ailenizle güzel bir hafta sonu gezisi yapabileceğiniz bir yer. kuzey bölgesindeki demir çıkığa gün boyu asılı bırakılarak insanların ibret alması amacı ile asılı bırakılırdı. en son idam 1950 yılında gerçekleşmişti. üzerinde bulunan işlemeleri, insanların idam edilmesi için asılı bulunan bir demir ve Kale kapı mevkinde olmasının avantajı ile eşsiz bir manzaraya sahip olması. tarihimizin izlerini barındırdığı için herkesin görmesi gereken özel yapılardan bir tanesi. 'da ziyaret ettiği en önemli yerler arasındadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1021-antalya-dim-cayi-tanitimi.html", "text": "'nın Alanya ilçesi sınırları içerisinde yer alır ve merkeze 7 kilometre mesafededir. Yerli ve yabancı turistlerin en çok ziyaret ettiği doğa alanlarından bir tanesidir. Bu makalemizde sizlere Dim çayına nasıl gidilir? ve Dim çayında neler yapılır? gibi maddeleri açıklayacağız. uzunluğu 60 metre uzunluğa sahiptir. Hem yaz hem de kışın suyun her zaman soğuk olması ile dikkat çeker. Başlangıç noktası ise Dim barajı olup etrafındaki sosyal alanlar sebebiyle yaz ve kış aylarının en çok ziyaret ettiği alanlardan bir tanesidir. Dim Çayı nerede ve buraya nasıl gidilir merak ediyorsanız; özel araç ile gitmek isterseniz, Alanya ilçesinde bulunan sahil yolundan devam ederek Gazipaşa-Mersin yolu üzerinden Dim çayı tabelaları sayesinde kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Eğer toplu taşıma araçları ile Dim Çayına ulaşmak isterseniz Alanya merkezde bulunan otobüs seferleri ile kolaylıkla ulaşım sağlamanız mümkün olacaktır. Dim çayına giriş tamamen ücretsizdir. Bu nedenle giriş için ücret ödemenize gerek yoktur. Dim çayı ağaçlık ve doğa ile iç içe olduğu için piknik yapmak isteyen insanlarında oldukça sık ziyaret ettiği yerler arasındadır. yaz ayları da suyu oldukça soğuk olması sebebiyle yüzmek isteyenler rahatlıkla yüzmektedir. Şimdiye kadar hayati cana sebebiyet vermeyen Dim çayı, suyun soğuk olması sebebiyle serinlemek için en ideal alanlardan bir tanesi. çevresinde bulunan özel işletmeler, su kaydırakları ile Dim çayına eğlenceli bir dalış yapmak isteyenlerin tercih ettiği mekanlar arasında. Rafting yapma olanakları mevcuttur. Birden fazla organizasyonun yapıldığı Dim çayında su sporlar, bisiklete binmek gibi birçok aktivite mevcuttur. Ayrıca Dim çayına yakınlığı ile bilinen Dim Mağarasını ziyaret edebilir ve doğa ananın bize sunduğu güzellikleri görebilirsiniz. Görkemli mağaralar, Dim çayı, doğa ağaçlar ve daha nicesini içerisinde barındırıyor. Dim çayına gittiyseniz yiyecek konusunda endişe etmenize gerek yok. Dim çayı çevresinde kurulan birbirinden farklı işletmeler mevcuttur. En meşhur yiyeceği ise o yöreye ait alabalık çiftliklerinden taze tutulan alabalıklardır. Ayrıca kahvaltısı ile de oldukça meşhur olan Dim çayı, turistlerin yeni gözdesi haline geldi. Yemek yedikten sonra doğa içerisinde yürüyüş yapabilir, bisiklete binebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1022-dunyanin-en-buyuk-10-kilisesi.html", "text": "Kiliseler her zaman insanların Tanrıya olan inancını ona göstermek için gittikleri yerler olmuşlardır. Bu nedenle bazı kiliseler tarihte inşa edilmiş en büyük yapılar arasındadır. Kiliseler aynı zamanda dünyanın en güzel ve süslü sanat ve mimarlık eserleridir. Bu listedeki büyük kiliseler çoğunlukla geçmişteki Katolik Romalılara ait. Ancak, kiliselerin tümü hala Katolik yönetiminde değil. Örneğin Ayasofya artık bir müzedir. Bu listenin amacını düşünerek, katedral görevi gören kiliseleri dahil etmedik. Ayasofya, bu listedeki artık aktif olmayan tek kilise. Bunun yerine Ayasofya, halka açık bir müze olarak 1935'ten beri açık ve dünyanın en popüler turistik yerlerinden biridir. Ayasofya'nın 7.960 metrekarelik bir alanı vardır. ve birkaç yüzyıl boyunca dünyadaki en büyük operasyonel kilise olarak kaldı. Dünyanın yedi antik harikasından biri olan Efes'teki yıkılan Artemis Tapınağı'ndan alınan sütunlar Ayasofya'nın içini inşa etmek için kullanıldı. 30.000 metrekarelik dış alana sahip Fildişi Sahilleri Yamoussoukro'daki Barış Kadını Bazilikası, dünyanın en büyük dış alana sahip kilisesidir. Bununla birlikte, tipik olarak en büyük kilise sayılmaz, çünkü iç alanı 8000 metrekareden daha azdır (7,989 metrekare) Barış Kadını Bazilikası, dünyanın en büyük kilisesi olarak kabul edilen Vatikan Şehri'ndeki St. Peter Bazilikası'na bağlıdır. Bazilika etkileyici bir Katolik anıtı olsa da, bu ihtişamı Fildişi Sahilleri'nde her zaman bir tartışma konusu olmuştur. Bazilika'nın inşaatı 300 milyon dolara mal oldu, ancak bu zengin bina fakir bir şehrin merkezinde yer alıyor. Barış Kadını Bazilikası'nın maliyeti Fildişi Sahilleri'nin borcunu iki katına çıkardı. Barış Kadını Bazilikası, İtalya'dan ithal edilen mermerlerden inşa edilmiştir. Aynı zamanda Fransa'dan getirilen 7.000 metrekare vitray pencereye sahiptir. Belçika Koekelberg'deki Kutsal Kalp Bazilikası 8.000 metrekarelik bir alana sahiptir. Genellikle Gotik tarzda inşa edilmiş diğer büyük Katolik kiliselerinin aksine, Kutsal Kalp Bazilikası bir Art Deco anıtıdır. Bazilika'nın mimarı Kutsal Kalp Bazilikası tamamlanmadan ölen Albert Van huffel idi. Tüm büyük kiliseler gibi, Kutsal Kalp Bazilikası da iki ünlü sanatçının, George Minne ve Harry Elstrom'un heykelleri dahil olmak üzere harika sanat eserlerine ev sahipliği yapıyor. Bazilika ayrıca, 20. yüzyılın ortalarında Belçika'nın en iyi vitray sanatçıları tarafından tasarlanan vitray pencerelere sahiptir. Kutsal Kalp Bazilikası iki adet dini sanat müzesi bulunmakta. Guadalupe Meryem Ana Bazilikası, 8.167 metrekarelik bir alana sahip olan Meksika'daki en büyük kilisedir. Bazilika'nın bulunduğu yer kutsaldır ve geleneğe göre, Meryem Ana, 1531'de Aztek bir Roma Katolikliği olan Aziz Juan Diego Cuauhtlatoatzin'in karşısına çıkmış ve kendisine bir kilise inşa etmesini söylemiş. Guadalupe Meryem Ana Bazilikası, 16. yüzyılda inşa edildi ve yıkılmaya başladığında daha fazla kullanmak tehlikeli hale gelmeden önce birkaç yüzyıl boyunca kullanıldı. Guadalupe Meryem Ana yeni Bazilikası ise 1970'lerde inşa edilmiş ve şimdi ana kilise olarak hizmet vermektedir. Eski Bazilika ise onarıldı ve şimdi halka açık. Guadalupe Meryem Ana Bazilikası, üzerinde Bakire Meryem'in görüntüsünü olan orijinal mucizevi bir giysi barındırdığı için, dünyanın en önemli Katolik tapınaklarından biri olarak kabul edilir. olmayabilir, ancak dünyanın en yüksek kilisesidir. Ulm Minster'in çan kulesi, 161.5 metre yükseklikte ve Almanya'daki Ulm kenti üzerinde yükselir. Bir dönem Ulm Minster, dünyadaki en yüksek yapıydı. Bugün, Ulm Minster bir Lutheran kilisesidir, ancak 1376'da inşa edildiğinde bir Roma Katolik kilisesiydi. Ulm Minster'in inşaatı 1530 yılından 1890 yılına kadar tamamlanmamıştı. Ulm Minster'in içindeki org bir dönem dünyanın en büyük orguydu ve Amadeus Mozart tarafından da çalındı. Surların Dışındaki Saint Paul Bazilikası, Roma'nın en eski bazilikalarından biridir. Bazilika'nın arazisi ilk olarak 4. yüzyılda kutsanmış ve bölgedeki ilk bazilika İmparator Konstantin tarafından yaptırılmıştır. Bu ilk bazilika, 324'de Papa Sylvester tarafından da kutsandı. Şu an Duvarların Dışındaki Aziz Paul Bazilikası 8.515 metrekarelik bir alana sahiptir. Kompleks alanında ayrıca 936'da Odon of Cluny tarafından restore edilmiş eski bir Benedictine Manastırı bulunmaktadır. Şaşırtıcı bir şekilde, bu Manastır bugün hala aktif durumdadır. Surların Dışındaki Aziz Paul Bazilikası'nın, dünyanın sonunu veya geleceği öngören portrelere ev sahipliği yaptığı bildiriliyor. Most Holy Trinity Bazilikası, Portekiz'deki Meryem Ana Mabedi'ndeki yepyeni bir büyük kilise. Portekiz'deki en büyük kilisedir ve 8.700 metrekarelik bir alana sahiptir. Most Holy Trinity Bazilikası 9.000 kişiyi alacak kadar geniştir ve tesiste ayrıca dört küçük kilise daha vardır. Burada bulunan Fatima Tapınağı her yıl milyonlarca kişi tarafından ziyaret edildiğinden ve önceki kilise sadece birkaç yüz kişi aldığı için bölgede yeni bir kiliseye ihtiyaç duyuldu. Most Holy Trinity Bazilikası 2004 - 2007 yılları arasında inşa edilmiştir ve modern bir mimari görünüme sahiptir. Fatima Tapınağı, 1917'den bu yana Kutsal Meryem'in birkaç kez göründüğü önemli bir Katolik hac merkezi olmuştur. Lichen Meryem Ana Bazilikası, 10.090 metrekarelik bir alana sahip olan Polonya'daki en büyük kilisedir. Burası, Lichen Stary'deki Acı Çeken Meryem Ana Tapınağı'nda yer almaktadır. Lichen Meryem Ana Bazilikası, Polonya'nın en önemli hac bölgesi olarak kabul edilir. Bazilika, 1994 yılında, Miraculous Image'in sergilendiği eski kilisenin yerini almaya başladı. On yıl sonra, 12 Haziran 2004 tarihinde Lichen Meryem Ana Bazilikası kutsandı. Lichen Meryem Ana Bazilikası çan kulesi 63 metreyüksekliğindedir ve Polonya'nın en büyük çanına ev sahipliği yapmaktadır. Aparecida Meryem Ana Ulusal Tapınağı Bazilikası, 12.000 metrekarelik alanla Brezilya'daki en büyük kilisedir. Aparecida Meryem Ana Ulusal Tapınağı Bazilikası, Brezilya halkı için önemli bir türbedir ve 1930'dan beri ülkenin koruyucu azizi olan Meryem Ana'ya adanmıştır. olan Aparecida Meryem Ana Ulusal Tapınağı Bazilikası'nın 45.000 kişiyi alabildiği bildiriliyor. Bazilika çok önemli bir yer olduğundan, Meryem Ana'yı onurlandırmak için her yıl milyonlarca hacı burayı ziyaret eder. Papa John Paul II, Papa Benedict XVI ve Papa Francis de dahil olmak üzere Aparecida Meryem Ana Ulusal Tapınağı Bazilikası'nı çeşitli Papalar ziyaret etmiştir. Burayı çevreleyen alanda bir alışveriş merkezi, tıp kliniği ve restoranlar bulunmaktadır. ve belki de en iyi bilinen kilisedir. Bazilika Vatikan'ın kalbinde yer almaktadır ve 15.160 metrekarelik bir iç alana ve 21.095 metrekarelik bir dış alana sahiptir. Aziz Peter Bazilikası, aynı anda 20.000 insanın dua edebileceği kadar büyüktür. Aziz Peter Bazilikası en etkileyici Katolik kilisesi olsa da, aslında Katolik Kilisesi'nin ana kilisesi ya da Roma'nın Piskoposluğu'nun katedrali değildir. Ancak, Katolik dininin en kutsal yerlerinden biri olarak kabul edilir. Aziz Peter Bazilikası her yıl onbinlerce insanın akın ettiği çoğu Katolik için bir hac yeridir. Aziz Peter Bazilikası'nın içini süsleyen resim ve fresklerin hiçbiri aslında resim değildir. Bunların her biri aslında binlerce minik cam parçasından oluşan mozaiklerdir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1023-evinizin-en-sirin-uyeleri-evcil-hayvanlarinizla-birlikte-konaklayabileceginiz-tesisler.html", "text": "adresi üzerinden size bu olanağı sunacak tüm tesisler hakkında detaylı bilgi alabilirsiniz. Bir şehre seyahat planı yaparken, evcil hayvanınızı nereye bırakacağınızı düşünmenize artık gerek yok! Hayvan dostlarınızla birlikte konaklamanıza olanak sunan şehir otelleri arasından seçiminizi yaparak, aklınız onda kalmadan, hem iş hem de turistik amaçlı konaklamalarınızı keyifle gerçekleştirebilirsiniz. Konya'da hayvan dostlarınızla birlikte konaklayabileceğiniz tesisler arasında yer alan Dedeman Konya, hem iş hem de turistik amaçlı konaklamalarınızda can dostunuzu yanınızdan ayırmadan keyifle zaman geçirebileceğiniz tesisler arasında yer almaktadır. Hayvan kabulü şartları hakkında detaylı bilgiyi tesisle iletişime geçerek de öğrenebileceğiniz otelde hem sizi hem de evcil hayvanınızı mutlu edecek birbirinden özel olanaklar yer almaktadır. İstanbul'un en lüks ve en konforlu tesisleri arasında yer alan Hilton İstanbul Kozyatağı, hayvan dostu tesislerden biridir. Misafirlerine sınırsız bir lüksü, merkezi konum avantajı ile yaşatan tesis, evcil hayvanlarınızı aşı kartı ve kimliği olması şartı ile kabul etmektedir. Ege'nin en güzel şehirlerinden İzmir'e seyahat ederken, yanınızda evcil hayvanınızı getirmek isterseniz tercihinizi Wyndham Grand İzmir Özdilek'ten yana yapabilirsiniz. Konuklarına yılın dört mevsimi hizmet veren tesiste aklınız hayvan dostlarınızda kalmadan, en güzel İzmir tatilini geçirebilirsiniz. Türkiye'nin gözde turizm şehirlerinden Antalya'da konuklarını ağırlayan The Marmara Antalya, sunduğu birbirinden özel hizmetleri ile sizin konforunuzu sizin yerinize düşünen tesisler arasında yer alırken, en özel anlarınızı evcil hayvanlarınızla birlikte paylaşmanıza olanak sunmaktadır. İstanbul Avrupa Yakası'nın en gözde konaklama noktalarından Zeytinburnu'nda hizmet veren Novotel İstanbul Zeytinburnu, eşsiz deniz manzarası, hem iş hem de eğlence odaklı hizmetleri ve en güzel lezzetleri tadacağınız restoranları ile size sınırsız bir konfor sunarken, evcil hayvanlarınızı da konaklamanıza dahil etmenize olanak sağlamaktadır. Eskişehir seyahatiniz sırasında evcil hayvanınızı yanınızdan ayırmak istemezseniz, Beyoğlu Palace Termal Hotel, hem sizi hem de hayvanınızı ağırlamaktan memnuniyet duyacaktır. Hayvan dostu politikası ile hayvan severlerin gönlünü fetheden tesis, sizler için de hem sağlık hem de eğlence olanakları ile eşsiz bir tatil deneyimine kapılarını aralamaktadır. Çanakkale'nin hayvan dostu tesisleri arasında yer alan Hotel Zileli, merkezi konumu, konforlu odaları ve sunduğu iş hizmetleri ile misafir memnuniyeti sağlarken, önemli seyahatleriniz sırasında evcil hayvanınızı nereye bırakacağınızı düşünme derdine son vermektedir. Yaz tatili zamanı geldiğinde, kendiniz için en konforlu ve en eğlenceli tatili planlarken, evcil hayvanınızı bir otele ya da bir yakınınıza bırakmak zorunda kalmamak için tercihinizi evcil hayvan kabul eden konaklama tesisleri arasından yapabilirsiniz. Türkiye'nin en güzel turizm beldelerinde siz keyifle tatilinizi sürdürürken, hayvanınızın yanınızda olması ve aklınızın onda kalmaması büyük konfor sağlamaktadır. Antalya'nın doğal cenneti Kaş'ta konuklarını ağırlayan Korsanada Hotel, Akdeniz'in hayvan dostu tesisleri arasında yer almaktadır. Siz doğanın, masmavi denizin ve tesisin sunduğu birbirinden özel olanakların keyfine varırken, evcil hayvanınızın da rahatı ve konforu en az sizin kadar düşünülmektedir. İzmir'in en popüler turizm beldelerinden Alaçatı'da hizmet veren Dört Mevsim Alaçatı, evcil hayvanınızla birlikte en güzel tatil anılarına sahip olacağınız tesisler arasında yer almaktadır. Şık ve konforlu odaları, şirin bahçesi ve sunduğu eşsiz lezzetlerle ön plana çıkan tesiste sizi aklınız can dostunuzda kalmadan konforlu bir tatil beklemektedir. Mersin'in turkuaz denizli cenneti Bozyazı'da konuklarına eşsiz bir doğa deneyimi yaşatan Marvel Tree Hotel, konuklarına sunduğu birbirinden özel hizmetlerin yanı sıra hayvan dostu oluşuyla dikkat çekmektedir. Denize sıfır konumu ile sizi ve hayvan dostunuzu burada unutamayacağınız bir tatil beklemektedir. Ayvalık'ın eşsiz plajı ile hayranlık uyandıran noktası Sarımsaklı'da hizmet veren Nora Beach Hotel, evcil hayvan kabul etmesi ile hayvan sahiplerine eşsiz bir konfor sağlamaktadır. Her şey dahil konseptte sizlere sınırsız lezzet deneyimi ve eğlence dolu anlar sunan tesis, evcil hayvan sahipleri tarafından sıklıkla tercih edilmektedir. Bozcaada'da tatil planı yaparken, evcil hayvanınızı tatil planınıza dahil etmek istiyorsanız, tercihinizi 9 Oda Boutique Otel'den yana yapabilirsiniz. Hayvan dostu tesiste, sizi bekleyen 14 konforlu odadan birini tercih edebilir, sizin kadar evcil hayvanınızı da eşsiz bir misafirperverlikle karşılayan tesiste, en güzel tatilinizi geçirebilirsiniz. İzmir'in tatil için en çok tercih edilen noktaları arasında yer alan Dikili'de konuklarını ağırlayan Samyeli Otel, sadece size değil evcil hayvanınıza da kapılarını aralamaktadır. Deniz kenarında yer alan konumu ile avantaj sağlayan tesiste, hayvanınızla birlikte yaz tatilinin keyfine varabilirsiniz. Doğa tatilleri, hem sizin hem de evcil hayvanınız için en güzel konaklama seçenekleri arasında yer almaktadır. Siz doğanın huzurunu deneyimlerken, hayvanınızın da gönlünce dolaşabileceği alanlar sunan bu tesisler, bol oksijeni, doğa aktivitesi olanakları ve huzur veren atmosferi ile hayvan sahiplerine de kapılarını aralamaktadır. Antalya'nın cennet köşesi Çıralı'da gerçek bir doğa tatili için tercih edebileceğiniz Etenna Bungalow Hotel, geniş bahçesi, yemyeşil alanları, organik ürünleri ve denize sıfır konumu ile size eşsiz bir deneyim sağlarken, evcil hayvanınızı da yanınızdan ayırmadığınız için stresten uzak bir konaklama deneyimine olanak sunmaktadır. Siz hamaklara uzanıp bahçenin keyfini çıkarırken, kedinizin ya da köpeğinizin özgürlüğünü yaşadığı bir tatil hayal ediyorsanız, tercihinizi Etenna Bungalow Hotel'den yana yapabilirsiniz. İzmir'in cennet köşesi Mordoğan'ın hayvan dostu tesisleri arasında yer alan Morkoyun Bungalov ve Çadır Kamp, doğasever hayvan sahiplerine kapılarını memnuniyetle aralamaktadır. Misafirperverlik anlayışını insanla sınırlandırmayan tesiste sizi ve hayvanınızı bol oksijenli, bol huzurlu ve bol yeşilli bir konaklama deneyimi beklemektedir. Türkiye'nin oksijen yönünden en zengin noktaları arasında yer alan Altınoluk'ta hizmet veren Kervan Tatil Köyü, Balıkesir'in hayvan dostu otellerinden biridir. Siz masmavi denizden ve birbirinden özel aktivite seçeneklerinden yararlanırken, hayvanlarınızın da yanınızdan ayrılmadan konfor bulmasını istiyorsanız, tercihinizi tesisten yana yapabilirsiniz. Antalya'da huzurlu doğa tatillerinin vazgeçilmez adresleri arasında yer alan Kaş'ta hizmet veren Nuri's Beach Bungalow, doğayı yaşamaya en az sizin kadar evcil hayvanınızın da hakkı olduğunun bilincinde olarak, onları da ağırlamaktan memnuniyet duymaktadır. Aileniz, sevdikleriniz ve can dostunuzla birlikte cennet gibi bir doğayı deneyimlemek isterseniz, tesisi detaylı olarak inceleyebilirsiniz. Şehir hayatından bunalıp, hafta sonunuzu doğa ile iç içe bir atmosferde geçirmeyi hayal ediyorsanız, evcil hayvan sahiplerini hayvan dostlarımız ile birlikte ağırlamaktan memnuniyet duyan tesisler arasından seçiminizi yaparak, yeni hafta için ihtiyacınız olan enerjiyi bulabilirsiniz. Yemyeşil doğası, şehre yakın konumu ve sunduğu özel hizmetleri ile dikkat çeken bu tesisleri yılın dört mevsimi tercih edebilirsiniz. Sakarya'nın doğa tatillerinde vazgeçilmez noktası Sapanca'da her mevsim bambaşka bir manzara ile konuklarını ağırlayan Gönül Sofrası Bungalov Otel, şehrin hayvan dostu tesislerinden biridir. Yemyeşil bir ormanın içinde, doğa ile uyumlu şekilde dekore edilmiş ve geniş açık alanlara sahip tesisi, sizin kadar, evcil hayvanınızın da seveceğinden emin olabilirsiniz. İstanbul'un tatil için en çok tercih edilen ilçelerinden Şile Ağva'da konuklarını ağırlayan Tranquilla Nehir Evi, kütük evleri ve bungalovları ile hem size hem de evcil hayvanınıza kusursuz bir rahatlık sunmaktadır. Doğayı gönlünüzce yaşarken, evcil hayvanınıza da bol oksijenli günler hediye etmek için tercihinizi tesisten yana yapabilirsiniz. İstanbul'un hemen yanında Kocaeli sınırları içerisinde saklı bir cennet olan Yuvacık'ı henüz görmediyseniz, bu hafta sonu kaçamağınızda tercihinizi bu doğa harikasından yana yapabilirsiniz. Şırıl şırıl akan suyun huzur veren sesi ve yemyeşil ormanın sunduğu dinginliği kamp alanında ya da bungalovlarında deneyimleyebileceğiniz tesis, size evcil hayvanınızla birlikte konaklama olanağı sunmaktadır. Yalova'nın hem yaz tatillerinde hem de termal tatillerde en çok tercih edilen ilçelerinden Armutlu'da hizmet veren Miray Termal Otel, ruhen ve bedenen rahatlayıp, sağlığınıza katkıda bulunacağınız birbirinden özel hizmetlerinin yanı sıra evcil hayvan dostu konaklama politikası ile misafirlerinden tam not almaktadır. Aşı ve kimlik şartı olmak üzere evcil hayvanınızla birlikte konfor bulacağınız tesis, yılın 12 ayı hizmet vermektedir. arasında yer alıp almadığını teyit etmeniz gerekmektedir. Daha sonra, tesisin bu konuda sunduğu hizmetlerin sınırlarını incelemeniz önerilmektedir. Bazı oteller aşı karnesi, kimlik gibi belgeleri zorunlu kılarken, bazıları ise yalnızca küçük hayvanları kabul etmektedir. Odada konaklama olanağı sunan oteller, genel bölüm kısıtlamaları ya da evcil hayvanınıza özel alanlar sunan tesisler hakkında detaylı bilgi alarak, siz de sevimli dostunuzdan ayrılmadan, en güzel tatil deneyimini yaşayabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1024-antalya-lara-plaji.html", "text": ", adeta turizm cenneti olarak bilinmektedir. Ülkemizde ve özellikle Rus halkı tatil denilince ilk akla gelen şehir elbette Antalya oluyor. Her sene milyonlarca yerli ve yabancı turisti ağırlayan Antalya, Akdeniz mavisi denizi ve sıcağının yanı sıra tarih ve doğası ile her milletten insanı misafir ediyor. Sizde nereye gitmek istediğinizde kararsız iseniz rotanızı Antalya'ya çevirin ve deniz ve birbirinden ünlü plajlarının tadını çıkarın. Peki, bu kadar güzel plajlar arasında hangisini tercih etmek istersiniz. Masmavi bir gökyüzü, sımsıcak güneşi ve efsane doğa ile iç içe olan Lara plajı. , masmavi denizi, sıcacık kumsalları ve doğa ile iç içe olması sebebiyle yerli ve yabancı turistlerin en çok ziyaret ettiği ve denize girdiği yerler arasında. Antalya merkeze 10 dakikalık bir mesafede olması sebebiyle çok kolay bir ulaşım olanağı en büyük artılarından bir tanesi. Lara halk plajı Antalya merkeze 12 km uzaklıkta yer alıyor. Akdeniz mavisi denizi, sıcak kumsalları ile toplamda 2 km uzunluğa sahiptir. Çam ormanlarına ev sahipliği yaparak doğa ile bütünleşmesi en büyük avantajlarından bir tanesidir. Adını ise Hitit dilinden alan Lara, anlamı ise kum anlamına gelmektedir. Lara plajındaki kumlar oldukça ince ve insana her hangi bir zararı bulundurmaz. Lara plajına yakın mesafede bulunan konaklama imkanları ile özellikle yabancı turistlerin en çok denize girdiği bölgelerden bir tanesidir. Butik, lüks ve pansiyon gibi konaklama yerlerine yürüme mesafesinde bulunan Lara plajı, her bütçeye uygun fiyatları ile konaklama imkanı sunmaktadır. Yerli turistlerin piknik yapmak için sıklıkla geldikleri Antalya Lara plajı, çam ağaçları ile süslü olması en büyük sebeplerinden bir tanesidir. Doğa ile iç içe olmak isteyen çadır kurarak tatil yapmak isteyen turistler de sıklıkla bu bölgede kalmaktadır. Lara plajında birçok tesis bulunmakta ve soyunma kabini, şemsiye, şezlong ya da yiyecek ve içecek imkanlarını kolaylıkla bulabilirsiniz. Her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turisti günübirlik ya da gün aşırı ziyaret etmektedirler. Otobüsleri ile kolaylıkla ulaşım sağlayabilirsiniz. Ayrıca kendi özel araçlarınız ya da özel ticari taksi ile kolaylıkla ulaşım sağlayabilirsiniz. - Konyalaltı Sahili yürüyüş yolu ile otobüse binmek isterseniz KL08 numaralı otobüse binmeniz gerekmektedir. 1 saat sürmektedir. - Kepez Dokuma'dan VF01 ya da VL13 numaralı otobüslerden herhangi birine binerek Lara plajına gidebilirsiniz. Ortalama 50 dakika sürmektedir. - Kepez Kültürden LF10 ya da VL13A numaralı otobüs ile Lara Plajına ortalama 55 dakikada gidebilirsiniz. - Antalya Bayramefendi Osmanlı Kahvecisi'nden TCD49 ya da VL13A binerek Lara plajına 54 dakikada gidebilirsiniz. - Konyaaltı Beach Park'tan KC06 ya da VL13A numaralı otobüse binerek ortalama 1 saatte Lara plajına gidebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1025-online-bilet-nasil-alinir.html", "text": "- Nereden nereye gitmek istediğinizi ilgili bölümlere girdikten sonra seyahat etmek istediğiniz tarihi de seçmelisiniz. - Bilet arama sekmesine tıklayarak devam ettiğinizde karşınıza istediğiniz koşullardaki otobüs/uçak bileti seçeneği olan firmalar çıkacaktır. - Bu firmalardan size uygun olanı belirlediğinizde koltuk seçim aşamasına gidebilir, boş koltuklardan birini seçebilirsiniz. - Otobüs için koltuk düzeninde özel bir talebiniz varsa buna göre de bir filtreleme yapabilirsiniz. Örneğin tekli koltuk olan otobüslerin seferleri, dilerseniz ayrı olarak listelenebilir. - Ad, soyad, T. C. kimlik numarası, cep telefonu numarası gibi bilgileri girmeniz gerekir. - Sonraki aşamada güvenli ödemeyi gerçekleştirdiğiniz an, biletinizi online olarak satın almış olursunuz. - Bilet bilgileriniz son sayfada size sunulur. Paylaşmış olduğunuz cep telefonu numarasına da gönderilebilir. Bilgileri ayrıca kayıt etmeniz de sizin adınıza faydalı olabilir. - Oturduğunuz yerden, herhangi bir yere gitmenize gerek kalmadan ve istediğiniz her an bilet alabilme olanağınız vardır. - Şehir, ülke, seyahat tarihi gibi konularda farklı bilgiler girerek sorgulamalar yapabilirsiniz. Tüm bilgiler elinizin altındadır. - Eğer istediğiniz tarih ve saatte gitmek istediğiniz şehre/ülkeye dair uygun bir bilet yoksa veya seferler dolu ise; bulunduğunuz sayfadan ileri ve geri tarihlere direkt ilerleyerek diğer seçenekleri inceleyebilirsiniz. - Satın aldığınız bileti değiştirme, iade etme veya açığa alma gibi haklarınızı kullanabilirsiniz. Burada otobüs/uçak firmasının kuralları uygulanır. - Bir başkası adına da kolayca bilet satın alabilirsiniz. - Uçak biletinde seyahat acentesinin aldığı komisyon ücretini ödememiş olursunuz. - Hava yolu firması veya çalışmakta olduğunuz bankanın online bilete yönelik sunmakta olduğu kampanyalardan faydalanabilirsiniz. - Karşınızda dilediğiniz saatte seyahat seferi olan çeşitli firmalar listelenir ve bunlardan en uygun fiyatı sunanı ya da dilediğiniz herhangi birini tercih edebilirsiniz. - Otobüs seferleri için güzergahın nasıl olduğunu, yani otobüsün yolculuk süresince hangi il/ilçelere uğradığını da görebilirsiniz. farklı firmaların sefer bilgilerini bir araya toplar ve size geniş seçenek şansı sunar. Bunlar arasından en uygun fiyat avantajına sahip olanları kolayca belirleyebilir ve hesaplı bir online bilet alışverişi gerçekleştirebilirsiniz. Eğer bilet satın alırken aklınızda herhangi bir konuda bir soru belirirse ya da desteğe ihtiyaç duyacak olursanız, Farkvar müşteri hizmetleri ile iletişime geçip işleminizi kolayca halledebilirsiniz. Olası bir durumda bilet değişikliği, iptali ya da açığa alma talebiniz olursa da, otobüs/uçak firmasının iptal ve iade kuralları çerçevesinde herhangi bir hak kaybı yaşamadan dilediğiniz işlemi kolayca gerçekleştirme şansınız vardır. Tek yapmanız gereken PNR kodu bilgisine sahip olmak ve seyahat gerçekleşene kadar bu bilgiyi muhafaza etmektir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1026-augustus-tapinagi-tanitimi.html", "text": "eyaletin başkenti yapılması üzerine inşa edilmiştir. M. Ö. 25. ile 20. yüzyıllar arasında inşa edildiği düşünülmektedir. Galat hükümdarı Amintos'un oğlu Kral Pylamenes, İmparator Augustus'a bağlılığını dile getirmeyi amaçlamıştır. Yapının tamamlanmasıyla Romalılar'ın kente imparatorluk kültürü taşımaya karar vermiştir. 36x54,82 metre boyutlarına sahip tapınaktır. Yapı 2 metre yüksekliğe sahip bir platform üzerine oturtulmuştur. Tapınağın iç kısmına yüksek kapıdan giriş yapılabilir. İç kısmı 3 bölümden oluşmuştur. Giriş kısmında 4 ve arka tarafındaki duvarların arasında 2 Korinth stili sütun ile desteklenmiştir. M. S. 2. yüzyılda mermer kullanılarak yapı inşa edilmiştir kısa kenarına 8 ve uzun kenarına 15 İon stili sütun eklenmiştir. Bu sayede peripteral ve pseudodipteros plana kavuşulmuş olmuştur. 4000 yıllık geçmişe sahip olan Ankara'nın Roma İmparatorluğu döneminde geçirmiş olduğu zamana ilişkin değerli bilgileri kapsıyordur. Hollandalı Busbecque tarafından keşfedilmiştir. 1555 yılında Avusturya Arşidükü Franz Ferdinand'ın emri ile Busbecque Anadolu'ya gönderilmiştir. 1930 yılında Hamit Zübeyr Koşay başkanlığında gerçekleştirilen kazı çalışmaları sonucunda tekrar gündeme gelmiştir. yaz sezonunda 09.00'dan 19.00'a kadar ziyaret edilebilir. Yaz sezonu tarihleri 15 Nisan ve 2 Ekim'dir. Kış sezonunda ise Anadolu Medeniyetleri Müzesi'ne bağlı ören yeri 08.00-17.00 saatleri arasında ziyaretçilere açıktır. 'a bağlı Ulus Semti'nde yer almaktadır. Hacı Bayram Mahallesi'ndeki tarihi yapıya özel araç ve toplu taşıma ile gidilmektedir. Toplu taşıma ile gitmek isteyenler metro veya minibüs seferlerinden yararlanabilir. Ulus'a geldikten sonra Hacı Bayram Veli Camisi'nin arkasından bulunan tapınağa 10 dakikalık yürüyüşün ardından ulaşılabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1027-ilica-selalesi-tanitimi.html", "text": "aynı zamanda yüzmeyi severler için bir tatil seçeneği olmaktadır. birisi bölgeye gelen ziyaretçilerin konaklama açısından herhangi bir sıkıntı ile karşılaşmamalarıdır. Şelalenin etrafında yer alan bungalovlar sayesinde kalacak yer sıkıntı ortadan kalkmaktadır. Bunun yanı sıra şelalenin döküldüğü yer gölettir. için şehrin merkezinden araçlar kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra yapılan turlar için şirketler tarafından ulaşım da kolay bir şekilde sağlanmaktadır. Şelaleyi şahsi aracı ile birlikte gezmek isteyen kişiler Bolu Dağı'ndan ve Gerede'den ilerleyerek Pınarbaşı Bölgesi'ne gelebilmektedir. Ortalama olarak 7 saatin sonunda bölgeye varılmış olunmaktadır. Bu yol tarifi İstanbul üzerinden gelecek ziyaretçiler içindir. Bunun yanı sıra Ankara'dan şelaleyi görmeye gelen kişiler Ilgaz Dağları üzerinden şelaleye ulaşım sağlayabilmektedir. Daha fazla yol tarifine ihtiyaç duyan kişiler navigasyon cihazlarını kullanarak yol tarifi hakkında yardım alabilmektedir. - Umur Otel - İksir Resort Town - Şadibey Çiftliği - Muratoğlu Konak Otel - Beylerbeyi Konak Otel - Asya Konak - Safranbolu Şerbetçi Konak - Dibekönü Konak - Melek Hanım Konağı Yukarıda yer alan kalacak yerlerin fiyat bilgisine internet üzerinden erişim sağlanabilmektedir. Bunun yanı sıra otel rezervasyon sitelerinden de yer ayırtılabilinmektedir ve ödemeler online olarak kredi ya da banka kartı ile kolay bir şekilde yapılabilmektedir. bulunmamaktadır. Her yaştan ziyaretçiler istedikleri zaman bölgeye gelerek burada vakit geçirebilmektedir. bölgeye gelen ziyaretçilerden 5 TL alınmaktadır. - İnebolu - Taşköprü - Kastamonu Merkez - İzbeli Çiftliği - Kastamonu Kalesi - Gölköy Yaşam Resort - Sadibey Çiftliği - Memiş Etli Ekmek ve İksir Resort Town - Çatak Kanyonu - Horna Kanyonu - Valla Kanyonu - Loç Vadisi - Gideros Koyu - Küre Dağları Milli Parkı - Ulukaya Şelalesi - Safranbolu - Amasra - Güzelcehisar yürüyüş, koşu, piknik, bisiklet binimi vb. etkinlikler yapılabilmektedir. Özellikle havada mevcut olan oksijen miktarının oldukça fazla olmasından dolayı açık hava sporları keyifli ve sağlıklı bir şekilde yapılabilmektedir. Bunun yanı sıra çevredeki doğa manzaraları eşliğinde çeşitli fotoğraf çekimleri de gerçekleşmektedir. - Etli Ekmek: Et severler için tadına bakılması gereken bir yemektedir. Bunun dışında etli ekmeğin çeşitli malzemeler ile birlikte yapılan versiyonları da bulunmaktadır. Tercih edilmesi durumunda patates, mantar, peynir ve ıspanak ile de yapılabilmektedir. - Bandurma: Bandurmanın ana malzemesinde hamur ve et almaktadır. İç harcı olarak hindi eti ve ceviz kullanılmaktadır. Hindi etini sevmeyen kişiler için tavuk eti seçeneği de mevcuttur. - Patates Paçası: Yemeğin yapımında patates, nişasta, yoğurt ve sarımsak kullanılmaktadır. Yemeğin pişirilme şekli ocakta ve fırında olmak üzere iki şekildedir. Ilıca Şelalesi'ni ziyaret etmeye gelen kişilerin bu yemeğin tadına bakmaları tavsiye edilmektedir. - Püryan Kuyu Kebabı: Püryan Kebabı Kastamonu'nu en meşhur yemekleri arasında yer almaktadır. Yemeğin pişme süresi yaklaşık olarak 2 saati bulmaktadır. - Simit Tiridi: Bu simit çeşidinde susam bulunmamaktadır. Özellikle öğle saatlerinde şelaleye gelen kişiler için ara öğün olarak tercih edebilecekleri bir seçenektir. Simidin üzerine kıyma, tereyağı, kemik suyu ve sarımsaklı yoğurt konulmaktadır. - Çekme Helva: Helvanın ismi yapım aşamasından gelmektedir. Sabah kahvaltılarında insanların tercih edebilecekleri yiyeceklerden biridir. Bunun yanı sıra yemeklerden sonra kendine tatlı bir şeyler arayan kişiler de çekme helvanın lezzetine bakmalıdır. - İnebolu Simidi: İnebolu Simidi'nde susam bulunmamaktadır. Şelaleye sabah saatlerinde gelen kişiler güne başlamadan önce kahvaltılarında bu simidi deneyebilir. Ayrıca bölgede bulunan fırınlardan da simidi bulmak oldukça kolaydır. - Kastamonu Pastırması: Bölgede yer alan restoranlarda sipariş edilen yemeklerin içinde de bulunan pastırmanın tadına bakılmadan Kastamonu'dan gidilmemesi tavsiye edilmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1028-kleopatra-plaji-tanitimi.html", "text": "Milattan Önce 69 30 yılları arasında yaşamış olan ve Antik Mısır'ın son Helenistik kraliçesi Kleopatra'dan adını alan Kleopatra Plajı hakkında pek çok efsane vardır. Alanya ve çevresini Roma Generali Antony, Mısır Kraliçesi Kleopatra'ya hediye etmiş. Bu dönemde de her gün banyo yapmak üzere Kleopatra, bugünkü Kleopatra Plajı'na inermiş. O zamanlar kaleden direkt olarak plaja inan bir de tünel bulunuyormuş. yoktur. Herkes dilediği zamanda Kleopatra Plajı'na ücretsiz bir şekilde giriş yapabilir. Kısacası bu berrak denizin, ipeksi kumların ve pırıl pırıl güneşin tadını ücretsiz çıkarabilirsiniz. Ancak günlük şezlong ve şemsiye kiralamak isterseniz yaklaşık 20 30 TL arasında bir ücret ödemeniz gerekebilir. açısından oldukça çeşitli alternatifler sunan bir bölge. Ultra lüks her şey dahil otellerden daha mütevazı bütçelilere hitap eden pansiyon ve butik otellere kadar geniş yelpazede konaklama imkanı sunan Kleopatra Plajı, kampseverlerin de ilgisini çekiyor. de çeşitli erken rezervasyon fırsatları sunuyor. araştırması yapacak olursanız da konaklama yapacağınız dönemden en az 1 2 ay kadar öncesinden planlama yapmanızda fayda var. Suyunun berraklığı ile bir gelenin bir daha hiç ayrılmak istemediği Kleopatra Plajı'nda deniz gözlüğü ile yüzerseniz, kendinizi canlı bir akvaryumun içindeymiş gibi hissedebilirsiniz. Derine dalmadan sadece deniz gözlüğü ile denizin dibini görebileceğinizi de hatırlatalım. Antalya'ya ola ki temmuz veya ağustos ayında gitmek gibi bir eylemde bulundunuz, o halde ihtiyacınız olan tek şey serin, şöyle püfür püfür esen bir yerde yemek yemek. Alanya merkezden biraz uzakta Gedevet Yaylası'nda konumlanan Park Orman Restaurant, hem istediğiniz o mükemmel doğa manzarasını hem de birbirinden güzel lezzetleri bir arada sunacak! Yaz akşamına yakışır, iskeleyi de yanı başınıza alarak mükellef bir sofrada akşam yemeği yemek kim istemez ki?! Alanya İskele Caddesi üzerinde yer alan Kaptan's Güverte Restaurant'a gitmeden Çarşı Mahallesi'ndeki dükkanlardan alışveriş de yapabilirsiniz. Çam sakızlı patlıcan beğendi yatağında levrek fileto veya pırasa sosu ile marine edilmiş ızgara somon balığı, mekanın en popüler spesiyalleri arasında bulunuyor. Alanya Kuyularönü Sokak'ta yer alan Club Hollywood yaklaşık 1500 1800 kişilik kapasitesi ile Alanya'nın en büyük gece kulüpleri arasında gösteriliyor. DJ performanslarından ünlü şarkıcıların konserlerine ve egzotik kokteyllerine kadar herkesten tam not alan Club Hollywood her gün 21.00 03.00 saatleri arasında misafirlerini ağırlıyor. Türkiye'nin hemen hemen her noktasından Antalya Alanya varışlı otobüsleri kullanarak Kleopatra Plajı'na ulaşım sağlamanız mümkün. Bir diğer seçenek de hangi şehirde olursanız olun, özel aracınız ile Antalya Alanya'ya ulaşmak olacaktır. - İstanbul Alanya: 830 km (12 saat) - Ankara Alanya: 525 km (6,5 saat) - İzmir Alanya: 596 km (7 saat 44 dakika) - Antalya Alanya: 133 km (1 saat 44 dakika) - Antalya Havalimanı Alanya: 125 km (1 saat 53 dakika)"} {"url": "https://www.gezipedia.net/1029-otolyeyi-kesfedin-oto-yedek-parca-arama-sureci-kabusunuz-olmasin.html", "text": "ihtiyacınız durumunda kafanızı kurcalayan sorular olacaktır. Özellikle yedek parçaları nadir bulunan bir aracınız var ise, işler sizin için biraz daha karmaşık bir hal alabilir. Otolye. com, oto yedek parça ihtiyacınızın doğduğu her anda sizin yanınızdadır. Araç modelinize göre sınıflandırılmış kategorilerden, ihtiyacınız olan parçaya sahip olan ve size en yakın konumdaki satıcılara ulaşabilirsiniz. Otomobillerde bulunan her parçanın yedek parçası mevcut olup değiştirilebilir. Periyodik bakımlarda sık sık değiştirilen yedek parçalar olduğu gibi, kaza ve büyük arızalar sonucu nadir değişen oto yedek parçalar da vardır. Ayrıca sadece görünümü iyileştirmek adına kullanılan, aksesuar olarak nitelendirilen yedek parçalar da vardır. Hava filtresi, yağ filtresi, lastikler, ön tampon ve arka tampon, motor parçaları, aydınlatma ürünleri, egzoz ucu sık değiştirilen yedek parçalardandır. Döşemeler, rüzgarlıklar, direksiyon simidi, radyo ünitesi gibi parçalar ise aksesuar yedek parçalarıdır. Araçları hissedilir bir arıza olmadan da oto bakım servislerine götürmek ve araçları sürüş esnasında tabiri caizse dinlemek çok önemli olup, bize bazı sorunlar hakkında ipucu verebilir. Örneğin, frene bastığınızda ıslık sesine benzer bir sesin ortaya çıkması balataların değişmesi gerektiğine dair bir işaret olabilir. - Alacağınız yedek parçanın orijinal yedek parça olması oldukça önemsemeniz gereken bir konu. Bu nedenle güvenilir satıcılarla irtibata geçmenizde fayda var. - Parçanın satıcı tarafından garanti kapsamı altında olduğuna emin olmalısınız. - Parçanın aracınız ile uyumlu olup olmadığını mutlaka uzman birine danışmalısınız. - Aksesuar olarak alacağınız ya da zevkinize göre değiştireceğiniz parçaların aracın performansına ve güvenliğinize olumsuz etki etmeyeceğinden emin olmalısınız. Aklınızda oluşacak tüm bu sorulara cevap verecek deneyimli, oto yedek parça tedarikçisi bulmanız Otolye ile çok kolay. Otolye'de aracınızın modeline göre kategorize edilmiş yüzlerce yedek parçayı kolaylıkla bulabilir, size en yakın satıcılarla anında arayarak iletişime geçebilir ya da canlı chat yapabilirsiniz. - Otolye, yüzlerce satıcıyı çatısı altında barındıran online bir sanayi sitesi. Bu sayede aracınızın modeline göre ihtiyacınız olan oto yedek parçaya ulaşmanız ve hangi satıcıların bu hizmeti size sağlayabileceğini görmeniz çok kolay. - Uzaklara gitmeden size en yakın satıcıyı bulabilir ve aynı parça için diğer satıcılarla fiyat karşılaştırması yapabilirsiniz. - Otolye size pazarlık yapma imkanı da sunar. - Otolye üzerinden yapacağınız oto yedek parça siparişleri size, araştırmanız daha kolay ve kısa sürdüğü için hem zaman hem de para tasarrufu katkısı sağlar. - Müşteriler, satıcıların sayfalarında bulunan yorumlar bölümünde, satıcıları değerlendirip puanladıkları için objektif müşteri yorumlarına ulaşabilirsiniz ve sizden önce hizmet almış kişilerin deneyimlerini okuyabilirsiniz. - İhtiyacınız olan ürünü belirtip, satıcıların size fiyat teklifi vermesini sağlayabilirsiniz. - Memnun kalmadığınız, aracınıza uygun olmadığını düşündüğünüz yedek parçaları iade ve değişim garantisi altında satın alırsınız. - Satın aldığınız yedek parçalar, adresinize teslim edildiği gibi isterseniz seçmiş olduğunuz servise de teslimat sağlanabilir. Oto yedek parça arayışınız sürecinde fazladan zaman harcamamak, en uygun yedek parça fiyatlarına ulaşmak, herhangi bir sorununuz olduğunda anında çözüm bulacağınızın garantisi altında bir alışveriş yapmak istiyorsanız Otolye. com'u ziyaret edebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/103-osmaniyede-gezilecek-yerler.html", "text": "Osmaniye'ye yolunuz düştüğünde mutlaka Osmaniye'de görülmesi gereken yerler hakkında önceden bilgi birikimine sahip olmanızda fayda var. Yeni bir yeri keşfetmeye çıktığınızda o yerin en çok tarihi yapılarını, doğal güzelliklerini ve mutfağını merak edersiniz. Bizlerde bu yazımızda sizler için hepsini topladık. Eğer planınız uzun bir süre Osmaniye'de kalmak ise mutlaka her ilçesini gezmelisiniz. Çünkü ilçelerinde yer alan tarihi ve doğal güzelliklerini görmeniz gerekir. Bu noktada ilk olarak Kadirli ilçesinden başlayabilirsiniz. Aynı zamanda Osmaniye'nin en büyük ilçesi konumundadır. Kadirli'ye gittiğinizde Tırmıl Höyüğünü mutlaka ziyaret ediniz. Bu höyük şehrin eski yaşantısını sizlere aksettirecek kalıntılara sahiptir. Ardından Ala Camiyi mutlaka ziyaret etmelisiniz. Cami Roma, Bizans ve Türk dönemlerinin izlerini taşımaktadır. dir. Düziçi Osmaniye'ye 32 kilometre uzaklıkta yer almaktadır. 'ne yer vermelisiniz. Neo-Hitit döneminden kalıntılar taşıdığından dolayı burayı ziyaret etme fırsatını mutlaka yakalayın. Hitit ve Fenike yazıları olan rölyefler ve tabletleri sergilenmekte olan bu açık hava müzesinde Kral Asitawada'nın yazlık sarayına ait olan kalıntıları da görmeniz mümkün. Dünya üzerinde Hitit yazıları ilk kez burada okunmuştur. Özellikle turistlerin ilgisini çeken bir alandır. Özellikle yaz aylarında ziyaretçileriyle buluşmaktadır. Bu müze Osmaniye'ye 30 kilometre, Kadirli'ye ise 22 kilometre uzaklıktadır. Karatepe Aslantaş Milli Parkı sizlere Akdeniz'in eşsiz manzarasını sunmakta ve Akdeniz'in tabiat güzelliğini de gözler önüne sermektedir. Karatepe Aslantaş Milli Parkı da Kadirli ilçesinde yer almaktadır. İlçeye 22 kilometre uzaklıktadır ve Kızyusuflu Köyünün içerisinde yer almaktadır. Oldukça zengin bir bitki örtüsüne sahip olan bu milli park, 7891,5 hektarlık bir alan üzerine kurulmuştur. 1958 senesinde koruma altına alınmıştır ve kamp, dağ yürüyüşü ve piknik için oldukça ideal bir alandır. Bu milli parkı hem şehir halkı hem de çevre illerdeki halk özellikler yaz aylarında gelmekte ve parkın keyfini çıkartmaktadırlar. Osmaniye'ye gelen turistlerin de önemli keşif alanlarından biridir. Kastabala Antik Kenti de osmaniyede görülmesi gereken yerler arasından bir diğeridir. İl merkezine uzaklığı 12 km olan bu kent, Ceyhan Nehrinin kuzeybatısında yer alan kıvrımın içinde, Bahçeköy ve Kesmeburun arasında bulunan ovada yer alan kaya çıkıntısı üzerinde bulunan Bodrum Kalesi ismini taşıyan 13. yydan kalan bir kale yükseltisidir. nın atası olarak bilinir ve burada aynı zamanda pamuk, buğday, zeytin, mısır ve soya üretimi de yaygındır. Peki, Osmaniye'nin neyi meşhur? İşte Osmaniye'ye özgü en meşhur yemekler; Yaprak sarması, bazlama, etli kömbe, lahana sarması, kaburga dolması, dolma, zorkun tava, teleme, sıkma, tavuk dondurma, tirşik, kete, maluta, yüksük çorbası, ıspanak kavurma, kabak çiçeği dolması, el turşusu, pirpirim çorbası, toğga, tutmaç, söğürme, ekşili kömeç, süllüm, yoğurt tatlısı, dövmeli yoğurtlu çorba, bayram kömbesi, tarhana çorbası, halka tatlı, bici bici, yağlı ballı, bal kabağı tatlısı Osmaniye'ye özgü yemeklerin başında gelmektedir. Osmaniye'ye gittiğiniz bu zengin mutfağından mutlaka çeşitli yemekleri denemelisiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1030-kaputas-plaji-tanitimi.html", "text": ", turkuaz renkli ve eşsiz manzarası ile her göreni kendine hayran bırakıyor. Antalya'nın en güzel plajları arasında bulunan Kaputaş Plajı'nın genel özellikleri, tarihi geçmişi, giriş ücreti, nerede ve nasıl gidilir gibi konuları merak ediyorsanız, yazının devamını okuyabilirsiniz. aslında tipik bir kanyon ağzı plajıdır. Her yıl yüz binlerce yerli ve yabancı turistin akınına uğrayan Kaputaş Plajı turkuaz rengi suları ile muhteşem manzaralara davetiye çıkarıyor. Sakin bir konumda bulunan plaj tamamen kum ve çakıldan oluşmakla birlikte 8 10 metre sonra derinleşen deniziyle de dikkat çekiyor. Çevresinde çok sayıda irili ufaklı mağaranın da olduğu Kaputaş Plajı'na gelenlerin ilk uğradığı yer ise şüphesiz Mavi Mağara oluyor. temiz olması ve diğer özellikleri taşımasıyla da Mavi Bayrak sahibi bir plajdır. Çok önceden fok balıklarının yaşadığı Mavi Mağara'ya gitmek isterseniz eğer tekneleri kullanmanız gerektiğini hatırlatalım. Suyun renginin turkuaza dönmesinin başlıca sebebi de deniz altında kaynayan doğal kaynak suları ile açıklanabilir. SİT alanı ilan edilmesi nedeniyle de oldukça bakir kalan bölgede dilediğinizce deniz, kum, güneş üçlüsünün tadını çıkarabilirsiniz. olmamakla birlikte duş, tuvalet gibi temel ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz halka açık alanların olduğunu da söyleyebiliriz. gibi bir sorunuz varsa belli bir noktaya kadar kara yolu, o noktadan sonra ise yayan gitmeniz gerektiğini söyleyebiliriz. Tam tamına 187 basamaklı merdivenleri geçtikten sonra ulaşabileceğiniz Kaputaş Plajı'na Antalya'nın farklı noktalarından tur tekneleri ile de gelmeniz muhtemel. 'den ise 1 saatlik bir kara yolculuğu ile Kaputaş Plajı'na varabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1031-panorama-1453-tarih-muzesi.html", "text": "bu fetihten izler taşıyor ve ziyaretçilerini çeşitli panoramik resim çalışmaları eşliğinde o günlere götürüyor. İlk defa bakanlar optik alışkanlıkların değişmesiyle kısa süre bir şok yaşasa da bir süre sonra eşsiz bir manzaranın içinde kendilerini buluyorlar. oldukça fazla. Müze, Türkiye'nin ilk panoramik müzesi konumunda bulunuyor. Müzedeki panoramik resim çalışmaları için 8 sanatçı 2005 yılında çalışmalara başlamış, 2008 yılında bitirmişlerdir. Bu resimlerde toplam 10.000 figür çizimi yer almaktadır. Müzedeki panoramik resme ilk bakıldığında eserin gerçek boyutları kavranamıyor. Bu, resmin boyutlarını kavramayı sağlayacak referanslar, başlangıç ve bitiş dayanak noktalarının bulunmamasından kaynaklanıyor. Kapalı bir mekanda olunmasına karşın, ziyaretçilere 3 boyutlu bir dış mekana çıkılmış hissi veriyor. Aslında dünyanın farklı yerlerinde 360 derece panoramik resimlerin dairesel biçimde sergilendiği pek çok alan var. Fakat Panorama 1453 Müzesi'nin bunlardan farkı, gökyüzünün de bu resme dahil edilmiş olmasından kaynaklanıyor. Müzede gökyüzüyle birlikte yarım kürenin tamamı üç boyutlu olarak sergileniyor. Bu yönüyle Panorama 1453 Müzesi dünyanın ilk tam panoramik müzesi unvanını elinde taşıyor. Müzede panoramik resim, 38 metre çaplı bir yarım küre üzerinde bulunuyor. Yarım kürenin iç yüzeyini kaplayan resim, 2.350 metrekare. Resim ile ziyaretçi platformu arasındaki üç boyutlu nesnelerin yer aldığı platform 650 metrekare. Ziyaretçileri binlerce askerin tekbir sesleri ve mehter marşı kuşatıyor. Resimlerin yapımında kullanılan pigment mürekkep, 100 yılı aşkın süre hiç eskimeden kalabilecek özellikte bulunuyor. - Tam bilet: 10 TL, - Öğretmen, öğrenci ve Askeri Personel: 5 TL, - Yabancı Ziyaretçi: 20 TL. Müze girişinde ücret ödemesi için nakit TL kabul ediliyor. Döviz ile ödeme henüz kabul edilmiyor. Müze kart sahibi olanlar giriş için kartlarını kullanabiliyor. 08:00-17:00 arasıdır. Her gün bu saatler içerisinde müzeyi ziyaret edebilirsiniz. Haftanın her günü açık olduğu için özellikle şehir dışından gelenler diledikleri zaman ziyaret edebilirler. diyen merak edenler için müze, Topkapı Kültür Parkı içerisinde bulunuyor. Müzenin inşa edildiği yer rastgele seçilmemiştir. Çünkü geçmişte Trakya Otogarının bulunduğu alandadır ve burası, fetihte askerlerin şehre ilk girdiği noktalara şahitlik eden bir konumdadır. Müzenin durduğu yerden baktığınızda sol tarafta Edirnekapı Surları, sağ tarafta Silivrikapı Surları görülüyor. Dolayısıyla fethe şahitlik eden bu mekanları da üç beş adımlık mesafede ziyaret edebiliyorsunuz. Ordugah kurulan alanlarda o tarihi havayı teneffüs edebiliyorsunuz. Topkapı Kültür Parkı içerisinde dinlenebiliyor, eğlenebiliyorsunuz. sorusunun cevabını iki şekilde verebiliriz. Müzeye hem metrobüsle hem de tramvayla ulaşabilirsiniz. Metrobüsle gitmek isteyenler Topkapı durağında indikten sonra tarihi surlar yönüne doğru üst geçidi geçtikten sonra Topkapı Kültür Parkı'na gelirler. Parkın içinde kısa bir yürüyüşün ardından da Panorama 1453 Müzesi'ne ulaşabilirler. Tramvay ile gitmek isteyenler Kabataş-Bağcılar Tramvay Hattı'nı kullanarak Topkapı Durağında inebilirler. Parkın içinden de Panorama 1453 Müzesine ulaşabilirler."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1032-miniaturk-muzesi-tanitimi.html", "text": "'da yaşayan ailelerin hafta sonu tatillerinde, gerekse şehre gezmek amacıyla gelen yerli ve yabancı turistlerin gezi planlarında yer alan bir aktivitedir. Anadolu ve yakın coğrafyada mimari ve tarihi özellikleri bulunan eserleri minyatür bir yapıda ziyaretçilere sergileyen Miniatürk'te, yapıların tamamı aslına uygun minyatürlerden oluşmaktadır. Alışveriş, eğlence ve dinlenme alanlarıyla çok yönlü kullanıma sunulan alan, yılın 365 günü ziyaretçilere açık tutuluyor. Dünyanın en geniş alanına kurulmuş açık hava müzesi ve parkı olma unvanını da elinde bulundurulan Miniatürk'te 1/25 ölçüsünde küçültülmüş bulunan 135 tarihi eser yer alıyor. Miniatürk, binlerce yıllık bir tarihi sürece sahip olan Türkiye'nin birbirinden ilginç tasarımlarla yapılmış bulunan eserlerinin sergilendiği bir Açıkhava müzesi olarak hizmet veriyor. Dünyanın en geniş açık hava müzesi olarak da tanınan Miniatürk'te eserler, - İstanbul Eserleri - Anadolu Eserleri - Yurtdışı Eserler olarak 3 farklı guruba ayrılmış bulunuyor. İstanbul eserleri arasında, Taksim Cumhuriyet Anıtı, Aya İrini Kilisesi, Mısır Dikilitaşı, Topkapı Sarayı, Sultanahmet Camii, Ayasofya, Dolmabahçe Sarayı, Çırağan Sarayı, Beylerbeyi Sarayı, 15 Temmuz Şehitler Köprüsü, Hıdiv kasrı, Kız Kulesi, Süleymaniye Camii, Anadolu Hisarı gibi tarihi eserler yer alıyor. Anadolu eserleri bölümünde ise, Hacı Bektaş-ı Veli Türbesi, Atatürk Barajı, Pamukkale, Peri Bacaları, Veysel Karani Türbe ve Camisi, Ertuğrul Gazi Türbesi, Bursa Yeşil Türbe, Adana Taş Köprü, Mersin Kız Kalesi, Hacı Bayram Camii, Augustus Tapınağı, İzmit Saat Kulesi, Mevlana Türbesi gibi yüzlerce farklı eser yer alıyor. Yurt dışı eserler kategorisinde sergilenen eserler arasında ise, Ecyad Kalesi, Kubbetü's Sahra, Atatürk'ün Evi ve Mostar köprüsü gibi eserler yer alıyor. Miniatürk'te eserler hakkında bilgilendirme konusunda da Türkiye'de ilk kez kullanılan bir sistem mevcut bulunuyor. Ziyaretçiler yanında bulundukları eserle ilgili tüm bilgileri sesli rehberlik sistemi sayesinde alabiliyor. Ayrıca ziyaretçiler telefonlarına indirebilecekleri bir uygulama sayesinde eserler hakkında gerekli bilgileri sesli anlatımla dinleyebiliyor. İstanbul'un Beyoğlu ilçesine bağlı bulunan Sütlüce semti, Miniatürk'e ev sahipliği yapıyor. İstanbul'un birçok semtinden direk ulaşımla varılabilen alana metrobüs ile Halıcıoğlu durağında inerek 41 ST numaralı otobüse veya dolmuşa binilerek ulaşım sağlanabiliyor. Ayrıca, - Sultanahmet- Dolmabahçe: TB 1 - Taksim: 36 T Belediye Otobüsü - Eminönü: 47, 47Ç, 47E, 47N Belediye Otobüsü - Mecidiyeköy ve Şişli'den ise 54 HŞ Belediye Otobüsüne binerek ulaşılabiliyor. Miniatürk, hafta içi çoğunlukla ülkenin tarihi yapılarına yönelik öğrenci ziyaretlerine ev sahipliği yaparken, hafta sonları da aileleriyle gezmek isteyen ziyaretçileri ağırlıyor. Yılın tamamında açık bulunan Miniatürk, Örnektepe mahallesi, İmrahor Caddesi No: 7 Beyoğlu/İstanbul adresinde bulunuyor. Gezi alanı, - Açılış: 09.00 - Kapanış: 18.00 saatleri arasında hizmete açık tutuluyor. Tam Bilet Giriş Ücreti: 10 TL şeklinde fiyatlandırılmış bulunuyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1033-sakip-sabanci-muzesi.html", "text": "zengin hat ve resim koleksiyonu ile sanatseverlerin ilgi odağıdır. Müzenin ana binası olan Atlı Köşk 1927 yılında Mısır'lı Prens Mehmed Ali Hasan tarafından yaptırılmıştır. İtalyan mimar Edouard De Nari tarafından yapılan villa uzun yıllar bu ailenin yazlık evi olarak kullanıldıktan sonra 1951 yılında Hacı Ömer Sabancı tarafından satın alınmış ve Sabancı ailesinin konutu olmuştur. Köşkün geniş bahçesinde bulunan ve tarihi değere sahip olan at heykelleri getirildikten sonra villa Atlı Köşk olarak anılmaya başlanmıştır. Bina 1966 yılında Sakıp Sabancı'nın daimi konutu olmuştur ve içerisinde ünlü iş adamına ait çok zengin hat ve resim koleksiyonları ile hat malzemeleri koleksiyonu bulunmaktadır. 1998 yılında içerisinde bulunan tüm eşyalar ve koleksiyonlar ile Sabancı Üniversitesi'ne bağışlanan binaya modern galeriler eklenmiştir. Köşkün giriş katında bulunan 3 oda Sabancı ailesinin yaşadığı dönemlerde kullandığı mobilyalar ve 18. / 19. yüzyıl dekoratif sanat eserleri ile birlikte olduğu gibi korunarak sergilenmektedir. Köşkün üst katında oluşturulan salonlarda ise Osmanlı dönemine ait kitap ve hat sanatı örnekleri bulunmaktadır. Sakıp Sabancı Müzesi'nin bahçesi de en az içi kadar renkli ve görülmeye değerdir. Eşsiz bir boğaz manzarasına sahip olan geniş bahçede nadir görülen bitki türleri dahil olmak üzere 115 çeşit farklı bitki bulunmaktadır. 2002 yılında ziyarete açılan müze 2005 yılında yapılan düzenlemeler ve eklenen galeriler ile teknik olarak uluslararası standartlara ulaşmıştır. Günümüzde Sakıp Sabancı Müzesi hem bünyesinde bulunan zengin hat ve resim arşivi hem de düzenlenen uluslararası geçici sergiler, çocuk ve yetişkinler için eğitim programları, konferanslar, seminerler ile çok yönlü bir müze olarak işleyişine devam etmektedir. 'nun hemen altında boğaza nazır bir konumdadır. Müzeye deniz yolu ile ve otobüs ile gitmek mümkündür. - Yetişkin kişi başı ücret: 40 TL - İndirimli ve Çocuk kişi başı ücret: 25 TL - Aylık: 70 TL - Sergiler boyunca çok girişli ücreti: 100 TL Müze; 14 yaş altı çocuklar ve bir refakatçi, engelliler ve bir refakatçi, basın mensupları ile Sabancı Üniversitesi akademik ve idari personeli için ücretsiz giriş hakkı sağlamaktadır. Ayrıca ICOM, MMKD, The Cultivist, The Sotheby's Preffered Card, Larry's List kart sahipleri de ücretsiz giriş iznine sahiptir. İndirimli giriş hakkı olan kişiler ise; öğretmenler, 14 yaş üzeri öğrenciler, 60 yaş üzeri kişiler, Müzekartplus sahipleri, Sakıp Sabancı Müzesi Dostu kart sahipleridir. Sakıp Sabancı Müzesi Pazartesi günleri kapalıdır. Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma, Cumartesi, Pazar günleri sabah saat 10.00 ile akşam saat 18.00 arasında ziyaretçi kabul etmektedir. Ramazan ve Kurban bayramlarının ilk günü ile 1 Ocak tarihlerinde kapalıdır. Deniz yolu ile ulaşım sağlamak isteyen ziyaretçiler Emirgan iskelesine; İstinye, Kandilli, Anadoluhisarı, Kanlıca, Çengelköy, Bebek, Arnavutköy iskelelerinden ulaşabilirler. Müzeden yürüyerek İstinye Bayırı kavşağına ulaşılabilmektedir. Buradan Mecidiyeköy ulaşımı için otobüs, 4. Levent metro istasyonuna ulaşım için ise minibüs bulunmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1034-alanya-kalesi-tanitimi.html", "text": "bir yarım ada üzerinde denizden 250 metre yükseklikte inşa edilmiştir. Korunaklı yapısı ile pek çok medeniyete ev sahipliği yapan kale Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı gibi büyük devletler tarafından kullanılmıştır. bugünkü görünümünü Alaeddin Keykubat döneminde yapılan imar çalışmaları sonrasında almıştır. Yine bu dönemde aşağıda liman kısımında bulunan Kızılkule ve Tersane yapıları kaleye eklenmiştir. Liman bölümünde bulunan ve yine kalenin bir parçası olan Tophane de görülmesi gereken bir başka anıtsal yapıdır. ; İçkale, Ehmedek ve Dışkale olmak üzere üç bölümden oluşmaktadır. Kale bölümleri arasında yer alan Osmanlı mimarisi ile şekillenmiş tarihi evler ve sokaklar arasında gezerek dönemin mimari özellikleri hakkında bilgi almak mümkündür. Dışkale'de; surlar ve Tophane Burçları, Tersane, Esat Kule gibi burç ve kuleler yer alır. Ehmedek'de; Süleymaniye Camisi, Akşebe Camisi ve türbesi, bedesten ve köşkler yer almaktadır. mimari yapısı ve duruşu ile Alanya'nın simgesi haline gelmiş eşsiz özelliklerde bir yapıdır. Kale içerisinde bazı kesimlerde bulunan yerleşim yerlerinde halk yaşamaya devam etmektedir. Ahşap ve kagir evlerin önünde bulunan el dokuma tezgahlarında ipek ve pamuklu kumaşlar dokunarak satılmaktadır. Kale sokaklarında meyve ağaçlarına rastlamak mümkündür. iline bağlı Alanya ilçesinde bulunmaktadır. Kale üzerinde bulunduğu yarımada ile Alanya'nın simgesi haline gelmiştir. Alanya bağlı olduğu Antalya şehir merkezinden 140 kilometre uzaklıktadır. Antalya- Alanya arasında dolmuş ve otobüs seferleri sıklıkla yapılmaktadır. Antalya havaalanı ve Alanya arası ise 125 kilometredir. Buradan uçak firmalarının servisleri, taksi ve belediye otobüsleri ile Alanya merkezine gitmek mümkündür. Alanya Kalesi Alanya merkezine 40 dakikalık yürüme mesafesinde bulunmaktadır. Kaleye ulaşım özel araç, taksi, belediye otobüsü ve dolmuşlarla yapılabilmektedir. Bir bilet ile aynı gün içerisinde olmak koşulu ile Ehmedek Kalesi de gezilebilmektedir. Liman bölümünde bulunan Kızılkule için ayrı giriş ücreti alınmaktadır. Müzekart sahibi ziyaretçiler için yılda 2 kere ücretsiz giriş hakkı sağlanmıştır. Alanya Kalesi'ne girişler Pazartesi günleri kapalıdır. Gişe kış dönemine saat: 17.00, yazın saat: 16.00 da kapanmaktadır. Antalya merkezinden Alanya ilçe otobüsleri ya da dolmuşları ile Alanya'ya gelebilirsiniz. İlçe içerisinde Kale yazan dolmuşlarla kale girişinde inmeniz mümkündür. Belediye otobüsü kullanmak isterseniz 4 numaralı otobüs ile Surboyu-Tophane durağında inebilirsiniz. Durak kale girişinin yaklaşık 780 metre uzağında 11 dakikalık yürüme mesafesinde bulunmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1035-limni-golu-tanitimi.html", "text": "ve çevresi 720 dekarlık bir alana sahip olup A tipi mesire alanı olarak sınıflandırılmış bir tabiat parkıdır. 2025 rakımlı krater gölünün çevresinde sarıçam, ardıç, köknar, ladin ağaçları ve böğürtlen, mor ve sarı çiçekli orman gülleri bulunmaktadır. Zigana Dağı'nın eteklerinde bulunan göl ve çevresi biyolojik çeşitlilik bakımından oldukça zengindir, pek çok endemik tür görülebilmektedir. pek çok hayvana da ev sahipliği yapan bir alandır. Ayı, kurt, çakal, yaban domuzu, yılan, kertenkele, Anadolu yer sincabı, Anadolu kör faresi, porsuk, sıçan, kaya sansarı bunlardan sadece birkaçıdır. orman ve vadi manzarası, göl ve çevresindeki bitki örtüsü ile eşsiz peyzaj güzellikleri sergilemektedir. Kış mevsiminde soğuk havanın etkisi ile donan göl yüzeyi ve yağan karlarla beyaza bürünen ağaçlar oldukça güzel ve doyumsuz bir manzara oluşturmaktadır. Yazın ise açan çiçekler ve yemyeşil ağaçların göl üzerindeki yansımaları ile bir başka eşsiz manzara ile karşılaşılmaktadır. Alanda bulunan seyir terası ile tüm bu güzelliklerin hepsini bir arada görebilmek mümkün hale getirilmiştir. doğa yürüyüşü, piknik, kış sporları, çim kayağı, fotoğrafçılık, bisiklet turları, yayla gezileri ve diğer ekoturizm faaliyetleri için tercih edilebilecek eşsiz yerlerdendir. Park tüm bu özellikleri ile yerli ve yabancı pek çok turistin dikkatini çekmektedir. Gölün bulunduğu alanın tabiat parkı ilan edilmesinden sonra göle ulaşım için kullanılacak yollar düzenlenmiş ve sosyal tesisler eklenmiştir. Çocuk parkı, tuvaletler, kamelyalar eklenen göl çevresine ayrıca ziyaretçilerin günlük ihtiyaçlarını karşılayacakları tesisler kurulmuştur. Yürüyüş yapmak isteyen ziyaretçiler için hazırlanan patika yollar, içme ve kullanma suyunun bulunması buraya gelen ziyaretçiler için büyük kolaylık sağlamaktadır. Göl ve çevresinde çadır ve karavan kampı haricinde konaklamak için kır evleri de kullanılabilmektedir. il merkezine yaklaşık 45 kilometre uzaklıktadır, Torul ilçe merkezine ise 20 kilometre mesafededir. Zigana köyü ile arasında 5,5 kilometrelik bir yol vardır. il merkezine uzaklığı ise 65 kilometredir. Zigana Geçidi'ne giden Trabzon - Gümüşhane anayolunun yaklaşık 10 kilometre uzağında yer almaktadır. Göle giden yol tamamen asfalttır. Zigana Kayak Merkezi'ne giden yol da göle ulaşmak için kullanılabilir. Zigana kayak Merkezi'ni takip eden yoldan 7 kilometre sonra göle ulaşım sağlanır. Göle ulaşım için herhangi bir toplu taşıma aracı bulunmamaktadır. Tur firmalarının düzenlediği paket turlarla ulaşım sağlanabilir. 'nın sabah 08.00 de açılmaktadır. Kapanış saati akşam 18.00 olarak belirtilmiştir ancak daha geç saatlere kadar alanda gezilebilmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1038-antalya-akvaryum-tanitimi.html", "text": "yapısı içerisinde 40 adet farklı temalı akvaryum ve 3 metre genişlikte, 131 metre uzunlukta olan dünyanın en büyük tünel akvaryumu bulunmaktadır. ve çevresindeki denizlerde yaşayan canlılar incelenebilir. Dünya nehirleri bölümünde; Nil Nehri, Amazon Nehri ve Asya kıtasındaki diğer nehirlerde bulunan su canlıları hakkına bilgi verilmekte ve bu canlıları görme imkanı sunulmaktadır. içerisinde bulunan şelale, bitki akvaryumu ile müren ve domuz balıklarının bulunduğu akvaryumlar dikkat çekici diğer bölümlerdir. içerisinde yerleştirilmiş olan Tropik Resif içerisinde canlı mercanlar, palyaço balıkları, denizatları, aslan balıkları, ahtapotlar ve dev müren balıkları izlenebilmektedir. Bu bölümün sağ tarafında mersin balıkları incelenebilir. Tematik bölümde en son kısımda köpekbalığı tankı bulunmaktadır. Yüzlerce köpekbalığının bulunduğu akvaryumda beslenme saatleri ziyaretçiler tarafından izlenebilmektedir. Dünyanın en büyük tünel akvaryumu olan kısımda ziyaretçilerin karşısına ilk olarak birebir boyutta yapılmış bir uçak batığı çıkmaktadır. Tünelin ilk bölümünde resif yaşamından örnekler sunulmaktadır ve bu bölüm bir su altı mağarasına bağlanmaktadır. Buradaki izleme penceresinden ana tank içerisindeki canlılar yakından incelenebilir. Tünelin ikinci bölümü Batık Şehir Atlantis ve Akdeniz temalıdır. Burada bulunan canlıların görülmesinin ardından bir korsan gemisi batığının bulunduğu tanka geçilmektedir. Burada amfi tiyatro düzeninde dekore edilmiş oturma alanında dinlenirken korsan batığı etrafında dolaşan köpekbalıklarının izlenmesi mümkündür. ziyaret edilirken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta fotoğraf çekimine flaş kullanmamaktır. Bu canlılarda geçici körlük yaparak kendilerine zarar verme riskini doğurmaktadır. Akvaryuma gelen ziyaretçiler dokunma havuzu ve şelale bölümünde bulunan balıkları besleyebilmektedirler. Akvaryumda bulunan Kar Dünyası ve Buz Müzesi gerçek kar yağdırılarak yapılmış kapalı kar alanlarıdır. Teras katında bulunan Face 2 Face Wax Museum dünya tarihinde iz bırakmış ünlülerin silikon enjeksiyon yöntemi ile yapılmış detaylı yüz örneklerinin sergilendiği bölümdür. WildPark bölümü içerisinde yağmur ormanlarından ve dünyanın diğer yerlerinden getirilen yılan, örümcek, kurbağa, akrep, bukalemun, timsah, kertenkele gibi zehirli veya zehirsiz pek çok canlının bulunduğu teraryumlar görülebilir. sahilinin doğu köşesindedir, plaja 70 kilometre uzaklıktadır. Akdeniz Kent Parkı içerisinde bulunmaktadır. Haftanın her günü ve resmi tatillerde dahil olmak üzere tüm yıl boyunca açıktır. Otobüsle gitmek isteyen ziyaretçiler 104, KC06, VC57, VC59, VF66A numaralı otobüsleri kullanabilirler. Akvaryuma en yakın duraklar 10535 Akdeniz Bulvarı, 10023, 10160 Migros duraklarıdır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1039-antalya-aqualand-amp-dolphinland.html", "text": "Antalya'nın en büyük su parkı olma özelliğine sahip olan tesis, 1996 yılından beri hizmet vermektedir. Beyaz balina ve sevimli yunusların yaptığı muhteşem gösteriler ve sevimli fokların havuz şovlarıyla büyüleyici dakikalar yaşatan Aqualand Dolphinland, Antalyayı ziyaret eden herkesin mutlaka görmesi gereken yerler listesinde ilk sıralarda yer almalıdır. Su parkını ziyarete gelen misafirlere keyifli vakit geçirten, birbirinden güzel kaydıraklarıyla çocukların vazgeçilmezleri arasında bulunan Aqualand, yemyeşil tabiat manzaralarının arasında kuruludur. Adrenalin tutkunlarını mest eden kaydırakları, pırıl pırıl havuzları ve kavurucu yaz sıcağını unutturan serin sularıyla muhteşem bir tesis olan Aqualand, farklı eğlence aktiviteleriyle tüm beklentileri en üst düzeyde karşılıyor. Gününü eğlenceli aktivitelerle geçirmek isteyen yerli ve yabancı turistlere eğlenceyi doyasıya yaşatan tesiste, hem büyükler hem de küçüklere özel muhteşem havuzlar yer alıyor. Farklı seviyelerdeki su kaydıraklarıyla zaman geçirebilen aileler, eğlenceye ara verdiklerinde tesise ait dinlenme alanlarında ihtiyaçlarını giderebiliyor. Lezzetli yiyecek menülerine sahip restoran ve kafeye sahip olan Aqualand Dolphinland, çocuklara hayvan sevgisini yaşatmak anlamında da önemli bir iş başarmış bulunuyor. Dolphinland, özellikle sevimli yunuslar ve fokların yaptığı gösterilerle izleyenleri şaşkına çeviriyor. İsteyen aileler ve çocuklar yunus gösterisi sonrasında belli bir ücret karşılığında yunuslarla yüzerek muhteşem bir hatıraya sahip olabiliyor. Yunuslarla birlikte yüzmek isteyenler, ekstra ödeme yaparak bu aktivite için internet üzerinden veya girişte görevlilere bildirim yaparak talepte bulunabiliyor. Antalya Muratpaşa ilçesinde tabiatın yeşillikleri arasında kurulu bulunan Aqualand Dolphinland, ilçenin Meltem Mahallesinde faaliyet gösteriyor. Yüzüncü yıl caddesinden LC07 numaralı otobüslere binilerek tesise kısa sürede ulaşım sağlanabiliyor. plajının hemen arkasındaki bölgede bulunan tesise Dumlupınar Bulvarı üzerinden de erişim sağlanabiliyor. Antalya dışından gelecek ola ziyaretçiler de gerek havayolu, gerekse karayolu üzerinden önce Antalya'ya sonra da Muratpaşa ilçesine düzenlenmiş olan toplu taşıma araçlarıyla ulaşım sağlayabiliyor. Aqualand Dolphinland her yıl 17 Nisanda sezonu açarak yaz boyu aralıksız olarak hizmet vermeye devam ediyor. Tesis 08:00 20:00 saatleri arasında açık bulunuyor. Aqualand Dolphinland farklı aktivitelerin yapılabilmesine olanak sağlayan bir yapıda hizmet vermeyi sürdürüyor. Online alımlarda geçerli olan bu fiyatlar, giriş biletinin kapıda alınması halinde 5 TL daha artıyor. Yunuslarla birlikte 5 dakika süreyle yüzmek isteyenlerin talepleri de yunus gösterisi sonrasında 550 TL ücret ödemek koşuluyla yerine getiriliyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/104-tokatta-gezilecek-yerler.html", "text": "hakkında araştırmamız sonucu sizler için tarihi yerleri ve doğal güzellikleri listeledik. Sizlerde merak ediyorsanız yazımızı okumaya devam ediniz. Keşfedilmemiş bir tarihe sahip olan Tokat'ta yolculuğunuz merkezde yer alan bu antik kale ile başlar. Yüksek bir tepenin üzerinde ilk merkezinde yer alır. Kalenin kimler tarafından ve hangi dönemde yapıldığına dair kesin bir bilgi yoktur. Yalnızca 5. Veya 6. Yüzyıldan kaldığı tahmin edilmektedir. Tokat'ın Soğukpınar Mahallesi'nde yer alan bu Mevlevihane, Sülün Muslu Paşa tarafından 17. Yüzyılda inşa edilmiştir. Mimari açıdan oldukça gösterişli olan bu Mevlevihane Bey Sokağında yer alır. Hatta Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesinde bu yapıdan bile bahsedilmiştir. 3000 metrekarelik bir alanı kaplamaktadır. Zemini, girişi ve üst katı bulunur. , hakkında çok fazla bilgi bulunmamasına rağmen günümüze kadar bozulmadan gelebilmiş ve Tokat'ın en önemli tarihi yapıları arasındaki yerini almıştır. Çanakçı ve Maduru dereleri arasında kalan bu kale, Tokat Kalesi gibi yüksek bir tepe üzerine kurulmuştur. Ne zaman inşa edildiğine dair kesin bir bilgi yoktur. Bizans, Danişmentli ve Selçuklu dönemlerinde kaleye eklemeler yapıldığı bilinmektedir. Zile Kalesi'ne gittiğiniz Zile Ovası'na hakim olan mükemmel bir kale ile karşılaşacağınızı bilmelisiniz. Aynı zamanda bu kale hakkında çeşitli kitabelerde bilgiler bulunmaktadır. Kale M. S I. Yüzyılda inşa edilmiştir. Ertena Bey Alaeddin Bey döneminde 1336 senesinde onarım yapıldığı sırada ise yeni eklemeler yapıldığını kitabelerden öğrenilmiştir. Sezar'ın tarihte Zile'ye gelerek ''Veni vidi vici'' dediği yerde Zile Kalesi'dir. Tokat'ın doğal güzelliğinden yararlanabileceğiniz Almus Baraj Gölü tokatta gezilecek yerler arasında yer alır ve su sporları ve piknik aktiviteler için oldukça elverişli ve etkili noktadır. Özellikle yaz ve bahar aylarında çevre illerden çok fazla halk buraya gelerek gün boyu piknikler yapmaktadır. Mesire alanıdır. Gölün çevresi hem flora bakımından hem de fauna bakımından oldukça zengindir. Güvercin, ceylan, tilki, dağ keçisi, sansar, domuz, ayı, bıldırcın, üveyik, karatavuklara ev sahipliği yapan bu böğe aynı zamanda yeşili ile de dikkatleri üzerinde çekmektedir; meşe, çam, ıhlamur, kayın, sedir ağaçları vb. , şehirde yaşamakta olan halk tarafından pek bilinmese de, özellikle şehir dışından gelenlerin tokatta görülmesi gereken yerler arasına eklediği yerlerden biridir. Çok fazla zengin kalıntılara sahiptir. Bu kaplıcalar Sulusaray ilçesine 3 kilometrelik bir uzaklıkta bulunur. Yöre halkı ve çevresinde bulunan diğer ilçelerden insanların oldukça fazla ziyaret ettiği noktalardan biridir. Ilıcak Köyü'nde yer alan bu kaplıcalar, hem Karadeniz hem de İç Anadolu iklimi sahiptir. , cevizli bat, bütün çorba, pehli, güveçte Tokat sarma, Tokat tatlısı, bacaklı çorba, yavan dolması, madımak, bat, erikliyavan sarma, saç çökeleklisi, Tokat kebabı, Keşkek, Leylek giliği, Erik çiri, kabak kavurması, Tokat mantısı, bakla sarması, Tokat dolması, Tokat böreği vb. meşhur yemekleri bulunur. Aynı zamanda Tokat'ın düğünlerinde mutlaka Tokat Sarması havası oynanmaktadır. Herkesi eğlendirmeyi başaran bu oyunun belirli kaligrafileri bulunur. Çevre illerdeki düğünlerde de bu hava oynanır. başlıklı konularımızı da ziyaret etmenizi öneririz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1040-en-iyi-motosiklet-lastiklerini-internetten-alin.html", "text": "oluyor. Güvenli bir sürüş yapmak ve aynı zamanda motosikletin performansından maksimum düzeyde istifade etmek isteyen motosiklet sahipleri sadece en iyi lastik çeşitleri arasından tercih yapıyor. Kaliteli, güvenilir ve uzun kullanım ömrü sunabilen motosiklet lastiklerine ulaşmak iste artık çok kolay! İnternetten online olarak en iyi motosiklet lastiklerini detaylı bir şekilde mercek altına almak ve aynı zamanda düşük fiyatlarla alışveriş yapmak mümkün olabiliyor. Üstelik taban genişliği, jant çapı ya da kesit oranı gibi seçenekler arasından kullandığı motosiklete uygun olanlar belirlenebiliyor ve sadece belirli bir ürün listesinin karşınıza çıkması da mümkün olabiliyor. Hatta marka seçimi yapmayı bile sağlayabilen Birlasshop internet sitesi motosiklet tutkunlarının en çok tercih ettiği platformlardan biri haline geldi. Sadece belirli bir kalitenin üzerinde olan ürün çeşitlerini kullanıma sunuyor olması motosiklet sürücülerinin dikkatinden kaçmıyor. Aynı zamanda yıl boyunca fiyatlar belirli bir seviyede tutuluyor ve beraberinde cazip ödeme kolaylıkları da tanınıyor. Tüm bunlar motosiklet sahiplerinin ekonomik bir alışveriş eşliğinde lastik ihtiyaçlarını karşılamalarına olanak tanıyor. En İyi Motosiklet Lastiklerine Daha Fazla Ödemeyin! internet sitesi üzerinden düşük fiyatlarla satın almak mümkün olabiliyor. Bu arada internet sitesinde yılın çeşitli dönemlerinde yüksek oranlarda indirimler uygulandığını da bilmeyenler için aktaralım. İndirimli ürünleri satın alarak motosiklet lastikleri için ayırdığınız bütçeden hatırı sayılır oranda bir tasarruf elde edebilirsiniz. Ancak indirim fırsatları çok sayıda kişinin dikkatinden kaçmadığı için acele etmeli ve bir an önce ürün seçenekleri azalmadan sipariş işleminizi gerçekleştirebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1041-bursa-hayvanat-bahcesi.html", "text": "Ziyaretçilerine hayvanları yakından görme imkanı sağlayan hayvanat bahçesinde yaklaşık 130 farklı türde, sayıları 1500 kadar olan hayvan yaşamaktadır. Hayvanların yaşam kalitelerine ve beslenmelerine oldukça dikkat edilen parkta doğa ve hayvan sevgisinin aşılanması, çevre bilincinin geliştirilmesi hedeflenmiştir. içerisinde sürüngenler, balıklar, kuşlar ve memeli hayvan türlerinden örnekleri görebilmek mümkündür. Parkın giriş bölümündeki gölette kuğu, kaz, kaplumbağa ve ördekler görülebilir. Sırasıyla Pers leoparı, Afrika aslanı, sülün kuşları, lemur ve Habeş maymunları barınakları ziyaret edilebilir. Afrika Savana bölümünde ise zebra, beyaz leylek, turna ve Afrika devekuşları görülmektedir. Zürafa, fok, penguen, emu, tek hörgüçlü deve, lama barınakları bu bölümden sonra görülebilecek diğer barınaklardır. içerisinde pek çok kuş türü de barınmaktadır. Renkleri ve çıkardıkları cıvıltılarla, değişik seslerle ziyaretçilerin oldukça ilgisini çeken akbaba, kartal, puhu gibi yırtıcı kuşlar ve papağan türleri, mavi yüzlü bal yiyen kuş, filamingo, ördek türleri, pelikan, Çin kazı gibi değişik kuşlar barınağın diğer sakinlerindendir. Çocuk hayvanat bahçesi içerisinde bulunan keçi, koyun ve sığır türleri, İngiliz atı, pony atı, tavşan türleri, cüce eşekle, hindi ve tavuklar küçük ziyaretçilerin oldukla ilgisini çekmektedir. Türk Köyü içerisinde yer alan bu alanda ayrıca çeşitli etkinlikler de yapılmaktadır. Avrupa'nın en özel hayvanat bahçelerinden birisidir. Park içerisinde çocuklar için oyun parkları, çocuk hayvanat bahçesi, eğitim sınıfları yetişkinler için de ayrıca kafeteryalar ve sosyal tesisler bulunmaktadır. Ayrıca hayvan mutfağı, idari binalar ve bir hayvan kliniği yer almaktadır. - 13 yaşından küçük çocuklar yanlarında büyükleri olmadan parka alınmazlar. - Girişlerde güvenlik sebebi ile çanta kontrolü yapılır. - Bisiklet, kaykay, top, paten, balon gibi eşyalar ve oyuncaklar içeri alınmaz. - Evcil hayvan girişi kabul edilmez. - Çim alanlarda piknik yapılmaz. - Barınaklara girmeye çalışmak, çitler üzerinde oturmak yasaktır. - Hayvanlara yemek vermek, dokunmak yasak ve tehlikelidir. - Flaş kullanarak fotoğraf çekimi ve çöplerin yerlere atılması yasaktır. - Hava durumu ya da onarım, bakım çalışmaları sebebi ile bazı hayvanlar görülemeyebilir. Bunlar gibi genel kurallara uymayan ve kendisine, hayvanlara ya da diğer ziyaretçilere zarar verebilecek davranışlar sergileyen ziyaretçiler park dışına çıkarılacaktır ve ücret iadesi yapılmayacaktır. Bursa ilinin Osmangazi ilçesi, Soğanlı Mahallesinde yer almaktadır. şehir merkezinden 15, 15/E, 35/A numaralı otobüsler kullanılarak park gişesi önüne kadar gelinebilir. Minibüs kullanmak isteyen ziyaretçiler Soğanlı-Botanik Park dolmuşlarını kullanarak çok yakın bir mesafede inebilirler. Şehrin batı bölümünden gelecek ziyaretçiler terminal otobüsleri ile parka yürüme mesafesinde olan durakta inebilirler. Parka girişler eğitim öğretim dönemlerinde öğretmenleri ile birlikte gelen öğrenci grupları için ücretsizdir. Bilet satışı kapanıştan 1 saat önce sona ermektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1042-bursa-soganli-botanik-parki.html", "text": "bitkisel araştırmalar ve bilimsel çalışmaların da yapıldığı bir dinlenme alanıdır. Kente oksijen sağlanması, yeşil ve doğal alanların geliştirilerek korumaya alınması amacı ile oluşturulmuş olan park birinci dereceden sit alanı ilan edilmiştir. toplamda 400 dönümlük bir arazi üzerine kurulmuştur. Park içerisinde değişik bitkilerin bulunduğu farklı bahçeler mevcuttur. Bu bahçeler; kaya, renk, kokulu bitkiler, şekilli bitkiler, Japon, Fransız, İngiliz ve gül bahçeleri olarak sınıflandırılmıştır. Bu bahçelerin her biri farklı iklim koşullarına ve temalara göre sınıflandırılmıştır. içerisinde 27 farklı çeşitte sayıları 6000 civarında olan gül bitkileri, 150 değişik türde yaklaşık 8000 ağaç, 76 türde çalı ve dam koruğu, çim, mayası otu, kokulu ballıca, kedi nanesi gibi 20 farklı çeşitte örtücü bitki bulunmaktadır. Park yerli ve yabancı araştırmacıların da sıklıkla uğrayarak çalışmalar yaptıkları bir alandır. sadece bitkilerin gözlemlendiği bir alan olarak değil sosyal tesisleri ile ziyaretçiler tarafından çok farklı amaçlarla da kullanılabilme fırsatı sunmaktadır. Bünyesindeki 12 kilometrelik yürüyüş ve 2.5 kilometrelik koşu yolları, spor alanları ve spor aletleri ile ziyaretçilerine spor yapabilme imkanı sunmaktadır. Bisiklet parkurları ve otomobil pisti yanı sıra çocuk oyun alanları, masa tenisi alanları ve su oyunları havuzu ile park içerisinde her ilgi alanına hitap eden değişik aktiviteler yapılabilmektedir. Park içerisinde bulunan bisiklet evinden bisiklet kiralamak mümkündür. kurulurken her kesimden insana doğayı ve bitkileri, hayvanları sevdirebilmek, bunları korumayı aşılamak amacı ile hareket edilmiştir. Park kurucularının hedefi gelecek nesillerin doğayı ve çevreyi koruma hassasiyetine sahip olarak yetişmelerini sağlamaktır. doğa fotoğrafçılığı yapmak isteyen ziyaretçileri için de oldukça güzel kareler yakalama fırsatı sunar. Ailenin tüm fertlerinin kendi ilgi alanlarına yönelik etkinlikler yapabileceği parkta çiçeklerin ve bitkilerin kokuları eşliğinde temiz havaya doymak mümkündür. Ziyaretçilerine yılın her mevsiminde farklı güzelliklerde, farklı renklere bürünmüş halde, doyumsuz görüntüler sergileyen park ülkemizde görülmesi gereken önemli mekanlardandır. batı yakın çevre yolu üzerinde yer alan parka gitmek için 35A, 15,15E numaralı otobüsler kullanılabilir. Bisiklet kiralamak isteyen ziyaretçiler için bisiklet kiralama ücreti ise bir saatlik 10 TL olarak belirlenmiştir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1043-datca-kargi-koyu.html", "text": "Datça merkezine yaklaşık 3 km mesafede bulunan cennet köşesi turizm alanlarından biridir. Etrafını çeviren dağların oluşturduğu kartpostallık görüntülerle muhteşem bir görselliğe sahip olan kargı koyu, dağların rüzgarları kesmesi sebebiyle sürekli ılıman bir mevsime ve dalgasız bir deniz yapısına sahiptir. Datça kargı koyu, merkeze yakın bir konumda olması sebebiyle özellikle yaz aylarında oldukça fazla sayıda ziyaretçiye ev sahipliği yapmaktadır. Doğal güzelliğiyle mutlaka görülmesi gereken yerler listesinde bulunması gereken koy, kış mevsiminde oldukça sakin. Doğa yürüyüşleri için mükemmel bir seçenek olan bölgede plajlar da oldukça hareketli. Mandalya mevkinde bulunan plaj rüzgarın etkisinin en az hissedildiği alan olması sebebiyle en çok ziyaretçi çeken plajlardan biri olma özelliği taşıyor. Yeşille mavinin birleşerek muhteşem manzaralar oluşturduğu Kargı Koyunun hemen her yerinden denize girilebiliyor. Koya gelmeden önceki tepelik alanda kurulu bulunan restoran veya sahildeki Cafe-Bar tarzı işletmelerde dinlenmek veya yiyecek içecek temin etmek mümkün. Ayrıca, denize girmek isteyenler için sahilde bol miktarda soyunma kabini bulunuyor. iline bağlı Datça ilçesinin İskele Mahallesi sınırları içerisinde bulunmaktadır. Yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktalarından biri olan bölge, muhteşem deniz ve dağ manzaraları ve tertemiz deniziyle muhteşem bir alternatif tatil rotasıdır. Ege bölgesinin en muhteşem koylarından biri olan kargı koyu, Datça ilçesine sadece 3 km uzaklıktadır. Merkeze yakınlığı sebebiyle oldukça kolay ulaşım sağlanmaktadır. Yürüyerek yarım saat içerisinde ulaşım sağlanabilen koya servis araçlarından yararlanarak da 5 dakika gibi kısa bir süre içerisinde ulaşım sağlamak mümkündür. 'e gitmek durumundadır. Marmaris'ten her saat başı düzenlenen otobüs seferleriyle Datça'ya oradan da Kargı Koyuna ulaşabilirsiniz. Kargı koyu nerede ve nasıl ulaşılır konusuna açıklık getirdikten sonra biraz da koy çevresinde neler olduğundan bahsedelim. , Datça'nın diğer birçok koyunda olduğu gibi hemen her yerinden denize girmeye uygun bir yapıya sahip. Dileyenin dilediği yerden denize girebildiği, sahilde güneşlenebildiği koyun bir diğer özelliği de, tatlı su ile tuzlu suyun buluştuğu ve birbirine karışmadığı bir yer olmasıdır. Sahile giriş kısmında bulunan okaliptüs ağaçlarından yayılan muhteşem kokular arasında benzeşir deneyimler yaşamayı mümkün kılan bölgenin yakınlarında bulunan birçok farklı koya tekne turlarıyla ulaşarak farklı güzelliklere tanık olabilirsiniz. Bir yandan muhteşem bir plaj, deniz, kum ve güneşin keyfini yaşarken bir yandan da olağanüstü tabiat manzaraları, mis gibi kokan meyve ağaçları arasında günlük doğa yürüyüşleriyle zaman geçirebilirsiniz. Bozulmamış doğası ve yeşille mavinin buluşmasıyla ortaya çıkan kartpostal manzaralarının resimlerini çekebilir, ölümsüz birer hatıra edinerek arşivleyebilirsiniz. Deniz ve ormanın iç içe olduğu nadir yerlerden biri olan Kargı koyu, mutlaka görülmesi gereken yerler listesinde ilk sıralarda yer alması gereken bir yerdir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1044-bodrumda-denize-girilecek-en-iyi-10-yer.html", "text": "bu koylar üzerinde kıyı şeridi boyunca dağılmıştır. arasında Bodrum'un kendisinden bile ünlü olduğunu söyleyebileceğimiz bu plajda hem denize girmek hem de kültür ve sanat etkinliklerine katılıp tarihin derinliklerine dalıp çıkmak mümkündür. Yel değirmenleri ve süngercilik halkın eski geçim kaynaklarındandır halen sürdürülmektedir fakat turizmin gelişmesi ile eskisi kadar yoğun olarak yapılmamaktadır. da bulunan Panormus Kaya Mezarları ziyareti de tatilinize ayrı bir renk katacaktır. Rüzgar sörfü yapmak için oldukça uygun olan deniz kıyısında pek çok paralı 'beach club' bulunsa da halk plajı da faaliyetlerine devam etmektedir. Kendine ait marinası bulunan ve çevresinde çok sayıda restoran ve kafelerin olduğu plaja ulaşmak için Bodrum merkezinden kalkan dolmuşlar kullanılabilir. Bodrum'un kuzeyinde merkezden yaklaşık 8 kilometre uzaklıktadır. Diğer tatil beldelerinden daha küçük olsa da 7 adet Mavi Bayraklı plajı bulunmaktadır. Nezih bir ortamda kuş sesleri ve muhteşem bir doğa manzarası eşliğinde denize girmek isteyenlerin mutlaka tercih etmeleri gereken Torba Koyu korunaklı bir bölgede olduğu için rüzgarlardan fazla etkilenmiyor ve denizi yıl boyunca dalgasız oluyor. Deniz tabanı ve sahil taşlıktır, deniz bazı yerlerde birden derinleşir bu nedenle yüzmeyi yeni öğrenenlerin ve çocuklu ailelerin burada dikkatli olması önemlidir. Bodrum merkezinden buraya minibüs seferleri yapılmaktadır, sahile ve koya girişler ücretsizdir. denilince ilk akla gelen şeylerdir. Plaja ulaşmak için Bodrum merkezinden minibüsler kullanılabilir. ünlü Venedik Kalesi'ne de ev sahipliği yapmaktadır. Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesinde de bahsettiği bu güzel koy aynı zamanda 1. derece sit alanı ilan edilmiştir. Koy içerisinde sadece bir işletme bulunmaktadır ve giriş ücretlidir bu nedenle fazla kalabalık değildir ve koruma altında olduğu için doğal güzelliği bozulmamıştır. plajı ve deniz tabanı kumludur, deniz suyu ise serindir ve kademeli olarak derinleşir. 'nda deniz suyu ılıktır ve su kıyıdan açıldıkça derinleşir. Sahil ve deniz tabanı kumla kaplıdır ancak yer yer yosunlar görülebilir. dır. Çok kalabalık olmayan plajın sahili ve denizi tamamen kumdur. Yol kenarında bulunan birkaç işletme haricinde işletme olmadığı için buraya giderken tedarikli gitmek gereklidir. Plajda giyinme kabini ve tuvalet bulunmuyor ancak ücretsiz olmasına rağmen çok kalabalık olmaması ve suyun güzelliği bunları unutturacak niteliktedir. Bu güzel plaj Turgutreis ve Gümüşlük arasında kalan koyda bulunuyor. sığ bir denize sahip. Koy çevresinde bulunan işletmelerin ücretleri de turistlere göre belirlenmiş. Develer haricinde kumsalda açan zambaklar da sahile ayrı bir hava katmaktadır. 'de kadınlar halıcılık, erkekler balıkçılık yaparak geçimlerini sağlamaktadır. Ünlü Milas halıları burada dokunmaktadır. Yörede doğal sebze ve meyveler, taze balıklar yemeniz mümkün. Bu eşsiz güzellikteki koylara Bodrum merkezinden gelen minibüslerle ulaşım sağlayabilirsiniz. adını ünlü Osmanlı amirali Turgut Reis'ten almıştır. Burada doğan başarılı amiral ve beylerbeyi yöre halkının çoğunluğu gibi gemici olmuş ve adım adım yükselmiştir. Toplamda 15 adet mavi bayrak ödüllü plajı olan belde rüzgar sörfü ve yelken sporları için oldukça uygun bir denize sahiptir. Batıdan gelen rüzgarlara açık olduğu için dalgalı bir denizi olsa da kumsalları ve denizi oldukça temizdir. Buraya ulaşım Bodrum merkezden gelen otobüs ve minibüslerle mümkünüdür, ayrıca kendi otogarı bulunmaktadır. çok kalabalık değildir ve doğası burada çok fazla işletme olmaması sebebi ile bozulmamıştır. Karadan ulaşımı biraz zor olan koy tekne ve yatların uğrak noktasıdır. Burada çok tesis bulunmaması nedeni ile işletilmekte olan butik oteller oldukça pahalıdır. Adının hakkını verecek güzellikte olan koy Göltürkbükü ile Torba koyu arasında bulunmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1045-afrika-kitasinin-en-buyuk-10-ulkesi.html", "text": "Afrika, dünyanın ikinci en büyük kıtası ve dünyanın dört bir yanından gelen turistleri memnun eden sayısız cazibe merkezine ev sahipliği yapıyor. Muhteşem Sahra Çölü'nden Kongo'nun yağmur ormanlarına kadar Afrika, hem doğa harikaları hem de kültürel çeşitlilik bakımından zengin. Etiyopya, Afrika'daki en eski bağımsız ülkedir ve dünyadaki en eski ülkeleri arasındadır. Ülkede birçok farklı cazibe noktası bulunur. Etiyopya, en eski fosilleşmiş insan iskeletinin keşfedildiği yer ve aynı zamanda kahve üreten ilk ülke. Aynı zamanda, kendi alfabesi olan tek ülke ve bir yılı 13 ay olarak baz alan tek ülke. Etiyopyalı çocukların aşiret dilleriyle birlikte ülkenin resmi dili olan Amharca'yı öğrenmeleri gerekir. Buna ek olarak 12 yaş ve üstü çocuklara dersler yalnızca İngilizce olarak verildiği için İngilizce de öğrenmeleri gerekir. Etiyopya'da Arapça da yaygın olarak konuşulur. 'nın güney ucundaki konumu, ülkeyi geçmişte Avrupa'dan gelen gezginler için kolay bir karaya çıkış noktası haline getirdi ve bu da bugün eklektik kültürel karışımla sonuçlandı. Zengin bir kültürel ortama ek olarak, Güney Afrika, dünyanın uzaydan görünen en büyük kraterine sahiptir. Ayrıca yine burada dünyanın en büyük balık göçleri gözle görülebilir. Güney Afrika'da dokuz il ve üç farklı başkent var. Cape Town yasal başkenti, Pretorio idari başkenti ve Bloemfontein adli başkenttir. Resmi olarak Mali Cumhuriyeti olarak bilinen bu ülkenin kuzey bölgesi görkemli Sahra Çölü'ne uzanıyor. Ülke Afrika kıtasında üçüncü en büyük altın üreticisi ve önemli bir tuz ihracatçısı. Konumu, yüzyıllar boyunca ticaret yapmak için mükemmeldi, Timbuktu'da birçok kervan durur ve halkla etkileşime girerdi. Timbuktu, Mali'yi meşhur eden bu kervanlar için önemli bir durak olmaya devam ediyor. Djenne şehri, \"dünyanın en büyük kerpiç binası\" olarak tanımlanan Ulu Cami'ye sahiptir. Bu etkileyici yapı 1204 yılında inşa edilmiştir ve kare bir şekle sahiptir. Bu ülkenin başkentinde yalnızca beş milyon insan yaşamaktadır ve Atlantik kıyısındaki güzel şehir hızla bir metropol haline getirmektedir. Portekizli kaşif Diogo Cao, 1484 yılında bölgeye ulaştı ve Portekiz kültürünün uzun süredir devam eden etkisi bu sayede başladı. Bu kültürel etki, günümüzde, ülkeyi tanımlayan eşsiz atmosferi yaratmak için Angola'nın yerli kültürüyle harmanlanmış şekilde devam ediyor. Savaşın parçaladığı bir geçmişe rağmen, Angola, ticaret ve çeşitli doğal mineral ihracatı yoluyla Afrika'nın en zengin ülkelerinden biri olmayı başardı. Angola, rasta saç modelinin doğum yeridir. Özellikle Angola kadınları, rastalarının bozulmaması için koyu sarı çamur, tereyağı, şifalı otlar ve hatta sığır gübresi çeşitlerini kullanır. Resmi adı Nijer Cumhuriyeti olarak bilinen bu ülke Mali'nin doğusunda yer almaktadır. Güzel Nijer Nehri ülke ile aynı adı taşır. Suları, düşük silt içeriğinin bir sonucu olarak, Nil Nehri'nden daha temizdir. Nijer en sıcak ülkelerden biri olarak bilinir ve aşırı yüksek sıcaklardan dolayı \"Dünyanın Kızartma Tavası\" olarak adlandırılmıştır. Yılın en sıcak ayı, sıcaklıkların genellikle 45 ila 50 derece arasında değiştiği Mayıs ayıdır. Nijer, Dromedary veya Arap devesinin vatanıdır. Bu hayvanlar şiddetli sıcaklıklara ve beklenmeyen yağmurlara iyi adapte olmuş, yiyecek ve su bulmak zor olduğunda, enerjisini sırtına depoladığı hörgüçten alır. Çad Cumhuriyeti adını, komşu ülkelerdeki milyonlarca insana su sağlayan Çad Gölü'nden almıştır. \"Çad\" adı yerel kökenli ve kelimenin tam anlamıyla \"büyük su kütlesi\" anlamına geliyor. Çad'da 120'den fazla dil ve lehçe konuşulurken, Arapça ve Fransızca resmi dillerdir. Çad'ın yerleşimi nispeten çeşitlidir ve üç ayrı bölgeye ayrılabilir. Sahel Kuşağı ülkenin güney kesiminde yer alır ve geniş bir tropik otlak kuşak ile tanımlanır. Yukarıda ünlü Sahra Çölü ve her ikisinin de güneyinde Sudan Ovası bulunuyor. Bu üç farklı habitat arasında, çok çeşitli fauna ve flora gelişmekte. Çad ve Nijer'in kuzeyinde ve Mısır'ın batısında, nefes kesen Sahra Çölü'nün % 90'ını sınırlarında barındıran bir ülke olan Libya bulunuyor. Libya'nın geçmişi, ülkenin 1951'de bağımsızlığını ilan etmeden önce İslam ve İtalya'ya karşı mücadeleleri de içeren çatışmalarla doludur. Sivil huzursuzluk bu gün de devam etmekte ve turistlere Afrika'yı gezerken Libya'dan kaçınmaları konusunda sıkça tavsiyeler verilmektedir. Libya'nın Akdeniz kıyısındaki 1770 kilometrelik kıyı şeridi, Kuzey Afrika'nın en uzun kıyı şeridine sahip olması anlamına geliyor. Ülkenin başkenti ve büyük bir ticaret limanı olan Tripoli, Libya'nın petrol tve maalesef insan ticareti için önemli bir merkezdir. Sudan, Beyaz Nil ve Mavi Nil olarak adlandırılan nehirlerin birleştiği yerdeki başkenti ile Mısır ve Kızıldeniz sınırındadır. Bu ülke, Afrika'daki en büyük piramit sayısına sahip olduğu için ün kazanmıştır. Sudan'da bulunan 200'ün üzerindeki piramit, eski Nubia'yı yöneten Kush Krallığı'nın ölümsüzlüğüne ev sahipliği yapıyor. Meroe piramitleri Sudan'daki en popüler turistik cazibe merkezidir. Bu piramitler, Mısır'daki dünyaca ünlü Giza piramitlerinden daha dar ve daha uzundur ve turistlerin Mısır piramitlerine olan ilgisinden daha az ilgi toplar. Bu güzel antik yapılar 2011 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne girmiştir. Orta Afrika'nın en güneyindeki ülke olan Kongo Demokratik Cumhuriyeti, çok çeşitli araziye ve Bonobo ve Okapi gibi endemik vahşi yaşam türlerine sahiptir. Kongo Nehri'nin ağzı Atlantik Okyanusu'na bağlanır ve suları, yağmurlu mevsimlerde güçlü şekilde akarak çevredeki yağmur ormanlarını besler. Kongo'nun yağmur ormanları, çoğu zaman Afrika'nın \"Pigme\" kabileleri başta olmak üzere birçok yerli kabileye ev sahipliği yapar. Ituri ormanındaki Mbuti kabilesi halkının 1.50 cm boyları civarında olduğu bilinmektedir. Bu avcı-toplayıcılar, komşu köy aileleriyle ticaret yapmak için kullandıkları balın elde edilmesine büyük önem veriyorlar. Cezayir, Afrika'daki en büyük ülkedir. Resmi olarak Demokratik Cezayir Halk Cumhuriyeti olarak bilinen bu ülke, çoğunlukla tamamen ıssız kalan Sahra Çölü'nün kapladığı bölgelerden oluşuyor. Cezayir nüfusunun çoğunluğu, Akdeniz kıyıları boyunca toplam alanın sadece % 12'sinde yer alır. Fosil yakıtlar bu ülkenin ana ihracatı olup, doğal gaz ve petrol tüm ihracatın % 98'ini oluşturmaktadır. Cezayir, Avrupa'nın ana yakıt tedarikçilerinden biridir. Ülke, 1964'ten beri her yaz Olimpiyat Oyunlarında yarışmış ve en az beş altın madalya kazanmıştır. Futbol, yarış, kart ve satranç gibi masa üstü oyunları gibi oyunlar ülkede oldukça popülerdir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1046-hudavendigar-kent-parki.html", "text": "Nilüfer Deresi'nin ıslah edilmesinden sonra, derenin her iki yakasına kurulmuş bir parktır. Bursa'nın en büyük kent parkı olan tesis, toplamda 510.000 m2 genişliğinde bir alan üzerine kurulmuştur. Parkta 4000 civarında farklı renk ve türlerde ağaç bulunmaktadır. Alanda çok sayıda lale ve sümbül çiçekleri de yetiştirilmektedir. Alan içerisine inşa edilmiş olan değişik spor tesisleri bulunmaktadır. Bunlar; 15 adet açık tenis kortu, 2 adet kapalı tenis kortu, ampute futbol sahası, halı saha, mini futbol sahaları, kadınlara özel yüzme havuzu ve kano eğitim merkezidir. kentin en büyük yeşil alanlarından biri olarak tanımlanmaktadır, alan yıl içerisinde pek çok konser, gösteri ve etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır. Şehrin en büyük buluşma noktalarından biri olan park, faaliyete geçtiği günden itibaren pek çok etkinliğin gerçekleştirildiği bir mekan olmuştur. günün her saatinde farklı amaçlar için gelen kişilere amaçlarına uygun etkinlikler yapabilme imkanını sağlamaktadır. Parkın; sabah sporu yapmak için gelen, piknik yapmak isteyen, gezinti ve yürüyüş amaçlı ziyaret eden ya da sadece oturarak manzaranın tadını çıkarmak isteyen her kesimden çok sayıda ziyaretçisi bulunmaktadır. bünyesindeki kafeteryalar, gezinti alanları, spor aletleri, piknik alanları, çocuk oyun alanları gibi olanaklar ile toplumun her kesiminden çok sayıda kişinin tercih ettiği bir yeşil alan olmuştur. Ayrıca parka ulaşım imkanlarının kolay olması ve şehrin içinde yer alması nedeni ile günün her saatinde pek çok ziyaretçi burayı tercih etmektedir. Şehir içerisinde bulunan parka girebilmek için herhangi bir saat aralığını beklemek gerekli değildir. Gece ya da gündüz istenilen saatte park ziyaret edilebilir. Parka giriş çıkış ücreti talep edilmez ancak alan üzerine kurulmuş olan kapalı spor tesislerinin bazıları ücretli olarak hizmet vermektedir. Örneğin bayanlara özel inşa edilmiş olan yüzme havuzu giriş ücreti tam 20 TL, indirimli 15 TL olarak belirlenmiştir. ilçelerinin sınırları içerisinde yer almaktadır. Kapladığı geniş alan nedeni ile bir kısmı Nilüfer ilçesi Odunlu Mahallesi sınırları içerisinde yer alan parka ulaşım belediye otobüsleri ile oldukça kolaydır. 2/E, B/20-A, B/20-C, B/43, B/44-B numaralı otobüsler parkın yakınından geçmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1047-antalya-oyuncak-muzesi.html", "text": "Hem yerli hem de dünyanın dört bir yanından temin edilen oyuncakların sergilendiği müze, Antalyayı ziyaret eden çocuklu ailelerin mutlaka görmesi gereken yerler arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Müzenin kuruluşuna öncülük eden Sunay Akın, İstanbul oyuncak müzesinin de kurucusudur. olarak adlandırılan bölgede bulunmaktadır. Etrafında ailelerin çocuklarıyla birlikte zaman geçirdiği çay bahçeleri ve deniz manzarası bulunan müzede çocukların hayal dünyalarını süsleyen birçok çizgi film kahramanı ve sevimli figürlerin heykelleri yer alıyor. Antalya oyuncak müzesinin en önemli özelliklerinden biri de, tarihi sürecin izlenerek o dönemlere ait oyuncakları özenle bir araya getirilmiş olmasıdır. 1800 ve 1900 yıllarından çocukların oynadıkları birçok farklı ülke oyuncağını bir araya getiren müzede, Nasreddin Hoca, Keloğlan, Temel Reis, Pinokyo ve Peter Pan gibi hayali karakterin heykelini bulunmaktadır. Müzede yıllara göre düzenlenen oyuncaklar ülkelere göre de detaylı bir şekilde sergileniyor. Japonya ve Amerikan yapımı oyuncakların yanı sıra oyuncak sektörünün devi olan Alman oyuncakları da mevcut bulunuyor. Pelüş oyuncaklar, çeşitli hayvan figürleri ve tahtadan yapılmış basit oyuncaklara kadar binlerce oyuncağı bir arada görebilmeyi olanaklı kılan müzede özellikle 1904 yılında kurulup 1930 yıllarına kadar oyuncak üretimi yapan Hausser firmasının ürettiği asker figürleri, kaleler ve toplar görülmeye değer parçalar arasında yer alıyor. Müzeyi ziyaret eden çocuklara yönelik olarak düzenlenen kurs programları da büyük ilgi görüyor. Özellikle çocukların hayal dünyasını geliştirmekte bir hayli etkisi bulunan boyama, kirigami, origami, karikatür atölyeleri ilgi görüyor. Ayrıca tahta oyuncaklar, çubuk kukla eğitimlerine katılım sağlanabiliyor. Aileler bu tür kurslar için web sitelerinden başvuru yaparak kayıt yaptırabiliyor. Kaleiçi bölgesi Muratpaşa ilçesinin merkezi konumundadır. Kaleiçi'ne ulaşmak için Tophane olarak bilinen çay bahçelerinin arasından geçilmesi gerekir. Kaleiçine vardıktan sonra birkaç dakikalık bir yürüyüş sonrasında oyuncak müzesine ulaşılmaktadır. Antalya konum itibarıyla en fazla turist alan bölgedir ve bu sebeple Türkiye'nin birçok ilinden hava, kara ve deniz yoluyla ulaşım imkanı mevcuttur. Antalya ziyareti sırasında oyuncak müzesini görmek isteyenler önce toplu taşıma araçlarıyla Muratpaşa ilçesine, sonra da Kaleiçi mevkine ulaşabilir. Antalya belediyesi tarafından işletilmesi sebebiyle oldukça uygun giriş fiyatlarına sahip olan müzede, keyifli zaman geçiren aileler, çocuklarının farklı figürlerle birlikte fotoğraflarını çekerek güzel bir hatıra sahibi olmalarını sağlamaktadır. Pazartesi günleri kapalı olan oyuncak müzesi, diğer günler 09.00 ile 18.00 saatleri arasında ziyarete açık tutuluyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1048-patara-antik-kenti.html", "text": "beldesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Yapılan araştırma sonuçlarına göre M. Ö 8 yüzyıldan beri var olduğu anlaşılan kent, Likya birliğine başkentlik yapmıştır. Likya dilinde \"Pttara\" olarak anılan antik kent, İskender tarafından kuşatılan şehirler arasında yer almaktadır. MÖ 13 yüzyıla ait olduğu anlaşılan Hitit metinlerinde de geçen şehir, Hitit kaynaklarında \"Patar\" olarak anılmaktadır. Tarihi ve arkeolojik olarak büyük bir öneme sahip bulunan bölge, Ksantos vadisinden denize açılmaya en uygun yer olması sebebiyle egemen olan medeniyetler tarafından kullanılmış ve bu sayede binlerce yıl ayakta kalabilmeyi başarmıştır. , Hristiyan dünyası için de ayrı bir öneme sahip bulunuyor. Hristiyan dünyasında özel bir öneme sahip bulunan ve gerçek adı Saint Nicolas olan Noel Baba'nın Patara antik kendinde doğmuş olması bölgenin önemini daha da artırmaktadır. Patara, Apollon'un önemli bir kehanet merkezi olarak da tarihte önemli bir yere sahiptir. Liman olarak kullanıldığı dönemlerde Anadolu'dan Roma'ya tahıl nakli ve depolama merkezi olarak kullanılan bölge, Bizans döneminde de önemini sürdürmüştür. Patara Antik Kenti stratejik açıdan önemli bir konumda olmasına rağmen, 400 metre genişlik ve 1600 metre derinliğe sahip olan limanın zamanla kumla dolmasıyla önemini yitirmiştir. Gerek teknelerin limana yanaşmakta güçlük çekmesi, gerekse daha stratejik bölgelerin kullanıma dahil edilmesi Patara Antik Kentinin kaybolmasına sebep olmuştur. Gününüzde de tarihi kalıntıların bir bölümü kumlar altında kalsa da, gün yüzüne çıkarılmış kalıntılar başkent olduğu dönemlerdeki ihtişamını anlatmaya yetecek derecede güzeldir. Antik kente görkemli ve çok iyi korunmuş olan Roma zafer takından giriş yapılıyor. Kazılarda elde edilen bulgularda zafer takının M. S 100 yıllarında bölge valisi adına yapıldığı anlaşılıyor. Girişin batı yönünde ise, Nekropolis bulunuyor. Likya tipi lahitlerden oluşan mezarlık alanında dönemin ünlü şahsiyetlerinin mezarlarının bulunduğu sanılıyor. Antik kentin en güney ucunda yer alan ve M. S 147 yılında inşa edildiği düşünülen tiyatro, Vespasian hamamı, Korint Tapınağı, cadde ve liman kalıntıları tarihi kentin diğer kalıntıları arasında yer alıyor. Antalya'ya bağlı Kaş ilçesinin Kalkan belde sınırları içerisinde bulunan Patara antik kenti, Gelemiş köyünden 2 km ilerde yol kenarında bulunuyor. Kalkana 15 km mesafede olan bölgeye D 400 kara yolunu kullanarak kolayca ulaşmak mümkün. - Kaş arasında sefer yapan otobüslerle gelmek de mümkün. Ovaköy mevkinden sonra kalan 3,5 km yolu bir yürüyüşle veya taksi yolculuğu yaparak antik kente ulaşmak da mümkün. Patara Antik Kenti da tek giriş ücreti ile zaman geçirile bilmeye olanak sağlıyor. Kaş ilçesine bilinirliği yüksek bir turizm popülasyonu olması sebebiyle Türkiye'nin hemen her şehrinden otobüs seferleri düzenleniyor. Hava alanı veya otogarlardan araç kiralayarak bölgeye ulaşım sağlamak da tercihler arasında yer alıyor. Kış dönemi ziyaret saatleri: Açılış: 08.30 Kapanış: 17.30 Pazartesi günleri kapalı. Müzekart sahiplerinin ücretsiz giriş yapabildiği Antik kente normal girişlerde 30 TL ücret alınıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1049-antalya-patara-plaji.html", "text": "Gelemiş Köyü sınırları içerinde bulunmaktadır. İsmini içerisinde bulunan Patara Antik Kentinden alan plaj bazı yerlerde 200-300 metre derinliğe ulaşmaktadır. Plajın çok ilgi çeken rengini veren kumları ince ve beyaz renklidir. yaklaşık 18 kilometre uzunluğa sahip bir doğa harikasıdır, sahip olduğu uzunlukla da ülkemizin en uzun plajları arasındadır. Genişliği 280 ile 1500 metre arasında değişen bembeyaz kumsalları ve eşsiz görüntüsü ile Maldivler'i andıran plaj ekolojik tatil kavramının ülkemizde yaygınlaşmasını sağlamıştır. 'nın yaklaşık 1,5 kilometre güneyinde kumlar içerisinde bulunan Patara Antik Kenti ise Likya uygarlığına ait en önemli tarihi eserleri görebileceğiniz, ülkemizin çok değerli sit alanlarından birisidir. Burada nekropolis, antik tiyatro, hamamlar ve bazilikalar bölgenin ve Likya Uygarlığı'nın tarihi hakkında oldukça önemli bilgiler vermektedir. ülkemizde gün batımının en güzel izlendiği yerlerden biridir. 'dan 15 kilometre, Fethiye ilçe merkezinden 81 kilometre, Kaş'tan ise 45 kilometre uzaklıktadır. Patara Antik Kenti içerisinde yer alan plajın günü birlik giriş ücreti kişi başı 24 TL olarak belirtilmiştir. Müzekart sahiplerinin ücretsiz giriş hakkı bulunmaktadır. Plajda bulunan duş ve tuvaletler ücretsiz olarak kullanılabilir. deniz kaplumbağalarına ev sahipliği yaptığı için giriş çıkış saatleri sınırlandırılmıştır. Plaj ziyaret saatleri sabah 08.00 ile akşam 19.00 arasındadır. Saat 20.00 den sonra plaja girmek, kamp yapmak, ateş yakmak gibi caretta kaplumbağalarını ve diğer hayvanları ürkütecek davranışların yapılması yasaktır. Kendi aracı ile gitmek isteyen ziyaretçiler D400 karayolunu kullanarak plaja ulaşabilirler. Ayrıca Fethiye-Kaş ilçeleri arasında seferler yapan otobüsler kullanılarak plaja ulaşılabilir. Bu otobüslerle Ovaköy mevkinde inilir, buradan yaklaşık 3,5 kilometre uzaklıkta bulunan plaja yürüyerek ya da taksi kullanılarak gidilmesi mümkündür."} {"url": "https://www.gezipedia.net/105-mevsimlere-gore-barinaklar.html", "text": "Hava derecesinin sıfır derecenin altında olduğu yerlerde kardan barınak yapmak daha kolaydır. Rüzgar etkisi de düşünüldüğünde bu derece soğuk yerlerde öncelik rüzgardan korunmak olmalıdır. Hava sıcaklığının -10 derecenin altında olduğu herhangi bir yerde insan barınaksız uzun bir süre yaşayamaz. Bundan dolayı ısı yalıtımı iyi olan bir barınak yapmak gerekir. Bu barınaklar karı üst üste yığılarak yapılan kar yığınlarından yapımı birkaç saat süren kar evi-iglo'ya kadar çeşitlilik gösterebilir. İyi yapılmış bir kar barınağı çadırdan daha sıcak ve korumalı olacaktır. Fırtına tarasından yığılan kar daha sağlamlaşmasına neden olacaktır. Bir kar barınağı yapabilmek için kürek ve bir kar testeresi gerekmektedir. Acil bir durumda karı yamaca yığarak ve yamaca gelen kısmından kazıp girişini kardan yapacağımız tuğlalarla kapatarak mağara yapılabilir. Havalandırma için duvarında bir delik açmak yeterli olacaktır. Bu tür kar mağaraları tek kişilik, 2 kişilik ve karın durumuna göre 3-4 kişilik yapılabilir. - Karı yığdıktan sonra 25 cm'den biraz geniş yamaca doğru bir tünel eşilir. - Eşilen tünelin T şeklinde sağı ve solu karı oyarak genişletilir, içerideki karı açılan tünelden tahliye etmek gerekecektir. - Genişletirken üst tavandan içeriye oksijen gelebilmesi için havalandırma açmak gerekecektir. - Açtığımız kapıyı bir çanta ya da bir örtü ile kapatırsak ısı yalıtımı daha iyi olur. - Mağaranın içi keyfe ve kalınacak süreye göre düzenlenebilir, içeride küçük bir mum yakılarak ortam sıcaklığı sağlanılabilir. İglo Eskimo'ların hayatlarını idame ettirmek ve avlanma amaçlı geçici olarak yaşadığı sıkıştırılmış kardan yapılan barınaklarıdır. Kar bloklarının kaydırılarak üst üste birleştirilmesi ile yapılır. Kemer köprüler gibi kar blokları kubbeye kadar kademeli kaydırılarak yapılır ve birbirlerine kuvvetlice bağlanırlar. Yapımı biraz zaman almaktadır fakat uzun süre kullanılır ve konforlu olurlar. Kar bloklarının düzgün kesilip düzleştirmek için bir testere kullanılması gerekir. - İglo yapılacak yerin düz ve kar kesiti alabilecek serlikte kar olması gerekir. Eğer kar yeterince sert değil ise bir kalıp yardımı ile ezilip sertleştirilir. - Kar bloklarının üst üste bindirilip daire şeklinde dizilir ve bloklar yukarı doğru daraltılarak kubbe örülür. - Kubbenin tepesindeki son kar bloğu biraz büyükçe olmalıdır ki aşağıya doğru basınçı artırıp taşıyıcılığı artırsın. - Giriş bölümü biraz zeminden derinde ve alçak sürünme ile girilebilir olmalıdır ki içeriye kar, fırtına ile girmesin. - Havalandırma delikleri ince bir ağaç dalı ile açılmalıdır. İsteğe bağlı içerisi kar ile sıvanabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1051-evinikiralacom-ile-hayalinizdeki-villayi-kiralayin.html", "text": "Kiralık yazlık villa kiralama hizmeti ile hem özgürce hem de her anın tadına varacağınız bir tatil hayal değil. Otellerin karmaşasından uzak, sadece size ait olan yazlık villalar sayesinde hayatın koşturmacasına tatlı ve hoş bir mola vererek şehrin hengamesinden uzağa kaçabilirsiniz. Üstelik, kiralık villa konusunda tecrübeli ve işinin ehli kişilerin rehberliğinde, Evini Kirala aracılığıyla istediğiniz villayı, sezon başı, sonu ya da ortası fark etmeksizin bulabilirsiniz. Yazlık villa kiralama konusunda, bu işe yıllarını vermiş Evini Kirala ailesi düşlediğiniz evi ve tatili sizlere sunmaya hazırlanıyor. 2018 yılında Türkiye'de iç ve dış turizme hizmet etmek için kurulan firma, 2018 öncesinde Avrupa ülkelerinde faaliyet göstermekteydi. 2018 sonrasında, Türkiye'nin henüz el değmemiş koylarında, kasabalarında bulunan villa tipi tatil evlerini turistler ile buluşturarak yepyeni bir tatil modelini gündeme getirmişlerdir. Sakin ama aynı zamanda merkezi, oldukça rahat ama aynı zamanda gizliliğin esas alındığı bu tatil modelinde, kişilerin isteğine göre pek çok kiralık villa tipi bulunmaktadır. Balayı villalarının, unutulmaz bir ilk ay geçirmek isteyen çiftlerin ilk tercihi olduğu hatta villa kiralamanın en çok tercih edilen tatil modellerinden birisi haline geldiği bilinmektedir. Bu tür villalar ile yazlık balayı tatili yapmak, pek çok avantaja sahiptir. En önemli getiri, otelin sürekli ve rahatsız edici gürültüsünden uzak, kalabalık sahillerden uzak ama otelin dilediğiniz her imkanına sahip olarak bir tatil geçirmenizdir. Ayrıca balayı süitleri ne kadar büyük olursa olsun bir villa rahatlığı sunmaları söz konusu dahi olamaz. güvencesi ile farklı tatil seçeneklerine göz atabilirsiniz. Son zamanlarda oldukça sevilen ve Türkiye'de bir ihtiyacı doldurduğu aşikar olan muhafazakar villalar bu tatil modelinden sadece birisi. Sitede, güvenliği olan yerleşkede gizliliğin esas olduğu İslami villalarda sadece sevdikleriniz ile harika bir tatil geçirebilirsiniz. Villa kiralama hizmeti Türkiye için yeni bir kavram olsa da Avrupa ve Amerika için yeni bir kavram değil, hatta oralarda en çok tercih tatil modellerinden birisidir. Hem ev rahatlığının olması hem de el değmemiş doğanın içinde bulunması bu evleri cazip hale getirmiştir. Türkiye'de ise Evini Kirala, uzun zamandır ev sahibi ile alıcıyı güven ve hukuk bağlamında birleştiren bir kiralama modeli oluşturarak turizm sektörüne yeni bir soluk getirmekle kalmamış ayrıca her zaman istenen bu tatilleri de gerçekleştiren bir araç olmuştur. Evini Kirala firması, Türkiye'nin en çok edilen Kalkan, İslamlar, Patara, Üzümlü gibi bölgelerde evleri olan kişiler ile bu bölgelerde tatil yapmak isteyen alıcıyı birleştirmiştir. Alıcının isteğine göre pek çok lüks villa kiralama çeşidini bünyesinde barındırmaktadır. Örneğin jakuzili villa kiralama seçeneği gibi az bulunur villa tipleri Evini Kirala konforu ile tatilci ile buluşmaktadır. Denize yakın villalar, tatilcilerin en çok tercih ettiği villa seçeneğidir ve genel olarak sezon başlamadan bu villalar biter. Evini Kirala ile, sezon ortasında ya da başında hayalinizdeki kiralık villaya kolayca ulaşabilirsiniz. Güvenli ödeme seçenekleri, ev ile ilgili sorunlara 48 saat içinde çözüm bulan profesyonel ekip sayesinde Evini Kirala, tatillerinizi rahat ve huzurlu geçirmeniz için sizlere 7/24 hizmet vermektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1052-antalya-hidirlik-kulesi.html", "text": "benzeri yapıtların olduğu bilindiği için Roma İmparatorluğu tarafından Kahraman bir askerin mezarı olduğu iddia edilmektedir. Zamanla su aşımı ile oluşan boşluklar ve taş üzerindeki oymaların su ile silindiği gözle görülmektedir. Ayrıca konumu itibari ile Hıdırlık Kulesinin Deniz feneri olarak yapıldığını ve körfezden geçen gemilerin Hıdırlık Kulesinden ışık aldığı söylenmektedir. Lakin kesinliği maalesef yoktur. Ayrıca yapısı açısından inanılmaz sağlam bir yapıya sahip olduğu için savunma amacı ile yapılmış bir kale ve düşmanın geldiğini haber vermek için içerisinde ateş yakılarak bilgi aktarıldığı da söylenmekte. son yıllarda kapalı olup yerli ve yabancı turistlerin ziyaretine sahiplik etmektedir. içerisine girilmediği için herhangi bir ücret ödenmemektedir. Turistlerin en çok ziyaret ettiği Kaleiçi Semtinde yer almaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1053-antalya-konyaalti-plaji.html", "text": ", yerli ve yabancı turistlerin en çok ilgi gösterdiği ve binlerce insanın Akdeniz sahillerinde ve o muhteşem güzelliklerin bir arada bulunduğu en önemli plajlarından biri. , ücretli ve ücretsiz olarak iki bölümden oluşmaktadır. arasında ilk sırada yer alan Konyaaltı Plajı, Ayrıca Antalya şehrinin Konta şehrine bağlı olduğu Osmanlı İmparatorluğu zamanlarında askerlerin toplandığı bölge olan Konya üstü diye tabir edilirmiş. Bu nedenle bu alanın alt kısmına ise halk arasında kendi söylemleri ile Konyaaltı ismi sıklıkla kullanıldığı için ismin kökeninin neren deldiği de anlaşılmış oluyor. Türkiye ve dünyanın eşsiz güzelliklerini üzerinde barındıran Konyaaltı Plajı, ilkbahar ve sonbaharın olduğu aylarda aileniz ya da arkadaşlarınız ile beraber güzel doğayı seyretmeniz ve piknik yapmak için en güzel ve özel alanlardan bir tanesidir. Konyaaltı'nın en büyük avantajlarından bir tanesi ise Antalya şehir merkezine 10 ila 15 dakika arasındaki mesafedir. Halk plajı olarak bilinen Konyaaltı Plajı, otellerin kendi özel alanlarına girmek isterseniz ücret alınıyor. Ayrıca şezlong, şemsiye gibi özel ürünler elbette ücret alınıyor. Antalya şehrinde şer bütçeye ve her özel ihtiyaca yönelik oteller bulmanız mümkün. Ayrıca enfes lezzet tatmak istiyorsanız bu kente kesinlikle uğramalısınız. Antalya merkezine 15 dakika mesafede olduğu için toplu taşıma araçları ile çok kolay bir şekilde ulaşmanız mümkün. Ayrıca taksi ya da kendi araçlarınız ile kolay ve hızlı bir şekilde Konyaaltı plajına ulaşım sağlayabilirsiniz. Kendi aracınız ile Konyaaltı Plajına tabelaları kullanarak çok kolay ve hızlı bir şekilde Antalya şehrinin en önemli ve en çok tercih edilen plajına gidebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1054-essiz-bir-villa-tatili-icin-bilmeniz-gerekenler.html", "text": "Bu yaz tatilinizi nasıl alırdınız? Otel, pansiyon, ya da villa... Villa seçeneği sizin de aklınıza yatıyor değil mi? Salgından korunmanın en önemli yolunun önlemlerimizi devam ettirmek ve temasın olmadığı güvenli, hijyenik bir ortamda tatil yapmak olduğu düşünülürse doğru yoldasınız. Bizim de sizlere bu yıl için önerimiz size özel olarak hazırlanmış bir villada tatilinizi yapmanız olacaktır. sitesi, +2.800 kiralık villa seçeneği ile Türkiye'nin en büyük villa kiralama platformu! Buradan istediğiniz lokasyonda villanızı fotoğraflayabilir, gerekli bilgilere ulaşabilir ve hemen iletişime geçebilirsiniz. Bu platform aracılığı ile yaptığınız rezervasyonlarla ilgili iptal ve iade taleplerinizin değerlendirmeye alınacağını, başarıyla gerçekleşen rezervasyonlardan cüzi bir komisyon alan bu platformun siz misafirlerine hizmet vermek amacında olduğunu da belirtelim. Sizler bunu ilk kez bir villada deneyimleyecekseniz, kiralayacağınız villa ile ilgili detaylı bilgilere mutlaka ulaşmalısınız. Yerinde görmek çok iyi bir seçenek olmasına rağmen mesafeler nedeniyle mümkün olmayabilir. Bu durumda tüm odaların, mutfağın, banyoların ve dış alanların fotoğraflarını detaylıca inceleyin. Tatil yapacağınız kişi sayısı ile oda-yatak sayısının eşit olduğundan emin olun. Çocuklu aileler için bahçe olmazsa olmaz bir seçenek. Bahçenizin ve havuzunuzun yeterli güvenlik önlemlerine sahip olduğundan emin olun. Antalya, Bodrum, Fethiye kiralık villa gibi lokasyonlar, yaz döneminde en çok tercih edilen rotalardan. Villa kiralama; aileler, kalabalık arkadaş grupları, muhafazakar tatil tercih edenler ve balayı çiftleri arasında son yıllarda gittikçe rağbet görüyor. Bunun sebebi; villa kiralama seçeneklerinde siz nasıl bir tatil istiyorsanız ona uygun bir evin bulunması. Muhafazakar villa isteyenler için korunaklı, dışarıdan görünmeyen evlerin varlığı bu tarz bir tatili tercih edenlerin tatilini gönlünce yapmasını sağlıyor. Balayı çiftleri de yine yalnız kalabilecekleri, romantik bir evi istedikleri bir lokasyonda seçebilirler. Eğer ailenizle ya da arkadaşlarınızla kalabalık bir tatil yapacaksanız kişi sayısı ve yatak sayısı oranına mutlaka bakmalısınız. Tek banyonun bu durumda yetersiz kalacağını da hatırlatalım. Yemek ve temizlik konusunda iş bölümü yaparak villa tatilinin güzel bir deneyim olmasını sağlayabilirsiniz. Ek bir ücretle temizlik hizmeti de almanız mümkün. Bu, tamamen nerede ve nasıl bir tatil yapmak istediğinize göre değişen bir tercih. Ege, Akdeniz ya da Türkiye'nin başka bir noktası... Seçtiğiniz villanın denize uzaklığı, merkeze, plajlara, alışveriş ihtiyaçlarına mesafesi gibi detaylar önemli. Tamamen merkezden uzak havuzunuz, bahçeniz ve sevdiklerinizle baş başa da olmak isteyebilirsiniz elbette. Ki, bu sosyal mesafeyi korumaya devam ettiğimiz bu günler için kulağa oldukça hoş geliyor. Bu durumda da alışverişinizi toplu olarak yapabilir, ihtiyaçlarınızı giderdiğiniz takdirde mesafeyi sorun olmaktan çıkarabilirsiniz. Villalar; konumu ve yapısı itibariyle havuzlu kiralık villa, denize sıfır villa, doğa manzaralı, termal villa, muhafazakar villa gibi farklı farklı isimlendirilirler. Nasıl bir tatil yapmak istediğinizle ve ihtiyaçlarınızla doğru orantılı olarak bir seçim yapın ve istenmeyen sürprizleri engelleyin. Bu aşamada dikkatli davranmalı, paranızı güvenilir bir siteye harcamalı, tatilinizin iyi geçeceğinden emin bir şekilde yola çıkmalısınız. Güven her şeydir! TatildeKirala'da Kiralık villalar arasından bir seçim yaparken villa fiyatlarını detaylıca inceleyebilir, villa özelliklerini kıyaslayarak fiyatlar arasında bir karşılaştırma yapabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1055-bozcaarmut-goleti.html", "text": "özellikle kamp yapmayı veya karavanlarıyla doğal güzellikleri keşfetmek isteyenler açısından mükemmel bir seçenektir. Sıcak yaz günlerinin boğucu etkisinden kurtulmak isteyenler için muhteşem bir hafta sonu tatil rotası olan Bozcaarmut göleti, kolay ulaşılabilir olması sebebiyle de sıklıkla tercih edilen bir bölgedir. Bilecik-Bozüyük yakınlarına bulunan gölet, muhteşem tabiat manzaralarının arasında doğal bir göl manzarasına sahip bulunmaktadır. Yaban hayatını da koruyarak el değmemiş bir tabiat parçası haline gelen Bozcaarmut göleti, aile ile gidilecek hafta sonu kampları için en ideal bölgeler arasında yer alıyor. Bozcaarmut göleti civarında ziyaretçilerin kullanımına sunulmuş bulunan 3 farklı kamp noktası var. Bazı günlerde oldukça kalabalık olması sebebiyle sessiz ve sakin bir şekilde kamp yapabilmek mümkün olmayabiliyor. Bu sebeple bu tür kamp özlemiyle yanıp tutuşanların hafta içi günleri tercih etmesi öneriliyor. Bölgenin kalabalık oluşu muhteşem tabiat manzaraları ve doğal bir göl olmasının yanı sıra, şehir yerleşimine yakın olmasından da kaynaklanıyor. Gölün etrafına yerleştirilmiş bulunan piknik masaları, olağanüstü doğa manzaralarını izleyerek dinlenmeye olanak sağlıyor. Ancak göl kenarlarının eğimli olması sebebiyle bu bölgeler kamp yapmak açısından beklentileri karşılamıyor. birçok farklı etkinliğin yapılabilmesini sağlayan alanlardan oluşuyor. Bölgeye yapılan geziler sırasında göl çevresinde trekking yapmak, muhteşem doğa manzaraları arasında resim çekmek, izin almak suretiyle olta ile balık avlamak mümkün. Orman işletme tarafından idare edilen bozcaarmut göleğine giriş için kişi başı 5TL ücret talep ediliyor. Kamp yapmak isteyenler bu ücret haricinde 5 TL daha fazla ödeme yapıyor. Araç park etme konusunda ise herhangi bir kısıtlama yok. Dileyenler araçlarını göl kenarına veya yol kenarına bırakabiliyor. Gölün arka tarafları kamp yapmak için daha ideal alanlara sahip, düzlük olan alanda özellikle yaz aylarında çok sayıda kamp çadırı göze çarpıyor. Bozcaarmut göletine kadar asfalt yol mevcut olması sebebiyle ulaşım oldukça kolay. Yerleşim alanlarına yakın oluşu ve ulaşım kolaylığı sebebiyle özellikle yaz mevsiminde hafta sonları oldukça fazla ziyaretçi bulunuyor. Kampa gelen ziyaretçiler eksiklerini veya ihtiyaç duydukları yiyecek ve malzemeyi Pazaryeri ilçesinden oldukça kolay bir şekilde karşılayabiliyor. Göl kenarında birkaç bölgede kurulan çeşmeler sayesinde herhangi bir şekilde su sıkıntısı çekilmesi de söz konusu değil. Bozcaarmut Göleti, özellikle doğa yaşamını deneyimlemek isteyen ve tabiat manzaraları içerisinde bulunmaktan hoşlananlar adına muhteşem bir alternatif tatil rotası. -Eskişehir tarafından gelenler asfalt yolu takip ederek Bozcaarmut köyüne, sonra da gölet tabelalarını izleyerek kamp ve dinlenme alanlarına ulaşabilmektedir. çıkışından Bilecik yoluna doğru ilerleyerek ve Bilecik içerisine girmeden Bozüyük istikametine ilerleyerek Pazaryeri'ne ayrılan tabelayı takip ederek önce Küçükelmalı sonra da Bozcaarmut Köyüne ulaşabilirsiniz. Gölet bölgesi köye yaklaşık 3 kilometre mesafede bulunuyor. Yolun bazı bölümleri bozuk olmakla birlikte büyük bölümü asfalt. El değmemiş bir doğallığa ve göleti çevreleyen çam ağaçlarının oluşturduğu muhteşem manzaraya sahip bulunan Bozcaarmut Göleti, alışılagelmiş tatil rotalarından farklı olmakla birlikte, kısa sürede müptelası olacağınız bir bölgedir. Özellikle çocuklu ailelerin doğayla baş başa kalarak neşeli bir hafta sonu geçirmesi için mükemmel bir seçenektir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1056-damlatas-magarasi.html", "text": "nin batı kısmında ve deniz kenarındadır. 1948 yılında taş ocağının genişletilmesi amacıyla patlatılan dinamitler mağara girişinin gün yüzüne çıkmasına vesile olmuştur. İçerisinde bulunan binlerce sarkıt ve dikit sayesinde görsel bir şölen oluşturan mağara, Türkiye'nin turizme açılan ilk mağarası olma özelliğine sahiptir. Gerek yurt içinden gerekse dünyanın birçok farklı ülkesinden milyonlarca turistin ziyaret ettiği turizm bölgesinde bulunan Damlataş mağarasının, M. Ö 1500 yılına varan bir geçmişe sahip olduğu sanılmaktadır. Yaz kış 22 derecelik sabit bir sıcaklığa sahip olması sebebiyle her mevsim gezilebilen mağara, astım hastalarının şifa kaynağı olarak ün yapmıştır. Damlataş mağarası binlerce yıldır oluşan sarkıt ve dikitlerin oluşturduğu muhteşem bir görselliğe sahip bulunmaktadır. Bazı bölgelerinde sarkıt ve dikitlerin ortada buluşması, nefes kesici görüntülerin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Milattan öncesi zamanlardan beri damlayarak mağara tavanında bir oluşum haline gelen su zerrecikleri sebebiyle Damlataş mağarası adını alan yapı 50 metre uzunlukta bir geçit görünümüne sahiptir. 14 metre genişliğe ve 15 metre yüksekliğe sahip bir silindirik boşluk görünümünde olan mağara, iki katlı bir boşluk alanı şeklinde oluşmuş bulunmaktadır. Mağaranın en önemli özelliklerinden biri, %98 oranında bir nem yoğunluğuna sahip olması ve bol miktarda asit karbonik ihtiva etmesidir. Bu özelliği sebebiyle özellikle astım hastalarının rahat nefes alabilmesine olanak sağlayan oluşum, her yıl binlerce hastanın Damlataş mağarasını ziyaret etme sebepleri arasında yer almaktadır. Tedavi kapsamında mağaraya gelenler için özel ziyaret saatleri belirleyen yönetim, sabah 06.00- 10.00 arasındaki 4 saatlik sürede hasta ziyaretçileri ağırlamaktadır. Mağarada astım tedavisi görmek isteyen hastalar ancak doktorlarından aldıkları rapor doğrultusunda seanslara katılabiliyor. 21 gün süren tedavi sırasında hastalara nefes egzersizleri yaptırılıyor. Tüm dünyaca bilinen bir turizm lokasyonunda bulunması sebebiyle her türlü ulaşım imkanıyla Antalya veya Alanya ilçesine ulaşmak mümkündür. Başta büyük şehirler olmak üzere gerek havayolu, gerekse kara yolu ile gelmek isteyenler karşılıklı uçak ve otobüs seferleriyle şehre kolayca ulaşabilmektedir. sorusuna da yanıt verdiğimize göre; ziyaret saatleri ve giriş ücreti bilgilerini verelim. Damlataş mağarası her gün 09.00- 19.00 saatleri arasında ziyaretçilere açılmaktadır. Astım hastaları ise, her sabah saat 06.00 ile 10.00 arasında tedavi amaçlı olarak mağarada zaman geçirmektedir. Damlataş mağarası Alanya belediyesi tarafından işletildiğinden dolayı girişte müze kartı geçerli değildir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1057-antalyada-denize-girilecek-en-iyi-10-yer.html", "text": "ve Antalya Koylarını keşfet çıkmaya hazır mısın? İşte sizin için derlediğimiz Antalya'da denize girilecek en iyi 10 yer. olarak yapılandırılmak isteniyor. Yat turizminin önemli uğrak yerlerinden biri olan koy aynı zamanda nesli tükenmekte olan Akdeniz Foklarına da ev sahipliği yapıyor. ilçesinin Akdeniz sahilinde bulunan Konyaaltı Plajı yaklaşık 7.5 km uzunluğunda bir sahil şeridine sahip. Yaz aylarında oldukça popüler olan plajın yerli ve yabancı binlerce ziyaretçisi bulunmakta. Ücretli ve ücretsiz olarak farklı alanlara sahip olan Konyaaltı Plajı, Antalya plajları arasında ciddi bir üne sahip. Bu sebeple yolu Antalya'ya düşen herkese mutlaka Konyaaltı Plajını öneriyoruz. , Türkiye'de bulunan en uzun kumsal unvanını da elinde tutuyor. Sakin bir deniz keyfi sürmek isterseniz görece olarak Antalya Lara Plajını tercih edebilirsiniz. , sadece kadınlara hizmet vermekte. Geniş bir arazi ve plaj üzerine inşa edilen Kadınlar Plajında kadınların lüksü için her şey düşünülmüş durumda. Antalya'nın sıcak iklimi, doğal güzellikleri, Kadınlar Plajının berrak ve tertemiz suları incecik kumsallarıyla birleştiğinde her kadının bir kez ziyaret etmesi gereken bir plaj halini alıyor. Antalya'da denize girilecek en güzel yerler arasında Antalya Kadınlar Plajını da dahil etmenizde fayda var. Kadınlar Plajı sadece kadınlara hizmet verdiği için, tüm çalışanları da kadınlardan oluşuyor. Plaj için şu tarihe kadar belirlenen bir ücret bulunmamakta ve ücretsiz olarak plaja girilebilmekte. İlerleyen zamanlarda ücret tarifesinde bir değişiklik olduğunda yine yazımızı kontrol etmenizi öneririz. doğayla iç içe bir tatili tercih eden, deniz severler için ideal konumda. Özellikle plajın müdavimleri arasında olan \"Caretta Carettalar\" olan plaj 1. Derece sit alanı olmakta. Hayvan sevgisi, deniz sevgisi, doğa, tabiat gibi terimler sizin için anlam ifade ediyorsa, Çıralı Plajında denize girmek isteyeceksiniz. - Kalkan, Antalya'nın en özel beyaz kumları, turkuazın birçok tonuyla birlikte denize girilebilecek en ideal noktalardan biridir. İşletmeciliği Kaş Belediyesi tarafından yapılan plajda şezlonglar ücretlidir. Yolu Kaş'a düşenler için listenin en başında olması gerektiğini düşündüğümüz Kaputaş Plajını mutlaka görmelisiniz. Kısa bir ipucu da verelim, ziyaretiniz sırasında Küçük Kaputaş olarak adlandırılan, ülkemizin en güzel be küçük plajlarından biri olan Küçükçalık Plajını da uğramanızda fayda var. gelir. Rivayete göre Mısır kraliçesi Kleopatra ve Roma İmparatoru Antonius'un birlikte yüzdüğü düşünülen Kleopatra plajında yüzerken Alanya Kalesi'ni de seyretme imkanı bulacaksınız. Çok özel kumlara ve güzel bir denize sahip olan Kkeopatra Plajı Antalya'da denize girilecek en güzel plajlar arasında yer alır. Kleopatra Plajı 2020 yılı giriş ücreti 50 'dir. Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı öğretmenlerden, 65 yaş üstü kişiler ile 18 yaş altı öğrenciler ve Müze Kart sahiplerinden ücret alınmıyor. adını Antik çağlarda, bu bölgeyi elinde tutan korsan kralı Zeniketes'ten almakta. Korsan Koyunun denizi berrak, temiz ve turkuaz renktedir. Korsan Koyu adı üzerinde bir koy olduğu için denize girilebilir alanı; dalgasız, çarşaf gibi bir denize sahip. Ayrıca Korsan Koyu İki tepe arasında kalan, girintili bir sahili mevcut. Bu sahilde bir de küçük bir mağara bulunmakta. Bölgesinde hizmet veriyor. Yazın en sıcak günlerinde bile Olimpos Çayından akan sular sebebiyle oldukça serin bir suyu vardır. Tatilcilerin uğrak mekanları arasında yer alan Olimpos Plajı, Antalya'da denize girilebilecek en iyi yerler arasındadır. ve Koyu Antalya'nın Kemer İlçesin de Beydağları Sahil Milli Parkının sahil kesiminde yer alır. Tarihi değere sahip antik koylarda yüzmek, muhteşem bir doğanın Akdeniz ile buluştuğu noktada, denizin keyfini çıkarmak Antalya Plajları ve Koyları arasında apayrı bir öneme sahiptir. Phaselis Plajına girişler Antik Kentin kıyısında yer aldığı için ücretlidir. \"Müze Kart\"ın geçerli olduğu plajlara müze kartı olmayanlar için giriş ücreti 2020 yılı itibariyle 45 olarak belirlenmiş."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1058-termessos-antik-kenti.html", "text": "Anadolu'nun en eski halklarından olan Luvi'lerin soyundan gelen Solym halkı tarafından kurulmuştur. Diğer bir görüşe göre kent bir Pisidia kabilesi tarafından kurulmuştur. Homeros'un İlyada destanında, Likyalı bir kralın Antik Yunan kahramanlarından birine Termossos'u fethetmesini emrettiği anlatılır. Bu kahramanın kanatlı atı Pegasus'a binerek ejderhaları öldürmesi ile tanınan bir kişi olduğu söylenmektedir. Efsaneye göre kahraman, atına binip uçarak şehir halkına yukarıdan taş atmış ve şehri ele geçirmiştir. hakkındaki bir diğer bilgi Büyük İskender'in kenti kuşatmasıdır. İÖ 333 tarihinde kenti kuşatan Büyük İskender halkın başarılı savunması ve güçlü karşı koymaları neticesinde kenti almayı başaramamıştır. İskender'in ölümünün ardından Ptolemy'ler tarafından ele geçirilen kentin halkı, İÖ 189 yılında komşuları olan şehir İsinda'yı zapt etmiştir. İsinda halkının şikayetleri neticesinde dönemin Roma kuvvetleri komutanı tarafından kente ceza uygulanmıştır. Bu dönemde Termossos ve Likya Birliği'nin savaş halinde olduğu da kabul edilmektedir. İÖ 71 yılında kentin bağımsız olduğu ve kendi kararlarını kendilerinin verip, kendi kanunlarını çıkarabilecekleri Roma Senatosunca da kabul edilmiştir. Bu dönemlerde basılmış olan sikkeler bunun kanıtı niteliğindedir. Şehir hakkında Bizans Dönemi ve sonraki dönemlere ait bilgi bulunmamaktadır. Şehir terk edildikten sonra yeniden yerleşim alanı olarak kullanılmamıştır. Deprem ve doğal tahribatlar dışında zarar görmemiş durumda olan antik şehir oldukça iyi korunmuş ören yerlerinden biridir. Şehre ait kalıntılar Antalya-Korkuteli karayolu üzerinde bulunan Yenicekahve yakınındaki Hellenistik Devir Suru ile başlamaktadır. Güllük Dağı'nın tepesine kadar devam eden bu kalıntılar arasında görülen kanalizasyon şebekesine ait kanallar, şehrin altyapısının çok düzgün bir şekilde planlandığı konusunda bilgi vermektedir. Şehre giden patika yol üzerinde İmparator Hadrian dönemine ait tapınağın, İon düzeninde yapılmış basamak ve anıtsal girişi görülmektedir. Aşağı şehir surları ve su kaynağının olduğu bölümden güneye doğru devam edildiğinde birinci katı yer yer durmakta olan Gymnasium gezilebilir. Bu yapı pek çok salon ve odadan oluşmuştur. Buranın güneybatısında büyük sütunlar olan bir cadde bulunmaktadır, sütunların arkasında dükkanlar bulunmaktadır. Düzlük alana çıkıldığında resmi binaların olduğu bölüm görülür. Burada agora, portiko, meclis binası ve tiyatro yer almaktadır. çok farklı mezar süslemeleri ve değişik lahitlerin görülebileceği bir yerdir. şehir merkezinin 30 kilometre kuzeybatısında bulunan tarihi alan Güllük Dağı eteklerinde yer almaktadır. Antalya Termossos Ören Yeri ve Milli Parkı giriş ücreti kişi başı 10 TL dir. Antik Tiyatro giriş ücreti kişi başı 10 TL olarak belirlenmiştir. Müzekart sahipleri ücretsiz ziyaret hakkına sahiptir. Otobüs ile ulaşım için 506 numaralı belediye otobüsü kullanılabilir. Özel araç ile gidecek ziyaretçiler Antalya-Burdur yolunun 11. kilometresinde Korkuteli yönüne dönmelidir. 14 kilometre sonra sol tarafta görülecek Termossos işaret levhasından içeriye doğru 9 kilometre daha gidilerek antik kente ulaşım sağlanır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1059-assosta-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "ilçesine bağlı Assos günümüzde Behramkale olarak adlandırılmıştır. Beldenin güney ucundaki volkanik dağın tepesine kurulmuş olan Assos Antik dönemden günümüze kadar kalabilmiş tarihi kalıntıları ve muhteşem doğası ile dikkat çekmektedir. Yerli ve yabancı turistler günübirlik olarak gezse de kampçılar tarafından da sıklıkla tercih edilmektedir. i ele alarak kampçılar için bir rehber oluşturmaya çalıştık. Zeytin ve incir ağaçları arasında yer alan Assos Gargara Doğal Tatil Kampı son derece dingin ve sakin noktalardan biridir. Mistik bir havaya sahip olan alan kamp alanı sizlere huzur verirken aynı zamanda eğlenceli aktiviteleri de sunmaktadır. Kampçılara özel sahil alanı da bulunmaktadır. Deniz yosunlu olduğunu belirtmek gerekir ancak bu sayede birçok balık türünü de görebilmek mümkündür. İsterseniz su altı dalışları gerçekleştirerek bunlara şahit olabilirsiniz. Tüm bunlarla beraber kamp alanı içerisinde her türlü ihtiyacınızı rahatlıkla giderebiliyorsunuz. Sahile sıfır konumda yer alan ve denizin kokusunu sonuna kadar hissedeceğiniz Neverland Camping doğallığı ile dikkat çekmektedir. Yol konusunda biraz sıkıntılı olsa da bunu kolaylıkla aşabiliyorsunuz. Kamp alanına son 5 kilometre yol asfalt olmadığı için spor araçlar için pek de uygun sayılmamaktadır. Bununla beraber kamp alanı içinde duş kabinleri, lavabolar ve yiyecek alanları bulunmaktadır. Kamp alanına giriş ücretine kahvaltı da dahil olduğunu da belirtmek gerekir. içerisindeki bir başka popüler noktalardan biridir. Son derece başarılı bir işletme olduğundan dolayı hem deniz hem de kamp alanı sürekli temizlenmekte ve güvenlik üst seviyede tutulmaktadır. Bununla beraber yemek ve kahvaltı hizmetinin de sunulduğu kamp alanında aynı zamanda çocuklar için oyun alanı da mevcuttur. İster kendi çadırınızı kurup konaklayabilir isterseniz de kamp alanında çadır kiralayarak kamp yapabilirsiniz. Fiyat performans anlamında son derece uygun olan ve başarılı bir işletme olan Seher Kamp'ta yine Assos kamp alanları arasında huzuru bulabileceğiniz bir başka işletmedir. Kadırga Koyu'nda yer alan kamp alanı denize sıfır konumda yer aldığından dolayı denizin tadını sonuna kadar çıkarabiliyorsunuz. Bununla beraber çadırların ağaç gölgesi altında yer almasından dolayı sıcaklık gibi bir problem yaşanmıyor. İster çadırda ister karavanda isterseniz de ahşap evlerde konaklayabiliyorsunuz. Adından da anlaşılacağı gibi denize sıfır bir kamp alanı olan Özgür Plaj Kamp, kumsal üzerine çadır kurarak enfes bir kamp deneyimi yaşamanıza olanak sağlamaktadır. Doğal güzellikleri ile dikkat çeken kamp alanı bu anlamda huzurlu bir kamp deneyimi yaşamanızı sağlıyor ancak kamp alanı biraz küçük olduğu için kimi zaman yan çadır veya karavandaki sohbetlere tanık olabiliyorsunuz. Bunlara ek olarak ister kendi çadırınızda isterseniz de kamp alanına kurulu olan çadırlarda konaklayabilir veya bir karavan kiralayabilirsiniz. Kamp alanında ihtiyacınız olan her türlü alanı bulabilirsiniz. alanları içinde belki de en sakin noktalardan biri olan işletme denize sıfır konumda yer almasa da son derece yakında bulunmaktadır. Genel olarak samimi bir ortam sunduğundan dolayı yeni arkadaşlıklar kurmakta zorlanmayacaksınız. Bununla beraber lavabo ve duş alanları yetersiz kalabiliyor ve bu yüzden kimi zaman sıra oluşabiliyor. Bununla beraber kamp alanı içinde yer alan restorandan eşsiz yemekler çıktığını da belirtmek gerekir. Elektrik, internet, sıcak su, buzdolabı ve 7/24 açık büfesiyle her türlü ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Zeytin ağaçları arasında yer alan, denize sıfır son derece mükemmel bir kamp alanı olan Assos Rüya Camping hem çadır, hem karavan hem de bungalovlarda konaklama seçeneğini sunmakla beraber isterseniz de kendi çadırınızda konaklayabilme şansını vermektedir. Tatil döneminde kalabalıklaşan ancak diğer dönemlerde ise son derece sakin ve huzurlu olan Assos kamp alanları içinde her türlü ihtiyacınızı karşılayabilecek alanlar mevcuttur. Bununla beraber kamp alanı içinde restoran bölümü de bulunduğundan dolayı yemek ihtiyacını da zorlanmadan temin edebiliyorsunuz. Özellikle aileler tarafından tercih edilen İnci Camping geniş bir alana yayıldığı için herhangi bir sıkışıklığa neden olmamaktadır. Duş kabinleri, WC, elektrik, internet, bu dolabı, sıcak ve soğuk su gibi hizmetleri de sunmaktadır. Bununla beraber denize iskeleden girişler yapılmaktadır. Akşamları palet üzerinde denize sıfır şekilde kurulan çadırlarda ise manzaranın tadını çıkarabiliyorsunuz. Alan içerisinde kendiniz yemek yapabilirsiniz ayrıca kamp alanının restoranından da temin edebilirsiniz. Özellikle temizlik ve hijyen noktasında oldukça dikkat çeken kamp alanlarından olan Assos yıldız Camping tertemiz WC ve duş kabinleri, her bölüme uzanan elektrik hizmeti, internet, soğuk ve sıcak su, buzdolabı ve kahvaltı hizmetiyle övgüleri hak eden işletmelerden biridir. Muhteşem bir manzaraya ev sahipliği yapan kamp alanında aile odaları ve çadırları da bulunmaktadır. Oldukça sakin olduğundan dolayı huzurlu bir kamp deneyimi sunmaktadır. rehberinin son bölümünde ise Kamp Olive yer alıyor. Son derece başarılı işletme olan Kamp Olive, büyük ve geniş çadırları, temiz WC ve duş kabinleri, sahile olan sıfır konumu, buzdolabı sayısı, uzatılmış elektrik kabloları çadır önlerinde bulunan yemek ve piknik masaları ve küçük kafesiyle son derece düzenli ve pratik kamp alanlarından biridir. Berrak ve temiz olan denizi taşlık ancak ilerledikçe kumluk alana ulaşmak mümkün. Bununla beraber denizde su altı dalışları gerçekleştirerek deniz altı yaşamını da gözlemlemek mümkündür. Özellikle aileler tarafından tercih edilen kamp alanında huzurlu günler geçirebilirsiniz. Bu yazımızda Assos çadır kamp alanları hangileri ve bu bölgeye yapacağınız seyahatleriniz için rehber niteliği taşıyacak olan en iyi Assos kamp yerleri listesini yazarak; sizler için Assos kamp alanları hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/106-ozel-barinaklar-dag-evleri-ve-siginaklar.html", "text": "Bu tür barınaklar genellikle taş, beton veya ahşap yapılardır. Genellikle tek kat olurlar. Alp dağlarında bu tür yapılara çok rastlanır. İran'ın en yüksek dağı olan Demavend Dağının 4 bir tırmanış rotasında da büyük dağ evleri bulunmaktadır. Konaklamaları ücretsiz olup temizlik ve bakımları da bölgesel yönetimler tarafından yapılmaktadır. Sığınaklar isminden de anlaşılacağı üzere genellikle zeminden aşağıda olurlar. Doğada ağzı kapatılmış bir mağarada bu tür bir yapı olabilir, çok güvenle uzun zaman konaklanabilirler. Gelişmiş ülkelerde artık doğa sporlarına artan ilgi her geçen gün artmaktadır. Yüksek dağlarda trekking doğa yürüyüşü ya da doğa faaliyetleri yapılırken planlı ve plansız olarak dağ evleri kullanılabilir. Turizm bölgelerinde daha çok bulunurlar. Yüksek dağlarda olanları taş ve betondan, ormanlık alanlardakiler ise ağaçtan olurlar. Dağ evleri veya dağ sığınma kulübeleri kritik noktalarda bulunurlar ve barınmak amacıyla yapılmışlardır. Bunun yanında tamamen doğa sporcularının güvenliği için inşa edilmiştir. Bazen bir orman içerisinde veya kayalık bir sırtın üzerinde olabilirler. Diğer barınak çeşitlerine göre çok konforludurlar. Dünyada en fazla dağ evi Alp sıradağlarında bulunmaktadır, 1700'lü yıllarda yapılanları da mevcuttur. Dağ evleri Mutfak, yatakhane ve avludan oluşurlar. Isınmak ve yemek yapmak için içerisin de soba ya da şömine bulunur. Hayatı idame için içerisinde yiyecek erzak ve su da bulunur. Uyku tulumu ve battaniyeler her zaman kullanıma hazırdır. Haberleşme için de telsiz bulunur. Bu tür barınaklar aynı zamanda kurtarma merkezleridir. Bizim ülkemizde de dağ evleri bulunmaktadır. Erciyes, Aladağlar, Batı Toroslar ve Ağrı Dağı'nda kullanılabilir durumda dağ evleri mevcuttur. Doğada her türlü tehlikeden korunmak için yapılmış yerlere sığınak denir. Yıldırım düşmesi, yağmur, kar, fırtına ve güneşten korunmak için kısa süreli barınaklardır. Sığınaklar genellikle askeri amaçla yapılırlar. Savaş durumlarında düşmana karşı halkın güvenliğini sağlamaya yararlar. Bir yamaçta veya bir kayalığın altında da olabilir ama günümüzde sığınaklar genellikle şehirlere yakın yerlerde zeminle eşit ya da zeminden aşağıda yapılırlar. Askeri amaçla yapıldıkları için çok sağlam olurlar. Acil durumlarda barınmak esas alınarak yapıldıkları için dağ evleri kadar konforlu olmazlar."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1060-antalya-suluada.html", "text": "Türkiye'nin en önemli tatil bölgesi olan Antalya'nın Kumluca ilçesinde bulunmaktadır. Bembeyaz kumlardan oluşan plajı ve turkuaz rengindeki suyuyla Türkiye'nin Maldivleri olarak da adlandırılır. Antalya Suluada, yaz dönemlerinde binlerce yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği bir bölgedir. Özellikle adanın diğer tarafına yüzerek geçenlerin büyük ilgisini çeken aşk mağarası ada ziyaretçilerinin büyük ilgisini çekiyor. , gerek muhteşem tabiat örtüsü, gerek antik çağlara uzanan tarihi kalıntıları, gerekse mavi bayraklı plajlarıyla bir turizm cennetini andırıyor. Antalya'nın en çok ilgi gören doğal değerlerinden biri olan Kumluca Suluada, her gün düzenli olarak düzenlenen Suluada tekne turu etkinliği sayesinde günlük 1500'ün üzerinde ziyaretçiyi ağırlıyor. Bembeyaz kumlarıyla dikkat çeken adada biri 50 diğeri 120 metre uzunluğa sahip iki tane plaj bulunuyor. Kum yapısı ve berrak sularıyla Maldivlerle kıyaslanan bölgeye günde 50 den fazla tekne turu düzenleniyor. tamamen doğal olarak oluşmuş sualtı mağaralarıyla tanınıyor. Sualtından adanın diğer tarafına geçişe olanak sağlayan mağaralar Aşk Mağarası olarak adlandırılıyor ve doğal yapısıyla büyük ilgi görüyor. Adanın içi ve çevresinin biyoçeşitliliğe uygun koşullar sağlaması, caretta caretta kaplumbağalarını ve yunusların ada etrafında sıklıkla görülmesini sağlıyor. etrafında bulunan Adrasan Deniz Feneri ve Gelidonya Feneri tekne turuna katılan ziyaretçiler tarafından gezilen tarihi eserler arasında yer alıyor. Ayrıca günün belli saatlerinde adanın çeşitli yerlerinde yüzme molaları verilerek ziyaretçilerin berrak sularda zaman geçirmesi sağlanıyor. Akvaryum güzelliğinde bir sualtı yapısına sahip olan adada tatlı su kaynakları da mevcut bulunuyor. Ada çevresinde yapılan araştırmalarda görülen bazı belirtilere göre, tarihte birçok denizcinin adayı sığınak olarak kullandığı anlaşılıyor. Suluada çevresinde çok sayıda antik batık bulunması sebebiyle bölgede dalış yapılmasına izin verilmiyor. denizin ortasında olması sebebiyle sadece deniz yoluyla ulaşıma imkan veriyor. Yüzyıllar içerisinde kendi doğal oluşumuna bağlı olarak meydana gelen birçok kovuk ve mağaraya sahip olan adaya günlük olarak düzenlenen suluada tekne turlarıyla ulaşım sağlanabiliyor. Tekne turları her sabah 10.30'da adanın kuzeyinde bulunan küçük plaja yapılan ziyaretle başlıyor. Bir saatlik yüzme molasının ardından batı tarafına geçene tekneler, büyük plaja yapılan ziyaretle turu sürdürüyor. Büyük plajda da yaklaşık 1 saat yüzme molası verildikten sonra, tekneler adanın güney kısmına doğru gitmek üzere harekete geçiyor. Aşk Mağaraları olarak adlandırılan sualtı mağaralarının olduğu bu bölge adeta bir akvaryum berraklığındaki doğal yapısıyla ziyaretçileri kendisine hayran bırakıyor. Aşk mağaraları bölgesinde isteyen ziyaretçiler kayalıklar altından geçmek suretiyle adanın diğer yanına geçebiliyor. Muhteşem tabiat güzelliklerine ve inanılmaz berraklığa sahip su altı manzaralarına sahip bulunan adanın doğu yakasında öğle yemeği molası veriliyor. Yemek sonrasında tatlı su kaynaklarının bulunduğu bölgeye gidilerek burada da kısa bir mola verilerek ziyaretçilerin adayı gezmesine imkan sağlanıyor. nerede ve nasıl gidilir hakkında bilgi sahibi olup adaya ziyaret gerçekleştiren birçok kişi, yaşadığı muhteşem deneyimi yeniden yaşayabilmek için tatil sezonlarında bölgeye tekrardan geliyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1061-gokcetepe-tabiat-parki.html", "text": "tüm doğal güzelliklerin bir arada bulunabileceği, değişik faaliyetlerin yapılabileceği doğal cennetlerimizden birisidir. ilçesine bağlı Gökçetepe Köyünde bulunur. Köye ulaşım il ve ilçe merkezinden yapılan minibüs seferleri ile oldukça kolaydır. deniz, kum, güneş ve orman seçeneklerinin hepsinin bir arada bulunduğu bir doğa harikası niteliğindedir. Park içerisinde 6 farklı koy bulunmaktadır ve toplam uzunlukları 3,5 kilometredir. Saroz Körfezi'nin akıntıları sebebi ile burada bulunan deniz kendi kendini temizlemektedir. Ülkemizin en büyük kamp alanlarından biri olan park, günübirlik ziyaretler dışına karavan veya çadır kullanarak kamp yapmak için de oldukça uygundur. Park içerinde bulunan bungalow evler de sıklıkla tercih edilmektedir. içerisinde kamp yapmak isteyen ziyaretçiler için çadır ve karavan kiralama hizmeti de sunmaktadır. Elektrik ve su kullanma imkanı bulunan parkta uzatma kablosu bulundurulması halinde çadırlara elektrik çekilebilir. Yaygın bir şekilde yerleştirilmiş tahta piknik masaları ve oturaklar, bulaşık yıkanabilecek lavabolar piknik yapmak isteyenler için oldukça kullanışlıdır. kurmak için oldukça geniş bir alana sahiptir. Kamp yapan ziyaretçiler çadırlarını orman içerisine ya da deniz kenarına kurabilirler. Denize girmek isteyen ziyaretçiler sabahın erken saatlerinde de denize girebilmektedirler, su her zaman ılık ve yüzmeye uygundur. Derinliğin kademeli olarak arttığı denize çocuklar da rahatlıkla girebilir. Denizin temiz ve berrak olması sebebi ile deniz canlıları rahatlıkla görülebilmektedir. Gökçetepe Tabiat Parkı içersinde bulunan eğitim kampında okçuluk, telsiz, kampçılık, yüzme, dalma, basketbol, futbol ve dağcılık eğitimleri verilmektedir. Ayrıca paintboll ve su sporları gibi eğlenceli aktiviteler de düzenlenmektedir. yaya ya da araç kullanımına göre farklı şekillendirilmiştir. Ayrıca girişte konaklama talebinize bağlı olarak çadır veya yer kirası gibi ek ücretler ödemeniz gereklidir. Kullanılacak su, elektrik, tuvalet ve duşlar ücrete dahil olup bunlar için ayrı ödeme yapılmaz. Edirne ilinin Keşan ilçesinde bulunmaktadır. Zeytindere Mevkii, Gökçetepe köyü sınırları içerisindedir. Parkın İstanbul'a uzaklığı 270 kilometredir ve yolculuk 3,5 saat sürmektedir. Edirne merkezinden 2 saatlik mesafede bulunmaktadır, yol uzunluğu 140 kilometredir. Keşan ilçe merkezinden ise 34 kilometre uzaklıktadır. Parka ulaşmak için Edirne merkezinden Keşan ilçe merkezine giden ya da Gökçetepe köyüne giden minibüsler kullanılabilir. Keşan merkezinden de Gökçetepe köyüne minibüs seferleri yapılmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1062-antalya-kral-havuzu.html", "text": ", masmavi suları ve doğal görünümüyle ziyaretçileri kendisine hayran bırakıyor. bölgesinin çok da fazla tanıtımı yapılmamış gizli hazineleri arasında yer alıyor. Son dönemlerde daha fazla ziyaretçi tarafından gezilen bölgenin fazla bilinmemesi ise, merkeze olan uzaklığına bağlanıyor. Bölgenin en fazla dikkat çeken yerlerinden biri olan uçansu şelalesi, Kral havuzunun hemen altında bulunuyor. Daha tanınır olması sebebiyle bazı günler oldukça kalabalık ziyaretçiye ev sahipliği yapan şelaleyi görmeye gelenler havuzu da ziyaret ederek muhteşem doğal güzelliklere tanıklık ediyor. Suyun etkisiyle kireç taşlarının şekillenmesi sonucunda oluşan Kral Havuzunda toplanan sular uçansu şelalelerinden akarak muhteşem görüntüler oluşturuyor. Deniz seviyesinden 400 metre yüksekte bulunan ve kar sularıyla beslenen havuz ve şelaleler, özellikle bahar aylarında daha coşkun bir görünüme sahip oluyor. ilçesinin Akçapınar mahallesinden önce belli bir yere kadar araçlarla giden ziyaretçiler, 1,5 km uzunluğundaki dar bir patikayı kat ederek saklı bir cennet köşesiyle karşılaşıyor. Yol boyunca yabanmersini, çam ağaçları, sandal ağaçları ve dağ kekiği kokuları arasında yürüyüş yapan ziyaretçiler, yukarı uçansu şelalesine ulaşıyor. , çam ağaçları arasında bulunan kireçtaşlarının yüzlerce yıldır suyun etkisiyle şekil değiştirmesi sonucunda oluşmuş doğal bir gölettir. Gördüğü ilgi sebebiyle alternatif tatil rotaları arasına giren bölgede çam ve sandal ağaçları arasında yapılan doğa yürüyüşleri, atv ve cip safari gibi etkinlikler düzenleniyor. Özellikle yaz mevsimin bunaltıcı sıcaklarından kaçarak keyifli zaman geçirmek isteyenlerin tercih ettiği şelaleler bölgesi, yabancı turistlerin her geçen gün daha fazla ilgi gösterdiği turizm bölgelerinden biri haline geliyor. , bulunduğu konum sebebiyle ziyaretçilerin kendi özel araçları veya kiralık araçlarla gidilmesini gerekli kılıyor. Antalya Kral havuzu ve şelalelerin bulunduğu Kozan köyüne Antalya şehir merkezinden çevre yolunu takip ederek ulaşılıyor. Antalya hava limanı yönünde ilerleyerek Aksu'yu geçen ziyaretçiler Gebiz levhasını gördükten sonra sola dönerek Akçapınar köyüne ulaşıyor. ziyaretleri kapsamında bolca orman yürüyüşü, buz gibi suların aktığı şelalelerde hatıra fotoğrafı çektirme ve kral havuzunun berrak sularında havuza girme gibi etkinlikler yapılabiliyor. Bölgede orman içerisinde bulunan bungalovlarda konaklama imkanına da sahip olan ziyaretçiler bölgenin geleneksel lezzetlerinin sergilendiği yiyeceklerden yeme fırsatını da yakalıyor. Doğa gezisini kültürel etkinliklerle zenginleştirmek isteyen ziyaretçiler ise, Kozan köyünden yaklaşık 1 km uzaklıkta bulunan Pednelissos antik kentini ziyaret edebiliyor. Bodrumkaya tepesi adı verilen yüksek bir yerde kurulu bulunan kentin kalıntıları arasında hamam, tapınak, alabastron kabarmaları ve dini tören alanları bulunuyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1063-en-ozel-maldivler-tatil-planlari.html", "text": "Maldivler, 1200 ada ve adacıktan oluşan dünyanın en önemli ve en fazla tercih edilen tatil mekanlarından birisidir. Dünya üzerinden romantik balayı bölgesi olarak da tanınan bu ülke, 26 doğal atolden oluşur. Maldivleri oluşturan adaların sadece 400 civarında adada yerleşim bulunur. Bazılarında yerli halk yaşarken bazıları otel + ada konseptinde turistik adalar olup bazıları ise halen keşfedilmemiş ve el değmemiş haldedir. Maldivlerde en ünlü atolü olan Baa Atolü de UNESCO tarafından koruma altındadır. Su üstü kadar su altı zenginliği açışından da çok özel bir yere sahip bu ülke de çok geniş bir biyolojik çeşitlilik bulunur. Unutulmaz bir tatil yapma planınız varsa Maldivler tatil hayallerinizi sonuna kadar gerçekleştirecek en özle yerlerden birisidir. - Sıkılmadan tatil geçirme imkanı; Oteller; konaklamadan aktivitelere, yemeklerden eğlenceye kadar çok geniş seçeneklerde fırsatlar sunar. - Lüks bir tatil yaşama imkanı; Kumsalda ya da okyanus üzerinden 5 yıldızlık otellerin sağladığı lüks eşliğinde tatilinizi yaparsınız. - Size özel mahremiyet sunması; Aileniz veya eşinizle rahatsız edilmeden tatilinizi geçirebilirsiniz. - Romantik zamanlar geçirme; Maldivler tatilinizde muhteşem manzaralarda, unutulmaz zamanlar yaşayabilirsiniz - Tropikal ve rahatsız etmeyen iklimi; Maldivler tatil için istenilen her zaman gidilebilecek bir yerdir. Yumuşak tropikal iklimi, her mevsim rahatsız olmadan tatilinizi geçirmenizi sağlar. - Güvenilirdir; Bu ülke tatil için geçirilecek en güvenilir bölgelerden birisidir. Haydi Maldivlere olarak size özel tatil programı ile rüya gibi zamanlar geçirmenizi sağlamak için yanınızda yer alıyoruz. olarak tatil programınızı tamamen sizin ihtiyaç ve beklentilerinize göre hazırlıyoruz. Programlarımızın hepsi kişiye özeldir. Uzman olduğumuz bu yerde konusunda tecrübeli ekibimiz ile yaptığınız toplantılarda tatil paketinizi planlıyoruz. Tek çalıştığımız tatil bölgesi olan Maldivlerde uzun senelerdir elde ettiğimiz deneyim ile size ve sevdiklerinize özel, sorunsuz bir tatil sunuyoruz. Otellerden havayoluna, ulaşımdan aktivitelere kadar planlama yapıyoruz. Uzun senelerdir otel ve hava yolları ile çalışmamız sonucu en uygun indirimleri alarak bunları size yansıtıyoruz. Her anınızdan keyif alacağınız bir tatil için bizi aramanız yeterlidir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1064-perge-antik-kenti.html", "text": "ilçesinden bulunan ve geçmiş yıllarda Pamfilya Bölgesine başkentlik yapmış muhteşem bir şehirdir. Bu muhteşem şehir, Helenistik dönemde inşa edilmiş ve dönemin güzelliğiyle de ön plana çıkan en zengin şehirlerinden biridir. Farklı tarihler arasında çeşitli zenginliğe ulaşmış ve örnek bir kent olmuştur. Perge Antik Kenti içerisinde, tarihi tunç dönemine kadar uzanan eserler bulunmaktadır. UNESCO Dünya Geçici Miras listesinde de bulunan Perge Antik Kenti, araştırma ve kazı çalışmalarına 1950 yılında başlanmış olsa da gün yüzüne sadece %25'lik bir kısmı çıkarılmıştır. olduğu tahmin edilmekte ve Perge Antik Şehri olduğu ön görülmektedir. Bu nedenle bu eski tabletler incelendiğinde Perge Antik Kenti tarihi bakımdan milattan önce 1200'lere kadar gittiğini söylemek mümkündür. 'nden çıkarılan heykel ve eserleri gördüğünüzde nasıl bu kadar modern olduklarını idrak etmek bizler için zor olsa da tamamı gerçektir. ana merkezine indiğinizde ayaklarınızın altına serilmiş asfaltın sağ tarafında bulunan yapıtları ve bugüne kadar ayakta durmayı başarmış birbirinde özel stadyumlardan bir tanesini görmeniz mümkün olacaktır. Tiyatroda seyircilerin oturabildiği alana Cavea denir. Bu tiyatro toplamda 3 alandan oluşmaktadır. - Cavea: Seyircilerin oturabileceği alanlar - Orkestra ve Scene: Sahne alanı İsimlendirmeleri ile 3 alandan oluşmaktadır. Ayrıca Roma İmparatorluğu dönemlerinde tiyatro alanlarında vahşi hayvanlar ve gladyatörler dövüştürülerek halka, sadist bir yöntemle motivasyon verilirdi. Sık sık yapılan bu dövüşler oldukça popüler bir hal almıştır. Ayrıca toplam kapasitesi 13.000 kişi olan bu tiyatro alanları, gladyatörleri izlemek için gelen halk tarafından hınca hınç dolardı. Sahnenin bulunduğu alanın çevrilmiş olması gladyatör ve vahşi hayvanların dövüştürüldüğünün bir kanıtı ve göstergesi olarak da yorumlanabilir. Tiyatronun alt kısmında 19 sıra ve tiyatronun üst kısmında 23 oturma sırası bulunurdu. Perge tiyatrosunun en ilginç alanı ise sahne binasıdır. Bu sahnede 5 kapı bulunmakta ve kapılar sahnenin iç tarafına açılarak üzerinde tablolar halinde şarap tanrıçası Dionysos'un hayatının resmedildiği çok özel ve eşsiz rölyefler bulunur. Şehir içinde bulunan ender yapılardan biride Perge antik kent stadyumudur. İnce, uzun ve dikdörtgen yapıda bulunan bu stadyum, bölgeye ait ve çok değerli taşlardan olan konglomera taşları bir araya getirilerek bloklar halinde inşa edilmiştir. Stadyumda 70 adet kemer ve 11 oturma sırası bulunur. Perge Antik Kenti Stadyumu alt kısımları ise dükkan olarak kullanılmış ve yaklaşık 12.000 kişilik bir kapasiteye sahiptir. Stadyum kompleksinin, milattan sonra 1. yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. Birçok alanı hala sapasağlam ayakta olan yapı, tarihin içinde bir yolculuk için tüm unsurları korunan yapılardan bir tanesidir. Şehrin ana merkezi olarak değerlendirebileceğimiz Agora bir iletişim merkezi şeklinde kullanılmıştır. Politika ve ticaret merkezi olan Agora'nın çevresi ise dükkanlarla çevrilidir. Bu dükkanların bazılarının tabanı mozaikle süslenmiştir. Bazı dükkanlar 2 katlı inşa edilmiş ve çok özel görüntülere sahiptir. Tarihi kaynaklara göre ticaret ve politika merkezi olarak kullanılan bölge, mimarisi ile ön plana çıkmaktadır. Tam ortasından 2 kilometre uzunluğunda su kanalının geçtiği Sütunlu Cadde günümüz modern caddelerine taş çıkartacak bir güzelliğe sahiptir. Yapılan kazılar sayesinde orijinalliğini korumak amacıyla, çıkarılan eserler ve sütunlar dikkatli bir şekilde tekrardan yerlerine konmuş ve genel görünüm bozulmadan korunup, sergilenmeye devam edilmektedir. inşa edilmiştir. Helenistik kapı, milattan sonra 121. yılda değişiklikler yapılarak şeref avlusu haline dönüştürülmüştür. Kapı ve devamındaki avlu içerisinde şehir kurucularının birçok heykeli de bulunmaktadır. Günümüze kadar en iyi korunan Perge Antik Kenti eserlerinden biri olan Güney Hamamı hiçbir şekilde orijinalliğini kaybetmeden günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. Dönem hamam yapısı ile kıyaslandığında büyüklüğü ile de ön plana çıkmaktadır. - Ilık Banyo - Soğuk Banyo - Soyunma - Sıcak Banyo 'nı gezdiğinizde tarihin izlerini bütün duvarlarında görebilirsiniz. şehir merkezine 18 kilometre uzaklıktaki, Aksu ilçesi sınırlarında bulunmaktadır. Perge Antik Kenti giriş ücreti: 25 Türk Lirasıdır. Müze kart kullanıcıları kartlarını kullanarak giriş yapabilirler. Yaz aylarında açılış ve kapanış saatleri: 08.00 ile 19.00 arasındadır. Kış aylarında açılış ve kapanış saatleri: 08.00 ile 17.00 arasındadır. Perge Antik kenti, Dini bayramların ilk günü öğlen saat 13.00'a kadar kapalı 13.00'dan sonra ziyaretçilerine açıktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1065-hamsilos-koyu.html", "text": "Türkiye'nin ilk ve tek fiyordu olarak bilinir. İskandinavya'daki fiyortlara benzerliği dikkat çekici olsa da aslında bir fiyort değildir. Deveci Deresi Vadisinin daha derin yerlerinin denizin yükselmesi sonucunda dolması ile oluşmuş bir doğal limandır. Şekli ile bir fil kafasına benzetilen koyun denize girilebilmesine imkan veren bir plajı bulunmaktadır. Koyun denizle birleştiği alan oldukça geniş olup iç kısımlara doğru gittikçe kırılarak daralmaya başlamaktadır. Darlaşan kısımlarda orman örtüsü başlar. ülkemizde doğa turizminin en canlı olduğu yerlerdendir. çeşitli festivallerin düzenlendiği çok sayıda mesire alanlarının da bulunduğu bir doğal alandır. Kamp yapmak isteyen ziyaretçiler için oldukça uygun alanları içerisinde barındırmaktadır. Ancak kamp yapmak isteyen ziyaretçiler için ayrıca elektrik ya da sıcak su şebekesi hazırlanmamıştır, ziyaretçiler tamamen doğa ile baş başa kalmaktadır. Çam ağaçları ve karanfil başta olmak üzere değişik çiçeklerle ile kaplanmış olan koy, sıcak yaz günlerinde şehrin gürültüsünden kaçarak serinlemek isteyen ziyaretçiler için oldukça ideal bir yerdir. Eşsiz görüntüsü, bitki örtüsü ve harika Karadeniz manzarası ile doğa fotoğrafçılığı yapmak isteyen ziyaretçilerine büyük fırsatlar sunmaktadır. , kuytu ve gözlerden uzak bir yer olması sebebi ile geçmiş dönemlerde savaş gemilerinin gizlenmek için kullandığı bir alandı. Günümüzde de balıkçılar Karadeniz'in fırtınalı olduğu günlerde teknelerini bu bölgeye çekerek korunmaktadırlar. Koy ve İnce burun Feneri arasında 11 kilometrelik bir mesafe bulunmaktadır. bölgesinde piknik ve mesire alanları, kamp alanları, konaklanabilecek otel ve pansiyonlar bulunmaktadır. Deniz bisikleti, tekne ve kano kiralanabilecek yerler mevcuttur. ilinin ve ülkemizin en özel alanlarından biridir. Hamsilos koyu halka açık bir alan olduğu için giriş çıkış saatleri bulunmamaktadır. Jeolojik özellikleri ile dikkat çeken koya giriş için herhangi bir ücret de ödenmemektedir. Ancak bu bölgeyi ve Akliman bölgesini kapsayan Hamsilos Tabiat Parkı girişinde 15 TL civarında bir ücret ödenmektedir. 'na ulaşım özel araçlar ve şehir içi ulaşım araçları ile sağlanabilir. Koya ulaşım sadece Akliman yolu üzerinden yapılmaktadır. -Çarşamba otobüsleri bu yol üzerinden geçerek Hamsilos yakınında durmaktadırlar. Koya ulaşım için özel araç gerekmektedir. Ancak koya 100 metre kala yol uygun olmadığı için yaya devam etmek gereklidir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1066-eskisehir-karacahisar-kalesi.html", "text": "Osmanlı'nın fethettiği ilk kale olma özelliği ile pek çok tarihi özelliği bünyesinde barındırır. Son zamanlarda televizyon dizilerinde isminin sıkça geçmesi ile merak konusu olan kale araştırma ve kazı çalışmaları nedeni ile şuan için ziyaretlere kapalıdır, ancak çalışmalar sona erince yeniden ziyarete açılacaktır. mimari özellikleri ile kale kent ya da kastron adı verilen yerleşim özelliklerine sahiptir. Bu tür yerleşim yerlerinde yükseğe kurulmuş bir kale ve çevresindeki surlarla korunmuş alan içerisinde bulunan yapılar dikkat çekmektedir. Buralar hem savunma amaçlı olarak askeri bir üs hem de korunaklı yapısı ile halkın yaşayabileceği güvenli bir alan olarak kullanılmaktadır. 1288 yılında Osman Gazi tarafından fethedilmiştir. Kalenin fethinden sonra Söğüt bölgesinde yaşayan Osman Gazi buraya yerleşmiştir. Kale yakınındaki Karacaşehir'e de Türkleri yerleştirmiştir. Kalede 1299 tarihinde Osman Gazi adına sikke bastırılarak hutbe okutulduğu yönünde kaynaklar mevcuttur. Kalenin fethinden sonra bir kadı ve subaşı görevlendirilmiştir ve yönetimi Orhan Gazi'ye devredilmiştir. Kale Osmanlı Devleti'nin kuruluş ve gelişme döneminde oldukça önemli bir rol oynamıştır. Osmanlı tarihi bakımından oldukça önemli bir yere sahip önemli kalelerden birisidir. ilçesi sınırlarında yer almaktadır. Porsuk Çayı yanında bulunan plato üzerinde kurulu olan kale denizden 1010 metre yükseklikte bulunmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1067-kristal-cam-teras.html", "text": "Safranbolu'nun İncekaya mevkinde yapılmış bir cam seyir terasıdır. Adrenalin ve doğa tutkunlarının oldukça eğlenceli vakit geçirdikleri bu teras İncekaya Tokatlı Kanyonu üzerine kurulmuştur. Yapımı bir ay gibi kısa bir sürede tamamlanan cam teras 75 tonluk ağırlık kaldırabilecek kapasitededir. Yaklaşık 400 kişiyi aynı anda taşıyabilecek güçlü bir yapısı olsa da önlem amaçlı olarak ziyaretçiler terasa 30 kişilik guruplar halinde alınmaktadır. 11 metre uzunluğunda 100 m2 genişliğindedir. Yerden 80 metre yükseklikte kurulan teras her biri 3 santimetre kalınlığında olan 3 parça camdan yapılmıştır. ile de dikkat çeken Safranbolu bu sayede yerli ve yabancı pek çok turistin tercih ettiği bir bölge olmuştur. sahip olduğu eşsiz doğa manzarası ile fotoğraf çekimi yapılabilecek en uygun yerlerdendir. çevresinde ziyaretçilerin kanyon boyunca yürüyüş yapabilmelerine imkan sağlayan yürüyüş yolları da yapılmıştır. Metrelerce yükseklikten kanyonu izleyerek yürüyüş yapmak doğaseverler için ayrı bir heyecan kaynağıdır. Ayrıca kanyon içine inen merdivenlerle kanyonun içerisinde yürüyüş yapmak da mümkündür. Bu merdivenler kışın kapatılarak yazın kullanıma açılmaktadır. Adrenalin severler için olduğu kadar doğaseverler için de oldukça cazip bir mekan olan seyir terasında gündoğumu izlemek de ziyaretçilerin oldukça hoşlandığı aktivitelerdendir. Terastan kanyona inerek dolaşmak için merdiven inip çıkmak gereklidir. Bu nedenle sağlık sıkıntınız varsa merdivenleri inip çıkarken sorun yaşamamak için gereken önlemleri almanız faydalı olacaktır. Cam zeminli terastan muhteşem bir doğa manzarasına sahip Tokatlı Kanyonu'nu izlemek ve bol bol fotoğraf çekmek için mutlaka uğranması gereken mekan ziyaretçilerin de olumlu yorumlarını almaktadır. Doğa ile iç içeyken bir şeyler yemek, içeceğinizi içerken manzaranın tadını çıkarmak huzur dolu birkaç saat geçirmek buraya gelen tüm ziyaretçilerin oldukça hoşlandıkları bir durumdur. Karabük iline bağlı Safranbolu ilçesinin İncekaya beldesinde yer almaktadır. Safranolu Karabük il merkezinden 8 kilometre uzaklıktadır. Güneydoğuda Kastamonu ve kuzeyde Bartın illeri ile sınır komşusudur. Safranbolu Karadeniz bölgesinde, Batı Karadeniz bölümünde yer alır. Denizden 65 kilometre iç kısımdadır. Terasa ulaşım özel araçlarla mümkündür. Belediye aracı ya da minibüs kullanarak gelme imkanı henüz yoktur. Hafta sonları tur firmalarının düzenlediği turlara katılarak da buraya ulaşım sağlamak mümkündür. 'ya 230 kilometre uzaklıktadır, araçla 2,5 saatlik bir yolculuğun ardından buraya ulaşılabilir. Karabük şehir merkezinden 8 kilometre uzaklıkta olan Safranbolu'ya belediye araçları ve minibüslerle ulaşım imkanı mevcuttur ancak Kristal Teras için herhangi bir ulaşım aracı tahsis edilmemiştir. haftanın yedi günü ve günün 24 saati ziyarete açıktır. Giriş ücreti kişi başı 7 TL olarak belirlenmiştir. Ayrıca ziyaretçiler için ayrılan otopark için de bir miktar ücret alınmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1068-sardala-koyu.html", "text": "eşsiz doğası ile kalabalıktan ve karmaşadan kaçmak isteyenler için oldukça cazip bir kamp alanıdır. Denize girmek, doğa yürüyüşü yapmak, piknik, sualtı dalışı, kuş gözlemciliği ve mağara gezileri yapılabilecek koy ziyaretçilerine aynı anda pek çok aktivite yapabilme imkanını bir arada sunmaktadır. İstanbul'a en yakın kamp alanlarından birisidir. Günübirlik gidip gelinebilecek mesafede olan koy Kocaeli'ne bağlıdır. Çok bilinmediği için fazla kalabalık olmayan koy Karadeniz'in aksine sakin bir denize sahiptir. Doğa yürüyüşü yapmak ve denize girmek için oldukça elverişli olan koyda kamp yapmak da mümkündür. adacıklar, mağaralar, değişik şekilli kayalar ile oldukça ilgi çekici ve mutlaka görülmesi gereken yerlerdendir. Koyun arkasındaki orman içerisinde bulunan ve 1 kilometrelik yürüyüşle ulaşılabilen Cennet Havuzu filmlerde görülen egzotik manzaralara ev sahipliği yapmaktadır. Bu havuz denizle bağlantılı olduğu için suyu her zaman temiz kalmaktadır, dalgaların kayaları oyması ile oluşmuştur. Denizin dalgalı olduğu zamanlarda da yüzme imkanı sağlayan ve eşsiz sualtı güzelliklerini görebilmeye imkan veren bu doğal havuzun olduğu yerde milli mücadele kahramanlarının karargah kurduğu söylenmektedir. müdavimleri arasında Türkiye'nin Phuket adası olarak nam salmıştır. İnsan eli değmemiş ve doğal güzelliğini halen koruyan koya ulaşmak için orman içerisinden 1 kilometrelik bir yürüyüş yapmak gereklidir. Tüm eşyalarla beraber bu yolu yürümek zor gibi gözükse de görülen manzara ve koyun dinginliği tüm yorgunluğu alacaktır. Batı Karadeniz'in saklı kalmış eşsiz doğal güzelliklerinden birisidir ve Karadeniz'de 81 kilometrelik kıyısı olan Kandıra' da bulunur. Ağva' ya yaklaşık 10 kilometre uzaklıktadır. Ağva - Kandıra yolu takip edilerek gidilen koya ulaşmak için Bağırganlı köyü sonrasında toprak yoldan 8 kilometre devam etmek ve 2. toprak yola girmek gereklidir. Pınarlı' ya da yakın olan koya ulaşmak için buradan 2,5 saatlik bir yolculuk yapmak gereklidir. Kandıra ilçesine kadar gidilebilmektedir. Kandıra' da Çalköy minibüslerine binilerek kanyona yakın bir yere kadar gidilebilir ancak kanyona ulaşmak için yürümek gereklidir. eşsiz doğla güzelliği ile ünlenmeye başlamıştır ancak halen koruma altına alınarak tabiat parkı ilan edilmemiştir. Bu nedenle koya giriş çıkış saati bulunmamaktadır. İsteyen istediği saatlerde gidebilir. Koy içerisinde herhangi bir tesis veya giriş çıkışların denetlendiği bir yapı olmadığı için ücret ödemek söz konusu değildir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1069-aydinda-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "nı ele alarak kampçılara küçük bir kamp rehberi oluşturmaya çalıştık. yer almaktadır. Bungalov ve çadır kampı yapmak isteyenler için ideal noktalardan olan kamp alanı aynı zamanda kendi restoranına da sahiptir. Bu sayede yemek pişirme gibi işlemlerle uğraşmak istemeyen kampçılar tarafından tercih edilmektedir. Her türlü ihtiyaca göre düzenlenen kamp alanı kimi zaman kalabalık olsa da oldukça güzel ve rahatlatıcıdır. Etrafı portakal, limon ve mandalina ağaçları ile çevrili kamp alanlarından olan Mürsel Hotel, hem otel konforunu sağlarken hem de kamp deneyimini yaşamanızı sağlamaktadır. Havuz ve restoran hizmetini de tatilcilere sunan işletme oldukça sakin ve huzurludur. Her türlü ihtiyacınızı da karşılayabileceğiniz alanları mevcuttur. Kuşadası'nda yer alan kamp alanı hem çadır hem de karavan kampı imkanı sunmaktadır. Yetişkinler ve çocuk alanları gibi farklı bölümü olan kamp alanı denize sıfır kumsal üzerinde yer almaktadır. Sürekli olarak sıcak su hizmetine sunan işletmede internet, elektrik, lavabo, duş kabinleri ve havuz da kampçıların hizmetine sunulmuştur. içerisinde ücretsiz olan kamp alanlarından olan Sevgi Plajı da yine Kuşadası'nda yer almaktadır. Günübirlik piknikçiler tarafından da sıklıkla tercih edilen kamp alanı bu yüzden özellikle hafta sonları aşırı kalabalık olabiliyor. Her türlü ihtiyacınızı çevredeki işletmelerden karşılayabileceğiniz kamp alanında bir yandan denizin tadını çıkarırken diğer yandan huzurlu birkaç gün geçirmenize olanak sağlayacaktır. Ancak tatil günleri aşırı kalabalık olduğundan o günlerde yaşanan gürültüye maruz kalabilirsiniz. Kuşadası merkezinde yer alan Önder Camping, Aydın'ın en çok bilinen kamp alanlarından biridir. İlçe merkezinde yer aldığından dolayı alışveriş merkezlerine de son derece yakın olan kamp alanı bu yüzden sıklıkla tercih edilmektedir. Kamp alanında da bulunan marketten her türlü ihtiyacınızı kolaylıkla karşılayabiliyorsunuz. Sadece deniz noktasında biraz sıkıntılı olan kamp alanından denize ulaşmak ise biraz yorucu olabilir. Bununla beraber kamp alanında duş, lavabo, elektrik gibi ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz. yakınıdır. Antik kent içinde kamp yapmak elbette mümkün değil ancak çevresindeki boş arazide kamp yapılabilir. Son derece sessiz ve sakin olan kamp alanında herhangi bir işletme veya tesis bulunmadığından dolayı her türlü ihtiyacınızı düşünerek hareket etmelisiniz. alanları içerisinde belki de en güzel noktalardan biridir. Toplamda 20 kilometre uzunluk ve 6 kilometre genişlikte olan sahil şeridi ile mükemmel kamp noktalarından biridir. Herhangi bir işletme ya da tesisin olmadığı kamp alanı bu anlamda oldukça sakin ve huzurlu noktalardandır. Bembeyaz kumlu sahili, geniş ormanlık alanı ve turkuaz rengindeki berrak denizi ile sizlere unutulmayacak anlar yaşatacaktır. , muhteşem doğaya sahip eşsiz noktalardan biridir. Ormanlık alanı ve gölü bir arada sunan kamp alanı bu anlamda doğayı damarlarınıza kadar hissedebileceğiniz güzel yerlerdendir. Kamp alanı yakınlarında herhangi bir işletme bulunmadığından dolayı her ihtiyacınızı düşünerek hareket etmelisiniz. Ormanlık alan konusunda kısıtlı olan ancak eşsiz bir manzaraya sahip noktalardan Arapapıştı Kanyonu binlerce yıllık bir oluşumdur. 6 kilometrelik uzunluğu 380 metrelik yüksekliği ile kanyon kamp alanı olarak da oldukça işlevseldir. Etrafta herhangi bir işletme olmadığından dolayı tamamen kendi başınıza kalıyorsunuz. Bu yüzden er türlü ihtiyacı düşünerek yola çıkmalısınız. içeriğimizin son sırasına ise kamp alanı olarak en çok tercih edilen Çine Vadisi'ni ele alacağız. Oldukça farklı şekilde oluşmuş kayaların muhteşem bir görsellik olarak karşımıza çıktığı vadi özellikle fotoğrafçıların yoğun ilgisine uğramaktadır. Doğa ile baş başa kalacağınız bu kamp alanında akrep ve yılanların da olduğunu hatırlatmakta fayda var. Kamp alanında hiçbir işletme olmadığından dolayı her ihtiyacınızı düşünmeniz gerekir. hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/107-cadir-ve-cesitleri.html", "text": "Doğada zaman geçirenler için en kullanışlı materyallerden biri çadırlardır. Hafif ve sağlam bir çadır ile uzun süreler doğada barınılabilir. Çadır barınaklar, içerisinde en hızlı kurulabilen ve az yer kaplayan bir malzemedir. Çadırların kurulumunda dikkat edilmesi gereken temel prensip kapının rüzgarı karşıdan almamalı, zemini düz olmalı, dış tehlikelerden uzak olmalı, yazın suya yakın olmalı. Çadırlar genel kullanım için 3 mevsimlik kampçılık, karda ve daha değişken hava şartları için 4 mevsimlik ve extrem yani yüksek irtifa faaliyetleri için ise 5 mevsim olarak kategorize edilirler. - Su geçirmez olmalıdır. - Çubuklarının sağlam olmalıdır. - Hafif ve az yer kaplamalıdır. - Kolay kurulup kolay sökülebilmelidir. - Rüzgar mukavemeti olmalıdır. - Kullanışlı olmalıdır. - Çift tente olmalı. Genellikle ormanlık alanlarda ve deniz seviyesine yakın alçak irtifa bölgelerinde ve hafif kampçılıkta kullanılır. Yazın kullanım için uygundur. Rüzgar dayanımları azdır. Kampçılığa yeni başlayanların tercih ettiği çadır barınaklardır. Ağırlıkları marka ve model olarak değişebilir. Ağırlıklarını çadırın kumaşı ve kullanılan çubukların kalitesi belirler. Dış kumaş su geçirmez iç kumaş ise tül olur. Çubukları genellikle fibergılas olur. Demir ve alüminyum olanları da vardır. 2, 3 veya daha fazla kişi için olan çadırlar uygun modellerdir. Üçgen, tünel veya yuvarlak şeklinde olabilirler. Yuvarlak ve tünel şeklinde olanların rüzgar mukavemetleri daha iyidir. Bu tür çadırlar genellikle dağcılık faaliyetleri için uygun olup kışın dahi çok rahatlıkla kullanılabilirler. 3500 metrelere kadar olan bütün dağlarda kullanıma uygundur. Rüzgar ve fırtınaya dayanımları iyidir. Çubuklar alüminyum ve duraleminyum olarak değişir. Ağırlıkları genellikle 5 kg geçmez. Ön ve arka tarafta olmak üzere 2 giriş kapısı olanlar daha kullanışlıdır. Kapı girişlerinde kışın ve yağışlı havalarda yemek yapmak ve fazla malzemeyi bırakmak için bagaj bulunur. Genellikle geodezik yapıda olurlar. 2,3 ve 4 kişilik olurlar. Bu çadırlarda kullanılan kumaşlar özel yırtılmaya dayanıklı kumaştır. Kış dağcılığı ve her türlü doğa olayı düşünülerek mühendisler tarafından dizayn edilmişlerdir. 5 mevsim çadırlar yüksek irtifa dağcılığında kullanılan özel tasarımlara sahip çok güçlü çadırlardır. Bunlarda 4 ya da daha fazla çadır çubuğu kullanılarak dayanım en üst seviyeye çıkartılmıştır. 4000 metre üzeri her dağda her hava koşulunda kullanılabilir. 100 km üzeri fırtınalara dahi dayanabilmektedirler. Bazı modellerde kapı kısımlarında rüzgarı kesmesi için kar etekleri bulunur. Extrem ve 5 mevsim denmesinin nedeni de budur. Alçak irtifalarda 3 mevsim, kışlık ve extrem şartlar için üretilen çadırların dayanımlarının daha yüksek olduğunun bilinmesi gerekir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1070-kapadokyada-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "alanları olarak çok fazla alternatif sunmasa da yine de kamp yapılacak belli başlı noktalara sahiptir. Gelin hep beraber Kapadokya'da kamp yapılabilecek yerleri ele alalım. Son derece sessiz ve bir o kadar da sakin noktalardan biri olan Kaya camping bir taraftan misafirlerine kamp deneyimini yaşatırken diğer taraftan ise hizmetleriyle konforu da sağlamaktadır. Kızıl Vadi manzarasının tam karşısında yer alan kamp alanında ister çadırda isterseniz de karavanda konaklayabiliyorsunuz. Gün doğumu ve batımıyla yükselen sıcak hava balonlarının muhteşem mazarası ise güzelliği tamamlıyor. Kamp alanı içinde mutfak banyo alanı, havuz ve diğer birçok hizmet sunulmaktadır. Son derece temiz düzenli ve disiplinli yerlerden biri olan Göreme Camping tam bir aile işletmesidir. Bundan dolayı son derece güler yüzlü şekilde karşılaşıyorsunuz. İçerisinde bulunan çadır alanında isterseniz kendi çadırınızda isterseniz de kiralık çadırlarda konaklayabiliyorsunuz. Bünyesinde Aquapark'ta bulunan ve şehir merkezine 500 metre mesafede yer alan kamp alanı sizlere tertemiz bir hava sunmaktadır. içinde en popüler noktalardandır. Zira muhteşem peri bacalarının manzarası, uçan balonların sunduğu görsel şölen ve tertemiz havasıyla dikkatleri çekmeyi başarmaktadır. Yerli ve yabancı kampçılar tarafından sıkça tercih edilen alanda eğer şanslıysanız kendinize özel bir nokta bularak çadırınızı kurup kamp yapmaya başlayabilirsiniz. Meyve ağaçları arasında yer alan Dilek Camping Kapadokya'nın tam ortasında yer alan son derece güzel noktalardandır. Karavan, ahşap ev ve çadır konseptini misafirlerine sunan işletme içerisinde havuz, restoran, duş alanı gibi hizmetler de sunulmaktadır. 800 metrekarelik kamp alanı peri bacalarının hemen dibinde yer almaktadır. Son derece güvenli, temiz bir o kadar da iyi bir işletme olan Öz Kapadokya Camping, özellikle değişik aktiviteleri ile bilinmektedir. En çok beğenilen aktivite ise yapılan ATV turlarıdır. Uçsuz bucaksız derin vadilerde yapılan turlara da katılarak kamp deneyimini oldukça farklı bir hale getirebilirsiniz. Bununla beraber kamp alanı içinde de birçok hizmet sunan işletmede çadır kiralayarak kamp yapabilirsiniz. Kapadokya'nın biraz dışında kalan ancak tercih edilebilirliği son derece yüksek olan Ada Kamping havuz, restoran, havuz bar hizmetiyle misafirlerini karşılamaktadır. Elektrik, TV, internet ve duş alanı ile de daha rahat bir kamp deneyimi yaşamak isteyen tatilciler tarafından tercih ediliyor. Avanos'ta bulunan kamp alanı içinde çadırınızı kurarak konaklamaya başlayabilirsiniz. içinde popüler olan bir diğer nokta ise Panoroma Camping'dir. İçerisinde hem bungalov hem çadır hem de karavan tipi konaklama hizmeti sunan alan içinde kendi karavanınızla veya çadırınızla konaklayabilirsiniz. İçerisinde restoran, yüzme havuzu, sıcak su internet gibi hizmetlerle beraber ücret karşılığında elektrik hizmeti de sunulmaktadır. Kızılırmak kenarında yer alan ve etrafı yemyeşil ağaçlar ile çevrili olan Gülşehir Camping aynı zamanda profesyonel hizmetiyle de son derece başarılıdır. İçerisinde çeşitli tarihi yapıları da barındıran alanda karavan veya çadırda konaklayabilirsiniz. Kapadokya'ya 12 kilometre mesafede yer alan kamp alanı özellikle manzarası ile dikkat çekiyor. İçerisinde çeşitli alternatiflerin sunulduğu konaklama alanları mevcut bununla beraber isterseniz de kendi çadırınızda konaklayabiliyorsunuz. Kamp alanı içinde banyo, tuvalet, elektrik, internet, restoran ve kafe bulunuyor. Hemen hemen tüm ihtiyacınızı kolaylıkla karşılayabilirsiniz. içindeki bir diğer işletme ise Dolunay Camping'dir. Otel olarak da hizmet veren işletme kampçılar için özel bir alan da sağlamaktadır. Burada çadırınızı kurup kamp yapabilirsiniz. Otel olarak da hizmet verdiğinden dolayı hemen hemen her türlü ihtiyacınızı kolaylıkla karşılayabiliyorsunuz ayrıca işletmenin misafirlerine özel kullanıma açtığı havuzu da serinlemenize imkan tanımaktadır. hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1071-ashab-i-kehf-magarasi.html", "text": "Mağaraya 15-20 basamaklı bir merdivenden inilmektedir. Mağaranın eteklerinde bulunduğu Encülüs Dağı, Ziyaret Dağı olarak da bilinmektedir. Konik biçimi ve topografik görünümü ile doğal bir güzellik sergileyen dağ bu şekilsel özelliği ile de dikkat çekmektedir. 300 m2 büyüklüğünde ve 10 metre yüksekliğindedir. Mağara içerisinde 3 adet tünel bulunmaktadır, bu tüneller mağaranın daha derinlerine doğru ilerler. Mağara doğal bir çöküntünün bu şekli alması sonucunda oluşmuştur. Dairesel bir kuyu şeklinde olan mağara dünya üzerinde yedi uyurlara ait olduğu düşünülen 33 adet mağaradan birisidir. yanında bulunan cami 1873 yılında Osmanlı Padişahı Abdülaziz tarafından mescid olarak yaptırılmıştır. Sonraki yıllarda 3 şerefeli minare eklenerek camiye dönüştürülmüştür. Tarihinde barındırdığı ve asırlardan beri söylenen efsane ile Hristiyan ve Müslüman dünyasında kutsal kabul edilen mağara yılın her günü pek çok yerli ve yabancı ziyaretçi tarafından gezilmektedir. Mağaranın efsanesine göre dönemin hükümdarının zulmünden kaçan yedi genç ve bir köpek burada uzun yıllar süren bir uykuya dalmışlardır. Mitolojik tanrılara ve putlara tapılan dönemde putlara tapmayı reddederek tek tanrılı Hristiyanlık dinini benimseyen Yemliha, Mislina, Mekseline, Sazenuş, Mernuş, Tebernuş Kefeştetayuş adlı yedi genç ve köpekleri Kıtmir bu mağaraya sığınmışlardır. Bazı rivayetlere göre Kefeştetayuş bir çobandır ve köpeği Kıtmir ile birlikte diğer altı gençle yolda karşılaşarak onları mağaraya getirir ve onlarla kalmaya karar verir. içerisinde dinlenmek için uykuya dalan gençler hükümdarın adamları tarafından bulunmuş ve mağaranın ağzı orada ölmeleri için kapatılmıştır. Bir süre sonra uyanan gençler aralarından birini ekmek alması için şehre göndermişler. Ancak onlar uyuduklarından beri 300 yıl geçmiştir ve şehrin değiştiğini fark eden genç elindeki çok eski paralar nedeni ile yakalanır. Kendisini yakalayanlara durumu anlatır ve mağaraya doğru bir kalabalık halinde yola çıkarlar. Mağaraya herkesten önce girerek arkadaşlarının korkmaması için onları uyarmak ister kalabalık uzun bir süre bekler fakat çıkan olmaz. İçeri girdiklerinde sadece bir kuş yuvası içinde 7 tane kuş yavrusu bulurlar. ilçesinin kuzeyinde kurulmuş olan Dedeler Köyü sınırları içerisinde yer almaktadır. Tarsus ilçe merkezine yaklaşık 12 kilometre uzaklıkta bulunan mağara Encülüs Dağı eteklerinde bulunur. ilçe merkezine ise 30 kilometre uzaklıkta yer almaktadır. En yakın hava alanı Adana Şakirpaşa Havalimanı'dır ve buraya 59 kilometre mesafededir. ziyaretinde bulunmak isteyenler Tarsus ilçe merkezinden Dedeler mevkisine giden dolmuşları kullanarak mağaraya ulaşabilirler. Özel araçları ile gitmek isteyen ziyaretçiler Tarsus karayolu üzerinde çoban heykeli bulunan kavşaktan kuzeye doğru yöneldiklerinde mağaraya ulaşabilirler. Yol üzerindeki tabelalar sürücülere yardımcı olacaktır. Mersin şehir merkezinden gelen ziyaretçiler de tabelaları takip ederek 15 dakika içerisinde buraya ulaşabilirler. Yılın her döneminde 08.00-19.00 saatleri arasında ziyarete açık olan mağara haftanın tüm günlerinde ziyaret edilebilir. Giriş ücreti alınmayan mağarada bir bağış kutusu bulunuyor. Arzu ederseniz bağış kutusuna istediğiniz miktarda bağış yapmanız mümkün."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1072-aksarayda-sirin-bir-rum-koyu-belisirma.html", "text": "tarihten günümüze göze çarpmaktadır. Ihlara vadisinin boyunca devam etmekte olan köy, yürüme parkurunun ortasında yer alır. Ihlara Vadisine inen karayolu vasıtası ile bu vadiden ayrılır. Yerleşim yeri olarak kullanımı, Selçuklu Devleti'nden önceki dönemlere rastlamaktadır. , Hristiyanlığın Anadolu'da yayılmaya başladığı yerleşim noktalarından biri olarak tarih araştırmalarına konu olmaktadır. Araştırmalara, bu tarihi köyde bulunan mağara kiliseler ve kilise duvarlarını süsleyen göz kamaştıran freskler ışık tutmaktadır. Köyün ismi, Rumca \" Hoş Manzara \" anlamına gelen ve Ihlara Vadisi'nin eski adı olan Peristirema'nın Türkçeleştirilmesi sonucu ortaya çıktığı kabul edilmektedir. , köydeki eski evlerinde oturmaya devam eden aileler sayesinde canlılığını korumaktadır. Vadi içerisinde turistlere ve gelen misafirlere, bölgeye has yemek türleri ile lezzetli bir ziyafet sunulmaktadır. Köyde yaşayan halkın geçim kaynakları arasında tarım, hayvancılık, dağcılık yer alır. Turistik açıdan görülmeye değer şirin bir köy. 'nin devamı niteliğine haiz Belisırma Köyü'nün içinde birçok tarihi kilise bulunmaktadır. Bunları başında; Ala Kilise, Direkli Kilisesi, Bahattin Samanlığı Kilisesi, Kırkdam Altı Kilisesi gelir. Direkli Kilisesi, 11. yy ile 13. yy arasında yapılan merkezi kubbesi altı direk üzerine yerleştirilen bir yapı. Bahattin Samanlığı Kilisesi ise Direkli Kilisesi'nin 50 metre uzağında. Bu kilisenin güneyinde yer alan Hz. İsa'nın çarmıha gerilişi, Zekeriya Peygamber'in öldürülmesi, Yusuf'un rüyası ve incil'de geçen sahnelerin sergilendiği freskler görülmesi gereken eserler. 'ne 1 km uzaklıkta. Yüksek kesimde, kaya blokları oyularak inşa edilmiştir. 1283-1285 yılları arasında yapıldığı bilinmektedir. Bu da Anadolu Selçuklu Devleti'nin hakimiyet dönemine işaret etmektedir. Türk motiflerine rastlanması, Hristiyan ve Selçukluların dostça bir yaşam sürdüklerini göstermektedir. Ala Kilise, haç şeklinde bir minareye sahip olup, manastır olarak hizmet vermiştir. Kiliseyi örten üç adet kubbe bulunur. İlgi çekici mimari yapının cephe üst bölümlerinde azizlerin ve havarilerin resimleri bulunur."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1073-amasya-arkeoloji-muzesi.html", "text": "ancak 1980 tarihinde şimdiki binasına taşınabilmiştir. Müze, şehir merkezinde ve ulaşım için oldukça rahat bir lokasyona sahiptir. Müze içerisinde amatör olarak yapılan fotoğraf ve video çekimlerine izin verilmektedir. Amasya Arkeoloji Müzesi, farklı çağlardan toplamda 13 farklı uygarlığa ait eserleri içerisinde barındırmaktadır. Bu kapsamda müzede özellikle Kalkolitik Çağ ve Tunç Çağı eserlerini görmek mümkündür. Hititler, Urartular, Frigyalılar, İskitler ve Persler'e ait kıymetli eşyalar müzede sergilenmektedir. Daha yakın çağlara gelindiğinde ise; Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluğu'ndan kalma parçalar da bulunmaktadır. Binaya ait müze bahçesinde bu devletlere ait taştan yapma eserler yer almaktadır. olarak da tanınmaktadır. Özel bir bölümde sergilenen mumyaların İlhanlılar döneminden kaldığı düşünülmektedir. Bu mumyalar İlhanlılar için Anadolu'da çalışan nazır ve emirlere aittir. Ayrıca yine bu devlet görevlilerinin yakınları da mumyalanmış halde aynı bölümde saklanmaktadır. Mumyaların bulunduğu özel bölüm ise Selçuklu Sultanı 1. Mesut'a ait bir türbedir. Mumya sergisi, müzenin ziyaretçileri tarafından yoğun bir ilgi görmektedir. Amasya Arkeoloji Müzesi, şehir merkezinde yer almaktadır. Bu sebeple müze binasına ulaşımda herhangi bir problem yaşanmamaktadır. Ziyaretçiler müzeye giriş saatlerine uyduğu taktirde kolaylıkla müzeyi gezebilmektedir. Arkeoloji müzesine giriş saatleri yaz ve kış olarak iki ayrı grupta toplanmaktadır. Yaz döneminde müzeye 08.00 ile 19.00 saatleri arasında giriş yapılabilmektedir. Bu saatler kış döneminde biraz daha kısa olmaktadır. Buna göre kış aylarında müzeye giriş 08.00'de yapılırken çıkış 17.00'da yapılmaktadır. Müzeye hafta sonu Cumartesi ve Pazar günleri de ziyaretçi kabul edilmektedir. yetişkinler için 6 Türk Lirası'dır. Bu fiyat 2019 yılı için belirlenmiş son müze giriş fiyatıdır. Öğrenci kimlik kartı gösterenler öğrenciler için de Amasya Arkeoloji Müzesi'ne ücretsiz giriş olanağı sağlanmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1074-turkiyede-gorulmesi-gereken-en-iyi-10-tarihi-yer.html", "text": "Türkiye konumu nedeniyle birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış bir sahne aslında. Hititler'den Persler'e, Roma'dan Bizans'a, Selçuklu'dan Osmanlı'ya birçok imparatorluk Türk topraklarında hüküm sürmüş. Hepsi de ardında birbirinden önemli eserler bırakmışlar. Bize de tarih ve kültür gezilerine çıkmak düşer tabii. Size bu yazımda Türkiye'de mutlaka görülmesi gereken 10 tarihi yer hakkında bilgi vereceğim. deniz kenarında bulunuyor ve ortasından geçen nehir denize bağlanıyor. Bu nehir geçmişte korsanlar için çok iyi bir korunma ve saklanma alanı olmuş. Olympos, Likya Birliği şehirlerinden biriyken önce Roma'ya sonra Bizans ve Osmanlı'ya ev sahipliği yapmış. Antik kenti gezerken kaya mezarları, mozaikli kilise, tiyatro ve tapınak görebilirsiniz. Buraya girmek için Müzekart kullanılıyor. Ayrıca günlük bilet de gişelerde satılıyor. Yılı ilan edilmesi bölgeye turistlerin ilgisini arttırdı. \"Tarihin sıfır noktası\" olarak da isimlendirilen Göbeklitepe'de kazı çalışmaları hala devam ediyor. Ancak gidip şimdiye kadar bulunanları keşfetmemize engel değil. Bodrum Kalesi, Türkiye'nin en popüler tatil beldesi Bodrum'un simgesi. Kale 1403-1523 yılları arasında St. Jean Şövalyeleri tarafından inşa edilmiş. Yedi kapıdan geçilerek ulaşılabilen iç kalenin kulelerine çeşitli ülke isimleri verilmiş. Kalede aynı zamanda bir sualtı arkeoloji müzesi mevcut. Dünyanın en eski batığının da sergilendiği müze, Türkiye'deki tek sualtı arkeoloji müzesi. Bu yüzden hem eşsiz hem de oldukça güzel. Bodrum tatilinde dönmeden buraya uğrayarak iki önemli tarihi ögeyi ziyaret edebilirsiniz. denmektedir. Tarihi açıdansa kalenin M. Ö. 4. yüzyılda Kilikyalılar tarafından yaptırıldığı düşünülüyor. 2400 yıldır ayakta duran kalenin bölgesinden pek çok parlak imparatorluk gelip geçmiş. Mersin'i ziyaret ederseniz hem altın sarısı kumları olan Erdemli plajlarında denize girebilir hem de Kız Kalesi'ni ziyaret edebilirsiniz. ni ziyaret ederek siz de geleneksel Türk mimarisine bir göz atabilirsiniz. Çatalhöyük dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri. M. Ö. 5500 yıllarından itibaren yaklaşık 2000 yıl yerleşim merkezi olarak kullanılmış ve zaman içerisinde köyden kent yaşamına evrimini gerçekleştirmiş. Kentte ilk ev mimarisini gözlemleyince çok şaşıracağınıza eminim. Bölge, 2012 yılından beri UNESCO Dünya Miras Listesi'nde. İlk insanlardan bu yana değişen kültür, sanat ve gündelik hayata dair her şeyi gözlemlemek için Çatalhöyük sizi bekliyor! da burada görülebilir. Kentin tarihi M. Ö. 7000'lere kadar uzanıyor. Mega antik kent olarak da anılan şehir Helenistik, Roman, Bizans, Beylikler ve Osmanlı dönemlerinde büyük şehir olarak kullanıldı. Efes'e giriş için de Müzekart kullanabilirsiniz. Büyüklüğü sebebiyle uzun bir gezi olabileceğini aklınızdan çıkarmayın. \" olarak anılmasına sebep olan sanat eserleri evlerin tabanlarını süslüyordu. Müzede bu nadide eserleri ziyaret edebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1075-turkiyede-gezilecek-yerler.html", "text": "Türkiye, bulunduğu coğrafya içerisinde barındırdığı çok uluslu yapı ile pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Türkiye'nin çok uluslu yapısı ve coğrafi özellikleri ona yüzlerce kültürel aynı zamanda doğal güzellikler kazandırmaktadır. https://gezicini. com Türkiye'de gezilecek yerler listemizde bulunan bu özel yerleri sizler de keşfedebilir, site içeriğimizden Türkiye'nin gezilebilecek her metrekaresine ait detaylı bilgilere erişim sağlayabilirsiniz. Öyleyse gelin birlikte sizler için listelediğimiz Türkiye'de gezilecek yerler listemize göz atalım. girişi ücretsiz olup, göle ziyaret günün her zaman diliminde mümkündür. , her mevsimde büyük ihtişamı ve doğal yapısıyla görenleri kendisine hayran bırakmaktadır. Trabzon'a yolu düşüp de bu gölü ziyaret etmemek hiç mümkün değil! Konum bakımından Trabzon ilinin Çaykara ilçesinde yer alan bu özel doğa ile iç içe olan yapısı, ormanın yeşil atmosferi ile birleşince adeta bir görsel şöleni andıran manzara meydana gelmektedir. Türkiye'de nadir bulunan ve eşsiz bir manzaraya ev sahipliği yapan bu gölün tabiatında 250'den fazla kuş türleri yaşamaktadır. eşsiz doğal güzelliğiyle görenleri kendine hayran bırakıyor. Yeşil ve mavi renklerinin birbirinden güzel tonlarının birleşmesiyle beraber ortaya muhteşem bir doğal güzellik çıkmaktadır. Her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği şelale ülkemizin görülmesi gereken doğal güzelliklerinin başında yer almaktadır. Halk arasında İskender Şelalesi veya Düdenbaşı şelalesi olarak da bilinir. Şehir içi ulaşım araçlarıyla ve kendi özel aracınızla oldukça rahat bir şekilde ulaşım sağlayabilirsiniz. Giriş ücreti 2020 yılı için 5 tl olarak belirlenmiş olup giriş saatleri sabah sekiz ila akşam on dokuz olarak belirlenmiştir. Tatil günlerinde de ziyaretçi kabul eden şelale muhteşem güzelliğiyle siz değerli ziyaretçilerini bekliyor. Düden şelalelerinin ziyaretçileri kendisine bu kadar hayran bırakmasının başlıca özelliklerinden bir tanesi de yaklaşık 40 metre yükseklikten dökülen suyun muhteşem bir atmosfer oluşturması. Yeşilin ve mavinin her tonunun bulunduğu bu ortamda aradığınız huzuru bulup bol bol resim çekebilirsiniz. Ayrıca piknik yapabilir, şelalelerin etrafında bulunan güzel yemek mekanlarını da ziyaret edebilirsiniz. Özellikle bu sene daha da değerine değer katan alaçatı daha da meşhur oldu İzmir'e gelipte alaçatıya uğramadan dönmeyiniz. İzmir'de birçok güzel sahil ve koylar vardır. Diğer yazılarımızda bunları inceleyebilirziniz. ülkemizin en önemli turistik mekanlarının başında gelmektedir. Volkanik patlamalar sonucu oluşan tüfler yüzyıllar boyunca rüzgar, yağmur gibi dış etkenler nedeniyle günümüzdeki halini almıştır. Geçmiş medeniyetler bu şekilleri ev kale gibi çeşitli amaçlarla kullanmıştır. Bu bölgede pek çok yeraltı şehrinin varlığı da bilinmektedir. Sizlerde ziyaret etmediyseniz bu muhteşem doğal güzelliği ziyaret etmelisiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1076-aksarayin-pisa-kulesi-egri-minare.html", "text": "mimari yapı olarak kırmızı tuğlalardan inşa edildiği için Kızıl Minare ismi ile de yapıyı anmaktadırlar. , Horasan harcı ile özenle yapıştırılan kırmızı tuğlalar ile örülmüştür. Eğri Minare'nin ustasınca eğik olarak yapıldığı, sonradan herhangi bir sebeple eğilmediği genel kabul gören görüş. Eğri minare'nin diğer klasik minarelerden ayırt edici mimari dokusu, tarih sayfalarına geçmesinde en büyük etkenler arasında. Minare'nin alt kesimi zikzak, üst kesimi ise yeşil ve mavi muhteşem bir görsel şölen sunan çini mozaiklerle bezelidir. Yüksekliği 30,6 metre olan Eğri Minare'nin bir tane şerefesi vardır. Minarenin basamak sayısı ise 92'dir. Silindirik gövde, dört köşeli bir kaide üzerine oturtulmuş olup ince bir silme ile mimari olarak iki bölüme ayrılmıştır. Yaklaşık 800 yıldır ayakta kalan bu eşsiz mimari eser'de üç farklı eğiklik mevcuttur. Zeminden itibaren 2 28' 14.16'' eğik olan Eğri Minarenin üzerine oturduğu tablanın üstünden 3 11' 18.08'' eğik olduğu tespit edilmiştir. Buna ilaveten üzerine oturduğu tabla ise 44' 48.59'' eğiktir. Eğri Minarenin 8 asır içinde tuğlalarında herhangi bir çatlama, erime ve renk değişikliği olmaması ve tuğlalarındaki çizgilerini günümüze kadar koruması son derece dikkat çekicidir. kent merkezinde, Nevşehir Caddesi üzerinde bulunmaktadır. Bu sebeple Aksaray'a gittiğiniz zaman kolaylıkla Aksaray kent merkezinde bulunan ünlü Eğri Minare'yi ziyaret edebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1077-slazenger-kadin-ayakkabi.html", "text": ", birbirinden cazip ürünleriyle dikkatleri üzerine çeker. Oldukça geniş ürün skalası olan marka, kadınların ihtiyaçları ve talepleri doğrultusunda tasarımlarını gerçekleştirir ve müşteri memnuniyetini ön planda tutar. modelleri sadece spor aktivitelerinde değil, aynı zamanda günlük hayatta ve özel zamanlarda da keyifle kullanılır. Zarif ve modern çizgilere sahip olan tasarımlarıyla her türlü kombine uyum sağlar ve estetik bir görünüm ortaya çıkmasında yardımcı olur. Markanın kendine özgü tasarım özellikleriyle oluşturduğu modeller, giyimine özen gösteren kadınların gönlünü her zaman kazanmıştır. Markanın birbirinden özgün ve çağdaş tasarım seçenekleri, kadınların şıklığına şıklık katar. Sektörün öncülerinden biri olarak modayı yakından takip etmesinin yanı sıra modaya yön veren Slazenger, ayak anatomisine uygun şekilde uzmanlar tarafından tasarlandığı için oldukça sağlıklı ve kullanışlıdır. modelleri, herkesin kendi tarzına uygun seçenekler sunar. Bu sayede kadınlar şık olmanın mutluluğunu yaşarken gün içerisinde rahat olmanın tadını çıkarır. Günümüzde sadece spor kombinlerinde değil çok çeşitli elbiselerin ve eteklerin altına da gönül rahatlığıyla giyilen bu eşsiz modeller, ergonomik yapısıyla ayak tabanı ve bileği açısından oldukça avantajlıdır. Ayak parmaklarını da koruyan bu modeller, üstün kalitesiyle uzun ömürlü kullanım imkanı sağladığı için bütçe dostudur. ayrıcalığıyla rahatından ödün vermek zorunda kalmaz. Üstün kaliteyi uygun fiyatlarla sunmayı kendine görev bilen marka, birbirinden güzel outdoor ayakkabıları, botları, günlük ayakkabıları, babetleri ve terlikleri kadınların beğenisine sunar. Aynı zamanda tekstil ürünleriyle de beğeni toplar ve ihtiyaçları eksiksiz şekilde karşılama konusunda başarılı çözümler üretir. Kaliteli ve güvenilir yapısıyla yaşam kalitesini yükselten bu ayakkabılar, yumuşak iç alan dokusu sayesinde ayak sağlığını korur. Bağcıklı modellerde bağcıklar kolaylıkla bağlanır ve kullanım esnasında açılarak kullanıcıya rahatsızlık vermez. Tüm kadın ayakkabı modelleri ayağa tam oturur ve gün boyu rahat hareket imkanı sunar. Marka eşsiz kullanıcı deneyimi sunan bu ürünleri oldukça avantajlı fiyat aralıklarıyla satışa çıkarır. Bu sayede isteyen herkes bütçesini sarsmadan dilediği ürünün siparişini verebilir ve benzersiz ayakkabı keyfinin tadını çıkarabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1078-dogalligi-kaliteyle-bulusturan-merino-mucizesi.html", "text": "Tenle uyumlu, hafif, dayanıklı ve yumuşak kumaşıyla maksimum konfor sağlayan Merino yünü, stil sahibi erkekler için en kaliteli seçeneklerden. Tamamen doğal ve yenilenebilen bir elyaf olan Merino, doğru işlendiğinde yılın her dönemi giyilebiliyor. Antialerjik özelliği ile hassas ciltler için en uygun yün olmasının yanı sıra UV ışınlarının olumsuz etkisini önleyebiliyor. Adeta cildi ikinci bir ten gibi saran bu yün, terlemeyi önlerken kolaylıkla hareket edebilme özgürlüğü de sunuyor. Yani Merino yünü ile konforlu bir gün geçirmek şık görünmek kadar kolay! Merino yününün doğallığı, dayanıklılığı, yumuşaklığı ve konforu elbette rastlantı değil. Çünkü bu yün Avustralya'da yaşayan, temiz hava soluyan, yalnızca su ve organik otlarla beslenen Merino koyunlarından üretiliyor. Dünya üzerindeki en ince ve yumuşak yün olma unvanını bu özveriye borçlu. Temas ettiği cilde hiçbir şekilde rahatsızlık vermiyor. Öyle ki; yok gibi! Dünya üzerindeki yün türlerinin en kalitelisi olan Merino, hafif olduğu kadar da dayanıklı. Merino yününden üretilen giysiler uzun süre şeklini koruyarak mükemmel bir giyim performansı sağlıyorlar. Geçtiğimiz 200-300 yıla baktığımızda imparatorların, kralların, başkanların ve nice ünlü ismin ilk tercihinin Merino yününden üretilmiş giysiler olduğunu görüyoruz. Yani, dünyadaki üst düzey ve yüksek kaliteli erkek giysi üreticileri ve markalarının da Merino yününü tercih etmeleri tesadüf değil. Tıpkı Hemington gibi! Hemington koleksiyonlarında kullanılan Merino yünü, İtalya'da usta ellerde işlenerek Extra Fine Meriko standartlarına ulaşıyor. Hemington Extra Fine Merino Trikolarıyla Bu Kış Çok Konforlu! 'ın merino yün koleksiyonundaki her bir ürün tamamen doğal ve nefes alabilen bir yüzeye sahip. Hemington trikolarında katı denetim standartlarını sağlayan markalar tarafından kullanılan ve dünyanın en geçerli sertifikalarından olan Woolmark logosu bulunuyor. Bu da Merino yün trikonun size en doğal ve kaliteli şekilde ulaşması demek. Hemington özenle işlediği Merino yününü modern çizgilerle, karo ve baklava desenleriyle zarif bir şekilde buluşturmayı başararak şıklığı ve konforu üzerinize taşıyor. Yumuşak Merino yünü kazaklar, hırkalar, montlar, örgü ceketler, süveterler ve dört mevsim giyilebilen ince trikolarla şık kombinler yaparak kendinizi her ortamda özel ve ayrıcalıklı hissedebilirsiniz. Hemington Merino yün trikolarının en önemli özelliklerinden biri, nefes alan dokusu ve kusursuz yumuşaklığı ile dört mevsime uygun bir incelik sunması. Adeta size özel ölçülerde dikilmiş hissi veren mükemmel kalıpları ve sağladığı ultra konfor sayesinde Merino yün koleksiyonu ile smart casual giyim stilinizde fark yaratabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1079-anadolu-medeniyetleri-muzesi.html", "text": "olarak karşımıza çıkıyor. Paleolitik Çağ ile bugüne kadar Anadolu'nun ev sahipliği yaptığı kentler ve medeniyetlerden kalan, onların gelişimlerini gözler önüne serecek eşyalar bulunuyor. Ankara Kalesi'nde bulunan Osmanlı binasında bulunan bir müzedir. 1921 yılında ise Kültür Müdürü tarafından kurulmuştur. Roma hamamı ve Augustus Mabedi'nde de birçok kalıntı biriktirilmiştir. Atatürk bir \"Eti Müzesi\" kurma fikrini sunduğunda ise birçok yerden Hititlere ait olan eserler toplandıktan sonra bu eserlerin depolanması ve sergilenmesi için bir bina gerektiğinden dolayı Anadolu Medeniyetler Müzesi kurulmuştur. ilinde bulunuyor. Ankara Kalesi içerisinde bulunan bir müzedir. oldukça köklü olan geçmişi ile çevresinde bulunduğu tarihi yapıları ile e içerisinde bulunan kendisine özgü bulunan koleksiyonları ile dünya üzerindeki en önemli müzelerden biridir. İsviçre'nin Lozan isimli şehrinde 1997 yılında 68 adet müzenin arasından Avrupa içerisindeki \"Yılın Müzesi\" isimli unvanını alarak çok büyük bir başarı kazanmıştır. yılın her ayı ve her günü ziyaret edilebilecek bir müzedir. ise 36 TL'dir. 18 yaş altı ziyaretçiler için ücretsiz olan bu müze için müze kart kullanmanız halinde indirimli ziyaret edebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/108-catalca-yalikoyde-gezilecek-yerler.html", "text": "Çatalca, Karadeniz'in kıyısındaki kumsalları, ormanları, gölleri, kaynak suları, mesire alanları ve tarihi zenginlikleriyle, İstanbul'un stresinden bunalanların ilk adresi. Üstelik burada Istranca Ormanlarının yemyeşil örtüsünün ardına gizlenmiş bir tarih yatıyor. Osmanlı döneminden kalma önemli tarihi yapılar. çevresinde de rastlanıyor. Çatalca yakınlarındaki İnceğiz köyündeki mağaralar, İhsaniye köyündeki İki Göz ve Kocakuyu adlı iki mağara, Elbasan köyünde içinde el figürleri bulunan ve köye adını veren mağara Kapadokya'dakilere benzer kaya yerleşimleri. İnceğiz mağaraları olarak bilinen yerleşim dört katlı. İkinci katında tavanına haç oyulmuş küçük bir kilise de var. Kilisenin varlığı burasının bir manastır olduğuna da işaret ediyor. Kayalara oyulmuş merdivenlerle katlar arasında bağlantı sağlanmış. Kayalığın çevresindeki patikalar sayesinde bütün katlarına çıkılabiliyor. İnceğiz Mağaralarına yöre halkı Kemal Sunal Mağarası diyor. Bazı Kemal Sunal filmlerinin burada çekildiği söyleniyor. Mağaranın önünden Karasu Deresi akıyor. Derenin kıyısında ücretli bir piknik alanı bulunuyor. Özellikle hafta sonları burası dolup taşıyor. Kabakça, İhsaniye, Akalan, Subaşı, Çanakça ve Karacaköy'de içinde buz gibi suların aktığı başka piknik alanları da var. , suyunu ve odun ihtiyacını bu yöreden sağlamış. Bizans döneminde kemerlerle su taşınmış yöreden, Gümüşpınar köyü yakınlarındaki Ballıgerme ve Kurşungerme kemerleri sapasağlam ayakta duruyor. Geçtiğimiz yüzyılda Terkos Gölünün suyu verilmiş İstanbullulara ve şebeke suyuna Terkos denilmiş. Çevrede birçok şifalı su kaynağı da var. Akalan, İhsaniye, Istranca, Gümüşpınar, Karamandere ve Ayazma kaynak suları buradan çıkıyor. . Ancak sormadan bulmak ya da farkına varmak olanaksız, zira herhangi bir tabelası yok. Bizans İmparatoru Anastasios tarafından 507-511 yıllan arasında Hun saldırılarını engellemek ve İstanbul surlarının dışında kalan saray, kilise, manastır gibi yapıları korumak amacıyla yaptırılan Uzun Duvar, İstanbul'a yaklaşık 65 km uzaklıkta. Silivri'nin yaklaşık 3 km batısındaki Karınca Burnundan başlayıp Karadeniz kıyısındaki Evcik İskelesine kadar 56 km boyunca uzanıyor. Çin Seddinden sonra dünyanın ikinci büyük suru olduğu söyleniyor. Karacaköy-Yalıköy arasındaki Evcik Plajına giden asfalt yol boyunca görülen duvar yaklaşık 2,5 km sonra yoldan ayrılıp ormanın içine doğru yöneliyor ve bir süre sonra gözden kayboluyor. Meşe ormanları arasındaki duvar bu civarda oldukça iyi durumda. Uzun Duvarın en yüksek yeri 5 metre, kalınlığı da 3 - 3,5 metre arasındaymış. Şimdi yüksekliği ancak üç metreyi buluyor. Geçtiğimiz yüzyıla kadar büyük bölümü ayaktaymış, 1960'lı yıllarda duvarın Karacaköy yakınlarındaki bölümü devletin dozerleriyle yıkılmış ve taşları köylülerce kullanılmış. Evcik İskelesinde buraya kadar ulaştığı bilinen duvardan bir iz görülmüyor, ancak tepede çatısı çökmüş bir Bizans kilisesinin kalıntıları var. sürekli esen rüzgarı ve kum duvarları nedeniyle yamaç paraşütü için son derece uygun bir yer. diyormuş ve bir zamanlar korsan yatağıymış. Sezonun kısa olması nedeniyle turizm fazla gelişmemiş. Oysa yer yer 100 metre genişliğinde ve 12 kilometre uzunluğunda kumsalı var. Yalıköy sahilinde birkaç balıkçı lokantası ve otel dışında turistik tesis yok, bu yüzden tenha bir yer. . Milli Parklara bağlı orman içi dinlenme yerinde günübirlik piknik ya da çadırda kamp yapıla biliniyor. Çilingoz, Yalıköy, Ormanlı ya da Evcik plajlarında yüzmeden, Yalıköy balıkçı köyü olduğu için başta sardalya, lüfer, palamut ve kalkan olmak üzere Karadeniz'in tüm balıklarını tadabilirsiniz. İstanbul'a 105 km uzaklıktaki Yalıköy'e ulaşmak için Çatalca-Subaşı-Kestanelik-Çanakça-Dağyenice-Karacaköy rotasını izlemek gerekiyor. Evcik Plajı ve İnceğiz Mağaralarına gitmek için özel araç şart. Yenibosna'dan kalkan İETT otobüsleriyle bir saatte Yalıköy'e ulaşılıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1080-ucak-biletini-internetten-almanin-5-faydasi.html", "text": "Uçak biletini internetten almanın en güzel özelliklerinden biri nerde ve hangi koşulda olduğunun bir önemi olmadan, sadece internet erişimi mevcutsa kolaylıkla bilet satın alabilmektir. İnternetin bu kadar yaygın olmadığı zamanlarda bilet almak için seyahat firmasına gidip bileti orda satın almak gerekiyordu. Bu hem zamandan hem de enerjiden kaybettiriyordu. Simdi ise bilgisayar ya da telefondan tek bir dokunuşla bütün firmaların fiyatlarını karşılaştırmak ve uygun bileti satın almak çok kolay. Bunu yapabilmek için evden veya ofisten uzaklaşmaya gerek bile kalmadı. Uçak biletini internetten aldıktan sonra yolculuk için hazırlıklara başlayabilirsiniz. almanın bir avantajı da, belirli bir yere ve zamana olan bağlılığın ortadan tamamen kalkmasıdır. İnternete erişimin olduğu her yerden, saat gecenin yarısı bile olsa saniyeler içinde bir tıkla biletinizi alabilirsiniz. Mesela aniden çıkmanız gereken bir seyahat için gece geç saatlerde uygun bilet için fiyat karşılaştırması yapıp, sabahında da sorunsuz yola çıkabilirsiniz. hem de uçak biletini kolaylıkla satın alabilirsiniz. İnternet aracılığı ile sadece kendinize değil, arkadaşınıza, ailenizden birine ve sevdiklerinize bilet almak çok basit. Gerekli olan tek şey bileti alan yolcu bilgileri alanına, o kişinin kişisel bilgilerini yazmak. Aldığınız bileti mesaj ve e posta aracılığı ile sahibine göndermenizde mümkün. Bu yolla sevdiklerinizin uçak biletlerini internetten satın alabilir hatta onlara sürpriz yapıp hediye edebilirsiniz. Uçak biletini internetten almanın bir diğer kolaylığı da seyahat edilen yerde yapılacaklardan, hava durumuna, yeme içme ve konaklamaya kadar her türlü ayrıntıyı önceden tercih edip plan yapma konforunu sağlayabilmesi. Bilet satın alınan firma, genel olarak uçuş bilgilerinizle beraber, gidilecek şehre göre gezilip görülecek ve konaklanabilecek mekanları da e posta da bildiriyor. Bu yüzden civarda görmeniz gereken tarihi ve turistik mekanları, tatmanız gereken yöresel lezzetleri ve bunun gibi birçok şeyi daha gitmeden ayarlayabiliyorsunuz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1081-akdenizin-tatil-cenneti-kemer.html", "text": "Bulunduğu konum, denizinin berraklığı, tertemiz havası ve Akdeniz'in yöresel özel tatlarıyla Kemer, tatil yerleri arasında en çok tercih edilen ilçelerdendir. Kemer'in birçok noktası farklı konseptlerdeki tatiller için uygun olup popüler tatil yörelerinden birisidir. Antalya şehir merkezine yakınlığı, bakmaya doyamacağınız manzaraları, gezip görülebilecek yerleri ile Kemer, yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmeye devam ediyor. Tatil planlarınız içinde Kemer planlarınızın arasındaysa Touristica'nın ayrıcalıklı fırsatlarıyla Kemer otellerinden birinde konaklayabilir, bu eşsiz Akdeniz şehrinin güzelliklerini keşfetmek için harika bir tatil planlayabilirsiniz. Kemer'de otel, hotel, butik oteller, apart oteller gibi birçok konaklama seçeneği mevcut. İster Kemer 5 yıldızlı oteller, Kemer ultra her şey dahil oteller veya Kemer her şey dahil otellerde zengin ikramlar ve sınırsız içecek gibi olanaklardan faydalanıp lüks bir tatil deneyimleyin ister daha uygun bütçeli Kemer apart oteller, Kemer pansiyonlar, Kemer apartlar, bungalov evler ve moteller gibi seçeneklerle asıl harcamalarınızı Kemer'in birbirinden güzel restoranlarında ya da eğlence mekanlarında eğlenerek değerlendirin. Size en uygun tatil konseptini bulmak için gelin Antalya Kemer otellerini hep birlikte inceleyelim. Kemer otel fiyatları ekonomik olarak her bütçeye uygundur. Yılın her döneminde fiyatlar değişse de neredeyse her sezon çeşitli kampanyalar düzenlenmekte. Kemer uygun fiyatlı otellerin yanı sıra huzur veren manzaraları, capcanlı caddeleri ve rengarenk sokakları ile tatilinizi unutulmaz kılacak."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1082-yurt-disinda-egitim-almanin-avantajlari-neler.html", "text": "Öncelikle öğrencilerin yurt dışında eğitim aldıklarında çok fazla sayıda kültürü tanıma şanslarının olduğunu belirtmek gerekiyor. Öğrenciler eğitim yaşamları boyunca gittikleri ülkeyi hatta komşu ülkeleri bile gezme, görme şansını elde ediyor. Bununla birlikte farklı kültürlerden insanlarla tanışıyor olmaları da önemli bir avantaj olarak sıralanabilir. Pek çok farklı kültürden arkadaş edinmeye ve bu arkadaşlıkları yıllarca devam ettirme şansları doğuyor. Bir diğer avantaj da öğrencilerin yabancı dil bilgisi edinme imkanının olmasıdır. Günlük hayatta öğrendikleri yabancı dili sıklıkla kullanmaları ister istemez sürekli olarak pratik yapmaları anlamına geliyor. Dolayısıyla yabancı dil noktasında rakiplerinden bir adım önde olabiliyorlar. Çünkü sadece teorik olarak değil pratik olarak da yabancı dil konusunda çok daha ileri seviyelere ulaşmaları mümkün hale geliyor. Sadece bu konu bile çok sayıda öğrencinin üniversite eğitimi almak için yurt dışını tercih etmesinin nedenleri arasında yer alıyor. Bazı ülkelerde okullara kayıt yaptırmak için herhangi bir sınava girmek gerekmiyor. Haliyle sınavsız giriş yapan üniversitelerin çok daha fazla tercih edildiğini belirtmek gerekir. Bazı öğrenciler ülkemizdeki üniversite sınavına hazırlanma sürecini bir kayıp olarak görüyor. Bu öğrenciler için yurtdışında üniversite okumak ve herhangi bir sınava girmeden kayıt yaptırmak daha cazip bir seçenek olabiliyor. Sınavsız giriş yapma imkanı da göz ardı edilemeyecek kadar önemli bir avantaj olarak karşımıza çıkıyor. Yurtdışında üniversite eğitimi almak ya da yabancı dil eğitimi almak noktasında sizin için bir yol haritasının çıkarılması mümkündür. Bunun için yurtdışı eğitim danışmanlığı hizmetlerinden faydalanabilirsiniz. Daha detaylı bilgi almak isterseniz ICES Turkey internet sitesine hemen tıklayabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1083-valiz-secerken-nelere-dikkat-edilmesi-gerekir.html", "text": "Dışı rengarenk ve desenli olan bavul modelleri ilk bakışta gözünüze çok güzel görünebilir. Ancak bir valizin sadece dışına bakarak satın alınması doğru olmayabilir. Bunun yerine dış cephesinin su geçirmeyen ve dayanıklı yapıya sahip olmasına dikkat etmelisiniz. Dış kabuğu aşırı kalın olanlarda ağırlık problemi yaşayabileceğinizi asla unutmamalısınız. Bu sebeple, güvenilir markaların hafif ama dayanıklı modellerine yönelmelisiniz. Valizlerin tekerlekli olanlarını tercih ederseniz hareket konusunda rahatlık yaşarsınız. 2 tekerlekli olan çekçekli valizler ihtiyaçlarınızı karşılıyor olsa bile 4 tekerlekli ve tekerlek kısımları 360 derece dönebilen modeller daha rahat edebilmenizi sağlar. Valiz satın alırken tekerlek kısımlarının monte ediliş şekline ve bağlantı parçalarının sağlamlığına da dikkat etmelisiniz. Özellikle uçak yolculuklarında valiz hasarı genel olarak tekerleklerin kırılmasına bağlı olarak ortaya çıkar. Tekerleklerin farklı zemin koşullarında güvenilir şekilde hareket edebilmesi sarsıntıların da ortadan kalkmasını sağlar. Sarsıntı ortadan kalktığı zaman gürültü de giderilmiş olur. Valiz satın alırken mutlaka dikiş kalitesi göz önünde bulundurulmalıdır. Dış kısmındaki ek yerlerinin kenarları kaplanmış ve kilit dikiş kullanılması gerekir. Ayrıca fermuar kalitesine de bakmalısınız. Saplar ve valize sağlam olarak dikilip dikilmediği kontrol edilmelidir. Bu detaylar valizin kullanım ömrü hakkında sizlere ipucu veren detaylardır. Yeni bir bavul satın alırken dikkat etmeniz gereken bir diğer ayrıntı çekçek yerleridir. Bu kısımların bavula bağlantı olan parçaları dayanıklı ve sağlam malzemelerden yapılmış olmalıdır. Herhangi bir takılma ya da kayma olmasını istemiyorsanız, güvenilir markaların ürünlerini tercih etmelisiniz. Aynı zamanda çekçeklerin boy ve yükseklik kapasitelerini kendi boyunuzla karşılaştırmalısınız. Valizin dışı kadar iç kısmı da önemlidir. İç cep kısımları, fermuarlı gözler, bölmeleri ve diğer ayrıntıları araştırmalısınız. İç kısmı kaliteli şekilde tasarlanmış, bölmelere ayrılmış valizler seyahat sırasında avantajlı duruma geçmenizi sağlar. Eşyalarınızı bu tür bavul modelleri sayesinde daha iyi bir şekilde organize edebilirsiniz. Bazı bavullardaki iç kılıflar hızlı bir şekilde yırtılabilir. Bu durum maddi olarak da sorun yaşamanıza sebep verir. Genellikle kabin boy valizler 55x40x23 cm boyutunda tasarlanır. Bu boyutlara sahip olanlar sık sık uçakla yolculuk edenler için idealdir. Valizlerin geneli siyah renkten tasarlanır. Siyah renkli valiz satın aldığınız zaman eğer üzerinde isimlik yoksa valiziniz karışabilir. Bu sebeple, yeni bir valiz satın alırken biraz cesur davranabilir ve alternatif renklere yönelebilirsiniz. İlla siyah renkli bir valiz istiyorsanız, isimlik olmasına özen gösterin. Bunun dışında renk seçimini yaparken kendi tarzınızı da göz önünde bulundurabilirsiniz. Valizler yeri geldiği zaman kıyafetlerinizle uyum sağlayabilecek en önemli aksesuarlardan biri olabilir. Bavulun seyahatiniz esnasında herhangi bir yerde kaybolmasını istemiyorsanız üzerine isim ve adres yazabilmelisiniz. Adres, telefon ve isim gibi kişisel bilgilerin üzerinde yer almadığı valizler kaybolduğu zaman üzerinde herhangi bir şekilde hak iddia edemezsiniz. Satın aldığınız valizlere daha sonra isimlik takabilirsiniz. Kaybolma ve çalıntı ihtimallerine karşı isim etiketli valizleri tercih etmelisiniz. adresine göz atabilirsiniz. Rengarenk ve canlı tasarımlarıyla dikkat çeken valiz setleri sayesinde ekonomik bir şekilde valiz ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1084-kaliteli-bir-tatil-deneyim-icin-kiralik-havuzlu-villa-secimi.html", "text": "En güzel tatil beldelerinde en unutulmaz tatil anlarını yaşayabilirsiniz. Bu seneki rotanız Kaş, Kalkan, Fethiye, Ölüdeniz ya da Ovacık ise manzaranı keyfini çıkarırken havuz başında güneşlenebilir ve serinlemek için havuza girebilirsiniz. Balayı çifti olun ya da geniş bir aile... Temizlik ve bakımların düzenli olarak yapıldığı deniz manzaralı villalar sayesinde çok daha ekonomik şekilde bir yıllık yorgunluğu üzerinizden atabileceksiniz. Her bir detayın titizlikle düşünüldüğü villalarda beyaz eşyalardan ortopedik yataklara, oturma gruplarından mutfak araç ve gereçlere kadar evinizdeki rahatlığı ve konforu hissetmenizi sağlayacak her şey mevcut. Kiralık havuzlu villaların çevresinde ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz market, restoran ve bankaları da bulabilirsiniz. Çocuklar söz konusu olduğunda temizlik ve hijyen ekstra önemli oluyor. Ailelerde tercihleri arasına kiralık havuzlu villaları ekliyor. Sene boyunca okulda derslerle uğraşan çocuklar, tüm yıl boyunca tatil günlerini beklerler. Tatil için geri sayımların başladığı zamanlarda tercihinizi çocuk havuzlu villalardan yana yapabilir ve çocukların en sevdiği etkinlikte vakit geçirmelerini sağlayabilirsiniz. Çocuk havuzlu villalar sayesinde klasik tatil anlayışınızın dışına çıkıp kendi tatilinizin adını değiştirebileceğiniz gibi tadını da değiştirebilirsiniz. Çocuklarınıza güvenli bir tatil vadedebilir, tüm yıl boyunca biriken enerjilerini havuzda atmalarını sağlayabilir ve neşe dolu bir tatil anısı yaşamalarına imkan verebilirsiniz. Otel karmaşasını sevmeyen ve rahatlıkla zaman geçirmeyi arzulayanlar için bulunmaz fırsat olan muhafazakar villalar ile sevdiklerinizle baş başa tatil yapabilirsiniz. Yılbaşı, bayram, balayı ya da özel günleriniz için adresiniz muhafazakar villalar olabilir. Tatilin olmazsa olmazı havuzdur. Kiralık havuzlu villalar ile eşsiz bir deneyim yaşayabilirsiniz. Tercihlerinizi merkezdeki villalardan ya merkezden uzak bir villadan yapabilirsiniz. Dilerseniz deniz manzaralı ya da orman manzaralı olan muhafazakar villaları da tercih edebilirsiniz. Korunaklı havuzlarında vakit geçirebilirsiniz. Büyük villalar ile evinizdeki konfora ve samimiyete kavuşabilirsiniz. En az 7 odası bulunan villalar ile tatilinizi ertelemek zorunda kalmadan tüm aile üyelerini bir yerde toplayabilirsiniz. Böylelikle farklı konseptteki villalar ile her aile bireyin kendine özel bir odasının olduğu bir tatil planlayabilirsiniz. Otelde tatil yapmanın zorluğunu kiralık havuzlu villalar ile bir kenara atabilirsiniz. Hem konforlu hem de lüks tatil keyfini, seçtiğiniz bölgeye göre; özel yüzme havuzlarında, korunaklı ya da kapalı yüzme havuzlarında geçirebilirsiniz. Kiralık havuzlu villalar ile bulunmaz bir tatil deneyimi yaşayabilirsiniz. Bir evde olması gereken her şeyi barındıran kiralık villalar ile tatilinizi farklı boyutlara taşıyabilirsiniz. Huzurlu ve konforlu tatil günlerinizi hem kendinize hem de sevdiklerinize yaşatabilirsiniz. Kiralık villalar sayesinde bir oda içerisinde kalmak zorunda olmadığınız gibi yemek saatlerini de kovalamak zorunda kalmazsınız. Villayı kendi yaşam alanınıza dönüştürebilir ve rahatlıkla hareket edebilirsiniz. Birçok insanın kalabalıktan kaçındığı bugünlerde kiralık havuzlu villalar ile dilediğiniz zaman havuza girebilir ve endişelerinizi bir kenara bırakabilirsiniz. Kalabalık ortamlardan rahatsız oluyorsanız, kiraladığınız villa ile çekinmeden havuzunuza girebilir ve tam anlamıyla tatil imkanlarından faydalanabilirsiniz. Kalmak istediğiniz villanın konumunu kendiniz seçebilirsiniz. Kiralık havuzlu villaların bazıları yanında manzaraya da sahiptir. Bu sayede serinlemek için ön plana çıkan havuzların keyfini çıkarırken bir yandan da manzaranızı seyredebilirsiniz. Hem tatilin hem de doğanın tadını çıkarabilirsiniz. Ekonomik olarak kiraladığınız villanıza kalabalık gruplarla gidebilir ve ayrı otel odalarında kalmak zorunda kalmazsınız. Eğlencenizi villanıza taşıyabilir ve dilediğiniz gibi eğlenebilirsiniz. her bütçeye hitap eden villa kiralama olanakları sunuyor. Sizi güven dolu ve şehrin gürültüsünden uzak huzurlu bir tatili yaşamaya davet ediyor. Dilediğiniz konumdan seçtiğiniz villayı günlük ya da haftalık kiralayabilirsiniz. Villa tatilinizi keyifle taçlandırabilir ve enerjinizi toplayabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1085-jant-modelleri-ve-ozellikleri.html", "text": "Jantlar, aracınızın lastiğiyle beraber dönen önemli kısımlardır. Lastiklerle iç içe geçebilen bu jantlar aracınızın hareket etmesini sağlar. Aracın aks sistemlerinin parçaları arasındaki jant modelleri, dönme hareketini tekerleklere ulaştırır ve aracın güvenilir şekilde ilerlemesini sağlar. Aracınız için seçebileceğiniz birçok jant modeli vardır. Bu jant modelleri sayesinde aracın sürüş konforu ve performansı değişebilir. Çelik olarak adlandırılan özel jantlar sac kullanılarak üretilir. Alüminyum alaşımlı olan çelik jantlar ile karşılaştırma yapılması pek doğru değildir. Çelik alüminyum çeşitlerine daha bu jantlar biraz daha mat ve siyah renk tonlarındır. Estetik açıdan ele alındığı zaman hemen hemen aynı özelliklere sahiptir. Sac kullanılarak dizayn edilenler genel olarak sıfır araçların baz donanım seçeneklerinde sizlere sunulur. Bu sebeple, alaşımlı alüminyum seçeneklere göre farklı fiyat seçeneklerine sahiptir. Giriş ve alt segment araçlarda ve üst segmentteki tüm araçlarda bu jant türlerini görebilmeniz mümkündür. Alüminyum alaşımı dünya çapında artmaya devam etmektedir. Bu durumun sebepleri arasında alüminyum seçeneklerinin çelik olan çeşitlere göre daha estetik gözükmesi ve hafifliğidir. Sürücüler, bu durumlardan dolayı alüminyum jantları da tercih edebilmektedir. Alüminyum alaşımlı olan jantlar çeliklere göre bazı farklılıklara sahiptir. Jantlar arasındaki boşluklar frene basıldığı zaman balatalarda ısınma meydana getirebilir. Bu durum gelen havanın hava dağıtma yoluyla soğutulmasına ve fren sisteminin uzun ömürlü olmasına yol açabilir. Alüminyum alaşımlı jantlar sürüş esnasında hafif olduklarından dolayı sürücülere konfor ve direksiyon hakimiyeti sunarlar. Tubeless olarak adlandırılan iç lastiksiz lastiklere uyum sağlayabilen alüminyum jantlar en güvenilir jantlar arasındadır. Çelik jantlara göre paslanmaya karşı biraz daha yüksek direnç gösterebilirler. Alüminyum jantlar, çeliklere göre daha fazla bileşen içerdiğinden dolayı daha yüksek iş gücüne ihtiyaç duyar. Bu durum fiyatların değişmesine sebep olur. Üretim kısmında eritilen alüminyum kalıplara dökülen materyaller ilk olarak torna daha sonra dondurma işlemlerinden geçeceği için el emeği de gerekmektedir. Alüminyum özellikli jantlar çeliklere göre biraz daha hassas yapıya sahiptir. Araçlardaki jantları temizlemenin birçok yolu vardır. Jantlar zaman içerisinde toz, çamur ve toprak gibi lekelere maruz kalarak kirlenebilir. Lekeler jantların üzerinde uzun süre boyunca kaldığı zaman kullanım ömrünü olumsuz yönde etkiler ve lekelerin temizlenmesi her zamankinden daha zor bir hale gelebilir. Bu sebeple, jant temizliği işlemlerinin periyodik aralıklar ile yapılması tavsiye edilir. Temizlik için kovanın içerisine sabunlu su koyabilir ve jantları sabunlu su ile yıkayabilirsiniz. Daha sonra jantları bir sünger vasıtasıyla ovarak kirlerden arındırabilirsiniz. Temizlik işlemi için özel olarak dizayn edilen ürünleri de kullanabilirsiniz. Jantlara parlaklık verebilmek için özel parlatıcı ürünlerini kullanmanız gerekebilir. Bunun için ilk olarak temizlik yapmalısınız. Aracınız yeniyse ve araç temizliği konusunda hassas davranıyorsanız piyasadaki özel temizlik solüsyonlarını tercih edebilirsiniz. Bagajınızda pratik bir şekilde muhafaza edebileceğiniz temizlik solüsyonları sayesinde hızlıca jantlarınızı parlatabilirsiniz. Temizlik konusunda tecrübesiz olduğunuzu düşünüyorsanız, jantlarınıza zarar verebilecek herhangi bir işlem yapmamak için hiç çekinmeden sizler de mutlaka profesyonel bir destek almayı denemelisiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1086-akdenizvillamin-kiralik-villalari-unutulmaz-anlariniza-eslik-eder.html", "text": "Hafızalarda yer eden bir tatil deneyimi yaşamak isteyenlerin vaz geçilmez adresi Akdenizvillam'ın kiralık villa seçenekleri ile güzel anılar biriktirebilirsiniz. Kiralık villalar konumu nedeniyle Akdeniz 'in büyüleyici maviliği ve doğanın size sunduğu yeşilin tonları huzurlu bir tatil geçirmenizi sağlayacaktır. Yeşil ve mavinin birleştiği tatil cennetinde aileniz, arkadaşlarınız ve misafirlerinizle birlikte verdiğiniz molayı Akdenizvillam ile unutulmaz kılabilirsiniz. Akdenizvillam tatilinizi kiralık villa seçenekleri ile daha avantajlı hale getiriyor. Tatilde sizlere birbirinden farklı kiralık villa portföyü sunarak beklentilerinizi en iyi şekilde karşılamakta. Hayatın yoğun koşuşturmasına ara vermek istediğinizde son zamanların pandemi koşulları sebebiyle çoğu insan tereddütte kalıp, tatil planını ertelemekte. Kalabalıktan uzak, insanlarla temas etmeden, hijyen kuralları en iyi şekilde sağlanmış olan kiralık villalar sayesinde rahat ve sağlığınızdan ödün vermediğiniz bir tatili Akdenizvillam ayrıcalığıyla geçirebilmeniz mümkün. Akdeniz'in cenneti Kaş'a bağlı Kalkan'ın eşsiz deniz manzaralı kiralık villarında, huzurlu bir zaman geçirmek en çok sizin hakkınız. Sakin, gürültüden, trafikten ve insanlardan uzak, ailenizle baş başa huzurlu bir tatil geçirebileceğiniz Akdenizvillam, muhafazakar villaları ile sizlere kaliteli zamanlar sunar. Akdeniz'in en güzel zamanları olan yaz aylarında büyüleyici maviliği ve yeşilliğine sahip yerleri sizleri davet ediyor. İslamlar köyü planladığınız tatilinizi ya da ufak kaçamağınız da Akdenizvillam'ın kiralık villaları ve doğasının sunduğu sakinliği ile sizlere kucak açıyor. Yazın tatil cenneti olan Kalamar'ın arkadaşlarınız ile geçireceğiniz paha biçilemez vakitlerinize Akdenizvillam'ın yazlık kiralık villa seçenekleri ile taçlandırabilirsiniz. Geniş kapasitelere ve istediğiniz özelliklere sahip kiralık villayı uygun fiyatlar ile bulabilmenizi Akdenizvillam mümkün kılmakta. Denize yakınlığı, içerisinde havuz barındıran, ya da jakuzili villa seçenekleri ile tek bir aktiviteye bağlı kalmadan gününüzü daha aktif geçirmenize yardımcı olmakta. En özel günlerinizi hep hatırlamak ve güzel anmayı herkes ister. Anılarınız oluşurken hafızanızda taze kalmasına sevdiklerinizle beraber bulunduğunuz mekanlarda yardımcı olur. Akdenizvillam'da balayı villa seçenekleri ile hafızanızdan silinmeyecek unutulmaz anılarınızı biriktirebilirsiniz. en uygun ortamı sizlere ve sevdiklerinize yüzden fazla kiralık villa seçenekleri ile sunmakta. Bu seçenekler belli kurallara sabit kalmadan, kendi evinizdeki rahatlığı aratmayan, özgür ve ayrıcalıklı bir tatil deneyimlemenize olanak sağlar. Her kesimden insana hitap eden Akdenizvillam, uygun fiyat seçenekleri ile tatil severler büyük avantajlı hizmetler sunuyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1087-aklinizi-basinizdan-alacak-bir-kiralik-araba-deneyimine-hazir-misiniz.html", "text": "Ulaşım zorunluluğunun giderek arttığı ve toplu taşıma kullanmanın da fazlasıyla zorlaştığı bu dönemlerde seyahatleriniz veya şehir içi ve şehir dışı ulaşımlarınız için günümüzde en mantıklı karar araba kiralamak. Acil işlerinizde sıkıntı yaşamamak ve geceleri paranızın güvenilir ellere gittiğinden emin olarak uyumak istiyorsanız Enterprise tek tercihiniz olmalı. Enterprise, her bireyin ve ailenin bütçesine uygun birçok model bulundurur. Aileniz ile tatile gidebilmeniz için büyük bagajlı arabalar tercihiniz olabilir. Mezuniyet geceniz için oldukça lüks bir araç tercih edebilirsiniz. İş geziniz için son derece konforlu ve kullanışlı bir araç da arıyor olabilirsiniz. Her bütçeye uygun ve çok sayıda modeli ile tüm bu ihtiyaçlarınızı karşılayacak hizmetlerini sizlere sunuyor. Elbette araba kiralamanın da şartları mevcut: Araba kiralayabilmeniz için en az 21 yaşında olmanız gerekiyor. Bazı araçlar için 1, bazıları için de 2 veya 3 yıllık ehliyet sahibi olmalısınız. Kiralamak istediğiniz araçların modellerine göre belirlenen günlük veya haftalık kilometre sınırları bulunuyor. Bu kilometre sınırları oldukça yüksek olduğu için şirket sizden kilometre sınırını aşmamanızı bekler. Aştığınız takdirde kilometre başına çok küçük bir miktarda ödeme yaparsınız ki bu miktarlar oldukça az farklar olarak yansır faturaya. Sözleşmeyi imzaladığınız andan itibaren arabanın vekili olarak arabadan siz sorumlu olursunuz. Herhangi bir trafik cezası da sizin sorumluluğundadır. Kazaya karışacak olursanız da arabanın çekilmesi ya da benzeri küçük durumlar sizin sorumluluğunuzdur ama araçla ilgili herhangi bir ek talepte bulunulmaz. Böylece kendinizi maddi bir yükün altında hissetmezsiniz, siz sadece kiracısınızdır. 27 ilde bulunan 50 ofisi ile neredeyse her yerde bulunan Enterprise ile ulaşımda hiçbir sıkıntı yaşamazsınız. Birçok şehir ve havalimanı şubesi sayesinde uçuşlarınız sonrasında 'Ben ne yapacağım?' paniği yaşamadan kolaylıkla araba kiralayarak gününüze rahatça devam edebilirsiniz. En güzeli ise kiraladığınız aracı geri getirmek zorunda değilsiniz. Eğer kiralık araba ile şehir değiştireceksiniz, gideceğiniz yerdeki şubeyi arabayı teslim edebilirsiniz. Enterprise ile konforlu kiralık araba bulmak işte bu kadar kolay! fiyatları arasında bütçenize uygun fiyatları Enterprise ile bulabilirsiniz. Kiralık araba aylık için de şirketin kurumsal ya da kişisel tercihlerinize uygun bazı kampanyaları mevcuttur. Bu kampanyalar sayesinde büyük indirimler yakalayabilirsiniz. Özellikle kurumsal araç kiralama için kampanyalarına göz atmalısınız. Bu şekilde şirketiniz için araba almak yerine kiralık araba ile hem şirketinize maddi katkı sağlayabilir hem de Enterprise'ın eşsiz konforunu yaşayabilirsiniz. Enterprise farklı markalarla olan anlaşmaları ve farklı dönemlerde ya da mevsimsel kampanyaları ile sizlere çok cazip teklifler sunar. Kullandığınız telekomünikasyon şirketiniz ya da bankanız bu kampanyaları barındırabilir. Bunlar sayesinde birçok indirimden yararlanabilir, bütçenizle daha üst segmentte bir kiralık araba bulabilir ya da daha uzun süreli bir araç bulabilirsiniz. Enterprise'da kiralık araba için ofislerine kadar gitmek ve bunun için 'Oraya nasıl gidebilirim?' 'Acaba en yakın şubeleri nerede?' 'Gidersem ve araba kiralayamadan geri dönersem?' tarzında sorular ile canınıza sıkmanıza hiç gerek yok. İnternet üzerinden aracınızı kiralayabilir ve aracı ayağınıza kadar isteyebilirsiniz. Aracın gelmesiniz istediğiniz zaman diliminde hiç sıkıntı yaşamadan aracınız bulunduğunuz yere getirilecektir. Böyle bir hizmetle siz de zaman kaybetmemiş olacaksınız. Ayağınıza gelen araç ile dakik bir şekilde yolculuğunuza çıkabilir, ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz. Kiralık arabaya ihtiyacınız varsa Enterprise'ın web sitesine girin size en uygun aracı bulun. Kampanyaları incelemeyi unutmayın. Vakit kaybetmek istemiyorsanız online randevu oluşturabilirsiniz. Eğer durumunuzda bir değişiklik olacaksa yine siteden iptal edebilir veya takip edebilirsiniz. Hem dünyanın hem de Türkiye'nin neredeyse her yerindeki şubelerinin güvenilirliği ile ayaklarınızı yerden kesecek konforlu bir deneyim için Enterprise'a göz atın."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1088-2021-erkek-gunes-gozluk-modelleri.html", "text": "Stil ve tarz gücünü en iyi şekilde kullanan erkekler, her sezon değişen güneş gözlüğü trendlerini takip ederler. Erkek güneş gözlüğü seçimi bir erkeğin karakterine ve tarzına oldukça etkili bir dokunuş katar. Artık güneş gözlükleri de sadece bir aksesuar kabul edilmeyip, moda akımlarından etkilenerek birbirinden farklı koleksiyonlara da ev sahipliği yapar. 2021'de erkek modasında yükselişe geçen gözlük stilleri oldukça etkileyici seçenekler sunuyor. Klasikler, modern renkler, güçlü tarzlar ve cesur çerçeveler 2021'de erkeklere çok daha fazla tasarım seçeneği yaratmaya başladı. Tasarım estetiğinin yanı sıra netlik, suda ve karada dayanıklılık gibi özellikleri barındıran gözlükler yeni teknolojilerle güçlendirilmiştir. : Yuvarlak yüzlü erkekler için şahane bir tasarımdır. Erkeksi karakteri yansıtan vintage bir tarz sunar. Bu tarzın çağdaş yorumları modern erkek tarzını yansıtır. Dexter, Marlow, PaulDylan, Tood, Tom Eyec Cnnection modern erkek gözlük tasarımları olarak çok şık seçenekler sunan koleksiyonlardır. Eye Connection tarafından trend ve çok şık tasarımlar olarak sunulan erkek güneş gözlüğü modellerini yüksek kalite ve cazip fiyat avantajı ile değerlendirebilirsiniz. Marka zengin koleksiyon seçenekleri ile klasik modellerden son moda modellere kadar her zevke uygun seçenekleri sunar. Markanın web sitesini inceleyerek kendinize bu sene hem kaliteli hem de uygun fiyatlı şık bir güneş gözlüğü alabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1089-kiev-ucak-bileti-fiyatlari-ve-gezi-rotalari.html", "text": "fiyatları nedir? Kiev'de gezilmesi gereken en popüler adresler nerelerdir? İşte, Kiev'e seyahat etmek isteyenlerin en çok merak ettiği sorular ve cevapları... Modern bir şehir olan Kyiv, yerli ve yabancı turistler tarafından ilgi odağı olmayı başarır. Yıl içinde yoğun bir ziyaret alan metropol şehire, hava yoluyla ulaşmak oldukça kolaydır. Pegasus Hava Yolları tarafından İstanbul, İzmir, Ankara ve Antalya şehirlerinden Kyiv'e direkt uçuşlar bulunur. Kyiv'e yapılan güncel uçuşlar ve güncel kyiv uçak bileti fiyatları hakkında Pegasus'un internet sitesi ya da mobil uygulaması üzerinden bilgi almanız mümkün. Kyiv Boryspil Uluslararası Havalimanı, şehir merkezinden 29 km uzaklıkta yer alır. Şehir merkezine ulaşım sağlamak isteyenler, otobüs ve taksileri kullanır. Şehir merkezine ekonomik olarak ulaşmak isteyenler, havalimanı servis araçları olarak bilinen Skybus'ları tercih edebilir. Bu otobüslerin son durağı, Kyiv şehir merkezine yakın olan Kharkivska Metro İstasyonu'dur. Bu istasyondan, şehir merkezindeki Vokzalna Metro İstasyonu'na aktarma yapılabilmektedir. Otobüsler 15 dakika aralıklarla B ve D terminallerinin önünden kalkar. Şehir merkezine ulaşım, trafik durumuna göre yaklaşık olarak 60 dakika sürebilmektedir. Taksiyle ulaşım sağlayacak olanlar, B terminaline gitmelidir. Taksiler B terminalinin önünde bekler. Lisanslı taksilerle, şehir merkezine ulaşım yaklaşık olarak 45 dakika sürmektedir. Hızlı ve konforlu bir ulaşım tercih edenler de Pegasus'un araç kiralama hizmetinden faydalanabilir. Bunun için seyahat öncesinde rezervasyon yaptırmak yeterlidir. Kyiv, oldukça geniş bir şehir içi ulaşım ağına sahiptir. Şehir içi ulaşımda otobüs, füniküler, metro, taksi ve minibüse benzeyen matruşkalar kullanılır. Birçok Avrupa şehrindeki gibi Kyiv'de gelişmiş bir metro ağına sahiptir. Hem şehir içinde birçok semte kolaylıkla ulaşım sağlaması hem de ekonomik olması yönüyle metrolar en çok tercih edilen ulaşım aracıdır. Kyiv'de turistik noktalara ulaşım sağlamak için 06.00-00.00 saat aralığında hizmet veren kırmızı, mavi ve yeşil renklerle belirtilmiş M1, M2 ve M3 hatları kullanılabilir. Klasik minibüslere benzeyen matruşkalar ise daha karışık rotalara ulaşım sağlar. Güzergah ve saatler hakkındaki bilgiye önlerindeki camdan ulaşılabilmektedir. Mykhailivska Meydanı ve Poshtova Meydanı arasında seyahat etmek isteyenler ise 07.00-22.00 saatleri arasında hizmet veren füniküleri tercih edebilir. Füniküler iki durağa sahiptir. Toplu taşımalardan indirimli faydalanmak için Kiev City Card'lardan temin edebilir, uzun süreli seyahatlerinizi ekonomik hale getirebilirsiniz. Alman-Sovyet Savaşı anısına yaptırılan bu müze, Ukrayna'nın en büyük müzeleri arasında yer alır. Ukrayna halkı için özgürlük ve bağımsızlığın temsilcisi olan bu müze, Kiev'e gidenlerin görmesi gereken önemli lokasyonlardan biridir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/109-erasmusa-nasil-basvurulur.html", "text": "- Yükseköğretim öğrencisinin, Erasmus programına katılabilmesi için lisans/doktora/yüksek lisans programlarının en az 1 yıllık dönemini bitirmiş olmalıdır. - Öğrencinin, Erasmus programına başvurduğu tarihten hemen önceki yarıyıl ve yıl sonu itibariyle kümülatif akademik not ortalamasının minimum 2,5/4 veya 75/100 olması gerekiyor. Not ortalaması 60-74/100 civarında olan öğrenciler, kontenjanın yeterince doldurulmaması sonucunda değerlendirmeye alınır. Öğrenci, üniversitenin belirttiği tarihte okuduğu bölüme veya programa başvuru yapmalıdır. - Bu hususların yanı sıra öğrencinin, üniversite tarafından uygulanacak olan yabancı dil sınavından 70/100 geçerli notunu alması gerekmektedir. - Komite, tüm işlemlerden sonra değerlendirmelerini Akademik başarı düzeyi %50 Dil seviyesi %50 olarak yapar. Erasmus programına başvuru yapmak için üniversitenizde bulunan Erasmus Koordinatörlüğüne gitmelisiniz. Erasmus programına katılan öğrencileri, lisans eğitiminin henüz ilk yılında bulunanlar hariç, doktora seviyesindekiler dahil olmak üzere üniversiteler arasında yapılan anlaşmalar ve düzenlemeler bütünlüğünde, dış katılımcı ülkelerdeki bir üniversitede veya yüksek öğrenim kurumlarında, 3 ile 12 ay arasında eğitim almaktadırlar. Avrupa Kredi Transfer Sistemi, kapsamı altında misafir olunan ülkede verilen emek ve kazanılan krediler öğrencinin kendi üniversitesi tarafından tamamen görünür ve tanınabilir hale getirilmiştir. ECTS sistemi, dersleri öğrencilere getirdiği iş yükü bakımından tanımlamaya çalışır ve bu bilgiler öğrencinin kendi üniversitesi tarafından da tanımlanabilir. Erasmus ile bağlantılı ülkeleri örnekleyecek olursak: Avusturya, Belçika, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Almanya, Yunanistan, Hollanda, Portekiz, İspanya, İngiltere, Estonya, Kıbrıs, Macaristan, Litvanya, Letonya, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Slovenya, İtalya, İzlanda, Lüksemburg, İsviçre, Malta, Bulgaristan ve Romanya olarak sıralayabiliriz. Erasmus programına katıldıktan hemen sonra gittiğiniz okulda seçmiş olduğunuz dersler üzerinde değişiklik yapmak isterseniz, sizin için önceden hazırlanan Learning Agreement formunda değişiklik yapmalısınız. Değişikliği de 1 ay içerisinde mutlaka yapmalısınız. - Erasmus eğitimini aldığınız okuldan dönmeden önce, kendi okulunuzdan istenecek olan belgeleri hazırlamalısınız ve Erasmus okulunuzda imza attırarak onaylamalısınız. Döndüğünüzde ise, bu belgeyi kendi okulunuza teslim etmelisiniz. - Gittiğiniz okulun size vereceği transkript ve diğer tüm bilgileri içerisinde bulunduran belgeleri Erasmus ile alakalı olan koordinatöre teslim etmeniz gerekir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1090-muhtesem-antik-kent-nora.html", "text": "Aksaray'a 30 km mesafede, Helvadere kasabası sınırları içerisinde Hasandağ'ın eteklerinde yer almaktadır. Nora antik kenti içinde geçmiş dönemlere ait çeşitli kilise kalıntılarına rastlanmıştır. Freskler, kiliseler, akropol ve küçük kale günümüze kadar gelen kalıntılar arasında. , bulunduğu bölgenin geniş bir yaşam alanı olduğu için yamaç kısımlarında dikkat çeken yapı kalıntıları mevcuttur. Helenistik dönemden itibaren iskan görmüştür. Stratejik konumu itibariyle etkili olmuş bir askeri merkezdir. Kiliselerin birçoğunda haç planlı yapı mevcuttur. Bazilika olmayan antik kent günümüze ulaşan yapıları ile Bizans dönemi izlerini taşır. Tarihe geçen yapı milattan sonra yedinci yüzyıla aittir. Çevredeki bazı manastırlar ise Orta Bizans dönemine aittir. , savunma amacıyla kurulan bir yerleşim. Evlerin bir kısmı kaya parçalarıyla inşa edilmiş ve düz çatı ile örtülmüş bir mekandan oluşur. Bir kısmı ise moloz taşı ile yapılmıştır. Dağ eteğinde bulunan Nora Antik şehri önemli bir kültür hazinesine ev sahipliği yaparken; Helvadere Göleti yanında bulunan ünlü balık lokantaları ile doğa tutkunlarına leziz tatlar sunuyor. Helvadere kasabasının üzerinde bulunan Nora antik şehri'ni ziyaret etmenizi tavsiye ederiz. Araştırmacılar Nora'daki kiliselerin yaklaşık 6. ve 7. yy'da inşa edildiği bilgisini veriyorlar. Kısa bir dönem parlak bir devir yaşayan kentin 8. yy'dan sonra ise terk edildiği bilinmektedir. Nora'dan Helvadere kasabasına geldiğinizde Kilise Camii' ye de uğrayabilirsiniz. Nora Antik Kenti' Konya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'nun 1998 yılında aldığı karar ile birinci derece arkeolojik sit alanı ilan edilmiştir. Ancak bugüne kadar antik kentte kapsamlı bir çalışmanın gerçekleştirilmemiştir. Nora Antik kentine giden yolun iyileştirilmesi için gerekli çalışmaların yapılması için kararlar alınmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1091-en-kolay-lezzetli-ve-degisik-kek-tarifleri-nefis-yemek-tariflerinde.html", "text": "imzası taşıyan enfes tariflerle hatırlanıyor. Kakaolusundan limonlusuna; beyaz unlusundan glutensiz keke kadar birçok özel lezzet sizler için Nefis Yemek Tariflerinde hazırlanıyor. Çayın ve kahvenin yanına eşlik eden yumuşacık kekler, bir tık uzağınızda! ya da meyveli haliyle çayın lezzetini ikiye katlıyor. Tam kıvamında, gram gram ölçüyle verilen birbirinden mükemmel kek tarifleri en kısa sürede kek yemek isteyenleri Nefis Yemek Tariflerinde bekliyor. Sitemizde neler mi var? Soslu kek sevenlere ıslak kek tarifleri, , evde sütü kalmayanlara özel kek tarifleri yoğurtlu, ekibi ve yemek yazarları, her geçen gün enfes lezzetlere imza atıyor. Bu özel lezzetlerden biri de Türk mutfağının çay saatlerinin vazgeçilmez yiyeceği kek oluyor. Cep telefonunuzda Nefis Yemek Tarifleri uygulaması varsa işiniz daha da kolay. Şayet yoksa birkaç saniye ayırarak sizler için tasarladığımız pratik ve iştaha getiren uygulamamızı telefona indirebilirsiniz. Eğer web sitesi üzerinden tariflere ulaşmak istiyorsanız; anasayfada karşınıza çıkan \"Yemek tarifi ya da yazar ara\" kısmına kek yazıp önerilen tarifleri inceleyebilirsiniz. Ayrıca; tarifler bölümüne gelerek işinizi daha da profesyonel şekilde yapabilirsiniz. Bu kolay kısımda kek yaparken neler kullanmak istediğinizi de belirtebilirsiniz. başlığına tıkladıktan sonra; size en çok beğenilen kek tarifleri önerilecek. İlginizi çeken tarifin üzerine tıkladıktan sonra iştah kabartan kek tariflerinin detayını görebilirsiniz. - Nefis Yemek Tarifleri sitesine gelin ve arama motoruna \"kek\" yazın. - Karşınıza gelen ekranda \"filtrele\" bölümü açılacak. - Sayfayı aşağıya kaydırdığınızda \"içersin / içermesin\" seçenekleri size merhaba diyecek. - İşte bu seçenekleri damak zevkinize göre doldurup istediğiniz kek tarifine ulaşabilirsiniz. - Örneğin; içermesin kısmına yumurta yazıp arama yap tuşuna bastığınızda karşınıza yumurta eklenmeden hazırlanan tarifler çıkacak. İşte size göre ve elinizdeki malzemelere göre şekillenen nefis kek tarifleri! , fındıklı, kajulu, üzümlü gibi kuru yemişlerle lezzetlenirken; meyveli kek sevenler için de kek tarifleri limonlu, portakallı, çilekli, elmalı gibi nefis meyveler öneriliyor. Nefis Yemek Tarifleri arşivinde 54.000'den daha fazla kek tarifi yer aldığını biliyor muydunuz? Onca kek tarifi arasından hangisini deneyeceğim diye endişe etmeyin. Deneyecek ve tadacak daha çok zaman var! Klasik lezzet mozaik kek, bol limon aromalı yaz keki, tarçınlı cevizli şifa dolu kış keki, elma dilimli kek, ağlayan kek, sosu lav gibi akan ıslak kek, fincanda ve tencerede pişen pratik kekler, muffin kekler, özel günlerin vazgeçilmezi pandispanya kek ve daha da ötesi sizi Nefis Yemek Tarifleri kek arşivinde karşılayacak. Yumuşacık ve fırından eve yayılan o miss gibi kokusu ile anne elli değmiş sade kek tarifini sizlerle. Yapması oldukça kolay ve evdeki malzemelerle hazırlayabileceğiniz muhteşem sade kek tarifini denemenizi tavsiye ederiz. Dilim dilim, sadeliği ve şık görünüşüyle iştahları kabartan sade kolay kek tarifini sizlerinde beğeneceği muhteşem bir tarif. Sütsüz hazırlanan ve piştiğinde yumuşacık olan bu keki denemeyen kalmasın. Misafiriniz eve varmadan hazır edeceğiniz pamuk gibi yumuşacık yoğurtlu keki, çay içerken çok beğeneceksiniz. Bir kek için en çok kullanılan malzemelerden biri de kakaodur. Çocukların da çok seveceği ev yapımı kakaolu kek, çayların ve kahvaltıların sevilen lezzeti haline geliyor. Kek malzemeleri hazırsa ve elinizde bolca ceviz varsa; mutlaka bu tarifi denemelisiniz. Her bir lokmasında enerji saklayan cevizli kek, videolu anlatımı sayesinde kolayca pişiriliyor! Beş çaylarının aranılan tarifi havuçlu cevizli kek, en popüler tarifimizle artık her evde hazırlanıyor. Bu özel kekin damakta bıraktığı tadı merak edenler akşama keki hazırlamalı! Kek denildiğinde aklınıza sadece kalıp kekler gelmesin. İçindeki akışkan çikolatasıyla misafirlerinizi mest eden sufle kek de unutulmasın. Tam kıvamında sufle için tıklayın!"} {"url": "https://www.gezipedia.net/1092-golden-visa-nedir-golden-visa-ile-avrupa-vatandasligi-almak-mumkun-mu.html", "text": "programları farklı bir ülkede yaşamak ve çalışmak isteyen yatırımcılar için tasarlandı. Programı uygulayan ülkeler açısından ise amaç bireysel yatırımcılardan elde edilen gelirle ülke ekonomilerinin güçlendirilmesidir. Globalleşme vizesiz seyahat, uluslararası eğitim imkanları, esnek vergi uygulamaları gibi taleplerin oluşmasına yol açtı. Bu taleplere karşılık olarak günümüzde birçok ülke yatırım yoluyla oturum ve vatandaşlık programları sunmaktadır. - Portekiz'de ikamet etme zorunluluğu bulunmuyor, yılda sadece yedi gece konaklamanız yeterli. Yunanistan ve İspanya Golden programlarında maalesef yılda altı aydan fazla ikamet etme zorunluluğu vardır. - Beş yıl sonra Portekiz vatandaşlığına başvurma hakkı tanır. - Schengen bölgesi içerisinde vizesiz seyahat etme özgürlüğü sunar. - Portekiz Altın Vize - Minimum 500.000 Euro değerinde dükkan veya konut yatırımı - Minimum 350.000 Euro değerinde yenileme projelerinden gayrimenkul yatırımı - Net 350.000 Euro değerinde yatırım fonu alımı - Minimum 400.000 Euro değerinde iç bölgelerden gayrimenkul alımı - Minimum 280.000 Euro değerinde iç bölgelerden yenileme projelerinden gayrimenkul yatırımı Golden Visa - Reşit olmayan çocuklarınız - 18 yaşından büyük ancak size bağımlı olan çocuklarınız - Eşiniz - EbeveynlerinizGolden Visa - Portekizli ve Türk EUPorto yetkilileriyle ücretsiz bire bir görüşme planlayın. Bu görüşmede ihtiyaç ve hedefleriniz tespit edilir, sonrasında ise size en uygun yatırım seçenekleri hakkında bilgilendirme yapılır. - Gerekli başvuru belgelerinizin hazırlanması, EUPorto yetkilileri başvurunuzun oluşturulması konusunda ücretsiz yardım sağlar. - Golden Visa sürecinizde size ve ailenize tüm adımlarınızı dikkatle takip ederek ve tam güvenliği sağlayarak tavsiyelerde bulunur. - Portekiz yasalarını takip eder ve yatırımcılardan herhangi bir hizmet bedeli talep etmez. - EUPorto, Portekiz'in farklı şehirlerinde çok zengin ve lokal bir gayrimenkul portföyüne sahiptir. EUPorto aynı şekilde fon yatırımıyla Golden Visa başvurusu konusunda en güvenilir fon seçeneklerini yatırımcılarına sunar. Ekibinde doğuştan Portekizli-Türk olması sebebiyle Portekizceye hakimdir, bu detay çözüm ortaklarıyla olan diyaloğun kalitesini ve başvuruların verimliliğini artırmaktadır. ile ilgili her türlü sorunuza yanıt vermekten mutluluk duyar. EUPorto'ya www. euporto. com adresinden ulaşabilir euportocom sosyal medya hesaplarını takip edebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1093-istanbulda-denize-girilecek-en-iyi-10-yer.html", "text": "denizin doldurulması ile hazırlanmış olan 1 milyon 200 bin m2 lik bir alana inşa edilmiştir. Üzerinde pek çok spor tesisi kurulu olan sahil parkı ayrıca dikilen 20.000 ağaç ile yaz günlerinde serinlemek isteyen ziyaretçilerine muhteşem bir ortam sunuyor. Su sporları dahil olmak üzere pek çok faaliyetin yapılabileceği sahil parkı hafta sonları çok talep görmektedir. 2 halk plajı ve bir ücretli plaja sahiptir. Her üç plajda da ihtiyaç duyulabilecek her imkan mevcut olup ayrıca plaj alanlarının gerisinde bulunan geniş yeşil ve ağaçlık alanlar ziyaretçilere piknik yapabilme imkanı da tanımaktadır. Sahile ulaşım şehir içi ulaşım araçları ile oldukça kolaydır. İlk olarak Kadıköy'e gelmek gerekir, Kadıköy iskelesi yanından Bostancı istikametine giden dolmuş ve otobüslere binerek buraya kolaylıkla ulaşılabilir. popüler ve lüks sahillerden birisidir. Lüks olmasının sebebi burada bulunan kafe ve restoranların ünlülerin uğrak yerlerinden olmasıdır. Pazar yürüyüşleri için oldukça uygun olan sahil İstanbul'un en sessiz ve sakin köşelerindendir. Ancak geceleri durum tam tersine dönmektedir. Burada genellikle denize girmek mümkün olmasa da muhteşem boğaz manzarasını izlemek ve bu manzara eşliğinde spor yapmak ayrı bir keyif vermektedir. toplam 8 plaja sahiptir. Bu plajlar Naki Bey, Aya Nikola, Prenses Koyu, Yörükali, Kumsal, Eskibağ, Halik Koyu ve Nizam plajı olarak adlandırılmaktadır. Plajların hemen hepsinin çevresinde konaklama imkanı veren ya da ihtiyaçların karşılanabileceği tesisler mevcuttur ve çoğunluğu aile işletmesi şeklindendir. Özel işletmelerce çalıştırılan plajlara girişler ücretlidir ayrıca bazı plajlar için ücretsiz tekne ulaşımı sağlanmaktadır. Büyükada sahili boyunca tüm plajlar oldukça güzel ve sakindir. Aile ortamına uygun ve çocukların da kolaylıkla denize girebileceği derinliklere sahip bu temiz plajlar şehrin gürültüsünden uzakta dinlenmek ve yüzmek için oldukça uygun plajlardır. çam ormanları, kum zemini ve güvenli denizi ile oldukça popüler plajlara sahiptir. Adadaki plajlara giriş çocuklar hariç ücretlidir, sahilleri çalıştıran işletmeler bu ücretlere şezlong, şemsiye, duş ve tuvalet ücretlerini de eklemişlerdir. Sahil boyunca gönül rahatlığı ile denize girip eğlenebileceğiniz en popüler plajlardan bazıları şunlardır; Ada Beach Club, Aqua Green Beach Club, Akvaryum Koyu, Alman Koyu. Bu plajlara giriş ücretleri 40-50 TL arasında değişmektedir ancak hafta sonu giriş ücretleri artmaktadır. Kilyos'un merkezinde bulunan ve kilometrelerce süren geniş bir kumsala sahip olan plaj özellikle hafta sonunu denize girerek değerlendirmek isteyen aileler için oldukça uygun bir sahildir. 'ndan 15 TL giriş ücreti vererek yararlanabilmektedir. Sarıyer'de bulunan plaja ulaşım belediye araçları ve minibüslerle oldukça kolaydır. üzerinde kadınlara özel Altınkum Kadınlar Plajı ve Altınkum Beach Club işletmesi bulunmaktadır. arasında oldukça rağbet gören bir plajdır. Mavi Bayrak sahibi olan plaj, yeşil ve mavinin buluştuğu gönül rahatlığı ile yüzülebilecek en güzel plajlardan birisidir. Aynı sahil üzerinde bulunan Altınkum Beach Club ise kadın erkek tüm ziyaretçilere açıktır. Plajlar içerisinde tuvalet, duş, soyunma kabini gibi her türlü imkan mevcuttur. Her iki plaja da giriş ücretlidir ve bünyelerinde sağlık görevlileri ve cankurtaranlar bulunmaktadır. içerisinde en çok rağbet gören sahillerden biridir. Karadeniz sahilinde olmasından dolayı deniz dalgalı olduğu günlerde bulanık gözükmektedir ancak sakin günlerde oldukça berrak bir görünüme sahiptir. Plaja giriş yapabilmek için cüzi bir miktar giriş ücreti ödenmektedir. Plaj içerisinde şezlong, şemsiye kiralanmak istenirse bunlar için ayrıca ücret ödenmesi gerekmektedir. Riva Plajı'na ulaşım sağlamak için Beykoz'dan kalkan 137 numaralı İETT otobüsleri kullanılabilir. ; denizi, kumsalı ve yeşilliği ile piknik yapılabilecek, denize girilebilecek plajlardan birisidir. Huzurlu atmosferiyle misafirlerine tam bir dinlenme ortamı sağlayan bir ortama sahiptir. İnce kumlu plajı, dalgasız denizi ve yeşil dağlarla çevrili manzarası ile gidenlerin vazgeçemedikleri bir sahil olan Poyrazköy üzerinde 3 adet plaj bulunmaktadır. Bu plajlardan birisi kadınlara özel olup diğer ikisi karma şekilde hizmet vermektedir. Tüm plajlarda ihtiyaç duyulabilecek tüm tesisler mevcut olup çok az bir miktarda giriş ücreti alınmaktadır. şehrin içinde fakat bir o kadar da şehirden ayrı bir sahildir. İstanbul'un en temiz denizlerinden birine sahip olan plaj yaz mevsiminde oldukça yoğun bir talep görmektedir. Silivri ilçesinde bulunan plajda manzara izlemek, balık yemek, kumsalda yürümek, denize girmek ve gece eğlenceleri gibi değişik aktiviteler yapılabilmektedir. Yaz gecelerinde Çeşme ya da Bodrum'u aratmayacak kadar canlı olan sahilde konserler de düzenlenmektedir. İstanbul dışına çıkamayanların kolaylıkla ulaşarak deniz kum ve güneşin tadını çıkarabilecekleri sahile ulaşmak da oldukça kolaydır. Bu yazımızda İstanbul plajları hangileri ve bu bölgeye yapacağınız seyahatleriniz için en güzel İstanbul sahilleri listesini yazarak; sizler için İstanbul'da denize girilecek yerler hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1094-izmirde-denize-girilecek-en-iyi-10-yer.html", "text": "Masmavi suları ile oldukça keyifli zaman geçireceğiniz sahil Karaburun merkezinde bulunmaktadır, ulaşımı oldukça kolaydır. Plaj belediye tarafından işletilmektedir, şezlong ve şemsiye fiyatları uygundur. Duş ve tuvaletlerin oldukça temiz olduğu plajda yiyecek içecek fiyatları da abartılmamıştır. Akvaryum plajının bir diğer adı İncirliköy olarak da geçmektedir. arasında şehre en yakın yer olan Güzelbahçe plajları arasında özellikle Siteler Mahallesinde bulunan halk plajı oldukça rağbet görmektedir. arasında sayabileceğimiz Demircili Koyu'na daha çok kamp yapmak için gelen kişiler ve bisikletçiler rağbet göstermektedir. Çeşme ilçesinin en çok bilinen ve rağbet gören yerleridir. Halk plajının yanı sıra ücretsiz kullanılabilecek plajlar mevcut olsa da civar market ve işletmeler oldukça pahalıdır. Özel plajı olan lüks işletmelerin de bulunduğu Alaçatı' da sörf okulları bulunmaktadır. Buralardan özel ders almanız mümkündür ancak saati 100 Euro gibi fiyatlardan başlamaktadır. Dalgasız suyu, kumluk ve sığ sahilleri ile hem deniz hem de sörf tatilcileri için oldukça mükemmel özelliklere sahip olan plajları mutlaka görmenizi tavsiye ederiz. arasında Mavi Bayrak sahibi olan bir diğer halk plajıdır. Özellikle hafta sonlarında günübirlik tatilcilerin tercih ettikleri plaja giriş ücretsizdir. Yakınlardaki sitelere ait olan şemsiye ve duş gibi imkanlardan sorunsuz olarak faydalanmak mümkündür. Özel işletmelerin de bulunduğu Gümüldür sahilinde bu işletmelere ait plajlardan da ücretli olarak faydalanmak mümkündür. Menderes ilçesinde bulunan bu plajlara ulaşım için ilçe merkezinden dolmuşlar kullanılabilse de özel aracınızın olması daha büyük kolaylık sağlayacaktır. da yer almaktadır. Çukuraltı halk plajı ve Orta Mahalle plajları tertemiz denizleri ve uygun fiyatları ile yerli yabancı pek çok turistin tercih ettiği plajlarımızdandır. Plajlara kendi yiyeceklerinizi götürmeniz mümkündür. Özel işletmeleri tercih eden misafirler için de bölgedeki en iyi konaklama hizmetlerini sunan otellerden faydalanabilmeleri mümkündür. Bu işletmelerin Mavi Bayraklı plajlarında düzenlediği su eğlenceleri ve rüzgar sörfü, banana gibi pek çok aktiviteye katılabilmeniz mümkündür. Özdere plajları da Menderes ilçe sınırları içerisindedir. İlçe merkezinden kalkan dolmuşlarla buraya ulaşım sağlanabilmektedir. dır. Vapur ve İzban seçenekleri ile ulaşımın oldukça kolay olduğu bu sahiller özellikle hafta sonları günübirlik ziyaretçilerin akınına uğramaktadır. Özellikle Eski Foça Halk Plajı, Yeni Foça Halk Plajı ve Sazlıca Koyu ücretsiz olarak giriş yapabileceğiniz, denizi ve sahilinin tadını doyasıya çıkarabileceğiniz alternatifle arasındadır. Eski Foça ilçenin merkezine verilen addır bu nedenle bütün tabelalar sizi buraya çıkaracaktır. burada bulunan halk plajında yeme içme alternatifleri bir hayli fazladır. Yeni Foça diğer halk plajına oranla daha bakir kalmış, yazlık sitelerin bulunduğu bir halk plajıdır. arasında tesisi bulunmayan nadir koylardandır. Kendi imkanlarınızla oldukça keyifli vakit geçirebileceğiniz bu koy Eski Foça ile Yeni Foça arsında bulunmaktadır ve pek çok irili ufaklı plajı vardır. mülkiyeti tek kişiye ait olan bir adadır. Adada tek bir işletme bulunmaktadır ve burada kalan konuklar adanın sahillerinden ücretsiz olarak faydalanabilmektedirler. Adaya tekne ile ulaşabilmek de mümkündür ancak girişler ücretlidir. Gecelik konaklama fiyatlarının da oldukça pahalı olduğunu söylemek mümkündür ancak bu doğa harikasının güzelliğini para ile ölçmek mümkün değildir. nden birisi olmaya başlamıştır. Muhteşem denizi ve kumsalı ile bu ilgiyi hak eden Pissa Koyu'na ulaşım maalesef kolay değildir ancak özel araç ile gidilebilmektedir. Hafta sonları piknik amaçlı gidenlerin ve günübirlik tatilcilerin yoğun olarak tercih ettiği koy hafta içi daha sakin olmaktadır. Bir halk plajı olan Pissa Koyu'na herhangi bir ücret ödemeden girilebilir. Burada herhangi bir tesis yoktur ancak belediyenin yazları açtığı bir büfe bulunmaktadır. en çok tercih edilen plajlar arasındadır. Plaj tamamen çakıl taşı kaplıdır ve serin bir suyu olan tertemiz bir denize sahiptir. Denizi biraz derindir bu nedenle çocuklu aileler dikkat etmelidir. Çevresinde en çok tesis bulunan plajlardan olan Bodrum Koyu'nda girişler ücretsizdir ve belediye ücretsiz şemsiye ve kabin hizmeti sağlamaktadır. Diğer ihtiyaçlar plaj çevresinde bulunan çok sayıdaki tesislerden karşılanabilmektedir. Yaz sezonlarında oldukça kalabalık olan Mavi Bayraklı plajda denize daldığınızda yüzen balık sürülerini izleyebilmeniz mümkündür. Bu yazımızda İzmir plajları hangileri ve bu bölgeye yapacağınız seyahatleriniz için en güzel İzmir sahilleri listesini yazarak; sizler için İzmir'de denize girilecek yerler hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1095-pembe-kayalar-tanitimi.html", "text": "antik çağlardan itibaren taş ocağı olarak kullanılmıştır. Burada bulunan kaya oluşumları pembe renktedir ve ilginç bir özelliği de su içerisinde yumuşakken sudan çıkartıldığında sertleşmesidir. Bu özelliği ile Osmanlı Döneminde bazı inşaatlarda buradaki kayalar kullanılmıştır. Buradaki kayalar insan eli ile kolaylıkla kesilebilir. Su içerisinde kare ve dikdörtgen şekillerde kesilen kayalar deniz yolu ile İstanbul'a taşınarak mimari eserlerin yapımında kullanılmıştır. Sultanahmet Camii ve Rumeli Hisarı bu kayalar kullanılarak yapılan yapılardandır. ilgi çeken doğal görüntüsü ile eşsiz günbatımı manzarasını izlemek için çok uygun bir yerdir. Burada piknik yapılabilir, denize girilebilir ve doğa fotoğrafları çekilebilir. Olta balıkçılığı ve sualtı balıkçılığı yapmak için uygun olan alan sergilediği renk cümbüşü ile yılın her ayında farklı görüntüler vermektedir. Burada sürekli akıntı bulunduğundan rüzgarlı havalarda denize girmek riskli olabilir. Denize girmek isteyen çocuklu aileler derin olmadığı için burayı sıklıkla tercih etmektedirler, denizi taşlık değildir. Yakınında bir tesis bulunmadığı için burayı ziyaret ederken tedarikli olarak gelmek gereklidir. Eski dönemlerde gemilerin sık sık uğradığı ve taş ocağı olarak kullanılan alan; antik liman ve arkeolojik sit alanı olarak ilan edilmiştir. Doğal sit alanı olarak koruma altına alınmış bölgede yapılaşmaya izin verilmemektedir bu nedenle burada turistik tesisler yoktur. civarında satıcı, lokanta, tuvalet gibi imkanlar bulunması zordur. İstanbul ve Kocaeli merkezinden günübirlik olarak gelip kolayca geri dönülecek mesafede olan sit alanı keyifli bir kaçamak yapmak ve harika fotoğraflar yakalayabilmek için oldukça bol malzemeye sahip bir alandır. Kayaların pembe dokusu, deniz ve gökyüzünün farklı tonlardaki mavisi ile birleşince ortaya eşsiz bir tablo çıkmaktadır. Günbatımının en güzel olduğu yerlerden olan kayalıklarda güneş batarken ortaya çıkan gökyüzü manzarası ve kayaların daha da belirginleşen pembesi ile muhteşem doğa fotoğrafçılığı örnekleri yakalanabilmektedir. özellikle yaz aylarında her gün binlerce yerli ve yabancı turistin ilgi odağındadır. Bu nedenle kalabalıktan uzak kalmak istenirse sonbahar ve ilkbahar aylarında gidilmelidir. Ancak bu doğal oluşumlar yılın her mevsiminde farklı bir görsel zenginlik sundukları için her halini görmek ziyaretçilere büyük bir keyif yaşatacaktır. Kefken merkezi ile Cebeci arasında yer almaktadır. Kefken merkezine 3 kilometre mesafede bulunmaktadır. kolaylıkla ulaşılabilecek bir doğal alandır. Kocaeli merkezden Kandıra'ya giden belediye ve halk otobüsleri ile buraya ulaşım sağlanabilir. 800, 819 numaralı otobüsler buradan geçmektedirler."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1096-edirne-balkan-sehitligi.html", "text": "1912-1913 yılları arasında yapılan Balkan Savaşı sırasında şehit olan asker ve sivillerin anısına yapılmış bir anıttır. Edirne'nin işgali sırasında 24 Ekim 1912 tarihinden 26 Mart 1913 tarihine kadar burayı savunmak için savaşan 300.000 şehit ve Sarayiçi mevkiinde aç susuz bırakılarak öldürülen 20.000 sivil ve askerimiz anısına kurulmuştur. bu savaş sırasında açlığa mahkum edilerek hayatlarını kaybeden 20.000 şehidin hatıralarını yaşatmak amacı ile yaptırılmıştır. Anıt çevresi düzenlenerek 14 Ocak 1994 tarihinde düzenlenen bir törenle ziyarete açılmıştır. Açıldığı tarihten itibaren her yıl 26 Mart tarihinde burada şehitlerimizin anısına törenler düzenlenerek şehitlerimiz anılmaktadır. Şehitlik Kültür bakanlığı tarafından düzenlenmiştir. Şehitlik içerisinde bulunan Balkan Şehitleri Abidesi 1939 yılında yapılmıştır. Şehitlikte bulunan 12 blok üzerinde şehit olan 100 subay ve 400 erin adları yazılmıştır. Burada Türkiye'nin her bir köşesinden isimleri görmek mümkündür. üzerindeki yazılar mutlaka okunması gereken, tarihi bilgiler veren önemli eserlerdir. Bu taş kitabelerde şehitlerin hikayeleri yazmaktadır. Balkan Şehitliği, Balkan Şehitleri Anıtı ve Balkan Şehitleri Rölyefi burada görülmesi ve kitabelerdeki yazıların mutlaka okunması gereken yerlerdir. Edirne Balkan Şehitliği'nin bulunduğu şehitliğin bir yanında meşhur Kırkpınar yağlı güreşlerinin yapıldığı er meydanı, diğer yanında ise Osmanlı döneminde Edirne'de bulunan Edirne Sarayı kalıntıları yer almaktadır. Şehitliğin bakımından 54. Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı sorumludur. Her yıl anma törenleri esnasında ya da diğer günlerde pek çok ziyaretçi tarafından gezilerek dualar okunan şehitlik ülkemizde mutlaka görülmesi gereken yerler arasındadır. Edirne Merkez Sarayiçi mevkinde Karaağaç Mahallesi sınırları içinde bulunmaktadır. Şehitlik anıtına ulaşım tüm şehir içi ulaşım araçları ile mümkündür."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1097-slazenger-erkek-esofman-alti-ile-hem-rahatligi-hem-de-sikligi-yasayin.html", "text": ", gün içerisinde konforlu ve keyifli olmanıza yardımcı olur. Günümüzde sokak modasının da önemli bir unsuru olmayı başaran bu tür kıyafetler, birbirinden farklı modellerle karşınıza çıkar. Modern ve çağdaş çizgilerle tasarlanarak beğeninize sunulur. koleksiyonlarında hem yaz aylarına hem de soğuk kış günlerine özel olarak tasarlanan seçenekler mevcuttur. Bu sayede her mevsim tercih edebileceğiniz parçalara anında ulaşabilir, üstün kalitenin keyfine varabilirsiniz. Özellikle erkekler arasında gözde kıyafetlerden biri olan eşofman altı, kullanım rahatlığı ile gönülleri fetheder. Aynı zamanda modern detaylarla oldukça şık bir duruş sergileyen erkek eşofman altı modelleri, farklı tarzlarda kesimleriyle her stile uygun tasarımlarla karşınıza çıkar. bünyesinde yer alan kaliteli ve güvenilir ürünlerin her birini inceleyebilir, ihtiyaçlarınızın yanı sıra bütçeniz doğrultusunda en uygun fiyatlara seçim yaparak gardırobunuzu zenginleştirebilirsiniz. Gün boyunca rahat hissetmenizi sağlayan bu ürünler, farklı kesim özellikleri ile stilinize uygun seçenekleri bünyesinde barındırır. Bu sayede en konforlu kombinlerinizde bile kendi stilinizi destekleme imkanı bulursunuz. , birbirinden kaliteli ve şık tasarımlara sahip olmanızı kolaylaştırır. Bütçenizi zorlamadan aradığınız kaliteye ve konfora kavuşabilir, karizmatik ve özgün erkek eşofman altı modelleriyle kombinlerinizi destekleyebilirsiniz. Böylece en salaş halinizle bile cezbedici ve maskülen görünmenin avantajını yaşayabilirsiniz. indirimlerine de göz atabilir ve alışverişinizi çok daha ekonomik hale getirme fırsatını değerlendirebilirsiniz. İster evde vakit geçirirken ister egzersiz yaparken kullanabileceğiniz bu ürünleri, günümüzde günlük yaşamda da rahatlıkla tercih edebilirsiniz. Sportif şıklığın tadına varabilir ve yaratıcı kombinlerin mimarı olabilirsiniz. Bu tür eşofman altlarıyla uyumlu olan tişört, sweatshirt ürünleri için de markanın konforlu ve güvenli alışveriş imkanı sunan sayfasından destek alabilirsiniz. Dilerseniz eşofman takımlarına da göz atarak zevkinize hitap eden seçeneklere yönelebilirsiniz. Bütçe dostu fiyatlar için doğru adres olan Slazenger'da sipariş işlemleri de oldukça hızlı ve basit olur. Böylece evinizin rahatlığında aldığınız ürünlere en kısa sürede kavuşabilir ve bu eşsiz tasarımlarla güzel kombinler oluşturabilirsiniz. Dilediğiniz zaman ürünleri incelerek beğendiğiniz seçeneği anında sipariş edebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1098-kumlucada-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık. 'da nerelerde kamp yapılabilir ve kamp için en uygun yerler nerelerdir ele alacağız. içerisinde en popüler noktalardan biri olduğunu belirtmek gerekir. Orman kampı yapmak isteyen kampçılar tarafından tercih edilen Hala'nın Yeri Kamp Alanı, meyve bahçeleri arasında yer alan oldukça şirin ve düzenli noktalardan biridir. Limon ağaçları arasında yer alan çadırlarda konaklayarak sakin ve huzurlu bir tatil geçirebilirsiniz. Fiyat noktasında da son derece uygun olan kamp alanı genel olarak aileler tarafından tercih edilmektedir. İçerisinde her türlü ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz alanların da bulunduğu kamp alanında sakin birkaç gün geçirmek oldukça keyifli olacaktır. Tam bir köy havasını veren, içerisinde ineğinden horozuna ve kedisine kadar birçok hayvanı görebileceğiniz, şirin kulübe ve çadırlar ile çevrilmiş olan Korsan Camping son derece huzurlu ve bir o kadar da konforlu kamp alanlarından biridir. Yürüyüş mesafesinde olan denizi ve meyve ağaçları ile çevrilmiş kamp alanıyla son derece sakin olan alan içerisinde her türlü ihtiyacınızı karşılayabiliyorsunuz. Bununla beraber kamp alanı içerisinde kahvaltı imkanı da sunulmaktadır. Fiyat noktasında da birçok kamp alanına göre son derece ekonomik olduğunu da hatırlatmak gerekir. Ekonomik anlamda son derece uygun olan kamp alanı daha çok aileler tarafından tercih edilmektedir. Yaz aylarında dahi son derece serin olan kamp alanının etrafı ağaçlar ile çevrilidir ve çadırlar da ağaçların gölgesi altında yer almaktadır. Tatil ve kamp sezonunda kimi zaman kalabalıklaşabilen kamp alanı biraz dar olduğu için sıkışıklık olabiliyor. Bunlar dışında son derece huzurlu olduğunu söylemek mümkündür. Kamp alanı içinde WC, duş alanları, yemek alanları, internet, elektrik ve sıcak su gibi hizmetler sağlanmaktadır. Rengarenk tasarımı ile dikkat çeken kamp alanı pek fazla bilinmemektedir. Bu yüzden son derece sakin olduğunu söylemek mümkündür. Göl üstüne yerleştirilen oturma alanları ise ortamı daha bir güzel hale getirmiştir. Ancak şunu belirtmek gerekir kamp alanı içinde duş ve wc bulunmamaktadır. İhtiyacınızı gidermek için sahilde yer alan kabinleri kullanmanız gerekecektir. deneyimini sizlere en güzel şekilde yansıtmaktadır. Sahile yürüme mesafesinde yer alan kamp alanına ulaşım da son derece kolaydır. İçerisinde her türlü hizmetin sunulduğu alanlar bulunmaktadır. Genel olarak aileler tarafından tercih edilen kamp alanının son derece güvenli olduğunu da belirtmek gerekir. Kamp alanının hemen yanında belediyenin büfesi de bulunmaktadır. Buradan da ihtiyaçlarınızı ekonomik şekilde karşılayabilirsiniz. Genel olarak günübirlik piknikçiler tarafından tercih edilen Özbey Kamp hem kamp alanı olarak hem de piknik alanı olarak hizmet vermektedir. Genel olarak aileler tarafından tercih edilen kamp alanı içerisinde elektrik, buzdolabı, wc, duş kabinleri ve ocak gibi birçok alan mevcuttur. Bununla beraber sahile yürüme mesafesinde yer alan kamp alanı yoğun günlerde park sorununa neden olsa da bu da kısa sürede çözülebiliyor. Ücretsiz ve tamamen terk edilmiş noktalardan biri olan Ayıboğan terk edilmiş kulübeler ve tamamen sakin araziden oluşmaktadır. Herhangi bir işletme, WC veya duş kabini bulunmamaktadır. Daha çok insanlardan uzak, sessiz bir kamp deneyimi yaşamak isteyen kişiler tarafından tercih edilmektedir. Ama belirtmek gerekir ki etrafta hiçbir güvenlik önlemi bulunmamaktadır ve ormanlık alanda yaban domuzları yaşadığından dolayı dikkatli olmakta fayda vardır. Daha çok aileler tarafından tercih edilen Zeytin Camping son derece sessiz ve sakin oldukça güzel noktalardan biridir. Denize yürüme mesafesinde bulunan kamp alanı yeşillikler içinde oldukça şirin ve sakin bir konumda yer almaktadır. Güvenlik noktasında son derece dikkatli olan işletme sürekli olarak ilaçlandığı için haşere ve böcek sorunu da yaşanmamaktadır. Zeytin ağaçları arasında ailenizle huzurlu bir kamp deneyimi yaşamak için son derece ideal noktalardan biridir. Bununla beraber ortak kullanıma açık olan bir buzdolabı, elektrik, wc ve duş kabini gibi birçok hizmeti de sunmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1099-datcanin-en-guzel-koyu-kizilbuk-koyu.html", "text": "'nda her birlikte güzel bir gün geçireceğiz. yolu üzerinde seyrettikten sonra Mesudiye Köyü'ne ayrılıyoruz. Toplamda yaptığımız 16 Km'lik yolculuğun ardından Mesudiye Köyü'nde buluyoruz kendimizi. Araçtan inip fotoğraf makinelerimizi hazırlamaya başladığımız andan itibaren doğanın huzur veren kokusu çalıyor burnumuza. Hemen yan bahçede yetişen mis kokulu organik sebzelerin kokusu uzaklardan gelen deniz kokusuna karışarak selamlıyor bizi. Hani huzur bu olsa gerek demeden geçemiyor insan. Lüks otellerin bangır bangır çalan müzik sesinsen uzak sadece hafif rüzgarın hışırtısına karışan kuş sesleri var bu muhteşem köyde. Toplamda yaptığımız 18 Km yolculuğun ardından karşımıza çıkan bu eşsiz cennette adeta tüm arkadaşlar fotoğraf çekme yarışına giriyoruz. Sanki en güzel fotoğrafı çekene büyük ödül verilecekti. Ama grubumdaki herkes haklıydı uzun zamandır sahillerde uzak şehirler içinde geziyoruz bu özlediğimiz bir şeydi. Ne duman, ne sis, ne egzoz gazı, ne korna sesi, ne trafik çilesi var burada. Burada sadece huzur, doğa ve muhteşem bir deniz var. Emekli olunca buraya yerleşmek lazım demeden alamıyorum kendimi. Bir kaç dakikalık deniz keyfinden sonra kurduğumuz kamera takımlarımızı sökmeye başlıyoruz. Plaj hafif çakıllı ama rahatsız edecek düzeyde değil. Deniz hemen bir kaç adımda derinleşmiyor ama çok sığ olduğu da söylenemez. Lüks beklentisi olanlar lütfen gelmeyin burada lüksün \"L\"si bile yok ama ben doğa düşkünüyüm tertemiz denizde yüzmek istiyorum, dalga sesleri ile kuşların kurduğu orkestranın şarkılarını dinlemek istiyorum derseniz koşun gelin hatta bu musikinin albümünü satın alın. Burada konaklama için yerler var ağaç evler, bungalovlar falan ama Datça'nın tamamını gezmek istiyorsanız yol üstü Datça merkez gibi yerlerden konaklama bakın çünkü yarım adanın diğer tarafına geçmek için daha fazla yol katledeceksiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/11-amasyada-gezilecek-yerler.html", "text": "sahip olduğu yoğun olmayan nüfus sayesinde de oldukça rahat bir şekilde kalabalıklar içerisinde kaybolmadan gezilebilecek illerimizin başında gelmektedir. Ayrıca tarih çağları boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapan Amasya ilinde görülebilecek birçok tarihi eser olması da gezmek isteyen turistler için oldukça etkili olmaktadır. listesinin başına konulabilecek ilk adres şüphesiz kral kaya mezarları olacaktır. Kral kaya mezarları Amasya'nın ev sahipliği yapmış olduğu birçok medeniyetten yalnızca bir tanesi olan Pontus Rum medeniyetinden günümüze kalan bir tarihi eserdir. İsminden de anlaşılabildiği gibi mezarlar Pontus krallarına aittir. Mezarlar Pontus Rum medeniyeti zamanında Amasya'da bulunan Harşena dağına oyularak yapılmıştır. Ancak günümüze mezarların tamamı gelmeyi başaramamış yalnızca birkaç mezar günümüze kadar sağlam bir şekilde kalabilmeyi başarmıştır. Oldukça kolay bir şekilde ulaşım sağlanabilecek kral kaya mezarları kesinlikle görülmesi gereken tarihi özellik taşıyan yerlerden bir tanesidir. arasında bulunan Selçuklu medeniyetinden günümüze gelmeyi başarabilen nadide tarihi eserlerden bir tanesidir. Yaklaşık 1242 senesinde yapıldığı öğrenilen kümbet Selçuklu zamanında görev yapmış emirlerden bir tanesi olan Halifet Alp İbni Tuni isimli emir için yaptırılmıştır. Selçuklu mimarisine sahip olan kümbet kare bir tabana oturtulmuş olup sekizgen şeklinde bir kule halini alacak şekilde yükselmektedir. Kümbetin girişi güney kısmından olmakla birlikte kümbet yalnızca 2 kattan oluşmaktadır. Amasya ili ülkemizin sahip olduğu ormanlık arazi bakımından en geniş bölgelerinin başında gelmekte olan Karadeniz bölgesinde yer almaktadır. Bu sayede doğallık bakımından oldukça zengin illerimiz arasında yerini almıştır. Amasya ili doğallık bakımından Amasya ziyaretinde Amasya'da görülmesi gereken yerlerkapsamında turistlere oldukça geniş imkanlar sunmaktadır. Amasya'nın en göze çarpan ve beğenilen doğal güzellikleri arasında yerini almış olan mekanların başında Borabay Gölü gelmektedir. Amasya merkez ilçesinden yaklaşık olarak 65 kilometrelik bir uzaklıkta bulunan göl, uzak olması yanı sıra ulaşım yolları ile oldukça kolay ulaşılabilecek bir doğal güzelliktir. Borabay Gölü'nün göze çarpan en önemli özeliği ise yılın hemen hemen her mevsiminde farklı renklere bürünmesi ve bu renk değişiminin izleyenlere yaşatmış olduğu görsel şölendir. Sonbahar mevsiminde göl üzerinde daha çok pastel tonlarındaki renklerin hakimiyeti gözlemlenebilir bahar aylarında ise pastel renkler yerini tamamen canlı renklere bırakır. Her iki mevsimde de doğallık arayanlar için olağanüstü bir kaçış noktasıdır. Borabay gölü çevresinde rahatlamak, temiz havanın tadını çıkarmak mümkündür. Ayrıca göl çevresinde kamp yapma imkanı da turistleri beklemektedir. Amasya merkez ilçesinde bulunan terziköy kaplıcası yine amasyada görülmesi gereken yerlerarasında bulunan doğal bir mekandır. Kaplıcalar günümüzde bilindiği üzere birçok sağlık problemine doğal yollardan çözüm bulunması için oldukça başarılı alternatif bir yöntemdir. Kaplıcalar sayesinde Amasya gezinizde bir rahatlama imkanı bulacak aynı zamanda etrafınızdaki doğal güzelliklerin tadını çıkarma imkanına sahip olacaksınız. sorusunun birçok cevabı bulunmaktadır. Amasya denilince insanların aklına ilk olarak elma gelmektedir. Amasya elması ile meşhur olan, oldukça lezzetli elmalara sahip bir ildir. Elma ile ün yapmasının yanı sıra patlıcan çullaması isimli yöresel lezzet de oldukça meşhurdur. Biber, patlıcan ve domatesin közlenmesi ile hazırlanan yöresel lezzet oldukça meşhur olup yiyenlerde sürekli olarak daha fazlasını yeme isteği uyandırmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/110-karavanla-tatil-nasil-yapilir.html", "text": "- Karavanla tatil yapabilmenin temel kuralları arasında ilk olarak araç bakımı gelmektedir. Oldukça uzun yollara çıkacağınız için aracınızın tüm ağır bakımlarının yapılmış olması ve tüm mekanizmanın kontrolden geçmesi gerekmektedir. Bu sayede yolda herhangi bir sıkıntı çekmezsiniz. - Kendinize güvenen iyi bir şoförseniz, yine de dikkat etmeniz gereken kurallardan birisi de hızdır. Karavanlar, hız yapmak için hiç uygun araçlar değildir. Sakin bir şekilde istediğiniz yere gitmelisiniz. Arkanızda bir ev taşıdığınızı asla aklınızdan çıkarmayın. - Karavanınızın içerisinde kesinlikle boşta eşya bırakmamalısınız. Hızlı ve sert girdiğiniz virajlar nedeniyle, eşyalarınız savrularak size hiç beklemediğiniz tehlikeleri getirebilir. Aynı zamanda kırılacak eşyaları da sağlam yerlere koymalısınız. - Dolaplarınıza koyduğunuz eşyalarınızın hıza bağlı olarak dökülmemesi için, dolaplarınızı mutlaka kilitlemelisiniz. Bu durum güvenlik açısından oldukça önemlidir. - Yolculuk sırasında mutlaka sağ şeridi tercih etmelisiniz. Yavaş ve gezerek gideceğiniz için sağ şerit, her alanda sizin için ideal bir yol olacaktır. - Mutlaka trafik akışının bol olduğu yolları tercih etmelisiniz. Eğer yanlış bir ara yola girerseniz, her yoldan dev gibi karavanınızla dönüş yapamayabilirsiniz. - Aracınızın havalandırma ve ısıtma fonksiyonlarının, mevsimine göre uygun olduğunu kontrol etmelisiniz. Eğer bir karavan kiralıyorsanız, kiraladığınız yere bu soruları sorarak bilgiler edinmelisiniz. - Yola çıkmadan önce kendinize bir liste hazırlayın. Yanınıza alacağınız ürünleri eksiksiz bir şekilde toparladığınızdan emin olun. - Tatile gittiğinizde, karavan güvenliğiniz sıfıra inecektir. Bu nedenle çok değerli eşyalarınızı araç içerisinde bırakmadan, yanınızda taşımanız sizin için faydalı olacaktır. - Karavan içerisinde çöplerinizi uzun süre tutmayın. Koku yapan çöp, doğal ortamda bulunduğunuz için etraftaki tüm böcekleri aracınıza çekecektir. Bu olayla daha sonradan baş etmek de çok zor olacaktır. - Karavanla gittiğinizde konaklayacağınız yerleri önceden belirlemelisiniz. Konaklayacağınız bölgelerde duş, lavabo ve çeşitli ihtiyaçlarınızı giderebileceğiniz alanlar olup olmadığına dikkat etmelisiniz. - Karavan tatili öncesinde iş planı yapmak önemlidir. Bulaşıkların yıkanması, yatakların toplanması ve diğer işler kişilere bölüştürülmelidir. Bu sayede sükunet içerisinde bir tatil geçireceksiniz ve tatiliniz sıkıntıya girmeyecektir. Karavan tatilinizi, Avrupa'da yapmak istiyorsanız, birkaç prosedür ile karşılaşacaksınız. Eğer kendi aracınızla yurtdışına çıkmak isterseniz bir takım gerekli izinler almalı, belgelere sahip olmalı ve biraz da masraf yapmalısınız. Kendi aracınızla değil de kiralık bir araçla bu tatili Avrupa'da planlasanız bile yine de aynı işlemleri uygulamanız gerekecek. Fakat Türkiye'den yola çıkmak yerine, uçağa atlayarak gezmek istediğiniz ülkeye gitmelisiniz. Orada bir karavan kiralayarak, prosedürlere maruz kalmadan istediğiniz gibi keyifli bir tatil yapabilirsiniz. Avrupa'da da tıpkı Türkiye'de olduğu gibi tur rotanızı kendiniz belirleyebilirsiniz. Tabii ki Avrupa'ya açılmadan önce, ülkemizin tüm güzelliklerini görmenizde fayda var. İlk olarak Türkiye topraklarında deneyim sahibi olarak, daha sonra da Avrupa'ya açılarak tüm bölgeleri rahatlıkla gezebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1100-antiphellos-antik-kenti.html", "text": "bir dönem Kaş'ın tarihteki isimlerinden birisini almasını sağlamış. Ama şunu bilmekte fayda var Kaş'ın daha önceki ismi Antiphellos değil Habesos olarak tarihi kaynaklarda geçmektedir. Antiphellos Kaş'ın hemen alt kısmında yer almakta. Meis Adası tarafında Antiphellos Antik Kentinden kalan sur duvarları hayret verici olsa da diğer taraflarından pek bir şeyin bu güne geldiği söylenemez. Kaş'ın Çukurbağ yarımadasını hemen herkes az çok bilirler, Kaş merkezinden Çukurbağ yarımadasına giderken hemen sağ tarafta kalan ve Antiphellos Antik Kentine ait olduğu kesinleşen tiyatro bugün hala görkemini korumakta olan yapılardan birisi. Kaş merkezinde Antiphelloslulardan bu güne gelen en önemli eserlerden birisi halkın Kral Lahiti adını taktığı lahit. Üzerinde bulunan yazılar tam olarak okunamadığı için kime ait olduğu bilinmese de bugünlere kadar gelmiş en önemli kültürel değerler arasındadır. Kaş gezinizde uğrak noktalarınızdan birisi olmalı."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1101-andirake-antik-kenti.html", "text": "ve limanından geride kalanlar bulunduğu koyun her iki tarafına yayılmış durumda. Likyalılar için çok önemli bir liman kenti olan Andirake'da o günlerden bu güne kadar gelebilmiş en önemli tarihi yapı İmparator Hadrianus tarafında yapıldığı düşünülen tahıl deposu. Duvarlarının tamamıyla ayakta kaldığı tahıl deposunun üst çatı kısmı zamanla zarar görmüş ama buraya gelen gezginlere Andirake'nın tarihi önemi açısından güzel bilgiler sunmaya devam ediyor. Antik kentin tarihi hakkında ummalı bir çalışma yapıldığını söylemek imkansız ama Likyalılar hakkında daha fazla bilgi almak istersek burada Likyalıların gizemli dünyası hakkında çok bilgilerin bulunduğunu anlamak hiçte zor değil. tarafına yolunuz düştüğünde bu tarihi zenginliği yerinde görmenizi öneriyoruz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1102-karadere-plaji.html", "text": "Gözünüzün alabildiği kadar uzun, geniş, ince kumlu plaj yapısı, sığ ve dalgalı denizi beni kendine hayran bıraktı. Neden bu zamana kadar böylesine güzel bir plajı keşfetmedim veya nasıl oldu da gözümden kaçtı anlamıyorum. olarak bilinen plaj hala keşfedilmemiş çok özel plajlardan bir tanesi. Gözünüzün alabildiği kadar uzun, geniş, ince kumlu plaj yapısı, sığ ve dalgalı denizi beni kendine hayran bıraktı. Neden bu zamana kadar böylesine güzel bir plajı keşfetmedim veya nasıl oldu da gözümden kaçtı anlamıyorum. Kumsalda hani dalda sesi ve deniz kokusu gelmese çöl filmleri çevirmek için çok ideal bir yer diyebilirim. Hatta kumsalın arka taraflarına doğru kumdan tepeler bile var. Plajın hemen başladığı noktada koca bir nehir deniz ile buluşuyor. Denizden çıkıp hemen tatlı suda denize girmek, sazlıkların arasında dalmak çok iyi bir fikir gibi göründü bana hemen. için uygun alanlar var. Plaj sonrası nehirde tatlı suda yüzmek mümkün ama nehir suyu oldukça soğuk. Küçük bir restoranımsı bir yer var burada yiyecek içecek alınabilir ama benim önerim sırt çantanızda veya aracınızda bir şeyler bulunsun. Unutursanız sorun değil 4-5 km yakınınızda Karadere beldesinde market vb yerleri bulmak mümkün. Plaj yaz aylarında zaman zaman oldukça dalgalı geçtiği için burada sörf yapmak mümkün. Ayrıca Likya yolunda yürüyüş yapan gezginlerde buradan Letoon antik kentine geçmekteler. Ulaşım kendi aracınızla çok kolay Fethiye Kaş karayolu üzerinde Kınık merkezine girin, buradan Kumluova'ya doğru devam ediyoruz. Kumluova'dan sonra Karadere tarafına gidiyoruz ve hiçbir yere sapmazsanız 15-20 km sonra kendinizi Karadere Plajında bulabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1103-akdenizin-sirlari-ucagiz-koyu.html", "text": "Doğal bir liman görünümünde mavi yolculuk tutkunlarına kucak açmaktadır. Üçağız köyü içerinde gezintiniz sırasında karşınıza çıkan antik kalıntılar Teimioussa dönemine aittir. Teimioussa hakkında açıkçası çok sağlıklı bilgiler bulabildiğimiz söylenemez fakat yaptığımız araştırmalarda buradaki yaşamın M. Ö. IV. Yüzyıla kadar indiği yönünde fakat bunu size söylerken elimizde net bir belge bilgi olmadığını sadece kulaktan duyma bilgi olduğunu hatırlatmak isterim. sizin için ideal bir seçim olacaktır. Doğal koyu özellikle yaz aylarında yerli ve yabancı mavi yolculuk tutkunları için bir uğrak yada sığınma yeridir. Üçağız köyünde deniz kenarında hizmet veren onlarca küçük restoran ve butik oteller yer almaktadır. Yatlarını buraya demirleyen mavi yolculuk tutkunları karaya çıkarak burada muhteşem deniz manzarası eşliğinde Akdeniz'in çok geniş yemek çeşitlerinden tatmaktadırlar. dahil birçok yere tekneler ile gezi yapılmaktadır küçük balıkçı motorlarından oluşan bu tekneler size aynı zamanda eskilere alıp götürecektir. Milyon dolarlık yatların arasından bir balıkçı motoru ile gezintiye çıkmak bence farklı bir duygu. Butik otellerden oluşan konaklama tesisleri genelde 5-10 odalı küçük ev pansiyonları bu pansiyonlar en çekici yanı ise size büyük ilgi gösterilmesi kendini şımartmayı seven her şey dahil tatil anlayışından sıkılanlar için ideal bir konaklama biçimidir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1104-egenin-tatil-cennetleri.html", "text": "Çeşme, Ege Bölgesi'nde İzmir'e bağlı Türkiye'nin gözde tatil ilçelerinden biridir. Çeşme, İzmir'in batısında Urla Yarımadası üzerinde yer almaktadır. İlçenin doğusunda Urla, batısında, güneyinde ve kuzeyinde ise Ege Denizi yer almaktadır. Çeşme'nin deniz seviyesinden yüksekliği yaklaşık 5 m yüksekliktedir. Tipik Ege mimarisi özelliklerine sahip Çeşme, tarihi dokusuyla, kültürüyle, deniziyle, doğasıyla her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlamaktadır. İlçenin en önemli geçim kaynağı turizmdir. Turkuaz mavisi denizi, altın rengi kumu, şifa kaynağı kaplıcaları ile pek çok doğa harikası güzelliği bünyesinde barındıran Çeşme, adını buz gibi akan sularından almaktadır. Osmanlı Dönemi mimarisinin örneklerinden olarak gösterilen ve ilçeye de adını veren bu çeşmeler, ilçede hem tarihi zenginliği gözler önüne sermekte hem de mimari açıdan bölgeye büyük zenginlik katmaktadır. - Ahmetoğlu Hacı Memişağa Çeşmesi, - Kabadayı Çeşmesi, - Hafize Rabia Hatun Çeşmesi, - Kaymakam Sadık Bey Çeşmesi, - Mehmet Kethuda Çeşmesi, - Memiş İbn-i Ahmet Çeşmesi - Maraş Çeşmesi gibi çeşmelerdir. - Küçük Liman, - Pırlanta Plajı, - Boyalık Koyu, - Paşa Limanı, - Çiftlik, - Ilıca Plajı, - Altınkum, - Sakızlı Köyü, - Çatalazmak, - Tekke Plajı ve - Ayayorgi'dir. Çeşme her yaz sezonunda binlerce misafirini bu plajlarda ağırlamaktadır. Ayrıca Çeşme doğal sağlık kaynaklarında da çok tercih edilen bir ilçedir. Şifalı kaynak suları, çamuru; temiz, berrak ve sağlıklı deniz suyu, kumu ve güneşiyle doğal bir sağlık alanıdır. Çeşme'nin bir diğer zenginliği de adeta bir akvaryumu andıran koylarıdır. Deniz ekolojisinin zenginliği ve çeşitliliği, suyun berraklığından dolayı deniz dibinin net bir görünürlükte olması, sualtı mesafesinin net ve geniş açıda olması gibi etmenler sualtını keşfetmek isteyen pek çok turistin rotasını buraya çevirmiştir. Çeşme aynı zamanda dalış açısından da harika bir denize sahiptir. Bünyesinde on altı dalış noktası barındıran Çeşme, her seviyede dalıcının da odak noktası olmuştur. Ayrıca rüzgar sörfü, kitesurf, avcılık, kampçılık gibi pek çok aktivite de tatil için Çeşme bölgesini seçmekte etkili olmaktadır. alternatifi de turistler için ilgi odağı haline gelmiştir. ; günlük, haftalık, aylık dilimde 1000 TL ile 750.000 TL arasında değişmektedir. Fiyatlardaki geçişler yine sezonun en yoğun ve daha sakin dönemlerine göre de değişiklik göstermektedir. Kaş, Türkiye'nin en gözde tatil merkezlerinden Antalya'nın popüler tatil ilçelerinden biridir. İlçenin etrafında çok sayıda irili ufaklı antik yerleşmeler bulunmaktadır. Kaş'ın konumuna baktığımızda batısında Eşen Çayı, doğusunda Demre, kuzeyinde ise Elmalı ilçeleri yer alır. Antalya şehir merkezine 189 km uzaklıkta olan Kaş ilçesinin sahil uzunluğu 70 km uzunluğundadır. Yüzölçümü 2.231 km olan ilçede yerli halkın ekonomisi turizm ve tarıma dayalıdır. İlçe halkının birçoğunun yayla kesimlerinde toprakları bulunur ve burada tarım yapma imkanı bulurlar. Bunun dışında ilçenin ekonomisinin büyük kısmı da özellikle yaz aylarında turizmden kaynaklanmaktadır. Kıyı kesimlerde otel, pansiyon ve motel işletmeciliği yaparak da geçimlerini sağlamaktadırlar. Kaş ilçesi genelinde bulunduğu Antalya ilinin tamamının Akdeniz Bölgesi'nde olması nedeniyle Akdeniz iklimi görülmektedir. Yazlar sıcak ve kurak kış ayları ise ılık ve yağışlı geçer. Kaş, Antalya ili içerisinde yazın nem oranının en düşük olduğu ilçe olarak karşımıza çıkar. Ayrıca ilçede yaz aylarında gündüzleri oldukça serindir. Kaş ilçesi turizm açısından oldukça gelişmiş bir ilçedir. Gerek deniz turizminde gerek kültürel ve tarihi gezilerde Türkiye turizmi açısından önemli bir yer tutar. Özellikle dalgıç turizmi açısından önemli bir turizm noktasıdır. İlçe, dalış ve yamaç paraşütü sporları için elverişlidir. Kaş, Türkiye'nin en iyi dalış bölgesi olarak kabul görmektedir. 18 adet dalış noktasının olmasıyla Türkiye'nin en çok dalış merkezi bulunan tatil beldesidir. Bunun dışında ilçede dağcılık, yamaç paraşütü, rafting, trekking gibi çeşitli sporlar için de uygun alanlar bulunmaktadır. Kaş beldesi içerisinde ve yakınlarında çok sayıda antik kentin varlığından söz etmek mümkündür. İlçe sınırları içerisinde Likya Uygarlığı'ndan kalma Kandyba antik kenti bulunmaktadır. Ayrıca Kaş'a 12 km uzaklıkta yine Likyalılara ait Phellos antik kenti yer alır. Tarih ve kültür turizmi açısından bölge yine önemli bir yer tutar. Kaş sualtı ekoloji sistemi ve tarihi açısından da Türkiye'nin önemli noktalarından biridir. Sualtı ekolojisi ve sualtı arkeolojisi üzerine bölgede çalışmalar yapılmaktadır. İlçede 2006 yılından bu yana Hidayet Koy'unda Kaş Arkeopark Deneysel Arkeoloji Projesi yürütülmektedir. Mağara bilimi üzerine de araştırmalar yapılmaktadır. Deniz turizmi açısından Türkiye'nin önemli tatil rotalarından biridir. Her yıl binlerce yerli ve yabancı turist tatil için Kaş'ı tercih etmektedir. İlçeden adeta bir dil gibi denize uzanan Çukurbağ Yarımadası üzerinde çok sayıda oteller hizmet vermektedir. Ayrıca Kaş ilçesi içinde Akçagerme Plajı, Hidayet koyu, Büyük Çakıl Plajı, Küçük Çakıl Plajı gibi noktalarda denize girilebileceği gibi kayıkla küçük bir gezinti yaparak Limanağzı Plajı'na da gidebilirsiniz. seçeneği son dönem tatil anlayışında oldukça popüler bir hale gelmektedir. Otellerin kalabalık ortamlarından sıkılan, tatilini daha sessiz ve sakin ortamda huzur içinde geçirmek isteyen, özgür bir alan içerisinde dinlenmek isteyen tatilciler seçimlerini villa kiralamaktan yana kullanmaktadır. Her bütçeye her keseye uygun bu tatil anlayışı değişmekte olan dünya düzeni ve küresel salgınların da baş göstermesiyle birlikte giderek gelişmekte ve ön plana çıkmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1105-cocukla-tatili-avantaja-ceviren-5-yer.html", "text": "tam da bu aşamada imdadınıza yetişiyor. Peki ya çocukla tatil için aradığınız tüm koşulları sağlayacak bu oteller nerede mi? Gelin sizin için çocukla tatili avantaja çevirecek 5 muhteşem tatil yerine birlikte bakalım. Ülkemizin sevilen tatil adreslerinden Fethiye, çocuklu aileler için de muhteşem bir destinasyon. Kum plajları, havuzlu otelleri, çocukları mutlu edecek eğlenceli aktiviteleri ve keşfetme duygusu ile yepyeni şeyler öğrenebilecekleri bu belde, aynı zamanda uzun süren yaz sezonu ile de büyük avantaj sağlıyor. Konaklama için ister Fethiye merkez ister çocuklu ailelerin bir diğer favorisi olan Ölüdeniz otellerini tercih edebilirsiniz. Üstelik dalgasız denizi ve kum plajı çocuklar için muhteşem bir seçenek olan Fethiye Ölüdeniz otellerinde çocuk karyolası, bebek yastığı gibi tüm detaylar da düşünülmüş. Eğer size çocuklar konusunda yardımcı olabilecek bir bebek bakıcısı ile seyahat etmiyorsanız, eşinizle birlikte tatil öncesi sağlam bir iş bölümü yapmanızı tavsiye ederiz. Çünkü Fethiye'de çocuklarınızın yaşına göre değerlendirebileceğiniz Saklıkent Milli Parkı, aquapark, aile tekne turları gibi pek çok aktivite seçeneği mevcut. hem bütçe dostu hem de konforlu seçeneklerin başında geliyor. Kumlu plajları ve birbirinden eğlenceli su parkları ile çocuklar için vazgeçilmez bir yer Kuşadası. Bölgede özellikle aquaparklı oteller ve özel plaj alanına sahip oteller oldukça revaçta. Ailelerin kendilerini hem iyi hem de konforlu hissedebilecekleri bu otellere ek olarak Kuşadası'nda keşfedilmeyi bekleyen çok özel keşif yerleri bulunuyor. Bu sayede aileler günlerini ister otelde geçirebiliyor ister farklı plaj ya da eğlence alanlarını ziyaret edebiliyor. Bebek dostu oteller bakımından çok sayıda seçeneğe sahip olan Kuşadası'nda ebeveynler en uygun oteli bulma konusunda hiç sıkıntı yaşamıyor. Otel tatiline ek olarak beldede çocuklarınızın yaşına bağlı olarak ziyaret edebileceğiniz Adaland Su Parkı, Dilek Yarımadası Milli Parkı ve Uzun Plaj gibi yerler bulunuyor. Sahip olduğunuz rutinden uzaklaşıp çocuklarınızla kaliteli zaman geçirme imkanı sunan tatiller, hem siz hem de onlar için oldukça değerli. Hele bir de bu tatili onları en mutlu edecek aktivitelerle doldurursanız, işte o zaman bu anları çok daha kıymetli bir hale getirebilirsiniz. Kemer ise çocukla tatili sizin için eşsiz bir deneyime dönüştürecek bir diğer durağımız. Dilerseniz 2 çocuk ücretsiz her şey dahil oteller ya da su kaydıraklı oteller arasından size en uygun olanı seçerek seyahatinizi planlamaya başlayabilirsiniz. Kemer'de yer alan tüm bu tesisler tamamen çocuklu ailelerin ihtiyaçlarına göre dizayn edilmiş. Ayrıca bünyesindeki çocuk oteli seçeneklerine ek olarak Kemer, doğal güzellikleriyle de görülmeye değer. Özellikle merkez, Kiriş, Beldibi, Tekirova, Adrasan ve Çıralı gibi doğa harikası kumsallar çocuklu aileler için oldukça ideal. ise Touristica'da sezon boyunca hizmet vermeye devam ediyor. Girne, Magosa, Bafra, Lefkoşa'da her zevke uygun bir çocuk oteli mutlaka yer alıyor. Siz de ailenizle birlikte Kıbrıs yemeklerine doymak, bölgenin meşhur kumsallarını keşfetmek ve sıcacık insanlarıyla tanışmak için rotanızı Kıbrıs'a çevirebilir, sevdiklerinizle geçireceğiniz her anın tadını çıkarabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1106-viraviraco-ile-yat-kiralama-kolay-ve-guvenli.html", "text": "arasından kendilerine en uygun olanı seçerek tatillerini planlayabilir, kaptanlı veya kaptansız kiralama seçenekleri ile rezervasyonlarını yapabilirler. Gulet, motoryat, yelkenli, katamaran kiralamanın yanı sıra artık sürat motoru ve RIB adı verilen sert gövdeli şişme botları da viravira. co üzerinden kolaylıkla kiralayarak mavi yolculuk tatilinizi organize edebilirsiniz. deneyimi yaşayabilirsiniz. Ayrıca platforma yeni eklenen günlük ve saatlik yat kiralama seçenekleri ile gece konaklamasız olarak da tekne kiralamanız mümkün. Takvimde check-in ve check-out tarihlerini aynı gün seçerek sistemde bulunan gece konaklamasız kiralanabilen teknelere rahatlıkla ulaşabilirsiniz. özelliği ile belirli bir tarih aralığı için bir tekneyi başka bir platformda daha düşük fiyata bulmanız durumunda viravira. co sizlere aynı fiyatı sunar. Ayrıca Maximum, Bonus Card, Axess, World, Card Finans, Paraf, Bankkart Combo ve Sağlam Kart sahiplerine 12'ye varan taksit imkanı sağlıyor. , tatilcilere geniş yapısı sayesinde rahat ve konforlu bir yaşam alanı sunuyor. Mürettebatlı olarak kiralanan gulet tipi teknelerde kaptan, aşçı ve hizmetli personel tatil boyunca misafirlere eşlik etmektedir. teknelerde performans daha ön planda olmakla birlikte bu tekneler genellikle spor yapmayı ve doğayla iç içe olmayı seven kişiler tarafından tercih ediliyor. tipi tekneler hem yelken deneyimi hem de ferah yaşam alanları sunuyor. Katamaranlar çift gövdeli olmalarından dolayı seyir halindeyken diğer teknelere kıyasla sallantıdan etkilenmiyorlar. , hız ve konfor tutkunları için oldukça doğru bir seçim. Tatil için zamanı kısıtlı olan ve daha fazla yer görebilmek isteyen kişilerin motoryat kiraladığını söyleyebiliriz. Modern denizcilik sistemine uygun olarak donatılan motoryatlar ise genellikle mürettebatlı olarak kiralanıyor. ünvanını alıyor. Böylelikle kullanıcılar en iyi hizmet veren tekne sahiplerine kolaylıkla ulaşabiliyor. Platformda yer alan tüm tekneler doğrulanarak titiz bir kontrol sürecinden sonra yayına alınıyor. viravira. co'da sadece tekne sahipleri ile tekne sahipleri tarafından doğru şekilde yetkilendirilmiş işletmecilerin ilan oluşturabilmesine imkan veriliyor. viravira. co, Türkiye'nin önde gelen firmaları ile gerçekleştirmiş olduğu kurumsal iş birlikleri sayesinde kullanıcılarına birçok avantaj sağlıyor. Platformda güncel olarak yer alan kampanyalar ise şu şekilde: Turkcell Platinum'lulara 2.000 TL'ye varan İndirim, THY Miles&Smiles kart sahiplerine 20.000 Mil, Hopi'lilere 250 Paracık ve arkadaşını davet edene 2.000 Mil."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1107-tapu-islemleri-icin-gerekli-belgeler-nelerdir.html", "text": "devir işlemleri için gerekli bu belgeler neler gelin hep birlikte bakalım! - Tapunun aslı ve fotokopisi, - Bir adet renkli vesikalık fotoğraf (Son 2 ay içerisinde çekilmiş ve yüzünüz net olmalı), - Nüfus cüzdanı aslı ve fotokopisi, - İlgili belediyeden alınmış gayrimenkulün emlak değerini yani rayiç bedeli belirten belge, - Eğer tapu devir işlemini bir başkası yapıyorsa vekaletname, - Zorunlu Deprem Sigortası, (1 yılı doldurmamış olmalı.) - Emlak vergi dairesinden alınmış temiz kağıdı. - Vergi levhası aslı ve fotokopisi, - İmza sirküleri, - Son yönetim kurulu seçiminin bulunduğu sicil gazetesi örneği, - Taşınmaz mallarla ilişkili yetkili ve yetkililerin kimlik bilgilerinin yer aldığı yetki belgesi, - Eğer satışı vekil gerçekleştirecekse vekaletname, - Belediyeden alınan \"harca tabi rayiç değer ve vergi borcu yoktur\" yazısı. - Tapu kadastro randevu için Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü Tapu Randevu Sistemi'nden randevu oluşturabilirsiniz. - İsterseniz randevu için bir Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü hizmeti olan Web Tapu web sitesini tercih edebilirsiniz. - Dilerseniz de ALO 181 numaralı telefondan tapu randevunuzu oluşturabilirsiniz. Tapu devir masrafı, 2021 yılı itibarıyla satış bedelinin %4'ü olacak şekilde belirlenmiştir. Bu bedel, alıcı ve satıcı arasında %2 - %2 olarak bölüştürülmektedir. Tapu devir masraflarında bir de tapu döner sermaye bedeli bulunur. Tapu döner sermaye hizmet bedeli 2021 yılı itibarıyla 385 TL olarak belirlenmiştir. i hazırlamış olmanız, tapu harcı ile tapu döner sermaye bedelini ödemiş olmanız gerekir. - Randevu saatinde tüm alıcı, satıcı -varsa vekilleri- kimlik belgeleri ile Tapu Müdürlüğü'nde hazır olmalı, - Okuma yazma bilmeyen alıcı ve satıcılar için akrabalık bağı bulunmayan 2 şahit getirilmeli, - Ödenen harç dekontları işlemi gerçekleştiren memure verilmeli, - Akit odasında tüm alıcı ve satıcılar tarafından satış evrakları imzalanmalı, - Eğer kredi kullanıldıysa, bankada kredi açılış evrakları imzalanmalı. - Tapu gününden sonra, fatura taşıma işlemleri için ilgili kurumlara gidilmeli, - Nüfus Müdürlüğü'ne gidilerek ikametgah taşıma işlemleri yapılmalı, İlgili belediyeye emlak vergisi bildiriminde bulunulmalı."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1108-silede-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "i ele alacağız. Bu sayede hem şehirden uzaklaşmamanız olacak hem de kamp deneyimini yaşayacaksınız. İşte Şile'de kamp yapılabilecek en iyi 10 yer makalemiz. Bu bölgede kamp için bulunuyorsanız; Şile gezilecek yerler makalemizi de mutlaka okuyunuz. Kampçılar tarafından beğenilen ve tavsiye edilen Şile Camping duş alanları, lavabolar ve mutfağı gibi alanlar sunarken aynı zamanda internet, su ve elektrik gibi hizmetler de sunmaktadır. Bununla beraber misafirlerine özel kumsal alanı, çocuklu aileler için oyun alanı ve yemyeşil ortamı ile oldukça güzel yerlerden biridir. Kampa giriş ücreti ise son derece makul diyebiliriz. Bununla beraber işletme sahipleri de misafirleri ile ilgileniyorlar. Şile kamp yerleri içinde Şile Camping en çok tercih edilen noktalardan biridir. Daha önceki dönemlerde pek bilinmediği için son derece sakin olan yer günümüzde ise daha çok günü birlik piknikçiler tarafından daha çok ziyaret edilmektedir. Alan çok geniş olduğundan belki sakin bir yer bulunabilir. Şelaleyi görebilmek için ilkbahar ayında gitmelisiniz aksi halde yaz aylarında şelale kurumaktadır. Köye yakın konumda olan kamp alanı kimi zaman inek ve koyunlar tarafından da işgal edilmektedir. Tezek kokusuyla alakalı probleminiz yoksa tercih edebilirsiniz. anlamında pek çok alternatif sunmaktadır. Hem ücretli hem de ücretsiz kamp alanlarının bulunduğu şile de ücretli alanlar içinde popüler noktalardan bir diğeri ise Sahil Kamp İstanbul'dur. İşletme içerisinde çadır kiralama imkanı olduğu gibi kendi çadırınızda da konaklayabilirsiniz. Ağaçlar ile çevirili olan alan içinde tuvalet banyo ve restoran bulunmaktadır. Hafta sonu iyice kalabalıklaşan alanda daha sakin bir konaklama düşünüyorsanız hafta içi günleri tercih etmelisiniz. Ulaşımın son derece rahat olduğu kamp alanına damsız girişler yapılamıyor bu nedenden dolayı daha çok aileler tarafından tercih edilmektedir. Kamp alanında tuvalet, banyo, buzdolabı elektrik gibi birçok hizmet sunulmaktadır bununla beraber çadır da kiralamak mümkündür. Güzel bir denize ve geniş bir ormanlık alana sahip olan mekan Şile'deki en nezih kamp alanlarından biridir. Şile kamp yerleri içinde aile için en uygun yer sayılabilir. Bir başka özel işletme olan Çakır Kamp hem piknik alanı hem de kamp alanı olarak kullanılmaktadır. Alana ait özel sahil şeridi olduğu için istediğiniz gibi denize girebiliyorsunuz ayrıca geniş bir kamp alanı olduğu için de çadırları birbirinden uzağa yerleştirebilirsiniz. içerisinde tercihi yüksek bir diğer noktadır. İşletmeye özel bir sahil de bulunuyor. Sakin denizi son derece güzel bununla beraber kamp alanı dışında da doğa yürüyüşleri yapabiliyorsunuz. Duş alanları, lavaboları ve deniz manzaralı restoranı ile her türlü ihtiyacınızı karşılamaktadır. Bungalov, çadır ve ahşap evlerde konaklayabiliyorsunuz bununla beraber isterseniz kendi çadırınızı da kurabilirsiniz. Denizi, kumsalı, ağaçlık alanı ve çadır kurulabilecek geniş yeri ile Green Park Şile'deki güzel kamp alanlarından biridir. İster kendi çadırınızda ister firmanın kiraladığı çadırlarda konaklayabiliyorsunuz. Bununla beraber işletme için biraz pahalı olduğu söylenebilir. Sahili çadır alanına biraz uzak kalsa da yürüyerek ulaşabilirsiniz. Alan içerisinde her türlü ihtiyacınızı giderebiliyorsunuz ancak işletme için biraz pahalı denilebilir. Son derece sakin olan özel işletme lüks aramayanlar tarafından tercih edilmektedir. Daha çok kafa dinlemek isteyen kampçılar tarafından tercih edilmektedir. Doğa ile baş başa tam kafa dinleyecek yerlerden biri olan kamp alanı fiyat olarak da son derece ekonomik olan kamp alanında lavabo, duş alanı, mangal alanı ve çadır alanı bulunuyor. Birçok ihtiyacınızı kolaylıkla karşılayabilirsiniz. Şile kamp yerleri olarak sın derece geniş bir alana sahiptir bunlardan bir diğeri olan ve Şile merkeze yakın konumda yer alan etrafı ağaçlıklar ile çevrili ön tarafında ise muhteşem bir denize sahip olan Nehir Otel Kamp hem otel olarak hem de kamp alanı olarak hizmet vermektedir. Kafa dinlemek için son derece ideal bir ortam olan otel sessiz ve sakin birkaç gün geçirmek isteyen tatilciler tarafından tercih edilmektedir. Otel olarak da hizmet verdiği için her türlü ihtiyacınızı kolaylıkla karşılayabilirsiniz. makalemizin son sırasında ise Safari Life İstanbul geliyor. Hem piknik alanı hem de kamp alanı olarak hizmet veren Safari Life özellikle aktivitelerinden dolayı tercih edilmektedir. Stres atmak için son derece uygun olan alan muhteşem bir doğaya sahip. Alanın dört bir yanı yeşillikler ve ağaçlarla kaplı olduğu için son derece temiz bir havası da var. Bu yazımızda Şile çadır kamp alanları hangileri ve bu bölgeye yapacağınız seyahatleriniz için rehber niteliği taşıyacak olan en iyi Şile kamp yerleri listesini yazarak; sizler için Şile kamp alanları hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1109-mezoterapi-ile-neler-mumkundur.html", "text": "Dr. Michel Pistor tarafından 1952 yılında estetik amaçlar ile uygulanan tıbbi bir işlem olarak bilinir. Dünya genelinde cilt yenilenme, bölgesel zayıflama, lekeler, yara izleri, saç tedavileri, spor yaralanmaları çeşitli deri rahatsızlıkları gibi pek çok durumda kullanılmaktadır. Mezoterapi cilt altında yer alan kolajen ve elastik gibi yapıları uyararak etkisini göstermektedir. Bu sayede bölgedeki kan dolaşımı düzenlenmektedir. ile kişilerin isteğine uygun olarak seçimler yapması mümkündür. - Leke tedavisi, güneş lekeleri - Deri çatlakları - Kilo kaybı - Alerjiler - Spor yaralanmaları - Vitiligo - Akut ya da kronik pek çok ağrı türü - Cilt yaşlanmaları ya da sarkmaları - Saç tedavileri - Fibromiyalji - Gebeler - Süt veren anneler - Kanser hastaları - Ürtiker hastaları - Pek çok ilaç tedavisi gerektiren kalp hastaları - Şeker hastalığı olanlar kliniğinde öncelikli olarak kişiye fiziksel muayene uygulanır. Fiziksel muayenenin ardından hastanın yer alan rahatsızlığına teşhis konulur. Her hasta için kendisine özel iğnesi bulunur. Tek kullanımlık bu iğneler yardımı ile hazırlanan solüsyon bölgeye uygulanır. Bölgeye çok az miktarda solüsyon enjekte edilir. Bölgenin ihtiyacına göre mezoterapi sayısı değişiklik gösterebilir. Uygulama genellikle pansuman gerektirmeyen ve ayakta bir tedavi yöntemidir. Herhangi bir yan etkisi ile karşılaşılmadığı takdirde hasta uygulama sonrası günlük yaşantısına dönebilir. Mezoterapi uygulaması uygulanan bölgeye göre farklı faydaları olan bir tedavi yöntemidir. Uygulandığı bölge de kırışıklık, güneş lekesi, bölgesel yağlanma ya da selülit gibi pek çok problemi ortadan kaldırır. Aynı zamanda kellik gibi saç problemi yaşayan kişilerinde sıklıkla tercih ettiği tedavi yöntemleri arasında yer almaktadır. Vücudun herhangi bir bölgesinde yer alan akut ya da kronik ağrıları giderir. Bazı damar sorunlarına iyi geldiği de bilinir. Aynı zamanda spor esnasında ortaya çıkan yaralanmalara da iyi gelmektedir. Tıbbi pek çok işlemin yan etkisi bulunduğu gibi mezoterapi uygulamasının da bazı yan etkileri bulunmaktadır. Uygulama sonrasında ortaya çıkan yan etkiler uzun süre devam etmez. Görülen yan etkiler de uygulanan bölgeye ve kişiden kişiye farklılık göstermektedir. Kimi hastalarda yan etkiler ortaya çıkmazken kimi hastalar da ise alerjik reaksiyonlar görülebilir. Alerjik reaksiyon görülmesinin önüne geçmek için hazırlanan solüsyon en az 24 saat öncesinde vücudun küçük bir bölümüne uygulanmalıdır ve cildin göstermiş olduğu tepkiler incelenmelidir. - İshal - Kusma - Mide bulantısı - Cilt hassasiyeti - Cilt yüzeyinde kızarıklık - Cilt yüzeyinde morarma - Yanma hissi - Hassas bir cilt yapısına sahip olan kişiler de deri döküntüleri - İsilik yaptırmak isteyen kişi uygulama öncesi ve sonrasında hiçbir kan sulandırıcı etkiye sahip ilaç kullanmamalıdır. Uygulama sonrası ilk 10-15 saat uygulama yapılan bölgeye su değdirilmemelidir. Kan dolaşımını olumsuz etkileyen dar kıyafetler kaçınılmalıdır. Kişiyi zorlayıcı hareketlerden 2 gün kaçınmalıdır. Uygulama yapılan bölgeye ilk bir gün boyunca kesinlikle makyaj yapılmamalıdır. Mezoterapi uygulanan bölge kaşınmamalıdır. Bölge üzerine herhangi bir baskı yapılmamalıdır. Bölgeye dokunmadan önce ellerin temiz olmasına da özel gösterilmelidir. Mezoterapi uygulaması öncesi ve sonrasında sağlıklı beslenmeye dikkat edilmelidir. Alkol, kafein, sigara gibi gıdalardan uzak durulmalıdır. Uygulama yapılan bölgede şişlik, morluk ya da kızarıklık meydana geldiği takdirde soğuk uygulama yapılmalıdır. Bu durumda ise soğuk papatya çayı ya da jeller tavsiye edilir. gibi konularda daha detaylı bilgi almak isterseniz dermoankara. com üzerinden Prof. Dr. Evren SARIFAKIOĞLU'na başvuru yapabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/111-trakyanin-kapadokyasi-vize-ve-kiyikoyde-gezilecek-yerler.html", "text": "de bir zamanlar gezginlerce havasının güzelliği, bağ ve bahçelerinin zenginliği, sularının bolluğu ile İstanbul-Edirne arasındaki kasabaların en güzeli olarak kabul ediliyordu. Vize adının Trak kralı Byzas'tan ya da mitolojide su perisi olarak geçen Byzia'dan geldiği sanılıyor. Ormanlarla kaplı Istranca Dağları tarih boyunca İstanbul'un su ihtiyacını karşılamış hatta Bizans döneminde su sıkıntısı çeken İstanbul bu sorununu Vize'nin suyuyla çözmüş. Vize yakınlarındaki kaynaklardan toplanan sular, kanallar ve su kemerleriyle 242 km yol katederek İstanbul'a taşınmış. Dünyanın en uzun su yolunun izlerini Vize çevresinde görmek olanaklı. Trakya bölgesine de adını veren Trakların yaşadığı coğrafya Ege kıyılarından Karpat Dağlarına dek uzanan geniş bir alanı kapsasa da, asıl vatanları şimdi Doğu ve Batı Trakya olarak bilinen bölgeymiş. Vize'nin çevresindeki tümülüs ve arkeolojik kalıntılar, burasının önemli bir Trak yerleşimi olduğunu kanıtlıyor. Vize Roma döneminde küçük bir Trak krallığına başkentlik yapmış, sonra da Roma'ya bağlı bir eyalet haline gelmiş, bu dönemde surlarla çevrilmiş, başta tiyatro olmak üzere birçok anıtsal yapı inşa edilmiş. adlarıyla bilinen cami. Eski bir Bizans kilisesi olan yapının Vizeyi fetheden Gazi Süleyman Paşa tarafından da camiye çevrildiği sanılıyor. Birkaç yıl önce tepeden tırnağa onarılan caminin yıkılan minaresi de yeniden inşa edilerek ibadete açıldı. Vize'nin etrafı keşfedilmeyi bekleyen Trak yerleşimleri ve kutsal alanlarıyla dolu. Bu çevrede kırk civarında tümülüs varmış. Yapılan kazılarda son Trak Kralı 3. Rhoimatalkes'in de mezarı bulunmuş. Vize yakınlarındaki Karakoçak Tepe'de de bir kaya sunağı bulunuyor. Antik dönemde Karakoçak ve çevresinin Vize'nin en önemli kutsal alanı ve yerleşim yeri olduğu sanılıyor. Soğucak köyünün Gemikaya mevkinde de Karakoçak'a benzer bir kaya sunağı var. İlçe civarındaki kaya yerleşimlerinin en ilginci ise Asmakaya mevkinde bulunuyor. Asmakaya askeri bölgenin tam karşısında bir vadinin içinde yer alıyor. Şimdi Kınalı Vadi olarak adlandırılan Asmakaya'daki yerleşimlerin Bizans döneminde manastır olarak kullanıldığı kayalara oyulmuş haçlardan anlaşılıyor. Vize çevresinde Kıyıköy'de, Derekaya mevkinde ve Balkaya köyünde de kayalara oyulmuş ve büyük olasılıkla birbiriyle ilişkili kaya manastırları var. Bütün bunlar burada Bizans döneminde Kapadokya benzeri yerleşimlerin ve manastır yaşamının olduğunun işareti. ise Vize'ye bağlı şirin bir kasaba. Kıyıköy özellikle büyük kentlerin gürültüsünden bıkıp kafa dinlemek isteyenler için birebir, burada her keseye uygun otel ve pansiyon bulunuyor. Kasaba çevreye hakim yüksek bir tepenin üzerine kurulmuş, Kıyıköy'ün iki yanında upuzun kumsallar var, güneyinde Kazandere, kuzeyinde ise Pabuçdere yer alıyor, içinde deniz bisikletleriyle dolaşılabilen bu durgun dereler aynı zamanda İstanbul'un önemli su kaynaklan arasında. Kasabanın geçmişi antik döneme kadar uzanıyor. Köklü geçmişine rağmen kasabanın içinde surlar ve birkaç eski ev dışında tarihi bir yapı yok. Altın Post söylencesinde Argonotların Karadeniz'de karaya çıktığı yerlerden birinin de Kıyıköy olduğu kabul ediliyor. Antik dönem tarihçilerinden Ksenefon'un, Trak boylarından Melinophagoslar'ın yurdu olduğunu anlattığı Salmydessos zamanla Midyeye dönüşmüş ve cumhuriyet döneminde de Kıyıköy olarak değiştirilmiş. Manastırı. Kasabanın dışında, Pabuçdere Vadisindeki manastırın ilk olarak 6. yüzyılda inşa edildiği sanılıyor. Mübadeleden sonra terk edilen manastırın önündeki binalar zaman içinde yıkılmış ve geriye kayalara oyulmuş mekanlar ulaşmış. Manastırın içinde ayazmaya kadar giden 15-20 metrelik bir koridor var. Koridorun sağında bir mezar şapeli, solunda bir kilise, sonunda da 6-7 basamaklı merdivenle inilen ayazma yer alıyor. Vize'de kasaba lokantaları dışında yemek yenecek doğru dürüst bir yer yok. Kıyıköy'ün balık lokantaları ünlü, balık çeşitleri arasında ise Kalkan favori. Esenler otogarından Vize'ye her yarım saatte bir otobüs kalkıyor. İstanbul'dan Kıyıköy'e de otobüs seferleri var, İstanbul'a 164 km uzaklıktaki Kıyıköy'e 2,5 saatte ulaşılıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1110-turgut-selalesi-tanitimi.html", "text": "akma yüksekliği yaklaşık olarak 10 metredir. - Marmaris-Turgut Şelalesi 33 km'dir. - Bayır- Turgut Şelalesi 9 km'dir. - Orhaniye - Turgut Şelalesi 2.5 km'dir. bulunmamaktadır. Diğer bir ifade ile şelaleye her yaş grubundan insan ücretsiz bir şekilde ziyarete gelebilmektedir. - Sündürme - Milas Çaykaması - Börülce Ekşilemesi - Ahtapotlu Pilav - Çökertme Kebabı - Bodrum Mantısı - Kaya Koruğu Salatası - Sulu Muğla Kebabı - Milas Köfte - Muğla Saraylısı - Tarhana Çorbası - Döş Dolması - Ekşili Balık - Kefal Dolması - Keşkek - Oğlak Yahni - Kabak Çiçeği Dolması - Yağlı Patlıcan Yemeği - Lokma - Turp Otu Salatası - Zerde Tatlısı - Zeytinyağlı Yaprak Sarma - Arapsaçı Kavurması - Muğla Halkası - Kuru Börülce Yemeği - Gerdan Tatlısı - Pazı Sarma - Şambali Tatlısı - Zeytinyağlı Enginar - Hindiba - Kapari Filizi Salatası - Tavuklu Çökertme - Dülger Balığı Kavurması - Cevizli Biber Dolması - Zeytinyağlı Bamya - Höşmerim olmadığı için yerli ve yabancı turistler buraya günün her saatinde gelebilmektedir. - Elegance Hotels International - Green Nature Diamond Hotel - Julian Club Hotel - Julian Marmaris - Green Nature Resort & Spa Otel - Blue Bay Platinum - D-Resort Grand Azur Marmaris - Marmaris Beach Hotel - Casa De Maris Spa & Resort Hotel - Grand Yazıcı Club Turban - Paşa Beach Hotel - Hotel İdeal Prime Beach - Poseidon Hotel - Adults Only - Emre Hotel - Grand Cettia Hotel - Maris Beach Otel - Golden Rock Beach Hotel - Dora Beach Hotel - Orka Nergis Beach - Hotel Sunbay Park - Kervansaray Marmaris Hotel - Candan Beach Hotel - Örsmaris Boutique Hotel - Class Beach Hotel Nuhoğlu - Moda Beach Hotel - Pineta Club Hotel - Chicago Hotel - 8 Oda Marmaris - Otel Kaya Maris - Sunprime Beachfront - Banu Hotel - Lalila Blue Suites - Marmaris Plajları - Marmaris Kalesi ve Müzesi - Halıcı Ahmet Urkay Müzesi - Hafsa Sultan Kervansarayı - İçmeler - Turunç - Selimiye - Hisarönü - Kleopatra Adası - Kızkumu - Dalyan - Loryma Antik Kenti - Kumlubük Koyu - Bördübet Koyu - Bozburun Yarımadası - Çiftlik Koyu - Amos Antik Kenti - Physkos Antik Kenti - Cennet Adası - Günnücek - Fosforlu Mağara - İbrahim Ağa Cami - Büyük Çarşı - Sarıana Türbesi - Atatürk Parkı - Taşhan - Kemerli Köprü - Armutalan Yukarıda bulunan yerlerin konum bilgilerine internet üzerinden kolay bir şekilde ulaşılabilinmektedir. Bunun yanı sıra \"Google Haritalar\" üzerinden de bu yerlerin nerede oldukları konusunda bilgi sahibi olunabilinmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1111-aquapark-otel-nedir.html", "text": "inceleme listenize eklemek isteyebilirsiniz. Yaz aylarında havuz ve denizin tadını çıkarırken eğlenceyi katlamak istiyorsanız bu seçenek tam size göre. Küçük çocuklardan yetişkinlere kadar geniş bir yaş aralığına hitap eden su parkına sahip otellerde konaklarken zamanın nasıl geçtiğini anlamazsınız. Geniş bir fiyat aralığına sahip olan bu konaklama hizmetlerinde Holimax'te bütçenize uygun bir alternatifi kolaylıkla bulabilir, farklı şehirlerde yazın tadını su parkları ile çıkarabilirsiniz. Çocuklarınızla ya da arkadaşlarınızla beraber tatile çıkmak istiyorsanız bu adrenalin dolu ve heyecanlı aktiviteler aradığınız tatili size sunar. Konforlu bir şekilde konaklamak için tatilinizi geçireceğiniz oteli arıyorsanız karşınıza çıkan aquapark otel seçeneğinin ne olduğunu merak edebilirsiniz. Kısaca tanımlanırsa aquapark bir su parkıdır. Özellikle yaz aylarında serinlemek için güzel bir alternatif olduğundan yerli ve yabancı turistler tarafından bu parkuru bulunduran oteller sık tercih edilir. - Eğlenceli bir parkur olan aqua parklar emniyet ve güvenlik önlemleri üst düzeyde tutularak, geniş bir alan üzerine inşa edilir. Aquapark oteller kendi tesislerinde bu eğlence oyuncaklarına yer veren işletmelerdir. - Farklı boyut, yükseklik, şekil ve kıvrımlara sahip olan su kaydırakları bu işletmelerin en belirgin özelliğidir. - Misafirler su kaydıraklarını kullanarak şişme yatak ve simitlerle ya da sadece bedenleri ile bu devasa oyuncaklardan aşağı doğru kayar. Su kaydıraklarının amacı içerisinden sürekli olarak temiz suyun akması ile eğlenceli ve serinletici anlar yaşatmasıdır. - Yüzme bilmeyen misafirlerin de yararlanabilmesi için can yeleği gibi koruyucu ekipmanlar temin edilebilir. - Su kaydıraklarının uç kısmı havuzlara doğru çevrildiği için kayma işleminin sonunda güvenle yeterli yükseklikteki suyun içine düşersiniz. - Sıçrama tahtaları ve sulu farklı oyuncaklar da aquaparkı olan otellerde sıklıkla kullanılan eğlenceli unsurlar arasında yer alır. - Su içinde yapılan aktivite ve eğlencelere otelin imkanlarına ve parkın büyüklüğüne göre değişebilir. - Çocuklar ve yetişkinler için genellikle farklı oyuncaklar bulunur. Yetişkinler için olan su oyuncaklarının boyutu ve havuzlar çocuklar için olandan ayrı şekilde inşa edilir. Belli bir yaş altındaki çocukların ebeveynleri ile beraber ya da kendilerine ayrılan çocuk havuz oyuncaklarında vakit geçirmesi gerekir. - Dalga havuzları, kaydırak kuleleri ve ısıtmalı havuzlar gibi farklı olanaklar da işletmeye göre bulunabilir. Yaz tatilinizi geçirmek için eğlencenin su gibi aktığı aquapark otellerinde rezervasyon yaptırmak istiyorsanız Holimax fırsatlarından yararlanabilirsiniz. Bodrum, İzmir, Çeşme ve Alanya gibi yaz tatili için sık tercih edilen yerlerin dışında bulunduğunuz şehre yakın alternatifler de keşfedebilirsiniz. Aquapark eğlencesinin tadını çıkarmak ve birçok farklı parkur denemek için Türkiye'nin en büyük işletmelerini inceleyebilir, yaz tatilinizi farklı bir tatta geçirebilirsiniz. - Her şey dahil, tam ve yarım pansiyon gibi farklı konaklama seçeneklerini değerlendirerek bütçenize göre olanı seçebilirsiniz. - Konforlu odalarda ailenizle beraber konaklayabilir, günü aquapark eğlenceleri ile geçirebilir ardından da bar ve büfelerde lezzetli içecekleri tüketebilirsiniz. - Büyük otellerde konaklarken clup ve animasyon gibi eğlenceleri seyredebilir, sosyalleşerek çevrenizi genişletebilirsiniz. - Çocuklu aileler için mini clup ve özel havuz imkanlarından faydalanabilir, otelin hizmetine göre bakıcı seçeneğinden yararlanabilirsiniz. - Temiz ve titiz işletmelerde konaklarken hijyen konusunda endişe etmeden gönlünüzde oda ve havuzları kullanabilirsiniz. - Otelin bulunduğu yere yakın tarihi ve turistik yerleri ziyaret edebilir, yeni yerler görmenin tadını çıkarabilirsiniz. avantajlı fiyatları ve erken rezervasyon ayrıcalığı ile yaz tatilini şimdiden planlamak isteyenler için en büyük aquapark otellerini bir arada sunar."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1112-anadolunun-grand-kanali-porsuk-cayi.html", "text": "Eskişehir'e adete yepyeni bir soluk getirdi eskiden atıkların atıldığı kirli bir nehir olan Porsuk çayı şimdi ise Eskişehir'in bir sembolü haline geldi. Eskişehir Büyük Şehir Belediye Başkanı Sn. Yılmaz Büyükerşen'in başlatmış olduğu çevre düzenlemesi seferberliği ilk olarak porsuk çayı ile başladı. Üzerine yapılan köprüler, etrafında yapılan güzelleştirmeler ile Türkiye'nin içinden nehir geçen en güzel şehirlerinden birisi yapmıştır. Akarsu her zaman bir şehre güzellik katmıştır Porsuk çayı da Eskişehir'e bambaşka bir güzellik katmıştır hele şu günlerce yapılan ve halk tarafından çok beğenilen yapay plaj ile bu güzelliğine güzellik yapmıştır. kenarında yer alan kaffeler ile zenginleşip şehir için vazgeçilemez bir nokta oldu. Porsuk Çayı Sakarya Irmağı'nın en uzun koludur uzunluğu yaklaşık 440 km olan Porsuk Çayı, Yassıhöyük yakınlarında Sakarya ırmağı ile buluşur. Porsuk çayı üzerinde iki adet baraj yer almaktadır. Bu barajlar 1948 de ve 1971 de hizmete girmiş ve hala aktiftir. Venedik'i hepimiz duymuşuzdur içinden geçen onlarca kanal ile şehre bambaşka bir büyü katmıştır Türkiye içinde aslında Porsuk Çayı'nın süslediği Eskişehir aynı güzelliği sunmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1113-apple-iphone-12-pro-max-128gb-akilli-cep-telefonu-fiyatlari.html", "text": "Apple teknoloji markaları arasında en çok tercih edilen markalardan biridir. Ürettiği telefonlar ile de kullanıcıların ilgisini kazanır. Son dönemlerde en çok tercih edilen telefonlardan birisi de Apple İPhone 12 Pro Max 128 GB akıllı cep telefonlarıdır. Bulundurduğu özellikler ve güvenilirliği ile pek çok kullanıcının tercih ettiği bir model olur. Apple iPhone 12 Pro Max 128 GB akıllı cep telefonu fiyatlarını etkileyen pek çok unsur olabilir. Genellikle satıcıya bağlı olarak değişiklikler gözlemlenir. Her satıcının fiyat politikası farklı olduğu için aynı model telefon için farklı fiyatlar sunabilir. da en çok tercih edilen modellerden biri olduğu için hemen hemen bütün online alışveriş sitelerinde görmek mümkündür. Her satıcının fiyatlandırma şekli birbirinden farklıdır. Bu sebeple de kullanıcı Apple İPhone 12 Pro Max 128 GB akıllı cep telefonu almadan önce fiyat karşılaştırması yapmalıdır. Cimri sitesi bu alanda kullanıcılara hizmet eden bir sitedir. Kullanıcı Cimri'de fiyat karşılaştırması yaptıktan sonra uygun fiyatlı satıcıyı tercih edebilir. Apple İPhone 12 Pro Max 128 GB akıllı cep telefonu pek çok farklı online alışveriş sitesinde satışa sunulur. Kullanıcı nereden satın alacağını seçerken zorluk yaşayabilir. Çoğunlukla bu konuda kullanıcıların temel kriteri fiyat olur. Cimri. com adresi fiyat karşılaştırması konusunda kullanıcılara hizmet eden bir sitedir. Kullanıcı Cimri. com adresine gelerek filtreleme özelliği yardımı ile Apple İPhone 12 Pro Max 128 GB akıllı cep telefonunu listeleyebilir. Daha sonra uygun fiyatlı satıcıdan satın almayı tercih edebilir. Ayrıca Cimri. com adresinde bulunan kullanıcı yorumlarını okuyarak ürün hakkında fikir de edinebilir. Cep telefonu gibi teknolojik aletlerde filtreleme yapmak kullanıcının bütçesi için önemlidir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1114-fethiye-yat-kiralama-rehberi-fethiyede-yat-kiralama-yeri.html", "text": "ile denizin en kuytularına doğru yol almadıysanız işte fırsat! ile Fethiye'nin sessiz sakin sularında istediğiniz sahil kıyısında yüzme imkanı sizin! olsa da anısı yıllar boyu hafızanızda yer edecektir. Bu özel ve keyifli güne ait her resim karesine baktığınızda yeniden bir yat turu yapma isteği içinizden geçecektir! Aradığınız fiyat aralıklarında çok sayıda tekneye sahip olan Naviera Yacht ile çok cazip rakamlarla tatil yapma imkanını asla kaçırmayın!"} {"url": "https://www.gezipedia.net/1115-dna-hotel-dalyan-14-adult-only.html", "text": "Dna Hotel Dalyan, Muğla'nın Ortaca ilçesine bağlı Dalyan'da bulunan ve burada hizmet veren dalyan otelleri arasında en iyi seçim olarak yer almaktadır. İçerisinde pek çok imkan sağlayan ve çeşitli aktiviteler bulunduran bir otel olarak bilinir. Konforlu ve rahat olmasının yanı sıra pek çok fırsatı da müşterilerine sunmaktadır. Yılın her mevsimi açık ve rezervasyon yapılabilen bir oteldir. Konaklama imkanına bakıldığı zaman pek çok oda türü sunulmaktadır. Havuz girişli oda veya havuz manzaralı odalar, çatı katında bulunan odalar ile 2 veya 3 kişi konaklama seçenekleri sunulmaktadır. Odaların tasarımı yapılırken huzur veren renkler seçilmiş ve her bir detay ayrı ayrı düşünülmüştür. Dna Hotel Dalyan misafirlerine muhteşem bir serpme kahvaltı, tuzlu su havuzu, oda içinde netflix, amazon prime, youtube gibi uygulamaların yüklü olduğu 43 inç smart led tv, nespresso kahve makinesi, çay seti, rhaneva marka lüks buklet ürünleri, 100mbps hızlı internet, minibar ve laptop tipi elekronik kasa imkanları sunuyor. konseptinde hizmet vermektedir. Yeme ve içme imkanları da çeşitli özelliklere sahiptir. Ege'nin güzel serpme kahvaltılarından birini yaşatır ve güne güzel bir şekilde başlamaya fayda sağlar. Havuzun kenarında içecek menüsü ve atıştırmalıklar bulunduran güzel bir D Cafe Bistro bulunur. Akşamları chill ve lounge türü müziklerle misafirlere eğlenceli ve rahatlatıcı bir ortam sağlar. Butik bir otel tarzında olup, mimarisi samimi özellikler taşıyan bir otel olarak bilinir. Süslü bahçeleri, konumu açısından mükemmel olması ve tuzlu su havuzu ile misafirlere eşsiz bir deneyim yaşatmaktadır. Oda kahvaltı konseptinde ve 14 yaş ve üzeri misafir kabul eden bir oteldir. 13 tane odası bulunmakta ve bu odaların her biri ayrı ayrı detaylandırılmış ve zevk ile meydana getirilmiştir. Otelin etrafında tuzlu su yüzme havuzu bulunmakta ve havuzun etrafında dinlenme amacı ile konulmuş şezlonglar ve oturma alanları yer almaktadır. Huzurlu ve sakin bir alan oluşturmak için ideal ortam sağlamaktadır. Alkollü ya da alkolsüz içecekler seçeneği ile kişi tercihine göre hareket edebilmektedir. Eğlence mekanı ve şehir merkezine yürüme mesafesinde bulunmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1116-yat-kiralama-sirketleri-arasinda-naviera-yachting-konfor-ve-kalitesi-ile-tatilinizde-fark-yaratin.html", "text": "Yat kiralama pek çok organizasyon başta olmak üzere tatilde fark arayanların en isabetli seçimidir. Naviera Yachting yat kiralama ile Mavi Tur'un tadını çıkarın! Yat&tekne kiralama hizmeti kısa ya da uzun vadeli tatillerde, organizasyonlarda ve etkinliklerde oldukça heyecanlı bir deneyim sunar. Sıradan tatil anlayışını bir kenara bırakmanın artık tam zamanı! Ege ve Akdeniz'in mavi sularında kalabalıktan ve şehrin gürültüsünden uzak muhteşem bir tatil için hazır olun! İşte Naviera Yachting'in sizler için hazırladığı muhteşem yat kiralama hizmeti ve detayları! Antalya, Göcek, Bodrum, Marmaris, Fethiye ya da Çeşme'de kendinize ve ailenize çok daha iyi vakit ayıracağınız uzun süre akılda kalacak ve güzel bir hatıra olacak bir yat turu arıyorsanız doğru yerdesiniz. Burada tatilinizin süresine göre en doğru seçeneği seçerek en güzel tatilin tadını çıkarabilirsiniz. Tek yapmanız gereken yatta uzanıp denizin mavisini, kıyıda kalan yem yeşil ormanları izlemek ve derin sessizliği dinlemektir. Yat kiralama şirketleri içerisinde bir seçim yaparken tüm Mavi Tur rotaları için size geniş bir tatil ağı oluşturabilecek bir tercih yapmak en doğrusudur. Bunun için Bodrum, Göcek, Marmaris, Çeşme, Fethiye ya da Antalya gibi yoğun bir nüfusa sahip tatil beldelerinde sakin bir tatile ihtiyacınız olduğunda Naviera Yachting en başarılı çözümleri sunar. Hangi yat kiralama türünü seçerseniz seçin bu saydığımız tüm ayrıcalıklar sizinle beraber olacaktır. Özel yat kiralama hizmeti ya da lüks yat kiralama için fiyat teklifleri değişebilmektedir. Özel vip yat kiralama hizmetinde de ekstra olarak talep edilen hizmet ekibi de fiyatın değişmesinde etkendir. Yat ya da tekne kiralama yalnız tatil için değil çeşitli organizasyonlarda konsept olarak da tercih edilmektedir. Bu nedenle eğer özel bir etkinlik ya da aktivite için kiralama işlemi yapılacaksa yat ve tekne kiralama şirketine bu yönde bilgi verilmeli ve yatın özellikleri buna göre belirlenmelidir. Yat kiralama doğum günü kutlamalarında ve diğer organizasyonlarda 5 yıldızlı bir eğlence mekanını aratmayacak konfor ve kalitededir. Üstelik denizin üzerinde eğlence konseptine ayrı bir hava katarak çok daha renkli bir kare oluşturmaktadır. Tüm bu yatla yapılan etkinliklerde Naviera Yachting, hizmet personeli, ikramlıklar ve müzikli eğlence ile eşsiz bir zaman geçirmenizi sağlamaktadır. Yat ve tekne kiralamak isteyenler için özellikle bölgede yer alan pek çok yat ve tekne kiralama şirketi vardır. Ancak Naviera çok daha profesyonel bir yat firması ile çalışmak isteyenler için ilk seçenektir. Naviera, her bütçeye uygun yat seçenekleri ile büyük bir filoya sahiptir. İstediğiniz zaman diliminde istediğiniz süre boyunca yat ve tekne kiralamanız mümkündür. Sorunsuz bir yat tatili için mutlaka profesyonel bir firma ile çalışmak gereklidir. Naviera, bütün yatlarında sürekli bakım ve onarım kontrollerini yaptırmaktadır. Sorunsuz bir yat turu için tüm önlemleri almaktadır. Yat turu boyunca sorunsuz bir vakit geçirmek için yatın ve personelin sorunsuz şekilde bir bütün olarak hizmet sunması şarttır. Bu noktada Naviera, Mavi Tur rotaları içinde en çok tavsiye edilen yat kiralama firmaları arasında ilk sıralarda gelmektedir. Siz de Mavi tur ile güzel ve akılda kalıcı bir tatile çıkmak istiyorsanız mutala Naviera Yachting ile iletişime geçiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1117-arkadaslarinizla-gezebileceginiz-harika-yerler.html", "text": "Gezilinki sitesinde Türkiye'de yer alan en güzel yerler hakkında detaylı bilgiler yer almaktadır. Gezi sırasında sizi nelerin beklediği, o bölgenin en iyisi olan noktalar konusunda detaylı bilgi verilmektedir. Siteden ilginizi çekecek olan ya da merak ettiğiniz yerleri inceleyebilir keyifli bir zaman geçirmek için düğmeye basabilirsiniz. sitesinden gideceğiniz noktayı belirlendikten sonra yapmanız gereken tek şey hazırlık yapmaktır. Yol boyunca tükete bileceğiniz atıştırmalıklar, fotoğraf makinesi gibi detayları unutmamaya dikkat edin. Ayrıca seyahat sırasında dinleyebileceğiniz şarkıları yanınıza almanız seyahatinizin daha eğlenceli geçmesine yardımcı olacaktır. Tüm bu hazırlıklar tamamlandıktan sonra yapmanız gereken en önemli şey anın tadını çıkarmak olacaktır. sitesinde bahsi geçen yerlerin her biri size zaman kavramın unutturacak cinstedir. Çünkü sitede yer alan yerlerin her biri büyük bir araştırma sonucu ortaya çıkmış yerlerdir. Gezilinki sizin yerinize gezilebilecek yerleri seçip, araştırıp, daha önce gidenlerin yorumlarını değerlendirmiştir. İçlerinden en popüler ve en güzel yerleri seçip, gezilecek yer konusunda detaylı bilgiler paylaşmaktır. Bu durum size ekstra zaman kazandırmakla beraber gezi planınızın eksiksiz yapılmasına da yardımcı olacaktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1118-ucuzucuyorum-ve-pronto-tourdan-isbirligi.html", "text": "Türkiye'de 2021'in uçak bileti satışı sektöründeki yenilikçi start-up girişimlerinden olan ucuzucuyorum. com ile Türkiye'nin köklü seyahat acentası ve tur operatörü Pronto Tour sömestr tatili öncesi bir işbirliğine gidiyor. Detayları hafta sonunda açıklanması beklenen işbirliği dahilinde, uçak biletini ucuzucuyorum web sitesi veya mobil uygulaması ile alacak olan yolculara Pronto'dan yapacakları otel ve paket tur rezervasyonları için %10'a varan indirim sağlanacağı, ayrıca yine ilk kez tüketiciye sunulacak başka bir yeniliğin ise paket tur programına katılmayanların da programda ekstra olarak düzenlenen çevre turlarına ve organizasyonlara katılabilmelerine imkan tanınması olacağı öğrenildi. Ucuzucuyorum uygulaması geçtiğimiz haftalarda Kuveyttürk Bank ile Türkiye'de ilk kez kredi kartı kullanımına gerek olmadan sadece TC Kimlik numarası ile bilet satışına imkan tanıyan bir projeyi hayata geçirmişti. Buna göre kredi kartı bilgisi girmeden bireysel finansman yöntemiyle uçak bileti almak mümkün hale gelmişti. Sisteme önümüzdeki günlerde Fibabanka ile de başlanacağı öğrenildi. Ancak UÇUŞ FİNANSMANI ile ilgili yayınlanan basın bülteninde uygulamanın proje sorumlusu Tuğba Helvacıkara yeniliklerin devam edeceğini söylemiş ve bunlardan birisinin çevrimdışı olarak da kullanılabilecek olan harita özelliği olduğunu belirtmişti. Ucuzucuyorum uçak bileti satış uygulamasının ocak ayı bitmeden bir mobil uygulama güncellemesi yapacağı biliniyor. Yeni sürümde farklı şehirden dönüşe imkan sağlayan çoklu uçuş ve fiyat alarmı sisteminin de olacağı kesinken kullanıcıyı belki de en çok ilgilendiren detay çevrimdışı harita özelliği. Bu özelliğin bu sürüme yetişip yetişmeyeceği ise merak konusu. Zira Helvacıkara'nın daha önce belirttiği gibi ucuzucuyorum uygulamasının bir GSM operatörü ile hem bu özellik hem de yurt dışında mobil internete ucuz ya da kısıtlı olarak ücretsiz şekilde erişimi sağlayacak bir proje üzerinde çalıştığı biliniyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1119-indirimli-ucak-bileti-nereden-alinir.html", "text": "bu konuda yardımcı olmaktadır. Nerede ve hangi saatlerde indirimli uçak biletlerinin bulunduğu konusunda yardımcı olarak, ekonomik bir şekilde uçak bileti sahibi olma kolaylığını sağlamaktadır. için erken rezervasyon oldukça önemli bir yer tutmaktadır. Uçak biletleri günlük hatta saatlik olarak ciddi miktarlarda artış ve azalış göstermektedir. Bu nedenle uygun fiyata bilet satın alınabilmesi için indirimlerin anlık olarak izlenmesi ve en az iki hafta öncesinden rezervasyon yaptırılması gerekir. Site yardımıyla indirimli uçak biletine ulaşmak oldukça kolaydır. Hangi havaalanından, hangi şehre en uygun biletin ne olduğu konusunda gelişmiş bir arama sağlamaktadır. Yapılan araştırmalar sonucunda erken rezervasyon indirimli uçak bileti satın alma konusunda %50 oranında avantaj sağlamaktadır. Çoğu kişi uçuş tarihleri belli olduğu halde geç rezervasyon yaptırdığı için uçak bileti bulamama ya da yüksek fiyatlarda uçak bileti alma gibi durumlarla karşılaşmaktadır. Bu durumun önüne geçebilmek için, uçuş günü belli olan kişiler erken rezervasyon yaptırmalı ve indirimli uçak biletlerine sahip olmalıdır. satın almak isteyen kişiler, daha ekonomik bir şekilde biletlere sahip olabilmek için indirimleri takip etmek zorunda kalmaktadır. Ancak bu işlemi site site gezerek yapmak yerine, tek bir site üzerinden çeşitli arama avantajlar ile gerçekleştirmek mümkündür. Uygunabiletal. com'da yer alan bilet alarmı sayesinde, uçakların doluluk oranlarına bağlı olarak en uygun fiyata sahip olma imkanı bulunmaktadır. Uçuşlar yaklaştığı zaman, havayolu şirketleri uçaklarını dolu bir şekilde uçuşa hazırlamak için kalan koltukları uygun fiyata satmaktadır. Bu noktada risk almak isteyen ve uçuşlarında esneklik sağlayabilen kişiler, uçak bileti almak için son anını bekleyebilirler. Bu sayede ekonomik ve indirimli bir şekilde uçak biletine sahip olma imkanı bulabilirler. Bu durumun çok riskli olduğu göz önünde bulundurulmalıdır. Uygun uçak biletine sahip olabilmek ve indirimli bir şekilde satın alabilmek için site üzerinde yer alan arama motorundan, en uygun fiyatlı uçak biletini bulma kolaylığı sağlanmaktadır. adresi ile uygun fiyatlı ve indirimli uçak biletlerini gezginlere sunuyor. Birçok kişi tatili, eğlence ve gezmek amaçlı tercih etmektedir. Bu noktadan indirimli uçak biletlerine sahip olmak isteyen kişiler, gitmek istedikleri yere farklı rotalar deneyerek uygun fiyatlarda ulaşabilir. Çok pahalı bir uçak bileti satın alarak, gidilmek istenen yere elbette ki ulaşabilmek mümkündür. Ancak daha ucuz ve görülmesi gereken bir yere indirimli uçak bileti satın alarak gitmek ve asıl gidilmek istenen yere o rotadan ucuz bilet bulmak mümkün olabilir. Bu durum göz önünde bulundurularak seyahat saatlerini ve yerlerini esnek olarak değiştirebilecek olan kişiler, indirimli uçak biletlerine bu şekilde ulaşabilirler."} {"url": "https://www.gezipedia.net/112-suyun-bu-yani-enez.html", "text": "bir tarafında tatlı su, diğer tarafında tuzlu su gölleri, lagünleri, zengin balık türleri ve kilometrelerce uzanan kumsallarıyla doğanın tüm güzelliklerini bahşettiği bir yer, aynı zamanda tarihi kalıntılarla dolu. Enez, Balkanları Anadolu ve Ege'ye bağlayan kara, deniz ve nehir yollarının kesiştiği bir noktada; Meriç Nehri'nin Ege Denizi'ne döküldüğü yerde denizden 25 metre yüksekliğindeki yarımada üzerinde kurulmuş. Antik dönemde Ainos olarak adlandırılan Enez, çift limanlı bir kent olarak ünlenmiş. Alüvyonların deltanın ağzını doldurduğu 18. yüzyıla kadar Meriç üzerinde gemiler çalışabiliyormuş, bu yolla Ege'den Balkanlara hatta Karadeniz'e rahatlıkla ulaşılabiliniyor muş. Şimdi Enez kıyıları yaklaşık 4 kilometre uzaklaşmış. - haraç ödeyerek Enez'deki egemenliklerini sürdürmüş. Ancak günün birinde haracını vermemeye kalkışınca Fatih karadan ve denizden Enez'i kuşatmış. Cenevizliler savaşmadan kenti teslim etmiş. Sıfır noktasında yer aldığı için 1927 yılında askeri bölge ilan edilen Enez'e yabancıların giriş-çıkışı yasaktı, ancak özel izinle ziyaret edilebiliyordu. Askeri yasaklar birkaç yıl önce kaldırıldı ve ilçe turizme açıldı. nde. 4 km uzunluğundaki kumsal pırıl pırıl bir denize sahip. Daha ileride Erikli köyüne kadar el değmemiş kumsallar uzanıyor. Trakya'nın Ege Denizindeki kıyısı olan Saroz körfezi tertemiz kumsallarıyla ünlü bir körfez olmasına rağmen, akıntılar sayesinde kendi kendini temizleyebilmesi burada denizi akvaryum gibi berrak yapıyor. Dalış tutkunları bu nedenle Saroz'u tercih ediyor. Enez, Meriç Deltasının oluşturduğu irili ufaklı birçok gölü de barındıran 483 kilometrekarelik bir alana sahip. Türkiye-Yunanistan sınırını da çizen Meriç Nehri denize döküldüğü yerde geniş sazlıklar, bataklıklar, tatlı ve tuzlu gölleri ve tarım alanlarından oluşan büyük bir sulak alan oluşturuyor. Bu sulak alan çok zengin bir eko-sistem aynı zamanda 19 balık türünün yanında nesli tükenme tehlikesi bulunan Tepeli Pelikan ve Küçük Karabatak gibi 142 kuş türü de burada varlığını sürdürüyor. Ancak Meriç boyunca yapılan taşkın seddeleri, kurutma projeleri ve çeltik tarımı yüzünden sulak alan ciddi ölçüde küçülmüş. Geriye kalanı kurtarabilmek için Gala Gölü ve Pamuklu Gölünü kapsayan bölge Milli Park ilan edilip, korumaya alınmış. Enez'deki en önemli tarihi kalıntı kale. Bölgeye hakim bir noktada bulunan kaleden bakıldığında hem Meriç Deltası, hem de sınırın öte yanı rahatlıkla görülebiliyor. Kalenin surlarında Cenevizli Gattelusio ve Doria Hanedanlarına ait armalar var. Kaleiçi'ndeki en görkemli yapı ise Ayasofya Kilisesi. Fatih'in Enez'i almasından sonra camiye çevrilen yapının çatısı 1965 depreminde çökmüş. Yakın zamana kadar Kaleiçi'nde büyük bir mahalle varmış, ancak arkeolojik kazılar ilerledikçe evler boşaltılmış, kazılarda birçok tarihi yapının kalıntısı ortaya çıkarılmış. . Halk arasında Yunus Baba Türbesi olarak bilinen yapının etrafında Osmanlı devlet adamları ve tüccarlarının sandukalı lahitleri bulunuyor. Enez'de denizle göllerin birbirine karışması sayesinde hem tuzlu hem de tatlı su balıkçılığı yapılabiliyor. Enez'de avlanan balıklar arasında Yılan Balığı ve Üzmene Ketali çok ünlü. Enez'in lagün ve Üzmene göllerinden yakalanan Yılan balığının kılçıksız ve yağlı etinin çok lezzetli olduğu ve birçok hastalığa da iyi geldiği söyleniyor. Yılan balığı hem tatlı hem tuzlu suda yaşayıp üreyebiliyor. üzerinden özel aracıyla gelenlerin Keşan'dan Enez yoluna girmesi gerekiyor. Keşan-Enez arası 60 km."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1120-cok-uzun-yol-yapmak-isteyenler-icin-ideal-rotalar.html", "text": "Yeni yerleri keşfetmek pek çok kişinin hayali. Bundan dolayı da insanlar boş zamanlarını en iyi şekilde değerlendirmek adına araştırmalar yapıyorlar. Özellikle de son dönemlerde artık insanlar klasik tarzdaki tatiller yerine daha çok farklı yerleri keşfetmek istiyorlar. Ve bunun için de uzun lakin bir o kadar güzel deneyimleri yaşayabilecekleri rotaları inceliyorlar. alarak istenilen yerlere kolaylıkla gidilmeye başlanması ile beraber ise artık en uzun yolculuklar bile çok daha kısa bir hale gelmiş oldu. almak daha öncesinde olmadığı kadar kolay. Bunun için ilk olarak nereye gidilmek istendiğine karar verilmesi gerekiyor. Sonrasında ise gidilecek olan tarih aralığına göre sunulmakta olan uçak biletleri arasından seçimlerin yapılması mümkün hale geliyor. Doğru adımların atılması ile beraber yalnızca farklı yerlere aradaki mesafe uzun olsa dahi kısa zamanlarda gidilmiş olmuyor. Aynı zamanda gidilecek olan yerdeki tüm güzellikler görülerek buralarda son derece keyifli bir şekilde zaman geçirilebiliyor. arayışlarının arttığı bu muhteşem şehir, şimdilerde insanların direkt ya da aktarmalı şekilde kolaylıkla ulaşabilecekleri bir yer. Tarihi oldukça eskilere dayanan Moskova, aynı zamanda Rusya'nın da başkenti. Ve ülkedeki tarihi güzelliklerin ve dokunun bir kısmı da içerisinde barındırmayı başarıyor. Şehrin en önemli özelliklerinden biri ise gezilebilecek yerlerin Moskova'nın çok farklı yerlerine dağılması değil. Birçoğunu ziyaretçiler yapmış olacakları gezi esnasında bir arada görme fırsatına erişmiş oluyorlar. Ve söz konusu Moskova olduğu zaman dünyanın dört bir yanındaki insanların ilk olarak görmek istedikleri yerlerin başında ise Kızıl Meydan bulunuyor. incelemesi yaparak buraya gelmek istemelerinin başlıca nedenlerinden bir tanesi. Tarihi anlamda geçmiş dönemlerde de son derece önemli bir yere sahip olmuş bu meydanda oldukça fazla sayıda geçit, gösteri ve idam gerçekleştirilmiş. Sovyet dönemlerinde burada her sene 1 Mayıs ve 7 Kasım tarihlerinde geçit törenleri düzenlenirmiş. UNESCO Dünya Mirasları listesinde yer bulan meydan, farklı isimlerle anılmış olsa da burada dökülmüş olan kandan dolayı Kanlı ya da Kızıl Meydan olarak adlandırılmıştır. alarak burayı gelip buradaki güzellikleri görmek istiyorlar. Lenin'in Mozolesi de yine Rusya'nın sembol isimlerinden bir tanesine ait. Kızıl Meydan'da yer alan bu yapı piramit şeklindedir. Buradaki granitlerden siyah labrador yası, kırmızı ise sosyalizmi temsil etmektedir. ile gerçekleştirilen yolculuk sonrasında canlı ve eğlenceli bir yere gitmek isteyenlerin mutlaka gelmeleri gereken yer ise Arbit olacak. 24 saat canlı olan bu cadde yalnızca sanatçıların kendilerini ve eserlerini tanıttığı bir yer değil. Aynı zamanda kendine özgü ruhu ile ziyaret edecek olan kişilerin istediklerini almalarını sağlayacak olan bir yer. Arbat denilince akla öncelikli olarak sanatçıların gelmesi ise kesinlikle bir tesadüf değil. Uzun yıllar boyunca pek çok Rus sanatçı yaşamını sürdürmek ve eserlerini üretmek adına burayı tercih etmiştir. Burada bir yandan çeşitli sanat eserlerini inceleyecek ziyaretçiler, diğer yandan da farklı hediye dükkanlarını gezerek caddede yapılan aktiviteler ile keyifli şekilde zamanlarını geçirebiliyor. Devrim öncesinde çok fazla sayıda çarı misafir etmiş olan Kremlin Sarayı, ilk olarak ahşap bir yapıda inşa edilmiş olsa da Korkunç İvan tarafından yeniden yaptırılmıştır. Her ne kadar Rusya'daki birçok kentte yer alan yapılara Kremlin dense de bunların en ünlüsü Moskova2da yer almaktadır. Saray, Perşembe hariç her gün ziyarete açıktır. araştırmalarına giriyor. Talebin bu kadar fazla olması ile beraber de artık farklı uçuş firmaları haftalık olarak Tayland uçuşlarını gerçekleştirerek insanlara istediklerini vermeyi başarıyor. Konu Tayland olduğu zaman mutlaka rotaya eklenmesi gereken yerler şüphesiz ki adaları oluyor. Başta Phuket olmak üzere Ko Samui, Ko Tao, Phi Phi Adaları gibi pek çok ada yalnızca konaklamak için değil çeşitli partilere katılmak için de ideal konumdalar. Mavilikler içerisinde zaman geçirmek isteyen ancak bu aşamada bilindik yerlerin dışına çıkmak isteyen gezginler için de Tayland aradıklarını fazlası ile vermeyi başarıyor. Üstelik daha öncesinde hiç dalış yapmamış olan ancak bu konuda eğitim almak isteyenler de son derece uygun fiyatlara burada istedikleri eğitimleri alma fırsatına erişiyorlar. Günübirlik şnorkel dalışları için Ko Krandan Adası tercih edilirken Surin ve Similan Takımadaları ise yalnızca bölgenin değil dünyanın en iyi dalış noktaları arasında yer almayı başarıyor. alırken 13 15 Nisan tarihlerinde burada olacak şekilde ayarlamalarını yapmaları ise yeterli olacak. Çünkü bu tarihler arasında Tayland'da Songkran Festivali yapılıyor. Tay Yeni Yılı kutlamaları olarak da tanımlanan bu festivale gelen herkes kendini çocuklar gibi hissederek doyasıya eğlenmiş oluyor. için araştırmalar yapmaya başlayan pek çok kişinin ön plana çıkarttığı konulardan biri de buradaki gece hayatı. Gerek şehirde gerekse Tayland'da bulunan çeşitli adalarda yılın pek çok zamanı oldukça çılgın partiler yapılıyor. Özellikle de havaların ısınması ile beraber yapılan plaj partileri ise yalnızca buranın yerlileri tarafından değil gelen turistler tarafından da sıklıkla tercih ediliyor. Zamanını partilerde geçirmek istemeyenler içinse gece kulüpleri devreye giriyor. Bu aşamada önemli olan şey ise nereye gidiliyor olursa olsun fark etmez, en uzak noktalarda bile insanların zamanlarını tahmin ettiklerinden çok daha eğlenceli ve keyifli şekilde geçirecek olması olacak."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1121-romantizm-mi-macera-mi-paris-mi-sydney-mi.html", "text": "Hepimiz dünyayı gezmek, yeni yerler görmek isteriz. Ama genellikle macera mı, kültür sanat gezisi mi yoksa romantik bir tatil mi istediğimize bir türlü karar veremeyiz. Hangisini seçmek bizim için daha iyi olur, bunu çözmek için gitmeyi düşündüğümüz yerler hakkında bilgilenmemiz yeterli olacaktır. En uygun uçak bileti ararken de tatilimizin kategorisini önceden belirlersek daha kolay bilet bulabiliriz. almak ekonomik bir tatil yapabilmemizin birinci adımıdır. Çünkü uçak biletleri cidden pahalıdır özellikle de yurtdışına gidilecekse. Öncelikle ucuz bilet için önceden hatta aylar öncesinden planlama yapmanız gerektiğini belirtelim. Tatil zamanına yakın alacağınız biletler her zaman için daha pahalı olacaktır. Bunun dışında uçuş puanlarını kullanabilir, havayollarının indirim ve kampanyalarından yararlanabilirsiniz. Uygun fiyatlı bir tatil için mutlaka yapmanız gereken şey iyi bir planlama. Kalacağınız otelden katılacağınız turlara kadar hepsi için tıpkı uçak biletinde olduğu gibi erken rezervasyon yaparsanız tüm sorununuz çözülecek, bütçeniz zarara uğramayacaktır. Şimdi gelelim Sydney uçak bileti alarak maceraya mı yoksa Paris uçak bileti alarak romantizme mi koşmamız gerektiğine. Bu tabi sizin istek ve arzularınıza göre değişir ama burada sizi bu güzel 2 kent hakkında bilgilendirmek istiyoruz. aldıysanız hazırsınız demektir. Şimdi romantik bir gezi planlama aşamasında. Buyrun birlikte bakalım. Gün batımları romantizmle eş anlamlıdır! Ve bazı insanlar sahilde gün batımını tercih ederken, Eyfel kulesi manzaralı gün batımını tercih edenler de az değildir. Ki bu emin olun doğru bir tercih olacaktır. Sydney'in doğal güzellikleri meşhurdur. Bu bölgelere bir araba gezisi düzenleyebilirsiniz. Gelelim en macera dolu şeye! Sydney Harbour Bridge tırmanın. Turistler bunu sık sık yapıyor ve gerçekten de aşırı derecede keyif veren adrenalin salgılayan bir etkinlik! Gerçek bir yetişkin olup kanyona gidin. Burada kamp düzenleyin ve doğayla iç içe olun. Sydney'in sahilleri ve suları berraktır, harikadır. Buralarda tüplü dalış yapabilirsiniz. Sıcak hava balonuna binin ve güneşin doğuşuna tanık olma fırsatı yakalayın. Audley Boatshed'de bir kayık kiralayın. Bölgeyi kayıkla gezin. Doğal güzellikleri deneyimleyin. Memnun kalacağınıza eminiz. Sydney'de en iyi roof top barlarını deneyin. Manzara eşliğinde içkinizi yudumlayın. Sydney'de bisiklete binin. Tüm kenti bisikletle gezin. İstediğiniz yerde durun inceleyin, dinlenin. Piknik yapmak için Shark Island'a gidin. Doğayla iç içe temiz havada harika bir pinkik yapın. Helikopter yolculuğu ile tüm macera olayını yeni zirvelere taşıyabilirsiniz. Bir tekne kiralayın ve Sidney Limanı'nda gezinin. Bir jetski kiralayın. Bütün tatil beldelerinin en eğlenceli aktivitesini kesinlikle atlamayın. Kentin batısında yer alan Japon Bahçelerini keşfedin. Sydney'e ailenizle gidiyorsanız biraz daha az tehlikesiz maceralar isteyebilirsiniz. Tur firmalarını incelerseniz tüm ailenin keyif alacağı geniş eğlence dolu aktiviteleri bulabilirsiniz. İster açık havada harika vakit geçirmeyi, ister iç mekanın konforunda kalmayı tercih edin size göre harika maceracı aktiviteler bu güzel kentte var. Örneğin doğal ve vahşi yaşamı safarilerle deneyimleyebilirsiniz. Ormanda dolaşabilir, piknik yapabilirsiniz. Aralarından seçim yapabileceğiniz çok çeşitli Sidney deneyimleri ile herkes için bir macera var. İster harika bir kaçamak, ister bir yapılacaklar listesi etkinliği olsun, bunu gerçekleştirmek için buradayız. Sydney'de macera asla bitmez. Bu güzel kentin her noktasında farklı macera içeren aktiviteler bulabilirsiniz. Emin olun bu aktiviteleri tattıktan sonra bağımlısı olacaksınız! Bu nedenle bir an önce planlarınızı yapın ve Sydney uçak bileti satın alın. Bu şekilde bütçenizi de zorlamamış olacaksınız. Bu yazımızda sizlere hem Paris'i hem de Sydney'i anlattık. Macera mı romantizm mi? hangi yönünüzün ağır bastığına karar vererek, gideceğiniz kenti seçebilirsiniz. Ucuz uçak bileti alarak bunu yapmanız mümkün. Planlamanızı da mutlaka önceden yapın."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1122-tatil-villam-ile-villa-kiralamak-guvenilir-ve-cok-kolay.html", "text": "internet sitesine uğramanız olacak. % 100 güvenilir bir villa kiralama hizmeti alabileceğiniz bu internet sitesi, ucuz villa kiralama arayışında olanların da imdadına yetişiyor. üzerinden uygun kiralık villa aradığınızda beklentilerinize tamamen uygun olan seçeneklerin karşınıza çıkacağını belirtelim. Farklı adreslerde olduğu gibi sadece birkaç farklı kiralık yazlık villa arasından seçim yapmak zorunda kalmıyorsunuz. Her beklentiye uygun, her ihtiyacı karşılayacak onlarca farklı villa seçeneği anında karşınıza çıkıyor. Üstelik gelişmiş filtreleme seçeneklerinden faydalanarak kendinize uygun bir villayı dakikalar içerisinde bulabiliyorsunuz. Bu sayede beklentilerinizden hiçbir ödün vermeden villa kiralama avantajından faydalanabilirsiniz. seçeneklerini bu mevsimlerde de gözden geçirebilirsiniz. Tüm Villa Tipleri Konforlu Ve Lüks Bir Donanıma Sahip! da seçenekler arasında yer alıyor. Yerden ısıtmalı olarak tasarlanan villa tipleri ise yılın her mevsiminde güvenle tercih edilebilecek olan lüks kiralık villalardır. görseller üzerinden göz atabilirsiniz. Korunaklı olması ve dışarıdan asla bahçe ile havuz bölümünün bile görünmemesi de önem taşıyor. Her İhtiyaca Uygun Villa Tipleri İçin Rotanız Tatil Villam Olmalı! Evcil hayvan kabul eden villalar, balayı villaları da en çok tercih edilenler arasında yer alıyor. Bodrum, Marmaris, Göcek, Kaş, Kalkan, Fethiye, Patara, Dalyan ve daha pek çok farklı lokasyonda bulunan villa seçenekleri incelemeniz için sizi bekliyor. Havuz ısıtmalı olan villaların yanı sıra içerisinde çocuk havuzu olan villalar da tercih edilebilir. Çocuklu aileler için dizayn edilen bu villalarda mama sandalyesi gibi özel ihtiyaçları karşılayacak malzeme ve eşyalar da yer alıyor. Bu sayede çocuklarınızın tatil boyunca keyifli bir şekilde zaman geçirmesi mümkün olabiliyor. tüyosunu aktaralım! Hemen şimdi tüm bölgeleri ve tüm villa tiplerini gözden geçirmeye başlayabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1123-rusyanin-abd-ve-ingiltere-ile-olan-iliskilerinde-gerginlik-hat-safhada.html", "text": "Bilindiği üzere Rusya ve Batı ülkeler arasındaki gerginlik son zamanlarda giderek ivme kazandı ve iyice büyüdü. Bunun üzerine bir de Kırım sorunu eklenince Rusya özellikle İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri'ne sert bir uyarı mesajı gönderdi. Bu uyarı mesajı doğrudan olmasa da, Kırım'da bulunan düşman hedeflerin Rusya tarafından vurulması ile açık bir mesaj olarak algılanıyor. Rusya'nın Kırımda yaptığı tatbikatlar esnasında düşman hedeflerini vurduğu görüntüleri paylaşması, yaşanan gerginliklerin ardından özellikle İngiltere ve ABD'ye açık bir uyarı mesajı olarak algılandı. Zaten Kırım, Doblas ve Ukrayna gibi konularda hem Amerika Birleşik Devletleri hem de İngiltere ile sorunlar yaşayan Rusya, Kremlin'in yaptığı açıklama ile bu durumu daha da gergin bir hale getirdi. Açıklama kapsamında Kremlin, çok net bir şekilde bu iki devlete Kırım'dan uzak durmaları uyarında bulundu. Bu açıklamaların ve sert rüzgarların hemen arkasından Rusya, bu bölgelerde bir tatbikat çalışması düzenledi. Tatbikat esnasında \" sahte bir düşman figürü \" Rusya donanmasının sahip olduğu güçlü füze saldırıları ile imha edildi. Bu tatbikata tam 20 savaş gemisi katıldı ve tatbikatın görüntüleri Rusya Savunma Bakanlığı tarafından yayınlandı. Rus ordusunun ve savunmasının gücünü net bir şekilde ortaya koyan tatbikat görüntüleri, basından bir olay yarattı ve dünya tarafından hem ABD'ye hem de İngiltere'ye bit gövde gösterisi olarak yorumlandı. , tatbikatta kullanılan sistemlerin detaylı bir anlatımını içermekteydi Bu haberlere göre yapılan tatbikat dahilinde hem UTES hem de BAL füze sistemleri kullanıldı. ABD'nin Anti Balistik Füze Anlaşmasından Çekilmesi İki Devlet Arasındaki Gerginliği Artırdı! Bilindiği üzere geçtiğimiz haftalarda Rusya ve ABD'nin arasında olan Anti Balistik Füze Anlaşması'ndan ABD'nin çekilmesi ile birlikte Rusya her ne kadar barışçıl bir niyet taşıdıklarını iddia etse de, bu çekilişin, 2 devlet arasında adeta bir silahlanma yarışına döneceğinin de altını çizmişti. İşte tüm bunlarla birlikte bu devletler arasındaki ilişkiler resmen bıçak sırtında ilerliyor. Açıklamalarına Rusya'da yer alan hipersonik füzelerin her zaman alarm durumunda olduklarını ve bu füzelerin şehirleri haritadan kaldırabilecek kadar güçlü oldukları şeklinde devam etti Ayrıca Putin, Amerika Birleşik Devletleri'nde bulunan bu füzelerin, Rusya'nın geliştirdiği füzelerden 5 kat daha düşük güçte olduğunun da altını çizdi. Tüm bu açıklamalar dahilinde İngiltere basını ise Putin'in adeta 3. Dünya Savaşını başlatmaya yönelik ifadeler kullanarak tüm dünyadaki insanları korkutmaya çalıştığını iddia etti. haberi almak için Türkiye'nin en iyi haber sitesi Haber 365'ten ayrılmayın."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1124-antalya-alanya-transfer-hizmeti.html", "text": "Antalya ili ve Alanya ilçesi her yıl milyonlarca turisti misafir eden ülkenin en gözde tatil beldelerinden birisidir. Bu nedenle oldukça yoğun bir yaşam trafiğine sahiptir. Her yıl milyonlarca yerli ya da yabancı turist havaalanları aracılığıyla ya da karayolu ile bu bölgede hizmet veren otelleri tatile gelmektedir. Özellikle Havayolu ile tatile gelmeyi tercih neden turistler için transfer hizmeti sağlanmaktadır. hizmeti ile tatil için gelen turistlerin havaalanından alınarak kalacakları otele en güvenli şekilde ulaşmaları sağlanmaktadır. Yine tatili sonlanan turistlerin otellerinden alınarak havaalanına ulaşımları bu transfer hizmeti ile gerçekleşmektedir. Birçok turist transfer hizmeti için Alanya Gruop Firmasını tercih etmektedir. Alanya Gruop firması bölgenin en eski ve en güçlü transfer firmalarından birisidir. Çok geniş bir araç filosuna sahip olan firma sunmuş olduğu kaliteli ve güvenli hizmet ile sektörde çok güzel bir yer edinmiştir. Aynı zamanda sağlamış olduğu uygun fiyat politikaları ile her zaman müşteri memnuniyetini en üst düzeyde tutmayı başarmaktadır. Her yıl binlerce turistin havaalanının ve otel arasındaki transferlerinin en güvenli ve en konforlu şekilde geçmesini sağlamaktadır. Siz nerede Antalya veya Alanya için yapacağınız seyahatler Alanya Gruop ile iletişime geçebilirsiniz. Seyahatinizin gerçekleşeceği gün ve Saate göre rezervasyonlarınızı yaptırabilirsiniz. Antalya Airport transfer hizmeti ile havalimanlarından kalacağınız otellere en güvenli şekilde erişim sağlayabilirsiniz. Antalya için yapacağınız seyahatlerde havalimanları ve otel arasındaki transferinin gerçekleşmesi için Alanya Gruop Firmasından hizmet alabilirsiniz. Firmanın size sağlayacağı avantajı fiyatları en iyi şekilde kullanabilirsiniz. Lüks ve konforun bir arada bulunduğu donanımlı araçlarla hem güvenli bir yolculuk yapmak istiyor hem de bunun için en uygun fiyatları ödemek istiyorsanız Alanya Gruop resmi web sayfası üzerinden rezervasyonlarını gerçekleştirebilirsiniz. hizmetini en uygun fiyatlarla alabilmek için 7/24 aktif olarak çalışan çağrı merkezine erişim sağlayabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1125-saatlik-gunluk-ve-haftalik-tekne-kiralama-secenekleriyle-ozgurce-maviliklere-acilin.html", "text": "gerçekleştirerek çıktığınız tatillerinizde her gün farklı bir yerde güne merhaba diyebilir, karadan ulaşımı olmayan saklı cennet köşelerini denizden keşfedebilir, su sporları aktivitelerini deneyimleyerek sevdiklerinizle birlikte maceraya atılabilir ve daha birçok etkinlik gerçekleştirebilirsiniz. seçenekleridir. \"Mavi yolculuk\" olarak adlandırılan ve genellikle geleneksel ahşap gulet tipi tekneler ile gerçekleştirilen haftalık tekne tatilleri son yıllarda oldukça popüler hale gelmiştir. gerçekleştirerek mavi tur tatiline çıkabilirsiniz. Mavi tur tatilleri genellikle Cumartesi günü check-in ve bir sonraki Cumartesi günü check-out olacak şekilde gerçekleştirilmektedir. Haftalık tekne kiralayarak doğayla iç içe, sakin ve dinlendirici olduğu kadar aktif ve macera dolu bir tatil deneyimi yaşayabilirsiniz. seçeneklerinden birini tercih edebilirsiniz. Ege ve Akdeniz kıyılarını saatlik kiralık tekneler ile keşfedebileceğiniz gibi, günlük tekne kiralayarak İstanbul gibi büyük şehirlerde tekne gezilerine çıkarak şehrin kaos ve kalabalığından kısa bir süreliğine de olsa uzaklaşabilirsiniz. genellikle yaz aylarında tercih edilse de kışın da yapılmaktadır. Kışın havanın soğuk olması nedeniyle tekne kiralamak akıllara çok gelmese de gündelik yaşamın getirdiği stres ve yorgunluktan uzaklaşmak için ideal bir seçenektir. Teknede yer alan ısıtıcılar sayesinde kışın da tekne içinde yaz aylarını aratmayacak bir ortam yaratmak mümkündür. Saatlik ve günlük tekne kiralama seçenekleri ile her mevsim tekne kiralayabilir, kiraladığınız tekneniz ile sevdiklerinizle birlikte birbirinden özel ve eğlenceli etkinlikler düzenleyebilirsiniz. aracılığıyla 41 ülke ve 960 farklı lokasyonda yer alan 11.000'den fazla gulet, motoryat, yelkenli, katamaran, şişme bot ve sürat teknesi arasından size en uygun olanı seçerek rezervasyonunuzu yapabilir, kaptanlı ve kaptansız kiralama seçenekleriyle maviliklere açılabilirsiniz. Platformda yer alan saatlik, günlük ve haftalık kiralanabilen tekneler ile sevdiklerinizle birlikte geçireceğiniz harika bir tatil sizleri bekliyor! viravira. co üzerinden tekne kiralamak için tek yapmanız gereken tekne tipi, tarih aralığı ve gitmek istediğiniz yer gibi kriterlerinizi belirledikten sonra takvimde müsaitliği olan tekneleri listelemek ve en beğendiğiniz tekneler için talep oluşturmak. Tekne sahiplerinin müsaitlik onayı vermesinin ardından ödemenizi kolaylıkla ve güvenle gerçekleştirebilirsiniz. Dilerseniz platform üzerinden beğendiğiniz teknelerin tekne sahipleri ile iletişime geçerek size özel teklif iletmesini talep edebilir, tatilinizi özelleştirebilirsiniz. gerçekleştirerek kiraladığınız teknenizin kaptanı olabilir, rotanızı istediğiniz gibi oluşturabilir ve özgürce mavilikleri keşfe çıkabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1126-her-mevsim-gidebileceginiz-tatilin-firsatlarini-yakalayin-antalya-otelleri.html", "text": "boyunca misafirlerine Akdeniz mutfağının en lezzetli yemeklerini sunmaya devam eder. Tatilinizde Antalya'yı tercih ederek bölgenin yöresel lezzetlerini yerinde deneme şansına sahip olabilirsiniz. Unutulmaz bir deneyim için Antalya otelleri sizleri bekliyor! - Antalya otelleri, tatilcilere şehrin eşsiz plajlarını deneyimleme imkanı sunar. Örneğin Kleopatra plajı, Alanya ilçesinde yer alan şehrin en ünlü plajlarından biridir ve her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlar. Alanya otelleri ile siz de bu eşsiz plajı deneyimleme şansını yakalayabilirsiniz. - Antalya milattan önce 2000'li yıllara uzanan bir tarihe sahiptir. Bu sebeple şehrin hemen her noktasında görülmeye değer bir tarihi güzellik yer alır. Siz de Belek Antalya otelleri içerisinden birini tercih ederek şehrin en ünlü antik kalıntılarından olan Aspendos Antik Tiyatrosunu ve Perge Antik Kentinin kalıntılarını görme şansı yakalayabilirsiniz. - Antalya aynı zamanda ülkemizin en lüks ve yenilikçi otellerine de ev sahipliği yapar. Antalya otelleri her şey dahil ve ultra her şey dahil gibi farklı konseptlerle misafirlerine çeşitli hizmetler sunar. Siz de merkez Antalya otellerinde konaklarken dilerseniz otelden hiç çıkmadan keyifli vakit geçirebilirsiniz. - Antalya otelleri balayı çiftleri için de oldukça iyi tercihlerdendir. Bölgede yer alan pek çok otel balayı çiftlerine özel romantik etkinlikler ve cazip fiyat alternatifleri sunmaktadır. - Antalya, aynı zamanda eşsiz doğal güzelliklere de ev sahipliği yapar. Şehrin dört bir yanında benzersiz doğal oluşumlara rastlamak mümkündür. Örneğin, Konyaaltı Antalya otelleri konumu sayesinde misafirlerine Düden Şelalesi, Adrasan Koyu ve Göynük Kanyonu gibi çeşitli doğal güzellikleri deneyimleme imkanı sunar. Antalya Otel Rezervasyonlarında Setur'un Sizlere Özel Olarak Sunduğu Ayrıcalıkları Kaçırmayın! etme şansınız bulunur. Bu sayede beklenmeyen sürprizlerle karşılaştığınızda tatil planınızı kolaylıkla iptal edebilirsiniz. Setur ödeme aşamasında da sağladığı fırsatlarla tatilcilere destek olur. Setur aracılığıyla yaptığınız rezervasyonlarda World kart'a özel 18 aya varan taksit imkanlarından ve avantajlı World puan kazanma fırsatlarından faydalanabilirsiniz. Fırsatlar süperse Setur!"} {"url": "https://www.gezipedia.net/1127-bu-yaz-tatil-egede-guzel.html", "text": "alarak seyahatini kısa sürede tamamlamak olacaktır. alarak hayalinizde ki şehirleri çok kolay bir şekilde ziyaret edebilirsiniz. Ülkemizde hemen her kesim tarafından en çok merak edilen bölgelerin başın da Karadeniz gelmektedir. İnanılmaz doğası ve mutfağı ile her sene çok sayıda ziyaretçiye ev sahipliği yapan Karadeniz, günümüzde de yoğun bir ilgi ile tercih edilen şehir olmuştur. Bu durumun coğrafya da turizm sektörünün gelişmesine ve ekonomik anlamda canlanmasına imkan tanımıştır. Yayla dediğimiz bölgeleri her sene on binlerce insanın ziyaretine uğruyor. Bölgenin dağlık bir yapıya sahip olması dolayısı ile belli başlı dağ sporlarında da gelişmiş bir durumdadır. Özellikle ormanları ile ülkemizde en çok ormana sahip olan bölgemiz Karadenizdir. Doğa ortamlarını seviyorsanız ve Karadeniz'e bu zamana kadar hiç gitmediyseniz daha fazla beklemeyin, rotamız Karadeniz. Özellikle sağlık sorunları yaşayanlar için doktorların doğa ile iç içe yaşamasını tavsiye ettiği insanlar, Karadeniz huzurlu ve sağlıklı bir hayat sürebilirler. Balı, zeytini, reçeli, ekmeği, yağı, yumurtası ve daha pek çok besini doğal olduğu için sağlığınız açısından size son derece fayda sağlayacaktır. Karadeniz dediğimiz zaman çayı unutamayız. Çay, Karadeniz ile sembolleşmiştir. Özellikle Rize ağırlıklı olmak üzere çevre bölgelerinde çay üretimi son derece yoğun bir şekilde görülmektedir. Bu bölgelerde çay toplanması için mevsimlik işçiler alınır. Hangi nedenden olursa olsun, ister tatil amaçlı ister sezonluk iş amaçlı Karadeniz e seyahat edebilirsiniz. Erken satın alacağınız uçak bileti ile ulaşıma harcayacağınız paranın bir kısmı cebinizde kalabilir ve farklı alanlarda bu para değerlendirilebilir. O halde hadi hazırlıklara başlayın, yola koyulma vakti. - İstanbul - İzmir - Antalya - Muğla - Balıkesir - Çanakkale - Bursa alarak İzmir i ziyaret edebilirsiniz. Teknolojinin gelişmesi ile kolaylaşan hayatımız, ulaşım sektöründe de oldukça iyi bir seviyeye gelmiştir. Sadece birkaç işlemle bilet sahibi olarak saatler içerisinde dilediğimiz yere seyahat edebiliyoruz. Bir ay içerisinde ülkemizin yarısına yakınını gelişen ulaşım şartlarından dolayı gezebilirsiniz. Sabahı Doğu Anadolu da akşamı ise Akdeniz kıyılarında geçirebilirsiniz. Dilediğiniz yere seyahat ederseniz edin dikkat etmeniz gereken bazı kurallar vardır. Biletinizi, saatinizi ve dönmek istediğiniz tarihin bilgilerini sakın unutmayın. Tatil insanın ruhunu dinlendirir. İş ve diğer pek çok yorgunluğu atmamız konusunda tatil bizim için oldukça önemlidir. Özellikle yıl boyunca merak ettiğiniz bir yer ise sakın durmayın derim. Fırsatını bulur bulmaz gitmek istediğiniz yeri ziyaret edin. Hangi sezon da tatil yapacak olursanız olun yanınızda sevdiğiniz biri size eşlik ederse tatilde geçireceğiniz zaman daha değerli olur. Özellikle birlikte gezeceğiniz şehirler, göreceğiniz yapılar, tanıyacağınız yeni kültürler, tadacağınız yeni lezzetler ortak bir payda da buluşmanızı sağlayacaktır. Tatilinizi olabildiğince otel dışında geçirmeye çalışın. Çünkü unutmayın siz oraya gezmeye gittiniz uyumaya değil. Daha fazla erteleme ve hemen hazırlıklara koyulmaya başla. Ülkemizin dört bir yanı tatil için seni bekliyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1128-hafta-sonu-tatili-icin-rotamiz-istanbul.html", "text": "alarak çok kısa bir sürede kendinizi istanbul'da bulabilirsiniz. - Galata Kulesi - Kız Kulesi - Ayasofya - Yerebatan Sarnıcı - Topkapı Sarayı - Gülhane Parkı - Çamlıca Tepesi - Pierre Loti Tepesi - Kapalıçarşı - Taksim İstanbulu gezmek istiyorsanız bizim tavsiyemiz toplu taşıma araçlarını kullanmanızdan yana olacaktır. Kendi şahsi aracınızı kullanarak gezebileceğiniz yerlerin sayısı gittikçe azalacaktır. Yaklaşık olarak 16 milyon kişinin yaşadığı bu şehirde araç trafiği oldukça sorun olmaya başlamış durumdadır. İstanbul'un dört bir yanını saran ray hatları ile toplu taşıma araçlarını kullanarak istanbulun bütün tarihi yerlerini ve müzelerini gezmenize olanacak sağlayacaktır. İlk rotamıza Ayasofya Camii. Bilindiği üzere öncesinde müze olarak kullanılan çeşitli kültür ve medeniyete ev sahipliği yapan hatta bir zamanlar Dünyanın sıfır noktası olarak kabul edilirdi. Ayasofya ya doğru yürürken fark edeceksiniz ki Sultanahmet camii de tam karşısında yer alıyor, iki camının de giriş kapıları birbirine bakıyor. Camilerin mimarisi oldukça göz alıc olduğunu farkedeceksiniz, hele ki caminin içindeki süslemeler ve motifler oldukça dikkatinizi çekeceklerdir. Oralarda hediyelik esya alabileceğiniz bir çok da dükkan bulunmaktadır. Ayasofya'dan çıkıp Sultanahmete doğru yürürken İstanbul'un tarihini yansıtan dikili taşları görebilirsiniz. Sultanahmet caminin arka sokaklarından yürüyerek Topkapı sarayının girişine ulaşabilirsiniz burada da sizi görkemli bir saray kapısı karşılıyor olacaktır. İçeriye girip kaşıkçı elmasını, dilek taşını ve daha birçok tarihi yapıları görerek tarihe şahitlik etmiş olabilirsiniz. Saray turumuz bittikten sonra ise sarayın hemen yanında bulunan Gülhane parkında oturup çayınızı içebilir ya da kütüphanesine geçip manzaraya karşı kitapları inceleyebilirsiniz. Bütün tarihi yerlerin birbirlerine yakın olmasının da avantajıyla birlikte çok rahat bir İstanbul turu sizleri bekliyor olacaktır. Yerebatan Sarnıcına doğru geçmenizi tavsiye ederim, sarnıca giriş yapabilmeniz içiniçin müze karta ihtiyac duyulmuyor olacaktır, bilet alıp rahatlıkla içeri girebilirsiniz. İçerisinde çokça sütun bulunuyor bu mimari yapılar oldukça dikkat çekiyor. Bir de üstüne ışıklandırma eklenince fotoğraf tutkunları için vazgeçilmez bir yer olacaktır. İstanbula ait hatıra olarak bir eşya kalmasını istiyorsanız kapalıçarşıya göz atmanızı öneririz. Burada ilginizi çekebilecek bir çok ürün ve yapı vardır. Biir rivayete göre ise Galata kulesine kiminle birlikte çıkarsanız onun ile evlenirmişsiniz, ne kadar doğru bilinmez ama zamanında hezarfen Ahmet Çelebinin çıktığı hatta kendisine kanat takıp kız kulesine doğru uçmak istediği gerçektir. Kuleye çıkıp istanbulu ayaklarınızın altında hissedebilirsiniz, eğer vaktiniz var ise Pierre loti tepesini görmeden günü bitirmemenizi tavsiye ederiz. Pierre loti tepesine çıkmak için teleferik güzel bir seçenek oluyor Haliç manzarasına karşı teleferik de hos manzaralar yakalayabilirsiniz. Tepeye çıkınca ise cay kahve içip manzaranın tadını çıkartabilirsiniz. Kız kulesi hakkında da bir çok rivayet vardır. İçini ziyaret edip o güzel tabloları ve manzarayı görmenizi tavsiye ederim. Burada ki ziyaretten sonra ise İstanbul'un yedi tepesinden biri olan Çamlıca tepesine uğrayabilirsiniz. Bol yeşillikle güzel bir doğa alanı sizi karşılıyor olacaktır. Tepe de olduğunuz için de İstanbul manzarası ayaklarınızın altında olacak. Güneşin batışını izlemek ve hafta sonunuzu çok güzel bir şekilde sonlandırmak için çok güzel bir nokta olacaktır. Hafta sonu tatilinizi dolu dolu geçirmek için İstanbul sizler için güzel bir seçenek bizden söylemesi. Hemen hemen hepimiz tatil planlamaları yaparken ilk aklımıza gelen yerlerden birisidir İzmir, peki tatil planları yaparken neden ilk aklımıza gelen yerin izmir olduğu hakkında bir fikriniz var mı? İzmiri bu kadar güzel kılan nedir peki? Bu yazımızın içerisinde sizlerle birlikte öncelikle İzmir'i daha sonra ise çevresinde mutlaka gitmeniz gereken yerlerden söz edeceğiz. İzmir dediğimiz zaman hepimizin aklına ilk gelen yerler çeşme ve alaçatı olmaktadır, eğlence merkezi haline dönüşmüş olan bu ilçeler yaz kış turistik misafirlere ev sahipliğe yapmaya devam etmektedir. Kış aylarında tatil rotasını izmir olarak seçenlerin ilk tercihleri öncelikle tarihi yerler ve müzeler olmaktadır. İstanbul'da yaşayanlar İzmir'e gittikten sonra o koşuşturmaya çok çabuk adapte olacağından eminiz. Coğrafi konumundan dolayı bütün tatil beldelerinin ortasında yer alan izmir birçoğumuzun konaklama noktası olarak gözükebilir. Eğer sizde izmir'de konaklamayı düşünüp çevresinde bulunan tatil beldelerini gezeriz diye düşünüyorsanız, bu fikrinizi bir kez daha gözden geçirmenizi tavsiye ederiz. Bizlerden size ufak bir tavsiye, bütün turistik mekanlarını az da olsa göreyim diye düşünüyorsanız, bu yazımızı okuduktan sonra bu düşüncenizden vazgeçebilirsiniz. Tatil dediğimiz zaman bir çoğumuz plan yapmak istemez, rota çizmek istemez ama yaşadığımızın hayatın şartlarından dolayı hepimizin zaman ile çok büyük problemleri var bu çok açık bir gerçek, hepimiz yarını düşünmeden, sadece bugünü ve anı yaşamak isterdik ama hayatın getirdiği mecburiyetlerden dolayı zamanımızı çok iyi bir şekilde değerlendirmek için plan yapmaya ihtiyaç duyuyoruz. Planlarımızı yapıyoruz, rotamızı çiziyoruz, valizlerimizi hazırlıyoruz. Bugün sizlere hem zamanınızı çok iyi değerlendirebileceğiniz hem de anı yaşadığınızı, yarını düşünmediğinizi hissettirecek bir rota hazırladık. Gerçekten kendinizi huzurlu hissedebileceğiniz yerdir İzmir Kordon, önce biraz kordon boyunda yürüdükten sonra banklardan birine oturup güneşin batışını izleyebilir, gözlerinizi kapatıp denizin dalga sesiyle birlikte kendinizi dinleyebilirsiniz. almak olacaktır. Erken rezervasyonun da getirdiği faydalardan dolayı ucuz uçak bileti alabilir, biraz daha uygun fiyatlarla uçak bileti alabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1129-ankara-gezi-rehberi.html", "text": "Başkentimiz bünyesinde 25 ilçeyle birlikte toplamda 1425 mahalle bulunuyor. Ankara'nın tarihine baktığımızda, Osmanlı İmparatorluğu, Selçuklular ve Hititler gibi sayısız medeniyetin sınırlarına dahil edildiğini de görebiliriz. En önemli tarihsel önemi ise Cumhuriyetin kurulduğu yer olması ve İlk Millet Meclisine ev sahipliği yapması. Kış aylarında sert ayazı, yazları ise kurak sıcağı ile ün salan Ankara'da keşfedebileceğiniz sayısız destinasyon sizleri bekliyor. Başkentin denizi olmamasına karşın, tarihi geçmişi ile gezginlere benzersiz anlar yaşatacağının garantisini verebiliriz. Dilerseniz keşfe çıkabileceğiniz bölgeleri anlatmaya başlayalım. seçeneklerini de değerlendirebileceğinizi unutmayın. Biz derledikten sonra size sadece gezmesi kalsın! Ankara dendiğinde akla gelen ilk yerlerden birisi şüphesiz Atamızın kabri olarak hafızalarımızda yer edinen Anıtkabir oluyor. Her yıl milyonlarca kişi Anıtkabir'i ziyaret etmek için sırada bekliyor. Gezginler burada Ata ziyaretini tamamladıktan sonra Kurtuluş Savaşı Müzesi'nde gezintiye çıkarak, müzedeki canlandırmalar sayesinde kendilerini adeta o dönemlerdeymiş gibi hissediyor. Anıtkabir'in inşaatının tamamlanması 1952 yılının ekim ayına denk geliyor. 750.000 m2 üzerine Ulu Önder Atatürk için anıt mezar niteliğinde yapılmıştır. Temelleri 9 Ekim 1944 yılında atılan Anıtkabir, eşsiz mimarisi ile farklılığını gözler önüne sermeyi başarıyor. Yapı içerisinde Kurtuluş Savaşı Müzesi'nin yanında, \"Atatürk ve Türk Devrimi Kütüphanesi\" bulunduğunu da eklememiz gerekiyor. Ankara'nın Ulus semtinde konumlanan Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Anadolu'nun arkeolojik eserlerine ev sahipliği yapıyor. 19 Nisan 1997'de Avrupa Yılın Müzesi ödülüne layık görülen Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nin Mustafa Kemal Atatürk'ün isteği üzerine kurulduğunu da belirtmek istiyoruz. Müze içerisinde Paleolitik Çağ'dan Neolitik Çağ'a, Kalkolitik Çağ'dan Erken Tunç Çağı'na, Asur Ticaret Kolonilerinden, Hitit, Grif, Urartu eserlerine kadar sayısız bölüm yer alıyor. Müzeyi haftanın her günü 10.00 ve 17.00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz. Ülkemizin ayağa kalkış sembolü haline gelen Türkiye Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920 tarihinde açılmıştır. Ankara'ya geldiğinizde görmeden dönmemeniz gereken yerler arasında öne çıkan eski meclis binası, günümüzde halen pek çok tarihi yapı ve belgeyi bünyesinde barındırıyor. Ayrıca hemen yanında bulunan 2. TBMM yani Cumhuriyet Müzesi'ni ziyaret edebilirsiniz. Türkiye Büyük Millet Meclisi yaz dönemlerinde 09.00-19.00, kış döneminde de 09.00 ve 17.00 saatleri arasında ziyaretçi kabul ediyor. Ankara'da görülecek yerlerden bir tanesi de şüphesiz Etnografya Müzesi oluyor. 1930 yılında açılan müzede, toplumumuzun geçmiş kültür ve dinamikleri sergileniyor. Etnografya Müzesi aynı zamanda, Mustafa Kemal Atatürk'ün geçici kabri olma özelliğine de sahip. Devlet eliyle kurulan ilk müze olma unvanı taşıyan müze, Türk Takıları, Ahşap Eserleri, El Yazmaları gibi farklı dokulara ev sahipliği yapıyor. Ankara'nın en panoramik manzaralarından birini görme fırsatı yakalamak isterseniz, mutlaka Ankara Kalesi'ne çıkmalısınız. Milattan sonra 7. yüzyılda Pers İmparatorluğu tarafından inşa edilen kale yaklaşık 1400 yıllık bir tarihe ev sahipliği yapıyor. Ankara'nın doğal güzellikleri arasında öne çıkan Mogan Gölü'nün gezmeye doyamayacağınız destinasyonlarından biri olduğunu vurgulayabiliriz. Doğal göl niteliğinde olan Mogan Gölü Ankara'nın giriş kapısıdır. İçinde çeşitli çocuk parkları, tenis kortları, voleybol sahaları ve yürüyüş sahaları bulunuyor. Ücretli ve ücretsiz diye ikiye bölünen bu eşsiz tabiat harikasında, tekne turları da yapabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/113-ucmakderede-gezilecek-yerler.html", "text": "; Rumlardan kalma evleri, denizi, tertemiz havası, güler yüzlü ve misafirperver insanlarıyla şirin bir köy. Doğru dürüst yolu olmadığı ve Sit alanı ilan edildiği için Marmara kıyılarının belki de en bakir köyü olarak kalabilmiş. Uçmakdere; Ganos Dağının Marmara Denizi'ne bakan eteklerinde, kıyıdan 1 km içeride kurulmuş. Eski adı Vidimo olan köy bir zamanlar 3000 kişinin yaşadığı bir kasabaymış. Üç tarafı dağlarla çevrili olan köy öyle bir yere kurulmuş ki, ne denizden ne de iyice yaklaşmadıkça yoldan görülebiliyor. Vadinin içinden denize kadar dar bir düzlük uzanıyor, düzlüğün bittiği yerde de dik yamaçlar başlıyor. Yamaçlar o kadar dik ki, buradaki bağlarda çalışan köylülerin aşağılara yuvarlanmamak için iple kendilerini ağaca bağladıkları söyleniyor. Eskiden köyün etrafındaki yamaçlar bağlarla kaplıymış, Rumlar ciddi miktarda şarap üretirmiş. Selanik'in Mayadağ kazasından gelen mübadiller ise 1990'lı yıllara kadar ağırlıklı olarak tütün ve ipek böceğiyle uğraşmışlar. Bu tarihten sonra ipek böceği yetiştiren kalmamış. Sürekli dışarıya göç veren köyün nüfusu 280 kişiye kadar düşmüş. Ganos Dağı Kumbağ'dan Gaziköy'e kadar denize dik iniyor; o yüzden bu civarda Uçmakdere ve Yeniköy dışında yerleşime rastlanmıyor. Antik dönemde kutsal kabul edilen Ganos Dağı Ieron Oros olarak anılıyordu ve tapınaklarla doluydu. Ganos Dağının bu özelliğini Hristiyanlık döneminde de koruduğu çevredeki manastır kalıntılarından anlaşılıyor. Rumlardan kalma birkaç güzel ahşap ev, kalem işleriyle süslü bir dükkan ve köyün girişindeki çınarın altında bulunan Rumca yazıtlı kurumuş bir çeşme köyün kayda değer tarihi yapıları. Köyde koruma altına alınmış dört-beş asırlık on çınar ağacı ve bilek kalınlığında suların aktığı çeşmeler de var. Pansiyon, restoran gibi turistik tesisler köyün sahilinde yer alıyor. Ancak bu tesisler yaz aylarında açık, kışın köydeki bakkallar dışında bir yerden yiyecek bulma şansınız yok. na iniş yapıyor. Yani artık Uçmakdere'de uçulabiliyor. Ev yapımı şarap, zeytinyağı ve ıhlamur satın almadan, DÖNME! Uçmakdere'de yemek yenecek doğru dürüst bir yer yok. Tekirdağ'ın köftesi ünlü, yol üzerindeki lokantalarda köfte yemek daha akıllıca. 'ya 585 km uzaklıkta. Uçmakdere'ye gitmek için Tekirdağ'dan Barbaros yoluna girmek gerek, Kumbağ ve Yeniköy'ün içinden geçen yol Uçmakdere'ye ulaşıyor. Uçmakdere, Tekirdağ'a da, Şarköy'e de 34 km uzaklıkta, şimdilik özel aracı olmayanların köye ulaşması zor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1130-online-otobus-bileti-satin-alirken-nelere-dikkat-edilmeli.html", "text": "Seyahat hayatımızın vazgeçilmez bir parçası. İş için, tatil için, sağlık için, uzaktaki sevdiklerimizi görmek için... Bu liste böyle uzar gider. Günümüzde ulaşım için birçok seçeneğimiz var. Havayolu, demiryolu, karayolu, denizyolu gibi. Konu uzun yolculuklar olunca seçenekleri değerlendirmek, özellikle toplu ulaşım ile seyahatimizi gerçekleştireceksek daha da hassas ve dikkatli olmamız gerekiyor. - Mesafe ve Süre - Maliyet - Güvenlik Eğer yolculuğunuz yüzlerce hatta binlerce kilometre uzakta bir yere ise, ya da seyahat sebebiniz daha kısa sürede ulaşmanızı gerektiriyorsa havayolu yani uçak ile seyahat tercih etmeniz avantajınıza olacaktır. Ancak havayolunun şöyle bir dezavantajı vardır; Her şehrin havalimanı bulunmuyor ya da bazıları şehir merkezinin oldukça dışında bulunuyor. Bu aşamada karayolu ile otobüs yolculuğunu değerlendirmelisiniz. Havalimanına ulaşım, havalimanında bekleme, uçaktan indiğinizde şehir merkezine gidişiniz süre bazında ortalama olarak otobüs yolculuğunuzda harcayacağınız süreye yakın ise otobüs yolculuğu daha konforlu ve verimli olabilir. Çünkü şehirlerarası otobüs yolculuğundaki bir avantajınızda karayolu ile birçok küçük ilçede de durağı, terminali olduğu için aktarma yapmadan gideceğiniz ilçeye ulaşma imkanınız da olabilir. Otobüs ile yani karayolu ile ulaşıma karar verdiyseniz önünüze 2 seçenek çıkacak. Otobüs biletinizi satın alırken otogara yada firma şubesine gitmek yada evinizde internet üzerinden otobüs biletinizi online satın almak. Günümüz internet çağında artık birçok işlemimizi online yapıyoruz zaten. Diğer tüm e-ticaret işlemlerinde olduğu gibi online bilet alımında da dikkatli olduğunuzda ve güvenilir kaynakları seçtiğinizde sizin için hem zaman hemde maliyet olarak daha avantajlı olacaktır. - Gideceğiniz güzergahta sizin bilginiz dışında onlarca firma hizmet veriyor olabilir. Online bilet alırken bu firmaları aynı anda listeleyebilir, sefer saatlerini karşılaştırabilir sizin için en uygun seferi seçebilirsiniz. - Koltuk seçimi en büyük avantaj bizce. Otobüste kaç kişi var? Hangi koltuklar dolu? Cam kenarı müsait mi? Gibi soruların cevabını ekranınızda görebilirsiniz ve diledğiniz koltuğu satın alabilirsiniz. - Yolculuk yapacağınız otobüste priz var mı? İnternet var mı? Hangi güzergahtan gidiyor, hangi il ve ilçe otogarlarına uğruyor? gibi birçok bilgiyi daha yolculuğa başlamadan görebilirsiniz. - Ödeme aşamasında güvenlik elbette çok önemli ve güvenilir bir siteden alışveriş yapıyorsanız sizi güvende tutmak için tüm önlemleri almış olacaktır. - Otobüs biletinizi iptal etmeniz gerekebilir, bu çok doğal bir durumdur. Beklenmedik bir durumda biletinizi iptal etmek ve ödediğiniz ücreti geri almak online sistemlerde daha kolay ve garantidir. bu alanda deneyimli ve güvenilir bir kaynak. sayesinde güvenle alışveriş yapabilir, hemen yolculuğa başlayabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1131-antalyada-gezilecek-7-yer.html", "text": "ofisinden kiralık araçlar teslim alındıktan sonra konforlu bir şekilde keşfedilebilir. konforuyla kolayca gidilebilir. Roma döneminde Anadolu'nun en gelişmiş şehirlerinden biri olan Perge Antik Kenti günümüzde de ziyaretçilerin ilgi odağıdır. ilginizi çekiyorsa Manavgat Şelalesi'ni mutlaka ziyaret etmelisiniz. Manavgat Şelalesi doğa gezilerinin ve rafting turlarının Antalya'daki en popüler adreslerinden biri olarak kabul edilir. Yemyeşil ormanlar arasındaki büyüleyici manzarasının yanı sıra yürüyüş yolları ve seyir terasları da Manavgat Şelalesi'nin mutlaka gezilmesi gereken yerler arasında sayılmasının nedenidir. açısından adeta bir hazinedir. Doğa sporlarına ilgi duyanlar için mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerden bir diğeri Köprülü Kanyon, Köprülü Kanyon Milli Parkı içerisinde yer alır. Dünyanın dört bir yanından ziyaretçiler Roma kemerleri, kaleler, tarihi köprüler ve antik kentler arasında eşsiz bir yolculuk yapmak için Köprülü Kanyon'u ziyaret eder. Türkiye'nin en popüler rafting parkurlarından biri olan Köprülü Kanyon'u ziyaret ederek siz de rafting heyecanını doruklarda yaşayabilirsiniz. bakımından Antalya'nın önde gelen ilçelerinden biridir. Selçuklu döneminin en önemli eserlerinden biri olan Kızıl Kule'yi ziyaret ederek Alanya'nın muhteşem panoramik manzarası izlenebilir. Kızıl Kule'nin birinci katında yer alan Alanya Etnoğrafya Müzesi'nin zengin koleksiyonlarını incelemeden dönmemenizi öneririz. Yanartaş Olimpos Dağı'nın sönmeyen ateşi olarak dünya çapında büyük bir üne sahiptir. Deniz seviyesinden 180 metre yüksekte yer alan Yanartaş'ın 2500 yıldır hiç sönmeden yanmaya devam etmesinin nedeni bir yer altı doğal gaz kaynağından beslenmesidir. Gündüz başka gece başka etkileyici manzaralara şahit olma imkanı veren Yanartaş bu nedenle her yıl binlerce ziyaretçinin akınına uğrar. Kekova Adası ve Simena arasında kalan bu sahil köyü için gizli bir cennet demek çok da yersiz değildir. Sakin ve huzurlu atmosferi, salaş restoranlarla dolu küçük limanı, bakir doğası ve antik sur kalıntılarıyla mutlaka keşfedilmesi gereken yerlerden biri olarak kabul edilir. İki tarafı sarp kayalarla çevrili olan ve gizli bir koyun içinde yer alan dünyaca ünlü Kaputaj Plajı'na yaklaşık 200 basamak inilerek ulaşılabilir. Kristal kadar berrak turkuaz deniziyle göz kamaştıran Kaputaj Plajı aynı zamanda yatların ve gezi teknelerinin vazgeçilmez uğrak noktaları arasında yer alır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1132-surdurulebilir-bir-tatil-mumkun-mu.html", "text": "Uzun ve yüksek tempolu çalışma döneminin ardından dinlendirici bir tatil herkesin hakkı. Ancak doğa, bu süreç boyunca ortaya çıkan atıkları ve bozulmayı hiç hak etmiyor değil mi? Tabii ki çevrenin korunması için tatile gitmemek gibi bir durum söz konusu olamaz. Bu noktada ekolojik bütünlüğü yıpratmadan da seyahate çıkmanın mümkün olduğundan bahsedilebilir. Turizmde çığır açan sürdürülebilir tatil modeliyle hem dinlenmek hem de doğayı korumak mümkün. Bunu nasıl yapabileceğinizin cevabıysa bu yazıda yer alıyor! ve doğayla bütünleşmeniz gerekir. Kültürel, ekolojik ve biyolojik bütünlüğü koruyarak yapılan tatil, gelecek kuşaklara yaşanabilir ve temiz bir dünya bırakma ilkesine dayanır. temiz bir tatil yapmak için konaklanacak olan tesisin de özenle seçilmesi tavsiye edilir. Siz kendi çabalarınızla doğal dengeyi korumaya çalışırken sizi misafir eden otelin de temiz ve zararsız bir hizmet anlayışına sahip olması gerekir. da şans verebilirsiniz. Geride sürdürülebilir yaşam alanları bırakmak için tatilinizin sonunda kamp atıklarınızı da toplamayı unutmamalısınız. ürünlerden yana seçim yaparak hem yerel ekonomiye katkı sağlamış hem de doğayı korumuş olursunuz. - Sektörel faaliyetlerle doğal miras arasında denge kurarak gelecek nesillere yaşanabilir bir dünya bırakır. - Doğal ve sosyokültürel mirası korumaya yardımcı olur. - Kaynak tüketimini en aza indirir. - Kaynakların doğru kullanılmasını sağlayarak ekonomik gelişime katkı sağlar. - Doğayı koruyarak sektörün devamlılığını sağlar. - Ulaşım ve konaklama hizmetlerinin sera gazı emisyonunu minimuma indirir. modellerinin çıkmasını sağlar. Siz de sürdürülebilir bir tatile çıkarken Green Petition tarafından üretilen havluları tercih ederek tarzınızı ve ilkelerinizi dışa vurabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1133-balkanlar-turu-oncesi-unutulmamasi-gerekenler.html", "text": "Balkanlar, doğal alanları, eşsiz mimari eserleri, kültürel mirasları ve sayısız turistik mekanları ile herkesin gezi listesine eklemesi gereken bölgeler arasındadır. Çok sayıda ülkeyi bünyesinde barındıran Balkanlar, her yıl sayısız turisti ağırlar. Peki, Balkan ülkeleri dendiğinde hangi ülkelerden bahsedilir? Balkan turları öncesi yapılması gerekenler ile gezilebilecek Balkan ülkelerini sizler için derledik. Balkanlar turu öncesinde hangi Balkan ülkelerini ziyaret etmek istediğinize karar vermekle sürece başlayabilirsiniz. Gitmek istediğiniz ülkeleri belirledikten sonra bu ülkelerin en çok gidilmesi gereken şehirleri ve turistik alanlarını araştırmanız gerekir. Rotanızı belirledikten sonra ise gitmek istediğiniz ülkelerin vize ve pasaport isteyip istemediğini öğrenmeniz işinizi kolaylaştırır. Bu ülkelere giriş yapmak için pasaport yeterlidir. Diğer Balkan ülkeleri için ise Schengen vizesi ve pasaportu birlikte istenebilmektedir. Yurt dışı ve yurt içi seyahatleriniz sırasında kendinizi daha güvende hissetmeniz Seyahat sağlık sigortası ile mümkün. Seyahat sigortası, özellikle yurt dışı seyahatlerinde yapılması zorunlu olan bir sigorta türüdür. Size en uygun seyahat sigortasına Dijipol. com ile ulaşabilirsiniz. Dijipol. com, anlaşmalı olduğu farklı birçok sigorta şirketini kıyaslayarak size en uygun olanı bulmanıza yardımcı olur. Size de yalnızca güvenle seyahat etmek kalır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1134-saglik-turizminin-nabzi-antalyada-atiyor.html", "text": "Turizm sektörünün nabzını tutan Türkiye uluslararası tercih edilirlik yönünde birçok ülkeye fark atan bir ülke konumundadır. Yeni yerler keşfetmek isteyenlerin eşsiz bir tecrübe yaşayacakları Antalya ise, turizmde konforunu ve kültürel aktivitelerini beklentilerini karşılamak isteyenlere hitap ediyor. Antalya'da ikamet eden bireylere gösterilen ilgiyi yurtdışından gelen ziyaretçilere de gösteren sağlık kuruluşları, birinci sınıf kalitedeki hizmetleri ile sağlıkta öncelikli adres oluyor. Sağlık alanındaki yüksek standartlara sahip olanakları ekonomik koşullar çerçevesinde sunan hastaneler, sağlığının kıymetini bilenler tarafından yılda defalarca ziyaret gerçekleşmesini sağlıyor. Gelişmeye odaklı bir sağlık sektörüne sahip Antalya, Akdeniz Üniversitesi aracılığıyla bu işe gönül vermiş yüzlerce tıp öğrencisinin mesleğini icra etmesine olanak sağlıyor. Uluslararası nitelikte çok fazla tercih edilmenin farkında olan Antalya tedavi merkezleri, yenilikçi ve sıra dışı kalitedeki sağlık hizmetleri ile yurt dışı ya da şehir dışından gelenleri rahat ettirmeyi başarıyor. Özel ya da kamu hastanelerinin kalitesini belirleyen en önemli unsur sağlık personel kadrosunun deneyimli ve alanında eğitimli kişilerden oluşuyor olmasıdır. Bu kriterlere sahip Türkiye'nin turizmde gözdesi Antalya, misafirlerine donanımlı bir kadro ile hizmet vermektedir. Konumu itibariyle dünyanın her noktasından kolayca ulaşım imkanı bulunan Antalya turizmde ve sağlık sektöründe oldukça yol kat etmiş bir şehirdir. Antalya'ya düzenlenen direkt uçuşlar sayesinde amacınız doğrultusundaki yolculuk planlarını gerçekleştirmeye fırsat veriyor. Avrupa ülkelerinin birçoğunda aktarmasız ulaşım sağlanırken, İstanbul havalimanı sonrası Antalya havalimanına kolayca ulaşılabilir. Havalimanından itibaren sizi karşılayan donanımlı bir transfer aracı gitmek istediğiniz yere kadar götürmektedir. Sağlıkta ve turizmde öcü bir şehir olması nedeniyle transfer hizmetleri de aynı doğrultuda kalite ve donanım kazanmıştır. Kesintisiz hizmet alacağınız bir transfer hizmeti sayesinde konaklayacağınız otelden sağlık kuruluşlarına ya da Antalya'nın sabırsızlıkla görmeyi beklediğiniz yerlerini keşfedebilirsiniz. Yabancı uyruklu bireylerin ülkemizi tedavi ya da turistik amaçlı tercih etmesindeki parlayan yıldızı Antalya, değerli ziyaretçilerine geniş bir perspektif sunarken, hayallerin gerçekleşmesine imkan veriyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1135-istanbulun-hizli-yasantisina-kisa-bir-mola-riva.html", "text": "müşterilerini memnun etmek için sunmuş olduğu imkanlardan faydalanabilirsiniz. Şehir yaşamından ve iş hayatından kısa bir süreliğine uzaklaşmak ve dinlenerek tatil yapmak isteyen kişilerin özellikle hafta sonlarında iki günlüğüne giderek eğlendikleri beldeler arasında Riva bulunur. Riva da denizin ve doğanın güzellikleri ile eşsiz manzara eşliğinde sakinleşerek kafanızı dinleyebileceğiniz mesire alanları ve kamp alanlarında doğa ile iç içe olabilirsiniz. Riva deresinde tekne turları ile keyifli ve eğlenceli vakit geçirilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1136-osmaniye-is-ilanlari.html", "text": "başlığını da etkiliyor. Tarım ve mutfak sanatları sektörlerinde iş arayanların yakından ilgilendiği bu bölgede iş bulmak çok kolay. Bunun için isinolsun. com'a üye olmak, profilini eksiksiz olarak tamamlamak yeterli. Filtreleme özelliklerinden faydalanarak kendine uygun işi bulmak sadece bir kaç dakikanı alır. Kuşkusuz iş bulmak oldukça önemlidir. Ne var ki iş bulmaktan daha önemli bir nokta var. Bu noktayı da kendine uygun işi bulmak olarak açıklamak mümkün. İş veriminin yüksek olması ve kariyerinde ilerleyebilmek için o işte kalıcı olmak, kendini geliştirmek gerekir. Bunun için kendine uygun olan işi bulmalısın. İsinolsun'un filtreleme özelliği sayesinde kendine uygun işi kısa sürede bulabilirsin. Zaman kaybını ortadan kaldırarak rakiplerini işe başlamadan elemiş olursun. listesindeki özellikleri açıklamaları dikkatle incelemen kendine en uygun işi bulman konusunda kolaylık sağlar. Ardından seçtiğin iş ilanındaki başvur seçeneğini tıklayarak iş arama sürecini hızlandırırsın."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1137-doga-icerisinde-konaklayabileceginiz-somineli-bungalov-evler.html", "text": "hakkında bilgi alabilirsiniz. O halde başlayalım! ; bir katlı veya asma katı ile beraber 1.5 katlı evler olarak tanımlanabilir. Ahşap ve prefabrik malzemeler ile tasarlanmaları söz konusudur. Tatil beldelerinde ve doğal yaşam alanlarında kendisine sıklıkla yer bulan bir konaklama seçeneğidir. Küçük ev ve kulübe olarak tanımlanan bungalov evler; her yaştan insan tarafından tercih edilir. Orman veya kır evi olarak da bilinirler. Bungalov evlerin geçmişi çok eskilere dayanıyor. İlk kez 19. yy'da Hindistan'da İngiliz girişimciler tarafından inşa edildiklerinden bahsetmek gerekir. 1+0 stüdyo dairelere benzeyen bu evler; yıllar içerisinde daha da popüler hale gelmiştir. İki odalı olanlarına da sıklıkla rastlanır. Bir yatak odasının dışında açık mutfağı ve dışarıda da verandası olan evlerdir. Yapımında genellikle orman ve kereste ürünleri tercih edilir. Elektrik, su, banyo ve tuvalet barındıran bu evlerin dışarıdan harika manzaralarının olduğu da bilinir. sorusu bulunuyor. Bu noktada, bungalov evlerin avantajlarını aşağıdaki gibi sıralayabiliriz. - Doğal malzemeler kullanılarak tasarlanmış evlerdir. Doğa içerisinde yer almaları dikkat çekicidir. Bu sayede, insanların tamamen doğa içerisinde tam da hayal ettikleri gibi bir tatil yapmalarını mümkün kılar. - Yaşlı ve engelli insanların konaklaması adına uygun seçenektir. Düz ayak girişi ve merdiven bulundurmaması ciddi bir avantajdır. Pratik ve kolay yaşam şartları ile göz doldurur. - Bungalov evleri ayrıcalıklı kılan detaylardan birisi de sahip oldukları geniş verandaları! Bu sayede, ev sahipleri; dış alanda istedikleri gibi dinlenme, kahvaltı yapma ve akşam yemeği yeme ayrıcalıklarına erişirler. - Bungalov evler; doğanın içerisinde yer alsalar da konfordan kesinlikle ödün vermezler. Her bir evin içerisinde klima ve banyo vardır. Ev sahipleri; hiçbir imkandan mahrum kalmadan güzel bir tatil yapabilirler. ; Türkiye'nin farklı şehirlerinde yer alır. Sapanca'nın Yanık, Uzunkum, Akçay, Kırkpınar, Kuruçeşme, Tepebaşı, Rüstempaşa, Balkaya, Fevziye, Hacımercan, Nailiye, İlmiye, Soğuksu, Şükriye gibi mahallerinde gören herkesin manzarasına ve kalitesine hayran kalacağı bungalov evlerin yer aldığını söyleyebiliriz. Bunun yanı sıra, Çamlıhemşin, Ardeşen, Karamürsel, Kalkan gibi ilçelerde de şömineli bungalov evlere rastlayabilirsiniz. sitesini ziyaret edebilirsiniz. Bungalov evlerin fiyatları zannettiğiniz gibi yüksek değildir. Herkesin bütçesine hitap eden fiyatlara rastlanır. 2022 yılının Mart ayında olduğumuz şu günlerde Sapanca'nın Kırkpınar mahallesinde yer alan aile suit SPA, havuzlu ve jakuzili bir bungalov evin gecelik fiyatının üç bin 500 TL olduğunu söyleyebiliriz. Bahsettiğimiz ev; altı kişinin kalması için uygundur. Bünyesinde dört yatak ve üç banyo vardır. isteyenler; vakit kaybetmeden Bugün Nereye Gidelim sitesine üye olabilirler. Bu sayede, belirledikleri kriterlere uygun aramalar gerçekleştirebilirler. Ardından, beğendikleri evi kiralamak adına rezervasyon işlemlerine başlayabilirler. Bugün Nereye Gidelim; bünyesinde çok sayıda şömineli, ısıtmalı havuzlu, internet bağlantılı, özel bahçeli eve yer verir. sahibi olmak ciddi bir avantaj! Yaşam alanı sahipleri; evleri kendi isteklerine uygun olarak dekore edebilirler. Bilhassa dışarıdan farklı ve pastel renklerle boyayarak oldukça şirin ve rengarenk evler tasarlayabilirler. Bunun yanı sıra, evin duvarlarını ağaç kütükleri ile tasarlayarak ortaya farklı bir ev dekorasyonu çıkartabilirler. Bungalov evlerin doğal ve egzotik olmalarını sağlamak adına farklı çalışmalar gerçekleştirilebilir. Örneğin, saz kamışları ile kaplama yapılması iyi bir tercih olacaktır. Bu sayede, evin hem egzotik olması hem de daha iyi bir yalıtım içermesi mümkün hale gelecektir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1138-havalar-guzel-yollar-uygun.html", "text": "Yoğun bir çalışma temposundan uzaklaşmak kafa dinlemek ve biraz eğlenmek istiyorsanız İzmir doğru seçeneklerde olan şehirlerin arasındadır. Kış mevsimlerinde genellikle herkes yoğun iş hayatı, okul hayatı ve kapalı alanlarda düzenlenen etkinlikler arası mekik dokurken yaz aylarında durum bambaşka bir hal alır. Daha çok açık havanın keyfini çıkartmak isteyenler deniz, kum, güneş üçlüsünden vazgeçemeyenler ve hasret kalanlar sahil kesimlerine doğru tatil programları yaparlar. Yaz mevsiminin insanlar üzerinde bıraktığı pozitif etkiler sayesinde tüm yaz boyunca enerji dolup kışın yine yoğun iş temposuna hazırlıklı girerler. Aslına bakarsanız tatil sadece yaz mevsimlerinde yapılan bir aktivite değildir. Yılın dört mevsimi ve dilediğiniz aylarda tatile çıkabilirsiniz. Örneğin kış mevsiminde Ankara şehrimiz çivi gibi soğuğu ile meşhurdur. Ankara şehri yazın olduğu kadar kışın da ayrı bir güzelliğe ve kendine has havaya sahiptir. Bazen tatillerin en güzeli kendiliğinden gelişen ve çıkılan tatiller oluyor. Plan ve program yapmadan yaşamak bazılarınız için zor olsa da hayatı bazen akışında bırakmak kişinin yenilenmesine sebep oluyor. Spontane gelişen tatiller için programsız adım atmayan kişiler biraz panik olabilir. Ama telaşa kapılmaya hiç gerek yok. Size vereceğimiz birkaç öneri ile bu telaşınızı yatıştırabilirsiniz. İster planlı olsun isterse de spontane gelişmiş olsun her tatile çıkılacağı zaman içimizi tatlı bir telaş hatta bazen stres kaplar. Yanınıza hangi eşyaları alacağınızı bilemezsiniz. Tam olarak sizi neyin beklediğini bilmediğiniz için bir sürü kıyafet ve gereksiz parçalar doldurursunuz çantalara. Aslında doğru valiz hazırlamanın belli birkaç kuralı var. Bu kuralları yerine getirdiğiniz zaman geriye pekte bir şey kalmıyor, sadece dilerseniz gönlünüzce birkaç parça daha şık bir şeyler ekleyebilirsiniz. Şimdi sakin olun ve hiç panik yapmadan gideceğiniz tatil bölgesinde mesela İzmir'de gideceğiniz tarihlerde havanın nasıl olacağını kontrol edin. Kalacağınız günlerde İzmir'de hava nasıl olacak. En önemli konu bu aslında. Mevsimine uygun kıyafet koymak! İkinci kural ise kaç gün kalacaksınız? Çünkü tatilde 2 günde 1 kıyafet giyilmez her gün değiştirmek gerekir hatta günde 2 bazen 3 kez. Bu durumu göz önünde bulundurmanızda fayda var. Örneğin yaz mevsimi havalar çok sıcak olacak ve 4 gece 5 gün kalacaksınız. O halde şöyle düşünün zaten temiz kıyafetler ile gideceksiniz otele giriş saatiniz gündüz olacağı için giderken giydiğiniz kıyafetleri hemen çıkarıp mayonuzu geçireceksiniz, böylece giderken giydiğiniz temiz kıyafetleri dönüş yolunda da giyebilir böylelikle sadece 3 gece 3 gün için yanınıza kıyafet almalısınız. Şimdi gelelim 3 gece 3 gün için yanımıza neler almalıyız? Burada ki püf nokta gidiş sebebiniz nedir hem iş hem tatil mi yoksa sadece tatil mi? Çünkü arada işleriniz ile ilgilenecekseniz o zaman birkaç parça işinize uygun kıyafet yanınıza almanız gerekecek. Eğer sadece tatil için ise şunu göz önünde bulundurun; tatilde otelden çıkmayacağım ya da tatilde hep gezeceğim otelde az vakit geçireceğim. O zaman da alacağınız kıyafet seçimi değişebilir, çünkü. Eğer tüm gününüzü otelde geçirmek istiyorsanız işiniz daha kolay olacak. Sabahları havuz kenarında giyeceğiniz bir pareo aynı zamanda bu pareo ile öğle yemeği yenilebilir ya da ince bir elbise. Akşam yemeği ve animasyonları izlemek için şık bir elbise ya da kombin ve altına topuklu ayakkabı ve uygun bir çanta ile iş bitiyor. Her akşama bu şekilde kombin yaparak bavulunuzu hazırlayabilirsiniz. Ya da gün içinde gezecek doğayı ve tarihi güzellikleri keşfedecek iseniz o zaman rahat kıyafetler seçmeniz son derece önemlidir. Rahat bir terlik, şort, açık renklerde tişört, bol ve rahat bit elbise, spor ayakkabı, şapka, güneş gözlüğü, kolay taşıyabileceğiniz bir çanta ve tabi ki güneş kremi. Aslında nasıl bir bavul hazırlayacağınızı belirleyen unsurları anladınız içerisinde ne koyacağınız birazda sizin tercihinize kalmış. Birde unutmadan akşam serinliği düşünülerek bir şal ya da üst almayı unutmayın. avantajlarından yararlanarak ekonominizi sarsmadan muhteşem bir tatil geçirebilir aileniz ve arkadaşlarınızla hatta tek başınıza çıkacağınız bu tatilde harika anılar biriktirebilir ve birçok alanda yeni bilgiler edinebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1139-tatilin-keyfini-karavan-kiralama-hizmetiyle-cikarin.html", "text": "Yoğun iş temposunun ardından yaşanan stresi üstlerinden atmak isteyenler, bulundukları yerlerden farklı bir noktaya giderek tatil yapmak ister. Tatilin vazgeçilmezi olan araçlarla ulaşım daha hızlıdır. Fakat aracı olmayanlar genellikle otobüsü tercih ederler. Bu tercih zamanın bir kısmı yolda geçmesine neden olur. Bu nedenle zaman kaybetmemek ve yolculuğun keyfini gezerek çıkarmak isteyenler için araç kiralama hizmeti vazgeçilmez bir öneme sahip olmuştur. Konforlu ve lüks araç modelleri sayesinde artık tatil hayali gerçeğe dönüşüyor. Özellikle karavan kiralamak isteyenler için araç kiralama hizmeti sunan şirketler arasında ön plana çıkan Enterprise sayesinde seyahatlerinizi gönül rahatlığıyla yapabilirsiniz. Dünya genelinde adını duyuran Enterprise sayesinde karavan kiralama hizmetinden kolay bir şekilde yararlanarak oldukça geniş ve son model karavanlarla tatilinizi yapabilirsiniz. hizmetinden yararlanmanız sizler için doğru bir tercih olacaktır. Sektörün önde gelen firmalarından Enterprise sayesinde, karavan kiralamak için şirkete uğramadan aracınız sizi bekliyor olacaktır. Tatile gitmek için araç kiralama oldukça zahmetli bir iştir. Bütçeyi etkileyen rezervasyon işlemlerinden kurtulmak Enterprise şirketi sayesinde artık çok daha kolay hale gelmiştir. Özellikle otellerin dışında plaza, bina gibi yerlerde tatil yapmayarak karavan kiralamak isteyenlerin araç kiralama sorunu son buluyor. Bunun için hiç üzülmeye gerek kalmadan kısa sürede rent a car iletişim kurarak karavan modelleri ve donanımları hakkında bilgi alabilirsiniz. Böylece kavurucu sıcaklığa rağmen kiraladığınız karavanla istediğiniz yeri doyasıya gezebilirsiniz. Karavan kiralama konusunda sizlere kaliteli ve güvenilir bir hizmet sunan ve müşterisini asla yarı yolda bırakmayan bir şirketle çalışmanız sorunsuz deneyimlerin yaşanmasını sağlar. Enterprise, karavan kiralama konusunda bu zamana kadar yaşamış olduğu deneyimleri sizlere yansıttığından araç kiralama konusunda ön plana çıkan bir şirkettir. Araçların teslim öncesi dezenfekte edilmesi, her türlü bakımının yapılması, müşteriye olan ilginin gösterilmesi, farklı kampanyalarla müşterilerin güvenini kazanması, geniş karavan filosuna sahip olması gibi etkenler Enterprise şirketini diğer şirketlerden ayırır. Alaçatı, Çeşme gibi sıcak yerleri saatlerce taksi veya otobüsle gezmek yerine karavan kiralama hizmetinden yararlanarak istediğiniz yerleri rahat ve konforlu bir şekilde gezerek unutulmaz bir tatil yapabilirsiniz. Enterprise, kurumsal bir şirket olduğundan farklı yerlerde şubeleri bulunmaktadır. Bu nedenle istediğiniz yere adım attığınız andan itibaren karavan kiralama hizmeti için ofise uğrayarak istediğiniz yerde vakit kaybetmeden gezmeye başlayabilirsiniz. İster kalabalık bir aile olun isterseniz tek başınıza olun bütçeye uygun karavan seçeneklerini internet adresi üzerinden güvenle kiralayabilirsiniz. Tüm işlemler kontrollü bir şekilde gerçekleştiğinden seyahat esnasında 2-4 kişilik, son model, kamp sandalyesine ve daha birçok özelliğe sahip karavanla tatilinizi yapabilirsiniz. Siz tatilin keyfini çıkarırken geriye kalan her türlü bakım ve ulaşım detayları gibi işleri Enterprise'a bırakabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/114-doga-severler-icin-kirklareli-kiyikoy-magarasi.html", "text": ". Kendi kendine oluşmuş bu mağaranın ne zaman oluştuğuna dair herhangi bir bilgi mevcut değil. Bölgede yaşayan halk bu mağaraya Kurudere diyor. Mağaranın bir yamaçta bulunması sebebiyle ulaşım biraz yorucu olabiliyor. Ancak burayı gerçekten görmek isteyenler için bu durum bir sorun halini almayacaktır. bu bakımdan içerisinde canlı bulunduran bir mağara olma özelliğini de taşıyor. Ancak kışın ziyaret ederseniz kış uykusunda olacakları için kelebek ve yarasaları görmeniz mümkün olmayacaktır. 'nın en önemli özellikleri arasında. Kış aylarında ise içerisi biraz tehlikeli olabiliyor. Bunun sebebi ise mağaranın içerisinde bulunan kayaların soğuk hava dolayısıyla nemlenerek kaygan bir hale dönüşmesi. Bu yüzden kış aylarında dikkatli olmakta fayda var. 'e ulaşmak mümkün. Vize'den sonra buraya ulaşmak için sadece tek bir yol bulunmakta. Bu sebepten dolayı yanlış bir yere gitme olasılığınız da bulunmuyor. Eğer İstanbul'da oturuyorsanız Kıyıköy hem dinlenmek hem de günübirlik olarak tarihi ve doğal güzelliklerini görmek açısından iyi bir seçim olacaktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1140-erken-kalkan-ucak-bileti-bulur.html", "text": "kampanyalarını yakalama yeteneği gezgin ve tatil meraklılarının uzmanlık alanlarından birisi. Çünkü tatili, özellikle yaz tatili kim sevmez ki? Tatil her ne kadar güzel ve rahatlatıcı olsa da uçak biletlerine servet ödemeyi kimse istemez. Uygun uçak bileti bulma yeteneğimizi ne kadar çok geliştirirsek, seyahat bütçesini hafifletip, tatil, eğlence ve aktiviteye o kadar çok bütçe ayırabiliriz. bulabilmek için ihtiyacınız olan; Esneklik ve zaman. ancak; sabah erken saatlerde veya gece geç saatlerdeki uçuşlarda bulabilirsiniz. Çoğu havayolu şirketinde, en ucuz fiyata koltuklar satıldıktan sonra kalan koltuklar daha yüksek fiyatlara satılıyor. Özellikle yoğun seyahat dönemlerinde, rezervasyonunuzu geç yaparsanız bu size pahalıya mal olabilir. Havayolu firmaları bilet fiyatlarında günlük hatta saatlik değişiklikler uygulayabiliyorlar. Genellikle tatil dönemlerine ve uçuş tarihine yaklaşıldıkça bilet fiyatlarında artış görülüyor. Ayrıca bayram nedeniyle uzun bir tatil yapma fırsatınız varsa tatilin başladığı gün değil de 1 ya da 2 gün sonrasındaki uçuşlar daha uygun fiyatlı olacaktır. Örneğin bayram tatili Cuma gününden başlıyorsa sonraki Pazartesi günü için ucuz bilet alabilirsiniz. Uçak bileti bulmanın diğer bir yöntemi ise; havayollarının kendi sitesinden değil, bilet satış platformlarından biletleri takip etmek. Örneğin; İzmir İstanbul arası uçak biletlerini takip edebilmek için tek havayolu sitesine girip indirimler için fiyat alarm oluşturmak tabi ki sizin kar etmenizi sağlayacak ancak; arama motorlarının bilet satış platformlarına uyguladığınız indirim alarmı oluşturduğunuz zaman tüm havayollarının fiyatlarını sizin için kontrol edip fiyat karşılaştırmalarıyla önünüze sunmuş oluyor. A sitesindeki fiyat size yüksek gelir ise B sitesinin fiyatına bakıp kısa sürede siteye geçiş yaparak biletinizi kolayca satın alabilirsiniz. Hatta o sitelerde üyelik oluşturarak gideceğiniz yeri ve gitmek istediğiniz tarihi kayıt ederek alacağınız biletin fiyatı düştüğünde otomatik bir e-postayla anında haberdar oluyorsunuz. Sürekli sayfa yenilemek veya her gün bilet fiyatlarını kontrol etmek yerine fiyat uyarısı oluşturmak zamanınızın ve cebinizin yararına olacaktır. İyi fikir. bulma fırsatları yakalayabilme şansının gittikçe azaldığını hatırlatmış olalım. Yapılan araştırmalara göre; En uygun fiyatlı uçak biletini bulabilmek için, tüm seçenekler göz önünde bulundurulduğunda, ortalama 27 hafta öncesinden aramaya başlamak gerekiyor. Ancak yine araştırmalara göre Türklerin %57'si ucuz uçak bileti fırsatlarını kaçırarak pahalı bilet satın alıyorlar. Maalesef erken rezervasyon yapmayı henüz öğrenemedik. Eğer şanslıysanız bir uçuşun hedeflenen bilet satış ve uçak doluluk oranına ulaşılamazsa havayolu şirketleri son kalan uçak biletlerini indirim kampanyaları başlatarak daha uygun fiyatlı olarak satışa çıkarıyorlar. Eğer tam da bu dönemde bilet arayan şanslılardansanız fırsatı yakaladınız anlamına geliyor. biletinizi almak istediğiniz güne göre değişiklik gösterebiliyor. Hele ki bayramlar ve resmi tatil günlerinde bilet fiyatları oldukça yüksek olabiliyor. Bu nedenle seyahat edeceğiniz günler büyük önem taşımakta. Genelde Pazartesi, Cuma ve Pazar günleri uçak biletleri çok daha pahalı oluyor. Salı, Çarşamba ya da Cumartesi günleri uçak biletleri daha ucuz olduğu için seyahat tarihlerinde biraz esneklik payı bırakmak çok önemli. Salı, Çarşamba ve Cumartesi günleri sabah çok erken saatlerdeki ya da gece geç saatlerdeki uçuşları tercih ederseniz daha da uygun fiyatlı biletleri bulma şansına sahip olacaksınız."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1141-unutulmaz-kalkan-tatili.html", "text": "seçimini yaptıktan sonra bölgeyi incelemeye başladı. Talebin artış göstermesi ile beraber artık insanlar buranın dört bir yanında yer alan güzellikleri keşfeder hale geldi. çeşitleri de bu mağaraların son derece yakınlarında yer alıyor. İnbaş Mağarası, 40 metre uzunluğa sahip olup turistler tarafından sıklıkla ziyaret edilen bölgelerden bir tanesi. Eski zamanlarda fokların içerisinde yaşamış olduğu Mavi Mağara ise Kaputaş Plajı'na yakın bir konumda bulunmaktadır. Denize kıyısı olmasından dolayı da özellikle yaz aylarında pek çok kişi tarafından ziyaret edilir. İnce Burun bölgesinin arka kısmında yer almakta olan Güvercinlik Deniz Mağarası aynı zamanda yabani güvercin yuvası olarak da bilinmektedir. Mağaranın iç kısmından küçük bir yer altı deresi geçip denize karışmaktadır. incelemesi yapan kişilerin üzerinde durmakta oldukları diğer bir konu ise bölgedeki plajlar oluyor. Burada yer alan plajların güzelliği oldukça etkileyicidir. Kaputaş Plajı ise en fazla bilinen plaj olarak ön plana çıkıyor. Kaş ve Kalkan arasındaki sahil yolu üzerinde bulunan plajın rengi muhteşem bir turkuazlığa sahiptir. Yer altından gelen su oldukça soğuk olup, kumların arasından süzülüp Akdeniz'e ulaşır. Plaja ulaşmak isteyenlerin 187 basamağa sahip merdivenden inmeleri gerekecektir. seçimini yapacak kişiler burada rüzgar sörfü de yapabilirler. içerisinde tatil yaparken hem serin hem de etkileyici güzelliğe sahip bir bölge arayışına girenler, Gömbe Yaylası'na geldikleri zaman aradıkları sonuçları elde etmeyi başaracaklardır. Kalkan'da ziyaretçilerin uğrak noktalarından bir diğeri olan Fırnaz Koyu, aynı zamanda bölgedeki mavilikleri keşfetmek isteyenler için ideal bir nokta. Çünkü bölgeye ulaşmak için tekne turları düzenleniyor. Böylece gelecek ziyaretçiler mavilikler içerisinde serinlerken aynı zamanda koyun muhteşem güzelliğini keşfetme imkanına erişiyorlar. konusunda araştırmalarını yaparak aradıkları sonuçları elde etmeyi başarıyorlar. Her ne kadar daha öncesinde bu konuda istenilen yelpazede villalar insanlara sunulmamış olsa da şimdilerde artık artan talebi en iyi şekilde yerine getirmek adına Villa Kalkan web sitesi üzerinden birbirinden farklı villalar özenle hazırlanıyor. Kalkan'ın en güzel yerlerinde bulunan villalar, farklı kişi sayılarındaki insanların içerisinde rahat etmeleri adına özel olarak dekore edilmektedir. Bu sayede de bölgede tatil zamanını geçirecek olan kişiler sitedeki villaları detaylı bir şekilde inceledikten sonra diledikleri arasından seçimlerini yapabilecektir. Özellikle de son dönemlerde buradaki kiralık villalar çok daha fazla kişi tarafından tercih edilmeye başlandığı için en erken zamanda rezervasyon işlemini yaptırarak istenilen villayı kiralamak mümkün olacaktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1142-surucu-cvsi-hazirlama-rehberi-ve-oz-gecmis-ornekleri.html", "text": "İnsanlar geçimlerini sağlamak amacıyla çalışmak zorundadırlar ve bu yüzden herkesin farklı bir mesleği vardır. Özellikle sürücü olarak iş arayan kişilerin sayısı bir hayli çoktur. Bunun nedeni ise sürücü ehliyeti olan kişilerin iş bulma şanslarının fazla oluşudur. Sonuçta yaşı tutan herkesin sürücü ehliyeti alma şansı vardır. Bundan dolayı sürücü olarak hayatına devam etmek isteyen kişiler iş arayarak zaman geçirirler. Bu süreçte iş bulmanın kolay yolu ise CV hazırlayarak hareket etmektir. CV, sadece belirli meslekler için geçerli olan bir unsur değildir. Günümüzde her meslek dalı için CV ihtiyacı olması doğal görülmektedir. Bundan dolayı CV hazırlamak için doğru yöntemleri kullanmak gerekir. Yani bu konuda profesyonel bir yardım almanın yararlı olacağı düşünülür. Özellikle https://cvhazirlama. cool/ adresi bu konuda deneyimli ve ilgi çekici bir adrestir. Zaten CV oluşturma ihtiyacı olan herkesin ilk olarak burayı ziyaret ettiği görülmektedir. Sürücülerde işe alımlara başvuru yapmak için CV'ye gerek duyarlar. Ayrıca birçok kişinin de aynı işe başvuru yapma ihtimali yüksektir. Bu nedenden dolayı cv oluşturmak büyük bir önem arz etmektedir. Yapacağınız bu işlemi dikkatli ve profesyonel olarak yaparsanız eğer işe girme şansınız artar. Zaten CV örneklerinin bu konuda size destek sağlayacağına emin olabilirsiniz. Bunun yanında en doğru adımları atmanız içinde gereken destek sunulmaktadır. Günümüzde yer alan her meslekte olduğu gibi sürücü olan kişiler içinde birçok iş şansı vardır. Hatta insanlar gün içerisinde onlarca işe bile başvuru yapabiliyorlar. Burada önemli olan işe yapılacak başvurunun etkili bir şekilde yapılmasıdır. Yani karşı tarafın sizi işe alması için güçlü bir CV'niz olmalıdır. Bunu yaptığınız zaman başvuruda bulunduğunuz işlerden olumlu yanıtlar gelmeye başlayacaktır. sürücü cv'si hazırlama işlemine adım adım devam etmeniz ortaya güzel sonuçlar çıkarabilir. - İlk olarak cv hazırlama sitesi üzerinden CV örneklerini inceleyin. Burada sahip olduğunuz mesleğe ait yararlı örnekler bulabilirsiniz. - Örnekleri inceledikten sonra kafanızda mutlaka bir CV düzeni oluşacaktır. Daha sonra size uygun bir CV şablonu seçin ve açın. - CV şablonunda yer alan bilgileri kendi bilgileriniz ile değiştirin. Zaten bilgileri yazdıkça adım adım ilerleyeceksiniz. - Son kısımda ise bilgileri kontrol edin ve eklemek istediğiniz başka bilgiler varsa seçin. Ardından CV'yi kaydederek işlemi bitirin. İşte sürücü için CV hazırlamak bu kadar kolaydır. linkine tıklayabilirler. Burada özenle hazırlanmış olan onlarca CV bulma şansı vardır. Bunlar arasından mutlaka işinize yarayacak örnekler bulabilirsiniz. CV örneklerini incelemeden yazıma geçmemek gerekir. Kafanızda net bir CV düzeninin oluşması lazımdır. Ancak bu şekilde arzu ettiğiniz sonuca ulaşabilirsiniz. Bunun yanında CV'lerde kalitenin önemli bir unsur olduğunu bilmelisiniz. Yani başarısız olan CV'lerin kalitesi oldukça düşüktür. Buda sizin iş başvurunuzu olumsuz etkileyecektir. Bunun için CV örneklerini inceleyip daha profesyonel nitelikte bir özgeçmiş hazırlamanız daha faydalıdır. - Kişisel bilgiler. - Kısa bir tanıtım yazısı. - Güncel iletişim bilgileri. - Beceriler ve ilgi duyulan alanlar. - Sürücü ehliyet bilgileri. - Eğitim durumu. - İş deneyimleri. - Referanslar. Sürücüler etkili bir CV hazırladıkları zaman daha kısa sürede iş sahibi olurlar. Bunun yanında birçok yerden size teklif gelebileceği için işler arasında seçim yapma şansınız ortaya çıkar. Böylelikle mutlu olacağınız bir yerde işe başlamış olursunuz. Etkili bir CV hazırlamak sizi psikolojik anlamda da oldukça olumlu düşüncelere sevk edecektir. Çünkü bu sayede işe girme şansınızın çok olacağını düşünerek mutlu olabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1143-turkiyeye-en-yakin-ve-populer-yunan-adalari.html", "text": "Yılın bütün yorgunluğunu atmak için güzel bir tatil herkesin hayalidir. Peki, bu yıl bir değişiklik yapıp, farklı bir ülke görmeye ne dersiniz? Hem de hemen yanı başınızda! Yunan adaları, her yıl yüzbinlerce turisti ağırlıyor. Neredeyse burnunuzun dibinde yer alan bu şahane adalara gitmek ise oldukça kolay. Bu adalara Ege kıyısında birçok yerden feribotla geçiş yapabilir, ister günübirlik isterse daha uzun bir tatil yapabilirsiniz. Nefes mezeleri, geleneksel Yunan müziği, uzosu ve sınırsız eğlence anlayışıyla Yunan adaları sizleri bekliyor. Yunanistan'da yer alan, Türkiye'ye oldukça yakın ve popüler 10 adayı sizler için derledik. Yunancasıyla 'Lesvos' yani Midilli'ye ulaşmak oldukça kolaydır. Ayvalık'tan Midilli Adasına yaklaşık 1,5 saatlik feribot yolcuğuyla ulaşabilirsiniz. Yunanistan'ın üçüncü büyük adası olan Midilli'de; harika plajlar, tarihi bir doku, gece hayatı ve muhteşem yemekler var. Ada, zeytin ve çam ormanlarıyla kaplı ve bu nedenle 'zümrüt ada' olarak biliniyor. Molivos Kasabası, Midilli'nin en bilinen ve turistik kabasıdır. Bu kasaba eğlencenin doruklarına çıkabilir, Agiassos Köyü'nden el işi hediyeler ve Plomari Kabası'ndan uzo satın alabilirsiniz. Ayrıca tekne kiralayarak, adanın etrafındaki muhteşem güzellikteki koyları da gezebilirsiniz. Sakız yani Chios Adası'nda yaşam M. Ö. 6000'li yıllara dayanır. Bu adaya Çeşme Limanı'ndan feribotla gitmek mümkündür. Çeşme'den yapacağınız bu yolculuk yaklaşık 45 dakika sürüyor. Sakız'da bulunan ve 11. Yüzyıldan kalma Nea Moni Manastırı mutlaka görmeniz gereken yerlerden biridir. Bu Manastır, UNESCO Dünya Mirası listesindedir. Adını adada yetişen sakız ağaçlarından alan Chios, plaj ve güneşin keyfini çıkarmak isteyenlerin yanı sıra kültürel ve tarihi dokusuyla da oldukça cezbedici bir yer. Eğer Sakız'a giderseniz; Olimpi ve Mesta Antik Köyleri'ni de gezmeyi unutmamalısınız. Adanın meşhur plajı Mavra Volia'yı da ziyaret ederek, denizin tadını çıkarabilirsiniz. Kos Adası'na; Bodrum merkezden, Turgutreis Limanı'ndan ve Didim merkezden feribotlarla ulaşabilirsiniz. Kos ya da bilinen diğer adıyla İstanköy, Türkiye'ye çok yakın bir adadır. Kos aynı zamanda turizm sektöründe çok gelişmiş adalardan biridir. Bu ada Hipokrat'ın doğup, yaşadığı yer olarak da biliniyor. Kos Adası'nda yer alan Kefalos, Dimitra, Tigkaki ve Karamena köylerinin plajları oldukça meşhurdur. Bunun yanı sıra Zia Köyü'nde yer alan Dikaios Tavernası da turistlerin yoğun ilgi gösterdiği mekanlardan biridir. Samos ya da Sisam, Türkiye'ye en yakın adalardan bir diğeridir. Bu adaya, Kuşadası'ndan ve Seferihisar'dan feribotlarla ulaşabilirsiniz. Doğal güzellikleriyle ön plana çıkan Samos, diğer adalara oranla daha huzurlu ve sakin bir seçenektir. Bu adada, diğerlerinden farklı olarak uzoya ara verip, muskat şaraplarını deneyebilirsiniz. Tıpkı diğer adalarda olduğu gibi, deniz kenarındaki harika restoranlarda deniz ürünlerinin tadına bakabilirsiniz. Meis ya da Yunancasıyla Kastellorizo Adası'na, Kaş'tan direkt olarak feribotlarla ulaşabilirsiniz. Bu adanın en çnemli gelir kaynağı ise sünger avcılığıdır. Hilal şeklindeki limanı oldukça küçüktür. Bu adanın mimarisi rengarenktir ve limanında birçok balık restoranı bulunur. Adada St. George keşfedilmeyi bekleyen eşsiz güzelliklerden biridir. Bu küçük ve ışıltılı adada, keyifli ve huzurlu bir tatil yapabilirsiniz. Rodos; Oniki Adalar'ın en büyüğü konumundadır. Marmaris ve Fethiye'den feribotlarla sadece bir saat sürecek bir yolculukla bu adaya ulaşabilirsiniz. Rodos, Tapınak Şövalyeleri ile ünlü bir adadır. Bu adanın Osmanlı tarihinde de önemli bir yeri vardır. Dünyanın 7 harikasından biri kabul edilen Rodos Heykeli bu adadadır. Zengin tarihiyle dikkat çeken Rodos'ta Yunan, Roma ve Osmanlı'dan izler bulmak mümkündür. Lindos Beldesi, turistlerin sıklıkla ziyaret ettiği mekanlardan biridir. Leros'a Bodrum'dan yapılacak kısa bir vapur yolculuğu ile ulaşabilirsiniz. Turizmle adını çok da duyurmamış ada, gizli güzellikleriyle sizi bekliyor. Huzur bulabileceğiniz bu adada birçok koy ve meyhane sizleri bekliyor. İnsan kalabalığından uzakta, sakin bir yer arıyorsanız Leros Adası tam size göre ancak bu adaya kapıda vize başvurusu olmadığını bilmelisiniz. Bodrum'dan ve Turgutreis'ten feribotlarla ulaşabileceğiniz bir diğer ada ise Kalimnos'tur. Sadece yarım saat süren bir yolculuğun sonunda, harika kumsallara ve kaya tırmanışı yapabileceğiniz bu adaya ulaşabilirsiniz. Bu adada mağara keşfi ve tüplü dalış gibi ekstrem sporlar da yapabilirsiniz. Symi Adası'na, Bodrum'dan feribotlarla ulaşabilirsiniz. İki saat süren yolculuğun ardından kendinizi rengarenk evlerin ortasında bulacaksınız. Bu adada Gialos'a gidebilir ve hareketli gece hayatının tadını çıkarabilirsiniz. Bunun yanı sıra tarihi bina keşfetmek için ise Chorio Kasabası'nı ziyaret edebilirsiniz. Bodrum'dan feribotla ulaşabileceğiniz bir diğer ada ise Patmos'tur. Oldukça sakin bu adanın dar sokaklarını keşfedebilir ve neredeyse bin yıllık geçmişi olan St. John's Manastırı'nı ziyaret edebilirsiniz. Patmos, Kutsal Ada ismiyle biliniyor. Bu ada Yuhanna'nın İncil'i yazdığı yer olarak biliniyor ve Hristiyanlığın 7 hac bölgesinden biri olarak anılıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1144-trabzon-ve-sinop-ucak-bileti-bulduktan-sonra-gezilecek-yerler.html", "text": "fiyatlarına, uçuş sürelerine ve havalimanlarına değineceğiz. alan kişisel ise Doğu Karadeniz Bölgesi'ne gitmiş olacak. Yeryüzündeki en güzel doğaya sahip bölgelerden birisi olan Karadeniz, hem yerli hem yabancı olmak üzere her yıl binlerce turiste ev sahipliği yapıyor. - Türkiye'nin en Kuzey noktasında yer alan Hamsilos Koyu, buzul aşındırması sonucu oluşan ve adeta bir tabloyu andıran görüntüsüyle sizleri büyüleyecek. - İnaltı Köyü'nde bulunan İnaltı Mağarası, sarkıt ve dikitleri, duvar damlataşları, damlataş havuzları ile oldukça ilgi çekici. Mağaraya ulaşım biraz zor olsa da güzelliğiyle karşılaştığınızda kesinlikle buna değer diye düşüneceksiniz. - Sinop'a giden herkesin en çok uğradığı noktalardan birisi de Sinop Kalesi! Şehir merkezinde bulunduğu için kolay ulaşım imkanlarına sahip olan Sinop Kalesi'nden Karadeniz'i izleyebilirsiniz. - Rus donanmalarının deniz tarafından gelecek saldırılarını önlemek ve limanların güvenliği sağlamak amacıyla oluşturulan Paşa Tabyaları, Venedik Tabyalarından sonra en değerli tabyalardır. - Erfelek Tatlıca Şelaleleri, irili ufaklı toplam 28 şelaleden oluşan yapısıyla ziyaretçilerini etkilemektedir. - Türkiye'nin en Kuzey noktasında yer alan ve 1863 yılında yaptırılan İnceburun Feneri; 12 metrelik uzunluğu, görkemli yapısı ile Sinop'ta kesinlikle fotoğraf çektirmeniz gereken duraklardan birisi. - Bir yeraltı şehrine ve yeraltı tünellerine sahip olan Boyabat Kalesi, gizemli ve ilgi çekici yapısıyla mutlaka ziyaret etmeniz gereken noktalardan. - Sinop ve Karadeniz'i panoramik bir şekilde görebileceğiniz Şahin Tepesi, üç tarafı denizlerle çevrili özelliğiyle bambaşka bir deneyim. özelliğini kullanarak yaptığımız aramalarda; İstanbul'dan kalkan uçakların ortalama fiyatı 600 TL olurken İzmir ve Ankara'dan kalkan Sinop uçuşları 900 TL civarlarında. Sinop'ta iniş yapacağınız havalimanı ise Sinop Havalimanı olacak. Doğu Karadeniz'in en güzel şehirlerinden birisi olan Trabzon, Karadeniz'e kıyısı bulunan ve nüfusu yaklaşık 1 milyon olan bir liman şehri. Filmlere ve savaş oyunlarına bile konu olan Trabzon, oldukça önemli tarihi özelliklere ve masallardan fırlamış gibi bir doğaya sahip olduğu için gezmeye doyamayacağınız şehirlerden birisi. İşte Trabzon'da gezilecek yerler listemiz! - İlk uğramanız gereken konumlardan birisi Trabzon Müzesi. İtalyan mimarisi ile konak olarak inşa edilen yapı günümüzde müze olarak ziyaretçilerini ağırlıyor. - Atatürk Köşkü; 1934-1937 yılları arasında Atatürk'ün sıklıkla kaldığı köşk olarak biliniyor. Ayrıca Atatürk Köşkü, Atatürk'ün vefatından önce vasiyetini kaleme aldığı yer. - Bakırcılık sektörünün tarih boyunca en geliştiği yerlerden birisi olan Trabzon'da, tarihi Bakırcılar Çarşısını mutlaka görmelisiniz. - Trabzon'a gelip, Sümela Manastır'ını görmeden dönerseniz Trabzon'a gittim demeyin! Günümüzde bile inşasının imkansıza yakın olduğu Sümela Manastırı, sert kayalıklar arasında bir dağa yapılmış Rum Ortodoks manastırı. Ayrıca fresklerin yer aldığı Sümela Manastırı, UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası Geçici Listesi'nde bulunan bir yapı. - Hamsiköy! Adının Hamsiköy olduğuna bakmayın çünkü burası sütlacı ile ünlü. Ağustos ayında yapılan sütlaç festivalini kaçırmamak için şimdiden uçuş aramaya başlasanız iyi edersiniz. - Trabzon'un en meşhur doğal güzelliklerinden birisi de Uzungöl. Burada harika bir kahvaltı yapabilirsiniz. Eğer Uzungöl'e giderseniz, Trabzon'un, lezzetiyle meşhur olan kuymağını denemeyi sakın unutmayın. - Ayrıca Trabzon'da görebileceğiniz bir sürü Karadeniz yaylası var. Bunlardan bazıları şöyle; Karester Yaylası, Haldizen Yaylası ve Hıdırnebi Yaylası. fiyatlarını incelediğimizde; İstanbul ve Ankara'dan kalkan Haziran ve Temmuz ayı uçuşlarının ortalama bilet fiyatı 800 TL olurken İzmir'den kalkan uçuşların bilet fiyatı ortalama 900 TL. Trabzon'a vardığınızda iniş yapacağınız havalimanı; Trabzon Uluslararası Havalimanı olacak. Sonuç olarak Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi'nde yer alan Orta Karadeniz şehri Sinop ve Doğu Karadeniz şehri Trabzon, ziyaretçilerine, yaşamları boyunca unutamayacakları deneyimler yaşatabilecek ve manzaralar ile karşı karşıya bırakabilecek iki şehir. Eğer seyahat etme fırsatınız olursa; Sinop ve Trabzon'a gitmenizi kesinlikle tavsiye ediyoruz!"} {"url": "https://www.gezipedia.net/1145-yollara-dusme-zamani-vanda-ne-yenir-samsunda-ne-yenir.html", "text": "satın aldıktan sonra İstanbul'da aktif olarak kullanılan Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanını veya İstanbul Havalimanını kullanarak Van Ferit Melen Havalimanı'na seyahat edebilirsiniz. İstanbul Van yönlü seyahatiniz yaklaşık olarak 2 saat sürecektir. 590 TL olurken, en yüksek fiyatlı bilet 800 TL oluyor. İstanbul'dan Samsun'a gerçekleştireceğiniz uçak seyahati ise yaklaşık olarak 1 saat 25 dakika sürüyor. fiyatlarını uçak firmalarının internet sitelerinde ve uçak bileti arama motorları üzerinden gerçekleştirdik. Bunun sonucunda Haziran, Temmuz ve Ağustos ayı için ortalama bilet fiyatının 1100 TL olduğunu gördük. En düşük bilet fiyatı 800 TL olarak karşımıza çıkarken, en yüksek bilet fiyatı 1300 TL. İzmir Samsun yönlü uçuş süresi 1 saat 40 dakika civarında. fiyatlarını karşılaştırdığımızda ise gelecek üç ay için ortalama uçak bileti fiyatı 700 TL. Ankara Samsun yönlü uçuşlar arasında en ucuz uçak bileti fiyatının 500 TL, en yüksek uçak bileti fiyatının 1300 TL olduğunu görüyoruz. Uçuş süresi ise aktarmasız olarak gerçekleştirildiğinde 1 saat sürse de uçak biletlerinin genellikle aktarmalı olduğunu belirtelim. İstanbul Van uçak bileti ya da Samsun uçak bileti satın aldınız diyelim. İki şehirden birisine gittiğinizde mutlaka denemeniz gereken yiyecekler neler biliyor musunuz? Hem Van hem de Samsun'da ne yenir sizler için listeledik! ile yolculuk yaptınız ve Van Ferit Melen Havalimanına indiniz. Emin olun burada yenilebilecek lezzetlerin tamamını denemek için mutlaka bir liste yapmalısınız. Çünkü Van, birbirinden farklı çok fazla lezzetin yer aldığı oldukça zengin bir mutfağa sahip. İşte Van'da ne yenir sorusunun cevabı! - Geleneksel Van kahvaltısı ile yaptığınız tüm kahvaltıları unutacaksınız. Geleneksel Van kahvaltısı ile kavut unu, tereyağı ve tuz ile kavrularak yapılan kavut, keçi tereyağı, manda kaymağı, otlu peynir gibi tamamen Van'da yapılan muhteşem kahvaltılıkların tadına bakmış olacaksınız. Unutamayacağınız Van kahvaltısını, Van Gölü kenarında yapmanızı şiddetle tavsiye ediyoruz. - Van yemekleri arasında en çok dikkat çekenlerden birisi; keledoş. Nohut, buğday, mercimek gibi bakliyatlar ile kavurma eti kullanılarak yapılan keledoş, oldukça lezzetli. - Haşlanmış yeşil mercimek ve ince bulgurun birlikte yoğrulduktan sonra yoğurt ve salça sosuyla servis edilen Kürt köftesi, Van'da mutlaka denemeniz gereken tatlardan bir diğeri. - Van Gölü, inci kefali açısından oldukça zengin. Van balığı olarak da isimlendirilen fırında inci kefal, balık seven ziyaretçileri kesinlikle mutlu edecek. Yalnız sipariş verirken; tandırda Van balığı olarak belirtmeyi unutmayın. - Ayrıca Van'da denemeniz gereken diğer lezzetler şöyle; Gırar, Helise, Virik, Van Çöreği, Çatal Tatlısı, Eğdek Tatlısı, Sengeser. Bu lezzetleri duyduktan sonra Van uçak bileti almak için sabırsızlandığınızı biliyoruz! Ama önce Samsun'da ne yenir bölümünü de okuyun, erkenden karar vermeyin. Samsun'un lezzetlerini duyunca, bir an da Samsun uçak bileti almaya karar verebilirsiniz. ile yolculuğunuzun sonunda Samsun Çarşamba Havalimanına inecekseniz. Karadeniz'in en güzel şehirlerinden birisi olan Samsun, sahip olduğu lezzetler ile sizi kesinlikle çok etkileyecek! - Tavuklu ya da sade seçenekleri ile sunulan keşkek, kadınlar tarafından hazırlanan ve erkekler tarafından dövülerek yapılan yarma buğdayın kullanıldığı bir yemek. - Kaşar peyniri kullanılması nedeniyle yapılan tüm menemenlerden farklı olan Çakallı menemenini kahvaltıda ya da istediğiniz bir öğünde mutlaka denemelisiniz! - Adını duyunca nasıl yani diyeceğiniz bir yemekten bahsedeceğiz şimdi; baklalı sarma. Yarma buğday, kuru bakla, bulgur ve çeşitli baharatlar kullanılarak yapılan ilginç yemek, yoğurt ile servis ediliyor. - Samsun'da deneyebileceğiniz diğer lezzetler; Nokul, Oymaağaç kebabı, Haluçka çorbası, Pide ve Yazı Pancarı. almanız için size bir sürü neden sunduk. Artık karar sizin; damak zevkinize ve görmek istediğiniz yerlere bağlı olarak seyahat edeceğiniz şehri seçebilirsiniz!"} {"url": "https://www.gezipedia.net/1146-yurt-disi-ucak-bileti-alma-rehberi.html", "text": "Yurt dışı uçak bileti gerek zorunlu gerekse planlı yolculukları gerçekleştirmek üzere, yabancı bir ülkenin topraklarına gitmenize olanak tanır. Dış hatlar yolcularının iş seyahatinden eğitim faaliyetlerine, sportif organizasyonlardan keşif turlarına, aile ziyaretinden fuar ve seminer aktivitelerine kadar farklı seyahat planları olabilir. Yabancı ülkelerin başkentlerine ya da eyaletlerine seyahat programı oluşturan kişilerin, uçak bileti rezervasyon işlemlerini önceden yapmaları önemli avantaj sağlar. Ön rezervasyon ayrıcalığı sunan prestijli uçuş acenteleri, aynı zamanda satın alma uygulamalarına da imkan verir. Profesyonel hizmet kalitesi, hızlı ve doğru veri akışı ile sektöre yön veren online bilet satış sistemleri üzerinden hem gitmek istediğiniz lokasyona hem de uçuş tercihlerinize uygun yurtdışı uçak bileti almanız oldukça kolaydır. Yolcuların ekonomik beklentilerine uygun alternatifler sunan yurt dışı uçak bileti fiyatları ise hava yolu ulaşımını tercih ederek seyahat etmek isteyenlerin karar verme aşamasında belirleyici rol oynar. fırsatlarını avantaja çevirmek üzere hava yolu sektörünün öncü ve lider pozisyonundaki firmaları tercih edebilirsiniz. Bu sayede uçak bileti rezervasyon, satın alma, check-in, promosyon, ek hizmetler, iade ve iptal gibi olanaklardan yararlanma şansınız bulunur. Dış hatlar yolcusu olarak seçkin firmaları tercih ettiğiniz durumlarda; uçağın kalkış lokasyonundan, varış destinasyonuna kadar tüm süreçleri sorunsuz şekilde ve arzu ettiğiniz konfor özelliklerinde yaşamanız mümkündür. Uçak bilet fiyatları yurt dışı seçenekleri farklılık gösterir. Bu anlamda, online uçuş platformlarında yer alan filtreleme özellikleri, yurt dışı uçak biletleri arasında fiyat, zaman ve hizmet kalitesi türünden kıyaslama yapmak isteyenler için işlevsel bir detaydır. Gelişmiş sistemler sayesinde yurt dışı uçuşlarını gerçekleştiren yerli ve yabancı hava yolu şirketleri hızlıca listeleyebilirsiniz. Ayrıca yurt dışı uçak bileti sorgulaması sırasında; seferlerin düzenlendiği tarih ve saat bilgilerinin yanı sıra tek aktarmalı, direkt ve çift aktarmalı uçuşlar da yolculuk planınızın şekillenmesi konusunda etkili olur. Hava yolu ulaşım ağı sayesinde hem tatil hem de çeşitli programların gerekliliği olan seyahatleri gerçekleştirebilirsiniz. Online yurt dışı uçak bileti satış performansıyla öne çıkan platformların, müşterilerine özel sağladığı üyelik avantajları mevcuttur. Yolcularına her uçuşta puan ya da mil gibi kazanç opsiyonları tanıyan sistemler sayesinde, ilerleyen uçuş planlarınızın indirimli olmasının yanı sıra bedavaya gelmesi gibi ayrıcalıklardan yararlanabilirsiniz. Önceden planladığınız yabancı ülke seyahati, özel zamanlar nedeniyle yoğun döneme rast gelirse, uçak bileti yurt dışı ön rezervasyon seçeneklerini değerlendirmeniz uygun olur. Yurt dışı uçak bileti olanaklarını değerlendirdikten sonra uçuş hazırlığı yapan yolcuların uyması gereken prosedürler, yurt içi uçuş koşullarından farklıdır. Dolayısıyla dış hatlar terminalinden çıkacağınız andan başlayarak, gideceğiniz ülkenin havalimanı kontrolünden geçeceğiniz zamana kadar, tüm süreci eksiksiz ve sorunsuz koşullar altında tamamlamanız gerekir. Bu durumda uçak bileti fiyatları yurt dışı avantajlarını değerlendirmeden önce; birtakım belgelerin eksiksiz şekilde hazırlanması, yurt dışı çıkış harcının ödenmesi, el bagajı ve valiz gibi yük taşıma şartlarının yerine getirilmesi gibi hususları gözden geçirmeniz önerilir. Söz konusu işlemlerin tamamını yurt dışı uçak bileti rezervasyon ve satın alma uygulamaları öncesinde kolaylıkla halledebilirsiniz. Tatil, iş seyahati ve eğitim faaliyetleri başta olmak üzere tüm seyahatleriniz için hem pasaport hem de vize sürelerini kontrol etmeniz, geçerlilik süresi 6 aydan az olan belgeleri yenilemeniz gerekir. Yurt dışına seyahat eden yolcuların hem can hem de mal güvenliğinin sağlanması bakımından yurt dışı seyahat sigortası yaptırmaları zorunludur. Böylece gitmek istediğiniz ülkenin varış lokasyonuna ulaştığınızda, polis çıkış noktasında sorun yaşama ya da geri döndürülme gibi risklerin önüne geçmiş olursunuz. Yurt dışı çıkış harcını yatırma işlemini banka kanalları aracılığıyla önceden yapabileceğiniz gibi yurt dışı uçak bileti ile yolculuk yapmak üzere havaalanına gittiğinizde de sorunsuz bir şekilde halledebilirsiniz. Uçağa biniş sırasında yanınızda el çantası, laptop çantası ya da standart ölçülerde tasarlanan kabin valizi bulunabilir. Eşya taşımak üzere tercih edeceğiniz büyük bavullar ise uçuş acentelerinin kesin olarak belirlediği 20 kg ya da 30 kg gibi ağırlık miktarını aşmamalıdır. Çünkü bavul yükünün fazla olması durumlarında, sizden ek bagaj ücreti ödemeniz istenecektir. El çantası, sırt çantası gibi uçak içerisinde taşınan aksesuarların içerisinde sıvı, delici, kesici alet bulunması yasaktır. Ayrıca sınırları aşan seyahat programlarınız için en uygun yurt dışı uçak biletini aldıktan sonra; yüksek faturalarla karşılaşmamak adına uygun tarife paketleri seçerek cep telefonunuzu yurt dışı kullanıma açtırabilirsiniz. En Uygun Yurt Dışı Uçak Bileti Biletbayisi'nden Alınır! \"Yurt dışı ucuz uçak bileti nasıl alınır?\" konusunda araştırma yapan yolcular, online satış portalı Biletbayisi. com sayesinde, beklentilerine uygun seyahat avantajlarına sahip olma şansını yakalar. Biletbayisi size uygun yurt dışı uçak bilet fiyatları sunarak yolculuklarınızın konforla geçmesini sağlar. Sorunsuz bir uçuş deneyimi yaşamak üzere online satış sistemini tercih ettiğinizde dış hatlar kalkış noktasından, yurt dışı varış lokasyonuna kadar tüm ayrıcalıklardan yararlanabilirsiniz. Biletbayisi. com üzerinden ön rezervasyon ve satın alma işlemlerini gerçekleştirebileceğiniz indirimli ya da kampanyalı yurtdışı uçak bileti fiyatları sayesinde uçuş keyfinizi artırmanız mümkündür. Online hava yolu portalı Biletbayisi; müşteri memnuniyeti odaklı hizmet anlayışında öncüdür. Özellikle sık seyahat edenlerdenseniz Biletbayisi. com'un mobil uygulamasını cep telefonunuza indirerek hızlı ve pratik şekilde üye olmanız mümkündür. Bu sayede yolculuk yaptığınız her sefer başına Biletbayisi'nden BB puanlar kazanabilir, sonraki yurt dışı uçak bileti alma işlemlerinizde indirimli ya da bedava biletli uçuşlar kazanma şansına sahip olabilirsiniz. Uçtukça kazandırırken yolcularına güvenli ve konforlu yolculukların keyfini yaşatan Biletbayisi. com'un yurt dışı ucuz uçak bileti avantajları, sizleri her dönem memnun etmeye hazırdır. Konforlu ve güvenilir bir seyahat deneyimi için en ucuz yurtdışı uçak bileti rezervasyonunu Biletbayisi. com'un ayrıcalıklarından yararlanarak yaptırabilir, satın alma işleminizi hızlıca gerçekleştirebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1147-enterprise-gunluk-arac-kiralama-hizmeti-ile-dunyayi-kesfe-cikin.html", "text": "1957 yılında 7 otomobil ile Amerika Birleşik Devletleri'nde kurulan Enterprise, müşteri memnuniyetini ön planda tutar. Şu anda yaklaşık 100 ülkede, 1.7 milyonu aşan ayrıcalıklı araç filosu ile hizmet verir. Bünyesine National ve Alamo markalarını da dahil eden Enterprise, zamanla standartlarını profesyonel seviyeye yükseltmiştir. Türkiye'de 1990 yılında Yes Oto Kiralama olarak kurulup 1997'de National Car Rental Türkiye lisansı ile hizmet vermeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk günlük araç kiralama markasıdır. İlk kez havayolu şirketleri ile iş birliği yapıp online araç kiralama hizmeti veren firmadır. 35 ilde 80'ni aşkın ofisi ile günlük araç kiralama ve kurumsal araç kiralama imkanları sunar. Enterprise'ı yakın ya da uzak tüm seyahatleriniz için tercih edebilir ve hayatınızı kolaylaştırabilirsiniz. Enterprise ile günlük araç kiralama hizmeti kısa sürede gerçekleştirilir. Web sayfasında bulunan alış ve iade tarihi seçerek, alınacak yer ile sürücü yaşı bölümleri doldurarak kolları sıvayabilirsiniz. Ardından uygun aracı bul butonu ile birlikte karşınıza çıkan sayfada araç sınıfı, yakıt ve vites tipinin bulunduğu filtreleme seçeneklerini kullanarak otomobillerin teknik özellikleri ile fiyatlarını görüntüleyebilirsiniz. Dilediğiniz arabanın yanında bulunan seç butonuna tıklayarak ek hizmetler adımına geçiş yapabilirsiniz. Bu sayfadan tercih ettiğiniz aracı değiştirebilir ya da ek sigorta paketleri ve ek hizmetler hakkında bilgi alıp seçim yapabilirsiniz. Bir sonraki aşamada, Enterprise sizi ödeme sayfasına yönlendirerek işleminizi tamamlar. Kiralama koşulları sayfasından hasar servis ve yakıt hizmeti, kiracı gereksinimleri, sigorta poliçesi, ödeme koşulları, trafik ceza, yurt dışı çıkış, fiyata dahil olan ve olmayan hizmetler gibi birçok kriteri inceleyebilirsiniz. Araç kiralama sektöründe 90'dan fazla ülkede 9 bini aşkın ofisi bulunan Enterprise, şirketlere de hizmet verir. Size en uygun kurumsal çözümleri, yaygın ofis ağı ve rekabetçi fiyatlar çerçevesinde sunar. Müşteri odaklı bakış açısını hız ve kolaylık sağlayarak kanıtlar. Aylık ve günlük araç kiralama yapmak istediğiniz zaman firmanıza özel fiyat tanımlar. Kurumsal rezervasyon ekibi ile taleplere hızlı bir şekilde cevap verir. Kurumsal müşterilere özel kampanyalar sunar; fiyat avantajı tanır. Araç bulunabilirliğinde öncelik tanıyıp ofislerde de ayrıcalıklı hizmet verir. hizmeti ile yolculuklarınız özgürleşir. Enterprise, ek hizmetler sunarak seyahatlerinizi kolay ve keyifli bir deneyime dönüştürür. Adrese teslim, adresten iade, navigasyon, ek sürücü, bebek/çocuk koltuğu, ek sigorta, mini hasar ile lastik, cam, far sigortası çeşitleri, ihtiyari mali mesuliyet, ferdi kaza sigortası, güvence paketi hizmetlerinin uygulanma süresi ve modeli farklılık gösterir. Dilediğiniz ek hizmeti tercih ederek güvenli, konforlu, pratik ve hızlı işlemler bütünü sunar. Rezervasyondan araç teslimine ve sonrasında iade zamanına kadar kontrollü bir günlük araç kiralama imkanı yaşayabilirsiniz. Bütçe Dostu Kampanyaları Tanıyarak Karar Verme Sürecinizi Kısaltın! Enterprise, günlük araç kiralama kolaylıkları sunarak müşterilerini önemsediğini gösterir. Bütçenize hitap eden bir kampanyaya katılarak güvenli ve uygun fiyatlı bir süreç geçirebilirsiniz. Genellikle, ödeme kolaylığı odaklı olan fırsatlar, araç teslim zamanı ve otomobil türünde de farklı imkanlar yaratır. Bütçe dostu ve ihtiyaca uygun otomobil seçeneklerini şubelerden ya da internet sayfasından değerlendirebilir, rezervasyonunuzu başlatabilirsiniz. Ardından beklemeksizin; aracınızı teslim alıp hayallerinizi süsleyen o yolculuğa çıkabilirsiniz. Siz de, global hizmet veren marka Enterprise'ı tercih ederek zaman, mekan ve bütçeden tasarruf etmenin kolaylıklarını yaşayabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1148-dumadum-oyun-parki.html", "text": ", top havuzları, oyun parkları, sünger havuzları ve pek çok heyecanlı aktiviteler bulundurur. Dumadum oyun parkı hafta sonlarınızı eğlence haline dönüştürmek artık çok basit olacak. Çocuğunuzu mutlu etmek, ona zihinsel ve kişisel gelişimi için sunacağınız bir eğlence merkezi çocuğunuzu son derece heyecanlandıracaktır. Ebeveyn olarak çocuğunuzun hem eğlenmek hem de güvende olması sizin de içinizin rahat olmasını sağlayacaktır. ile değil kafe alanı ile de ailelerin hem bekleyip keyifli vakit geçirebilmeleri için bir alan sunuyor hem de çocuklukların ara verip dinlenmesi için de bir alan olarak değerlendirilebilir. Üstelik Dumadum oyun parkında 1-12 yaş çocuklar için 60 dakika indirimli olup, birde ek olarak 30 dakika da oyun parkı kullanımı hediye ediliyor. içerisinde yer alan oyun atölyeleri, oyun ile beraber öğrenmeye önem gösterir. Oyuna dayalı öğrenme ortamlarında öğrenciler kendi problemlerini kendileri oluşturdular ve o problemleri kendileri çözerler. Bu da çocuğunuzun öğrenebilmesi ve gelişebilmesi için oldukça önemlidir. Oyun atölyesi sayesinde çocukların zihinsel gelişim süreçleri desteklenir. Çocukların problem çözme yeteneğinin gelişmesi, sosyal olarak arkadaş edinmeleri, grupta fark edilme ihtiyaçlarının ortaya çıkması gibi unsurlar ön plandadır. Oyun atölyesi sayesinde çocukların yaratıcılıkları ve hayal güçleri gelişir. Çocuklarda bulunan fazla enerji; olması gerektiği gibi dışarı atılır bu da ebeveynler için fazlasıyla olumlu bir durumdur. Ayrıca bunların yanı sıra çocuklar, topluluk içerisinde nasıl davranmaları gerektiğini öğrenirler. Bu nedenle çocuklarda oyuna dayalı öğrenme son derece önemlidir. Bu sayede çocukların günlük yaşamda sıkça karşılaştıkları problemleri çözebilme yetilerini tamamen kazanırlar. ve oyun atölyeleri çocukların odaklanma süresini arttırır. Çocukların sürekli aktif halde olması ciddi bir avantaj olarak görülür. Hatta özellikle doğrudan deneyimin içerisinde olmaları fazlasıyla önemlidir. Oyun atölyesi sayesinde çocukların zihinsel gelişim süreçleri desteklenmiş olur. Mantıksal düşünmenin başlamış olduğu, dil gelişiminin hız bir biçimde ilerlediği, kelime dağarcığının üç bin kelimeye ulaştığı bu dönemde çocuklar farklı arayışlara girerler. Çocukların problemleri çözme yeteneğinin gelişmesi ön plana çıkar. Bu noktada, okul faaliyetleri dışında gerçekleştirilen oyun atölyeleri çalışmalarının olumlu yönleri ve önemi ortaya çıkar. sırasında çocuklar dikkatli bir şekilde gözlemleniyor. Ayrıca, ebeveynlerin isteği doğrultusunda onlarla çocuklar hakkındaki gözlemler paylaşılabilir. Bu şekilde çocukların oyun atölyesinde nasıl davrandıkları hakkında fikirler yürütülür. Oyun atölyesi her çocukta beklenen etkiyi yaratmayabilir. Bazı çocuklar; beklenen gelişimi sağlayamazlar. Ancak bu noktada, söz konusu faaliyetlerin neden başarısız olduğuna dair bir takım çıkarımlar yapılır. Başka bir oyun atölyesinde neler yapılması gerektiğine düşünülüp karar verilir. adresinden tüm aktiviteleri ve saatlerini öğrenebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1149-ucak-bileti.html", "text": "Dünya üzerinde tüm güzellikleri keşfetmek farklı kültürlerin içerisinde kendimizden bir şeyler bulmak seyahat etmenin en keyifli kısımlarından. Birbirinden çok farklı tarihlerin aslında ortak bir geçmişten süzülmesinin yansımaları Dünya üzerindeki belli başlı noktalarda gezilecek yerlerin bu denli eşsiz ve keyifli bir deneyim sunmasına olanak sağlıyor. Bunca tecrübeyi hayatımıza sığdırmak, keyifle gezmek için ulaşım tercihini hava yolu olarak yapmak zamandan kazandırırken gezmek için daha fazla enerji sağlamamıza yarıyor. Bu sebeple uçak biletleri seyahatlerimizin kurtarıcı parçası oluyor diyebiliriz. almak çok daha zahmetsiz ve keyifli oluyor. Online olarak bilet almanın en kolay ve uygun yolu olan bu alternatifi siz de seyahatleriniz öncesinde tecrübe edebilirsiniz. Bilet almak noktasındaki karmaşayı çözdükten sonra sıra planlanmış gezilerin keyfini çıkatmaya geliyor. Alışılmışın dışında yapılacak seyahat planları daha heyecan verici olabiliyor. Bunun için bir tur programına uyar gibi sıradan bir rota oluşturmaktansa kendinize ait yepyeni bir deneyim planlamak gerekiyor. 'Neden olmasın?' mottosuyla yola çıkacak olursak, her şey biz hayal ettikçe mümkün. Bu da bize birden bire Avustralya'yı ziyaret edeyim deme hakkını tanıyor. Farklı havayolu şirketleri tarafından sunulan hizmetlerle Avustralya'nın birçok şehrine ulaşmak mümkün. Genel olarak aktarmalı yapılan bu uçuşlar, biraz uzun süreceğinden, en konforlu olana doğru bir tercih yapmak faydalı olacaktır. Bunun için de her seçeneği gözlemleyebileceğimiz biz platformu kullanarak uçuş ayrıntılarını incelemek önemli. Uçak biletini aldıktan sonra Avustralya gezisini planlamak kısmı üzerinde biraz çalışmak gerekir. Görmek isteyeceğiniz birçok noktası olabilir fakat bir kıtadan bahsedildiğini gözden kaçırmamak gerekir. Birbirinden çok uzak iki noktayı aynı anda deneyimlemeye çalışmak yorucu ve zaman kaybettirici olabilir. Bu sebeple Avustralya gezisini planlarken biraz daha ince hesaplamalar yapmak gerekiyor. Aynı zamanda Güney Yarım Kürede bir ülkeye giderken mevsimsel farklılıkları hesaba katmakta fayda var. Avustralya kendi içerisinde bile farklı iklimleri yaşattığından, hangi bölgesine hangi zamanda gidecekseniz mutlaka mevsimsel durumunu kontrol edin. Avustralya çok uzak, biraz daha yakın bir plan yapsak diyenler için, yanıbaşımızda farklı deneyimler sunan Kıbrıs'ı ziyaret etmek bir seçenek olacaktır. Hem yakın hem de farklı seçenekler sunduğundan, anlık kararlar için daha uygun bir seçenek. O zaman en başından başlayarak Kıbrıs ziyaretine bir göz atalım. Avustralya bambaşka bir dünya ama yanıbaşımızdaki Kıbrıs da güzel bir seyahat rotası. de oldukça fazla talep görüyor. Pratik bir şekilde ulaşılabilmesi için havayolu tercih edildiğinden avantajlı olarak bilet bulmak da mümkün oluyor. Güneşli zamanları yılın bir çoğunu kapsadığından tatil yapmak için iyi bir fırsat Kıbrıs. Aynı zamanda gece hayatı içinde oldukça alternatifli. Tüm bunların yanı sıra doğal güzellikleriyle dünya mirası kabul edilen unsurlara ev sahipliği yaptığından tarihi olarak dolu bir seyahate olanak sağlıyor. Choirokoitia köyü, Boyalı Kiliseler ve Baf Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü tarafından dünya mirası listesine alınmış yerlerdir ve tarih öncesi döneme dek uzanan keyifli bir yolculuk için eşsiz bir deneyim sağlar. Kıbrıs'ın sunduğu bu farklı alanlardaki gezi alternatiflerini gece ve gündüz olarak planladığınızda bir hafta kadar bir süre ayırırsanız tadını çıkartarak çoğuna hakim olmuş olursunuz. Kıbrıs hakkında verilmesi gereken en önemli bilgilerden biri trafik durumu. Birçok benzer ve yakın kültürel özelliklerimize rağmen trafik bize göre ters akıyor. Seyahat planlarınızın içine araç kiralama eklemeyi düşünüyorsanız bu durumu birdaha düşünün. Avustralya ve Kıbrıs gezilerine bir Avrupa alternatifi eklemek gerekirse, yine Kıbrıs gibi vizesiz ziyaret edebileceğimiz bir alternatif olarak Saraybosna dikkat çekiyor. Uzun yıllar Osmanlı etkisinde oluşundan dolayı mimarisiyle dikkat çeken Saraybosna, bu kültürel yakınlıktan dolayı Türkiye'den oldukça fazla ziyaretçi barındırıyor. Gezildiği esnada Avrupa'dan ziyade Anadolu'da geziliyormuş hissi veren mimarisiyle oldukça sıcak ve görsel bir seyahat imkanı sunuyor. Uçak bileti bulmaksa oldukça kolay. Online olarak bilet alternatiflerini incelediğinizde, ulaşılabilirliğinin kolay olduğunu gözlemleyeceksiniz. Ayrıca havalimanından şehir merkezine ulaşmak da oldukça kolay olduğundan, yorucu olmaktan ziyade dinlendirici bir gezi planı yapmaya olanak sağlıyor. Doğal güzellikleriyle dinlenebilir, tarihi yapılarıyla geçmişe yolculuk yapabilirsiniz. Çarşıları ve müzelerinin de her biri ayrı bir dokuyla gezilecek yerler alternatifini oldukça arttırıyor. Kış aylarına denk gelen bir seyahat planlıyorsanız kayak yapmak için de alternatifiniz var. Kısacası yılın her anında ziyaret edilebilecek pratik bir alternatif olarak Saraybosna ziyaretçilerine kucak açıyor. Seyahat etmek istiyor ama nereden başlayacağınıza karar veremiyor olabilirsiniz. Bazen aklımızdan geçen alternatifler arttıkça karar vermek zorlaşır ve bu durum sürekli ertelememize sebep olabilir. Bu durumda bazı kişisel analizler yapmak gerekebilir. Gezinizin neleri içermesini istediğinize karar verin. Doğa dolu bir deneyimle rahatlamak mı istiyorsunuz, yoksa tarih ağırlıklı bir gezi planıyla geçmişe yolculuk etmek mi? Bunu belirlediğiniz zaman bile seçenekleri aşağı yukarı elemeyi başarabilirsiniz. Veya plansız bir şekilde bir anda çıkıp gitmek istiyorsanız, muhtemel olarak daha yakın daha az karmaşaya sahip bir seçenekle başlamanız kolaylık sağlayacaktır. Bütçeniz de belirleyici bir etken olduğundan, kendi seçeneklerinizin farkına vardığınız zaman aslında seyahat planlamasının ne kadar kolay olduğunu fark edeceksiniz. Avustralya ve Kıbrıs gibi iki farklı alternatifi ele alıyor oluşumuz da akıllardan geçen farklı seçeneklere birer örnek olması için. Aynı zamanda planlarınızın içine küçük kaçamaklar da ekleyebilirsiniz. Yol üzerinde merak ettiğiniz bir başka nokta bulursanız hiç çekinmeden deneyimleyin. Böyle plansız yapılan ufak kaçamaklar seyahatlerinizi daha heyecanlı ve unutulmaz kılacaktır. Gezilerinizi en keyifli haliyle yaşayabilmek için hiçbir şeyin kusursuz olamayacağını önceden kabul etmeniz gerekir. Bu öngörü sayesinde karşılaşılacak pürüzleri en dingin şekilde karşılamak ve en az hasarla atlatmak mümkün olur. Olumsuzluklar yerine edindiğiniz tecrübelere odaklanırsanız, yağmur beklenmeyen bir hafta için planladığınız tatilde yakalandığınız sağnak bir çile olmaktan çıkarak size yeni deneyimlerin kapısını açacaktır. ararken takip ettiğimiz adımları sizde bu rotalar için veya bambaşka bir yolculuk için online bir araştırmayla takip edebilirsiniz. Sonrasında keyifli bir anı yaratmak için gezi planımızın tadını çıkartmak kalıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/115-istanbulun-incisi-tarihi-galata-kulesi.html", "text": "İstanbul'a gelenlerin sürekli olarak gitmek istedikleri mekanların en başında Galata Kulesi gelmekte. Yüzyıllardır aynı yerde duran kule, pek çok tarihi olaya tanıklık etmiş ve bazı tarihi olaylarda da kedisi baş rol oynamıştır. Bunlardan en önemlisi ise Hezarfen Ahmet Çelebi'nin kuleden atlamasıdır. Günümüzde bu olaya ait yeterli bilgi bulunmasa da bizim için gerçekliği çok fazla tartışılmayan efsanelerden bir tanesidir. , Haçlı Seferleri sırasında oldukça ağır hasarlar aldı ve yıkılma noktasına geldi. Bu sebeple Cenevizliler tarafından yeniden inşa edildi. Tarihi kaynaklarda kulenin tamamen yıkıldığı ve yeniden en baştan yapıldığı da söylenmektedir. Yine eski resimli kaynaklarda kulenin ilk halinin şimdikinden çok daha farklı olduğu açıkça görünmekte. Pek çok Türk filminde Hezarfen Ahmet Çelebi'nin kuleden atladığı varsayılan yıllarda kulenin şu andaki mimari yapısından farklı olduğu ayrıntısı atlanmıştır. Oysaki ilk yapılan halinde kulenin şu andaki gibi balkonu yoktur. 'nin orijinal yapısına vurulan bir darbe olsa da insanların kulenin tepesine çıkmaları için sağlanmış büyük bir kolaylık olmuştur. Kuleye çıkıp eşsiz manzarasının tadını çıkarmak isteyenler bunu en geç gece saat 22:00'a kadar yapabiliyorlar. Bu saatten sonra ziyaretçi kabul edilmiyor. Ayrıca restoranda yemek yiyebilmek için önceden rezervasyon yaptırılması gerekmekte. gelir. Kulenin tarihi dokusu ve ziyaretçilerine sunduğu manzara keyfi, eşsiz olmasının en önemli özelliklerindendir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1150-ucak-bileti.html", "text": "almanın en kolay yolu seyahat planlarına dahil oluyor. Her şeyin tek bir ekranda fırsatları ve seçenekleriyle görülebilir olduğu bu uygulamada, uçak bileti almanın kolaylığı çok büyük bir avantaj. Planlı veya plansız seyahatlerinizde siz de bir göz atın. Uçakla ulaşım hemen her yer için mümkün günümüzde. İstediğiniz lokasyona ufak bir araştırmadan sonra hem istediğiniz zaman için hemde uygun uçak bileti bulabiliyorsunuz. Durum böyle olunca bizlere de gezmek için bir sebep daha oluyor. Şimdi birkaç rotayla örneklendirerek gezi planlayalım. Muğla birkaç farklı noktasına uçakla ulaşımın mümkün olduğu bir şehir olduğundan seyahat etmek çok kolay. Tabii Muğla'ya gitmek için bundan çok daha fazla sebep var. Her bir ilçesi ayrı bir doğal güzelliğe sahip olan Muğla'nın birkaç popüler noktasına değineceğiz. İlk olarak Fethiye ile başlayalım. Kelebekler Vadisi, Ölüdeniz, Saklıkent Kanyonu ve nice doğal güzellikleriyle sadece Türkiye değil dünya genelinde de ün salmış bir yer Fethiye. Sakinliğiyle huzur bulacağınız bu doğal güzelliklere Dalaman çayında rafting yaparak heyecan katma imkanınız da var. Aynı zamanda tarihi birçok yapısıyla kültürel bir gezi içinde fırsat sunuyor. Fethiye'den sonra Bodrum en meşhur ilçelerden biri. Genellikle plajları eğlence hayatı ve tatil tutkunlarının vazgeçilmez adresi olarak anılsada aslında Bodrum bunlardan çok daha fazlası. Özellikle su altı dalış tutkunları için en vazgeçilmez adreslerden biri Bodrum. Bodrum Kalesi ise önemli tarihi noktalardan biri olmasıyla dikkat çekiyor. Halikarnas Mozolesi bir açık hava müzesi olarak kesinlikle görülmesi gereken yerlerden biri. Bir de Datça'ya uğramak gerekiyor Muğla seyahatinde. Diğer ilçelerden daha farklı bir yapısı var Datça'nın. Daha sakin saha kendine has kalabilmiş, biraz daha kafa dinlemek için seçilebilecek bir nokta. Tüm bu özellikleriyle kamp yapmak isteyenlere de güzel alternatifler sunabiliyor. Her mevsim kendisine has bir havası olan Muğla genellikle ilkbahar ve yaz aylarında tercih ediliyor. Sizin tatil planlarınız kış aylarına denk geliyor, veya daha farklı bir seyahat planlıyorsanız kafanızda sizin için İstanbul daha uygun bir seçenek olabilir. İstanbul gezmek, görmek, iş, eğitim, spor faaliyetleri ve daha birçok farklı amaç için tercih edilen bir şehir. Birçok kültürü içinde harmanlayışı sadece günümüze özgü değil. Geçmişte de çok ayrı medeniyetleri ağırladığı için tarihi bir gezi yapılacaksa akla ilk gelen şehirlerden. Kısacası İstanbul herkes için mutlaka bir alternatif sunuyor. Eğer kendinize hitap etmediğini düşünüyorsanız muhakkak yeterince araştırmamışsınızdır. İstanbul'u gezerken kısım kısım günlere bölmek daha mantıklı olacaktır. Çok fazla gezilip görülecek yeri olduğundan karmaşasız ve yorulmadan gezmek için iyi planlamak gerekiyor. Örneğin Mısır Çarşısı'nı gezdiğiniz bir günü yine Eminönü ve yakınlarında bir programla devam ettirirseniz zamandan tasarruf ederken yorgunluğunuzu da en aza indirgemiş olursunuz. Taksim'de başlayan bir günü Beşiktaş'la devam ettirebilirsiniz. Sonuç olarak planlı hareket ederek İstanbul'u tanımanız daha da kolaylaşır. İstanbul ve Muğla birbirinden çok farklı uğrak noktaları olmasına rağmen sahip oldukları ortak noktaları da var. Bunlardan birisi yola çıkarken sahip olunan amaçlara göre şekilleniyor oluşları. Yola çıkarken herkesin bazı beklentileri oluyor. Bir seyahat birçok farklı amaca hizmet edebiliyor. Herkesi yola çıkartan, seyahate teşvik eden şey de bu beklentiler ve yola çıkış amaçları oluyor zaten. Aynı şehirde iki saat uzaklıktaki iki nokta bile birbirinden oldukça farklı amaçlara hizmet edebiliyor. Bu da şunu gösteriyor ki, seyahat etmek için bir sebep bulmak, farklı karakterleri aynı rotada buluşturmak çok zor değil. Doğru tarafından bakabilmek ve uygun seçenekleri listeleyebilmek seyahat etmenin püf noktalarından. Fakat bu durum birdenbire değil zamanla kazanılabilecek bir bakış açısı. Siz seyahat ettikçe kendinizi tanıyacaksınız. Size en çok keyif veren seyahat unsurlarını keşfedecek ve gezilerinizi bu yönde düzenlemeye başlayacaksınız. Bu sebeple çok düşünmeden seyahat etmeye başlarsanız bu tecrübeyi daha kısa sürede edinebilmiş olursunuz. Gezerken o esnada yaşanan heyecan ve atmosfer sebebiyle her anı kayıt altına almak mümkün olmayabiliyor. Veya o an için sadece yaşamak istediğinizden, başka hiçbir teknolojik aleti büyüyü bozmaması için ortaya çıkarmıyor olabilirsiniz. Zaten anı biriktirmek sadece fotoğraf veya video çekmekle olmuyor. O anı unutulmaz kılan küçük bir ayrıntı, bir anahtar kelime bir obje sizi gördüğünüz anda o zaman götürebilecek her şey anı biriktirmenize yardımcı olacaktır. Kendi kendinize bir seyahat güncesi oluşturabilirsiniz. Gittiğiniz yerleri ve tarihleri not aldığınız bir iki kelimeyle size o seyahati hatırlatmasını sağlayacağınız çok basit bir sistem olabilir bu. Kimi insanlarda çizim yaparak kelimeleri kullanmadan yaparlar bu seyahat günlüklerini. Sonuç olarak sayfaları çevirdiğiniz zaman sizi o günlere götürecek bir delik oluşturmuş olursunuz zamanda. İşleri biraz daha ilerletip bu tuttuğunuz notları zaman buldukça dijital ortama dökerek daha kalıcı olmasını da sağlayabilirsiniz. Görüldüğü gibi gezmek birçok açıdan çok kıymetli bir birikim. İnsanın kendisine yapacağı en güzel yatırımlardan biri. Satın alamayacağım tek şey deneyimlerin kendisi olduğundan için içine girmek, yaşayarak öğrenmek eşsiz bir fırsat. Birde bunlar birikmeye başlayınca ortaya kişisel bir hazine çıkıyor adeta. Sizde kendi kişisel serüveninize başlamak için hemen örnek gezi planlarımızdan olan Muğla'ya doğru yola çıkabilirsiniz. Tek yapmanız gereken Muğla uygun uçak bileti alarak kendinizi akışa bırakmak olacak. Çok daha kompleks bir gezi turuyla başlangıç yapmak isterseniz de aramalarınızı İstanbul uygun uçak bileti olarak değiştirmeniz yeterli olacaktır. Sonrasında İstanbul'un sizin için hazırladıklarıyla eşsiz bir seyahat yapmış olacaksınız. Tüm bunları yaparken de anılarınızı kendi yönteminizi oluşturarak biriktirmeyi sakın unutmayın. O an için unutulmaz gelen anılar zaman yenik düşmesin ki tecrübelerinizi sizler de diğer insanlara aktarabilesiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1151-binlerce-yillik-gecmisiyle-giresunun-tarihi-yerleri.html", "text": "de yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmektedir. Kısacası Giresun, tabiat zenginlikleri ve asırlar öncesinde yaşayan insanların seslerini duyuran yapıları ile yerli ve yabancı turistlerin Karadeniz'de rağbet ettiği şehirlerden biridir. Giresun Kalesi'nin kesin olarak hangi tarihte yapıldığı bilinmemekle birlikte MÖ 2. yüzyılda Pontus Krallığı tarafından inşa ettirildiği düşünülmektedir. Tüm Giresun manzarasını gözler önüne seren bir tepede bulunan tarihi yapı, iç ve dış kale şeklinde iki bölümden oluşmaktadır. Kalenin duvarlarının ise çoğu yıkılmıştır. Ancak İç Kale kısmından günümüze yalnızca saray kalıntıları ulaşmıştır. Geçmişte askeri kontrol merkezi olarak yaptırıldığı tahmin edilen kale, günümüzde Giresun'da tarihi yerleri keşfetmeyi sevenlerin ilgiyle ziyaret ettiği yapılar arasında bulunmaktadır. Giresun Kalesi gün içerisinde saat kısıtlaması olmadan ücretsiz bir şekilde ziyaret edilebilmektedir. Tirebolu Kalesi, Giresun'da denizde küçük bir yarımada üzerinde bulunmaktadır. Kesin olmamakla birlikte geçmişinin MÖ 15. yüzyıla kadar dayandığı düşünülmektedir. İçerisinde Osmanlı Devleti dönemine ait mezar taşları bulunan tarihi yapının sur duvarları günümüze kadar varlığını korumuştur. Etrafını saran yeşil alanların arasında yüzyıllardır ayakta kalmayı başaran Tirebolu Kalesi, her köşesinden tarihin izlerini yansıtan mimarisiyle turistlerin ilgisini çeken destinasyonlardan biridir. Tirebolu Kalesi'ni görmek isteyen turistler gün boyunca diledikleri saatte giriş ücreti ödemeden yapıyı ziyaret edebilmektedir. Şebinkarahisar Kalesi, Giresun'da kendisiyle aynı isme sahip ilçede yer almaktadır. Hangi tarihte yaptırıldığı kesin olarak bilinmemekle birlikte Roma dönemi mimarilerinden olduğu tahmin edilmektedir. İç ve dış kale olmak üzere iki bölümden oluşan tarihi yapının yüksekliği 200 ve 450 metre arasında değişiklik göstermektedir. Yer aldığı Hacı Kayası bölgesi tüm Giresun'u gören bir konumdadır. Osmanlı Devleti döneminde çeşitli restorasyon işlemleri gören Şebinkarahisar Kalesi geçmişte yaşanan Ermeni ayaklanmaları sırasında yıpranmıştır. Bulunduğu tepeden şehri izleme imkanı veren kale turistlerin ilgi gösterdiği bir yapıdır. Şebinkarahisar Kalesi gün içerisinde hiçbir ücret ödenmeden ziyaret edilebilmektedir. Kale Camii, Giresun'da ilk olarak Dizdarzade Emetullah Hanım tarafından 1830, daha sonra ise 1912'de Sarı Mahmut Zade Mustafa Efendi tarafından inşa ettirilmiştir. Yapımında kesme taş kullanılan tarihi yapı kare plana sahip ve tek kubbeli bir ibadethanedir. İç mekanındaki Barok tarzı mimari ile özellikle yabancı turistlerin ilgisini çeken Kale Camii'nin bahçesinde de bir çeşme yer almaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 1986 yılında tescillenerek koruma altına alınan dini yapı gün içerisinde namaz saatleri ve diğer zaman dilimlerinde ücretsiz bir şekilde ziyaret edilebilmektedir. Kapu Camii, 1593 yılında Mutasarrıf Seyyid Mehmet Paşa'nın isteğiyle yaptırılmıştır. İnşasında kesme taş kullanılan cami tek kubbeli ve kare planlıdır. Bölgede geçmiş yıllarda çıkan yangın nedeniyle etrafındaki yapılarla yanmıştır. 1896 yılında yeniden yaptırılan cami 1986'da tescillenerek koruma altına alınmıştır. İç mekanındaki süslemelerle 19. yüzyıl mimarisini yansıtan Kapu Cami, turistlerin Giresun'da ilgi gösterdiği tarihi yapılardandır. Cami gün boyunca ücretsiz bir şekilde namaz saatleri ve dilenen zaman dilimlerinde ziyaret edilebilmektedir. Giresun Atatürk Evi Müzesi, 1924 yılında Mustafa Kemal Atatürk'ün şehre geldiğinde konakladığı tarihi yapıdır. Kesin olarak hangi tarihte yaptırıldığı bilinmeyen yapının 19. yüzyıl mimarilerinden olduğu tahmin edilmektedir. Ev, 1982 yılında müze olarak faaliyet göstermeye başlamıştır. İçerisinde Ulu Önder'in kullandığı şahsi eşyalar sergilenmektedir. Mustafa Kemal'in konakladığı sıradaki haliyle koruma altına alınan müzede bir de yaklaşık 500 kitaplık Atatürk Kütüphanesi de bulunmaktadır. Giresun Atatürk Evi Müzesi haftanın her günü 08.00 ile 18.00 saatleri arasında ücretsiz bir şekilde ziyaret edilebilmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1152-okul-alisverisi-icin-ipuclari.html", "text": "sürecini biraz daha kolaylaştırabilir. Kullanmadığınız okul ekipmanlarınızı ve malzemelerinizi bağışlayarak, ihtiyacı olan insanlara yardımcı olabilirsiniz. Okula dönüş malzemeleri ihtiyaçlarınız doğrultusunda oldukça yüksek fiyatlara sahip olabilir. Bu süreçten karlı ayrılmak için sadece ihtiyaç duyduğunuz ürünleri alın ve ortalama fiyatların üzerinde olan ürünleri tercih etmeyin. Daha uygun fiyatlar için, erken alışveriş yapın ve indirim kampanyalarından yararlanın. Ebeveynler okul alışverişi yaparken aşırıya kaçmak istemeyebilirken, enflasyonun sürekli bir sorun olduğunu unutmamalıdırlar. Fiyatlar 1980'lerin başına göre tüm zamanların en yüksek seviyesine ulaşmış durumda. Defter fiyatları bile yükselişe geçmiş durumda. Sonuç olarak, ebeveynler beklenmedik masraflar için önceden plan yapmalı. Okul alışverişi için şimdiden araştırmalara başlayabilir ve internet üzerinden kampanyaları takip ederek bütçenizi sarsmadan alışverişinizi gerçekleştirebilirsiniz. Ağustos ayında okul alışverişi yapmak iyi bir fikir olabilir. Okul malzemelerinden tasarruf etmenin en iyi yollarından biri, malzemeleri indirimli olarak satın almaktır. Okul başladıktan sonra, bazı ürünlerin fiyatları %50 veya daha fazla düşebilir. Önceden alışveriş yaparak, ebeveynler yeni yıl için gerekli malzemeleri stoklayabilirler. Ayrıca, birçok mağaza indirimli fiyatlarla çeşitli ürünler satın almak için kullanılabilecek kuponlar hazırlıyor. Bu malzemeleri toplu olarak satın almak ebeveynlerin tasarruf etmesini sağlayacaktır, çünkü hasar görmüş veya yıpranmış ürünleri yenisi ile kolayca değiştirebilirler. ürünlerinden gözlerini alamayan çocuklarınıza istediklerini almak için alışveriş öncesi birlikte liste yaparak ihtiyaçları tam olarak belirlemelisiniz. Okula dönüş alışveriş sezonu yaklaşıyor ve bununla birlikte kalemlerin, defterlerin ve daha fazlasının maliyeti oldukça yüksek rakamlara ulaşabilir. Okula dönüşün ilk sinyali okul alışverişi ile başlıyor. Neyse ki, okul alışverişi için kredi kartları hemen hemen her şeyin maliyetini karşılayabilecek fırsatlar sunuyor. Hangi kartların harcadığınız para için en iyi değeri sunduğunu öğrenmek için bankanız ile görüşebilirsiniz. Ödüllerinizi en üst düzeye çıkarmak için, dönen kategorilere sahip bir nakit ödül veren kredi kartı seçebilirsiniz. Çoğu kategori yaz alımlarını Eylül ayına kadar ödüllendirilmektedir. Birçok çevrimiçi perakendeci, okul alışverişi için oldukça geniş bir ürün yelpazesi sunuyor. Bununla birlikte, birçok mağaza sınırlı sayıda sarf malzemesine sahip oluyor; bu nedenle satış reklamlarını veya ekranlarını inceleyerek en uygun kampanyaları bulabilirsiniz. Giyim mağazaları veya marketler gibi okul malzemelerinden daha fazlasını sunan mağazaları ziyaret edebilirsiniz. Küçük çocuklarınız varsa, sevimli okul malzemeleri için büyük kırtasiye dükkanlarına veya online mağazalara bakabilirsiniz. Aradığınız ürünleri tam olarak bulamıyorsanız, internet alışverişi en iyi seçenek olacaktır. Online alışveriş ile binlerce seçenek arasından aradığınızı tam olarak bulabilirsiniz. Çocuğunuzun sınıfı için toplu malzemeler satın alıyorsanız, muhtemelen bir satın alma işlemi yapmadan önce birkaç perakendecinin fiyatlarını karşılaştırmak daha yararlı olacaktır. Okul malzemelerinin fiyatı hızla artabilir ve okul çantaları modelleri kadar basit öğeler bile beklediğinizden daha pahalı olabilir. Fiyatları karşılaştırmak için araştırma yapmak pahalı eşyalardan tasarruf etmenizi sağlayabilir. Bir okul çantası almadan önce çocuğunuzun ihtiyaçlarına göz atmalısınız. Okula ne kadar eşya götüreceğine karar verin ve her bölme için ihtiyaç duyduğu şeylerin bir listesini yapın. Örneğin, çocuğunuz sık sık bir dizüstü bilgisayarı sınıfa götürürse, dahili dizüstü bilgisayar kılıfı olan bir sırt çantası isteyebilir. Sırt çantasının bir dizüstü bilgisayara uyup uymayacağını kontrol ettiğinizden emin olun. Ayrıca, su şişeleri ve sakız gibi öğeleri de eklediğinizden emin olun. tüm ihtiyaçlarınızı karşılayabilecek çok çeşitli renkli çantaları sizlere sunuyor. Seçeneklerinizi daralttıktan sonra çevrimiçi veya yerel kırtasiye dükkanlarına bakabilirsiniz. Ürün incelemeleri en iyi kararı vermenize yardımcı olacaktır. Kararsız kaldıysanız, bir arama motorunda ihtiyaçlarınızı yazarak detaylı bir araştırma yapabilirsiniz. Çocukların en çok ihtiyaç duyduğu ürünlerin başında okul çantası geliyor. Okul çantası modellerini birlikte inceleyebilir ve son kararı çocuğunuzla birlikte verebilirsiniz. Bir okul çantası 1300 gramdan daha ağır olmamalı ve en az on beş litrelik bir hacme sahip olmalıdır. Omuz askıları ergonomik olarak şekillendirilmeli ve en az 4 cm genişliğinde olmalıdır. Çanta ayrıca kaliteli malzemeden yapılmalı ve kaymamalıdır. Çantanın ağırlığı çocuğunuzun vücut ağırlığının% 15'inden fazla olmamalı ve omuz askıları taşıması rahat yumuşak bir malzemeden yapılmalıdır. Eşleşen şekilli bir arka bölüm rahat olmalı ve hava geçirgen dolgu sağlamalıdır. Çoğu öğrenci bez çantalarını ilkokul çantası olarak kullanmazken, okula fazladan malzeme taşımak için ideal yol olabilir. Bununla birlikte, sağlam bir sırt çantası kadar iyi dayanmazlar ve bir omuza çok fazla yük bindirirler. Ders kitaplarını taşımak için yararlı olabilirler, ancak sırt çantası kadar dayanıklı değildirler. Buna karşılık, bez çantalar çoğu perakendecide popüler ve yaygın olarak bulunur. Bir okul çantası seçmek kişisel bir karardır. Büyük bir ana bölmeye sahip bir sırt çantası mı yoksa daha küçük bir öğle yemeği için küçük bir sırt çantası mı seçeceğiniz tamamen size bağlıdır. Unutmayın, çantanın taşınması kolay olmalı ve en sık kullandığınız eşyalarınız için yere sahip olmalıdır. Ana bölmeye ek olarak, çantanın görünümünü ve hissini de göz önünde bulundurmalısınız. İsterseniz, postacı çantası olarak da bilinen bir çapraz vücut çantası bile seçebilirsiniz. Sırt çantası kadar ergonomik olmasa da, çapraz gövdeli çantalar sırt çantasından daha kolay hareket etmenizi sağlar. Bir Benetton okul çantası, çocuğunuzun eşyalarını düzenli ve hasardan korumak için harika bir ürün olabilir. Bu çantayı yapmak için kullanılan tasarım ve malzeme birinci sınıftır, bu da öğrenciler, çocuklar ve hatta yetişkinler için uygundur. Yüksek kaliteli malzeme normal aşınma ve yıpranmaya dayanacaktır. Şık, modern görünüm de gençlere hitap edeceğinden emin. Çocuğunuz için bir benetton okul çantası satın almayı düşünüyorsanız, nihai kararınızı vermeden önce bu noktaları göz önünde bulundurun."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1153-ucak-bileti-alirken-dikkat-edilmesi-gereken-durumlar.html", "text": ", uçaktaki yolcu koltuğunu onaylayan bir belge veya elektronik kayıttır. Bilet türleri değişir, ancak genellikle hem kağıt hem de elektroniktir. Elektronik biletlere genellikle e-bilet denir. E-biletler genellikle daha karmaşıktır ve kupon veya belge içerebilir. Bir uçak bileti satın aldığınızda, ince baskıyı dikkatlice okuduğunuzdan ve diğer uçak biletleriyle karıştırmadığınızdan emin olun. Birçok havayolu, bir uçak biletinin farklı yönlerini ayırmaya başlıyor. Bazılarında yemek planları, koltuk seçimi ve hatta bagaj bulunmaktadır. El bagajı hala çoğu bilete dahildir. Yolculuğunuzda hoş olmayan bir sürprizle karşılaşmamak için uçak biletinin baskısını kontrol ettiğinizden emin olun. , uçuş detaylarını ve koltuk numarasını içerir. Bu belge bir uçak bileti vermek için temel oluşturur. Satın aldıktan sonra, yolcuya e-posta ile bir güzergah makbuzu verilecektir. Bu elektronik belge işlemin onayıdır. Birçok kez basılabilir veya bir mobil cihazda saklanabilir. Ancak e-bilet binişe izin vermiyor. Uçak biletinizi vermek için havayolunun sizi çevrimiçi olarak veya havaalanında kontrol etmesi gerekecektir. Uçak biletleri için ön rezervasyon koltuk numaraları başka bir seçenektir. Bazı havayolları, çantalarını kontrol etme zahmetinden kaçınmak isteyen yolculara öncelikli biniş imkanı sunar. Koltuk tercihiniz varsa, havayolunun şart ve koşullarını kontrol ettiğinizden ve buna göre karar verdiğinizden emin olun. Uçak bileti rezervasyonu karmaşık bir süreçtir. İşlemin birkaç aşaması vardır ve bunlar bağımsız olarak veya kombin bir şekilde gerçekleştirilebilir. Çevrimiçi seyahat acentelerini ve arama motorlarını kullanarak uçuş seçeneklerini karşılaştırabilir ve en iyi teklifi bulabilirsiniz. Son adım biletleme işlemidir. Seyahat etmek istediğiniz havayolunu seçmeniz ve uçuş numarası da dahil olmak üzere ilgili tüm bilgileri eklediğinizden emin olmanız gerekir. ararken hangi havayollarının bu destinasyona uçtuğunu merak ediyor olabilirsiniz. Uçuş rezervasyonu için bazı yararlı ipuçları. Her şeyden önce, uçuş rezervasyonu yapmadan önce düzenlemelerin ne olduğunu bilmek esastır. Bu düzenlemeler hakkında daha fazla bilgi edinebilir ve uçmadan önce belirli testlerden geçmeniz gerekip gerekmediğini görebilirsiniz. İstanbul'dan Kayseri'ye uçmak istiyorsanız, en iyi seçeneğiniz ucuz bir uçuş rezervasyonu yapmaktır. Uçaklar en hızlı ulaşım aracıdır, ancak pahalıdır. Kayseri uçuşlarından tasarruf etmek için önceden bilet satın alabilirsiniz. Seyahatinizi popüler seyahat dönemleri dışında da planlayabilirsiniz. Düşük maliyetli havayollarını seçerek ucuz uçuşlar bile alabilirsiniz, ancak programınızı dikkatlice düşündüğünüzden emin olun. Bütçeniz varsa İstanbul'dan Kayseri'ye tek yön uçmayı düşünün. Hemen seyahat etmeniz gerekmiyorsa, arama motorlarını kullanarak ucuz bilet arayabilirsiniz. Uçmayı planladığınız havayolundan emin değilseniz, havayolunun iptal politikasına baktığınızdan emin olun. Son dakika uygun fiyatlı uçuş bile bulabilirsiniz. Toplu taşıma araçlarıyla seyahat etmek istiyorsanız, metroyu kullanmak iyi bir fikirdir. Kayseri seyahatinizin nedeni ne olursa olsun uçak bileti bulduktan sonra konaklama için tercihinizi yapabilirsiniz. Yolculuk ve konaklama planlamanızı yaptıktan sonra dilerseniz araç kiralayabilirsiniz. Kayseri turunuzda araç kullanmak istemezseniz şehrin toplu ulaşım yollarını da araştırmanız gerekebilir. bulmak için Ankara'dan İzmir'e hangi havayollarının uçuş yaptığını bilmeniz gerekir. İki şehir arasında uçuş yapan altı havayolu var ve bunlardan herhangi birinde doğrudan uçuş bulabilirsiniz. COVID-19 krizinden sonra Ankara'dan İzmir'e uçmayı düşünüyorsanız, aktarma içermeyen uçuşları kontrol etmelisiniz. Bazı havayolları, belirli gıdalara alerjisi olan kişileri barındıracak politikalar uygulamıştır ve bazı kişilerin binmelerine izin vermeyecektir. Uçuş rezervasyonu yaparken kesintisiz uçuşlar daha iyi bir seçenek olacaktır. Bu politikalar COVID-19 bittikten sonra da geçerli olmaya devam ediyor. Ankara'dan İzmir'e bir uçuş 322 mil (520 kilometre) kapsar ve tamamlanması yaklaşık bir saat onbeş dakika sürer. Popüler bir destinasyon olan İzmir'e kolay bir şekilde bilet bulabilirsiniz. En iyi fırsatları elde etmek için önceden rezervasyon yaptırmak sizin için daha iyi olacaktır. İzmir'e gittiğinizde uçağınız Adnan Menderes havalimanına inecek. İzmir'in IATA kodu izm'dir. Ortalama olarak her hafta Ankara'dan İzmir'e 36 sefer kalkmaktadır. Ankara'dan İzmir'e uçuşlar tek sefer için pahalı olabilir ancak bir dönüş bileti satın alarak daha ucuz gidiş-dönüş uçak bileti bulabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1154-birbirinden-guzel-ilceye-sahip-muglada-yaz-tatili.html", "text": "Muğla Türkiye'nin en kalabalık 24. şehri olmasının yanı sıra her tarafı cennetin ayrı güzelliklerini sunuyormuş edası ile ziyaretçilerini ağırlar. Oldukça popüler bir şehir olan Muğla'nın ilçelerinden bir kısmı Egede bir kısmıda Akdeniz'de yer alır. Muğla böylelikle hem Ege hem de Akdeniz'in iklim özelliklerini yansıtır. Yaz turizminde oldukça önemli bir yere sahip olan Muğla'nın her bir ilçesi ziyaretçiler adına oldukça ilgi çekicidir. Yaz tatillerinin uğrak şehirlerinden biri olan Muğla'da yaz tatilleri oldukça kalabalık ve canlı geçer. Sokaklar neşeli insan sesleri ile dolup taşarken oldukça güzel havası ile de kişileri yazın sıcağından bunaltmaz. Sabahları denize girip akşamları ise çeşitli sahil kıyılarında gezmeye imkan tanıyan bu şehir yaz tatillerinin güzel ve eğlenceli geçmesine imkan tanır. kalarak tatilinizin her dakikasını dolu dolu yaşayabilirsiniz. açısından her segmentten insana hitap ettiği için kişilerin kendi beklentisine ve bütçesine uygun yeri bulmalarını da kolaylaştırır. Denize sıfır otellerden 5 yıldızlı otellere kadar pek çok konseptte hizmet sunan bu oteller kişilerin tatilleri boyunca rahat etmesi adına çalışır. Balayı çiftlerine özel yetişkin otellerinin yanı sıra çocuk dostu otellerinin varlığı ile çocuklu ya da çocuksuz pek çok ailenin kendine uygun yeri bulması sağlanır. Yaz tatilinizi Muğla'da geçirmek istiyorsanız fakat otel konusunda karar veremiyorsanız hemen neredekal. com'a girmeniz gerekir. Bu platform kişilere birbirinden farklı otelleri ve bu otellerin kişilere sunduğu imkanları detaylı olarak aktardığı için kişilerin konaklama yeri konusunda oldukça kolay bir şekilde karar verilmesine imkan sağlar."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1155-titanic-deluxe-golf-belek-tatil-icin-iyi-bir-otel-midir.html", "text": "ise kesinlikle tercih edilmesi gereken otellerden biridir. hem konumu hem de kalitesi ile hemen ön plana çıkıyor. Ultra lüks tatil yapmak isteyen kişilerin en çok ilgi gösterdikleri otellerden biri olarak bilinir. Bünyesinde insanların her anlamda rahat etmelerini sağlayacak tüm olanaklara yer verilmiş. 8 farklı restoranı, 14 barı, 5 açık yüzme havuzu ve kendine at olan geniş plajı bu oteli rakiplerinden ayırmaya yetiyor. Aynı zamanda gün içinde rahatlamak isteyen kişiler SPA, sauna, masaj, kapalı yüzme havuzu, buhar banyosu ve özel bakım odaları da yer alıyor. Bu sayede insanlar otelde geçirdikleri her anı keyifli bir şekilde değerlendirme olanağı yakalayabiliyorlar. 594 odaya sahip. 170 bin metrekare alana yayılan otel içinde çevre düzenlemesi de muhteşem bir şekilde yapılmış."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1156-istanbul-adalarinin-kalesi-burgazadada-gezilecek-yerler.html", "text": "İstanbul'da yer alan Prens Adaları'nın üçüncüsü olarak bilinen Burgazada, görünümünden kaynaklı olarak diğer adalardan ayrılır. Yaklaşık 2 kilometre genişliğine sahip olan ada, yuvarlak biçimdedir. Adanın içerisinde bulunan çam ormanları, koyları, sahilleri ve ahşap köşkleri; her dönem ziyaretçilerini mest eder. 1896 yılındaki restorasyonunun sonucunda günümüzdeki şeklini ve görünümünü alan Aya Yani Kilisesi'nin İmparatoriçe Theodora tarafından yaptırıldığı düşünülür. Burgazada'nın mimari açıdan en dikkat çeken yapılarından biri olan bu kilisede 11. katın altında bir zindan bulunur. İmparatorun kararına karşı çıkan Papaz Methodius; 7 yıl boyunca bu zindanda işkence görmüş, imparatorun ölümünün ardından özgürlüğüne kavuşmuştur. Zindan, günümüzde de kilisenin altında yer alır. Aya Yani Kilisesi, Burgazada'nın Takımağa Meydanı Sokağı'nda bulunur. Kubbeli yapısı ve etkileyici tarihi ile bu yapı, her pazar günü ayin amaçlı açılır. - Aya Yorgi Garibi Manastırı Adanın en renkli ve eğlenceli caddesi olan Gönüllü Caddesi'nde bulunan Aya Yorgi Garibi Manastırı; minik avlusu, mavi beyaz renklerdeki mimarisi ve çanı ile dikkat çeker. 17. yüzyılın ikinci yarısında inşa edildiği düşünülen bu yapı, iki katlı bir tasarıma sahiptir. Pazartesi ve Cuma günleri kapalı olan manastırda şanslı ziyaretçiler manastırın zangocu Yorgo Güller ile tanışarak sohbet etme imkanına erişebilir. Eski adı ile Hristos Tepesi olarak bilinen manastır, Burgazada'nın en güzel manzaralarından birine sahip olan Bayraktepe'de yer alır. Makedonyalı İmparator 1. Vasil tarafından kurulan Hristos Manastırı, eski bir antik Yunan tapınağının kalıntılarının olduğu bölgeye inşa edilmiştir. Manastırın adı Hz. İsa'nın Yunancadaki isminin karşılığı olan Hristos'tan gelir. Manastırın bulunduğu bölgede yağmur sularını biriktiren dört tane kemerli yeraltı sarnıcı vardır. Tüm adanın ve benzersiz deniz manzarasının görülmesini sağlayan bu manastırın, her dönem pek çok ziyaretçisi olur. Başta Ortodokslar olacak şekilde bütün adalılar her sene 6 Ağustos'ta bu bölgede kutsal günlerini yad etmek adına bir araya gelirler. - Sait Faik Abasıyanık Müzesi Çağdaş Türk Edebiyatı'nın saygın yazarlarından biri olan Sait Faik Abasıyanık, 1906 - 1954 yılları arasında bu evde yaşar. Yazarın ölümünün ardından annesinin isteği üzerinde yaşadığı bu ev, bir müzeye dönüştürülür. Öykülerine konu edindiği martılar, yaz meltemi, balıklar ve tül şapkalı Rum kadınları; Burgazada'nın etkilerinden kaynaklı olarak yazılır. Ada ile bütünleşmiş olan bu müzede Sait Faik'in yaşamından pek çok farklı iz olduğu görülür. Müzede Abasıyanık'ın fotoğrafları, eşyaları, mektupları ve eserleriyle beraber bütün anıları da sergilenir. Sait Faik Abasıyanık Müzesi Pazar, Pazartesi ve Salı günleri dışındaki tüm günler saat 11:00 ile 17:00 arasında ziyaretçilerine ücretsiz olarak açılır. Burgazada'ya giden herkesin mutlaka bu müzeye uğraması tavsiye edilir. Hem sahili hem de restoranı ile Burgazada'yla adeta bütünleşmiş olan Kalpazankaya, Sait Faik'in de öykülerini yazarken ilham almak için sıklıkla vaktini geçirdiği bir yerdir. Burgazada'nın bu beldesine 25 dakikalık yürüme ile ulaşılabilir ancak isteğe bağlı olarak bisikletle ve tekne ulaşımıyla da giriş yapmak mümkündür. Şehrin gürültüsünden ve kalabalığından uzak bir yere kurulmuş olan Kalpazankaya restoranının hemen alt kısmında buraya bağlı olan sahil bulunur. Özel günlerin vazgeçilmez adresi olan bu mekanda sene boyu aktif şekilde hizmet verilir. Adanın arka kısmında yer alan Kalpazankaya, benzersiz gün batımı manzarasını izlemek isteyenlerin bir numaralı tercihidir. Lübnanlı bir Ermeni olan Madam Martha isimli güzel kadının anısına bu ismi alan koy, adanın kuzeybatısında yer alır. Eski adıyla halk arasında Halikya Koyu olarak da bilinir. Denize girilecek oldukça geniş bir alana sahip olan koyun hemen yakınında bir şeyler içmek veya yemek isteyen ziyaretçiler için küçük ve salaş bir kafe bulunur. Son yıllarda özelleştirilen Madam Martha Koyu'nda şezlong ve şemsiye hizmeti de vardır. Burgazada'nın en gizli yeri ve keşfedilmemiş cenneti olarak bilinen Düşler Sahili, Kınalıada manzarasına hakim olan bir plajdır. Ağaçların arasında geçen bir yürüyüşün ardından dar ve eski merdivenlerden aşağı inerek ulaşılan bu sahil, az sayıda şezlongu ile adeta özel bir plaj havasına sahiptir. Küçük bir işletme tarafından bakılan Düşler Sahili'ne, adaya giden herkes mutlaka uğramalıdır. İstanbul üzerinden ulaşımın sağlandığı Burgazada'ya daha rahat ve kolay gidilmesinin en bilindik yolu İstanbul şehir içinde vapura ya da motor seferlerine ulaşana kadar araç kullanmaktır. Bu konuda da kalitesini konuşturan Elitcar Rental, birçok kişinin ilk adresi olur. konusunda detaylı araştırma ve inceleme yapar. Elitcar Rental, başka yerden uçakla ya da otobüsle gelen ziyaretçiler için İstanbul içerisinde rahat bir gezinti sağlanması amacıyla ziyaretçilerine araç kiralama hizmeti sunar. Geziye ve kiralama sürecine dahil olan kişi sayısına göre de farklı büyüklükteki araçlar arasından en uygun olan tercih edilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1157-balayi-tatilinizi-planlamadan-once-bilmeniz-gerekenler.html", "text": "Çiftler birbirlerine duydukları sevgiyi ve bir ömür boyu beraber olma arzularını evlilik bağıyla perçinlemektedirler. Birlikte geçirecekleri hayatlarının ilk ve en özel tatili olacak olan balayı için de ayrı bir özen göstermektedirler. Kusursuz ve sorunsuz bir balayı geçirmek için çiftlerin bilmesi ve yapması gereken birkaç öneride bulunacağız. Eşinizle her konuda olduğu gibi gezip görmek istediğiniz yerleri de belirleyip ortak bir karar vererek en çok görmek istediğiniz yeri seçmelisiniz. Daha sonra seçtiğiniz tatil beldesinde gezilecek yerlerin rotasını çıkarabilirsiniz. Çeşitli aktivitelere katılmak için bölgenin aktivite olanaklarını araştırabilirsiniz. Nasıl gidilir, nerede ne yenir gibi konuları araştırıp tatil bölgenizi bilerek tatilinize başlayabilirsiniz. Nasıl ve ne şekilde bir tatil yapacağınıza karar vermelisiniz. Doğanın içinde doğayı yaşayarak kamp havasında olabilir, denizin ve güneşin keyfini çıkaracağınız bir tatil olabilir, adrenalin tutkunu bir çift iseniz ekstrem sporlarla dolu bir tatil olabilir. Kısacası pek çok tatil seçeneği olacağından nasıl ilerleyeceğini planlayabilir ve daha güzel pek çok anıyla evinize dönebilirsiniz. Tatil planlarken avantajlı ve ekonomik bir tatil yaşamak için mutlaka erken rezervasyon yaptırmalısınız. Aracınız yoksa uçak biletinizi erkenden ayarlayarak oldukça uygun fiyatlara bulabilirsiniz. Yine aynı şekilde konaklama yapacağınız yeri belirleyip erken rezervasyon yaptırarak uygun fiyat avantajlarından yararlanıp ekonomik bir tatil fırsatı yakalayabilirsiniz. kiralayabilirsiniz. Balayı çiftlerinin ilk özel tatilleri için artık daha çok kiralık balayı villası tercih ettiğini söyleyebiliriz. Bu villalar balayı çiftlerine özel olarak özenle hazırlanmaktadır. Gözlerden uzakta korunaklı bahçe ve özel havuzuyla özgürce tatil yapıp romantik anılar biriktireceğiniz birbirinden güzel villaları Villa Reyonu adresinde bulabilirsiniz. Modern, konforlu ve lüks yüzlerce villanın detaylarını incelemek, görselleriyle ayrıntılarını görmek için Villa Reyonu adresini ziyaret edebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1158-cocuklarin-internete-erisimi-ve-cocuklar-icin-cevrimici-guvenlik.html", "text": "Günümüzde çocukların internet ile tanışması çok daha erken yaşlarda gerçekleşmektedir. Özellikle akıllı telefonların ve tabletlerin kullanımının yaygınlaşmasıyla birlikte çocuklar küçük bile içinde büyük riskler barındırır. Bunlar çeşitli şekillerde meydana gelebilir ve çocukların psikolojik sağlıkları ve gelişimlerini kötü yönde etkileyebilir. Bu kılabuzun amacı da bu tehlikelere karşı alınabilecek önlemlerin açıklanmasıdır. Bu yönde aşağıda çocuklar için çevrimiçi güvenlik konseptinde öneriler bulunmaktadır. - Dolandırıcılık ve kötü niyetli takipçiler - Kabul edilemez içerikler barındıran internet siteleri ve içerikler - Kötü ahlaka sahip çevrimiçi kişiler - Kişisel verilerin sızdırılması - Video oyunlarındaki kötü arkadaşlıklar ve benzeri gibi iyi bilinen ebeveyn denetimlerini düşünün. Tarayıcı etkinliğini izlemenize, belirli siteleri engellemenize ve sosyal medya sohbetlerini kontrol etmenize yardımcı olabilir. Çevrimiçi ortamlarda insanlardan kötücül bir şekilde menfaat elde etmek isteyen kişilerin sayısı internete erişimde bulunan kişilerin sayısının artmasıyla doğrusal olarak fazlalaşmıştır. Bunun bir sonucu olarak da çocukları birkaç yıl öncesine kadar daha fazla tehlike beklemektedir. Veri koruması ve kişisel verilerin gizliliği üzerine çalışmalar yürütülse bile bugün halen bile birçok büyük internet sitesinde veri hırsızlıkları gerçekleşmekte ve bu sitelerde kötü amaçlı üyeler aktif bir şekilde yer almaktadır. Çocukların hem fiziksel hem de psikolojik anlamda tehlikede olması söz konusu olabileceğinden bu tarz hususlarda profesyonel bir yardım da her zaman elverişli olur. Son yıllarda yapılan birçok araştırma da bu anlamda çocukların internette kurduğu sosyal ortam kimi zaman onları kötü etkilediği yönündedir. Hem bilgisayar bağımlılığı anlamında hem de uygunsuz içerikler açısından yalın haliyle internet erişimi tehlikelidir. Bu tıpkı çocuğunuza hiçbir inceleem yapmadan rastgele bulduğunuz bir yiyeceği yedirmeye benzer. Etkileri bakımından aslında bu iki durum da çok yakındır. Yalnızca birisinin psikolojik yansımaları daha ağır basmaktadır. Çocukların güvende tutulabilmesi için ebeveynlerin başvurdukları en kolay yöntem internet erişimini tamamen ortadan kaldırmaya çalışmaktır ancak bu durumu daha kötü bir hale getirebilir. Bu sebeple aşağıdaki listede çocuklar için internet güvenliğini sağlayabilmek adına başvurabileceğiniz faydalı yöntemlere yer verdik. - Çocuklarınızla interneti güvenli kullanması için onlarla iletişime geçebilirsiniz. - Spyware gibi koruyucu yazılımlar kullanın böylece uygunsuz içerikleri içinde barındıran sakıncalı sitelere erişimi engelleyebilirsiniz. - İnternette geçirdiği vakti kontrol altında tutabilirsiniz. - Onlara kullanabilecekleri kaliteli sitelerin önerisinde bulunabilirsiniz. İnternetin kontrollü bir şekilde kullanıldığında bilgiye erişim ve keşfetme anlamında çok elverişli olduğu gözardı edilmemelidir. Özellikle son dönemde yaşanan pandemiyle birlikte internetin çocukların eğitiminde ve gelişiminde büyük bir yararı olduğu kanıtlanmış oldu. Bununla birlikte çocukların yeni bilgiler edinebilmesinin önünün kesilmemesi de gerekmektedir. Sonuç olarak çocukların internette çevrimiçi olarak bulunması denetim altında olduğunda ve faydalı sitelerde dolaşım güvence altına alındığında yararlıdır. Bunun için de ebeveynlere başlıca önerimiz bu yönde geliştirilen güvenlik yazılımlarıdır. Bu yazılımların önerilmesinin sebebi ise çocukların deneyimlerinden eğlence faktörünü çıkarmadan onların internette dolaşmasını sağlayabilmektedir. Bu kötü siteleri engelleme programı kurulmasıyla birlikte anne ve babaların sürekli olarak çocuklarının girdiği siteleri ve konuştuğu insanları takip etme ihtiyacı da ortadan kalkmaktadır. Araştırmalarımız neticesinde de kişisel verilerin korunmasına önem veren programlardan biri olan Spyware bu konuda ön plana çıkmaktadır. Sunduğu fonksiyonlar sayesinde çocukların daha güvenli bir şekilde intenette gezebilmelerine imkan tanımaktadır. Programın veritabanında uygunsuz içerikler barındıran siteler engellenmiş bir şekilde yer almaktadır. Ayrıca kullanıcıya sunduğu esneklik sayesinde de internete erişim ile ilgili kuralları kendiniz belirleyebilirsiniz. Çocukların korunmaya ihtiyaç duyduğu tartışılmaz bir konu olduğu için ebeveynlerin çevrimiçi ortamlarda çocuklarını koruyucu önlemler alması kaçınılmazdır. Bu kılavuzun anafikri de esasında budur. Yaptığımız incelemeler neticesinde de çocukların hem psikolojik hem de fiziksel sağlıkları için yukarıda listelenen önlemlerin alınması gerekir. En başta da uygunsuz içerikleri filtreleme programlarını bütün ailelere öneriyoruz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1159-ucuz-ucak-biletlerini-nasil-bulabilirim.html", "text": "nasıl bulunur?\". Yolcular tarafından sürekli araştırılan bir konu olan ucuz uçak bileti konusu birçok farklı değişkene bağlı. Çünkü uçak bileti fiyatları; özel günlere ve sezonluk değişimlere göre farklılık gösteriyor. Özellikle Yılbaşı, dini ve resmi bayramlar uçak bileti fiyatlarını artıran dönemler. Bunların yanında haziran-ağustos ayları arasında da yaz sezonundaki yüksek talepten dolayı ucuz uçak bileti bulmak zorlaşabiliyor. Şimdi ucuz uçak bileti bulmak için işinize yarayacak ipuçlarına göz atabilirsiniz. Ucuz uçak bileti almak için fiyatlardaki dönemsel yükseliş ve azalmaları göz önünde bulundurarak seyahat tarihlerinizi esnek tutabilirsiniz. Uygun fiyatlı uçak biletlerini listeleyen ve karşılaştırma imkanı sunan uçak bileti arama motorlarını kullanmanız faydalı olabilir. Böylelikle en ucuz uçak bileti bulurken uzun ve zahmetli araştırma süreçlerinden kurtulmuş olursunuz. Ayrıca kendinize seyahat etmek için alternatif rotalar oluşturmanız, tek yön biletlere bakmanız ya da varacağınız şehirdeki farklı havalimanlarını öğrenmeniz de daha uygun fiyatlı uçak bileti bulmanıza yardımcı olur. Ucuz bilet bulma sürecinde uçak bileti kampanyalarını takip etmek ve onlara yönelik seçimler yapmak da diğer bir yol. Son tavsiyemiz ise Mil biriktiren kredi kartları kullanmak. Biriken Miller sayesinde çok daha uyguna uçmanız mümkün! almak için sonbahar ve kış aylarını tercih edebilirsiniz. Elbette gideceğiniz şehir ya da ülkede festival, önemli bir spor müsabakası ya da bayram gibi durumların olması durumunda fiyatlar bu aylarda da yüksek olabilir. Uçak biletinizi acil bir şekilde almanız gerekmiyorsa en azından yolculuğunuzdan 1 ay önce bakmaya başlayabilirsiniz. Ne çok erken ne çok geç alınan uçak biletleri, daha uyguna uçmanızı sağlayabilir. Yani siz en az 1 ay önceden başlayarak uçak bileti fiyatlarını takip etmeye başlayın. Uygun uçak bileti arayışınız konusunda size yardımcı olacak bir diğer seçenek ise avantajlı uçak bileti kampanyaları! Hava yolu firmalarının dönem dönem gerçekleştirdiği kampanyalardan yararlanarak çok daha uygun fiyatlarla seyahat etme fırsatı yakalayabilirsiniz. Türk Hava Yolları uçak bileti fırsatlarından yararlanmak ve ayrıcalıklı seyahatin tadını çıkarmak istiyorsanız Kampanyalar sayfasını takip etmenizi öneririz. Ucuz uçak bileti bulmak, her zaman tetikte olmak demek aslında. Zira kampanyalar kapsamında promosyonlu olarak belirlenen az sayıdaki koltuğu e-posta bültenleriyle yakalamanız mümkün. Dolayısıyla e-bültenlere üye olarak kampanyaların süresi bitmeden uygun fiyatlı uçak bileti alma şansı elde edebilirsiniz. Ayrıca hava yolu firmalarının sosyal medya hesaplarını takip etmek de kampanyalardan erkenden haber alma konusunda oldukça etkili bir yöntem. Bazen uçak bileti kampanyalarının öncelikli olarak sosyal medya hesaplarından duyurulduğunu hesaba katarak firmaların; Twitter, Instagram gibi mecralarını takip etmeyi unutmayın! Aktarmalı uçuş, ulaşmak istediğiniz şehre giderken uçak değişikliği yapmanız anlamına gelir. Örnek vermek gerekirse; bir yolcu, İstanbul'dan Los Angeles'a giderken Paris'te durup başka bir uçağa binip yolculuğuna devam ediyorsa aktarma yapmış oluyor. Bu tarz aktarmalı uçuşlarda, direkt uçuşlara nazaran daha uygun fiyatlı uçak bileti bulunabiliyor. Bu nedenle ucuz uçak bileti arama sürecinizde aktarmalı uçuşları tercih edebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/116-daricada-gezilecek-yerler.html", "text": "'ni görmek için burayı sıklıkla ziyaret ediyorlar. özellikle kampçılar için önemli yerlerden bir tanesi. Buraya ister günübirlik olsun ister sezonluk olsun pek çok insan geliyor. Sezonluk olarak burada kamp yapanlar ise genellikle çadır ve karavanda kalmayı tercih ediyorlar. Darıca, Marmara denizi üzerinde bulunan ve en temiz denize sahip yer olarak adlandırılıyor. 'ni görmek gerekiyor. Küçük çocuklar kadar burada bulunan hayvanlar yetişkinler tarafından da ilgi çekici bulunmakta. Burada toplamda 200 farklı çeşitte 3000 adet hayvana bakılmakta. 0-4 yaş arası çocuklar için ücretsiz. . 1896 yılında inşa edilen bu deniz feneri o zamandan beri Marmara denizinden geçen gemilerin karaya oturmamaları için onları uyaran tarihi bir yapı. Darıca, Marmara Bölgesinin en güzel sahil şeridine sahiptir. 16 kilometre uzunluğundaki bu sahil şeridi yürüyüş ve spor yapmak için son derece idealdir. Sahil şeridinde bulunan çok sayıda restoran ve kafeterya da yürümekten yorulan insanların en iyi şekilde dinlenmelerini sağlamakta. Hafta sonu gezintisi için Darıca son derece isabetli bir seçenek. 'dan buraya olan mesafe ile hemen hemen aynı olmuş durumda. Şehrin kirli havasından bir süreliğine uzaklaşmak isteyenler için Darıca güzel bir seçenek. E5 karayolu üzerinden gelirken Darıca sapağından içeri girdikten sonra direkt olarak Darıca merkeze ulaşıyorsunuz. Aracı olmayanlar için de İzmit-İstanbul arasında taşıyan tüm otobüsler kullanılabilir. Darıca sapağında indikten sonra buradan kalkan minibüslerle Darıca merkezine ulaşmak çok fazla zaman almıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1160-gezginlere-guzel-haber-arac-kiralama-fiyatlari-dususte.html", "text": "Gezginlere Güzel Haber: Araç Kiralama Fiyatları Düşüşte! Son zamanlarda gezi tutkunlarının kafasını kurcalayan en önemli sorun imkan kısıtlığı olmaktadır. Yaz aylarının sonuna doğru kimi gezginler Ege ve Akdeniz'in eşsiz denizlerinde serinlemek, kimi gezginler Karadeniz'in muhteşem doğasını keşfetmek, kimi gezginler ise ülkenin dört bir yanındaki tarihi yerleri ziyaret edip tarihin derinliklerinde kaybolmak istiyor. Fakat arabası olmayanlar sıfır ve ikinci el araçla uçak ve otobüs biletlerinin pahalılığından dolayı bu gezilerini ertelemek veya iptal etmek zorunda kalıyor. Turizm sektörü son on yıldaki ekonomik krizden en çok etkilenen sektörlerden biri. Çünkü insanlar hayat pahalılığı ve ekonomik zorluklar yüzünden eskisi kadar seyahat etmiyor ve bu da sektörün zarar etmesine ve iflas etmesine neden oluyor. Fakat artık gezi planlarınızı ertelemek veya iptal etmek için bir daha düşünmek isteyebilirsiniz. Zira artan bilet ve otomobil fiyatlarına nazaran rent a car firmaları araç kiralama fiyatlarını düşürüyor. Araç kiralama, diğer seçeneklerden daha uygun ve rahat olması sebebiyle her geçen gün daha da popüler olmaya başladı. Bunun sonucunda da firmalar, rekabet ortamından üstün çıkabilmek amacıyla araç kiralama fiyatlarını düşürmeye başladılar. Araç kiralama günümüzde artan araç ve bilet fiyatları ile birlikte yükselen bir grafik çiziyor. Bu yükselişin en büyük sebebi araç kiralama fiyatlarının diğer alternatiflere göre daha uygun olması olarak gözüküyor. Oto kiralama, ihtiyacınıza ve bütçenize uygun aracı, peşin olarak yüklü bir meblağ ödemeden alabilme imkanı sunuyor. Ayrıca, her şey profesyoneller tarafından yapıldığı için bakım veya onarım sorunları hakkında endişelenmenize gerek kalmıyor. Araç kiralama, gezginlere, toplu taşıma araçlarını beklemek veya önceden bilet rezervasyonu yapmak zorunda kalmadan yolculuklarını istedikleri zaman durdurabilme ve başlatabilme fırsatı sağlıyor. Bu sayede de seyahat planı yapan gezginler uçak veya otobüsle seyahat etmek yerine araba kiralamayı daha öncelikli bir seçenek olarak seçiyorlar. zaten maddi olarak daha uygun olması sebebiyle çok büyük ilgi görüyor. Bir de buna ek olarak artık her yerden oto kiralama işlemi yapılabiliyor. Miniyol, havalimanları da dahil olmak üzere 400'den fazla lokasyonda 70.000'den fazla araç seçeneği ile araba kiralama hizmeti veriyor. Araç kiralama fiyatlarının düşmeye başlamasıyla ertelenen planlar gerçekleştirilmeye başlanıyor. Veriler gösteriyor ki bu yaz araç kiralamalarda ciddi bir artış söz konusu. Siz de araç kiralama fiyatlarını karşılaştırıp, bütçenize en uygun aracı seçerek yarım kalan planlarınızı gerçekleştirmeye başlayabilirsiniz. Bu süreçte Miniyol aracılığıyla bütçenize uygun, istediğiniz modelde arabayı, çeşitli araç kiralama firmalarında karşılaştırarak, fiyat avantajlarıyla hemen kiralayabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1161-izmirde-yemeden-donmemeniz-gereken-9-lezzet.html", "text": "Bulunduğu coğrafya ve ev sahipliği yaptığı medeniyetler sebebiyle Anadolu'nun en zengin mutfaklarından birine sahip olan İzmir, geniş bir yemek kültürüne sahip. Eskiden bu bölgelerde yaşayan Rum, Boşnak, Arnavut ve Yahudilerin bu bahsettiğimiz yemek kültürünün gelişmesindeki payı çok fazla. Ege lezzetleri denildiğinde genellikle zeytinyağlılar ve sebze yemekleri akla geliyor. Ama aslında İzmir'e has hamur işleri, et yemekleri ve tatlılar da var. İzmir'de sabah kahvaltısı eşittir boyoz. Mayanın bulunmadığı bu hamurişi oldukça yağlı ama bir o kadar lezzetli. Tabii sade boyozun yanı sıra peynirli, ıspanaklı, çikolatalı, tahinli ve hatta ballı çeşitleri var. Boyozun yanına bir de yumurta ve çay aldığınızda kahvaltınız tamam. Bölgede farklı boyoz çeşitleriyle meşhur olan çeşitli işletmeler var. Ancak isterseniz sokak satıcılarından da alabilirsiniz. Bir diğer İzmir sokak lezzeti ise gevrek. Simitten ne farkı var diyebilirsiniz, İzmirliler bu konuda epey hassas. İzmir gevreği daha sert ve kıtır kıtır. Yani aslında İstanbul ya da diğer birçok şehirdeki gibi pofuduk bir simit değil. Bunun sebebi ise tahmin edebileceğiniz pişirme tekniği. Kumruyu herhangi bir sandviçten farklı kılan şey özel susamlı ekmeği. İçerisine isteğe bağlı olarak sosis, peynir, domates, sucuk, salam, ketçap ve mayonez gibi malzemeler konuluyor. Kumru yine sabah kahvaltısı ya da aperatif şekliyle öğle saatlerinde yemek için uygun. Şevketi Bostan; haşlanarak ya da kavrularak yapılan bir et yemeği. Ana malzemeler şevketi bostan bitkisi, et ve soğan. Yahni gibi pişirilen bu yemek gerçekten oldukça lezzetli. İzmir genelindeki restoranlarda tadına bakabilirsiniz. Ege Bölgesi'nin ve İzmir'in olmazsa olmaz lezzetlerinden bir diğeri ise enginar dolması. Daha çok Karaburun ve Mordoğan'da yetişen enginarların kullanıldığı dolmada pirinçli iç harcı ve dereotu muhteşem bir birliktelikle ortaya benzersiz lezzet çıkarıyor. Bergama'dan tüm İzmir'e yayılan Çığırtma, mevsim sebzelerinin kızartılması ve daha sonrasında domates ya da sarımsaklı soslarla tatlandırılarak hazırlanıyor. Sebzeler pişerken çıkan cızırtı sesleri sebebiyle bu ismi aldığı biliniyor. Meşhur İzmir tatlılarından olan İzmir Bomba, son birkaç yıldır Türkiye genelinde neredeyse hemen her şehirde özel olarak yapılır oldu. İncecik zar şeklindeki hamurun içine konulan fındık kreması, ağzınıza attığınız anda lezzet patlamasını hissetmenizi sağlıyor. İzmir lokma, Osmanlı zamanından bugüne kadar ününü kaybetmiyor. Daha davetlerde ve özel günlerde hazırlanan bu tatlı, yağda kızartılan çıtır hamurun üzerine şerbet dökülerek hazırlanıyor. İzmir genelinde hemen her tatlıcıda bulabilirsiniz. Üstelik sokaklardaki seyyar satıcılarda da sıkça karşılaşabilirsiniz. Tatlılardan devam edecek olursak diğer bir İzmir lezzeti ise Şambali. Revaniye benzer bir görünüşü olan bu tatlı, kek ve şerbetin birleşmesiyle her damak tadına hitap eden bir lezzete dönüşüyor. İzmir'e gitmişken mutlaka denemelisiniz. İzmir'deki popülasyon gereği yemek kültürü çok geniş. Yani aslında listemizdeki maddeler haricinde de oldukça fazla seçenek mevcut. Zeytinyağlılara ek olarak karışık ot kavurmaları; sütlü balık, pide çeşitleri ve papaz yahnisini de deneyebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1162-villa-kiralama-ile-ayricalikli-bir-tatil.html", "text": "Kendinizi huzurun kollarına bırakacağınız bir tatil düşleyin. Her şeyin hayal ettiğiniz gibi olacağı, asla rahatsız edilmeyeceğiniz, özgür ve güvenli bir tatil geçirmek istiyorsanız kiralık villalarda tam aradığınızı bulacaksınız! Kiralık villa tatili, şehrin kaosundan ve gürültüsünden kaçmak isteyen misafirler tarafından sıkça tercih ediliyor. Konforlu bir konaklama sunmak için gereken her detaya sahip bu villalarda, ister şehir hayatına yakın isterseniz doğanın tam ortasında tatil yapma olanağı veriliyor. Farklı talepler için çeşitli seçeneklere sahip olan özel yüzme havuzlu kiralık villalarda, güne başladığınız andan itibaren kendinizi bambaşka bir dünyada hissedeceğinize emin olabilirsiniz. Her zaman kullanabileceğiniz bir yüzme havuzundan, jakuzi ve daha pek çok farklı lüks olanağa kadar seçeneklerle karşılaşacağınız bu villaları keşfetmeye hazır olun! Kiralık villa tatili sırasında, misafirlerin her zaman için kendilerini evlerinde hissetmesi hedefleniyor. Hem ev konforunu hem de villada olmanın ayrıcalıklarını yaşatacak olan villalarda pek çok farklı olanak bulunuyor. sektöründeki tecrübesini bir araya getiren Gotatil'de, yılın her günü en iyi fiyatlarla kiralık villa deneyimi yaşayabilmek mümkün. Kiralık villalar, farklı konuk kapasitelerinde misafirlerine hizmet veriyor. Balayı çiftlerine romantik bir tatil sunan, iki konuk kapasiteli özel balayı villalarından, geniş ailelerin konforlu şekilde tatil yapabileceği büyük villalara kadar pek çok seçenek sizi bekliyor. İster ailenizle ister arkadaş grubunuzla kiralayabileceğiniz bu villalarda gerçek bir tatil deneyimi yaşamak çok kolay. Kiralık villalarda aynı zamanda farklı konum seçenekleri de mevcut. Örneğin, doğa içinde bir tatil geçirmek isteyen misafirler, doğa içerisinde konuma sahip bir villada, her güne kuş sesleriyle başlayarak ruhunu dinlendirebiliyor. Bahçenizden dışarı adım attığınızda kendinizi yemyeşil ağaçlar arasında bulacağınız pek çok kiralık villa seçeneği Gotatil'in geniş villa portföyünde sizi bekliyor. Şehir hayatına yakın konumdaki villalar da misafirlerine çok özel bir tatil deneyimi yaşatıyor. Özellikle, Bodrum, Muğla gibi hareketli yaşantıya sahip olan beldelerde tercih edilen bu villalarda, villanızın huzurlu atmosferinde dinlenip rahatlarken, sadece kısa bir yürüyüşle merkeze ulaşmak, hareketli yaşantıya dahil olmak mümkün oluyor. Her anı unutulmaz geçecek bir tatil için gereken her şeye sahip bu villalarda gün boyu mutlu hissetmek, tatilde olmanın tadına varmak mümkün! Gotatil'in geniş kiralık villa portföyü sadece yaz aylarında değil, yılın her mevsiminde de sizinle olmaya devam ediyor. Kış aylarında, kayak merkezlerine yakın bir villa kiralayarak dilediğiniz gibi eğleneceğiniz, villada konaklamanın ayrıcalıklarını hissedeceğiniz bir tatil yapmak mümkün. Bununla birlikte, ısıtmalı havuzlu kiralık villalar gibi ek özelliklere sahip olan alternatifler de sizi bekliyor. Kışın ortasında bile yaz aylarındaymış gibi keyifli bir deneyim yaşayabilmenize imkan veren bu seçenekler ile villada olmanın tüm ayrıcalıkları en iyi şekilde hissediliyor. Türkiye'nin en güzel villalarını en uygun fiyatlarla misafirlerine sunmak için çalışan GoTatil, geniş kiralık villa portföyünün yanısıra, konuklarına her zaman tam memnuniyet sunmak için çalışıyor. Tatiliniz boyunca her zaman yanınızda olacak olan Gotatil, villanızda konaklarken en ufak bir sorunla bile karşılaşmayacağınızı garanti ediyor. Kiralık villalar, özgürlüğü, sağladığı olanaklar ve çok daha fazlasıyla her geçen gün çok daha popüler hale geliyor. Yerli ve yabancı pek çok turist, Türkiye'nin cennet beldelerinde, en iyi villalarda unutulmaz bir tatil deneyimi yaşıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1163-adana-ucak-bileti.html", "text": "Unutulmaz bir seyahatin kapılarını aralayan Adana'nın zengin kültürel mirasını yakından tanımak ve şehrin en güzel noktalarını keşfetmek için 3-4 gün ayırmanız yeterli olacaktır. Ayrıca Akdeniz ikliminin görüldüğü bu şehir, dört mevsim ziyaret edilebilir. Ancak aşırı sıcaklarda gezmek istemiyorsanız Adana'yı bahar aylarında görmeniz daha uygun olacaktır. O halde şimdi Adana gezilecek yerler listesine göz atarak bu güzel şehir hakkında fikir edinebilirsiniz! Çok sayıda kafe ve mağazanın bulunduğu bulvar, Adana'nın en hareketli noktalarından biri. Aradığınız her şeyi elinizi koymuş gibi bulabileceğiniz bulvar, Adana gezilecek yerlerin de başında geliyor. Tam bir alışveriş cenneti olan Mısır Çarşısı ve Çakmak Caddesi, Seyhan ilçesinde bulunuyor. Adana seyahatiniz sırasında burada alışveriş yapabilir; meşhur şalgam suyu ve cezeryenin de tadına bakabilirsiniz. İş insanı Sakıp Sabancı anısına yapılan park, Çukurova'da bulunuyor. Ailelerin keyifli vakit geçirdiği parkın içinde çocuklar için birçok oyun alanı ve her yaştan insanın ziyaret edebileceği Atatürk resimlerinden oluşan bir sergi alanı bulunuyor. 1998 yılında hizmet vermeye başlayan Sabancı Merkez Camii, çok fazla ziyaretçi kabul etmesiyle Adana gezilecek yerler içinde baş sıralarda konumlanıyor. Türkiye Diyanet Vakfı ve Sabancı Vakfı ortaklığında yapılan Sabancı Merkez Camii, Adana'nın da sembolik yapılarından biri haline dönüşmüş durumda. Adana gezilecek yerleri keşfetmeye tarihi noktalarla devam edebilirsiniz. Çünkü Adana köklü bir geçmişe sahip. Şimdi tüm o muhteşem noktaları yakından tanımak için hazır olun! Seyhan Nehri üzerinde şehri ikiye ayıran Taş Köprü, geçmişi 4. yüzyıla dayanıyor. Yapıldığı günden beri mimarisini ve sağlamlığını koruyan Taş Köprü, dünyada kullanılan en eski köprülerden biri olarak da biliniyor. Adana şehrinin simge yapılarından olan Saat Kulesi, kesme taşlardan yapılmış 32 metre uzunluğunda bir kule. 1800'lü yıllarda yapılan Saat Kulesi, sağlamlığı ve gösterişli duruşuyla Adana gezilecek yerlerin başında geliyor. Ramazanoğulları Camii olarak da bilinen Ulu Camii, 16. yüzyıldan kalma tarihi bir yapı. Ramazanoğulları Beyliği'nden kalma Adana Ulu Camii, şehrin görülmesi gereken en turistik adreslerinden de biri. Adana gezilecek yerler listesi yaparken bu camiyi de almayı unutmayın. Adana'nın Tepebağ ilçesinde yer alan ve asıl ismi Aziz Pavlus Kilisesi yerel halk tarafından Bebekli Kilise olarak biliniyor. 1800'lü yılların sonlarında yapıldığı tahmin edilen Bebekli Kilise, İtalyanlar tarafından inşa edilmiş oldukça güzel bir yapı. Adana geziniz sırasında burayı mutlaka görmelisiniz. Geleneksel Anadolu kapalı çarşılarının güzel bir örneğini sunan Tarihi Kazancılar Çarşısı, birçok dükkanı ve meşhur kebapçı dükkanlarıyla Adana gezilecek yerler içinde olmazsa olmazlardan. Muhteşem bir atmosfer sunan çarşıda mutlaka vakit geçirmenizi öneririz. alarak şehre hava yoluyla ulaşmak istiyorsunuz Adana Şakirpaşa Havalimanı'na gitmeniz gerekiyor. Şakirpaşa Havalimanı'na vardıktan sonra şehir merkezine ise taksiler, belediye otobüsleri ya da havalimanı servisleriyle ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1164-kahve-sektorunun-gozde-ismi-illy.html", "text": ", yiyecek işletmeleri, bar ve kafelerden sonra ev mutfaklarında da kendisine vazgeçilmez bir yer edinmiş gibi görünüyor. Özel basınçlandırılmış dayanıklı kutularla aromasını ve tazeliğini fincanınıza taşıyan illy, kahve raflarının da en dikkat çeken markalarından biridir. Markanın köklü geçmişini ve özenle seçtiği kahve çekirdeklerinin kalitesini bilen kahve gurmeleri başta olmak üzere yediden yetmişe birçok damağa hitap eden ürünler satışa sunan illy, özellikle kapsül kahve ve pod kahve çeşitleriyle göz dolduruyor. Bu özel kahve markası içimizdeki kahve aşkını harlamaya devam ederken, sizlerle birlikte illy ürünlerini yakından tanıyıp keşfetmek istedik. İlk olarak, markanın dilden dile yayılan etkileyici aromalarının sırrının özel seçim kahve çekirdeklerinde yattığını söylemek mümkün. Dünyanın birçok bölgesinde kahve üretimi olsa da kabul gören, aromasıyla dikkat çeken ve tüm duyguları harekete geçiren özel kahve lezzeti sadece en iyi kahve çekirdeklerinde saklı. Çekirdek kahve, illy markası altında satışa sunuluyor. Ancak illy'nin tüm diğer kahve ürünleri de yine bu mükemmel lezzetli ve kaliteli kahve çekirdeklerinden üretiliyor. Kapsül kahve, hazırlanma kolaylığı, kusursuz lezzet dengesi ve temizliği nedeniyle en çok tercih edilen kahveler arasında. Illy, özel kapsül kahve makinelerinde kullanabileceğiniz farklı aroma ve lezzet dengelerine sahip kusursuz kapsül kahve çeşitleriyle sektörde önemli bir konuma sahip. Hem endüstriyel hem de ev kullanımına hitap eden illy kapsül kahve çeşitleri ile temel kahveler dışında birçok kahve kokteyli de kolaylıkla hazırlanabiliyor. Yumuşak, orta ve sert içim kahve severleri memnun edecek farklı seçeneklere sahip olan seride kafeinsiz seçeneğinin yanı sıra orta kavrulmuş, lungo, Etiyopya, Brezilya, Guatemala, Hindistan ya da Kolombiya kahve seçeneklerini bulabilmek mümkün. İlly kahveleriyle en ünlü kokteyl reçetelerini evinizin konforunda kolaylıkla uygulayabilmeniz mümkün. İster toz kahve ister pod kahve ya da kapsül kahve kullanarak hazırlayacağınız bu özel lezzetlerle kendinizi ve sevdiklerinizi şımartabilirsiniz. Farklı demleme yöntemleriyle hazırlayacağınız birbirinden eşsiz lezzetler arasında damak zevkinize en uygun olan kahve lezzetini kolaylıkla yakalayabilirsiniz. İlly, pod kahve severler için hazırladığı özel koleksiyonunda kafeinsiz kahve severleri de unutmamış. Orta kavrulmuş pod kahve ile kolaylıkla americano, latte ya da espresso hazırlayabilir, kahve keyfinizi doyasıya illy farkıyla yaşayabilirsiniz. Illy, her damak zevkine hitap edebilecek onlarca toz kahve seçeneği ile kahve tutkunlarını büyülemeye devam ediyor. Özel koleksiyonlar ile farklı aromaları beğeniye sunan markanın, Olimpia Zagnoli Art Collection toz kahve çeşitleri hem lezzetleri hem de kutu tasarımları ile müdavimlerini adeta büyülüyor. Çikolata, karamel ve çiçeksi notaları kahve aroması olarak karşınıza çıkaran Arabica Selection koleksiyonunda, Etiyopya, Brezilya ve Guatemala kahvelerinin en özel hali yer alıyor. Bu koleksiyonda toz kahve oluşturulurken kullanılan kavurma tekniği, aromanın da lezzetin de kat be kat artmasını sağlamış. 125 gramlık özel kutularda satışa sunulan bu toz kahve çeşitlerine dilerseniz özel indirimiyle set halinde sahip olabilmeniz de mümkün."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1165-hava-ulasimi-konusunda-ulkemiz-dunyanin-onde-gelen-ulkeleri-arasinda-yer-bulmaktadir.html", "text": "Dünya'da ulaşıma yoğun bir talebin olması ve bu alanda son derece büyük bir yatırımın yapılması, oldukça önemli sorunları da beraberinde doğurmuştur. Bu sonuçlara detaylıca baktığımızda oldukça yoğun bir yurtdışı ulaşım trafiğinin ülkemiz üzerinden gerçekleşmiş olması, bu bölgeyi coğrafi açıdan son derece önemli kılmıştır. Gelişmiş teknolojik faaliyetler sayesinde pek çok havaalanı son derece modern bir şekilde dizayn edilmiştir. Modern havaalanları aslında ülkemizin ulaşıma olan yatırımının sadece bir örneği durumundadır. Ülkemizin önde gelen ulaşım şirketleri, son derece yoğun bir yatırım ile, hemen her yıl Avrupa'da en çok tercih edilen havayolu şirketleri arasına girmektedir. Ulaşımda kuşkusuz yolcuların aradığı birinci kural zaman ve diğer kurallar sırasıyla hizmet, temizlik ve kalite kontrol gelmektedir. Bu durumları en iyi ölçüde karşılayan şirketlerin yıl içerisinde en çok tercih edilen havayolu şirketleri arasına girmesi son derece olağan bir durumdur. Bunların yanı sıra bir diğer önemli konu ise havaalanları ve şehirler arasında ki ulaşımdır. Pek çok havaalanı aslında bakacak olursak şehrin dışına yapılmaktadır. Bu durum hem olası bir karışıklığı hem de ses kirliliğini önlemek adına son derece cazip bir konudur. Havaalanlarının şehir merkezinden uzakta olması, aslında pek çok konuda insanlar içi artı etkenler doğurmuştur. Şehirde ki veya havaalanı çevresinde yaşayan insanları havaalanı ile bağlantılarını kolay bir şekilde sağlaması için havaalanı ve şehir arasında raylı sistemler veya kara yolu ile ulaşım imkanı sağlanmaktadır. İnsanlar ne kadar hizmet alırsa yöneticilere de o ölçüde dönüş yapar. Ülkemiz her ne kadar son derece modern havaalanlarına ve oldukça büyük hava yolu şirketlerine sahip olsa da, uçak biletleri bu durumun aksine pek ucuz sayılmaz. Verilen hizmetin karşılığının alınması adına elbette fiyatlar konusunda gerekli adımlar atılmış olsa da, her insan dilediği şehre veya ülkeye kolay bir şekilde seyahat edememektedir. Bu durumun bilet fiyatlarının yanı sıra belli başlı farklı durumların doğurmuş olduğu etkenlerden kaynaklanmaktadır. satın alarak gitmesi son derece kolaydır. Ankara'nın büyük bir havaalanına sahip olması sadece Ankara Bakü uçak bileti değil, pek çok uçak bileti alınmasına olanak tanımıştır. Ulaşım ağının hızlı bir gelişim halinde olması, aslında insanların hayatını kolaylaştırması adına son derece faydalı bir şeydir. Teknolojik gelişmeler hem çok sayıda insanın hayatında derin değişiklikler bırakmış, hem de Dünyanın çok daha farklı bir noktaya gelmesinde önemli bir rol oynamıştır. Geçmiş yıllarda uçakların ve büyük havaalanlarının bu derece fazla gelişmemiş olması, kara ve deniz üzerinden yapılan ulaşımın ön planda olmasını etkilemiştir. Özellikle son 20 yılda çok büyük gelişmeler olması, aslında pek çok kişi tarafından da dikkatle takip edilmektedir. Yaşadığınız dönemde şartlar neye el veriyorsa, o şekilde hareket etmeniz son derece doğru bir adım olacaktır. Geçmişten günümüze kadar büyük bir değişim ivmesi yakalayan ulaşım araçları, günümüzde teknolojinin son derece ileri bir noktaya getirmesi ile devam etmektedir. Bundan 20 yıl önce insanlara şu an ki düzenin ve sistemin olacağı söylense birçoğu inanmaz ve gülüp geçerdi. Fakat şu an dönemimize baktığımızda ise son derece büyük bir değişim olduğu görülmüştür. Bu değişimde şüphesiz insanların uğraşları ve teknolojiye olan ilgisi önemli bir rol oynamaktadır. Ülkemizde son derece gelişmiş ulaşım ağlarının olması, hemen her dönemde insanların isteklerinin karşılanması adına büyük bir etki etmiştir. Ülkelerin oldukça canlı bir yapıya sahip olması, aslında belli başlı sorumlulukların doğmasında etkili de olmuştur. Ulaşım her ne kadar önemli bir konu olsa da, toplumun geneline baktığımızda son derece bilinçsiz bir yapının olduğu görülür. Ulaşım konusunda bilgilerin genel anlamda okullarda verilmesi, alınacak en doğru kararlardan olacaktır. Öğrencilerin henüz küçük yaşlarda bilinçlendirilmesi, ilerleyen dönemlere daha mantıklı ve doğru adımlar atmasına vesile olacaktır. Bilgili bir toplumu siz değil toplum yönetir. Yani toplum kendisi için yeterlidir. Okullarda pek çok derste olduğu gibi özellikle ilkokul döneminde ki çocuklara ulaşım konusunda bilgiler verilmelidir. Merak edilen pek çok sorunun cevaplanması adına bu durum etkilidir. Aynı zamanda insanların nüfusunun hızlı bir şekilde artması, her ne kadar bilim ve teknoloji açısından gelişim seyrinde olsa da donanımsız ve vasıfsız bir kitle hızlı bir şekilde artmaktadır. Genel olarak bakacak olursak ülkemizin ulaşımın son derece iyi bir durumda olması, ülkemiz adına son derece iyi bir durumdur. Hemen her kesimden toplumun yık içerisinde ülkemizi yoğun bir şekilde ziyaret etmesi, aslında ülkemizin bu yatırımlara verilen önemi artırmasında katkı sağlamıştır. Ülkemizin büyük şehirlerinde büyük havaalanları hatta bazı şehirlerde birden fazla havaalanının olması, aslında kısacası hava ulaşımına verilen önemi göstermektedir. Havaalanının olduğu yerler birçok konuda da son derece önemli bir yer almaktadır. Şehre gelen turistlerin alışveriş yapması ve şehri gezmesi, bölgedeki esnafın ve şehrin gelir elde etmesi adına önemli bir durumdur. Ülkemizin her geçen gün havaalanı konusunda adımlar atması, ilerleyen dönemlerde bizlere çok daha farklı sonuçların oluşması adına etkili olacaktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1166-ankara-otelleri.html", "text": "hakkında detaylı bilgiye ulaşmak istiyor. Merkezi bir konumda olması nedeniyle Türkiye'nin hemen her yerinden rahatlıkla ulaşılabilen bir şehir olan Ankara'ya iş, eğitim ya da tatil amacıyla gidecek olanlar, Ankara'nın çeşitli yerlerinde faaliyet gösteren otelleri için rezervasyon yaptırıyor. Şehir merkezinde hemen her yere ulaşımı rahat olacak Ankara Kızılay otelleri, en sık tercih edilen oteller arasında yer alıyor. Şehrin en çok beğenilen bölgelerinden biri olan Gölbaşı'nda tatil yapmak isteyenlerin tercihi ise Ankara Gölbaşı otelleri oluyor. Bilet Dükkanı, Ankara'da faaliyet gösteren tüm 5 yıldızlı, her şey dahil oteller, termal oteller, balayı otelleri, butik otel ve pansiyonlar ile ilgili detaylı bilgiye ulaşmanızı sağlıyor. Sitemizin gelişmiş filtreleme alanı sayesinde Ankara otelleri hakkında detaylı bilgiye ulaşabilir, erken rezervasyon fırsatlarımızdan faydalanarak yerinizi ayırtabilirsiniz. Ankara'da iş, sağlık, eğitim ya da tatil için konaklamak isteyenler için otel fiyatları da en önemli konular arasında yer alıyor. Ankara otel fiyatları, otelin bulunduğu konum, sunduğu hizmetler, sezon ve rakip firmalara göre değişkenlik gösteriyor. Ankara'da faaliyet gösteren tüm otelleri tek bir sayfada listeleyen Bilet Dükkanı, fiyatlar arasında karşılaştırma yapmanızı ve sizin için en uygun oteli seçmenize olanak sağlıyor. Sitemizin filtreleme alanından dilediğiniz tarihi seçerek, Ankara otel fiyatları hakkında detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz. , sağlamış olduğu hizmetlerle müşterilerinin memnuniyetini önemsiyor. Bilet Dükkanı'nın sağlamış olduğu kampanyalar, indirim fırsatları ve erken rezervasyon imkanları ile dilediğiniz otel için rezervasyon yaptırabilir, Ankara'da geçireceğiniz konforlu ve keyifli bir tatil için ilk adımı atabilirsiniz. sayfamızı ziyaret edebilir, erken rezervasyon olanaklarımızdan faydalanarak yerinizi ayırtabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1167-xanthos-antik-kenti.html", "text": "en eski tarihe tanıklık etmek isteyen yerli ve yabancı turistlerin en çok ziyaret ettiği yerler arasındadır. Tarihi ise Likya Birliği idari merkezi olarak ta kullanılmıştır. Ayrıca içinde bulundurduğu Likya dilinde yazılmış birbirinden özel ve değerli kitabeler Homeros'un anlatımıyla dünya tarafından bilinen ve filmi yapılış olan Truva Savaşına katılan bir kent olarak ta kitabelerde bahsedilmiştir. başkent olması ile birlikte hızlı bir şekilde kalkınma göstermiştir. Günümüze kadar ulaşan Likya dönemine ait mezar taşları bulunmaktadır. Konumu sebebiyle çok önemli bir yere sahip olan Xanthos Antik Kenti, - Tiyatro - Saraya - Meclis binası - Ana cadde - Büyük rezidans - Roma Anıt mezarı - Kınık Mahallesi, Kaş / ANTALYA - Yaz aylarında açılış ve kapanış saatleri: 08.30 ila 19.10 arasında - Kış aylarında açılış ve kapanış saatleri: 08.30 ila 17.30 arasında - Tatil ve dini bayramlarda ilk gün öğlene kadar kapalıdır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1168-istanbul-havalimaninda-lounge-ve-otopark-olanaklari-neler.html", "text": "ve otopark hizmeti, yolculara üst düzey bir deneyim yaratmak amacıyla birçok özellik sunuyor. Havalimanına zaman kaybetmeden giriş yapmayı sağlayan iga otopark vale hizmeti, uçuş öncesi bekleme sürecinde üst düzey bir deneyim sunan lounge hizmeti bunlar arasında. - Masaj hizmeti - Ücretsiz kablosuz internet hizmeti - Dinlenme alanları - Uçuş bilgi ekranı ve TV - Çocuklar için oyun alanı - Açık büfe yemek alanı - Unifree İstanbul Havalimanı lounge iç hatlarda ise açık büfe, dinlenme alanı, bar, FIDS ekranı, çalışma alanı ve ring hizmeti sunuyor. Lounge'ın sahip olduğu harika manzara ise zamanı keyifle geçirmenizi sağlıyor. İstanbul Havalimanı lounge fiyatlarına geldiğimizde, 12 yaş üzeri yetişkinler için 508 lira ve 7-12 yaş arası için 254 lira + kdv fiyat söz konusu. İGA lounge, seyahatin stresli yanını bir kenara bırakarak rahatlamak ve keyif almak isteyenler için tasarlandı. dendiğinde akla gelen diğer konu, üst düzey teknolojisi ve sunulan olanaklar. İstanbul Havalimanı otoparkta CCTV kamera sistemi ve 7/24 güvenlik mevcut. NFC ve otomatik ödeme ile ücret ödenebilen otoparkta, vale ve özel hizmetler alınabiliyor. Araç yönlendirme sistemiyle, otoparkta en hızlı şekilde yer bulmak mümkün. Öte yandan araçlar kamera ile izleniyor ve aracınızın nerede olduğunu anında öğrenebilirsiniz. Bakım onarım, lastik değiştirme ya da yakıt dolumu gibi özel hizmetlerin de sunulduğu İstanbul Havalimanı otopark, kusursuz bir yolculuk deneyiminde önemli bir parça. İstanbul Havalimanı lounge ise kaliteli zaman geçirmek isteyenler için harika detaylar sunan bir alan."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1169-kesik-minare-camii.html", "text": "Muratpaşa ilçesi Kaleiçi semtindedir. Kesik minare camii giriş ücreti bulunmamaktadır. Yerli ve yabancı turistlerin oldukça sık ziyaret ettiği bir yerdir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/117-gokceadada-imroz-gezilecek-yerler.html", "text": "da burada, Yıldızkoy ile Yelkenkaya arasında. 1960'lı yıllara kadar adanın nüfusunun %95'ini Rumlar oluşturuyormuş. Bu dönemde Kıbrıs sorununun yarattığı gerginlik yüzünden Rumlar evlerini ve topraklarını bırakıp, adayı terk etmiş. Şimdi yaklaşık 10 bin kişinin yaşadığı adada 150 civarında Rum kalmış, üstelik bunların çoğunun yaşı yetmişin üzerinde. Rumlar ilçe merkezi dışında, Kaleköy, Tepeköy, Dereköy, Zeytinliköy ve Bademli köylerinde yaşıyor. Rumların yaşadığı köyler Kaleköy dışında kıyıdan içeride. Adaya yerleşen Türkler için kurulan köylerden Uğurlu ve Şahinkaya'da Karadenizliler, Yeni Bademli 'de Ispartalılar, Eşelek ve Şirinköy'de de Bulgaristan göçmenleri yaşıyor. Eskiden adanın limanı Kaleköy'müş ve burası deniz kıyısındaki tek yerleşimiymiş. Köyün üstündeki tepede de bir kale kalıntısı var. Köyde birkaç kilise var, ama hiç Rum kalmamış, 1974 yılında Rumların tümü köyü terk etmiş. Adadaki otel ve lokantaların çoğu Kaleköy'de. 1960'lı yıllarda 1959 haneli bir Rum yerleşimiymiş. Bir zamanlar Türkiye'nin en büyük köyü olan Dereköy, şimdi hayalet bir kasaba gibi, yalnızca kahvehanesi açık. Köyün iki kilisesiyle, çamaşırhanesi ve yeni okulu ayakta duruyor. Terk edilmiş evlerin camları, kapılan ya da döşemeleri sökülmüş ve yıkıntıya dönmüş. . En kalabalık Rum köyünün Zeytinli olmasına karşın, en canlı yaşam Tepeköy'de. Bunun nedeniyse Yorgo Zorbozan'ın tesisleri. Yorgo'nun pansiyon dışında tavernası ve şarap evi de bulunuyor. Tepeköy'ün merkezindeki ibadete açık bir kilise köyün içinde ve dışında da yirmi civarında şapel bulunuyor. diğer Rum köylerine göre daha bakımlı. İstanbul Rum Ortodoks Patriği Bartholemeos da bu köyde doğmuş. Fırsat buldukça köyüne gelen Patrik baba evini de restore ettirmiş. Burada da iki büyük kiliseyle on şapel var. yer alıyor. İlçe merkezindeki Yeni Mahalle'de Hagia Barbara adında büyük bir kilise, çevrede de otuzdan fazla şapel bulunuyor. Yıllar önce Türkiye'deki şarap üretiminin yarısının İmroz'da yapıldığı söyleniyor. Şimdi feribot çalışamadığı zaman adada yiyecek domates bile bulunmuyormuş. Oysa İmrozlular çalışkanlıklarıyla da ün kazanmış, adanın her tarafında ekip biçerlermiş. 1964 yılında başlayan büyük göç öncesinde adadan dışarıya peynir, sabun, deri, zeytinyağı, sünger, canlı hayvan gönderilirmiş, hatta Türkiye'nin en büyük sünger filosu da burada imiş. Ev yapımı Rum şarabı almadan, DÖNME! Balık ve ot yemekleri ada mutfağının temelini oluşturuyor. Adada 146 tür balığın tutulduğu söyleniyor. Rum yemeklerinden tatmak isteyenler Tepeköy'deki Barba Yorgo ya gitmeli. Cullama, Cicirya ve sakızlı muhallebi adaya özgü lezzetler arasında. 'a 333 km uzaklıkta. Adaya Çanakkale'den feribot ve deniz otobüsleriyle, Kabatepe'den de feribotlarla ulaşmak olanaklı. Limandan yalnızca ilçe merkezine ya da Kaleköy'e minibüsler çalışıyor, köylere doğru dürüst ulaşım yok."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1170-implant-cesitleri-nelerdir.html", "text": "çeşidi bulunmaktadır. En yaygını ise vida şeklinde olandır. Ayrıca tercih edilecek işlem türü, çene kemiği ve destek dokusuna bağlı olarak seçilir. Size uygun implant çeşidini seçebilmek ve sağlıklı gülüşlere sahip olabilmek için Diş Hekimi Özlem Özcan'ı ziyaret edin! nde, tedaviyi uygulayanların güvenilir olması önem taşımaktadır. Dt. Özlem Özcan Diş Kliniği ise hastalarına verdiği güven ile ön plana çıkmaktadır. - Tek diş eksiklikleri, - Tamamen dişsizlik durumu, - Arkası dişsiz biten çeneler, - Uzun dişsizlik durumları verilebilir. uygulanır. Uygulanacak işlem ise hastanın çene kemiğine ve destek dokusuna bağlı olarak değişim göstermektedir. - Hastadan panoramik röntgen ve bölgesel tomografi görüntüleri çene kemiğinin ölçülebilmesi ve bölge çevresindeki sinir geçişlerinin saptanması için alınır. - Bu görüntülere bakılarak implant boyutları seçilir. - İmplantların yerleştirilmesi aşaması için iki farklı yöntem kullanılabilmektedir. Bunların ilki tek aşamalı olarak bilinen işlemdir. Bu işlemde önce implant, sonra diş eti için iyileşme başlığı yerleştirilir. İyileşme başlığı operasyon sonrasında görünür halde bulunur. - İkincisi ise iki aşamalı olarak bilinen işlemdir. Bu işlemde önce implant yerleştirilir. Sonra bölgenin üstü diş eti ile kapatılır. Operasyon sonrasında implanta dair görünür hiçbir şey bulunmaz. İyileşme tamamlandıktan sonra implantın üstü açılarak diş eti iyileşme başlığı yerleştirilir. Bahsedilen iki yöntem arasından hastanın sürekli hastalığı olup olmadığına, ağız sağlığına ve sigara kullanma durumuna göre hangisinin uygulanacağına karar verilir. - Endosteal, - Subperiostel, - İntramucosal, - Endodontic, - Transmandibular sayılabilir. en çok tercih edilen uygulamalardan arasındadır. Kendi içerisinde vidalı, bıçaklı ve silindirik olmak üzere üç türe daha ayrılır. Bir ve üzeri dişin eksik olduğu zamanda çene kemiğinin iç bölümünde kullanılır. türü kemik ölçüleri ile hazırlanır. Çiğneme kuvvetinin çene kemiğine eşit bir şekilde dağılmasını sağlar. günümüzde çok yaygın kullanılmamaktadır. Titanyum bir implanttır. Kullanım amacı protez retansiyonunu iyileştirmektir. Güçlü bir çene yapısı oluşturma amacı ile tercih edilen endodontic implantlar ise aynı zamanda zayıf diş yapılarını onarabilmektedir. ise kemik hacim eksikliklerinin düzeltilmesine katkı sağlamaktadır. işleminde kullanılan vida benzeri maddenin yapımı için titanyum kullanılmasından ve titanyumun çok sayıda farklı şirket tarafından üretilmesinden kaynaklıdır. da etkileyebilmektedir. Farklı markalar arasında ürün kalite farkları bulunmaktadır. Yüksek kaliteli markaları, daha pahalı ücretlendirmeler sunabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1171-ucak-bileti-alirken-dikkat-etmeniz-gerekenler.html", "text": "Gerek yurt içi gerekse yurt dışı seyahatinde en ucuz uçak biletini yakalama fırsatını yakalayarak yolculuk maliyetinden tasarruf etmek istiyorsanız bir kaç önemli noktayı yazımızda sizinle paylaşmak istiyoruz. Ucuz uçak bileti satın almak için kampanyalar, rezervasyonlar ve son dakika avantajlı fiyatlar en çok tercih edilen yöntemlerdendir. Bu yöntemleri doğru şekilde değerlendirmeniz durumunda seyahatiniz sırasında harcamak için daha fazla bütçe sağlayabilir ve ulaşım maliyetini minimuma indirme şansı yakalarsınız. Seyahat planını bir kaç hafta öncesinde yaparak sınırlı sayıda satışa sunulan promosyonn uçak biletlerini tükenmeden satın alabilirsiniz. Erken rezervasyon durumlarında henüz uçağın koltukların çoğu satılmadığından firma bilet fiyatlarını daha ucuza satışa sunar. Binlerce şehir, binlerce havalimanı arasından size uygun uçak biletini bulmaya çalışırken zamandan tasarruf etmek istiyorsanız haftanın ilk gününü değerlendirebilirsiniz. Pazartesi günleri bilet fiyatlarını araştırdığınız zaman diğer günlere göre uçak bileti fiyatlarında değişiklik görebilirsiniz. Bunun sebebi firmaların uçuşlarını ve yolcu durumunu anlık olarak güncellemesiyle artan ve azalan fiyatlar görebilirsiniz. Pazartesi günleri 15:00 ve 18:00 saatleri arasında çoğunlukla diğer günlere göre daha ucuz uçak bileti sorgulaması yapabilirsiniz. Genellikle toplu taşıma şartları ve uyku durumu düşünülerek gece ve sabaha karşı olan uçuşlar pek tercih edilmez. Haliyle bu tarz uçak biletlerini daha ucuza satın almanız mümkündür. Resmi tatiller, bayram dönemleri gibi aktif zamanlarda fiyatlar artışa geçerken, diğer zaman dilimlerinde uçak bileti fiyatları daha ucuzdur. Özellikle bayram zamanlarında ekstra seferlerin konulduğu göz önüne alındığında yoğunluk sebebiyle fiyat artışları daha net anlaşılabilir. Acil bir işiniz olmadığı durumlarda gideceğiniz noktanın en sakin zamanlarını seçmek en ucuz uçak biletini yakalanmasına yardımcı olur. Uçak bileti satın alırken avantajlardan faydalanmak adına yapabileceğiniz bir diğer şey ise erken rezervasyondur. Seyahat tarihinizi önceden belirlemiş olmanız en uygun uçak bileti araştırmanızda size yardımcı olacaktır. Aylar öncesinde satın aldığınız bileti değerlendirmek adına iş yerinizden bu dönem için izin alabilirsiniz. Ucuz uçak bileti satışlarında havayolu firmalarının belirlemiş olduğu bir takım fiyat politikası mevcuttur. Belirli dönemlerde fiyat artarken belirli dönemlerde fiyatlarda belirgin bir düşüş görünür. Uçak bileti satın almak için erken rezervasyonun yaklaşık 3 hafta öncesinde yapılması gerekir. Havayolu firmaları yolcularına ortalama 4 ay öncesine kadar erken rezervasyon yapma fırsatı tanır. Daha öncesinde rezervasyon yapmanız biraz ozor olabilir sebebi ise sefer tarihlerinin netleşmemiş olmasıdır. Erken rezervasyon yaparken yazın, bayram ve resmi tatiller gibi özel günlerde fiyatların daha yüksek olduğunu fark edeceksiniz. Bu durum her sene tekrarlanan yoğunluk sebebiyle firmaların elde bilet kalacak korkusunun olmamasından kaynaklanır. Erken rezervasyon ile ucuz uçak bileti bulmanın faydaları herkes tarafından bilinmesine rağmen işin piri olanlar son dakika fırsatlarını da gözetler. Uçuşun olduğu gün hatta uçuşa bir kaç saat kala uçak bileti fiyatının düşüşünü görmek de çok olası bir durumdur. Bunun bazı nedenleri vardır elbette. Havayolu firmaları uçak biletlerini check-in işlemine kadar rezerve tutar, böylelikle aslında biletin satışını gerçekleştirmemiş sayılır. Son dakikaya kadar bir çok uçuşta olan iptal hakkı olan yolcular ani karar değişikliği ile bilet iptali yapabilirler. Sonuç olarak rezerve koltuğun satışı gerçekleşmez ve koltuk boşa düşer. Böyle durumlarda firma uçakta satılmamış boş koltuk olmaması adına check-in yapılmayan biletleri son anda en ucuz bilet olarak satışa çıkarır ve koltuğu doldurmayı amaçlar. İptal kesintileri yüksek tutularak son andaki bilet iptallerinin önüne geçilmeye çalışılsa dahi havayolu firmalarının bu durumu çok da başarılı yönettiği söylenemez. Ayrıca şunu bilmekte fayda var, son dakika boşalan koltuk çok yüksek fiyattan da satışa çıkabilir. Yeni yıl ile birlikte pek çok insan 2022'nin yorgunluğunu atabileceği harika bir tatilin hayalini kuruyor. Yurt içi veya yurt dışı farketmeksizin bu hayallerde organizasyon ne kadar erken olursa tatilin maliyeti de aynı oranda düşüş gösteriyor. Hele ki bir de aile ile yapılan kalabalık yaz tatilleri maliyet açısından insanları mali açıdan oldukça yoruyor. Böyle durumlarda dilerseniz haftasonu kaçamağı dilerseniz uzun yaz tatilleri için en dikkat edilmesi gereken noktaları sizin için derledik. Yılın her ayı özenli bir çalışma yaparak çok daha ucuza getirebileceğiniz yolculuklarınız için en uygun fiyatlı uçak bileti nasıl alınır, hangi durumlara dikkat etmek gerekir dikkatle araştırdık. Sizler için detaylı olarak araştırdığımız her püf nokta detaylı bir programlama aracılığı ile seyahat maliyetini olası minimum seviyeye indirmeye yardımcı olacaktır. Günümüz şartlarında en fazla tercih edilen ulaşım yöntemlerinden biri havayolu ulaşımı olduğundan dilerseniz kısa dilerseniz uzun mesafelerde gönül rahatlığıyla uçak yolculuğunu tercih edebilirsiniz. Özellikle de yolda geçen süreyi en aza indirme ve sunduğu ek hizmetler ile dikkat çeken uçak seyahatleri için yurt içi ucuz uçak bileti nasıl alınır teker teker inceleyelim. Uçuş millerini devreye sokarak özellikle yurt dışı uçuşlarınızı daha uygun fiyata satın alabilirsiniz. Milleriniz arttıkça uygun fiyatlı uçak bileti alabileceğiniz belirli dönemlerde ekstra indirim ile ederinden çok daha ucuza uçak bileti satın alabilirsiniz. Örneğin Aralık ayı için iş seyahatiniz var ve Tayland uçak bileti satın almak istiyorsunuz, Aralık ayı Tayland için talebin en az olacağı zamanlardan biridir. Aynı zamanda Aralık talep az olacağından fiyatın da en uygun olacağı zamandır. Ekstra mil de kullanmanız durumunda çok çok uygun fiyata yurt dışı bileti satın almanız mümkün hale gelecektir. Her ne kadar uçak biletleri cep yakıyor gibi görünse de havayolu firmaları dönem dönem kampanyalar aracılığı ile indirim yapar. Bu kampanyalarından faydalanabilmek için mutlaka mevcut sosyal ağlardan havayolu firmalarını sıkı bir takibe almalısınız. Böylelikle kampanyalı dönemlerde normal fiyatın çok çok altında uçak bileti satın alabilirsiniz. Uçak biletlerini karşılaştır özelliği olan web sitesi ve mobil uygulamaları kullanarak satın almanızı öneriyoruz. Bu konuda HepsiBurada Seyahat'i tercih etmelisiniz. Yerli yabancı bir çok havayolu firmasına ait uçuşları geniş arama motoru ile size sunan HepsiBurada Seyahat mevcut uçuşları karşılaştırılmasına olanak sağlar. Size uygun uçak biletini bulduğunuzda güvenli ödeme yöntemlerini kullanarak bir kaç dakika içerisinde ucuz uçak biletini satın almanız mümkün! Seyahat tarihinizi mümkün olan en erken tarihte belirlemelisiniz. Günümüz şartlarında organize edilen seyahatler iş yaşantısı sebebiyle çok ani gerçekleştirilemiyor. Bu sebeple yurt içi veya yurt dışı farketmeksizin tatil planlarınızı aylar öncesinde planlamanız durumunda uygun fiyatlı uçak bileti bulmakta zorluk çekmezsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1172-ucak-bileti-alarak-zamaninizi-degerlendirin.html", "text": "Seyahat etmekten haz alıp çok sık seyahate çıkıyor iseniz gidilebilecek yerlerin çoğunu keşfetmiş ve gezmiş olabilirsiniz. Ancak seyahat konusunda çok da yeterli deneyiminizin olmadığınız düşünüyor ve daha fazla tatil deneyimi tecrübe etmek istiyorsanız oldukça fazla bilgiye sahip olmanız gerekiyor. Nasıl tatiliniz daha ekonomik hale gelir bilmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. Tatile gitmeyi veya seyahate çıkmayı planladığınızda karar vermniz gereken birkaç kritik nokta mevcuttur. Otel seçimi yaparken genellikle ilk baktığınız şey fiyatı olsa dahi dikkat etmeniz gereken farklı noktalar da mevcuttur. - Tatile gittiğiniz zaman kalacağınız otelin konumuna dikkat ederek seçim yapmanızı öneriyoruz. Otelin konumu, ulaşım ne kadar kolay olduğu gibi güzellikleri ve kolaylıkları sağladığı takdirde tatil gezileriniz daha güzel ve eğlenceli bir hale geleceği için rezervasyon yaptırmadan önce otelin konumunu mutlaka öğrenmelisiniz. - Tatile kendi arabanız ile gitmeyi düşünüyorsanız otelin otopark hizmetini mutlaka sorgulamanız gerekir. - Tatile gittiğiniz yerde konaklamayı düşündüğünüz otelden nasıl bir ihtiyaç beklentisi duyduğunuzu düşünerek otelin hangi ek hizmetlerinden faydalanabileceğinize bakmanız gerekir. - Tatile gideceğiniz otelleri yıldız sayılarına bakarak sınıflandırmanız durumunda bütçenize göre en güzel otelde yerinizi alabilirsiniz. - Balayı için organizasyon yapıyorsanız balayı otelleri seçeneklerini detaylı bir şekilde sorgulayabilir ve aradığınız şartlarda otel için uygun seçim yapabilirsiniz. Balayı otelleri romantik oteller arasında bulunur ve sunduğu ek hizmet seçenekleri hakkında detaylı bilgi almak isterseniz otel ile iletişime geçerek sorularınıza ayrıntılı cevaplar alabilirsiniz. - Eğer sakin bir ortamda vakit geçirmek istiyorsanız butik otelleri tercih etmenizi öneririz. - Tatiliniz boyunca otel içerisinden çıkmak istemiyorsanız her şey dahil oteller arasından karar verip seçiminizi yapmanız durumunda tüm tatili otel içerisinde değerlendirerek dışarı çıkmaya gerek duymazsınız. Erken rezervasyon ile bazı otellerde tatilinizi çok uygun fiyata mal edebilirsiniz. En gelişmiş konaklama tesislerinde dahi son derece uygun fiyatlarla hayal gibi bir tatil yaparken tatil organizasyonunu önceden oluşturmanın verdiği rahatlığı yaşayabilirsiniz. Aileniz ve arkadaşlarınız ile beraber harika bir tatil yapabilmek için erken rezervasyon seçeneklerini değerlendirerek tarzınıza ve cebinize uygun tatil planı yapmanız mümkündür. Otellerin sunmuş olduğu avantajlı fiyatlardan yararlanmak için yaz sezonu başlamadan önce yapılan indirimlerden faydalanıp uygun fiyatla yerinizi ayırabilirsiniz. Erken rezervasyon için net tarih söylemek zor. Kış mevsiminin gelmesi ile birlikte bu indirim dönemi başlar ve yaz sezonu açılana dek yapılan kampanyalar devam edebilir. Genelde her yıl Kasım veya Aralık aylarının başında başlayan tatil indirimleri genellikle çok uygun fiyatlarla başlandığı için yaz ayları yaklaştıkça indirim oranı bu doğrultuda azalmaya başlar. Yaz mevsiminde tatil kampanyaları biterek indirimli tatil dönemi de son bulabilir. En güzel otellerde unutulmaz bir tatil keyfi yapabilmek için indirimleri kaçırmayıp son günlerine kadar bu indirimleri takip ederek otellerin size sunduğu fırsatları değerlendirebilirsiniz. Her yıl Kasım ve Aralık aylarında başlayan erken rezervasyon dönemi yaz mevsiminin başına kadar devam ettiğinden erken rezervasyon döneminin ilk zamanlarında rezervasyon yaptırmanız durumunda hem yüksek indirim oranlarından hem de otellerin kontenjanlarının boş olmasından yararlanabilirsiniz. Bunun yanı sıra, başlangıç döneminde otellerde satış yapılmaya başlandıkça fiyatlarda yükselme görme ihtimalini es geçmeyerek indirimlerin başladığı ilk dönemde tatil satın almayı tercih edebilirsiniz. Erken rezervasyon dönemi 5 aşamada gerçekleşir. Bunu bilerek en yüksek indirim oranı uygulanan dönemde satın alma işleminizi tamamlayarak yerinizi ayırabilirsiniz. Haziran ayının ilk haftasına dek süren bu dönem ilk etapta çok uzunmuş gibi görünse bile Aralık ayında bir çok otel doluluk oranına ulaşıyor ve bu indirimler ne yazık ki erkenden tükeniyor. Bu sebeple hızlı davranmakta fayda var. Bunun dışında tatil indirim fırsatlarından yararlanarak artan güncel fiyatların etkisinden bir nebze kurtulduğunuzu görüp rahatlayabilirsiniz. Yurt içinde doğa ile iç içe bir tatil yapmak için Ege sahillerini tercih edebileceğiniz gibi Karadeniz'in eşsiz manzalaralarını tatmak için Karadeniz turlarına da katılmayı düşünebilirsiniz. Doğası ile gören herkesi mest eden bu tatil rotaları içinde yüzlerce farklı konaklama tesisi konseptinde yöressel lezszetleri de doyasıya tadabilirsiniz. En güzel tatil trendlerini incelemek ve ekonomik fiyatlarla tatil satın alabilmek için yapılan kampanyalar yakından inceleyerek bütçenize en uygun tatil planları yapabilirsiniz. Elbette sadece konaklamayı değil oraya ulaşımın da uygun fiyatlı olması çok önemli. Son dönemlerde hız ve konfor açısından mevcut avantajları sebebiyle en çok tercih edilen ulaşım yöntemi havayolu ulaşımıdır. Fakat tüm bu avantaj ve güzelliklerin yanında diğer ulaşım yöntemlerinden bir miktar pahalı bir yöntemdir. Elbette ucuza uçak bileti de satın almak mümkün, sanıldığı kadar zor olmayan bu yöntemleri gelin beraber inceleyelim. - Seyahat tarihinizi mümkün olduğunca erken tarihte belirllemek size fayda sağlayacaktır. Otelden erken rezervasyon işlemlerinizi tamamladığınızda, erkenden uçak bileti arayışına da girmenizi öneriyoruz. Özellikle yurt dışı tatil planlarken biletinizi aylar öncesinde takibe almanız gerekmektedir. Aksi takdirde piyasanın üstünde bile bilet alabilirsiniz. - Genellikle kısa mesafeli uçuşları kapsayan yurt içi uçak bileti satın alırken yoğunluğun az olduğu günlere bilet satın almak uçak biletini daha uygun fiyata almanıza olanak sağlar. Herkesin sık tercih ettiği tarih ve zamanların dışını tercih etmeniz durumunda satın almak istediğiniz uçak biletleri de daha uygun fiyata mal olacaktır. Örneğin, cuma günü için bir uçuş planlamak yerine hafta ortalarına planlamanız durumunda daha ucuza bilet satın alma şansınız olur. - Genellikle yurt dışı uçuşlarda aktarmalı uçuşlar daha uygun fiyata satılıyor. İstanbul Almanya uçak bileti veya İstanbul Rusya uçak bileti fiyatlarını incelediğinizde İstanbul-Almanya uçak bileti direkt uçuş olmasına rağmen aktarmalı İstanbul-Rusya uçak biletinden daha pahalıdır. Her havayolu firması aynı rotalar için uçak bileti sabitlemez. Tatil biletlerini ayarlamak için bulunduğunuz şehirden uçuş gerçekleştiren havayolu firmalarının hepsini kontrol etmeniz gerekmektedir. Yapacağınız fiat karşılaştırması size uygun fiyata uçak bileti almanız için fırsat sunacaktır. - Her ne kadar tatil planı yaparken gidiş-dönüş uçak biletlerine bakmak çok daha mantıklı bir seçenek olsa dahi bazı dönemlerde tek yön uçak bileti fiyatlarına da göz atmakta fayda var. Havayolu firmalarının yaptığı kampanyalara denk geldğinzde gidiş-dönüş uçak bileti yerine tek yön biletler daha avantajlı olacaktır. Yurt dışı uçuşlarda etmeniz gereken nokta ise pasaport ve vize durumunuzdur. Ancak pasaportsuz yalnızca yeni çipli kimlik kartınızla seyahat edebileceğiniz ülkeler de vardır. Son dönemlerde tatil masraflarını en azda tutmak isteyen fakat bir yandan da farklı insanlar ve kültürler tanımak isteyen gezgin ruhlar tarafından en çok merak edilen konuların başında elbette pasaportsuz gidilen ülkelerdir. Türk vatandaşlarının pasaportsuz ve vizesiz gidebileceği ülkeler malesef ki sınırlı sayıda. Ancak bu ülkelere seyahat etmeyi düşünüyorsanız pasaport ve vize gibi giderlerin çoğundan tasarruf etmiş oluyorsunuz. Ülkemizde herhangi bir şehre gidermiş gibi yurt dışına çıkabilmek yeni çipli kimlik kartı ile gidilebilen ülkeler için mümkün. Uçak bileti satın almanın en kolay kolu olan HepsiBurada Seyahat ile bir çok havayolu firmasının uçuşlarını karşılaştırabilir, size uygun uçuşları inceleyebilir ve güvenli ödeme yöntemlerini kullanarak satın alabilirsiniz. Keyifli bir tatilin başlangıcı, keyifli bir yolculuktur!"} {"url": "https://www.gezipedia.net/1173-acik-yazilim-agindan-afetlerde-faydali-olacak-yazilimlar.html", "text": "Ülke olarak çok zorlu bir dönemden geçiyoruz. Bu zorlu ve sıkıntılarla dolu süreçte, gönüllü olarak depremzedelere bir yardım eli uzatmak için çalışmalarımıza süratle devam ediyoruz. Hepimizin elinden gelen yardımları yapmaya çalıştığı bu dönemde, on binlerce gönüllü bir araya gelerek Açık Yazılım Ağı'nı oluşturduk. Peki, Açık Yazılım Ağı tam olarak nedir? Dilerseniz öncelikle bu sorumuza yanıt verelim. Açık Yazılım Ağı, kar amacı gütmeyen ve tamamen gönüllülerden oluşan bir topluluk. Niyetimiz ve asıl hedefimiz; depremzedelerin yerinin tespit edilmesi, ihtiyaç sahipleri ile yardım etmek isteyen gönüllüleri bir araya getirmek ve yardımları hızlandırmak. AFAD ve AKUT gibi yardım kuruluşlarına doğruluğu teyit edilmiş veri akışı sağlayarak yardımların yerine ulaşmasını sağlamayı amaçlıyoruz. Enkaz altında kalan depremzedelerin ya da onların adres bilgisine sahip yakınlarının konumlarını bildirmesi ve bu bilginin hızlı bir şekilde yetkili kurumlara aktarılarak yardımın ulaşmasını sağlamak amacıyla oluşturuldu. Temennimiz gelecekte benzer afetlerin yaşanmaması olsa da, yaşadığımız tecrübeler bizi gelecekte de hızla harekete geçmemize yardımcı olacak sistemler geliştirmeye yönlendirdi. Geliştirdiğimiz bu sitelerin duyurulması ve hem yaşadığımız afette hem de olası durumlarda hızlıca kullanılmaya başlanması, el ele vererek afetlerin zararını azaltmamıza yardımcı olacaktır. Sizlerden öncelikli ricamız, bu siteleri sosyal medya hesaplarınızda, web sitelerinizde ve çevrenizde olabildiğince paylaşarak farkındalığın artmasına yardımcı olmanızdır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1174-basilin-lezzetli-kaseleri-kacirmak-istemeyeceginiz-bir-mutfak-deneyimi.html", "text": ", son zamanlarda menüsündeki besleyici ve lezzetli kaselerle mutfak dünyasında fırtınalar estiriyor. Gurme yemek meraklıları, yerel üreticilerden ve çiftçilerden temin edilen taze ve organik malzemelerin özgün ve yaratıcı kombinasyonlarıyla damak tadınızı şenlendiren basil'e övgüler yağdırıyor. 'in menüsünde herkes için bir şeyler var. Menüdeki popüler seçeneklerden biri, taze kale yaprağı, yabani marul, çıtır kruton ve daha fazlasını istemenize neden olacak lezzetli ev yapımı bir sezar sosu içeren \"Kale Caesar\" kasesi. Vegan bir seçenek tercih edenler için \"Guacamole Greens Bowl\" mutlaka denenmeli. Bu kasede basmati pirinç, özel vegan köfteler, taze sebzeler ve ege kıyılarını hayal etmenizi sağlayacak tatlı fesleğenli ve avokadolu guacamole sosu bulunuyor. Ancak seçenekler bununla bitmiyor. Menüde ayrıca kavrulmuş sebzeler, çıtır nohutlar ve lezzetli bir maple sosundan oluşan \"Maple Mustard\" kasesi de yer alıyor. Et bazlı bir yemek tercih edenler için, \"Blue Cheese Bowl\" kasesi, yumuşak marine edilmiş sığır eti dilimleri, taze sebzeler ve bir yumruk oluşturan baharatlı biber sosu ile hayranların favorisi. Bence basil'de kaseler sadece bir yemek değil, bir mutfak deneyimidir. Şefler, egedeki çeşitli kültürler ve mutfaklardan esinlenen özgün tarifler yaratmaktan gurur duyuyor. Basil kaselerinin her ısırığı sizi ege kıyılarının farklı bir köşesine götürecek ve kendinizi beslenmiş ve tatmin olmuş hissetmenizi sağlayacak. Taze, sürdürülebilir ve yerel malzemelerin yenilikçi ve lezzetli tatlarla birleşimi, Basil'i gurme yemek meraklıları için mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yer haline getiriyor. Menüdeki kaselerden birini denemek için uğradığınıza pişman olmayacaksınız. Basil'e gelin ve daha fazlasını arzulamanıza neden olacak sağlıklı fast-fine yemek deneyiminin tadını çıkarın."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1175-nereden-ucuz-bilet-alinabilir.html", "text": "Biletlerin nereden alınacağına dair en iyi seçenek, biletin türüne, hedefinize ve tercihlerinize bağlıdır. Genel olarak, biletlerinizi çevrimiçi veya bilet satışı yapan bir kuruluş veya acentelerden satın alabilirsiniz. - Uçak bileti: Havayolu şirketlerinin resmi web siteleri, online seyahat acenteleri, havaalanlarındaki bilet gişeleri ve seyahat acenteleri, uçak biletleri satın alabileceğiniz yerler arasındadır. - Tren bileti: Tren bileti, tren istasyonlarındaki bilet gişelerinden, tren şirketlerinin web sitelerinden, online seyahat acentelerinden ve bilet satışı yapan acentelerden satın alınabilir. - Otobüs bileti: Otobüs bileti, otobüs şirketlerinin web sitelerinden, online seyahat acentelerinden ve bilet satışı yapan acentelerden satın alınabilir. - Konser, tiyatro ve etkinlik bileti: Bu tür biletlere genellikle etkinliği düzenleyen kuruluşların web sitelerinden, bilet satışı yapan acentelerden veya konser/etkinlik mekanlarının bilet gişelerinden satın alınabilir. - Sinema bileti: Sinema bileti, sinema salonlarının web sitelerinden, online sinema bileti satışı yapan sitelerden veya sinema salonlarının gişelerinden satın alınabilir. - Müze bileti: Müze bileti, müze web sitelerinden, müze gişelerinden veya online bilet satışı yapan sitelerden satın alınabilir. Hangi yöntemi tercih ederseniz edin, biletlerinizi erken almanız önerilir, çünkü bu daha iyi fiyatlar ve yerlerin daha fazla seçimini sağlar. Ayrıca, biletlerinizi almadan önce iade, değiştirme veya iptal politikalarını dikkatlice okumanızı ve gerektiğinde sigorta veya koruma planlarına sahip olmanızı öneririz. Ayrıca bilet aldıktan sonra, biletinize ait önemli bilgilerin ekran görüntüsünü ya da notunu almanızı tavsiye ederiz. Önemli bilgiler arasında Pnr numarası, Koltuk Numarası ve Saat gibi bilgiler yer alır. 'un sunduğu fiyatlar, seyahat tarihine, varış yerine, seyahat sınıfına ve diğer birçok faktöre bağlı olarak değişebilir. Ayrıca, bazı dönemlerde promosyon kodları veya kampanyalar ile daha uygun fiyatlara bilet satışı yapılabilmektedir. tüm biletleri tek ekranda karşılaştırarak hızlıca satın alabileceğiniz şekilde çalışmaktadır. Ancak, en ucuz biletleri bulmak için tek bir tarihe odaklanmamak gerekir, diğer bilet satışı yapılan tarihler ile tüm zamanları karşılaştırarak araştırmanız önerilir. Örneğin, uçak bileti için Thy, Pegasus veya Anadolujet gibi Havayolu Şirketleri ve Saatleri farklı fiyat aralıkları sunabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1176-2023-yilinda-istanbulun-en-iyi-10-sac-ekim-merkezi-belli-oldu.html", "text": "2023 yılında İstanbul'un en iyi saç ekim merkezleri açıklandı. Saç ekiminde tüm dünyada popülerleşmiş olan İstanbul'nin en iyi saç ekim merkezleri araştırmalar sonucu açıklandı. Başarı oranları ve hasta memnuniyetlerinin göz önünde bulundurulduğu araştırmalar sonucu İstanbul'un en iyi saç ekim merkezleri paylaşıldı. , Türkiye'de olduğu kadar, tüm dünya çapında da en iyi saç ekim merkezi hizmetlerini sunan lider şehirler arasındadır. İstanbul'un saç ekim merkezleri başarılarıyla Türkiye'nin saç ekiminde gurur kaynağı olmaya devam ediyor. Sağlık turizmine katkı sağlayan İstanbul'un en iyi saç ekim merkezleri listesini hazırladık. - Hermest Saç Ekim Merkezi İstanbul - Nimclinic Saç Ekim ve Estetik Merkezi - Asmed Saç Ekim - Hair Of Istanbul Klinik - Cosmedica - Smile Hair Clinic - MedArt Saç Kliniği İstanbul - Elithair Saç Merkezi İstanbul - Hair Neva - Buk Saç Ekim Kliniği İstanbul denildiğinde ilk akla gelen isim olan Hermest, Istanbul'da hizmet vermektedir. Bütçesi olanların ve en iyi saç ekimi sonucu isteyenlerin Unique FUE methodu seçerek ilk tercihi olan saç ekimi kliniğidir. %100 güvenli sloganı ile tam güvenli bir saç ekimi deneyimi garantilenmekte. Kendi bünyesinde kardiyolog, dermatolog ve estetik cerrahı gibi güçlü akademik kadrosu bulunduran tek klinik olma özelliğini de taşımaktadır. açısından bakıldığında tam bir fiyat performans kliniği olduğunu söyleyebiliriz. Yani bütçeniz kısıtlı ve iyi bir saç ekimi sonucu elde etmek istiyorsanız Nimclinic tam size göre diyebiliriz. Müşterilerine sunduğu saç ekim hizmetleri sırasında göstermiş olduğu performansla sektöre izini bırakan firmalardan birisi de Asmed saç ekim firmasıdır. İstanbul sakinlerinin saç ekimi noktasında ilk tercihlerinden birisi olan firma, uzman ekibi tarafından sağladığı hizmetler sayesinde övgüye değer hizmetler sunarak müşteri odaklı bir şekilde çalışmaktadır. Dökülen saçların yeniden çıkmasına yardımcı olmak için çeşitli saç ekimi ameliyatları geliştirilmiştir. Daha önceleri yaygın olarak kullanılan tekniklere son yıllarda bir yenisi daha, DHI yani doğrudan saç ekimi tekniği eklenmiştir. En iyi saç ekim yöntemi olarak anılan DHI tekniği, FUE saç ekim tekniğinin farklı uygulanış biçimi. DHI Saç Ekim Yöntemi: Yüksek sayıda grefte ihtiyacı olmayan ve saç sıkılaştırmak isteyen kişiler için en çok tercih edilen yöntemdir. DHI yöntemi ile 1 seansta 2000-3000 greft arası saç ekimi yapılabilir. DHI saç ekimi fiyatları 20.000TL ile 40.000TL arasında değişmektedir. Safir FUE Saç Ekim Yöntemi: Yüksek sayıda grefte ihtiyacı olanlar için uygulanmaktadır. 1 seansta 2000-6000 greft arası saç ekimi yapılabilir. Saçsız alanı fazla olan kişilere uygulanması tavsiye edilir. Safir FUE saç ekimi fiyatları 15.000TL ile 30.000TL arasında değişmektedir. Unique FUE Saç Ekim Yöntemi: Uluslararası ödüllü olan bu saç ekimi yöntemi devrim niteliğinde bir tutma oranı vaat etmekte. Safir FUE ve DHI gibi yöntemlerde ekilen saçların %40-90 arasında bir tutunma oranı olurken Unique FUE'ni rakipsiz tutunma oranı %99'a kadar çıkmaktadır. Fiyatı yüksek olması nedeniyle bütçesi olanların tercih ettiği yöntemdir. hakkında için Hermest Hair Clinic resmi web sitesini ziyaret edebilirsiniz. Hastaların sıklıkla gündeme getirdikleri sorulardan bir tanesi de, saç ekiminin başarısını etkileyen faktörler nelerdir sorusudur. Hastaların, ekiminin başarı oranını sormaları doğaldır. Bu önemli bir konudur çünkü bu prosedür, önemli bir duygusal ve finansal yatırımdır. Teknolojideki gelişmeler ile birlikte, saç ekim teknikleri daha iyi hale gelmiş ve diğer seçenekler ile mümkün olmayan en iyi sonuçların elde edilmesine yardımcı olmuştur. Saç ekiminin başarısını etkileyen faktörler ve başarı için izlenmesi gereken adımlar; İyi bir saç ekim merkezi ve doktoru seçmek, Doğru saç ekim tekniğinin seçilmesi, Doğru teşhis ve planlama, Greftin zarar görmeden çıkartılması, Greftlerin yerleştirilmesi, Donör alanı ve Hijyenik koşullardır. Bütün bunlara ek olarak uzamanların tavsiye ettiği saç ekimi tamamlandıktan sonra saç ekim merkezi, hastaya bazı ilaçlar verir ve en kritik aşama olan sürecin ilk haftasında, hastaya uyması için kesin talimatlar verir. Bu aşamada kişi, sağlığına ve uyku düzenine dikkat etmelidir. Sabırlı olmalı ve en az beş gün sigara, alkol ve diğer zararlı etkenlerden uzak durmalı ve beslenmesine özen göstermelidir. Saç köklerine, zarar vermemek de önemlidir. Aynı şekilde, günlük aktivitelerde de aynı hassasiyet gösterilmelidir. Saç ekimi fiyatları her kliniğe göre değişmektedir fakat saç ekimi fiyatları ortalama 15.000TL ile 30.000TL arasındadır. Greft sayısı, teknik, akademik kadro ve sezon gibi etkenler saç ekimi fiyatlarını etkilemektedir. Net bir fiyat bilgisi için saç ekimi klinikleri ile iletişime geçebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1177-minimal-tasarimin-gozde-tatil-mekani-bungalovlar.html", "text": "Bungalov ev tasarımında minimal yapı daha çok ahşap bir malzeme ile destekleniyor. Doğa içinde yeşilliklerin ön plana çıktığı huzurun ve sakinliğin hissedildiği bungalov evler günümüzde Tiny house ev çeşidi ile de şekilleniyor. Yapı malzemesinde kullanılan her ahşap ürün sağlığa elverişli şekilde imal ediliyor. Bu durum klasik bir otel ya da villada harcanacak paradan daha ucuz bir fiyata konaklayabilmeyi kolaylaştırıyor. Hafta sonu 2 günlüğüne bile olsa tatil yapabilecek yer arayışında olanlar için ülkenin farklı noktalarındaki bungalovlar öneriliyor. Şehrin çok yakınında rahatlıkla ulaşılabilecek noktalara konumlandırılmış bungalovlar yapılırken uzun ömürlü olmasına dikkat ediliyor. Bazıları ahşap malzemenin dışında doğal taşlar eklenerek de daha şirin bir görüntü oluşturuyor. Ultra lüks bungalovlar ile otel konseptli ahşap evler son dönemlerde çoğalsa da ekonomik bir tatil fikri olanlar klasik yapıdan vazgeçemiyor. şehirden uzak huzuru hissedebileceğiniz masalsı bir deneyim yakalayabilme fırsatı sunuyor. Bungalov ev tasarımında daha çok kullanılan ağaç malzemesi çam ağacı başta olmak üzere kayın ve meşe ağacı da tercih edilebiliyor. Sağlamlığı sebebiyle bu ağaç türleri ön plana çıkıyor. Bungalov evleri ilk kez Hindistan'da ortaya çıkmıştır. Bu akım ardından tüm dünyaya yayılmış ve tatil algısını bambaşka hale getirmiştir. Daha çok doğa ile iç içe estetik, minimal tasarımda evler bireysel olarak tatil yapabilmeyi ve doğa içinde bu fırsattan faydalanabilmeyi kolaylaştırmıştır. Daha çok sakinliği, bireyselliği ve sükuneti seven kişilik yapısındaki tatilcilere uygun bir deneyim yaşayabilme fırsatı oluşturmuştur."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1178-sapanca-bungalov-evleri-fiyatlari-cok-uygun.html", "text": "her cebe uygun. Harika bir tatil deneyimi elde etmek istiyorsanız; siz de Sapanca'da konumlanan bungalov evleri tercih edebilirsiniz. Böylece ruhunuzu ve vücudunuzu dinlendirebilirsiniz. çok uygundur. Tatil yapmanın sağlığa olumlu etkilerinden biri de stres hormonu olarak da bilinen vücuttaki kortizol seviyesinin düşmesidir. Dinlenme mevsiminde bu maddenin üretimi önemli ölçüde azalır ve diğer vücut sistemlerinin yanı sıra uyku seviyelerini, hafızayı destekleyen yeterli seviyelerde tutulur. Aşırı kortizol, olumsuz sağlık sonuçları getirir. Yılda iki kez tatile çıkan kadınların, iki yılda bir tatile çıkanlara kıyasla depresyona yakalanma riskinin daha düşük olduğu bulundu. Boş zaman ve dinlenme ile ilgili faaliyetler, olumlu düşünceler üretir ve bu da ruh sağlığı sorunlarının azalmasına yol açar. Dinlenme ve tatil için mekanların olması, aile ile bağlantı, rekreasyonel faaliyetlerin, turizmin veya ilgi alanlarına göre yürütülmesi sağlık hizmetlerinin anahtarıdır. İş, özel ve aile hayatı arasındaki denge, beden ve zihnin dinlenmeye ihtiyacı olduğu ölçüde önem kazanır. ekonomiktir. Bundan dolayı herkes uygun bir şekilde tatil olanağı elde eder. Yüksek düzeyde strese maruz kalmak, kararlar almak ve acil işler yapmak yorgun hissetmeye, konsantrasyon sorunları yaşamaya ve uykuya dalmakta güçlük çekmenize neden olabilir. Kendinize mola ve birkaç gün izin verme fırsatı vermek, enerjinizi yeniden toplamanıza, olayları daha net görmenize ve şirket arkadaşlarınız dışındaki insanlarla başka alanların keyfini çıkarmanıza yardımcı olur. Tatiller biraz daha fazla uyumak için mükemmel bir zamandır. Antrenman rutinlerini sürdürmek de buna değer, ancak artık erken kalkmaya gerek yok. Günde sekiz saat uyumak, tatillerde yararlanılması gereken avantajlardan biridir. Ve bütün gece uyumayı seçerseniz, ertesi gün dinlenme saatlerini geri kazanabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1179-yeni-nesil-tatil-deneyimi.html", "text": "evleriyle tanınır Bu evler doğal malzemeler kullanılarak yapılmıştır ve çevreyle uyumlu bir tasarıma sahiptir Konaklama birimleri konforlu yataklar duşlu banyolar ve verandalar ile donatılmıştır Her bungalov misafirlerin konforunu ve rahatını sağlamak için özenle dekore edilmiştir Köydeki restoran organik bahçelerde yetiştirilen taze sebzeler ve meyvelerle hazırlanan yemekler sunmaktadır bölgenin deniz ürünleri de menüde yer almaktadır Misafirler yemeklerini deniz manzaralı restoranda veya açık havada yiyebilmeleri için imkanlar sunulmuştur. sadece tatil yapmak için değil aynı zamanda iş seyahati için de ideal bir yerdir Tatil köyü sakin ve doğal bir ortamda bulunduğu için iş toplantılarına ev sahipliği yapmak için mükemmel bir seçenektir. çocuklu aileler için de güzel bir seçenektir Çocuklar plajda eğlenebilir ve denizde yüzebilirler çocuk kulübü oyun alanı ve aktiviteleri çocukların eğlenceli bir tatil geçirmelerini sağlar."} {"url": "https://www.gezipedia.net/118-kazdaginin-eteklerinde-tahtakuslar.html", "text": "yemyeşil doğası, yürüyüş parkurları, tarihi kalıntıları, eteklerindeki kumsalları ve ilginç köyleriyle gerçekten görülmeye değer. 'nda yapıldığı ve Troya Prensi Paris'in Afrodit'i güzellik tanrıçası seçtiği anlatılır. Hasanboğuldu'dan Sarıkız'a dek birçok söylencenin geçtiği Kaz Dağı'nın zenginliği bunlarla sınırlı değil. Burası çok önemli bir doğa alanı; 26'sı endemik 1000 bitki türü ve nesli tükenme tehlikesi bulunan onlarca yaban hayvanının barındığı dağ milli park ilan edilerek korumaya alınmış durumda. 'nın etekleri benzersiz güzellikle vadiler, dereler, şelaleler, küçük gölcükler ve Hasanboğuldu, Pınarbaşı ve Talimalanı gibi mesire yerleriyle dolu. Milli Park olduğu için dağın içlerine doğru izin alınarak gidilebiliyor ve kontrol noktalarında bilet kesiliyor. da dağın eteklerinde kurulmuş bir Tahtacı köyü. Tahtakuşlar köyü Edremit Körfezi'nin mavisiyle Kazdağı'nın yeşilinin içine gizlenmiş bir hazine. adında bir Tahtacı olduğu kabul ediliyor. 1843 yılında devletten alınan izinle köy kurulmuş. Bursa Valisi Ahmet Vefik Paşa zamanında (1860-1864) göçebe Tahtacılar zorla yerleşik yaşama geçirilince köy daha da büyümüş. kurmuş. Zamanla ünü ülke sınırlarını aşan müzede deniz kabuklarından giysilere, çadırlardan Hz. Ali'nin çamaltı resimlerine kadar pek çok eşya, belge ve fotoğraf sergileniyor. Ayrıca yörede dokunmuş halı, kilim ve heybeler, incik boncuk gibi hediyelik eşyalarla, dağlardan toplanmış şifalı otlar ve bal gibi doğal ürünler de satılıyor. Tahtakuşlar'da tam beş bayram kutlanıyor: Kurban, Aşır, Hıdrellez, Cılbak ve Bişi. Bunların en renklisi 6-7 Mayıs günleri kutlanan Hıdrellez bayramı. Hıdrellezde ilk olarak 6 Mayıs günü Manastırdaki eski mezarlığa gidiliyor. Mezarlar temizleniyor, çiçeklerle donatılıyor, mezarların başında yemekler yeniyor, adaklar dağıtılıyor. Hıdrellez sabahı güneş doğmadan soğuk suyla banyo yapılıyor, böylece yıl boyunca hasta olunmayacağına inanılıyor. 7 Mayıs günü sabahı akrabalar toplanarak, ölmüş ataları için kurban kesiyorlar. Kurban eti yenildikten sonra en güzel elbiselerini giyip bu kez köyün yanındaki mezarlığa gidiyorlar. Bir gün önceden temizlenip çiçeklerle süslenen mezarlıkta oturulup yemekler yeniyor, adaklar dağıtılıyor. Ölmüşlere sanki yaşıyormuş gibi davranılıyor, ikramlarda bulunulup, sohbet ediliyor. Mezarlığa yalnızca Hıdrellezde değil, her zaman büyük özen gösteriliyor, perşembe akşamları mezarlar temizlenip yatırlara mum dikiliyor; mezar başlarına su dolu testiler, eşarplar, meyve, çerez gibi yiyecekler bırakılıyor. Mezarları ziyarete gidenler, mezar başında ailece toplanıp yanlarında getirdiklerini yeyip içiyorlar. Büyük ozan Ali Ekber Çiçek'in mezarı da burada. Antik kaynaklarda İda'nın kutsal bir dağ olduğu anlatılıyor, zaman içinde dağın adı değişmiş ama kutsiyetinden bir şey kaybetmemiş. Troyalıların Zeus'a yakardıkları Gargaran zirvesinde (1764 metre) Sarıkız'ın türbesi bulunuyor. Yöre halkı şimdi de Sarıkız ve Kazdağı'nı kutsal kabul ediyor. nın ise, evlenmek isteyen kızların kısmetini açtığına inanılıyor. olarak kutluyorlar. Dağdaki söylencelerin tümüne ve yöreye Cılbak diyorlar. Bu adın Sarıkız'ın babasına Çıplak Baba denmesinden kaynaklandığı sanılıyor. Tahtakuşlar'daki etnografya müzesini ve mezarlığını görmeden, ve Adatepe gibi eski Rum köylerini dolaşmadan, Milli parkın güzelliklerini keşfetmeden, DÖNME! Kazdağı etekleri boydan boya zeytinliklerle kaplı. Hal böyle olunca zeytinyağlılar ve otlar yöre mutfağının temelini oluşturuyor. Rezene, Şevketibostan, Radika, Kuzukulağı ve Madımak bölgedeki pazarlarda bulabileceğiniz başlıca otlar. Avunya Mantısı, Bacana ve Enginarlı Bakla yöreye özgü yemeklerin başında geliyor. 'a 5 km kala ana yoldan sağa sapılıp 2 km'lik asfalt bir yol izlendiğinde köye ulaşılıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1180-antalyada-tatil-yapabileceginiz-en-populer-tatil-yerleri.html", "text": "Antalya, Türkiye'nin en önemli turistik beldeleri arasındadır. Kışın ılık bir iklime sahip olması nedeniyle dört mevsim ziyaretçi akınına uğrar. Eski çağlara uzanan tarihi, el değmemiş güzellikleri, yeşil doğası ve geleneksel mimarisi ile Antalya her yıl birçok ziyaretçi ağırlar. Antalya'da tatil yapabileceğiniz en popüler tatil yerlerine gelin birlikte bakalım. Antalya şehir merkezine 75 km mesafededir. Güzel plajları, doğal güzellikleri ve tarihi mekanları ile Antalya'nın popüler tatil bölgeleri arasındadır. Side Antik Kenti bölgenin en ilgi çekici yeridir. Tarihte Akdeniz kıyılarında önemli bir liman kenti olan Side farklı uygarlıklardan izler taşır. Side Antik Kenti`nde eski çağlara ait eserleri gezip görmek ve fotoğraflamak isterseniz buraya en az 3 saatinizi ayırmalısınız. Side'de antik çağdan günümüze ulaşan eserlerden en önemlisi Athena Tapınağı`dır. Side Antik Tiyatrosu da bölgenin önemli tarihi eserlerindendir. Alanda yapılan arkeolojik kazılarda elde edilen tarihi eserler Side Müzesi`nde sergilenir. Tarihsel ve sanatsal gezileri seviyorsanız Türkiye'nin ilk sualtı müzesi olan Side Sualtı Müzesi`ni de gezebilirsiniz. Eğer bölgeye yaz aylarında gitmeyi planlıyorsanız Side Plajı, Kumköy Plajı`nda denizin keyfini çıkarabilirsiniz. Alanya, Antalya'nın en önemli turistik merkezlerindendir. Kültürel, tarihi ve turistik değeri fazla olan Alanya'da gezilecek birçok mekan vardır. Ziyaretçilerine farklı alternatifler sunan Alanya oldukça gelişmiş konaklama imkanlarına da sahiptir. Gezinize bölgenin önemli simgelerinden Alanya Kalesi`nden başlayabilirsiniz. Alanya Kalesi, Selçuklu dönemi mimari eserlerindendir. Alanya Kalesi`nde Ehmenek, Gemili Mescit, Süleymaniye Cami, Sarnıç gibi tarihi önemi fazla olan mekanları gezebilirsiniz. Kale`den şehrin kuşbakışı silüetini izlemeniz mümkündür. Alanya'da tarihi yapılardan bir diğeri Kızılkule`dir. Selçuklu Sultanı I. Alaaddin Keykubat döneminde yaptırılan Kule, bölgede en çok ziyaret edilen tarihi eserlerden birisidir. Alanya tatilinizde doğa ile başbaşa kalmak isterseniz Damlataş Mağarası, Dim Çayı, Sapadere Kanyonu, Alara Çayı, Dim Mağarası gibi doğal güzellikleri ziyaret edebilirsiniz. Damlataş, karstik şekillerden oluşan Türkiye'nin en önemli mağara örneklerindendir. Manavgat, Antalya'nın en büyük ilçelerindendir. Adını akarsudan alan ilçe Manavgat Çayı`nın iki yakasında yer alır. Manavgat hem su sporları hem de doğal güzellikleri ile oldukça ilgi çekicidir. Oymapınar Gölü, Manavgat Şelalesi, Aslanlı Mağarası ile Antalya tatil bölgeleri arasında ünlüdür. Oymapınar Baraj Gölü ve Manavgat Çayı üzerinde rafting gibi su sporları yapabilirsiniz. Bölgedeki ormanlık alan trekking için uygundur. Alanda tekne turu gibi aktiviteler için de gelişmiş turizm imkanları vardır. Manavgat'ta dolu dolu bir tatil geçirmek isterseniz buraya en az üç gün ayırmalısınız. Manavgat'ın kültürüne vakıf olmak isterseniz belediyeye ait Kent Müzesi`ni gezebilirsiniz. Manavgat'ta deniz açılmak için birçok plaj da mevcuttur. Kleopatra Plajı, Evrenseki Plajı, Çamiçi Plajı, Sorgun Plajı bölgenin en önemli kumsallarıdır. Manavgat'ın eşsiz güzelliklerinden Titreyen Gölü ve Köprülü Kanyonu tatiliniz bitmeden mutlaka ziyaret etmeniz gereken yerler arasındadır. Antalya'nın Toros Dağlarının eteğine kurulu ilçesidir. Antalya merkeze 155 km uzaklıkta yer alan Akseki doğal güzellikleri ile ziyaretçilerini ağırlar. Kartallı Mağarası, Roma ve Bizans dönemlerinden izler taşır. Tarihi Akseki evleri de yörenin önemli simgelerindendir. Düğmeli evler olarak bilinen tarihi yapılar 350 yıllık tarihe sahiptir. Şehir merkezinden sıkıldıysanız sakin yerler arıyorsanız gelin biraz yükseklere çıkalım. 1450 rakımlı Çimi Yaylası temiz havası, yemyeşil doğası, el değmemiş ormanları ile kafa dinlemek için idealdir. Çimi Yaylası`nda Kardelen Şenlikleri`ne katılabilirsiniz. Yaylaları seviyorsanız bölgedeki turistik yerlerden Sülek Yaylası`nı ve buradaki Dipsiz Gölü de gezebilirsiniz. Düdencik Mağarası ve Etnografya Müzesi Akseki'de yer alan diğer turistik mekanlardır. Finike, Antalya'nın önemli liman ilçesidir. Antik kentleri, koy ve plajları ile Antalya'nın en iyi tatil yerleri arasındadır. Finike Antalya şehir merkezine 115 km mesafede yer alır. Eski çağlardan beri farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan Finike'de Limyra Antik Kenti, Arykanda Antik Kenti gezebilirsiniz. Karaburun, Karaçakır, Hacımusalar Höyük, Karataş Semayük, Kızılbel ve Bayındır tümülüs kazılarında elde edilen tarihi eserlerin sergilendiği Elmalı Müzesini de ziyaret edebilirsiniz. Finike de denize açılmak, tekne turu yapmak isterseniz Andrea Doria Koyu, Mağaralı Koy, Beyaz Kaya Plajı, Beymelek Lagünü gibi alternatif mekanlar arasında seçim yapabilirsiniz. Antalya'nın Finike ve Kemer ilçeleri arasında kıyıdan 6 m içeride kurulmuş bir yerleşimdir. Kumluca, önemli tarihi mekanlara, koy ve plajlara, adalara sahiptir. Yerli ve yabancı birçok turist tarafından ziyaret edilir. Likya yolunun önemli güzergahları ile içerisinde yer alır. Antalya merkeze 96 km uzaklıkta olan Kumluca Finike'ye 17 km mesafededir. Antalya'nın popüler tatil bölgeleri arasında ilk sıralarda yer alan Kumluca gezilecek birçok mekana sahiptir. Konaklama açısından da gelişmiş turizm olanakları ile öne çıkar. Bölgede en çok ziyaret edilen yerlerden birisi Olympos Antik Kenti ve Plajı`dır. Rhodiapolis Antik Kenti eski çağlara uzanan tarihi ile Kumluca'nın ilgi çekici tarihsel mekanlarındandır. Kumluca'da yer alan el değmemiş koyları gezmek isterseniz Adrasan ve Olympos'tan kalkan tekne turlarına katılabilirsiniz. Tekne turu ile Sazak Koyu, Ceneviz Koyu, Papaz Koyu, Korsan Koyu'nu ziyaret edebilirsiniz. Yaz mevsiminde denize açılmak isterseniz Adrasan Koyu, Suluada Plajları`nı tercih edebilirsiniz. Antalya'nın en önemli yerleşimlerinden Demre tarihi kalıntıları, kumsalları, yeşil doğası ile ziyaretçi akınına uğrar. Likya uygarlığına ait tarihi eserler ve antik kentleri ile turistlerden en çok ilgi gören mekanlar içerisindedir. Likya Medeniyeti`nde Myra olarak bilinen Demre tarihsel süreçte de bölgenin önemli liman yerleşimlerinden olmuştur. Bu nedenle, Likya Medeniyeti`ne ait birçok tarihi esere ev sahipliği yapar. Myra Antik Kenti ve Kaya Mezarları Demre'de mutlaka görmeniz gereken yerlerdendir. Soura Antik Kenti, Hoyran Nekropolü, Trysa Antik Kenti, Kyaenai Antik Kenti, Theimussa Antik Kenti Likya yolunun önemli güzergahlarını oluşturur. Denizi ve tekne turlarını seviyorsanız Demre'nin Çayağzı Plajı`nı ziyaret edebilirsiniz. Çayağzı Plajı`ndan kalkan tekne turları ile Kaş Kekova'ya kadar yakın koyları gezebilirsiniz. Doğa yürüyüşü ve kuş gözlemciliği gibi hobilere sahipseniz Andriake Kuş Cenneti`ni ziyaret etmeden tatilinizi tamamlamayın. Antalya'nın 43 m batısında, Batı Torosların eteğindedir. 52 km kıyı şeridine sahip Kemer denize sıfır kumsalları, masmavi suları ile yazın keyfini çıkarmak isteyenleri ağırlar. Bölge antik kentleri, plajları, doğal güzellikleri, tarihi eserleri, müze ve mağaraları ile oldukça meşhurdur. Göynük Kanyonu, Beldibi Mağarası, Beydağları Milli Parkı, Kesme Boğazı Kanyonu bölgenin önemli doğal güzellikleridir. Phaselis Antik Kenti Kemer'in önemli tarihi ve turistik mekanıdır. Eski uygarlıklara ait tarihi eserleri barındırır. Folklorik Yörük Parkı Açık Hava Müzesi bölgenin kültürü hakkında fikir edinmek isteyenler için iyi bir seçenektir. Yörük Parkı`nda Akdeniz'in masmavi sularına karşı sıcak bir çay içebilirsiniz. Denizin keyfini çıkarmak isterseniz Ayışığı Plajı, Beldibi Gizli Koy, Alacasu Cennet Koyu, Tekirova Plajı bölgenin önemli kumsallarıdır. Serik ilçesi Antalya merkeze oldukça yakındır. Kent merkezine 39 km uzaklıkta yer alan Serik, kültürel varlıkları ve doğal güzellikleri ile öne çıkar. Tarihte Serik ilçesinde ilk yerleşimler MS 2. yy'da Bergama Krallığı döneminde kurulmuştur. Sillyon Antik Kenti, Aspendos Tiyatrosu ve Antik Kenti bölgenin önemli kültürel varlıklarıdır. Serik bünyesinde yer alan şelaleler turistlerin en fazla ziyaret ettiği mekanlar arasındadır. Gökbüvet Şelalesi, Etler Şelalesi, Uçansu Şelalesi Serik'in doğal güzellikleridir. Zeytintaşı Mağarası 1977 yılında keşfedilmiş iki katlı bir mağaradır. Mağara içerisinde yer alan sarkıt, dikit ve sütunlar çeşitli damlataşlarla kaplıdır. Serik ilçesinde bulunan doğal güzellikleri ziyaret edebilirsiniz. Kral Havuzu, Akbaş Göleti bölgenin diğer gezilecek mekanlarıdır. Antalya'nın kuzeybatısında, 60 km uzağında yer alır. Bölgenin en sık ziyaret edilen ilçelerindendir. Güllük Dağı Milli Parkı, Termessos Antik Kenti ilçenin öne çıkan turistik yerleridir. Karain Mağarası Korkuteli'nde yer alan doğal güzelliklerdendir. Tarihinin 500.000 yıl öncesine dayandığı düşünülen mağara Anadolu'nun ilk yerleşim yerleri arasındadır. Tarihi eserleri keşfetmeyi seviyorsanız Sultan Alaaddin Camii`ni ziyaret edebilirsiniz. Selçuklu Medeniyeti`nin eserlerinden olan Cami Sultan Alaaddin Keykubat döneminde yaptırılmıştır. Ariassos Antik Kenti, Korkuteli Çayı ve Barajı`nı da tatilinizi tamamlamadan gezebilirsiniz. için Coral Tatil aracılığıyla inceleme yaparak seyahatinizi planlayabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1181-yeni-evli-ciftler-neden-balayi-villasini-tercih-ediyor.html", "text": "Villalar, kendi planınızı yapmanıza imkan verir. Turistik yerleri ziyaret etmek, çevredeki restoranları denemek veya farklı aktiviteler yapmak isterseniz, istediğiniz zaman aralığında çıkabilirsiniz. Türkiye'nin en popüler tatil beldelerinden biridir. Güzel plajları, tarihi dokusu ve doğal güzellikleri ile ünlü olan Alanya, balayı tatili için özel olarak tasarlanmış birçok lüks villaya ev sahipliği yapar. Bu bölgeler, Türkiye'nin en popüler balayı tatil noktalarından sadece birkaçıdır. Her bölgenin kendine özgü güzellikleri ve özellikleri vardır. Tatilcilerin bütçelerine ve tercihlerine göre seçim yapabilecekleri birçok balayı villası seçeneği mevcuttur. geçirmek istiyorsanız, Villa Reyonu'nun farklı özelliklerde ve farklı bölgelerde yer alan villalarını hemen keşfedin ve güvenle kiralayın!"} {"url": "https://www.gezipedia.net/1182-bodrum-yat-kiralama-hizmetinin-onemi.html", "text": "hizmetleri geliyor. Bodrum'un güzel koylarını ve berrak sularını yat kiralayarak gezmek hem lüks hem de oldukça ayrıcalıklı bir hizmet çeşididir. Bodrum yat kiralama hizmetleri son günlerde yerli ve yabancı turistler arasında son derece popüler olmuş bir hizmet seçeneği olarak biliniyor. Bu hizmetlerden yararlanabileceğiniz günümüzde pek çok yat kiralama hizmeti sunan firma mevcuttur. Kapsamlı bir araştırma yaparak siz de bütçenize en uygun Bodrum yat kiralama hizmetini tercih edebilirsiniz. Bodrum'a geldiyseniz ve Bodrum'u detaylı bir şekilde gezmek istiyorsanız bu süreçte ihtiyacınız olacak olan hizmet Bodrum yat kiralama hizmetleridir. Bodrum yat kiralama hizmetleriyle güzel Bodrum'un bütün güzelliklerini gezebilir ve kral mezarlarını denizden izleme ayrıcalığına kavuşabilirsiniz. Bodrum günümüzde berrak sularıyla bilinen ve yeşilin maviyle buluştuğu mükemmel bir inci kent olarak biliniyor. Bu güzel kenti gezmek sizlere unutulmaz bir tatil deneyimi sunacaktır. Yat kiralama hizmetleri de günümüzde bu kapsamda gezinize katkı sağlayacak ve gezinizin ayrıcalıklı bir şekilde gerçekleşmesinde etkili olacak olan en önemli gezi aktiviteleri arasında bulunuyor. Lüks ve ayrıcalıklı bir tatil deneyiminden en iyi şekilde yararlanmak istiyorsanız Bodrum yat kiralama hizmetleri sizlere bunu en iyi şekilde sunmayı vadediyor. Bodrum'un bütün güzel manzaralarını keşfetmek istiyorsanız ve bu keşif sırasında birçok güzel yeri denizden görüp deneyimlemek istiyorsanız yat kiralama hizmetleri ihtiyacınız olan hizmettir. Bodrum yat kiralama hizmetleri günümüzde bölgedeki yat kiralama firmaları tarafından verilen bir hizmet çeşididir. Yat kiralama firmaları sizlere bu alanda son derece kaliteli ve ayrıcalıklı bir hizmet sunarak en iyi hizmetlerden faydalanmanızı sağlayacaktır. Aynı zamanda yatların seçimi tamamıyla size aittir. Ailenize özel olarak VİP konforunda yat kiralama hizmetlerinden yararlanabileceğiniz gibi toplu tur organizasyonu kapsamında gerçekleşen yat kiralama hizmetlerinden de faydalanabilirsiniz. Günümüzde Bodrum bölgesinde yat kiralama hizmeti almayı düşünüyorsanız bu hizmetlerin hem avantajlı hem de fırsatlarla dolu özelliklere sahip olduğunu bilmekte fayda var. Bodrum yat kiralama hizmetleri söz konusu olduğunda günümüzde bu yatların elit standartlar dahilinde düzenlendiği ve her açıdan sizlere en iyi tatil fırsatını sunduğunu bilmekteyiz. Yatlarda televizyon başta olmak üzere şezlong, buzdolabı, yemek yeme bölmesi, klima, oturma odası gibi alanlar mevcut durumdadır. Aynı zamanda yatlarda küçük yüzme havuzları da mevcut olup çocuklarınızla beraber küçük yüzme havuzlarında keyif yapabilirsiniz. Bodrumdayiz. com sizlere bu alanda en iyi hizmetleri sunmayı vadeden kurumsal temelli bir hizmet firmasıdır. kiralama hizmetleri geliyor. Bodrum'un berrak sularında güzel bir tatil deneyiminden yararlanmak isteyen yerli ve yabancı turistlerin gözde hizmeti olarak ön plana çıkan Bodrum yat kiralama hizmetleri yaz aylarında popülerlikleriyle dikkatleri üzerine çekiyor. Bu hizmetler sırasında aynı zamanda sizlere özel olarak VİP konforunda profesyonel rehber hizmeti de sunuyor. Gezi rehberi yat ile bölgeyi gezerken bölgenin tarihi dokularını size anlatacak ve doğal güzellikleri hakkında genel kültür düzeyinizi artıracak bilgiler sunarak ufkunuzu genişletecektir. Bodrum günümüzde Muğla'nın en uğrak turizm bölgesinin yanı sıra Türkiye'nin de en önemli turistlik bölgesi olarak ön plana çıkıyor. Her yıl Bodrum'a Rus turistler başta olmak üzere Ukraynalı ve Almanyalı turistlerin sık sık geldiğini bilmekteyiz. Aynı zamanda son yıllarda Bodrum'a Arap turistlerde yoğun düzeyde geliyor. Yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktası olan Bodrum'da sezon genellikle mayıs ayıyla başlamaktadır. Sezon mayıs ayında başlamasıyla beraber haziranda ilçedeki turist yoğunluğu artmaya başlar. Temmuz ve ağustos aylarında ise bu yoğunluk zirve noktasına ulaşır. Eylül ve ekim aylarında ise yoğunluğun düştüğü biliniyor. Kiralama hizmetleri söz konusu olduğunda günümüzde bu süreci etkileyen birçok unsurun varlığından söz edebiliriz. Her şeyden önce Bodrum yat kiralama hizmetlerini etkileyen en önemli faktör kiralama süresidir. Günlük, haftalık ve aylık, hatta saatlik kiralama hizmeti seçenekleri mevcuttur. Günlük kiralama fiyatlarıyla, aylık kiralama fiyatları günümüzde fiyatlar üzerinde doğrudan etkili olan faktörler arasında bulunuyor. Fiyatları etkileyen bir diğer önemli unsur ise günümüzde yat kiralama hizmetini sunan firma faktörüdür. Firmalar bu süreçte birbirlerinden tamamıyla bağımsız fiyat listeleri oluştururlar. Dolayısıyla fiyatların günümüzde firmalardan firmalara farklılık gösterdiğini bilmekteyiz. Yat kiralama hizmetleri hakkında bilgi sahibi olmak istiyorsanız yapmanız gereken tek işlem bodrumdayiz adresine giriş yapmaktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1183-marmariste-nerede-kalmali-en-sevilen-tatil-beldeleri.html", "text": "Marmaris, Türkiye'nin en sevilen tatil rotalarından biri. Biraz gürültülü ve kalabalık olsa da, ister ailece isterseniz de sevgiliniz/eşiniz ile muhteşem bir plaj tatili yapabileceğiniz rotalardan bir tanesi. Marmaris'te kalınacak en iyi yerler, ya şehrin biraz dışında, güzel kırlarda ya da tam sahilde bir oteldir. Yine de iyi haber şu ki, her zevke ve bütçeye uygun çok çeşitli mülkler var. Temmuz veya Ağustos aylarında ziyaret edecekseniz, önceden plan yapmayı unutmayın. Marmaris'te nerede kalınır ? Sorusuna en iyi ve en ideal cevabı bulmak için erken rezervasyon yaptırmak şart. Herkesin harika bir tatil anlayışı farklıdır. İster küçük çocukları veya gençleri olan bir aile, ister eğlenceyi seven veya rahat bir aile veya çocuksuz seyahat eden bir çift veya tüm gece parti yapmak isteyen sadece bekarlar olun, Marmaris'te herkese göre bir şeyler var. Marmaris Merkez, çeşitli harika otelleri, apartmanları, restoranları, bakım merkezleri, barları, plajları, cazibe merkezleri ve daha fazlasıyla Marmaris'in en çok ziyaret edilen ve konaklanan bölgesi olan ana tatil yeridir. Marmaris Merkez aynı zamanda Marmaris'te büyük eğlence ve gece hayatının da merkezidir. Eğer canlı bir bölgede olmak istiyor ve geceleri de dışarı çıkmayı planlıyorsanız, Marmaris merkezi olmanız gereken yer. Marmaris şehir merkezi, doğuda Tarihi Merkez, Marmaris Limanı ve Marmaris Netsel Marina, batıda Uzun kumsal ve mesire yeri, Siteler ve Armutalan ile çevrilidir. Yani burada konaklayarak Marmaris'in en gözde turistik yerlerine de yakın olabilirsiniz. Marmaris Kalesi, Marmaris Limanı ve Marmaris Yat Limanı'nın çevrelediği bölge \"Marmaris Old Town\" olarak anılır. Marmaris'in merkezindeki tarihi yapıların tümü, Osmanlı İmparatorluğu döneminde 16. yüzyıla kadar uzanıyor. Marmaris çevresindeki tarihi yapıların tamamı koruma altına alınmış ve restore edilmiş olup günümüzde çoğu bar, restoran ve alışveriş merkezi olarak hizmet vermektedir. Dar sokaklar ve ahşap bina çok büyüleyici görünüyor. Marmaris Old Town'daki ilgi çekici yerler arasında; Marmaris Hayvanat Bahçesi & Müzesi ve Çarşı Çarşısı olarak da bilinen Marmaris Kapalıçarşı yer alır. Marmaris şehir merkezinde kalacak olursanız görebileceğiniz bazı turistik şunlardır ; Marmaris Kalesi'nin ilk olarak İonlar tarafından yapıldığı (M. Ö. 1044) ve daha sonra Büyük İskender döneminde onarıldığı sanılmaktadır. Kale, Kanuni Sultan Süleyman'ın 1522'de Yunanistan'ın Rodos adasına yaptığı sefer sırasında yeniden inşa edilmiş ve genişletilmiştir. Marmaris Arkeoloji Müzesi, güzel Marmaris Kalesi'nin bulunduğu yerde, Marmaris Yat Limanı'nın arkasındaki tepede yer almaktadır. Marmaris Arkeoloji Müzesi yedi adet kapalı alana sahip olup, bunlardan ikisi arkeoloji salonu ve etnografya salonudur. Kalan alanlar sanat galerisi ve depo olarak kullanılmaktadır. Kordon caddesi, Barbaros caddesi ve gezinti yolu boyunca sıralanan hareketli bar, pub, mağaza ve restoranlarıyla Marmaris Limanı, yürüyüş yapan, dinlenen ve Mamraris tatilinin tadını çıkaran kalabalığı görebileceğiniz Marmaris merkezinin en hareketli yeridir. Kesinlikle Marmaris ziyaretinizde göz atmanızı tavsiye edebileceğimiz yerlerdendir. ? Sorusuna cevap olabilecek bir diğer bölgedir ve hem yabancı hem de yerli turistler arasında bir hayli popülerdir. Marmaris'in merkezine yaklaşık 7 km uzaklıkta olan bu tatil beldesi, çok sayıda otel seçeneğinin yanı sıra restoran, cafe ve bar seçeneği de sunmaktadır. Bu çam ormanları cenneti hem Akdeniz'in hem de Ege Denizi'nin tüm atmosferiyle doludur ve muhteşem Toros Dağları'nın eşsiz bir manzarasına sahiptir. İçmeler sahilinde palmiye ağaçları ve Okaliptüs arasında süzülerek uzaklaşmak mükemmel bir tatil fikriniz olabilir, ancak bu yeterli değilse, çok çeşitli spor ve kültürel aktiviteler ve geziler, her zaman yapacak çok şey olmasını sağlayacaktır. İçmeler plajı kaliteli hizmetler, harika su ve ince kum sunar ve tatilciler sarı tentelerdeki sarı noktalardan sahil şeridindeki su sporları merkezlerini bulabilirler. Jet ski, ringo ve muz yolculuğu, İçmeler'deki en popüler su sporları aktiviteleridir. İçmeler'de hava karardıktan sonra tatilciler futbol formaları, içki ve tatil aşkları çılgınlığı içinde dışarı çıkarlar. İçmeler'deki hareketli gece hayatı, geniş bar ve kafe seçenekleriyle ziyaretçilerini kendine çekiyor. Bu zeytin ve bal çiftçiliği topluluğu, yalnızca burada ve Kaliforniya'da bulunan, dünyadaki oksijen üreten en iyi bitki olan Sigla'ya ev sahipliği yapmaktadır. Bu bitki ve bozulmamış ormanlar ve plaj, bir plaj tatili için en canlandırıcı çevrelerden birini oluşturur. İçmeler bölgesinde konaklayacak olursanız, yapılacak çok fazla şeye de yakın olursunuz. Pek çok farklı su sporuna ev sahipliği yapan berrak ve masmavi suların yanı başında uzanan muhteşem İçmeler plajında kendinizi ve güneşi toplayabilirsiniz. İçmeler, çocuklar için indirimler sunan 4 yıldızlı, 5 yıldızlı ve aile dostu oteller de dahil olmak üzere tümü sahile yakın çok çeşitli harika İçmeler otelleri ve daireleri sunmaktadır. Ayrıca standart paketlerden lüks rezidanslara kadar geniş bir villa ve daire yelpazesi bulunmaktadır. Otel aramanızı ve dünyanın en büyük online otel rezervasyon sitelerinden online rezervasyon yapmanızı öneririz. Gerçekten iyi indirimler alabilir ve bir eşleşme ile en iyi fiyatları bulabilirsiniz. İçmeler'e ulaşım kolaydır. İçmeler'e ulaşmak için Marmaris merkezden ve İçmeler yolu boyunca dolmuşa binebilirsiniz. Özellikle yoğun yaz sezonunda dolmuşlar sabah 02.00'ye kadar hizmet vermektedir. Marmaris'ten İçmeler'e taksi teknesi de bulunmaktadır. Turunç, Marmaris'in güney kıyısındaki harika bir koyda, popüler sahil beldesi İçmeler'in yanında gizlenmiş muhteşem ve pitoresk bir sahil beldesidir. Burada konaklamasanız bile burayı mutlaka gezilecek yerler listenize ekleyin deriz. Günümüzde turistlerin hemen her ihtiyacına cevap veren bu tatil beldesi, bir zamanlar küçük bir balıkçı köyü olan rahat ve büyüleyici atmosferini hala korumaktadır. Bu da, Turunç bölgesini çok da çekici bir yer haline getiriyor. Engebeli ormanlık tepeler ve dağlar arasında yer alan muhteşem bir Mavi Bayraklı plaja ve körfezin diğer tarafında daha fazla tepenin görülebildiği masmavi ve sakin bir denize sahiptir. Turunç'a giden rampalı ve yokuşlu virajlı yol, Marmaris Körfezi boyunca uzanan ormanlık alan, tepeler ve güzel manzara ile oldukça heyecan vericidir. Yarım saatlik bir yolculuktan sonra bir anda deniz kenarındaki tepelerin arkasında muhteşem bir manzara eşliğinde Turunç'u göreceksiniz. Deniz, mavi rengin tüm varyasyonlarına sahiptir. Köyün arkasındaki tepeler çam ağaçlarıyla kaplıdır. Nar, dut, incir, erik, akasya ve turunç ağaçlarıyla kaplı yörede ayrıca çok çeşitli meyveler bulunur. \"Turunç\", \"Portakal Ekşisi\"nin Türkçe adıdır ve köyün adı turunçların kalitesinden gelmektedir. Eski bir balıkçı köyü olan Turunç, aynı zamanda yatçıların ve mavi yolculuk yapanların uğrak noktası. Geceleri demirlemiş çok sayıda yat ve tekne görebilirsiniz ve restoranlar ziyaretçilerle doludur. Turunç Koyu, plajların ve denizin mükemmel durumda, yatlar için altyapıya sahip ve temiz olduğu anlamına gelen mavi bayrak sahibidir. Burada gece kulübü yok ve geceler sakin ve en sinirli olanları bile yatıştırabiliyor, bu nedenle buradaki turistlerin çoğu huzur ve sessizlik arayanlar. Ancak, gün boyunca deniz kıyısında rahatsız edilmeden yürüyüş yapmak ve aynı zamanda hoparlörler ve lazerler altında stres atmak isteyenlerdenseniz, gece kulüpleriyle dolu Marmaris, sadece 40 dakikalık bir otobüs veya tekne yolculuğu mesafesindedir. Burası da kesinlikle Marmaris'te nerede kalınır ? Sorusuna cevap olabilecek bölgelerden biridir. Hisarönü, Marmaris'in güneybatısında yer alan popüler ve harika bir yerdir. Hisarönü Körfezi, çevredeki diğer körfezlerle bağlantılı olarak büyük bir körfezdir ve gezginler için büyük fırsatlar sunar. Marmaris-Datça yolunun 22. kilometresinde Hisarönü tabelasını göreceksiniz. Bir tarafta Hisarönü Körfezi, diğer tarafta Gökova Körfezi ile yol harika. Marmaris-Datça Yolu üzerinde bir gezinti yapmanızı şiddetle tavsiye ederiz. Doğaya ve çevreye hayran kalacaksınız. Hisarönü, Hisarönü Körfezi, kumsalı, rüzgarlı ve düşük nemli olması, Marmaris bölgesindeki en iyi rüzgar sörfü yeri olması, at binme, tekne gezileri, sahilde kamp yapma, Kastabos adlı kutsal alan kalıntıları, kafe ve restoranlarıyla ünlüdür. Hisarönü'nü sevmeyen tatilci yoktur. Hem yerli hem de yabancı turistlerin favori spotlarından biri olduğu gibi Marmaris'te kalacak yer arayanların da en çok tercih ettiği yerlerden bir tanesi. Deniz sığ ve kum kiremit rengindedir. Sakin ve sakin bir tatili tercih edenler en çok Hisarönü bölgesini seçiyor. Hisarönü'nün suyu ve temiz havası astım ve kalp rahatsızlığı olanlar için çok faydalıdır. Sezon boyunca havanın bazen rüzgarlı olması rüzgar sörfü tutkunlarının ilgisini çekmektedir. Hisarönü'nde harika plajlar, güneş ve deniz eşliğinde tatilinizin tadını çıkarabilirsiniz. Hisarönü'ndeki bir diğer harika cazibe ise rüzgar sörfüdür. Hisarönü Körfezi, rüzgarlı havalarda rüzgar sörfü yapmak için çok uygundur. Binicilik tesisi bulunduğundan Hisarönü'nde atlı safari deneyimi yaşayabilirsiniz. Tesisler, eğitim vermenin yanı sıra kıyılarda ve ormanlarda binicilik turları düzenlemektedir. Tesislerde ayrıca yüzme havuzları ve restoranlar bulunmaktadır. Böylece harika zaman geçirebilirsiniz. Hisarönü'nde bazı kaliteli Hisarönü otelleri, apartları, motelleri, tatil evleri ve bugalovları bulacaksınız. Tatilciler sakin sahil tatili için Hisarönü'nü tercih ediyor. Ayrıca sahilde hem çadırda hem de karavanda kamp yapabileceğiniz bir kamp tesisi bulunmaktadır. Ayrıca Hisarönü'ne ulaşım da oldukça kolaydır. Marmaris merkezden Hisarönü'ne giden midibüsleri bulabilirsiniz. Eğer sessiz sakin ve rahat bir tatil planı yapıyorsanız burası Marmaris'te nerede kalınır ? Sorusuna en ideal cevap olacaktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1184-amerikada-ev-almak-icin-gerekenler.html", "text": "Amerika'da ev almak için gerekenler, yatırımcıların doğru bir şekilde hareket etmeleri için belirli gereklilikleri karşılamaları gerekmektedir. Bu gereklilikler, Amerika'daki emlak piyasasının karmaşıklığı ve yasal prosedürleri nedeniyle önemlidir. İlk olarak, Amerika'da ev almak için yatırımcıların belirli bir maddi kaynağa sahip olmaları gerekmektedir. Ev almak için gerekli olan peşinat, vergiler ve diğer maliyetler, yatırımcının finansal durumuna göre hesaplanmalıdır. Ayrıca, Amerika'da emlak piyasasının eyaletler ve şehirler arasında değişiklik gösterdiği de göz önünde bulundurulmalıdır. Bölgesel farklılıkları bilmek, doğru yatırım yapmak için önemlidir. İkinci olarak, Amerika'da ev alımı yapmak için belirli izinler almak gerekmektedir. Bu izinler arasında, bir emlak avukatı veya danışmanı ile çalışmak, emlak incelemesi yaptırmak ve evin tapu işlemlerini tamamlamak yer almaktadır. Ayrıca, Amerika'da emlak alımı yapmak isteyen yatırımcıların belirli bir vizeye sahip olmaları da gerekmektedir. Üçüncü olarak, Amerika'da ev almak isteyen yatırımcıların emlak piyasasını takip etmeleri gerekmektedir. Amerika'da emlak piyasası, eyaletlere ve şehirlere göre değişiklik göstermektedir. Bölgesel farklılıkları bilmek, doğru yatırım yapmak için önemlidir. Dördüncü olarak, Amerika'da ev almadan önce maliyetleri hesaplamak önemlidir. Bu hesaplamalar, evin fiyatı, kredi faizi, kapatma maliyetleri ve emlak vergilerini içermelidir. Yatırımcıların, bu maliyetleri dikkate alarak bütçelerini belirlemeleri önemlidir. Son olarak, Amerika'da ev alımı yapmak isteyen yatırımcıların bir emlak avukatı veya danışmanı ile çalışmaları tavsiye edilir. Bu uzmanlar, yatırımcılara Amerika'da emlak alımı konusunda yol gösterebilirler. Amerika'da ev almak için gerekenler, yatırımcıların doğru bir şekilde hareket etmeleri için önemlidir. Eğer Amerika'da ev almakla ilgileniyorsanız, Notte Global'den destek alabilirsiniz. Notte Global, Amerika'da ev almak isteyen yatırımcılara danışmanlık hizmeti sunmaktadır. Bu hizmetler arasında, yasal prosedürleri takip etmek, maliyet hesaplamaları yapmak, emlak piyasasını takip etmek, belirli izinleri almak ve evin incelemelerini yapmak gibi konulara yardım sağlanmaktadır. Notte Global, Amerika'da ev almak isteyen yatırımcılar için birçok seçenek sunmaktadır. Yatırım amaçlı evler, tatil amaçlı kullanılan evler ve yaşamak için uygun olan evler gibi birçok farklı seçenek bulunmaktadır. Yatırım amaçlı evler, yatırımcıların düşük fiyata satın aldıkları evleri yenileme ve satışını yaparak yüksek kazanç elde etmelerine olanak sağlamaktadır. Tatil amaçlı kullanılan evler, Amerika'nın turistik bölgelerinde yer alan ve turistler tarafından kiralanabilen evlerdir. Yaşamak için uygun olan evler ise, Amerika'da yaşayan yatırımcılar için uygun bir seçenek olabilir. Amerika'da ev almak, yatırımcılar için karlı bir fırsat sunmaktadır. Ancak, doğru bir şekilde araştırma yapmak, maliyetleri hesaplamak ve yasal prosedürleri takip etmek gerekmektedir. Eğer Amerika'da emlak alımı yapmakla ilgileniyorsanız, Notte Global'den destek alabilirsiniz. Notte Global, Amerika'da ev almak isteyen yatırımcıların ihtiyaçlarına göre hizmetler sunmaktadır. Yatırımcıların, doğru bir yatırım planı yapmalarına yardımcı olmak için her zaman hazırız."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1185-tarihin-izlerine-tanik-olabileceginiz-antik-kultur-gezilerinde-mutlaka-gormeniz-gereken-yerler.html", "text": "Geçmişin ve bugünün buluştuğu antik merkezlerde konukları benzersiz bir atmosfer karşılar. Antik kültür gezileri ile bölgeyi detaylı bir şekilde gezerken her adımda farklı bir deneyim edinmek mümkün olur. Anadolu'nun neredeyse hemen her köşesinde tarihi yüzyıllar öncesine dayanan antik merkezler bulunur. Birçok imparatorluğa ev sahipliği yapan şehirler, mitolojilere konu yapılar ve tarihe yön veren liderleri anmak için inşa edilen anıtlar tarihin geleceğe yansıması olarak kabul edilir. Antik kentleri gezerken o bölgenin tarihi ile ilgili hikayeleri dinlemek bölge hakkında birçok bilgi sahibi olmanızı sağlar. Bu bölgeler arasında yer alan Knidos, günümüze kadar ulaşmayı başarmasıyla bilinir. İzmir'de yer alan Efes Antik Kenti devasa büyüklükteki antik tiyatrosu ve yerleşim alanları ile mutlaka görülmesi gereken merkezler arasında yerini alır. Dünyaca Ünlü Altınkum Plajı ile Bilinen Didim'in Mutlaka Gezilmesi Gereken Tarihi Yerleri! nde konaklarken ister bireysel olarak isterseniz de kültür turları ile bu bölgeleri ziyaret edebilirsiniz. Milattan önce 6. yüzyıla kadar uzanan geçmişi ve efsanevi hikayesi ile dünyaca ünlü Apollon Tapınağı, tarihin esintilerini buram buram hissettiren bir merkezdir. Athena Tapınağı ve Endymion Mezarı'na ev sahipliği yapması ile ön plana çıkan Heraklia Antik Kenti, antik kültür gezilerinde ziyaret edilecek bölgeler arasında ilk sırayı alır. Antik Yunan döneminden günümüze kadar ulaşarak ihtişamından ödün vermeyen Priene Antik Kenti'nde zamanın nasıl geçtiğini anlamak mümkün olmayabilir. Tarihseverlerin ilgisini yoğun bir şekilde çeken bölgede birden fazla mimari yapı bulunur. 11 odanın birbirine bağlantısı ile oluşan Giriş Kompleksi'nin ticaret ve gıda üretmek için kullanıldığı düşünülür. Piskoposluk Sarayı, yaşam alanları, dini yapıları ve toplantı salonuna sahip olmasıyla bölgede dikkatleri üzerine çeker. Roma İmparatoru Marcus Aurelius Arkhepolis Anıt Mezarı ve Antimachos Lahdi ise kentin öne çıkan taş anıt yapılarıdır. Antik Kenti ikiye ayıran tarihi köprü ise beşeri ve doğal güzelliği buluşturan bir görev üstlenir. Antik kent gezileri alışılmışın dışında bir tatil hayali kuranlar için keyifli bir tercih olur. Tatil sırasında gezi rotası oluşturmak kadar ulaşım ve konaklama planını da yapmak oldukça önemlidir. Tatile başlamadan önce kentte bulunan toplu taşıma araçları veya ticari taksiler hakkında bilgi edinmek, dinleme süreniz boyunca konforlu ve güvenli bir şekilde seyahat etmenize olanak tanır. Tesislerin sunmuş oldukları havalimanı servisleri, özel araç teminleri ve konforlu konaklama birimleri hakkında bilgileri görüntülemek için Setur'un internet sitesini ziyaret edebilirsiniz. Bütçenize ve isteklerinize yönelik otelleri saniyeler içerisinde görüntüleyerek tercih yapmanızı kolaylaştırabilirsiniz. Siz de masalsı bir gezi deneyimi yaşamak istiyorsanız ayrıcalıklarla dolu fırsatları kaçırmadan dilediğiniz otelde saniyeler içerisinde rezervasyonunuzu yaptırabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1186-tekne-tatili-yapmak-icin-10-neden-ve-mutlaka-gorulmesi-gereken-5-rota.html", "text": "Yat tatilinizi önceden planlayın ve tüm masraflar için bütçe oluşturarak öngörülemeyen masrafları ortadan kaldırın. Dikkatli bir planlama ile endişesiz bir tatil geçirebilirsiniz. Daha sakin ve alışılmışın dışında bir deneyim için Bozburun'a yelken açın. Bu büyüleyici balıkçı köyü, kristal berraklığındaki suları, bozulmamış plajları ve geleneksel Türk misafirperverliği ile huzurlu bir sığınak sunmaktadır. Yüzmek ve şnorkelle dalmak için tenha koylarda durarak kıyı şeridi boyunca yavaşça yelken açmanın keyfini çıkarın. Çevredeki kırsal bölgeyi keşfedin ve bölgede hala uygulanan geleneksel tekne yapım tekniklerini keşfedin. Türkiye'nin büyüleyici kıyılarında bir tekne turuna çıkmak, doğal harikalar, kültürel hazineler ve unutulmaz deneyimlerle dolu bir dünyanın kapılarını açacaktır. İster Bodrum, Göcek, Fethiye, Marmaris veya Bozburun'u seçin, güzellik ve macera dolu unutulmaz bir yolculuk garanti."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1187-tatil-icin-konforlu-gocek-kiralik-tatil-evleri.html", "text": "tercih sırasında en üstlerde yerini alıyor. Birçok lüks tatil villası bulunan bölgede konforlu ve lüks bir tatil geçirme için birçok seçeneği karşılaştırabilir, aralarından sizin için en uygun olanı tercih edebilirsiniz. içerisinde tatil yapma seçeneği ziyaretçilerine mavinin ve yeşilin eşsiz uyumunun doyumsuz manzarasını tattırıyor. Göcek lüks villalar sayesinde kolay kolay vazgeçemeyeceğiniz bir tatil alışkanlığı kazanabilirsiniz. Göcek'te yer alan lüks villalarda tatilinizi yaparak yörede yer alan birbirinden eğlenceli aktivitelere katılabilirsiniz. Sevdikleriniz ile beraber doğa içerisinde huzurlu bir tatil fırsatını Göcek villalarında yakalayabilirsiniz. Bölgede yer alan Göcek denizi, tatilcilere sualtı dalışı, sörf ve birbirinden eğlenceli aktiviteler sunuyor. Ülkemizin tatil beldeleri içerisinde ilk sıralarda yer alan Göcek, ele alınan tüm yönleriyle huzur bulacağınız bir tatil beldesi. Bölgede yer alan temiz kumsallar ve deniz, gelen ziyaretçileri mavinin en güzel tonlarıyla karşılıyor. İlçede yer alan dağlar ve ormanlar sayesinde unutulmayacak doğa fotoğrafları çekebilir ve arkadaşlarınızla doğa yürüyüşleri yapabilirsiniz. Yaz aylarının bunaltıcı sıcaklarından uzaklaşmak ve yılın stresini atmak için tatilin en keyiflisini planlamak değerli. Eşsiz ve unutulmayacak bir tatil yaşamak için Dalaman Havalimanı'na 18 km uzaklıkta bulunan Göcek, hem lokasyonu hem de doğal güzellikleri ile tercih edebileceğiniz en güzel yerler arasında. Ziyaretçilerine doğanın en güzel halini sunan Göcek, içerisinde yer alan lüks villaları sayesinde konuklarına unutulmaz bir tatil deneyimi sunuyor. Her metrekaresinde eşsiz güzellikler bulundurarak, görenleri büyülüyor. ve villalar sayesinde insanlar rahatsız edilmeden, gürültüden uzak bir tatil deneyimi yaşıyorlar. Tüm bunların siz de tatil yapacağınız villa çeşitlerini kolayca seçebilir ve güvenle kiralayabilirsiniz. Hem Aile Hem Arkadaş Grupları için İdeal! Özellikle şehrin havasından bunalmış konuklar için muhteşem bir fırsat olan Fethiye tatil evleri, tatilden keyif almak isteyen herkese birçok farklı seçenek sunuyor. - Yeni evli olan çiftler balayı tercihleri için genellikle ilk seçenek olarak Göcek tatil evlerini tercih ediyorlar. - Kalabalık aileler de kendileri için en uygun olan villa tipini tercih edebiliyorlar. Bu sayede sevdikleriniz ve çocuklarınız ile keyifli bir tatil deneyimi yaşayabilirsiniz. - Özel havuza sahip çeşitli villaları kiralama imkanı tek bir tıkla elinizin hemen altında bulunuyor. Sizler de kendiniz için en uygun olan tatil evini 7/24 kiralayabilir ve tatilin keyfini çıkarmaya başlayabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1188-muhafazakar-otellerde-uymaniz-gereken-4-kural.html", "text": "gibi İslami kaidelere önem verilen otellere haram yiyeceklerin sokulmasına da müsaade edilmez. Personelden İslam dinine göre haram olan yiyecekler talep edilmemeli ve otelde bu yiyecekler tüketilmemelidir. Muhafazakar oteller misafirlerin de bu kurallara mutlaka uymasını ister."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1189-galata-kulesi-hikayesi.html", "text": ", yüzyıllardır şehrin zengin tarihine ve kültürüne sessiz sedasız saygı duruşunda bulunuyor. 14. yüzyılda İstanbul, Doğu Roma İmparatorluğu'nun başkenti Konstantinopolis olarak biliniyordu. Kenti önemli bir ticaret merkezi haline getiren Cenevizliler, burada hem savunma amaçlı kullanabilecekleri hem de güçlerini sembolize eden bir kule inşa etmeyi amaçladılar. Ceneviz kolonilerinin yoğun olarak bulunduğu Galata semti de bu kule için en uygun yerdi. 14. yüzyılın sonlarına doğru inşa edilen Galata Kulesi, 67 metre yüksekliği ile o dönemlerde İstanbul'un en yüksek yapısıydı. \"Christea Turris\" veya \"Tower of Christ\" olarak bilinen bu ihtişamlı kule başlarda bir gözetleme ve savunma kulesiydi. Tarihi boyunca birçok kez onarıldı ve değişikliklere uğradı. Osmanlı İmparatorluğu döneminde, kulede yangın gözetleme işlevi gören bir uyarı mekanizması kuruldu. 16. yüzyıla gelindiğinde kuleye bir de mescit eklendi ve böylelikle bir ibadet yerine de dönüştü. Zaman geçtikçe, Galata Kulesi'nin kullanım amaçları da çeşitlenmeye devam etti. Örneğin 18. yüzyılda bir hapishane, yangın gözetleme istasyonu ve deniz feneri olarak kullanıldı. 19. yüzyılda ise Galata Kulesi'nin işlevlerinin yanına bir de astronomi gözlemciliği eklendi. Dünya üzerindeki etkileyici tüm yapılar gibi Galata Kulesi de birçok etkileyici hikayeye tanıklık etmiş ve kimilerinde başrolü üstlenmiştir. Bunlardan en bilineni, filmlere, tiyatro oyunlarına ve şiirlere konu olmuş Hezarfen Ahmet Çelebi'nin ilham veren öyküsüdür. Efsane bu ya, bir mucit olarak nam salmış Hezarfen Ahmet Çelebi, yaptığı kanatlarla uçabileceğini iddia eder. Sultan bu iddiasını kanıtlamasını isteyince hazırlıklar başlar. Haz Hezarfen Ahmet Çelebi Galata Kulesi'ne çıkar ve Sultanahmet Meydanı'nda bu inanılmaz olayı izlemek için toplanan kalabalığın üzerinden süzülerek Üsküdar'a uçar. Tarihsel süreçte Galata Kulesi, çeşitli yenileme ve restorasyon projelerinden geçti. En büyük restorasyonu 1960'larda gerçekleşti ve kule turistlerin ziyaret edebileceği bir gözlem noktasına dönüştürüldü. Kule, 1992'de İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından tam bir restorasyon sürecine tabi tutuldu ve tarihi dokusuna sadık kalınarak bugünkü halini aldı. Muhteşem İstanbul manzarasının izlenebileceği en güzel noktalardan biri olarak yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeri olan Galata Kulesi'nden tarihi Yarımada'yı, Haliç'i ve Boğaz Köprüsü'nü izlemek mümkün. Bugüne kadar dimdik ayakta kalmış ve tarihe tanıklık etmiş bu büyüleyici kulenin kanatları altında İstanbul'u kuşbakışı izlemek isteyenler, aynı zamanda kulenin restoran ve kafesinde de bu keyfi ölümsüz kılabilirler. Kulenin bulunduğu Galata semti de kentin kültürel ve sanatsal etkinliklerine ev sahipliği yapar. Günün her saati canlı olan Galata hem geçmişi hem de kültürel unsurlarıyla İstanbul'un tüm zenginliğini gözler önüne serer. Hala eski zamanlardan kalma dokularını koruyan binalar, dar sokaklar, gotik ve neo-klasik tarzda mimari örnekleri, semtin tarihi atmosferini ve karakterini oluşturur. Şehrin canlı sanat sahnesi olan Galata semtinin ev sahipliği yaptığı en özel yapılardan olan Galata Kulesi'nin hikayesi de geçmişi de en az kendisi kadar görkemli ve etkileyici. İster uzaktan siluetini izleyin ister seyir terasından doyumsuz İstanbul manzarasını seyre dalın; bu büyüleyici yapının ve İstanbul'un tarihini keşfetme fırsatını mutlaka yakalayın."} {"url": "https://www.gezipedia.net/119-dogu-ekspresi-hakkinda-bilmeniz-gereken-her-sey.html", "text": "yolculuğu Ankara garından her gün 18.00'de kalkan tren ile başlamakta ve ertesi gün 18.30'da Kars Garında neticelenmektedir. Böylece sadece gidiş 24,5 saat süren bir yolculuğa olanak tanımaktadır. seyahatinde alternatif vagonlar bulunmaktadır. Buna göre dört farklı vagon alternatifinden pulman denilen vagonda iki çift sıra ile oluşturulmuş bir tekli koltuktan oluşan geniş vagonlar bulunmaktadır. Örtülü kuşetli denilen vagonda ise oda halinde 4 kişilik koltuklar yatak haline getirilebilmektedir. Ayrıca servis tarafından temiz nevresimle çarşaf verilmektedir. 3. alternatif olan yataklı vagonda iki kişilik odalarda buzdolabı, masa, lavabo gibi diğer opsiyonlar da bulunmaktadır. En lüks olan yemekli vagonlarda ise güzel restoranda oldukça lezzetli olan yemekler sunabilmektedir. Fiyat bakımından incelendiğinde diğer seyahat türleri ile kıyaslandığında Doğu Ekspres hem konforlu hem de ekonomik bir yolculuk fırsatı tanımlamaktadır. Ayrıca öğrenciler için farklı indirimler olurken yaşlı indirimi, çeşitli kamu görevlileri için tanımlanmış olan farklı yüzdelerdeki indirimler yıl boyu sürdürülmektedir. Konfor adına trende bütün alternatiflere yer veriliyor. Her kompartımanda tuvalet yer alırken yataklı vagonlarda iki farklı tuvalet bulunuyor. Ayrıca trende bulunan restoranda dörder kişilik masalar çok şık bir şekilde dizayn edilerek seyahatiniz sırasında manzara eşliğinde yemek yemenize olanak tanıyor. Son derece ekonomik fiyatlarla sunulmuş olan geniş menüde pek çok yemek alternatifi de yer alıyor. Restoranın açılış ve kapanış saatinin bulunmadığı gibi günün her saatinde yemek yeme olanağı size sunuluyor. farkıyla Kars'a gitmek sizin için farklı bir deneyim olabilir. Uzun bir yolculuk olmasına rağmen vagon içerisinde kitap okumak diğer taraftan çay yudumlamak ve özellikle kış mevsiminde gidildi ise kar manzaraları ile beraber Kars'a ulaşmak doyumsuz bir keyif olacaktır. Ayrıca Kars'a ulaşıldığında mutlaka bir iki gece konaklamanızı tavsiye ediyoruz. Zira Kars özellikle ocak ve şubat ayında Çıldır Gölü ile donmuş olan gölün üstünde yapılacak olan aktivitelerle unutulmaz fırsatlar sunacaktır. Ayrıca Kars'ta yer alan Ani Harabeleri mutlaka görülmelidir. Kar manzaralarından hoşlanıyorsanız yanınızda güzel bir fotoğraf makinesi veya akıllı telefonla çok farklı enstantaneleri yakalayabilirsiniz. Böylece hem ekonomik hem de pek çok farklı deneyim yaşayabileceğiniz Ankara Kars seyahatinde Doğu Ekspresini mutlaka denemelisiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1190-ideal-ankara-ozel-yurtlari-ile-guvenli-yasam-alanlari.html", "text": "hem velilerin hem de öğrencilerin ilgisini üzerinde toplamaktadır. , ayrı bir değere sahip olmaktadır. 1 Öğrenciler için Oluşturulan Güvenli Yaşam Alanları! - Spor Salonları - Voleybol Sahası - Basketbol Sahası - Kafeterya - Bahçe ve Peyzaj alanları - Sinema salonu verilebilmektedir. Bunların yanında daha birçok faaliyetle öğrencilere güvenli bir alan oluşturulmuştur. Yurt kalitesini arttırmak ve güvenli alanlarda konaklamak istiyorsanız bizimle iletişime geçmelisiniz. olarak kartlı oda sistemiyle bu müdahalenin önüne geçmeyi başardık. Odalarımızda bulunan kartlar sayesinde, yetkilendirilmesi yapılmamış yani odaya giriş izni olmayan kişilerin odaya girmesi önlenmiştir. Kartlı odalarımız sayesinde yalnızca karta sahip kişiler sizlerin odasına girebilmektedir. Karta sahip olmayan veya başka bir odadaki kişi herhangi bir şekilde sizlerin odasına girememektedir. 3 Parmak İzi Sistemiyle İdeal Ankara Özel Yurtları Giriş ve Çıkışı Kontrol Edilmektedir! Parmak izi sistemini ise öğrenci giriş çıkışlarında uygulamaktayız. Yurttan çıkan her öğrenci parmak izini okutmaktadır. Yurda girişte de yine parmak izi okutarak yurda giriş yapılmaktadır. Öğrenci güvenliği ve giriş çıkışını kontrol etmek adına yapılan bu sistem, güvenli alan oluşturmada öncelikli yere sahiptir. Kısacası parmak izi sistemi sayesinde yurda herhangi bir yabancı kişinin girişi önlenmektedir. 4 Güvenlik Sistemleriyle Çevre Güvenliği Sağlanmaktadır! İdeal Öğrenci Yurtları olarak giriş- çıkış ve çevre güvenliğini sağlamak adına kameralı güvenlik sistemi kullanmaktayız. Gece ve gündüz yani günün her anında öğrencilerimizi güvence altına almaktayız. Yurtlarımızda kameranın bulunduğu ve görüntülediği alanlar büyük bir yerdir. Bu sayede oluşabilecek olumsuz durumlar büyük oranda kontrol edilmektedir. 5 Ring Servisiyle Öğrencilerin Güvenli Ulaşımı! olarak bu sorunu önlemek adına Konya ilinde bu hizmeti kullanmaktayız. Öğrencilerimizin ders yoğunluğuna göre oluşturduğumuz servis sistemiyle güvenli ve huzurlu ulaşım sağlamaktayız. 6 7/24 Diyalog Hizmetiyle Her Sorunun Üstesinden Gelinmektedir! olarak öğrencilerimizin güvenliği için 7/24 diyalog hizmeti kullanılmaktadır. Bu uygulamamız sayesinde yaşanan her problemde öğrencilerimizin kısa sürede destek alması hedeflemekteyiz. 7 Oda Sayısı ve Oda Tercihiyle Özelleştirilebilir Alanlar Sunulmaktadır! noktasında da öğrenci odaklı olan İdeal Yurtlarında bu sorunun da üstesinden gelinmektedir. 8 Faaliyet Alanlarıyla Sizlere Yeni Hobiler Kazandırılmaktadır! 9- Kafeteryalar ile Gün Yoğunluğundan Sıyrılabilirsiniz! Çağdaş, rahat ve ferah tasarımıyla öğrencilerimiz günün her saatinde yeme, içme ve sosyalleşme gibi ihtiyaçlarını kafeteryadan karşılayabilmektedir. Birçok öğrencinin sıkça vakit geçirdiği kafeteryamızda sevdiğiniz arkadaşlarınızla veya tek başınıza rahatça eğlenebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1191-hizli-ve-guvenli-ucak-seyahatleri-ucak-bileti-ile-ruya-gibi-bir-yolculuk.html", "text": "ile gerçekleşen bu rüya gibi yolculuklar, hem iş seyahatlerini hem de tatil planlarını kolaylaştırıyor. Uçak seyahatlerinin en önemli avantajlarından biri, zaman tasarrufudur. Uzak mesafelere gitmek için günlerce süren yolculuklar yerine uçağa binerek birkaç saat içinde istenilen yere ulaşmak mümkündür. Bu sayede, zamanın değerini bilenler, daha fazla vakit ayırabileceği aktivitelere odaklanabilir ve seyahatlerinin keyfini doyasıya çıkarabilir. Güvenlik, uçak seyahatlerinin olmazsa olmazlarındandır. Havayolu şirketleri, modern teknolojileri kullanarak uçakları en üst düzeyde güvenli hale getirir. Pilotların ve kabin ekibinin yüksek eğitimli olması, uçuş güvenliğinin sağlanmasında büyük önem taşır. Uçakların periyodik bakımları ve teknik kontrolleri düzenli olarak yapılır, böylece yolcuların güvenli bir yolculuk yapması sağlanır. Uçak seyahatlerinin bir diğer avantajı ise konforlu ve keyifli bir yolculuk sunmasıdır. Modern uçaklar, geniş koltuk aralıkları ve ergonomik tasarımları ile yolculara rahat bir seyahat deneyimi yaşatır. Ayrıca uçaklarda sunulan yemekler, içecekler ve eğlence sistemleri ile yolcuların zamanını eğlenceli bir şekilde geçirmesi sağlanır. Uçak bileti alırken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır. Uygun fiyatlı uçak bileti seçeneklerini değerlendirmek, erken rezervasyon yapmak ve promosyonlardan yararlanmak seyahat maliyetlerini düşürmeye yardımcı olabilir. Ayrıca, seyahat tarihinden önce havayolu şirketlerinin web sitelerini veya mobil uygulamalarını takip ederek güncel kampanyalardan haberdar olmak da avantaj sağlayabilir. Uçak seyahatleri hız, güvenlik ve konforu bir araya getiren harika bir deneyim sunar. Uçak bileti alarak dünyanın dört bir yanına ulaşabilir, yeni yerler keşfedebilir ve unutulmaz anılar biriktirebilirsiniz. Uçak seyahatlerinin kolaylığı ve keyfi, insanların seyahat tercihlerinde en üst sıralarda yer almasını sağlar. Dolayısıyla, \"Uçak Bileti ile Rüya Gibi Bir Yolculuk\" yaparak, hızlı ve güvenli bir şekilde hayalini kurduğunuz destinasyonlara ulaşabilirsiniz. Gürcistan ve Almanya, farklı coğrafyaları, zengin tarihleri ve kültürel çeşitlilikleri ile keşif dolu bir seyahat vadeder. Her biri kendi büyülü atmosferine sahip olan bu iki ülke, uçak bileti ile hızlı ve kolay bir şekilde ulaşılabilir destinasyonlar arasında yer alıyor. Gürcistan, Kafkasya'nın batısında yer alan ve zengin bir tarihi mirasa sahip olan bir ülkedir. Başkenti Tiflis, antik yapıları, taş sokakları ve güzel manzaraları ile büyüleyici bir şehirdir. Narikala Kalesi, Svetitskhoveli Katedrali ve Anchiskhati Kilisesi gibi tarihi yapılar, ziyaretçileri geçmişin derinliklerine götürür. Doğal güzellikleriyle de ünlü olan Gürcistan, Kafkas Dağları ve Karadeniz kıyıları ile muhteşem manzaralara sahiptir. Sarp kayalıklar, yeşil vadiler ve şelaleler, doğa severlerin vazgeçilmezi olacak güzelliklere sahiptir. Gürcistan'ın lezzetli mutfağı da seyahat deneyimini unutulmaz kılar. Khachapuri ve Khinkali gibi yöresel lezzetler, damakları şenlendirir. Ayrıca Gürcü şarabı, ülkenin gurur kaynağıdır ve şarap turizmi de popülerdir. Almanya, Avrupa'nın ortasında yer alan bir ülke olup, sanat, kültür ve bilim alanlarında zengin bir geçmişe sahiptir. Başkenti Berlin, çağdaş sanat galerileri, tarihi müzeleri ve hareketli gece hayatı ile dikkat çeken bir şehirdir. Brandenburg Kapısı, Berlin Duvarı ve Charlottenburg Sarayı gibi önemli turistik yerler ziyaretçileri büyüler. Almanya'nın diğer önemli şehirleri de kendi benzersiz cazibelerine sahiptir. Frankfurt, finans merkezi olarak bilinirken, Köln ve Münih gibi şehirler tarihi yapıları ve festivalleri ile ünlüdür. Almanya'nın kültürel mirası, opera, tiyatro ve müzik gibi sanat dallarında dünya çapında ün kazanmıştır. Richard Wagner, Johann Sebastian Bach ve Ludwig van Beethoven gibi ünlü sanatçılar bu ülkede yetişmiştir. Almanya'da gerçekleşen festivaller ve etkinlikler, kültürel bir deneyim yaşamanıza olanak tanır. ve \"Almanya uçak bileti\" alarak, bu iki ülkeyi kolaylıkla keşfedebilirsiniz. Uçak seyahatleri, zaman tasarrufu sağlarken konforlu bir yolculuk deneyimi sunar. Gürcistan'ın mistik atmosferi, tarihi dokusu ve lezzetli mutfağı sizi büyülerken, Almanya'nın kültürel zenginlikleri ve sanat dünyasının başkentleri sizi etkisi altına alır. Bu iki ülke, unutulmaz bir seyahat deneyimi için sizi bekliyor. Gürcistan ve Almanya'ya yapacağınız seyahatler, hayatınız boyunca hatırlayacağınız anılarla dolu olacak. Gürcistan ve Almanya'nın zengin tarihi mirası, doğal güzellikleri ve kültürel çeşitliliği keşfetmek için gezilecek birçok önemli yer bulunmaktadır. Gürcistan'da, ülkenin en eski şehirlerinden biri olan Mtskheta, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Svetitskhoveli Katedrali ile tarihi öneme sahiptir. Ayrıca, Gori şehrinde bulunan Stalin Müzesi, Sovyet döneminin önemli liderlerinden Josef Stalin'in hayatını ve dönemini anlatan ilgi çekici bir müzedir. Gürcistan'ın doğal güzellikleri arasında yer alan Vardzia Mağaraları, Orta Çağ'dan kalma kilise ve manastırların bulunduğu benzersiz bir tarihi alanıdır. Uplistsikhe ise taş oyukların ve mağaraların oyulduğu tarihi bir yerleşim alanı olarak ziyaretçileri etkiler. Almanya'nın ise tarihi kenti Heidelberg, Barok mimariye sahip Würzburg, Ren Nehri kıyısındaki romantik Rothenburg ob der Tauber ve Ren kıyısındaki tarihi kent Nürnberg, sıradışı güzelliklere sahip yerler arasında bulunmaktadır. Gürcistan ve Almanya, yalnızca tarihi ve doğal güzelliklerle değil, aynı zamanda zengin festivalleri ve etkinlikleriyle de dikkat çeker. Gürcistan'da düzenlenen Tbilisoba Festivali, geleneksel dans ve müzik gösterileriyle dolu eğlenceli bir etkinliktir. Almanya'da ise Oktoberfest, dünyaca ünlü bir bira festivalidir ve her yıl milyonlarca turisti çekmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1192-tatil-suresi-boyunca-en-rahat-edebileceginiz-konaklama-turu-villa-kiralama.html", "text": "Yaz tatili sezonlarının açılması ile birlikte, birçok kişi farklı tatil rotalarına akın etmektedir. Tatil rotası bakımından yurt dışı ve yurt içi açısından birçok olanka bulunsa da, ülkemizde genel anlamda en çok tercih edilen tatil bölgeleri, Ege Bölgesi ve Akdeniz Bölgesidir. Bu iki bölge, Türkiye genelinde tatil için tercih edilen pilot bölgeler olarak bilinir. Yaz sezonunun açılması ile birlikte, birçok turistin akın etmiş olduğu bu tatil bölgeleri, her yıl tüm zamanların en kalabalık yaz dönemini geçirmektedir. Tatil sezonunun açılması ile birlikte, konaklama türü bakımından bu iki bölgede birçok farklı konaklama türü bulunur. Tatil yerlerinde konaklama türü bakımından en yaygın konaklama türü, otellerdir. Fakat bu iki bölge de, özellikle son dönemlerde yaygın bir şekilde kullanılan ve birçok kişinin her yıl düzenli bir şekilde tercih etmiş olduğu konaklama türlerinden bir tanesi, Villa Kiralama konaklama türüdür. Villa kullanımı, otellere göre daha rahat ve daha konforlu bir şekilde kullanılmasından dolayı, birçok turist açısından çok fazla tercih edilmektedir. Villa kiralamanın yaygınlaşması ile birlikte, Ege ve Akdeniz Bölgeleri arasında birçok ilçede, farklı villa projeleri yapılmaktadır. Yaz tatili için rahat ve konforlu bir tatil geçirmek isteyen kişilerin tercih etmiş olduğu otel konaklaması, tüm zamanların en çok tercih edilen ve en rahat konaklama türleri arasında yer alır. Yaz tatili için güzel bir tatil planı düşünüyorsanız, tercih etmeniz gereken konaklama türlerinden bir tanesi, Villa Kiralama türüdür. Türkiye'de özellikle aktif bir şekilde tatil bölgelerinde bulunan kiralık villalar, her yıl milyonlarca turistlerin tercihi olarak bilinir. Tatil bölgeleri bakımından birçok kişinin aktif bir şekilde kullanım sağlamış olduğu villalar, rahatlık ve konfor bakımından diğer konaklama çeşitlerine göre bir adım daha ön plandadır. Villa kiralarken veya kiraladıktan sonra kişilerin dikkat etmesi gereken belli başlı durumlar bulunur. Bu durumlara dikkat edilmiş olduğu sürece, kaliteli ve güzel bir tatil sezonu geçirebilirsiniz. - Villa kiralama yaparken dikkat etmeniz gereken durumlardan bir tanesi, villanın konumudur. Konum açısından bulunduğu yer ve ulaşım kolaylığı ile birlikte, birçok kişinin tercih etmiş olduğu bu konumlar, özellikle son dönemlerin en çok tercih edilen ve en aktif kullanılan konaklama türleri arasında yer alır. Örneğin; Muğla ili içerisinde bir kiralık villa tuttuğunuz zaman, bu villanın konumunu iyi bir şekilde araştırmanızda fayda vardır. Muğla Kiralık Villa açısından geniş bir kitleye hitap ettiğinden dolayı, hangi bölgede olduğuna, marketlere uzaklığı ve merkeze olan uzaklığının detaylı bir şekilde incelenmesinde fayda vardır. - Villa kiralama yapılırken kişilerin dikkat etmesi gereken durumlardan bir diğeri ise, erken rezervasyon yapılmasıdır. Genellikle tatil bölgelerinde yaz aylarına bakıldığında, yoğun bir turizm sezonunun geçirildiği görünür. Bu yoğun dönemde turistlerin bir çoğu, konaklama açısından villa kiralamayı tercih eder. Eğer ki, planlarınızda güzel bir villa da konaklama planı var ise, sezon başlamadan en az 3 ay önceden villa kiralamanız, hem konaklama açısından yer bulabilmeniz için, hem de ekonomik açıdan daha uygun bir fiyata villa bulabilmeniz için çok önemlidir. - Villa kiralamadan önce, villanın genel özelliklerine dikkatli bir şekilde araştırmanız sizin için çok daha iyi olacaktır. Genellikle birçok kişinin aktif bir şekilde tercih etmiş olduğu ve birçok kişinin rahatlıkla kullanım sağlamış olduğu villalarda, kaç adet oda olduğunu, havuzun özelliklerini ve kullanılabilir alanın nasıl olduğunu incelenmesinde fayda vardır. Denize karşı hassas olan kişilerin özellikle bu tarz konaklama türlerini tercih etmesindeki en temel nedenlerinden bir tanesi, havuz olmasıdır. Havuz kullanım alanının rahat olması, hem kişi sayısı açısından hem de havuz sevenlerin en çok tercih etmiş olduğu şeylerden bir tanesidir. Villa yapımının özellikle yazlık bölgelerde en çok yapılmış olan ülkelerden bir tanesi, Türkiye'dir. Dört mevsimin yaşanmış olduğu ve Akdeniz İklimi ile birlikte, sıcak yaz günlerinin olduğu Türkiye, yaz sezonlarının vazgeçilmez ülkeleri arasında yer alır. Türkiye genelinde yapılmış olan birçok farklı villa türü bulunmuş olsa da, son dönemlerde en çok villaların tercih edilmiş olduğu yerler, Akdeniz Bölgesi ve Ege Bölgesidir. Turizmin yoğun bir şekilde yaşanmış olduğu bu iki bölge, özellikle villa kiralama açısından en yoğun konaklama türlerine sahip bölgelerdir. Türkiye geneline bakıldığı zaman bu iki bölge içerisinde birçok farklı ilçe bulunmuş olsa da, son dönemlerde en çok tercih edilen yerler, manzaranın bol olduğu ve doğal güzelliklerin göz kamaştırmanın olduğu tatil yerleridir. bakımından diğer ilçelere göre daha yoğun bir bölgeye sahiptir. Doğal manzarası ile birlikte, birçok kişinin gözde ilçeleri arasında yer alan Kaş, villaları ile ünlü bir tatil yeridir. Yakın çevresinde bulunan Kaputaş Plajı ve daha birçok doğal güzellikleri ile kendine hayran bırakan bir yer olan Kaş, Antalya'nın en gözde yerleri arasında bulunur. Birbirinden güzel koylar ve birçok kişinin tercih etmiş olduğu birçok farklı yerler ile birlikte, tüm zamanların en çok rağbet gören tatil yerleri arasında yer alır. Yaz tatili dendiği zaman akla ilk gelen yerlerden bir tanesi, Bodrum'dur. Bodrum, Ege Bölgesi içerisinde bulunan en önemli tatil yerlerinden bir tanesidir. Konaklama çeşidi açısından çoğunlukla otel ve pansiyon tarzında yerlerin bulunduğu Bodrum'da, son dönemlerde villa yoğunluğu da çok fazla artış göstermektedir. Gece hayatı ve birbirinden güzel sokakları ile turistlerin en gözde yerlerinden bir tanesi olan Bodrum, tatilcilerin vazgeçilmez mekanlarından biridir. Bodrum için güzel bir tatil planı düşünüyorsanız, güzel denizi ve bir o kadar da güzel koyları ile ünlü olan Bodrum'da, konaklama açısından villa konaklaması tercih edebilirsiniz. Turistlerin otellere gitmek yerine villa tercih etmelerinde ki en temel nedenlerinden bir tanesi, daha rahat ve daha konforlu bir alan oluşturularak, kaliteli vakit geçirilmesidir. Otel odalarında oluşan kalabalıktan sıkılan kişilerin tercih etmiş olduğu villalar, tüm zamanların en rahat konaklama türleri arasında yer alır. açısından kalabalık bir yere sahip olsa da, çoğunlukla villaların birçoğu havuzlu ve geniş olmaktadır. Bunun en temel sebebi ise, tatile giden kişilerin yoğunlukla aile olmasıdır. Sessiz ve sakin bir tatil yerine sahip olan Datça, tatilcilerin özellikle son zamanlarda tercih etmiş olduğu yerlerden bir tanesidir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1193-ucak-biletiyle-hayal-ettiginiz-yerlere-ucun-modern-dunyanin-kapilarini-acan-hizli-ve-pratik-ulasim.html", "text": ", günümüzde kolaylıkla erişilebilen ve çeşitli seçenekleri sunan bir rezervasyon sistemine sahiptir. Online uçak bileti platformları sayesinde, internet üzerinden istediğiniz destinasyona hızlıca ulaşabilir ve en uygun fiyatlı uçuşları karşılaştırabilirsiniz. Böylece seyahat planlamak artık birkaç tıklama ile mümkündür. Uçak seyahatlerinin sunduğu avantajlardan biri de zaman tasarrufudur. Uzun mesafeleri kısa sürede kat eden uçaklar, zamanın değerini anlayanların vazgeçilmez tercihlerindendir. Birkaç saatlik uçuşlarla farklı şehirlerde veya ülkelerde olmak, seyahat etmeyi hem hızlı hem de keyifli hale getirir. Uçak seyahatleri, dünya üzerindeki farklı kültürleri ve zenginlikleri bir araya getirir. Farklı ülkelerin tarihi ve kültürel mirasını keşfetmek, yeni lezzetler tatmak ve farklı gelenekleri deneyimlemek için uçak bileti almak yeterlidir. Gezginler, uçakla seyahat ederek dünya çapında unutulmaz deneyimler yaşar ve farklı coğrafyaların büyüsüne kapılırlar. Uçak seyahatleri, iş hayatında da büyük bir rol oynar. İş toplantıları, seminerler, fuarlar ve diğer iş etkinlikleri için uçakla seyahat etmek, iş dünyasının hızına ayak uydurmak ve küresel ölçekte rekabetçi olmanın anahtarlarından biridir. Uçak bileti alarak iş dünyasının kapılarını açabilir ve yeni iş fırsatlarına adım atabilirsiniz. Elazığ, Türkiye'nin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan tarihi ve doğal güzellikleri ile öne çıkan şehirlerinden biridir. Fırat Nehri'nin kenarında konumlanmış olan Elazığ, tarih boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış ve zengin bir kültürel mirasa sahiptir. Aynı zamanda modern yapıları ve gelişen altyapısı ile de dikkat çeken Elazığ, \"Elazığ İstanbul uçak bileti\" ile hızlı ve kolay bir ulaşım sağlar. Elazığ'ın tarihi zenginliği, şehrin çeşitli noktalarında görülebilen tarihi yapılarında kendini gösterir. Harput Kalesi, Elazığ'ın sembol yapılarından biri olup, tarihi bir tepe üzerine kurulmuştur ve muhteşem bir panoramik manzara sunar. Aynı zamanda Elazığ'ın en eski yapılarından biri olan Harput Ulu Camii de burada ziyaret edilebilecek önemli yapılar arasındadır. Elazığ, doğal güzellikleriyle de göz kamaştırır. Hazar Gölü, şehrin en büyük gölü olup, doğa yürüyüşleri, piknik ve su sporları için ideal bir mekandır. Buzluk Mağarası, şehrin diğer doğal güzelliklerindendir ve mağara turizmi için önemli bir destinasyondur. Ayrıca, Elazığ'ın çevresinde yer alan Munzur Dağları ve Elmalı Şelalesi, doğa severler için keşfedilmeyi bekleyen güzellikler arasındadır. Elazığ, aynı zamanda geleneksel el sanatları ve yöresel lezzetleriyle de ünlüdür. Halı ve kilim dokumacılığı, bakırcılık, taş işlemeciliği gibi el sanatları, Elazığ'ın kültürel zenginliğini yansıtır. Ayrıca, yemek kültürü de oldukça zengin olan Elazığ'da çeşitli et yemekleri, baklava ve pestil gibi tatlılar öne çıkar. ile kolayca ulaşım sağlayabilirler. Elazığ'ın tarihi ve doğal güzelliklerini keşfetmek, yerel kültürü deneyimlemek ve lezzetli yöresel yemeklerin tadını çıkarmak için Elazığ'a yapılan uçuşlar, unutulmaz bir seyahat deneyimi sunar. Elazığ'ın eşsiz güzelliklerini keşfetmek ve şehrin misafirperverliğini yaşamak için \"Elazığ İstanbul uçak bileti\" ile hayalinizdeki yolculuğa adım atın ve bu büyülü şehri keşfe çıkın. ile kolayca ulaşabileceğiniz bu iki şehri keşfetmenizi bekliyor. İstanbul, binlerce yıllık tarihine ev sahipliği yapan, farklı medeniyetlerin izlerini taşıyan eşsiz bir şehirdir. Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti olması ve farklı kültürlerin bir arada yaşaması, İstanbul'u dünyanın en önemli turistik merkezlerinden biri yapmıştır. Ayasofya, Topkapı Sarayı ve Sultanahmet Camii gibi tarihi yapılar, İstanbul'un gözde turistik mekanlarıdır. Ayasofya, 6. yüzyılda inşa edilmiş ve farklı dönemlerde cami ve kilise olarak kullanılmıştır. Topkapı Sarayı, Osmanlı padişahlarının yaşadığı ve yönetim merkezi olarak kullanılan önemli bir yapıdır. Sultanahmet Camii, mavi mozaikleri ve altın süslemeleriyle ünlüdür ve şehrin simgelerinden biridir. Ayrıca, Boğaziçi'nin eşsiz manzarasına sahip olan Dolmabahçe Sarayı, modern ve lüks yapılarıyla dikkat çeken Levent ve Maslak semtleri, alışveriş ve eğlence merkezleri ile ünlü İstiklal Caddesi, İstanbul'un canlı atmosferini ve çeşitliliğini yansıtan yerler arasındadır. İzmir, Türkiye'nin Ege Bölgesi'nde yer alan, tarihi ve doğal güzellikleri ile ön plana çıkan bir şehirdir. Ege Denizi kıyısında konumlanmış olan İzmir, mavi ve yeşilin muhteşem uyumunu sergiler. Kemeraltı Çarşısı, tarihi dokusu ve renkli atmosferiyle dikkat çeken İzmir'in en önemli alışveriş mekanlarından biridir. Tarihi Saat Kulesi, şehrin simgesi olup, Konak Meydanı'nda yer alır ve İzmir'in sembol yapılarından biridir. Asansör, tarihi dokuyu ve İzmir'in muhteşem manzarasını bir araya getiren önemli bir turistik mekandır. İzmir'in doğal güzellikleri de keşfedilmeyi bekler. Kadifekale, şehrin panoramik manzarasına sahip bir tepe üzerine kurulmuş olan tarihi bir kaledir. Şirince, tarihi ve doğal güzellikleriyle ünlü bir köydür ve şarap üretimi ile de bilinir. Dikili, Foça ve Çeşme gibi Ege Denizi'nin güzelliklerine sahip sahil kasabaları, deniz, kum ve güneşin keyfini çıkarmak isteyenler için ideal destinasyonlardır. \"İstanbul İzmir uçak bileti\" ile bu iki eşsiz şehri bir arada keşfetmek artık çok kolay. İstanbul'un tarihi atmosferi ve kültürel zenginlikleri, İzmir'in doğal güzellikleri ve Ege'nin sıcak atmosferi, unutulmaz bir seyahat deneyimi sunar. Her şehirde ayrı bir dünya bulacağınız bu yolculuk, tarih ve doğa tutkunları için vazgeçilmezdir. İstanbul'un tarihi zenginliklerini keşfederken İzmir'in güzelliklerinde dinlenmek, lezzetli yemeklerin tadını çıkarırken doğanın kucağına kendinizi bırakmak, \"İstanbul İzmir uçak bileti\" ile gerçekleştireceğiniz bu yolculukla mümkün. Tarih, kültür, doğa ve denizle dolu bir keşfe çıkmak ve unutulmaz anılar biriktirmek için hemen uçak bileti alın ve İstanbul İzmir yolculuğuna başlayın!"} {"url": "https://www.gezipedia.net/1194-youtube-ebeveyn-kontrolu-rehber-ve-ipuclari.html", "text": "Dijital dünyada ebeveyn denetimi kadar önemli olan çok az şey vardır. Çünkü sanal dünyada da tehlikeli pek çok unsur bulunur. Çocuklarınızın akıl sağlığını kritik olarak etkileyecek birçok şeye karşı etkili bir ebeveyn kontrolüne ihtiyaç vardır. Küçük yaştaki internet kullanıcılarının büyük oranda YouTube'da vakit geçirir. Milyonlarca videoyu bünyesinde barındıran dev sosyal medya platformu ise çocuklara özel bir sürüme de sahiptir. Bu noktada YouTube ebeveyn kontrolü mümkün hale gelir. YouTube ve YouTube Kids farklı kitlelere hitap eden iki farklı platformdur. Elbette ilki dünyanın dört bir yanında yüz milyonları aşan kullanıcıların tercihi olur. Geniş video paylaşım platformunun çocuklara uygun bir sürümü de bulunur. Günümüzde pek çok ebeveyn YouTube Kids kullanmayı tercih etmektedir. 12 yaşın altındaki çocuklara yönelik içerikler sağlayan bu sürümde aileler daha güvenli içerikler seçebilmektedir. YouTube Kids çocuklar için eğitici videolar çizgi filmler ve şarkılar barındırır. ve benzeri ebeveyn kontrolü uygulamalarıyla neden ilgilendiğinize şaşmamalı. Ebeveyn denetimi uygulamaları çocukların internet üzerindeki faaliyetlerini izlemeye yardımcı olur. Bu sayede sayısız endişeli ebeveyn çocuklarının hangi web sitelerini ziyaret ettiğini görebilir. Hatta hangi uygulamaları kullandığını ve kimlerle iletişim kurduğunu tespit etmek de mümkündür. Bu tür yazılımlar pek çok farklı takip özelliği sunar. Aynı zamanda zararlı veya uygunsuz içerikler de filtrelenebilir. Yine çok önemli bir unsur olan \"ekrana harcanan süre\" de küçük yaştaki internet kullanıcıları için önemlidir. gibi güvenilir bir ebeveyn programı ile çocuğunuzun çevrimiçi etkinliklerini daha yakından takip edebilirsiniz. Böylece sanal ortamda oluşabilecek potansiyel tehlikelere karşı önlem alabilirsiniz. Örneğin bir mSpy aboneliği ile aşağıdakileri ve çok daha fazlasını kolaylıkla yapabilirsiniz. - Uygunsuz içerikleri engelleyin - Riskli durumlara müdahale edin - İnternette geçirilen süreyi gözden geçirin - İzinsiz harcamalara engel olun Elbette bu tür kontrol programlarının çevrimiçi güvenlik ve gizlilik konularında rehberlik sağladığını da belirtmek gerek. Birçok ebeveyn programı sayesinde çocukların kişisel bilgileri de koruma altına alınıyor. Dolayısıyla güvenli parola kullanımı gibi konularda da farkındalık oluşuyor. Bu uygulamalar aynı zamanda ekran süresi yönetimi konusunda da yardımcı oluyor. Belirli bir süre veya zaman aralığı içinde çocuğunuzun dijital cihazlarla geçirdiği zamanı sınırlayabilirsiniz. Böylece çocuğunuz hem dijital hem de gerçek düzlemde aktivitelere zaman ayıracaktır. Son olarak, mSpy gibi başarılı ebeveyn denetimi uygulamaları ile iletişim kurma ve çocuğunuzla dijital deneyimleri üzerine konuşma fırsatı bulabilirsiniz. Bu, çocuğunuzla çevrimiçi tehlikeler hakkında konuşarak bilinçli bir şekilde hareket etmelerini sağlar ve onları dijital dünyada daha güçlü ve güvende hissettirir. Bu noktada da mSpy internet üzerindeki en başarılı ve en güvenilir uygulama olarak öne çıkar. Dolayısıyla sayısız ebeveynden geçer not alan mSpy pek çok endişeli anne babanın da ilk tercihi olmuştur. Anne ve babaların çocuklarının internetin tehlikeli yanlarından korunması için uygulayabileceği pek çok yöntem var. Ancak bunları uygularken çocuğunuzu dijital dünyadan tamamen mahrum bırakmamanız gerekir. - Çocuklarınızın yatak odasına bilgisayar ve oyun konsolu koymaktan kaçının. Bu cihazlara evin farklı bir köşesinde yer verin. - Araştırma yapın ve çocuklarınızın ne izlediğini takip edin - Bilgisayar ve akıllı telefon kullanımı için zaman sınırlamaları belirleyin - İnternetten yapılan indirmeleri kontrol altında tutun - İçerik filtreleme ve kısıtlamaları ayarlayın - Çocuklarınızla internet güvenliğine dair şeffaf bir iletişim kurun - YouTube ebeveyn kontrolü gibi güvenli araçlar ve uygulamalar seçin - Güvenilir bir ebeveyn takip uygulaması çocukların dijital dünyada güvende olmalarını sağlamak için gereklidir. Çünkü her ebeveynin sorumluluklarından biri de evladını internetin zararlı yönlerinden korumaktır. Sonuç olarak ebeveyn programı ipuçları arasında çocuğunuzun teknoloji kullanımına düzen getirme yer alır. Günümüzde bu işlemi başarıyla sunan pek çok güvenilir uygulama bulunur. Bu tür uygulamalar ile çocuğunuzun sanal düzlemdeki ayak izlerini takip edebilirsiniz. Böylece sağlıklı bir denge içinde dijital dünyayı keşfetmelerine ve güvende olmalarına yardımcı olabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1195-en-iyi-3-gizli-telefon-takibi-uygulamasi.html", "text": "Hayatta karşılaştığınız bazı durumlarda partnerinize olan güveninizi kaybedip belirli şüpheler yaşayabilirsiniz. Böyle durumlarda partnerinize karşı olan güveninizi geri kazanmak için özel hayatında neler olup bittiğini anlamak daha iyi hissettirebilir. Örneğin telefonunda neler yaptığını ve kimlerle konuştuğunu bilmek bu çözümlerden biridir. Telefon takip etme uygulamaları size bu fırsatı sağlar. - Çocuğunuz ya da velayetiniz altında olan birinin konumunu bilmek onların güvende kalmasını sağlar. Eğer tehlikeli sayılabilecek bir durumda konumlarını bilirseniz olaya anında müdahale eder ve bir an önce çözebilirsiniz. Özellikle ergenlik çağındaki çocuklar için bu takip oldukça önemlidir. Ebeveynleri ile fazla paylaşım yapmayan çocuklar her zaman tehlike içinde olabilirler. - Partnerinizin size olan sadakati kimi zaman şüpheler yaratır. Bu şüpheleri ortadan kaldırmak için en mantıklı yollardan biri de başkasının konumunu bulmak için olan uygulamaları kullanmaktır. Bu uygulamalar sayesinde konum bilgisine istediğiniz zaman ulaşabilirsiniz. - Ayrıca yakınınızdaki birinin cihazının güvenliğini de böyle sağlayabilirsiniz. Örneğin telefon kaybolması veya çalınması gibi durumlarda direkt konuma bakarak yerini görebilirsiniz. Böylece birçok güvenlik kurumundan alamayacağınız hizmeti kendi kendinize sağlamış olursunuz. , en iyi gizli telefon takip uygulamalarından biridir. Birçok özelliğinin içinde GPS konum bulma özeliği öne çıkmaktadır. Oldukça uygun fiyatlı olan bu uygulamada, sadece tek bir bakış ile takip ettiğiniz kişinin nerede olduğunu görebilirsiniz. Bununla beraber tarih, saat ve coğrafi bilgiler gibi birçok detay da konum bilgisinin yanında verilir. Ayrıca geçmişe dönük görüntüleme özelliği sayesinde güzergah geçmişi de araştırabilir, takip ettiğiniz kişinin rotasını görebilirsiniz. Eyezy'ın sahip olduğu okunması kolay harita sayesinde kafanız karışmaz, tüm adresler ve lokasyonlar net bir şekilde verilir. Tüm bu aşamalarda gizliliğiniz tamamen korunur, endişeleriniz de böylece çözülmüş olur. Moniterro da Eyezy gibi gizli telefon takip programlarından biridir. Farklı özellikleri barındırır ve en çok öne çıkan özelliklerinden biri telefon takip etme özelliğidir. Gizliliğin tamamen korunduğu bu uygulamada istediğiniz telefonu takip edebilir, konum görüntüleyebilirsiniz. Konum görüntüleme esnasında eş zamanlı takip uygulanmaktadır. Kurulumu kolaydır ve ileri düzeyde teknolojik bilgi gerektirmez. Gizli programlar kategorisinde olan Scannero, telefon numarası ile lokasyon bulma özelliğini kullanıcılarına sunmaktadır. Gerekli adımları tamamladıktan sonra yaklaşık 2 dakika içerisinde istediğiniz konumu bulabilirsiniz. Bunun için yalnızca gizlice konum takip etmek istediğiniz kişinin telefon numarasını uygulamaya girmek yeterlidir. Oldukça basit bir altyapısı vardır ve neredeyse hiç zaman almaz. Scannero kullanmak uygulamanın indirilmesini gerektirmez, tarayıcı üzerinden girmek de yeterlidir. Gelişen teknoloji çağında konum takip etmek için farklı dijital yöntemler elbette mevcuttur. Ailenizden birinin konumunu bulmak istemeniz ise güven açısından oldukça normaldir. Yukarıdaki sebeplerden herhangi biri için bunu istiyor ve bir yol arıyor olabilirsiniz. Gizli telefon takip uygulaması dışında farklı alternatifler de vardır. Örneğin Snapchat harita bölümünde, hayalet modunu açmamış olan tüm kullanıcıların konumu gözükür. Bunun için sizinle Snapchat üzerinden arkadaş olması yeterlidir. Aynı şekilde, Facebook ya da İnstagram gibi paylaşım yapılan platformlarda konum etiketleri de lokasyon bilgisi verebilir. Fakat bunlar tüm kullanıcılar için geçerli değildir ve acil bir durum varsa bu konuma ulaşmanız biraz şansa bağlıdır. Ayrıca bu bilgilerin anlık olup olmadığı kesin değildir, çünkü sosyal medya kullanıcıları bazen geçmişe dönük paylaşım yapmaktadır. Bu sebeple, eğer güven ve güvenlik problemleri için gizli telefon takip etmek istiyorsanız sizin için en uygun çözüm takip uygulamalarından birini kullanmak olacaktır. Bu uygulamalarda karşı tarafın internetinin olup olmaması önemli değildir ve kimliğiniz tamamen gizlidir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1196-yeni-nesil-fotograf-baski-clicksy-nedir.html", "text": ", en sevdiğimiz anılarımızı dijital dünyadan alıp yüksek kaliteli baskılar olarak kapınıza kadar teslim eden yeni nesil bir fotoğraf baskı platformudur. Heyecan verici her anıyı yakalayıp fotoğrafa dönüştüren bu büyülü \"Tık\" sesi, bize \"Tık\" bir yaşamın olanağını temsil ediyor. kolayca ve hızlı bir şekilde oluşturabilirsiniz. İstenilen ürünler uygulama üzerinden veya masaüstü üzerinden dakikalar içinde oluşturulup satın alınabiliyor. Daha sonra orijinal fotoğraf kağıdıyla özenle hazırlanan siparişler, kullanıcının verdiği adrese hızlı ve dikkatli bir şekilde teslim edilir. Akıllı yazılım, kullanıcıların telefonlarından, sosyal medyadan veya bilgisayarlarından görsel seçerek hızlı bir şekilde fotoğraf albümleri veya fotoğraf baskıları oluşturmalarına olanak tanıyor. Clicksy olarak müşteri memnuniyetine ve veri güvenliğine değer veriyoruz. Sipariş tesliminden itibaren bir ay içerisinde yüklenen fotoğrafları silerek kişisel verilerin korunmasını sağlıyoruz. Clicksy'yi diğerlerinden ayıran ve benzersiz kılan temel özelliklerden biri akıllı algoritmasıdır. Türkiye'ye özgü bu teknolojik üstünlük sayesinde kullanıcılar, telefonlarından veya sosyal medyadaki fotoğrafları kullanarak kendilerine veya sevdiklerine çok özel ve benzersiz hediyeler yaratabiliyor. Clicksy, kullanıcılara hem uygulama hem de masaüstü sürümü olmak üzere platformlar arasında geçiş yapma özgürlüğü verir. Kullanıcılar ürün hazırlamaya uygulamada başlayabilir ve masaüstünde devam edebilir veya tam tersi. Bu \"sunucuya senkronize etme\" özelliği, telefonunuzdan fotoğraf yüklemenize ve çalışmanızı daha büyük masaüstü bilgisayarınızda yapmanıza olanak tanır. Kullanıcılarımız, albümün arka plan renginden veya basımına, fotoğrafların düzeninden kapak tasarımına kadar her şeye karar verdikleri albüm şablonları oluşturabilir ve sonuçta tamamen benzersiz bir ürün ortaya çıkabilir. gibi hayatın en önemli anlarına özel tasarlanmış albümler arasından seçim yaparak kendi albümlerini hızlı ve kolay bir şekilde oluşturabilirler. Clicksy'nin teknolojik altyapısı ve üstünlüğü kullanıcılara birçok fırsat sunmaktadır. Fotoğraf sürükle bırak özelliği, kullanıcıların sayfalar arasında geçiş yapmasına, görüntüleri istediği gibi düzenlemesine, gerekli ayarlamaları yapmasına, sayfaların sırasını değiştirmesine, fotoğrafları döndürmesine ve yakınlaştırmasına olanak tanır. Tüm Clicksy ürünleri orijinal fotoğraf kağıdına basılmıştır ve bu da onu piyasadaki tek B2C platformu haline getirmektedir. sektör lideri olmaya çalışıyoruz. Kullanıcının hafızasına hak ettiği değeri vermek Clicksyn için çok önemlidir. Bu nedenle platformumuzun ana hedefi, ürün hazırlığından paketleme ve teslimata kadar her aşamada deneyimi benzersiz kılmaktır. Avrupa pazarında önemli bir konumda fotoğraf kitabı sektöründe lider olmayı hedefleyen Clicksy, teknik gücü, tasarım çeşitliliği ve mükemmel baskı kalitesiyle bu talebi karşılamaya hazır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/1197-cesme-neden-gezi-rehberinizde-olmali.html", "text": "İzmir'in en çok ziyaret edilen ve en sevilen tatil bölgelerinden biri Çeşme'dir. Görenleri kendine hayran bırakacak bir güzelliğe sahip olan Çeşme'nin çok sayıda müdavimi de var. Her yaz, tatilini bu bölgede geçirenlerin sayısı azımsanmayacak kadar fazladır. Sadece tatil için değil gezmek için de rotanızı Çeşme'ye çevirebilirsiniz. Bu bölgenin neden gezi rehberinizde olması gerektiğini merak ediyor musunuz? O halde hemen yanıtlara göz atın! Öncelikle Alaçatı'nın mutlaka herkesin görmesi gereken eşsiz güzellikte olduğunu belirtmeliyiz. Rengarenk işletmeleri, bir masal diyarında hissetmenizi sağlayan taş evleri, ferah atmosferi ve eşsiz manzaraları ile Alaçatı görenleri adeta mest ediyor. Özellikle Alaçatı'nın dar sokaklarında yürüyüş yapmak, size kendinizi çok iyi hissettirebilir. Begonvillerle süslü olan sokaklarında yürüyüş yaparken gördüğünüz manzaralar tüm yılın stresinden kısa zamanda arınmanızı sağlayabilir. Bu arada Alaçatı'nın deniz kenarında konumlanmış restoranlarında Ege mutfağının en leziz yemeklerinin ve mezelerinin tadına bakabilirsiniz. Alaçatı'ya özgü sakızlı dondurmayı denemeyi sakın unutmayın. Çeşmeye ulaştığınızda ilk olarak görmek isteyebileceğiniz yerlerin başında Çiftlikköy Plajı geliyor. İlçe merkezine sadece 6 km mesafede yer alan Çiftlikköy Plajı özellikle sörf yapmak isteyenlerin tercihi oluyor. Nedeni ise en sıcak yaz günlerinde dahi mutlaka rüzgar alan bir bölge olmasıdır. Bildiğiniz gibi Çeşme dendiğinde akla ilk gelen etkinliklerden biri rüzgar sörfü oluyor. Bu bölgede rüzgar sörfünü öğrenebileceğiniz çeşitli eğitimlerin de verildiğini ekleyelim. Çiftlikköy, bu etkinlik için en ideal yerdir ve adını sıklıkla duyduğunuz Altınkum ile Pırlanta Plajları da Çiftlikköy'de yer alıyor. Bölgede bulunan tarihi taş evlerin ve Arnavut kaldırımlarla donatılmış olan dar sokakların da görülmeye değer olduğunu belirtelim. Çeşme'de çok sayıda plaj bulunuyor ancak Ilıca Plajı'nın yeri ayrıdır. Sığ bir denize sahip olması nedeniyle yüzme bilmeyenlerin ya da boğulma fobisi olanların bile rahatlıkla denize girebildiği Ilıca Plajı, yurt dışından dahi çok sayıda turistin akın ettiği bir kumsal olma özelliği de taşıyor. Çeşme'ye gittiğinizde bu muhteşem plajı görmeden, bu plajda zaman geçirmeden bölgeden ayrılmamalısınız. Dolayısıyla gezi noktalarınız arasında mutlaka Ilıca Plajı da bulunmalıdır. 16. yüzyıldan günümüze dek ayakta kalmayı başarmış olan Çeşme Kalesi mutlaka görülmesi gereken yerlerden biridir. Çeşme silüetinin en güzel detaylarından biri olan kaleye çıktığınızda muhteşem bir manzara sizi karşılayacak. Özellikle gün batımını izlemek isteyenlerin akşam saatlerine doğru kaleyi ziyaret ettiğini söyleyebiliriz. Çeşme'nin en güzel halini görmenizi sağlayacak olan bu gezi için kendinizi çok yormanız gerekmiyor. Çünkü Çeşme Kalesi kent merkezine gayet yakın bir mesafede yer alıyor. 1508 yılında inşa edilen Çeşme Kalesi, Çeşme gezinizin ilk durağı da olabilir. Aya Yorgi Koyu'nda Denizin Tadını Çıkarın! Çeşme gezinize keyifli bir mola vermek istediğinizde ise rotanızı hemen Aya Yorgi Koyu'na çevirebilirsiniz. Dünyaca ünlü olan bu bölgede denizin ve muhteşem kumsalın tadını çıkarabilir ve güneşlenerek gezi yorgunluğunu üzerinizden atabilirsiniz. Bu arada plajda akşam saatlerinde ise eğlenceli partiler düzenleniyor. Yani akşam saatlerinde de Aya Yorgi Koyu'nun tadını çıkarmaya devam edebilirsiniz. Eğer su sporlarına ilgi duyuyorsanız yapmanız gereken sadece rotanızı Paşa Limanı yönüne çevirmek olacak. Bu bölgede çeşitli su sporları aktiviteleri düzenleniyor. Mutlaka katılım göstermeniz gerekmez, izlemek dahi size büyük bir keyif verebilir. Bu arada Paşa Limanı Çeşme merkeze yaklaşık olarak 20 km uzaklıkta bulunuyor. Bol miktarda konaklama seçeneğinin de olduğunu hatırlatalım. Odamax üzerinden otel seçeneklerini inceleyebilir ve geceyi geçirmek için bu bölgeyi seçebilirsiniz. Bu bölgede çok sayıda restoran da bulunuyor. Ege yemeklerinin tadına bakmak için tercih edebileceğiniz ve sadece zeytinyağlı ev yemeklerinin servis edildiği restoranları da bulabilirsiniz. Çeşme'nin kendine has sokak lezzetlerinin tadına bakmak istediğinizde de yapmanız gereken sadece bu bölgeye yönelmek olacak. Eğer Çeşme'yi geziyorsanız haliyle bu bölgenin yemeklerini ya da bölgeye özgü tatları da deneyimlemek isteyeceksiniz. Bu nedenle sizlere küçük bir liste aktaracağız. Elbette bölgeye özgü lezzetler sadece sıraladıklarımızdan ibaret değil. Diğerlerini ise sizin keşfetmenizi istiyoruz. - Damla sakızlı kurabiye - Damla sakızlı dondurma - Girit ezmesi - Kabak çiçeği dolması - Kumru - Sandviç - Boyoz - Lokma - Atom - Çeşme kavunu Çeşme'nin gezilmeye değer yerleri saymakla bitmez. Bir de festivallerden söz etmek gerekir. Sadece ülkemizin değil dünyanın dört bir yanından bu festivallere katılmak için insanlar rotasını Çeşme'ye çeviriyor. Çünkü eğlenceli, keyifli ve farklı bir zaman geçirmeyi mümkün kılan bu festivaller katılımcılar ile çok daha renkli görüntülere sahne oluyor. İşte Çeşme'de düzenlenen festivallerden bazılarını aşağıda bulabilirsiniz. Her yıl Nisan ayında düzenlenen bu festival bölgeye özgü olan otlarla yapılan enfes yemeklerin tadına bakabileceğiniz bir etkinliktir. Aynı zamanda bu otların toplanması, temizlenmesi ve ne tür yemekler yapılabildiği gibi konularda da bilgi sahibi olabilirsiniz. Her yıl düzenlenen etkinlik ise 5 Mayıs'ta başlıyor. Dans ve müzik ise bu festivalin baş aktörleri olduğundan bol bol canlı müzik dinleyerek eğlenmek mümkün olabiliyor. - Ildırı Kültür ve Sanat Festivali Bu festival ise özellikle el sanatlarına ilgi duyanların her yıl heyecanla beklediği etkinliklerden biridir. Ağustos ayında düzenlenen festivalde hem geleneksel hem de yenilikçi el sanatları sergileniyor. Bu arada satış da yapılabildiğini ekleyelim. Satranç tutkunlarının asla kaçırmadığı bu turnuva tahmin edebileceğiniz gibi gayet heyecanlı dakikalara sahne oluyor. Bu arada turnuvanın tarihi Aya Haralambos Kilisesi'nde düzenlendiğini de bilmeyenler için ekleyelim. Turnuva haziran ayında düzenleniyor ve katılımcı sayısının her yıl daha da arttığı gözlemleniyor. Germiyan'ın eşsiz yemeklerini tadabileceğiniz festival ise her yıl ekim ayında düzenleniyor. Amatör ya da profesyonel olarak mutfağa ilgi duyanların asla kaçırmaması gereken bir etkinlik olduğunu bilmeniz gerekir. - Uluslararası Çeşme Klasik Müzik Festivali Eylül ayında düzenlenen bu festival ise müzik tutkunlarının vazgeçilmez etkinliklerinden biridir. Dünyanın dört bir yanından ünlü sanatçıların katılımıyla gerçekleştirilen festivale tarihi Aya Haralambos Kilisesi ev sahipliği yapıyor. Çeşme'de Konaklayabileceğiniz Çok Sayıda Otel Var! arasından seçim yapmak isterseniz hemen Odamax. com adresine tıklayın. İndirimli olarak konaklayabileceğiniz otellere de sadece tek tıkla ulaşmış olacaksınız. Dakikalar içerisinde konaklayacağınız oteli seçebilirsiniz. Otelleri her yönüyle inceleme ve aynı zamanda gecelik kişi başı konaklama ücretini görme şansına da sahipsiniz. Bu arada Odamax üzerinden ön ödemesiz rezervasyon yaptırabiliyorsunuz ve eğer seyahat planlarınızda bir değişiklik olursa ücretsiz iptal kolaylığından rahatlıkla faydalanabiliyorsunuz. Otel seçimi yaparken doğrulanmış olan misafir yorumlarına göz atma imkanınız da bulunuyor. Son olarak peşin fiyatına taksitle ödeme şansınızın da olduğunu ekleyelim. Kısacası internette uzun araştırmalar yaparak otel bulmaya çalışmak yerine Odamax üzerinden otelinizi ayarlamanız çok daha avantajlı bir seçenek oluyor!"} {"url": "https://www.gezipedia.net/12-mersinde-gezilecek-yerler.html", "text": "Akdeniz'de ticari anlamda en büyük limanlara sahip olan ve ulaşım konusunda Akdeniz'den Anadolu'ya yayılan kent olarak Mersin, büyük bir alanı kaplarken yoğun nüfusuyla Türkiye'nin en büyük şehirlerinden biridir. ilçesinde bulunan antik dönem kalıntılarını kapsayan sit alanları vardır. Bu alanlar arasında Tarsus'ta bulunan; Gözlükule, Donuktaş Tapınağı, Kleopatra Kapısı, Justinianus Köprüsü, Cumhuriyet alanı ve Antik Cadde ve Sağlıklı Mahallesi Roma Yolu ve Kapısı tarihi eserleri bulunmaktadır. - Toroslar ilçesinde Yumuktepe, - Mezitli ilçesinde Soli pompeipolis, - Erdemli ilçesinde Ayaş ve Kızkalesi Su İletim Sistemleri, Kızkalesi ve Kanlıdivane, - Silifke ilçesi içerisinde meşhur Adamkayalar, Narlıkuyu Mozaik Müzesi, Aya Thekla Manastırı ve İmbriogion gibi tarihi eserler yer almaktadır. Ayrıca Mersin ilinde günümüze kadar korunmuş ve restorasyonu gerçekleştirilmiş birçok farklı dönemlerde inşa edilmiş kaleler, buçlar, tabyalar ve manastırlar yer almaktadır. Ziyaretleriniz sırasında Tarsus'ta bulunan Nusret Mayın Gemisini ziyaret edebilir ve Mersin merkezindeki Atatürk anıtı ile Refah Şehitleri Anıtı'nı görebilirsiniz. Mut ilçesinde Karacaoğlan Heykeli ve diğer ilçeler de yer alan birçok Şehitlik ve anıtı ziyaret edebilirsiniz. ve Tarsus ilçesindeki Ashabı Kehf Cami özel olarak inanç turizmini ilgilendiren yapılardır. tarihi noktada olduğu kadar tatil ve sağlık amaçlı olarak da zengindir. Deniz turizmi noktasında Mersin'de tercih edilebilecek çok özel plajlar arasında özellikle Erdemli Ayaş Plajı ile Silifke Taşucu Plajı ve Limonlu Plajı gibi birçok plaj seçilebilir ve deniz keyfi çıkarılabilir. Buna benzer olarak Mersin'de yaklaşık 30 adet plaj bulunmaktadır. ilçesi Göksu deltasında kuş gözlem alanı bulunurken bu alanda 400'e yakın kuş türünü gözlemleyebilirsiniz. Ayrıca Mersin'de mağara turizmi noktasında Türkiye genelinde en meşhur olan Cennet ve Cehennem çukurları ile Astım Mağarası ve Yedi Uyurlar Mağarası mutlak bir şekilde görülmesi gereken yerler arasındadır. sorusunu cevaplayacaktır. Mersin'de özel olarak üretilen farklı bir lezzet aradığınızda birincisi Mersin tantunisi İkincisi ise değişmez Mersin cezeryesi olmaktadır. Bu yiyecekler yanında Mersin'in meşhur kerebiç tatlısı ve limon bahçeleri ile muz bahçeleri de önemli bir yere sahiptir. , Antalya, Karaman, Konya, Niğde ve Adana şehirlerimiz ile de komşu durumundadır. Antalya'ya 485 km mesafede bulunan Mersin'e ulaşmak için D400 karayolu kullanılabilir. Ankara'ya 496 km mesafede bulunan Mersin'e ise E90 karayolundan ulaşabilirsiniz. diye merak edenler için bu sorunun da cevabını vererek yazımızı bitirebiliriz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/120-dogada-suyun-onemi.html", "text": "Susuz bir yaşam mümkün değildir. İnsan gıda almadan haftalarca yaşayabilir. Fakat su içmeden birkaç gün yaşamını sürdürebilir. Biyologlar \"Susuz hayat olmaz.\" derler. Su insanın biyolojik yapısının tartışmasız gerçeğidir. Su yeryüzünde en bol bulunan maddelerden biridir ve yaşamın temelidir. Eğer su olmasaydı yaşam da olmazdı. Denizler ve okyanuslar yeryüzünün yaklaşık onda yedisini kaplamaktadır; toprakta, atmosferde ve bütün canlı varlıklarda su vardır. İnsan vücudunun yaklaşık üçte ikisi sudan oluşur, ayrıca yiyeceklerin özellikle de sebze ve meyvelerin büyük bir bölümü de sudur. Su canlıların yaşaması için hayati bir öneme sahiptir. En küçük canlı organizmadan en büyük canlı varlığa kadar bütün biyolojik yaşamı ve bütün insan faaliyetlerini ayakta tutan sudur. Dünyamızın %70 ini kaplayan su, bedenimizin de önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Ancak yeryüzündeki su kaynaklarının yaklaşık %0.3 ü kullanılabilir ve içilebilir özelliktedir. Doğadaki insanın da suya ihtiyacı çok fazladır ve hayatını idame edebilmesi için suya muhtaçtır. Doğa yeniden su üretemez. Geri dönüşen su milyonlarca yıl önceki suyun aynısıdır. Doğada iken insan bir günde ortalama 3lt su içmelidir. Sürekli su kaynağına sahip olmak hayatta kalmamız için hayati bir değer taşır. Doğadaki aktiviteler genellikle su kaynaklarına göre planlanmalıdır. Dolayısı ile nerede su bulacağımızı bilmek ya da nasıl su elde edeceğini bilmek son derece önemlidir. Su, insan yaşamı için oksijenden sonra en önemli ikinci gereksinimdir. Kanın %83'ü, kemiklerin %22'si, beynin ve kasların %75'i sudur. Kaybedilen suyun vücuda geri kazandırılması, su ihtiyacının giderilmesi, yani hidrasyon, hayati fonksiyonların düzgün şekilde yürümesi için büyük önem taşımaktadır. Özellikle uzun süreli dayanıklılık ve dikkat gerektiren doğada hidrasyon düzeyinin takip edilmesi ve uygun hidrasyon düzeyinin sağlanması hayatta kalmanın maksimum düzeye çıkarılmasında önem oluşturmaktadır. - Vücut sıcaklığın düzenlenmesinde çok önemli bir rol oynar. - Derinin nemlenmesinde, toksinlerin atılmasında ve vücudun temizlenmesinde temel bir görev üstlenir. - Böbreklerin çalışmasını kolaylaştırır. - Çözücü rolüyle vitaminleri ve mineralleri hem taşır hem de vücutta çözülmesini sağlar. - Kayganlaştırıcı bir madde olması nedeniyle birçok organın gerektiği gibi çalışmasını sağlar. - Sağlığımızı ve zindeliğimizi korur. - Vücudumuzun %75'i suyla kaplıdır. - Hücrelere O2 taşır. - Cildi besler. - Susuz kalmak, önce ciltteki bozulma ve kırışıklıklardan belli olur. - Hücre, doku ve organların düzgün çalışması suya bağlıdır. - Gerekli olan protein, mineral ve B-C gibi vitaminleri vücudumuzda su taşır. - Su eklemlerin rahat çalışmasını sağlar. - Böbrekleri çalıştırır, toksinlerin vücuttan atılmasını sağlar. - Burun kanallarımızı, gözlerimizi ve ağzımızı nemli tutar. - Kan miktarını dengeler, enerjimizi korur. - Yakılan kaloriyi arttırır. - Dışarıdan gelen ve strese bağlı zararlar karşısında iç organları korur."} {"url": "https://www.gezipedia.net/121-istanbuldere-koyu.html", "text": "Sapanca'da bulunan İstanbuldere Köyü, Marmara Bölgesinin en güzel yerlerinden bir tanesi olma özelliğini taşıyor. Şehirden uzaklaşıp kendisini doğanın kollarına atmak isteyenler için burası son derece güzel yerlerden bir tanesi. , İstanbul'a sadece 2 saatlik bir mesafede. Bu yüzden günübirlik olarak da tercih edilebilecek yerlerden bir tanesi. , aktivite anlamında da bol seçenek sunan bir yer. En güzel aktivitelerden bir tanesi de buraya gelen pek çok kişinin yaptığı gibi şelaleye yakın bir yerde oturarak suyun sesini dinlemek. Köyü'ne ulaşmak için kesinlikle yürüyüş seçeneği tercih edilmeli. Çünkü kıvrılarak giden yolların iki tarafında bulunan yemyeşil orman ve temiz havanın tadını çıkarmak gerekiyor. Burada insan kendisini Amazon ormanlarında gibi hissedebilir. Bazı yerlerde ağaçlar güneş ışığını kapatacak kadar sıklaşıyor. Yürüyüş yaparken belirli aralıklarla yol boyunca çeşitli restoranlar mevcut. Ancak en önemli tesis yolun sonunda sizi bekliyor. Buraya gelenler son derece güzel bir şelale ile karşılaşıyorlar. Bu şelale ve hemen yanında akan derenin birleştiği noktada ise insanlar oturarak bu güzelliğin tadını çıkartıyorlar. da buraya gelmişken kesinlikle tatmanız gerekiyor. Ayrıca doğada piknik yapmak ya da çadır kurmak isteyenler de kendi malzemelerini yanlarında getirerek bunu yapabilirler."} {"url": "https://www.gezipedia.net/122-kapidag-yarimadasinda-gezilecek-yerler.html", "text": "antik kentler, el değmemiş plajlar, yemyeşil ormanlar, otantik köyler ve tapınaklarla dolu. Antik dönemde Kyzikos'un adıyla da anılan yarımadaya MÖ 756 yılında yerleşen Miletli koloniciler yöreyi Helenleştirmiş. nin kalıntılarıysa kuzeyde Hamamlı ve Belkıs köylerine, batıda Düzler köyüne, doğuda Aşağı Yapıcı köyüne, güneyde de Marmara Denizine kadar uzanıyor. na ulaşılıyor. Yapımı uzun yıllar süren tapınak İmparator Hadrianus'un yardımıyla tamamlandığı için ona adanmış. Bu görkemli tapınaktan günümüze zemin katındaki bazı galerileri ulaşmış. Mermer tapınak geçtiğimiz yüzyıla kadar kireç ocağı olarak kullanılmış, kireç yapamadıklarımız ise orada duruyor Belkıs ve Hamamlı köyleri arasındaki vadide de Anadolu'da inşa edilmiş en Sağlam amfitiyatrolardan biri yer alıyor. Kentin surları, tiyatro, hamam ve nekropol çalılar ve ağaçlar arasında görebileceğiniz diğer kalıntılar. nın yolu ayrılıyor. Eğer yola konmuş tabelaları kaçırmazsanız manastıra ulaşabilirsiniz, yoksa ormanda kaybolursunuz! Kestane ve çam ormanları arasından geçen 10 kilometrelik toprak yol manastırın bulunduğu düzlüğe kadar gidiyor. 1922 yılında terk edilen manastır ağaçların arasında kaybolmuş. İyice yaklaşmadan kendini göstermiyor. Aslında görülecek pek bir şey de kalmamış. 99 odalı manastır binasından geriye yüksek duvarlarla, büyük oranda yıkılmış bir kilisenin kalıntısı ulaşmış. Strabon, Kyzikos'un ardındaki Dindymon Dağı'nda ana tanrıçaya adanmış bir tapınağın bulunduğunu anlatır. Manastırın bu tapınağın yerinde kurulması çok manidar. Zira Anadolu'da eski tapınakların ve kutsal alanların başka dinlerce de sahiplenilmesi sıkça görülen bir durum. Burada da ana tanrıça 'ya adanmış bir tapınak Hıristiyanlarca Tanrının Anası olarak kabul edilen Meryem Ana'ya adanmış bir manastıra dönüştürülmüş. Eskiden yöredeki Rumların dini merkezi olan manastır, Havari Lukas'ın eseri olduğuna ve mucizeler yarattığına inanılan Panagia Faneromeni ikonasından medet uman binlerce kişi tarafından ziyaret ediliyordu. Şimdi bu ikona İstanbul'da Fener Rum Patrikliğinin katedralinde sergileniyor. Orman yolundan kuzeye doğru devam edildiğinde Ballıpınar köyüne varılıyor. Eski bir Rum köyü olan Ballıpınar yarımadanın kuzey kıyısında verimli bir ovanın ortasına kurulmuş. Ulaşımı zor olduğu için henüz bozulmamış. Köyün dar sokakları ve iç içe inşa edilmiş ahşap evleri dikkat çekici. Evlerin arasında bir Rum Kilisesinin kalıntısı da var. Köylülerin ana dili Bulgarcanın bir ağzı olarak kabul edilen Pomakça; sokaklarda hep bu dil işitiliyor. Zaten yarımadadaki köylerin bir ikisi dışında hepsi göçmen köyü. Karşıyaka'da da Kavala'dan gelmiş Pomaklar yaşıyor. Köy halkı son derece cana yakın ve misafirperver insanlar. Ballıpınar'ın kırmızı soğanı ünlü, Türkiye'nin en iyi kırmızı soğanının burada yetiştirildiği söyleniyor. Ballıpınar'dan asfalt yolla doğuya doğru gidildiğinde Çayağzı ve Karşıyaka beldelerine ulaşılıyor. Batıya doğru devam eden yol eski bir Rum köyü olan Ormanlı köyüne ulaşıyor. Yarımadanın en güzel ve el değmemiş bakir koyları bu virajlı ve tehlikeli yolun üzerinde. Ormanlı yakınlarındaki şelale de çok etkileyici. Osmanlı'nın içinden başlayan yol Turanlar köyüne ulaşıyor. Turanlar köyünde yazlık siteler ve pansiyonlar olmasına rağmen henüz çirkin bir yapılaşma yok. Turanlar'dan sonra yol tekrar yarımadanın içine yöneliyor. Sık ormanların arasında geçen yol Ocaklar beldesine ulaşıyor. , turizm sezonunun kısa oluşu nedeniyle turistik tesisten çok, yazlıklarla dolu. Otel ve pansiyonlar ise plajların bulunduğu Çuğra ve Kumyalı semtlerinde toplanmış. Antik dönemde Artake Erdek'in karşısındaki Zeytinliada'nın adıymış. Artake'de Kyzikos gibi Miletli göçmenlerce ele geçirilip Helenleştirilmiş. MÖ 494 yılında Miletlilerin Perslere karşı başlattığı ayaklanmaya katıldıkları için Fenike donanmasınca yakılıp yıkılmış. Daha sonra kent anakara da yeniden kurulmuş, ancak bu kez Kyzikos'un gölgesinde kalarak önemini kaybetmiş. Kyzikos'un terk edilmesinden sonra tekrar yıldızı parlayan Erdek yarımadanın en büyük yerleşimi olmuş. Hem Erdek de hem de Zeytinliada'da tarihi kalıntılar görülüyor. Yarımadanın ücra köylerine gitmeden, DÖNME! Erdek'in Girit Kurabiyesi ünlü. 'e de 110 km uzaklıkta. Bandırma Erdek arası ise 18 km. Bandırma otogarından Erdek'e özel halk otobüsleri çalışıyor. Erdek'ten Ocaklar Beldesiyle Ormanlı ve Turanlar köylerine düzenli minibüs seferleri yapılıyor. Ballıpınar, Çayağzı, Karşıyaka gibi yarımadanın doğusunda kalan köylere de Bandırma'dan minibüs seferleri yapılıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/123-turgutreiste-gezilecek-yerler.html", "text": "Bodrum merkezine 18 km. mesafede bulunan Turgutreis, civarın ikinci kalabalık yerleşim noktası. Yine bu bölgedeki en büyük kumsal Turgutreis'te bulunuyor. Uzun yıllar gözlerden uzak kalan ve gerçekten kötü görünen Turgutreis'te yakın geçmişteki düzenleme çalışmaları, bu bölgenin tekrar cazibe merkezlerinden bir tanesi olmasına sebep oldu. Bu yöredeki birçok koya yakın olan Turgutreis'te, incir, üzüm ve mandalina önemli meyveler arasında. bulmak mümkün oluyor. Bununla beraber çok çeşitli gümüş hediyelik eşya ve plajda ürünlerini de bu pazarda bulmanız mümkün. gibi yerlere uğrayıp oralarda da denizin ve güneşin tadını çıkarabilirsiniz. Turgutreis ve çevresinde bulunan yerler konaklama açısından oldukça cazip. Burada kalmak isteyenler için çok sayıda farklı seçenek bulunuyor. Haftalık ve aylık olarak kiralanabilen pansiyonların yanında isteyenler için çeşitli değişik sosyal aktiviteler sunan oteller de burada bulunmakta."} {"url": "https://www.gezipedia.net/124-alacati-tatili-oncesi-bilinmesi-gerekenler.html", "text": "sizin için doğru bir tercih oluyor. Tatilinizi hayal ederek ister arabanızla ister uçakla keyifli bir yolculuk geçirebilirsiniz. Uzun bir yolculuğu çekemem diyorsanız uçak yolculuğunu tercih edebilirsiniz. Hem konforlu olacağını hem de sizi tatil öncesi yorgun kalmayacağınızın garantisini veriyoruz. da tatil dışında sizi enfes kumru lezzetini tattırmaya davet ediyoruz. Mükemmel olan İzmir'in kumru lezzeti sizi baştan çıkaracak. Yediğinizde asla pişman olmayacağınızın garantisini veriyoruz. Bunların yanında Alaçatı'da taksi ücretleri çok pahalı oluyor. Minibüs seferlerini kullanmanızı şiddetle öneririz. Daha önce yurt dışına çıkma hayallerinde olduysanız hiç merak etmeyin Alaçatı size yurtdışı zevkini tattıracak. Alaçatı sokaklarında canınız sıkıldığı zaman gece kulüplerini tercih edebilirsiniz. oldukça tercih ediliyor. İçinizi rahat ve huzurlu hissettirecek Masmavi deniz manzaralı bir konuma sahip olan butik oteller yerli ve yabancı turistlerinde gün geçtikçe gözdesi oluyor. Lilamor Butik Otel, Kapari Butik Otel, Kurabiye Otel Alaçatı önerdiğimiz otellerden birkaçı. Otel işletmecileri size aile hissini verecek. Huzurlu bir kahvaltı servisi sunuyor. Peynirinden tut reçeline kadar güzel lezzetleriyle sizleri mutlu edecek. Otellerin bahçeleri gül, çiçek, papatya gibi güzellikleriyle dolu olduğunu söylemeden geçmememiz gerekiyor. Bu güzellikleri görmekten pişman olmayacaksınız. Alaçatı, tutkunlarının rahatlıkla sörf yapabilecek fırsatlar veriyor. Her tatilcilerin gözdesi beach club'lar açılmak için geç kalmıyor. Tatilcilerin, güneş ve denizin tadını çıkardıkları İzmir alaçatı'da, beach club'lar olmazsa olmazları oluyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/125-avrupanin-en-ucuz-havayolu-sirketleri.html", "text": "Ülkemiz gerek coğrafi konum olarak gerek, hava alanı altyapısı olarak geçişler aktarmalar sırasında sıkça tercih edilen transit geçiş güzergahları arasında yer almaktadır. Türkiye'den Avrupa ülkelerine sıkça uçuş gerçekleştirilmekte ve Avrupa seyahati sıkça tercih edilmektedir. Ama Avrupa arası uçuşlara nazaran ülkemizden Avrupa ülkelerine uçuş biraz daha pahalıdır bu nedenle Avrupa'ya yapacağımız seyahatlerde alternatif yollar arayabilir daha uyguna uçuş gerçekleştirebiliriz örnek. Bunun içinse Avrupa bölgesinde en ucuz bilet satan havayolu şirketlerini bilmekte fayda var. Merkezi Arnavutluk olan Belle Air firması Arnavutluk kalkış rotasıyla avrupa kıtasının başlıca ülkelerine ve şehirlerine en uygun fiyat aralığında uçmaktadır. Çek Cumhuriyeti kalkış rotası Smart Wings Avrupa'nın her noktasına ucuz fiyat garantisiyle uçuş işlemi yapmaktadır. Hollanda kalkış rotasıyla sefer düzenleyen Transavia firması Avrupa'nın çeşitli ülkelerine en uygun charter uçuşları yapmaktadır. Yukarıda belirtilen havayolu firmaları Avrupa'nın uygun fiyata bilet satan Avrupa ve Amerika kıtasına uçmakta olan firmalar arasında size en güven veren ve size göre en iyi fiyat veren havayolu firması tercih edilmelidir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/126-couchsurfing-hakkinda-bilgi.html", "text": "Couchsurfing, kendi sitelerindeki tabirleriyle bir ''Uluslararası Misafirperverlik Sitesidir. Bu site sayesinde yurtdışında gitmek istediğiniz yerlerdeki konaklama ihtiyacınızı bedavaya getirebilirsiniz. Bu da zaten seyahat için çok para harcayan bir de ekstadan konaklamaya ücret vermek istemeyenler için gayet cazip bir fırsat. Couchsurfing'e giriş yaparken aynı Facebook'ta yaptığınız gibi bir kullanıcı profili oluşturuyorsunuz. Hesabınıza bir profil resmi birkaç fotoğraf eklemeniz, bilgilerinizi bol bol doldurmanız sizin için daha iyi olur. Bu sayede diğer kullanıcılar sizi daha ciddiye alır ve de boş bir profil fazla ilgi çekmez. Ayrıca bir de sitede onaylı profil denen bir şey var ve ücreti 50 lira. Onaylı profillerin diğer kullanıcılar tarafından ciddiye alınma ihtimali daha fazla olabileceği için bu bilgiyi göz önünde tutmanızda fayda var. Ama bu profilinizi onaylamazsanız hiçbir kullanıcı sizinle ilgilenmez anlamına da gelmiyor. Ayriyeten sizin başkalarının evinde kalma gibi bir fırsatınız olduğu kadar sizde o sitenin bir kullanıcısı olduğunuz için başka ülkedeki gezginlerin de sizin evinizde kalma fırsatı var. Fakat sitede bununla ilgili de bir ayar mevcut; eğer başkalarının sizin evinizde kalmasını istemiyorsanız, ayarlardan ''evinizde konaklatma'' seçeneğini kapalı tutabilirsiniz. İlk olarak evinde kalmayı seçtiğiniz veya sizi evine kabul eden kişiyle aranızdaki ortak özellikler ve karakter uyumunuz önemli. Sonuçta kısa bir sürede olsa evinde kalacağınız bir kişiyle fazla zıt ve ters karakter özelliklerine sahip olmanız olumlu sonuçlar yaratmaz. Ayriyeten herhangi bir hayvan türüne alerjiniz veya bazı hayvanlarla aynı ortamda bulunma fobiniz varsa bunu da profilinizde belirtmelisiniz. Çünkü bunu düşünmeden konaklamaya gittiğiniz birinin evinde, beraber bulunmaktan hiçte hoşlanmadığınız hayvanlarla birlikte bulunabilirsiniz. Diyelim, oldu da seyahatiniz bir şekilde iptal oldu, bu durumda bunu uygunsuz bir durum yaratmaması için ev sahibinize iletmeniz lazım. Böyle bir durumda ortaya güvenlik sorunu da çıkıyor. Bu sorunu en aza indirgemek için de sitede referans sistemi var. Referans sistemi tam olarak şu: Mesela biri gelip sizin evinizde konaklıyor ve her şeyinizden memnun kalıyor. Bu kişi yanınızdan ayrıldıktan sonra sizin profilinize misafirperverliğinizi öven güzel bir yazı yazarak sizin güvenilir biri olduğunuzu temin etmiş oluyor. İşte aynı durum, siz başkasında kalmak isterken de geçerli. Yani evinde kalmak istediğiniz kişinin referansı var mı, yok mu diye bakmak sizin için daha avantajlı olur. Ayriyeten sizinde konaklama zamanınız güzel geçerse, ev sahibiniz için güzel bir referans yazısı yazmayı da unutmayın."} {"url": "https://www.gezipedia.net/127-en-iyi-hostel-nasil-bulunur.html", "text": "Bu ilk sitenin sadece hostellere özgü olması ve tüm dünyada yoğun bir şekilde kullanılıyor olması sizlere yaratacağı en büyük avantajlardandır. O yüzden gerek yurt dışı gerekse yurt içi seyahatlerinizde hostel kullanmayı düşünüyorsanız bu siteye göre planlamanızı rahatlıkla yapabilirsiniz. Üstelik hostelworld kaynaklı yapacağınız hostel konaklamanız sizlerle daha fazla ilgilenilmesinin de sağlayacaktır. Ancak bu sitede rezervasyon yaptırmanız için bir kredi kartınızın olması gerekmektedir. Tek olumsuz yanı ise budur. Son ve hostelworld. com'a en yakın benzerliklere sahip olan bu sitemizde, sizlere adından da anlayabileceğiniz gibi hostel buma konusunda yardımcı olmaktadır. Hostelworld. com'dan tek ve en önemli farkı ise hostellerden pek fazla komisyon almamakta ve hosteller de bu fiyatları müşterilere olumlu yönde yansıta bilmektedir. Bu yüzden daha uygun fiyata aynı koşullara sahip olan hostellerden de yararlanabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/128-armutluda-gezilecek-yerler.html", "text": "nda birçok yürüyüş rotası var. Ormanlar ciddi bir yaban yaşamına da ev sahipliği yapıyor. Armutlu kendi adıyla anılan yarımadanın batı ucunda, Ege ve Marmara'daki birçok köy ve kasaba gibi korsan saldırılarından korunmak için kıyıdan içeride kurulmuş. İlçenin en önemli tarihi eserleri olan hamam, taş köprü ve Hacı Ali Paşa Camisinin aynı kişi tarafından inşa edildiği söyleniyor. 'ya çalışan vapurlarla sağlanıyordu. İskelenin sağında ve solunda 16 kilometrelik sahil şeridi uzanıyor. Civarda sanayi tesisi olmadığı için Marmara'nın en temiz plajları Armutlu'da, her yerden denize girilebiliyor. Armutlu'da turizm sezonu kısa olduğu için otel ya da pansiyon gibi işletmeler az, bunun yerine yazlıklar tercih ediliyor ve siteler sahil boyunca bir duvar gibi uzanıyor. Yalı'dan kıyı boyunca batıya doğru ilerlendiğinde Bozburun'a ulaşılıyor. Bozburun eskiden gemicilerin korkulu rüyasıymış. Burnu geçemeyen denizciler Handere Koyunda günlerce denizin sakinleşmesini beklermiş. Burada bir iskele ve yolcuların konakladığı hanlar varmış. Şimdi bunların yerinde yeller esiyor, ama Bozburun'la Handere arasında devasa bir tatil köyü yer alıyor. Tatil köyünün çarşısı, plajları, hatta deniz otobüslerinin yanaştığı iskelesi bile var. Bozburun'da antik dönemde tanrı Poseidon'a adanmış bir tapınak varmış. Poseidon adı zaman içinde Bozburun'a dönüşmüş. Poseidon Yunan mitolojisinde denizler, depremler ve atlar tanrısıydı. Zeus ve Hades'in kardeşi olan Poseidon, denizlerin dibindeki görkemli sarayında kalır, sık sık Olimpos'ta görünür, suların üstünde altından arabasıyla dolaşırmış. En önemli silahı da üç dişli bir yabaymış, Poseidon yabasını yere vurduğunda depremler yaratır ya da denizi yatıştırırmış. Poseidon'un aynı zamanda deprem tanrısı olması çok manidar. Zira Armutlu 1. derecede deprem bölgesi. nın kalp ve damar hastalıklarına, romatizmaya, kadın hastalıklarına iyi geldiği, iltihap, yara ve şişlikleri giderdiği ve ürenin vücuttan atılmasını sağladığı biliniyor. Armutluya bağlı Mecidiye, Selimiye, Hayriye gibi dağ köylerinde Gürcüler yaşıyor. Bu köyler aynı zamanda organik tarım bölgesi olarak belirlenmiş; organik bitki, sebze ve hayvansal ürünlerin üretimi teşvik ediliyor, eko turizm de yavaş yavaş gelişiyor. Armutlunun kendine özgü birçok yemeği bulunuyor. Ancak şimdilik bunları tadabileceğiniz bir lokanta yok. Yalı çevresindeki sıradan lokantalarda bulacağınız yemeklerle yetinmek durumundasınız. Yenikapı'dan da her gün deniz otobüsü seferleri yapılıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/129-10-adimda-erken-rezervasyon-nasil-yapilir.html", "text": "Nasıl Yapılır sorusunun ilk adımı tatil yerinizi seçmektir. İstenmeyen durumlarda rezervasyonunuzu iptal etmeniz gerekebilir. Yaptığınız rezervasyonu sigortalatmanız gerekmektedir. Aksi takdirde iptal ettiğini zaman size ücretinizi geri vermeyeceklerdir. sorusunun cevabını bulduktan sonra yaptığınız erken rezervasyon uygulaması sonrası gezipedia. net olarak gittiğiniz otelde güzel bir tatil geçirmeniz dileğimizle."} {"url": "https://www.gezipedia.net/13-izmirde-gezilecek-yerler.html", "text": "karşılıklı şekilde bulunarak İzmir'i iki yakaya ayırmaktadır. Antik Yunan dönemlerinde dahi Anadolu'nun en önemli kenti olan İzmir, körfez yapısından dolayı birçok limana sahip olarak ticaret noktasında da önemli bir görev üstlenmiştir. daha eskilere uzanmaktadır. 2005 yılında yapılan kazılarda İzmir'deki en eski yerleşim Yeşilova Höyüğünde keşfedilmiştir. Böylelikle, İzmir tarihine ilişkin olarak ulaşılan yıllardan yaklaşık 3 bin yıl daha eskiye, yani MÖ 6500 yıllarına kadar gidilmiştir. Eski İzmir olarak bilinen Smyrna, Hititlerin yıkılma dönemlerinde İonialılar tarafından MÖ 11. yüzyılın ortalarında kurulmuştur. Önce Frigya'nın kontrolüne geçen kent, MÖ 7. yüzyılda Lidya'nın hakimiyetine girmiş, MÖ 6. yüzyılda ise Pers topraklarına katılmıştır. Yunan anakarasındaki kentler yeni yeni kalkınmaya başlarken, Smyrna MÖ 650-545 yılları arasında en parlak dönemini yaşamıştır. Daha sonra Kadifekale ile kıyı arasında, bugünkü yerinde kurulan Yeni İzmir, Helenistik ve Roma dönemlerinde İonia'nın en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Müslüman Arapların zaman zaman Doğu Roma başkentine düzenledikleri seferler sırasında istila tehlikesine maruz kalan İzmir, 672'de Halifelik Donanması tarafından kısa bir süre işgal edilmiştir. 9. yüzyıldan başlayarak Doğu Roma Donanmasının üslerinden biri olmuştur. Malazgirt Savaşı'nın ardından Türklerin egemenliğine giren kent, 1086'da Çaka Bey'in eline geçmiştir. Doğu Roma, İzmir'i ancak Haçlıların yardımıyla 1098 yılında geri alabilmiştir. Aydınoğulları 1317'de Kadifekale'yi, 1329'da da San Pietro Hisarı'nı ele geçirmiştir. 1344'de. Martino Zaccaria'nın komuta ettiği Hıristiyan filosu, kenti yeniden işgal etmiştir. 1390 yılında Yıldırım Bayezid (1389 - 1403) İzmir'i Aydınoğlu Beyliği ile Osmanlı topraklarına katmıştır. Fakat Ankara Savaşı sonrasında şehir Osmanlı kontrolünden çıkmıştır. 1403 yılında, Rodos Şövalyelerinin savunduğu kenti, Timur iki haftalık bir kuşatmanın sonunda fethetmiştir. Timur'un Aydınoğullarına geri verdiği kent, 1426 yılında oldukça hasarlı bir durumda yeniden Osmanlı egemenliğine girmiştir. 1472'de bir Venedik filosu tarafından yakılıp yıkıldıktan sonra, Fatih Sultan Mehmet döneminde (1451 -1481) kentin savunması güçlendirilmiş ve iç limandaki eski kale yeniden yaptırılmıştır. Bu dönemden sonra İzmir, bir dış ticaret merkezi olarak gelişmeye başlamıştır. 1688'deki depremde tamamen yıkıldıktan sonra yeniden inşa edilen kent, 18. yüzyılın başlarında ortaya çıkan ve yaklaşık on bin kişinin öldüğü bir veba salgınına maruz kalmıştır. Ayrıca kent 1730,1773 ve 1883 yıllarında meydana gelen depremlerde hasar görmüştür. I. Dünya Savaşı'ndan sonra, 15 Mayıs 1919'da Yunan birlikleri İzmir'e çıkmıştır. I. Dünya Savaşı'nın sonunda gerçekleştirilen müttefik işgali, tüm yurtta tepki uyandırmıştır. Kurtuluş Savaşı'nın başlaması ve Büyük Zafer'in ardından İzmir, 9 Eylül 1922'de kente giren Türk ordusu tarafından Yunanlardan kurtarılmıştır. 13 Eylül 1922 günü başlayan yangın, İzmir'in büyük bir bölümünü harabeye çevirmiştir. İzmir'den kalkan ticari gemiler eski zamanlardan günümüze kadar Akdeniz ülkeleri ve Ege ülkeleri arasında ürün ve yolcu taşımacılığı yapmışlardır. İzmir'den Anadolu'ya dağılan birçok ürün için öncelikle İzmir'de Kemeraltı bölgesi tercih edilir ve tüm ürünler önce Kemeraltı bölgesinde satışa sunulup sonra bir ticaret merkezi olarak Anadolu'ya dağılır. noktasında büyük biri alan oluşturmaktadır. Her gün binlerce kişinin ziyaret ettiği ve canlılığını koruyan bu bölge tarihi bir çarşı yapısı oluşturarak içerisinde bulundurduğu farklı yapılarla ilgi çekici bir görünüme sahiptir. Konak'ta yer alan çarşı alanı içerisinde onlarca farklı han arasında özellikleri Kızlarağası Hanı, 18. yüzyılda inşa edilmiş önemli bir tarihi yapıyı oluşturmaktadır. Kemeraltı çarşısından yürüyerek ulaşabileceğiniz Konak Meydanında İzmir'in sembolü haline gelenKonak Saat Kulesini görebilirsiniz. Konak Meydanı'nda, Konak Camisi ile deniz arasındadır. 1901 yılında Sadrazam Küçük Sait Paşa tarafından, Sultan II. Abdülhamid'in (1876 -1909) tahta çıkışının 25. yıldönümünde, padişaha armağan olarak yaptırılmış; kulenin saati ise Alman imparatoru II. Wilhelm tarafından hediye edilmiştir. İlk adı Sultan II. Abdülhamid'den dolayı Hamidiye Kulesi olmuştur. 1919'da Yunanlara sıkılan ilk kurşun burada atıldığından. Haşan Tahsin adına yaptırılan ilk Kurşun Anıtı da bu alana dikilmiştir. Yine kısa bir mesafe ile ulaşabileceğiniz İzmir Agorası şehir merkezinde bulunan en büyük agoradır. Agora kelimesi Grekçede toplanılan yer anlamına gelerek antik çağlarda yunan kentlerinde inşa edilmiş bir yapıdır. Konak ilçesine ismini veren ve 19. yüzyılda inşa edilmiş olan Hükümet Konağı ise Kurtuluş Savaşı dönemlerinde çok önemli bir yere sahip olmuştur. Bölgede bulunan Kestane Pazarı Cami kare temel üzerine inşa edilmiş yapısıyla 17. yüzyıldan günümüze kadar aktarılmış önemli bir yapıyı temsil etmektedir. İzmir'i ve Körfez'i iyi gören, 186 metre yüksekliğindeki bir tepe üzerindedir. MÖ 4. yüzyılda Büyük İskender tarafından generallerinden Lysimakhos'a, İzmir halkının Perslere karşı yapılan savaşlardaki yardımları karşılığında yaptırılmıştır. Romalılar ve Doğu Romalılar tarafından yapılan eklemelerle büyütülen kalenin duvarlarının 6 km uzunluğunda ve 20-30 m yüksekliğinde olduğu, ayrıca 24 kulesi ve 3 büyük kapısı bulunduğu belirlenmiştir. 1402 yılında Timur tarafından yıkılan yerleşim, sonra yeniden kurulmuş ancak 1688 yılındaki depremde büyük hasar görmüş, daha sonra Osmanlılar tarafından onarılmıştır. Bugün ise beş kulesi ile duvarları ayaktadır. Kalenin içi bir çam ormanını andırır ve tam ortasında bir su sarnıcının kalıntıları bulunmaktadır. Tarih boyunca İzmir'e hükmeden Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu, Anadolu Beylikleri ve Osmanlı İmparatorluğu döneminde farklı onarımlar ve restorasyonlar görmüş olan kalenin bir kısmı bulunmaktadır. varlıklarını sürdürdükleri bir mekan olarak bilinmektedir. tarafından yaptırılmıştır. Cadde ve semt arasında 155 basamakla çıkılan eski merdivenler yerine kolay bir şekilde ulaşımın sağlanması için yapılan bu asansör, 1985 yılında restore edilerek tekrar çalışır konuma getirilmiştir. İzmir'in en ilgi çekici noktalarından birisi de Alsancak Mahallesinde yer alan Kordon, Kıbrıs Şehitleri Caddesi ve Sevgi Yolu olarak bilinmektedir. Bu üç önemli yol İzmir'de yaşayan insanların ve İzmir'i ziyaret eden insanların yürüyüş, alışveriş, eğlence, yemek ve dinlenme amacıyla tercih ettiği yolları temsil etmektedir. Alsancak Mahallesi boyunca oluşturulmuş olan çok geniş bir alana sahip Kordon üzerinde birçok farklı sanatsal eser, etkinlikler, kafeterya ve restoran bulunmaktadır. Aynı şekilde Kıbrıs Şehitleri Caddesi; Alsancak iç kısmından başlayan çok uzun bir cadde olarak cadde üzerinde bulunan AVM'ler, alışveriş noktaları, çarşılar, mağazalar, lokantalar ve kafeteryalar ile önemli bir noktayı oluşturmaktadır. Alsancak'ta yer alan Sevgi Yolu ise 2 tarafında yüzyıllar önce dikilmiş palmiyeler ile rengarenk bir zemine sahip ve eski kitapların, hediyelik eşyaların ve birçok farklı ürünün satın alınabildiği özel bir yeri ifade etmektedir. İzmir'in en eski binalarından biri olan Pasaport Vapur İskelesi, zamanında gümrük binası olarak kullanılmış ve bugün körfez içerisinde yolcu taşımacılığı için kullanılan bir yapıdır. Bu iskeleden; Karşıyaka, Alsancak, Konak, Göztepe ve Bostanlı yönlerine vapur seferleri düzenlenmektedir. Konak Pier ile Cumhuriyet Meydanı arasında bulunan pasaport rıhtımı hem gezi anlamında hem de turistik anlamda çok estetik bir görüntü oluşturmaktadır. binasında İzmir'in tüm arkeolojik eserlerini ve etimolojik eserlerini görebilir ve antik dönem kalıntılarının estetiğine şahit olabilirsiniz. Tepecik'te bulunan Ayavukla Kilisesi'nde 1927 yılında Asarı Atika adıyla açılan müze, kilisenin zamanla yetersiz kalması üzerine, önce 1951 yılında Kültürpark'daki binaya taşınmıştır. Sonrasında 1981 yılında Konak'taki modern binasına taşınmıştır. İzmir Arkeoloji Müzesi'nde Aphrodisias, Miletos, Bayraklı, Bergama, Efes, Çandarlı, Çeşme, Değirmendere, Foça, Seferihisar, Ahmetbeyli, Magnesia, Tralles, Stratonikeia, Bodrum-iasos, Notion, Larissa, Kyme, Lebedos, Klazomenai ve Panaz Tepe gibi ören yerlerinde ortaya çıkarılan eserler ile Roma ve Doğu Roma dönemlerinden kalma eserler sergilenmektedir. Alsancak'da, Atatürk Caddesi'nde, 248 nolu iki katlı binadadır. 1923, 1930 ve 1934 yıllarında İzmir ziyaretlerinde Atatürk bu evde konaklamıştır. 1978 yılında Atatürk ve Etnografya Müzesi adıyla açılan müze, etnografya alanına ait eserlerin Etnografya Müzesi'ne taşınması üzerine Atatürk Müzesi olmuştur. Müzede Atatürk'e ait eşya, çeşitli tablolar, fotoğraflar ve büstler sergilenmektedir. İnanç turizmi noktasında İzmir merkezinde görebileceğiniz birçok farklı cami, sinagog ve kilise yapıları günümüze kadar korunmuş özel yapılardır. Çankaya semtinde bulunan St. Polycarp Kilisesi kentin en ihtişamlı dini merkezlerinden biri olarak yürüyerek erişilebilecek uzaklıktadır. 17. yüzyılda inşa edilmiş bu yapı gibi İzmir'de yer alan diğer ibadet yapıları ise Konak ilçesinde yer alan Yalı Camii, Karataş semtinde bulunan ve 100 yılı aşkın süredir aktif olan Bet İsrael Sinagogu, Kemeraltı'nda bulunan Kemeraltı Cami ve diğer farklı bölgelerde bulunan Salepçioğlu Cami, Başdurak Cami, Şadırvan Cami, Hisar Cami ve diğer dini yapılar önemli bir inanç turizmi imkanı tanımaktadır. Anafartalar Caddesi'yle İzmir'in tarihi ve ticari merkezlerinden Kemeraltı 873 numaralı sokağın kesişme noktasındadır. 1774 yılında zahire tüccarı Hacı Hüseyin tarafından yaptırılmıştır. Caminin alt tarafında dükkanlar, üst kısmında ise ibadet ve son cemaat yerleri bulunmaktadır. Büyük bir kubbe ile desteklenen ibadet alanı kare planlıdır. 1894 yılında onarım gören cami üç yıl süren restorasyon çalışmalarından sonra 2001 yılında ibadete açılmıştır. Minaresi tek şerefelidir. Basmane'de, Basmane Garı'nın karşısında, Gaziler Caddesi'nin başlangıcındadır. 1747 yılında yapılmış, 19. yüzyılda aslına uygun olarak onarılmıştır. Ana mekan, sekizgen bir kasnağa oturan tek bir kubbe ile örtülüdür. Tek şerefeli minaresinin gövdesi kesme taştan yapılmıştır. Bina iki yana doğru üçer kubbe ile örtülü bir bölümle genişletilmiştir. Son cemaat yeri beş kubbelidir. Minberi mermerdendir. 1739 yılında Hacı Hüseyin tarafından eşi Tayyibe Hatun için yaptırılan cami Anafartalar Caddesi üzerinde, İzmir Belediyesi tarafından parka dönüştürülen medresenin yanında bulunmaktadır. Kesme taştan yapılan cami taş duvarlı, tek kubbeli, tek şerefelidir. Minberi tahta oymalarla süslüdür. Son cemaat yeri beş kubbelidir. L biçiminde bir kadınlar mahfili vardır. İzmir'deki en büyük ve en gösterişli olan Hisar Camisi, Hisarönü semtinde Fevzipaşa Caddesi'nde, 899 numaralı sokağın sonundadır. 1402 yılında Timur tarafından yıktırılan hisarın karşısında yer aldığından bu adla anılır. Yapımına 1579 yılında başlandığı halde, son hali Özdemiroğlu Molla Yakup tarafından 1598 verilmiştir. 1813,1881,1927 ve 1980 yıllarında onarım görmüştür. Tek kubbeli ve tek şerefelidir. Son cemaat yeri yedi kubbelidir. Eşrefpaşa Caddesi'nde, 773 numaralı sokağın başındadır. Yazıtında 1893 yılında yapıldığı yazılıdır. Alt kısmına dükkanların eklendiği cami kesme taştan yapılmıştır; tek kubbeli, tek şerefelidir. Camiye merdivenle çıkılır. Tek şerefeli minaresi beyaz kesme taştan yapılmış olup, yüksek bir kaide üzerine yerleştirilmiştir. Anafartalar Caddesi'nde, 853 numaralı sokağın başında ve Kemeraltı Çarşısı'nın içindedir. Yusuf Çamazade Ahmet Ağa tarafından 1671 yılında yaptırılmıştır. Tek kubbeli ve tek şerefelidir. Son cemaat yeri üç kubbeyle örtülen cami kesme taştan yapılmıştır. Ahmetağa Mahallesi, Anafartalar Caddesi, 872 numaralı sokakta bulunmaktadır. 1663 yılında, Eminzade Hacı Ahmet Ağa tarafından yaptırılmıştır. Taş duvarlı, büyük bir camidir. Altında dükkanlar bulunmaktadır. Cami kare mekan üzerine yapılmış tek bir kubbeyle örtülür, minaresi tek şerefelidir. Mihrabın bir kısmı Selçuk'taki İsabey Camisinden getirilmiştir. Konak Meydanı'nda, Hükümet Konağı önünde. Saat Kulesi'nin yanında bulunan cami, Yalı Camisi adıyla da tanınır. İnşa tarihi kimi kaynaklarda 1755 olarak verilen caminin kimi kaynaklarda ise Katipzade Mehmet Paşa'nın kızı Ayşe Hanım tarafından medrese olarak yaptırıldığı belirtilmektedir. Son olarak 1964 yılında onarılan, sekizgen planlı, pencerelerinin etrafı çinilerle süslü, küçük bir camidir. Tek şerefeli minaresi, kesme taştan bir kaide üzerine yerleştirilmiştir. Kemeraltı Çarşısı içerisinde, 912 numaralı sokaktadır. 1636 yılında Bıyıkoğlu Mahmut tarafından yaptırılmış ve süslü şadırvanı yüzünden bu ad verilmiştir. 1815 yılında onarılan cami, şadırvan ile büyük bir çarşının üzerinde yer alır. Duvarları taştan, tek kubbeli ve 1941 yılında onarım gören tek şerefeli minareye sahip olan camiye bir merdivenle çıkılmaktadır. Tepecik'de. Halkapınar Su Tesisleri içerisindedir. Günümüze ancak temel kalıntıları ulaşabilmiştir. Romalıların ay ve av tanrıçası Diana adına yapılmış bir hamamdır. Yunanlarda Diana'nın karşılığı Artemis olduğundan, hamam hem Artemis Hamamı hem de Diana Hamamı olarak anılmaktadır. Şirinyer'de, Melez Çayı üzerindedir. Kadifekaie ve çevresinde kurulan ilk şehre su getirmek amacıyla Doğu Romalılar tarafından yapılmıştır. Osmanlılar tarafından birçok kez onarılan yapı, üç katlı kemerler üzerine iki sıra olarak kurulmuştur. Kemerlerin dayanıklılığını sağlamak için harcında yapışkanlık özelliği bilinen yumurta akı kullanılmıştır. Eşrefpaşa'da, Cumhuriyet Parkı'nın içerisindeki taş döşemeli yoldur. Romalılar tarafından yapıldığı için bu ad verilmiştir. Altın Yol olarak da bilinir. Büyük boy kesme taşların yan yana dizilmesiyle yapılan yolun ancak 140 metrelik kısmı günümüze ulaşabilmiştir. Kapladığı alan, hayvanat bahçesi, kafe ve restoranlarıyla İzmirlilerin ve kenti gezmeye gelenlerin soluklandığı Kültürpark, kent merkezinde yeşilin en yoğun olduğu alandır. Parkta, her yıl eylül ayı ortasında Türkiye'nin en köklü, en tanınmış ve en kapsamlı fuarı düzenlenmektedir. 10 gün süren fuar, belli bir sektör kısıtlaması olmayan, bir fuardan çok panayır havasında süregelen geleneksel bir organizasyondur. Ayrıca çok eski dönemlerde İzmirlilerin denize girmek için tercih ettiği eski plajlardan biri olarak İnciraltı, günümüzde halen doğal yapısı ve nefes alma imkanı sunan güzelliğiyle kent ormanının kurulu olduğu yerdir. İzmir'in en ferah ve yeşil bölgelerinden biri olarak lokantalar ve balıkçı Barınağı ile ayrı bir güzellik oluşturmaktadır. dedikleri pazaryeri, kente dair politik ve adli işlerin konuşulduğu, ticari işlemlerin yapıldığı, batısında ve doğusunda birer stoanın, Yunanca \"düşünüp taşınma \"anlamına gelen bouleusis kelimesinden gelmektedir) ve diğer kamu yapılarının bulunduğu, kısaca kentin kalbinin attığı yerde bulunan sonraki dönem camisi günümüzde müze olarak kullanılmaktadır. Yapının batı galerisindeki kapı ile 13 adet korint başlıklı sütunu ayaktadır. Doğu kapısı ve Agora'nın Meydanı tamamen yıkılmış durumdadır. Yapının kuzeyinde yer alan bazilika ve Kuzey Caddesi olarak anılan bir cadde gün ışığına çıkarılmıştır. arasında en önemli noktaları oluşturan Bergama Antik Kenti ve Efes Antik Kenti mutlaka unutulmaması gereken alanlardır. Bergama, İzmir'e 103 kilometre mesafede bulunan Pergamon Antik Kentine ev sahipliği yapmaktadır. Antik kentte koruyucu Athena adına yapılan tapınak ve diğer yapılar tarihi bir görsellik oluşturmaktadır. Günümüzde sürdürülen kazı çalışmalarında halen kentin kalıntıları ortaya çıkarılmaktadır. Benzer bir şekilde Seferihisar ilçesinde de İyonya, Selçuklu ve Osmanlı medeniyetinin izleri bulunmak üzere sahip olduğu Teos ve Lebedos antik kentleri ziyaret edilebilir. , Kültür Bakanlığı tarafından kurulmuş Efes Arkeoloji Müzesi sayesinde Türkiye'nin en çok ziyaret edilen müzelerinin başında bulunmaktadır. köyü ziyaret edilerek şarap evleri denenerek lezzetli yemekler yenebilir. Kent merkezinde yer alan önemli kültürel bölgeler olarak Kemeraltı'nı ve Agora'yı gezdikten sonra İzmir'deki bir sonraki durağınız Smyrna Antik Kenti olabilir. Bu antik kent, Anadolu'nun İç bölgelerinden denize açılan kapı olarak görülmüş ve bir liman kenti olarak kullanılmıştır. Roma İmparatorluğu'na bağlı kentler arasında üç defa tapınak yapma hakkına sahip olan bu kent, İzmir'in en önemli antik yapılarından biridir. Alternatif olarak Konak bölgesinde bulunurken Konak Vapur İskelesi üzerinden Pasaport, Alsancak, Karşıyaka ve Göztepe vapur iskelelerine düzenlenen vapur seferleriyle kısa bir deniz yolculuğu gerçekleştirebilirsiniz. , Helenistik ve Roma dönemlerinde gelişme göstererek geniş bir alana yayılmıştır. İzmir il merkezinde gezip görülebilecek bu kadar farklı ve özel yer bulunmakla birlikte özel olarak İzmir'in deniz kenarı ilçelerinde de birçok farklı tarihi ve özel yapı ile karşılaşabilirsiniz. Kentin en önemli bölgelerinden biri olarak Göztepe, Karşıyaka ile karşı karşıya bulunması sayesinde önemli bir rekabet ortamı oluşturmaktadır. İzmir vatandaşları için Karşıyakalı veya Göztepeli olmak hem futbol anlamında hem de ikamet anlamında önemli bir noktadadır. ilçesi ise Küçükpark gibi önemli noktaları ile özellikle üniversite öğrencilerinin hayatını sürdürdüğü çok kalabalık ve aktif bir mekanı sağlamaktır. İzmir'in öteki yakasında bulunan Karşıyaka, özellikle çarşısıyla çok hareketli bir hayat sağlamaktadır. Karşıyaka, İzmir'de gezilecek yerler arasında Alsancak bölgesinde bulunan Kıbrıs Şehitleri Caddesi gibi Karşıyaka çarşısı ile özel ve zevkli bir gezi imkanı ile alışveriş imkanı sağlamaktadır. Karşıyaka Çarşısında bulunan Özgürlük Anıtı ilçenin simgesi noktasında yer alır. olarak bilinmektedir. Park bünyesinde 120 farklı türden yaklaşık 1500 hayvan yer almaktadır. ilçesi, şehrin en sakin ve sessiz bölgelerinden birini oluşturmaktadır. Barındırdığı doğal güzellikleri arasında nergis çiçeği, zeytin ve zeytinyağı ve Ege otları yer almaktadır. Bu bölgede çıplak gözle Sakız Adası ve Midilli Adasını görebilir ve aile işletmelerinin sahip olduğu pansiyonlarda konaklayabilirsiniz. ilçesinde ise Çeşmealtı'nda deniz keyfi yaşayabilirsiniz. ilçesi, tarım noktasında muhteşem bir mutfak zenginliği oluştururken Türkiye'nin meşhur şiş köftesi olan Tire Köfte içinde birçok kişinin ziyaret ettiği bir ilçedir. Mahallesi ise asırlık çınarları, tarihi evleri ve tarihi sokakları ile muhteşem bir görünüm oluşturmaktadır. sorusunun yanıtını bulabilirsiniz. Özellikle Ege bölgesinin en lezzetli balıklarını İzmir merkez ve ilçelerinde tadabilir, İzmir'in meşhur boyoz, kumru ve çeşme kumrusu ile karışık sandviçini deneyebilirsiniz. Aynı zamanda enfes ve taze midye dolmaları tüketebilir ve meşhur İzmir rakısı ile damaklarınızda ayrı bir tat bırakabilirsiniz. İzmir'in en meşhur simgeleri haline gelen Saat Kulesi ve Efes gibi bölgelerle ilgili hediyelik eşyalar ve dekoratif ürünler satın alabilirsiniz. diyecek olursak, Ege bölgesinde yer alır. Balıkesir, Manisa ve Aydın illeri komşu olan İzmir'e İstanbul'dan ulaşmak için Balıkesir üzerinden E881 karayolu kullanarak ulaşabilirsiniz. Ankara yönünden gelecekler ise Afyon - Uşak üzerinden E96 karayolu kullanarak İzmir'e ulaşabilirler. İstanbul - İzmir arası 472, Ankara - İzmir arası ise 585 kilometredir. Ayrıca İzmir'de tren garı ve havalimanı da bulunmaktadır. Bulunduğunuz yerde bu ihtimalleriniz var ise kullanabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/130-termalde-gezilecek-yerler.html", "text": "Binlerce yıldır şifa dağıtan İstanbul'un yanı başındaki Yalova Termal kaplıcaları kentin stresinden bunalanlar için iyi bir kaçış noktası. Üstelik burada ormanda yürüyüş yapmak, Gökçe Barajının kıyısında bisikletle dolaşmak ya da çevredeki Gürcü köylerini keşfe çıkmak gibi birçok seçenek de bulunuyor. nın ünü Roma dönemine kadar gidiyor. Malum çok eskilerden beri yer altından çıkan sıcak su ve buharın; iyileştirici özelliklerinin yanında, doğaüstü güçlerinin de olduğuna inanılıyor. Termal kaplıcalarından çeşitli kaynaklarda Pythia Therma ya da Pythia'daki kudret ve kuvvet hamamları olarak söz ediliyor. Kaplıcaların bulunduğu yere Pythia Therma denilmesinin nedeni toprak yarıklarından çıkan sıcak su ve buhardan dolayı burasının bir yeraltı tanrısına ait olduğuna inanılması. Güç ve kuvvet tanrısı Herakles'in, sağlık tanrısı Asklepios'un, su perileri Nymphelerin kabartmalarının hamamların dış duvarında yer alması, bu inancın bir kanıtı olarak görülüyor. Nymphelerin yerini Roma döneminde inançları yüzünden katledilen üç Hıristiyan azize almış. Yerel inanışa göre kaplıcaların üstündeki bir tepede yaşayıp, halka şifa dağıtan üç Hristiyan kız kardeş dinlerinden dönmeyince Pagan Romalılarca öldürülmüş. Hristiyanlığın kabulünden sonra da azize ilan edilen üç kız kardeşin mezarının da buradaki bir tepede olduğu kabul ediliyor. Osmanlı döneminde, Bezm-i Alem Valide Sultan romatizma hastalığına Termal'de şifa bulunca Sultan Abdülmecid bir yandan Valide Hamamı gibi eski hamamları onartmış, bir yandan da yeni banyolar ve köşkler yaptırmış. Bizans İmparatoru Iustinianos tarafından yaptırılan ve zamanla toprağa gömülen Kurşunlu Hamam ise Sultan Abdülhamit tarafından onarılmış. Bu dönemde Termal yabancı işletmecilere kiralanmış, böylece dönemin gözde eğlence ve sağlık merkezi olmuş. Savaş yıllarında terk edilen Termal'in kaderi, Atatürk'ün 19 Ağustos 1929'da Yalova'ya gelmesiyle değişmiş. 1938 yılına kadar yaz aylarında Termal'e gelen Atatürk, burada kendisine de bir köşk inşa ettirerek Termal'in dünyaca ünlü sağlık merkezi haline gelmesini sağlamış. . Bu suyun midedeki rahatsızlıklara ve kan dolaşımına iyi geldiği söyleniyor. olarak bilinen ve göz hastalıklarına iyi geldiği kabul edilen bir başka su kaynağı var. olarak adlandırılıyor. Ayak suyunun Romatizma ve egzama gibi hastalıklara şifa verdiği kabul ediliyor. olarak biliniyor, insanlar buraya çaputlar bağlayarak dilek diliyor. Kemerin üstünde de Dilek Çeşmesi olarak bilinen bir başka çeşme, onun ilerisinde de termal kaplıcalarının membası var. Termal kaplıcalarında hamamların dışında gazinolar, lokantalar ve spor tesisleri de bulunuyor. köyleri yer alıyor. Her iki mahalle de 93 muhaciri Gürcü köyleriyken şimdi onlarca otel ve pansiyonun bulunduğu Termal ilçesinin mahalleleri olmuşlar. Termal kaplıcalarının suyu Gökçedere'ye de verilmiş, böylece buradaki otel ve pansiyonlarda kalanlar kaplıca suyundan yararlanma olanağına kavuşmuş. ve çevresi de muhteşem manzarasıyla görsel bir şölen sunuyor. Şelaleye giden yolda son derece güzel bir yürüyüş parkuru. 7 bini ağaç olmak üzere 14 bin bitki türünü barındırıyor, pazar günleri 13.00-18.00 saatleri arasında gezilebiliyor. . Buz gibi sularıyla güzel bir mesire alanı olan Hasan Baba'nın çevresinde bir geyik koruma alanı da yer alıyor. de buraya ayrı bir güzellik katıyor; Teşvikiye'yle Erikli Yaylası arasında irili ufaklı onlarca şelale var. Esenköy'e 8 km uzaklıkta da Karlık Yaylası yer alıyor. 'e 392 km uzaklıkta. Yalova'ya Kartal ve Bostancıdan deniz otobüsüyle, Yenikapı ve Pendik'ten de feribotlarla kolayca ulaşılıyor. Termal Kaplıcaları ise Yalova'ya 12 km uzaklıkta. Yalova feribot iskelesinden Termal'e sürekli minibüs ve belediye otobüsleri çalışıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/131-uluabat-golu-golyazi-ve-eskikaraagac.html", "text": "Gölü sahip olduğu tarihi değerlerle de görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. 156 kilometrekare büyüklüğündeki Uluabat Gölü'nün derinliği genellikle 1,5-2 metre arasında değişiyor. Oldukça sığ olan göl, sularının killi olması nedeniyle de bulanık. Kasabası. Gölyazı nefes almak ve dinlenmek için birebir. nda kalıntıları görülen Apollon tapınağı nedeniyle kent de böyle adlandırılmıştı. Roma döneminde Apollonia ad Rhyndacum adına para bile bastırılmıştı. Apollonia adı zaman içinde Apolyont'a dönüşmüş, kasaba ve göl Apolyont olarak adlandırılmış. Kasabada halk, geçimini çoğunlukla balıkçılıktan kazanıyor. Burada kadınlar da erkekler gibi balığa çıkıyor. Gölde daha çok turna ve sazan balığı avlanıyor; tutulan balıklar her gün saat 11-12 arasında kasaba meydanında kurulan balık mezadında satılıyor. . Köyün merkezinde bulunan bu koca çınarın 750 yıllık olduğu söyleniyor ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunca da koruma altına alınmış. Rivayete göre eskiden Gölyazı'da Türkler ve Rumlar birlikte yaşamışlar. Kurtuluş Savaşı sonrası köyde bulunan Rumlar Selanik'e göç etmek durumunda kalmışlar. Birbirlerini çok seven Mehmet ve Eleni, bu durumda ayrılmak zorunda kalmışlar. Mehmet Eleni'nin peşinden gitmek istese de Eleni'nin abisi bu durumu kabul etmeyerek Mehmeti bıçak ile yaralamış. Mehmet yaralı bir vaziyette sürünerek Eleni ile buluştukları çınar ağacına gelmiş ve burada ölmüş. Daha sonra bu çınara köylü tarafından Ağlayan Çınar denilmeye başlamış. (Manastır Adasında kilise kalıntıları bulunuyor. Bir motor kiralayarak göldeki adaları keşfetmek de olanaklı. düzenleniyor. Uluabat Gölünün kıyısında da doğa aşığı Mustafa Bilgiç tarafından kurulmuş özel bir kuş cenneti var. Mustafa Bey bir yandan gölde avlanan avcılarla uğraşıyor, diğer yandan da yüzlerce kuşunu yaşatmaya çalışıyor. Mutlaka görmeli ve soylu çabasını takdir etmelisiniz. Uluabat Gölü kıyısında balık lokantaları var, burada gölde tutulan balıklardan yiyebilirsiniz. Gölde tutulan lezzetli Turna balığının ünü Anadolu'nun içlerine kadar yayılmış. -Balikesir yolunun 35. kilometresinden ayrılan sapağa 6 kilometre uzaklıkta. Kasabadan Bursa'ya düzenli belediye otobüsü seferleri yapılıyor. Anayoldan birkaç kilometre daha gidildiğinde de Eskikaraağaç sapağına varılıyor. Sapaktan köy yaklaşık 3 km uzaklıkta. Uluabat Kuş Cennetine ise anayolun 45. kilometresindeki Çingen Çeşme mevkinde bulunan tabela izlenerek ulaşılıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/132-dokuz-bin-yillik-hoyuk-yumuktepe.html", "text": "Höyüğü, Mersin'in Toroslar ilçesinde bulunuyor. Geçmişten günümüze tarımsal anlamda Mersin'i köprü olarak sıkça gören arkeologlar sıklıkla beyan edilir. binlerce yıl önce buğday ve zeytin yetiştiriciliği izleri ve ekmek üretimi tespit edildi. Bugün sadece Anadolu coğrafyasına ait pek çok bilinmeyen, yaz aylarında yapılan kazı çalışmaları ile korunması hedefleniyor. İngiliz arkeolog Jhon Garstang'ın başkanlığında 1936-1937 yıllarında Yumuktepe Höyüğün ilk kez Civilization Beaks adı verilen kazı ekibi tarafından gerçekleştirilen kazı çalışmaları, binlerce yıl öncesinden ve bu döneme ait tarihi izlerin bundan bin yıl öncesine kadar uzanması nedeniyle On üçüncü yüzyıl kesintisiz yerleşim yeri,. 1946-1947 yıllarında yapılan kazıların yeniden yapılanmasından bu yana, 1993 yılından beri düzenli olarak çalışmalar yapılmaktadır. ait izlerin varlığı, tarım ürünlerinin depolandığı 6 siloda çok önemli bir gelişme olarak görülüyor. Buna ek olarak, 6.500 yıllık olduğu tespit edilen saray kalıntıları tüm arkeolojik dünyada heyecan yarattı. Milat, ilk Kalkolitik Çağın manastırında, 4500 yıldır düzenli evlerden daha anıtsal ve daha kaliteli yaptırılmıştır. Sarayın dışında iyi döşenmiş bir kaldırım var."} {"url": "https://www.gezipedia.net/133-mudanyada-gezilecek-yerler.html", "text": "'da Eski Caminin batısında Rumlar, doğusunda Türkler oturuyormuş. Mübadeleyle Yunanistan'a gönderilen Rumlar Halkidiki Yarımadasında Mudanya'ya benzeyen bir yerde Nea Moudania kasabasını kurmuşlar. Mudanya'nın eski Rum mahallesine Giritli mübadiller yerleştirilmiş. Giritlilerin ot yemekleri dillere destan, Mudanya'da yaşayan Giritliler de Rodika, Asfaraça, Avronez gibi onlarca ottan yemek yapıyorlar. Anlatılanlara göre Girit'ten gelen mübadiller daha gemiden iner inmez ot toplamaya başlayınca yetkililer onların açlıktan ot yediklerini sanarak engel olmaya çalışmış. Öyle ki ot meraklar alay konusu bile olmuş, ilk zamanlar Mudanya'nın yerlileri Giritlilerle \"eşeklere ot bırakmadılar\" diye alay etmişler. Giritliler şimdi Mudanya'nın hakimi, belediye başkanları bile hep Giritlilerden seçiliyor. . Müzede Mudanya Mütarekesiyle ilgili belgeler, fotoğraflar ve eşyalar sergileniyor. köyü. Kumyaka bin yıllık kilisesi ve ahşap Rum evleriyle adeta zamana meydan okuyor. kasabası geliyor. Etrafı uçsuz bucaksız zeytinliklerle kaplı olan Trilyede iki ya da üç katli Rum evleriyle, tarihi yapılar mimari dokuyu oluşturuyor. SIT alanı ilan edildiği için 20. Yüzyıl başındaki durumunu korumayı başaran Tirilye adeta bir film platosu gibi, zaten son yallarda yapımcıdan gözdesi olan kasaba da birkaç televizyon dizisi çekildi. Bu nedenle birden bire ünlenen kasabaya turlar düzenlenmeye başlandı. Tirilye'nin sokaklarında dolaşıp tarihi keşfetmeden, Tiriye'de Bursa yöresine özgü bir hamur işi olan cevizli lokumun tadına bakmak gerek. Bunun için 180 yıldır yalnızca sabahları açık olan simit fırınına uğramanız gerek. Girit mutfağının vazgeçilmezi olan ve 27 farklı ottan yapılan yemek de çok ünlü. Girit usulü kabak ve terbiyeli oğlak da Mudanya'ya özgü lezzetlerden. ) hızlı feribotu, Güzelyalı iskelesinden Mudanya'ya minibüsler çalışıyor. Mudanya Tiriye arası 10 km. Karayoluyla gelenler ise Yalova Gemlik Kurşunlu rotasını izleyerek Mudanya'ya ulaşabilir, Bursa'ya 32 km uzaklıktaki Mudanya'yla Bursa arasında düzenli otobüs ve minibüs seferleri yapılıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/134-manisa-spil-dagi.html", "text": "Manisa denince akla genellikle iki şey gelir. Bunlardan bir tanesi Manisa Tarzanı diğeri ise Spil Dağı'dır. Efsanelere konu olmuş Spil Dağı, Manisa'nın hemen yanında, bu ilin iklimini ciddi anlamda değiştiren bir dağdır. olan bir kişidir. Bu kişi sadece bir şortla Manisa sokaklarında dolaşan bir kişidir. Ancak o kadar hayırsever ve insanlara yardım eden bir kişidir ki Manisa halkı Ahmet Bedevi'ye hiçbir şey demez. Ahmet Bedevi Spil Dağı'na koşarak çıkıp Ramazan topunu ateşler ve tekrar koşarak evine dönermiş. Manisa'ya yolu düşenler Ahmet Bedevinin mezarını Manisa mezarlığında bulabilirler. gerek yazın gerekse kışın insanların şehirden uzaklaşıp doğa ile baş başa kalacakları yerlerden bir tanesi konumundadır. Özellikle hafta sonları günübirlik olarak buraya piknik yapmak için gelen pek çok aile vardır. Özel araçla buraya gelirken dikkatli olunması gerekmekte. Çünkü dağa çıkan yol son derece virajlı bir yol. Kışın buraya araçla çıkmak ise büyük bir risk taşıyor. insanların en çok rağbet gösterdikleri yerlerden bir tanesi. Aracınızı park edip eşsiz bir Manisa manzarası için burada durabilirsiniz. Adeta bir uçağın penceresinden aşağıya bakar gibi manzarayı seyredebiliyorsunuz. Buradan bakınca tüm Manisa ayaklarınızın altında oluyor. alınıyor. Kendi çadırını kurmak isteyen insanlar içinse 15 lira günlük çadır yeri kirası alınmakta. il sınırları içerisinde bulunan Spil Dağına ulaşmak için Turgutalp yönüne doğru hareket ederek, aşağıdaki haritayı kullanabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/135-antalya-cadir-kamp-yerleri.html", "text": "Kamp yapmak deniz kenarı ve orman kampı yapmak üzere iki ayrılmakta. Bu iki kamp türünde konaklama şekli kişinin isteği doğrultusunda olabiliyor. Pek çok insan bungalov ya da motellerde konaklama yapmayı tercih ederken daha maceracı ve doğa ile iç içe olmayı sevenler de çadır veya karavanda konaklamayı tercih ediyorlar. Ülkemizde çok fazla sayıda çadırla konaklama yapabilecek yerler mevcut. Antalya'da bu yerlerden bir tanesi. Antalya çadır kamp yerleri insanların her dönem ilgisini çekmekte. . Doğal ortamda kamp yapmak isteyenler için son derece uygun olan bu tesiste deniz kenarında bulunan evlerde kalmak mümkün. Bunun yanında elbette çadır ve karavanlarıyla gelmiş olanlar için de ayırılmış özel bir bölüm mevcut. Evlerde her türlü teknoloji düşünülmüş. Duş, tuvalet ve klima mevcut. Bununla birlikte deniz kenarında olması sebebiyle su sporlarıyla ilgilenenler için de çeşitli su sporları yapmak mümkün. arasında popüler olan bu yerde konaklama yapanlar plajda bulunan şezlongları da ücretsiz olarak kullanıyorlar."} {"url": "https://www.gezipedia.net/136-kabak-koyu-tanitimi.html", "text": "Kabak Koyu, yaklaşık bin metrelik yüksek yamaçlarla çevrili kanyon biçiminde bir vadi olması özelliğiyle nadir rastlanan bir jeolojik yapıya sahip. El değmemiş bu vadi, buzul çağından etkilenmeden günümüze kadar gelebildiği için benzersiz bir bitki örtüsüne sahip. Küçük çakıllı bir plaja sahip olan vadide, denizin ne kadar keyifli olduğundan bahsetmek, ne kadar yazarsam yazayım, beyhude bir çaba olarak kalacaktır. \" görülmeye ve içinde yüzülmeye değer bir doğa harikası. Mavi mağara suyun dibinden denize bağlanıyor ve içine bu delikten ışık giriyor. Meraklıları, mağaranın alt tarafındaki bu delikten dalarak yüzüp dışarı çıkabiliyorlar. ni görecek ve aşık olacaksınız. Acele etmeyin! Ona da başka bir yazımda değineceğim.) Macera sever ve \"ben güneşin altında yarım saat yürürüm, ne olacak\" diyenlerdenseniz, Faralya'dan Kabak'a bir yürüyüş sizi bekliyor. Ancak, benim tavsiyem dolmuşlara binip daha macera dolu ama daha hızlı bir şekilde aşağıya inmeniz. (Dolmuşçu amcalar, kullandıkları araçların Dakar Rallisinden çıkma bir 4x4 olduğunu sanıyorlar, sakinliğinizi korumanızda fayda var)."} {"url": "https://www.gezipedia.net/137-sonbaharda-gidilmesi-gereken-bes-kiyi-kenti.html", "text": "Sonbaharın gelmesi ile gökyüzünü sarı rengi sarar, kentler yollar sarının ahengi ile boyanır. Muhteşem bir görüntü elde edilirken, üç yanı deniz olan ülkemizin kıyılarında başka bir renk hakimdir. Sonbaharda nemin azaldığı, görüş açısını daraltan sisin kaybolduğu kıyı kentlerinde net, pürüzsüz bir renk hakimdir. Tatiller genelde yaz mevsiminde kıyı yerleşkelerinde seçilir, şimdi sizleri aslında güz mevsiminde gitmeniz gereken beş kıyı yerleşkesine götüreceğim. başlı başına bir tarih olan bu güzel kent Torosların eteği ile Akdeniz'in kıyısı arasına kurulmuş. Kentin her yanından görkemli dağları, büyük falezleri ve denizi görmek mümkün. Yazın aşırı sıcaklardan şikayetçi olanlar için güzün sakin sıcaklığı ile yaz havasını yaşamak mümkün. Yoğun su buharının oluşturduğu sis perdesi ortadan kalktığı için Torosları en uç zirvesine kadar görmek büyüleyici. Akdeniz'in dalgasının hafiflediği sıcak denize bu mevsimde girmek ayrı bir tat. koyunun iki yanından denize uzanıyor. Güneş batmak üzereyken o yeşil çamlar, denizden ve gökten yansıyan sarı rengi ile huzur veriyor insana. Gökova küçük bir koy dolayısı ile yazın hemen kalabalıklaşıyor. Oradaki doğanın tadını doya doya çıkarmak isteyenler için eylül ayı harika bir zaman. Ayrıca Muğla kent merkezine 25 dakika uzaklıkta ve her yarım saate bir minibüs ile gün içerisinde kenti ziyaret etmek isteyenler için ideal bir ortam. 'nın. Bu güzel yarımada sonbaharın gelmesiyle bütün ihtişamını ortaya koyar. Sokakları gezerken nostaljik müzikler duyulur. Mekanlar, kalabalığın uğultusu yerini nostaljik müziklere bırakmıştır kendini. Marinada yürürken sıcak renkler, sıcak sesler büyüler insanı. . Birçok ülkeden, birçok inançtan insanın ziyaret yoğunluğunu yaşayan bu kente gitmek için en uygun mevsimdir sonbahar. Sıcaklığın ılıklaştığı, rüzgarın yüzünüzü okşadığı bir mevsimdir Hatay'da sonbahar. Denize girmek isteyenler için Samandağ Çevlik sahili muhteşem bir tercih olacaktır. Zira hem ovanın hem dağların eteğinde kıyısı bulunan bu sahil, insana bambaşka bir tat vermektedir. . doğal limanı, mağaraları ve tarihi ile giden herkesin dolu dolu zaman geçireceği şirin bir kent. Sonbaharda, güneş batarken kızıllığın saatler sürdüğü denizin kıyısında oturup çayınızı yudumlarken huzur bulursunuz. Güz mevsimin bütün güzelliğini sergilediği bu şehirde sonbaharın dinginliğini, Karadeniz'in manzarası ile yaşamak ayrı bir keyiftir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/138-ucakta-en-iyi-koltuk-nasil-secilir.html", "text": "Son dönemlerdeki uçuşlara bakıldığı zaman, en çok tercih edilen koltukların ilk 6 sıra olduğu belirlendi. Tabii ki hal böyle olunca da uçak firmaları durumu anlayarak bazen ilk 6 sıradaki koltukların fiyatını, biraz daha yüksekten satışa sunabiliyor. Aynı zamanda pencere kenarları, manzarayı izlemek ve uzun uçuşlar sırasında rahatsız edilmeden uyuyabilmek için ise yolcular için ideal bir hal alıyor. Koridor kısmına bakan koltuklar da sık sık terci edilirken, orta koltuğun pek de tercih sebebi olmadığını söyleyelim. Çünkü ortadaki koltukta oturan yolcu hem manzaradan mahrum kalır hem de lavaboya gideceği zaman koridor tarafından oturan yolcuyu geçmek zorunda kalacaktır. Yolcu uçağının arka kısımlara doğru oval bir hal alarak daralması nedeniyle, pek arka koltuklar tercih sebebi olmamaktadır. Yemek servisinin gecikmesi, yolculuk esnasında verilen ikramların arka kısma en son gelmesi ve motor gürültüsünün daha çok arka kısımlarda bulunması nedeniyle, yolcular tarafından arka kısımlar pek tercih edilmez. Ayrıca arka kısımda bazı malzemeler hazırlandığı için, hostesler o bölgeden çok sık geçeceklerdir. Acil çıkış kapılarına yakın olan koltuklardan bahsedecek olursak, bu durum yolcu için güven duygusu verse de büyük bir sorumluluğun işaretidir. Acil çıkış kapılarının yanındaki koltuklar, biraz daha geniş aralığa sahiptir ve rahattır. Aynı zamanda acil çıkış kapısına yakın olan yolcu, kendisini güvende hissetse de acil bir durumda bütün sorumluluk kendilerine düşecektir. Aynı zamanda kanat hizasındaki koltuklar, uçağın gürültüsünü en çok duyan koltuklardandır. Bu nedenle ilk başlarda kaçınılması gereken koltuk bölgelerinden birisidir. Birçok havayolu şirketi, yolcuların daha çok tercih ettiği koltuklara puanlama yapar. Bu anketlerin sonucunda da kısa mesafeli uçuşlarda Airbus uçaklarında en fazla tercih edilen koltuk 1A olmuştur. 1A koltuğu, cam kenarı olmasıyla beraber oldukça geniş bir koltuk aralığına sahiptir. Aynı zamanda ikramlar ilk olarak bu koltuktan başlar ve 1A koltuğunda gürültü oldukça az duyulur. Boeing 777 uçak tipine baktığımızda da en çok tercih edilen koltukların 16 ile 32 arasındaki koltuklar olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü ikramlar, ilk olarak bu koltukta oturan yolculara yapılmaktadır. 44 ve 45. koltukların arka kısımda yer almaları, mesafenin dar olması ve koltuk yatış mesafelerinin de oldukça dar olması nedeniyle en az tercih edilen koltuklardır. Küçük çocuğunuzla beraber uçak yolculuğuna çıkacaksanız, koridor tarafından koltuk ayırtmanızı öneriyoruz. Çünkü çocuklar sık lavabo ihtiyacı bulundurdukları için, bu durum sizin için de büyük kolaylık olacaktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/139-ataturk-arboretumu.html", "text": "bu yönüyle öne çıkan bir mesire yeri olarak da dikkat çekmektedir. Oldukça kalabalık olan mega kent İstanbul'da adeta nefes alınabilecek Atatürk arboretumu her gün binlerce turiste ev sahipliği yapmaktadır. Yerli yabancı turistlerin uğrak yeri haline gelmiş olan Arboretum özellikle bahar ve yaz aylarında dolup taşmaktadır. Bu sebeple arboretumu gezmeyi düşünüyorsanız günün erken saatlerinde yola çıkmanızı tavsiye ediyoruz. Atatürk arboretumu giriş ücretleri hafta içi ve hafta sonu olarak ayrılmaktadır. Hafta sonu daha yoğun olduğundan dolayı giriş ücretleri öğrenci 5 lira diğer girişler 15 lira olarak belirlenmiştir. Ancak hafta içi öğrenci girişi 2 lira yetişkin girişleri de 5 lira gibi oldukça makul seviyelerde yer almaktadır. pek çok ağaç ve bitki türüne de ev sahipliği yapmaktadır. Oldukça temiz olan arboretumun içerisinde piknik yapabileceğiniz mesire alanları adeta sınırsız seviyede yer almaktadır. Arboretuma giriş yaptığınızda sizi karşılayan gölet çevresinde çeşitli taraçalar ve balkonlar bulunmaktadır. Göletin hemen kenarında bulunan balkonlarda dinlenebilir, manzara eşliğinde fotoğraf çekebilirsiniz. Bununla birlikte arboretumun içerisinde tamamen doğal bir yaşantı sürüldüğünden dolayı çeşitli organizasyonlar yapmayı düşünüyorsanız mutlaka yönetimden izin almanız gerekmektedir. Arboretum özellikle düğün fotoğrafları için gelin ve damat adaylarının İstanbul'da en çok tercih ettiği mekanların başında gelmektedir. Pek çok profesyonel kurum, dergi ve katalog çekimlerini yine burada gerçekleştirmektedir. Ama siz de amatörce birbirinden farklı güzel fotoğraflar yakalayabileceğiniz yüzlerce manzarayı arboretumun içerisinde bulabilirsiniz. Bitki ve yeşil örtü bakımından zengin olan arboretumdaki gölet pek çok balığa ev sahipliği yapmaktadır. Bu yönüyle de tam bir tabiat ortamının yaşandığı arboretumunda ağaçların ve bitkilerin künye bilgileri, hangi coğrafyaya ait oldukları ve diğer ayrıntılar ağaçların hemen yanı başına asılmış olan bilgilendirme panolarıyla arboretumu gezenlere sunulmaktadır. Ayrıca Atatürk arboretumu içerisinde yeşil alanların arasında yürüme yolları ve patika yollar çok güzel bir işçilikle yürüyüş parkuru haline getirilmiştir. Özellikle hafta sonlarında dolup taşmakta olan yürüyüş parkurunda nerede ise yer bulmak imkansızdır. ile ilgili bilgiler almak, giriş saatleri hakkında detaylı bilgilendirmelere ulaşmak istiyorsanız telefon numarası 0212 226 19 29'dur. Atatürk arboretumu Kemer Mahallesi, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi, 34450 Bahçeköy / Sarıyer adresinde bulunmaktadır. Taksim-Bahçeköy, Sarıyer-Bahçeköy, Bahçeköy-Hacıosman, 4. Levent- Bahçeköy İETT otobüs hatları ile gidilebilmektedir. Eğer metro ile gitmeyi düşünüyorsanız 4. Levent metrosu Atatürk arboretumuna kadar sizi ulaştırmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/14-antalyada-gezilecek-yerler.html", "text": "Antalya'da gezilecek yerler isimli bu yazımızda; Antalya nüfusu, Antalya ilçeleri ve Antalya tarihi yerleri gibi Antalya hakkında bilgi bulabilir, Antalya gezi rehberi ile Antalya gezilecek noktalar hakkında tüm detayları öğrenebilirsiniz. , dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biridir. 640 kilometre uzunluğunda bir kıyı şeridine sahip olan Antalya'nın, kendi adıyla anılan 450 kilometre uzunluğunda birde körfezi bulunuyor. tarzı sorular sorulabiliyor. Şehrin tamamı Akdeniz Bölgesinde yer alır. , yerleşik olarak 2 Milyon 300 Bin düzeyindedir. genelde kıyı şeridini paylaşan 19 ayrı bölgeden oluşuyor. Her birinin kendisine ait özellikleri bulunan bu ilçeler arasında ulaşım, yüz ölçümü çok büyük olan şehirde kara yollarının yoğun şekilde kullanılmasına neden oluyor. özellikle Selçuklu Ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerinde gelişim göstermiş ve coğrafi konumunun da etkisiyle önemli şehirler arasında yer almıştır. Sahip olduğu uzun geçmiş, mitolojik açıdan da büyük bir öneme sahip olmasına neden olmuştur. Antalya Akdeniz bölgesindeki turizm cenneti şehirlerimizden bir tanesidir. Merkezde gezilebilecek yerler arasında Kaleiçi semti yer almaktadır. Kaleiçi antik çağ kalıntıları bulunan yerli ve yabancı turistlerin her yıl akın ettiği yerlerin başın da gelmektedir. Roma, Bizans gibi birçok imparatorluğa ev sahipliği yapan Kaleiçi, Antalya Merkezde ilk ve en çok ziyaret edilen yerler arasındadır. Yivli Minare Külliyesi Antalya Kalekapısı mevkiinde bulunmaktadır. Dilerseniz tüm bu yerleri made madde inceleyelim. , Bergama Krallığı döneminde kurulan ilk şehirden günümüze kadar ulaşmış. Kalesi başta olmak üzere, Osmanlı İmparatorluğu dönemine ait eserler, eski konaklar ve evlerin restore edilerek günümüze ulaşması sağlanmış. arasında ilk sıralarda yer alması gereken önemli bir eserdir. 45 metreye ulaşan minarenin dış bölümü, firuze renkli çinilerle süslenmiş, 8 adet yivden oluşan ve Selçuklu mimarisinin tüm özelliklerini taşıyan bir tarihi eserdir. 5. yüzyılda inşa edilmiş. İri blok taşlardan inşa edilmiş yapı 2. Bayezid zamanında Şehzade Korkut tarafından camiye çevrilmiş ve bu yüzden bir bölümü Mevlevihane olarak da kullanılmış. 1896 yangınında minaresinin ahşap üst kısmı yanınca yapı Kesik Minare diye anılmaya başlamış. listenizde mutlaka yer almalı. Hadrian Kapısı hakkında detaylı bilgi için tıklayınız! , kim için ve kim tarafından yapıldığı belirlenememiş bir eserdir. Bununla birlikte benzer mimariler İtalya'da ve Roma'da bulunuyor. Kulenin eski tarihlerde deniz feneri olarak işlev gördüğüne dair rivayetlerde bulunuyor. listenizde olması için önemli bir sebeptir. , adını arazinin büyük bir bölümünün sahibi olan kişiden almış. Kırklı yıllara kadar uzanan kuruluş öyküsü, bu süre zarfında muhteşem bir ağaçlık alanın ve çiçeklerden oluşan doğanın oluşmasını sağlamış. Falezlerin üzerinde kurulu olan parkt, 3 adet \"mirador\" adı verilen seyir terası bulunuyor. Bu seyir teraslarında Yeşille mavinin eşsiz görüntülerine şahit olabiliyorsunuz. dünyanın en büyük akvaryumu olarak bilinmektedir. 131 metrelik uzunluğu ve 3 metrelik genişliği bulunan bu mekanda sualtı hayatını canlı olarak izleyebilir, burada özel hediyelik eşya satın alabilir ve hatıra fotoğrafları çekilebilirsiniz. Antalya Aqualand Dolphinland Antalya'nın ilk su parkı olarak bilinmektedir. Bu su parkına giriş ücretleri ise 0-6 yaş ücretsiz, 7-12 yaş: 50 TL, Öğrenci: 55 TL, Yetişkin: 70 TL olmaktadır. Bununla birlikte aile paketleri de vardır. , 100 farklı türden hayvana ev sahipliği yapıyor. Piknik alanları ve geniş arazisi, çocuklar için benzersiz bir eğlence alanına dönüşmesine neden oluyor. adından da anlaşılacağı gibi minyatür şehir müzesidir. Minyatür olarak camiler köprüler dağlar ve şehirler dizayn edilmiştir. Birbirinden güzel görüntüleri içerisinde barındırmaktadır. Farklı yerler görmek ve çocuğunuzu eğlendirmek isterseniz burası tam da size göre bir yer. her yaştan insanın en güzel zamanlarını geçireceği bir eğlence merkezi. Aile üniteleri, çocuk üniteleri ve yetişkin üniteler olmak üzere 3 farklı üniteden oluşan eğlence merkezi çocuklarınızın ve sizin en güzel zamanlarınızı geçireceğiniz yerlerden bir tanesi. girdiğiniz andan itibaren her şey tersine dönmeye çoktan başlamıştır bile. Yerli ve yabancı turistlerin özellikle fotoğraf çektirmek için geldiği bu yer fotoğraf çılgınları için en popüler yerler arasında ilk sırada yer almaktadır. Her 6 ayda bir kez iç mimarisi değişen bu yer son düzenlemeler ile birlikte çocuklu ailelerin de dikkatini çoktan çekmeyi başardı bile. Haftanın her günü 10:00-20:00 saatleri arasında ziyaret edilebilen Ters Evin giriş ücreti ise yetişkinler için 20 TL, çocuklar 15 TL. Aslında Antalya merkez ve aşağıda listelediğimiz Antik Kentler de tarihi yerler kalıntılarını oluşturmasına karşın, o yerleri ilgili başlıklarında verdiğimiz için; Antalya'da gezilecek tarihi yerler başlığında daha çok il sınırları içinde kalan fakat merkez dışında bulunan tarihi eserleri listeledik. , Alanya'nın simge yerlerinden biri olmaktadır. Bu yapı tarihi Helenistik döneme kadar dayanmaktadır. Denizden 250 metre yukarıda bulunmaktadır. 13. yüzyılda ise Selçuklu yapıları ile desteklenmiştir. Burada 83 kule 140 burcu bulunmaktadır. Ayrıca çok önemli Selçuklu Devleti yöneticisi Alaaddin Keykubat'da sarayını bu bölgede yaptırmıştır. Eğer yolunuz Alanya'ya düşerse mutlaka burayı ziyaret etmelisiniz. Alanya Antalya arasında bulunan önemli bir tarihi yerdir. Tarihi 1200'lü yıllara kadar dayanmaktadır. Alanya yolu üzerinde olmasından dolayı ulaşımı da oldukça kolaydır. Selçuklu tarihine yakından tanıklık etmek istiyorsanız mutlaka burayı da gezmelisiniz. Antalya tarihi yerler arasında yer almaktadır. 210-1219 yılları arasında I. İzzeddin Keykavus tarafından yaptırılmıştır. Evdir Han'ın mimarisi diğer hanlara göre farklıdır. Dikkat çekici olan bu yapı Antalya Korkuteli yolu üzerinde bulunmaktadır. Harap olmuş birçok noktası bulunsa da mutlaka gidip görülmesi gereken yerlerdendir. kervansaray olarak yapılmış ve günümüze kadar ulaşmıştır. 2009 yılında onarımı tamamlandıktan sonra ziyaretçiler için açılmıştır. Kervansaray kapısını görmek ve bu harika yerlerde fotoğraf çekilmek istiyorsanız burayı ziyaret etmelisiniz. Aya Yorgi Kilisesi Antalya'nın Alanya ilçesinde bulunmaktadır. Tam 142 yıllık olan bu tarihi yapı yeni restore edilmiştir. Bu tarihi güzelliği görmek ve fotoğraf çekmek için mutlaka burayı ziyaret etmelisiniz. Likya antik kentlerinden biri olan Kaleköy eskiden Simena olarak bilinmektedir. Kaleköy, Demre ilçesi yakınlarında bulunmaktadır. Kaleköy karada olup karayolu ulaşımı olmayan nadir yerlerden biri olmaktadır. Sabah kuş cıvıltıları ile uyanabileceğimiz muhteşem bir yapıdır. Özel turlarla gidişi mümkün olmaktadır. Yerli ve yabancı turistlerin en çok ziyaret ettiği ve fotoğraf çektiği yerler arasında Antalya'nın en özel doğal yerlerinden bir tanesi olan Göver Kanyonu gelmektedir. Üçoluk Yaylası ise Konyaaltı ilçesine bağlı Üçoluk Köyündedir. Yaylada esen serin rüzgarların ve tabiat ananın sunduğu tüm güzelliklerini içerisinde barındırmaktadır. Aşağıda tüm bu doğal yerleri sizler için sıraladık. , aynı zamanda milli park sınırları içerisinde bulunuyor. Çeşitli su sporları ve doğa yürüyüşleri için benzersiz bir alan olmakla birlikte, eşsiz doğa güzelliklerine şahit olabileceğiniz bir alan. Kanyon' un çevresinde bulunan köylerde, çeşitli konaklama tesisleri de bulunuyor. , Akçatı köyünde bulunur ve merkezden yalnızca 15 km uzaklıkta yer almaktadır. Sıcak havalarda serin bir yer arıyorsanız burası tam da size göre bir yer. hem kanyonun muhteşem yapısı hem de soğuk suyu ile birlikte dinlenme zevkini yaşayabileceğiniz bir yer olmaktadır. hemen Kaputaş plajına gelmeden önce bulunmaktadır. Bu Mağara 50 metre uzunluğunda ve 40 metre genişliğindedir. İçerisinde farklı odaları ve odacıkları bulunmaktadır. Güvenlik nedeniyle buraya sadece yat turları ile gelmenizi öneririz. Kaş ve Kalkandan kalkan yat turları mavi mağaraya uğramaktadır. , bu güzelliklerden sadece bir tanesidir. Saklıkent Kanyonu güzelliği ile birlikte Muğla Fethiye ilçesi içerisinde yer almaktadır. Kalkana çok yakın mesafede bulunan bu kanyon özellikle de yaz aylarında çok turist çekmektedir. Görkemli yapısıyla birlikte soğuk suyu ile sıcak havalarda dinlenme yerlerinden birisidir. Aynı zamanda kanyonda bulunan kil birçok hastalığa da iyi gelmektedir. . Mistik bir yapı görmek isteyen kişilerin mutlaka buraya gelmesi gerekir. Beydağları'nda kurulmuş bir kayak merkezi olan Saklıkent, deniz turizmi ve güneşiyle ünlü Antalya'nın, benzersiz doğal güzelliklerinin bir armağanıdır. 2 bin ve 4 bin metrelik pistlerden oluşan tesis, şehir merkezine 1 saatlik mesafede bulunuyor. Aralık ve Mart ayları arasında faaliyette olan pistler, kış sporlarına meraklı ve aynı zamanda muhteşem doğa manzaralarını seven kişiler için kaçırılmayacak bir fırsat sunuyor. Antalya'nın gezip görülmesi gereken adalarından biridir. Demre yakınlarında bulunan adaya kendi kayığınız ile gidebileceğiniz gibi yat turlarına da gidebilirsiniz. Antalya merkez ve Demre'den kalkan yat turları Kekova adasına da uğramaktadır. Yat turları ile gitmeniz durumunda burada denize de girebilirsiniz. Antalya'ya 15 kilometrelik mesafede bulunan bu kanyon yerli ve yabancı turistlerin fotoğraf çektirmek için en çok ziyaret edilen yerler arasında. Muhteşem doğası ve görüntüsü ile adeta insanı büyülüyor. Antalya gezisi için görülmesi gereken en özel yerler arasında ilk sıralarda. gidecekseniz yiyecek ve içeceklerinizi yanınızda götürmeniz gerekmektedir. Tek eksiği ise tuvaletinin bulunmamasıdır. , eşsiz doğa güzellikleri ile yerli ve yabancı turistlerin en çok ziyaret ettiği yerler arasında. Antalya merkeze 10 kilometre mesafesi ile en sık ziyaret edilen yerlerden biri haline gelmekte. Deniz turizmi, Akdeniz Bölgesinin en önemli gelir kaynağı ve Türkiye'nin en önemli istihdam alanlarından biridir. Antalya ili çok uzun bir sahil şeridine sahip olarak onlarca farklı plaja ve bu plajlara yakın bölgedeki yüzlerce tatil bölgesine sahiptir. Bu tatil bölgelerinde yer alan konaklama işletmeleri sayesinde Antalya, her yıl on binlerce turiste ev sahipliği yapmaktadır. Kentte birçok mavi bayrak ödülü almış plaj mevcuttur. Bu plajlar arasında Kleopatra Plajı, İncekum Plajı, Ulaş Plajı, Lara Plajı, Konyaaltı Plajı, Kaputaş Plajı, Patara Kumsalı ve Finike Sahilleri gibi önemli bölgeler bulunmaktadır. Özellikle Patara kumsalı Türkiye'nin en geniş ve en uzun kumsalı olma özelliğine sahiptir. ve Feneri bulunuyor. Adrasan Gezilecek Yerler listesi için tıklayınız. , mutlaka görmeniz gereken yerler arasında yer alıyorlar. Konyaaltı Plajı'nın 7 Kilometreye ulaşan uzunluğu ve şehir merkezine çok yakın olması, turizm açısından en elverişli alanlardan biri olmasına neden oluyor. Konyaaltı plajı çevresinde, otel, cafe, bar, gece kulüpleri ve benzeri olmak üzere her türlü ihtiyaca yanıt verebilecek tesis bulunuyor. ise şehir merkezine sadece 12 Km mesafede bulunuyor. Geniş bir plaj olmasının yanında, ince kumlu yapısı, Konyaaltı Plajına göre daha çok tercih edilmesine neden oluyor. Bölgenin çevresinde, otel ve pansiyonların yanı sıra, her türlü ihtiyacınıza yanıt verebilecek tesisler bulunuyor. tamamen doğal bir plajdır ve yiyecek içecek alabileceğiniz bir büfe yoktur. Bu yüzden mutlaka Kaputaş Plajına gelirken yiyecek ve içecek şeyler almanız gerekmektedir. Antalya Kaleiçi mevkinde bulunmaktadır. Temiz ve sakinliğin yanı sıra güneş ve kumun tadını çıkarılacağı yerler arasında ilk sırada. Özel bir işletme tarafından işletilen bu plaj temizliği ile de ön plana çıkmış durumdadır. gibi farklı ülkelerden turist çekmektedir. Kumu ve dalgalı mas mavi suyu ile çok dikkat çekici bir yerdir. Alanya'da tatil yapmayı planlıyorsanız, bir kere de olsa bu güzel kumsalda denize girme deneyimini denemelisiniz. en sakin dönemini yaz aylarında yaşar. Kleopatra plajına göre kum özelliği daha farklıdır. Burada da her dönem farklı ülkelerden turistleri görebilmeniz mümkündür. olarak da bilinmektedir. Yine sahilleriyle ünlü Alanya'da bulunan Ulaş Plajı diğer sahillere göre daha dalgalı bir plaj olma özelliği taşımaktadır. Alanya merkezden tam 7 km uzaklıkta yer almaktadır. Burada hem denize girebileceğiniz sahil, hem oturma alanı hem de mangal yapma yerleri bulunmaktadır. Ailecek çok rahat gelip gezebileceğiniz yerler arasındadır. kaplumbağalarının yumurtlama alanlarından biri olduğu için de koruma altında. , beyaz taşlı kumsal, Akdeniz Plajı gibi farklı ve benzersiz mekanlara kolayca ulaşabilirsiniz. Olimpos hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız. Antalya'da gezilmesi gereken en önemli doğal yapılar arasında mağaralar bulunuyor. Tilkiler Mağarası, Oymapınar barajı yapımı aşamasında keşfedilen doğa harikası mağaralardan bir tanesidir. 7 kilometre uzunluğa sahip bu mağara son zamanların en çok ziyaret edilen mağaraları arasındadır. Altınbeşik Mağarası ise doğal güzelliklerinin yanı sıra araç ile içine girecek uzunlukta yol bulunmaktadır. Ayrıca Avrupa'nın en büyük üçüncü yeraltı gölü Altınbeşik mağarası içerisinde bulunmaktadır. Dilerseniz tüm bu oluşumları liste halinde inceleyelim. , üç ayrı galeriden meydana geliyor. arasında bulunan ve ülke turizmine büyük katkılar sağlayan bölgelerdir. içerisinde çok önemli bir yere sahip. İl merkezine yaklaşık olarak 58 km kadar uzaklıkta yer almaktadır. Antalya Burdur kara yolu üzerinde ulaşımı biraz zor bir yerdir. Ama ulaştıktan sonra keyifle zaman geçirebileceğiniz harika bir doğal güzelliktir. Antalya'da gezilecek şelaleler arasında ilk sırayı Uçansu Şelaleleri almaktadır. Yaz ve kış akan suları ile cennetten bir yer misali görünen şelale gizli cennet diye de anılmaktadır. Antalya'ya 60 kilometre uzaklıktaki Akçapınar Köyünde yer almaktadır. Düden şelalesi Antalya merkeze 10 kilometre uzaklıktadır. Şelaleden akan suyun serinliği ve etrafındaki yemyeşil doğası ile cenneti andırırcasına bir güzelliğe sahiptir. Restoran, kafe gibi dükkanların da bulunduğu şelale İskender Şelalesi diye de anılmaktadır. Bunun sebebi ise Büyük İskender'in savaş esnasında bu bölgeden geçerken atlarına su içirmiş olmasıdır. . Ünü Antalyayı ve ülkemizi aşmış muhteşem doğa güzelliklerine bir örnek olan Düden şelalesi, çam ağaçlarından oluşan bir ormanın gizli bir noktasında yer alıyor. Farklı tarihlerde, farklı su akış hızları, benzersiz görüntülerin oluşmasına neden oluyor. Antalya'nın 10 km kuzeydoğusundaki bu şelale, 20 metre yükseklikten dökülüyor. Daha sonra birçok kola ayrılan Düden Çayı kentin güneydoğusundaki 40 metre yükseklikteki falezlerden Akdenize dökülüyor. Antalya'ya 24 km uzaklıkta Isparta yolu üzerindeki Kurşunlu şelalesi bir başka doğa harikası, burada da su 18 metre yükseklikten aşağıya düşüyor. Düden Şelalesi hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız! mutlaka bu rehberde yer almalıdır. Manavgat Nehri'nde bulunan 5 metre uzunluğunda ki falezlerden dökülen suyun oluşturduğu görüntüler, bir benzerine zor rastlanılacak türdendir. Çok yüksek bir debiye sahip olan Manavgat nehri, su çok yüksekten düşmese de benzersiz bir manzaranın ortaya çıkmasına neden oluyor. Yeşilin her tonundan oluşan bir yarımadada bulunan Manavgat Şelalesi'nin çevresinde piknik alanları ve restoranlar bulunuyor. Manavgat Şelalesi hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız! , Ormanlarla kaplı. 7 farklı şelaleden oluşan bu eşsiz manzaradan yükseği 18 metreden akan şelalelerden meydana geliyor. Benzersiz bir doğal güzelliğe sahip alanda, şelalelerin aktığı noktada oluşan göletlerin çevresi, çeşitli restoranlar, cafe ve çocuk parklarına ev sahipliği yapıyor. de bulunuyor. Antalya'nın Gündoğmuş ilçesi içerisinde yer alan bu doğal güzellik yıl boyunca yerli ve yabancı turistlere ev sahipliği yapmaktadır. Bu şelale Alara ırmağına hayat veren önemli bir şelaledir ve soğuk suyunda serinlemek isteyen turistler için de birebirdir. Antalya Müzesi içerisinde 14 sergi salonu bulunan bu müze içerisinde binlerce tarihi eseri bulunmaktadır. Lykia, Pamphylia ve Pisidia'nın en öneli eserleri Antalya müzesinde bulunmaktadır. Antalya Merkezde gezilebilecek en özel yerlerden bir tanesi konumundadır. Antalya Oyuncak Müzesi, İçerisinde 3.000 den fazla antika oyunca barındırmaktadır. Ailelerin en çok ziyaret ettiği yerler arasındadır. Birbirinden farklı tarihi eser oyuncaklar ile çocuklara adeta görsel şölen vermektedir. arasında bulunan müzede farklı dönem ve temalara sahip 5 Binin üzerinde eser sergileniyor. Şehrin tarihiyle birlikte, dünya tarihinin pek çok noktasına ışık tutabilecek eserlerin bir bölümü, sadece bu müzede görebileceğiniz örneklerden oluşuyor. Müzenin bir bölümü, antik dönem çocuk oyuncaklarından oluşuyor. Antalya Kaleiçi'nde bulunan özel müze, Koç Vakfı tarafından kurulmuş. Korunması gerekli kültür varlıkları arasında olan geleneksel bir Türk evi ve Ortodoks kilisesinden oluşan iki ayrı yapı müzeyi oluşturuyor. Çeşitli sanat eserlerinin sergilendiği müzede, kültür organizasyonları da düzenleniyor. 'ni anlatıyor. Anıt müzeye giriş yaz ve kış aylarında değişiyor ama giriş ücreti şu an 50 TL olarak belirlenmiştir. Noel Baba'nın tarihini görmek istiyorsanız mutlaka siz de ziyaret etmelisiniz. ve Atatürk'ün kişisel eşyalarını bu müzede bulmanız ve görmeniz mümkündür. ilçesine yaklaşık 8 km uzaklıkta bulunmaktadır. arasında önemli yere sahiptir. Yıllar önce Selçuklular zamanında askeri amaçla ve Alanya limanını kontrol etmek amacıyla 1226 yılında yapılmış bir yapıdır. 1950'li yıllarda onarımı yapılmıştır. Onarım yapıldıktan sonra ise kullanıma açılmıştır. Burası yörük kültürünü en yakın görebileceğiniz yerlerdendir. , restorasyon çalışmaları, çevre düzenlemesi, karşılama merkezi, mimari tasarımı ve tarihi önemi açısından fark yaratmaktadır. içerisinde toplamda 3.000 adetten fazla antika oyuncak bulundurmaktadır. Yerli ve yabancı turistlerin en çok ziyaret ettiği Antalya Oyuncak Müzesi Antalya Kaleiçi mevkinde bulunmaktadır. Antalya ili içerisinde Akslissos, Anydros ve Arneai gibi antik kalıntılar yanında Alanya Kalesi, Alarahan Kalesi ve Syedra gibi Side antik kenti de önemli bir yere sahiptir. Aynı zamanda Elmalı ilçesinde bulunan Hacımusalar Antik Kenti çok önemli bir yapıyı oluşturmaktadır. Sayısı tahmin edilemeyecek kadar yüksek oranda bulunan kültür turizmi bölgeleri arasında Antalya ilinde Demre ilçesine ait kültürel varlıklar ve Aziz Nikolaos Anıt Müzesi gibi bölgeler ile önemli bir tarih ve kültüre ev sahipliği yapmaktadır. öncesiyle ilgili birçok bilgiye, kenti gezerek ulaşabilirsiniz. , en iyi korunmuş stadionlardan biri ve su kanalları mutlaka görmek isteyeceğiniz türden bir antik ziyafet oluşturuyor. Ayrıca 12 Bin kişilik stadyum, antik dönemden günümüze en iyi şekilde ulaşmış stadyumlardandır. Perge aynı zamanda Hristiyanlık içinde önemli bir dini bölgedir. ve çeşitli eserleriyle antik çağa ışık tutuyor. 'ni de gezmeyi unutmayın. Aspendos Antik Kenti hakkında ayrıntılı bilgi için tıklayınız! giriş ücretine sahiptir. Yapılan kazı çalışmaları sonucunda M. Ö.'ne kadar dayanan bir tarihi olduğu öğrenilmiştir. Tarihi Likya yolu üzerinde bulunan en eski yerleşim yeridir. Burada göreceğiniz yapılar insanlık tarihinin en eski yapıları olduğu için yaz boyunca binlerce turisti çekmektedir. Burası aynı zamanda Güneş tanrısı Apollo'nun doğduğu yer olarak da bilinmektedir. Fantastik yapıları görmek isterseniz mutlaka burayı tercih etmelisiniz. 'dir. Ancak tarih boyunca sıklıkla Arap saldırılarına uğrayan bölge, son olarak Araplar tarafından istila edilmesi üzerine 1034 yılında kilise yıkılmıştır. Kentle ilgili ortaya çıkan bulgulara göre M. Ö 5 yy'dan beri varlığını sürdürdüğü söylenmektedir. önemli bir yere sahip. Antalya Kemer bölgesinde bulunan bu tarihi yer, Kemer ilçesine 12 km uzaklıkta bulunmaktadır. Eski Likya antik kentleri içerisinde bulunmaktadır. Burada bulunan ünlü koylar ve plajlar yıllar boyunca her ülkeden turist çekmektedir. Kemer ilçesini ziyaret etmek istiyorsanız mutlaka buraya da gelmelisiniz. Antalyada gezilecek yerler listesi içerisinde Lyrbe antik kentine mutlaka yer vermek gerekir. Lyrbe Antik Kenti'ne Antalya İli, Manavgat İlçesi, Bucakşeyhler Mahallesi içinden geçilerek ormanlık manzarası çok güzel bir yol içinden gidilir. Devasa yapılar M. Ö. yapılan yapılar arasındadır. Tarihe tanıklık yapmak istiyorsanız mutlaka burayı ziyaret etmelisiniz. listesine bakıyorsanız mutlaka Antiphellos antik kentini görebilirsiniz. Antalya'nın Kaş ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Likyalılar döneminden günümüze ulaşmış önemli yapılardan biri olma özelliğini taşımaktadır. Antiphellos antik tiyatrosunu ziyaret etmek istiyorsanız buraya mutlaka gelmelisiniz. tarihin en eski özelliklerini günümüze kadar taşımaktadır. antik kenti Bizans ve Roma imparatorluğunun tarihi kalıntılarını günümüze kadar taşımaktadır. Burada bulunan en eski para ise M. Ö. 1. yüzyıla kadar dayanmaktadır. Burada tanrı Zeus'un tasviri bulunmaktadır. Helenistik duvarları ve bununla birlikte Helenistik yapıları çok rahat görebilirsiniz. Antalya Kumluca ilçesi içerisinde yer alan önemli bir antik kenti olmaktadır. Burası ile ilgili çok önemli bilgilere henüz ulaşılamamıştır. Tarihtte yalnızca M. Ö. 480 yılında adından bahsettiren önemli bir yer olmuştur. Antik kentin içerisinde bulunan kilise de gümüşten ve altından bazı eşyaları görebilirsiniz. Arykanda Antik Kenti Antalya'nın Finike ilçesi içerisinde bulunmaktadır. Bey dağlarının yamaçlarında yapılan bu antik kent 1838 yılında yabancı biri tarafından keşfedilmiştir. Yapılan arkeolojik kazılar sonucunda burada yerleşim alanı ve göç alanı bulunmuştur. Antik dönemden beri ayakta kalmış önemli bir yer olduğu bilinmektedir. Antalya'nın Alanya ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Alanya merkeze yaklaşık 22 km uzaklıkta yer almaktadır. M. Ö. 7. yy'a kadar tarihi uzaklıktadır. Kentin içerisinde, antik çağdan bugüne kadar gelen ve kentin su ihtiyacını karşılayan içleri sıvalı doğal kaynaktan beslenen sarnıçlar bulunmaktadır. yer almakta ve çoğu mezar Likya dilinde yazılmış kitabeleriyle ismen bilinmektedir. arasında çok dikkat çekiyor. Antik dönemde Side çok önemli bir liman kentiydi. Lidyalılar gibi önemli medeniyetlere burası ev sahipliği yaptı. Burada Giritli göçmenlerin oluşturduğu köyler de bulunur. Buraya geldiğinizde kendinizi anıtsal bir şehrin içerisinde buluyorsunuz. İki kocaman sütunlu girişiyle birlikte geçmişe yolculuk yapıyorsunuz. Eğer yolunuz Antalya'ya düşecekse mutlaka buraya da gelmelisiniz. Akdeniz'de yaşayan Caretta Caretta kaplumbağaları ve yeşil kaplumbağalar, Antalya kumsallarında yumurtlamakta ve bu kumsallarda her yıl binlerce kaplumbağa deniz ile buluşmaktadır. Bu manzara Antalyada gezilecek yerler arasında en önemli noktalardan birini oluşturmaktadır. Antalya'daki önemli marinalarda yat turizmi gerçekleştirilmesi sayesinde deniz turizmi farklı bir noktaya kavuşmaktadır. İl genelinde Antalya merkezindeki Çelebi Marina, Kemer Türkiz Marina, Setur Finike Marina, Alanya Marina ve Antalya Kaleiçi Yat Limanı; geniş çaplı hizmetler sunarak deniz turizmine katkı sağlamaktadır. Antalya'da kentin içinden denize giriliyor, bir saat uzaklıktaki 2200 metre yüksekliğindeki Saklıkent zirvesinin eteklerindeki kayak merkezinde Ocak, Şubat ve Mart aylarında kayak yapılabiliyor. Antalya'da yılın dokuz-on ayı denize girilebiliyor. Antalya, özellikle yaz mevsimlerinde deniz turizmi noktasında güzel bir tatil geçirmek isteyen birçok insan için sahil şeridinde bulunan Alanya, Gazipaşa, Manavgat, Serik, Aksu, Konyaaltı, Kemer, Kumluca, Finike, Demre ve Kaş ilçeleriyle turistik imkanlar sunmaktadır. Bu ilçelerde yer alan çok ekonomik fiyatlı veya çok lüks şekilde hizmet veren konaklama işletmeleri sayesinde herkes kendi bütçesine göre tatil yapma imkanına sahiptir. ), kiralık evler kiralık villalar ve tatil köyleri ile karavan kampları turistik konaklama imkanı sağlamaktadır. Bu bölgelerde; deniz, spor, doğa, sağlık ve kültür turizmi etkinliklerinde bulunabilirsiniz. arasında, Deniz turizmi, spor ve kültür turizmi, yayla turizmi, mağara turizmi, sağlık ve termal turizmi gibi çok geniş bir alanda tesisi ve altyapı bulunabilir. arasında, en çok tercih edilenlerden aşağıda ki listeyi sizler için oluşturduk. - İncekum Orman Kampı - Tekirova Maden Koyu Sundance Kamp - Demre Adriake Limanı - Elmalı Avlan Gölü - Çıralı Yanartaş - Adrasan Korsan Koyu - Side - Kaş Camping - Olympos Camping - Sarısu Plajı - Alanya - Manavgat Köprülü Kanyon - Bostanlık Koyu Phaselis - Saklıkent Kamp Alanı - Beşkonak Kamp Alanı - Lara Kamp Alanı - Örnekköy Plajı Kamp Alanı - Konyaaltı Plajı Kamp Alanı - Tazı Kanyonu Kamp Alanı - Üzümdere Kamp Alanı, hemen yılın her zamanına yayılmış ve çok geniş organizasyonlar olarak çeşitlilik arz ediyor. Festivallerin birçoğu uluslararası kapsamda gerçekleştiriliyor. - Antalya Uluslarası Altın Portakal Film Festivali - Antalya Uluslararası Film ve Piyano Festivali - Aspendos Uluslararası Opera ve Bale Festivali - Antalya Jazz Festivali - Uluslararası Likya Kaş Kültür ve Sanat Festivali - Antalya Çiçek Festivali - Geleneksel Kumluca Deve Güreşi Festivali - Antalya Noel Pazarı - Antalya Kahve Festivali - Alanya Uluslararası Çocuk Festivali - Adrasan Yoga Şenliği - Alanya Çevre Festivali - Antalya Summer Dans Festivali - Uluslararası Manavgat Motosiklet Festivali - Ormana Üzüm Festivali Hatırı sayılır bir Yörük nüfusu barındıran Toros Dağları'nın eteklerinde bulunan Antalya, Yörük ve Türk kültürünü en iyi yaşayan ve yansıtan şehirlerden biridir. Yörük halıları bu anlamda öne çıkan ürünlerden biridir. Antalya'nın neyi meşhur sorusuna verilecek ilk yanıt elbette denizi ve doğası olur. Ancak bunun yanından çok gelişmiş seracılık ve yanı sıra tarım alanlarının zenginliği, Akdeniz iklimine uygun olan ve olmayan çok geniş bir yelpazede ürün yetiştiriciliği yapılmasına da neden olur. Turistik beklentilere yanıt vermek amaçlı üretilen magnet ve benzeri hediyelik ürünler ve takılar, Keten ve yazlık elbiseler, Baskılı bez çanta türleri Antalya'nın en meşhur ürünleri arasında yer alıyor. Antalya tarih boyunca bir liman kenti olması nedeniyle, Avrupa ve Afrika kıtasının Akdeniz kıyılarıyla sürekli irtibat halinde olmuştur. Bu durum zaten çok çeşitli kültürlerin izlerinden oluşan bir birikime sahip olan şehrin, farklı kültürlerle de bağlantı halinde olmasına neden olmuştur. Bunun yanında Selçuklu dönemiyle birlikte sürekli artan Türk nüfus, günümüzde de yoğun bir şekilde etkisini sürdürür. - Antalya Piyazı - Enginarlı Girit Kebabı - Laba Dolması - Hülüklü Çorba - Biber Frigya Dolması - Cive - Alanya Bohçası - Şilofta - Gökçesu Pilavı - Bergamot reçeli - Sedik Aşı - Arap Kadayıfı - Finike Usulü Muz Tatlısı - Hibeş - Toros Salatası - Turunç Reçeli - Patlıcan Reçeli - Kabak Çiçeği Dolması - İlibada Sarması - Ülübü Piyazı - Oğmaç - Çiğirdik - Kırtakı - Aside - Öksüz Helvası - Badem Kahvesi - Göleviz Yemeği - Yarpuzlu Akdarı Çorbası sorusunun yanıtını özelleştirerek bu şekilde verebiliriz. sorusunun yanıtı ise, dünyanın en önemli turizm merkezlerinden biri olması sebebiyle, çok geniş alternatiflerle karşılaşabileceğiniz bir şekilde detaylı olarak verilmelidir. Şehirde bulunan iki hava alanı, hava yolunun çok kullanılan ulaşım aracı olmasına neden oluyor. İç Anadolu Bölgesi, Ege Bölgesi Doğu Anadolu ve Güney Doğu Anadolu Bölgesi'nden olmak üzere, çeşitli kara yolu alternatifleri kullanılarak şehre ulaşım mümkündür. Deniz yoluyla şehre ulaşabilmek için de çeşitli alternatifler bulunuyor. Bunların yanında Demir yolları kullanılarak ta Antalya' ya ulaşmak için çeşitli güzergahlar mevcut. - İstanbul Antalya arası ortalama 750 kilometredir ve kara yoluyla 8 buçuk saat sürmektedir. - Ankara Antalya arası ortalama 485 kilometredir ve kara yoluyla 6 saat 20 dakika sürmektedir. - İzmir Antalya arası ortalama 460 kilometredir ve kara yoluyla 5 saat 40 Dakika sürmektedir. - Muğla Antalya arası ortalama 310 kilometredir ve kara yoluyla 3 buçuk saat sürmektedir. - Adana Antalya arası ortalama 610 kilometre ve kara yoluyla 7 buçuk saat sürmektedir. - Konya - Antalya arası ortalama 300 kilometre ve kara yoluyla 3 buçuk saat sürmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/140-darica-hayvanat-bahcesi.html", "text": "Türkiye'nin ilk Türk özel hayvanat bahçesinin kurulumunun gerçekleştirilmesi ile birlikte 1990 yılında inşaatına başlanmış olan Darıca Bayramoğlu bölgesindeki hayvanat bahçesi ilk noktada Kuş Cenneti planıyla oluşturulmaya başlanmış olsa da daha sonrasında geliştirilerek 1993 yılında halkın hizmetine açılmıştır. olarak bilinen park, 2010 yılından itibaren yeni bir vizyon ile birlikte daha dinamik bir yapıya dönüştürülmüş ve bu sayede çok daha etkili bir gezi alanı haline gelmiştir. Türkiye'nin en önemli büyük şehirlerinden biri olan Kocaeli'nin Darıca ilçesinde 80 dönümlük arazi üzerinde kurulmuş olan toplamda 3600 üzerinde canlı ve 286 farklı türde hayvan yaşamakla birlikte 600 tür bitki yaşamı görülmektedir. Özel bir şekilde geliştirilen yapısı ve gezi alanları ile birlikte keyifli saatler geçirmenizi sağlayacak olan hayvanat bahçesi, özellikle çocuklar için çok ilgi çekici bir konumda ve öğretici bir yapıya sahip olarak geliştirilmiştir. dünya genelindeki birçok farklı iklimden ve coğrafyadan hayvanların bir araya geldiği sevimli bir bölge oluşturmaktadır. Hayvanat bahçesi içerisinde hayvanların yaşam koşullarının oluşturulması için özel bir şekilde birçok farklı bölge oluşturulmuş ve bu bölgeler içerisinde memeli hayvanlar, kuşlar ve sürüngenler için ayrı kategoriler elde edilmiştir. Hayvanat bahçesini ziyaret eden kişiler yüzlerce farklı hayvan çeşidi içerisinde maymun türleri, köpekgillerden türler, kedigillerden türler arasında bulunan aslan ve kaplan gibi farklı türler, mirketler, lemurlar, uçan sincap, yeşil maymun ve farklı egzotik hayvanlarla karşılaşabilirler. Kuş noktasında dünyanın dört bir köşesinden getirilmiş olan onlarca farklı türü ve bitkiler aleminin en özel örneklerini park içerisinde görebilirsiniz. - Dört yaşına kadar olan ziyaretçiler ücretsiz, - 5-17 yaş arası öğrenciler 25 TL - Yetişkinler 32 TL - 65 yaş üzeri ve %40 ile üzeri engelli vatandaşlar 5 TL - Müze kart sayesinde 20 TL'ye giriş yapabilmektesiniz. Giriş işlemleri için bilet alımını Biletix üzerinden yapabilirsiniz. Hali hazırda devam eden kampanya dahilinde Aralık, Ocak ve Şubat ayları dahilinde bireysel olarak parkı ziyaret eden kişiler bir sonraki ziyaretlerinde geçerli olmak üzere %50 indirim şansına sahip olmaktadır. 'a ve İzmit'e yaklaşık olarak aynı mesafelerde yer almakta ve her iki şehirden de özel taksiler aracılığıyla 1 saatte ulaşım sağlanmaktadır. otobandan veya E5 üzerinden Çayırova'yı geçince Darıca sapağına dönebilir ve Bayramoğlu tabelasının takip edebilirsiniz. Toplu taşıma ile gelebilmek için Üsküdar'dan kalan Harem-Gebze minibüsü tercih edebilirsiniz. Minibüsten Çayıroğlu durağında indikten sonra Darıca'ya giden 501 Nolu minibüslere binerek hayvanat bahçesine ulaşabilirsiniz. Eğer otobüsle ulaşmak istiyorsanız, İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin Taksim veya Kadıköy üzerinden kalkan belediye otobüslerini tercih edebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/141-odemis-lubbey-koyu.html", "text": "İlçesinde tarihi bir öneme sahiptir. Köyün tarihi antik çağlara kadar dayanıyor. Köy yaklaşık 30 yıl önce boşalıp bu gün yaşayanların sayısı 10'u geçmiyor. Kaderine terk edilmiş olan köy Küçük Menderes Havza'sında yer alır. Bozdağ'ın eteğinde yer alan köy, deniz seviyesinden 500 m. yüksekliktedir. Yaşlı nüfusa sahip köy halkı geçimini tarımla uğraşarak sağlıyor. Köy fotoğrafı severlerin ve sanatçıların uğrak yeri olmuştur. Köy halkı da bunu yadırgamamakta. Köyde ki birçok ev zamana yenik düşmüş ve yıkılmış durumda. Köy uzun süre Aydın oğullarının egemenliği altında kalmış daha sonra Osmanlı saltanatına katılmıştır. Köyde minaresi yıkılmış cami dışında hiçbir kültürel yapı yok. Eski yapı olan evlerin yapımında kızıl toprak harcı, taş, ahşap ve kerpiç kullanılmıştır. Evlerin alt katında genelde taştan yapılmış ahırlar bulunuyor. Ahşaptan yapılan üst katlarda ise yaşam alanları bulunuyor. Evler birbirine bitişik olarak yapılmış olup, tuvalet, banyo ve çamaşırhaneler ortak kullanım alanı olarak yapılmıştır. Köyün bulunduğu çevre sonradan Çamyayla adını almış. Şimdi ise Ödemiş'e bağlı bir mahalle, ancak kimse eski adı olan Lübbey'den vazgeçmiyor. 2 No'lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu çalışmalarıyla tescilli hale getirildi. Yetkililer üniversitelerle iş birliği yaparak köyün bir an önce turizme kazandırılması gerektiği konusunda açıklamalarda bulundular. Yetkililer köyde Efe zeybek müzesi yaparak Kuva-i Milliye zeybek kültürünü turizme yeniden kazandırmak istemektedirler. Ayrıca köyde doğaya direnmekte zorlanan binaların onarımını yaparak hem yaz hem de kış turizminden fayda sağlamak istiyorlar. , Çamyayla Köyünde yer aldığı için bu rotayla köye ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/142-dogada-su-bulma-yontemleri.html", "text": "bu denli yüksek iken, tarih boyunca insanoğlu şehirleri ve yaşayacağı yerleri suyu temin edeceği yerlere kurmuştur. Doğada pek çok yerde yüzey suyu bulmak mümkün değildir. Doğada su ararken memeli ve kanatlı hayvanlar izlenmelidir. Vahşi hayvanların ayak izlerinin yoğunlaşması su bulunan bölgeye giden hayvanlar hakkında bize bilgi ve ipucu verebilir. Düz araziden yükselen kayalıkların yamaçlarında su bulunma olasılığı çok yüksektir. Bu gibi alanlarda yetişen yeşil bitkiler ve bu bitkilerin diplerindeki nemli toprak kazıldığında bulanık bir suya da ulaşmak mümkün olabilir. Bulunan su doğal olarak önce bulanık olacaktır. Suyun kirli ve bulanık tarafı temizlenip atıldıktan sonra gelen su içilebilir olacaktır. Sabahları güneş doğmadan çimenlerin ve bitkilerin üzerilerinde biriken çiğ damlaları çok ince birer bezle toplanır. Yeterince ıslandığı düşünülen bez ellerimizle sıkılarak içilebilir ve bu şekilde su temin edilmiş olur. Doğada dar, güneş görmeyen derin kaya yarıkları ve diplerinde su bulunabilir. Kurumuş görünen dere yataklarının zemininde, kum altında su olma ihtimali yüksektir. Dere yatağının bir engel veya bir kaya ile karşılaştığı bölümünün ön tarafı kazılarak su bulunur. Kuru dere yataklarının tam tersine arazi çok nemli ve bulunduğumuz alan bataklık da olabilir. Suyun biraz ilerisine kazacağımız çukura dolan su ilk başta kirli de olsa, bir süre beklediğimizde su berraklaşacaktır. Deniz kıyılarında ve geniş alanlı kumsallarda isek denizden karaya doğru en az 100 m. ileride kumu kazdığımızda biraz tuzlu fakat içilebilir suyu bulma ihtimalizim yüksek olacaktır. Eğer deniz kenarında isek ve elimizde su kaynatabileceğimiz bir kabımız var ise, kabın üstüne serilen ince bir kumaş parçası buhardan ıslanır ve bu kumaş parçasını elle sıkarak temiz su elde edebiliriz. Kış mevsiminde kar bulunan bir alanda ise bir bezin içerisine dolduracağımız kar, aynı zamanda ısınmak amacıyla yakacağımız ateşin ısısı ile eritilerek alttaki kapta toplanacaktır. Yediğimiz kar susuzluğumuzu gidermemekte olup aksine artırmaktadır. Bu sebeple kar kesinlikle yenmemeli, avuç içerisinde sıkılarak temin edilen su içilmelidir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/143-bursa-cumalikizik-koyu.html", "text": ". Son yıllarda birçok film ve diziye ev sahipliği yapan Cumalıkızık köyünün çevresindeki diğer kızık köyleri gibi Ertuğrul Gazi zamanında kurulduğu kabul ediliyor. Ankara yolundan köye ulaşan asfalt yol, köyün girişinde yerini taşla döşeli bir yola bırakıyor. Köyün eski mezarlığının içinden geçen yolla köy meydanına ulaşılıyor. Ulu çınar ağaçların gölgelediği meydanda köylülerin kurduğu tezgahlar sıralanıyor. Burada kaynak sularıyla yetiştirilmiş organik meyve ve sebzelerle tarhana, reçel, salça ve erişte gibi el emeği ürünler satılıyor. Meydandan köyün içine giden dar sokaklar başlıyor. Yassı taş döşeli ve dar sokaklar köyün kurulduğu eğimli araziyle uyumlu. Ancak köyün bir plan içerisinde geliştiği söylenemez, ihtiyaç duyuldukça yeni evlerin yapıldığı ve sokakların geliştiği anlaşılıyor. 'ın bugüne dek bozulmamasının sırrı da burada yatıyor. Köylüler asla yabancılara ev ya da arazi satmıyor. Hatta bu köyden olmayan birinin köyde esnaflık bile yapması olanaksız. İşte bu yüzden Bursa'nın diğer köylerinde görülen çarpık yapılaşma, burada görülmüyor. var; bunlardan 128'i sivil mimarlık örneği, ikisi anıtsal yapı, ikisi köy meydanındaki çınar ağacı ve biri de caminin doğusundaki çeşme. Köyün evleri iç içe, ancak evlerin ilk katı ve avlu moloz taştan örülmüş yüksek duvarlarla çevrili. Sokağa bakan pencerelere de dışarıdan evin içinin görülmemesi amacıyla kafesler konulmuş. Evlerin çift kanatlı kapıları ve cumbaları da son derece etkileyici. Pencere önleri renk renk çiçeklerle süslü. Evlerin duvarları çamurla sıvanmış, sıvanın üstünde de çivit mavisi gibi göz alıcı boyalar kullanılmış. . Sabah saat 10:00'dan sonra köy içinde bulunan konaklarda kahvaltı yapabilirsiniz. Yine köyün en meşhur yiyecekleri arasında hamur işleri ve zeytinyağlı yiyecekler öncü durumdadır. Dizi filmlerinin çekildiği Kınalıkar Konağını görmeden, Köy merkezindeki ulu çınarı görmeden, Yassı taş döşeli ve dar sokaklarında yürümeden, DÖNME! Cumalıkızık, Bursa'ya 10 km uzaklıkta ve Uludağ'ın eteklerinde bulunmaktadır. Kent merkezinden sürekli olarak Cumalıkızık'a otobüs ve minibüs seferleri yapılıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/144-bursa-misi-koyu.html", "text": ". Şimdi Nilüfer ilçesinin bir mahallesi olan Misinin adı Gümüştepe olarak değiştirilmiş. Misi ününü Hristiyanlık döneminde kazanmış. Bu dönemde Uludağ'ın eteklerinde yüzlerce manastır kurulmuş, Misi çevresinde de aralarında beş manastır varmış. ovasının en önemli akarsuyu olan Nilüfer Çayı Misi'den başka bir yerde geçit vermiyormuş. Bu nedenle Bursa'dan batıya doğru giden yolcular ve ticaret kervanları zorunlu olarak Misi'den geçiyormuş. Ancak Cumhuriyet döneminde hizmete giren yeni İzmir yoluyla birlikte Misi'nin önemi azalmış, tipik bir Osmanlı köyü olarak günümüze ulaşmış. 1989 yılında kentsel SİT alanı ilan edilen köy bu sayede betona yenik düşmemiş. Nilüfer'in üzerindeki köprünün çevresi köyün meydanı. Burada kahvehaneler, dükkanlar ve cami yer alıyor. İçinde ördeklerin yüzdüğü çayın etrafında piknik alanları ve çay bahçeleri yer alıyor. Meydandan köyün içlerine doğru gidildiğinde adeta zaman tüneline giriliyor. Köy Nilüfer Belediyesi tarafından adeta yeniden yaratılmış, çoğu zamana yenik düşüp yıkılmaya yüz tutan eski evleri onarılmış ve sosyal mekanlar yaratılmış. olarak ün kazanan şarap türü yalnızca bu çevrede yetişen ve kendisine has aroması olan Misket üzümünden üretilmekte. Bir zamanlar yedi şarap imalathanesinin bulunduğu köydeki üzüm bağları bir hastalık sonucu kuruyunca bir tek imalathane kalmamış. ve Ulu Cami ise diğer gezilmesi gereken yerler. alanında, 34 adet 49 m2 ve 6 adet 98 m2'lik 46 araç çok rahat konaklama imkanına sahip. Misi kamp ve karavan tesislerinde: WC, duşlar, lavabolar. Sıcak ve soğuk su, mutfak, çamaşır yıkama, araç atık boşaltma ve kaset boşaltma üniteleri, her dört parsele 2 su musluğu ve elektrik panosu (her araç için bir priz 16 A.) ve elektrik sayacı bulunmaktadır. Su için su sayacı yoktur. Sosyal tesis, Çocuk oyun parkı, dere kenarı dinlenme terası, çadır alanı ve diğer alanlar çimlenmiş olup, karavan park yerleri ise çim taşları ile yeşillendirilmiştir. Her parsel yeşil bitki ile diğerinden ayrılmıştır. Tesisin etrafı tel çitler ile muhafaza altına alınmış olup ana giriş haricinde acil durumlar için ana caddeye açılan bir kapı mevcuttur. Kamp alanı 2 adet paratoner ile yıldırım tehlikesine karşı korumalıdır. Karavan tatilini seven takipçilerimiz için muazzam bir yerdir. ne ulaştıkları 9 km'lik yürüyüş parkuru da mevcut. Dere kenarında kıymalı-kaşarlı gözleme yemeden DÖNME! Orhaneli yolu üzerindeki Gümüştepe mahallesine kent merkezinden belediye otobüsü seferleri düzenleniyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/145-yol-arkadasiniz-olacak-en-iyi-seyahat-siteleri.html", "text": "Gelişen teknoloji sayesinde yapacağımız seyahatler de karşılaşabileceğimiz sorunları rahatlıkla çözebiliriz. Hiç bilmediğimiz şehirlere, ülkelere daha rahat gidebiliriz. Seyahatlerde karşılaşılan sorunlara karşılık çeşitli siteler kurulmuştur. Bu siteler sayesinde sorunsuz seyahatler gerçekleştirebiliriz. Bir şehre ya da ülkeye ilk defa gidiyorsanız, o şehir de ya da ülke de neler yapılır, nerede ne yenir, nerelere gidilir gibi sorunların cevabını bu uygulama sayesinde elde edebilirsiniz. Bu uygulama aynı zaman da siz gezerken arka planda sizin bulunduğunuz yerin konumunu kaydediyor ve seyahatiniz boyunca çektiğiniz fotoğrafları, videoları, ses kayıtlarını ve aldığınız notları bulunduğunuz konuma etiketliyor. Bu sayede ise geziyi tüm içeriği ile bir video gibi oynatabiliyorsunuz. Bu uygulama hiç bilmediğiniz bir şehir de size güvenli, konforlu ve ekonomik bir şekilde bir yerden bir yere araba ve şoföre yardımı ile gitmenize yardımcı olur. Uygulama sayesinde bulunduğunuz konuma araç çağırabiliyor oradan nereye gideceğinizi işaretliyor ve ne kadar ödeyeceğinizi de ekranınızda görebiliyorsunuz. Plansız yaşamayı sevenler için yapılmış harika bir uygulama. Nerede, kaç gün kalacağınızı planlamak istemiyorsanız bu uygulamayı kullanmalısınız. Bu uygulama gittiğiniz yerde bulunan otellerin son dakika fırsatlarını gösteriyor. Siz de kendinize en uygun oteli en uygun fiyata bu sayede ayarlamış oluyorsunuz. Otelden ziyade hostellerde kalmayı tercih ediyorsanız kullanabileceğiniz bir uygulama. Bu uygulama dünyanın her yerinde uygun fiyatlı ve gideceğiniz tarihler de müsait olan hostelleri göstermektedir. Bu uygulama size gideceğiniz tarihte, gideceğiniz yere uygun fiyatlı uçak bileti bulmak için yapılmıştır. Bu gibi birçok uygulama sayesinde seyahatinizi daha rahat, daha güvenli ve daha konforlu bir hale getirebilirsiniz. olan Enuygun'da farklı hava yollarının uçuşlarını bir arada görerek size en uygun bileti alabilirsiniz. Bu sitenin güzel özelliklerinden biri de bilet iptal güvencesi adında sunduğu ürün. Uçuşa 3 saat kalana kadar koşulsuz iptal hakkı sunan ürün sayesinde plan değişikliklerinde biletinizi iade edebilirsiniz. Ayrıca Enuygun'da otobüs bileti, otel, araç kiralama gibi seyahatiniz için aklınıza gelebilecek tüm ihtiyaçları da bir arada bulabilirsiniz. Böylece seyahat planlarınız için gereken her ihtiyacı tek bir siteden halledebilirsiniz. Sitenin 7/24 ücretsiz destek veren çağrı merkezi de herhangi bir sorun ya da sıkıntı yaşamanız durumunda size destek oluyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/146-ayvalikta-gezilecek-yerler.html", "text": "benzersiz kumsallar ve doğa harikası adalarla çevrili. Eski bir Rum yerleşimi olan Ayvalık Rumlardan kalma sivil mimari örnekleri kadar, yeşille mavinin kucaklaştığı doğasıyla da görenleri hayran bırakıyor. Gökyüzü, deniz, ormanlar günün her saati farklı renklere bürünebiliyor, bu renk cümbüşünün gizemi ise aydınları ve sanatçıları Ayvalık'a çekiyor. Tarihi çok eskilere dayanan bu bölgenin çeşitli bölümleri, Cisthana, Taliani, Kydonia gibi adlarla anılmıştır. Ayvalık'a ilk yerleşenler Mysialılar olmuştur. Miletosluların, Ayvalık Körfezi'ndeki Yund Adalarında küçük ticaret kolonileri kurdukları bilinmektedir. MÖ 330'lu yıllarda Büyük İskender'in imparatorluğuna kattığı Ayvalık ve çevresi, MÖ 30'lu yıllarda Roma İmparatorluğunun kontrolü altına girmiştir. Roma imparatorluğunun MS 395'de ikiye bölünmesiyle, Doğu Roma İmparatorluğuna bağlanan yerleşme, 1430 -1440 yıllarında Osmanlı İmparatorluğu tarafından ele geçirilmiştir. Ayvalık ve çevresinde geçirdiği büyük depremler nedeniyle antik kalıntılara rastlanmıyor. 18. yüzyılın sonlarında hızla gelişmeye başlayan ilçede yerleşim limana bakan tepeden sahile doğru yayılmış ve kısa sürede Ege'nin en önemli limanlarından biri olmuş. Bu gelişimdeki en önemli faktörün Ayvalık'a verilen özerklik statüsü olduğu kabul ediliyor. Özerklik çok sayıda Rum'un buraya yerleşmesini sağlarken, tanınan ayrıcalıklarla zengin bir ticaret kenti olmasını sağlamış. ve Sakız'dan sonra üçüncü Yunan Akademisi 1803 yılında Ayvalık'ta açılmış. Bu dönemde Ayvalık'ta yüzden fazla yağhane varmış, İstanbul'un zeytinyağı ihtiyacı karşılandığı gibi Rusya'ya bile ihracat yapılırmış. 1821 Mora isyanında Ayvalık Rumları da ayaklanınca ilçeden sürülmüş ve mallarına el konulmuş. 1824'te geri dönmelerine izin verilmiş, ancak özerkliği kaldırılınca ilçenin gelişimi durmuş. 1880 yılında limanının genişletilmesiyle eski canlılığını yeniden kazanan Ayvalık'ta Fransa, İngiltere, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu, İtalya'nın konsolosluklarıyla, Osmanlı Bankası, Atina Bankası, Viyana Kredi Bankasının şubeleri varmış. Bu yıllarda Ayvalık katıksız bir Rum yerleşimiymiş; 1914'te 30 bin olan nüfusun yalnızca 184'ü Türk'müş. İlçenin nüfusunun günümüzde de bu kadar olduğu hatırlanacak olduğunda, o dönemki büyüklüğü daha iyi anlaşılır. İlçenin sokakları eski yaşamların izleriyle dolu; Rumlardan kalma evler, okullar, kiliseler her şey geçen yüzyılın başındaki gibi duruyor. Birbirine bitişik olarak inşa edilmiş Ayvalıktaki evleri genelde üç katlı; evlerin ön cepheleri cumbalarla, sütunlarla, alınlıklarla süslü. Kapı ve pencere söveleri sarımsak taşından inşa edilmiş evlerin giriş kapılarının üstündeki alınlıklarda da yapım tarihleri yazıyor. Rum döneminden kalan eski evler, Ayvalık'ın en karakteristik özelliklerindendir. Yakın zaman kadar birçoğu bakımsız ve harabe görünümündeki bu evler, özellikle büyük şehirlerde yaşan insanların bölgeye ilgi duymasıyla beraber, restorasyon çalışmalarıyla birlikte eski güzel günlerine geri dönmektedir. . Mübadeleden sonra depo olarak kullanılan yapının kapıları kapalı. Yöreye özgü sarımsak taşından 1844 yılında inşa edilen yapının ikonastasis, ambon ve despot koltuğu gibi ahşap unsurlarının yanında ikona ve freskleri de büyük ölçüde korunmuş. 'nin kilise olduğu dönemden kalma çan kulesinin üstündeki saati hala çalışıyor. Her saat başı saatin çanı çalarak Ayvalıklılara zamanı bildiriyor. Hamdibey Mahallesi'nde bulunan ve Cumhuriyet döneminde camiye çevrilen yapı daha önceki adıyla Aya Nikola Kilisesi'dir ve 19. yüzyıl yapımıdır. Diğer bir adı da Çınarlı Cami'dir. Dikdörtgen planlı, moloz ve kesme taştan cami, kubbe ve tonozlarla örtülüdür. Yapının iç mekanı Yunan haçı planlıdır. Ön cephesi eski Yunan tapınaklarını andıran Faneromeni Kilisesi ise aslında bir ayazma yani kutsal bir su kaynağıymış. İlçedeki tek tarihi cami ise Sakarya Mahallesindeki Hamidiye Camisi. Kasımpaşa Mahallesi'nde bulunur ve Ayvalık'taki birçok cami gibi kiliseden camiye çevrilmiş bir yapıdır. Günümüzde kubbesi çökmüş durumda bulunan caminin altı sütunlu bir girişi bulunmaktadır. yer alıyor. Eski bir lav birikintisi olan kayalığın üstünde yer alan demir kafes içine alınmış oyuğun şeytanın ayak izi olduğu kabul ediliyor. Bu noktadan görülen manzara özellikle güneşin batışında olağanüstü, Ayvalık'tan Midilli'ye kadar tüm bölge seyredilebiliyor. Özel araçlar haricinde Ayvalık ve Sarımsaklı merkezlerinden kalkan minibüslerle de Şeytan Sofrasına ulaşılabilir. 'nda 750 bitki ve 86 kuş türü varlığını sürdürüyor, üstelik bu bitkilerden dördü endemik. Tabiat Parkı sualtı zenginliği açısından da çok önemli, dünyanın en güzel mercanlarının burada olduğu söyleniyor. Denizin altındaki renk cümbüşü de dalış tutkunlarının buraya akın etmesini sağlıyor. Ayvalık Koyu'nda, irili ufaklı 22 ada bulunmaktadır. Cunda dışında hiçbirinde yerleşim yoktur. Sabah saatlerinde Ayvalık, Sarımsaklı ve Cunda merkezlerinden kalkan gezi motorlarıyla adalar ve koylar arasında günübirlik bir gezintiye çıkmak mümkündür. 'nın adı Rum döneminden kalmadır. Eskiden Rumlar içkiyi fazla kaçıranları bu adaya bırakır ve akıllarının başlarına gelmesini beklerlermiş. Ada bugün turistlere hizmet veren bir doğa köşesidir. Ayvalık'a 7 km uzaklıktaki Küçükköy Sarımsaklı olarak da adlandırılıyor. Sarımsaklı aynı zamanda Küçükköy sınırları içinde yer alan yarımadanın adı. Burada toplam uzunluğu 5 kilometreyi, eni ise 50 ile 100 metreyi bulan Sarımsaklı kumsalı yer alıyor. Sarımsaklı plajları, özellikle ince kumu yüzünden turistlerin ilgisini çekmektedir. Sarımsaklının kumunun çok şifalı olduğu söyleniyor. Kumu gibi taşı da ünlü; sarımsak taşı dayanıklılığı, kolayca işlenebilmesi ve rengi nedeniyle tarih boyunca Ayvalık yöresinin en önemli yapı malzemesi olmuş, önemli yapıların tümü sarımsak taşından inşa edilmiş. , Çanakkale-İzmir karayolu üzerinde, Ayvalık ve Sarımsaklı'yı geçtikten sonra ulaşılan, tarihi çok eskilere uzanan bir yerleşmedir. Kent merkezinin yakınlarında yapılan kazılarda ele geçirilen buluntular Balıkesir Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir. Genel olarak yazlıkçıların tercih ettiği belde, ince kumu ve uzun plajıyla ilgi görmektedir. bugün diğer tatil yöreleri gibi betonlaşmadıysa bunu doğal ve tarihi sit alanı olmasına borçlu. Aşıklar Tepesindeki Hagios Ioannes Kilisesi ise yanındaki bir değirmenle birlikte onarılarak Necdet Kent Kütüphanesi olarak kullanılmaya başlanmış. Adanın yürüyerek ulaşabilen yerlerinde de birçok manastır kalıntısı var. Dalyan Boğazına bakan bir yamaçtaki Leka Panagia Manastırı'ndan geriye yalnızca keşişlerin kaldığı taş bina ulaşmış, ancak o da özel mülk olduğu için yalnızca uzaktan görülebiliyor. Cundanın karşısındaki Tavuk Adasında da temeline kadar yıkılmış bir manastırın kalıntıları bulunuyor. Cundanın kuzeyindeki Pateriça bölgesi adanın en bakir yeri. Pateriça'da pek kimsenin kalmadığı iki köy de var. Birinci köy ve İkinci köy diye adlandırılan bu yerleşimler eskiden Rum köyleriymiş, mübadeleden sonra yerleştirilen Türkler burada yaşamayınca köyler terk edilmiş. İkinci köyden yaklaşık yarım saat yüründüğünde deniz kıyısındaki Hagios Dimitrios Selina Manastırı'na varılıyor. Manastıra kadar giden bir araç yolu yok. Issız bir koydaki manastır mübadeleden sonra özel mülk olmuş. Pateriça Körfezi'ndeki Güvercin Adası'nda da uzaktan bir kaleyi andıran Hagios Georgios Manastırının kalıntıları var. Burası Korsan Adası olarak da adlandırılıyor, çünkü eskiden burada korsanlığı bırakmış keşişler yaşarmış. Girit ve Midilli adasının izlerini taşıyan yemekler Ayvalık yemeklerinin temelini oluşturuyor. Yöreye özgü deniz ürünlerinden Papalina balığı ve Akuavadis'le, istifno otu, Aspariça otu, kabak çiçeği dolması, deniz börülcesi yalnızca burada pişirilen yemeklerden. Adı ilçeyle özdeşleşmiş Ayvalık tostu ve Papalina balığı da Ayvalık'a özgü lezzetlerden. Mübadelede Ayvalık'a Girit, Rumeli ve Midilli Adasından Türkler gelmiş. Mübadiller geldikleri yerlerin kültürünü de Ayvalık'a taşımış, ilçenin kozmopolit kültürüne yeni renkler katmış. Ayvalık'ın çevresi uçsuz bucaksız zeytinliklerle kaplı, bu yüzden ekonomi de, sanayi de büyük ölçüde zeytine bağlı. Sabun ve zeytinyağı fabrikalarının yanı sıra turizm de önemli bir geçim kaynağı. Tarih kokan sokakları keşfe çıkmadan, 'a 520 km uzaklıkta. Büyük kentlerden Ayvalık'a düzenli otobüs seferleri bulunuyor. Ayvalık merkezine 8 km uzaklıktaki Cunda'yla Ayvalık arasında belediye otobüsleri de çalışıyor. Yazları Ayvalık ve Cunda'dan saat başı karşılıklı motor seferleri düzenleniyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/147-iznikte-gezilecek-yerler.html", "text": "kendi adıyla anılan Türkiye'nin beşinci büyük gölünün doğu kıyısında kurulmuş. İznik bereketli toprakları ve doğal güzellikleri nedeniyle, tarihin her döneminde ilgi odağı olmuş ve iki devlete başkentlik yapmış bir kent. de, bu anlamda tam bir açık hava müzesi. Bursa'ya bağlı olan İznik'in ilk yerleşimi milattan önce 2500 lü yıllara kadar uzanıyor. Kent olarak Makedonya Kralı Büyük İskender'in kumandanlarından Antigonius Monophthalmos tarafından M. Ö. 316'da kuruldu. Geçmişteki adı Nikea olan İznik, Bitinya Krallığı, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı Devleti'ne başkentlik yaptı. Roma ve Bizans döneminde de önemli bir kent olan İznik, 1081 yılında Süleyman Şah tarafından kurulan Anadolu Selçuklu Devleti'ne 16 yıl süresince başkentlik yapmış. Mayıs 1097'de Haçlı Ordusu İznik'i ele geçirince tekrar Bizans'a geçen İznik, 1105-1147 yılları arasında yeniden Anadolu Selçuklularının eline geçtiyse de 1331 yılında Orhan Gazi tarafından fethedilene dek Bizans'ın elinde kalmış. İstanbul 1204 yılında Haçlı Ordusu tarafından işgal edilince Theodoros Laskaris, İznik'te tahta çıkmış. Böylece Mikhail Paleologos'un 1261 yılında İstanbullu geri almasına değin süren İznik Rum Devleti kurulmuş. İznik, Hristiyan dünyası için büyük önem taşıyor, zira 1. ve 7. ekümenik konsiller burada toplanmış. Kiliselerin görüş ayrılıklarının giderilmesi amacıyla 325 yılında yapılan ilk konsilde, Hristiyanlığın \"İnanç Yasası\" kabul edilmiş ve İsa'nın Tanrıyla aynı özden olduğu düşüncesi kabul edilmiş. . Bu yüzden ziyaretçisi hiç eksik olmuyor. İlçenin çevresi büyük ölçüde sağlam durumda olan surlarla çevrili. 4970 metre uzunluğundaki surların günümüze dört anıtsal kapısı ve 114 burcu ulaşmış. İznik'in her köşesi Bizans ve Osmanlı döneminden kalma tarihi eserlerle dolu. İznik'teki en önemli tarihi yapı ise Ayasofya. İznik'in tam merkezinde bulunan Ayasofya'nın 6. yüzyılda İmparator Iustinianos tarafından eski bir Roma yapısının üzerine yaptırıldığı sanılıyor. 1331 yılında İznik'i fetheden Orhan Gazi tarafından camiye çevrilen yapının apsisinin iki yanındaki odaların küçük kubbeleriyle, apsisin içinde 13. yüzyıla tarihlenen freskler, zemininde de opus sectile tarzında mozaikler var. Günümüzde müze olarak kullanılan Nilüfer Hatun İmareti'yle ve yeşil çinili minaresiyle dikkat çeken Yeşil Cami de görülmeye değer. , ilçenin hem görsel güzelliğinin bir parçası hem de önemli bir tarihi mirası. Milattan önce 4 yüzyılda Bitinya döneminde inşa edilmeye başlanan surlar, Roma ve Bizans dönemlerinde ki yeni eklentilerle günümüzdeki şeklini aldı. İznik'in çevirisini 5 kenarlı çokgen şeklinde kuşatan surların yüksekliği 10 ila 13 metre arasında değişiyor. Surlarda yuvarlak ve kare şeklinde 114 burç bulunuyor. İznik'in iki ana caddesinin kesiştiği noktadan bakıldığında 4 ana kapı görünüyor. . Anıt bir kaidenin üzerinde yer alan ve birbirinin üzerine yerleştirilen 5 farklı parçadan oluşan eser, Bu nedenle Beş Taş Anıtı ismi ile de anılıyor. İznik Dikilitaşın üzerinde yazıta göre toplam 6 parçası bulunuyordu hatta 6ncı parçanın üzerinde zafer tanrıçası Nikea'nın ya da bir kartal heykelinin bulunduğu ama sonradan kaybolduğu tahmin ediliyor. 6 parçalı orijinal şekli toplamda 15 metre yüksekliğe ulaşıyordu fakat günümüzdeki 5 parça ile 12 metre yüksekliğinde. Dikilitaş kare prizma bir kaide üzerinde altta kalın ve üste doğru düzenli bir biçimde incelerek yükselen bir yapıda. kıyısına yerleşik. İznik Türkiye'nin 5. Marmara Bölgesi'nin ise en büyük gölü. Eski çağlarda Askania adı ile anılan İznik Gölü, şimdiki ismini ise kıyısındaki İznik ilçesinden alıyor. Tektonik bir tatlı su gölü olan İznik'in derinliği kuzeyden güneye doğru artıyor. Gülün en derin yeri 65 metre. Göl çevresindeki tabiat güzelliklerinin yanı sıra bünyesinde de tarihi bir miras barındırıyor. naaşının neden taşındığı bilinmiyordu. 2015 yılında keşfedilen yapı, bu sorulara cevap verir nitelikte. , o dönem Osmanlı mimarisinin simge eserlerinden biridir. Osmanlı mimarisinin yeni yeni hissedildiği yıllarda T harfi şeklinde inşa edilmiştir. Yıllar içerisinde tahrifata uğrayan Nilüfer Hatun İmareti, özellikle 1900'lü yıllarda Yunan işgalleri sırasında harabe haline dönmüştür. İznik Belediyesi tarafından 1960 yılında restarasyona alınan bu yapı günümüzde müze olarak kullanılıyor. , o dönem bazilika mimarisine sahiptir. Daha sonra 13. yy ile beraber Osmanlı'ya katılan bu yapı günümüzde Müze olarak hizmet vermektedir. , Çandarlı Halil Hayrettin Paşa tarafından Mimar Hacı Musa'ya inşa ettirilmiştir. Yeşil Camii, yapıldığı 14. yy mimarisini yansıtmakla beraber inşa edildiği yıllarda Osmanlının tek kubbeli camileri arasında yer almıştır. Caminin iç ve dış mimarisinde işlemi taşların kullanılmış olması sayesinde görkemli bir duruşunun olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle İznik çevresini gezmeye gelen insanların Yeşil Camii'yi görmeden dönmemelerini tavsiye ederiz. , 1333 yılında İznik'te inşa edilmiştir. Kare bir mimariye sahip olan Haci Özbek Camii, minaresiz olarak tasarlanmıştır. 13. yydan günümüze kalan en değerli yapıların başında gelen bu caminin yapımında kesme taş ve tuğlalar kullanılmıştır. ve Türbesi'dir. Osmanlı şehzadelerinden Şehinşah'ın eşi Mükrime Hatun tarafından 16. yy'da inşa ettirilen bu türbe 1640 yılında 4. Murat tarafından çinilerle kaplatılmıştır. Dışarıdan görkemli bir görüntüye sahip olan Eşrefi Rumi Camii, Yunan işgali sırasında yıkılmıştır. 1950 yıllarında tekrardan inşa edilerek hizmete açılan bu türbenin içerisinde Eşref-i Rumi adında bir mutasavvıf yatmaktadır. , İznik Müzesinin hemen kuzey tarafındaki bir sokakta bulunmaktadır. Bu sokakta bulunan asırlık çınarın yanına gömüldüğü tahmin edilen Davud-i Kayseri için bu bölgeye türbe inşa edilmiştir. Kaldı ki türbe, camii gezmeyi sevenler açısından Davud-i Kayseri türbesinin görülmesini tavsiye ederiz. , şehrin doğusunda şehri tamamen gören bir konumda bulunmaktadır. Bu türbeye halk arasında \"Bayraklı Dede\" denmektedir. , o dönem Bizans mimarisini tamamen yansıtmaktadır. Nitekim bu yapının dört sütunlu kapalı haç olarak inşa edildiğini söyleyebiliriz. 'nin 10 ila 12. yy arasında yapıldığı tahmin ediliyor. Zamanında kilise olarak inşa edilen yapı günümüzde büyük bir kubbeyle örtülüdür. Kilisenin iç kısımlarının ise; süslü mozaiklerle kaplandığı görülmektedir. , restore edilerek turistlerin ziyaretine açılmış durumdadır. İznik'teki Elbeyli Kasabası sınırları içerisine bulunan Hypoge 4 ila 5. yüzyılda Bizanslılar tarafından inşa edilmiş olan bir yeraltı mezarıdır. Mezarın içerisinde tipik Hristiyan döneminin izlerini rahatlıkla gözlemleyebilirsiniz. Kubbe örtülü dört kare bir mimariye sahip olan İsmail Bey Hamamının tam olarak ne zaman inşa edildiği bilinmemektedir. Ancak 14 ila 17. yy'a ait Osmanlı mimarisine ait izler bulunmaktadır. 15. YY'da inşa edilen II. Murat Hamamı, günümüzde halen erkek hamamı olarak hizmet vermektedir. Kubbe ile örtülen bu yapıyı İznik Çelebi Camii'nin yanında görebilirsiniz. civarında bulunmaktadır. I. Murat Hamamı, tarihi hamamları ziyaret etmeyi sevenlerin mutlaka görmesi gereken yerlerin başında gelmektedir. Osmanlı döneminde dünyaca ünlü bir çini üretim merkezi durumuna gelen İznik, bu özelliğini 18. yüzyılın sonunda yitirmiş. 1990'lı yıllarda İznik'te çini atölyeleri yeniden kurulmaya başlanmış. Şimdi çini üretimi yapan kırka yakın atölye var ve çinicilik tekrardan canlanmış. İznik'te gölden tutulan balıkların tadına bakmak gerek. Tavası ve şişi yapılan yayın balığı İznik'e özgü lezzetlerin başında geliyor. Çini yapımını öğrenip, hediyelik eşyalar almadan, DÖNME!"} {"url": "https://www.gezipedia.net/148-focada-gezilecek-yerler.html", "text": "ile görenleri kendine hayran bırakıyor. Buraya gelenler adeta büyüleniyor ve geri dönemiyor. Çünkü Foça'da yerini kimsenin bilmediği bir Karataş varmış, güya ona ayak basan bir daha Foça'dan kopamıyormuş, nereye giderse gitsin dönüp dolaşıp Foça'ya geliyormuş. ) kentlerini kurmuşlar. Daha sonra başta Fransa'nın Marsilya kenti olmak üzere Akdeniz kıyısında otuz civarında koloni kurmuşlar. yeni bir felsefe akımı başlatmış. Binlerce yıl sonra bu kez mübadeleyle Foça'dan ayrılmak zorunda kalan Rumlar ise Yunanistan'da Selanik yakınlarında Nea Phokea'yı ve Atina'nın güneyinde Palea Phokea yerleşimlerini kurmuşlar. olarak adlandırılıyor. Yan yana dizili beş kapıdan adını alan kale, Osmanlı döneminde kayıkhane olarak kullanılmış, şimdilerdeyse çeşitli sanat etkinliklerine ev sahipliği yapıyor. da geçtiğimiz yıllarda Foça'da yapılan arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılmış. olarak da adlandırılan mezar anıtı birkaç yıl önce restore edilmiş. ve iki hamam Foça'daki Osmanlı dönemi eserleri. İlçede Foça taşından inşa edilmiş çoğu Rumlardan kalma 180 tescilli ev var. Ama asıl ilginç evler Foça'nın dışında ve köylerinde bulunan yükseklikleri cephe genişliğinden daha fazla olması nedeniyle kule ev olarak adlandırılan yapılar. nun bulunduğu, bunların 100 kadarının Türkiye kıyılarında yaşadığı kabul ediliyor. yer alıyor. Burada dünyalar güzeli denizkızları yaşarmış. Denizkızları büyülü sesleriyle şarkılar söyler, buradan geçen denizciler bu sesleri duyabilmek için yaklaşır, çoğunun gemisi bu kayalıklarda parçalanırmış. Şimdi Siren Kayalıkları Akdeniz foklarına ev sahipliği yapıyor. Fokları korumak amacıyla Siren Kayalıkları ve Orak Adası'na 100 metreden fazla yaklaşmak yasaklanmış. nı görmek gerek. Yeni Foça, etrafı yazlık sitelerle dolmasına rağmen yine de sokakları tarih kokan, renk renk çiçeklerle süslü taş Rum evleriyle huzur dolu bir kasaba. , Ege Denizi kıyısında, Foça'nın kent merkezinde yer alan ünlü İonia kentidir. Foça Adalarını ve Issız koyları görmeden, yalnızca burada pişiriliyor. Yoğurtlu Balık, Kalamar Dolması, Balık Dolması, Balık Paçası, Kuzu Etli Enginar, Zeytinyağlı Enginar Dolması Foça'ya özgü yemekler arasında. Foça İzmir'e 70 km uzaklıkta. İzmir otogarından Eski Foça'ya her yarım saatte bir otobüs kalkıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/149-foca-kozbeyli-koyu.html", "text": "yer alıyor. Köyün geçmişi en azından altı yüzyıl öncesine dayanıyor, eski taş evleri, camisi ve tarihi kalıntılarıyla zaman tanıklık ediyor. Çam ormanları ve yüzlerce yıllık zeytin ağaçlarıyla çevrilen köyün etrafı adeta bir cennet gibi. Kozbeyli köyünün ilk olarak 14. yüzyılda Saruhanoğluları Beyliği döneminde Yolmuç olarak adlandırılan mevkide kurulduğu kabul ediliyor. Kozbeyli'ye yaklaşık 3 km uzaklıktaki bu yerleşim üç yüz yıl kadar önce terk edilmiş ve köy şimdiki yerine taşınmış. Yolmuç'ta ev, yağhane, hamam yıkıntılarıyla Osmanlı döneminden kalma mezar taşları görülüyor. Kozbeyli köyünü, hakkında fazla bilgi bulunmayan Kuzubeyi adlı bir derebeyinin kurduğu söyleniyor. Köyün adı da buradan geliyor, Kuzubeyi zaman içinde Kozbeyli'ye dönüşmüş, ama civar köyler köyü hala Kuzbeyli olarak adlandırıyor. Caminin yanında yer alan Kocakule'nin de Kuzubeyi'nin kulesi yani bir tür şatosu olduğu kabul ediliyor. Kocakule aynı zamanda küçük bir kale gibiymiş, duvarlarındaki mazgallar da bunu gösteriyor, yakın çevrede bunun gibi kule evlere sıkça rastlanıyor. . Köyün simgesi olan Dibek kahvesi Türk kahvesinden biraz farklı tarzda kavrulup öğütülüyor. Çiğ kahve odun ateşinde kavruluyor, sonra yüz yıllık havanda dövülüp pişiriliyor. Köyü dolaşmaya burada soluklanıp bir kahve içtikten sonra başlamak gerek. olarak adlandırılan kayalara oyulmuş bir lahit kalıntısı var. Köy çevresinde çoğu definecilerce tahrip edilmiş Gavurkayası, Kayaarası gibi başka kaya mezarları da bulunuyor. yer alıyor. Kozbeyli köyü mübadeleye kadar Türklerle Rumların barış içinde yaşadığı yerlerden biriymiş. Kozbeyliler Rumların gariban olduğunu ve köye sonradan yerleştiklerini anlatıyorlar Türk evlerinin daha gösterişli oluşu bu tezi kanıtlıyor. 20-25 haneden oluştuğu bilinen Rum Mahallesi SİT alanı ilan edilerek korumaya alınmış, ancak terk edilmiş evlerin çoğu çoktan yıkılıp gitmiş. Kozbeyli yakın zamana kadar göç veren bir köy iken şimdi göç alan bir yer olmuş, başta emekliler olmak üzere köyün büyüsüne kapılan birçok insan buraya yerleşip, yaşamaya başlamış. Köy böylece tekrar canlanıp turistik bir yer olmaya başlamış. Kozbeyli'de her çeşit deniz ürününü bulmak olanaklı. Yoğurtlu Balık, Kalamar Dolması, Balık Dolması, Balık Paçası, Kuzu Etli Enginar, Zeytinyağlı Enginar Dolması buraya özgü yemekler arasında. ayrımlarından sapmak gerek. Foça ayrımından sapıldığında 15 km sonra Gerenköy ayrımından dönülüyor ve yaklaşık 5 km sonra Kozbeyli'ye ulaşılıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/15-bursada-gezilecek-yerler.html", "text": "Bursa büyüklük bakımından Türkiye'de 4. Şehrimizdir. Marmara'nın ise 2. Büyük şehridir. Bursa'nın nesi meşhur derseniz akla ilk gelecek kavram sanayisidir. Bursa Türkiye'nin en önemli sanayi kentlerinden biri durumundadır. Bunun yanında aynı zamanda gelişmişliği ile dikkat çeker; sağlık, iletişim, medya ve ulaşım alanlarında da yoğun bir şekilde ilerleme kat eden bir şehrimizdir. Bursa aynı zamanda tarihi ve kültürü ile köklü geçmişini oluşturmuş ve Osmanlı'ya bir zamanlar başkentlik etmiş bir şehirdir. Birden fazla uygarlık ise Bursa'dan mutlaka geçmiştir. Selçuklu, Roma, Bizans ve Osmanlı'ya geçiş dönemlerinde ve Osmanlı'dan kalma birçok yapıyı da tarihi zenginlikleri içerisinde barındırır. o kadar fazladır ki keşfetmek için biraz daha tatilinizi uzatmanızı tavsiye ederiz. Günümüzde Bursa'da Hristiyanlık, Musevilik ve İslam dinine ait birden fazla yapı ve eser koruma altına alınmıştır. Hristiyanlar için çok önemli olan toplantıların 8 tanesi ise Bursa'da gerçekleşmiştir. Bursa özellikle tarihi yerleri ile mutlaka gezilmesi ve görülmesi gereken yerleri bünyesinde barındırır. Bursa kültürü de oldukça zengin çeşitlilik göstermektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı olan 7 tane devlet müzesinin yanında aynı zamanda Kültür ve Turizm Bakanlığının denetiminde kurum veya şahıslara da hizmet vermekte olan 11 tane özel müze de bulunmaktadır. Bursa'nın en ünlü ve en büyük camisi olarak karşımıza çıkar. İçi de dışı da eşsiz bir mimariye sahip olan Ulu Cami Bursa'ya gidildiğinde mutlaka görülmesi gereken yerlerdendir. 1399 yılında yapımı tamamlanmıştır ve camiye dair birden fazla efsane bulunmaktadır. Hacivat ve Karagöz'ün bu cami inşaatında çalıştığı bilinmektedir. Özellikle Bursa'ya sabah saatlerinde giderseniz ilk olarak Cumalıkızık Köyü'ne gitmenizi tavsiye ederiz. Osmanlı zamanından kalma olan bu köyün popülaritesi diziler ve filmler sayesinde de oldukça artmıştır. Burada özellikle mükemmel bir köy kahvaltısı yapabilir ve ardından şehir turuna çıkabilirsiniz. Bu köy Bursa'nın Yıldırım ilçesinde bağlı bir köydür. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne 2000 yılında alınan köy, 2014 yılında ise UNESCO Dünya Mirası olarak tam anlamıyla tescillenmiştir. Ulu Camiye uğradıktan hemen sonra Kozahan'ı ziyaret edebilirsiniz. Birbirlerine oldukça yakınlardır. Eskiden burada ipek böceği kozası satışı gerçekleştirilmekteydi. Bursa ilinin tekstil sektörü bakımından ileri düzeyde olmasının nedenlerinden birisi de burada bu özelliğin bulunmasıdır. Bursa'ya ait olan yöresel eşyalar satın almak isterseniz burası iyi bir seçenek olacaktır. arasında mutlaka bulunması gereken yerlerden biride Kapalı çarşı'dır. Tarihi ile meşhurdur ve sürekli olarak kalabalık olan bu çarşı, ziyaretçilerin ve turistlerin oldukça dikkatini çeker. Buraya da mutlaka uğramanızı tavsiye ederiz. Heykel semtinde bulunmakta olan Kapalı çarşı'da cantık yemeyi unutmayın. Bursa'nın en önemli sembollerinden biridir. Ramazan ayında Tophane'de patlatılan ramazan toplarını da görme şansını yakalayabilirsiniz. Ayrıca burada bulunan çay bahçelerinde muhteşem Bursa ve Uludağ manzarası eşliğinde Türk kahvenizi yudumlayabilirsiniz. Saat Kulesi'ne oldukça yakın bir alanda bulunan bu türbeler, Osmanlı Devleti için büyük bir önem taşımaktaydı. Bursa'da Tophane semtinde yer alan bu türbeler, deprem nedeni ile maalesef yıkılmış fakat 1863 senesinde tekrardan inşa edilmiştir. Osmanlı dönemine ait tek arasta köprü olma özelliği bulunan bu köprü, 1442 yılında II. Murat zamanında yapılmıştır. Karşılıklı olarak 32 adet küçük dükkanı bulunduran Irgandı Köprüsü görülmesi gereken tarihi anılarımızdan birisidir. Şehrin en önemli turizm sembollerinden biri de Uludağ'dır. Özellikle kış aylarında kayak turizmi bakımından Türkiye'de en popüler olan merkezdir. Yazın veya kışın fark etmez her mevsim çıkabilir. Muhteşem doğa manzarası ile sizi kendine hayran bırakacaktır. Bursa'nın merkezine 40 km uzaklıkta yer almaktadır ve ortalama 50 dakika içerisinde ulaşılabilir. Uludağ'a geldiğinizde Çobankaya mevkinde bulunan ve 1800 metre yüksekliğindeki Bakacak Seyir Tepesinden inanılmaz Bursa manzarasını izleyebilirsiniz. Bursa'nın doğasını keşfetmek istiyorsanız ise, Uludağ'ı tercih edebilirsiniz. Kayak sporu ile ünlenen bu yer kar ile kaplı olmadığı zamanlarda bile muhteşem bir doğa manzarası ile sizleri büyüleyebilir. Uludağ'ın civarında dağ yürüyüşü, hiking, piknik, doğa yürüyüşü veya kamp gibi aktiviteler gerçekleştirmek için en uygun dönem yaz ve bahar ayları olmaktadır. arasında kiliselerde yer almaktadır. Bunlar; Koimesis Kilisesi, Fransız Kilisesi, Kumyaka Kilisesi, Aziz Tryphonos Kilisesi. Bursa'da yer alan Sinegoglar; Ets Ahayim Sinegogu, Mayor Sinegogu, Geruş Sinegogu. gibi yerleri görmek ve gezmek istiyorsanız bazı mekanların belirli zamanlarda kapalı olması konusunda sıkıntı yaşamamamız için önceden bu yerler hakkında birilerine danışmalı veya yetkili olan birileri ile iletişime geçmelisiniz. Daha çok dinlenmek amacı ile gidiyor ve kalabalıktan uzak durmak istiyorsanız ise ramazan ayı içerisinde buraları ziyaret etmeniz daha doğru ve rahat olacaktır. Özellikle hafta içi bir gün olabilir. Buralar çok kalabalık yerler olduğundan, ya dediğimiz gibi ramazan ayını tercih etmelisiniz veya kalabalıktan rahatsız olmuyorsanız yine bu eşsiz güzel yerleri görmenin keyfini çıkartabilirsiniz. Aynı zamanda şehir merkezinde bulunan Kültür Park'ta sizler için alternatif mekanlar arasında yer alabilir. Fakat daha sıcak bir gölgeden geliyorsanız bilmeniz gerek ki Bursa'nın yazı da baharı da biraz daha soğuktur. Temmuz ayında gündüz hava sıcaklığının 10 derece olduğunu görmek mümkündür. Bu nedenle planlarınızdan önce mutlaka hava koşullarını göz önünde bulundurmalı ve yeterine araştırma yapmalısınız. Buraların hafta sonları çok kalabalık olma durumunu da göz önünde bulundurunuz. Bu kalabalık Uludağ yolunda trafiğe neden olabilir veya arabanızı park edecek yer bulmada zorluk çekebilirsiniz. Bunun için araba ile gitmek yerine alternatif seçenek olarak teleferiği tercih edebilirsiniz. Uzun teleferik sırasını çekmemek için ise, hafta içi gitmenizi veya ziyaretlerinizi sabahın erken saatlerinde yapmanızı öneririz. Bursa'ya kayak yapmak için gidiyorsanız ve tecrübeniz bulunmuyorsa ilk olarak karın yağdığı ilk gün gitmemenizi öneririz. Çok kar yağdığından ve tipi olduğundan dolayı görüş alanınız daralacaktır. Bu nedenle karın yağması kayak yapmak için uygun olan zaman anlamına gelmemektedir. Kışın son günü ise karlar hemen erimemektedir. Bu nedenle kayak için gitmeden önce hava durumunu, kar kalınlığını iyice araştırmakta fayda vardır. Kayak konusunda deneyimliyseniz zaten bu durumları göz önünde bulundurarak Uludağ'da keyifli bir kayak eğlencesi sizleri bekliyor. Tüm bu bilgiler ışığında Bursa'nın her mevsim görülmeye değer farklı bir yerinin olduğunu söylemek isteriz. Bu bilgiler sayesinde Bursa'yı ziyaret ederseniz, en güzel seyahatinizi gerçekleştirmiş olursunuz. İsterseniz denize girerek Marmara Denizi'nin keyfini çıkartabilir, isterseniz Uludağ'ın eşsiz güzelliğinde kayak yapma keyfini yaşayabilir, isterseniz de Yeşil Bursa olarak adlandırılan bu ilimizde dağ yürüyüşü yapmak için birbirinden güzel alanlar bulabilirsiniz. Bursa'nın Uludağ'ı kadar dağ yolu da bir o kadar meşhurdur. Dağ yolunda yer alan çay bahçelerinde, çayınızın tadını şehir manzarasına karşı çıkartabilirsiniz. Şehir için çok önemli olan Botanik Park'ta bisikletinizi sürebilir veya hemen yanındaki Hayvanat Bahçesinde keyifli vakit geçirebilirsiniz. , şehir merkezi ile iç içe olmasından dolayı da çok fazla ilgi ve talep görüyor. ? Anlattıklarımızdan yola çıkarak Bursa'nın; Uludağ'ı, tarihi yapıları ve eserleri, tatil bölgeleri oldukça meşhurdur. Fakat aynı zamanda Bursa'nın yemekleri de bir o kadar meşhur olan lezzetler arasındadır. Bursa'nın özellikle dillere destan olan İskender Kebabını yemeden tatilinizi noktalamayınız. Bursa'nın en meşhur olan yiyeceğinin İskender Kebabı olduğunu söyledik fakat yanına mutlaka Pideli Köftenin de eklenmesi gerekir. Bursa'ya gittiğinizde kendinizi bu lezzetten de mahrum bırakmayın. Küçük Saray Pideli Köfte, Heykel 'de bulunmaktadır ve kesinlikle denemenizi önerdiğimiz mekanlar arasındadır. En az İskender kadar lezzetli olan pideli köfteyi de seveceğinizden eminiz. denilecek olursa; nüfus bakımından Türkiye'nin 4. büyük kenti olan Bursa, Marmara Bölgesinin güneydoğusunda yer alır. Bursa'ya ulaşım bakımından pek fazla alternatif yoktur. Çünkü Bursa'da havayolu ve demiryolu ulaşımı yoktur. Bursa'ya ancak sürekli olarak düzenlenen otobüs veya feribotlardan faydalanabilirsiniz. Bursa Otobüs Terminalinin şehir merkezine uzaklığı 10 km dir. Karayolunu kullanarak özel aracınız ile de Bursa'ya gidebilirsiniz. İstanbul'da yaşıyorsanız alternatifleriniz daha fazladır. Deniz yolu ile kısa sürede Bursa'ya ulaşabilirsiniz. Deniz yolu, 75 dakika da Bursa'ya ulaşmak istiyorsanız bu iyi bir alternatif olacaktır. Aynı zamanda Yenişehir Havalimanı bulunmaktadır fakat çok fazla uçuş yoktur ve şehirden uzak bir konumdadır. Avrupa Yakası'nda yer alıyorsanız ise Bursa'ya en kestirme yollardan biride Yenikapı-Mudanya feribotu olacaktır. Eğer Anadolu yakasında gezinize başlayacak iseniz, Pendik-Yalova feribotunu kullanarak Bursa'ya ulaşma sürenizi minimuma indirebilirsiniz. Daha da kısa zaman içerisinde Bursa'ya ulaşmak istiyorsanız ise Mudanya'ya ulaşmakta olan feribotla gitmeniz daha mantıklı olacaktır. Eskihisar Topçular Vapuru ile de Bursa'ya ulaşabilirsiniz. Zaman kısıtlaması olmadan, bir yere yetişme zorunluluğu olmayan ve seyahat etmeyi sevenler için en hızlı ulaşım araçlarından biri de Eskihisar- Topçular vapurudur. Bu vapurun ücreti gidiş ve dönüş birlikte 80 lira civarında tutmaktadır. Bursa'nın Topçular İskelesi'nden mesafesi ortalama olarak 80 km civarındadır, yani ortalama olarak 1 saat içerisinde Bursa'ya ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/150-alacatida-gezilecek-yerler.html", "text": "şirin sokakları, taş evleri ve yel değirmenleriyle kendi halinde bir yaşam sürerken 2000'li yılların başında keşfedildi; bir yandan sörf tutkunlarının merkezi haline gelirken, diğer yandan Türkiye'nin en çok rağbet gören tatil yörelerinden biri oldu. Osmanlı döneminde Alaçatı kıyıdan içeride Karaköy olarak bilinen yerdeymiş, burası bir veba salgınından sonra terk edilmiş ve şimdi birkaç hanelik bir mezraya dönüşmüş. 1830'lu yıllarda Sakız Adalı Rumlar Çeşme Yarımadasına çalışmaya getirilmiş; o yıllarda Alaçatı'nın güneyi bataklıkmış. Rum işçilere bataklığı kurutmak için Alaçatı Limanına dek uzanan bir kanal açtırılmış. Rumlar Alaçatı'yı şimdiki yerinde kurmuşlar. Türklere ait arazileri ekip biçmeye başlamış; bir yandan da bağcılığı geliştirmişler. Bir süre sonra Alaçatı, şarabıyla ünlü önemli bir ticaret merkezi haline gelmiş. Çoğu Rum olan nüfusu 12 bine ulaşmış ve 1873 yılında belediye örgütü kurulmuş. Balkan Savaşı yıllarında Kosova ve Bosna'dan; mübadele yıllarında da Selanik, Kavala, Girit ve İstanköy'den gelen Türkler Alaçatı'ya yerleştirilmiş; Alaçatı Rumları ise Girit'in Kandiye kentine göç etmiş. Balkanlardan gelen Türkler üzüm bağlarını söküp tütüncülük yapmaya başlamışlar, bildikleri uğraş buymuş çünkü. Ancak tütün iyi para etmediği için Alaçatı fazla gelişmemiş, bu sayede eski evlere de dokunulmamış. Yılın üç yüz günü esen rüzgar Alaçatı'nın hem kaderini hem de çehresini değiştirmiş. Rumlar Alaçatı'nın girişindeki tepeye 19. yüzyılın sonunda un öğütmek için dört yel değirmeni inşa etmiş, şimdilerde ise Alaçatı sırtlarını devasa rüzgargülleri kaplıyor. Türkiye'nin ilk rüzgar enerjisi santrali 1998 yılında burada kuruldu. var, okullarda her türlü sörf malzemesi bulunuyor, malzeme kiralayıp 15 saat çalışarak ortalama 5 günde sörf öğrenmek olanaklı. Alaçatı'da otuz yıl önce yapılmaya başlanan sörf şimdi yılda 10 milyon dolara ulaşan bir sektör yaratmış. Limanın çevresi ünlü mekanlar, oteller, dükkanlar ve beachlerle dolu; bütün bunlar Alaçatı'nın dünyanın en önemli yedi sörf merkezinden biri haline gelmesini sağlamış. Meydanda cumartesi-pazar günleri kurulan antika pazarını dolaşmadan, Çeşme kumrusu ve sakızlı dondurma yemeden, DÖNME! nın Türkiye'de tek yetiştiği yer olması, burada belediyenin bakımını yaptığı üç yüze yakın sakız ağacı var. Sakız; rakı, dondurma, reçel ve sütlaç üretiminde kullanılıyor ve ana vatanı adından da anlaşılacağı gibi Sakız Adası. Alaçatı'nın tatlı ve sert kavunu da çok ünlü, Çeşme kavunu olarak bilinen kavun daha çok Alaçatı'da yetiştiriliyor. 'ye 7 km uzaklıkta. Alaçatı'ya İzmir-Çeşme otobüsleriyle kolayca ulaşabilirsiniz. Alaçatı'dan plajlara, Ilıca'ya ve Çeşme'ye dolmuş seferleri yapılıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/151-urlada-gezilecek-yerler.html", "text": ", tüm Ege-Marmara kasabaları gibi denizden birkaç kilometre içeride kurulmuş. Kasabanın sakin ve huzurlu sokaklarıyla, özgün dokusunu koruyan Arastası görülmeye değer. Burada semerci, nalbant, demirci ve testereci gibi geleneksel el sanatlarının son temsilcileri varlığını sürdürüyor. 'nın Urla'daki evi de müze olarak ziyaret edilebiliyor. nde kurulduğu kabul ediliyor. Daha sonra MÖ 1000'li yıllarda Yunan koloniciler İskele Mahallesinde Klazomenai kentini kurmuş. üzerinde. Klazomenai'de yıllardır süren kazılara rağmen, kentin büyük bölümü hala toprak altında. Yaşadığı bir deprem sonrasında bir bölümünün de sulara gömüldüğü biliniyor, bu yüzden Limantepe'deki kazılar su altında da sürdürülüyor. Klazomenai antik dönemde zeytinyağı üretimiyle ünlüymüş. Yapılan kazılarda MÖ 6. yüzyıla tarihlenen depoları ve yakınındaki iki su kuyusuyla birlikte Anadolu'nun en eski zeytinyağı işliği ortaya çıkarılmış. Kazılarda zeytinyağını ayrıştırmaya yarayan toprak kaplarla, zeytini ezmekte kullanılabilecek el havanları, öğütme taşları da bulunmuş. İşlik, dönemin malzemeleri kullanılarak tekrar ayağa kaldırılmış. yer alıyor. Veba, kolera ve humma gibi ölümcül hastalıkları engellemek için gemilerin ve yolcuların temizlenmesi için bir karantina tesisi kurulmuş ve 1950 yılına kadar işlevini sürdürmüş. Ada, 1955 yılında karaya bağlanmış. Yapılan kazılardan Klazomenai'de yaşayanların özgürlük ve eşitlik gibi kavramlara sıkı sıkıya bağlı oldukları da anlaşılmış. Evlerinde de, mezarlarında da sınıfsal farklılığa rastlanmamış. Antik metinlerde de İon kolonilerin en yoksulları ve başıbozukları oldukları anlatılıyor. Bu yüzden bilim adamları, Klazomenailılar'ın dünyanın en eski sosyalistleri olduğunu kabul ediyor. olarak da ün kazanmıştı. Ancak düşünceleri başına büyük dertler açmış dinsizlikle suçlanmış ve canını zor kurtarmıştı. da kasaba ve çevresinde bulunan tarihi yapılar. Yorgo Seferis ve Necati Cumalı'nın evlerini görmeden, Karantina Adası ve Yassıcaada'ya gitmeden, Urla'ya özgü yemekler arasında bamyadan yapılan Bazina; un, zeytinyağı ve keçi peynirinden yapılan Urla Katmeri; Urla'da Sore olarak adlandırılan kuzu kol sarma; yöresel otlar, yumurta, un ve lordan yapılan Çalkama; gelincik çiçeğinden yapılan Gelincik Şurubu ve Damat Helvası anılmaya değer. 'e 38 km uzaklıktaki Urla'ya günün her saati sefer yapan minibüsler ya da saat başı Urla ve İzmir'den karşılıklı kalkan belediye otobüsleriyle ulaşılıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/152-urla-bademler-koyu.html", "text": "nün Tahtacı Alevi olan halkı 19. yüzyılın başına kadar bu yörede göçebe olarak yaşıyormuş. Ormanlardan ağaç kesip, tahta biçip odun satıyorlarmış. Zamanla göçebeliği bırakıp yerleşik yaşama karar verince buraya yerleşmişler. Çevredeki badem ağaçları nedeniyle köy Bademler olarak adlandırılmış. Bademler halkı çalışkan olmasına rağmen başlangıçta çok yoksulluk çekmiş. Yoksulluğun nedeni ise susuzluk ve büyük bir emekle yetiştirdikleri tütünün para etmemesiymiş. Bu yazgıyı değiştirmek için 1962 yılında bir kalkınma kooperatifi kurup güçlerini birleştirmişler. Köye tiyatro sevgisini 1925 yılında atanan öğretmen Mustafa Anarat aşılamış. Daha İzmir'de Devlet Tiyatrosu yokken Bademler köyünde tiyatro oyunları sahnelenmiş. 1933 yılından günümüze kadar her yıl Bademler köyünde bir ya da iki oyun oynanmış ve tiyatro Bademler köyünde yaşamın bir parçası olmuş. nun oyuncusu, yönetmeni, ışıkçısı yani kadrosunun tamamı köylüler. Gündüz tarlada çalışıp, akşamları tiyatronun yolunu tutuyorlar. Burada hiç kimse gerçek adıyla tanınmıyor, insanların canlandırdıkları roller lakabı oluyor; hatta lakapları mezar taşlarına bile yazılıyor. Shakespeare Ahmet, Juliet Zeynep, Mişon Emmi gibi. 1963 yılında Berlin Film Festivalinde Altın Ayı ödülü kazanan Susuz Yaz filmi de Bademler'de çekilmiş, Necati Cumalı'nın aynı adlı romanından uyarlanan filmin yardımcı oyuncuları ve figüranları Bademler köyü halkındanmış. Bademler uzaktan bakıldığında sıradan bir köy gibi görünüyor, ancak köyde dolaştıkça insan şaşkına dönüyor. Köyde 78 yıldır kapılarını açık tutan bir kütüphane var. Türkiye'nin ilk oyuncak müzesi de Bademler köyünde kurulmuş. Bu kadarla bitmiyor. Köyde ambalaj atıkları ayrıştırılarak toplanıyor. Pazar günleri de köyün meydanında yöresel ürünlerin satıldığı bir pazar kuruluyor. Bademler köyünde ulusal bayramlarla, Nevruz, Hıdrellez, Deniz Bayramı ve Derme devşirme günü coşkuyla kutlanıyor. Köyün en ilginç geleneklerinden biri ise Derme devşirme. Bazı perşembe sabahları kadınlar çeşitli kılıklara giriyor ve dümbelekle, tefle köyde dolaşarak bir yandan eğlenip-eğlendiriyor, bir yandan da evlerden yemeklik malzeme topluyor. Toplanan malzemeyle köyün içinde üç yol ağzında kazanlar dolusu yemek pişirilip dağıtılıyor. Halk arasında Derme devşirme çorbasından içen kişinin yıl boyunca hastalanmayacağını inanılıyor. Derme devşirme çorbasından içmeden DÖNME! Urla'da olduğu gibi kuzu kol sarma; yöresel otlar, yumurta, un ve lordan yapılan Çalkama; gelincik çiçeğinden yapılan Gelincik Şurubu ve Damat Helvası Bademler köyünde de meşhur. -Seferihisar ne İzmir'den 320 numaralı belediye otobüsüyle gidilebiliyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/153-dunyanin-harikasi-efes.html", "text": "olarak adlandırılmış, 1914 yılında da adı Selçuk olarak değiştirilmiş. de restore edilerek ayağa kaldırılmış. Mozaik ve fresklerle süslü Yamaç Evler de Efes'in görkemini yansıtan eserlerden. 'nın bulunduğu yer, İyonlar yerleşmeden önce Ana Tanrıça Kibele'nin kutsal yeri olarak biliniyordu. Ana Tanrıça Kibele kültünün devamı sayılan Artemis, doğulu ve batılı özellikleri bir arada taşıyor, Efes'in koruyucusu, doğurganlık ve av tanrıçası olarak kabul ediliyordu. Efesliler, Artemis için inşa ettikleri ilk tapınak yanınca, Helenistik dönemde dünyanın yedi harikasından biri kabul edilen tapınağı inşa etmişler. Bütünüyle mermerden inşa edilmiş ilk anıt olan 127 sütunlu tapınak 125 metre uzunluğunda ve 60 metre genişliğindeymiş. 'nın adının verildiği ilk kilise burada. Bu kilisenin yerinde daha önceleri borsa binasının bulunduğu söyleniyor. Hıristiyan din adamlarının bir araya geldiği üçüncü konsil 431 yılında burada toplanmış. . Söylenceye göre Roma İmparatoru Decius (249-251) döneminde takip edilen yedi Hristiyan genci bu mağaraya saklanmış ve Romalı askerler mağaranın ağzını kapatarak onları ölüme terk etmişler. Yedi genç iki yüzyıl süren uykudan sonra mucizevi bir şekilde uyanmışlar. Yedi genç öldükten sonra da bu mağaraya gömülmüş, mezarlarının üstüne bir kilise inşa edilmiş. . İsa'nın ölümünden sonra Aziz Yuhanna'nın Meryem Ana'yı Efes'e getirdiği ve Meryem Ana'nın son yıllarını burada geçirdiğine inanılıyor. Efes'in 7 km kadar güneyinde, Bülbül Dağında 425 metre yükseklikte bulunan Meryem Ana Evi'nin yeniden keşfi Alman ozan Clemens Brentano'nun yazdığı bir kitap sayesinde olmuş. Westfalen'in Dülmen kentindeki bir manastırda yaşayan ve iyi eğitim almamış bir rahibe olduğu bilinen Anna Catherine Emmerich, bu evin görüntüsünü 1818 yılında kendi ağzından Brentano'ya yazdırmış. \"Büyük Hanımımızın Yaşamı\" adlı kitap dokuz bölüm halinde arkadaşları tarafından yayımlamış. Kitap, İzmir'de yaşayan Lazarist Koleji Başkanı Eugene Poulin'in eline geçmiş. Poulin'in görevlendirdiği keşişler 29 Temmuz 1891 günü Emmerich'in anlattıklarına uyan, Meryem Ana'nın son günlerini geçirdiğine inanılan evin kalıntılarını bulmuş. Keşişler araziyi satın almış, daha sonra eski yapının kalıntıları üzerine bir şapel inşa edilmiş. 1961 yılında Papa tarafından hac yeri olarak ilan edilen Meryem Ana Evi'ni son olarak 2006 yılında Papa 16. Benedict ziyaret etmişti. . Kilisenin bulunduğu tepe Aziz Yuhanna'nın Tanrıyla konuştuğu yer olarak kabul edildiği için kutsal konuşma ya da söz anlamına gelen \"Hagios Logos\" adıyla anılmış ve Türkler burayı \"Ayasuluk\" olarak adlandırmış. İncil yazan Havari Yuhanna'nın buraya gömüldüğü, daha sonra da mezarının üzerine bir anıt dikildiği, ahşap çatılı bir kilise yapıldığı kabul ediliyor. Yaklaşık yüzyıl sonra Bizans İmparatoru Iustinianos buraya altı büyük kubbeli ve haç planlı görkemli bir bazilika inşa ettirmiş. Merdivenlerle inilen bir odada Aziz Yuhanna'nın mezarı bulunuyor ve mezardan çıkan tozun bazı hastalıklara iyi geldiğine inanılıyor. de görülmeye değer güzellikte. Aydınoğluları Beyliği döneminde Şamlı Mimar Ali tarafından inşa edilen camide Artemis Tapınağı'ndan getirilen taşlar da kullanılmış. Gelin şimdi Efes Antik Kentinde gün yüzüne çıkarılan yapıları kent haritası üzerinden teker teker inceleyim. Efes'deki ilk kazı çalışmalarını İzmir-Aydın demiryolu inşaatı esnasında, 1869 yılında İngiliz J. T. Wood başlatmış ve Artemis Tapınağı'nı gün ışığına çıkarmıştır. 1895-1913 yılları arasındaki çalışmaları Otto Benndorf ve K. Humann yürüterek agorayı, Arkadiane Caddesi'ni ve Celsus Kütüphanesi'ni ortaya çıkarmışlardır. 1926'da J. Keil'in başlattığı çalışmaları, II. Dünya Savaşı'ndan sonra Franz Miltner ve Fritz Eichler devam ettirmiştir. 1986'da son bulan çalışmaları Hermann Vetters yönetimindeki ekip yürütmüştür. Bu yıldan itibaren çalışmaları sırasıyla G. Lnagmann, S. Karwies ve Fritz Krinzinger devam ettirmiştir. MÖ 1. yüzyılda yapılan, ancak son şeklini imparator Theodosius döneminde alan devlet agorası, siyasal ve dinsel toplantıların yapıldığı yerdir. 160x56 m boyutlarındaki dikdörtgen planlı alanın ortasında, bugün kalıntıları bulunmayan bir tapınak vardı. Kuzey, güney ve doğusunda birer stoa yer alan agoranın kuzey stoası, sonradan bazilikaya dönüştürülmüştür. Bulunan bir arşitrav parçasında, burası bazilika olarak ifade edilmiştir. İon düzenindeki yapıya, Roma imparatorluğu'nun son dönemlerinde Korint üslubundaki sütunlar yerleştirilmiştir. Yürütülen kazı çalışmalarında önceki stoanın kalıntılarına ulaşılmıştır. kalıntıları Geç Helenistik döneme tarihlenmektedir. 'nı örnek almış ve görkemli bir tapınak yapmışlardır. 115x55 m boyutlarında, 127 sütunlu, lon düzenli, dipteros planlıydı. Sütunlardan 36'sı kabartmalı kaidelere sahipti. Arkaik yapı, Büyük İskender'in doğduğu gece, MÖ 356'da, tarihe geçmek isteyen bir ayakkabıcı olan Herostratos tarafından yakılmıştır. 'nde, bazıları da İstanbul'daki Ayasofya'da kullanılmıştır, ilk Çağ'da deniz kıyısında bulunan yapı, bugün denizden 5 km içeridedir. Yapının yerinde bugün bir sütun, kimi mimari parçalar ve İngiliz Çukuru denilen kocaman bir çukur kalmıştır. 'dir. Bugünkü Ephesos ören yerinde en çok ilgi gören kalıntıların başında gelmektedir. Konsül Gaius lulius Aguila, babası Caius Celsus Polemalanus'un heroonu olarak yaptırmış, ayrıca yapının bakımı ve kitap alımı için büyük bir miktarda para vermiştir. Celsus'un mermer lahdi, ortadaki büyük nişin altındaki tonozlu bir odadadır. Celsus'un kemikleri, lahdin içindeki kurşun sandukadadır, iç mekan, 10,92x16,72 m ölçülerinde yüksek ve büyük bir salondur. Duvarlarındaki üç kat halindeki nişlerde ruloların konduğu raflar yer almıştır, insan boyunun erişebileceği seviyenin üzerinde kalan raflara ulaşılabilmesini sağlamak için kütüphaneyi boydan boya dolaşan galerilerden yararlanılmıştır. Tiyatronun kuzeybatısında, MÖ 2. yüzyıla tarihlenen Helenistik çeşmenin kalıntıları vardır. İon sütunları, küçük havuzu, aslan başı oluklarıyla Helenistik sanatın uyumlu bütünlüğünü yansıtır. Magnesia Kapısı'nın kuzeyindeki yapı kompleksi Doğu Gymnasiumu'dur. Kutsal yol önünden geçecek biçimde planlanan gymnasium, 2. yüzyılda Sofist Flavius Damİanus tarafından yaptırılmıştır. Hamam, palaestra, sınıflar, imparator ya da tören salonlarından oluşan yapı topluluğunun girişi doğudadır. imparator Domitianus döneminde (MS 81 - 96) yapımına başlanan gymnasiumun inşası, aynı dönemde büyük ölçüde bitirilmiştir. Gymnasiumun, biri 90x90 m, diğeri 200x240 m ölçülerinde iki palaestrasıvardır. Büyük palaestra, imparator Hadrianus döneminde (MS 117 138), Asya'nın başrahibi Claudius Verulanus tarafından renkli mermerle kaplanmıştır. Küçük palaestranın kuzeyindeki salon imparator kültüne, güneydeki salon ise ders ve toplantılara ayrılmıştır. Güneydeki salonda bulunan MS 4. yüzyıl tunç atlet heykelinin Roma kopyası, Viyana Müzesi'ndedir. Bu yapı topluluğu liman hamamlarıyla birlikte inşa edilmiştir, imparator II. Constantinus döneminde onarıldığı için, Constantinus Hamamları olarak da anılır. Alanın sol yanında yer alan anıtsal kapı, nereye ulaştığı henüz bilinmeyen ve güneydeki dağ yamacına yönelen bir yolun başındadır. Yolun böyle bir kapıyla başlaması, gittiği yerin önemli bir alan olduğu izlenimini uyandırmaktadır. MS 2. yüzyıla, imparator Hadrianus dönemine (MS 117 -138) tarihlenen kapı, iki katlı ve üç girişliydi. MS 2. yüzyıla ait olan tapınak prostyla planlıdır. Korint sütunlu yapı, zengin bezemeli kapı söveleri ve alınlığıyla dikkati çekmektedir. MS 4. yüzyılda yapı onarılırken, portikonun iç duvarlarına dört kabartma eklenmiştir. Efes'deki diğer yapılardan alınan bu kabartmalar, Efes'in kuruluşuna dair efsaneleri betimler. Tapınağın cellasında imparator Hadrianus'un heykeli bulunuyordu. Hadrianus'a imparatorluk kültü gereğince bir tanrı gibi tapınılmıştır. Tapınağın önünde Roma imparatorları Diocletianus, Maximianus, Constantinus Chlorus ve Galerius'un heykelleri vardı. frigidarium yer alır. Uzun bir salon biçimindeki frigidariumun iki yanında soyunma bölümleri, salonun ortasında da havuz vardır. Batıda, geniş, yüksek tavanlı caldarium vardır. Diğer bölümler frigidarium ve caldariumun çevresindedir. Bu yapı, Liman Gymnasiumu ile birlikte inşa edilmiştir. Üç bölümlü havuzun duvarında Korint üslubunda dört sütun vardır. Havuzun önünde, günümüzde ikisi yerinde duran dört kaide bulunuyordu. Bu kaideler Diocletianus, Maximianus, Constantinus Chlorus ve Galerius'un heykellerini taşıyordu. tarafından da onarılarak kullanılmış bir yapıdır. Çevresi 1,5 km'ye yakın olan kalenin 15 burcu vardır, içinde 14. yüzyıl yapısı bir caminin kalıntıları bulunan yapının duvarları, harçlı moloz taştandır. 'ndan başlayan tören yolunun bir parçasıdır. 'dir. Caddenin iki yanında mozaik döşemeli, sütunlu geçitler yer alır. Depolar ve diğer yapılar bu geçitlere açılmaktaydı. Ayrıca, kent yöneticilerinin ve önde gelenlerinin heykelleri, büstleri, çeşitli anıtlar ve dükkanlar da, yaklaşık 210 m uzunluğundaki Kuretler Caddesi'nin iki yanında sıralanmıştı. Bu caddenin asıl adının Embolos olduğu sanılmaktadır. Artemis Tapınağı'ndan başlayarak Vedius Gymnasiumu'nu ve stadyumu geçer, tiyatronun batısı ile agoranın doğusundan ilerleyerek Celsus Kütüphanesi'nin önünden doğuya, devlet agorasına çıkar. Magnesia Kapısı'ndan sonra, yeniden kuzeye yönelerek Artemis Tapınağı'nda son bulur. Farklı dönemlerde birçok değişiklik ve onarım gören cadde, Efesli Eutropios tarafından (MS 5. yüzyıl) mermerle döşenmiştir. MÖ 1. yüzyıla tarihlenen anıtın sahibi, doğusundaki arşitrav yazıtında Caius Memmius, Kurtarıcı Caius'un oğlu, Cornelius Sulla'nın torunu şeklinde belirtilir. Dört basamaklı bir krepis anıtı çevreler. Her yüzdeki yarım daire nişler, kabartmalı bloklardan oluşan kemerlerle birbirlerine bağlanır. nin ya da mezarının nerede olduğuna dair bilgi bulunmamaktadır. Efes'i hiç görmemiş olan Alman Rahibe Catherine Emmerich (1774 -1823), bu evin yerini detaylı bir şekilde anlatmıştır. İzmir'deki Lazaristlerin Başrahibi M. Poulin ve Rahip H. Jung, 1891 yılında Efes'in etrafında düzenledikleri geziler esnasında, Rahibe Emmerich'in betimlediği eve uygun bir yapı bulmuşlardır. Ayrıca Şirince'nin sakinleri olan Rumların burada her 15 Ağustos'ta Meryem Ana'nın uykuya dalışına dair ayin düzenledikleri tespit edilmiştir. Bülbül Dağı'ndaki 6. yüzyıl yapısı ev, T planlıdır. Girişteki salon, kilisecik, kiliseciğin yanındaki mutfak ve yatak odası evin bölümleridir. Ev olarak anılsa da, burası aslında bir şapeldir. Yapı 6. ve 7. yüzyıl özellikleri gösterse de evin çevresindeki yapılar ve mozaikler MS 1. yüzyıla tarihlenmektedir. Eve 100 m uzaklıktaki küçük, kare meydanda yuvarlak planlı bir sarnıcın kalıntıları vardır. Agoranın kuzeyinde, 1400 kişi kapasiteli bir odeion vardır. Fakat önünde devlet agorasınınve yanında da prytaneionun bulunması, yapının aynı zamanda bir bouleuterion olduğu düşüncesini uyandırmaktadır. Yarım daire şeklindeki odeion, cavea ve sahne yapısından oluşmaktadır. Sahne yapısının iki katlı olduğu düşünülmektedir. Odeionda su oluklarının bulunmayışı, odeionunüstünün örtüldüğünü göstermektedir. tekerlekler üstünde dönen kapıyla giriliyordu. Burada bulunan Mısır granitinden yapılmış heykel parçalarından yola çıkılarak tapınağın Serapis'e adandığı öne sürülür ve tapınağı Mısır'dan gelenler tarafından yapıldığı sanılmaktadır. Yapı, MS 2. yüzyıla tarihlenir. Mermer Cadde'nin, Panayır Dağı'nın güneybatı eteğinde oluşturduğu köşede yer alan hamam, MS I. yüzyılın ikinci yarısında ya da 2. yüzyılın başlarında yapılmıştır. 400'lerde, Hıristiyan bir kadın olan Skolastika tarafından onartıldığından, onun adıyla anılmaya başlanmıştır. II. Dünya Savaşı'ndan sonra bölgedeki kazı çalışmalarını yöneten Franz Miltner'e göre, büyüklüğüyle oldukça ilgi çeken yapının üst katı kızlar, alt katı ise erkek konuklar için ayrılmıştır. Hamamın batısında bulunan tonoz örtülü sokak genel bir tuvalettir. Hıristiyan inancına göre St. Jean, Ayasuluk Tepesi'nde yaşayıp ölmüş ve buraya gömülmüştür. İlk önce, mezarın üstüne yerini belirtmek için bir anıt dikilmiş, MS 4. yüzyılda ise ahşap çatılı bir kilise yapılmıştır. Günümüze kalıntıları ulaşmış olan kubbeli bazilika ise İmparator Justinian (MS 527-565) tarafından yaptırılmıştır. Vedius Gymnasiumu'nun güneyindeki 230x30 m ölçülerindeki stadyum, güneyden Panayır Dağı'na dayanmıştır. Helenistik dönemde yapılıp imparator Neron döneminde (MS 54 - 68) yenilenmiştir. Ancak, Erken Hristiyanlık döneminde Ayasuluk surlarının yapımı için oturma yerlerindeki taşlar sökülmüştür. Güneydeki oturma yerleri, dağın etekleri üzerindedir. Kuzeydeki bölüm ise tonozlar üzerine oturtulmuştur. Burada çeşitli spor karşılaşmaları, gladyatör ve vahşi hayvan dövüşleri yapılmaktaydı. Strabon'a göre, kent MÖ 3. yüzyılda, Lysimakhos tarafından surlarla çevrilmiştir. Helenistik surlar, Efes'in her yerinden görülebilen bir kuleyle sonlanmaktadır. Erken Hıristiyanlık dönemine tarihlenen surlar ise Panayır Dağı'ndan geçip stadyum ve Vedius Gymnasiumu'nu da içine alarak limana kadar iniyordu. 6. ya da 7. yüzyıla tarihlenen bir giriş kapısıdır. İki yanında ileriye çıkmış kulelerle korunan kapı, diğer yapılardan alınan gereçten yapılmıştı. Kapı kemeri üstünde stilize bitkisel motiflerden oluşan bir/riz bulunmaktadır. Kapının çevresinde, mitolojik sahnelerin betimlendiği kabartma levhalar yer almaktaydı. 110x110 m ölçülerinde ve dört yanı stoalarla çevrili ticaret agorası, Helenistik dönemde yapılmıştır. Augustus (MÖ 27 - MS 14) ve Neron (MS 54 - 68) dönemlerinde eklerle genişletilen agora, imparator Caracalla (MS 211 - 217) tarafından hemen hemen yeniden yaptırılmıştır. Ağmanın ortasında bir su ve horologion ve bunların etrafında da heykeller bulunuyordu. Bu heykellerin kaidelerindeki yazılar, ait oldukları döneme ilişkin oldukça önemli bilgiler vermektedir. Liman Caddesi'nin sonundaki tiyatro, kentin en iyi korunmuş yapılarından biridir. Panayır Dağı'nın batı yamacında yer alan mermer tiyatronun yapımına, Helenistik dönemde başlanmıştır, imparator Claudius döneminde (MS 41 - 54) genişletilmiş ve imparator Traianus döneminde (MS 98 -117) tamamlanmıştır. 145 m genişliğinde. 30 m yüksekliğindeki tiyatro, 24 bin kişilik kapasiteye sahiptir. MS 3. yüzyılda meydana gelen depremlerde yapının üst bölümleri tamamıyla yıkılmıştır. Roma dünyasının birçok yerinde olduğu gibi, buradaki gösterilerin yerini de gladyatör oyunları ve hayvan dövüşleri almıştır. Tiyatroda bugün de şenlik ve festivaller yapılmaktadır. MS 2. yüzyılda yapılan çeşme, Kuretler Caddesi'nin kuzey ucundadır. 5,20x11,90 m ölçülerindeki büyük havuzu, üç yönden çeviren iki katlı biç yapıdır. Alt katta kompozit, üst katta Korint üslubunda sütunlar vardır. Suyun havuza aktığı yerde, çeşmenin ortasında imparator Traianus'un (MS 98 -117) yapının iki katı büyüklüğünde bir heykeli duruyordu. Çeşmede bulunan heykeller Efes Müzesi'ndedir. Roma geleneğine uygun olarak hamam ve gymnasium bir aradadır. Yapının doğusunda yer alan palaestraya giriş, güneydeki propylonla sağlanıyordu. Pmpylonun batısında latrina vardır. İmparator salonunun batısında, yapının genişliğince uzanan bölüm spor alanıdır. Buradan hamamın diğer mekanlarına geçilir. Bülbül Dağı'nın Hadrianus Tapınağı'nın karşısındaki kuzey yamacında, renkli mozaik ve duvar resimleriyle bezeli evler yer alır. Arkeologların Yamaç Evleri dediği yapıların planı ve bezemeleri, yaptıranların gelir düzeylerine göre çeşitlilik gösterir. 'na ulaşır. Mağara, Orta Çağ boyunca ziyaret yeri olmuştur. Mağara duvarlarında ziyarete gelenlerin adları ve geliş tarihleri yazılıdır. Daha sonra mağaranın önüne bir kilise yapılmıştır (MÖ 6. yüzyıl). Mağara hem Hristiyanlar hem de Müslümanlar tarafından inanılan bir efsaneye dayanmaktadır. Bu efsaneye göre, Hıristiyanlık'ı ilk kabul eden topluluktan yedi genç, imparatorluk kültü gereği imparatorluk Tapınağı'na kurban edilmesi gereken hayvanları kurban etmek istememişler ve köpekleriyle birlikte bu mağaraya sığınmışlar. Mağarada uyuya kalan gençler uyandıklarında, kente inerler ve 200 yıl boyunca uyuduklarını ve bu esnada Hıristiyanlık'ın imparatorluk dini olduğunu fark ederler. Bu efsane yeniden doğuşun bir ifadesi olarak görülmüştür. Yedi uyurlar öldükleri zaman buraya gömülmüş, daha sonra da onların anısına bir kilise yapılmıştır. (14. yüzyıl), Beylikler döneminin ve Selçuklu mimarisinin en önemli ve gösterişli yapılarından biridir. Bir yazıtta yapının 1375 yılında tamamlandığı belirtilmektedir. 48,68x56,53 m boyutlarında, doğu - batı doğrultulu, dikdörtgen planlı bir yapıdır. Şirince'nin meyve şaraplarından almadan, DÖNME! Selçuk yöresinin çöp şişi ve ayranı ünlü. Şirince'deki lokantalarda da yöresel lezzetlerden tatmak olanaklı. -Aydın 'a trenle de gelmek olanaklı. Efes'i yürüyerek gezmek çok daha mantıklı."} {"url": "https://www.gezipedia.net/154-dogada-su-elde-etme-teknikleri.html", "text": "Hafta sonu bir gezi ya da yürüyüşe gittiniz ve suyunuz tükendi. Böyle bir durumda neler yapacağınızı düşünün. Doğada su bulunabilecek yerleri hafızanızda canlandırın ve nelere dikkat edeceğinizi kararlaştırın. Öncelikle elde edilecek bu sular doğada hayatta kalmaya yardım edecek miktarda olacağı için varsa eldeki suyu tasarruflu kullanmak yoksa su kaybını önleyecek şekilde hareket etmek gerekir. İlk yöntem oldukça basittir. Mantığı ağaç veya bitki yapraklarında oluşan buharlaşmanın bir plastik poşet ile suya dönüştürülmesidir. Bu poşetin içine poşeti delmeyecek şekilde imkan varsa yassı hafif bir taş koyarak yeşil bir ağacın veya bitkinin yapraklarını içine alacak şekilde ağaç dallarının ucuna bağlıyoruz. Plastik torbanın içi ısındıkça bitkinin içinde bulunan su buharlaşıp ardından tekrar yoğunlaşarak torbanın alt kısmında su birikecektir. Ağaç yoksa büyük bitkilere de, uygulanabilir. Poşetin hava almaması önemli. Bu işlem uzun zaman sürebileceği için geceden ya da sabah erkenden hazırlamak gerekecektir. Daha sonra poşet içinde biriken su rahatlıkla içilebilir. Şekil 1 Ağaç ve bitkilerden plastik poşet yardımıyla su elde etme. Su imbiği de oldukça basit bir yöntemdir. Üstelik en kurak ortamlarda dahi su elde etme imkanı sunar. Özellikle yaz mevsiminde geceden hazırlanır ise ertesi gün hava ısınınca içilecek su hazır olur. Gereken malzemeler ise parça naylon, su toplamak için yeterli bir kap, bir kaç küçük taş ve çukur kazmak için bir malzeme. İdeal bir su imbiği genişliği 100 cm, derinliği ise 70 cm kadar olabilir; fakat elinizdeki poşete göre daha küçük de yapabilirsiniz. Güneşin havayı ısıtması ile topraktan çıkan nemler damlalaşarak su kabında toplanır. İki zemin arasında sıcaklık farkı olduğu müddetçe hava iki yüzey arasında ısınarak yoğun hale gelip ve suyu dışarı verecektir. Damlalar aşağıdaki kaba, poşet yardımıyla dolup içme suyu elde edilecektir. Deniz suyu ile doldurulmuş bir kabın veya bir çukurun ortasına küçük bir kap koyarak hazırlanır. Kabın üzerine de plastik bir torba gerdirilir ve plastik torbanın ortasına da çukurun ya da kabın büyüklüğüne göre taş koyulur, su ibriği tekniğinde olduğu gibi buharlaşan deniz suyunun tuzlu kısmı büyük kap da kalır ve içme suyu elde edilir. Deniz suyu arıtılmış olur. Kışın ve yüksek dağlarda susuzluğu gidermek için karı ve buzu doğrudan yemek daha çok susamamıza neden olur. Bu nedenle karı ve buzu eritip içmek daha doğru bir davranış olacaktır. Yakılan ateşte eritilen kar ve buz elektrolit bakımından çok zayıftır, bu sudan çay demleyerek içmek daha iyi olacaktır. Doğada birçok bitki çay olarak kullanılabilir. Kar ve buz çoğu zaman kirli olabilir. Kar ve buzu erittikten sonra bezle süzmek iyi olacaktır. Doğada Direk İçme Suyu Olarak Kullanılmayacak SularDoğada hayatta kalma faaliyetleri adı üzerinde hayatta kalmak için yapılır. Fakat bazen bilgi eksikliği veya çaresizlik nedeni ile hayatta kalmak için en temel ihtiyaç olan su ihtiyacını gidermek için yapacağınız şeyleri bilmemiz kadar yapmamamız gereken şeyleri de bilmek gerekir. Doğadan su toplamak bazen tehlikeli olabilir. Eğer vahşi hayvanların da kullandığı su kaynaklarından yararlanılıyorsa yırtıcı hayvanlara dikkat edilmelidir. - Asla idrar içilmez. - Deniz suyu gibi tuzlu sular susuzluk ihtiyacını artırır. - Kar direk yendiğinde hem boğaz enfeksiyonlarına sebep olur hem de susuzluğu gidermez. - Bir göze veya kaynakta hayvan ölüsü varsa o su içilmez. - Şehirlere yakın yerlerdeki dere suları filtre edilmeden içilmemelidir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/155-dogada-kirli-suyun-filtrelenmesi.html", "text": "Doğada su nadiren saf şekilde bulunur. Hastalık taşıyan zararlı mikro organizmalar içerebileceğinden dolayı su içilmeden önce arıtılmalıdır. Kaya, kum parçacıkları ve diğer maddeler ise filtre edilmelidir. Musluktan akan su dahi çoğu zaman saf ve temiz değildir. İnsanlar az oranda pislik içeren suları içme suyu olarak kullanma konusunda tolerans kazanmıştır. Ancak çoğu insan sık sık bu durumdan dolayı mide ve bağırsak problemleri ile karşı karşıya kalmıştır. Doğada bulunan su içilmeden önce bir çorap veya mendille de olsa filtre edilmelidir. Aynı zamanda sudaki zararlı organizmaları yok edebilmek için suyun arıtılması da gerekmektedir. Yağmur dışında doğada en temiz görünen su kaynağı dahi hiçbir zaman saf değildir. Su içilmeden önce mutlaka süzülmeli ve kaynatılmalı hatta 5 dakika dinlendirilmelidir. Piyasada kirli suyu önce süzen daha sonra da kimyasallarla temizleyen birçok arındırıcı da mevcuttur. İyot tableti suyun rengini hafifçe pembeleştirir, suda hafifçe tat bırakabilir. Potasyum Permanganat tableti suyu temizlemek üzere kullanılan en etkin kimyasal maddedir. Klor tableti, suya yüzme havuzundaki su benzeri bir tat verir, ancak oldukça etkilidir. Hypo çamaşır suyu da oldukça etkili bir su temizleme kimyasalıdır. 1 litre suya 2-3 damla kullanılırsa etkili olacaktır. Doğada basit ama hayat kurtaran bilgi ve tecrübeler vardır. Bunlardan biri de bir plastik bir pet ile yapılan yöntemdir. Kademeli ve basit bir filtre sistemi kurulur. Bu sistemin materyalleri de taze çimen ve otlar, yoksa taze yapraklar, küçük çakıl taşları, varsa iri taneli kum ya da çok küçük taş parçacıkları ve son olarak da yanmış kömür haline gelmiş ağaçtan alacağımız odun kömürü tozu ya da kömür parçacıkları olacaktır. Önce bir pet şişe bulup alt kısmı kesilmeli sonra kapak kısmına temiz bir bez parçası gerdirilerek takılmalıdır. Bu bezi iyice sabitlemek gerekecektir. Çünkü pet şişenin içerisindekileri deki filtre yapacak malzemeleri de tutacaktır. En alta odun kömürü tozunu, onun üstüne iri taneli kumu, unun üzerine de ot ve çimenleri ve en üstene de çakıl taşlarını sıkıca yerleştirilir. Bu sıralama değişebilir filtre gene de çalışacaktır. Bu pet şişenin altına içilecek suyun toplanacağı temiz bir bardak ya da kap koyulmalıdır. Bir diğer kapla da filtre olacak pis su hazırlanılan pet şişeye azar azar dökülmelidir. Alttaki temizlenmiş su istenilirse tekrar filtre edilebilir. Tüm bu katmanlardan geçen pis su aşağıya temizlenerek berrak bir şekilde akar. Üstelik en alttaki odun kömürü tabakası bakterilerin arınmasını da sağlayacaktır. Eğer odun kömürü yoksa suyu filtre ettikten sonra kaynatarak aynı sonuç elde edilebilir. Kirli pis suyu kaynatmak en emin su arıtma metodudur. Kaynatmak suyla taşınan tüm zararlıları öldürecektir. Sadece suyu kaynama derecesine getirmek yeterli olacaktır. Özellikle kışın çok etkili bir yöntemdir. Yazın içilecek suyun sıcak olması biraz sıkıntı verebilir. Tabii bu yöntem için kaynamanın gerçekleşebilmesi için kap ve ateşe ihtiyaç duyulur. Su filtreleri pahalı olmalarına rağmen diğer arıtma yöntemlerine göre oldukça hızlıdır. Bazı filtreler içerisindeki iyodinle virüslere karşı daha etkili bir arıtılmış temiz su elde edilebilir. Çalışma mantıkları söylenir. Su giriş hortumu göl ya da akarsuya daldırılır ve üstündeki pompa yardımı ile basılarak su temiz su haznesinden dışarı çıkar. Değişik ve daha taşınılır çeşitleri de mevcuttur. Sadece bir borudan oluşup ucu kirli suya sokularak suyu içine doğru çekip içilenleri ayrıştırarak kullanılır. Bu filtre doğaya gidenler için üretilmektedir. Filtreler pahalı olmalarına rağmen hafif, taşınabilir ve bakımı temizlemesi oldukça kolaydır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/156-dogal-su-kaynaklarinin-tehlikeleri.html", "text": "Susuzluk ne kadar dayanılmaz olsa da pis sular filtre edilmeden içilmemelidir. Hayatta kalma konusunda en büyük tehlike su yoluyla bulaşan hastalıklardır. Doğada hayvanlar su içerken çeşitli mikro organizmaların ve bağırsaklarda yaşayan, insanlara zararlı olan parazitlerin suya karışmasına neden olurlar. Bu parazitlerin ve mikro organizmaların bazıları uzun zaman içerisinde vücuda çok ciddi zararlar verebilirken bazıları da anında hastalanmaya sebep olabilir. Bazen de yabani hayvanlar su kenarlarında ölmüş olabilirler. Kirli suların hepsinin başında ölmüş hayvan bulunmayabilir, eğer suya kimyasal maddeler karışmışsa su çukurunun çevresinde tohumsu lekeler olabilir. Şehirde yaşayan doğaya adapte olamamış insan bu suları içtiği zaman hemen hastalıklar kendini gösterir. Dağlarda akan sular genelde saf olsa da insanların yerleşim yerlerinden gelen kirli sular bu akıntılara kapılabilir. Toprakta kullanılan çeşitli kimyasal maddeleri de eklersek doğada bulunan her suyun içilmeden önce arıtılmasının gerektiği daha iyi anlaşılmış olur. Özellikle durgun sular birçok mikro organizmayı barındırılabilir ve akan sulara göre daha tehlikelidirler. Kamışlıklar ve sazlıklar da genellikle içilmemesi gereken durgun sularda yetişirler. Bu sular direk içilmemelidir. Su yoluyla taşınan hastalıklardan korunmanın en iyi yolu, doğada bulunan her suyu içmeden önce arıtmaktır. Eğer gruptan biri su içtikten sonra rahatsızlanırsa onu ve ona bakacak kişiyi gruptan uzak tutmak en iyi çözüm olacaktır. Pis suların içilmesi ile kapılabilecek hastalıkların başında dizanteri, kolera ve Tifo gelir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/157-susuzluk-dehidrasyon.html", "text": "ortaya çıkar. Dehidrasyonun belirtileri kademe kademe gözlemlenmektedir. İlk Başta; susamak, dudaklarda kuruma, yorgunluk, uyuma isteği, idrarda azalma ve idrar renginde ağır koyulaşma görülür. - Bas ağrısı - Yorgunluk, halsizlik - Baş dönmesi - Zihni bulanıklık - İştahsızlık - Doğaya çıkmadan önce çok iyi bir ön hazırlık yapmalı, gidilecek bölge ve su kaynaklarını iyice incelemeli, her zaman biraz fazla su taşınmalıdır. - Doğada navigasyon konusunda beceri kazanmalıdır. - Her zaman bir su arıtma cihazı ya da tableti yanda taşınmalı, pis suların nasıl arıtılabilineceği iyice öğrenilmelidir. - Doğada nasıl su bulunabileceği öğrenilmelidir. - Hastaya su yudum yudum verilmelidir. - Kaybedilen elektrolitleri yerine koymak için sporcu içecekleri içirmek denenmemelidir. - Bunun için kesinlikle tuz tabletleri verilmemelidir. Çok ciddi komplikasyonlara neden olabilir. - Daha şiddetli dehidrasyon için hastanın vücudu ısıtılmalıdır. - Bir sağlık kuruluşunda damar yoluyla sıvı alması sağlanmalıdır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/158-homestay-nedir.html", "text": "Bazı eğitimler yalnızca üniversitede kitaplar ile yapılamıyor. Örneğin bir dili öğrenmek için o dil ile alakalı kitapları okumaktan ziyade, öğrenmek istediğiniz dili ana dili olarak konuşan biri ile diyalog halinde olmak oldukça önemli. Ayrıca, sadece o dili öğrenmekte yeterli olmayabilir. Önemli olan durumlardan bir diğeri ise; kültür... Bir ülkenin dilini öğrenip konuşmaktan ziyade, o ülkenin kültürünü de yaşayarak öğrenmek ve anlamak gerekiyor. Günümüzde eğitim için yurt dışındaki üniversitelerde okumayı tercih eden öğrenci sayısı arttı. Bu artışın çeşitli sebepleri bulunmaktadır. Üniversite eğitimi, akademik kariyer ya da dil eğitimi için yurtdışında bulunan çeşitli üniversitelere gitmek tabii ki mümkün. Günümüzde yurt dışında okumanın kolaylaşması için çeşitli eğitim seçenekleri de bulunmakta. Günümüzde başta Avrupa ülkeleri olmak üzere; Avustralya, Amerika, Kanada, İngiltere, Yeni Zelanda gibi ülkelere, ülkemizden de çok sayıda öğrenci gitmekte. ; öğrencinin, yurtdışında bir ailenin yanında yaşamasına imkan veren bir sistemdir. Sisteme dahil olan aileler, evlerinin bir odasını bir öğrenci için ayırmaları sonucu, öğrenci o aile ile aynı evi paylaşıp öğrencilik hayatı boyunca o aile ile yaşayabilmektedir. Belirli aralıklar ile denetlenen bu ev ve öğrenci odaları; öğrenciler için güvenli ve ekonomik bir yaşam alanı sunuyor. Bu sistem sayesinde öğrenci; bulunduğu ülkenin dilini ve kültürünü en iyi şekilde öğrenip, birebir yaşama şansı buluyor. Evin; salon, TV, banyo gibi ortak kullanım alanlarını kullanma hakkına sahip olan öğrenci, yaşadığı ülkenin kültürünü tamamı ile yaşama şansı bulmuş oluyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/159-jet-lag-nedir-nasil-gecer.html", "text": "durumu, genellikle uçak ile uzun süre yolculuk yapıldığı zaman kendisini gösteriyor. Vücudunun biyolojik saatinin seyahatin süresi yani seyahatin saati ile uyum sağlayamaması sonucu oluşuyor. Özellikle seyahat edilen yerin zaman dilimi farklı ise, jet lag durumunun meydana gelmesi muhtemel bir durum. Jet lag durumundan kurtulmaktan ziyade, jet lag'a yakalanmamak için seyahat öncesi bazı önlemlerin alınması iyi olacaktır. Örneğin; seyahat edeceğiniz yerin zaman dilimine göre, uçuş öncesi beslenmek ve dinlenmek iyi bir adım olacaktır. Uçuş öncesi, gideceğiniz yerin zaman dilimine göre beslenir ve dinlenirseniz, yolculuğun ilerleyen saatlerinde zaman dilimi farkından dolayı acıkmaz ve uykusuz kalmazsınız. Ayrıca yolculuk öncesi ve yolculuk esansında ağır besinler ve alkol tüketmemekte fayda var. Bunun yerine hafif besinler ile birlikte bol bol su tüketebilirsiniz. Son olarak, seyahat sona erdiği zaman, gidilecek yere vardığınızda uyku ilacı veya melatonin alırsanız, vücudunuz uyku esnasında kendisini yeni zaman dilimine alıştıracaktır. Böylece güzel bir uykudan uyanıp, yeni zaman dilimindeki yaşamınıza kaldığınız yerden devam edebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/160-dunyanin-en-eski-evlerinden-biri-olan-adananin-ramazanoglu-konagi.html", "text": "merkezde yer alan bu tarihi konak 1360-1400 yılları civarında yaptırılmış ve kullanıma sunulmuş. günümüzde Çukurova Üniversitesinin Kültür Merkezi olarak şehrin önemli tarihi ve turistik bir yapısı olarak karşımıza çıkıyor. Adana'nın tarihine yakından tanık olmuş bu tarihi meşhur konak, Ramazanoğlu Beyliğinin de son kalan yapısı ve aynı zamanda merkezi konumunda yer almış. Adanalı Piri Paşa'nın inşa ettiği bu asırlık konak, geçmiş dönemlerden beri ayakta kalmış önemli bir mimari eser olarak göze çarpıyor. Konağın mimarı Piri Paşa, Kanuni Sultan Süleyman'ın vezirliğini yapmış bir şahsiyet ve aynı zamanda 48 sene boyunca Adana Beylerbeyiliği görevini üstlenmiş önemli şahsiyetlerden biri. Daha birçok yerlerde de görev alan Piri Paşa, her gittiği yerde kendi eserlerini bırakmış. , restore edilmesinin ardından birçok etkinlik ile tam bir kültür yuvası olmuş durumda. resmi tatil günleri dışında her gün ücretsiz olarak ziyarete açıktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/161-kusadasinda-gezilecek-yerler.html", "text": "; 20 kilometreyi bulan kumsalları, ormanları, limanı ve tarihi eserleriyle Türkiye'nin en önemli turizm merkezlerinden biri. Yanı başındaki Dilek Yarımadası Milli Parkı ise Türkiye'nin en önemli doğa alanlarından. , Osmanlı döneminden kalma en önemli yapı. 17. yüzyılda aynı adlı kervansarayla birlikte yapılmıştır. Kapısı Osmanlı ağaç işçiliğinin özgün örneklerindendir. Kubbe içinde oldukça zengin bir süsleme vardır. Mihrabı barok üslubundadır. Cami kare planlı olup, merkezi bir kubbeyle örtülüdür. Giriş kapısı sedef kakmalı geometrik şekillerle süslenmiş olan caminin tek şerefeli bir minaresi bulunmaktadır. . Kuşadası'nın hemen kıyısında yer alan ada 1834 yılında kıyıya bağlanmış. Kervansaray da, kale de restore edilmiş, turistik amaçlarla kullanılan yapılar. Yerleşmenin en yüksek noktasına konumlanmış olan kaleden günümüze ancak kimi bölümler ulaşabilmiştir. Kalenin surları eskiden kenti kuşatıyordu. Söke yolunda bulunan ve günümüzde karakol olarak kullanılan kulenin, kale kapılarından biri olduğu belirlenmiştir. Kuşadası'na ayrı bir güzellik katan ve kentin önünde yer alan bu küçük kale, 1834'de Mora Ayaklanması sırasında adalardan gelebilecek saldırılara karşı ileri karakol olarak yapılmıştır. Kuşadası rıhtımının inşası sırasında ada da, bir dalgakıran ve yol ile kıyıya bağlanmıştır. Günümüzde çevre düzenlemesi yapılmış adanın içinde kafe, restoran ve çay bahçeleri bulunmaktadır. , kente 3 km uzaklıktadır. Kumu ince, denizi sığdır. Soyunma kabinleri ve lokantası vardır. Yanındaki Barbaros Tepesi'nin ardında doğal plaj ve koylar sıralanır. Kent merkezinden yürüyerek veya dolmuşlarla ulaşılabilir. tıka basa doluyor. İlçenin içinden de, çevresindeki kumsallardan da denize girilebiliyor. Kuşadası 1960'lı yıllarda turizmle tanışmış; önce yabancılar keşfetmiş, sonra yerli turistler. Tatil köyleri, yazlıklar peşi sıra inşa edilmiş, ardından büyük rantların döndüğü bir yer olmuş, ilçe tam bir çarpık yapılaşma cenneti haline gelmiş. Şimdilerde yabancıların gözdesi haline gelen ilçeye birçok yabancı, ev alıp yerleşmiş. . Kilometreler boyu uzanan kumsala hakim bir tepeciğin üzerine Venediklilerce inşa edilen kaledeki restorasyon ve arkeolojik kazılar sürüyor. Manastırı'na Güzelçamlı'dan da (11 km) gitmek olanaklı. Ancak mutlaka yolu sormak, hatta yöreyi bilen birini bulmak gerek. Kurşunlu Manastırı Samsun Dağının üzerinde, yaklaşık 600 metre yüksekliğinde ve bölgeye hakim bir noktada. 11. yüzyıla tarihlenen manastırın avlusunun merkezinde kubbeli bir kilise var. Kilisenin dışında keşiş odaları, iki katlı bir yapı, yatakhane ve yemekhane gibi yapıların kalıntıları görülüyor. Manastır çam ormanları arasında, gözlerden ırak olması nedeniyle definecilerin talanına uğramış. Manastırın bulunduğu yamacın üstünde buz gibi suyun aktığı bir pınar var. Çınar ağaçlarının gölgelediği bu alan tam bir mesire yeri. 'a ulaşılıyor. 12 İon kenti Panionion olarak adlandırılan politik ve dini amaçlı bir birlik kurmuşlardı. Panionion Birliği, Samsun Dağının eteğinde koruyucu tanrıları Poseidon Helikonios'a adanmış kutsal alanda toplanıyor, geleceklerine ilişkin kararlar alıyor, ayinler düzenleniyordu. Bu birlik sayesinde İonialılar dünya tarihinin en büyük uygarlıklarından birini yaratıp etki alanlarını da genişletmiş. Güzelçamlı'yı geçtikten sonra Dilek Yarımadası Milli Parkı'na ulaşılıyor. 07.00-20.00 saatleri arasında girilebilen Milli Parktaki İçmeler ve Aydınlık gibi el değmemiş koylarda yüzebilir, piknik ya da yürüyüş yapabilirsiniz. yer alıyor. Mağaraya, Tanrı Zeus ile güzellik ve aşk tanrıçası Afrodit'in suyunda yıkandığına dair söylence nedeniyle Zeus mağarası deniyor. Dağdan gelen tatlı su ve denizden gelen tuzlu su karışarak 10-15 metre derinliğinde bir havuza dönüştürmüş burayı. 24'ü endemik (6'sı Dünya 16'i Türkiye çapında) 804 bitki türünün yaşadığı Dilek Yarımadası 28 Memeli, 27 sürüngen türüne de ev sahipliği yapıyor. Milli park Anadolu Parsı gibi nesli tükenme aşamasına gelmiş bir türün yanında, Akdeniz foku, yaban öküzü, yaban domuzu, vaşak, tilki, sansar, çakal, kurt, yabani at ve tavşan gibi memelilerle; kartal, atmaca, şahin, akbaba gibi yırtıcı kuş türlerinin son sığınaklarından. , birçok lagün ile tuzcul bataklıklar ve çamur düzlüklerini kapsayan önemli bir sulak alan, bu ekosistem çok zengin bir biyolojik çeşitliliği barındırıyor. . Rumların zamanında köydeki evler ormanın içinde birbirinden ayrı, büyük avlulara sahip odalar şeklinde inşa edilirmiş. Bu odalara Rumca Domatia denirmiş ve köyün adı buradan gelmiş. Rumlar mübadeleyle gidince yerlerine Selanikli Türkler yerleştirilmiş. Tarlalara uzak olması ve arazisinin gelişmeye izin vermemesi nedeniyle köy 1985 yılında yine terk edilmiş, köylüler ovada Yeni Doğanbey adını verdikleri bir köy kuşmuş. İkinci kez terk edilince camisinden dükkanlarına kadar her şeyi tahrip olmaya başlamış, neyse ki bu süreç fazla sürmemiş. Terk edilmiş köy çok geçmeden Domatia'nın büyüsüne kapılanların yurdu olmuş. Köye yerleşenler son derece başarılı restorasyon çalışması yürüterek adeta gözlerden uzak bir cennet yaratmış. Köyün taş evlerinden, Arnavut kaldırımlı sokaklarına, derenin üzerindeki ahşap köprüden sokak lambalarına kadar her şeye mahir ellerin değdiği belli oluyor. Göze çarpan hiçbir çirkinlik, yağma alameti yok, tabii bunda köye yerleşenlerin de rolü büyük; zira Türkiye'nini birçok aydını yaşamak için burayı seçmiş. Köyün neresinden bakarsanız bakın olağanüstü bir manzara uzanıyor önünüzde, huzur bulmak için birebir; son derece sessiz ve sakin bir yer. Eski Doğanbey 1992 yılında kentsel sit alanı ilan edilerek koruma altına alınmış, köyde yeni yapıya izin verilmiyor. Yıkılmış ya da güç bela ayakta duran evlerle restore edilmiş evler yan yana. Rengarenk çiçeklerle süslü evlerin dışında ayakta kalan iki yapı daha var, bunlardan biri köyün girişindeki küçük bir şapel, diğeri de eski okul binası. Ancak, günübirlik ziyaretçiler için değil yemek yiyecek bir yer, bakkal bile yok. Eski Doğanbey milli parkın tam ortasında kalmış. Milli parkın Ziyaretçi ve Tanıtım Merkezi de burada. Merkez, 1890'larda hastane olarak yapılmış, daha sonra karakol ve okul olarak kullanılmış bir binada faaliyet gösteriyor. Eski Güllübahçe olarak bilinen Gelebeç köyü 20. yüzyılın başında yaklaşık 5000 Rum'un yaşadığı büyük bir kasabaymış. Mübadeleden sonra terk edilen Gelebeç'e yerleştirilen Türkler tepedeki bu yerleşimi beğenmemiş ve ovaya yeni bir köy kurmuşlar, Gelebeç'te ise birkaç hane kalmış, zamanla evler harap olup, yıkılmış. Ta ki 2005 yılına kadar, o tarihe kadar köyde imar izni yokmuş. Eski evlerin aslına uygun olarak onarılmasına izin verilince Gelebeç tekrar canlanmış ve burada yaşayanların sayısı artmış. adlı Rum kilisesi. Kilise günümüze çan kulesine varana dek sağlam durumda ulaşmış, hatta kilisenin bahçe duvarına bitişik bir oda olan osteofilakı bile içindeki kemikleriyle birlikte duruyor. Eskiden Rumlar ölenlerin kemiklerini üç yıl sonra mezardan çıkarır ve mezarlıkta özel yapılmış sandıklara yerleştirilmiş. Bu sandıklar yortularda açılır ve ölmüşlerin ruhuna dua okunur, parası olmayanların kemikleri ise osteofilaka konurmuş. , tiyatro, agora, bouleuterion, iki gymnasion, Zeus Olimpos ve Demeter tapınakları antik kentin önemli kalıntıları arasında. Eğer yolunuz Kuşadası'na düşmüş ise civarında bulunan dünyanın 7 harikasından biri kabul edilen Efes, dünyanın en büyük filozofu Thales'in doğduğu kent olan Milet ve ilk paranın basıldığı yer olan Sardes'i görmeden bölgeyi terk etmeyiniz. Priene ve Panionion gibi tarihi yerleri görmeden, Doğanbey ve Güllübahçe köylerini gezmeden, Milli parkın Karasu ve Kalamaki gibi el değmemiş plajlarında yüzmeden, Yöre mutfağının temelini ot ve sebze yemekleriyle zeytinyağlılar oluşturuyor. 'e 90 km uzaklıktaki Kuşadası'na İzmir'den her yarım saatte bir otobüs seferi var. Limandan her gün Sisam'a feribot seferleri yapılıyor. Söke'ye Güllübahçe Beldesi 18 km, Eski Doğanbey köyü de 37 km uzaklıkta. Söke-Güllübahçe arasında minibüsler çalışıyor, ancak Doğanbey'e herhangi bir toplu ulaşım aracı çalışmıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/162-seyahate-cikmadan-once-alinacaklar-listesi.html", "text": "Uzun bir yolculuğa çıktığımızda o geceyi atlatabilmek için bir yerde kalmamız gerekebilir. Ama bazı sorunlar ortaya çıkabiliyor. Bu durumda imdadınıza çadırlarınız yetişiyor hem ücretsiz olması hemde dilediğin yerde kurulmasıyla çok konforlu olmasa da işinizi göreceğine eminim. bu konuda olmazsa olmazdır. O bizim en yakın arkadaşımızdır bir nevi. Her yere birlikte gideriz birlikte gezer ve görürüz. Çoğu ve önemli eşyalarımız onun içinde bizimle birlikte gezer. Bunun için bize kapasitesi yüksek rahat bir çanta lazım. Kitap olmadan bu yol olmazsa olmaz! Sıkıcıdır geçmek bilmez. Yanınıza mutlaka bir kitap alın keyfinize bakın dilediğiniz yerde açıp hayal alemine gidin. Pişman olmazsınız hatta hem gezersiniz hem okursunuz bir tezi de burada çürütmüş olursunuz. geleceğe aktarmak için yanınızda bir kamera olmalı. İyi veya kötü işinizi görecek şekilde bir kamera edinin. Her anınızı kaydedin doyasıya eğlenin. İhtiyacınız olan şey aslında haritalardır onlar bize yol gösterir. Nereye gidiyorsanız ilk iş o yerin haritasını bulmaktır, sonra o haritayla sokaklarda kaybolmaktır. Asıl böyle çıkar gezmenin tadı. Bu yolculukta her şeye ihtiyacımız olabiliyor. Bazen zor durumda kalabiliyoruz, insanın ihtiyaçları oluyor. Bu gibi durumlar için günlük hayatta kullandığımız kişisel eşyalarımızı yanınıza almakta fayda görüyorum. Eğlencenizin yarıda kalıp tatilinizin hüsranla dolmaması için bu gibi eşyaları almayı unutmayın. Gittiğiniz yerleri tek başınıza gezmeyin yanınızda her zaman biri olsun bir dost olsun beraber eğlenin gezin, dolaşın birbirinize destek olun zor durumlarda yardım edecek bir nefes lazım olmuyor değil. Bunun içindir ki gittiğiniz yerlere bir arkadaşınızı götürün. Bu arkadaş özel biri olsun. ve huzur götürün. Kafanız rahat olsun stressiz güzel bir tatil geçirin gezip dolaşın, enerji depolayın, bol bol gezin gitmediğiniz yer kalmasın."} {"url": "https://www.gezipedia.net/163-dogada-ates-yakmanin-onemi.html", "text": "İnsanlık için en önemli buluşlar arasında yer alan ve bir çağı kapatarak yeni bir çağın başlamasını sağlayan ateş, bakır çağından tunç çağına geçilmesini sağlamıştır. O dönemde insanlar, bakırla birlikte kalayı eriterek, daha sert bir karışım olan tunca ulaşırken aynı zamanda beslenmeden barınmaya ve daha pek çok konuda yeni keşiflerde bulunmuştur. Ateşin binlerce yıl öncesinde nasıl bulunduğu ya da ne şekilde ortaya çıktığına dair net bir kanıt ya da açıklama bulunmasa da genellikle bu konuda yürütülen tahminler ele alınmaktadır. İlk dönemlerde insanlar, ateşi ısınmak ya da yiyecekleri farklı şekillerde tüketmek amacıyla kullanırken sonraki dönemlerde bu, hastalıkların tedavisinde ve hatta yetiştiricilikte dahi kullanılmıştır. Ateşin bulunuşu yeni çağı olduğu kadar uygarlığı da başlatan en önemli buluşlardan sayılır. Bu bakımdan insanlar, ateşle birlikte barınma yanında korunmaya da daha farklı bir açıdan bakmaya başlamıştır. Isınmak, kurutmak, işaret vermek, yemek pişirmek ve suyu kaynatarak arıtmak, hayatta kalabilmek için ateşe ihtiyaç vardır. İhtiyaç olduğu anda herhangi bir yerde ateş yakıp yakamayacağına göre insanın doğada hayatta kalma süresi uzayacaktır. Ateşin icadı insanlık tarihindeki en önemli dönüm noktalarından biridir. Araştırmalara göre, insanoğlu 790 bin yıl önce ateş yakabiliyordu. Ateş günümüzde basit bir araç gibi görünse de insanlık tarihinde oldukça büyük öneme sahip olan ve yeni bir dönemin başlamasını sağlayan önemli bir buluştur. Ateşin bulunmasıyla birlikte ilkel hayattan yeni bir döneme adım atılırken insanlığın sonraki dönemleri adına önemli ilerlemeler kaydedilmiştir. Ateş yüz binlerce yıl önce keşfedildiği için nasıl bulunduğuna dair kesin bir bilgi yoktur ancak tahminlere dayalı bilgiler bulunmaktadır. Yıldırımların ağaçlık alanlara düşmesi, şiddetli fırtınaların ağaç dallarının birbirine sürtmesi ve yanardağlardan akan lavların sebep olduğu doğal yangınlar sonucu ateşin bulduğu tahmin edilmektedir. O dönemdeki insanlar ateşin yanıcı bir madde olduğunu belki bir hayvanın yanıp ölmesiyle belki de içlerinden birilerinin yanıp ölmesiyle anladılar ve ateşten uzak durdular. Ancak daha sonra ısınmak için ateş kullanıldı. İnsanoğlu avlandıkları etleri pişirmeyi düşündü ve daha iyi tat aldı ve bu alanda da ateşi kullandı. Hastalıkları iyileştirmek için bitkileri kaynattı. İnsanlar daha sonra birçok alanda ateşi kullandı. Ateşin keşfi uygarlığın başlangıcı olarak gösterilir. Gerçekten de insanlığın ilk ve en önemli buluşudur. Gece karanlığını aydınlatmak, yırtıcı hayvanlardan korunmak, yiyecekleri pişirmek, aletleri işlemek gibi birçok işlevde etkilidir. Ateş yakabilmek günümüzde herkesin küçük bir çakmakla anında yapabildiği bir kavram gibi gözükse de doğada ilk defa ateş yakmaya çalışan birinin tahmin ettiğinden çok daha zordur. Bu yetenek zaman içerisinde pratik ile kolaylaşabilir. Bazılarının güneşli havada mangal yaparken kuru odun ve kömürü çıra gazete ve çakmakla bile yakarken zorlandığı durumlar mutlaka vardır. Düşünüldüğü kadar kolay olmadığı için ateş biraz zaman ayırarak ve özenle doğru düzende hazırlanmalıdır. Aksi takdirde yakıldığını sandığımız ateşin sönmeye başladığında üfleyerek tutuşmasını sağlamaya ayıracağımız zaman kesinlikle daha fazla olacaktır. Bu nedenle rüzgarlı, yağmurlu hatta karlı havada ateş yakmak ve sürekliliğini sağlamak doğada hayatta kalmak için çok önemli bir yetkinliktir. Ateş oluşabilmesi için bir kıvılcım ya da çok yoğun ısıya ve bununla kolayca tutuşabilecek kav denilen malzemeye ihtiyaç var. Günümüzde üretim modeller ele alındığında ateşin son derece önemli bir yerinin olduğunu görebiliriz. Gerçekten de ateş ile birden fazla konuda insanoğlu kendisini geliştirecek araç gereçler yapmayı başarabilmiş, hayatın her alanında yadsınamayacak derecede önemi bulunan ateşin kontrolü ve endüstriyel alandaki yeri ile birçok yeni icada ve gelişime zemin hazırlanmıştır. Sağladığı faydaların yanı sıra aynı zamanda tehlikeli bir enerji de olabilen ateş ile devasa ormanlar yanabilir, birçok canlı yok olabilir. Bundan dolayı ateş kadar ateşin kontrol altına alınması da en az o kadar önemli bir meseledir. Doğada ateş yakarken özellikle ormanlık ve çalılık yerlerde çok dikkat edilmelidir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/164-milette-miletos-gezilecek-yerler.html", "text": "büyük bir denizcilik ve ticaret merkezi durumuna gelmiş. Miletliler; Akdeniz, Marmara ve Karadeniz kıyılarında aralarında Sinop, Giresun ve Trabzon gibi kentlerin de bulunduğu 90 civarında koloni kurmuşlar ve böylece zenginleşmişler. Gelişen ekonomi, sanayi ve ticaret, iktidarın soylulardan sanayici ve tüccarın eline geçmesini sağlamış, bu gelişmeyi köleci demokrasileri kuran siyasal ve sosyal reformlar izlemiş. Bu süreçte gelen siyasal özgürlükler o döneme kadar hiçbir toplumda görülmemiş ölçüde bilimsel araştırma ve düşünce özgürlüğünü de getirmiş ve bu da felsefenin doğuşunu sağlamıştı. olmak üzere Milet'li felsefeciler yeni dönemin öncüsü olmuş, modern bilim ve felsefenin dolayısıyla uygarlığın temeli burada atılmıştı. anıtsal eserlerle donatıldı, ancak Latmos Körfezi MS 3. yüzyılda dolunca kıyıdan uzaklaşmaya başladı. Bizans döneminde, kentin sınırları oldukça daralmış ve binalar tiyatronun çevresinde toplanarak, küçük bir köye dönmüştü. Milet, Türklerin Anadolu'ya gelmesiyle birlikte Balat olarak anılmaya başladı ve Menteşeoğulları'na başkentlik yaptı. Balat köyü 1955 depreminden sonra antik kentin 2 km dışına taşındı. Milet'te beylikler döneminin zarif camilerinden biri de bulunuyor. 1404 yılında Menteşoğlu İlyas Bey tarafından inşa ettirilen külliye; cami, medrese, kervansaray ve hamamlardan oluşuyor. veriyordu ve ziyaretçiler onlara ulaşmak için kutsal yolu geçmek zorundaydı. Rahibe, küçük bir kutsal kuyunun ya da yeraltı kaynağının yanında bulunan silindir şeklinde döner bir taş bloka oturur, tanrıların esinini almak için, yeraltı suyundan yükselen buharı solur ve ardından gelecekten haber veren mısraları söylemeye başlarmış. Daha sonra dış avluda bekleyen dilek sahibine altı mısralık şiirler verilirmiş. Hristiyanlık döneminde şeytan işi olarak görülen kehanet merkezleri yasaklanmış ve bu tapınağın içine de bir kilise inşa edilmiş. Miletos antik kentindeki tiyatronun yakınında yer alan yerel müze, 1973'de açılmıştır. Milet Müzesi'nde, Miletos, Didim ve Priene ören yerlerinden çıkarılan çeşitli dönemlere ait eserler, Büyük Salon, Orta Salon ve Küçük Salon olmak üzere üç salonda sergilenmektedir. iyi bir seçenek. Üstelik 55 kilometreyi bulan sahil şeridindeki 40 koyun çoğu bakir. , etli enginar ve ayran böreği başta geliyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/165-bafa-golunde-gezilecek-yerler.html", "text": "ve çevresi, tarih öncesinden bu yana süren yerleşimlerin izleriyle dolu. Bafa Gölü antik dönemde denizin bir parçasıymış, Büyük Menderes nehrinin taşıdığı alüvyonlar Orta çağın sonlarında körfezin denizle ilişkisini keserek göle çevirmiş. Gölün doğusunda heybetli Beşparmak Dağı uzanıyor. Antik dönemde dağ, körfez ve burada kurulan bir kent Latmos olarak adlandırılıyordu. Türkler Latmos Dağı'na çok uzaklardan görülen siluetinden dolayı Beşparmak adını vermiş. nin taşlarının yeni kentin inşasında kullanıldığı anlaşılıyor. nin içinde bir liman kenti olan Heraklia'nın çevresi bu yıllarda 65 kulesi bulunan ve günümüzde de rahatlıkla izlenebilen 6 km uzunluğunda surlarla çevrilmiş. Menderes Nehri körfezi doldurmaya başlayınca Heraklia'nın denizle bağlantısı kesilmiş ve Roma döneminde yıldızı sönmüş. Latmos, Anadolu'nun kutsal dağlarından biriydi. Dağın zirvesi Hava Tanrısının tahtıydı, yerel bir dağ tanrısıyla birlikte tapınım görüyordu. Bu iki Tanrının yerini daha sonra Yunanlıların Hava Tanrısı Zeus ve Ay Tanrıçası Selene'nin sevgilisi Endymion almıştı. Mitolojiye göre Latmos Dağı Çoban Endymion'un yurduydu. Baş Tanrı Zeus yakışıklı Endymion'un Latmos Dağı'ndaki bir mağarada sonsuza dek uyumasını sağlamış, Ay Tanrıçası Selene ise ona aşık olmuş. Selene Zeus'tan sevgilisi Endymion'un uyanmamasını ve sonsuza kadar genç kalmasını dilemiş. Bu aşk ilişkisinden elli kız çocuğu dünyaya gelmiş. Antik kaynaklara göre Endymion'un mezarı ve tapınma alanı Latmos Dağı'ndaydı, Heraklia'da da kentin kurucusu olarak kabul edilen Endymion'a adanmış bir tapınak vardı. nın yapılan iki avlunun etrafında toplanmış. Kaleyi andıran manastırın yakınlarında içi fresklerle süslü bir mağara da var. nden yapılacak uzun bir yürüyüşle ulaşılıyor. Çevresi yüksek duvarlarla çevrilmiş manastırın kuzeyinde Genç Paulos adlı bir keşişin inzivaya çekildiği kabul ediliyor. Meryem Ana'ya adandığı bilinen fresklerle süslü bir mağarada yaşayan Genç Paulos Latmos Dağının en ünlü keşişiymiş, geleceği bildiğine ve mucizeler yarattığına inanılıyormuş ve hatta imparator bile ona danışırmış. Didim'de görüleceği gibi Hıristiyanlıkla beraber kehanet merkezleri kapatılmış ancak gelecekten haber alma tutkusu bitmemiş. Kahinlerin yerini keşişler almış. Beşparmak Dağının eteklerindeki manastırlara çıkmadan, 'a giden otobüslerle ulaşabilirsiniz. En yakın hava alanı ise Bodrum'da. Kapıkırı köyü ise Bafa'ya 11 km uzaklıkta."} {"url": "https://www.gezipedia.net/166-sardes-antik-kenti.html", "text": ", aynı zamanda Anadolu uygarlığının kilometre taşlarından biri. adlı eserine de esin kaynağı oldu. Antik dönem yazarları Lidyalılar hakkında ilginç bilgiler de verir. Tenleri kararacak diye güneşe bile çıkmayan bu insanlar; özellikle safrandan yapılan güzel kokulu parfümler kullanır, bu parfümleri küçük vazolara koyup tüm Ege'ye satarlarmış. Altın simli kumaştan yapılmış giysileri Yunanlılara benzermiş. Zarlarla, aşık kemiğiyle oynanan oyunların her türlüsüne düşkünmüşler. nun zemini mermer ve mozaiklerle, duvarları da mermer levhalarla kaplı. 'na doğru giden yol Paktalos Çayı vadisini izliyor. Antik dönemde altın arıtma atölyeleri, kuyumcular ve çarşı kentin batı yakasında yani Paktalos Çayının kıyısında toplanmıştı. Paktolos'un getirdiği alüvyonların içindeki altın parçacıkları çaya serilen postlara takılıyor ve sonra toplanıp burada işleniyordu. Kral Karun'un dillere destan zenginliğinin kaynağı olan bu altınlar, söylenceye göre Frigya kralı Midas'ın Paktolos Çayı'nın sularında yıkanmasıyla ortaya çıkmıştı. 'in adı kalıntılarının üzerinde gelişen Sart kasabasında yaşıyor. Artemis tapınağı ve sinagogu görmeden, Kral Midas'ın başına gelenleri öğrenmeden, DÖNME! 'nin ünlü odun köftesinden tatmak gerek. İzmir-Ankara karayolu üzerindeki Sardes Salihli'ye 8 km, İzmir'e 85 km, Manisa'ya 61 km ve Ankara'ya 480 km uzaklıkta. İzmir ve Manisa'dan Salihli'ye düzenli otobüs seferleri yapılıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/167-aziz-mahmud-hudayi-turbesi.html", "text": "açıklarına geldiklerinde, mürettebatı ve yolcuları Hazret' in ruhu için Fatiha'ya çağırırlarmış. Hakimiyet-i Milliye Caddesi üzerinden Ahmediye istikametine ilerliyoruz. Caddenin sağındaki sokaklardan birinin girişine iliştirilmiş \"Aziz Mahmud Hazretleri\" levhasını görünce dalıyoruz oradan. Az ilerde köşeden mecburen sağa keskin bir dönüş yapmadan önce bir duvar çıkıyor karşımıza. Bir mahkeme duvarı. Öyle olduğunu söylerler. Yukarı doğru uzadıkça uzamasından başka bir ilginçliği yok bu sağır duvarın. Parçası olduğu binaya da, mimari anlamda, pek ilginç denemez. Galiba tek ilginçliği üzerine anlatılan, daha doğrusu iliştirilen, hikayesi... Söylenen o ki, bir zamanlar Fatih ile Kadı Hızır Bey Çelebi'nin mahkemeleşmesine sahne olmuş bu bina. Çeşitli ayrıntılar eklenmiş varyantları mevcuttur bu hikayenin. Bulunup okunabilir. Duvarı geçtik. Yine keskin bir dönüş yapıp sola saptık. Şimdi bir yokuşa sarmak üzereyiz. Üsküdar'daysak... Ve yokuşsa söz konusu olan... Yahya Kemal'in \"Atik Valde\" başlıklı şiirini hatırlamamak imkansız. Ama ben, her seferinde, Edip Cansever'in \"Masa da masaymış ha\" şiirini hatırlıyorum, niyeyse. Ustanın mısrasını tahrif edip \"Yokuş da yokuşmuş ha\" diye diye tırmanıyorum. Nihayet, çıkabildik tekkenin kerevetine... Önümüzdeki yapı kompleksinin içindeki unsurların en eskisi 1858'lerden kalma. 1599'larda yapılmış olan asıl binalar yangında harap olmuş. Tekke amaçlı yapılan külliyenin tevhidhane kısmı, bugün cami olarak kullanılıyor. İçi silme ahşap döşeli. Boya ve badanasında pastel renkler tercih edilmiş. Atmosferi huzur verici, dingin... Külliyenin öne çıkan unsuru da burası gibi görünüyor. Geri planda kalmış diğer yapılar ise özgünlüklerini kaybetmişler sanki. Çokça restorasyon görmüş ve görmeye de devam ediyor. Bugün bünyesinde aynı adı taşıyan bir vakfın bulunduğu külliyenin, bir parçası öğrenci yurdu ve Kur'an kursu olarak kullanılıyor. Her zaman misafiri bol olmuştur buranın. Geleni gideni hiç eksik olmaz. Adı Mahmud, Hüdayi de mahlası. Aziz hitabı ise sonradan eklenme... Soyunun, ilk tasavvuf önderlerinden Cüneyd-i Bağdadi'ye kadar gittiği söylenir. Yaygın görüşe göre, Koçhisar'da doğdu, Sivrihisar'da büyüdü. Sivrihisar'da duralım biraz. Çok sayıda molla, hoca veya din bilgininin çıktığı bir yer Sivrihisar. Yetiştirdiği ünlü Türk büyükleriyle hatırlanır. İlgiye değer o yüzden. Vaktiyle kadılık da yaptığı söylenen Nasreddin Hoca buradan çıkma mesela, onun dip torunlarından Kadı Hızır Bey Çelebi de. Yunus Emre'ye de sahip çıkarlar Sivrihisarlılar, bizdendir diye. İlk eğitimini Sivrihisar'da alan Aziz Mahmud, Medrese eğitimini ise İstanbul'da tamamladı. Edirne'de, Mısır'da, Şam ve Bursa'da kadılık ve müderrislik yaptı. Bursa'dayken Muhammed Üftade ile tanışıp ona kapılanma hikayesi ilginçtir. Şeyhinin onu Bursa sokaklarında kadılık cübbesi üzerindeyken ciğer sattırmayla sınaması da ünlüdür. Üftade Hazretlerinin müridi ve halifesi olduğunda hayatı tamamen değişti. Gelecek vaat eden kariyerini bir kenara bıraktı. Uzun süre hocasının dizinin dibinden ayrılmadı. Bundan sonra Üftade Hazretleri, onu halifesi olarak büyüdüğü yere, Sivrihisar'a gönderdi. Burada bir süre kaldıktan sonra manevi bir işaretle yeniden Bursa'ya, hocasının yanına döndü. Onun ölümüne kadar hizmetinde bulundu. Üstadının vefatından sonra ünlü Şeyhülislam Hoca Sadeddin Efendinin çağrısıyla İstanbul'a geldi ve Üsküdar'a yerleşti. Burada halka şeyh, sultanlara mürşit oldu. Üsküdar'da vefat etti. Külliyesi içindeki bu türbeye defnedildi. - Seksen yedi sene yaşadı. Doğduğunda Kanuni hükümdardı, öldüğünde IV. Murad. - Sekiz padişah gördü. Dördüne mürşitlik etti. Onlara öğütler verdi. Anlayan da oldu, anlamayan da. - Bildiğinden şaşmayıp burnunun dikine gidenlerin felaketine tanıklık etmek zorunda kaldı. Misal, Genç Osman... Padişahın hacca gitme isteğine karşı çıkanlar arasında Aziz Mahmud Hüdayi de vardı. - Üsküdar'a III. Murad devrinde yerleşti. Başta Hünkar olmak üzere saray ve çevresinin saygısını kazandı. Halk zaten çoktan doluşmuştu tekkesine. Sultan I. Ahmed ve eşi Mahpeyker Kösem de ondan feyz alanlardı. Buldukları ilk fırsatta onun huzurundaydılar. - Sultanahmet Camii'nin temel atma ve açılış töreninde hazır bulundu. Camii açıldıktan sonra belirli günlerde halka oradan vaaz etti. Bu adetini Boğazın fırtınalı zamanlarında deniz, karşıya geçilmeyecek kadar dalgalıyken bile terk etmedi. Sonradan \"Hüdayi Yolu\" diye ünlenen gizemli ve güvenli bir rotayı takip ettiği rivayeti yayıldı. Ahali, Hazret'in meşhur kerametlerinden biri olarak gördü bunu da. - Serdar Ferhad Paşa'nın yanında Tebriz seferine de katıldı, orduya manevi kumandanlık yaptı. - IV. Murad'a, Eyüp Sultan'da, Hazreti Ömer'in kılıcını kuşatan da oidi. - Eserlerinden, sohbetlerinden, şiirlerinden, vaaz ve öğütlerindensultanların yanı sıra halk da yararlandı. Üsküdar'da kurduğu dergah, kısa zamanda her tabakadan insana hitap eden bir maneviyat okuluna dönüştü. - Nüfuzu ve prestiji vardı. Hem halk nezdinde hem de saray çevresinde. - Yaşadığı devir OsmanlI'nın çalkantılı zamanlarıydı. Entrika ve anarşi kol geziyordu. Böyle bir dönemde gözden düşen ya da hayatından endişe eden ileri gelen bazı devlet adamlarına da dergahı sığınak oldu. - Zengindi, ama kendisi dünyayı bırakmıştı. Bir yoksul gibi ya da birkanaat ehli gibi yaşadığı söylenir. Zenginliğini çoğu zaman kamu hayrına harcadı. Geride zengin vakıflar ve manevi miras bıraktı. Yedisi, Türkçe otuz kadar eser de bunların arasındadır. 'ne toplu taşımayla geldiğinizde, Üsküdar Askerlik Şubesi durağında inip yürüyebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/168-kulada-gezilecek-yerler.html", "text": "; tarihi arastaları, camileri, kiliseleri, daracık sokakları, hayranlık uyandıran evleri, binlerce yıllık ayak izleri ve peri bacalarıyla keşfedilmeyi bekliyor. . Kula evleri ise kapı tokmaklarından cumbalarına kadar görsel bir şölen sunuyor. Kula'nın eski mahallelerinde geleneksel Türk ve Rum evleri yan yana görülüyor. Rum evlerini Türk evlerinden ayıran en önemli fark kapısının direkt olarak sokağa açılması. Mahremiyetin esas alındığı Türk evlerinde eve duvarlarla çevrili bir avludan sonra giriliyor. Taş döşeli avlularda fırın, tuvalet gibi birimler yer alıyor. Evlerde kullanılan ana malzeme ise ahşap. Genellikle iki katlı olan evlerin zemin katlarında ahır, kiler, mutfak gibi mekanlar, üst katında da günlük yaşamın geçtiği odalar yer alıyor. Açık sofalı evlerin üst katının bir cephesi sokağa, bir cephesi de avluya bakıyor. Avlunun sokağa bakan cephesi de kapatılarak buraya ahşap kafesli ya da parmaklıklı pencereler konulmuş. Evler adeta birbiriyle neredeyse öpüşecek şekilde cumbalarla daracık sokaklara taşıyor. Cumbaların altı ve kapıların çevresi genelde kalem işleriyle süslenmiş ve rengarenk boyanmış. olarak bilinen Türk evi de restore edilmiş ve yöreden toplanan eşyaların sergilendiği bir müzeye dönüşmüş. da artık yok olmaya yüz tutmuş saraçlık, semercilik, keçecilik gibi birçok mesleğin son kalesi adeta. , 1872 yılında yayımlanan \"Temaşa-i Dünya Cefakar-ü Cefakeş\" adlı eseriyse ilk Türkçe roman olarak tarihe geçmiştir. Kula'ya özgü yemekler arasında Makarna Böreği, Kuzu Oğlak Dolması, Darplı Ciğer, Kakırdaklı ve Gicirgenli Pide başta geliyor. Kula'nın leblebisi de çok ünlü, ilçedeki onlarca imalathanede leblebi üretiliyor. Bu imalathanelerde, kıtır, tuzlu, biberli, şekerli, karanfilli ve meyve aromalı gibi çeşitli, kaplamalı leblebi üretiliyor. Kulalılar Çorum'a bile buradan leblebi gittiğini söylüyorlar. -Ankara 'ya 124 km uzaklıkta. İzmir ve Manisa'dan Kula ya düzenli araç seferleri yapılıyor. Peri bacaları Kula'ya 16 kilometre uzaklıkta Burgaz köyü yakınlarında."} {"url": "https://www.gezipedia.net/169-kula-emre-koyu.html", "text": "'nin mezarının bulunduğu kabul edilen on bir yerden biri. Emre köyüne giden yol yakın zamana kadar Menye olarak adlandırılan ve antik dönemde Lidya'nın önemli kentlerinden biri olan Gökçeören kasabasının içinden geçiyor. tarafından kurulduğu kabul ediliyor. Tapduk Emre, dergahını buraya kurunca köy büyük ün kazanmış ve Emre Sultan olarak adlandırılmış. . Caminin yazıtından 1541- 1548 yılları arasında yaptırıldığı anlaşılıyor. Caminin bitişiğinde Selçuklu eseri bir hamam ve karşısında da dergahın bazı binaları bulunuyor. Cumhuriyet dönemine kadar varlığını sürdüren dergahın bazı binaları birkaç yıl önce caminin etrafını açmak için yıkılmış, cami de restore edilmiş. . Zira duvarları kök boyasıyla yapılmış resimlerle süslü. Ressam caminin duvarlarına gezip gördüğü yerleri resmetmiş. Evler, yelkenliler, hurma ağaçları, yel değirmenleri, kaleler, manzaralar neler yok ki caminin duvarlarında. Resimlerin arasındaki Arapça yazıtta 1808 yılında Şehzade Abdurrahman Efendi tarafından Banazlı Mehmet Demli adlı bir ustaya yaptırıldığı anlatılıyor. ise türbenin dışında, kapının önünde. Şiirlerinden de anlaşılacağı gibi Yunus şeyhinin ayakucuna gömülmek istemiş. Mezar taşındaki balta kabartması onun Tapduk Emre'nin dergahında odunculuk yaptığını simgeliyor. Türkiye'nin on bir yerinde Yunus Emre'nin mezarının bulunduğu kabul ediliyor, ancak yöre halkı Yunus'un mezarının burada olduğuna inanıyor. adı veriliyor. Bu yüzden Emre köyünde ve civar köylerde birçok çocuğun adı Yunus Emre. Carullah Bin Süleyman Camisini görmeden, Tapduk Emre ve Yunus Emre'nin mezarlarını görmeden, DÖNME! Köye özgü yemekler arasında Makarna Böreği, Kuzu Oğlak Dolması, Darplı Ciğer, Kakırdaklı ve Gicirgenli Pide başta geliyor. -Ankara kara yolundaki ayrımdan girince Gökçeören Kasabasının içinden geçen yol 10 km sonra Emre köyüne ulaşılıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/170-cavdarhisar-aizanoi-antik-kenti.html", "text": "ve Roma döneminden kalma köprü, hamam, stadyum ve tiyatro gibi birçok kalıntı bulunuyor. , sütunlu cadde, nekropoller ve su yolları gün ışığına çıkarılmış. Aizanoi Penkalas Irmağının iki yakasında kurulmuş. Koçacay hala şırıl şırıl akan temiz bir ırmak. İlkbaharda coşuyormuş Koçacay, daha o zamanlar sel baskınlarını engellemek için setler ve ikisi hala kullanılan dört köprü inşa etmişler. , evin giriş katındaki küçük bir odada birkaç parça eşya sergileniyor. Evin sahibi ilçenin eski belediye başkanlarından. Mutlaka tanışıp sohbet etmelisiniz. arasında, aynı dönemde inşa edilmiş, önünde sütunlu avlusu ve zengin süslemeleriyle bir hamam var. Aizanoi'deki stadion-tiyatro kombinasyonu da çok değişik bir mimariye sahip ve benzeri yok. . Borsanın duvarlarında 301 yılında Roma İmparatoru Diocletianus'un belirlediği imparatorluk pazarlarında satılan malların satış fiyatları yer alıyor. Burada iğneden ipliğe her şeyin fiyatı belliymiş, insanın bile. Örneğin o zamanlar güçlü kuvvetli bir köle iki eşek fiyatına yani 30 bin dinara satılıyormuş. kutsal alanına giden törensel yolun başlangıç noktasıymış. . Frigya'da sıkça rastlanan kutsal alanlarda halk dağların ve doğanın hakimi, Anadolu'nun ana tanrıçasına adak adanıyordu. Dünyanın ilk borsasını keşfetmeden, DÖNME! 'e 280 km uzaklıkta. Kütahya'dan her saat başı Çavdarhisar'a dolmuşlar kalkıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/171-pamukkalede-gezilecek-yerler.html", "text": "olarak adlandırılmış. 2700 metre uzunluğunda ve 160 metre yüksekliğinde bir tepe oluşturuyor. Dört ayrı kaynaktan çıkan su, 320 metre uzunluğunda bir kanalla travertenlerin başına geliyor ve buradan traverten katkatlarına dökülüyor. Kaynağından 36 derece çıkan sudaki karbondioksit ve karbonmonoksit havaya uçuyor, yüksek miktarda kalsiyumkarbonat dibe çökelerek doğa harikası beyaz travertenleri oluşturuyor. Hierapolis, Yunanca'da kutsal kent anlamına geliyor, Anadolu'daki diğer Hierapolis'lerden ayırmak için Frigya Hierapolisi olarak adlandırılmış. MÖ 190 yılında Bergama Kralı 2. Eumenes tarafından kurulan kente Bergama'nın kurucusu Telephos'un güzel eşi Hiera'ya atfen Hierapolis adı verilmiş. Tekstil ürünlerinin üretimi ve ihracatıyla büyük bir gelişme gösteren kent yaşadığı depremler yüzünden birkaç kez yerle bir olmuş ve yeniden kurulmuş. Roma ve Bizans döneminde de önemini sürdüren kent anıtsal yapılarla süslenmiş. 1210 yılında Selçukluların eline geçen kent 1354 depreminden sonra terk edilmiş. Hierapolis'in iki girişi var, kuzey kapısını araçla gelenler kullanıyor, bu kapı Hierapolis kalıntılarının içine açılıyor. Travertenlerin başındaki güney kapısı ise yayalar için, ancak bu noktadan sonra ayakkabıyla dolaşmak yasak. Hierapolis'teki önemli yapıların çoğu kenti ikiye bölen 1 km uzunluğundaki ana caddenin iki yanında yer alıyor, ana caddenin her iki ucunda da birer anıtsal kapı var. olarak kullanılıyor. Müzede Hierapolis kazılarından çıkan eserlerin yanında Laodikeia, Colossai, Tripolis, Attuda gibi Çürüksu Vadisi kentlerinden toplanan eserler sergileniyor. da kentteki bir diğer önemli yapı. Kentin en yüksek noktasında bulunan Martyrium'a ulaşmak için bir hayli yürümek gerekiyor. olarak bilinen kutsal mağara Plutonion üzerine kurulmuş. Yoğun karbondioksit gazının bulunduğu bu mağaraya giren canlılar hemen ölüveriyormuş. Buraya girip, sağ çıkan din adamları ise keramet sahibi oluyorlarmış. Söylenceye göre Apollon ile ana tanrıça Kibele burada buluşurmuş. leri Çürüksu vadisinin iki yakasında yer alıyor. Honaz yakınlarında doğan Çürüksu Nehri Denizli ovasına hayat veriyor ve Sarayköy civarında da Büyük Menderes nehrine karışıyor. Çürüksu Vadisinin diğer yakasında, bir zamanlar Frigya'nın iki büyük kentinden biri olan Laodikeia'nın kalıntıları yer alıyor. sayesinde her yıl binlerce kişi gezerken, Laodikeia'yı az sayıda kişi ziyaret ediyor. En parlak dönemini MS 1. ve 6. yüzyıllar arasında yaşayan Laodikeia'da günümüze ulaşan kalıntıların çoğu bu döneme ait. Antik kentin dini, sosyal ve ticari yönetim binaları sütunlarla süslü Suriye Caddesinin iki yanında sıralanmış. Terk edildikten sonra kentteki yapıların taşları başka yerlere taşınmış. Laodikeia Hristiyanlar açısından büyük önem taşıyor, zira İncil'de Anadolu'daki ilk yedi kiliseden birinin burada kurulduğu anlatılıyor. Yakınlarına havlu, nevresim almadan, DÖNME! Tandır Kebabı Denizli'nin en ünlü yemeği. Denizli mutfağında sebzenin ama özellikle de patlıcanın ayrı bir yeri var. Kuru patlıcan dolması, patlıcan gözleme ve patlıcan kebabı en ünlü patlıcan yemekleridir. Kuru börülceli tarhana çorbası, un aşı çorbası, teneke kebabı ve kol dolma yöreye özgü yemekler arasında. yoluna girmek gerekiyor, bu yol üzerindeki tabeladan Goncalı köyüne doğru 1 km kadar gidildiğinde antik kente ulaşılıyor. Düzenli araç seferi yok, yol ayrımında inip yürümek gerekiyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/172-bodrumda-gezilecek-yerler.html", "text": "hem tarihin babası Herodot'un memleketi hem de Karyalıların başkentiydi. Antik adı Halikarnassos olan yerleşmenin, MÖ 11. yüzyılda Karyalıların Argolis kolu tarafından kurulduğu sanılmaktadır. Halikarnassos'ta Lelegler ve Karyalıların yaşadığı, daha sonra bölgeye Dorların göç ettiği bilinmektedir. MÖ 650'li yıllarda kente gelen Megaralılar, buraya Halikarnassos adını vermişlerdir. MÖ 546'dan sonra Pers hakimiyetine giren kent, Perslere bağlı Karia satrapları tarafından idare edilmiştir. Karya Satrabı 2. Mausolos (MÖ 377-353), hükümdar olduktan sonra başkenti Milas'tan Halikarnassos'a taşımış, çevredeki Leleg kentlerinden altısını Halikarnassos'a göçe zorlamış ve kenti surlarla çevirerek büyütmüş. Karya Kralı Mausolos daha sağ iken kendisi için Bodrum'da bir mezar anıtı inşa ettirmeye başlamış, doğu-batı sentezi anıt Maysolos'un eşi ve kız kardeşi olan Artemisia tarafından bitirilmiş. olarak kabul edilmiş. Daha sonra bütün büyük mezar anıtları Mausoleum olarak adlandırılmış. Halikarnassos, MÖ 334'de Büyük İskender tarafından ele geçirilmiştir. MÖ 192'de Roma'nın bir uydusu durumuna gelmiştir. MÖ 189'da Rodos denizcilerinin, MÖ 88'de de kısa bir süre için Pontus Kralı Mithridates'in eline geçmiştir. MS 133'de Roma'nın Asya eyaletine bağlanmıştır. 11. yüzyıl sonlarında Türk hakimiyetine girmiştir. 1415'de Rodos şövalyeleri, Osmanlı hükümdarı Çelebi Mehmet'in izniyle Bodrum'a yerleşmiştir. Şövalyeler burada sağlamlaştırılmış bir kale yapmışlardır. 1409'da Papalık bu kalenin yapımında çalışacakların günahlarının bağışlanacağını bildiren bir buyruk yayınlamıştır. Zephiria Yarımadası üzerinde kurulan kale, Saint Peterium adına yapılmıştır. Halikarnassos, Kanuni Sultan Süleyman döneminde (1520 -1566), 1522'de tekrar Osmanlı İmparatorluğu'na bağlanmıştır. 1304 depreminde yıkılan Mausoleum'un taşları Bodrum Kalesinde kullanılmış. Kalenin duvarlarında anıta ait taş ve mermer parçaları hala görülüyor. Ancak anıta ait kabartma ve heykellerin çoğu üstelik Osmanlı'nın verdiği izinle 1857'de Sir Charles Newton tarafından yerlerinden sökülerek British Museum'a götürülmüş. de Bodrum'un altında kaldığı için Turgutreis yolunun üstündeki antik tiyatro ve Gümbet yolunda görülen surlar dışında görülecek pek bir şey kalmamış. Ama Rodoslu Saint Jean şövalyelerince inşa edilen Bodrum'un simgesi kale dimdik ayakta duruyor. Kuzeyden karaya bağlantılı olan kalenin üç tarafı denizle çevrili kayalık bir yarımadanın üzerine kurulmuş. İç kaleye yedi kapıdan giriliyor ve inşa ettiren şövalyelerin adlarıyla anılan Fransız Kulesi, İngiliz Kulesi, İspanyol Kulesi, İtalyan Kulesi ve Alman Kulesi adında beş büyük kulesi var. . Kalenin içinde Osmanlı döneminde camiye çevrilmiş bir şapel de var. Günümüzde müzenin teşhir salonu olarak kullanılan şapelin içine bir batıktan çıkan malzemelerle, geminin bir kopyası konulmuş. Şapelin duvarlarındaki yeşil taşların Mausoleum'dan getirildiği sanılıyor. , Uranion, Madnasa, Sibda, Yeni Karyanda, Syangela, Theangela, Kindye, Eski Karyanda ve Bargylia. Şimdi üzerinde Gümüşlük kasabasının geliştiği Myndos, Konacık yakınlarındaki Pedasa ve Güllük Körfezi'nin kıyısındaki Bargylia'nın kalıntıları oldukça etkileyici. Geçmişinin olanca görkemine karşın Bodrum geçtiğimiz yüzyılda küçük bir balıkçı kasabasına dönüşmüş, yolu izi olmayan bir sürgün yeri olmuştu. Dünyanın en güzel kokulu mandalinaların yetiştiği, sünger deyince ilk akla gelen bu sahil kasabasının kaderi Halikarnas Balıkçısının sürgün olarak gelmesiyle birlikte değişti. Ünlü yazar sürgün olarak geldiği Bodrum'un tutsağı oldu ve cezası bittikten sonra da buradan ayrılamadı. Öykülerinde Ege'nin yoksul balıkçılarını, sünger avcılarını, dalgıçlarını anlattı. Bununla da kalmadı eserlerinde Anadolu uygarlığını işledi, birçok insanın yaşadığı toprakları tanımasını ve sevmesini sağladı. Dostlarıyla birlikte başlattığı Mavi Yolculuklar ise Bodrum'un ünlenmesini sağladı. Önce aydınlar, sonrasında sanatçılar Bodrum'u mesken tuttu. Ünlendikçe kalabalıklaşmaya başladı, ıssız koylar tatil köyleri ve yazlık sitelerle doldu taştı, eğlencenin ve tatilin ilk adresi oldu. koy ve sahil kasabası var. Ama yapılaşma öyle bir hal almış ki hepsi birbirine benziyor. Dağ taş çakma Bodrum evleriyle dolmuş. İlçe merkezine en yakın ve güzel plajlar Gümbet, Bitez ve Yahşi'de. Bodrum'da herkese ve her keseye uygun eğlence mekanları ve konaklama olanakları var. Bodrum Kale'sinin karşısında yer alan yapı, 1723'de Kızılhisarlı Mustafa Paşa tarafından yaptırılmıştır. Kiremit çatılı olup, duvarları sıvalıdır. Aynı adlı mahallede yer alan yapı, 1735'te Haşan Ağa tarafından antik dönemden kalma bir agoranın bulunduğu yere yaptırılmıştır. I. Dünya Savaşı sırasında yıkılan kubbesi onarılmıştır. Küçük bir çıkıntı üzerine inşa edilen Tepecik Camisi, Bodrum'da Türk mimarisini yansıtan bir yapı olarak dikkati çekmektedir. Kesme taştan dikdörtgen planlı olan caminin tek şerefeli bir minaresi bulunmaktadır. Bodrum Çarşısı içinde, Kale Caddesindedir. Osmanlı dönemine ait eski bir yapıdır. Ahşap kısımları çürüdüğünden 1974 yılında onarımdan geçmiştir, iki katlı olan han, kesme taş ve tuğladan yapılmıştır. Günümüzde iş yeri olarak kullanılan han kare planlıdır. 15. yüzyılda Rodos şövalyeleri tarafından yapılmıştır. Daha sonraki yıllarda onarımlar ve eklentilerle güçlendirilmiştir. Bir depremle hasara uğrayan Halikarnassos Mausoleion'unun taşlarıyla inşa edilen kalenin ilk duvarlarını, Alman Mimar Heinrich Schlegelholt yapmıştır. Kale 1523'te Kanuni Sultan Süleyman tarafından alınmış ve onarılmıştır, iki girişi olan kale, iç içe üç surdan oluşur. Kulelerle güçlendirilen yapının duvarlarında azize kabartmaları, haçlar ve şövalye armaları vardır. Dar bir kapıyla geçilen geniş alandaki kuleler, Alman, İtalyan, İngiliz, Fransız adlarıyla bilinir. Yuvarlak ve çok kalın duvarlı bir yapı olan Beyaz Kule ise Sultan II. Abdülhamit döneminde (1876-1909) sürgün yeri olarak kullanılmıştır. Daha geç dönemde yapılan Fransız Kulesi, 1436'da Angelo Muscettola tarafından yapılan İtalyan Kulesi ile birleştirilerek şövalyelerin ve yöneticilerin yerleşimi için ayrılmıştır. I. Dünya Savaşı sırasında yıkılan İngiliz Kulesi onarımdan geçirilmiştir. Yapının alt katında iki sarnıç bulunmaktadır. 1965'de Bodrum Kalesinde açılmıştır. Eserler iki bölümde sergilenmektedir. Birinci bölüm, kaledeki küçük bir kilisenin içindedir. Burada MÖ 9. ve 8. yüzyıla ait eserler, İlk Tunç Çağı'na ait kaplar, Mykene uygarlığına ait buluntular. Arkaik, Klasik ve Helenistik dönemlere ait heykellerle çeşitli küp mezarlar ve çocuk lahitleri vardır. İkinci bölümde ise sünger avcıları tarafından suyun altında bulunmuş eserler sergilenmektedir. Müze çeşitli sergileme bölümlerine ayrılmıştır. Bunlar amfora sergisi, Karyalı Prenses Salonu, İngiliz Kulesi, Türk Hamamı, Cam Batığı Salonu, Alman Kulesi, Sikke ve Mücevherat Salonu, Cam Salonu, Yılanlı Kule, Uluburun Batığı, Zindan, Kumandan Kulesi, Tektaş Batığı, Kuzey Hendeği ve Açık Hava Sahnesidir. Bardakçı Koyu sırtlarında görülen yapı, Hermafrodit Efsanesinin doğduğu yerdir. Aphrodite'in oğlu bir gün Salmakis suyunda yıkanırken, Salmakis adlı su perisi onu görür ve aşık olur. Aşk teklifleri reddedilen Salmakis birden aşık olduğu delikanlıya sarılarak aşkının ebedi olması ve iki vücudu birbirinden ayırmamaları için tanrılara dua eder. Dua kabul edilir ikisi ebediyen birleşirler. Erkek ve kadın vücudundan oluşan bu bütüne Hermafrodit adı verilir. Geç Mykene gömütlerinin bulunduğu yerleşme. 1968 yılında yapılan kazılarda dokuz gömüt açılmış ve çok sayıda çömlek bulunmuştur. Burada dikdörtgen ve yuvarlak planlı olmak üzere iki tür gömüt saptanmış, çeşitli ölçülerdeki dikdörtgen gömütlerin tabanının taşlarla kaplı olduğu görülmüştür. Bodrum'a yakınlığından dolayı bir çekim merkezi haline gelen köyde ayrıca gelenekselleşmeye başlayan yağlı güreş müsabakaları yapılmaktadır. ve gömüt odalarından oluşmaktadır, ince uzun bir çukur biçimindeki dromostan, ve ölü odası sıvalıdır. Toprağa oyulan gömüt odası kubbeyle örtülüdür. Myndos'un bulunduğu yerin bugünkü adı Gümüşlük'tür ve Bodrum Yarımadasının en batı noktasında bulunur. Kent Attika - Delos Deniz Birliğinin ilk üyelerinden biridir. Günümüz yapılarında Helenistik döneme tarihlenen mimari parçalar görülebilmektedir. Büyük bir deprem sonucunda büyük bir kısmı su altında kalan kent bugün görülebilen surları ve limanı ile Halikarnassos'un çağdaşı bir antik kenttir. Kentin çevresini, bugün bir bölümü ayakta olan Halikarnassos surları çevirmekteydi. Bodrum ilçesinin en önemli ılıcasıdır. Bodrum'dan 4 mil uzaklıktaki adaya tekneyle 20 dakikada ulaşılabilmektedir. Ilıca, Karaada üzerinde ve adanın kuzey kesiminde, kayalar arasındadır. Su sıcaklığı 32 derecedir. , Bodrum Yarımadası'nın güneyindedir. Eski adı Kefaluka'dır. Özellikle rüzgar sörfünü sevenlerin gözde uğrak yerlerinden biridir. Karadan denize doğru esen rüzgarlar, rüzgar sörfü için uygun bir ortam sağlar. Akyarlar sahili boyunca birçok pansiyon ve restoran bulunmaktadır. Burası gezi teknelerinin uğrak noktalarından biridir. . İçme suyu olan yöre, piknik için elverişlidir. Günümüzde bölge için sahip olduğu tarihsel, doğal ve kültürel değerlerinden dolayı çeşitli agroturizm projeleri üretilmektedir. Yarımadanın güneyinde, kent merkezine 14 km uzaklıktaki Bağla Koyu, içme suyu kaynaklarıyla da ünlüdür. Bodrum'un mesire yeri konumundaki koy, son yıllarda yapılan tatil siteleri ve büyük oteller nedeniyle değişime uğramıştır. Bodrum Yarımadasının güneyinde, Gümbet'in biraz ilerisinde bulunan Bodrum Yarımadasının önemli narenciye yetiştirme alanlarından biridir. Aniden derinleşmeyen deniziyle çocuklar için ideal bir plajdır ve rüzgar sörfü ile dalış sporlarına elverişlidir. Sahile bakan lokantalarda her tür balık bulunabilir. Mandalina bahçeleri arasındaki taş evler ve Süslü Kilise görülmeye değerdir. Mavi yolculuğa çıkanların ya ilk ya da son uğrak yeri olan Çökertme, Bodrum'un doğusundaki Gökbel köyünün küçük bir semtidir. Denize girmek için ideal bir yer olmasının yanı sıra yatların konaklayabilecekleri çok sayıda koya da sahiptir. Bodrum Yarımadası'nın kuzeybatısında bulunan Türkbükü ve onun kıyısındaki Gölköy'den oluşan mahalledir. Antik dönemdeki adı Karyanda'dır. Burası Myndos ile Bargylia arasında bir liman kenti idi. Kentle ilgili bilgiler sınırlıdır. Yakın zamana kadar Bodrum'un en sakin tatil beldelerinden biri olan Göltürkbükü, günümüzde sosyetenin akın ettiği bir turizm merkezi haline gelmiştir. Yarımadanın batısında, Bodrum ilçe merkezine 25 km uzaklıkta bulunan ve antik Myndos kentinin kalıntıları üstüne kurulmuş bir mahalledir. Sahildeki lokantalar, balık yemek isteyen turistlerin akınına uğrar. Sığ denizden yürüyerek hemen karşıdaki Tavşan Adası'na gitmek mümkündür. Korunaklı limanı, yatların uğrak yerlerinden biridir. Yarımadanın kuzeyinde, sahili dalış meraklıları için son derece elverişli, Göltürkbükü ile Yalıkavak arasında ve Güllük Körfezi'nin güneyinde bulunan yerleşim. Eski adı Farilya'dır. Yarımadanın en uzun plajlarından biri olan Gündoğan plajı turistler için çekim merkezidir. Gündoğan'dan hareket eden günübirlik tekne turlarına katılarak, Apostol Adası'na ulaşılabilmektedir. Yarımadanın eski yerleşimlerinden biri olan Gündoğan'da kaya mezarları, tarihi sarnıçlar ve kiliseler, görülmeye değer yerlerdir. Yarımadanın güneyinde, Bodrum'a 2 km uzaklıktadır. Plaj, ince kumu ve sığ suyuyla ünlüdür. Gümbet yolu üzerinde, Büyük İskender'in kente girdiği Myndos Kapısı bulunur. Halikarnassos'un giriş kapılarından biri olan Myndos Kapısı kent ile ilgili kalıntıların en önemlilerinden biridir. Çevresinde Helenistik ve Roma dönemlerine ait tonozlu mezarlar da bulunmaktadır. Yarımadanın batısında, Turgutreis'in 4 km kuzeyinde bulunan eski Leleg kentlerinden biridir. Yeşili bol olan yöre, turistik açıdan gittikçe gelişmektedir. Köyün adı, içindeki Helenistik dönem kalesinden gelmektedir. Kıyı şeridinde otel ve restoranlar bulunmaktadır. Narenciye bahçeleri ile çevrili köy Bodrum'a 21 km uzaklıktadır. Yarımadanın güneyinde, Bağla Koyunun batısında, ince kumu ve rüzgar almayan deniziyle turistlerin ilgisini çeken bir yerdir. Geniş kumsalı boyunca oteller ve restoranlar bulunmaktadır. 'de küçük pansiyonlar ve restoranlar bulunmaktadır. Mavi Yolculuk'ta bir uğrak yeri konumundaki Mazıköy'e Bodrum merkezden günübirlik cip turları da düzenlenmektedir. Yarımadanın kuzeydoğusunda. Bodrum'a 9 km uzaklıkta bulunmaktadır. Gülbahçe adıyla da anılır. Balık avcılığı için çok uygundur. Kıyı boyunca pansiyonlar, restoranlar ve barlar bulunmaktadır. tahminen 1458 yılında bu beldede, Seroz köyünde dünyaya gelmiştir. O dönemde Bodrum Kalesi Rodos Şövalyelerinin elinde idi ve yarımada Hristiyan korsanların akınlarına açık durumdaydı. Bu yüzden Türk yerleşimleri genelde denizden uzak kuruluyordu. Turgutreis'in doğduğu Seroz da bir dağ köyüdür. Turgutreis, günümüzde gelişmiş bir turizm merkezi görünümündedir. Bodrum'un kuzeybatısında, merkezden 19 km uzaklıkta bulunan yerleşim. Kumsalları ile ünlüdür. Beldede turistlerin konaklayacağı birçok otel, motel ve pansiyonun yanı sıra restoran, çay bahçeleri ve barlar bulunmaktadır. Eskiden narenciye ağırlıklı tarımla uğraşan bir köy görüntüsü çizen Yalıkavak, günümüzde Türkiye'nin en ünlü turizm merkezlerinden biri haline gelmiştir. Mausoleum'un kalıntılarını görüp öyküsünü öğrenmeden, Bodrum'da hem Türkiye, hem de Dünya mutfağından lezzetler tadabileceğiniz onlarca iyi lokanta var. 'e 280 km uzaklıkta. Hemen hemen tüm kentlerden Bodrum'a otobüs seferleri yapılıyor. Bodrum'a uçakla da ulaşmak olanaklı. Bodrum otogarından yarımadadaki tüm koy ve kasabalara minibüsler çalışıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/173-sirincede-gezilecek-yerler.html", "text": "ormanlarla çevrili yemyeşil bir doğa parçasının içine kurulmuş. Eskiden Kırkınca olarak adlandırılan köye mübadeleden sonra Çirkince denilmeye başlanmış, 1930'lu yıllarda da adı Şirince olarak değiştirilmiş. Yüz yıl önce 1800 haneli olan köyün Rumları mübadeleyle Yunanistan'a gönderilmiş. 'de hafta sonlarında kalabalıktan adım atacak yer kalmıyor. Köydeki çok sayıda eski ev onarılarak, pansiyona ya da lokantaya çevrilmiş. Demek ki turizm deniz, kum, güneş olmadan da oluyor. İyi korunmuş mimari doku bile, bir köyün kaderini değiştirmeye yetebiliyor. ile de dikkat çekici bir güzelliğe sahiptir. Son derece küçük ve şirin bir belde olmasına rağmen ünü ülke sınırlarını aşmış olan Şirince'de konaklama adına da pek çok yer bulunmaktadır. Bu sebeple her yıl turistlerin akınına uğrayan Şirince'ye mutlaka fotoğraf makinenizi de götürmelisiniz. 'nin her köşesi tarih kokuyor, ara sokaklarda gezerken adeta zamanda yolculuk yapılıyor. Köyde Rumlardan kalma 200 kadar ev var. Evlerin zemin ve birinci katları moloz taştan, ikinci katlan ise ahşaptan inşa edilmiş. Ulu çınar ağaçlarının gölgelediği, her iki tarafında dükkanların, kahvelerin, restoranların sıralandığı yol ve çarşıya açılan köy meydanı gezinen, alışveriş yapan yerli ve yabancı turistlerle dolu. Köyün bir diğer özelliği de Rumlardan devralınan ve son yıllarda büyük bir gelişme gösteren şarapçılık. Köyün çarşısında yıllardır işlevini sürdüren bir şarap evi bile var. Birbirinden lezzetli üzümlerin ve yöreden imal edilen nar ekşisi, zeytinyağı, şarap gibi pek çok doğal ürünün bulunduğu sokaklarda aynı zamanda hediyelik eşya almak için Şirince'yi çağrıştıran el sanatı ürünlere yer verilmektedir. da görülmeye değer. Halk arasında, sarkıt ve dikitlerden damlayan suları içen ya da mağaranın taşlarını göğüslerine koyan kadınların sütlerinin çoğaldığına inanılıyor. Hodri Meydan Kulesini ziyaret etmeden, Şirince'nin meyve şaraplarından almadan, DÖNME! Selçuk yöresinin çöp şişi ve ayranı ünlü. Şirince'deki lokantalarda da yöresel lezzetlerden tatmak olanaklı. 'na ise sadece 30 kilometre uzaklıktadır. Şirince otobüs hatları her gün hizmet vermektedir. Ayrıca İzmir hava alanından araç kiralayarak da Şirince'ye erişim sağlayabilirsiniz. otoyolunu kullanarak yaklaşık bir saatte Selçuk'a ulaşılıyor. Selçuk'a trenle de gelmek olanaklı. Selçuk Otogarından kalkan minibüslerle 8 km uzaklıktaki Şirince'ye ulaşılıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/174-tarihte-uludag.html", "text": "Parıltılı zırhlar içinde üstün, soylu ve heybetli bir görünüşü olan tanrı Zeus, bulutların kapı olduğu, mevsimlerin koruduğu Olympos'ta karısı Hera ve diğer tanrılarla birlikte otururdu. Onlara Olympos'lular denilirdi ve babası Kronos'u gökten kovup yer altındaki kör kuyuya hapseden Zeus en güçlüleriydi. Yunanistan'dan Anadolu'nun en doğusuna yirmi kadar Olympos vardı. Antik çağın ünlü tarihçilerinden Halikarnassoslu Herodot'a göre kutsal olanı Bursa'nın simgesi Uludağ'dı ve Olymposlu tanrılar Troia'nın yok oluşunu bu dağın doruğundan seyretmişlerdi. Ormanları vahşi kabilelerin yurdu, Yunanlı filozof Xenophon'a göre aslan, kaplan, vaşak, panter gibi yabani, korkunç hayvanların barınağıydı. Frig kralı Midas'ın yeğeni Adrastos zenginliğiyle ünlü Lidya Kralı Kroisos 'un oğlu Atys'i Olympos'un eteklerinde çıktıkları bir domuz avında öldürmüştü. MÖ. 4. yy dan sonra Bursa'ya bakan kuzeyi Bithynian Olympos, batısı ise Olympos Mysios olarak bilinirdi. adlı eserinde dağın Mysialılar ile özdeşleştiğini ve yoğun bir Mysialı nüfusu barındırdığı için dağa Olympos Mysios denildiğini bildirir. Mysia'nın Lydia dilinde kayın ağacı anlamına geldiğini, Olympos çevresinde çok fazla kayın ağacı olmasından dolayı çiftçilikle geçinen bu halkın Mysialılar olarak tanındığını Lydia'lı Xanthos ile Eleia'lı Menekrates'ten aktarır. Mysialılar ve Bithynialılardan sonra Romalılar da Olympos'u kutsal bilip saygı gösterirler. Olympos'lu tanrılar ve tanrıçalar adına tapınaklar, anıtlar dikerler. MS. 726'dan sonra resimlerle ibadeti yasaklayan İmparator III. Leon'un zulmünden kaçan Hıristiyanların mekanıdır. ikona yanlılarının kutsal dağı, 14. yy.'da başı sarıklı, yeşil cüppeli dervişlerin yurdu Ruhban-ı Cebel'dir. Bursa'nın fethinden 314 yıl sonra, 1640 yılında Okçuzade Ahmed Çelebi ile Bursa'ya gelen Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde Keşiş dağına yaptığı iki günlük geziyi anlatır ve Ab-ı hayata benzettiği pınarlardan, alabalıklarla dolu derelerden, derin vadilerden, yemyeşil ormanlardan söz eder. Ünlü gezgin Charles Texier, Bursa gezisi sırasında yamaçlardan yukarılara doğru çıkar ve insanda şaşkınlık uyandıracak ölçüde güzel manzaralar görür, kestane ve çam ormanlarında dolaşır. Sonrasında Osmanlının ilk başkentine gelen tüm seyyahlar bir günlüğüne de olsa Keşiş dağında gezmeyi ihmal etmezler ve din adına Bizans imparatorlarına başkaldıran, kafa tutan Olympos keşişlerinin izlerini ararlar. Keşiş dağı sadece Ortodoks keşişlerin ve sonrasında Müslüman dervişlerin inzivaya çekildikleri bir dağ değildir. Bursalı Buzcu beylerinin yüzlerce yıl boyunca Ulubuzluktan kestikleri kar ve buz taşınır Osmanlı sarayına. Sarayın aşşab'ları üçüncü cemrenin toprağa düşmesinin ardından şifalı bitki toplamak için Keşiş dağının yollarına düşerler. Kereste ticareti bölge ekonomisinin temelidir. Keşiş dağından indirilen ağaçlarla Osmanlı tersanelerinde Marmara kancabaşları, kalyonlar inşa edilir. Fırınların, dokumacıların, hanelerin ihtiyacı olan odunlar Sultan Orhan'ın eşi Nilüfer hatunun adını taşıyan nehir yoluyla indirilir Bursa'ya. Şehrin içme ve kullanma suları da bu Ulu dağdan sağlanır. 1933 yılında bir avuç Bursalı Türkiye'nin ilk ve gözde kış turizm merkezinin temelini atarlar. 77 yıl önce aynı keşişler gibi, dervişler gibi ellerinde asa benzeri ba tonları, omuzlarında kayakları ve sırtlarında heybeleriyle adam boyu karda düşe kalka yürüyen kayakçı kafileleri düşerler Uludağ yollarına. Bahar geldiğinde Bursa'nın fethinde Osman Gazi'nin yoldaşlarına kerametiyle bereketlendirdiği ayranı dağıtan Doğlu baba dervişin mezarı çevresinde ilk çadırlar kurulur, yaz kampları başlar. 06.06.1996 tarihinde Alaçam bölgesi Milli Park sınırına dahil edilerek Milli Park alanı 12.762 ha.'a çıkarılır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/175-kayakoyde-gezilecek-yerler.html", "text": "gibi el değmemiş cennetleri keşfe çıkmak gibi pek çok seçenek var. ise şimdi bomboş evleri ve sokaklarıyla mübadele acısının sessiz tanığı. Rumlar evlerini kayalık yamaçlara kurmuş, eğimli araziyle uyumlu, birbirinin manzarasını ve ışığını kesmeyen kutu gibi tek ya da iki odalı küçücük evler inşa etmiş. içinde kimsenin yaşamadığı hayalet bir kent olarak kalmış. nin içinde görülecek bir şey kalmamış. gibi birçok koy var, bunların çoğuna Fethiye'den tekne turları da düzenleniyor. . Üzerinde denizin içine kadar inen kalıntılar görülen adanın bir bölümü 3. yüzyılda meydana gelen depremlerle su altında kalmış. Daha sonra önemli bir dini merkez durumuna gelen adanın 7. yüzyılda Araplarca yakılıp yıkıldığı kabul ediliyor. Boydan boya surlarla çevrili adada büyük ölçüde yıkılmış dört kiliseyle birçok şapel kalıntısı var. Deniz ürünleri açısından oldukça zengin bir yer Fethiye. Yöresel yemeklerden tatmak isteyenler Paspatur Çarşısını tercih etmeli. 'e Fethiye'den iki farklı yoldan ulaşılabiliniyor. Daha kısa olan 8 km'lik dağ yolu daha çok yürüyüş amacıyla kullanılıyor, araçlar ise Ölüdeniz yolunu izleyerek Hisarönü'nden Kayaköy'e sapıyor. Günün her saati Fethiye eski garajından Kayaköy'e minibüsler çalışıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/176-kav-nedir-ve-cesitleri.html", "text": "Kav doğada bulunan kuru ve ani yanıcı maddelerin bütününe verilen isimdir. Kısaca ateş tutuşturucusudur. Bir kıvılcımla bile kolaylıkla tutuşturulabilecek kuru otlar, kuru yapraklar, kuru ağaç kabukları, kuru yosunlar, kuru bitki lifleri hatta kuş yuvalarındaki tüylere de kav diyebiliriz. İnce ince yırtılmış gazete kağıtları, pamuklu kıyafetlerdeki liflerine ayırarak elde edeceğimiz pamuk lifleri veya herkesin evinde bulunan pamuk çekiştirilerek çok kullanışlı kav elde edilebilir. Kuru mantarların dış kabukları atıldıktan sonra içteki destek lifleri kav için çok kullanışlı maddelerdir. Kuru otlardan hazırlanmış yığındaki lifler çok çabuk ateş alabilir. Yağışlı havalarda ağaç kabuklarının içi, ölü ağaç gövdelerinin içi iyi birer kavdır. Kuru ve ölü yosunlar da kavdır. En iyi yosunlar ağaç gövdeleri üzerinde bulunabilir. Kuru yapraklar bütün veya parçalanmış şekilde kav olarak kullanılabilir. Bu doğal malzemelerin yanında petrol içeren yanıcı jeller, alkol, benzin ve yakıcı tabletler de kav görevi görürler. Çok iyi ateş tutucudur. Ağaç gövdelerinde bulunur. Dış kısmı sert iç kısmı tiftiklenebilir şekildedir. Bıçakla kolayca ateş için hazır hale getirebilir ve ateşi taşınabilir. En yaşlı ve nemli ormanlarda dahi bulunabilen malzemelerdir. Su geçirmeyen bir torbada saklanırsa her zaman kullanılabilir. Kıvılcımları ateşe dönüştürmek için ufalayarak ya da bütün olarak kullanılmalıdır. Yağışlı havalarda bile kurumuş ağaç gövdelerinden edinebileceğiniz bir kavdır. İç kısımlarını bıçağınızla ya da elinizle toz ve lif haline getirip kullanılabilir. Çürümüş bir odun parçası da kav olarak kullanılabilir. Özellikle huş ağacının yaprakları yağlı ve çıralı olduğundan çok ideal kav olarak değerlendirilebilirler. Özellikle ince lifli kuru otlar ve çalılar ateş başlatıcının vazgeçilmezleridir. Kıvılcımlarını ya da ilk alevini rahatlıkla yakalayacak ve ateşi tutacaktırlar. Şekil 4 Kuru otlar ve çalılar. Yaş yosunlar kav olarak işe yaramaz fakat kuru yosunlar ateş yakmak için ideal kavlardır. Yosunlar ağaç kütüklerinde ve taşların üzerilerinden temin edilebilir. Kullanılmadan iyice ayrıştırılıp inceltilmesi alevlenmesini kolaylaştıracaktır. Şekil 3.6. Yosunlar da ideal kavdır. Şekil 5 Yosunlar da ideal kavdır. Kav olarak kullanılabilecek pamuklu eski bir kumaş ve piyasada mangal tutuşturucu olarak satılan jel yakıtlar da kav olarak kullanılabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/177-kasta-gezilecek-yerler.html", "text": "'ya bağlı bir ilçedir. Merkeze uzaklığı yaklaşık olarak 190 km. dir ve 2 buçuk saat sürmektedir. Merkezden uzak olsa da kendi içinde doğası, yeşil alanları ve deniziyle meşhurdur. Özellikle gözlerden uzak tatil geçirmek isteyenlerin tercih ettiği yerlerden biridir. ; tarihi kalıntıları kadar adaları, yarımadaları, koyları, plajları, mağaraları, yaylaları ve ormanlarıyla da dikkat çekiyor. antik dönemde Antiphellos olarak adlandırılan yerleşimin üzerinde gelişmiş. Kentin ilk adının Habesos olduğu biliniyor. Phellos kentinin limanı olduğu için Phellos'un karşısı anlamına gelen Antiphellos denilmiş buraya. Antiphellos Likya'nın altı önemli kentinden biriymiş. Kaş büyük ölçüde korunmuş, en azından fazla yağmalanmamış bir sahil kasabası. Korunmasını yolsuzluğa borçlu. 1970'li yıllara kadar yolu bulunmayan, insanların yağmur suyu içtiği Kaş bu sayede yağmadan kurtulmuş. Deniz kıyısında olmasına rağmen, nemin olmayışı ve sürekli esen meltem insanı ferahlatıyor. Bu yüzden yolu Kaş'a düşenlerin çoğu büyülenip buraya yerleşiyor. bulunuyor. Surlar, kayalara oyulmuş mezarlar ve yer yer görülen Likya tipi lahitler Antiphellos'tan günümüze ulaşmış diğer kalıntılar. yer alıyor. Kaş, Meis'in can damarı, zira Meisliler ihtiyaçlarının büyük bölümünü Kaş'tan karşılıyor. Zaten Kaş'ın yerlileri de Meis'ten göç etmiş. Eskiden 10 bin kişinin yaşadığı Meis'te şimdilerde 300-400 kişi yaşıyor, ama Meis'e uçak seferleri düzenleniyor ve bu küçük ada turizmden büyük gelir sağlıyor. Pasaportu ve vizesi olanlar Meis'e Kaş'tan teknelerle günübirlik gidip gelebiliyor. yer alıyor. Adanın Kaleköy'e bakan kısmında depremlerle suya batmış bir kent bulunuyor; buradaki evlerin, caddelerin bir bölümü suya gömülmüş. ise dünyanın en güzel plajlarından biri olarak kabul ediliyor. Yoldan 187 basamaklı merdivenlerle inilen plaj aynı adı taşıyan dar kanyon sayesinde oluşmuş. 'nın da doğum yeri olan Patara Likya'nın önemli limanlarından biriymiş. Gerek antik kentin kalıntıları, gerekse de büyüleyici kumsal Patara'yı benzersiz kılıyor. 'ta teslim olmamak için son ana dek kahramanca savaşmış, sonra da kendilerini yakmış. İşte bu yüzden \"Likyalılara hiçbir zaman, hiçbir kimse bey olamadı\" denmiş. Xanthoslular birkaç yüz yıl arayla başkent Xanthos'a saldıran Pers ve Romalılara teslim olmamış, benzeri görülmemiş bir direniş göstermişlerdi. Çukurbağ Yarımadası gözlerden uzak ve dingin bir tatil için ilk adres denebilir. Kaş'a uzaklığı 6 km olup lüks konaklama mekanlarına sahiptir. İsteğe göre villa, butik otel gibi konaklama çeşitleri tercih edilebilir. Çukurbağ Yarımadasında geceler diğer tatil merkezleri gibi hareketli geçmez. Genelde ıssız ve sessiz bir atmosferi vardır. Tertemiz koyları ile büyük şehirlerin kalabalık ortamından kaçanlar için uygun bir tatil yeridir. Kaputaş plajı sadece ülkemizde değil dünyanın da en beğenilen plajları arasında yer almaktadır. Kaş'tan 20 dakika yolculuk yaparak buraya ulaşabilirsiniz. Plaja vardığınızda inmek için yaklaşık 200 basamak adımlamanız gerekiyor. Doğası, yeşili, mavisi ve plajın temizliğiyle ideal bir tatil cennetidir. Mavi Mağara Kaputaş Plajına yakın bir yerde bulunmaktadır. Mağara 1972 yılında bulunmuştur ve bu tarihten itibaren yerli ve yabancı turistlerin ilgi odağı olmuştur. Mağara ile Kaş arasındaki uzaklık 18 km'dir. Mavi Mağara'yı ziyaret etmek isterseniz karadan ulaşım bulunmuyor. Bu nedenle Kaş üzerinden yapılan tekne turlarına katılarak bu mağarayı görme şansı bulabilirsiniz. Liman Ağzı Kaş'a yaklaşık 15 dakika uzaklıkta yer almaktadır. Buranın özelliği kayalık bir bölge olmasıdır. Denize girmek için kayalıkları tercih edenlere uygun bir alternatif olarak görülüyor. Aynı zamanda teknelerin de konakladığı bir yerdir. Buraya gidenlerin en beğendiği yerler arasında Antik Likya Yolu da bulunmaktadır. Burada yürüyüşler yapılır ve doğanın tadını çıkarmak için uygun yerlerdir. Yakında Sebeda Antik Kenti de bulunmaktadır. Aynı zamanda Liman Ağzı'na gidenlerin görmesi gereken başka bir doğa harikası da Hıdrellez Mağarasıdır. Akçagerme Plajı diğer plajlara oranla suyunun daha durgun olmasıyla bilinir. Tam olarak bir halk plajıdır. Çünkü bu özelliği çocuklu aileler için en uygun yerlerden biri olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda çocuklara özel parlar, kaydıraklar ve havuz da bulunmaktadır. Antiphellos kelime manası olarak kayalıklı yerin karşısı anlamına gelmektedir. Likya Döneminden kaldığı için o döneme ait pek çok tarihi eser bulunmaktadır. Tarihte farklı devletlerde liman kenti olarak kullanılmıştır. Yapılan kazı çalışmalarında isminin ne olduğu öğrenilmiş ve tarihi kalıntılara rastlanmıştır. Tiyatro, mezar ve lahit gibi kalıntılar bulunmaktadır. Antik kentte denize bakan bir tiyatro vardır. Bu özelliği ile ilginç bir yapıdır. Toplam kapasitesinin 4 bin kişi olduğu biliniyor. Bu da demek oluyor ki oldukça kalabalık bir topluluğa hitap ediliyordu. Burada bulunan ev şeklinde antik mezarlarda ilginç kalıntılara ulaşılmıştır. El ele duran 24 adet kız figürü bunlardan biridir. Bu antik kent de Likya'dan kalmadır. Aynı zamanda dünyanın ilk meclis binası burada bulunmaktadır. Zamanında Likya'ya başkent olmuştur. Burada bulunan Patara Limanında hububat deposu bulunmaktadır. Ayrıca Noel Baba'nın Patara'lı olduğu inancı burayı Hıristiyanlar için de önemli hale getirmiştir. Bu kentin özelliği zamanla kumlar altında kalmasıdır. Bu durumda önemli tarihi kalıntıları da kumlar altında kalmıştır. Bu kilise Kaş'tan Demre'ye giden güzergahta bulunmaktadır. Aziz Nikolas öldükten sonra bu kilise yapılmıştır. Noel Baba olarak bilinmektedir ve Patara'da doğmuştur. Bu kilise Bizans mimarisinin izlerini taşımaktadır. Her yıl çok sayıda turist dünyanın her yerinden gelip bu kiliseyi ziyaret etmektedir. 8. Yy. da sular altında kalarak adaya dönüşen bir yer olarak biliniyor. Burada görülmesi gereken önemli yerlerden biri de Batık Şehir'dir. Batık Şehir turistlerin ilgi odağı olan bir tarihi yapıdır. Aynı zamanda Simena Kalesi de burada bulunmaktadır. Bu kalede dünyanın en küçük anfi tiyatrosu olma özelliğine sahip bir tiyatro bulunmaktadır. Gitmişken Antik Kral Mezarını da görebilirsiniz. Mezar sular altında kalmıştır. Buraya Kaş'tan tekne turları aracılığıyla gelebilirsiniz. Likya Döneminden kalma bir yerdir. Sarp yamaçlarıyla ünlüdür. Doğal görünümü ve engebeli yapısıyla farklı bir atmosfere sahiptir. Çeşitli antik kentleri de barındıran bölge tarihi ve doğal güzellikleriyle dikkati çekmektedir. Burası aynı zamanda eski dönemlerde limanıyla önemli bir ticaret noktası olmuştur. Kalkan'a yolunuz düşerse tarihi kalıntılar için Köyiçi'ni ziyaret edebilirsiniz. 'na Kaş üzerinden turlarla gitmeniz mümkündür. Kaş'a 60 km uzaklıkta bulunan bu kanyon yerli ve yabancı turistlerin uğrak yeridir. Burası ülkemizin en büyük kanyonu olma özelliğine sahiptir. Çeşitli etkinliklere sahne olan Kanyon rafting için de son derece uygundur. Burada yer alan Milli Park da doğal güzelliğiyle vazgeçilmez bir piknik alanı olarak bilinmektedir. konumuzda yukarıda belli başlı tarihi ve doğal alanları sıralamış olduk. Bu doğa harikası bölgeyi ziyaret ederek daha yakından inceleme şansı bulabilirsiniz. Akdeniz mutfağının her çeşit yemeğini Kaş'ta tatmak mümkün. 'e 486 km uzaklıkta. Uçakla gelmek isteyenler ise 190 km uzaklıktaki Antalya'yı ya da 160 km uzaklıktaki Dalaman'ı tercih etmeli. Kaş otogarından 26 km uzaklıktaki Kalkan'a ve 45 km uzaklıktaki Patara ve Xanthos'a minibüs seferleri yapılıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/178-olimposta-gezilecek-yerler.html", "text": "Akdeniz'in dünyaca ünlü alternatif tatil merkezi. Antik kalıntıları, doğası ve ağaç evleriyle türünün tek örneği olan Olimpos'un çevresinde Caretta Carettaların sığınağı Çıralı, sönmeyen ateşiyle Yanartaş ve buz gibi sularıyla Ulupınar yer alıyor. 'taki kalesinde yaşıyormuş. Romalılar Zeniketes'i yakalamak için de Olimpos'u kuşatmış. Ancak Zeniketes teslim olmamış; kendini ve ailesini oturduğu konakla birlikte yakmış. Roma döneminde görkemli yapılarla donatılan kent MS 2. yüzyılın sonunda tekrar korsanların denetimine girmiş. Son araştırmalar, Hristiyanlığın ilk yıllarında piskoposluk merkezi olan Olimpos'un, Ortaçağ'da da daha çok din adamlarının yaşadığı bir manastır kenti olduğunu ortaya çıkarmış. Osmanlı'nın bölgeyi ele geçirdiği 15. yüzyıla kadar korsanlarca yönetilen kent, bu dönemden sonra terk edilmiş. olarak bilinen bir kale kalıntısı var. var. Patika yol yaklaşık 500 metre sonra bilet gişesine ulaşıyor. Olimpos'ta konaklayanlar denize gitmek için antik kentin içinden geçmek zorunda, ancak bilet almıyorlar. Günübirlik gelen ziyaretçiler ise biletle gezebiliyorlar Olimpos'u. Akşamları da antik kentin içine girmek yasak. ucuzluğu ve kimsenin kimseyi rahatsız etmediği özgür ortamı nedeniyle gençlerin en gözde tatil yeri. Çam ormanları ve portakal bahçeleri arasında doğayla ve tarihle barışık bir tatil yapmak isteyenler için Olimpos birebir. , aynı zamanda soyu tehlike altında olan Caretta Caretta deniz kaplumbağalarının sayılı üreme alanlarından biri. Çıralı 'ya 3,5 km uzaklıkta binlerce yıldır sönmeyen Yanartaş yer alıyor. Yanartaş'ı görmek için yürüyerek ya da araçlarla Yanar Boğazı denilen düzlüğe gelmek gerekiyor. Burada büfe ve bilet gişesi var. Patika yoldan tırmanarak yaklaşık yarım saatte Yanartaş'a varılıyor. Çıplak bir yamaçtan çıkan metan gazı onlarca noktada hiç sönmeden yanıyor. Özellikle gece karanlığında çok daha etkileyici olan ateşleri görmek için Yanartaş'a çıkmak Çıralı ya da Olimpos'ta konaklayanlar için neredeyse geleneksel hale gelmiş. . Şimdi olimpiyat oyunlarında yakılan meşale Chimera'nın sönmeyen ateşini simgelemektedir. Antik dönemde Yanartaş'ın hemen altında Zeus ve Hera'nın oğlu Hephaistos'a adanmış bir tapınak inşa edilmiş. Hristiyanlık döneminde de kutsallığını koruyan Yanartaş'a bir kilise inşa edilmiş. Burada gözleme dışında yöresel bir yemek bulmanız zor. Ulupınar'ın atmosferi müthiş; çınar ağaçlarının gölgesinde, gürül gürül akan buz gibi suyun kıyısında serinlemek ve alabalık ya da sac kavurma yemek istiyorsanız Ulupınar'a gitmeniz gerekiyor. sapağına ulaşılıyor. Olimpos buraya 11 km uzaklıkta. Anayoldaki duraklardan yarım saatte bir Çıralı ve Olimpos'a dolmuşlar kalkıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/179-bozcaadada-gezilecek-yerler.html", "text": "Ege Denizinin kuzeyinde yer alan aynı adlı adanın doğu kesimine konumlanmış, Çanakkale'ye bağlı ilçe merkezi, yerleşme. , Homeros ve Strabon'un eserlerinde sıkça söz edilen bir yerleşmedir. Bu eserlerde, Adanın doğu kıyısındaki iki liman anlatılır. Ada, İonia halklarının ayaklanmasının ardından, ayaklanmanın bastırılması esnasında Pers egemenliğine girmiştir. Daha sonra Atina'nın önderliğini yürüttüğü Attika-Delos Deniz Birliği'ne bağlanmışsa da, bir süre sonra Persler adanın kontrolünü tekrar ele geçirmişlerdir. Roma ve Doğu Roma egemenliği altına girdikten sonra, adayı 1377 yılında Venedikliler işgal etmişlerdir. Bu yüzyıllarda adanın kontrolü Doğu Roma, Venedik ve Cenevizler arasında sürekli el değiştirmiştir. Fatih Sultan Mehmet döneminde (1451 -1481) Osmanlı topraklarına katılan ada (1455) Girit Savaş'ında tekrar Venediklilerin kontrolüne geçmişse de, Kaptanıderya Mezomorto Hüseyin Paşa tarafından kuzeydeki diğer adalarla birlikte yeniden Osmanlı kontrolü altına alınmıştır (1697). Adanın kimi kaynaklara göre Cenevizlilerden, kimi kaynaklara göre Venediklilerden kalan, kimi kaynaklara göreyse Venedik - Ceneviz ortak yapımı olan kalesi, 1807 yılında Rus Donanmasının işgali sırasında yıkılmıştır. Sultan II. Mahmut döneminde (1808 -1839) kale yeniden yaptırılmıştır. 1920 yılında Yunan işgaline maruz kalan ada, Lozan Antlaşması'nda alınan karar uyarınca, 1923 yılında Türkiye Cumhuriyeti'ne bağlanmıştır. da bölgede görülmesi gereken önemli yerlerden birisi. Çanakkale Boğazının girişinde bulunan ve stratejik konumundan dolayı tarihte önemli bir yere sahip olan Bozcaada'nın antik çağdaki adı Tenedos'dur. MÖ 6. yüzyıldan Roma dönemine kadar yerleşme olduğu anlaşılan kentte, pişmiş toprak heykelcikler ve çanak çömlek bulunmuştur. Fatih Sultan Mehmet döneminde (1451 -1481) donanmanın ikmal üssü olarak kullanılan kale, sonraki dönemlerde çeşitli onarımlar görmüştür. Kalenin kapısı kuzey burcundadır. Dış surlar ve içkaleden oluşan yapı yeniden onarım görmüştür. 1842 yılında limandan 1,5 km içeride ikinci bir kale yapılmıştır. Yenikale denilen yapının yazıtı vardır. içerisinde bulunan seçeneklerden birisi de Polente deniz feneri ile rüzgar gülleri bu alanlardan en önemlileri olarak ön plana çıkmaktadır. Harika manzarası ile bu alan görülmesi gereken yerler arasında bulunması yanında çok tercih edilen bölgelerden birisi olmakta. , görülmesi gereken tarihi yerler arasında bulunuyor ve çok fazla ilgi çeken bir bölge olarak tercihlerde ilk sıralarda yer alıyor. konusunda doğa güzellikleri ve tarihi alanlar olarak çokça seçenek sunabilmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/180-cesmede-gezilecek-yerler.html", "text": "Yarımadası üzerinde yer alan ilçe merkezi, yerleşme. 'nin limanı olarak önem kazanmıştır. Antik dönemlerde adı Kyssus olan kent, hep Erythrai ile birlikte anılmıştır. Önce Romalıların eline geçen kent, daha sonra Doğu Roma'nın kontrolüne girmiştir. 11. yüzyıldaki Türk akınları sırasında Çaka Bey'in yönetimine giren yerleşme, Aydınoğlu Beyliği döneminde bir deniz üssü olmuştur. Sultan Yıldırım Bayezid (1389 -1403) tarafından Osmanlı topraklarına katılan kent, Ankara Savaşı'nın (1402) kaybedilmesi üzerine Timur tarafından tekrar Aydınoğlu Beyliği'ne verilmiştir. Yerleşme Sultan Çelebi Mehmet döneminde (1413 - 1421) kesin olarak Osmanlı topraklarına katılmıştır. sayesinde çok ayrıcalıklı bir tatil keyfi yaşatmaktadır. gibi farklı lezzetleri de tadabileceğiniz bu tatilde Çeşme'nin tarihine de tanıklık edebilirsiniz. arasında gösterilebilecek tarihi rotalar şekillendirilirken öncelikle 1508 yılında inşa edilmiş Çeşme Kalesi ziyaret edilebilir ve daha sonrasında Çeşmeye bağlı olarak en önemli semtlerden biri olan Alaçatı'ya yönelebilirsiniz. , Kervansaray ve Sakız Adası gibi önemli noktalar gezilerek bu tarih turu tamamlanabilir. olarak düzenlenmiştir. Müzede, Erythrai antik kentinden çıkarılan çeşitli eserler ile Çeşme ve çevresinden derlenen eserler sergilenmektedir. Günümüzde otel olarak kullanılan kervansaray, Çeşme Kalesi'nin güneyinde bulunmaktadır. 1529'da Kanuni Sultan Süleyman (1520 - 1566) tarafından yaptırılan kervansaray, U planlı, avlulu ve iki katlıdır. Çeşme-İzmir yolunda, Çeşme'ye 5 km uzaklıkta yer alan kaplıcalarda plaj ve ılıca bir aradadır. Sıcaklığı 58 dereceyi bulan suyu sodyum klorür, potasyum klorür ve magnezyum klorür içerir. Romatizma, gut, şişmanlık, raşitizm, kadın ve deri hastalıkları, karaciğer ve idrar yolları rahatsızlıklarında yararlı olmaktadır. Kaplıca çevresindeki konaklama tesislerinde havuz ve banyolar vardır. Asıl kaynak, Topatan Ilıca ya da Hamidiye adıyla bilinendir. Çeşme ılıcalarının 5 km kuzeydoğusunda, İldir Körfezi'ndedir. Su sıcaklığı 38 derece olan kaplıca; romatizma, raşitizm, kadın hastalıkları, mide ve bağırsak hastalıkları gibi rahatsızlıkları iyileştiricidir. Kaplıca suyu sodyum klorür ve kalsiyum içerir. Çevresinde konaklama tesisleri vardır. , yatların ve balıkçı teknelerinin konaklaması için çok uygun bir yerdir. Karanın içine bir dere gibi sokulan koydaki balıkçı lokantalarında her tür balığı bulmak mümkündür. Turistler için yaz gecelerinin vazgeçilmez mekanlarından biridir. Çeşme ilçe merkezinin 5 km güneydoğusundaki yerleşmede, ince kumlu plajların yanı sıra sörf için elverişli rüzgar da eksik olmaz. Mimari özellikleri ve kapılarındaki tahta işçiliği görülmeye değerdir. Çeşme'nin mavi bayraklı plajlarından Pırlanta ve Altınkum, Çiftlikköy'de bulunmaktadır. merkezlerinden biri konumuna gelmiştir. Sörf ile ünlenen belde özgün mimarisi, yel değirmenleri, asma bahçeleri ve dar sokaklarıyla da ilgili çekicidir. Yerleşmede sörf okulu vardır. Altın sarısı kumsalı ve sığ denizi, özellikle çocukların denize girmesi için çok uygundur. Çeşme, İzmir'e bağlı bir ilçe olarak ulaşım noktasında farklı imkanların kullanılabildiği bir bölgedir. Çok farklı Anadolu kentlerinden uçak yolculukları ile birlikte İzmir'e ulaşabilir ve daha sonrasında HAVAŞ araçları ile birlikte direkt Çeşme otogarına ulaşabilir ve buradan otogardan kaldırılan minibüslerle Çeşme merkezine ulaşabilirsiniz. Shuttle hizmeti veren firmaların sağladığı imkanlarla Çeşme'ye ulaşabildiğiniz gibi raylı sistem ile birlikte İzmir otobanına ulaşabilir ve buradan Çeşme otobüslerini tercih edebilirsiniz. sayesinde çok keyifli bir tatil imkanı oluşturan bölgelerdendir. Özellikle ilçede bulunan plajlar ve Ilıca plajı gibi hem deniz hem sağlıklı bir yer altı kaynağı sağlayan bölgeler ziyaret edilebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/181-cunda-alibey-adasi-gezilecek-yerler.html", "text": "Ayvalık'ın kuzeybatısında bulunan ve Lale Adası yolu üzerindeki Türkiye'nin ilk boğaz köprüsü olduğu belirtilen köprü ile Ayvalık'a bağlanan adadır. Merkezinde bulunan balık restoranları, dar sokakları, taş evleri, butik pansiyonları, çevresindeki tarihi ve doğal güzellikleri gibi özellikleriyle, bağlı bulunduğu Ayvalık'la yarışan bir turizm merkezidir. olarak adlandırmışlardır. Daha sonra adaya işgalcilere karşı direnişin sembolü olan Ali Bey'in adı verilmiştir. Alibey, Türkiye'nin Ege Denizinde sahip olduğu dördüncü büyük adadır. Adada harabe halindeki Panaya, Agios Yannis ve Ayios ve Dimitrios kiliseleri bulunmaktadır. olmaktadır. Burada çeşitli dükkanlar ve yiyecek ile içecek satan yerler bulunuyor ve gezilmesi en eğlenceli yer olarak tercih ediliyor. Oldukça güzel bir seçenek olarak çarşı, gezilecek yerler arasında ilk sıradaki yerini, yapılan gezi tercihleri ile almaktadır. arasında oldukça önemli konumda yer almaktadır. de görülmesi gereken yerler arasında bulunuyor ve özellikle ziyaretçi sayısı oldukça yüksek bir yer olarak ilk sıralarda bulunuyor. konusunda bölgede bulunan Kilise bugün anıt müze olarak kullanılır durumdadır. da görülmesi gereken en güzel doğal yerler arasında bulunuyor. Güzel bir doğa alanı olan ve harika manzarası olan bölge ziyaretçiler tarafından ilgi görüyor. 'ye uğramanız önerilir. Güzel mimarisi ve sıcak atmosferi bulunan kahvede çok güzel ve lezzetli Türk kahvesinin içilebilir. Yapılan gezilerde dinlenmek için en güzel seçeneklerden birisi de burası olmakta ve turistler tarafından çok ilgi görmektedir. nın ve zeytinyağlı otların tadına bakmalısınız. Zamanınız müsaitse en az iki gününüzü çevre adaları, koyları, kilise ve manastır kalıntılarını gezmeye ayırmalısınız. Balıkesir'in Ayvalık ilçesinde bulunan Cunda adasına otomobil ve toplu taşıma seçenekleri ile kolayca ulaşılabilecek konumdadır. Buraya ulaşım için, öncelikle Balıkesir'e ve sonrasında Ayvalık'a ulaşılması gerekir. Cunda Adası, İzmir Çanakkale yolu üzerinden 218 km uzaklıkta bulunmaktadır. İstanbul Cunda Adası arası 440 km mesafededir. Bu mesafe otomobil ile alınabileceği gibi otobüsler ile de kolayca gidilebilir. Ankara, Cunda Adası arası ise 695 km olmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/182-didimde-gezilecek-yerler.html", "text": ", özellikle yaz tatilleri ve kültür turizmi için öncelikli bir şekilde tercih edilecek tatil bölgelerinden biridir. listesi oluşturarak kapsamlı ve keyifli bir yaz tatili için Didim'i tercih edebilirsiniz. Didim'de gezilecek yerler listemize başlamadan önce bu tarih kokan ilçemizin geçmişinden söz edecek olursak; 16 km kuzeyindeki Miletos'a kutsal yolla bağlı bulunan kentin denizle bağlantısını Panormos Limanı sağlıyordu. Pausanias'ın belirttiğine göre, Didyma Apollon kutsal yeri, ilk İon kentlerinden bile eskidir; dolayısıyla Didyma Yunanlardan önce de bir bilicilik merkeziydi. Yunanlar buraya göç ettiklerinde, Batı Anadolu'daki birçok yerde yaptıkları gibi buradaki kültü de kendi kültleriyle özdeşleştirmişlerdir. Arkaik dönemde yüzyıl kadar Brankhidai denilen rahip ailesince yönetilen kent, daha sonra Miietos'a bağlı kutsal bir yerleşme niteliği kazanmıştır. , Roma İmparatorluğu tarafından inşa edilmiş özel bir tarihi yapıdır. vardı. Her biri 2,5 m genişliğinde beş merdivenle çıkılan tapınak terasında, sunu heykelleri ve anıtlar bulunmaktaydı. İon Ayaklanması sonrasında Miletos'la birlikte Didyma da Persler tarafından yakılıp yıkılmıştır. Büyük İskender'in Persleri Anadolu'dan çıkarmasıyla yeni bir döneme girilmiştir. Apollon Tapınağı'nın yapımına yeniden başlanmıştır. Arkaik yapıdan çok daha büyük ve görkemli olan Helenistik tapınağın mimarları, Efesli Paionios ile Daphnis'di. Dip Not: Kutsal yolun kenarındaki oturur biçimdeki rahip, rahibe, kral, kraliçe ve yatan aslan heykelleri İngiltere'ye kaçırılmıştır. Brankhidai denilen bu heykeller bugün British Museum'da sergilenmektedir. Helenistik Didymaion; Ephesos Artemis ve Samos Hera tapınaklarından sonra Helen dünyasının üçüncü büyük dinsel yapısıdır. Büyük bölümü roma döneminde yapılmakla birlikte, tapınak hiç bir zaman bitirilememiştir. ek olarak tercih edilecek noktalar arasındadır. plajları arasında yer alan bir noktada bulunarak çok estetik fotoğraflar için tercih edilebilir bir alandır. sayesinde de daha sakin ve dinlenebilir bir ortam bulabilirsiniz. üzerinden 710 kilometre ve Muğla üzerinden 130 kilometrelik bir mesafe ile ulaşabileceğiniz gibi birçok kentten günlük olarak yapılan otobüs seferlerini tercih edebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/183-dikilide-gezilecek-yerler.html", "text": ", kendisini muhafaza etmiş ve uzun zaman doğal dokusunu korumuş olan müstesna bir beldedir. olarak kullanmışlardır. Bundan ötürü önce Dikmelik adını alan ilçe, daha sonra Dikili olarak anılmıştır. inden başlatabilirsiniz. Tamamen tropik bitkilerin ve çiçeklerin yer almış olduğu geniş alanda bahçe özellikle yaz günlerinde serin bir gezi vaat etmektedir. milattan önce 4 binli yıllardan kalmış olan müstesna bir yapıdır. Bergama-Dikili karayolunun Dikili ayrımına yakın bir yerinde kuruludur. Ören yeri, 177 m yükseklikteki Kaletepe üzerindedir. MÖ 5-4. yüzyıla tarihlenen bir yerleşimdir. Kentin adının Mysia Kralı Atarna'dan ileri geldiği ve daha sonra Atarna adının Eski Yunancaya uygun olarak, Atarneus olarak değiştirildiği düşünülmektedir. Fakat Mysia halkının Atarna adında bir kralları olup olmadığı bilinmemektedir. Diğer bir iddia ise Atarna kelimesinin Mysia halkının konuştuğu dile ait olduğudur. Aterneus sadece kentin adı değildir ve çevredeki ova da aynı isimle anılmıştır. MÖ 6. yüzyılın sonlarına doğru Perslerin denetimine giren kent, bir süre Sakız Adası sakinleri tarafından yönetilmiştir. MÖ 5. yüzyılın başlarında Pers İmparatoru Kserkses kenti ele geçirmiştir, daha sonra da kent Spartalılar'ın kontrolüne girmiştir. , ve çeşitli ev kalıntıları görülmektedir. 'nde yer alan şelale ve mağaralar iç içe geçerek pek çok seyahat tutkunu kendisine hayran bırakmaktadır. özellikle Romatizmal rahatsızlıklara şifa verici olan şifalı suları bünyesinde barındırmaktadır. Kalem adasının hemen bitiminde yer alan Ilıca hem manzarasıyla hem de su kalitesi ile dikkat çekicidir. sizin için çok şey vaat ediyor. Böylece huzur içerisinde bozulmamış tabiatın içinde günlerce dinlenebilir, denize girebilir, tabiat yürüyüşleri yapabilirsiniz. Çandarlı Körfezi'nin kuzey kıyısında, Dikili'ye 23 km uzaklıktaki Çandarlı'nın merkezinde yer alan antik Aiolia kentidir. Antik dönemde Pitane, Kaikos'un denize döküldüğü yerde bulunmaktaydı. Suyu bol anlamına gelen Pitane kelimesinin Pelasgos dilinden geldiği sanılmaktadır. Kentin ne zaman kurulduğu kesinlik kazanmamakla beraber, tarihi Helen öncesine kadar gitmektedir. 19. yüzyılda ve daha sonra 1959 yılında Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal tarafından kentin nekropolünde yürütülen kazılarda, Mykene Uygarlığı'na ait çeşitli çanak çömleklere, MÖ 625-500 arasına tarihlendirilen vazolara ve küçük buluntulara, çok sayıda Sakız Adası seramiğine ve MÖ 6. yüzyılın ilk yarısına ait, doğu üslubunda vazolara ulaşılmıştır. 'nde de Pitane'de elde edilmiş küçük yapıtlar ve bir arkaikheykel bulunmaktadır. Kentin 13. ya da 14. yüzyılda Cenevizliler tarafından yapılan kalesi. Anadolu'nun en iyi korunmuş kalelerinden biridir. 15. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlılar tarafından yenilenen kale, 1957'de onarılmıştır. 'ya 580 kilometre, Çandarlı'ya 18 kilometre, Bergama'ya ise sadece 29 kilometre mesafededir. Eğer hava yoluyla Dikili'ye gelmek istiyorsanız öncelikli olarak İzmir'de indikten sonra İzmir-Dikili otobüsüyle kıyı boyunca seyahat ederek muhteşem güzellikleri saklayan beldeye erişim sağlamalısınız."} {"url": "https://www.gezipedia.net/184-kelebekler-vadisi.html", "text": "sınırları içinde yer alan vadi, 80 farklı kelebek türüne ev sahipliği yapmaktadır. Vadinin içerisine, Faralya köyünde kaynağı bulunan bir şelale dökülmektedir ve bu şelale vadi içinden geçerek, Akdeniz'e ulaşır. hem bu eşsiz özellikleri, hem de insanların duyarlılığı sayesinde Türkiye'nin en güzel doğal yaşam alanlarından biri haline gelmiştir. Vadinin içine doğru 1 km boyunca giden patika yolu takip ettiğinizde, sizi 100 metrelik zorlu bir yamaç tırmanışı bekleyecek. Bu sebeple, yolculuğa çıkmadan önce yanınıza doğa yürüyüşüne ve tırmanışa uygun, rahat bir ayakkabı almanızı öneririz. , gibi büyük şehirler den çeşitli otobüs firmaları ile kolaylıkla Fethiye'ye gelebilirsiniz. Fethiye'ye geldiğinizde otogarın önünden Ölüdeniz'e dolmuşlar kalkmaktadır. Dolmuşla, Ölüdeniz plajına ulaştıktan sonra ise, Kelebek Vadisi servis hizmetini veren teknelere binmeniz yeterlidir. Tabi ki teknelerin belli kalkış saatleri bulunmakta. Bu saatlere uymadığınız durumlarda ise, Vadi işletmesini arayarak Zodyak bot isteyebilir ve bu botla Vadiye ulaşabilirsiniz. Bu arada servis teknelerinin gidiş dönüş ücretli olduğunu da hatırlatmak isteriz. Biletinizi tekneden alabilirsiniz. Havalimanı ile Fethiye arası 55 km dir. Özel aracı ile bulundukları ilden gelmek isteyen ziyaretçiler de büyük avantaja sahiptirler. Çünkü Fethiye'ye geldiklerinde Kelebekler Vadisini ziyaret etmenin yanı sıra, Muğla ve Ölüdenizi de gezebilmektedirler."} {"url": "https://www.gezipedia.net/185-egirdirde-gezilecek-yerler.html", "text": "'de görecek çok yer, yapacak çok şey bulunuyor. Burada sörften dağcılığa, kayaktan bisiklete, yürüyüşten yamaç paraşütüne kadar tüm doğa sporlarını yapma şansınız var. - \"Cennetabad ndan sökülüp getirildiği biliniyor. Aslında iki katlı olduğu bilinen medresenin şadırvanlı iç avlusuna bakan 11 odası bulunuyor. Şimdi Kapalıçarşı olarak kullanılan medresenin revaklarındaki sütun başlarına çeşitli motifler ve kartal başları oyulmuş. ni görmesi gerekiyor. Belediye tarafından restore edilen evin içinde yöreden toplanmış eşyalar sergileniyor. ve Bektaşi tarikatının dördüncü halifesi olduğu kabul ediliyor. Tekkeler kapatıldıktan sonra türbenin etrafında bulunduğu bilinen aşevi gibi diğer yapılar yıkılmış, geriye yalnızca bu türbe kalmış. yle ahşap evler kalmış. Küçücük adada onlarca pansiyon ve restoran açılmış, bu da otantik dokunun bozulmasına neden olmuş. de hastalık yüzünden yok olma noktasına gelince balıkçılık bir hayli gerilemiş. da son yıllarda uluslararası nitelik kazanmış. da Eğirdir çevresindeki görülmeye değer doğa cennetleri. 'e 428 uzaklıkta. Isparta'dan Türkiye'nin hemen hemen her kentine otobüs seferleri yapılıyor. Her gün Isparta'ya İstanbul'dan uçak, İzmir ve İstanbul'dan da tren seferleri düzenleniyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/186-alahan-manastiri-tanitimi.html", "text": "Anadolu'daki en eski ve iyi korunmuş Bizans manastırlarından biri. Toroslar'ın Göksu vadisine bakan bir yamacında 1280 metre yükseklikte kurulmuş manastır adeta bir kartal yuvasını andırıyor. var, kilisenin bitişiğindeki mekanlarda da manastırın ilk sakinlerinin yaşadığı kabul ediliyor. 'ne kadar gidiyor. Bu yol üzerinde ilk olarak dış duvarları ve apsisi sağlam durumda olan bir vaftizhane ile karşılaşılıyor. 'ne varılıyor. Kubbeli kiliselerin öncüsü olarak kabul edilen Doğu Kilisesi, manastırın günümüze en iyi durumda ulaşmış yapısı. Manastırın bulunduğu bölge antik metinlerde savaşçı bir topluluk oldukları anlatılan İsaurialılar'ın vatanıydı. Bizans döneminde güçlerini koruyan İsauriaların liderlerinden Rusumbladalı Trasikodisa adamlarıyla birlikte İstanbul'a gelerek Zenon adını almış ve başı o zamanlar dertte olan İmparator Leon'un kızıyla evlenmişti. Daha sonra da 474 ve 476 yıllarında iki kez tahta çıkmıştı. Bu nedenle manastırın yapımına, İmparator 1. Leon zamanında başlandığı ve İsaurialı İmparator Zenon (474-491) döneminde de bitirildiğini sanılıyor. Manastırın kurucusu olduğu sanılan Keşiş Terasis'in kayalara oyulmuş lahitinin üzerinde 13 Şubat 462 tarihi görülüyor. Buradan da manastırın 450'li yıllarda kurulduğu anlaşılıyor. Evliya Çelebi, Arap akınları sırasında terk edildiği sanılan Alahan Manastırını Kal'a-i Takyanos olarak adlandırır ve kimsenin yaşamadığı manastırın bir mimarın elinden yeni çıkmış gibi göründüğünü anlatır. 1961-1962 yıllarında İngiliz Arkeolog Michael Gough manastırda arkeolojik kazılar yapmış. ile aynı döneme tarihlenen bir kilise var. İmparator Zenon'un doğduğu yere yakın bir yerleşim olan Dağpazarı'ndaki bu yapının da onun eserlerinden biri olduğu kabul ediliyor. 'nin tabanı mozaik, duvarları fresklerle süslü. Ancak gerek mozaikler gerekse de freskler büyük ölçüde hasar görmüş ve tanınmayacak duruma gelmiş. kasaba içindeki en önemli tarihi yapı. Belde halkı geçimim tarım ve hayvancılıktan kazanıyor. Sankeçili aşiretine mensup Yörüklerin bir bölümü beldede yerleşik hayata geçmiş. Beldenin nüfusuna kayıtlı Yörüklerin bir bölümü ise göçerliği sürdürüyor. Bunlar kışın Aydıncık'ta konaklıyor, baharda kasabadan geçerek yazı geçirmek üzere Seydişehir civarına göçüyorlar. Kasabanın bir başka rengi olan Tahtacı Aleviler ise Köprübaşı Mahallesinde yaşıyor. Burada 7-8 yıl önce inşa edilmiş bir cem evi de var. Göksu denizden 300 metre yükseklikte olduğu için yazları sıcak oluyor. Bu nedenle Göksulular yaz aylarını Karaman-Mersin sınırında bulunan 1600 metre yüksekliğindeki Sertavul yaylasında geçiriyor. Alahan Manastırı Mersin-Karaman karayolunun üzerinde, Mut'a 22 km uzaklıkta. Orman Ürünleri Deposunun yanındaki tabeladan yukarıya doğru 2 km gidildiğinde manastıra ulaşılıyor. Tam tersi yöndeki Göksu Beldesine doğru giden tabela izlendiğinde de Geçimli, Kayaönü, Diştaş köyleri rotası izlenerek 25 km sonra Göksu Beldesine ulaşılıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/187-emirgan-korusu-tanitimi.html", "text": "Emirgan Korusu, Bizans döneminde ki adı ile \"Kyparates\" İstinye'den Balta limanına kadar olan alanı kaplayan ve içerisinde birbirinden güzel, tarihi köşkler bulunan İstanbul'un en eski ve tarihi korusudur. nı, bizzat Emirgune yaptırmıştır. 1861 ile 1871 yılları arasında tahtta bulunan Sultan Abdülaziz, koruyu dönemin Mısır hıdivi İsmail Paşaya vermiştir. İsmail Paşa da 1871-1878 yılları arasında, günümüzde renkleri ile dikkat çeken, Sarı Köşk, Mavi Köşk ve Beyaz Köşk'ü yaptırmıştır. İsmail Paşanın vefatından sonra koru Satvet Lütfi Tozan'a kalmış ve nihayet 1940 yılında Lütfi Kırdar tarafından kamulaştırılarak, 1943 yılında tamamen halkın ziyaretine açılmıştır. Dünyanın en eski metropollerinden biri olan İstanbul'un varlığını günümüze kadar sürdüren değerlerinden biridir. Emirgan Korusu özellikle hafta sonları İstanbulluların yoğun ilgi gösterdiği yerlerden biridir. Bunda şüphesiz ki eşsiz boğaz manzarası ve bu manzaraya karşı koru içinde ki köşklerde verilen kahvaltı ziyafetlerinin etkisi çok büyük. , konumu itibari ile boğazda ki iki köprüyü birden gören manzara açısı ile size ailenizle boğaza nazır bir kahvaltı keyfi sunuyor. Kahvaltı fiyatları ise, İstanbul'da ki birçok kahvaltı mekanı ile kıyaslayacak olur isek gayet uygun. Hafta sonları açık büfe kahvaltının fiyatı sadece 35 TL ve sabah 09.00'dan öğlen 13.30'a kadar müthiş lezzetlerin keyfini çıkarabilirsiniz. leri ziyaret edebilir, buralarda yemek yiyebilirsiniz. , bahar ayında açan çiçekleri ve yemyeşil bitki örtüsü ile fotoğraf çekilmek için eşsiz bir ambiyansa sahiptir. Korunun birçok yerinde heykeller, tarihi çeşmeler, çeşitli sanat eseri çalışmaları, renklendirilmiş ağaçlar yer almaktadır. Reşitpaşa Mahallesi, Emirgan Sokak, 34467 Sarıyer/İstanbul adresinde bulunan Emirgan Korusu, konum itibari ile merkezi bir bölgede olduğundan dolayı, çeşitli ulaşım araçları ile kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Sarıyer, sahil yolu üstünde bulunan koruya, birçok ilçeden toplu taşıma araçları ile gelinebilmektedir. - Taksimden gelecekseniz; 40, 42T ve 40T numaralı otobüsleri, - Zincirlikuyu'dan gelecekseniz; 40B numaralı otobüsleri, - Kabataş'tan gelecekseniz; 40T, 25E ve 22RE numaralı otobüsleri, - Beşiktaş'tan gelecekseniz; Sarıyer yönüne doğru gelen tüm otobüsleri, - Anadolu yakasından gelecekseniz; İDO ile Emirgan iskelesine kadar gelebilirsiniz - Şahsi aracınız ile gelecekseniz; Beşiktaş-Sarıyer yolunu kullanarak gelebilirsiniz. Her gün 07:00 22:00 saatleri arası hizmet vermekte olup, (0212) 600 00 00 numaralı telefondan bilgi alabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/188-dunyada-gorulmesi-gereken-10-yer.html", "text": "Plitvice Lakes Ulusal Parkı, Hırvatistan gezisine çıkmak isteyen herkesin ilk duraklarından biridir. UNESCO kültür mirasları listesinde yer alan bu dünya harikası doğal parkın resimlerine baktığınızda içinizde müthiş bir heyecan hissediyorsunuz. Zagreb'den otobüs ulaşımı ile sadece 2,5 saat uzaklıkta bulunan Plitvice 'de ister gün boyu bu güzelliklerin tadını çıkartıp, fotoğraf ve video çekebilir ve sonrasında dönebilir, ya da hemen yanı başınızda parkın içerisinde bulunan otellerde kalıp, ertesi gün gezinize devam edebilirsiniz. Yanınızda bir çanta varsa burada ki otellere 3 Euro gibi bir ücret ödeyerek emanete bırakabilirsiniz. Parka giriş ücretli yaklaşık 15 Euro bir ücret ödemeniz gerekiyor ve biletle giriyorsunuz. Yeryüzünde ki doğal cennetlerden biri olan bu harika park 16 gölden ve aralarına serpiştirilmiş birçok şelaleden oluşmakta. Her noktayı ayrı ayrı gezeyim derseniz, günübirlik ziyaretin yetmeyeceğini bilmelisiniz. Ama yine de görebildiğim kadar çok yer görmeliyim derseniz, parkın içerisinde belli noktalara sizi ulaştıran ücretsiz otobüs ve deniz araçları bulunmaktadır. Yabancı turistler için belli rotalar var ve girişte bunlar size harita olarak da veriliyor. Bunun yanında yeme içme olayı için parkın içinde restoranlar var. Burada damak tadınıza uygun menüleri değerlendirebiliyorsunuz. Hırvat ailelerinin çoğu ellerinde sepetle evden getirdikleri yiyeceklerini burada piknik yaparak tüketiyor, güzel bir gün geçiriyorlar. Size uzaydan görülebilen tek canlı nedir diye sorsam, sanırım birçoğunuz çeşitli hayvan isimleri söylerdiniz. Halbuki uzaydan görülebilen yaşayan tek canlı büyük set resifidir. 344.440 km2 alana sahip yaşayan bir organizma olan büyük set resifi, dünya gezegeninin kendi kendine yarattığı doğa mucizelerinin en başında yer almaktadır. İçerisinde binlerce farklı türde canlıya sahip olan resif 1981 yılında dünya mirasları listesine alındı. Özellikle türü yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olan deniz memelilerine, 6 farklı tür kaplumbağaya, 1 milyondan fazla balığa büyük set resifi ev sahipliği etmektedir. Dalış ve su altı yaşamı meraklıları için dünyada ki en iyi dalış yeri büyük set resifi diyebiliriz. Burada dalan kişiler vatoz ve deniz kaplumbağaları ile yüzebiliyor, sualtı kameraları ile bu anları kalıcı hale getirebiliyorlar. Ayrıca günden güne yok olmaya yüz tutan mercanları, yumuşakçaları, deniz solucanlarını, kabuklu deniz hayvanlarını, dugong türü memelileri yakından görebiliyorlar. Avcı yılanlar, korsan balıklar, kavga eden mercanları gördüğünüzde doğanın mucizeleri karşısında şaşkınlığınızı gizleyemeyeceksiniz. Büyük set resifi, her geçen gün iklim değişiklikleri nedeni ile yok oluyor. Bu yüzden henüz genç ve kendinizi iyi hissederken, mutlaka gitmeniz ve güzelliklerini görmeniz gerektiğini düşünüyoruz. Volkanik patlamalarla yedi milyon yıl önce doğal olarak meydana gelen ve 1700 lü yıllarda şans eseri bir gemi tarafından keşfedilen ada, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer almaktadır. Sydney'den 2 saatlik bir uçuş mesafesinde olan Lord Howe adası en fazla 400 turisti aynı anda kabul ediyor. Burada ki insanların çoğu adanın yerlisi ve adayı dışardan gelebilecek her türlü tehlikeye ve bozulmaya karşı koruyorlar. Öyle ki doğayı bozmamak için sokak lambası bile koymamışlar. Ulaşım sadece bisikletle sağlanıyor ve motorlu, gürültü yapan hiçbir makine adada kullanılmıyor. Dünya da ki en uzun kaya oluşumuna sahip ve hiçbir yerde bulunmayan sualtı canlılarına ev sahipliği yapıyor. Adada 9 odası bulunan bir otel var ve her şey dahil konaklama yapılabiliyor. Lord Howe adasında müthiş manzara eşliğinde tırmanış yapabilir, şnorkel ile mercan kayalıklarına dalıp birçok sualtı canlısını fotoğraflayabilir, deniz kaplumbağaları ile yüzebilir ve balıkları ellerinizle besleyebilirsiniz. Eşiniz veya arkadaşlarınızla huzur dolu bir tatil istiyorsanız Lord Howe adası, sizin için biçilmiş kaftan olacaktır. Buz örtüsü ile kaplı bembeyaz bir cennet görmediyseniz, Grönland sizin için benzersiz bir bölge olacaktır. Danimarka'ya bağlı, Atlas okyanusunun kuzeyinde yer alan 2.166.086 km2 alana yayılan bu büyük buz örtüsü, yeryüzünün en büyük adasıdır. 2013 yılında bilim insanları buzulların altında 800 metre derinliğinde ve 800 metre uzunluğunda bir buz kanyonu keşfettiler. Bundan milyonlarca yıl önce henüz buzul tabakası oluşmadan önce, bu kanyonu bir Akarsu'nun oluşturduğu konusunda hemfikirler. Kanyon o kadar uzun ki Arizona da bulunan kanyondan bile daha geniş bir alana sahip. Kanyon buzullara rağmen oluştuğu ilk gün ki gibi korunmuş ve bu durum gerçekten inanılmaz. Bu kanyonu görmek, yaşayan her insanın için bir ayrıcalık. Çünkü kanyon oluştuğunda dünya da insan bulunmuyordu. Yeni keşfedildiğinden dolayı da kanyonu gören insan sayısı çok az. Gezi severlerin, hayatta iken bu mucizevi buzul kanyonunu görmelerini şiddetle tavsiye ederiz. Tabi ki soğuk hava nedeni ile bu şartlarla başa çıkabilecek güç ve dayanıklıya sahip olmak gerekiyor. Adı filmlere konu olmuş, dünyaca ünlü Mavi Göl İzlanda'nın Grindavik köyünde bulunmaktadır. İzlanda'nın turistik açıdan en çok rağbet gören yerlerinin başında gelen bu harika jeotermal göl özellikle son 10 yıl içerisinde dünya da ki en büyük şifa merkezlerinden biri haline gelmiştir. Göl silis ve sülfür açısından çok zengin olduğundan dolayı, birçok deri hastalığına iyi gelmektedir. Özellikle dünyanın farklı ülkelerinde bulunan sedef hastaları her yıl Mavi Göle akın etmektedirler. Bu eşsiz jeotermal göl, ülke turizmini hızla geliştirmiş, jeotermal göle ait son derece lüks bir tesiste misafirler konforlu şekilde misafir edilmeye başlanmıştır. Yıl içerisinde birçok misafiri ağırladığından dolayı, göle giriş ve çıkışlardan sonra duş alma zorunluluğu bulunmaktadır. Tesisin yakınında ayrıca, deri hastalıkları araştırma merkezi de bulunmaktadır. İnsanlar ile doğa, birbirini sevdiği takdirde çok güzel işler çıkarabilirler. İşte bunun en güzel örneklerinden biride Ukrayna'nın Klevan isimli küçük kasabasında bulunan Aşk Tünelidir. Tünel tek yönlü bir tren rayı sisteminin etrafını kaplayan ağaçlarla oluşmuştur ve tamamen doğal bir görüntüye sahiptir. Normalde bu ray sistemi kullanılmıyor fakat sadece orman işletmesi günde 2-3 defa kendi işleri için kullanıyor. Onun dışında tamamen turistlerin gezip fotoğraf çektiği bir yer. Aşk tüneline gidiş oldukça kolay. Kiev'den 097 K numaralı Kovel treni ile Klevan durağında inerek, kısa bir yürüyüş mesafesi ile ulaşabiliyorsunuz. Ayrıca yolunuzun üzerinde hatıra alabileceğiniz ufak dükkanlar mevcut buradan magnet satın alabiliyorsunuz. Aşk tüneline giriş tabi ki ücretsiz. Aşk Tüneli dünya da başka bir benzeri olmadığı için gezilmesi gereken en güzel yerlerden biri. Özellikle çiftlere tavsiye ederiz. Dünya üzerinde gizemi çözülememiş hala onlarca yer ve doğal güzellikler mevcut. Bunlardan biri de Polonya'da bulunan Crooked Ormanı. Efsanelere konu olmuş bu orman Polonya'nın kuzey batısında bulunan, Gryfino kasabasında yer almaktadır. Büyük ünü ise bu kasabada bulunan 400 adet çam ağacının 90 derecelik bir eğime sahip olmasıdır. Günümüzde hala bunun nedeni bilinmemek ile beraber, dünyada bu şekle sahip ağaçların bulunduğu başka bir orman bulunmuyor. Polonya 1937 yılı sonuna kadar Almanların kontrolünde bulunmaktaydı. O dönem ekilen bu ağaçlar 8-10 yıl sonra bilinmedik bir şekilde 90 derece eğim ile büyümeye başlamışlar. Daha fazla şaşkınlık yaratan şey ise, daha sonra dikilen ağaçların da aynı şekilde büyümesidir. Bilim adamlarının hem fikir olduğu tek konu ise, ağaçların bu şekilde büyümesinin sebebinin insan faktörü olmadığı.. Mimarlar her geçen gün sınırları zorluyorlar. Özellikle otel mimarileri, gelişen teknolojinin imkanlarından yararlanarak geliştiriliyor ve doğa ile bütünleştirilebiliyor. Şili'de bulunan Montana Magica Lodge de bunların en önde gelenlerinden biri. Yanardağ şeklinde tasarlanan bu otel, lav yerine su püskürtüyor. Otele gidiş yolundan itibaren sizi bir hobbit hikayesinde ki karakterler gibi hissettiriyor. Özellikle otele giden dar yollar, patikalar ve asma köprüler tamamen ambiyans ile uyumlu olarak tasarlanmış. Otel doğanın da yardımı ile komple sarmaşıklar tarafından sarılmış. Dışardan baktığınızda ise bir yanardağın üzerinden dökülen şelale görüntüsü ile karşı karşıya kalıyorsunuz. Şili'ye giderseniz, mutlaka Los Rios bölgesinde ki Sihirli Dağ Otelinde kalmanızı öneririz. İtalyanca beş toprak anlamına gelen ve İtalya'nın Cenova ile La Spezia bölgeleri arasında kalan, rengarenk evleri ve sahilleri ile ünlü küçücük 5 köy UNESCO dünya mirasları listesinde yer almaktadır. Vernezza, Manarola, Riomaggiore, Monterosso ve Corniglia köyleri bu meşhur beş toprak parçasıdır. Gezmeye başlamadan önce elinize bir İtalya haritası alıp, sırayla bu köyleri gezebilirsiniz. Ulaşım Cenova üzerinden maksimum 2 saat sürüyor ve direk İstanbul'dan Cenova'ya uçak ile gidebilirsiniz. 2 günlük bir gezi planladığınız takdirde, doya doya bu şirin köyleri gezebilirsiniz. Monteresso köyü dalış yapmak için oldukça güzel bir sahil şeridine sahip, aynı zamanda ünlü İtalyan makarnalarının da tadına bakabilirsiniz. Burnunuza harika çiçek kokularının geldiği, üstü rengarenk çiçeklerle kaplı bir tünel hayal edin. Bu tünelde yürüyebilir, ya da bankta oturarak o güzel ambiyansın tadını çıkarabilirsiniz. Burası Japonya'nın Kitakyushu şehrinde bulunan Wisteria Tünelinden başka bir yer olamaz. Dünyanın en güzel tüneli seçilen bu eşsiz şaheser, Nisan ayında açan mor, sarı, kırmızı ve pembe renkte çiçekler ile donatılmış. Tokyo'dan otobüslere binerek kolayca buraya ulaşabiliyorsunuz üstelik."} {"url": "https://www.gezipedia.net/189-topkapi-sarayi-tanitimi.html", "text": "1453 Yılında Osmanlı padişahı Fatih Sultan Mehmet'in gemileri karadan yürüterek, İstanbul'u fethedip başkent ilan etmesi sonrasında, 1470 yılında, hanedanın ebedi ikametgahı olmak üzere 700.000 m2 alan üzerine inşa ettirdiği ve o dönem Dünya'da eşi benzeri olmayan bir saraydır. Saray 15. Yüzyıldan, 1853 yılına kadar, Osmanlı Padişahlarının ve Hanedan mensuplarının kullanımındaydı. Osmanlı hanedan mensuplarının 1853 yılında Dolmabahçe Sarayına taşınması ile atıl duruma düşmüş ve en sonunda Cumhuriyetin ilanı ile korumaya alınarak müze haline getirilmiştir. Saray yaptırılırken, sadece ikamet edilecek bir yer olarak değil, Osmanlı Devletinin yönetim merkezi olarak da tasarlanmıştır. Osmanlı Padişahları bu günkü adı ile Bakanlar Kurulunu, o dönem ki adı ile Divan'ı, önemli kararlar almak için sarayda toplardı. Aynı zamanda Osmanlı Hanedanına ait arşivler ile hazine, enderun mektebi, sultanlara ait harem dairesi de yine burada bulunmaktadır. olup, müze kartı olanlar ücretsiz olarak giriş yapabilmektedirler. Aynı zamanda 18 yaş altı ve 65 yaş üstü Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları ile şehit ve gazi çocukları ücretsiz olarak sarayı gezebilmektedirler. Osmanlı Hanedanı söz konusu olunca ilk akla gelen bölümlerden biri de Haremdir. Birçok entrikanın döndüğü ve filmlere, kitaplara, şiirlere konu olan Harem, Padişah anneleri yani Valide Sultan ve kardeşleri ile diğer hanedan mensuplarının onlara hizmet eden, cariye ve harem ağalarının yaşadığı yerdir. Tam 400 odadan ve bu odaları birbirine bağlayan dar koridorlardan oluşan bu bölümün yönetimi, hanedanda ki en güçlü kadına, yani Valide Sultan Hazretlerine bırakılmıştır. Hal böyle olunca, Padişahın eşi olup, ondan şehzadeler doğuran Sultanlar arasında, şehzadelerini tahta çıkarabilmek için kıyasıya rekabetler yaşanmış, birçok dönem bu rekabetler Osmanlı Devletine ciddi zararlar vermiştir. Harem, Valide Sultana ait olan 40 odadan oluşan bölümden başlar ve sırası ile kubbeli hamam ve Sultan salonu ile devam eder. Harem bölümüne giriş ayrı bir ücrete tabidir. Sofa-i Hümayun ve Lale bahçesi adı verilen havuzlu terastan oluşan bu bölümde birçok türde çiçek ve ağaç bulunmaktaydı. Havuzlu terasın alt kısmında ise Sultanların has oda dedikleri, sofa köşkü bulunmaktadır. 17. Yüzyılda IV. Murat ve Sultan İbrahim bu avluyu Haliç tarafına doğru genişletmiştir. Yavuz Sultan Selim 24 Ocak 1517 de Mısırı fethedip ilk Türk İslam Halifesi unvanını almış ve burada bulunan kutsal emanetleri Payitahta getirmiştir. Öyle ki bu emanetler arasında Hz. Muhammedin, Hırka-i Şerifi de bulunmaktadır. Aynı zamanda Kabe Anahtarı ve örtüsü ile Hz. Muhammedin saçı da kutsal emanetler bölümünde yer almaktadır. İstanbul ili, Fatih ilçesine bağlı, Cankurtaran mahallesinde yer almaktadır. Saraya ulaşmanın en pratik yolu, tramvay ile Sultanahmet durağına gelmektir. Buradan 2 dakikalık bir yürüyüş ile ulaşabilmektesiniz. Anadolu yakasından gelecekler ise, Kadıköy ve Üsküdar iskelelerinden vapurları kullanarak Eminönü'ne gelebilirler ve buradan tramvaya binerek Sultanahmet durağına ulaşabilirler."} {"url": "https://www.gezipedia.net/19-artvinde-gezilecek-yerler.html", "text": "sınır kenti olarak dikkat çekmektedir. Bünyesinde de çok farklı ağaç türlerini yeşilin her tonunu barındırmakta olan Artvin el değmeyen doğasıyla görenleri büyülemeye devam ediyor. Her ne kadar modernize dönemini yaşıyor olsak da Artvin tabii dokusunu korumayı başaran nadir kentlerden bir tanesi. arasında sadece merkezde bulunan yerler değil aynı zamanda birbirinden farklı tabiat ve bitki örtüsü ile dikkat çekmekte olan ilçeler de önemli bir yerde duruyor. Yaz aylarında yeşilin her tonunu ev sahipliği yapmakta olan Artvin özellikle tabiat sporlarını sevenler için çok farklı alternatifler sunuyor. 'ın doğusunda bulunan Karagöl Sahara Milli Parkı mutlaka gezilmesi gereken yerler arasında ilk sırada bulunuyor. deyince akla gelen Karagöl milli park konseptiyle sizi ağırlayabiliyor. Milli Park Karagöl ve Sahara olmak üzere iki farklı bölgeden oluşuyor. Böylece orman bakımından son derece zengin olan milli parkın içerisinde kamp yapma imkanları bulabiliyorsunuz. Çok güzel kamp tesislerinin bulunduğu parkta doğa sporlarına da yatkın bir coğrafya hakim. arasında Camili Gorgit tabiat koruma alanı da yer alıyor. Borçka'da bulunan yaşlı orman diye de adlandırılan bölge son derece temiz bir iklime sahip. Ayrıca fotoğraf tutkunları için de enstantane yakalamak hiç de zor değil. Artvin'in tabii dokusunda yer almakta olan Ardanuç Kalesi de Gevhernik Kalesi diye adlandırılıyor ve hakikaten müstesna bir yapı. Oldukça Heybetli duran yapı Kanuni Sultan Süleyman'a ait olan bir kitabeye de ev sahipliği yapıyor. Artvin'de tarihi mekanlar arasında öne çıkmakta olan Livane Kalesi de mutlaka görülmesi gerekiyor. Geçmişi 10. yüzyıla kadar gitmekte olan Livane Kalesi Osmanlı zamanında restorasyon geçirmiş ve bugün birçok turisti bağrında ağırlıyor. Sarp kayaların üstünde yer alan ve enteresan mimari tarzı ile dikkat çeken kale yürüyüş parkurunun üstünde bulunuyor. Artvin'in tarihi yapıları arasında bulunan İskender Paşa Cami ve yanındaki türbeler de İslami dönemin özelliklerini yansıtıyor. Altıparmak Kilisesi diye adlandırılan Barhal Tapınağı da yeşilliklerin arasında tek başına yükselen enteresan bir yapı olarak dikkat çekiyor. Kaplıca tutkunları için de Borçka'da yer alan Otingo kaplıcası şifalı suyuyla birçok kişiyi ağırlıyor. diye merak ediyorsanız tabii ki peynirli kuymağı diyoruz. Aynı zamanda kaymak kuymağı da Artvin'e özel bir tat olarak dikkat çekiyor. Dağ pancarı, ebegümeci semizotu da yine yörenin otlarından ve sofranızda bulunuyor. Ayrıca Karadeniz'in birçok yerinde tadabildiğiniz keşkek Artvin'de de oldukça lezzetli bir şekilde yapılmaya devam ediyor. Artvin'in yöresel tatları arasında gendima, herisa ve Şilav da bulunuyor. - Trabzon 'dan ise 966 kilometrelik bir yol ile yine Samsun yolu üzerinden Artvin'e ulaşabilirsiniz. Havayolunu tercih edecekler için ise Hopa Havalimanını kullanabilir, Artvin - Hopa arası ise 70 kilometredir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/190-camlica-tepesi-tanitimi.html", "text": ", İstanbul'un şarkılara konu olmuş meşhur 7 tepesinden biridir. Küçük Çamlıca ve Büyük Çamlıca tepesi olarak iki tepeden oluşmaktadır. 360 derece görüş alanı ile şehri ayaklarınızın altına seren bu ünlü tepe, tarihi boyunca aşıklar tepesi olarak nam salmış, İstanbul'un ünlü şairleri bu tepede şehri izleyerek, şiirler yazmıştır. Osmanlı döneminin önemli padişahlarından IV. Murad burayı çok sevdiği için, Bağ-ı Cihan Kasrını inşa ettirmiştir. Tamamen halkın kullanımına açık olan tepe, her sosyal sınıftan ve yaştan ziyaretçiler ile yaz ve kış dolup taşmaktadır. Yeni evli çiftler için dış çekim yapılabilecek ender yerlerden biridir. şehrin en yüksek tepesi olduğu için burada, radyo vericileri ve GSM operatörlerine ait baz istasyonları bulunmaktadır. Bu durum her ne kadar tepenin doğal yapısını ve ambiyansını bozsa da başka bir alternatif olmadığı için mecburen başka şekilde çözülememektedir. ve manzara eşliğinde çayınızı yudumlayın, isterseniz de gün içerisinde aileniz ile beraber gelip, yemeğinizi yiyip İstanbul'u izleyerek kahvenizi için. Burada ki sosyal tesisler, her bütçeye uygun hizmet vermekte, dolayısı ile gelir düzeyi farklı ziyaretçiler tüm imkanlardan yararlanabilmektedir. nde ki köşkleri gezebilirsiniz. Küçük Çamlıca Köşkleri, Osmanlı mimarisinin göz alıcı şaheserlerinin başında gelir. Köşkler, tarihi dokusu bozulmadan günümüze değin çeşitli dönemlerde restore edilmiş ve ziyaretçilere açılmıştır. Aynı zamanda bu köşkler de düğün, nişan ve çeşitli kutlama etkinlikleri de yapılabilmektedir. Çamlıca Tepesinin bir farklı özelliği de, göçmen kuşları en iyi izleyebileceğiniz nokta olmasıdır. Göç dönemlerinde, birçok farklı kuşu gökyüzünde süzülürken görebilir ve fotoğraflayabilirsiniz. ilçesine bağlı, Çamlıca Tepesine ulaşmanın en pratik yolu, öncelikle Altunizadeye gitmektir. Altunizadeye, metrobüs hattı veya Kadıköy'den otobüs ve minibüsler ile kolayca ulaşabilmektesiniz. Altunizadeye geldiğinizde buradan kalkan minibüsleri kullanarak direkt Çamlıca durağına kadar gidebilirsiniz. Çamlıca durağından, isterseniz 10 dakika bir yürüyüş ile isterseniz de taksi vasıtası ile Çamlıca tepesine çıkabilirsiniz. yokuşuna kadar gidebilir, buradan kısa bir yürüyüş ile tepeye ulaşabilirsiniz. Özel aracım ile geleceğim derseniz de, Altunizadeye gelip, NATO yoluna girmeden, yol boyunca tabelaları izleyip Çamlıca Tepesine kolayca ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/191-silifkede-gezilecek-yerler.html", "text": ", dillere destan yoğurdu, çileği, kilometrelerce uzanan kumsalları, yemyeşil yaylaları, cenneti andıran Göksu Deltası kadar; dört bir yanına saçılmış ve adeta bir açık hava müzesini andıran antik kentleriyle de dikkat çekiyor. İlçe halkının büyük bölümü yakın zamana kadar yaylalarda yaşayan Yörüklerden oluştuğu için zengin folkloründe Yörük kültürünün izi görülüyor. Silifke deyince akla ilk olarak türkülere konu olan yoğurdu geliyor. Keçi ve koyun sütlerinin karıştırılmasıyla, yapılan yoğurdu Yörüklerin başlıca gelir kaynağıymış. Şimdilerde yoğurdu kadar çileği de ünlenmiş. İlçenin yakınlarındaki bir tepenin üzerinde de Aya Thekla'nın adına inşa edilmiş ve halk arasında \"Meryemlik\" olarak bilinen bir kilise var. Aslen Konyalı olan Azize Thekla'nın Aziz Paulos'tan etkilenip Hıristiyan olduğu, bu yüzden yakılmak üzereyken yağan yağmurun ateşi söndürmesiyle kurtulduğu kabul ediliyor. Daha sonra Aziz Paulos'la birlikte kaçmaya başlayan azizenin son olarak Silifke yakınlarındaki bu mağaraya sığındığına inanılıyor. Söylenceye göre paganlar kendisini yakalayacağı sırada mağaraya girerek ortadan kaybolmuş. Azize Thekla'nın saklandığına inanılan mağara Hristiyanlarca kutsal kabul edilerek ziyaret ediliyor. ne, biraz daha aşağıda obruğun dibine varılıyor. Zeus, alevler kusan yüz başlı ejderha Typhon'u yendikten sonra, onu Etna Yanardağı'nın altına sonsuza dek kapatmadan önce Cehennem çukurunda hapsetmişti. Biraz ileride de sarkıt ve dikitlerle süslü, içine demir bir merdivenle inilen bir mağara var. Buraya astımlılara iyi geldiği kabul edildiği ve içinde dilek tutulduğu için Astım Dilek Mağarası deniliyor. yla tipik bir Roma kenti. Yakınlardaki Ura antik kentinin de Helenistik dönemde Olba Krallığı'nın başkenti olduğu biliniyor, buradaki tiyatro, su kemeri, çeşme gibi kalıntılar geniş bir alana yayılmış. Uzuncaburç yolu üzerindeki Demircili'de de Romalı soyluların görkemli anıt mezarları bulunuyor. 'nda nesli tükenme tehlikesi bulunan Saz Horozu gibi 300'ü aşkın kuş türünün de yaşadığı saptanmış. Özel Çevre Koruma Bölgesi ilan edilerek korunmaya alman deltanın yaklaşık 10 km uzunluğundaki kumsalına \"Caretta caretta\" ve \"Chelonia mydas\" türü deniz kaplumbağaları yumurtlamaya geliyor. Öte yandan Akdeniz foklarının da deltayı mesken tuttukları biliniyor. Silifke çevresindeki denize girmek isteyenler, Kızkalesi, Susanoğlu ve Taşucu kumsallarını tercih edebilir. Silifke'nin ünlü yoğurdundan mutlaka tatmak gerek. Bulgurdan yapılan ve kaşıkla soğuk içilen bir yiyecek olan Batırık da Silifke'ye özgü lezzetlerin başında geliyor. Silifke Mersin'e 80 km uzaklıkta. Türkiye'nin her kentinden Mersin'e otobüs seferleri bulunuyor. Silifke kırsalında bulunan kalıntıları dolaşmak için özel araç şart."} {"url": "https://www.gezipedia.net/192-kiz-kulesi-tanitimi.html", "text": "sahiline yaptırmıştı ve iki kule arasına çektirdiği zincirler ile boğaza izinsiz gemi girişini engellemiş hem de boğazdan geçen gemileri vergiye bağlamıştı. nin temel yapısı, Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Kule, 1510 yılında İstanbul'da meydana gelen büyük deprem sonrası ciddi hasar görmüş ve Yavuz Sultan Selim tarafından tekrar onarılması sağlanmıştır. Yavuz dönemi itibari ile tahta çıkan tüm padişahlar, payitahta gelirken Kız Kulesinden yapılan top atışları ile karşılanmıştır. 1719 yılında kule de çıkan büyük yangın, ahşap zemini yakmış ve bu nedenle Damat İbrahim Paşa tarafından, tekrar onarılmıştır. son olarak II. Mahmut döneminde restore edilmiş, 1832 yılında yaptırılan yenileme ile II. Mahmut'a ait tuğra kulenin kapısına mermer bir sütun ile konulmuştur. Ayrıca kuleye bir bayrak direği ve dilimli kubbe yerleştirilmiştir. Cumhuriyet döneminde ise betonarme bir yapıya dönüştürülerek askeriyeye devredilmiş, uzun süre radar istasyonu olarak kullanılmıştır. 1992 yılında Denizcilik İşletmesine devredilmiş ve nihayet 2000 yılında kamulaştırılarak halka açılmıştır. Bizans kralının kulağına bir kehanet geliyor. Kehanete göre sevgili kızı bir yılan sokması sonucu ölecektir. Kral çok korktuğu için sevgili kızını Kız Kulesine hapseder. Gel zaman git zaman bir prens, prensese aşık olur ve ona bir çiçek yollar. Çiçeğin içinden çıkan bir yılan prensesi sokar ve prenses oracıkta ölür. ne ait küçük müzede, kulenin tarihi ile ilgili detayları görebilirsiniz. Boğazı 360 derece gören bir konumda olan kulede muhteşem yarımadayı fotoğraflayabilir, güneşin batışını izleyebilirsiniz. Hafta içi 09:00 13:00 arası kafeterya kısmında kahvaltı tabağı ile sunum yapılmaktadır. Önceden rezervasyon gereklidir ve tekne ulaşım ücreti ile müze girişi ücreti dahil 45 TL dir. Hafta sonu ise 10:00 13:00 arası serpme kahvaltı verilir, önceden rezervasyon gereklidir ve tekne ulaşım ücreti ile müze giriş ücreti dahil 75 TL dir. Aşağıda yer alan linkten, hafta içi ve hafta sonu kahvaltısı için rezervasyon yaptırabilirsiniz. Öğle yemeği için ayrıca rezervasyon yaptırmanıza gerek yoktur. Kuledabar kısmından saat 12:00 itibari ile istediğiniz menünün siparişini verebilirsiniz. Menü fiyatları, seçilecek yiyeceğe göre değişmektedir. restoranı hafta sonu saat 20:15 itibari ile dünya mutfağının çeşitli yemekleri ile sizlere sıcak bir karşılama yapıyor. Yemeklerde 2 farklı menü ve birçok seçenek mevcut. Kuledebar kısmında denize karşı şarabınızı yudumlayabilirsiniz. Menüler 165 TL ile 195 TL arasında. Akşam yemeklerinde 7 yaş altı çocuklar kabul edilmiyor. Aynı şekilde şort, kapri tarzı kıyafetlerle de giriş yapılamıyor. Boğazın incisi konumunda olan ve birçok aşk efsanesine konu olan Kız Kulesinde çiftler, hayatlarının en güzel günü olan düğünlerini veya nişanlarını burada yapabilmektedirler. Aynı zamanda çeşitli davetler, toplantılar da boğazın müthiş görüntüsüne karşı gerçekleştirilebilmektedir. Kız Kulesi giriş ücreti yetişkinler için 20 TL, öğrenciler ve 60 yaş üstü kişiler için ise 10 TL dir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/193-tarsusta-gezilecek-yerler.html", "text": "söylencelerin gerçeğe karıştığı, üç büyük din tarafından da kutsal kabul edilen mekanların bulunduğu önemli bir inanç merkezi. Yahudi peygamberi Danyal'den, Hristiyanlığı Anadolu'da yayan St. Paul'a, Hz. Muhammed'in müezzini Bilal-i Habeşi'den Lokman Hekim'e kadar kutsal kitaplarda söz edilen birçok kişinin yolu Tarsus'tan geçmiş. , Tevrat'ta da adı geçen Yahudi peygamberlerinden biri. Danyal peygamberin Babil kralı Nebukadnesar (MÖ 605-562) döneminde yaşadığına inanılıyor. İnanışa göre; Nebukadnesar rüyasında İsmailoğulları'ndan doğacak bir erkek çocuğun kendi yerini alacağını görünce erkek çocukların hepsinin öldürülmesini emretmiş, Danyal'ın ailesi onu doğduktan sonra bir mağaraya bırakmış. Mağarada bir çift aslan tarafından büyütülen Danyal bir kıtlık zamanı Tarsus'a gelmiş, onun gelişiyle birlikte bolluk yaşanmış. Bu nedenle Babil'e geri dönmesine izin verilmemiş ve öldükten sonra da buraya gömülmüş. Danyal peygamberin mezarının üzerine 1857 yılında Makam-ı Şerif Camisi inşa edilmiş. Peygamberin mezarı yol seviyesinin 10 metre altında. \" olarak adlandırılmış bir Roma hamamının kalıntısı var. Roma hamamının tam karşısında ise yılanlar padişahı Şahmeran'ın öldürüldüğü söylenen bir hamam ve çayevi var. Şahmeran söylencesinin Çukurova'da birçok farklı anlatımı var, Tarsus'ta anlatılan versiyonu ise şöyle: \"Yılanlar Padişahı Şahmeran Tarsus kralının kızına aşık olmuş. Güzel prenses hamamda yıkanırken Şahmeran hamamın üstüne çıkar, hamamın kubbesindeki pencerelerden gizlice prensesi seyredermiş. Bir gün yine prensesi seyrederken hamamın içine düşmüş. Prensesin muhafızları Şahmeran'ın başını keserek öldürmüş.\" Hamamın duvarlarındaki kırmızı lekelerin de Şahmeran'ın kan izleri olduğuna inanılıyor. Söylencenin bir başka versiyonuna göre ise Şahmeran, Cansab adında bir dostunun ihanetine uğramış ve yakalanan Şahmeran bu hamamda öldürülmüş. olan yapı şimdi müze. Kilisenin apsisinde meleklerin, kubbesinin içinde de İsa ve İncil yazarlarının resimleri var. , MS 6 yılında Tarsus'ta bir Yahudi ailenin çocuğu olarak doğmuş. İnanışa göre 30 yaşında Şam'a giderken, İsa kendisine görününce ona iman etmiş. Daha sonra Havari Bamabas ile birlikte Hristiyanlığı yaymak için Anadolu'ya gelmiş. St. Paul, Anadolu'nun içlerine yaptığı yolculuklarla birçok kilise kurmuş, Hristiyanlığın yayılıp, dünya dini olmasında büyük rol oynamış. Efes ve Afşin gibi birçok yerde makamı olan \"Yedi Uyurlar\"ın Tarsus'ta da bir makamı var. Tarsus'a 12 km uzaklıktaki Ulaş köyü yakınlarındaki bu mağaraya Roma döneminde baskılardan kaçan yedi Hıristiyan'ın gizlendiğine ve üç yüz yıl boyunca uyuduklarına inanılıyor. Eshab-ı Kehf Mağarası olarak adlandırılan ve Kuran'da Kehf suresinde de adı geçen mağara Müslüman ve Hristiyanlarca kutsal kabul ediliyor. Yirmi basamaklı bir merdivenle inilen mağaranın yanına bir cami de inşa edilmiş. Tarsuslular sıcak yaz aylarında Torosların eteğindeki yaylalara çıkıyor. Tarsus'un 4 km uzağındaki şelale de nefes alma yerlerinden biri. Burası aslında Roma döneminde inşa edilmiş bir mezarlıklıklar, Bizans döneminde Berdan Irmağı'nın yatağı değiştirilince 15 metre yüksekliğindeki şelale oluşmuş ve böylece su mezarların üzerinden akmaya başlamış. Şahmeran Hamamı'nı gezip, söylencesini öğrenmeden, Kırkkaşık Bedesteni'ni dolaşıp, el emeği hediyelik eşyalardan almadan, St. Paul kuyusunu ziyaret etmeden, Yedi Uyurların mekanı Eshab-ı Kehf mağarasını görmeden, DÖNME! içli köfte, Mantı, Humus, Telatur, Şırdan, Tutmaç Çorbası, Övelemeç gibi yemeklerle, Karakuş Tatlısı Tarsus mutfağının başlıca lezzetlerinden. ve Adana'ya saat başı otobüsler kalkıyor. Ayrıca İstanbul ve Ankara'dan her gün 13 km uzaklıktaki Yenice beldesine tren seferleri yapılıyor. En yakın havaalanı ise 42 km uzaklıktaki Adana'da."} {"url": "https://www.gezipedia.net/194-seyh-mustafa-devati-turbesi.html", "text": "Şeyh Mustafa Devati, On yedinci yüzyıl İstanbul Celvetilerinin büyüklerinden. Müderris. Tekke ve tasavvuf ehli. Üsküdar'ın manevi bekçileri arasında adı geçer, hürmet görür. Divitçi namıyla da bilinir. Divitçi veya Devati, anlam olarak, divit imal etmekten daha çok yazıcılığa işaret eder. Valide Sultan Dar-ül hadisinde görevliyken bir şekilde tasavvufa yöneldi. Aziz Mahmud Hüdayi'nin halifelerinden Muk'ad Ahmet Efendi'ye kapılandı. Her şeyi bir kenara bıraktı, tasavvufla meşgul oldu. Çabası ve yeteneğiyle kısa sürede bu yolda ilerleme kaydetti. Üsküdar Şeyh Camii'nde irşat faaliyetlerine başladı. Ömrünün sonuna kadar da burada kaldı. Kendisi için hazırlanan, Camii/Tekke bahçesindeki türbede gömülüdür. Vefat tarihi Hicri 1067'nin Şevval ayı. Miladi olarak yaklaşık 1658. Tasavvuf yolundaki manevi deneyimlerini \"Tuhfetu's Sufiyin\" adlı kitabında anlatmıştır. . Halk da böyle bilir, böyle söyler. İnşa tarihinde ihtilaflar var. Miladi 1645 ya da 1650 olabilir. Başlangıçta sadece camii olarak tasarlanmış olduğu sanılıyor. Camii ve tekke olmak üzere çift işlevli kullanılması daha sonra. Burası bir külliye aslında. Vaktiyle derviş hücreleri, harem ve selamlık, mutfak gibi ünitelerin bulunduğu hatırı sayılır büyüklükteki bir külliye hem de. Şeyhin türbesiyle birlikte külliyenin mimari programı daha da genişlemiş. II. Mahmud döneminde cümle kapısı yenilenmiş. II. Abdülhamid döneminde hemen her yeri harap olmuş. Tamamı yeniden inşa edilmiş. 1925'te özgün işlevini yitirmiş, tekke kimliği ve üniteleri tarihe karışmış. 1941 ve 1975'te olmak üzere iki defa sadece cami olarak onarım görmüş. Açıldığı günden 1925 yılına kadar tekkede her cuma ayin icra edildiği de biliniyor. Cadde cephesinde bir çeşmesi var. Bahçesine kemerli bir kapıdan giriliyor. Haziresi oldukça geniş bir alana yayılmış. Şeyh Devati'nin türbesi cami girişinin solunda. Türbe ile cami girişi arasında dar bir geçit var. Arkadaki Şeyh Camii Sokağı'na çıkıyor. Şeyh Camii Sokak üzerinde caminin cümle kapısının önüne düşen türbe, yığma taştan ve ahşap çatılı. Mahalle sekenesi ya da çevredekiler vakit namazlarını burada kılmaya dikkat ederler. Özellikle de cuma namazını... gelmiş olanlar, haberdarlarsa eğer, buraya uğramayı da ihmal etmezler. Özetle, bahar ve yaz aylarında gölgesinde dinlenilebilir. Çayevinde çay içilebilir. Dingin bir mekandır. - Şeyh Devati'nin bir dönem görev gereği Kastamonu'da bulunmuşluğu da vardır. - Üsküdarlı Meşhurlar Ansiklopedisi Şeyh Mustafa Devati'nin babasının adını söyler sadece bize; Arslan Ağa. Bunun da doğru olmama ihtimali yüksek. Caminin banisi \"Kethüda Arslanağazade Mustafa\" ile karıştırılmış besbelli. - Şeyh Devati kendi döneminde camiye bir aşevi ve meşruta ekledi. Camiinin de onun zamanıyla birlikte tevhidhane olarak kullanıldığı sanılıyor. - Devati tekkesinin en parlak dönemini, Şeyh Devati'den sonra yerine geçen oğlu Şeyh Mehmet Talip Efendi zamanında yaşadığı söylenir. - Kediler var bir de. Kediler bu türbeyi pek seviyor derler. Belli ki civardakiler de kedileri pek seviyor. İstanbul'un en besili ve en tombik kedileri buradadır herhalde. Üsküdar Meydan'dan Bağlarbaşı'na çıkan Selmanipak Caddesi'ne girdikten 250 metre sonra solda. Bülbülderesi Mezarlığı'na gelmeden az önce."} {"url": "https://www.gezipedia.net/195-antakyada-gezilecek-yerler.html", "text": "Antakya'da Sünni ve Alevi Türkler; Sünni, Alevi, Ortodoks ve Katolik Araplar, Yahudiler, Kürtler, Maruniler, Ermeniler, Süryaniler, Afganlar ve Çerkezler yüzyıllardır bir arada yaşıyor. Üç büyük dinin kadim uygarlıklarla buluştuğu Antakya'da cami, kilise ve sinagog yan yana, ezan sesi çan sesine, diller dillere karışıyor ama kimse kimseye karışmıyor. Asi nehrinin bereket saçtığı topraklarda kurulan Antakya kendi adını taşıyan iki devlete de beşik olmuş. MÖ 300 yılında Seleucos 1. Nicator tarafından yeniden kurulan kente Nicator babası Antiochus'un adını vermiş. Roma döneminde imparatorluğun Roma ve İskenderiye'den sonra üçüncü büyük kenti olan Antakya Suriye eyaletinin başkenti yapılmış. Devleti resmen kurulmuş. Ancak Hatay Devleti, kısa ömürlü olmuş, 23 Haziran 1939 günü Fransa ile Türkiye arasında imzalanan bir antlaşmayla Hatay Türkiye'ye katılmış. 'da geleneksel el sanatlarından lokantalara kadar her türlü mesleği icra eden esnafı görmek olanaklı. Çarşının her ara sokağı ve caddesi farklı bir meslek grubuna ayrılmış. Antakya-Reyhanlı karayolu üzerindeki Saint Pierre Kilisesi'nin, dünyanın en eski kilisesi olduğu kabul ediliyor. MÖ 2. yüzyılda 4. Antiochus döneminde yaşanan veba salgını sırasında, ölümleri durdurmak amacıyla yapılmış. 'ndeki mozaiklerin çoğu Roma döneminde kentin sayfiyesi olan Harbiye'de bulunmuş. Antik dönemde Daphne olarak adlandırılan beldede Romalıların yazlıkları varmış. Şimdi bu sarayların, tapınakların ve tiyatroların yerinde yeller esiyor, ancak Harbiye Antakyalıların sayfiyesi olma özelliğini koruyor. Beldenin güneyindeki vadiden çıkan kaynaklar küçük şelaleler oluşturarak Asi'ye kavuşuyor. Yeşillikler arasındaki şelaleler bölgesi ve hidro tesislerinin çevresi restoranlar ve çay bahçeleriyle özellikle yaz aylarında nefes almak için birebir. Dünyanın ilk kilisesi St. Pierre i görmeden, Üç dinin kutsal mekanlarını gezmeden, Antakya kalesine çıkıp kenti seyretmeden, , Arap Kebabı, Şıhıl Mahşi, Mahulta, Aşur Antakya'ya özgü yemekler arasında, özellikle peynirli künefe enfes. 'e 1087 km uzaklıkta. Antakya'ya Türkiye'nin her tarafından otobüs ve İstanbul'dan uçak seferleri vardır. Antakya'ya 10 km uzaklıktaki Harbiye beldesine dolmuşlar çalışıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/196-samandagda-gezilecek-yerler.html", "text": "şahane bir doğaya sahip. Farklı dinlerden ve mezheplerden insanların yaşadığı, farklı dillerin konuşulduğu Samandağ Türkiye'nin en ilginç yerlerinden biri. Manastıra gelmeden ayrılan bir yol ise bir başka tepenin üstündeki El-Arabi ziyaretine gidiyor. Samandağ yöresinin en önemli Nusayri ziyaretlerinden biri olan beyaz kubbeli yapı her zaman ziyaretçilerle dolup, taşıyor. Simeon'un Arapçada Sem'an anlamına gelmesi nedeniyle yöre de Saman Dağı olarak adlandırılmış. Nüfusunun büyük çoğunluğu Nusayri olan Samandağ'da Arap Ortodokslar, Ermeniler ve Türkler bir arada yaşıyor. Diller dillere, çan sesleri ezan sesine, bayramlar bayramlara karışıyor; en çok bayram burada kutlanıyor. soyu tehlikede olan Chelonia Mydas ve Caretta Caretta türü deniz kaplumbağaları başta olmak üzere çok sayıda hayvan ve 200 civarında da bitki türüne ev sahipliği yapıyor. 'daki Hızır ziyaretlerinin en ünlüsü. Hızır'ın Hz. Musa'nın buluştuğu kayanın üzerine inşa edilen ziyaret Hristiyanlarca Mar Circis olarak adlandırılıyor. Nusayriler, Hızır'ın sağ olduğuna ve inançla çağrıldığında yardım edip insanların dileklerini yerine getireceğine inanıyor. Hatay'da Nusayrilerce kutsal kabul edilen onlarca Hızır ziyareti var. Nusayriler, ibadetlerini çoğunlukla bu ziyaretlerde yapıyor ve kutsal mekan olarak kabul ediyor. Bu makamları yeni araba alanlar, işe girenler, evlenenler ya da askere gidenler üç kez dolaşıp dilek tutuyor ve Hızır'dan yardım diliyorlar. Akıl hastalarına şifa verdiğine inanılan Mızraklı köyündeki Kozma Dimyan ziyareti de hem Müslümanlar hem de Hristiyanlarca ziyaret edilen kutsal mekanlardan birisi. 20. yüzyılın başında Samandağ'ın 22 köyünden 7'sinde Ermeniler yaşıyormuş. 1915 yılında tehcire karşı çıkan Antakyalı Ermeniler Musa Dağı'nda toplanarak direnişe geçmiş. Kırk gün sonra bir Fransız gemisine sığınan Ermeniler Mısır'ın Port Said limanına götürülmüş. Türkiye'ye katılınca da çoğu göç etmiş, bazıları da Vakıflı'ya yerleşmiş. Buradan giden Ermeniler Lübnan'ın Bekaa vadisinde Ayncar adında bir köy kurmuşlar. kutlanıyor. Etrafı narenciye bahçeleriyle kaplı olan 30 hanelik bu köyde organik tarım yapılarak her yıl 1 milyon Euroyu bulan ihracat yapılıyor. olarak bilinen 35 metre gövde çevresine sahip 800- 1000 yaşında olduğu sanılan bir çınar ağacı var. Söylenceye göre bu ağaç Musa peygamberin asasını vurmasıyla çıkan ab-ı hayat suyu sayesinde filizlenip, kök salmış. Bu çınarın yakınlarında da aynı söylencede adı geçen büyük bir su kaynağı var. da Akdeniz'in sıcağından bunalanların kaçış noktası. Yoğunluktaki altı kilise, üstü camiyi görmeden, ipek gömlek ve kravat almadan, DÖNME! çok ünlü. Tarifi çok kolay: kıyma, soğan, baharat, maydanoz, domates ve biber yoğrulur; ince ve geniş bir tepside pişirilir, böylece 3-4 kişilik lezzetli bir yemek hazırlanır. Saman- dağlıların çok sevdiği tepsi kebabı fırınlarda pişiriliyor. Bu nedenle fırınların yanında bir kasap, kasapların yanında fırın bulunuyor. Samandağ-Antakya arası 22 km uzaklığın da. Antakya'dan kalkan minibüslerle 20 dakikada ilçe merkezine varılıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/197-yavru-vatan-kibris.html", "text": "Yavru vatan Kuzey Kıbrıs'ın tarihi, gezilecek yerleri, görülmesi gereken mekanlarını anlatan internet ortamındaki en detaylı içeriğe konumuzun devamında ulaşabilirsiniz. Akdeniz'in ortasındaki Kuzey Kıbrıs kendine has şivesinden, soldan akan trafiğine kadar hem farklı hem de Türkiye'den izler taşıyan bir ada ülkesi. Görkemli kaleleri, farklı dinlere ait tapınakları, yılın her mevsiminde ışığı ve güneşi, zengin tarihi, göz alabildiğine uzanan altın renkli kumsallarıyla Akdeniz'in heyecan verici tarihine tanıklık etmiş ve ikiye bölünmüş bir ada Kıbrıs. Kıbrıs; Doğu Akdeniz'deki din ve ticaret yolları üzerinde bulunması, katıların kesiştiği bir noktada olması nedeniyle birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış. 1571 yılında Osmanlılar tarafından fethedilmiş, 1878 yılında adayı İngilizlere kiralamış, 1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti ilan edilmiş ve adada fiilen İngiliz egemenliği bitmiş ama etkisi geçmemiş. Trafik hala soldan akıyor, evler sterlinle alınıp satılıyor. 1960 yılında imzalanan anlaşmayla İngilizlere Güney Kıbrıs'ta iki üs bırakılmış. Şimdi Karni ve Esentepe köylerinde yaklaşık 6000 İngiliz yaşıyor, güneyde de 30 bin İngiliz'in yaşadığı söyleniyor. oyunda büyük tepkiyle karşılanmış, Türkiye'nin sınır çizmesi de, Kıbrıslı Türklerinkurdukları devlet de, hiçbir zaman kabul edilmemiş. Zaten adanın yüzde 36,04'ünü elinde tutan KKTCyi Türkiye'den başka tanıyan yok. 1974'te ikiye bölünen adada iki taraf çözüme ulaşmak için yıllardır görüşüyor, ancak ortada somut bir gelişme olduğu söylenemez. Rum kesimi gerek AB üyesi olması gerekse turizmden büyük gelirler alması nedeniyle Kuzey'e fark atmış. Güneyde milli gelir 27000 dolarken, kuzeyde 7000 dolar civarında kalmış. Ercan Havaalanına inen yolcuları, Beşparmak dağlarına işlenmiş devasa KKTC bayrağı karşılıyor. 482 metre boyundaki ve 275 metre enindeki bayrağın dünyanın en büyük bayrağı olduğu söyleniyor. Mimozalı, akasyalı yollardan geçilerek Lefkoşa'ya varılıyor. Lefkoşa, Trodos ve Beşparmak dağlarının arasındaki Mesarya Ovası'nın ortasına kurulmuş. Lefkoşa hem KKTC'nin hem de Kıbrıs Rum yönetiminin başkenti. 200 bini güneyde 100 bini kuzeyde olmak üzere 300 bin kişinin yaşadığı kenti Yeşil Hat ikiye ayırıyor, buradaki kapılardan güneye geçilebiliyor. Kıbrıslı Türklerin birçoğu bu kapılardan geçerek Güney'e gidiyor, orada çalışıp Rum okullarında eğitim görüyor. olarak hizmet vermeye başlamış. Mevlevi Müzesinin biraz ilerisinde Kıbrıs Türklerinin lideri Dr. Fazıl Küçük'ün müzesi yer alıyor. Sarayönü ise Lefkoşa'nın en önemli meydanlarından. Meydanın ortasında Venediklilerin Salamis harabelerinden getirip diktiği bir sütun var. Kıbrıs'taki en büyük ve görkemli tapınağın Selimiye Camisi olduğu kabul ediliyor. Lüzinyan krallarının da taç giydiği bilinen gotik katedralin batı cephesindeki kabartmalar çok etkileyici. yer alıyor. Aynı dönemde inşa edilen gotik yapıya Osmanlı döneminde çarşı olarak kullanıldığı için bedesten deniyor. Caminin diğer yönündeyse içinde elyazması eserler de bulunan 1829 yılında Sultan 2. Mahmut tarafından inşa ettirilmiş bir kütüphane yer alıyor. de mutlaka görülmesi gereken bir yer. 15. yüzyılda Venediklilerce inşa edilmiş bu yapıda birçok taş eser sergileniyor. \" tablosunda da kullandığı bilinilen Lefkara işi örtüler de satılıyor. Büyük Han'ın karşısında da 44 odalı Kumarcılar Hanı yer alıyor. Aslında buranın adı Humarcılar imiş, zaman içinde Kumarcılar denilmiş. da bu mahalledeki güzel konaklardan biri. Mitolojide Akdeniz'in şımarık kızı olarak adlandırılan Girne, Kuzey Kıbrıs turizminin merkezi. Las Vegas'ı andıran kumarhaneleri, lüks otelleri, tarihi eserleri ve uçsuz bucaksız kumsallarıyla turistlerin akınına uğruyor. Beşparmak Dağlarının eteklerindeki Girne geçtiğimiz yüzyılın başında küçük bir sahil kasabasıymış. 1974 Harekatı öncesi 2200 Rum ve 1800 Türk'ün yaşadığı Girne şimdi bir hayli büyümüş ve nüfusu 45 bine dayanmış. Kuzey Kıbrıs'taki 18 bin yatağın 12 bini burada bulunuyor. sıra sıra lokantaları, kafeleri, barlarıyla tipik bir Akdeniz kenti havası taşıyor. , birçok çizgi filminde kaleyi canlandırmış. Tarih boyunca Kıbrıs'ın en önemli limanı ve dışa açılan kapısı olan Mağusa birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış. Kah Shakespeare'in ünlü \"Othello\" trajedisine ilham olmuş, kah zindanlarında Namık Kemal'i ağırlamış. Ortaçağ mimarisinin en güzel örnekleriyle dolu olan Mağusa adeta bir açık hava müzesi gibi, güneyindeki Maraş bölgesiyse çağdaş bir trajedi olarak öylece duruyor. de burada. Kaleye Othello adı, İngiliz döneminde verilmiş. Shakespeare'in ünlü Othello trajedisinde 1506-1508 yıllarında Kıbrıs Valisi olan Christopher Moro'nun eşi Desdemona'yı kıskandığı için bu kalede öldürtmesinden esinlendiği sanılıyor. Mağusa kenti yavaş yavaş Kuzey Kıbrıs'ın tek devlet üniversitesi olan Doğu Akdeniz Üniversitesine doğru kayıyor. Kıbrıs'ta 45000 öğrencisi olan altı üniversite var. Üniversiteler Kuzey Kıbrıs'ın en önemli gelir kaynaklarından biri, bütçenin dörtte biri üniversitelerden sağlanıyor. Mağusa'nın da can damarı bu üniversite. ve kral mezarları gibi yapılar kentin görkemini yansıtıyor. görkemli bir kilise, bir iç avlu ve onun etrafına dizilmiş odalardan oluşuyor, ana yapının yüz metre kadar uzağında da Havari Bamabas'ın mezarının bulunduğu bir başka şapel bulunuyor. Burada yaşayan üç keşiş 1974 Harekatı'ndan sonrada manastırda kalmış, ancak 1976 yılında Güneye geçmiş. Daha sonra restore edilen manastırın ana kilisesi ikonların sergilendiği, keşiş odaları ise çevreden toplanan arkeolojik eserlerin sergilendiği bir müze olarak ziyarete açılmış. ; Kıbrıs'ın doğusunda yaklaşık 80 km uzunluğunda ve 11 km genişliğinde bir yarımada. Salamis Körfezinin kuzeyinden başlıyor ve Apostolos Andreas Burnunun ucundaki Klidhes Adalarına dek uzanıyor. Burası Kuzey Kıbrıs'ın en iyi korunmuş, hatta el değmemiş bölgesi. Güzelyurt ile birlikte Kuzey Kıbrıs'ın en verimli topraklarına sahip olan Karpaz'da zengin tarihi kalıntılar da bulunuyor. . Sazlıköy'de de aynı döneme tarihlenen bir cami var. bulunuyor. Arap akınları sonrasında hasar gördüğü sanılan yapının 10. yüzyılda terk edildiği sanılıyor. Karpaz yarımadasının sonunda kendi adıyla anılan burnun ucunda Apostolos Andreas Manastırı yer alıyor. Dipkarpaz'dan manastıra ulaşmak için 20 km daha yol yapmak gerek. Manastır Rum Ortodoks Kilisesi'nin kurucusu olarak da kabul edilen Havari Andreas'a adanmış. Ortodoks geleneğine göre Havari Andreas bir gemi yolculuğu sırasında burada karaya çıkmış ve yere vurduğu asasıyla mucizeler yaratan bir su çıkarmış. Şimdi denizin kıyısında akan pınarın işte bu su olduğu kabul ediliyor. Ortodoks dünyasının hac merkezlerinden biri olan manastır bu kaynağın etrafında gelişmiş. Çevresi hediyelik eşya satan tezgahlarca kuşatılmış olan manastırın papazı Dipkarpaz'dan gidip geliyormuş. Rumlar kadar Türklerin de ziyaret ettiği manastırda tutulan dileklerin kabul olacağına inanılıyor. Dünyanın belki de \"eşek cenneti\" denilebilecek tek yeri Karpaz Milli Parkı. Dipkarpaz köyü ile Apostolos Andreas Manastırı arasında kalan bölgede yaşayan Rumların eşekleri 1974 harekatı sırasında özgür kalmış ve zamanla yabanileşmiş. Askeri bölge ilan edildiği için yerleşime kapatılan bu yörede eşekler çoğalmış ve sayısı 500'ü aşmış. Kıbrıs'a Türkiye'nin 11 kentinden uçak seferleri yapılıyor. Taşucu ve Alanya'dan Girne'ye; Mersin'den de Mağusa'ya deniz- yoluyla da ulaşmak olanaklı. Ercan Havaalanı'ndan Lefkoşa 23 km, Girne 44 km, Gazimagosa 60 km, Güzelyurt 58 km, Lefke 79 km, iskele 48 km ve Dipkarpaz 124 km uzaklıkta. Girne'den Lefkoşa 26 km, Gazimagosa 80 km, Güzelyurt 63 km, Lefke 68 km, iskele 77 km ve Dipkarpaz 140 km uzaklıkta."} {"url": "https://www.gezipedia.net/198-seyitgazide-gezilecek-yerler.html", "text": "'de Cüneyt Arkın filmlerinden aşina olduğumuz ve Bizans'ın kabusu olmuş bir halk kahramanın mezarı bulunuyor. Bu mezar zaman içinde Alevi-Bektaşilerin en önemli ziyaret yerlerinden biri haline dönüşmüş. olarak kullanılan Selçuklu hamamı. Hamamın külliyeyle aynı dönemde inşa edildiği sanılıyor. nin bulunduğu Üçler Tepesi modern yerleşimi kuşbakışı seyrediyor. Üçler Tepesi'nin Frigler zamanında da kutsal bir yer olduğu sanılıyor. Burada pagan dönemde inşa edilmiş bir tapınak olduğu varsayılıyor, Hıristiyanlıkla birlikte tapınak bir manastıra dönüşmüş. Selçuklular manastırın bazı yapılarını da kullanarak külliyenin temelini atmış. 'nin kimliği hakkında farklı bilgiler bulunuyor. Ancak babasının Malatya Serdan Hüseyin Gazi olduğu ve 680 yılında Malatya'da doğduğu görüşünde birleşiliyor. Annesi Saide Hatun, eşi Zeynep Hanım ve iki oğlunun mezarları Eski Malatya'da. Onun peygamber soyundan geldiği, atalarının İmam Cafer, İmam Zeynel Abidin yoluyla İmam Hüseyin'e, dolayısıyla da Hz. Ali'ye ulaştığı ve bu nedenle \"Seyyid\" olduğu kabul ediliyor. Battal adını yiğitliği ve cesareti nedeniyle, Gazi unvanını da savaşlarda gösterdiği kahramanlıklardan dolayı aldığı sanılıyor. kapalı bir avlunun etrafına dizilmiş yapılardan oluşuyor. Külliyenin merkezinde Battal Gazi'nin türbesi ve cami yer alıyor. Battal Gazi'nin sandukası tam 8,5 metre uzunluğunda, yanı başında da Battal Gazi'nin dillere destan aşkı kral kızı Elenora'nın sandukası var. Çoban Baba, Ümmühan Hatun ve Ayni Ana külliyedeki diğer türbeler. Külliye günümüzdeki durumunu Osmanlı döneminde almış, 1511-1517 yıllarında, buraya medrese, aşevi, fırın, Bektaşi tekkesi ve soğuk hava deposu gibi binalar eklenmiş. bir zamanlar Anadolu ve Balkanlardaki Kalenderilerin merkeziydi. 16. yüzyılda Kalenderi merkezi olmaktan çıkan külliye Bektaşi tekkesine dönüşmüş ve Alevi-Bektaşilerin önemli merkezlerinden biri olmuş. bulunuyor. Seyyid Gazi külliyesiyle aynı dönemde inşa edildiği kabul edilen külliye 1515 yılında onarılmış ve günümüze cem evinden aşevine dek son derece iyi korunmuş halde ulaşmış. Dergaha adını veren Sultan Şücaettin Veli'nin Kalenderi dervişi olduğu ve on iki imamların sekizincisi olan İmam Rıza'nın torunu olduğu kabul ediliyor. Her yıl köyde Şücaettin Veli'yi anma törenleri yapılıyor. ve Arslanbeyli köyündeki yapılar gibi 1511-1517 yılları arasında inşa edildiği sanılıyor. Türbenin duvarları kalem işleriyle süslü, ancak çok bakımsız bir yapı, etrafı tarihi bir mezarlıkla çevrili. Artık burada Aleviler yaşamıyor, köyün sakinleri Balkan göçmeni. Doğançayır halkı %100 katılımlı bir imza kampanyası ve belediye meclisinin 14 Şubat 1995 günü oy birliğiyle aldığı kararla Nazım Hikmet'in mezarının beldelerine taşınması kararını almış. Kültür Bakanlığına iki kez başvurarak, Nazım'ın mezarının beldelerine taşınmasını istemişler. Hatta 2001 yılında Nazıma \"Vasiyet\"ine uygun bir şekilde Kurtuluş Savaşında şehit düşen 72 Doğançayırlı'nın yanı başında bir anıt mezar inşa etmişler. Bor ve Etnografya Müzesi'ni gezmeden, Sultan Şücaettin ve Üryan Baba'yı görmeden, 'a 97 km uzaklıkta. Eskişehir'den ilçeye düzenli araç seferleri yapılıyor. Doğançayır, Eskişehir'e 52 km uzaklıkta. Eskişehir Yunus Emre çarşısından beldeye günde üç kez (saat 13-15 ve 16'da) otobüs kalkıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/199-vizesiz-gidilen-ulkeler-listesi.html", "text": "Arnavutluk genelde ilkbahar ve yaz aylarında daha çok turistlerin ziyaret ettiği bir ülkedir. Bu mevsimlerde ulaşım ve konaklama masrafları çok düşüktür. Ülkede 90 gün boyunca dilediğiniz gibi gezebilirsiniz. Ülkede 3 ay boyunca kalabilirsiniz. Tarihi dokusu nedeni ile Türk turistler tarafından hayli ilgi gören ülkenin başkenti Saraybosna'dır. Müthiş doğası ve bütçeye uygun imkanları sayesinde Avrupa'nın yeni turist cennetlerinden biri olan Karadağ turistlere 180 günlük süre içerisinde 90 gün vizesiz seyahat imkanı tanımaktadır. , bağımsızlığının ilanından beri ülkemiz tarafından her alanda desteklenmektedir. Akdeniz'in ortasında ki bu yemyeşil ada Türk misafirlerini vizesiz ağırlamaktadır. Genelde kış aylarında tercih edilen ve nüfusunun bir kısmı Türk olan, geçmişte de Osmanlı himayesinde yer alan Kosova 90 gün boyunca misafirlerine vizesiz dolaşım imkanı sağlamaktadır. Özellikle Üsküp şehri ile tanınan ülkede turizm çok gelişmiştir. Birçok tarihi yeri bulunan ülke de hem yerliler için hem de turistler için fiyatlar gayet makuldür. Ülkede 90 günlük vizesiz misafir olabilirsiniz. Yaz aylarında ki ziyaretlerinizde müthiş doğası, kış aylarında ki ziyaretlerinizde ise kış sporları ve kayak konusunda ki beklentilerinizi fazlası ile karşılayacak ülke özellikle Belgrad şehri ile ünlüdür. Ülkede 90 gün vizesiz gezebilirsiniz. Son zamanlarda yaşadığı iç karışıklıklar ve bazı şehirlerinin bağımsızlığını ilan etmesi ile sıkıntılar yaşayan ülke, yavaş yavaş normal seyrine dönmekte. Ukrayna'da vizesi 2 ay kalabilirsiniz. Otel ve ulaşım imkanları bu sıralar biraz kısıtlı, bu sebeple rezervasyonunuzu önceden yaptırmanız gerekmektedir. Moldova ekonomisi çok güçlü olan bir ülke değildir. Genelde tarım ve özellikle şarap üretiminde büyük başarıları vardır. Ülkemiz ile kıyaslandığında ise Moldova'nın çok daha ekonomik olduğunu söyleyebiliriz. Türk vatandaşları ise ülkede 90 gün vizesiz dolaşabilirler. Beyaz Rusya, bilinen adı ile Belarus da vizesiz 30 gün kalabilirsiniz. Rusya ile birçok ticari ilişkisi bulunan ülke eski Sovyetler Birliği ülkesidir. Ekonomisi çok güçlü olmamakla beraber, kış aylarında seyahat edilmektedir. Dünyanın 300000 km2 lik yüz ölçümü ile en büyük 72. Ülkesi olan ülke, birçok adadan meydana gelmektedir. Yeryüzünde ki sayılı cennetler arasında gösterilen ülkenin müthiş doğası, harika turkuaz okyanusu ve tropik iklimi, tatil için ülkeye gelen turistleri memnun etmektedir. Ülkede Türk vatandaşları 30 gün süre ile vizesiz kalabilmektedir. Uzak doğunun yükselen yıldızı Güney Kore ile ülkemiz arasında çok sıcak ilişkiler vardır. Bunun en büyük sebebi ise askerlerimizin Kore halkına yardım için Kore savaşına katılmasının payı çok büyüktür. İlkbahar ayları en çok tercih edilen dönemlerdir ve Türk vatandaşları ülkede 90 gün vize istenmeden kalabilir. Hayat standartlarının yüksek olduğu ama barınma, yeme içme, ulaşım gibi imkanların çok makul fiyatlarda olduğu mükemmel bir ülke daha. Üstelik vatandaşlarımız bu ülkeye 90 gün vizesiz girebiliyor. Üstelik pasaport bile gerekmeden, sadece kimliğiniz ile gidebiliyorsunuz. Türk vatandaşlarının 90 gün vizesiz seyahat edebildiği ülkelerden biride Hong Hong dur. Ülke 235 adadan oluşmaktadır ve birçok farklı gezme noktası bulunur. Bu sebepten dolayı uzak doğu seyahatlerinde maliyeti yüksek bir ülkedir. Eğlence için tercih edilebilecek bir uzak doğu ülkesi de Japonya'dır. Teknolojinin merkezi konumunda olan ülkede hayat pahalıdır. Bunun yanı sıra turist olarak gidecekseniz, öncesinde ciddi bir birikim yapmanız gerekmektedir. Türkler ülkede 3 ay vizesiz kalabilirler. Öncesinde otel ve ulaşım rezervasyonunuzu mutlaka yapmanız gereken, Amerika katısının kültürü ve doğası ile en özel ülkelerinden biridir Arjantin. Ülke 90 gün vizesiz girişleri kabul etmektedir. Bolivya'ya giriş vizesiz ama sizden seyahat için geldiğinizi kanıtlamanızı sağlayacak rezervasyon bilgilerinizi, otel kayıtlarınızı isteyebilirler. Arjantin gibi orta düzey bir ekonomiye sahip olan ülke de 3 ay boyunca vizesiz yaşayabilirsiniz. 2004 yılı itibari ile Türklere 90 günlük vizesiz seyahat imkanı veren Brezilya, çok kültürlü bir coğrafyadır. Müthiş plajları ve doğası ile yaz kış ziyaret edebileceğiniz renkli bir ülkedir. Ekvator adaları da yine vize istemeyen ülkeler arasında. Türkiye ile olan anlaşma gereği 3 aylık dönem için misafirlerinden vize istememektedir. İki okyanusun ortasında bulunan bu müthiş ülke, gözlerden uzak sakin bir tatil yapmak için biçilmiş kaftan adeta. Üstelik Türk turistlere 90 gün boyunca vizesiz ev sahipliği etmektedir. İnsanlık tarihinin en önemli ülkelerinden biri olan Peru, 6 aylık süre içerisinde 3 ay boyunca vizesiz giriş yapabilme imkanı tanımaktadır. Müthiş doğası ve tarihi yapıları ile gezmeye doyamayacaksınız. Ünlü volkanları, dağları ve müthiş tabiatı ile el değmemiş ülkelerden biri olan Şili, yılın her mevsimi turistlerin ilgisini çekmektedir. Özellikle 90 günlük vizesiz seyahat sunma avantajı en önemli artılarından biridir. 90 gün vize istemeyen Güney Amerika ülkelerinden biridir. Sadece pasaport geçerlilik sürenizin 6 ayın üzerinde olması gerekmektedir. Güney Amerika'nın renkli ülkelerinden biri de Venezuela'dır. Ülke sosyalizm ile yönetilmektedir. Halkın gelir seviyesi düşük fakat gezilecek yer sayısı fazladır. Turistler için her olanağı sağlamakta olan ülkede şu sıralar siyasi olarak çeşitli krizler yaşanmakta. Karayipler 'de bulunan ve adalardan oluşan bir ülkedir. Bu sevimli ve yeşil ile mavinin karışımı olan adada tam 6 ay boyunca vizesiz kalabilirsiniz. Tropik bir iklime sahip olan bir Karayipler ülkesi de Barbados dur. Ülke gözlerden uzak tatil yapmak isteyen ve turkuaz renk ile doğanın birleşmesi ile oluşmuştur. Vize almadan gidip 90 gün bu ülkede kalabilirsiniz. Küçük Antillere bağlı bir ada topluluğu olan Dominika'da 21 gün vizesiz kalabilir. Şubat ve mayıs aylarında yağışlar azaldığı için bu ülkeyi tercih edebilirsiniz. Bob Marley gibi birçok büyük sanatçının doğum yeri olan bu güzel ülkede 90 gün vizesiz seyahat edebilirsiniz. Ülkeye hava veya deniz ulaşımı ile gidebilirsiniz. Okyanusun en mavi halini görmek isterseniz o zaman bu ülke tam size göre. Özellikle temmuz ayı hariç diğer aylarda ziyaret edebilir ve 90 gün vizesiz tatilin tadını çıkarabilirsiniz. Sonbahar aylarında tercih edebileceğiniz bir güzel batı Afrika ülkesi olan Fildişi Sahillerine gitmeden önce hepatit a aşısı olmanızda fayda var. Online vize ile ülkeye kolayca giriş yapabilirsiniz. Arkeolojisi ve tarihi ile binlerce yıllık geçmişi olan bu ülkeye 90 gün vizesiz olarak gidebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/2-istanbul-adalarda-gezilecek-yerler.html", "text": "kentin keşmekeşinden kaçıp temiz hava almak, yeşillikler arasındaki köşkleri, yalıları, kilise ve manastırları görmek, çam ormanları arasında piknik yapmak, yüzmek ve de eğlenmek isteyenlerin ilk adresi. ı beşi yerleşime açık dokuz adadan oluşuyor. Kınalıada, Burgazada, Heybeliada, Büyükada ve Sedefadası yerleşime açık. Kaşıkadası'nda yazın birkaç kişi yaşarken; Yassıada, Sivriada ve Tavşanadası'nda hiç kimse yaşamıyor. Adalar'da motorlu araç yasak, ulaşım için fayton kullanılıyor, çarpık yapılaşma yok gibi bir şey. Her yer ağaçlarla ve ahşap yapılarla dolu ve her köşe başında kozmopolit geçmişinin izleri görülüyor. Kışın boşalan Adalar, baharla birlikte yeniden şenleniyor. Adalar'ın merkezi adından da anlaşılacağı gibi Büyükada. Bizans döneminde soyluların sürgüne gönderildiği ve keşişlerin inzivaya çekildiği Büyükada'ya Bizans İmparatoru 2. İustinos 567 yılında bir saray ve manastır inşa ettirmiş. Osmanlı döneminde Adalar'ı fakir Rum balıkçıları ve keşişler mesken tutmuş. 19. yüzyılın ortalarında vapur seferlerinin başlamasıyla yabancılar ve Levantenler Adalar'ı keşfetmiş, köşkler ve yalılar inşa ettirmiş. Son dönemin en önemli sürgünü ise Ekim Devriminin mimarlarından Troçki olmuş. Troçki, 1929 yılından başlayarak dört yıl boyunca Büyükada'daki tlyasko Köşkü'nde yaşamış. nde piknik yapmak, Dilbumu, Yörükali, Nizam ve ıssız plajlardan denize girmek de olanaklı. Geçtiğimiz yıllarda adanın plajları da \"beach\" modasına uydu ve birkaç tane beach de hizmete açıldı. Yaz aylarında Büyükada İskelesi'nden kalkan motorlarla adanın değişik yerlerindeki beachlere ulaşılıyor. Eğer Marmara'da artık denize girilmez diyorsanız, sorun değil çünkü çok sayıda yüzme havuzu da var. . Manastırın manzarası tüm İstanbul ve Marmara'ya hakim. Her yıl 23 Nisan ve 24 Eylül günleri her dinden binlerce insan Aya Yorgi Manastırı'na akın ediyor. Bu günlerde tepeye çıkan yol ağaç ve çalılara bağlanan mendil, naylon, iplik ve çaputlarla rengarenk donatılıyor. Aya Yorgi'ye koşan insanlar böylece dileklerinin kabul olacağına inanıyor. Daha sonra kiliseye mum dikip, ikonalara dileklerini simgeleyen çocuk, ev gibi metal parçacıkları yapıştırıyorlar. adlarında iki küçük Rum Kilisesi daha var. Adalar'daki tek Rum ilköğretim okulu da Büyükada'da. Adalarda çok sayıda güzel ahşap köşk ve yalı var, ama ahşap yapıların en ünlüsü bir zamanlar Rum Yetimhanesi olarak kullanılan terk edilmiş yapı. Yıllar önce kapatılan Hristos Tepesindeki yetimhane dünyanın en büyük ahşap binası imiş, ancak gün geçtikçe yıkılmaya yüz tutuyor. olmak üzere dört de cami var. Daha çok gayrimüslimlerin yaşadığı Adalar'da Türk kimliğinin en çok hissedildiği yer Heybeliada. Bunun en önemli nedeni Deniz Kuvvetlerine ait bazı okul ve tesisler. 1924 yılında kurulan ve birkaç yıl önce kapatılan Sanatoryum da adaya çok sayıda Türk'ün yerleşmesine neden olmuş. yer alıyor, şimdi kimsenin yaşamadığı bu manastırda yılda bir kez ayin yapılıyor. 'nda 1844 yılında kurulan Ruhban okulu 1971 yılında kapanana dek Ortodoks dünyasının en önemli eğitim kurumu olmuş. Okul kapanınca Rumların Türkiye'de din adamı yetiştiren kurumu kalmamış. . Adanın camisi 1935 yılında, sinagogu ise 1956 yılında inşa edilmiş. Adada yaşayan ünlü yazar Hüseyin Rahmi Gürpınar ve devlet adamı İsmet İnönü'nün evleri müze olarak ziyarete açılmış. Üçüncü büyük ada olan Burgazada'nın adı Yunanca 'da kule anlamına gelen Pirgos'tan geliyor. Ünlü yazar Sait Faik'in de Burgazada'da yaşadığı ev müze olarak ziyarete açılmış. Burgazada'da birçok tarihi kilise ve manastır var. Adanın en güzel yeri ise harika bir kır lokantasının da bulunduğu Kalpazankaya. ı Bizans döneminde kurulmuş, Roman Diogenes gibi ünlü imparatorlar buraya sürgüne gönderilmiş. Adaların tek Ermeni Ortodoks kilisesi de Kınalıada'da. Adanın camisi de ilginç mimarisiyle görülmeye değer. Dört ada içinde faytonun olmadığı tek ada da burası. Adalar'a Sirkeci, Kabataş, Kadıköy ya da Bostancı'dan kalkan şehir hatları vapurlarıyla ya da Kabataş'tan kalkan deniz otobüsleriyle ulaşmak olanaklı. Şehir hatları vapurları İstanbul'dan Adalar'a doğru giderken önce Kınalıada'ya, sonra Burgazada'ya ve Heybeliada'ya uğruyor. Heybeli'den sonra Büyükada'ya varıyor. Adalardaki kilise ve manastırları gezmeden, Aya Yorgi Tepesinde yemek yemeden, DÖNME! Aya Yorgi Manastırının üstündeki düzlükte bence Türkiye'nin en güzel manzaralı kır lokantası yer alıyor. Geçmişte papazlara işletilen ve etrafındaki bağlardan yapılan şarapların satıldığı kır lokantası günümüzde Yücetepe Aile Gazinosu adıyla yaz-kış faaliyetini sürdürüyor. Lokanta self servis ve salaş, ancak ortamı ve yemekleri şahane."} {"url": "https://www.gezipedia.net/20-eskisehirde-gezilecek-yerler.html", "text": "ülkemizde mutlaka görülmesi gereken en modern ve en gelişmiş kentlerinden biridir. Yeşillik alanları, hoş ve kibar mekanları, şehir içi rahat ulaşımı ve tarihi yapıları ile sizleri büyüleyecektir. Eskişehir'in en ünlü yerlerinden biridir. Aynı zamanda Eskişehir'in en hareketli ve güzel bölgesini oluşturur. Sakarya Nehri'nin üzerine 450 kilometreye yakın bir uzunluktadır. Kızıltaş Suyu ve Bayatçık Deresi gibi iki güçlü akarsudan beslenmektedir. Uzun yıllar boyunca Porsuk Çayı ile ilgilenilmemiştir ve son yıllarda turistik olarak değeri anlaşılınca güzel bir hale getirilmiştir. Eskişehir'in en önemli yerlerinden biride Odunpazarı Evleridir. Dünya Kültür Mirasında yer alan en önemli eser arasındadır. Evliya Çelebi'nin de içerisinde yer aldığı birden fazla gezgin tarafından sevilerek bahsedilmiştir. En önemli turizm merkezlerinden biridir. 1517-1525 seneleri arasında Çoban Mustafa Paşa tarafından yapılmıştır. Günümüzde ise müze vb. gösterimler için turistlere açıktır. Odunpazarı ilçesi içerisinde yer alır. Odunpazarı Evlerinin içerisinde yer alan bu külliye ve cami uyun yıllardır kendisini korumaktadır. Çoban Mustafa Paşa'nın lakabı ise Gazi Melek'tir. İnşası sekiz yıl sürmüştür ve tarihi açıdan büyük önem taşır. Eskişehir'de görülmesi gereken yerler arasında yer alan en önemli parktır. Korsan Gemisi ve Masal Şatosu parkta en çok ilgi gören yapılardır. Eskişehir'in en büyük parkıdır ve tam olarak ismi Sazova Bilim Kültür ve Sanat Parkı'dır. Klasik olarak bildiğimiz parklardan değildir bu zaten isminden de anlaşılmaktadır. Burayı farklı ve özgün kılan özelliği minyatür yapılara yer vermesidir. Türkiye'nin en özgün parkları arasında bulunan bu parkta halen çalışmalar devam etmektedir. Fakat park yerli, yabanı turistlere açıktır. Eskişehir içerisinde yer alan diğer bir önemli ve büyük park ise Eskişehir Kentpark'tır. Parkın içerisinde yapay yüzme havuzu ve plaj bulunmaktadır. Aynı zamanda içerisinde restoranlar ve kafelerde vardır. Bu yapay havuz ve plaj parkın ülkemizde bilinmesini saplayan en önemli etkendir. Parkın içerisinde, yürüyüş parkurları, oyun grupları, kafeler ve restoranlar yer almaktadır. diye merak ediyorsanız hemen merakınızı giderelim. Eskişehir'in en meşhurları lüle taşı ve met helvasıdır. Özellikle lüle taşı için Eskişehir Valiliği tarafından 1998 senesinde Lületaşı Festivalleri yapılmış ve Lületaşı El Sanatları yarışmalarına, sergilerine yer verilmiştir. Eskişehir'e gittiğiniz mutlak görmeniz gereken yerlerden biri olan Lületaşı Müzesi'nin kurulmasında bu etkinlikler önemli yer oynamıştır. Lületaşı Müzesinde, 60 farklı sanatçının 400 adet eserlerine yer verilmiştir. Bu müze, Odunpazarı Belediyesi tarafından 2008 senesinde Kurşunlu Külliyesinde yabancı ve yerli ziyaretçilere açılmıştır. Lüle taşı aynı zamanda hediyelik eşya bakımından da oldukça rağbet gören Eskişehir'e özgü bir taştır. Eskişehir'in yöresel tatlarına bakacak olursa ilk sırayı çibörek alır, Eskişehir denilince akla ETİ'mi gelir bilemiyorum ama benim aklıma çibörek geliyor. Tatar yemekleri olan kuzu sorpa ve balaban kebap öne çıkan lezzetler arasında. İç Anadolu bölgesinde bulunan Eskişehir, başkent Ankara ile de komşudur. Ankara ile arası 234 kilometre olan Eskişehir'e D200 karayolundan, İstanbul'dan ise 300 kilometrelik bir yol ile D200/E90 karayolundan ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/200-yazilikaya-antik-kenti.html", "text": "antik dönemde Friglerin en önemli dini merkeziymiş, binlerce yıl sonra da Kafkasya'dan göçen Karaçaylara yurt olmuş. ise Friglerin ana tanrıça Kibele'ye tapındıkları en önemli kült merkeziydi. Roma ve Bizans döneminde de yerleşimin sürdüğü Yazılıkaya antik kentinden günümüze Hitit dönemine tarihlenen kaya kabartmaları, devasa kaya anıtları, sarnıçlar, sunak yerleri, kaya mezarları, basamaklı anıtlar ve antik yollar ulaşmış. yle karşılaşılıyor. Kayalara oyulmuş bu yerleşimin bir Frig kalesi olduğu kabul ediliyor. Bölgeye hakim tepelerde Akpara, Gökgöz, Pişmiş ve Kocagöz gibi birçok Frig kalesi bulunuyor. Frig Kalelerinde, örülmüş sur duvarlarının yanında, kayalara oyulmuş sur duvarlarıyla çeşitli mekanlar, gizli geçitler, kaya mezarları, kaya anıtları, kabartmalar, sunaklar, sarnıçlar, karlıklar ve ahşap mimarinin izleri görülüyor. var. Helenistik döneme tarihlenen bu mezar anıtı iki sütunlu bir tapınak cephesi biçiminde, volkanik tüf kayalığa oyulmuş. Aynı yol üzerinde giderken Yazılıkaya köyüne 2 km kala bir başka tabelayla karşılaşılıyor: Küçük Yazılıkaya Anıtı. Yola 100 metre uzaklıktaki anıt üst kısmındaki Frigçe yazıtlardan dolayı Arezastis Anıtı olarak anılıyor. Çam ağaçlarının arasındaki Küçük Yazılıkaya'nın da tam olarak bitirilemediği anlaşılıyor. Yazılıkaya köyü antik kentin eteklerinde gelişmiş. Köyün tamamı SİT alanı, bu yüzden yeni ev yapmak çok zor, eski evlerin çoğu yıkılıp, gitmiş. Ulaşımı zor, değil konaklayacak bir yer, bakkal bile yok bu köyde. Kütüphanesi ve turizm bürosu var ama okulu kapalı. bağlı olduğu Han ilçesine 20 km, Eskişehir'e ise 70 km uzaklıkta. Ancak köye düzenli bir ulaşım bulunmuyor, bu yüzden özel araçtan başka seçenek kalmıyor. Karaçay mutfağı çok zengin. Hayvancılık başlıca geçim kaynağı olduğu için et yemekleri de öne çıkıyor; ünlü yemeklerinden biri de Et Hiçin. Soğan, sarımsak, karabiber ve kırmızıbiber katılarak suda pişirilen et, daha sonra bir tepside hamurun arasına konularak fırında pişiriliyor. Bu yemek daha çok özel günlerde birlikte pişirilerek akrabalara, komşulara sunuluyor. Yazılıkayalılar meyve ihtiyacını ise ormanlardan topladıkları yabani yemişlerle karşılıyorlar. Örneğin yaban eriğinin turşusunu kurup şifa niyetine şeker hastalarına yediriyorlar. 'e ise 70 km uzaklıkta. Ancak köye düzenli bir ulaşım bulunmuyor, bu yüzden özel araçtan başka seçenek kalmıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/201-uludag-rehberi.html", "text": "Anadolu yarımadasının şimali garbisinde 38 derece 15 dakika ile 40 derece 20 dakika arzı şimali ve Paris nısfın-neharına nazaran 24. D.-18 ile 39. D. tulü şarkisindedir. İnsanlık tarihinden beri geçen her devrede tanınmış ve bilinmiş bir dağdır. Mısırlılar bu dağa ismini vermişler. Bu ad Romalılar zamanına kadar devam etmiş. Bundan sonrada ismi uzun zaman bellenmiş. Bizans mitolojisinde sonraları da yalnız adını taşımıştır. ) ismi konmuş ve bu günde bu adla anılmaktadır. dağ ve kar sporlarına santral teşkil etmesinden ötürü bu gün bütün dünyada çok değer bulmuştur. Yaz mevsiminde Bursaya gelipte Ulu dağa yayan çıkmak isteyen birçok yollardan çıkabilir. Şehrin cenubunda temen yeri mevkiinden dağa doğru hangi patikayı takip ederseniz ediniz sizi geçte olsa Ulu dağa ulaştırır. Yalnız kestirme ve düzgün yolları bilirseniz daha emniyetle ve çabuk gidebilirsiniz. Ben sizlere kestirme ve düzgün yolları tarif edeceğim. Yaz mevsiminde Ulu dağa yaya olarak başlıca şu yollardan gidebilir. Şehrin cenubunda Maksem Mahallesi ve Gökdere köprüsünü geçince giden yolu takip edin. Köşkün üstünden geçen yolu bırakmayın, bu yol ile giderken solda bir çeşmeye rastlarsınız ilerleyin ve daima sağ patikayı takip edin bu patika döne dolaşa sizi ne getirir. Burada bir mola verin. Önünüzde iki yol vardır. Çalılık içinden geçen sağ taraftaki yol ye gider. Bu dereden de çıkmak kabildir. Amma sizi çok yorar. Siz soldaki ve daha işlek yolu takip edin, ileride merdivenli bir yola rastlarsınız bu yere derler, ilerleyin ve nihayet yolun sol tarafında namile anılan çeşmeye gelir ve ikinci molayı burada verirsiniz. İstirahattan sonra yola devam edin sol tarafınızdaki düzlüğe denir. Merak ederseniz düzlüğü bir dolaşın kime ait olduğu belli olmayan ve boyları 3-4 metre olan mezarlar görürsünüz. Burada eskiden bir hayat olduğu muhakkaktır. Yolu takip edin ve nihayet yine bir düzlüğe gelirsiniz. Burada üç yol vardır. Sağdaki yol ortadaki ve şarka doğru giden yolda yollarıdır. Siz Ulu dağa gittiğinizden ya yan tekirden veyahut Dik Tekirden gideceksiniz. giderseniz önünüze çıkan ve sağ taraftaki patikalara sapmayın hep solu takip edin. Dik ve virajlı yollardan sonra yine sarp bir tepede iki patikaya rastlarsınız. Sağdaki patika gider. Siz yine soldaki patikayı takip edin ve nihayet düzlüğüne gelmiş olursunuz. Sol taraftaki tepede noktası vardır. giderseniz adı üstünde dik bir yola geldiğinizde sol tarafınızda çeşmesinden su için ve bir az dinlenin, çünkü çok dik ve merdivenli bir yola çıkacaksınız. Yola devam edin. Dik ve sık virajlardan döne dolaşa düzlüğüne ulaşırsınız. Burada yan tekirden gelen yol ile de birleşmiş olursunuz. Burasının rakımı (1650) dir. Sarı alanda birkaç patika görürsünüz. Şarka doğru giden patika Sarı Alan deresini kat ettikten sonra ye ve nihayet oteller bölgesine gider. Önünüzdeki en işlek yol hangisi ise onu takip edin bu yol sizi ulaştırır. Şoseye gelince Ulu dağa gelmiş sayılırsınız. Doğru otel veya kayak evine gidersiniz. Kış mevsiminde bu yollardan sakın gitmeyin çok tehlikelidir. Yollar kapanmıştır. Sis çoktur. Yolları gayp etmek tehlikesi vardır. Onun için kış günü bu yolu kat'iyen tavsiye etmem. Maksemden Gökdere su deposu yanından Elma çukuru köyü yolunu takip edin. Tepedeki sağ tarafa giden yol deresine gider, siz önünüzdeki yola devam edin mevkiini geçtikten sonra yolda bir su deposuna rastlarsınız. Yolun sol tarafındaki yol suyolu olup buna sapmayın ve yolunuza devam edin. Nihayet kestane ağaçlar ile çevrili düzlük bir sahaya gelirsiniz. Burada eskiden daha büyük ve sık kestanelik vardı. Bunlar maalesef kesildi ve hamam odunu yapıldı. Burada artık koru kalmamış ise de namı vardır. Ne ise siz yola devam edin bir az sonra solda yol kenarında bir su deposuna rastlarsınız burası meşhur suyu deposudur. Fenni tesisatla şehre gelir. Az ileride yine kökleri meydanda gövdeleri hamam odunu olmuş asırlık kestane ağaçları kenarında ve sağ tarafta çeşmesi vardır. Bu sudan içmeği ihmal etmeyin kireç miktarı ikidir. Yorulmuş iseniz birazda dinlenin. Çeşmenin karşısındaki yani şarka doğru bir yol görürsünüz bu yolu takip ederseniz sizi ve mevkilerine götürür. Orta burunda tabir edilen dikten ya gitmek kabildir. Sanatoryum yanında denen güzel bir düzlük vardır. Siz yolu takip edin ve nihayet (1100) rakımlarında yem yeşil ve güzel manzaralı köyüne ulaşırsınız. Kış günü burası çok fırtınalı olur, ihtiyatlı hareket etmek lazımdır. On beş hane kadar olan bu Gürcü köyünün camisi önünde bir az dinlenmek adettir. Dinlenirken cami karşısında 90 lık Kamil ağa namındaki ihtiyarı çağırtıp bundan halk şiirlerini dinlerseniz neş'eniz bir kat daha artar. Yolunuza devam edin bu yol çok işlek olduğundan tarife lüzum yok sizi doğruca mevkiine ve şoseye ulaştırır. Karabelen mevkii mühim bir yerdir. Kış fırtınası çok şiddetlidir. 1250 rakımlarında olan bu Karabelen'in karşısında yani cenubundaki yol bucağına garptaki yol Bursaya gider. Siz şoseyi takip edin az ilerde keskin virajı döndükten sonra sağınızda bir düzlük ve seri halinde dik kayalıklar görürüsünüz, ilerde de bir su vardır. Buraya derler. Yolu takip edin biraz sonra bir köprüye rastlarsınız, sağ taraftaki sivri kayalığa derler. Karşısındaki patika yol kestirme yoldur. Şosenin 24üncü kilometresine çıkar. Kış günü kayakçılar bu yoldan işlerler. Siz şoseyi takip edin ve nihayet mevkiine gelirsiniz. 25nci kilometrede olan Kirazlıyayla çok rağbet bulmuştur. Sağ tarafta evler vardır. Sol tarafınızda Bursamızın medarı iftiharı modern tesisatlı ve kıymetli doktorları bulunan binalarını görürüsünüz. Buraya gelmişken mutlaka sanatoryumu ziyaret edin. Kirazlı yayladaki çeşmenin suyundan içmeği de ihmal etmeyin. Burasının havası oteller bölgesine nazaran daha mutedildir. Yaz mevsiminde buralarda kamp kurulur ve muntazam otobüs servisleri vardır. Akşamları grup seyr etmeyi unutmayın. Deniz ve gölleri seyr etmeğe doyulmaz. Burasının rakımı 1400 aralarındadır. Artık istirahat ettiğinizi tahmin ederim. Yola çıktığınızda solda 25nci kilometrenin altında zarif bir ev vardır. Bir az ileride solda bir patika ayrılır. Bu namıla maruftur. Bu yol sizi şosenin 29ncu kilometresine ulaştırır. Kış günü kayakçılar bu yolu tercih ederler. Hamal postaları buradan ilerler. Siz şosede başka yerleri göreceğinizden şoseyi tekip edin. Birkaç kuru dere köprüsünden geçtikten sonra keskin bir viraja rastlarsınız. Buna derler. Virajı geçip 200 metre kadar yürüdükten sonra sağ tarafınızda tabiatın muhtelif şekillerde yarattığı bir kayalık görürsünüz. Buna denir. Karşıdan baktığınızda bir devenin çökmüş vaziyetini ve hörgücünü görürsünüz. Tabiat nelere kadir değildir. Deve taşı virajını döner dönmez yol kenarında ve sağda istihkam gibi kazılmış bir çukur görürsünüz. Burası Ulu dağ otelleri yapılmazdan evvel ilk sığınaktır. Yola devam edin yine karşınızda ve yolun sağ tarafında bir patika vardır. Bu patika ileride üstüne çıkar. Bu patikaya yolu derler. Acaba Evliya Çelebi dediği bu yoldan mı gitti bilmem, ileride sol tarafta 29uncu kilometreyi görürsünüz. Bu patika yukarda arzettiğim başıdır. 150 metre kadar yürüdükten sonra yine solunuzda ya giden yolu görürsünüz. Ve nihayet a gelip istirahata hak ettiğinizden burada bir az kalırsınız. Kışın bu sığınak kayakçıların hakikaten can kurtarıcısıdır. Bir kış Sarıalandan otellere gelirken müthiş bir kar fırtınasına tutulduk, iki kişiyiz. Yolumuzu göremez ve yürüyemez bir hale geldik. Orman içerisinden bin müşkülatla şosaya ve nihayet bu sığınağa altı saat mücadeleden sonra gelebildik. Onun için hayatımızı kurtaran bu binası hakikaten yerinde yapılmış bir sığınaktır. Yaptıranlardan Allah razı olsun. Aklıma gelmişken söyleyeyim. Kış günü yola çıkan çantasında bir az da olsa çıra ve kibrit bulundurmayı da unutmasın. Bunların lüzumu olduğunu hatırlatırım. Sığınaktan hareket edin, yine şosayı takip edin artık oteller bölgesine gelmiş sayılırsınız. Virajı dönmeden solunuzda bir kayalık görürsünüz, buraya denir. Önünüzdeki düzlük Arıcılar kampıdır. Yaz mevsiminde yüzlerce kuvan buraya gelir ve Ulu dağın nefis balları burada satılır. Sağ tarafınızdaki tepede ve giden yolun kenarında şimdi enkazı görülen bina binasıdır. Bina kimsesiz kaldığından kış mevsiminde rüzgarların tesirile de bina harap olmuş ve yalnız hatıraları kalmıştır. Artık otellere geldiniz. Karşınızdaki dağ eteğinde 2000 rakımında görürsünüz. Alt taraftaki (1950) rakımında Ulu dağ misafirlerinin yegane konforlu yeridir. Otel içinde posta merkezi de vardır. Her yerle otomatik telefon ve telgraf ile muhabere etmek mümkündür. Sizleri Bursa'da Maskem semtinden Ulu dağa getirdim. Şimdi istirahat edin. Bursa'nın teferrüç mevkii ın cenubundadır. 360 rakımlı bu mevkide şehir su deposu vardır. Asırlık çınara geldiğinizde sağdaki yol sizi dan çıkarır. Buraya çıktıktan sonra kısmında anlattığım yoldan Ulu dağa çıkabilirsiniz. Sizi bu sefer başka yoldan götüreceğim. Çınarın solundaki yol suyoludur. Siz bu yolu takip edin. Bu yoldan gitmek bir az zorcadır ama yolu öğrenmek istediğinize göre buna katlanmak lazımdır. 10 dakika sonra kuru bir dereye rastlarsınız. Buraya deresi denir. Yol kenarında namıyla anılan bir çeşme vardır. Çeşmenin üstündeki düzlüğe denir. Dere karşısında 150 koyunu barındırabilecek görün. Mağaranın önündeki kazılmış çukurlar para arayanların kazdıkları yerlerdir. Burada çok kazılar yaptılar ama hiçbirisinde para bulamadılar. Siz yolunuza devam edin nihayet Bozburun mevkiine gelirsiniz. Burada biraz oturun ve arkanızı döndüğünüz zaman Bursayı kuş bakışı seyr edin. Şark tarafınızda vadisini ve önünüzde bir düzlük ve düzlük bittikten sonra bütün ihtişamıyla göklere yükselmiş kayalık görürsünüz. Bu kayalık ilerde bahs edeceğim mevkiidir. Siz işte bu Bakacığın garbındaki yollardan geçeceksiniz. Sakın gözünüz yılmasın, yol yürüdükçe açılacak ve tabiat güzelliklerini gördükçe yorgunluk his etmeyeceksiniz. Bulunduğunuz boz burun tepesinin sağındaki yol su havzasına ve oradan da ve nihayet çıkar. Tepenin önünde gördüğünüz düzlükteki evler köydür. Buraya köyü denir. Köyün içinden geçer ve yine suyolunu takip edersiniz. Bir az sonra sağınızda ve ileride de sularını görürsünüz. Ak pınar deresinden 200 metre sonra suyolunu bırakın sağ taraftaki patikaya sapın bu sizi bir düzlüğe götürür. Bu düzlüğün adı. Bu düzlükten şehre su getiren kanal vardır. Siz bu kanalın sağındaki yola devam edin. Bu yol sizi Granit blokları yıkıntısı bir bölgeye götürür. Buraya denir. Kayalar arasındaki yoldan yokuşa çıkın ve nihayet (1150) rakımındaki ve bir az sonrada deresine gelirsiniz. Yine Patika yolu takip edin. Dik patikadan döne dolaşa (1321) rakımında küçük bir düzlüğe gelirsiniz. Yorulduğunuzu tahmin ediyorum. Çünkü bende bu noktaya geldiğimde mola veririm. Yol kenarında küçük bir su vardır. Terli değilseniz için, iyi bir sudur. Fazla oturmayın çünkü yol yürümekle tükenir derler. Hareket edin, buradan itibaren yürüdüğünüz yol suyoludur. Bu yol sizi (1510) rakımında meşhur kayalık ve namındaki yere getirir. Gayret edin, yokuşunuz az kalmıştır. Çatlak kayanın dibinden çıkan sudan da içmeği ihmal etmeyin. (1555) rakımında bir su köprüsüne rastlarsınız. Köprüye gelmeden sağa ayrılan patika gider. Siz solu takip edin ikinci köprüden bir az sonra ye gelmiş olursunuz. Burada bir az dinlenin, sağınızdaki yol gider, şarkınızdaki yol olup şimaline çıkar. Önünüzdeki derede Ulu dağın meşhur vardır. İstirahattan sonra yine suyolunu takip edin, bu sizi (1750) rakımında mevkiine getirir. Düzlükteki bina binasıdır. Bina yakınında meşhur çeşmesinden de su içmeği ihmal etmeyin. Bu su çok emek sarf edilerek Bursa'ya fenni bir tesisatla getirilmiştir. Çeşmenin az ilerisinde yoluna çıkarsınız. Cenuba doğru yolu takip ederek Büyük otele gelmiş olursunuz. Bu yol oldukça kestirmedir, fakat yorucudur. Ben bu yoldan üç saatte çıkar iki saatte inerim. Velhasıl şehrin cenubunda hangi patika ile giderseniz gidin, sizi Ulu dağa ulaştırır, yalnız çok işlemiş yolları tercih edin. Fakat en esaslı yollar yukarıda arz ettiğim yollardır. Şimdiye kadar Ulu dağa yaya gittik. Canının kıymetini bilenler ve kesesine de güvenenler otomobil ile de gidebilirler. Onun için hareket ettiniz. Biz az ileride şosanın sağında top akasya ağaçları yanında ni ve ileride de virajı geçtikten sonra sol tarafta köyünü görürsünüz. Aklıma gelmişken söyleyeyim. Burada Bursanın en yaşlı çınar ağacı vardır. Karşısındaki mağaradan çıkan su görülecek gibidir. Çınarın gövdesini 7 kişi kucaklayamaz. Vaktiniz olursa görün. Köyden ayrılıp üç viraj geçtikten sonra değirmenine ve biraz sonrada sağınızda köyünü görürsünüz. Köye ayrılan yol başında bir abide vardır. Buna abidesi denir. Yolumuza devam edelim. Otomobil çabuk gittiğinden 14cü kilometreye geldik bile. Burada Hüseyin ağanın çiftliği vardır. Az ileride suyu çeşmesini görürsünüz. Bu çeşmenin suyu 30 sene evvel memleket hastanesine gelirdi. Yolları harap olduğundan orada boşa akmaktadır. Çeşmenin önündeki yolu takip ederseniz sizi ve nihayet ilçesine götürür. Solunuzdaki yol Ulu dağ yoludur. Siz bunu takip edin. Etrafınızda meşe ve Gürgen ormanlıkları arasında bir düzlüğe çıkarsınız. Buradaki binalar ait binalardır. Bu mevkie eskiden tarlası denilirdi şimdi denir. Birkaç virajı döndükten sonra geniş bir saha görürsünüz buraya derler. Burada yaz mevsiminde kamp kurulur. Yolun solundaki bina binasıdır. Binanın arkasında tek çam yanında mezarı vardır. Hareket edin sık virajları geçerken sülün gibi çam ve senaber ağaçlarını görürsünüz. Nihayet mevkiine gelirsiniz. Buradan sonra evvelce arz ettiğim gibi şoseyi takiple oteller bölgesine gelirsiniz. Bursa - Ulu dağ yolunda çok viraj vardır buna dikkat edin ve her virajda korna çalın karşıdan bir oto ile bilhassa yazın sık sık karşılaşmanız mümkündür, inerken çok dikkat edin. Yavaş inin. Benden söylemek. Altık otellere geldiniz burada günlerce sırt üstü yatıp vakit geçirmeyeceksiniz ya, gezmek lazım. Onun için sizi Ulu dağın tabi güzellikleri ile gezilecek ve görülecek yerlere de götürmek gerekir. Ulu dağ şosasının 16ncı kilometresinde ve Orman işletmesinin bakım memurları binaları ve fidanlığının bulunduğu yerdir. Ulu dağ şosasının 20nci kilometresinde kamp mevkiidir. 1200 rakımları civarında olan bu sahada büyük çam ağaçları ve 10 Fransız derecesinde içme suyu ve mandıraları vardır. Şosanın 22nci kilometrelerinde ve 1300 rakımları civarında olan bu mevkiide Orman işletmesinin bekçi binası ve yangın kulesi bulunmaktadır. Şimaldeki yol Bursaya gider. Cenuptaki şosa yoludur. Burasını çok rüzgar tuttuğundan kışın çok tehlikelidir. Karabelen'e çok yakın bir kamp yeridir. İçme suyu var. Şosanın 25 nci kilometresinde 1450 rakımları civarında bu mevkiide Temmuz-Eylül nihayetine kadar kamp kurulmaktadır. Manzara çok güzel olup hava mutedildir. 2 Fransız derecesinde içme suyu vardır. Kış sporları bu sahada yapılmaktadır. Şosanın 27 nci kilometresinde bulunan ve büyük bir granit blokunun yaptığı bir hörgüçlü deve şeklinde kaya parçasıdır. Oteller bölgesinde ve kayak evi üstünde 2100 rakımları civarında olan Cennet kayaya şosadan ayrılan yol ilede gitmek mümkündür. Manzara çok güzeldir. Yakınlarında muallimler kampı ve radar istasyonu bulunmaktadır. Kayak evinin üst kısımlarında çıplak bir tepedir. Kış sporlarının yapıldığı bu tepeye ayni zamanda de derler. Tepede bir sığınakta vardır. Ulu dağın görülecek yerlerindendir. Küçük kaynakların birleşmesiyle çoğalan bu dere civarı çayırlık ve etrafı sık senaber ağaçlarıyla çevrilidir. Derede alabalık bulunur. Büyük otelden Bakacığa giden ana yolun garbında kurbağa şeklinde bir granit kayadır. Bursanın içme suyunun bir kısmını temineden Kırkpınarlar mevkii ağaçsız ve zümrüt gibi çayırlık bir sahadır. Mandıralar ve derede alabalık bulunmaktadır. Etrafı sık senaber ağaçlarıyle çevrili tabii yüzme havuzudur. Ulu dağın en eski kamp yeridir. Dere kenarında kurulan bu kamp sahasında 1 Fransız derecesinde içme suyu da vardır. Buraya ayni zamanda Sultan Selim senaberliği de denir. Bakacığa giden yolun garbında ve tabiatın bir bir üstüne yığdığı büyük granit bloklarından müteşekkil bu kaya civarında kamp kurulmaktadır. Kaya üstünden Ulu dağın en güzel yerleri gözükmektedir. Oteller bölgesinden buraya kadar motorlu vasıtaların gidebileceği yer vardır. Ulu dağa gelen Bakacığı mutlaka görmelidir. Gemlik körfezi, Marmara denizi, Apolyont ve Manyas gölleri mükemmelen gözükür. 1650 rakımları civarında bulunan Sarı alan istikbalde en fazla inkişaf edecek bir sahadır. Düzlük ve çimenliktir. Emirsultan gölü namıla anılan küçük bir gölde vardır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/202-sivrihisarda-gezilecek-yerler.html", "text": "Nasrettin Hoca'nın doğduğu köyü, Anadolu'nun ana tanrıçası Kibele'nin baş tapınma merkezi Pessinus ve Balıkdamı Kuş Cenneti'ni barındıran Sivrihisar ilçesi bir turizm merkezi olmaya aday. 'ya atfedilmiş. Örneğin Timur'la aynı zaman diliminde yaşamadığı halde, halk Timur'a kafa tutanın olsa olsa Hoca olabileceğini kabul etmiş. nin kalıntıları bulunuyor. Kalıntılarla köy iç içe. Pessinus, Frigya'nın en önemli ticaret ve dini merkeziydi. Burada büyük saygı gören ve Agdistis olarak adlandırılan Ana Tanrıçaya ait bir tapınak vardı. Tapınakta bulunan ve Kibele'yi simgeleyen bir göktaşı Ana Tanrıça kültüne dönüşmüştü. Neolitik dönemden başlayarak Anadolu'nun en kutsal varlığı olarak kabul edilen Ana Tanrıçayı Hattiler Vurusemu, Hurriler Hepat, Hititler Kubaba olarak adlandırmıştı. Bin tanrılı Hititler'in en güçlü dönemlerinde bile Anadolu yarımadasında Ana Tanrıça kültü egemenliğini sürdürmüştü. Kubaba, Yunanca'ya Kibele olarak uyarlanmış. Frig yazıtlarında Matar olarak adlandırılan Ana Tanrıça Kibele, batı dillerine de Mather ya da Mother olarak girmişti. Friglerin yıkılmasından sonra Orta Anadolu'nun birçok kenti yakılıp yıkıldığı halde Pessinus'a dini bir merkez olduğu için dokunulmamış. Pessinus, kendini ana tanrıçaya adayarak hadım edilmiş rahiplerin de merkeziydi. Rahiplerin Kibele'nin çıldırtarak hadım ettirdiği Attis gibi erkeklik organları kesilirmiş. Kenti beş Frigyalı ve beş Galat rahiple birlikte bir baş rahip yönetiyordu. bu dönemde çok gelişmiş ve birçok anıtsal yapı inşa edilmiş. Kentin içinden geçen yıllar önce kurumuş Gallos Nehri'nin yatağı mermerle döşenerek iki yakası heykellerle süslenmiş. yer alıyor. Balıkdamı, Sakarya nehrinin oluşturduğu taşkın alanlarının günümüze kurutulmadan ulaşmış en önemli örneği. Sulak alan büyük oranda sazlık, mevsimsel gölcükler, sulak çayırlar ve su basar söğüt topluluklarından oluşuyor. Bahar aylarında binlerce göçmen kuşun da konakladığı bölgenin ekosistemi kuşların üremesi için çok uygun, sazlıkta on binden fazla su kuşunun yaşadığı saptanmış. Sivrihisar'a özgü lezzetlerin başında arap aşı, bamya çorbası ve kelem dolması geliyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/203-schengen-vizesi.html", "text": "22 Avrupa Birliği ülkesi 4 Avrupa Serbest Ticaret Birliği ülkesinin 1995 yılında aldıkları karar ile bu ülkelerin vatandaşlarının ülkeler arası serbestçe seyahat edebilmesi için düzenlenen bir belgedir. Schengen ismi, Lüksemburg'a bağlı küçük bir kasabanın adından geliyor. Fransa, Almanya ve Belçika 1985 yılında kendi sınırlarından geçmeyi kolaylaştırmak amacı için bu kasabada bir antlaşma imzalamışlar. Antlaşmaya göre bu 3 ülkeden birinde bulunan herkes, aranmadan diğer iki ülkenin sınırlarından geçebilmektedir. . Bu sürede vizenin geçerliliğini uzatamazsınız. Avrupa da en çok Türkün yaşadığı ülkeye gidebilmek için her yıl ortalama 190.000 vatandaşımız Schengen vizesine başvurmaktadır. Yaşam koşullarının ve doğanın en güzel olduğu ülkelerden biridir. Tatil ve kültür turizminin en güzel örneklerinden biri olan ülkeye 1 yılda tam 139.071 vatandaşımız başvurmuş. Komşumuz Avrupa'nın ayrılmaz parçalarından. Ekonomisi çok iyi olmasa da turizm için çok uygun şartlara sahip, üstelik meşhur Yunan adaları resmen tatil cenneti. Geçen sene 131.600 Türk vatandaşı bu ülkeye gitmek için Schengen 'e başvurmuş. Boğa güreşlerinin anavatanına gidebilmek için, ülkemizden geçen yıl 48.900 kişi Schengen başvurusu yapmış. Danimarka, Estonya, Belçika, Fransa, Almanya, Hırvatistan, İzlanda, Letonya, Yunanistan, Finlandiya, Litvanya, Malta, Liechtenstein, Hollanda, Avusturya, Lüksemburg, Polonya, İsveç, Slovakya, İspanya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Portekiz, İsviçre, Slovenya, İtalya. 60 Euro'dur ve sadece Euro olarak nakit ödeyebilirsiniz. 6 yaş ile 12 yaş arası çocukların vize harç ücreti ise 35 Euro'dur. Bütün başvurular kişisel olarak yapılmaktadır. PTT yolu ile yahut alternatif yollar ile başvurular kabul edilmemektedir. ve belgeler de isteyebilmektedir. Orijinal belgelerin yanında mutlaka 1 nüsha fotokopide götürülmelidir. Pasaportunuz, vizenin bitimini takiben 3 ay daha geçerli olmalıdır. Pasaportun üzerinde ki kişinin siz olduğunuzun net şekilde okunabiliyor ve anlaşılıyor olması gerekmektedir. Fotoğrafında tanınmayacak kadar tahribat bulunan pasaportlar kabul görmüyor. Tabi pasaportta yazan bilgilerin de size verilen formda ki bilgilerle örtüşmesi gerekiyor. Hangi ülkeye gitmek için başvuracaksanız, o ülkenin konsolosluğundan veya internet sitesinden ücretsiz olarak başvuru formunuzu alabilirsiniz. Form güzel bir yazı ile doldurulup, imzalanmalıdır. Başvurunuz sırasında sizden 2 adet 3,5 cm X 4 cm boyutunda ve son 180 gün içerisinde çektirilmiş biyometrik fotoğraf istenmektedir. Seyahatiniz sırasında sağlığınız da bozulabileceğinden dolayı henüz Türkiye'deyken Schengen ülkelerinde geçerli olan bir sağlık sigortası yaptırmanız ve bu sigortanın 30000 Euro teminat bedeli olmalıdır. Gezeceğiniz ülkede ki otelin ödemesini gitmeden önce yapmış ve ödediğinizi gösteren ödeme yapıldı yazısını yazılı olarak yanınızda bulundurmalısınız. İşvereniniz tarafınca size verilen maaş bordronuz ve son 90 güne ait kredi kartı ekstreleriniz belge olarak sizden mutlaka istenecektir. Kişisel olarak değil de bir tur şirketi ile gidiyorsanız, tur şirketinizden seyahat evraklarınızı almalısınız. Yurt dışında gideceğiniz ülkede bir arkadaşınız veya akrabanız yaşıyorsa bunların size göndermiş olduğu o ülkede onlara ait olan ikametgah bilgileri ve telefon numarasının olduğu davetiye gereklidir. Konsolosluğa yazılmış, seyahat amacınızı anlatan dilekçe mutlaka evraklar arasında olmalıdır. Ülkeye gidiş amacınız bu dilekçe de mutlaka yazmalıdır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/204-hidiv-kasri-tanitimi.html", "text": "İtalyan Mimar Delfo Seminati 1907 yılında Beykoz yeşilliklerinin içerisine o dönemin en güzel yapılarından birini inşa etti. Osmanlının Mısır Valisi Abbas Hilmi Paşa tarafından yaptırılan mimari yapı, dönemin modasına uygun olarak \"Art Nouveau\" tarzında inşa edilmiştir. 19. YY sonlarında Abbas Hilmi Paşa, Mısırda ki İngiliz lobilerini bastırmak ve Payitahttan destek almak için kısa bir süre İstanbul'da ikamet etmişti. 1903 de şuanda Hıdiv Kasrının olduğu yerde ki ahşap yalıları, sonrasında ise bu yalıyı kaplayan ağaçlık alanı satın almıştır. Aradan 4 sene geçtiğinde ve tarihler 1907 yi gösterdiğinde Paşa, tüm ahşap yalıları yıktırmış ve dönemin büyük ustalarından Delfo Seminati ye Hıdiv Kasrını ve boğaz manzaralı kuleyi inşa ettirmiştir. İstanbul belediyesine satılmıştır. Bir süre el değiştirip restore edildikten sonra günümüzde restoran ve sosyal tesis olarak halkın ziyaretine açılmıştır ve ziyaretçilerine haftanın 7 günü hizmet vermektedir. her anlamda çok avantajlı. Tesiste 6 yaş ve altında ki çocuklardan ücret alınmadığı gibi 6 ile 12 yaş arasında ki çocuklara %30 indirim uygulanıyor. Kahvaltıyı ister yeşillikler içinde ki bahçede, isterseniz restoran bölümünde yapabilirsiniz. Bizden uyarı, randevusuz asla gideyim demeyin, ayakta kalırsınız. Kahvaltı keyfi sabah 09.00 da başlamaktadır. , sınırsız çeşit ile unutulmaz olacak. Hıdiv Kasrı'nın en büyük özelliği, fotoğraf çekmeyi sevenler için mükemmel bir atmosfere sahip olması. Yeşillikler içinde bulunan ve gül bahçelerine, havuzlara sahip olan bu mükemmel yapının her noktası kartpostal gibi. Hıdiv Kasrı fotoğraf çekimi, Hobi olarak fotoğraf çekenler için muazzam bir manzaraya sahiptir. Ayrıca düğün dış çekim fotoğraflarınızı burada çekebilirsiniz. Bunun için sadece Belediyeye başvurmanız yeterli. Tarihi yapı birçok düğüne ev sahipliği yapmış ve hala yapmaktadır. Yaz aylarında 2000 kişi kapasiteli bahçesi ve birbirinden farklı menü seçenekleri misafirlerinizi karşılayabilir, düğünlerinizi bu tarihi yapıda gerçekleştirebilirsiniz. Bir tabiat parkına benzeyen doğal güzelliği, tarihin sizi alıp götüren huzuru ile birleştirebilir. İstanbul boğazına karşı en mutlu gününüzün tadını çıkartabilirsiniz. ilçesine bağlı, Çubuklu Mahallesi, Ortanca Sokak, No: 2 de bulunmaktadır. Hıdiv Kasrına birçok alternatif ulaşım aracı ile gidilebilmektedir. Kendi şahsi aracınız ile Anadolu yakasından gelecekseniz. Fatih Sultan Mehmet köprüsüne gelmeden son çıkıştan saparak Kavacık köprüsüne çıkıp, tabelaları takip ederek ulaşmanız mümkündür."} {"url": "https://www.gezipedia.net/205-seydilerde-gezilecek-yerler.html", "text": "Sönmüş volkanlarla dolu Dağlık Frigya yöresi doğal oluşumları ve kayalara oyulmuş yerleşimleriyle Kapadokya'ya çok benziyor, ancak çok tanınmıyor. Birçok uygarlığın izlerinin görüldüğü Dağlık Frigya'da keşfedilecek çok şey var. Örneğin masallarıyla büyüdüğümüz Ezop'un da Frigyalı bir köle olduğu biliniyor. MÖ 6. yüzyılda bu çevrede yaşadığı sanılan Ezop bir dolu öyküyü kısa masal olarak düzenlemiş. Birçok çağdaş masalcıya da esin kaynağı olan Ezop küçük ama ders dolu öyküleriyle binlerce yıl öncesinden günümüze sesleniyor. Antik dönemde Friglerin ürettiği kumaş, halı ve kilimler çok ünlüymüş ve dünyanın dört bir yanına gönderilirmiş. Fransızca'da halı için kullanılan tapis sözcüğü de Frigce. Bayat ilçesinin girişinde bir kilim atölyesi ve satış merkezi var. Bu atölyede binlerce yıl öncesinde olduğu gibi pinar, ceviz kabuğu ve kırmızı köklerle boyanmış yünlerle kilimler dokunuyor. Kilime işlenen desenlerin mutlaka bir adı ve öyküsü var. Örneğin \"saç bağlı\" deseni evlenmek istediğini anlatan genç kızlarca, \"kör çiçek\" deseni ise lamba ışığında kilim dokurken gözleri kör olan bir gelinin anısını yaşatmak isteyenlerce dokunurmuş. birbiriyle bağlantılı ve duvarları haç kabartmalarıyla süslü çok sayıda mekandan oluşuyor. Kayalığın çeşitli yerlerine oyulmuş mezar odaları, keşiş hücreleri ve su yolları görülüyor. Kırkinler'in yakınlarında da Ağın ve Karakaya gibi birçok doğal oluşum ve kaya yerleşimi var, çevreyi tam anlamıyla gezmek günler sürebilir. kasabasının çevredeki en eski yerleşimlerden biri olduğu biliniyor. Kasabada kayalara oyulmuş mekanlarla, modern yerleşim iç içe. Kasabanın büyük bölümü arkeolojik ve doğal SİT alanı ilan edildiği için halkın çoğu mahkemelik olmuş, hatta bazıları ceza alıp içeride yatmış. var. İnanışa göre kuduz hastalığı tedavi eden bir doktor ve bilgin olan Haşan Basri beş arkadaşıyla birlikte Horasan'dan gelerek Seydiler'e yerleşmiş. Türbe ve cami Haşan Basri'nin ölümünden sonra soyundan gelen ve Tekkeşin adı verilen kişilerce yaptırılmış, türbeye hala bu aile bakıyormuş. Halk arasında Haşan Basri'nin mezarından alınan toprağın kuduz hastalarını iyileştirdiğine inanılıyor. . Konik bir peri bacası oyularak üç katlı kilise inşa edilmiş. Zemin kattaki şapelin içinde kırmızı boyayla yapılmış geometrik süslemeler de var. Seydiler'in doğusundaki Kuz İn kaya yerleşiminde bir şapel, Konarı yolundaki Balıklı kayalığında da mezar odaları ve çeşitli mekanlar bulunuyor. \" filmleri çekilmiş, hatta köylülerin çoğu filmlerde figüranlık yapmış. mermerinin çıkarılıp işlendiği yer. Kentin büyük İskender'in generallerinden Dokimos tarafından MÖ 4. yüzyılda kurulduğu kabul ediliyor. Strabon, Roma'nın mermer ihtiyacının büyük bölümünün Dokimeion mermer ocaklarından sağlandığını anlatır. Buradan çıkarılan mermerler Efes limanına taşınır, oradan da Roma, Kuzey Afrika ve İstanbul'a gönderilirmiş. Roma'daki Pantheon'dan İstanbul'daki Ayasofya'ya kadar birçok yapıda buradan çıkarılan mermerler kullanılmış. Antik ocaklarda mermer üretimi hala sürdürülüyor. Yapmadan Dönme! Afyon mutfağının en önemli özelliklerinden biri yemeklerde haşhaş ve haşhaş yağının kullanılması. Patlıcan böreği, manda kaymağı ve sucuk Afyon'a özgü lezzetlerin başında geliyor. Ankara yönünden gelenlerin Bayat'taki Kilim atölyesine uğrayıp daha sonra da Kırkinler ve yakınlarındaki Seydiler beldesini gezmesini öneriyorum. Ankara-Bayat arası 210 km, Bayat Afyon arasıysa 45 km. Ankara-Afyon karayolunun kenarındaki ise Kırkinler, Bayat'a 12 km, Afyon'a ise 33 km uzaklıkta."} {"url": "https://www.gezipedia.net/206-beylerbeyi-sarayi-tanitimi.html", "text": "arasında ilk sıralarda yer almaktadır. Saray 1891-1876 yılları arasında Osmanlı hanedanının baş mimarı olan Serkis Bey tarafından, Sultan Abdülaziz'in emri ile inşa edilmiştir. Hem batı hem de Osmanlı tarzlarının karışımı ile inşa edilen Beylerbeyi Sarayı klasik Türk evi planı özelliği taşımaktadır. Osmanlı hanedanı mensupları sarayı bir süre yazlık olarak kullanmışlardır. Cumhuriyetin ilanından sonra ise, TBMM tarafından korumaya alınmıştır. Sarayın adını aldığı Beylerbeyi semti, Bizans döneminden beri yerleşim yeri olarak kullanılmaktadır. öğrenci 10 TL, tam ise 20 TL dir. Beylerbeyi Sarayı ziyaret saatleri ise sabah 09:00 ile akşam 17:00 arasıdır. Saraya giriş için, herhangi bir yaş sınırı bulunmamaktadır. arasında büyük bir öneme sahip olan sarayda gezi, rehber aracılığı ile yapılmakta ve fotoğraf çekimine izin verilmemektedir. ilçesi, Beylerbeyi mahallesi, Abdullah Ağa caddesi üzerindedir. Toplu taşıma ile gelecek olan misafirler, metrobüse binerek 15 Temmuz Şehitleri köprüsü durağında inip, yürüyerek ya da Üsküdar tarafına gelen minibüslere binerek saraya ulaşabilir. Özel araç ile gelecek olan kişiler ise, köprüyü geçer geçmez Üsküdar tabelasından ayrılarak, yol üzerinde ki tabelaları takip edip saraya ulaşabilirler."} {"url": "https://www.gezipedia.net/207-vialand-tema-park-tanitimi.html", "text": "olarak, içerisinde alışveriş merkezi ve gösteri merkezi barındıran Dünyanın tek eğlence, alışveriş ve yaşam merkezi olma özelliği taşımaktadır. içerisinde, açık ve kapalı birçok cadde ve bu caddeler üzerinde 200'ü aşkın çeşitli markaların mağazaları bulunmaktadır. Giriş kapısında yükselen Şato, ve içeride ki ambiyans ziyaretçilere adeta Alice Harikalar Diyarında hikayesinde ki bir karakter oldukları hissini vermektedir. ise her bütçeye uygun olması ve sürekli yapılan indirim kampanyaları ile misafirlerine büyük avantajlar sağlamaktadır. ı şuan kampanyalı 59,99 TL dir. 15 günlük okul tatilinde ise karnesini getiren tüm öğrencilere giriş ücreti 44,99 TL dir. (Fiyatlar 01.02.2018 tarihi baz alınarak yazılmıştır, sürekli değişebilmektedir) Ayrıca Vialand'a sezonluk giriş kartları da bulunmaktadır. Güncel fiyatlar için resmi web sitesini ziyaret edebilirsiniz. ise tam 16,50 TL, öğrenci 14,00 TL dir. 3D özellikli filmler için ise tam 19,50 TL, öğrenci 17,50 TL dir. a mail atmanız veya 0212 929 17 78 numaralı hattan aramanız yeterli. Türkiye de ki en büyük spor kulübü ile fit bir vücuda kavuşabilirsiniz. MACfit Vialand sizi ücretsiz grup eğitimlerine davet ediyor. Ülkemizin kendi alanında en iyi spor hocaları ile kondisyon kazanıp sağlıklı bir yaşama adım atabilirsiniz. a mail atıyorsunuz. Gün boyu sınırsız eğlence ve yanında tıka basa doyacağınız menünün de olduğu teklifi size iletiyorlar. Vialand'ın 2500 m2 alan içerisine kurduğu egzotik ormanı görmediyseniz çok şey kaçırdınız. Özellikle çocuklu aileler için daha önce görmedikleri yüzlerce cins hayvanı görme şansı Jungle İstanbul da. Balıklardan kuşlara, kuşlardan sürüngenlere, sürüngenlerden eklem bacaklılara, eklem bacaklılardan, memeli hayvanlara birbirinden egzotik hayvanlar sizleri bekliyor. Karaoke, bowling, 7D sinema, ünlü video oyunları ve Türkiye'de ki ilk paintball alanı Vialand da. Sadece çocuklar için değil, her kuşak için tasarlanan bu alanda çılgınlar gibi eğleneceksiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/208-turkiyenin-en-guzel-manzarali-10-yolu.html", "text": "Ülkemizdeki yolların manzaraları her zaman ilgi çekmiştir. Kimi zaman Ege'nin yeşillikleri arasında seyahat ederken, kimi zaman Akdeniz'in maviliğini yanımıza alıp seyahat ederiz. Bazense Anadolu'nun çorak arazilerinde seyahat ederken sarının her tonunu hissederiz. İşte Türkiye'de en güzel manzaraya sahip yollar. Bol virajlı bir yol olmasına rağmen oldukça güzel manzarası ile bu yolculuğu keyifli bir hale getiriyor. İniş ve çıkışlarıyla heyecan yaratan bu harika yolda ilerlerken hemen yanınızdaki ormanın muhteşem kokusunu ciğerlerinize çekerek oksijen alabilirsiniz. Yolda ilerlerken bir dağı tırmanır gibi bitmeyen bir rampayı çıkarken etrafınızda uçuşan kuşları ve ormanda gezinen hayvanları görebilirsiniz. Sarıyer-Belgrad Ormanları arasındaki muhteşem manzaraya sahip olan yolu hiç denediniz mi? İstanbul'un yoğun trafiğinde araba sürmek bir eziyet iken Sarıyer-Belgrad Ormanları arasındaki yolda araç kullanmak dünyanın en harika duygusu olabilir sizin için. Eşsiz manzaraları ile içinizi ferahlatan orman manzarası ile bu yolun hiç bitmesini istemeyeceksiniz. Sahil tarafından Çayırbaşı ile Bahçeköy arasındaki yolun sakinliği ve yıllara meydan okuyan asırlardır sağlam duran ağaçların eşliğinde yola devam edebilirsiniz. Fethiye ile Kaş arasındaki muhteşem yolda sürüş keyfini mutlaka yaşamalısınız. Önce ormanlar arasında başlayan yol daha sonra bir anda Akdeniz'in mavisi ile sizi karşılaştırıyor ve yol boyunca Akdeniz'in en güzel manzaralarına sahip olan sahil boyunca sizi rahatlatıyor. Dünyanın belki de en güzel yolu diyebiliriz. Her iki yanında da ağaçların bulunduğu yolun üst kısmı ağaçların birleşmesi ile doğal bir tüneli andırmakta. Birçok film sahnesinin de çekildiği bu yolu Babam ve Oğlum filminden mutlaka hatırlayacaksınız. Karadeniz'in yeşil doğası ile size güzel bir yolculuk yapma keyfini sunan harika bir yol. Sisli bir yol olarak bilinen Çamlıhemşin-Zil Kalesi arası yolu sislerin arasından size ara ara harika manzaraları göstererek içinizi ferahlatır. Doğanın en harika manzaralarına sahip yollarından biri. Ülkemizdeki manzaraların ne kadar güzel olduğunu söylemeye gerek bile duymuyoruz. Arabanızı ancak üçüncü viteste kullanabileceğiniz bu dağ yolu harika kayalıkların manzarası ile doğal bir gezi yapmanızı sağlıyor. Van'a giderken yolun hiç bitmesini istemeyeceğiniz harika göl manzarası ile sizleri büyüleyecek olan bir yoldur. Göl boyunca vardığınız ilçelerin ve göl manzarasının eşsiz güzelliği ile sakin bir sürüş keyfi yaşayarak Van gölünün etrafında tur atabilirsiniz. Ürkütücü bir manzarası olmasına rağmen doğanın en güzel manzaraları bu yolda diyebiliriz. Kanyon bir vadi içerisinde ilerleyen yolda aracınızı park ederek kanyonun muhteşem manzarasını ve aşağıda akan suyun sesini dinleyin. Munzur nehri eşliğinde harika bir yolculuk yapabileceğiniz yoldur. Virajları bol olsa da Munzur nehrinin görüntüsü ve Munzur vadisinin yeşilliği sizi sakinleştirecektir. Trakya'nın doğası ile iç içe yolculuk yaparken harika manzaralar sizi rahatlatacaktır. Fotoğraf makinanızı yanınızdan ayırmayın çünkü yol boyunca birçok yerde durup ayçiçekleri ile fotoğraf çekmek için kendinizi şartlandıracaksınız."} {"url": "https://www.gezipedia.net/209-rahmi-koc-muzesi-tanitimi.html", "text": "un ulaşım, sanayi, iletişim ve endüstri tarihini bizlere o günlerden bugüne miras kalanlarla en güzel anlatan ve bizleri geçmişin tozlu sayfalarına sürükleyen bir müzedir. Rahmi Koç müzesi şuan ki haliyle tam olarak 27.000 m2 üzerine kurulu bir müzedir. Fakat bu alan tek bir bölümden değil tam 3 ana bölümden oluşmaktadır. Müze; Tarihi Lengerhane Binası, Tarihi Hasköy Binası ve Açıkhava Sergileme Alanından oluşmaktadır. Rahmi Koç Müzesi; ilk olarak 1994 yılında Tarihi Lengerhane Binası üzerine kurulmuş fakat müzede sergilenecek olan koleksiyonlar bu binaya sığmayacağı için, tam karşısında Haliç kıyısında yer alan 2 binada aslına uygun bir şekilde restore edilerek Rahmi Koç müzesine dahil edilmiştir. Dilerseniz toplam 3 ana bölüm ve bunların alt kategorilerden oluşan Rahmi Koç müzesini birde yakından inceleyelim. nin açılan ilk binası Tarihi Lengerhane Binasıdır. Osmanlılar gemiyi denizde sabitlemek için, denize atılan zincir ve çapaya Lenger derlerdi. Lengerlerin yapıldığı yer ise Lengerhane olarak geçerdi. Sultan III. Ahmet, Bizanslılardan kalma ve başka bir amaçla yapılmış olan bu yapıyı o zamanlarda Lengerhane'ye çevirmişti. 1991 yılında ise; Rahmi Koç Müzecilik Vakfı tarafından satın alınmış ve yapının dokusu bozulmadan restore edilerek, 1994 yılının Aralık ayında müze ziyarete açılmıştır. Lengerhane Binası yaklaşık 2.100 m2'den oluşan dikdörtgen yapıda bir binadır. Binaya 2016 yılında hayatını kaybeden ve Rahmi Koç'un oğlu olan Mustafa Vehbi Koç ismi verilmiştir. Tarihi Lengerhane Binasında; eski zaman otomobillerinden matbaa makinelerine, oyuncak, demiryolu modelleri, denizcilik, havacılık ve film seti gibi birçok koleksiyon bulunmaktadır. İçine girildiği anda tarihin eski zamanlarına sürükleyen birçok parça, sizi zamanda yolculuğa çıkararak adeta içine çekecektir. Büyük bir antika dükkanını andıran bu müzeyi gezerken sizlerde zamanda kaybolabilirsiniz. Tarihi Hasköy Binası, Şirket-i Hayriye tarafında 1861 yılında yaptırılmıştır. Binanın yapılış sebebi ise, Şirket-i Hayriye'ye ait olan gemilerin bakımı ve onarımının burada yapılmasıdır. Önceleri bir atölyeyi andıran bu bina, zamanla büyütülmüştür. 1938 yılında şehir hattı vapurlarından olan Kocataş ve Sarıyer vapurları yine burada inşa edilmiştir. Yıllar içerisinde birçok kez el değiştiren tarihi Hasköy Binası yıllarca terk edilmiş bir halde harabeye dönerken, 1996 yılında Rahmi Koç Müzecilik Vakfı tarafından satın alınarak Rahmi Koç müzesine dahil edilmiştir. Lengerhane binasına açılan müzedeki koleksiyonlar zamanla arttığından, hemen karşısında bulunan Tarihi Hasköy Tersanesi satın alınarak müze genişletilmeye başlamıştır. Öncelikle restore edilen bu bina, tamamlandıktan sonra ziyarete açılmıştır. Tarihi Hasköy binasına ilk girişte sizleri sualtı dünyası, astronomi, günümüz teknoloji aletleri ve nasıl çalıştıkları ile alakalı bir bölüm karşılayacaktır. Bu bölümün üst katında ise Renkli Matematik Dünyası adlı bir bölüm daha bulunuyor ki; tamamen çocuklar için düşünülmüş. İçinde çeşitli deney setlerinin yer aldığı çocukları düşünmeye, dokunmaya ve öğrenmeye iten malzemelerle müzede keyifli saatler geçirmeleri sağlanmıştır. - Aydın Çubukçu Galerisi: Bu galeri raylı ulaşım araçlarından oluşan bir koleksiyondur. İçinde Sultan Abdülaziz'in heykeli bulunan Saltanat Vagonu'ndan tutunda,1934 yılında Kadıköy-Moda arası sefer yapan 20 numaralı tramvay bile bulunuyor. Yine eski döneme ait atlı ve motorlu diğer vagonlarda camekanlar içinde ziyaretçilerin ilgisine sunulmuştur. - Dr. Bülent Bulgurlu Galerisi: Bu galeride en dikkat çeken Araser Zeytinyağı Fabrikası olacaktır. İçinde bulunan tüm parçalar Ayvalıkta bulunan bir fabrikadan getirilmiştir. Bunun yanı sıra bu galeride yer alan diğer koleksiyonlar otomobiller, buhar makineleri, torna tezgahı ve marangozhanedir. - Erdoğan Gönül Galerisi: Klasik model arabaların yer aldığı bu galeriye Erdoğan Gönül ismi verilmiştir. Koleksiyonlar arasında 4 vitesli Anadol, Chevrolet, Bentley, Chavelle, Mercedes ve Ford gibi birçok markanın klasik modelleri yer almaktadır. Şayet sizde klasik model araba aşığı iseniz, Rahmi Koç müzesindeki Erdoğan Gönül galerisini mutlaka ziyaret etmelisiniz. - Tarihi Kızak: Bu binada karşımıza çıkan koleksiyonlar arasında en ilgi çekeni elbette Tarihi Hasköy Tersanesine ait olan Tarihi Kızak'tır.1884 yılında inşa edilen kızak yaklaşık 45 metre uzunluğundadır. - Yaşayan Geçmiş: Bu bölümde eski dönemlere ait ve en bilindik tarihi dükkanları göreceksiniz. Örneğin Şifa Eczanesi, Haliç Oyuncakçısı, Ismarlama Kundura ve Dakik Saat Dükkanı gibi. Rahmi Koç Müzesi'nde bulunan Nostaljik tren yalnızca seyirlik değil. Dilerseniz hafta sonları önceden rezervasyon yaptırarak, ücretsiz bir şekilde Hasköy'den Sütlüce'ye kadar kısa bir tren gezisi yapabilirsiniz. ın yer aldığı bölümde küçük bir kafe açmışlar. Kafenin ismi Demlik Kafe. Muhtemelen Rahmi Koç müzesinde olduğunuz için fiyatların çok uçuk olduğunu düşüneceksiniz ama korkmayın. Mesela çay 1 TL. Yanında tost ya da başka bir şeyler yiyip içebilirsiniz. fotoğrafı çekimleri için müzeye girişte ödemeniz gereken bir ücret bulunmakta. Belirlenen fiyat toplamda 5 kişi için 250 TL'dir. Çekimler için önceden müze yetkilerinden randevu almanız gerekmektedir. Müze kart Plus sahiplerine %20 indirimli. Rahmi Koç Müzesi; İstanbul'un Beyoğlu ilçesine bağlı, Keçeci Piri Mahallesi No:5'de yer almaktadır. Müzeye metrobüs ile geliyorsanız Halıcıoğlu durağında inebilirsiniz. Müzeye Eminönü'nden gelen otobüsler 47,47Ç,47E,4N, Hasköy'den gelen 54HT ile 54HŞ nolu otobüslerdir. Ayrıca Taksim'den kalkan 36T nolu otobüsten Kırmızı minare durağında inerek ulaşım sağlayabilirsiniz. Bunun yanı sıra şahsi aracınızla da gelebileceğiniz müzenin ücretsiz otoparkı da bulunmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/21-canakkalede-gezilecek-yerler.html", "text": ", Asya ve Avrupa'nın birleştiği stratejik bir noktada kurulmuş. Çanakkale savaşlarının en kanlı çarpışmalarının yaşandığı, çok sayıda şehitlik, anıt ve mezarlığın bulunduğu Gelibolu Yarımadasıyla, Troya, Assos gibi eski uygarlık merkezlerinin ortasındaki Çanakkale, tarihi kalıntıları ve 671 kilometrelik sahil şeridiyle büyük bir turizm potansiyeline de sahip. Çanakkale, Marmara'nın dolayısıyla Karadeniz'in de Ege Deniziyle buluştuğu kendi adını taşıyan boğazın ortasında kurulmuş. Batıkların Dardanelles olarak adlandırdığı Çanakkale Boğazının uzunluğu 65 km, genişliği ise 1 km ile 6 km arasında değişiyor. Antik dönemde Çanakkale Boğazının Avrupa yakasında Sestos, Anadolu yakasında Abydos adında iki kent varmış. Burada mitolojik bir aşk öyküsü yaşanmış. Sestos kentindeki bir kulede Hero adında güzel bir Afrodit rahibesi yaşarmış. Hero doğduğundan beri oradaymış ve hiç kuleden dışarıya çıkmazmış, çünkü o daha doğmadan kahinler, ailesine, kuleden bir gün ayrılırsa başına bir uğursuzluk geleceğini ve genç yaşta öleceğini söylemişler. Bahar aylarında Tanrıça Afrodit'in sevgilisi Adonis'e kavuşması büyük şenliklerle kutlanır, tanrıçanın tapınağında törenler düzenlenirmiş. Bir bahar günü Hero da bu kutlamalara katılmak istemiş, başına bir uğursuzluk geleceğine inanan ailesini güç bela ikna etmiş ve tapınağın yolunu tutmuşlar. Tapınak'ta Abydos'lu yakışıklı Leandros'la karşılaşmış, iki genç birbirini görür görmez sevdalanmışlar. Konuşup ilan-ı aşk etmişler. Ancak aralarında koca bir boğaz varmış, aşkın gücü onu da aşmış, Leandros her gece yüzüp Hero'nun yanına gelmeye başlamış. Günler, ayları kovalamış bir kış günü Leandros yine suya dalmış, fakat Boğazın azgın sularında boğulup gitmiş. Leandros'un cesedini gören Hero da bu acıya dayanamayıp intihar etmiş. Bu bölgede ortaya çıkarılan ilk yerleşimler MÖ 4000 yılına kadar gitmektedir. Antik dönemlerde yerleşim birimleri daha çok Hellespontos kıyılarında, Troas bölgesinde ve sonradan Dardanos adını alacak olan kentin bulunduğu bölgede kurulmuştur. Kent. Avrupa ve Asya'yı birbirine bağlayan önemli bir geçit olduğu ve başlıca yollar üzerinde bulunduğu için, bin yıllar boyunca gelişmiş bir ticaret merkezi olmaya devam etmiştir. Özellikle Çanakkale'nin 30 km güneyinde bulunan Truva Antik Kenti, Homeros'un İlyada'da anlattığı kadarıyla görkemli, zengin ve o günkü Yunan dünyası için merkezi bir kenttir. Heinrich Schliemann'ın (1822 -1890) ortaya çıkardığı ve Truva atıyla ünlenen bu kent, bin yıllarca insanların hayalini süslemiştir. Ama aslında bugünkü Çanakkale, antik dönemde, Çanakkale'nin 11 km güneybatısında Troas bölgesinin Dardanos kentine tekabül etmektedir. Bir Aiolia kenti olan Dardanos, adını Yunan mitolojisinin baş tanrısı Zeus'un Elektra'dan doğma oğlu Dardanos'tan alır. Bazı İtalyanlar ise, onun bir Etrüsk prensinin oğlu olduğuna inanırlar. Rivayete göre Dardanos, bu bölgede, içinde Dardanos ve Troya'nın da bulunduğu birçok kent kurmuştur. MÖ 12. yüzyıl dolaylarında. Balkanlardan göç eden kavimlerden biri olan Frigler bu bölgeyi istila etmişlerdir. Yunanlar MÖ 11. ve 8. yüzyıllar arasında, yani koloni kurma dönemlerinde, bu bölgede çeşitli koloniler kurmuşlardır. Daha sonra efsaneye göre, taktığı yüzükle istediği zaman görünmez olabilen ve böylelikle Lidya'nın kralı olan Gyges, MÖ 680 yıllarında bölgeyi egemenliği altına almıştır. Dardanos MÖ 546 yılında ise Pers egemenliğine girmiş ve Yunanlar ile Persler arasında geçen iki büyük savaşta, Perslerin Yunan anakarasına geçmek için kullandığı önemli bir üs olmuştur. MÖ 394 yılında Büyük İskender'in yönetimine giren bölge, daha sonra birçok kez el değiştirmiştir. MÖ 191 yılında bu bölgeye yerleşmeye başlayan Romalılar, MS 1. yüzyılın başlarında bölgeyi tamamen egemenlikleri altına almışlardır. İstanbul'un kurulmasından sonra önemi kat kat artan bu bölge, uzun bir süre Doğu Roma İmparatorluğunun egemenliğine boyun eğmiştir. 668 ve 672 yılları arasındaki, yani Emeviler döneminde Arap donanmaları Çanakkale Boğazından geçerek İstanbul'u kuşatmışlardır. Daha sonra Venedik, Pisa ve Cenova prenslikleri, bu bölgeyi kontrolleri altına almak için birbirleriyle mücadele etmiştir. 13. yüzyılın ortalarında tekrar Doğu Roma İmparatorluğunun egemenliğine giren bölge, 14. yüzyılın başlarında Karesioğulları Beyliği tarafından kontrol edilmiştir. 1345 yılında Çanakkale'nin Anadolu yakasında kalan kesimi, Sultan Orhan Gazi (1326 -1359) tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır. Fatih Sultan Mehmet (1451 -1481) bugünkü Çanakkale'nin güneyine, 1452 yılında Boğazhisar Kalesini yaptırmıştır. Kalenin etrafında ise bir kasaba kurulmuştur. Kasaba, çevreden çıkarılan topraklardan yapılan çanak çömleklerle ün kazanmış ve büyümüştür. Sonraları bu kaleye Çanak Kalesi adı verilmiştir. Çanakkale bugün bölgenin önemli ulaşım yollarına sahip, gelişmiş bir ticaret merkezidir. oldukça fazla olduğundan, 1 ya da 2 gün sürede şehrin tam anlamı ile dolaşılması mümkün olmamaktadır. Özellikle Çanakkale Zaferi sonucunda şehirde pek çok sayıda hatıralar ve savaş yıllarına ait izler bulunmaktadır. Savaş yılları ve sonrasına ait izlerin hala taze olarak korunduğu şehirde, yaklaşık olarak 100 yıl gibi zaman dilimlerinde pek çok sayıda kişinin aralıksız olarak ziyaret ettiği bilinmektedir. nın da gezilmesi gereken diğer önemli yerler arasında gösterilmektedir. Kente adını veren önemli ve görkemli bir anıttır. 15. yy ortalarında Fatih Sultan Mehmet (Padişahlık dönemi: 1451 -1481) tarafından yaptırılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman döneminde (Padişahlık dönemi: 1520 -1566) ise onarılmıştır (1551). Dış surlar ve içkale olmak üzere iki bölümden oluşmaktadır. 110x160 m ölçülerindeki dış surlar dikdörtgen planlıdır. Duvarlarının kalınlığı 5-7 m arasında değişir, insan boyunda ve 2 m kalınlığında mazgalları vardır. Kuzey duvarının ortasında yer alan 14 m yüksekliğinde ve 15.5 m çapındaki kule en önemlisidir. 29x44 m ölçülerindeki içkale 22 m yüksekliğindedir. 3 kat ve üst sofadan oluşur. Çarşının güney ucunda ve Kale'nin doğusundadır. 1452'de Fatih Sultan Mehmet (1451 -1481) tarafından yaptırılmıştır. Sultan Abdülaziz döneminde (1861 -1876) yenilenerek, minareden sonra iki katlı bir bölüm eklenmiştir. Çanakkale Hisarı'nın girişinde bulunmaktadır. Mihrabı ve iki duvarı sağlam durumdadır. Minarenin alt bölümü kesme taş, gövde ve şerefe ise tuğladandır. Basık kemerli kapı, esmer ve beyaz taştandır. Kentin kalbi feribot iskelesi, iki kıta arasında çalışan arabalı vapurlar günaşırı buraya yanaşıp, yolcu taşıyor. İskelenin iki yanında Çanakkalelilerin Nefes aldıkları Kordon Boyu uzanıyor. Akşam saatlerinde kitap ve takı tezgahlarınınkurulduğu Kordon cıvıl cıvıl oluyor. Başrolünde Brad Pitt'in oynadığı \"Truva\" filminde kullanılan at da Kordon Boyu'ndaki Morrabin Parkında sergileniyor. Feribot iskelesine 50 metre uzaklıktaki saat kulesi kentin simgelerinden. 1897 yılında İtalyan tüccar ve konsolos Emili Vitalis tarafından yaptırılan Saat Kulesinin dört cephesinde birer saat, en altında da bir çeşme bulunuyor. Saat kulesinin de bulunduğu Fetvane Sokak oteller, kitabevleri, barlar ve kafelerle dolu. Truva'yı keşfeden Schliemann'dan posta tatarlarına dek yolu Çanakkale'ye düşen hemen herkes buradaki Yalı Han'da kalmış. Şimdi hanın odaları kafe, sanat atölyesi ve kitapçı olarak kullanılıyor, mor salkımlı avlusu da neşeli muhabbetlere ev sahipliği yapıyor. Yalı Caddesi ve devamındaki Çarşı Caddesi boyunca asırlık dükkanlar sıralanıyor. Kentin bir başka simgesi ise türkülere konu olmuş ünlü Aynalı Çarşı. Çarşı bu adı eskiden içinde bulunan atlar için koşum ve süs eşyası yapılan dükkanlar nedeniyle almış, çünkü burada ayna olarak adlandırılan at gözlükleri satılıyormuş. Çanakkaleli Yahudi Tüccar İlya Halyo tarafından 1889 yılında inşa edilen Aynalı Çarşı 1915 yılında İngilizlerce bombalanmış, uzunca bir süre harabe olarak kalan yapı geçtiğimiz yıllarda aslına uygun bir şekilde restore edilmiş. Şimdi Aynalı Çarşı'da Truva Atı, Şehitler Anıtı maketlerinden seramiklere kadar birçok hediyelik eşya satılıyor. Troas bölgesindeki Dardanos, Çanakkale'nin 2 km güneybatısında ve Kalabaklı Çayı kıyısında, Maltepe'de bulunmaktadır. Bir Aiolia kenti olan Dardanos, adını Yunan mitolojisinin baş tanrısı Zeus'un Elektra'dan doğma oğlu Dardanos'tan alır. Bazı İtalyanlar ise, onun bir Etrüsk prensinin oğlu olduğuna inanırlar. Rivayete göre Dardanos, bu bölgede, içinde Dardanos ve Troya'nın da bulunduğu birçok kent kurmuştur. 1959 yılında Rüstem Duyuran tarafından yürütülen çalışmalar sonucunda ortaya çıkarılan bir aile mezarlığı, bölgenin tarihine ışık tutması açısından önemlidir. Bir koridor, ön oda ve ana mezar odasından oluşan mezarda birçok iskelet, altın takılar, tunç ve pişmiş topraktan yapılmış gereçler, kandiller, gözyaşı şişeleri ve müzik enstrümanları bulunmuştur. Mezarda: Arkaik, Klasik, Helenistik ve Roma dönemlerinden yazıtlar vardır. , binlerce yıl öncesine dayanan tarihi ile yapılmış savaşlara ait eserlere ulaşmanız mümkün olmaktadır. bulunmaktadır. Yarımada Çanakkale sınırları içerisinde, Marmara bölgesinde yer alan ve 1973 yılında Milli park ilan edilen bölgedir. Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde dünya tarihinin en kanlı savaşları arasında gösterilen Çanakkale Savaşında binlerce şehit için açılmış olan şehitlik, kesintisiz olarak binlerce kişinin ziyaretlerine tanıklık etmektedir. nin de şehri gezmeye giden kişiler tarafından mutlaka görülmesi gerekmektedir. Öğretim yeri olarak bilinen antik kenti, çok uzun yıllar öncesine ait eserleri ile binlerce kişi tarafından ziyaret edilmekte ve tavsiye edilmektedir. Kente 5 km uzaklıktaki Nara Kalesi, Çanakkale Deniz Savaşları sırasında büyük kahramanlıklar gösteren ve şehit olan Dardanos bataryası komutanı Üsteğmen Haşan ve Teğmen Mevsufun anısına yapılmış Haşan Mevsuf Şehitliği, Çimenlik Parkındaki Deniz Müzesi ve Nusret Mayın Gemisi de görülmeye değer yerlerden. peyniri yanıtı genel olarak verilmektedir. Adını Çanakkale'nin Ezine ilçesinden almış olan peynir, yalnızca bölgede değil Türkiye'nin tüm bölgelerinde yaygın olarak tercih edilmekte ve tüketilmektedir. Diğer bir meşhur yiyecek türü olan Sardalya balığı da Çanakkale'nin en çok tavsiye edilen çeşitleri arasında yerini almaktadır. Çeşitli yemeklerinde yapılabilmiş olduğu balık türü, bölgede yaygın olarak görülen çeşitler arasındadır. yer almaktadır. Özellikle savaş dönemlerine ait eser ve kalıntılar ile ülkemizde meşhur olan Çanakkale, aynı zamanda dünyada da yaygın olarak tanınan şehirler arasında bulunmakta ve her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlamaktadır. Yalnızca savaş dönemi açısından ziyaret edilmeyen şehirde, pek çok sayıda özel alanlar bulunmaktadır. 'ya 659 km uzaklıkta. İstanbul'dan kente uçak seferleri de yapılıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/210-beypazarinda-gezilecek-yerler.html", "text": "Ankara'nın dibinde yaşayan bir müze var. Beypazarı'nda on yıl önce başlayan restorasyon çalışmaları ve kalkınma projesi büyük bir başarıyla sürüyor, şimdiye kadar ilçedeki 3500 konaktan 550'si restore edilmiş. On yıl içinde ilçeye gelen turist sayısı tam yüz kat artmış. İşsizliğin neredeyse sona erdiği Beypazarı'nın kalkınma modeli dünyaya örnek gösterilmeye başlanmış. ndaki dükkanlarda el işi telkariler satılıyor. Beypazarı'nı keşfetmenin en kolay yolu Hıdırlık Tepesi'ne çıkmak. Bölgeye hakim bir noktadaki Hıdırlık Tepesi seyir terasından hem ilçeyi hem de çevreyi kuşbakışı seyretmek olanaklı. Beypazarı konakları geleneksel Türk evinin özelliklerini taşıyor. İki ya da üç katlı, cumbalı konakların iskeleti ahşap, dışı ise tatlı kireç denilen malzemeyle sıvanmış, Konakların en üstünde yörede guşgana olarak adlandırılan bir çatı katı var. Beypazarlılar bu konakları öyle benimsemiş ki ilçedeki çöp kutularını bile konak şeklinde yapmışlar. Beypazarı'ndaki turistik tesislerde tek fiyat uygulanıyor. Hem ilçenin içindeki hem de İnözü Vadisi'ndeki tesislere asılan afişlerde bu uygulama anlatılıyor. önemli bir doğa alanı aynı zamanda. yer alıyor. Aladağ Çayı'nın Sanyar Barajı'na bağlandığı noktada bulunan kuş cenneti 168 kuş türüne ve birçok endemik bitkiye ev sahipliği yapıyor. Buradaki kuşları seyretmek isteyenler için Davutoğları köyü yakınlarında bir kuş gözlem evi de bulunuyor. İnözü Deresi'nin de döküldüğü Kirmir Çayı Vadisi de önemli doğa alanlarından. Burada da birçok yırtıcı kuş, endemik bitki ve su samuru gibi canlılar varlığını sürdürüyor. Kirmir Çayının Sanyar Barajına karıştığı noktada önemli bir sulak alan var. 'in Mihalıççık ilçesi yakınlarında bir pars görülmüştü. Yapmadan Dönme! Turizmin gelişmesiyle birlikte Beypazarı mutfağı da canlanmış. Hatta Beypazarı'na özgü güveç, dolma, mumbar, havuç lokumu ve 80 katlı baklavanın patentini almışlar. Beypazarı mutfağının yemek ve tatlıları arasında çiğ börek benzeri yarımca; oğmaç çorbası; etli yaprak sarma, Höşmelim tatlısı ve Perçem tatlısı başta geliyor. Türkiye'de yalnızca Beypazarı'nda üretilen Beypazarı kurusu da ilçeye özgü lezzetlerden. Etlik Otobüs Terminalinden her saat başı otobüs kalkıyor. Beypazarı'na kendi aracıyla gitmek isteyenler, Ankara-İstanbul yolu üzerindeki Sincan-Yenikent yol ayrımından devam ederek Ayaş-Beypazarı yoluna girmeli."} {"url": "https://www.gezipedia.net/211-sillede-gezilecek-yerler.html", "text": "geçmişte sularıyla ünlü bir kasabaydı, Osmanlı döneminde Rumlar kasabaya kilometre uzaklıktan su getirmiş ve çeşmeler yaptırmıştı. Kasabanın her köşesinde bu çeşmelere rastlanıyor. Kasaba SİT alanı ilan edildiği için eski dokusunu büyük oranda koruyor. Sille taşından inşa edilmiş toprak damlı evler de görülmeye değer. Kasabanın sırtlarında geçmişi Selçuklu dönemine kadar uzanan mezarlıklar yer alıyor. Mezar taşlarına işlenmiş her figürün bir anlamı bulunuyor. Örneğin sarıklı mezar taşları din adamlarını, fesli mezar taşları ise devlet adamlarını simgeliyormuş. ) Barajı da görülmeye değer. Baraj gölünde birbirinden lezzetli balıklar yaşıyor, olta balıkçılığı ve piknik yapmak için çok ideal bir yer. Subaşı mahallesinde Hagios Konstantinos ve Eleni Rum Kilisesi bulunuyor. Halk arasında Büyük Kilise olarak adlandırılan kilisenin ilk olarak 327 yılında İmparator Konstantinos'un annesi Eleni tarafından Başmelek Mikhail adına inşa ettirildiği kabul ediliyor. Söylenceye göre Eleni, Kudüs'e hac için giderken Konya'ya uğramış, buradaki kayalara oyulmuş kiliseleri görünce bir kilise yaptırmaya karar vermiş ve kilisenin temel atma töreninde de bulunmuş. Kilisenin içindeki bir yazıtta 1833 yılında temelden inşa edilerek ibadete açıldığı anlatılıyor. Sille taşından inşa edilmiş yapının kubbesinin içinde İsa'nın resmi ve 1880 tarihi görülüyor. Kilisenin ikonostasis gibi bazı ahşap unsurları bile günümüze sağlam durumda ulaşmış. olarak adlandırılan üst örtüsü çökmüş bir Rum Kilisesi bulunuyor. Burada korkudan ölen iyi niyetli birisinin gömülü olduğu kabul ediliyor ve herhangi bir nedenle sütü kesilen anneler ziyaret ettiğinde sütünün geri geleceğine inanılıyor. Bir zamanlar Mevlevi çelebileri bu olayın anısına yılın bir gecesini manastırda geçirirmiş ve manastırın kandillerinin zeytinyağı ihtiyacını da Mevleviler karşılarmış. Manastırın içinde Aziz Hariton'un mucizesi sonucu kayadan fışkırdığında inanılan bir ayazma da var. Mevlana'nın ayazmanın soğuk suyuna oturarak yedi gün boyunca inzivaya çekildiği ve sapasağlam ayağa kalktığı, ayrıca sıkça ziyaret ettiği manastırda 40 gün boyunca inzivaya çekildiği söyleniyor. Mevlana'nın Hristiyanlara karşı hoşgörülü ve uzlaşmacı tavrının yörenin Türkleşmesinde ve Müslümanlaşmasında büyük rol oynadığı kabul ediliyor. Bir manastırın içinde mescidin bulunuşu, Müslüman bir din büyüğünün manastırda inzivaya çekilişi sıra dışı olaylar. , Arkeoloji Müzesi, İnce Minare Müzesi, Sırçalı Medrese Müzesi de görülmeye değer. Yapmadan Dönme! Karatay Çini Eserleri Müzesi'ni görmeden, Ak Manastırı ve çevredeki kaya kiliselerini görmeden, Sille'ye özgü yemekler arasında Bamya çorbası, Rasto ve Gavinna başta geliyor. Sille'de kurutulmuş balığa gavinna deniyor ve genellikle gövce, kızılkanat gibi balıklar kurutuluyor. Balıklar temizlendikten sonra çömleğin içine döşenerek tuzlanıyor. Ağzı sıkıca kapatılan çömlekteki balıklar birkaç ay sonra yeniliyor. 'e 548 km uzaklıkta. İstanbul'dan Konya'ya havayolu ve trenle de ulaşmak olanaklı. Konya'nın bir mahallesi olan Sille ise kent merkezine 8 kilometre uzaklıkta. Mahalleyle Konya arasında belediye otobüsleri ve dolmuşlar çalışıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/212-karadagin-tapinaklari-binbir-kilise.html", "text": "Karaman yakınlarındaki Binbir Kilise'deki tarihi kalıntılar sönmüş bir volkan olan Karadağ'ın eteklerinden başlayıp, dağın zirvesine dek yayılmış. Tapınaklarıyla, söylenceleriyle ve özgür atlarıyla ünlü Karadağ'daki kilise kalıntılarının çokluğu nedeniyle yöreye Türkçe'de pek çok ya da sayısız anlamına gelen binbir adı verilmiş. 4. yüzyıldan sonra önemli bir dini merkez olmuş. Binbir Kilise'nin bölgenin Türk egemenliğine girmesinden sonra da terk edildiği sanılıyor. Madenşehir'den Değle'ye giden yol boyunca da tarihi kalıntılar görülüyor. Üçkuyu köyünün Değle Mahallesinde on ikiden fazla manastır kalıntının oluşu burasının geçmişte bir manastır kenti olduğunu gösteriyor. En parlak dönemini 850-1050 yılları arasında yaşadığı sanılan Değle'de eski yerleşimle, modern köy yerleşimi iç içe. Hatta bazı Bizans yapılan konut ya da ahır olarak kullanılıyor. Değle'den Karadağ'ın zirvesindeki Mahalaç Tepesine (2283 metre) ulaşmak olanaklı. Hitit döneminden bu yana kutsal bir yer olduğu bilinen bu tepeye Bizans döneminde Başmelek Mikhail adında bir manastır inşa edilmiş. Mahalaç adının da Mikhail'den geldiğini sanılıyor. Manastırın doğusundaki bir kayalığın üzerinde Hitit Kralı Harpatus'un adının geçtiği Göğün Fırtına Tanrısına ve Tanrısal Büyük Dağa adanmış hiyeroglif bir yazıt var. Karadağ'ın zirvesine yakın yerlerde yılkı atları yaşıyor. Başıboş dolaşan atların sayısının 500 kadar olduğu sanılıyor. Atların buraya nereden geldiği tartışmalı, kimine göre eskiden beri burada yaşıyor, kimine göre de traktörle tanışan köylülerin terk ettiği atlar zamanla yabanileşmiş. Karaman'ın çok zengin bir mutfak kültürü var. Toyga Çorbası, İlisıra Dolması, Calla, Bidik Böreği ve Guymak Tatlısı Karaman'a özgü lezzetlerden. ve Karadağ'ı dolaşabilmek için özel araç şart. Binbir Kilise'ye gitmek için Karaman-Karapınar yolunun 27. km'sindeki Dinek köyünden Madenşehir yoluna sapılır. Yaklaşık 10 km sonra Madenşehir'e ulaşılıyor. Madenşehir'den 7 km sonra Değle'ye varılıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/213-kapadokyanin-sinasosu-mustafapasa.html", "text": "Mübadeleye kadar önemli bir Rum yerleşimi olan Sinasos yakın zamana kadar, Türklerin pek uğramadığı yalnızca turistlerin ziyaret ettiği bir kasabaydı. Kasabada çevrilen Aşmalı Konak dizisi ülke çapında ünlenmesini sağladı. 'un dünyada bir eşi daha yok. Kasabadaki konutlar, hem üstün işçilikleri hem de iklimle ve topografyayla uyumlarıyla dikkat çekiyor. Mübadeleye kadar, 700 civarında taş konağın bulunduğu bilinen kasabada 94 yapı tescil edilmiş; 211 yapı da korumaya alınmış. Duvarları resimlerle süslü taş konaklar 19. yüzyılın sonralarında inşa edilmiş. 'un zenginliği gurbetçilerden kaynaklanıyordu. Eskiden kasabanın Rum erkeklerinin çoğu gurbete çıkar ve genelde yılın 8-10 ayını İstanbul'da geçirirlermiş. Sinasoslu tüccarlar memleketlerine görkemli konaklar inşa ettirdikleri gibi, kasabanın kalkınması için büyük paralar harcamışlar. Rumlar gerek maddi zenginliği, gerekse de kültürel anlamda gelişmişliği yüzünden kasabayı Küçük Asya'nın Atina'sı olarak adlandırıyormuş. Kasaba ve çevresinde Bizans dönemine tarihlenen kilise ve manastırlarla, yakın dönemde inşa edilmiş Rum kiliselerini bir arada görmek olanaklı. 20. yüzyıl başında Rumların köyde 2 büyük kilisesi, 30 civarında da kayaya oyulmuş kilisesi varmış. Bunların en görkemlisi ve sağlamı kasabanın merkezindeki Hagios Konstantinos ve Hagia Eleni Kilisesi. Kasabanın en eski camisi ise 1601 tarihli Merkez Cami. Sipahi Cami ve Şeyh Ali Camisi diğer tarihi camiler. Kasabanın çevresindeki vadilerde kayalara oyulmuş birçok kilise ve manastır var. Bunların en önemlisi Manastır Vadisi'ndeki Hagios Nikolaos Manastırı. Kasabaya 1 kilometre uzaklıktaki manastır mübadeleye kadar kullanılmış. Manastırın kilisesi büyük bir kaya konisinin içine oyulmuş. Avlusunda mezar taşları ve cilt hastalıklarına iyi geldiği kabul edilen bir ayazma var. Buradaki ağaçlar çaputlarla dolu, evde kalmış kızlar ya da çocuğu olmayan kadınlar kumaş bağlayarak adak adıyormuş. Bu manastırın çevresinde kayalara oyulmuş birkaç şapel daha var. ise halı atölyesi ve satış mağazası olarak kullanılıyor. Hagios Basileos Kilisesi'nin resimlerini görmeden, Ünlü Sinassos konaklarını gezmeden, DÖNME! Konaklarda enfes yemekler pişiriliyor. Bunların arasında güveçte köfte ve yaprak sarma başta geliyor. 'e 26 km uzaklıkta. Ürgüp-Mustafapaşa arasında düzenli araç seferleri bulunuyor. Mustafapaşa; Kayseri Havaalanı'na 70 km, Nevşehir Havaalanı'na 50 km uzaklıktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/214-kapadokyanin-incisi-goreme.html", "text": "'nin içi turistik bir alışveriş merkezine dönüşmüş. Uzaktan onlarca katlı bir gökdeleni andıran kale biletle gezilebiliyor, hatta merdivenlerle zirvesine kadar çıkılıyor. Erciyes Dağından Kapadokya'nın birbiri ardına sıralanan gizemli vadilerine kadar çevrenin en güzel görüldüğü yer burası. Uçhisar'dan 3 km kadar ilerleyince Avcılar köyüne varılıyor. Bizans döneminde önemli bir yerleşim olduğu bilinen Avcılar ve çevresinde kayalara oyulmuş altı kilise var. Antik dönemde Korama olarak adlandırılan Göreme ise Avcılar'a bağlı ve onun bitişiğinde bulunan bir dini merkez imiş. Kasabanın içinde çok sayıda Roma mezarının varlığı burasının kutsal bir alan olduğunu kanıtlıyor, bu özelliğini Bizans döneminde de sürdüğü, günümüze ulaşmış çok sayıda kilise ve manastırdan anlaşılıyor. Göreme şimdi bir turistik bir kasaba. Kasabanın peri bacalarının içine inşa edilmiş otel ya da pansiyonlarının eşi, benzeri yok. olarak adlandırılan bir kilise var. Girişi toprak kayması nedeniyle kapanınca, tahribattan kurtulmuş bu sayede freskleri günümüze çok iyi durumda ulaşmış. yer alıyor. Kayalara oyulmuş katları yıkıldığı için yalnızca giriş katındaki birkaç oda gezilebiliyor. yer alıyor. Aynalı Manastır; toplantı salonu olduğu sanılan büyük bir mekan, bir kilise ve mezar odalarından oluşuyor. Elmalı Manastır adını girişindeki elma ağacından almış. Uzun yıllar boyunca güvercinlik olarak kullanıldığı için bütün girişleri kapatılmış ve böylece freskleri neredeyse hiç tahrip olmadan günümüze ulaşmış. Kilisenin iki ayrı dönemde bezendiği dökülen fresklerinin altından görülen ve kırmızı boyayla yapılmış figüratif bezemelerden anlaşılıyor. 'nin freskleri büyük oranda hasar görmüş. Kapadokya'nın en güzel ve etkileyici yapısı Karanlık Kilise. Karanlık Kilise, kilise, yemekhane ve büyük bir avlu etrafında sıralanmış dokuz odadan oluşan iki katlı bir manastır. Küçük penceresi dışında hiç ışık almayan kilise yarı karanlık olduğu için Karanlık Kilise olarak adlandırılmış. Gerek az ışık alması, gerekse de geçmişte güvercinlik olarak kullanılması nedeniyle kilisedeki freskler sanki yeni yapılmış gibi canlı ve sapasağlam duruyor. Karanlık Kilise'nin bütün duvarlarını kaplayan olağanüstü güzellikteki freskleri, birçok araştırmacı tarafından Kapadokya resim sanatının doruk noktası olarak kabul ediliyor. yer alıyor. Alt katta büyük bir yemekhane, üst katta da merdivenle çıkılan fresklerle süslü bir kilise var. Yakınlardaki Çavuşin ve Zelve vadileri de Göreme'nin devamı niteliğinde, buralarda da kayalara oyulmuş kilise ve manastırlar var. Zaman ayırıp mutlaka görmek gerek. Yapmadan Dönme! Nevşehir yemeklerinde et ve sebze öne çıkıyor. 'e 750 km uzaklıktadır. Nevşehir'in 15 km doğusundaki Göreme'ye, Nevşehir'den otobüs, minibüs ya da taksiyle ulaşılabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/215-turkiyenin-en-huzurlu-yerleri.html", "text": "Yapılacak işler, kaçışı olmayan gürültüler, egzoz dumanlarının içinde heba olan zamanlar, koşuşturmacalar, beton yığınları ve daha niceleri... Tahmin edeceğiniz üzere şehir hayatının keşmekeşliğinden bahsediyoruz. Kocaman gökdelenler, iç içe geçmiş binalar, bitmeyen trafik çilesi ve daha nice yorgunluk sebebi. Yeşil, huzur ve bakir bir doğa... Huzuru bulmak için Türkiye'nin Kuzeydoğusuna gitmeyi göze alıyorsak eğer sizi kimselerin pek haberdar olmadığı bir cennete götürüyoruz. Maçahel ismi aslında bölgenin Gürcü dilindeki adı olmakla birlikte en bilinen adı. Daha sonra değiştirilip Camili adı verilmişse de hala yaygın olarak Maçahel olarak biliniyor. Yılın 365 günü eksilmeyen bir sisten bahsederek başlayalım. Bu nedenle buraya ulaşmak biraz cesaret çokça da şoförlük becerisi gerektiriyor. Hoş pek fazla hız yapmadıkça da bir sorun oluşturmuyor aslında. Bölgenin doğal güzelliklerini ne kadar övüyorsak yapılaşmanın estetizm yoksunluğundan da o derece yermemiz gerektiği kanısındayım. Yine de olsun demeden edemiyor insan; bakir kalsın da varsın yapılaşma eksik olsun. Maral şelalesi bir bedenin yaşayacağı en iyi huzuru neredeyse garanti ederken bölgenin güzelliği bununla da sınırlı değil. Tamamen natürel yapılan ve hiçbir katkı kullanılmayan arıcılık faaliyetleri veya endemik bitkiler görülmeye değer nitelikte. Huzur arıyorsak eğer yerleşim yerinin olmadığı, kuş seslerinin eksilmediği, denizin ormanın içlerine kadar bir kanal vasıtasıyla sokulduğu bir yerden başka ne isteriz ki. sık bir çam ormanı, huzurlu bir nehir ve ahengin hayat bulmuş halini andıran kuş ötüşleri. Bizce fazlasıyla denemeye değer. Görenleri hayrete düşüren bir mimariden bahsedeceğiz size. Kayaların oyulmasıyla oluşturulmuş birçok ev, kilise, mezar ve diğerleri. Eşsiz manzarası ve gün batımında size sunduğu huzur ziyafetiyle Ihlara Vadisini es geçmeyin deriz. Sizi o yorucu şehirden alıp eşsiz bir ekosistemin tam ortasına bıraksak fena mı olur? Ihlamur ağaçlarıyla dolu bir orman, doğallığı korunmuş bir yabanıl hayat ve eşsiz bir bitki çeşitliliği huzurun ta kendisi anlamına geliyor aslında. İster bisikletle ister yürüyerek keşfe çıkın ve huzurda kaybolun. Önce Üçağız Koyunu buluyor oradan tekneye atlayıp adamıza geçiyoruz. Bu süreçte varacağımız nokta tam olarak Kekova olsa da aslında huzura doğru çoktan yelken açtınız demektir. Mavinin de yeşilin de en güzel halini bulmakla kalmayıp buram buram antik çağ kokan zamanlar da geçirebileceksiniz. Adamızda en hakim şey ise huzur ve sakinlik. Dalış yapmak isteyenlere de muazzam deneyimler barındırdığını eklemeden geçmeyelim. 'den bahsediyoruz. Nice medeniyetlere ev sahipliği yapmış bu kadim ilçe Fırat'ın sularından nasiplenip bir kısmını suların altına bırakmak zorunda kalmış olsa da tarihle iç içe huzurlu bir rota arayanlar için muazzam bir deneyim imkanı sunuyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/216-unesco-dunya-miras-listesinin-egedeki-elcileri.html", "text": "Ege Denizi Türkiye'nin batısında, Türkiye ile Yunanistan arasındadır. Mora yarımadası ile Marmaris kıyıları arasında uzanan adalarla Akdeniz'den. Çanakkale Boğazı ile Marmara Deniz'inden ayrılır. Ege Denizi'nin başlıca özelliği, denizaltı topoğrafyasının büyük ölçüde kara yüzey şekillerine benzerlik göstermesidir. Derinliği 500 metreyi geçmeyen alanların büyük bir yer kapladığı görülür. En derin noktası, Girit Adası'nın kuzeydoğusundaki çukurluktur (3.150 m). Kıta sahanlığı hemen hemen belirsizdir. Yüzey sularının tuzluluğu yüksektir. Tuzluluk, denizin büyük bölümünde binde 38'in altına düşmez. Yüzey sularının ortalama sıcaklığı, kuzeyden güneye doğru azalır. Ağustos sıcaklığı 23-24,5 C arasında değişir. Gelgit olaylarının neden olduğu düzey değişiklikleri, Karadeniz ve Marmara'ya oranla daha belirgindir. Bu değişiklik, 70-90 cm arasında oynar. Ege'de, biri kuzeyden güneye, öteki güneyden kuzeye ilerleyen iki büyük yüzey akıntısı vardır. Ayrıca koy ve körfezlere yönelen ikincil önemde akıntılar da vardır. Ege kıyıları, son derece çeşitli kıyı şekilleriyle doludur. Dağlar denize dik uzandığından, kıyılar çok girintili çıkıntılıdır. Yarımadalar, burunlar, koylar ve körfezler birbirini izler. Başlıca önemli körfezler Güllük, Gökova ve Hisarönü'dür. Ege Denizi aynı zamanda bir adalar denizidir. Bu adaların hemen hemen tamamı Yunanistan'a aittir. Türkiye sınırları içinde kalan en önemli adalar, Gökçeada (279 kilometrekare) ve Bozcaada'dır (40 kilometrekare). Ege Denizi kıyılarında zamanında balıkçı köyleri veya küçük yerleşimler görüntüsü çizen birçok belde, günümüzde dünyaca ünlü turistik merkezler haline gelmişlerdir. Dünyanın yedi harikasından ikisi Ege'dedir. Dünyanın yedi harikasından biri sayılan Halikarnas Mozolesi Muğla iline bağlı Bodrum ilçesinde bulunmaktaydı. Yapıdan günümüze sadece Tepecik Mahallesi'nde bulunan temel kalıntıları ulaştı. Helenistik dönemde tüm görkemiyle yükselen anıt, önce bir depremle sonra da Bodrum Kalesi'nin yapımında kullanılacak gereci sağlamak için yıkıldı. Anıtı, Karia Satrapı Mausolos'un eşi Artemisia kocasının anısına yaptırdı. MÖ 352'de Mausolos ölünce, Artemisia Karia tahtına geçti ve ünlü sanatçıları anıtın yapımıyla görevlendirdi. Ancak anıt bitmeden öldü. Yapım yarıda kaldı, para da bitti. Yapımda görevli sanatçılar parasız çalışacaklarını, üstelik öbür harcamalar için gerekli parayı da sağlayacaklarını söylediler ve anıtı tamamladılar. Dünyanın yedi harikasından bir diğeri ise Efes Antik Kenti'nde bulunan Artermiş Tapınağıdır. Strabon, tapınağın çeşitli defalar yıkıma uğrayıp her seferinde yeniden yapıldığını yazar. Kazılar sırasında bulunan en eski kalıntılar, MÖ 7. yy'a tarihlenir. İlk Çağ'da denizin kıyısında bulunan yapı, bugün denizden 5 km içeridedir. Yapının yerinde bugün bir sütun, kimi mimari parçalar ve İngiliz Çukuru denilen kocaman bir çukur kalmıştır. Çanakkale'de. Tevfikiye köyü yakınında, Hisarlık mevkisinde bulunan antik kent. 9 kültür katmanı ve 30 yapı katmanından oluşan kent, 1998 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi'ne alınmıştır. Denizli'nin 20 km. kuzeyinde, Akköy ilçesinde bulunan travertenleri ile ünlü kaplıca. Pamukkale ve çevresinde kurulu antik Hierapolis kenti doğal ve kültürel özelliklerinden dolayı 1988 yılında Unesco Dünya Miras Listesi'ne katılmıştır. Eşen Çayı çevresinde kurulu iki Lykia kenti. Xanthos Kaş'ın kuzeybatısında, Kınık sınırları içinde yer alır, Letoon ise Seydişehir ilçesinin güneyindeki Kumluova Mahallesi'nde bulunmaktadır. Listeye 1988 yılında dahil olmuştur."} {"url": "https://www.gezipedia.net/217-truva-antik-kenti.html", "text": "Homeros'un ünlü İliada Destanının da geçtiği kabul edilen Truva, Çanakkale Boğazının Asya kıyısındaki Hisarlık Tepesinin üzerinde kurulmuş. Truva eskiden deniz kıyısındaymış, Karamenderes Nehrinin getirdiği alüvyonlar kenti kıyıdan uzaklaştırmış. Truva, MÖ 2000'li yıllarda Mezopotamya, Mısır ve Anadolu arasındaki ticaretin kavşak noktasıymış, bu nedenle zenginleşmiş ve düşmanları çoğalmış. Kendilerini savunmak için, o dönemde pek kullanılmayan demiri, inşa ettikleri kulelerde ve surlarında kullanmışlar. Görkemli surlarını göz önüne aldığımızda, bu ölçüde bir yerleşimin Avrupa'da bile olmadığı biliniyor. Tevfikiye köyü yakınlarındaki antik kentin ziyaretçilerini tahta bir at ile Truva'yı tanıtan levhalar karşılıyor. Truva'ya gelen hemen herkes tahta atın içine girip fotoğraf çektiriyor. Tahta atın yanındaki panoları izleyip, kent surları arasından geçerek antik kenti dolaşmaya başlanıyor. Eğer Truva hakkında bilgi sahibi değilseniz, göreceklerinizden memnun kalmayabilirsiniz. Çünkü bu görkemli kentte bulunan eserler Dünyanın elliden fazla müzesine dağılmış durumda. Ortada birkaç duvar dışında görülecek bir şey yok gibi. Troya'da ilk kazıyı 1871 yılında İliada'dan etkilenen Alman tüccar Schliemann yapmış. Schliemann'm amacı Kral Priamos'un hazinelerini bulmakmış, bu yüzden Hisarlık Höyük'ün ortasından geçen ve \"Schliemann Yarması\" olarak adlandırılan 40 metre genişliğinde ve 17 metre derinliğinde bir gedik açan Schliemann ana kayaya kadar inmiş; ancak hazineyi bulacağım derken birçok katmanın hasar görmesine neden olmuş. Schliemann, bir süre sonra Priamos Hazinesi olarak kabul ettiği altınlara ulaşmış ve bulduklarını gizlice ülkesine götürmüş. O öldükten sonra, arkadaşı Wilhelm Dörpfeld kazıları sürdürmüş. Troya'yla ilgili yapılan çalışmalara damgasını Alman bilimadamı Manfred Korfmann vurmuş. Troya savaşının geçtiği dönemde kentin Hititlerin etki alanı içinde bulunan Luwi kenti Wilusa olduğunu ve Troya'nın sanıldığından on beş kat daha büyük olduğunu ortaya çıkarmış. Bunların yanında antik kenti dolaşan ziyaretçiler için yollar ve Troya'yı anlatan tabelalar yaptırmış, böylece ziyaretçi sayısı beş binlerden yarım milyona çıkmış. Uzun uğraşları sonucu Troya 1996 yılında tarihi milli park ilan edilmiş ve sonra da UNESCO dünya kültür mirası listesine alınmış. İşte bu yüzden halkın büyük sevgisini kazanan Korfmann'a \"Osman Bey\" denilmeye başlanmış, anısı kent merkezinde açılan kütüphanede yaşatılıyor. Troya Savaşının MÖ 1200-1190 yılları arasında geçtiği sanılıyor. Birçok esere esin kaynağı olan bu savaşla ilgili tek belge Homeros'un MÖ 8. yüzyılda kaleme aldığı bilinen İllada Destanı. Anadolulu birçok halkın on yıl süren bu savaşta Troyalıların yanında yer aldığı, kendi savaşları olarak gördüğü biliniyor. Binlerce yıl sonra Fatih Sultan Mehmet'in Midilli'yi aldıktan sonra \"Troyalıların öcünü aldım\" dediği, aynı ifadeyi Dumlupınar'da Mustafa Kemal'in de kullandığı kabul ediliyor. olarak duyurmuştur. Altın taçlar, küpeler, şeritler, süs eşyaları, kadehler, gümüş külçeler, kaplar, tunç miğferler ve kalkanlardan oluşan hazine, önce Yunanistan'a kaçırılmıştır.1996 YILINDA MİLLİ PARK İLAN EDİLEN TRUVA, 1998 YILINDA DA UNESCO DÜNYA MİRAS LİSTESİ'NE ALINMIŞTIR. 'nde bulunmaktadır. Daha sonraki araştırmalar hazinenin Priamos'a ait olmadığını göstermiştir. Hazinenin bulunduğu 2. katın, Priamos'un yaşadığı dönemin 1000 yıl öncesine tarihlenebileceği saptanmıştır. Schliemann'dan sonra, 1893 ve 1894 yıllarında yürütülen kazı çalışmalarını W. Dörpfeld yürütmüştür. Dörpfeld, kentin 9 katlı olduğunu ve 6. ile 7. katların Yunanistan'daki Mykene Uygarlığıyla çağdaş olduğunu ortaya çıkarmıştır. 1932-1938 yılları arasında Cintinati Üniversitesinden Cari W. Blegen başkanlığında Amerikalı bir ekip, 9 kültür katmanının 30 yapı katından oluştuğunu saptamıştır. DÜNYADA EN ÇOK TANINAN VE BİLİNEN ANTİK KENTLERDEN BİRİ OLAN TRUVA, KUŞKUSUZ BU ÜNÜNÜ ANA KONUSU TRUVA SAVAŞI OLAN HOMEROS'UN ILYADA İSİMLİ ESERİNE BORÇLUDUR. Çalışmalar tam 50 yıl sonra, Tübingen Üniversitesinden Prof. Dr. Manfred Korfmann başkanlığında, birçok farklı ülkeden arkeologların katılımıyla oluşan bir ekiple yeniden başlatılmıştır. . Truva 9'daki odeon, tiyatro, bouleuterion gibi kalıntılar ise Roma dönemine ait. Romalılar, Afrodit'in oğlu Aeneas'ı kentin kurucusu olarak kabul ediyor, Truvalıların soyundan geldiklerine inanıyorlardı, bu nedenle Truva'ya büyük saygı duyuyorlardı. Roma döneminde yeni yapılar inşa edilirken, Truva 6'nın önemli yapıları ve Truva 7'nin evleri yıkılmış, kent Bizans döneminde bütünüyle terk edilmiş. 1 büyük bir yıkıma uğradığı halde, bu iki kat arasında kültürel bir değişiklik bulunmaz. Dairesel bir plan gösteren surları kenti çevreler. Bu kat, kentin yerleşimi ve imarı açısından bir gelişmişliğin yaşandığını gösterir. Megaronlar hepsi tek yöne bakacak biçimde yan yana dizilidir. Dar sokaklar boyunca yan odalı megaronlar ve daha küçük evler yer alır. Bu katta ortaya çıkarılan sütunlu avlulu megaron en ilginç yapıdır. Truva 2, sütunun ilk kez kullanıldığı yerleşmedir. Truva 2, izlerin gösterdiği kadarıyla bir yangın sonucunda tahrip olmuştur. SCHLİEMANN, PRİAMOS'UN OLDUĞU SANILAN O ÜNLÜ HAZİNEYİ 2. KATTA BULMUŞTUR. 600 BÜYÜK KÜP, ÇOK SAYIDA EV ALETİ VE TAKI DİĞER BULUNTULAR ARASINDADIR. MÖ 2200 - 2050 tarihleri arasındaki yerleşme, öncekilere göre daha geniş bir alana yayılmış durumdadır. Surlarla çevrilidir, ancak plansız bir kenttir. Sur duvarlarının tümüyle taştan olması dikkate değer bir gelişmedir. Yapılar da karmaşık planlı ve büyüktür. 2'nin tahrip edilmesine neden olan indo - Avrupa göçü uzun bir süre etkisini göstermiştir. Troya 3, 4 ve 5 bu büyük göçten oldukça etkilendiği için, Truva eski önemini yitirmiş ve yoksullaşmıştır. O kadar ki, Truva 4'te kent surlarının olmadığı saptanmıştır. TRUVA 4 KATINDA BULUNAN DÖRT BÖLÜMLÜ BÜYÜK BİR YAPI İLGİNÇTİR. HER BÖLÜMDE İKİŞER ODA VARDIR VE HEPSİ AYNI SOKAĞA AÇILMAKTADIR. MÖ 1900 -1800 yıllarına tarihlenen katta mimari ve kentleşme açısından Truva 3 ve 4'le karşılaştırdığımızda bir gelişme gözlemlenir. Kent zayıf bir surla çevrelenmiştir. Düzgün planlı evler birkaç odalı ve avlulu olup, büyük bir salona sahiptir. Sekiz yapı katından oluşan bu katla birlikte Orta Tunç Çağı başlamıştır (MÖ 1800 -1300). Bu dönemde Hititlerin Anadolu'ya girdikleri yapılan kazılarla ortaya konulmuştur. Yine bu dönemde, Truva'ya farklı kavimlerden insanların yerleşmeye başladıkları anlaşılmaktadır. Ağaç hatıllarla desteklenmiş yöresel kireç taşından inşa edilen surlarda özenli bir işçilik gözlenir. Evler alana daha rahat yerleştirilmiştir. Megaronlar, gelişmiş mimarinin ürünleridir. Anadolu'ya özgü bir tip olan, iki sıra sütun kaidesi bulunan ev, dikkate değer bir buluntudur. Kulenin içinde sarnıç ve 8 m derinlikte bir kuyu vardır. Yeni yapılan surlar kulelerle desteklenmiştir. Ovaya egemen konumdaki kulenin gözetleme amacıyla kullanıldığı ileri sürülmektedir. Bu kentte, sur dışında küp mezarlar bulunmuştur. W. BLEGEN'E GÖRE, BÜYÜK BİR DEPREMLE YERLE BİR OLAN TRUVA 6'NIN EVRESİ, KİMİ BİLİM ADAMLARINA GÖRE PRİAMOS'UN KENTİDİR. 'ya geldiklerini göstermektedir. Bu dönemde tek odalı evler birleştirilerek çok odalı yapılar elde edilmiştir. Duvar örme tekniğinin değişmesiyle, örülen duvarlar güçlendirilmiştir. 7 (b2) katı bir yangın ve istilaların neden olduğu tahribat da son bulmuştur. Pithos: Antik dönemde içinde yağ, tahıl gibi besin maddelerinin saklandığı büyük, yumurta şeklinde kulplu çanak, çömlekler. Bu kapların içine ceset konulup, gömü de yapılmaktaymış. AMERİKALI ARKEOLOGLARA GÖRE, PRİAMOS'UN TRUVA'SI BU KENTTİR. Amerikalı arkeologların bulgularına göre, bu kattaki Helen izleri MÖ 7. yüzyıldan geriye gitmemektedir. Fakat Korfmann'ın yönettiği ekip ilk geometrik seramiği bu katta bulmuştur. Buraya inşa edilen Helenistik Dönem'e ait tapınakların en önemlisi Athena Tapınağı'dır. Başlıkları Dor düzenli, 6x12 sütunu bulunan tapınağın kalıntıları günümüze ulaşamamıştır. Athena, Truva'nın çevresinde bulunan birçok kentin koruyucu tanrısıdır. Pers imparatoru Kserkses ona bin öküz kurban etmiştir. Büyük İskender de Granikos Zaferi'nden sonra bu tapınağı ziyaret ederek, onu çok çeşitli süslerle donatmıştır. Athena Tapınağı'nın bulunduğu yer Schliemann tarafından tahrip edildiği için, bugün bir çukur halindedir. TRUVA'NIN Bu KATINDA AMERİKALI ARKEOLOGLARIN AŞAĞI TEMENOS VE YUKARI TEMENOS DEDİKLERİ İKİ KUTSAL ALAN ORTAYA ÇIKARILMIŞTIR. Büyük İskender'in Aristoteles tarafından, Homeros'un destanlarıyla yetiştirildiği bilinmektedir ve Büyük İskender Homeros'un destanlarından, özellikle de İlyada'daki Akhilleus'tan oldukça etkilenmiştir. Bu nedenle onun döneminde Truva'ya eski önemi geri verilmiştir. İskender, generallerinden Antigones ile Lysimakhos'a kentin yeniden imar edilmesi ve limanının yenilenmesi emrini vermiştir. Böylelikle Truva, döneminin önemli ticaret merkezlerinden biri haline gelmiştir. Romalılar kendi soylarının Truva'lı Ankhises'in oğlu kahraman Aineias'dan geldiğine inandıkları için, Truva'ya büyük önem vermişlerdir. Roma imparatoru Constantinus (324 - 337) imparatorluğun doğu bölümünün merkezi yapacağı kenti seçmek için, İstanbul ve birkaç kent yanında Truva'yı da düşünmüştür. Jülyus Caesar (MÖ 59 - MÖ 44) ile Octavius Augustus (MÖ 31 - MS 14) kentin yeniden imar edilmesi için gereken çalışmaları başlatmışlardır. Athena Tapınağı ile kent surları arasında bouleuterion, tiyatro, auditorium gibi Roma dönemi yapı kalıntıları bulunmaktadır. 'de, Tevfikiye köyünün yakınlarında bulunan ünlü antik kente, merkezden düzenli olarak otobüs seferi yapılmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/218-geliboluda-gezilecek-yerler.html", "text": "Tarihi MÖ 12. yüzyıla dayanan bu kentimizin gezilecek yerler listesine geçmeden önce biraz tarihine bir göz atalım. kadar eski olduğu sanılmaktadır. Hitit İmparatorluğunun MÖ 12. yüzyılda yıkılması üzerine kent önem kazanmaya başlamıştır. Kalıntıları günümüze ulaşamamış olan kente, ilk zamanlarda Critote denirken. Yunanların koloni kurma döneminde Antik Yunancada \"güzel şehir\" anlamına gelen Gallipolis adı verilmiştir. Kent önce Pers Savaşlarında, sonra da Peloponnesos Savaşında önemli bir rol oynamıştır. MÖ 6. yüzyılda Persler, Lydia Krallığını yıkarak bölgede üstünlük sağlamışlardır. MÖ 5. yüzyıl sonlarında kısa bir süre Sparta'nın denetimine girmiş, MÖ 4. yüzyıl ortalarında ise, diğer birçok kent gibi Makedonya egemenliğini kabul etmek zorunda kalmıştır. MÖ 2. yüzyılın sonlarında Roma topraklarına katılan kent, bu kez de uzun yıllar süren Roma-Pontus mücadelelerine sahne olmuştur. MS 5. yüzyılda Got ve Hun istilalarına uğrayan ve yakılıp yıkılan kent, Bizans imparatoru I. Jüstinyen döneminde (527 - 565) yeniden imar edilmiştir. İstanbul'u ele geçirmek için Emeviler pek çok kez Gelibolu üzerinden geçmişlerdir. Kent 1367 yılında Sultan Murad (1356 - 1389) tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır. Stratejik konumu nedeniyle tarih boyunca çatışmalara tanık olan Gelibolu, Osmanlılar döneminde Çanakkale'nin önem kazanmasıyla etkililiğini yitirmiştir. Antik çağa ait kaleyi, Doğu Roma imparatoru I. Jüstinyen (527 - 565) onartmıştır. Bugün yalnızca kıyıda görülen tek burcu sağlam kalan kalenin, 70 kuleli ve altıgen planlı olduğu, içinde 300 dolayında ev ve konak ile su sarnıçları ve cami bulunduğu, Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesinde belirtilmektedir. Hüdavendigar Camisi olarak da bilinen yapı, Sultan Murad döneminde (1356 -1389) yapılmıştır, 1676 ve 1889 yıllarında da onarılmıştır. Ulu camiler düzenindeki dikdörtgen planlı yapının geçmişte kare planlı olduğu bilinmektedir. Kesme taştan minaresi kuzeybatıdadır. Sultan II. Murad döneminden (1421 -1451) kalma tek mekanlı hamamın bir göbek taşıyla iki halveti vardır. Kubbeler baklavalı kuşaklara oturmaktadır. Gelibolu'nun 16 km doğusunda bulunan antik kent. Gallipolis 'güzel şehir' anlamına gelir. Bu güzel şehirden günümüze hiçbir kalıntı ulaşamamıştır. Fakat Gelibolu'nun 16 km doğusunda yer alan Duran Çiftlikte bulunan kalıntılar, antik Gallipolis kentinin burada kurulmuş olduğuna ilişkin varsayımları güçlendirmiştir. Duran Çiftlik yakınındaki tepede kale temelleri, duvar kalıntıları ve birkaç mezar görülmektedir. ndeki Ece Limanıyla Çanakkale Boğazı kıyısındaki Akbaş iskelesini birleştiren çizginin güneybatısında kalan yaklaşık 33.000 hektarlık bir alana yayılmıştır. Bu alan, 2 Kasım 1973 tarihinde, Çanakkale Savaşlarının izlerini ve anısını korumak, bitki toplumu, jeomorfolojik yapı vb. kimi doğal değerleri yaşatmak amacıyla, milli park olarak düzenlenmiştir. Yaklaşık 190 bin Türk ile 200 binin üzerinde yabancı askerin yaşamını yitirdiği, Birinci Dünya Savaşı Çanakkale Kara ve Deniz muharebelerinin yapıldığı topraklar park sınırları içinde bulunmaktadır. , Suvla Ovası ve Kakma Dağı savaş kalıntıları ziyaret edilebilir. Ayrıca parkın sınırları dahilinde birçok sit alanı ve tarihi anıt da yer almaktadır. Yangınlarla büyük zarar gören doğal bitki örtüsü; maki, kızılçam ve meşe ağaçlarından oluşur. Park alanındaki yabanıl hayvanlar ise porsuk, yaban domuzu, kurt, sansar, sincap ve tavşan ile Tuz Gölü çevresinde toplanan su kuşlarıdır. Ziyaretçilerin konaklaması için yeterli altyapı yoktur. Sadece Morto Koyu'nda bir otel ve Kum Limanı'nda bir kamping vardır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/219-eceabatta-gezilecek-yerler.html", "text": "lu, Phokaia ve Lesboslu göçmenlerin de buraya yerleştiği sanılmaktadır. Bu yerleşmelerden başlıcaları; bugünkü Eceabat'ın yerindeki Madytos, kente 4 km uzaklıkta, Yalova köyündeki Sestos, Kilidülbahir köyündeki Kynossema ve Bigalı Kalesi yöresindeki Idaion'dur. Atina ile Sparta arasındaki Peloponnesos Savaşı'nda (MÖ 431 - 404) Atina'nın merkez donanım üssü olarak kullanılan Sestos, daha sonra Sparta ve Atina arasında birkaç kez el değiştirmiştir. Bölge MÖ 334'de Büyük İskender tarafından alınmıştır. Roma döneminde Sestos'un önemi azalırken, Madytos gelişmeye başlamıştır. Kent. Hristiyanlığın ilk dönemlerinde önemli merkezlerden biri olmuştur. Savaşı sırasında top atışlarıyla yıkılan Eceabat, daha sonra yeni baştan kurulmuştur. , başka hiçbir kalede uygulanmamış özgün bir plana sahip olmasıyla meşhurdur. Eceabat'ın Seddülbahir köyü, Morto Koyu, Hisarlık Burnu'ndadır. Doğan Erginbaş ve İsmail Utkular'ın ortak projesi ile 1954'de başlanmış ve 1960'da bitirilmiştir. Hisarlık Burnu denizden 48 m yüksekliğinde doğal bir kaide oluşturmakta, bunun üstünde 4 m yüksekliğindeki anıt platformu ve 39,75 m yüksekliğindeki granit ve betonarme anıt yer almaktadır. Eceabat'a 10 km uzaklıktaki Alçıtepe köyündeki müze, Bakkal Salim'in savaştan arda kalan kalıntıları toplamasıyla oluşmuştur. Topladığı parçaları evinin iki odasında ziyarete açan Bakkal Salim Mutlu'nun koleksiyonundaki eşyalar arasında kurşunla delinmiş bir tütün tabakası, bir matara, kopmuş bir asker düğmesi, dağılmış bir tespihten arda kalanlar gibi ilginç eşyalar yer almaktadır. 'a 309 km olup araç ile E84 üzerinden ulaşabilirsiniz. Çanakkale'den sürekli otobüs ve minibüs seferleri vardır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/22-aydinda-gezilecek-yerler.html", "text": "birden fazladır ve doğal güzelliklerinin yanında tarihi yapıları ile ziyaretçilerini cezbeder. Kente ilk yerleşenlerin Hititlere bağlı bazı topluluklar olduğu sanılmakta ise de, bu konuda kesin bir bilgi yoktur. Kentin bilinen ilk adı Tralleis'dir. Kimi kaynaklara göre kent, Peloponnesos'tan gelen Argoslular ile İllyria ya da Trakya'dan gelen Trallialılar tarafından kurulmuştur. Daha sonra Karyalıların (MÖ 12. yüzyıl), Friglerin (MÖ 8. yüzyıl), İonların (MÖ 8. yüzyıl) ve izleyen dönemde Lidyalıların egemenliğine girmiştir. Ardından Pers kontrolüne giren kenti, MÖ 400'lerde Spartalı Thibron Batı Anadolu'daki öteki kentlerle birlikte almaya çalışmış, ancak başarılı olamamıştır. Büyük İskender'in imparatorluğunun önemli bir üssü olan yerleşme, İskender'in ölümünden sonra önce Antigonos'un, sonra Seleukosların kontrolüne girmiş ve kent bu dönemde Seleukeia adını almıştır. MÖ. 190'da Roma, kentin yönetimini Bergama Krallığı'na bırakmıştır. MÖ 133'de Roma İmparatorluğu'na bağlanan kent, iİparator Neron döneminde (MÖ 54 - 68) Caesarae adını almış, fakat MS 1. yüzyılın sonlarına doğru tekrar Tralleis adıyla anılmaya başlanmıştır. Doğu Roma egemenliğinde Efes'e bağlı bir psikoposluk olan kent, 1280'de Selçuklu uçbeylerinden Menteşe Bey tarafından ele geçirilmiştir. Anadolu Selçukluları döneminde Güzelhisar adını alan kente, Aydınoğulları döneminde Aydın Güzelhisarı denmiştir. , 15. yüzyılın başlarında devlet adamı, bilgin ve büyük filozof Şeyh Bedreddin'in yandaşlarından Börklüce Mustafa'nın önderlik ettiği ayaklanmaya sahne olmuştur. İsyan şiddetle bastırılmış, Börklüce Mustafa, Torlak Kemal ve Şeyh Bedreddin gibi isyan önderleri asılarak idam edilmişlerdir. 1811 yılında Aydın; İzmir, Manisa, Muğla, Antalya ve Isparta sancaklarını içine alan eyaletin merkezi olmuştur. Daha sonra merkez İzmir olduysa da eyalet Aydın adıyla anılmıştır. Birinci Dünya Savaşı sonrasında üç yıl Yunan işgali altında kalan Aydın, 7 Eylül 1922 yılında kurtarılmıştır. Güzelhisar Mahallesi'nde, Büyük Menderes Caddesindedir. 1658 yılında Ahmet Şemsi Paşa tarafından yaptırılmıştır. Camiyi yaptıranın adından dolayı Şemsi Paşa Camisi diye de tanınmaktadır. Kare planlı bir camidir. İçten kubbeli olan çatısı kiremitle örtülüdür. Tek şerefeli minaresi kuzeybatı köşededir, içi sade bir yapıdır. İstasyon binası yanındaki meydandadır. Aydın'ın en güzel eserlerindendir. Mısır Beylerbeyi Oveys Paşa'nın oğlu, Mehmet Paşa'nın torunu Hacı Süleyman Bey tarafından 1683 yılında yaptırılmıştır. Bu nedenle \"Süleyman Bey Camisi\" adı ile de bilinir. Önünde piramit şekilli bir kubbeyle örtülü ve 15 musluklu bir şadırvan yer alır. Son cemaat yeri, 4 yuvarlak sütun üzerine 3 kubbeyle örtülüdür. Sağdaki tek şerefeli minarenin gövdesi çok kenarlıdır. Gazi Bulvarındadır. 1585 yılında Mısır Beylerbeyi Üveys Paşa'nın kardeşi Haşan Çelebi tarafından yaptırılmıştır. Minaresi 1899'daki yer sarsıntısında yıkılmıştır. \"Haşan Efendi Camisi\" adı ile anılırken, onarımdan sonra \"Eski - Yeni Cami\" adını almıştır. Kesme taştan yapı kare planlıdır. Tek şerefeli minaresi sağdadır. Giriş kapısı, minberi ve mihrabı mermerdir. Üveys Paşa Mahallesindedir. 14. yüzyılda yapılmıştır. Aydınoğlu Beyliği'nden Aydın'da kalabilen tek eserdir. Sekizgen kasnaklı küçük bir kubbe ile örtülüdür. İçerisinde Aydınoğlu soyundan 3 kişinin ve Horasan'dan gelme İsmailoğlu Ali Han'ın mezarları bulunmaktadır. Yanında bulunan Alihanbaba Camisi ve Medresesi, Kurtuluş Savaşı esnasında yıkılmıştır. Köprülü Mahallesinde, Gazi Bulvarındadır, 1708 yılında Aydınlı Nasuh Paşa tarafından yaptırılmıştır. Medrese, mescit, han ve hamamdan oluşan külliyenin ortasında bulunan medrese U planlıdır. Moloz taştan yapılmış medresenin kapısı güneyde bulunur ve çatısı yıkık haldedir. 17 odacığı günümüze ulaşmış medresenin yanındaki 20. Sokak'ta ve Zincirli Han'ın kuzeybatı köşesinde moloz taş ve tuğla karışımı duvarlı, 7x7 m. boyutunda iki kat pencereli bir mescit bulunmaktadır. Külliyenin batısında ve medrese bitişiğinde bulunan hamam kubbelidir. Aydın ilinin arkeolojik bakımdan ne cevherler barındırdığının belgesi ve göstergesi olarak bulunan antik kenttir. Dünyaca tanınan Türk arkeolog Kenan Erim'in burada birçok hizmeti bulunmaktadır. , 500 milyon yıllık menderes kütlesinin parçası konumundadır. arasında mutlaka yer almalıdır. Kilisenin en önemli özelliği tavanının kreskleridir. Puta karşı olunan dönemde geometrik ve simgesel motiflerine yansımıştır. 9. Yüzyılın ikinci yarılarında, ikonoklastik dönemin ardından, kişisel fresklerde ve dinsel olaylarda yer almıştır. Horoz, üzüm ve balık başlıca sembollerdir. 'te bulunan arkeolojik kazılardan elde edilen ürünlere yönelik açılmıştır. İki büyük salondan oluşmaktadır. Burada Arkaik, Miken, Helenistik, Klasik, Bizans, Roma, Selçuklu ve Osmanlı çağlarından kalma birçok eseri görmek mümkündür. Kestane dağlarının güney eteklerinde plato üzerinde yer almaktadır. Merkezden 1 kilometre uzaktır, Tralleis ve Argoloslular tarafından kurulmuş olan bir kenttir. Menderes havzası üzerinde yer aldığından dolayı verimli topraklara sahiptir. MÖ.334'te İskender burayı alınca Helenistik krallıklar döneminde egemen güç sürekli değişkenlik göstermiştir. arasında çoktan yerini almıştır. Mora isyanı sırasında denizden gelebilecek tehlikelere karşı savunma amaçlı yapıldığı bilinmektedir. Burada hem şehrin eşsiz manzarasını izleyebilir hem de denizin tadını çıkartabilirsiniz. Milet Tiyatrosu, Magnesia Antik Kenti, Aphrodisias Antik Kenti be Didyma Antik Kenti de mutlaka görmeniz gereken diğer tarihi yerler arasında yer almaktadır. Bu yapılar küçüklükleri ile dikkat çeker ve şehrin gençlik dönemlerinden kalmadır. Masif Roma yapıları bu kentte en çok göze çarpan yerlerdir. Sokaklar, kamusal yapılar ve konutlar tam anlamıyla size İskender zamanlarına geri götürür. Bu nedenle görülmesi gereken yerler listesinde yer almaktadır. Mutlu Türkiye'nin Ege bölgesinde yer alan üçüncü yatırım yeridir. 2007 Eylül ayında temelleri atılmıştır. Aydın ve çevresinde yer alan en büyük alışveriş ve yaşam merkezi olarak, yaklaşık 22.000 öğrencinin yer aldığı Adnan Menderes Üniversitesi'ne yürüme mesafesinde yer almaktadır. Aydın ilinin en canlı ve işlek ticaret merkezleri arasında yer almaktadır. Alışveriş ve Yaşam Merkezi Adnan Menderes Bulvarından yaklaşık olarak 2 kilometre uzaklıktadır. ve çevresi, tarih öncesinden bu yana süren yerleşimlerin izleriyle dolu. Bafa Gölü antik dönemde denizin bir parçasıymış, Büyük Menderes nehrinin taşıdığı alüvyonlar Orta çağın sonlarında körfezin denizle ilişkisini keserek göle çevirmiş. Gölün doğusunda heybetli Beşparmak Dağı uzanıyor. Antik dönemde dağ, körfez ve burada kurulan bir kent Latmos olarak adlandırılıyordu. Türkler Latmos Dağı'na çok uzaklardan görülen siluetinden dolayı Beşparmak adını vermiş. - Pirinçli tavuk çorbası, - havuç çorbası, - patates çorbası, - Teleme Tatlısı, - Aydın Sıkması, - Yumurtalı Pazı Kavurması, - Aydın Çemeni, - Sütlü Yemiş, - Pazı Otu Kavurması, - Kırlı Patlıcan Kızartma, - Semizotu Yemeği, - Etli Kereviz, - Arapaşı, - Kedirgen Kavurması, - Alca Pilav, - Domates Çorbası, - Kalburabastı, - Koruk Ekşili Bamya, - Etli Enginar Yaprağı, - Zerde, - Yemiş Tatlısı, - Kabak Tatlısı, - Avukma, - Ebegümeci Kavurma, - Kabak Kavurma, - Kulak Çorbası, - Mantar Kavurma, - Aydın Güveci en meşhur yemekleri arasında olup, gittiğinizde mutlaka denemeniz gereken tatlardı. diye sorulacak olunursa; Ege bölgesinde bulunan Aydın ilimiz İzmir, Manisa, Uşak ve Muğla illerimiz ile komşu durumundadır. Aydın İzmir'e 112 km, İstanbul'a 608 km, Ankara'ya ise 587 km uzaklıktadır. Havayolu kullanmak isteyenler için Çıldır Havaalanı Aydın merkeze 7 km uzaklıktadır. Mobil cihazlarınızdaki navigasyon uygulamaları ile de aşağıdaki haritayı kullanarak Aydın'a gelebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/220-ezinede-gezilecek-yerler.html", "text": "İki önemli antik kent olan Aleksandreia Troas ve Neandria'nın kalıntıları Ezine ilçesi sınırlarında bulunmaktadır. Bölgedeki diğer antik yerleşme Kolanai'dır. Önce Atina önderliğindeki Attika-Delos Deniz Birliği'ne katılan kent, sonradan Spartalıların eline geçmiştir. Daha sonra Roma ve Doğu Roma bölgeyi kontrolleri altına almıştır. Ezine, Sultan Orhan Gazi döneminde (1326 -1359) Osmanlı topraklarına katılmıştır. Charles Texier'in Küçük Asya adlı yapıtında aktardığına göre, bölge Ezne ya da Enay olarak anılmıştır. Tarih açısından önemli bir konumda bulunan Ezine'nin gezilecek yerler listesine bir göz atalım. Sultan Orhan Gazi döneminde (1326 -1359) yapılan yalın, alçak ve kalın duvarlı yapı, Osmanlı camilerinin ilk örneklerinden olması itibarıyla oldukça önemlidir. Son cemaat yeri, mermer sütunlu ve ahşap kemerlidir. Tavanı, Sultan II. Mahmud döneminde (1808 -1839) yenilenmiştir. Sultan Yıldırım Bayezid döneminde (1389 - 1403) yapılan caminin inşasında, çevredeki antik yapı kalıntıları kullanılmıştır. Son cemaat yeri olarak sonradan eklenen yapının yanında. Sefer Şah'ın mezarı bulunmaktadır. Cami, türbe ve hamamdan oluşan külliye, Ezine'nin 12 km batısındaki Kemalli köyünde bulunmaktadır. 14. yy'da Sultan Murad döneminde (1359-1389) yapılan cami, tek kubbeli ana mekan ve çapraz tonozlu revaktan oluşur. Son cemaat yerinin yanları kapalıdır. Caminin kuzeyinde, büyük blok taşlardan yapılmış türbe yer alır, içindeki Selçuklu üslubu taş sanduka, 1383'e tarihlendirilir. Caminin batısındaki dört kubbeli hamam, en eski Osmanlı yapılarındandır. Ezine'nin 15 km batısında yer alan bir Aiolia kentidir. Geyikli'ye bağlı Dalyan köyü sınırları içindeki Eski İstanbul ya da Odunluk iskelesi'ndedir. Aleksandreia Traos, Sgia adındaki küçük bir yerleşmenin üzerine, MÖ 310'da Antigoneia adıyla kurulmuştur. Daha sonra Lysimakhos, hem kentin gelişmesine önem vermiş hem de adını Aleksandreia Troas olarak değiştirmiştir. Helenistik dönemde kent, limanı sayesinde önemli deniz ticaret merkezlerinden biri olmuştur. Roma imparatorluğu döneminde de önemini koruyan kent, gereken ilgiyi görmüştür. Hatta antik kaynaklardan öğrenildiği kadarıyla, İmparator Hadrianus döneminde (MS 117 -138) Herodes Atticus kenti tiyatro, kemerler, hamamlar gibi çeşitli yapılarla donatmıştır. Fakat kentin kolay ulaşılabilir bir deniz yolu üzerinde olmasından dolayı, buradaki yapıların taşları zamanla sökülüp götürülmüştür. Bugün toprak üstünde görülebilenler, dörtgen planlı kent surlarının bir bölümü ile tiyatronun oturma yerleridir. Antik yerleşme, bugünkü köyün altında kaldığı için araştırma ve kazı çalışmaları yapılamamıştır. Bölgede çok eski zamanlardan beri değişik amaçlarla kullanılan kaplıcalar ve tuzlalar bulunmaktadır. Troas bölgesinde yer alan Neandria, Ezine ilçesinin güneybatısında, Aleksandreia Troas'dan yaklaşık olarak 13 km daha içeride, Çağrı Dağı'nın üzerinde bulunmaktadır. Bir Aiolia kenti olan Neandria, 1400 m boyunda, 450 m genişliğinde bir alana yayılmıştır. Bu antik kent, 1899'da Alman Arkeolog Robert Koldewey tarafından kazılmıştır. Kentin 3200 m uzunluğundaki ve 3 m kalınlığındaki surlarının MÖ 5. yüzyılda inşa edildiği sanılmaktadır. Günümüze az hasarlı olarak ulaşan bu surların 11 kulesi ve çok sayıda girişi bulunmaktadır. Kent MÖ 5. yüzyılın ortalarında Atina'nın önderliğini yaptığı Attika-Delos Deniz Birliği'ne üye olmuştur. MÖ 310'da kent boşaltılmış ve halkı Antigonos tarafından Antigoneia'ya yerleştirilmiştir. MÖ 7. yüzyıl sonuna ya da MÖ 6. yüzyıl başına tarihlendirilen Aiolia düzenindeki tapınak, kentin en önemli yapısıdır. Apollon'a adanan tapınak, bir podyum üzerindeki bir celladan oluşmaktadır. Yazılı kaynaklardan edinilen bilgilere göre Apollon heykeli, tapınağın cellasının güneydoğusunda yer almaktaydı. 'nde sergilenmektedir. Kentte Apollon Tapınağı'nın dışında, Zeus kutsal alanı, arkaik ve klasik dönemlerden kalmış evler bulunmuştur. Ayrıca, kentin duvarları dışındaki nekropolde yer alan çeşitli lahitler, pithoslar ve anıt mezarlara da ulaşılmıştır. Evler Neandria'yı kuzeyden güneye kesen caddenin çevresinde sıralanmıştır. merkeze 45 km olan Ezine'ye düzenli otobüs seferleri bulunmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/221-assos-antik-kenti.html", "text": "kenti, Midilli Adası'ndaki Methymna kenti sakinleri tarafından MÖ 1000 dolaylarında kurulmuştur. Fakat burada MÖ 13. yüzyılda Hitit Kralı IV. Tudhaliya'nın kurduğu, stratejik öneme sahip Assouwa bulunmaktaydı. Assouvva, Ege kentlerinin birliğine karşı, bölgedeki Hitit varlığının garantisi olmuştur. MÖ 6. yüzyılın ikinci yarısına kadar Lidya'nın kontrolü altında bulunan Assos, MÖ 549 - 479 yılları arasında Pers İmparatorluğu'na katılmıştır. Daha sonra Perslere karşı önlem almak için kurulan ve Atina'nın önderliğini yürüttüğü Attika-Delos Deniz Birliği'ne katılmıştır. MÖ 5. yüzyılın sonlarına doğru kent oldukça büyümüştür. Pers İmparatorluğumun Frigya Satrapı Ariobarzanes, MÖ 365 yılında Pers kralına karşı ayaklanmış ve burada yapılan savaşta yenilmiştir. Bir süre Karia Satrapı Mausolos'un kontrolüne giren Assos. MÖ 360 yılında ayaklanma sırasında Satrap Ariobarzanes'e yardım eden banker Eubulos'un yönetimine girmiştir. MÖ 350 yılında Atina'da Platon'un Akademia'sında öğrenim gören ve Eubulos'un eski bir kölesi olan Hermeias, yönetimi ele geçirerek tiranlığını ilan etmiştir. Her ne kadar antik çağlardaki tiranlıklar, baskının ve zulmün hakim olduğu yönetimler olsa da bu dönemler kentlerin büyük kalkınma gösterdiği dönemlerdir. ASSOS, SİYASAL VE KÜLTÜREL AÇIDAN VARLIK GÖSTEREMEMİŞ AİOLİA KENTLERİ İÇİNDE, ADINI DUYURABİLMİŞ SAYILI YERLEŞMEDEN BİRİDİR. Platon'un öğrencisi Hermeias'ın kontrolü altında Assos, buraya davet edilen ve çoğunlukla Platoncu olan filozofların katılımlarıyla bir felsefe ve bilim merkezine dönüşmüştür. Hermeias'ın yakın dostu, onun gibi Platon'un öğrencisi olan Aristoteles, Hermeias'ın daveti üzerine Assos'a gelerek bir süre (348 - 345) burada yaşamıştır. Bu arada bir felsefe okulu kurduğu bilinmektedir. Ayrıca Aristoteles burada Hermeias'ın kızı ya da yeğeni Pythias'la evlenmiş ve bir kız çocuk babası olmuştur. Diogenes Laertios'un aktardığına göre, Hermeias Aristoteles'in sevgilisi olmuştur. Diogenes Laertios'un, Aristippos'un bir yapıtına dayanarak aktardığına göre ise Aristoteles, Hermeias'ın bir cariyesine tutulmuş ve Hermeias'ın izniyle onunla evlenmiştir. Assos, Doğu Roma imparatorluğu döneminde piskoposluk merkezi olmuş ve Makhramion adını almıştır. 1080'de Kutalmışoğlu Süleyman tarafından fethedilen Assos, 1330'lu yıllarda Karesioğlu Beyliği'nin kontrolü altına girmiş, daha sonra da Osmanlı topraklarına katılmıştır. PLATON'UN BİR DİĞER ÖĞRENCİSİ VE HERMEİAS'IN ARKADAŞI ARİSTOTELES DE BU ŞEHRE GELİP YAŞAYANLARDAN BİRİYDİ. 'ndan iki basamaklı podyum, sütun başlıkları ve kaideleri, bazı mimari parçalar ören yerinde görülebilmektedir. Tapınağın kabartmaları ise Paris, Boston ve İstanbul Arkeoloji müzelerinde sergilenmektedir. Anadolu'da nadiren rastlanan Dor düzeniyle inşa edilmiş yapılardan biri olan Athena Tapınağı benzerlerinden farklı olarak, İon tapınak düzeninde olduğu gibi sütunları birbirine bağlayan arşitravda kabartmalar bulunmaktadır. Athena Tapınağı'nın bulunduğu yerin Satnioeis Vadisi ve Edremit Körfezi manzarası eşsizdir. GÜNÜMÜZDE, DOÇ. DR. ÖRSAN ÖYMEN TARAFINDAN DÜZENLENEN VE DÜNYANIN VE TÜRKİYE'NİN BİRÇOK YERİNDEN ÇEŞİTLİ KATILIMCILARIN İŞTİRAK ETTİĞİ FELSEFE TOPLANTILARI, ASSOS'UN FİLOZOFLAR KENTİ OLMASINI YAD EDER. Agora, gymnasium ve tiyatro, akropolisin eteklerinde teraslar üzerinde bulunmaktadır. Dört yandan çeşitli yapılarla çevrili agoranın kuzey ve güneyinde çok katlı stoalar yer alır. Kuzey stoası 111,52 m uzunluğunda, 12,42 m genişliğinde Dor üslubunda iki katlı bir yapıdır. Güneydeki Dor düzenli stoa ise üç katlıdır. Orta katında 13 dükkanlık bir kapalı çarşı bulunan stoanın en alt katında iki sarnıç ve 13 banyo odası vardı. Stoalar MÖ 3. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenmektedir. Agoranın batısındaki kemerli girişinin sağında, MÖ 2. yüzyıla tarihlenen tapınağın kalıntıları görülür. Agora ile kentin batı kapısı arasında, MÖ 2. yüzyıla tarihlenen gymnasiumun kalıntıları görülür. Gymnasiumun, 32x40 m ölçülerinde, taş döşemeli, Dor düzenli sütunlarla çevrili avlusunun kuzeydoğusunda, Doğu Roma kilisesi, güneybatısında ise sarnıç yer alır. Agoranın güneyindeki MÖ 2. yüzyıla tarihlenen tiyatro, Roma döneminde onarılmıştır. Bugün oldukça yıkık bir durumdadır. Kentin nekropolü, batı ve doğu kapılarından başlayan yolların iki yanında sıralanmış lahit ve mezar anıtlarından oluşur. Batı kapısının kuzeyindeki kemerli anıtın Publius Varius'a ait olduğu anlaşılmıştır. Nekropoldeki mezarlar, Helenistik ve Roma dönemlerine tarihlenir. AKROPOLİSTE, 283 METRE YÜKSEKLİKTE YER ALAN ASSOS ATHENA TAPINAĞI'NDANİKİ BASAMAKLI PODİUM, SÜTUN BAŞLIKLARI VE KAİDELERİ, BAZI MİMARİ PARÇALAR GÖRÜLEBİLMEKTEDİR. Kentte 14. yüzyıla ait iki Osmanlı yapısının kalıntıları vardır. Akropolisin kuzeyindeki cami. Sultan Murad döneminde (1359 -1389) yapılmıştır. Diğer eser olan Tuzla Çayı üzerindeki yerel taştan köprü üç gözlüdür. Sivri kemerli yan gözler 7, ortadaki göz 15 m yüksekliğindedir. Köprü bugün de kullanılmaktadır. -Behramkale arası 401 km olup, E881 üzerinden yaklaşık 5 saatlik bir yolculuk ile ulaşabilirsiniz. Çanakkale'den Ayvacık'a yarım saatte bir minibüs seferleri yapılmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/222-edremitte-gezilecek-yerler.html", "text": "Edremit, Adramytteion ya da Pidasus adıyla MÖ 15. yüzyılda kurulmuştur. Çeşitli kaynaklarda Adramyttion, Landramutti, Pidasus adlarıyla geçmektedir. Kent, tarihi yollar üzerinde, özellikle de Troya ile Bergama arasında bulunduğu için sık sık el değiştirmiş ve istilalara uğramıştır. MÖ 6. yüzyılda Kral Kroisos döneminde Lidya kontrolü altına girmiştir. Yerleşim alanı, Lidya Kralı Kroisos'un kardeşi Adramis tarafından onarılıp geliştirilmiştir. Kente Adramytteion adının bu dönemde verildiği sanılmaktadır. Daha sonra Perslerin kontrolü altına giren bölgeyi, Büyük İskender 334'de kendi imparatorluğuna katmıştır, izleyen dönemlerde kente Roma ve Doğu Roma imparatorlukları hükmetmiştir. Kent 718 yılında hedefleri İstanbul olan İslam ordularının işgaline uğramıştır. 1076'da Selçuklular bölgeyi işgal ve yağma etmişlerdir. Bölge 1099'da, imparator Aleksios Komnenos döneminde (1081 - 1118) tekrar Doğu Roma imparatorluğu kontrolü altına girmiştir. Yerleşme, daha sonra Karesioğlu Beyliği'nin kontrolü altına girmiş, ardından Sultan Orhan Gazi döneminde (1326 -1359) Osmanlı topraklarına katılmıştır. Aynı adlı caddededir. 15. yüzyıla tarihlenen yapı, kesme taştan, tek kubbeli camilerin klasik örneklerindendir. Caminin günümüze ulaşmayan bir medresesi olduğu bilinmektedir. Yapı, Hekimzade Yusuf Sinan Camisi olarak da bilinir. Pelasgoslar tarafından kurulan kent, ilçe merkezinin batısındaki Altınoluk beldesinin 4 km doğusunda bulunmaktadır. Kazdağı'nın güneyinde ve Edremit Körfezi'nin kuzeyindeki bir tepenin üzerinde kurulu kentin tarihi MÖ 1000'li yıllara kadar gitmektedir. Kent bir kale ve mezarlık ile çevrilidir. Artemis Kaplıcalarının bulunduğu Astya köyü de buradadır. Kent, Hristiyanlık döneminde piskoposluk merkezi olmuştur. 1989 -1996 yılları arasında yapılan kurtarma kazılarından sonra, 2001 yılında bölgedeki arkeolojik çalışmalar yeniden başlatılmıştır.2001 YILINDA TEKRAR BAŞLAYAN KAZILARDA, MS 1. YÜZYILA AİT OLDUĞU SANILAN DUVARLARI FRESKLER VE TABAN DÖŞEMELERİ İSE MOZAİKLERLE SÜSLÜ BİR EV BULUNMUŞTUR. Altınoluk'un doğusundaki Avcılar köyünden Kaz Dağlarının içlerine doğru uzayan 27 km uzunluğunda bir kanyondur. Dağdan gelen çam kokulu havayı Altınoluk'a, denizin iyotlu havasını da dağa taşır. Bir nevi baca görevi gören ve yüksekliği yer yer 600 metreyi bulan kanyonda, çeşitli bitkiler ve soğuk su kaynakları vardır. Gölcüklere de rastlanan kanyon, tam anlamıyla bir doğa cennetidir. 'un Edremit Körfezi'ne açılan kıyısı, hareketli bir turizm merkezi durumundadır. Altınoluk, otel, motel ve pansiyonlarıyla 1990'lı yıllardan itibaren özellikle yazları gördüğü ilgiyle, oldukça büyümüş ve gelişmiştir. Beyoba köyüne 2 km uzaklıkta bulunan şelalenin suları sekiz metre yüksekten düşmektedir. Şelalenin çevresini piknik alanı olarak düzenleyen Orman işletmesi, buraya bir de tesis inşa etmiştir. köyündeki bu müzede Türkmen kültürüne ait iş araçları, giysiler, çadırlar, ev aletleri gibi yüzlerce ürün sergilenmektedir. , yaz aylarında yoğun bir turizm merkezine dönüşmektedir. Zeytinlikler içinde, şirin bir yerleşmedir. Akçay plajları 5 km uzunlukta ve 10-30 m genişlikte, ince kumlu doğal kumsallardır. Kentin hemen yakınında ve Edremit'e 10 km uzaklıktadır. Bu doğal kumsal çevresinde çayhaneler, gazinolar, lokantalar, evler, lojmanlar ve konaklama tesisleri bulunur. Plajlarda soyunma kabinleri, tuvalet, duş ve içecek su vardır. Akçay plajlarının önemli bir özelliği, denizin içinden kaynayan soğuk tatlı su kaynaklarının olmasıdır. DÜNYANIN İLK GÜZELLİK YARIŞMASININ YAPILDIĞI KAZ DAĞLARININ ETEKLERİNE KURULMUŞ ŞİRİN BİR TATİL BELDESİDİR. AKÇAY VE ÇEVRESİ DÜNYADA OKSİJENİN EN BOL BULUNDUĞU YÖRELERDEN BİRİDİR. Çanakkale-İzmir karayolu üzerinde ve Akçay'a 3 km uzaklıktadır. 100 yataklı otelinde lokanta, gazino ve otopark vardır. Güre Kaplıcası'nın kükürtlü suyu 59 C'dir. Kaplıcanın romatizma, kadın ve cilt hastalıklarına iyi geldiği öne sürülür. Ayrıca, çamur banyosu yapılabilen bir tesisi de vardır. 'a mesafesi 425 km olup E881 üzerinden yaklaşık 5 saatlik yolculuk sonucu ilçeye ulaşılabilir. Balıkesir merkezden Edremit'e düzenli otobüs ve minibüs seferleri düzenlenmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/223-guzelyurtta-gezilecek-yerler.html", "text": "olan kasabanın adı 1965 yılında Güzelyurt olarak değiştirilmiş, ancak halk Gelveri demeye devam ediyor. 20. yüzyıl başında Aksaray çevresindeki en kalabalık Rum kasabası olan Güzelyurt'ta 250 Türk ve 3500 Türkçe konuşan Rum yaşıyormuş. Giden Rumların yerine Yunanistan'ın Kozan ve Kastorya yöresinden Türkler yerleştirilmiş. Güzelyurt'lu Rumlar ise Yunanistan'da Kavala kenti yakınlarında Nea Kalvari adında bir yerleşim kurmuşlar. Ne gidenler ne de gelenler komşularını, vatanlarını ve bir arada yaşamanın değerini unutmamış. Araya giren denizler, dağlar da buna engel olamamış, atalarının bıraktığı evleri, kiliseleri ziyaret etmeyi sürdürmüşler, Güzelyurt'lular da gelenlere sevgiyle kucak açmış her zaman. de bulunuyor. Vadideki bazı kiliselerin duvarları fresklerle süslü, bazılarının da dış cephesi yontularak şekil verilmiş. var. Manastırın bulunduğu noktadan çevre kuşbakışı seyredilebiliniyor. . Haç planlı kilisenin kubbesi ayakta, ancak haç kollarının üst örtüsü kısmen yıkılmış. Bu yüzden Dünya Anıtlar Fonu Kızıl Kilise'yi dünya üzerinde en fazla tehlike altında olan ve korunmasına özen gösterilmeyen 100 tarihi eser arasında gösterdi. Gökçe köyünde kayalara oyulmuş Bizans kiliseleri dışında son derece ilgi çekici bir mekan daha var: Şambaz Baba Türbesi. Bu türbe, cuma günleri Müslümanların cami gibi ibadet ettiği, pazar günleriyse Hristiyanların kilise gibi ibadet ettiği kutsal bir mekan. Türbede yatan kişinin bu civarda yaşadığı bilinen Mamas adlı bir Hristiyan azizi olduğu kabul ediliyor. 3. yüzyılın sonlarında Romalılarca Hristiyan olduğu için öldürüldüğü kabul edilen Mamas'ın mezarının bulunduğu yere Bizans döneminde bir kilise inşa edilmiş ve burası Kapadokyalı Hristiyanlarca ziyaret edilen kutsal bir yer olmuş. olarak adlandırılmış ve halka şifa dağıtan bir yatır olarak kabul edilip, günümüze kadar ziyaret edilmiş. Aziz Mamas'a Müslümanlarca konulan \"Şemmas\" adının eski Türkçe'de \"başının tepesi tıraşlı papaz\" anlamına gelmesi de son derece anlamlı. Yöre halkı zihinsel özürlüleri gece bu türbeye bırakıyor ve hastaların Şemmas Baba tarafından iyileştirildiğine inanıyor. Şemmas Baba Türbesi'ne gitmeden, DÖNME! - Adana yol ayrımından sapılıyor, yaklaşık yarım saat sonra da Güzelyurt'a ulaşılıyor. Ayrıca Aksaray otogarından da ilçeye düzenli otobüs seferleri bulunuyor. Güzelyurt'ta konaklayacak birçok otel ve pansiyon da var."} {"url": "https://www.gezipedia.net/224-dogada-ates-yakmak-icin-ihtiyac-duyulan-malzemeler.html", "text": "İyi bir ateş yakmanın sırrı önce küçük dallarla başlayarak ateşi kademeli olarak büyütmek ve giderek daha büyük odunlar kullanarak ateşi olgunlaştırmaktır. Yakacakların sıralaması kav, çalı çırpı, küçük dallar, büyükçe dallar ve kütükler şeklinde olmalıdır. Sıradaki kategoriye geçmeden önce ateşin içindeki yakacağın iyice tutuşmasını beklemelidir. Ateş olgunlaşmaya başladıktan sonra kalın kütükler ateşin önünü kapatmayacak şekilde ateşin içerisine yatırılmalıdır. Dişbudak, köknar, elma, fındık, çobanpüskülü gibi yumuşak odunlar çabucak ve bol alevli yanarlar. Bu tür odunlar iyi de ısı verir. Isıtıldığı zaman en çok kıvılcım çıkaran odun sedir ve köknardır. Yumuşak odunlar çok hızlı yandıkları için ateşi sürdürmez, hızlı yemek pişirmek ve çeşitli sıvıları kaynatmak için kullanılabilir. Ancak ateş çabucak söner, fırınlama ve yavaş pişirme için gerekli közler yerine bol miktarda kül bırakır. Acil durumlarda yakacak olarak çevrenizde bulacağınız herhangi bir şeyi kullanmak zorunda kalabilirsiniz. Hayvan pisliği, kuru dikenler, kara yosunu, kara süpürgeotu, çürümüş sebze gibi malzemeleri önceden güneşe serip kurutarak kullanabilirsiniz. Deniz kıyısındaysanız kuru deniz yosunu yakılabilir. Bazen kömür parçaları hatta yeryüzüne sızıp küçük göller oluşturmuş petrol bulmak bile mümkündür. Ayrıca bazı kumsallarda yakmak için kullanabileceğiniz zift parçaları da bulabilirsiniz. Hayvan yağı da yakacak olarak kullanılabilir. Fakat bunların dumanı fazla ve zehirleyici olabilir. Çam, alıç gibi reçineli bazı odunlar ateşe atıldıklarında şiddetle patladıklarından mümkün olduğunca az kullanılmalıdır. Kızılağaç, kestane, kavak ve söğüt ise yanmaktan ziyade çok tüter. Bambu da ateşe atılmadan önce yarılmazsa patlayabilir. En azından bir elma büyüklüğünde iyice ufalanmış bir topak kav olmalıdır. Kav ateş yakarken kullanılacak en önemli malzemedir. Eğer kav yerine kullanabilecek suni bir tutuşturucu yoksa küçük dallar yanmaz. Bir önceki konuda kav olarak kullanılabilecek maddeleri anlatmıştık. Çalı çırpılar ateş yakarken hemen kavın yanında olmalıdır. Hatta üzerinde olması alevlenmeyi kolaylaştırır. Kav alev aldıktan sonra küçük dal parçalarını da ve kuru yapraklardan oluşan çalı çırpıyı da tutuşturur. Dal parçaları en fazla kurşunkalem kalınlığında olmalı ve kullanacak çalı çırpının tam anlamıyla kuru olduğundan da emin olunmalıdır. Çalı çırpı iyice tutuştuktan sonra ateşe parmak kalınlığında sopalar atmaya başlanabilir. Bu küçük yakacaklar ateşi yavaş yavaş güçlendirirler. Ana yakacak görevi gören büyükçe dalların kolayca kırılabilecek kalınlıkta olması gereklidir. Kamp ateşlerinde genel olarak bu büyüklükte odunlar kullanılır. Yakılan ateşin bütün gece yanmasının sürmesi istendiğinde ya da yarı kalıcı bir kamp kurulduğunda büyük kütükler kullanılır. Esas yakacaklar iyice alevlendiğinde ateşe atılmalıdırlar. Ateşi söndürürken kütüklerin tamamen yandığından emin olunmalıdır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/225-dogada-ates-yakma-yontemleri.html", "text": "Ateş yakılacak yer her türlü kuru yaprak, dal gibi yanacak maddelerden temizlenmelidir. Eğer zemin kuru otla kaplı ise zemine açılan çukur içinde ve çevresi taşla kapatılarak ateş yakılmalıdır. Emniyet açısından ateşin çevresindeki en az 1 metre çaplı alanda yanacak hiçbir şey olmamalıdır. Hava rüzgarlı ise ateş yerinin rüzgar yönünde ateşin sıçramaması için tedbir alınmalıdır. Eğer zeminde su, buz ve kar varsa kalın dallardan hazırlanan platform üzerinde ateşin kurulması gerekir. Ateşin her zaman ihtiyaca göre hazırlanması iyi olur. Basit bir şey için büyük ateş yakarak odun israf edilmemelidir. Ateş yakmada en önemli etkenlerin başında rüzgar gelir. Her zaman ateşin beslendiği yerin önünden küçük de olsa bir esinti gelecek şekilde ayarlama yapılmalıdır. Bu kısımda ateşin hava alabileceği boşluk bırakılmalıdır. Bu en kolay ve bilinen yöntemlerden biridir. Ateş başlatıcınızdan çıkacak kıvılcımları tutacak kavı yerleştirmek üzere yeterli yer bırakıp çok ince dalları Kızılderili çadırı gibi çalıları ve odunları birbirine çatarak başlanabilir. Hemen üzerine biraz daha kalın olanları ve en dış kısma ise esas yanacak malzemeyi yerleştireceksiniz. İçten dışa doğru bu sıralama, en içte bıraktığınız boşluğa alev taşıyan kavınızı yerleştirmenizle birlikte ateş yakmanızı oldukça kolaylaştıracaktır. Malzemelerin kalından inceye doğru, kalın malzemelerin altta olacak ve içi boş olacak şekilde dizilmesidir. Klasik yöntemlerden biridir, ancak oldukça etkilidir. Rüzgar akımı verimli kullandığından kavdan yükselen başlangıç ateşini üst orta kısma yerleştirdiğiniz çalı çırpıya ve ince dallara kolaylıkla iletecektir. Duruma göre bir taraftan rüzgar akışı gerektiğinde o tarafı hafif kazarak rüzgar yolu açabilir. Bu bakımdan da rüzgarlı havalarda etkili bir yöntemdir. Devamlı olarak odun toplamak zorunda kalmamak için ateş iyice kor haline geldikten sonra uzun odunlar birbirlerine dik gelecek şekilde ateşin içine yatırılır. Kalın dallar ortada bir yıldız oluşturacak şekilde yerleştirilir. Ateşin kalbi yıldızın merkezindedir. Dalların uçları yandıkça yanmayan kısımlar ateşe doğru itilir. Genelde ateşin etrafında otururken tercih edilen bir çeşittir. Kalabalık kamp ortamlarında iyi bir yöntemdir. Temelde kuru bir kütüğün veya taşın, çalı çırpı ve ince dallara mesnet yapılmasına dayanır. Kütük duruma göre rüzgar kesici veya rüzgar tutucu olarak iş görür. Kav malzeme ve çalı çırpı ince dalların oluşturduğu çatının altına konur. Isının korunması için uygun bir yöntemdir. Kurulumu Çok basittir, fakat rüzgar önden esecek şekilde konumlandırılmalıdır. Ateşi üstten yakmak zordur ancak extrem şartlar olmadığında kullanılabilecek basit bir yöntemdir. Zemin ateş yakmak için uygun olmadığında kullanılabilir. Malzemeler kalından inceye ve aşağıdan yukarı ya doğru dizilebilir. Her bir katın bir önceki kata ters yönde dizilmesi oksijen hareketini kolaylaştıracaktır. En üste yerleştirdiğiniz kav, çalı çırpıyı tutuşturduğunda közlenme aşağı yönlü devam edecektir. Ateş için zemin uygun değilse ve odunları küçük parçalara ayıracak imkan yoksa bu yöntem kullanılabilir. Toplanılan odunların çevresini ip, sarmaşık, çalı çırpı vs. ile sarıp bir bohça gibi yaparak oluşturulur. Bunu yaparken uzun parçaların dış kısımda kalmasına dikkat edilmelidir. Böylece ortada doğal bir boşluk oluşacaktır. Bu boşluğu kavı yerleştirmek için kullanacaksınız. Bu yöntemle sulak arazide dahi ateş yakabilir ve ateşin ömrünün uzun sürmesini sağlayabiliriz. Düzgün kesilmiş odunları kullandığınızda ateş İsveç ocağı gibi kullanabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/226-ates-baslaticilar-ve-yakma-teknikleri.html", "text": "Doğada kazanılması gereken en önemli becerilerden biri ateş yakmaktır. Ateş, özellikle kötü hava şartlarında sizi donmaktan korur, yemek yapmanıza imkan verir, yaban hayatını sizden uzak tutar. Belki de en önemlisi olağanüstü bir psikolojik destek ve güven hissi oluşturmasıdır. Bu malzemeler ne olursa olsun en önemli malzeme, kuru ve hemen alev alabilen bir kavdır. Doğaya planlı bir şekilde gidiliyorsa mutlaka hayat kurtarıcı bir kit taşımak gerekir. Ateş yakmaya en küçük malzemelerle başlanmalıdır ve rüzgar hesabı çok önemlidir. Ateşi yakarken rüzgarı her zaman arkanıza almalısınız. Bu teknik doğada kullanılabilecek en kolay tekniktir. Planlı olarak doğaya gidildiğinde mutlaka olması gereken malzemeler listesinin başında çakmak ve kibritin olması gerekir. Havanın yağışlı olabileceği zamanları da düşünecek olursak hazırlıklı olmak gerekecektir. Kibrit ve çakmağı su geçirmeyen bir plastik poşette muhafaza etmek iyi olacaktır. Kibrit ve çakmak yakılırken rüzgar etkisi iyice hesaplanmalıdır. Eğer bu konuda deneyim sahibiyseniz avucunuzun içerisinde rüzgardan koruyarak ateşi başlatabilirsiniz. Doğa sporcuları için üretilen özel çakmaklar da rüzgarlı havalarda dahi yanabilmektedir. Bazıları su geçirmez olan çakmaklar genellikle manyetolu veya benzinli olarak değişir. Acil kurtarma kitlerindeki kibritler mumlanmış olurlar böylelikle sudan korunmuş olurlar. Kullanılacakları zamanda mutlaka mumlarının kazınması gerekmektedir. Kuvars taşının bir çeşididir. Sert yapısı sayesinde birbirine ya da çeliğe vurulduğunda kıvılcım çıkardığından ateş yakmada kullanılır. Kav olarak kullanılacak malzeme alta düzgünce yerleştirilir ve çakmak taşını 45 derecelik bir açı ile tutarak bir bıçak sırtı ya da metal parçası ile çakmak taşına yukarıdan aşağıya doğru sürterek kıvılcımları kav parçasının içine atılır. Çıkan kıvılcımlar kavı közlemeye başlar ve ateş başlatılmış olur. Bunun peşinden kuru ve ince otlar kavın etrafına toplanmalıdır. Daha sonrada önceden hazır olan odun ve çalıların ortasına konulmalıdır. Sabır ve biraz uğraşla ateş başlatılmış olur. Pratik yapılırsa eğer bu yöntem çok etkilidir. Kav olarak parafinli pamuk, ağaç yaprakları, kuru ince otlar, yosunlar, kurumuş ağaç mantarları veya huş ağacının kabukları kullanılabilir. Bu yöntem ise gündüz ve güneşli havalarda iş görebilen bir tekniktir. Gece kullanılamaz. Mercek ne kadar büyük olursa ateşi başlatmak daha kolay olacaktır. Bunun için şişe altı, su dolu pet şişe, fotoğraf makinelerinin mercekleri veya gözlük camları da kullanılabilir. Hazırlanılan odunların ortasına kav yerleştirildikten sonra mercek güneş den gelen ışınları kavın üzerine gelecek şekilde beklenir ve kav alev aldıktan sonra ateşin ortasına ittirilir (Şekil 3). Sıcak havalarda ateş yakmakta daha kolay bir yöntem, sivri bir sopa ellerin arasında çevirerek tahtaya sürtmektir. Ancak ellerinizi kullanarak daha az sürtünme sağlayabileceğinizden bu metot sadece sıcak iklimlerde, iyice kuru odunlarla kullanılabilir. Uzun sürebilir sabırlı olmak gerekir (Şekil 4)."} {"url": "https://www.gezipedia.net/227-kamp-atesi-yakma.html", "text": "bazı durumlarda yaşamsal önem taşır; ateş ısınmayı, kampı aydınlatma aynı zamanda yemek pişirmeyi sağlar, gerektiğinde morali yükseltir doğada motive olmak çok önemlidir vahşi hayvanları ve böcekleri kamp alanından uzak tutar, ısınmak için vücuttaki değerli kalorileri harcamayı engeller, ağza konulmayacak durumdaki yiyecekleri ziyafete dönüştürür, elbise ve botların kurumasından tutunda birçok şeyi ateş sayesinde yapılabilir. Ateş yakmak için kav, çalı çırpı ve ana yakıt, ateşin sönmeden yanabilmesi için de oksijen gerekir. Her boyutta kuru ağacı, yakıt kaynağı olarak kullanabilir. Eğer odunu devrilmiş ağaçlardan sağlarsanız yerle bağlantılı olan kısımlar yerine etrafa yayılmış kuru dalları kullanabilirsiniz. Kamp ateşinin dumansız yakılabilmesi de önemlidir. Ateşin dumansız yanabilmesi için canlı ve dolayısıyla biraz büyük olması gerekir. Çok küçük ateş mutlaka duman yapar. Büyük, hızlı yanan ateş ise çok yakacak harcar ve sürekli ateşi beslemek ister. Odunların çatılarak yakılması hızlı ve dumansız yanma sağlar. Alttan yakılan ateşte tam yanma oluşana kadar aşağıdan yukarıya doğru çıkan alev üstteki odunları ısıtarak geçer, dolayısıyla duman oluşur. Ateş yeterince güçlendiğinde üstteki odunlar da tamamen tutuşur, duman kesilir. Eğer hem duman yapmayan hem de çok güçlü değil ama uzun süren bir ateş isteniyorsa, o zaman ateş üstten yakılabilir. Aşağıya en kalın odunlar kabuksuz tarafları üste bakacak şekilde üste doğru incelerek ve her sıra birbirine dik olacak şekilde dikilir. . Ateş yakmak ilkyardım bilgisiyle beraber en gerekli survival bilgisidir. Bu bilgi insanı diğer hayvanlardan ayıran en önemli farklardandır. Kamp yerlerinde güvenlik en önemli konudur. Ateş kolaylıkla çevredeki yanabilir her şeye sıçrayabilir. Çadırlar özellikle yanıcı maddelerdir. Çadırlar ateşin savrulup yanmayacağı uzaklıkta olmalıdır. Ateş özellikle kapalı bir yerde yakılması gerekiyorsa ortamdaki oksijeni ateş tüketeceğinden sürekli havalandırma yapılmalıdır. Odun ya da diğer yakıtlar ısındıkları zaman tutuşarak alev oluşturan gazlar çıkarır. Ateş sadece birkaç parça çalı çırpı kullanılarak başlatılmalı ve bu küçük ateş adım adım büyütülmelidir. Islak yakıt çok harlı yananlar hariç, ateşi söndürebileceğinden yakıtın kuru olması önemlidir. Isı ve yakıtın yanı sıra ateşin yanması için bol oksijene ihtiyaç vardır. Ateşi söndürmek gerektiğinde üzeri toprakla örtülmelidir. Alev yanmak için gerekli oksijeni bulamayacağında söner. Ateş yeri toprakla kapatılırsa araziye de zarar verilmemiş olur."} {"url": "https://www.gezipedia.net/228-dogada-yon-kavrami.html", "text": "Dünya üzerinde bulunduğumuz yer ancak harita ve aletler kullanarak belirlenebilir. Bulunulan noktadan diğer bir noktaya giderken yürüdüğümüz yön rota olarak adlandırılır. İki nokta arasında birçok engeller, tepeler, ormanlar, göller ve nehirler yer alabilir. Önemli olan bir yerden diğerine giderken, saydığımız bu engelleri aşarken rota dediğimiz yönü kaybetmemektir. Yapılan araştırmalarda bir kişi bilmediği bir arazide hareket ediyorsa bir müddet sonra yön duygusunu kaybettiği görülmektedir. Yürüyüş sırasında, yaşamlarında sağ ayağını kullanan insanların kuvvetli olan bu ayakları ile sola göre daha uzun adım attıkları görülmektedir. Bu nedenle düz bir doğru üzerinde yürüdüklerini zanneden kişilerin rotalarından sola doğru saptıkları ve zaman içinde sola doğru çok geniş bir yay çizdikleri görülmektedir. Sonuçta umdukları yere ulaşamadıkları gibi nerede olduklarını bilememektedirler. Son yıllarda ülkemizde doğada etkinlik gösteren kişilerin sayısı artmıştır. Bu sayı artışı beraberinde kazaları ve kaybolma olaylarını getirmektedir. Yön saptama çok kesin ve net bir hadisedir. Doğada yürüyen bir kişi net olarak nerede olduğunu bilmeli veya kaybolduğunu kabul etmelidir. yapılabilir. Yani ancak istenen rotada yürümek mümkün olabilir. Yeryüzü üzerinde nerede olduğumuz sorusunun cevabı farklı aletler gerektirir. Bu aletlerden elde ettiğimiz sonuç ile enlem ve boylamımız derece, dakika ve saniye cinsinden öğrenilebilir. Bu bilgi ancak bir haritaya aktarıldıktan sonra o anki haritadaki yeri bilinebilir. Sonuç olarak doğada yönü belirlemeden önce kabaca nerede olduğumuzu bilmek zorundasınız. Ancak bundan sonra nereye gideceğimizi düşünüp sonra yönümüzümü saptamalıyız. Yönün tanımlanması için bir noktanın başlangıç noktası veya referans olarak alınması gerekir. Yön değerleri coğrafi olarak açı ölçü birimi ile ifade edilir. Haritalarda başlangıç yönü, kuzey yönü, referans alınır. Açının değeri kuzeyden başlayarak saat ibresi yönünde devam eder. Bulunulan nokta ile başlangıç yönü olarak esas alınan kuzey yönü arasındaki açının değeri 0 'dir. Buradan itibaren 90 dönüldüğünde doğu, 180 dönüldüğünde güney, açı değeri saat ibresi yönünde 270 gösterdiği taraf batı, açı değeri 360 veya 0 ise kuzey yönünü göstermektedir. Bunlara göre doğu yönü güneşin doğduğu yerdir. Batı güneşin battığı yer. Böylece doğu ve batı birer yöndür. Doğu sağ yana alınırsa ufukta ön taraf kuzey arka taraf da güney olur. Bu dört yöne ana yönler denir. Ana yönler yerin kendi ekseni etrafındaki gerçek hareketinden yani dönüşünden belli olurlar. İnsanlar yaşadıkları sahanın büyük ve küçük ölçeklerde dünya üzerindeki yerini, gidecekleri yerleri, bulundukları yerlerin diğer sahalara göre konumunu ifade edebilmek için en eski zamanlardan beri çeşitli yönleri kullanırlar. Yön kavramının harita üzerinde yer belirlemede kullanımının ayrı bir önemi bulunmaktadır. Haritalarda yönler asla değişmez. Haritalarda kullanılan dört ana yön ve birinci dereceden 4 ara yönler yaygın olarak kullanılmaktadır. Bunlar; kuzey, güney, doğu, batı ana yönleri ile kuzeydoğu, kuzeybatı, güneydoğu ve güneybatı ara yönleridir (Şekil 4.2). Daha ayrıntılı tanımlamalarda söz konusu ara yönlerden ikinci, üçüncü veya daha fazla dereceden ara yönler oluşturulabilir. Ana yönler arasında 90 'lik, birinci dereceden ara yönler arasında 45 'lik açısal uzaklık bulunmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/229-dogada-yer-ve-yon-bulma-araclari.html", "text": "Yön bulma işlemi dünya üzerinde bulunduğumuz yeri harita ve aletler kullanarak belirleyebilmektir. Bulunulan bir noktadan diğer bir noktaya giderken görünülen yön rota olarak adlandırılır. İki nokta arasında birçok engeller, tepeler, ormanlar, göller ve nehirler yer alabilir. Önemli olan bir yerden diğer bir yere giderken bu engelleri aşarken rota dediğimiz yönümüzü kaybetmemektir. Yapılan araştırmalarda bir kişi bilmediği bir arazide hareket ediyorsa bir müddet sonra yön duygusunu kaybettiği görülmektedir. denir. Haritaların kolay ve anlaşılır olabilmesi için en gerekli ayrıntılara da yer verilir. Harita üzerindeki iki nokta arasındaki uzunluğun arazide aynı iki noktanın arasındaki ölçülen yatay mesafesine olan oranı ölçek olarak adlandırılır. Bir haritaya bakıldığında bölgeyi üç boyutlu zihinde oluşturabilmek için en önemli şey daha önceden haritaları inceleyip gözlemlemektir. Bu yetenek zaman içerisinde de kazanılmaktadır. Bu haritadaki yükselti çizgileri sayesinde mesafe ve arazi tahmini yapılabilir. Pusula, başlıca olarak ulaşımda ve arazi incelemesinde kullanılan, dünya üzerinde yön tespit etmeye yarayan cihazdır. Pusulalar manyetik veya cayroskopik olarak ya da bir yıldıza göre yön belirleme prensipleriyle çalışırlar. En eski pusula türü, Dünya'nın manyetik alanına göre yönleri gösteren manyetik pusuladır ve sıklıkla pusula sözcüğü, manyetik pusula ile eş anlamlı olarak kullanılır. Manyetik pusulanın en önemli parçası olan ve bir manyetik alan içerisinde bulunan pusula iğnesi serbestçe hareket edebilecek şekilde pusula gövdesine monte edilmiştir. Pusula iğnesi serbest kaldığında her zaman aynı yönü gösterir. İğnenin sabit olarak aynı yönü göstermesi yeryüzünde iğneyi çeken bir gücün olmasından kaynaklanmaktadır. Yeryüzü bir ucu kuzeye, diğer ucu güneye uzanan devasa bir mıknatıs gibidir. Dünyanın manyetikliği pusula iğnesinin manyetik kuzeye doğru dönmesine neden olur. Üç çeşit kuzey vardır. Gerçek kuzey, kuzey kutbunun olduğu kuzeydir. Harita kuzeyi, haritadaki kuzey ve güney çizgilerinin gösterdiği kuzeydir. Manyetik kuzey, pusula iğnesinin gösterdiği kuzeydir. Manyetik kuzey bölgeden bölgeye değişiklik gösterir. Bu değişiklik haritalarda da belirtilir. - Tabanı şeffaf olmalı. - Döndürülebilir kadranı olmalı. - Paralel referans çizgileri olmalı. - Oryantasyon oku olmalı. - Üzerinde cetvel bulunması yararlı olur. Altimetre, rakım veya irtifayı ölçmekte kullanılan bir cihazdır. Altimetre herhangi bir basınç seviyesine göre bir yerin yüksekliğini ölçebilen bir barometredir. Yaygın olarak bir yüksekliği deniz seviyesine göre gösterir. Barometrelerin basıncı genellikle mmHg cinsinden göstermelerine mukabil altimetre, yüksekliği metre veya feet cinsinden gösterir. - Görü ş alanı darken kamptan zirveye ne kadar yükseklik kaldığını göstermesi açısından yararlıdır. - Hangi tepede olduğunuzu altimetreyi okuyup harita ile karşılaştırarak bulabilirsiniz. - Altimetre barometre gibi de hava tahmin aracı olarak kullanılabilinir. Basınç düşer ise hava bozacağa işarettir. En yaygın olarak kullanılan altimetreler dijital modellerdir. Bunlar çoğunlukla saat ile birlikte bileğe takılır. Kol saati şeklindeki dijital altimetrelerin analog türlere göre bazı avantajları vardır. Bazı modeller ısı ve irtifa alım ve verim gibi fazladan özelliklere sahiptirler. Cepte ya da çantada taşımak yerine altimetreyi birlikte taşımak daha kullanışlıdır. Dezavantajları ise pille çalışıyor olmalarıdır. Bu yüzden pilin bitmesi veya mekanik bir darbe sonucunda bağlantının bozulması ve bilgilerin sıfırlanması söz konusudur. Ayrıca LCD denilen sıvı kristal ekranı 18 derece civarındaki ısıda hiçbir şey göstermediği için sıcak tutulması gerekmektedir. Analog modeller daha basit gereçlerdir ve pilsiz çalışırlar. Sıfırın çok altındaki derecelerde de iyi işlerler. Analog Altimetreyi okumak için avucunuz içinde yatay tutmanız gerekir. Altimetre, hava değişikliklerinden şiddetle etkilenebildiği için bilinen bir yerde ayarlayana kadar doğruluğuna güvenemezsiniz. Hareket halindeyken yüksekliği bilinen bir noktaya gelindiği an burada altimetreyi kontrol etmeli ve gerekirse yeniden ayarlamalısınız. Buna kalibre etme denilir. GPS, Dünya üzerinde herhangi engelsiz bir görüş hattında, dört veya daha fazla uydusu ile her türlü hava koşulunda yer ve zaman bilgileri sağlayan uzay tabanlı uydu navigasyon sistemidir. En önemli işlevi kesin konumu göstermesidir. Düzenli olarak kodlanmış bilgi yollayan bir uydu ağıdır ve uydularla arasındaki mesafeyi ölçerek Dünya üzerindeki kesin yeri tespit etmeyi mümkün kılar. GPS 24 uydudan oluşan bir ağ yapısıdır. Orijinal olarak Birleşik Devletler ordusu için yön belirleme amaçlı olarak kurulmuştur. Şu anda okyanuslarda dolaşan yük gemilerinden en sevdikleri kamp yerini bulmaya çalışan kampçılara kadar herkes kullanabilmektedir. GPS alıcıları nasıl çalışır? GPS uyduları temelde radyo vericileridir. Her bir uydu kendine özgü sinyalini yeryüzüne yansıtır ve bu sinyal GPS tarafından algılanır. GPS alıcıları bu sinyallerin uydudan GPS cihazına ulaşma sürelerini ölçerek sinyali gönderen uydunun ne kadar uzakta olduğunu çıkartabilir. 3 veya daha fazla uydudan eş zamanda sinyal alabilen bir GPS alıcısı kendi yerini tam olarak tanımlayabilir. Bu işleme üçgenleme denir. GPS alıcıları bir sonraki durağınızın neresi olacağını, oraya ne kadar uzakta olduğunuzu ve hangi yönden oraya ulaşabileceğinizi bulmanıza yardımcı olurlar. Hatta nasıl gidileceğini unuttuğunuz gizli balık yatağına veya geçen kış rastladığınız kaplıcaya yönlendirebilecek bilgileri kendiniz için kaydedebilirsiniz ve bunları istediğiniz zaman yeniden bulabilirsiniz. Küresel ölçekte çalışır bu tür sistemlerin öncüsüdür. Bu sistem, Amerika Birleşik Devletleri Savunma Bakanlığına ait yörüngelerinde sürekli olarak ilerleyen uydulardan oluşur. Savunma Bakanlığı tarafından desteklenen sistem, bir GPS alıcısı ile kullanılacak şekilde herkes tarafından erişilebilir. Uydular bir tür radyo sinyali yayarlar ve yeryüzündeki GPS alıcıları bu sinyalleri alıp yorumlayarak konum belirlenmesini gerçekleştirir. Elde taşınabilir bir cihazdır, içerisinde altimetre, barometre ve dijital bir pusula da bulunur. GPS'ler çok kesin sonuçlar verebilen cihazlardır. Fakat önceden pratik yapıp kullanmasını bilmek gerekir. Her ne kadar harika cihazlar olsalar da alıcılarının birkaç kör noktası olabilir. En büyük sorun kalın orman örtüsü, derin vadiler ve kulvarlar içerisinde cihazın yeterli uydu sinyali alamaması ihtimaldir. Piller bitebilir ve elektronik cihazlar bozulabilir. Batarya ile çalıştığı için soğuk havalarda soğuktan korumak gerekebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/23-manisada-gezilecek-yerler.html", "text": "ise saymakla bitmez. Öncelikle Manisa'ya gittiğinizde mutlaka yemeklerini tatmalı ve şehrin tarihi dokusuna kendinizi bırakmalısınız. ile Salihli arasında volkanik tüfler içinde bulunan ayak izleri, günümüzden 26 bin yıl öncesine aittir. Kalkolitik ve ilk Tunç çağlarına tarihlenen buluntuların da ortaya çıkarıldığı kent, Hititler zamanında Assuva Krallığı'nın sınırları içindeydi. Yunanistan'ın Teselya bölgesindeki Magnesia'dan gelen ve Troya Savaşı'na katılan Magnetler, daha sonra Sipylos Dağı eteğinde Magnesia Hypo Sipylo ya da Magnesiopolis adıyla yerleşmeyi kurmuşlardır. (MÖ 261) krallıklarının egemenliğine girmiştir. Birçok kez Galatlar tarafından yağmalanmıştır. MÖ 129'da Roma'ya bağlanmıştır. MS 17'deki depremden sonra yeniden kurulan kent. Doğu Roma döneminde bir piskoposluk merkezi olmuştur. ) ile birleştirerek, bir şehzade sancağı yapmıştır. Fakat 1402'de Ankara Savaşı yenilgisinden sonra kent, Timur tarafından yeniden Saruhanoğlu Beyliği'ne verilmiştir. 1410'da Sultan Çelebi Mehmed (1413 -1421), kenti tekrar Osmanlı topraklarına katmıştır. Anadolu Beylerbeyliği'ne bağlanan kent, şehzade sancak merkezi olmuştur. Manisa Cumhuriyet döneminde yeniden kurulmuş ve aynı adla anılan ilin merkezi olmuştur. 1490'da, Sultan II. Bayezid'in (1481-1512) eşi Hüsni Şah Sultan yaptırmıştır. Cami, sübyan mektebi, Kurşunlu Han, medrese ve hamamdan oluşmaktadır. Cami, 5 kubbeli bir son cemaat yeriyle ana mekandan meydana açılır. Külliye hamamı, geçirdiği onarımlarla özgünlüğünü yitirmiş durumdadır. Saruhan Mahallesindeki yapı, 1583-1585 arasında Sultan III. Murad döneminde (1574 -1595) yapılmıştır. Tasarımı Mimar Sinan'a aittir. Önce Mimar Mahmut Ağa, sonra da Mimar Sedefkar Mehmed Ağa külliyenin yapımında çalışmışlardır. Yapı topluluğu cami, medrese, imaret ve sübyan mektebi bölümlerinden oluşur. Külliyenin camisi kesme taştan bir yapıdır. Ana mekan, yuvarlak kasnağa oturan büyük bir kubbe ve 4 yarım kubbeyle örtülüdür. Tek şerefeli minaresinin gövdesi yivlidir. Batıdaki taç kapıdan medresenin avlusuna girilir. Dikdörtgen planlı yapı bugün Etnografya Müzesi olarak hizmet vermektedir. Sübyan mektebi yıkıldığından günümüze ulaşamamıştır. 1522'de Yavuz Sultan Selim'in (1512 -1520) eşi Ayşe Hafsa Sultan tarafından yaptırılmıştır. Sübyan mektebi, Sultan Hamamı, darüşşifa ve medrese bölümlerinden oluşmaktadır. Mesir Camisi adıyla da anılan cami, kesme taş ve tuğladan bir yapıdır. Medrese odaları, son cemaat yeri ve şadırvanı kuşatır. Külliye yapılarından darüşşifa, hamamın batısında, toprak düzeyinden biraz aşağıdadır. Manisa'nın en eski cami yapısıdır. 1366'da, Saruhanoğulları'ndan ishak Bey tarafından Mimar Emet bin Osman'a yaptırılmıştır. Caminin ana mekanı, sekizgen kasnağa oturan büyük bir kubbeyle örtülüdür. Batı duvarına bitişik minare, sırlı tuğlalarla bezelidir. Avlunun batı yanında yer alan kapıdan, çapraz tonozlu koridorla medreseye girilir. Tek eyvanlı ve iki katlıdır. İçkale ve Dışkale'den oluşan yapının yapım tarihi ve yaptıranı bilinmemektedir. Doğu Roma ve Osmanlı dönemlerinde onarıldığı anlaşılmaktadır. 13 burcu bulunan kalenin içinde iki sarnıç, erzak ve silah deposu, cami ve 30 ev vardı. 1937'de Muradiye Külliyesi'nin medrese bölümünde müze deposu olarak kurulmuştur. 1943'de müze olarak ziyarete açılmıştır. Medresenin yanındaki imaret de onarılarak müzeye kazandırılmış ve 1972'de yeni bir düzenlemeyle, imaret bölümü arkeolojik eserlerin sergilenmesine, medrese ise etnografik yapıtlara ayrılmıştır. Arkeoloji bölümünde, tarih öncesinden Doğu Roma'ya değin çeşitli buluntular sergilenmektedir. -17.00 Kent çevresinde, merkezin 5 km doğusunda bulunan Akpınar yöresinde, ovaya bakan bir granit kayanın üstünde Tanrıça Kibele kabartması vardır. Kibele, başta Batı Anadolu olmak üzere, Anadolu'daki kültlere göre ana tanrıçadır. Yunanlar buralara göç ettiklerinde onu Tanrıça Artemis'le ilişkilendirmişlerdir. Kibele'nin oturur biçimdeki kabartması, MÖ 13. yüzyıla tarihlenmektedir. Fazlasıyla zarar görmüş olduğundan, hiyeroglif yazısı güçlükle seçilebilmektedir. Pausanias'a göre bu kabartma, tanrıça Hbele'nin en eski tasviridir. Bugünkü Manisa'nın hemen doğu yanından yükselen Spil Dağı'nın eteklerinde kurulu antik İonia kenti. Hititler döneminde, Assuva Krallığı sınırları içinde kalan kent, MÖ 13. yüzyıl sonlarından itibaren Yunanlıların akınına uğramıştır. Sipylos Dağı eteklerinde kurulan yerleşmeye, Magnesia Hypo Sipylo adı verilmiş ve Roma döneminde Magnesia ad Sipylum olarak anılmaya başlanmıştır. MÖ 7. ve 6. yüzyıllarda Lidya egemenliğinde girmiştir. Persler tarafından Sardes Satraplığı'na bağlanan kentin, daha sonra Makedonya. Seleukos, Bergama ve Roma egemenliklerine girdiği bilinmektedir. Kentin yakınındaki Akpınar mevkisinde bulunan Kibele kaya kabartması MÖ 13. yüzyıla tarihlenmektedir. Ayrıca çevrede, yani aynı dağın eteklerinde Niobe Kayası bulunur. Efsaneye göre Frigyalı Tantanos'un kızı Niobe, doğduğu bu yörede çocukluğunu geçirmiş, sonra Thebai Kralı Amphion'la evlenmiş ve 6'sı erkek 6'sı kız toplam 12 çocuğu olmuş. Çocukluk arkadaşı Leto'nun ise iki çocuğu olmuş ve bunlar da Zeus'tan olma Apollon ve Artemis'miş. Sürekli çocuklarını öven ve Leto'nun sadece iki çocuğu olmasını yeren Niobe, bir süre sonra Leto'yu oldukça kızdırmış. Bunun üzerine Leto çocuklarından onu cezalandırmasını talep etmiş. Apollon ve Artemis bu talepten dolayı oklarıyla Niobe'nin bütün çocuklarını öldürmüş. Çocukları öldürülen Niobe büyük bir acı yaşamaya başlamış. Bunu sonlandırmak isteyen Zeus, onu Spil Dağı eteklerinde taşa çevirmiş. O günden bugüne bu kayalık Niobe Kayası ya da Ağlayan Kaya adıyla anılmaktadır. Bu efsane Sophokles'in bir trajedisinde de geçmektedir. Manisa il merkezinin güneydoğusunda yer alan milli park. 1968'de belirli bir alan, doğal bitki ve hayvan toplulukları ile dinlenme ve eğlenme değerlerinin korunması amacıyla milli park kapsamına alınmıştır. En yüksek noktası 1.515 m olan dağın, bilinen bir diğer adı da Manisa Dağı'dır. Milli park alanı içinde ilgi uyandıran bir değer de Ağlayan Kaya ya da yöredeki adıyla Yaslı Kaya'dır. Milli Park, adını sınırları içindeki Spil Dağından alır. Spil Dağı da adını zaman tanrısı Kronos'un karısı Sipylena'dan almıştır. Manisa'da görülmesi gereken yerler listesinde doğa gezilerini sevenler için de birçok seçenek mevcut. Özellikle Spil Dağı ve dağı da içine alan milli park mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerlerden. Spil Dağı'nın her mevsim ayrı güzel olan siluetinin yanında buradaki yabani atlar da manisada gezilecek yerler listenize mutlaka eklenmeli. Bu dağ hakkında daha ayrıntılı bilgi için \"Manisa Spil Dağı\" konumuzu ziyaret ediniz. Ağlayan KayaManisa aynı zamanda Ağlayan Kaya'nın da bulunduğu şehir... Bir efsanesi de olan bu değişik coğrafi oluşum da Manisa'da görmeniz gerekenlerden. Siz de Manisa'ya gittiğinizde Ağlayan Kaya'yı ziyaret edebilir ve bu kayanın efsanevi öyküsünü öğrenebilirsiniz. Manisa şehir merkezinde bulunan Yeni Han, Manisa'yı gezmeye başlamak için doğru bir başlangıç olabilir. Antika veya yerel sanatı yansıtan birçok ürünü bulabileceğiniz bu handa kendiniz ve sevdikleriniz için alışveriş yapmak sizin için ayrı bir zevk olacak. Bakır, deri ve daha birçok yerel malzemeden yapılmış birbirinden farklı ürünler sizi de kendine çekecek. Manisa'da ilk gün hem biraz alışveriş yapmak hem de tarihi hanın farklı havasını hissetmek için bu ziyaret oldukça faydalı olacaktır. arasına mutlaka koyulmalı. Hala sağlam olan antik kent ve tapınak sizi hem şehrin hem de farklı medeniyetlerin geçmişine götürecek. Antik çağlarda Lidya medeniyetine başkentlik yapmış bu kent sizi de oldukça etkileyecek. ile başlayarak siz de bu geniş mutfağın güzelliklerini görebilirsiniz. Ancak Manisa'nın yemekleri elbette yalnızca kahvaltı ile bitmiyor. cevabının sorusu olan mesir macununu da yemeden dönmeyin. 41 çeşit baharat ve şifalı ottan yapılan bu macunun birçok derde deva, sağlığa da oldukça yararlı olduğu söylenmekte. Başlangıcı yüzyıllar öncesine dayanan ve çok uzun yıllardır Manisa'da yapılarak artık gelenekselleşmiş olan, Türkiye'nin her yerinde de çokça bilinen mesir macunu, Manisa'ya gitmişken mutlaka tatmanız gereken lezzetlerden yalnızca biri. Kırkağaç yöresinin çok ünlü yemekleri olan bu tarifler ile siz de Manisa'dan çok mutlu ayrılacaksınız. Bunların dışında Manisa'ya gittiğinizde mutlaka Manisa kebabını tadın. Ayrıca mangır mantı da Manisa'nın en güzel lezzetlerinden biridir. sorusuna yanıt olarak; Ege bölgesinde bulunan Manisa, İzmir, Balıkesir, Kütahya, Uşak ve Denizli illerimiz ile komşu durumundadır. İzmir'e 38 km, İstanbul'a 432 km ve Ankara'ya 564 km uzaklıkta bulunur. Manisa'ya ulaşmak için Türkiye'nin her yerinden otobüs firmalarını kullanabilirsiniz. Tren garına sahip olan Manisa'ya demir yolu ile veya 54 km mesafede bulunan Adnan Menderes Hava Limanını kullanarak Manisa'ya ulaşmanız mümkün."} {"url": "https://www.gezipedia.net/230-dogada-yon-bulma-yontemleri.html", "text": "oldukça karmaşık ve zor bir iştir. Arazide yön bulabilmek gittiğiniz bölgenin genel coğrafyasını biliyorsanız bir anlam ifade eder. Yeteri kadar su ve yiyecek var ise bu mümkündür yok ise acele etmek gerekecektir. Dünya üzerinde bulunduğunuz yer harita ve aletler kullanarak belirlenebilir. Bulunduğumuz noktadan diğer bir noktaya giderken yürüdüğümüz yön rota olarak adlandırılır. İki nokta arasında birçok engeller, tepeler, ormanlar, göller ve nehirler yer alabilir. Önemli olan bir yerden diğerine giderken, saydığımız bu engelleri aşarken rota dediğimiz yönümüzü kaybetmemektir. Yürüyüş sırasında yaşamlarında sağ ayağını kullanan insanların kuvvetli olan bu ayakları ile sola göre daha uzun adım attıkları görülmektedir. Bu nedenle düz bir doğru üzerinde yürüdüklerini zanneden kişilerin rotalarından sola doğru saptıkları ve zaman içinde sola doğru çok geniş bir yay çizdikleri görülmektedir. Sonuçta umdukları yere ulaşamadıkları gibi nerede olduklarını bilememektedirler. Son yıllarda ülkemizde doğada etkinlik gösteren kişilerin sayısı artmıştır. Bu sayı artışı beraberinde kazaları ve kaybolma olaylarını getirmektedir. Yön saptama çok kesin ve net bir hadisedir. Doğada yürüyen bir kişi net olarak nerede olduğunu bilmeli veya kaybolmuş ise kaybolduğunu kabul etmelidir. Pusula ile öğreneceğimiz yöntemlerle yer yüzeyinde ancak yön saptaması yapılabilir. Yani ancak istenen rotada yürümek mümkün olabilir. Yeryüzü üzerinde nerede olduğumuz sorusunun cevabını almak için farklı aletler gerektirir. Bu aletlerden elde ettiğimiz sonuç ile enlem ve boylamımızı derece, dakika ve saniye cinsinden öğrenebiliriz. Bu bilgi ancak bir haritaya aktarıldıktan sonra o anki haritadaki yerimizi bilebiliriz. Yönümüzü en kolay pusula yardımı ile saptayabiliriz. Pusula ibresinin koyu renkli ucu manyetik kuzeyi gösterir. Kuzeyinin nerede olduğunu belirledikten sonra, hangi yöne gidecek isek o yönde yer alan bir cismi hedef alıp oraya kadar gitmek ve o noktada gitmek istediğimiz yönde yeni bir cisim saptamak gerekir. Bu yöntemle mümkün olduğu kadar düz bir çizgide yol alınabilir. Sonuç olarak doğada yönümüzü belirlemeden önce kabaca nerede olduğumuzu bilmek zorundayız. Ancak bundan sonra nereye gideceğimizi düşünüp sonra yönümüzü saptamalıyız. Doğada yönü en kolay pusula yardımı ile saptayabiliriz. Pusula ibresinin koyu renkli ucu manyetik kuzeyi gösterir. Kuzeyini nerede olduğunu belirledikten sonra hangi yöne gidecek isek o yönde yer alan bir cismi hedef alıp oraya kadar gitmek ve o noktada gitmek istediğimiz yönde yeni bir cisim saptamak gerekir. Bu yöntemle mümkün olduğu kadar düz bir çizgide yol alınabilir. Aynı işlem harita ile olur elimizdeki ölçekli haritayı ilk önce pusulamızın gösterdiği kuzeye yerleştirip daha sonra hedefimizi belirledikten sonra pusulada bize işaret eden açıya doğru ilerleyebiliriz. Bunu gerçekleştirirken dikkat etmemiz geren bazı hususlar vardır. Arazide önümüze bazı engeller çıkacaktır. Bunların etraflarından dolaştıktan sonra tekrar harita ve pusula ile açı alındıktan sonra hedefe doğru ilerlemek mümkündür. 1:25000 ölçekli bir haritada 1cm 25000 cm, 250 m ve 0.25 km'dir. 1 mm ise 25 metredir. Sonuç olarak da haritada tahmini olarak nerede olduğumuzu kestirmemiz gerekecektir ki nereye gideceğimizi hedefi belirleyelim. Bütün haritalarda harita yönünü gösteren bir işaret bulunur. Bu işarete yön oku denir ve yön oku her zaman kuzeyi gösterir. Haritayı önümüze aldığımızda haritanın üst tarafı daima kuzeyi, sağ tarafı doğuyu, alt kısma doğru olan tarafı da güneyi ve sol tarafı ise batı yönünü gösterir. Bunu bildikten sonra harita da bulunulan yeri kestirmek daha doğru sonuçlar verecektir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/231-dogal-yontemlerle-yon-bulma.html", "text": "Dünyanın kutup noktalarından geçen hayali eksen çizgisi kutup yıldızının çok yakınından geçmektedir. Bu nedenle geceleyin yıldızlar ve gezegenler hareket halinde iken kutup yıldızı sabit kalır. Böylelikle eğer kutup yıldızını gökyüzünde nasıl bulacağımızı bilirsek geceleri yönümüzü rahatlıkla bulabiliriz. Dünyanın ekseni etrafında dönmesi ve yıllık hareketi nedeniyle geceleri görülebilen gezegen ve yıldızların konumu sürekli değişebilmektedir. Ancak yeri hiç değişmeyen bir yıldız da vardır. Bu yıldız Kutup Yıldızıdır. Kutup yıldızı önceden de bahsedildiği üzere dünyanın dönüş ekseninin oldukça yakınında bir yıldızdır. Böylelikle dünya hareket etse de kutup yıldızı hep sabit kalır. Kutup yıldızı bize Dünya üzerinde herhangi bir yerde sadece 0,75 'lik bir sapmayla kuzeyi gösterir. Kuzey yarım kürede kuzeyi bulmak için Kutup yıldızından yararlanılır. Güney yarım kürede ise güneyi bulmak için Güney Haçından yararlanılır. 'nın yerle yaptığı açı 41 'dir ve gökyüzünde orta yükseklikte bulunmaktadır. Yıldızın yere çok yakın olması çevredeki yer şekilleri tarafından görülmesinin engellenmesine, çok uzak olması da doğrultunun saptanmasında zorluklar yaşanmasına yol açmaktadır. Bu nedenle ekvatora veya kutba yakın yerlerde Kutup Yıldızını yön bulmada kullanmak zorlaşabilir. Yıldızlar izlenerek doğada yön bulmada geceden belirlediğiniz yönü işaretlemek gerekecektir. İşaretlediğimiz sabit yöne doğru haritayı yerleştirdikten sonra ilerlemek daha doğru olacaktır. Bu yöntemin uygulanabilmesi için havanın geceleri açık ve bulutsuz olması gerekmektedir. Doğada güneşten yararlanarak birkaç şekilde yön bulunabilir. Bunlar, yıl içerisinde gece ile gündüz süresinin eşit olduğu 21 Mart ve 23 Eylül tarihlerinde ortaya çıkan Güneş'in ufuk çizgisinin üstüne çıktığı doğduğu taraf tam doğu iken, aynı gün ufuk çizgisinin altına indiği- battığı taraf tam batıdır. Ayarı doğru bir saatle işe başlanır. Önce saatimizin akrebinin güneşe doğru tutarız. 12 sayısı ile akrebin oluşturduğu açının açı ortası bize güneyi bildirir. Bu kural Kuzey yarım küre için geçerlidir. Sağ kolumuzu doğu'ya doğru uzatırsak, solumuz batı, önümüz kuzey ve arkamız güney yönünü gösterir. Yönler bu şekilde belirlenmiştir. - Güneş sabah 06.00'da doğu yönünü gösterir. - Güneş saat 09.00'da güneydoğu yönünü gösterir. - Güneş saat 12.00'da güney yönünü gösterir. - Güneş saat 15.00'da güneybatı yönünü gösterir. - Güneş saat 18.00'da batı yönünü gösterir. Bir başka yöntem ise güneş, öğle vakti tam tepedeyken yere diktiğimiz çubuğun gölgesini ölçeriz. Bulduğumuz en kısa gölge uzunluğu kuzeyi karşı tarafı da güneyi gösterir. Yüzümüzü kuzeye dönersek sağ taraf doğuyu sol taraf da batıyı gösterir. Güneşli bir günde bileğimizdeki kol saati yardımı ile yön tayin edebiliriz. Saatin akrebi güneşe döndürülür. Saatin 12 rakamı ile akrebin oluşturduğu açının açıortayı güney-kuzey hattıdır. Güneş tarafı güney yönüdür. Yaklaşık olarak coğrafi kuzey ve güney istikametlerini bulmak için analog bir saatten faydalanılır. Kuzey yarım kürede saatin akrebi güneşe çevrilir. Saat 12 ile akrep arasındaki açının açı ortası güneyi ters uzantısı ise kuzeyi gösterir. Yönün hangi ucunun kuzey olduğunu bulmak için güneşin öğleden önce doğuda olduğu akılda tutulmalıdır. Güney yarım kürede saatteki 12 rakamını güneşe doğru çevirin 12 ile 9 rakamı arasında bir çizgi hayal edin ve bu çizginin tepesi kuzeyi gösterir. Günümüzde pek çok insan dijital saat kullanıyor. Eğer böyle bir durum var ise bir kağıt üzerine analog bir saat çizip, dijital saati kullanarak da akrebin yerini belirleyerek ve yön tahmini yapılabilir. Yaklaşık 1 m uzunluğunda bir çubuğu yere diker daha sonra gölgesini izleriz. Gölgenin en kısa olduğu andaki yönü kuzeyi gösterir. Bunun tam zıt yönü ise güney yönüdür. Parlak güneşli bir günde bir sopa ve gölgesi yardımı ile de yön tayini yapılabilir. Sopanın gölgesi işaretlenir. Bir süre sonra yer değiştiren gölge ucu tekrar işaretlenir. Bu iki işareti birleştiren çizgiye dik doğru S - N eksenidir. Birinci işareti sola ve ikinci işareti sağınıza aldığınızda yüzünüz kuzeye bakmaktadır. Birinci işaret yönü daima batıyı gösterir. Ay bir pusuladır ve çok doğru olarak kuzeyi gösterir. Eğer ay'ı görüyorsanız kuzey yönünü bulabilirsiniz. Bunun iki yolu vardır. Dolunaya yakın zamanlarda ay üzerinde bir gölge görürsünüz. Bu gölgenin içindeki parmak kuzeyi gösterir. Ayın diğer zamanlarında gölge uçlarından yukarı doğru hayali bir çizgi geçirirseniz bu çizgi Kuzey Yıldızına doğru uzanacaktır. Ama Kuzey Yıldızı nerede? Eğer gece olan uzaklığını gözünüzde canlandırabiliyorsanız tahmin etmeniz zor olmayacaktır. Doğa yeryüzünün manyetik alanına ve yön bulmaya insandan çok daha alışkındır. Bitkiler güneşe doğru Kuzey yarım kürede güneye yönelerek büyür. Ayçiçekleri de güneşin gökyüzündeki hareketini takip ederler. - Ağaçlar ve taşların yosun kaplamış yüzleri daima kuzeye bakar. - Minarelerin şerefelerine çıkış kapıları daima güneye bakar. - Kiliselerin çanı daima kilisenin batısında bulunur. - Müslüman mezarlarının baş taşları daima batıyı gösterir. - Hristiyan mezarlarının baş taşları daima doğuyu gösterir. - Karıncalar yuvalarını ağaçların güneye bakan kısmında yapar. Doğada ağaçlar hakkında bilmemiz gereken çok şey vardır. Her şeyden önce kuzeye uzanan çok az dal olur. Bir ağaca aşağıdan yukarıya doğru bakılırsa bu rahatlıkla görülür. Ağaçların kuzeye bakan kısımları güneye bakanlara göre çok daha fazla nemlidir. Karıncalar yuvalarını ağaçların güneye bakan kısmında yapmayı severler. Ayrıca doğada çevrede erimemiş kar bulunuyorsa eğer onlara dikkat edilirse dağ yamaçlarında güney yamaçlarda ve kayaların güney kısımlarında karlar daha çabuk erir. Dağlarda kuzey yamaçlarda daha fazla kar birikir ve kar geç erir. Tepelerin güney kesimlerinde bitki örtüsü daha çok toprak daha kalındır. Meyveler önce güney kesimde oluşur. Ancak rüzgar bu özellikleri bozabilir ve yanılma olabilir. Bunlar diğer yöntemlere destek vermek için kullanılabilir. Karınca yuvaları bakmak yaz mevsiminde yönün bulunabileceği bir yöntemdir. Karınca yuvalarının ağzı güneyi gösterir. Toprak yığını da kuzeyi gösterir. Kuzey yarım küre'de karıncalar, soğuk rüzgarlardan korunmak için, yuvalarından çıkardıkları malzemeyi yuvanın kuzey tarafına yığarlar. Bu toprak birikintisini kuzey kabul ettiğimizde yönümüzü bulmak mümkündür. gibi sorularınızın da cevabını bulmuş olacaksınız. Hristiyanların ibadet yerleri olan kiliselerde ise kilisenin çanı, kilisenin batısındadır. Ülkemizde eski zamanlardan kalma birçok kilise ve manastırda bulunmaktadır. Bu yöntemin de bilinmesinde fayda vardır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/232-ihlara-vadisi-gezilecek-yerler.html", "text": "Aksaray'ın 25 km güneydoğusunda yer alıyor. Bu baş döndürücü güzellikteki vadi bir zamanlar dünya nimetlerinden elini-eteğini çekmiş keşişlerin mekanıydı. 'nin oluşmasını sağlamış. Çökme sonucu oluşan kanyonun tabanını Melendiz Çayı oymuş ve böylece kanyonun derinliği yer yer 150-200 metreye ulaşmış. Ihlara Vadisi, Ihlara ve Selime köyleri arasında kuzey- batı-güneydoğu ekseninde 14 km boyunca uzanıyor. Geçmişte Peristrema olarak adlandırılan vadi şimdi güneydoğu ucundaki Ihlara kasabasının adıyla anılıyor. Peristrema Yunancada her yanı kıvrımlı anlamına geliyor, Melendiz Çayı vadiyi boydan boya geçip 26 kıvrım çizerek akıyor, Peristrema adı da buradan geliyor. Ihlara ise Yunancada ılık anlamına geliyor. Ihlara'nın devamındaki Ilısu'da da termal kaynaklar ve kayalara oyulmuş yerleşimler var. 'nde Bizans dönemine tarihlenen kayalara oyulmuş ve duvarları resimlerle süslü yüzden fazla kilise ve manastırla, on bine yakın kaya oyuğu var. Ancak bu kilise ve manastırlardan 15 kadarı gezilebiliyor. Ihlara Vadisi'ni tam manasıyla gezebilmek içinse birkaç gün gerekiyor. 'ndeki kiliseler vadiyi boydan boya yürüyerek gezileceği gibi, arabayla birkaç noktaya vadiye giriş yapılarak gezilebiliyor. Vadiye ilk giriş Ihlara Kasabası'nın içindeki müze kapısından yapılıyor. Vadi en güzel şekilde buradan seyrediliyor. Adeta bıçak gibi kesilmiş kaya duvarları, aşağıda gürül gürül akan Melendiz, köylülerin ekip biçtiği tarlalar ve şimdi bile ulaşılması güç noktalara oyulmuş kiliseler insanı hayretler içinde bırakıyor. tarzı olarak bilinen ve yalnızca burada görülen resim tarzında birbirine yakın sahneler, bağımsız gruplar halinde çerçevelenmiş. Ihlara tarzının, diğer resim tarzlarından en belirgin farkı renklerinin canlı, figürlerinin ayrıntılı ve hareketli olması. na ulaşılıyor. İki katlı manastırın dış cephesi de oyulmuş. Manastırın ana kilisesi giriş katında. Ana kilisenin freskleri arasında Selçuklu Sultanı 2. Mesud'un portresi de var. Bu resim bölgeye Türkler hakim olduktan sonra da Ihlara Vadisindeki manastırların faaliyetini sürdürdüğünün kanıtı olarak görülüyor. tarzında yapılmış freskleri 11. yüzyılın başına tarihleniyor. Kilisedeki son akşam yemeği sahnesinde şeytanın da yer alması ressamın apokrif İncil'lerin etkisinde kalmasına bağlanıyor. Böyle resimlere Kapadokya'da sıkça rastlanıyor. İncil'de çok fazla söz edilmeyen İsa'nın çocukluğuna sahneler apokrif İncillere dayandırılarak anlatılmış. yönüne doğru ilerlendiğinde Ihlara tarzı fresklerle süslü Pürenli Seki ve Kokar Kiliseye ulaşılıyor. Bu civarda Karanlık Kale Manastırı gibi başka kiliseler de var, ancak bir tabelası yok bunların, binlerce kaya oyuğunun bulunduğu vadide tarifle yol bulmanın olanağı da yok. . Burası kayalara oyulmuş iki katlı ve on iki odalı bir manastır. Kilise oyulurken içinde büyük sütunlar yapıldığı için Direkli Kilise denilmiş. Direkli Kilise'nin 50 metre ilerisinde Bahattin Samanlığı Kilisesi yer alıyor. Bu kilisenin 10. yüzyıla tarihlenen fresklerinde İsa'nın yaşamı Ihlara tarzında yapılmış fresklerle anlatılıyor. de bir manastır kilisesi. Kilisenin yanında bir bezirhane var, içinde taş mengene, havuz, fırın ve büyük bir ahşap pres de görülüyor. Vadisi'nin en yüksek noktasına inşa edilmiş Kırkdamaltı Kilisesi. Kilisedeki bir yazıtta Bizans İmparatoru 2. Andronikos Paleologos ve Selçuklu Sultanı 2. Gıyaseddin Mesud'un adları görülüyor, bu yüzden 1283-98 yılları arasında resimlendiği anlaşılıyor. Kilisenin bağışçısı Amirarzes Basileos karısı Thamar ile birlikte, kilisenin maketini yapının adandığı Aziz Georgios'a sunarken resmedilmiş. Vadideki kilise ve manastırları gezmeden, Melendiz Çayı'ndan tutulan balıklardan yemeden, Selime'deki peri bacalarını görmeden, DÖNME! Yörede daha çok tahıla dayalı yemekler öne çıkıyor. Bamya çorbası, çiğleme ve çullama yöreye özgü yemekler arasında. Belisırma'daki çayının kıyısındaki lokantalarda Melendiz Çayından tutulmuş balıklardan da yeme şansınız var."} {"url": "https://www.gezipedia.net/233-hacibektasta-gezilecek-yerler.html", "text": "Hacıbektaş Alevi-Bektaşilerin Anadolu'daki en önemli dini merkezi. Hacıbektaş'ın tarihinin çok eskilere uzandığı biliniyor. İlçenin ilk kurulduğu yer olan Sulucakarahöyük'te Eski Tunç Çağından Roma dönemine kadar yerleşimin sürdüğü anlaşılmış. Sulucakarahöyük Hacı Bektaş'ın buraya yerleşmesinden sonra Anadolu Aleviliğinin merkezi haline gelmiş. ş, daha sonra mezarının başına bir heykeli dikilmiş. Yapmadan Dönme! Hacı Bektaş Veli Dergahı'nı dolaşmadan, 'den Hacıbektaş'a direkt otobüs seferleri bulunuyor. Diğer kentlerden gelindiğinde aktarma yapmak gerekiyor. Hacıbektaş'ta birkaç otel ve pansiyon da bulunuyor. Etkinlikler sırasında kurulan çadır kentlerde kalmak olanaklı."} {"url": "https://www.gezipedia.net/234-smyrna-antik-kenti-tanitimi.html", "text": "ilinin kuzeydoğusunda, Bornova Ovası'nda yer alan antik kenttir. Bayraklı ya da Tepekule adıyla da anılan höyük, yaklaşık yüz dönümlük bir ada üzerindeydi. Meles Irmağı'nın getirdiği alüvyonlarla ve Sipylos Dağı'ndan akan sularla Bornova Ovası oluşmuş, deniz üzerindeki ada da bir höyük halinde karayla birleşmiştir. Bugün bu höyüğün üstünde, İzmir Şarap ve Bira Fabrikasının deneme bağı bulunmaktadır. Kentin adı olan Smyrna'nın, Anadolu kökenli bir sözcük olduğu sanılmaktadır. Yapılan arkeolojik çalışmalar MÖ 3000'den MÖ 300'e değin bu höyüğün bir yerleşme olduğunu göstermektedir. Tarih öncesi yerleşmeler, Bayraklı Höyüğü'nün alt katlarındadır. Küçük alanlarda yapılan kazılarda elde edilen buluntular arasında seramikler çoğunluktadır. 'ndan günümüze ulaşan en eski kalıntılar, MÖ 8. yüzyılın sonlarına tarihlenmektedir. Tapınak, Helen sanatının Anadolu'daki en önemli ve en eski mimari eserlerinden biridir. Athena Tapınağı'nın önünde son bulan batı-doğu doğrultulu ve Athena Caddesi adı verilen ana caddeye açılan kuzey-güney doğrultusundaki ikincil caddeler ve sokaklar, belirgin bir kentçilik düşüncesinin kalıntılarıdır. Parke döşeli en eski yollar da burada ortaya çıkarılmıştır. Kentin en ilginç yapısı olan dikdörtgen planlı, bindirme tekniğindeki tonozla örtülü bir çeşme, MÖ 7. yüzyılın ilk yarısına tarihlenmektedir. Bu yüzyıl birçok İonia kenti gibi Smyrna'nın da en parlak dönemidir. Özellikle denizyolu ticaretiyle kalkınan bu kentler, birçok bakımdan Yunan anakarasındaki kentlere öncülük etmişlerdir. Kent nekropolü Sipylos Dağı'nın eteklerinde yer almıştır. Mezarların en görkemlilerinden biri olan ve çok yakın zamana değin görülebilen Tantalos Mezarı, bugün yoğun yapılaşma nedeniyle kaybolmuştur. MÖ 600'de Lidya Kralı Alyattes'in, Symrna'yı yakıp yıktığı çeşitli kaynaklar ve araştırma buluntularıyla doğrulanmaktadır. Ancak, kentliler yıkılanları onardıkları gibi, yenilerini de yapmışlardır. Ne var ki, yeni yapıların mimarisinde, önceki döneme kıyasla bir kalitesizlik görülmektedir. MÖ 6. yüzyılın ikinci yarısındaki Pers işgali ve neden oldukları zarar sonrasında, kent eski ihtişamını kaybetmiştir. MÖ 5. yüzyılda yerleşimin sınırlı olduğu görülmekte, fakat aynı yüzyılın sonlarına doğru ve MÖ 4. Yüzyılda yerleşimin büyüdüğü gözlenmektedir. MÖ 4. yüzyılda yönetici ve zenginlere ait merkezi avlulu 6,8,16 odalı üç ev dışında, çok sayıda dörtgen planlı küçük ev ortaya çıkarılmıştır. Sipylos Dağı'ndaki Çifte Tümülüs gibi, MÖ 4. yüzyılda yapılmış kimi mezarların sahipleri zengin kişilerdir. MÖ 4. yüzyıldaki nüfus patlaması sonucunda, Smyrnalılar MÖ 300 yılında Pagos eteklerine taşınmış ve yeni İzmir'i kurmuşlardır. Efsaneye göre Büyük İskender bir gün Pagos Dağı'nda avlanırken, buradaki iki Nemesis Tapınağı'nın önündeki çınar ağacının altında uykuya dalmış. Rüyasında tanrıçalar orada bir kent kurmasını ve Smyrna halkını oraya taşımasını söylemişler. Bu efsane Marcus Aurelius, Gordianus ve Philippus Arabs'ın dönemlerinde basılan paraların üzerinde betimlenmiştir. Tarihçi Strabon'a göre Smyrna, MÖ 1. yüzyılın en güzel İonia kentidir. MS 178 yılında kent büyük bir depremde oldukça yoğun bir hasara uğramıştır ve İmparator Marcus Aurelius (161 -180) tarafından yeniden inşa ettirilmiştir. ya bağlı Tepekule Mahallesinde bulunmakta olup, şehir merkezinden rahatlıkla ulaşılabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/235-bergamada-gezilecek-yerler.html", "text": "Bakırçay Havzası'nın aşağı kesiminde, antik yerleşmenin akropolisinin bulunduğu tepenin eteklerinden başlayarak ovaya yayılır. Bergama Çayı kenti ikiye böler. Çevre yerleşmelerle karayolu bağlantısı bulunan Bergama'nın denizle bağlantısı, 29 km batısındaki Dikili Limanı'yla sağlanmaktadır. Büyük İskender'in ölümünden sonra, Seleukosların egemenliğine giren kent, MÖ 218 yılında bağımsızlığına kavuşmuştur. Helenistik ve Roma dönemlerinde bir kültür merkezi niteliği kazanmış, ancak Doğu Roma egemenliği sırasında önemini yitirmiştir. 1306'da Karesioğulları'nın kontrolü altına giren kent, 1341'de Osmanlı topraklarına katılmıştır. 1919'da Yunanlar tarafından işgal edilmiştir. 1922'de Yunan işgalinden kurtarılmıştır. Kentin kuzeydoğusunda, Bergama Çayı kıyısında bulunan Ulu Cami, Bergama'nın en büyük camisidir. 1399 yılında Sultan Yıldırım Bayezid (1389 -1403) tarafından yaptırılmıştır. Kareye yakın dikdörtgen planlı ana mekan, kesme taştan dört fil ayağı üzerine oturan sekizgen kasnaklı üç kubbe ile örtülüdür. Taş kaide üzerine yerleştirilmiş minaresi tek şerefelidir. 1905'de cami, 1949'da ise minaresi onarımdan geçirilmiştir. daha iyi tanıyabilmemize vesile olabilecek silahlar ve giysiler, dokumacılık örnekleri yer alır. 'nde hem korunmakta hem de sergilenmektedir. Bu eserlerden en önemlisi ise Nymphe heykelidir ve bu sergi alanı, bölgede kurulan baraj projesi nedeniyle sular altında kalan Allianoi'yi geleceğe taşıma görevini de üstlendi. Bergama-Soma karayolunun 5. kilometresinde, Bakırçay'ın bir kolu üzerindedir. Kuzey yüzündeki yazıttan anlaşıldığı kadarıyla. Sultan I. Murat döneminde (1359 -1389) Feleküttin Eyne Bey tarafından 1384 yılında yaptırılmıştır. Kum taşından yapılan köprü biri 8 m, diğeri 11,90 m açıklıktaki iki gözden oluşmaktadır. Günümüzde kullanılmamaktadır. Bergama ilçe merkezinin 10 km kuzeyindeki Kapıkaya köyünde bulunan Helenistik döneme ait bir açık hava tapınağıdır. Bergama Çayı'nın kıyısında yer alan ve toprak yüzeyinden 60 m yükseklikte yer alan tapınak, kayaya oyularak yapılmış üç altıgen niş biçimindedir. Bergama'nın 3 km batısındadır. ilk kez I. Eumenes döneminde (MÖ 263 - 241) kurulduğu öne sürülmektedir. Yüksek radyoaktiviten ılıcanın su sıcaklığı 36 derecedir. Sodyum bikarbonat ve sülfat bulunan suyunun romatizmal hastalıklara, deri hastalıklarına, nevrasteni ve nevraljik kalp rahatsızlıklarına iyi geldiği söylenmektedir. Halk arasında, Mısır Kraliçesi Kleopatra'nın burada yıkanarak güzelleştiği söylenir ve ılıcanın insanları güzelleştirdiğine inanılır. Bergama'nın 20 km kuzeyinde, Ayvalık ile Bergama arasında yer alan ve fıstık çamlarıyla kaplı kamp, piknik ve dinlenme alanıdır. Yüksekliği 500- 1000 m arasında değişir. Temiz havası, suyu ve uzun süre bozulmadan kalan üzümü, yaylanın üç önemli özelliğidir. Keklik Dağı'ndaki Haydar llıcası'nın kükürtlü suları, deri hastalıkları ve ağrılı hastalıkların tedavisinde kullanılır. Dünyanın en kaliteli çam fıstıkları bu bölgede yetiştirilmekte ve ekonomik bir değer olarak görülmektedir. Özellikle bölge köylüleri ormanlarına çok önem vermekte ve korumaktadır. Buna rağmen Kuzey Ege'nin birçok bölgesi gibi Kozak Yaylası da günümüzde madencilik faaliyetleri tehlikesiyle karşı karşıyadır. Kozak Yaylası tam bir fıstık çamı cenneti görünümündedir. Dünyanın en kaliteli çam fıstıkları bu bölgede yetiştirilmektedir. Bergama'nın kuzeybatısında, Kozak Yaylası, Aşağıbey köyünün 2 km doğusundaki antik kent. Kalıntıları çok geniş bir alana yayılmış olan kent özellikle Roma egemenliği döneminde önem kazanmış ve yeniden surlarla çevrilmiştir. Yeterli bir araştırma ve kazı çalışması yapılmamış olan kentte, Anadolu'nun birçok yerinde olduğu gibi kaçak kazıların izleri görülmektedir. Bütün tepkilere, eylemlere ve oluşturulan kamuoyuna rağmen, en fazla 100 yıllık bir ömür biçilen Yortanlı Barajı'nın gölet alanı içinde kaldığı için üzeri kumla kaplanan ve baraj kapaklarının kapatılmasıyla artık sular altında kalan Allianoi, Bergama'nın 18 km kuzeydoğusunda, Paşa Ilıcası olarak anılan mevkide yer alan antik termal merkezdir. Aelius Aristides (MS 2. yüzyıl) Hieroi Logoi adlı eserinde, Pergamon'a yaklaşık 25 km uzaklıkta bulunan Allianoi'de şifa bulduğunu dile getirir. Pergamon yakınlarında bulunan yegane kalıntılar, şifa dağıtan hekimlik tanrısı Asklepios'a adanmış Asklepieion ve bu bölgedeki kalıntılardır ve bu yüzden, bu bölgenin sözü geçen Allianoi olduğu düşüncesi ağır basmaktadır. Allianoi. barajın gölet alanı içinde kaldığından, 1998 yılından itibaren bölgede kurtarma kazıları yapıldı. Elde edilen en önemli buluntulardan biri olan bütün halindeki Nymphe heykeli Bergama Müzesi'nde sergilenmektedir. arası ise 505 km'dir. İstanbul'dan Bergama'ya seyahat için E881 karayolunu tercih edilebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/236-pergamon-bergama-antik-kenti.html", "text": "Kazı çalışmaları esnasında bulunan bazı seramikler, antik dönemde burada küçük bir yerleşimin bulunduğunu göstermektedir. Fakat bugün kalıntıları görülen antik kent, Helenistik ve Roma dönemlerinde gelişme göstererek geniş bir alana yayılmıştır. Efsaneye göre, Pergamon adını Neoptolemos ile Andromakhe'nin oğlu Pergamos'tan almaktadır. Pers kontrolü altındaki kent, MÖ 480'li yıllarda Sparta'nın eski krallarından Demaratos ve yine bir süreliğine de Eretrialı Gongylos tarafından yönetilmiştir. Ksenofon (MÖ 430 - 355) Anabasis adlı eserinde, başında bulunduğu orduyla Pergamon'a uğradığından (MÖ 400 - 399) ve Perslerin kontrolü altında kenti yöneten Gongylos'un dul eşi Hellas tarafından konuk edildiklerinden bahsetmektedir. MÖ 334 yılındaki Granikos Savaşı'ndan sonra, Büyük İskender'in kontrolü altına giren kenti İskender, komutanlarından Memnon'un dul eşi Barsini'ye vermiştir. İskender'in ölümünden sonraki dönemde, MÖ 301'deki ipsos Savaşı'nın ardından, İskender'in komutanlarından Lysimakhos kenti ele geçirmiştir. Lysimakhos savaş giderleri için ayırdığı hazinesini, Bergama Komutanı olarak atadığı Philetairos'un kontrolünde Pergamon'da saklamıştır. Bu, kentin oldukça korunaklı olduğunu göstermektedir. Antik Dünyanın Kültür ve Sanat Merkezlerinden Biri Olan Yerleşme, Helenistik Bergama Krallığı'nın da Başkentiydi. , bu krallığa başkentlik de yapmıştır. Yaklaşık 150 yıl boyunca Helenistik dünyanın kültür ve sanat merkezlerinden biri olarak. Büyük İskender'in Mısır'da kurduğu İskenderiye ile rekabet etmiştir. Bu dönemde birçok filozof, bilim adamı kente gelmiş, İskenderiye'yle rekabet edecek büyüklükte bir kütüphane kurulmuş ve Bergamalılar, adı Pergamon'dan gelen parşömeni, yani deri kağıdı bulmuşlardır. Aynı zamanda kent ileri seviyede bir kentçilik anlayışıyla inşa edilmiştir. Kral II. Eumenes (MÖ 197 -159) Atina'nın Akropolis'ini örnek alarak yaptırdığı düzenlemelerle Bergama'yı güzelleştirmiştir. Son Kral III. Attalos'un (MÖ 138 -133) ölümünden sonra kent, MÖ 133'de krallık vasiyeti gereği Roma'ya bırakılmıştır. Bergama, Roma döneminde de önemli bir kültür ve sanat merkezi olmaya devam etmiştir. MÖ 88-85 yılları arasındaki savaşta, Pontus Kralı Mitridates VI. Eupator, Bergama'yı ele geçirmiş ve neredeyse kentin bütün Roma vatandaşları katledilmiştir. Daha sonra tekrar Roma imparatorluğu'na bağlanan kent, MS 2. yüzyılda önemli bir merkez olmayı sürdürüyordu. kiliseden biri Pergamon'da bulunmaktaydı. Aynı dönemde bir piskoposluk merkezi olan kent, Doğu Roma döneminde önemini yavaş yavaş yitirmeye başlamış ve Efes Başpiskoposluğu'na bağlanmıştır. Bu dönemde, kent eski kalıntıların kullanılmasıyla yapılan yeni bir surla çevrelenmiş, 716 yılında Mesleme Bin Abdülmelik'in komuta ettiği Arap akınlarıyla yakılıp yıkılmıştır. 1306'da Karesioğlu Beyliği tarafından ele geçirilmiş ve bu beyliğin önemli bir merkezi olmuştur. Bölge 1341'de Osmanlı Devletinin kontrolü altına girmiştir. Parşömen ya da Pergamon kağıdı, İskenderiye'nin Papirüs Satışını Durdurması Üzerine, Pergamonlu Krates'in Başvurduğu Çözümdü. Krates, Keçi Derisinin Kıllarını Temizleyerek Sönmüş Kirece Yatırdı. Daha Sonra Tahta Çerçeveye Gererek Kuruttuğu Deriyi Sünger Taşıyla Perdahladı ve Yazı Yazılır Hale Getirdi. 1900 -1913 yılları arasında H. Hepding, P. Schatzmann ve W. Dörpfeld tarafından yürütülen çalışmalarda ise Orta ve Aşağı Kent ortaya çıkarılmıştır. 1927 -1936 yılları arasında Theodor VViegand tarafından yürütülen çalışmalarda da Heroon, Asklepieiorı, ortaya çıkarılmıştır. 1956 -1972 yılları arasındaki çalışmaları Ercih Boehringer yürütmüş, daha sonra da çalışmalar İstanbul Alman Arkeoloji Enstitüsü adına Wolfgang Radt tarafından sürdürülmüştür. Helenistik dönemde, üst düzeyde bir uygarlığın sayılı merkezlerinden olduğu bilinen Bergama, özellikle sanatsal ve kültürel alanlarda çağdaşlarını oldukça etkilemiştir. Heykel sanatında yeni bir üslubun yaratıcısı kabul edilen Bergama Heykel Okulu, anıtsallığın öne çıktığı yapıtlarıyla tanınır. Kent, 275 m yüksekliğindeki tepe ile aşağıdaki ovaya yayılmış durumdadır. Yerleşmenin çevresinde ise mezarlar, tümülüsler yer alır. Pergamon, kurulduğu alana uygun olacak şekilde inşa edilmiş en önemli kent örneklerinden biridir. Engebeli alan değişik düzeylerde düzeltilerek teraslar elde edilmiştir. Teraslar, dayanak duvarları ve iki katlı stoalarladesteklenmiştir. Krallık öncesinde, akropolisin güney ve batıdan surlarla çevrildiği kalıntılardan anlaşılmaktadır. MÖ 5. ya da 4. yüzyıla tarihlenen surlar, Philetarios döneminde güneye doğru genişletilmiştir. Selinos ve Keitos çayları arasındaki akropolis, 'nun kuzeyindeki üst kat galerilerinden, Kral II. Eumenes'in yaptırdığı Pergamon Kütüphanesi'ne geçilmektedir. 13,53 x 15,95 m ölçülerindeki büyük salonun duvarlarında, kitap raflarının tutturulduğu kenet delikleri görülebilir. El yazmalarını nemden korumak için duvarla raflar arasında boşluk bırakılmıştır. bulunduğu alanın kuzeyinde, MS 2. yüzyıla tarihlenen su kemeri kalıntıları dikkat çekmektedir. batısında, sunağıyla birlikte küçük bir tapınak ortaya çıkarılmıştır. ve Mermer Salon'dan oluşan yapı bütünü, antik caddenin doğusundadır. Mermer Salon ve odeion, Helenistik Çağ'a tarihlenir ve yapı bütününün çekirdeğidir. Hamam ise Roma imparatorluğu döneminde yapılmıştır. Mermer Salon, kente yaptığı hizmetlerden dolayı tanrılaştırılmış Diodoros Pasparos'a ait bir heroondur. MÖ 70'e tarihlenen Diodoros'un portre başı. Bergama Müzesi'ndedir. Mermer Salon'un doğusundaki aşevinin odaları kayalık alan oyularak yapılmıştır. arasındaki alanda Doğu Roma dağınık durumda ev kalıntıları bulunmaktadır. MÖ 3. yüzyılın başında Yukarı Kent'in surları dışında kırsal alanda, Demeter'in kutsal alanı yer alıyordu. Avlu, üç yandan stoalarla çevrilidir. Propylorıu, Hekimlik tanrısı Asklepios adına yapılan kutsal alanlar, ilk Çağ hastanesi niteliğindeydi. Atina, Epidauros ve Pergamon, üç ünlü askkpeiondu. Güneybatıdaki Roma öncesine ait 18 katı saptanan asklepeionda, Helenistik Çağ'ın başına tarihlenen Asklepios Soter, Apollon, Kalliteknos ve Hygeia adına yapılmış tapınak kalıntıları bulunmuştur. Kutsal alan, 110x130 m boyutlarındaki dörtgen planlı avlunun çevresindeki yapılardan oluşmaktadır. Kutsal alanın güneyinde yer alan odalar, hastaların düş görmeleri içindir. Yine burada içme kürü, banyo ve çamur banyosu için üç mermer havuz vardır. Kuzeybatıda, 3500 kişilik Roma tiyatrosu, kuzeydoğuda üç küçük tapınak yer alır. Güneydoğuda Kür Evi, Telephos Tapınağı ya da Aşağı Yuvarlak Yapı denilen iki katlı bir yapı bulunmaktadır. İzmir'in kuzeyindeki Bergama ilçesi kent alanına yayılmış bulunan İon kentidir. Bergama - İzmir arası 109 km olup, şehir merkezinden düzenli otobüs ve minibüs seferleri yapılmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/237-aliagada-gezilecek-yerler.html", "text": "'nde sergilenmektedir. Diğer bir Aiol kenti olan Myrina da Aliağa yakınındadır. Ayrıca bölgede Aigai adında bir başka antik kent daha bulunmaktadır. Bugünkü Aliağa, 19. yüzyılda, aynı yerde bulunan Ali Ağa Çiftliği'nin yerinde kurulmuştur. 1960'lı yılların ortalarına değin küçük bir kıyı yerleşmesiyken, bugün İzmir'in ağır sanayi bölgesi durumundadır. Türkiye'nin en büyük petrol arıtma tesislerinden biri olan Aliağa Rafinerisi ve Aliağa Petrokimya Holding tesisleri burada kuruludur. Liman kenti Aliağa'da önemli bir sanayi dalı da gemi sökme tezgahlarıdır. Ancak sanayideki bu gelişim, Aliağa kıyılarını kirletmiş ve sonuçta sayfiye evleri Aliağa Körfezi'nin kuzeyinde bulunan Şakran yöresine kaymıştır. il sınırı yakınlarındaki Karakuzu köyüne kadar araç ile ulaşılıp daha sonra güneydoğu yönüne doğru hafif eğimi olan yemyeşil orman içindeki patikaları takip ederek ulaşılabilen muazzam bir şelaledir. Herhangi bir tesisin bulunmadığı bölgede eşsiz manzarası eşliğinde kamp için uygun bir alandır. Aliağa'nın 25 km doğusunda, Hacı Ömerli köyü yakınındaki Gündağı üzerinde yer alan antik Aiolis kenti. Kent Aigaiai veya Aigaion olarak da adlandırılmaktadır. Antik kent Manisa sınırları içinde yer alsa da, Aliağa üzerinden de buraya kolayca ulaşılabilir. Efsanelere göre kent, Agamemnon'un soyundan gelen kişilerce kurulmuştur. Herodot'a göreyse bir Aiolis kolonisidir; yani buraya gelen Aioller tarafından kurulan 12 Aiolis kentinden biridir ve ayrıca bölgedeki en eski kentlerden biridir. ) Krallığı'na bağlanmış ve kent yeniden inşa edilmiştir. Kent, planı bakımından Pergamon'a benzer. MS 17'de meydana gelen büyük bir deprem sonucunda çevredeki birçok kent gibi Aigai de yıkılmıştır. İmparator Tiberius (MS 14 - 37) hem bu depremin yaralarını sarmış hem de kenti yeni yapılarla donatmıştır. Kent yapıları, duvarlarla desteklenen teraslar üzerindedir. Kuzeydoğudaki akropolis dört teraslıdır. Güneyden savunma duvarlarıyla çevrilidir. Stadyum ve tiyatro alt alta iki terasta yer alır. Batıda küçük bir tapınak vardır. Kentin en iyi korunmuş yapısı, Assos ve Alinda'da benzerleri bulunan üç katlı stoa ya da pazar salonudur. Kentte, Demeter ve Apollon Khresterios'a adanmış iki tapınak daha vardır. Aliağa'ya 8 km uzaklıkta, Çakmaklı köyünün kuzeyinde yer alan antik kent. Kimi antik kaynaklar, Kyme'nin MÖ 1120'de kurulduğunu belirtir. MÖ 7. yüzyıla kadar krallıkla yönetilen kent, daha sonra diğer Aiolis kentleriyle konfederasyon oluşturmuştur. MÖ 4. yüzyılda Pers Kralı II. Artakserkses döneminde Pers egemenliğine giren Kyme, daha sonra Roma'ya bağlanmıştır. Tacitus, kentin büyük bir depremle harabeye döndüğünü ve Roma'dan yardım gördüğünü belirtir. Muhtemelen bu, MS 17'de meydana gelen ve birçok Aiolis kentinin yıkılmasına neden olan depremdir. Roma imparatorluğu döneminde önemini koruyan kent, Doğu Roma imparatorluğu döneminde yavaş yavaş bu önemi kaybetmeye başlamıştır. Kentin Osmanlı döneminde terk edildiği sanılmaktadır. 'ne gönderilmiştir. Bölgedeki daha ciddi arkeolojik çalışmalar 1925 yılında, Prag Üniversitesinden Arkeolog Prof. Antonin Salaç yönetimindeki eski Çekoslovak ekip tarafından yapılmıştır. Bölge 1985 -1986 yıllarında Prof. Dr. Sebastiana Lagona yönetiminde İtalyan Catania Üniversitesi ekibi tarafından kazılmıştır. Bütün bu çalışmalar esnasında MÖ 5 - 4 yüzyıla uzanan yerleşme izleri, MÖ 2. yüzyılda İsis adına yapılan tapınak ve Afrodit heykeline ait bir baş, bir portik, bir ev, su altında kalan liman ve çok azı günümüze ulaşabilmiş bir tiyatro ortaya çıkarılmıştır. Buradan çıkarılan eserlerin birçoğu Bergama ve İzmir Arkeoloji müzelerinde sergilenmektedir. Aliağa'ya 9 km uzaklıkta yer alan antik kent. Çandarlı Körfezi'nin güneyinde, Kocaçay'ın denize döküldüğü yerdedir. Batı Anadolu'ya göçen Helenlerin kıyı bölgesinde kurdukları 12 Aiolis kentinden biridir. Aiolis Konfederasyonu üyesi olan kenti Amazonların kraliçelerinden Myrina tarafından kurulduğuna ve adını şehre verdiğine dair efsaneler vardır. Antik kaynaklara göre ise, MÖ 1046'da kurulmuştur. Kent bir süreliğine Lidya'nın egemenliğine girmiştir. MÖ 475 yılında, Pers imparatoru Kserkses kentin kontrolünü kendine bağlı Gongylos'a vermiştir. Daha sonra kent Attika-Delos Deniz Birliği'ne üye olmuştur. MÖ 334'de diğer bütün Aiolis kentleri gibi Myrina da Büyük İskender'in imparatorluğuna katılmıştır. Bunu Seleukos ve Bergama egemenliği izlemiştir. Kentin MS 17'deki büyük depremde diğer Aiolis kentleri gibi yıkıma uğradığı bilinmektedir. Yerleşmenin iki tepe üzerindeki nekropolü, çevredeki köylüler tarafından bulunmuş, gömütlerden çıkarılan çok sayıda pişmiş toprak heykelcik, Louvre Müzesi'ne götürülmüştür. Bugün bu yapıtların çok az bir bölümü. İstanbul Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir. iline bağlı ilçe merkezi olan Aliağa, İzmir'e 60 km olup, İzmir otogarından otobüs ile yaklaşık 50 dakikalık yolculuk ile ilçeye ulaşılabiliyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/238-bursanin-erken-donem-osmanli-camileri.html", "text": "Bursa'nın 1326 yılında fethedilmesinin ardından kentte halkın dini, kültürel ve sosyal ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik cami, medrese, imaret, mektep ve hamam gibi hizmet yapıları inşa edilmiş ve kentin çehresi hızla değişme ve gelişme göstermiştir. Bu hizmet yapılarının başında gelen cami ve mescitlerimiz ibadethane olmalarının yanı sıra gündelik yaşama ilişkin paylaşımlarında yapıldığı sosyal merkezlerdir. Bursa Büyükşehir Belediyesinin Tarihi Kültürel Mirasımızın Korunması ve Yaşatılması Çalışmaları kapsamında, gerek şehir merkezi, gerekse kırsal alanlarda yok olmaya yüz tutmuş veya kullanılamaz hale gelmiş pek çok cami ve mescit, yapılan restorasyon, bakım onarım ve çevre düzenleme çalışmaları ile ayağa kaldırılarak ibadete açılmakta ve çevrelerinin de canlandırılması sağlanmaktadır. İlklerin Şehri Bursa'da Erken Dönem Osmanlı Camilerinin en güzel örneklerini görmek mümkündür. Bursa'nın mimariye vurduğu damga, Zaviyeli, Bursa tipi, Ters T planlı, Kanatlı ve Tabhaneli gibi terimlerle, \"Kalkan duvarı\", \"Türk üçgeni\", \"Bursa kemeri\" gibi ilk defa Bursa'da kullanılıp da sanat tarihi terminolojisine girmiş olan terimlerden de anlaşılmaktadır. Köylerdeki imar faaliyetleri de tarihsel süreçte kenttin gelişimiyle doğru orantılı olmuştur. Özellikle mescitler köy merkezinin belirleyicisidir. Köy mescitleri, gerek malzeme gerekse tercih edilen plan özellikleri açısından kentte inşa edilmiş olan mescitlerden farklıdır. Köy mescitleri çoğunlukla kerpiçten inşa edilmiş köyün konut yapıları ile uyumlu bir görüntü sergilemektedir. Bütün şehir yaklaşımıyla, gerçekleştirilen çalışmaların önemli bir bölümünü oluşturan, cami ve mescit restorasyon, bakım onarım ve çevre düzenlemeleri, büyük bir titizlik ve hassasiyet gösterilerek, disiplinler arası çalışmalar çerçevesinde gerçekleştirilmeye devam etmektedir. Osmangazi İlçesi, Tahyakadın Mahallesinde bulunan cami, Sultan Çelebi Mehmet'in süt annesi tarafından 1421 yılında yaptırılmıştır. Osmanlı Döneminde Sultanların süt annelerine daye denilmekte olup, günümüze bu ad Tayakadın olarak gelmiş, mahalle de bu caminin ismi ile anılmıştır. Muhammed Emin Paşa'nın da kabrinin bulunduğu Armutköy Cami ve haziresi, aynı zamanda UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne giren cami örneklerimizdendir. Osmangazi İlçesi, Yahşibey Mahallesinde bulunan cami, Fatih Sultan Mehmet Döneminde (salt. 1451-1481) Hoca Muhiddin Mehmet Altıparmak tarafından yaptırılmıştır. Köy, Osmanlı Sultanlarının avlarda Kullandığı doğan kuşlarının bakımı ve eğitimi ile vazifeli olan saray kuşbazları sınıfından doğancıların köyü olarak bilinmektedir. Osmangazi İlçesi, Tahyakadın Mahallesinde bulunan cami, Fatih Sultan Mehmet Döneminde (salt. 1451-1481) yaptırılan Bursa'ya özgü Kalkan duvarlı camilerimizdendir. Cami, 15. yüzyıl başında, Yıldırım Bayezid devrinin bilgin ve Kadılarından olan ve II. Murad Hüdavendigar devrinde şeyhülislamlık görevi verilen Molla Fenari tarafından yaptırılmıştır. Avlusunda bu öneli ilim ve devlet adamına ait mezarında mevcut olduğu Caminin çevresinde yapılan düzenleme ve park çalışması ile alanın kimliği ile uyumlu yaşam kalitesi yüksek, sağlıklı ve güvenli çevre oluşturulurken diğer yandan inanç turizminin önemli odak noktalarından olması hasebiyle gelen ziyaretçilerin ihtiyaçlarına yönelik düzenlemelerde yapılmaktadır. Uludağ eteklerinde yer alan ve 15. yüzyılda Safiyyuddin, Açıkbaş Mehmed ve Ali isimli üç kardeş tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. Uç Kozlar dergahı olarak uzun yıllar hizmet veren dergahın ayakta kalan cami ve türbe kısmının çevresiyle birlikte restorasyon ve çevre düzenlemesi, gelen ziyaretçilerin ihtiyaçlarının karşılanması için gerekli düzenlemeler önemli ölçüde tamamlanmıştır. Yıldırım İlçesi, Yeşil Mahallesinde bulunan Yeşil Cami kitabesi, planı, üslubu, süslemeleri, kullanılan malzemenin niteliği açısından Osmanlı mimarisinin erken döneminde inşa edilmiş camiler arasında özel bir yere sahiptir. Yıldırım İlçesi, Namazgah mahallesinde bulunur. Kara Timurtaş Bey'in oğlu Umurbey tarafından yaptırılan üstü açık bir ibadethane ve önemli zamanlarda bir toplanma yeri olarak işlev gören yapının restorasyonu ve içerisinde bulunduğu parkın düzenlemesi 2012 yılında tamamlanmıştır. Yıldırım İlçesi, Selimzade Mahallesinde bulunan caminin Ali Hoca isimli bir zat tarafından 1905-19015 yılları arasında yaptırıldığı bilinmektedir. Fazlullah Paşa Mescidi, Emirsultan Külliyesi'nin Kuzeybatısında, Emirsultan Mezarlığı batısında yer almaktadır. Kaynaklarda mescidin XV. Yüzyılda II. Murat Devri Vezirlerinden Fazlullah Paşa tarafından yaptırıldığı, Tahtakale'deki Yoğurt Hanı ve yanındaki dükkanların mescidin vakıflarından olduğu belirtilmektedir. Kuzeyine, hatta bir bölüm kuzey ve doğu bahçe duvarları üzerine inşa edildiği düşünülen tek katlı yığma ilaveler ve son cemaat mahalline yapılan müdahalelerle mescit uzun yıllardır konut olarak kullanılmıştır. Yapılan kamulaştırma sonrası projelendirilerek çevresiyle birlikte uygulama çalışması yapılmış ve ibadete tekrar açılmıştır. Osmangazi İlçesi, Hocataşkın Mahallesinde bulunan Çukur Mescit, yok olmaya yüz tutmuş ve kullanılamaz hale gelmiş iken, Büyükşehir Belediyesi tarafından restorasyonu tamamlanarak özgün kimliğine kavuşturulmuştur. Ayrıca binaların arasına sıkışan Mescidin etrafındaki binalar kamulaştırılarak, yıkılmıştır. Çevre düzenlemesi sonrasında bulunduğu bölgeye değer katan Cami ilk günkü ihtişamıyla kent siluetindeki yerini aldı. Bursa'da ahşap esaslı inşa edilen 4 camiden biri olan Yaylacık Cami köyün merkez camisidir. Restorasyon aşamasında Müzede bulunan 200 yıllık kitabesi de ortaya çıkartılarak, tarihi caminin girişine asılmıştır. Dört asırlık. Tahtalı Köyü Cami Tarihi Kültürel Mirasımızın Korunması ve Yaşatılması Çalışmaları Kapsamında orijinaline uygun olarak restore edilmiştir. Yöre halkı tarafından ibadetlerini yerine getirmek için sıklıkla tercih ettiği Tarihi öneme sahip camilerimizdendir. Yıldırım İlçesi, Kurtoğlu Mahallesinde bulunan cami, Çelebi Mehmet döneminde 1421 yılında ivaz Şah oğlu İshak Şah tarafından yaptırılmıştır. Yıldırım İlçesi Hacıseyfettin Mahallesinde bulunan ve ykılıp, daha sonra üzerine bina yapılan Yörükler Mescidi, orijinal yerinde Büyükşehir Belediyesinin tarihi miras çalışmaları kapsamında ihya edildi. Mescit üzerine yapılan bina kamulaştırılarak, yıkılmasının ardından titiz çalışmalar neticesinde tarihi mescit dört asır önceki görüntüsü ile kent siluetindeki yerini aldı. 19. yüzyıl camilerinden olan yapının duvarları kalem işleri ile bezelidir. Köyün merkezinde, yakın zamanda köy halkının talepleri dikkate alınarak projesi ve uygulaması yapılmış cami, ibadete açılmıştır. Bursa- Karacabey yolu üzerinde önemli bir durak noktası olan Uluabat Köyü, aynı zamanda İstanbul'un fethinde önemli görevlerde bulunmuş, Uluabatlı Hasan'ın köyüdür. Kurşunlu Cami, halk arasında imaret Cami adıyla kayıtlı olan cami; giriş kapısı alınlığındaki inşa kitabesine göre, Fatih Sultan Mehmet döneminde 861 (1456-57) yılında Abdullah oğlu Karaca Bey tarafından yaptırılmıştır. Caminin tezyinatı üzerinde yapılan bir araştırmada Cami beden duvarları ve iç yüzeyinde bulunan, 1946 tarihli Kalem işi süsleme, gravür resimler ve hat yazı örnekleri yer almaktadır. Çakmak Köyü Caminin, pencere kenarındaki yazıdan Hicri 1310 tarihi okunmasına karşın içinde yer alan süslemelerden daha önceki bir dönemde yapıldığı düşünülmektedir. Bina içindeki duvarlarda yer alan süslemeler caminin en önemli özelliğini oluşturmaktadır. Nalbant Köyü Caminin yapım tarihi kesin olarak bilinmemektedir. Ancak giriş bölümünün zemininde yer alan büyük mermer bloklar göz önüne alındığında caminin eski bir kilise binasının üzerine inşa edildiği düşünülmektedir. Belenoluk Köyü Cami 20. yy. ın başlarında yapılmış olup, iç duvarlarında yer alan değerli süslemeler günümüze kadar korunmuştur. Halk arasında imaret Cami ve Yukarı Cami de denilmekte olan Kurşunlu Camimin Yıldırım Bayezit (1389-1402) döneminde yaptırılmış olabileceği bilinmektedir. Vakıflar Genel Müdürlüğü Mülkiyetinde bulunan İnegöl Kulaca Caminin restorasyonu Bursa İl Özel İdaresi tarafından yapılmış olup mihrap üzerinde bulunan kalem işlerine yönelik restorasyon çalışması Bursa Büyükşehir Belediyesince tamamlanmıştır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/239-soganli-vadisi-gezilecek-yerler.html", "text": "'yla birlikte Kapadokya'nın en önemli üç vadisinden biri. Burada da duvarları yüzlerce yıl önce resimlerle süslenmiş kilise ve manastırlar var. Soğanlı kaya kiliseleri kadar köylü kadınların ürettikleri bez bebekleriyle de ünlenmiş. Soğanlı'da Roma döneminden beri yerleşimin olduğu biliniyor. Romalılar bu kaya konilerini mezar olarak kullanmış; kolayca işlenebilen kayalar Soğanlı'nın Hıristiyanlığın ilk yıllarından itibaren keşiş yatağı olmasını sağlamış. Tehlike anında keşişler yakınlardaki Derinkuyu gibi yer altı kentlerine sığınıyormuş. Bizans döneminde Soandos olarak adlandırılan Soğanlı 200 kadar kilise ve manastırın bulunduğu önemli bir dini merkez imiş. nin sınırlarına katılmış ve köyün içine bilet kesilerek girilebiliyor. yle karşılaşılıyor. Anayoldan elli basamaklı bir merdivenle çıkılan kilisenin resimleri büyük ölçüde hasar görmüş. köye yakın bir noktada yer alıyor. Burası resimleri büyük ölçüde korunmuş bir kilise ve yemekhane gibi mekanlardan oluşuyor. Kilisenin duvarındaki bir yazıtta duvarlarının 1061 yılında İmparator Konstantinos Doukas döneminde komutan Mikhail Skepidis, Rahibe Katherina ve Keşiş Nphonos tarafından süslendiği anlatılıyor. Bu kilisenin ilerisinde de Yılanlı Kilise adlı bir başka manastır bulunuyor. olarak ta bilinen Hagia Barbara Kilisesi yer alıyor. Bu kilise Soğanlı Vadisinin en iyi korunmuş fresklerine sahip. Hagia Barbara Kilisesi'nin 11. yüzyılın başında resimlendiği sanılıyor. var. Aslında bu iş bir rastlantı sonucu başlamış, yoksul bir köy olan Soğanlı'da anneler çocuklarına oyuncak alamadığı için ağaç parçası ve bez gibi malzemelerden bebekler yaparlarmış. Bu bebekler 1960'lı yıllarda yolu Soğanlı'ya düşen bir turistin ilgisini çekmiş ve para vererek bir bebek satın almış. Bebek para edince diğer kadınlar da yapıp turistlere satmaya başlamış. Sonra iş büyümüş, bir kooperatif kurup bebekleri pazarlamaya başlamışlar, şimdi yaklaşık 50 aile bez bebek üretimiyle uğraşıyor. Artık Kapadokya'nın her köşesinde satılan Soğanlı bebeklerinin patentini de almışlar. Gelin kız, yün eğiren kız, bebekli ve testili gibi birçok modeli var Soğanlı bebeklerinin. 'de 6. yüzyılda inşa edilmiş Hagios Eustathios adlı eski bir kilise. 'nde bulunan kiliselerin on kadarı fresklerle süslü. Buradaki kiliselerde Soğanlı'dakilerle benzerlik taşıyor ve resimlerin tekniğinden kiliselerin 10. yüzyılda resimlenmeye başladığı anlaşılıyor. Keşlik köyünde de resimlerle süslü birkaç kaya kilisesi ve köyün batısındaki Karatepe'nin yamaçlarında yeraltı yerleşimi olduğu sanılan kayalara oyulmuş mekanlar var. Yeşilhisar- Ürgüp karayolundan 5 km içerideki Soğanlı; Kayseri'ye 80 km, Yeşilhisar'a 15 km ve Ürgüp'e 45 km uzaklıkta. Yeşilhisar'a demiryoluyla ulaşmak olanaklı. En yakın havaalanı Kayseri'de."} {"url": "https://www.gezipedia.net/24-balikesirde-gezilecek-yerler.html", "text": "topraklarının bir kısmı Marmara diğer kısmı da Ege Bölgesindedir. Böylece oldukça özel bir lokasyonda bulunmakta olan Balıkesir ilçeleri ile de turizm adına son derece hareketli bir bölgedir. Yazın dolup taşmakta olan Balıkesir ilçelerinde gezilip görülebilecek pek çok yer de bulunmaktadır. Birçok farklı medeniyete geçmiş zamanlarında beşiklik yapmış olan Balıkesir günümüzde de yerli ve yabancı turistleri ağırlamaya devam etmektedir. arasında Antandros Antik Kenti ilk sırada yer almalıdır. İda Dağı'nın eteklerinde bulunmakta olan Antandros Antik Kenti milattan önce 8. yüzyıla kadar tarihi uzanmakta olan bir ören yeridir. Enfes mozaiklerin bulunmuş olduğu Antandros Antik Kenti'nde yer alan tarihi kalıntılar Troya Savaşı'na ışık tutmaktadır. Son dönemde oldukça popüler hale gelmekte olan tracking dediğimiz doğa yürüyüşleri bir taraftan tabiatın canlılığına sahne olurken diğer taraftan da adrenalin dolu etkinlikleri bünyesinde barındırmaktadır. Balıkesir'de görülmesi gereken yerler arasında yer alan Kazdağı doğa yürüyüşlerinin yapıldığı müstesna bir tabiat parçasıdır. 1774 metre uzunluğundaki Kazdağları oldukça temiz havası ve doğal bitki örtüsü ile dikkat çeken bir mesire alanıdır. Aynı zamanda İda Dağı diye adlandırılan Kaz dağları pek çok ağaç türüne eşlik eden akarsuları da bünyesinde barındırıyor. Balıkesir'de görülmesi gereken yerler arasında mutlaka bulundurulmalıdır. 'a son derece yakın olan Akçay özellikle İstanbulluların yaz aylarında uğrak yeri haline gelmiş olan koyları ve denizi ile dikkat çeken güzel bir tatil beldesidir. Birçok tesisi de bünyesinde barındırıyor. Aynı şekilde son dönemin popüler tatil yerleri arasında bulunan Altınoluk da mutlaka yaz aylarında tercih edilmesi gereken Edremit'in güzel tatil beldelerinden birisidir. Balıkesir'e uğradığınızda gitmeniz gereken güzergahlardan birisi olmalıdır. Ayvalık'ta yer alan birçok plaj yazın dolup taşıyor. Kumuyla ve denizi ile dikkat çekmekte olan Ayvalık aynı zamanda güzel iklimi ve tabiatıyla da Mayıs ayından ekim ayına kadar denize girmeye müsaade ediyor. Kuş Gölü de bulunuyor. Geçmişe nazaran kuş türleri biraz tükenmiş olsa da hala da birçok kuşa ev sahipliği yapıyor. diye merak ediyorsanız elbette ki yöreden derlenmiş olan yeşil sebzeleri diye cevap vermemiz gerekiyor. Birçok farklı ot türüne yer verilmekte olan Balıkesir mutfağında yöreden harmanlanmış olan otlarla pişirilmekte olan güveç başköşede yer alıyor. Ayrıca Balıkesir kaymaklısı, karanfilli ekmeği son derece meşhur. Tatlı türlerinden de Balıkesir'i öne çıkartmakta olan höşmerim ve zerde son derece beğeniliyor. sorusuna cevap vermiş olalım. Bursa'ya 177 km, İstanbul'a 294 km, İzmir'e ise 187 km mesafede bulunan Balıkesir'e ulaşmak için; Türkiye'nin her yerinden otobüs seferleri düzenlenmektedir. Tren garı da bulunan Balıkesir'e demir yolu ile gelebilirsiniz. En yakın hava alanıise 88 km mesafede bulunan Edremit'teki Koca Seyit Havalimanı."} {"url": "https://www.gezipedia.net/240-hattusada-gezilecek-yerler.html", "text": "ilçesinin 4 km doğusundaki Hattuşa'nın kalıntıları geniş bir alana yayılıyor. 1893 yılında başlayan kazılarda Büyükkale'de Hitit devlet arşivine ait tabletler bulunmuş ve burasının Hitit devletinin idari ve dini başkenti Hattuşa olduğu anlaşılmış. Hattuşa'nın kalıntıları Aşağı Kent, Yukarı Kent, Büyükkale ve Yazılıkaya'dan oluşuyor. En eski Hitit yerleşimi olarak kabul edilen Aşağı Kent kuzeybatı dış suruyla güneydoğuya doğru yamacı kaplayarak Büyükkale'nin bulunduğu plato arasında uzanıyor, güney sınırını Potemli Sur oluşturuyor. adlı bir yerleşim varmış. Anadolu'da varlığı bilinen ilk halk olan Hattiler üstün bir uygarlık yaratmış ve Anadolu Hatti ülkesi olarak adlandırılmış. MÖ 19-18. yüzyılda bu yerleşimin yanında Asurlu tüccarlarca Karum adı verilen bir pazar yeri kurulmuş. İlk Hitit Büyük Kralı Kuşşara'lı Anitta, MÖ 1750 yılı civarında Hattuşa'yı çok büyük hazineleri olduğunu sanarak kuşatmış, fakat bir şey bulamayınca kızarak yakıp yıkmış. , Yenicekale ve Nişantepe ilginç kaya kütleleri. Özellikle Nişantepe'deki Luwi hiyeroglifiyle kayalara yazılmış yazıt dikkat çekici. Yukarı kentteki tonozlu bir odada da Kral 2. Şuppiluliuma'nın icraatlarını anlatan hiyeroglif yazıt kuşağı var. Yukarı Kentteki Güney Kale ise Frig dönemine tarihlenen ender yapılardan biri. betimlenmiş. Ana sahnenin karşısındaki duvarda daha büyük boyutlarda Kral 4. Tuthaliya işlenmiş. Buradan da bu kutsal alanın Tuthaliya tarafından yaptırıldığı anlaşılıyor. Diğer odadaki kabartmalar ana odadaki gibi kuşaklar halinde değil; duvarlara dört bağımsız figür işlenmiş. Hattuşa, Alacahöyük ve Şapinuva'yı görmeden, Çorum, Alacahöyük ve Boğazköy müzelerini gezmeden, Leblebisi ile ünlü olan Çorum, yöresel yemekler bakımından oldukça zengin. Çorum'a özgü yemekler arasında Saç Mayalısı, Yanıç, Cızlak, Hingal, Haşhaşlı Çörek, Helise, İskilip Dolması, Kara Çuval Helvası, Hedik, Teltel, Has Baklava başta geliyor. Katipler Konağı ve Veli Paşa Konağında yöresel yemekleri tatmak olanaklı. Çorum; İstanbul'a 614 km, Ankara'ya 244 km ve İzmir'e 824 km uzaklıkta. Çorum'a en yakın havaalanı ise 60 km uzaklıktaki Merzifon'da. Çorum'dan Boğazkale 87 km, Alacahöyük 49 km ve Şapinuva 58 km uzaklıkta."} {"url": "https://www.gezipedia.net/241-turkiyenin-en-iyi-10-muzesi.html", "text": "Birçok medeniyete ev sahipliği yapan Anadolu'dan elde edilmiş tarihi eserler ülkemizde bir birinden harika şekilde tasarlanmış müzelerde sergilenmektedir. Ülkemizde bulunan sergiler arasında yer alan müzelerin en güzel 10 tanesini sizler için sıraladık. Hititler başta olmak üzere, Bizanslılar, Osmanlılardan kalma binlerce tarihi eser bu müzelerde sergilenmektedir. Her yıl dünyanın çeşitli yerlerden milyonlarca kişinin akınına uğrayan Zeugma Mozaik müzesi barındırdığı harika tarihi mozaik çalışmaları ile müzeye gelen insanları büyülüyor. Özellikle müzede yer alan çingene kızı ve mars heykeli milyonlarca kişinin ülkemizin en güzel şehirlerinden olan Gaziantep'e bu müzeyi görmek için geliyor. Ayrıca müze içerisinde tarihi roma çeşmeler de bulunmakta. 2 binden fazla tarihi mozaik yapının bulunduğu müze 1700 metrekarelik geniş bir alanı kaplıyor. Eski Kültür Bakanı Ertuğrul Günay müze ilgili olarak \"Teşhir ve tanzim anlayışında Zeugma dünyayı yakaladı, hatta aştı\" demiştir. Ankara'da yer alan bu müzede Anadolu'nun farklı yerlerinde ortaya çıkan tarihi eserler sergilenmektedir. Tarihi Mahmut Paşa Bedesteni ve Kurşunlu Han'da bulunan müze her yıl milyonlarca kişi tarafından ziyaret edilmektedir. ülkemizin en büyük ve en fazla tarihi eserin yer aldığı müze olarak bilinmekte. Osmanlı dönemindeki padişahlar ve ailelerine ait değerli eşyaların yanı sıra İslamiyet'in önemli şahsiyetlerinin de kutsal emanetleri burada sergilenmektedir. 2014 yılında Avrupa Konseyi tarafından ödüle layık görülen bu müze, Prof. Dr. Hüsamettin Koçan tarafından kurulmuştur. 160 farklı sanatçının eserlerinin yer aldığı bu harika müzeyi mutlaka ziyaret etmelisiniz. Antalya'nın tarihi mekanlarından olan Antalya Arkeoloji Müzesi Antalya civarında çıkarılmış olan tarihi eserlerin sergilendiği harika bir mekandır. Mozaikler, lahitler, tanrı heykelleri gibi bir birinden farklı heykeller yer almaktadır. Boğazköy, Alacahöyük, Ortaköy ve Eskiyapar gibi insanlık tarihine ışık tutan bölgelerden çıkarılan ilk insanlık kalıntılarının yer aldığı harika müzedir. Eski İstanbul'a dair birçok hikayeyi barındıran Ayasofya müzesi ilk olarak İmparator Jüstinyen tarafından Hristiyanlar için en büyük ibadethane olarak yaptırılmıştır. Osmanlı döneminde İstanbul'un fethinden sonra camiye çevrilmiş daha sonra da Müze olarak kullanıma açılmıştır. Modern dünyaya ışık tutan çalışmaların yer aldığı İstanbul Modern Müzesinde çağdaş sanatçıların çalışmalarına yer verilmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/242-akcakocada-gezilecek-yerler.html", "text": "'un, Marmaris'in adı duyulmamışken turizmle tanışmış. Ankara'ya ve İstanbul'a yakınlığı sayesinde ünlenmiş ve o yıllarda tatil deyince akla gelen ilk yer olmuş. Daha Turizm Bakanlığı bile yokken ilçede turizm derneği kurulmuş. Ancak geçen zaman çok şeyi alıp götürmüş; bir zamanlar yalnızca denizden ulaşılabilen Ege ve Akdeniz'in kıyılarındaki kasabalara yolların açılması, havayolu ulaşımının kolaylaşması ve diğer tatil merkezlerine göre Akçakoca'nın sezonunun kısa oluşu turizmin gerilemesine neden olmuş. Akçakoca çevresinde birçok Laz, Gürcü, Abhaz ve Hemşinli köyü var. Bu köylerde yaşayanların hemen hemen hepsi anadillerini konuşuyor, yemeklerinden şarkılarına dek gelenek ve göreneklerini yaşatıyor. İşte bu kültürel zenginlik Akçakoca'nın en büyük şanslarından biri olarak değerlendirilmeyi bekliyor. . Cami'nin Türkiye'de benzeri yok. Akçakoca'da zamana direnen yaklaşık 100 civarında ahşap ev var. Bu evlerin çoğu Yukarı Mahalle'de bulunuyor. Melenağzı İstanbul'a da su sağlanan Melen çayının denize döküldüğü yerde kurulmuş bir Gürcü köyü. Buradaki plajlarda denize girildiği gibi, Melen Çayı'nda tekneyle dolaşılabiliyor. Cumayanı Mesire yeri ise ilçeye 3 km uzaklıkta. Derenin kıyısındaki mesire alanı adını buradaki tarihi bir camiden alıyor. İlçe merkezine 9 km uzaklıktaki Kurugöl köyü yakınlarında da köyün adıyla anılan bir kanyon var. Kanyonun büyük bölümünde rahatça yürünebiliyor, ancak bir noktadan sonra kanyon ikiye ayrılıyor, ya iplerle şelalenin bulunduğu noktaya tırmanmak ya da zorlu etabı geçebilmek yer yer adam boyuna varan suya girmek gerekiyor. Akçakoca bir sahil kasabası olduğu için doğal olarak balık öne çıkıyor. Balık çeşitlerinin lezzeti mevsimine göre değişiyor, burada genellikle fındık yağıyla kızartılarak servis ediliyor. ve Mancarlı Pide ilk sırayı alıyor. Asıl zenginlik ise şimdilik evlerde gizli; Akçakoca'da her topluluğun kendine özgü yemekleri var. Örneğin Hemşinlilerin Kaldırık Otu, Hemşin Karışığı ve Hemşin Mantısı pazara sunulacağı günü bekliyor. 'ya 275 km ve İzmir'e 585 km uzaklıkta. Otoban sayesinde Ankara ve İstanbul'dan ilçeye 2-2,5 saatte ulaşılıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/243-safranboluda-gezilecek-yerler.html", "text": "Adeta başka bir yüzyılda yaşayan Safranbolu başarılı bir koruma anlayışı sayesinde bugünlere gelebilmiş. Safranbolulular kültürel miraslarını korurken turizmden büyük gelirler elde etmesini de bilmiş. Safranbolu'nun Osmanlı döneminde kervan yolları üzerinde olması nedeniyle önemli bir ticaret merkezi haline gelip zenginleştiği kabul ediliyor. 1940'lı yıllarda Karabük'e demir-çelik fabrikası kurulunca Karabük hızla gelişmiş ve yeni binaların çoğu oraya yapılmış. Bu sayede Safranbolu beton canavarının hışmına uğramaktan kurtulmuş. 1975 yılında SİT alanı ilan edilerek korumaya alınan Safranbolu'da 810 sivil mimarlık örneğiyle 165 anıt eser tescil edilmiş. UNESCO bu nedenle Safranbolu'yu \"Dünya Miras Listesi'ne almış. Şimdi Safranbolu korumanın başkenti olarak görülüyor, çünkü Türkiye'deki yaklaşık 50 bin kadar korunması gereken kültür ve tabiat varlığının 1131'i Safranbolu'da bulunuyor. Koruma altına alıp çivi çakmayan ya da çaktırmayan zihniyete teslim olunmamış, koca ilçe neredeyse baştan aşağıya restore edilmiş, tarihi yapılara turistik işlevler kazandırılarak halkın bu işten kazanç elde etmesi sağlanmış, eski çarşılar da onarılarak ilçenin kaybolmaya yüz tutan el sanatları canlandırılmış. Safranbolu ilçe merkezinde 18. ve 19. yüzyılda inşa edilmiş 2000'e yakın ev var. Aynı yıllarda inşa edilmiş hanlar, hamamlar ve camiler kent dokusunun diğer önemli unsurları. Tarihi evler Safranbolu'nun iki ayrı kesiminde toplanmış. Birincisi \"Şehir\" denilen ve kışlık olarak kullanılan bölge, İkincisi \"Bağlar\" denilen ve yazlık olarak kullanılan 3,5 km ötedeki bölge. İki derin vadinin içinde gelişen şehir, kale, dükkanların yer aldığı çarşı, kışlık evlerin bulunduğu Akçasu, Gümüş, Musalla, Kalealtı ve Tabakhane semtlerinden oluşuyor. Safranbolulular kışın Şehir'deki evinde yaşar ve yazın havaların ısındığında birkaç yüz metre daha yüksekteki Bağlardaki yazlık evlerine göçermiş. Ancak çarşıda yazın da üretim ve ticaret hayatı sürermiş. Şehir'de yeni bina inşa edilmesine izin verilmemiş, modern yerleşim Kıranköy ile Hastarla civarında gelişmiş. Safranbolu evleri ilçenin topografyasıyla uyumlu olarak inşa edilmiş, hiçbiri diğerinin manzarasını kapatmıyor Çıkmalarla sokağa taşmış Safranbolu evlerinin çoğu üç katlı ve geniş hacimli. Evlerde mahremiyete büyük önem verilmiş; bu nedenle evler birbirlerinden yüksek duvarlarla ayrılmış, pencerelere de ahşap kafesler konulmuş. mübadeleden sonra camiye çevrilmiş, bitişiğindeki okul ise kültür merkezi olarak kullanılıyor. de minyatür bir Safranbolu adeta; bozulmadan, yağmalanmadan günümüze ulaşmayı başarmış. Üstelik daha bakir ve sırlarla dolu. Yörüklüler Kanuni döneminden başlayarak orduda görev almaya başlamışlar, böylece bir ayakları hep İstanbul'da olmuş. Sekban ve Müsellem ocaklarının nüvesini Yörük köylüler oluşturmuş. Av köpeklerine bakmakla görevli Sekban ocaklarının bir görevi de orduya ekmek pişirmekmiş. Zamanla Yörük köylüler Safranboluluların çoğu gibi fırıncılık, ekmekçilik ve börekçilik mesleklerinde yoğunlaşmışlar, bir zamanlar İstanbul'daki fırınların çoğunun sahibi onlarmış. Kazandıkları paralarla Safranbolu tarzı büyük konaklar inşa ettirmişler köylerine, içlerini de İstanbul'da gördükleri eşyalarla donatmışlar. Cumhuriyetin ilk yıllarında bile İstanbul'daki fırınların yarısı Safranbolulularınmış. 2. Dünya Savaşı yıllarında ekmeğin karneyle satılması fırıncıları zora sokunca çoğu bu işi bırakmış. \"Yağma Hasan'ın Böreği\" deyimi de bu köyle ilgili. Anlatılanlara göre Yörük köylü Karaköy börekçisi pişirip beğenmediği börekleri sokağa döker, vatandaş da bunları kapışırmış. Leyla Gencer'in babası da Yörük köylüymüş. Köylüleri dünyaca ünlü hemşehrilerini unutmamış ve bir sokağa adını vermişler. Sipahioğlu Konağı üç yüz yıllık bir yapı. Konağın içinde hem yaşanıyor hem de gezi evi olarak kullanılıyor. Konağın sahibi bu evde yaşayan sekizinci kuşakmış, aslında büyük bir konak iken satılmış ve ikiye bölünmüş. Sipahioğlu Konağı'nın sahibi bu bölünmüş konağın ikinci katında yaşamını sürdürüyor, üçüncü katı ise dedelerinin eşyalarını sergilediği küçük bir müze gibi düzenlemiş. Üçüncü katta sergilenen eşyalardan duvarlardaki kalem işlerine kadar her şey orijinal. Neler yok ki, anlaşılan evin sahipleri İstanbul'da gördükleri ne varsa köyüne taşımış. Yüz yıllık bir dinlenme koltuğu, kırk yamalı bohça, kendi tabutunu taşıyan Hz. Ali'nin camaltı resmi, antika radyolar, 1900 yılına ait ajanda, köy yerinde görmeye alışık olmadığımız bir kütüphane, fes kalıbı, yüz yıllık presler gibi birçok obje var bu katta. Sanki Anadolu'nun bir köyünde değil de İstanbul'un eski bir konağında gibi hissediyor insan kendini, küçük İstanbul gibi bu köy. Odaların duvarları kalem işleriyle süslenmiş, dikkatli bakıldığında ressamın tarih attığı, hatta resimleri bitirdiği saati yazdığı görülüyor. olarak kullanılan çamaşırhanede de Bektaşi izlerini görmek olanaklı. Hıdırlık tepesine ve kaleye çıkmadan, Eşin dostun için Safranbolu lokumu almadan, DÖNME! , sirkeli kelle, tereyağlı taze fasulye, Peruhi ve cevizli keşli yayım başta geliyor. Safranbolu'nun lokumu ve cevizli yaprak helvası da çok ünlü. Safranbolu'ya adını veren safran ise lokum ve zerde tatlısı yapımında kullanılıyor. Gıda, ilaç ve kimya sanayinde kullanılan safran gramla satılan çok değerli bir bitki. Bir zamanlar Safranbolu civarındaki köylerin çoğu geçimini safran üretiminden kazanıyormuş. Ancak zahmetli bir iş olması nedeniyle Davutobası köyündeki birkaç aile dışında safran yetiştiren kimse kalmamış. 'e 8 km, Gerede'ye 90 km, Ankara'ya 220 km ve İstanbul'a 395 km uzaklıkta. Safranbolu'dan Kastamonu yönüne doğru 11 km gidildiğinde Yörük köyüne ulaşılıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/244-amasrada-gezilecek-yerler.html", "text": "Roma döneminde Bithynia-Pontus eyaletinin başkenti olan Amasra'nın önemi artmış, anıtsal yapılarla donatılıp surlarla çevrilmiş. 1261 yılında Cenevizlilere verilen Amasra iki yüz yıl sonrada Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı topraklarına katılmış. Bartın'dan Amasra'ya giden iki yol var. Anadolu'da başka örneği olmayan biricik yol anıtı Kuşkayası'nın önünden geçen eski yol, oldukça virajlı ve yılan gibi kıvrıla kıvrıla Amasra'ya doğru iniyor. Yeni yol ise daha düzgün. Roma imparatoru Tiberius Germanicus Claudius (MS 41-54) zamanında Bithynia-Pontus Vali'si Galius Julius Aguilla tarafından yaptırılmış karayolu dinlenme yeri ve anıtı olan Kuşkayası Amasra'ya 4 km uzaklıkta. Anıtın bulunduğu yerin manzarası müthiş, kayaya oyulmuş anıtın solunda bir sütun üzerinde duran başı kopuk Roma kartalı, sağda ise Claudius'un başı yok edilmiş bir kabartması, anıtın üzerinde de iki yazıt var. 'ne ulaşılıyor. Amasra'nın Osmanlılarca fethi öncesinde Bakacak tepesinden aşağıya bakan Fatih'in, gördüğü manzaraya hayran kalarak hocası Akşemseddin'e: \"Lala, Çeşm-i Cihan bura mı ola?\" dediği söyleniyor. a olarak bilinen tarihi kulenin önünden de Prenses Amastris'in denize girdiğine inanıyor Amasralılar. Yakın çevrede Bozköy ve Çakraz gibi ünlü plajlar da var. Amasra'nın ilk olarak Sesamos adıyla Amazonlar tarafından kurulduğu kabul ediliyor. Büyük İskender zamanında yeniden kurulan kent Amastris olarak anılmaya başlamış. Amasra'ya adeta bir ortaçağ kenti havası veren kalesi ilk kez Roma döneminde yapılmış, günümüze ulaşan surları ise Bizanslılarca inşa edilmiş. Cenevizlilerin yeni kapılar açıp ve güçlendirdiği kalenin surları Boztepe ve Zindan mahallelerini çevreliyor, Zindan mahallesinin içinde ikinci bir surla çevrili bölge ise İçkale olarak adlandırılıyor. Halk arasında Sormagir kalesi olarak bilinen Boztepe aslında bir ada, tek gözlü Kemere köprüsüyle yarımadaya bağlanıyor. Küçük Liman'dan Boztepe'ye doğru giden yolun üzerindeki dar sokaklar ve merdivenler kalenin içlerine doğru gidiyor. İçkale'deki Fatih Camisi 9. yüzyılda inşa edilmiş bir Bizans kilisesi. 19301u yıllara kadar cami olarak kullanılan bir başka Bizans kilisesi ise şimdi kültür ve sanat evi olarak kullanılıyor. Amasra'nın bir zamanlar Cenevizlilerin egemenliğinde olduğunun en büyük kanıtı ise kalenin surlarında ve kapılarında görülen hanedan armaları. var. Sandal ya da motorlarla bu adaya gidilebiliyor. Roma dönemi yapısı olduğu bilinen Bedesten ve Osmanlı hamamı, Helenistik, Roma ve Bizans dönemine ait arkeolojik eserler ve Osmanlı dönemine ait etnografik eserlerin sergilendiği müze de görülmeye değer. . Amasra'ya gelen hemen herkes bu çarşıyı ziyaret ediyor. Burada birbiri ardına sıralanmış onlarca dükkan var ve bu dükkanlarda peçetelikten rahleye dek bin bir çeşit ağaç ürünleri satılıyor. Şimşir, ceviz, kiraz ve kızılağaç kullanılarak yapılan eşyaların çoğu dükkanların arkasında üretilip desenleniyor. Çarşıya adını veren çekicilik Amasra'ya özgü bir el sanatı. Çekici ustaları hünerlerini armut ağacından yaptıkları kaselerde gösterirmiş. Bu kaselerin ünlü \"Amasra Salatası'na da özel bir aroma verdiği söyleniyor. Kimine göre ise salatanın lezzeti kaseden değil mevsimine göre kullanılan en az yirmi bir çeşit malzeme ve sostan geliyor, hatta salataya lezzet veren sosun oranını babanın bile oğluna öğretmediği söyleniyor. Amasra'yı ve Bartın ırmağını tekne turlarıyla keşfetmeden, İnkumu, Amasra ve Çakraz'da denize girmeden, Amasra'da çok sayıda butik otel ve pansiyon bulunuyor. Çok fazla turist çeken bir bölge olduğu için rezervasyonunuzu son güne bırakmamanızı tavsiye ediyoruz. Buradaki oteller genellikle oda kahvaltı şeklinde çalışıyorlar. Öğle ve akşam yemeklerinizi Amasra sahildeki balık restoranlarında yiyebilirsiniz. - Diamond Hotel Amasra: 1000 TL - Bedesten Otel: 300 TL - Kural Butik Otel: 550 TL - Grand Asiye: 800 TL - Emin Butik Otel: 550 TL 'ın zengin mutfak kültürüne de sahip Amasra'nın yöresel yemekleri arasında Pumpum Çorbası, Yumurtalı Isbut, Kabak Burması, Pirinçli Mantı, Halışka ve incir Dondurması başta geliyor. Amasra Bartın'a 17 km uzaklıkta. Bartın'dan Amasra'ya her yarım saatte minibüs kalkıyor, büyük kentlerden Amasra'ya direkt otobüs seferleri yapılıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/245-kuzguncuk-bet-yaakov-sinagogu.html", "text": ", buranın önemli değerlerinden. Kuzguncuk, Avrupa Musevileri tarafından \"Kutsal Topraklara varmadan önceki son durak\" olarak kabul edilir. Ve Musevi inancında herhangi bir nedenle vaat edilmiş olan topraklara gidemeyenlerin hiç değilse bir kere dahi olsa burayı görmeyi veya Kuzguncuk'a yerleşip orada gömülmeyi vasiyet ettikleri bilinir. Bu nedenle yerleşimde geniş bir Musevi Mezarlığı bulunuyor. Yaklaşık 630 yıllık mezar taşlarının varlığı, durumun tarihi kanıtı. Örnekleri çeşitlendirelim; 1933 yılında yapılan sayıma göre 580 hanede 4 bin kişinin yaşadığı ve bu nüfusun büyük çoğunluğunu Yahudilerin oluşturduğu da kayıtlarda mevcut. Geri kalanları da sırasıyla Rumlar, Müslümanlar ve Ermeniler meydana getirirmiş. İstanbul'daki önemli Yahudi yerleşim yeri olan Kuzguncuk'un, bütün din mensuplarının saygı ve sevgi bağlarıyla bir arada yaşadığı, komşuluk ve dostluk ilişkilerinin mükemmel olduğu, bu dünyadan bir parça olmaktan daha çok, cennetten bir parça olarak görüldüğü, burada yaşamış olanların ve ziyaret etmiş kişilerin ortak görüşüdür. 1865 yangınında, Kuzguncuk harabeliğe döner. 500 ev ve dükkan kül olur. Bu yangından sonra Şirket-i Hayriye vapurlarının yanaşabilmesi için yapılan iskele, semtin ekonomik ve toplumsal yapısını değiştirir ve burada başlayan değişimin ilk basamağı olur. Yahudilerin dinlenme günü addediliyor. İnanışa göre Tanrı, dünyayı altı günde yaratmış, yedinci gün dinlenmiştir. İşte, o gün Yahudilere armağan edilen gündür. Bir ara cemaatinin kalmaması nedeniyle kapatılmak zorunda kalan Bet Yaakov Sinagogu, 1980 senesinde yeniden ibadete açılır. Kapısının üzerindeki altı köşeli Hazret-i Davut yıldızı ya da Müslüman terminolojisindeki adıyla Mühr-ü Süleyman görülmeye değer. Bet Yaakov Sinagogunda bugün, sabah duaları, sünnet, 'vijola' adı verilen yeni doğan kız ve erkek çocuklar için yapılan tören, 'bat mitzva' denilen kız çocukların dini doğum günlerinin kutlanması ve cenaze programlarının tertip edilmesi gibi hizmetler devam ediyor. meydandan Çengelköy istikametine giden bütün otobüsler Kuzguncuk'tan geçiyor. Ama tavsiyemiz Üsküdar'a geldikten sonra o yolu yürümeniz. Zira kaldırımı adımladıkça; Boğaziçi'nin hülya saatlerini hissedeceksiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/246-mudurnuda-gezilecek-yerler.html", "text": "de ilçenin en önemli tarihi yapıları. Tavukçuluk iflas edince tam 1400 kişi işsiz kalmış. Mudurnu'nun 6000 nüfuslu bir ilçe olduğunu düşünürseniz çok büyük bir rakam bu. Daha sonra başka bir firma tesisleri canlandırmaya çalışmış; ancak tavukçuluk bir daha belini doğrultamamış. Kısacası milenyum Mudurnu'nun miladı olmuş. Bunun üzerine Mudurnulular bir araya gelmiş, kasabanın kimliğini koruyarak turizmin geliştirilmesi kararı alınmış. arasında turizmin hizmetine sunulmuş. Böylece daha önce sıfır olan yatak sayısı kısa sürede 100'e çıkmış. esnafı gelmeden civardaki kent ve kasabalarda pazar kurulmazmış. Dükkanlar kapanınca el sanatlarının çoğu tarihe karışmış. Yine de bakırcılar, sobacılar Mudurnu mesi üreten ayakkabıcılar varlığını sürdürüyor. Mudurnu ve yakın çevresini kuş bakışı seyretmenin en kolay yolu Şeyh-ül Ümran tepesine çıkmak. Temmuz ayının ilk pazar günü burada yapılan kutlamalarda mevlüt okunuyor ve etli pilav dağıtılıyor. Buradaki iki mezarda Şeyh-ül Ümran ve Filibeli Hacı Tevfik Efendi adında iki din adamı yatıyor. ve eşsiz manzaralı yaylalar da görülmeye değer. el değmemiş doğal güzellikleriyle her yıl çok sayıda ziyaretçi ağırlıyor. Yapmadan Dönme! Yöresel ürünler satılan cumartesi pazarına uğramadan, Mudurnu'nun yemekleri de dillere destan, lokantalarda yöreye özgü tencere yemeklerinden tadabilirsiniz. Keşli cevizli makarna nefis. Keş, yoğurdu süzdükten sonra tuzlayıp şekil verilerek kurutulan bir yiyecek. Ev yapımı makarna, ceviz sosuyla servis edilince doyum olmuyor. Saray helvası da Mudurnu'yla özdeşleşmiş bir ürün. üzerinden 244 km, Nallıhan üzerinden 208 km uzaklıkta. Bolu-Mudurnu karayolundan ayrılan bir yol Abant'a gidiyor. Abant-Mudurnu arası 19 km."} {"url": "https://www.gezipedia.net/247-bursa-ataturk-kent-ormani-tanitimi.html", "text": ", şehir merkezi ile iç içe olmasından dolayı da çok fazla ilgi ve talep görüyor. 150 hektarlık alanı ile Bursa'nın en büyük piknik ve mesire yeri olarak hizmet veriyor. Giriş kapısından yaklaşık 700 metrelik parke döşeli orman yolundan ilerledikten sonra piknik alanına ulaşılıyor. 3 ana bölümden oluşuyor. Doğu Bölümü, Orta Bölüm ve Batı Bölümleri. Piknik alanına girildiğinde dönel bir kavşak sizi bekliyor. Bu kavşaktan sola doğru ilerlediğinizde Doğu bölümüne ulaşılıyor. Bursa Atatürk Kent Ormanı'nın en büyük alanına sahip olan Doğu Bölümünde piknik yapmanız için açık masalar, yarı açık ve yağmurdan korunmak amaçlı tam kapalı kamelyalar mevcut. Piknik masalarının aralarında mangal keyfiniz için büyük taş barbeküler bulunuyor. Alanın topoğrafyası gereği dilerseniz kuzeye bakan bölümlerde eşsiz Bursa manzarası altında, güneye bakan bölümlerde ise Nilüfer Çayının geçtiği vadi manzaralı yerlerde piknik yapabilirsiniz. 'nın yoğun ve kalabalık olduğu yaz aylarında giriş ücreti 1 TL olan tuvaletler, kış aylarında fazla görevli bulunmamasından dolayı ücretsiz kullanılabiliyor. isimli bir büfe bulunuyor. Bu büfeden aynı zamanda semaver de kiralayabiliyorsunuz. yer alıyor. Yapımı tamamlandıktan sonra bu bölümde ağaçlarda bulunan platformlar kullanılarak farklı bir aktivitede bulunabileceksiniz. Kent ormanı yapımında çocuklu ziyaretçiler de düşünülmüş ve bu bölümde bulunan 1 adet çocuk oyun alanı ile çocuklarınız ile keyifli vakit geçirebilirsiniz. bulunuyor. Burada ücretli olarak atlara binip keyifli bir zaman geçirebilirsiniz. Evcil Hayvan Çiftliğinin arkasında mesire alanı yer alıyor, burada da Doğu Bölümündeki gibi piknik ve mangal için alanlar mevcut, ayriyeten keyifli vakit geçirmeniz için 1 adet basketbol potası ve voleybol sahası bulunuyor. Bu bölümde de yiyecek ve içecek ihtiyacınız için 1 adet büfe, 1 adet Bay/Bayan WC ve çocuk oyun parkı bulunuyor. Orta Bölüm girişinin sol kısmında ibadet için 1 adet Bay/Bayan mescit de bulunuyor. çıkıyor. Piknikle, mangalla uğraşmak istemeyen ziyaretçilerimiz Bursa manzaralı terasta zengin menülü yemeklerini yiyerek vakitlerini geçirebilecekleri güzel bir tesis. 'nın en iyi manzarasına sahip bölümü. Kent Ormanı içerisinde büyük ölçüde otopark alanları mevcut fakat ziyaretlerin yoğun olduğu yaz aylarında otoparklarda yer kalmayıp normalde yasak olmasına rağmen yol kenarlarına park edilmek zorunda kalınıyor. Tüm yollarda trafik levhaları mevcut, böylelikle orman içi trafiğin düzenli olması sağlanmış. içerisinde 6,5 km'lik yürüyüş parkuru ile çam ağaçları eşliğinde yürüyüş sporunuzu yapabilirsiniz. Ayrıca mükemmel manzaraları sayesinde düğün fotoğraflarında dış çekim alanı olarak ta kullanılmaktadır. içinden B/20-A Gümüştepe Özel Halk Otobüsü ile Orhangazi caddesine gelerek, yaklaşık 10 dakika yürüyerek ulaşılabilir. Araçlarınız ile Hüdavendigar Parkının arka tarafındaki tabelaları takip ederek ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/248-goynukte-gezilecek-yerler.html", "text": "Yemyeşil ormanların içindeki Göynük, Sülüklü Göl ve Sünnet Gölü İstanbul ve Ankara'ya yaklaşık iki saatlik uzaklıkta bulunan doğa harikaları. Büyük kentlerin karmaşasından yorulanlar için ideal dinlenme mekanları. Göynük Türkçe'de yanık viran anlamına geliyor; eskiden halkı at çulu ve torba işlediği için ilçeye Torbalı Göynük de denirmiş. Yörede Frig döneminden beri yerleşimlerin olduğu biliniyor; Göynük'e 30 km uzaklıktaki Soğukçam köyü yakınlarında bulunan Frig kaya yazıtı bunun bir kanıtı ve Frigya'nın sınırlarının buraya kadar uzandığını da ortaya koyuyor. Göynük'ün içinde antik kalıntı yok, Gazi Süleyman Paşa hamamının arkasında Hasanlar ve Demirhanlar köylerinden getirilmiş steller sergileniyor. Göynük Çayı vadisinin iki yamacında çam ormanları arasında kurulmuş Göynük Osmanlı kasabası karakterini koruyor. İlçenin siluetine 100-150 yıllık ahşap evler hakim; iki ya da üç katlı evlerin yaklaşık yüz kadarı koruma altına alınmış, birçoğu da son yıllarda restore edilmiş, şimdi bir kaçı butik otel olarak hizmet veriyor. da görülmeye değer, dava vekillerinden envai çeşit malın satıldığı rengarenk bakkallarına kadar artık büyük kentlerde görülmeyen dükkanların yer aldığı çarşı otantik dokusunu koruyor. Pazartesi günleri kurulan Pazar ilçenin can damarı, çevre köyler ve kasabalar Göynük'te toplanıyor. 'ni mutlaka ziyaret ediyor. Fatih'in ilk hocalarından biri olan Akşemsettin'in (1390-1459) daha çocuk yaşlardan başlayarak Fatih'e sürekli Hz. Muhammed'in İstanbul'un fethine dair hadisini anlattığı, fethin ona nasip olacağını söylediği ve Fatih'e fetih düşüncesini böylece yerleştirdiği kabul ediliyor. Fetih sırasında da Fatih'in, en büyük desteği Akşemsettin'den aldığı biliniyor. Hatta Akşemsettin, kuşatma sırasında Peygamberin sancaktan Hz. Eyüp'ün mezarını bularak orduyu motive etmiş ve fethin ne zaman gerçekleşeceğini de bildiği için İstanbul'un manevi fatihinin Akşemsettin olduğu kabul ediliyor. 'ne ulaşıyor. Göle giden yolun üzerinde de alabalık çiftlikleri var. dar ve derin bir vadinin önünün heyelanla kapanmasıyla oluşmuş. Çevresini karaçam ağaçlarının kapladığı gölün derinliği 22 metre. Sünnet gölünde balık avlamak, gölde yaşayan alabalıkların çoğalmasını sağlamak için yasaklanmış. Yorgun ruhlar için benzersiz bir dinlenme yeri Sünnet Gölü. 'de halk arasında ağrıyan yerlere yapıştırılınca sızıları çektiğine inanılan 8-10 cm boyunda sülükler yaşıyormuş. Göle bırakılan balıklar sülükleri yok etmiş, geriye sülüklerin adı kalmış. Sülüklü Göl çevresinde herhangi bir tesis yok. Ancak ortam müthiş, piknik ve kamp için ideal bir yer. olarak bilinen kuru fasulye ilçeye özgü bir tür ve normal fasulyeden 3-4 kat daha iri. Yapmadan Dönme! Akşemsettin türbesini ziyaret etmeden, DÖNME! Özellikle sabahlan içilen Donmuş Paça Çorbası Göynük mutfağının en ünlü lezzetlerinden. Bal kabağı tatlısı da yöreye özgü bir tat. yoluna saparak Sünnet Gölü ve Göynük'e ulaşmak olanaklı. Ankara yönünden gelenler ise Beypazarı-Nallıhan rotasını izleyerek Göynük'e ulaşabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/249-taraklida-gezilecek-yerler.html", "text": "adını Osmanlı döneminde burada tarak üretilmesi nedeniyle aldığı kabul ediliyor. bir zamanlar ticaret yollarının kesiştiği noktada bulunması nedeniyle önemli bir ticaret merkeziymiş. Ticaret yollarının yön değiştirmesi yüzünden önemim kaybetmiş. Şimdi Orta çarşının tüm dükkanları kapanmış, gençlerin büyük bölümü göç etmiş, ilçenin üstüne adeta ölü toprağı serilmiş. İlçeye adını veren tarak yapımı da çoktan bitmiş. Eskiden ilçe merkeziyle birlikte tüm köylerde ağaç oymacılığı yapılırken, hammadde bulmak zorlaşınca bu sanatı sürdürenler azalmış. Kemaller, Alballar, Uğurlu ve Esenyurt gibi dağ köylerinde kaşık yapımı sürdürülüyor. . Kubbesi kurşun kaplı olduğu için Kurşunlu Camisi de deniliyor. nin yoğunlaştığı bölge SİT alanı ilan edilmiş ve buradaki 120 ev tescillenerek korunmaya alınmış. Bu evlerin bir bölümü devletin sağladığı hibe ve kredilerle onarılmaya başlamış. Evlerin görkemi halkının zenginliğinden kaynaklanıyor. Ticaretle zenginleşen Taraklı halkı İstanbul'da bulunan konaklara benzeyen ahşap karkas evler inşa ettirmiş. Her ev farklı özelliklere ve plana sahip. ise ahşap hanların ayakta kalan en son örneği. İlçenin çevresinde görülmeye değer birçok doğa harikası var. Bunların en önemlisi ilçenin 21 km kuzeydoğusundaki Karagöl Yaylası. İlçeye 17 km uzaklıkta Hark köyünün çıkışında da yaklaşık 30 metre yüksekliğinde bir şelale, biraz ilerisinde de Hark Kanyonu bulunuyor. Kanyona, Karagöl yaylasından ve ilçeden ulaşılabilinir. Hark yakınlarındaki ilçeye en uzak köy olan Tuzla'da da kanyonlar var. nın Roma döneminden beri kullanıldığı ve suyunun birçok hastalığa iyi geldiği söyleniyor. Yapmadan Dönme! Hisar ve Hıdırlık tepelerine çıkmadan, Taraklı'ya özgü yemekler arasında keşkek başta geliyor. Düğün ve sünnet gibi cemiyetlerde konuklara keşkek ikram ediliyor. Çöğün kökü, şeker ve glikozdan yapılan Köpük Helvası da Taraklı'ya özgü bir başka lezzet. Taraklı'nın enginarı ve cevizi de çok ünlü. ve İstanbul'dan ilçeye her gün otobüs seferleri yapılıyor. Sakarya'dan da saat başı otobüsler kalkıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/250-ordu-yesilce-koyu-tanitimi.html", "text": "diğer köylerden, beldelerden çok ama çok farklı bir yer. Yeşilce'de kültür merkezi, otel, hatta üniversite bile var. Her şeyden öte özgürlük var; kimse camiye gidene de, içki içene de karışmıyor, hatta birçok kentte içkili mekan açılmasına izin verilmezken burada bir bar bile var. Beldenin sokaklarında dolaştıkça şok üstüne şok yaşıyor insan, zira kahvehanelerde erkeklerle kadınlar bir arada oturuyor, hatta beraber oyun oynuyorlar. Yeşilce'de okuma yazma oranının yüzde yüz olduğu söyleniyor. 1952 yılında belediye olmuş; bir aralar ilçe olmaya bile heveslenmişler, ama seksenli yıllarda nüfusu azalmış, hatta son çıkarılan yasayla belediyesinin kaldırılması bile gündeme gelmiş, neyse ki turizm bölgesi olduğu için bu gerçekleşmemiş. Yeşilce deniz seviyesinden 1350 metre yükseklikte kurulmuş, Merkez ve Yeşilyurt adlarında iki mahalleden oluşuyor. de yamaç paraşütüne son derece uygun. , ilkokul binası ise Mesudiye Meslek Yüksek Okulunun binası olarak kullanılıyor. Yani artık ilkokulu olmayan Yeşilce'de üniversite ve öğrencilerin kalması için inşa edilmiş bir yurt bile var. Yeşilceliler hoşgörülü oldukları kadar uyanık ve muzip yönleriyle de tanınıyor. Bir Yeşilcelinin davul zurna eşliğinde, neşe içinde tek horon oynarken, kendisine yönelen TRT mikrofonlarına; \"Cenazemiz var çok üzgünüz\" dediği; yediği çekirdeklerin kabuklarını yere attığı için eleştirilen başka bir Yeşilcelinin ise \"Ben havaya atıyorum onlar yere düşüyor, ne yapayım\" dediği; \"cebindeki rakı şişesiyle birlikte dereye düşen Yeşilceli Dilki Bahattin'in kendisini kurtarmaya çalışanlara \"Beni bırakın şişeyi kurtarın!\" dediği söyleniyor. Yapmadan Dönme! 'a 1024 km uzaklıkta. İstanbul'dan Yeşilce'ye direkt otobüs seferleri yapılıyor. Yeşilce Çambaşı yaylasına da 23 km uzaklıkta. Yeşilce'ye Çambaşı'ndan yayla yoluyla da ulaşılıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/251-sebinkarahisarda-gezilecek-yerler.html", "text": ", el değmemiş doğası ve yaylalarıyla büyük bir turizm potansiyelini barındırıyor. Ayrıca bu bereketli topraklar Dünyaca ünlü iki ismi de yetiştirmiş: Ocaktaşı köyünden yazar Aziz Nesin ve Yaycı köylü Dacat Güler'in oğlu fotoğraf sanatçısı Ara Güler. , 1933 yılında da Giresun'a bağlı bir ilçe merkezi yapılmış. Şebinkarahisar adını yörede antik çağlardan beri işletilen şap madeninden ve görkemli kalesinden almış. 'dan sağlanmış, ancak madenler verimsizleşince kapanmış. 'nın 15 Ağustosta kutlanan ve üç gün süren yortusunda, çevre kentlerden binlerce Rum ve Türk, bu ikonayı görmeye geliyormuş. var. Tümü özel mülkiyet olan kiliseler günümüzde samanlık olarak kullanılıyor. Dut pestili ve pekmezi almadan, DÖNME! Şebinkarahisar kökenli bir tür. Son derece faydalı bir besin olan Şebin Cevizinin kalp-damar hastalıklarından kansere kadar birçok hastalığı önlediği, kanı temizlediği ve kolesterolü düşürdüğü kabul ediliyor, ilçede çokça yetişen duttan da pestil ve pekmez üretiliyor. 'dan otobüs seferleri düzenleniyor. Giresun-Şebinkarahisar arası 118 km."} {"url": "https://www.gezipedia.net/252-sumela-manastiri-tanitimi.html", "text": "günümüzde de büyük ilgi görüyor ve her yıl yaklaşık 200 bin kişi tarafından ziyaret ediliyor. Meryem Ana'ya adanmış manastırın Sümela adını Yunanca'da kara anlamına gelen \"melas\" sözcüğünden aldığı sanılıyor, zira yaslandığı dağ da Karadağ olarak adlandırılıyor. 1150 metre yüksekliğinde ve erişilmez bir noktada bulunan \"Panagia Soumela\" Rum Manastırı, uzaktan dağa yapıştırılmış gibi görünüyor. 'nın işlerini gören rahibelerin yaşadığı şapelin önünde Sümela'nın 15 Ağustos'daki büyük yortusu için gelen ziyaretçiler ağırlanırmış. na, aynı zamanda tek girişi olan 62 basamaklı bir merdivenle çıkılıyor. Giriş kapısından iç avluya bakıldığında, solda yan yana dizilmiş iki katlı mutfak binası, ayazma ve ana kilise görülüyor. Manastırın ilk inşa edilmiş yapısı olan kilise, bir mağaranın önüne duvar örülerek inşa edilmiş. Kilisenin önünde doğu duvarına bitişik küçük bir şapel var. Kilise, şapel ve ana kayanın koruduğu yüzeyler resimlerle kaplı. Ana kilisenin ilk olarak İmparator 3. Aleksios döneminde resimlendiği, 18. yüzyılın başında da bu resimlerin üstüne yenilerinin yapıldığı biliniyor. Ancak resimler büyük ölçüde tahrip olmuş, ya gözleri oyulmuş ya da resimlerin üzerine yazılar yazılmış. Avlunun kuzeyinde çan kulesi, şapeller ve keşiş hücreleri, doğusunda da kütüphane ve dört katlı bina var. Manastıra görkemli görüntüsünü veren 72 odalı binada keşişlerin yatak odaları ve kiler gibi birimler varmış. 1930'lu yıllarda bu binanın ahşap kısımları yanmış. Son onarımda binanın ahşap aksamı ve çatısı yerine konulmuş. Uzaktan bir şatoya benzeyen bu bina manastırın tarihine bakıldığında oldukça yeni. 1864 yılında kütüphane ve su kemerleriyle birlikte Trabzon Rum Metropoliti Constantinos tarafından inşa ettirildiği biliniyor. Manastırın kuruluş söylencesi Havari Lukas'ın elinden çıktığı kabul edilen ikonayla birlikte anılıyor. Buna göre 385 yılında Lukas'ın ikonası melekler tarafından kilisenin bulunduğu mağaraya getirilmiş. Meryem Ana, Atinalı Bamabas ve Sophronios adlı iki keşişin rüyasına girerek ikonanın yerini söylemiş. Keşişler ikonayı buldukları mağaranın önüne duvar örerek bir kilise inşa etmiş ve ölene dek burada yaşamış. 'nın ayazması da çok ünlüydü. Manastırın üstündeki kayalardan damlayarak küçük bir havuzda biriken su, kutsal kabul ediliyor ve şifa bulmak amacıyla içiliyordu. . Ne yazık ki bu manastırlar Sümela kadar şanslı değil. Onarımı bırakın, bir bekçileri bile yok, definecilerin ve doğanın yıkımına bırakılmış durumdalar. meydanından ya da Maçka'dan kalkan dolmuşlarla ulaşılıyor. Kuştul ve Vazelon Manastırlarına yalnızca özel araçlarla ulaşılabiliyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/253-kromni-vadisi-tanitimi.html", "text": ". Yunanca'da sarp kayalık anlamına gelen Kromni, Torul ve Yağmurdere arasındaki vadinin ve çok geniş bir alana yayılan 52 mahallenin ortak adı. Günümüzde burası Yağlıdere köyünün mahalleleri. Yağlıdere yolu üzerindeki Uğurtaşı köyüne sapmayıp devam edildiğinde şimdi Kromni'nin yayla olarak kullanılan mahallelerine ulaşılıyor. köyünde. Bir kadın manastırı olduğu bilinen manastır Vaftizci Yahya'ya adanmış. Köyün üstündeki tepeye 1710 yılında kurulduğu bilinen manastır, Gümüşhane'deki Rum manastırları arasında en son inşa edilmiş olanı. Manastırdan günümüze ana kilisesi, şapeli ve yıkık binaların kalıntıları ulaşmış. Olucak köyünde de dört kilise kalıntısı var. Osmanlı döneminde Stavrin ve Kromni çevresi Gizli Hristiyanlık diye bilinen olgunun en yoğun biçimde görüldüğü yerlerden biriydi. Gizli Hristiyanların Santa, Yağlıdere, Torul çevresiyle Maçka'nın köylerinde de yaşadıkları biliniyor. Resmi belgelerde tenesur olarak adlandırılan Gizli Hristiyanlar, bölge halkınca klostos olarak adlandırılıyormuş. Gizli Hristiyanlar, Müslüman gibi yaşıyor, ancak gizlice vaftiz olarak bir Hristiyan adı alıyor, kilise nikahı kıyıyor ve yeraltında inşa ettikleri gizli kiliselerde ibadet ediyorlarmış. Osmanlı döneminde imparatorluğunun başka bölgelerinde de aslen Hristiyan ya da Musevi olup dışarıya Müslüman gibi görünen topluluklar varmış. 1856 yılında bu durumda olan vatandaşların eski dinlerine dönmelerine izin verilince, bu olgu ortaya çıkmış. Kromni, Santa, Şişe, Yağlıdere, Stavrin gibi Torul ve Maçka'nın köylerinde yaşayan gizli Hristiyanlar 15 Temmuz 1857 günü imzaladıkları bir dilekçeyle Trabzon'daki konsolosluklara başvurarak Hristiyanlığa geri döndüklerini açıklamış. Özellikle bu çevrede görülen onlarca kilise bu dönemden sonra inşa edilmiş. Kromni Vadisini dere tepe gezmeden, Kromni çevresinde konaklama tesisi yok. Gümüşhane ya da Trabzon'da kalmak gerekiyor. ) köyü Gümüşhane'ye 90 km uzaklıkta."} {"url": "https://www.gezipedia.net/254-santa-vadisi-tanitimi.html", "text": "; Yanbolu Vadisi'nin iki yakasında ve yaklaşık 1800 metre yükseklikte kurulmuş birbirine yakın yedi mahalleden oluşuyor. Keşfedilmeyi bekleyen Santa'da olağanüstü doğal güzelliğin yanında Rumlardan kalma hepsi taştan inşa edilmiş dokuz kilise kalıntısı, 350 tarihi bina, çok sayıda köprü ve çeşme var. Mübadeleden sonra yerleştirilenler kalıcı olmayınca eski görkemini yitirmiş ve terk edilmiş bir kasabaya dönmüş. Kışın yaklaşık 150 kişinin yaşadığı Dumanlı köyünün nüfusu yazın yaylacıların gelmesiyle artıyor. Ancak köyün resmi işlemler dışında Gümüşhane'yle bir bağlantısı yok. olarak adlandırılıyor, bunun nedeni köyün üstünden hiç eksilmeyen bulutlar olmalı. Gerçekten de burada bulutların içinde geziniyormuş gibi bir duyguya kapılıyor insan. Ormanlar, delicesine akan dereler, geçit vermeyen dağlar; her şey son derece büyüleyici. Santa Rumları Kurtuluş Savaşı yıllarında sürekli ayaklanmış, hatta Türk köylerine baskınlar düzenlemiş. Üzerine ordu gönderilmesine rağmen bir türlü teslim alınamamış. Mübadeleyle gönderilen Santalılar 1924 yılında Kuzey Yunanistan'ın Santa'ya benzeyen bir yerinde Nea Santa'yı kurmuşlar. Santa'nın mahallelerinden altısı Yanbolu vadisinin sağ yamacında; Zumacılı Mahallesi sol yamacında yer alıyor. Santa'ya Araklı yönünden girdiğinizde sağ yamaçta ilk olarak Piştoflu, sonda ise İşhanlı Mahallesi yer alıyor. Piştoflu Santa'nın en büyük mahallesi. Santa'da Rumlardan kalma evler ve kiliseler duruyor. Santa'daki Rum kiliselerinin yakın zamana kadar hepsinin çatısı sağlam durumdaymış, şimdi yalnızca Binatlı Mahallesi'ndeki kilisesinin üst örtüsü sağlam; Çincalı, Terzili İşhanlı, Çakallı mahallelerindeki kiliselerin üst örtüsü yok olmuş. çevresinde konaklama tesisi yok. Gümüşhane ya da Trabzon'da kalmak gerekiyor. yönünden Santa'ya ulaşmak özellikle kış ve bahar aylarında zor. Santa'ya Taşköprü Yaylası yoluyla ya da sahilden Arsin yakınlarından başlayan Yanbolu Vadisi yoluyla ulaşmak daha uygun. Ancak özel araç şart, çünkü buralara herhangi bir toplu ulaşım aracı çalışmıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/255-trabzon-boztepe-tanitimi.html", "text": "sularını seyretme şansı veriyor. Özellikle son yıllarda oldukça gelişme gösteren bölgede, şehrin içinde ama bir o kadar da sakin olan oteller, spor salonları ve tesisler bulunuyor. Eğer bu şehri gezmeye geldiyseniz, şehrin içini dolaştıktan sonra bir de şehrin dışından bordo mavi renklere ve yüzlerce yıllık tarihi olan bu şehre uzaktan bakmanızı öneririm. İnsanı sorunlarından ve şehrin stresinden uzaklaştırarak bir nefes aldıran tepenin en güzel tarafı, dumanı üstünde tüten bir semaverden içilen çay ve çay eşliğinde edilen sohbettir. Boztepe'de yeşilliklerin arasında çay içmek için oturma yerleri ve çardaklar bulunuyor. En güzel çayların yetiştiği sayılı yerlerden biri olan Karadeniz'in çayını aldıktan sonra işinizi ve gündelik sorunları bir kenara bırakıp eşiniz, aileniz ve dostlarınızla güzel bir sohbet edebilirsiniz. Güneşin batması her zaman insanı duygulandıran bir olay olmuştur. Burada, bu yüzlerce yıllık süreçte birçok insan, savaş, mutluluk ve hüzün görmüş şehrin manzarasında güneşin kaybolmasını izleyin. Şehrin üstünden çekilen ışığın etrafında Trabzon'un geniş tarihini hissetmemek elde değil. her yanını inceleyebileceğiniz bir müze oluyor. Havaalanını bile rahatlıkla görebildiğiniz şehirde, uçakların iniş kalkışları oldukça güzel bir görüntü. Öyle ki akşam vakitleri yaklaşan uçaklar sanki denize inecekmiş hissi uyandırıyor. Boztepe'de bulunan tesislerde manzara eşliğinde güzel bir kahvaltı yapabilirsiniz. Ayrı ayrı hepsinin güzel manzara gören yerlere kurulu olan tesislerde Trabzon'un yerel kahvaltılıklarını deneyebilirsiniz. Önceden hatırlatmak gerekir ki eğer hafta sonu gidecekseniz arayıp yer ayırtmanız faydalı olacaktır. merkezden de Boztepe'ye toplu taşıma araçlarıyla gidebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/256-abanta-gitmek-icin-7-neden.html", "text": "ile 3 saatlik mesafeye sahip olan doğanın merkezi sayesinde şehrin kirli havasından kurtulup yemyeşil doğa ile baş başa kalarak bütün oksijen ihtiyacınızı giderebilirsiniz. Bolu'ya 34 km mesafesi bulunan Abant, dağların tepesinde bir yerleşim merkezidir. Çevresindeki ormanlar sayesinde oksijeni bol olan bu bölgede kafa dinlemek ve stres atmak için mutlaka gitmenizi tavsiye ederiz. Ayrıca şelaleleri gezerek harika manzaralar ile karşılaşıp fotoğraf gezilerine de çıkabilirsiniz. bile uzun süredir sizi yoran ve strese içerisine koyan tüm olumsuzlukları unutmanızı sağlayacaktır. Bu yüzden size neden Abant'a gitmenizi önerdiğimiz 7 nedeni sıralıyoruz. müthiş manzarası ile içinizi ferahlatmaya yetecektir. Göl kenarında yapacağınız bir yürüyüş ile ciğerleriniz oksijenle doğanın en güzel manzaralarını izleme şansına sahip olacaksınız. Konaklama alanlarının da bulunduğu Tabiat parkı çıkarılan yasa ile betonlaşmaya karşı koruma altına alınmıştır. Ayrıca park içerisinde çeşitli aktivitelere katılarak günlük yaşamın tüm stresini atabilirsiniz. Köknar, çam, kestane, meşe, kavak, gürgen gibi çeşitli ağaçlardan oluşan ormanları ile muhteşem bir gezintiye çıkmanızı sağlayan güzellikleri ile sizi keşfedilmeyi bekleyen bir dünyaya sürüklüyor. fazla engebeli olmadığı için hiç zorlanmadan uzun süre yürüyebileceğiniz bir alana sahip. Fotoğraf makinanız varsa fotoğraf makinanızı mutlaka yanınıza alın çünkü ilk defa karşılaşacağınız manzaraları ölümsüzleştirmek isteyeceksiniz. 'nı ziyaret eden turistler bu doğal şelaleyi hayranlıkla izlemekte. Abant'a oldukça yakın olduğu için kısa bir sürede gidebileceğiniz ilk mekan olabilir. Samandere Şelalesi Tabiat Anıtı ile karşılaştığınız gözlerinizi kapatın ve suyun sakinleştirici sesini dinleyin. ni gezerek doğanın ilginç şekiller oluşturmasına gözleriniz ile tanıklık edin. Ayrıca gün batımını izlemeyi seviyorsanız eğer Akkaya Travertenleri Abant'ta gün batımının izlendiği en güzel yerdir. Doğa içerisinde yürüyüş yapmanın yanında Ata binerek gezintiye çıkabilirsiniz. Doğanın tüm güzelliklerini bir at sırtında izlemenin çok farklı bir keyfi olduğunu göreceksiniz. sadece yaz ve bahar aylarında gidilecek bir yer değil. Tatil yapmak için yaz ayını beklemeden kısa bir kaçamak yaparak Abant'a gelip kayak sporu yapabilirsiniz. Harika bir kayak merkezine sahip olan Abant kış aylarında da karlarla kaplı manzaralarını görmek için gitmeniz gerekiyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/257-anitkabir-tanitimi.html", "text": "projesi 1945 yılında başlayıp, 1953 yılında tamamlanmıştır. Ankara'nın kaleden sonraki en yüksek yeri olan Rasattepe'de yapılmıştır. Anıtsal proje temel üç bölümden oluşur; yol, avlu ve şeref salonu. Yolun iki tarafı aslan heykelleri ve servi ağaçları ile süslenmiştir. Avlu ise yolu asıl anıta bağlayan kısımdır. Çevresinde sekiz kule bulunmaktadır. Bu kulelerin her birine isim verilmiştir ve bu isimler Kurtuluş Savaşı ile ilgilidir. Bu isimler sırasıyla; Müdafaii Hukuk, Cumhuriyet, Devrim, 23 Nisan, Barış, Zafer, Misakı Milli, Mehmetçik'tir. 'in çevresinde ise İsmet İnönü, Cemal Gürsel ve 27 Mayıs Şehitleri'nin mezarları bulunmaktadır. 'in inşaatı 9 Ekim 1944 tarihinde görkemli bir temel atma töreni ile başladı. İnşa süresi 9 yıl sürdü ve 4 aşamalı olarak tamamlandı. Toprak seviyesinin düzlenmesi ve aslanlı yolun duvarlarının yapılmasını kapsayan bu kısım tören tarihinden başlayarak, 1945 yılına kadar devam etti ve tamamlandı. Mozole ve tören meydanını çevresinde yer alan yardımcı binalar yapılmaya başlandı. 29 Eylül 1945 tarihinde başlayarak, 8 Ağustos 1950 yılında tamamlanarak inşa sona ermiştir. Üçüncü kısım inşaat aşamasında; aslanlı yol, tören meydanı, anıta çıkan yollar, mozole üst döşemesi için taş kaplama, merdiven basamakları, lahit taşının yerine konması ve temel tesisat işleri tamamlandı. 'in dördüncü ve son kısım inşaat aşamasıdır. Bu aşamada; şeref holü ve tonozlar için döşemeler tamamlanmıştır. 20 Kasım 1950 yılında başlayarak, 1 Eylül 1953 yılında tamamlanmıştır. de bu dönemin özelliklerini taşımaktadır. Bu dönemde özellikle Anıtkabir'de Selçuklu ve Osmanlı devrinin mimarisi özelliklerine ve süslemelerine rastlanır. - Barış Parkı, - Anıt Bloku, - İstiklal Kulesi, - Hürriyet Kulesi, - Kadın ve Erkek Heykel Grubu, - Aslanlı Yol, - Tören Meydanı, - Mehmetçik Kulesi, - Atatürk ve Türk Devrimi Kütüphanesi, - Zafer Kulesi, - İsmet İnönü'nün Lahti, - Barış Kulesi, - 23 Nisan Kulesi, - Bayrak Direği, - Misak-ı Milli Kulesi, - Anıtkabir Atatürk Müzesi, - İnkılap Kulesi, - Cumhuriyet Kulesi, - Sanat Galerisi, - Müdafaa-i Hukuk Kulesi, - Sakarya ve Başkomutan Meydan Muhabereleri Konulu Kabartmalar, - Mozole, - Şeref Holü, - Mezar Odası, - Alagöz Karargah Müzesi, 'e en kolay ulaşmanın yolu Ankaray'ı kullanarak Tandoğan Durağı'nda inmek ve kısa süreli yürüme mesafesiyle rahatça Anıtkabir'e varabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/258-savsatta-gezilecek-yerler.html", "text": ", Artvin'in ilçelerinden biridir. İl merkezi ile arasında 71 kilometre mesafe bulunur. Yeşilin hakim olduğu ilçe huzurlu bir profile sahiptir. Tarihi mirası ve doğal güzellikleriyle ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Şavşat ve köylerindeki el değmemiş ormanlar, yaylalar, göller ve doğa ile bir bütün oluşturan ahşap evler bölgeye gelenleri büyülüyor. Şavşat ismi ise Gürcüceden geliyor. Kara anlamına gelen \"Şavi\", orman anlamına gelen \"Şad\", odun anlamına gelen \"Şeşe\" kelimeleri birleştirilerek Şavşat halini almış. tablolarda görülebilecek güzellikteki dağları, ormanları, yaylaları ve gölleri nedeniyle Alpleri andırıyor. Gerçekten de Şavşat'ı gezerken karşılaşacağınız manzaralar sanki bir ressamın elinden çıkmış kadar olağanüstü. El değmemiş Ormanlarla kaplı Şavşat'ın köyleri ve buralardaki doğayla uyumlu ahşap evler görülmeye değer. Şavşat'ın adı da doğasıyla uyumlu, Gürcücede \"şavi\" kara, \"şad\" orman, \"şeşe\" de odun anlamına geliyor. Karagöl ve Sahara Yaylası olmak üzere iki ayrı bölgeden oluşuyor. yaşıyor, 65 köyünden 19'unda da Gürcüce konuşuluyor. , Bagratlı Aşot Kuh tarafından 908-918 yılları arasında inşa ettirilmiş. Kilisenin çevresi yeşillik ve ormanlık alanlarla çevrilidir. Duvarlarında korunmuş Hz. İsa ve havarilerini anlatan resimler, kabartmalar ve süslemeler bulunur. Ortaçağda Şavşat ve çevresinin merkezi Cevizli bölgesidir. Bu yüzden o yıllarda kilise de önemli bir yapı olarak kullanılmıştır. ndan günümüze Meryem Ana'ya adandığı bilinen kiliseyle kuzey haç koluna bitişik bir şapelin kalıntıları ulaşmış. Bölgenin İslamlaşmasından sonra camiye çevrilen kilise, 1885 yılında kubbesine yıldırım düşünce hasar görmüş daha sonra da terk edilmiş. Şimdi yalnızca duvarları ayakta, üst örtüsüyse yok olmuş. Daha doğrusu 40-50 yıl önce devlet eliyle zamanın Şavşat kaymakamı tarafından dinamitlenerek yok edilmiş. Ortaçağ'da Tbeti Manastırı'nda aralarında Davit Tbeti, Şota Rustaveli, İoane Şavşeteli'nin bulunduğu birçok ünlü Gürcü yazar ve sanatçı yaşamış. Bunlar Gürcü Rönesansı olarak adlandırılan bir aydınlanma sürecinin de yaratıcılarıydı. Şota Rustaveli'nin 12. yüzyılda kaleme aldığı \"Kapları Postlu Şövalye \" adlı destan hem Gürcü edebiyatının hem de dünya edebiyatının başyapıtlarından biri olarak kabul ediliyor. Ölümsüz aşklara adanmış 1,671 dörtlükten oluşan bir destan olan Kaplan Postlu Şövalye'de iyi ahlak, cesaret, sadakat ve yurtseverlik yüceltiliyor. Destan hala daha Gürcü kızlarının çeyizlerine konuyor ve çoğu Gürcü tarafından ezbere biliniyor. Şavşat'ın ilçe merkezindeki aynı adı taşıyan mahallede bulunur. Düz ve çayırlık bir arazinin yanına konumlanmıştır. Baraj su kodunun üzerinde bulunur. Kitabesinden edinilen bilgiye göre 1882 yılında inşa edilmiştir. Dış yapısı tamamen ahşap olan cami, süslemeleriyle de ilgi çekmektedir. ilçeye bağlı Meydancık köyünde bulunur. Köydeki Bocanat Deresi'nin üstüne kurulmuştur. Tek gözlü olan köprü düz bir yapıdadır ve korkulukları yoktur. Çevresi geniş ormanlık alanlarla kaplıdır. Tam olarak ne zaman inşa edildiği bilinmese de yapısına bakıldığında Ortaçağ zamanlarından kalma olduğu söylenebilir. Günümüzde hala sağlam durumdadır. 'a 3 km uzaklıktaki kale bölgeye hakim bir noktada. Sarp bir kayalığın üzerindeki kalenin altında Şavşat suyunu oluşturan iki dere birleşiyor. Antik dönemde Artvin ve yakın çevresinde kurulan yerleşimlerin en önemlilerinin Tao ve Klarceti olması nedeniyle Çoruh Nehri'nin kollarıyla, Tortum ve Oltu çayları arasında kalan bölge Tao-Klarceti olarak adlandırılmış. Tao-Klarceti halkı Azize Nino sayesinde Hristiyan olmuş, erken Hristiyanlık döneminde burada Opiza başta olmak üzere birçok manastır inşa edilmiş. Bölgede manastır hareketini ise Grigol Handzteli (759-861) başlatmış. Tiflis'in Araplar tarafından işgal edilmesinden sonra Handzteli Gürcü devlet adamları ve soylularının çoğu gibi Tao-Klarceti bölgesine yerleşmiş. Bu dönemde Bagratlı hanedanından Aşot Ardanuç da Gürcü Kralı olarak tahta çıkmış. olarak da adlandırılıyor. Halk arasında. Rus Harabeleri olarak bilinen manastırın gerçekte Ruslarla bir ilgisi yok. Bu yakıştırma patikanın başlangıcındaki Porta Ruins tabelasının yanlış anlaşılmasından kaynaklanıyor. Rusların işgal yıllarında Artvin'in sarp arazisine inşa ettikleri yolların hala kullanılması nedeniyle yöre halkı bu manastırı da Rusların yaptığını sanıyor. Porta Çayı Vadisi'nin batı yakasında kurulan manastırın kalıntılarının üzerinde Bağlık Mezrası gelişmiş. Ormanlarla kaplı büyüleyici bir doğa parçasının içinde yer alan manastırdan günümüze kilise, çan kulesi, dört şapel, yemekhane, keşiş hücreleri, şapel-çeşme gibi yapıların kalıntıları ulaşmış. Manastırın Aziz Giorgi adlı kilisesinin üst örtüsü ve yüksek kasnaklı kubbesi büyük oranda yıkılmış. Kilisenin güneybatısında iki katlı kubbeli bir çan kulesi var. Duvarlarında Gürcüce yazılar görülen çan kulesi kiliseden daha büyük. Manastırın en ilgi çekici yapılarından biri de suyu hala akan Çeşmeli Şapel. 'na yerleşmiş. İki yıl sonra buraya gelerek, keşişin gösterdiği yere ahşaptan bir kilise, kütüphane, yemekhane ve yatakhane inşa etmişler. Handzta Manastırı, Ortaçağ'da Tao-Klarceti bölgesinin en önemli dini merkezi olmuş. \" adını vermişti. Bu manastırlardan beşini kendisi kurmuş ya da eski Ermeni manastırlarını onarıp kullanmış, yedi manastın ise öğrencileri kurmuş. 15. yüzyıla kadar faaliyetini sürdüren ve aynı zamanda birer kültür merkezi de olan Gürcü manastırları bölgenin Müslümanlaşmasıyla birlikte terk edilmiş. Aziz Grigol'un yönettiği manastırların kuralları ise Kudüs'teki Sabastminda Manastırından örnek alınmıştı. Keşişlerin odalarında küçük karyola, yorgan ve su testisinden başka hiçbir eşya olmazmış, odalarda mum ya da ateşte yokmuş. Oruç günlerinde yalnızca lahana yerlermiş, bazı günler ekmek bile yemezlermiş. Kilisede uyumaya ya da oturmaya kimse cesaret edemezmiş. Bu kurallara Aziz Grigol'un kendisi de uyar ve diğer keşişlere örnek olurmuş. . Karçkal Vadisinin sarp bir yamacına inşa edilen kilise uzaktan bakıldığında kayaya yapışmış gibi görülüyor. Zaten kuzey cephesi kayaya yaslanmış, diğer cepheleri duvarlarla örülmüş. Büyük ölçüde sağlam olan kiliseye çıkan merdivenler yok olduğu için, içine girmek zor ve tehlikeli. ve Suatan Şelalesi Aşağı Koyunlu köyü yakınlarında yer alır. Köyden bu bölgeye bir patika yol gider. Patika üzerinden iki saatte ulaşmak mümkün olur. Tamara Odaları'nın tam olarak ne zaman inşa edildiği bilinmiyor. Fakat Ortaçağ yıllarından kaldığı düşünülüyor. Geçmişte bölgedeki din adamları tarafından inzivaya çekilmek için kullanıldıkları biliniyor. Tamara Odaları'na 15 dakika mesafede Suatan Şelalesi bulunuyor. Şelale 60 metre yükseklikten dökülüyor ve geniş bir ormanlık alanın ortasında yer alıyor. kamp ve karavan turizmi için uygun bir alandır. Bölge koruma altında olduğu için kamp yapacak kişiler bir ödeme yaparak kamp alanına geçerler. Kamp alanında tuvalet ve temiz su gibi imkanlar vardır. Bunun dışında gölün kıyısında küçük bir pansiyon da bulunuyor. Göl ve ormanın birleştiği kıyıda yürüyüş yapmak, manzaranın tadını çıkarmak isteyenler bu alanı ziyaret edebilir. ile ilçe merkezi arasında 17 kilometrelik mesafe bulunuyor. Yayla, Sahara Karagöl Milli Parkı sınırlarının içinde yer alıyor ve Şavşat- Ardahan arasında konumlanıyor. Kamp ve karavan turizmi için uygun alanları buluyor. Geniş otlakları ve sulak alanları ile görülmeye değer manzaralar sunuyor. Bölgede her yıl Temmuz ayında Sahara Pancarı Festivali kapsamında çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Şavşat ilçesine bağlı Pınarlı köyünde bulunur. Gölün çevresi geniş bir ormanlık alan ve yüksek dağlarla çevrilir. El değmemiş doğası ve sessizliği ile görülmeye değer doğal alanlardan biri sayılıyor. Gölün rakımı 2000 metreyi buluyor. Oval ve uzun bir şekli olan göl eşsiz bir doğal yapının içinde yer alıyor. Kıyısında birçok oturma alanı bulunuyor. Bu alanlarda oturup manzarayı izleyebiliyorsunuz. Yapmadan Dönme! Porta ve Tbeti manastırlarını gezmeden, , elbette karalahanadan yapılan yemekler, Laz Böreği ve Hasuta tatlısı yöreye özgü yemekler arasında. 'na ulaşmak için Pırnallı köyünden ya da Artvin-Şavşat karayolunun 30. kilometresinde bulunan Porta Harabeleri tabelasından başlayan patika yollardan yürümek gerek. Her iki yönden de manastıra ulaşan bir araç yolu yok, yaklaşık 1 saat sonra manastıra ulaşılıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/259-artvin-barhal-koyu-tanitimi.html", "text": "33 mahalle, 20 mezra ve 8 yayladan oluşan oldukça geniş bir alana yayılmış büyük bir köy. Altıparmak ve komşu köy Bıçakçılar'da halkın büyük çoğunluğu Gürcüce konuşuyor. ni takip eden bir yolla ulaşılıyor, bu yol oldukça dar ve tehlikeli. Ancak bir o kadar da etkileyici. Barhal'dan sonra bir köy daha var, anlayacağınız burası yolların sonu. Barhal çevresindeki evler yörenin doğasına ve yaşam koşullarına uygun bir şekilde taş ve ahşap kullanılarak inşa edilmiş. Genelde üç katlı olan evlerde giriş katı ahır, ikinci kat yaşama mekanı, üçüncü kat ise samanlık ve malzeme depolama yeri olarak kullanılıyor. Ortaçağ'da Tao-Klarceti yöresinin önemli bir yerleşimi olduğu bilinen Barhal Altıparmak köyünde, aradan geçen bin yıla rağmen ayakta duran ve şimdi cami olarak kullanılan bir kilise var. Gürcü Kralı David Magistros tarafından 961-973 yılları arasında inşa ettirilen kilise Vaftizci Yahya'ya adanmış. Birçok kez onarılan yapı geçtiğimiz yüzyılın içinde camiye çevrilmiş. Planı Dört Kilise'yle büyük benzerlik gösteriyor, büyük olasılıkla aynı mimarın elinden çıkmış olmalı. olarak akmaya başlıyor, Yusufeli'nin içinden geçerek Çoruh'a karışıyor. Barhal yöresindeki her vadi ayrı bir güzellik taşıyor, bu vadiler çok zengin bir ekosistemi de barındırıyor. benzeyen bir başka Gürcü kilisesi var. Dört farklı yapıdan oluştuğu için, Gürcücede Othta Eklesia, yani Dört Kilise olarak anılan manastır büyük bir bazilika, güneydoğusunda iki katlı bir mezar şapeli, batıda bir yemekhane, kuzeydoğuda ise papaz okulu olduğu düşünülen iki bölümlü bir salondan oluşuyor. Güney ve batı cephesinde yer alan yazıtlardan kilisenin 961-965 yıllan arasında Kral David Magistros tarafından yaptırıldığı anlaşılıyor. Yapmadan Dönme! Barhal ve Dört Kilise manastırlarını görmeden, Bu güzelliği korumak için söz vermeden, DÖNME! 'dan Artvin'e otobüsle gitmek yaklaşık bir gün sürüyor. Bu yüzden uçakla Erzurum ya da Trabzon'a gitmek en doğrusu. Yusufeli'ye 31 km uzaklıktaki Altıparmak köyüyle ilçe merkezi arasında minibüsler çalışıyor. Bu dolmuşlarla Barhal'a 16 km uzaklıktaki Yaylalar köyünün Olgunlar Mahallesi'ne kadar gidilebiliyor. Burada yollar bitiyor, Kaçkar geçişleri genelde buradan başlıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/260-saros-korfezi-tanitimi.html", "text": "Boğazı'na paralel kalan 60 kilometrelik üçgen bir sahildir. Biçimli ve tertemiz kumsallarla kaplanmış mükemmel bir doğa harikasıdır. ve Semendirek adaları arasında derinlik 1000 metreye kadar çıkabilmektedir. , dünyada kendi kendini temizleyen körfezlerden birisidir. Dünya genelinde bu tarz körfezler toplamda 3 tanedir. Şubat, Nisan ve Temmuz aylarının 15. veya 18. gününde kendini temizlemeye başlayıp, 25. veya 28. gününde sona erer. Körfezin dibinde bulunan soğuk su ile yüzeyindeki sıcak suyun birleşimiyle oluşan akım sayesinde tüm yabancı maddelerden kendisini arındırır. Körfez'in suları yüksek oranda oksijen içerir. Bu sayede doğanın özgü çam kokusu ile denizin içerisinde barınan yosunların kokuları birleşerek doğal bir parfüm salgılar. Genel olarak Körfezin özelliklerinden bahsettik. Şimdi de mutlaka gezilmesi gereken birkaç yer tavsiyesi verelim. , özellikle dalış meraklıları için bulunmaz bir yer. Savaştan kalma batık gemiler balıklara yuva olunca, dalma meraklılarına da bu dünyanın büyüleyici güzelliğini keşfetmek düşüyor. Ancak balık yuvalarının zarar göreceğinden çekinen yörenin balıkçıları bu meraklılardan pek hoşlanmıyorlar. Olta balıkçılığı ve gezinti alanı olarak da körfez sayısız olanaklar sunuyor. Enez, Vakıfköy, Sultaniçeköy ve Erikli plajları, geniş kumsalları ve henüz kirlenmemiş deniziyle ilgi çeker. Erikli Plajı'nda belediyenin oteli vardır. Saros Körfezi'nin en popüler sahillerinden biridir. Geniş ve temiz kumsallarla kaplıdır. Pansiyon ve apart oteller bolca bulunmaktadır, fakat sezonda kalacak yer bulmak gerçekten zor olabilir. Yaz aylarında, eğlenceli ve doğal güzellikleri ile insanları kendisine çekmeyi başaran nadide sahillerden biridir. Yaz aylarında ülkemizin her yerinden, gerekse yurtdışından çoğu insan tatilini geçirmek için bu sahile gelmektedir. Kış mevsiminde nüfus azalmakta olup, sadece birkaç yerli ve emekli kesimden insanlar kalmaktadır. Merkez genellikle yazlıklarla dolup taşmış durumda fakat vakti olmayıp yazlığına gidemeyen insanlar, tatil amaçlı gelen diğer insanlara yerlerini günlük-haftalık olarak kiralamakta. Pansiyon ve apart otellerin fiyatları, oranın ortamına ve şartlarına göre çok cazip fiyatlardadır. Genellikle bu apart oteller ve pansiyonlar kumsala birkaç adım veya birkaç sokak ilerisinde yer almaktadır. Yaz aylarında, özellikle akşamları birkaç sokakta çeşit çeşit ürünler satılmaktadır. Erikli Hatıraları, Keşan Hatıraları, takı malzemeleri, deniz malzemeleri, çocuklar için oyuncaklar... Bu sokakların ortalarında genelde seyyar satıcılar bulunmaktadır. Dondurmacılar, mısırcılar, karpuz-kavuncular ve doğal meyve-sebze ürünleri satanlar. ise eskiden tuzla olarak kullanılıyordu. Şimdi balık çiftliği olan gölde kuğu, yaban ördeği, kaz ve flamingo gibi kuş türlerine de rastlanır. Körfez'in bir diğer popüler tatil yeri Yayla Sahili'dir. Nüfus yoğunluğu ve zengin yapılaşma özelliği sayesinde bu sahil adeta bir \"Sahil Kenti\" havasındadır. Yayla, genel anlamda sakin ve dinlenme amacıyla gelenler için en ideal yerlerden biridir. Çok çeşitli bitki örtüsüne sahip ormanları bulunmaktadır. Tertemiz Körfez suyuyla, Yayla'nın ormanları harika bir uyum içerisindeler. olarak da bilinir. Bu nedenle görülmesi gereken önemli ve ender bir yerleşim alandır. , Malkara ve Keşan üzerinden ilerlenir. Koru Dağları'nda rampa aşağıya iniş yaptıktan sonra, Çamlıca bölgesinde ise rampa yukarı bir çıkış yapacaksınız. Bu yol sizi Gökçetepe'ye götürecektir. Buradan devam ederek Sazlıdere'ye varacaksınız."} {"url": "https://www.gezipedia.net/261-lapsekide-gezilecek-yerler.html", "text": "ilçesi, sadece 2500 yıllık mitolojik kalıntılarıyla meşhur değildir. Kültürel, doğal ve turistik çekiciliğiyle de gözde bir ilçemizdir. Çanakkale Boğazı ile Marmara Denizi'nin birleştiği alanda yer almaktadır. Çanakkale Savaşı esnasında nakil edilen askerlerimizin mezarlarının bulunduğu Merkez ve Çardak'taki şehitlikleri de ziyaret edebilirsiniz. Çanakkale Boğazı'nda yer alan en önemli 4 yerleşim yerinden biridir. Eski adı, Lampsakos'dur. Efsaneye göre kentin adı Bebrik Kralı Mandron'un kızı Lapseke'den gelmektedir. Lampsakos Antik Kenti'nin MÖ 670'de Kolophonlular tarafından kurulduğu sanılmaktadır. Kent, coğrafyacı Strabon'a göre Miletos koloni kentidir. Millattan Önce 499 yılında Perslere baş kaldıran Tonya halkının içerisinde yer almıştır. MÖ 471 yılında Perslerin yönetimine girmiştir. Pers Savaşlarındaki yenilgilerinden sonra Persler, kenti Yunan Komutan Themistokles'e ganimet olarak vermişlerdir. Daha sonra Atina önderliğindeki Attika-Delos Deniz Birliği'ne katılan kent, MÖ 412'de birlikten çıkmak istemişse de, tamamıyla Atina'nın kontrolüne geçen birlikten ayrılmasına izin verilmemiştir. Peloponnesos Savaşı'nın sonlarına doğru MÖ 405'de Spartalıların eline geçen yerleşme, daha sonra Persler tarafından işgal edilmiştir. MÖ 362'de özgürlüğünü kazanan kenti, MÖ 335'de Atinalı Komutan Khares işgal etmiştir. MÖ 334'de ise Büyük İskender'in egemenliğine girmiştir. Daha sonra Romalılar bölgede hakimiyetlerini kurmuşlardır. Lampsakos, Orta Çağ'da önemli bir liman olmuştur. 1356 yılında Gazi Süleyman Paşa tarafından fethedilinceye kadar, Doğu Romalıların elinde kalmıştır. Bölgede Lampsakos Antik Kenti'nin yanı sıra Umurbey'in kuzeydoğusunda ve Pekmez Pınar'da yer alan Perkote antik yerleşmesi de yer almaktadır. , Kuzeyinde Çan, Batısında Çanakkale Merkezi, Güneyinde de Çanakkale Boğazı bulunmaktadır. Boğazın karşı kıyısında ise Gelibolu Yarımadası bulunmaktadır. Genel olarak dağlık ve engebeli arazilerle kaplıdır. Ormanlık alan çok bulunsa da kereste değeri olmayan bataklık benzeri bitki örtüsüne sahiptir. Dağlar Çanakkale Boğazı'na paralel olarak uzanmaktadır. Bu nedenle kıyı kesimlerde Çardak, Umurbey ve Delta Ovaları bulunmaktadır. İlçenin rakımı 3 metredir. -Çanakkale yolu üzerinde bulunduğundan dolayı, tüm yönlere en kolay ulaşım sağlayan ilçedir. Her yarım saatte bir merkez ile karşılıklı olarak otobüs ve minibüs seferleri yapılmaktadır. Üstelik Biga minibüsleri de her yarım saatte bir bu ilçe içerisinden geçmektedir. Orhan Gazi döneminden kalan bu cami; geniş iç yapıya sahiptir. İki katlı yapı da son cemaat yeri de mevcuttur. Türkler Rumeli'ye geçerken Milattan Sonra 1345-1357 yılları arasında, kiliseden camiye Gazi Süleyman Paşa tarafından çevrildiği söylenmektedir. XIV. Yy'da 1. Murat döneminde yapılmış olan bir camidir. Bazı tarihi kaynaklarda bu caminin Orhan Gazi zamanında kiliseden camiye çevrildiğini belirtir. Günümüzde cami tamamen yıkılarak, tekrar aynı isimle yapılmıştır. 15. yüzyıldan kalmadır. Lapseki'nin kuzeydoğusundaki Çardak köyünde bulunan külliye; cami, medrese, mektep ve han yapılarından oluşur. Caminin duvarları iki dizi tuğla ve moloz taştandır. Kubbe, sağır ve yüksek 8 köşeli bir kasnağa oturur. Minare kapısı revağın içindedir. Medrese, caminin kuzeyindedir. 9 odadan oluştuğu bilinen yapı tümüyle yıkılmış durumdadır. Külliyeyi oluşturan yapılardan han, 61,90 x 18,45 m boyutlarındadır. Duvarları düzgün moloz taştandır. Çardak Beldesi'nde, Gazi Yakup Bey Cami'nin hemen yanında bulunmaktadır. Duvarları düzgün taşlardan, çatısı üç dizi şeklinde toplamda 60 sütundan oluşmaktadır. Rivayete göre Gazi Yakup Bey ve ailesinin mezarlığıdır. Çardak'ta, Belediye Binasının etrafında yer almaktadır. Korunması amacıyla, etrafı duvarlara çevrilmiştir. Lapseki'de bulunan, Gazi Süleyman Paşa Cami'nin yüz metre kuzey doğusundadır. İki kabir vardır, türbenin üzeri açıktır. Kabirlerde bulunan mezar taşlarındaki yazıtlardan Osmanlı tersane amirlerinden Cezayirli Ali Kaptan Paşa ve ailesine ait olduğu anlaşılmaktadır. 1915 yılında Çanakkale Savaşı esnasında ölen ve yaralanan askerlerimizin bir kısmı gemiler aracılığıyla Lapseki'ye sevk edilmiştir. Bunun ardından 1955 yılında Lapseki Belediye Mezarlığının yanında bulunan Şehitliğe nakil edilmiştir. Çanakkale Savaşı esnasında, Çardak Köyü hastane olarak kullanılmıştır. Yaralı askerlerimiz gemiler aracılığıyla buraya sevk edilmiştir. Ölen şehitlerimiz buraya defnedilmiştir. Çanakkale-Bursa yolu üzerinde bulunan Şehitlik, 1940 yılında abide yaptırılarak duvarlar ile çevrilmiştir. -Keşan yolunu takip ederek Gelibolu Yarımadası üzerinden geçebilirsiniz. Buradan Lapseki feribotunu ile deniz üzerinden keyifli bir yolculuk sonu Lapseki'ye varabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/262-ayvacikta-gezilecek-yerler.html", "text": ", doğa güzellikleri ve taş evleriyle dünya genelinde ve ülkemizde üne sahip küçük bir kenttir. 16. Yy başlangıçlarında yerleşimin başladığı bu bölgede, dünyanın ilk felsefi okulu kurulmuştur. Yüzyıllar boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. \"Organik Kültürler Diyarı\" olarak hafızalara kazınmış ve sahip olduğu doğal güzellikleriyle beraber harika kumsallarıyla yüzyıllar boyu dikkatleri toplamıştır. Sırtını Antik dönemin efsanesi, Kazdağı'na dayayan bu ilçemiz; birçok efsanenin yaşandığı Ege Denizi'yle çevrilmiş ve ormanların yeşili, denizin mavisi ile en güzel tonların yaşandığı nadide harikalardan birisi haline gelmiştir. Babakale'den başlayarak, Küçükkuyu'ya kadar devam eden 78 kilometrelik sahil şeridi de bu ilçemize bağlıdır. Burada yaşayan yerli halk Turizm, tarım ve hayvancılık yaparak geçimini sağlamaktadır. Yerli halkın sıcakkanlılığı ve misafirperverliği sayesinde burada kesinlikle yabancılık çekmeyeceksiniz. Bölgenin ilk sakinlerinin Mysyalılar ile Luviler olduğu sanılmaktadır. Daha sonra bu bölgeyi sırasıyla; Hititler. Lidyalılar ve Persler kontrolleri altına almışlardır. MÖ 334 yılında Büyük İskender'in imparatorluğuna bağlanan bölge, daha sonra Bergama Krallığı'nın hakimiyetine girmiştir. Bunu Roma ve Doğu Roma imparatorluklarının hakimiyeti takip etmiştir. sancağına bağlı bir kaza merkezi olarak geçer. Asya ve Anadolu'nun en uç noktasında bulunan Bababurnu ilçe sınırları içerisindedir. Bababurnu'ndan Midilli Adası arası 4 mildir. İlçenin sahili 78 kilometrelik şerit halindedir. Çanakkale Ayvacık ilçesinin yüzölçümü 874 kilometre karedir. Denizden yükseliği ise 270 metredir. İlçemiz volkanik bir plato üzerinde yer almaktadır ve dağlık-tepelik bir arazi yapısına sahiptir. İlçedeki en büyük ova 30 kilometre kare ile Tuzla Ovası'dır. Doğal güzellikleri ve tarihi değeri ile bilinen Kaz Dağları, aynı zamanda eşsiz manzara seyrine sahiptir. Flora zenginliği ile bol su kaynakları sayesinde bölgedeki cennet yeryüzlerinden biridir. Kaz Dağları sınırlarının içerisinde tam 30 akarsu bulunmaktadır. Bu yüzden Homeros'un İlyada'sın da \"Bin Pınarlı İda\" olarak geçmektedir. Kaz Dağları'nı ziyaret ettiğinizde mutlaka Adatepe Köyü, Ayazma ve Zeus Altarı'na gitmeyi de unutmayın. Altınoluk kentini oksijen kaynağına dönüştüren en büyük faktörlerden biri Şahinderesi Kanyonu'dur. Bu bölgenin hava değişimini sağlayan Şahinderesi Kanyonu, dağdan aldığı çam kokulu havayı ovaya dağıtmaktadır. Ayrıca denizden aldığı iyot kokusunu da dağa yolluyor. Böylelikle bir nebze baca görevi görmektedir. 14. yüzyılda Sultan Murad Hüdavendigar döneminde (1359 -1389) yapılmıştır. Caminin yapımında. Roma ve Doğu Roma dönemi kalıntıları kullanılmıştır. Minaresi bulunmayan yapının ana mekanı sekizgen köşeli kasnağa oturan bir kubbeyle örtülüdür. Tonoz örtülü son cemaat yeri yanlarda basık kemerlidir. Yapılış tarihi tam olarak bilinmeyen köprü 14. yüzyıla tarihlenir. Tuzla Çayı üzerindedir. Sivri kemerli olan ve yörenin taşlarıyla inşa edilen köprü, bugün kullanılmamaktadır. köyünde, Osmanlılar tarafından 1723 yılında kurulan tarihi kale. Çeşmesi ve suyolları günümüze kadar gelebilen eserler arasındadır. Eskiden bir korsan sığınağı olan kent, şimdilerde turizmle tanışmış durumdadır. Mavi yolculuğa çıkanların da uğrak yerlerinden biridir. Adını, topraklarında yer alan kalede bulunan fenerden alır. Doğasıyla ruha dinginlik veren, tarihi zenginlikleriyle kültür arttıran bir beldemizdir. Üstelik gün geçtikçe turist sayısı artarak, popüler bir yer halini almaya başlamıştır. Dünya üzerinde en güzel balığı burada yemeniz mümkündür. Çayınızı yudumlarken, güneşin batışını izleyerek keyfini sürebilirsiniz. Körfezi ile Küçükkuyu arasında yer alan, Zeus'un Altarı gölgesinde kurulmuş, işgal yıllarında Rumlara ev sahipliği yapmış nadide ilçelerimizdendir. Bu topraklar sayesinde Rum ve Türk kültürü beraber yaşamış ve kaynaşmıştır. Adını, mitolojide yer alan güzellik tanrıçası olarak bilinen Afrodit'ten almaktadır. İnsanların, şifalı suyundan faydalanmak için geldikleri kaplıcalardır. Yapılış tarihi bilinmemektedir. Lakin, rivayete göre Cenevizliler tarafından onarıldığı düşünülmektedir. Sırtını, adeta zeytin ağaçları ile süslenmiş olan Gargaran Tepesi'ne dayamıştır. Gargaran Tepesi de, eski Yunan kültüründe bilindiği üzere tanrılarına kurbanlar sunmak amacıyla yapılmış bulunan Zeus Altarı'na ev sahipliği yapmaktadır. Ayvacık'ın güneybatısındaki Gülpınar'ın Bahçeleriçi kesiminde bulunan antik kenttir. Antik Troas bölgesinin sınırları içinde bulunan bir Aiolia kentidir. Apollon Smintheus Tapınağı ile önem kazanmıştır. Bölgede tapınak dışında, ayrıca Roma ve Doğu Roma yapıları da mevcuttur. Ancak üzerinde en fazla araştırma yapılmış olan bölüm, onarımına başlanan Apollon Smintheus Tapınağı'dır. Apollon Smintheus kültü, Anadolu kökenli ve Troas bölgesine özgü bir tapınma biçimidir. Mermer tapınak, kısa kenarlarında 8, uzun kenarlarında 14 sütun bulunan İon düzenli bir pseudo dipterostur. etkileri taşımakla birlikte, özgün bir mimari düzenlemeye sahiptir. Tapınak sütunlarda mitolojik sahneler, cenaze ve kurban törenleri vb. kompozisyonlar yer alır. 11 basamakla çıkılan stilobat, 24,30x43,50 m boyutlarındadır. Chryse'deki MERMER TAPINAK, Didim Apollon, Efes Artemis gibi kabartmalı sütünlara sahip üç tapınaktan biridir. Gülpınar Beldesi'nin kuzey batısı ile, kuzey doğusu arasında kalmaktadır. Truva'da bulunan Athena Tapınağı'ndan sonra Troas bölgesinde en önemli kutsal alanlardan birisidir. Truva Savaşı'nı konu almış kabartmalara ve mimari yapılara sahiptir. Tanrıça Athena için tasarlanmış bu tapınak 31x14m boyutlarında yapılmıştır. Tapınağın etrafını çevreleyen, sıra sütunlar görülmelidir. , Ege Denizi ile Tuzla Çayı arasındaki kayalık tepe üzerindeki kent, Midilli Adası'ndaki Methymna kenti sakinleri tarafından MÖ 1000 dolaylarında kurulmuştur. Fakat burada MÖ 13. yüzyılda Hitit Kralı IV. Tudhaliya'nın kurduğu, stratejik öneme sahip Assouwa bulunmaktaydı. Assouvva, Ege kentlerinin birliğine karşı, bölgedeki Hitit varlığının garantisi olmuştur. istikametine doğru ilerledikten sonra bu nadide kent olan Ayvacık'a ulaşabilirler. İstenildiği takdirde Edremit Körfez Havalimanı'na uçakla gelip, buradan karayolu ile de ulaşabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/263-kaz-daglari-gezilecek-yerler.html", "text": ", doğal çevrenin korunması amacıyla 1993 yılında milli park olarak düzenlenmiştir. Zeus'un Troya Savaşı'nı Kaz Dağının üzerinden izlediği, antik çağlardaki adı İda olan Kaz Dağları, havası, suyu, şifalı bitkileri ve manzarasıyla konuklarına farklı yaşam olanakları sunmaktadır. Körfezi'nin kuzey kıyısını takiben uzanan Kaz Dağları, 1993 yılında doğal çevrenin korunması amacıyla, 21.300 hektarlık alanda milli park olarak düzenlenmiştir. Milli Parka rehberle birlikte ve Milli Parklar Mühendisliğinden izin alınarak girilmektedir. Kaz Dağları mitolojiye göre üç tanrıça arasında geçen ilk güzellik yarışmasının yapıldığı yerdir. Troya Kralı Priamos'un oğlu Paris, tanrıçalar arasında yapılan güzellik kraliçesi yarışmasının tek jüri üyesidir; çünkü Zeus kararı bir ölümlünün vermesini uygun görmüştür. Bugün Kaz Dağları olarak bilinen İda Dağı'nda, kıran kırana bir rekabet söz konusu olmuştur. Paris'in kazanana vereceği elmaya karşılık; Hera Asya Krallığı'nı, Athena sonsuz akıl ve başarıyı, Aphrodite ise Spartalı Helena'nın aşkını vaat etmiştir. derler ve üstlerine birer türbe yaparlar. Sarıkız'ın doğduğu köy olan Kavurmacılar köyü sakinleri, her yıl ağustos ayında kurban kesmeye, adaklar adamaya ve Sarıkız'ın ruhuna mevlit okutmaya günümüzde de devam etmektedirler. Kaz Dağları, kendine has zengin doğası, kanyon ve şelaleleri, kültürel zenginlikleri, nehir ve derin vadileriyle ekoturizm için tam anlamıyla bir cennet. Balıkesir'in kuzey batı istikametinde yer alan bu alan, tamamıyla gezebilmek için en az bir hafta zaman ayrılmalıdır. 'nın içerisinde büyük bir alandır. Güneyinde Edremit Körfezi, doğusunda Zeytinli Çayı, kuzeyinde Karamenderes Çayı ve batısında Mıhlı Çayı arasında kalmaktadır. Bu alan yaklaşık 21,452 hektarlık bir alandır. 1994 yılından bu yan milli park olarak geçmektedir. Jeolojik konumu sayesinde, ilginç bir bitki örtüsüne sahiptir. İklimi ve toprak yapısı nedeniyle bu bölgede çok yüksek oranlarda oksijen üretimi vardır. yakınında yer alan Hasan Boğuldu Göleti'nin yardımı ile misafirlerine harika bir doğa manzarası sunuyor. İsmini sıçrayan sudan alan şelalemiz, yemyeşil doğası ve küçük göletleriyle doğayla bütünleşmiş durumda. Suyu oldukça soğuk, yüzmek isteyen misafirleri dikkatli olmalıdır. Akçay, Altınoluk yolu üzerinden devam ederek, Zeytinli Beldesi içerisinden bu şelaleye ulaşabilirsiniz. 'ya ulaşmak mümkündür. Bu patika yol üzerinde, rivayete göre Romalıların kaldığı Su Kemerlerini görülebilmektedir. Hafta sonları çok fazla ziyaretçisi olmakla beraber, hafta içi ise kafa dinlemek için ideal bir doğa ortamı elde edilebilir. Efsaneye göre adını, gölde boğulan Hasan isimli aşık bir gençten almıştır. 'nda iki adet günübirlik kullanım için alan bulunmaktadır. Güre Köyü sınırları içerisinde kalan bu alan, Akçay'a ise 6 kilometre uzaklıktadır. Günümüzde büyük ilgi gören mesire alanlarından biridir. Bu dere Kaz Dağları'nda biriken kar sularının, tepenin altından patlaması ile kendiliğinden oluşmuştur. Yamacından akan bu su, yaz aylarında da buz gibidir. Yaz sezonunda ortalama 80-100 bin arasında ziyaretçiyi ağırlamaktadır. 'ne, rehbersiz girmek kesinlikle yasaktır. Bu alanda Tahtacı Türkmenleri yüzyıllarca yaşamıştır. Efsaneler sonucunda, Türkmenlerin kutsal ziyaret alanına dönüşmüştür. Edremit Körfezine 1726 metre tepeden bakıyor ve Ayvalık Adaları ile Midilli'yi de bu alandan görmek mümkündür. , en güzel otelleri ve mekanlarıyla misafirlerine ev sahipliği yapmaktadır. Kaz dağları içerisinde yer alan bu köy, yeşil bir vadiden Edremit Körfezini gözlemektedir. Köyün manzarası Ege'ye varmaktadır. Zamane Çamlıbel halkının büyük bir kısmı Kurtuluş Savaşına katılmıştır ve Ayvalık cephesinde düşmanla çarpışıp, işgale karşı direnişte bulunmuştur. Yol üzerinde bulunan Köyün Delisi yerine uğrayıp, birbirinden güzel ve eşsiz hediyelik eşyalar elde etmek mümkündür. Ayrıca Tuncel Kurtiz'in de mezarı bu köyde bulunmaktadır. Çayı'nın yanında yer alan bir köydür. Günümüzde, yeni taş yapılaşmalar sayesinde köy tekrar hayata dönmüş durumdadır. İş adamları, sanatla uğraşan sanatçılar ve akademi camiasından akademisyenler bu köye yerleşmeye başlamıştır. Köy içerisinde ziyaretçileri tarafından çokça ziyaret edilen 850 yaşında görkemli bir çınar ağacı bulunmaktadır. Akçay yolçatıdan sadece 2,7 km uzaklıktadır. da dağın eteklerinde kurulmuş bir Tahtacı köyü. Tahtakuşlar köyü Edremit Körfezi'nin mavisiyle Kazdağı'nın yeşilinin içine gizlenmiş bir hazine. Türkiye'nin ilk özel etnografya müzesinin kurulduğu bu köy çok ünlü, gazete ve televizyonlarda hakkında sayısız haber yapıldığı için yolu buralara düşenlerce mutlaka ziyaret ediliyor. 'yı takip ettikten sonra, Yenikapı-Bandırma üzerinden ulaşmak mümkündür. Dilenirse, İstanbul'dan otobüs firmaları kullanılarak da gelmek mümkündür."} {"url": "https://www.gezipedia.net/264-burhaniyede-gezilecek-yerler.html", "text": "Fesleğen kokulu sokaklar, bol miktarda zeytin ağaçları ile çevrilmiş yollara ve tertemiz havaya sahip Balıkesir'in güzide Burhaniye ilçesi ülkemizde turistik açıdan nadide ilçelerimizden biri haline gelmiştir. Ege kıyısında yer alan, Ege'nin gerçek ruhunu yansıtan şirin bir ilçedir. Ege Denizi'nden 4km içeride, Burhaniye Ovası'nın güney kıyısındadır. MÖ. 15. yüzyılın ortalarında Mysia bölgesi halkı tarafından kurulan kent, Adramytteion'a bağlı kalmış ve onunla anılmıştır. Adramytteion adı bilindiği kadarıyla, Lidya Kralı Kroisos'un kardeşi Adramys'ten gelir. 'e bağlıyken, bu tarihten itibaren bağımsız bir ilçe olmuştur. İlçeye adı Sultan II. Abdülhamit Döneminde (1876- 1909), Sultan II. Abdülhamid'in oğlu Burhanettin'den dolayı verilmiştir. , Mysie bölgesinde Edremit Körfezi içerisinde yer alan en eski Anadolu şehri olarak geçmektedir. Tarihe kısa bir yolculuk için, tavsiye edilen bir gezi alanıdır. Bakir doğası ve masmavi denizi ile Burhaniye'ye bağlı olan Ören Plajı, doğal bir film platosudur. Tatilinizi, zeytin ağaçları ile birlikte geçirmek istiyorsanız mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir tatil kentidir. Burhaniye'ye 4 km uzaklıktadır. Otel, pansiyon, çeşitli eğlence merkezleri ve ince kumu ile ünlü Ören, Edremit Körfezinin en modern plaj tesislerine sahip beldeleri arasındadır, ören plajları yaklaşık 10 km uzunluğunda ve 40-60 m enindedir. Körfez bölgesindeki en büyük yat limanını bu mahalle barındırmaktadır. Bu iskele, yatları ve büyük balıkçı teknelerini ağırlamaktadır. Burada kendinizi adeta balıkçı köyünde hissetmeniz mümkündür. Ayrıca kıyıda bulunan birçok balık lokantasından, damak tadınıza uygun balık türlerini de keşfedebilirsiniz. Burhaniye'ye 3 kilometre uzaklığında bulunan bir tatil köyüdür. Diğer tatil alanlarına göre, bol miktarda eğlence merkezleri bulunmakta. Üstelik bu alanda yer alan Öğretmenler Mahallesini de ziyaret ederek çok güzel ve geniş bir kumsalda denizin tadını çıkartabilirsiniz. ilimize 80 kilometre, Balıkesir'e ise 95 kilometre uzaklığındadır. İster karayolu ile isterseniz Edremit Körfez Havalimanını kullanarak havayolu ile ulaşmak mümkündür."} {"url": "https://www.gezipedia.net/265-karaburunda-gezilecek-yerler.html", "text": "bölümünde yer almaktadır. Diğer koylardan farklı olarak, bu nadide koy tamamen kayalıklardan oluşmaktadır. Denizi oldukça sakin ve dalgasızdır. Koy içerisinde 5-10-20 metreler arasında yer alan atlama falezleri bulunmaktadır. Bu falezlerden en çok ilgi çekenleri Küçük Ayıbalığı ile Büyük Ayıbalığı'dır. Adrenalin tutkunlarının vazgeçilmezi olan bu koyda, falezlere rahat çıkmak için halat kullanımı gerektirmektedir. Koy içerisinde havuz adı verilen kısımdan, denize daha sakin ve rahatça girebilmek mümkündür. Bu koyda denizin derinlik seviyesi 10 metreye ulaşabiliyor. Koy içerisinde, Karaburun Belediyesi'ne ait şemsiye ve şezlonglar mevcut ve tamamen ücretsiz halkın kullanımına sunulmuş durumdadır. Küçük bir alan da olsa, kum plajına da sahiptir. Bu plaj içerisinde de yine kullanılabilecek ücretsiz şezlong ve şemsiyeler bulunmaktadır. Koyun içerisindeki konaklama alanlarında bulunan tesisler, bungalov tarzı mimari ile tasarlanmıştır. Bu tesislerden günübirlik oda kiralayabilir, isterseniz tesis içerisinde geceleri düzenlenen DJ etkinliklerine de katılabilirsiniz. , 10 Ocak 1938 yılında kurulmuştur. Kurulum tarihinden bu yana hala hizmet vermektedir. Güneş enerjisi ile çalışan bu fener, denizden yaklaşık 97 metre yüksekliğe ve görülme erişimi ise 12 mildir. Karaburun'un terk edilmiş bu bölgesinde yıllardan beri görevine devam eden fener, Ege Denizi'ni de selamlamaktadır. 12 metrelik yükseklikte tasarlanmış, beyaz kulesi ve bahçesinde barındığı fener evi ile şahane bir görüntüsü bulunmaktadır. Karaburun'un merkezinde bulunan iskeleyi takip ederek 12 kilometrelik bir yol seyredildiğinde, yarımadanın uç noktasında bulunan Sarpıncık Köyü tabelasını göreceksiniz. Bu tabelanın istikametinde devam ederek, tepeleri çıkarak Sarpıncık Deniz Feneri'ne varabilirsiniz. , Karaburun'da yer alan iskeleden bakıldığında, göz mesafesinde görünen kara parçasıdır. Merkezden bakıldığında görülebilen tek ada olma özelliğini taşımaktadır. Bir diğer adıyla Sahip Adası olarak da bilinmektedir. Büyük Ada'daki yerli halk ise keçilerdir. İnsan eli değmeden keçilerin beslenme ihtiyacını ise, bu adaya uğrayan balıkçılar karşılamaktadır. Keçilerin günlük temel su ihtiyacını, balıkçılar bidonlar aracılığıyla tedarik etmektedir. Ege Bölgesi'nin meşhur kırlangıçları da bu adada görülmektedir. Adada adeta tümüyle doğal bir yaşam döngüsü hakimdir. Büyük Ada'nın doğal bitki örtüsünden kaynaklı, Karaburun Sahili'ne kadar varan kekik kokusu vardır. Ada üzerinde en çok yetişen bitki türünün kekik olması, doğal atmosferi bu şekilde yönlendirmektedir. . Bir de doğal oluşum ile oluşmuş koylar bulunmaktadır. Kumbükü Koyu, Dikencik Koyu ve Kocadere Koyu'nda yerleşim bulunmamaktadır. Karaburun Yarımadası, ülkemizin en büyük yarımadasıdır. Bu ada, İzmir ilimizin Körfez girişinde bulunmaktadır. Adanın yapısı girintili çıkıntılı bir yapıdadır. Eski çağlardan bu yana hala yerleşim sürmektedir. O dönemlerde adı Mimas olarak geçmektedir. Yunanlar, Persler, Romalılar, Bizanslılar gibi pek çok medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Bölgede yapılan arkeolojik çalışmalar sonucu pek çok eski döneme ait taş el baltaları ve ilkel çanaklar bulunmuştur. Günümüzde tarihi ve doğa güzellikleri sebebiyle pek çok turistin ilgisini çekmiştir. Sazak Köyü'nde eski dönemlerde 120 hane barınmaktaydı. Bu hanelerden yaklaşık 100 tanesi Rumlara, 20 tanesi ise Türklere aitti. Rum ve Türk halklarının barış içerisinde, bir arada yaşadığı nadir köylerden birisiymiş. Köy içerisinde Rumlara ait bir kilise ve mezarlık bulunmaktadır. Yine köy girişinde Türklere ait bir mezarlıkta bulunmaktadır. Köy aşağısında bulunan unutulmuş bu çeşme, mimari yapısından dolayı Osmanlı dönemine ait olduğu düşünülüyor. , pek bilinmemekle birlikte, adeta bilenen için bir sığınak niteliğindedir. kesme taş örgü duvar yapısı ile inşa edilmiştir. Cami, tek kubbeden oluşmaktadır. Minaresi, kare bir kürsü üzerine oturtulmuştur. Cami'ye ait herhangi bir inşa veya usta kitabe bilgisi bulunmamaktadır. Vakıflar Müdürlüğü'nün hazırladığı camiye ait kitabe levhasında bir yapılış hikayesi bulunmaktadır. Büyük Ada'yı, iskeleden izlemek ve manzarasının keyfine varmak mümkündür. İskele, küçük balıkçı tekneleri ile süslenmiş gibidir. Merkez bölgede yer aldığı için market, restoran ve otel gibi işletmeler İskelenin etrafında yer almaktadır. Bu bölgede yer alan deniz, dip yapısı nedeniyle dalışlar için en ideal denizlerden biridir. Bu sebepten dolayı, bölgede pek çok dalış kursu ve okulları bulunmaktadır. ile Karaburun arası ortalama 102 kilometredir. Özel aracınız ile bu yolu yaklaşık olarak 1 saat 30 dakikada tamamlayabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/266-birgi-koyu-tanitimi.html", "text": "şirin köylerimizden biridir. Asırlık ceviz ve çınar ağaçları, taş duvarlı ve alaturka kiremitli evler ile süslenmiş gezilmesi gereken köylerimiz arasında yer almaktadır. İzmir'e yaklaşık 110 KM uzaklıkta yer alan bu köyümüz, 3000 nüfusu ile M. Ö. 2000'li yıllardan beri yaşamını sürdürmektedir. Bergama Krallığı, Frigler, Bizanslılar, Persler, Romalılar ve Osmanlı medeniyetlerinin de bu alanda yaşadıkları, bırakılan izler tarafından kanıtlanmaktadır. Ödemiş Ovası'nın yanından başlayarak, Bozdağ'ın güney eteklerine kadar devam eden bir alana kurulu olan, doğallığını hala koruyan bir köydür. Geçtiğimiz dönemde Ödemiş'e bağlanarak mahalle olmuştur. Özellikle fotoğrafçılar ve gezginler tarafından doğal güzellikleri ve karakteristik yapısı nedeniyle çokça ziyaret edilmektedir. Sarıyar Deresi'nin iki yakasına kurulu, kültürel ve tarihi geçmişi nedeniyle önemli bir üne sahiptir. Dünya genelinde ilk çağlardan bu yana adını başarıyla duyurabilmiştir. , 1920 yılında kasabayı işgal altına alan Yunanlar tarafından kuşatılarak, 1922 yılında kuşatmadan galip olarak kurtuldu fakat işgal döneminde güzel yerleşim yerini ateşe vererek harabeye çevirdiler. Bu yangında ev sahipliği ettiği birçok tarihi eser yok oldu. 1763 yılında Venedik'ten getirilen üç katlı konak Mustafa Şerif Çakırağa tarafından yapılmıştır. Avrupa mimarisinden izler taşımaya devam eden bu konak, günümüzde hala varoluşunu devam ettirmektedir. Konağın dış tasarımında kalem işi işlemeler bulunmaktadır, ziyaretçileri tarafından mimari yapısı nedeniyle ilgi odağı haline gelmiştir. Süslemelerde 72 çeşit meyve ve sebze resmi bulunmaktadır, bu meyve ve sebzeler ise Küçük Menderes Havzası'nda yetişen ürünleri temsil etmektedir. Günümüzde restore edilmiş ve Kültür Bakanlığı'na bağlanarak müze olarak hizmet vermeye başlamıştır. Mehmet Bey tarafından 1312 yılında beylikler döneminde yapılmasıyla, o dönemin ilk camilerinden biri olarak tarihe geçmiştir. Türk-İslam kalıbının mimariye en iyi şekilde yansıtılmış olarak tasarlanmıştır. Caminin güney yönünde bulunan duvarında antik aslan yontu işlemesi bulunmaktadır. Caminin yapısında hiç çivi kullanılmayarak, ahşap malzemeden yapılmıştır. Bu da misafirleri tarafından ilgi çekici bir merak uyandırmıştır. Türbe içerisinde Mehmet Aydınoğlu, Umur Bey, Bahadır Bey ve İsa Bey'in mezarları yer almaktadır. Caminin yapısında kale kalıntılarından izler bulunmaktadır. Günümüzde ÇEKÜL Vakfı eşliğinde, kentin kültürel varlığını devam ettirebilmesi tarafından projeler ile desteklenmektedir. Köy SİT alanına girdikten sonra, turizm daha da canlanmaya başlamıştır. Köye yaklaşık 20 Km kadar uzaklıkta bulunan Gölcük, kışın donarak buz halini alıyor. Yaz aylarında ise güzel bir manzara ile misafirlerini karşılamaktadır. Köydeki ceviz ve kestane ağaçlarından Ekim sonu ve Kasım ayının başlangıcında hasatlar alınmaya başlıyor. karayolundan ilerlerken, Ödemiş sapağına dönülerek gidilebiliyor. Ödemiş Merkezinden ise yarım saatte bir olacak şekilde minibüsler aracılığıyla seferler düzenleniyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/267-belgrad-ormani-tanitimi.html", "text": "'dır. İstanbul şehrimizin en büyük ormanıdır. Bol oksijenli bir ortamda, hafta sonu piknik veya kahvaltı yapacaklar için en güzel dinlenme ve aktivite yerlerinden birisidir. Kanuni Sultan Süleyman, Sırbistan Seferleri'nden gelen eserleri bu ormana yerleştirmesi ile başlamıştır. Avrupa yakasının, kuzeyinde bulunan Sarıyer ilçesindedir. Kapladığı alan ise yaklaşık 5400 hektarlık bir bölgedir. Maslak'tan başlayarak, sırası ile Bahçeköy, Zekeriyaköy, Göktürk, Uskumruköy ve Kemerburgaz'ı da içine almıştır. Büyük bir alan kaplayan bu ormanda, farklı mesire alanları oluşturulmuş ve orman çeşitli bölümlere ayrılmıştır. İstanbul'da spor yapmak için en ideal doğal spor salonudur. Orman içerisinde bisiklet parkuru ve yürüyüş parkuru bulunmaktadır. Zaman zaman bu ormanda, spor etkinlikleri de düzenlenmektedir. Yürüyüş parkurunda, yürüyüş yapan insanların ne kadar yürüdüklerini görmeleri açısından yer yer mesafe tabelaları da bulunmaktadır. Bu ormanı ziyaret edenlerin temel ihtiyaçlarını karşılamak adına belediye çeşitli büfeler de açmaktadır. Orman girişinde bir otopark bulunmaktadır. Bahçeköy'den girişte iki ayrılan, sol taraftan devam edildiğinde karşınıza çıkan alandır. Bu alan 6 kilometrelik yürüyüş yolu, çocuk parkı ve piknik oturaklarına sahiptir. Ayrıca belediyenin halka hizmet verdiği, büfelerden biri de bu alandadır. Taze meyve sıkmaları satan bir büfe daha bulunmaktadır. Yürüyüş yolunun kıyı bölümünde büyük bent gözükmektedir. Bu alanın içerisinde berrak bir dere bulunmaktadır. Genellikle koşu sporu ile ilgilenen kişileri burada görmeniz mümkün, alanda koşu parkuru da vardır. Bu alan ailecek piknik yapacak kişiler için idealdir. Çocuk parkı, oturma alanları ve yürüyüş parkurunu içinde barındırmaktadır. Bahçeköy-Kemerburgaz karayolu üzerinden bu alana giriş yapılabilmektedir. Bu mesire alanını her mevsim ziyaret edebilirsiniz, her mevsimde farklı bir havası vardır. İsminden de anlaşılacağı üzere, Osmanlı döneminde şehrin su ihtiyacı bu alan içerisinde bulunan üç bentten tedarik edilmekteydi. Alanda çocuk parkları, bisiklet ve koşu parkuru bulunmaktadır. Alışveriş yapılacak yerleri de içinde barındıran bu alana, Bahçeköy girişindeki iki yönlü yoldan, sağa saparak ulaşabilirsiniz. Orman içerisinde geyiklerin yetiştirildiği alan burasıdır. Üstelik bu alan ziyarete de açık, geyik severler için harika bir fırsat sunmaktadır. Topuz Deresi üzerine yer almaktadır. Bahçeköy'den girildiğinde, karşınıza çıkacak yoldan sola saparsanız Neşet Suyu Mesire Alanı'na varacaksınız. Bu alanı geçerek, biraz daha ilerlediğinizde Falih Rıfkı Atay Mesire Alanı'na ulaşabilirsiniz. Mesire alanında futbol severler için bir saha bulunmakta. Su ihtiyacınızı karşılamak için çevredeki çeşmelerden faydalanabilirsiniz. Piknik severler için ise, oturaklar da bulunmaktadır. Bu alan bölgede büyük yer kaplaması sebebiyle ünlenmiştir. Çayırbaşı yolu üzerinde bulunan bu alanda, futbol sahası vardır. Bu alan çok büyük gruplara bile yetecek kadar yer bulundurur. Ayrıca Sarıyer'in merkezine yakınlığı sebebiyle oldukça popüler bir alandır. Bol miktarda kuş ve sincap barındıran bu alan, adını Fatih Sultan Mehmet Çeşmesi'nden almıştır. Bu mesire alanında restoran olarak hizmet veren bir yer de bulunmaktadır. Bahçeköy içerisinden geçerek Kemerburgaz'a erişen yolu izleyerek, ulaşmanız mümkün olacaktır. Ormanda yer alan mesire bölgelerinden, manzara açısından en güzel olan bölgesidir burası. Ayvad deresi üzerinde kurulmuş bu alan, su toplama havzasının olduğu bölümdedir. Fotoğrafçılar tarafından sıkça ziyaret edilmektedir. Kemerburgaz-Bahçeköy karayolu üzerinden ulaşılabilirdir. giriş ücretli. Araç türüne göre giriş ücretleri değişkenlik göstermektedir. Hafta sonu döneminde 11-20 arası, hafta içi ise 5 olarak ücretlendirilmektedir. Eğer yaya yoluyla veya bisikletle geldiyseniz giriş ücreti bulunmamaktadır. Belgrad Ormanı Nerede, Nasıl Gidilir?Belgrad Ormanı, Boğazına, kuzey yönü ise Karadeniz'e kadar varmaktadır. Araç ile gelecek olan misafirler için en ideal yol, Maslak-Sarıyer istikametini takip ederek, Tarabya sapağını görülmesinin hemen ardından U dönüşü yaparak Bahçeköy tabelalarını izlemesidir. Bu tabelaların yönlendireceği yol, sizi ormanın giriş kısmına kadar götürecektir. Otobüs kullanarak gelmek isteyenler; 42T, 42M, 42R, 42HM, 153 numaralı hat otobüslerine binmeliler."} {"url": "https://www.gezipedia.net/268-istanbul-modern-tanitimi.html", "text": "Sanat Müzesi, yerli ve yabancı birçok değerli nesneye ev sahipliği yapmaktadır. Eczacıbaşı ailesinin bireylerinden Nejat Eczacıbaşı önderliğinde kurulmuş olan bir müzedir. Nejat Bey'in uluslararası bir sanat seminerine katılarak, çok etkilenmesiyle proje başlamıştır. Nejat Bey, ülkemiz içerisinde de böyle bir çağdaş sanat eserlerinin sergilenmesi için müzeye ihtiyaç olduğunu düşünmüştür. İlk etapta bu projenin nerede hayata geçirileceğine karar verilmiştir. 19. Yüzyıldan kalma Feshane uygun görülerek, projeye hayata geçmeye başlamıştır. Bu değerli müzede, her zaman bir sergiye rastlamak mümkündür. İki katlı binada, süreli ve süresiz olmak üzere iki farklı sergi salonu bulunmaktadır. Yerli ve yabancı eşsiz çağdaş sanat eserleri bu alanlarda sergilenmektedir. Müze binasının ilk katında sürekli sergi salonu yer almaktadır. Bu salonda Türkiye'nin güzide değerleri sergilenmektedir. 20. Yüzyıldan, günümüze dek var olan birçok resim, tablo, heykel, video ve medya içerikleri bulunmaktadır. Sık dönemler arasında bu eserler güncellenmektedir. Sergide yer alan eserler hakkında bilgi edinmek için altında bulunan plakaları okuyabilirsiniz. Bu bilgiler arasında eserin sahibi, zamanı ve sınıfı belirtilmiştir. Giriş katının alt bölümünde yerde de sergiler bulunmaktadır. Bu bölümdeki sergiler ise, sürekli sergiler olarak geçmektedir. Ülkemiz ve diğer dünya ülkelerinden gelen, birbirinden farklı eserler burada misafirlere sergi edilmektedir. Görsellik açısından bakıldığında, geçmişten günümüze yaşanan değişimi ve gelişimi farklı eserleri kıyaslayarak fark edebilmek mümkündür. Dünyanın yaratılışından bu yana yaşanan dönüşüm adına farklı temalı resimler de bulunmaktadır. Bu alan, diğer alana göre daha dinamik bir yapıya sahiptir. Pazartesi günleri dışında, her gün ziyarete açıktır. Ziyaret saatleri 10.00-18.00 aralığında seyretmektedir. Sadece Perşembe günleri bu müzenin kapanış saati, diğer günlere göre 2 saat geç sona eriyor. Perşembe günleri 10.00-20.00 arasında ziyarete açıktır. Yılbaşında ve bayram dönemlerinde genellikle birinci günleri kapalı olmaktadır. Müze giriş ücretleri öğrenci ve tam olmak üzere değişmektedir. Eğer öğrenciyseniz ve öğrenci kimliğine sahipseniz, 5 giriş ücreti ödemektesiniz. Yetişkinler için tam giriş ücreti 10 'dir. Sanat Müzesi, Tophane durağında yer almaktadır. Eminönü'nden otobüs veye tramvay ile müzeye gelmek mümkündür. Her iki ulaşım için de aynı durakta inmek gerekmektedir. Tophane durağında inmenizin ardından Nusretiye Camii'sini göreceksiniz. Müze, caminin arkasında yer alan rıhtımdadır. Eğer Anadolu yakasından gelmekteyseniz, ilk önceliğiniz Avrupa yakasına varmak olacaktır. Buradan da Tophane yönüne gidecek olan otobüs ve tramvayı kullanabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/269-camlibel-koyu-tanitimi.html", "text": "Körfezi'ne kadar uçsuz bucaksız bir manzarası bulunmaktadır. Son dönemlerde keşfedilmesiyle pansiyon ve otellerin sayısı artsa da, doğallığını korumaya devam ederek, yeşil ve tertemiz bir doğaya sahip. Bu köyün gerisinde Kaz Dağları Milli Parkı bulunmaktadır. Yakın zaman içerisinde bu köyümüzün adı sıkça duyulmaktadır. Bu nedenle yakın zamanda misafirleri sıkça artmaya devam etmektedir. 'in eşi ve kayınbiraderinin işlettiği bir oteldir. ve Adatepe'ye çok yakındır. Bir saatlik araba yolculuğu ile bu tarihi yerleri ve kültürü ziyaret etmenizde yapılabilir seçenekler arasındadır. Yörenin yemekleri muazzam lezzette, kebabı ise misafirlerine ayrı bir damak tadı katabilecek türden. Burada yemeklerin veya tatların tümü organik ve doğal ürünlerden yapılıyor, şehirde yediğiniz yiyeceklerden apayrı bir lezzete sahiptir. Dışarıdan gelen misafirlerini de en çok cezbeden yönlerinden birisi de bu imkandır. nden hatıraya sahip olmak için ise, otellerde bulunan küçük dükkanlardan yiyecek ve diğer eşyalar tedarik edilebilmektedir. Şekersiz ev yapımı reçel çeşitleri, doğal kokulu rengarenk el yapımı sabunlar, körfez bölgesinin vazgeçilmezi zeytin ve zeytinyağı gibi pek çok ürün alınabilmektedir. Bazı oteller içerisinde ise belli başlı yöresel kurslar ve rehber eşliğinde turlar da mevcuttur. Yemek kursları, doğa ve botanik gezi turları ile tatilinizden daha çok keyif alabilme imkanına ulaşabilirsiniz. Sapağı'nı takip ederek köye ulaşabilirsiniz. Eğer oteller ile anlaşmalı ulaşım sağlamak isterseniz, en yakın havalimanından sizi otele kadar getirmekte yardımcı olabilirler."} {"url": "https://www.gezipedia.net/270-doganbey-koyu-tanitimi.html", "text": ", bir diğer adıyla Eski Doğanbey Köyü olarak bilinmektedir. Arkanıza Büyük Menderes Deltası'nı alarak, köyün eşsiz dar ve göze hoş gelen mimari yapısını inceleyerek köye giriş yapacaksınız. Köyün yerli halkı, ortamın dinginliğine öyle bir ayak uydurmuştur ki, köyü terk edilmiş sanabilirsiniz. Doğanbey bir Rum köyüdür, geçmiş tarihte adı Domatia olarak geçmektedir. Köy Milattan Önce 7. Yüzyıla kadar varan geçmişe sahiptir. 1924 yılında mübadele yaşanana kadar bu alanda Rum halkı yaşamaktaydı. Köyün bir sonraki halkı olan Türkler, burayı terk ederek 2 kilometre aşağısında yer alan alana taşındığı dönemin ardından köyün adı eski ve yeni lakapları ile anılmaya başlamıştır. Uzun bir süreç boyunca köyde yalnızlık hakimiyet sürerken, günümüz döneminde şehir dışından gelen misafirleri ağırlama görevini üstlenmiştir. Köyün yerli halkı arasında sanatçı ve siyasetçi insanlar da bulunmaktadır. Dilek Yarımadası'nın güneyinde yer alan ve Milli Park alanları içerisindeki tek yerleşim alanı bulunan bir köydür. Günümüzde adeta Rum ve Türk kökenlerinin, mimari yapısını ve oluşumunu taşıyan bir Açıkhava müzesine bürünmüştür. Her renk tonunda çeşitli çiçekler ve bitkiler, yemyeşil ağaçlardan oluşmuş doğal bir dekorasyon köyün karakteristik yapısını oluşturmuştur. Taş evlerin arasında yer alan yüzyıllık bir çeşme bulunmaktadır. Bunun devamında ise yine aynı türden şapel ve kilise, çeşmeye eşlik etmektedir. Geçmiş yıllarda eğitim amacıyla kullanılan Rum okul binası ise, günümüzde ziyaretçi tanıtım merkezi görevinde yer alarak misafirlerini karşılamaktadır. Bina 2001 yılında restore edilerek; sergi salonu, müze odası, kütüphane, kafeterya ve bilgisayar odaları ile daha detaylı kullanıma tekrar açılmıştır. İsteğe bağlı, deneyimli ekip tarafından düzenlenen turlara katılabilir, çevreyi daha detaylı bilgiler ile keşfedebilirsiniz. 'nde görülebilecek türlerdendir. Milli Park içerisinde bulunan bitki çeşitliliğinden dolayı Avrupa Konseyi kararıyla \"Flora Bio Geneik Rezerv Alanı\" ilan edilmiş bir bölgedir. ne uğrayıp, harika bir damak tadına erişebilirsiniz. Büyük Menderes coğrafyasına yakın olması sebebiyle, bu güzelliklerden faydalanan bu köy limanında 1900'lü yıllardan bu yana limanı ticaret için kullanılmaktadır. Bu sahilin ismi, geçmiş dönemde popüler bir Rum tüccarının kızı olan Karina'nın adı verilmiştir. Rumlar bölgeden topladıkları üzüm, tütün, hububat, bal ve zeytinyağı gibi ürünleri bu liman aracılığıyla başka adalara gönderirlermiş. Günümüzde artık ticaret gemileri yerini balıkçı teknelerine bırakmıştır. Bu limanda dilerseniz balık tutarak hoş vakit geçirebilirsiniz. Eğer tutmak yerine, yemekten yanaysanız sahilin tek balık restoranında her çeşit deniz ürününü tüketebilirsiniz. -Milas-Bodrum yerleşkelerini geçerek, priene ile işaret edilmiş Eski Doğanbey tabelasını göreceksiniz. Bu sapaktan devam ederek, önce Güllübahçe'yi arkanızda bırakacak, daha sonra ise Didim-Priene'deki sapağa varacaksınız. Sapaktan devam ederek Atburgazı geçip, Tuzburgazı-Doğanbey tabelasını göreceksiniz. Tabelayı takip ederek Yeni Doğanbey Köyü'ne ulaşabilirsiniz. Bahsedilen Karina Sahili ile Doğanbey arası yaklaşık 8 kilometredir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/271-dunyanin-en-guzel-10-kumsali.html", "text": ", ülkenin tatil merkezlerinden Antalya'nın Kaş ve Kalkan ilçeleri arasında yer almaktadır. Yer altından akmakta olan suyun deniz kıyısından kumlar arasından süzülmesi sonucu, denizin suyu genel olarak serin ve mavinin her tonunu bulunduran bir renktedir. Plaja ulaşmak, kanyonun üzerinden 187 basamak inilmesi ile mümkündür. ismi verilen bu mağaranın zamanında fokların barınak merkezi olduğu düşünülmektedir. Bu mağaraya karadan ulaşım imkanı yoktur. Sadece deniz üzerinden tekneler ile geçilebilmektedir. mevkindeki yol çalışmaları sonucu hayatını kaybeden dört işçinin isimlerinin üzerinde bulunduğu 2 adet tabela göze çarpmaktadır. La Digue, Hint Okyanusu üzerinde yer alan ada ülkesi Seyşeller'in yüz ölçümü olarak dördüncü, nüfus yoğunluğu açısından da üçüncü büyük adasıdır. Afrika'nın doğusunda, Madagaskar'ın ise kuzeydoğusunda yer alan adada yaklaşık 2000 kişi yaşamaktadır. İsmini Fransız kaşif Marc-Joseph Marion du Fresne'nin 1768 yılında Seyşeller'e gemi donanması ile yaptığı bir seyahat sonrası almıştır. 10 km2 yüzey alanına sahip adada genelde ulaşım aracı olarak bisiklet kullanılmaktadır. Ancak at arabasına benzeyen öküz arabaları da ulaşımda önem taşımaktadır. Küçük yüz ölçümüne rağmen adada bir helikopter pisti bulunmaktadır. Bu pisti çoğunlukla adaya turistik amaçlı gelen zenginler kullanmaktadır. Adadaki yerleşim yeri genel olarak batı sahilinde yoğunlaşmıştır. , kumsalları ile tanınır. Kumlar, zamanın aşındırdığı devasa büyüklükteki granit kayalıkların altından bir mücevher gibi ışıldar. Turkuaz renkteki denizi genel olarak sığdır ve bembeyaz kumsalları ile ilgi çekici bir bütünlük sağlamaktadır. Adada su altını izlemek için denizaltı yürüyüş turları mevcuttur. Bunun için izleyicinin kafasına camdan bir fanus geçirilir ve turist rehberi eşliğinde dalışı sağlanır. genel olarak vanilya kokar. Hindistan cevizi ağaçları ise kumsaldan denize doğru uzanır. Adada dünya üzerinde nadir görülen ve soyları tehlike altında olan toplam 100'e yakın sinekkapan türünden kuş bulunur. La Digue'nin en yüksek bölgesi, deniz seviyesinden 300 metre yükseklikteki, şehrin merkezi olarak bilinen Belle Vue 'dur. Her yıl binlerce kişi, tatillerini geçirmek için La Digue'nin kumsallarını ziyaret eder. , turkuaz rengi berrak sularıyla tıpkı bir zümrüdü andırmaktadır. Adanın orijinal adı Tahiti dilinde \"ilk doğan\" anlamındaki \"Pora Pora\"dan gelmektedir. Gerçek olamayacak kadar güzel adanın merkezinde Pahia ve Otemanı adı verilen iki volkanik yanardağ bulunmaktadır. Yaklaşık 7 milyon yıl önce oluşan adaya ilk olarak Polinezyalı yerleşimcilerin 4. yüzyıl civarında yerleştikleri düşünülmektedir. 'da yağışlar Kasım ve Mart ayları arasında görülür ve Mayıs - Ekim ayları arası da genel olarak kuru geçer. , dünyada siyah incinin bulunduğu tek yerdir. , bembeyaz kumsalları, masmavi okyanusu ve yeşilin her tonundaki bitki örtüsüyle tıpkı bir rüyayı andırıyor. Hint Okyanusundaki bu ufak ada devleti, insanı bir anda şehir yaşamından soyutlayacak her türlü imkanı içinde barındırıyor: cam berraklığındaki suda yüzmekten, palmiye ağaçlarının arasına kurulan hamaklarda dinlenmeye kadar bir rüya tatilde olması gereken her şey... , takımadaların çevresinde bulunan resifler sayesinde şiddetli dalgalardan ve gel-git akımlarından korunuyor. Bu yüzden fırtınalardan uzak durgun olan okyanusta yüzmek ve su altı turlarına çıkmak daha çok keyifli oluyor. Buna rağmen Muson yağmurları bölgeyi etkiliyor ve genel olarak Mayıs ile Eylül ayları arasında adada yoğun yağışlar gözüküyor. Tropik bir iklime sahip Maldivler'de ortalama sıcaklık yıl boyunca 30 derecenin altında seyrediyor. En sıcak ay Nisan, en soğuk ay ise Aralık olarak dikkat çekiyor. Takımadalarda binlerce yıllık yerleşim mevcuttur. Geçmişte Budist olan halk, adayı keşfeden ilk yabancıların Araplar olması nedeniyle İslamı seçmiştir. Bu yüzden adada yoğunlukla Arap kültürü hakimdir. Ada halkının % 100'ü Müslüman'dır ve yerli halkın yaşam alanlarında İslama uygun olarak yaşanılır. , ne yazık ki buzulların erimesinden kaynaklanan deniz suyu seviyesinin yükselmesi nedeniyle, su altında kalma tehlikesi altında. Son yüzyılda bölgedeki deniz seviyesinde 20 santimetrelik bir yükselme görülmüştür. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Panelinin hesaplamalarına göre ise 2100 yılına kadar bu yükselme 59 santimetreyi bulacak. Başkanı bu riskten dolayı halkına Hindistan'dan toprak alma planı olduğunu ilan etti. , kartpostal mükemmelliğindeki görünümüyle dünyanın en güzel plajları arasında gösterilmektedir. Plaja giriş sadece özel kapılardan yapılmaktadır. Bunun nedeni ise, plajın etrafındaki bölgede zengin muhitlerinin bulunmasıdır, plaja normal girişler bu evler tarafından kapatılmıştır. Bir halk plajı olmasına rağmen, bulunduğu konum itibariyle devlet topraklarına girmemektedir. Bu yüzden plajda, kamuya açık park yeri, tuvalet, duş veya cankurtaran hizmetleri bulunmamaktadır. , ayrıca moda fotoğrafları çekimlerinin sıklıkla gerçekleştiği bir yerdir. Havai Adasının doğusunda bulunmasından ötürü, ayın doğuşunun izlemek ise ayrı bir keyif verir. Maya Körfezi'nin turkuaz sularına dalmak için her yıl binlerce turist bu cennetten bir parçayı andıran eşsiz yere gelmek için can atmaktadır. Körfez, özellikle Danny Boyle'ın 2000 yılında Alex Garland'ın aynı isimli romanından beyazperdeye aktardığı The Beach filmi sonrasında popülerliğini iyice arttırmıştır. Filmde genç Amerikalı otostopçu Richard, Avrupalı bir grup hippi arkadaşıyla birlikte Asya'yı turlarken Bangkok'ta tuhaf bir şekilde eline geçen bir haritadan kimsenin bilmediği, bakir bir tropik adanın varlığını keşfeder. Cenneti bulduklarını düşünerek burada kendilerine ait ütopik bir dünya kurmaya çalışırlarken beklenmedik sorunlarla karşılaşırlar. Filmin tanıtım sloganında denildiği gibi; \"Cennetin de bir bedeli var\"dır. nde karar kılarlar. Maya Körfezi'ne bu eşsiz görüntüsünü veren de büyük ihtimalle onu çevreleyen 100 metre uzunluğundaki üç tepedir. Körfezin içinde birçok ufak kumsal bulunmaktadır. Bunların en büyüğü yaklaşık 200 metre uzunluğundadır. Kumsallar genelde ipeksi ve yumuşak beyaz kum ile çevrelenmiştir, su o kadar berraktır ki derinlerdeki renkli mercanları ve egzotik balıkları görmek mümkündür. İlginç olarak 26 Aralık 2004 tarihinde Hint Okyanusu'nda meydana gelen Tsunami felaketinin Maya Körfezi'ne fayda sağladığı söylenir. Bazılarına göre tahrip etmenin tersine, Tsunami körfezin görüntüsünü düzeltmiş ve eski haline getirmiştir. Zira \"Kumsal\" filminin ekibi çekimlerden önce plajların doğal yapısını bozacak şekilde setler eklemiş hatta bu yüzden ekosisteme zarar verdikleri suçlamasıyla Tayland hükümeti ile mahkemelik olmuşlardı. Körfezi ziyaret etmek için en iyi zaman Kasım ve Nisan ayları arasındadır. Bu dönemlerde deniz durgun olur ve bu körfeze girişi kolaylaştırır. Mayıs ve Ekim ayları arasında da hava daha serttir, dalgalar körfezde dalışı zorlaştırır. Mevsiminde körfeze yaklaşık olarak günde 30'dan fazla tekne ziyaretçi bırakmak için uğrar ve denizde 100'den fazla şnorkel ile dalış yapan insana rastlanabilir. , dünyanın en geniş kum adasıdır. Ada, Quennsland Eyaleti'nin güney kıyısının 120 kilometresi boyunca uzanmaktadır. Fraser Adasında çarpıcı renklere sahip kum tepecikleriyle bezeli uzun ve kesintisiz beyaz kumsallar vardır. Ayrıca, Ada'nın içinde, görkemli yağmur ormanları ve berraklığı ile dikkat çeken yaklaşık 40 adet tatlı su gölü bulunur. Kumsallar, Buz Devri'nde deniz seviyesi düşünce birikmiş kumlar sayesinde kuru dev boyutlarda oluşmuştur. Deniz seviyesinin yükseldiği zamanlarda ise okyanus akıntıları daha fazla kum getirmiş ve Buz Devri sonrası kuşların ve rüzgarın taşıdığı tohum ve sporlardan bu bakire kumlar üzerinde bitkiler yeşermeye başlamıştır. Son olarak da adanın muhteşem güzellikteki kumsalları, deniz ve rüzgarın etkisi altında 700 bin yıl içinde günümüzdeki konumuna gelmiştir. 'nın dikkat çeken başka bir özelliği de dünya üzerinde uzunluğu 50 metreyi bulan yağmur ormanlarının 200 metre yüksekliğindeki kumullar üzerinde geliştiği tek yer olarak dikkat çekmektedir. Adada, 50'nin üzerinde memeli ve 230'un üzerinde kuş cinsi yaşamaktadır. Fraser Adası, aynı zamanda önemli bir eko-turizm merkezidir. granitten oluşmuştur. 86 kilometrekarelik yüz ölçümüne rağmen adada tam 89 kilometre sahil şeridi mevcuttur. Mykonos sabahın ilk ışıklarına kadar süren renkli gece hayatı ile Avrupa Jet sosyetesinin de tatil tercihi olmakla birlikte Yunan adalarının en gözde ve en uğrak yeridir. Beyaz mimarisi, masmavi denizi ile Mykonos, Büyük İskender zamanında deniz ticareti ve tarıma elverişliliği sayesinde oldukça gelişmiştir. Ada, Orta Çağ'da Venediklilerin himayesi altına girmiştir. Daha sonra Osmanlı İmparatorluğunun fethettiği ada, 1830 yılında Yunanistan'ın bağımsızlığını ilan etmesine kadar bir Osmanlı toprağı olarak kalmıştır. Bu nedenden dolayı, adanın mutfağındaki Osmanlı esintileri günümüzde de fark edilmektedir. Mykonos, etkileyici plajları, turistik aktiviteleri ve tarihi noktaları ile Avrupa'nın en önemli tatil beldelerinden biridir ve genel olarak yaz turizmi için tercih edilir. Adanın en iyi plajları ise Paradise ve Süper Paradise ismi ile adlandırılan plajlarıdır. Yat turları ile adadaki tüm plajlar gezilebilir. Adadaki yapıtların mimarisi ise dikkat çekmektedir. Adanın ismi, Yunan tanrısı Apollo'nun büyük oğlu Mykons'tan gelmektedir. Çoğunlukla güneşli olan Mykonos'da çok nadir yağmur fırtınaları görülür. Adanın yaz ve kış sıcaklık değişimi fazla değildir, bu yüzden mevsimler arası geçiş genellikle fark edilmez. 'da, Bahamalar'ın kuzeydoğu sınırında yer alır. Harbour Adası'nı bu denli ünlü yapan, adanın doğusunda yer alan pembe kumlu, uzunluğu 5 kilometreyi bulan plajıdır. Dünyanın nadir yerlerinde bulunan bu kum, mercan taneleri, kırık deniz kabukları ve taş parçalardan oluşmaktadır. Pembe renk ise özel bir mercan sinek türü olan kırmızı renkli, tek hücreli Foraminifera'ların ölmelerinden sonra kıyıya vurarak adanın halihazırdaki beyaz kumu ile karışmaları ile ortaya çıkmaktadır. Ünlü Hollywood isimleri de genelde tatillerini bu adada geçirmeyi tercih ederler. Adaya ulaşım sadece deniz taksisi ile yapılır. Pembe kumsallar, ulusal koruma altındadır. Denizin altında bulunan mercanlar da dalış meraklılarına görsel bir ziyafet çeker. nda yerleşim yerlerinin yapısı ise ABD'nin tipik kuzey eyaletlerini andırıyor. , tenha beyaz kumsalları, turkuaz rengi sakin denizi ve 10 milyon yıllık yağmur ormanları ile dünyadaki en iyi bilinen tatil beldelerinden biri. Zaten kelime anlamı \"arzular diyarı\" olan Langkawi'nin tarihinde de bu yatıyor. Geçmişte korsanların çatışmalar arası sığındığı ve ganimetlerini sakladığı ada, günümüzde de modern yaşamdan kaçmak isteyenlere orman kaplı tepelerinin altındaki bozulmamış doğasında kucak açıyor. , Andaman Denizi'nde yer alan 99 adadan en büyüğü olarak dikkat çekiyor. Diğer ufak adalara da ya tekne ile ya da yüzerek ulaşılabiliyor. Kumsalda yer alan Hindistan cevizi ağaçlarının gölgesinde dinlenmenin yanı sıra, adanın ılık denizinde her mevsimde yüzme imkanı bulunuyor. Adanın başka bir özelliği ise gümrüksüz serbest bölge olarak ilan edilmiş olması. Tatilciler, vergisiz alışverişin keyfini kaygısızca çıkartabiliyor. 478,5 km2 yüz ölçümündeki adada yaklaşık 65.000 kişi yaşıyor. Yerli halk ise çoğunlukla ya turizm sektöründe ya da pirinç tarlalarında çalışıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/272-tortum-vadisi-tanitimi.html", "text": "'nde Türkiye'nin en yüksek şelalesinden, Ortaçağ'ın en ünlü eserlerine kadar gezip görülecek çok şey var. Türkiye, en yüksek şelalesini de işte bu heyelana borçlu. Genişliği bazı yerlerde 800 metreyi, bazı yerlerdeyse 1 kilometreyi bulan turkuaz renkli göl, sekiz kilometre boyunca uzanıyor. Civardaki köylere hayat veren göl şimdi yelken yarışlarına da ev sahipliği yapıyor. nin bulunduğu bölgede ziyaretçiler için piknik alanı ve hemen şelalenin altına inen merdivenlerin üzerinde de demir korkuluklu izleme balkonu var. Şelalenin aktığı yerden dipteki dev kazanına merdivenlerle inip Tortum Çayını ahşap köprüden geçerek Tortum Hidroelektrik Santrali sahasına çıkılabiliyor. Anlatılanlara göre şelale tarafından inip, elektrik santrali tarafından çıkmak nefes darlığı ve kalp rahatsızlıklarına iyi geliyormuş. 1960'te kurulan hidroelektrik santrali yüzünden şelalenin suyu azalmış, mayıs ve haziran ayları dışında şelaleyi eski halinde görmek olanaksız. , Ortaçağ'da Tao-Klarceti Bölgesinin en büyük manastırı ve yönetim merkezlerinden biriymiş. Manastırdan günümüze kilise, yemekhane, üç şapel, el yazmalarının kopya edildiği kütüphane, papaz okulu, piskoposun konutu gibi yapıların kalıntıları ulaşmış. Kilisenin güney girişindeki Gürcüce yazıtta 963-973 yılları arasında David Magistros döneminde inşa edildiği ve Vaftizci Yahya'ya adandığı da anlatılıyor. Bölgenin en büyük haç planlı yapısı olan kilisenin kubbesi -ki hala sağlam- tam 34 metre yüksekliğinde. Üst örtüsü kısmen çökmüş, buna rağmen kabartmaları ve resimleriyle bir başyapıt Öşkvank. da şahane bir vadinin içinde. Tortum'un Bağbaşı köyündeki manastırın kilisesi hala cami olarak kullanılıyor ve çevresindeki yapıların da çoğu sağlam. Yüksek duvarlarla çevrilmiş avlunun içinde Meryem Ana Kilisesinin, şapel ve vaftizhane gibi manastır yapılarının kalıntıları bulunuyor. Duvarların dışında da altı şapel kalıntısı var. Hahuli sözcüğü Gürcücede Tanrının annesi anlamına geliyor. Gürcü Kralı David Magistros'un (961-1001) inşa ettirdiği yapının duvarları resimlerle, dış cephesi kabartmalarla süslü. nin üçüncü büyük kilisesi ise Yusufeli'nin Dağyolu köyünde. İşkhan, Ermenice Bey ya da Prens anlamına geliyor. Manastır ilk olarak burada doğan İşkhanlı Nerses adlı bir rahip tarafından 7. yüzyılın başında inşa edilmiş. Arap akınları sırasında hasar gördüğü için Handtzalı Grigol tarafından yeniden inşa ettirilmiş. 1930 yılında camiye çevrilen kilise daha sonra terk edilmiş. Haç planlı yapının apsisinin kuzey ve güney kanatlarının üst örtüsü yıkılmış. Merkezi mekanı örten yüksek kasnaklı ve 32 metre yüksekliğindeki konik külahlı kubbesi dört fil ayağının üzerinde yükseliyor. Kilisenin duvarlarında freskler, dış cephesinde de bitkisel ve geometrik motiflerden oluşan kabartmalar görülüyor. Kilisenin 30 metre kadar güneybatısında da 1006 yılında Meryem Ana adına inşa edilmiş bir şapel var. Yapmadan Dönme! Öşkvank, Haho ve İşkhan'ı gezmeden, Erzurum Arkeoloji Müzesi'ni gezmeden, DÖNME! Tortum civarının en ünlü spesiyali Alabalık. Genelde mısır ununa bulanan alabalık tere yağında kızartılarak servis ediliyor. Yağlı kuzu budundan yapılan Cağ Kebabı da Erzurum'la özdeşleşmiş bir lezzet, mutlaka tatmak lazım. karayolunun 93. kilometresinden Tortum Gölüne gelmeden ayrılan asfalt bir yol 7 km sonra Çamlıyamaç köyüne varıyor. Erzurum-Artvin karayolunun 77. kilometresindeki Meryem Ana tabelası takip edilerek Bağbaşı köyüne ulaşılıyor. Dağyolu köyüne gitmek için ise Yusufeli-Oltu yolu üzerindeki tabeladan içeriye sapıp 6 km gitmek gerekiyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/273-surp-davit-abrank-manastiri.html", "text": ", şapeli ve devasa haçkarlarıyla ayakta duruyor. Tercan'ın Üçpınar köyü yakınlarındaki Vank Dağı'nda. Dağın eteklerindeki Üçpınarda eski bir Ermeni köyü. Ermeniler gittikten sonra köye Tunceli'den sürülen Aleviler yerleşmiş. Şimdi Üçpınar'da Alevilerle Sünniler bir arada yaşıyor. ve diğer binaları yüksek duvarlarla çevrilmiş bir avlunun içinde yer alıyor. Uzaktan kaleyi andıran manastırın üstündeki tepede etrafı duvarlarla çevrili bir şapel ve onun biraz uzağında da ikisi ayakta duran biri de yere devrilmiş, üç haçkar var. Manastırın üstündeki tepede haçkar adı verilen ve çok uzaklardan bile görülebilen üç büyük taş bulunuyor. Bu taşların Anadolu'nun en büyük haçkarları olduğu söyleniyor. Haçkarlann üzerinde birçok figür ve Ermenice yazılar görülüyor. Ayakta duran 4 metre boyunda ve 1 metre enindeki iki haçkarın üzerlerine 1191 ve 1194 tarihleri kazınmış. 1194 tarihli haçkarın dar yüzünde Selçuklu Beyi Nasrettin dönemine tarihlenen Arapça bir yazıt var. Yani bu taşlar en azından 800 yıllık bir sırrı taşıyorlar üzerlerinde. Yerde devrilmiş halde duran daha küçük bir haçkar da var. Şapeli bulunuyor. Giriş kapısının üzerindeki Ermenice yazıtta da şapelde manastıra adını veren Davit'in burada gömülü olduğu anlatılıyor. Şapelin dışında Ermenice yazıtlı ve alt bölümünde kuş figürleri bulunan büyük bir haçkar var. Başka haçkar parçalarının da varlığı burasının bir mezarlık olduğunun kanıtı. Tercan'ı da mutlaka görmek gerek. Saltukoğulları Beyliğinin kadın hükümdarı Mama Hatun ömrünün son yıllarını Tercan'da geçirmiş. Tercan'da Mama Hatun adına kervansaray, hamam, mescit ve türbeden oluşan büyük bir külliye inşa edilmiş. 13. yüzyılın başına tarihlenen türbe de, kervansaray da döneminin en önemli ve güzel yapılarından. Oğulveren köyündeki Kefrenci Tapınağı, Üzümlü yakınlarındaki Urartu yerleşimi, de görülmeye değer yerler arasında yer alıyor. Yapmadan Dönme! Mama Hatun Külliyesi'ni ve Kefrenci Tapınağı'nı gezmeden, Erzincan Tulum Peyniri almadan, DÖNME! Erzincan mutfağının temelini bulgur ve et oluşturuyor. Kesme çorba, Babikko ve Gasefe Tatlısı yöreye özgü lezzetlerin başında geliyor. Girlevik gibi mesire yerlerinin favorisi ise alabalık. 'a uçakla gidip, oradan Tercan'a geçmek daha mantıklı. Erzincan - Tercan arası ise 88 km, Üçpınar köyünün yolu Erzincan-Erzurum karayolu üzerindeki Mercan beldesinden ayrılıyor. Kilisenin bulunduğu Vank Dağına Üçpınar köyünden yaklaşık 2 km süren toprak bir yolla ulaşılıyor. Ne köyde ne de ana yolda manastırı gösteren bir tabela yok."} {"url": "https://www.gezipedia.net/274-harputta-gezilecek-yerler.html", "text": "şimdi hem nefes almak isteyenlerin hem de tarihi solumak isteyenlerin uğrak yeri. Kalesi, okulları, camileri, kiliseleri, türbeleri, hamamları, konakları ve zengin kültürüyle geçmişin dört başı mamur kenti Harput; geçtiğimiz yüzyıl içinde Elazığ'a taşınmış. 1930'lu yıllarda Harput'taki yapıların taşları sökülerek satılmış ve koca bir kent yok edilmiş. MÖ 2000'li yıllara tarihlenen Asur yazılı belgelerinde Karpata, MÖ 1300'lü yıllara tarihlenen Hitit yazılı belgelerinde Harputtaş olarak anılan yerleşimin Harput olduğu sanılıyor. Ünlü kalesinin ise Urartularca inşa edildiği kabul ediliyor. Yüzyıllar boyunca önemini koruyan Harput altın çağını Artuklular döneminde yaşamış, önemli bir kültür, sanat ve ticaret merkezi durumuna gelmiş. 19. yüzyılda batılıların büyük önem verdiği bir yerleşim haline gelen Harput'ta Amerikan, Alman ve Fransız kolejleri kurulmuş. 1834 yılından sonra Harput'taki yerleşim 5 km güneydeki o zamanlar küçük bir köy olan Mezre'ye kaymış. Bu yeni yerleşime önce Sultan Abdulaziz'e aften Mamuret-ül Aziz cumhuriyetten sonra da Elazığ denmiş. , Elazığ ovasına hakim bir noktada ve günümüzde kulesi bütün görkemiyle ayakta ziyaretçilerini bekliyor. . Arap Baba'nın yüzlerce yıldır bozulmayan başsız cesedi Harput'a gelenlerce mutlaka ziyaret ediliyor. Ceset yeşil kumaşla örtülü camdan bir sandukanın içinde duruyor. Harput'un en önemli ve eski yapısı Artuklu Hükümdarı Fahrettin Karaaslan tarafından yaptırılan ve eğik minaresiyle de ünlü Ulu Cami. Ağa Cami, Artuklu yapısı Alacalı Cami, Osmanlı dönemi yapısı Kurşunlu ve Sarahatun Camisi Harput'un tarihi camileri arasında. Fatih Ahmet Baba, Ankuzu Baba ve Mansur Baba türbeleri de Harput ve çevresindeki kutsal mekanlardan. Şefik Gül Kültür Evi de görülmeye değer. , uzaktan bakıldığında surların bir parçası gibi görünüyor. Halk arasında sinir hastalarının şifa bulmasıyla ün kazanan Meryem Ana Kilisesi 2000 yılında onarılarak yeniden ibadete açılmış. Harput ve çevresi doğal güzellikleriyle de dikkat çekiyor; Türkiye'nin turizme açılmış on mağarasından biri olan Buzluk Mağarası Harput yakınlarında. Birçok hastalığa iyi geldiği kabul edilen Dabakhane Suyu da hem banyo hem içme olarak şifa dağıtıyor. Yapmadan Dönme! Meryem Ana Kilisesi ve Ulucami'yi görmeden, Elazığ-Harput mutfağına özgü yemekler arasında Kellecoş, İşgene, Harput köfte, Tavşan Ufalama, Peynirli Ekmek, Fodula, Heside, Pestilli Yumurta ve Dolangel başta geliyor. Yörede yetişen üzüm ve cevizlerden yapılan Orcik de buraya özgü tatlardan. 'e 1320 km uzaklıkta. Elazığ'a karayolu, demiryolu ve havayoluyla ulaşılabilir, Elazığ-Harput arasında dolmuşlar çalışıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/275-gulhane-parki-tanitimi.html", "text": ", bir diğer adıyla Sarayburnu Parkı olarak da bilinmektedir. Eminönü ilçesinde yer almakta olan park, 1912 yılından beri hizmet vermektedir. 'nın bahçelerinden biriydi. Bahçe güller, laleler ve çeşitli çiçeklerle doluydu. Aynı zamanda bu park, Tanzimat Fermanı'nın okunduğu yer olarak da tarihte büyük önem taşımaktadır. Eski dönemlerde padişahlar tarafından kötüye kullanılan bu bahçe, o dönemde \"Bitli Kağıthane\" olarak anılırmış. 1926 yılında Atatürk heykelinin ilk kez buraya dikildiği bilinmektedir. Ayrıca Atatürk burada ilk defa 24 Kasım 1928 tarihinde Latin harflerini tanıtmış, ilk dersini burada vermiştir. Çevresi ağaçlarla kaplanmış, hemen bitişiğinde 1911 yılında yapılmış Osmanlı çeşmesi bulunmaktadır. Bu sarnıcın 5 yüzyılın ilk döneminde yapıldığı düşünülmektedir. Bizans döneminde sarnıç, sarayın su ihtiyacını tedarik etmek amacıyla yapılmıştır. Geçmişte ise, uzun bir süre akvaryum olarak kullanılmıştır. Park alanı içerisinde, ilk dikkat çeken yapılardan biridir. 18 metrelik yüksekliği ile \"Gothos\" kelimesi yazılmış bir sütundur. Mermer malzemesinden yapılmış bu tek sütunun üzerinde kartal arması bulunmaktadır. Gotlar Sütunu'nundan aşağıya doğru ilerleyince, demir parmaklıklar ile çevrelenmiş bir kalıntı topluluğu gözükmektedir. 579 yılında Bizans imparatoru olan I. Justinianos ve karısı Sophia tarafından yaptırılmış olan Bizans Yetimhanesidir. Bu yetimhane; yakınında bulunan Demetrius ve Aziz Menas kiliselerinden elde edilen gelirler ile yıllar boyunca yetim çocukların temel ihtiyaçları burada karşılanmıştır. Parkın tam köşesinde, surların üzerinde yer alan köşktür. Topkapı Sarayı'nın sokak ve caddelerine bakan tek yapıdır. 1819 yılında Sultan II. Mahmut tarafından yaptırıldığı düşünülmektedir. Park içerisine girerken, solda bulunan taş rampa aracılığıyla padişahların Saray ile Alay Köşkü arasında at ile seyahat edebilmeleri için yapıldığı bilinmektedir. Osmanlı Sultanları bu köşk pencerelerinden, resmi geçitleri izlemiş ve halkı selamlamıştır. Bu yapının adı bazı kaynaklarda \"Selam Köşkü\" olarak da geçmektedir. Alay Köşkünün sağ tarafında bulunan duvarı takip ederek Alemdar Caddesi'ne vardığınızda, çeşme kapısının karşısında camiyi göreceksiniz. Lale devri sultanı olan III. Ahmet'in elliye yakın çocuğundan birinin ismidir Zeynep. Cami, 1769 yılında baş mimar Tahir Ağa tarafından inşa edilmeye başlanmıştır. Türk barok mimari stili görülmektedir. Bu mimari yapıda hem batından, hem de Türk motifleri bulunmaktadır. Yapıda bulunan yüksek kubbe kasnağı, bu yapı Bizans Kilisesini andırmaktadır. Caminin iç kısmı sultan mahfili ve ahşaptan yapılmıştır. Üzerini örten ana kubbenin, dört etrafında küçük yarım kubbeler vardır. Caminin duvarları ile çevrilmiş hazire kısmında Alemdar Mustafa Paşa yatmaktadır. Caminin arka kısmında, Sıbyan Mektebi bulunmaktadır. Dönemin ilk okulu olarak kullanılmıştır ve 1988 yılında Türkiye Anıtlar Derneği'ne tahsis edilmiştir. Zeynep Sultan camisinin karşısında bulunmaktadır. Fakat ne yazık ki, burada yer alan hediyelik eşya dükkanlarının arasında barındığı için ilk görüşte fark edilmez. Cafer ve Gazanfer Ağalar, o dönemde Baş hadım ağası olarak görevlendirilmişlerdi. 1554 yılında başlanan yapı, o dönemde Cafer Ağa'nın ölmesiyle tüm yük kardeşine kalmıştır. Gazanfer Ağa bütün giderleri üstlenerek, 1559 camiyi tamamlamıştır. Medrese avlusunda bulunan küçük odaların içlerinde, ocaklar bulunmaktaydı. O dönemde ocaklar, içerisini ısıtmak için kullanılmaktaydı. ilindeki Fatih ilçesinde Cankurtaran Mahallesi'nde yer almaktadır. Park yaklaşık 163 dönümlük büyük bir alan içerisindedir. Tramvay aracılığıyla gitmek için Kabataş-Bağcılar hattına binerek, Gülhane Durağı'nda indikten sonra kısa bir yürüme mesafesindeki parka varabilirsiniz. Marmaray ile parka gelmek için Sirkeci'ye kadar gelerek, buradan bir 10 dakikalık yürüyüşle veya tramvay aracılığıyla parka ulaşılabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/276-kapikiri-koyu-tanitimi.html", "text": "içerisinde yer alan beş adadan birisidir. Köyün neredeyse her noktasından, göl ve adaların manzarasını seyredebilmek mümkündür. Geçmiş dönemde, Bizanslılar'ın da burada yaşadığı bırakmış oldukları tarihi kalıntı ve yapılardan anlaşılmaktadır. Bazı yapılar öyle eski ki, bazı ev ve garajların duvarları o dönemden kalma kayalarla, surlarla birleşmiştir. Doğallığın yaşamaya devam ettiği bu köyde, özgürce dolaşan canlıları görmekte mümkün. Göl kenarında yürüyüş yaparak veya balık tutarak vakit geçirebilirsiniz. Yöreye özgü dev serpme kahvaltı eşliğinde göl manzarasına karşı kahvaltı yapabilirsiniz. Burada bulunan yerli halk tarafından açılan kahvelerde, közde pişirilmiş kahvenin de tadına bakabilirsiniz. Bu tekne turları sayesinde, endemik kuş türlerinin de yuvalarını ziyaret edebilirsiniz. Göl kenarında ve dağ eteklerinde kamp kurmak, köy halkı tarafından serbest bırakılmıştır. olarak geçmektedir. Bu tarihi alanda sırtınızı dağ yönüne verdikten sonra, sağınızda kalan tarafta tapınağın neredeyse her yükseltide bir parçası olduğunu göreceksiniz. Milattan önce 3. Yüzyılda inşa edilen bu yapıt, Dor nizamına göre inşa edilmiştir. Bu alandan köyün her yerini görebilmek mümkündür. Tapınağın bulunduğu kayalığın alt tarafında Kapıkırı İlkokulu vardır. Şuan açık değil ancak, geçmiş dönemde burada eğitim görmüş bir kesimin var olduğu bilinmektedir. girişinde bulunan sapaktan sola doğru dönerek, yazılı tabelayı görene kadar araç ile seyahat edebilirsiniz. Tabelanın bitiminden, yaklaşık 5-10 dakikalık bir yürüme mesafesi ile şehir surlarına varabilirsiniz. Tepede yer alan kayalıklarda bulunan şehir surları, yol başlangıcından itibaren gözükmektedir. Bu surların manzarası ise, Kapıkırı Köyü'nün arka kısmına bakmaktadır. Surlar Millattan Önce 287 yılı içerisinde General Lysimakhos tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. Surlar ile beraber 65 kule ve göl seviyesinden 500 metre yükseklikte, 4 mil uzunlukta duvar surları ile Heraklia çevrelenmiştir. Yapısında kesme taş bloklar kullanılan bu surlar, günümüzde bile hala oldukça sağlam durumdadır. Restorasyon ve sağlamlık amacıyla, yapıyı korumak için bazı ek taşlar ile desteklenmiştir. Şehir Surları'nı takip ederek devam ettiğinizde, kemeri geçtikten sonra Kaya Mezarlıkları ile karşılaşacaksınız. Göle doğru basamaklar halinde inen bir merdiven bulunmakta. Bu merdivenleri inerken, etrafınızda kayalardan oyulma sandık şeklinde mezar yapıları göreceksiniz. Bazı mezarlarda kapaklar da bulunmaktadır. Ebatları birbiriyle farklılık göstermekte olup, çocuklara ait olduğu düşünülen küçük mezarlarda görmeniz mümkündür. Tarihi kaynaklarda yer alan bilgiye göre bu alanda toplam olarak 2500'e yakın mezar bulunmaktadır. -Söke tarafından gelişte biraz zorluk çekebilirsiniz, çünkü yol üzerinde henüz tabela çalışması yapılmamış. Diğer köy merkezlerinde yerli halka sorarak, nasıl gideceğinize dair yol bilgisi almanız gerekecektir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/277-nemrut-dagi-tanitimi.html", "text": "'ndaki tapınağı inşa etmek için 2100 metre yüksekliğindeki dağın zirvesi yontulmuş, ana kayaya oyulan mezar odasının üstünde de 50 metre yüksekliğinde ve 150 metre çapında koni biçiminde bir tümülüs oluşturulmuş. Zirvenin dört bir yanında teraslar yapılmış ancak Güney terası kaydığı için yok olmuş. Kendisini Tanrı olarak gören Kral 1. Antiochos, Batı ve Doğu teraslarına kendi heykeliyle birlikte ülkesinin ve kendisinin koruyucu tanrılarını betimleyen yaklaşık 9 metre yüksekliğinde heykeller diktirmiş. Tahta oturur durumda dikilen heykellerin çoğunun başları koparak terasa yuvarlanmış. Altı ton ağırlığındaki heykellerin bir hayli uzaktan dağın zirvesine taşındığı sanılıyor. Bu taşların zirveye nasıl taşındığı gerçekten bir muamma. Batı ve Doğu teraslarına tümülüse arkası dönük şekilde konulmuş heykeller soldan sağa şöyle sıralanıyor: Kral Antiochos ; Tanrıça Fortuna Baş Tanrı Zeus ; Güneş Tanrısı Apollon, kuvvet ve kudret Tanrısı Herakles. Tanrıların iki yanında koruyucu olarak kartal ve aslan heykelleri var. Antiochos, Tanrı heykellerinin yüzünü hem doğuya ve hem batıya çevirmiş, tanrıların adlarını Yunan ve Pers diliyle yazdırmış. Tanrı heykellerinin arka yüzlerinde Antiochos'un ağzından yazılmış uzun yazıtlar bulunuyor. 'ndaki heykelleri 1881 yılında Alman Mühendis Kari Sester keşfetmiş. Ardından Osman Hamdi Bey ilk arkeolojik kazıları yapmış. O günden bugüne dağın sırları çözülmeye çalışılmış ama hiç kimse mezar odasına girmeyi başaramamış. UNESCO'nun Dünya Kültür Mirası listesine alınan Nemrut Dağı'ndaki kazı ve restorasyon çalışmaları hala sürüyor. yer alıyor. Kral Antiochos babası Mithridates Kallinikos'un mezarını da buraya yaptırmış. Burada birçok kabartma ve mezar anıtı var. Yapmadan Dönme! Nemrut Dağı'nda güneşin batışını ya da doğuşunu izlemeden, Milli parktaki Kommagene eserlerini görmeden, Kahta'nın sepetlerinden ya da halılarından almadan, Adıyaman mutfağının temelini et, tahıl, bakliyat ve sebze oluşturuyor. Meyir Çorbası, Kollotik, Adıyaman Tavası, Parmak Kebap ve Tene Helvası yöreye özgü başlıca lezzetlerden. 'e 1229 km uzaklıkta. Adıyaman'a karayolu ya da uçakla ulaşmak olanaklı, Kahta-Adıyaman arasında sürekli minibüsler çalışıyor. Kahta'ya Havaalanı 13 km, Adıyaman 33 km, Karakuş 12 km, Cendere Köprüsü 18 km, Arsameia 20 km ve Nemrut 45 km uzaklıkta. -Tepehan yönünden giden yol ise Doğu terasının önüne ulaşıyor. Tepehan yolu daha kötü. Zirveye birkaç yüz metre kala araç yolu bitiyor. Dağın zirvesine patika bir yolla çıkılıyor, bu yolun başlangıcında bilet kesiliyor. Aracı olmayanlar Adıyaman ve Kahta'daki otellerin düzenlediği turlara katılıp Karakuş Tümülüsü, Cendere Köprüsü, Yeni Kale ve Arsameia'yı gezdikten sonra zirvede güneşin batışını ya da doğuşunu izleyebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/278-halfetide-gezilecek-yerler.html", "text": "Fırat ve Dicle'nin suları üzerine yapılan 22 barajla dizginlendi ve ortaya denizi andıran devasa baraj gölleri çıktı. Bu nehirlerin geçtiği dokuz kent her anlamda büyük bir değişime uğradı. Milyonlarca hektar arazi suya kavuştu, ciddi oranda enerji üretilmeye başlandı. Buna karşılık iki nehrin kıyısındaki binlerce yıllık kentler, kasabalar, köyler, evler, camiler, hamamlar özetle bir uygarlık suyun dibine gömüldü. \" gibi endemik bitkiler başka bir yere götürüldüğünde ya da başka bir toprakta rengi değişiyor, siyah yerine kırmızı açıyor. olarak adlandırılan ve büyük bölümü su altında kalmış yerleşim yavaş yavaş turistik bir beldeye dönüşüyor. Eski Halfeti; gölün kıyısındaki tekneleri, çay bahçeleri, restoranlar ve konaklama tesisleriyle bir Ege kasabasını andırıyor artık. 'nin adının ölümsüz bir aşktan kaynaklandığı kabul ediliyor. Söylenceye göre birbirlerini delicesine seven Halil ve Fatma adında iki gencin kavuşmasına aileleri engel olmuş. Bunun üzerine Halil ile Fatma el ele tutuşarak kendilerini Fırat'ın azgın sularına bırakmış. Onların anısına o tarihten sonra ilçe Halil ile Fatma'nın kısaltılmış hali olan \"Halfeti\" adıyla anılmaya başlamış. listesinin başında bulunan kalenin doğu, kuzey ve batısındaki yüksek kayalar doğal bir sur oluşturuyor. Bu doğal surun üstüne de kesme taşlarla sur duvarı yapılmış, duvarla kayalık adeta bütünleşmiş, nerede başlayıp bittiği anlaşılmıyor. Kalenin kuzey ve doğu surlarında yedi burç var. Kaleye doğu ve batı yönünden olmak üzere iki ana giriş kapısıyla giriliyor. Batısındaki kapıya Merzimen çayı üzerindeki köprüden ulaşılmaktaydı. Kapıdan girildikten sonra doğal yapıya uygun kademeli olarak yapılan burçlara açılan üç ayrı kapıdan geçilip iç kaleye giriliyor. Böylece kalenin kendine özgü savunma sistemi oluşmuş. Kalenin eteklerinde de Aşağı Kent olarak adlandırılan yerleşim gelişmiş. Yakın döneme kadar köylülerin yaşadığı bu yerleşim 1980 yılında boşaltılmış ve hayalet kasabaya dönmüş. yakınlarındaki Dzovk'ta yaşayan Pahlavuni Katoğikosluk makamını Rumkale'ye taşımış. Yaklaşık 150 yıl boyunca Rumkale'de birçok kilise ve manastır inşa edilmiş. Rumkale'de en ilginç kalıntı, geniş ve silindirik bir havalandırma kuyusuyla, bu kuyunun kenarından helezonik merdiven basamaklarıyla Fırat Nehri'nin seviyesine kadar inen 8 metre genişliğinde ve yaklaşık 100 metre derinliğindeki su ihtiyacını karşılayan sistemdir. Bu kuyunun gizli bir geçit olduğu da sanılıyor. halkını esir almış. Kent Memlukların eline geçtikten sonra Ermeni Katoğikosluğu Sis'e taşınmış. Kuşatma sırasında hasar gören Rumkale Memluklarca onarılmış, ancak bir daha eski günlerine dönememiş ve yıldızı sönmüş. Yapmadan Dönme! Halfeti'nin suya gömülmüş sokaklarında dolaşmadan, nın tadına bakabilirsiniz. Halfeti'ye özgü yemekler arasında dolma eziği, erik tavası, döğmeli kelle, peynir helvası gibi benzersiz lezzetler de bulunmakta. , Halfeti ve Rumkale'yi keşfetmek olanaklı."} {"url": "https://www.gezipedia.net/279-harranda-gezilecek-yerler.html", "text": "GAP projesiyle suya kavuşmuş, uçsuz bucaksız topraklar tekrar yeşile bürünmüş. Bölge halkının kaderi de değişmeye başlamış. , Anadolu'da inşa edilmiş ilk revaklı, avlulu ve şadırvanlı anıtsal camisi. Buradaki Sin Tapınağının Araplarca camiye çevrildiği, 2. Mervan tarafından da günümüze ulaşan yapının inşa ettirildiği biliniyor. Ulu Cami'nin minaresi, doğu cephesinin bir bölümü, mihrabı ve şadırvanı günümüze ulaşabilmiş. Konik kubbeli evler Harran'ın simgesi. Birecik ve Suruç'ta da kubbeli evlere rastlanıyor, buradakilerin farkı çatısının kerpiç yerine tuğla kubbelerle örülmüş olması. Bu kubbeler evlerde klima etkisi yaratıyor ve yazın sıcağından koruyor. 5 metreye ulaşan kubbeler içten kemerlerle birbirlerine bağlanarak geniş mekanlar elde edilmiş. Kubbelerin tepesi açık, buradan dumanın dışarıya çıkışı ve ışığın girişi sağlanıyor. 960 ev korumaya alınmış, bunlardan biri kültür evi olarak hizmet veriyor. Kıta Avrupa'sı engizisyonlarla, din savaşlarıyla boğuşurken Ortadoğu'da günümüzün çağdaş üniversiteleri düzeyinde eğitim veren akademiler vardı. Bunlardan biri de Harran'daydı. Dönemin ünlü bilim adamlarının çalıştığı okulda din, astronomi, tıp, matematik ve felsefe dallarında eğitim veriliyordu. Ünlü matematikçi, doktor ve çevirmen Sabit bin Kurra, Dünya'nın Ay'a uzaklığını doğru olarak hesaplayan Battani, atomun varlığından ilk kez söz eden Cabir bin Hayyan, çevirileriyle ün kazanan Harran Akademisinin en ünlü hocaları arasındaydı. Harran'da yetişmiş en ünlü bilim adamı ise tıp, matematik, astronomi, felsefe ve müzik üzerine 15'i Süryanice olmak üzere toplam 165 eseri bulunan Sabii kökenli Sabit bin Kurra'ydı (821-901). ay, güneş ve gezegenlerin kutsal sayıldığı paganist bir inancın merkeziydi. Ay Tanrısı Sin'e adanmış tapınağı çok ünlüydü. Hitit Kralı Şuppiluliuma ve Mitanni Kralı Mattizava arasında imzalanan antlaşmada Harran'ın Sin ve Samaş tanrıları tanık gösterilmişti. Tek ve ölümsüz bir güce inanan Harranlılar ibadetlerini insanlarla tanrı arasında aracılık yapan varlıklara yöneltmişlerdi. Bu varlıkların gezegenlerde oturduğuna, tek ve ölümsüz gücün evrenin işleyişini gezegenlere devrettiğine inanıyorlardı. Bu aracıları yöneten, en büyük gezegen tanrısının Ay Tanrısı Sin olduğuna ve her gezegenin cinsiyeti, tutkuları ve huylarının bulunduğunu kabul ediyorlardı. İnsanların gezegenlerin etkisiyle aşk, kardeşlik, bilgi ve iyiliğe ulaşacağına ve 36.425 yılda bir insan, hayvan ve bitkilerin yeniden yaratıldığına inanıyorlardı, Haniflerin Kitabı adında kutsal bir kitapları da vardı. Harran'da astronomi ve matematik gibi bilim dallarının gelişmesinde bu inancın büyük rol oynadığı kabul ediliyor. 830 yılına kadar paganizmin kalesi olmayı sürdürmüş, hatta Arap egemenliğinde de durum değişmemiş. Bu tarihte Harran'a gelen Abbasi Hükümdarı Memun; Harranlıların Müslüman, Hristiyan, Musevi ya da Zerdüşt olmadıklarını öğrenmiş. Harranlılara ya Müslüman olmalarını ya da Kuran'da adı geçen dinlerden birine geçmelerini yoksa dönüşte onları öldüreceğini söylemiş. Bunun üzerine Harranlılar, Kuran'da üç kez adı anılan Sabiiliğe geçmiş, bir kısmı da Müslümanlığı kabul etmiş. Harranlılar Sabiilik adı altında üç yüz yıl boyunca eski pagan inanışlarına devam etmiş, son tapınakları 1081 yılında kentin valisi Yahya el-Şatr tarafından yıktırılmış. Bu tarihten sonra Harran'da Sabiiliğin sona erdiği kabul ediliyor. Yapmadan Dönme! Anadolu'nun ilk avlulu camisi Ulu Camiyi görmeden, Harran Kalesinde şehir manzarasını izlemeden, Tipik bir Harran evinin içine girmeden, DÖNME! 'nın 47 km güneydoğusundaki Harran'a, Akçakale'ye giden yoldan sola dönerek ulaşılıyor. Urfa otogarından Harran'a sürekli araç seferleri yapılıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/280-sogmatar-yagmurlu-koyu-tanitimi.html", "text": "ve Şuayipşehri Urfa'nın keşfedilmeyi bekleyen tarihi yerleşimleri. Soğmatar adı Arapça'da yağmur anlamına gelen mıtar sözcüğünden türemiş. Kışın bu çevreye çok yağmur yağar ve yaz aylarında buradaki kuyu ve sarnıçlarda biriken suları hayvanlar içermiş. Ancak yağmurun nereye yağdığı şüpheli, çünkü çevrede değil ağaç ot bile yok. Sanki bilim kurgu filminden fırlamış gibi çıplak ve taşlık arazi, göz alabildiğince uzanıyor. ve çevredeki tapınaklar henüz arkeolojik bir kazı yapılmadığı için gizemini koruyor. Soğmatar, antik dönemde ay, güneş ve gezegenlerin kutsal kabul edildiği Pagan dininin baş tanrısı Mar Alahe'nin merkeziymiş. Şimdi yok olmuş bir inancın ayakta kalan son tapınakları burada. Güneş, Ay, Satürn, Jüpiter, Mars, Venüs ve Merkür tanrılarını simgeleyen yedi tapınak, kutsal tepenin batı ve kuzeybatısına yay şeklinde dizilmiştir. Bir benzeri daha bulunmayan bu tapınaklar kutsal tepeden rahatlıkla görülür. Kutsal tepeye yaklaşık 400 ile 800 metre arasında uzaklıktaki tapınakların bazıları kare, bazıları silindirik yapılar, zeminlerinde de kayaya oyulmuş mekanlar var. Kutsal tepenin üstünde de kayalara oyulmuş iki kabartma bulunuyor. Birincisi bir erkek büstü, yanındaki Süryanice yazıtta Tırdat Bar Adona ve kardeşlerinin anısına Ay Tanrısı Sin için yaptırıldığı anlatılıyor. İkincisi kaftan giymiş tam boy bir erkek heykeli. Büstün Ay Tanrısı Sin'i, heykelin de Güneş Tanrısı Samaş'ı betimliyor. Bunların arkasında da Sin Tapınağı'nın kayalara oyulmuş mekanları var. Kutsal tepenin zirvesindeki Süryanice yazıtlardan Soğmatar'la Edessa arasında hem siyasal hem de dinsel bir ilişki olduğu anlaşılıyor. Soğmatarlı Paganlarla Harranlı Sabiilerin inandıkları tanrılarla, tapınma biçimlerinin birbirine yakın olduğu sanılıyor. Ancak Sabiilerin Harran Sin Tapınağı'ndaki ibadet ederken, Soğmatar'daki Kutsal Tepe'ye doğru yöneldikleri biliniyor. . Mağaranın duvarlarında tanrıları betimleyen tam boy insan rölyefleri ve Süryanice yazıtlar var. Mağaradaki ve kutsal tepedeki rölyefler Sila ve Male adında iki heykeltıraşça yapılmış. 20. yüzyılın başında Fransa'nın Bağdat Konsolosu Pognon'un keşfedip, yazıtlarını okuduğu mağara da kapısı kutsal tepeye dönük bir tapınak. Soğmatar'ın kutsallığı tek tanrılı dinlerde de sürmüş. Firavunun zulmünden kaçan Musa Peygamber, Şuayip Peygamber'in ülkesine sığınıp kızıyla evlenmiş. Musa Peygamber'in sihirli asasını Şuayip Peygamber'den burada almış. Musa Peygamber'in asasıyla açtığına inanılan kuyu da köyün ortasında duruyor. olarak bilinen tahta çitlerle çevrilmiş beş odalı bir mağara var. Bizans döneminde Kefa olarak adlandırılan ve bir piskoposluk merkezi olduğu bilinen kent, Moğollarca yakılıp önemini kaybetmiş. Geniş bir alana yayılan antik kentin kalıntıları hem toprağın üstünde hem de altında görülüyor. kervansaray geçtiğimiz yıllarda onarılmış. Daha ileride de Bazda Mağaraları olarak bilinen Ortaçağ'dan beri kullanılan tarihi taş ocakları var. Urfa ve Harran çevresindeki birçok yapının buradan çıkarılan taşlarla inşa edildiği biliniyor. Yapmadan Dönme! Tipik bir Harran evinin içine girmeden, DÖNME! 'a, Akçakale'ye giden yoldan sola dönerek ulaşılıyor. Urfa otogarından Harran'a sürekli araç seferleri yapılıyor. Yardımcı Bucağına bağlı Yağmurlu köyü Urfa'ya 60 km uzaklıkta. Harran'a da yaklaşık 60 km uzaklıktaki Yağmurlu'ya Urfa-Mardin karayolundan sapılan yolla ulaşılıyor. Yağmurlu-Şuayipşehri köyü arası 16 km Harran, Bazda Mağaraları, Han-el Barur Kervansarayı ve Şuayipşehri rotasını izleyerek Soğmatar'a ulaşılıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/281-cildir-golu-tanitimi.html", "text": "Anadolu coğrafyasının farklı zenginlik özelliklerinden bir olan göllerimiz, gün geçtikçe artan popüler gezi rotalarının da en başında geliyor. Ülkemizde 120'nin üzerinde doğal, 800'ü geçkin de yapay göl bulunmaktadır. Yapay göllerin gün geçtikçe artmasının en önemli sebebi ise sürekli olarak yapılan baraj ve setlerdir. Her bölgenin doğal iklim ve yüzey değişim özellikleri gereği oluşan doğal göllerin gezginciler için yürüyüş rotalarının başında olması aşikar olsa da, yapay göller de bu ilgiden nasibini artan bir ilgiyle almaktadır. Kars ve Ardahan ili sınırları içerisinde yer alır. Her iki şehrimize aynı uzaklıkta olması, göle ulaşımın son derece kolaylaştırıyor. 18 kilometre uzunluğa ve 42 metre derinliğe sahip olan Çıldır gölü, Van gölünden sonra bölgedeki en büyük ikinci su kütlesidir. Denizden yüksekliği ise tam 2100 metre. Bölgede \"Ağlayan Göl\" olarak biliniyor. Son derece zengin bir ekolojik sisteme sahip olan Çıldır Gölünde 16 balık türü yaşıyor. Yüksek Rakım'ın getirdiği zengin oksijen ve henüz bozulmamış temizliğiyle, bu balıkların lezzeti dillere destan. de bu rotanın olmazsa olmazı konumundadır. ekipmanları sağlamaktadırlar. Göl çevresindeki lokanta ve restoranlarda son derece leziz yöresel yemeklerin tadına bakabilirsiniz. gezi haberleri yapılmakta. Özellikle üniversiteli gençlerin 24 saatlik Ankara-Karsa Doğu Ekspresi vlogları, bölgeye yapılan iç turizm yoğunluğunu da epeyce artırdı. Gezinin son duraklarından biri olan Çıldır Gölünün de mutlaka görülmesi gereken yerler olarak lanse edilmesi, bölgeye hiç olmadığı kadar hareket de getirmiş oldu. Bu turlar için yer bulmak istiyorsanız aylar öncesinden bilet ayırtmanız gerekiyor. Damal yolu takip edilerek D010 karayolu üzerinden Gönülalan köyü istikametini takip ederek ulaşılabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/282-rumeli-hisari-tanitimi.html", "text": "yaptırmasıyla oluşmuş bir yapıdır. Bu askeri yapının inşa başlangıcı 15 Nisan 1452'de gerçekleşmiştir. Özellikle boğazın en dar noktasına konuşlandırılmış bu hisar, 30 dönümlük bir arazi alanı kaplamaktadır. Yapım sürecinin tamamlandığı tarih, net olmamakla beraber ortada birçok görüş bulunmaktadır. Zağanos Kuleleri'nde yer alan kitabelere göre yapı 4 ay içerisinde tamamlanmıştır. Süleymaniye Kütüphanesi'nde saklanan \"Şehr-i Tecriyd-i Ataik\" isimli esere göre ise yapımın tamamlanması toplam 139 gün sürmüştür. Tıpkı tamamlanma sürecine benzer bir durum da verilen adında farklılıklar gösteriyor. Fatih'in vakfiyelerinde \"Kulle-i Cedide\"; Nişancı, Aşıkpaşazade ve Kemelpaşazade tarihlerinde ise \"Boğazkesen Hisarı\" olarak geçmektedir. Neşri tarihinde de \"Yenice Hisar\" lakabıyla adlandırılmıştır. Hisarın yapım malzemeleri İzmit, Karadeniz gibi birçok Anadolu bölgesinden buraya getirilmiştir. Parça halinde bulunan taşlar ise, harabe halinde olan Bizans yapılarından sökülmüştür. , günümüzde açık hava tiyatrosu ve müze olarak kullanılmaktadır. Açık hava tiyatrosu, yerli ve yabancı müzik organizasyonları için ev sahipliği yapmaktadır. İnşa sürecinde, bölümler paşaların denetimine verilmiştir. Bu sebepten, hisarın en büyük 3 kulesine Saruca, Halil ve Zağanus paşalarının isimleri verilmiştir. Bir küçük kalenin de adı Zağanos Paşa'dır. Saruca ve Halil paşaların isminin geçtiği kuleler 9 katlı, Zağanos paşanın isminin geçtiği kule ise 8 katlıdır. Yükseklikleri ortalama olarak 22-28 metre arasındadır. Çapları ise; Halil ve Saruca 23,30 metre, Zağanos ise 26,70 metredir. Bu üç büyük kulenin ardından hisara ebatları farklı 13 adet burç eklenmiştir. Yapıda toplam 4 esas, 1 tali kapı bulunmaktadır. Esas kapılar Dağ, Hisarpeçe, Dizdar ve Sel olarak adlandırılmıştır. Tali kapı ise Mezarlık lakabıyla anılmaktadır. 10 TL olmakla beraber Çarşamba günleri hariç haftanın her günü sabah 09:00'da ziyaretçilerine açılmaktadır. Dini bayramlarda hisar, 13:00'da açılmaktadır. Hisarın kapanış saati 16:30 olarak düzenlenmiştir. Eğer müze kart sahibiyseniz, 18 yaş altı ve 65 yaş üstü vatandaşlara giriş ücretsiz. Gazi, şehit yakını, basın kartı sahibi, engelliler ve refakatçiler için ücret alınmamakla beraber, yabancı uyruklu 0-12 yaş arası çocuklar için de hisar ücretsizdir. 'na ulaşabilir. Aşiyan ve Rumeli Hisarı Üstü duraklarından herhangi birinde inerek Hisara yürüme mesafesinde varabilirsiniz. Metro ile gelecek olanlar Boğaziçi Üni. Ve Etiler istasyonlarını kullanabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/283-adala-beldesi-tanitimi.html", "text": "ilimizin Salihli ilçesine bağlı olan bu beldemiz, Üşümen Tepesi ve Dibek Dağı arasında yer alan Gediz Nehri'nin Salihli Ovası'na açılan düzlüğe kurulmuştur. Gediz Nehri tarafından ikiye bölünmüş tarihi, turistik ve coğrafya güzellikleri ile Dünya çapında ilgileri çeken bu beldemiz, binlerce yıllık geçmişe sahiptir. Lidyalılar tarafından kurulduğu düşünülen bu yerin, antik çağda Satala olarak adlandırıldığı bilinmektedir. Efsanesine göre; yanardağ lavların günlerce sürerek batıya doğru akarken, vadide yerleşmiş olan halk ürpererek silahlanıyor ve din adamlarından yardım talebinde bulunuyor. Kentin din adamları ise tanrılarına yalvararak, \"Satetkitala\" Türkçesiyle \"Dur ya Zavallı\" haykırışlarıyla yalvararak, lavların akışı durduruluyor. , yanardağ sonucu oluşan düzlükte ki volkanik taşların üzerinde yer alıyor. Manisa'nın en eski yerleşim yerlerinden biri olmakla beraber, Türkiye'nin de en önemli volkanik şekilleri de Adala'dadır. Genişliği 15, uzunluğu ise 50 Km'ye ulaşan yaklaşık 68 genç volkan konileri bulunmaktadır. Bu konilerin çapları ortalama 15 KM, yükseklikleri ise 150 ila 200 metre arasındadır. Su ihtiyacını, Gediz Nehri üzerinde yer alan Demirköprü Barajı'ndan gidermektedir. , yaklaşık 12 bin yıllık olduğu düşünülen ayak izlerine de ev sahipliği yapmaktadır. Adala ve Gökeyüp beldeleri arasında yer alan Divlittepe'de \"ilk insanın ayak izleri\" adı verilmiş fosil bulunmuştur, bu fosil dünyada sadece üç adet olmasıyla beraber bu nitelik Adala'nın önemini daha da arttırmaktadır. Bu nitelik sayesinde Adala dünyanın en önemli doğa müzelerinden birisi olmaya aday gösterilmiştir. Belde ile Demirköprü Baraj seti arasında kurulmuş Kız Köprüsü, beldenin en önemli değerlerinden biri haline gelmiştir. Antik Kral Yolu'nun geçtiği noktada inşa edilen bu köprü, altı gözenekli sütun kemerli taş yapısı sebebiyle Mimar Sinan tasarımlarını andırmaktadır. Yapım tarihi tam olarak bilinmemekte olmakla beraber Osmanlı döneminde inşa edildiği düşünülmektedir. Köprü civarında alabalık üretim tesisleri kurulmuş olup, misafirlerine ziyafet olağanı sunmaktadır. 'nu oluşturmaktadır. Doğa tutkunlarının kesinlikle ziyaret etmesi gereken nadide yerlerden biridir. 1954 yılında Adala girişine inşa edilen bu köprü, belediye tarafından tekrar düzenlenerek halka açık bir piknik alanı haline getirilmiştir. Temiz hava eşliğinde, yemyeşil atmosferde piknik yapmaya gelen pek çok ziyaretçisi bulunmaktadır. Köprü ayakları altından dökülen serin su ve söğüt, kavak ve çınar ağaçlarının gölgesinde harika bir piknik yapmak insana huzur vermektedir. Adala Beldesi'nin İncirlidere bölümünde yer alan çiftlik, doğa yürüyüşleri ve piknik yapma olanakları sunmaktadır. İsteğe göre eğitmenler gözetimi altında at binişi dersleri almak ve at ile gezinti yapmakta mümkündür. Bölgenin dokusuna hiçbir zarar verilmeden oluşturulmuş bu piknik alanında, palamut ağaçlarının altında isteğe bağlı çiftlikten ürünler temin edilebilmektedir. -Ankara yoluna döndükten sonra yaklaşık 15 KM ilerlemenin ardından köye varılabilir. İzmir otobüs terminalinden, Demirci otobüsleri aracılığıyla 1 saat 45 dakika gibi bir sürede Adala'ya varmakta bir diğer seçenektir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/284-yesilyurt-koyu-tanitimi.html", "text": "'nı saran, yemyeşil çınar ve çam ağaçlarının hayat verdiği Yeşilyurt Köyü, Ege'nin kuzeyinde yer alan ve muhakkak görülmesi gereken bir köyümüzdür. Doğa ile uyumlu taş yapıtlar, butik oteller, huzur dolu sokaklar, sağlıklı beslenmeye dair doğal ürünler. Özellikle bu köyümüz zeytin ve zeytinyağı konusunda Türkiye genelinde öncü köylerden biridir, yaşadığınız şehirlerde bulamayacağınız ürünleri burada bulacaksınız. Yeşilyurt Köyü, şehirden uzaklaşarak, doğa ile baş başa keyifli bir tatil yapmak isteyenler için en ideal köy olacaktır. Köyün tamamı sit alanı olmasıyla, kesinlikle yeni yapılaşmalar yapılamıyor. Böylelikle eski taş ev döneminden kalan orijinal yapıya göre restorasyon çalışmaları başlatılmış durumda. Göze hitap açısından, oldukça estetik öğeler ile tasarlanmış binalar çokça mevcuttur. Önünden geçerken insanlar, birkaç kez durup bakmadan geçemiyor. Geçmişte Anadolu'ya yerleşen Çepi Boyu'ndan Büyük ve Küçük Çepni olmak üzere iki farklı yamaca kurulmuştur. Uzun yıllar boyunca Türk ve Rum birlikte, huzur içerisinde bu köyde yaşamıştır. Lozan Antlaşması'nın ardından Rum nüfusu Girit ve Midilli adalarına göç etmiştir. Bu iki adadan gelen Türklerin yerleşmesi ve Cumhuriyetin ilanı ile köyün adı Yeşilyurt olarak değiştirilmiştir. Köy yakınlarında Nusratlı'dan çıkan taşlar ile inşa edilen evler, köyün karakteristik yapısını oluşturmaktadır. Doğa ile uyumlu bu evlerin belli bir kısmı da butik oteller olarak misafirlerine hizmet etmektedir. Bu köyün, herhangi bir sezonu yok. Yaz-kış oldukça yoğun, butik otellerde yeri geliyor, kalacak yer bulmak zorlaşıyor. Çanakkale'nin güneyinde yer alan Ayvacık ilçesi sınırları içerisinde, Kaz Dağları eteklerinde yer almaktadır. Türkiye'de çok nadir rastlanacak kaliteli oksijenin solunduğu bu köyün havası, şehirde yaşayan ve bu tür havaya alışık olmayan insanları çarpmaktadır. Oksijenin fazla yoğun olması nedeniyle, çoğu insan uyuyakalıyormuş. Köylü halkın özenle yetiştirdiği meyve ve sebzeleri, köy meydanında yer alan tezgahlarda satmaktadır. Yeşilyurt köyü zeytinyağı oldukça meşhurdur. Tezgahlarda yer alan; zeytin, zeytinyağı, kekik, bal, peynir ve kurutulmuş domates gibi ürünleri satın almanızı tavsiye ederiz. Sağlıklı ürünler ile hazırlanan zeytinyağlı yemeklerin servis edildiği restoranlar köy meydanında sırası ile yer almaktadır. Yöresel köy kahvaltısı, mantı, gözleme çeşitleri, manlama, çetmi tatlısı gibi kendine has yiyecekleri de bu restoran ve kafelerde bulabilirsiniz. Köyü tam anlamıyla gezebilmek için en iyi başlangıç noktası köy meydanı olacaktır. Meydanında yer alan camiden yukarıya doğru çıkıldıkça, dar taş sokaklar arasında eşsiz yapılar ve kafeler göreceksiniz. Köyün kesinlikle görülmesi gereken en önemli yerlerinden biridir. 18. Yy'dan bu yana var olan ve yaklaşık 500'den fazla etnografik parçalar müzede yer almaktadır. Bu parçalar arasında Osmanlı döneminden ve dünyanın farklı ülkelerinden kalıntılar bulunmaktadır. yolunda ilerlemektir. Küçükkuyu beldesine vardıktan sonra, Yeşilyurt tabelasını takip ederek köye ulaşmak mümkündür. Yeşilyurt Köyü ile İzmir arası 229 KM, Yeşilyurt Köyü ile Çanakkale arası 89 KM, Yeşilyurt Köyü ile İstanbul arası 440 KM'dir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/285-yildiz-parki-tanitimi.html", "text": ", İstanbul'da yer alan en büyük korudur. Kanuni Sultan Süleyman döneminde yer alan kayıtlarda adı ilk kez duyulmuştur. 1600'lü yıllarda \"Kazancıoğlu Bahçesi\" olarak adlandırılmıştır. Ayrıca Lale Devri döneminde bu koruda çerağan eğlenceleri de düzenlenmiştir. Ana cadde kısmında bir taş duvar ve mermer işlemeli köprü hala varlığını sürdürmektedir. Tahta çıkan II. Abdülhamid, Yıldız Sarayı'na yerleşmiştir. Çadır, Malta, Kaskat, Şale, Limonluk, Cihannüma ve Set köşkleri ile Saray Tiyatrosu'nu inşa ettirirken büyük paralar harcayarak koru için hatıra defteri düzenlettirmiştir. Bu defter içerisinde yer alan bir ifadede \"Her metre karesine altın döküldü.\" Bulunmaktadır. 'nda yenilenme çalışmaları yapılırken, 1925'te İtalyan bir işletmeci tarafından Casino olarak kullanılan Şale Köşkü, Atatürk tarafından boşalttırılmıştır. Böylelikle yanlış bir kullanım amacının da önüne geçilmiştir. 1930'lu yıllarda saray üç bölüme ayrılırken, 1978 yılında Harp Akademisi'ne verilen bölümden ayrılmasıyla, bu bölüm Kültür Bakanlığı'na bağlanmıştır. Şale Köşkü Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne verilirken, koruluk ve içindeki Malta-Çadır köşkleri de İstanbul Belediyesi'ne verilmiştir. 1940 yılında imzalanan protokol ile \"Yıldız Parkı\" adını almıştır. Hafta içi kahvaltı tabağı ile hizmet verirken, hafta sonları ise açık büfe imkanı bulunmaktadır. 10 kişi ve daha fazlası için konukların rezervasyon yaptırması gerekmektedir. Kahvaltı tabağının fiyatı 35 Türk Lirası ile 40 Türk Lirası arasında değişkenlik göstermektedir. Açık büfeden ziyafet çekmek içinse kişi başı 45 Türk Lirası ödenmektedir. ilimizin, Beşiktaş ilçesinde 46 hektarlık bir alanda bulunmaktadır. Avrupa yakasından ulaşmak için; Eminönü-Beşiktaş veya Sarıyer-Beşiktaş sahil yolu takip edilerek parka varmak mümkündür."} {"url": "https://www.gezipedia.net/286-nesin-matematik-koyu-tanitimi.html", "text": ". Kayser dağının yeşillikleri arasında bin bir zorlukla Prof. Dr. Ali Nesin öncülüğünde, matematiği Türk insanına sevdirmek amacıyla toplamda 31 dönümlük arazi üzerine kurulmuş ve gelişimini her geçen gün sürdürmektedir. Nesin vakfının tıpkı matematik köyünde olduğu gibi bağışlarla kurduğu Felsefe köyü de artık ziyaretçi ve öğrencilerini ağırlıyor. 161 yatak kapasiteli köyde dilerseniz kendi çadırınız ve kamp ekipmanlarınız ile birlikte konaklayabilirsiniz. 200 kişilik amfi, 2 kapalı derslik, 5 açık hava dersliği, 1 çalışma seti alanı ve açık hava yemek salonu, kadın ve erkekler için hamam, ortak kullanıma açık banyo ve tuvaletler köydeki ziyaretçilerine hizmet vermektedir. Ayrıca sürekli büyüyen ve 7000 bini aşkın kitabın bulunduğu bir köy kitaplığı da bulunmaktadır. namı sadece Türkiye de değil, özellikle Amerika ve Avrupa da günden güne yayılmaktadır. Nesin Vakfı'nın çok büyük emek ve kararlılıkla kurduğu matematik köyü kuruluş felsefesi olarak kar amacı gütmeden matematiği her yaştan kişiler sevdirmeyi amaçlamaktadır. Bu vesile ile burada konaklamak ve derslere katılmak için cüzi miktarda ücretler istenmektedir. Günlük 110 TL koğuşlar için, 80 TL çadırlar için ücret alınmaktadır. Üniversite öğrencileri için bu ücretler çok daha düşüktür. Ayrıca maddi durumu iyi olmayan öğrenciler için herhangi bir ücret talep edilmemektedir. Köy de günlük 4 öğün yemek burada kalan öğrencilerin de yardımıyla yapılmaktadır. Koğuşların temizliği de yine aynı şekilde öğrenciler ve gönüllüler tarafından yapılıyor. Matematik köyünde sonbahar, kış ve yaz ayları için sürekli etkinlikler düzenlenmekte. Buradaki etkinlikler hem okullara, hem de özel şirketler için yapılabiliyor. Devlet ve özel okul gezileri günübirlik veya 3 günlük programlar dahilinde düzenleniyor. Şirket toplantıları veya özel kurum çalıştayları için de olanaklar sunulmakta. Tüm etkinlikler ücretli olarak yapılmakta fakat devlet yatılı bölge okullarından gelen öğrenciler ile maddi durumu iyi olmayan öğrenciler için ücretsiz hizmet verilmektedir. Etkinlik takvimi ve diğer tüm şeyler için vakfın sitesinden detaylı bilgi alabilirsiniz. projesi, buna benzer şekilde Felsefe ve Sanat köy projeleri ile günden güne büyüyor. Dünyada bir ilk olma özelliğini taşıyan bu proje pek çok uluslararası tez çalışmalarında da konu olmuştur. Ayrıca dünyanın en iyi üniversitelerinde eğitim veren akademisyenler, bu köyde eğitim vermek için sıraya girdiğini de ayrıca hatırlatmakta fayda var. köyüne yaklaşık 1 km uzaklıkta bulunuyor. İlçe merkezine 8 km, İzmir'e 84 km mesafede olan köye özel aracınız ile ulaşım sağlanacaksanız yaklaşık 1,5 saat süren güzel doğa manzarası eşliğinde matematik köyüne gelebilirsiniz. Dilerseniz Selçuk-Şirince arası hizmet veren otobüsler de her 40 dakikada bir köye ulaşım sağlıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/287-turkiyenin-gorulmesi-gereken-en-iyi-kiliseleri.html", "text": "Ülkemizdeki kiliseler dünyadaki birçok kilise ile yarışmaktadır. Her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turistler tarafından ziyaret edilen kiliseler sayesinde ülkemiz tanınmış hale geliyor. Kilisler farklı bir dinin ibadethaneleri olduğu için bize farklı bir havayı solumamızı sağlayan en güzel yerlerin başında gelmektedir. Kiliselere gittiğimizde Hristiyanlık ile ilgili yeni bilgiler öğrenebiliriz. İslamiyet'ten farklı bir din olarak karşımıza çıksa da mutlaka bilmemiz gereken bir din ve farklı bir yaşam kültürüdür. Dünyanın ilk prefabrik yapılarından olan Sveti Stefan Bulgar kilisesinin oldukça farklı bir hikayesi vardır. İlk olarak Bulgaristan topraklarında yapılan kilise daha sonra taşınarak şuan bulunduğu konuma yerleştirilmiştir. Yapılan restore çalışmalarının ardından da ibadete açılmıştır. İstanbul'a tuna nehri üzerinden taşınan bu harika kilise halen ibadethane olarak kullanmakta ve ziyaretçilere açıktır. İstanbul'a yolu düşmüş herkesin mutlaka İstiklal Caddesi'nde önünden geçtiği ya da ziyaret ettiği bir kilise olan Saint Antoine Katolik Kilisesi, İstanbul'da bulunan Katolik kiliseler arasında en büyüğü olarak bilinir. İstiklal Caddesinin tünel tarafına varmadan sol tarafta yer alan Kilise gün içerisinde binlerce kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Giulio Mongrei tarafından inşa edilmiş olan Saint Antoine Katolik Kilisesi oldukça etkileyici bir mimariye sahiptir. 'ta bulunan bu harika kilise farklı mimarisi ile oldukça ilgi çekmektedir. Dışarıdan normal bir tavanı var gibi görünse de içerisine girildiğinde tava gizli olarak gömülmüş bir kubbesinin olduğunu fark edersiniz. Garabet Amira Balyan tarafından yapılan ve Ermeniler tarafından kullanılan kilise günümüze kadar gelebilmiş ve halen Ermeniler tarafından kullanılmaktadır. Kumkapı'da bulunan diğer bir Ermeni kilisesi ise ERMENİ PATRİKHANE KİLİSESİ'dir. Ermeni Patrikhanesi Surp Asdvadzadzin Kilisesi İstanbul'da yaşayan Ermeniler ana kilisesi olarak bilinir. İstanbul'da eskiden sayısı oldukça fazla olan Ermeniler için oldukça önemli olan Ermeni Patrikhanesi Surp Asdvadzadzin Kilisesi, bir dönem yaşanan siyasi olayların ardından Ermenilerin İstanbul'dan ayrılmasının ardından kalan az sayıda Ermeni tarafından koruma altına alınmış ve ibadethane olarak kullanılmaya devam edilmektedir. Aya Yorgi Kilisesi İstanbul'da Haliç kıyısında bulunmaktadır. Fener Rum Patrikhanesine bağlı olan bu kilise her yıl milyonlarca kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Hristyan'lar için kutsal sayılan birçok eser burada sergilenmektedir. 'e çok yakın bir konumu bulunan ve hem manastır hem de kilise olarak kullanılan bu harika yapı Mezopotamya'nın en önemli mekanlarından bir tanesidir. Hristiyan aleminin haccı olarak bilinir ve her yıl dünyanın farklı noktalarında yaşan Hristiyanlar burayı ziyaret ederek hac görevlerini yerine getirmiş olurlar. Ayrıca Manastır bölümünde birçok öğrenci papazlık dersi görmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/288-bodrum-mazikoy-tanitimi.html", "text": "Bunun yanında bu köyü meşhur kılan bir diğer özellik de, Bodrumun diğer tatil mekanlarına nazaran çok daha sakin, sessiz ve huzur verici doğasının olmasıdır. M. Ö 400 Yılına kadar dayanan tarihsel yerleşim geçmişi, buranın ne kadar da özel bir yer olduğunun da kanıtı aynı zamanda. de Sedef, Ilgın, Hurma, İnceyalı, Taşlıyan, Akarca, Kisebükü, Feslikan en çok ziyaretçi çeken yerlerin başında geliyor. Billur ve tertemiz denizi, mandalina ve zeytin ağaçları ile bölgenin nadide enerji depolama merkezi diyebiliriz. Mis gibi serin havasını içinize her çektiğinizde enerji ile dolduğunuzu hissedeceksiniz. sahibi olabilirsiniz. Ama Mazıköy'ün ana geçim kaynağını zeytincilik oluşturmaktadır. Türkiye'nin ve Akdeniz-Ege bölgesinin en lezzetli zeytin, zeytinyağı ürünlerine burada rastlayacaksınız. Tatilinizi burada yapacaksanız öncelikle her koy da yerleşim yok. Otel, apart otel ve villa kiralama yerleri Ilgın, Sedef, Akarca dışında bulabilirsiniz. Buralarda ve köy merkezinde yer alan restoranda, lokanta ve kafeler de çok leziz deniz ürünleri ile yöresel yemekleri tadabilirsiniz. de Sedef koyunda denizin içinden bile tatlı su çıkmaktadır. Serin ve berrak denizi ile Mazıköy 'ün her koyun kendine has özellikleri ile ayrı ayrı güzellikler sunmaktadır. Kumsalı olan İnceyalı, az derinliğe sahip Hurma ve usta dalıcılar için Çakıllı ziyaretçilerini bekliyor. Bunun yanında akşamın karanlığı çöktüğünden, kendinizi Anadolu'nun serin bozkırlarında hissedebilirsiniz. İnsanı bunaltmayan havası, bozulmamış nadide denizi ve yine insana huzur veren ortamı ile mutlaka görülmesi gereken yerlerin başındadır. 'e ulaşmış olacaksınız. Dilerseniz Bodrum otobüs garajlarından Mazı minibüsleri ile de köye gelebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/289-aspendos-antik-kenti.html", "text": "İlçesi sınırlarında yer alan tarihi kentte cadde, dükkanlar, agora, su yolu, bazika gibi Roma'nın tarihi kent yapısına örnek teşkil etmektedir. Ayrıca Türkiye'nin bugüne değin en çok korunabilmiş antik tiyatrosuna ev sahipliği yapmaktadır. Birçok savaşa ve tarihi olaya şahit olmuş kent, Akdeniz'in görülmesi gereken en güzel mekanlarından biridir. Savaşı'ndan sonra göç eden Argive kolonisi tarafından kurulan kent, Anadolu'da kendi adına para bastıran ilk şehirlerden biridir. Bulunduğu konum ve hakim olduğu ticaret yolları sayesinde gelişmeye açık olan kent tarihsel süreçte bir çok savaş ve bazılarının başarılı olduğu işgal girişimlerine uğramıştır. Öyle ki bir süre Büyük İskender'inde yönetimi altına girmiştir. 'nun yaklaşık 15 bin kişilik bir kapasitesi vardır. Oldukça ilginç olan hikayesi ise şöyledir; kızını evlendirmek isteyen kral halkına şehre en iyi yararı yapana kızıyla evlenmesine izin vereceğini açıklar. Bunu duyan ikiz kardeşlerden biri şehre su getiren yolu diğeri ise antik tiyatroyu yapmıştır. Tiyatroyu görmeye gittiğinizde hikayenin devamını okumanızı tavsiye ederim. Halen daha birçok tiyatroya ve çeşitli konserlere ev sahipliği yapan tiyatro, yapılan restorasyonlar sonrasında dik bir şekilde ayakta durmaktadır. Alanya yolunun 44. Kilometresinden kuzeye döndükten sonra aynı yolun 2. Kilometresinde Aspendos'a ulaşabilirsiniz. Ayrıca özel arabanız yoksa Aspendos'a giden günübirlik turlarla da bu güzel tarihi kenti gezebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/29-kutahyada-gezilecek-yerler.html", "text": "ilinin komşuları Manisa, Afyon, Balıkesir, Bursa, Bilecik, Konya ve Eskişehir'dir. olarak en zengin kentlerinden birisidir. Kütahya'ya geldiğinizde tarihi eserler, kaplıcalar ve doğal güzelliklerin olduğu bir kentte olduğunuzu görecek ve hepsini gezmeden buradan ayrılmak istemeyeceksiniz. mekanlarının çokluğu ile kültür turuna çıkmak isteyen kişilerin ziyaret etmeyi tercih ettiği bir kenttir. hakkında buradan bilgiler veriyoruz. Kütahya Kurtuluş savaşında önemli bir yere sahiptir ve Dumlupınar ilçesinde bu savaşın önemli zaferlerinden birisi kazanılmıştır. Savaşta şehit olanların anısına bir şehitlik bulunmaktadır. Dumlupınar Şehitliği olarak adlandırılan bu şehitlikte 500 kişilik sembolik olarak hazırlanmış şehitlik, kitabeler, anıtlar bulunmaktadır ve Kütahya'yı ziyaret edenlerin mutlaka ziyaret etmesi ve Kurtuluş Savaşının ruhunu anlayabilmesi için tavsiye edilmektedir. Çavdarhisar ilçesinde bulunan bu antik kent aslında ülkemizin ikinci Efesi olmasına karşın orası kadar ünlü değildir. Bu antik kentin tanıtılması için yapılan çabalar sonuç vermeye başlamış ve Aizonai antik kentini ziyaret etmeye her yıl daha fazla turist gelmeye başlamıştır. Bu antik kente dünyanın en iyi durumda olan Zeus tapınağı ve ayrıca dünyanın ilk borsası bulunmaktadır. Antik kentte 13.500 kişilik tiyatro ve 20.000 kişilik tiyatro bir kompleks halinde yapılmış olduğu görülmekte ve bu şekilde daha eski bir yapıya rastlanmamaktadır. Kütahya merkezde Börekçiler mahallesinde yer almaktadır ve Mevleviler tarikatının dergahı olarak da bilinmektedir. Kütahya gezinizde burayı ziyaret ettiğinizde büyülü havasından etkilenmenizi sağlayacaktır dışında ve içinde çeşitli süslemeler ile ziyaretçilerini beklemektedir. Bizans döneminde inşası yapılmış olan bu kale daha sonra şehri ele geçiren Selçuklular, Germiyanoğulları ve Osmanlılar tarafından onarılmış ve kullanılmaya devam edilmiştir. Günümüzde de oldukça iyi durumda olan kaleye yapacağınız ziyaret ile tarih sayfalarında dolaşarak keyifli zaman geçirebilirsiniz. Osmanlı devleti zamanında da çinileri ile ünlü olan bu kentimizde yapılan çinilerin sergilendiği bu müzede çinilerin, porselenlerin ve seramiklerin nasıl bir ustalık ile yapıldığına hayran kalacaksınız. Tarih noktasında bir sonraki tercih edilebilecek bölge ise Kütahya Arkeoloji Müzesidir. 14. yüzyılda inşa edilmiş eski bir medresede yer alan müze, Selçuklu mimarisinin özelliklerini taşımaktadır. Paleolitik dönemden Osmanlı dönemine kadar birçok eseri görebileceğiniz müzede zengin bir içerikle karşılaşabilirsiniz. arasında tarihi değeri yüksek bir yer olarak ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi'ni temsilen Kütahya Zafertepe Anıtı ve il merkezindeki Kütahya Saat Kulesi görülmelidir. Şehir merkezindeki Ulu Cami, 14. yüzyılda inşa edilmiş ve günümüze kadar korunmuş bir yapıya sahiptir. Germiyan Beyliğinden kalmış olan İshak Fakih Cami ve merkezde bulunan Kütahya Kurşunlu Cami görülmeye değer tarihi eserler arasındadır. Ayrıca en ilgi çekici yapılardan biri olan Kütahya Çinili Cami, iç ve dış mimarisiyle ilgi çekmektedir. İslam dünyasının en özel örneklerinden birisi olan Kütahya Çinili Cami iç ve dış süslemelerinin özelliği ile mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerler arasındadır. Domaniç ilçesi Domur köyünde yer alan ve Osmanlı İmparatorluğu kurucusu Osman Bey'in beşiğinin yapıldığı ağaç yıkılmış olmasına rağmen korumaya alınmış ve ilgi çekici bir mekan oluşturmuştur. Sağlık turizmi noktasında Kütahya'da gezilecek yerler arasında özellikle birçok farklı kaplıca yer almaktadır. Bu kaplıcalar arasında yerli ve yabancı turistlerin tercih ettiği Dereli Kaplıcaları yüksek bir şifa sağlamaktadır. Birçok farklı aktivite için tercih edilen bu kaplıca gibi Kütahya ilinde Simav Çitgöl Kaplıcaları, Ilıca Harlek Kaplıcaları, Eynal Kaplıcaları, Murat Dağı Kaplıcaları ve Yoncalı Kaplıcaları yer almaktadır. Domaniç ilçesine adını da veren bu ormanlar bitki çeşitliliği ile doğal bir ortamda huzur içinde zaman geçirmek isteyen kişilerin ziyaret etmesi gereken yerler arasındadır. denildiğinde ise bütün dünyaca bilinene Kütahya seramikleri belirtilmektedir. Seramikler yer kaplaması, süs eşyaları, mutfak eşyaları olarak kullanılmaktadır. Dünyanın en kıymetli porselenleri Kütahya'da yapılmaktadır ayrıca kentin kaplıcaları da çok ünlüdür. Mutfak noktasında Kütahya'nın Sini Mantısı gibi yöresel yemekleri de ayrı bir üne sahiptir. sorusuna cevap olarak İç Ege'de yer alan Kütahya ili Ege Bölgesinde yer almasına rağmen iç Anadolu'ya daha yakın bir yerde bulunmaktadır. Kente ulaşım karayolu, demiryolu ve havayolu ile yapılabilmektedir. Kente kendi aracınız ile karayolunu kullanarak gitmek istediğinizde İstanbul'dan 360 km, Ankara'dan 310 km, İzmir'den 340 km yol almanız gerekmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/290-sasonda-gezilecek-yerler.html", "text": "eskiden Kozluk ve Mutki'yi içeren dağlık bir bölgenin adıymış. Erişilmesi güç dağlar Sason'u korunaklı bir yer yapmış, yüzyıllar boyunca koca koca devletler Sason'u teslim alamamış, bu durum Ortaçağ'da da, Osmanlı döneminde de değişmemiş; Sason'un yerel Ermeni beyleri bağımsızlıklarını korumuşlar. Sason Ermenileri Osmanlı'nın son yıllarında isyanlarıyla ünlenmişler. 1891 yılında Hampartsum Boyacıyan öncülüğünde Batılı devletlerin Ermeni Sorununa dikkatini çekmek için başlattıkları ayaklanma ancak 1904 yılında bastırılabilmiş; Ermenilerin bir bölümü topraklarını terk etmek zorunda kalmış. Ardından 1926 yılında Kürtler ayaklanmış ve Kürtler de kalan Ermenilerle birlikte sürgüne gönderilmiş. nin eteklerinde bulunan eski yerleşim cumhuriyetten sonra şimdiki yerine taşınmış. İlçenin içinde görülecek pek bir şey yok, çarşısı da küçücük. Sasunlu Tavit Söylencesi'ne göre kaleyi ve kenti Araplar zamanında o zamanki kralın izniyle Sanasar ve Bağdasar adında iki kardeş inşa etmiş. Kaleye adını ak sakallı bir dede koymuş; dede kalenin yüksek duvarlarını görünce şaşırmış ve buraya sütun anlamına gelen Sasun adını vermiş. Şimdi kaleden geriye iyice harap olmuş yıkıntılar kalmış. olarak biliniyor. Bir zamanlar bölgenin dini merkezi olan manastırdan günümüze büyük ölçüde sağlam durumda olan bir kilisenin kalıntısı ulaşmış. olarak bilinen büyük ölçüde yıkılmış yapı Müslümanlarca da kutsal kabul edilerek ziyaret ediliyor. Mereto adının Aramice'de dünyamın sahibi anlamına gelen Maruta'dan kaynaklandığı kabul ediliyor; Sason çevresinde kutsal bir dağ olarak kabul ediliyor. Hatta \"Marattu\" sözcüğü yemin yerine de geçiyor, dağın zirvesindeki kilisenin sınırları içinden alınan toprak ise akrep sokmalarında panzehir olarak kullanıyor. Ancak bir şartla; bu toprağın panzehir olması için o kişi tarafından ilk kez alınmış olması gerekiyor. na gelerek üç gün süren kutlamalar yaparmış. Ermeniler yöreyi terk ettikten sonra Müslümanlar Mereto'daki kutlamaları sürdürmüş. 'nde başlıyor. Temmuz ayının son Perşembe günü Şehan'da buluşan Sasonlular, Cuma günü de Mereto Dağına çıkarak kutlamalar yapıyor, adak kurbanlarını kesip, yemeklerini pişiriyor; halaylar çekip türküler söylüyor. Yapmadan Dönme! Mereto Balı ve ceviz almadan, DÖNME! Et yemekleri, içli köfteler ve dolmalar Batman mutfağının temelini oluşturuyor. Dicle'ye özgü Şabut balığının da çok lezzetli olduğu söyleniyor. 'e 1520 km uzaklıkta. Batman'a karayolu, demiryolu ya da havayoluyla ulaşmak olanaklı. Batman Sason arası 80 km."} {"url": "https://www.gezipedia.net/291-hasankeyfte-gezilecek-yerler.html", "text": "son günlerini yaşıyor. Dicle Nehri'nin iki yakasına kurulmuş kentin adı Arapçada Hısn-i Keyfa anlamına geliyor. Artuklu döneminde en parlak günlerini yaşayan Hasankeyf Türkiye'de Ortaçağ kenti özelliğini en iyi şekilde gösteren bir müze. Eyyubiler ve Anuklularca inşa edilmiş kalesi, sarayları, yıkık köprüsü, camileri ve mağara evleriyle benzersiz bir yer. 'yle karşılaşılıyor. Orta Asya Türk yapı sanatının Anadolu'daki tek örneği olarak kabul edilen ve Akkoyunluların tek eseri olan silindirik türbe olağanüstü güzellikte. teki eserlerin büyük bölümü nehrin diğer yakasında da yer alıyor. Bir zamanlar iki yakayı birleştiren Ortaçağ'ın en büyük taş köprüsünün sadece ayakları günümüze ulaşabilmiş. kalenin en görkemli eserleri arasında. Ancak çökme tehlikesi nedeniyle bu bölgede dolaşmak yasak. 'na ulaşılıyor. Manastır 30-40 yıl önce terk edilmiş ve büyük tahribata uğramış, yine de görmek gerek. Beşiri çevresinde de bu toprakların bir başka rengi olan ve keşfedilmeyi bekleyen Ezidi köyleri yer alıyor. Yapmadan Dönme! nın da çok lezzetli olduğu söyleniyor. 'e 1520 km uzaklıkta. Batman'a karayolu, demiryolu ya da havayoluyla ulaşmak olanaklı. Batman Hasankeyf arası ise 39 km."} {"url": "https://www.gezipedia.net/292-midyatta-gezilecek-yerler.html", "text": "Midyat, Eski Midyat ve Estel adındaki iki ayrı yerleşimden oluşuyor. Eski Midyat'ta Süryani, Ezidi, Kürt ve Ermeniler yaşarken, 3 km uzağındaki Estel'de resmi binalar var ve yalnızca Müslümanlar yaşıyor. 1930 yılında iki yerleşim birleştirilmiş, ilçe Estel'e doğru gelişmiş. Bu sayede Eski Midyat özgün mimari dokusunu büyük ölçüde korumuş, burada ibadete açık 7 kilise ve 1 manastırla her biri ayrı güzellikte taş konaklar var. 1478 yılından bu yana Tur Abdin Süryani Metropolitliğine ev sahipliği yapan Midyat, Tur Abdin Bölgesinin de merkezi kabul ediliyor. Tur Abdin metropoliti çoğunlukla Mor Gabriel Manastırında yaşıyor, ancak bayramlarda ve resmi günlerde Midyat'a geliyor. Midyat'taki Mort Şmuni Süryani Ortodoks Kilisesi Tur Abdin Süryani Ortodoks Metropolitliği'nin Katedrali olarak kabul ediliyor. Eski Midyat'ta ard arda dizilmiş 25 kadar küçük atölyede, hünerli telkari ustalarınca işlenen gümüşten yüzük, gerdanlık, kemer ve çay kaşığı gibi hediyelik eşyalar üretilerek satılıyor. Midyat ve çevresindeki köylerin çoğunda Süryaniler yaşıyordu, ancak son 20-30 yılda Süryanilerin büyük çoğunluğu Avrupa'ya göç etti, birçok köy tamamen boşalmış. Son yıllarda bazı Süryaniler evlerini ve kiliselerini onararak geri dönmeye başlamış. Hatta ünlü Süryani şarabını üretecek bir fabrika bile kurulmuş. Midyat'ın köylerinde onlarca kilise ve manastır var. Ama özellikle Anıtlı köyündeki Meryem Ana Kilisesi görenleri kendisine hayran bırakıyor. Bir başka güzel kilise Gülgöze köyünde, kuleleriyle kaleyi andıran Mor Hadşabo Kilisesi köyün en yüksek noktasına inşa edilmiş. Güngören köyündeki Mor Stefanos Kilisesi de yörenin görülmeye değer yapılarından. Midyat'a 18 km uzaklıktaki Yayvantepe köyü yakınlarında Mor Gabriel Manastırı yer alıyor. Mor Gabriel Manastırı'nın, Savurlu Mor Şemuil ve öğrencisi Kartminli Mor Şemun tarafından 397 yılında kurulduğu kabul ediliyor. 1997 yılında kuruluşunun 1600. yılını kutlayan manastır yüksek duvarları nedeniyle uzaktan bir kaleyi andırıyor. Manastır yapılan bir iç avlunun çevresinde toplanmış. İç avlunun çevresinde Anastasios Kilisesi, Theodora'nın Kubbesi, Beth Kadişe ve Meryem Ana Kilisesi gibi son derece etkileyici yapılar sıralanıyor. Bunların etrafında da misafirhane, yatakhane, mutfak gibi birimler yer alıyor. Günümüzde Mor Gabriel Manastırı'nda Tur Abdin Metropoliti, rahip, rahibe ve öğrencilerle manastırın idari işleriyle ilgilenen üç aileden oluşan yaklaşık 80 kişi yaşıyor. Manastırın temizlik, çamaşır, yemek gibi hizmetlerini rahibeler yapıyor. Manastırda yaşamını sürdüren 30 civarında çocuk, bir yandan Midyat'taki devlet okullarına devam ediyor, diğer yandan da dini eğitim alıyor. Bence dünya gözüyle görülmesi gereken yerlerin başında yer alıyor. Yapmadan Dönme! Mardin mutfağı kültürü gibi çok zengin. Yöreye has baharatlar kullanılarak yapılan yemekler arasında Lebeniye, Sembusek, Irok, Kibbeh, Kitel Raha, Kaburga Dolması ve Maklube başta geliyor. Mardin'in imlebbeys denilen badem şekeri de ünlü. 'e 1430 km uzaklıkta. Mardin'e uçak seferleri de yapılıyor. Mardin-Midyat arası ise 55 km."} {"url": "https://www.gezipedia.net/293-seyahate-cikmadan-once-yapilmasi-gerekenler.html", "text": "Modern yaşamın bizi getirdiği noktada çalışmak kaçınılmaz bir durum. Şehir hayatı, iş stresi, trafik, yoğun çalışma saatleri, çocukların okulu, ev ödevi derken bütün bir yılı yorularak geçiriyoruz. Bu yüzdendir ki çalışma hayatımızı renklendiren ve bizi motive eden şeylerin başında, gerçekleştirmeyi planladığımız tatiller geliyor. Tatillerden önce yurtiçi yurtdışı farketmeksizin araştırma yaparak ve hava yollarının promosyonları takip ederek tatilinizi daha ucuza gerçekleştirebilirsiniz. Tatilinizi önceden planlamak, tarihlerin çok önceden netleşmesini sağlayacağı için konaklayacağınız yerler, gezip görmeyi planladığınız müze, restoran, festival gibi yerler için önceden yer ayırtmanıza ve bu da çeşitli indirimlerden faydalanmanıza imkan sağlayabilecektir. Kısacası iyi bir planlama ile çok uzak ülkede yapacağınız harika bir tatil, her yıl gittiğiniz çok yakın bir yerde son dakika planı ile gerçekleştirdiğiniz sıradan bir tatilden daha ucuz olabilir. Tatilinizi planladınız, artık gideceğiniz yer belli, şimdi en önemli konumuz gitmeyi planladığınız dönemde gidilecek yerin hava durumu. Karlı bir aralık gününe uygun kıyafetleriniz ile Phuket adasının 36 derece sıcağını karşılamanız tatilinizi zehredebilir. İşte bu noktada araştırmacı ruhunuz ile önceden yapacağınız araştırma sizi kurtaracaktır. Burada dikkat etmeniz bir diğer nokta da kendi aracınız ile yapmayı planlamadığınız tüm seyahat türlerinde klimaların saldırısına uğrama ihtimali olup, her zaman bir adet kapşonlu hırka yanınızda olmalıdır. Böylelikle hem kendinizi soğuktan koruyabilir hem de kapşonunuzla tüm dünya ile bağınızı kesip rahatça uyuyabilirsiniz. Artık hava durumuna da hakimsiniz, rahatlıkla bavulunuzu hazırlayabilirsiniz. Eğer çalışma hayatının içinde iseniz muhtemelen tatilinizden bir gün önceye kadar çalışıyor olacaksanız. İş yerinde devredeceğiniz işler, evi temiz bırakma gayreti, tatil alışverişi derken, bavul hazırlığına sıra gelmeyebilir ve bavul hazırlığı son geceye kalabilir. Tatilinizin stres ile başlamasını önlemek için sizlere tavsiyem bavulunuzu hazırlamadan önce bir liste oluşturmanız, ve bu listeye sadık kalarak bavulunuzu seyahatinizden en az 2-3 gün önce hazırlamanız. Eğer yolculuğunuzu uçak ile gerçekleştirecekseniz her hava yolunun uçuş politikası farklılık gösterebileceği için gideceğiniz hava yolunun uçuş politikalarını önceden okumalı, gittiğiniz yere parfümleriniz, lens solüsyonlarınız ya da ilaçlarınız çöpü boylamış olarak gitmemelisiniz. Uçuş politikalarını okurken ilaçların reçete ile birlikte uçağa alınacağı belirtiliyor ise buna çözüm olarak rutin kullandığınız ilaçlarınız için doktorunuzdan reçete yazmanızı isteyebilirsiniz. Hazırlığın en eğlenceli konusuna geldik. Tatilinizi yurtdışında, başka bir kültürde geçirmeyi planlıyorsanız, az da olsa orayla ilgili bilgiye sahip olmak işleri daha eğlenceli hale getirecektir. Son seyahatimi Tayland'a gerçekleştirmiştim, gerçekten farklı bir kültürde, başka bir kıtadaydım ve araştırmamış olsaydım krallık sistemi ile yönetilmekte olan bu ülkenin halkının krallarıyla ilgili çok hassas olduğunu, bunun hakkında şaka yapılmaması gereken bir konu olduğunu, böyle bir durumda kendimi hapiste bulabileceğimi talihsiz anılarla tecrübe edebilirdim. Gideceğiniz ülkede elektrik girişlerinin farklı olup olmadığını bilmek, ya da ülkede kullanılan para birimini önceden araştırmak hayatınızı gerçekten kolaylaştırcaktır. Hayatı kolaylaştırmanın da bir adım ötesinde, gideceğiniz yerdeki insanların kültürlerine dair, yaşama şekillerine dair birkaç şey öğrenip, oradaki insanlarla daha yakın olmasınız. Yeni yerler görmek yeni kültürleri de öğrenerek anlamlı hale gelecektir. Kimse tatilini uyuklayarak ve yorgun geçirmek istemez. Jet lag olmaktan kolayca kurtulmak için gitmeden önce varacağınız yerin saat dilimine göre yaşamaya başlayabilirsiniz. Bu konuda çok farklı metotlar da bulunuyor. İnternet'te küçük bir araştırma yaparak diğer methotlar hakkında da detaylı bilgi edinebilirsiniz. Yeni yerler yeni kültürler görmek elbette güzel ancak hepimizin vazgeçemediği alışkanlıkları vardır, örneğin çay içmeden duramıyor olabilirsiniz, ya da alışkın olduğunuz sigaradan başka sigara kullanamıyor olabilirsiniz. Bunların eksikliğinin tatilinizi gölgelememesi için yanınızda götürebilirsiniz. Gittiğiniz ülke güvenli mi? ATM bulmak kolay mı? Mekanlarda kart geçiyor mu? Bu soruların cevaplarını iyice araştırmalısınız. Gittiğiniz yer güvenli bir yer olmayabilir ve siz çok az miktarda nakit taşımayı tercih edebilirsiniz. Bu konuda çok önemli bir uyarı da yurtdışına çıkmadan önce bankanıza bu konuda bilgi vermenizdir. Aksi takdirde kartla yaptığınız ilk para çekim işleminde ya da ilk ödemede güvenlik amacı ile kartınızı kullanıma kapatabiliyorlar. Hepimiz tatile çıkarken bir daha dönmeyecekmiş gibi yollara dökülmeyi severiz ancak tatiller kısadır ve nihayetinde döneceğimiz yer evimizdir. Dönüşün sıkıntısız olması için evden çıkmadan önce biz yokken yaşam alanımızı mahvedecek aksiliklerin önüne geçecek önlemler almamız önemlidir. Çok da zor olmayan bu kural dönüş depresyonumuzun önüne geçecektir. yapılması gerekenler listesini dikkate alınarak tatile başlanıldığında geriye sadece tatilin tadını çıkartmak, bol bol gezmek görmek, fotoğraf çekmek, yeni arkadaşlar edinmek ve yeni kültürleri gözlemlemek kalıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/294-seyahat-etmeyi-sevenlerin-mutlaka-gitmesi-gereken-5-sehir.html", "text": "diye bir yazı oluşturmaya karar verdik. O zaman gelin bu ülkelere beraber göz atalım. olarak bilinmektedir. \"Maskelerin şehri\" olarak bilinmesinin nedeni, dünyaca ünlü maskelere sahip olmasıdır. Bu şehrin kanallardan oluşan kısmı aslında tamamen turistiktir. Genelde yabancıların dikkatini çekerek, çok fazla ilgi toplar. Tabii bu şehir sadece kanalları, maskeleri ile değil aynı zamanda renkli evleri, göz alıcı kiliseleri ve akşamın bir güzel şarap eşliğinde dinlene bileceğiniz barları ile de çok fazla ünlüdür. şehri, dünyanın en romantik şehirlerinden biri olarak kabul görmüştür. Bu şehrin herkes tarafından sevilmeye başlaması ve tercih edilmesinin önemli nedenleri arasında, neoklasik mimari üslubu ve bu etki ile gelişen moda ve sanatıdır. Moda tasarımı okumak isteyen bir çok gencin ilk başta tercih ettiği bu şehir hemen hemen herkesin ilgisini çekmeye başlamıştır. Sevgiliniz, eşiniz ve ya dostunuzla sabahları alışveriş caddelerini gezip akşamları huzurlu zaman geçirmek istiyorsanız eğer bu şehre mutlaka seyahat edin! İtalya'nın ortasında yer alan \"Yedi Tepe\" üzerinde kurulan Roma şehri, başkent olarak bilinmektedir. Bu şehir tarihsel açıdan büyük önem taşır. Burası Tiber ve Anieane nehirleri arasında yer almaktadır ve Lazio bölgesinin başkentidir. Antik yunan döneminden günümüze kadar mimari açıdan gelişmiş farklı evlere sahip olmuştur. Villaların ilk popüler olduğu şehir olarak ta bilinmektedir. Son zamanlar eğlence mekanları, mutfakları ve gezilecek yerleri ile de çok fazla ilgi toplamaktadır. yazın sıcak ve kurak, kışın ise yağışlı ve soğuk geçmektedir. Tarihe büyük ilgi duyan ve mimarlık okuyan insanların ilk tercih ettiği şehirler arasında yer almaktadır. Eğer siz de mimari yapılara, tarihsel kalıntılara ilgi duyuyorsanız, bu şehri mutlaka ziyaret etmeniz gerekir!"} {"url": "https://www.gezipedia.net/295-selcukta-gezilecek-yerler.html", "text": "Efes antik kentinin kuzeyindeki Ayasuluk Tepesi, St. Jean'in gömütünün bulunduğu yer olduğu için, Hıristiyanlarca kutsal kabul edilmiştir, ilçe sınırları içinde bulunan Efes antik kenti, antik dönemlerin en önemli yerleşimlerinden biridir. Bugün Efes ören yeri Türkiye'den ve çok sayıda ülkeden gelen turistler tarafından yoğun ilgi görmektedir. , Selçuklu döneminden kalma en önemli mimari eserlerden biridir. 1304 yılında Aydınoğlu Beyliği, Ayasuluk ve çevresine yerleşmiş ve tepedeki kaleyi kullanmıştır. 1426'da Osmanlılar tarafından alınmış ve Aydın sancağına bağlanmıştır. 1914'de Ayasuluk adı Selçuk'a dönüştürülmüştür. 1957'de İzmir'in ilçelerinden biri olmuştur. Yoğun tarihi özelliklerinden dolayı bölge çok sayıda turisti kendine çekmektedir. Aydın-İzmir yol kavşağında bulunan ve Aydınoğulları dönemi yapısı cami, kare planlı, kubbe örtülü tek mekan ile önündeki son cemaat yerinden oluşur. Son cemaat yeri geç dönemde eklenmiştir. , daha sonra eklenen bölümlerle birlikte 1976'da hizmete girmiştir. Müzede Efes ve çevresinden çıkarılan tarih öncesi, Mykene, Klasik Yunan, Helenistik, Roma, Doğu Roma, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden kalma çok çeşitli eser sergilenmektedir. Müzede sergilenen eserler arasında Sokrates'in, Eros'un, Zeus'un ve Marcus Aurelius'un büstleri; Yunan trajedilerinde kullanılan bir maske, Artemis Heykeli, Roma evlerine ait freskler ve mozaikler, Klaros'tan çıkarılan eserler sayılabilir. Müzenin Arasta bölümünde, eski Türk ticaret hayatını anlatan eserler sergilenmektedir. Selçuk'un 12 km kuzeyinde, Selçuk - Tire ve Selçuk -Torbalı yol kavşağının doğusunda, Belevi köyüne 3 km uzaklıkta bulunan ve MÖ 3. yüzyıla tarihlenen kayaya oyulmuş anıt mezar. Yapımı tamamlanmamış olan anıt mezar, 11,37 m yüksekliğindeki podyum üzerinde yer alan Korint sütunlarla çevrili cella ve piramit çatıdan oluşur. Piramit çatı tasarlanmış, ancak bitirilememiştir. ve Efes müzelerindedir. Anıtın piramit çatı olmadan toplam yüksekliği 23 m kadardır. 'nın batısında, aynı adla anılan bir tümülüs vardır. Çember biçimli duvarla çevrili tümülüse 7 metrelik dromosla girilir. Dikdörtgen planlı, tonoz örtülü iki mezar odası kayaya oyularak mermer kaplanmıştır. Soyulduğu için kimin mezarının yer aldığı belirlenemeyen tümülüs, MÖ 4. yüzyıla tarihlenir. Belevi Anıtı, Halikarnas Mozolesinden sonra Antik Anadolu'nun en yüksek ve en büyük mezarıdır. Selçuk ilçe merkezinin güneyindeki Çamlık Mahallesindedir. 1991 yılında açılan müzede. 1918 yılından bu yana yurtta çalışmış buharlı lokomotifler sergilenmektedir. , bir vadinin güney ve doğu yamaçlarında yükselen ve etrafı ormanlarla kaplı bir yerleşmedir. Denize kadar uzanan Efes Ovası, Şirince'nin tam önündedir. Şirince'deki tarihi Rum evlerinin özellikle görülmesi gerekir. Efes, 14. yüzyılın sonunda Osmanlılar tarafından ele geçirilince önemini yitirmiş olmasına rağmen kentin yerlileri yaşadıkları toprakları hiçbir zaman tümüyle terk etmemişlerdir. Bu yerlilerden Hacı Panayot adlı bir Rum, güneydeki dağlarda, çamların arasında güzel bir köşeye yerleşmiştir. Yaşadığı yerin nasıl olduğunu soranlara da gelip rahatını kaçırmasınlar diye \"çirkince\" demiştir. Ancak zamanla yalanı anlaşıldığından, buraya yerleşenler çoğalmış, yerleşim ilk önce köy, daha sonra kasaba olmuştur. Kaynaklarda Kırkınca adıyla geçen kasabaya, halkı Çirkince demeye devam etmiştir. Oturanların çoğunluğunu Rumların meydana getirdiği bu kasaba, ancak Cumhuriyet sonrasında gerçekte olduğu gibi Şirince adını almıştır. -Aydın arası 600 km olup, E881 karayolunu kullanarak yaklaşık 6 saatlik bir yolculuk ile Aydın'a ulaşabilirsiniz. Aydın Selçuk arası ise 60 km olup, Kuşadası yönüne doğru Belevi köyü kavşağından Selçuk'a ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/296-koycegizde-gezilecek-yerler.html", "text": "Akdeniz ve Ege'nin birleştiği noktadadır. Binlerce yıldır halk tarafından duyulan saygının bir eseri olarak tarihi dokusu ve doğası oldukça korunmuştur. Doğal güzelliği bozmayan ve üstüne anlam katan taş evleri, köyleri ve narenciye bahçeleriyle insanda Dünyayı tekrar tanıma isteği uyandırır. Özellikle yaz aylarında şehir denizi ve berrak gölleriyle insanı kendine çeker. Renkten renge giren uzanan büyük dağları, yürünmeyi bekleyen uzun patika yolları, gölleri, denizi ve tarihiyle Köyceğiz kesinlikle keşfedilmeye değer bir yerdir. Sadece huzurlu ve rahat bir tatili değil, insandaki merak duygusunu uyandırarak keşif etmenin tutkusunu da veren bir yerdir. , Karyalılar, İskitler, Asurlular, Persler, Romalılar, Selçuklular ve Osmanlılar gibi birçok millete ev sahipliği yapmıştır. Üzerinde halen daha bu milletlerin birçok kalıntısı, eseri ve izi bulunur. Bu izlerin çoğu ortaya çıkarılmış olsa da keşfedilmeyi bekleyen eser sayısı da az değildir. , Cumhuriyet'in ilanından sonra Muğla'nın ilçesi olmuştur. denilen küçük bir göl daha vardır. . Etrafındaki ormanların manzarası, gölün içindeki sazlıklar, doğanın sesi ve öğleden sonra esen meltem rüzgarlarının serinliğiyle, rahatlamak için harika bir yer. Ayrıca Dünya'nın denize boşalabilen 7 gölünden biri. Sadece göl etrafında gezmek ve yürüyüş yapmak bile insana huzur veriyor. Bunların yanı sıra gölde harika tekne turlarına katılabilirsiniz. Ayrıca sörf, yelken, kano ve kürek çekmek gibi doğa sporları da gölde yapılabilmektedir. Köyceğiz'deyseniz burası kesinlikle en az bir gününüzü ayırmak isteyeceğiniz bir yer. Köyceğiz'den tekneyle gidilen antik kentte Köyceğiz'de eskiden yaşayan halkların izlerini görebilir, tarihe ellerinizle dokunabilirsiniz. Köyceğiz'in doğan güzelliklerinden biri olan yaylaya ulaşım oldukça kolaydır. Çam ağaçlarıyla çevrili yaylada mis gibi kokuları burnunuza çekebilirsiniz. Ayrıca ağustos ayında yayladan yapılan Mahya Şenliklerine katılmak için bile gitmeye değer. Bayram havasında geçen şenliklerde eğlenceli bir gün geçirebilirsiniz. Muğla'nın en güzel koylarından olan ve Köyceğiz'in güzelliğine güzellik katan koy, berrak mavi suları ve duru manzarasıyla sizi kendisine aşık edecektir. üzerinde çok sayıda çardak lokantaları vardır. Soğuk dere suyundan tutulan alabalıklar bu lokantalarda ziyaretçilere sunulur. Çayın civarı ise tam anlamıyla bir doğa harikasıdır. - Muğla - Muğla arası 583,5 km olup D200 karayolu üzerinden Muğla'ya ulaşabilirsiniz. Muğla'ya havayolu ile ulaşma imkanı da bulunmakta. Muğla - Köyceğiz arası 60 km olup, Fethiye - Antalya karayolu üzerinden yaklaşık 45 dakikalık bir yolculuk ile Köyceğiz'e ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/297-saklikent-kanyonu-tanitimi.html", "text": "henüz keşfedileli 15 yıl oluyor. Uzun yıllar kimseye kendini göstermeden varlığını sürdürdüğü içinde adı Saklıkent. 15 yıl önce bir keçi çobanı tarafından tesadüfen bulundu. Şu an o keçi çobanı halen daha kanyonda ve oradaki işletmenin sahibi. Uzun süre el değmediği ve insanlardan uzak olduğu için diriliğinden, güzelliğinden ve şaşırtıcı derecede temiz sularından hiçbir şey eksilmemiş. Tam 14 km uzunluğunda olan kanyonda dünya üzerinde görebileceğiniz en nadir manzaralardan birine rastlayabilirsiniz. 14 km uzunluğundaki kanyonda zorlu bir yürüyüşe çıkabilirsiniz. Dağlardan gelen soğuk suların üzerinden, iplere tutunarak dere ve ağaçların üzerinden geçerek engin manzaralara ve sadece güçlü insanların ulaşabildiği güzelliklere vakıf olabilirsiniz. Ömür boyu bu anıları yanınızda taşıyacağınızdan emin olabilirsiniz. Lastik Ayakkabı Kiralama: 5 TL şeklindedir. Suların üzerinde bulunan ve güzel bir manzaraya sahip olan tesiste yorgunluğunuzu atabilir ve serin havanın tadını çıkarabilirsiniz. Oldukça enerjik bir şekilde akan ırmağın üzerinde heyecanlı ve bir o kadar da zorlu rafting macerasına katılabilir ve enerjinizi boşaltabilirsiniz. Eğer Saklıkent'e kış aylarında gittiyseniz, kayak merkezi de sizin için kaçırılmayacak bir durak noktası olabilir. Kar kalınlığı 100 ile 230 cm arasında değişen dağların zirvesinde unutulmayacak bir kayak tecrübesini yaşayabilir ve kayak alanı etrafındaki otellerde konaklayabilirsiniz. Öncelik buranın gerçekten harika bir doğal güzelliği olduğu yadsınamaz ama siz yine de yürüyüş yolunu tercih etmeden önce yanınızda çocuk getirmemenizi ve çukur, kaya gibi tehlikelere karşı açık olmanızı öneririm. Ayrıca bazen omzunuza kadar gelen suların içinde yürüyeceğiniz için girişte kiralanan deniz ayakkabılarını kullanmanız sizin için daha faydalı olacaktır. Yine aynı sebepten su geçirmez bir sırt çantanız yoksa yanınıza telefon, cüzdan gibi ıslanabilecek eşyaları getirmemenizi tavsiye ederiz. Fethiye'den sonra 40 km uzaklıktaki Kayadibi Köyü tabelalarını takip ederseniz köyün yakınında olan Saklıkent'e ulaşabilirsiniz. Eğer özel aracınız yok ise Saklıkent'e düzenlenen turlar aracılığıyla da gidebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/298-turkiyeye-yakin-vizesiz-gidilecek-ulkeler-ve-sehirler.html", "text": "den başlamanız daha iyi olacaktır. İster bir tur şirketiyle anlaşarak, ister bireysel olarak bu ülkelere rahatça gidebilirsiniz. kentine varıp, gezinize başlayabilirsiniz. Tiran'da yer alan Ethem Bey Cami ve Saat Kulesi şehrin tarihi mekanlarından. Balkanların birçok kentinde olduğu gibi burada da akarsulara rastlamak mümkün. Lena Nehri, Tiran'ın içinden geçiyor ve kıyısında Osmanlı'dan kalan eski bir kalenin izleri görülüyor. Osumi Nehri'nin ortadan ikiye böldüğü şehir olan Berat'ı da görmeden geçmemelisiniz. Berat şehrinde Osmanlı'dan günümüze kalan birçok tarihi cami bulunuyor. Ayrıca Berat Kalesine'ne çıkıp şehir manzarasının tadını çıkarabilirsiniz. 'da gece gündüz yanmaya devam eden Sönmeyen Ateş Anıtı, İkinci Dünya Savaşı'nı simgeler. Neratva Nehri üzerindeki Mostar Köprüsü, UNESCO Dünya Miras Listesi'nde yer alır ve bu bölgeye geldiğinizde mutlaka görmeniz gereken yerler arasındadır. Karadağ ise Bosna Hersek'e komşu olan bir Balkan ülkesidir ve vizesiz ziyaretlere açıktır. Ekonomik fiyatları ile kaçırılmayacak bir tatil imkanı sunan ülke denizden hemen sonra başlayan dağları, şato şeklindeki otelleriyle dikkat çekiyor. 'ü gezebilir, doğal güzelliği Matka Kantonu'nu ziyaret edebilirsiniz. edebileceğiniz ülkeler arasında yer alıyor. İran'da gezebileceğiniz sayısız tarihi eser var ve bu eserler estetik yapısıyla sizleri kendilerine hayran bırakacaklar. Pers İmparatorluğu tarihine tanıklık etmek için İsfahan'ı görmeli, çölün ortasındaki dev labirent içinse Yezd'e uğramadan geçmemelisiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/299-meteoroloji-nedir.html", "text": "Meteorolojik olaylar, insanoğlunun yaşamını ilk çağlardan itibaren etkilemiştir. İnsanlar günümüze kadar dünya atmosferinde olup biten olayların nedenlerini zamanın koşullarına göre inceleyip araştırmışlardır. Bu amaçla da çeşitli gözlem ve incelemeler yaparak hava olaylarını önceden tahmin edebilme yollarını bulmaya çalışmışlar, bunların olumlu etkilerinden faydalanma, olumsuz etkilerinden de kurtulma ve korunma yollarını da aramışlardır. , insanlık tarihi kadar eski bir bilim olmasına karşın gerçek kimliğine 19. yüzyıl sonlarına doğru kavuşmuştur. İlk meteorolojik haritalar 1869 yılında Prof. Cleveland Abbe ve Alexander Buchan tarafından yapılmıştır. 1882 yılında Elias Loomis ilk dünya yağış dağılım haritasını, 1887 yılında Dr. Julius Hann ise ilk meteoroloji atlasını hazırlamışlardır. Hava olaylarını takip eden ilk uygarlık Mısırlılardır. Mısırlılar, Nil Nehri çevresinde tarım yapmışlardır. Tarımsal faaliyetlerini düzenlemek ve sürdürmek amacıyla hava olaylarını takip etmişlerdir. Eski dönemlerde Türkler de göçebe yaşam sürdükleri için hava olaylarıyla ve mevsimlerle fazlasıyla ilgili olmuşlardır. Türk boyları yaz mevsimlerinde serin yaylalara çıkmış, kış mevsiminde dağların eteklerindeki ovalarda ve daha sıcak bölgelerde yaşamışlardır. Bu yüzden hava olayları onları önemli ölçüde etkilemiş, yaşamlarını meteorolojik şartlara göre düzenlemişlerdir. Bu etkilenme günümüzde de devam etmekte ve bazı insanların göçebe yaşamalarına neden olmaktadır. konusundaki gelişmelere rağmen özellikle dağlık bölgelerde olmak üzere meteorolojinin nasıl geliştiği bilgileri tam kesinlik kazanmamıştır. Her bölgenin her dağın kendine has bir havasının da olduğu unutulmamalıdır. Yerel kaynaklar bu konuda daha iyi sonuç verebilmektedir. ni yaparak meteorolojik olayları önceden bilmemizi sağlarlar. Meteorolojik olayların meydana gelmesi yeryüzünde ve atmosferdeki değişikliklere neden olan tek ısı ve enerji kaynağı olan güneştir. Dünyanın, güneş sistemi içerisinde güneşe göre iki temel hareketi vardır. - Dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüşüdür. Bu dönüş sayısız oranda hava hadiseleri yaratır ve dünya yüzeyi üzerindeki rüzgar akışını etkiler. - Dünyanın hafif eliptik olan güneşin yörüngesi etrafındaki dönüşüdür. Dünyanın güneş etrafındaki yörüngesinin düzlemine eliptik düzlem denir. Dünyanın ekseni eliptik düzlemden yaklaşık 23 ½ derece eğik olduğu için mevsimler meydana gelir. Güneşin enerjisi en fazla 23 ½ derece kuzey ve güney enlemleri arasında yoğunlaşmaktadır. Dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüşü, güneşin ekseni etrafındaki dönüşü ve dünyanın değişen topografik özelliklerine bağlı olarak yeryüzünün farklı ısınması hava durumunun değişmesine neden olan en büyük faktördür. Güneşin karakteristik özelliği, dünyadaki tüm atmosferik değişikliklere ve tüm hava hareketlerine sebep olan tek ısı ve enerji kaynağıdır. Güneş dünyanın yörüngesine 83 derecelik açıyla bakar. Dünyaya (1 cm kareye 1.94 gr/cal ) ısı enerjisi verir. Bir kalori 1 gram suyun ısısını 14.5 dereceden 15.5 dereceye yükselten ısı enerjisidir. Sıcaklık enerji sebebiyle meydana gelen molekül hareketlenmelerine sıcaklık denir. - Troposfer - Stratosfer - Mezosfer - Termosfer - Ekzosfer Şekil 2 Atmosferin dünyaya olan katmanları sırasıyla. - İklim olayların meydana gelmesini sağlar. - Canlı yaşamı için gerekli gazları ihtiva eder. - Güneş'ten gelen zararlı ışınları tutar. - Dünya'nın aşırı ısınmasını ve soğumasını engeller. - Dünya ile birlikte dönerek sürtünmeden doğacak yanmayı engeller. - Uzaydan gelen meteorların parçalanmasını sağlar. - Güneş ışınlarının dağılmasını sağlayarak gölgede kalan kısımların da aydınlanmasını sağlar. Bir başka ifade ile gölgelerin tam karanlık olmasını önler. - Işığı, sesi, sıcaklığı geçirir ve iletilmesini sağlar. - Hava akımları nedeniyle gündüz olan bölgelerin aşırı sıcak, gece olan bölgelerin de aşırı soğuk olmasını engeller. Günümüzde meteorolojik hizmetler tamamen bilimsel yöntemlerle ve uluslararası işbirliği içerisinde yürütülmektedir. Bugün dünyada 24 saat sürekli çalışan on bin civarında kara istasyonu, açık denizlerde görev yapan altı binden fazla gözlem gemisi ve yüksek hava sondajları yapan binden fazla meteoroloji istasyonu vardır. Doğada bulunulan herhangi bir bölgenin hava raporlarına internet üzerinden ulaşılabilir. Birçok yabancı site bizim dağlarımızın detaylı hava raporlarını günlük paylaşmaktadır. Bunun yanında Devlet Meteoroloji İşleri Genel Müdürlüğü de resmi sitesinde bölgesel olarak detaylı hava raporlarını haftalık olarak paylaşmaktadırlar."} {"url": "https://www.gezipedia.net/3-adanada-gezilecek-yerler.html", "text": "Adana'da gezilecek yerler isimli bu yazımızda; Adana nüfusu, Adana ilçeleri ve Adana tarihi yerleri gibi Adana hakkında bilgi bulabilir, Adana gezi rehberi ile Adana gezilecek noktalar hakkında tüm detayları öğrenebilirsiniz. Türkiye'nin en önemli kentlerinden birisi olan Adana, sahip olduğu farklı özelliklerle insanların dikkatini çekmektedir. Gerek doğal gerekse de tarihi güzellikler bakımından oldukça zengin olan bu kent, yıl içinde çok sayıda ziyaretçiyi ağırlar. Türkiye'nin en kalabalık 5. kentidir. Adana nüfusu, 2019 yılında 2,2 milyona ulaşmıştır. Adana ilçeleri sayısı 15 olup, bu ilçelerde gezilecek yer bakımından oldukça zengindir. Adana hangi bölgede sorusunun cevabı Akdeniz Bölgesidir. Akdeniz Bölgesinin karakteristik özelliklerini taşıyan bu kent, ayrıca Çukurova olarak da adlandırılmaktadır. Tüm bunlar göz önünde tutulduğunda Adana'nın gezginler için çok cazip bir yer olduğunu söyleyebiliriz. Seyhan ve Ceyhan nehri ile bölgedeki verimli topraklar; tarih boyunca insanların bu bölgeye ilgi duymasına ve yerleşim yeri kurmasına neden olmuştur. Bu durumdan dolayı Adana tarihi, milattan önce 6000 senesine kadar uzanır. İnsanların ilk defa yerleşik hayata geçmeye başladığı neolitik döneme ait kalıntılar vardır. Dolayısıyla ilk insan yerleşim yerlerinden birisi olduğu söylenebilir. Kente tarih boyunca farklı isimler verilmiştir. Son olarak ise Yunan mitolojisinde yer alan Gök tanrısı Uranus'un oğlu Adanus'tan esinlenerek buraya Adana ismi verilmiştir. Hititlerden Osmanlı'ya kadar çok sayıda devlet burada hüküm sürmüştür. Bu kentin sahip olduğu imkanlar, verimli topraklar ve doğal güzellikleri; tarih boyunca insanların burada yaşamasına neden olmuştur. Buna bağlı olarak Adana'da farklı medeniyetler hüküm sürmüş ve hüküm sürerken de bu kente büyük önem vermiştir. Söz konusu durum sebebiyle günümüze ulaşan çok sayıda tarihi yapı vardır. Adanada gezilecek yerler listesinin önemli bir kısmı, bu yapılardan oluşur. Adana'nın en eski yapılarından birisi olan Taş Köprü'nün tam olarak ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Tarihi kaynaklardaki bilgilere göre yapılan çıkarımlar, Hititler dönemini işaret eder. Roma İmparatorluğu zamanında ise köprünün kapsamlı bir onarımdan geçtiği bilinir. Ayrıca Abbasi halifeleri Harun Reşid ve Memnun zamanında köprüye ek kısımlar yapılmıştır. Ayrıca bu dönemlerde yine onarım gören köprü, 17. yüzyıla kadar bu şekilde gelmiştir. Bu dönemde ise Osmanlılar köprüyü onarıma sokmuştur. Toplam uzunluğu 310 metre olan köprünün genişliği ise 11 metredir. Evliya Çelebi köprüden bahsederken; 14 büyük kemer ve 5 küçük tahliye kemeri üzerinde yer aldığını aktarmıştır. 21 gözün bulunduğu köprünün üzerinde farklı kabartma figürleri vardır. Adana gezilecek yerler listesinin ilk sıralarında olan bu yapı, yıl içinde çok fazla sayıda insan tarafından ziyaret edilir. Balkanlar ve Ortadoğu'da bulunan camilerin en büyüğü olan Sabancı Merkez Camii, 28.500 kişi kapasitelidir. Adana'nın hemen her yerinden görülen söz konusu camii, yakın zamanda inşa edilmiş olmasına rağmen, kentin önemli simgelerinden birisidir. İlk olarak 1988 yılında temeli atılan camii, 1998 yılında ibadete açılmıştır. Görünüm olarak Edirne'de bulunan Selimiye Camii'ne benzemekte ve etrafındaki alan ile birlikte Adana'daki önemli güzelliklerden birisi konumuna gelmektedir. Ramazanoğulları veya bilinen diğer adıyla Ulu Camii, Adana'nın en büyük ikinci camisidir. Sabancı Merkez Camii açılmadan önce ise kentin en büyük ibadet noktasıydı. Adından da anlaşılacağı üzere Ramazanoğulları döneminde inşa edilmiştir. 1509 yılında temeli atılan camii, 1541 yılında tamamlanmıştır. Adana'nın Seyhan ilçesinde bulunan cami, 1998 yılında meydana gelen depremde hasar almış ve daha sonra geniş çaplı bir onarımla eski haline getirilmiştir. Adana'da gezilecek yerler içerisinde özel bir anlamı olan bu cami, Türk mimarisinin önemli eserlerinden birisidir. Adana'nın önemli ulaşım noktalarından birisi olan bu istasyon, sahip olduğu yapılarla dikkat çekmektedir. Burada bulunan binaların yapımının 1912 yılında tamamlanmış olması, dönemin mimarisini göstermesi açısından son derece önemlidir. 450 dönüm gibi devasa bir alana kurulan istasyon, günümüzde halen hizmet vermektedir. Adana ile Mersin arasında yolcu taşıyan trenler, günde 60 sefer gerçekleştirmektedir. Türkiye'nin en büyük parklarından birisi olan Adana Merkez Park, 33 hektar gibi devasa bir alana sahip. Seyhan nehrinin iki kıyısındaki alanda bulunan park, ilk olarak 2004 yılında ziyaretçilerine kapılarına açmıştır. Parkın olduğu alanda daha önce konutlar, otobüs terminali ve narenciye bahçeleri bulunmaktaydı. Söz konusu park için bölgede gerekli düzenlemeler yapıldı. Yeşil alanlar korunurken, konutların farklı bir alana taşınması sağlandı. Günümüzde parkta 400 bin civarında bitki bulunmaktadır. Görüntüsü ile insanların adeta huzur bulduğu bir nokta olarak dikkat çekmektedir. Adana gezi rehberi içerisinde de bulunan söz konu park, yıl içinde insanların yoğun ilgi gösterdiği noktalardan birisidir. Türkiye'nin en yüksek saat kulesi olma özelliğine sahip olan Büyük Saat, 32 metre yüksekliğe sahiptir. Seyhan ilçesindeki Ali Münif Caddesi üzerinde yer alır. Kentin önemli simgelerinden birisidir ve inşası 1881 yılında başlayıp 1882 yılında tamamlanmıştır. Birinci Dünya Savaşı patlak verdiğinde Adana'ya gelen işgal kuvvetleri saat kulesini tahrip etmişlerdir. Cumhuriyet döneminde ise bu tahribat giderilmiş ve kule tekrar eski haline getirilmiştir. Osmanlı'nın son dönemlerdeki mimari anlayışının en özel örneklerinden birisidir. Ayrıca bu kule, devletin modernleşmesinin de bir sembolü olarak görülmüştür. Türkiye'nin en önemli akarsularından olan Seyhan nehri, Adana'nın verimli topraklarının temel nedenlerinden birisidir. Bu nehir üzerine 1956 yılında baraj inşa edilmiş ve buna bağlı olarak bölgede Seyhan Baraj Gölü oluşmuştur. Adana kent merkezine sadece 15 km mesafede olan bu baraj gölü, etrafındaki yeşil alanla birlikte insanlara adeta görsel bir şölen sunmaktadır. Mavi ve yeşilin birleştiği bölgede balık restoranları ve benzer alanlar yer almaktadır. Ayrıca gölün ortasında bir tane de ada bulunur ve Sevgi Adası adıyla bilinir. Anadolu'daki kapalı çarşıların bir örneği de Adana'da bulunur. Tarihi Kazancılar Çarşısı, kentin en otantik noktalarından birisidir. Geçmişte kazancılar ve bakırcıların yer aldığı çarşı, şimdilerde ise her türlü ihtiyaca yönelik işletmelere ev sahipliği yapmaktadır. Gün içinde oldukça yoğun olan çarşının farklı bir özelliği daha vardır: Geleneksel kebapçılar. Mesai bittikten sonra kebapçılara olan ilgi başlar ve müzik eşliğinde insanlar farklı bir akşam yemeği yeme fırsatı yakalar. Adana gezilecek noktalar arasında müzeler de önemli bir yer tutar. Bunlardan öne çıkanlardan birisi Adana Arkeoloji Müzesi olup, sadece Adana'nın değil, Türkiye'nin de en önemli müzelerinden birisidir. Söz konusu müze 1924 yılında açılmıştır. Cumhuriyet'in ilanından hemen sonra açılan müzede, Adana ve bölgede bulunan eserler sergilenmektedir. Asur, Finike, Hitit, Roma, Frig, Bizans, Anadolu Beylikleri, Selçuklular ve Osmanlılar dönemine ait çok sayıda eser, müze içinde yer alır. Müze kart ile ücretsiz olarak ziyaret edilebilen müzeye kartı olmayanlar ise 10 TL vererek giriş yapabilir. Anavarza Antik Kenti, Kozan ilçesi sınırları içerisinde yer alır. Adana kent merkezine yaklaşık 70 km mesafede bulunur. Roma ve Bizans dönemine ait kalıntıların bulunduğu antik kentteki çalışmalar halen sürmektedir. 200 metrelik kayalıkların üzerinde yer alan Anavarza Kalesi, farklı yapısı ile insanların ilgisini çeker. Adana'nın tarih boyunca devletlerin hedefinde olması, bu kalenin bazı noktalarında farklı tahribatların oluşmasına neden olmuştur. Fakat kalenin genel olarak günümüze kadar ulaştığını söylemek yanlış olmaz. Adana tarihi yerler listesinin önemli bir noktasıdır bu kale. Adres: Adana'ya bağlı Kozan ilçesinin 28 km. güneyinde bulunan Dilekkaya Köyü sınırlarındadır. Birinci Dünya Savaşı öncesinde Osmanlı ile Almanlar arasındaki yakınlaşma, Berlin Bağdat demiryolu projesinin yapılmasına neden oldu. Proje kapsamında demiryolları Almanlar tarafından yapılmaya başlandı. Bu kapsamda Adana'ya Varda Köprüsü inşa edildi. Söz konusu köprüyü Almanların inşa etmesi, insanların köprüyü Alman Köprüsü adıyla bilmesine neden oldu. Almanlar tarafından yapılan Varda Köprüsü'nün uzunluğu yaklaşık 200 metredir. Köprünün yüksekliği ise 99 metredir. Adana kent merkezine 70 km mesafede bulunan köprü, yakın zamanda James Bond: Skyfall filmindeki çekimlere ev sahipliği yapmıştı. Adana'nın meşhur yerleri arasında olmasına rağmen, turistler tarafından çok fazla bilinmeyen bir noktadır, Çoban Dede Parkı. Çoban Dede adındaki bir zatın türbesinin bulunduğu bu park, Adana'nın Seyhan ilçesi sınırları içerisindedir. Anlatılan rivayetlere göre burayı farklı yapıları inşa etmek amacıyla getirilen iş makineleri burada çalışmamış ve yapılar inşa edilememiştir. Bu rivayet, Çoban Dede Parkı'na olan ilginin yükselmesine neden olmaktadır. Türk sinema tarihinin önemli eserlerinin bulunduğu Adana Sinema Müzesi, insanların farklı bir deneyim yaşamasını sağlamaktadır. Sinema tarihinin daha yakından görülmesi ve hangi gelişim aşamalarından geçildiğinin bilinmesi, insanların farklı duygular yaşamasına neden olur. Buna bağlı olarak zamanı olan turistlerin önemli bir kısmının burayı ziyaret ettiği bilinir. Adana Sinema Müzesi, Seyhan ilçesinde bulunur. Bebekli Kilise veya bilinen diğer ismiyle Aziz Pavlus Kilisesi, 1880'li yıllarda inşa edilmiştir. İtalyan Katolik kilisesi olan Bebekli Kilise, içerisindeki 2,5 m boyundaki Meryem Ana heykeli ile de bilinir. Söz konusu heykelin bir bebeğe benzetilmesi, kilisenin Bebekli Kilise adını almasına neden olmuştur. Farklı mimarisi ile dikkat çeken kilise, Adana'daki önemli noktalardan birisidir. Gerek Kurtuluş Savaşı öncesinde, gerekse de diğer zamanlarda Atatürk Adana'ya defalarca gelmiştir. Atatürk'ün Adana'ya her gelişinde konakladığı Tepebağı veya bilinen diğer adıyla Suphi Paşa Konağı, bir müzeye çevrilmiştir. Atatürk Bilim ve Kültür Müzesi olarak hizmet veren bu yapı, Atatürk ve Kurtuluş Savaşı dönemine ait çok sayıda eşyayı içinde barındırır. Atatürk'ün Adana ziyaretleri, Kuvayı Milliye dönemine ait eşyalar ve benzer eserler burada sergilenir. Bunların haricinde Hatay ile ilgili de özel bir bölüm yine bu konağın içerisinde bulunur. Feke Kalesi, 12. yüzyılda inşa edilmiş ve günümüze kadar gelmeyi başarmıştır. Bölgenin yüksek noktalarından birisi üzerine inşa edilen kale, savunma bakımından oldukça avantajlar sağlar. Bununla birlikte Feke Kalesi, farklı özellikleri ile de öne çıkar. Kalenin içerisinde yer alan hamamlar ve havuzlar, burayı kullanan beylerin, keyfine oldukça düşkün olduğunu gösterir. Bu tür imkanlara sahip kale sayısı son derece azdır. Adana'da tarih boyunca bulunan medeniyetler, buraya farklı eserler bırakmışlardır. Şar Antik Kenti de bunun en güzel örneklerinden birisidir. Söz konusu antik kent, ilk olarak Hititler tarafından inşa edilmiş ve etkin olarak kullanılmıştır. Milattan sonra 2. yüzyılda ise Romalılar tarafından buraya bir tapınak inşa edilmiştir. Bu tapınaktan günümüze kadar ulaşan en önemli parça Ala Kapıdır. Antik kentin olduğu bölgede bunun haricinde de farklı kalıntılar vardır. Burası Tufanbeyli ilçesinde olup, Adana kent merkezine yaklaşık 210 km uzaklıktadır. Seyhan nehrini oluşturan çok sayıdaki akarsudan birisi de Çakıt Deresi'dir. Bu dere tarafından oluşturulan Kapıkaya Kanyonu, Adana'nın Karaisalı ilçesi sınırlar içerisinde yer alır. Söz konusu kanyon, rafting tutkunları için özel alanlardan birisidir. Ülkemizin en önemli kanyonlarından birisi olmasına rağmen, yeni yeni tanınmaya başlanmıştır. Adana'ya gelenlerin, mutlaka ziyaret etmesi gereken noktalardan birisidir. Yürüyüş yolları, eşsiz doğa ve daha pek çok güzelliği burada bulabilirsiniz. Çakıt Vadisi, Torosların oluşturduğu önemli doğal güzelliklerden birisidir. Söz konusu vadi, Torosların geçit vererek Çukurova'ya bağlantısını sağlar. Adana ile Ankara arasındaki karayolunun üzerinde bulunan vadi, ziyaretçilerine muhteşem manzaralar sunar. İnsanlar, buradan vadinin derinliklerini ve doğal güzelliklerini seyreder. Efsanelere göre yarı kadın, yarı yılan olan Şahmeran, Yılan Kalesi içerisinde yaşamıştır. Farklı bir hikayeye sahip olan bu kale, Adana sınırları içerisinde yer alır. Oldukça stratejik bir konumda bulunan söz konusu kale, bölgenin etkin bir şekilde savunulması için yapılmıştır. Günümüze kadar büyük bölümü ulaşan kale, birbiri içine geçmiş üç farklı kalenin birleşmesinden oluşur. Adana, her türlü beklentiyi karşılayacak özelliklere sahip bir kenttir. Buna bağlı olarak tatil yapılacak yerler bakımından oldukça zengin olduğu söylenebilir. Adana tatil yerleri, insanların zevklerine göre farklı sınıflara ayrılabilir. Yumurtalık ve Karataş sahilleri yakınlarında bulunan otellerde konaklayarak, Akdeniz sularına girme fırsatını bulan insanlar, Toroslardaki yaylara çıkarak burada temiz dağ havası alabilir. Adana; bitki ve hayvan çeşitliliğinin yanında, şifalı sulara sahip kaplıca bölgeleri ile insanların beklentilerini genel olarak karşılayacak bir kenttir. Bunların haricinde de çok sayıda festival olduğu unutulmamalıdır. Adana, sahip olduğu farklı özellikler ile insanlar tarafından bilinir. Fakat bunlar arasından bazılarının daha öne çıktığını söylemek yanlış olmaz. Kenti sembollerinden birisi Çukurova, burada yetişen ve kent ile anılan ürünlerin başında ise pamuk gelir. Adana'nın neyi meşhur sorusuna verilecek cevaplardan birisi de pamuktur. Adana, Akdeniz'in en doğusundaki kentlerden birisidir. Kentin güneydoğusunda Hatay; doğusunda Osmaniye ve Kahramanmaraş; batısında Mersin, kuzeybatısında Niğde; kuzeyinde ise Kayseri ili bulunur. Kentin güney bölümünde ise Akdeniz yer alır. Adana nerede sorusunun cevabı genel hatları ile bu şekildedir. İstanbul ile Adana arası yaklaşık 933 km'dir ve araçla yaklaşık 11 saat 30 dakika sürer. Ankara ile Adana arası yaklaşık 482 km'dir ve araçla yaklaşık 6 saat sürer. Mersin ile Adana arası yaklaşık 68 km'dir ve araçla yaklaşık 1 saat sürer. Gaziantep ile Adana arası yaklaşık 223 km'dir ve araçla yaklaşık 2 saat 40 dakika sürer. Samsun ile Adana arası yaklaşık 734 km'dir ve araçla yaklaşık 10 saat 30 dakika sürer."} {"url": "https://www.gezipedia.net/30-denizlide-gezilecek-yerler.html", "text": "açısından görülmeye değer kentler arasında yer almaktadır. UNESCO dünya mirası listesinde yer almakta olan Pamukkale, kaplıcaları, antik kentleri ve doğal güzellikleri ile ziyaretçilerinin keyifli vakit geçirebilecekleri bir şehirdir. Kentin simgesi horozdur ve horozu da dünyaca ünlüdür. İhracat oranının yüksek olması ile ülke ekonomisinde önemli bir yere sahiptir. çok eski olmasının nedeni kentin ticaret yollarına yakın olmasıyla alakalıdır. Kent bugün ki kent merkezine 6 km mesafede bulunan ilk yerleşim yerinde M. Ö 261- 245 yılları arasında kurulmuştur. Suriye Kralı olan 2. Antiokhos şehrin kurucusudur ve karısının ismi olan Laodikeye atfen Laodikeia adını vermiştir. Bu şehrin M. S. 7. yy da büyük bir deprem geçirmesiyle birlikte şimdiki kent merkezine taşınmıştır. Kent Ladik adıyla anılmaya başlanmıştır daha sonraları, kimi kaynaklara göre de Tunguzlu Denizli'nin eski ismidir. Kent çeşitli uygarlıklarla ev sahibi olmuş Bizanslılar, Selçuklular, Anadolu beylikleri ve haçlı seferleri ile çalkantılı bir dönem geçirdikten sonra Osmanlı hakimiyetine girdikten sonra ise halkı huzura kavuşmuştur. açısından en çok ilgi çeken yerdir ve yılın her günü yerli, yabancı binlerce turist tarafından ziyaret edilmektedir. Kalsiyum oksitli çökeltilerin bembeyaz bir görüntü oluşturması ile doğa harikasıdır ve bu beyaz kayalar yeryüzüne inmiş bulut görüntüsü oluşturmaktadır. Denizli dünyaca ünlü olan pek çok antik kente de ev sahipliği yapmaktadır. Pamukkale'de yer almakta olan Hierapolis Antik Kenti bunların başında yer almaktadır. Aynı zamanda burada Pamukkale Hierapolis Arkeoloji Müzesi de yer almaktadır. Diğer antik kentler arasında ise; Tabea Antik Kenti, Colossae Antik Kenti, Laodikya Antik Kenti, Tripolis Antik Kenti yer almaktadır. Hierapolis antik kenti Pamukkalenin hemen yanında yer almaktadır. M. S. 2 yy da Bergama kralları tarafından kurulmuştur. Zamanının en gelişmiş şehirlerinden olan Hierapolis de 12.000 kişilik bir tiyatro, nekrapoller, hamamlar, caddeler bulunmaktadır. Tarih boyunca depremlerden etkilenmiş ve büyük hasar görmüş olmasına rağmen yine de ayakta kalan yapıları ile mutlaka görülmesi gereken yerler arasındadır. Hierapolis kentinde ayrıca Kleopatranın da içinde şifa bulduğu söylenen bir havuz bulunmaktadır. Şifalı suyu olan bu havuzda depremlerden etkilenmiştir ve etrafında bulunan sütunlar depremle yıkılmış havuzun içine düşmüştür. Müze de şehir kalıntıları arasında bulunmuş olan lahitler, mücevherler, çeşitli eşyalar bulunmaktadır ve bu müzede o zamanki yaşama dair bir fikir edinmeniz mümkün olacaktır. Pamukkale ile aynı özellikleri taşımakta ama bu özelliklerin yerin altında olması ile insanda farklı bir duygu oluşturmaktadır. 190 metre uzunluğunda olan mağara çatısının yıkılmasının ardından keşfedilmiştir. Hz. İsa'nın 12 havarisinden birisi olan St. Philippe Hristiyanlığın yayılmasını sağlamak için buraya gelmiş ama burada öldürülmüş olduğundan amacına ulaşamamıştır. Onun anısını yaşatmak için 5, yy da Martyrion kilisesi yapılmıştır. Hierapolis antik kentinin kuezinde bulunmaktadır. Mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerler arasındadır. Denizli doğal güzelliklerinin yanında termal kaplıcaları ile de ünlü olan şehirlerimizdendir. Şifa kaynağı olan kaplıcalar, kaplıca turizmi bakımından Denizli'ye oldukça turist çeker. Tekkeköy Kaplıcası, Çizmeli Kaplıcaları, Karahayıt Kaplıcaları, Sarayköy Kaplıcaları, Kızıldere Kaplıcası ve Gölemezli Kaplıcası en popüler olan ve turistlerin en çok tercih ettikleri kaplıcalar arasındadır. Denizli şehrinin pek çok ilçesinde şifalı suları ile ünlü kaplıcalar bulunmaktadır. Bunlar arasında en ünlülerinden birisi de Karahayıt kaplıcalarıdır ve adını aldığı ilçede bulunmaktadır. Şifalı suları hem içme suyu olarak kullanılmakta hem de pek çok hastalığa iyi gelmektedir. Denizli'nin merkezinde tarihi yapıların yer alması ulaşım açısından pozitif bir özellik durumundadır. Merkeze yakın olan birçok tarihi yapı da bulunmaktadır. Akhan Kervansarayı bunların başında yer almaktadır. Selçuklu döneminden kalma olan bu kervansarayın yanında aynı zamanda diğer tarihi yapılar; Boğaziçi Cami, Acıpayam Yazır Cami, Goncalı Kilisesi, Servergazi Türbesi, St. Philippe Martyrion Kilisesi de denizlide gezilecek yerler arasında yer almaktadır. Ege bölgesinin en yüksek dağı olan Honoz dağı sahip olduğu zengin bitki örtüsü ile Denizli'yi ziyaret eden kişilerin doğayla baş başa kalmak için görmeleri gereken yerler arasındadır. Özellikle botanik bilimi ile uğraşan kişilerin sık sık ziyaret ettiği bir yerdir. 55 metre yüksekten düşen suları ile bir doğa harikası olan Yeşildere şelalesi ruhunuzun dinleneceği bir yerdir. Ulaşımı son derece kolaydır ve son zamanlarda doğa gezisi yapmak isteyen kişilerin çok fazla tercih ettiği bir yerdir. Şelalenin etrafında tesisler bulunmakta ve burada zaman adeta durmaktadır. Çivril'e bağlıdır. Denizlilerin Pazar kaçamağı yapmak için sık sık kullandıkları, hem bir balık çiftliği, hem su kuşlarının üreme alanları hem de sulama alanında kullanılan tatlı su kaynağı olarak bilinen yerdir. Bu güzellik günümüzde bilinçsiz avlanma nedeni ile yok olma tehlikesi ile karşı karşıyadır. Kasabaya geldikten sora, 9 km daha güneye gittiğinizde göle ulaşabilirsiniz. Burası yok olmadan önce mutlaka görmeniz gereken doğal güzellikler arasında yer almaktadır. denildiğinde antik kentleri, şelaleleri, kaplıcaları, yöreye has Buldan bezi ise dünyaca ünlüdür. Denizli horozu ise özel bir ırk olarak belirlenmiştir. Ege bölgesinin nefis lezzetlerini de burada tadabilirsiniz. Taş Kapaması, Denizli Kebabı, Kuru Patlıcan Dolması, Keşkek, Tandır vb. Denizli'nin meşhur yemekleri arasındadır. Aynı zamanda Denizli'nin her restoranı sizlere lezzeti yemekler konusunda seçenekler sunmaktadır. Denizli'nin en meşhurları arasında Zafer Gazozu da bulunmaktadır. ve nasıl giderim sorusunu sormaktadırlar. Kendi aracınız ile Denizli'ye İstanbul'dan gitmek istediğinizde 580 km yol alınması gerekmektedir. Ankara Denizli arası ise 473 km'dir. Mutlaka görülmesi gereken yerleri ile Denizli ziyaretiniz çok keyifli geçecek. Antik kentlerinde, doğal güzelliklerinde gezerken zamanın nasıl geçtiğini anlayamayacaksınız."} {"url": "https://www.gezipedia.net/300-dogada-hava-tahmini.html", "text": "ni yöntemlerini bilmesi çok önemlidir. İnternet sayesinde birçok hava tahmin istasyonunun web sayfalarına girip ileriki dönemin tahminleri alınabilir. Ancak iş bu kadarla bitmez. Doğada her an değişebilen hava durumunu izciler, dağcılar, kurtarma personelleri ve doğada bulunanlar kendileri de çok iyi analiz edebilmelidirler. Kamplarda ya da acil durumlarda faaliyetlerini bu tahminlerine göre planlayabilirler. Doğada havanın bozup bozmayacağını, yağmurlu, rüzgarlı veya fırtınalı olup olmayacağını anlamak kolaydır. Doğada bulunmuş kimseler havanın yatay tanırlar, ama hava ayrıca yükselir ve alçalır. Bu hareketi sonucunda bulutlar oluşur ve dağılır. Hava soğuyunca yoğunlaşır ve çöker, hava basıncı artar. Hava ısınınca da yoğunluğu azalır ve yükselir. Isı farklılıklarının sonucu olan bu basınç farlılıkları sonucunda hava hareket eder buna da rüzgar denir. Hava genellikle bir yüksek basınç alanından alçak basınç alanına hareket eder. - Gökyüzü koyu mavi görünürse, güneş doğarken parlak ve hafif sisli bulunursa, gökkuşağı akşam görünürse, güneş ay etrafında büyük hale olursa bu durum havanın iyi olacağına işarettir. - Otların üzerindeki çiğ iyi havayı müjdeler. Çiğ olayı havanın kuru ve açık olduğu zaman da gerçekleşir. - Havanın sisli bulunması, sükunetli olacağını gösterir. - Arıların kovandan çıkıp uçmaları havanın güzel olacağına işarettir. - Yağmurdan sonraki rüzgar da havanın düzeleceğine işarettir. - Gece yıldızlar çok parlak sabahta gökyüzü koyu mavi görünüyorsa hava iyi olacak demektir. - Ateşin dumanı yukarıya doğru düz olarak yükselirse yüksek hava basıncın olduğu ve havanın güzel olacağına işarettir. - Akşam kırmızı olan bir gökyüzü iyi havanın belirtisidir. Havadaki toz partikülleri göründüğü zaman kırmızı rengin oluşmasına neden olur. - Kırlangıçlar yükseklerde uçarsa bir sonraki günün yağmurlu olmayacağı anlaşılır. Böyle havalarda kırlangıçlar hava akımları ile yükselen böcekleri yükseklerde yakalarlar. Yani bu durum yüksek hava basıncına işarettir. Yüksek hava basıncı ise iyi hava demektir. - Sabahları kırmızı bir gökyüzü toz yüklü bir havanın doğuya doğru çekilip yerini batıdan gelen nem yüklü havaya bıraktığını gösterir. - Doğada otların aniden dikelmesi de havanın bozacağı ve yağış geleceğine işarettir. - Doğada bulunan yabani hayvanların ve kuşların aniden kaybolması ve uzaklaştıkları yönün tersinden gelen kötü havaya işarettir. - Aniden bir rüzgar çıkması da havanın basınç farkından dolayı bozacağına işarettir. - Bazı kişiler romatizma ağrılarının artmasıyla havada yağış olacağını hissedebilirler. - Ateşin dumanı yükselmeden dağılıyorsa alçak basınca ve kötü havaya işarettir. Otlar sabah kuru ise, üzerinde çiğ yoksa kötü hava geliyor demektir. - Güneş doğarken gökyüzünün kırmızı olması, gökkuşağının sabahleyin görünmesi, Ay'ın etrafında küçük bir çember bulunması yağmura işarettir. - Güneş doğarken kırmızı görünmesi, batarken gökyüzünün kırmızı olması rüzgara işarettir. - Güneşin soluk ve dumanlı doğması, Ay'ın parlak olması, bulutların beyaz olması, güneş ve Ay'ın etrafında bir kavis bulunması fırtınaya işarettir. - Kırlangıçların toprağa yakın uçmaları böceklerin alçak hava basıncı nedeni ile toprağa yakın olduğunu gösterir. Alçak hava basıncı ise kötü hava demektir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/301-hava-tahmininde-bulutlarin-onemi.html", "text": "Serbest atmosferde buz kristalleri ve su damlacıkları gibi gözle görülür parçacıkların bir araya gelmesiyle oluşan bulut, hava parselinin atmosfer içerisinde yükselmesi ile içerisinde bulunan su buharının yoğunlaşması sonucunda oluşur. Sisin buharlaşması şeklinde oluşumu da söz konusudur. Yoğunlaşma çekirdekleri adı verilen toz ve duman parçacıkları sayesinde su buharı yoğunlaşabilir. Bulutun oluşumunda her şeyden önce ister konvektif faaliyetle olsun isterse bir dağ yamacının zorlamasıyla olsun veya isterse yerin ısınmasıyla yere yakın yerlerdeki hava parselinin ısınarak yükselmesi sonucunda olsun yükselme, soğuma ve yoğunlaşma gerekli olan üç temel özelliktir. - Yüksek bulutlar - Orta bulutlar - Alçak bulutlar Yüksek bulutlar atmosferde 5000 metre ile 13000 metre arasında bulunurlar. İsimlerinden de anlaşılacağı üzere en yüksek bulut türüdürler. - Cirrus - Cirrocumulus - Cirrostratus Beyaz renkte, çok ince iplikler halinde veya dar şeritler şeklinde bağımsız bulutlardır. Görünümleri lif veya ipek parlaklığındadır. Cirrus bulutları çok ufak buz kristallerinden meydana gelmiştir. Genellikle kötü havanın habercisidir. Kum taneleri veya küçük dalgacıklar halinde, oldukça küçük kümeciklerden meydana gelmiş ince, beyaz ve gölgesiz bulut örtüsüdür. Bulutlar toplu halde oldukları gibi ayrı ayrı parçacıklar halinde de görülebilirler. Genellikle iyi hava habercisidir. Gökyüzünü tamamen veya kısmen kaplarlar. Bunlar şeffaf, saça benzer, beyazımsı lifler halinde düzgün görünümlü bulutlardır. Cirrostratuslar küçük buz kristallerinden oluşurlar. Bu bulutlar fazla kalın olmadıklarından şeffaf görünürler. Güneş ve ay ışığını geçirirler. Başka bulutlarla kombine halindeyse yağış getirirler. Orta bulutlar genellikle atmosferde 2000 metre ile 7000 metre arasında bulunurlar. Genellikle gölgeli, beyaz bir renge sahiptir. Bu bulutlar kısmen lif halinde yayılmış olduğu gibi ayrı ayrı durumda olan ince tabakalar, yuvarlak kütlelerden ve tomurcuklardan meydana gelir. Düzgün şekildeki parçacıkların gökyüzünün ancak yarısını kaplayacak kadar genişliğe sahip olduğu görülür. İyi havaya işarettir. Gökyüzünün büyük bir kısmını veya tamamını kapatan, çizgili, lif veya düzgün görünüşteki grimsi veya mavimsi renkteki bulut tabakasıdır. Bazı kısımları çok ince olduğundan, Güneş; sanki buzlu cam arkasındaymış gibi bir görünüm alır. Bu bulut genellikle ertesi gün yağış olacağına işarettir. Genellikle koyu gri renkteki bulut tabakasıdır. Bunlar çoğu zaman yere kadar ulaşan ve devamlılık gösteren yağmur ve karın düştüğü bulutlardır. Çok kalın olduklarından güneş ve ayın görülmesi mümkün değildir. Nimbostratus bulutunun altında parçalar halinde alçak bulutlar meydana gelebilir. Bu bulutlar yatay ve dikey olarak çok geniş sahaları kaplarlar. Su damlaları, yağmur damlaları, kar kristalleri, kuşbaşı kar taneleri ve bunların karışımından meydana gelirler. Nimbostratusler dikey gelişmeli bulutlar sınıfından oldukları için en alçak bulut seviyesinden yüksek bulut seviyesine kadar çok kalın bir tabakayı tamamen kaplarlar. Kesinlikle yağış bulutlarıdır. Alçak bulutlar genellikle atmosferde yere en yakın bulutlardır. 0 ile 2000 metreler arasında bulunurlar. Genellikle gri renkte, düzgün görünüme sahip bulutlardır. Bu tür bulutlardan çisenti, buz prizmaları ve kar grenleri yağışı meydana gelir. Güneş bu bulutlardan görüldüğü zaman bulutun sınırları kolayca teşhis edilebilir. Çok düşük sıcaklıklar dışında Stratus, bazen düzensiz sıralar halinde de meydana gelebilir. Stratus'lerin karakteristik yağışı çisenti olup rüzgarın sakin veya hafif olduğu dönemlerde görüşü kısıtlayacak şekilde yere yakın seviyelerde görülebilmektedirler. Yağış bulutlarıdır. Gri veya beyazımsı renkte, ya da her iki renge birden sahip olan bulutlardır. Bu bulutlar toplu halde veya ayrı ayrı olabilen mozaik görünümünde yuvarlak kütleler ve tomarlardan meydana gelirler. Stratocumulusü meydana getiren elemanlar, genellikle sıralar halinde ve tepeleri düz şekildedir. Kesinlikle yağış anlamına gelir. Üst kısımları karnabahar görünümünde olan, küme, kubbe veya kuleler halinde dikine olarak gelişen, genel olarak yoğun durumda bulunan bağımsız bulutlardır. Bu tür bulutların güneşle aydınlanan kısımları çoğu zaman parlak beyaz görünüme sahiptir. Bu bulutların tepe ve yan kısımları tomurcuğu andıran kümeler halinde olmasına karşılık tabanları daha koyu ve hemen hemen düzdür. Cumulusler bazı zamanlarda düzensiz şekillerde de bulunabilirler. Cumulus bulutları genel olarak su damlalarından meydana gelmiştir. Bulut içindeki sıcaklığın sıfırın altına düştüğü yerlerde aşırı soğumuş su damlaları ve buz kristalleri de bulunur. Dikine gelişmeye sahip bu bulutlardan yağmur ve sağanak şeklinde yağışlar meydana getirirler. Dağ ve kuleler biçiminde, büyük bir dikine uzanışa sahip, yoğun ve koyu bir buluttur. Üst kısımları genellikle düz, lifli veya çizgili bir görünüme sahiptir. Cumulonimbus bulutlarının üst kısımları örs veya sorguç şeklinde yayılır. Bu bulutların altında düzensiz biçimde alçak bulutlar oluşabilir. Bunlar Cumulonimbus bulutlarıyla bir arada veya ayrı olarak bulunabilirler. Gökyüzünün büyük bir bölümünü kapladıklarında tabanları Nimbostratus bulutunu andırır. Bu durumda bulutun yapmış olduğu yağış şekline bakılmalıdır. Sağanak yağışlarla birlikte şimşek, gök gürültüsü veya dolu ile kendini gösterir. Kesinlikle yağış bulutlarıdır. Çok küçük su damlacıklarından oluşan yüzey bulutlarıdır. Sis genelde pustan daha yoğun olur."} {"url": "https://www.gezipedia.net/302-ruzgar-yonleri-ve-isimleri.html", "text": "Rüzgarlara, yönlerine göre, bölge halkının verdiği bir takım adlar da vardır. Mesela Marmara Bölgesi'nde kuzeyden esen rüzgara ''Yıldız\" kuzeydoğudan esene ''Poyraz'', doğudan esene ''Doğu'' güneydoğudan esene ''Keşişleme'', güneyden esene ''kıble'', güneybatıdan esene ''Lodos'' batıdan esene ''Batı'', kuzeybatıdan esene ''Karayel\" denir. Kuzeyden esen, ismi yerel balıkçılar tarafından verilen soğuk rüzgardır. Genellikle Karadeniz ve Marmara Denizi üzerinden bir soğuk cephenin geçişinden sonra eser. Yazın serin kışın ise soğuk hava taşır. Türkiye'nin batı kesimlerinde, güney batı yönünden esen sıcak rüzgarlardır. Bazen hızı ve hamlesi 40 ile 60 km'ye kadar ulaşarak etkili olur. Denizciler için oldukça önemlidir. Yağmurun peşinden sıcak bir havaya neden olur. Özellikle kış mevsiminde sıcak esme özelliği nedeniyle karların erimesine neden olarak zaman zaman taşkın, sel ve su baskınları oluşturabilir. Aynı zamanda estiği sürece sıcaklıklarında normallerinden fazla artmasına neden olan bir rüzgardır. Zaman zaman Ege, Marmara ve Batı Akdeniz'de deniz ulaşımını etkilediği gibi kara ve denizde can ve mal güvenliğini tehlikeye sokacak olaylara neden olarak yaşamını da etkiler. Kuzeydoğudan esen, Karadeniz'in kuzey doğuya bakan kıyıları ile İstanbul Boğazı'nda hasar yaratabilecek şiddette esen soğuk rüzgardır. Güney Rusya üzerinde oluşan yüksek basınç ile yoğun soğuk kararlı havanın güneye, Karadeniz'in nispeten sıcak deniz yüzeyine doğru uzanması nedeniyle güneyde oldukça kararsız ve hamleli rüzgar oluşur ki bu poyrazdır. Poyrazın şiddeti ve hamlesi, kuzeydeki yüksek basınç ile güneydeki yani Karadeniz üzerindeki alçak basıncın arasındaki basınç farkına bağlıdır. Basınç farkı fazlalaştıkça rüzgarın hızı ve hamlesi artar. Poyraz, aynı zamanda kış mevsiminde Türkiye'nin kuzey kıyılarında, Karadeniz'de ve Karadeniz'e bakan taraflarda kar yağışına neden olur. Tüm yaz boyunca Doğu Akdeniz'de düzenli olarak esen Kuzeybatı Rüzgarıdır. Özellikle temmuz ve ağustos aylarında hem çok düzenli hem de kuvvetli olarak eser. Musonların oluşum şekillerine benzerlikleri vardır. Genellikle Doğu Akdeniz'de alçak basınç oluştuğunda veya yerleştiğinde görülür. Hızı 15-20 km'dir. Öğleden sonra zaman zaman hızı 30 km'yi bulur. Geceleri ise rüzgarın hızında azalma görülür. Aynı özellikleri taşıyan ve Ege'de esen rüzgar da yerel ifadeyle İmbat olarak isimlendirilir. Yağmurlu bir dönemi izleyen 2-3 gün boyunca devamlı olarak esen Kuzey batı Rüzgarıdır. Balkanların kuzeyinde, Rusya stepleri içerisinde oluşan alçak basınç merkezi ve buna bağlı cephe sistemlerinin geçişi sırasında gözlenen rüzgar cinsidir. Esme yönündeki yüksek dağların kuytu taraflarında yamaç aşağı alçalan rüzgar ısınarak fön tipi rüzgar etkisi ve özellikleri taşır. Bu yerlerde sıcak, kuru ve hoş bir hava oluşturur. Güneydoğudan esen ve ismi yerel denizciler tarafından verilen oldukça kuru ve sıcak rüzgar tipidir. Etkilediği yerlerde sıcaklıkların artmasına neden olduğu gibi havayı da kurutma özelliği vardır. Güneyden esen, güney yönünü simgeleyen kıble'den ismini alan, oldukça sıcak ve nemli bir rüzgardır. Orta Akdeniz'de oluşan alçak basınç merkezi ülkemizde bu tür Rüzgarın gözlenmesini sağlayan etkenlerdendir. Doğudan esen soğuk ve kuru rüzgardır. Güney Rusya ile Kafkaslar'da yüksek basıncın görülmesi durumunda bu rüzgar tipi daha çok gözlemlenir. Gündoğusu Rüzgarı genellikle yağışın kesilmesine neden olur. Batıdan esen sıcak ve nemli rüzgardır. Günbatısı özellikle ülkemizin batı kesimlerinde yağışlara neden olur. Marmara ve Karadeniz üzerinden alçak basınç ve cephe sistemlerinin her geçişinde gözlenen ve zaman zaman denizde ve karada yaşamı etkiler."} {"url": "https://www.gezipedia.net/303-yildirim-ve-simsek-belirtileri.html", "text": "bulut ile yeryüzü arasındaki elektrik boşalmaları olarak tanımlanır. Yıldırım, zikzaklı bir yol takip ederek kollar halinde aşağı doğru iner ve toprağa aktarır kendini. Genellikle şiddetli bir yağmurla birlikte görülür. Dağlarda ve doğada oluşan yıldırım ve şimşekler çok tehlikeli ve ölümcül olma ihtimalleri yüksektir. İnsan hayatını tehdit eden doğa afetlerinden biri de yıldırım çarpmasıdır. Bu tehlike günümüzde giderek artmaktadır. Yıldırım çarpmalarının çoğu açık alanlarda gerçekleşmektedir. Konutlardaki yıldırım çarpmaları ise daha çok telefon görüşmeleri sırasında yaşanmaktadır. Yıldırım çarpmaları çoğunlukla ölümle veya sakat kalmayla sonuçlandığı gibi işitme kaybı, yanma ve şiddetli elektrik çarpması da diğer etkileri arasında yer almaktadır. Şimşek elektrik yüklü bir bulut ile diğer bir bulut arasındaki elektrik boşalmasıdır. Önceden tahmin edilmesi oldukça zordur. Fakat belli hava koşullarında meydana gelirler. Yıldırım ve şimşek oluşmasında meteorolojik şartların yanı sıra yer yüzeyinin durumu da çok önemlidir. Yüksek binalar, ağaçlar, keskin ve sivri kayalar ve metalik eşyalar gibi iyonlaştırıcı malzemeler yıldırım ve şimşek oluşumu için uygun koşullar hazırlarlar. - Yüksek bina ve yapılarda paratoner kullanılmalıdır. - Yıldırım ve şimşek riski olan havalarda ağaçlık, kayalık ve yüksek noktalardan, bayrak ve telefon direkleri gibi yüksek objelerden uzak durulmalı. - Üzerimizdeki metallerde uzaklaştırılmalıdır. - Metalik eşyalardan uzak durulmalı ancak otomobillerin lastikleri yalıtkan olduğu için otomobil içleri güvenli yerlerdir. - Açık arazide iseniz yere çömelerek oturup beklemelisiniz, kesinlikle yere yatmamasınız. - Su üzerinde iseniz derhal karaya çıkmaya çalışmalısınız, sulak alanlardan uzak durulmalısınız. - Şemsiye gibi sivri metal içeren eşyalar kullanılmamalıdır. - Açık arazide gruplar halinde durulmamalıdır. - Radyo, telefon, telsiz ve GPS gibi cihazlar kapatılmalı ve ıslanmamaları sağlanmalıdır. - Saçlar dikilir ve elektriklenmeye başlarsa hemen olduğunuz yerden uzaklaşmalısınız."} {"url": "https://www.gezipedia.net/304-karacaahmet-turbesi-tanitimi.html", "text": ", Anadolu yakasının ve Türkiye tarihinin en büyük mezarlığı. Osmanlı geçmişinin ünlüleriyle dolu. Nabi'den Mütercim Asım'a kadar, hatta bir rivayete göre Nedim'e kadar birçok tarihi şahsiyetin mezarına rastlanabilir. En eski yeniçeri ve Bektaşi mezarlığıdır ayrıca. Evliya desen, yarı efsanevi bir Hacı Bektaş Veli dervişi. Baba erenlerden... Ahmed Yesevi'nin gönderdiği, Horasan'dan Anadolu'ya gelmiş bir Alperen; Fuat Köprülü'nün \"kolonizatör Türk dervişi\" dediklerinden. Ermiş, derviş bir de hekim-evliya olarak halkın gönlünde yer etmiş. Sultan unvanıyla anılması o yüzden. Anadolu Müslümanlığında evliya görülenler için bu unvanın kullanılması yaygın bir gelenek. Onun için, \"Acem hükümdarlarından birinin oğlu olup cezbeye düşerek Anadolu'ya geldi\" derler. Horasanlı bir Türkmen beyinin oğlu olmasının dışında hayatına dair pek fazla bir bilgi yok aslında. Miladi 1371 tarihli bir vakfiye senedine göre babasına Süleyman Horasani derlermiş. dahil yedi yerde makamı var. Hacı Bektaş Veli'nin ona; \"Karaca'm, Karaca'm... Bir yerde mekanın olsun, kırk yerde çerağın yansın\" diye dua ettiği söylenir. Taşköprülüzade kendisini Orhan Gazi devrinin uluları arasında sayar. Gelibolulu Ali de \"Ol tarihte Rum erenlerinin şöhretli kutbu Karaca Ahmet Sultan idi, çağında elli bin müridi onun emrinin altında idi\" diye söz eder. Hünkar namıyla maruf Hacı Bektaş Veli'nin gözcü babalarından aynı zamanda. Sultan\" diye de anılır bu yüzden. Cemlerde \"Gözcülük\" hizmeti de hala onun ismiyle yapılıyor. Anadolu ve Rumeli erenlerinden bir farkı da derviş-hekim olmasıdır. Özellikle de akıl hastalıklarında uzman, hazık bir hekimdir kendisi. Nice tedaviler denemiş ama iyileşememiş dertliler onun eliyle devaya kavuşmuşlar. Kendisinden sonra da dergahında ardılları tarafından bu gelenek sürdürülmüş. O zamandan bu yana dergahı ve makamı bir \"şifa ocağı\" olarak anıla gelmiş. Kullanılan tedavi yöntemleri ise su sesi, soğuk duş, musiki ve meşguliyetle terapi gibi oldukça doğal yöntemler. sırtlarındaki şimdiki dergahın bulunduğu arazi olsa gerek. Bir başka kayda göre ise bugün dergahın bulunduğu bölge II. Bayezid tarafından Karaca Ahmet Sultan Vakfı'na bağışlanmış. Miladi 1481'de. Manisa ve Afyonkarahisar'ın fetihlerinde adı geçer. Saruhanoğullarının başı Saruhan Bey'in ordusunda hem hekim, hem de akıncı olarak bulunmuş. -Üsküdar arasındaki araziye yerleşmiş. Çerağını söndürdüğü yer de burası olmuş. Doğumu gibi ölüm tarihi de net olarak bilinmiyor. 1371 dolaylarında hala yaşadığı söylenirken yaklaşık 1397'de de Hakk'a yürüdüğüne dair bir rivayet var sadece. Mezarını, rüyasında gördükten sonra tamir ettirip enikonu bir türbeye çeviren Kanuni'nin kadın efendilerinden, Gülfem Hatun'dur. Gülfem Hatun'un kendisi de bir Bektaşi'dir. ve Dergahı kendisinden sonra ardılları ve bağlılarınca yapılan yoğun ziyaretlere sahne olmuş. Zamanla bir inanç merkezine dönüşmüş. Vaktiyle de Osmanlı İstanbul'undaki yirmiye yakın Bektaşi tekkesinden biriydi. da aynı akıbete uğradı. Dergahın, Bektaşi erkanında ve töresinde yeniden faaliyete geçmesi için II. Meşrutiyet dönemini beklemesi gerekecekti. Osmanlı'nın İstanbul'a gelişine tanıklık ettiği gibi, Osmanlı'nın yıkılış hengamesinde de oradaydı. Milli Mücadele'ye lojistik destek verdi; para, iaşe, silah ve asker sağladı. Tekke ve Zaviyelerin Kapatılması Kanunu'na mukavemet etmedi. Bu süreçte uyumdan yana oldu daha çok. Hatta tekkenin anahtarları bizzat teslim edildi ve susuldu uzunca bir müddet. Ondan sonra birçok çileli aşamalardan geçerek bugünlere kadar gelindi. Bugünkü hal ile eski hali arasındaki farkı kıyaslamak oldukça zor. Dergahın ya da ondan arta kalanların yanında şimdi bir cemevi var. Gölgelik ediyor geçmişine. Mimari olarak hangi gelenekten, pek anlaşılmıyor. Eklektik desen değil. Dili varmıyor insanın bir ekol ismi söylemeye. Seksenli yılların tipik Kur'an kursu mimarisini andırıyor daha çok. Cemevleri de kendi mimari geleneklerini ve anlayışlarını bir an önce geliştirirlerse daha güzel olacak. \" ile ufaktan ufaktan başlamış cemevi faaliyetlerine. Ondan önce de yıllarca türbeye gelinip kurban kesilir, yapılması gereken yapılırmış, ama hepsi gizli gizli. Önce 20 metrekarelik bir alanda başlamış etkinlikler. Bugün yaklaşık 2500 metrekarelik bir mekanda hizmet veriliyor. Her hafta binlerce ziyaretçisi var. Girişte ziyaretçileri bekçiden sonra Karaca Ahmet Sultan'ın yatırı karşılıyor. Solda derviş mezarları, onların bitişiğinde de küçük bir oda var. Danışma olarak kullanılıyor. Eskiden akıl hastaları bu odada tedavi edilirmiş. Türbeye ya da yatıra, sade bir kapıdan giriliyor. Kapı dar bir koridorun karşısında. İçerisi genişçe bir salon gibi. Bol ışıklı. Üzerindeki kubbe sade. Ortam ferah. Kalınası. Tam ortada heybetli bir sanduka var, yeşil örtülü. Hemen yanı başında da kocaman bir tespih. Yerler halılarla kaplı. Vitrinde, tarihi oldukları belli objeler sergileniyor. Devetüyünden örülmüş bir hırka, tespih, sancak ve birkaç eşya daha... Söylenenlere göre bunlar Karaca Ahmet Sultan'a aitmiş. - Karacaahmet Sultan'ın makamı Alevi kültüründe Hacı Bektaş Veli Dergahı'ndan sonra en geniş kitlenin uğrak yeri olarak kabul ediliyor. - Kısıklı'da bulunan Nurbaba Tekkesi de Karacaahmet Sultan himayesindeki bir Bektaşi tekkesidir. 1880 ve 1928 arası İstanbul'un namlı tekkelerindendi. Yakup Kadri Karaosmanoğlu'nun \"Nurbaba\" isimli romanının da isim ve ilham kaynağıdır. - Yine Nuhkuyusu Caddesi üzerinde türbesi bulunan Kartal Baba da, Karaca Ahmet'e bağlı bir Bektaşi babasıdır. Bugün tekkesinin arazisi üzerinde Kartal Baba Camii var. Camii 1970 yapımı. - Bir de Karaca Ahmet Sultan'ın atına ait bir mezar söylencesi var. Atın, baba erenler tarafından Horasan'dan Anadolu'ya getirilen bir at olduğu söyleniyor. Atın mezarının, yatırın 100 metre kadar yakınında olduğu sanılıyor. Bu at mezarı altı sütunlu bir kubbenin altında. Burası da ayrı bir ilgi görüyor. Yatırı ziyaret edip dertlerine derman arayanlar olduğu gibi hazretin atından da çeşitli dileklerde bulunanlar var. Burayı ziyaret edenler daha çok; yürüyemeyen veya geç yürüyen çocuklarına şifa arayanlar. - Bir rivayet böyle söylüyor. Başka bir rivayet ise II. Osman'ın çok sevdiği atı Sislikır ölünce onu buralarda bir yere gömdürdüğü yönünde. Hatta başına bir mezar taşı bile diktirmiş. Hicri takvime göre 1028 tarihli. Bir kaynağa göre zamanla burada bir \"At evliyası\" kültü bile oluşmuş. Bir dönem İstanbul'un hasta, topal atları, beygirleri, katırları, eşekleri buraya getirilmek suretiyle şifa aranırmış. Şimdi bu at evliyasının mezarı ile Karaca Ahmet'in atının bulunduğu söylenen mezar karıştırılıyor mu acaba diye sorası geliyor insanın. Bu at mezarı bir söylentiden ibaret de olabilir mi? Zira İbrahim Hakkı Konyalı'ya göre de bu altı sütunlu ve kubbeli mezar, Nişancı Hamza Paşa'nın türbesiymiş. Buyurun cenazeye... Bağlarbaşı'ndan Kadıköy'e giderken, Nuhkuyusu Caddesi ile Gündoğumu Caddesi'nin birleştiği köşede. Önünde bir otobüs durağı var."} {"url": "https://www.gezipedia.net/305-datca-palamutbuku-tanitimi.html", "text": ". Yeşil ağaçları, huzur veren mavi ve berrak denizi, sessiz ve esintili havasıyla insanı Dünya ile kucaklaşmaya götüren bir koy. Gece vakti gökyüzünde yavaş yavaş ortaya çıkan yıldızlar özellikle büyükşehirde yıldızlardan uzak yaşayan insanlar için büyük fırsat. Küçük, şirin ve huzur dolu yapısı ile gezginlerin durak noktalarından biri. ise adından anlaşılacağı üzere akvaryumu andıran bir doğa harikasıdır. ufak ve güzel bir yürüyüş yapabilirsiniz. Buradaki teknelerle turlara çıkarak yakın koylara ve başka doğal güzellikleri gezintiye gidebilirsiniz. Ayrıca liman boyunca bulunan restoranlarda güzel harika meze ve Ege yemekleriyle güzel bir akşam geçirebilirsiniz. Palamutbükü'nde bulunan bu sanat akademisinde ünlü ressam ve heykeltıraşların birbirinden güzel eserlerine tanıklık edip fotoğraf çekebilirsiniz. Resim sergisindeki tablolardan ya da hediyelik eşya dükkanındaki ürünlerden satın alabilirsiniz. Etkileyici heykel ve tabloların yanı sıra atmosferiyle çayın çok başka bir keyif verdiği kafeteryası da bulunuyor. Burada bir gün boyunca hem ziyaretçi gibi gezebilir hem de bir sanatçı gibi atölye aktivitelerine katılabilirsiniz. Palamutbükü'ne oldukça yakın olan köyde birbirinden özel doğal bal ve kahvaltılıklarla güne güzel başlayıp köyün sakin havası eşliğinde dolaşabilirsiniz. Muğla'nın yerel köy hayatını en güzel yanlarıyla gözlem yapabileceğiniz noktalardan biridir. Öyle bir yer düşünün ki karşınızda Bodrum Yarımadası ve Gökova körfezi, sağınızda Knidos Antik Kenti tepeleri ile etrafınızda Ege denizinin tüm güzelliği bulunuyor. Gelenleri manzarasıyla kendine hayran bırakan Yassı Tepe'de bu rotada kesinlikle durak noktalarınızdan biri olmayı hak ediyor. Marmaris, Datça Yolu üzerinden feribot iskelesi yoluna girip Mesudiye üzerinden Ovabükü'ne indikten sonra ister sahil yolundan ister yola devam ederek Yaka Köy'den Palamutdükü'ne ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/306-fethiye-oludeniz-tanitimi.html", "text": "ilinin Fethiye ilçesine bağlı eşsiz bir beldedir. Ölüdeniz'i her yıl yerli ve yabancı birçok turist ziyaret etmektedir. Ölüdeniz öylesine muhteşem bir denize sahiptir ki 2 yıl ard arda en iyi deniz ödülünü almıştır. Ölüdeniz'in civarındaki sahiller dalga ile boğuşurken Ölüdeniz sahilleri en ufak dalgaya maruz kalmaz. Adını da bu özelliğinden yani durgunluğundan almıştır. Bu güzide beldemiz sayesinde ülkemizi pek çok turist ziyaret eder buda ülke ekonomisi açısından yadsınamayacak derecede önemlidir. Öncelikle Ölüdeniz'e ilk geldiğiniz günün akşamı çıplak ayaklarınızla kumlara basarak kısa bir yürüyüş yaptıktan sonra kumsala uzanın. Gözlerinizi açıp, denizin sakin dalgalarıyla beraber sanki onlara eşlik ediyor hissi uyandıran yıldızları izleyin. Tatilin ilk günü, yol yorgunluğunuzun ve stresinizin yerini heyecan ve huzur alacaktır. Ölüdeniz'de birbirinden güzel 4 tane plaj ve koy var. Bu koylarda dağlara karşı güneşlenebilir ya da dalış gibi su sporlarını yapabilirsiniz. Kesinlikle sıcak günlerin rehavetini alacaktır. Denizin ve ormanın buluştuğu park yaklaşık 40 senedir halka açık. Burada denizin serin ve temiz sularına girebilir ve doğanın içinde toprağın, ağacın ve rüzgarın sesini dinleyebilirsiniz. Ölüdeniz'den başlayıp Antalya'ya kadar uzanan yüzlerce kilometrelik tarihi bir dağ yolunu düşünün. Binlerce yıllık uygarlıkların peşinde, sol tarafınızda ormanlar sağ tarafınızda alabildiğine bir deniz. Dünya'nın en iyi 10 doğa yürüyüşü rotasından birinin Türkiye'de olması büyük bir şans. Kesinlikle görmeniz gereken yerlerden biri. Ayrıca Ölüdeniz'e karşı en iyi manzarayı da buradan fotoğraflayabilirsiniz. . Likya yolunda az yük ve çok su ile bir günlük yürüme mesafesinde olan vadiye. Likya yolunun ödülü gözüyle bakabilirsiniz. Ayrıca araba ile de gitmek çok yakın. Burası da fotoğraf çekilmeden, tepesinden muhteşem manzarasına bakmadan ve içine girip dolaşmadan ayrılamayacağınız bir yer. yapabilirsiniz. Ölüdeniz'in güzel manzarası eşliğinde gökyüzünde geçireceğiniz dakikalar size hayatınız boyunca unutamayacağınız güzellikte bir anı verecektir. Ölüdeniz de her türlü deniz sporunu yapmak mümkündür buda gelen turistleri cezbedici bir başka özelliğidir. Ayrıca beldede her türlü insana hitap eden konaklama yeri mevcuttur, gerek pansiyon apart ; gerek oteller mevcuttur. Ölüdeniz Fethiye'ye yaklaşık 10 km mesafededir gün içinde her saatte pek çok ulaşım imkanı da mümkündür. Fethiye gelen misafirlerine deniz güneş kum dışında bir tarihe tanıklık etme imkanı da sunar. Şöyle ki; eski Roma döneminden kalan birçok tarihi tapınak vardır. Bunların yanında 1990 yılında Japon arkeologlar tarafından yapılan kazılarda bulunmuş olan birçok tarihi kalıntıyı da bu beldede görmek mümkündür. Ölüdeniz'in adını aldığı çok çarpıcı bir efsane söz konusudur. Bu efsaneye göre civardan geçen gemiler buradan su almak için dururdu. Bir gün Genç bir adam buradan su almak için geldi ve Belcekızla tanıştı büyük bir aşk yaşadılar. Fakat mutlulukları çok uzun sürmedi büyük bir fırtınada gemisi kayalıklara çarpan genç adam Ölüdeniz'de boğuldu bunun acısına dayanamayan Belcekızda bu acıya dayanamayıp intihar etti. Bundandır ki buraya Ölüdeniz denmiştir. Muğla ilinin Fethiye ilçesine bağlı bir belde olan Ölüdeniz'e ulaşmak için; özel aracınız ile Fethiye şehir merkezinden Atatürk Caddesinde ilerleyip kavşaktan Ölüdeniz tabelasına dönüş yaptıktan 4 km. sonra Ölüdeniz'e ulaşmış olacaksınız. Muğla - Ölüdeniz arası yaklaşık 130 kilometre ve 2 saat 10 dakika sürmektedir. İstanbul - Ölüdeniz arası yaklaşık 815 kilometre ve 11 buçuk saat sürmektedir. Antalya - Ölüdeniz arası yaklaşık 205 kilometre ve 3 saat sürmektedir. İzmir - Ölüdeniz arası yaklaşık 350 kilometre ve 5 saat sürmektedir. Ankara - Ölüdeniz arası yaklaşık 635 kilometre ve 8 saat 40 dakika sürmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/307-marmariste-gezilecek-yerler.html", "text": ", Ege ile Akdeniz'in kesiştiği yerde yer alır. Muhteşem doğası, eşsiz denizi, sıcak iklimiyle yerli-yabancı tüm turistlerin ilgi odağı konumundadır. Ülkemizin de dış dünyaya açılan bir turizm cenneti konumundadır. Her yıl yaz aylarında binlerce turist tatilini geçirmek üzere Marmaris'e gelmektedir. 'in tarihi. Ege ve Akdeniz'e olan kıyıları ile bugün elimizde olmayan birçok Ege adasına geçiş köprüsüdür. Jeopolitik öneminden dolayı binlerce yıldır medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Sırasıyla Mısır, Asur, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu bu topraklarda uzun süre hakimiyet sürmüştür. Kentin antik dönemdeki adı Physkos'dur. Eski bir Karia kenti olan yerleşme, Mısır ve Rodos arasında bağlantıyı sağlayan önemli bir limandır. MÖ 334'de Büyük İskender'in kenti kontrolü altına almasından önce, halk kaleye çekilerek İskender'in ordusuna karşı koymaya çalışmıştır. Bunun üzerine kentteki evler ve kale yakılıp yıkılmıştır, izleyen dönemlerde kent Roma, Doğu Roma, Menteşe ve Osmanlı egemenliklerini yaşamıştır. adının buradan geldiği sanılmaktadır. Fakat daha önceki döneme ait bazı kaynaklarda, Marmarisos ve Mermeris adları geçmektedir. Kemeraltı Mahallesi'ndedir. 1789'da Mengenelizade İbrahim Ağa tarafından yaptırılmıştır. Kubbeli ve avlulu bir yapıdır. Avluda bir şadırvan yer alır. 1545'te yapılan bir Osmanlı kervansarayıdır. Yapı, 7 küçük ve 1 büyük odadan oluşur. Günümüzde ise kemerlerle örtülü kervansarayın alt bölümlerinde hediyelik eşya satan dükkanlar yer almaktadır. Bugünkü kale Osmanlılar döneminde, 1557'de yaptırılmıştır. Giriş kapısı ile denize bakan yöndeki sur duvarları sağlamdır. Evliya Çelebi'den öğrendiğimize göre, yapı kare planlıydı. Duvarlarının uzunluğu kırk ayaktı. Kalenin içinde dört tabya, bir buğday ambarı ve değişik kullanımlar için odalar bulunmaktaydı. Kale ilk kez İonialılar tarafından inşa edilmiştir. İlk kale, bugünkü kalenin 2 km kuzeyinde, Asartepe üzerinde kurulmuştu. Eski kaleden günümüze Klasik ve Helenistik dönemlerden kalma sur duvarlarıyla Akropolis ulaşmıştır. olarak ziyaretçilere açılmıştır. Toplam yedi kapalı alandan oluşan müzenin iki kapalı alanı arkeoloji salonu olarak düzenlenmiştir. Arkeoloji salonlarında ve müze bahçesinde bölgeden elde edilen taş eserler, amforalar, kandiller, çeşitli kaplar, cam eserler, ok uçları ve sikkeler sergilenmektedir. 'in kuzeyinde. Çamlı Mahallesi yakınlarındaki Kızılkaya'nın eteklerinde bulunan küçük bir antik kenttir. Kentte bulunan Orta Çağ kale kalıntıları, amfora yapım evleri ile bir Rodos yazıtı, bölgede Gallipolis kentinin yer aldığının kanıtlamaktadır. Helenistik ve Roma dönemi yerleşmesi kentten 9,5 km içerideki Duran Çiftliği sınırları içerisindedir. Halk arasında Gerbekse olarak anılan mevki mavi tur yolculuklarında mutlaka uğranılan bir koydur. Marmaris'in güneyinde, Bayırköy'ün yakınında bulunan Gerbekse'de birkaç küçük kilise yıkıntısı vardır. 'in güneybatısında, Hisarönü köyünün güneyinde bulunmaktadır. Bölgede hastaları iyileştiren Hemithea adına her yıl Kastabeia şenlikleri düzenleniyordu. İon üslubundaki tapınak aynı zamanda Dor öğeleri de taşıyordu. Tapınak platformunda, temelinden başka kalıntı bulunmamakla beraber platformu destekleyen dış duvarlar sağlam bir şekilde günümüze ulaşabilmiştir. Tapınağın güneyinde ise tiyatro kalıntıları yer alır. Hisarönü'nden 1 saatlik tırmanışla ulaşılabilen tapınak MÖ 4. yüzyıla tarihlenmektedir. 'nda bulunan antik kent. Kent kalıntıları içinde Helenistik döneme ait sur kalıntıları ve mezar anıtı bulunmaktadır. Kent yakınlarında, sahil kısmında bir gözetleme burcu ve birkaç mezar bulunmaktadır. Gökova Körfezi kıyısında, verimli bir ovada, Kozlukuyu Mahallesi yakınlarındaki bir tepenin üzerinde kurulu antik yerleşim. Başlangıçta Attika-Delos Deniz Birliği'ne üye olan İdyma, daha sonra Rodos Karşıyakası'na katılmıştır. Hakkında yeterince araştırılma yapılmamış olan bu kentten günümüze ulaşabilen kalıntılar, akropolise ait surlar, birkaç kaya gömütü ve Orta Çağ'a ait kalenin kalıntılarıdır. 'nda bulunan antik yerleşimdir. Rodos Karşıyakası'nın önemli kentlerinden biridir. Son derece kaliteli bir duvar işçiliğinin gözlendiği bir kuleyle destekli surlar, Dor düzenli Apollon Tapınağı ve kuzeydeki tiyatro, Kedreai'den günümüze ulaşabilenlerdir. Batıdaki agorada çok sayıda yazıt ortaya çıkarılmıştır. Bozburun Yarımadası'nın güney ucunda, Bozukkale denilen koyda bulunan antik yerleşim. Bozukkale olarak da adlandırılmaktadır. Geniş bir alana yayılmış kalıntıların en dikkat çekici olanı ince, uzun bir kaledir. Kale köşelerde yuvarlak, uzun kenarlarda dikdörtgen kulelerle desteklenmiştir. Kayaya oyulmuş sarnıçlar yapının iki ucundadır. Surların güneydoğusundaki kayaya kazınan yazıtta, yapının Zeus Atabyrios'a adandığı yazılıdır. Kıyı boyunca uzanan tepenin eteğinde, kutsal adakların konduğu mağaralar vardır. Kıyıdaki kalıntılar tersaneye aittir. şehir merkezinin kuzeyindeki Asartepe'de bulunan antik yerleşim. Eski bir Karia kenti olan yerleşmenin tarihinin MÖ 3000'li yıllara uzandığı tahmin edilmektedir. Mısır ve Rodos arasında bağlantıyı sağlayan önemli bir limandır. MÖ 334'te Büyük İskender kenti kontrolü altına almıştır. İzleyen dönemlerde kent Roma, Doğu Roma, Menteşe ve Osmanlı egemenliklerini yaşamıştır. 1521'de Rodos seferi için yöreye gelen Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566), Physkos Kalesi'ni yeniden yaptırmıştır. Marmaris'in güneybatısında bulunan yerleşim, anıt ağaçları ve doğal zenginlikleriyle turistler için bir çekim merkezi haline gelmiştir. Özellikle ciplerle yapılan safari turlarının gözde durak noktalarından biridir. Köy halkı meydandaki dev çınar ağacının çevresinde bir tur atmanın, insan ömrünü uzattığına inanmaktadır. da denilir. Günübirlik turların önemli bir durak noktası olan Cennet Adası muhteşem doğası ile turistler için popüler bir bölge konumuna gelmiştir. Akyaka köyü - Marmaris yolunun 8. kilometresinde, Çamlı Mahallesi'nin doğusunda, yol üstündedir. Çetibeli'nde, tıpkı Akyaka'da olduğu gibi çayların üzerindeki iskelelere kurulmuş olan lokantalarda alabalık ve yörenin spesiyalitesi olan sac kavurma yenebilir. Köylülerin işlettiği bu mekanlarda sabahları çam balıyla kahvaltı yapmak da mümkündür. Cennet Adası'na ulaşım yolu üzerinde bulunmaktadır. Marmaris'ten bakınca boğaz gibi görünen ve halk arasında Yalancı Boğaz olarak tanınan doğal set. Cennet Adası'nı karaya bağlamaktadır. denilince ilk akla gelen yerlerden bir tanesi de muhakkak ki Kızkumu'dur. Denizin içine doğru yarım metre kadar uzanan ve uzunluğu yaklaşık yarım kilometreyi bulan bir yoldur Kızkumu. Uzaktan bakılınca insanların denizde yürüyormuş gibi gözükmesi ise muhteşemdir. . Masmavi denizi ile tatil severleri kendisine hayran bırakır Marmaris sahilleri. En önemli plajlarından birisi dünyaca ünlü Kleopatra plajıdır. Gece hayatı da çok renklidir mavi ve yeşilin ahenkle birleştiği bu muazzam şehirde. Sayısız gece kulüpleri dünya çapındaki disko canlı müzik ve barlara sahiptir. Birçok insana hitap eden kentte kafa dinlemek isteyenler için çam ormanları ve koylar da mevcuttur. Oldukça fazla turistik aktiviteleri, tekne turları, üstü açık ciplerle yapılan safari turları, barlar caddesi, uzun sahil şeridiyle, lüks otelleriyle cazip bir mekan konumunda bulunmaktadır. Eşsiz güzellikteki adalarına mavi tekne turlarıyla çok rahat erişebilir güneşin, denizin ve doğanın eşsiz güzelliğini doyasıya yaşayabilirsiniz ayrıca bu turlara 20 TL civarında çok makul bir fiyatla erişebilirsiniz. Safari turlarıyla hayatınızın en eğlenceli anlarını yaşayabilirsiniz. Safari turunda yapılan su savaşları, müzik ve dans aktiviteleri, gördüğünüz tarihi mekanlar ve doğal güzellikler ile harmanlanınca gün hiç bitmesin diyeceğiniz bir aktivitede olduğunuzu anlıyorsunuz. ise çok canlıdır. Sabaha kadar canlı kalan, müziklerin hiç susmadığı, insanların eğlenerek dolaştığı bir yer. Özellikle Greenhouse ve Backstreet gibi gece kulüpleri şehrin gözde mekanlarındandır. Barlar caddesi ve sahil kenarındaki kafeler de alternatif eğlence yerleri arasındadır. Marmaris ismi ise çok ilginç bir şekilde ortaya çıkmıştır. Şehirde eskiden en çok yapılan meslek mermerciliktir. Bulunan kalıntılar Türkmen boylarının mermer işini yaptığını gösterir ve o dönemlerde Bizanslılar buraya Mermer-şehri der. Kentin en şaşalı dönemini yaşadığı Menteşeoğulları ise buraya Mermeris adını vermiştir. 1915'lere kadar bu isimle anılan şehir özellikle İtalyanların yoğun bir şekilde kullanmasıyla şimdiki haline yani Marmaris'e dönüşmüştür. Acıktığınız zaman ise seçeneğiniz çok fazladır. Türk mutfağının mükemmel lezzetini doyasıya tadabileceğiniz birçok restaurant ve kafenin yanında İngiliz mutfağından Hint mutfağına, Çin mutfağından Meksika mutfağına kadar bir çok eşsiz lezzeti tadabileceğiniz mekanlar bulunmaktadır. Marmaris'e İstanbul'dan kendi araçlarıyla gelmek isteyenler İzmir'den sonra Aydın otobanından Marmaris'e ulaşabilirler. Ankara yönünden Marmaris'e gelmek isteyenler Denizli yönünde hareket edip Muğla şehir merkezi ve ardından Marmaris yönüne giderek ulaşabilirler. Antalya yönünden gelmek isteyenler Fethiye yönünü takip ederek Marmaris'e ulaşabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/308-iklim-nedir-iklim-cesitleri.html", "text": ", geniş bölgelerde çok uzun zaman içinde gerçekleşen ortalama hava koşullarıdır. İklim aynı zamanda ekstrem hava olaylarını da içerirken, bir bölgenin hava olayları bakımından karakterini ve bitki örtüsünü de tayin eder. İklim bilimine tıp dilinde klimataloji denir. İklim tipleri sayısız denecek kadar çoktur. Ancak her bilim dalında olduğu gibi klimatolojide de dağınık olan tiplerin az çok ortak yanlı olanlarını bir araya getirerek büyük iklim kuşakları ortaya çıkartılmıştır. Yağışların çok az olduğu yerlerde görülür. Kuzey Amerika'da Meksika Çölü ile Arizona Çölü, Güney Amerika'da Atakama Çölü, Afrika'nın kuzeyinde Büyük Sahra, güneyinde Kalahari, Ortadoğu'da İran ve Arabistan çölleri ile Avustralya'nın iç kesimlerinde bulunan Büyük Kum, Gibson ve Büyük Victoria çölleridir. Tibet platosu ve Asya'nın bazı kısımlarında görülür. Bu yerlerde günlük ve yıllık sıcaklık farkları şiddetli karasal iklimin görüldüğü yerlere göre daha azdır. Ilıman ve sıcak kuşaktaki dağların zirvelerinde görülür. Himalaya dağları, Kayalık ve And Dağları bu iklimin görüldüğü başlıca alanlardır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/309-kaunos-antik-kenti.html", "text": ", Karia'nın en önemli ticaret limanlarından biriydi. Kentin ne zaman ve kim tarafından kurulduğu bilinmemektedir. Herodot, Karya dilinden başka bir dil konuşan halkın bölgenin yerlisi olduğunu söyler ve Kaunosluların kendilerinin Girit asıllı olduklarını söylediklerini aktarır. Ünlü coğrafyacı Strabon ise başka yazarlara dayanarak, kent halkının Girit'ten geldiğini, Karia dilini konuşmakla birlikte kendi geleneklerini koruduğunu öne sürer. Mitolojiye göre Kaunos Kentinin kurucusu Miletos'un oğlu Kaunos'tur. , MÖ 1. yüzyılda bağımsızlığını kazanmıştır. lular bazı önlemler almışlardır. MS 1. yüzyıldan sonra çayın getirdiği alüvyonlar limanı doldurunca, kent önemini yitirmeye başlamıştır. Dalyan köyünden karşıya geçildiğinde, kayalara oyulmuş mezarlarla karşılaşılır, iki sıra halindeki mezarlardan üsttekiler tapınak cepheli, alttakiler daha yalın görünüşlüdür. Gömüt odalarında ölülerin konulduğu taş sekiler vardır. Bu sıra mezarların batı ucunda, kayaya oyulmuş gömüt çukurunun kapak taşıyla örtülmesinden oluşan Karia tipi mezarlar yer alır. Güneydeki akropolisin bulunduğu tepenin doğusu sarp ve yüksektir. Aynı şekilde doğal korumaya sahip güney yamaçları dışında akropolis surlarla çevrilidir. 152 m yüksekliğindeki tepenin kuzeyindeki surlar, Dalyan köyünün kuzeyindeki kayalığa değin uzanır. Orta Çağ'a ait kulelerle destekli surlarla çevrili bir kale vardır. Bu kalenin MÖ 309'da Ptolemaios tarafından alınan Herakleion olabileceği öne sürülür. Tepenin batısında, Satrap Mausolos'un yaptırdığı (MÖ 4. yüzyıl) sanılan, çokgen taş işçiliğiyle dikkati çeken duvarlar vardır. Akropolisin doğu eteğinde, kayaya oyulmuş tiyatro yer alır. Tiyatronun kuzeyinde bazilika planlı bir kilise, Roma hamamı ve küçük bir tapınak bulunur. Kentin en anıtsal yapısı, agoranın kuzeydoğu köşesine yerleştirilmiş olan çeşmedir. Roma dönemine tarihlenen yapının arşitravmda, Vespasianus'un (MS 60 - 79) adı geçer. veya Fethiye'den Dalyan mahallesine gelmeniz gerekmektedir. Dalyan ve Çandır mahalleleri arasında Dalyan'dan yaklaşık 2 km sonra antik kente ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/31-diyarbakirda-gezilecek-yerler.html", "text": "ili ülkemizin en gelişmiş ve kalabalık şehirleri arasındadır. Şehrin binlerce yıllık tarihinin olması ve burada yaşayanlar kadar ziyaretçilerinde tarihin içinde yolculuklar yapmak için şehirde dolaşmaları yetmektedir. 9 bin yıllık bir şehir Diyarbakır çok sayıda kültürün kaynaştığı ve bir arada yaşadığı bir şehirdir. mutlaka görülmesi gerekmektedir. Kurulduğu günden bu yana yaşamın devam ettiği Diyarbakır tarihi şehrin terk edilmemiş ve hala aynı yerde yaşamın devam ediyor olması ile mutlaka görülmesi gereken bir şehirdir. Yontma taş devrinden itibaren başlamaktadır. Kentin yanına kurulduğu Dicle nehrinin de etkisiyle bütün medeniyetler için vazgeçilmez olmuştur. Kent kurulduğundan itibaren Asur, Urartu, Pers, Roma, Moğollar ve en sonunda da Osmanlıların egemenliğine girmiştir. neresi diye araştırma yapmalarına pek gerek yoktur çünkü kent zaten yaşayan bir tarihtir ve bugün hala ayakta olan kalesi kentin neredeyse içinde yer almaktadır. M. Ö 3.000 yıllarında Huriler tarafından yapılmış olan iç kale daha sonrasında Kenti ele geçiren Araplar ve Osmanlılar tarafından genişletilmiştir. Yüksekliği ve büyüklüğü ile dünyanın en büyük surlarına aittir. Diyarbakır Kalesi ve Şehre özgü Hevsel bahçeleri tarihi önemleri ve güzellikleri ile UNESCO dünya kültür mirası listesinde yer almaktadır. Dicle nehri ve Diyarbakır kalesinin surları arasında binlerce yıllık bir geçmişe sahip olan Hevsel bahçeleri bölgenin uzun bir süre tahıl ambarı olarak anılmasını sağlamıştır. Hevsel bahçelerinde günümüzde pek çok kuş türü ve hayvan türü için doğal bir yaşam alanı bulunmaktadır. Kentin en ünlü tarihi yapıları arasında Ulu Cami yer almaktadır. Caminin Hz. Ömer zamanında 639 senesinde yapıldığı bilinmektedir. Daha sonra Büyük Selçuklu Hükümdarı Melikşah'ın emriyle 1091 senesinde bir tadilat yapılmıştır. Mar-toma Kilisesi ismi ile ibadet yapılırken camiye dönüştürülen yapı Anadolu'nun en eski camilerinden birisidir. Ayrıca caminin duvarında geçmişteki uygarlıkların izleri de yer aldığından dolayı son derece enteresan bir yapı olarak görenleri hayran bırakmaktadır. Behram Paşa Cami, 1564 yılında o dönemde Diyarbakır valiliği yapan Behram Paşa vesilesi ile Mimar Sinan tarafından yapılmıştır. Yapılış yöntemi ile bugünkü mimari sistemlere benzer oluşu, bilim adamlarının dikkatini çekmekte olan camii aynı zamanda Mimar Sinan'nın nadide eserleri kategorisinde bulunmaktadır. Birçok camiye ev sahipliği yapan Diyarbakır, Mesudiye Medresesi ile de geçmişin izlerini taşır. Dönertaş sütunlardan oluşmakta olan medrese Diyarbakır'da gezilecek yerler arasında bulunmaktadır. Turistlerin içinde bulunan kafeler de otururken tarihi bir mekanda olmanın keyfini yaşamaktadırlar. Hasan Paşa Hanı Ulu caminin doğu girişinin karşısındadır. İki katlı han kemerleri ve ile mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerler arasındadır. 1683 senesinde yapılmış olan Sülüklü Hanın restarasyonu 2010 yılında yapılarak halka açılmış olan Sülüklü Han son zamanlarda gözde bir yer haline gelmiş ve burada çay içmek isteyen kişiler için kafeler yer almaktadır. Huüsrev Paşa Hanı adıyla da anılan yapı 1527 yılında Huüsrev Paşa tarafından yapılmıştır. Halk arasında Deliller Hanı diye adlandırılmasının sebebi, Her yıl İslam Ülkelerinden Hicaza gitmek üzere bu handa toplanan Hacı adaylarını götürecek Dellerin bu Handa kalmalarından kaynaklanmaktadır. Kent merkezinde bulunan yapı iki katlı ve 120 yataklı tarihi ve turistik bir otel olarak hizmete açılmıştır. Dicle nehrinin üzerine kurulmuş olan bu köprü ayrıca Dicle köprüsü, Silvan köprüsü, Mervani köprüsü adlarıyla da anılmaktadır. Diyarbakır Kalesinin Mardin kapısının batısında yer almaktadır. 6. yy da yapılmış olan köprü kimizaman geçişin engellenmesi amacıyla yıkılmış ve tekrar inşa edilmiştir. On gözlü köprü adını köprünün sahip olduğu kemerler ile almıştır ve mutlaka ziyaret edilmesi gereken yerler arasında bulunmaktadır. Meryem Ana Kilisesi hala ibadete açıktır ve tahminen 3. yy da yapıldığı düşünülmektedir. Çeşitli dönemlerde tadilat yapılmış olsa da Süryani kilisesinde tarihe yolculuk yapmak isteyen kişilerin ziyaretini beklemektedir. Geç Roma döneminin izlerini taşıyan yapıdaki taş işçiliği ayrıca dikkat çekmektedir. Birçok medeniyete beşiklik yapan Diyarbakır'da bulunan tarihi kalıntılar bu müzede sergilenmektedir. Müzede Diyarbakır yöresinde yapılan kazılar sonucu elde edilen tarihi eserler, Neolitik Çağ'dan itibaren Osmanlı dönemine kadar kronolojik olarak sergilenmektedir. Diyarbakırlı olan şairlerden Cahit Sıtkı Tarancı Müzesi de oldukça hoş olan mimari yapısıyla fotoğraf tutkunlarını da kendisine hayran bırakmaktadır. Atatürk'e armağan edilen Gazi Köşkü 15. yy da Akkoyunlular tarafından yapılmıştır. Mardin kapısının batısındadır ve köşk günümüzde müze olmuştur ve Atatürk'e ait eşyalar ve çeşitli hatıralar burada bulunmaktadır. Ayrıca Gazi köşkünün etrafında halkın dinlenmesi ve piknik yapması için bir alan bulunmaktadır. 1527 yılında yapılmış olan kervansaray Diyarbakır mimarisinin en güzel örnekleri arasında yer almaktadır. 72 odaya sahip olan kervansaray günümüzde restore edilmiş ve otel olarak kullanılmaktadır. Diyarbakır'ın Silvan ilçesinde yer alan Malabadi Köprüsü Artuk oğullarının izlerini taşıyor. Birbirinden farklı renkteki taşlarla inşa edilmiş olan köprü Evliya Çelebi'nin de övgülerine mazhar oluyor. sorusunun cevabı olarak ilk sırada Diyarbakır karpuzu yer almaktadır. Büyüklükleri ile insanı şaşırtabilmektedirler. Kente geldiğinizde yöresel yemeklerden yemeyi ihmal etmemeni gerekir. Diyarbakır da yiyeceğiniz ciğer ve kebabın tadını unutamayacaksınız. Ancak bunlar arasında mutlaka ve Çiğ Köfte başköşede yer almalı. Özellikle lahmacun da Diyarbakır yöresinin önemli tatlarından birisi. Buğday ve etle yapılmakta olan Keşkek, Lebeni, içli köfte ve Saç tava Diyarbakırlıların enfes lezzetleri arasında yer buluyor. Patlıcan kebabı ve yine patlıcanla yapılan Meftune, Sütlü Nuriye ve Kadayıf tatlısı da Diyarbakır sofralarının vazgeçilmezi. Böylece etin ve bulgurun çevresinde şekillenmiş olan Diyarbakır Mutfağı birçok medeniyetin lezzetlerini de bünyesinde barındırıyor. 'den 1436 km uzaklıktadır. Binlerce yıllık tarihi ile mutlaka görülmesi gereken Diyarbakır günümüzde kavuştuğu huzur ile ziyaretçilerini beklemektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/310-balcovada-gezilecek-yerler.html", "text": "ilçesine bağlanmış ve 1992 yılında tekrar belediye olmuştur. M. Ö. 1200 yıllarına dayanan Balçova'nın geçmişine yönelik çok sayıda rivayet vardır. İonia göçü sürecinde sömürgecilerin buraya yerleşip, yeni bir yaşam alanı kurduğu söylense de, yerel halka göre Ayesefit adında bir grubun, korsan saldırılarından kaçıp bu bölgeye yerleştiği yönündedir. Balçova çok eski bir yerleşim ve yaşam alanı olduğu için, hakkında söylenen rivayetlerin sayısı da oldukça fazladır. Gerek geçmişi, gerekse isminin nereden geldiği konusunda çeşitli söylemler vardır. İzmir'in oksijen deposu ve en şirin ilçelerinden biri olan Balçova'nın adının nereden geldiği konusunda, en çok dile getirilen rivayet, yeraltı ısısı oldukça yüksek olan bölgede zamanla balçık havuzları oluşması nedeni ile yöreye \"Balçık Havı\" ismi verildiği ve zamanla \"Balçık ova\" olarak anılmaya başlandığı hakkındadır. İkinci rivayet ise, bölgede bal üretiminin çok fazla olması nedeniyle \"Bal ova\" olarak anılması yönündedir. Bir diğer ve en uzak rivayet ise, bölgenin isminin Farsça bir kelimeden geldiğidir. Renkli bir yaşam anlamına gelen Bal- Ço- Va hecelerinin birleşmesi ve her heceden farklı bir anlam çıkarılıp birleştirildiği yönündedir. Adı nereden gelsin, günümüzde ismi Balçova olan bu güzel şehrin, hem coğrafi hem de turistik açıdan Türkiye'nin en güzel ilçelerinden biri olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. hakkında bilgi almak ister misiniz? Haydi başlayalım. Balçova'ya tepeden bakmak ister misiniz? Türkiye'de çok ender yaşanabilen teleferik gezisi keyfini, Balçova'da yaşayabilir, muhteşem doğanın ve havanın keyfini çıkarabilirsiniz. 09.00-22.00 arası hizmet veren teleferik, İzmir Ekonomi Üniversitesi karşısında yer alır. Bu hizmetten yararlanmak için gişeden bilet satın almanız gerekiyor. Bilet ücretleri 6 ila 10 TL arasında değişmektedir. 5 yaşına kadar olan çocuklardan ücret alınmamaktadır. 20 adet vagonla hizmet verilen teleferik gezisi, gün boyu devam etmekte ve her gezi ortalama 3 dakika sürmektedir. Tesis içerisinde çeşitli mesire alanları, yeme içme yerleri ve dinlenme bölgeleri vardır. Gün boyu vakit geçirebileceğiniz bir tesistir. 620.000 Km lik bir alana kurulan İnciraltı Kent Ormanı, doğa tutkunlarının ilk adresidir. Türkiye'de ormanların hızlıca katledilmesi, betonlaşma ve kentleşme bu sayfiye yerini daha değerli kılmaktadır. Bisiklet, yürüyüş, doğa sporları, gezinti yapmak için her gün binlerce kişinin ziyaret ettiği ormanda, 20 binden fazla ağaç ve 16 binden fazla çalı ve yer örten bitkiler ekilmiştir. 7 bin metrekaresi İnciraltı Engelliler Eğitim ve Kültür Merkezi Bahçesi için ayrılmıştır. Aynı alan içerisinde bulunan bu eğitim merkezini de ziyaret etmenizi öneriyoruz. Yukarıda kısaca bahsettiğimiz gibi, bir savaş gemisinin restore edilerek müze olarak faaliyete geçirilmesi sağlanmıştır. . Ege bölgesinin ilk deniz müzesidir. Müzede, savaş gemileri ve deniz araçları ile ilgili çeşitli sunumlar yapılmakta ve bilgi verilmektedir. Bol yeşil alan, temiz hava, dinlenme için ziyaret edebilirsiniz. Özellikle yeşile hasret olup, başka şehirlerden gelen ziyaretçiler için en uygun oturma ve istirahat alanlarından biridir. havuzları da vardır. Özel yüzme derslerinin verildiği yüzme kurslarına katılabilir, nefes kesen su kaydıraklarında eğlenebilir ya da Dart, mini golf, ayak bowlingi, futbol, su voleybolu gibi spor aktivitelerine katılabilirsiniz. Sabah girip, akşama kadar bu merkez vakit geçirebilirsiniz. Sanatsever gezginlerin ziyaret edebileceği bir sanat evidir. Yağlı boya tabloları ve muhteşem ebru çalışmalarını inceleyebilir, zihninizi dinlendirebilirsiniz. Çocuklu ailelerin keyifli vakit geçirebileceği eğlence alanıdır. Çarpışan arabalara binebilir, atlıkarıncalar üzerinde muhteşem Ege havasının keyfini çıkarabilirsiniz. Tatilde çocukları unutmamak gerekiyor. na alalım. Güneşli ve temiz havanın keyfini, sahilde yürüyüş yaparak çıkarabilirsiniz. Yol boyunca kurulu tezgahlardan hediyelik eşya satın alabilir ve küçük alışverişler yapabilirsiniz. Sahil kesiminde bir yerleşim yeri olan Balçova'da ilk aklan gelen yemek balık çeşitleri. Sahil boyunca bir birinden güzel restaurantlarda farklı yemek çeşitlerini tadabilir, balığın değişik şekillerde hazırlanmış türlerini deneyebilirsiniz. AVM'lerin yemek katında, birçok ünlü markanın restaurantında yemek yiyebilirsiniz. Bunlar genelde fast food tarzı olsa da, lezzetleri asla değişmez. Daha salaş ve otantik mekanlarda yemek istiyorum diyenler için, ev yemekleri yapan ve Ege'nin lezzetini bulabileceğiniz bu yerlerde karnınızı doyurabilirsiniz. Köfte, kokoreç gibi klasik yemeklerimizden yemek isterseniz, ilçenin merkezinde bulunan çeşitli restaurantlara bakabilirsiniz. Balçova'ya ulaşmak için, önce İzmir'e ulaşım sağlamanız gerekir. Havayolu, karayolu veya deniz yolu ile İzmir'e gelebilirsiniz. İzmir'e vardıktan sonra, bulunduğunuz merkezden Balçova'ya çok rahat ulaşım sağlayabilirsiniz. Balçova'ya deniz yolu ile çok rahat ulaşabilirsiniz. , Bostanlı, Pasaport limanlarından kalkan feribotları kullanmanız gerekir. Üçkuyular'dan ise Balçova otobüsleri kalkmaktadır. Konak ilçesinde, AKM önündeki otobüs durağında 169 nolu Belediye otobüsünü kullanarak aktarma yapmalısınız. Bu otobüs Balçova tarafına gitmektedir. 671 Tınaztepe-F. Altay otobüsüne binerek, F. Altay 'da son durakta inin. İndiğiniz durakta 969 numaralı aktarma otobüsü olan F. Altay-Balçova otobüsü kalkmaktadır. 'den Balçova'ya gitmek için, direkt giden 510 Numaralı, çevre yolu güzergahını kullanan Belediye otobüsünü kullanabilirsiniz. 'dan Balçova'ya gitmek için, önce metro ile Konak ya da Alsancak'a geçilmeli ve Konak'tan 169 numaralı Belediye otobüsü ya da Alsancak'tan ise 269 numaralı Belediye otobüsünü kullanabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/311-bayindirda-gezilecek-yerler.html", "text": "ve Turgutlu ilçeleri bulunur. 38 yerleşim birimi ve 22 mahalleden oluşan bu küçük ilçede, Akdeniz iklimi hakimdir. İlçenin ne zaman kurulduğu tam olarak bilinmemektedir. Tarihte bu konuda kesinleşmiş bir bilgi yoktur. Buna rağmen, yapılan araştırmalara ve bu araştırmalarda bulunan yaşam kalıntılarının izlerine göre, M. Ö. 3000'li yıllarda Hititlerin, 700'lü yıllarda Frigya ve Lidyalıların, M. S. 900'lü yıllarda Bizanslıların, 1084 yılından sonra Selçukluların ve 1425 yılından sonrada Osmanlıların Egemen olduğu varsayılmaktadır. Her ne kadar İzmir'in kentsel yapısı, ilçenin bir kısmına yansısa da, Anadolu'nun klasik kırsal yapısı çok büyük bir alanı etkisi altına almıştır. Daha çok tarıma dayalı bir ekonomi ve sosyal yaşam görülmektedir. İlçenin en önemli geçim kaynağı çiçekçiliktir. Kapalı ve açık sera olarak faaliyet gösteren yüzlerce işletme faaliyet göstermektedir. ve tarihi önem taşıyan merkezleri liste halinde sunmaya başlayabiliriz. TBMM tarafından Termal Turizm Merkezi olarak kabul edilen Bayındır'da Ergenli Köyü Kaplıcası, Dereköy Kaplıcası ve Fatma Hanım Kaplıcası en ünlü şifalı su kaplıcalarıdır. Bölgede bulunan birçok termal otelde deri hastalıkları, mide ve bağırsak hastalıkları, romatizma, kronik hastalıklar ve kadın hastalıklarını tedavi etmek amacıyla şifa kürleri düzenlemektedir. Bu gibi sağlık gezilerine katılan yerli ve yabancı turistler için Bayındır, tam anlamıyla bir şifa merkezidir. Osmanlı imparatorluğu zamanından kalma bu camii, 19 kubbeye sahip ve kare şeklinde bir mimariye sahiptir. İlçenin merkezinde ve Basra tepesinde yer almaktadır. Zamanla yapılan ek binalar ile külliye halini almıştır. , yöre halkı ve ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi görmektedir. işte tam bu konuda aradığımız bir yer. Türkiye'de ender görülebilen doğa merkezlerinden biridir. , ilkbahar başlangıcında gerçekleşir. Yüzlerce farklı türdeki çiçeğin sergilendiği, muhteşem bir renk cümbüşüdür. Festival alanından yayılan mis gibi kokular, neredeyse tüm ilçeyi kaplar. Festival süresince keyifli zamanlar geçirebilir, belki de hayatınızda hiç görmediğiniz çiçek türlerini inceleyebilir ve hatta satın alabilirsiniz. Bayındır gezinizi bu tarihlere göre ayarlamanızı tavsiye ederiz. Bu festival kaçmaz! Kaderine terk edilmiş ve çok eski kerpiç evlerin bulunduğu Dededağ'ın eteklerinde kurulu bir köydür. Yakın zamanda tamamen yok olması beklenen bu köyü, yıkılmadan önce son kez ziyaret etmenizde fayda var. Eski köy hayatından kalan son esintileri görebilirsiniz. Belki de hayatınızda görüp göreceğiniz en son köy olacaktır. 'e 78 km uzaklıkta olup, ilçeye İzmir Şehirlerarası Otobüs Terminalinden her yarım saatte bir kalkan Sınırlı Sorumlu Minibüs Otobüs İşletmesi Kooperatifine ait araçları ile ulaşabilirsiniz. İzmir merkezden 302 KONAK- OTOGAR nolu otobüs ile Yenigaraj'a ulaşabilirsiniz. Aynı zamanda TCDD Basmane Garı'ndan her gün \"Basmane - Ödemiş \" ve \"Basmane - Tire \" treni ile Torbalı istasyonundan aktarma yaparak 727 Nolu Bayındır Torbalı ESHOT otobüs seferlerini kullanarak, Bayındır'a geçebilirsiniz. Bayındır'ın köyleri ile ulaşımı ise 787 OSMANLAR - 788 HAVUZBAŞI - 790 HİSARLIK - 791 ÇAMLIBEL - 793 BALCILAR BAYINDIR hatları ile sağlanır. Tire ve Ödemiş'ten kalkan ilçeler arası minibüslerini kullanarak ta Bayındır'a ulaşabilirsiniz. Bayındır'a gitmek için, öncelikle İzmir şehir merkezine hava, kara veya deniz yolu ile erişim sağlamanız gerekmektedir. konusunda ipuçları ve tüyoları okumaya devam edelim."} {"url": "https://www.gezipedia.net/312-bayraklida-gezilecek-yerler.html", "text": "Yüzölçümü 3700 hektar olan ilçenin nüfusu 315 bin civarındadır. İlçede 1 belediye teşkilatı, 1 köy ve 23 mahalle bulunmaktadır. İzmir'in M. Ö. 3000 yıllarına dayanan kuruluş tarihinin ilk yerleşim alanlarından biridir. Nüfus yoğunluğu yönünden, İzmir'in en kalabalık 5. Büyük ilçesidir. İkinci hikaye ise; 19. asırda yöreden geçen tüccar kervanlarını soyan ama kimsenin canını yakmadan yalnızca işlerine yarayacak malı alan soyguncular, her soygundan sonra Tantalos'un mezarının bulunduğu tepeciğe bayrak asmaktadır. Bu nedenle bu soygunları yapanlara da \"Bayraklı Eşkıya\" adı verilir. Yörenin adı bu yüzden, zamanla \"Bayraklı\" olarak kalır. Bayraklı hakkında halk arasında yaygın sonuncu rivayet ise; Türklerin İzmir çevresine yerleştikleri dönemde, elleri bayraklı 7 Türk savaşçı, Laf Deresi yakınında düşman askerleriyle çarpışır ve biri orada şehit olur. Bu nedenle o bölgenin adı \"Bayraklı\" olarak anılmaya başlandığı şeklindedir. Bazı kaynaklarda da ilçenin adının \"Bayraklı\" adlı aşiretten geldiğini belirtilir. ni, ziyaret edilecekler listesinin en başına yazmanızı tavsiye ederiz. Dünya Barış Anıtı, İzmir'in Karşıyaka Belediyesi'nce, Sivas'ta 1993 yılında yaşanan Sivas Katliamı yangınında hayatını kaybeden 33 aydının anısına Orgeneral Nafiz Gürman Mahallesi'nde yaptırılan anıttır. Muhteşem bir manzaraya sahip bu alanda, yiyecek içecek yerleri, kafe ve restaurantlar bulabilirsiniz. Hem manzara keyfi yapmak, hem de bu muhteşem anıtı ziyaret etmek için, listenizin 2. sırasına yazabilirsiniz. Karşıyaka ilçesi, Bayraklı Fuat Edip Baksı Mahallesi'nde bulunan Katolik Kilisesi'dir. Tarihi yerlere merak duyan kişilerin ziyaret edebileceği bir yerdir. Dikdörtgen planlı kesme taştan ve tuğladan yapılan ve gotik tarzında ince uzun yuvarlak kemerli pencereleri bulunan kilise ziyareti için bir kaç saat ayırabilirsiniz. şehir merkezine 2 km olan Bayraklı ilçesinde ulaşım, toplu taşıma araçları olan otobüs, minibüs, İzban ve metro ile sağlanır. yönüne giden İzban'ı kullanarak Bayraklı 'ya ulaşabilirsiniz. ve Örnek köy tarafına giden hatların büyük çoğunluğu Bayraklı yolunu kullanır. - Karşıyaka ve Bornova Çiğli Egekent, Karşıyaka- Yeni garaj, Karşıyaka- Atatürk Mahallesi, Yeni garaj- Menemen, Yeni garaj Alpaslan dolmuş hatlarını kullanarak Bayraklıya ulaşabilirsiniz. ve Beydağ hakkında bilgiler vermeye başlayalım."} {"url": "https://www.gezipedia.net/313-beydagda-gezilecek-yerler.html", "text": "ilçesi, kuzeyinde Kiraz, kuzeybatısında Kaymakçı, batısında ise Bademli ilçeleri yer alır. Beydağ sınırları içerisinden Küçük Menderes Nehri ve bu nehrin aynı zamanda en büyük kolu olan Tesavra Çayı akar. konusunda size çok fazla bilgi veremeyeceğimiz için üzgünüz ancak Beydağ ilçesinde turistik ve tarihi açıdan gezip görülecek pek bir yer bulunmamaktadır. İlçeden ziyade köy havasında olan, kendi halinde bir kasabadır. nı sayabiliriz. Etrafında kamp ve dinlenme alanları, yeşil alanlar ve kır lokantası bulunur. Burada yemek yiyebilir ve göl manzaralı mekanda hoşça vakit geçirebilirsiniz. lerinden yemeyi unutmayın. Beydağ'ın yöresel yemekleri, klasik Ege yemeklerinden oluşmaktadır. İncir ve kestane reçeli ile ünlüdür. Dönerken yanınıza hediyelik olarak bir kaç kavanoz almayı ihmal etmeyin. Beydağ, İzmir iline 142, Ödemiş ilçesine 30, Nazilli ilçesine 38 km mesafededir. Ödemiş ve İzmir'e asfalt, Nazilli'ye de devamlı açık sabitleştirilmiş yolla ulaşım sağlanmaktadır. İzmir'e en uzak ilçe olması nedeni ile Beydağ'a ulaşım biraz zor olabilmektedir. Şahsi aracınız ile ulaşım sağlamanızı tavsiye ediyoruz. Toplu taşıma araçları ile İzmir'den ulaşım mümkün değildir. Araba ile 1 saat 50 dakika civarı sürmektedir. konusunda bulacağınızdan eminiz. Daha fazla zaman kaybetmeden Bornova'ya geçelim."} {"url": "https://www.gezipedia.net/314-bornovada-gezilecek-yerler.html", "text": "ilinin kuzeybatısında yer alan 435.000 nüfuslu bir ilçedir. İzmir'e 8 km uzaklıkta olup, köylerini de dahil ettiğimiz zaman 205 kilometrelik bir alana yayılmaktadır. Zengin su kaynakları ve yoğun bitki örtüsü nedeniyle, Osmanlı devrinde sayfiye ve gezi yeri olarak kullanılmıştır. Tarihteki ismi \"Birun-u Abad\" olan Bornova, Helenistik çağında yerleşim ve yaşam alanı olarak kullanılmaya başlandı. Amazonlar, Hititlerin, İonların, Frigyalıların, Lidyalıların, Perslerin, Makedonyalıların, Bergama Krallığının bu bölgede yaşam sürdüğü bilinmektedir. İlyada ve Odyssea destanlarının yazarı Homeros'un da bu bölgede yaşadığına inanılır. konusunda epey şanslılar. Çünkü Bornova'da birçok tarihi mekan ve gezilebilecek yer bulunmaktadır. Haydi, hep beraber bu listeye göz atalım. , onlarca büyük kaydırağa sahip bir eğlence havuzudur. İçerisinde çeşitli aktivite ve yeme içme alanlarının olduğu, ayrıca çocuklar için özel organizasyonların yapıldı bir aquaparktır. Giriş ücretleri 55 ila 95 TL arasında değişmektedir. 7 yaşa kadar çocuklar ücretsizdir. Çeşitli merkezlerden servisleri kalkmaktadır. Gün boyu, ailece keyifli zaman geçirebileceğiniz bir eğlence merkezidir. Bornova ilçesine sadece 10 KM mesafede olan bu eşi bulunmaz cennet köşesi, 18.92 ha'lık alana sahiptir. Göl, jeolojik hareketler sonucu oluşmuş heyelan set gölüdür. Orman ve göl kaynak değerine sahiptir. Tabiat Parkı içerisinde ve çevresinde doğa yürüyüşü, foto safari, bisiklet gezintisi faaliyetleri yapılabilir. Kır gazinosu, restaurant, büfe, piknik üniteleri, çadırlı kamp ve karavan alanı mevcuttur. , muhteşem bir piknik ve mesire yeridir. Çoluk çocuk, ailece gidip gün boyu enerji ve temiz hava depolayabilirsiniz. Yiyeceklerinizi alıp piknik yapabilirsiniz. Büyükşehirlere yapılması olan imkansız ne varsa, burada gerçekleştirebilirsiniz. mevcut. Ayrıca ayaküstü atıştırmak için yeme içme alanları bulabilirsiniz. Geniş sayılabilecek bir çocuk parkı var. Bornova'nın nefes alınabilecek yeşil alanı. Adını ünlü Yunan ozanı Homeros'tan alan bu muhteşem mesire yeri, Bornova'nın yeşil alanlarından biridir. Şehrin gürültüsünden kısa bir süre bile olsa uzaklaşmak ve dinlenmek isterseniz, buraya mutlaka uğramanızı öneriyoruz. Vadinin kalbi olan mağaraya kadar tırmanabilirsiniz, çok değişik bir tecrübe edinirsiniz. Piknik yapmak için malzemelerinizi beraberinizde götürmeyi unutmayın. Şehrin göbeğinde böylesine muhteşem bir yeşil alanın olması, insanı şaşırtıyor doğrusu. Bornova gençlik caddesi üzerinde konumlanan bu köşk, adını 1851'de doğan ve 1917'de ölen Edward Whittall' dan almıştır. Köşkün şu anki sahibi Edward'ın torunudur. Çeşitli düğün, nişan ve benzeri eğlencelerin düzenlendiği mekanda gün boyu gezebilir, yeşilin ve temiz havanın keyfini çıkarabilirsiniz. 'ni kesinlikle ziyaret etmenizi tavsiye ederiz. Muhteşem maket ve tabloların sergilendiği bir deniz müzesidir. Girişin ücretsiz olduğu müzede, çok değerli koleksiyonları inceleyebilir, sergilenen ürünler hakkında bilgi alabilirsiniz. , saat 09.00 / 1700 arası ziyarete açıktır. Tarih ve sanata düşkün gezginlerin, mutlaka ziyaret etmesi gereken bir yerdir. Herkesin görmesi gereken bir yer. Bornova'da 8500 yıl öncesine dayanan, dere kenarındaki yaşamı ortaya çıkarmışlar. Örnek bir mimariyle inşa edilmiş müzesi ücretsiz gezilebiliyor. Sabah saat 10.30-12.30 ve 13.30-14.30 arasında çocuklar için ücretsiz etkinlikler yapılıyor. O döneme ait giysiler giydirilerek çanak çömlek yaptırılıyor. Harika bir tarih dersi yaşamak için, mutlaka ziyaret etmenizi öneriyoruz. Doğa yürüyüşü yapmak için uygun ve güzel bir yer. Sonbaharın renk tonlarını görüp yaşayabileceğiniz muhteşem bir doğa. Zamanına denk gelebilirseniz dağ çileği de toplayıp yeme şansınız olur. Orman gözetleme kulelerinden, İzmir ve körfezin harika manzarasını seyredebilirsiniz. Nam-ı değer Bornova Kafe Pi. Yazın bahçesinde ağaçların altında oturmak çok güzeldir, Kışın şanslıysanız yer bulabilirseniz köşkün hemen giriş kısmında oturup, yağan yağmuru izleyerek bir şeyler yeyip içebilirsiniz. Uzun zamandır restorasyonu devam eden, kafanızı dinleyebileceğiniz güzel bir dinlence yeridir. Çocuk parkı, yürüyüş alanları, alabildiğince yeşil alan, temiz hava, dinlenme yerleri, yani kısaca bir parkta olması gereken her şeyi Bornova Atatürk Parkında bulabilirsiniz. Türbelerin size manevi huzur verdiğine inanıyorsanız, Alişir Nezir Beşir Hazretleri Türbesini ziyaret edebilirsiniz. Bornova Hüseyin İsa Bey camii bahçesinde bulunan türbede 3 tane sanduka var. İsimleri; ALİŞİR, BEŞİR VE NEZİR. Battal gazinin torunları olduğuna inanılmaktadır. Ege Üniversitesi Rektörlük Binasının karşısında bulunan Köşk, 1800 yıllarında Fontan d'Escalon tarafından inşa edilmiştir. Restore edilen köşk halen canlılığını korumaktadır. Yeşil Köşk olarak ta bilinen Pandespanian Köşkü, Ege Üniversitesi kampüsü girişinde yer alır ve hala üniversitenin sosyal tesisi olarak kullanılmaktadır. Halk arasında 'Perili Köşk' olarak bilinen Murat Evi, Fevzi Çakmak Caddesi ile Gençlik Caddesi'nin arasındadır. 1880'de İngiliz ailesi olan Edwards tarafından yaptırılmıştır. Efsaneye göre; uzun yıllar köşke geceleri bakire bir kız uğrayıp bir şeyler taşımıştır. Dilden dile dolaşan bu rivayet nedeniyle köşkün adı halk arasında; \"Perili Köşk\" olarak anılır. Bölgeye has, özel bir lezzeti vardır Ege yemeklerinin. Bornova'nın yöresel lezzetleri arasında Misket üzümü ve Bornova bamyası gelir. Muscat Blanc olarak bilinen beyaz hoş kokulu üzümün anavatanı Bornova'dır. Uzun yıllar önce düzensiz şehirleşme nedeniyle üretimi duran misket üzümü, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı Manisa Bağcılık Araştırma Enstitüsü ile işbirliği yapan Bornova Belediyesi tarafından yeniden anavatanında üretilmeye başlandı. Lezzetiyle tüm Türkiye'de bilinen Bornova bamyası, Bornova Belediyesi tarafından tohumluk olarak üretilmeye başlandı. Bornova bamyası sofralık ve konservelik bir çeşittir. Sümüksü bir yapıda olmadığı için, konserve değeri yüksektir. Beş köşeli meyvesi, etli ve çok lezzetlidir. Ayrıca mutlaka Kumru yemenizi öneriyoruz. Kumruyu İzmir'in hemen hemen tüm ilçelerinde bulabilirsiniz. İzmir il merkezine uzaklık mesafesi 4 Km olan Bornova'ya şehir içi ulaşım, Belediye otobüsü, minibüs, metro veya İzban ile sağlanabilir. Bornova- Evka3 güzergahından başlayan raylı sistem Metro hattı İzmir Merkezden ilçeye ulaşımı hızlandırmaktadır. Metrodan Bornova istasyonunda inip 565 EVKA 4 - BORNOVA METRO aktarma hattı ile ilçe merkezine ulaşabilirsiniz. 328 ya da 338 BORNOVA METRO - SALHANE AKTARMA ESHOT otobüs hatları ile ulaşım sağlayabilirsiniz. 63 BORNOVA - KONAK hatları ile ulaşabilirsiniz. Bornova Havalimanı ulaşımı için 204 BORNOVA METRO HAVALİMANI hattını ya da Metro-Cuma ovası İzban hattı Havalimanı istasyonunu kullanmanız gerekmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/315-bucada-gezilecek-yerler.html", "text": "İlçesi bulunmaktadır. İzmir'in en eski yerleşim merkezidir. Buca'da okuma yazma oranın %99 olduğunu hatırlatmakta fayda var. Buca'nın en önemli gezip görülecek yerlerinin başında gelen Yedigöller Parkı, İzkent ile Evka'nın arasındaki kurumuş dere yatağında, 100 Bin m2 alana kurulan doğal vadide kurulmuştur. 1033 m2'lik iç alanlı kafeterya, 2185 m2'lik iç alanlı restaurant, 324 m2'lik Güzel sanatlar sokağı ve 360 m2'lik Gösteri Merkezi olarak tasarlanmıştır. Dinlenme yerleri, alabildiğince yeşillik ve doğa, muhteşem manzarayı doya doya izleyebilmek için teraslar, çocuk oyun ve eğlence alanları, 15.000 m2 den oluşan 7 adet suni göl, açık hava diskosu, yel değirmeni ve nostaljik su kuyusu, Yedigöller parkında hoşça vakit geçirmenizi sağlayacaktır. Akşam hava kararınca, çevrede alkol alan tipler, her ne kadar aileli huzursuz etse de, yine de ailece vakit geçirebileceğiniz bir alandır. Göl manzaralı yemyeşil bir alanda, mangal yakıp piknik yapmak için ideal bir tesis. 167 bin m2 alana kurulu olan tesiste 300 kişilik Göl Restoran, 600 kişilik Göl Salonu Seyir Kafe, Mangal alanı, Şarküteri, Amfi tiyatro, Piknik Alanı, Ada Cafe&Pub, Seyir Terasları, Çocuk Oyun Parkları, Market, Bebek Bakım Odası, Mescid ve Otopark yer almaktadır. Ulaşımı çok kolaydır. Konak ilçesinden 104 numaralı belediye otobüsüne binip, Üçkuyular 'da inip 176 numaraya biniyorsunuz ve tesisin önünde iniyorsunuz. Kurtuluş Savaşı esnasında İzmir'i terk eden Rum'lardan kalan taş evler. Her biri tarih kokmaktadır. Muhteşem tasarımları, kendine has mimarisi ise, taş evleri incelemek size farklı bir deneyim kazandırabilir. Her şehrin ve ilçenin \" meşhur bir caddesi \" vardır. Buca'nın ünlü sosyal yaşam caddesi Forbes Sevgi Yolu'dur. İstanbul'un İstiklal Caddesi gibidir. Gençlerin sosyalleştiği, çeşitli kafe ve restaurantların bulunduğu, kültürel etkinliklerin yapıldı şirin bir caddedir. Murat Evi olarak bilinen Perili Köşk, Buca da Fevzi Çakmak caddesi ile Gençlik caddesinin çakıştığı bölgede bir binadır. Binanın tarihi 1880'li yıllara dayanmaktadır. Bina 1880 yılında Edwards isminde bir İngiliz ailesi tarafından yaptırılmıştır. Bu binaya perili köşk denilmesinin sebebi, uzun yıllar boyunca bakire bir kızın gece olduğunda köşke bir şeyler taşımasının dilden dile dolaşmasıdır. Bahçesinde tarihi bir de hamam bulunur. 54.000 m2 bir alana sahip, Buca Mustafa Kemal Caddesindeki Peterson Köşkü, İngiliz tüccar John Peterson tarafından 1859 yılında yaptırılmıştır. 38 odalı olan köşk, 1859 yılından günümüze kadar 7 kez restorasyondan geçmiş ve son olarak 1991 yılında orijinaline yakın bir şekilde restore edilmiştir. İzmir'e 10 km ( 20 dakika ) mesafededir. Kent merkezi Konak'a 10 km uzaklıkta olan Buca'ya Raylı sistemi kullanarak ulaşmak isterseniz, İZBAN Şirinyer istasyonundan aktarma yaparak, Buca'nın farklı bölgelerine gidebilirsiniz. 671- 690 TINAZTEPE - F. ALTAY hatlarıyla ulaşım sağlayabilirsiniz. Ayrıca ilçeye Bornova, Gaziemir, Yeşilyurt, Kemer ve Yenigaraj'a dolmuş seferleri de mevcuttur."} {"url": "https://www.gezipedia.net/316-ciglide-gezilecek-yerler.html", "text": "bulunur. Çok geniş bir kıyı ovasına sahiptir. Tipik Akdeniz iklimin hakim olduğu Çiğli, eski Gediz Nehri yatağının oluşturduğu ovada kurulmuştur. İlçede ilk yerleşim, 19. yüzyıl sonlarına doğru, Balkanlardan gelen göç ile başlamıştır. 1956 senesinde, belediye statüsüne kavuşan ilçenin en önemli geçim kaynakları tarım ve hayvancılıktır. Geçmişte, ilçenin bataklık ve sazlıklardan oluşması ve bu alanlara çok sık çiğ düşmesi nedeniyle, bölgeye Çiğli adı verildiğini rivayet edilmektedir. adlı bir gezi planı hazırladık. Haydi, Çiğli turuna başlayalım. 2008 yılında İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından hizmete açılan Çiğli Doğal parkı, 125 türden 1.500 hayvana ev sahipliği yapmakta, 425.000 m 'lik alan üzerinde kuruludur. Giriş ücretsiz olup, Avrupa'nın en güzel doğal yaşam alanlarından biridir. İzmir gezi planınıza mutlaka burayı ekleyiniz. Özellikle çocuklu ailelerin ziyaret etmesi gereken bir yerdir. Çiğli Çamaltı Tuzlası belgesinde, 289 farklı kuş türünün barındığı ve 8.000 hektarlık bir alanda kurulu doğal yaşam alanıdır. 1982'de \"Su Kuşları Koruma ve Üreme Sahası \" olarak tescil edilmiştir. Çiğli'den 10 km, Karşıyaka'dan 26 km mesafededir. Yılda 50 bin kuşun uğradığı bölge, kuşların göç yolu üzerindedir ve aynı zamanda arkeolojik ve doğal sit alanıdır. Kuş Cenneti'nde ziyaretçi merkezi, kuş gözlem kuleleri, dürbün ve gezi bisikleti bulunmaktadır. Bisiklet turu yapabilir, ömrünüzde görmediğiniz kuş türleri ile tanışabilir, doğa ile iç içe vakit geçirebilirsiniz. Kuş Cenneti giriş ücreti tam 5 TL, öğrencilere 2,5 TL'dir. İlçe' de 4 yıldızlı oteller ve küçük çapta pansiyonlar bulunmaktadır. Çiğli'ye gelmeden önce internetten mutlaka rezervasyon yaptırmanızı tavsiye ederiz. Çiğli'de klasik Ege ve İzmir yemeklerini yiyebilir, ev yemekleri yapan esnaf lokantalarında karnınızı doyurabilirsiniz. İzmir şehir merkezine 11 km uzaklıktadır. 'a bağlayan ana arterler Çiğli'den geçmektedir. Kuzey Çevre Yolunun faaliyete girmesiyle trafik konusunda ciddi bir rahatlama sağlanmıştır. Menemen-Karşıyaka bağlantı yolu ilçeyi ortadan ikiye bölerek geçmektedir. İzmir Merkezden Metro raylı sistemi ile Halkapınar ve Hilal Aktarma istasyonlarından Aliağa / Menderes hafif raylı sistemi İZBAN 'I kullanarak Çiğli'ye her iki yönden de direk ulaşmanız mümkündür. Ayrıca 920 ÇİĞLİ- KONAK, 547 ÇİĞLİ AKTARMA - BOSTANLI İSKELE şehir içi ESHOT otobüs hatları ile ilçeye ulaşabilirsiniz. İlçenin yakın mahallelerinden de: 817 BALATÇIK -825 ya da 247 EVKA 6 123 ŞİRİNEVLER 149 KAKLIÇ 329 GÜZELTEPE 342 EGEKENT 344 EVKA 2 529 YAKAKENT MAH. 751 SASALI otobüs hatları ile ÇİĞLİ AKTARMA merkezine ulaşım sağlanmaktadır. konusuna bakmalarıdır. Belki de aradığınız oradadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/317-gaziemirde-gezilecek-yerler.html", "text": "'in en önemli ilçelerinden biridir. 133 bin kişilik nüfusa sahip ilçe, İzmir'in 11 km güneyinde, İzmir Aydın Karayolu üzerinde yer alır. Çatalkaya Dağı'nın eteğinde olup, yüz ölçümü 59 bin 720 dekardır. listesine göz atmakta fayda var diyoruz. Türkiye'nin en büyük fuar ve kongre merkezi olan Fuar İzmir, 337.000 m lik bir alan üzerinde kuruludur. Yerli yabancı birçok ticari işletmenin katılımı ile senenin bazı zamanlarında çeşitli fuarlar yapılmaktadır. Ayrıca sosyal alanlar ve dinlenme bölümleri mevcuttur. Hem mevcut fuarları gezebilir, hem de keyifli vakit geçirebilirsiniz. İzmir'e gelip te, Fuar İzmir'i görmemek, büyük bir eksiklik olur. Uluslararası Çocuk Şenliği'ne katılan ülkelerin kültürel ve yöresel eşyalarının sergilendiği ve şenlikle aynı adı taşıyan kültür evi, farklı ülkelerin kültürlerini yakından tanımak isteyen ziyaretçilerin uğrak yeridir. 12 ülkenin eserlerinin sergilendiği kültür evi hafta içi 10.00-19.00 saatleri arasında ziyaretçilerine açıktır. Aynı zamanda kitap, resim ve fotoğraf sergilerinin düzenlendiği bir sanat merkezidir. Çocuklu gezgin ailelerin mutlaka ziyaret etmelerini öneriyoruz. 7-15 yaş çocukların, bilim ve teknoloji alanlarında bilgilendirip, uygulamalı eğitimlerle takım çalışması, zaman yönetimi, liderlik gibi alanlarda bireysel gelişimlerini geliştirmeyi hedefleyen eğitim ve eğlence merkezidir. Günübirlik programlar yapılmaktadır. Çocuğunuzu sabah emanet edip, akşam teslim alabilirsiniz. Siz, İzmir'in keyfini çıkartırken, çocuklarınız Uzay Kampında kültürel ve eğitici faaliyetler ile zaman geçirebilir. Tarihteki ismi Seydiköy olan Gaziemir'e adını veren Seydi Mükremüddün dergahından Seydi Baba'nın mezarını halk türbeye çevirmiştir. Seydi Baba'yı kendileri için de kutsal birisi olarak kabul eden Seydiköylü Rumlar, mübadele sonrası gittikleri Yunanistan'ın Selanik kentinde Seydi baba anısına bir şapel yaptırmışlardır. Mübadele ile Yunanistan'a giden Rumların Gaziemir'e gelip ziyaret ettiği türbe İzmir'in önemli türbeleri arasındadır. 350 dönümlük çam ormanlarının kapladığı alan, biraz nefes almak ve tabiat ile iç içe olmak isteyen gezginlerin uğrak yeridir. Burada kafanızı dinleyebilir, yürüyüş yapabilir ve muhteşem manzarayı eşliğinde gün batımını izleyebilirsiniz. Gaziemir ilçesinde, İzmir'in klasik lezzetlerini tadabilir, boyoz yiyebilir veya meşhur Gaziemir köftesinin tadına bakabilirsiniz. Gaziemir'de aç kalmayacağınız kesin ama öyle çok fazla yöresel lezzet şöleni beklememenizi tavsiye ederiz. 353 TINAZTEPE- GAZİEMİR hatları ile ulaşım sağlayabilirsiniz. Raylı sistemi kullanmak istediğinizde; Evka3 Bornova ya da Fahrettin Altay yönünden metro ile Halkapınar ya da Hilal aktarma Merkezlerinden Cumaovası- Menderes yönüne giden İzban'ı kullanarak da ilçeye ulaşmanız mümkündür. Ayrıca Gaziemir ile Üçyol, Yeni garaj, Buca, Bornova, Basın Sitesi, Yeşilyurt arasında düzenli olarak dolmuş seferleri bulunmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/318-buyukadada-gezilecek-yerler.html", "text": "bölgedeki Hristiyan halk için büyük bir önem taşımaktadır. Mimari yapısı, bölgeye hakim olan konumu ve manzarasıyla insanların ilgi odağı olan kilise, adadaki ziyaret edilen yerlerin başında gelmektedir. Yaygın bir inanışa göre kilisede dilenen bütün dilekler gerçekleştiği için insanların mum yakma içinde uğradıkları tarihi ve dini bir mekandır. İstanbul'da yaşayanların adaya gitmesinin bir diğer sebebi de İstanbul'a nazaran güzel ve sakin olan plajlarıdır. Özellikle hafta içi bir gün gittiğinizde huzur dolu sakin bir plaj havası eşliğinde rahatlıkla dinlenebilir ve denize girebilirsiniz. gidilecek yere göre 8 TL ile 79 TL arasında değişmektedir. Tüm fayton güzergahları Araba Meydanından hareket etmektedir. Uzaktan dahi ihtişamını koruyan binanın hikayesi oldukça garip. Aslında bir otel ve casino amacıyla yapılan yetimhane, padişahtan izin alınamayınca zengin bir aileye satılıyor. Ailede hastanede bulunan Rum çocuklarına hizmet vermesi için Rum Patrikhanesine bağışlıyor. Halk arasında söylenenlere göre zamanında çıkan büyük bir yangında içindeki çocuklarla beraber yetimhane hızlıca alev almıştır. Eğer oraya gidip gözlerinizi kaparsanız halen daha o çocukların yardım seslenişlerini duyabilirmişsiniz. Oldukça hüzünlü birçok anıya ev sahipliği yapan Rum Yetimhanesi de kesinlikle görülmesi gereken yerlerden biri. mekanına göre kişi başı ortalama 30-35 TL arasında değişmektedir. Eminönü, Kartal, Bostancı, Avcılar Kabataş gibi İstanbul'da bulunan 23 farklı iskeleden kalkan deniz taksisiyle, İDO, Turyol, Mavi Marmara gibi vapur hatlarıyla rahatlıkla Büyükada'ya ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/319-sungullu-koyu-tanitimi.html", "text": "doğa harikaları ile çevrili bir yerleşim yeridir. Bu köyü ziyaret ettiğiniz zaman, aslında gezip görmek için çok fazla şey aramanıza gerek kalmamaktadır. Çünkü köy havasının verdiği huzur ve mutluluk ve etrafınızı saran yeşil güzellikler, daha fazla alternatif aramanıza engel olur. Yine de bir kaç yer tavsiyesinde bulunmak isteriz sizlere. Süngüllü Köyüne gelipte, buraları görmemek olmaz tabi. Çivril'in Doğu kesiminde, Çivril-Dinar yolu üzerinde ilçeye 30 Km. mesafedeki kasabaya buradaki suyun özellikleri nedeni ile Gümüşsu adı verilmiştir. Gümüşsu Kasabasına 10 Km. uzağında bulunan Düzbey Köyünde 2. Haçlı seferinin savaş alanı Miryakefalon adındaki tarihi alanı vardır. Yaklaşık 30 metre yükseklikten akan muhteşem bir şelale bulunmaktadır. Suyu çok soğuk ve tatlıdır. Gürül gürül akan su sesleri ve kuş cıvıltıları eşliğinde piknik yapabilir, masal gibi bir gün geçirebilirsiniz. Piknik alanında 1 adet camisi bulunan Homa Şelalesinin keyfini çıkarırken, Işıklı gölünü ve Homa ovasını seyredebilirsiniz. görüntüsünü yeraltında görebileceğiniz inanılmaz bir deneyim yaşayabilirsiniz. Mağara olarak adlandırılan yeraltı güzelliği. Burası yol yapım çalışmaları sırasında kazara keşfedilen bir mağaradır. Mağaraya ahşap merdivenle iniliyor. Girişte kükürt kokusu ve havuzda yüzen şirin ördekler sizi karşılıyor. İlk başta koku rahatsız edici ama sonra alışıyorsunuz. Mağara içinde ışıklandırma yapılmış olup, belli bölgelerde 10 metreye kadar genişliğe ve 3 metreye kadar yüksekliğe sahiptir. ni de ziyaret etmenizi tavsiye ettiğimiz için, bu antik kenti size tanıtmak istedik. Çivril-Dinar karayolu üzerindeki Işıklı kasabasının bulunduğu alandadır. Bergama Kralı II. Eumenes adına inşa edilmiştir. Burada yapılan kazı çalışmalarında, antik çağa ait izler görülmüştür. Halk arasında \"Sarıbaba Tepesi\" olarak adlandırılan dağlık bölgenin üzerindeki düzlük, özellikle Bizans döneminde kale olarak kullanılmıştır. Bu tepenin yamaçları ise Eumenia'nın nekrapolüdür. Köy kültüründen çok uzak kalıyor ve yavaş yavaş unutuyoruz. Aslında bu tür köyleri sık sık ziyaret ederek, unutmamıza izin vermemeliyiz. Denizli şehir merkezinden 135 km uzaklıktadır. Denizli otogarından kalkan dolmuşlar ile bu köye ulaşım sağlayabilirsiniz. Her gün belli saatlerde otogardan ve şehir merkezinin belirli duraklarından minibüsler kalkmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/32-kocaelide-gezilecek-yerler.html", "text": "hem tarihi hem de doğal güzellikler açısından son derece zengindir. Marmara denizine kıyısı olan şehir yılın her günü çok sayıda turistin ziyaret ettiği bir şehirdir. Karadeniz'e ve Marmara Denizine kıyısı olan bu kent muhteşem doğası ile insanların huzur bulacakları yerler ile doludur. İstanbul, Bursa, Yalova ve Sakarya illeri ile komşudur. açıdan önemli bir yere sahiptir. Kocaeli'nde ilk yerleşimin M. Ö. 3000 yıllarında başlamış olduğu yapılan araştırmalar ile ortaya çıkmıştır. M. Ö. 1200'lü yıllara kadar Firiglerin hüküm sürdüğü bölgeye Yunanlılar gelmiş ve burada Astakoz adını verdikleri bir kent kurmuşlardır. Kentin yapılan saldırılar sonucu kentin harap bir hale gelmesinden sonra bugün ki İzmit'in olduğu yere Nikemedio adı verilen şehir kurulmuştur. Zamanının en büyük şehirlerinden biri olmuştur. Uzun zaman boyunca Roma İmparatorluğunun en önemli şehirlerinden biri olmaya devam etmiş ve Türklerin Anadolu'ya girmesiyle birlikte 11. yy da Selçukluların egemenliği altına girmiştir. hem tarihi hem de doğal güzellikler açısından zengindir ve özellikle doğayla baş başa kalarak dinlenmek isteyen kişiler tarafından çok fazla tercih edilmektedir. Kocaeli'nin simgesi olan saat kulesi Sultan Abdülhamit döneminde inşa ettirilmiştir. Şehre giden kişilerin mutlaka ziyaret etmesi gereken yerler arasındadır. Tarihi eser kalıntıları ile de ün salmış şehirde, pek çok sayıda Kocaeli'de görülmesi gereken yerler bulunmaktadır. Bölgede en eski yapılar arasında bulunan Vidinli Sırrı Paşa Konağı, son yıllarda yapılmış olan restoran çalışmaları eski haline uygun olarak düzenlenmiş ve halka açılmıştır. Neredeyse unutulmuş olan konakta, yürütülen çalışmalar sayesinde duvar motifleri ve süslemeler uygun hale getirilmiştir. Yapılan seyahatler için Kocaeli de görülmesi gereken yerler listesinin bir diğer önemli bölgesi ise Kartepe Kayak Merkezi'dir. Kış turizminin göz bebeği olan kayak merkezi, her yıl binlerce kişiyi ağırlamakta ve özellikle İstanbul'a yakın olması sebebi ile gelen talepler daha da çok artmaktadır. Aynı zamanda her mevsim oldukça doğal güzellik saçan bölge, Türkiye'nin en önemli kayak merkezlerinden birisidir. Bölgede yer alan oteller ve eğitimciler sayesinde, kayak dersleri alabilir ve kış aylarında keyifli tatil ayrıcalıklarını yaşayabilirsiniz. İstanbul dışında yapılmış tek Osmanlı sarayı olan Kasr-ı Hümayün Abdülaziz için av köşkü olarak yapılmıştır. Saray günümüzde müze olarak halka açıktır ve Osmanlı saraylarını görmek ve sultanların yaşam tarzlarını öğrenmek için burayı ziyaret edebilirsiniz. Bir savaş gemisinin ve bir denizaltının müze haline getirilmesi ile oluşturulan Gayret gemi müzesi kent merkezinde ve saat kulesine çok yakın bir yerde bulunmaktadır. Türk Deniz Kuvvetleri bünyesinde hizmet vermiş olan gemi, 1997 yılında onarılmış ve müze haline getirilerek hizmete sunulmuştur. Gemiyi gezmeye gelen ziyaretçilerin, içerideki açık ve kapalı kafe alanlarında dinlenmeleri mümkün olmaktadır. 1994 yılında milli tabiat parkı olmuş, müthiş doğası ile ziyaretçilerin huzur bulduğu bir yerdir Ballıkayalar tabiat parkı, Doğa da zaman geçirmek isteyen kişilerin çok fazla tercih ettiği yerdir. de bulunmaktadır. Gittiğinizde zamanın nasıl geçtiğini unutacağınız doğasında yazın ayrı kışın ayrı keyif alabilirsiniz. Kocaeli'nin Kandıra ilçesine bağlı bir köy olan Bağırganlı çok şirin deniz kıyısında bir köydür. Sakin plajları ile ziyaretçilerin huzur içinde zaman geçirebilecekleri bir yerdir. Köyün sakinlerinin sıcakkanlılığı ile kendinizi evinizde hissedebilirsiniz. Kandira'da yer alan Kerpe ve Kefken müthiş koyları, doğanın denizle birleştiği plajları ile müthiş yerlerdir ve özellikle yaz mevsiminde çok fazla kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Bir yandan denize girerken bir yandan da ağaçların altında dinlenebilir ve güzel vakit geçirebilirsiniz. İnşaatı Bizanslılar tarafından yapılmış olan Eskihisar kalesi Osmanlıların şehri fethinden sonra da kullanılmaya devam edilmiştir. Kocaeli ziyaretinizde görmeden geçilmemesi gereken yerler arasındadır. yüzlerce hayvan ve bitki çeşidi ile mutlaka görülmesi gereken bir yerdir ve Darıca da olması ile İstanbul'a oldukça yakındır ve burası ailecek vakit geçirilebilecek güzel bir yerdir. sorusunun en başında pişmaniye gelmektedir. Kocaeli'ne gittiğinizde mutlaka pişmaniye almalısınız. Hereke ilçesi de halısı ile ünlüdür. Kandıra'nın ünlü yiyeceği ise yoğurdudur ve bütün ülke tarafından bilinmektedir. 'den 475 km yol gitmeniz gerekmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/320-kizilagac-koyu-tanitimi.html", "text": "Keçi peyniri, gözlemesi, köy ekmekleri ve çıntar adı verilen bir mantar ile yapılan lezzetli yemekleri ile ünlü, şirin bir köydür. Köyün nüfusu, göç nedeni ile azalmış olup, çoğunluğunu yaşlı nüfus oluşturmaktadır. Geleneksel Yörük kültürünü hala yaşatmak istedikleri için, yöresel Yörük kıyafetlerini günümüzde bile kullanmaktadırlar. Köyün kadınları bu elbiseleri, günlük yaşamda da giymektedir. Yaklaşık 500 yıllık gelenek ve görenekleri, günlük yaşamlarında uygulamaktadırlar. Köy halkının geçim kaynağı zeytincilik, tarım ve hayvancılık, ipek böceği yetiştiriciliğidir. Elde ettikleri ipekleri, günlük kıyafetleri için el tezgahlarında dokumaktadırlar. Eğitim seviyesi yüksek bir köydür. Okuma yazma oranı oldukça fazladır. köydeki taş evlerinin ilginç bir mimarisi vardır. Bacaları ve süslü ahşap kapıları, köye renk katmaktadır. Büyük dut ağaçlarının çevrelediği, dar köy yolu üzerindeki köy kahvesinde oturup, köylülerle sohbet edebilir ve dinlenebilirsiniz. Bu köyün bir diğer ilginç özelliği ise; düğün, asker uğurlama, sünnet vs gibi törenlerin tam 4 gün sürmesidir. Günler boyunca şölenler ve eğlence devam etmektedir. Eğer şanslı iseniz, bu törenlerden birine denk gelebilirsiniz. Denk gelmezseniz bile üzülmeyin. Çünkü köy halkı, ziyaretçiler ve turistler için bir kaç saatlik prova gibi törenler düzenlemektedir. Tabi ki ücretsiz. Otel veya pansiyon bulmanız imkansız. Çünkü bu tür konaklama imkanları bulunmuyor. Ancak köylülerin davetine icabet ederseniz, evlerinde misafir olabilirsiniz. Ya da köy konağında kalabilirsiniz. Kızılağaç köyünde dışarıda kalmayacağınız kesindir. Son olarak, Çaykama tepsi böreğini tatmadan dönmemenizi tavsiye ederiz. - İzmir - Akbük yönüne ayrılarak, Akbük'ü geçtikten 13 km sonra Kızılağaç'a ulaşabilir. Antalya Muğla Yönünden gelenler Milas ilçe merkezine girerek Didim yönüne doğru yaklaşık 20 km sonra Kızılağaç köyüne ulaşacaklardır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/321-guzelbahcede-gezilecek-yerler.html", "text": "ilçeleri, kuzeyinde Ege Denizi bulunmaktadır. Eski adı Kilizman olan Güzelbahçe 1936'da Kızılbahçe adını alarak Urla'ya bağlı bucak merkezi olmuş, 1954'te belediye statüsüne geçmiş ve 6 Temmuz 1957'de bugünkü adını alıp, Urla'dan ayrılarak Merkez ilçeye bağlı bucak merkezi olmuştur. İzmir'e 24 km uzaklıkta olan Güzelbahçe'de tipik Akdeniz iklimi hakimdir. 25.000 kişilik nüfusa sahip ilçede, 9 mahalle ve İlçeye bağlı 3 adet köy vardır. Yöre halkının geçim kaynakları arasında balıkçılık ve küçük el sanatları yer alır. İlçede ralli yarışları ve paraşütle atlama gibi spor etkinlikleri, özellikle ilkbahar ve yaz aylarında yerli ve yabancı turist çekmektedir. Türkiye'deki dört askeri liseden biri olan Maltepe Askeri Lisesi ve lojmanları da Güzelbahçe'de bulunmaktadır. Yörük köyü olan Küçükkaya, çok eğlenceli bir yerdir. Her sene düzenlenen keçi kırkma şenliklerine denk gelirseniz, unutulmaz bir deneyim yaşarsınız. Yöresel lezzetlerin sergilendiği, şarkıların söylenip, dansların edildiği, ama asıl amacının imece usulünü devam ettirmek olan bu köyde hoşça vakit geçirebilirsiniz. Ve işte heyecan arayan gezginlerin tam da olmak istedikleri yerdeyiz. Ralli sporları ile ilgileniyor veya paraşüt ile atlama sporlarını seviyorsanız, Güzelbahçe'de fazlasını bulacağınızdan emin olabilirsiniz. Adrenalin tutkunları için düzenlenen çeşitli etkinlik ve yarışmalara katılabilirsiniz. Güzelbahçe yöresel yemekleri denilince, akla ilk gelen yiyecek balıktır. Balığın hemen hemen her türünü, çeşitli pişirme yöntemleri le tadabilirsiniz. Yörük kültürünün hakim olduğu ilçede, yoğur ve ayran çok önemli yer tutar. Özellikle yayık ayranı enfestir. Yoğurtlu et, Şevketi Bostan, çullama, çıratma mantısı, zeytinyağlı ve börülceli patlıcan yemeği yöresel yemekleri arasındadır. şehir merkezine uzaklığı 28 km olan ilçeye, şehir içi ESHOT otobüs ulaşımını kullanarak gitmek isterseniz, GÜZELBAHÇE - F. ALTAY AKTARMA Merkezi otobüs hattını kullanarak ulaşabilirsiniz. Bunun yanı sıra Güzelbahçe güzergahında bulunan yakın belde otobüsleri ile ilçeye giden anayoldan ulaşabilirsiniz. YELKİ - ÖZZÜMRÜT EVLERİ 209 ZEYTİNALANI - 320 BADEMLER - 725 URLA - F. ALTAY AKTARMA merkezi otobüs hatlarıdır. Güzelbahçe'den Payamlı'ya 28 PAYAMLI GÜZELBAHÇE hattı ile ulaşmanız mümkündür. 8 GÜZELBAHÇE - F. ALTAY AKTARMA hatlarını kullanabilirsiniz. Fahrettin Altay Aktarma Merkezinden ulaşım sağlayabileceğiniz diğer hatlar."} {"url": "https://www.gezipedia.net/322-karabaglarda-gezilecek-yerler.html", "text": "ile ilgili tüm soruların cevabını öğrenebilirsiniz. ilçesi, 3700 hektarlık bir alana kurulu olup, İzmir'in en eski yerleşim alanlarından biridir. 200 sene öncesine kadar üzüm bağları ile kaplı olan ilçenin adının buradan geldiği bilinmektedir. Günümüzde mobilya sektörünün kalbi olan Karabağlar, bundan 40 sene öncesine kadar üzüm bağlarından ibaretti. ilçeleri ile çevrili olan ilçenin diğer bir özelliği ise, Türk edebiyatının en önemli yazarlarından biri olan Reşat Nuri Güntekin'in ünlü eseri Çalıkuşu romanını Bozkaya'daki evinde yazmasıdır. konusunda çok fazla alternatif olmasa da, şehrin karmaşasından kurtulup, biraz temiz hava alabilmeniz için size bir kaç yer tavsiye edebiliriz. , tarihi yapıları, tarihi camiler, taş evler ve yaklaşık 200 yıllık mezar taşları ile ünlüdür. Yöresel yemeklerini tadıp, alabildiğince yeşil tabiat içerisinde günü birlik bir gezintiye çıkabilirsiniz. Geçmiş dönemlerde \"savunma kalesi\" olarak Persler tarafından inşa edilen bu yer, tarihi bir merkezdir. Sit alanı kabul edilen bu ören yerinde arkeolojik çalışmalar yapılmaktadır. Arkeolojik çalışmalar soncunda kale, sarnıç, sur duvarları, kireç ocağı ve çeşitli seramikler bulunmuştur. Tarihi ve mimari yapıları ile görülmesi gereken yerlerdendir. , Türk edebiyatının ünlü yazarlarından biri olan Reşat Nuri Güntekin'in Çalıkuşu adlı eserini yazdığı evdir. Zamanla restore edilerek kitaplık olarak düzenlenmiş ve çeşitli kültürel aktivitelerin yapıldığı bir sanat merkezi haline gelmiştir. İlçede yılın belli aylarında çeşitli festivaller ve etkinlikler düzenlenmektedir. Uzundere Köyü Şenliği, Kavacık Üzüm Festivali, Masal Çarşambaları Etkinliği ve Karabağlar Bisiklet Festivallerine denk gelirseniz, çok farklı deneyimler yaşayabilirsiniz. Karabağlar' da küçük pansiyonlar ve 1 öğretmen evi bulunur. Buralarda konaklama imkanı bulabilirsiniz. Ayrıca gece gezmesini sevenler için ilçede 1 adet müzikhol bulunmaktadır. nin düzenlediği \"Karabağlar Yöresel Lezzetler\" adı festivale denk gelirseniz, yörenin değişik yemeklerini ve lezzetlerini tatma fırsatı bulabilirsiniz. 90 HALKAPINAR METRO- KONAK otobüs hatlarını kullanarak ulaşabilirsiniz. Raylı sistemi kullanmak istediğinizde; Evka3 Bornova ya da Fahrettin Altay yönünden metro ile Halkapınar ya da Hilal aktarma Merkezlerinden Cumaovası- Menderes yönüne giden İzban'ı kullanarak, İnkılap istasyonunda inerek ilçeye ulaşmanız mümkündür."} {"url": "https://www.gezipedia.net/323-karsiyakada-gezilecek-yerler.html", "text": "İzmir'in diğer tüm ilçeleri gibi, geçmişi Antik döneme kadar uzanır. İlçenin ekonomisi tarıma dayalıdır. 446 hektarlık tarım alanına sahip olan Karşıya, kentsel mimarının en modern çizgilerini taşır. İsmi Coeur de Lion'dan gelen ilçenin en eski adı Kordelya olarak bilinir. Fransızcada Arslan-Yürek anlamındadır. 3. Haçlı Seferinde Aslan Yürekli Richard'ın orduları Karşıyaka'da konakladığı için, bölgedeki o ormanlık olana Aslan Yürekli Richard'ın adı olan Cordelion adını verilmiştir. Zaman içerisinde Cordelieu, Cordelion ve Kordelya ve Karşıyaka adını almıştır. konusunda çok şanslı olduğunu belirtelim. Çünkü ilçede her kesime hitap edebilecek gezi yerleri, mekanlar ve aktiviteler bulunmaktadır. İlçenin en ünlü sosyal yaşam alanı diyebiliriz. Sıra sıra karışıklı mağazalar, alışveriş merkezleri, ayaküstü atıştırabileceğiniz fast food restaurantları, midye bira ikilisinin dayanılmaz hafifliği, güler yüzlü bir kalabalık, hediyelik eşya tezgahları, yani kısaca sosyalleşmek için mutlaka 2 saatinizi ayırabileceğiniz bir yerdir Karşıyaka çarşısı. Türkiye'nin en kapsamlı fotoğraf müzesi desek, herhalde yanılmayız. Fotoğrafçılık sanatı ile ilgilenmenize gerek yok bu müzeyi gezmek için. Zamanda yolculuk yapmak isteyen herkes için bir şeyler var burada. Fotoğrafçılığın simge ismi Hamza Rüstem'in koleksiyonunun da sergilendiği 2011 yılında açılan sanat merkezi, her yıl on binlerce ziyaretçinin akınına uğramaktadır. Atamızın, Mustafa Kemal Paşa'nın annesi Zübeyde Hanım Annemizin adını taşıdığı bu parkın içinde bir anıt mezar bulunmaktadır. Karşıyaka'ya gelip te manevi annemize bir dua okumak isterseniz, burayı mutlaka ziyaret etmenizi öneriyoruz. Yorgunluk atmak ve bir şeyler içmek isterseniz, parkın içindeki kafeteryadan faydalanabilirsiniz. Yeşillikler içerisinde yer alan bu tarihi bina, Ulu Önder Atatürk'ün, sevgili annesi Zübeyde Hanım'ın ve eşi Latife Hanım'ın balmumu heykelleri ile ziyaretçileri karşılamaktadır. Deniz tutkunları ve dalış sporu ile ilgilenenler için hizmet veren bir işletme. Güvenlik önlemlerinin en üst düzeyde olduğu bu mekanda, dalış eğitimi alabilir ve adrenalin seviyenizi yükseltebilirsiniz. Dalış için gerekli tüm malzemeleri, buradan temin edebilirsiniz. 750 m2 bir alanda hizmet veren Bilim Müzesi, Efe bölgesinin kendi alanında kurulan ilk müzesidir. 60 adet istasyon bulunan müzede, çeşitli bilim faaliyetlerine katılabilir ve uzman eğitmen rehberler eşliğinde merkezi gezebilirsiniz. Bir birinden ilginç bilim araçlarını ve aletlerini görebilir ve bunlarla yapılan faaliyetleri inceleyebilirsiniz. Burayı ziyaret etmeden önce randevu almanızda fayda var. 90 parça eserin sergilendiği bu arkeoloji müzesi, özellikle turistlerin yoğun ilgisini çekmektedir. Ayrıca park bünyesinde çeşitli resim atölyelerini gezebilir, çalışmaları ve eserleri inceleyebilirsiniz. Karşıyaka ilçesinin ilk Katolik kilisesi olan St. Helen Katolik Kilisesinin dış cephesinde, 1904 yılından hiçbir yenileme yapılmamıştır. Doğal ve tarihi dokusunu görmek için ziyaret edebilirsiniz. Kilise sokakta bulunmaktadır. Yahudi cemaatinin tarihi havrasıdır. Karşıyaka'nın toplumsal profilini en iyi şekilde ortaya koyan bir yapıdır. Tüm dinlerden ve dillerden insanların aynı çatı altında nasıl yaşadığının en iyi göstergelerinden biridir. Karşıyaka'da hizmet veren ilk ve tek hamamdır. Buram buram tarih kokan bir yapısı vardır. Günün yorgunluğunu Tarihi Alibey Hamamında atabilirsiniz. Muhteşem bir manzara, ayaklarınızın altında mis gibi bir deniz, açık ve temiz hava, bisiklet turu, yürüyüş ve midye- bira. Bir sahilden daha ne beklenebilir ki? Sadece İzmir ve Ege'nin değil, inanın Türkiye'nin en güzel sahillerinden biridir Karşıya sahili. Saatlerce oturup kendinizi dinleyebileceğiniz bir yerdir. Yeme içme konusunda oldukça zengin alternatifleri olan Karşıyaka'da ilçesinde kesinlikle aç kalmayacağınız kesin. Rahatlıkla adım başı bir mekan bulup, karnınızı doyurabilirsiniz. Midye, kokoreç, deniz ürünleri ve tabi ki boyoz, içenin değişmez lezzetlerinden sayılabilir. Ayrıca, muhteşem ev yemekleri yapan, küçük ama şirin lokantalara uğramayı ihmal etmeyin. İzmir şehir merkezine mesafesi 6 km dir. Konak, Alsancak, Pasaport, Üçkuyular ile Göztepe'ye vapur ve aynı zamanda Üçkuyular'a ise arabalı vapur seferleri yapılmaktadır. Karşıyaka Bostanlı'da da bir vapur iskelesi mevcuttur. İlçeye şehir içi ESHOT otobüs ulaşımını kullanarak gitmek isterseniz: 121 KONAK- BOSTANLI İSKELE otobüs hattı ile ya da Evka3 Bornova ya da Fahrettin Altay yönünden metro ile Halkapınar ya da Hilal aktarma Merkezlerinden Aliağa ve Menemen yönüne giden İzban'ı kullanarak Karşıyaka istasyonunda inerek ilçeye ulaşmanız mümkündür. İlçenin yakın mahallelerinden ilçeye ulaşım da: 847 BAYRAKLI EVLERİ -197 NAFİZ GÜRMAN -135 DOĞANÇAY -126 CUMHURİYET MAH. -136 ÖRNEKKÖY -137 YAMANLAR -258 ONUR MAH. -326 MUSTAFA KEMAL MAH.- 487 DEMİRKÖPRÜ -741 YAMANLAR KÖYÜ -742 SANCAKLI KÖYÜ KARŞIYAKA otobüs hatları ve 821 MAVİŞEHİR AKT. -853 EGEKENT AKTARMA- 361 BAHRİYE ÜÇOK -221- 222 ŞEMİKLER - KARŞIYAKA İSKELE otobüs hatları ile sağlanmaktadır. İzmir'in en önemli rekreasyon alanlarından birisi olan Doğal Yaşam Parkına 'da 777 DOĞAL YAŞAM PARKI - KARŞIYAKA otobüs hattı ile ulaşım sağlanır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/324-erdekte-gezilecek-yerler.html", "text": ", Marmara'nın en güzel yörelerinden biridir. Bakıldığında Marmara Denizi üzerinde bulunmakta olan Erdek, tatil beldeleri arasında göze çarpan dolayısıyla da tercihi en fazla olan yerlerden biri durumundadır. Peki, nedir Erdek'i bu denli popüler yapan? Tabi ki sahibi olduğu doğal güzellikleri ile ulaşım konusunda sunmuş olduğu kolaylıkları. Yüzölçümünün 1007 kilometrekare olduğu şehir merkezi uzaklığının ise 120 kilometre olduğu Erdek için turizmin merkezi olduğu yerlerden biri olduğu söylenebilir. için, Marmara Denizi üzerinde yer alan Kapıdağ yarımadası batısında bulunmakta olan Kyzikos'un 1339 senesinde Süleyman Paşa'nın ele geçirip Türk egemenliği için 1807 senesinde Karesi Sancağı 1930 yılı itibariyleyse Bandırmaya bağladığı 1960 yıllarındaysa yerli turistlerce keşfedildiği beldelerden olduğu söylenebilir. Doğal güzellikleri bir yana arkeolojik konumu ile de büyük uygarlıkların egemeni olmuş diyebileceğimiz Erdek'e yönelik Triatlon yarışlarının önem verilen faaliyetlerinden olduğu da ayrıca söylenmelidir. 1960'lardan başlayarak boy gösteren göçlerle ve sosyokültürel değişimlerle dikkat çeken Erdek'te zamanında Burjuva sistemi görülmeye başlamıştır. , Anadolu üzerinde bir benzeri bulunmayan çapının 2 metrelik, yüksekliğinin ise 2,5 metrelik olduğu sütun başıyla büyük oranda dikkat çekmektedir. Peki, Kyzikos Antik Kenti'ne nasıl gideceksiniz? Bunun için Bandırma yolunda ilerlenmesi ardından da Düzler mevki üzerinden tabelaların takip edilmesi yeterli olacaktır. Bu arada Kyzikos Antik Kenti'nin Erdek'e 8 kilometrelik uzaklıkta yer aldığı bilinmelidir. yukarıda sözü geçen Kyzikos Antik Kenti'nin içerisinde bulunmaktadır. Tapınak, adını o zamanlardaki İmparatoru Hadrianus'tan almıştır. Kyzikos'lu mimarların İmparator için yaptığı bu tapınak kalıntıların bulunduğu bir yerdir. Söz konusu kalıntıların içerisine bakıldığında ise altıköşe kulelerden amfitiyatroya, kirazlı manastırıyla Bergama Kraliçesinin adına yapılmış olan tapınağa dek birçok kalıntıya yer verildiği görülecektir. 'nın Havari Lukas tarafından yapıldığına inanılmaktadır. Tarihe bakıldığında Rumlar için dini merkez olarak kullanıldığı görülecek olan bu manastırın Meryem Ana'nın ikonunu görmek adına yüzlerce kişi tarafından ziyaret edildiği görülecektir. 1922'den sonra uzunca bir süreyle terk edildiği görülen bu manastır nehirlerle ağaçlar arasında saklanmış olan gizli mabedi olarak görülmektedir. Bu manastırı ziyaret edebilmek için olabilecek en ideal vakit ilkbaharla sonbahar olacaktır. 'ya gidildiğinde tarihi milattan sonra 500'lere dayanan Meryem Ana'nın kilisesine rastlanacaktır. Tarihi eserlerinin doğu klisesinden ayazmaya, manastırdan iki hamama, yeraltı kilisesinden fenere, kayıkhaneden erzak deposuna dek birçok şekilde karşınıza çıkacağı Zeytinli Ada'ya dair sahip olduğu şifalı suyunun fazlasıyla dikkat çektiği açıkça görülecektir. Evliya Çelebi Zeytinli Ada için söz konusu şifalı sudan seyahatnamesinde söz etmiştir. için Erdek'teki tepe manzarasına şahit olmak isteyenlerin adresi denilebilir. Seyit Gazi türbesinin bu tepede yer alıyor olması nedeni ile özellikle de Hıdrellez zamanı dilek tutulması için bu tepeye gelinmektedir. içerisindeki çeşmeden içilen su sonrasında tutulan dilekler ardındansa çınar ağacındaki büyük boşluktan 3 defa geçilmesi şeklinde sürdürülen bir adetten söz edilebilir. Erdek üzerinden Ocaklar'a gidilirken yolun sağında çeşme yer alır beraberinde ise Apostol'u gösteren bir tabela görülür. Buradan sağ tarafa girildiğinde yaklaşık olarak 300 metrelik bir yolun sonunda Apostol'e gelinmiş olacaktır. Bu müze sanıldığından daha küçük olmakta, içerisinde ise antik kentinden kalan Roma ile Helenistik dönemini yansıtan kalıntılar bulunmaktadır. Dikim yılı 1860 olan anıt ağaç 19 metrelik yüksekliğe 114 metrelik çapa sahiptir. Anıt ağaç, sahilde yürürken mola verilmek istendiğinde gölgesinde huzurlu vakit geçirilebilecek görkemli bir ağaçtır. Erdek'te meşhur olan tatlılardan biridir. Su ve pirincin kaynatılması ardından şeker ile gülsuyunun eklenmesi ile pişirilen zerde servis sırasında tarçın ile süslenen lezzetli bir tatlıdır. Erdek için sallama, metez ve sura gibi yiyeceklerin yanı sıra zeytin ile zeytinyağının bir de kırmızı soğanın da fazlasıyla meşhur olduğu söylenebilir. arasında 119 kilometrelik bir mesafe olduğu bilinmektedir. Araç ile bir buçuk saatte gidilebilen Erdek için vasıta olarak araç tercih edilecek olursa İstanbul üzerinden Bursa ile Karacabey yolunun kullanılması daha uygun olacaktır. Böylece 4 buçuk ile 5 saat içerisinde Erdek'e varılabilecektir. Eğer ki vasıtanız feribot olacaksa o zaman da önce Bandırma'ya sonra minibüsle 20 dakikalık yol sonrasında Erdek'e ulaşılabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/325-menemende-gezilecek-yerler.html", "text": "ile çevrili olan Menemen'in yüzölçümü 655 km dir. 1930 yılında gerçekleşen \"Menemen olayı\" ile ünlüdür. Cumhuriyet tarihimizin en acı olaylarından biri bu ilçede yaşanmıştır. İlçenin isminin nereden geldiği konusunda pek çok rivayet dile gelmektedir. Bunlardan en komiği ise şudur; eski Pers kralı oldukça narsist ve kendini beğenen biri olduğu için, \"bu şehri kim aldı\" sorusuna, Fars dilinde \"ben\" anlamında gelen \"men\" demekteymiş. Menemen isminin oradan geldiği anlatılmaktadır. Bu da bir rivayet tabi ki. Kralı Eumen'in isminden kaynaklığı ve Bizans egemenliği sırasında \"maino-menau\" isminin, zamanla Menemen olduğudur. İlçenin en önemli gelir kaynağı el sanatları olup, çanak çömlek yapımı konusunda oldukça tecrübeli ustalar vardır. Semt pazarında hediyelik eşya olarak bu ürünlerden satın alabilirsiniz. konusunda pek çok tavsiyede bulunacağımızı sanmıyoruz. Bir kaç tarihi kalıntı ve gezi yeri haricinde bir seçenek bulunmayan ilçe 'de, yine de bir kaç öneri sunmaya çalışalım. Tarihi bir külliye olan Taşhan; bedesten, Mahkeme Cami ve hamamdan oluşmaktadır. İlçenin geçmişten günümüze en önemli konaklama ve ticaret merkezidir. 24 odalı bu büyük hanı ziyaret edip, tarihi yapıyı gezebilirsiniz. Menemen ilçesinin en güzel yeri diyebiliriz. Muhteşem bir göl manzarası, çadır ve kamp alanları, yürüyüş yolu, alabildiğince yeşillik, kuş sesleri, göl içinde yüzünde çeşitli deniz canlıları ve huzur. Filmlerdeki bir yerdir. Fotoğraf çekmeyi sevenler, burada çok güzel pozlar yakalayabilir. Yeditepeler olarak da anılan kesimin kuzey ucunda, doğal bir tepe ve yamaçları üzerinde yer alan Panaztepe Antik Şehri, erken tunç çağına ait eserlerin bulunduğu tarihi bir kalıntıdır. Tarih meraklılarının en uğrak yerlerinden biridir. karayolu üzerinde Buruncuk Köyü'nün sağ tarafında görülen kayalık yarımadanın üzerinde kurulu olan antik kent, Aiol Birliğini oluşturan 12 Aiol kentinden biridir. İzmir'in en önemli tarihi alanlarından biridir. Pers Kralı Keyhaenus'a isyan eden, General Tahas tarafından kurulduğu varsayılan Leukai şehrinin kalıntıları, Maltepe köyü yakınlarında yer almaktadır. Menemen ilçesinde karnımızı nasıl doyurabiliriz, yöresel yemekleri nelerdir diye soran gezginlere ilk tavsiyemiz, elbette menemen yemeğidir J Adını ilçeden ünlü ve pratik yiyeceğimiz menemen, burada çok farklı ve değişik alternatifler ile yapılmaktadır. Mutlaka deneyin. Ayrıca yayık ayranı ve pide çeşitleri mükemmeldir. İzmir şehir merkezine 29 km uzaklıktadır. İzmir'den Menemen'e dolmuş, belediye otobüsleri veya metro bağlantılı İZBAN hafif raylı sitem ile kolaylıkla ulaşılabilirsiniz. Menemen'e İzmir Yenigaraj'dan hareket eden Menemen otobüs ve dolmuşları ile ulaşmanız mümkündür. İzmir merkezden 302 KONAK- OTOGAR hattı ile Yenigaraj'a ulaşabilirsiniz. Raylı sistemi kullanmanız durumunda da Evka3 Bornova ya da Fahrettin Altay yönünden Metro ile Halkapınar ya da Hilal aktarma Merkezlerinden Aliağa ve Menemen yönüne giden İzban'ı kullanarak ilçeye ulaşmanız mümkündür. İlçeyle bağlantı sağlayan diğer otobüs hatları: 758 ÇUKURKÖY MENEMEN ve 747 EMİRALEM - 748 ULUKENT AKTARMA - 749 EGEKENT 2 - 754 BOZALAN- 755 SÜLEYMANLI - 756 KOZBEYLİ - MENEMEN AKTARMA hatlarıdır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/326-larissa-antik-kenti-tanitimi.html", "text": "Menemen'in 8 km kuzeybatısındaki Buruncuk köyünde yer alan Aiolis kentidir. Araştırmalar sırasında, MÖ. 2000 yılına tarihlenen, surla çevrili bir yerleşme ortaya çıkartılmıştır. Ancak, MÖ 7. yüzyıl öncesine ait Yunan varlığına ilişkin kalıntı yoktur. Yunan öncesi dönemde kentin Pelasgoslar tarafından kurulduğu sanılmaktadır. Aiolis Konfederasyonuna bağlı on iki Aiolis kentinden biridir. MÖ. 6. yüzyıldan önce Lidyalıların, sonra da Perslerin kontrolüne girmiştir. Kent, Peleponnesos Savaşı sırasında ve MÖ 3. yüzyılın ilk yarısında Galatlar tarafından yakılıp yıkılmıştır. Galat yağmasından sonra yerleşme eski durumuna tekrar ulaşamamıştır. Aelius Aristides (MS 2. yüzyıl), eserinde Larissa'dan geçtiğini aktarmaktadır. Tepe üzerindeki akropolisi çeviren surların bir bölümü ayaktadır. Burada, MÖ 6. yüzyıla ait bir tapınak ve sunak ortaya çıkartılmıştır. Akropolisin kuzeyinde, MÖ. 500'lere tarihlenen bir ev yer alır. Saray olarak da adlandırılan bu evin güneyinde ikinci bir ev daha vardır. En güneydeki üçüncü ev ise MÖ. 450'de yapılmış ve MÖ. 330'a değin kullanılmıştır. MÖ. 4. yüzyılın ikinci yarısına ait olan en üst tabakada ise bir caddenin iki yanına dizilmiş evler bulunmuştur. Akropolisin bulunduğu tepenin doğusunda kalan nekropolde, MÖ. 6. yüzyıla tarihlenen gömütler ortaya çıkarılmıştır. -Çanakkale ilçesine bağlı Buruncuk Köyü'nün sağ tarafında görülen kayalık yarımadanın üzerinde kuruludur."} {"url": "https://www.gezipedia.net/327-phokaia-antik-kenti.html", "text": "'nın kent merkezinde, Ege Denizi kıyısında yer alan ünlü İonia kentidir. 'la birlikte kurduğu kolonilerden başka, Batı Akdeniz kolonileriyle antik çağın deniz ticaretinde önemli rol oynamıştır. Antik yazarlar, kentin kuruluşunu Atinalı önderlerin yönetiminde daha sonradan Phokaialı olacak topluluğa bağlarlar. Güney İtalya'daki Elea, Korsika'da Alalia, Fransa'da Massalia, İspanya'da Emporion, Phokaia'nın kurduğu belli başlı Akdeniz kolonileridir. Koloniler koruyucu tanrı bakımından ana kentle ilişkili olsa da tamamen bağımsızdır ve modern anlamda birer sömürge değildirler. Bu kolonilerden Elea, mantık disiplininin babası sayılan Parmenides ve onun öğrencisi Zenon gibi filozofların ders verdiği sayılı kültür merkezlerinden biri haline gelmiştir. MÖ 5. yüzyılda Atina'nın önderliğindeki Attika-Delos Deniz Birliği'ne üye olan kent, MÖ 412'de birliğe başkaldırarak üyelikten ayrılmıştır. Helenistik dönemde, Seleukoslar ve Bergama Krallığı tarafından yönetilmiştir. MÖ 132'de Roma'ya karşı ayaklanmış ve kolonisi Massalia'nın yardımıyla yıkımdan kurtulmuştur. Phokaia, Antik çağda gözde bir alaşım olan altın-gümüş karışımı elektrondan yaptığı sikkeleri ile ünlüydü. Hristiyanlığın başlangıcında piskoposluk merkezi olmuştur. 13. yüzyılda Cenevizliler kenti bir kaleyle güçlendirerek ticari üs olarak kullanmışlardır. 15. yüzyılda kesin olarak Osmanlı topraklarına katılmıştır. adıyla bilinir. Burada bulunan bir seramik anıt MÖ 4. yüzyıla tarihlenir. İzmir'in ilçesi olan Foça'da kent merkezindeki Aşıklar Caddesi üzerinde bulunan antik kente İzmir'den ulaşmak için yaklaşık 1 saatlik yolculuk ile 65 km sonra ulaşabilir, İstanbul-Çanakkale yönünden gelenler için ise Aliağa'yı geçince Foça tabelasından sağa dönerek kent merkezine ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/328-erythrai-antik-kenti.html", "text": ", Çeşme'nin kuzeydoğusunda, Ege Denizi kıyısında Ildır Mahallesi sınırları içinde yer alan İonia kentidir. Pausanias'a göre, Erythrai, Giritli Rhadamanthys'in oğlu Erythros tarafından kurulmuş ve onun adını almıştır. Başlangıçta krallıkla yönetilen kentte, daha sonra halkın seçtiği \"Basileus\"lar egemen olmuştur. Halkının Lykialılar, Karialılar ve Pamphylialılardan oluştuğu kenti, Atina'nın efsane kralı Kodros'un soyundan gelen Kleopos'un önderliğindeki İonialı koloniciler kontrolleri altına almışlardır. MÖ 7. yüzyılda kısa bir süre tiranlarca yönetilen Erythrai, MÖ 6. yüzyılda önce Lidya'nın, sonra Pers İmparatorluğunun işgallerine maruz kalmıştır. İonia Ayaklanması'na sekiz gemi ile katılan kent, Pers işgalinden sonra, Atina ile Sparta arasında taraf değiştirmiştir. Atina önderliğindeki Attika-Delos Deniz Birliği'nin üyesi olan kent, muhtemelen MÖ 453 gibi bu birlikten ayrılmış ve MÖ 412'de Peloponnesos Savaşı'nda Sparta'ya yardım etmeye başlamıştır. Daha sonra hem Atina'yla hem de Perslerle anlaşmıştır. Krallığı'nın egemenliğine girmiş. Roma döneminde Asya eyaletinin gelişmiş kentlerinden biri olmuştur. Ancak bu dönemin sonlarına doğru önemini yitirmeye başlamıştır. 1366 yılında Türklerin kontrolüne giren bölgeye önceleri Erythre, Rhtyrai, Lythri gibi adlar verilmiş, fakat 16. yüzyıldan itibaren yöre İlderen ve Ildırı gibi adlarla anılmıştır. ortaya çıkarılabilmiştir. Tapınak MÖ 540'lı yıllarda hasara uğramış, MÖ 530'lu yıllarda ise yenilenmiştir. Yer yer kare planlı kulelerle destekli duvarlar dışında, kentin güneyindeki akropolisin çevresinde teras duvarlarının kalıntıları görülebilmektedir. Bu kazı çalışmaları esnasında ilk ulaşılan ve MÖ 3. yüzyıla tarihlenen akropolisin kuzeyindeki tiyatro, yamaca oyulmuş durumdadır. Güneydeki su kemerleri ise Doğu Roma dönemine tarihlenmektedir. Erythrai'de ele geçen MÖ 7. ve 6. yüzyıla tarihlenen porselen, fildişi, altın ve tunç heykelcikler gibi süs eşyaları İzmir Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir. Köy kahvesinin yakınındaki Helenistik mozaik, çakıl taşından yapılmıştır. Helenistik döneme ait villa (MÖ 2. yüzyıl) ile Roma villaları (MS 2. yüzyıl) diğer yapı kalıntılarıdır. Kenti karadan çeviren andezit ve kireç taşından surlar oldukça iyi korunmuştur ve yaklaşık 5 km uzunluğundadır. Antik kentte bulunan üç farklı yazıttan, surların MÖ 4. yüzyıl sonu ile MÖ 3. yüzyıl başına tarihlenebileceği anlaşılmıştır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/329-kemalpasada-gezilecek-yerler.html", "text": "Kirazı ve çam ormanları dünyaca ünlü olan Kemalpaşa, Ege Bölgesi'nde Hititlerden kalma tek örnek olarak bilinmektedir. Tarihteki ismi, Yunanca'da \"gelin\" anlamına gelen \"Nif\" tir. Bu ismi almasının nedeni, her zaman yemyeşil bir doğaya sahip olması ve bahar aylarında kiraz ve meyve ağaçlarının adeta bir gelin gibi bölgeyi süslemesidir. konusunda tarihe ve kültürel yapılara doyacağınız size hitap eden yerleri bulacağınızdan emin olabilirsiniz. Kemalpaşa'nın 7 km kuzeybatısında ve Bornova-Turgutlu-Ankara karayolunun 15. km'sinde yer alan Ulucak Höyüğünü ziyaret ederek, Roma- Bizans dönemi kalıntılarını inceleyebilirsiniz. Erozyon ve tarımsal etkinlikler sonucunda büyük ölçüde tahrip olmasına rağmen, hala yerli ve yabancı turistlerin sıkça uğradığı ilk gezi alanlarından biridir. Kemalpaşa-Torbalı yolundaki Karabel geçidinde bir tepenin güneye bakan yamacında bulunan Karabel kaya anıtı, yaklaşık 2,5 metreye 1,5 metre boyutlarındaki bir niş içine işlenmiş kabartmadır. Sol elinde bir mızrak sağ elinde bir yay tutan bir erkek figürüdür. Anıtın bulunduğu konum, alabildiğince yeşil ve dağlık alandır. Bu tarihi anıt incelerken, aynı zamanda muhteşem manzaranın da keyfini çıkarabilirsiniz. Bizans döneminde 2. Tehedodoros Laskaris tarafından yaptırılan ve o zamanlar Laskaris Sarayı olarak bilinen, eski adı Nil olan, çok önemli bir tarihi dokuya sahip bir yapıdır. Günümüzde, Kemalpaşa Kız Kulesi olarak bilinmektedir. İlçe girişinden tüm haşmeti ile görülebilen bu yapıt, Kemalpaşa'nın simgesi haline gelmiştir. Boncuk Şenliği, Mehmet Yiğit isimli bir muhtarın kendi çabaları ve girişimleri ile hayata geçirilmiştir. Turistik ve etkinlik açısından adeta köyün kaderini değiştiren bu şenlik, köyün ve özellikle ev hanımların ekonomisine büyük katkılar sağlamaktadır. Tamamen el emeği göz nuru çalışmaların sergilendiği, süs eşyaları, boncuklar ve el yapımı hediyelik eşyaların satıldığı tezgahları ziyaret ederek, ufakta olsa katkıda bulunabilirsiniz. İlçenin en büyük geçim kaynağı olan kiraz yetiştiricileri teşvik etmek ve ilçeye farklı bir hava katması amacıyla, 1936 yılından beri düzenlenmekte olan Altın Kiraz Kültür ve Sanat Festivaline katılıp, çeşitli sanatçıların konserlerini izleyebilir, gün boyu karnaval havasında zaman geçirebilirsiniz. Ayrıca yörenin enfes yemeklerinin tadına bakabilirsiniz. Bol bol kiraz yiyebileceğinizi hatırlatmaya gerek yok sanırız. Meşhur seramik sanatçısı Ümran Baradan tarafından Kemalpaşa Torbalı yolu üzerinde Çinili köy Mahallemizde yaptırılan Çinili Köşk, çini çalışmalarından en güzel örneğidir. Müzede, ödüllü sanatçıların seramik ve tablo çalışmalarını ve dünyaca ünlü sanatçıların yaptığı, seramik ve heykel çalışmalarını inceleyebilirsiniz. 520 m2'si kapalı olmak üzere toplam 2500 m2'lik alana kurulu olan müzeyi, haftanın 7 günü 09.00 / 17.00 arası ziyaret edebilirsiniz. İlçeye ait Çambel köyünde yer alan bu höyük, yöre halkı tarafından Kemeraltı olarak adlandırılsa da, resmi haritalarda Karaoğlan Tepesi olarak geçmektedir. Hacı Halil Ağa tarafından 1311 yılında yaptırılan 2 katlı olan bu tarihi camiyi ziyaret edip ibadet edebilirsiniz. Mimarı açıdan çok ilginç bir yapı olup kesme taş, moloz ve tuğladan inşa edilmiştir. Kemalpaşa'da ne yenir diye sorarsanız, tabi ki hiç düşünmeden kiraz deriz. Ömrünüz boyunca yiyip yiyeceğiniz en lezzetli kirazları burada tadabilirsiniz. Meşhur Kemalpaşa tatlısını yemeden dönmemenizi tavsiye diyoruz. Ayrıca bir dipnot iletmek isteriz sizlere. 2017 yılında Uluslarası Yemek Festivali Kemalpaşa ilçesinde gerçekleşmiştir. İzmir şehir merkezine 24 km uzaklıktadır. İlçeye şehir içi ESHOT otobüs ulaşımını kullanarak gitmek isterseniz, öncelikle Evka3 Bornova ya da Fahrettin Altay yönünden Raylı sistem Metro ile Evka- 3 istasyonuna gelmeniz ve 765 KEMALPAŞA - EVKA3 METRO otobüs hattını kullanmanız gerekmektedir. İzmir Yenigaraj'dan da ilçeye otobüs ve dolmuş seferleri ile ulaşmanız mümkündür. İlçenin yakın mahallelerinden ilçeye ulaşım, 766 ANSIZCA -767 HALİLBEYLİ - 768 VİŞNELİ -769 ÇAMBEL - KEMALPAŞA otobüs hatları ile sağlanmaktadır. konumuzda daha farklı yerler ve hoşunuza gidebilecek aktiviteler bulabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/33-samsunda-gezilecek-yerler.html", "text": "hakkında bilgi almak isterseniz yazımızı okumaya devam ediniz. Eşsiz bir sahile ve doğal güzelliğe sahip olan Yakakent Samsun'un incilerinden biridir. Samsunlular Yakakent'e Gümenez de demektedir. Bir tarafı sahil bir tarafı orman olan bu güzellik, lokantaları, plajları, kafeteryaları, otelleri ve hediyelik eşya satan yerleri ile bil hayli meşhurdur. Karadeniz'in bir diğer güzel sahillerinden biridir. Samsun denizinin temizliğini gözler önüne sermekte olan sahil, bir mesire yeri görevi de görmektedir. Alaçam ilçesinde yer alan bu sahil, şehir merkezine 78 kilometre uzaklıktadır. , 870 hektarlık bir alan üzerinde yer almaktadır. Üzerinde küçük adacıklardan oluşur Samsun'un coğrafyasını güzelleştiren doğal güzelliklerden biridir. SİT alanı olduğundan çevresinde yapılaşma yoktur. Şehirde kalabalıktan uzak huzurlu bir gezi istiyor ve bu geziyi doğal bir güzelliğin çevresinde yapmak istiyorsunuz burayı görmenden mutlaka gitmeyiniz. , ismini yer aldığı Akalan Köyü'nden almaktadır. Küçük büyük 18 tane şelaleden meydana gelmektedir. Şelalelerin yükseltisi 15 metredir. Çevresinde yer alan zengin bitki örtüsü sayesinde piknik ve doğa sporları için oldukça elverişli bir alandır. arasında en önemli noktalarından birini oluşturur. Bu bölgede aynı zamanda turizm de büyük işlerlik sağlar. Piknik alanlarının ve tesislerin yer alması ile bu bölge oldukça fazla turist ziyaretine uğramaktadır. samsunda gezilecek yerler listesinde en önemli mekanlardan birini oluşturur. Atakum ilçesinde yer alan bu tepe, özellikle yabancı turistlerin en çok merak ettiği mekanlardan biridir. Artı olarak tepeye teleferik ile çıkılması da çok cazip gelmektedir. Tepeye ulaştığınız anda ise büyüleyici manzara ile karşılaşacak ve Samsun manzarası gözler önüne serilecektir. Yeşillikler dört bir yanda, deniz ayaklarınızın altında mükemmel bir manzara. Tepede yer alan cafe de yemeğinizi yiyebilir veya manzaraya karşı kahvenizi, çayınızı içebilirsiniz. 'dir. 1300 yıllarda Hıdır Bey tarafından inşa edilen camii ahşaptan yapıldığından dolayı 1869 senesinde yangın sonucunda tamamen yıkılmıştır. Batumlu Hacı Ali Efendi ise 1884 senesinde camiyi tekrar yaptırmıştır. Cami şehir merkezinde yer aldığı için gezmesi görmesi de kolaydır. Mistik çekim gücü ile turistleri kendine çeken caminin iç dekorasyonu da bir o kadar güzeldir. olarak geçer. Atatürk'ün doğumunun 100. Senesinde dikilmiştir. Samsun şehrinin en gezilesi yerlerinden biridir. Samsun merkezinde yer alan müze, özellikle amisos tepesinden çıkartılan eserlere büyük yer vermektedir. Müzenin inşasına 1976 yılında başlanmıştır ve 1981 senesinde de hizmete açılmıştır. Müzenin içerisinde yer alan eserler; bronz bir heykel, mezar stelleri, çanaklar-çömlekler, kabartmalar, som atından ölü hediyeleri vb. eseler sergilenmektedir. Samsun'un en gözde yemeklerinden bir diğeri ise tirit'tir. Bulgur pilavı, kaz eti ve yağlı tavuk suyuna batırılan yufka ile yenilen bu lezzet özellikle Samsun, kavak ilçesinin bir numaralı yemeğidir. Keşkekte bir diğer Samsun'un en ünlü yemeklerinden biridir. Diğer yemekleri ise; kıymalı pırasa, mısır çorbası, turşu kavurma, canik, haşhaşlı börek, bakla dolması, katık böreği, yazı pancarı, kaz asması, katık sündürmesi, baklalı yaprak dolması, haluçka, fındıklı baklava Samsun'un mutfağına özgü yöresel yemeklerdir. diye sorulacak olursa Karadeniz bölgesinde bulunan Samsun'un, doğusunda Ordu, güneyinde Tokat, Amasya ve Çorum, batısında ise Sinop illeri bulunur. İstanbul Samsun arası 737 km, Ankara Samsun arası 403 km, İzmir Samsun arası ise 999 km'dir. Hava yolu ile Samsun'a gelmek isteyenler Samsun Çarşamba Havalimanı'nı kullanabilir. Havalimanı ile Samsun merkez arası 23 km'dir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/330-seferihisarda-gezilecek-yerler.html", "text": ", 40.000 kişilik nüfusu ile Türkiye'nin en sakin ilçelerinden biridir. İzmir'in güneyinde yer alan ilçe, 49 km lik sahil şeridine sahiptir. Tarıma dayalı ekonomiye sahip olan Seferihisar ilçesinde, halkın ön önemli gelir kaynakları arasında zeytin ve narenciye önde gelmektedir. Antik çağda İonia'nın önemli kentlerinden biri olan Teos, yerleşmenin yakın çevresinde bulunmaktadır. Tarihi MÖ 2 binli yıllara kadar uzanana bölgeye, Akhalardan kaçan ve o dönemlerde gelişmiş bir uygarlık kurmuş olan Giritlilerin yerleştiği sanılmaktadır. Bu çevreye sırasıyla Lidyalılar, Persler, Atina, Sparta, Bergama Krallığı, Roma ve Doğu Roma imparatorlukları egemen olmuştur. 1084 yılında Selçuklu Komutanı Emir Çaka Bey tarafından alınan Seferihisar, daha sonra Aydınoğlu Beyliği'nin eline geçmiştir. Sultan Yıldırım Bayezid döneminde (1389-1403) Osmanlı topraklarına katılan yerleşme (1394), Ankara Savaşı'ndan (1402) sonra tekrar Aydınoğlu Beyliği'ne bağlanmıştır. 15. yüzyılın ilk yarısının sonlarına doğru kesin olarak Osmanlı kontrolüne girmiştir. Osmanlılar döneminde Aydın Vilayetinin İzmir Sancağına bağlı bir kaza merkezi olan yerleşimin eski adı Sivrihisar'dır. 1884 yılında ilçe olmuştur. konusunda, gezginler bol bol oksijen depolama fırsatı bulacaktır. Adeta bir film setini andıran muhteşem güzellikteki sokaklarında bol bol gezmeyi ve fotoğraf çektirmeyi unutmayın. nı, Agorayı, tiyatroyu, halk meclisini görebilirsiniz. Antik şehrin etrafı sizi yönlendiren bir patika ile çevrilmiş durumda. Bu da ziyaretinizi kolaylaştırmaktadır. Efsaneye göre kent, ilk olarak Athamas yönetimindeki Teselya'daki Minyas'tan gelen koloniciler tarafından kurulmuştur. Seferihisar Sığacık Mahallesi'nde yer alan kalenin geçmişi Selçuklular Dönemi'ne kadar uzanmaktadır. Kalenin Kuşadası, Aya suluk ve Seferihisar adında üç ayrı kapısı vardır. Pazar gününe denk gelirseniz, kurulan renkli tezgahlardan alışveriş yapabilir ve karnınızı doyurabilirsiniz. Manzarası nefes kesmektedir. Sığacık'a 24 km uzaklıkta bulunan Orhanlı Köyü'ndeki altı dönümlük zeytinlik ve makiliğin içinde kurulu bir okuldur. Kendi alanında Türkiye'nin ilk eğitim merkezlerinden biridir. Sınıfı olmayan bir okuldur. Doğa ile içe yaşamanın ve doğanın iyilik yaparak beslendiği felsefesinin öğretildiği bir yerdir. Birçok faaliyet ve aktivitelere katılabilir ve destek olabilirsiniz. Dünyaca ünlü sanatçımız Tarkan'ın bu okulun kurullarından biri olduğunu belirtmekte fayda var. Dünyanın en iyi satsuma cinsi mandalinasının yetiştiği Seferihisar'da her sene düzenlenen Mandalina Festivaline denk gelirseniz sakın kaçırmayın. Hatta Seferihisar gezinizi ona göre ayarlamanızı tavsiye ederiz. Genelde Kasım ayı içerisinde yapılmaktadır. Konserler, eğlenceler, aktiviteler ve yarışmalar ile geçen festival, bir karnaval havasında yapılmaktadır. Türkiye'nin en güzel denizlerinden birine sahiptir. Suyu soğuktur. Alabildiğince büyük kumsalı, düzenli yerleşim planı ve yerli yabancı turistlerin tıka basa doldurduğu eşsiz bir plajdır. Seferihisar'ın Organik bir ilçe olduğunu daha önce belirttik. Her Pazar kurulan Sığacık Organik pazarı, yerel bir Pazar alanından ziyade, yöresel yiyeceklerin satıldığı açık hava restoranı gibidir. Seferihisarlı teyzelerin yaptığı enfes böreklerin ve hamur işi tatlıların tadına bakmak isterseniz, mutlaka ziyaret etmenizi öneriyoruz. Seferihisar'a 17 kilometre mesafededir. Kaplıcaların en ünlüsü Karakoç ılıcası olup, gezilmesi gereken yerlerden biri de burada kurulan Roma Hamamı'dır. Kavaklıdere Köyü'nün yakınlarında bulunan Karakoç Kaplıcaları, romatizma rahatsızlıklarına, raşitizm hastalıklarına, mide ve bağırsak hastalıklarına iyi geldiği bilinmektedir. Kendi markası ile zeytinyağı ve çeşitli doğal ürünler üreten Gödence Köyü, organik ürünlerin kalesi gibidir. Ev yapımı muhteşem şaraplarına bayılacaksınız. Küçük ve sevimli butik otellerde konaklayabilir, köyün eşsiz doğası ile iç içe keyif yapabilirsiniz. Türkiye'nin en organik yerlerinden biri olan Seferihisar'da bol bol organik ürün tüketebilir, ilçeye has üzümlerinden ve mandalinalardan tadabilirsiniz. Bal ve zeytinyağını tavsiye ediyoruz. Yöresel yemeklerinden tatmayı sakın unutmayın. Seferihisar Katmeri, ilçenin en ünlü lezzetlerinden biridir. şehir merkezine uzaklığı 50 km dir. İzmir Üçkuyular Semt Garajından hareket eden düzenli otobüs ve dolmuş seferleri ile Seferihisar'a ulaşım sağlanmaktadır. İlçeye şehir içi ESHOT otobüs ulaşımını kullanarak gitmek isterseniz: 730 SEFERİHİSAR - F. ALTAY Aktarma Merkezi otobüs hattını kullanarak ulaşabilirsiniz. Bunun yanı sıra, Raylı sistemi kullanarak Evka3 Bornova ya da Fahrettin Altay yönünden metro ile Halkapınar ya da Hilal aktarma Merkezlerinden Cumaovası-Menderes yönüne giden İZBAN aktarması ile Cumaovası istasyonunda inerek 829 SEFERİHİSAR - CUMAOVASI AKTARMA otobüs hattı ile ilçeye ulaşmanız mümkündür. İlçeyle bağlantı sağlayan diğer otobüs hatları: 731 ÇAMTEPE -732 URLA -739 BEYLER -778 ÖZDERE SEFERİHİSAR hatlarıdır. konusunda merak ettikleriniz için sabırsızlandığınızın farkındayız."} {"url": "https://www.gezipedia.net/331-teos-antik-kenti.html", "text": "ilçesinin 8 km güneybatısında, Sığacık Körfezi kıyısında yer alan İonia kenti. Efsaneye göre kent, ilk olarak Athamas yönetimindeki Teselya'daki Minyas'tan gelen koloniciler tarafından kurulmuştur. Onları, başlarında Atinalıların efsanevi Kralı Kodros'un soyundan gelenlerin bulunduğu Atinalı koloniciler izlemiştir. Perslerin İonia kentlerini ele geçirmesinin ardından, bir grup Teoslu Trakya'ya geçmiş ve MÖ 545 - 540 yıllarında Abdera kentini kurmuşlardır. Panionion Birliğine üye olan kent, deniz ticareti sayesinde hızla gelişmiştir. Bu nedenle artan nüfusu çeşitli kentlere dağıtılmıştır. Abreda, ünlü filozoflar Protagoras ve Demokritos'un kentidir. MÖ 494'deki Lade Deniz Savaşı'na 17 gemi ile katılan Teos, MÖ 476'da Attika-Delos Birliği'ne yüksek bir miktarda vergi ödemiştir. Peloponnesos Savaşı'nda Atina'nın Sicilya'daki çarpışmayı kaybetmesinden sonra. Spartalılar kenti kontrolleri altına almış ve Atinalıların kara tarafına yaptırdıkları surları yıktırmışlardır. MÖ 4. yüzyılın sonlarına doğru tekrar inşa edilen bu surların kimi kalıntıları günümüze kadar ulaşabilmiştir. Filozof Thales, İonia'nın tam ortasında yer alan Teos'u MÖ 600'lerde 12 İonia Kentinin merkezi olarak önermiş, fakat bu öneri kabul görmemiştir. Teos, MÖ 6. yüzyıldan başlayarak, MÖ 3. yüzyıldaki bir kesinti dışında Gallienus dönemine (MS 260 - 268) değin sikke basmıştır. MÖ 6. yüzyılda yaşayan ünlü lirik şair Anakreon ve MÖ 100'lerde Aristoteles'in kütüphanesini büyük bir ücret ödeyerek satın alan kütüphaneci Apellikon, Teos'un önde gelen sakinlerindendir. Daha sonraları Aristoteles'in oldukça geniş kütüphanesi Roma'ya taşınmıştır. Karaburun Yarımadası'nın kıstağında yer alan Teos'un, biri kuzeyde öteki güneyde olmak üzere iki limanı bulunuyordu. Bu iki limana eş uzaklıktaki akropolisin güneydoğu eteklerinde, kentin bahsettiğimiz surlarının bir bölümü görülebilir. Helenistik dönem kent duvarlarının iyi korunmuş bir bölümü, Dionysos Tapınağı'nın batısındadır. Akropolisin güneybatı ucundaki tiyatro, Dionysos Şenliklerine katılan oyuncuların merkezi olan kentin en önemli yapılarından biri olmuştur. MÖ 2. yüzyıla tarihlenen tiyatro, Roma döneminde büyütülmüştür. Oturma sıralarının tümüyle yok olmasına karşın, Roma döneminde büyütülen sahnesi iyi bir durumda günümüze ulaşabilmiştir. Teos'un Dionysos sanatçıları tarafından merkez seçilmesi, kentin Dionysos Şenliklerinde ayrıcalıklı bir konuma sahip olmasını olanaklı kılmıştır. Fakat sanatçılar arasında yaşanan sorunlar nedeni ile sanatçıların birçoğu MÖ 2. yüzyıl ortalarında Efes'e taşınmışlardır. Akropolisin kuzeydoğusundaki Helenistik döneme ait gymnasium, 'nde korunmaktadır. Kuzeydeki Türk kalesinin (15. yy) güneybatısında, Roma dönemi dalgakıranının kalıntıları görülmektedir. -Çanakkale -Seferihisar arası 46 km olup, İzmir merkezden yaklaşık 45 dakikalık yolculuk ile Seferihisar ilçe merkezine ulaşılmalı, Antik kentin bulunduğu Sığacık mahallesi ise Seferihisar'dan 5 km uzaklıkta. Muğla -Aydın hattından gelecek olanlar için ise İzmir-Aydın otobanının Menderes ayrımından çıkarak, Menderes üzerinden Seferihisar'a ulaşabilirler."} {"url": "https://www.gezipedia.net/332-mendereste-gezilecek-yerler.html", "text": "Menderes, geçmişte birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış tarihi bir yerdir. Rodos'un fethine çıkan Kanuni Sultan Süleyman'ın orduları bir süre Menderes'te konaklamış ve bölgeyi üs olarak kullanmıştır. Bu yüzden o bölgeye \"Cem Ovası\" denilmiştir. İsmini, 1071 yılında Cüneyt Bey'in adından yola çıkılarak Cüneyt Tabat sonra, Cumaabat olarak almıştır. 9 Eylül 1922'de İzmir ile birlikte düşman işgalinden kurtarılmış ve Cumaovası olarak anılmaya başlanmıştır. 07 Haziran 1988 tarihinde Cumaovası Havaalanının adı Adnan Menderes Havalimanı olarak değiştirilince Cumaovası kasabanın adı da \"Menderes\" olarak değişmiş ve İlçe statüsüne kavuşmuştur. konusunda her zaman meraklı ve heyecanlı olmuşlardır. Onları daha fazla bekletmeden başlayalım o zaman. Hem piknik, hem deniz. Kulağa hoş geliyor değil mi? Bu tür yerler yok denecek kadar az ülkemizde. Genelde beach club tarzı restore edilmekte bu doğal güzelliklerimiz. Ama Klaros, bu konuda en doğal ve en güzel yerlerden biridir. Mangalınızı alıp, ailece piknik yapıp, gün boyu denize girebileceğiniz muhteşem bir mesire alanıdır. Ayrıca kamp alanı içerisinde çardak, wc ve market bulunmaktadır. 75 dönümlük çok geniş bir alana kurulu olan bu yer \" Açıkhava facebook \" sayılabilir. İnsanların sosyalleştiği muhteşem bir kamp alanıdır. Dilerseniz çadırda konaklayabilir ve gökyüzünü izleyerek uyuyabilirsiniz. Piknik, deniz, su sporları, orman, doğada yaşam ve hatta Sürvivor diyebiliriz:) Giriş ücretlidir. Araç ile giriş yapmak için ekstra ücret ödemeniz gerekmektedir. Ayrıca çadır kurmak için ayrı bir ücret istenmektedir. Her ne kadar adım başı para ödeseniz de, görülmeye ve tecrübe edinmeye değer bir yerdir. Devlet su işleri idaresinin Menderes ilçesindeki kamp yeridir. Giriş ve sosyal tesis içindeki hizmetler ücretledir. Muhteşem bir deniz, harika bir manzarası vardır. Menderes ilçesinin Mavi bayraklı plajlarına sahip turizm beldesi. Alabildiğince büyük plajları, manzarası ve temiz havası ile tatilcilerin uğrak yeridir. Denize girmek için en ideal yerdir. Ege Bölgesinin en temiz denizine sahip plajlarında, gün boyu keyifli zaman geçirebilirsiniz. Sırt çantamı alırım, yollara düşerim diyen gezginlerin çok beğeneceğini umduğumuz çadır kamp alanıdır. 22 hektarlık bir alana kurulmuştur. Kızılçam ve meşe ağaçları ile donatılmış kamp alanı, manzarası, doğası ve denizi ile kendine hayran bırakmaktadır. Kamp içerisinde çadır kiralama hizmeti de sunulmaktadır. İçerisinde çeşitli spor aktiviteleri yapılmaktadır. Denizi sığ, kumu ince ve denizi güzeldir. Çocuklu aileler için en ideal plajdır. Pek kalabalık bir plaj değildir. Dikkat etmeniz gereken tek şey deniz seviyesidir. Birkaç metreden sonra aniden derinleşip, tekrar sığ olabilmektedir. Tarih severler için ziyaret edilmesi gereken bir yerdir. Deniz kenarında kurulmayan tek İyon yerleşimidir. Kolophon, 12 İyon şehrinden biridir. Değirmendere Mahallesi'nin doğusunda yer almaktadır. Menderes Görece Köyü sınırları içindeki Kayacık Tepesi üzerindeki kalıntılardır. Herodot tarihinde adı geçen 12 Aiol kentinden biridir. Tarihi kalıntılara merakı olanlar için görülmesi gereken bir yerdir. Menderes ilçesinin 35 km güneyindeki İonia kentidir. Ahmetbeyli Mahallesi'ne 2 km uzaklıktadır. 16 km kuzeyindeki Kolophon kentine bağlı olup, Notion'un 2 km güneyindedir. , Menderes ilçesinin 41 km güneyinde, Ahmetbeyli'de bulunan İon kentidir. Kutsal kent Klaros'un 2 km kuzeyindedir. veya Kıyıdaki Kolophon adlarıyla anılmaya başlanan kent, MÖ 5. yüzyılda liman kenti olarak kurulmuştur. Kent, kıyıda yükselen, birbirinden kara parçasıyla ayrılan iki yassı tepe üzerinde ve bunların eteklerinde kuruludur. Helenistik surlarla çevrilidir. Düzgün kare bloklardan yapılmış ve kare planlı kulelerle sağlamlaştırılmış surların, batı ve kuzey girişleri ile güneydeki basamaklı kapısı görülebilir. 'nın kuzeydoğusunda kalıntıları bulunan küçük tapınağın hangi tanrıya adandığı bilinmemektedir. Akropolisteki iki agoranın biri merkezde, diğeri doğudadır. Doğudaki agoranınkuzeybatısındaki Helenistik tiyatro, Roma döneminde onarılmıştır. Batıda yer alan nekropolde kayaya oyulanların yanı sıra yer altına yapılan mezar odalarından oluşan mezarlar da vardır. Menderes'te İzmir ve Ege'nin klasik yöresel lezzetlerini tadabilir ve yöreye has yemekler yiyebilirsiniz. Ama özellikle bahsetmek istediğimiz şey, mandalina ve üzümün ilçede çok ünlü olması. Doya doya yiyebilirsiniz. Tadına doyamayacağınız kadar lezzetli meyveleri dalından koparıp taze taze yiyebilirsiniz. İzmir şehir merkezine uzaklığı 23 km dir. İzmir'den Menderes'e Yenigaraj'dan hareket eden Menderes dolmuşları ile ulaşmanız mümkündür. İzmir merkezden 302 KONAK- OTOGAR hattı ile Yenigaraj'a ulaşabilirsiniz. Raylı sistemi kullanmak istediğinizde; Evka3 Bornova ya da Fahrettin Altay yönünden metro ile Halkapınar ya da Hilal aktarma Merkezlerinden Cumaovası- Menderes yönüne giden İzban'ı kullanarak Esbaş aktarma merkezinden 708 MENDERES - ESBAŞ AKTARMA ya da Cumaovası aktarma merkezinden 804 MENDERES - CUMAOVASI AKTARMA otobüs hattı ile ilçeye ulaşmanız mümkündür. Gaziemir'de bulunan Semt Garajından gün içinde düzenli olarak Menderes'e dolmuş seferleri bulunmaktadır. Menderes'ten yakın yerlere ulaşımı 814 KISIK SANAYİ MENDERES ve dolmuş seferleri yapabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/333-klaros-claros-antik-kenti.html", "text": "ilçesinin 35 km güneyindeki İonia kenti. Ahmetbeyli Mahallesi'ne 2 km uzaklıktadır. 16 km kuzeyindeki Kolophon kentine bağlı olup, Notion'un 2 km güneyindedir. Anadolu'da, Kahin Tanrı Apollon'un en eski kehanet merkezlerinden biri olması nedeniyle antik çağ boyunca önemini korumuştur. Homeros. buradaki Apollon Tapınağı'ndan söz eder. 1827 yılında J. Arudell tarafından iki mermer sütunun bulunmasıyla tapınağın yeri de tespit edilmiştir. 1901 yılında Theodore Macridy tarafından yürütülen çalışmalar, 1907 yılında Charles Picard'ın katılımıyla devam etmiş, fakat I. Dünya Savaşı'nın başlaması üzerine durdurulmuştur. Kimi kaynaklar sözü geçen iki sütunun Theodore Macridy tarafından bulunduğunu aktarırlar. Daha sistematik çalışmalar 1950 - 1960'lı yıllar arasında Prof. Dr. Louis Robert yönetimindeki Fransız ekibi tarafından yürütülmüştür. 1988 yılında Prof. Juliette de La Geniere başkalığında yeni bir kazı dönemi başlatılmıştır. , ormanlık ve düz bir alandadır. Dar bir vadi üzerindeki bu alanda orman ve kaynak bulunması, Apollon adına bir tapınak yapılması için yeterli olmuştur. Mermer tapınak beş basamaklı krepis üzerindedir. Dikdörtgen planlı tapınağın kısa kenarlarında 6'şar, uzun kenarlarında 11'er sütun bulunmaktadır. Klaros, özellikle Helenistik ve Roma dönemlerinde önemli kehanet merkezlerinden biri olarak ün kazanmıştır. Kutsal kentin halkı, yakındaki Kolophon ve Notion'da yaşamıştır. 'nde sergilenmektedir. Tapınağın cellasında bulunan 7.5 m yükseklikteki Apollon heykeli ve Artemis ve Leto heykelleri, günümüzde de yerinde durmaktadır. Kehanetler bu cella bölümünün altında yapılmıştır. Buradaki kahinler Delphoi'deki Pythia'lar gibi kadın değil, erkektir. Kahinler bu yer altı odasına girip, buradaki kutsal sudan içtikten sonra, kehanetlerini şiirler şeklinde ifade etmişlerdir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/334-kolophon-colophon-antik-kenti.html", "text": ", en eski İonia kentlerinden biridir. Kolophonlu Şair Mimnermos, kentin Miletos'un kurucusu Neleus'un önderliğindeki Pyloslular tarafından kurulduğunu öne sürer. Ord. Prof. Dr. Ekrem Akurgal'a göre, bu bölgeler esasen Ailois yerleşmeleridir, fakat sonradan göç edenler tarafından İonia yerleşmeleri haline gelmişlerdir. MÖ 7 yüzyılın ilk yarısında, efsaneye göre taktığı yüzükle istediği zaman görünmez olabilen ve böylelikle Lidya'nın kralı olan Gyges, Kolophon'u kontrolü altına almıştır. Daha sonra Perslerin kontrolü altına giren kent, bu tarihten sonra önemini yavaş yavaş kaybetmeye başlamış, bu arada Atina kontrolündeki Notion önem kazanmıştır. 'e göç etmeye zorlanmışlardır. Bundan dolayı bir kısım Kolophonlu Notion'a taşınmış, Kolophon da önemini büyük oranda yitirmiştir. Bir süre daha varlığını devam ettiren Kolophon, sonraları neredeyse tamamen terk edilmiş ve Yeni Kolophon veya Kıyıdaki Kolophon olarak anılan Notion ön plana çıkmıştır. Roma döneminde de Klaros'un merkezi Notion olmuştur. Kolophonlular antik dönemde denizcilikteki ve deniz ticaretindeki üstünlükleriyle, atlarıyla ve binicileriyle ve daha da önemlisi bir kehanet merkezi olan Klaros'uyla ünlüydüler. -Aydın"} {"url": "https://www.gezipedia.net/335-bandirmada-gezilecek-yerler.html", "text": "iline bağlı olan Marmara Denizi kıyısında yer alan bir ilçedir. Türkiye'nin en büyük limanlarına ev sahipliği yapan ilçe, ülkemizin en gelişmiş olan ilçelerden biri konumundadır. Bandırma Limanı'ndan her gün İstanbul'a feribot seferleri bulunmaktadır. Kıyısı oldukça düz olan ilçeden güneyde doğru gidildikçe engebe artmaktadır. Bandırma Balıkesir, Bursa ve İnegöl'den sonra Marmara Bölgesinin dördüncü büyük yerleşim merkezi durumundadır. Tarihten bu yana pek çok turistin ilgisini çekmiş ve yerli-yabancı turistlerin uğrak mekanları arasında yer almıştır. Meşhur Gönen Çayı da bandırmanın kuzeyinden geçerek Marmara Denizine dökülmektedir. Bandırma'nın kuruluş tarihi bakımından kesin bir tarih bilinmemektedir. Büyük İskender, Perslerin elinde bulunan Bandırma'yı kendi topraklarına katmıştır. Büyük İskender öldükten sonra ise bölge Romalıların eline geçti. Ardından Romalıların da ikiye ayrılmasından sonra Kutalmış tarafından alındı. Bandırma 1874 senesinde büyük bir yangın geçirmiştir. Bölge özellikle Osmanlı-Rus Savaşı'nda Rumen ve Kırım göçmenleri ile birlikte nüfuslanmıştır. Bandırma Limanı'nın yapımına Cumhuriyet Döneminde de ağrılık verilmiş, konutlaşma ve kentleşme faaliyetleri yapılmış ve Bandırma gelişmiş ilçelerden biri durumuna getirilmiştir. Bandırma-İzmir demir yolu yapımı ve İDO seferleri ile ulaşım bakımından en önemli ulaşım merkezlerinden biri haline gelmiştir. kazılarından elde edilen Roma Dönemi, Pers Krallığı ve Genç Bizans Dönemine ait buluntulardır. Müzede sergilenen en önemli eserlerden biri de Bizanslılara ait batık gemiden kalan hazinedir. Özel araç ile ulaşımın son derece kolay olduğu bu müzeye aracı olmayanlar için ise İDO Seferlerinin bulunduğu yerden özel dolmuş ve taksiler kalkmaktadır. Mesafe 15-20 dakikadır. Bu antik kentin bu kadar önemli olmasında Perslere ait eserlerin ortaya çıkartılan tek kazı çalışmalarının yapıldığı yer olması ve tarihte bilinen ilk Zerdüşt tapınağına ev sahipliği yapmasıdır. Bu kent en parlak zamanlarını Pers İmparatorluğu zamanlarında yaşamıştır. Persler bu konumu özellikle seçmişlerdir. Çünkü balığın bol olduğu, verimli toprakların yer aldığı, yaban kuşlarının iyi bir besin olarak kullanılacağı Manyas Kuş Gölü burada bulunmaktadır. Kentin isminin ise Lidyalı olan bir soyludan geldiği söylenir. Burada yaşamış olan antik çağ insanları kuş gölünden çok bahsetmiş olup ona övgüler yağdırmışlardır. Burada yapılan kazılar günümüzde hala devam etmektedir. , bünyesinde 118 bitki, 23 balık ve 266 kuş barındırmaktadır. Hem ulusumuz olarak hem de uluslararası çok önemli bir merkezdir. Bu nedenle ekolojik dengenin korunması için korunmaktadır. Aynı zamanda pek çok yerli ve yabancı turistin akın ettiği yerlerden biridir. Balıkesir'in merkezine 18 km'lik bir mesafede bulunur. Milli parkın ismi ise Avusturyalı Kurt Koswig tarafından 1938 senesinde keşfedilmiştir ve ismine Kuş Cenneti demiştir. Kuşların üreme kolonilerinin de yer aldığı bu bölgeye her sene binlerce kuş göç hareketi sırasında buraya misafir olmaktadır. Bölgede yer alan diğer balık ve sürüngen hayvanlar ise koruma altındadır. Zengin bir bitki örtüsüne sahip olan bölgede, özellikle yaz aylarında sular çekildiği sırada botanik güzellik ortaya çıkmaktadır. Bandırma'da mutlaka gezilmesi gereken bir diğer yer arasında bulunur. Tarihi yapısı ile ön plana çıkar. Caminin fiziksel özelliği tek kubbeli oluşu ve kare planlı olmasıdır. Haydar Çavuş tarafından 19. yüzyılda yaptırılan bu cami 1873 senesinde bir yangında yanmıştır. Yangının ardından Mimar Kemaleddin bir plan hazırlamış ve camiyi Neoklasik yapıya uygun olarak yeniden inşa ettirmiştir. 'nde tiyatrolar, sergiler ve gösteriler düzenleniyor. Eğer Bandırma'ya gelmiş iseniz mutlaka restoranlarda balık yemeden dönmeyiniz. Çünkü buranın en meşhur yemeklerinin başında balık gelmektedir. 'den günlük olarak tren seferleri yapılabilir. 'dan Bandırma'ya düzenlenen İDO seferlerdir. Bu seferler düzenli olup, günlük olarak kalkarlar fakat kötü hava şartlarında bir-iki saatlik gecikmeler meydana gelebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/336-odemiste-gezilecek-yerler.html", "text": "'e en uzak ilçelerden biri olan Ödemiş'in şehir merkezine uzaklığı 112 km dir. 132.000 kişilik nüfusa ve 1082 km yüzölçümüne sahiptir. Asırlık ağaçlar ve çam ormanları ile çevirili olan ilçe, İzmir'in kuzeydoğusunda yer alır. Akdeniz iklimin etkisi altında olan Ödemiş dağlarının yüksek kesimlerinde, sayfiye olarak kullanılan yaylalar vardır. Başlıca akarsuyu Küçük Menderes Irmağıdır. Tarıma dayalı ekonomiye sahip olan ilçede en çok patates, üzüm, incir, pamuk, arpa, tütün ve zeytin yetiştirilmektedir. 5,000 yıl öncesine dayanan bölge, Luvi kavminden bu yana çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapan yerdir. , genelde tarih sever gezginlerin beğeneceği gezi alanları ile ünlüdür. En sakin ve huzurlu ilçesidir diyebiliriz. 'nin simgelerinden ve en önemli yapılarından biri olan bu mütevazı ve güzel cami Aydınoğlu Mehmet Bey (1312-1313) tarafından külliye olarak inşa edilmiştir. Caminin hemen yanı başında Aydınoğlu beyliğinin kurucusu Mehmet Bey'in türbesi yer alıyor. Caminin oldukça güzel ahşap bir minberi var. Üzerinde bitkisel süslemeler ve dua yazıtı bulunan minber kapısı 1993 yılında çalınmış daha sonra İngiltere'de bulunarak 1995 yılında yurda getirilmiştir. İlçenin en önemli camisidir. 1983 senesinde açılan müze binasında, arkeolojik ve etnografik eserler bulunmaktadır. Arkeolojik eserler bölümünde kandiller, bronz eserler, süs eşyaları, seramikler vb. eserlerle Helenistik, Roma, Bizans, Selçuk ve Osmanlı dönemlerine ait çok özel sikkeler bulunmaktadır. 'ün hayatına dair çeşitli eşyalar resimler bol miktarda bulunmaktadır. İlçe merkezinde ulaşımı kolay bir yerdedir. İlçe merkezine 18 km uzaklıkta olan yaylanın, her mevsim farklı bir güzelliği bulunmaktadır. Kendinizi adeta doğaya teslim edebileceğiniz bu yaylada, 810 dekarlık muhteşem bir göl bulunmaktadır. Birçok kahvaltı mekanı bulunan yerde, hayatınız boyunca yemediğiniz kadar lezzetli kahvaltılıklara doyamayacaksınız. Bisiklet için özel yollar, yürüyüş parkurları, göz manzarası, temiz hava, bol oksijen ve daya sayamadığımız birçok doğa aktivitesi yapabilirsiniz. Gün boyu zaman geçirebileceğiniz muhteşem bir yerdir. İlçenin en eğlenceli mekanlarından biridir. Yöre halkının ürettiği ve dalından koparıp tezgahlarda sergilediği bir birinden lezzetli meyve ve sebzeler, hediyelik ürünler, el işi ürünler ve daha birçok şeyi bulabileceğiniz bir pazar yeridir. Cumartesi günleri kurulmaktadır. Türkiye'de eşi benzerine az rastlanan bir Pazar alanıdır diyebiliriz. Yöre kadınlarının el emeği göz nuru hazırladıkları el işi ürünlerinin sergilendiği yerdir. Ziyaret edip çeşitli hediyelik ürünler satın alabilir ve kadınların el emeğine karşılık katkıda bulunabilirsiniz. İlçenin sanat merkezi de sayılabilir. Arasta kelimesinin anlamı şudur: Paralel bir sırada sağlı sollu dükkanlardan oluşan eski Osmanlı Çarsı yapısının ismidir. Ödemiş Arasta Çarşısı, adını buradan almaktadır. 1856 yılında kurulan çarşıda 116 dükkan ve çevresinde 17 han bulunur. İstanbul'un Mısır Çarşısı varsa, Ödemiş'in de Arasta Çarşısı vardır. Ailece vakit geçirebileceğiniz bir parktır. Koşu alanları, spor aktivite yerleri, çocuklar için oyun parkları, temiz hava, yeşillikler ve geniş sosyal alanları ile Ödemiş'in en güzel parkıdır. 30 sene önce başlayan bir göç ile tamamen boşaltılmış olan bir köydür. Elektrik olmaması nedeniyle köyü boşaltan ve farklı yerlere göçen yöre halkı, burayı \"Hayalet Köy\" olarak isimlendirmiştir. Sadece 10 kişinin yaşadığı bu ilginç köyü ziyaret edip, bol bol fotoğraf çekebilirsiniz. , 1998 yılında hizmete açılmıştır. Tesis, tatil günlerinde 15 binin üzerinde ziyaretçiye hizmet verebilmektedir. Tesiste 3 adet kayak alanı bulunmakta olup, profesyonel ve amatör kayakçılara hitap etmektedir. Tesis içerisinde 60 yataklı otel, restoran, kafeterya, izleme balkonları bulunmaktadır. , tarihi bir yerdir. Yolunuz düşerse mutlaka uğramanızı tavsiye ediyoruz. İzmir şehir merkezine uzaklığı 116 km dir. İlçeye hem Karayolu hem de demiryolu ile ulaşım sağlanmaktadır. Ödemiş'e İzmir Otogarından kalkan otobüslerle doğrudan ulaşmanız mümkündür. İzmir merkezden 302 KONAK-OTOGAR hattı ile Yenigaraj'a ulaşabilirsiniz. Ayrıca Basmane Tren Garı'ndan düzenli olarak Ödemiş'e tren seferleri yapılmaktadır. Raylı sistem ve Otobüs aktarmasını kullanarak ilçeye ulaşmanız için: Evka3 Bornova ya da Fahrettin Altay yönünden Metro ile Halkapınar ya da Hilal aktarma Merkezlerinden Cumaovası- Menderes yönüne giden İzban'ı kullanarak Sarnıç istasyonundan 720 TORBALI-SARNIÇ AKTARMA 795 ÖDEMİŞ TORBALI AKTARMA hatlarını kullanmanız gerekmektedir. konusuna geçmeden önce size bir tüyo verelim. Türkiye'nin en sakin ilçesine geçiyoruz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/337-kinikta-gezilecek-yerler.html", "text": "İsmini Oğuz Türklerinin Bozoklar kolunun Kınık boyundan alan İzmir'in bu şirin ilçesi, Roma İmparatorluğu dönemine kadar uzanan tarihi bir geçmişe sahiptir. İlk çağ yerleşim merkezi olan Gambreion'un yerine kurulduğu bilinen Kınık ilçesinin nüfusu 29.000 olup, yüzölçümü 436 km dir. ilçeleriyle çevrilmiştir. Turistik açıdan pek bir özelliği bulunmayan ilçe, geniş ovaları ve tarım ekonomisi ile bilinmektedir. konusunda heyecanla bekleyen gezginlere çok fazla umut vermek istemiyoruz. Açıkçası bu ilçeye uğramasanız bile çok fazla bir şey kaybetmezsiniz. Onu en baştan belirtmemizde fayda görüyoruz. 'yı andıran Boncuk Göl, mangal yakıp bol oksijen alabileceğiniz mesire alanıdır. Kuş sesleri, göl manzarası, doğa, sessizlik sizi bekliyor. Romantik buluşmaların adresi de sayılabilir. Eski çağlarda gözetleme kulesi olarak kullanılan ve yüksekliği 475 metre olan Asar tepesi üzerine kurulu kalenin ortasında, su ihtiyacı için yapılan büyük bir sarnıç vardır. Belediyenin de destek verip kilim dokuma atölyeleri açtığı Kınık'ta, yöre kadınlarının ekonomilerine katkı için yaptıkları halıları inceleyebilir ve satın alabilirsiniz. Kilim dokumacılığı, ilçenin önce gelen uğraşlarından biridir. Tarihi kalıntılar ile dolu çok eski bir köydür Karadere. Cilalı taş devrinden kalan eserleri bile görmeniz mümkündür. Köy havası alıp, biraz da tarih koklamak isterseniz, bu köye uğrayabilirsiniz. Kınık'ta ne yerim ne içerim diye sorarsanız, pek fazla seçeneğiniz bulunmuyor. Yörenin klasik yemeklerinden tadabilir ve üzerine ilçenin meşhur gazozundan içebilirsiniz. Her hangi bir köy evine misafir olabilir ve karnınızı doyurabilirsiniz, ya da ilçedeki lokantaları gezebilirsiniz. merkeze 119 kilometre ve Bergama ilçesine 19 kilometre uzaklıkta olan Kınık'a, İzmir Otogarından kalkan otobüslerle doğrudan ulaşmanız mümkündür. İzmir merkezden 302 KONAK-OTOGAR hattı ile Yenigaraj'a ulaşabilirsiniz. yönüne giden İzban'ı kullanarak Aliağa aktarma merkezinde inip 835 BERGAMA-ALİAĞA Aktarma otobüs seferleri ile de Bergama'ya oradan da 836 KINIK-BERGAMA aktarma hattıyla ulaşmanız mümkündür. . Kınık ve Kiraz ilçelerini karşılaştırmak için iyi bir fırsat."} {"url": "https://www.gezipedia.net/338-kirazda-gezilecek-yerler.html", "text": "'e en uzak ilçelerden biridir. Ege bölgesinin iç kısımlarında yer alır. Bozdağ yakınında geniş bir düzlükte kurulmuştur. Çok fazla gelişmemiş olan Kiraz, hala eski dağ köylerindeki gelenek ve görenekleri sürdürmeye çalışmaktadır. Tarih boyunca çeşitli medeniyetlere ev sahipliği yapan ilçenin ismi hakkında çok sayıda rivayet dolanır. Bunlardan bazıları şöyledir. M. Ö.8. yüzyılda İonlar, \"Kışın sert soğuktan koruyan Kışlık Barınak\" anlamına gelen \"Klaos/Kleos\"ismini vermişlerdir. Zamanla Kilas, Kiblis, Kole, Keles diye anılan ilçe, en son 1948 yılında Kiraz olarak adlandırılmaya başlanmıştır. Yazları sıcak ve kurak, kışları soğuk ve yağışlı olan Kiraz ilçesinde hüküm süren bazı medeniyetler: Hitit Dönemi (M. Ö.2000-M. Ö.1200), İon Dönemi (M. Ö.1300-M. Ö.600), Frigya Dönemi (M. Ö.1200- M. Ö.700), Lidya Dönemi (M. Ö.700-M. Ö.540/546), Pers Dönemi (M. Ö.540/546-M. Ö.334), Helenistik Dönem (Makedon Kralı Büyük İskender Dönemi (M. Ö. 334- M. Ö. 282), Suriye Krallığı Dönemi (M. Ö.281-M. Ö.180), Bergama Krallığı Dönemi (M. Ö.188-M. Ö.133). Kiraz ilçesinde konaklanabilecek 1 otel ve 1 öğretmenevi mevcut. Bunun haricinde konaklayabileceğiniz yer bulunmamaktadır. konusunda pek fazla bir tavsiyemiz olmayacak. Çünkü gerçekten neredeyse hiç sosyal yaşam yok ilçede. Birkaç tarihi eserin bulunduğu yerleri gezebilir, parkta oturup dinlenebilir ve çay içebilirsiniz. Çayağzı Köyünün Elbi Mahallesinde bulunan bu Antik şehri ziyaret edebilir, tarihi yapıları incelebilirsiniz. 1780 tarihinde Dumanoğluları Hüseyin ve İsmail ve Mehmet Ağa tarafından yaptırılmıştır. Anotsal bir yapıya sahiptir. İlginizi çekebilir. Çayağzı köyünde moloz taştan, yığma tekniğiyle yapılmış ve kare planına sahip, dini bir yapı olduğu tahmin edilen kalıntıları inceleyebilirsiniz. Kiraz'da yiyecek içecek açısından da çok fazla alternatif bulunmuyor. İlçe merkezinde bulunan esnaf lokantalarında karnınızı doyurabilir veya komşu köylere misafir olup, ev yemekleri yiyebilirsiniz. 797 Kiraz Ödemiş aktarmalı otobüs hatlarını da kullanarak ilçeye ulaşmanız mümkündür. konusunu incelemek için heyecanlanıyorsunuz değil mi? O zaman sizi daha fazla bekletmeyelim."} {"url": "https://www.gezipedia.net/339-vartoda-gezilecek-yerler.html", "text": ", tarihi boyunca yalnızca yabancı medeniyetlere değil, Selçuklular, Karakoyunlular ve Akkoyunlular gibi medeniyetlere de ev sahipliği yapmıştır. 1071 yılındaki en önemli zaferlerimizden bir tanesi olan Malazgirt savaşı ile birlikte Selçukluların hakimiyetine giren Varto, uzunca bir süre bu Selçukluların hakimiyetinde kalmıştır ve ilçeyi ziyaret ettiğinizde hali hazırda o döneme ait çok sayıda eserin yer aldığını da görebileceksiniz. Takvimler 1514'ü gösterdiğinde ise Varto, Osmanlı İmparatorluğunun hakimiyetine girmiş ve Çaldıran Savaşı'nın hediyesi olarak alınmıştır. Eski adı Gım Gım Bölgesi olarak bilinen Varto, 1923 yılında Cumhuriyet'in ilanı ile birlikte bugünkü adına yani Varto'ya sahip olmuştur. arası mesafe bir hayli kısa ve Varto gezilerinizde bu köprüyü görme şansına da sahip olabilirsiniz. Yerli halk tarafından Akdoğan Gölü olarak da bilinen Hamurpet Gölü, ilçenin kuzeyinde konumlanmıştır. Birçok kuş türüne ev sahipliği yapan güçlü bir habitatı doğa ile buluşturan bu gizli cennet, aynı zamanda sazan balıklarının da yaşam alanlarından bir tanesidir. Varto ilçesine bağlı Kayalıkaya Köyünde yer alan Kale Şehir, Varto merkeze 20 km gibi bir mesafede yer alıyor. Urartular dönemine ait çok sayıda eseri bünyesinde barındıran Kale Şehir'de çok sayıda kalıntı mevcut ve bununla birlikte ilgi çekici bir kale de yer alıyor. Bölgede birçok kazı yapılmış ve bu kazılarda geçmiş döneme ait çok sayıda eser bulunmuştur. Bu eserler an itibarıyla Ankara Anadolu Medeniyetler Müzesinde sergileniyor. Urartu Kralı 2. Sarduri dönemine ait daha birçok farklı eserin de bölgede yer aldığı ifade ediliyor. Geleneksel hale gelmiş olan festivalleri ile adından sıkça söz ettirmeyi başaran Koğ Tepesi, Bingöl Dağlarının en yüksek tepesi olarak da biliniyor. Ziyaretçilerin en uğrak adreslerinden biri olan Koğ Tepesi, Varto gezisinde listelerinizde mutlaka yer almalıdır. da bu konuda oldukça zengin bir menü sunuyor. Varto'yu ziyaret ederseniz eğer muhakkak tatmanız gereken lezzetleri sizler için sıraladık. Dilerseniz bu listeye de hep birlikte göz atalım. - Gulık çorbası - Keldoş - Sulu köfte - Keşkek - Tomast Varto, Muş şehir merkezine 56 km'lik bir mesafede yer alıyor. 1992 yılında yapılan havalimanı ile birlikte farklı şehirlerden şehir merkezine ulaşım çok daha kolay hale gelmiş durumda. Muş merkeze 18 km mesafede bulunan havalimanından Varto ve çevre ilçelere sefer düzenleyen otobüs tarzı küçük ulaşım araçları mevcuttur. Sefer saatlerini ve güzergah detaylarını da havalimanı resmi web sitesi üzerinden öğrenebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/34-muglada-gezilecek-yerler.html", "text": "Ege bölgesinin en güzel şehirlerinden birisidir. Şehrin sınırları Akdeniz bölgesine de taşmaktadır. Muğla turizm açısından çok gelişmiştir ve Bodrum, Marmaris, Fethiye ve Datça gibi ünlü tatil beldeleri Muğla'nın ilçeleridir. Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü Muğla'da yazları çok sıcak kışlar ise bol yağışlı olarak geçer. Bu sayede geniş ormanları ile de denizi kadar temiz havası ve doğal güzellikleri ile de ilgi çekmektedir. açısından çok zengin olması ile her yıl yerli ve yabancı çok sayıda turistin ziyaret ettiği bir şehirdir. Muğla bölgesinde ilk yerleşimin M. Ö.3500 yıllarında başladığı bilinmektedir. Bu tarihte bölgenin ismi Mobolia idi. M. Ö. 1000 yıllarında Dorlar tarafından ele geçirilmiştir. M. Ö. 228'den başlayarak Bergama krallığının hakimiyeti altına girmiştir. Romalıların Anadolu'ya girmeleri ile ele geçirilmiş ve M. Ö. 133 tarihinde Roma İmparatorluğuna bağlı bir eyalet olmuştur. Uç beyi Menteşe 1284 yılında Muğla'yı ele geçirmiş ve Türk topraklarına katılmıştır. Şehrin adı da bu tarihten sonra Menteşe olarak değişmiştir. Daha sonra Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılması da Yıldırım Beyazıt zamanında olmuştur. ile de oldukça ilgi çekmekte tatilini deniz, güneş, kum üçlüsünün yanında kültür gezileri ile birleştirmek isteyen kişilerin tercihi olmaktadır. denildiğinde geniş bir liste oluşmaktadır. Hareketli eğlencenin dozunun yüksek olduğu tatil planı yapanlar için uygun tatil beldeleri olan Muğla ayrıca sakin bir tatil planlayan kişiler içinde ideal ortamların olduğu bir yerdir. Her iki tatil planının içine ayrıca kültür gezileri de eklenebilmektedir. Muğla'nın Ula ilçesi sınırları içinde bulunan Sedir adası plajının güzelliği kadar kumunun ince olması ile de ünlüdür. Ada Kleopatra ile ilgili bir efsaneden dolayı Kleopatra adası diye de anılmaktadır. Denizi temizdir ve ada yaz mevsimlerinde pek çok ziyaretçinin akın ettiği bir yer olma özelliğini taşımaktadır. Muğla ilinde turistlerin en çok ilgi gösterdiği yer olan Bodrum ilçesinin simgesi olan Bodrum kalesi oldukça sağlam bir şekilde ayakta durmakta ve ziyaretçilerini tarihte bir geziye götürmektedir. Bir yarımadanın üzerine kurulmuş olan Bodrum kalesi günümüzde ayrıca Sualtı Arkeoloji Müzesi olarak hizmet vermektedir. Kral Mousolos'un anısına karısı tarafından yaptırılmış olan bu anıt mezar imarı ile Mozole olarak anılmaktadır. Yunan ve Mısır mimarisinin birleşimi olarak inşa edilmiş bu dev mozole dünyanın yedi harikasından birisi olarak kabul edilmektedir. Bölgede olan depremler nedeniyle hasar görmüş ve günümüze ancak kalıntıları ulaşmıştır. Muğla'nın Marmaris ilçesinde bulunan Kızkumu doğayla denizin muhteşem birleşimi olarak ziyaretçilerinin unutulmaz zaman geçirmelerini sağlamaktadır. Kızkumu plajının bir özelliği de denizin içinde oluşan bir yükseklik sayesinde denizin içinde keyifli bir yürüyüş yapabilirsiniz. Adının Kızkumu olmasının da bir efsanesi bulunmaktadır ve ziyaretçileri dinlemekten keyif almaktadırlar. Turgut şelalesi Marmaris ilçesinde adeta bir saklı cennet gibidir ve Turgut köyünde yer alan bu şelalenin yanında zamanı unutabilir ve doğanın güzelliği ile kendinizi cennette hissedebilirsiniz. Cip safarisi, trekking yaparak tatillerine unutulmaz anılar eklemek isteyen kişiler için burası oldukça uygun bulunmaktadır. Muğla gezinizde aileniz ile birlikte harika zaman geçirebileceğiniz ortamı size Uyku vadisi sunmaktadır. Bu vadide zaman sizin için duracak doğal güzellikle karşısında nefesinizin kesildiğini hissedeceksiniz. Fotoğraf makinenizi yanınıza almayı unutmayın Uyku vadisine geziye giderken gördüğünüz bu güzelliklerin fotoğraflarını çekmek isteyeceğinizi buradan hatırlatmak istiyoruz. Muğla gezinizde denizin tadını çıkartırken aynı zamanda ruhunuzu da dinlendirmek istiyorsanız doğayla denizin muhteşem birleşimi olan Akkum koyunu mutlaka ziyaret etmelisiniz. Burada denizin güzelliği ve temiz olması ile keyifli zamanlar geçireceksiniz. Ortaca da bulunan Akkum koyu pek çok yerli ve yabancı turistin vazgeçemediği tatil yerlerinden birisidir. - Muğla'nın anıtsal eseri olan Bodrum Antik Tiyatrosu oldukça tarihi öneme sahip bir yerdir. Antik çağın izleri kendini belli eder. Muhteşem bir manzarası vardır. - Muğla'da görülmesi gereken yerler listesinde Yediler Manastırı da vardır. Burası Bafa Gölü manzaralıdır. Muhteşem bir doğal güzelliğe sahiptir. - Turistlerin ağırlıklı uğradığı yerlerden birisi olan Sarıgerme Plajı deniz, kum ve güneş üçlüsü ile ünlü bir mekandır. Eğer Muğla da tatile geldiyseniz buraya da muhakkak uğramanız gerekir. - Marmaris'in Bozburun yarımadası da harika bir manzaraya sahiptir. Burada irili ufaklı birçok ada vardır. Cennetin dünyaya yansımış hali denilebilecek türden bir mekan. Burayı gördüğünüz an büyüleneceksiniz. - Muğla'nın en çok bilinen koylarından birisi de Günlüklü Koyu'dur. Oldukça fazla sayıda plaja sahiptir. Buraya yakın bir otel ya da pansiyon seçerek tatilin tadını çıkarabilirsiniz. - Dalaman çayı şehrin küçük ama su dolu akarsularındandır. Dar ve derin vadilerin içerisinden geçer. Harika bir manzarası bulunur. denildiğinde bu gezilecek yerlerinin dışında yöresel yemekleri de bulunmaktadır. Eğer Muğla'da görülmesi gereken yerler listesini incelediyseniz meşhur yemeklerini de tatmanız gerekir. Muğla yöresel yemek bakımından da zengindir. Çökerme kebabı, döş dolması, ekşili balık, keşkek, kefal dolması, Muğla köftesi, oğlak yahni, kabak çiçeği dolması, kaya koruğu salatası, yağlı patlıcan yemeği ve lokma derken bu yemekler listesini arttırmak mümkündür. Muğla'da yöresel lezzetlerin bulunduğu restoranlarda bu yemekleri yiyebilirsiniz. Dilerseniz de tatil beldelerinde yapılmakta olan reçel ve kurutulmuş doğal sebzelerden alabilirsiniz. Muğla da tatile geldiyseniz her bakımdan son derece şanslısınız. Çünkü gezip görebileceğiniz birçok mekan vardır. Bunun yanı sıra gezerken de tadabileceğiniz sayısız lezzeti bulunur. Yani bu muhteşem şehir her bakımdan dolu doludur. Eğer buraya gelmek gibi bir planınız varsa kendiniz için doğru bir rota hazırlamanızda da fayda vardır. Zira Muğla dolu dolu bir şehirdir. Muğla ülke ekonomisine sağladığı katkı ile önemli bir yerde bulunmaktadır. Her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turist Muğla ilini ve ilçelerini ziyaret etmektedir. Ülkemizin tanıtılması açısından da Muğla'da bulunana tatil beldeleri önemli bir yer tutmaktadır. Muhteşem plajları, doğal güzellikleri kadar, antik kentleri ve tiyatroları ile tarihi gezi yapmak isteyen kişilerinde Muğla ilini gezmeleri gerekmektedir. bilgisini verdikten sonra nasıl gidilir bilgisini de buradan verelim. Muğla'ya karayolu ve havayolu ile ulaşım mümkün olmaktadır. Havayolu ile Muğla'ya gelecek kişiler Milas Bodrum Havalimanını kullanabilirler. Karayolu ile gelmek isteyen kişiler için çok sayıda otobüs firması Türkiye'nin her şehrinden seferler düzenlemektedir. Kendi aracınız ile gelmek isterseniz de İstanbul'dan 760 km, İzmir'den 231, Ankara'dan 602 km yol almanız gerekmektedir. Akdeniz ikliminin hüküm sürdüğü şehir yaz aylarında daha çok ziyaretçi çekiyor olsa da yılın her günü ziyaretçilerine keyifli zaman yaşatmaktadır. Ege denizine olan uzun sahil şeridi doğal güzellikler ile birleşmiş ve ortaya ziyaretçilerini büyüleyen manzaralar çıkartmıştır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/340-fethiyede-gezilecek-yerler.html", "text": "'i ile tam bir doğa harikası. MÖ. 3000'li yıllarda Doğu Yunanistan ile Batı Anadolu kıyılarının karşılıklı göçlere sahne olduğu bilinmektedir. Kent MÖ 6. yüzyılda Pers egemenliğine girmiştir. MÖ 5. yüzyılda Atina'nın önderliğindeki Attika-Delos Deniz Birliği'ne katılan kent, MÖ. 362'de ise Likya'ya bağlanmıştır. Daha sonra Karia, Makedonya Krallığı ve Seleukos egemenliklerine giren kent, MÖ. 3. yüzyılda Mısır'daki Lagos Hanedanlığı'na bağlanmıştır. . Bugünkü Fethiye'nin Belen yöresinde bulunan Antik Telmessos Kentinin yerinde kurulduğu sanılmaktadır. Kentin kuruluşu hakkında fazla bir bilgi olmadığı için, bu kuruluş efsanelere dayandırılmaktadır. Bunlardan birine göre, Apollon Finike Kralı Agenor'un kızına aşık olmuş ve kızla evlenen Apollon'un Telmessos adında bir oğlu olmuş. Kurduğu kente de oğlunun adını vermiştir. 1965'de kurulan müzede; Telmessos'ta yapılan kazı çalışmaları sonucu elde edilen çeşitli eserler, Tlos'dan getirilen anıt mezar parçaları, mezar ve adak stelleri, sütun kaide ve başlıkları, Likya, Roma ve Doğu Roma dönemlerine ait vazo ve heykelcikler ile çeşitli dönemlerden sikke koleksiyonları, Knidos tipi mermer Afrodit heykelcikleri, Roma imparatoru Hadrianus'a (MS 117 -138) ait olduğu sanılan bir büst sergilenmektedir. Seydikemer ilçesinin güneyindeki Arsaköy'de, Erken Helenistik döneme ait olduğu sanılan bir kale kalıntısı vardır. Köy içinde ve çevresinde, ev tipi Likya mezarları bulunmaktadır. Fethiye-Muğla karayolundaki İnlice Mahallesi yakınlarındadır. Kaya basamaklar, üstü sıvalı dairesel bir sarnıç, büyük bir kaleye ait olduğu anlaşılan surlar, günümüze ulaşan başlıca kalıntılardır. Yandan yontma taş duvarlarla çevrili akropolün batısında kaya mezarları görülür. Küçük bir tepeye oyulmuş mezar kalıntısı, Dor üslubu ile dikkati çeker. Fethiye'den 33 km uzaklıktaki Yeşilüzümlü'nün yakınındadır. Yapılan araştırmalarda, MÖ 5. yüzyıla kadar uzanan yerleşim izleri saptanmıştır. Fethiye'ye 7 km uzaklıktaki Kayaköy'dedir. Denize uzanan bir vadi içindeki antik kentten günümüze ulaşan yapı yoktur. Eşen Mahallesi'nin güney batısındaki Dodurga köyü yakınındaki antik Lykia yerleşmesi. Kentin, Roma döneminde önem kazandığı bilinmektedir. Akropolis, tiyatro. Roma dönemine tarihlenen nekropolisve Doğu Roma kalesinden günümüze fazla bir şey ulaşmamıştır. Kurtuluş Savaşı öncesinin bu önemli yerleşmesi, Fethiye'nin 7 km güneybatısındadır. 3.500 konutlu bir Rum köyü iken, savaş sonrasında yaşanan göçle birlikte boşaltılmıştır. Balkanlardan gelen ve buraya yerleştirilen Türkler, kenti değil de ovayı tercih edince bakımsız kalmıştır. Çarşı Caddesinden Kayaköy'e giden yolun yakınındaki kalıntıların, Telmessos'daki Apollon Tapınağına ait olduğu sanılmaktadır. Kentin arkasındaki tepede St. John Şövalyelerinden kalan kale kalıntıları bulunmaktadır. Fethiye ilçe merkezinin güneyinde ve Belceğiz Körfezi'nin kuzey kıyısındaki koy. Ölüdeniz, Türkiye'nin bilinen en küçük koylarından biridir. Benzerine ender rastlanan bu büyüleyici doğa köşesi, hareketsiz denizi, deniz ürünleri ve kumuyla ilgi çeker. Ölüdeniz'i çevreleyen kumsalın çevresinde yer yer defne, mersin gibi Akdeniz iklimine özgü bodur bitkiler vardır. Kumsalın seçilmiş yerlerine, ziyaretçilerin gereksinimlerini karşılamak üzere büfe, kafeterya, soyunma-giyinme odaları, açık duşlar yerleştirilmiş durumdadır. Ayrıca kumsalın kuzey kıyısında yazlık evler, lokanta ve moteller vardır. Dipten kaynayan soğuk su kaynaklarıyla da beslenen Ölüdeniz, kimi kesimlerde soğuktur. Kirlenmeye karşı önlem olarak, kumsaldaki denetimler şıklaştırılırken, yatların Ölüdeniz'e girmesi de yasaklanmıştır. Fethiye'nin Babadağ'ında yamaç paraşütü açabilir ve 1.975 metreden Ölüdeniz'i hatta hava açıksa Rodos'u bile seyredebilirsiniz. Yamaç paraşütü organizasyonu yapan acenteleri, Ölüdeniz sahilinde bulabilirsiniz. Ancak önceden rezervasyon yaptırmanız gerekebilir. Kelebekler Vadisi, yeryüzünde doğa tarafından özenle şekillendirilmiş az sayıda ki eşsiz cennetlerden biridir. Muğla, Fethiye ilçesine bağlı Ölüdeniz sınırları içinde yer alan vadi, 80 farklı kelebek türüne ev sahipliği yapmaktadır. Vadinin içerisine, Faralya köyünde kaynağı bulunan bir şelale dökülmektedir ve bu şelale vadi içinden geçerek, Akdeniz'e ulaşır. Kabak Koyu, yaklaşık bin metrelik yüksek yamaçlarla çevrili kanyon biçiminde bir vadi olması özelliğiyle nadir rastlanan bir jeolojik yapıya sahip. El değmemiş bu vadi, buzul çağından etkilenmeden günümüze kadar gelebildiği için benzersiz bir bitki örtüsüne sahip. Küçük çakıllı bir plaja sahip olan vadide, denizin ne kadar keyifli olduğundan bahsetmek, ne kadar yazarsam yazayım, beyhude bir çaba olarak kalacaktır. adını vermiştir. Turizmin birdenbire patlamasıyla bu isim giderek yaygınlaşmış ve kanyonun gerçek adının yerini almıştır. Karaçay'ın bu kanyondan saniyede 5 metreküpün üstünde bir debi ile ovaya akışı gerçekten büyüleyicidir. Kanyonun yamaçlarına askı yöntemiyle yapılan ahşap yol, doğal manzaraya bir güzellik katmakta, kaynağa 200-300 metre mesafede turistlere hizmet veren bir tesisin bulunması ise yöreyi cazip hale getirmektedir. Fethiye'den, Kaş'tan, Kalkan'dan kalkan minibüslerle Kemer Köprüsü'nden geçerek sola sapıp, Saklıkent'e ulaşmak mümkündür. Güneye doğru inildiğinde, iblis Burnu doğusunda, Belceğiz yöresinden, ölüdeniz koyuna ulaşılır. Bu küçük koy, doğal güzellikleriyle Akdeniz'in en dikkate değer yerlerindendir. Bir tuzlu su gölü görünümündeki koy, çam ağaçlarıyla kaplı dağlarla çevrilidir. Koyun girişindeki doğal beyaz kumlar, denize benzersiz bir turkuaz mavisi rengi verir. Kirlenmeyi önlemek için yazın yatlara kapalı tutulan koyun çevresinde modern turistik tesisler bulunmaktadır. Fethiye Körfezinin kuzey ucundaki Göcek Limanından başlayarak koylar, burunlar ve adalarla oya gibi işlenmiş Fethiye kıyıları, Batı-Doğu doğrultusunda, Kaş yönüne uzanır. Akdeniz'in doğal kumsallar ve ormanlarla kucaklaştığı bu kıyılar, zengin bir tarihsel mirasın olağanüstü görüntülerini de sergiler. ilçe merkezini geçtikten yaklaşık 50 dakika (64 km) sonra Fethiye'ye ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/341-manyasta-gezilecek-yerler.html", "text": "ilçesine 170 km uzaklıkta olan Manyas, iklim koşullarının elverişli ve su kaynaklarının bol olması nedeniyle çok uzun zamandan beri yerleşim yeri olarak varlığını sürdürmektedir. Bir dönemler Doğu Roma himayesinde bulunan bölgede, mimari ve benzeri alanlarda kullanılan seramik parçaları bulunması Manyas'ın geçmiş medeniyetlerde önemli bir yere sahip olduğuna dair ipuçları vermektedir. nerelerdir? Bu yazımızda bu konuyu sizler için derleyeceğiz. nin Bizanslılar zamanından kaldığı tahmin ediliyor. Kalenin bazı bölgelerinde surların ve kulelerin hala ayakta olduğunu bilmenizi isteriz. Bölge tarihi dokusundan ötürü ve doğa yürüyüşü açısından da müsait olduğundan ziyaretçiler tarafından ilgi gören bir mekan. ortalama olarak 3 metre derinliğe sahip, sığ ve oldukça geniş bir alana yayılmaktadır. Bu tatlı su gölünün kuzeydoğu kıyılarına Kuş Cenneti adı verilir. Çok sayıda kuş türüne ev sahipliği yapmakta olan bu göl, Avrupa Konseyi tarafından verilen A Sınıfı Avrupa Diplomasını 1975 yılından bu yana defalarca almaya hak kazanmıştır. Gölün yapısı genel olarak sığ olduğundan dolayı ağaçlıklarla ve bataklıklarla kaplı çok sayıda deltayı içerisinde barındırıyor. Kuş Cenneti, her ne kadar Ülkemizde ki en küçük Milli Park olsa da her sene yaklaşık olarak 3 milyon kuşun ev sahipliğini üstleniyor. Ayrıca bu mekan kuş gözlemciliği ve fotoğrafçılık ile ilgilenen insanların vaz geçilmez mekanlarından biri. 'a yolunuz düştüğünde mutlaka ziyaret etmenizi öneririz. 'nın suyu gerek içme suyu gerekse banyo suyu olarak kullanılabiliyor. İçme suyu olarak kullanıldığında börek ve sindirim sistemi rahatsızlıklarına iyi geldiği biliniyor. Banyo suyu amacıyla kullanıldığında ise kireçlenme, romatizma, eklem rahatsızlıkları ve cilt hastalıklarına iyi geldiği ileri sürülüyor. Balıkesir'e bağlı bir ilçe olan Manyas'a karayolu ile ulaşmak istiyorsanız D-230 ve E-881 karayolları üzerinden Balıkesir-Bandırma güzergahını kullanabilirsiniz. 'ı ziyaret etmek istiyorsanız şayet yaz aylarını tercih etmenizde fayda var fakat Kuş Gölü ve Kuş Cenneti'ni ziyaret edecekseniz, yılın her günü ziyaret edebilirsiniz. Manyas Kuş Gölü'nün sabah saat 09.00 ile akşam saat 18.00 e kadar ziyaretlere açık olduğunu da bilmenizi isteriz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/342-ceyhanda-gezilecek-yerler.html", "text": ", şehrin en ilgi çekici ilçelerinden bir tanesi olmayı da başarmış durumda. Ceyhan Ovası, birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve Hitit, Mısır, İran, Roma, Bizans, Fenike gibi medeniyetlerin bünyesinde yer almıştır. Tarihi dokudaki çeşitliliğin asıl sebebi budur ve hali hazırda ilçede bu medeniyetlere ait kalıntılar da mevcuttur. Adana'nın en büyük ilçesi olarak lanse edilen Ceyhan, tarih boyunca da önemli bir konuma ve değere sahip olmuştur. Ceyhan Nehrinin doğu tarafından kurulmuş olan ilçe, MÖ. 1900'lere uzanan köklü tarihi ile de dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor. Kırım savaşının devam ettiği dönemde Kırım'dan bu bölgeye akın eden Nogaylar ve 1877 yılından itibaren bu bölgeye göç eden muhacirler, Yılankale, Sirkeli ve Hamitbey köylerine yerleştirilmiştir. Bu yerleşimin asıl nedeni ise tarımı daha güçlü hale getirebilmek ve Ceyhan Nehrinden en iyi şekilde faydalanabilmektir. Dönemin padişahı Abdülhamit'in tahttan indirilmesi sonrası Örfiye adı ile anılmaya başlanmış ve 3 Mayıs 1926 tarihinde ise Ceyhan Nehri nedeniyle ilçenin ismi de Ceyhan olarak anılmaya başlanmıştır. Ceyhan ilçe merkezine ortalama 20 km gibi bir mesafede yer alan incirlik kasabası, deniz kıyısında yer alması nedeniyle gezginler tarafından da çok sık tercih ediliyor. Şirin bir kasaba olarak nitelendirilen incirlik, yaz aylarında çok daha etkileyici bir görüntüye sahip oluyor. Tesis bakımından gelişmiş bir karakter sergileyen kasabada çok sayıda balık restoranı ve işletme yer alıyor. Kasaba, yaz aylarında yerli turistlerin yanı sıra yabancı turistlere de ev sahipliği yapıyor. Kurtkulağı Köyüne yaklaşık 1 km mesafede bulunan mesirelik alan, Ceyhan ilçesine de 15 km gibi bir mesafede yer alıyor. Kazankaya Kalesi harabelerine de ev sahipliği yapan ve tarihe tanıklık eden bu alan, son dönemde ziyaretçi sayısını arttırmak adına ağaçlandırma çalışmaları ile de adından söz ettirmeyi başarıyor. Yeşili ve bol oksijeni en iyi şekilde değerlendirmek istiyorsanız eğer listelerinizde bu alana da yer verebilirsiniz. Adana-Ceyhan karayolu üzerinde konumlanmış olan bölge, Yılan Kalesi ile birlikte tarihe tanıklık etmeye devam ediyor. Bizans döneminde yapıldığı varsayılan kale, 700 metre uzunluğa sahip ve ihtişamlı bir görüntü sergiliyor. Yerli halk tarafından Şahmeran Kalesi olarak da adlandırılan bu yapı, gezginlerin en çok ziyaret ettiği tarihi yapılardan bir tanesidir. Halep Kervanyolu üzerinde konumlanmış olan ve Kurtkulağı Köyüne 1 km mesafede yer alan kervansaray da ihtişamlı görüntüsü ile dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor. Hali hazırda Etnografya Müzesi olarak hizmet veren yapı, 1711 yılında inşa edilmiş ve Selçuklu Kervansaraylarına olan benzerliği ile de dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor. Mimar Mehmet Ağa'nın eseri olan bu yapı, Hüseyin Paşa'nın emri ile hayata geçirilmiş ve hali hazırda da varlığını korumaktadır. Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi Ceyhan'ın ilk misafirleri Nogaylardır ve ulu camii de Nogay Abdülkadir tarafından yaptırılmıştır. Yapımı 1868 yılında tamamlanan Ulu Camii'nin minaresi ise yakın tarihte, 1946 yılında eklenmiştir. Takvimler 1998'i gösterdiğinde yaşanan deprem, Ulu Camii'yi de etkilemiş ve bir süre ibadete kapatılmasına neden olmuştur. 1998 yılında ise camii yeniden ibadete açılmış ve ziyarete de açık hale gelmiştir. Ceyhan ilçe merkezinde yer almaktadır. Ceyhan'a ilk yerleşen Nogaylardan Abdülkadir Ağa tarafından inşa ettirilmiştir. 1868 yılında inşa edilen caminin minaresi 1946 yılında eklenmiştir. 1998 yılında depremde hasar gören Ulu Camii onarılarak tekrar ibadete açılmıştır. , Ceyhan'ı ziyaret eden yerli ve yabancı turistlerin de göz bebeği olmayı başarıyor. Şırdan dolmasının yanı sıra çiğ börek, şipsi ve içli köfte de Ceyhan'ın sembol lezzetlerinden bazılarıdır. Bici bici, taş kadayıf ve şam tatlısı da tatlı severleri mutlu edecek ve damak tadına hitap edecek özel lezzetler arasında yerini almaya devam ediyor. merkeze 43 km mesafede olan Ceyhan'a ulaşmak için öncelikli olarak Adana havalimanına inmeniz gerekiyor. Havalimanından otobüs seferleri mevcut ve saat başı düzenlenen seferler, yaz aylarında sayı olarak çok daha fazladır. Bununla birlikte özel araç kiralayabileceğiniz firmalar mevcut ve dilerseniz taksileri de tercih edebilirsiniz. Gruplar içi özel olarak hazırlanmış olan otobüsler de mevcut ve bu otobüsler için rezervasyon yaptırmanız gerekiyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/343-kahtada-gezilecek-yerler.html", "text": "'a 33 km mesafede konumlanmış olan Kahta, Doğu'nun en güzel şehirlerinden bir tanesi olan Adıyaman'ın, en etkileyici ilçelerinden bir tanesi olarak anılıyor. Birçok medeniyetin doğum yeri olması ve Mezopotamya'ya olan yakınlığı ile asırlar boyu tarih sahnesinde de önemli bir yere sahip olan ilçe, çok sayıda medeniyete de ev sahipliği yapmıştır. 'ya bağlanan ilçe, 1349 yılında ise Adıyaman'a bağlanıyor. 1859 yılında ise ilçe yeniden Malatya'ya bağlanıyor ve bu süre. Osmanlı İmparatorluğunun son dönemlerine kadar devam ediyor. , Adıyaman'ın da il olması ile birlikte Adıyaman'a bağlı bir ilçe haline geliyor ve günümüzdeki konumuna sahip oluyor. Sahip olduğu coğrafya ve tarihi doku ile birlikte her yıl çok sayıda ziyaretçiye ev sahipliği yapan önemli ilçelerimizden bir tanesi olduğunu da belirtmek gerekiyor. , Roma ve Memlüklüler tarafından da idari merkez olarak kullanılmıştır. 3 farklı medeniyetin izlerini taşıyan ve hali hazırda restore edilmiş şekilde karşımıza çıkan Kale, gezginlerin de en çok ziyaret ettiği yapılardan bir tanesidir. Restorasyon işlemi Memlüklüler döneminde gerçekleştirilmiş ve bir kısmı da günümüze ulaşmayı başarmıştır. Eski Tahta Kalesine oldukça yakın ve 2 km gibi kısa bir mesafede yer alıyor. Yaz aylarında serinlemek isteyen ve piknik yapmak isteyen ziyaretçilerin de en çok tercih ettiği adreslerden bir tanesidir. Kahta Çayı üzerinde yer alan bu tarihi köprü de yine Kahta ziyaretlerinde mutlaka görülmesi gereken yapılardan bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor. Eski Kale ve Yeni Kale arasında konumlandığını da belirtmekte fayda var. Eski Tahta Kalesinin hemen karşısında yer alan bu yapı, idari merkez olarak kullanılması nedeniyle birçok kalıntıyı da beraberinde getiriyor. Adıyaman merkeze ortalama 60 km gibi bir mesafede yer alıyor. , Adıyaman merkeze 60 km uzaklıkta bulunuyor. Köy, Kahta'ya bağlıdır ve bu noktaya ulaşım da gayet kolay. nde kendine yer bulan tarihi dokulardan bir tanesidir. 2150 metre yüksekliğindeki dağın zirvesinde ise heykeller yer alıyor ve Kommagene Krallığına ait kalıntılar da mevcuttur. ... Özellikle etsiz çiğ köfte, Kahta'da bir hayli meşhur ve ziyaretçiler tarafından da çok fazla ilgi görüyor. Basalla, Tırşık ve Patlıcan Kebabı da yöresel lezzetler arasında yer alıyor. Adıyaman Otogardan düzenlenen seferler yılın her günü devam ediyor. Toplu taşıma araçlarının yanı sıra taksi hizmeti de mevcuttur. Merkez ve ilçe arasında 33 km'lik bir mesafe söz konusu ve ortalama 1 saat gibi kısa bir sürede ilçeye ulaşmak mümkündür."} {"url": "https://www.gezipedia.net/344-seyhanda-gezilecek-yerler.html", "text": ", Adana'dan \"Uru Adanıa\" olarak bahsediyor ve Seyhan'ın da farklı isimlerle anıldığını görebiliyoruz. Yine farklı kayıtlarda Adana'nın Danuna olarak da adlandırıldığını görebiliyoruz. Seyhan ise birçok kitabede Sarus adı ile karşımıza çıkıyor. Fenikelilerin en uzun süre hüküm sürdüğü ve topraklarını işlediği adreslerden bir tanesi olarak bilinen Seyhan, yine bu döneme ait çok sayıda tarihi yapıyı da hali hazırda bizimle buluşturmaya devam ediyor. Seyhan'ın dünya coğrafyasındaki en büyük önemi, verimli topraklara ve güçlü su kaynaklarına sahip olmasıdır. Özellikle tarımla uğraşan medeniyetler için bu bölge çok daha büyük bir önem arz etmektedir. Sabacı merkez camisinin güney bölgesinde konumlanmış olan park, ülkemizin en önemli ve en büyük parklarından bir tanesi olma özelliğine sahiptir. 2004 yılında ziyarete açılan bu park, yaz aylarında çok kalabalık bir görüntü sergiliyor. Park içinde koşu parkuru, amfi tiyatro, paten pisti ve daha birçok etkinlik alanı da yer almaktadır. İtalyan Katolik Kilisesi olan Bebekli Kilise, Meryem Ana'nın tunç heykelinin bebeğe benzetilmesi nedeni ile bu isimle anılmaktadır. Gerçek adı ise Saint Paul'dur. Hali hazırda ibadete ve ziyarete açık kiliselerden bir tanesidir ve yıl içerisinde çok sayıda yabancı turist de bu kiliseyi ziyaret etmektedir. Seyhan Nehri kıyısında konumlanmış olan ve Seyhan ilçesine bağlı Reşatbey semtinde yer alan merkez camii de ziyaretçilerin yoğun ilgisine maruz kalıyor. Ülkemizin en büyük camilerinden bir tanesi olarak gösterilen merkez camii, ihtişamlı yapısı ile de dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor. 28.000 kişilik bir nüfusu barındıran oldukça büyük bir eserdir. Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biri olarak da anılan bu ihtişamlı yapı, 4 yarım kubbe, 5 tam kubbe ve 6 minareye sahiptir. Her birinin ayrı ayrı anlamlar içerdiğini de ifade etmek gerekiyor. Ali Münif caddesinde sizleri bekleyen bu eser, 1882 yılında inşa edilmiştir ve mimarı ise Abidin Paşa'dır. Ülkemizin en uzun saat kulesi unvanına sahip olan bu eser, ziyaretçilere açık durumda ve her yıl binlerce insan bu kuleyi görmek için Seyhan'a seyahat ediyor. Seyhan ilçe merkezinde Ali Münif Caddesinde yer almaktadır. Büyük Saat Kulesi; Abidin Paşa tarafından 1882 yılında inşa edilmiştir. İnşa edildiği dönemde modernizmi simgeleyen ve bir sembol haline gelen kule, günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. da yine ilçenin en özel lezzetlerinden bazılarıdır. Ulaşım için uçak tercihinde bulunuyorsanız eğer havalimanına adım attıktan sonra Seyhan'a hareket eden transfer araçlarını ya da özel araçları kullanabilirsiniz. Taksi ve araç kiralama hizmetleri de mevcuttur. Karayolu ulaşımını tercih ediyorsanız eğer otogardan Seyhan'a sefer düzenleyen minibüsleri kullanarak Seyhan'a kısa sürede ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/345-bolvadinde-gezilecek-yerler.html", "text": "Anadolu'da bütün tarihi devirlere tanıklık eden ender noktalardan bir tanesi olan Bolvadin, Roma İmparatorluğu gibi büyük imparatorluklara da ev sahipliği yapmıştır. Hatta bu dönemde il merkezi olduğunu da ifade etmek gerekiyor. Bizans döneminde ise Polybotos olarak anılan ve gelişimini sürdüren Bolvadin, imparatorluğun son dönemlerinde ise çok fazla zarar görmüş ve küçülmeye başlamıştır. ismini de bu dönemde aldığını söyleyebiliriz. 1116 tarihinde Bizans İmparatorluğu ile yapılan savaş neticesinde bu bölge kesin olarak Türklerin eline geçmiş ve resmi antlaşma ile de kabul görmüştür. Büyük Selçuklu dönemine de tanıklık eden ve bu dönemde içerisinde çok sayıda cami, mescit ve çeşme kurulan ilçemiz, hali hazırda bu tarihi yapıların büyük bir kısmını da muhafaza ediyor. ve keşfedilecek noktalarına hep birlikte göz atalım ve sizler için de güzel bir liste oluşturmaya çalışalım. ne ulaşmak mümkündür. Eber Gölünün ülke coğrafyası için de önemli bir yere sahip olduğunu belirtmek gerekiyor. Ülke sınırları içerisindeki en büyük göllerden bir tanesi ve bu sıralamada kendisine 12. Sırada yer buluyor. Eber Gölü, birçok canlıya da ev sahibi yapıyor ve birbirinden farklı kuş türünün yanı sıra balık türlerine de yaşam alanı oluşturmaktadır. Göl üzerinde konumlanmış olan kamışlar da gölü çok daha etkili ve hoş bir karaktere bürümüş durumda. de Bolvadin'in en çok ziyaretçi toplayan adreslerinden bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor. Bizans Döneminde inşa edildiği söylenen bu köprü, Bizans İmparatoru Kommen'in emri ile inşa edilmiştir. Köprü, Kanuni Sultan Süleyman döneminde de büyük ilgi görmüş ve Mimar Sinan'a verilen emir ile birlikte büyütülmüştür. Bolvadin sınırları içerisinde yer alan ve günümüze kadar ulaşmayı başaran tarihi dokulardan bir tanesidir. Bizans, Selçuklu, Roma ve Osmanlı dönemine ait eserlerin sergilendiği müze, Bolvadin ilçe merkezinde yer alıyor ve ziyarete açık durumda olduğunu da belirtmekte fayda var. 1987 yılından bu yana aktif olarak hizmet veren müze, yerli turistlerin yanı sıra yabancı turistlerin de ilgisini çekmeyi başarıyor. da ziyaretçileri büyülemeye devam ediyor. Jeolojik yapının insanoğlu ile buluşturduğu en güzel eserlerden bir tanesi olduğunu ifade etmek gerekiyor ve Bolvadin'i ziyaret ettiğinizde bu yapıları da görmenizi mutlaka tavsiye ediyoruz. Bolvadin ilçemizin gezilecek yerlerine göz attıktan sonra dilerseniz geleneksel hale gelmiş festivallerine de hep birlikte göz atalım. ile birlikte çok sayıda insan hem eğleniyor hem de etkinlikler kapsamında farklı bir gün geçiriyor. Ünlü sanatçılar ve eğlenceli gösterilerin yanı sıra birçok firma da kendi standını açarak reklam çalışmalarını daha etkili bir şekilde yürütme fırsatı buluyor. Afyon otogara ulaştıktan sonra buradan hareket eden minibüs tarzı toplu taşıma araçlarını kullanabilir ya da büyük otobüs firmalarının düzenlediği seferleri takip edebilirsiniz. Yaz aylarında sefer sayısı çok daha fazla ve firmalar arası rekabet daha güçlü olduğu için araç bulmakta güçlük yaşamayacaksınız. Kış aylarında ise sefer sayısı çok daha az. Afyon merkeze 53 km mesafede bulunan Bolvadin'e ortalama 1.5 saatlik sürede ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/346-konakta-gezilecek-yerler.html", "text": ". Nüfusu 375.000 olup, 2438 hektarlık bir alana kuruludur. 13 mahalle, 2.905 sokak, 90 Cadde, 19 Bulvar, 14 meydanı olan ilçeden ziyade, İzmir ilinin merkezi sayılmaktadır. İlçede bulunan Konak Meydanı, İzmir'in önemli meydanlarından biridir. İzmir Saat Kulesi, Konak Yalı Cami, Hükümet Konağı, İzmir Büyükşehir Belediye Binası bu meydanda yer alır. Cumhuriyetin ilanından sonra meydana İzmir Belediye Meclisi kararı ile \"Atatürk Meydanı\" adı verilse de, hala \"Konak Meydanı \"denmekte ve \"Atatürk Meydanı\" adı pek kullanılmamaktadır. Konak ilçesi sanatsal, kültürel ve ticari merkezi olmakla beraber, aynı zamanda gelişmiş bir turistik gezi bölgesidir. Sadece İzmir'in değil, Türkiye'nin en güzel meydanlarından biridir Konak Meydanı. Ortasında saat kulesi, denize bağlantılı yolu, günün her saati kalabalık olması nedeni ile görsel bir şölendir. Ülke genelinde göze çarpan çarpık yapılaşma ve betonlaşma, maalesef Konak Meydanında da göze çarpmaktadır. Her geçen yıl, denizden mesafesi biraz daha uzaklaşmakta ve betonlaşmaktadır. Buna rağmen cazibesi devam etmektedir. Konak Meydanın göbeğinde, İzmir'in simgesi sayılan 25 metre yüksekliğinde ve sekizgen planlı olan saat kulesi, Osmanlı Padişahı Sultan 2. Abdülhamit'in tahta çıkışının 25. yılını kutlamak amacıyla 1901 yılında İzmir Valisi Kıbrıslı Kamil Paşa, Bahriye Mirlivası Said Paşa ve Belediye Reisi Eşref Paşa'dan oluşan komisyon tarafından yaptırılmıştır. Fotoğraf makinalarınızı hazırlayın. İzmir'e gelip te saat kulesinin altında fotoğraf çekmemek olmaz. Agora kelimesi, Yunanca da \" toplanılan yer, meydan, buluşma yeri \" olarak geçer. Agora Açık Hava Müzesi olarak da bilinen bu Agora Antik Kenti,, Konak merkezinde yer alır. Üç katlı olarak yapılmış dünyanın en büyük agoralarından biri olarak bilinir. Konak ziyaretinizde mutlaka ziyaret etmenizi öneriyoruz. Tarih severler için mükemmel bir deneyim olacaktır. Ailece ziyaret edebileceğiniz bir parktır. Gün boyu sosyalleşebileceğiniz alanlar ve aktivitelerden faydalanabilirsiniz. Yeme içme alanları, küçük bir hayvanat bahçesi, yürüyüş alanları, yeşil alanları ile nefes almak için kaçabileceğiniz bir yerdir.1936 yılında açılan Kültürpark, İzmir'i ziyaret eden gezginlerin uğrak yeridir. İzmir'de günbatımı manzarasını izleyebileceğiniz en güzel yerlerden biri olan Tarihi Asansör 'ün Mithatpaşa Caddesi tarafında ise Dario Moreno Sokak yer alıyor. İsmini İzmirli ünlü sanatçı Dario Moreno'dan alan ve eski adı Asansör Sokağı olan bu güzel sokağın içerisinde, sağlı sollu sıralanan eski Rum evleri bulunuyor. Nefes kesen bir manzara eşliğinde yemek yiyebilir, keyif yapabilirsiniz. Duyduğumuza göre, İzmir'de evlilik teklifleri genelde bu mekanda yapılıyormuş. İlham veriyor demek ki. 1800'lü yıllarda Alsancak'ta bir koloni halinde yaşayan İngiliz tüccarlar tarafından ticari emtia deposu olarak yaptırılan müze binası, 1990 yılında Müze ve Sanat Galerisi olarak düzenlendi. Çeşitli aktivitelerin ve eğitimlerin yapıldığı kültür ve sanat evidir. Resim ve seramik sanatçısı Ümran Baradan tarafından açılan müzede, dünyanın her ülkesinden farklı kültürlere ait oyuncaklar sergilenmektedir. Çocuklarınız ve sizin için unutulmaz bir deneyim olacaktır. Adında oyuncak geçtiğine bakmayın. Yetişkinlerin daha çok ilgisini çekeceğinden eminiz. Konak ilçesinin, iğneden ipliğe her şeyin bulunabileceği tarihi bir çarşısıdır. Son yıllarda popülerliğini yitirmeye başlasa bile, yine de her daim kalabalık görebilirsiniz. Bir şey almak için değil, en azından gezip görmek için bile ziyaret etmelisiniz. Müzede Batı Anadolu, İzmir ve çevresinden çeşitli zamanlarda yapılan kazılarda çıkan Prehistorik Eski Yunan Roma Bizans Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait eserler sergilenmektedir. Müze, zengin bir koleksiyona sahiptir. Burada binlerce eser ziyaretçileri beklemektedir. İzmir'in, hatta Türkiye'nin en ihtişamlı ve bakımlı kiliselerinden biri olup, onarımını saat kulesini yapan mimar yapmıştır. Diğer ismi Hasan Tahsin Anıtı olan bu yapıt, 15 Mayıs 1919 günü İzmir'e ayak basan işgal askerlerine ilk kurşunu atıp şehit düşen gazeteci Osman Nevres anısına yapılmıştır. Hasan Tahsin adıyla bilinen gazeteci Osman Nevres, 1888 yılında Selanik'te doğmuş, Paris'te Siyasal Bilgiler Okulu'nu bitirmiştir. Kurtuluş Savaşı yıllarında İzmir'e yerleşmiş ve bir gazete çıkarmaya başlamıştır. 2003 senesinde restore edilen Pier, 2004 yılında Alışveriş Merkezi olarak hizmete sunulmuştur. Özgün mimarisi, 100 yıldan fazla tarihi ve deniz üzerinde ki eşsiz konumu ile en önemli yapılardan biri. Konsept mağazaları, restaurantları, sinema salonları ve aktivite merkezler ile İzmir'de deniz üzerinde alışveriş ve keyfin tek merkezi olarak çok farklı bir AVM konsepti sunmaktadır. İzmir'de sanatın kalbinin attığı yerdir. , Resim, Heykel, Seramik, Baskı Resim, 6-12 yaş çocuklar için resim ve seramik kursları ve üniversiteye hazırlık kursları eğitimleri verilen müzede, bir birinden farklı sanat dalları ile ilgili şeyler bulabilirsiniz. Kursları başarı ile tamamlayanlara sertifika verilmektedir. Küçük eski bir levanten evinde kurulmuş bir müzedir. Dünyanın çeşitli yörelerinde geleneksel olarak kullanılan maskeler sergileniyor. Hayatınızda boyunca görüp göreceğiniz en değişik deneyim olacağı kesin. Çocuklu aileler için ideal bir gezi. Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ruhunun dolaştığı, yaşamına dair kesitler ve eşyaların yer aldığı herkesin görmesi gereken bir müze. Özellikle toplantı salonundaki canlandırma insanın tüylerini diken diken ediyor. Mutlaka gidip görülmesi gereken bir müze. İzmir'e gelip te Kordon salınmamak olur mu? Türkiye'nin en güzel sahil kesimlerinden biri olan Kordon, masmavi denizi, temiz havası, yürüyüş ve bisiklet yolları ve birçok yeme içme alanlarının bulunduğu çok keyifli bir yerdir. Hanı, Konak gezisinin en önemli mola noktasıdır. Tarihi han, çok güzel restore edilmiş durumdadır. İçindeki dükkanlar çok keyifli ve rengarenk. Takılar, hediyelik eşyalardan başka el emeği ürünleri olan atölyeler de bulunuyor. İzmir seyahat planınız varsa, Eylül ayına denk getirmenizi tavsiye ederiz. Her yılın Eylül ayında, İzmir'in kurtuluş günü olan 9 Eylül'ü içine alacak 10 günlük bir zaman dilimi içinde düzenlenen Türkiye'nin en köklü, en tanınmış ve en kapsamlı fuarını gezme fırsatını kaçırmayın. İzmir Eski itfaiye merkezinde faaliyet gösteren ve daha çok ulaşım konseptinin yer aldığı şirin küçük güzel bir şehir müzesidir. İzmir'in en zarif camilerinden Yalı Camii, Mehmet Paşa kızı Ayşe Hatun tarafından 18. yüzyılda yaptırılmıştır. Sekizgen planlı caminin mimarisinde kesme taş kullanılmıştır. Harim ile dış cephelerde yer alan çiniler, 19. yüzyıl Kütahya çini geleneğinin en güzel örneklerini yansıtmaktadır. İzmir'e örnek olan ve tarihine sahip çıkan kültür merkezidir. Muhteşem sergilerin ve küçük konserlerin düzenlendiği, şehrin en özel yerlerden biridir. Geçmiş 120 yılda Anadolu da yaşamış Atife Jale gibi kadınların kıyafetleri ve biyografileri gibi birçok konuda görseli ve yazıtlarının bulunduğu çok önemli bir müzedir. Müze çok katlı olup giriş katında 19. yüzyılın geleneksel kıyafetleri ve birçok obje yer alıyor. Ayrıca geçmişten günümüze kadın ve başarılarından kesitler sunuyor. Deniz kenarında bulunan mekanın çevresinde, çeşitli kafeler ve dinlenme alanları bulunmaktadır. Denize nazır keyifli bir akşam yemeği yiyebilir, hoşça vakit geçirebilirsiniz. Manzarası muhteşem yerlerden biridir. Genellikle üniversiteli gençlerin uğrak yeridir. Çeşitli aktivitelerin ve eğlencelerin yapıldı Gazi Kadınlar Sokağı size gençlik enerjisi verecektir JSokak partileri ve DJ performanslarını kaçırmayın. Takı tezgahları, fast food restaurantları, kumpirciler ve kitapçıların bulunduğu bir alandır. Tezgahları gezerek, alışveriş yapabilir, zaman harcayabilirsiniz. Eski bir Rum evinin müze haline getirilmesi ile ortaya şahane bir mekan çıkmış. Otantik bir havası var. Ayrıca eski radyo ve teyplerin sergilendiği odalar çok iyi bir şekilde dekore edilmiş. Işıklandırma mükemmel. Görülmeye değer bir yerdir. Konak'ta ne yerim diye asla dert etmeyin. O kadar çok seçeneğiniz var ki, bunu düşünmeye fırsatınız bile olmayacak. Ama illa tavsiye istiyorsanız: Midye Bira, gevrek, kumru, çiğ börek, söğüş, boyoz ve deniz ürünleri Konak ilçesinin yöresel tatlarıdır. Afiyet olsun. İzmir'in en merkez ilçesi olan Konak, şehir içi otobüs servislerinin de karargahı konumundadır. Metro ile bağlantılı raylı sistemi kullanarak Adnan Menderes Havalimanı dahil olmak üzere diğer civar ilçelere de ulaşım kolaylıkla mümkündür. Göztepe, Konak, Pasaport ve Alsancak iskeleleri ile Körfez ulaşımı sağlanmaktadır. Üçkuyular ile Bostanlı arasında düzenli olarak araba vapurları çalışmaktadır. Alsancak ve Basmane Garlarından diğer ilçe ve kentlere düzenli tren seferleri bulunmaktadır. -63 BORNOVA -940 BUCA -302 OTOGAR -554 NARLIDERE 587 LİMONTEPE KONAK ve Raylı sistem aktarma merkezlerinden ve Bostanlı Vapur İskelesinden de Konak'a 802 EGEKENT AKTARMA 838 ŞİRİNYER AKTARMA 887 SARNIÇ AKTARMA - 233 ESBAŞ AKTARMA 253 -252-251 H. PINAR METRO 10 F. ALTAY AKT. -63 EVKA3 METRO 121 BOSTANLI İSKELE - KONAK otobüs hatları ulaşılmak mümkündür."} {"url": "https://www.gezipedia.net/347-narliderede-gezilecek-yerler.html", "text": ", kuzeyinde ise İzmir Körfezi yer alır. Tertemiz denizi ile ünlü olan ilçe, çam ormanları ile kaplı olup, Ege'nin oksijen deposudur. Eko turizm, sağlık ve kültür turizmi seçenekleri ile İzmir'in en önemli turistik ilçelerinden biridir. Narlıdere hakkında size ilginç bir bilgi aktaralım. Dünyanın en büyük ikinci huzurevi, burada bulunmaktadır. konusunda, bakalım ne gibi seçeneklerimiz bulunmakta. Denize ve tabiata doyacağınız ilçede, turumuz başlıyor. Sosyalleşme açısından aktivite seçeneği kısıtlı olsa bile, deniz ve dinlenme temalı bir gezi planlıyorsanız, Narlıdere tam size göre olan şirin bir ilçedir. , 1874 yılında inşa edilmiştir. 2007 senesinde restore edilip, müze ve kültür merkezi olarak hizmet vermeye başlamıştır. 9 odadan oluşan bu kültür evinde, yöre evlerinden toplanan tarihi belgelerin ve yaşam tarzlarını yansıtan materyallerin yanı sıra, özüne uygun olarak giydirilmiş 21 adet heykel sergilenmektedir. , 1999 yılında restore edilmiştir. Şehitlerimizi ziyaret edip, dua okumadan geçmeyiniz. Konserler, aktiviteler, çeşitli alanlarda eğitimler, kütüphane ve daha birçok sosyal faaliyetin yapıldığı bir kültür merkezidir. Bu tür faaliyetlerden hoşlananların ziyaret edebileceği, ilçenin en büyük kültür ve sanat merkezidir. Mithat Paşa caddesinde bulunmaktadır. ve ya Bostanlı yönünden vapur ile Üçkuyular iskeleye gelip 5 NARLIDERE - ÜÇKUYULAR İSKELE ve 6 ARIKENT 7 SAHİLEVLERİ- ÜÇKUYULAR İSKELE hatlarını kullanarak da ilçeye ulaşmanız mümkündür. Evka3 Fahrettin Altay Metro banliyö sistemi ile de Fahrettin Altay'a ulaşıp, buradan 971 NARBEL- F. ALTAY AKTARMA otobüs hattı ile ilçeye ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/348-tirede-gezilecek-yerler.html", "text": "Tarih boyunca Hitit, Frigya, Lidya, Helen, Pers, Roma, Bizans ve Osmanlı İmparatorluğu'na ev sahipliği yapmıştır. Yeşil Tire olarak bilinen ilçenin bu ismi, yeşilin her tonuna sahip olduğu için verilmiştir. konusunda yavaş kalabilirsiniz. Bol bol yürüyüş yapmanız gerekecek. , Tire ilçesinin en çok ziyaretçi çeken yerlerinden biridir. Ayrıca köy içinde bulunan, dünyaca ünlü kaplan restaurantı ziyaret etmeyin unutmayın. Evet, yanlış duymadınız \"dünyaca ünlü restaurant\"dedik, çünkü burası dünyanın en ünlü şeflerini ağırlayan ve sıralamada listeye giren ünlü bir restauranttır. Dere mahallesinde yer alan bu alan, çok eskiden Rum ve Türk yerlilerin ortaklaşa kullandıkları bir mesire bölgesidir. Yeşil ile kaplanan çevresi, tertemiz havası, sessizliği ve yeme içme alanları ile Tire'de huzur bulabileceğiniz yerlerden biridir. . Türkiye'nin en büyük açık hava pazarıdır. Alışveriş merkezlerinde bulamadığınız ürünleri ve alışveriş havasını, burada bulabilirsiniz. İğneden ipliğe her şeyin satıldığı Tire Pazarı için tam gün ayırmanız gerekebilir. Çünkü 1700 Pazar tezgahında, on binlerce ürün sergilenmektedir. 2005 yılında gerçekleştirilen onarımdan sonra, ibadet merkezi olarak tekrar kullanıma açılmıştır. , 1826 yılında 2. Mahmud dönemi devlet adamlarından Necip Paşa tarafından yaptırılmıştır. Ali Baba Türbesi, geçmişten günümüze gelen Anadolu'nun Türk yaşamına açılmasında öncülük eden Ahilik geleneğinin bir devamını yansıtan ve bugün de Anadolu'nun sayılı Bektaşi dergahlarından biridir. , 1971 senesinden beri hizmet veren kültürel bir yapıdır. 3909 Arkeolojik, 1161 Etnografik, 24943 Sikke, 45 Arşiv Vesikası, 7 El yazması ve 14 Güzel Sanat eseri olmak üzere 30079 adet kültür varlığını bünyesinde barındırmaktadır. Huzur veren çok geniş bir bahçeye sahiptir. Sultan II. Murat'ın ünlü emirlerinden Abdullah oğlu Halil Yahşi Bey tarafından yaptırılan Yeşil İmaret Zaviyesi'nin vakfı olan Tire Hamamı, Tire Belediyesi tarafından aslına uygun olarak restore edilmiştir. Halkapınar Köyü yakınlarında yer alan Thelos Mozolesi, tapınak konseptinde inşa edilmiş olup, M. Ö. 246 Efes'te ölen Seleukos Devleti Krallarından II. Theos adına yaptırıldığı iddia edilmektedir. nden birkaçıdır. Ayrıca son olarak, çeşitli otlardan yapılan yöresel yemeklerinden yemeyi unutmayın. - OTOGAR hattı ile Yenigaraj'a ulaşabilirsiniz. Bunun yanı sıra, Raylı sistem şehir içi ESHOT otobüs aktarmasını kullanarak Evka3 Bornova yönüne giden İZBAN aktarması ile Sarnıç istasyonunda inerek 720 TORBALI-SARNIÇ AKTARMA,798 TİRE TORBALI AKTARMA otobüs hatları ile ilçeye ulaşabilirsiniz. Ayrıca Basmane Tren Garı'ndan düzenli olarak Tire'ye tren seferleri yapılmaktadır. konusuna geçiyoruz. İzmir'i adım adım gezmenin keyfini sürmeye devam ediyoruz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/349-torbalida-gezilecek-yerler.html", "text": "ilçeleriyle komşu olan Torbalı, İsmini antik çağın ünlü şehirlerinden biri olan Metropolis diğer adıyla Triyanna ya da Tripolisten almıştır. , Nation ve Nif antik kentleri arasında kalan bölgede, MÖ. 3000 yıllarında ilk yerleşim yeridir. Bölgenin mevcut toprak yapısı verimli olduğu için, her çeşit hububat ve endüstriyel bitkiler ile sebze ve meyve yetiştirilir. Ayrıca dağ eteklerinde zeytinlikler mevcut olup, dağlar ise çam ağaçları ile kaplıdır. konusunda çok şanslılar. Birçok tarihi yapıya ve anıtlara sahip ilçe, tam bir kültür şehridir. 1989 senesinden beri yapılan kazılarda Tiyatro, Akropolis, Mozaikli Salon, Bouleuterion, Stoa, Yukarı Hamam-Gymnasium, Aşağı Hamam-Palaestra, Atriumlu Evler ve Araplıtepe Kilisesinden oluşan tarihi yapılardan oluşan bu Antik Kenti mutlaka ziyaret etmenizi öneriyoruz. , Torbalı'nın en bol oksijen alınabilecek yerlerinden biridir. Mangal yakıp, muhteşem doğa ile baş başa zaman geçirebileceğiniz bir mesire alanıdır. Doğa yürüyüşü, fotoğraf çekimi, safari ve bisiklet gezintisi yapabilirsiniz. Bir de kır büfesi bulunan yerde, büfeden alışveriş yapmak biraz pahalı gelebilir. Yiyeceklerinizi beraberinizde getirmenizi tavsiye ederiz. ve Tanıtım Merkezi, Sultan 2. Abdülhamit Han zamanından kalma askerlik şubesinin restore edilmesiyle oluşturulmuştur. Yüzlerce tarihi belge ve materyalin toplanması ile hazırlanan bu merkez, ilçenin tarihi ve kültürel yapısına ışık tutmaktadır. Torbalı Yeniköy mahallesinde bulunan ev, İkinci Abdülhamit tarafından 1879 yılında medrese olarak inşa edilmiştir. Arazileri ise, Abdülhamit tarafından, Baltacı Dimyos isimli bir Rum'dan satın alınmıştır. Köşk arazisi üzerindeki mantar meşesi ağaçları, İspanya Kralı İkinci Alfonso tarafından, Sultan İkinci Abdülhamit'e hediye edilmiştir. 119 yıllık bu yapı, 1950-1968 yılları arasında kazı evi, 1968 yılında ilköğretim okulu olarak kullanılmıştır. Torbalı'nın saklı cenneti diyebiliriz. Bir fotoğraf karesinden fırlamış gibi, öylesine doğal ve mükemmel bir yerdir ki, huzur bulmak istiyorsanız kesinlikle ziyaret etmenizi öneriyoruz. Dere kenarına oturup, ayaklarınızı suya koyup rahatlayabilirsiniz. Genellikle her yılın ilkbahar mevsiminde gerçekleşen bu etkinlik, Yörük dernek ve toplulukları katılımı ile gerçekleşmektedir. Festival havasında geçen Yörük Şenliğinde çeşitli etkinlikler, eğlenceler ve konserler düzenlenmektedir. Ayrıca yöreye ait Yörük ürünlerinden satın alabilirsiniz. Torbalı ziyaretinizi Mayıs ayına denk getirmenizi tavsiye ederiz. 'da, Türkiye'nin yanı sıra dünyanın dört bir yanından bir araya getirilen parçalarla oluşmuş farklı koleksiyonlar sergilenmektedir. Müze, Pazartesi Salı günleri hariç haftanın diğer günleri 10.00 17.00 saatleri arasında ziyarete açıktır. - OTOGAR hattı ile Yenigaraj'a ulaşabilirsiniz. İlçeye şehir içi ESHOT otobüs ulaşımını kullanarak gitmek isterseniz; Raylı sistemi kullanarak Evka3 Bornova, Tire, Bayındır ile birçok yakın yerleşimlerden Torbalı'ya şehirci ESHOT otobüs seferleri ile ulaşabilirsiniz. Bu hatlar; 795 ÖDEMİŞ- 798 TİRE- 727 BAYINDIR 770 SELÇUK 721 KARAKUYU 722 YAZIBAŞI 723 AYRANCILAR 724 ŞEHİTLER -786 KARAOT -785 DAĞTEKKE -784 DOĞANCILAR -783 SAĞLIK -780 BÜLBÜLDERE -782 TAŞKESİK -781 TULUMKÖY TORBALI hatlarıdır. konumuza geçip, doğa harikası bu muhteşem köye göz atmanızı tavsiye ederiz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/35-trabzonda-gezilecek-yerler.html", "text": "li kolonicilerce aynı yüzyılın içinde kurulduğu kabul ediliyor. İstanbul 1204 yılında Haçlılar tarafından işgal edilince Bizans İmparatoru Andronikos'un torunu Aleksios Komnenos adamlarıyla birlikte Trabzon'a gelmiş. korunaklı surları ve saraylarıyla İstanbul'un küçük bir kopyası gibiymiş. Bu yüzden Fatih, Trabzon'un alınmadan İstanbul'un fethinin tamamlanmayacağını söylemiş. Dediğini de yapmış; karadan ve denizden kenti kuşatmış. 15 Ağustos 1461 günü son imparator David Kommenos 42 gün süren bir kuşatmadan sonra pes edip kenti teslim etmiş. . Gerçek Bizans imparatorunun kendisi olduğunu kanıtlamak isteyen Manuel Kommenos İstanbul'daki imparatorluk kilisesiyle aynı adı taşıyan bu yapıyı inşa ettirmiş. Ayasofya'ya üç yönüne eklenen sundurmalarla üç giriş verilmiş. Güneydeki sundurmanın dış cephesinde insanlığın yaradılışı kabartmalarla anlatılıyor ki yapının en etkileyici yeri burası. Yapının duvarlarının eskiden bütünüyle fresklerle kaplı olduğu biliniyor. 13. yüzyılın sonuna tarihlenen olağanüstü güzellikteki fresklerinin 55 sahnesi günümüze ulaşabilmiş. Ayasofya'nın 30 metre kadar batısında üç katlı bir çan kulesi var. 1964 yılında müze olarak ziyarete açılan Ayasofya'nın avlusunda çevredeki tarihi yapılardan getirilmiş yazıtlar ve mezar taşlarıyla bir Roma tapınağının kalıntıları sergileniyor. Ortahisar semtindeki Fatih Camisi ise Panagia Hrisokephalos Manastırının ana kilisesiymiş. Fetihten sonra camiye çevrilen yapının adını mozaikten yapılmış ve başı altın ile örtülmüş bir Meryem Ana resminden aldığı biliniyor. Burası Trabzon Rum İmparatorluğu döneminde, hem krallık hem de metropolitlik katedraliymiş. Krallar burada taç giyer ve cenaze törenleri yapılıp gömülürlermiş. Geçmişte duvarlarını freskler ve tabanını da mozaikler süslüyormuş. Trabzon imparatorlarının taç giydiği bir başka yer ise İç Kale'deki Hagios Eugenios kilisesiymiş. 11. yüzyılda inşa edildiği bilinen yapı o zamanlar kentin koruyucu azizi olarak kabul edilen Eugenios'un adını taşıyormuş. Fatih, kenti fethettikten sonra ilk cuma namazını burada kılmış ve camiye çevirdiği kiliseye Yeni Cuma Camisi adı verilmiş. Boztepe gibi Trabzon'u ayağınızın altına alacağınız gezi mekanını da bir köşeye not alın. Boztepe'nin mis gibi havası eşliğinde içeceğiniz semaver çayı ile muhabbetler koyulaşacak ve oturduğunuz çardaklardan kalkmayı hiç istemeyeceksiniz. O halde Trabzon gezinizde Boztepe'yi başköşeye almayı ihmal etmeyin. Boztepe'de 1923 yılına kadar işlevini sürdürmüş bir kadın manastırının kalıntısı var. Halk arasında Kızlar Manastırı olarak bilinen Panagia Theoskephastos Rum Manastırı, eski bir Mitra tapınağının yerine inşa edilmiş ve tıpkı bir kale gibi yüksek duvarlarla çevrilmiş. Maraş Caddesi'ne açılan ara sokaklardan birinin üzerinde de kentin en eski (7. yüzyıl) kiliselerinden biri bulunuyor. Burası da imparatorlarının gömüldüğü bir yermiş, Trabzon'un fethinden sonra da kilise olarak kullanılmaya devam edilen yapıya Küçük Ayvasıl Kilisesi deniyor. Esentepe Mahallesinde de kayalara oyulmuş dört şapelle bir büyük kilisenin kalıntıları var. Boztepe'nin kuzey yamacındaki kayaların 5. yüzyılda Aziz Sabbastarafından manastıra çevrildiği sanılıyor. Ancak kiliselerin bulunduğu yere çıkmak olanaksız. Trabzon'da Nakip Camisi, Kudrettin Camisi ve Küçük Fatih Camisi gibi camiye çevrilmiş başka kiliseler de bulunuyor. Deniz kıyısından başlayarak kentin arkasındaki tepelere kadar uzanan ve günümüze sapasağlam ulaşan Trabzon surları İmparator 2. Aleksios döneminde inşa edilmiş. Fatih Cephaneliği olarak bilinen Eirene Kulesi'de aynı dönemden kalma bir başka yapı. İskenderpaşa Camisi ile Gülbahar Hatun Camisi ve İmareti Osmanlı döneminden kalma en önemli eserler. Ermenilerden kalma en önemli eser ise Trabzon'a 3 km uzaklıkta Kaymaklı köyünde Değirmendere vadisine bakan bir tepenin üzerinde yer alan Kaymaklı Manastırı. Amenapırgıç Ermeni Manastırı 1915 yılına kadar Trabzon'da işlevini sürdüren tek Ermeni manastırı ve Ermeni Piskoposluğunun da ikametgahıydı. Şimdi özel mülkiyet olan manastırın en güzel yapısı ise boydan boya fresklerle süslü şapeli. Derince bir hendeği olan içerisine birçok kişinin girebileceği Trabzon kalesinin içerisinde camisi, mahzenleri, muhafazacı evi ve cebe haneleri yer almaktadır. denildiğinde şüphesiz ilk düşünülen Uzungöl olacaktır. Adını da fotoğraflarını da sıkça duyup göreceğiniz Uzun göl tabiat harikasının ta kendisidir. Trabzon'un sahip olduğu mağaralarla farklı bir konuma koyulduğu düşünüldüğünde Trabzon'a geziye gittiğinizde mağaralara gitmemenin sizlere pişmanlık yaşatacağını söylemek yerinde olacaktır. O halde Çal mağarasından Şolma yaylasına, Mavura yaylasından Karadağ yaylasına, Hıdırnebi yaylasından Kuruçam ve Lapazan yaylasına kadar birçok seçenek Trabzon yaylalarından biri olarak gezinize dahil edilmeyi bekliyor. Trabzon'da görülmesi gereken yerler kapsamına alabileceğiniz birçok yerden ve yayla seçeneklerinizden yukarıda bahsettik. Peki, ya daha nereler bu kapsamda sizlerle olacak? Mesela Altındere vadisine bu ölçüde ziyarette bulunabilirsiniz. Manzarası ile gözlerinize inanamayacağınız güzellikleri sizlere getiren bu vadi milli parklardan biri olmakta, derince vadisinden akıttığı su ile sizlere şahane bir görsel sunmaktadır. Zengin ölçüdeki bitkilerinden hayvan çeşitliliklerine kadar birçok yönü ile siz değerli ziyaretçilerini etkileyecek olan Altındere vadisine de ziyaret için zaman ayırmayı unutmayın. Gelelim trabzonda görülmesi gereken yerler denildiğinde içerisinde Trabzon'a özgü birbirinden güzel ve birbirinden değerli süs eşyalarını bulabileceğiniz Bedesten ziyaretinize. Bu ziyaretinizle hem kendiniz için hem de sevdiğiniz yakınlarınız için Trabzon hatıralarına yer verebilirsiniz. Trabzon gibi değerli bir ilimize gidecek olursanız Sümela manastırını sakın ola ki es geçmeyin. Trabzon'da gezilecek yerler listesi yapmayı düşünüyorsanız Sümela manastırının turistlerce büyük ilgi gören şahane görseliyle çekileceğiniz fotoğraflara yer açmayı ihmal etmeyin. sorusu sizce de akıllara en başta karalahana sarmasını getirmiyor mu? Karalahananın lezzetini daha başka bulacağınız Trabzon gerek yetiştiği bu alanın gerekse Trabzon'a özgü yapılışının etkisi ile ağızlara layık lezzetleriyle damaklarınızda yerini alacaktır. Servisinde üzerine yoğurt dökülen bu lezzeti karnınız acıktığında değerlendireceğiniz seçenekler arasına ekleyebilirsiniz. Guliya diye adını büyük ihtimalle önceden duymadığınız bir lezzet de tadımını yapacağınız meşhur Trabzon lezzetleri arasında yerini alsın ister misiniz? Patates, iç yağ, barbunya ve lahananın bir araya geldiği bu lezzet dışında sizleri bir de meşhur tatlılardan biri olan kukuca bekleyecektir. Balkabağı ile mısır birlikteliğinin sıcak servisi ile birleştiği bu lezzet sizlere tadını hiç unutturmayacak türdendir. Trabzon'un vejetaryenleri da düşündüğü sarambulaya ne dersiniz? Trabzon'un en leziz en meşhur yenilmediğinde en pişman eden meşhur lezzetini en sona bıraktık. Merak ettiniz değil mi? O halde bu lezzetin Akçaabat köftesinden başka bir lezzet olmadığını söyleyebiliriz. Sümela, Vazelon ve Kuştul manastırlarını görmeden, Trabzon mutfağının temelinin mısır, lahana ve hamsiye dayalı yemekler oluşturuyor. Zengin, fakir herkesin sofrasına girebilen hamsiyle envai çeşit yemek yapılıyor. Pazı kavurma, turşu kavurma ve Tomara tava yöreye özgü lezzetlerden. Akçaabat köftesi de Trabzon'a özgü lezzetlerin başında geliyor; Trabzon Pidesi ve ekmeği de ülke çapında ünlü. 'e 1328 km uzaklıktaki Trabzon'a kara ve havayoluyla ulaşılabiliyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/350-cukurovada-gezilecek-yerler.html", "text": "Birçok tarihi belgede ''Klikya'' olarak ifade edilen Çukurova, en eski yerleşim yerlerinden bir tanesidir ve farklı medeniyetlerin hüküm sürdüğü bir yerleşim yeri olarak da anılmaktadır. Bir efsaneye göre Fenikeli Ager-Nor'un oğlu Cilix, bu bölgeyi ziyaret etmiş ve yerleştikten sonra da bölgenin adı Klikya olarak resmiyete geçmiştir. Asur kaynaklarında ise farklı bir tanımlama yapılıyor ve dağlık bölgeyi ifade eden Chilakka'dan gelen bir adlandırma olduğu ifade ediliyor. Çukurova, tarih boyunca önemli bir yere sahip olmuş ve geçiş noktası olarak da anılmıştır. Klikya kapıları ve Suriye kapısı gibi önemli geçitleri de bünyesinde barındıran Çukurova, çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapmış ve ticari faaliyetler konusunda da işlek bir nokta olarak nitelendirilmiştir. , ilçenin kuzeyinde konumlanmıştır. Seyhan Irmağının taşmasını engellemek maksadı ile inşa edilmiş ve 1956 yılında tamamlanmıştır. Oldukça derin bir göl bizleri bekliyor ve bu derinliğin 70 metreye kadar ulaştığı ifade ediliyor. Seyhan gölünün ülkemiz için bir diğer önemi de sportif faaliyetlere ev sahipliği yapıyor olmasıdır. Offshore şampiyonası, 2006 yılından bu yana bu adreste gerçekleştiriliyor ve yerli halkın yanı sıra turistlerin de ilgini çekmeyi başarıyor. Kano ve kürek yarışı için özel parkurları da bünyesinde barındıran ve bu konuda da tercih edilen göl, birçok faaliyet alanını da beraberinde getiriyor. Göl etrafında yer alan işletmeler, keyifli vakit geçirmeniz için ziyaret edebileceğiniz adresler olarak karşınıza çıkıyor. Eşsiz manzarası ise yerli turistlerin yanı sıra yabancı turistlerin de en çok ilgi gösterdiği noktalardan bir tanesidir. Piknik yapmak isteyen ve bol oksijen ile doğanın tadını çıkarmak isteyen ziyaretçilere ev sahipliği yapan bölge, yaz aylarında çok daha kalabalık ve kusursuz bir görüntüye sahip oluyor. Bölgede çok sayıda işletme mevcut ve biraz soluklanmak isterseniz bu işletmeleri de ziyaret ederek çayınızı ya da kahvenizi yudumlayabilirsiniz. ise Çukurova'nın bir diğer meşhur lezzeti ve Adana merkezde çok daha sık tüketildiğini belirtmek gerekiyor. Şırdan konusunda uzmanlaşmış çok sayıda adres var ve zaten her işlek caddede bu lezzeti kolayca bulabiliyorsunuz. Adana havalimanı ve Adana merkez otogarından Çukurova'ya sefer düzenleyen çok sayıda otobüs firması mevcut. Bunun yanı sıra havalimanında araç kiralama hizmeti alabilir ya da dilerseniz özel taksileri de tercih edebilirsiniz. Havalimanına ait özel servisler de Çukurova'ya ulaşım konusunda yolculara hizmet veriyor. Adana merkez-Çukurova arası mesafe ortalama 100 km ve 2 ila 2-5 saatlik süre zarfında ulaşımı gerçekleştirmek mümkündür."} {"url": "https://www.gezipedia.net/351-dogubayazitta-gezilecek-yerler.html", "text": "Urartu hakimiyeti sonrası çok fazla el değiştiren ve istilaların hedefi olan ilçe, 1231'li yıllarda Timur'un göz hapsine girmiş ve bu dönemde Timur tarafından işgal edilmiştir. 1239 yılında ise Cengizliler tarafından ele geçirilen Doğubayazıt- Celayırlılar ve İlhanlılar tarafından da uzunca bir süre otlak ve yayla olarak kullanılmıştır. Celayırlı Beyazıd Han'ın düşman saldırılarına karşı yaptırdığı kale nedeniyle ilçe uzunca bir süre Beyazıd Kalesi olarak da anılmış ve ilçenin şu anki ismini de bu hükümdardan aldığı ifade ediliyor. , tarihi ve kültürel kimliği ile çok sayıda gezginin de buluşma noktası olarak lanse ediliyor. İlçenin keşfedilmesi gereken noktalarını da bir alt başlıkta sizinle paylaşacağız. , 2241 rakıma sahiptir. Birçok balık türüne ev sahipliği yapan gölde yoğun olarak sazan ve alabalık yaşamaktadır. Burada kısa da olsa bir sandal gezisi yapabilir ve gölü tümüyle keşfetme fırsatına sahip olabilirsiniz. Bulunduğu konum bir hayli değerli ve yaz aylarında olduğu gibi kış aylarında da görsel şölene dönüşüyor. , ihtişamlı görüntüsü ile tarihe tanıklık etmek isteyenlere kapılarını aralamaya devam ediyor. Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden bir tanesi olan cami, Yavuz Sultan Selim döneminde inşa edilmiş ve günümüze kadar ulaşmayı da başarmıştır. , o döneme ait çok sayıda kalıntıyı da beraberinde getiriyor. Kalenin hangi amaçla inşa edildiği henüz bilinmiyor ancak dönemin mimarisini en iyi şekilde yansıttığını ifade etmekte fayda var. Doğubayazıt'ya yaşadığı iddia edilen Ahmet Hani isimli yazarın türbesi olarak biliniyor... Yazar vefat edince sarayın karşısında bir bölgeye gömülüyor ve sonrasında burası türbe olarak can buluyor. Yerli turistlerin yanı sıra yabancı turistlerin de ilgisini çeken adreslerden bir tanesidir. İshak Paşa Külliyesi olarak da anılan saray, Abdi Paşa tarafından hayata geçirilmiştir. Doğubayazıt ilçe merkezine ortalama 5 km mesafede bulunan saray, 18. Yy'ın en değerli ve en önemli eserleri arasında gösteriliyor. Tam 116 odaya sahip ve hali hazırda ziyaretçilere açık olduğunu da söyleyebiliriz. et de yine bu lezzetlerden bazılarıdır. Kürt mutfağının en önemli lezzetlerini ilçedeki restoranlarda bulabilir ve bu lezzetlere sizler de ortak olabilirsiniz. , 1 bucak ve 85 köye sahiptir... Diyadin, Aralık, Çaldıran ve Muradiye ilçeleri ile komşu olan Doğubayazıt, doğuda İran ile çevrili bir ilçemizdir. Ağrı otogardan saat başı hareket eden minibüsleri kullanarak ilçeye ulaşmak mümkündür. Araç kiralayabilir ya da taksi hizmeti veren firmaları da kullanarak taksi hizmeti alabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/352-alanyada-gezilecek-yerler.html", "text": "tüm dünyada tarihi ve doğal güzellikleriyle ünlenmiş bir ilçedir. Önemli bir turizm merkezi olan Alanya yerli ve yabancı turistlerin gözdesi durumundadır. Akdeniz'e kıyısı olan ilçe aynı zamanda limanı ile kurvaziyer turizmi açısından da önemli bir yere sahiptir. Antalya merkez ile Alanya arasındaki yaklaşık uzaklık 140 km olup yolculuk 2 saat sürmektedir. Alanya'da Anadolu Selçuklularından kalma pek çok miras bulunmaktadır. Bunun nedeni ise döneminde bu devletin Konya'dan sonra Alanya'yı ikinci başkent gibi kullanmasıdır. İlçeyi ziyaret ederken her yerde Selçuklu mirasına rastlamanız mümkündür. Tarihin farklı devirlerinden yapılarla da karşılaşabilirsiniz. konusunda size sunduğumuz seçenekleri gözden geçirerek seyahat öncesi hazırlık yapabilirsiniz. Eski çağlardan bu yana tarihi öneme sahip olan ilçenin önemli turistik alanları aşağıdaki gibidir. halka açık olarak hizmet vermekte ve son derece temiz, berrak bir plajdır. da bulunmaktadır. Bu doğal güzelliği ziyaret etmek için aradaki 11 km'yi geçmeniz gerekir. Ulaşım son derece kolay ve ilçeye yakın bir mesafededir. Gittiğinizde sizi bekleyen seyir teraslarında doğanın tadını çıkarabilirsiniz. Bu mağaranın yüksekliği 232 m. dir ve tam olarak Cebel Reis dağının eteklerindedir. Doğal oluşum olarak sarkıtlar ve dikitler ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir. 'na ulaşmak için merkezden 45 km gitmeniz gerekir. Yolculuk 1 saate yakın sürmektedir. Yolculuk uzun ve zevkli geçmektedir. Doğal manzarası ile yol boyunca sıkılmadan seyahat edebileceksiniz. Kanyona varmak için özel olarak düzenlenen turlardan yararlanabilirsiniz. Ya da özel araçla gitmeniz de mümkündür. Sefer yerine özel turlar düzenlenmiştir. Sapadere Kanyonu doğa harikası olarak gidenlerin unutamayacağı özel yerlerden biridir. İçeride bir doğal havuz ve şelale bulunmaktadır. Yürüyüş alanı da mevcuttur. Kanyona kendi aracınızla ya da özel turlarla ulaştığınızda burada keyifli vakit geçirebilirsiniz. Gezinti alanları, hediyelik eşya satış noktaları, lokanta, yapay gölet ve piknik alanı gibi zengin bir donanıma sahiptir. 'ın Alanya'ya uzaklığı ise 38 km'dir. Sizler de Alanya gezinizde bu doğal ve tarihi alanı ziyaret edebilirsiniz. de bu ilçenin 22 km uzağındaki Seki Köyü'nün sınırlarında yer alan bir yapıdır. Buraya vardığınızda yolun bir kısmını yürüyerek geçmeniz gerekir. Buna önceden hazırlıklı olmalısınız. Araçlar her yere çıkmamaktadır. Ancak arazi araçları çıkabilmektedir. Uzun bir tırmanıştan sonra bu tarihi kente varabilirsiniz. Kentin etrafı surlarla çevrili olup içinde ise sarnıçlar bulunmaktadır. Kentin içinde hamam, tiyatro, tapınak kent surları ve dükkanlar bulunmaktadır. Yukarıdaki önemli tarihi ve doğal alanları seyahatiniz sırasında ziyaret edebilir tarihin önemli dönemlerine ev sahipliği yapan bu ilçeyi daha yakından tanıyabilirsiniz. Alanya'ya Antalya merkezden gidebilirsiniz. Tüm illerden otobüsle ulaşım sağlanabilmektedir. Antalya'dan gidecekler için yolculuk 2 saat sürmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/353-konyaaltinda-gezilecek-yerler.html", "text": "'nın en kıymetli lokasyonudur. Antalya'da en hızlı nüfus artışına sahip olan Konyaaltı ilçesi merkez ilçe olarak şehirde yerini almaktadır. na ev sahipliği yapar. Konyaaltı ilçesi resmi bilgilere göre 10 köy ve 29 mahalleye sahiptir. İlçe Muratpaşa ve Kepez ilçelerine komşudur. Konyaaltı'nın isminin geldiğine inanılan birkaç rivayet mevcuttur bunlardan bir tanesi, falezlerin üzerine kurulmuş olan bölgeye önceleri bu nedenle Koy Altı denilmekte sonraları ise yerleşik halkın dilinde evirilerek Konyaaltı olarak kalmasıdır. Bir başka yaygın rivayete göre ise, Konya'da yaşayan Yörüklerin sıklıkla bu bölgeye göç etmesi sonucunda Konyaaltı bölgesine yerleşmesi sonucunda isim doğmuştur. Konyaaltı'nın tarihi Likyalılara kadar uzanmaktadır. Anadolu uygarlıklar haritası incelendiğinde Likya sınırları içerisinde ve Konyaaltı'nın şu anda bulunduğu yerde bulunan şehrin adı Olbia'dır. Olbia şehrinin tarihi kalıntıları yakın tarihe kadar devam etmekte olan kazılar ile ortaya çıkartılmış ve çıkartılmaya da devam etmektedir. Olbia hakkında detaylı araştırmalar incelendiğinde kentin rıhtım blokları ve sur duvar kalıntılarına sahip ve deniz taşıtlarının rahatça yanaşabildiği bir yerleşke olduğu görülmektedir. Konyaaltı ilçesinden ismini almış ve Türkiye'nin en uzun plajlarından biri olma unvanını kazanmıştır. Plajın uzunluğu 6 km'dir. Antalya'nın yaklaşık 3 km batısında yer alan plajda yer yer kumlu bir yapı görünse de genel zemin yapısı çakıldır. Plaj Antalya merkezine en yakın halka açık ve ücretli bölgeleri ile rağbet gören bir bölgedir. Yer yer halk plajı özelliğine sahip kimi bölgeleri olmakla birlikte ücretli işletmelere de ev sahipliği yapan plaj berrak suyu ile yaz aylarında her gün yüzlerce insanı misafir etmektedir. Çok geniş ve eski bir tarihe sahip olan Antalya'nın değerlerini korumak adına 1919 yılında Antalya merkezinde bulunan bayraktar baba türbesinde depo olarak kullanılarak toparlanılan tarihi eserler 1922 yılında önce Rumların geride bıraktığı kiliselerden biri olan Palaya Camisine oradan da 1937 yılında Yivli Minareye taşınarak sergilenmiştir. Şimdiki yeri olan Konyaaltı'nda bulunan Antalya Müzesine 1972 yılında taşınan tüm tarihi eserler burada açık alan ve kapalı alan olmak üzere 30.000 metre karelik bir alanda sergilenmeye devam etmektedir. Müzede 14 sergi salonu ve büyük heykellerin sergilenebildiği açık hava sergi bölümü bulunur. Konyaaltı'nda bulunan bu yer 2012 yılında kapılarını ziyaretçilerine açmıştır. Dünyanın en büyük akvaryum komplekslerinden biri olan Antalya Akvaryumu 40 tematik akvaryumu ve 131 metre uzunluğu ve 3 metre enine sahip tünel akvaryumu bünyesinde bulundurmaktadır. Kompleksin tünel akvaryumu dünyanın en büyük tünel akvaryumudur. Burada sadece balık çeşitleri ve farklı akvaryumları görmekle kalmayıp gerçek kardan kar dünyası ve buz müzesi gibi çeşitli ilgi çekici bölümlerini de ziyaret edebilirsiniz. varyantın hemen başlangıcından başlayarak vali konağına kadar uzanan ve falezlerin üzerinde kurulu olan parktır. Doğal güzellikle ve muhteşem manzarayla iç içe olan park içerisinde birçok restoran, kafe ve minyatür parklar bulundurur. Fotoğraf meraklılarının özellikle tercih ettiği park Konyaaltı bölgesinin en çok ziyaret edilen noktalarının başındadır. Antalya'nın merkez ilçesi olan Konyaaltı, şehrin batısında bulunur. Şehrin her noktasından toplu taşıma araçları ile bölgeye ulaşım mümkündür. Otobüs garına uzaklığı 8 km, Antalya havalimanına uzaklığı 16 km'dir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/354-finikede-gezilecek-yerler.html", "text": "bulunur. Finike'nin deniz ve kara yolları hem iç hem de dış pazara açıktır. Kışın biraz daha sessiz bir yaşantı varken yazın hayat oldukça hareketlidir. Turizm alanında da fazlasıyla gelişmiş bir ilçedir. Burada narenciye ve turunçgiller bakımından birçok seçeneğe sahiptir. Finike Fenikeliler tarafından M. Ö 500'lerde kurulmuş olan bir liman kentidir. Likya yani Teke Yarımadası denilen bölgede yer alır. Buradaki insan yerleşimi yaklaşık olarak 3 bin yıl öncesine dayanır. Yapılan arkeolojik çalışmalar sonucunda birçok tarihi kalıntı elde edilmiştir. Fenike ismini Cumhuriyetin ilanından sonra Finike olarak almıştır. Kumluca Finike Karayolu üzerinde bulunur. Zaten buraya yaklaştığınız zaman kahverengi tabelasıyla sizi karşılar. Kenti gezmek ücretsizdir. Antik kentin solunda antik tiyatro binası bulunur. İlerisinde anıt mezarı, kaya mezarları ve yamaç evler yer alır. En tepeye çıkarak bu eserleri görmek mümkündür. Limyra Antik Kenti M. Ö 5. Yüzyılda kurulan bir mekandır. Likya'nın özgürlük meşalesini burada yakılmıştır. Bizans döneminde de önemli bir piskoposluk merkezi olmuştur. Finike Elmalı karayolunun üzerinde bulunur. Kente giriş ücretlidir. Otopark alanı sayesinde aracınızı rahatlıkla park etme imkanı da sunar. Halen daha kazı, bakım ve temizlik çalışmaları olan kentin her gün yeni yapıları da gün yüzüne çıkar. Antik kent kat kat teraslardan kurulmuştur. Burayı gezerken zamanın nasıl geçtiğini anlaşılmaz. Çünkü büyük ve geniştir. eski hükümet konağı ve bahçenin yeniden düzenlenmesiyle hizmet verir. Müzede 8 tane teşhir salonu bulunur. Hacımusalar Höyük, Karaburun, Karataş Semayük, Bayındır ve Kızılbel Tümülüs Kazılar ve daha birçok kazının da eserleri burada sergilenir. Geniş bir bahçesi de bulunur. Doğal ve tarihi bir mekan özelliği gösterir. ismini Cenevizli bir denizci olan Andrea Doria'dan alır. Finike Demre Karayolunun üzerinde bulunur. Çevresinde kayalıklar, yaban zeytinlikleri ve makilikler bulunur. Caretta Caretta'ların da beslenme alanı konumundadır. Burada nesli tükenmekte olan Akdeniz Fokları da bulunur. Gezi teknelerinin uğrak yeri olan Andrea Koyu yapılaşmanın olmaması sayesinde doğal güzelleri hiç bozulmayan harikulade bir mekandır. Kumluca'nın batısında tepelerin üzerinde kurulmuş olan bir mekandır. İsmini Rodoslular'dan alır. Antik kentin restorasyonu ve çevre düzenlemesiyle Kumluca belediyesi ilgilenir. Plastik deniz manzarasıyla ilginç bir görünüme sahiptir. Her sene birçok turistin akın ettiği bir mekandır. Antalya'nın en güzel kıyı liman kentlerinden birisidir. Harikulade bir doğası ve manzarası bulunur. Bu nedenle de yerli ve yabancı turistlerin akın ettiği bir mekan konumundadır. Antalya havalimanı ya da otogardan ulaşımı rahattır. Finike Antalya Havalimanına 141 km uzaklıktadır. Türkiye'nin her yerinden de Finike'ye giden otobüsler bulmak mümkündür."} {"url": "https://www.gezipedia.net/355-cankayada-gezilecek-yerler.html", "text": ", Taş devri ile birlikte maden devrine tanıklık etmiş ve Hitit medeniyetine uzun süre ev sahipliği yapmış olan ilçelerimiz arasında yer alıyor. Bünyesinde barındırdığı tarihi kalıntılar ile birlikte geçmişe tanıklık etmek isteyen ziyaretçilere de kusursuz bir şekilde ev sahipliği yapıyor. Dilerseniz ilçenin tarihine de detaylı bir şekilde göz atalım. M. Ö 8. yy'da Hitit şehrinin yakınlarına kurulduğu bilinen ve Frigyalılar tarafından inşa edildiği söylenen bölge, Midas tarafından gemi çapası bulunan bir yere kurulmuştur ve yerli halkın büyük bir kısmı da bu efsaneye hakimdir. Kurulduktan kısa bir süre sonra büyük gelişme kaydeden ve birçok medeniyetin istilasına uğrayan bölge, Persler, Lidyalılar ve Bizanslılara da ev sahipliği yapmıştır. Galat döneminde farklı bir isimle anılan bölge, o tarihte Ancora olarak biliniyordu... Hatta Roma döneminde basılan paraların büyük bir kısmında Ankara'yı temsilen gemi çapasına da yer verilmiştir. Çankaya'nın tarihi ise Cumhuriyet ile başlıyor... Milli Mücadele günlerinde bağ ve bahçeleriyle ünlü bir yerleşim yeri olan Çankaya, Mustafa Kemal Paşa'ya ev sahipliği yapması ile de tarihte büyük bir öneme sahiptir. 1936 yılında merkez ilçe olarak kayıtlara geçen Çankaya, o dönemden itibaren büyük gelişme kaydetmiş ve bugünkü görüntüsüne kavuşmuştur. içerisinde Mehmetçik Kulesi, Kitaplık, Zafer Kulesi, 23 Nisan Kulesi, Misak-ı Milli Müzesi, Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesinin yanı sıra Barış Kulesi de yer almaktadır. Haftaiçi 09:00-17:00 saatleri arasında ziyarete açık olan Anıtkabir, yerli turistlerin yanı sıra yabancı turistlerin de akınına uğruyor. kullanılan bu yapıt, Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarını en iyi şekilde betimlemektedir. Anıtta aynı zamanda bir çiftçinin çalışmaları da resmedilmektedir. , Çankaya ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır. İlçenin en çok ziyaretçi alan ve ilgi gören adreslerinden bir tanesi olduğunu da belirtmek gerekiyor. Kuğulu Park bu ismi, kurulduğu dönemde Viyana'dan hediye olarak gönderilen beyaz kuğulardan almıştır. Park içerisinde çok sayıda etkinlik alanı ve kafe tarzı kuruluşlar yer alıyor. 20'den fazla kuş türüne de ev sahipliği yapan ve kuş cıvıltıları ile birlikte sizleri de dinlendirecek olan bu parkı ziyaret etmeniziz tavsiye ediyoruz. Görsel bütünlük ve doğal güzellik bakımından hem ilçe hem de Ankara için büyük öneme ve değere sahiptir. ile birlikte dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor. 1989 yılında tamamlanan yapı, yerli turistlerin yanı sıra yabancı turistlere de ev sahipliği yapmaktadır. En üst kısımdaki döner restoranlı kulesi de mimari anlamda dikkat çekici bir tasarımı bizimle buluşturuyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/356-tasovada-gezilecek-yerler.html", "text": "Hititlerin uzun süre hakimiyeti ile birlikte bölge kısa sürede gelişme göstermiş ve diğer medeniyetlerin de ilgisini çekmeyi başarmıştır. Yapılan saldırılar neticesinde bu bölge Friglerin eline geçmiş ve Hitit hakimiyeti bu saldırı ile birlikte son bulmuştur. Frigler sonrası dönemde bölgeye hakim olan medeniyet ise Kimmerler olarak karşımıza çıkıyor. Kimmerlerim hakimiyetine ise İran'da kurulan Medler son veriyor ve bölge uzunca bir süre Medlerin hakimiyetinde kalıyor. , 25 metre derinliğe sahip bir oluşumdur. Turizm merkezi ilan edilen bu oluşumun çevresinde çok sayıda etkinlik alanı da mevcuttur. Gazino, restoran, kafe ve benzeri işletmelerin aktif olarak hali hazırda hizmet verdiklerini de ifade etmek gerekiyor. , 8 metre yükseklikten akış sağlıyor. Şelale çevresinin mesirelik alan olduğunu belirtmek gerekiyor ve hafta sonu özellikle bu alan yerli halk tarafından çok daha fazla tercih ediliyor. Yeşilin farklı tonları ve bol oksijen ile bir araya gelmek isteyenlerin ilk adresi diyebiliriz. , Roma dönemine ait eserler arasında gösteriliyor. Kalenin inşa edilme nedeni ise bu bölgeden geçen kervanları kontrol altında tutmaktır. Tarihi dokusu ve ihtişamlı yapısı ile ziyaretçilerin ilgisini çeken Baraklı Kalesi, yabancı turistlere de ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Alpaslan Beldesinde bulunan müze, Osmanlı döneminde inşa edilen bir hama içerisinde yer alıyor. 1954 yılında bir restorasyon çalışması gerçekleştirilmiş ve müze bugünkü haline kavuşturularak ziyarete açılmıştır. Osmanlı ve Selçuklu dönemine ait birçok ahşap eserin müzede hali hazırda sergilendiğini de belirtmekte fayda var. , Amasya'nın birçok ilçesinde olduğu gibi Taşova'da da önemli bir yere sahip ve yöresel lezzetler arasında kabul ediliyor. şehir merkezine ortalama 55 km mesafede bulunan Taşova, Koyulhisar, Reşadiye, Erbaa ve Niksar gibi önemli ve büyük ilçeleri de kapsayan verimli bir ova içerisinde yer alıyor. Bu bölgenin batı kesiminde konumlanmış olan ilçe, Ladik, Çarşamba, ve Turhal gibi farklı illerin ilçeleri ile de komşu durumdadır. Sahip olduğu coğrafya bakımından önemli bir yere sahip olan ilçede ulaşım sorunu yoktur. Havalimanı ve otogar üzerinden karayolunu kullanarak ilçeye erişim sağlamak mümkündür. Otogarda çok sayıda firma mevcut ve ilçe otobüsleri de düzenli olarak seferlerine devam ediyor. Taksi, transfer aracı, araç kiralama ve servis hizmetleri de mevcuttur."} {"url": "https://www.gezipedia.net/357-emirdagda-gezilecek-yerler.html", "text": ", Abasyom, Neo Kome, Orkistüs, Abrostola gibi köyleri ile Frigler dönemine ait kalıntıları da hali hazırda bünyesinde barındırıyor. Yazımızın başında da belirttiğimiz gibi Frigler, bu bölgede en uzun süre hakimiyet sağlayan medeniyetlerden bir tanesidir. Yine Helenistik dönemde kurulduğu söylenen Galatya Cumhuriyeti'ne ait olan Abrostola ve Tiskon da yine Afyon'a bağlı Emirdağ ilçesinde yer alıyor. Bir dönem Bizans hakimiyetine de giren Emirdağ, yanlış politikalar nedeniyle bu imparatorluğun elinde kısa bir süre kalmış ve sonrasında Arapların eline geçmiştir. Araplar'dan sonra ise Türk hakimiyetine giren bölge, Türk ve Arap yapılarını da bünyesinde barındırmaktadır. yaylalarını ziyaret etmenizi kesinlikle tavsiye ediyoruz. da ilginç görüntüsü ile ziyaretçilerin dikkatini çekmeyi başarıyor. Emirdağ'ı ziyaret ettiğinizde vaktiniz varsa bu mağarayı da görmek için Balcam Köyü'ne doğru yola çıkabilirsiniz. ilçesi sınırları içerisinde yer alan ve ilçe merkezine ortalama 25 km mesafede yer alan tabiat koruma alanı da ziyaretçiler tarafından en çok tercih edilen alanlardan bir tanesidir. Toros Sediri Ormanını büyütmek ve korumak adına kurulan bu alanda çok sayıda ağaç türü yer alıyor ve birçok canlıya da ev sahipliği yaptığını da belirtmek gerekiyor. , birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve tarihi dokuları ile de dikkatleri çekmeyi başaran özel bir noktadır. Emirdağ ilçe merkezine yaklaşık 13 km mesafede bulunan kasabada yer alan antik kent, ziyaretçilerin sıklıkla tercih ettiği adresler arasında gösteriliyor. Özellikle Bizans ve Roma dönemine ait çok sayıda eser mevcut ve hali hazırda bu eserleri yakından görmek de mümkündür. yi de listelerinize dahil etmeyi unutmayın. Afyon'a 73 km mesafede bulunan ilçeye Afyon otogar üzerinden toplu ulaşım, taksi ve özel araçlarınız ile kısa sürede ulaşabiliyorsunuz. Otogarda her dönem hizmet veren özel firmalar var ve toplu taşıma fiyatlarının uygun olması da insanları bu alternatife yönlendiriyor. Otobüs firmalarının minibüs tarzı araçları da saat başı seferler düzenleyerek Emirdağ'a ulaşımı daha kolay hale getiriyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/358-kozanda-gezilecek-yerler.html", "text": "ve Aladağ ilçelerine komşuluk yapmaktadır. 1690 km2'lik yüzölçümü ile mütevazı bir kimliğe sahip olduğunu da belirtmek gerekiyor. Dilerseniz ilçenin tarihine detaylı bir şekilde göz atalım ve geçmiş yıllarda nasıl bir öneme sahip olduğuna da değinmiş olalım. , yerli turistlerin yanı sıra yabancı turistlerin de ilgisini çekiyor. Muhteşem görüntüsü ve eşsiz doğası ile fark yaratan bu mesire alanı, yaz aylarında olduğu gibi kış aylarında da doğa yürüyüşleri için uygun hale geliyor. Mesire alanının etrafında yeteri kadar işletme bulunmadığı için hazırlıklı gitmenizde fayda var. Yeşilin en güzel tonlarını bulabileceğiniz ve hatta hafta sonu piknik yapabileceğiniz güzel bir yer. Bölgede, çocuklarınızın keyifli vakit geçirmesi için parklar da oluşturulmuş durumda. sakin, huzurlu bir mesire yeridir. Burada doğa yürüyüşü yapabilir ve sevdikleriniz ile keyifli bir piknik yapabilirsiniz. ilçe sınırları içerisinde yer alıyor. 1448 yılında inşa edildiği söylenen caminin mimarı ise Abdullah Hoşkadem'dir. Yerli halk tarafından büyük cami olarak da anılan bu eseri sizler de Kozan ziyaretlerinizde görebilirsiniz. ilçesini ziyaret ediyor. Her ne kadar günümüze ulaşan kısım manastırın duvarları olsa da kalıntılar bile tarihe tanıklık etmeye yeterli oluyor. nin en önemli sembollerinden bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor. Hali hazırda açık hava müzesi olarak kullanılan antik kent, birçok medeniyete ait izler taşımaktadır ve yalnızca yerli turistlere değil, yabancı turistlere de ev sahipliği yapıyor. üzerinden Akdeniz manzarasını izleme fırsatına sahip olabilirsiniz. Kalenin çevresi yeşil alan olduğu için bu bölgede de dinlenme fırsatı bulabiliyorsunuz. Havaalanından transfer araçları mevcut ve yine otogardan da Kozan'a sefer düzenleyen çok sayıda otobüs firması olduğunu belirtmek gerekiyor. Sefer saatleri hakkında detaylı bilgi almak için firmaların iletişim numaralarını kullanabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/359-kadikoyde-gezilecek-yerler.html", "text": "M. Ö 658 yılında Sarayburnu'nu ziyaret eden Bizanslılar, bölgenin güzelliğine hayran kalır ve bu kadar güzel bir yer varken insanların neden karşıda yani Kadıköy'de yaşadığına anlam veremezler. Bir dönem Kadıköy'ün \"Körler Diyarı\" olarak nitelendirilmesi de bu yüzdendir. Farklı tarihi kaynaklarda da bu adlandırma yer alıyor ve karşımıza bu şekilde çıkıyor. Antika eşya, ikinci el kitap ve nostaljik değer taşıyan birçok ürünün satışının yapıldığı bu pasaj, Kadıköy'ün sembollerinden bir tanesidir. Fiyatların uygun olması da bu noktayı daha popüler hale getiriyor. Kutsal Üçleme ile birlikte bu ismi alan kilise, 1982 yılında inşa edilmiş ve görkemli kubbesi ile de dikkatleri üzerine çekmektedir. Kadıköy ziyaretlerinizde bu yapıyı da görmenizi tavsiye ediyoruz. Adını Ayia Efimia'dan alan kilise, 1964'lü yıllarda inşa edilmiş ve günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. Yerli ziyaretçilerin yanı sıra çok sayıda yabancı ziyaretçiye de ev sahipliği yaptığını belirtmek gerekiyor. Kadıköy'deki sayılı camilerden bir tanesidir. Mısırlı Osman ağa tarafından inşa edildiği söyleniyor. İbadet ve ziyarete açık olduğunu da belirtmekte fayda var. 1864 yılında yapılan heykel, Kadıköy'ün simgelerinden bir tanesidir. 1. Dünya Savaşı devam ederken Enver Paşa'ya hediye edilmiştir. İstanbul'da birçok noktayı gezmiş olan heykel, son olarak Kadıköy'deki yerini almıştır. Yine İstanbul ve Kadıköy'ün sembollerinden bir tanesi olan Haydarpaşa Garı da ziyaretlerinizde değerlendirmeniz gereken noktalardan bir tanesidir. 1908 yılında açılan gar, adını da Haydar Paşa'dan almıştır. Yakın dönemde yaşanan üzücü yangın nedeniyle harap olmuş fakat gerekli çalışmalar ile birlikte bugünkü görüntüsüne kavuşmuştur. Garın, bugüne kadar birçok sinema filmi ile birlikte diziye de ev sahipliği yaptığını belirtmekte fayda var. özellikle hafta sonları çok fazla kişinin tercih ettiği bir yer. Yeşilin maviyle buluştuğu bu alan dinlendirici ortamıyla da adından söz ettiriyor. Parkın içinde beş tane restoran bulunuyor. Genellikle ziyaretçiler kahvaltı yapmak için bu alanları tercih ediyor. , konum olarak kusursuz bir noktada yer alıyor ve bu bağlamda ulaşım konusunda da herhangi bir sıkıntı yaşamayacağınızı belirtmek isteriz. Maltepe, İstanbul Boğazı, Üsküdar ve Marmara Denizi ile çevrili ve hoş bir manzaraya sahiptir. Otobüs, vapur ve deniz otobüslerini kullanarak İstanbul'un birçok ilçesinden ve havalimanından bu semte ulaşmak mümkündür. Taksim ve Bostancı'dan hareket eden sarı dolmuşlar da yine Kadıköy'e seyahat etmek isteyen vatandaşlarımıza her dönem hizmet vermektedir. Kadıköy ve Moda arası nostaljik tramvay deneyimini de mutlaka yaşamanız gerektiğini düşünüyoruz. Ulaşım konusunda çok sayıda alternatif var ve bu bağlamda herhangi bir sıkıntı yaşamayacaksınız."} {"url": "https://www.gezipedia.net/36-boluda-gezilecek-yerler.html", "text": "Günümüzde Marmara, Karadeniz ve İç Anadolu arasında bağlantı güzergahında bulunmakta olan Bolu, Karadeniz Bölgesi'nin Batı kısmında yer alan yeşil ile ve temiz havası ile dikkat çeken harika bir kent. Çok kalabalık olmayan Bolu günümüzde yeşiliyle ve muhteşem mutfağa ile dikkat çekmeyi başarıyor. Tarihi milattan önce 2000'li yıllara kadar gitmekte olan Bolu'da Bizans döneminin izlerini görebiliyorsunuz. Aynı zamanda Türkmenlerin 11. yüzyılda Bolu'ya yerleşmesi ile birlikte Osmanlı döneminde de önemli güzergahlardan birisi olmayı başarıyor. Böylece günümüzde de çok İşlek bir yol üstünde bulunan Bolu tarihi ve tabii dokusuyla dikkat çekiyor. Eğer Bolu'da gezilecek yerler hakkında bilgi sahibi olmak istiyorsanız mutlaka tabiat tutkunu olmanız gerekiyor. Çünkü tabiatın oldukça lütufkar davranmış olduğu Bolu, birçok doğa sporuna da ev sahipliği yapıyor. Eşsiz manzaralar eşliğinde yazın ve kışın farklı aktiviteler Bolu'da yapılabilecek olan tatil planları içerisinde mutlaka yer almalı. Bu bakımdan boluda gezilecek yerler arasında herkes için Abant ilk sırada yer alıyor. faunasıyla ve aynı zamanda florasıyla birçok canlıya ev sahipliği yapıyor. Özellikle fotoğraf tutkunları için kamp yapmaya da müsait olan Abant Gölü çevresinde Offroad, yamaç paraşütü, rafting gibi birçok etkinlik de size sunuluyor. Böylece bir tarafta muhteşem tabii manzarası eşliğinde tatil yapıyor diğer taraftan da adrenalin depolayarak unutulmaz anlar yaşayabiliyorsunuz. Ayrıca balık tutmak için de Abant Gölü son derece müsait ve çok meşhur bir yer. Yeşilin ve mavinin farklı tonlarını bir araya getirmekte olan birçok göle Bolu ev sahipliği yapıyor. Bu bakımdan Bolu'da görülmesi gereken yerler içinde Yedigöller Milli Parkı mutlaka bulundurulmalı. Böylece Bolu'ya 40 kilometre uzaklıkta olan Yedigöller Milli Parkı'nda doğa turizmi gerçekleştirebiliyorsunuz. Oldukça zengin bir bitki örtüsünün bulunduğu Yedigöller manzarası ile birlikte görenleri büyülüyor. Birçok dinlenme tesisinin de yer almış olduğu Yedigöller'de kamp yapmak, ahşap evlerde kalmak ve doğal atmosferde günler geçirmek mümkün. Bolu şehir merkezine 13 kilometre mesafede bulunan Gölcük Gölü, suni bir göl olmasına rağmen muhteşem bir doğal alan uyumu yakalamış. Çevresi 1.3 kilometre olan göl, yaklaşık 45 dönüm alan üzerine yayılıyor. Köknar ve çam ağaçlarının çevrelediği Gölcük Gölü doğanın muhteşem güzelliği ile ziyaretçilerine göz kırpıyor. Gölün hemen kenarında çoğumuzun resimlerden de olsa bildiği şık ve şirin bir misafirhane bulunuyor. Gölün çevresinde bu yapının dışında bir restoran ve bir de kır gazinosu faaliyeti yürüten iki tesis daha bulunuyor. Göl çevresi trafiğe kapalı bir alan olduğu için araç girişi yapılamıyor ki bu bizce gölün kendine has manzarası için oldukça doğru bir uygulama. Bolu'nun en gözde turistik mekanları arasında en üst sıralarda yer alan Gölcük Gölü çevresinde ve tabiat parkında piknik yapmanın serbest olduğunu belirtmemizde fayda var. Mudurnu Yolu üzerinde ve Bolu şehir merkezine 10 kilometre mesafece bulunan Akkaya Travertenleri, Bolu Pamukkale'si olarak da anılıyor. Görmeden döndüğünüzde büyük bir pişmanlık yaşayacağınızı garanti edebileceğimiz bu mekan muhteşem bir manzara içerisine adeta özenle yerleştirilmiş gibi duruyor. Traverten havuzları da bulunan mekan yaz aylarında müthiş bir ziyaretçi akınına uğruyor ve çevresinde rahatça piknik yapabileceğiniz pek çok alan barındırıyor. Civarda doğal maden suyu da çıkarıldığını belirtmeden edemeyeceğiz. Burada çıkarılan maden suyu şişelenmiş olarak ziyaretçilere de sunuluyor. Bolu merkezi Kültür Sitesi içerisinde yer alan Bolu Müzesi, bolu sınırları içerisinde yapılan kazı çalışmaları sonuncunda elde edilmiş eserlerin sergilendiği bir müze. Çoğunlukla Etnografik ve arkeolojik eserlerin yer aldığı bu mekan hem kapalı alan yapı içerisinde hem de açık hava müzesi alanı ile hizmet vermekte. Müzenin bahçesi de bu önemli eserler de sergilenecek biçimde ve muhteşem bir şekilde dizayn edilmiş. Ziyaretçilerine keyifli ve ilginç bir deneyim sununmekanlardan biri diyebiliriz. Bolu merkezi Karacasu Mahallesi sınırları içerisinde yer alan Ilıca Mustafa Paşa Camii 1511 yılında inşa edilmiş. Dört asır boyunca ayakta kalabilen cami 1944 yılında meydana gelen deprem nedeniyle ciddi hasar görmüş ve 1960 yılında ise taç kapısı olarak anılan kısım hariç yeniden yapılmış. Aslına uygun olarak tekrar inşa edilen cami, taç kapı kısmı da ilave edilerek bugünkü halini almış. Küçük bir yapıya ve kare planlı mimariye sahip olan bu şirin ve tarihi mekan da Bolu'nun önemli turistik noktalarından biri. Bolu merkezi Büyükcami Mahallesi sınırları içerisinde bulunan Aşağı Taşhan, 1750'li yıllarda şehrin ileri gelenlerinden Emin Ağa tarafından inşa ettirilmiş. İki katlı ve avlulu bir yapıya sahip olan Taşhan, kesme taşlardan inşa edildiği için bu isimle anılmakta. Kemerli ve yuvarlak kapısı ile tarihi dokusunu korumaya devam eden bu yapı içerisinde küçük bölmeler halinde dükkanlar yer alıyor. Zaman zaman bazı aşınmalara maruz kalan hanın kısmi olarak onarımlar geçirdiği biliniyor fakat büyük oranda orijinalliğini koruduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Yine Bolu merkezi Büyükcami Mahallesi sınırları içerisinde yer alan Yukarı Taşhan ise 1800'lü yılların başında Serbevvab Hacı Abdullah Ağa tarafından inşa ettirilmiş. Tıpkı Aşağı Taşhan gibi bu mekan da kesme taşlardan inşa edilmiş ve iki katlı bir yapıya sahip. Avluları ise açık alanda bulunuyor. Ana giriş kapısı yine kemerli bir mimariye sahip olan Yukarı Taşhan'da küçük bölmelere ayrılmış dükkanlar bulunuyor. Bolu merkezinde bulunan önemli tarihi yapılardan olan bu iki yapı birbirini tamamlayan güzel bir kombine sahip görünüyor. Bolu ili Mudurnu ilçesi sınırları içerisinde bulunan Sülüklügöl Tabiat Parkı, Mudurnu ilçe merkezine 50 kilometre mesafede yer alıyor. Hemen hemen 300 yıl kadar önce, heyelan sonucu oluşan bu doğal göl, el değmemiş doğası ile ziyaretçilerini adeta büyülüyor. Eski dönemlerde gölün içerisinde çok sayıda sülük bulunduğundan göle bu isim verilmiş fakat şuan göl içerisinde sülük bulunmuyor. 60 dönümlük bir alana yayılmış olan göl, her mevsim kendine özgü bir güzelliğe sahip olsa da en çok yaz aylarında rağbet görüyor. Doğa severlerin vaz geçilmez mekanları arasında üst sıralarda yer aldığını belirmek isteriz. Göynük Zafer Kulesi, adından da anlaşılacağı üzere, Bolu iline bağlı bir ilçe olan Göynük sınırları içerisinde yer alıyor. İlçeye yüksekten bakan bir tepede konumlandırılmış olan kule 1922 yılında dönemin kaymakamı Hurşit Bey tarafından inşa ettirilmiş. İnşa ediliş sebebi ise Sakarya Meydan Muharebesi'nde elde edilen başarı olarak biliniyor. Bu nedenle de kulenin adına Zafer Kulesi denilmiş. Taş bir yapıya sahip olan kulenin mimarisi altıgen şeklinde ve kule 3 kattan oluşuyor. Aşağıdan yukarıya doğru daralan bir görünüm verilmiş olan Zafer Kulesi adeta ters bir külaha benziyor. İlginç bir yapıya sahip olan bu kule de görülmeye değer mekanlardan biri. Yine Göynük ilçe sınırları içerisinde yer alan başka bir durağımız ise Akşemseddin Türbesi. Malumunuz Akşemseddin Fatih Sultan Mehmed'in hem ilim hem de akıl hocası. İstanbul'un manevi Fatihi olarak da bilinen Akşemseddin, döneminin ise en büyük ilim adamlarından biri. İşte bu zatın kabrini bulunduran Akşemseddin Türbesi, Gazi Süleyman Paşa Camii avlusu içerisinde yer alıyor. Akşemseddin 1459 yılında vefat etmiş ve 1464 yılında ise bu türbe inşa edilmiş. Kesme taşlardan inşa edilen türbe içerisinde Akşemseddin'e ve oğullarına ait olan sandukalar bulunuyor. Bolu merkezi Büyükcami Mahallesi içerisinde, Büyükcami ve Pamukçular isimli sokakların arasında yer alan Yıldırım Bayezit Camii, 1382 yılında çevresinde medrese ve kütüphaneden oluşan bir külliye ile birlikte bizzat Yıldırım Bayezit tarafından yaptırılmış. Günümüzde medrese ve kütüphaneye dair herhangi bir kalıntı bulunmuyor. Yapının eski dönemlerde ahşap olduğu düşünülüyor. Çünkü cami ve çevresinde yer alan yapılar 1891 yılında bir yangın esnasında ağır tahrip almış. Cami, 1899 yılında yeniden inşa edilmiş fakat 1944 yılında meydana gelen deprem nedeniyle tekrar büyük bir hasar görmüş. İlerleyen tarihlerde ise kesme taşlardan oluşan bir mimari ile onarılarak tekrardan inşa edilmiş. Yapı aslına uygun olarak 1999 yılında son kez restore edilmiş ve günümüzdeki halini almış. Bolu'nun inaç turizmi açısından önemli noktaları arasında yer alan bu mekanın da görülmeye değer olduğunu bilmenizi isteriz. Ayrıca boluda görülmesi gereken yerler kış döneminde özellikle Kartalkaya kayak merkezi çevresinde şekilleniyor. Ülkemizin en önemli kayak merkezlerinden birisine ev sahipliği yapan Bolu'da kış turizmi adına ne arıyorsanız hepsi mevcuttur. Muhteşem kar manzaraları eşliğinde 2000 metrenin üzerinde yer alan Kartalkaya kayak merkezinde Aralık ayında başlayan kış sezonu Mart ayına kadar devam ediyor. Birçok kış aktivitesinin bulunduğu bölgede kışın yer bulmak bile oldukça zor oluyor. Tarihi ve tabii dokusuyla dikkat çekmekte olan Mudurnu evleri de bir asırlık tarihi ile görenleri kendisine hayran bırakıyor. Genellikle iki veya üç katlı olarak dekore edilmiş olan evler beyaz ve doğal dokusuyla gezilebiliyor. Bolu'daki tarihi yapılar içerisinde Seben Kaya evleri, Kilise Han, Keçi Kalesi kalıntıları mutlaka fotoğraf kadrajına girmeli. başköşede yer almalı. Ayrıca Bolu Beyi tatlısı, Paşa pilavı, Bolu gözlemesi de sofralarda bulundurulmalı. Osmanlı zamanından kalma olan saray helvası, coş hoşafı ve kapaklı gözleme de Bolu'nun çıkartmış olduğu lezzetlerden bazıları. diye yapılan sorulara cevap vermiş olalım.. Bolu arası 264 km olup E80 karayolu ile yaklaşık üç saatlik bir seyahat ile Bolu'ya ulaşılabilir. Ankara Bolu arası ise 187 km olup, E89 karayolu ile yaklaşık iki saatlik yolculuk ile Bolu'ya ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/360-serefiye-sarnici-tanitimi.html", "text": "'dır. Bizans İmparatoru 2. Theodosius emriyle, Bozdoğan Kemeri'nden su depolayabilme amacı ile yapımına başlanan sarnıç, 15 yıllık bir çalışma sonrasında yani 443 yılında tamamlanabilmiştir. Yaklaşık olarak 45 m x 25 m alan ebatlarına sahip olan bu sarnıç, 9 m yüksekliğe ulaşan tam 32 tane mermer sütun içeriden desteklenmiştir. 'nı da içine alan bir restorasyon çalışmaları başladı. yakın bir tarihte ziyaretçilere tekrar açıldı. Yeni çehresi ile Şerefiye Sarnıcı'nın eskisinden daha çok beğenildiği aşikar. Öyle ki, sarnıcın dik merdivenlerini kullanamayacak olan, çocuk, yaşlı ve engelli ziyaretçiler için asansör sistemi bile kurulmuş durumda. Yakın zamana kadar pek bilinmeyen yapılardan olan Şerefiye Sarnıcı hakkında, kapısında bulunan rehber tabeladaki bilgiler dışında pek bir bilgi de yok. olarak anılmakta. Yapıyı incelediğinizde ise aklınıza gelen ilk şeylerden biri, İstanbul'da ne denli köklü ve ne kadar büyük bir medeniyetin yaşam sürdüğü oluyor. En göze çarpan özelliği ise tıpkı Yerebatan Sarnıcı gibi bu sarnıcın da Binbirdirek Sarnıcı'na bağlanıyor olması. Konu hakkında şimdilik detaylı çalışmalar yapılmış değil fakat bu konu hakkında daha kapsamlı çalışmalar yapılacağı biliniyor. Şerefiye Sarnıcı'nı ziyaret etmek isteyenler sabah 09.00 ile akşam 18.30 saatleri arasında herhangi bir zaman dilimini tercih edebilirler. Uzun zaman alan restorasyon çalışmaları boyunca ziyarete kapalı kalan sarnıç hasretle bekleyen ziyaretçiler için şimdilik tatil günlerinde de açık olacak. Bu sıralar istediğiniz zaman ziyaret edebileceğiniz bu mekan ileri ki zamanlarda ziyaretçilerine nasıl bir takvim sunar şimdilik bilemiyoruz. ise yerli ziyaretçiler için 10 TL iken yabancı ziyaretçiler için ise 20 TL şeklinde belirlenmiş durumda. Açık adresi Binbirdirek Mahallesi Piyer Loti Caddesi No:23 olan Şerefiye Sarnıcı'nın pratik adresi ise, İstanbul Fatih ilçesi Çemberlitaş semti, eski Eminönü Belediyesi binasının bulunduğu alan olarak tarif edilebilir. Şerefiye Sarnıcı'na gerek Eminönü'nden, gerek Mecidiyeköy'den toplu ulaşım araçları ile ulaşmanız mümkün. Tramvayı tercih eden ziyaretçiler, Sultanahmet durağında inebilir ve Peykhane Caddesi yönüne 5 dakika kadar yürüyerek Şerefiye Sarnıcı'na ulaşabilir. Metroyu tercih eden ziyaretçiler ise, Hacıosman Yenikapı metro hattını kullanarak Eminönü durağında inebilir ve sonrasında ister yürüyerek ister tramvay ile aktarma yaparak Şerefiye Sarnıcı'na ulaşabilirler. Şerefiye Sarnıcı'nın, farklı alternatiflerle de rahatlıkla ulaşabileceğiniz kolay bir lokasyonda olduğunu da ayrıca belirmiş olalım."} {"url": "https://www.gezipedia.net/361-manavgatta-gezilecek-yerler.html", "text": "ilimize bağlı bir ilçemizdir ama gerek şehir merkezindeki modern görünüm gerekse turizm alanındaki büyük getirileri ile il olmayı hak eden bir ilçedir. 20. yüzyılının ortalarına kadar arkeolojik kazı yapılmadığı için kentin geçmişi çok net bir şekilde bilinememektedir. Efsanelerden çıkarılan sonuca göre M. Ö. 1400'lü yıllara kadar uzanır Manavgat'ın tarihi. Ama şu anda elimizde bulunan son veriler kentin M. Ö. 6. yüzyılda kurulduğunu işaret etmektedir. Bu topraklarda sırasıyla Hititler, Pers uygarlıkları, Roma İmparatorluğu, Bizans, Selçuklular, Osmanlı ve son olarak da Türkiye Cumhuriyeti hakimiyet sürmüştür. Manavgat'ın yerleşim yeri olarak tarih sahnesine çıkması M. Ö 150 200 yılları arasında olduğu kabul edilir. M. S 400 500 yılları arasında ise göçme ve konaklama şeklinde geçici yerleşmelere ev sahipliği yapmıştır. 1220 yılında Selçuklu, 1472 yılında ise Osmanlı hakimiyetine girmiştir. 1914 yılından itibaren ilçe olarak idare edilmektedir. bulunur. Kızılçam ve makilik alanlarıyla 400 hektarlık saf Akdeniz ormanlarından oluşan botanik özellikli bu milli parkta görülmeye değer. 'dir. Şehir merkezinden ulaşım oldukça kolaydır bu bölgeye. Çok yükseklerden akan suyun çıkardığı muhteşem ses ve görüntü görülmeye değerdir. Ayrıca şelalenin hemen yanında piknik yapılabilecek alanlar da mevcuttur. Manavgat Nehri ise dünyanın en uzun yer altı akarsularından biridir. Irmak sularının 5 metrelik bir falezden dökülmesi sonucu meydana gelir. Dumanlı kaynaktan çıkan sular kayaların arasından duman oluşturup fışkırarak ırmağa karışır. Ortaya seyredilmesi gereken bir manzara çıkar. Şehrin ve rutin hayatın sıkıcılığından bunalan kişiler için gidilmesi gereken bir yer olarak karşımıza çıkar. Manavgat ilçesi sınırlarında bulunan Türkiye'nin en büyük temalı parkıdır. Yedi farklı park alanıyla ziyaretçilerine güzel bir gün geçirmeyi vaat ediyor. Çocuklar ve aileler için hoş vakit geçirilecek eğlenceli bir lunapark olarak kurulmuştur. Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk silah arkadaşları anısına dikilen anıtı Manavgat'a giden her Türk vatandaşının ziyaret etmesi gerekiyor. Side antik kentine su taşımak için inşa edilmiş Hona Köyünden 35 km gibi bir uzunlukta yapılmıştır. Açık kanallar, tüneller, tonoz örgülü kanallar ve su köprüleri ile görülmeye değer bir yer olarak karşımıza çıkar. M. Ö 2. Yüzyıla kadar uzanan tarihten günümüze 25 tane su köprüsünde 6 tanesi ulaşmıştır. Kırkgöz su köprüsü 340 metre uzunluğunda ve 44 adet kemere sahip en uzun su köprüsüdür. İklimi son derece yumuşak olan şehirde yaz ayları kurak ve sıcak kış ayları ise ılık ve yağışlıdır. Don olaylarına yılda en fazla 1-2 kez rastlanır. Bu da şehre gelen turist sayısını önemli ölçüde artıran etkenlerden biridir. Manavgat'ın bir başka güzelliği ise muazzam sahil şeridi plajları ve eşi benzeri olmayan kumlarıdır. Bu muhteşem plajlarda güneşlenip Manavgat'ın masmavi sularına kendinizi bırakabilirsiniz. Hatta çocukluğunuza dönmek isteyip incecik kumlardan kaleler bile yapabilirsiniz. Manavgat'ta gece olunca ise bir başka güzel olur. Şehrin modern görüntüsü ahenkli ışıklandırmalarla parlayınca çok güzel görüntüler sahneye çıkar. Renkli bir gece hayatı ve çok sayıda barları ile unutulmaz bir gece yaşayabilirsiniz. Havayolunu tercih etmek isteyenlerin Manavgat'a 60 km uzaklıkta bulunan Antalya Havalimanını kullanmaları gerekiyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/362-aksekide-gezilecek-yerler.html", "text": "ilinde Batı Toroslar'ın güneyinde yer alırken, ilçenin birçok bölgesi vadiler ve mağaralar ile şekillenmektedir. Karasal iklimin görüldüğü Akseki, ortalama bir sıcaklığa sahip olurken, ilçe halkı tarım kaynaklı olarak geçim sağlamaktadır. Antalya'nın iç kısımlarında yer alan ve deniz sahili bulunmayan Akseki ilçesi, eski adı Marla olan bir bölge iken, tarih içinde öncelikle Roma İmparatorluğu, Selçuklu Devleti ve daha sonrasında Osmanlı İmparatorluğu yönetiminde bulunmuştur. İlçenin tarihine bakıldığında 1991 yılda ayrılan bir bölge olarak, ilçe ilan edilen Akseki, günümüzde küçük aile yapılarının görüldüğü ve kültür ortamın yüksek olduğu köy yapılarıyla oluşan bir bölgeyi sağlamaktadır. Ayrıca ilçenin eski dönemlerde Alanya-Konya tarihi İpek Yolu üzerinde bulunduğu da görülmektedir. olurken, ikinci seçenek ise kardelen çiçekleri olmaktadır. Antalya'nın çok sıcak yaz günlerinde özellikle yayla bölgelerinde bulunan evler ve kar altında yeşeren Kardelenler, yabancı turistlerin yoğun bir şekilde ilçeyi tercih etmesini sağlamaktadır. Yörenin simgesi haline gelen kardelen çiçekleri, eksi 15 derece soğukta canlılığını koruyarak, çok önemli bir doğal güzellik oluştururken, kozmetik ve eczacılıkta bu çiçeklerin soğanlarının kullanılması bilinçsiz bir şekilde neslinin tükenmesine de neden oluyor. , Roma ve Bizans dönemlerinde yerleşim yeri olarak kullanılmış bir bölge olarak düşünülürken, bölgede bugüne kadar resmi bir arkeolojik kazı yapılmadığı da biliniyor. , Akseki-Beyşehir kara yolu üzerinde yer alırken, bu mağara günümüze kadar birçok mağara dalışının yapıldığı ve araştırılan turistik bölgelerden birini oluşturuyor. Mağara derinliği 330 metreden daha fazla olduğu için zorunlu bir giriş yapılmak istendiğinde ancak ekipman ile giriş yapılabiliyor. Bölgesi'nde yer alan bu göl, bir krater gölü olarak görülmesi gereken doğal güzelliklerden birini oluşturuyor. Masmavi sulara sahip olan göl, özellikle üzerinde bulunan nilüfer çiçekleri ile tablo gibi bir görüntü sağlarken, çevresindeki yemyeşil doğa ve çiçekler keyifli bir alan oluşturuyor. Olta ile alabalık tutulabilen gölde çok derin olması nedeniyle yüzmek yasak olurken, manzara karşısında keyifli piknikler yapılabiliyor. , görülmesi gereken bir bölgeyi oluşturuyor. Yaylada bulunan 70 metrelik obruk yöre sakinlerinin kar suyunu çıkarabilmesini ve bu obruğun bir soğutma deposu olarak kullanılabilmesini sağlıyor. Ayrıca bu bölgeye yakın olarak koruma altında yer alan sedir ağaçları, yüzlerce yıllık yaşları ve çok uzun boyları ile ilgi çekici bir görünüm oluşturmaktadır. oluşturuyor. Özellikle ilçenin Bademli kasabasında neredeyse tüm evlerde ev atölyelerinde üretilen tahta kaşıklar, turistik ve hatıralık bir değer oluşturuyor. ilçesinden 111 kilometre ve Beyşehir ilçesinden 95 kilometre mesafe bulunuyor. Ulaşım sağlanabilmesi için Antalya üzerinden hizmet veren Akseki otobüsleri bulunuyor. Antalya iline otobüs veya hava yolu ile ulaşım sağlandıktan sonra bu minibüsler sayesinde ilçe merkezine ulaşabiliyorsunuz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/363-demrede-gezilecek-yerler.html", "text": "ile ilgili bilgi sahibi olmak gerekir. olan Demre, bu dönemlerde liman olarak kullanılması sebebi ile önemli bir şehir ve yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Hristiyanların Haç Yolu üzerinde bulunan Demre, Noel Baba etkinliklerine ev sahipliği yapma özelliğini bu dönemlerden almıştır. Likya döneminden kalan birçok esere ev sahipliği yapan Demre, farklı büyüklüklerde tiyatro, kilise ve anıt mezarı bünyesinde bulundurur. Kale isminden Demre ismine geçiş ise 2005 yılında olmuştur. bulunur. Hem Likya hem de Roma döneminde kullanılan antik kentin tarihi milattan önce beşinci yüzyıla kadar dayanır. Myra Antik Kenti içerisinde en iyi şekilde korunmuş tiyatrolardan bir tanesi bulunur. Şehrin merkezine yakın konumda bulunan antik kent içerisinde farklı mimari eser kalıntıları da görülebilir. Likya kültüründe önemli bir yere sahip olan şehir özellikle yönetim anlamında en önemli şehirlerden birisi olarak görülür. , Demre'de gezilebilecek güzel yerler arasında bulunur. Hristiyanlar için önemli olan Hac Yolu üzerinde bulunan kilise özellikle fakir, yoksul ve yolcular gibi kişilere yardımı ile bilinen Aziz Nicholas adına yaptırılmıştır. Çevresinde birçok kilise bulunan Demre'deki en önemli kilise olarak değerlendirilir. , eski bir liman kentidir. Demre'ye altı kilometre uzaklıkta bulunan bu kent Myra Antik Kenti kadar eski ve önemli bir şehirdir. Demre Kaş Yolu kenarında bulunan antik kent içerisinde mezarlar, lahitler ve sur benzeri kalıntılar bulunur. Özellikle güneşin batış anında antik kent üzerinde ve denizde oluşan güzel görüntüler nedeni ile pek çok kişi bu saatlerde burayı gezmeyi tercih eder. ya da Uygarlıklar Müzesi içerisinde sergilenir. Andriake Antik Kentine yakın konumda bulunan bu müze antik eserlere merakı bulunan kişiler için paha biçilemez eserler ile doludur. Andriake Kuş Cenneti farklı kuş türlerinin görülebileceği bir alandır. Çayağzı Liman Yolu çevresinde bulunan bu alan içerisinde yüzden fazla farklı kuş türü bulunur. Demre merkezine beş kilometre kadar mesafede bulunan bu kuş cenneti, gözlem yapmayı sevenler için idealdir. Andriake Kuş Cennetine yakın konumda bulunan Çayağzı Plajı, Caretta Caretta gözlem alanı olarak da kullanılır. Bu özel kaplumbağaların yumurta bıraktığı sahillerden birisi olması ile bu alan özel bir alan olarak değerlendirilir. üzerinde olması sebebi ile yürüyüş alanları bakımından da seçeneklere sahiptir. ilçelerinin ortasında bulunan Demre, Antalya'ya yaklaşık olarak yüz elli kilometre uzaklıktadır. Ulaşım için hem Antalya merkezinden hem de Kaş ve Finike'den kara yolu ile ulaşım mümkündür. Otobüs seferlerinin yanı sıra bu şehirlerden karşılıklı olarak minibüs seferleri akşam saatlerine kadar devam eder."} {"url": "https://www.gezipedia.net/364-istanbul-arkeoloji-muzesi-tanitimi.html", "text": ", ilk olarak 1891 yılında ressam ve müzeci olan Osman Hamdi Bey tarafından kuruluyor ve o dönemlerde İmparatorluk Müzesi adı ile anılan mekan 13 Haziran 1891 tarihinden bu yana ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. Tarihi eserlerin toplanması ile ilgili merak her ne kadar Fatih Sultan Mehmet dönemlerinde başlıyor olsa da, Osmanlı'dan ülkemize devrolmuş bu miras, Türkiye'de müzecilik faaliyetlerinin ilkini teşkil ediyor. Sonraki dönemlerde yapılan müzecilik çalışmaları ise bu faaliyetin bünyesinde şekillenmeye başlıyor. Müze aslında 3 farklı yapıdan bir araya gelmekte. Arkeoloji Müzesi olarak bilinen bina yapının ana binasını teşkil ediyor. Mekanda, ana bina dışında Eski Şark Eserleri Müzesi ve Çinili Köşk Müzesi olarak anılan iki yapı daha bulunuyor. Asırların tarihine tanık olan İstanbul'un nadide güzelliklerini barındıran müzede, paleolitik, kalkolitik, neolitik, erken bronz, orta bronz ve geç bronz dönemleri ile Roma, Helen ve Bizans dönemlerine ilişkin eserlerin yer verildiği eşsiz bir repertuvar bulunuyor. ni yaz ve kış dönemi olarak ikiye ayırmış durumda. Pazartesi haricinde haftanın 6 günü, aşağıda belirtilen saatlere göre müzeyi ziyaret edebiliyoruz. 15 Nisan ile 2 Ekim tarihleri arasında yer alan dilim yaz dönemi olarak kabul ediliyor ve bu dönem boyunca müze, sabah 09.00 ile akşam 19.00 saatleri arası ziyaretçi kabul ediyor. 3 Ekim ile 14 Nisan tarihleri arasında yer alan dilim ise kış dönemi olarak kabul ediliyor. Kış Döneminde ziyaret saatleri ise 09.00 ile 17.00 aralığı olarak belirlenmiş durumda. Dini bayramların sadece birinci gününde müze açılış saatinin 13.00 olduğunu da ayrıca belirtmiş olalım. olarak belirlenmiş durumda. Müze kartınız varsa şayet müze kartınızı da kullanabiliyorsunuz. Açık adresi; Cankurtaran Mahallesi Osman Hamdi Bey Yokuşu Sokak olan müzenin pratik adresi ise Sultanahmet semti Gülhane Parkı içine giren yolun sağa dönen sokak olarak tarif edilebilir. Tramvayı tercih eden ziyaretçiler, Gülhane durağında inebilir ve Gülhane Parkına girip Topkapı Sarayı'na doğru, sağa dönen yoldan devam ederlerse birkaç dakika yürüyüş sonunda mekana ulaşabilirler. Anadolu yakasından gelecek olan ziyaretçiler ise deniz yolu ile Kabataş'a ulaşabilir ve buradan tramvay ile aktarma yapabilirler. Özel araç ile ulaşımı tercih eden ziyaretçilere Eminönü civarında uygun bir otoparka araçlarını bırakıp tramvay ile devam etmelerini öneriyoruz. İç kesimlerde otopark bulmak oldukça zor olabiliyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/365-yerebatan-sarnici-tanitimi.html", "text": ". Ayrıca bu görkemli yapı İstanbul'da bulunan en büyük kapalı sarnıç olma özelliğini taşıyor. Sarnıç bir zamanlar, Bizans dönemlerinde Stoa Bazilikası altında yer aldığından Bazilika Sarnıcı olarak da anılmış. , Bizans İmparatoru Justinianus'un emriyle 532 yılında büyük sarayın su ihtiyacını karşılayabilmek amacıyla inşasına başlanan ve yaklaşık 10 yıl sonunda yani 542 yılında yapımı tamamlanmış bir başyapıttır. Bu görkemli sarnıcın genişliği 70 metre uzunluğu ise 140 metreyi buluyor. Kapladığı alan itibarıyla da İstanbul'un en büyük sarnıcı unvanına sahip olan Yerebatan sarnıcı müze olarak kullanılmasının dışında, düzenlenen ulusal veya uluslararası pek çok etkinliğe de ev sahipliği yapıyor. Sarnıç içerisine inmek için 52 basamaktan oluşan taş yapılı bir merdiven bulunuyor. Daha iç mekana adımınızı atar atmaz insanı etkisi altına alan Yerebatan Sarnıcı'nın, heybetiyle sizi de büyüleyeceğinden eminiz. Merdivenden inip alana baktığınızda ise 9 metre yüksekliğinde tam 336 adet granit sütun ile içeriden desteklenmiş olduğunu görüyorsunuz. Birbirleri ile arasında 4,8 metre mesafe bulunan bu sütunlar 12 sıradan oluşuyor ve her sırada 28 adet sütun bulunuyor. Su içerisinde yükselen bu kadar çok sütunu gördüğünüzde, adeta iri gövdeli yığınla ağaçtan oluşmuş bir ormanda gibi hissediyorsunuz kendinizi. 'nın yapımında 7 bin kölenin çalıştığı söylenmekte. Sarnıcın suyu ise önce, Bizans İmparatoru Valens emriyle 368 yapılmış olan Bozdoğan Kemeri'ne, sonra da İmparator Justinianus tarafından henüz bilinmeyen bir tarihte yaptırılmış olan Mağlova Kemeri'ne ulaşıyormuş. Bu kemerler yardımıyla yerleşim merkezine 19 kilometre uzaklıkta bulunan Eğrikap su dağıtım merkezinden de kent merkezine ulaştırılırmış. Bu tür yapıları gördükçe anlıyoruz ki, İstanbul hem antik dönemlerde hem de günümüzde gerçekten de dünyanın merkezinde yer alıyormuş. Ayasofya Camii'nin güney batı yakasında yer alan Yerebatan Sarnıcı, haftanın tüm günlerinde ziyaretçilerini ağırlamakta. Herhangi bir gün, sabah saat 10.00 dan akşam 18.00 e kadar olan zaman aralığında bu mekanı ziyaret edebilirsiniz. Sadece dini bayramlara özgü olarak açılış saatinin 13.00 olduğunu da belirtmekte fayda var. Yerebatan Sarnıcı giriş ücretleri ise öğrenci ve öğretmen olan misafirlere 5 TL, diğer yerli misafirlere 10 TL ve yabancı misafirlere ise 20 TL şeklinde belirlenmiş durumda. Açık adresi; Alemdar Mahallesi Yerebatan Caddesi No:1/3 - Sultanahmet olan Yerebatan Sarnıcı'nın, Pratik adresi ise İstanbul'un kalbi olarak kabul edilen Sultanahmet bölgesi içerisinde, Ayasofya Müzesi'nin hemen yanında olarak tarif edilebilir. Tramvayı tercih eden ziyaretçiler, Sultanahmet durağında inebilir ve 3 dakika kadar kısa süreli bir yürüyüş sonunda mekana ulaşabilirler. iskelesinden vapur ile Kabataş'a gelebilir ve buradan tramvaya binebilirler."} {"url": "https://www.gezipedia.net/366-aksuda-gezilecek-yerler.html", "text": "tarihi ve doğal güzellikler açısından son derece zengin bir ilçe olduğundan Antalya seyahatlerinizde kesinlikle uğramadan dönülmemesi gereken bir ilçedir. Antik kentleri, mağaraları ve doğal güzellikleriyle seyahat severlerin beğenisini toplamaya devam etmektedir. dir. Antik kentin Antalya merkeze olan uzaklığı 18 km olup Aksu ile arasında mesafe ise 2 km'dir. İlçeye son derece yakın ve ulaşımı kolaydır. Burası tarihte bir ticaret yolu üzerinde bulunduğundan dönemin en gelişmiş kentlerinden biridir. Kentin içinde sizleri bir tiyatro, hipodrom, su kanalı, hamam ve Roma kapısı beklemektedir. Tarihin farklı dönemlerine şahitlik eden bu kenti dolaşmak yerli ve yabancı turistler için zevkli bir hal almaktadır. 'dir. Burası Antalya merkeze yaklaşık 23 km uzaklıkta bulunduğundan ulaşım sıkıntısı çekilmemektedir. Otobüslerle ortalama yarım saatlik bir yolculuk sonrası şelaleye varmak mümkündür. Şelalenin yüksekliği 18 metredir. Görenleri hayran bırakan muhteşem doğa manzarasıyla ülkemizin her yerinden turist çekmektedir. Şelalenin altında biriken 7 adet gölet de görenleri kendine hayran bırakan bir doğa harikasıdır. Mağaranın ilçenin merkezine uzaklığı 1 km'dir. Mağara içinde bulunan yer altı deresi ve 765 metre uzunluğuyla göz alıcı doğası görenleri hayran bırakmaktadır. Hem doğal hem de arkeolojik açıdan öneme sahip bir mağaradır. Burada yapılan arkeolojik çalışmalar devam etmektedir. dır. Aksu'ya olan uzaklığı 10 km'dir ve bu nedenle gezip görmek için son derece uygundur. Ulaşımın kolay olması nedeniyle doğal güzelliklere ilgi duyanların yeşil ile iç içe olmak isteyenlerin vazgeçemediği doğa harikalarından biridir. Yayla turizmi denince Antalya civarında ilk akla gelen yerlerden biri olan Sorgun Yaylasını yazın sıcağından ve iş hayatının yoğunluğundan uzaklaşmak için tercih edebilirsiniz. denince ilk akla gelen yerlerden biri olan Sorgun Mağarası mutlaka gidilip görülmesi gereken bir yerdir. ilçeleri ile komşu olan Aksu ilçesinin bu tarihi ve doğal güzelliklerini yakından görebilmek için şehre bir seyahat düzenleyebilirsiniz. Denize kıyısı bulunan ilçe aynı zamanda deniz turizmi açısından da ihtiyaçlara cevap vermektedir. Antalya'ya ulaştıktan sonra ilçeye varmak son derece kolaydır. Antalya merkeze 17 km uzaklığıyla ulaşımı kolay olan ilçeye otobüsler aracılığıyla varmanız mümkündür."} {"url": "https://www.gezipedia.net/367-gonende-gezilecek-yerler.html", "text": "çok popülerdir. Çeşitli hastalıklara derman olan bu kaplıcalar nedeni ile ilçe \"Şifa Şehri\" olarak da adlandırılmaktadır. Hem yerli hem de yabancı turistlerin akın ettiği yerler arasında yer alır. - Çanakkale yolu üzerinde bulunmaktadır. Bölge özellikle 1980'li yılların ardından gelişmiş ve sanayileşme adımlarını atarak çeşitli üretimler yapılmış, fabrikalar kurulmuştur. Denizi ile ünlü Deniz Kent'e uzaklığı ise 26 km'dir. 'in geçmişi MÖ'den önce tarihlere dayanmaktadır. Bölgede yapılan kazılarda çok sayıda mozaik, madeni para, yazılı kitabeler çıkartılmıştır. Bölgede bulunan kaplıcalar tarihsel süreç içerisinde de bilinir ve ünlü şifa merkezlerinden biri olarak anılır. Hatta bölgede bulunan Kibelelerde Gönen'in adı ''Sıcak Su Şehri'' olarak geçmektedir. 'de mutlaka gezilmesi, görülmesi gereken yerlerin başında gelir. 70 bin metrekarelik doğal bir alanda bulunan bu kaplıcalar sakin ve huzurlu yeşil doğası ile de gelen turistleri mest eder. Kaplıcaların sağlık bakanlığı onayı bulunur ve çeşitli hastalıklara iyi geldiği belgelidir. Bu hastalıkların başında; İdrar yolları hastalıkları, kadın hastalıkları kadın kalp ve damar hastalıkları, kas sistemi rahatsızlıkları, solunum ve sindirim sistemi rahatsızlıkları, nörolojik ve romatizma hastalıkları yer almaktadır. Termal Tesislerine gidenler için hemen söyleyelim, bu müze hemen bu tesisin yanındadır. Bu nedenle de mutlaka girip görmeniz gereken yerler arasında yer alır. Üstü örtülü olan bu müzenin tabanı mozaik olup, içeride Bizans, Roma ve Osmanlı dönemlerinden kalma taş ve mozaik eserler sergilenmektedir. olarak adlandırılan bu suyun şifa olduğu hastalıklar ve dertlerin başında; kadın hastalıkları, böbrek taşı, idrar yolları hastalıkları, bağırsak hastalıkları ve uzun süre çocuk sahibi olamayanların ise çocuk sahibi olma konusunda ki özlemlerini giderdiği bilinmektedir. Buranın çevresinde pek çok otel ve motel bulunmaktadır. Otellerin içerisinde bu su banyo ve içme suyu olarak kullanılmaktadır. Tesislerde Türk Hamamı ve kapalı havuzda bulunmaktadır. da bulunmaktadır. Suyun özelliği ise ekşi, soğuk, maden suyu kokusuna sahiptir. 23 farklı minerali bünyesinde barındığı ispatlanmıştır. Bu suyun sağladığı şifalar ise; özellikle yüzde çıkan sivilce ve aknelerin geçmesinde çok etkilidir. Kireçleme, romatizma, kas ve damar hastalıkları, sinirsel hastalıklar, ayak, bel ve sırt ağrıları, ameliyat sancıları, panomi, nörolojik hastalıklar, zayıflama, eklem sertliği, lumbago, uyku bozuklarına şifa olmaktadır. Suyu içildiğinde bağırsak ve böbrek rahatsızlıklarına iyi gelmektedir. oldukça ünlüdür. Gönen'e gidecekseniz eğer bu denize girmeden tatilinizi bitirmemenizi öneririz. Gönen, Bursa-Çanakkale Yolu üzerinde yer alır. Özel aracı olmayanlar için eğer İstanbul'dan geliş- gidiş yapılacak ise İstanbul-Bandırma arası hızlı ulaşımın sağlandığı İDO seferleri kullanılabilir. Ardından Bandırma'dan Gönen'e geçilebilir. Bandırmaya uzaklığı 45 km olup, buradan Gönen'e ulaşım karayolu ile de sağlanmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/368-10-populer-mobil-seyahat-uygulamasi.html", "text": "Yurt içi ve yurt dışı seyahatlerinizde kullanacağınız ve işlerinizi kolaylaştırarak size zamandan tasarruf sağlayacak önemli mobil uygulamalarını sizler için derledik. Kindle uygulamasını iPhone veya Android'inize indirerek fazla kilo almadan seyahat boyunca kitap okuma keyfi yaşayabilirsiniz. Eski bir asker ve Özel Hava Servisi'nin eğitmeni tarafından oluşturulan bu uygulama, hem evde hem de yolda yararlı olacak yüzlerce hayatta kalma becerisini sunuyor. Her havaalanı veya hava yolu için tek tek uygulamaları indirmek yerine herhangi bir uçuşu gerçek zamanlı olarak izlemenizi, bildirimleri almanızı ve tüm havalimanlarında gecikmeler konusunda uyarmanızı sağlar. Gerçek zamanlı veya çevrimdışı olarak çeviri yapabilen bir uygulamadır. İhtiyacınız olan dili yükleyin ve kamerayı çevirmeniz gereken metne yönlendirin. Dünyanın dört bir yanındaki hava alanlarında 170 salona erişmenizi, kullanmanızı ve ödeme yapmanızı sağlar. Uçuş gecikmeleri için kullanılacak harika bir program. Bir seyahatte çok yer planı var ve farklı otellerde duracak mıydınız, tüm rezervasyonlarınızı nasıl takip edeceğinizi bilmiyor musunuz? O zaman TripIt senin en iyi arkadaşın olacak. Tüm mesajları TripIt erişimine açın ve uygulama sizin için basit bir rota oluşturacak ve gerekli haritaları ekleyecektir. Internet dolaşımı pahalı olabilir yada her yerde internet çekmeyebilir. O zaman pahalı internet dolaşımınıza veda edin, çünkü çevrimdışı haritalar MAPS ME 'de mevcuttur. Yapmanız gereken sadece yolculuktan önce ihtiyacınız olan haritaları iPhone veya Android'inize indirin. Harita üzerinde bulunduğunuz noktayı görüp, navigasyonu kullanabilirsiniz. O kadar detaylı haritalar var ki bazen yürüyüş yolları bile görülebilinir. Google'ın çok kullanılan bir harita uygulamasıdır. Lokanta, otel, müze ve bir çok noktayı aramak için kullanılan şehri sokak sokak, cadde cadde görebileceğiniz bir uygulama. Tüm ülke haritası indirilemese de gezeceğiniz bölge önceden indirilip çevrim dışı kullanabilirsiniz. Ayrıntılı ve doğru bir hava tahmin programı. Zevkli bir yolculuk için IPhone veya Android'inizde WeatherPRO'yu indirerek sıcaktan, yağışa ultraviyole radyasyondan su sıcaklığına kadar tüm kötü hava koşullarından bağımsız tatil yapın. Eğer çoğumuz gibi, 1 447 958 Vietnam dong'u kaç lira olduğunu bilemezseniz para birimi dönüştürme için XE - uygulamasını kullanın. Uygulama yardımı ile ne, nerede ve ne kadar fiyata hızlı bir şekilde anlayabilirsiniz. Otelden ayrılmadan önce döviz kurlarını güncellemeyi unutmayın - tüm fiyatların doğru bir şekilde çevrildiğinden emin olun. Son yıllarda fazlaca kullanılan kiralık oda ya da ev bulma uygulaması. Couchsurfing'in paralı şeklindeki hali gibi düşüneceğiniz ve insanların gittiğinizde evlerine konuk olacağınız otel ve hostellerden sıkılanlar için güçlü bir yazılım."} {"url": "https://www.gezipedia.net/369-adiyaman-menzil-koyu-tanitimi.html", "text": ", Atatürk Barajı ile çevrelenmiş ve Köyün doğusunda da Tuğrul Köyü ile birlikte Akıncılar Beldesi yer almaktadır. Muhafazakar kesimin her yıl belli dönemlerde ziyaret ettiği bu köy, güçlü bir tarikatın da yuvası olarak biliniyor. Dilerseniz köyün geçmişine de hep birlikte göz atalım. ilçesine bağlı olan köy, her dönem ziyarete açıktır. Şehir merkezine ortalama 1.5 saatlik mesafede yer alan ve Kahta'ya yarım saat mesafede bulunan Ören Yeri, Unesco dünya Miraslar Listesinde de yer almaktadır. İhtişamlı bir anıt sizleri bekliyor ve anıt üzerinde aslan, kartal ve tanrıyı simgeleyen bazı semboller yer almaktadır. Tarihi eser yoğunluğunun çok fazla olduğu bu bölge, menzil ziyareti sonrası birçok kişinin de tercih ettiği adresler arasında yer alıyor. Müze, Menzil Köyüne oldukça yakın ve 22.000 tarihi eser ile birlikte ziyaretlere açıktır. Yalnızca Pazartesi günü kapalı olan müze, yerli turistlerin yanı sıra yabancı turistlere de ev sahipliği yapıyor. Roma, Bizans, Osmanlı ve daha birçok farklı medeniyete dair tarihi eserleri bu müzede görebilir ve inceleme fırsatı bulabilirsiniz. Arkeolojik ve etnografik olarak iki farklı bölümün yer aldığı müze, tarihi eser sayısı bakımından en kalabalık müzelerden bir tanesi olmayı da başarıyor. Nakşibendi tarikatı liderinin misafirlerini ağırladığı bu ev, Kahta ilçe sınırları içerisinde yer alıyor. Beldenin en çok ziyaretçi kabul eden adreslerinden bir tanesi olduğunu belirtmekte fayda var. Seyyid Muhammed Raşit Erol tarafından kurulduğu söylenen cemaat, Adıyaman kolu ile de dikkatleri üzerine çekiyor. Cemaat Evinde sohbetler düzenlenip tövbe etmek isteyen cemaat üyelerine maneviyat depolanıyor. ni ziyaret ettiğiniz takdirde burada Gavs tarafından okunmuş özel bir çorba sizlere sunuluyor ve bunla birlikte Menzil Ekmeği adı verilen sert ve küçük bir ekmek de ikram ediliyor. Hurma, burada en çok tüketilen gıdalardan bir tanesidir ve cemaat evinde de ikramı mümkündür. , Kahta'nın doğusunda 12.5 km mesafede yer almaktadır. Adıyaman il merkezi baz alınarak bir hesaplama yapıldığında ise doğu yönünde ve 43 km mesafede olduğunu görebiliyoruz. İnsanlar buraya genellikle özel araçları ile geliyor ya da gruplar halinde tur firmaları ile birlikte ziyaretler düzenliyor. 'ne kısa sürede erişim sağlayabilirsiniz. Yine Adıyaman otogardan hareket eden ve düzenli seferlerine devam eden otobüsler de ulaşımı mümkün hale getiriyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/37-edirnede-gezilecek-yerler.html", "text": "hem Türk İslam kültürüne ait hem de daha eski çağlara ait birçok tarihi esri bünyesinde barındırır. Bu yüzden edirnede gezilecek yerler neresidir diye bir soru sorulduğu zaman yüzlerde yer sayılabilir. 361 yılında 1. Murad tarafından fethedildikten sonra Osmanlının başkenti yapılan serhat kenti Edirne adeta bir müze gibi. İstanbul alındıktan sonra da Balkanların başkenti olarak görülmüş; saraylar, kervansaraylar, köprüler, türbeler ve camilerle donatılmış. O yıllarda nüfusu 350 bini geçen Edirne, Avrupa'nın dördüncü büyük kentiymiş. Ancak üst üste yaşadığı işgaller kentin gerilemesine ve başta sarayları olmak üzere birçok tarihi eserinin yok olmasına neden olmuş. . Kente hakim bir tepenin üzerine inşa edilen ve çok uzaklardan bile görülen Selimiye Camisinin yapımı altı yılda tamamlanmış ve 1575 yılında ibadete açılmış. Caminin iç avlusuna taç kapılarından geçilip giriliyor, avlunun üç yönü on sekiz kubbeli sundurmayla çevrili, avlunun ortasında da mermer bir şadırvan var. Mükemmel bir akustiğe sahip olan caminin tam 999 penceresi var; 31,28 metre çapındaki kubbesi yerden 43,28 metre yükseklikte duruyor. Merkezi kubbenin içi kalem işleriyle, mihrabı ve hünkar mahfilinin duvarları İznik çinileriyle süslü. Caminin üçer şerefeli dört minaresi var, şerefelerin her birine ayrı ve 250 basamaklı merdivenlerle çıkılıyor. Selimiye külliyesinde cami, Darül Tedris ve Darül Kurra Medreseleri yer alıyor. Darül Tedris medresesi şimdi Türk ve İslam Eserleri Müzesi olarak kullanılıyor. Dış avlunun batı cephesini boydan boya kaplayan Arasta camiye gelir sağlaması için inşa edilmiş. Kentin merkezi de sayılabilecek Selimiye Parkının altında Edirne'nin ilk büyük camisi olan Eski Cami, onun ilerisinde de Üç Şerefeli Cami yer alıyor. Dokuz kubbeli Eski Caminin duvarlarını zarif hatlar süslüyor. Yine bir Mimar Sinan eseri olan Rüstempaşa Kervansarayı ve Ali Paşa Çarşıları da bu bölgede bulunuyor. Biraz ileride de geçmişte çoğunlukla gayrimüslimlerin yaşadığı Kaleiçi semti yer alıyor. 19. yüzyılda surları yıktırılan Edirne kalesinden geriye bir zamanlar saat kulesi olarak kullanılan ve Makedonya Kulesi olarak adlandırılan bir burç ulaşmış. 1930'lu yılların başında Edirne'de 6000'den fazla Yahudi yaşıyormuş ve esnafın yarıdan fazlası Yahudi'ymiş, 1934'te çıkan olaylar sonrasında Edirne Yahudilerinin büyük bölümü kenti terk etmiş. Edirne Yahudilerinden geriye iki yaşlı Yahudi ailesiyle, Kaleiçi semtindeki çatısı çökmüş bir sinagog ve ahşap evler yadigar kalmış. Son yıllarda kentteki Bulgar Cemaati de tekrar canlanarak otuz kişiye ulaşmış. Kıyık ve Kirişhane semtlerindeki iki Bulgar Kilisesi de onarılıp ibadete açılmış. Kentin dışında Tunca Nehrinin kıyısında muazzam bir külliye daha var: 2. Bayezid Külliyesi. Külliyenin akıl hastalarının tedavi edildiği şifahanesi ve tıp medresesi Trakya Üniversitesi tarafın-dan restore edilerek Sağlık Müzesi yapılmış. Türkiye'nin en etkileyici müzelerinden biri yaratılmış burada. Edirne bir ırmaklar kenti. Edirne'de buluşan Meriç, Arda ve Tunca ırmakları daha güneyde Ergene Irmağı da Meriç'e katılıyor ve Ege'ye dökülüyor. Tunca'nın üzerinde sekiz, Meriç'in üzerindeki bir tarihi köprü kentin iki yakasını bir araya getiriyor. Yunanistan'la doğal sınırı oluşturan Meriç'in batı yakasındaki tek yerleşim ise Karaağaç mahallesi. Bir zamanlar Edirne'nin en gözde sayfiyesi olan Karaağaç Lozan Antlaşmasında savaş tazminatı olarak Türkiye'ye verilmiş. adını verdikleri bu çayırda güreşler düzenlenmeye başlanmış. Aslında Kırkpınar Çayırı Balkan Savaşından sonra Yunanistan'da kalmış, Edirneliler Sarayiçi Çayırında Kırkpınar Güreşlerini sürdürmüşler. Birçok yerde yağlı güreşler yapılmasına rağmen yalnızca Kırkpınar'daki baş güreşi kazanan güreşçi \"başpehlivan\" unvanı alıyor. - Selimiye Camii, 2. Selim döneminde, Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir. Mimar Sinan'ın 90 yaşındayken yaptığı cami, mimar tarafından \"ustalık eserim\" diye nitelendirilmiştir. 1568 yılında yapımına başlanan cami, 1574 yılında kullanıma açılmıştır. O zamandan günümüze Edirne'nin semalarını şenlendirmeye devam etmektedir. - Adalet Kasrı, Edirne Sarayının sağlam kalan tek parçasıdır. Kanuni Sultan Süleyman zamanında yapılmıştır ve Kanuni'nin kanunlarını bu kasırda yazdığı anlatılır. - Sweti George Bulgar Kilisesi, 1880 yılında inşa edilmiştir ve hem Bulgar hem de Osmanlı mimarisinden izler taşır. - Edirne Büyük Sinagogu, Avrupa'nın en büyük, dünyanın ise üçüncü büyük sinagogu konumundadır. - Selimiye Arastası, 3. Murat tarafından yaptırılmıştır. Gelirleri, Selimiye Camii için kullanılmak amacıyla inşa ettirilmiştir. Karşılıklı dükkanların yer aldığı Selimiye Arastası bugün dahi edirnede görülmesi gereken yerler arasındadır. - Enez Kalesi, Edirne sınırları içerisindeki en eski tarihi yapılardan birisidir. Tam tarihi bilinmemekle beraber Bizans döneminden önce yapıldığı tahmin edilmektedir. - Bayezid Köprüsü, 1488 yılında, 2. Bayezid döneminde, Mimar Hayrettin tarafından inşa edilmiştir. Tunca Nehri üzerinde yer alan köprü, Edirne'nin en muhteşem yapılarından birisidir. - Meriç Köprüsü, 2. Murat zamanında inşa edilmiştir. Edirne'yi ziyaret edenlerin gün batımını ve gün doğumunu seyredebilecekleri en güzel mekanlardan birisidir. - Karaağaç Tren Garı, Mimar Kemalettin'in Şark Demiryolları Şirketi adına tasarladığı ve 1914 yılında kullanıma açılan bir tarihi yapıdır. - İttihat ve Terakki Kulübü Binası, bir döneme damgasını vuran İttihat ve Terakki cemiyetine ev sahipliği yapmış, birçok toplantının yapıldığı, kararların alındığı bir binadır. Süslemeleri ve değişik mimari yapısı ile ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir. - Edirne Kent Ormanı, şehrin bugün için en güzel yeşil alanlarından birisidir. Meriç Irmağı kıyısında bulunan kent ormanı güzel bir gezi merkezidir. - Gökçetepe Tabiat Parkı, Edirne'de görülmesi gereken yerler arasında sayılabilecek bir diğer yeşil aladır. Keşan ilçesi sınırlarında yer alan park, orman ile sahilin keyfini birlikte sürmek isteyenleri beklemektedir. - Kırkpınar güreşleri hem Edirne'nin hem ülkemizin sembollerinden birisidir. Dünyanın en uzun soluklu spor organizasyonlarından birisi olan Kırkpınar güreşleri her yıl düzenli olarak yapılmaktadır. Gezisini güreş tarihine denk getirebilenleri eşsiz bir şölen beklemektedir. , kadınbudu köfte, elbasan tava, soğanlı tavuk yahni, zirva, ciğer sarma, kapuska, kabak kalyesi, ıspanak mücveri, akıtma, kandilli mantı, zerde, gaziler helvası, cevizli oturtma. Ayrıca hediye almak isteyenler de mis sabunu adı verilen sabunları ve sabun eşyalarını tercih edebilirler. Ayrıca Edirnekari adı verilen ahşap üzerine renkli işlemeler herkesin ilgisini çekecek niteliktedir. 'e 534 km uzaklıkta, Esenler Otogarından kalkan otobüsler yaklaşık iki buçuk saat sonra Edirne'ye ulaşıyor. Edirne'ye Sirkeci Garından tren seferleri de düzenleniyor. Meyveli sabun ve Aynalı Süpürge almadan, DÖNME! Edirne'nin ciğercileri ünlü, favada pişirilen dana ciğeri, ayran ve kurutulmuş acı biberden yapılan kızartma Edirne spesiyali. Bunun yanında kömür ateşinde pişirilen köftesi de çok lezzetli, ilk olarak 2. Murat zamanında Edirne'ye yerleşen bir Mısırlı tarafından yapıldığı söylenen Bademezmesi de Edirne'ye özgü bir tatlı."} {"url": "https://www.gezipedia.net/370-seferihisar-sigacik-koyu-tanitimi.html", "text": "sınırları içerisinde yer alan Sığacık, sakin karakteri ile de dikkatleri üzerine çekiyor. En eski yerleşim yerlerinden biri olan Teos, Seferihisar sınırları içerisinde yer almaktadır. Giritliler tarafından inşa edilmiştir. Lidyalılar, Atinalılar, İranlılar ve son olarak Spartalıların hüküm sürdüğü ifade ediliyor ve birçok kaynakta bu bilgi yer almaktadır. 1084 yılında Seferihisar'ın Emir Çakabey tarafından işgal edildiği, sonrasında ise Sultan Mesut'un harekete geçmesi ile bu toprakların Selçuklulara taşındığını görüyoruz. Takvimler 1425'i gösterdiğinde Aydınoğullarının eline geçen bölge, Cüneyt Bey'in ölümü ile birlikte Osmanlıların kontrolüne giriyor ve bu dönemden sonra Osmanlı toprağı olarak kalıyor. , Kanuni Sultan Süleyman döneminde inşa edilmiştir. Deniz üssü olarak kullanılan bu kale, yakın tarihte kontrol merkezi olarak da değerlendirilmiştir. Kalenin yapımında Teos Antik Kentinden temin edilen özel taşlar kullanılmıştır. Kale, ziyarete açık ve yerli turistlerin yanı sıra yabancı turistlere de ev sahipliği yapmaktadır. Sığacık'a 3 km mesafede yer alan Antik Kent, tarihte büyük bir öneme sahiptir. Sanatçılar şehri olarak da lanse edilen Teos, tarihe tanklık etmek isteyen ziyaretçilere ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Oldukça geniş bir bölge ve en az yarım günlük bir gezi süresine ihtiyacınız olacaktır. Akkum Plajının hemen yanında yer alan Atlantis Otel sınırları içerisinde yer alan bu tarihi değirmeni görmek için otel görevlilerinden küçük bir ricada bulunmanız yeterli olacaktır. Mizah dünyasının önemli isimlerinden bir tanesi olan Ata Demirer'in de Olanlar Oldu filminde yer verdiği bu değirmen, denizi seyretmek isteyenler için büyük bir fırsat sunuyor. Gümrük Kapısı niteliği taşıyan Marina, restoran, kafe ve birçok farklı işletmenin de yer aldığı özel bir alandır. Tekne kapasitesi de oldukça büyük ve gün içerisinde çok sayıda tekne tarafından ziyaret ediliyor. Denizi seyretmek için tercih edilebilecek keyifli adreslerden bir tanesidir. ziyaretlerinizde denize de girmek isterseniz eğer burayı ziyaret edebilirsiniz. Beyazın en saf halini bu sokaklarda görebilirsiniz. Birbirine yakın evler ve pansiyonların yer aldığı sokaklarda, sokak satıcıları da dikkatinizi çekecektir. Dilerseniz alış veriş yapabilir dilerseniz küçük bir gezinti ile sokakları keşfedebilirsiniz. merkeze 52 km mesafede bulunuyor. Seferihisar'a ise 5 km uzaklıkta yer almaktadır. Özel araç ile birlikte İzmir şehir merkezinden bu noktaya 1 saat gibi kısa bir sürede erişim sağlayabiliyorsunuz. ESHOT tarafından düzenlenen seferleri de takip edebilir ve 730 numaralı otobüsü kullanabilirsiniz. Ulaşım, oldukça kolay ve bununla birlikte özel firmaların düzenlediği seferler de mevcuttur. Otogar üzerinden de yine karayolu ile mahalleye ulaşım sağlayabiliyorsunuz ve özellikle yaz aylarında sefer sayısı daha fazla olacaktır. Taksi ve özel araç kiralama hizmetleri de mevcuttur."} {"url": "https://www.gezipedia.net/371-dalamanda-gezilecek-yerler.html", "text": "o kadar fazla ki, sizi ilçenin geçmiş tarihini anlatarak sıkmak istemediğimiz için, direkt olarak gezilip görülecek yerlere gitmek istiyoruz. Daha sonra tarih kısmını, farklı kaynaklardan araştırıp okuyabilirsiniz. Hazırsanız başlıyoruz. , Batı Akdeniz Bölgesinin en büyük ikinci yarımadasıdır. Muhteşem koylar, burun ve adalar ile süslenmiş olan bu eşsiz yarımada, yüksek tepeler ve tarihi kalıntılar ile çevrilidir. Tarih sever gezginlerin, Dalaman'da ilk durağıdır. , Roma ve Bizanslılardan kalma yapılar ve tarihi kalıntılardan oluşmaktadır. Likya dönemine ait tarihi kaya mezarlarının bulunduğu bu tarihi bölgenin, yapılan kazı çalışmaları sonucunda bugünkü Elcik, Sabunlu ve Kızılkaya köy sınırları içinde kurulduğu ortaya çıkarılmıştır. Elcik - Bozbel arasında kalan bu tarihi bölgede kaya mezarları, sur kalıntıları ve yer mezarları yer almaktadır. , geniş ormanlar ve sarp kayalıklarla çevrilidir. Muhteşem manzarası ve temiz orman havası ile doğa severler için ideal bir gezi yeridir. nı ziyaret etmek için plan yapınız. Çünkü buraya ulaşım biraz zordur. 13. Yüzyılda Rumlar tarafından inşa edilmiştir. Yöre halkı tarafından Demirci Çarşısı olarak bilinmektedir. Geçmiş yıllarda Köyceğiz ve Fethiye ilçelerini Muğla merkeze bağlamak için inşa edilen köprü;3.00 metresi araçlara ait olmak üzere, toplam genişliği 4.10 metredir. , Fethiye-Göcek yolu üzerinde yer almaktadır. Fethiye'den 15 km kadar gidince, koya inen yol kavşağına ulaşılıyor. 1 km kadar da günlük ağaçları arasında taşıt yolculuğundan sonra plaja ulaşılıyor. Girişte, kişi sayısına göre ücret alınmaktadır. Mükemmel bir doğa ve inanılmaz güzellikteki Günlük ağaçları görülmeye değer. Plajda çeşitli restaurantlar bulunmakta. Beach club havasında olan bir yerdir. için, Türkiye'nin en güzel koyu tanımını yaparsak sanırız abartı olmaz. Değil Türkiye'de, dünyada bile böylesine muhteşem bir manzara yoktur. Dalaman'a ayak basar basmaz ilk ziyaret edilecek yerdir. Dalaman'a özel gözlemeleri yiyebileceğiniz, yöresel birçok el işi ve hediyelik eşyanın satıldığı, sıcacık bir halk pazarı. Görüşmeye değer. Dalaman'a gelip te tekne turu yapmadan dönerseniz, ben Dalaman'a gittim demeyin. O muhteşem koyları, Amazon ormanları içinden geçermiş gibi hissettiren o inanılmaz kanalları tekne ile gezebilirsiniz. Tekne turu için tam gün ayırmanız gerektiğini hatırlatalım. , Likyalılar döneminden tarihi kalıntılar üzerine kurulu bir koyda yer almaktadır. Suların altında tarihi kalıntılara rastlanmaktadır. Dalış yapıp bu muhteşem kalıntıları görebilirsiniz. Tarihi yerleri seviyorsanız, içlerinde yürüdüğünüzde taşlara dokunduğunuzda yüzyıllar önce yaşanmışlıkları hissediyorsanız, mükemmel gelecek size. Ayrıca resim ve selfie çekmeyi sevenler için çok güzel manzaralar var. Karia ve Lykia bölgelerinin sınırında yer alan Kaunos Antik Kenti, Karia'nın en önemli ticaret limanlarından biriydi. Devamı için \"Kaunos Antik Kenti\" isimli konumuzu ziyaret edebilirsiniz. 'de şifa kaynağı muhteşem kaplıcalar ve şifalı sular bulunmakta. Dünyaca ünlü Dalyan Çamur banyosunu mutlaka denemelisiniz. Kükürt fışkıran ve sürekli 40 derece sıcaklığı olan sular, kan dolaşımını hızlandırdığı gibi, kireçlenmeye de iyi gelmektedir. , yerli ve yabancı turistlerin akınına uğramaktadır. , tur teknelerinin pek uğramadığı bakir ve eşsiz bir koydur. Dalamandan Sarsala Koyu'na gelip yaklaşık 1,5 saatlik bir yürüyüş ile Gökgemile Koyuna gelebilirsiniz. Sakin bir gün geçirmek, denize girmek ve doğa ile baş başa kalmak için en ideal yerdir. çok ünlüdür. Yolunuz Dalaman'da bir düğün eğlencesine düşerse, mutlaka birkaç saatinizi ayırıp, Dalaman'ın yöresel düğün eğlencelerini izlemenizi tavsiye ederiz. , Ekşili balık, Kefal dolması, Keşkek, Oğlak yahni, Börülce ekşilemesi, Kaya koruğu salatası, Muğla halkası ve lokma tatlısını Dalaman'da yiyebilirsiniz. Ayrıca bir deniz cenneti olan ilçe 'de her çeşit balığı taze taze tüketebilirsiniz. Muğla şehir merkezine uzaklığı, yaklaşık 100 kilometredir. Muğla veya Fethiye'den Dalaman ilçesine ulaşmak için, Muğla Belediyesi Toplu Taşıma otobüslerinden faydalanabilirsiniz. Ama size tavsiyemiz kendi özel aracınızla geliniz veya Muğla'dan araç kiralayınız. Bu şekilde daha rahat gezebilirsiniz. Ayrıca havaalanında HAVAŞ servislerini kullanarak ilçe merkezine ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/372-datcada-gezilecek-yerler.html", "text": "iline bağlı muhteşem güzelliklere sahip turistik bir ilçedir. 12 Mahalleden oluşan ilçeye, Büyük Şehir yasasıyla 8 köy de katılmıştır. Datça ilçesinin mahalleleri; İskele, Reşadiye, Eski Datça, Emecik, Kızlan, Karaköy, Hızırşah Sındı, Mesudiye, Yaka, Cumalı ve Yazı'dır. anlatımına geçelim. Öncelikle şunu unutmayın. Datça, \"deniz ve doğa\" aşıkları için vazgeçilmez bir tatil durağıdır. 'nın bir özelliği de, ünlü şair Can Yücel'in burada yaşaması ve evinin bulunduğu bölge olmasıdır. Fotoğraf çekmek için ideal bir yerdir. Her köşesi, her sokağında farklı güzellikler bulabilirsiniz. , Datça'nın en uzun sahiline sahip plajıdır. Tertemiz denizi ve sahil boyunca uzanan yeme içme yerleri ile gün boyu vakit geçirebileceğiniz bir kumsaldır. , antik çağın en büyük ticaret, sanat ve kültür merkezlerinden biriydi. Bu olağanüstü tarihi kalıntıları gezmek, tarih seven gezginler için unutulmaz bir deneyim olacaktır. koyuna ulaşım, sadece deniz yolu ile sağlanmaktadır. Bakir doğası, eşsiz güzellikteki denizi ile her sene yüz binlerce ziyaretçi çeken koyun isminin incir ağaçlarından düşen incirleri yemek üzere buraya gelen yaban domuzlarından geldiği rivayet edilir. , size çok farklı bir gezi keyfi yaşatacaktır. Berrak denizi, ince kum taneleri, doğası, konumu, yemyeşil bitki örtüsü ile Kızılbük, doğa ile baş başa bir tatil imkanı sunmaktadır. , eşsiz bir doğaya, mavi bayraklı denize ve muhteşem manzaraya sahiptir. Etrafında çok sayıda otel ve pansiyon bulunmaktadır. Datça'nın en aktif plajlarından biridir. . Plajın işletmesi son derece titiz ve temiz çalışmakta. Sabah kahvaltısı mükemmel. Sessiz, sakin ve adeta tabiatın deniz ile buluştuğu bir cenneti andırmaktadır. , spor ve dinlenme alanlarının yanı sıra çocuk eğlence aktivitelerinin de bulunduğu çok güzel bir dinlenme alanıdır. Plajdan çıkıp parka gezinebilir ve park içerisinde bulunan yeme içme alanlarından faydalanabilirsiniz. . Huzurlu, sessiz ve sakin bir gün geçirmek için idealdir. Datça turunuza mutlaka eklemek isteyebileceğiniz ve tertemiz denizinde keyif yapabileceğiniz bir yerdir. arasında Susam helva, Kenger, Dallama, Kabak çiçeği dolması, yeşil soğan sibeyi meşhurdur. Ayrıca çok değişik ve faydalı ot yemeklerini tadabilir ve değişik lezzetler deneyebilirsiniz. Sağlıklı beslenmenin anahtarını Datça'da bulabilirsiniz. 'dan 12 saat, İstanbul'dan ise 14 saat sürüyor. Datça İzmir 6-7 saat, Datça Muğla 2 saat sürmektedir. Datça'da genel olarak minibüsle seyahat edebilirsiniz en kolay ve pratik yoludur. Havaalanı Datça arası 160 km. Dalaman Havalimanından Marmaris'e 07.30 ile 01.30 saatleri arasında inen uçaklara göre HAVAŞ servisi düzenleniyor. Marmaris otogarından Datça minibüslerine ile Datça'ya 1 buçuk saatte gidiliyor. Datça Koop minibüsleri ile Marmaris Datça minibüs seferleri yazın sabah 7.30'da başlıyor. Sabah 9'dan gece 19.00 kadar saat başı minibüs var. Sonrasında 20.30, 22.30 ve 00.30'da son Marmaris Datça servisi yapılıyor. Datça'dan Marmaris'e son dolmuş ise 20.00 ve 22.00'da. Datça Koop Datça telefon 0252 7123302. Muğla Datça dolmuşları 11.45, 14.45 ve 17.45 arasında seferler düzenleniyor. Datça'dan ise 06.00, 08.00 ve 13.00 saatlerinde Muğla'ya minibüs ulaşım hizmeti var. Sonrasında 20.30, 22.30 ve 00.30'da son seferler yapılıyor. Datça'ya en kolay ulaşım Bodrum üzerinden feribotla yarımadaya gitmek. Milas Bodrum Havalimanından Bodrum Marina'ya geçin ve buradan kalkan Datça feribotlarıyla toplamda 2 saatte Datça Korman Limanına ulaşabiliyorsunuz. konusuna geçelim ve Kavaklıdere'yi keşfetmek için yola koyulalım."} {"url": "https://www.gezipedia.net/373-kavakliderede-gezilecek-yerler.html", "text": "İlçesi'ne bağlı bir bucak iken 9 Mayıs 1990'da ilçe olmuştur. listesi derledik. Genelde tarihi yerler ve mağaraların yoğun olduğu bu güzel ilçede kısa da olsa keyifli zaman geçirebilirsiniz. nda değişik bir deneyelim yaşayabilir ve çeşitli el işi ürünlerinden satın alabilirsiniz. Bakır vazolar, kaplar, kupalar, bardaklar, tabaklar ve daha yüzlerce çeşit hediyelik eşya bulunur. kalıntıları, Yatağan-Kavaklıdere yolu üzerinde, Kavaklıdere kavşağı yakınlarındaki Çayboyu köyü yakınındaki, Derebağ köyü tepesinde yer almaktadır. Roma döneminden kalan antik kentin ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu bilinmemektedir. sizi bekliyor. Yağlı güreşler, konserler ve eğlenceleri ile adeta bir festival havasında geçmektedir. Geçmiş tarihlerde yörede bulunan çobanlar sürülerini otlatırken elde ettikleri ürünleri bu mağarada saklarlarmış. Yaz aylarında kavurucu sıcaklarda bile mağaranın sıcaklığı 5 derece civarlarında olmasından dolayı mağara, doğal bir buzdolabı görevi görmektedir. 100 metre uzunluğundaki mağarayı ziyaret edecekler için girişindeki şelale ve manzara olağanüstü. nda Orman İşletme Müdürlüğüne ait bir konaklama tesisi bulunuyor. Mevsimine göre Toros lalesi, kardelen, adaçayı, kekik görebileceğiniz, kuzugöbeği mantarı toplayabileceğiniz yayla, karaçam ormanlarıyla kuşatılmış oksijen dolu bir ortamda yer almaktadır. Kavaklıdere yöresel tatları arasında kestanesi, cevizi, elması ve pekmez bulunur. Ayrıca Muğla iline has, yöre yemeklerinin lezzetlerini deneyebilirsiniz. -Aydın Havalimanına Uzaklık: 130 km. Muğla İl Merkezine Uzaklık: 55 km."} {"url": "https://www.gezipedia.net/374-mentesede-gezilecek-yerler.html", "text": "ilçeleri ve Ege Denizi ile çevrili olan ilçenin nüfusu 110.000 dir. konusunda çok sıkıntı yaşadık. Çünkü gezip görülecek hemen hemen hiçbir yer yok. Dar sokaklarda yürüyüş yapıp, biraz temiz hava almanın haricinde, gezginler için uygun bir ilçenin olduğunu düşünmüyoruz Menteşe için. Yolunuz yanlışlıkla düşer de mola verirseniz diye, size birkaç tavsiyede bulabiliriz. Bunun haricinde turistik amaçlı gezilecek bir ilçe değildir Menteşe. . Vakit geçilmek için göz atabilirsiniz. Menteşe Valiliğinin yanında yer almaktadır. Arasta çarşısının yanı başında yer alan ve 1895 yılında Muğla'nın ilk belediye başkanı olan Hacı Kadızade Süleyman Efendi tarafından inşa edilmiştir. , bu konuda alışveriş yapmak isteyen gezginlerin ilgisini çekebilir. 1493 yılında Osmanlı Mimarisine uygun olarak yapılmıştır. in başında bulunan bu cami klasik Osmanlı mimarisi özelliği taşımaktadır. Galli Patlıcan, Bakla Yaprağı Salatası, Börülce Salatası, Taratorlu Börülce Salatası, Dutmeş, Arap Aşı Çorbası, Un Tarhanası, Topak Tarhana, Çopur, İşkembe, Üzüm Hoşafı Menteşe ilçesinin yöresel lezzetlerinden bazıları olarak sayılabilir. Muğla iline 59 km uzaklıkta olan Menteşe ilçesine ulaşım genelde otobüs veya özel araç ile sağlanmaktadır. Muğla otogarından kalkan otobüs veya minibüsler ile ilçeye ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/375-milasta-gezilecek-yerler.html", "text": "ve Muğla merkez ilçeleri, batı tarafında ise Bodrum ilçeleridir. nelermiş hep beraber inceleyelim. Açıkçası, çok eğlenceli ve görsel bir tatil planı yapan gezginler için Milas pek uygun bir seçim olmayabilir. Ama huzur, doğa ve dinlenme isteyen tatilciler için Milas, ideal bir yerdir. ilk kez 1983 senesinden Turizm Bakanlığı onayı ile Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi'nden devredilen eserler ve ilçe sınırları içerisindeki kazılardan çıkan eserlerin bir araya toplanması ile oluşturulmaya başlanmış ve 1987 yılında ziyarete açılmıştır. Tarih sever gezginlerin mutlaka uğraması gereken duraklardan biridir. muhteşem doğa harikalarına sahip bir göl bunun yanında tarihi kalıntılar ile beraber gölün kenarında göl suyunun hışırtıları eşliğinde geçmişe yolculuk edebilirsiniz. Fotoğrafçılar için eşsiz fotoğraflar yakalama imkanı sizleri bekliyor. , taşlık olmasına rağmen, yaz sezonunda tıklım tıklım dolmaktadır. Bundan en büyük etken, tertemiz denizi ve alabildiğinde büyük kumsalıdır. Karşı kıyısında uzanan dağlar ve enfes manzara eşliğinde, günü birlik tur düzenleyebilir veya kamp alanında kamp yapabilirsiniz. Çadır yerleri bulunmaktadır. Kıyıkışlacık Köyü içerisindeki üç tarafı denizle çevrili bir yarımada üzerine kurulan İasos, Milas ilçesine 28 km mesafededir. 3 bin 600 yıl önce Yunanistan'ın Santorini Adası'ndaki Tera Yanardağı'nın patlamasının ardından küller altında kalmıştır. Tarihi bir gezintiye hazır olanların uğrak yerlerinden biridir. ismini, İsmini antik çağlarda savaş aracı olarak kullanılan çift ağızlı balta labrys'den almıştır. Bodrum Havaalanına yakın bir yerden Uyku Vadisi'ne doğru yol takip edilerek gidiliyor. Mağaraya inmeden önceki tesisin manzarası ve konumu çok güzel. Engebeli bir yokuşla ulaşılan mağara görülmeye değer bir yerdir. Tarihi M. Ö. 6000 lere dayanan bu mağaranın bir bölümünde ise halen yarasalar yaşıyor. Suyun bol olduğu bir mevsimde ziyaret etmek manzaralar açısından daha hoş olabilir. , Antik Dünyanın 7 harikasından biri kabul edilen Halikarnassos Mausoleumu'nun Roma dönemine ait bir kopyası olarak inşa edilmiştir. Mylasalı bir yönetici, soylu bir aile ya da bir komutan ailesi için yapılan anıt, Sandra dağındaki mermer ocaklarından çıkarılan gri damarlı mermer den yapılmıştır. , bir halk plajıdır. Çocuklu aileler için ideal bir sahildir. Gün boyu denize girip, yeşillikler arasında temiz hava eşliğinde dinlenebilirsiniz. arasında Ebegümeci Kavurması, Turp Otu Haşlaması, Milas Et kavurması, Milas Ciğer Kavurma gelmektedir. Ayrıca ilçe merkezindeki lokantalarda, ev yemeği tadında yemekler yiyebilirsiniz. Muğla'nın diğer lezzetlerini de Milas ilçesinde tadabilirsiniz. Milas konumu nedeniyle, Bodrum'a diğer il ve ilçelerden yapılan otobüs seferlerinin mola noktası durumundadır. Ayrıca Milas-Güllük-Bodrum-Yatağan-Muğla arasında dolmuş bağlantısı bulunmaktadır. Terminale ulaşım dolmuş, servis aracı vb. ile yapılmaktadır. Bodrum Limanı vasıtası ile (48 km.) denizden Milas'a ulaşılabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/376-ortacada-gezilecek-yerler.html", "text": ", Ortaca ilçe sınırları içerisinde yer almaktadır. Muğla'nın en çok turist çeken ilçelerinden biri olan Ortaca nüfusu 50.000 civarındadır. Yazın bu rakam 300-400 bine kadar çıkmaktadır. listemize başlıyoruz. Tabiat tutkunu gezginlerin çok şey bulabileceği ilçe 'de, bol oksijen alıp dinlenebileceksiniz. , turizm ve doğa güzellikleri açısından muhteşem bir yerdir. Cennetin bir köşesidir. Amacınız doğa ve deniz tatili ise, doğru yerdesiniz demektir. Kendinizi yenilemek ve mecazi anlamda hayata yeniden gelmek istiyorsanız, Dalyan gezisi için en az 3 gün ayırmanızı tavsiye ediyoruz. Deniz, doğa ve huzur ile kucak kucağa bir tatil sizi bekliyor. , Avrupa'nın En İyi Açık Alanı seçilmiştir. . Gün boyu keyifle vakit geçirebileceğiniz ve yüzebileceğiniz en iyi dinlenme tercihiniz olabilir. , mimari açıdan akıllara durgunluk vermektedir. Mezar ve tapınakların üst üste olduğu ve muhteşem görsel yapıtların bir arada olduğu tarihi bir yerdir. Özellikle akşam saatlerinde yapılan ışıklandırma görülmeye değer. Girit kökenleri olan eski bir uygarlıktır. Dalyan'dan feribot ile ulaşım sağlayabilirsiniz. Bisiklet, motosiklet vb. kiralayarak Maraş Caddesi üzerinden feribot ile gidebilirsiniz. Girişte müze kart geçerlidir. Az bir ücret ödeyerek bilet alarak ta girebilirsiniz. Antik limana ve kaleye muhakkak çıkın. Kale yolu için kırmızıya boyanmış taşları takip edin. Manzara enfestir. Tavsiye ediyoruz. Karia ve Lykia bölgelerinin sınırında yer alan Kaunos Antik Kenti, Karia'nın en önemli ticaret limanlarından biriydi... Devamı için \"Kaunos Antik Kenti\" başlıklı konumuzu inceleyiniz. Yuvarlakçay, yemyeşil bitki örtüsü ve tertemiz havasıyla bir tabiat harikası olarak görülmeyi hak eden coğrafyalardır. Doğanın bin bir rengiyle süslenmiş bir mekanda yer alan Yeşil Vadi Restaurant, Yuvarlak Çay'ın en nadide bölümünde 1991 yılından beri hizmet vermektedir. Tesis tüm yıl boyunca açıktır. , toplam 820 km'den oluşmaktadır. İsmini, antik çağda bu bölgede yaşamış olan Karia medeniyetinden almaktadır. Yol boyunca el değmemiş doğa harikaları, bakir bir tabiat ve muhteşem güzelliklere şahit olabilirsiniz. nde Muğla'nın yöresel yemeklerinin tadına bakabilir, ayrıca yöreye özgü kahvaltı mekanlarında yöresel kahvaltılıkları yiyebilirsiniz. , Kalkan bölgelerine sürekli otobüs ve minibüs seferleri yapılır. Dalaman Havaalanı'nın açılmasıyla hava taşımacılığı da başlamıştır. Deniz taşımacılığı dolaylı yollardan Fethiye ve Marmaris limanlarından sağlanıyor. konusunda merak edilenleri hep beraber inceleyeceğiz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/377-seydikemerde-gezilecek-yerler.html", "text": "olması sonucu oluşmuştur. İsmini, eski tarihlerde Fethiye'ye bağlı olan Seydiler ile Kemer köylerinin isimlerinin birleşmesinden dolayı Seydikemer olarak değiştirmiştir. , Fethiye'nin Anadolu'ya açılan kapı ve neredeyse tüm karayolunun geçiş noktasıdır. konusunda sıkıntı yaşayabilirler. Ancak yine de birkaç gezi tavsiyesinde bulunmak isteriz sizlere. En azından gidip te boş dönmemeniz için not alabilirsiniz. , Unesco Dünya Mirası Geçici Listesi'nde olup, Likya Bölgesi olarak bilinen coğrafyanın en eski yerleşim alanlarından biridir. MÖ 14. yüzyıl Hitit belgelerinde Dlawa, Likya yazıtlarında ise Tlawa olarak ismi geçen antik kentin girişindeki akropol, doğaya hakim görüntüsü ile görenleri fazlasıyla etkiler. Tarih seven gezginlerin mutlaka ziyaret edip farklı deneyimler yaşaması gereken bir gezi durağıdır. ini mutlaka ziyaret etmenizi tavsiye ederiz. Çok güzel bir yerdir. 300 metrelik cennet gibi parkurun sonunda ulaşılan şelale müthiş. Yanınızda telefon ve cüzdan götürecekseniz su geçirmez bir kılıf içerisinde taşıyın. Yürüyüş yapacağınız parkur biraz engebeli ve su içerisinde ilerliyorsunuz. Bu yüzden parmak arası terlik pek tercih etmeyin. nı ziyaret etmemek olmaz. Şifa kaynağı olan kaplıcadaki üç mağarada bulunan kaynak suların sıcaklıkları ortalama 36 derecedir. Kaynaklardan birinin derinliği 50, diğerinin 15, bir diğerinin ise 5 metredir. Mağaraların zemininde doğal su havuzları bulunmaktadır. Kaplıca suyu klorür, sülfat, sodyum, kalsiyum, hidrojen sülfür, bromür ve karbondioksit içerir. Birçok hastalığın tedavisinde iyi geldiği söylenmektedir. Sağlık turizmin uğrak yerlerinden biridir. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan antik kentlerimizden biridir. Şair Ovidius'un anlattığı bir öyküye göre kent, Zeus'tan hamile kalan Leto'nun adına kurulmuştur. MÖ yedinci yüzyılda kurulduğu tahmin edilmektedir. Letoon Antik Çağ'da Likya'nın dini merkezi konumundadır. Bu kutsal alandaki Leto, Apollon ve Artemis tapınakları tarihi açıdan çok önemlidir. Seydikemer ilçesinin yöresel lezzetleri arasında keşkek başı çekmektedir. Ayrıca narenciye ve zeytincilik ile ünlüdür. Bunun yanı sıra, Muğla bölgesinin bütün lezzetlerini tadabilir ve değişik yemeklerin tadına bakabilirsiniz. 'ya 35 km, Fethiye'ye 25 km mesafede bulunan Seydikemer'e ulaşım için en doğru tercih karayoludur. Muğla ilinden kalkan otobüs veya dolmuşlar ile ilçeye ulaşabilir veya özel aracınızla ulaşım sağlayabilirsiniz. konusuna bakabilirsiniz. Her ilçenin çok fazla eğlence ve gezi alternatifi olmasını beklemeyin elbette. Bazı ilçeler daha kısıtlı imkanlara sahip olabilir. Ancak her şeye rağmen, eğlenip keyifli vakit geçirebilecek ufak detaylar bulabilirsiniz kendinize."} {"url": "https://www.gezipedia.net/378-ulada-gezilecek-yerler.html", "text": "olan bir ilçedir. 25 bin civarında şirin ve küçük bir ilçe olan Ula'nın yüzölçümü 407 kilometredir. Dört tarafı dağlarla kaplı olan ilçenin yarısından fazlası ormanlarla çevrilidir. 1954 senesinde ilçe statüsüne kavuşmuştur. nin adeta bir bisiklet cenneti olduğunu söylemekte fayda var. Yerel halk, ulaşım aracı olarak en çok bisikleti tercih etmektedir. Bu yüzden Ula havası oldukça temizdir. Tatlı su nehri olan Azmak Nehri, Ula bölgesinde mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yerdir. Nehrin kenarlarında sazlıklar ve nehirde ördekler ve levrekler bulunur. Nehir kenarında dinlenebilir, kamp yapabilir ve doğa ile iç içe bir gün geçirebilirsiniz. Çevrede çeşitli balık lokantalarında yemek yiyebilirsiniz. 2000 yıllık bir geçmişe sahip olan bölgenin denizi, muhteşem özellikleri ile dikkat çekmektedir. Kızkumu plajının denizi o kadar ilginçtir ki, sanki üzerinde yürüyormuş gibi bir izlenim bırakmaktadır tepeden bakınca. Bu enteresan özelliği nedeni ile çok sayıda fotoğraf meraklısı gezginin ziyaretçi akınına uğramaktadır. Böylesi enfes bir seyir keyfini başka hiçbir yerde yapamazsınız. 1 kilometreye yakın yükseklikte bulunan Sakartepe, manzara tutkunları için mükemmel bir seçimdir. Güneşin etkisini kaybettiği zamanlarda ziyaret edip, eşsiz manzaranın keyfini çıkabilirsiniz. Mutlaka görmenizi tavsiye ederiz. arasında börülce, saç böreği, börülce çorbası, Galli patlıcan, Ula kebabı, Ula dolması ve Ula Ciğerini sayabiliriz. Ayrıca sarımsak bu ilçede çok ünlüdür. Muğla il merkezine 15 km. mesafededir. Özel araç ile geleceksiniz Gökova'ya inen Sakar geçidine girmeden, sola dönüp, yaklaşık 3 km. ilerlediğinizde, ilçeye ulaşabilirsiniz. Muğla ilinden veya çevre ilçelerden otobüs ve minibüs araçları ile ilçeye rahatlıkla erişim sağlayabilirsiniz. konusunu da işleyip, Muğla turumuzu kapatıyoruz. Hazırsanız geçelim."} {"url": "https://www.gezipedia.net/379-yataganda-gezilecek-yerler.html", "text": "'nın turistik açıdan en zayıf ilçesidir. ne gidelim diyeceklere alternatif olabilecek kapasitede bir tarihi kenttir. Yunan kalıntılarının arasında Osmanlı dönemi evleri ve günümüz ile zamanda yolculuk hissine kapılabilirsiniz. istikametinde olanlar otobanı tercih etmese Yatağan'dan geçince sadece yol üzerinde mola vererek bile görebilirsiniz. , tek naos üzeri kırma şatı ile örtülü içerisi boyamalı süslemeli bir yapı iken, bakımsızlık nedeni ile şu an harabe durumundadır. Karayolu üzerinde bulunan M. Ö. 1. yüzyılın ilk yarısında kurulduğu sanılan üç kemerli antik köprü, Çine çayı üzerinde antik bir su kanalıdır. , Yatağan ilçe merkezine 24 km uzaklıkta yer almaktadır. Orman ve Su Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından koruma altına alınan anıt ağacın genişliği 6 metre ve yüksekliği 30 metredir. arası uzaklık: 80 km. Yatağan-Bodrum arası uzaklık: 84 km. 'da gezilecek yerler konumuzun da sonuna geldik. Böylece Muğla ilçelerimizi tamamlamış oluyoruz. Umarız keyifli ve işe yarar bilgiler edinmişsinizdir. Bir başka ilimizin gezi turunda görüşmek üzere."} {"url": "https://www.gezipedia.net/38-yalovada-gezilecek-yerler.html", "text": "arasında önemli birçok yer bulunmaktadır. Yalova her mevsim başka güzellikleriyle çıkar karşımıza. Eğer Yalova'ya bir gezi planı yapıyorsanız mutlaka bu güzellikleri görmeli ve doğanın keyfini çıkarmalısınız. Av turizmi, termal turizm, kıyı turizmi ve doğa turizmi açısından Marmara'nın önemli bir kentidir. Son yıllarda ise özellikle termal kaplıcalar en çok ziyaret edilen yerleridir. otellere göz atabilirsiniz. Şelale, orman, deniz, yayla gibi doğal güzelliklerini gezmelisiniz. görkemli doğa manzarası izlemek isteyenleri bekliyor. Ayrıca kamp yapma planları yapıyorsanız burada kamp olanakları da mevcuttur. arasındadır. Birçok ziyaretçinin ilgi odağı ise renkli plajlardır. Yaz aylarında birbirinden farklı plajları gezebilirsiniz. arasında Üvezpınar bulunuyor. Üvezpınar yemyeşil bitki örtüsü sayesinde yoğun ilgi gören yerlerdendir. Karaca Arboretumu birçok bitki çeşidine ev sahipliği yapmaktadır. Şehre gelen birçok turistin ilgisini çeken yeri sizler de ziyaret edebilirsiniz. Bitki bahçeleri, bonsai bitki koleksiyonu, gül bahçeleri sizleri bekliyor. ise Atatürk'ün isteği üzerine yapılmaya başlanmıştır. Atatürk ve bahçıvan arasında geçen hikaye ile ünlenen köşkü ziyaret edebilirsiniz. Atatürk orada ağaçların kesilmesini değil, binanın kaydırılmasını istemiştir. Bunun üzerine inşa edilmiştir. Kara Kilise, Çiftlikköy ilçesindedir. Roma'ya ait su yapısı olan ancak Bizans döneminde kiliseye çevrilen önemli yeri ziyaret edebilirsiniz. diye bilinen içme su kaynağı bulunuyor. Bol yeşillik ve serin sular isterseniz yaz tatilinizi burada değerlendirebilirsiniz. , Termal ilçesi sınırlarındadır. Doğal güzelliklere değer veriyorsanız oldukça eğlenceli vakit geçirebileceğiniz piknik alanlarının bulunduğu bölgeyi ziyaret edebilirsiniz. Yakın bir yerde bulunuyorsanız günlük ziyaretlerle keyifli bir gezi geçirebilirsiniz. , hem lezzet hem de görselliği açısından oldukça meşhur bir yemektir. ise yemeklerden sonra denenmesi gereken en iyi tatlılardandır. Şehirden uzakta doğayla içi içe harika bir gezi için Yalova'yı gezmeyi ve muhteşem yemekleri tatmayı unutmayın. merak ediyorsanız; Marmara bölgesinde bulunur ve Kocaeli, Bursa illeri arasında kalır. İstanbul - Yalova arası 94 km olup, Osmangazi köprüsü kullanılarak Yalova merkeze ulaşabilirsiniz. Ayrıca Yenikapı, Pendik ve Bostancı'dan Yalova'ya feribot seferleri düzenlenmektedir. İzmir yönünden gelmek için Balıkesir - Bursa hattı üzerinden E881 karayolu kullanılarak Yalova'ya gelebilirsiniz. İzmir - Yalova arası ise 387 kilometredir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/380-dalyanda-gezilecek-yerler.html", "text": "Dalyan aslında mahalle olarak geçiyor ve köyleri de bulunuyor. Dalyan'ın en önemli özelliklerinden biri, Ege denizi ile Akdeniz'in kesiştiği noktada konumlanmış olması. Bu şirin ve muhteşem bölge, gördükten sonra sürekli gözlerinizin arayacağı bir güzelliğe sahip. ile de ünü ülke sınırlarının çok ötesine ulaşmış durumda. Yerleşme, adını çayın ağzındaki dalyandan almaktadır. Kaunos halkı gibi Dalyan köylüleri de geçimlerini balıkçılıkla sağlarlar. Balıkçılık ve balık yumurtası satışı, temel geçim kaynaklarıdır. Dalyan, 1980'lerin ikinci yarısında dünya kamuoyunu ilgilendiren bölgelerden biri olmuştur. Caretta Caretta kaplumbağalarının yumurta bırakma alanı olan iztuzu sahil şeridinde turistik yapılaşmaya izin verilmesi üzerine uluslararası bir kampanya başlatılmıştır. En sonunda bu girişimden vazgeçilerek bölge korumaya alınmıştır. ve bu bölge hakkında genel bilgiler içeren bir yazı kaleme aldık. Ülkemizin cennet vari bölgelerinden birini sizlerin bilgisine sunmaktan hem gurur duyuyor hem de büyük keyif alıyoruz. Buyurun önce kısa genel bilgilerden başlayalım. Sonra gezilecek yerleri sıralayalım. Daha sonra yöre mutfağına ve bölgeye ulaşım gibi konulara açıklık getirip yazımızı noktalayalım. bölgesinin tarihi, milattan önce 800'lü yıllara yani şuan antik bir kent olan Kaunos'a kadar uzanıyor. Tarih boyu, hem coğrafi konumu hem de güzelliği ile Klasik dönem, Helenistik dönem, Roma dönemi ve Bizans döneminde, yüz yıllar boyu çekişmelere sebep olmuştur. Büyük İskender'den Perslere kadar bir çok ulusu misafir eden bu güzide bölge sonraki yüzyıllarda nihayet Türklerin himayesine girmiş ve bu denli güzel bir mirasa sahip olma konusunda ülkemizi şereflendirmiştir. 'nda karetta karetta olarak adlandırılan kaplumbağaların yumurtalarını bıraktığı bir nokta da bulunuyor. 'ne hem de denize nazır bir plaj olması. Tabiri caizse plaj, birbirine neredeyse temas edecek kadar yakın olan göl ve deniz arasında bulunan bir set konumunda bulunuyor. İztuzu Plajı'nın bu doğal dizaynı, dünyada pek karşılaşılması mümkün olmayacak ender güzelliklerden. , günümüzde dahi tuz üretmeye devam ediyor. Çok dikkat çekmeyen bu mekan tavsiye yoluyla duyanlar veya bölge halkı dışındaki insanlar dışında pek bilinmiyor. Asırların mirası olarak günümüze kadar gelebilen bu mekanı da görmeden Dalyan'dan ayrılmak olmaz diyoruz. , Dalyanın Köylerinden olan Çandır sınırları içerisinde yer alıyor. Antik çağ döneminde konumu hayli önemli olan bölgede, o dönemlerde bir liman kenti olarak ilk temeller atılıyor. Fakat zamanla Dalyan Deltası doğal oluşumunu tamamlıyor ve antik kentin şuan bulunduğu bölge zamanla deniz kıyısının dışında kalıyor. da antik kent yakınlarında yer alıyor. Mezarların yapılış amaçları ise soylu ve kralların bu mezarlar sayesinde tanrıya daha yakın bir konumda olacağı düşüncesinden başka bir şey değil. Mekan, krallar ve soylular için yapıldığından dolayı Kral Mezarları olarak da anılmakta. , etrafındaki dağlardan üç farklı akarsuyun beslemesi ile ortaya çıkmış. Muhteşem bir doğal güzelliğe sahip olan bu göl, fazla gelen suyunu ise 10 kilometrelik bir kanal aracılığı ile Akdeniz'e boşaltıyor. Ege bölgesinde olup Akdeniz'e temas eden nadide bir göl ve muhteşem bir mekan. Etrafında muhteşem lezzetlere tanıklık edeceğiniz yöresel mekanlar da bulunuyor. . Bu mekanın da, hem ilginç bir deneyim hem de bin bir derde şifa olarak hayli ilgi gördüğünü belirtmek isteriz. Bu mekan da Çandır Köyü yakınlarında bulunuyor ve Yörük kültürüne hitap eden yöresel kıyafetlerden kilimlere, ibriklerden süs eşyalarına bir çok araç gereç ve aksesuar, bu mekanda ziyaretçiler için sergileniyor. Kültür evi, Toros dağlarında yaşayan Yörüklerden yaklaşık 20 yıl boyunca tedarik edilen ürünler ile günümüzdeki haline gelmiş. Dalyan'da gezilebilecek en güzel mekanları bunlar. Yakın bölgelerde, Dalyan dışında anlatmaya değer başka enfes mekanlar da var fakat o mekanlar da ilgili lokasyonlarla başka yazılarımızın konusu olur ileride. Şimdi yöresel lezzetlerle kaldığımız yerden devam edelim. Dalyan'ın yöresel lezzetleri arasında ilk akla gelen mavi yengeçtir. Hem haşlaması hem de ızgarası bölgede oldukça meşhurdur. Mavi yengecin pek çok varyasyon ile sofraları süslediğini de belirtmekte fayda var. Semizotu olarak bilinen otun haşlanarak ve sarımsaklı yoğurt ile soslanarak hazırlandığı çok lezzetli bir yöresel mezesi bulunuyor. Bölgede yeşillik tüketimi oldukça fazla ve tüketilen hemen her türlü yeşillik gözlemeleri de süslemekte. Bu gözlemelerden veya daha büyük boyutta olan sac böreğinden de mutlaka tadın deriz. Dalyan, Muğla ilinin Ortaca ilçesi sınırlarında, Ege Denizi ile Akdeniz'in kesiştiği noktayı teşkil eden bölgede yer alıyor. Havalimanı'na geliyor ve buradan 25 dakika kadar uzaklıkta olan Dalyan'a bir çok alternatif ile ulaşabiliyorsunuz. güzergahlarının takip edilerek ulaşılabileceğini belirtmiş olalım."} {"url": "https://www.gezipedia.net/381-akcayda-gezilecek-yerler.html", "text": "beldesi, Kaz Dağları'nın muhteşem ormanları ile Ege Denizi'nin kıyılarının birleştiği, huzur ve dinginlik verici bir noktada yer alıyor. ve bu şirin belde ile ilgili bilinmesi gereken bazı detaylar hakkında bilgiler vereceğiz. Hazırsanız buyurun başlayalım. Edremit ilçesine yaklaşık 10 kilometre mesafede yer alan bu şirin belde, antik çağlarda Killa ve Crysa kentlerinin bulunduğu noktayı teşkil ediyor. Milattan önce 800'lü yıllarda bu bölgenin Stoies olarak adlandırıldığı biliniyor. Bölge hakkında bu kadar tarihi bilgi kafi diye düşünüyoruz. Sizleri sıkmadan konumuza yani gezilecek yerlere geçelim istiyoruz. yer alıyor. Kordonun başından sonuna kadar, restoran, kafe ve eğlence mekanları yer almakta. En çok keyif alacağınız şeyin ise kordon boyu aheste aheste yürüyerek, Ege sahilinin muhteşem havasını içinize çekmek olacağını düşünüyoruz. hem Akçay'ın hem de meşhur Kaz Dağları'nın simgesi durumunda. Aynı zamanda bu heykelin da Sarıkız isimli efsaneye ithafen yapıldığını da belirtmekte fayda var. Akçay'da bulunan tek müze burası oluyor. İsmini Akçay'a bağlı bir köy Olan Tahtakuşlar'dan alan müzede, bölgede yaşamış olan Osmanlı Türkleri'nin kültürü ve yöresel değerleri sergileniyor. , ziyaretçilerin en gözde mekanlarından. Plaj çevresinde çay bahçeleri ve oteller de bulunuyor. Bu mekan, oldukça keyifli anlar yaşayacağınız muhteşem bir mekan olma özelliğine sahip diyor başka da bir şey demiyoruz. Ayrıca Akçay'da gidebileceğiniz tek plaj burası değil tabi. Belediye Halk Plajı, Sarıkız Plajı, Zeytinli Belediye Halk Plajı gibi birçok plaj daha Akçay'da sizleri bekliyor. Akçay denilince Zeytinli, Zeytinli denilince de Akçay. Birbirinden ayırmaya kıyılamayan iki güzide belde. Akçay'a oldukça yakın olan bu belde deçok güzel bir plaj bulunuyor. Ayrıca beldede gezerken büyülenebileceğiniz türden muhteşem mekanlar da yer alıyor diyebiliriz. bölgede birçok yere yayılmış durumda. Akçay sınırlarında da lokal bir şekilde yer alan Kaz Dağları'nın doğal zenginliğini muhakkak görmenizi öneriyoruz. Birçok canlı türüne ev sahipliği yapan ve aynı zamanda da içerisinde bir milli park barındıran bu mekan ülkemizin önemli değerlerinden de birini teşkil ediyor. Akçay mutfağı genellikle Balıkesir kültürünün bünyesinde barındırıyor diyebiliriz. Akçay'da körfez balıklarına rağbet de fazla ama genel olarak, höşmerim, mafiş, börülce salatası, tirit, manav tarhanası ve keşkek gibi, tatmaktan hoşlanabileceğiniz yöresel lezzetler bulunuyor. Akçay, ülkemizin gözde tatil mekanları arasında yer alıyor ve Balıkesir ilinin Edremit ilçesi sınırlarında bulunuyor. - Çanakkale 'a 480, Ankara'ya ise 640 kilometre mesafede bulunuyor. Havayolunu tercih ederseniz de yakınlarda bulunan Edremit Körfez Havalimanı'na ulaşarak buradan da rahatlıkla Akçay'a ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/382-marmara-adasinda-gezilecek-yerler.html", "text": "mermer çıkarılan bir yerleşim yeri olması yönüyle de ilgi çekicidir. Adanın isminin de buradan geldiği düşünülmektedir. Adanın bir başka özelliği de zeytinliklerle ve bağlarla kaplı olmasıdır. Ayrıca yüksek kesimlerde çamlık ve makilik alanlar bulunmaktadır. Marmara Adasında bilinen ilk yerleşimin antik çağ uygarlığı olan Miletoslulara ait olduğu bilinmektedir. M. Ö 400 civarında yaşanan İyon ayaklanması sonrasında ise Persler bölgeye hakim olmuştur. 15. Yüzyıldan sonra Türk egemenliğine geçen bu topraklarda halkın çoğunluğu olan Rumlar mübadele döneminde yer değiştirmiştir. . Antik çağlardan günümüze kadar bölgenin en bilinen özelliği sahip olduğu mermer yataklarıdır. Bu bölge Marmara Adasının turizm bakımından en canlı olduğu kısmı oluşturmaktadır. Yaşlı çınarları ile öne çıkan bölgede balıkçılık yapılmaktadır. Burada bulunan konaklama tesisleri de ziyaretçiler için alternatifler sunmaktadır. Sürmeneliler ile Bulgaristan göçmenlerinin yoğunlukta olması ile bilinmektedir. Zeytincilik ve balıkçılık yapılan bu alan yat turizmi için de elverişlidir. Eski Rum evlerinin görülebileceği bu alanda koruma altındaki bu evlerden bir kısmı pansiyon olarak kullanılmaktadır. mermer ocaklarının bulunduğu bir alan olması yönüyle dikkat çekicidir. M. S. 2. ve 3. Yy'da dahi bu bölgede mermer çıkarıldığı bilinmektedir. Ada için bu durumun olumsuz yanı ise mermer yatakları sebebiyle Saraylar'ın delik deşik bir görünüme sahip olmasıdır. Mermerin ihraç ürünü olmasının da etkisi ile nakliye işlemini sağlamak üzere burada bir liman inşa edilmiştir. Bu bölgede yer alan açık hava müzesinde ise ada genelinde yapılan arkeolojik kazılarda bulunan mermer parçaları, mezar stelleri ve lahitler sergilenmektedir. 1912 tarihli mermer fabrikası ise tarihi bir değer olarak korunmaya devam etmektedir. Merkeze uzaklığı 5 km olan bu köy de yeşillik ve doğallık halen ön planda yer almaktadır. Konaklamak isteyenler için burada da pansiyonlar mevcuttur. , Marmara Adasındaki en güzel plaja ev sahipliği yapmaktadır. Berrak bir denizi bulunan koy, nispeten çakıllı bir plaja sahiptir. Manastır Koyu Çınarlı Köyüne yürüme mesafesinde yer almaktadır. Marmara Adasının en çok bilinen ürünü, tarihi Roma dönemine kadar uzanan bir mermer çıkarma alanı olmasıdır. Günümüzde mermer çıkarma işlemi halen yapılmakta olup ihraca konu ürünler arasında yer almaktadır. Yörenin bir başka ürünü de sofralık zeytindir. Ayrıca burada yenebilecek en güzel lezzet oldukça taze bir şekilde sunulan balık çeşitleridir. İstanbul'dan Marmara Adasına yaklaşık 2,5 saatte ulaşılabilmektedir. 73 millik bu yol vapur tercih edildiğinde yaklaşık 5 saat sürmektedir. nda adanın güney kıyılarında sıralanmış pek çok köy bulunmaktadır. Ada merkezinde feribot iskelesi bulunmakta olup, tüm köylere merkezden tekne, minibüs ya da taksi ile koylara ise tekneler kullanılarak ulaşılabilmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/383-anadolu-yakasinda-gezilecek-yerler.html", "text": ", şehrin diğer yakası olan Avrupa Yakası'na kıyasla daha sakin bir görüntü sergiliyor ve sahip olduğu semtleri incelediğimizde bunu daha net bir şekilde görebiliyoruz. olarak karşımıza çıkıyor. Adalar da Anadolu Yakası'na dahil edilerek bu listede kendine yer bulmayı başarıyor. olarak çok fazla detay var ve dilerseniz vakit kaybetmeden bu noktalara hep birlikte göz atalım. Anadolu Yakası'nı ziyaretlerinizde Üsküdar'ı muhakkak görmeniz gerekiyor. Tarihi dokuların çokça yer aldığı semte ulaşım da bir hayli kolay. Üsküdar Kız Kulesi de ilçenin sembollerinden bir tanesi ve Anadolu Yakası'nın da en değerli yapıları arasında gösteriliyor. Bu kusursuz yapının karşısında çayınızı yudumlayabilir ve manzaranın tadını çıkartabilirsiniz. Konaklama konusunda sorun yaşamayacağınız şirin bir tatil beldesi olarak tanımlamak mümkündür. İlçe, İstanbul'a bağlı fakat ziyaret ettiğinizde İstanbul'dan uzaklaştığınızı ve hatta bu sınırlar içerisinde yer almadığınızı düşüneceksiniz. Stres ve gürültüden uzaklaşmak, biraz olsun kafa dinlemek adına sizler de Şile'yi ziyaret edebilirsiniz. Cumbalı evlerle dolu dar sokaklar ilginizi çekecektir diye düşünüyoruz. Eski dönemlerde farklı etnik grupların yaşadığı Kuzguncuk'ta çok sayıda cami ve kilise bir arada bulunuyor. Medeniyetler buluşmasının en güzel örneklerini bu adreste görebilirsiniz. Kuzguncuk, keşfedilmesi gereken adreslerden bir tanesi ve sakin yapısı ile de ziyaretçilerin ilgi odağı olmayı başarıyor. denilince akla ilk olarak o meşhur yoğurt geliyor ancak daha da önemli detaylar var... Tarihe tanıklık etmenize yardımcı olacak çok sayıda tarihi yapı da Kuzguncuk'ta sizleri bekliyor olacaktır. Kanlıca İskelesinin etrafında konumlanmış olan işletmeleri de ziyaret edebilir ve manzaranın tadını çıkartabilirsiniz. , birçok insanın da buluşma noktasıdır. Çok sayıda gece kulübü, bar ve kafe tarzı işletmenin yer aldığı Kadıköy, alış veriş yapmak isteyen ziyaretçilere de büyük fırsatlar ve alternatifler sunuyor. Kalabalık nüfusu ile birlikte yoğun bir görüntü sergileyen ilçe, İstanbul'un gözde semtlerinden bir tanesidir. çıkmak isterseniz eğer sizler de bu noktaya ziyaret düzenleyebilirsiniz. Göksu Nehri bu gezinti için uygun ve yerli ziyaretçilerin yanı sıra yabancı ziyaretçilerin de ilgisini çekmeyi başarıyor. ilçesine bağlı sevimli ve şirin bir balıkçı kasabasını ziyaret etmeye ne dersiniz? Midye ve balık yiyerek rakınızı yudumlayabilir ve manzaranın tadını çıkartabilirsiniz. Kafa dinlemek ve biraz olsun rahatlamak isteyen ziyaretçiler için gayet uygun bir yer olduğunu söylemek mümkündür. İstanbul şehrinin Anadolu Asya Kıtasına karşılık gelen Anadolu Yakası, gözde semtleri de bünyesinde barındırıyor. Anadolu Yakası sınırları içerisinde ulaşım alternatifleriniz çok fazla ve yine bu sınırlar içerisindeki diğer ilçelere de toplu taşıma araçları ve raylı sistemler aracılığı ile kısa sürede ulaşabiliyorsunuz. Anadolu Yakası'ndan Avrupa Yakası'na geçiş için deniz yolu ulaşımını da tercih edebilirsiniz. Bulunduğu konum bakımından hem İstanbul hem de ülkemiz için çok büyük bir öneme sahip olan Anadolu Yakası, ulaşımda sıkıntı yaşamayacağınız bölgelerden bir tanesidir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/384-beykozda-gezilecek-yerler.html", "text": "'un gelişiminde de büyük pay sahibi olduğu söyleniyor. Şimdi dilerseniz ilçenin tarihine daha detaylı bir şekilde göz atalım. Traklar'ın bölgeye gelmesi ile birlikte bölgenin adı Amikos olarak belirlenmiştir bunun nedeni ise dönemin Kralının Amikos olmasıdır. Bebrik Devleti de bu bölgede kurulan ilk medeniyet olarak biliniyor. Britanyalıların saldırısı neticesinde medeniyet varlığını yitiriyor ve bölge Britanyalıların eline geçiyor. Britanyalılar dönemi en uzun dönemlerden bir tanesi ve tam 9 Kral'ın bu bölgede hüküm sürdüğü ifade ediliyor. , birçokları tarafından Abraham Paşa Korusu olarak da bilinmektedir. Yeşilin en ilgi çekici tonlarına ulaşabileceğiniz bu nokta, İstanbul'un yoğun nüfusundan uzaklaşıp kafa dinlemek isteyen herkese ev sahipliği yapıyor. Piknik alanı, çocuk parkı ve kafe gibi oluşumları da bünyesinde barındıran Koru, özellikle hafta sonu çok daha ilgi çekici bir hal alıyor. 2.000'den fazla tarihi esere ev sahipliği yapan ziyarete açık müzelerden bir tanesidir. Eski zamanlarda çok fazla kullanılan şamdan, kandil ve şofben gibi ürünleri de bu müzede görebilirsiniz. Isınma ve aydınlatma araçlarından oluşan özel bir konsepte sahip ve yerli ziyaretçiler ile birlikte yabancı ziyaretçilere de ev sahipliği yapmaktadır. , inşa edildiği dönemde öncelikli olarak misafir kabul etme ve ağırlama yeri olarak kullanılmış, sonrasında ise kimsesizler yurdu olarak hizmet vermiştir. Cumartesi günleri dışında sizler de Kasrı ziyaret etme fırsatına sahipsiniz. Müze kartınız varsa ücret ödemenize gerek yok, kart sahibi değilseniz eğer 5 lira ödeyerek Kasrı gezebiliyorsunuz. Osmanlının mimari konusunda Batı'yı örnek aldığı yıllarda inşa edilmiş ve ihtişamlı görüntüsü ile de dikkatleri üzerine çekmektedir. , restorasyon çalışmaları ile birlikte günümüzdeki görüntüsüne kavuşmuştur. Beykoz için sembol değeri taşıyan önemli eserlerden bir tanesi olduğunu da belirtmek gerekiyor. , barındırdığı türbe ile anılıyor ve ismini de bu türbeden almıştır. 17 metre uzunluğa sahip olan kabir, ziyaretçilerin ilgisini çekmeyi başarıyor. Ziyaret sonrası boğaz manzarasını izleyip nefes alma fırsatı da bulabiliyorsunuz. ile çevrelenmiştir. Çok sayıda ulaşım alternatifi ile birlikte kısa sürede ilçeye seyahat etmek mümkün."} {"url": "https://www.gezipedia.net/385-dosemealtida-gezilecek-yerler.html", "text": "ile ilgili olarak belli başlı seçenekler bulunur. Döşemealtı, bu yörenin eski tarihi kadar eski tarihi sürece sahiptir. Ancak sahil kesiminde yer almaması sebebi ile diğer şehirler kadar popüler olmamıştır. Şehir eski dönemlerde Pamfilya ve Pisidia şehirleri arasında bulunan döşeme şeklindeki yolun üzerinde yer alır. Derbent boğazı olarak da adlandırılan bu yolun üzerinde olması ve iki önemli şehri birbirine bağlaması ile bu civarda yerleşim başlamıştır. en önemli tarihi eserleri arasında yer alır. Pınarbaşı Mevkiinde bulunan bu eser su toplamak için kullanılmıştır. Kırk farklı kaynaktan gelen suları toplaması sayesinde bu ismi alan eser, İpek Yolu üzerinde yer alır. Daha sonraki dönemlerde han olarak kullanılarak geçen kervanların konaklaması için değerlendirilmiştir. Günümüzde aktif olarak kullanılan han farklı tarihi dokusu ile dikkat çeker. Yine Selçuklu döneminden kalan Evdirhan, mimari özellikleri farklı yapıda olması ile bilinir. Yapılan kazılar ve çalışmalar ile tekrar kullanıma kazandırılmaya uğraşılıyor. ise Türkiye'nin en büyük girişine ve galerisine sahip mağarasıdır. Roma dönemine ait olan kalıntılar ile birlikte mağaranın sarkıt ve dikitleri dikkat çekici şekillerdedir. , halen daha kalıntıları bulunan bir alandır. Antik kentler arasında bulunan bu yol görmek ve isteyenler ve yürüyüş yapmayı sevenler için eşsizdir. Büyük İskender'in şehirlere saldırmak için kullandığı yoldan geçmek ve tarihi havayı solumak ayrı bir güzellik olarak değerlendirilir. , Döşemealtı'da kalan en önemli eserler arasında bulunur. , piknik yapmak ve çamların arasında temiz havanın tadını çıkartmak isteyenler için doğru seçenektir. Döşemealtı henüz ortaya çıkartılmamış çok sayıda esere ev sahipliği yapar. İlçe ve çevresinin Toroslardan gelen kaynak sularını barındırması sebebi ile pek çok su sarnıcını önceleri barındırdığı bilinir. arasında bulunan yolun üzerinde yer alır. Antalya merkezine yaklaşık olarak yirmi kilometre mesafede bulunan ilçe, sahil kesiminden iç alanlara doğru girişte yol üzerindedir. Döşemealtı'na gidişte Antalya merkezinden kalkan otobüsler kullanılabilir. Karşılıklı olarak gidip gelen otobüsler ile kolayca ulaşım sağlanabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/386-balyada-gezilecek-yerler.html", "text": "ve Yenice ilçeleri bulunuyor. Şehir içerisinde bulunan madenleri ve kaplıcaları ile adından söz ettiriyor. Nüfus olarak küçük olmak ile birlikte tarihi ve doğal güzellikleri ile birlikte tanınan bir şehir haline geliyor. , içerisinde bulunan madenler dolayısıyla eski bir yerleşim yeri olarak bilinir. Çinko, kurşun, manganez ve linyit madenleri ilçe sınırlarında geçmişte yoğun olarak çıkartılmışken günümüzde biraz azalma gösteriyor. Karesi Beyliği'ne bağlı olan Balya, o zamanlarda Kocagümüş Köyü adı ile anılıyordu. Daha sonraki dönemlerde Osmanlı yönetiminde de Balya'da maden çıkartma işlemleri devam ediyordu. 1900'lü yılların başında Fransızlar tarafından ilçe sınırlarında termik santral kurulmuştur. Bu termik santral ülkemizin ilk santralleri arasında yer alıyor. Osmanlı döneminde ilk elektrik kullanan saray ve bina Balya'da bulunuyor. Geçmişte gelişmiş ve büyük bir ilçe olan Balya zamanla madenlerin bir kısmının kapanması ile değerini kaybetmiştir. Günümüzde faaliyette olan büyük bir fabrika sayesinde tekrar eski ekonomik gücünü kazanmaya çalışıyor. Balya'nın en ünlü yerleri arasında kaplıcaları bulunuyor. Ilıca Kaplıcaları, Ilıca Bucağında bulunuyor. Birçok sağlık problemine iyi gelen kaplıcaları sebebi ile ziyarete gelen sayısı her geçen gün artıyor. Romatizma, kireçleme ve bazı cilt hastalıklarına faydası görülüyor. Kaplıca çevresinde Roma döneminde inşa edilen ve Osmanlı döneminde de kullanılan eski bir hamam bulunuyor. , Roma döneminden kalma eski bir kaledir. Kale, ilçe merkezine altı kilometre uzaklıkta bulunuyor. Kale içerisinde birçok farklı tarihi yapı bulunuyor. Bu yapıların içerisinde tarihi mahzen en çok dikkat çeken yerler arasındadır. , Fransızlar tarafından inşa edilmiştir. Kadıköy Kalesi kadar eski olmasa da görülmeye değer bir yerdir. . Tarıma dayalı bir ekonomiye sahip olan ilçede bu sayede lezzetli tereyağları üretilebiliyor. Tarımsal ürünler olarak Balya içerisinde lezzetli üzümler de yetiştiriliyor. Özellikle Ilıca Beldesinde yetiştirilen üzümler farklı şekillerde değerlendirilebiliyor. Yörük kültürünün ağırlıkta olduğu ilçe bu kültürün yemekleri ile meşhurdur. ilçesine gelmeden ayrılan yol ile kolay şekilde ulaşılabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/387-elmalida-gezilecek-yerler.html", "text": "'da tarım ve hayvancılığa dayalı bir yaşam sürdürülüyor. İlçede Akdeniz Üniversitesi çatısı altında eğitim veren bir meslek yüksekokulu bulunuyor. Yüzölçümü bakımından geniş olmakla birlikte nüfus oransal olarak yüksek değil. , yaz aylarını serin bir yerde geçirmek isteyen halk tarafından ilgi görüyor. Bununla birlikte Elmalı'ya olan ilgi kentin genelinin aksine deniz turizmi etrafında şekillenmiyor. Şehrin dağlık kesiminde yer alan ilçe, Batı Torosların kollarından gelen engebeli bir yapıya sahip. İlçe merkezinin çevresi dağlık ve ormanlık alanlar oluşturuyor. Bu ormanlarda bulunan ve Katran ağacı ya da Lübnan sediri olarak ifade edilen ağaçların gemi, saray, mabet ve tabut yapımında kullanıldığı biliniyor. arasında kurulan ve eski dönemlerden beri yerleşim yeri olarak kullanılmakta olan Elmalı, bugün kullanılan ismine sahip olmadan önce Kabalı ve Amelas olarak anılan bir yer. Deniz kıyısında olmadığından Antalya'nın doğal güzellikleri ile değil tarihi mirası ile öne çıkan yerleşim yerlerinden biri durumunda. Farklı uygarlıklara ev sahipliği yapmış olması Elmalı'yı tarihi miras bakımından zenginleştiriyor. Antik dönemde Likya'nın kuzeyinde yer alan önemli bir yerleşim alanı olduğu düşünülen Elmalı'da, Hacımusalar ve Semahöyük köylerine yakın noktalardaki höyüklerin Bronz çağından izler taşıdığı, yapılan araştırma ve kazılarla ortaya çıkarılmış. Resmi olarak ise Elmalı'da yerleşim M. S. 8. Yüzyıla dayandırılıyor. nin 500 yılı aşan bir geçmişi bulunuyor. Eski tip pencerelere sahip olan bu cumbalı evler sedir ağacı kullanılan süslemeli ahşap mimarisi ve parlak renkleri ile dikkat çekiyor. , Antalya'nın en eski kalelerinden biri. Surlarla çevrili olan kale dörtgen kulelerle desteklenmiş. Kalenin bir bölümü günümüze kadar ulaşmış durumda. çinileri ile kubbe ve iç duvarlarda yer alan nakışlar muhteşem bir görünüm oluşturuyor. Avlusunda türbe yer alan bu cami, restore edilerek orijinalliği korunan eserlerden biri olarak görülmesi gereken noktalar arasında yer alıyor. Caminin karşısında bulunan Ömer Paşa Medresesi de ziyaretçiler tarafından ilgi görüyor. , Selçuklu mimari eserlerinden biri olarak varlığını korumayı sürdürüyor. Dönemin mimari anlayışını yansıtan ve tek minareden oluşan bu eser Ömer Paşa Camii'nin yanında yer alıyor. Elmalı Caddesinde yer alan müze, yerleşim alanındaki antik kentlerde yapılan kazılardan elde edilen kalıntıları sergilemek üzere hizmet veriyor. Üç katlı bir binaya sahip olan müzenin her katında değişik dönemlerin izlerini yansıtan eserleri görebilirsiniz. Elmalı tarihine somut nesneler ışığında bakmak isteyenler için önemli bir adres olan müzede arkeolojik eserlerin yanı sıra eski dönemlere ait sikkeler de sergileniyor. , kalker blokların oluşturduğu bir oda görünümüne sahip. Bu alanda herhangi bir arkeolojik buluntu ise yer almıyor. Elmalı'nın Tekke Köyünde yer alan türbenin 12. Yüzyılda yapıldığı düşünülüyor. Türbeye isim veren Abdal Musa'nın ise Anadolu'da 600 yıl kadar önce yaşamış bir Türk düşünürü ve Orhan Gazinin silah arkadaşlarından biri olduğu tahmin ediliyor. , Ömer Paşa Camii yakınlarında yer alıyor. Evliya Çelebi'nin de notlarında yer verdiği bu eser, ilçe merkezinde bulunan görülmeye değer tarihi yapılar arasında önemli bir yer tutuyor. , Elmalı merkezde görülebilecek tarihi yapılar arasında yer alıyor. Kitabesine dayanılarak yapının 1284 yılında inşa edilmiş olduğu ifade ediliyor. Elmalı'da farklı dönemlerde değişik festival ve şenlikler düzenleniyor. Yeşilyayla Güreşlerine, Abdal Musa Şenliklerine, Yörük Göçü ya da Gömbe Festivaline katılabilirsiniz. Yöresel lezzetleri ile de bilinen Elmalı'da yöresel tarhana çorbası, erişte, höşmerim ve keçi sütü kullanılarak yapılan teke dondurmasını tadabilirsiniz. 'ye olan uzaklığı ise 60 km. D 635 karayolu kullanılarak Elmalı'ya ulaşılabiliyor. Karayolundan sonra Elmalı Korkuteli Yolu ve Antalya Caddesi takip edildiğinde ilçe merkezine ve tarihi eserlerin bulunduğu noktalara ulaşılabiliyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/388-gazipasada-gezilecek-yerler.html", "text": "bakımından oldukça derinlere dayanan bir kültüre sahiptir. Tahmini olarak MÖ'den önce 2000'lere dayanan bir tarihi bulunur. Hititler Antalya Yöresi olarak adlandırılan Arzava bölgesi olan bu bölgede yaşamışlardır. Bu nedenle Gazipaşa'nın da tarihi Hititlere ve Luvilere dayanır. Harabeler içerisinde kalan aslan kalıntıları da bu bilgileri doğrular niteliktedir. En önemli tarihi yapısı ve bilgi veren yapı ise Selinus kenti olmuştur. Bölge Yunan egemenliğinden Roma egemenliğine geçmiş ve burada oldukça fazla ticaret yapılmıştır. Şimdi gezilmesi gereken yerler listemize bir göz atalım. Kent bir tepe üzerinde kurulu olduğundan dolayı kente ulaşabilmek için yayan olarak 1 saat yürüyüş yapmak gerekmektedir. Romalılar döneminden kalan bu kent aynı zamanda Selçuklu döneminde de önemli bir yerleşke merkezi olmuştur. Kentte bu nedenle Selçuklu mimarisine ait yapılar bulmak mümkündür. Kentin en güzel yanı ise tam merkezinde sizleri muhteşem bir akropol manzarasının karşılamasıdır. Bu akropol sarnıcının içerisinde kilise ve su sarnıcı kalıntıları bulunur. Bu kentte görmeye doyamayacağınız kadar detay bulunmaktadır. Kale, agora, hamam ve nekropol yer alır. Selçuklular ise bölgede boş durmamış ve kendi mimari özelliklerine göre su kemerleri ve kökler yaptırmış. Nekropol bölümünde ise sizleri Roma İmparatoru Trajanus'a ait olan anıt mezar karşılamaktadır. Gazipaşa'ya gidenlerin mutlaka görmesi gereken yerlerin başında gelmekte olup özellikle Selçuklu kökü ve su kemeri görenleri büyülemektedir. nün ilçe merkezine olan uzaklığı 6 km'lik bir mesafedir. İlçenin en eski yerleşim yerlerinden birini oluşturduğu gibi sınırları içerisinden geçen Hasdere'nin ismini almaktadır. Birden fazla devlete ev sahipliği yapmıştır. Bu nedenle köy içerisinde birbirinden farklı devlete ait medrese, çeşme, türbe bulunmaktadır. Osmanlı'ya da ev sahipliği yaptığından dolayı köyde çok önemli tarihi evler ve miraslar bulunmaktadır. ilçe merkezine 19 km'lik mesafede yer almaktadır. Bizanslılara ve Romalılara ev sahipliği yapmıştır. Tarihi kalıntılar bakımından görülmeye değer yerler içerisinde olup kent içerisinde; agora, hamam, akropol, kilise, nekrapol, kale kalıntıları bulunur. 'dan 650 km uzaklıkta bulunmaktadır. Özel araba ile bu mesafeler sonunda ulaşım mümkündür. Aynı zamanda Gazipaşa'ya hava yolu ulaşımı ile de ulaşmak mümkündür. İstanbul üzerinden şuanda Antalya Gazipaşa'ya havalimanı seferleri bulunmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/389-gundogmusta-gezilecek-yerler.html", "text": "gibi diğer ilçelere de yakın mesafede bulunmaktadır. Doğal olarak Akdeniz Bölgesinde bulunmakta ve Akdeniz ikliminin etkileri görülmektedir. Fazla bilinmeyen bu bölge ağaçlarla donatılmış bir görüntü vermektedir. geçmektedir. Bu nedenle çayın etrafı tarım için elverişlidir. Bu tarım ürünleri genelde narenciye olarak adlandırılabilir. En çok irtibat kurulan ilçe Alanya'dır. Buranın halkı bazı dönemlerde Alanya ilçesinde tarım alanında işçi olarak çalışmaktadır. Elde edilen bilgilere göre Bizans ve Selçuklu Dönemlerinin ilgi gören yerleşim yeridir. Bölge halkının kökeninin Karaman'dan geldiği bilinmektedir. İksire Köyünden geldikleri için köye bir süre Eksere ismi verilmiştir. Başka bir rivayet de eskiden bölge halkının kışın deniz kenarına inip yazın yaylaya çıkmasıdır. Bir süre sonra yaylaya yerleşenler sahili unutmuşlardır. Yerlerini değiştirmek istememişler ve sahilde kalanlar yayladakilere ekserisi kaldı demeye başlamışlar. Böylece bölge Eksere adıyla anılmaya başlamıştır. Bölgenin ilçe olarak varlığını göstermesi ise 1936 yılına rastlamaktadır. Antalya gezinizde Gündoğmuş'un önemli tarihi ve doğal güzelliklerini görmeyi de düşünebilirsiniz. Diğer ilçelere göre gezilecek mekanlar olarak fazla yer olmasa da önemli gezinti alanları mevcuttur. , piknikçiler için ideal bir mekandır. Doğayı sevenler ve sevdikleriyle tabiatın içinde vakit geçirmek isteyenler için ideal bir yeşil alandır. İlçeye 9 km mesafede bulunan piknik yerinde konaklama için düşünülmüş yerler bulunmaktadır. Gittiğinizde asırlardır varlığını sürdüren sedir ve çınar ağaçları ile karşılaşabilirsiniz. olarak bilinen göllerdir. Bu göllerden en bilineni Eğri Göl'dür ve ilçeye 40 km uzaklıkta bulunmaktadır. bulunmaktadır. Burası sevdikleriyle piknik yapmayı sevenlerin tercih edebileceği doğal bir alandır. Bölgenin çevresinde bulunan diğer doğal mekanlar ve piknik alanları da günlük gezintiler için uygun yerlerdir. Ayrıca Geyik Dağı pek çok çiçek ve şifalı bitkiyi barındırmaktadır. Yüzlerce şifalı bitkinin kaynağı olarak bilinmektedir. buradan yani Toros Dağlarının eteğinden doğmaktadır. Şelaleye günlük geziler düzenleyebilir ayrıca burada konaklayabilirsiniz. Antalya'ya 149 km, Manavgat'a 71 km uzaklıkta olan Gündoğmuş Alanya'ya 75 km mesafededir. Yakın ilçelerle kurulan ulaşım ağı yoğun olarak işlemektedir. İlçelerden ve Antalya merkezden kolayca ulaşım sağlanmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/39-corumda-gezilecek-yerler.html", "text": "Çorum, 1986 yılından bu yana UNESCO tarafından Dünya Kültür Mirası listesinde bulunan ve Hattuşa ile 2001 yılında yine Dünya Belleği Listesine alınan tablet arşivleri sayesinde dünya tarihinde önemli bir yere sahiptir. Arkeoloji kazılarında bulunmuş olan 32.000'e yakın adet çivi yazılı tablet İstanbul'daki müzeler de korunmaktadır. Çorum'da gerçekleştirilen detaylı kazılar sonrasında Hititler ile ilgili milattan önceki dönemlere dayanan izler bulunmuş ve daha eski kazı çalışmalarına ulaşılarak Kalkolitik Çağ'a doğru inen kalıntılara rastlanmıştır. Çorum vilayetinde antik tarih meraklıları tarafından Çorum'da gezilecek yerler arasında sayılabilecek olan Yazılıkaya Tapınağı Hattuşa Hanedanlığının en büyük ve en etkileyici kutsal mekanlardan biridir. Bir açıkhava tapınağı olarak 90'dan fazla tanrı, tanrıça ve hayvan türünün resimleri tapınak yüzeylerine işlenmiştir. Tapınak duvarlarındaki kabartmalar belirli bir düzene sahip olarak hiyeroglif yazı ile betimlenmiştir. Kentin en önemli tarihi bölgelerinden diğeri ise Alacahöyük olarak bilinmektedir. Alacahöyük, 45 kilometre Güneybatıda bulunan ve eski tunç çağı ile Hitit çağında çok önemli merkezler olan dört çağı açığa çıkarmıştır. Bu çağlar; Helenistik Dönem, Hitit İmparatorluk çağı, Eski Tunç Çağı ve Geç kalkolitik Çağ uygarlıklarıdır. Alacahöyük, çorumda gezilecek yerlerarasında çok önemli bir noktada bulunmaktadır. Çorum, Alacahöyük sayesinde dünyaca ünlü bir noktaya ulaşmış ve UNESCO tarafından tarih listesine kaydedilmiştir. Bölgede bulunan tarihi eserler dünya çapında yankı uyandırmış ve kalker temel üzerinde inşa edilmiş sfenksli kapı cebi 10 metre yükseklikte bir yapı ile mabede anıtsal bir geçiş sağlayarak muhteşem bir görünüm oluşturmuştur. Ayrıca kentte bulunan Ortaköy Şapinuva kalıntıları da ayrı bir tarihi değere sahip olarak çivi yazılı tabletler ve idari yapı binası gibi eserler içermektedir. gibi önemli eserler de tarih noktasında tükenmezlik oluşturmaktadır. İçerisinde ve ilçelerde yer alan farklı tarihi eserler sayesinde Çorum'da görülmesi gereken yerler listesi bir hayli uzun olmaktadır. Bu liste içerisinde Çorum Kalesi, 17. yüzyılda inşa edilmiş bir yapı olarak şehrin güneyinde bir tepe üzerinde yükselmektedir. İskilip Kalesi ise İskilip ilçe merkezinde bulunan ve Osmanlı dönemine ait bir eser olarak yapısını korumuş ve Çorum Saat Kulesi ise şehrin merkezinde 1894 yılında yaptırılmış ve mermer kitabesinde önemli bir bilgi barındıran tarihi bir kuledir. , medreseler, tarihi konaklar ve özellikle Belediye Binası ile eski çarşılar göz doldurmaktadır. gibi muhteşem yerlere sahip olan Çorum, bu güzergahlar içerisindeki tarihi eserlerle de ilgi çekici bir yapıya sahiptir. İl genelinde bulunan han ve hamamlar ile tarihi çeşme ve köprülerinde gezilebilecek ve ayrıca İskilip Kaya Mezarlarında tarihe şahitlik edilebilecek bir kent olarak Çorum, ilginç bir gezi durağı oluşturmaktadır. Ayrıca Çorum ziyaretlerinizde ilin meşhur Kargı Bezinden satın alabilir ve İskilip dolması gibi bir lezzeti de tadabilirsiniz. Yine önemli bir nokta olarak bakır hediyelik eşyalar satın alınabilir. sorusuna cevap verecek olursak; Orta Karadeniz Bölgesinde bulunur ayrıca kuzeyden Kastamonu, Sinop, Samsun, doğuda Amasya, güneyde Yozgat, Kırıkkale ve batıda Çankırı illeri ile komşudur. İstanbul - Çorum arası 630 km olup, bu yönden gelecekler E80 karayolunu kullanarak Bolu üzerinden Çorum'a ulaşabilir. Ankara - Çorum arası 235 km olup Kırıkkale üzerinden D200 karayolu ile Çorum'a ulaşabilirsiniz. Havayolu ile Çorum'a gelmek isteyenler Amasya Merzifon Havalimanı'nı kullanabilirler. Merzifon'a gelindikten sonra karayolu ile 65 km'lik bir yol ile Çorum'a ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/390-ibradida-gezilecek-yerler.html", "text": "nın bir ilçesidir. Bu isim Arapça kökenlidir ve soğuk yer anlamına gelmektedir. Bölge halkı genelde yörüktür ve soyları Oğuzların Salur boyundan gelmektedir. Antalya'nın pek az bilinen ilçelerindendir. Ama tarihte önemli yerleşim yerlerinden biri olduğu biliniyor. Osmanlı zamanında ulemadan kişiler sayesinde burası önemli bir yerleşim yeri olarak görülmüştür. ne ilk yerleşim Hititler tarafından yapılmıştır. Ama daha sonra Romalılar da kullanmıştır. Diğer taraftan bölgede bulunan bazı Osmanlı paralarının üzerinde İbradı ismi geçmektedir. Buradan da anlaşılıyor ki o zamanlar para bastırmak için merkezin dışındaki yerler de tercih edilmiştir. Belki seyahat edilen yerlere özel paralar bastırılmış olabilir. Günümüzde pek duyulmamış olan bu ilçe Osmanlı zamanında daha meşhur olabilir. Arapastık, bir kestane ağacının adıdır. 1889 yılında bu bölgede çıkan yangından sonra yangını çıkaran kişinin buraya asılması nedeniyle Arapastık adını almıştır. Çünkü yangını çıkaran Arap bir cariyedir ve araştırmalar sonucunda yangının sebebi olduğu ortaya çıkmıştır. Sonuç olarak bu kestane ağacına asılarak idam edilmiştir. Ağacın 1000 yaşında olduğu biliniyor. 18 m çevresiyle görkemli bir ağaçtır. Selçuklulardan kalma bir eserdir. Yapımı çok eskiye dayandığı için harap görünümdedir. Ortasında bir avlu bulunmaktadır. Bu avlu konaklamak için yapılan odalarla çevrelenmiştir. Oda tavanlarında pencerelerin olması ilginçtir. Ayrıca karvansaraydaki hayvanların karnını doyurmak için yapılan yemlikler taş oymadır. ilçeye 8 km uzaklıktadır. Aynı zamanda Manavgat Çayı üzerinde bulunmaktadır. Vadi ormanlık bir görünüme sahiptir ve yeşilliklerle çevrilidir. Aynı zamanda Manavgat Çayı kenarında alabalık çiftlikleri ve restoranları bulunmaktadır. Çünkü çaydan alabalık avlanmaktadır. Bu alan piknik yapmak için de uygundur. Çünkü yemyeşil bir vadi ve ormanlık alanlarla Manavgat Çayının doğaya kattığı güzellik eşliğinde huzurlu vakit geçirilebilir. İbradı ilçesine 22 km uzaklıkta bulunmaktadır. Yaylanın festival günleri meşhurdur. Bahar geldiğinde Nisan ayının ilk haftasında yapılan Kardelen Festivali büyük rağbet görmektedir. Adını ise Toros dağlarındaki kardelenlerden almaktadır. İbradı ilçesinde 8 tane tarihi konak bulunmaktadır. Tarihi yapıların çoğu yok olsa da bu konaklar koruma altına alınmıştır. Evler genelde kesme taşlardan yapılmış ve yer yer ahşaptan yararlanılmıştır. Ayrıca ahşabın tercih edildiği yerlerde oymacılığın izlerine rastlanmaktadır. a uzaklığı ise 93 km olarak bilinmektedir. İbradı'ya varmak için Manavgat'tan geçmeniz gerekir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/391-altinolukta-gezilecek-yerler.html", "text": "beldesi. Hem Balıkesir ilimizin hem de ülkemizin, yaz turizmi denince akla ilk gelen öncü mekanlardan da biri olan Altınoluk kesinlikle ihmal etmemeniz gereken ve hayatınızda bir kez bile olsa görmeniz gereken türden bir belde. hakkında bir program yapsanız bile en az bir gününüzü ayırmanız gerekebilir. Şayet böyle bir planınız varsa bu yazımız size rehber olabilir. Çünkü belde hakkında bir takım detayları ve Altınoluk'ta yer alan en güzel mekanları sizler için bu içeriğimizde sıralamayı amaçladık. Altınoluk'un tarihi milattan önce 700'lü yıllara kadar dayanıyor. Antik çağlardan adını sıklıkla duyduğumuz Antandros şehrinin bulunduğu bölgenin de şu anda Altınoluk olarak bilinen bölgeye dahil olduğu biliniyor. Ege Bölgesi açısından, medeniyetin beşiği diyebileceğimiz bu bölge antik çağlarda stratejik bir bölge olmasıyla da biliniyor ve Bugün ki Altınoluk bölgesinin askeri açıdan fevkalade önem taşıyan bir güzergah olduğu ileri sürülüyor. Bölge hakkında anlatılan pek çok efsane de bulunuyor fakat konumuza dahil olmadığı için bunun detaylarına girmeden, asli konumuza, yani Altınoluk'ta gezilebilecek en güzel mekanlara geçiyoruz. . Efsanede adı geçen kızın isminden dolayı Kaz Dağları'nın zirve noktasına Sarıkız Tepesi denmiş. Bütün bölgeyi ayaklarınızın altına seren ve muazzam bir manzara ile kendinizden geçeceğiniz Sarıkız Tepesi, Altınoluk'ta görmeniz gereken mekanların başında geliyor. Şahin Deresi, Kaz Dağları'ndan başlıyor ve Edremit Körfezi'nde Ege sularına karışıyor. Derenin dağdan aşağı indiği güzergahta ise hayranlık uyandıran bir kanyon bulunuyor. Doğa koruma alanına dahil olan bu bölgede yürüyüş turları da düzenleniyor. Ayrıca bu kanyon, dinlenmek isteyenler için muhteşem noktalara ev sahipliği yapan harika bir mekan olarak da ön plana çıkıyor. Yukarıda bahsettiğimiz, Altınoluk'un tarihinin dayanmakta olduğu antik çağların en bilindik şehirlerinden biri olan Antondros'tan günümüze kadar korunabilmiş kısmını teşkil eden bu Antik Kent, hem ülkemiz hem de Avrupa'nın ortaklaşa sahip çıktığı mekanlardan. Yani anlayacağınız, değeri ülke sınırlarını aşan bir Antik Kent. İsmini, adından anlayacağınız üzere, trajik bir hikayeden alan bu şelalenin, hikayesine kendinizi çok kaptırmazsanız muazzam bir doğal güzelliğe sahip olduğunu bir bakışta fark edebiliyorsunuz. Ömrünüze birkaç ay ilave edecek türden olan bu mekanı kesinlikle es geçmeyin deriz. Bildiğiniz üzere Kaz Dağları bölgede bir çok alana yayılmış durumda. Bu sebepten Edremit tarafında birden fala beldenin kendine ait bir Kaz Dağı bulunuyor. Doğal bir zenginliğin şekle bürünmüş hali olan Kazdağları'nın Altınoluk sınırlarına dahil olan lokal kısımlarını da keyifle gezeceğinizden şüpheniz olmasın. . Güzergahı içerisinde doğal yürüyüş alanlarını içeren parkurlar da bulunan Mıhlı Çayı'nda macera tutkunları için de uygun mekanlar yer alıyor. Mıhlı Çayı görmeden dönerseniz pişman olabileceğiniz bir mekan. Mıhlı Çayı üzerinde bulunan Başdeğirmen Köprüsü'nü, internette karşınıza çıkan manzara görsellerinden hatırlıyor olma ihtimaliniz oldukça yüksek. Zira bu köprünün ünü, ülke sınırlarını aşmış durumda. Romalılar tarafında yapıldığı öngörülen köprünün, antik çağlardaki şehirlerden olan Truva'ya ulaşımı kolaylaştırma amacıyla inşa edilmiş olduğu ileri sürülüyor. En az Altınoluk kadar meşhur bir köy olan Narlı Köyü, denize sıfır konumu ile sizi bu diyarlardan alıp götürecek türden. Ayrıca zeytini ve zeytinyağı da oldukça ünlü bir köy olarak da biliniyor. Altınoluk'ta mutfak denilince akla ilk gelen tabi ki de deniz ürünleri oluyor. Zira körfez, kendine özgü deniz ürünleri lezzetlerinde hayli nam yapmış durumda. Bununla beraber, yöresel peynir, taze karadut suyu, zeytin ve altın sarısı zeytinyağı gibi, tatmaktan hoşnut olacağınız yöresel lezzetler de bulunuyor. Balıkesir ilinin cenneti diyebileceğimiz Edremit ilçesinin sınırları içerisinde yer alan Altınoluk, Edremit Körfezi'nde, Kaz Dağları'nın güneyinde bulunuyor. - İzmir Havayolu ile ulaşımı tercih eden ziyaretçiler ise Edremit Körfez Havalimanı'na uçarak buradan da kolaylıkla Altınoluk'a ulaşabilirler."} {"url": "https://www.gezipedia.net/392-avrupa-yakasinda-gezilecek-yerler.html", "text": "Top döküm imalathanesi olarak kullanılan bölge, adını da buradan almaktadır. İstanbul'un büyüyen ve gelişen noktaları arasında gösteriliyor ve özellikle son dönemde çok sayıda işletmenin açılması ile birlikte insanlar da buraya akın ediyor. Tarihi değeri ile de önemli bir yere sahip olduğunu belirtmekte fayda var. 'nın sembollerinden bir tanesi olduğunu da ifade etmek gerekiyor. Sahili, börekçisi ve muhallebicisi ile İstanbul için büyük bir öneme sahip olan Sarıyer de gezi planlarınızda yer almalıdır. Gürültüden uzak ve İstanbul'un diğer semtlerine nazaran daha sakin bir karaktere sahip olduğunu söylemek de mümkündür. Hafta sonunu keyifli bir şekilde geçirmek isteyen yerli ziyaretçilerin en uğrak noktası olarak da lanse ediliyor. İstanbul Boğazı manzarası karşısında rahat bir nefes almak ve çayınızı yudumlamak isterseniz eğer Ortaköy bunun için en doğru adreslerden bir tanesi olacaktır. Bu harika manzara karşısında kumpir ya da waffle seçeneklerini de tercih edebilirsiniz çünkü bu iki lezzet, Ortaköy'ün en meşhur lezzetleri arasında gösteriliyor. Çok sayıda kafe ve restoran tarzı işletme mevcut ve manzarayı seyretmek için karşınıza birçok alternatif çıkıyor. , sahip olduğu kimlik bakımından daha elit bir görüntü sergiliyor. Nişantaşı da bu görüntüye katkıda bulunan en özel adreslerden bir tanesidir. Her geçen gün gelişen ve alış veriş merkezleri ile de büyüleyici bir hale bürünen Nişantaşı'nı ziyaret etmenizi tavsiye ediyoruz. Lüks kafe ve restoranların sayısı bu bölgede çok daha fazladır. Osmanlı döneminin en hareketli adreslerinden bir tanesi olan Kapalıçarşı, günümüzde de bu hareketliliği net bir şekilde ortaya koyuyor. Alış veriş yapmak ve tarihe tanıklık etmek istiyorsanız eğer burayı ziyaret edebilirsiniz. Samimi ve sıcakkanlı esnafı ile de misafirperver bir tavır sergileyeceğini belirtmek gerekiyor. , bölgenin sembol yapılarından bir tanesidir. Yerli turistlerin yanı sıra yabancı turistlerin de en çok ziyaret ettiği tarihi yapılardan biri olduğunu söylemek mümkündür. İnsan kalabalığı içinde kaybolmak ve etrafı seyrederek kısa süreli bir yürüyüşe çıkmak isterseniz eğer İstiklal Caddesini tercih edebilirsiniz. Arka sokaklara da ev sahipliği yapan ve şehrin en kalabalık caddesi olarak bilinen İstiklal, birçok film, dizi ve klibe de ev sahipliği yapmıştır. , Çarşı grubuna ev sahipliği yapan ve maç öncesi büyük bir kalabalığa sahne olan eğlenceli adreslerden bir tanesidir. Anadolu Yakası'na kıyasla ulaşımın çok daha gelişmiş bir hale kavuştuğunu görebiliyoruz. Yaka sınırları içerisinde farklı semtlere çok sayıda ulaşım alternatifi mevcut. Anadolu Yakası'na geçmek için deniz yolunu kullanabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/393-abant-golu-tanitimi.html", "text": "'nin il olması ile denize kıyısı kalmayan, yine de güzelliğinden pek bir şey kaybetmeyen, aynı zamanda muhteşem doğal güzelliklere ve gezilip görülecek çok sayıda noktaya da ev sahipliği yapan bir şehir. Evet doğru tahmin ettiniz. Bolu'dan bahsediyoruz. Bolu'nun kuzey batı yakasında yer alan Abant Dağları içerisindeki bu göl ismini de bu dağlardan almış durumda ve doğal bir heyelan gölü olma özelliğine sahip. 'nün kapladığı alan ise 1250 dönüm civarında. Başka bir deyişle 1,3 kilometrekare alana yayılmakta. En derin noktası 18 metreye ulaşıyor ve uzunluğu ise yaklaşık 1 kilometreyi buluyor. 'nün çevresinde göknar, çam ve kayın ağaçları yer alıyor. Göl yüzeyinde yer alan nilüferler, çevredeki mantarlar, çiçekler ve yabani meyve ağaçları ile de zengin bir bitki örtüsüne sahip olduğunu rahatlıkla ifade edebiliriz. Veya civardaki yaylara doğru yürüyüp yüksek noktalardan da gölü kuş bakışı izleyebilirsiniz. Hele bir de yanınızda termosunuz varsa bu son tercihi mutlaka değerlendirin deriz. Kartpostalların vaz geçilmez manzaralarına çıplak gözle tanık olurken, çayınızı veya kahvenizi yudumlamanın zevki paha biçilmez olur. İster göl çevresini turlayın, ister yüksek bir noktadan gölü seyredin. Gölün kıyısında yer alan bir yapı muhakkak dikkatinizi çekecektir. Bu yapı ise devlet büyüklerini konuk etmek amacı ile inşa edilmiş bir köşk. olarak da anılan fakat günümüzdeki ismi Abant Köşkü olan bu yapı 1975 yılında tahribata uğradığından dolayı yıkılmış ve ilerleyen yıllarda ilk haline sadık kalınarak tekrardan yapılmış. Abant Gölü'nün oluşum tarihi, milattan önce 3000 ila 5000 yılları arasında olduğu tahmin ediliyor. Çevrede antik kalıntı görmüyorsunuz ama yapılan çalışmalar sonucu elde edilen veriler bu yönde. Kimi iddialara göre de gölün Hititler'in ilk dönemlerinden beri var olduğu ileri sürülüyor. Abant Gölü, devam eden yüzyıllar boyunca da bölgede varlık göstermiş her uygarlık için bir yaşam alanı olmuş. Abant Gölü, Batı Karadeniz illerinden olan Bolu ili sınırları içerisinde, şehir merkezine 34 kilometre mesafede yer alıyor. 'a 258 kilometre uzaklıkta olduğunu da belirtmemizde fayda var."} {"url": "https://www.gezipedia.net/394-akyakada-gezilecek-yerler.html", "text": "ve bu şehri ne anlatarak ne de gezerek bitirmek mümkün değil. 'yı sizi sıkmadan ele alacağız ve bölge hakkında hemen her konuda bilgi sahibi olmanız için elimizden geleni yapacağız. Önce kısaca genel ve tarihi bilgilere yer vereceğiz. Daha sonra gezilecek yerleri sıralayacağız. Son olarak da bölgeye ulaşımı izah edip konumuzu bitireceğiz. Buyurun hep birlikte ülkenin en güzel noktalarından biri olan Akyaka'ya gidelim. arasında kalan Ula ilçesine bağlı bir mahalle olan Akyaka'nın yerli nüfusu 1500 civarında. ise milattan önce 2600'lü yıllara kadar uzanmakta. Akyaka beldesi, Karia uygarlığı dönemlerinde Gökova ile birlikte gözde yerleşim yerlerinden birini teşkil eden bölgelerimizden. Bu sebeple, bölgede antik çağlardan kalma izler de görmeniz mümkün. Tarih boyunca ilgi gören bu beldede gezilecek yerler de oldukça fazla. Şimdi hazırsanız bu noktalara kısa kısa değinelim. Belde sınırları içerisinde az katlı ve tarihi dokularla süslenen işçiliği ile beldeye kendine özgü bir hava katan mimari yapılar mevcut. Müstakil yapılardan oluşan bu evlerin bahçeleri ise çiçeklerden oluşan birer şenlik yeri edasında. . Denzi, kumu ve havası ile Ege'yi tüm canlılığı ile hissedebildiğiniz bu mekan, hoş vakit geçirebileceğiniz yerlerin başında geliyor. değişik kuş türlerine de ev sahipliği yapıyor. Fotoğrafçılık sanatı ile ilgilenenlerin de uğrak mekanlarından biri olan bu bölge tertemiz havası ve muhteşem doğasıyla kendisine aşık eden bir güzelliğe sahip. 'ndan hem Akyaka hem de Gökova manzarasını doyasıya izleyebiliyorsunuz. Bölgenin ulaşıldığı en son noktada bulunan kafede oturup yudumlayacağınız çay veya kahve, uyarmalıyız ki başka hiçbir yerde bu kadar güzel olmayabilir. . Doğal yaşama ev sahipliği yapan bu alan aynı zamanda da rağbet gören turistik mekanlardan biri. Civarda gezinirken su samurları bile görmeniz mümkün. Çeşitli su sporlarının da yapılmakta olduğu Kadın Azmağı'nda özellikle bir bölge var ki yoğun sazlıklardan oluşuyor ve boyu metrelerce yükselen sazlıklarla kaplı bu bölge Amazon olarak adlandırılıyor. Amazon olarak anılan bölgede kano ile keşif yapmanın sizlere çok farklı bir deneyim kazandıracağını da belirtelim. ise Akyaka sınırları içerisinde olmasa da yakın bir noktada bulunuyor. Suyunun ılık olması nedeniyle yılın büyük bir bölümü burada denize girmek mümkün. Civarda sayısız koy bulunuyor ve hepsini anlatmamız mümkün olmayacağından şimdilik bu kadarı kafi diye düşünüyoruz. 'da bulunan hava limanlarından birini tercih ederek sonrasında ise bölgenin ulaşım ağını kullanarak Akyaka'ya ulaşmanız mümkün. Karayolu ile ulaşmak isterseniz, civar bölgelerden gelecek olan ziyaretçiler Dalaman güzergahını, güney, kuzey veya doğu bölgelerden gelenler Muğla güzergahını takip edebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/395-kepezde-gezilecek-yerler.html", "text": "gelişmiş bir ilçedir. Antalya'nın ticari anlamda en gelişmiş ilçesi sayılabilir. İlçe sınırlarında bulunan gezinti alanları buranın ziyaretçi sayısını arttırmaktadır. Antalya'ya ulaştığınızda gezilip görülecek yerler arasında Kepez'i unutmamalısınız. Zaten otobüsle gideceklerin ilk uğrak yeri burası olacaktır. dünyanın her yerinden ve ülkemizden çok sayıda turist çekmektedir. İlçenin en önemli yeri şelalesidir. Antalya merkeze uzaklığı ise yaklaşık 10 km'dir. Şelalenin suyu Akdeniz'e dökülmektedir. Hem yemyeşil bir doğa içinde bulunmak hem de şelalesinin muhteşem manzarasını seyretmek için ziyaret edebilir, gitmişken piknik yapmayı da düşünebilirsiniz. Şelalenin suyu ve yüksekliği görenleri hayran bırakmaktadır. Piknik için uygun olan yerleri yeşilin tüm güzelliklerini gözler önüne sermektedir. Özellikle yaz aylarında şehrin gürültüsünden ve iş hayatının yoğunluğundan kaçmak için buralar tercih edilmektedir. Su sesinin dinlendirici özelliği ve doğa manzarası eşliğinde pikniğinizi yapabilir ve stres atabilirsiniz. 1989 yılında ziyarete açılmıştır. İçerisinde yüzden fazla hayvan türü ve bu türlerin 856 çeşidi bulunmaktadır. Son derece büyük ve gezinti için geniş bir zaman dilimi gerekmektedir. Her yerini tam olarak atlamadan gezebilmek için birkaç saatinizi buraya ayırabilirsiniz. Ancak gezinti yorucu olacağından yarım gün de ayırabilirsiniz. Geniş bir alana kurulduğundan çeşitli etkinlik alanları da bulunmaktadır. Çocukları için oyun alanları, piknik yerleri ve doğal su kaynakları bulunmaktadır. İçerisinde küçük şelaleler de yer almaktadır. Gezintiniz bittikten sonra hem dinlenebilir hem de alanda yeşillikler içinde piknik yapabilirsiniz. denince daha çok bu üç yer akla gelmektedir. Ülkemizin önemli bir tatil merkezi olan Antalya'ya gelmişken ilçelerindeki güzellikleri de ziyaret edebilirsiniz. Kepez de şehir merkezinde yer alan bir ilçe olduğundan gezilip görülmesi en kolay olan yerler arasında yer almaktadır. 'na da buradan daha çabuk gidilebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/396-bigadicte-gezilecek-yerler.html", "text": "'de yer almaktadır. Balıkesir'in güneydoğusunda yer alan Bigadiç'in merkez ile uzaklığı ise 40 km civarındadır. , iğne yapraklı ağaçların yoğunlukta olduğu ormanlarla kaplı bir ilçe olması bakımından da dikkat çekicidir. Yamaçlar üzerine kurulan bir yerleşim alanı olan Bigadiç, Simav Çayının bereket kattığı toprakların kıyısında yer almaktadır. Deniz seviyesinden yaklaşık 200 metre yükseklikte yoğunlaşan yerleşim alanlarının çevresinde yüksekliği 1500 metreyi aşan dağlar bulunmaktadır. harabeleri yer almaktadır. Yunan işgali sırasında kale karargah olarak kullanılmıştır. Yaşanan tahribata rağmen kalenin dış surları günümüze ulaşabilmiştir. , Bigadiç'e 7 km uzaklıktadır. Su sesine çınar gölgesinin ve kuş cıvıltılarının eşlik ettiği bu doğal güzellik piknik alanı olarak ilgi görmektedir. , ceviz ağaçlarının gölgelediği geniş bir yeşil alana sahip bir dinlenme alanıdır. Yumuşacık çimler üzerinde keyifle piknik yapılabilmekte ve hoş vakit geçirmek mümkün olmaktadır. , Bigadiç merkezine yaklaşık 20 km uzaklıktadır. Burada bulunan tonozlu köprü ve tüneller, tiyatro ve yazılar ile postamentler, Roma döneminde bu bölgenin önemli bir kaplıca merkezi olduğunu göstermektedir. Günümüzde de bu bölgeden çıkan jeotermal kaynaklar ilçenin ısınma ihtiyacını karşılamanın yanı sıra şifalı su olarak da değerlendirilmektedir. Yabancı arkeologların ilgisini çeken alanlardan biri olan ve çok sayıda kalıntı bulunan Hisarköy, ülkemizin tanıtımı iyi yapılmamış antik miraslarından biridir. Bigadiç'in doğal güzellikleri içinde Alaçam ve Ulus Dağlarının önemli bir yeri bulunmaktadır. İlçeyi kuşatan bu dağlarda, antik kalıntılara rastlamanın da mümkün olduğu doğa yürüyüşleri yapılabilmektedir. Bu dağlarda yapılacak bir yürüyüş aktivitesi tarihle doğayı iç içe geçirebileceğiniz bir zaman dilimi sunmaktadır. 'sini, Kanuni Sultan Süleyman'ın vezirlerinden Cezerizade Kasım Paşa yaptırmıştır. Kesme taştan yapılan bu caminin tarihi ise 1549 yılını göstermektedir. Döneminin mimarisini yansıtan Kasımpaşa Cami'nin minaresi bozulmadan günümüze ulaşmış durumdadır. dir. Bu bölgede yapılan kazılarda bulunmuş olan tarihi eserler müzede görülebilmektedir. Müzede Kuvay-ı Milliye, Arkeoloji ve Etnografya bölümleri bulunmaktadır. , Alan Köyü civarında yer almaktadır. Bu bölgede Bizanslılara ait sur kalıntıları ile 3 adet su sarnıcını görmek mümkündür. yolu üzerinde yer alan bölgede Roma Dönemine ait kaya mezarlarını görmek mümkündür. ilçeleri yer almaktadır. Balıkesir il merkezinden yaklaşık 40 km'lik bir yolculukla Bigadiç'e ulaşılabilmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/397-catalcada-gezilecek-yerler.html", "text": ", M. Ö 2000'li yıllara dayanan köklü geçmişi ile dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor. Stratejik önemli oldukça büyük ve şehrin batısında yer alması da konum olarak bölgeyi daha avantajlı bir hale getiriyor. Tarihi boyunca çok sayıda medeniyet tarafından saldırı ve istilaya uğramış olan Çatalca, günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. Dilerseniz ilçenin tarihine detaylı bir şekilde göz atalım. nı muhakkak ziyaret etmeniz gerektiğini düşünüyoruz. Bir dönem mezhep kavgaları nedeniyle bu bölgede çok fazla zulüm yaşanmış ve insanlar da bu mağaralarda saklanmayı tercih etmiştir. Mağaraların insan yaşamına uygun şekilde düzenlenmesi de bunun en önemli örneklerinden bir tanesidir. listesine hep birlikte göz atalım istiyoruz. Çatalca merkezde yer alan müze, Mübadeleyi sembolize eden ve anlatan ilk müze olarak da kayıtlara geçmiş durumdadır. Müslüman Türklerin yanı sıra Ortodoks Rumlara da uzunca bir süre ev sahipliği yapan ve huzur ortamını koruyan Çatalca'nın kültürünü ve tarihini öğrenmek isterseniz eğer bu müzeyi de listelerinize dahil edebilirsiniz. , Yalıköy'e 15 km mesafede yer almaktadır. Temiz plajlardan bir tanesi ve yaz aylarında yerli turistlerin yanı sıra yabancı turistlerin de çok sık ziyaret ettiği plajlar arasında yer almaktadır. Denizin tadını çıkarmak ve manzarayı seyretmek adına burayı ziyaret edebilirsiniz. da yine burada yer almaktadır. Mağaraların yanı sıra bünyesinde barındırdığı kumsallar da ilginizi fazlasıyla çekecektir. Yaz aylarında çok daha kabalalık bir görüntü sergileyen Yalıköy'ü listelerinize eklemenizi öneriyoruz. ını ziyaret edebilirsiniz. Eski dönemlerde manastır olarak değerlendirilen mağaralar, çok sayıda insan için de sığınak görevi görmüştür. Davaro ve Salako filmlerinin de burada çekildiğini belirtmek gerekiyor ve sinema tarihimiz için de önem arz eden yapılar olduğunu bilmenizde fayda var. Çevresi mesirelik olarak kullanılan alanda nefes alacak ve tarihe tanıklık ederek güzel bir gezi planı yapabileceksiniz. ve ulaşım konusunda da herhangi bir sıkıntı yaşatmayacaktır. 'ya seyahat edebilir ve karayolunun yanı sıra deniz yolunu da kullanabilirsiniz. Yine aynı şekilde otogardan hareket eden minibüsler ve havalimanından hareket eden transfer araçları da Çatalca'ya ulaşımı mümkün kılan alternatiflerden bazıları olarak karşınıza çıkıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/398-cubukta-gezilecek-yerler.html", "text": "Savaşında büyük bir öneme sahiptir ve bünyesindeki köylerin adı da bu savaşta yer alan komutanlara aittir. Dilerseniz ilçenin tarihine hep birlikte göz atalım. Anadolu'nun fethi esnasında Türkler tarafından ilk ele geçirilen noktalardan biri olarak bilinen Çubuk, Selçuklular tarafından fethedilmiş ve Çubuk bey önderliğinde hakimiyet altına alınmıştır. İlçe, adını bu komutandan alıyor... Tarihi kaynaklara bakıldığında köy adlarının Yazır, Peçenek, Kınık gibi isimlere karşılık gelmesi de Osmanlı devletinin bu bölgede hüküm sürdüğüne en önemli işaretlerden bazılarıdır. Çubuk Bölgesi o dönemde önemli bir tarım alanı olarak kullanılmış ve verimli topraklar en iyi şekilde değerlendirilmiştir. 'nın Timur döneminde inşa edildiği ve yine Timur'un küçük kızına ithafen yapıldığı söyleniyor. Hamam çevresinde çok sayıda sosyal tesis yer alıyor ve bu noktalar işletme olarak da insanlara hizmet vermektedir. Yaz aylarında olduğu gibi kış aylarında da hamamın suları sıcak akıyor ve birçokları tarafından bu suyun şifalı olduğu iddia ediliyor. Yerli turistlerin yanı sıra yabancı turistlerin de ilgi odağı olmayı başaran bu hamam, sahip olduğu tarihi önem ile birlikte Çubuk için de farklı ve özel bir anlam taşıyor. , yine Çubuk ilçesinin keşfedilecek noktalarından bir tanesidir. Karagöl'ün yemyeşil çevresi de ziyaretçilerin ilgisini çeken en önemli detaylardan bir tanesidir. Karagöl, özellikle hafta sonları piknik yapmak isteyen yerli halkın en çok ziyaret ettiği bölgelerden bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor. Göl çevresinde yeşil alanların sayısı çok fazla ve ziyaretlerinizde bu alanları da keşfetme fırsatı elde ediyorsunuz. Çubuk ilçe sınırları arasında yer alan Hacılar Köyünde bulunan Şelale, köye 2 km mesafe uzaklıkta yer alıyor. 5 metre gibi bir yükseklikten dökülen şelale, sahip olduğu ihtişamlı görüntü sayesinde yerli turistlerin ve yabancı turistlerin ilgisini çekmeyi başarıyor. ve Keçiören ile komşu olan ilçe, 2004 yılı itibarıyla metropol ilçe unvanına sahip olmuş ve resmiyette de bu şekilde anılmaktadır. Ankara'nın en önemli ve gelişmekte olan ilçeleri arasında kendine yer bulduğunu da ifade etmekte fayda var\". Köy yollarının yaz aylarında olduğu gibi kış aylarında da ulaşıma açık olduğunu belirtmekte fayda var. İlçe ve Ankara merkez arasında sürekli sefer düzenleyen otobüsler mevcut ve bu otobüsler 15 dakikada bir hareket ediyor. Esenboğa Havalimanından ilçeye ulaşmak için de çok sayıda alternatif karşınıza çıkıyor. Otogar üzerinden ilçeye gelmek isterseniz eğer ilçe otobüsleri bu konuda sizlere yardımcı olacaktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/399-dinarda-gezilecek-yerler.html", "text": ", geçmişi ve sahip olduğu tarihi dokusu ile çok sayıda gezginin listesinde yer almayı başarıyor. Hititler döneminde Büyük Menderes Beyliğine bağlı olan Dinar, bu döneme ait eserleri de bünyesinde barındırmaktadır. Yontma taş devrine dair birçok ize de ev sahipliği yapan ilçede hali hazırda mağara ve naturel yapıların yer aldığını belirtmek gerekiyor. şehir merkezine ortalama 100 km mesafede yer alıyor. Dilerseniz ilçenin tarihine derinlemesine göz atalım ve sizleri de bilgilendirmeye çalışalım. Dinar, tarih boyunca çok farklı isimlerle anılmış ve birçok kez de el değiştirmiştir. Kelainai, Celainai, Kiboyos, Apemeia ve Geyikler, Dinar'ın tarih boyunca aldığı isimlerden bazılarıdır. M. Ö 585 yılında gerçekleştirilen savaşta Perslerin akıl dolu savaş planı ile Afyon ili ele geçirilmiş ve Dinar ilçesi de uzunca bir süre bu medeniyetin hakimiyetinde yer almıştır. Yine ilçede o döneme ait kalıntıların sayısı da bir hayli fazladır. Uzunca bir süre İran'a ev sahipliği yapan ilçe, tam 213 yıl boyunca bu medeniyette kalmış ve İskender'in hamlesi ile İran hakimiyetinden çıkmıştır. Bu olay ise İskender ve İran arasında yapılan anlaşma ile gerçekleşmiş ve kan dökülmeden ilçe devredilmiştir. Helenistik döneme de şahitlik eden bir ilçe olduğunu belirtmek gerekiyor ve bu bağlamda tarihi dokusu oldukça güçlü bir görüntüye sahiptir. An itibarıyla döneme ait çok sayıda eserin büyük bir kısmını görmek de mümkündür. , dünya coğrafyası için de ilginç bir detayı bünyesinde barındırıyor. Tarihte bir ilkin gerçekleştirildiği ve ilk müzik yarışmasının yapıldığı yer olarak bilinen Suçıkan, bu detay ile de çok fazla ziyaretçiye ev sahipliği yapıyor. Burada doğal bir güzellik sizleri bekliyor ve yapılanmanın da kusursuz bir şekilde gerçekleştirildiğini ifade etmekte fayda var. Etrafta çok sayıda işletme mevcut ve dilediğiniz zaman soluklanmak için bu işletmeleri tercih edebilir, çayınızı yudumlarken bir yandan da manzaranın keyfini sürebilirsiniz. , Dinar sınırları içerisinde yer alan Eldere Köyünde bulunuyor. Gumalar Dağından çıkan su ile beslendiği varsayılıyor. Eldere'nin ilginç bir şehir efsanesine de sahip olduğunu belirtmek gerekiyor ve burayı ziyaret ettiğinizde rehberinizden ya da yerli halktan bu şehir efsanesini de dinleyebilirsiniz. Tarihteki ilk müzik yarışmasının nasıl ve neden gerçekleştiği sorusunun cevabını da bu efsanede bulabileceksiniz. Muhteşem manzarası ile ziyaretçileri büyülemeyi başaran Eldere, yaz aylarında çok daha fazla insan tarafından ziyaret ediliyor. , tarihin ilk müzik yarışmasının burada yapılması nedeniyle Dinar'da gerçekleştiriliyor. Geleneksel hale getirilmiş olan festivale ilgi bir hayli yoğun. Yalnızca yerli halk değil, yabancı turistlerin de bu festivale büyük ilgi gösterdiği aşikar. Festival, her dönem aynı tarihte gerçekleştirilmiyor, bu yüzden net bir tarih vermek de pek mümkün değil. Afyon otogardan ilçelere sefer düzenleyen çok sayıda firma mevcut ve 100 km'lik mesafeyi kısa sürede kat eden minibüsler sayesinde sizler de Dinar'a seyahat edebilirsiniz. İlçe otobüslerinin yanı sıra şehirler arası otobüsler de bu ilçeye sefer düzenlemektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/4-adiyamanda-gezilecek-yerler.html", "text": "2150 metre yüksekliğiyle muhteşem bir görünüme sahiptir. Ayrıca dağın içerisinde Helenistik dönemden kalmış olan birçok anıtsal heykel de bulunmaktadır. Zaten anıtsal heykeller başlı başına size bir şölen hazırlamaktadır. Özellikle fotoğraf tutkunlarının vazgeçilmezi olan Nemrut Dağı'nda güneşin doğuş ve batış vakitlerinde fotoğraf çekebilmek için yer dahi bulamazsınız. Heykeller kireç taşı bloklarından yapılarak 8 ve 10 metre uzunluğunda oldukça görkemli kalıntılarıdır. arasında mutlaka Arsameia ören yeri de planınızda bulunmalıdır. Milattan önce 2 yüzyılın başlarında eski Kahta Kalesi'nin hemen karşısına konuşlandırılmış olan ve günümüze ulaşan kitabeleri ile dikkat çekmektedir. Ören Yeri Anadolu'daki en büyük Grekçe yazıya da ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca ören yerinin içerisinde 200 metreye yakın uzunluğuyla oldukça farklı bir havayı taşımakta olan dehlizler yer almaktadır. Tünel şeklinde hazırlanmış olan bu dehlizler mutlaka görülmesi gereken yerlerdendir. Komageneler tarafından inşa edilmiş ve günümüze kadar ulaşmıştır. Yeni Kale içerisinde kitabeler güvercinlik kalıntıları, cami, çarşı kalıntıları hala bulunmaktadır. Özellikle kalenin iç kısımlarında restorasyona birlikte tekrar canlandırılmış olan surlar oldukça dikkat çekicidir. Muhteşem bir haşmeti bünyesinde barındırmakta olan kale güneşin batış vakitlerinde harika bir manzaraya bürünmektedir. Birçok mağarayı da bünyesinde barındıran Adıyaman'daki Zey mağaraları, Palanlı Mağarası, Gümüşkaya mağaraları da otantik mekanlar olarak dikkat çekmektedir. İslami dönem eserlerinden de Çarşı Cami, Eski saray Cami, Kap Cami dikkat çekmektedir. olmaktadır. Patlıcanlı bir şekilde fırında pişirmekte olan Besni tavasının yanında bulgur pilavı da harika bir lezzet olarak sofralarda bulunmaktadır. Etin çevresinde gelişmiş olan bir kültüre sahip olan Adıyaman çok farklı baharatları da bünyesinde barındırmaktadır. Adıyaman'a özgü olan Yarpuz mancası, pirpirim dikkat çeken otlardır. Bu otlardan yapılan pirpirim cacığı, kabak cacığı, marul veya yarpuz cacığı özellikle yaz menülerinde sofraların vazgeçilmezidir. Adıyaman'daki kebap türleri arasında pişirme tarzı ile dikkat çeker ebuzer giffari kebabı da mutlaka tadılmalıdır. Yine patlıcanlı hazırlanan yemekler arasında bulunan dövmeç ve nohutla hazırlanan basalla Adıyaman mutfağının başköşesinde bulunmakta olan tatlardır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/40-konyada-gezilecek-yerler.html", "text": "ili 2016 yılı nüfus sayımı verilerine göre 2.161.000 nüfusa sahiptir. Bu güzel ilimiz 31 ilçe, irili ufaklı 602 köy'den oluşmaktadır. Konya ilinin doğal ve tarihi güzellikleri saymakla bitmez. Konya her nereye bakarsanız bakın tarih görebileceğiniz bir yerleşim birimidir. Tarihten uzaklaşmanız bir an içi dahi imkansızdır. Birçok medeniyet, Selçuklular, Karamanoğulları, Osmanlı Devleti bu ilde uzun yıllar yaşadılar ve birbirinden değerli eserler inşa ettiler, birçok el emeği göz nuru eseri bizlere emanet ettiler. Konya görülecek ve gezilecek yerler açısından en zengin seçenekleri olan şehirlerimizden biridir. Bizler sizlere Konya'da gezilecek yerler arasından en çok rağbet görenleri sıraladık. Konya'ya seyahat etmeyi düşünüyorsanız bu yazımızı mutlaka okumalısınız. Konya iç Anadolu bölgemizde yer alan bir kentimizdir ve yüksek bir düzlük üzerine kurulmuştur. İşte sizler için Konya'da görülmesi gereken yerler listesi. ile başlıyoruz; Mevlana Celaleddin Rum-i Türbesi, sadece Türklerin değil aynı zamanda dünyanın da yakından severek tanıdığı ve özellikle Mesnevi eseri ile bilinen Mevlana'nın yattığı türbedir. Türbe hemen Konya'nın merkezinde yer almaktadır bu nedenle ulaşımı oldukça kolaydır. Mevlana Türbesinin herhangi bir giriş ücreti bulunmamaktadır. Mevlana Türbesinin ziyaret saatleri ise 09.00 ile başlamakta ve kapanışı da 18.30 yapılmaktadır. Bu yazın açılış ve kapanış saatleridir, kışın kapanış saati 16.40 olmaktadır. İplikçi Cami Konya'nın en tarz ve özellikli camilerinden biridir. konyada gezilecek yerler arasında yer alan ilk camidir. İplikçi Cami ye giderken çok yakınlarda 17. yy dan kalma olan ve barok tarzı mimarisi ile dikkat çeken ve halk arasında ''Pencereleri kapısında büyük cami'' olarak da bilinen Aziziye Camiyi de görebilir ve gezebilirsiniz. Ama özellikle İplikçi Cami adı ile nam salan ve en güzel camiler arasında yer alan bir özelliği sahip. ve Türbesi de yer alıyor. Buraya gelmişken mutlaka sırayla hepsini geziniz ve tarihlerini okuyunuz. 1251 senesinde inşa edilmiştir. Çini Eserler Müzesi olarak da 1955 senesinden beri kullanılmaktadır. Özellikle Osmanlı ve Selçuklu sanat mimarisini barındıran bu medrese, zamanında eğitim amaçlı kullanılmıştır. Karatay Medresesinin ardından İnce Minare Medresesini ziyaret edebilirsiniz. Selçuklu Hükümdarının veziri Sahib Ata Fahrettin Ali tarafından 1254 senesinde yaptırılmıştır. Eskiden ise medrese yani eğitim yeri olarak kullanılmış. Günümüzde müze görevi de görmektedir. ise Konya'da gezilecek tarihi yerlerin başında bulunmaktadır. İnce Minare Müzesi ve Karatay Medresesinin hemen karşısında yer alan bu tepe, Konya'nın merkezinde bulunan tek tepedir. Alaaddin Tepesini ilginç yapan özelliği isse yapay bir tepe olmasıdır. Zamanında cami yaptırmak için, halk tarafından bu alana toprak taşınarak bu tepe elde edilmiştir. Bu nedenle Konya'nın en meşhurları arasında yer alır. Dede Bahçe, Alaaddin Tepesinin kuzeybatısında tarihi bir bahçe olmakla beraber, burası çok eski devirlerde yaptırılmıştır. Uzun yıllar piknik yeri olarak kullanılan bahçe, daha sonraları aile gazinosu olarak kullanılmış. Günümüzde kültür parkı haline getirilmiştir. ise bitki örtüsü ve su kaynakları bakımından çok geniş imkanlara sahip bir piknik ve eğlence yeridir. Ilgın'a 2 km uzaklıkta yer alan bir kaplıcadır. Ülkemizin en lüks kaplıcalarından bir tanesidir. Lüks yapıya sahip bu kaplıca romatizma, nefrit, polinefrit, kadın hastalıkları ve cilt hastalıklarına oldukça faydalıdır. Çavuşçu Köyü Ilıcası, Ilgın ilçesine yaklaşık 10 km mesafededir. Tesisleşmesini tamamlayamamış bir kaplıca olan bu köy kaplıcasına bölge halkı genellikle banyo ihtiyacını gidermek için gitmektedir. Seydişehir Ilıcası, Seydişehir'e 2 km mesafede ağaçlar, bağlar ve bahçeler ile iç içedir. Romatizmal hastalıklar ağırlıklı olmak üzere derin iltihaplı yaralara ve kaşıntılı yaralara iyi gelmektedir. Tesisleşmesi henüz yeterli değildir. Uşaklı Çamuru ve Kaplıcası, Beyşehir'e 30 km mesafededir. Tüm çevresi ağaçlarla kaplanmıştır. Romatizma, akne, ekzama, sedef ve diğer deri hastalıklarına şifa gelmektedir. Tesisleşmesi maalesef yoktur. Köşk Köyü Hamamı, Beyşehir - Karaağaç yolu üzerinde Höyük ilçesine 6 km mesafededir. Böbrek hastalıklarının şifa bulmasına yardımcı olabilmektedir. Konya; doğal güzellikler nazarından gayet zengin sayılabilir. Meram Bağları, tarihi yeşillikler ile bezenmiş bir dinlenme mekanıdır. Tarih boyunca bağları, suyu ve havasıyla nam salmış Meram Bağları, seyahatnamelere ve şiirlere konu olmuştur. Tam ortasından Meram deresi akmaktadır. Konyada gezilecek yerler arasında doğal güzelliği ile dikkat çeken bir göldür. ülkemizin 2. büyük gölü olan Beyşehir Gölü, berrak suyu ile tanınmıştır. Yaz mevsimlerinden özellikle Konya halkı bu gölde yüzmeye gidermiş. Yalnız dikkatli olunması gereken göllerden biridir. Yüzmeyi denemeyin. merak ediyorsanız özellikle yiyecek bakımından etli ekmeğinin bir numara olduğunu söyleyebiliriz. Konya civarına özgü olan bu yiyecek en çok kıymalı pideye benzemektedir. Soğan, koyun eti, biber ve domates ile karıştırılır ve uzunlamasına açılan hamurun üzerinde bu harç eklenir ve fırına verilir. Birimi bazen yarım bazen de metre şeklindedir. Oldukça lezzetli bir yiyecektir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/400-yedigoller-milli-parki-tanitimi.html", "text": "ı, doğal heyelan göllerini bünyesinde barındırıyor. olarak adlandırılan bölgeyi de bünyesinde bulunduran bu geniş arazi 1965 yılından bu yana milli park olarak faaliyet yürütüyor. ismini alan bu bölgede çok sayıda eşsiz doğal güzellik de bulunuyor. olarak adlandırılan yedi adet heyelan gölü bulunuyor. Bu göllerden bazılarının yerin altından birbirleri ile bağlantılı olduğu da biliniyor. Bu göller, yaklaşık 780 metre yükseklikte bulunan ve aralarında da 100 metre kadar yükseklik farkı bulunan iki platonun üzerinde yer alıyor. En büyük göle adından da anlaşılacağı üzere Büyükgöl ismi verilmiş. Onun kuzeyinde ise Seringöl yer alıyor. adeta bir cennet edasında. Yeşilin bin bir tonuna tanık olabileceğiniz güzellikte. Metrelerce yükselen dev ağaçlar ile gördüğünüzde hayli şaşkınlık yaşayacağınız hayvanlar ve kuşlarla sizi kendisine aşık edecek türde bir mekan. Biraz da mekanın ön plana çıkan bazı göllerinden bahsederek konumuza devam edelim. Yedigöller Milli Parkı'nın en büyük gölü burası. Yaklaşık 25 bin metrekarelik bir alana yayılıyor. En derin olduğu yer ise 16 metre yüksekliğinde. İçerisinde Abant alası, kadife, mercan ve gökkuşağı balıklarını da barındırdığını belirtmiş olalım. Büyükgöl'ün kuzeyinde yer alan bu göl ise yaklaşık 1800 metrekarelik bir alana yayılıyor. Bu gölde de gökkuşağı olarak adlandırılan balık türü bulunuyor. Bu gölün ise ortalama derinliği 10 metre diyebiliriz. Gölün çevresinde patika yollar aracılığı ile doğa yürüyüşü yapılabiliyor. Civardaki en çok rağbet gören etkinliklerden biri de bu. Yaklaşık 15 bin metrekarelik bir alana yayılan bu göl yer altından Büyükgöl'e bağlantısı olan bir göl. Ayrıca gölde avlanmanın da serbest olduğunu belirtmek isteriz. Çünkü bu dönemlerde ne serin ne sıcak ne de bol yağış olmadığından doya doya gezebilirsiniz. Hava şartları açısından sorununuz olmayacağını düşünüyorsanız yılın her döneminde burayı gezebileceğinizi de ilave bilgi olarak buraya bırakalım. ilçe sınırları içerisinde bulunan Yedigöller'e karayolu ile gidebiliyorsunuz. İster özel aracınız isterseniz otobüsler aracılığı ile Yedigöller'e ulaşabilirsiniz. Yedigöller'e, TEM otoyolunu kullanarak Bolu ayrımına kadar devam edebilir ve sonrasında Yeniçağa sapağından girerek Mengen üzerinden ulaşabiliyorsunuz. Bu güzergahtan farklı alternatifler de bulunuyor fakat tadilat ile karşılaşılma ihtimaline karşı pek önermiyoruz. Zira yukarıda verdiğimiz güzergah hem daha eğlenceli hem de gözlerinize bayram ettirecek güzelliklerle dolu. Önerimiz bu güzergahı kullanmanız."} {"url": "https://www.gezipedia.net/401-korkutelinde-gezilecek-yerler.html", "text": "Geniş bir tarihe sahip olan Korkuteli'nin mevcutta yer aldığı yöre, Makedonya, Roma ve Bizans yönetimlerine zaman içerisinde geçmiştir. 12. Yüzyılda Selçukluların sonra Hamidoğulları ve 16. Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılan yöre İstanos adı ile anılmaya başlanmıştır. İstanos Osmanlı Şehzadesi Korkud Çelebinin bölgede sancakbeyliği yapmasından dolayı zamanla Korkudili ve Korkudeli olarak anılmıştır. Bölge resmen 1915'te Korkuteli ilçesi olmuştur. 1970 yılında milli park ilan edilen Güllük Dağı-Termessos antik bölgesi içerisinde Anadolu'nun yerli halkı ve Solim'lerin kurduğu Termessos şehrinin kalıntıları yer almaktadır. Şehrin en önemli kalıntıları arasında şehir surları, kral yolu, Hadrian kapısı, agora, tiyatro, mezarlar ve kemerler bulunmaktadır. ) doğal olarak çok çeşitli bir bitki örtüsüne ve endemik olarak rastlanan hayvan türlerine de ev sahipliği yapmaktadır. Milli park içerisinde flora ve fauna müzesi bulunmakta ve bu bölgede geçmişte yaşayan hayvan fosilleri, özel türlere ait doldurulmuş hayvan örnekleri ve kurutulmuş böcek ve bitkiler bulunur. Korkuteli ilçesi merkezinde bulunan Alaaddin Kışla semtinde bulunan camidir. Alaaddin Keykubat tarafından yaptırılmış olan yapının büyük bir kısmı olan kitabesi ve minaresi günümüze kadar ulaşmıştır. Yakın tarihe kadar restorasyon çalışmaları devam etmiş olan bir tarihi yapıdır. , Korkuteli ilçesi merkezine 5 km uzaklıktadır. Kara yolu ile kolaylıkla ulaşılabilen bölgede balık avlamak ve piknik yapmak için uygun bölgeler bulunmaktadır. Baraj çevresinde bulunan balık restoranları da ziyaret edilebilecek bir diğer dinlenme noktalarıdır. Ayrıca bölgenin doğa güzellikleri ile fotoğrafçıları kendisine çeken bir manzaraya sahiptir. , Toros dağları üzerinde antik çağlarda Pisidya olarak adlandırılan bölgede yer almaktadır. Ariassos yerleşim alanında bulunan kalıntılar Toroslardaki dik bir vadinin kuzey yamaçlarında yer alan teraslar üzerinde ve zemininde, batıdan doğuya doğru 400 metre büyüklüğündeki alan üzerinde yayılmıştır. Kentte antik dönemde bağcılık, şarapçılık ve zeytinyağı üretiminin yapıldığı tahmin edilmekte olup, geç Roma döneminde gerçekleşen büyük bir deprem sonucu kentin yıkıldığı ve bu nedenle terk edildiği sanılmaktadır. Türkiye'nin en büyük doğal mağaralarından biri olan Karain Mağarası, eski Burdur-Antalya yolu üzerindeki Yağca Köyü'nde bulunur. İçerisinde arkeolojik anlamda değerli çok fazla eser bulunan mağara bu nedenle özel olarak nitelendirilir. Mağara tarihi eserleri ile birlikte doğal güzellikleri ile de göz doldurur. gelir. Özel bir metot ile imal edilen bu ürün farklı tadı ile birçok damak zevkine hitap etmektedir. Sırf bu dondurmayı yerinde yemek için çevre şehirlerden bölgeye gelen birçok ziyaretçi ile karşılaşmak mümkün. Sütün pişirilmesi süresinin diğer dondurma tiplerine göre biraz daha uzun tutulması ve özel birkaç tekniğin daha uygulanması ile ortaya çıkan yanık dondurma denenmeye değer bir lezzet. Antalya'nın kuzeybatısında yer alan ilçesidir. Antalya merkeze uzaklığı 60 km olan ilçeye karayolu ile ulaşmak mümkündür. Antalya Havalimanına hava yolu ile ulaşıp Korkuteli'ne kadar kara yolu tercih edilebilmesi de bölgeye ulaşma alternatiflerinden birisidir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/402-trabzon-uzungol-tanitimi.html", "text": ". Bu göl o kadar ön planda ki bölgeye de ismini vermiş durumda. geniş bir vadinin orta yerinde konumlanmış durumda. ve çevresi, bünyesinde bulundurduğu ormanların da sayesinde çok geniş bir doğal yaşam alanı oluşturmakta. 70 civarı endemik bitki türü ile birlikte, 60 civarı memeli türü ile 250 farklı kuş türüne ev sahipliği yapan Uzungöl'de yöreye özgü doğal alabalık türleri de bulunuyor. Bölgede bulunan bazı yabani hayvanlar arasında ise; boz ayı, kurt, karaca, çakal, yaban domuzu, tilki, vaşak, porsuk, su samuru, sansar ve yaban keçisi gibi hayvanlar bulunuyor. Yani; bölgede gezinirken dikkatli olmakta fayda var. Yukarıda da belirttiğimiz gibi Uzungöl, Haldizen Deresinin, vadi içerisindeki yolunun kayalar tarafından kapanması sonucunda asırlar önce heyelan gölü olarak tabir edilen bir doğal göle dönüşmüş durumda. Gölü çevreleyen ormanlar ise ülkenin en önemli doğal zenginliklerden birini teşkil ediyor. diyebiliriz. Hatta civarda yine krater gölü olan irili ufaklı 6 adet daha göl bulunuyor. Benzetmelerimize alışık olan ziyaretçilerimiz ne diyeceğimizi az çok tahmin ediyordur. Lafı çok uzatmayalım. Yani özetle Uzungöl; tabiri caizse ömrünüze 3-5 ay ilave edecek türden, mutlaka görülesi bir mekan diyoruz. , lahana çorbası, etli karalahana sarması, mısır ekmeği ve yöreye özgü bir sütlaç çeşidi de öne çıkan lezzetler arasında yer alıyor. nda yer alan zaman diyebiliriz. Çünkü bölge, kış aylarında oldukça soğuk olabiliyor ve bahar aylarında da her an şiddetli yağışlarla karşılaşılma ihtimali bulunuyor. Karadeniz'in en bilindik mekanlarından biri olan Uzungöl, Trabzon ilinin Çaykara ilçesi sınırlarında, Trabzon'a 99 kilometre ve Çaykara ilçe merkezine ise 19 kilometre uzaklıkta yer alıyor. Dileyenler Trabzon Havalimanı'na ulaşıp buradan alternatif ulaşım seçeneklerini bütçelerine göre seçebilirler. Bölgeye turlar halinde ücretli geziler de düzenleniyor ve bu turlara da bir göz atmanızda fayda var diyebiliriz. Özel aracı ile karayolunu tercih etmek isteyen ziyaretçilerin takip etmesi gereken güzergahlar ise; E80, E70 ve E95 otoyollarından ibaret."} {"url": "https://www.gezipedia.net/403-eleskirtte-gezilecek-yerler.html", "text": "'ya bağlı ilçelerden bir tanesidir. Tarihte birçokları tarafından Valeşkerde olarak da anılan ilçemiz, Zedikan ismini de taşımaktadır. Ağrı il merkezinin batısında konumlanmış olan ilçe, tarihi ve kültürel dokusu ile de dikkatleri üzerine çekiyor. Dilerseniz ilçenin tarihi geçmişine daha detaylı bir şekilde göz atalım. , Urartuların zayıflaması ile birlikte Medler tarafından ele geçirilmiş ve uzunca bir süre İran toprağı olarak can bulmuştur. İran ile Kafkaslar arasında önemli bir köprü görevi gördüğü için çok sayıda medeniyet tarafından ele geçirilmek istenmiş ve sık sık istilaya uğramıştır. Bagratlılar, Romalılar, Arsaklılar, Sasaniler ve Araplara ev sahipliği yapan ilçe, Türkler arasında da büyük mücadelelere neden olmuştur. Yavuz Sultan Selim döneminde Safeviler'in elinden alınmış ve savaşın kazanılması ile Osmanlı topraklarına dahil edilmiştir. , karın tadını çıkartmak isteyen yerli ve yabancı turistlere ev sahipliği yapıyor. Kış aylarında çok daha fazla ziyaretçi alan bu tesis, konum olarak muazzam bir noktada yer alıyor. Çığ tehlikesinin bulunmadığını ve gayet güvenli bir bölge olduğunu da notlarımız arasında sizinle paylaşmak istiyoruz. Kasım ayında başlayan sezon, Mart ayına kadar devam ediyor ve bu dönemde tesis bir hayli kalabalık oluyor. Mirza Bey tarafından 1684 yılında hayata geçirilen ve inşa edilen camii, 1864 yılında meydana gelen deprem nedeniyle büyük bir zarar görmüştür. Takvimler 1963'ü gösterdiğinde bu alan sit alanı ilan edilmiş ve 1968 yılında da restore edilerek günümüze ulaşmayı başarmıştır. Kesme taşı ve moloz kullanılarak inşa edilen bu yapının hali hazırda minaresi bulunmuyor fakat diğer bölümleri mevcuttur. , Urartular döneminde inşa edilmiş ve yine o döneme ait çok sayıda kalıntıyı da bünyesinde barındırmaktadır. Günümüze tam manasıyla ulaşabilmiş değil ve büyük bir kısmı da harap olmuştur. da yine yörenin meşhur lezzetlerinden bazılarıdır. Damak tadınıza hitap edecek zengin bir mutfak kültürüne sahip olan Eleşkirt, bu kültüre de fazlasıyla sahip çıkıyor. , Ağrı merkeze 35 km mesafede bulunuyor... 38.000 kişilik nüfusu ile mütevazı bir kimliğe sahip olan ilçe, Tutak, Hamur, Kağızman, Horasan ve Karayazı ilçeleri ile komşudur. Bulunduğu konum nedeniyle de büyük bir öneme sahip olan Eleşkirt, turizm konusunda da ülkemize katkıda bulunan ilçelerden biri olarak lanse ediliyor. İlçeye ulaşım mevcut ve Ağrı otogarda düzenli olarak seferlerine devam eden çok sayıda otobüs şirketi bulunuyor. Bununla birlikte ilçeye bağlı küçük firmalar da ulaşım konusunda sizlere yardımcı olacaktır. Otogarda taksi hizmeti de mevcut ve terminal bölgelerinden firmalara ulaşarak seyahatlerinizi taksi ile de gerçekleştirebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/404-silede-gezilecek-yerler.html", "text": ", Paleolitik çağa dair eserler de barındırıyor. Hali hazırda bazı noktalarda kazı çalışmaları devam ediyor ve ilçenin keşfedilmeyi bekleyen çok sayıda noktaya sahip olduğunu da belirtmek gerekiyor. Dilerseniz Şile'nin etkileyici tarihine hep birlikte göz atalım. , ilk kez antik çağda büyük bir saldırıya uğramış ve bir hayli yıpranmıştır. İlk istila Eski yunanlılar tarafından gerçekleştirilmiş ve bölge harap edilmiştir. Diğer büyük bir saldırı ise Romalılar tarafından gerçekleştiriliyor. Roma hakimiyetinin bir hayli uzun sürmesi nedeniyle bölgede o döneme ait kalıntılar da hali hazırda yer almaktadır. Roma döneminde birçok mağaranın barınak olarak kullanıldığını da ifade etmek gerekiyor. Takvimler 1090'ı gösterdiğinde ise Şile, Selçuklu Türkleri tarafından ele geçiriliyor. 1097 yılında ise Haçlı Orduları Şile'yi geri alıyor. İlçemizin Türk topraklarına yeniden katılması ise Yıldırım Bayezit'in harekete geçmesi ile gerçekleşiyor. ve keşfedilecek güzelliklerine hep birlikte göz atalım. Cilalı Taş devri döneminde sığınak olarak kullanılan mağaralar, ihtişamlı görüntüleri ile dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor. Ocaklıada, Feneraltı, Akşam Güneşi ve Tavanlı Mağaraları yer almaktadır. Mağaraların işlenerek insan yaşamına uygun hale getirilmesi de o döneme tanıklık etmemize kusursuz bir şekilde yardımcı oluyor. , Trekking için de uygun bir alan oluşturmuş durumda. Yeşilin farklı tonlarını keşfetmek ve doğanın kalbinde keyifli bir yürüyüşe imza atmak isterseniz eğer sizler de şelaleyi ziyaret edebilirsiniz. , Şirin bir sahil kasabası olarak ziyaretçilere ev sahipliği yapmaya devam ediyor. İki dere arasında kurulmuş köy olarak karşılık bulan bu nokta, sınırları içerisinde çok sayıda tarihi yapıya da yer vermektedir. Konaklama imkanları çok fazla ve tek gecelik konaklama için de tercih edilebilir. Kadırga ve Kilimli Koyları da yine Ağva sınırları içerisinde yer almaktadır. , keşfedilmesi gereken özel noktalardan bir tanesidir. Göl etrafında çok sayıda işletme mevcut ve dilerseniz yemeğinizi restoranlarda yiyerek manzaraya eşlik edebilir, dilerseniz de kahvenizi yudumlayarak bu görüntünün tadını çıkartabilirsiniz. 1859 yılında Osmanlı tarafından inşa edilen Kale, ilçenin en önemli sembollerinden bir tanesi olarak lanse ediliyor. An itibarıyla müze olarak hizmet vermektedir ve dilerseniz müzeyi ziyaret edebiliyorsunuz. Tarihe tanıklık etmek ve manzaraya ortak olmak adına keşfedilmesi gereken noktalardan bir tanesi olduğunu düşünüyoruz. , merkeze 10 km mesafede yer alıyor. Yaz aylarında çok daha fazla ziyaretçi kabul bu yapı, yerli turistlerin yanı sıra yabancı turistlere de ev sahipliği yapmaktadır. , Ümraniye ve Karadeniz ile komşudur. Şile'ye ulaşmak için İstanbul'un birçok semtinden hareket eden toplu taşıma araçlarını kullanabilirsiniz. İletişim numaraları resmi web sitelerinde mevcut ve dilerseniz sefer saatlerine de bu adresler aracılığı ile ulaşabilirsiniz. Karayolu ulaşımının yanı sıra deniz yolu ulaşımı da mümkündür ve ulaşım alternatiflerinin sayısı bir hayli fazladır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/405-kumlucada-gezilecek-yerler.html", "text": "Tarihte Fenikeliler, Romalılar, Lidyalılar ve Selimler kavminin yerleşim alanı olmuştur. 15. Yüzyılda Fatih Sultan Mehmet tarafından tüm Teke Yarımadası'yla birlikte Osmanlı topraklarına katılmıştır. O zaman ki kayıtlarda İğdir nahiyesi olarak geçmektedir. Ancak gerek Selçuklu gerekse Osmanlı döneminde Türk yerleşimine dair herhangi bir kayıt bulunmamaktadır. İlk yerleşim olarak 1830 yılında şimdiki ilçe merkezine 5 km uzaklıkta Sarıkavak ismiyle kurulmuştur. 1914 yılında Elmalı'dan ayrılan Finike İle Antalya'ya bağlı İğdirmağardıç Kumluca ve Kemer olarak ikiye ayrılmıştır. Sarıkavak ise o dönemde İğdirmağardıç bucağına bağlı bir köy durumundaydı. 1924 yılına gelindiğinde ise bucağın merkezi Göden'e alınmıştır. Bu dönemden sonra göçebe halkın buraya yerleşerek kalabalıklaşması sonucu günümüz ilçe merkezinin bulunduğu yerde Kumluca bucağı kurulmuştur. 1958 yılına gelindiğinde ise çıkartılan bir kanunla bucak olan Kumluca ilçe haline getirilmiştir. Alakır Çayı üzerine 1967 1971 yılları arasında sulama ve su taşkını kontrolü sağlamak amacıyla inşa edilmiştir. Barajın temelden yüksekliği 49,3 metredir. Toprak dolgu tipinde inşa edilmiştir. Gövde hacmi 1.600.000 metreküptür. Barajın akarsu yatağından yüksekliği ise 44,5 metredir. 'ne ilçe merkezinin içinden geçerek dar ve asfaltlı bir yoldan çıkılır. Restorasyon ve düzenleme çalışmalarını Kumluca Belediyesi gerçekleştirmektedir. Antik kent bölgedeki diğer Gagai, Phaselis, Korydalla ve Olympos kolonilerinden bir tanesidir. Diğer antik kentler gibi Rhodiapolis Antik Kenti' de Likya Birliği'nin üyesidir. Tarihteki en ünlü şahsiyeti olan Opramoas, Likya kentinin en zengin ve hayırsever kişiliğidir. Anıt mezarı ise şehir tiyatrosunun sahnesinin arkasında bulunur. Tiyatrosu, hamamı, agora/stoa, sebasteion, tapınakları, su sarnıçları ve kilisesi ise günümüze kadar gelen kalıntılarıdır. , denize yakın kısmında Kıbrıs akasyası ve fıstık çamı barındırır. İç kesimlerinde ise saydığımız bu türlerden başka okaliptüs ağaçları bulunur. Yabani hayatı zengin olan bu parkta tilki, çakal, sansar, sincap, porsuk, tavşan ve keklik gibi türlere yaşama alanı olmuştur. Nesli tehlikede olan deniz kaplumbağaları da yine bu parkta bulunmaktadır. , Kumluca ilçe merkezinin 2 km güneyinde yer alır. İsmini Luwi dilinden almıştır. Tarihte ilk defa M. Ö 480 Yılında ismi geçmesine rağmen bu kentin tarihi hakkında pek bilgi bulunmamaktadır. Roma ve Bizans döneminde yerleşim alanı olarak kullanılmıştır. Altın ve gümüşten kilise eşyaları günümüze kalmıştır. Su kemerleri ve duvar kalıntıları ise kentin günümüze kadar ulaşan diğer kalıntılarıdır. Kumluca Belediyesine ait olan hayvanat bahçesi içerisinde 600 kadar hayvan barındırır. Özellikle çocuk ziyaretçisinin yanında her yaşta hayvan sever ziyaretçisini beklemektedir. Ayrıca içerisinde bulunan yürüyüş yollarıyla hoş vakit geçireceğiniz alanlar bulunmaktadır. 'dan bu güzel şehri ziyarete gelmek istiyorsanız D650 karayolu üzerinden 785 km mesafeyi yaklaşık 10 saatlik yolculuğun ardından ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/406-uskudarda-gezilecek-yerler.html", "text": ", köklü tarihi ile de dikkatleri üzerine çekmeyi başaran semtlerimizden bir tanesidir. Antik çağlardan bu yana günümüze kadar ulaşmış bir güzellik, bizleri de büyülüyor. Dilerseniz ilçenin tarihine hep birlikte göz atalım. M. Ö 1000'li yıllara kadar uzanan köklü bir geçmişten bahsetmek mümkündür. Fenikelilerin kurduğu Kalhedon ve Moda burnu ile birlikte bu bölge bir liman kenti olarak değerlendirilmiştir. 300 yıllık bir hakimiyetten bahsediliyor ve bu hakimiyet Akalar'ın saldırısı ile son buluyor. Akalar, kendi insanlarını yavaş yavaş bu bölgeye yerleştirmiş ve burada yeni bir şehir inşa etmişlerdir. Akalardan sonra ise bu nokta Büyük İskender'e ve Romalılara geçmiştir. Romalıların bu bölgede 458 yıl gibi uzunca bir süre hüküm sürdüğü ifade ediliyor ve bir dönem yapılan kazı çalışmaları da o döneme ait çok sayıda eseri gün yüzüne çıkartıyor. , İstanbul'u gözler önüne seren harika bir manzara ile karşımıza çıkıyor. Derin bir nefes almak ve İstanbullu seyretmek isterseniz eğer bu bölgeyi ziyaret edebilirsiniz. Tepede birçok işletme mevcut ve bu işletmelerde yemek yiyebilir ya da çayınızı kahvenizi yudumlayarak manzaranın tadını çıkartabilirsiniz. Yaz aylarında tepe daha kalabalık bir görüntü sergiliyor. 3. Selim döneminde yine 3. Selim tarafından yaptırılan Kışla, ziyarete açıktır ancak tek bir noktasının açık olduğunu da belirtmek gerekiyor. Florence Nightingale'in askerleri tedavi etmek için kullandığı odayı sizler de ziyaret edebilirsiniz. Bu odanın müzeye dönüştürüldüğünü de belirtmekte fayda var. Sahip olduğu kusursuz mimari sayesinde ziyaretçilerin ilgisini çeken en önemli camilerden bir olmayı başarmıştır. 1580 tarihinde Mimar Sinan tarafından inşa edilmiş ve Şemsi Ahmet Paşa adına yapılmıştır. Camiinin iki tarafında da medrese olduğunu görebiliyoruz. İskele Meydanında yer alan çeşme, 1703'lü yıllarda Mehmet ağa tarafından inşa edilmiştir. Rokoko mimarisinin en güzel örneklerinden bir tanesi olan Çeşme, birçok şairin dizelerinde de yer almaktadır. 1955 yılında yapılan onarım çalışması ile birlikte günümüze kadar ulaşmayı da başarmıştır. , yerli turistlerin yanı sıra yabancı turistlerin de ilgisini çekmeyi başarıyor. Küçük bir kayalık üzerine inşa edilen kulenin karaya olan mesafesi 180 metredir. Atinalı bir komutan tarafından koruma amaçlı yapıldığı ifade edilen kulenin daha sonra deniz feneri olarak kullanıldığı söyleniyor. Kız Kulesi ile ilgili o çok meşhur şehir efsanesi de çok sayıda insanı bu yapıya daha yakın hale getiriyor. Kule manzarasına karşı çayınızı ve kahvenizi yudumlayarak keyfini sürebilirsiniz ve yaz aylarında bu nokta çok daha kalabalık bir görüntü sergiliyor. ; İstanbul'un farklı semtlerinden Marmaray, minibüs, Taksi, sarı dolmuş ve otobüsleri kullanarak ilçeye ulaşmak mümkündür. Ulaşım alternatifleri çok fazla ve sefer saatlerinin sık olması da ulaşımı daha kolay hale getiriyor. Ulaşım alternatiflerinden bir tanesi de metrodur ve daha hızlı seyahat için bu alternatifi de tercih edebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/407-yumurtalikta-gezilecek-yerler.html", "text": "'nın ilçesi olarak resmi kayıtlara geçen belde, tarihi dokusu ve görsel güzellikleri ile ziyaretçilerin de ilgi odağı olmayı başarıyor. Hitit, Pers, Ermeni ve Osmanlı devleti hakimiyetinde yer alan Yumurtalık, kale ve liman şehri olarak büyük bir öneme sahiptir. Cumhuriyet yıllarında nahiye merkezinin Ayas'tan yumurtalık hattına taşındığını da ifade etmek gerekiyor. 1933 yılında Nahiye olarak resmi kayıtlara geçen Yumurtalık, bir üst başlıkta da ifade ettiğimiz gibi 1959 yılında Adana'nın ilçesi olmuştur. , yaz aylarında yerli halkın en çok ziyaret ettiği adreslerden bir tanesidir. Adana'da denize girebileceğiniz noktalardan bir tanesi olduğunu da ifade etmek gerekiyor. de ziyaret edilmesi gereken adreslerden bir tanesidir. Yaz aylarında bu bölgenin çok daha yoğun ve kalabalık olduğunu da belirtmek gerekiyor. Birçok kuş türünün geçiş noktası yani göç rotası olarak belirlenen bu bölge, göç yolunu açmak ve kuşların bu rotayı sorunsuz bir şekilde çizmesini sağlamak adına oluşturulmuştur. Çok sayıda kuş türüne ev sahipliği yapan özel bir bölge olduğunu da hatırlatmak gerekiyor. 'nde sizler de ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca bölgede çok sayıda tarihi kalıntı yer almaktadır. , günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır ancak birtakım yıpranmalar mevcut. Devşirme bir yapı olduğunu da ifade etmek gerekiyor ve son olarak Memlüklülerin saldırısına uğramış, sonrasında ise restorasyon çalışmaları yapılmıştır. olarak taşınmasını sağlamıştır. Liman, yalnızca yerli turistlerin değil, yabancı turistlerin de ilgi odağı olmayı başarmış durumda. Ayas limanına demir atan gemilere hizmet sunabilmek maksadı ile inşa edilen bir kale mevcut ve bu kalenin içerisinde salonlar ve gümrük kontrol merkezi yer alıyor. hoş bir manzaraya sahip ve yaz aylarında ok daha etkili bir görüntüye kavuştuğunu da belirtmek gerekiyor. ve Aşlama da mutlaka tüketmeniz gereken içeceklerden bazılarıdır. Adana mutfağının büyük bir kısmına ev sahipliği yapan Yumurtalık, tatlı konusunda geniş bir yelpazeye sahiptir. , Yüreğir, Karataş ilçeleri ile komşu olan ve Adana şehir merkezine 82 km mesafede bulunan Yumurtalık, otogar ve havalimanından kolay ulaşımı da beraberinde getiriyor. Transfer araçları ve düzenli sefer düzenleyen minibüsler mevcut. Detaylı bilgi almak adına otobüs firmalarının web sitelerini ziyaret edebilir ve iletişim numaralarını da kullanabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/408-akyarlarda-gezilecek-yerler.html", "text": "Hali hazırda yerel nüfusu yaklaşık 4000 civarı olan Akyarlar'ın ilk yerleşim olarak ne zaman kullanılmaya başlandığı tam olarak bilinemiyor fakat Roma dönemlerinde yerleşim yeri olarak kullanıldığı bilinmekte. O dönemlerde bölge Kefaluka veya Kefoalonia olarak adlandırılmış. Bu küçük ama muhteşem belde hiçbir zaman kendi nüfusu ile baş başa kalmıyor. Çünkü bölgenin yaz ayları kadar olmasa da sonbahar kış döneminde de hayli ziyaretçisi oluyor. Ama biz, tahmin edeceğiniz üzere biz bahar veya yaz vakitlerinde gezmenizi öneriyoruz. 'da nereleri gezmek lazım? Buyurun birlikte inceleyelim. Akyarlar'ın tarihi dokusunu pek yitirmemiş olan sokaklarında bir müddet gezindiğinizde, burasının eski bir Rum yerleşim merkezi olduğunu hemen anlayabiliyorsunuz. Zira yapılar üzerlerinde hala Rum izlerini taşıyor. Şirin ve hoş bir ortamın yakalanabildiği sokaklarda fotoğraflayacak pek çok yer de göreceğinizi bilmenizi isteriz. 'nun özelliği ise sularının günde yedi kez yer değiştiriyor olması. Bu sayede suyu her daim pırıl pırıl olan bu koy ünü ülke sınırlarını aşan mekanlardan. Akyarlar beldesi de bu koyun etrafına konumlanmış durumda. Sörf veya yelkenli sporlarına ilgi duyuyor iseniz bu koyu daha da çok seveceğinizi düşünüyoruz. bölgenin en yüksek noktalarına ev sahipliği yapıyor. Geniş bir Ege ve Akdeniz manzarasını bir arada yakalayabileceğiniz Aspat Dağı tepelerinden Yunan adalarını da rahatlıkla görebiliyorsunuz. Öyle ki; elinizi uzatsanız dokunacakmış gibi hissediyorsunuz diyebiliriz. olarak adlandırılan mekan Venedik Kalesi ismiyle de anılıyor. Bölgenin kesinlikle görülmesi gereken değerlerinden biri olduğu kesin. 'nu, Gümbet ile Bitez arasında yer alan Akvaryum Koyu ile karıştırmamanız için önceden uyarımızı yapmış olalım. Burası, yani Küçük Akvaryum Koyu, Akyarlar'da Kalekent Sitesinin konumlandığı koyun adı oluyor. Bu arada Kalekent Sitesi meşhur bir yerleşim alanı ve Akyarlar'ın simgesi diyebileceğimiz bir muhit. Sitede çoğunlukla sezonluk daireler bulunuyor ama sözü geçmişken sitede de bir tur atmanızda fayda var. Muhteşem bir denizi olan koyun eşsiz bir manzara sunduğunu da belirtmek isteriz. denize girmek için en çok tercih edilen mekan. 500 metre kadar bir kumsala sahip ve denize girmek için de hayli ideal bir yapısı bulunuyor. aslında ıssız bir ada. Adanın kara yapısında çok fazla kayalık mevcut ve kayalar uzun ve dik bir şekilde durduğundan bu adaya Kargı Adası ismi verilmiş. Tabi ki kayalara bakmanız için bahsetmiyoruz bu adadan. Adanın aslında popülerliği meşhur bir dalış noktası barındırmasından kaynaklanıyor. Su altı merakı olanlar için muhteşem bir mekan olduğunu belirtmek isteriz. beldesi de oldukça rağbet gören noktalardan biri. İsmini deniz komutanı olan Turgut Reis'den almıştır. Bodrum merkezinden sonra ilçedeki en büyük yerleşim yeri olma özelliğine sahiptir. Akyarlar'a yolunuz düşerse, sadece 9 kilometre mesafede bulunan bu mekanı da görmenizi öneririz. Daha detaylı bilgilere ise Turgutreis beldesi ile ilgili bir içerikte yer vermeyi düşünüyoruz. Akyarlar, eski bir Rum yerleşimi olması nedeniyle Türk ve Rum mutfağı kültürünü bir arada barındıran bir yöresel repertuvara sahip diyebiliriz. Her iki kültürün harmanlanmasından oluşan yöresel lezzetleri sadece restoranlarda tadabileceğinizi de belirtmiş olalım. Akyarlar, Muğla ilimizin Bodrum ilçesine bağlı muhteşem bir belde. Konu Bodrum olunca ulaşım konusunda pek de sorun yaşamayacağınız bir belde diyebiliriz. Akyarlar'a ister karayolu ister hava yolu ile ulaşmanız mümkün. Her iki tercihte de Bodrum'a uğramanız gerekiyor. Havalimanı'na gelebilir buradan da çeşitli ulaşım seçenekleri ile Akyarlar'a ulaşabilirsiniz. - Aydın karayolu güzergahını takip ederek önce Bodrum'a daha sonra Turgutreis güzergahını takip ederek de Akyarlar'a ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/409-altinovada-gezilecek-yerler.html", "text": ", Sarımsaklı bölgesinin devamında bulunuyor ve sessiz sakin tatil mekanlarını tercih edenler için, misafirlerini cennetten bir köşe gibi karşılıyor. Gözde bir tatil mekanı olmanın yanı sıra tarihi ile de göz kamaştıran bu şirin bölgede çok hoş vakitler geçirebileceğiniz garanti diyebiliriz. , adı üstünde oldukça düz bir zeminden oluşan ova üzerine konumlanmış durumda. Bütün beldeyi bu sayede rahatlıkla yürüyerek dolaşabiliyorsunuz. Beldede en çok tercih edilen araç ise bisiklet. Bu şirin beldenin ismi, eski zamanlarda Ayazmend olarak anılırmış. Ayazmend kelimesi ise şifa kaynağı ve kutsal anlamlarına geliyor. Şimdiki ismi ise Mustafa Kemal Atatürk'ün 1934 yılında bölgeyi ziyaret ettiğinde, geniş bir ovayı kaplayan sap sarı buğday başaklarını görmesi ile bu bölgeye Altın Ova yakıştırmasını yapmasından kaynaklanıyor. Altınova, milattan önce 3000'li yıllara kadar dayanan köklü bir tarihe sahip. Eski çağlarda önemli tekstil merkezlerinden birini teşkil eden bu beldemizin ilk yerleşim merkezi ise Hisar Mahallesi olarak anılan bölge. , yerleşim alanının az ilerisinde bulunuyor. Beldenin en hareketli mekanlarından olan iskelede vakit geçirebileceğiniz kafe ve restoranlar da mevcut. Gece kulübü ve benzeri mekanlar bulunmadığı için de belde oldukça gürültüsüz ve kafa dinlemek isteyenler için, adeta biçilmiş bir kaftan. Altınova İskelesi civarında bulunan doğal yarımada, sahil üzerinde 2 kilometre kadar uzanıyor. Doğal bir mendirek yani dalga kıran görevi de gören yarımadaya ulaşmanızı sağlayan bir iskele de mevcut. , uzun süre aklınızdan çıkmayacak türden. Denizi de oldukça dingin ve rahatlatıcı diyebiliriz. Aynı zamanda kıyı şeridinde 120 metre kadar bile gitseniz suyun seviyesi boyunuza anca ulaşıyor. Özetle Altınova kumsalları, güzel olduğu kadar yüzmek için de oldukça güvenli bir ortama sahip. , 1490 yılında inşa edilmiş. İnşa edilirken de Edremit Körfezi civarından getirilen farklı farklı taşlar kullanılmış. Oldukça yaşlı olan bu yapı yaşına hiç aldırış etmiyor ve hala dimdik ayakta. . Hacı Bayram Camiinden daha da yaşlı fakat onun kadar diri kalmayı başaramamış olan bu yapı 1200'lü yıllarda inşa edilmiş. Zaman zaman onarımlar gördüğü için de tarihi özelliklerini çoğunlukla kaybetmiş. Ama yine de görülmeye değer bir mekan. olarak anılmakta. Yatırların kime ait olduğu ise tam olarak bilinmiyor. ve bu hanın ne zaman yapıldığına dair teyit edilmiş bilgi bulunmuyor. Her iki han da tuğla ve taşlar kullanılarak yapılmış ve günümüze kadar korunması gayet güzel sağlanmış nadide eserlerden. Beldemiz Ayvalık'a bağlı olduğundan dolayı haliyle Ayvalık mutfağına paralel bir kültür barındırıyor. Altınova mutfağı ağırlıklı olarak deniz ürünleri ve antioksidan kaynağı olan yeşilliklerden oluşuyor. ve akız olarak adlandırılan doğal otlardan oluşan mezeler diyebiliriz. beldesi, hem Ege hem de Marmara Bölgesine kıyısı olan Balıkesir ilinin Ege tarafında, Ayvalık ilçesi sınırlarında bulunuyor. - Çanakkale"} {"url": "https://www.gezipedia.net/41-erzurumda-gezilecek-yerler.html", "text": ", Palandöken'in eteklerinde size eşsiz bir Anadolu tarihi keyfi sunacaktır. Anadolu'nun en eski yerleşim yerleri arasındadır. Tarihi yapılar bakımından birden fazla medeniyetin eserlerini bünyesinde barındırmaktadır. Aynı zamanda keşfedeceğiniz pek çok doğal güzellikte bulunmaktadır. Erzurum'a seyahat yapmayı düşünüyorsanız ve gezilebilecek yerleri araştırıyorsanız bu yazımızı mutlaka okumalısınız. Erzurum'un bilinen ilk adı TheodosioPolis'tir bunun nedenini Doğu Roma İmparatoru II. Theodosio'nin Erzurum'u, kendi sınırları içerisine eklemesine bağlayabiliriz. 415 tarihinde Theodosios' un emrini verdiği Şark Orduları Kumandanı Anatolius tarafından kurulmuştur. Bugünkü Erzurum ise adını Erzen'in Selçuklular tarafından fethedilmesi sonucu halkın toprakların Anadolu'ya ait olduğunu belirtmek istemesi amacıyla, üzerine Rum kelimesi ilave edilerek Erzen al-Rum demesine bağlayabiliriz. Erzurum ve çevresi, Eski Tunç çağından itibaren yoğun siyasi olaylara tanıklık etmiştir. Bunun sebebi doğal savunma alanlarına sahip olması, önemli askeri ve ticari noktaların kavşağında yer alması, kötü ve soğuk iklim koşullarına rağmen tarıma ve bilhassa hayvancılığa olan elverişidir. bulunmaktadır. Bu nedenle Erzurum'un tarihi yapılarını tek bir cadde üzerinde kolayca gezebilirsiniz. Dağınık olmayan bu yapıların bazılarının arası 5 dakika sürerken bazıları yan yana bulunmaktadır. Erzurum hakkında bu tüyoyu verdikten sonra Erzurum'da gezilecek yerler hakkında bilgi vermeye devam edelim. 11. yüzyılda Türklerin hakimiyeti altına girmiştir. Ve o dönemden bu yana Türk-İslam tarihine ait eserlerin yapımında etkili olmuştur. Kale hem iç hem de dış kalede meydana gelmektedir. Dört yönde bulunan kapılarının isimleri kalmıştır. Erzincan Kapı, Tebriz Kapı, Gürcü Kapı, İstanbul Kapı. Kale Tebriz Kapı mahallesinde yer almaktadır. Erzurum Kalesi içinde bulunan Tepsi Minare'ye Erzurumlular tarafından Saat Kulesi de denir. 12. yüzyılın ilk yarısında Muzaffer Gazi bin Ebü'l Kasım tarafından inşa ettirilmiştir. Ayrıca Tepsi Minare Büyük Selçuklu ve Karahanlıların inşa şekillerini andıran en eski minarelere örnektir. karşılıklı olduklarından dolayı ziyareti kolay olacaktır. Kümbetler Anadolu Selçuklu döneminden kalma mezar yapılarının en güzel örneklerini oluşturmaktadır. Kuzeyinde ise hemen Çifte Minerali Medrese yer almaktadır. Erzurum'da görülmesi gereken yerler arasında Çifte Minerali Medresede yer almaktadır. Restorasyonu 2017 yılında tamamlanan bu medrese de yine Anadolu Selçuklu zamanından kalma bir tarihi eserdir. arasında ilk sıraları alan tarihi tapılardan biridir. Yakutiye Medresesi ile hemen yan yana bulunmaktadırlar. Kıbrıs Fatihi olarak bilinen Erzurum Beylerbeyi Lala Mustafa paşa tarafından yapılmıştır. 'nin bitişiğinde yer alan medresedir. 1700 yılında Erzurumlu Şeyhülislam Feyzullah Efendi tarafından cami ile birlikte yaptırılmıştır. Medrese 13 öğrenci odasına sahiptir. Kale Mescidi, iç kale içerisinde kalenin güney sur duvarlarına bitişik bir bölgede yer almaktadır. Düzgün kesme taşlarla inşa edilen mescidin kubbeli bölümü dıştan yüksektir. Saltuklular tarafından 12. yüzyılın ilk yarısında yaptırıldığı tahmin edilmektedir. 'sinin doğusunda yer alan günümüzde halen cami olarak kullanılan ve 1310 yılında yaptırılan medresedir. , İspir İlçesinin kuzeybatısında Çoruh Nehriinin kıyısındadır. Yapım tarihi belli olmamakla beraber İlhanlılar döneminde inşa edildiği savunulmaktadır. Kalenin dış surları yıkılmıştır lakin iç surları sağlamdır. Oltu Kalesi, Oltu Nehri kıyısında bulunan bir tepeye yapılmıştır. Yapım tarihi bilinmemektedir. İç surları gayet sağlamdır. Güneyinde ise ihtişamlı bir burcu vardır. Diğer kısımlar ise yıkılmıştır. Tortum Kalesi, Tortum ilçesinden 14 km. uzakta bulunan Kale köyünde yapılmıştır. Yapım tarihi belli değildir. İç ve dış surları sağlamdır. Gürcü Kapısı Cami, yapım tarihi tam olarak belli değildir lakin 17. Yüzyılın başlarında yeniçeri başı Kürkçü Ali Ağa tarafından yaptırıldığı tahmin edilmektedir. Narman Peri bacaları; 2 ile 3 milyon yıl öncesinde oluşmaya başladıkları bilinmektedir. Erzurum'un Narman ilçesinde yer alır ve şehirde en çok turist çeken mekanlardan biridir. Eğer Erzurum'da konaklama süreniz uzunsa, mutlaka Tortum'a gitmeli ve Uzungöl'ü, Tortum Şelalesini görmelisiniz. Tortum'a gidecekseniz ilkbahar ve yaz ayında gitmenizi öneririz, yol boyunca gözlerinizi bayram ettirecek yeşilliklere doyamayacaksınız. İlçe merkezine uzaklığı 35 kilometredir. Gölün genişliği ise 100 metre ve 1 kilometre arasında değişkenlik gösterir. Osmanlı ve Rus savaşı zamanında Kars yolunu tutmak amacı ile kurulmuştur. Üç tane tabyadan meydana delir. 1867-1872 yılları arasında Sultan Abdülaziz yaptırmıştır. da Erzurum'da nam yapmış şeylerden biridir. Cağ Kebabı yemeniz için şehir merkezinde birçok kebapçı bulunmaktadır. Hatta her sokak başı cağ kebapçı bulabilirsiniz. Kendinize veya sevdiklerinize Oltu taşı, Oltu taşı tesbih veya kolye almak isterseniz de sizlere Rüstempaşa Bedestenini önerebiliriz. Bu bedesten Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biridir. Şehir merkezinde, Lala Paşa Caminin hemen kuzeyinde yer almaktadır. Halk tarafından \"Taşhan\" olarak adlandırılmaktadır. İki katlıdır, alt katında bahçesi bulunmaktadır ve burada güzel bir çay içebilirsiniz. İçerisinde müze özelliği taşıyan bölümleri de vardır. En önemli özelliği ise tam anlamıyla sıralı olarak Oltu taşı dükkanlarından oluşur. diye yapılan sorgular için Doğu Anadolu Bölgesinde bulunan Erzurum; Artvin, Ardahan, Kars, Ağrı, Muş, Bingöl, Erzincan, Bayburt ve Rize illerimiz ile komşudur. İstanbul, İzmir ve Ankara üzerinden karayolu ile Erzurum'a gelecekler, Erzincan hattı üzerinden E80 karayolunu kullanabilir. Bulunduğunuz bölgede Havalimanı veya tren garı varsa bu ulaşım araçları da kullanılarak Erzurum'a gelinebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/410-serikte-gezilecek-yerler.html", "text": "Krallığı tarafından gerçekleştirildiği ifade ediliyor. Koçhisar Tepesi yani Sıllyon ile birlikte Aspendos olarak iki farklı alana bölünmüş ve bu bölgelerde yerleşim gerçekleştirilmiştir. Dilerseniz ilçenin tarihine daha detaylı bir şekilde göz atalım ve sizleri de geçmişe doğru keyifli bir yolculuğa çıkartalım. , takvimler 1926'yı gösterdiğinde ise ilçe statüsüne sahip olmuştur. İlçe olduktan sonra hızlı bir gelişim sürecine imza atan bölge, tarihi dokuları sayesinde gezginlerin de en çok ziyaret ettiği adresler arasında yer almayı başarmıştır. listesini hep birlikte detaylı bir şekilde inceleyelim. , Akçapınar Köyü'nde yer almaktadır. Şelalenin suyu Toros dağlarından akıyor ve bir hayli güçlü olduğunu da ifade etmek gerekiyor. 50 metre yükseklikten coşkulu bir şekilde akan şelale, yerli turistler ile birlikte yabancı turistlerin de ilgi odağı olmayı başarıyor. Şelale manzarasının yanı sıra şelalenin etrafında da keşfedilecek çok sayıda alan yer alıyor. Köprüçayın vadisi olarak kaşımıza çıkan Kanyon, rafting için de uygun bir bölge olarak nitelendiriliyor. Çay üzerinde yer alan iki adet köprü nedeniyle bu ismi aldığını da belirtmek gerekiyor. Eşsiz ve etkileyici bir manzara sizleri bekliyor ve özellikle hafta sonu bu bölge çok daha kalabalık ve yoğun bir görüntü sergiliyor. Beldesi, en değerli beldelerden biri olarak karşımıza çıkıyor. 22 km uzunluğa sahip bir kıyı şeridini de bünyesinde barındıran belde, yabancı turistlerin en çok ziyaret ettiği adreslerden bir tanesidir. Lüks yazlıklar ve golf sahaları ile Antalya için de büyük öneme sahip olan bu beldeyi sizler de ziyaret edebilirsiniz. Serik ilçesine 16 km mesafede yer alan mağara, sarkıt ve dikitlerin yanı sıra odalı şekli ile de ilginç bir görüntü sergiliyor. Mağara, yaz aylarında bile oldukça serin ve yabancı turistlerin uğrak noktası olmayı başarıyor. Belkıs Köyünde yer alan antik kent, şehrin ve ilçenin sembollerinden bir tanesidir... M. Ö 10. yy'da inşa edildiği söylenen antik kent, çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Roma İmparatorluğu tarafından M. Ö 2. yy'da yapıldığı söylenen amfi tiyatro ise dönemin mimarisini kusursuz bir şekilde yansıtmayı başarıyor. Hali hazırda bölgede kazı çalışmaları devam etmekte ve çok sayıda tarihi kalıntının da gün yüzüne çıkartıldığını söylemek mümkündür. Ziyarete açık ve her yıl konser, tiyatro ve çeşitli gösterilerle birlikte bu alan daha dikkat çekici hale getiriliyor. , şehrin doğusunda konumlanmıştır. 22 km'lik bir sahil şeridine sahip ve denizden 26 m yüksekte olduğunu da ifade etmek gerekiyor. Havalimanı ve otogardan direkt olarak ilçeye ulaşım mevcuttur. Transfer aracı, taksi, toplu taşıma ve servis araçları da alternatifler arasında yer alıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/411-elmadagda-gezilecek-yerler.html", "text": "ilçesinin çok sayıda medeniyete ev sahipliği yaptığı ve birçok çağa da tanıklık ettiği ifade ediliyor. Dilerseniz ilçemizin tarihine daha detaylı bir şekilde göz atalım. M. Ö 547 tarihine kadar bu bölgede Lidya ve Frig uygarlıklarının hüküm sürdüğü ifade ediliyor... Sonrasında Persler tarafından ele geçirilen ve birçok medeniyet tarafından saldırıya uğrayan bölge, Roma İmparatorluğuna da ev sahipliği yapmıştır. Elmadağ'da yapılan kazılar, roma dönemine ait birçok eserin gün yüzüne çıkmasını sağlamış ve hali hazırda ilçenin derinliklerinde bu döneme ait eserlerin yer aldığı ifade edilmektedir. Takvimler 1071'i gösterdiğinde Malazgirt Meydan Muharebesi neticesinde ilçe Selçuklu Ordusu tarafından hakimiyet altına alınmış ve bölgeye çok sayıda Türk giriş yapmıştır. İlçe ile ilgili önemli bilgilerden bir tanesi de Moğol İmparatoru Baycu Noyan tarafından bu bölgenin yakılıp yıkıldığıdır. Resmi kaynakların bazılarında yer alan bu bilgi, bazı kaynaklar tarafından yalanlanıyor. Ankara il merkezine ortalama 20 km mesafede yer alan kayak merkezi, kış aylarının en çok ziyaretçi alan adreslerinden bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor. Elmadağ'ın kuzey kesiminde yer alan merkez, özellikle Ocak ve Mart aylarında yerli turistlerin yanı sıra yabancı turistlerin de akınına uğruyor. Kayak yapmak isteyen ve keyifli bir tatile imza atmak isteyen çok sayıda kişi tarafından tercih edilen bu bölge, aynı zamanda restoran, kafe, otel gibi farklı işletmeleri de bünyesinde barındırmaktadır. Kayak merkezinde kayak severler için alternatif pistler de yer alıyor. Her seviyeye uygun pist seçenekleri ile birlikte sizler de tatilinizi kayak yaparak geçirme fırsatı elde edebiliyorsunuz. Kış turizmi için önemli bölgelerden bir tanesi olduğunu da ifade etmek gerekiyor. da yer alıyor ve bu pınarda yine ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği oluşumlardan bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor. 'ın en çok ziyaretçi kabul eden adreslerinden bir tanesidir. , Elmadağ'ın en popüler lezzetleri arasında yer alıyor. Bu yöresel lezzetler, Elmadağ'ı ziyaret ettiğinizde birçok restoranda karşınıza çıkacaktır. Yerli halka misafir olduğunuzda da önünüze getirilecek yemeklerde bu ikisi muhakkak yer alacaktır. düzenlenen bu festival, ilçenin yöresel ürünlerini tanıtmak için tertip ediliyor ve yoğun bir katılıma sahne oluyor. Festivalde çok sayıda etkinlik ve eğlenceli gösteriler de sizleri bekliyor olacaktır. , merkeze 41 km gibi bir mesafede yer alıyor. İç Anadolu Bölgesi sınırları içerisinde Sakarya Bölümünde konumlanmış olan Elmadağ, Ankara baz alındığında doğu bölgesine düşüyor. Kuzeydoğu eteklerinde can bulan ilçe, en eski yerleşim yerlerinden bir tanesidir. İlçeye havalimanı ve otogar üzerinden kısa sürede ulaşmak mümkündür. Transfer araçları, taksi, özel araçlar ve ilçe dolmuşları da bu alternatifler arasında yer alıyor. Firmaların iletişim numaralarını kullanarak sefer saatleri hakkında çok daha detaylı bilgi edinmek mümkündür."} {"url": "https://www.gezipedia.net/412-gokovada-gezilecek-yerler.html", "text": "beldesi hakkında kısa ve genel bilgilendirmeler yapacağız. Sonra gezebileceğiniz en güzel yerleri sıralayacağız. Kısaca yöresel lezzetlere de değindikten sonra bu güzel beldeye ulaşımın nasıl sağlanabileceğinden de bahsedip yazımızı noktalayacağız. Hazırsanız başlıyoruz. Yaklaşık 80 kilometre boyunca uzanmakta olan Kerme Körfezi'nin doğusunda yer alan beldenin kuzey bölgeleri hayli yüksek zirvelerden oluşan ormanlarla kaplı. Muhteşem bir yeşil alana ve doğaya sahip olan belde bir ova üzerine kurulu. 'nin en önemli özeliği ise ülkedeki en girintili çıkıntılı körfez olması ve bu yapısından dolayı sayısız güzellikte koya ev sahipliği yapıyor olması diyebiliriz. Bölgenin tarihi ise milattan önce 2600 yıllarına kadar uzanıyor. O eski dönemlerde bölgede ilk yerleşen uygarlık ise Karia uygarlığı olarak biliniyor. Dönemin en bilindik kenti ise İdima olarak biliniyor. İlerleyen dönemlerde Rodos sonra da Roma egemenliğine giren bu güzel yerleşim alanı 1300'lü yılların sonlarında ise Türk egemenliği altına giriyor. Bu kadar tarih ve genel kültür yeterli sanıyoruz. Şimdi merakla beklediğiniz gezilecek yerleri sıralayalım. sokaklarını bayram şenliğine çeviren bu muhteşem yapılar bembeyaz duvarları, ahşap kapı ve pencereleri ile aklınızı başınızdan alacak türden bir güzelliğe sahip. Ahşap balkonlara kadar uzamış çiçeklerle dolu bahçeleri de cabası. Özetle anlatılmaz yaşanır denilen yerlerden. 'nde çok sayıda şirin ve güzel adacıklar da bulunuyor. Tekne veya benzeri bir araç kiralayarak bu eşsiz güzellikteki noktaları şahsınıza müstakil bir şekilde bile gezebilme olanağına sahip olabilirsiniz. Yeşil ve mavinin cümbüşünü bir de bu adacıklardan tatmanız, tabiri caizse ömrünüze 5-6 ay ilave edebilir. 'nin en rağbet gören noktalarından biri olan Sedir Adası, antik çağlarda da yerleşim yeri olarak kullanılmış. Karia uygarlığı döneminde en gözde yerleşim yerlerinden biri olan adada antik çağlara ait tarihi kalıntılar da yer alıyor. Yaklaşık 4500 yıllık bu mekan kesinlikle görmeniz gereken yerlerden biri diyebiliriz. Beldeye ismini veren ova burasıdır. Her dönemde yerleşim yeri olarak ilgi görmüş olan ova verimli topraklara sahip olmanın yanı sıra cennetten bir köşe diyebileceğiniz güzelliğe sahip. Tarihi bazı yollarında geçiş güzergahını içerisinde barındıran bu bölge, yüksek bir noktadan izlerken hayli keyif alacağınız yerlerden biri. Kemre Körfezi'nin, ülkemizin en girintili çıkıntılı kıyısına sahip olduğunu belirtmiştik. Hal böyle olunca da Gökova, en güzel koylara da ev sahipliği yapıyor. Muhteşem turkuaz tonlar ile yeşil ve mavinin eşsiz uyumunu sonuna kadar değerlendirebileceğiniz güzelliğe sahip olan bu koylardan ne kadar fazla yeri gezerseniz o kadar faydanıza diyebiliriz. olarak adlandırılan etkinlikler. Hatta bu bölgelerde faaliyet yürüten yelken kulüpleri sayesinde yelken sporu bile yapabilirsiniz. Özetle Gökova koylarında harika vakitler geçirebileceğinizden şüpheniz olmasın. . Avusturalya kökenli oldukları bilinen ve, nemli sıcak iklim şartlarına uygun olan ağaçlarla donatılmış bu yol adeta ağaçlarla kaplanmış bir tünele benziyor. Ağaçlar bu bölgeye 1938 yılında küçük fidanlar olarak dikilmiş ve o zamandan bu zamana korunarak muhteşem bir alan oluşturulmuş. gibi isimlerle de anılıyor. 903 metre yükseklikte bulunan bu tepede bulunan kafe faaliyeti yürüten mekanda çayınızı kahvenizi yudumlarken, gerek Ege Denizi Gerek Akdeniz Açıkları gerekse bir çok Yunan adasını göreceğinizden şüpheniz olmasın. , Kemre Körfezi'nin doğu kıyısında bulunuyor. Havalimanı'nı tercih edebilir ve buralardan da çeşitli ulaşım araçları ile Gökova'ya ulaşabilirler. 'a 790 kilometre uzaklıkta olduğunu da belirmekte fayda var."} {"url": "https://www.gezipedia.net/413-sanliurfa-balikli-gol-tanitimi.html", "text": ", Şanlıurfa'nın en çok rağbet gören mekanlarından biri olma özelliğine sahip. Aynzeliha ve Halil-ür Rahman Gölleri olarak da anılan bu mekan şehir merkezinde ve tarihi surların hemen ön tarafında bulunuyor. Balıklı Göl olarak adlandırılan bu bölge iki farklı havuzdan oluşuyor. olarak biliniyor. Göllere ise yapı olarak havuz şekli verilmiş durumda. Gölerin suyu ise akarsu kaynağından gelmekte ve üstü kapatılmış bir kanal aracılığı ile şehri dolaşarak Suriye topraklarına kadar uzanıyor. Gölleri besleyen su kaynaklarının yaklaşık 50 milyon yıl öncesinden beri var oldukları ileri sürülüyor fakat göllerin bulunduğu kısma havuz şeklinin ise ne zaman verildiği konusuna henüz açıklık getirilmiş sayılmaz. Halil-ül Rahman olarak adlandırılan göl 30 metre genişliğe ve 150 metre uzunluğa sahipken, Aynzeliha olarak adlandırılan göl yine 30 metre genişliğinde fakat uzunluğu 50 metreyi aşmıyor. 1940 ila 1970 yılları arasında bu göllerde spor etkinlikleri düzenlendiğini de belirtmek isteriz. Halil Ür Rahman Camii ve Medresesinin Eyyubiler döneminde 1210 yıllarında yapıldığı ileri sürülüyor. Rızvaniye Camii ve Medresesi ise 1716 yılında inşa edilmiş. Yakın konumda bulunan kalenin sütunlarının ise İbrahim Peygamber zamanından kalma olduğu ileri sürülüyor. , İbrahim Peygamber döneminde vuku bulduğu ileri sürülen bir olayın gerçekleştiği bölgeyi ifade etmesi nedeniyle İslam Mitolojisinde hayli önemli bir yere sahip. Rivayetlere göre o dönemlerde insanları putperestlikten uzaklaştıran, hak dine çağıran ve doğru yola girmeye davet eden İbrahim Peygamber'in varlığı, dönem uygarlığının kralı olan Nemrut tarafından, atalarının dinine karşı bir engel olarak görülür. olarak adlandırılan noktada kurdurduğu mancınık ile İbrahim Peygamber'i yanmakta olan dev ateşin içine doğru fırlatır. Bu olay gerçekleşirken İbrahim Peygamber Rabbine dua eder ve ateşin yanmakta olduğu bölge bir su kütlesine dönüşür. İbrahim Peygamber'de fırlatıldığı yerden bu su kütlesinin içine düşer. Rabbi tarafından duası kabul edilen İbrahim Peygamber burnu bile kanamadan bu olaydan sıyrılmıştır. Bu olayın ardından Nemrut'un kızı Zeliha da İbrahim Peygamber'e inanır ve peşinden atlar. Onun düştüğü yerde de bir su kütlesi oluşmuştur. Bu rivayet üzerine bu iki gölün ismi de Hlil-ür Rahman ve Aynzeliha gölleri olarak anılmaya başlanmıştır. , rivayetlerde anlatılan bu hikayenin merkezinde, hem İslam dininde en çok adı geçen peygamberlerden biri olan İbrahim Peygamber'in bulunmasından ötürü hem de hak ile batılın mücadelesinde hakkın yerini bulmasından ötürü oldukça önemli bir mekan olarak kabul edilir. gitmenizi önerebiliriz. Çünkü bahar ve yaz aylarında hayli sıcak bir bölge olan Şanlıurfa, son bahar kış dönemlerinde ise ılıman bir yapıya sahip. Tabi bu zaman dilimleri haricinde de sıcaklık sorun olmayacaksa yılın her vakti gidip gezebileceğiniz bir mekan. 'e hem havayolu hem de karayolu ile ulaşmanız mümkün. Havayolunu tercih edecek olan ziyaretçiler Şanlıurfa GAP Havalimanı'na ulaşıp buradan da şehir içi ulaşım ağını kullanarak rahatlıkla Balıklı Göl'e gidebiliyorsunuz. Karayolunu tercih edecek olan ziyaretçiler ise gerek özel araçları gerekse şehirler arası otobüs firmaları ile Şanlıurfa merkezine gelip, merkezde bulunan her lokasyondan rahatlıkla Balıklı Göl'e erişebilirler. 'a 1263 kilometre uzaklıkta olduğunu da bilmelerinde fayda var."} {"url": "https://www.gezipedia.net/414-ayder-yaylasi-tanitimi.html", "text": "Ayder Yaylası sadece Karadeniz'in veya ülkemizin değil ünü ülkenin sınırlarını aştığı için dünya nazarında da sayılı mekanlardan biridir. kadar üzerinde bulunuyor. Genellikle kayın ve ladin ağaçlarından oluşan ormanların sıklıkla görüldüğü Ayder Yaylası'nın balı ve kaplıcaları da meşhur. yer alıyor. Dağların yamaçlarının yamaçları çamlarla örtülü bu yayla harika bir doğal güzellik abidesi olan nadide miraslarımızdan da birini teşkil ediyor. Yayladaki ilk yerleşimlerin 1200'lü yıllara kadar dayandığı biliniyor. Bölgenin meşhur kaynaklarından olan kaplıcaların ise 1700'lü yıllardan beri var olduğunu biliyoruz. 1944 yılında milli Park ilan edilen yayla 1987 yılında ise turizm bölgesi olarak anılmaya başlamış. Hem doğa hem de sağlık turizmini bir arada bulunduran nadir bölgelerimizde de biri olan Ayder Yaylası, dağcılık sporu ile ilgilenen ziyaretçilerin de vazgeçilmez mekanlarından biri. gibi, muhteşem birkaç şelale de görmüş olursunuz. . Zile Kalesi yüksek ve dik bir konumda bulunduğundan civarın önünüze serdiği muhteşem bir manzaraya da burada tanıklık ediyorsunuz. Bir tarafta Kaçkar Dağları'nın muhteşem doğası bir tarafınızda Fırtına Vadisi ve Fırtına Deresi. Bu noktada seyre dalacağınız kısa bir zaman bile tabiri caizse ömrünüze ömür katacak türden. Ayder Yaylası'na gittiğinizde yapmadan dönmemeniz gereken diğer aktiviteler arasında ise kaplıcalara girmek, teleferiğe binmek ve yayla doğasında konumlanmış restoranlarda yöresel lezzetleri keşfetmek bulunuyor. Bölge kışın hayli soğuk ve baharın ilk zamanları ise yoğun bir yağış alıyor olduğundan, gezi etkinlikleri için en verimli dönemim Nisan ve Kasım ayları arasındaki zaman dilimi olduğunu söyleyebiliriz. 'na hem havayolu hem de karayolu ile ulaşmanız mümkün. Havayolunu tercih eden ziyaretçiler Trabzon Havalimanı'na gidebilir ve buradan sonra geriye kalan 160 kilometre mesafeyi de çeşitli ulaşım seçenekleri ile tamamlayarak Ayder Yaylası'na ulaşabilirler. 'na ulaşmaları gerekiyor. Ayder Yaylası'nın Rize şehir merkezine ise 82 kilometre mesafede olduğunu da belirtmemizde fayda olacaktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/415-trabzon-ayasofya-muzesi-tanitimi.html", "text": "ve Camii hakkında detaylı bilgiler vereceğiz. Bu tarihi mekanı olur da ziyaret etmeyi düşünürseniz, hazırladığımız bu içerik sizlere bir rehber olarak hayli yardımcı olacaktır. olarak da anılan bu yapı, Trabzon'un Ayasofya mahallesinde yer alıyor. Trabzon'un 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından fethi gerçekleşene kadar önemli kiliselerden biri olan Ayasofya, bu fetihten sonra da önemini korumuş ve faaliyetine devam etmiş. 1584 yılında camiye çevrilen yapı 1963 yılına kadar Müslümanlar tarafından ibadethane olarak kullanılmış. Bu dönemlerde ibadete kapatılan mekan 2013 yılında tekrardan Müslümanlara ibadete açılmıştır. , en güzel Bizans kilise örneklerinden biri olma özelliğine sahip. Kare haç planlı olarak inşa edilen yapının yüksek bir kubbesi bulunuyor. ise İngiliz bir seyyah ve araştırmacı olan G. Finlay tarafından 1427 yılı olarak tarihlenmiş. Üstün bir işçiliğe sahip taş plastikler, hem Hıristiyan sanatı hem de Selçuklu dönemi İslam sanatı izlerini barındıran bir özelliğe sahip. Ayasofya bilinen ilk restorasyonunu 1864 yılında yaşamış. I. Dünya savaşında Rus askerleri tarafından işgale uğrayan Ayasofya, askeri amaçlı depo, hastane ve benzeri amaçlarla özensizce kullanılmış. Savaş sonrası işgalden kurtarılan yapı yeniden cami olarak kullanılmaya başlanmıştır. 1958 ile 1962 yılları arasında Edinburg Üniversitesi ve Vakıflar Genel Müdürlüğü ortak çalışmasıyla tekrardan restore edilmiş ve 1964 yılından itibaren müze olarak faaliyet göstermeye başlamış. Her ne kadar kısmi restorasyonlar yapılmış olsa da Ayasofya, köklü tarihi geçmişi, yüksek kasnaklı kubbesi, merkezi planlı yapısı, çokgen ve dairesel apsisleri, gösterişli portikleri, muhteşem taş işçiliği ve freskleri ile birlikte tarihi değerinin yanında sanat tarihi yönünden de çok önemli bir yapıt olarak günümüze kadar gelebilmiş nadide eserlerden. alanına dahil edilen 900 metrekarelik arsa sayesinde bu güzide yapı nihayet kendisine yakışır bir düzenlemeye kavuşturulmuş. Her yıl yerli ve yabancı binlerce turisti ağırlamakta olan Ayasofya çevresindeki alanda, ayrıca yöresel yemeklerin sunumu, kahvaltı ve benzeri hizmetler de veriliyor. Ayrıca dış çekim fotoğraflar için ideal bir yer olan Ayasofya gelin ve damatların da hayli rağbet gösterdiği uğrak bir mekana dönüşmüş durumda. Ayasofya'nın en görkemli cephesini ise güney cephesi oluşturuyor. Bu cephede Hz. Adem ile Hz. Havva'nın yaratılışı, bir fiz halinde ve kabartma olarak anlatılmış. Trabzon'da yaklaşık 257 yıl civarında hüküm sürmüş olan Komnenosların sembolü olarak bilinen tek başlı kartal motifi, güney cephesinde bulunan kemerin kilit taşı üzerinde yerini almış. Ayasofya'nın ana kubbesinin altına denk gelen kısımda ise mermerden yapılmış oldukça renkli bir yer mozaiği bulunuyor. ise İncil'de geçen konular resmedilmiş. Kubbede Hz. İsa'nın tanrısal yönünü aksettiren bir tasvir bulunuyor. Bunun alt kısmında bir kitabe kuşağı var ve onun hemen altında ise melekler frizi isimli süsleme bulunuyor. On iki havari de ihmal edilmeyip pencere aralarında tasvir edilmiş. Hz. İsa'nın doğumu, vaftizi ve çarmıha gerilişi ile kıyamet günü gibi değişik sahne kompozisyonları daçeşitli kısımlarda yer alıyor. Kuzey duvarındaki kapının hemen üzerinde dört azizin işlemesi bulunuyor. İncil'in yazarlarını temsil eden dört sembole ise Narteksin merkezinde yer verilmiş. , namaz vakitlerinde cami kısımda cemaat ile namaz kılındığından dolayı namaz bitene kadar sadece ibadet için gelenlere hizmet vermektedir. Namaz vakitleri dışında turistik amaçlı gelen ziyaretçiler de müze ve camiyi diledikleri gibi gezebilmektedir. , sahile yaklaşık olarak 100 metre uzaklıkta yer alıyor. , ulaşımı en kolay yerlerden biri olduğundan, bir çok hattın dolmuşu veya belediye otobüsü ile her vakit çok rahat bir şekilde mekana ulaşmanız mümkün."} {"url": "https://www.gezipedia.net/416-gomecte-gezilecek-yerler.html", "text": "bulunmaktadır. İlçede genellikle Yunanistan muhacirleri, yerli Yörükler, Boşnak göçmenleri ve Arnavutlar yaşamaktadır. bulunmaktadır. Burada yapılan incelemeler ve kazı sonucunda Batılı Ege Uygarlıkları ve Ege Adaları Uygarlıkları ile ticari ilişkilerin olduğu gözlenmiştir. . Tarihte Yunan işgaline uğramış yerler arasında yerini almıştır. listenizde yer alması gereken önemli yerlere göz atalım. doğal yapısı ile gelen turistleri etkilemektedir. Burada yapılan kazılarda Romalılara ait su kanalları, siyah kiremit parçaları, Bizanslılara ait mezarlarda kullanılan taşlar bulunmuştur. 'ın yaşı 850dir. Çevresi ise 12 metre genişliğindedir. Gömeç Belediyesinin ambleminde de yer almaktadır. Atatürk'ün resminin olduğu tek belediye olmuştur. Gömeç'e gidecekseniz eğer mutlaka bu kayalıkları görmelisiniz. Kayalıklar Gömeç-Ayvalık Karayolunun üzerinde yer almaktadır. Bu yol üzerinde araç ile seyir ederken dahi kayalıklar dikkatinizi çekecektir. Gömeç'in aska kısmında bulunan yüksek dağların üzerine bakıldığında Atatürk'ün silueti görülecektir. Gömeç'e gidenlerin mutlaka denize girmesi gereken yerler arasında yer almaktadır. Denizi ile ünlü olan bu koylarda çok sayıda dinlenme tesisi ve otelde bulunmaktadır. Sessiz, sakin, huzurlu bir tatil için ideal bir yer olacaktır. arası ise 201 km'dir. Karayolu ile ulaşım sağlanabilir. İstanbul'dan geliş gidiş yapılacak ise, aracı olmayanlar için İstanbul-Bandırma arası İDO seferleri her gün düzenlenmekte olup, bu ziyaret için ideal ulaşım yollarından biri olacaktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/417-pozantida-gezilecek-yerler.html", "text": "illerine de komşudur. İlçenin coğrafi anlamda önemli bir konuma sahip olduğunu ifade etmekte fayda var. Doğu Akdeniz ve Orta Doğu'yu, İç Anadolu ve Avrupa'ya bağlayan ilçe, bu bölgede geçit noktası konumunda yer alıyor. Dilerseniz ilçenin tarihine de hep birlikte göz atalım. , Abbasiler döneminde en kalabalık Türk nüfusuna sahip olmuştur. 1071 Malazgirt Savaşı ile birlikte Türk toprağı olan fakat uzun süre elde tutulamayan ilçe, 1375 yılında Türk Memlüklülerinin eline geçmiştir. 1571 yılında ise Osmanlı İmparatorluğunun topraklarına katılmış ve 1. Dünya savaşında da önemli bir konum olarak savaşa yön vermiştir. , bu tarihte ilçe olmuş ve resmi kayıtlara geçmiştir. Tarih boyunca farklı isimlerle anılan Pozantı, ''Pendonsis, El Bedendum ve Bozantı'' isimleri ile de anılmıştır. , Pozantı ilçe merkezi sınırları içerisinde yer alıyor. Minibüslerle bu bölgeye ulaşım mümkündür ve yazın çok sayıda yerli turist ile birlikte yabancı turistin de bu bölgede kamp yaptığını belirtmek gerekiyor. Asar Yaylasında ilginizi çekecek çok sayıda ahşap yapı mevcut ve bu evlerin yanı sıra taş evler de görsel bütünlüğü kusursuz bir seviyeye taşıyor. , en az Asar Yaylası kadar popüler fakat kamp için uygunluğu tartışılır durumda. Yaz aylarında çok daha kalabalık olan bu bölgeyi sizler de ziyaret listenize dahil edebilirsiniz. Çok sayıda ağaç türü mevcut ve yeşilin farklı tonlarına da yine bu adreste ulaşmak mümkündür. Armutoluğu Yaylası'na Pozantı ve Ankara yol ayrımından Sarımsak Dağı'na dönüp ormanlık bir alandan geçerek ulaşılır. Bölgedeki el dememiş doğal alanlardan biridir. Sedir, Köknar, Ardıç gibi ağaç çeşitleri ve çeşit çeşit çiçekle kaplıdır. Yaylada doğal su kaynakları da bulunur. Bölge el değmemiş bir alan oluğu için konaklama veya başka amaçla kurulmuş bir yapı yoktur. Kamp yapmak isteyenler gerekli malzemeleri ile birlikte buraya gelerek doğanın tadını çıkarabilir. Bizans döneminde inşa edildiği söylenen yapı, Bizans mimarisinin örneklerini de kusursuz bir şekilde yansıtıyor. Kültür varlığı olarak nitelendirilen ve koruma altına alınan bu yapı da yine ziyaretçilerin en çok ilgi gösterdiği yapılardan bir tanesidir. Hakim bir tepede konumlanmış olan kale, su sarnıçlarını da bünyesinde barındırıyor ve ihtişamlı bir görüntü sergiliyor. Tekir Boğazına hakim bir tepede konumlanmış olan Tabya, Toros dağları üzerinde bulunuyor... Tabyanın Osmanlı döneminde inşa edildiği söyleniyor. 1986 yılında taşınmaz kültür varlıkları arasında yerini alan ve korumaya alınan tabya, günümüze bütünüyle ulaşabilmiş değil ancak doğu cephesi, ana giriş ve su sarnıcı görülebilir durumda. Tarihe tanıklık eden yapılardan bir tanesi olduğu aşikar ve hali hazırda bu bölgeye giderek sizler de bu yapıyı ziyaret edebilirsiniz. Şekerpınarı'nın hemen yanında yer alan ve bu yüzden Şekerpınarı Köprüsü olarak da adlandırılan köprü, Ortaçağ mimarisinin en güzel örneklerinden bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor. 83 metrelik uzunluğa sahip olan köprü, ihtişamlı görüntüsü ile de dikkatleri üzerine çekiyor. 2000'li yıllarda restore edilen köprü, yanında yer alan mesire alanı ile de ziyaretçilere keyifli anlar sunuyor. Köprüyü keşfettikten sonra mesire alanında soluklanabilir ve dilerseniz piknik yapabilirsiniz. Her biri bir tarih olan çok yaşlı üç anıt ağaç Pozantı'nın farklı yerlerinde bulunur. 635 yaşındaki Sedir ağacı Çetinlik Dağı orman arazisinin içinde yer alır. 200 yaşındaki Çınar ağacı Belemedik köyünde, 380 yaşındaki Ceviz ağıcı da Bürücek Yaylasında bulunur. Pozantı ve Adana il merkezinin arası 116 kilometredir. Otoyol ve D-750 karayolu üzerinden ilçeye ulaşılır. Kış aylarında bazı bölgelerde yol kapanmaları yaşansa da genel olarak bu yollar üzerinden ulaşım rahat olur. Ayrıca Adana Havalimanı'ndan veya şehirlerarası otogardan Pozantı ilçesine giden toplu taşıma araçları ve servisler de bulunur."} {"url": "https://www.gezipedia.net/418-sapancada-gezilecek-yerler.html", "text": ", öne çıkan mekanları, yöresel lezzetleri ve daha bir çok detay ile sizleri bilgilendirmeyi hedeflediğimiz bu içeriği, bir solukta okuyup bitireceğinizden eminiz. Hadi öyleyse zaman kaybetmeden başlayalım. Sakarya ilinin batı sınırlarında yer alan, yaklaşık 40 bin nüfuslu şirin bir ilçe Sapanca. Akdeniz ile Karadeniz iklimlerini bir arada barındıran bu şirin ilçenin 140 kilometrekare civarında yüzölçümü bulunmakta. Sapanca'nın bir özelliği de alanına nazaran en en çok nüfusa sahip ilçe olmasıdır. Deniz seviyesinden 36 metre yüksekte yer alan ilçenin muhteşem güzelliğinin yanında hayli bereketli bir toprağa da sahip olduğunu belirtmek isteriz. Sapanca, ortaya çıkarılan yazılı belgelerden anlaşıldığı üzere, milattan önce 1200'lü yıllarda ilk olarak Frigyalılar tarafından yerleşim yeri olarak kullanılmış. O dönemlerde pek ön planda olmayan bölge, milattan sonra 370'li yıllarda Bitinya Krallığı'nca tekrardan kurulmuş. Bu dönemlere ait Lazca kaynaklarda ilk isminin Siphonesies Lacus olarak geçtiği biliniyor. İlerleyen dönemlerde Roma İmparatorluğu himayesine giren Sapanca, o dönemler ise Buanes ve Sofhan veya Sofhange isimleri ile anılmış. 1070'li yılların ortasında ise Türk himayesine girmiş, o dönemlerde ise Ayan ve Ayanköy isimleri ile anılmaya başlanmış. isimli konumuza da göz atabilirsiniz. Harika vakit geçireceğiniz mekanların başında elbette Sapanca Gölü geliyor. , mutlaka görmeniz gereken önemli mekanlardan bir diğeri. Sapanca'ya 10 dakika uzaklıktaki bu mahalle aslında Kocaeli ilinin Kartepe ilçesine bağlı. Sapanca ile neredeyse iç içe geçmiş olan Maşukiye, günü birlik olarak düzenlenen turlarla yoğun ilgi görüyor. Doğa ile iç içe hoş vakitler geçirebileceğiniz bu mekanda lezzetli mi lezzetli alabalık menülerini de denemenizi öneririz. . Derbent ise doğal güzelliklerinin arasında bulunan şirin mi şirin köyleri ile ön plana çıkmakta. Gezmekten hayli keyif alacağınız mekanlardan biri de bu durak. ise Sapanca ve Maşukiye'nin ortak doğa güzelliklerinden biri. Dere çevresinde yürüyüş yapabileceğiniz parkurlar bulunuyor. Doğa yürüyüşlerine meraklı olanların yoğun ilgi gösterdiği bu mekanda yaz aylarında yüzebileceğiniz ortamlar bile bulunuyor. yaylaları bulunuyor. Belirttiğimiz gibi, bunlar sadece ön plana çıkanlar. . Mimarisi ve süslemeleri ile hayranlığınızı kazanacak bir yapıt olduğunu belirtmek isteriz. Sapanca Hükümet Konağı olarak adlandırılan yerde sergilenen 4 adet lahit bulunuyor. Bunlardan ikisi İlmiye Köyü yakınlarındaki çalışmalarda 1987 yılında bulunmuş. Diğer iki lahit ise yine aynı yılda, otoyol çalışmaları yapılırken tesadüfi bir şekilde bulunmuş. Bu tarihi mezar veya tabut da diyebileceğimiz eserlerin hangi yıllara ait olduğu ise tam olarak bilinmemekte. . Bu yapı eski ticaret yollarından İpek Yolu üzerinde bulunuyor. Mimar Sinan tarafından yapıldığı ileri sürülen Vecihi Kapısı, Sapanca'nın simgelerinden de biri olma özelliğine sahip. . Kaplıcaların, eklem, kalp vb rahatsızlıklar da dahil bir çok derde şifa olduğu ileri sürülüyor. Kuzuluk Kaplıcaları'nın, herhangi bir rahatsızlığı olamayıp önlem amaçlı ziyaret eden de çok sayıda ziyaretçiyi ağırladığı biliniyor. . Bu harika ilçenin de saymakla bitmeyecek kadar çok doğal güzelliğe ev sahipliği yaptığını bilmenizde fayda var. Özellikle kış aylarında ziyaretçi akınına uğrayan bu mekanı da mutlaka görmelisiniz diyoruz. , karalahana ezmesi, barbunya ezmesi, diken başı, cevizli fasulye, yoğurtlu yeşil erik, mısır ekmeği, cevizli lahana ve taze fasulye turşusu bulunuyor. , Doğu Marmara Bölgesi'nde yer alıyor. Sapanca'ya havayolu ile gitmeyi tercih eden ziyaretçilerin bölgeye en yakın havalimanı olan Sabiha Gökçen'e gelmeleri gerekiyor. Buradan Sapanca'ya 100 kilometrelik bir karayolu tercihi ile devam edilmesi gerekiyor fakat ulaşım konusunda herhangi bir sorun yaşamayacağınızı da bilmenizde fayda var. otoyolu güzergahını kullanarak Sapanca'ya rahatlıkla ulaşmaları da mümkün diyoruz ve yazımızı burada nihayete erdiriyoruz. Farkındayız uzun bir yazı oldu ama bunu sorumlusu biz değiliz. Bunun sorumlusu Sapanca..."} {"url": "https://www.gezipedia.net/419-arnavutkoyde-gezilecek-yerler.html", "text": "'dür. Doğudan Eyüp, batıdan Çatalca, güneyden Büyükçekmece, güneydoğudan Başakşehir ve kuzeyden ise Karadeniz ile çevrilidir. Bulunduğu konum itibariyle oldukça ilgi çekici bir ilçe olan Arnavutköy, Durusu Gölü, Küçükçekmece Gölü ve Büyükçekmece Gölü ile de çevrelenmiştir. Arşivlerde bulunan bilgilere göre 1850 ila 1890yılları arasında bölge Arnaout Kevi ismi ile anılıyormuş. Eski dönemlerde bir Rum Köyü olan bölge 2009 yılında ilçe statüsüne kavuştu ve günümüzde 250 bin nüfusa ev sahipliği yapmaktadır. . İhtişamlı bir yapıya sahi olan bu camiyi çok uzak noktalardan bile rahatlıkla görmeniz mümkün. 1994 yılında inşasına başlanan cami 2003 yılında tamamlanmış. 6 minare ve 68 kubbesi bulunan bu cami 12 bin kişi kapasitesine sahip görkemli bir yapı. Oldukça büyük bir avluya ve külliye tarzında faaliyet yürütmek amacıyla inşa edilen güzel mimariye sahip olan bu mekanı mutlaka görmenizi öneriyoruz. Şehrin uç noktalarında bulunan Arnavutköy ilçesi, yeşil alan anlamında oldukça zengin. Bölgede huzurlu vakit geçirebileceğiniz çok sayıda piknik ve mesire alanı bulunuyor. Bu mesire alanları arasında başta gelenler ise Durusu, Balaban, Tayakadın, Rahim Çeşme, Taşoluk, İmrahor, Hacımaşlı, Boğazköy ve Bolluca piknik alanları yer alıyor. Yeşil alanları ve tatlı su kaynakları bakımından oldukça güzel bir konumda bulunan Arnavutköy ilçesinde, gezebileceğiniz mekanlardan bazıları ise ilçeye kıyısı olan bu göller. Suyun ve yeşil alanın tadını çıkarmak isteyenlerin vazgeçilmez mekanları arasında göller Durusu, Küçükçekmece ve Büyükçekmece Gölleri de bulunuyor. 'dan sonra en büyük Karadeniz kıyısına sahip olan ilçedir. Sahili, bölgenin en çok rağbet gören mekanlarından biri. ayrıca üçüncü havalimanı yapımı içinde belirlenmiş olan bir bölge olduğundan her geçen gün daha da popüler bir mahalle olmaya devam ediyor. Karaburun ve Yeniköy bölgelerinin, gelecek zamanların rağbet gören tatil merkezlerinden olacağına hiç şüphe yok. , şehir merkezine 25 kilometre uzaklıkta bulunuyor. İlçeye şimdilik sadece karayolu ile ulaşım sağlayabiliyorsunuz. İETT otobüsleri kullanılarak Arnavutköy'e erişmeniz oldukça kolay. İlçeye yapacağınız bu tür yolculukların kısa sürmeyeceğini belirtmemizde de fayda var."} {"url": "https://www.gezipedia.net/42-sivasta-gezilecek-yerler.html", "text": ", Roma döneminde Sebastia ismiyle anılmaktadır. Birçok farklı medeniyete ev sahipliği yapmış olan Sivas'ta bu sebeple günümüzde oldukça fazla tarihi eser ve tarihi mekan bulunmaktadır. arasında birçok tarihi yapı yer almaktadır. olmalıdır. Muhteşem dokusuyla günümüze kadar ulaşmış olan çifte minaresi ile beraber kentin sembolü haline gelmiş durumdadır. 1271 yılında inşa edilen Çifte Minareli Medrese sadece Sivas için değil Anadolu'daki Selçuklu eserleri arasında da önemli bir yerde bulunmaktadır. İki katlı yapısıyla 4 Eyvanı ile ve açık avlusu ile beraber Anadolu coğrafyasında yer alan en müstesna medrese olma özelliğini taşımaktadır. İki minaresi de tuğla ve çini örgülüdür. Göze hoş gelen bir görüntüsü vardır. İki katlı inşa edilmiştir. Günümüzde sadece doğu cephesi ayakta kalabilmiştir. Karşısında Şifaiye Medresesi bulunmaktadır. O zamanlar hastane hizmeti vermesi için yaptırılmıştır. İçinde İzzeddin Keykavus'un türbesi bulunmaktadır. 1960'lı yılların ortasında bakım ve onarımdan geçirilmiştir. Günümüze değin çeşitli zamanlarda restore edilmiştir. Artık müze olarak kullanılmaktadır. Medrese'nin içerisinde çay ocağı bulunmakta, özellikle sıcak yaz günlerinde serin bir ortam sunmaktadır. . Çifte minareli bir kapısı vardır ve kapısındaki süslemeler harika bir işçilik örneğidir. Göze oldukça hoş gelen bir mimarisi vardır burasının. Süslemelerde yıldız, hayat ağacı ve Çin tarihinde önemli bir yeri bulunan on iki başlı hayvan figürleri kullanılan medrese, 1927 yılından itibaren müze olarak hizmet vermektedir. Tarihe meraklıysanız 4 Eylül Atatürk Kongre ve Etnografya Müzesi gezmeniz gereken yerlerden olacaktır. Ulu Önder Atatürk Milli Mücadele döneminde lise olarak kurulan bu binada Sivas Kongresi'ni düzenlemiş, daha sonraki gelişlerinde de burada kalmaya devam etmiştir. Günümüzde binanın bodrumu fotoğrafhaneye ve laboratuvara ayrılmıştır. Zemin katta etnoğrafik eserler sergilenmektedir. Üst katta ise Kongre Salonu, Atatürk'ün yatak odası, çalışma odası ve telgraf ile belgeler salonu bulunmaktadır. Katlarda uzunca gezebilir, tarihe tanıklık edip bir vatanın kurtarılma aşamalarından birisini gözlerinizle görebilirsiniz. ve Darüşşifası da Sivas'ta görülmesi gereken yerler içerisindedir. için kent merkezinden kalkmakta olan birçok tur da bulunmaktadır. Böylece rehberler eşliğinde Sızır Şelalesini gezerken 500 metre yükseklikten dökülmekte olan suyla beraber özellikle sıcak yaz günlerinde serinleyebileceksiniz. Sivas'ta bulunan tabii unsurlar arasında önemli bir yerde durmaktadır. Birçok kamp bölgesini bünyesinde barındırmakta olan yayla aynı zamanda farklı ağaç türlerine de ev sahipliği yapmaktadır. Özellikle yaz aylarında günübirlik ziyaret edilebilecek bir mesire alanına dönüşmektedir. özellikle cilt hastaları için vazgeçilmez bir güzergaha dönüşmüş durumdadır. Sedef egzama yanık tedavileri için tavsiye edilmekte olan Kangal balıklı kaplıcası kaplıca içerisindeki balıklarla beraber oldukça otantik bir mekandır. Kaplıcadaki balıkların cilt üstündeki istenmeyen unsurları temizlemesi görülmeye değerdir. de özellikle kamp yapmak isteyenlerin ve tabiat yürüyüşünden hoşlananların uğrak yeri haline dönüşmektedir. diye sorulduğunda genellikle akla madımak gelmektedir. Ayrıca evelik düğüşek aşı da yine yörenin enfes tatlarındandır. Yuvarlak köfte, çirli et, et yemeklerinden hoşlananların vazgeçemediği tatlardır. Bununla birlikte kavurma hellesi lahana musakkası Sivas'a uğradığınızda tatmadan dönmemeniz gereken yiyeceklerdir. İç Anadolu Bölgesinin en doğusunda bulunan Sivas'a ulaşmak için karayolunu tercih edebilirsiniz. İstanbul- Sivas arası 885 kilometre olup, O-4 ve D200 karayolundan, Ankara- Sivas arası ise 434 kilometre olup D200 karayolundan Sivas'a gelebilirsiniz. Ayrıca havayolunu da kullanarak Sivas'a ulaşmanız mümkün. Nuri Demirağ Havaalanı, Sivas merkeze 21 kilometre mesafede. Demiryolu seyahatlerini seven ziyaretçilerimiz için ise Sivas merkezde bulunan Tren Garını kullanabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/420-knidos-antik-kenti.html", "text": ", Reşadiye Yarımadasının batı ucunda, Tekir Burnu ya da Deveboynu Burnu denilen yerde bulunan bir Karia yerleşmesidir. Günümüz yerleşmesinin hemen kuzeyinde, Lakedaimonialıların kurduğu Eski Knidos yer alıyordu. Dorlardan önce bölgede Karyalıların yaşadığı, fakat Dorlarla birlikte yörenin kalkındığı bilinmektedir. MÖ 7. yüzyılda, Yunanistan ve Ege Adaları'ndan gelen Dorların bölgeye yerleşmesinden sonra adını duyuran Karia kentinden çok az kalıntı günümüze ulaşmıştır. Knidos, ünlü bilim adamı Eudoksos'un ve dünyanın yedi harikasından biri olan İskenderiye Feneri'nin mimarı Sostaros'un doğum yeridir. Akropolisin yer aldığı tepede bulunan sur kalıntıları ile MÖ 7. yüzyıl ile Helenistik dönem arasına tarihlenen keramik parçaları, yöredeki antik yerleşmenin kanıtlarıdır. MÖ 545'de Pers Kralı II. Kyros tarafından ele geçirilmiştir. MÖ 360'larda, kent adanın batı ucuna taşınmıştır. Türk egemenliği sırasında önemini yitirmiştir. 1928'de ilçe olmuştur. Knidos, Antik dünyada siyasal ve ekonomik açıdan etkili olabilmiş sayılı Dor kentlerindendir. Şarap ticaretiyle ün kazanmıştır. Ayrıcalıklı bazı kentlerin yaptığı gibi, Knidoslular, MÖ. 540'lı yıllarda Delphoi'de Apollon'a adanan bir hazine binası yaptırmışlardır. Her dört yılda bir kentte Apollon Tryopion onuruna şenlikler düzenlenmiştir. Antik kent, Mavi Yolculuk yapanların da uğrak yeridir. Bölgedeki kazı çalışmalarını 1857 yılında C. T. Newton başlatmıştır. 1967 yılında yeniden başlayan kazı çalışmalarını İris Cornelia Love yönetmişti. Kent, güneybatı-kuzeydoğu yönünde, Hippodamos planına göre teraslar halinde düzenlenmiş durumdadır. Kıyıdan akropolise doğru teraslar halinde yükselir. Surların doğudaki akropolisi çeviren bölümü iyi korunmuştur. Doğu-batı doğrultusunda uzanan ana cadde kenti ikiye böler. Kamu yapıları ve dükkanlar ana caddenin batısındadır. Akropolisin güneyinde, doğuda Demeter heykelinin bulunduğu Demeter Kutsal Alanı, batıda büyük tiyatro yer alır. Büyük tiyatronun doğusu tümüyle yıkılmıştır. Kentin doğusundaki Aslanlı Anıt'ın parçaları ise British Museum'dadır. Kentin en ilginç yapısı, batı uçta surların yakınında yer alan Aphrodite Euploia Tapınağıdır. Yapı MÖ. 4. yüzyıldan sonraya tarihlenir. Tapınaktaki Aphrodite heykeli oldukça ünlü ve değerli bir heykeldi. Günümüzde ancak Roma kopyalarından görülebilmektedir. Basamaklı sokakların güneyinde 8 bin kişilik olduğu sanılan küçük tiyatro vardır. Tiyatronun kuzeyinde, Korint düzenli bir tapınağın kalıntıları görülebilir. Tapınağın batısında ikinci bir odeion, güneyinde Dor düzenli stoa yer alır. Stoanın güneyinde kalıntıları bulunan Doğu Roma kiliseleri, antik çağ tapınaklarının üzerine yapılmıştır. askeri limanın kuzeyindedir. Kent surlarının dışında, eski ve yeni yerleşmeleri birleştiren antik yolun iki yanında ise lahitler ve kaya mezarları sıralanmıştır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/421-sapanca-golu-tanitimi.html", "text": "olarak da anıldığını belirtmekte fayda var. gibi çevre illerden hayli ziyaretçi alıyor. , deniz seviyesinden 33 metre yükseklikte bulunuyor ve uzunluğu 16 kilometreye erişen bu gölün genişliği ise 5 kilometre civarında. Derinlik seviyesi ise en fazla 53 metreye erişiyor. Yapılan araştırmalarda, gölün çevresinde yaklaşık 70 farklı kuş türünün yaşadığı saptanmış. Bu türlerin 30 kadarı sürekli göl çevresinde görülebilirken, diğer türler ise yaz veya kış dönemlerinde göle uğrayan göçmen kuşlardan oluşuyor. Sadece çevresindeki illerden değil ülkenin ve dünyanın dört bir tarafından ziyaretçi çeken bu mekan tektonik oluşuma sahip bir göl olma özelliği taşıyor. Göl, bölge halkının zaman zaman çekişme yaşadığı kadar güzel. tek başına bu kadar ilgi görmeyebilirdi fakat gölün de etkisi ile çevresinde o kadar güzel bir doğal alan oluşmuş ki bu sayede es geçmenizin mümkün olmadığı bir mekan haline gelmiş. Hele de Sakarya ilini adeta bir yayla turizmi kentine dönüştürmüş diyebiliriz. Bunun yanı sıra gölü beslemekte olan birçok dere ve akarsu üzerine de restoran veya kafe tarzı mekanlar kurulmuş ve doğanın içerisinde soluklanabileceğiniz bu mekanlar bile tek başlarına görülmeye değer noktalar diyebiliriz. Göl çevresinde de pek çok yeme içme mekanı bulabiliyorsunuz ama o tür ihtiyaçlarınızı yukarıda bahsettiğimiz türden mekanlarda görmenizi tavsiye ederiz. Hatta bu konuda, birazdan aşağıda sıralayacağımız birkaç mekanı da düşünün deriz. Gölün çevresinde gezi veya piknik türü etkinlikler yapmanız önerilir. Kafe restoran gibi mekanları tercih edecekseniz size şiddetle tavsiye edeceğimiz birkaç mekan var. Buyurun inceleyelim. Sapanca Gölü'ne yakın bir konumda bulunan Naturköy, Mahmudiye Köyü sınırları içerisinde yer alıyor. Yeşilin her tonunu içerisinde barındıran bir vadinin içerisinde bulunan mekan, doğanın neredeyse tüm güzelliklerini ziyaretçilerine sunuyor diyebiliriz. Çevresinde şelaleleri, göletleri, piknik alanlar, yürüyüş parkurları ve restoranları ile aklınızı başınızdan alacak türden bir mekan. Naturköy, düğün yapan çiftlerin de hem fotoğraf çektirmek hem de kır düğünü organizasyonları açısından hayli ilgisini çekiyor. Muhteşem bir doğaya sahip başka bir mekan ise Sopeli. Oldukça yoğun bir akarsu çevresinde çeşitli düzenlemeler yapılarak kurulmuş olan bu doğal yaşam köyünde manzaranın dibine vuruyorsunuz. Aynı zamanda suyun üzerine doğru meyil verilmiş üstü kapalı ahşap bölmelerle aileniz veya arkadaşlarınızla harika vakit geçireceğiniz alanlar oluşturulmuş. Kendinizi cennette gibi hissedeceğiniz bir durak diyebiliriz. Yukarıda anlattığımız türden çok sayıda mekanı çevresinde barındıran Sapanca Gölü yakınlarında, oldukça ilgi gören bir de at çiftliği bulunuyor. Hayli ilginç bir çiftlik çünkü mekanın asıl hizmet alanı restoran. Sapanca'nın en yeşil noktalarından biri olan Yanık Köy civarında hizmet veriyor ve içerisinde binicilik de yapılabilen bir çiftlik bulunduruyor. Bunun yanında ziyaretçilerine voleybol ve futbol sahaları da sunan mekanın hizmetleri bunlarla sınırlı değil. Dorat At Çiftliği Restoranı, genişçe bir bahçe, bahçe içerisinde ise çardak, hamak, küçük bostanlar, ağaç ve bitki yetiştirilen seralar gibi pek çok alanı ziyaretçilerinin hizmetine sunmuş durumda. 'ne, kara yolu ile ulaşım sağlayabiliyorsunuz. Tavsiye edeceğimiz güzergah ise İzmit otoyolu üzerinden devam edip Doğu çıkışından çıkmanız ve bu güzergah üzerinden Sapanca Gölü'ne ulaşmanız. Çünkü bu bölgede Sapanca'nın doğal güzelliğini seyir halindeyken bile yaşayabiliyorsunuz. Yukarıda ki güzergahı tercih etmek istemezseniz, D020, D100, D650 karayollarını da kullanarak Sapanca Gölü'ne ulaşabiliyorsunuz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/422-besiktasta-gezilecek-yerler.html", "text": ", şehrin adeta merkezini oluşturuyor. İlin en gözde ve en köklü ilçelerinden olan Beşiktaş, gerek bulunduğu konum, gerek güzelliği, gerekse her iki köprüye bağlanan güzergahları da sınırları içerisinde bulunduruyor. masal diyarlarından yansıyan muhteşem bir görüntü gibi desek çok da abartmış olmayız diye düşünüyoruz. Beşiktaş ilçesi kuzeyden Sarıyer, güneybatıdan Beyoğlu, batıdan Şişli ile Kağıthane ve doğudan ise İstanbul Boğazı ile çevrelenmiştir. Tarih boyu her dönem önemli bir yere sahip olan bu güzide ilçede her konu sayfalarca yazı gerektirecek kadar yoğun bilgiler içermekte. konusuna geçmek istiyoruz. Beşiktaş'ta yerli veya yabancı en çok ziyaretçi alan, kesinlikle görmeniz gereken en gözde mekanları buyurun birlikte inceleyelim. şuanda dükkanlar ve mağazalar ile faaliyet yürütmekte. Beşiktaş Jimnastik Kulübü isimli futbol takımımızın da simgesi haline gelmiş olan bu mekanın göbeğinde, futbol takımına ithaf edilmiş olan büyük bir kartal heykeli bulunuyor. Şirin bir yapıya sahip olan Köyiçi sokaklarında bir tur bile olsa kesinlikle gezmenizi tavsiye ederiz. Akaretler olarak anılan bölgede 2008 yılında restorasyon çalışması yapıldı ve caddelerdeki bütün yapılar eski tarihi dokusu kazandırılarak yeniden düzenlendi. Gerek yapıların dış cephelerinde gerekse sokaklarda kullanılan otantik aydınlatma sistemi ile Akaretler, akşam saatlerinde ışıl ışıl bir görünüme sahip oluyor. Bölgede çok sayıda kafe restoran ve eğlence mekanı da yer alıyor. Beşiktaş ilçesinin sahil şeridinin büyük bölümünü oluşturan bu üçlü Boğaz havasını doyasıya alacağınız ve ciğerlerinizin en ücra köşesine kadar oksijen depolayabileceğiniz muhteşem mekanlar barındırıyor. İnsanların balık tutmak, dinlenmek ve arkadaşları ile bir araya gelerek hoş vakit geçirdikleri bu sahil şeritleri, koşu ve yürüyüş sevenler için de en çok rağbet gören yerlerin başında geliyor. Ülkemizin en önemli tarihi yapılarından biri olan Dolmabahçe Sarayı, 250 dönüm arazi üzerine kurulmuş, gerek iç gerek dış mimarisiyle insanı büyüleyen bir yapıya sahip. Ayrıca sarayın bahçe alanı içerisinde yine oldukça önemli bir tarihi yapı olan Dolmabahçe Saat Kulesi yer almakta. Dolmabahçe Sarayı ile yan yana olan bu mekan ise ilçenin en önemli yapılarından bir diğerini teşkil ediyor. Sultan Abdülmecid'in validesi Bezmialem Valide Sultan'ın emri doğrultusunda 1852 yılında yapımına başlanmış ve cami 1855 yılında ibadete açılmıştır. Bulunduğu konum itibari ile de insanların tercih ettiği mekanlarla çevrili bir nokta olduğunu belirtmek isteriz. Saray ilk olarak 1834 yılında Sultan İkinci Mahmut tarafından yapılmıştır. Sultan Abdülmecid tarafından 1857 yılında yıktırılmış ve yeniden yapımı için çalışmalara başlanmıştır. Sultan Abdülmecid'in hem ömrü ifa etmediğinden hem de maddi imkanlar yetersiz kaldığından sarayın yapımı Sultan Abdülaziz tarafından 1871 yılında tamamlanabilmiş. O dönem, yapımı son şamada devam eden saray inşaatına 4 yıl içerisinde 4 milyon altın harcanmıştır. Ne var ki bu kadar kaynak ayrılmış olan bu yapı da yılında bir yangın neticesinde ağır tahrip almış ve 1990 lı yıllarda yapılan onarımlar ile bugünkü haline getirilmiştir. Çırağan Sarayından bir köprü ile Yıldız Sarayı'na uzanan güzergaha kemerli bir geçiş de bulunmaktadır. Günümüzde Otel faaliyeti yürütmekte olan bu mekan lüks organizasyonlar ve düğünler için vaz geçilmez bir tercih durumundadır. Büyük Mecidiye Camii olarak da bilinen bu mekan 19. yüzyılda inşa edilmiş bir yapı. Ortaköy İskelesi'nde bulunan cami, Sultan Abdülmecit'in emri ile 1853 yılında inşa ediliyor. Tıpkı Kız Kulesi gibi, İstanbul Boğazı'nın simgelerinden biri haline gelmiş olan bu yapı da ziyaretçilerin akınına uğrayan gözde mekanlardan birini teşkil ediyor. Ülkemizin denizcilik alanındaki en büyük müzesi olan İstanbul Deniz Müzesi Beşiktaş Akaretler Otobüs duraklarının hemen yanında yer alıyor. Türkiye'de ilk olarak kurulan askeri müze olma özelliğine de sahip olan bu mekan, saltanat kayıkları, el yazmaları, bahriyeli kıyafetleri, gemi modelleri ve haritalar gibi pek çok esere ev sahipliği yapıyor. Beşiktaş Meydanı'nda yer alan bu tarihi cami ise Osmanlı Donanması'nda Kaptan-ı Deryalık yapan Sinan Paşa tarafından, bizzat Mimar Sinan'a yaptırılıyor. Yapım tarihi 1550 ila 1553 yılları arası olan bu mekan da Beşiktaş'ın en merkezi noktalarından biri. İstanbul Boğazı'nın ve Beşiktaş ilçesinin en güzel noktalarından birinde konumlanmış olan Hıdiva Sarayı, Bebek sahili sınırlarında kalıyor. Denize sıfır olarak inşa edilmiş olan bu yapı mimarisi ve tasarımı ile de göz kamaştırıyor. Mekan günümüzde Mısır Başkonsolosluğu olarak kullanılmakta. 500 dönümlük bir alan üzerine kurulmuş olan Yıldız Sarayı, Sultan Birinci Ahmet tarafından yapılan Kasır ile yavaş yavaş oluşmaya başlamış ve zamanla bölgeye inşa edilen yapılar arttıkça padişahların aktif kullanımının arttığı bir bölgeye dönüşmüştür. Saray en parlak dönemlerini ise, Sultan Abdülhamit Han'ın saltanatının yaklaşık 28 yılını burada geçirdiği dönemlerde kazanmıştır. , içerisinde barındırdığı, tarihi dokuya ve şık mimariye sahip olan köşkler aracılığı ile de kafe ve restoran hizmetleri verdiğini hatırlatmakta fayda var. Bu güzide yapı ise ismini vermiş olduğu Ihlamurdere Caddesi üzerinde bulunuyor. 18. Yüzyılda Sultan Abdülmecid tarafından yaptırılmış olan bu eser çok güzel bir bahçe alanına ve muhteşem mimariye sahip iki adet köşke ev sahipliği yapıyor. Yapılar üzerinde bulunan ince süsleme işçiliği ise göz kamaştıracak türden bir sanat icra ediyor. Adını Sultan Abdülaziz'in kızından, Esma Sultan'dan almaktadır. 1600 yıllarında inşa edilen yapı Ortaköy camii yanında yer alıyor. Bölgenin en büyük ahşap yapısı olduğu dönemlerde Tırnakçı Yalısı olarak da anılmıştır. Bina ahşap yapısı itibari ile, çıkan bir yangın nedeniyle yanıp ciddi tahribat görmüş, 1999 yılında onarılan yapının özellikle iç kısmı muhteşem bir mimariye ev sahipliği yapıyor. Dış cepheleri ise bir harabeyi andıran fakat günümüzde oldukça popüler bir etkinlik alanı olan Esma Sultan Yalısı Beşiktaş'ın en gözde mekanlarından da biri olma özelliğine sahip. Hem İstanbul'un hem de Beşiktaş'ın en eski ve en popüler alışveriş merkezi olan Akmerkez, İstanbul'un en lüks mekanlarından kabul edilen Etiler semtinde bulunuyor. Alışveriş merkezlerini içeriklerimizde pek konu almıyoruz ama bu mekan diğer bütün alışveriş merkezlerinden ayrı tutulduğu için belirtmeden geçmek istemedik. Dolmabahçe Sarayı ile karşılıklı konumda bulunan Vodafone Arena, Beşiktaş Jimnastik Kulübü isimli futbol takımımızın ev sahibi olduğu stadyumun adı. Futbola ilgisi olanlar bilir. Stat yakın zamanda yıkılıp tamamen yeniden inşa edildi ve çok modern yapılardan biri haline geldi. Beşiktaş ilçesinin önemli simgelerinden biri de bu mekan diyebiliriz. İstanbul'un görkemli ilçelerinden biri olan Beşiktaş, Avrupa yakasında 15 Temmuz Şehitler Köprüsü ve Barbaros Bulvarı arasında kalan bölgede bulunmakta olup, İstanbul'un tüm şehir hatlarını kullanarak kolayca ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/423-muratpasada-gezilecek-yerler.html", "text": "ilçe statüsüne kavuşmuştur. An itibarıyla Antalya'nın en önemli ilçelerinden bir tanesi olmayı başaran Muratpaşa, hali hazırda gelişimini sürdürmeye devam ediyor. Dilerseniz ilçenin tarihine hep birlikte göz atalım ve sizleri de bilgilendirmeye çalışalım. Korsanların hakimiyeti altına girmiştir. M. Ö 77 yılında ise Roma İmparatorluğunun saldırısına uğramış ve topraklarına katılmıştır. Antalya şehrinin bir dönem liman kenti olarak kullanıldığını da belirtmek gerekiyor ve bu da çok sayıda istilaya sebep olan en önemli nedenlerden bir tanesidir. ve keşfedilecek çok sayıda noktası var ve dilerseniz bu noktaları da hep birlikte inceleyelim. 1940 yılında inşa edilen park, an itibarıyla ziyarete açık ve hafta sonu yoğun bir kalabalığa da ev sahipliği yapmaktadır. Park içerisinde çocuk oyun alanı ve piknik alanları yer almaktadır. Seyir teraslarına da ev sahipliği yapan park, Antalya'yı seyretmek isteyen ve güzel bir manzaraya sahip olmak isteyen ziyaretçileri de en iyi şekilde ağırlamaya devam ediyor. Yapılan araştırmalar neticesinde bu parkta 120'den fazla bitki türünün olduğu ortaya çıkıyor. Çok sayıda bitkiye ev sahipliği yapan bu doğal ortamı sizler de ziyaret edebilir ve bol oksijeni ciğerlerinize çekerek şehir hayatının stresinden bir nebze de olsa uzaklaşabilirsiniz. Muratpaşa sınırları içerisinde yer alan Kaleiçi'nde bulunan Kule, yine yoğun ziyaretlere maruz kalan yapılardan bir tanesidir. Yalnızca yerli turistler değil, yabancı turistler de bu kuleye büyük ilgi gösteriyor. 14 metre yüksekliğine sahip olan kule, ihtişamlı görüntüsü ile de dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor. Roma Döneminde bir anıt mezar olarak kullanıldığı ifade ediliyor ancak birçok kaynakta bu kule ile ilgili net bir bilgi ne yazık ki yer almıyor. Kulenin etrafında çok sayıda restoran ve kafe yer alıyor. Kule ziyareti sonrası dilerseniz bu işletmeleri ziyaret ederek çayınızı yudumlayabilir ve manzarayı seyredebilirsiniz. de dikkatleri üzerine çekmeyi başaran yapılardan bir tanesidir. 1901 yılında 2. Abdülhamit için yaptırılan bu kule, dört tarafında saat barındırıyor ve ihtişamlı bir duruşa sahip olduğunu da ifade etmek gerekiyor. Tarihe tanıklık eden bu yapı, yerli turistler ile birlikte yabancı turistler tarafından da büyük ilgi ile karşılanıyor. Şehri ve ilçeyi ziyaret ettiğinizde bu kuleyi de muhakkak görmenizi tavsiye ediyoruz. , tarihi evlerle dolu sokaklarında sizleri geçmişe götürmeyi başarıyor. Dar sokaklarda yürürken nostaljiyi iliklerinize kadar hissedecek ve derin düşüncelere dalacaksınız. Etkileyici görüntüsü ile dikkatleri üzerine çeken bu adresi de listelerinize eklemenizi tavsiye ediyoruz. ve Akdeniz ile çevrilidir. İlçeye ulaşım gayet kolay ve şehir merkezinden saat başı hareket eden toplu taşıma araçlarını kullanabilirsiniz. Bunun yanı sıra taksi hizmeti de mevcuttur. Havalimanından direkt ilçeye ulaşmak isterseniz eğer transfer araçlarını ya da servis hizmetini değerlendirebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/424-dogada-ilk-yardim-nedir-ve-nasil-uygulanir.html", "text": "Doğa sporlarına ilgi duyan kişi sayısı her geçen gün artmaktadır. Bu da beraberinde kaza ve yaralanmaları getirmektedir. Standart ilk yardım uygulamalarının yerine göre yetersiz kaldığı doğa koşullarında meydana gelebilecek yaralanma ve hastalıklarda doğru tespit çok önem taşımaktadır. Bu tekniklerin bütünü doğa tıbbı alanına girmektedir. müdahaleleri aslında neredeyse herkesin yapabileceği ama çoğu kimsenin bilmediği uygulamalardır. Bunları mutlaka öğrenmek gerekir. Hatta bu konuda bütün öğrenciler eğitimden geçirilmeli, eğitim programlarında ilk yardım dersi zorunlu hale getirilmelidir. Her şey insan hayatı için varken böyle bir mevzunun pek de önemsenmemesi pek mantıklı değildir. uygulamalarında temel ilk yardım prensipleri aynen geçerlidir. Fakat zorlukları da oldukça fazladır. Bir sağlık kuruluşuna ulaşmak günler sürebilir, eldeki kaynaklar kısıtlı olabilir. Yardım edebilecek insan sayısı yetersiz, bazen tek başınıza olabilirsiniz. Malzemelerinizde ancak yanınıza aldığınız ilk yardım çantasındakiler kadar olacaktır. Hava sıcaklığı yaşam koşullarına elverişli olmayabilir. İçinde bulunduğunuz coğrafya da çok zorlayıcı olabilir, dere geçişleri yapmak, tepeleri aşmak gerekebilir. Bütün bunlar düşünüldüğünde paniğe kapılmamalı ve temel ilk yardım prensiplerini harfiyen uygulanmalıdır. Dur, Düşün, Gözlemle, Planla ve Uygula. Asla mevcut olandan daha fazla kazazede oluşmasına izin verilmemelidir. Sıklıkla karşılaşılan bir durum, heyecanla yardıma koşanların ek kazalara uğramaları, yaralanmaları ve bazen hayatlarını yitirmeleridir. Yaralının yanına yaklaşmadan önce bölge güvenliği kontrol edilmeli, eğer bir tehlike varsa ortadan kalkması sağlanmalıdır. Bu kendi güvenliğiniz için ekip arkadaşınızın yaralı ve çevredekilerin güvenliğini sağlamak için önemlidir. Kaza mekanizmasını öğrenmeye çalışmalısınız. Ne oldu? Nasıl oldu? Bu size yaralının durumu hakkında, nelerden şüphelenmeniz gerektiği konusunda fikir verecektir. Aynı zamanda çevrede başka yaralılar olup olmadığı da gözden kaçırılmamalıdır. Tüm bunlar ilk yardım uygulamasına başlamadan önce, atlanmadan 1-2 dakika içerisinde çabucak yapılmalıdır. Acil bir durum ortaya çıktığında demokrasi ya da her şeyi oluruna bırakan liderlik türleri için zaman olmayabilir. Böyle bir durumda görev alacak kişi veya kişiler en fazla sayıda, en kısa sürede en iyisini isteyen bir lider gibi davranmalıdır. Hızlı hareket etmekle telaşlı hareket etmek aynı şeyler değildir. Telaş bazı şeyleri unutmaya ve yitirmeye neden olabilir. Bazen yitirilen bir insan hayatı ya da uzvu olabilir. İlk yardım temel uygulamaları; Koruma, Bildirme, Kurtarma olarak ifade edilebilir. Buna bazı kaynaklarda ilk yardımın ABC'si de denir. A: Solunum yolunun açılması. B: Solunumun düzeltilmesi. C: Dolaşımın etkinliği. Olay yerinde olası tehlikeleri belirleyerek güvenli bir çevre oluşturmaktır. Bu tehlikeler şehir de olabilir. Eğer doğada ise çığ düşmesi, taş kaya kopması, boğulma, su taşkınları, heyelan, yabani hayvanlar vb. olabilir. - Kazaya uğrayan bir araç ise mümkünse güvenli bir alana alınmalıdır. - Olay yeri görünebilir bir biçimde işaretlenmelidir ki kaza incelemesi yapılabilsin. - Meraklı kişiler olay yerinden uzaklaştırılmalıdır. - Kazaya uğrayan aracın kontak anahtarı kapatılmalıdır. Gaz sızmaları ve benzin kaçakları daha büyük işler açmasın diye bu işlem yapılmalıdır. - Sigara içilmemelidir ve içilmesine izin verilmemelidir. - Gaz varlığı söz konusu ise zehirlenmelerin önlenmesi için gerekli önlemler alınmalıdır. - Gaz tüpünün vanası kapatılmalıdır, ortam havalandırılmalıdır. - Kıvılcım oluşturacak ışıklandırma veya çağrı araçlarının kullanımına izin verilmemelidir. - Çığ riski olmayan bir bölgeye dikkatlice taşınmalıdır. - Kayalık bir alanda ise kaya kopmalarına karşılık dikkatli olunmalıdır. - Su taşkınlarında vadi içlerinden kazazede uzaklaştırılmalıdır. - Yabani hayvanlara karşı korunmalıdır. - Kırıklı bölgeler sabitlenmelidir. - Yaralı ile konuşulmalıdır. - Hasta/yaralılar yerlerinden kımıldatılmamalıdır. - Hasta/yaralılar yaşam bulguları yönünden değerlendirilmelidir. - Nefes alıp verdiğinden ve yeterli kan dolaşımı olduğundan emin olunmalıdır. - Kanaması durdurulmaya çalışılmalıdır. - Kanamalı durumlarda mutlaka Hepatit B, C, HIV/AİDS gibi hastalıklara karşı korunmak için eldiven giyilmelidir. müdahalelerinde bir düdük bulundurmak iyi olacaktır. Olay yerinde hasta yaralılara müdahale, hızlı ancak sakin ve bilinçli bir şekilde yapılmalıdır. Hasta ya da yaralının durumunun değerlendirilmesine bağlı olarak ilk yardım yapılmalıdır. Eğer ilk yardım bilinmiyorsa asla hasta ya da yaralıya dokunulmamalı ve yaralı kımıldatılmamalıdır. Doğada ya da başka bir alanda yaşanan bir kaza durumunda aşağıdaki durumlara dikkat etmek gerekir. - Hasta ya da yaralının aciliyet durumunu değerlendirmek. - Hasta ya da yaralının korku ve endişelerini gidermek - Hasta ya da yaralıya müdahalede yardımcı olacak kişileri organize etmek - Hasta ya da yaralının durumunun ağırlaşmasını engellemek için gerekli müdahalede bulunmak - Hasta ya da yaralıların en uygun yöntemlerle en yakın sağlık kuruluşuna sevkini sağlamak. (112) - Olay yeri güvenliği açısından herhangi bir tehlike yok ise, hasta ya da yaralıyı kesinlikle yerinden kımıldatmamak, kırık, çıkık, burkulma gibi durumlarda yerinde müdahalede bulunarak kazazedeyi güvenli şekilde sağlık kurumuna nakletmek. - Hayati tehlikenin ortadan kaldırılması - Yaşamsal fonksiyonların sürdürülmesinin sağlanması - Hasta ya da yaralının kötüleşmesinin önlenmesi - İyileşmenin kolaylaştırılması - Moral ve motivasyonun bozulmaması Hayat kurtarma zinciri 4 halkadan oluşur. Son iki halka ileri yaşam desteğine aittir ve ilkyardımcının görevi değildir. - 1. Halka - Sağlık kuruluşuna haber verilmesidir. - 2. Halka - Olay yerinde Temel Yaşam Desteği yapılmasıdır. - 3. Halka - Ambulans ekiplerince müdahaleler yapılmasıdır. - 4. Halka - Hastane acil servislerinde müdahale yapılmasıdır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/425-suni-solunum-ve-kalp-masaji.html", "text": "Kalp durması, kalp krizinden boğulmaya kadar birçok durumda ortaya çıkabilir. Kalp durduğunda vücuda kan pompalanmaz, kan basıncı sıfıra düşer ve nabız kaybolur. Bu durumda, yaşamsal önem taşıyan beyin ve akciğer gibi organlara kan pompalanmayacağından geçen her saniye hastayı ölüme biraz daha yaklaştırır. Kalp durduktan sonra, 10 saniye içinde, kişi bilincini kaybeder ve uyaranlara yanıt vermez. Böyle bir durum ile karşılaşıldığında sakin olmak çok önemlidir. Temel Yaşam Desteği, yapay solunum ve kalp masajı kısımlarından oluşur. Bunlar sayesinde oksijenlenmiş kanın yaşamsal önem taşıyan organlara ulaşması sağlanır. Eğer suni solunum ve kalp masajı yeterli derecede bilinmiyorsa ya da eğitimini almadıysanız kesinlikle hastaya müdahale etmeyiniz. Öncelikle çevrenizde bu işin eğitimini alan olup olmadığını kontrol etmelisiniz. 112 tıbbi yardım ekipleri aranmalıdır. (112 telefon hattının olmadığı yerlerde dahi ulaşılabilen bir hattır.) Sağlık ekipleri gelene kadar yaralının yanında kalmak ve onu hayatta tutabilmek en önemlisidir. Eğer arazi ya da doğada iseniz hastanın yanında kalarak uyaranlara cevap verip vermediğini kontrol etmelisiniz. Cevap alınamıyorsa hemen 112'yi arayın ve hastanın konumu hakkında bilgi verin. 112 ye detaylı olarak adres vermeyi de sakın unutmayın. Bu durumlarda dakikalar çok önemlidir. Adresi veya konumu verdikten sonra hemen hastanın yanına dönülmelidir. Hastanın solunumu kontrol edilmeli ve gerekiyorsa suni solunuma başlanmalıdır. Hasta sırtüstü yatırılmalıdır. Yanına diz üstü çöküp ve bir elinizi hastanın alnına diğer elinizi ensesine koyarak başını hafifçe arkaya doğru eğip düzenli nefes alıp almadığı kontrol edilmelidir. Bazen kalp durduğunda bir kaç dakika homurtu veya horlamaya benzer solunum sesleri duyulabilir. Bu tip solunuma Agonal solunum denir ve dolaşımın durmuş olmasına rağmen beyindeki solunum merkezinin bir süre daha solunum için uyarı göndermesi sonucu olur. Bu durum ilk yardımcıyı yanıltmamalıdır. Bu durum kalbin hala çalışıyor olduğu anlamına da gelmez. Hasta uyaranlara yanıt vermiyor ve nefes almıyorsa Temel Yaşam Desteği uygulamaya başlanmalıdır. Hasta normal nefes alıp vermiyorsa, bir eliniz hala hastanın ensesinde olmalı, diğer elinizle de burnunu kapatın ve ağızdan ağza nefes verin. İşlem sırasında hastanın ağzına mendil veya tülbent gibi, havanın geçişini engellemeyecek ince bir kumaş da örtülebilir. Başınızı hastanın göğsüne çevirip hareket edip etmediğini kontrol eder. Hastaya verilen her nefeste hastanın göğsü kalkıp iniyorsa uygulanan yapay solunum amacına ulaşıyor demektir. Bir nefes daha verilmelidir. Hastanın nabzını kontrol edip ve kalp masajına başlanmalıdır. İki parmağınızı erkeklerde ademelmasına koyun ve soluk borusunun yanındaki çukura parmakları kaydırın. Nabız atıyorsa bu noktada parmak uçlarıyla hissedilir. Eğer nabız alınamıyorsa veya emin değilseniz kalp masajına başlayın. Ellerinizi, bir eliniz diğerinin üstünde olacak biçimde, hastanın iki göğsünün arasına, orta hatta yerleştirerek yapın. Bu şekilde, her seferinde 3-5 cm'lik bir hareket sağlayarak, saniyede yaklaşık 1-2 kez olmak üzere (80-100/dakika), 15 kez bastırın Tekrar 2 nefes verip ve kalp mesajı tekrarlanmalıdır. Yardım ulaşana kadar bu işlemler yapmaya devam edilir. Eğer hastaya yardım edebilecek 2 kişi var ise, bir kişi suni solunumu diğeri kalp masajını hiç ara vermeden uygulamalıdır. Bu durumda Temel Yaşam Desteği sırayla 1 suni solunum, arkasından 5 kalp masajı şeklinde devam etmelidir. Çocuklara kalp masajı yapılırken daha hassas davranılmalı ve aşırı yüklenilmemelidir. Çocuklara kalp masajı yapmak için elin 3. ve 4. parmağını göğüste memelerin ortasının 1 - 1.5 cm kadar altına koyarak, göğüs 1.5 - 3 cm kadar çökecek şekilde nazikçe bastırılarak kalp masajı yapılır. En az 3 dakikada bir kalbin kendi kendine çalışmaya başlayıp başlamadığını anlamak için nabız kontrol edilmelidir. Kalp kendiliğinden çalışmaya başladığı anda kalp masajına son verilmelidir. Kalp kendiliğinden çalışmaya başlamadıysa tıbbi yardım gelinceye kadar uygulamaya devam edilmelidir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/426-dursunbeyde-gezilecek-yerler.html", "text": ", 640 metre rakıma sahip, serin yazları, sert geçen kışları ile bilinen ve Alaçam Dağlarının ormanları ile çevrili olan şirin bir Anadolu kentidir. Dağlık ve engebeli bir yapının yaygın olması dolayısıyla doğa yürüyüşleri yapmak için oldukça uygun olan bölge, kamp ve avlanma gibi aktiviteler için de tercih edilmektedir. Dursunbey ve çevresi karstik kaynaklı önemli doğal güzelliklere sahiptir. Su Çıktı, Hıdırlık, Çınarlı Pınar, Çamaşırlık deresi, Gölcük, Değirmenek ve Yayla gibi mesire alanları Dursunbey'de görülmeye değer yerler arasında yer almaktadır. Alaçam Dağlarında yer alan mesire yerleri dağ turizmi bakımından da ilçeyi öne çıkarmaktadır. İlk kez yerleşim yeri olarak kullanıldığı Roma Uygarlığı Döneminde Abrietiene adı ile bilinen bölgede merkez konumunda olan Balıkesir Dursunbey, Hadrianeia adı ile anılmaktaydı. Bu bölge Roma dönemi için önemli bir para basım yeri olarak kullanılıyordu. Bu dönemde adına para bastıran imparatorlardan biri olan Hadrian'ın şehre adını verdiği düşünülmekte ve şehrin M. S. 131-132 yıllarında kurulmuş olduğu tahmin edilmektedir. Dursunbey merkezinde yer alan ve bu nedenle de kolaylıkla ulaşılabilen doğal bir güzellik olan Su Çıktı, bir pınar başı yeridir ve tarihinin 1000 yıl öncesine kadar uzandığı düşünülmektedir. Burada Temmuz ayında Suçıktı Şiir Akşamları organizasyonları yapılmakta ve bu kapsamda çeşitli konserler, şiir dinletileri ve folklor gösterileri gibi etkinlikler düzenlenmektedir. Hoş vakit geçirmenin yanı sıra asırlık çınar ağaçlarının arasında dinlenmek için de tercih edilen bir noktadır. Su Çıktı, Balıkesir merkezine yaklaşık 1,5 saat uzaklıkta olduğu için de ilgi görmektedir. Dursunbey içinde gidilebilecek mesire yerlerinden biri de geniş yeşil alanı ile Saz'dır. Bu bölge, kavak ağaçlarının bulunduğu ve Su Çıktı Deresinin kenarında yer alan bir dinlenme alanıdır. İlçenin geleneksel panayırı da burada büyüleyici doğal ortamda yapılmaktadır. , temiz havası ve yeşil alanı ile hoş bir seçenektir. Belgeli olmak koşuluyla Alaçam Dağlarında avcılık da yapılabilmektedir. 'dir. İlçe merkezine mesafesi 30 km olan bu tesiste geyik/karaca bakım istasyonunun yer alması da dikkat çeken özelliklerinden biridir. Roma döneminden kalma bir yerleşim yeri olan bu antik kent, ilçenin kuzey batısında yer almaktadır ve Dursunbey tarihindeki bilinen ilk yerleşim alanıdır. Roma İmparatorlarından Hadrian onuruna kurulmuş bir şehir olduğu ve adının da buradan geldiği tahmin edilmektedir. 1866 yılında inşa edilmiş tarihi bir cami olan Çarşı Camii, ilçenin mahallelerinden biri olan Cebeci'de yer almaktadır. Çarşı Camii bugün halen ibadet amacıyla kullanılmaktadır. Dursunbey, UNESCO tarafından 2010 yılında Dünya Somut Olmayan Kültürel Miras Listesine de eklenmiş olan ve yüzyıllardır sürdürülen Barana Geleneği ile bilinmektedir. Anadolu'da sıra gecesi, oturak gibi geleneklerle benzeşen Barana geleneği, güzel bir sosyal dayanışma örneğidir. dır. İlçenin Güğü Köyü yakınlarında çıkarılmakta olan ve mavi-mor ya da mor rengi ile beğeniyle kullanılan kuvars ailesinden bir taş olan ametist, eski dönemlerde sarhoşluğu yok etmesi ile biliniyordu ve buna bağlı olarak kadeh ve çanaklarda yaygın olarak kullanılıyordu. Bugün ise vücut sağlığı üzerindeki olumlu etkileri nedeniyle çeşitli nesnelerin yapımında kullanılmaktadır. Ormanlık bir alanda kurulmuş olan bir yerleşim yeri olmasından dolayı Dursunbey ekonomisinde ağaç ve orman ürünlerinin yeri büyüktür. Karaçam ve ardıçtan yapıştırıcı kimyasallar kullanılmaksızın yapılan bir tür matara olan ve içine konan sıvıyı doğal ağaç kokusu içinde uzun süre muhafaza etme özelliği bulunan yatık, ilçede yaygın olarak üretilmektedir. tadılması gereken lezzetler arasında yer almaktadır. -Kütahya -Ankara il merkezi ile Dursunbey arasında ulaşım olanakları yoğun bir şekilde sağlanmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/427-silivride-gezilecek-yerler.html", "text": "Prehistorik döneme kadar uzanan köklü bir geçmiş bizleri bekliyor. Bu detay, Yunan tarihi belgelerinde ise M. Ö 3000'lere olarak yer alıyor. Bölgenin inşa edilmesinde söz sahibi olan ve ilk adımı atan Traklar karşımıza çıkıyor ve bölgenin gelişiminde de yine bu medeniyetin önemli pay sahibi olduğu aşikar. Dilerseniz Silivri'nin tarihine daha detaylı bir şekilde göz atalım. de sınırlar içerisine dahil edildi. Ostrogotlar tarafından çok sık istilaya uğrayan bölge, yıpranmış ve büyük zararlar görmüştür. Bu istilaların önüne geçebilmek adına sınırlar içerisinde Anastasius adı verilen bir sur inşa edilmiştir. 1327 ve 1341 yılları arasında Osmanlının da bu bölgeye saldırılar düzenlediğini görebiliyoruz. Bizans İmparatorluğunda yaşanan taht mücadelelerini fırsat bilerek bölgeyi ele geçirmeye çalışmışlar ve fetih sonrası Türkmenler Silivri'ye yerleştirilmiştir. 'de keyifli vakit geçirmek istiyorsanız eğer sahil şeridini mutlaka ziyaret etmeniz gerekiyor. Kafeler, barlar, restoranlar ve hatta lunaparka bile ev sahipliği yapan geniş bir yelpaze sizleri bekliyor. Dilerseniz tekne kiralayabilir ve balığa çıkabilirsiniz. Yeşilin ve mavinin keyfini sürmek isteyen birçok insan, özellikle hafta sonu burayı tercih ediyor. Çok sayıda işletme mevcut ve an itibarıyla aktif olarak da hizmet vermektedirler. Eğitim almak isteyenlerin yanı sıra ücretsiz olarak at binmek isteyenlerin de ziyaret ettiği popüler adreslerden bir tanesidir. Kısa süreli de olsa at binebilir ve sevimli hayvanları fotoğraflayarak güzel vakit geçirebilirsiniz. Selymbria Kalesi olarak da anılan yapı, Bizans dönemini en iyi şekilde yansıtan tarihi yapılardan bir tanesidir ve hali hazırda ziyaret edilebilir olduğunu da belirtmekte fayda var. Osmanlı Döneminde restore edilen ve günümüze ulaşmayı başaran kale, aynı zamanda Bizans dönemi mimarisini de bizimle buluşturuyor. Şehir Surları da bu muhteşem kaleye eşlik etmektedir. yolu üzerinden konumlanmış olan köprü, Mimar Sinan'ın en değerli ve en ihtişamlı projelerinden bir tanesidir. Bu proje 1568 yılında hayata geçirilmiş ve günümüze kadar ulaşmayı da başarmıştır. Köprü, bir dönem trafiğe açık iken şimdilerde trafiğe kapalı durumdadır. Bunun en önemli nedeni ise köprünün mimari yapısının zarar görmesini engellemektir. O dönemin mimarisini kusursuz bir şekilde yansıtan köprüyü henüz görmediyseniz bir an önce keşfetmeniz gerekiyor. Silivri'yi ziyaret eden herkes, burada üretilen yoğurdun tadına muhakkak bakıyor. Yöresel bir lezzet olarak tanımlamak ne kadar doğru bilinmez ancak burada yiyeceğiniz yoğurt, kesinlikle çok daha lezzetlidir. için start veriliyor ve yerli turistlerin yanı sıra yabancı turistler de bu festivale ilgi gösteriyor. Gerçek yoğurdun tadına bakmak için de bu festivale katılabilirsiniz. il merkezine 67 km mesafede yer alan Silivri, Marmara denizi sahilinde konumlanmış ve eşsiz bir görüntüye sahiptir. İlçe merkezinin, Muratçeşme'nin 1 km doğusundan devam ederek Alipaşa yol ayrımına kadar uzandığını da söylemek mümkün. İstanbul'un farklı noktalarından bu ilçeye ulaşım alternatifleri bir hayli fazla ve taksi, transfer araçları, toplu taşımanın yanı sıra deniz yolu ile ulaşım da mümkündür."} {"url": "https://www.gezipedia.net/428-pokut-yaylasi-tanitimi.html", "text": "da bu mekanlar arasında ön plana çıkan bir nokta. Pokut Yaylası, Çamlıhemşin ilçe merkezine 21 kilometre mesafede bulunuyor. Yakın gözüküyor yalnız ulaşımın sağlandığı yolların bir tarafı dik ve dağlık alanlardan, diğer tarafı uçumdan oluştuğu ve bunula beraber klasik Karadeniz yolları gibi çok fazla viraj bulunduğu için Çamlıhemşin'den buraya ulaşmanız 1 saatten fazla sürebiliyor. Yaylaya ulaşıp şöyle bir etrafınıza baktığınızda ise o meşakkatli yolun yorgunluğunu üzerinizden anında atabiliyorsunuz. Türüne ender rastlanacak güzellikte bir manzara ile ruhunuzun en ücra köşelerine kadar huzur ile dolup taşıyorsunuz adeta. Bölgede bulunan birçok yaylada olduğu gibi bu yaylanın ismi de Rumca bir isim. Malum eski dönemlerde Rum İmparatorluğu'nun hüküm sürdüğü topraklar buralar. Yaylanın yerleşim tarihi ise yaklaşık 200 yıl kadar öncesine dayanıyor. Şu anda yaylada 75 civarında ev var fakat evlerin hepsi kullanılmamakta. Yaylanın yerli halkı çoğunlukla Konak Mahallesi ve Ortan Köyü'nden. Yaylada bulunan ve kullanılmakta olan bazı evler ise konaklamak isteyen ziyaretçilere tahsis edilebiliyor. Evlerin mimari yapısı ahşaptan oluşuyor ve o alışıla gelmiş yayla evlerinden pek farklı olduğu söylenemez. Fakat ortamın sahip olduğu eşsiz güzellik bu alelade evleri bile gözünüzde saraylar kadar büyütüyor. Çamlıhemşin sınırları içerisinde bulunan yaylaların genelinde, sert ve soğuk esen rüzgarlardan dolayı belli bir yükseklikten sonra pek fazla ağaç göremezsiniz fakat Pokut Yaylası bu konuda da ezberleri bozuyor. Yaylada bulunan ağaçlar dağların zirvesine kadar orman şeklinde uzanıyor. 'nda yapabileceğiniz en güzel ve en keyifli şey ise; bir termos çay veya kahveyi yanınıza alıp, biraz yüksekçe bir konum bulup oracıkta kurulup oturmak ve çayınızı yudumlarken ayağınızın altına serilmiş olan denizi andıran bulutların ile bakmaya doyamayacağınız yeşil alanların, saatlerce izleyerek tadını çıkarmak olacaktır. Bu bölgede keyif alacağınızı düşündüğümüz diğer bir aktivite ise; kaymaklı muhlama, laz böreği tatlısı, kabak sütlacı, husli, helle, guli ve çohala çorbaları gibi yöreye ait lezzetleri tatmak olacaktır. Doğanın eşsiz parçalarından biri olan Pokut Yaylası'nın en güzel dönemleri Haziran ve Eylül ayları arasında yer alan dönemden oluşuyor. Bu yüzden de gezi için en verimli olabilecek dönemler bu zaman aralığı diyebiliriz. ilinin Çamlıhemşin ilçesi sınırları içerisinde yer alır ve ilçe merkezine 21 kilometre uzaklıktadır. 'a kadar gidebiliyorsunuz ve buradan da kara yolu ile önce Rize'ye ulaşmanız gerekiyor. Rize'den ise Çamlıhemşin ilçe güzergahını kullanarak devam edebiliyorsunuz. Hava yolu tercihini pek önermiyoruz çünkü çok fazla aktarma yapmanız gerekebilir. Pokut Yaylası'na ulaşmanın en zahmetsiz ve uygun yolu özel aracınız varsa o şekilde gitmeniz olacaktır çünkü ulaşımın sağlandığı yol hayli zorlu bir yol ve toplu taşıma araçları yaylanın olduğu bölgeye pek çıkmıyorlar. Ama şu kadarını söyleyelim. Ne şekilde giderseniz gidin buna değeceğini bilerek gidin diyor ve konumuzu burada noktalıyoruz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/429-havranda-gezilecek-yerler.html", "text": "köklü bir geçmişe de sahiptir. Özellikle İnönü Mağaralarıyla ön plana çıkar. Havran çok eski bir yerleşim birimidir. Lelegler ve Pelasglar burada medeniyet kurmuştur. Persler de Havran da medeniyet sürmüştür. Osmanlı döneminde Edremit kadılığına bağlı bir köy durumundaydı. Çanakkale seferinin kazanılmasına da büyük bir katkı da bulunmuştur. Havran'a 8 km uzaklıkta yer alır. Bölge de Dev adamı, Karanlık, Aydınlık ve Andık Mağaraları bulunur. Bunların içerisinde de birçok tarihi eser yer alır. İnönü mağaralarında yapılan araştırmalar 1949 yılında başlamıştır. Bu araştırmalara göre mağara üç tabakadan oluşur. İkinci tabakasında Grek- Roman malzemesine rastlanmıştır. Seviyelerin köşe kısmı pişmiş topraktan yapılmıştır. Mağarada yer alan heykeller de içi boş, karnında aslan kabartması bulunan, su taşıyan ve eli davullu kadın ve erkek heykelleri bulunur. kültürünün bir yansımasıdır. Bakır devrine ait oldukları düşünülür. Mağara da siyah çömlek, kap kırıkları, seramik parçaları, kemik eşyalar, çakmak taşı ve küçük boy değirmen taşları da bulunur. İçerisinde yer alan bu eserler nedeniyle önemli bir kültür merkezidir. Hacı Ahmet Efendi tarafından yapılmış bir konaktır. Havran'ın en güzel evleri arasında yer alır. İlçe merkezi içerisinde bulunur. Muhteşem bir ahşap işçiliği vardır. , leblebi ve kuru incir tercih edebilirsiniz. - Havran arası 385 km olup, Bursa - Balıkesir üzerinden ilçeye ulaşabilir, Çanakkale üzerinden gelmek isteyenler ise Edremit yönüne doğru hareket etmelidir. - Burhaniye hattını kullanabilirler. Ayrıca Havran Balıkesir'e 79 km, Bursa'ya 243 km uzaklıktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/43-gaziantepte-gezilecek-yerler.html", "text": ", ülkemizin Güneydoğu Anadolu Bölgesi sınırları içerisinde yer alıyor. Özellikle yemekleriyle meşhur olsa da gezilip görülecek yerleri açısından son derece zengin. Gaziantep, bulunduğu coğrafi konum itibariyle birçok farklı medeniyete beşiklik yapmış bir şehir. Köklü tarihi içerisinde harmanlanmış olan bu medeniyetler günümüze kadar etkisini gösteriyor. Almacı Pazarı, yöresel baharatların, salçaların, süt ürünlerinin, Antep fıstığının bulunduğu bir yerdir. Yöreye has doğal ürünleri burada bulmak mümkün. Ayrıca fotoğraf çekmek için de harika bir yer. Arkeoloji Müzesi, dünyanın en büyük arkeoloji müzesi unvanını taşıyor. İki bine yakın eser arasında mozaik panolar, heykeller ve daha birçok arkeolojik eser mevcuttur. Atatürk Anı Müzesi, Atatürk'ün hatıraları ile birlikte Antep'in Gazi unvanını aldığı mücadelelerin izlerini, bilgilerini de burada bulmak mümkündür. Dülükbaba Tabiat Parkı, tabiat gezileri sevenlerin kesinlikle tercih etmesi gereken bir yer. Hem gezmek hem de mangal yapmak ve doğa ile iç içe olmak burada mümkündür. Emine Göğüş Mutfak Müzesi, yemekleri ve mutfağı ile ünlü olan şehrin mutfak kültürünü tanımak isteyenler için harika bir yer. Aynı zamanda şehrin kültürel zenginliği de bu müzede görülebiliyor. arasında mutlaka sayılmalıdır. Kaleden hem şehri tepeden izleme şansı var hem de şehrin nasıl bir mücadele geçmişi olduğunu öğrenme şansı var. Gaziantep Oyuncak Müzesi, hem çocuklara hem büyüklere hitap eden bir yer. Büyüklerin hatıralarının canlandığı ve heyecanla gezilebilecek bir yer. Kurtuluş Camii, daha önce kiliseyken camiye çevrilmiş. Mimarisi kiliseyi andırdığı için Gaziantep'te görülmesi gereken yerler arasında farklı bir yapı. Mimari ve tasarımın uyumu dikkat çekici. Bakırcılar Çarşısı, köklü bakırcılık geleneğinin hala yaşatılmaya çalışıldığı bir yer. Burada bakır ustalarının çekiç sesleri arasında bir gezinti yapabilir, kullanımlık veya hediyelik bakırlar alabilirsiniz. hediyelik ürün almak için fazlasıyla zengin bir yer. Yöresel ve modern ürünlerin sergilendiği dükkanlarda her türlü hediyeyi bulabilirsiniz. Gaziantep nerede diye sorulacak olursa; Güneydoğu Anadolu Bölgesinde Hatay, Osmaniye, Kahramanmaraş, Adıyaman ve Şanlıurfa illerimiz ile komşu konumundadır. İstanbul - Gaziantep arası 1.148 kilometre olup, O-4 kara yolundan, Ankara - Gaziantep arası ise 700 kilometre olup D750/E90 ve E90 kara yolları üzerinden Gaziantep'e ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/430-suluovada-gezilecek-yerler.html", "text": "Amasya Samsun sınırında yer alıyor. İsmi miladın ilk yıllarında Arguma yani Sulak Yurt olarak anılan ilçe, tarihin birçok döneminde su ile alakalı isimle anılmış. Çünkü ilçenin çevresi çağlar boyunca sulak arazi ve bataklıklarla kaplıydı. Suluova, tarihe bakıldığında farklı adlarla anıldığını da görebiliyoruz. Arguma ve Alaflı adı ile bilinen ilçe, 1902 yılında Suluca ismi ile anılmaya başlayan ve nahiye olan bölge, 1946 yılında ise bugünkü ismini alıyor. Bölge, 1957 yılında ilçe olmuş ve hızlı bir gelişim süreci sergilemiştir. Suluova Osmanlı Devletinin en önemli askeri birliklerinden biris olan Yeniçerilerin kurulduğu ve isminin verildiği yer olarak da tarihe geçti. Suluova kırsal ve merkezde yaklaşık 46000 nüfusu ile Amasya'nın Merzifon dan sonra en kalabalık ilçesi. Şehir merkezi düz bir arazi üzerine kurulu ve düzenli bir görünümde. Batı illerimizi Karadeniz'e bağlayan otoyolun kavşağında yer alan ilçe, aynı zamanda Erzincan ve Erzurum'u batıya bağlayan otoyolun da üzerinde bulunuyor. İlçe Bu ulaşım avantajı nedeni ile gelişim eğiliminde olan bir kent. M. Ö 2000'li yıllara kadara uzanan bir tarihi geçmişten bahsediliyor... Birçok döneme tanıklık eden ve tarihi anlamda da büyük bir öneme sahip olan Suluova, Kalkolitik Çağ Hititler dönemine kadar uzanıyor. Kimilerine göre şehir efsanesi, kimilerine göre ise önemli bir gerçeği de sizinle paylaşmak istiyoruz... Amasya'nın kurucu ismi olarak Amashan gösteriliyor. Kendisi Amazonlardan olup çok güçlü bir lider ve ilçenin adının bu liderden geldiği öne sürülüyor. Amazonların Frigler tarafından yerle bir edilmesi neticesinde Frigler hakimiyeti karşımıza çıkıyor. Akabinde Lidyalılar, Persler, Roma İmparatorluğu, Bizans İmparatorluğu ve son olarak Osmanlı hakimiyeti söz konusu hale geliyor. Kuş Cenneti, ilçe merkezine yaklaşık 4 km mesafede yer alıyor ve yılın her gün ziyaretçi kabul eden bir bölge olduğunu da belirtmekte fayda var. 1987 yılında Yedikır Barajının sit alanı ilan edilmesi ile birlikte burası gerçek bir kuş cennetine dönüşmüş ve birçok farklı kuş türüne de ev sahipliği yapmıştır. Bölgenin olta balıkçılığına da elverişli olduğunu belirtmek gerekiyor ve özellikle yaz aylarında burası gerçek bir cennete dönüşüyor. 35'ten fazla kuş türü olduğu ifade ediliyor ve her yıl çok sayıda ziyaretçiye ev sahipliği yapıyor. Bölgede piknik yapabileceğiniz alanlar da mevcut ve yeşilin birçok tonunu da burada görmeniz mümkündür. Suluova'daki Derinöz deresi üzerindeki Derinöz Barajı 1991-2003 yılları arasında inşa edildi. Tarımsal sulama amacı ile inşa edilen baraj, çevresindeki tabiat güzelliği ile birlikte ilçenin turistik yerlerinden biri haline geldi. Bazı balık türlerinin yaşadığı baraj çevresinde balık lokantaları da bulunuyor. Derinöz Barajı çevresinde yürüyüş ve piknik imkanı da bulunuyor. Akdağ eteklerinde konumlanmış olan Orman Fidanlığı da Suluova'nın keşfedilmesi gereken noktalarından bir tanesidir. Oldukça etkileyici bir orman ve burada karaçam ile birlikte meşe ağaçları da yoğun olarak bulunuyor. Mesire alanı olarak da kabul edilen bu nokta, hafta sonu dinlemek ve biraz olsun keyifli vakit geçirmek isteyen yerli aklın öncelikli tercihi olarak karşımıza çıkıyor. İlçe merkezine ortalama 15 km mesafede bulunan türbe, yerli ziyaretçilerin yanı sıra yabancı ziyaretçilere de ev sahipliği yapmaya devam ediyor. Tersekan Irmağı yanında yer alan türbe, Gazi Derviş Şeyh Abdulgani'ye aittir. Türbe etrafının mesirelik bir alan olduğunu ve burada insanların nefes almak için kısa süreli dinlendiklerini de görebileceksiniz. Suluova'nın en meşhur yöresel lezzetleri arasında keşkek gösteriliyor. Düğün yemeği olarak da bilinen keşkek, bu bölgede kusursuz bir lezzet olarak tanımlanıyor. Yerli halkı ziyaret ettiğinizde sofralarınızda mutlaka göreceksiniz. Baklalı Dolma ve Cızlak da yine yöresel lezzetler arasında yer alıyor ve buradaki birçok restoranda da bu lezzetleri keşfetme fırsatına sahip oluyorsunuz. Son olarak haşhaş çöreği de burayı ziyaret ettiğinizde tatmanız gereken lezzetlerden bir tanesi olmalıdır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/431-etimesgutta-gezilecek-yerler.html", "text": "Tarihi belgelerin büyük bir kısmında ilçenin eski adı Amaksiz olarak geçiyor. Osmanlı haritalarına bakıldığında ise bu ismin Amaksus ve Akmasus olarak kayıt altına alındığı görülüyor. Birçok medeniyete ev sahipliği yapan ve tarihe tanıklık eden ilçe, Cumhuriyet Dönemi ile birlikte büyük bir gelişme kaydetmiş ve göçmen Türklerin de katkısı ile Mustafa Kemal Atatürk'ün emirleri doğrultusunda 50 haneli bir köye dönüştürülmüştür. , Ankara için olduğu gibi ülke insanı için de büyük bir öneme sahiptir. Atatürk'ün bu bölgeye çok ilgili olduğu ifade ediliyor. Burada dinlenir, ata biner ve geziler düzenlerdi... Bölgede hali hazırda varlığını sürdüren sağlık Merkezi, PTT, Memur Lojmanı gibi oluşumların da Atatürk döneminde inşa edildiği ve faaliyete geçirildiği ifade ediliyor. Etmiesgut ilçesinin en çok ziyaretçi alan adreslerinden bir tanesidir. Etinmesgut, doğal alanlar konusunda ne yazık ki zayıf kalmış semtlerden bir tanesi ve AVM yoğunluğu bir hayli fazladır. Hafta sonunu AVM dışında farklı bir yerde geçirmek isteyen yerli halkın en çok ziyaret ettiği adreslerden bir tanesi ise Göksu Parkı olarak karşımıza çıkıyor. 2003 tarihinde ziyaretçilere açılan ve kısa sürede büyük ilgi gören park, bünyesinde büyük bir gölet barındırıyor. 9 adet iskeleye de ev sahipliği yapan parkta balık tutma keyfini de yaşayabiliyorsunuz. Park içerisinde restoran, kafe, çay bahçesi, lunapark gibi işletmeler de mevcut. Keyifli vakit geçirmek istiyorsanız eğer sizler de parkı ziyaret edebilirsiniz. Askeri eğitim araçlarının yanı sıra savaş uçakları, uçak simülatörleri ve havacılığa dair birçok aracın sergilendiği özel bir müzedir. Baş ağrısı çekenlerin şifa bulduğu iddia edilen bir türbedir... Elvanköy'de bulunan türbe, yerli halın yanı sıra yabancı ziyaretçilerin de dikkatini fazlasıyla çekiyor. Geleneksel hale gelen festival, çok sayıda sanatçıya da ev sahipliği yapıyor. Etimesgut'un en eğlenceli ve en büyük festivali ile birlikte yerli halkın yanı sıra yabancı ziyaretçiler de ilçeye akın ediyor. Hepimizin yakından tanıdığı ünlü simlerin konserleri, kültürel etkinlikler, gösteriler ve çok daha fazlasını bulabileceğiniz festival, hafta boyunca devam ediyor. Türk kültürüne dair çeşitli konuların ele alındığı ve gösteriler ile insanlara sunulduğunu bu etkinlik, Ankara için olduğu gibi ülkemiz için de büyük bir öneme sahiptir. Festivalin asıl amacı, sahip olduğumuz değerleri daha eğlenceli bir şekilde insanlara aktarabilmektir ve bu konuda da başarılı olduğunu söyleyebiliriz. merkeze 20 km mesafede bulunan ilçe, Ankara'ya bağlıdır... Yenimahalle, Sincan ve Keçiören'e komşuluk eden Etimesgut, ulaşım bakımından da büyük kolaylıklar sunuyor. Hem havalimanı hem de otogardan ilçeye ulaşmak isteyenlere çok sayıda alternatif sunuluyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/432-golbasinda-gezilecek-yerler.html", "text": ", Hititler, Frigler, Bizanslılar, Romalılar, Persler ve Osmanlılara da ev sahipliği yapan, konum olarak özel bir noktada yer alan bölgelerden bir tanesidir. Dilerseniz Gölbaşı ilçesinin tarihine hep birlikte göz atalım. 'ya bağlandı ve 1955 yılında nüfusunda inanılmaz bir artış gözlemlendi.1991 yılına gelindiğinde ise Gölbaşı Belediyesi Ankara Büyükşehir Belediyesi sınırlarına dahil edilmiştir. Gölbaşı ilçesine ortalama 6 km mesafede yer alan mağara, doğal sit alanlarından bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor. Sahip olduğu doğal güzellik ve ihtişamlı görüntü sayesinde çok sayıda ziyaretçiye de ev sahipliği yapmayı başarıyor. , 200'den fazla farklı kuş türüne ev sahipliği yapan özel alanlardan bir tanesidir. Sahip olduğu güzelliği gerçek bir yaşam alanı olarak hayvanlar ile de paylaşan bu göl, ziyaretçilerin en çok tercih ettiği adresler arasında yer alıyor. Dinlenmek ve yeşilin en güzel tonlarını seyretmek için burayı tercih edebilirsiniz. Göl etrafında asma köprüler, basketbol sahası, futbol sahası, park gibi etkinlik alanları da yer alıyor. Özellikle hafta sonu, yerli halkın büyük bir kısmı buraya gelerek keyifli bir gün geçiriyor. Yaz aylarında yabancı turistlerin de yoğun ilgisine maruz kaldığını belirtmekte fayda var. , yerli turistler kadar yabancı turistlerin de ilgisini çekmeyi başarıyor. Gölbaşı'nın en çok ziyaretçi alan noktalarından bir tanesi ve göl çevresinde vakit geçirebileceğiniz restoran tarzı yapılar da mevcuttur. Bununla birlikte bisiklet kiralayabilir ve gölü daha kısa sürede keşfetme fırsatı elde edebilirsiniz. ve Bici, Gölbaşı'nın en bilinen lezzetleri arasında yer alıyor. Evlere misafir olduğunuz takdirde sofrada bu iki lezzet mutlaka önünüze gelecektir. Bununla birlikte Öfelek Dolması ve Şirden Dolması da yine Gölbaşı'nda tadabileceğiniz yöresel lezzetler arasında yerini almış durumda. , Ankara merkeze 20 km uzaklıkta mesafede yer alıyor. 115.000'i aşkın nüfusu ve 1300 km2'lik yüzölçümüne sahip olan ve hali hazırda gelişimini hızlı bir şekilde sürdüren ilçe, ulaşım bakımından da kolaylıklar sunuyor. Havalimanı ve otogardan taksi ya da transfer aracı kullanarak ilçeye ulaşabiliyorsunuz. Taksi ücretleri bir hayli yüksek, bu yüzden dilerseniz otogardan hareket eden ilçe dolmuşlarını tercih edebilirsiniz. Saat başı hareket eden araçlar, kısa sürede ilçeye ulaşmanızı sağlayacaktır. İlçe dolmuşlarının işletmesini alan çok sayıda firma var ve bu bağlamda araç bulma konusunda da herhangi bir sıkıntı yaşamayacaksınız."} {"url": "https://www.gezipedia.net/433-haymanada-gezilecek-yerler.html", "text": "'dır. Yontma taş devri, cilalı taş devri ve maden devrine de tanıklık etmiş olan bölge, Kral Yolu üzerinde kurulması nedeniyle birçok medeniyet için de büyük bir önem taşımıştır. Üç farklı kavmin yerleşim yeri olarak lanse edilen Haymana, öncelikli olarak Hititlere ev sahipliği yapmıştır ve bu medeniyet uzunca bir süre bölgede hakimiyet kurmayı başarmıştır. Gavur Kalesi de o dönemi bizimle buluşturan en önemli eserlerden bir tanesidir. Hititler döneminden sonra bu bölgenin hakimi olarak Frigler karşımıza çıkıyor. Hititler'den geriye kalan yıkık bölgeyi yeniden inşa eden ve uzun yılar burada hüküm süren Frigler de yine çok sayıda eser bırakmış ve bu eserlerin büyük bir kısmı da günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. , ilçenin sembollerinden bir tanesi ve tarihe tanıklık eden özel yapılar arasında yer alıyor. Gavur Kalesi'nin en büyük özelliklerinden bir tanesi, Hititler ve Frigler'e ait çok sayıda kalıntıyı da bünyesinde barındırıyor olmasıdır. O dönemden bugüne kadar ulaşmayı başaran ender yapılardan bir tanesidir ve bozulmamış olması da dikkatleri çeken en önemli unsur olarak karşımıza çıkıyor. Tarihe düşkün olan ziyaretçilerin en çok tercih ettiği yapılardan bir tanesidir ve ziyarete açık olduğunu da belirtmekte fayda var. sizleri karşılayacaktır. Yapılan araştırmalar, kaplıca suyunun birçok hastalığa iyi geldiğini ve birçok medeniyet tarafından bu kaplıcaların kullanıldığını ortaya koyuyor. Kaplıca suyu 44 derece sıcaklığa sahip ve özellikle yaşlı hastaların en çok ziyaret ettiği adreslerden bir tanesi olarak biliniyor. Kaplıca çevresinde çok sayıda termal tesis aktif olarak hizmet veriyor ve konaklamak isteyen ziyaretçiler de bu tesisleri tercih ediyor. ve Hoşmerim de yine Haymana'nın en önemli lezzetlerinden bazılarıdır. ilçesine ise 50 km gibi bir mesafede yer alıyor. Gölbaşı, Kulu, Cihanbeyli, Polatlı ve Bala ilçelerine komşu olan Haymana, Ankara'nın gelişmiş ilçelerinden bir tanesi olarak karşımıza çıkıyor. ilçe merkezine kara yolu ile ulaşmak mümkündür. Taksi, transfer aracı, servis ve dolmuş alternatifleri mevcuttur ve dilerseniz havalimanı resmi web sitesinden de ulaşım hizmeti sunan firmaların iletişim numaralarına ulaşabiliyorsunuz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/434-gurede-gezilecek-yerler.html", "text": "'a ise 4 kilometre mesafede bulunuyor. 'nın da güzel havasını bünyesinde bulunduran bu gizde beldenin, sizin için muhteşem bir deneyim olacağından şüpheniz olmasın. de yine bu yazımızda sizler için derlediğimiz bilgiler arasında yerini alacak. Edremit'in şirin beldelerinden biri olan Güre'nin tarihi milattan önce 300'lü yıllara kadar dayanmakta. Güre Kaplıcaları olarak bilinen civarda yapılan çalışmalar sonucu elde edilen antik hamam kalıntıları da bu tezi destekliyor. Eski çağlarda Astyrene olarak adlandırılan bölge, civarın en eski yerleşimlerinden olması gerekse dünya medeniyetlerinin doğduğu bölgeleri teşkil etmesi nedeniyle, uluslararası bir değere sahip. Güre merkezinde bulunan bu cami, beldenin en eski yapısı olma özelliğini taşıyor. Taş bir yapı olarak inşa edilen cami gerek mimarisi, gerek kabartmaları gerekse süslemeleri ile vay canına dedirtecek türden. 1880 yılında yapılan bu cami hem dış hem de iç mimarisi ile oldukça göz dolduran bir yapı. , Güre'nin de simgelerinden biri. Bölgeyi, sağlık turizmi açısından adeta şaha kaldıran kaplıcalar gerek suyundaki şifa kaynağından gerekse tarihi bölümlerindeki mimarisi ile oldukça ilgi gören mekanlardan. En ilgi çeken özelliği ise bu kaplıcaların antik çağdan bu yana kullanılıyor olması. , muhteşem doğal güzelliklere ev sahipliği de yapıyor. Ayrıca belediye tarafından her yıl yapılan Sarıkız şenliklerinin bir kısmı da burada icra ediliyor. da tıpkı Gelinçamı Mesire alanı gibi doğal güzelliklerle dolu. Adeta gürleyen bir akarsuya ve güzel vakit geçirebileceğiniz pek çok alana sahip olan bu mekan da gördüğünüze memnun olacağınız mekanlardan biri. olarak anılan bir bölge bulunuyor. Burada da yine piknik yapılabiliyor fakat ziyaretçilere servis yapan Ali Baba'nın Yeri isimli mekanı kullanmak daha keyif verici diyebiliriz. Körfez Balkonunun size sunduğu muazzam manzara keyfini, Ali Baba'nın lezzetli servisleri ile Nirvana ya çıkarmanız oldukça mümkün. , gözleme, mürdük aşı, askalubrus, börülce ve sarmaşık gibi yöresel lezzetleri de tadabilirsiniz. Balıkesir ili Edremit ilçesi sınırlarında yer alan Güre'ye hem karayolu hem de havayolu ile ulaşmanız mümkün. 'ya 250 kilometre mesafede olduğunu belirtmekte fayda var. Havayolunu tercih eden ziyaretçilerin ise, Edremit Körfez Havalimanı'na ulaşıp 22 kilometre uzaklıkta bulunan Güre'ye rahatlıkla ulaşabileceklerini de belirtmiş olalım."} {"url": "https://www.gezipedia.net/435-harmankaya-kanyonu-tanitimi.html", "text": ", 4206 hektarlık bir alana sahip ve 4 kilometre uzunluğunda. Bundan 5 yıl önce Orman ve Su İşleri Bakanlığı'nca tabiat parkı kabul edilen Harmankaya Kanyonu'nun içerisinde 20 ve 25 metrelik iki büyük şelale, birçok küçük şelaleler ve mağaralar yer alıyor. ve Harmanköy çevresinde mağaracılık, trekking, kanyonculuk, rafting, dağcılık, yamaç paraşütü, kampçılık ve rüzgar sörfü gibi birçok doğa sporunu yapmak mümkün, gerekli donanım ve ekipmana sahipseniz ve doğa sporlarına yakınlık duyuyorsanız günün birinde kendinizi Harmankaya Kanyonu'nda bulabilirsiniz. Kanyonda doğa sporları yapmayı düşünüyorsanız ilk olarak bir eğitim almanız gerekecek. Kaza olasılıklarını düşürmek için profesyonel bir ekipten eğitim görmeniz şart. Eğitimin ardından teknik malzemeler de almalısınız. Kask, kafa lambası, perlon, emniyet kemeri, eldiven, iniş ve istasyon kurabilmek için gereken teknik malzemelerin de yanınızda olması gerekiyor. Bunlara ek olarak daha önce benzer doğa sporları ile ilgilenmedi iseniz yani tecrübesizseniz yanınızda tecrübesi olan bir lider olması daha sağlıklı olacaktır. sizin için yine doğru tercih olacaktır. Burada oturup güzel vakit geçirebileceğiniz bir kameriye bulunuyor. Yanınızda malzemelerinizi getirirseniz piknik yapabilirsiniz. Doğanın tadını çıkararak çay içebileceğiniz bir işletme de bulunuyor. Dilerseniz belediye ve bahsi geçen işletmenin ortak yaptığı patikadan yürüyerek 20-30 dakika erişebileceğiniz bir seyir noktası da mevcut. Bu alanda kanyonun neredeyse hepsini görebileceğiniz 650 metre yükseklikteki noktaya eriştiğinizde karşınıza bir seyir kulesi çıkacak. Bu kuleye çıktıktan sonra Harmankaya Kanyonu'nun iki adet mağarasının gözlerinizi kamaştıracağını söyleyebiliriz. Harmankaya Kanyonu, çadır ile kamp kurmak için de güzel bir alan, eğer burada kamp kurmak istiyorsanız yanınızda olması gereken malzemeleri listeleyelim: Çadırda rahat konaklayabilmeniz için kamp maceralarınızda olması gereken uyku tulumları ve mat, yedek ayakkabı, yedek kıyafet, gittiğiniz mevsime göre güneş kremi, şapka, varsa ilaçlarınız ve fener çantanızdan eksik olmaması gereken malzemeler. Harmankaya Kanyonu'na girmek için Yenipazar ilçe merkezinden batıya doğru giderek geleceğiniz Karahasanlar kötü tarafından, çıkmak içinse Harmanköy tarafını kullanabilirsiniz. 7 kilometre ilerledikten sonra kanyonun girişi karşınızda olacak. Harmanköy üzerinden kanyona 4 kilometrelik bir yolculuk sonrasında ulaşabilirsiniz. Kanyon duvarlarının yüksekliği 300-600 metre arasında değişiyor. Yolu biraz zorlu olduğundan sizi yolda bırakmayacak bir araç ile yolculuk etmenizi tavsiye ederiz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/436-hava-kosullarindan-etkilenmeyen-kamp-kahvaltisi.html", "text": "Bu yazıda sizlere kamplı yürüyüşlerde kullanabileceğiniz, protein ve lif bakımından zengin, farklı hava koşullarından olumsuz etkilenmeyen, hafif ve az yer kaplayan bir kahvaltı önerisi sunacağım. - Tercih ettiğiniz, damak tadınıza uygun herhangi bir markanın suyla hazırlanabilen kaşık maması - Kahve kreması olarak kullanılan değil sütün buharlaştırılmasıyla elde edilen süt tozu - Yulaf ezmesi - Zevkinize göre kuru yemişler - Hindistan cevizi tozu - Dilediğiniz miktarda şeker Katkı maddelerine karşı olumsuz bir bakış açınız varsa -ki bence olmalı- 3-36 aylık çocukların tüketmesi için üretilen kaşık mamalarını korucuyu ve renklendirici kimyasallar içermemesi nedeniyle rahatlıkta tüketebilirsiniz. Tadını az şekerli sütlü tatlılara benzetiyorum. Bebeklerin besin ihtiyaçlarını karşılaması için zengin içeriğe sahip olsalar da sırt çantasıyla yürürken günde 3000-4500 kalori harcayacak yetişkinler olduğumuzu düşününce bizler için yeterince zengin sayılmaz. Diğer malzemelerle birlikte kahvaltıyı zenginleştirmeniz mümkün. Kaşık mamalarının içindeki süt oranını arttırarak besin değerini yükseltmek ve süt tadını yoğunlaştırmak için 2-3 kaşık kadar süt tozu ekleyebilirsiniz. Bildiğiniz üzere lif bakımından zengin besinlerin vücudumuz tarafından sindirilmesi daha uzun sürüyor ve bu uzun süre boyunca bizler daha tok hissediyoruz. Kaşık mamasına eklenen yulaf ezmesi hem mamanın kıvamını yoğunlaştırıyor hem de mamaya lezzet katıyor. Bunun yanı sıra lifli gıdaların sizi kabız olmaktan koruyacağını da belirteyim. Doğrusunu söylemek gerekirse ben kuru meyveleri pek sevemiyorum ancak yüksek enerjiye ihtiyaç duyacağım zamanlarda burnumu tıkayıp yiyorum. Yada tercihimi badem ceviz gibi yemişlerden yana kullanıyorum. Sizin kuru meyvelerle aranız iyiyse kahvaltınızın lezzetini arttırmak için dilediğiniz çeşidini ekleyebilirsiniz. Besin değeri açısından son derece zengin olan Hindistan cevizini de kahvaltınızın lezzetini arttırmak için kullanabilirsiniz. Kahvaltınızın hem enerji değerini hem de lezzetini arttırmak için damak tadınıza uygun miktarda şeker ilave edebilirsiniz. Kuru yemişler haricindeki tüm malzemeleri geziniz boyunca ihtiyacınız olacak sayıda buz dolabı poşetlerine porsiyonlar halinde ayırıp, kuru yemişleri de ayrı bir poşete koyabilirsiniz. Böylece ihtiyaç duyduğunuz zaman poşettekileri tabağınıza boşaltıp üzerine sıcak su ekleyip kahvaltınızı hazırlayıp son olarak kuru yemişlerle süsleyebilirsiniz. Oldukça hafif, az yer kaplayan, pratik ve lezzetli kahvaltınız gün boyunca size enerji vermek için hazır. Afiyet olsun."} {"url": "https://www.gezipedia.net/437-ivrindide-gezilecek-yerler.html", "text": "İvrindi, Balıkesir'in küçük ama güzel ilçelerinden bir tanesidir. Köklü bir tarihe sahip olan İvrindi, doğal güzellikleri ile birlikte iyi şekilde zaman geçirilebilecek yerler arasında yer alır. İvrindi, Balıkesir il merkezinin batısında bulunuyor. İvrindi, tarihi anlamda çok eski bir şehirdir. Milattan önceki dönemlerde bile yerleşimin olduğu biliniyor. Tarihi anlamda en çok önem verilen dönem Bergama Krallığı dönemidir. Bu dönem ve sonrasında Roma ve Bizans halklarının yaşam alanı olarak kullanılmış bir şehirdir. Malazgirt Zaferinden hemen sonra Türklerin eline geçmiş ve o dönemden sonra Türk hakimiyetinde kalmıştır. bulunuyor. Şehir merkezine 5 kilometre mesafede olan gölet, çam ağaçlarının arasında kusursuz bir güzelliğe sahiptir. Çevresinde bulunan mesire alanı ile güzel zaman geçirilecek yerler arasında bulunuyor. , özellikle doğa manzaraları konusunda çok fazla seçeneğe sahip yerlerdendir. merkeze 40 kilometre kadar bir mesafededir. İlçe merkezinin güney batısında bulunuyor. Madra Dağı alabalık tesisleri ile ün yapmıştır. Tertemiz orman havası ve alabalık tesisleri ile doğa severlerin en çok beğenecekleri yerlerden birisidir. Ayrıca av sezonu için çevreden gelen birçok kişiye de ev sahipliği yapar. bunların en önemlisidir. İlçe merkezine 27 kilometre mesafede bulunan Büyük Ilıca Köyü Kaplıcaları sağlık noktasında birçok hastalığa iyi gelen sulara sahiptir. Kaplıca çevresinde bulunan piknik ve mesire alanı zaman geçirmek için idealdir. i, Balıkesir yönünde bulunan kale Kocaçay'ın kıyısında yüksek bir alandadır. Tarihi yapısı ile birlikte güzel manzarası ile görülmeye değer yerler arasındadır. olarak da bilinen kelle peyniri bu yöreye özel bir peynir türüdür. Bununla birlikte lor peyniri ve kestanesi ile de bilinen bir ilçedir. yönüne doğru 35 kilometre mesafeden sonra görülen yol ayrımı ile ilçeye ulaşmak mümkündür."} {"url": "https://www.gezipedia.net/438-atasehirde-gezilecek-yerler.html", "text": "ilçelerinin bazı mahalleleri de dahil edildi. , bölgedeki en modern ilçelerden birini teşkil ediyor. Sosyal olanakları oldukça yüksek ve hayli gelişmiş ilçelerimizden biri olan Ataşehir'de yapılanma oldukça düzenli bir şekilde kurulmuş. Peki ilçede kesinlikle görmeniz gereken yerler nereler? Hazırsanız başlayalım. yılın her döneminde ziyaretçi akınına uğruyor. Bol oksijen içeren havası ve oldukça yeşil bir tabiata sahip olan bu mekan, ilçedeki en önemli cazibe merkezlerinden de biri olma özelliğine sahip. Gerek koşu ve yürüyüş yapabileceğiniz, gerekse piknik yaparak çok hoş vakit geçirebileceğiniz alanları ile de sizleri hayli memnun edecek bir mekan diyebiliriz. olarak 2002 de halkın ziyaretlerine açılan mekanın ismi 2003 yılında Nezahat Gökyiğit Botanik Bahçesi olarak değiştirildi. Eşsiz bir yeşil alana ve harika bir ortama sahip olan botanik parkı ayı zamanda da botanik alanında araştırma ve öğretim merkezi haline de gelmiş durumda. Hem dünyanın hem de ülkemizin çeşitli yerlerinde yetişen bitkiler ile donatılmış botanik parkta, nesli tükenmek üzere olan türlere de koruma altında olacak şekilde yer verilmiş. Merkez Ada, Ertuğrul Adası, Mesire Adası, İstanbul Adası, Arboretum Adası, Meşe Adası, Anadolu Adası ve Trakya Adası olarak adlandırılan farklı bölümlerden oluşuyor ve her bölüm içerisinde yine farklı adlarla anılan muhteşem bahçeler yer alıyor. Dilerseniz ziyaretçiler için özellikle düzenlenmiş olan kütüphanenin kaynaklarından ve bitkileri yakından inceleyebileceğiniz Herbaryumdan da faydalanabiliyorsunuz. Ayrıca botanik park içerisinde bulunan tepe noktadan keyifle seyredeceğiniz muhteşem bir botanik manzarası bulunuyor. İlçeye büyük katkısı olan mekanlardan biri ise Fenerbahçe Ülker Basketbol takımının ev sahibi olduğu Ülker Sports Arena isimli spor ve etkinlik salonudur. Sponsorluğunu Yıldız Holding in yapmakta olduğu ve oldukça modern bir tasarıma sahip olan bu mekan 15 bin seyirci kapasitesine sahip. Bu mekanın sadece basketbol maçlarına ev sahipliği yaptığını düşünüyorsanız yanılıyor olabilirsiniz. Mekanın, dünyaca ünlü çok sayıda yıldızın konser, sahne şovu veya aile gösterilerine de ev sahipliği yaptığını belirtmek isteriz. gibi, oldukça rağbet gören mekanların da bulunduğunu belirtmekte fayda var. nda, Üsküdar, Ümraniye ve Kadıköy ilçelerinin arasında yer alan Ataşehir'e ulaşım konusunda hiç zorlanmıyorsunuz. O-2 ile O-4 otoyolunun kesişimi konumunda bulunan ilçeye, çok sayıda İETT hattı, sık seferler sağlayan dolmuş hattı ve Kadıköy ile Kartal güzergahını oluşturan metro hattı ile ulaşabiliyorsunuz. Metro ile ulaşmayı tercih ederseniz Kozyatağı durağının ilçenin merkezi noktalarından biri olduğunu da belirtmiş olalım."} {"url": "https://www.gezipedia.net/439-trabzon-ataturk-kosku-tanitimi.html", "text": "Müzesi hakkında bilgileri derlediğimiz bu içeriğimizde konu ile ilgili merak ettiğiniz tüm detayları öğrenmenizi amaçlayacağız. Lafı fazla eveleyip gevelemeden direk konumuza geçiyoruz. merkezde bulunan Soğuksu Mahallesi içerisinde yer alıyor. Müzenin bulunduğu bölge Trabzon'a hayli hakim ve yüksek bir noktada yer alıyor. Çam ormanları arasında, şirin bir bahçe içerisine kondurulmuş bir inci gibi gözüken yapı denize nazır muhteşem bir manzarayı da ayaklarınızın altına seriyor. Trabzon'un o dönemki bankerlerinden ve Rum asıllı olan Kostantin Kabayanidis tarafından 1890 yılında yazlık konut olarak inşa ettirilen köşk ilk zamanlar Kabayanidis Köşkü olarak anılıyormuş. Birinci Dünya Savaşından sonra birçok gayrimüslim gibi, Kabayanidis de ülkeyi terk ediyor. 1923 yılına kadar özel mülk statüsüne sahip olan bu mekan o yıllarda devlet hazinesine dahil ediliyor. Mustafa Kemal Atatürk'ün Trabzon'a ilk ziyaretini gerçekleştirdiği 1924 yılında, Soğuksu dolaylarını da gezinirken köşkü gördüğü ve çok beğendiği, bunun üzerine şehrin ileri gelen devlet erkanınca o gece bu köşkte ağırlandığı söyleniyor. İleriki zamanlarda yani 1931 yılında ise bu köşk, Trabzon Özel İdaresi İl Daimi Encümeni tarafından \"Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine temlik edilme\" kararı alınıyor. Yani Atatürk'e hediye ediliyor. Trabzon'da belirlenen bir heyet ise köşkün anahtarını bizzat Ankara'ya giderek Atatürk'e teslim ediyor. 1937 yılında, üçüncü ve son kez Trabzon'u ziyaret eden Atatürk, bu kez kendisine ait olarak yine bu köşkte konaklıyor. Son ziyaretinde köşkte konakladığı iki günlük süre zarfında son derece fedakar bir karar alıyor ve köşk de dahil olmak üzere bütün mal varlığını Türk milletine hibe ediyor. O günden sonra köşkün adı Atatürk Köşkü olarak anılmaya başlıyor ve ilerleyen tarihlerde de Atatürk'e duyulan saygı gereği müze olarak varlığını devam ettirme kararı veriliyor. Müze içerisinde en dikkat çeken detay ise; ikinci katta bulunan büyükçe bir Türkiye haritası. Bu harita üzerinde, Dersim İsyanı esnasında yürütülen askeri harekat sırsında uçakla bombalanan tüm bölgelerin işaretli olduğu gözükmekte. Buradan da anlaşılacağı üzere bu harekatın bizzat Atatürk tarafından bu köşkten idare edilmiş. Köşkün üçüncü katında ise Atatürk'ün çalışma salonu, yaver odaları, banyo ve yatak odası bulunuyor. Yani belirtilen haritanın o dönemden kalan ve üzerinde harekatın bizzat Atatürk tarafından yönetildiği harita olması da müzeye olan ilgiyi arttırmış durumda. Müze içerisinde ayrıca, 1800 ila 1900 yıllarına ait porselenler, mobilyalar ve halılar gibi eşyaların yanı sıra bizzat Atatürk'e ait olan tablolar da dahil 344 adet Etnografik eser sergileniyor. 15 Ekim ila 15 Nisan tarihleri arası kış ziyaret dilimi olarak nitelendiriliyor ve 08.00 ila 17.00 saatleri arası ziyaretler geçekleştirilebiliyor. 15 Nisan ila 15 Ekim tarihleri arası ise yaz dilimi olarak nitelendiriliyor ve 08.00 ila 19.00 saatleri arası ziyaretler gerçekleştirilebiliyor. 0 ila 6 yaş arası ziyaretçilere ücret uygulanmıyor. Öğrenci olan ziyaretçiler için uygulanan ücret 4 TL olarak belirlenmiş durumda. Öğrenci olmayan ziyaretçiler için ise uygulanan ücret 8 TL olarak belirlenmiş durumda. Trabzon Atatürk Köşkü Müzesi, Trabzon merkezinde Soğuksu Mahallesinde yer alıyor. Köşke ulaşımı, özel aracınız yoksa bile Trabzon Belediyesi tarafından hizmete sunulan Köşk Otobüsleri veya taksi ile kolaylıkla sağlayabiliyorsunuz. Özel aracı ile ulaşmayı tercih eden ziyaretçiler ise Soğuksu Mahallesi güzergahını takip ederek yine kolay bir şekilde köşke ulaşabiliyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/440-yusa-hazretleri-turbesi.html", "text": "Hz. Yuşa, üç dinde kabul edilen ve sayılan bir peygamber. İsrailoğulları'nın Hz. Musa'dan sonraki lideri. Hz. Musa Peygamber'in yeğeni, vekili ve ardından gelendir. Hz. Yusuf'un soyundan gelen Nun'un oğludur. Annesi ise Hz. Musa'nın kız kardeşi. Farklı kültürlerde isminin birçok versiyonuyla karşılaşılabilir; Yeşu, Yesu, Joshua, Yehoşua, Hoşea, Josue, Jose, Jesus ve İsa gibi. Bizde Arapça ismiyle bilinir ve anılır: Yuşa ibn Nun, yani Nuh'un oğlu Yuşa. İsmi İbranice \"kurtuluş\" kökünden türemiş, anlamı ise \"Tanrı kurtuluştur\" demek. Hikayesi Çıkış, Sayılar ve Yuşa kitaplarında anlatılır. Tora'da adının Efraim kabilesinden Nun oğlu Hoşea olduğu ve Musa'nın ona Yuşa diye hitap ettiği yazılıdır. İsrailoğulları'nın Mısır'dan çıkmalarından evvel Mısır'da doğdu. Hz. Musa tarafından yetiştirildi. Onun yakın hizmetinde bulundu. Aynı zamanda yakın dostu ve sırdaşı oldu. Kavmini Firavun'un zulmünden ötürü Mısır'dan çıkarıp Tih Sahrası'na hicret ettirirken de Hz. Musa'nın yanındaydı. Ayrıca Hazreti Musa'nın Kenan illerini araştırmak üzere gönderdiği on iki casustan biridir. Hz. Musa, Hz. Hızır'la görüşmeye giderken de yanında güvenilir yoldaş olarak yine o vardı. Hz. Musa'nın ölümünden sonra Kenan illeri denilen Eriha, İlya ve Belka şehirlerini fethetti. Arz-ı Mev'ud diye bilinen Filistin ve Şam diyarlarını ve Kudüs'ü ele geçirdi. İsrailoğulları'nı göçebelikten kurtardı ve onları Arz-Kenan'a tamamen yerleştirdi. Toprakları on iki kabile arasında bölüştüren de odur. Hz. Yuşa, Musa'ya bildirilen dinin esaslarına göre amel etti ve insanlara da bu şekilde tebliğini yaptı. \"Yuşa Kitabı\"nda 110 yaşında, İslami kaynaklarda ise 127 yaşında öldüğü söylenir. Rabinik literatürde sadık, mütevazı ve bilge bir kişi olarak resmedilir. Karayağız, orta boylu, güzel yüzlü, iri gözlü, yassı göğüslü görünüşe sahip. Bunlar da İslami kaynaklarda dile getirilen Hz. Yuşa tasviri. Ayrıca yüz güzelliği olarak Hz. Yusuf'u andırdığı da söyleniyor, cesur, kahraman, yiğit, harp taktik ve tekniğinde yetenekli olduğu da. İbrani takvimine göre 26 Nisan'da öldükten sonra Gaaş Dağı'ndaki Timnath Serah'ta gömüldü. Bu yerin bugün Kifl Hares olduğu varsayılıyor. Diğer kaynaklarda ise kabrinin yeri ile ilgili birkaç farklı rivayet var. Birincisi Nablus veya Halep yakınındaki Mearre şehrinde der. İkincisi Bağdat'ın Dicle kenarında bulunan Şuniziyye Mezarlığı'nda olduğunu söyler. Üçüncüsü ise İstanbul Beykoz'daki onun ismiyle anılan tepede gömülü olduğunda ısrar eder. Oysa Hz. Yuşa İstanbul'a hiç gelmemiş. Kıssalarında anlatıldığı üzere Yuşa Peygamber ile Musa Peygamber yolculukları sırasında Mecme-ul Bahreyn adında bir mevkiye gelmişler. Daha sonra Yuşa Peygamber de burada vefat etmiş. Rivayet, sırtını bu kıssaya yaslamış anlaşılan. Mecme-ul Bahreyn, Arapçada \"iki denizin buluştuğu, bir araya geldiği yer\" demek. Dolayısıyla burası İstanbul Boğaz'ı ile Karadeniz'in buluştuğu yer olmak zorunda değil illa. Pek ala dünyanın başka bir yeri de olabilir. Mezarın bir veliye veya havarilerden birine ait olma ihtimali de var. Bulunduğu alan toplu şehit mezarlığı bile olabilir. Üstü açık türbedeki mezar yaklaşık 17 metre. Bu kadar uzun olmasını birden fazla mübarek zatın burada gömülü olmasına bağlıyorlar. Bir başka açıklama ise mezarın tahmini olarak bu aralıkta bir yerde olmasından ötürü bu kadar büyük tutulduğunu söyler. Bir diğer sebep de, kabir keşfedildiğinde o uzunluktaki alana koyunların basmaması ve hep etrafından dolaşmasıymış. Bu alan öteden beri çeşitli dinlerce de kutsal kabul edilmiş. Önceleri bir Zeus tapınağı varmış mesela burada. Sonra Bizans döneminde Hagios Michael adına bir kilise yapılmış yerine. Aradan yüzyıllar geçmiş. Sonra 1509'daki depremde kilisenin tamamen yıkıldığına dair bir kayda rastlıyoruz Osmanlı döneminde. Hz. Yuşa'nın kabrinin keşfi de Kanuni devrine denk gelir. Keşfeden ise Beşiktaş'taki Yahya Efendi Hazretleri. Evren boşluk kabul etmiyor anlaşılan, kutsallık da... 1755'de bir mescit yaptırılır tepeye. Banisi Sadrazam 28. Çelebizade Mehmet Sait Paşa. Çoktan keşfedilmiş olan ve halk arasında Yuşa Peygamber'e ait olduğuna inanılan mezarın etrafı da kagir bir duvarla çevrilir. Türbenin bakımı için görevliler atanır. III. Selim döneminde ise halktan aşırı bir ilgi görür mekan ve kontrol edilemez bir izdiham yaşanır. Bu yüzden \"fitneye mahal olmasın\" gerekçesiyle mevlit okunması bile yasaklanır. adı da galiba o dönemden kalma. 1990'larda Beykoz Müftülüğü buralarda bir yenileştirme faaliyetine girişir. Görevli lojmanları, kültür evi, kütüphane, yemekhane, şadırvan gibi sosyal ve kültürel amaçlı müştemilat inşa eder. Caminin ve çevresinin bugünkü görünümü büyük ölçüde o dönemdeki çabaların ürünü. Şimdi, buna benzer her ziyaret mahallinde görülen, dini objeler ve yerel ürünler satılan dükkanlarla çevrilmiş durumda. Hala ilgi odağı, hala yoğun ziyaretçisi var. Özellikle üç aylar ve Ramazanlarda boş günü yok denebilir. Diğer zamanlarda da özellikle hafta sonu sabah namazlarında yer bulmak imkansız neredeyse. Tepeden deniz manzarası eşsiz. Etrafı ormanlık; dinlenmeye ve kafa dağıtmaya birebir. - Yuşa peygamberin duası neticesinde gerçekleşmiş, bilinen üç büyük mucizesi var. Birincisi, Şeria Nehri'nin ikiye ayrılıp bir yol haline gelmesi. İkincisi kuşatma yaptıkları aşılmaz bir kalenin surlarının deprem neticesinde yıkılması, üçüncüsü ve belki de en büyüğü ise Kudüs'ün fethi sırasında güneşin batışının gecikmesi. - Şiilikte Hz. Yuşa'nın imam olduğuna inanılır. - Hz. Yuşa'ya ait olduğu söylenen bir türbe de Gaziantep'te. Boyacı Mahallesi'nde Boyacı Camii'nden Kavaflar Çarşısı'na doğru uzanan sokakta bulunan türbede bir sahabe olduğuna inanılan Pirsefa Hazretlerinin de kabri var. - Türbenin ve caminin bulunduğu alan ikinci derece askeri güvenlik bölgesi içinde kaldığından bir dönem yıllarca ibadete ve ziyarete kapalı kalmış. Sonraları ilk önce sadece cuma günleri olmak üzere ibadete açılmış, daha sonra bu sınırlama da kaldırılmış. Cami müştemilatı ve çevresi halen askeriyeye dahil. Tel örgülerin sebebi de bu. - Tefsirciler Maide Suresi 23. ayetinde ve Kehf Suresi 60-65. ayetlerinde bildirilen Hz. Musa'nın Hızır Aleyhisselam ile görüşmek üzere yolculuk ettiği sırada yanında bulunan gencin Yuşa Hazretleri olduğunu söylerler. - Aziz Mahmud Hüdayi, Telli Baba ve Yahya Efendi ile birlikte Boğaz'ı koruyan ve gözeten dört manevi bekçiden birisi olduğuna inanılır. Toplu taşımayla buraya ulaşmak oldukça eziyetli; önce Üsküdar'dan Beykoz otobüsleri veya minibüslerine binmeli, sonra da Beykoz Ortaçeşme'den 15A numaralı Anadolu Kavağı otobüsüne... Şoföre sizi Yuşa türbesinde indirmesini söyleyin. İndiğiniz yerden sonra da 5 dakika yokuş çıkılacak. Özel araçla gidilecekse Beykoz'a geldikten sonra tabelaları takip etmek yeterli."} {"url": "https://www.gezipedia.net/441-dogada-ayi-ile-karsilasmak.html", "text": "Ayılar hakkında farklı görüşler söz konusudur. Bazı insanlar ayıların meraklı ve zararsız canlılar olduğunu, yiyecek ararken insanların ya da insanların yanlarındaki yiyeceklerin kokularını alıp geldiklerini düşünürler. Bazı insanlar ise ayıların ne yapacağının bilinemediğini, tehlikeli canlılar olduğunu ve bu yüzden doğada insanların yanlarında mutlaka silah taşımaları gerektiğini düşünürler. Aslında gerçek olan ayıların bu iki ucun ortasında olduğudur. Ayıların bir çoğu çekingen olup insanlardan kaçmayı tercih ederken, bazıları da insanlarla sosyalleşmeyi seçer. Çiftleşme ve yavrulama dönemlerindeyken yada insanlar yavrularına yakınken daha saldırgan oldukları da bilinir. Bu davranışlar zararsız olarak etiketlenen bazı diğer hayvanlarda da görülebilir. - Etrafta ayı olduğunu düşündüğünüz bölgelerde et, sucuk, tavuk gibi yağlı gıdaları pişirmek kamp yaptığınız yeri ayılar için fazlasıyla çekici bir hale getirecektir. Bu gıdaları pişirirken ateşe damlayan yağlar, ateş söndükten sonra bile ayılar için cezbedici kokular yaymaya devam edecektir. Bu yüzden tavsiyem yemeğinizi konaklama yerinizden daha uzakta pişirmeniz ve yemek araç gereçlerinizi de uzakta yıkamanız olacak. - Bir diğer önerim de suda haşlayarak hazırlayabileceğiniz makarna, bulgur gibi gıdaları tercih etmeniz. - Yiyeceklerinizi koku yayacak şekilde ağaca asıp, çadırınızın içinde gelişigüzel bırakmak yerine plastik kapaklı kaplara koyduktan sonra ağzı bağlı poşetlerle saklamanız yararınıza olacaktır. Bu poşetleri kamp alanınızın uzağında muhafaza edebilirsiniz. - Alışverişinizi yaparken özellikle et gibi kokulu yiyeceklerinizi vakumlatabilirsiniz. - Ayıların kolay öğrenen canlılar olduğunu unutmayın, poşetlerin meraklarını cezbetmeleri için koku yaymalarına pek de gerek yok aslında, kendi doğalarına ait olmayan her şeyi inceleyip meraklarını gidermek isteyeceklerdir. - Tüm bunlara rağmen hala ayılarla karşılaşma riskiniz olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Çünkü insanların kokusu yiyeceklerin kokusundan daha ağırdır ve insanlar da ayıların doğasına ait değildir. Ayılar yalnızca sizi merak ettikleri için de kamp alanınızı ziyarete gelebilir. Hayvanların sayı saymayı bilmedikleri düşünülse de doğuştan gelen saymadan çokluğu bilme yeteneğine sahipler. Bu yüzden bir kişiye rahatlıkla saldırabiliyorlarken birden fazla kişiye yaklaşırken çekindikleri gözlemlenmiş. Ayılar da bizler gibi patikalardan yürümeyi tercih ederler. Bu yüzden ayıların yürüyüş yolunda olmak istemiyorsanız, çadırınızı patikadan uzak bir yere kurun. Ayrıca gün aşırı su içtikleri ve serinlemek için suya girdikleri için su kaynaklarına yakın yerde konaklamak da ayılarla karşılaşma olasılığını arttıracaktır. Doğada tek başınıza olmayı seviyorsanız, yürüyüşünüzde size sesiyle eşlik edecek bir çift baton almanızı öneriyorum tabii yol boyunca şarkı söylemek istemezseniz. Çıkardığınız ses sayesinde ayılar yaklaştığınızı anlayıp sizden uzaklaşacaktır. Aksi halde sizin adım seslerinizi kulağının dibinde duyup uyanan bir ayı korkup kaçmazsa, kendini korumak için size saldırabilir. Biz insanlar nasıl ki kaçanı kovalıyorsak, ayılarda da benzer güdülerin olduğunu söyleyebiliriz. Kaçan bir insan görmek, ayının ilgisini arttıracaktır. Bu yüzden sakin ama kendinden emin adımlarınızla, eğer mümkünse ayının dikkatini dağıtmak için etrafa yiyecek atarak, geldiğiniz yönde geri gitmek akıllıca olacaktır. Ayıyla karşılaşınca bunlar yapılmalıdır, bunlar asla yapılmamalıdır diye maddeler herhangi bir kitapta yazmıyor ne yazık ki. Yazımızın başında bazı insanların ayıları \"ne yapacağı bilinmeyen\" hayvanlar olarak etiketlediklerini söylemiştim. Ben de daha önce ayılarla deneyim yaşamış birisi olarak ayı ile karşılaşıldığında olası tepkileri ve yapılması gereken bilgileri aktaracağım. Ayı ile karşı karşıya kaldığınızda çok büyük bir ihtimalle ikiniz de ters yönlere doğru kaçmaya başlayacaksınız. Eğer ayının yaşam bölgesinde iseniz kaçma ihtimali biraz zayıflar, ayı ayaklarının üzerine kalkar ve size tepki gösterir. Unutmayınız ki ayılar insanlardan daha hızlı koşar, daha hızlı yüzer ve daha yükseğe tırmanır. Bu sebeple kaçma ihtimaliniz ne yazık ki yok! Bu durumda sizde ellerinizi havaya kaldırarak yüksek sesle \"git buradan\" diyerek bağırın. Ayı sizden korkarak kaçmaya başlayacaktır. Eğer ayının yaşam bölgesi ve yavrusu olduğu bir dönemde karşı karşıya kaldığınızda ayının kaçma ihtimali baya zayıflıyor, yine aynı şekilde ayağa kalkarak size tepki gösterecektir. Eğer ön kolları ile yeri sağa sola doğru süpürmeye başlar ise; bu durum saldırıya geçeceğinin işaretidir. Kaçma ihtimalinizin çok zayıf olduğundan bahsetmiştim, bu yüzden yapmanız gereken yere yüz üstü yatın ve elleriniz ile ense ve baş bölgenizi koruyun, olabildiğince hareketsiz kalın. Ayı size saldırmayı kestikten sonra bir süre sizi gözetleye bilir, bu yüzden kesin gittiğinden emin olmadan ayağı kalmayın, aksi taktirde tekrar saldıracaktır. Saldırıdan sonra mümkün ise 156 nolu numaradan Jandarma veya 122 nolu numaradan AFAD'a ulaşarak yardım isteyin. Yaralandığınızı mutlaka bildiriniz ki 112 ile irtibata geçsinler. Kurtarma ekipleri gelinceye kadar yerinizi terk etmeyiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/442-susurlukta-gezilecek-yerler.html", "text": "merkeze 44 km uzakta yer alır. Önemli bir ulaşım noktasıdır. oldukça eski bir geçmişe sahiptir. Lidyalılar, Bizanslılar, Selçuklar, Romalılar, Karesi Beyliği ve Osmanlılar burada medeniyetler kurmuştur. Karesi beyleri ve İğne Bey vakfına ait bir orman alanı iken şehir \"Susığırlık\" diye anılırmış. Bölge de sığır sürüleri ve su bolluğu bulunmasından dolayı bu ismi almıştır. Zamanla da Susurluk adını almıştır. Susurluk Karesioğullarından sonra Karaman tarafından gelen akıncıların yerleştiği bir bölge olmuştur. Önemli çiftliklerin olması nedeniyle kervanların da uğradığı bir mekandır. Kervan sayısı da fazladır. 1858 ve 1878 yılları arasında Rus Osmanlı savaşı olduğu zamanlar birçok Kafkas ve Bulgar göçmeni buraya göç etmiştir. 1892 yılında bucak olmuştur. ise ilçe merkezine 10 km uzaklıktadır. Tüm kaplıcaların etrafında da termal oteller bulunur. Birçok insan buralara gelerek şifa ararlar. Felç, romatizma, kırık çıkık, nevralji ve kadın hastalıkları gibi hastalıklara çözüm niteliğindedir. Termal oteller hastalığın özelliklerine göre bir program düzenler. Böylece iyileşme sürecine katkı da bulunur. Susurluk kaplıcaları sayesinde hem güzel bir tatil hem de şifa bulabilirsiniz. ve Merise alanı dinlenme ve piknik yapmak için ideal bir alandır. Burada Çaylak Çayı geçer. İlçenin en güzel doğal güzelleri arasında yer alır. nde rahat vakitler geçirebilirsiniz. Ayrıca bu mekanlar da doğa yürüyüşü yapabilir ve fotoğraflar çekebilirsiniz. yenir. Konaklama tesislerini ziyaret edenler ayranla tostu birlikte tüketir. Şifalı sular ve doğal güzellikleriyle de herkes tarafından beğenilir. Susurluk'ta tarihi ve turistik mekan yerine yemyeşil alanlar çoktur. Susurluk bölgedeki en büyük ve önemli yerleşim birimlerinden birisidir. Ayrıca önemli bir ulaşım noktasıdır. İlçe merkezleri yakınlarında birçok büyük konaklama tesisi yer alır. Balıkesir Susurluk arasındaki uzaklık 44 km'dir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/443-kareside-gezilecek-yerler.html", "text": "ülkemizin batısında bulunan güzel ilçelerden bir tanesidir. Balıkesir merkezinde bulunan ilçelerdendir. 2012 yılında Balıkesir merkezinin iki ilçeye ayrılması ile birlikte ilçe olarak kurulmuştur. Çok eski bir tarihe sahip olan ilçe özellikle Karesi Beyliği döneminde önem kazanmıştır. yerleşim yeri olarak uzun yıllardır kullanılan bir yerdir. Antik çağlarda isim olarak Misya ismi ile bilinen bir şehirdir. Karesi Beyliği'nin bu bölgede kurulması ile şehir uzun yıllar bu isim ile adlandırılmıştır. 1923 yılında Balıkesir'in il olması ile Karesi ismi kullanımdan kaldırılmıştır. ne benzerlik gösteriyor. Yirmi metre yüksekliği bulunan kule taş işçiliği ve işlemeleri ile dikkat çekiyor. , Milli Mücadele açısından önemli yerler arasında bulunuyor. O dönemde karargah olarak kullanılan bina eski belediye binasıdır. İçerisinde Milli Mücadele'ye öncülük eden kişiler ve bunlar ile ilgili kararlar ve hatıralar bulunuyor. Bunlar ile birlikte Atatürk'ün Balıkesir ziyaretinde çekilmiş resimler bulunuyor. Milli Mücadele dışında pek çok arkeolojik eser müze içerisinde sergileniyor. , 400 yıl öncesine dayanan tarihi bir yapıdır. İçerisinde bulunan sıcak suyun şifalı olduğu düşünülüyor. ilk sırada bulunuyor. Ağaçlık alan içerisinde ve su kenarında bulunan bu park doğal güzellikleri ve tertemiz havası ile piknik yapmak isteyenlerin tercih ettikleri yerler arasındadır. , şehrin en geniş alana sahip parkıdır. Pek çok yürüyüş alanı ve oyun yerleri bulunan park şehitlerimiz için yapılan heykeli ile de görülmeye değer yerler arasında bulunuyor. ve kolonyası Karesi'nin meşhur ürünleri arasında bulunuyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/444-hidirnebi-yaylasi-tanitimi.html", "text": ", bölgede en tanınmış ve meşhur yaylalarından biri olma özelliğine sahip. Karadeniz'in eşsiz doğal güzelliklerinden bir kesit sunan Hıdırnebi Yaylası yöre halkı tarafından \"Dernek Çimeni\" olarak da anılıyor. bir rakıma sahip olduğunu da belirtmek isteriz. Yayla turizmine yönelik çalışmalarda önemli bir yere sahip olan ve 1998 yılında başlayan Yayla Kent Projesi kapsamında, bölge mimarisine uygun ahşap Bungalov evlerden oluşan Hıdırnebi Yayla Kent Konaklama ve Tatil Evlerinin de yapımı ile bölgeye olan ilgi hayli artmış durumda. Yaylanın, bol oksijenli bu harika doğanın içinde kısa bir süreliğine de olsa konaklamak isteyenler için müthiş bir deneyim sunduğunu da belirtmiş olalım. Yaylanın en çok ilgi gören yönlerinden biri de şenlikleri olduğu için o konuda da detaylı bilgilere yer verelim istiyoruz. , yöre halkının ve turistlerin katılımıyla yapılan etkinliklerle festival havasında geçiyor. Her yıl 13 Temmuzda başlayan şenlikler, 20 Temmuzda ise sona eriyor. Yörede hayli meşhur olan Hıdırnebi Yayla Şenlikleri, son yıllarda Akçaabat Belediyesi'nin organize ettiği \"Akçaabat Uluslararası Müzik ve Halkoyunları Festivali-Geleneksel Hıdırnebi Yayla Şenliği\" adı altında da düzenleniyor. \" ismiyle anılan etkinliklerdir. Orak Yedilisi etkinliği bir anlamda da şenliklerin sona ermek üzere olduğunu habercisidir. Çünkü 20 Temmuzda yani şenliklerin son gününde yapılmaktadır. Şenliklere katılımın en yoğun olduğu program ise, yöre halkı tarafından \"Derneğin Altısı\" ve \"Derneğin Yedisi\" olarak anılan altıncı ve yedinci gündür diyebiliriz. Hıdırnebi Yayla şenlikleri, yaylanın \"Dernek Çimeni\" olarak adlandırılan mevkiinde düzenleniyor. Burada civar köylerin muhtarlıkları, ticaret için gelenler özel kuruluşlar ve konaklamak isteyen ziyaretçiler tarafından çadırlar kurulur. Kurulan bu çadırlardan tabiri caizse bri Pazar yeri oluşur. Çoğunlukla yöresel ürünler ve hediyelik eşyaların satıldığı çadırlardan oluşan bu pazarda, aradığınız hemen her şeyi bulmanız mümkün gibi gözüküyor. Genciyle yaşlısıyla, kadınıyla erkeğiyle, yediden yetmişe her kesimden bir araya gelmiş olan Akçaabat uşakları, kemençe ve davul-zurna eşliğinde büyük horon halkaları kurarlar ve dizlerinin bağı çözülene kadar saatlerce horon teperler Hıdırnebi Yayla Şenlikleri'nde. Hele bir de yöresel sanatçıların katılımıyla daha bir eğlenceli hal alan şenlikler, yayla bölgesinin duyulup tanınmasında da etkin rol oynamaktadır. , kış turizmi için de ilgi odağı olmuş durumda. Doğa fotoğrafçılığı ve doğa yürüyüşü severler için ilk sıralarda tercih edilen yerlerden biri olan Hıdırnebi Yaylası doğal yaşam alanları ile yabani hayvanlara da ev sahipliği yapmakta. Açık havalarda Akçaabat ve çevre köyleri bir seyir terasından izler gibi seyredebileceğiniz eşsiz bir manzarayla da ziyaretçilerini buluşturan yayla, bulutlu havalarda ise ayağınızın altına buluttan denizler sermekte. Bahar ve yaz aylarında doğasıyla ziyaretçilerine unutulmaz anılar depolatan, kış aylarında ise harika kar manzaralarıyla kendine hayran bırakan bu mekanı özetle dilediğiniz her zaman gezebilirsiniz. , Trabzon'un merkezine 40, Akçaabat ilçe merkezine ise 29 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Akçaabat-Düzköy yolunun 12. kilometresinden Güneybatı istikametine dönüp devam ettiğinizde kısa sürede yaylaya ulaşabiliyorsunuz. Hıdırnebi Yaylasının yolları yaz kış fark etmeksizin açık durumda oluyor. Akçaabat merkezinden dolmuşlarla da ulaşabileceğiniz yaylada; konaklama, market, kasap, lokanta, fırın gibi yerler bulma konusunda da sıkıntı yaşamıyorsunuz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/445-babakalede-gezilecek-yerler.html", "text": "Köyü. Anadolu Asya kıtasının en batı ucundaki nokta olma özelliği ile de bilinen bu köy gezi programlarımıza eklememiz gereken önemli mekanlardan biri. yarımadasının ve aynı zamanda da Asya kıtasının en ucu olan bu güzel köy ile ilgili farklı detaylara da içeriğimizde yer vermeyi amaçladık. Keyifle okuyacağınız ve bölge hakkında daha fazla bilgi sahibi olacağınız içeriğimiz ile sizleri baş başa bırakıyoruz. ; ismini Osmanlı döneminde yaşamış, bölgedeki dini önderlerden ve Bektaşi babalarından olan Sultan Baba isimli zatın öldüğünde şuan ki kalenin bulunduğu bölgeye gömülmesinden alıyor. Sultan baba bu bölgeye gömüldükten sonra, bölge bir zamanlar Baba Burnu olarak anılıyor. Zamanla korsan saldırılarına maruz kalan bölgeye güvenlik amacı ile bir kale inşa ediliyor ve bölgenin ismi de zamanla Babakale olarak anılmaya başlanıyor. Babakale'nin önemli olan başka bir yönü ise, Osmanlının inşa ettiği son kale olma özelliğine sahip olması şeklinde ifade ediliyor. Babakale'nin tarihinden kısaca bahsettiğimize göre, bölgede gezilebilecek başlıca mekanları kısaca bilginize sunalım. Küçük ve şirin bir bölge olan bu köyü gezmek için birkaç saat ayırmanız kafi. O yüzden yakınlardan geçen bir rotanız varsa direksiyonu Babakale'ye de birkaç saatliğine kırmanızı öneririz. Köyün iç kesimlerinde yer alan eski sokaklar sizi bu zamandan farklı bir zamana alıp götürecek türden. Bu eski sokaklar arasında şöyle kısa bir tur atmanız ortamın havasını solumanız size tahmin ettiğinizden daha iyi gelecek. Sultan İkinci Ahmet döneminde inşa edilen bu caminin yapımı 1725 yılında tamamlanmış. Farklı zamanlarda çeşitli onarımlar gören cami, özelliğini her ne kadar kaybetmiş olsa da görülmeye değer diye düşünüyoruz. , köye de ismini veren yapı. Asya kıtasının en uç noktasına kurulmuş bu bir sınır kalesi olma özelliğine sahip. Sultan Üçüncü Ahmet döneminde inşa edilen kalenin yapımı 1726 yılında tamamlanmış. Babakale Köyü de bu kale etrafında konumlanmış durumda. Hem köy hem de kale büyük bir yapı teşkil etmediğinden kısa sürede gezebilmeniz mümkün. , kale ile aynı dönemlerde inşa edilmiş. 10 metre yüksekliğe sahip olan fener, denizden de 32 metre yükseklikte bulunuyor. Temelleri Osmanlı döneminde daha açık ifade etmek gerekirse 1679 yıllarında atılan limanın ilginç bir hikayesi var. Temelinin atıldığı dönemlerde çıkan isyan nedeniyle yarım kalan limanın inşaatına 2009 yılında başlanıyor ve 2011 yılında inşası tamamlanıyor. Yani temeli 1679 yılında atılmış olan limanın inşası 332 yıl sonra tamamlanmış. 'ye gidilip de bıçak tezgahlarını gezmeden dönmek biraz ayıp olur diye düşünüyoruz. Çanakkale yöresel lezzeti ile paralel bir kültüre sahip olan Babakale'de ağırlıklı olarak deniz ürünleri ve doğal ot çeşitlerinden oluşan yeşillikler ön plana çıkıyor. 'ne karayolu ile ulaşmanız tavsiye ediliyor. -Çanakkale karayolu güzergahını takip ederek, Ezine üzerinden Gülpınar yolunu kullanarak ve son olarak Ayvacık'a bağlı Bahramkale üzerinden devam ederek Babakale'ye ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/446-nysa-antik-kenti.html", "text": "Nysa Antik Kenti, Sultanhisar'ın 3 km kuzeyinde yer alan Karya kentidir. MÖ 3. yüzyılın ilk yarısında Seleukos'un oğlu I. Antiokhos Soter tarafından, önceki adı Athymbria olan yerleşmenin yerine kurulmuştur. Bir çayın ikiye böldüğü kent, birbirine bir köprü ile bağlanan iki yakadan oluşur. Mimari özellikleriyle dikkatleri çeken Nysa'daki yapıların çoğu günümüze oldukça iyi durumda ulaşmış, fakat birçoğu Roma imparatorluğu döneminde değişikliklere uğramıştır. Antik kaynaklarda birçok Nysa'lı düşünür ve hatipten söz edilir. Ünlü tarihçi ve coğrafyacı Strabon (MÖ. 63 MS. 21) Nysa'da eğitim görmüştür. Yerleşmenin kuzey ucundaki tiyatro, Roma dönemine tarihlenir. 7 bin kişilik yapının taşınabilir sahne binasının altında, deniz savaşı gösterilerinde kullanılan büyük bir havuz vardı. Tiyatronun altından geçen 150 m uzunluğundaki tünel, hem yer altı geçidi hem de Mesogis Dağı'ndan gelen sel sularının ovaya boşaltılmasını sağlayan kanaldı. Tiyatronun güneyinde bir tören alanı, güneydoğusunda bouleuterion yer alır. Bouleuterionun doğusundaki agora, Dor ve İon düzenli stoalarla çevrilidir. Kuzey bölümü yıkılmış olan Geç Roma yapısı gymnasium ile stadyum yan yanadır. Kentteki diğer yapılar, Roma hamamları ve Doğu Roma kiliseleridir. Nekropolde yan yana sıralanmış iki katlı tonoz örtülü, ön yüzleri kemerli mezarlar, ilginç bir görünüm oluşturur. Ölüler, lahitler içinde bu tonozlu odalara konmuştur. - Denizli karayolu üzerinde Aydın'ın 30 km. doğusunda bulunan Sultanhisar İlçesinin 3 km. kuzeybatısında yer almaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/447-akbaba-sultan-turbesi.html", "text": "Akbaba Sultan ya da Ak Mehmed Efendi. O da İstanbul'un fethi sırasında Buhara'dan kalkıp gelen Hak dostlarından, yani nime'l-ceyşten. hareminin nüfuzlu kethüdası Canfeda Hatun tarafından bir de cami yaptırılıyor. Burada Canfeda Hatun'a ayrı bir parantez açmak gerekiyor. III. Murad'ın annesi Nurbanu Sultan'ın cariyelerinden olan Canfeda Hatun, zamanla Valide Sultan'ın sağ kolu olur. Öyle ki Nurbanu Sultan, vefat edeceği an, oğlu Sultan Murad'a Canfeda Hatun'a her türlü güvenmesi gerektiğini söyler. Canfeda Hatun'un İstanbul ve çevresinde çeşitli hayır eserleri bulunuyor. Karagümrük semtinde Çukurbostan yakınında harap durumdaki bir mescidi ihya ederek cami haline getirir. Ayrıca Saraçhane yakınında bir sebil yaptırır, karşısındaki bir mescidi de tamir ettirir. \"Sahib-i sebil ruhuna içip de Fatiha\" mısraı ile tarih düşürülen bu sebil ile mescid için iki milyon akçe sarf ettiği kaydediliyor. Mehmet İpşirli'nin verdiği bilgilere göre, dirayetli bir insan olan, aynı zamanda dindarlığı ile de tanınan Canfeda Hatun zaman zaman sahip olduğu nüfuz ve iktidardan faydalanmış ve pek çok hadisede rol oynamıştır. Ancak bazı eserlerde onun Valide Nurbanu ve Safiye sultanların rüşvet ve hediye aracı olduğundan söz edilmesi ağır bir ithamdır. Nitekim devrinin bütün devlet erkanını çeşitli vesilelerle ağır bir dille tenkit eden Gelibolulu Ali, Canfeda Hatun'dan büyük bir sitayişle bahsetmektedir. İşte, Akbaba Sultan'ın ağaçlıklar arasındaki türbesine geldiğinizde Osmanlının bitmeyen hikayelerini dinleyeceksiniz. Bu küçük alan sizi 1453'ten, imparatorluğun 16. asrının ortalarına kadar getirecek. - Fetih zamanlarında Sultan 2. Mehmet, Konstantinopolis'in bir türlü düşmemesi sebebiyle hayli sıkıntılı günler geçiriyordu. Bir akşam rüyasında iki zat gelip sultana kentin yakında düşeceğini müjdeler. Bunlardan biri Ak Mehmed yani Akbaba Sultan, diğeri de Akşemseddin'dir. 'ne çıkın. Kaleden sonra çevre yolu tabelasını takip edin. Yolun sağ tarafında Hazret'in türbesini göreceksiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/448-avcilarda-gezilecek-yerler.html", "text": "İstanbul'un Avrupa yakasında yer alan ve 430 bin nüfusa sahip olan Avcılar'ın güney kısmı ilçenin Marmara Denizi'ne kıyısını oluşturmaktadır. İstanbul'un en kalabalık ve en büyük ilçelerinden birini teşkil eden Avcılar, 1970 yıllarında şehir merkezinden uzak bir köyü teşkil etmekteyken, 70'li yıllardan sonra hızlı bir gelişim göstererek oldukça göç almış ve bugünkü haline kavuşmuştur. Doğudan Küçükçekmece, batıdan Büyükçekmece ve kuzeyden ise Esenyurt ile çevrili olan bu ilçe 17 Ağustos depremi öncesi İstanbul'un en lüks içesi olarak kabul ediliyordu. Deprem sonrasında ise popülaritenin, zemin yapısı bakımından daha risksiz olan Maslak ve Etiler civarına kaydığını söyleyebiliriz. bakımından pek çok nokta bulunmakta ve ilçenin, hala İstanbul'un önemli ilçeleri arasında yer aldığını da belirtmek isteriz. Peki ilçede gezilmesi gereken en popüler noktalar nereler buyurun birlikte inceleyelim. Haluk Perk Müzesi Londra Asfaltı'nda yer almakta ve ismi ise İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Haluk Perk'ten gelmekte. Haluk Perk, kültür varlıklarını hayli önemseyen bir kişilik ve yaptığı önemli çalışmalar sonucunda Hititler, Urartular ve Bizanslılar dönemine ait değerli eserler elde etmiş ve bu eserleri ziyaretçilerle buluşturmuş olan değerli bir insan. Elde ettiği bu değerlerin ziyaretçilere sunulmakta olduğu bu mekan, günümüzde Haluk Perk Müzesi olarak anılıyor. Avcılar Atatürk Evi ise, 5 dönümlük bir araziye kurulmuş olan, denize nazır yapısı ile hayli ilgi çeken diğer bir durak. En büyük özelliği ise; Mustafa Kemal Atatürk'ün Selanik'te doğmuş olduğu evin birebir kopyası şeklinde inşa edilmiş olması. Günümüzde müze olarak hizmet veren yapının bulunduğu alan içerisinde, Erzurum ve Sivas Kongrelerinin yapıldığı binaların da birer maketi yer alıyor. Bu mekanın Avcılar'da yer alan popüler birkaç mekana da yakın olması, ziyaretçilerin uğrak noktalarından biri olmasında önemli paya sahip. Avcılar Sahil Parkı da ilçede en çok ilgi gören mekanlardan biri. Özellikle günün erken saatlerinde tertemiz havası ile hayli ziyaretçi çeken bu mekan, piknik, yürüyüş, bisiklet turu gibi etkinliklere de hayli müsait. Yürüyüş parkurlarına da ev sahipliği yapan park, sporla ilgilenenlerin vazgeçilmez mekanlarından biri haline gelmiş durumda. İçenin en kalabalık noktası ise Marmara Caddesi. Farklı noktalardan çıkarak bir araya gelecek insanların \"Marmara Caddesi'nde buluşuruz\" dediği bu uğrak mekan, ilçenin adeta merkezi konumuna gelmiş durumda. Estetik bir park görünümü de verilmiş olan caddenin trafiğe kapalı olduğunu da belirtmekte fayda var. Park görünümü verilmiş bu caddede uzunca bir de havuz bulunuyor ki, burada vakit geçirirken içinize derin bir huzurun dolmasının sebebi de bu havuz diyebiliriz. Avrupa yakasında yer alan Avcılar, Atatürk Havalimanı'na da oldukça yakın bir konumda bulunuyor. Şehir merkezine 27 kilometre mesafede yer alan ilçe, havalimanına ise 17 kilometre mesafe uzaklıkta. Sahil Yolu, TEM otoyolu ve E5 otoyolu gibi pek çok farklı alternatif güzergahı kullanarak Avcılar'a ulaşmanız mümkün. Ayrıca Metrobüs hattı sayesinde de Avcılar' hızlı bir şekilde ulaşabiliyorsunuz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/449-aphrodisias-antik-kenti.html", "text": "Aydın'ın güneydoğusunda, Karacasu ilçesine 10 km uzaklıkta, Geyre'deki antik kenttir. Yerleşmenin tarihi konusundaki bilgiler sınırlıdır. Byzantionlu Stephanos, kentin kuruluşunu yarı efsanevi Babil Kralı Ninos'a dayandırır. Kentin ilk adı olan Ninoe'nin Kral Ninos'tan geldiği sanılmaktadır. Ayrıca Ninoe adı, Tanrıça Astarte ya da iştar'ın Akadca adı olan Nino, Nin ya da Nina ile de ilişkilidir. Kentten ilk olarak MÖ 2. yüzyıla tarihlenen antik bir kaynakta bahsedilmiştir. MÖ 2. yüzyılın sonu ve MÖ 1. yüzyılın başına ait altın ile gümüş paralarda komşu kent Plarasa'yla birlikte adı geçer. MÖ 1. yüzyılın ikinci yarısında, Julius Caesar'ın buyruğunu yerine getiren Marcus Antonius, bu iki kente özerklik vermiştir. Aphrodite kutsal alanının dokunulmazlığı, Romalı yöneticiler tarafından kabul edilmiştir. Aristoteles'in en önemli yorumcularından biri kabul edilen ve yaptığı yorumlarla Orta Çağ'daki Müslüman ve Hıristiyan Aristoteles yorumcularını oldukça etkileyen Aleksandros (MS 200'lü yıllar) ve tıp üzerine kitaplar yazan Ksenokrates Aphrodisiaslıdır. , aralarında Laborde ve Texier'in de bulunduğu gezginlerin ilgisini çekmiştir. Bölgedeki ilk kazı çalışmaları, 1904-1905 yıllarında Paul Gaudin yönetimindeki Fransız bir ekip tarafından yürütülmüş, 1937 yılındaki çalışmaları ise İtalyan Giulio Jacopi yönetmiştir. Kenan T. Erim tarafından New York Üniversitesi adına yönetilen ve oldukça başarılı sonuçlara ulaşılan kazı çalışmaları 1961 yılında başlamıştır. Antik kent MÖ 4. yüzyılda surlarla çevrilmiştir. Yaklaşık 520 hektarlık alanı kuşatan, uzunluğu 3,5 km'yi aşan surlar, büyük olasılıkla bir depremle yıkılıp daha sonra değişik yapılardan toplanan malzemeyle onarılmıştır. ı, kentin kuzeybatısında yer alan bir temenos içindedir, İon düzenli mermer tapınak, MÖ 1. yüzyıla tarihlenir. Pronaos ve celladan oluşan Helenistik yapı, 5. yüzyılda Hristiyan bazilikasına dönüştürülmüştür. Kutsal alanın güneyinde 1962'de ortaya çıkarılan odeion, konser salonu ve toplantı binası olarak kullanılmıştır. Yapı MS 2. yüzyıla tarihlenir. Odeion mozaik döşelidir. Sahne yıkıktır. 205x120 m boyutlarındaki dikdörtgen planlı agoranın üç yanı sütunlu geçitlerle çevrilidir. vardır. Hamam kazısı sırasında çok sayıda heykel ve kabartma ortaya çıkarılmıştır. Kentin kuzeyindeki stadyum oldukça iyi durumdadır. 30 bin kişi alabilecek kapasitedeki yapı, imparatorluk döneminin başına tarihlenir. Doğu ucuna eklenen yarım daire duvarla oluşturulan daire planlı alan, gladyatör dövüşleri için kullanılmıştır. Rahat görüş sağlamak amacıyla eğimli yerleştirilmiş oturma yerlerinin kuzey bölümünde imparator locası yer alır. Çeşitli spor karşılaşmaları, atletizm yarışmaları ve festivaller burada yapılmıştır. Afrodit Tapınağı'nın güneyindeki yapı kalıntısı da içinde bulunan çok sayıdaki bitmiş ya da bitmemiş heykel nedeniyle atölye olarak kabul edilir. Temenosun doğusundaki anıtsal tetrapylon, MÖ 2. yüzyıla tarihlenir. Odeionun batısında yer alan mavi mermer sütunları bulunan peristilli alan, Piskopos Sarayı olarak tanımlanır. Agoranın doğusundaki Augustus ve Julius Claudios ailesine adanmış kült yapısı, 1. yüzyılın sonu ile 2. yüzyılın başına tarihlenir. Akropolis tepesinin güney eteğindeki yonca planlı martyrion, kentin önde gelen kişilerinden birinin gömütüdür. Tiyatronun güneyindeki hamam (3. yüzyıl); daire planlı bir salon, kemerli nişlerle bezeli geçit ve caldariumdan oluşur. Hamamın güneyindeki bazilika ise Doğu Roma döneminde kiliseye dönüştürülmüştür. Kazılar sonucunda antik kentten elde edilen buluntular, ören yeri girişinde, 1979'da hizmete açılan Aphrodisias Müzesi'nde korunmaktadır. , 1947 yılında depo müze olarak kurulmuş, 1979 yılında ise bugünkü binasına taşınmıştır. Dokuz bölümden oluşan müzede ağırlıklı olarak Aphrodisias heykeltıraşlık okulundan çıkma nadir eserlere yer verilmekte, ayrıca çeşitli dönemlerden kalma altın, gümüş, tunç sikkeler de sergilenmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/450-dogada-kiriklar-ve-mudahale-sekilleri.html", "text": "Bir kuvvet zoruyla kemik bütünlüğünün bozulmasına kırık denir. - Kapalı kırık: Deri bütünlüğü bozulmamıştır. Kemiklerden biri ya da ikisi de kırılmış olabilir. - Açık kırık: Deride açık yara vardır ve kemik uçları dışarı çıkmıştır. Kanama olur ve sinir ve damarlar zedelenmiştir. - Parçalı kırık: Kemikler birden fazla yerden kırılmıştır. - Çatlaklar: Kemikler boyuna ve enine bir baskı ya da çarpma sonucunda çatlayabilirler. - Bölgenin hareket ettirilmesi ile artan yoğun ağrı vardır. - Mide bulantısı ve baş dönmesi olabilir. - Şekil bozukluğu oluşmuştur. - Kırık olan bölgede şişlik ve kanama sonucu deride morarma oluşur. - İşlev kaybı oluşmuştur. - Hareketlerde kısıtlanma vardır. - Kırık yakınındaki damar, sinir, kaslarda yaralanma ve sıkışma olabilmektedir. - Kanamaya bağlı şok geçirebilir. - Açık kırıklarda enfeksiyon riski görülebilir. - Yaşamı tehdit eden başka yaralanma varsa öncelik ona verilir. - Hasta ya da yaralı çok az hareket ettirilmesi gerekir. - Ani hareketlerden kaçınılır. Kırık kemik düzeltilmeye çalışılmamalıdır. - Kırık kolda ise şişlik oluşacağından yüzük, saat vb. takılar ya da eşyalar çıkartılmalıdır. - Kırık bölge hareket ettirilmemelidir. Varsa atel kullanılmalıdır. - Açık kırık varsa tespitten önce yara üzeri temiz bir bezle kapatılmalıdır. - Kırık olan bölge, bir üst ve bir alt eklemi de içine alacak şekilde ateller ile karton, tahta vb. sert cisimle tespit edilip sabitlenmelidir. - Tespit edilen bölge yukarıda tutularak dinlenmeye alınmalıdır. - Kırık bölgede 3-5 dk aralıklarla nabız ve deri rengi kontrol edilmelidir. - Hasta sıcak tutulmalı ve sürekli kontrol edilmelidir. - Kırık bölge kol ve el ise kalp hizasında bir bez ya da sargı bezi ile sabitlenmelidir. - Bacak kırıklarında hasta düz bir yere yatırılmalı ve sert bir malzeme ile kırık bölgesinin üzerinden ayak sabitlenmelidir. - Kafatası kırıklarında bir bandaj ile kırık bölgesi temizlendikten sonra sabitlenmelidir. - Boyun ve omurilik kırıklarında hasta yerinden oynatılmadan sabitlenmelidir. - Tıbbi yardım (112 sağlık ekiplerinden) istenmelidir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/451-dogada-cikik-ve-burkulmalar.html", "text": "Çıkık, eklem yüzeylerinin kalıcı olarak ayrılmasıdır. Çıkıklar genellikle omuz, kalça, bilekte ve parmaklarda olur. - Eklem bulunduğu şekilde tespit edilip sabitlenmelidir. . - Çıkık bir sağlık kuruluşuna gidilene kadar asla yerine oturtulmaya çalışılmamalıdır. - Hasta ya da yaralıya ağızdan hiçbir şey verilmemelidir. - Çıkık bölgesinde; nabız, deri rengi, ısı kontrol edilir. - Çıkık olan bölge sıcak tutulmalıdır. - Tıbbi yardım istenir. (112 ) Burkulma, eklem yüzeylerinin anlık olarak ayrılmasıdır. Eklemin normal hareket sınırının üzerinde bükülmesi sonucu bu bağlarda meydana gelebilecek gerilme veya kopmadan dolayı oluşan sakatlığa burkulma denir. Burkulmalar daha çoklukla ayak ve el bileğinde görülürler. Burkulma yanlış veya ters bir hareket sonucu birdenbire olabilir. - Sıkıştırıcı bir bandajla burkulan eklem, dolaşımı engellemeyecek şekilde tespit edilir. - Şişliği azaltmak için bölge yukarı kaldırılmalıdır. - Soğuk pres uygulama yapılmalıdır. - Hareket ettirilmemelidir. - Birçok jel krem mevcuttur. Jel krem burkulmuş bölgeye sürülerek tedavi süresi kısaltılabilir. - Uzun süre geçmiyorsa, tıbbi yardım sağlanmalıdır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/452-dogada-hayvan-isiriklari.html", "text": "Doğada birçok yabani hayvan savunma amacıyla insanları ısırabilirler. Bu hayvanların bazıları zararlı bazıları zararsızdır. Çoğu hayvanın salyasında bakteriler yaşar ve bu bakteriler tetanos veya kuduz gibi çeşitli hastalıklara neden olabilir. Böyle bir durumda 5 dakika buyunca temiz bir su ile yıkayıp daha sonrada steril bir bez ile sarılmalıdır. Yara çok derin ise bir tampon yapılması önerilir. Eğer bir yılan tarafından ısırılırsanız panik yapmamalısınız. Panik kalp atışlarınızı hızlandırarak zehrin vücudumuza daha kısa sürede yayılmasına sebep olur. Eğer yılanın hafif derecede zehirli olduğunu tanımlayabilirseniz yarayı su ile yıkamanız ve sıkıca sarmanız yeterli olacaktır. Eğer yılanı tanımlayamıyorsanız ısırık yıkanmamalıdır. Çünkü zehirden hangi yılanın sizi ısırdığı anlaşılabilir. Ve ısırık bu bilgi ışığında tedavi edilebilir. Isırığın olduğu yere baskı yapılmalıdır. - Hasta sakinleştirilip dinlenmesi sağlanır. - Yara soğuk su ile yıkanır. - Yaraya yakın bölgedeki baskı yapabilecek takı ya da eşyalar çıkarılmalıdır. - Yaraya soğuk uygulama yapılabilir. - Yaralanan bölgenin dört parmak üst bölümüne dolaşımı engellemeyecek şekilde bandaj uygulanabilir. - Turnike uygulanmaz. - Yaralı mümkün olduğunca hareket ettirilmemelidir. - Yara üzerine hiçbir girişimde bulunulmaz. - Yaralının yaşam bulguları izlenir. - Tıbbi yardım istenir. (112) Arı ve böcek ısırıklarında böceğin iğnesi varsa bir cımbız yardımı ile çıkarılmalıdır. Su ile yıkamak veya yaranın üzerine biraz tükürük sürmek iyi gelecektir. Bazı bölgelerde yoğurt da sürülmesi tavsiye edilir. Böcek ısırıkları için olan solüsyon varsa daha iyi olur. - Arının soktuğu veya böceğin ısırdığı bölge yıkanmalıdır. - Derinin üzerinden arının iğnesi görünüyorsa çıkarılır. - Soğuk uygulama yapılır. Amonyak vb. kullanılmaz. - Eğer ağızdan arı sokmuşsa, solunumu güçleştiriyorsa kişinin buz emmesi sağlanır. - Ağız içi sokmalarında ve alerjisi olanlar için tıbbi yardım istenir. - Böceğin resmi çekilmelidir. Kenelerin güçlü çeneleri vardır. Vücutlarını koparsanız bile çeneleri derinin altında kalarak iltihaplanmalara neden olabilir. Deriye yapışan keneler böcek ilacı ve sigara ateşi ile çekip çıkarmayı denemeyin. En yakın sağlık kuruluşuna gidilmeli ve uzman kişilere danışılmalıdır. Akrep sokması, toprakta çalışanlar arasında oldukça çok yaygındır. Akrep, kuyruğu ucundaki zehir kesesi ve iğnesi ile sokarak zehirler. Akrep sokmalarının etkisi; akrebin türüne, boyuna, yaşına, cinsiyetine, saldırganlığına, mevsime, sokulan kişinin alerji hassasiyetine, yaşına, sokulan bölgenin hayati fonksiyonlara sahip organlara yakınlığına göre değişmektedir. Bilhassa kalp ve solunum rahatsızlıkları olan insanlar akrep sokmalarından fazla etkilenmektedir. Aslında iğnenin sokulan organda bıraktığı deliğin derinliği de zehirlenmenin etkisini belli eder. Eğer iğne kemiğe denk gelmişse alttaki yumuşak dokulu kısımlara ulaşamadığından çok daha az etki bırakır. Bütün akrepler, nörotoksik bir zehre sahiptir. Ancak bazı ekzotik türler sitotoksik zehre sahiptir. - Hasta sakinleştirilir. - Sokmanın olduğu bölge hareket ettirilmez. - Hasta ya da yaralı yatar pozisyonda tutulur. - Sokulan bölgeye soğuk uygulama yapılır. - Sokulan yerin dört parmak üst bölümüne dolaşımı engellemeyecek şekilde bandaj uygulanır. - Turnike uygulanmaz. - Yara üzerine hiçbir girişimde bulunulmamalıdır. - Tıbbi yardım istenir. (112)"} {"url": "https://www.gezipedia.net/453-sok-nedir-soka-giren-birine-nasil-mudahale-edilir.html", "text": ", vücut hücrelerinin oksijence zengin kan dolaşımından yeterince faydalanamaması sonucu ortaya çıkan bir durumdur. Oksijen bütün hücrelere ulaşamaz. Susama ve mide bulantısı yaygın şikayetlerindendir. Doğada şok tedavisi oldukça sınırlıdır, aciliyetle tahliyesi yapılmalıdır. - Endişe, telaş ve huzursuzluk duygusu vardır. - Nabız sayısı artar ve güçsüzleşir. - Solunum sayısı artar ve yüzeyselleşir. - Kan basıncı azalabilir. - Terleme ve titreme oluşur. - Deride solukluk oluşur. - Susama ve mide bulantısı olur. - Bilinç kaybı en yaygın oluşanlardır. Hastanın hava yolu açık tutulmalıdır. Eğer sebep biliniyorsa müdahale edilir. Kan kaybıyla oluşan şokun tedavisine birinci basamak kanamayı durdurmaktır. Tedaviyi sürdürürken bir yandan hasta sakinleştirilmelidir. İçgüdüsel olarak eylemsizlik gösteren ve tüm organları kalple yere paralel getirme eğiliminde olan beyne yardımcı olmak için hasta yere yatırılır. Isı kaybına engel olmak için altına mat serilmeli ve yalıtım sağlanmalıdır. Bacaklar ve kollar, kalp ve beyin hizasından yukarı kaldırılarak hayati organlara daha fazla kan gitmesi sağlanır. Hayati organlara çekilen ve adalelerde azalan kan, vücudun kendi kendine ısınmasını olanaksızlaştırdığından şoktaki kişi muhakkak surette bir uyku tulumu ile ısıtılmalıdır. Özellikle soğuk ortamlarda aynı tuluma sıcak ikinci bir kişinin girmesi yararlı olur. Uzun tahliye süresince dehidratasyonu önlemek için hastaya kendi içebiliyorsa küçük yudumlar halinde soğuk su verilebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/454-temel-ilk-yardim-seti.html", "text": "Doğada yapılan her aktivitede mutlaka her ekibin bir ilk yardım setinin olması gerekir. İlk yardım çantası, acil tıbbi durumlar için gereken malzemeleri içerir. Tıbbi yardım gelene kadar yaralıların durumlarını kontrol altında tutabilmek için gerekli malzemeleri içermelidir. Piyasada birçok hazır ilk yardım çantaları bulunmaktadır ancak her doğa sporcusunun ya da doğa tutkununun kendi ilk yardım çantasını oluşturması daha iyi sonuçlar çıkaracaktır. Doğada hele de uzun süre kalacaksa ufak bir kesik, yanık, baş ağrısı, mide bulantısı ya da ishal hem tüm ekibi etkiler hem de hayatta kalma durumunda ölüm riskini arttırır. Bu nedenle doğada temel ilk yardım malzemeleri olması iyi olur. İlk yardım setleri ulaşılabilir ve kullanım herkes tarafından yapılabilir bir şekilde dizayn edilmelidir. İlk yardım seti mutlaka su geçirmez bir çanta veya dayanıklı kilitli torba içinde bulunmalıdır. Eğer suya dayanıklı bir malzeme kullanmıyorsa büyük olasılıkla ciddi sorunlar yaşanabilir demektir. İlk yardım setleri dönem dönem açılıp kontrol edilmeli ve tarihi geçen ve eksilen malzemeler yerine koyulmalıdır. İlk yardım setinde doğada sadece ilk yardımda değil, diğer acil durumlarda kullanabileceğiniz malzemelerde olabilir. Mesela düdük vb. Çeşitli amaçlar için bandaj çok kullanışlı bir malzemedir. Pansumanı yerinde tutabilmek, yara ve kırıkları daha fazla dokuya zarar vermeden sarabilmek ve sabitlemek için bandaj kullanılır. Gazlı bandaj, pamuklu bandaj ve elastilik bandajların değişik boyutları ve ölçüleri vardır. Küçük yarık ve kesikleri mikrop kapmamaları için ve yarayı dış etkilerden koruyabilmek için yara bandı kullanılır. Değişik ölçülerde yara bantları mevcuttur. Yanık ve açık yaralarda etkili ve pratik bir çözüm yoludur. Gazlı bezler kanı emerler ve iyileşene kadar yarayı temiz tutabilirler. İlk yardım setlerindeki en önemli malzemelerden biridir. Steril gazlı bez yaralarda pansuman malzemesi olarak kullanılır. Ambalajından çıkarılırken yaraya gelecek yüzeyine el sürülmemelidir. İlk yardım setlerinde mutlaka kaliteli bir makas da olmalıdır. Sargı bezi, gazlı bezi, bandı kesmek vb. için kullanılır. Genellikle küt ağızlı makaslar ilk yardım setlerinde kullanılır. Yaraları temizlemek ve iltihaplanmaları önlemek ve yaranın çabuk iyileşmesini sağlamak için kullanılır. Tarihinin geçmiş olmaması çok önemlidir. Özellikle açık ve büyük kesiklerde kullanılır. - Çengelli iğne - Ağrı kesici - Üçgen Bandaj - Cımbız - İlk yardım el kitabı - 1 adet deprem düdüğü - 1 adet turnike 60 cm lastik - Muayene eldiveni (1 çift)"} {"url": "https://www.gezipedia.net/455-masukiye-koyu-tanitimi.html", "text": "Köyütanıtımı formatında bilgiler derledik. Keyifle okuyacağınızı umuyoruz. illerine yakın olması ile il sakinleri için mutlak bir uğrak noktası konumunda. TEM ve E5 kara yolları ana bağlantı noktası üzerinde olması itibariyle de, rahat bir ulaşım imkanı sağlıyor. Hayat maratonunda, Teneffüs imkanını burada bulmuş ziyaretçileri, genelde özel araçları ile ulaşım sağlıyorlar. Hangi ilden gelecek olurlarsa olsunlar, kolay bir rotaya sahip olan ziyaretçiler Maşukiye köyünü bulmakta, tabelalar yardımıyla hiç de zorlanmıyorlar. Maşukiye köyü girişinde araçları için park imkanı buluyorlar ve köy içinde ulaşımlarını yürüyerek sağlayabiliyorlar. Maşukiye köyü isminden de anlaşılacağı üzere, maşuk kelimesinden türetilmiş. Köye gelen ziyaretçileri genelde aşıklardan oluşuyor. Hatta köylünün inanışına göre, buraya gelen ziyaretçiler hayallerindeki aşka ilk adımlarını burada atıyor. Bu atmosferde, romantik bir ziyarette tercihler arasında neden yer almasın. köyünde de güzel bir ziyafet çekmeyi hayal edebilirsiniz. Günün ilk saatlerinde yapacağınız ziyaretlerde sizi zengin ve doğal bir menüsü ile köy kahvaltısı karşılayacak. Doğallık lafta kalmıyor. Bölge haklının kendi yetiştirmiş olduğu taze domates, salatalık ve biber gibi vazgeçilmez kahvaltı öğünleri sofralarınızda yerini almış olacak. Devam eden saatlerde dilerseniz restoranlarda, dilerseniz de piknik için yanınızda getirdiğiniz mangalınızda, almış olduğunuz taze alabalıkların keyfini çıkarabilirisiniz. Bunun yanında alabalığını kiremitte seven ziyaretçiler içinde, İzmit Kınık bölge halkının elinden çıkmış güveç ürünlerini satın alarak, menünüzü zenginleştirebilirsiniz. Lezzet konusunda eğer bir gurme iseniz, Maşukiye köy halkının sergilerinde sunduğu tereyağı, peynir, süt ve yoğurt gibi lezzetlerini satın alarak sofranızda zenginlik sağlayabilirsiniz. Spontane gelişen gezilerinizde ise bunları kaçırdığınızı hiç düşünmeyin. Yörede bulunan hangi restoranı tercih ederseniz, bu lezzetleri aynı doğallıkla tadabilirsiniz. çıkarken arkanızda bıraktığınız muhteşem Sapanca Gölünü gördüğünüzde, bu deneyimi daha önce yaşamadığınız için pişmanlık duyabilirsiniz. , Maşukiye köyüne olan yakın mesafesi ile muhteşem bir mevsim konseptini size sunuyor olacak. Hepimiz yapıyor ve istiyoruz. Gittiğimiz yerlerden kendimize anılar topluyor ve bu gezimizi yaşatıyoruz. Maşukiye köyüde kendini unutturmak istemiyor ve size hediyeler sunuyor. muhteşem doğal güzelliklerin fotoğrafları bir yana, tattığınız lezzetlerin devamı için kiremit ve güveçlerden evinize götürebilirsiniz. Ama size tavsiyem şu; dönüşte mutlaka sevdikleriniz için bir buket çiçek götürün. ilçesi sınırlarında yer almakta ve bölgeye ulaşım kara yolu ile sağlanıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/456-kepsutta-gezilecek-yerler.html", "text": "Kepsut, Balıkesir'in merkeze göre doğuda yer alan küçük ve şirin bir ilçesidir. Sıcak ve kurak yaz mevsimi ile ılık ve yağmurlu kış mevsimi olan yörede özellikle dağlık kesimler yoğun kar yağışı almaktadır. Antik dönem kalıntılarının bulunduğu ilçe mağaralar ile de öne çıkmaktadır. Kepsut'ta hem Roma ve Bizans dönemine ait hem de Selçuklu ve Osmanlılardan kalma tarihi yapılar mevcuttur. Kepsut ilçesinin tarihi ile ilgili kesin bir bilgi bulunmamaktadır. Bununla birlikte buluntulara bakıldığında ilçenin tarihinin Roma dönemine kadar uzandığı ifade edilmektedir. Arkeolojik araştırmalar, antik dönem kalıntılarını ortaya çıkarmıştır. Dedekaşı Köyünde bir Tümülüs bulunurken, Akçaköy sınırlarında da büyük mezarlara rastlanmıştır. Bergama Krallığı döneminde yöre için Herun ya da Hadri-Anut isminin kullanıldığı, bugünkü isminin ise kesildiğinde hemen yenisinin yetişmesi anlamında \"kes-bit\"ten geldiği söylenmektedir. İsminin arkasında ise bölge arazisinin çok çabuk ürün yetişmesini sağlayan verimli bir yapıya sahip olması yatmaktadır. Kepsut adı ilk kez 1953'te resmi kayıtlarda geçmektedir. Kepsut'un Tekkeışıklar Köyü'nde yer alan bu türbe, Ayni Ali Bey adına yaptırılmıştır. İnebey adıyla da bilinen Ayni Ali Bey'in Yıldırım Bayezid'in sancak beylerinden olduğu ve Ankara Savaşı'na da katıldığı bilinmektedir. Türbe şifa arayanlar tarafından sıklıkla ziyaret edilen bir mekandır. Bu bölgede Roma ve Bizans dönemlerinden kalma buluntular yer almaktadır. Yapılan kazılarda ortaya çıkarılan antik kumaşın 1800 yıllık olduğu düşünülmektedir. Ayrıca Helenistik döneme ait bir sur kalıntısının bulunduğu alanda, lahit mezar, ok ve mızrak uçları, seramik parçaları, toprak kaplar ve koku ve gözyaşı şişesi olarak kullanıldığı düşünülen cam şişeler bulunmuştur. Kepsut'taki tarihi yerler içinde özel bir öneme sahiptir ve Kalburcu Köyü sınırlarında yer almaktadır. Kepsut-Recepköy yolu üzerinden ulaşılabilen ve bir süre kışla şeklinde kullanılmış olması dolayısıyla Kışla Mevki olarak da ifade edilen Kepsut Ziraat Mektebi Osmanlı Döneminde inşa edilen bir yapıdır. Bina, Cumhuriyet döneminin ilk ziraat mektebi olarak işlev görmüştür ve büyük bir kısmı bugün halen ayaktadır. Kışla Mevki aynı zamanda bir mesire alanı olarak kullanılmaktadır. Kepsut çok sayıda mağaranın bulunduğu bir ilçe olarak dikkat çekmektedir ve ilçenin öne çıkan mağaralarından biri 728 m uzunluğu ile Ulupınar Mağarasıdır. Mağaranın genişliği 4 metreden 12 metreye kadar değişmektedir. Yüksekliğin ise 2 metre ile 20 metre arasında değiştiği büyük bir mağara olan Ulupınar, Bükdere Köyünün 2 kilometre kuzeyindedir. Konumu dolayısıyla Bükdere Mağarası olarak da adlandırılmaktadır. Kepsut'ta Ulupınar dışında Dedekırantepe, İncirlikuyu ve Kocain Mağaraları da bulunmaktadır. Etrafı ağaçlarla çevrili bir doğal güzellik olan Seçköy Göleti, tehlikeli olması sebebiyle yüzmek için kullanılamamaktadır. Bununla birlikte çevresi piknik alanı olarak değerlendirilmektedir. Serçe Ören Köyü'ne bağlı Elma Gediği'nde alabalık üretim çiftlikleri bulunmaktadır. Serçe Ören'i 12 km geçerek Dursunbey ve Kepsut sınırlarının kesişim yerinde ulaşılabilecek bir doğal güzellik olan Su Uçtu ise doğa yürüyüşü ya da piknik alanı için uygun bir yer arayanlara hoş bir alternatif sunmaktadır. Su Uçtu adı ise yüksek bir tepeden akmakta olan şelaleden gelmektedir. Gelendros Dağı eteklerinde yer alan bu doğal güzellikte geçirilen zamana kuş sesleri eşlik etmektedir. Kepsut, tarım ve hayvancılığa dayalı bir ekonomiye sahiptir. Çilek ve elma gibi meyvelerin üretildiği ilçe, en çok lezzetli şeftalileri ile öne çıkmaktadır. Şeftali diyarı olan Kepsut her yıl Temmuz'un son haftası Şeftali Festivaline ev sahipliği yapmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/457-vize-basvurusunda-dikkat-edilmesi-gerekenler-nelerdir.html", "text": "Vizeler insanların ülkelerden başka ülkelere geçişlerini sağlayan araçlardır. İnsanlar gerek tatil gerekse iş için ülkeler arasında seyahatlerini gerçekleştirmektedirler. Ülkeler arasında seyahat etmek teknolojinin gelişmesi ve havacılık sektörünün de hızla ilerlemesiyle birlikte daha hızlı ve daha kolay bir hal almıştır. nda dikkat edecekleri bazı hususlar bulunmaktadır. arasında seyahat edebilir. Her ne kadar Schengen vizesi ile birlikte Schengen ülkeleri arasında kolaylıkla seyahat edilebilse de bazı ülkeler kişinin ilk seyahatini vizesi ile birlikte kendilerine yapmasını istemektedirler. nda herhangi bir sıkıntı yaşanmaması için kişiden istenilen belgeler harfi harfine temin edilmiş olunmalıdır. Herhangi bir belge hasar görmüş, tahriş edilmiş veya okunmuyorsa vize işlemlerinde sıkıntı yaşanılması muhtemeldir ve bu gibi sahte belge ile başvuruda bulunmak yasal olarak suçtur. İstenilen evrakların aslı isteniyorsa aslının verilmesi gerekmektedir. Toplanan evraklar tek bir dosya halinde konusuna göre sıralanarak görevliye teslim edilirse bu davranış artı bir davranış olur ve görevlinin de işine yardımcı olunmuş olur. nda güzel ve temiz bir kıyafetle mülakat ortamına gitmelidirler. Çok resmi bir kıyafetin olması gerekmezken çok rahat bir kıyafette ortama uyumsuz kaçacaktır. Kadınlar içinse fazla makyaj göze batacak bir husustur. Mülakat zamanına gelince, karşınızdaki kişi ile birlikte beden dilinizi kullanarak iletişime geçmeniz sizin için en büyük artılardan birisidir. Eğer akıcı bir şekilde ve beden dilinize hakim olarak konuşmayı başarırsanız bu sizin çok etkin biri olduğunuza yönelik bir izlenim bırakmaya yetecektir. Eğer pasif ve çekingen bir tavır sergilerseniz bunun sonucunda bir adım geriye düşersiniz ve olumsuz bir yönde etkilenirsiniz. Vize mülakatında görevli memur tarafından kişiye bazı sorular sorulur. Soruların cevaplarından daha fazla sizin kişiye karşı tavrınız, hal ve hareketleriniz, konuşmanız gibi durumlar ele alınır. Fakat her ne kadar sorulan sorulara tepkiniz ele alınsa da verdiğiniz cevaplarda bir o kadar önemli olmaktadır. Vize mülakatında asla ve asla yalan söylenmemelidir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/458-marmaris-ve-datca-yarimadasi-kiyilari.html", "text": "Yatçılar, Mavi Turcular ve Deniz Severler için dünyaca ünlü olan Marmaris ve Datça Yarımadası kıyılarında, eşsiz güzellikte birçok doğal liman ve demirleme yerleri vardır. bulunur. Güneydoğusunda ise yörenin en güzel koyları sıralanır. ile güneydoğusundan başlayan ve kuzeye uzanan sığlıklara dikkat edilmelidir. 'dır. Limanın yaklaşık 1 mil kuzeyinde Karacaada yer alır. denir. Adaları geçip koylara girerken sığlık ve kayalıklara dikkat edilmelidir. vardır. Buradan alışveriş için 8 km uzaklıktaki Datça'ya gidilebilir. ı vardır. Hisarönü Körfezi'nin sonunda aynı adlı liman yer alır. Limanın batısındaki iki küçük girintiden güneydeki korunaklı bir demirleme yeridir. Bozburun ile Kızılburun arasında, Sömbeki Körfezi'nin girişinde irili ufaklı adalar vardır. Bunların başlıcaları, kuzey girişinden güneye doğru Tavşan Bükü Adası; en büyükleri olan Kızıl Ada, Kiseli Ada, Yeşil Ada, Zeytin Ada, Söğüt Ada, Suluca Ada, Taşlıca Ada ve İncili Ada'dır. bulunur. Koyun önünde, aynı adla anılan bir ada vardır. kayalıkları bulunur. Burası bölgenin doğu sınırıdır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/459-cipli-pasaport-nedir-nasil-alinir.html", "text": "Günümüzde ulaşım teknolojilerindeki devrimler sonucunda insanlar sıklıkla ülkeler arasında seyahat etmektedirler. Fakat tabi ki de ülkeler arası yapılan seyahatler, iller arasındaki seyahatler gibi kolay olmamaktadır. Bir kişi yurt dışına çıkmak istediği zaman, bazı işlemler yapması ve bazı resmi evraklar oluşturması gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyetinden Gürcistan ya da KKTC'ye seyahatini gerçekleştirecek olan kişilerin yalnızca T. C. Nüfus Cüzdanı ile birlikte bu seyahati gerçekleştirebilmektedirler. Fakat nüfus cüzdanında resim olmayan çocuklar T. C. Nüfus Cüzdanı ile birlikte sınırdan geçemezler. Bunun dışında olan ülkeler geçiş için pasaport istemektedirler. denilen bilgiler insanların pasaport çıkarmak istediklerinde kullandıkları bütün bilgileri içinde barındırıyor. AB, ülkelerin çipli pasaport çıkarmalarına ilişkin 72 kriter sunmaktadır. Türkiye bu kriterlerin hepsinin 44'ünü karşılamış bulunmaktadır. Geriye kalan 28 kriter üzerinde de çalışmalar devam etmektedir. Çipli pasaportların ülkemizde çıkması ile birlikte haziran ayı itibari ile birlikte kişilere verilmesi kararlaştırılmıştı. Pasaportların hepsi aynı şekilde olmamakla beraber türleri ve renkleri de değişebilmektedir. Önceleri kullanılan pasaportların kullanım süreleri kısa idi. 2011 yılında pasaportların sürelerinin uzatılması mümkün değildi. Sonrasında pasaportlara yenilikler getirilerek renkleri ve türlerinde değişim sağlandı. Pasaportlara verilen renkler sırasıyla yeşil, gri, bordo ve siyah olarak belirlenmiş durumda. Önceki yıllarda sıradan vatandaşların pasaportları lacivert renkte olmasına rağmen bu günümüzde bordo olarak değiştirildi. Üst düzey devlet memurlarına ait yeşil pasaportların renginde ise herhangi bir değişim söz konusu değil. Diplomatik pasaport adı altında milletvekilleri ve diplomalara ait olan pasaportun rengi kırmızı renkten siyah renge geçirildi. Yurt dışına göreve gönderilen memurların pasaportlarının rengi olan gri olarak devam ediyor. İlk olarak başvuru için belgelerin tamamının hazır halde bulunması gerekmektedir. Kimlik, 2 tane biyometrik fotoğraf, banka dekontu gerekli olan belgeleri oluşturmaktadır. Üniversite öğrencisi olup pasaport almak isteyen kişiler için maliyet azalıyor. Öğrenci olarak pasaportunu alacak olan kişilerin öğrenci belgelerini temin etmeleri gerekiyor. Harçsız pasaport adı altında alınan bu pasaporta yalnızca defter bedeli adı altında 87,5 TL ödenmektedir. Bunun sonrasında pasaport alımı için randevu alınması gerekiyor. Sonrasında pasaport ödemesi yapılır ve dekont alınır. Belirlenen randevuya gidilerek gerekli belgelerle başvuru yapılır. Sonrasında ise pasaportunuzun gelmesi için bekleme aşamasına geçilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/46-kayseride-gezilecek-yerler.html", "text": ", İç Anadolu Bölgesinde yer alan günümüzde ekonomisiyle ve sanayisi ile lokomotif bir kent olma özelliğini taşıyan müstesna bir şehirdir. Tarihin çok eski çağlarından beri her zaman en merkezi güzergahlardan birisi olan Kayseri tarihi İpek Yolunun geçtiği önemli kentlerden birisi olduğu için günümüzde de ekonomik ve ticari faaliyetlerin merkezi halinde bulunmaktadır. Birçok farklı medeniyete ev sahipliği yapmış olan Kayseri Osmanlı zamanında Kayseri-i Rum olarak anılmakta imiş. Hititler zamanından kalma birçok eserin bulunduğu Kayseri daha sonra Frigler ondan sonra da Asur ve Lidyalıların hakimiyeti altına girmiş. Pers hakimiyetinden sonra Kapadokya Krallığının hüküm sürdüğü Kayseri daha sonra ismini alacak olduğu Romalıların önemli merkezlerinden birisi haline dönüşmüş. Selçuklular zamanı itibariyle Türk yurdu haline gelen Kayseri bünyesinde birçok tarihi eseri ve önemli anıt yapıtları barındırmaktadır. arasında bu bakımdan birçok Türk İslam eseri yer almaktadır. Anadolu'nun birçok yerinde olduğu gibi Kayseri'de de daha çok Selçuklu dönemine ait olan eserler bulunmaktadır. Özellikle büyük blok taş kesmelerden oluşan tarihi yapılar kendini muhafaza ettiğinden dolayı günümüzde hem kullanılmakta hem de ziyarete açık bir vaziyette bulunmaktadır. Bu bakımdan kayseride gezilecek yerler arasında Kayseri Arkeoloji Müzesi ilk sırada bulunmalıdır. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren müze olarak vazife yapmakta olan tarihi bina kazılarla ortaya çıkan birçok tarihi esere ev sahipliği yapmaktadır. Geçmiş dönemlere ait olan Tunç çağından kalma birçok tarihi eser müzede sergilenmektedir. Çeşitli testiler tabletler kabartmalar Roma ve Bizans dönemine ait olan eserler Arkeoloji Müzesi'nde ziyaretçilerin beğenisine sunulmaktadır. Kayseri içerisinde yer alan Etnografya Müzesi ise mutlaka görülmesi gereken yerler arasında bulunmaktadır. Güpgüpoğlu Konağı diye de adlandırılmaktadır. Etnografya Müzesi 1995 yılından itibaren ziyarete açıktır. Özellikle Türk İslam dönemine ait olan birçok eser müzede sergilenmektedir. Ayrıca Türk İslam kültürü içerisinde yer alan el yazmaları el işçiliğinin müstesna örnekleri döneme ait olan kadın ve erkek giysileri özenle sergilenmektedir. Kayseri'de görülmesi gereken yerler arasında Kültepe Ören yeri de mutlaka bulunmalıdır. Anadolu'nun en eski dönemlerine ışık tutmakta olan Kültepe ören yeri döneminde Karum ismi ile anılan bir şehre ev sahipliği yapmakta imiş. Hitit ve Asurluların ticari merkezi olan ören yerinde bugün çeşitli yapılar ve mimari eserler geziye açık durumdadır. Ayrıca Soğanlı Yeşilhisar ören yeri de milattan sonra altıncı ve yedinci yüzyıllara ait olan çeşitli kalıntıları bünyesinde barındırmaktadır. Kalıntılar arasındaki oyma kilise ve mağara oldukça dikkat çekicidir. Ayrıca kayseride görülmesi gereken yerler bunlarla da sınırlı değildir. Sultanhanı Kervansarayı özellikle giriş kapısı ve kapıdaki desenleri ile oldukça beğeni kazanmaktadır. Ayrıca kış turizminin İç Anadolu'daki merkezlerinden birisi olan Kayseri kayak merkezi her yıl aralık ve nisan ayı arasında binlerce kişiyi ağırlamaktadır. Birçok farklı etkinin yapılabileceği kayak merkezinde oldukça kaliteli dinlenme tesisleri de yer almaktadır. diye sorulduğunda alacak olduğunuz cevap ya mantı ya da pastırma olmaktadır. Ayrıca yörenin otantik yemekleri arasında yer almakta olan Arabaşı hamurla çorbanın bütünleştiği farklı bir lezzet olarak dikkatinizi çekmektedir. pastırma ve sucuğun başköşede bulunduğu muhteşem bir lezzet sofrasıdır. İç Anadolu Bölgemizde bulunan Kayseri, Nevşehir, Yozgat, Sivas, Malatya, Adıyaman, Osmaniye ve Adana illeri ile komşu durumundadır. İstanbul - Kayseri arası 770 kilometre olup yaklaşık 9 saatlik bir yolculuk ile O-4 ve D260 kara yolu üzerinden, Ankara - Kayseri arası ise 325 kilometre olup yaklaşık 4 saatlik bir yolculuk ile D260 kara yolu üzerinden Kayseri'ye ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/460-adapazarinda-gezilecek-yerler.html", "text": ", 300 bin nüfusu ile kalabalık diyebileceğimiz ilçelerimizden birisi. Şehrin batı yakısında kalan Adapazarı, Kocaeli iline sınır konumunda bulunuyor. İstanbul başta olmak üzere Bursa, Yalova ve Bilecik gibi şehirlerimize yakınlığı itibari ile yerli turizme alışkın bir yerleşim yerimiz. hakkında siz değerli ziyaretçilerimizi bilgilendirmeye çalışacağız. Ama öncesinde bir takım genel bilgileri paylaşmadan edemeyeceğiz. Karasal ve Karadeniz iklim kuşağının geçiş bölgesinde kalan ilçe, yağış bakımından bol miktarda nasibini alıyor. Karadeniz ikliminin karakteri gereği kış boyunca soğuk da etkisini epey gösteriyor. Bu konuda gezilerde tedbirli olmak gerekiyor. Sizi şimdiden uyarıyoruz. Sakarya ilini %45'lik bölümünü oluşturan ormanlık alan, Adapazarı'nda da etkisini hissettiriyor. Yeşillik ve mera alanları geniş bir yüz ölçümünü kaplıyor. Gezinizde ihtiyacınız olacak ferah bir atmosfer burada sizi karşılıyor olacak. İlçe merkezinde kolay bir ulaşımda konumlanmış olan müzeyi gezmenizi tavsiye ediyoruz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk Atamızın saygıdeğer annesi Zübeyde Hanım ile üç gün süre ile kaldığı bir yapı olarak inşa edilen bina, günümüzde arkeolojik ve etnografik eserlerin sergilendiği müze olarak hizmet vermektedir. Atamıza ait eserleri de içinde barındıran müzenin bahçe kısmında görmenizi arzu ettiğimiz eski dönemlere ait kalıntılar bulunuyor. Şehir haklının da nefes almak için kaçamaklar yaptığı yeşil mi yeşil ve park içinde akan Çark deresi ile yeşilliğini daim kılan doğasıyla kaçırılmaz bir dinlenme noktası. Gezintinizde bir an soluklanma hissi ile planınıza dahil etmeniz gereken bu parka, eğer karnınızı doyurmak isterseniz de uğrayabilirsiniz. Parkın göbeğinde bulunan gölette isterseniz su aktivitelerine katılabilir. Eğer isterseniz de güzel bir doğa yürüyüşünü şehir göbeğinde yaşayabilirsiniz. Hiç kimsemizin unutamadığı o kara gün. 1999 yılının Ağustos ayı. Bir şehrin harabeye dönüş hikayesi. Hepimizin vicdanlarında yaralar bırakan o deprem. Belediye yetkilileri tarafından 17 Ağustosu unutmamak adına hazırlanmış bir müze. Mutlaka gezilmesi ve ibret alınması gereken bir yer. ülkemizde bir ilk olmakla birlikte dünyada dördüncü müze olma özelliği taşır. adı ile anılmaktadır. Dokuz kemerli ve dört yüz otuz metre uzunlukta tarihi bir eser olan bu köprü günümüze kadar sağlam gelmeyi başarmıştır. . Adapazarı ilçesinden Karasu bölgesinde bulunuyor. Bölgede yaşayan balıkçılar buradaki limanı kendilerine yer edinmişler. Aksam gezintilerinizde hoş manzaralar sizi bekliyor olacak. Eğer bir şeylerin tadına bakma isterseniz de, nehir bağlantısı üzerinde bir çok kafe, restoran ve balıkçı sizin hizmetinizde olacak. tam size göre bir yer. Oluşumu ekolojik olaylara dayanan bu bölge, göl ile ormanlık bölgenin iç içe geçmiş hali. Yürüyüşünüz boyunca sizin için oluşturulmuş tahta yolda ilerlerken etrafınızda gördüğünüz güzelliklerin resimlerini çekebilirsiniz. Adapazarı, Marmara Bölgesi Çatalca-Kocaeli bölümünde ki Sakarya ilimizin Kocaeli'ye sınır olan ilçelerinden biridir. Adapazarı'na ulaşım için hava yolunu tercih etmek isterseniz Kocaeli Havalimanını kullanmanız gerekiyor. 'e 514 kilometre uzaklıkta olduğunu bilmenizde de fayda var."} {"url": "https://www.gezipedia.net/461-savastepede-gezilecek-yerler.html", "text": "Balıkesir'in makiliklerin yaygın olduğu bitki örtüsü, meyve yetiştiriciliği, hayvancılık ve bal üreticiliği ile öne çıkan bir ilçesi olan Savaştepe, aynı zamanda şifalı kaplıcaları ile de hizmet vermektedir. Birçok güzelliği bünyesinde barındırma özelliği bulunan ilçede dağ ve ormanların yanı sıra kaplıca ve şelale ile peri bacalarını da görmek mümkündür. Savaştepe tarihi M. Ö 5. YY'a kadar uzanmaktadır. Bu bölge kuzey ve güney yolları arasında ticaret kervanları için bir uğrak yeridir. Bu konumu bugünkü ilçe merkezine 2 km mesafede Kerasa antik kentinin kurulmasını sağlamıştır. Bölgede Perslerin ardından Bergama Krallığı ve Roma hakimiyeti söz konusudur. Savaştepe'nin Osmanlıların eline geçmesi ise 1354 yılında olmuştur. Bu aşamadan sonra bölgeye Türkmen topluluklar yerleştirilmiştir. Kurtuluş Savaşında gösterilen mücadelenin bir sonucu olarak bölge Savaştepe adını almıştır. İlçede birçok akarsu tarafından beslenen sulak alanda yapılan kazılarda çeşitli bulgular elde edilmiş ve bu kalıntıların Tunç Çağına ait olduğu değerlendirilmiştir. Antik bir yerleşim alanı olan Kerasa, Halkapınar'da ilçe merkezinden 2 km uzaklıkta doğu yönünde yer almaktadır. Trabzonlu olup Savaştepe'ye göçmüş ve bölgenin Yunan işgalinden kurtarılması için büyük mücadele vermiş Hacı Mustafa Kangal tarafından 1924 yılında yaptırılmış olan ilkokul Cumhuriyet tarihinde hayır şeklinde yaptırılan ilk okul binası olma özelliğine sahiptir. Balıkesir merkezine uzaklığı 15 km olan Pamukçu Köyünde yer alan kaplıcalar romatizmadan eklem rahatsızlıklarına, bel ağrılarından ortopedik problemlere bir dizi hastalığa şifa sağlamaktadır. İlçe sınırlarında yer alan bir başka kaplıca ise Kiraz Kaplıcasıdır. Ülkemizde peri bacaları denilince akla ilk olarak Kapadokya gelse de Savaştepe'de de benzer oluşumlar, Kapadokya kadar güçlü olmamakla birlikte yer almaktadır. Peri bacaları ilçe merkezine 4 km uzaklıktaki Su Çıktı, Yağcılar, Maden Mezarı ve Karaçam'da görülebilmektedir. İlçe merkezinin uzun yıllara dayanan tarihini bitki örtüsü üzerinden okumak da mümkündür. İlçe merkezinde yer alan ve koruma altına alınmış olan çınar ağaçlarının yaşı 1000 yılın üzerindedir. Savaştepe, temiz hava almanın ve piknik yapmanın mümkün olduğu piknik alanlarına da sahiptir. Bunla arasında Çamlık ve Karakuyu mesire alanları öne çıkmaktadır. Keşfedilmesi gereken güzellikler arasında yer alan bu mağara, Savaştepe'nin Yazören köyü sınırlarındadır. Savaştepe, peyniri ile bilinen ve her yıl geleneksel peynir festivali düzenlenen bir yerleşim yeridir. Mihaliç kelle peyniri, yöreye özgü bir lezzettir. Eylül ayında düzenlenen festivalde güreş ve konser gibi etkinliklere yer verilmektedir. - İzmir yolu üzerindeki ilçe ile İstanbul arasında otobüs seferleri yapılmaktadır. Özel aracını kullanmak isteyenler, Bandırma feribot hattını kullanarak İzmir istikametinde devam ettiklerinde ilçeye ulaşabilmektedir. - Bandırma demiryolu hattının buradan geçmesi ulaşımın sorun olmamasında önemli ölçüde etkilidir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/462-geyvede-gezilecek-yerler.html", "text": "hakkında bilgiler aktaracağız. Ama öncesinde Geyve hakkında genel bilgilere ve kısaca tarihine değinmek istiyoruz. Geyve yaklaşık 50 bin nüfusa ev sahipliği yapan şirin ve güzel bir ilçe. 1830 yılından bu yana ilçe statüsünde olan bu mekan önceki dönemlerde Kocaeli iline bağlı iken 1954 yılında Sakarya'ya dahil ediliyor. Yaklaşık 63 bin hektar yüz ölçümüne sahip olan Geyve kapladığı alan açısından Sakarya'nın en büyük ilçesi. Nüfus göz önünde bulundurulduğunda ise en büyük 3. ilçe diyebiliriz. Günümüzde Geyve olarak adlandırılan bölge 1312 yılında Osman Gazi tarafından Türklerin himayesine katılmıştır. Geyve, gerek Milli Mücadele gerekse Kurtuluş Savaşı sırasında Yunan işgallerine karşı oldukça önemli oluşumlara da ev sahipliği yapmıştır. Peki bu şirin ilçede nereleri gezmek lazım? Vermiş olduğumuz genel bilgilerle sizleri daha fazla sıkmadan hemen mekanlarımızı sıralayalım. Geyve ilçesi merkezi ile Ali Fuat Paşa kasabası arasında yer alan 3 kemerli bu yapı ise aslında ilk olarak 1495 yılında İkinci Beyazıt tarafından inşa ettirilmiş. Türk mimarisinin güzel bir örneğini teşkil eden köprü Yıldırım Beyazıt ile Yavuz Sultan Selim tarafından doğu seferlerine çıkılırken de kullanılmış. Zamanla onarıma ihtiyaç duyulan köprü Cumhuriyetin ilk dönemlerinde onarılmış ve köprüye Ali Fuat Paşa'nın ismi verilmiş. Yaklaşık 200 metre uzunluğunda ve 7 metre genişliğinde olan köprünün 6 adet ayağı var ve kesme taşlardan oluşan bir yapıya sahip. Köprünün altından ise meşhur Sakarya nehri akmakta. İlçe sınırlarında bulunan Ali Fuat Paşa kasabası içerisinde yer alan müze, 1956 yılında inşa edilen bir yapıda faaliyet yürütüyor. 1983 yılına kadar belediye binası olarak hizmet veren yapı bu yıl itibari ile müzeye çevrilmiş. Batı Cephesi komutanlarından olan Ali Fuat Paşa ve harp dönemi ile ilgili belge ve fotoğrafların sergilendiği bu mekan tarih koridorlarında gezinmek için çok güzel bir mekan. Her sene Ocak ayının 10'unda Ali Fuat Paşa ve askerleri için anma töreni düzenlendiğini de ek bilgi olarak verelim. ilçesinin sağlık turizmi açısından önemli bir mekanını ise Ilıca Kaplıcası teşkil etmekte. İlçe merkezine 15 kilometre mesafede yer alan Ilıca Köyü Gazlı Suyu Taraklı yolunun 13. kilometresinde yer alıyor. Mineral yönünden oldukça zengin bir yapısı olan kaplıca suyunun sıcaklığı ise 26 derece. merkezine 5 kilometre mesafede bulunan ve Ahibaba Köyü sınırları içerisinde yer alan Acısu İçmesi tadından dolayı bu şekilde adlandırılmış. Sağlık turizmi açısından önemli başka bir mekan da burası diyebiliriz. Bu kaplıcanın suyu da 26 derece sıcaklığa sahip. Bu suyun içilmesinin bağırsak ve mide hastalıklarına iyi geldiği ileri sürülmekte. Bu mekanın çevresi mesire alanları ile çevrili olduğu için piknik ve benzeri etkinlikler için de oldukça ilgi gördüğünü rahatlıkla söyleyebiliriz. merkezinde yer alan tarihi başka bir mekan ise Elvanbey İmareti. 1450 senesinde inşa edilen bu yapı Elvanbey İmareti 1698 ve 1969 yıllarında kısmi restorasyon geçirmiş. Buna rağmen gayet özenle korunmuş ve günümüze kadar sapasağlam gelebilmiş. Yapı bahçesi içerisinde Elvan Bey'e ait bir mezar bulunuyor. Kesme taşlar kullanılarak inşa edilen yapının üç adet kubbesi bulunuyor. İlçenin tarihi mekanlarından olan bu yapıyı da ziyaret etmenizde fayda var."} {"url": "https://www.gezipedia.net/463-sindirgida-gezilecek-yerler.html", "text": "denilince Emendere Kaplıcaları ve Yağcıbedir halıları da akla gelmektedir. Denizden yüksekliği 250 metre olan ilçede ormanlık ve dağlık alanların bir bölümünden Simav Çayı geçmektedir. Kertil Mesire Yeri, Düvertepe Sarı Alan Yaylası, Cüneyt Çayı Vadisi ve Sinandede Yaylası ilçenin görülmesi gereken güzellikleri arasındadır. Yörenin tarihinin oldukça uzun bir dönemi içermesi ve pek çok uygarlığın bu noktada hüküm sürmüş olması, yörenin sahip olduğu doğal güzelliklere tarihi kalıntıların da eşlik etmesini sağlamaktadır. Bölgenin tarihi çok eski dönemlere dayandırılmaktadır. Antik dönemde Sındırgı'nın adının Carsea olduğu bilinmektedir. Bu bölge tarihte Attaneion adı ile de anılmaktadır. Bölgede Friglerden Lidyalılara, Helen İmparatorluğundan Roma ve Bizans'a kadar pek çok uygarlık yerleşik bir hayat yaşamıştır. İlçe merkezinde Helenistik dönemin izleri olan Tümülüsleri, kaya ve oda mezarlarını görmek mümkündür. Yörede Pers egemenliğinin yanı sıra Bergama Krallığı da hüküm sürmüştür. Bizanslıların ardından sırası ile Selçuklular ve Karesi Beyliğine yerleşim alanı olan bölge son olarak Osmanlıların eline geçmiştir. Osmanlı döneminde bölgeye çeşitli Türkmen topluluklar yerleştirilmiştir. Bunlar arasında Çavdar, Çepni, Avşar, Karakeçili ve Yağcıbedir toplulukları bulunmaktadır. Tarihindeki birbirinden çok farklı medeniyetler, Sındırgı'ya kendine has bir doku kazandırmış durumdadır. Sındırgı merkezinde yer alan Şerif Paşa Meydanı, çeşitli etkinliklerin düzenlendiği bir alan olarak öne çıkmaktadır. Sedef, uyuz, mantar ve egzama gibi birçok hastalığın tedavisinde işe yaradığı bilinen ve vücut yaralarının iyileşmesi için de kullanılan Emendere Kaplıcalarında çıkan su, dünya üzerindeki kaplıca suları arasında radyoaktivitesi en yüksek seviyede olan su olarak bilinmektedir. 32 derece sıcaklıkla çıkan sudan yararlanılabilmesi için bölgede termal tesis bulunmaktadır. Otel, açık ve kapalı havuz ve altyapı tesisleri ile birlikte hizmet veren Emendere Kaplıcaları Sındırgı merkezine 8 km mesafede yer almaktadır. Sındırgı'ya 8 km mesafede yer alan bir başka kaplıca alanı Hisaralan Kaplıcalarıdır. Emendere'nin 200 metre ilerisindeki bir tepeden çıkan ve sıcaklığı 90 dereceyi bulan 20 civarında kayak vardır. Bu kaynaklardan biri tümsek üzerinde bir havuz oluşturmuştur ve bu havuzdan akan su aşağı yamaçlarda beyaz bir çökelti bırakmaktadır. Bu nedenle çevrede su çökeltilerinin oluşturduğu mini peribacası görünümlü yerler mevcuttur. Hisaralan kaplıcalarının romatizmadan siyatiğe, kadın hastalıklarından ağrılı batın hastalıklarına pek çok soruna iyi geldiği bilinmektedir. Ormanlık bir alanda Cüneyt Vadisinde yer alan Cüneyt Köprüsünün yapı stili incelendiğinde Karesi Beyliği Döneminde yaptırıldığı tahmin edilmekle birlikte kitabesi bulunmaması sebebiyle kim tarafından ne zaman yapıldığı kesin değildir. Moloz ve temse taş kullanılarak yapılan ve günümüze sağlam bir şekilde ulaşmayı başarabilen köprü, geniş kemerli ve tek gözlü bir yapıya sahiptir. dır. Dünya çapında ünü olan bu halılar Yörük geçmişinden izler taşımakta ve Yörüklerin adet ve geleneklerini yansıtmaktadır. Dokumasında çok ince yün ipliklerin kullanıldığı bu halılar uzun ömürlü olmaları ve renklendirme için kök boya kullanılması dolayısıyla renklerinin solmaması ile bilinmektedir. , güveç, kabak ve höşmerim ile meşhur olan yöreye has bir lezzet de otlu pidedir. Ayrıca yörenin zeytin kolonyası da meşhur ürünler arasında yer almaktadır. Akhisar'dan da günlük ulaşım sağlanmaktadır. Bu yönüyle Balıkesir'in ilçeleri arasında ulaşım bakımından avantajlı durumda olanlardan bir tanesidir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/464-istanbul-surlari.html", "text": "Tarihi Yarımada'yı çevreleyen surlardır. Sarayburnu'ndaki şehrin ilk surları, MÖ 658 yılında Megaralılar'ın buraya kurdukları Byzantion'un surlarıdır. Daha sonra Constanlinus (324-337) MS 330 yılında Konstantinopolis'i kurduktan sonra, şehri kuşatan surları yaptırmıştır. Bu surlar, şehrin sınırlarını belirlemesi bakımından günümüze kadar ulaşmış olan II. Theodosios döneminde (408-450) yapılan surlarla genişletilmiştir. Dolayısıyla İstanbul Surları iki aşamalıdır: Bölgenin ilk surları, yani Byzantion'un surları ve Konstantinopolis'i yani Doğu Roma imparatorluğu'nun başkentini çevreleyen surlar. Konstantinopolis Surları üç bölümden oluşmaktadır: Marmara Denizi kıyısındaki surlar, Haliç tarafında bulunan surlar ve Kara Surları. Antik Yunan'daki siyasal ve sosyal örgütlenmelere polis adı verilmiştir. Dilimizde batı dillerinden geçen polis sözcüğü kent, şehir ve şehir-devlet terimleriyle karşılanmıştır. Bu dönemlerde polisler çok çeşitli nedenlerden dolayı deniz kenarına kurulmuştur. Bu nedenlerin en önemlilerinden biri şehrin savunmasıdır. İstanbul'un fethine kadar şehirlerin kurulması için özellikle yarımadalar seçilmiştir. Polislerin zorunlu olmasa da temel özelliklerinden biri şehrin merkezinin, üzerine kurulduğu alanın çevresini saran surlarıdır. Özellikle Yunan anakarasından uzak olan polisler için sur inşa etmek zorunlu olmuştur. Küçük bir alan üzerine kurulan Byzantion'un surları şehrin akropolisini, yani genel olarak tapınakların, meclisin, mahkemenin ve pazar yerinin bulunduğu alanı çevrelemiştir. Byzantion'un akropolisinin bugünkü Topkapı Sarayı'nın bulunduğu yerde olduğu sanılmaktadır. MS 2. yüzyılda Roma İmparatoru Septimius Severus ile imparatorluğun doğu bölümlerine hakim olmak isteyen Pescennius Niger arasındaki savaşta, Byzantion halkı Pescennius Niger'i desteklemiştir. Bu yüzden savaşı kazanan Septimius Severus, şehri cezalandırarak Byzantion'un surlarını yıktırmıştır. Fakat bir süre sonra şehrin konumunun önemini anlamış ve surları yeniden yaptırmıştır. Byzantion'un surlarının Topkapı Sarayı'nı çevreleyen surların temelini oluşturduğu iddia edilmiştir. Marmara Denizi kıyısındaki surlar, Sarayburnu'ndan Yedikule'ye kadar uzanan kıyının kıvrımlarını yakından izleyen tek sıralı ve uzunluğu 8,5 km. olan surlardır. Sarayburnu ve Ahırkapı arasında bulunan bölge Byzantion'un savunması amacıyla yapılan surlardan kalmıştır. Constantinus döneminde (324-337) Konstantinopolis'in kurulmasından sonra Ahırkapı ile Yenikapı arasındaki bölüm yapılmıştır. II. Theodosios döneminde (408-450) ise, şehrin genişletilmesi sırasında Yenikapı ile Kara Surları'nın güney ucu arasındaki bölüm inşa edilmiştir. Marmara Denizi'nden gelebilecek tehlikelere karşı yapılan surların yüksekliği 12-15 metre arasındadır. Bu surlar yaklaşık 20 metre yüksekliğinde ve genel olarak kare planlı 188 kuleyle desteklenmiştir. Bazıları askeri amaçlı olmayan küçük kapılar olmak üzere surların toplam 36 kapısı vardır. Ünlü Ahırkapı Feneri de sırtını İstanbul'un deniz surlarına yaslamıştır. Surların önünden Sirkeci-Bakırköy sahil yolu geçmektedir. Bu yolun yapımı sırasında surun bir kısmı zarar görmüştür. Surların Marmara Denizi'nin dalgalarından korunması için duvarların önüne belli aralıklarla büyük kaya parçaları konulmuş, böylelikle dalgakıranlar oluşturulmuştur. Doğu Romalılar bu surları dalgalardan ve fırtınalardan ne kadar korumaya çalışmışlarsa da, surların en büyük düşmanı yine dalgalar ve fırtınalar olmuştur. Fakat dalgalar ve fırtınalar şehri ele geçirmeye gelenlere de aynı düşmanlığı göstermişlerdir. Örneğin, 718 yılında Araplar'm İstanbul'u kuşatmaları sırasında çıkan bir fırtına, surları abluka altına almaya çalışan Arap donanmasına büyük zarar vermiştir. Genel olarak akıntılar da gemilerin bu kıyıya yanaşmasını engellemiştir. Fakat Doğu Romalılar tüm bu nedenleri bahane etmemiş ve gerekli zamanlarda, savaş dönemleri için surları onarmıştır. arasına sahil yolu yapımı sırasında surların bazı bölümleri yıkılmıştır. Haliç tarafında bulunan ve günümüze kadar neredeyse tamamı tahrip olan surlar, Sarayburnu'ndan Ayvansaray'a kadar tüm Haliç boyunca kıyıya paralel olarak uzanan, tek sıralı ve uzunluğu 5,5 km. olan surlardır. Konstantinopolis kurulduktan sonra Constantinus döneminde (324-337) yapılan surlar, II. Theodosios döneminde (408-450) şehrin genişletilmesi sırasında uzatılmış, 627 yılında ise, Avar İstilası'nda Blakhernai bölgesinin surlarla çevrilerek şehrin sınırlarına eklenmesiyle son şeklini almıştır. İmparator Theophilos döneminde (829-842) surlar onarılmış ve yeniden inşa edilmiştir. Latin İstilası sırasında Haçlılar, bir ucu Galata'daki bir kuleye, diğer ucu Haliç kenarındaki başka bir kuleye bağlanan zinciri, Haliç'teki kuleyi ele geçirerek çözmüştür. Asma köprülerin yardımıyla da şehri ele geçirmişlerdir. Bu kuşatma sırasında surlar büyük hasar görmüştür. Doğu Romalılar'ın şehri yeniden ele geçirmelerinden sonra surlar, boyları yükseltilerek onarılmıştır. İstanbul'un Türkler tarafından fethi sırasında da Haliç ve Galata arasına zincir gerilmiştir. Bu nedenle Fatih Sultan Mehmed, Galata'nın arkasından donanmasının bir bölümünü kazıklar üzerinde yürüterek Haliç'e indirmiştir. Donanmanın bir bölümünün Haliç'e girmesi, Haliç'teki surların abluka altına alınması açısından önemlidir. Haliç tarafındaki surlar, Osmanlı imparatorluğu döneminden itibaren bu bölgede yapılan düzenlemeler, yeni binalar ve 1871 yılında gerçekleştirilen demiryolu yapımı nedeniyle yıkılmıştır. Kara Surları Ayvansaray'dan Yedikule'ye kadar uzanan, yani bir ucunda Haliç'in, bir ucunda da Marmara Denizi'nin bulunduğu, birçok bölümünün günümüze ulaşabildiği 6,5 km. uzunluğundaki surlardır. Kara Surları iç ve dış olmak üzere iki sıralıdır, iç ve dış surların arasındaki uzaklık yaklaşık 15-20 metre arasındadır. Kare planlı 96 kuleyle desteklenmiş, kalınlığı 2 metre, yüksekliği 8,5 metre olan surların önünde, yaklaşık 20 metre genişliğinde ve 10 metre derinliğinde bir hendek bulunmaktadır. Bu hendeğin içinde su bulunup bulunmadığı bilinmemektedir. Fakat hendeğin bir bölümünün OsmanlI imparatorluğu döneminde sebze bostanı olarak kullanıldığı bilinmektedir, iç surların kalınlığı yaklaşık 5 metre, yüksekliği ise 12 metredir. Bu surlar da yüksekliği 20-25 metre arasında olan kare ve yuvarlak planlı 96 kuleyle desteklenmiştir. Bu kuleler sur hizasından yaklaşık 10 metre, dış surlarda bulunan kuleler ise yaklaşık 4 metre kadar ileri çıkıntılıdır. Constantinus'un Konstantinopolis'i kurarken belirlediği şehir sınırları bir süre sonra çeşitli nedenlerden dolayı gereksinime yanıt verememeye başlamıştır. Şehrin büyümesi, bugüne ulaşabilmiş olan Kara Surlarının bulunduğu yere kadar genişletilmesi II. Theodosios döneminde gerçekleştirilmiştir. Şehrin büyütülmesi ve Kara Surları'nın yapım işlerini, Roma İmparatorluğu'nun doğu bölümünün Praefectus Praetorius'u ve yetenekli bir kişi olan Anthemius üstlenmiştir. Anthemius'un planında Deniz Surları'nın Kara Surları'yla birleştirilmesi de bulunmaktadır. Fakat bu planı 25 yıl sonra, II. Theodosios döneminin Konstantinopolis Praefectus'u ve dört defa da Praefectus Praetorius'luğa atanan Cyrus gerçekleştirmiştir. 447 yılında meydana gelen bir deprem Anthemius'un yaptırdığı surların büyük bir bölümüyle 57 kuleyi yıkmış, Cyrus'un yaptırdığı surların da hasar görmesine neden olmuştur. Yine II. Theodosios döneminde Praefectus Constantinus, yıkılan surların yerine yenilerini ve bu surların önüne ikinci bir sur hattını yaptırmıştır. Kimi kaynaklar Constantinus ile Cyrus'un aynı kişi olduğunu belirtmektedir. Roma'nın bile yağmalanabildiği bir dünyada, surlarıyla Avrupa uygarlığının devamını sağlayarak bu uygarlığın en büyük kalesi haline gelen Yeni Roma'yı, Atilla şehrin önüne kadar geldiği halde güçlü surlarından dolayı kuşatmaktan vazgeçmiştir. Çeşitli depremler ve İstanbul kuşatmaları sırasında hasar gören surlar onarılmış, Blakhernai bölgesi sur içine alınmış, Blakhernai Sarayı'nın savunulması için yapılan surlar bu surlara eklenmiştir. Kara Surları'nın Haliç ile buluştuğu bazı kuleler zindan olarak kullanılmıştır. Bu zindanların en ünlüsü Anemas Zindam'dır. Girit'in Araplar'ın koruması altında bulunduğu dönemde yönetimin başında Abdülaziz El-Kuturbi bulunmaktadır. Girit Arapların elinden çıktığında, Abdülaziz El- Kuturbi İstanbul'a getirilmiştir. Hristiyanlığı kabul etmiş ve burada yaşamaya başlamıştır. Abdülaziz El-Kuturbi'nin oğullarından Mikhael Anemas, Doğu Roma İmparatorluğu'nun yüksek rütbeli bir askeri olmuştur. Bu görevi yürütürken I. Aleksios Komnenos'u (1081-1118) devirmek isteyenlerin arasında yer almıştır. Bunun üzerine kör edilme ve hapis cezası almıştır. Anemas'ı kör olmaktan kurtaran Aleksios'un kızı Anna Komnena'dır. Anemas yaşam boyu hapis cezasını, sonradan adıyla ünlenecek olan kulede, yani Anemas Zindam'nda çekmiştir. Buraya daha sonra birçok ünlü kişi de hapsedilmiştir. İstanbul'un fethiyle birlikte savaş alanına giren büyük toplar, kalelerin önemini yitirmelerine neden olmuş, eski dönemlerin büyük imparatorluklarında olduğu gibi yeni siyasal örgütlenmelerin önünü açmıştır. Fetihten sonra surların tamamı Fatih Sultan Mehmet tarafından onartılmış ve Yedikule yaptırılmıştır. Diğer padişahların dönemlerinde de kimi zaman onarım gören ve ek yapılar ilave edilen surlar, genellikle ihmal edilmiştir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/465-bagcilarda-gezilecek-yerler.html", "text": "'e bağlı bir semtken ilçe statüsüne alınmıştır. Bir zamanlar Mahmutbey Mahallesinin köyü olan bu mekan şimdilerde Mahmutbey Mahallesini de içine almış ve yaklaşık 750 bin nüfusa ulaşmış olan bu ilçe, doğudan Güngören, batıdan Küçükçekmece, güneyden Bahçelievler ve kuzeyden ise Esenler ilçeleri ile çevrilidir. hakkında derlediğimiz mekanları aşağıda sizlerle paylaşıyoruz. Buyurun birlikte inceleyelim. , Avrupa'nın çeşitli yerlerinden ticaret veya seyahat amacı ile gelen insanların o dönemlerde konakladığı bir handır. Ayrıca yukarıda belirttiğimiz amaçlarla İstanbul'a gelen ziyaretçilerin o dönemlerde giriş izinlerinin de düzenlendiği yer burasıdır. Yapı her ne kadar han olarak anılsa da esasında bir külliyedir. İçerisinde hanı, hamamı ve sarnıcı bulunan bu külliyenin sadece çeşme bölümü günümüze kadar korunabilmiştir. Çeşmenin yapısı ve süslemeli işçiliği Osmanlı motiflerini eşsiz bir şekilde gözler önüne sermektedir. , Acı Çeşme, Hüseyin Ağa Çeşmesi ve Demirli Çeşme isimli diğer tarihi çeşmeleri de görebilirler. Tavukçu KöprüsüTavuk Deresi olarak adlandırılan dere üzerine, kesme taşlar ile inşa edilmiş olan tarihi köprü, hayret verici bir taş işçiliği ile yapılmış. Kemerli bir yapıya sahip olan Tavukçu Köprüsü maalesef ki günümüze kadar korunamamıştır. Çifte Gelinler ÇeşmesiEski dönemlerde, İpek Yolu olarak adlandırılan tarihi ticaret güzergahı üzerinde yer alan ve tüccarlar için oldukça önemli bir nokta olarak faaliyet yürütmüş olan bu yapının günümüzde herhangi bir kalıntısı bulunmamakta. Tarihi İpek YoluEski dönemlerde bölgeden geçmekte olan İpek Yolu güzergahının bölgede yer alan kısmının, düz ve kesme taşlardan oluşan malzemelerin yan yana dizilerek oluşturulduğu bir yapı imiş. Bağcılar'ın köy olarak anıldığı dönemlerde, cami ve okul inşası için bu taşların sökülüp kullanılması gerekmiş ve bu sebepten günümüze herhangi bir kalıntısı ulaşamamıştır. İstanbul Avrupa yakasının en büyük nüfuslarından birine ev sahipliği yapan Bağcılar'a, İstanbul'un hemen hemen her bölgesinden gerek İETT otobüsleri, gerek halk otobüsleri gerekse dolmuş veya metro hatları ile ulaşmanız mümkün."} {"url": "https://www.gezipedia.net/466-dogada-kamp-yeri-secimi-nasil-yapilir.html", "text": "Doğada kamp yapmak zorluklarla dolu fakat zevkli bir uğraştır. Bu zorlukları azaltmanın yolu ise kamp yapma sanatını öğrenmektir. Bir kampı iyi bir kamp yapan rahat bir çadır, sıcak bir uyku tulumu, kaliteli ekipman ve iyi yiyecektir. Doğada kampçılığın esas kuralı ise doğaya saygı duymak ve korumaktır. Doğayı koruma karşısında bizim rahatımız ikinci planda kalmaktadır. Aslında bize bunca mutluluk sağlayan doğaya saygımızı gösterecek şeyleri yapmak o kadar da zor değildir. Bu yüzden bu bölümde kolay kamp yapmanın olduğu kadar temiz kamp yapmanın da ipuçları verilmiştir. Kamp yaparken her zaman göz önünde tutmamız gereken kural çevreye en az zararı vermektir. Doğada kamp yeri seçiminde etken olan birçok faktör vardır. Bunlardan ülkemizde en az önemseneni kamp yerimizin doğaya verdiği zarardır. Unutulmamalıdır ki bizler doğanın misafirleriyiz ve konforumuz her zaman doğayı korumaktan sonraki kriter olmalıdır. Doğada kamp yaparken dikkat edilmesi gereken konu eğer kamp yapacağınız yerin yakınında köy veya yerleşim birimi varsa muhtarlığa, yöre sakinlerine, jandarmaya ya da kaymakamlık haber vererek izin almaktır. Ayrıca ziyaret edilecek bölgede kamp kurma ve ateş yakma yasağı olup olmadığının öğrenilmesi de önemlidir. Milli Parklar Müdürlüğü, Orman Müdürlüğü ve Köy işleri Müdürlüğü vb. kurumlar gitmeden önce aranabilir. Çadırlar olabildiğince kamp alanı olarak belirlenmiş yerlere kurulmalıdır. Çadırı çevrede keşif yaparak tehlikelerden uzak, en uygun yere, mümkünse hava kararmadan kurmak iyi olacaktır. Kampçılar doğayı tanımayı, onunla baş başa kalmayı, her koşulda ne tür davranmaları gerektiğini, kendilerini bu koşullara alıştırmayı hep kampta öğrenirler. Bir kamp için yapılabilecek en iyi hazırlık kadar kamp yerini doğru seçmek de önemlidir. Öncelikle kamp yapılacak yer içme suyuna yakın olmalıdır. Eğer yakında içme suyu kaynağı bulunmuyorsa, bir su depolanabilecek plastik bidon vs. var ise, suyun biraz daha uzağında konaklanabilir. Ayrıca suya gece ve gündüz ulaşabilmelidir. Öte yandan su kaynağına çok yakın olmak da iyi değildir. Özellikle akarsular karanlıkta kamptakiler için çok gerekli olan duyma yetisini azaltacaktır. Su çevresinde toplanan haşarat ve gece su içmeye gelebilecek orman sakinleri de kampı suya çok yakın kurmamak için bazı sebeplerdendir. İçme suyu, çamaşır ve bulaşık için daima su alınan yerin üstünden alınmalıdır. Kirli sular kesinlikle akarsuya değil kenarından biraz ileride toprağa dökülmelidir. , civardaki yerleşim bölgelerine çok yakın olmamalı ancak gerektiğinde yardım alınabilecek bir mesafede bulunmalıdır. Kamp yerinde çadırlar daire, hilal veya U şeklinde ve kapıları ortaya bakacak şekilde kurulur. Kamp ateşi de bu merkezde yakılır. Ateşten sıçrayacak kıvılcımların çadırları yakmaması için gerekli mesafe bırakılmalıdır. Ateş yakılırken de emniyet kurallarına tamamen uyulmalıdır. Çadır kurulmadan önce zemin taş ve dallardan temizlenmeli eğer kar varsa çiğnenmelidir. Mümkünse yere bir naylon serilip üzerine birkaç kat gazete kağıdı konulduktan sonra çadır bunun üzerine kurulmalıdır. Çadır kurulan yerde az da olsa bir eğim olacaktır, dolayısıyla yağmur sularının çadırın üzerinden akmaması için çadırın çevresine yeterince derin bir yağmur oluğu açılmalıdır. Rüzgarlı havalarda çadırlarınızın dış ve iç katları arasındaki boşluğa dolacak olan soğuk hava geceleyin üşütebilir. Bunu önlemek için çadırların çevresine taş veya kardan bir set örülebilir. Kamp için getirilen yiyecekler toplu halde bir iaşe çadırında saklanmalıdır. Eğer fazla çadır yoksa naylon torbalardan bir tane yapılmalı ancak iaşe asla açıkta bırakılmamalıdır. Kamp yapılan yerin yakınında ormanlık bir alan varsa toplanan odunlar kesildikten sonra boylarına göre istiflenmelidir. Odunluk olarak ayrılan bölgenin etrafı da bir iple çevrilmelidir. Odunların üstü ıslanmış ise ateşin yakınına dizilerek kurumaları sağlanır. Eğer bir ağaç dalında en ufak bir hayat belirtisi var ise o dal kesilmemelidir. Tüm yapraklar solmuş olsa bile dalın kırılgan olup olmadığı yoklanmalıdır. Yaş bir dalı yakmaya çalışmak tecrübesizliğin işaretidir. Yukarıda anlatılan hazırlıklar hava kararmadan önce bitirilmelidir. Gece, karanlıkta ve soğukta iş yapmaktansa gündüzden hazırlıkları tamamlamak elbette daha iyidir. Ancak kamptakiler geceleyin de ormandan zevk almasını bilirler. Akşam yemeği yenildikten sonra kamp ateşi çevresinde geçirilen güzel anlar \"kesin sessizlik\" saatinin gelmesi ile sona erer. Bu saatten sonra nöbetçiler dışında herkes çadırlarına çekilir ve kampta sadece ateşin çıtırtıları duyulur. Kamp ateşi de nöbet ateşi haline getirilir. Nöbetçilerin başlıca görevi kulaklarını dört açmak ve kamp çevresini ara sıra kolaçan etmektir. Özellikle iaşe çadırı civarına dikkat edilmelidir. Ayrıca nöbet sırası geleni sessizce uyandırmak ve ısınmaları için çay hazırlamak da nöbetçilerin görevlerindendir. - Sabit kamplar - Yarı sabit kamplar - Çadırlı kamplar - Kar: Eridiğinde bıraktığımız neredeyse bütün izleri sileceği için ideal bir kamp yeridir. - Düz kaya: Kaya, kamp yerimizin bırakacağı izlerden en az etkilenen yerlerden biridir. - Kum ya da toprak: Bu kamp yeri kayadan sonraki en uygun alandır. - Orman içinde açık, bitkisiz alanlar: Bu tip yerler ilk 3 tercihe göre daha az tercih edilmelidir. - Orman çizgisinden yüksekteki çayırlık alanlar: Ağaç çizgisi üzerindeki çayırların çok kısa bir büyüme dönemleri vardır ve dağ eko sistemlerinin en hassas olanlarından biridir. Böyle bir alanda bir hafta bırakılmış bir çadır tüm sezon boyunca o noktada bitki oluşumunu durdurabilir. Böyle bir yerde kamp yapmak gerektiğinde çadırın yerini sık sık değiştirmek verilen zararı azaltacaktır. - Orman çizgisinden yüksekteki bitki barındıran alanlar: Dağ bitkileri çok yavaş büyür. Kısa bir kamp bile dağ bitkilerinin gelişimini senelerce etkileyecek bir zarar verebilir. - Su kenarları: Su kenarlarındaki bitkiler özellikle hassastır ve daha fazla insan doğaya çıktıkça su kirlenmesi de ciddi bir problem haline gelmiştir. Doğada kullanılan birçok kamp yeri de ne yazık ki su kaynaklarının ve durağan suların yanındadır. İdeal olan su kaynaklarının en az 50 metre uzağında kamp yapmaktır. Türkiye dağlarındaki su kaynakları genel olarak temiz olmakla beraber doğaya çıkan kişilerin sayısının artmasıyla kirlenme başlamıştır. - Çadır kurulan yerin eğimli olmaması ve zeminin taşlı olmaması gerekir. Eğer eğimli bir yere kamp kurulacaksa çadırda baş kısmı eğimin yüksek kısmında kalacak şekilde yatılmalıdır. - Kamp yeri çığ, sel, taş düşmesi, heyelan gibi potansiyel tehlikelerden uzak bir noktada olmalıdır. Bu konu oldukça önemli bir konudur. Bu konunun teorik olarak öğrenilmesinin yanında pratikte de bilginin desteklenmesi önemlidir. Ülkemizde ve yurt dışında özellikle çığ tehlikesi ve taş düşmesi gibi potansiyel tehlikelerle birçok insan karşı karşıya kalmakta ve hayatlarını kaybetmektedirler. - Seçilen kamp yeri mümkünse rüzgardan en az etkilenecek bir noktada kurulmuş olmalıdır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/467-dogada-kamp-yeri-ozellikleri.html", "text": "- Dere yataklarına kamp kurulmamalıdır. Hava günlük güneşlik olsa bile bulunulan yerden çok uzaklarda yağacak bir yağmur, gece sel altında kalmaya neden olabilir. Sürüklenmiş ağaçların ve kayaların olduğu kumlu dere yataklarından kesinlikle uzak durulmalıdır. Çünkü bunlar geçmişte sel olduğunu gösterir. Aslında etrafa biraz dikkatle bakınca geçmiş sel izlerini görmek ve suyun hangi seviyeye kadar yükseldiğini anlamak mümkündür. Kamp yeri bu seviyenin en az 4-5 metre üzerinde olmalıdır. - Heyelan bölgelerine kamp kurulmamalıdır. Heyelan toprağın ya da kayaların sürüklenmesi ile oluşabilir. Bu tip bölgeleri eğime, kökleri ile birlikte sürüklenmiş ağaçlara, toprak ve kayalara bakarak da anlaşılabilir. Ayrıca sarı ve açık kahverengi renkli toprak/kayalık bölgeler muhtemel heyelan bölgeleridir. Aslında uzman olmaya gerek yok. Kamp kuracağınız bölge \"Daha önce heyelan olmuş mu, olmamış mı?\" bir de o açıdan incelenebilir, mutlaka anlaşılacaktır. - Kaya duvarlarının altına kamp kurulmamalıdır. Gece ve gündüz ısı farklılıklarından dolayı kayalarda sürekli kılcal çatlamalar olur. Bunlar belirli bir seviyeye ulaştığında koparak aşağı düşerler. Özellikle güneşin doğuşundan ve batışından sonraki ilk 1-2 saat daha yoğun görülürler. Erciyes Dağı Çobanini kamp bölgesinde kamp kuranlar bütün gece kopan kayaların sesini dinleyebilirler. - Sert rüzgarlara açık zirvelere kamp kurulmamalıdır. Gece dev bir ağacın kampın üzerine devrilmesi mümkündür. Bu bölgeler rüzgardan devrilmiş ağaçlarla doludur. Bir ağaç mezarlığını andırırlar. Devrilmemiş ağaçların da bazıları, büyük ihtimalle önceki fırtınalardan hasarlıdır. - Yoğun ormanlık ve çalılık alanlarda kamp kurulmamalıdır. Bu tip yerler doğada yabani hayvanlar ile ani karşılaşmalara neden olur. Hayvanlara çadırınızı görmelerini ve uzak durmalarını sağlayacak bir açık alan bırakmak şarttır. En yoğun ormanlık alanda bile bu tip küçük açık alanlar mevcuttur. - Kurumuş ya da yan yatmış ağaçların altına kamp kurulmamalıdır. Gece çadırın üstüne bir ağacın devrilmesi veya dal düşmesi mümkündür. Özellikle bir yan yana yatmış ağaçların altına kamp kurulmaz. ABD'de bu ağaçların adı \"Dul Bırakan\"dır. Çok mecbur kalınacak olursa ağacın yattığı yönün aksine kamp kurulmalıdır. - Yüksekteki açıklık alanlara veya açık alandaki tek ağaç altına kamp kurmamak gerekir. Yüksek açık alanlara kamp kurulduğunda en yüksek nokta olunur. Özellikle bu kötü havalarda yıldırım açısından ciddi risk içerir. Açık alanlardaki tek ağaçlarda yıldırım tehdidine açıktır. Bu nedenle ağaç altına kamp kurulmamalıdır. Bunun istisnaları olabilir. Örneğin çölde açık alanda kamp kurmaktan başka seçenek yoktur. O durumda da en alçak noktaya kamp kurmaya çalışılmalıdır. - Patikalar üzerine kamp kurulmamalıdır. Hayvanlar bu patikaları kullanır ve kamp tam yolları üstünde kalabilir. - Bulunduğunuz yerde tek ve küçük bir su kaynağı olabilir, kaynağın hemen yanına kamp kurmamak gerekir. Gece su içmeye gelen yabani hayvanlar, bir müddet korkup yaklaşamasalar bile susuzluk er geç galip gelecek ve su içmeye geleceklerdir. Bu durumda kamp su kaynağından asgari 100 metre uzağa kurulmalıdır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/468-kamp-malzemeleri-nelerdir.html", "text": "Doğada keyifli ve güvenli bir kamp için en büyük önceliğimiz doğru malzemeleri yanımıza almaktır. Gidilecek yer, mevsim, kamp süresi göz önüne alınarak yapılacak olan doğru bir malzeme listesi, bizi pek çok dertten kurtarır. başlıklı konumuzu da incelemenizde fayda olacaktır. - Çadır - Kamp bıçağı veya çakı - Mat - Uyku tulumu - Kafa lambası - Uygun hacimde ve su geçirmeyen bir kamp çantası - Fener veya pil - İlk yardım seti: Oksijenli su, fucidin krem, bepanthol, yara bandı, sargı bezi, yara tozu, ve varsa ilaç - Kalın ip, ince ip, bileklik ip ve (kalın ip en az 10 m, ince ip en az 5 m) - Düdük, pusula, harita - El baltası veya budama testeresi - Tuvalet kağıdı, sabun, ayak pudrası - Güneş kremi, güneş gözlüğü ve şapka - Çok amaçlı kürek - Matara (en az 1 lt) - İç çamaşır, yedek tişört, yedek pantolon, çorap - Kazak, polar, mont - Cep telefonu varsa telefonun yedek pili - Çeşitli sağlam poşetler kişi başı 1 adet battal boy çöp poşeti - Su geçirmez panço yağmurluk, büyük boy kalın muşamba - Kol saati - Havlu - Koli bandı ya da flaster bant - Dikiş seti - Kalem, kağıt veya küçük bir defter - Mum ya da çadır feneri - Boyunluk ya da boyun için fular - Yemek için kap kacak seti - Magnezyum çubuğu, kibrit ve çakmak - Eğer balık tutma imkanı varsa misina ve iğne ya da mini olta seti - Palaska veya iyi sağlam bir kemer"} {"url": "https://www.gezipedia.net/469-eminonu-gezilecek-yerler.html", "text": ", daha önceleri İstanbul ilçesi iken, 7 Mart 2008 tarihinde alınan bir karar ile Fatih ilçesine bağlanarak semt olmuştur. alanı içerisinde kalmasından dolayı merkezin en canlı yerleşimlerinden biri olma özelliğini de elinde bulundurur. Osmanlı zamanında Gümrük Emirliği ve Deniz Gümrüğü birliklerinin burada olmasından dolayı Eminönü ismini almış, cumhuriyetin ilk dönemlerinde ise Fatih ile birlikte İstanbul'un merkezi bir ilçesi halini almıştır. 'un iki tarihi bölgesini birbirine bağlayan, birçok defa yeniden yapılan köprü. ile Karaköy'ü birbirine bağlayan ilk köprü Bezmialem Valide Sultan tarafından 1844 yılında Tersane'de yaptırılmıştır. Valide Sultan ya da Cisricedit Köprüsü olarak da adlandırılan ve 18 yıl kullanılan bu köprü, 500 metre uzunluğundadır ve dubalar üzerine oturtulmuştur. 350 bin Osmanlı altınına mal olan köprü 462 metre uzunluğunda, 25 metre genişliğindedir. Günümüzde bu köprü Haliç'in iç kısımlarında kullanılmakta ve köprüde birçok kültürel faaliyet gerçekleştirilmektedir. 1987'de temeli atılan, 1992'de Galata Köprüsü'nün yanmasından sonra trafiğe açılan yeni köprü ise, 484 metre uzunluğundadır ve ortasında 81 metrelik açılabilir bir geçidi vardır. Fakat geçit teknik sorunlardan dolayı kullanılamamaktadır. Yakın zamanda üzerine tramvay yolu da eklenen köprü 80 metre boyundaki 200 kazığa oturtulmuştur. Yapılan temizlik çalışmalarıyla Haliç'te deniz yaşamı canlanmış, Galata Köprüsü yaz kış demeyen amatör balıkçıların uğrak noktası olmuştur. Eminönü, Tahtakale, Hasırcılar Çarşısının bulunduğu bölgede yer alan 1561 tarihli Mimar Sinan yapıtı cami. Cami, bir süre Diyarbakır ve Anadolu Beylerbeyi görevlerini yürüten, Kanuni Sultan Süleyman'ın (1520-1566) kızı Mihrimah Sultan ile evlenen ve daha sonra sadrazam olan Hırvat asıllı Rüstem Paşa (1500-1561) tarafından 1561 yılında Mimar Sinan'a yaptırılmıştır. Halil Efendi Mescidinin bulunduğu yere inşa edilen caminin zemin kısmı çukur olduğu için, alt bölüme dükkanlar yapılmıştır. Caminin 4 yarım kubbeyle desteklenen ana kubbesi kemerlerle 4 fil ayağına oturtulmuştur. Kubbenin eteğinde 24 pencere bulunmaktadır. Kubbenin kemerlerinin dayandığı 8 köşeli iki fil ayağıyla yapı üç bölüme ayrılmıştır. 5 kubbeli olan son cemaat yeri 6 sütunla desteklenmiştir. Caminin içi İznik çinilerinin en güzelleriyle kaplanmıştır. Fakat caminin ünlenmesinde önemli bir rol oynayan bu çinilerin bir bölümü çalınmıştır. 1666 yılında çıkan yangında ve 1766 yılında meydana gelen depremde hasar gören cami onarılmıştır. Ayrıca, caminin çeşitli bölümleri 1962 ve 1968 yıllarında onarım görmüştür. Eminönü, Mısır Çarşısının önünde bulunan külliye ve cami. Sultan III. Murad'ın (1574-1595) eşi ve Sultan III. Mehmet'in (1595-1603) annesi Safiye Sultan adına yaptırılan külliyenin ilk mimarı (1597), Mimar Sinan'ın öğrencisi Mimar Davut Ağa'dır. 1598 yılından sonra ise, külliyenin yapımını Dalkılıç Ahmet Çavuş üstlenmiştir. 1603 yılında Sultan I. Ahmet'in (1603-1617) tahta çıkması ve Safiye Sultan'ın Eski Saray'a gönderilmesi üzerine yarım kalan inşaat, 1661 yılında Sultan IV. Mehmet'in (1648-1687) annesi Hatice Turhan Sultan tarafından tekrar başlatılmış ve Mimar Mustafa Ağa'nın yönetiminde tamamlanmıştır. Külliye, cami, sıbyan mektebi, hünkar kasrı, sebil, çeşme ve türbe bölümlerinden oluşmaktadır. Yeni Cami'nin dört fil ayağına oturan ana kubbesi, 17,5 metre çapında ve 36 metre yüksekliğindedir. Bu ana kubbe dört yarım kubbeyle desteklenmiştir. Duvarların ve fil ayaklarının alt bölümleri çinilerle süslenmiştir. Merdivenle çıkılan iç avlu, 24 sütunla desteklenmiş 24 kubbeli bir revakla çevrelenmiştir. Avlunun ortasında bir şadırvan yer almaktadır. Üç şerefeli iki minare avlunun doğu tarafındaki iki köşede bulunmaktadır. Sıbyan mektebi günümüze ulaşamamıştır. Külliyede birçok Osmanlı Hanedanı üyesinin türbesi ve mezarı bulunmaktadır. bir kapalıçarşıdır. Sultan IV. Mehmet'in (1648-1687) annesi Hatice Turhan Sultan'ın, yarım kalmış inşasını yeniden başlattığı Valide Sultan Külliyesi'ne bağlı olarak inşa edilmiştir. Çarşının mimarı Yeni Cami'nin yapımını tamamlayan Mimar Mustafa Ağa'dır. Önceleri Valide Çarşısı ve Yeni Çarşı adlarıyla anılmış, 18. yüzyıl ortalarında daha çok Kahire'den gelen malların, özellikle de baharatın satılması nedeniyle, aynı yüzyılda Mısır Çarşısı olarak anılmaya başlanmıştır. Çarşının planı L biçimindedir, iki çatalın kesiştiği yerde lonca vaizinin ahşap kürsüsü bulunmaktadır. 1691 ve 1940 yıllarında iki büyük yangına maruz kalmıştır. 1940 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan onarımdan sonra, çarşı son şeklini almıştır. , restoran ve bar olarak hizmet vermektedir. Osmanlı'da padişahlar donanmanın sefere çıkışını ve dönüşünü Sepetçiler Kasrı'ndan izlemiştir. Ayrıca, padişahların kayıkları da buraya bağlanmıştır. Sepetçiler Kasrı, günümüzde Swissotel bünyesinde restaurant olarak hizmet vermektedir. Mekanda yaz ayları boyunca \"Özel Türk Geceleri\" düzenlenmektedir. İstanbul'un Fatih ilçesine bağlı bir semt olan Eminönü'ye ulaşmak için aşağıdaki haritayı kullanabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/47-erzincanda-gezilecek-yerler.html", "text": "için sizleri pek çok öneri bekliyor. Doğu Anadolu Bölgesine yolunuz düşerse mutlaka Erzincan'ı ziyaret etmelisiniz. Merkezi dışında Çayırlı, Kemaliye, İliç, Refahiye, Otlukbeli, Üzümlü, Tercan, Kemah ilçelerini gezebilir ve kültürel bir gezi geçirebilirsiniz. Ekonomisi tarıma dayanan Erzincan'ın şehir merkezi 1939 depreminden sonra yeniden kuruldu. Maden, sanayi ve hayvancılık sektörlerinin geliştiği Erzincan'ı ziyaret etmek için vakit kaybetmeyin. bulunuyor. Her yıl yoğun ilgi gören türbe şehrin merkezine 40 km uzaklıktadır. Hacı Bektaş Veli'den etkilenen Hıdır Abdal Sultan türbesinin yerine bir tekke kurmuştur. hem yerli hem de yabancı turistlerin ilgisini çekmektedir. , Ermeni manastırlarından biridir. Tercan'da bulunan manastırı mutlaka ziyaret etmelisiniz. eşsiz manzarasıyla fotoğraf çekmeyi sevenler tarafından yoğun ilgi görüyor. Ayrıca bu göl doğal anıt ilan edilmiştir. görülmesi gereken yerler arasındadır. Şelalenin suyu dokuz ayrı yerden kaynamaktadır ve dere yatağı ile şelaleye ulaşır. Karasu Nehri'nin kıyısında güzelliğiyle herkesi büyülemektedir. Mesire yeri özellikle yaz aylarında sık sık ziyarete uğramakta. Yeşilliğin bolca olduğu bu alan soğuk su kaynaklarına sahiptir ve doğa gezisi yapmak isteyenlerin vazgeçilmezidir. tarih kokan ilçe Kemah'tadır. Cami 1454 yılında inşa edilmiştir. Üç kitabesi olan camiyi mutlaka gezilecek yerler listenize eklemelisiniz. Kitabelerden biri onarım döneminden, biri yapılış dönemindendir. Diğeri ise başka bir yerden camiye eklenmiştir. Yapımında kesme taş ve moloz kullanılmış olan cami birçok turist tarafından ziyaret edilmektedir. Erzincan'da görülmesi gereken yerler arasında önemli bir yere sahiptir. Çevresi surlarla çevrili olan kalenin iç içe iki kapısı bulunmaktadır. Kemah Kalesinin kuruluşu, Hitit Urartu dönemine kadar uzanan eski ve önemli bir kaledir. , Kemaliye ilçesindedir. Türkiye'nin en büyük kanyonlarından biri olan kanyonda base jump, rafting, kano gibi etkinlikler düzenlenmektedir. Bu etkinliklere katılmak istiyorsanız Erzincan'ı gezebilirsiniz. Urartu, Bizans ve Osmanlı'ya ev sahipliği yapmış oldukça eski yerleşim yerlerindendir. Hala arkeolojik çalışmaların sürdüğü bu bölge Üzümlü sınırlarındadır. Tarihi dokuyu hissetmek için dilediğiniz zaman buraya seyahat edebilirsiniz. , Çayırlı ve Erzincan arasındaki Keşiş Dağları'nın zirvesinde bulunmaktadır. Bölgeye her yıl pek çok yerli ve yabancı ziyaretçi gelir. Yedi Göller özellikle kamp yapmak için sık sık tercih edilmektedir. Sizler de özellikle yaz aylarından seyahatlerinizi buraya gerçekleştirebilirsiniz. de Erzincan'da farklı mimarisiyle sizleri bekliyor. , Yıldırım Akbulut Tesisleri, Dumanlı Yayları gibi daha pek çok etkileyici yeri gezebilirsiniz. , sırrın, eşgili, yumurta boranı, zerde, kuzu sarma gibi daha pek çok lezzete ulaşmanız mümkün. \" sorusu gelmektedir. Erzincan, Türkiye haritası üzerinde Doğu Anadolu'nun Yukarı Fırat bölgesi sınırlarında bulunan hemen doğu sınırı komşusu Erzurum, batı sınırı komşusu Sivas olan bir ilimizdir. Nitekim bulunduğu bölgenin dağlık arazi olması nedeniyle Erzincan'ın il sınırlarını Munzur ve Refahiye Dağları arasında kalan alan oluşturmaktadır. , diye merak ediyorsanız. Bu sorunun cevabı da oldukça basittir. Öncelikle Erzincan'a kara yolu, demir yolu yahut hava yolunu kullanarak gidebilirsiniz. Konum olarak İstanbul'a 1060, Ankara'ya 685 km uzaklıkta bulunan Erzincan için en iyi ulaşım aracının hava yolu olduğunu söyleyebiliriz. Kaldı ki yılın her döneminde uygun fiyatlara bulabileceğiniz uçak biletleri ile rahatlıkla Erzincan'a havalimanına gidebilirler. Ayrıca uçak seferleri dışında ülkenin birçok şehrinden günlük olarak Erzincan'a kalkan otobüslerle de bu güzel şehre ulaşabilirsiniz. Eğer zamanınız varsa ve gezerek Erzincan'a gitmek istiyorsanız, Ankara - Kars arasında yapılan Doğu Ekspresi hattını kullanarak da trenle Erzincan'a gidebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/470-uludag-milli-parki-tanitimi.html", "text": "1/25.000 ölçekli haritalar üzerinde yapılan ölçümlere göre Uludağ Milli Parkı coğrafik olarak; 29 03' 16\" - 29 16' 34\" doğu boylamlarıyla, 40 03' 28\" - 40 10' 17\" kuzey enlemleri arasındadır. Kuzeybatı-Güneydoğu yönünde uzanan masifin uzunluğu yaklaşık 40 km, genişliği ise 20 km kadardır. Masif batı ve güneyden Nilüfer çayı, kuzey ve doğudan ise Bursa ve İnegöl ovaları ile doğal olarak sınırlandırılmıştır. Prof. Dr. İhsan Ketin, Uludağ'ı muhtelif seviyelerde aralarında bariz topografik farklar bulunan üç muhtelif bölgeye ayırır. Bunlardan birincisi ve en yüksekte olanı zirveler bölgesidir. 2200 m. den yukarıda bulunan bu mıntıka, 2486 rakımlı batı zirve ile 2543 metrelik doğu zirve 'nin bulunduğu yüksek kısımdır. Uludağ'ın en yüksek yeri, 2543 m. rakımdaki \"Uludağ Tepe\"dir. Diğer yükseltiler; Çifte Senaber Tepe (2524 m), Dörttepeler (2512 m), Karataş Tepe (2486 m), Rasatdüzü Tepe (2480 m), Zirve Tepe (2468 m), Ebirmelik Tepe (2440 m), Kirseyazılı Tepe (2340 m), Kuşaklı Kaya (2232 m), Arpakarı Tepe (2229 m), Taputkaya (2133 m), Şahinkaya Tepe (2130 m), Arpakarı (2129 m), Paşaçayırı Tepe (2100 m), Tutyelitepe (2090 m), Çardakseki Tepe (2065 m), Hacıhasan (2052 m), Fatin Tepe (2045 m), Cennetkaya (1990 m), Katıröldü Tepe (1981 m), Enginarlı Tepe (1858 m), Kurtkaya Tepe (1841 m), Çobankaya (1750 m), Bakacak Tepe (1734 m), Yantekir Tepe (1630 m) dir. Dağın güneyindeki Aras çağlayanı ve zirvede görülen buzul izleri Uludağ'ın ilgi çekici jeomorfolojik özellikleridir. Türkiye'deki ilk buzul devri izleri Prof. Dr. Alfred Philippson tarafından Uludağ'da tespit edilmiştir. Uludağ buzul ve buzul arası dönemlerde Trakya üzerinden gelen boreal fauna elemanlarının Batı Anadolu'daki yayılış alanı üzerinde bulunan önemli sığınaklardan biridir. Kirazlıyayla, Oteller bölgesi ve Çobankaya üçgeninde buzullar tarafından şekillendirilmiş çok sayıda granit blok vardır. Birçok bölge adlarını bu ilginç kaya oluşumlarından almaktadır. İkinci kısım 2200 m. ile 1750 m. arasında yayılmış bulunan yaylalar bölgesidir. Bu yüksek yüzeyler sahası, batıda Karabelen'den başlayarak Kirazlı yayla, Kırkpınar yayla, Koğukdere yayla, Kapıdere yayla ve Büyükdere yayla, Kıran yayla ile doğuda Aksu vadisine kadar devam eder. En bilinenleri piknik amacıyla tercih edilen Kadıyayla (1200 m), Kirazlıyayla (1500 m.), Sarıalan yayla (1600 m.), Sobran yayla (1660)'dır. 2500 m. ile göller bölgesindeki Karagöl yayladır. Üçüncü ve aşağı kısım kenar bölgesidir. Burası 1750 metreden 150 metreye kadar inen dik yamaçlı ve sarp vadilerle kesilmiş etek mıntıkasıdır. Milli park sınırlarında Otelgözü sırtı, Karçukuru sırtı, Kırkpınarlaryolu sırtı, Kovukdere sırtı, Delmece sırtı, Kapıdağ sırtı, Güllütaş sırtı, Hasanağa yaylası sırtı, Erikliyayla sırtı, Çaylakkaya sırtı, Katıröldü sırtı, Kocadüz sırtı ve Taşlıbelen sırtı güneyden kuzeye doğru uzanmaktadır. Bursa 1/250.000 ölçekli Toprak Envanteri Haritası ve Raporuna göre, Uludağ Milli Parkı kullanım yeteneği bakımından VI., VII. ve VIII. sınıf araziler üzerindedir. Milli Park sınırları içinde büyük toprak gruplarında kalkersiz kahverengi orman toprakları, yüksek dağ toprakları ile çıplak kaya ve molozlara da rastlanılmaktadır. Çoğunlukla iyi gelişme gösteren ve asit karakterli Al katmanının altında B katmanı bulunmamaktadır. Kalkersiz kahverengi orman topraklarında ana madde kumlu kiltaşı, kireçli, kumlu, killi veya çakıllı depozitlerdir. Çıplak kaya ve moloz araziler ise üzerinde toprak katı bulunmadığı için herhangi bir toprak gelişiminin söz konusu olmadığı parçalanmamış veya kısmen parçalanmış sert kaya ve taşlarla kaplı alanlardır. Uludağ Marmara bölgesinin güneyinde karasal iklim ile Akdeniz ikliminin geçiş noktasında bulunur. Yüksekliği nedeniyle hakim olan karasal iklim kış turizm merkezi olmasında önemli bir etkendir. Meteorolojik verilere göre yıllık kar yağışlı gün sayısı Bursa'da 8, Kirazlıyayla'da 39, Sarıalan'da 66, Oteller bölgesinde ise 63'tür ve bunun önemli bir kısmı Aralık-Mart aylarında düşer. Oteller bölgesinde karın yerde kalma süresi ise yaklaşık 178 gündür. 1 Aralık - 30 Mart tarihleri arasındaki kayak mevsiminde en fazla kar kalınlığı 435 cm. olarak ölçülmüştür. Uludağ eteklerinden zirveye çıkıldıkça sıcaklık düşer yağış miktarında ise artış görülür. Sıcak yaz aylarında Sarıalan, Kirazlıyayla ve oteller bölgesinde ortalama sıcaklık Haziran-Eylül ayları arasında 10 C civarındayken Bursa'da bu mevsimde sıcaklık 20 C'nin üzerindedir. Gece sıcaklığı ortalamaları yaz aylarında 7 C'nin altına inmez. Hakim rüzgar yönü Kuzey, Kuzey-Batı ve Güney- Batıdır. Yıllık ortalama yağış miktarı şehir merkezinde 676,6 mm iken Uludağ zirvede 1460,4 mm. dir. Ultraviyole ışınlarının her 1.000 m. de % 15 arttığı göz önüne alındığında oteller bölgesinde ovaya nazaran % 30 oranında daha etkilidir. Bu yüzden Uludağ'da güneşlenme ve bronzlaşma olanağı oldukça yüksektir. Uludağ ve eteklerinde çok sayıda dereye kaynak oluşturan 145 adet su kaynağı mevcuttur. Eski Volfram madeni ile bugünkü 2. Gelişim Bölgesi arasında kalan Kırkpınar kaynakları Bursa'nın önemli içme suyu kaynağıdır. Keles ilçesi yakınlarından doğan 87 km. uzunluğundaki Nilüfer çayı başta Soğukpınar, Aras dere, Değirmen dere, Maden dere, Çalıca dere, Karanlık dere, Kaldere, Karlık dere, Çiğ dere gibi dereleri alarak kuzeybatıya akar. Dağın kuzey yamacından doğan Gökdere, Kaplıkaya Dere, Kırkpınar Dere, Küçük Balıklı Dere, Çardakseki dere Deliçay adı ile Bursa ovasında Nilüfer Çayı ile birleşerek Marmara denizine kavuşur. Uludağ'ın dereleri dik yamaçlarda Softaboğan, Kürekli, Tozuyan ve Aras gibi çağlayanlar oluştururlar. Uludağ'dan doğan Göksu deresi İnegöl'ün doğusundan geçerek Sakarya nehriyle buluşur ve Karadeniz'e dökülür. Uludağ coğrafik ve jeolojik özellikleriyle dikkat çekerken orman serveti, çok sayıda endemik ve nadir bitki türüne de ev sahipliği yaptığından büyük öneme sahiptir. Uludağ Milli Parkı; 9050 ha. ormanlık alan ve 3712 ha (43 ha. ağaçsız ve 60 ha. muhtelif yerleşim) açık alana sahiptir. Açık alanın 3600 ha.'ı taşlık ve kayalık, 9 ha.'ı ise göller bölgesinde su ile kaplıdır. Birdlife International'ın Türkiye Temsilcisi olan Doğal Hayatı Koruma Derneği tarafından Önemli Bitki Alanı olarak belirlenen ve acil koruma altına alınması gereken alanlar içerisine alınan Uludağ Milli Parkı sınırlarındaki ormanların tamamı 4785 sayılı \"Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun\"la devletleştirilmiştir. Alt kesimlerdeki ormanlar daha çok gürgen, ıhlamur, kestane ve kızılağaçlardan oluşur. Daha yükseklerde kayın, meşe, göknar ve karaçam ormanları vardır. Uludağ'da 1600 m. den daha yüksek kesimlerde ise saf Uludağ göknarı ormanları yer alır. Uludağ'ın güneyindeki Keles ilçesi çevresinde 1400-1500 m. yüksekliklerde kuraklığa dayanıklı Karaçam, Kızılçam, Saçlı Meşe ve Mazı Meşesi batı ve güney yönünde yayılış gösterirler. Uludağ'daki orman kuşakları Milli Parkın en önemli ekosistemini oluşturmakta, karakteristik ve örnek bir bütünlük arz etmektedir. Uludağ'ın, yükseklik-bitki ilişkileri Alman Botanikçi Mayr'ın orman bitki kuşaklarını tasnif ettiği Lauretum, Castanetum, Fagetum, Pinetum, Abietum ve Alpinetum şeklinde basamaklanmaktadır. 1400-1900 metreler arasındaki ibreli orman kuşağında Uludağ Göknarı ve Ardıç 'ların oluşturduğu orman formasyonu hakimdir. Bu ormanların yapısına Akçaağaç Yapraklı Üvez (Sorbus torminalis Crantz var. torminalis, Ak Üvez (Sorbus umbellata Fritsch var.), Ayı Üzümü, Bataklık yaban mersini, Yaban Mersini-Çoban Üzümü, Yabani Erik gibi ağaç ve çalı taksonları katılmaktadır. 1700-1900 metre arasında nemli çayır topluluklarının görüldüğü Sub-Alpin kuşakta hakim bitki çalı formundaki bodur Ardıç 'tır. Yaban Mersini-Çoban Üzümü ardıç topluluklarına eşlik eder. Yol kenarları ve açık alanlarda Beşparmak otu, Dağ Pazısı, Ebülmülük (Achillea multifida Boiss.), Kekik, Labada, Menekşe, Sığırkuyruğu, Uludağ Sakadikeni, Yüksükotu türlerine rastlanmaktadır. 1900 metreden başlayan ve zirveye kadar yükselen Alpin kuşakta Geven, Kar Dikeni ve Festuca gibi yastıksı ve otsu türler hakimdir. Bu kuşakta çalı formundaki Ardıç toplulukları ile Dönbaba, Ebülmülük, Gelincik, Geven, Kanarya otu, Kekik, Keten ve Yabani defne gibi nadide türler yer alır. Uludağ'ın alt kademelerinden zirveye doğru değişen iklimsel özellikleri, biyolojik çeşitlilik bakımından oldukça zengin bir alan olmasını sağlamıştır. Uludağ Milli Parkı gerek alpin, gerekse Türkiye ve yalnızca Uludağ'a özgü endemik türleri içeren zengin bir bitki örtüsüne sahiptir. Uludağ çalılık alanlar, saf ya da karışık haldeki ormanlık alanlar, sulak ve nemli çayırlıklar, turbalık alanlar, sarp ve açık kayalık alanlar gibi çeşitli habitatlara sahiptir. Bu özelliği nedeniyle yerli ve yabancı birçok botanik araştırmacısının dikkatini çekmiş ve halen de çekmektedir. Kuzey kutbuna yakın bölgelerde bulunan turbalık alanların ülkemizde görüldüğü iki yerden biri de Uludağ'dır. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda Uludağ florasını 171'i endemik olmak üzere 1320 bitki türünün oluşturduğu belirlenmiştir. Bunlardan 33'ü sadece Uludağ için endemiktir. Bu sayı içerisinde Türkiye için endemik olanların sayısı 138, nadir tür sayısı 16, Dünya ölçeğinde nesli tehlike altında 3, Avrupa ölçeğinde nesli tehlikede olan 54 tür bulunmaktadır. Achillea multifida Boiss, Alchemilla bursensis, Arabis drabiformis Boiss., Astragalus hirsutus, Astragalus sibthorpianus, Carduus olympicus subsp. Olympicus, Centaurea ertugruliana, Centaurea kaynakiae Daşkın&Yılmaz, Centaurea subsp. olympica, Crepis aurea subsp. Olympica, Crepis uludaghense sp. nova, Crocus gargaricus Herbert subsp. Herbertii, Dianthus goekayi Kaynak, Yılmaz&Daşkın, Erodium olympicum Gemici & Leblebici, Erodium sibthorpianum subsp. sibthorpianum, Festuca decolorata, Galium olympicum Bosis, Gypsophila olympica Boiss., Hieracium bithynicum, Hieracium crinitum, Hieracium leptodermum, Jasione supina subsp. Supina, Lamium veronicifolium Bentham, Linum pamphylicum Boiss. Olympicum, Linum vuralianum Yılmaz&Kaynak, Ornithogalum joschtiae, Ornithogalum nurdaniae, Ornithogalum uluense, Paeonia mascula subsp. arasicola subsp. Nova, Pedicularis olympica Boiss., Prometheum chrysanthum sp. uludaghense, Rumex olympicus Boiss., Senecio hypochionaeus Boiss. var. hypochionaeus, Thymus bornmuelleri, TripleUrospermum pichleri, Verbascum olympicum Boiss., Verbascum trans olympicum, Ranunculus fibrillosus Uludağ florasının eşsiz örnekleridir. Endemik türler Uludağ Milli Park sınırları içerisindeki Kirazlıyayla, Sarıalan, Oteller Bölgesi, Çobankaya, Bakacak, eski maden çevresi ile Alpin kuşaktaki Şahinkaya, Kuşaklıkaya, Fatin Tepe ve Göller Bölgesi gibi taşlık/kayalık alanlarda, ardıç ve yabani defne toplulukları arasında görülmektedir. Uludağ Milli Park sınırları dışındaki Soğukpınar bucağı, Aras Vadisi, Alaçam köyü üstü-Göller Bölgesi arası, dağın güneyindeki Pınarcık köyü üstleri, Çavuşdüzü Mevki, İnegöl Kıran yaylası, Sorgun ve Kirseyazılıtaş tepe çevresi endemik taksonlar bakımından oldukça zengindir. Uludağ maki vejetasyonunu ise Funda, laden, akçakesme, katırtırnağı. bitkileri oluşturur. Uludağ'da 10 tür kurbağa, 12 tür kertenkele, 12 tür yılan, 3 tür kaplumbağa, 50'ye yakın kuş türü ve bunlara ilaveten birçok kabuklu, örümcek ve böcek türünün yaşadığı tespit edilmiştir. Seracılıkta ve bitkilerin döllendirilmesinde önemli yeri olan Bombus arılarının 11 türünün varlığı tespit edilmiştir. Sakallı akbaba, küçük akbaba, kaya kartalı, kızıl akbaba, küçük kartal, çakır kuşu, bıyıklı doğan, gökdoğan gibi yırtıcı türleri ile memelilerden yaban domuzu, tilki, çakal, sansar, sincap, tavşan, ayı, kurt ve kar faresi, kızıl orman faresi, Sivriburunlu Fare gibi birçok küçük kemirici memeliye ev sahipliği yapar. Ender bulunan türlerden Apollo kelebeği, Yalancı Apollo, Dumanlı Apollo kelebeği, Güney fistosu, Osmanlı ateşi, Anadolu çok gözlüsü, Çokgözlü Anadolu çillisi nin bir alt türü olan gibi 46 kelebek türünün varlığı bilinmektedir. Kızıl geyik neslini korumak amacıyla, 1962 yılında kurulan \"Yeşiltarla Geyik ve Karaca Üretme İstasyonu\" 2006 yılında kapatılmış ve geyikler doğaya salınmıştır. Triturus cristatus, Triturus vulgaris, Triturus vittatus, Bufo viridis, Bufo bufo, Pelobates syriacus, Hyla arborea, Rana ribunda, Rana dalmatina, Rana macrocnemis, Emys orbicularis, Maureyms caspica, Testudo gracea, Anguis fragilis, Ophisaurus apodus, Cyrtodactylus kotschyi, Podarcis muralis, Lacerta saxicola, Lacerta trilineata, Lacerta vridis, Lacerta danfordi, Ophisops elegans, Ablepharus kitaibeli, Mabuya aurata, lı baykuş 'da 2010 Temmuz ayında Uludağ'da bir grup araştırmacı tarafından fotoğraflarla belgelenmiştir. Göllerde yapılan zooplankton örneklemeleri sonucunda Rotiferlerden 11 familya içeriğinde 24 takson, Kladoserlerden 4 familya içeriğinde 7 takson, Kopepodlardan 3 familya içeriğinde 5 takson olmak üzere toplam 36 takson saptanmıştır. Göllerde tespit edilen zooplanktonik organizmalardan Rotiferlerin Epiphaenidae familyasına ait Microcodides hertha türü, Türkiye faunası için yeni kayıt niteliği taşımaktadır. Akrep türlerinden Euscorpius sp., Buthus sp., Notenecta glauca ve Nepa cinera de Uludağ'da yaşar. Uludağ Milli Parkına tamamı asfalt ve beton parke olan 32 km. lik karayolu veya Büyükşehir Belediyesine ait teleferik ile ulaşılabilir. 29 Ekim 1963 yılında hizmete açılan ve Teferrüç-Kadıyayla-Sarıalan güzergahında çalışan teleferik aynı zamanda Bursa'nın simgelerinden biridir. Teferrüç semtindeki Teleferik ana istasyonuna ulaşım şehirler arası terminalden otobüslerle veya heykel önünden kalkan teleferik dolmuşları ile sağlanmaktadır. Teleferik, Piremir mahallesinde bulunan istasyondan 2480 metre uzunluğundaki bir hatla 1232 metre yükseklikteki ilk istasyon olan Kadıyayla'ya çıkar. Araçla ulaşım imkanı bulunmayan Kadıyayla bahar ve yaz aylarında günübirlikçilerin gözlerden uzakta piknik yapmak için tercih ettikleri bir bölgedir. Yeşillik, ağaç ve bir çeşme dışında başka bir imkanın bulunmadığı Kadıyayla'da hafta sonları belirli bir ücret karşılığı atlı turlar yapılabilir. Bu bölge aynı zamanda doğa yürüyüşleri yapanların geçiş noktasıdır. Buradan kabin değiştirilerek 2286 metre uzunluğundaki ikinci bir hatla 1634 m. rakımdaki Sarıalan'a ulaşılır. Teleferik kabini Kadıyayla- Sarıalan arasında ilerlerken Tonozyayla ve kaynana çukuru üzerinden geçer. Bu kayalıklı vadi Kaplıkaya semtine kadar uzanır. Sarıalan istasyonunda Uludağ hatırası hediyelik eşyaların da satıldığı iki kafeterya ve WC'ler mevcuttur. Yaz aylarında Bursalılar ile Arap turistlerin akınına uğrayan Sarıalan'da et mangal lokantası büyük rağbet görür. Sarıalan-Çobankaya arasındaki ulaşımı sağlamak üzere kurulan 3000 m. uzunluğundaki telesiyej hattı ise faal değildir. Sarıalan-Oteller bölgesi arasındaki ulaşım dolmuş minibüsler ise sağlanmaktadır. Uludağ'ın dünya çapında bir cazibe merkezi gelebilmesi amacıyla çalışmalar başlatan Bursa Büyükşehir Belediyesince hazırlanan yeni teleferik projesiyle yaklaşık 2 yıl sonra rüzgarlı havalarda dahi Uludağ'a havai hatla ulaşım mümkün olacak. Bursa'dan 2. Gelişim oteller bölgesine 8'er kişilik gondol tipi toplam 175 kabinle yolcu taşıyacak olan yeni sistem toplam 8084 metre uzunluğuyla dünyanın en uzun hattına sahip olacak ve her türlü hava koşulunda çalışabilecek. Başlangıç noktası olan Teferrüç'te teleferik müzesi, süpermarket, 50 mağaza, 50 oda kapasiteli otel, çok amaçlı salon, kafeterya ve restoran yapılacak. bölgesine 2 saatten az bir sürede ulaşabilecekler. Teleferik hareket saatleri yaz ve kış tarifesi olarak değişir. 1 Haziran ile 30 Eylül tarihleri arasında uygulanan yaz tarifesinde; sabah ilk sefer Teferrüç istasyonundan 08.00, Sarıalan'dan 07.50'de, akşam Sarılan'a son sefer 22.00'da, Sarıalan'dan Bursa'ya dönüş ise 22.20'de yapılır. Teferrüç'ten Sarıalan'a gidişte sabah saat 10.00'a kadar yarım saatte bir hareket eden teleferik, daha sonra 40 dakikada bir; Bursa'ya dönüşte ise sabah saat 09.40'a kadar 25 dakikada bir, 09.40 ile 22.20 saatleri arasında da 40 dakikada bir sefer yapar. 1 Ekim ile 30 Mayıs tarihleri arasında uygulanan kış tarifesinde Teferrüç-Sarıalan arası seferler sabah 08.30'da başlar. Saat 10.00'a kadar yarım saatte bir yapılan seferler, 10.00'dan itibaren 40 dakikada bir yapılır ve saat 20.00'da sona erer. Sarıalan'dan 08.45'de başlayan ve 10.20'ye kadar yarım saatte bir yapılan seferler, daha sonra 40 dakikada bir yapılır ve 20.20'de sona erer. Uludağ'a çıkmak için ikinci yol özel araçlar veya Tophane semtinden kalkan dolmuş taksilerdir. 32 kilometrelik bol virajlı, asfalt ve parke taş yol ile yaklaşık 45 dakika süren yolculuk esnasında dünya ormancılık literatüründe bilimsel ve görsel açıdan özel bir önemi olan botanikçi Mayr'ın orman zonları tüm ayrıntıları ile izlenebilir. 650 yıllık tarihi çınarı ile ünlüdür. Çınar altındaki çay bahçelerinde kısa bir mola verilip, hediyelik eşya satan küçük dükkanlardan alış-veriş yapılabilir. Pınarbaşı-Alacahırka istikametinden çıkan yol tercih edildiğinde yol üzerindeki çay bahçelerinden Bursa manzarası seyredilebilir. 8. kilometre olarak bilinen yol ayrımından itibaren yaz aylarında dağ köylüleri, ürünlerini kurdukları küçük tezgahlarda satarlar. Yolun 14. km. si Hüseyinalan yolu girişidir. 30'lu yıllardan itibaren Uludağ'a kayak için çıkan araçların bu noktadan itibaren yoğun kar nedeniyle daha ileri gidemedikleri bu çatrak 14 olarak bilinir. Yol ağaçlıklar arasında kıvrılarak giderken 15. km.'de Yeşiltarla mevkine ulaşılır. Orman Koruma Memurlarına ait binaların hemen karşısında, yolun sağında tel örgüler ile çevrili alan 1962 yılında açılıp 2006 yılında faaliyetine son verilen \"Yeşiltarla Geyik ve Karaca Üretme istasyonu\"dur. Soldaki demir parmaklıklarla kapalı alan bir zamanlar Uludağ'ın simgesi olan Yumak ayının şimdi kullanılmayan barınağıdır. Orman binalarının arkasından kuzeye giden şose yol ise Süleymaniye köyüne bağlanır. Aynı şoseye girdikten 500 m. sonra sola sapan patika ile Kuruçeşme-Devetarla- Aydede bağlantısıyla Bursa'ya yürünebilir. yolunun 22. kilometresinden itibaren Milli Park başlar. Bilet gişelerinin bulunduğu yer Karabelen mevkidir. Gişelere gelmeden önce sağa doğru dönen yol Bağlı ve Soğukpınar köylerine iner. Karabelen yaz aylarında genellikle Bursa'daki hemşehri derneklerinin şölenler düzenledikleri bir yayladır. Gişelerden geçip yola çıktıktan sonra yaklaşık 500 metre ilerideki keskin viraj dönüldüğünde sağda yer alan düzlük ve sarp kayalıklar Yılanlıkaya mevkidir. Bir süre gittikten sonra yine sağ tarafta Dikilitaş adıyla bilinen kayalık bulunur. ulaşılabilir. Yolun 300 metre ilerisinde, Maliye'ye ait misafirhaneyi geçtikten sonra sola inen patika Uludağ yolunun 29. kilometresine, Sarıalan çatrağına bağlanan tarihi Koca Ahmet kestirmesidir. Yola devam edip birkaç virajı geçtikten sonra yolun sağında, karşıdan bakıldığında bir devenin çökmüş halini andıran doğa harikası Devetaşı görülebilir. Devetaşından 3 km. sonra sola dönen yol teleferik istasyonunun bulunduğu Sarıalan'a iner. Oteller bölgesine doğru yola devam edildiğinde yaklaşık 1 km. sonra viraj sağa dönerken solda kalan ve üzerinde beton bir işaret taşı bulunan kayalık eski kayakçıların koyduğu adıyla, otel gözüdür. Bu kayanın üzerinde çıkıldığında Uludağ, bir orman denizi halinde seyredilebilir. Bu alternatif seyir noktasından 1,5 km. sonra sağda kalan çeşme Uludağ'a çıkanların su içmeden geçmedikleri, inerken bidonlarla taşıdıkları ayı suyudur. Hafif meyille devam eden yolun sonunda tüm heybetiyle oteller bölgesi ve Uludağ Keşiş tepe görülür. Uludağ Milli Parkının giriş kapısı olan Karabelen yaylası Bursa'ya 22 km. uzaklıktadır. Günübirlik kullanıma uygun altyapı mevcuttur. 1000 kişi/gün kapasiteli günübirlik kullanım alanında çeşmeler, piknik masaları, WC ve Milli Park Müdürlüğüne ait iki hizmet evi bulunmaktadır. Karabelen yaz aylarında hemşehri derneklerinin şenlikler yaptıkları bir bölgedir. Gişelere gelmeden önce sağa sapan yol Bağlı ve Soğukpınar köylerine gider. Karabelen yaylasından uzanan patikalar ile Kirazlıyayla, Sarıalan veya Süleymaniye köyü üzerinden Bursa'ya yürüyüş yapmak mümkündür. Şehir merkezinden 25 km. uzaklıktaki Kirazlıyayla oteller bölgesine ulaşımda geçiş noktasıdır. Kirazlıyayla'da bir otel ve kamuya ait bir misafirhane ile Milli Park Müdürlüğünün hizmet binaları bulunur. 1951 yılında açılan verem sanatoryumuna ait mimarlık harikası taş bina, halen otel olarak kullanılmaktadır. Maliye Bakanlığına ait bir tesisin de bulunduğu 2000 kişi/gün kapasiteli Kirazlıyayla'da 1 adet satış büfesi, çocuk oyun alanı, çeşmeler ve 2 adet 3 + 3 WC mevcuttur. Kirazlıyayla'dan bahar aylarında su ile kaplı Gölcük mevkine yürüyüşler yapılabilir. Seri kayalıklar halindeki Yılanlıkaya günübirlik kullanıma uygundur. 100 çadır kapasiteli olan bu alan çadırlı kampa uygun olmasına rağmen alt yapı eksikliği nedeniyle tercih edilmemektedir. Görsel peyzaj ve topografya açısından elverişli olan Yılanlıkaya mevki günübirlik kullanım alanı olarak düzenlenmesi planlanmaktadır. Teleferiğin ikinci ve son istasyonu olan Sarıalan yaylası 1.650 metre yüksekliktedir. Sarıalan kamp ve günübirlik kullanım alanında 350 ünitelik çadırlı kamp alanı, 12 adet bungalov, 29 adet baraka, 3 adet hizmet evi, 2 adet et-mangal lokantası, 9 hediyelik eşya satış dükkanı, 1 adet 4+4 WC, 2 adet 3+3 WC ve 1 adet sıhhi tesis kompleksi, çocuk oyun alanları ve cami mevcuttur. Sarıalan kamp alanında Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü'ne ait bungalov ve barakalar Temmuz-Eylül ayları arasında 15'er günlük devreler halinde kiralanabilmektedir. Büyükşehir Belediyesine ait Teleferik istasyon binasında da bir kafeterya ve hediyelik eşya reyonu ile 2 adet WC bulunmaktadır. Uludağ'ın ünlü et-mangal lokantalarından palabıyık Cemal de Sarıalan'dadır. Ayrıca hediyelik eşya dükkanlarından birkaçında, ayaküstü yemek yenilebilir. Sarıalan-Çobankaya arasında ulaşımı sağlayan telesiyejler, ziyaretçi yoğunluğuna bağlı olarak çalıştırılmaktadır. Çobankaya telesiyej istasyonu kamp alanına 1,5 km. uzaklıkta ve Bakacak yakınlarındadır. Oteller bölgesine ulaşımın minibüsler ile sağlandığı Sarıalan'dan Çobankaya, Kirazlıyayla, Kadıyayla ve Oteller bölgelerine tur güzergahlarından doğa yürüyüşleri yapılabilir. 1.700 m. yüksekteki Çobankaya'ya Oteller bölgesinden geçen 6,5 km. lik karayolu ile ulaşılır. 150 çadır ve 1.000 kişi/gün kapasiteli Çobankaya orman içi kamp ve dinlenme alanında Kızılay kampı, 1 adet kır gazinosu ve satış büfesi, Milli Park Müdürlüğü'ne ait 1 adet işçi pansiyonu, 1 adet sıhhi tesis kompleksi, 1 adet 3+3 WC sıhhi tesis, cami gibi hizmetler mevcuttur. Bakacak'ın güneydoğusundaki vadide kalan Softaboğan şelalesi Ulubuzluk altından başlayarak kuzeye akan Kırkpınar derenin oluşturduğu bir çok şelalenin en ünlüsüdür. Çobankaya kamp alanı karşıdaki Sultan Selim senaberliği olarak da bilinen bölgenin kuzeyinde kalan şelaleye akan derede çok sayıda doğal havuz bulunur. Bakacak seyir noktası Bursa, Marmara denizi ve Uluabat gölü manzarasının seyredilebileceği araçla ulaşılabilecek en uç noktadır. Osmanlı imparatorluğu döneminde Ramazan ayının başlangıcının ateş yakılarak duyurulduğu bu noktada Radyolink istasyonu bulunmaktadır. Uludağ'ın ilgi çeken jeomorfolojik özelliklerinden birisi de dördüncü zamanının buzul devrinde meydana gelmiş göller 'dir. Buzul aşındırması sonucu oluşan sirk gölleri Uludağ zirvesinin kuzeyindeki çanakta, 2.000 m. üzerinde yer alırlar. Oteller bölgesi ile zirve arasında, kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda dizilmişlerdir. Geçmiş yıllarda bilimsel araştırmalara konu olan 7 adet sirk gölünden bugün sadece Koğukdere gölü, Kilimli göl, Buzlu göl, Kara göl ve Aynalı göl görülebilir. Suları soğuk ve besin bakımından fakir olduklarından içlerinde balık yaşamaz. Zirve-Göller Bölgesi güzergahında Karataş tepelerinden bakıldığında ilk görünen göl, Kilimli'dir. 2.330 metre rakımdaki Kilimli gölün dibi yeşil renkte çizgi halinde bir bitki örtüsü ile kaplıdır ve en derin yeri 4,5 metre civarındadır. Burada içme suyu bulunması nedeniyle dağcılar göl etrafını kamp alanı olarak kullanırlar. Hafta sonları özel araçlarıyla veya köylerden kiraladıkları traktörlerle gelen günübirlikçiler nedeniyle oldukça kalabalıktır. Kilimli gölün 50 m. güneybatısındaki küçük bir tepenin ardındaki Buzlu göl, Temmuz ayı başlarına kadar üzerinde buz kütlesi yükselen küçük bir göldür. 2.390 metre yükseklikteki göl, sıcak yaz aylarında serinletici bir görünüm verirken, hemen üzerinde Kara taş tepeleri yükselir. Buzlu göl, Osmanlı dönemindeki Karcı'ların sıcak yaz aylarında Osmanlı sarayına buz kestikleri yerdir. Kilimli gölün batısından Alaçam köyüne uzanan toprak yol takip edildiğinde çukurdaki Karagöl'e inilir. Dipsiz göl adıyla da bilinen ve hakkında birçok rivayet anlatılan 2.270 metre rakımdaki bu göl, Kilimli gölden 10 dakikalık yürüme mesafesindedir. Çukurda oluşu nedeniyle fazla güneş görmemesi ve içme suyu bulunmaması nedeniyle kamp için tercih edilmez. Karagöl üstünden geçen toprak yol 18. km. sonra Alaçam köyüne ulaşır. Aynalı göl Karagöl'ün batısında yükselen tepenin ardında ve 2.310 metre rakımdadır. Diğer göllere oranla daha fazla güneş gören bu göl güneş ışınlarının su üzerinde yansıması nedeniyle bu ismi almıştır. Hemen üzerinde yükselen 2.510 metrelik zirvesiyle dört tepeler etkileyici bir görünüm sunar. içme suyu kaynağının da bulunduğu Aynalı göl yerli dağcılar kadar yabancı dağcılara da tanınmakta, sakinliği ve doğal güzelliği nedeniyle tercih edilmektedir. Eski maden alanının doğusunda yer alan Koğukdere gölü, göller bölgesine 1,5 km. uzaklıktadır. 2.265 m. yükseklikteki Koğukdere gölü, doğal güzelliği ve içme suyu bulunması nedeniyle dağcılık kulüplerinin kamp yaptıkları bir yerdir. Uludağ, kış sporları ve dağ turizmi açısından önemli bir yere sahiptir. Kayak mevsimi 20 Aralık-20 Mart tarihleri arasındaki dönemdir. Normal kış şartlarında kar kalınlığının 3 m. civarında olduğu kayak merkezi mevsim başında \"toz kar\", mevsim sonunda ise \"ıslak kar\" niteliği gösterir. Coğrafi konumu nedeniyle Alp ve Kuzey disiplini kayağa uygun olan Uludağ'da yükseklikleri 2.000 ile 2.150 m. arasında değişen 11 ana pist vardır. Kolay-orta ve zor kategorisindeki pistlerin uzunlukları 650 ile 4.000 m. arasındadır. Doğal güzelliklerin yanı sıra ve modern kayak tesisleriyle kış turizminin öncü merkezlerinden biri olan Uludağ oteller bölgesinde, kamu ve özel sektöre ait 25 civarında konaklama tesisi, 8 telesiyej ve 7 teleski olmak üzere 15 mekanik tesis ile T Bar'lar mevcuttur. Kayak merkezi I. ve II. gelişim adlarıyla iki bölgeye ayrılmıştır, ilk otellerin kurulduğu I. gelişim bölgesi kayakseverlerce daha çok tercih edilirken 1.5 km. uzaklıkta Bakacak yolu üzerindeki 2. Gelişim bölgesinde 3 otel hizmet vermektedir. Uludağ kayak merkezi snowboard, tur kayağı, big foot, buz pateni, kar motorları, atv gibi paletli araçlarla kar gezileri ve heli skiing stillerinde kayak imkanlarına sahiptir. Otellerdeki çeşitli mağazalardan ihtiyaçlar karşılanabilir, Kayak Öğretmenleri Derneğine kayıtlı profesyonel kayak öğretmenlerinden kayak ve snovvboard dersleri alınabilir. Kayak ofislerinden kayak ve kıyafet kiralamak ve kar motoru, atv gibi paletli araçlarla kar gezileri yapma imkanı da vardır. Telesiyejle pistlerin başına çıkarken fotoğraf-film çekmek, değişik yükseltilerdeki kafeteryalarda Uludağ'ın doyumsuz manzarasını seyretmek ve hava müsait olduğunda güneş banyosu yapmak kaçırılmayacak bir fırsattır. Uludağ otelleri özellikle yılbaşı ve sömestri tatillerinde kar durumuna bağlı olarak doluluk gösterir. Osmanlı döneminde yaylak olarak kullanılan, dağ köylerine ait obaların kurulup hayırların, şenliklerin düzenlendiği Karabelen, Kirazlıyayla, Sarıalan, Çobankaya ve Kadıyayla Bursalıların doğayla buluştukları kullanım alanlarıdır. Sarıalan ve Çobankaya bölgesi çadırlı kamp ve günübirlik; Karabelen, Kirazlıyayla ise sadece günübirlik kullanım amaçlıdır. Yılanlıkaya, Devetaşı bölgeleri ise sessizliğiyle kalabalıktan bunalanların tercihidir. Milli Park alanı içinde karavan turizmine uygun alanlar bulunmasına rağmen bu yönde ilgi görmemektedir. Milli park girişi olan Karabelen yaylası yaz aylarında bir şenlik alanına dönüşür. Hemşehri derneklerinin dayanışma şenliklerinin yapıldığı yayla, yaz aylarında kapasitesinin üstünde kullanılır. Oteller bölgesinde ise birkaç otel yaz döneminde de konaklama imkanı sunar. Çobankaya bölgesindeki Kızılay Bursa şubesine ait düzenli kamp alanı, 1 Temmuz - 9 Ağustos tarihleri arasında 7'şer günlük 5 devre ve 10 - 31 Ağustos arasında ise 2 devre hizmet vermektedir. Karabelen'den 5 km. uzaklıktaki Bağlı köyü mesire alanı da, yaz aylarında piknik amaçlı yoğun ilgi görmektedir. Bahar ve yaz aylarında yoğunluk nedeniyle kullanım kapasitesini aşan Uludağ Milli Parkında çevresel kaliteyi arttırmak amacıyla yeni düzenlemeler yapılması planlanmaktadır. Uludağ ve Milli Park sınırları içinde dağcıların kamp amaçlı kullanılabilecekleri çok sayıda bölge vardır. Sadece Bursa değil, yakın illerden gelen bir çok dağcılık kulübü, yaz temel eğitimleri için eski maden ve göller bölgesini tercih ederler. Orman yangınları tehlikesine karşı tüm Türkiye'de olduğu gibi Uludağ'da da ormanlara giriş, Haziran ve Ekim ayları arasında yasaklanmaktadır. Uludağ'ın kuzeye bakan yamacında, 1540 m. irtifada bulunan Çatlakkaya kalkış bölgesine Sarıalan mevkinden 20 dakikalık bir yürüyüşle ulaşılabilmektedir. Bu kalkış noktası Teleferik veya araç ile Sarıalan'a ulaşım imkanı olması nedeniyle, yamaç paraşütü sporunda vazgeçilmez unsur olan araç ihtiyacını gidermektedir. Kuzey'den esen rüzgarlara uygun bir kalkış bölgesidir ve muhteşem manzarasıyla zevkli bir uçuş sunar. Ancak bazı dezavantajları nedeniyle yamaç paraşütü pilotları arasında fazla popüler değildir. Kalkış alanın düz oluşu ve uçuruma bakması nedeniyle meydana gelebilecek herhangi bir aksaklıkta kalkışı iptal etmek güçtür. Ayrıca çalılarla kaplı olması kalkışı zorlaştırmaktadır. Vadiden gelen rüzgarın uçurumun duvarını yalayarak yukarı doğru kavislenmesi türbülansa neden olabilmektedir. Bu nedenlerden ötürü ileri seviye dışında öğrenci seviyesindeki pilotlar için uygun bir bölge değildir. Kalkıştan sonra rüzgarın uygun olması halinde yelken uçuşu, termal akımların yeterli olması durumunda ise yüksek irtifalara çıkılarak mesafe uçuşları yapılabilir, iniş bölgesi olan Yıldırım ilçesinde başta futbol sahaları gibi çeşitli iniş alanları mevcuttur. Ancak Çatlakkaya'dan yapılacak uçuşlarda şehir üstü termal hava akımlarına, bina türbülanslarına ve yüksek gerilim hatlarına karşı dikkatli olunması gerekmektedir. Uludağ yamacında, Zeyniler köyü üstündeki Bozburun mevkinde bulunan 734 m. irtifadaki kalkış alanına teleferik istasyonunun bulunduğu Teferrüç mahallesinden araçla ulaşılabilir. Şehir merkezine olan yakınlığı, araçla kolay ulaşılabilmesi ve Yıldırım Belediyesi'nin çevre düzenlemesi ve bir platform yapması, bu bölgeyi uçuş için popüler hale getirmiştir. Kaplıkaya vadisinin batısındaki tepede kalan bu uçuş noktası kuzey ve kuzey doğudan esen rüzgarlara açıktır. Öndeki ağaçlarla kaplı yamaç kullanıldığında, uygun orta şiddetli rüzgarlarda uzun süreli yelken uçuşu yapılabilmektedir. Bozburun uçuşlarında termal akımlar ve dinamik rüzgarlar kullanılarak yüksek irtifalara çıkılabilir. Ancak Çatlakkaya'da olduğu gibi bazı dezavantajlara da sahiptir. Kalkış bölgesi, koşu pistinin çok kısa ve dar olması nedeniyle hata affetmeyen bir yapıya sahiptir. Kalkış alanının dik açıyla kesilen dağ yamacında bulunması yüzünden doğulu rüzgarların rotor etkisine açıktır. Yamacın ağaçlarla kaplı olması da rotor etkisinin bir başka nedenidir. Yamacın hemen eteğinde Akçağlayan ve Zümrütevler mahallelerinin bulunması nedeniyle inişte bina türbülansları ve şehir termiği ile karşılaşılabilir. Ayrıca inişte yüksek gerilim hatlarına da dikkat edilmelidir. Kuşaklıkaya kalkış noktası, Uludağ 1. Gelişim oteller bölgesinin 2,8 km. güneydoğusunda ve 2232 m. rakımdadır. Kuşaklıkaya noktasına oteller bölgesinden çıkılabilmektedir. Bursa'dan karayoluyla doğrudan oteller bölgesine ulaşılabileceği gibi teleferikle Sarıalan'a çıkıp sonrasında dolmuş minibüslerle oteller bölgesine çıkılabilir. Kış aylarında ise Kuşaklıkaya'ya telesiyej ile ulaşım imkanı bulunmaktadır. Yazın Fatintepe'ye kadar araç ile çıkılıp sonrasında yürümek gerektiğinden uçuş için kış mevsimi tercih edilir. Kış uçuşları yamaç parüşütçülerine zevkli saatler sunar. Kuşaklıkaya'ya telesiyej ile manzaralı bir yolculuktan sonra ulaşılabilir. Kuzeyli rüzgara uygun olan pist, havanın açık olduğu zamanlarda Marmara Denizi'nin de görülebileceği muhteşem görüntüler sunar. Kışın Uludağ'da hava şartlarının ani değişebileceği gözününe alınarak, yüksek irtifada bulunan kalkış pistinden havalanmadan önce, bölgenin gün içerisinde ani değişimler gösterebilen mikro meteorolojisi sürekli olarak izlenmelidir. Uçuş öncesi bu konu öncelikli olarak değerlendirilmelidir. Genellikle kış aylarında kullanılan Kuşaklıkaya noktasında geniş ve uzun koşu mesafesi bulunmasına rağmen bölgenin bir kayak pisti olması dolayısıyla kanat hakimiyeti iyi, eğitimlerini tamamlamış ve tecrübeli pilotların uçması tavsiye edilir. Pistlerdeki kalabalığa ve telesiyej hatlarına dikkat edilmesi ve buna göre uçuş planlaması yapılması gerekmektedir. iniş alanı Kuşaklıkaya Grand telesiyejinin arkasındaki boş alandır, iniş planlaması yukarı çıkmadan önce yapılmalı ve kar kalınlığı kontrol edilmelidir. Uludağ kış mevsiminde kayak ve kış yürüyüşleri dışında dağcılık kulüplerinin tercih ettikleri kış temel eğitim alanı özelliğini de taşımaktadır. Kış aylarında eski maden bölgesindeki kar çukuru Bursalılar dışında İstanbul ve Eskişehirli dağcıların, Üniversite dağcılık kulüplerinin pratik kar-buz eğitimleri yaptıkları bir bölgedir. Dağcıların kullandıkları değişik zorlukta ve uzunluktaki kış rotalarından yedisi kuzey çanağında, ikisi ise güney yamacında bulunur. Hava sıcaklığının (-5) ile (-20) C arası, rüzgar hızının ise zaman zaman 50-90 km. arası değiştiği maden bölgesine 1. Gelişim oteller bölgesindeki kayak evi önünden başlayan patikadan yürünerek veya 2. Gelişim bölgesindeki maden telesiyeji kullanılarak ulaşılmaktadır. Kuzey çanağı olarak adlandırılan kar çukurunda genellikle karın yoğun olduğu Ocak, Şubat ve Mart aylarında yapılan eğitimlerde dağcıların kullandıkları belirgin 7 teknik rota bulunur. Kayak evi patikası kullanıldığında kuzey çanağına varmadan önce sağdan yükselen rotanın teknik bir zorluğu yoktur. Ancak rüzgarlar nedeniyle kuzey uç kısımlarında kar balkonları oluşur. Rota başlangıcında kar yumuşak olmasına rağmen yükseldikçe sertliği artar. Rota Keşiş tepede sonlanır. İlk çıkışı 2002 yılında Emre Alto Parlak ve Batur Kürüz tarafından yapılan rotanın uzunluğu yaklaşık 140 m. dir. Kuzey çanağının batı ucundaki rotada tırmanış yaklaşık 60 derecelik eğimle başlar. Yan geçiş ile yükselir ve eğim uç noktadaki kayalıkta artar. Rota buradan itibaren kuzey yönünde yükselerek keşiş tepe sırtına çıkar. Altoparlak - Kürüz rotasının yaklaşık 40 m. solundaki rota diğerlerine nazaran daha diktir. Kışın rotaya oldukça dik bir çığ kulvarından girilir. Oynar ve çürük kayalar nedeniyle yazın kullanılması riskli olmasına rağmen ip kullanılmadan da çıkılabilir. Yaklaşık 120 m. lik yükselişten sonra rotanın eğimi azalırken kaya blokları artar. Keşiş tepenin altında yaklaşık 15 m. dik bir çıkıştan sonra batıya doğru yan geçişle rota sonuna varılır. 1986 yılında Haldun Aydın Gün ve arkadaşları tarafından ilk çıkışı gerçekleştirilen Volfram Dağ Kulvarı rotası diagonal rota olarak da bilinir. Zirve kuzey çanağında bulunan ve çıkıldıkça doğuya dönen bu rotanın uzunluğu yaklaşık 150 m. dir. Hava şartları elverişli olduğunda ip açmayı gerektirmeyen zevkli bir rotadır ve bu yüzden tercih edilir. Sert hava koşullarında ve özellikle Şubat ve Mart aylarında sert kar nedeniyle mix etaplar geçmek zorunda kalınabilir. İlk çıkışı 2003 yılında yapılan ve yaklaşık 130 m. uzunluğunda, kışın kar ve buzun yoğun olduğu zor bir rotadır. Mix etapların bulunduğu bu dik rotaya kuzey çanağının solundaki çukurdan girilir. Kış aylarında fazla güneş aldığından tırmanışa sabah erken saatlerde başlamak gerekir. Mantar sote rotasının kayalıktan geçen son bölümü oldukça dik olduğundan, risklidir. Uç nokta yaklaşık 70 derecelik bir eğime sahiptir ve kışın bir korniş bulunur. Kornişin geçilmesiyle rota rasatdüzü başında sonlanır. Büyük zirve-göller bölgesine ulaşmak için kullanılan ve yazın oldukça belirgin olan rota çanağın doğusundan yükselir. Eski madenden parkur başı olan düzlüğe kadar fazla bir eğimi olmayan rota sonrasında kapıya kadar yaklaşık 300 m. yükselir ve eğim son 90 m. de artar. Rotanın Rasatdüzü başına çıktığı son metreleri kış aylarında çok rüzgar aldığından buzdur. Özellikle Şubat ve Mart aylarında yapılacak çıkışlarda teknik malzeme kullanılır. Kapı rotasının solunda bulunan rota, üstte yol gibi gözüken set boyunca ilerleyerek çanağı yan keser. Son 30 metresi 2-3 derece kaya etabından oluşur ve Rasat düzüne çıkar. Özellikle kış aylarında çanak güneş görmediği için kar, buz ve mix tırmanış olanakları sunar. Tamamı 3 ip boyu olan rotaya teknik malzeme olmadan kesinlikle girilmemelidir. Uludağ'ın en eski ve ünlü serbest tırmanış rotasının ilk çıkışı 1989 yılında Sidney Nowill tarafından yapılmıştır. Kütlenin güneyindeki bu rota kaya yapısından dolayı yaz aylarında tercih edilmez. Özellikle kış aylarında kar, buz ve mix tırmanış imkanı verir. Rota, yaklaşık 300 metre yanal olarak yükselir ve dikleşir. Rota girişinde, orta sette ve zirve altındaki setin sağında emniyet için sabit sikkeler mevcuttur. Rotaya kaya ve kış eğitimi almayan kişilerin girmemesi gerekir. İlk çıkışı 1995 yılında Zafer Yamaner ve arkadaşları tarafından yapılan rotaya girmek için Kuşaklıkaya'dan Soğukpınar ormanına doğru inmek gerekir. İnişte ciddi çığ tehlikesi vardır. Rota Nowil'le aynı çanağın içindedir. Sola dönülürse Nowill, sağa dönülürse Yamaner rotası gözükür. Yaklaşık 60-70 derecelik eğim vardır. Rota bitiminde sırttan sağa yükselerek Kuşaklıkaya'daki kafeye ulaşılır. Rota güneş gördüğü için kış aylarında sabah erken çıkışlarda teknik malzeme kullanılır. Rota, yaklaşık 90 m. uzunluğundadır. Yamaner rotasına dağcılığa yeni başlayanlar tırmanış tekniği açısından, başlarında deneyimli biri olmak şartıyla rahatça tırmanabilirler. Uludağ'ın güney yüzündeki her iki rota da ciddi çığ riski taşımaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/471-alabanda-antik-kenti.html", "text": "Karia bölgesi kentlerinden olan yerleşme, Çine'nin 12 km batısında, Doğanyurt Mahallesindedir. MÖ 15. Yüzyılda Waliwanda olarak bilinen kent, Menderes Ovasının bereketli topraklarında kurulmuş ve Miletos'tan başlayan ticaret yolları üzerindeydi. Bu elverişli konumu Hititler ile Akhalar arasında çatışmalara neden olmuştur. Helenistik dönemin en önemli eğlence ve kültür merkezlerinden biri durumundaki kentin kuruluşu, efsanevi kral Kar'a dayandırılır. Kar'ın kazandığı at yarışı zaferi sonrasında, ovada kurulan kentin adı; Karia dilinde at anlamına gelen 'ala' ve zafer anlamına gelen 'banda' sözcüklerinin birleşmesinden oluşur. MÖ 2. yüzyılda, Maiandros'un güneyi, Karia ve Lykia'nın büyük bölümü Rodos'a verildiğinde, bağımsızlığını korumuştur. Roma egemenliği sırasında da bağımsız kalmış ve yönetimle iyi ilişkilerini sürdürmüştür. Süs eşyaları ve özel amaçlı seramik yapımında yararlanılan siyah mermer, başlıca gelir kaynaklarından biri olmuştur. Alabandalı Hermogenes gibi çok sayıda mimar ve sanatçı antik dünyada adını duyurmuştur. Hristiyanlık sırasında, Stauropolis Metropoliti'ne bağlı piskoposluk olmuştur. Yerleşme, güneyden iki tepenin sınırladığı ovanın üzerindedir. Kalıntılar, ırmakların getirdiği birikintilerle yer yer örtülmüş durumdadır. Toprak üstünde görülebilen yapılar sınırlıdır. Güneydeki iki tepenin doruğunda, kent surlarından bölümler vardır. Ovadaki dikdörtgen planlı yapı, Helenistik döneme tarihlenen bouleuterion ya da meclis binasıdır. Yapının kuzeybatısında, çok az bölümü toprak üstünde görülebilen dikdörtgen alanın agora olduğu tahmin edilmektedir. Güneybatıdaki tepenin eteğinde, Dor düzenli, pronaos ve celladan oluşan bir tapınağın kalıntıları vardır. Dor tapınağının kuzeyinde yer alan yapının ise. Roma imparatorluğu döneminde, Apollon İsotimos ve Kutsal imparator kültlerine ayrıldığı yazıtlardan anlaşılmaktadır. Güneydoğu tepesindeki tiyatronun, cavea destek duvarının bir kısmı görülebilmektedir. Kentin dışında, batıda nekropol yer alır. Aşağıdaki haritayı da kullanarak Alabanda Antik Kenti'ne navigasyon cihazlarınız ile ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/472-ishak-pasa-sarayi.html", "text": ", Ağrı'da gezilecek yerler arasında bulunmaktadır. Bir kayalığın üstüne inşa edilen İshak Paşa Sarayı, son zamanlarda ayakta kalmış, dayanıklı yapılardan biri olarak göze çarpmaktadır. nın ardından nihai devirde yapılmış olan sarayların içinde en tanınmış olanı İshak Paşa Sarayı'dır. 'nda bulunan türbe, Selçuklu kümbet mimarisine makul olarak inşa edilmiştir. Saray bölümü iki katlıdır. Sarayın 366 odası da bu iki kat içine yerleştirilmiştir. Burada tespit edilen her odanın içinde, taştan uygulanan ocaklar mevcuttur. Taş duvarların arasında tespit edilen boşluklar ise, sarayın merkezi ısıtma düzeneğinin bir ögesidir. Duvarları ve zemini taş olan divan salonun boyutları 20 metreye 3 metredir. Sarayın mimarisiyle beraber, tesisat sistemleri en alaka çeken kısmıdır. İshak Paşa Sarayı'nda su, kanalizasyon ve merkezi ısıtma sistemleri yer almaktadır. Rusların Doğubayazıt bölgesini işgal ettiği dönemde, burası karargah olarak kullanmıştır. Ruslar tarafından ele geçirilen sarayın en kıymetli eşyaları Moskova'da bulunmaktadır. Saraf Sarayda 13x6,5 metre boyutlarında bulunan altın kabartmalı kapısı, günümüzde Moskova Müzesi'nde bulunmaktadır. Türkistan, Selçuklu, Osmanlı ve Fars mimari özelliklerini içeriğinde toplar. Camiinin kubbeleri Türkistan'da bulunan kubbelere benzemektedir. Ayrıca saray, Topkapı Sarayı'na benzetilmiştir. Bazı özellikleri de birebir aynısıdır. Kapıları ise Selçuklu Kubbelerinin stilindedir. 'nın Doğubayazıt İlçesine bağlı Yukarıtavla Köyü sınırlarında bulunan İshak Paşa Sarayı'na ulaşmak için, Doğubayazıt Belediyesi önünden İshak Paşa sokak istikameti kullanılarak saraya gidilebilir. Doğubayazıt, Saray arası yaklaşık 5 km'dir. Ayrıca navigasyon yardımı ile İshak Paşa Sarayına ulaşmak isteyenler, aşağıdaki haritayı kullanabilirler."} {"url": "https://www.gezipedia.net/473-bakirkoyde-gezilecek-yerler.html", "text": "İstanbul Avrupa yakasında yer alan popüler ilçelerden biri de Bakırköy'dür. Daha detaylı tarif etmek gerekirse, ilçemiz Avrupa yakasının batı yarısında yer alan Çatalca Yarımadası üzerinde ve Marmara Denizi'nin kuzeydoğu kıyısında bulunuyor. Yaklaşık 225 bin nüfusa ev sahipliği yapan ilçe, batıdan Küçükçekmece, doğudan Zeytinburnu, kuzeyden Bahçelievler, kuzeydoğudan Güngören ve güneyden ise Marmara Denizi tarafından çevreleniyor. Tarihi Roma İmparatorluğuna kadar dayanmakta olan bölge, o dönemlerde Makri Hori yani Uzak Köy olarak anılan bölgenin bazı dönemlerde ise Makro Hori yani Uzun Köy olarak anıldığı da ileri sürülüyor. olarak da anılan Cumhuriyet Meydanı, trafiğe kapalı bir mekan ve Bakırköy Sahili'ne oldukça yakın bir konumda bulunduğu için ilçenin en uğrak mekanlarından biri. Özgürlük Meydanı ise ilçenin merkezi olmuş durumda. Meydanda çok sayıda kafe ve restoran bulunuyor. Hatta yan yana konumlanmış iki farklı alış veriş merkezinden de anlayacağınız üzere ilçenin en yoğun ve en kalabalık mekanlarından biri burası. Meydanın orta yerinde bir de atlı karınca yer alıyor. . Bizans'ın en parlak dönemlerinde yani milattan sonra 400 ila 500 yılları arasında inşa edilen sarnıç, İstanbul'da bulunan açık sarnıçlar arasında büyüklük bakımından ilk dörtte yer alıyor. Dikdörtgen ve geniş bir alanı duvar gibi çevreleyen sarnıç günümüzde Belediye'ye bağlı bir mekan olarak halka sunuluyor. Zaman zaman çeşitli etkinliklerin de düzenlendiği mekanın en renkli olduğu dönemler ise Ramazan ayı şenliklerine ev sahipliği yaptığı dönemler diyebiliriz. Bakırköy'ün en meşhur mekanlarından olan Atatürk Deniz Köşkü, Şenlikköy Mahallesi sınırlarında yer alıyor. Köşk, Mustafa Kemal Atatürk'ü İstanbul'a geldiği dönemlerde misafir etmek amacıyla inşa edilmiş. Denizin 25 metre kadar içinde bulunan köşke, sahilden uzanan bir iskele ile ulaşabiliyorsunuz. Köşkte yine yaklaşık 25 metre kadar uzanan bir iskele daha bulunuyor ve bu iskele gerek denize girmek gerekse tekne, sandal gibi araçların bekletilmesi amacı ile inşa edilmiş. . Havacılık Müzesi olarak da anılan bu mekanda, Birinci Dünya Savaşı'ndan itibaren günümüze kadar kullanılan çeşitli uçaklara, helikopterlere ve hava aracı teknolojilerine yer verilmiş. Dilerseniz burada sergilenmekte olan araçları hem içeriden hem de dışarıdan daha yakından inceleyebiliyorsunuz. 'de Şenlikköy Mahallesi sınırları içerisinde yer alıyor. Çok sayıda deniz canlısına ev sahipliği yapan akvaryumu gezerken hayrete düşmemek elde değil. , 100 dönümlük bir arazi üzerine 22 dönüm alanı kaplayacak şekilde ve 2 katlı olarak inşa edilmiş durumda. Akvaryum alanı içerisinde 16 farklı dekor bulunmakta ve bu dekorlardan biri de yağmur ormanı dekoru. Yağmur ormanı dekorunda tropik yerlere özgü kemirgen ve sürüngenlerin de yer bulacağı belirtiliyor. Anlayacağınız sadece akvaryum olarak hizmet vermeyen bu mekan, aynı zamanda çocuk eğlence bölümleri, etkinlik alanları, bilim merkezi, sinema salonları, mağazalar, büfeler, restoranlar ve kafeteryalar gibi pek çok mekanı da içerisinde bulunduran kompleks bir yapıya sahip. Florya Sosyal Tesisleri huzurla dolup taşacağınız muhteşem mekanlardan biri. Şehrin yoğunluğundan sıyrılıp, tertemiz havası ve insanın içini ısıtan çevre düzenlemesiyle kesinlikle görmeniz gereken mekanlardan biri. Tesis içerisinde restoran ve kafe de bulunduğunu belirtmek isteriz. Şayet uygun bütçelerle deniz kenarında yemek yiyebileceğiniz oldukça nezih bir mekan olduğunu gönül rahatlığı ile söyleyebiliriz. Şenlikköy ve Basınköy Mahalleleri arasında uzanmakta olan bu bölge, 1937 yılında Mustafa Kemal Atatürk'ün emri ile ağaçlandırılmaya başlanmış ve o dönemlerde başlatılan çalışmalar zamanla böyle muhteşem bir alanın ortaya çıkmasına vesile olmuştur. Talimat bizzat Atatürk tarafından geldiği için bu yeşil alan, ilerleyen dönemlerde Atatürk Ormanı olarak anılmaya başlanmıştır. Birçok etkinlik yapmanıza müsait olan bu mekan dinlenirken veya vakit geçirirken oldukça keyif alacağınız bir nokta diyebiliriz. Fark ettiğiniz üzere Bakırköy'de yeşil alanlar hayli fazla. Sahil Parkı da bu mekanlar arasında en çok ön plana çıkan noktalardan biri. Gerek geniş yeşil alanları gerekse denize sıfır konumu ile huzuru soluyacağınız güzde noktalardan biri de burası. 'un Fethi sırasında orduda vazife almış bir zat olarak biliniyor. Rivayetlere göre, Bizanslılar Osmanlı askerlerinin içme suyunun sağlandığı kaynağa zehir atıyorlar ve bu sebepten ötürü askerin susuzluktan bitap düştüğü bir anda, aniden ortaya çıkarak askerlerin susuzluklarını gidermelerine yardımcı olduğu iddia ediliyor. Askerler, o gün aniden ortaya çıkan ve ismini bilmedikleri bu zata zuhur eden anlamında Zuhurat Baba olarak seslenmeye başlıyorlar. Fetih sırasında şehit düşen bu zat düştüğü yere defnediliyor ve ilerleyen dönemlerde bu zatın bir Allah dostu olduğu ileri sürülerek mezarı yanına bir türbe inşa ediliyor. Cami ilk olarak Şabanağa isminde hayır sever bir kişi tarafından 1602 yılında ahşap olarak inşa ettiriliyor. Hem olası yangın durumlarında binanın kurtarılması zor olacağından hem de ahşap yapısının tahrip olmaya başladığından Sultan Abdülaziz döneminde bütünüyle restore edilen cami, cemaat için yetersiz kalmaya başlayınca 1983 yılında yeniden restore edilerek genişletiliyor ve bugünkü halini alıyor. Her ne kadar orijinal yapıya sahip olmasa da bölgenin tarihi simgelerinden birini teşkil eden bu mekanı da görmenizde fayda var. , 1844 yılında inşa ediliyor. 1999 yılında restore edilen kilisenin alanı içerisinde Ermenilerce önem verilen birçok kişinin de mezarı bulunuyor. nda yer alan Bakırköy'e, gerek deniz ulaşım araçları ile gerekse karayolu ile ulaşmanız mümkün. Deniz ulaşım ağını tercih edecek olanların Kadıköy ya da Bostancı iskelesinden Bakırköy'e düzenlenen seferleri kullanabileceklerini belirtmek isteriz. Karayolunu tercih edecek olur iseniz, Taksim, Şişli, Mecidiyeköy gibi birçok noktadan otobüs ya da minibüs ile Bakırköy'e ulaşabilirsiniz. Ayrıca, Mecidiyeköy'den Metrobüs ile de Bakırköy'e rahatlıkla ulaşım sağlamanız mümkün."} {"url": "https://www.gezipedia.net/474-pamukovada-gezilecek-yerler.html", "text": ", Sakarya şehir merkezine yaklaşık 40 kilometre mesafede bulunuyor ve hemen hemen 30 bin nüfusa ev sahipliği yapıyor. Nüfusundan da anlaşılacağı üzere hayli küçük bir ilçe olmasına rağmen doğası ve temiz havasıyla görülmeye değer bir mekanı teşkil ediyor. olacak. Bu şirin ve güzel ilçe ile ilgili olarak bazı genel bilgiler ile birlikte gezilebilecek en gözde mekanları da sizlerle paylaşacağız. -Uygunsuz, Sapanca -Kuzey ile Bilecik sınırları içerisinde yer alan Gölpazarı ve Osmaneli ilçeleri yer almaktadır. olarak adlandırdığımız bölgenin tarihi ise milattan önce 4. yüzyıla kadar dayanmaktadır. O dönemlerde Bithynia idaresinde olan bu bölge Tataion veya Totaion olarak adlandırılmış. Tarih boyunca defalarca el değiştiren bölge son olarak Bizanslıların himayesinde iken 1312 yılında Osman Gazi tarafından Türk himayesine dahil edilmiş. 1874 yılında Sakarya Geyve ilçesine bucak olarak bağlanmış, yaklaşık 100 yıllık bir süreç sonunda yani 1987 yılında ise Sakarya'ya bağlı bir ilçe statüsüne kavuşmuştur. Bu kadar genel ve tarihi bilginin ziyadesiyle yeterli olacağını düşünüyor Pamukova'da gezilecek en gözde mekanlar ile içeriğimize devam etmek istiyoruz. sınırları içerisinde yer alan bu yapı oldukça dik bir tepe üzerine kurulmuş durumda. Kaleye ulaşımın tek yolu ise yürümek ve yaklaşık 1 saatlik bir yürüme sonrasında mekana ulaşabiliyorsunuz. Sonunda ise bu meşakkatli yolculuğun değdiği muhteşem bir yapı ve muhteşem bir manzara ile buluşuyorsunuz. Kalenin ne zaman yapıldığı ile ilgili net bir tarih bulunmuyor. Roma mimarisinin hakim olduğu bu yapı o dönemlerde inşa edilmiş ve Bizanslılar tarafından da kullanılmaya devam edilmiş. Bölgedeki önemli tarihi yapılardan biri burası. sarp kayalıkların arasında çağlayan muhteşem bir doğa harikası. Pamukova'ya yolunuz düşerse muhakkak görmenizi tavsiye ettiğimiz mekanların başında geliyor. Özellikle sıcak yaz aylarında hem serinleyebileceğiniz hem de içinizi muhteşem bir huzur ile kaplayacak olan bu mekan kesinlikle görülmeye değer. , köye yaklaşık 13 kilometre mesafede yer alıyor. Bu yaylanın popüler olma sebeplerinden biri ise her sene Temmuz ayı itibari ile yayla şenliklerine ev sahipliği yapması diyebiliriz. Kırca Yaylası'na Temmuz ayı içerisinde giderseniz çok daha güzel vakitler geçirebileceğinizi temin ederiz. ilçe rakımından 800 metre daha yüksek bir konumda bulunmakta. İlçeden yayla ve kamp alanına ulaşmak için 15 kilometre boyunca tırmanmak gerekiyor. Bu yaylanın bölgedeki en güzel mekan olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Yemyeşil ve bol oksijenli bu yaylada kamp dahi kurabilirsiniz. merkezine yaklaşık 40 kilometre mesafede bulunan Pamukova'ya kara yolu ile ulaşım mümkün. gibi civar illerden kolaylıkla ulaşabileceğiniz ilçe, şehirler arası otobüs güzergahlarının da dinlenme tesisi olarak kullandıkları bir mekana ev sahipliği yaptığından Pamukova'ya ulaşım konusunda hiçbir problem yaşamayacağınızı düşünüyoruz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/475-kucukkoy-yenicarohori-tanitimi.html", "text": "hakkında siz değerli ziyaretçilerimize bilgiler vereceğiz. Küçükköy, Ayvalık merkeze 8 kilometre mesafede yer alıyor. Yerleşim yeri olarak tarihi 1462 yılına dayanıyor. Fatih Sultan Mehmet Midilli Adası'nı fethetmeye karar verdiğinde bu bölgeye yeniçerileri konuşlandırmış ve Midilli Adası'nı aldıktan sonra bölgede isyan çıkmasına mani olmak adına yeniçerilerce buraya bir oba kurdurmuş. Yeniçeriler de bir müddet kurmuş oldukları bu obada yaşamışlar. ismini vermişler. Sonraki dönemlerde Ayvalık ve civarı Osmanlı'dan özerklik almış ve 1800'lü yıllarda Yunanistan ve Yunan Adalarından bu bölgeye çok sayıda Rum göç etmiş. İlerleyen dönemlerde mübadeleler sırasında burada yaşayan Rumlar ayrılmışlar ve sonrasında bölgeye Makedonya göçmeni Boşnaklar yerleşmiş. 1920 ile 1980 arasında Boşnak nüfus ağırlıklı olan köy zamanla boşalmış ve çok az insanın yaşamakta olduğu bir köy iken şehirden köye yerleşmeyi tercih eden bir grup insanın öncülüğünde yapılandırmaya giden bir sürecin kıvılcımları atılmış. Köyün çocukları için sanat ve kodlama gibi becerilerin ve bilgilerin aşılandığı muazzam bir mekan. KıraARThane'de mobil uygulama ve mobil oyun projelerine yol göstermek amacıyla oluşturulan bir kuluçka merkezi yer alıyor. Sergi, düğün, kurum ve okulların tertip ettiği kültür ve sanat faaliyetleri ve benzeri etkinliklere ev sahipliği yapan harika bir mekan. Köyün meydanında yer alan bu mekan ise köyün tarihini yansıtan, insanların mübadele zamanından sonra gerçekleşen Balkan göçünü ve o sırada yaşanan olayları anlamasını sağlayan hoş ve nezih bir ortam. de bu sanatçıların ellerinde yoğrulmuş ve önemli Türk Ressamlarının eserlerinin sergilendiği harika bir galeri haline gelmiş. Burada ise hem Küçükköy'ün ilk yerleşim ortamını sağlayan yeniçeriler, hem denizciler hem de Balıkesir ve civarının Osmanlıdan önceki hakimi olan Karesi Beyliği temalı takı ve aksesuarlar sergileniyor. Köye temelli yerleşmiş olan bazı sanatçıların hem atölye, hem mekan, hem de ev olarak kullandıkları bu yeri ziyaretçilere açması ile ortaya çıkan muhteşem bir sanat merkezi. Koca Seyit Havalimanını kullanabilirler. Karayolunu tercih edecek olan ziyaretçilerin ise Balıkesir-Ayvalık karayolu güzergahını takip ederek Küçükköy'e ulaşmaları mümkün."} {"url": "https://www.gezipedia.net/476-salda-golu-tanitimi.html", "text": "tanıtımı olacak ve Salda Gölü'ne dair merak ettiğiniz hemen her konuya açıklık getirmeye gayret edeceğiz. ülkemizdeki en derin tatlı su gölüdür. 185 metrelere kadar varan derinliği ile dünyanın en derin üçüncü tatlı su gölü olma özelliğine de sahip. Sadece derinlik yönüyle bile hayret verici bir göl diyebiliriz. ülkemizin en derin ve dünyanın beşinci en temiz gölü olma özelliğine de sahip. Sahilinde beyaz renkli kumsalı ve turkuaz renkli görünümü ile Salda Gölü'nün Türkiye'nin Maldivleri yakıştırmasını sonuna kadar hak eden muhteşem bir mekan olduğunu özellikle belirtmek istiyoruz. Bilim İnsanlarının yaptıkları araştırmalar ve çalışmalar sonucunda ortaya çıkan en çarpıcı detayın ise göl içerisinde Mars'ın yüzey yapısını oluşturan şekil özelliklerine sahip bir yerin bulunduğunu söyleyebiliriz. Bu türlü örneğin dünyada sadece iki tane olduğunu ve diğer örneğin ise Kanada'da görüldüğünü de ek bir bilgi olarak verelim. ise göldeki magnezyum içeren kayalardan kaynaklandığı ileri sürülüyor. Mars'ta ki yüzey özelliklerini taşıyan bu kayalardan yola çıkarak Mars'ta yaşam koşullarının oluşturabileceği fikrini daha kuvvetli bulan bilim insanları olduğunu da belirtmemizde fayda var. Gölün diğer bir hayret verici özelliği ise barındırdığı suyun mantar ve sivilce gibi cilt rahatsızlıklarını ve de göldeki magnezyum içerikli toprağın ise pek çok rahatsızlığı tedavi edici özelliğe sahip olması diyebiliriz. . Nitekim her yıl özellikle yaz aylarında yerli ve yabancı turist akınına uğrayan gölde çok sayıda insan yüzüyor ve bu duruma müdahale eden herhangi bir otorite de mevcut değil. Göl çevresine konulan tabelaların nedeni ise gölün çok derin bir yapıya sahip olmasından ve yetkililerin sorumluluk almak istememesinden kaynaklı bir uygulamadan ibaret. kurmak için geliyor. Ayrıca göl çevresinde çamur banyosu yapabileceğiniz noktalar da yer alıyor ve çamur banyosunun da cilt rahatsızlıklarını tedavi edici özelliği olduğu ileri sürülüyor. Göle ulaşabilmek için biraz zahmetli bir yol sizi bekliyor fakat yol boyunca muhteşem bir doğanın sizi beklediğini de bilmenizi isteriz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/477-bahcelievlerde-gezilecek-yerler.html", "text": ", batıdan Küçükçekmece ve doğudan Güngören ile çevrilidir. İlçenin nüfusu yaklaşık olarak 600 bin civarındadır. 1955 yıllarına kadar ilçenin bulunduğu bölgede, o zamanlar Yenibosna ve Kocasinan olarak anılan köyler yer alıyordu. O zamanlar köy olan bu iki nokta bugün Bahçelievler'in devasa iki mahallesini oluşturmakta. ilçesi sınırlarında yer alan Milli Egemenlik Parkı içerisinde bulunuyor. Osmanlı dönemine ait önemli mekanlardan biri olarak göze çarpan mekan 1500'lü yıllarda inşa edilmiş. O dönemin sivil mimarisi açısından oldukça başarılı bir yapı olma özelliğine sahip olan köşk, zaman zaman restorasyonlar geçirmesine rağmen büyüleyici yapısından pek bir şey kaybetmemiş diyebiliriz. yer alıyor. Çeşme de yapı ile aynı tarihlerde yapılmış ve günümüze kadar sapa sağlam bir şekilde muhafaza edilmiş durumda. , önceki dönemlerde Saray Bosna olarak anılıyormuş. Günümüze gelene kadar hayli tahrip olmuş ve mekan zamanla Viran Bosna veya Viran Saray olarak anılmaya başlanmış. Günümüzde sadece kalıntıları bulunan bu mekan da ilçenin önemli noktalarından biri. , altı adet kemerden ve yontma taşlardan inşa edilmiş bir yapı olma özelliğine sahip. Bu köprü Londra Asfaltında Havalimanı kavşağında yer alıyor. olarak anılmasının sebebi ise, Doğu Roma dönemine ait olan bu köprünün Mimar Sinan tarafından onarıldığı iddialarından kaynaklanıyor. , Atatürk Havalimanı'na oldukça yakın bir konumda bulunuyor. E-5 yani D100 karayolunu veya Basın Ekspres yolunu kullanarak ulaşabileceğiniz ilçeye, M1 ve M3 metro hatları ya da T1 tramvay hattı ile de ulaşmanız mümkün. Ayrıca İETT, Metrobüs, dolmuş veya özel halk otobüsleri ile de çok sayıda hattı kullanarak ilçeye ulaşabileceğiniz belirtmek isteriz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/478-yazin-kamp-kurma.html", "text": "Doğada yapılan her aktivite zevklidir. Yaz kampları her aktivitenin sonunda olması gereken doğal sürecin sonucudur. Yaz kampçılığında kamp alanının seçilmesi başta güvenlik olmak üzere birçok açıdan etkili olur. Bazı püf noktalara dikkat edilirse kampçılık huzuru ve amacına ulaşılan bir faaliyet olacaktır. Kamp kurulumunda en önemli şey doğaya en az hasarı vermek koşuluyla kamp kurmaktır. konumuzda bahsetmiştik, yapacağınız aktiviteye göre eklemeler yapılabilir. Doğada kamp, geç saatlere kalmadan, soğuk çıkmadan, yağmur, kar veya rüzgar başlamadan önce kurulmalıdır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/479-insuyu-magarasi-tanitimi.html", "text": "arasındaki ulaşımı sağlayan karayolunun 15. kilometresinde Mandıra Köyü sınırları içerisinde yer alıyor. Burdur merkeze 13 kilometre uzaklıkta olan bu mağara 1965 yılında ziyarete açılmış ve ülkemizde ziyarete açılan ilk mağara olma özelliğine sahip. İnsuyu Mağarası Torosların Batı kesiminde Göller Bölgesi olarak adlandırılan coğrafyada yer alıyor ve oluşum tarihi bakımından incelediğinde yaklaşık on milyon yıl öncesine uzanan bir hikayesi olduğu düşünülüyor. Uzunluğu yaklaşık 600 metre ve en geniş olduğu noktalarda genişliği 80 metreye kadar ulaşıyor. Mağaranın en ilginç yanı ise içerisinde akarsu ve küçüklü büyüklü tam 9 adet gölün bulunuyor olması. Bu göllerin hepsi birbirine bir şekilde bağlanıyor ve en çok ön plana çıkanların ise Büyük Göl ve Dilek Gölü olduğunu söyleyebiliriz. Mağaranın ilginç yanlarından bir başkasına değinmek istiyoruz. Mağaranın su yüzeyine paralel yani yatay uzantılı bir mağara olduğunu belirtmek isteriz. Mağara hakkında çeşitli efsaneler de anlatılıyor fakat bunları yazımızda size anlatmayı düşünmüyoruz çünkü mekanı bizzat gidip görmenizi şiddetle tavsiye ediyoruz. Efsane ve hikayeleri de mekanın kaynaklarından bizzat kendiniz okursanız çok daha güzel olur. yeni dönemde yapılan iyileştirmeler ile uygulanmış olan otantik aydınlatması, gezilebilecek noktaların yürüyüş rota işaretleri ile desteklenmesi, acil durum butonları ve kamera sistemi ile yılın her zaman diliminde ziyarete açık olarak hizmet vermeye devam edecek. Kış aylarında saat 08.30 ila 17.00 arasında ziyarete açık olan mağara yaz aylarında yine sabah 08.30 da ziyaretçi kabul etmeye başlıyor ve akşam saat 19.00 a kadar ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. Haftanın her günü ziyaretinizi gerçekleştirebileceğinizi de ayrıca belirtmek istiyoruz. Mağarayı ziyaret etmek isteyen yetişkinler için belirlenen ücret 5 TL. Öğrenciler için ise bu ücret 3 TL olarak belirlenmiş. valilik bünyesinde hizmet veren bir mekan olduğu için burada müze kartın geçerli olmadığını da bilmenizde fayda var. 'na bahse konu kilometre noktasından kahverengi tabela ile ayrılan yolu takip ederek yaklaşık 1 kilometre kadar ilerledikten sonra ulaşabiliyorsunuz. Ulaşımı oldukça kolay olan bu muazzam mekanı en kısa zamanda görmeniz dileğiyle yazımızı burada noktalıyoruz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/48-tekirdagda-gezilecek-yerler.html", "text": ", Anadolu ve Balkanlar arasında geçiş bölgesi olma özelliğine sahip olan ilimiz, İstanbul'a yakınlığı nedeniyle, Avrupalı ve Asyalı kavimlerle ikili ilişkilere girmiş olan ilimizdir. Batısında yer alan Ganos Dağı'nın oluşturduğu Tekir Dağları haricinde düzlüklerden oluşan bir ilimizdir. Tekirdağ ilinin önemli akarsuyu olan Ergene nehri, alüvyonlu ovaların verimliliğine sahip olduğu için ilin büyük nüfusunu çevresinde toplamıştır. Bitki örtüsü Maki olan Tekirdağ, ormanlık alanlardan oluşmaktadır. Akdeniz iklimi ve Karasal iklimin karışımı bir iklime sahip olan il, Marmara Denizi etkisiyle nemli bir havaya sahiptir. Tekirdağ özellikle tatilcilerin yoğun olarak ilgi gösterdiği ve bünyesinde tarihi ve doğal güzellikleri barındıran bir ilimizdir. Marmara Bölgesinin en gelişmiş olan şehirleri arasında yer alan Tekirdağ, sahili, doğal güzellikleri, turistik tesisleri, temiz denizi, misafirperverliği ile tatilcilerin mekanları arasında yer alıyor. Tekirdağ'da yerleşik hayatla ilgili ilk yaşam izlerine Karansıllı Köyü yakınlarındaki Yatak, Kuştepe ve Malkara da rastlanmıştır. İlk olarak Traklar tarafından yerleşilen bölge, Roma, Makedon, Pers, ve Bizans egemenliklerine de ev sahibi yapmıştır. Bunların ardından 1357 yılına gelindiğinde I. Murat tarafından feth edilerek Osmanlı topraklarına dahil edilmiştir. Roma imparatorluğu döneminde önemli karayollarından biri olan Egnatia Yolu'nun geçtiği bölge olan Tekirdağ sayesinde Konstantinapolis un tahıl ihtiyacının bir kısmı karşılanmaktadır. Osmanlı Devleti döneminde Çimpe Kalesinin feth edilmesiyle, Avrupa Kıtasına ilk defa ayak basmıştır. Tekirdağ ilk kez Orhan Gazi döneminde şehzade I. Murad tarafından feth edilmiştir. Bizans'ın kenti tekrar almasıyla I. Murad Tekirdağ'ı iki defa feth etmek zorunda kalmıştır. Doğu Trakya'nın 93 Harbi ile Ruslar 1. Balkan Savaşıyla Bulgarlar tarafından fethi gerçekleştirilen Tekirdağ, son olarak Yunanlılar tarafından işgale uğramıştır. Bu işgal ise Türklerin Tekirdağ'a girmesiyle son bulur. Kurtuluş Savaşı sonrası Teşkilat-ı Esasiye Kanunu gereğince Tekirdağ'ın il olduğu ilan edilmiştir. Bunun dışında ise Harf Devrimi ilan edildikten sonra, Atatürk Tekirdağ'a gelip sembolik yazı dersi vermiştir. - Çerkezköy - Çorlu - Ergene - Hayrabolu - Kapaklı - Malkara - Marmaraereğlisi - Muratlı - Saray - Süleymanpaşa - Şarköy'dür Birinci derece tarım arazisine sahip olan Tekirdağ'ın ilçeleri düz verimli ovalarda konumlandırılmıştır. Türkiye'nin yağlık ayçiçeği ve buğday üretimini karşılayan ilçelerde tarım ve hayvancılığın ekonomi değeri çok yüksektir. En hızlı sanayileşen birinci il olma özelliğine sahip olan Tekirdağ, 1931 yılında kurulan Tekel İçki Fabrikası sayesinde de yeni bir üretim sektörüne adım atmıştır. Tekirdağ'ın fethi esnasında şehit düşmüş olan askerlerimizin anısında 1949 senesinde yapılmış olup, şehrin turizmini hareketlendiren bölgeler arasında yer almaktadır. Muratlı Caddesinde yer alan şehitler abidesine her yıl yüzlerce turist akın etmektedir. Şehitlerimiz için yapılan bu anıta uzun bir merdiveni çıktıktan sonra ulaşabiliyorsunuz. Merdivenin ortasında ise taşlardan yapılmış bir Türk Bayrağı bulunmaktadır. Bayrağın yer aldığı yerin önünde ise yazıt bulunmaktadır. Ziyaretçilerine kapılarını 1967 senesinde açan müze, yıllar boyunca küçük bir salonda sergilenmiştir. Koleksiyonlarının zaman içerisinde artması ile zenginleşen müze için 1976 senesinde Kültür Bakanlığı Vali Konağı'nı tahsis etmiştir. Tekirdağ'da yüzyıllar boyunca yaşamış olan pek çok medeniyetin savaş aletleri, mızrak uçları, heykelleri, madeni paraları, süs eşyaları ve birden fazla buluntuları bu müzede gösterilmektedir. Bu nedenle Tekirdağ'da gezilecek yerler arasında mutlaka ekleyiniz. Macaristan Hükümeti tarafından satın alınmış ve sonrasında müzeye dönüştürülmüştür. Müze binasında Macar Prensi II. Frenc Rakoczi 15 yıl yaşamıştır. Avusturyalılara karşı yapılan Macar ayaklanmasının başında bulunmuş ve savaş sırasında başarısız olunca Osmanlılara sığınmıştır. arasındaki yerini almıştır. Günümüzde bazı kalıntıları bulunmaktadır ve tahmini olarak 6. yüzyıla ait olduğu düşünülmektedir. Şarköy ilçesinde yer alan ve 20 kilometre mesafede bulunan Hora Feneri, Hoşköy girişinde gelen seyahatçileri karşılayan ilk yapı olmaktadır.1861 senesinde Sultan Abdülhamit tarafından yaptırılan ve Fransa'dan getirilen dökme demirler kullanılmış ve Fransız mimarların yardımı ile yapılmıştır. Hala daha aktif olarak kullanılmaktadır. Tekirdağ bölgesinin en eski camilerinden biridir. Eskiden kervan yollarının geçmiş olduğu İnecik Köyü'nde yer almaktadır. 'ın denizi o kadar mavidir ki kendinizi denizden alamazsınız ve Uluslararası Mavi Bayrak ödülünü de almıştır. Tepesinde piknik yapma alanı bulunmaktadır. Doğal güzellik açısında Tekirdağ'da görülmesi gereken yerler arasında yer almaktadır. - Gezilecek diğer bir yer olan Camiler, Tekirdağ'ın göz bebeği konumundadır. Eski Cami, Orta Cami ve Rüstempaşa Cami önemli tarihi yapıların başında gelmektedir. - Özellikle yaz aylarında ziyaretçi akımına uğrayan Tekirdağ, Marmara bölgesinde en çok ziyaret alan yerlerden biridir. Tertemiz sahilleri, masmavi denizi sayesinde halk plajlarının ve turistik tesislerin yoğun olduğu Marmara Ereğlisi, - Küçük bir tatil beldesi olan Eriklice, - Anıt ağaçları, yemyeşil doğası ve üzümleriyle ünlü Uçmakdere Tekirdağ geziniz sırasında görmenizi önerdiğimiz yerler arasında bulunmaktadır. - Tekirdağ da gezilecek yerler arasında Namık Kemal Evi de bulunmaktadır. Osmanlı mimarisinin tarzını yansıtan bu ev de Atatürk ve Namık Kemal'in fotoğrafları sergilenmektedir. - Görülesi bir tarih kalıntısına sahip olan Tekirdağ, tatilinizde mutlaka ziyaret etmeniz gereken bir şehirdir. Şarköy'e 15 dakika mesafede bulunan Hoşköy, tarihi yapıları gezilip, görülecek bir yerdir. , Akıtma, Bulgurlu Ekşimikli Kol Böreği, Çılbır, Dilber Dudağı, Ekşimikli Biber Kavurması, Gaziler Helvası, Höşmerim, Kandilli Mantı, Köbete, Lutuka, Mantı, Nişasta Helvası, Peynir Helvası, Pırasa Böreği, Soğan Aşı, Tekirdağ Köftesi, Unlu Peynir Helvası, Üzüm Pekmezi, Zerde, Zeytinyağlı Türlüdür. Tekirdağ'a eğer yolunuz düşerse, her yıl Haziran ayında gerçekleştirilen Tekirdağ Kiraz Festivaline mutlaka katılmanızı öneririz. Tekirdağ'ın köy kahvaltısı da çok meşhur ve lezzetlidir. Bu nedenle gezinize ilk olarak köy kahvaltısı ile başlayabilirsiniz. Tekirdağ'da meşhur köy kahvaltısını yapan belirli mekanlar bulunmaktadır. Özellikle bu mekanları tercih etmelisiniz. İlk olarak doğal olarak yapılan reçel ve peynir olmak üzere adından tadına doyamayacağınız pek çok lezzet sizleri bekler. Türkiye'nin nüfus konusunda en kalabalık yirmi üçüncü şehri olan Tekirdağ, Marmara Bölgesinin Trakya bölgesinde bulunmaktadır. Doğuda İstanbul'a, Güneyde Marmara Denizi ve Çanakkale'ye, Batıda Edirne'ye ve Kuzeyde Kırklareli'ne komşu olan ilimizin son yapılan araştırmalara göre nüfusu 874 bine yükselmiştir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/480-alinda-antik-kenti.html", "text": "Alinda, Aydın'ın güneyinde, Karpuzlu ilçesinin sınırları içindeki antik kenttir. MÖ 4. yüzyılın ikinci yarısında önem kazanan bu kale kent, Karpuzlu Ovası'na egemen bir geçitle birbirine bağlı iki tepe üzerinde kuruludur. Kentin kuruluş tarihi bilinmemektedir. Antik kaynaklarda, Hekatomnos'un kızı Ada'nın, MÖ 340'larda kardeşi Karia Satrapı Piksodaros tarafından Halikarnassos'dan sürüldüğü zaman bu kente yerleştiği yazılıdır. MÖ. 334'te Büyük İskender'in Kayra fethi sırasında bağımsızlığını koruyabilen tek yerleşme olmuştur. İmparatorun sempatisini kazanan ve böylelikle ayrıcalık elde den kraliçe Ada, Halikarnassos'un tümünü almış ve Karia kraliçesi olmuştur. Ada'nın yörenin egemeni olmasıyla birlikte kent hızla gelişmiştir. Roma egemenliği döneminde Asya Eyaleti'ne bağlanmıştır. Hristiyanlığın başlangıcında, Stauropolis Metropoliti'ne bağlı piskoposluk olmuştur. Kenti ve kuzeydeki akropolis'leri çeviren ve MÖ 4. yüzyıla tarihlenen surlar oldukça sağlamdır. Bu surları Kraliçe Ada'nın yaptırdığı sanılmaktadır. Tiyatro büyük ölçüde toprak altındadır, ince taş işçiliğine sahip olan bu tiyatro Helenistik dönemde yapılmış, fakat Roma döneminde değiştirilmiştir. Stadyum güneydoğuda, kentin dışındadır. Mezarlık ise tüm kente yayılmış durumdadır. yönünden gelecekler ise yine Çine merkezden Karpuzlu yönüne doğru sola dönerek Karpuzlu'ya ulaşılması gerekmektedir. Muğla-Alinda Antik Kent arası 95 km'dir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/481-basaksehirde-gezilecek-yerler.html", "text": "ve Küçükçekmece, batıdan Esenyurt, doğudan ise Esenler ilçeleri ile çevrilidir. İlçede gezebileceğiniz başlıca mekanlar arasında Azatlı Baruthanesi, Şamlar Tabiat Parkı, Başakşehir Göleti ve Yarımburgaz Mağarası yer alıyor. Osmanlı dönemlerinde bölgede Azatlı olarak anılan bir baruthane bulunduğundan az önce bahsetmiştik. Bu baruthane o dönemlerde devletin barut ihtiyacının önemli kısmının temin edildiği bir yer ve 1877 yılına kadar faaliyet göstermeye devam eden bir tesis. Yerleşim yerlerinin dışında yer alan baruthanenin büyük bir kısmı tahrip olmuş durumda olsa da idare merkezi olduğu düşünülen binanın önemli bir kısmı günümüze kadar kalabilmeyi başarmıştır. , bölge halkının en gözde mekanlarından biri. olarak anılıyor. Gölet, İstanbul'un en büyük yapay gölü olma özelliğini taşıyor ve 300 dönümlük park rekreasyon alanının içerisinde yer alıyor. Gölün de içerisinde bulunduğu alanda, restoranlar, çay bahçeleri, oyun parkları ve golf kulübü bile bulunuyor. Mekan aynı zamanda kongre ve gösteri türü etkinliklere de bazı dönemlerde ev sahipliği yapmakta. Özellikle Ramazan aylarında oldukça hareketli bir etkinlik alanına dönüşen parkta, Ramazan ayına uygun her türlü sahne faaliyetine yer verilmeye çalışılıyor. , dünyadaki en eski yerleşim yerlerinden biri olma özelliğine sahip. 2001 yılında yapılan çalışmalar ile öncelikli arkeolojik ve doğal sit bölgesi statüsüne sokulmuş olan mağara, Küçükçekmece Gölü'ne yürüme mesafesinde ve İstanbul şehir merkezine ise 22 kilometre kadar mesafede bulunuyor. Yapılan çalışmalarda elde edilen kalıntı ve belge mahiyeti taşıyan bulgulardan anlaşıldığı üzere mağaranın, Alt veya Orta Buzul Çağı veya Eski Taş Çağı dönemlerinde kullanılmış olan bir mekan olduğu tespit edilmiş durumda. Yani en kötü ihtimalle yaklaşık 2 milyon yıl önce başlayıp 12 bin yıl önce sona ermiş olan bir dönemden bahsediyoruz. Bu durum, Yarımburgaz Mağarası'nı Türkiye'nin bilinen en eski yerleşim yeri yaptığı gibi dünyanın da en eski yerleşim yerleri arasına dahil ediyor. Öyle ki; insanlığın Avrupa kıtasına yerleşim sürecinde de rol almış olma ihtimali oldukça yüksek. Avrupa yakasında yer alan Başakşehir'e hem karayolu hem de raylı sistem kullanılarak ulaşım sağlanabiliyor. Metro hatlarından M3 ile ulaşım sağlayabileceğiniz gibi M3 metro hattı ile birçok demiryolu güzergahına da erişim sağlayabiliyorsunuz. Karayolunu tercih etmeniz durumunda İstanbul'un çeşitli yerlerinde yer alan pek çok dolmuş, halk otobüsü ve belediye otobüs seferleri aracılığı ile ilçeye ulaşım sağlayabileceğinizi de belirtmiş olalım."} {"url": "https://www.gezipedia.net/482-magnesia-ad-maeandrum-antik-kenti.html", "text": "Magnesia Ad Maeandrum, Büyük Menderes'in küçük bir kolu üzerinde Söke'ye 17 km uzaklıkta yer alan antik İonia kentidir. Strabon'a göre, kentin ilk kurucuları Thessalia'dan gelen Magnetler ile onlara katılan Giritlilerdir. Kent İonia Bölgesi'nde bulunduğu halde, Aiolialılar tarafından kurulduğu için, İonia Birliği'ne alınmamıştır. Kentin MÖ 680 - 652 yıllarında efsaneye göre taktığı yüzükle istediği zaman görünmez olabilen ve böylelikle Lidya'nın kralı olan Gyges tarafından yönetildiği bilinmektedir. ) Satrapı Oroites, Sisam'ın ünlü tiranı Polykrates'i bu bölgede öldürtmüştür. olarak belirtilmektedir. Doğu Roma döneminde piskoposluk merkezi olmuştur. Atina'nın büyük komutanı ve Yunanlıları büyük bir hezimetten kurtaran Salamis Deniz Savaşının galiba İhemistokles, Atina'lı halkın oylamasıyla sürgün edildikten sonra, Pers İmparatoru Artakserkses ile yakın ilişki kurmuş ve onun izniyle Magnesia'ya yerleşmiştir. İhemistokles'in burada oldukça saygı gördüğü ölümünden sonra Agorada anısına dikilen anıttan anlaşılmaktadır. 'dır. Bu tapınağın Tanrıça Kibele'ye ait daha eski bir tapınağın yerine inşa edildiği sanılmaktadır. Kireç taşından 41x67 metre boyutlarındaki yapının sütun kaideleri Efes'dekilere benzer, İon üslubundaki sütun gövdeleri üzerinde 32 yiv yer alır. , Lethaeus Irmağı'nın birikintileri altındadır. Tiyatronun kimi sütun başlıkları birikintiler arasından görülebilmektedir. Stadyum kalıntıları ise ağaçlarla örtülmüş durumdadır. Antik Kentine ulaşmak için; Aydın merkezden Söke yoluna doğru giderken Tekinköy sapağından sağa dönerek kente ulaşılabilir. Aydın merkezden antik kente yaklaşık 30 km'lik bir yolculuk mesafesi bulunmaktadır. yönünden gelecekler için Aydın karayolu üzerindeki Söke ayrımından sağa dönerek Tekinköy'e ulaşabilirler. İzmir Antik kent arası yaklaşık 90 km'dir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/483-kisin-kamp-kurma.html", "text": ", sert doğa koşulları nedeniyle yaz ve bahar kamplarından oldukça farklıdır. Her şeyden önce kış kampı için ihtiyaç duyulan malzemeler farklıdır. Çadırınızdan giyeceğinize kadar tüm malzeme ve ekipmanınız bu sert doğa koşullarını karşılayacak kalite ve özelliklerde olmalıdır. Özellikle çadır ve tulum konaklama için kış dağcılığında çok önemlidir. Ancak dersimizin konusu malzeme ve ekipman değil, doğru malzeme ve ekipmanla gidilmiş bir kış kampında, güvenliğinizi ve konforunuzu arttıracak bazı küçük detaylara değinmektir. İşte güzel bir kış kampı için bazı ipuçları. - Çadır rüzgar almayan bir bölgeye kurulmalıdır. Eğer bu açıdan uygun bir bölge bulamazsa çadırınızı sert rüzgarlardan koruyacak bir kar duvarı yapılmalıdır. Eğer kar yoksa ağaçlardan bir rüzgar duvarı yapabilir. - Kışın üzerinde biriken karın ağırlığı ile ağaç dalları kırılır ve çok ciddi bir güvenlik sorunu yaratır. Bu nedenle çadır ağaçların altına kurulmamalıdır. - Çadır yumuşak kar üzerine kurulmamalıdır. Önce çadırı kuracağınız bölgeyi ayaklarınızla iyice ezin ve sertleştirir. Aksi takdirde yumuşak kara kurulan çadır, ağırlıkla yavaş yavaş kara saplanacak, sonunda ya dağılacak, ya da yeniden çadır kurma mecburiyetinde bırakacaktır. - Çadırı kurduktan sonra çadır zeminine yayılacak bir termal battaniye yerden gelen soğuktan önemli oranda koruma gerçekleştirecektir. Ayrıca bu malzeme çok hafif ve küçük olması nedeniyle taşıması kolaydır. - Kış kampında en altta kapalı hücre bir mat, üstünde ise şişme mat kullanılması önerilir. Açık hücreli matlardan kaçınılmalıdır. Çünkü açık hücre matlar ıslandıkları takdirde sünger gibi ıslaklığı yayarlar. Kapalı hücre matlar da ise ıslaklık yayılmaz. - Kışın dikkatlice çadırın içinde yakacağımız küçük bir tealight mum çadırın ısısını 4 0C arttırır. Ancak mumun içerideki oksijeni de tükettiğini unutmamalıyız. Sadece çok üşüdüğümüzde tek bir mum yakmalı, mum yanarken uyunmamalı ve bu arada çadırı da yakmamaya özen göstermelisiniz. - Kimyasal reaksiyonla çalışan el/ayak ve vücut ısıtıcıları ile cep sobaların çadırda ısınmak için iyi bir seçenektir. Bunlar 40-45 C dereceye kadar ısı üretirler ve yaklaşık 6 saat bu ısıyı korurlar. Uyku tulumu içine alacağımız bir iki ısıtıcı konforu arttırır. - Isınmak için gerektiğinde 1 lt su kaynatılıp, bir pet şişeye doldurularak uyku tulumunun içine alınabilir. - Tuvalet ihtiyacı geldiğinde soğukta dışarı çıkmaktan çekinip tutulmamalıdır. Çünkü idrarı sıcak tutabilmek adına vücut ilave enerji harcar ve bu üşümeye neden olur. Diğer bir seçenek de patlamaz bir idrar torbası alıp bu işi çadırda yapmak da olanaklıdır. Bunu yapabilmeleri için kadınlara yönelik özel aparatlar da var. - Soğuk havada vücut ısısını dengede tutabilmek için daha çok enerji harcar ve tabi bununla beraber su da öyle ki, çok soğuk bir havada, dinlenme halinde iken bile 5-7 litre su kaybedilebilir. Bu nedenle sık sık su içip ve enerjiyi korumak için karbonhidrat ağırlıklı yiyecekler tüketilmelidir. Böylelikle daha sıcak kalınabilir. - Bol bol sıcak içecekler içerek vücut ısısı bu şekilde çok daha kolaylıkla dengelenir. Tekrar tekrar sıcak içecek yapmaya uğraşmak yerine de yanımıza iyi bir termos alıp sorunu bu şekilde çözmek mantıklıdır. - Su şişelerini gece uyurken donmaya karşı korumak için bir çorabın içine koyup ve çorapla birlikte ayakkabının içine sokmak donmayı en aza indirir. - Diğer bir seçenek de şişeleri baş aşağı tutmaktır. Bu şekilde su yukarıdan donmaya başlayacaktır. Şişeyi doğrulttuğumuzda üstte donmamış su kalır ve siz de buz eritmekten kurtuluruz. - Yatmadan önce enerji verici bir şeyler yemek, geceyi daha rahat geçirmeyi sağlar ve bu sayede temiz bir uyku geçirilir. - Kulakları da kapatan bir şapka, boyunluk ve eldiven giymek ısı kaybını ciddi oranda azaltır. - Her türlü pili cihazından ayırıp ve iç ceplerinizde taşımalısınız. Aksi takdirde soğuk nedeniyle kullanılamaz duruma gelir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/484-phaselis-faselis-antik-kenti.html", "text": "Güneybatı Anadolu'da Antalya ile Fethiye Körfezleri arasında Akdeniz'e doğru uzanan bugünkü Teke Yarımadası'na eski çağ da Likya adı verilmiştir. Göz alıcı bir doğa ile bütünleşmiş antik kentler, karakteristik kaya mezarları, lahitler, Akdeniz'in berrak suları altında gizlenen gizem dolu batıklar, mitolojik öyküler, cengaverler, sönmeyen ateş, Noel Baba ve renkler Likya Bölgesi'nin özet tanımıdır. bölgenin doğu ucunda, Pamphylia Bölgesi'ne komşu bir kent olarak bilinir. Belki de bu konumundan dolayı, Likya'nın kendine özgü etnik ve kültürel yapısı ile mimarisine ait izlere Phaselis'te pek rastlanmaz. M. Ö. 7. yüzyıl'ın başlarında Rodos'lu kolonistler tarafından kurulmuştur. Kuruluşu ile ilgili bir efsanede, Lacios'un liderliğinde Phaselis'e ulaşan kolonistlerin, burada Cylabros isimli yerli bir çobanla karşılaştıkları, Lacios'un yerli çobana, beğenip yerleşmek istedikleri bu toprakların bedeli olarak arpa ekmeği mi yoksa kurutulmuş balık mı istediğini sorduğu, onun kurutulmuş balığı tercih ettiği, bugünden dolayı Phaselis'lilerin Cylabros'u bir kahraman gibi kutsayarak ona her yıl kurutulmuş balık kurban ettikleri anlatılır. Phaselis'lilerin bu ucuz adak ve kurban geleneği, biraz da mizah konusu edilerek çağlar boyu söylenip durmuştur. Kentin kurucusu olan Lacios'un kimliği de tartışmalıdır. Bazen Argos'lu olduğu söylenir. Bazen de Lindos'lu bir yerli olarak gösterilir. Phaselis'e Mopsos'un annesi Manto'ya bir kehanet açıklaması için gönderildiği, gemilerinin Khelidonia civarında parçalandığı, Lacios'un bugün Phaselis'in olduğu yere çıktığı ve kehanet gereği Cylabros adında bir çobana kentin bedeli olarak kurutulmuş balık verdiği hikaye edilir. Ancak Mopsos'un bu kolonizasyondan çok daha önceleri yaşamış olması gerekir. Bu nedenle ne şekilde anlatılırsa anlatılsın, öyle yada böyle, bu kuruluş efsaneleri Phaselis'in kolonistlerce zorla ele geçirilmediğini ve burada onlardan önce de bir iskanın bulunduğunu belirtmesi yönünden önemlidir. Kuşkusuz bu yerli halk Likya'lılardır. M. Ö. 6. yüzyılın ortalarında, tüm Likya ile birlikte Pers egemenliği altındadır. Bir süre sonra adalar ve Anadolu'daki Yunan kentlerinin bağımsızlığım sağlamak amacıyla Atina tarafından Pers'lere karşı kurulan Attika-Delos Deniz Birliği'ne de katılır. Deniz Birliği vergi listelerinde, bir ara ödediği 6 talent'lik yüksek bir miktarla diğer Likya kentlerinden farklı bir statüde olduğu anlaşılır. Ephesos gibi büyük ve zengin bir kent kadar vergi ödeyebilmesi, o devirdeki parlak ekonomik güçlerinin kanıtıdır. M. Ö. 469'da Atina'lı kumandan Cimon, Phaselis'e özerkliğini verir. M. Ö. 411'de Atina ile Pers'ler arasındaki savaşta Isparta ile birleşen Persler, kenti tekrar hakimiyetleri altına alırlar. bu dönemlerde doğu Akdeniz'deki stratejik konumunun da verdiği avantajla yine zengin bir deniz ticaret limanıdır. Birçok sikkesinde deniz ve ticaretin simgesi olarak gemi provası yada kıçı resmedilmiştir. En önemli ihraç ürünleri yakınındaki Solymos Dağı'ndan elde ettiği gemi yapımında kullanılan kereste, piyasada aranılan meşhur gül yağı ve çeşitli parfümlerdir. Theodectes M. Ö. 4. yüzyıl'da yaşamıştır. İsocrates'in öğrencisidir. Onun felsefi görüşleri hakkında bugün çok az bilgi sahibiyiz. \"Onlar iki kız kardeştir. Birincisi İkincisine, İkincisi birincisine hayat verir\" Theodectes'ten alman bir sorudur ve yanıtıda gece ve gündüzdür. Theodectes'in yetiştirip azat ettiği Sibrytius isimli bir kölesi vardır. Phrygia'lı Esope'den sonra edebi eser meydana getiren tek azat edilmiş köledir. Büyük İskender'in gelişiyle birlikte, Likyalılar bağımsızlıklarını kaybettikleri gibi, özgün kültürleri tüm öğeleriyle unutulmaya yüz tutmuş, kısa sürede Hellenizm yerli kültüre egemen olmuştur. Bu dönemde Phaselis dışında, Likya'da basılmış sikke yoktur. M. Ö. 330'dan 150'lere kadar basılan tüm sikkeler İskender'e ait Stater'ler ve Tetradrahmy'lerdir. Barışı sonucu Rodos'luların eline geçerse de halkın Rodos'lulara karşı olan memnuniyetsizliği de göz önünde tutularak M. Ö. 168'de Roma Senatosu'nun kararıyla tekrar bağımsızlığına kavuşur ve Likya Birliği içinde yerini alır. Likya Birliği'nin esas kuruluş amacı, gerektiğinde özgürlükleri uğruna birleşip, daha güçlü olabilmektir. Antik Çağın ünlü coğrafyacısı Strabon'un Artemidoros'tan naklen verdiği bilgilere göre, M. Ö. 100 yıllarında birliğe üye 23 kent vardı. Kuşkusuz tüm Likya kentlerinin sayısı 23'ten çok daha fazlaydı. Strabon'un belirttiği bu sayı, büyük olasılıkla sadece oy veren kentleri gösteriyordu. Bunlar arasında Tlos, Xanthos, Patara, Pınara, Myra ve Olympos 3 oy hakkına' sahip birinci sınıf kentlerdir. Phaselis ise, ilk zamanlarda birlik üyesi olmasına rağmen, Artemidoros'un listesinde yer almamaktadır. M. Ö. 2. yüzyıl'da basmış olduğu birlik tipi sikkelere rağmen, bunların üzerinde birliği simgeleyen LY veya LYKION kelimelerine rastlanmamaktadır. M. Ö. 1. yüzyıl'ın başlarında, yöredeki otorite boşluğundan dolayı Cilicia'lı korsanların kontrolü altına girer. M. Ö. 78'de Romalı Kumandan Publius Servilius Vatia dört yıl süren bir askeri harekat sonucu korsanların lideri Zenicetes'i, Olympos'ta korunduğu kale ile birlikte yakar, Phaselis'i zapteder, tüm bölgeyi korsanlardan temizler. Ayrıca Phaselis ve Olympos'u Zenicetes'le ittifaklarından dolayı Likya Birliği'nden atarak Cilicia Eyaleti'ne bağlar ve hazinelerine el koyar. Pompeius M. Ö. 48 yılında Caesar karşısında bozguna uğradıktan sonra destek bulmak üzere Mısır'a yaptığı deniz seferi sırasında güvenlikli oluşu nedeniyle Phaselis'e uğrar. Şair Lucan bu sefer sırasında kente \"küçük Phaselis\" demektedir. Zira ona göre evler terkedilmişti ve çok az bir nüfus vardı. Hatta Pompeius'un gemicileri Phaselis'lilerden daha kalabalıktı. M. S. 43'te İmparator Claudius'un emri üzerine, Phaselis'te dahil tüm Likya, Pamphylia ile birleştirilerek bir Roma eyaleti haline getirilir. Bu idari değişiklik sonucu Likya Birliği eski kudretini kaybetmiş olmakla beraber, diğer yerel görevlerini ve kendi kendini idare hakkım sürdürebilmiştir. Ancak sosyal yaşamda, kültürde, sanatta Romalılaşma süreci başlamış bulunmaktadır. Likya'lılar artık Romalı isimler alıyorlar, imparator kültü hızla yayılıyor, Roma'ya özgü oyun ve sporlar revaç buluyordu. Özellikle M. S. 2. yüzyıl'da Romanın barış ve huzur dolu yıllarında oldukça parlak günler geçiren Phasehs'i M. S. 129'da İmparator Hadrian ziyaret eder. Bu ziyaretin amsına yeni anıtlar inşa edilir, heykeller dikilir. M. S. 3-4. yüzyıl kentin zaman zaman korsanlık ve yağmalara sahne olduğu dönemdir. Yazılı kaynaklarda adına pek sık rastlanmaz. Romalı yazar Aelian, hayvanlarla ilgili olarak M. S. 200 yıllarında yazdığı bir kitapta Phaselis'lilerin eşek anlarından çok sıkıntı çektiklerini ve hatta kenti terkettiklerini anlatır. M. S. 7. yüzyıldan itibaren Akdeniz limanlarına başlayan arap akınları, Phaselis'e stratejik yönden yeniden önem kazandırır. Başta savunmaya yönelik olmak üzere, yoğun bir inşai faaliyetin içine girer. Nüfusu artar ve yeni mahalleler oluşur. M. S. 9-10. yüzyıllar da ise körfezin en önemli limanı artık Attaleia'dır. Bazı verilere göre bu yıllarda, Phaselis'teki yapılardan sökülen taşlar, mimari elemanlar sur inşaatında kullanılmak üzere Attaleia'ya taşınmıştır. Buna rağmen kentteki yaşamın en azından 12. yüzyıla kadar sürdüğü piskoposluk listelerinden anlaşılır. Bir süre sonra da tarih sahnesinden tamamen silinir. Phaselis'in en eski sikkeleri M. Ö. 550-480 yılları arasında basılmış olan Pers standardında stater'lerdir. Bu sikkelerin ön yüzünde domuz biçiminde bir gemi provası yer almaktadır. M. Ö. 5. yüzyılın ortalarına tarihlenen sikkelerde de gemi provası ile yunus balığı birlikte tasvir edilmektedir. Likya Birliği'nin erken dönemlerinde Phaselis sikkeleri federal tipte gümüş Drachmy'lerdir. Genellikle ön yüzde Apollo başı, arka yüzde lyre vardır. Bilinen son sikkesi ise İmparator Gordian III (M. S. 238-244) devrine aittir. Geçimi büyük ölçüde deniz ticaretine bağlı olan Phaselis'liler antik çağ boyunca ticaret dünyasında ve özellikle de Atina'da kötü bir şöhrete sahiptir. Onlar için \"çok hain ve acımasız insanlardır...\" diyen Demosthenes şöyle devam ediyor: \"hemen her zaman borç para alırken çok kurnaz ve akıllıdırlar. Ancak çok geçmeden aldıklarını unuturlar. Hatırlatıldığında ise bin türlü özür ve bahane bulurlar, borçlarım umursamazlar...\" Atina'da yabancılarla ilgili deniz ticaret davalarının çoğu Phaselis'liler aleyhine açılmıştı. Ünlü Atina'lı harpist Stratonicus'a insanlık aleminin en kurnazı kimlerdir diye sorulduğunda, \"Pamphylia'da Phaselis'liler, tüm dünyada ise Side'liler\" diyor. Onların yine antik kaynaklardan öğrendiğimiz diğer bir ilginç yanlan da, değişik saç modelleridir. Sisoe adı verilen bu saç stilinin nasıl olduğunu bugün bilemiyoruz. Ancak bildiğimiz şey, çevrede nedense hiçte hoş karşılanmadığıdır. olmak üzere, erken devirlere ait tapınaklar, saraylar ve diğer önemli kamu binaları geleneğe bağlı olarak burada inşa edilmiş olmalıdır. Bugün sadece, bitki örtüsü arasında gizlenmiş çoğunluğu Bizans Çağı'na tarihlenen dini ve sivil yapı kalıntıları ile boy boy sarnıçlar seçilebilmektedir. Strabon'un da belirttiği gibi Phaselis'in karakteristik özelliklerinden birisi üç limanlı olmasıdır. Kuzey limanı bugün için, yer yer kayalık ve rüzğara açık bir körfez durumundadır. Denizin üzerinde görülebilen iki küçük kaya çıkıntısının arası doldurularak uzun bir mendirek elde edilmiştir. Böylece liman kuzeydoğu'dan kontrol altına alınmıştır. Limanın güneyinde, kıyı boyunca rıhtım izleri görülebilmektedir. Limanın batısındaki sazlarla kaplı bataklık alan, dolmadan önce limanla bağlantısı olan kullanılır bir göldü. Deniz ile bağlantısı kapanıp, deşaıj imkam yok olduğunda bataklığa dönüşmüş ve bu haliyle de Phaselis'lilerin başına ciddi sağlık sorunları yaratmıştır. Livius, Rodoslu gemicilerin Phaselis'te bulundukları sırada, dayanılmaz kötü kokular çıkaran bir yerden sıtmaya benzer bir hastalık kaptıklarını kaydeder. Livius'un sözünü erittiği yer kuşku yok ki bu bataklıktır. Kentin ana limanı yarımadanın doğusunda, korunaklı küçük bir koydur. Adeta yuvarlak bir havuz şeklindeki bu limana, 18 metre açıklığında bir ağızdan girilmektedir. Ağızın her iki ucuna, akropolden inen çevre surlarıyla da bağlantısı olan birer kule inşa edilmiştir. Bu görünümünden dolayı Askeri Liman adı da verilmiştir. Limanın akropol yönünde, konglamera bloklarla inşa edilmiş yüksek bir rıhtım ve gerisinde de gümrük ve depo niteliğinde yapılar yer almaktadır. Kuleler, sur duvarları ve rıhtımın kesme taş blokları yıkıldığı şekliyle suyun altında izlenebilmektedir. Limanın gerisinde, kumsaldan su kemerlerine doğru, değişik boyutlarda yine çoğu limanla ilgili geç devirlere ait yapı temelleri görülür. Bu alanın güney batısına daha sonraları, küçük bir kilisesi de olan dar sokaklı bir Bizans mahallesi yerleşmiştir. Akropol'ün güneyindeki liman daha büyük tonajlı gemilerin girip çıkmasına elverişlidir. Burada da yarımadanın batı yönündeki en uç çıkıntısından itibaren denize doğru uzanan bir mendirek inşa edilmiştir. Mendireğin tamamı bugün suyun altındadır. Tekneler yüklerini mavnalarla indirip bindirdikleri gibi, ahşap iskelelerde kullanılıyordu. Birkaç yerde de binalardan sökülüp alman yapı taşları, hatta yazıtlı heykel kaideleriyle oluşturulmuş geç devirlere ait yanaşma iskeleleri de vardır. Bugün ana caddenin her iki yanına sıralanmış olan yazıtlar, kazılar sırasında bu iskelelerden çıkarılmıştır. Kent merkezi ve mimari doku yarımadanın berzahındadır. Akropolün eteğinde, askeri liman ile güney limanı birbirine bağlayan ana cadde uzanır. 225 metre uzunluğunda, yer yer 20-25 metre genişlikteki cadde, trapez şeklinde olup, üç hatlı ilginç ve nadir bir plan gösterir. Bu planda orta ana yolu, her iki yanda üçer basamakla çıkılan kaldırıma benzer yan üst yollar izlemektedir. Cadde aşağı yukarı tam ortalarda küçük, şirin bir meydan oluşturduktan sonra, güney limanı yönünde İmparator Hadrian'ın kenti ziyareti anısına yapılmış tek gözlü bir zafer kapısıyla son bulur. Caddenin zemini genellikle düzgün taş bloklarla döşelidir. Döşemenin altında mükemmel bir kanalizasyon ve drenaj sistemine ait izler görülebilmektedir. Topografik yapısı itibarıyla caddenin sadece yaya trafiğinde kullanıldığı muhakkaktır. Dokuyu oluşturan başlıca yapılar caddenin her iki yanına sıralıdır. Askeri liman yönünden girildiğinde, caddeye batı yakasından cepheli bir dizi dükkan ve gerisinde de karmaşık planlı yapılarla karşılaşılır. Biraz daha güneyde ise, son yıllarda yapılan kazılarda ortaya çıkarılan bir hamam-gymnasium kompleksi yer alır. Gymnasium peristyl bir yapı görünümündedir. Sporcuların antrenman yaptıkları bir avlu, bunu çeviren portikler ve gerisinde de eğitim odaları bulunuyordu. Yapı geç devirlerde farklı kullanımlar nedeniyle özgün plan ve karakterini kaybetmiş, zemini mozaikle döşenmiştir. Gymnasium'un güneyinden iki kapıyla hamamın soyunma yeri olan apodyterium'a girilir. Apodyterium'un üzerinin tonozla örtülü olduğu bellidir. Kuzey duvarı boyunca birbirine bitişik olarak inşa edüen üç niş, olasılıkla soyunma localarıydı. Zemin ve duvarlar mermer plakalarla kaplanmıştı. Daha sonra sırasıyla hamamın soğukluk ve ılıklık bölümlerine girilmektedir. Tepidarium hamamın sıcak buhar ve dumanla, zeminden ve tubuli denilen toprak künklerle duvarların içinden nasıl ısıtıldığının en güzel izlenebildiği bir yerdir. Bu ısıtma sistemine hypocaust adı verilir. Sistemin bir parçası olan üst üste konmuş yuvarlak hypocaust tuğlaları hamamın esas zeminini taşıyordu. Buradan iki kapı ile sıcaklığa yani caldarium'a girilir. Caldarium'un batı duvarı küçük bir niş ile son bulmaktadır. Güney duvarında ise yarım daire şeklinde büyük bir niş vardır. Bu mekandaki hypocaust tuğlaları diğer bölümlerden farklı olarak kare şeklindedir. Caldarium, güney duvarındaki iki menfez ile külhana bağlanmıştır. Roma Çağı'nda hamamda yıkanmanın belli devre ve usulleri vardır. Soyunma odası apodyterium'da giysiler çıkarılıp, palaestra ya da gymnasium'a geçilir. Çeşitli beden eğitimi çalışmalarından sonra caldarium'da sıcak su ile yıkanılır, arzu edilirse locanicum'da terlenir. Buradan yine tepidarium veya soğuk su banyosu için frigidarium'a gelinir. Roma Çağ'ında hamam sadece yıkanılmak için değil, günün uzunca bir zamanını hoşça geçirmek için gidilen, çeşitli konularda söyleşiler yapılan bir tür sosyal kurumlardır. Hamam mimari özelliklerine göre M. S. 3. yüzyıla tarihlenebilir. Ancak tadüatlar görerek yıllarca kullanılmıştır. Hamamın güneyinde, kent meydanına açılan yüksek bir kapısı olan, kareye yakın planlı büyük yapı agoradır. İmparator Hadrian döneminde (M. S. 117-138) inşa edildiğinden Hadrian Agorası adıyla anılır. Agoralar genellikle üç tarafı portiklerle çevrilen, bunların gerisinde de dükkan ve depoların yer aldığı ticari ve sosyal merkezlerdir. M. S. 5-6. yüzyıllarda Hadrian Agorası'nın kuzeybatı yarısına dikdörtgen planlı bir bazilika eklenmiştir. Bazilika'nın moloz taşla inşa edüen duvarları ve üç pencereli apsisi ayakta kalabilmiş bölümleridir. Doğu ve güney yönlerinde de Bizans Çağı eklentileri mevcut olmakla birlikte, özgün plan kısmen korunabilmiştir. Buradaki büyük bir sarnıç hemen dikkatleri çekmektedir. Agora'nın meydana bakan cephe duvarının önü, kentin en gösterişli yerlerinden biri olmalıdır. Kazılarda ortaya çıkarılan ve bir kısmı yazıtlı olan kaidelerden anlaşıldığına göre, cephe duvarının önündeki bir taş sekinin üzerinde heykeller sıralanmıştı. Giriş kapısının her iki yanındaki kaidelerde, Phaselis'e büyük bağışlarda bulunan Likya'nın hayırsever zenginlerinden biri olan Opramoas ile Saxa Amyntianus'un heykelleri vardı. Rhodiapolis'li Opramoas, M. S. 140 civarında Likya'da meydana gelen ve kentleri harap eden depremden sonra 28 kentin iman için 500.000 Denar'lık bağışta bulunmuştur. Bunun yanında Phaselis M. S. 2. yüzyıl boyunca, ziyafetler, şölenler, yağ bağışlan, halka açık binaların bakım ve onarmaları için yapılan cömertçe yardımlardan epeyce yararlanmıştır. Agora'nın önünde meydanı bütünleyen diğer bir öge de Çeşmedir. Dikdörtgen şeklinde küçük bir havuzu vardır. Suyun Agora'nın güneydoğu duvarının üzerinden künklerle getirildiği mevcut izlerden belli olmaktadır. Bu sıradaki son yapı grubuna planı ve mimari özelliklerinden dolayı Geç Devir Agorası denilmektedir. İç avlusu adeta bir portik gibi koridorlarla çevrilmiştir. Geride yer alan bir çoğu iki katlı işyeri, dükkan, ticarethane, depo ve belki de konaklama amaçlı odalar bu koridora açılmaktadır. Agora güney limanıyla da bağlantılıdır. Caddenin karşı yakasına geçildiğinde, tiyatronun altında, Hadrian Agorası'nın tam karşısında, bir diğer hamamla karşılaşılır. Konumu nedeniyle işlek bir liman durumundaki Phaselis'te birden çok hamam olması doğaldır. Büyük bir kısmı ayakta duran hamam, birbirine paralel üç ana mekandan oluşmaktadır. İçinde küçük bir havuz bulunan ilk mekan soğukluk yani frigidarium, ortadaki mekan ılık bölüm tepidarium, sonuncu ise doğusunda külhan da olan sıcak bölüm caldarium'dur. Hamamı alttan ısıtan sistem, bir fikir verebilecek kadar sağlam durumdadır. Külhandan gelen sıcak hava ve duman, zeminin altında, 60-70 cm. yükseklikteki tuğla payeler arasında dolaşarak ısınmayı sağlıyordu. Bu küçük hamam M. S. 3-4. yüzyıllara tarihlenebilir. Birçok onarım ve tadilat gördüğü anlaşılmaktadır. Hamamın güney'inde, caddeye taşmış olan, zemini mozaik döşeli bir yapı dikkati çeker. Kuzey ve güneye açılan iki kapısı vardır. Kent içindeki yeri ve kazıda ortaya çıkan kanalizasyon bağlantıları nedeniyle umumi hela olarak isimlendirilmiştir. Elde edilen bilgi ve belgelerden, Phaselis'te çeşitli devirlerde Athena Polias, Heracles, Hestia, Hermes adına tapınaklar yapıldığını biliyoruz. Bu tapınakların yerleri henüz kesin olarak saptanamamıştır. Düşünülen ve önerilen en uygun yerlerden biri Akropol diğeri ise Hadrian Agorası'nın arkasında yer alan 15 metre yükseklikteki küçük tepedir. Yine kent merkezinin oldukça dışında, bugünkü asfalt yolun hemen kenarında yer alan geniş bir terasta bazı araştırmacılar tarafından uygun bir tapınak yeri olarak işaret edilmektedir. Bulunan bazı yazıtlara göre Phaselis'te en az iki kez atletik festival düzenlenmiştir. Bu halde kentte bir stadium'unda olduğu düşünülmelidir. Erken dönemlerde kuyu, sarnıç ve kaynaklarla su sorunlarım çözmeye çalışan Phaselis'liler, daha sonraları Roma Çağı'nın mühendislik bilgisiyle kentin suyunu kuzeydeki bir kaynaktan itibaren yüksek kemerler üzerinde getirmişlerdir. Kaynakta depolanan su, arazinin engebelerine uydurularak inşa edilen kemerler üzerinde, Hadrian Agorası'nın hemen arkasındaki tepeye ulaşmaktadır. Buradan da künk ve kanallarla kent içi dağıtım yapılmıştır. Kuşkusuz Phaselis'in en etkileyici ve görkemli yapılarının başında akropolün kuzeybatı yamacına yaslandırılan tiyatro gelmektedir. Hellenistik geleneğe uygun olarak kent ve çevrenin göz alıcı manzarasıyla bütünleşmiş bir konumdadır. Tiyatroya, meydandan taş merdivenlerle ulaşılır. Esas giriş çıkış her iki yandaki parados'larla sağlanmış olmalıdır. Ancak özellikle bu bölümlerin özgün mimarisi, Bizans Çağ'ındaki savunma amaçlı kullamm ve ilaveler nedeniyle oldukça değişmiştir. Yarım daire şeklindeki Cavea, 20 oturma sırasından oluşmaktadır. İnişi ve çıkışı sağlayan 4 radial merdivenle 5 bölüme ayrılmıştır. Bu haliyle 1500-2000 kişilik bir oturma kapasitesine sahip olduğu söylenebilir. İki katlı ve 5 kapılı olduğu anlaşılan Scene Binası'nın ikinci katı kısmen tahrip olmuş durumdadır. Proscenium bir kolonad şeklindedir. Kazıda eski konumunda sabit olarak ele geçen yarım sütunların üzerinde architrav ve triglyph frizi yer alıyordu. Oyunlar genellikle proscenium'un ahşap döşeli damının üzerinde oynanıyordu. Bununla ilgili olarak, oyuncuların girip çıktıkları sahne kapılarının eşik seviyesinde ahşap hatıl yuvaları görülebilmektedir. Orkestra'nın zemini sıkıştırılmış topraktır. Büyük olasılıkla, Hellenistik tiyatro üzerine Roma beğenisine uygun öğeler eklenerek, kullanımı yüzyıllar boyu sürdürülmüştür. Kentin yerleşim alanları dışında birkaç Nekropol alam yer almaktadır. Bunlardan en yaygın kullanım, kuzey limanını boydan boya çeviren denize bakan yamaçlar üzerindedir. Megaron planlı ve üzeri tonozla örtülmüş basit mezar odaları, yerli kaya bloklarına oyulmuş tek yada grup halinde tekneler, basit gömüler en çok rastlanan mezar tipleridir. Bunların yanında birkaç heroon tarzında anıtsal nitelikli mezar ve süslü lahit de vardır. Bazı lahitler de erezyon nedeniyle bugün denizin içindedir. Phaselis'te Türk arkeologları tarafından 1980 yılında başlatılan kazı, çevre düzenleme ve rehabilitasyon çalışmaları, dönemler halinde sürdürülmektedir. Bu kapsamda kentin girişinde inşa edilen modern karşılama merkezinde küçük bir lokal müze, kafe ve yayın satış yerleri yer almaktadır. bir yıl boyunca Phaselis Antik Kenti'ni sınırsız ziyaret edebilirler. yönünden gelecekler için Kemer ilçesine gelmeden, Tekirova'yı geçince Phaselis tabelasından sağa dönerek Phaselis Antik Kentine Ulaşabilirsiniz. Mobil cihazlarınızın nasvigasyonundan faydalanarak antik kente gelmek için aşağıdaki haritadan faydalanabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/485-bayrampasada-gezilecek-yerler.html", "text": "ilçesi. Batıdan Esenler, doğudan Eyüp, kuzeyden Gaziosmanpaşa ve güneyden Zeytinburnu ilçeleri ile çevrili olan Bayrampaşa, eski dönemlerde Sağmalcılar ismi ile anılıyorken büyük bir kolera salgını ile çok sayıda insan hayatını kaybediyor. nereler?'' diye sorduğunuzu duyar gibi olduk. Öyleyse buyurun gezilecek yerleri birlikte inceleyelim. den biri olduğu konusunda ısrarcıyız. Çünkü bu mekan sadece bir AVM değil bir kompleks desek daha doğru olur. AVM gezmeyi sevmeyenlerin bile içeride ummadığı şeyler ile karşılaşabileceğini belirtmek isteriz. Mesela Magic Ice, Turkuazoo Akvaryum ya da Jurassik Land gibi mekanlar da burada yer alıyor. Detaylar hemen aşağıda. Forum İstanbul alışveriş merkezi içerisinde yer alan bu mekan, -5 derece soğukluktan oluşturulmuş bir alanda, kutupların atmosferine benzetilmiş, kar ve buzlardan oluşan mekan içerisinde Kuzey Işıkları, İskandinav bölgesine ait doğa motifleri ve hayvanlarını da içerisinde barındırıyor. Müzenin asıl amacı ise Viking yaşam tarzı ve İstanbul ile Vikinglerin tarihi bağları hakkında bilgi vermeyi hedefliyor Öyle ki; müzenin açılış teması dahi Vikinglerin İstanbul seyahati olarak belirlenmiş durumda. Bu mekanın sizlere ilginç ve bir o kadar da müthiş bir deneyim yaşatacağını düşünüyoruz. içerisinde yer alan ilgi çekici diğer bir mekan ise bu dev akvaryum. İçerisinde çok sayıda deniz canlısını barındıran bu mekanı gördüğünüzde şaşkınlığınızı gizlemeniz pek mümkün olmayacak. Kendinizi adeta bir deniz altı ile muhteşem bir seyahatin içinde gibi hissedeceksiniz. Özetle, es geçmemeniz gereken mekanlardan biri de burası. Türkiye'de başka bir örneği bulunmayan, Avrupa'da ise en büyük dinozor temalarına sahip olan bu müze ziyaretçiler tarafından oldukça rağbet görüyor. Hem yetişkinler hem de çocuklar için tasarlanmış olan bu mekan, oyun alanları, bilim merkezi ve kuluçka üniteleri gibi çok sayıda ilgi çekecek noktayı da içerisinde barındırıyor. Öyle ki; çocukların 50 metrekarelik bir alanda rehber eşliğinde arkeoloji kazısı yapması bile mümkün. , ülkemizde ki en büyük eğlence parkı olma unvanını elinde bulunduruyor. Parkın bir tarafı lunapark diğer tarafı ise göletten oluşuyor ve park etrafında keyifle gezebileceğiniz muhteşem çevre düzenlemesine sahip yürüyüş yolları da bulunuyor. Ayrıca çocuk oyun parkı, hayvanların bulunduğu hayvanat bahçesi türünde bir çiftlik, amfi tiyatro, piknik alanları, hobi bahçeleri ve spor alanları gibi, harika vakitler geçirebileceğiniz çok sayıda nokta bulunuyor. İsmetpaşa Mahallesinde yer alan İsmetpaşa Parkı da bölgede ilgi gören mekanlardan biri. Ayrıca içeride bulunan sosyal tesis de parkta güzel vakit geçirmeniz için güzel bir detayı oluşturuyor. Unutulmaya yüz tutmuş olan kumda kahve bile içebileceğiniz bu tesisi ve pakı da mutlaka görmenizi tavsiye ediyoruz. Belediye tarafından inşa edilen piknik ve mesire alanı 2013 yılı baharından bu yana ziyaretçilere hizmet veriyor. Oldukça verimli bir kompleks olarak tasarlanmış olan mesire alanı, şehrin yorucu atmosferinden sizi resmen çekip alıyor. Bolca huzur depolayacağınız alanlardan biri de burası diyebiliriz. Avrupa yakasında bulunan Bayrampaşa, Büyük İstanbul Otogarı ya da bilinen diğer adı ile Esenler Otogarına çok yakın bir konumda bulunuyor. Bu yüzden de Bayrampaşa, İstanbul ulaşım ağında önemli bir konumda bulunuyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/486-kekovada-gezilecek-yerler.html", "text": "Depremler adaları yerinden oynatınca, kimi zaman geriye sulara gömülmüş kentler kalır. Bu batık kentlerin biri de, turkuaz renkli suların sarmaladığı Kekova adasındadır. Likya uygarlığının duvarları, Akdeniz'in içinden yitik bir masalın sözcükleri gibi size bakarlar. Likyalılar, Anadolu tarihini kurdukları kentlerle taçlandırdılar. Tlos, Xanthos, Patara, Pınara, Myra, Olympos, Arykanda, Sidyma gibi kentler yangınlardan, yağmalardan ve depremlerden geçip günümüze ulaştı. Sıçak iskelesindeki Aperlai, Üçağız'daki Theimussa ve Kaleköy'deki Simena aynı mahallenin çocukları gibi denize bakıyorlar. \" adıyla anılan bu kalıntılar, tarihle coğrafyanın iç içe geçtiği yeryüzü cennetlerinden biri. Batık Kent'i görmek için, Üçağız'dan ya da Kaleköy'den bir cam tekne kiralarsanız, su altındaki duvarları, merdivenleri, temelleri ve amforaları da görebilirsiniz. Kıyıya yanaşmanın ve dalmanın yasak olduğu Batık Kent'te düş gücünüzü biraz zorlarsanız adaların dalgalara anlattığı Likya söylencelerini duyacaksınız! Kekova'nın tepesindeki kaleye tırmandığınızda, kalenin burçları arasından beyaz badanalı evleri, onbiray çiçeklerini ve adaları görebilirsiniz. - Batık Kent'i gezmek için dalgıç olmaya gerek yok dersek yalan olur! Ama en azından dibi cam pencereleri seyir teknelerinden biriyle yolculuk edin. Üçağız ve Kaleköy'den tekne kiralayabilirsiniz. Pazarlıkta yarar var! - Seakayaking, haziran-ekim; arasında yapılıyor. Bir tür kano yolculuğu. Sudaki lahitin yanından geçip Batık Kent'in üzerinde gezinmek için ideal. Deniz mağaraları da programda... - Kekova'ya gitmeden önce Likya uygarlığı hakkında kitaplar okuyun. Işık Ülkesi Likya ve Eskiçağda Lykia Bölgesi önerilebilir. - Demre'de Myra antik kentini, Noel Baba Kilisesi'ni gezmeyi unutmayın. Kaş çarşısı da sizi bekliyor. Soğuk suya girmekten korkmayanlar nisan ayında sezonu açabilirler. Mayonuzu ve havlunuzu unutmayın. Üçağız ve Kaleköy'de konforlu otel aramayıp doğanın bir parçası olarak, bir Akdenizli gibi yaşayın! Ama Kaleköy'deki pansiyonların Üçağız'dakilere göre daha pahalı olduğunu söylemeliyiz. Nedeni de, Kaleköy'deki su yokluğu nedeniyle, işletmelerin taşıma su ile hizmet vermeleri. Konforlu otel isteyenler, Kaş'ta ya da Demre'de kalmalılar. Ama biz yine de Kekova'da kalın deriz. Savaşı'nda onların da yer aldıkları düşünülürse, M. Ö. 1200 yıllarında da Anadolu'daydılar. Tersane Koyu ve Kaleköy'e bakan kıyılarda yer alan Batık Kent'in kalıntıları arasında dalyan işliği ve havuzlar var. Kekova'yı karaya bağlayan Üçağız köyü ismini, Yunanca Tristomo sözcüğünün Türkçe karşılığından alıyor. Doğusunda Theimussa antik kenti var. Denize açıldığınızda dizi dizi kaya mezarları sizi uğurluyor! Bu taş yapıtlar, kayaların ve makilerin arasında gizemli bir dünyanın bekçileri gibiler, iskelenin yanındaki mezar, bir özelliği ile diğerlerinden ayrılıyor. Üzerinde çıplak, genç bir adam figürü var. M. Ö. IV. yy.'a ait olan mezarın kitabesinde bir zamanlar içinde yatan ölünün adı yazılı: Kluwanimi... Bu da, diğerleri gibi, define avcıları tarafından talan edilmiş. İskelenin keskiyle düzeltilmiş duvarları ve çökmüş bir yola açılan kapı kalıntısı, bir zamanlar burada yaşayanların ipuçlarını bize vermeye çalışıyorsa da, kent, tarihin içinde kapalı bir kutu gibi duruyor. Kentin başına gelenlerin en yakın tanığı olan Akdeniz ise, bu taş kutunun duvarlarını mavi mavi aşındırıyor. 'ya gelebilir, oradan ya dolmuşlarla Demre aktarmalı Kekova'ya ya da en İyisi araç kiralayarak Üçağız'a gidebilirsiniz. Dalaman Havaalanı'nı kullanacaklar, önce Kaş'a, sonra Kekova'ya ulaşacaklar. Dolmuşların virajlı yollarda sizi epeyce hırpalayacağını belirtelim. Demre-Antalya Havaalanı arası 150 km, Kaş-Dalaman Havaalanı arası 160 km, Kaş-Üçağız köyü arası ise 35 km. Kendi araçları ile gelmek isteyenler, aşağıdaki haritayı kullanarak navigasyon cihazlarınız ile Kekova'ya ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/487-kalkanda-gezilecek-yerler.html", "text": ", en sıcak günlerde bile insanı boğmayan havası ve adeta denize akan coğrafyasıyla son yıllarda fazlasıyla popüler. Özellikle İngilizler'in başı çektiği yoğun bir yabancı nüfusu bugün Kalkan'a yerleşmiş durumda. Tabii bu durum en çok arazi sahiplerine ve inşaatçılara yaramış görünüyor. Kalkan'ın sırtını yasladığı dağlara doğru yayılan kentin, neyse ki eski dokusunun bulunduğu bölüm korunabilmiş. ise restoran, pansiyon veya hediyelik eşya dükkanlarına dönüştürülmüş. Kalkan'ın ruhunu yansıtan bu sokaklar da sıralanan tarihi evler, adeta akarak kıyıda Akdeniz'in laciverti ile buluşuyorlar. da o kadar çok restoran var ki buraya \"Restoranlar Cumhuriyeti\" demek yanlış olmaz. Ya da \"Teras Kent\" denilebilir. Kıyıya kadar olan eğimli bölgede bulunan her restoran ve pansiyonun mutlaka bir terası var. ve restoranları akşam saatlerinde yerini kalabalıklara bırakıyor. Mekanların bazıları lezzet konusunda o kadar ünlü olmuş ki önceden rezervasyon yapılmadığında yer bulmak güçleşiyor. Eski bir Rum balıkçı köyü olan Kalkan'ın adı 1920'li yıllara kadar Kalamaki imiş. , restorana dönüştürülmüş eski bir zeytinyağı deposunda hizmet veriyor. Akşamları fasıl yapılan mekanda geleneksel Türk yemeklerini bulabilirsiniz. Ev yapımı mantı ve çiğ böreği, aynca güveçte köftesi nefis. Gün içinde hafif bir şeyler yemek isteyenler içinse Cafe Del Mar hizmete hazır. Çeşitli kahvelerin yanında nefis pasta ve kekleri burada tatma şansınız var. mutlaka ziyaret edilmeli. Kalkan'da kiralanacak bir araçla üç antik kent bir gün içinde gezilebilir. Ayrıca taksiler gayet uygun fiyatlara söz konusu yerlere gidiyorlar. , İlkçağ'da Fethiye Antalya arasında büyük bir uygarlık kuran Likya Birliği'nin idari ve dini merkezi olan Xanthos, M. Ö. II. Yüzyılda birliğin başkenti olmuş. Pers saldırılarına karşı gösterdiği onurlu direnişle tarihe geçen Xanthos, Roma ve Bizans dönemlerinde önemli yapılarla donatılmış. 12. yüzyılda yaşanan Arap akınları nedeniyle kent terk edilmiş. Letoon ise kutsal bir merkez olarak Likya için önemliymiş. Bu nedenle kente adını veren Tanrıça Leto başta olmak üzere Apollon ve Artemis adına tapınaklar bulunuyor Letoon'da. Aynca her iki kentte bulunan Roma tiyatroları son derece sağlam durumdalar. , antik kentin yanı başında yaklaşık 12 kilometre boyunca kesintisiz olarak uzanıyor. Çöl kumunu andıran yapısı \"altın kumsal\" tanımlamasına son derece uyuyor. Kumsalın sadece antik kente yakın olan bölümünde bir tesis bulunuyor. Onun dışında kumsalın geri kalanı adeta ıssızlığın ortasında yaşıyor. Bu nedenle yanınıza gerekli ihtiyaçlarınızı alarak bu ıssız bölümlerde dilediğiniz gibi denize girmeniz mümkün. Ama güneşe karşı mutlaka önleminizi alın. Sürekli rüzgarlı olan kumsalda güneşin yaktığını fark etmiyorsunuz. - Fethiye - Antalya karayolu üzerinde bulunduğu için ulaşımı gayet kolaydır. Kendi araçları ile Kalkan'a gelecekler, navigasyon cihazları ile aşağıdaki haritayı kullanarak Kalkan'a ulaşabilirler."} {"url": "https://www.gezipedia.net/488-koprucay-tanitimi.html", "text": ", uzun yolculuğu boyunca kimi zaman nazlı nazlı akarken, kimi zaman da raftingcilere soğuk terler döktürüyor. Bu benzersiz serüveni siz de tadın! , doğal güzellikleri ve kanyonlarıyla ünlendiği gibi, raftingcilerin en çok rağbet ettikleri akarsulardan da biri. Raftingin başlangıç noktası, Olukköprü'nün 100 metre altında. 8 veya 14 kişi alan botlarla yapılan bu yolculuğa başlamadan önce, bot rehberi yolculara raftingle ve suyun akışı ile ilgili bilgiler veriyor. Sonra kasklar takılıyor, kürekler kavranıyor ve yola çıkılıyor. Acemi raftingcilerin heyecanı başlangıçta sakin sakin akan suyla birlikte yatışsa da, parkurun ilerleyen bölümlerinde yeraltı sularıyla zenginleşen Köprüçay, konuklarının yüreklerini ağızlarına getiriyor. Suların içinde bir görünüp bir kaybolan bot, kıyıdan raftingi izleyenler için hoş bir gösteri yaratıyor. Yine de, rafting sporu için kolay geçişler bunlar. Zorluk dereceleri 6'ya kadar değerlendirilen nehir sınıflandırmasında, Köprüçay, 2+ zorluk derecesi ile tanımlanıyor. Bu dereceler, dalga boyuna, sualtı ve suüstü engellerine, akış hızı ve devinimlere bakılarak saptanıyor. de bu köyün yakınında. Köprü üzerinden ya da yanındaki kayalıklardan kanyon ağzındaki sulara atlayan raftingciler bunu bir cesaret gösterisine dönüştürüyorlar. Onlar sulara düşüyor ama; Köprüçay, dört mevsim beslendiği pınarlar sayesinde su seviyesini düşürmüyor. Bu yüzden kürekler her zaman ele alınabilir. üzerinde nasıl ışık oyunları yarattığım görmenin tam zamanı!"} {"url": "https://www.gezipedia.net/489-gocekte-gezilecek-yerler.html", "text": ", Türkiye ve dünyadaki yat tutkunlarının çok iyi bildiği özelliklerinin yanında, doğa harikası on iki adası ve labirenti andıran koylarıyla Mavi Yolculuk düşkünlerinin de gözdesi. ) zengin tarihine sahip değil. Bu nedenle neredeyse tüm Akdeniz yerleşimlerinde görmeye alıştığımız antik kent kalıntıları burada yok. Ancak, coğrafi yapısı ve doğası Göcek'i özel kılıyor. Etkili rüzgarlara kapalı korunaklı yapısı ve insan aklı Göcek'e, ülkemizin ve dünyanın en önemli yat limanlarından biri olma özelliğini kazandırmış. Osmanlı'dan yakın zamana kadar çevre köylerdeki ocaklardan çıkarılan krom madeninin gemilere yüklendiği liman olan Göcek, bugün yatçıların ve Mavi Yol tutkunlarının vazgeçilmez durağı. ise doğanın yarattığı doğal bir liman. Çam ağaçlarıyla kaplı muhteşem doğasına zarar vermeden ortaya çıkarılan Club Marina sadece tekne bağlanan bir liman değil. Türk hamamından konaklama için düşünülmüş villalara, restoranından spor salonuna kadar her şey, buraya gelenleri memnun etmek için tasarlanmış. Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Azra Erhat gibi yazar ve sanatçılara gerçekleştirdiği ilk Mavi Yolculuklar sayesinde önemi ve güzelliği fark edilen bölge, bugün bu yolculukların en favori güzergahını oluşturuyor. Bir hafta süren Mavi Yolculuğa ayıracak vakti olmayanlar için Göcek'ten yapılacak günübirlik veya birkaç günlük tekne yolculuğu uygun olabilir. - Her biri ayrı bir dünya olan on iki adası. - Bedri Rahmi Eyüboğlu'nun bir kaya üzerine yaptığı balık resmiyle ünlenen koyu. - Turkuaz denizin, günlük ve çam ağaçlarıyla kaplı kıyılarla buluştuğu koyları. - Yatlar için son derece uygun çoğrafyasındaki yat limanlan. - Düzenli, sakin ve dingin yerleşimine zenginlik katan lezzet ustası restoranları. - Merkeze yakın konforlu otellerden, dağlara gizlenmiş karakterli mekanlara kadar farklı konaklama seçenekleri. Limandan ayrıldıktan sonra sağ tarafınızda kalan kara parçasına ait koylar, dönüş yolunda yerini adaların koylarına bırakıyor. Tekne yolculuğunun ilk durağı Günlüklü ve Akbükü. Günlüklü, adını dünyada sadece burada yabani olarak yetişen günlük, yani sığla ağaçlarından alıyor. Gövdesini den elde edilen sıvının parfüm yapımında kullanıldığı ağaçlar, bu koylarda adeta denizle kucaklaşıyor. . Bunda çam ve günlük ağaçlarıyla denizin arasında kalan restoranda verilecek öğle yemeği molası, yolculuğun keyfini ikiye katlıyor. Göcek'teki koyları gördüğünüz zaman, neden yabancı şöhretlerin de burayı tekneleriyle ziyaret ettiğini anlarsınız. , Göcek Körfezi'nin en büyük adası. Mübadele yıllarına kadar burada yaşamış olan Rumlar, gemi bakım ve yapım işleriyle uğraşmışlar. Şimdi adada, onlardan geriye üç beş yıkık ev ve bir kilise kalıntısı kalmış. kaçkını olan Münevver Eminoğlu, burada iki köy evini yeniden düzenleyerek, doğanın içinde bahçeyle uğraşarak tatil yapmak isteyenler için hazırlamış. Bu evleri dilediğiniz Mire boyunca kiralama şansına sahipsiniz. gibi büyük kentlerden bölgeye düzenli otobüs seferleri var. İzmir yönünden gelenler direkt Göcek'e ulaşabiliyorlar. Diğer kentlerden gelen otobüslerle ise Fethiye'ye ulaşıp yine burada otogardan kalkan minibüslerle Göcek merkeze ulaşılabilir. Havaalanı'ndan Göcek sadece 22 km ve buradan da düzenli minibüs seferleri mevcut. THY, Onur Air ve Pegasus'un Dalaman'a uçuşları var."} {"url": "https://www.gezipedia.net/49-aksarayda-gezilecek-yerler.html", "text": "olacak fakat, şehrin tarihinden ve kültüründen de kısaca bahsetmeden geçmek istemiyoruz. illeri ile çevrelenmiş şekilde. Orta Anadolu'da bulunan bu şirin şehir yaklaşık olarak 385 bin nüfusa ev sahipliği yapmakta. Bölgenin ismi Hititler döneminde Kurşura, İlk Çağ dönemlerinde Garsura, daha ileri ki dönemlerde Archelais gibi terimlerle anılmış. Türkler Anadolu'ya yerleştikten sonra ise bölgeye Aksaray verilmiş. Bazı rivayetlere göre ise İkinci Kılıçarslan tarafından yaptırılan Beyaz Saray isimli yapı nedeniyle bölge bu isimle anılmaya başlanmış. Anadolu'da ki önemli güzergahların bir nevi kesişim noktası olan bu bölge Bizanslılar ve Müslüman Araplar arasında çok kez el değiştirmiş. 1071 yılından sonra Türk egemenliğine giren bölgeye Sultan İkinci Kılıçarslan tarafından özel ilgi gösterilmiş ve bölge surlar ile çevrelenerek içerisine han, hamam, medrese gibi önemli yapılar inşa edilmiş. Zanaatkarlar ve alimlerin bölgeye yerleştirilmesi ile de bölgede gelişme düzeyi hayli ilerleyerek, Selçuklunun önemli merkezlerinden biri haline getirilmiş. Kızıl Minare Aksaray'ın merkezinde bulunuyor. Selçuklu dönemine ait olan bu yapının 1221 ila 1236 tarihleri arasında inşa edildiği tahmin ediliyor. Kırmızı tuğlalardan yapılmış olmasından ötürü bu isimle anılsa da Eğri Minare olarak da adlandırılıyor. Bölgenin en eski Türk yapılarından biri burasıdır. Büyük alimlerden biri olarak tanınan Somuncu Baba 1349 yılında Kayseri bölgesinde doğmuş. Asıl simi Şemseddin Musa olan bu alim zat ilk olarak babasından tahsil almış. Babasının vefatından sonra ise Şam'da Hankah-ı Beyezidiyye'de ilmine devam etmiştir. Bu zatın mezarına ev sahipliği yapmakta olan türbeye 2012 yılında restore yapılmış ve Cami ilave edilmiştir. Bu nokta, ziyaretçilerin uğrak mekanlarından biri olma özelliğine sahiptir. listesinin de başlarında bulunan bu mekan, o zamanların en ünlü sedef kakma, ağaç oyma ve kalem işleri ustası olan Nüştekin-ül Cemali tarafından yapılan muhteşem bir ahşap minbere de ev sahipliği yapmaktadır. Bölgedeki en eski Türk yapılarından bir diğeri de burasıdır. Kapadokya Bölgesi olarak ele alındığında en eski Hristiyan eserlerinden biri bu yapıdır. Ortodoks gruplar için hayli önemli olan bu yapı milattan sonra 385 yılında inşa edilmiştir ve bölgedeki en eski yapılar arasında hayli öne çıkmaktadır. Akhisar ve Çeltik Köyleri arasında bulunan toprak yol üzerindeki bu yapının muhteşem bir Hasan Dağı manzarası olduğunu bilmenizde fayda var. Kilisenin 200 metre kadar aşağısında, o dönemler yaşayan insanlara ait olan ev ve mağara gibi kalıntılar bulunmakta. Kilise çevresi bir dönemler eski eser meraklıları tarafından sıklıkla kazılan bir bölge haline gelmiş ve bu yüzden de ciddi bir tahribat yaşamış durumda. ilçesi Sivrihisar Köyü sınırlarında yer almakta. Özellikle fotoğraf sanatçılarının en uğrak mekanlarından biri olan bölge eşsiz manzaralara ev sahipliği yapıyor. Hititler döneminden beri var olduğu tahmin edilen katedral, Asurlular, Persler, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Karamanlar ve Osmanlılar gibi nice devletleri misafir etmiş. Eski dönemlerde kervanların konaklaması ve tüccarların ibadetlerini yapabilmesi amacıyla inşa edilmiş. Aynı zamanda üst kısmında inşa edilmiş olan kaleden de anlaşıldığı üzere, aktif odluğu dönemlerde önemle korunan mekanlardan biri imiş. Şehrin önemli noktalarından bir diğeri de bu mekan diyebiliriz. olarak da adlandırılan yapının doğu tarafında Güzelyurt Göleti bulunuyor ve gün batımı manzaraları için eşsiz bir mekan olma özelliği taşıyor. Bölgenin, hatta Orta Anadolu'nun en eski yerleşim noktası diyebileceğimiz Aşıklı Höyük'te ilk izler 10 bin 500 yıl öncesine dayanıyor. Orta Anadolu'da yerleşik hayata geçilen ilk bölge olmanın yanında dünyanın ilk beyin ameliyatının da gerçekleştirildiği yer olarak bilinmesi en belirgin özellikleri diyebiliriz. Tüm Anadolu belki de Tüm dünyada çağın ötesinde teknoloji be bilim alanında öncülük yapmış bir bölge olduğu aşikar. , o dönemler göz önünde bulundurulduğunda hayli stratejik bir noktada inşa edilmiş. Antik kent bölgesinde günümüzde hala birçok kilisenin ve evin kalıntısına rastlamak mümkün. Hayli eski bir bölge olan antik kente yapısını koruyabilen inşaların genellikle Bizans dönemine ait olduğu düşünülmekte. Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatı ile 1924 yılında kurulan ve yıllar boyu un üretiminde öncü bir rol üstlenen bu mekan aslında Azmi Milli Un Fabrikası'ndan başka bir yer değil. Tarihi bir öneme sahip olan bu mekan belediye tarafından Bilim Ve Sanayi Müzesi olarak düzenlenmiş ve günümüzde bu şekilde hizmet veriyor. Yüksek bir kaya üzerine kurulmuş olan ve milattan önce 5200 ila 4750 yılları arasında yerleşim yeri olarak kullanılan bölge, günümüzde Mamasın olarak anılan Baraj Gölü içerisinde yer almaktadır. Yüksek ve hakim bir noktada bulunan bu mekan Kale Kent olarak tabir edilen yapı türlerinin İç Anadolu'daki bilinen ilk örneklerinden birini teşkil etmektedir. Kesinlikle görülmesi gereken muhteşem bir mekan olduğunu da belirtmiş olalım. Güzelyurt ilçe sınırları içerisinde yer alan bu yapılar 100 ila 200 yıllık yapılardır ve mimarisinde kullanılan bazı teknikler dolayısıyla hala sapa sağlam durmaktadırlar. Evlerin giriş kapılarında hangi tarihlerde inşa edildiğini de görebiliyorsunuz. Fotoğraf sanatına düşkün olanların vazgeçilmez mekanlarından biri. olarak anılan mevkide milattan önce 2000'li yıllara ait olduğu düşünülen kale kalıntılarından ibaret bir mekan. Hititlerin bu bölgede yaşadığına bir kanıt sayılabilecek yapı ve kalıntıları şehrin önemli tarihi noktalarından birini teşkil ediyor. Ortaköy ilçesi Reşadiye Köyü sınırları içerisinde bulunan türbe tepe bir noktada yer alıyor ve bu tepe halk arasında Ziyaret Tepesi olarak anılıyor. Mekanın güney tarafında 2 kilometre mesafede bir çilehane bulunuyor ve doğu tarafında ise yakın bir zamanda yapılmış olan Reşadiye Göleti yer alıyor. isimli bir göl bulunmaktadır ve bu bölge de hem inanç hem de doğa turizmi açısından muhteşem bir durak olma özelliğine sahip. 1300'lü yıllarda Karamanoğlu Yahşi Bey tarafından medrese olarak inşa ettirilmiş olan mekan farklı dönemlerde cezaevi ve müze olarak da faaliyet göstermiştir. Günümüzde belediye tarafından düzenlenen eğitim, kurs, bilim ve sanat etkinlikleri için kullanılıyor. Şehir merkezinde yer alan bu mekan da görmeniz gereken mekanlardan biri. Nevşehir yolunun 22. kilometresinde Ağızkarahan Köyü yönüne dönülünce çok kısada ulaşılabilen bu han Sultan Hanları formatında inşa edilmiş durumda. Hem kışlık kapalı alan hem de yazlık açık alandan oluşan han şuan restore edilmekte. Hana ev sahipliği yapmakta olan köy ise harika bir doğaya sahip. Nevşehir yolunun 44. Kilometresinde yer alan Alayhan'ın restorasyonu tamamlanmış durumda. Hanın tam ortasından ise eski Nevşehir yolu geçiyor. Hanın yolun sağ tarafında kalan kısmı yıkılmış durumda olsa da diğer kısımların çeşitli çalışmalarla ayakta tutulması başarılmış. Hana yakın konumda bulunan Han Yaylası da bölgede yoğun ilgi gören mekanlardan biri olarak biliniyor. Bu mekan ise bir kervansaray ve Selçuklu hanları arasında güzellik ve büyüklük bakımından ilk sıralarda yer alıyor. 1229 tarihinde Sultan Alaattin Keykubad tarafından yaptırılmış olan kervansaray yaklaşık 50 yaşındayken bir yangına maruz kalıyor ve onarılma sırasında bir miktar da genişletilmesi sonucunda Anadolu'nun en büyük kervansarayı unvanına kavuşuyor. Kesinlikle es geçmemeniz bir mekan olduğunu belirtmek isteriz. Halk arasında Tepesi Delik Han olarak ifade edilen Öresin Han 2013 yılında görmüş olduğu restorasyon sonrasında restoran, kafe ve alışveriş olanakları sağlayan mekanlar ilave edilerek ziyaretçilerin ilgisini çekmeyi başarmış bir mekan olmuş. Bizans dönemine ait olan bu yapı Manastır vadisi girişinde yer alıyor. İçerisinde hayvan barınağı da bulunan bu tarihi mekanın içerisindeki ulaşım taştan oluşan merdivenli basamaklar ile sağlanıyor. Yapının üst bölmesinde ise gözetleme kulesi mevcut ve ziyaretçiler bu kısma da geçiş yapabiliyor. Yine Manastır Vadisi girişinde yer alan bu yapı da Bizans yapılarından olan bir başka yeraltı şehri. 3 kattan oluşan kısım ziyaretçilere açık durumda ve yapı içerisine girince geniş bir oda sizi karşılamakta. Bu odadan ikinci bir odaya daha geçiş imkanı da bulunuyor. İçeride mutfak, duvar nişleri ve toplama alanları gibi detaylar oldukça dikkat çekici bir yapıya sahip. Gözkayası olarak anılan bölge civarında bulunan bu yeraltı şehri de yine Bizans dönemine ait bir diğer yapı. 20 metre derinliğe sahip olan bu yapının giriş katı ve zemin katı olacak şekilde iki katı bulunuyor. Gaziemir yeraltı şehrine örme taşlardan oluşan bir koridordan geçerek giriş yapabiliyorsunuz. İçeri girdiğinizde büyük bir meydanı andıran genişçe bir alan bulunuyor. Bu bölmeden diğer odalara geçiş sağlanıyor. Erzak depoları, şarap fıçılar, hayvan barınakları gibi yaşam alanlarının bulunduğu bu mekanı gezince o dönemlerdeki yaşam tarzını düşünmekten kendinizi alı koyamıyorsunuz. Saraltı Kasabasının güney yakasında bulunan bu yeraltı şehrinde odalar genellikle asimetrik yapıya sahip dikdörtgene ve daireye benzeyen şekillerden oluşuyor fakat o dönemlerde odalara tam ölçülü bir şekil verilememiş olması da gayet normal. Yapı içerisinde engebeli ve dar geçişler bulunuyor ve içeride yol almanız oldukça güç diyebilir. Yine de görülmeye değer muazzam bir yapı olduğunu belirtmek isteriz. Hem orman hem de çorak ve kayalık alanlara ev sahipliği yapan Hasan Dağı kendine özgü bir coğrafik yapıya sahip. Şehre yakın sayılabilecek konumu, barınma olanaklarını bulundurması ve yüksek noktaları aracılığı ile elverişli mevsim şartları nedeniyle doğa, gezi ve piknik aktiviteleri açısından oldukça rağbet gören mekanlardan biri. Şehrin hemen her yerinden görülebilen ve adeta bölgeyi gözetlemekte olan bu mekanı da mutlaka listenize eklemelisiniz. Ortaköy yolu güzergahında bulanan Ekecik Dağı 2215 metre rakıma sahip ve dağın çevresinde çok sayıda gölet bulunuyor. Genç çam ağaçlarından oluşan ormanları da dağa ayrı bir güzellik katmış durumda. Etkinlik ve aktiviteler açısından oldukça tercih edilen diğer bir mekan da burası. 14 kilometre uzunluğunda olan Ihlara Vadisi, Melendiz Çayının yatağını da içerisinde bulunduruyor. Vadi içerisinde şapel ve kilise türünde çok sayıda yapı bulunuyor. Aksaray'ın en güzel doğa harikalarından biri olan Ihlara Vadisi yerli ve yabancı turistlerin de uğrak mekanlarından biri. Bu vadimiz ise yaklaşık 6 kilometre uzunluğunda. Vadinin başladığı noktada bir adet kilise ve bir adet cami bulunuyor. Vadi içerisinde bulunan alan boyunca yine hatırı sayılır miktarda kilise bulunuyor. Kısa bir vadi olan Manastırlar Vadisi içinizi ısıtacak bir yapıya sahip ve burada vakit geçirirken ruhunuzun dinlendiğini gerçekten fark edebiliyorsunuz. Eskiden bölgede Sofular Köyü bulunmaktaymış fakat köy heyelan riskinden ötürü taşınmış ve bölge vadi olarak hayatına devam ediyor. Vadi içerisinde tarihi evler, hala kullanılmakta olan bağ ve bahçeler bulunuyor ve vadinin çevresinde oldukça revaçta olan Narlıgöl, Şahinkalesi Göleti ve Gülağaç Göletleri gibi su kaynakları bulunuyor. Sivrihisar Köyü ile Narköy arasında yer alan Şenlikyeri Vadisi1700 metre rakıma sahip. Vadinin çevresi meşe ağaçları ile kaplı ve vadide vahşi yaşam oldukça aktif diyebiliriz. Gezerken dikkatli olmakta fayda var. Acıgöl olarak da bilinen bu mekan bir krater gölü ve Aksaray ile Niğde sınırı olarak kabul edilen noktada yer alıyor. Göl çevresinde mesire alanları ve çeşitli mağaralar yer almakta. Çok güzel manzaralara da ev sahipliği yapan bu mekanda oldukça güzel vakitler geçirebileceğinizi temin ederiz. hepimizin bildiği mekanlardan biri. Ülkemizin tuz ihtiyacının yaklaşık yüzde 40'ı buradan temin edilmekte. Ayrıca kuş türleri için de muhteşem bir yuva olan Tuzgölü dünyaya mal olmuş gözde mekanlardan biri. Gülağaç ilçesi sınırlarında yer alan Bakı Gölü muhteşem mesire alanları ile ziyaretçilerin uğrak mekanlarından biri oluyor. Bölgede restoran hizmeti veren bir tesis de bulunuyor ve yemek hazırlamak için zaman kaybetmek istemezseniz tesisin lezzetli menülerini deneyimleyebilirsiniz. Sarıyahşi ilçe sınırlarında yer alan gölet oldukça yüksek bir konuda bulunuyor. Olta balıkçılığı tutkunlarının en çok tercih ettiği diğer bir mekan da burası. Bu mekan ayrıca fotoğraf sanatı ile ilgilenenler için de oldukça rağbet gören bir nokta. ve Aksaray sınırlarına yayılmakta olan baraj Aksaray merkezine yaklaşık 70 kilometre mesafede yer alıyor. Sarıyahşi ilçesine ise sadece 6 kilometre mesafede bulunan baraj ve çevresinde gerek piknik, gerek gezi gerekse sportif anlamda çok sayıda etkinlik yapılabiliyor. Çevre illerin de oldukça rağbet ettiği gözde mekanlardan biri diyebiliriz. Narlıgöl civarında biri Niğde iline diğeri Aksaray iline bağlı olan iki farklı termal tesis bulunuyor. Göl çevresinde bulunan yeşil alanlar ve orman ile de muhteşem bir termal deneyim sizleri bekliyor. Bu bölgeye hem göl hem orman manzaralarına doyacağınız bir etkinlik planlamayı ihmal etmeyin. tesisi şimdilik atıl vaziyette. Umarız yakın zamanda faaliyetine tekrar kavuşur. Hizmete açılması durumunda, şehir merkezinde olması nedeniyle oldukça rağbet göreceği aşikar. nın tam adresi ise Yaprak Hisar Köyü. Burada birden fazla termal otel mevcut. Zığa Kaplıcalarına, termal suyu oldukça bereketli olan bir bölge diyebiliriz. öncülüğünde bu konuda kurslar bile düzenleniyor. Fakat yeterli sayıda katılım olmadığından yeterinde ilgi görmeyen bu zanaat her geçen gün daha az insan tarafından icra edilen bir hal almış durumda. bazen geniş sürüler halinde bazen de küçük gruplar halinde gözümüze çarpıyor. Doğada kendi başlarına yaşayan bu güzel ve yabani atları mutlaka görmenizi öneririz. Sivas Kangalı türünden de iri bir köpek türü olma özelliğine sahip. Genellikle çobanların ve hayvanların güvenliği amaçlı beslenen bu hayvan şehrin de simgesini oluşturmaktadır. da Aksaray bölgesine özgü kültürlerden biridir. Taşpınar, Aksaray'ın yaklaşık 30 kilometre uzağında bulunan bir kasabadır ve bu halılar genellikle bu kasabada üretilip ülkemizin dört bir aynına dağılır. yemelisiniz. Taze çökelek, peynir ve tereyağı konarak meydana gelen dürüm oldukça sevilmektedir. Aksaray'da oldukça tercih edilen çorbalardan biridir. Çiğleme'de en sevilen hamur işi yemeklerindendir. Aksaray'ın tarihi ve doğal güzelliklerinin yanı sıra en güzel yemeklerini tatmayı unutmayın. Bu sayede oldukça güzel ve keyifli bir gezi geçirebilirsiniz. diye Türkiye haritasını açıp baktığımızda, Aksaray'ın Ankara, Niğde, Konya ve Kırşehir illerinin arasında kalan bir bölgede olduğunu görebiliriz. İlk çağlarda insanların yerleşik yaşama geçtiği bölgelerden birisi olan Aksaray, günümüzde Kuzey ve Güney dağlarının ortasında bulunmaktadır. Konum olarak hem Kuzey Dağlarına hem de Güney Dağlarına eşit mesafede olan Aksaray'ın kuzeybatısında tuz gölü bulunmaktadır. Nitekim coğrafi açıdan neredeyse Anadolu'nun tam merkezinde kalan bu şehir, coğrafya bilimcileri tarafından Orta Anadolu'nun Kızılırmak bölgesinde olduğu kabul edilmektedir. Türkiye'nin coğrafi olarak merkezi bir konumunda olması nedeniyle ülkemizdeki kara yollarının birçoğu Aksaray ve çevresinde geçmektedir. Bu sayede Türkiye'nin her bölgesinden rahatlıkla kara yolunu kullanarak Aksaray'a ulaşabilirsiniz. İstanbul'a 600 km. Ankara'ya 250 km civarında bir uzaklıkta bulunan Aksaray'a günün her saatinde giden otobüs bulmanız mümkündür. Eğer kara yolunu kullanmak istemiyorsanız, bu şehre uçak ile de gidebilirsiniz. Ancak uçak ile Kayseri yahut Kapadokya havalimanına gelerek oradan kara yolu ile ortalama 1-2 saatlik seyahatten sonra Aksaray'a ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/490-beylikduzunde-gezilecek-yerler.html", "text": ", batıdan Büyükçekmece, kuzeyden Esenyurt ilçeleri ve güneyden ise Marmara Denizi ile çevrilidir. , 2008 yılında ilçe statüsüne kavuşmuştur. Kanuni Sultan Süleyman'ın emri ile, Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa'nın denetiminde inşa edilen külliye 16. yüzyılda oldukça önem kazanan mekanlardan biri olmuştur. Kanuni Sultan Süleyman tarafından köprü, kervansaray ve çeşme yaptırılmış, Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa tarafından ise mescit, 16 adet dükkan ve 9 adet oda yaptırılmıştır. Külliye 1998 yılında restore ve yenileme süreci yaşamış, bu sürecin ardından ise Kültür Park olarak anılmaya başlamıştır. İlçenin görülmeye değer nadide güzelliklerinden birini bu mekan oluşturmakta. Yukarıda bahsettiğimiz üzere, Kanuni Sultan Süleyman tarafından inşa ettirilmiş olan bu yapı, Sultan Süleyman Kervansarayı olarak da bilinen Kurşunlu Hanı, Büyükçekmece Menzil Külliyesi'nin önemli parçalarından biri. Hanın çatısı kurşun ile kaplı bir yapıya sahip olduğundan bu mekana Kurşunlu Han ismi verilmiş. Kervansaray, kapalı ve avlusuz bir yapıya sahip olduğundan da tipik bir han mimarisi sergilemekte. 'nün yapımı Zigetvar Seferi öncesinde 1566 yılında başlıyor. Günümüze kadar bazı yenileme çalışmaları ile ulaşan bu güzide ve muazzam yapı, tamamlandığında mimarı olan zatı bile şaşırtmayı başardığına göre kesinlikle görülmesi gereken yerler arasında bulunuyor diyebiliriz. olarak adlandırılmış. Ahşap ve mavi panjurlu yapısı ile göz kamaştıran bir estetiğe sahip olan bu mekan denize cephesi ile de gözde bir konumda yer alıyor. , bölge halkı için oldukça tercih edilen mekanlardan biri. Gerek hafta sonu etkinlikleri, gerek okul veya iş yeri piknikleri için vazgeçilmez mekanlardan olan bu alanda, eşek, at hatta deve binmek için turların düzenlendiği noktalar bile bulunuyor. dir. Metrobüs hattının ilçeye uzanması ile ulaşım ağının hayli rahatladığını söyleyebiliriz. Aynı zamanda Metrobüs sayesinde ulaşım süreleri de neredeyse yarı yarıya azalmış durumda. Atatürk Havalimanı'na 13 kilometre mesafede bulunan ilçenin ulaşım ağı çok sayıda alternatife sahip. Gerek dolmuş hatları, gerek halk otobüsü ve İETT otobüsleri ile Beylikdüzü'ne rahatlıkla ulaşabiliyorsunuz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/491-palandoken-kayak-merkezi.html", "text": "'nde hemen her tür kayak yapmak mümkün. Erzurum, aynı zamanda trekking, rafting ve kaplıca imkanı da sunuyor. , artık kış turizminin belli başlı merkezlerinden biri konumunda. Kayak tesislerinin şehir merkezine 5 kilometre, havaalanına ise 15 dakika mesafede olması, kış turizminde Erzurum'u ön plana çıkarıyor. Kayak merkezi, aralık-mayıs ayları arasında kış sporları yapmaya elverişli. Kar kalınlığı üç metreye ulaşıyor. 15 farklı pistte, ortalama beş kilometre kaymak mümkün. Palandöken Kayak Merkezi'ndeki pistler, dünyanın en uzun ve dik kayak pistleri arasında yer alıyor. En uzun pisti 12 kilometre olan kayak pistlerinin toplam uzunluğu 28 kilometre. Başlangıç yeriyle varış noktası arasındaki yükseklik farkı bin metre olan Palandöken'de kayak merkezi; Alp ve tur kayakları ile snowboard ve kayaklı koşu yapmaya uygun. Merkezde yedi telesiyej, bir teleski, iki babylift, bir gondol lift hizmet veriyor. ise şehirden biraz daha uzaklaşmak isteyenler için ideal. 460 hektar arazi üzerine kurulu Konaklı Kayak Merkezi; kayak kiralama, satış, gişe hizmetleri, kafeterya, yemekhane, dinlenme ve servis ünitelerinden oluşuyor. Doğa sporlarını sevenler için bölgede pek çok alternatif var: Kayak severlere Palandöken Dağları, trekking meraklılarına Dumlu Dağları, rafting severlere ise Çoruh Nehri. Tortum Gölü'nün son kısmında, Tortum Çayının 48 metre yüksekten düşmesiyle oluşan Tortum Şelalesi, dünyanın en büyük çağlayanlarından biri. , İlhanlı döneminden günümüze ulaşan nadir eserlerden biri olma özelliğini aşıyor. 'nda Erzurum'a has zengin el sanat ürünlerinden hediyelik alabilirsiniz. Ayrıca Erzurum'un yöresel kıyafeti ehramdan yapılan kıyafet, çanta, cüzdan ve çeşitli süs eşyalarının yanı sıra Oltu taşı ürünleri ile gümüş nalın ve gümüş ayna tercih edilebilecek diğer hediyelik eşyalar arasında. , Selçuklu mimarisinin en önemli eserlerinden. Yıllara meydan okuyan kırlangıç çatısı, güneşin düşme açısına göre yerleştirilen filgözü pencereleri ve cami içerisindeki ışığın düşme açısıyla zamanın belirlendiği güneş saati ile dönem mimarisinin üstün örneklerinden biri olan cami görülmeye değer. ı ile kadayıf dolması öne çıksa da, tandır kebabı, su böreği ile ayranaşını da tatmadan dönmeyin. Kıtlama çayın yanında, sobada pişen patates közlemesi ile kaburga da tadın. 'dan her gün uçuşlar var. Yol, İstanbul'dan Ankara aktarmalı uçuşla üç saat 15 dakika, Ankara'dan ise direkt uçuşla bir saat 35 dakika sürüyor. Havaalanı, kayak merkezine 15 kilometre uzaklıkta."} {"url": "https://www.gezipedia.net/492-izmirde-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "nı listeleyerek sizler için vakit geçirebileceğiniz alanları listeledik. Denize sıfır olan yerde kurulmuş Hipo Camping İzmir'in Gümüldür ilçesinde yer alıyor. Özellikle yoğun ağaç ve çiçekli ortamı ve masmavi denizi ile dikkat çeken alan ziyaretçiler için huzurlu ve eğlenceli günler yaşatacaktır. Bir yandan size sessiz ve sakin bir ortam sunarken diğer yandan da tüm ihtiyacınızı karşılayacak restoran, market ve diğer imkanları sunuyor. Doğanın yeşili ve denizin mavisini bir arada görebileceğiniz Saklıköy Camping ise Mordoğan'da bulunuyor. Ağaçların gölgesi altına kuracağınız çadırda dinlenebilir, ormanda yürüyüş yapabilir ve denizde yüzerek güzel günler geçirebilirsiniz. Doğa ile iç içe sakin ve huzurlu kamp yapmak için tercih edilen Acar kamp alanı da İzmir merkeze yakın ağaçlık bir alanda hizmet veriyor. Tüm yıl boyunca her mevsim kamp yapabileceğiniz alanda yıldızların altında doğa ile baş başa sakin birkaç gün geçirebilirsiniz. Claros antik kenti yakınında bulunan kamp alanı deniz ve doğayı iç içe bulabileceğiniz eşsiz güzellikte bir yer. Kamp alanında firmaya ait imkanlar bulunsa da siz yine de kendi özel eşyalarını götürmeyi ihmal etmeyin. arasında bulunan Gümüldür Ormanında deniz, sahil ve ağaçlar ile bir arada gerçekten güzel günler geçirebilirsiniz. Tıpkı Gümüldür Orman Kampı gibi Kalemlik Orman Kampı da ziyaretçileri için unutulmaz günler yaşatacaktır. Deniz ve ormanın bir arada bulunduğu kamp alanında restoran, piknik alanlar ve tuvalet gibi olanaklar da mevcut. Çeşme'de bulunan Tanay Tabiat Parkı oldukça temiz plajı, çeşit çeşit ağaç ile dolu ormanı ve turistik mekanları ile kampçılar için tercih edilen bir başka kamp alanıdır. Özellikle yaz aylarında tercih edilen Tanay Orman Parkı sunduğu hizmetler ile sizler için sıkıntısız geçen günler sunacaktır. Orman yerine denize sıfır bir yerde kamp yapmak isteyen kişiler için oldukça harika bir yer olan Sazlıca plajı dalga sesi ile uyumak istiyorsanız gitmek isteyeceğiniz yer olacaktır. Bir yanda ağaçlık diğer yanda denizi sunan alan hem dinlenmenizi hem de serinlemenizi sağlayacaktır. Ben çadırla falan uğraşmak istemiyorum diyenler için Selçuk ilçesinde bulunan Varil Barrel gerek çadır, gerek taş ev gerekse karavandan oluşan kamp imkanları sunuyor. Kamp alanı doğanın huzuru ile bütünleşirken bir yandan da eğlenceli imkanlar sağlıyor. Yamanlar Dağının eteklerinde bulunan göl çevresinde kamp yapabileceğiniz alan eşsiz manzarası ve doğa ile olan iç içe yapısı ile kampçılar için adeta cennet havası veriyor. Kuşların sesi, ağaçların, gölgesi ve gölün manzarası ile sakin ve huzurlu günler yaşayacaksınız."} {"url": "https://www.gezipedia.net/493-sultanahmette-gezilecek-yerler.html", "text": "başta olmak üzere bir çok tarihi eseri bünyesinde bulunduran bu önemli mahallenin sınırlarına bakıldığında kuzeyinde Binbirdirek, batısında Küçükayasofya, doğusunda Cankurtaran mahalleleri ve doğusunda ise İstanbul Boğazı bulunmaktadır. Topkapı Sarayı'nın dış bahçeleri sayılan Gülhane Parkı'nın Sarayburnu girişinde bulunan sütun. 4. yüzyıla ait olduğu sanılmaktadır. Sütunun yüksekliği 15 metredir. Kaidesi üç basamak üzerine oturmaktadır. Gövdesi yekpare mavi damarlı mermerden oluşur ve Korinthos üslubunda bir başlığı vardır. Bu başlığın bir yanında bir kartal kabartması bulunmaktadır. Gotlar Sütunu, kaidesindeki Latince yazıttan anlaşıldığı üzere, Gotlar'a karşı kazanılan bir zafer anısına dikilmiştir. Topkapı Sarayı ile Sarayburnu arasında yer alan, Topkapı Sarayı'nın dış bahçeleri olarak kabul gören park. yaklaşık 100 dönümlük bir alana yayılmıştır. Parkın ortasından geçen yolun iki yanında çay bahçeleri ve çocuk parkları bulunmaktadır.1839 yılında Tanzimat Fermanı Gülhane Parkı'nda okunmuştur. Ayrıca, burası Atatürk'ün Latin harflerini halka gösterdiği ilk yerdir. Eminönü, Kazım İsmail Gürkan Caddesi üzerinde bulunan barok üslubunda inşa edilmiş hamam. bu yasaktan önce yapılan son büyük hamamdır.2003 yılında dünyanın en iyi hamamı seçilen Cağaloğlu Hamamı, turistlerin kadınlı erkekli bir arada yıkanabildikleri turistik bir hamamdır. Şehri çevreleyen yedi tepeden ilki olan, Sultanahmet Camisi, Ayasofya ve Türk-İslam Eserleri Müzesi'nin çevrelediği meydandır. 2. yüzyılın sonlarına doğru Roma imparatoru Septimius Severus buraya bir hipodrom yaptırmıştır. Konstantinopolis'in kurucusu Constantinus (324-337) ise Hipodrom'u elden geçirerek daha büyüğünü yaptırmıştır. Doğu Roma imparatorluğu döneminde Büyük Saray, Ayasofya gibi birçok önemli yapı Hipodrom'un çevresinde yapılmıştır. Ayrıca, İstanbul'a getirilen Örme Sütun, Dikilitaş ve Yılanlı Sütun gibi birçok anıt da buraya dikilmiştir. Milion taşı ise, Hipodrom'un çevresinde yer alan başka bir anıttır. Milion Taşı'ndan dolayı burası dünyanın başlangıç noktası sayılmaktadır. Bilinen bütün merkezlerin uzaklığı buradan başlanılarak ölçülmüştür. Ayrıca, bütün önemli yollar da buradan başlamıştır. Günümüze yuvarlak güney ucu dışında hiçbir bölümü ulaşamayan Hipodrom'da genellikle at yarışları yapılmıştır. Yarışmacılar yeşil, mavi, kırmızı ve sarı gibi takımlar oluşturmuş ve her takım belirli politik güçler tarafından desteklenmiştir. Maviler havayı, beyazlar suyu, yeşiller toprağı, kırmızılar ateşi temsil etmiştir. Bunun yanı sıra halk, kırmızılarla yeşiller ve beyazlarla maviler olmak üzere iki grup üzerinden dörde bölünmüştür. Aristokratlar mavileri, işçiler de yeşilleri tutmuştur. Hipodrom'da at yarışlarının yanında müzik, dans, akrobasi gibi çeşitli alanlarda gösteriler ve toplantılar da düzenlenmiştir. Latin İstilası'nda şehrin diğer yerleri gibi burası da yağmalanmıştır. Osmanlı imparatorluğu döneminde de Doğu Roma İmparatorluğu'nda olduğu gibi şehrin en önemli merkezlerinden biri olmuştur. Bu dönemde At Meydanı adıyla anılmıştır. Ayasofya'nın camiye dönüştürülmesi ve zamanla eklenen yapılarla külliye halini gelmesiyle, Sultanahmet Külliyesi ve Camisi'nin de yapılmasıyla kültürel ve sosyal hayatın önemli bir merkezi olma özelliğini devam ettirmiştir. Günümüzde ise, Sultanahmet Meydanı, doğal güzelliği ve tarihi dokusu bakımından İstanbul'un en fazla ilgi gören turistik meydanıdır. Sultanahmet Meydanı kültürel yapılarıyla dünyanın en görkemli meydanlarından biridir. Kuşkusuz bu yapıların en önemlisi kilise olarak inşa edilen, fetihten sonra camiye dönüştürülen ve günümüzde müze olarak kullanılan Ayasofya'dır. Sultanahmet Meydanı'nda, Topkapı Sarayı ile Sultanahmet Camisi arasında yer alan, kuşkusuz ki Dünya Kültür Mirası'nın en ilgi çekici ve en önemli üyesi olan ve günümüzde müze olarak kullanılan yapı. 'un fethinden sonra camiye, 1935 yılında da müzeye dönüştürülmüştür. Bugünkü Ayasofya'nın bulunduğu yere ilk kilisenin, Konstantinopolis'i kuran Constantinus (324-337) tarafından yaptırıldığı ve yapımın 360 yılında oğlu Constantius (337-361) tarafından tamamlandığı sanılmaktadır. Fakat kimi kaynaklar baba Constantinus döneminde kilise yapılmadığını, Ayasofya'nın oğul Constantius döneminde inşa edildiğini aktarmaktadır. Ahşap çatılı bu kilise, o dönem şehirde bulunan en büyük yapılardan biri olduğu için Büyük Kilise adıyla anılmıştır. 404 yılında Patrik Khrysostomos'un sürgüne gönderilmesi üzerine patlak veren halk ayaklanmasında kilise yanmıştır. İkinci kilise 415 yılında II. Theodosios (408-450) tarafından Mimar Rufinos'a yaptırılmıştır. Günümüze birkaç parçası ulaşan bu kilise de 532 yılında Hipodrom'da başlayan ve çok şiddetli yaşanan Nika Ayaklanmasında yanmıştır. Bunun üzerine lustinianos (527-565), ikinci kilisenin kalıntıları üstüne daha önce hiç görülmemiş büyüklükte bir kilise yapma kararı almıştır. Kiliseyi yanmaması için tuğla, taş ve mermerden yaptırmıştır. Ayasofya'nın yapımı için malzeme olarak Efes Diana Tapınağı'ndan 8 somaki sütun, Marmara ve Eğriboz adaları ile Akdeniz ülkelerinden özenle seçilmiş çeşitli renklerdeki mermerler getirilmiştir. Ayasofya'nın mimarları Tralles'li Matemetikçi Antliemios ve Miletos'lu Isidoros'tur. Ayasofya sözcüğü Hagia Sophia'dan gelmektedir. Yapı Azize Sophia'ya adanmış olmasından dolayı bu isimle anılmıştır. Kilise 5 yıl süren yapım çalışmalarından sonra 537 yılında açılmıştır. Büyüklüğü ve ihtişamı bakımından yüz yıllar boyunca bir benzerine rastlanmamış olan Ayasofya, aynı zamanda lustinianos döneminin (527-565) siyasal ve ekonomik gücünün bir göstergesidir. Mimari açıdan yapı Antik Yunan ve Roma Mimarisi'ni izlemiştir. Fakat Ayasofya ile birlikte büyük bir kubbenin dikdörtgen bir mekanı örtmesi ilk kez denenmiştir. Ayasofya'dan önceki büyük kubbeler yuvarlak mekanları örtmüşlerdir. Ayasofya'nın kubbesi 558 yılında meydana gelen depremde yıkılmıştır. Yeni kubbe 6,25 metre daha yüksek olarak Ayasofya'nın mimarı Isidoros'un yeğeni Genç Isidoros tarafından yapılmış ve kilise 562 yılında yeniden açılmıştır. Yapı Doğu Roma imparatorluğu döneminde meydana gelen çok sayıda depremde zarar görmüş ve birçok kez de onarılmıştır. Latin istilası sırasında da yağmalanmış ve birçok değerli eşya ile altın, gümüş ve fildişinden yapılmış süslemeler Avrupa'daki kiliselere gönderilmiştir. Doğu Romalılar'ın şehre tekrar egemen olmasından sonra yapı onarılmıştır. 70 x 100 metrelik bir alana yayılmış olan yapı birçok kez onarım görmüştür. 10. ve 14. yüzyıllarda iki defa yıkılan kubbe aynı yüzyıllarda onarılmıştır. Bu onarımlardan dolayı Ayasofya'nın kubbesi çember olma özelliğini yitirmiştir. Kubbenin kuzey ve güney yönlerindeki çapı 31,87 metre, doğu ve batı yönlerindeki çapı ise 30,87 metredir. Yüksekliği ise 55,60 metredir. Kubbe 4 küresel bingi aracılığıyla 4 kemere, bu 4 kemer de yükseklikleri 24,3 metre olan 4 fil ayağına oturmaktadır. Ana kubbe batı ve doğu yönlerinde bulunan iki yarım kubbeyle, kuzey ve güney yönlerinde ise, iki sıra pencereli duvarlarla desteklenmiştir. Sonradan kuzey ve güney yönlerine inşa edilen ek yapılarla kubbenin yıkılmasının önüne geçilmeye çalışılmıştır. Yapının ağırlığını 40 tanesi aşağıda, 67 tanesi de üst katta olmak üzere toplam 107 sütun taşımaktadır. Bu sütunların çoğu yeşil somaki mermerden, sekizi ise Mısır somakisindendir. Ayasofya 40 pencereyle aydınlanmaktadır. Eski dönemdeki figürlü mozaiklerin ikonakırıcılık döneminde bozuldukları sanılmaktadır. O dönemden geriye yalnızca bitkisel ve geometrik motifli mozaikler kalmıştır. Günümüze ulaşan figürlü mozaikler ise, 9 ve12. yüzyıllar arasında yapılmıştır. Kucağındaki İsa ile tahta oturan Meryem'in betimlendiği mozaik Ayasofya'nın güney kapısının üzerinde bulunmaktadır. Meryem'in bir yanında şehrin maketini sunan Constantinus, diğer bir yanında ise Ayasofya maketini sunan lustinianos yer almaktadır, imparatorluk Kapısı'nın üzerinde bulunan 9. yüzyıla ait mozaikte ise, tahta oturan İsa'nın önünde diz çöken VI. Leon (886-912) betimlenmiştir. Ayasofya'yı üç yönden kuşatan üst galerilere çıkan yolun sağından güney galerideki Mermer Kapı'ya varılmaktadır. Synode Meclisi üyeleri burada toplantılar düzenlemiştir. Bu kapının sağında yer alan mozaik Deisis adını almaktadır. İsa'nın sağında Meryem, solunda ise Vaftizci Yahya betimlenmiştir. 12. yüzyıla ait olan mozaikte Meryem ve Yahya, İsa'dan insanlık için şefaat dilemektedirler. Bu mozaiğin biraz ilerisinde, IV. Haçlı Seferi'yle İstanbul'a gelip, burada ölen Latin Komutan Henricus Dandolo'nun mezarı bulunmaktadır. Güney galerisinin sonunda ise, kucağındaki İsa ile Meryem, imparator II. loannes Komnenos (1118-1143) ve eşi Eirene'nin betimlendiği 12. yüzyıla ait bir mozaik yer almaktadır. Sunulan altın kesesi ve ruloyla Ayasofya'ya yapılan yardım anlatılmaktadır. Burada bulunan diğer mozaikte ise, tahta oturan İsa ile imparator IX. Konstantinos Monomakhos (1042-1055) ve imparatoriçe Zoe betimlenmiştir. Bu mozaikte de benzer bir şekilde Ayasofya'ya yapılan yardım anlatılmıştır. İstanbul'un fethedildiği dönemlerde Doğu Roma İmparatorluğu'nun içinde bulunduğu yetersiz ekonomik koşullardan dolayı, Ayasofya'ya gerekli özen gösterilememiştir. İstanbul fethedildikten sonra, Fatih Sultan Mehmed (1451-1481) Ayasofya'ya ilk kez girerken yapının döşeme taşlarının kırıldığını görmüş ve hemen bu taşları kıranı cezalandırmıştır. Fatih Sultan Mehmed'in emriyle Ayasofya camiye dönüştürülmüş ve İstanbul'daki ilk cuma namazı burada kılınmıştır. Daha sonra Ayasofya ciddi bir onarım görmüş, yapının güneybatı yönüne bir minare eklenmiştir. Ayrıca, yine aynı dönemde günümüze kadar gelebilmiş olan mihrap yapılmıştır. Fakat bu dönemde yapılan medrese günümüze ulaşamamıştır. II. Bayezid döneminde (1481-1512) kuzeydoğu yönüne bulunan minare yapılmıştır. II. Bayezid ve Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) dönemlerinde Ayasofya'da bulunan mozaikler sıvayla örtülmüştür. Ayasofya, Mimar Sinan tarafından yeniden elden geçirilmiştir. Mimar Sinan Ayasofya'nın çevresini düzenlemiş, iki kalın minare yapmış ve yapıya destek duvarlar ekleyerek Ayasofya'nın yıkılmasının önüne geçmiştir. Ana mekanın girişinin kenarında bulunan büyük mermer küpler, 16. yüzyılda Bergama'dan getirilmiştir. Mermer minber ve vaaz kürsüsü IV. Murad döneminde (1623-1640) yapılmıştır. Kubbe yazısını ve büyük levhalara Allah, Muhammed, Ömer, Osman Ali, Haşan, Ebu Bekir ve Hüseyin isimlerini yazan ünlü Hattat Kazasker Mustafa izzet Efendi'dir. Ayrıca, OsmanlI döneminde yapıya, medrese, sıbyan mektebi, kütüphane, şadırvan, Sultan II. Selim, Sultan III. Mehmed, Sultan III. Murad ve şehzadelerin türbeleri, imaret ve hünkar mahfili eklenmiştir. Deesis Mozaiği'nde İsa figürü, Üst Galeri. İsa'nın sağında Meryem, solunda ise Vaftizci Yahya betimlenmiştir. 12. yüzyıla ait olan mozaikte Meryem ve Yahya, Isa'dan insanlık için şefaat dilemektedirler. Ayasofya'nın kuzeybatısında gözenekli taştan bir sütun bulunmaktadır. Bu sütunun ortasında insanların parmaklarını değdirmeleriyle oluştuğu sanılan büyük bir delik vardır. Kutsal sayılan bu deliğe insanlar parmaklarını sokup bir dilekte bulunmaktadırlar. Eğer parmak nemlenirse, dileğin gerçekleşeceğine inanılır. Bu sütun Terleyen Direk ve Ağlayan Direk adlarıyla anılmaktadır. Çünkü gözenekli bir taş olan sütun havadaki buharı emmekte, daha sonra da bunu dışarı atmaktadır. 1847-1849 yılları arasında Ayasofya, Sultan Abdülmecid'in (1839-1861) emriyle İtalyan Mimar Gaspare Fossati ile kardeşi Giuseppe Fossati tarafından onarılmıştır. Aynı dönemde kubbe demir çemberlerle sağlamlaştırılmıştır. Cumhuriyet'in ilk yıllarında da Ayasofya uzman bir ekip tarafından onarılmıştır. Bir süre sonra ise, Amerikan Bizans Enstitüsü'nden Thomas Whittemore sıvayla örtülmüş mozaikleri temizlemiş ve gün ışığına çıkarmıştır. Atatürk'ün isteği üzerine Ayasofya'nın müze olarak düzenlenmesi kararı alınmıştır. 1935 yılında da Ayasofya müze olarak ziyarete açılmıştır. Ayasofya Müzesi, pazartesi günü dışında her gün 09.20-16.30 saatleri arasında ziyaret edilebilmektedir. İki çeşmeden biri Ayasofya'nın avlusunun girişinde, diğeri avlunun dışında yer almaktadır. Mermerden yapılan çeşmelerin biri dört pencereli ve kubbelidir, diğerinin üstü saçaklı bir çatıyla örtülmüştür. Sultan İbrahim (1640-1648) tarafından yaptırılan çeşme İbrahim Çeşmesi adıyla da bilinmektedir. Sultanahmet'te, Ayasofya Müzesi'nin karşısında bulunan anıt taş. merkez alınarak çizilmiştir. Ayasofya da özellikle Milion Taşı'nın yakınına inşa edilmiştir. Daha sonraları ise, İslam dünyası Ayasofya'nın alemini Sıfır Noktası olarak kabul etmiştir. Bütün yollar Roma'ya çıkar\" sözü de Milion Taşı'ndan ileri gelmektedir. Sultanahmet, Yerebatan Caddesi üzerinde yer alan, Doğu Roma İmparatorluğu'nun en büyük yeraltı sarnıcıdır. , her gün 09.00-17.30 saatleri arasında ziyaret edilebilmektedir. , Almanya İmparatoru II. Wilhelm'in İstanbul ziyareti anısına, Mimar Schoele tarafından Almanya'da yapılmıştır. Fakat çeşmenin planı Mimar Spitta'ya aittir. Parçalar halinde İstanbul'a getirilerek, bugünkü yerine kurulan çeşmenin açılışı 1 Ocak 1901 tarihinde yapılmıştır. Çeşmenin içi altın, dışı çinilerle kaplı kubbesi sekiz mermer sütunla desteklenmiştir. Sultanahmet Meydanı'nda bulunan, Doğu Roma döneminde Mısır'dan getirilen anıt. Doğu Roma imparatorluğu döneminde Hipodrom'da yer alan üç önemli anıttan biridir. Diğer anıtlar Örme Sütun ve Yılanlı Sütun'dur. Dikilitaş ilk olarak, Mısır Firavunu III. Tutmosis'in (MÖ 1504-1450) Asya Zaferi anısına, Heliopolis'teki Karnak Tapınağı'nın önüne dikilmiştir, lulianus döneminde (361-363) İstanbul'a getirilmiş, I. Theodosius döneminde (379-395) ise, mermer kaidesine yerleştirilmiştir (390). Bu yüzden sütuna Theodosius Sütunu da denilmiştir. Dikilitaş yekpare pembe granitten yapılmıştır. 18,74 metre yüksekliğindeki Dikilitaş, Mısır Firavunu III. Tutmosis'in zaferlerini anlatmaktadır. Kaidesinde bulunan yazıtlarda ise, İstanbul'a getirilişi ve kaidesine yerleştirilişi anlatılmaktadır. Zamanla toprağa gömülen kaidenin alt kısmı, C. T. Newton'un 1857 yılında yaptığı kazıyla yeniden ortaya çıkarılmıştır. Dikilitaş'ın üzerinde bulunan tunç küre 865 yılındaki depremde düşmüş ve bir daha yerine konmamıştır. Sultanahmet Meydanı'nda bulunan üç önemli anıttan biri olan, tunçtan yapılmış ve birbirine dolanmış üç yılanı gösteren, Antik Yunan'da barbarlık karşıtlı olarak anlamlandırılan anıt. Doğu Roma imparatorluğu döneminde Hipodrom'da yer alan üç önemli anıttan biridir. Diğer anıtlar Dikilitaş ve Örme Sütun'dur. Yılanlı Sütun, tunçtan yapılmıştır ve birbirine dolanmış üç yılandan oluşmaktadır. Antik Yunan'daki siyasal ve sosyal örgütlenmelere polis adı verilmiştir. Yunan anakarası MÖ 6. ve 5. yüzyıllarda Yunan polisleriyle Persler arasında geçen iki büyük savaşa tanık olmuştur, ikinci savaşta Persler, Atina'nın önderlik ettiği Yunan polislerine Salamis Deniz Savaşı'nda yenilmiş, daha sonra Persler'in son kuvvetleri de Sparta'nın önderliğindeki polislere Plataiai Savaşı'nda yenilmiştir. Yunanhlar'ı köle olmaktan kurtaran bu savaşların anısına, Sparta'nın iki kralından biri olan Pausanlas, Delphoi'daki Apollon Tapınağı'na birbirine dolanmış üç yılandan oluşan bir sütunla desteklenen üç ayaklı bir kazan hediye etmiştir. Sütunun üzerine Pers savaşlarına katılan polislerin adları yazılmıştır. Roma imparatoru Constantinus (324-337) bu sütunu söktürerek İstanbul'a getirmiş ve Hipodrom'a diktirmiştir. Antik Yunanlılar tarafından Barbarlık karşıtı olarak anlamlandırılan Yılanlı Sütun'un İstanbul'a getirilmesi, İstanbul'un bir uygarlık kalesi olduğuna yapılan vurgudur. Anıt Latin İstilası sırasında zarar görmüştür. Altında bulunan su yolundan dolayı, Doğu Roma imparatorluğu döneminde çeşme olarak kullanıldığı düşünülmektedir. Anıtın toprağa gömülü kısmı 1856 yılında yürütülen kazı çalışmaları sonucunda ortaya çıkarılmıştır. 18. yüzyılda kopan yılan başlarından biri Arkeoloji Müzesi'nde, diğeri British Museum'dadır. Sultanahmet Meydanı'nda bulunan, Doğu Roma dönemine tarihlenen anıt sütun. Tam olarak ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Doğu Roma imparatorluğu döneminde Hipodrom'da yer alan üç önemli anıttan biridir. Öteki anıtlar Dikilitaş ve Yılanlı Sütun'dur. Diğer anıtlarla birlikte önemi halen devam etmekte olan Örme Sütun, VII. Konstantinos Porphyrogenetos döneminde (913-959) ya yerine dikilmiş ya da onarılmıştır. Yontma taştan yapılan sütun, bir zamanlar üzerinde bulunan tunç küreyle birlikte 32 metre yüksekliğindeydi. 1,60 metre yükseklikteki bir kaideye oturan sütunun bugünkü yüksekliği ise 20,68 metredir. Örme Sütun'u süsleyen ve üzerinde İmparator I. Basileios'un (867-886) yaptığı savaşların anlatılıdığı tunç levhalar ve sütunun üzerinde bulunan tunç küre, Latin İstilası sırasında sökülerek daha çok sikke basımında kullanılmıştır. Sultanahmet'te, Adliye Sarayı'nın karşısında bulunan sarnıç. Constantinus'un (324-337) Konstantinopolis'i kurduğu dönemde, yanında bulunan Senatör Philoksenos tarafından yaptırılmıştır. Yapının asıl adı Philoksenos Samıcı'dır. Senatörün kendisi için yaptırdığı sarayın sarnıcı olduğu sanılmaktadır, lustinianos döneminden (527-565) kaldığı da iddia edilmektedir. Yerebatan'dan sonraki en büyük kapalı sarnıçtır. Sarnıcın uzunluğu 64, genişliği 65, yüksekliği de yaklaşık 15 metredir. Sarnıçta 14'er sütunluk 16 sırada, toplam 224 sütun varken, günümüze ancak 212'si ulaşabilmiştir. Osmanlı imparatorluğu döneminde çok direkli anlamına gelen 'Binbirdirek' adıyla anılmıştır. Sultanahmet Meydanı'nda bulunan İbrahim Paşa Sarayı içinde kurulu olan ve Türk-İslam eserlerinin sergilendiği müze. İbrahim Paşa Sarayı, Osmanlı dönemi özel konutlarının en büyüğü ve saray olarak da adlandırılan yegana sivil yapıdır. adını alan müze, 1983 yılında da bugünkü yerine taşınmıştır. Müzede, değişik dönemlere ait çok sayıda Türk ve İslam eserleri sergilenmektedir. Bunlar arasında Anadolu, İran, Kafkas ve Selçuk halıları, Halife Ali ve Osman'ın el yazması Kuran'larının aslı, çeşitli İslam el yazmaları bulunmaktadır. Türk-İslam Eserleri Müzesi, pazartesi günleri dışında her gün 09.30-16.30 saatleri arasında ziyaret edilebilmektedir. Sultanahmet Meydanı'nda, Ayasofya'nın tam karşısında bulunan külliye ve cami. Külliyenin temeli, Sultan I. Ahmed'in de katıldığı bir törenle 1609 yılında atılmıştır. Bizzat Padişah ve dönemin ileri gelenleri simgesel de olsa temel kazma işinde çalışmıştır. Açılış töreni 1616 yılında yapıldığı halde, külliye Sultan I. Ahmed'in ölümünden sonra 1619 yılında tamamlanmıştır. Yapı, Doğu Roma imparatorluğu'nun sarayının bulunduğu yere inşa edilmiştir. Külliye, cami, medrese, sıbyan mektepleri, hünkar kasrı, çarşı, darüşşifa, tabhane, imaret ve türbe bölümlerinden oluşmaktadır. Sultanahmet Camisi İstanbul'un tek altı minareli camisidir. Minarelerin dördü üç şerefeli, ikisi de iki şerefelidir. Sultanahmet Külliyesi'nin arastası, Arasta Bazaar ve Sipahi Çarşısı adlarıyla da bilinmektedir. Büyük Saray Mozaikleri Müzesi'ne bu çarşıdan girilmektedir. Külliyenin ortasında bulunan cami, içinde bulunan 20 bini aşkın çininin renginden dolayı yabancılar tarafından Mavi Cami olarak adlandırılmıştır. Dört fil ayağı üzerine oturtulmuş olan caminin ana kubbesi, 33,60 metre çapında ve 43 metre yüksekliğindedir. Bu büyük kubbe 4 yarım kubbeyle desteklenmiştir. Camide 6 eş sıra halinde 260 pencere bulunmaktadır. Külliyenin önemli bir parçası olan ve dış avlusunda bulunan Hünkar Kasrı, bir cami etrafında yapılan ilk sultan kasrıdır. Sultan I. Ahmed, eşi Kösem Sultan, oğulları Sultan II. Osman (1618-1622) ve Sultan IV. Murad (1623-1640) ve bazı torunlarına ait türbe, külliyenin kuzeydoğu köşesinde yer almaktadır. Külliyede bulunan medrese de, günümüzde başbakanlık arşiv deposu olarak kullanılmaktadır. Temeli Sultan 1. Ahmed tarafından atılan cami, 1619 yılında, Sultan l. Ahmed'in ölümünden sonra tamamlanmıştır. Sultanahmet'te, Sultanahmet Külliyesi'nin bir parçası olan Hünkar Kasrı'nda bulunan müze. 1979 yılında halı, 1982 yılında ise kilim bölümleri açılmıştır. Çeşitli dönemlere ait Uşak halıları, Anadolu'nun farklı yörelerinden çeşitli kilimler ve Osmanlı Saray kilimleri sergilenmektedir. Hah ve Kilim Müzesi, pazar ve pazartesi günleri dışında her gün 09.00-12.00 /12.30-16.00 saatleri arasında ziyaret edilebilmektedir. Girişi Sultanahmet Camisi'nin güneyinde bulunan Arasta Bazaar içinde olan Doğu Roma İmparatorluk sarayının mozaiklerinin sergilendiği müze. Günümüze çok az kalıntısı ulaşan Büyük Saray, Doğu Roma İmparatorluğu'nun imparatorluk sarayıdır. Ayasofya'nın alt tarafından, Sultanahmet Camisi'nin bulunduğu yerin üzerinden Marmara Denizi'ne kadar uzanan, bölümleri çeşitli dönemlerde inşa edilmiş bir yapılar topluluğudur. Bu yapılar topluluğu kasırlar, tören salonları, kiliseler, teraslar, oyun salonları ve bahçelerden oluşmaktadır. Sarayın ilk bölümü olan Khalke Sarayı, Konstantinopolis'in kurucusu Constantinus (324-337) tarafından yaptırılmıştır. Sarayın ana giriş kapısı da bu adla, yani Khalke Kapısı adıyla anılmıştır. 532 yılındaki Nika Ayaklanmasında yanan Khalke Sarayı'nın yerine, I. lustinianos (527-565) daha büyüğünü yaptırmıştır. Constantinus döneminde ayrıca Daphne Sarayı ve Magnaura Sarayı yaptırılmıştır. Daha sonra yapılar topluluğuna Skholai, Noumera, Akkoubiton bölümleri eklenmiştir. II. Theodosios döneminde (408-450) Bukoleon Sarayı ve bu sarayın limanı, II. lustinos (565-578) ve II. Tiberos (578-582) dönemlerinde mozaiklerle süslenmiş bir taht odası, V. Konstantinos döneminde (741-775) içinde kutsal eşyaların saklandığı Meryem Kilisesi ve loannes I. Tzimiskes dönemine (969-976) kadar irili ufaklı bazı yapılar bu yapılar topluluğuna eklenmiştir, loannes I. Tzimiskes döneminde ise, yapılar topluluğu onarılmış ve mozaiklerle süslenmiştir. I. Aleksios Komnenos döneminde (1081-1118) bu sarayın imparatorların ikametgahı ve toplantı salonu olarak kullanılmasına devam edilmiş, fakat Manganoi ve Blakhernai sarayları daha fazla önem kazanmaya başlamıştır. Latin istilası (1204-1261) sırasında saray yağmalanmış ve bazı bölümleri yıkılmıştır. Latin hakimiyetinden sonra ise, Doğu Roma imparatorları kısa bir süre Manganoi Sarayı'na, buradan da Blakhernai Sarayı'na yerleşerek Büyük Sarayı terk etmişlerdir. Her ne kadar Doğu Romalılar İstanbullu Latinler'den geri almışlarsa da, imparatorluğun Latinler'in şehre verdiği zararın üstesinden gelebilecek ve şehri eski ihtişamına ulaştırabilecek bir ekonomik gücü olmamıştır. Fatih Sultan Mehmed'in (1451- 1481) İstanbul'u fethettiği dönemde Büyük Saray harabe halindedir. Bu nedenle Fatih Sultan Mehmed sarayı gördüğünde bir İranlı şairin şu beyitini söylemiştir: \"Bum nevbet mizened der gümbed-i Afrasiyab, Perdedari miküned der kasrı Kayser Ankebut\" . adını, sarayın önünde bulunan ve aslanın boğaya saldırmasını betimleyen bir heykelden almıştır. , çarşamba günleri dışında her gün 09.30-17.00 saatleri arasında ziyaret edilebilmektedir. Sultanahmet Camisi'nin güneyinde Torun Sokak üzerinde bulunan, Sultanahmet Külliyesi'nin arastası olarak inşa edilmiş çarşı. Arasta Bazaar ya da Arasta Pazarı Sultanahmet Külliyesi'nin arastası olarak inşa edilmiş ve 1980'li yıllarda onarılmıştır. Karşılıklı olarak konumlanmış dükkanlarda el dokuması halılar, seramikler, mücevherler, deri ürünleri ve ayrıca turistik eşyalar satılmaktadır. Büyük Saray Mozaikleri Müzesi, Arasta Çarşısı'nın bir bölümü üzerine kurulmuştur ve müzeye bu çarşıdan girilmektedir. Sultanahmet Meydanı'nda, Ayasofya'nın karşısında bulunan hamam. 'nı Mimar Sinan Osmanlı hamam mimarisi çizgisinde inşa etmiştir. Fakat genellikle birbirine bitişik olarak yapılan kadınlar ve erkekler bölümünü, 75 metre uzunluğunda bir duvarla ayırmıştır. Girişi revaklı olan erkekler bölümünü kuzeye, girişi revaksız olan kadınlar bölümünü ise güneye yerleştirmiştir. Uzun bir süre kapalı kalan hamam onarılmış ve müze olarak düzenlenmiştir. Günümüzde ise, Kültür Bakanlığı'nın denetiminde Halı ve Kilim Satış Mağazası olarak hizmet vermektedir. Hamam, Osmanlı İmparatorluğu tarihinde belki de adı en çok geçen kadın olan, Kanuni Sultan Süleyman'ın Başhasekisi Hürrem Sultan tarafından yaptırılmıştır. Topkapı Sarayı'nın birinci avlusunun kapısı olan Bab-ı Hümayun'un önünde bulunan çeşme. 1728-1729 yılları arasında Sultan III. Ahmed döneminde (1703-1730) Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından Mehmed Ağa'ya yaptırılmıştır. Kare planlı çeşmenin üzeri geniş ve süslü bir saçaklı çatıyla örtülüdür. Bu saçaklı çatının üzerinde altın alemli, biri ortada, diğerleri köşelerde olmak üzere 5 kubbe bulunmaktadır. Çeşmenin her bir köşesinde sebiller ve her bir yüzün ortasında çeşmeler yer almaktadır. III. Ahmed Çeşmesi'nin bütün yüzleri ince işlenmiş taş ve çini süslemelerle bezenmiştir. Çeşme, Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından Mimar Mehmet Ağa'ya yaptırılmıştır. III. Ahmet Çeşmesi, Osmanlı döneminde yapılan meydan çeşmelerinin en güzeli ve anıtsal olanıdır. Ayasofya ile Topkapı Sarayı arasında bulunan tarihi sokak. ismini 18. yy'da yapılmış olan bir çeşmeden alan, Ayasofya ile Topkapı Sarayı'nın dış duvarları arasında uzanan Soğukçeşme Sokağı, Turing tarafından restore edilmiştir. Bu sokaktaki ahşap yapılar yeniden düzenlenerek sokağa, Tarihi Yarımada'nın dokusuna uygun bir görünüm sağlanmıştır. Soğukçeşme Sokağı'ndaki evlerin bir kısmı pansiyon olarak kullanılmaktadır. Trafiğe kapalı olan sokakta evlerin kendilerine has isimleri bulunmaktadır. Geçtiğimiz yıllarda aramızdan ayrılan, İstanbul'un tarihi çehresinin değişmesinde ve günümüze kazandırılmasında önemli rol oynaya Çelik Gülersoy, Soğukçeşme Sokağı'nda bulunan İstanbul Kitaplığı'nın kurucusudur. Kitaplıkta, İstanbul ve tarihini anlatan yaklaşık on bin ender kitap bulunmaktadır. Topkapı Sarayı'nın birinci avlusunda bulunan, Roma dönemi tapınakların üzerinde yükselen eski kilise. Theophanes, Codinus ve diğer tarihçiler bu kilisenin Constantinus döneminde (324-337) yaptırıldığını aktarmaktadırlar. Tarihçi Sokrates'in belirttiğine göre ise, önceleri daha küçük olan kilise, lustinianos döneminde (527-565) genişletilerek tekrar inşa edilmiştir. VI. yüzyılda çok tanrılı inancın tamamıyla yasaklanması üzerine ayaklanan halkın başlattığı yangında kül olan Ayasofya ve Aya irini Kiliseleri, aynı yüzyılda yeniden inşa edilmişlerdir. Aya İrini'nin anlamı 'Kutsal Barış'tır, fakat aynı zamanda bir azizenin adıdır. Aya İrini Kilisesi, Doğu Roma İmparatorluğu'ndan günümüze kalan tek \"atrium\"lu kilisedir. Osmanlı imparatorluğu döneminde yapı camiye dönüştürülmemiş, fakat ana kapıdaki 1726 tarihli kitabe ve merdiven eklenmiştir. Uzun bir süre ganimet ve silah deposu olarak kullanılmıştır.1846 yılında Damat Ahmed Fethi Paşa, Türk Müzeciliği'nin temellerini oluşturacak olan eserleri bu kilisede toplamıştır. Aya İrini, 1869 yılında Müze-i Hümayun adını almıştır. 1875 yılında buradaki eserler Çinili Köşk'e taşınmıştır. Bir süre Askeri Müze olarak da kullanılan yapı, günümüzde Ayasofya Müzesi Müdürlüğü'ne bağlıdır. Aya İrini Müzesi, Ayasofya Müzesi Müdürlüğü'nün izniyle ziyaret edilebilmektedir. Topkapı Sarayı birinci avludan da inilebilen Osman Hamdi Bey Yokuşu'nun sol tarafında bulunan, Türkiye'nin ve dünyanın en önemli arkeoloji koleksiyonlarından birini bünyesinde bulunduran müze. 1846 yılında Damat Ahmed Fethi Paşa 'Mecmua-i Aşari Atika' adıyla bir araya getirttiği eserleri Aya irini Kilisesi'ne göndermiştir. O dönemde Aya irini Kilisesi 'Mecmua-i Esliha-i Atika' adıyla bir araya getirilmiş silahların deposu olarak kullanılmaktadır. Damat Ahmed Fethi Paşa tarafından bir araya getirilen eserlerin ilk kataloğunu 1868 yılında Fransız Albert Dumont hazırlamıştır. 1869 yılında Aya İrini Kilisesi'ndeki bu koleksiyon Müze-i Hümayun adıyla düzenlenmiştir. Müzenin başına da İngiliz E. Goold getirilmiştir. E. Goold tarafından hazırlanan koleksiyonun ikinci kataloğunun resimlerini Ermeni Limoncuyan yapmıştır. 1872 yılında Müze Müdürü Dr. Anton Deither olmuştur. 1874 yılında koleksiyon Çinili Köşk'e taşınmıştır. 1881 yılında müze müdürlüğüne Osman Hamdi Bey getirilmiştir. Osman Hamdi Bey Lübnan'daki Sidon antik kentinde bulunan kral mezarlarında yürüttüğü kazı çalışmaları sonucunda, İskender Lahti'ni, Ağlayan Kadınlar Lahti'ni, Satrap ve Lykia lahitlerini ve Sayda Kralı Tabnit'e ait lahti ortaya çıkarmış, bunları İstanbul'a getirerek müzenin koleksiyonunu zenginleştirmiştir. Bugünkü Arkeoloji Müzesi'nin ana binası, Osman Hamdi Bey tarafından Mimar Alexandre Vallaury'ye yaptırılmıştır. binasının yapımında mimar Vallaury, İskender Lahti ile Ağlayan Kadınlar Lahti'ni esas almıştır. Antik Yunan yapılarına benzeyen ve Klasik üslupta yapılan bina, Türkler'in hüküm sürdüğü topraklarda müze olarak inşa edilen ilk binadır ve dünyada da ilk on müze binası arasında yer almaktadır. Osman Hamdi Bey'in yürüttüğü arkeolojik çalışmaların sonucunda oldukça zenginleşen koleksiyon için binaya bir kuzey kanadı eklenmiştir. Açılışı 1902 yılında yapılan kuzey kanadının tasarımı Mimar Vallaury'ye, yapımı da Mimar Philippe Bello'ya aittir. 1908 yılında Osman Hamdi Bey'in kardeşi Halil Ethem Bey ve Mimar Vallaury tarafından binanın güney kanadı yapılmıştır. 1891 yılında ise, ana binanın güneydoğusunda yer alan 6 katlı ve ana binayla ikinci kattan birleşen bir ek bina yapılmıştır. 1891 yılında müze 'Asar-ı Atika Müzesi'adıyla anılmıştır. Müze 1908-1914 yıllarında hazırlanan kataloglarla dünyaya tanıtılmıştır. Osman Hamdi Bey'in 1910 yılında ölmesi üzerine, 1910-1931 yılları arasında müze müdürlüğü görevini Osman Hamdi Bey'in kardeşi Halil Ethem Bey yürütmüştür. , pazartesi günleri dışında her gün 09.00-17.00 saatleri arasında ziyaret edilebilmektedir. 1990'lı yılların başında Avrupa Konseyi Müze Ödülü'nü almıştır. Osman Hamdi Bey (30 Aralık 1842 - 24 Şubat 1910) Sadrazam İbrahim Ethem Paşa'nın en büyük oğludur. 1856-1860 yılları arsında Maarif-i Adliye Okulu'nda okuyan Osman Hamdi Bey, 1860 yılında hukuk öğrenimi görmesi için Paris'e gönderilmiştir. Ayrıca, burada resim ve arkeoloji eğitimi almıştır. 1869 yılında Bağdat ili Yabancı işler Müdürlüğü'ne, 1871 yılında ise, Saray Protokol Müdür Yardımcılığı'na atanmıştır. 1881 yılında Müze-i Hümayun Müdürü, 1883 yılında ise, Sanayi-i Nefise Mektebi'nin müdürü olmuş, her iki görevi de bir arada yürütmüştür. 1884 yılında kendisinin hazırlamış olduğu Asar-ı Atika Nizamnamesi çıkarılmıştır. Böylelikle eski eserlerin yurtdışına çıkarılmaları yasaklanmış, dolayısıyla eski eserler güvence altına alınmıştır. Bu dönemde H. Schliemann'ın yürüttüğü Truva kazılarına katılmıştır. Ayrıca, Nemrut Dağı ve Bergama kazılarını yönetmiştir. Lübnan'daki Sidon antik kentinde bulunan kral mezarlarında yürüttüğü kazı çalışmaları sonucunda, İskender Lahti'ni, Ağlayan Kadınlar Lahti'ni, Satrap ve Lykia lahitleri ve Sayda Kralı Tabnit'e ait lahti ortaya çıkarmıştır. 1881 yılında temelini attırdığı bugünkü Arkeoloji Müzesi'nin ana binasını, 1891 yılında hizmete açmıştır. Osman Hamdi Bey bu çalışmalarının yanı sıra önemli bir ressamdır. Resimlerinde insan figürünü ön plana çıkarmasıyla ve ayrıntılardaki ince işçiliğiyle bu sanata değerli katkılarda bulunmuştur. İstanbul Arkeoloji Müzeleri bünyesinde, Arkeoloji Müzesi'nin karşısında bulunmaktadır. , pazartesi günleri dışında her gün 09.00-17.00 saatleri arasında ziyaret edilebilmektedir. Topkapı Sarayı ile Gülhane Parkı arasında, Arkeoloji Müzesi'nin karşısında bulunmaktadır. , pazartesi günü dışında her gün 09.00-17.00 saatleri arasında ziyaret edilebilmektedir. Eminönü, Sarayburnu'nda bulunan Osmanlı hanedanlık sarayı. çeşitli zamanlarda yapılmış ek binalardan oluşan bir yapılar topluluğudur. Bu ek binalar birbirine bağlanan 4 avlu üzerine belirli bir plan doğrultusunda serbestçe yapılmıştır. Topkapı Sarayı 19. yüzyıla kadar padişahların ikamet ettiği, devlet işlerinin görüldüğü, Divan-ı Hümayun'un toplandığı, hazinenin ve devlet arşivlerinin bulunduğu bir saraydır. Kısacası, üç kıtada hüküm süren Osmanlı İmparatorluğu'nun hem kalbi hem de beynidir. Topkapı Sarayı'na çeşitli dönemlerde eklenen yapılar, Osmanlı Devlet teşkilatlanmasının ve Osmanlı sanatının aldığı yönleri ortaya koymaktadır. Sultan Abdülmecid'in (1839-1861) Dolmabahçe Sarayı'nı yaptırana kadar işlerliğini korumuş olan Topkapı Sarayı, o dönemin uluslararası protokolünün gereklerine yanıt veremediği için, padişahlar tarafından terk edilmiştir. Fakat padişahların Dolmabahçe Sarayı'na taşınmasından sonra, burada yaşam devam etmiş ve birçok imparatorluk adeti bu sarayda yerine getirilmiştir. Cumhuriyet'e kadar da saray müzeye dönüştürülmediği halde, sarayın bünyesindeki bazı eski eserler önde gelen yabancıların ziyaretine açılmıştır. Bu sarayın Topkapı ismini alması, sarayın bölümlerinden Sahil Sarayı'nın bulunduğu alandaki kuleli bir kapıdan ve bu kapının önünde yer alan toplardan ileri gelmektedir. Topkapı Sarayı'nın bazı bölümleri Atatürk'ün isteği üzerine, müze olarak düzenlenmiş ve 9 Ekim 1924 tarihinde ziyarete açılmıştır. Bundan sonra da saray birçok kez onarım görmüştür. Birbirine bağlanan 4 avlu üzerine kurulmuş saray bahçeleriyle birlikte, yaklaşık olarak 700 bin m2 lik bir alana yayılmışken, günümüzde bu alan 80 bin m2 dir. Sarayın birinci avlusunun bulunduğu alana giriş, Bab-ı Hümayun'dan, yani Saltanat Kapısı ya da imparatorluk Kapısı adı verilen kapıdan gerçekleşmektedir. Bu kapının üzerinde Ali Bin Yahya Sofi tarafından yazılmış 1478 tarihli bir kitabe bulunmaktadır. Ayrıca, kapıda bulunan Sultan II. Mahmud (1808-1839) ve Sultan Abdülaziz'in (1861-1876) tuğraları, yapının bu padişahların dönemlerinde onarıldığını göstermektedir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde halkın bazı önemli günlerde girebildiği ve devletin önde gelenlerinin atlarıyla girebildikleri bu avluda bugün, girişin sol tarafında Aya irini Müzesi, aynı yönde daha ileride Topkapı Sarayı'nın ilk yapısı olan Çinili Köşk, onun karşısında ise, Osman Hamdi Bey tarafından yaptırılan Arkeoloji Müzesi yer almaktadır. Bu avluda bulunan birçok yapı günümüze ulaşamamıştır. Ulaşanların çoğu da genellikle değişikliğe uğramıştır. İkinci Avlu'ya ilk dönemlerde Orta Kapı adı verilen, 18. yüzyıldan sonra ise, Bab-üs Selam adını alan kapıdan girilmektedir. Kapının her iki yanında koni şeklindeki külahlarla örtülü birer kubbe bulunmaktadır. Kapının üzerindeki Sultan III. Mustafa (1757-1774) ve Sultan II. Mahmud'a (1808-1839) ait tuğralardan, kapının bu dönemlerde onarıldığı anlaşılmaktadır. Bugünkü Topkapı Sarayı Müzesi'nin girişidir. Padişahların dışında hiç kimsenin at üzerinde giremediği ikinci Avlu, içinde bulundurduğu bölümlerden dolayı imparatorluk yönetiminin merkezidir. Divan Meydanı ve Adalet Meydanı adlarıyla da anılmış olan avlunun sol tarafında Topkapı Sarayı'nın tek kulesi olan Adalet Kulesi bulunmaktadır. Fatih Sultan Mehmed döneminde (1451-1481) Adalet Kasrı kule biçiminde yaptırılmıştır. Birçok kez onarım gören kule, Sultan II. Mahmud (1808-1839) tarafından 1819-1820 yıllarında onartılmış boyu yükseltilmiştir. Günümüze gelen külahlı şekli ise, Sultan Abdülaziz döneminden (1861-1876) kalmadır. Üzerinden bütün İstanbul'un izlenebildiği kule, 'Adalet'in her şeyin üzerinde yer aldığına vurgu yapmaktadır. Harem bölümünden girilebilen Adalet Kulesi'nin önünde, Kanuni Sultan Süleyman döneminde (1520-1566) Mimarbaşı Alaüddin tarafından yapılan üç kubbeli ve revaklı Divan-ı Hümayun bulunmaktadır. Divan-ı Hümayun Kalemi ve Defterhane, Divan-ı Hümayun'a bağlı diğer mekanlardır. Toplantıları cumartesi, pazar, pazartesi ve salı günleri geçekleştirilen Divan-ı Hümayun'un ana toplantı mekanı Kubbealtı'dır. Birbirleriyle bitişik olan Kubbealtı ile Adalet Kulesi'nin duvarının yüksek bir bölümündeki, perde ve demir parmaklıklarla örtülü pencereden, padişahlar Divan-ı Hümayun toplantılarını izlemiştir. 18. yüzyılın sonlarına kadar, yani devlet işlerinin karara bağlandığı toplantıların Bab-ı Ali'ye taşınmasından önce, Kubbealtı'nda yapılan Divan-ı Hümayun toplantılarına sadrazam ve Topkapı Sarayı Müzesi vezirler ile Anadolu ve Rumeli kazaskerleri katılmıştır. Kanuni Sultan Süleyman döneminde (1520-1566) yapılan ve vergilerin saklandığı Dış Hazine Binası, Kubbealtı'nın yanındaki sekiz kubbeli yapıdır. Padişahların mührü ile mühürlenen bu hazineden Yeniçerilere üç ayda bir ulufe dağıtılmıştır. Bugünkü Topkapı Sarayı Müzesi'nde bu bölüm, padişahlara ve ordu mensuplarına ait çeşitli dönemlerden kalma silahların ve zırhların sergi alanı olarak kullanılmaktadır, ikinci Avlu'nun sağ tarafında, yani Marmara Denizi tarafında avlunun revaklarının arkasındaki üç girişli mutfaklar yer almaktadır. Bu mutfaklarda padişah, Enderun, saray ahalisi ve saray dışı için yemekler yapılmıştır. Mutfakların bazı bölümleri müze olarak düzenlendikten sonra, bu bölümlerin birinde, saraya ait zengin Çin ve Japon porselen koleksiyonunun bir parçası ve çeşitli mutfak eşyaları sergilenmektedir. Diğer bir bölümü Müze Saray Arşivi olarak kullanılmakta, başka bir bölümünde ise İstanbul yapımı porselenler ve cam ürünleri sergilenmektedir. Mutfakların hiç değiştirilmemiş bölümleri de bulunmaktadır. ikinci Avlu ile Üçüncü Avlu arasındaki geçişi sağlayan kapı Bab-üs Saade'dir. Bu kapı padişahları temsil etmektedir. İkinci Avluda yapılan devlet törenlerinde imparatorluk tahtı bu kapının önüne konmuştur. Taht buraya yalnızca devlet törenlerinde değil, yeniçeriler ayaklandıklarında padişah tarafından kullarının isteklerinin dinlenmesi için de konulmuştur. Cülus, bayramlaşma ve cenaze törenleri de ikinci Avlu'da yapılmıştır. Arz Kapısı ve Akağalar Kapısı adlarıyla da anılan Bab-üs Saade, sarayın iç ve dış bölümlerini belirleyen bir sınırdır. Ak Hadım Ağalar tarafından kontrol edilen bu kapı kapalı tutulmuş ve izni olmayan hiç kimsenin içeri girmesine izin verilmemiştir. Bab-üs Saade'den padişahların resmi kabul salonu olan ve Arz Divanhanesi adıyla da anılan Arz Odası'na girilmektedir. Padişahlar yabancı elçileri, sefere çıkmakta olan komutanları bu bölümde kabul etmiş, ayrıca yine bu bölümde pazar ve salı günleri Divan-ı Hümayun üyeleriyle toplantı yapmışlardır. Bab-üs Saade'nin sağında ve solunda Enderun Teşkilatı'na ait koğuşlar bulunmaktadır. Enderun Teşkilatı kendi usulleri olan bir okuldur. Devşirme sistemiyle alınan çocukların çok disiplinli bir eğitimden geçtikleri, yetenekleri ve gösterdikleri başarıya göre meslek sahibi oldukları bir teşkilattır. Kimi devşirmeler saray işlerine alınmış, kimleri mimar, el sanatçısı, kimileri yeniçeri, komutan, kimileri de devlet adamı, sadrazam olmuştur. Hem fiziksel hem de zihinsel yeteneklerine göre seçilen çocukların öğrenim gördüğü Enderun Teşkilatı, aristokrasi sınıfına sahip olmayan bir imparatorluk için çok önemli bir kurumdur. Enderun'un bulunduğu Üçüncü Avlu, Enderun Avlusu adıyla da anılmıştır. Avlunun girişinin sağ tarafında, Sultan IV. Murad (1623-1640) tarafından kurulan Seferli Koğuşu vardır. Sultan III. Ahmed (1703-1730) tarafından yenilenen yapıda, Doğu Roma imparatorluğu'ndan kalma yeşil sütunlar bulunmaktadır. Padişahların çamaşırlarının yıkandığı Seferli Koğuşu'nda bugün, padişahlara ait elbiseler ve kumaştan yapılmış eşyalar sergilenmektedir. Padişah Giysileri Sergisi adıyla anılan bu serginin yanında, Topkapı Sarayı'nın ilk yapılarından, Fatih Sultan Mehmed (1451-1481) tarafından yaptırılan Marmara Denizi manzaralı Fatih Kasrı yer almaktadır. Fatih Sultan Mehmed'den sonra hazine olarak kullanılan kasırda bugün, Saray Hazinesi Koleksiyonu sergilenmektedir. Bunlar arasında çeşitli motiflerle ve kıymetli taşlarla süslenmiş Bayramlaşma-Cülus, itfariyye, Sefer ve Nadir Şah tahtları, Topkapı Hançeri, Kaşıkçı Elması, askılar ve sorguçlar sayılabilir. Fatih Kasrı'nın karşısında padişahların özel ikametgahı olan Hasoda bulunmaktadır. Fatih Sultan Mehmed döneminde yapılan iki katlı yapının girişinin sağ tarafında bulunan ilk oda, padişahların Enderun'un arz ağalarıyla görüşmeler yaptığı Arzhane'dir. Köşede ise, Saltanat Tahtı'nın yer aldığı çinileriyle ünlü Hasoda yer almaktadır. Arzhane'de Kur'an-ı Kerim okunmakta ve Kabe'den gelen kutsal eşyalar ile Hz. Muhammed'e ait bazı kutsal eşyalar sergilenmektedir. Hasoda'da ise, Hz. Muhammed'in hırkası, kılıçları, rölikleri, Sanoak-ı Şerif, ilk halifelerin kılıçları gibi çeşitli kutsal eşyalar sergilenmektedir. Burası Topkapı Sarayı'nın Kutsal Emanetler Bölümü'dür. Kutsal Emanetler Bölümü'nün yanında, avlunun girişinin solunda Ağalar Camisi bulunmaktadır. Fatih Sultan Mehmed döneminde (1451-1481) yapıldığı sanılan camide, padişahlar ve Enderun ağaları ibadet etmiştir. Günümüzde Topkapı Sarayı Müzesi'nin kütüphanesi olarak kullanılmaktadır. Kütüphanede padişahlara ait el yazmaları ile aynı derecede değerli diğer el yazmaları bulunmaktadır. Üçüncü Avlu'nun ortasında bulunan Havuz Kasrı 18. yüzyılın başlarında yıkılmıştır. Kasrın yerine, 1719 yılında mermerden III. Ahmed Kütüphanesi yapılmıştır. Avlunun girişinin karşı tarafında bulunan Kilerli Koğuşu günümüzde Topkapı Sarayı Müzesi Müdürlüğü olarak kullanılmaktadır. Hasoda'nın revaklı bölümünden Mermer Sofa adıyla da anılan Sofa-i Hümayun'a çıkılmaktadır. Burası Topkapı Sarayı'nın dördüncü avlusudur. Harem ve Hasoda gibi padişah ve yakın çevresiyle ilgili olan bu avluda, Sünnet Odası, iftariye Kasrı, Bağdad Kasrı, Revan Kasrı, Mecidiye Kasrı gibi yapılar bulunmaktadır. Avlunun Haliç'e bakan sol tarafındaki ilk kasır Sünnet Odası'dır. Bu yapının Kanuni Sultan Süleyman döneminde (1520-1566) yapıldığı sanılmaktadır. Sultan I. İbrahim döneminde (1640-1648) ise, günümüzdeki şeklini almıştır. Sünnet Odası adını alması Sultan III. Ahmed'in (1703-1730) şehzadelerinin sünnetlerinin bu kasırda yapılmasından ileri gelmektedir. Sünnet Odası'nın hemen yanında iftariye Kasrı yer almaktadır. Sultan I. İbrahim tarafından yaptırılan kasrın muhteşem bir Haliç manzarası vardır. Padişahın iftar vaktini burada beklemesi ve orucunu burada açmasından dolayı kasır iftariye adını almıştır. İftariye Kasrı'nın yanında ise, Bağdad Kasrı bulunmaktadır. Sultan IV. Murad'ın (1623-1640) 1639 yılındaki Bağdad Fethi anısına yaptırttığı Bağdad Kasrı, Boğaziçi ve Haliç manzaralı, dört eyvanlı sekiz köşeli bir kasırdır. Sarayın en güzel kasırlarından biri olan Bağdad Kasrı'nın iç bölümü ve dış bölünün üst kısımları zengin işlemeli çinilerle kaplanmıştır. Sultan IV. Murad'ın 1636 yılındaki Revan Fethi anısına yaptırttığı kasır ise, üç eyvanlı sekiz köşeli Revan Kasrı'dır. iç ve dış duvarları zengin işlemeli çinilerle kaplanmış olan kasır, Fatih Sultan Mehmed döneminden kalan havuzun küçültülmesiyle inşa edilebilmiştir. Padişahların Dolmabahçe Sarayı'nda oturdukları bir dönemde, Sultan Abdülmecid (1839-1861) tarafından yaptırılan kasır ise Mecidiye Kasrı'dır. Avlunun Marmara Denizi'ne bakan tarafına yaptırılan Mecidiye Kasrı'nın altında bulunan restoran müze ziyaretçilerine hizmet vermektedir. Bab-üs Saade ile belirlenen sınır Harem için de geçerlidir. Harem yapı olarak birçok değişikliklere uğramış, 1665 yılında yapının neredeyse tamamı yanmış, daha sonra yenilenmiş ve zamanla da inşa edilen ek yapılarla genişletilmiştir. Sarayın belki de en çok merak edilen bölümü olan Harem, girişlerin kapılarla birbirine bağlandığı ve bu girişlerin etrafında odaların, kasırların, koğuşların bulunduğu; padişahların annelerinin, şehzade ve sultanların, cariyelerin ve harem ağalarının yaşadığı bölümdür. Bir teşkilat olarak ise Harem, Enderun'un kadınlar için olan biçimidir. Saray kuralları gibi Harem kuralları da çok sıkı bir şekilde uygulanmıştır. Harem'e cariye olarak alınan 5-16 yaş arasındaki genç kızlar ve kimi durumlarda belirli işler için alınan genç kızlığı biraz aşmış kadınlar, öncelikle burada iyi bir eğitime tabi tutulmuştur. Enderun'daki gibi Müslümanlık ve Türkçe öğretilmiş, sonra da çeşitli hizmetler için eğitilmişlerdir. Padişahlara sunulan cariyelerin yanında bir kısım cariye, Enderun'dakilerle baş göz edilmiştir. Şarkı söyleme, raks etme, dikiş nakış, kiler, sofra, çamaşır gibi çeşitli alanlarda hizmet etmeleri için eğitilen cariyelerden padişaha yaklaşanlar Gözde, padişahın ilgisini kazanan ya da çocuk doğuranlar da Haseki adıyla anılmıştır. Bunlar arasında gözde olanlara Hünkar Hasekisi, çocuklu Hünkar Hasekiler'e de Haseki Sultan denmiştir. Erkek çocuk doğuran Haseki sultanların en gözdeleri de Kadınefendi adıyla anılmıştır. Haremde gücü ellerinde bulunduranlar Valide Sultanlar olmuştur. Valide Sultanlardan sonra da Kadınefendiler gelmiştir. Günümüzde Harem'in ancak belli bölümleri ziyaret edilebilmektedir. , salı günleri dışında her gün 09.00-19.00 saatleri arasında, Harem ise ayrı bir biletle gruplar halinde 09.30-15.30 saatleri arasında ziyaret edilebilmektedir. , tarihi yarımadanın en uç noktasında yer alır. Aşağıdaki haritayı kullanarak navigasyon cihazlarınız ile Sultanahmet'e ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/494-rafting-yapilabilecek-10-cilgin-nehir.html", "text": "e adeta akın ediyor. Bizde bu listemizde rafting yapılabilecek en çılgın nehirleri ele alarak seyahat edip sporu yapabileceğiniz yerleri ele aldık. Karadeniz'in en uzun derelerinden biridir. Taşlı olması nedeniyle su oldukça şiddetlidir ve bu yüzden rafting için son derece idealdir. Kayserinin Yahyalı ilçesinde bulunuyor. Gerek debisi gerekse uzunluğu açısından profesyonel ve acemi tüm macera perestleri kendine çekiyor. Yaklaşık 21 kilometre uzunluğa sahip olan ırmak debiye göre 8 farklı parkurdan oluşuyor. rafting tutkunlarının uğrak yerlerinden biridir. Genel olarak yabancı turistlerin ilgi gösterdiği Dalaman Çayının soğuk sularında heyecanlı bir aktivite gerçekleştirebilirsiniz. Toplam 12 kilometre boyunca rafting yapılabilecek 2 ayrı parkuru bulunmaktadır. rafting merkezlerinin başında geliyor. Debisi yüksek olan ve muhteşem manzaraya sahip Köprülü Çay'da rafting yapmak gerçekten eğlenceli diyebiliriz. Toplamda 12 kilometre uzunluğunda 2 parkurdan oluşuyor. rafting için 18 kilometre parkur imkanı sunuyor. ı en çok bahar aylarında ilgi görüyor. İkizdere'de rafting yapmak kelimenin tam anlamıyla mükemmel bir deneyim olacaktır. Karadeniz'in muhteşem doğası ve çılgın suları ile baş edip, heyecan dolu günler yaşamak isteyen sporcular adeta akın ediyor. İkizdere Nehri rafting için toplamda 25 kilometrelik parkur alanına sahiptir. hem yerli hem de yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. 1993 yılında yapılan Dünya Rafting Şampiyonası için seçilen Çoruh nehri günümüzde de son derece aktif olarak kullanılmaktadır. Toplamda 169 kilometre gibi uzun bir parkura sahip olan nehirde 4 ayrı alan bulunuyor. raftingciler tarafından oldukça tercih ediliyor. Munzur Vadisi Milli Parkının içinde yer alan Munzur Çayı 20 kilometrelik hırçın parkuru ile ziyaretçilerini ağırlamaya devam ediyor. yüksek debisi ile heyecanlı anlar yaşatacaktır. Toplamda 9,5 kilometrelik parkur uzunluğu ile yılın her zamanı ziyaretçileri ağırlamakta."} {"url": "https://www.gezipedia.net/495-karadenizde-kesinlikle-gorulmesi-gereken-10-muhtesem-dogal-yer.html", "text": "Karadeniz ülkemizin en yeşil en canlı ve en güzel bölgelerinden biridir. Hemen hemen herkes imkanı ve zamanı olup Karadeniz turu yapmayı hedeflemektedir. Bizde bunu düşünerek Karadeniz turunda gezilmesi gereken doğa harikası 10 muhteşem yeri ele aldık. 'de bulunan Karagöl ziyaretçilerine büyüleyici anlar yaşatacaktır. Gölün etrafını süsleyen yüzlerce çeşit bitki ve ağaç adeta kartpostal manzarası sunuyor. Önemli turizm noktalarından olan Karagöl 1550 metre yükseklikte bulunuyor. Verçenik Dağı zirvelerinde 3.711 metre rakımda bulunan eşsiz manzaraları kaçırmak istemezsiniz. Karadeniz bölgesinin en yüksek ikinci dağı olan Verçenik günlük gezilerden çok unutulmaz bir gezi düşünenler için ideal diyebiliriz. Adası yerli ve yabancı birçok turist ağırlamaktadır. Toplamda 46 kilometrekare alandan oluşan ada kıyıya 1,6 kilometre uzaklıktadır. doğal güzellikleri görmek isteyenler için kesinlikle ideal bir yerdir. Özellikle kamp kurarak geceyi burada geçirerek unutulmaz birkaç gün geçirebilirsiniz. Kafkasör her ne kadar doğal olmasa da gerçekten muhteşem bir etkinlik. Özellikle belgesel ve filmlerde gördüğümüz İspanyol geleneği olan Malaga'nın Karadeniz versiyonu diyebiliriz. 5 Gün 5 Gece yapılan etkinlikte başta boğa güreşleri, konserler, oyunlar ve kemençe vardır. Doğanın muhteşem manzarası eşliğinde etkinlikte güzel vakit geçirmek sizleri rahatlatacaktır. Zil Kalesini görünce kendinizi biran Yüzüklerin Efendisi veya Game Of Trones zamanında hissedeceksiniz. Rize'de bulunan kale şehrin dışında kaldığı için pek bilinmese de eşsiz güzelliğe ve muhteşem bir manzaraya sahiptir. 'ta bulunan muhteşem mağara toplamda 3350 metre uzunluğa sahiptir. 4 kattan oluşan mağara zamanın getirdikleri ile birlikte günümüzdeki şeklini almıştır. İçi sarkıtlar, traverten ve sütunlar ile doludur. 'nin Şiran ilçesinde bulunan Tomara Şelalesi dağdan akan suların birleşmesi ile oluşmaktadır. 25 metre genişlik ve 15 metre yükseklikten akan şelale görenleri hayran bırakıyor diyebiliriz. Hem gezip hem de macera yaşamak isteyenler Rize'de bulunan Fırtına Deresinde rafting yapabilir ve unutulmaz bir an yaşayabilir. Acemi ve profesyonel birçok sporcuyu kendine çeken dere doğal güzelliği ile bu ilgiyi hak ediyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/496-kampin-kaldirilmasi-ve-toplanmasi.html", "text": "Bir kampın toplanması en az kurulması kadar önemlidir. Doğaya götürdüğümüz her şeyi mutlaka şehre geri getirmeliyiz. Malzemeler düzgün bir şekilde topladıktan sonra çantaya doldurup taşınmalıdır. Doğaya çıkan herkes en ufak çöplerini bile toplayıp şehre getirmelidirler. Temel kural kamp yerini bulduğunuzdan daha temiz bırakmaktır. Mümkünse yol üzerinde başkalarının bıraktığı çöpleri de toplamak doğanın temiz kalması için önemli adımlar olacaktır. - Ormanlarda ateş yakmamalıyız. - Dağda deterjan, sabun kullanmamalıyız. Kullanacak olsak bile doğa dostu olanları tercih etmeliyiz. - Kullandığımız tuvalet kağıtlarını mümkün olduğunca yakmaya çalışmalıyız. - Dışkımızın üzerini taş, yaprak veya varsa karla örtmemiz daha iyi olur. - Tencere ve tavayı derede yıkamamalıyız. Dereden 1 kaç metre uzakta yıkanması daha iyi olur. - Kampı toplarken geride hiçbir şey bırakmıyoruz ve son bir etrafa bakmak unutulan bir şeyler ide bulmaya yarar. - Her türlü çöpü şehre geri getirip çöpe atmalıyız. - Pet şişe ve karton kutular sıkıştırılarak veya düzleştirilerek az yer kaplayacak şekilde çantaya konabilir. - Satın aldığımız yiyeceklerin gereksiz ambalajlarını dağa getirmeyerek çöpü baştan azaltabiliriz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/497-kamp-alaninin-temizligi.html", "text": "Doğa da yapılan sportif etkinliklere katılım bugün olduğu gibi, gelecekte de büyük kitleler halinde devam edecektir. Doğal alanların bu kullanımdan olumsuz etkilendiği de bilinen bir gerçektir. Doğa da yapılan sportif etkinliklerde sürdürülebilirlik uygulamaların hayata geçirilmesi bu açıdan önem taşımaktadır. Doğada yapılan etkinliklerde sürdürülebilirliğin sağlanmasında yukarıda sıralanan önemli noktalar ilkeler haline getirilerek bütün etkinlik katılımcılarda farkındalık sağlanmalıdır. Doğada yapılan etkinliklerin ekonomik, sağlığı koruyucu olması için ve kültürel etkilerinden uzun süre yararlanmak için çevresel uyumun sağlanması gerekmektedir. Sürdürülebilirlik uygulamalarında hedeflenen amaç mutlak koruma alanlarında yer alan kaynak değerlerinin korunması ve bozulmadan gelecek nesillere aktarılmasıdır. Doğayı etkilemek yerine doğa ile uyumlu olmayı hedef alan ve doğaya zarar vermeksizin ondan faydalanmaya çalışan bir yaklaşımın benimsenmesi gerekmektedir. Bu ise doğada yapılan etkinliklerin hammaddesinin korunması anlamına gelmektedir. Orman dokusuna sahip alanların ve dağların yoğun kullanımdan olumsuz yönde etkilendiği açıkça görülmüştür. Bu etkileri ortadan kaldırmak için aşağıdaki sürdürülebilirlik ilkelerine uyulması gerekmektedir. Akarsu kenarları korunmalıdır. Kamp alanı akarsulardan ve akış yönlerinden en az 30 metre uzakta olmalıdır. Duş alırken ya da bulaşıkları yıkarken su, akarsulardan ve akış yönlerinden uzağa taşınmalı ve az miktarda toprakta çözünebilen sabun kullanılmalıdır. Hijyen alanı olarak göl ve su yollarından en az 70 metre uzaklıktaki alanlar kullanılmalıdır. Bir doğa kampının sonunda mutlaka alan temizliği yapılmalıdır. Çıkarılan tüm çöpler tekrar en yakın merkezdeki kutulara atılmalıdır. Bu sayede sadece doğayı korumakla kalınmaz başka kamp yapanlara da temiz bir kamp alanı bırakılmış olunur. Sizin hakkınız olduğu kadar diğer ziyaretçilerin de açık alanlarda eğlenceli vakit geçirmeleri için onlara saygılı olunmalıdır. Açık alanlara ve diğer kullanıcılara karşı saygılı olun. Yüksek ses ve gürültüden kaçının. Doğanın sesinin etrafa hakim olmasına izin verilmeli. Yabani hayvanlar uzaktan izlenmeli, dokunulmamalı ve kovalanmamalıdır. Hayvanlar beslenmeye çalışılmamalıdır. Çünkü hayvanları beslemek onların sağlıklarına zarar verip davranışlarını değiştirirken predatörlerine ve diğer tehlikelere karşı onları ortaya çıkarmaktadır. Gıdalar ve erzaklar güvenli bir biçimde depolanarak hayvanların onlardan uzak durması sağlanmalıdır. Çiftleşme ve yuvalama ve yavrularını besleme gibi yaban hayatı için hassas olan dönemlerde onları özellikle rahatsız etmekten kaçınılmalıdır. - Kamp ateşini yaktığımız alandaki taşları çevreye dağıtmak. - Artık korkömür ve külleri ıslatıp, çamurlu bir yumak haline getirip, ufak parçalar halinde çevreye savurmak. - Dökülmüş yaprak ve dallarla çadırları kurduğumuz alanı tekrar çıplak toprak kalmayacak şekilde dağıtmak. - Alandan çıkmadan önce son kez etrafa bakıp geldiğimize ve kaldığımıza dair hiç bir emarenin kalmadığından emin olmak. - Doğada yapılan etkinliklere katılanların çevreye verebilecekleri etkilerin boyutları farklıdır. Bu farklılık makro ya da mikro düzeyde olabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/498-kapadokya-gezisinde-yapabileceginiz-10-guzel-sey.html", "text": "Gerek gezilecek yerleri gerek muhteşem peri bacaları gerekse balonlar ile gökyüzünde dolaşmak olsun Kapadokya ülkemizin en nadide ve güzel turistik yerlerinden biri. Birçok filme konu olmuş, yerli ve yabancı binlerce turisti ağırlayan Kapadokya'da yapabileceğiniz 10 muhteşem aktiviteyi ele aldık. Kapadokya'nın muhteşem doğasında dik yokuşlarda pedal çevirmek yapabileceğiniz güzel sporlardan biri olacaktır. Her şehrin veya turistik yerin güzel bir manzarası vardır ancak Kapadokya bu konuda diğer yerlerden oldukça farklıdır size tavsiyemiz eğer Kapadokya'ya gidiyorsanız orada gün doğumunu kesinlikle izlemelisiniz. yöresine has hazırlanan yemeklerden mutlaka tatmalısınız. Özellikle kurutulmuş sebzeler ile yapılan yemekler gerçekten muhteşem. Özellikle peri bacalarının olduğu yerlerde koşu yapmak gerçekten harika. Dik yokuşların üzerinde koşmak hem adrenalin yaşatacak hem de güzel bir spor yapmış oalcaksınız. İç huzur arayan kişileri de unutmadık. Kapadokya'da oldukça sakin, sessiz ve doğa ile iç içe birçok yer mevcut buralarda sakinleşip dinginleşmek için yoga yapabilirsiniz. Yöresel yemekler bir yana Kapadokya her yıl binlerce yabancı turist ağırladığından dolayı restoranlar kendini baya geliştirmiş. Yöresel ve dünya mutfağı karışımı birçok yemek tadabilirsiniz. Oturup manzaranın eşliğinde kafa dinlemek istiyorsanız Kapadokya tam aradığınız yer olabilir. Aşk Vadisi, Meskendir Vadisi ve Zemi Vadisi görsel bir şölen sunacaktır. Peri bacalarının içine girerek eski tarihlere doğru unutulmaz bir gezi yapabilirsiniz. Kayaların içinde yer alan Bezirhane içinde muhteşem akustik eşliğinde müzikler dinleyebilir ve muhteşem bir an yaşayabilirsiniz. Balon turları ile gökyüzüne doğru yolculuğa çıkabilir Kapadokya'nın efsane güzelliğini kuşbakışı seyredebilirsiniz. Tavsiyemiz ise gün batımına doğru bu yolculuğu yapmanızdır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/499-dogada-temel-beslenme-bilgisi.html", "text": "Daha önceki üniteler doğada hayatta kalmak için ihtiyacımız olan en temel unsurlar olan ''su elde etme, ateş yakma ve barınma'' konularını takiben doğada yemek pişirme hakkında bilgi verilecektir. Hayatı idame için önemli bir unsur olan beslenme aslında hepimizin uzak olmadığı, doğduğumuzdan beri uyguladığımız bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyacımızı karşılamak için öncelikle vücudumuzun gereksinimlerini ve bunları nelerden elde edebileceğimizi bilmemiz gerekir. Hayatımızı idame için vücudumuzun ihtiyacı olan bu besinleri nasıl yenilebilir bir hale getirileceği hakkında temel bilgiler aktaracağız. Doğada hayatta kalmak için ihtiyacınız olan besinlerin neler olduğunu ve bunları nelerden elde edebileceğinizi görelim. Protein ve karbonhidratların 1 gramı 4 kalori, yağların ise 1 gramı 9 kalori içerir. Yağlarda proteinler gibi hücrelerin kendilerini yenilemelerine yardımcı olurlar. Yağlar günlük besinimizin en fazla %30'unu oluşturmalıdır. Ayrıca günlük olarak aldığımız doymamış yağ oranı günde aldığımız yağ oranının %10'unu geçmemelidir. Yağlar karbonhidratlara göre çok daha fazla kalori içerirler. Her gramı 9 kaloridir. Teorik olarak hiç yağ yemeden yaşayabilirsiniz. Çünkü vücudunuz gereksinimi olan yağları karbonhidratlardan yapabilir. Ancak bazı yağların eksikliği sorun yaratabilir. Örneğin linoleik asit denen bir yağı vücut sentezleyemez. Bu yağı dışarıdan almak zorundasınız. Eksikliği halinde bol miktarda kolesterol damarlarda birikir. Yağlar trigliseridler denen yapıların bileşimidir. Doymuş yağlar başlıca ette, tereyağında bulunan katı yağlardır. Doymamış yağlar ise sıvı yağlar olup en çok zeytinyağında bulunur. Ayrıca kümes hayvanı ve balıketinde de bulunurlar. Diyette aşırı miktarda yağ bulunması kalp hastalıkları açısından sakıncalıdır. Vücudunuzun günlük kaybettiği su ihtiyacını karşılamak için günde 6-8 bardak su içmeniz gerekir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/5-istanbulda-gezilecek-yerler.html", "text": "Güzel İstanbul'umuzun gezilecek yerler listesine geçmeden önce bu müstesna şehrimiz hakkında küçük bir özet geçmek istedim. sadece ülkemizin değil dünyanın göz bebeği kentlerinden birisidir. Dünyanın en eski tarihlerine tanıklık eden Yedi Tepeli şehir birçok şairi, romancıyı, mimarı, sanatçıyı kendisine hayran bırakmış müstesna bir beldedir. Asya ile Avrupayı birleştiren muhteşem boğazlara ev sahipliği yapan İstanbul her köşesinde farklı bir tarihin yaşandığı günlerce gezseniz doyamayacağınız harika bir şehir. dünyanın en büyük medeniyetlerinden olan Roma İmparatorluğu'na başkentlik yapmış oldukça şanslı bir belde. Fakat yine dünyanın en büyük devletlerinden birisi olan Osmanlı'ya da yüzyıllarca payitaht olarak Başkent hizmeti vermiş paylaşılamayan bir şehir. yapmayı düşünüyor ve İstanbul'u gezmeyi planlıyorsanız mutlaka en az bir haftalık bir süreci buna ayırmalısınız. Bir haftada bile İstanbul'un tam anlamıyla gezilmesi mümkün olmamakla beraber iyi bir plan yapıldığında en önemli olan tarihi yerleri tabii unsurları ve bütün güzellikleri görme fırsatına erişmiş olacaksınız. ile birlikte bir çağ açılıp çağ kapanmış böylece İstanbul günümüze kadar ulaşacak olan Türk yurdunun müstesna bir köşesi haline dönüşmüş durumdadır. Bu tarihten itibaren İstanbul Roma hakimiyetinden ziyade Osmanlı medeniyetinin izlerini taşımaya başlamıştır. Bundan dolayıdır ki günümüzde İstanbul'u gezmeye başladığınızda bir tarafta Roma eserleri diğer tarafta Osmanlı zarafeti ile birlikte adeta tarih sahnesinde kendinizi dolaşıyor gibi hissedebileceksiniz. planlanırken tarihi olan mekanlar için ayrı günler belirlenip tabiat güzellikleri için farklı günler ayarlanmalıdır. muhteşem altı minaresiyle büyüleyici bir atmosfere sizi direkt olarak çekecektir. Denizden ayrı bir güzel görünüme sahip olan Sultanahmet mimari anlamda da oldukça nitelikli bir eserdir. Sadece Müslümanların değil yabancı turistlerin de uğrak yeri haline gelen Sultanahmet özellikle Ramazan ayında çevresinde birçok dini aktiviteye imkan tanımaktadır. Ramazan çadırları Ramazan platformları ve nostaljik olan birçok sanatsal aktivitenin yapıldığı bu anlarda mutlaka Sultanahmet'te iftar yapmalısınız. hem muhteşem mimarisiyle hem de tarihi değeri ile mutlaka gezmeniz gereken bir yer. Milattan sonra 400lü yıllarda yaptırılmış olan Ayasofya Konstantiniyye diye nitelendirilmekte olan İstanbul'un en önemli tarihi eserlerinden birisidir. Hristiyanlar için de çok önemli anlamlar taşımakta olan Ayasofya fetihten sonra cami olarak hizmet vermiş. İstanbul fethedildikten sonra camiye çevrilen Ayasofya'nın mozaik ve ikonaları kapatılarak yanına Mimar Sinan tarafından bir kubbe konuşlandırılmış. Böylece 1935 yılına kadar cami olarak hizmet veren Ayasofya bu tarihten itibaren müzeye dönüştürülmüş. özellikle denizden görünen muhteşem silueti ile beraber İstanbul'un sembollerinden birisine dönüşmüştür. geometrik desenlerin mimari unsurların çok farklı şekillerde yer aldığı Süleymaniye çevresinde oluşturduğu doğal dokuyla da sizi nostaljik bir ortamda ağırlayacaktır. başlı başına bir şaheser olmaya devam ediyor. Atatürk tarafından da ofis olarak kullanılmış ve son nefesini Atatürk Dolmabahçe Saray'ındaki bir odada vermiştir. Günümüzde Dolmabahçe'yi ziyaret ettiğinizde bütün bu odalar ziyarete açık vaziyette sizi bekliyor olacaktır. Ayrıca Dolmabahçe Saray'ının bahçesi ve denize nazır olan arka mahalli oldukça güzel bir manzara ile birlikte fotoğraf çekmeniz için son derece uygundur. otantik yapısıyla ve nostaljik havasıyla dikkat çekmektedir. Sütunların dibinde yer alan suyun içerisinde günümüzde balıklar yüzüyor. Sarnıcın dip tarafında yer alan ters Medusa da ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir. Barok mimarinin heybetli eserlerinden birisidir. 1873 yılında yapılıp demir yolu hattının merkezi olan Haydarpaşa Garı çeşitli restorasyonlar geçirerek günümüze kadar ulaşmıştır. mutlaka İstanbul ziyaretinizde uğramanız gereken önemli bir güzergahtır. ve Beyoğlu'na uğramalısınız. İç içe geçmiş olan bu iki güzergah birbirine oldukça yakındır. Kentin Avrupai anlamda sembollerinden birisi olan İstiklal Caddesi özellikle Tanzimat Döneminden sonra İstanbul'da yaşamakta olan batılılar tarafından rağbet gören bir kültür merkezine dönüştürülmüş durumdaydı. Son yıllarda restorasyon çalışmaları olan İstiklal Caddesinde birçok sanat galerisi, sinema, kültür merkezi bulunmaktadır. Ayrıca birbirinden farklı tarzlarda yapılmış olan kiliselere de ev sahipliği yapan İstiklal Caddesinin hemen bitiminde Galatasaray Lisesi ve çiçek pasajı da İstanbul'un en sıra dışı ve otantik mekanlarından birisidir. Günümüzde hala çok büyük bir kalabalığı ağırlamakta olan İstiklal Caddesi kutlamalar için de tercih edilen bir bölgedir. olarak hizmet veriyor. Birçok farklı konserin yapıldığı Rumeli hisarı İstanbul'un en elit mekanlarından birisine dönüşmüş durumda. Ayrıca Hisar'ın hemen dibinde özellikle nisan ayında açmakta olan erguvanlar fotoğraf tutkunları için bulunmaz bir şölen hazırlıyor. na uğramanız gerekiyor. Bilimsel araştırmalar ve gözlemevi olarak dizayn edilmiş olan arberetumu içerisinde birbirinden farklı türlerde çiçek ve bitki barındırıyor. Temiz havasıyla ve yürüyüş güzergahları ile güzel bir hafta sonu için oldukça uygun bir mekan. Topkapı surlarının hemen aşağısında yer alıyor. ajandanın ilk sırasında yer almalı. Oldukça yüksek olan tepeden İstanbul'un boğazını seyredebiliyorsunuz. İçerisinde kafeteryaların çay bahçelerinin bulunduğu Çamlıca Tepesi birçok tarihi romana da mekan olarak tercih edilmiş. Günümüzde son derece nezih bir şekilde ziyarete müsait olan Çamlıca tepesinde özellikle yeni evlenmiş olan çiftlerin fotoğraf çektirmesi bir gelenek olarak devam ettiriliyor. kültürü kendisini hissettiriyor. Özellikle fotoğraf tutkunları için Boğaziçi çok farklı anlamlar taşıyor. Yılın 365 günü farklı enstantanelerin yakalanabileceği Boğaziçi balık restoranlar kafeteryalar ve gezi güzergahları ile de mutlaka gezi planınızda yer almalı. birçok devlet adamının ziyaretçinin gün içerisinde uğrayıp fotoğraf çektirdiği bir yer olarak dikkat çekiyor. Ayrıca bünyesinde birçok camiyi, kiliseyi ve sinagogu da bulunduran Ortaköy sanatsal aktiviteler bakımından da oldukça hareketli bir yer olarak ön plana çıkıyor. Her gün farklı aktivitelerin yapılmış olduğu Ortaköy'de birçok sokak sanatçısını da görebilirsiniz. nin düzenlendiği Emirgan Korusu'na mutlaka uğramalısınız. Böylece rengarenk bir dünya içerisinde oldukça natürel bir dokuya kavuşmuş olacaksınız. muhteşem görünümüyle ve sunumuyla dikkatinizi çekecek. Yine Osmanlı mutfağının sunumuyla da tadıyla da dikkat çeken eseri Mahmudiye Pilavı farklı bir yorum katılarak hem göz hem damak zevkinize hitap edecektir. Türkiye'nin Marmara bölgesinde bulunan İstanbul'un kuzeyinde Karadeniz, güneyinde ise Marmara denizi, doğusunda Kocaeli, batısında ise Tekirdağ ilimiz bulunmaktadır. İki adet uluslararası hava limanına sahip olan İstanbul'a Türkiye'nin her yerinden otobüs seferleri olup ulaşımı da oldukça kolaydır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/50-zonguldakta-gezilecek-yerler.html", "text": "araması yerli ve yabancı turistler tarafından yoğun olarak yapılmaya başladı. Sizlere ülkemizin cennet köşelerini barındıran Karadeniz Bölgesi sınırlarında kalan bu şirin kentin müthiş atmosferini yaşayarak neler yapabileceğinizi aktarmaya çalışacağız. denizi seven, masmavi ve tertemiz denizin keyfini çıkarmak isteyen kişiler için mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yerdir. Zonguldak şehrinin merkezinde bulunan plaj özellikle yaz aylarında denize girmek isteyenlerin uğrak noktasıdır. Yaz aylarında çok popüler olan bu doğal güzelliği Karadeniz'in keyfini sürmek isteyen her gezgin ziyaret edebilir. Zonguldak Kent Ormanı bünyesinde çocuk oyun alanı, yürüyüş yolu, seyir terası, ahşap köprü ve gölet gibi birçok doğal ve sosyal alanı barındırır. Kent ormanı içinde ülkemizde bulunan çok sayıda endemik bitki türüyle karşılaşabilirsiniz. Ormana şehir merkezine bağlı olan Elvanpazarcık Beldesi üzerinden gidebilirsiniz. Yeni bitkiler keşfetmek isteyen ve doğayı seven herkes Zonguldak Kent Ormanı'nı ziyaret edebilir. Karadeniz Bölgesi yaylaları ile meşhur bölgemizdir. Alaplı ilçesinin sınırları içinde bulunan yayla, şehrin en yüksek noktasıdır. Bu alan üzerinde insanlar hala yayla faaliyetlerini sürdürürler. Karadeniz'in yaylaları içinde farklı deneyimler yaşamak isteyen doğa severler burayı gezebilirler. kentin kömür madenciliği noktasındaki büyük emeklerini ve tarihini insanlara aktarmaktadır. Maden Müzesi kapsamında yer alan eserler ve bilgiler sayesinde madenciliğin yapılması ve kömürün oluşumu konusunda bilgi alınabilir. Gökçebey ilçesinde bulunan Çanakçılar Seramik isimli kuruluş tarafından hayata geçirilmiştir. Müzenin ilk katı seramik fabrikasında üretilen ürünlere ev sahipliği yaparken ikinci katta ise şehre ait arkeolojik kalıntılar yer alır. Ayrıca hayvan sever gezginler de müze binasında yer alan hayvanat bahçesi alanı içinde evcil ve vahşi birçok hayvanı da görebilir. 1914 yılında kömür ocakları işletme hakkı Almanya'ya verildi. Bu duruma karşı çıkan Rusya 2 yıl oyunca Ereğli kıyılarını bombaladı. Kurtuluş Savaşı yaşanırken İstanbul'da yaşayan vatanseverler Alemdar isimli bir küçük savaş gemisini kaçırır. Ancak gemi Fransızlar tarafından kaçırılmak istenir. Ancak gemi karaya oturtulur ve buna izin verilmez. Daha sonra gemi gizlice yüzdürülür ve Fransızlara saldırı düzenlenir. Bu Kurtuluş Savaşı sırasında yaşanan tek deniz savaşı olarak tarihe geçer. Bu durumu hatırlamak adına da Gazi Alemdar Gemisi'ne ait bir örnek yapılarak müze haline getirilir. Gezginler burayı ziyaret ederek o dönemin atmosferini yaşamanın ayrıcalığını yaşayabilirler. Devrek'e ait en önemli el sanatları arasında baston bulunur. Ünü ülkemizin sınırlarını aşan bastonlar burada üretilir ve satışa sunulur. Bastoncular Çarşısı birbirinden mükemmeli işçiliğe sahip bastonları görmek için yerli ve yabancı çok sayıda turistin ziyaret edebileceği bir yerdir. 19 yüzyıla ait klasik bir Türk hamamıdır. Hamam bölümü taştan, soyunma odası ise ahşap yapıdadır. Hamamın girişinde soyunma bölümünde iki kubbeden oluşan ılıklık bölümüne geçilir. Tarihi Türk hamamlarının yaşayan bir örneğini görmek isteyen ziyaretçiler için olmazsa olmaz ziyaret noktalarından biridir. Kozlu ilçesi sınırlar içinde yer alan kilise Hristiyan Ortodoks cemaatine ait olarak hizmet verir. Geçtiğimiz yüzyılın son zamanlarında yapılmıştır. Şuan için kilise restorasyon aşamasından geçmektedir. Zaman içinde yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmeyi başaran bir yer olacaktır. Bizans Devleti tarafından surlarla çevrili kaplı kent alanı içinde yer alan Hagia Sophia kilisesi camiye çevrilmiştir. Cami olduktan sonra ismi Orhan Gazi ya da Orta Cami olarak anılmaya başlanmıştır. Kilisenin cami olarak kullanıldığı bir ortamı görmek isteyen ziyaretçiler için iyi bir örnek olacaktır. Bu anıt Mısır kökenli pandomim sanatçısı Krispos anısına dikilmiştir. 2.10 m yüksekliğe sahip anıt, 19 satırdan oluşur. Ayrıca anıtta kazılarak yazılmış olan bir şiir yer alır. Anıt iki korint başlıklı sütun, sütunlarda yer alan başsız büstün olduğu oyuk ve üçgen çatı tasarımı taç kısmından meydana gelir. Eski çağlarda yaşamış bir sanatçıyı görmekten hoşlanacak yerli ve yabancı turistler anıtı ziyaret edebilir. Farklı bir yapı olarak Kozlu karayolu üzerinde bulunan ve yörede taş kömürünü ilk bulan Uzun Mehmetadına yapılmış anıtı ziyaret edebilirsiniz. kalıntılarını gezebilirsiniz. Yaklaşık 3000 yıllık bir geçmişe sahip olan Antik Kent, Miletoslular tarafından kurulmuştur. Kentte doğa ile buluşabileceğiniz birçok nokta ile birlikte tarihe de tanıklık edebilirsiniz. , 19. Yüzyıl sonlarında inşa edilmiş ve günümüzde müze olarak kullanılan bir binadır. ve ceviz çeyiz sandıklarını örnek göstereceklerdir. ve enfes tirit yemeği yer almaktadır. Karadeniz'in vazgeçilmezi mısır unu ile hazırlanan ve toz şeker ile dövülmüş ceviz eklenen Malay farklı bir lezzet olarak yerini almaktadır. Şehrin Ereğli ilçesinde bulabileceğiniz enfes Ereğli pidesi, özel pırasalı mancar ve cevizli kömeç ile birlikte meşhur beyaz baklava da kentin mutfak önerileri arasında yer almaktadır. gibi illere de yakın bir mesafede bulunmaktadır. üzerinden Zonguldak'a bağlanan demir yolu sayesinde tren ile de Zonguldak'a gelinebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/500-myus-myos-antik-kenti-tanitimi.html", "text": "Söke'nin 30 km güneyindeki Avşartepe'de yer alan antik kenttir. MÖ 5. yüzyıl sonunda Atina'nın önderliğindeki Attika-Delos Deniz Birliği'ne üye olduğu bilinmektedir. Herodotos, MÖ 500'lerde kent limanının 200 gemi alabilecek büyüklükte olduğunu yazar. Pausanias'ın aktardığına göre, Menderes Irmağı'nın getirdiği çamurlar Myus Körfezi'ni doldurmuş ve bölgeyi bataklığa dönüştürmüştür. Bu nedenle bölgede sivrisineklerin birikmesi, halkın kenti terk etmesine neden olmuştur. Kentteki ilk kazı çalışmalarını 1908'de T. Wiegand başlatmıştır. Bu çalışmaları 1964-1966 yıllarında Hans Weber devam ettirmiştir. Kent, akropolünün kuzeyinde yer alan kale kalıntılarının Geç Doğu Roma dönemine ait olduğu sanılmaktadır. MÖ 6. yüzyıla tarihlenen, 6x11 sütunlu, İon düzenli tapınak, yerleşmenin en dikkate değer kalıntısıdır. nü geçtikten sonra Yeşilköy üzerinden antik kente ulaşılabilinir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/501-priene-antik-kenti-tanitimi.html", "text": "Söke'nin 15 km güneyinde, Güllübahçe'de yer alan antik İon kenti. İonia Birliğinin siyasal ve dinsel merkezi Panionion, Priene'nin toprakları içinde bulunduğundan, kent İonia'nın en eski yerleşmelerinden biridir. Efsaneye göre, Atina'nın efsanevi kralı Kodros'un torunu Aipytos'un kurduğu kentin ilk olarak nerede bulunduğu bilinmemektedir. Kentin bu ilk yerinden günümüze sadece Athena Portresi olan bir sikke ulaşabilmiştir. 371 m yüksekliğinde bir tepe üzerindedir. Yedi Bilge'den biri olan Bias'ın, MÖ 6. yüzyıl başlarında bu kentte yaşadığı söylenmektedir. Kent, MÖ 495'deki Lade Deniz Savaşı'na 12 gemiyle katılmıştır. Daha sonra Atina'nın önderliğindeki Attika-Delos Deniz Birliği'ne üye olmuştur. Priene, Atina'nın yardımlarıyla MÖ 350'de bugünkü yerinde yeniden kurulmuştur. O dönemde denize daha yakındır ve Naulokhos adında bir limana sahiptir. 'e bağlı bir piskoposluk merkezi olmuştur. 13. yüzyılda deprem ve sıtma nedeniyle terk edilmiştir. Priene Hippodamus planında kurulan helen kentlernin en eski örneklerindendir. kent, iyi korunmuş caddeleri ve yapılarıyla İlkçağdaki görünümünü korumaktadır. , Helenistik dönem tiyatrolarının iyi korunmuş ve dikkat çekici örneklerinden biridir. MÖ 4. yüzyılın ikinci yarısında yapılan tiyatro, Roma dönemindeki değişiklik ve eklere karşın, Helenistik karakterini korumaktadır. 5 bin kişiyi alabilecek 50 sıradan oluşan oturma yerleri arasına, eşit aralıklarla 6 dar merdiven yapılmıştır. , Priene'deki en eski tapınma yerlerinden biridir. Kutsal alanının batı ucunda tapınak yer almaktadır. Ana girişin biraz ilerisinde, sağda bir sunak vardır. MÖ 4. yüzyılın ikinci yarısına tarihlenen Yukarı Gymnasium, bir avlunun çevresindeki odalardan oluşur. Gymnasium'un kuzeyinde. Roma dönemine tarihlenen bir hamamın kalıntıları vardır. Avlunun batısında küçük bir tapınak, onun doğusunda Doğu Roma döneminden bir havuz bulunmaktadır. Kentin güneyindeki Aşağı Gymnasium oldukça iyi durumdadır. Avlusu, Dor düzeninde dört stoa ile çevrilidir. Batı ve kuzey stoalanın arkasında okuma salonları, eğitim odaları yer almaktadır. Aşağı Gymnasium'un bitişiğindeki stadyum 191 m uzunluğunda ve 6 m genişliğindeki üstü açık bölümle, onun arkasındaki Dor düzenindeki stoadan oluşmaktadır. Ana caddenin batı ucunda bulunan Kibele Evinden çıkarılan başsız Kibele heykelciği, İstanbul Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir. Kentin merkezini oluşturan agora (MÖ 3. yüzyıl), üç yönden Dor düzeninde stoa'lar, kuzeyden ise kentin ana caddesiyle çevriliydi. Batısında bir sıra dükkan yer alıyordu. Agorayı süsleyen heykellerin günümüzde yalnızca kaideleri ayaktadır. Agoranın tam ortasında. Tanrı Hermes'e adanmış bir sunak bulunmaktadır. Agoranın kuzeyinde yer alan 116 m uzunluğundaki kutsal stoa, Kapadokia Kralı VI. Ariarathes tarafından yaptırılmıştır. Agoranın doğu stoasma bitişik Zeus Olympios Kutsal Alanı'nın günümüze yalnızca temelleri ulaşmıştır. Kutsal stoanın doğu uzantısında yer alan bouleuterion, kentin en iyi durumdaki yapılarından biridir. Girişin karşısında ve iki yanında, basamaklar halinde oturma yerleri bulunmaktadır. Ortada, mermerden kabartmalarla süslü bir sunak vardır. Büyük İskender Evi'nde bulunan Büyük İskender'e ait heykelcik Berlin Müzesinde korunmaktadır. , beş gösterişsiz duvardan oluşan bir yapıdır. Kibele Evi'nin doğusunda Büyük İskender Evi'nde bulunmaktadır. Priene'deki Doğu Roma dönemi yapıtlarının en önemlisi, tiyatronun güneyindeki büyük Piskopos Kilisesi'dir. Bölgeye çok yakın olan Myus Antik Kenti Tanıtımı isimli konudan, kent hakkında bilgi alınız! 'a bağlı Söke'nin 15 km güneyindeki Güllübahçe mahallesinde yer alan Priene Antik Kenti'ne ulaşmak için; Söke merkezden Didim yolu üzerinden sağa ayrılan Güllübahçe mahallesine girerek yaklaşık 7 km sonra antik kente ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/502-didyma-antik-kenti.html", "text": "Yunanlardan önce de bir bilicilik merkeziydi. Yunanlar buraya göç ettiklerinde, Batı Anadolu'daki birçok yerde yaptıkları gibi buradaki kültü de kendi kültleriyle özdeşleştirmişlerdir. Arkaik dönemde yüzyıl kadar Brankhidai denilen rahip ailesince yönetilen kent, daha sonra Miletos'a bağlı kutsal bir yerleşme niteliği kazanmıştır. Buradaki bilicilik merkezine danışan ünlüler arasında II. Neho ve Kroisos sayılabilir. MÖ 499'da Perslere karşı ayaklanan İonia kentleri büyük bir bozguna uğradıktan sonra, kent yakılıp yağmalanmıştır. MÖ 5. ve 4. yüzyıllarda bilicilik merkezinin durumu hakkında pek bir bilgi bulunmamaktadır. Fakat MÖ 331'de Didyma rahibi, Büyük İskender'i \"Zeus'un oğlu ilan eder.\"Kutsal yolun kenarındaki oturur biçimindeki rahip, rahibe, kral, kraliçe ve yatan aslan heykelleri İngiltere'ye kaçırılmıştır. Brankhidai denilen bu heykeller bugün British Museum'da sergilenmektedir. yer alıyordu. Yine tapınağın doğusunu, 3,5 m yüksekliğinde, yarım daire biçimli bir duvar çeviriyordu. Duvarın doğu ve güneyindeki düzlükte, MÖ 6. yüzyıla tarihlenen iki stoa vardı. Her biri 2,5 m genişliğinde beş merdivenle çıkılan tapınak terasında, sunu heykelleri ve anıtlar bulunmaktaydı, İon Ayaklanması sonrasında Miletos'la birlikte Didyma da Persler tarafından yakılıp yıkılmıştır. Büyük İskender'in Persleri Anadolu'dan çıkarmasıyla yeni bir döneme girilmiştir. Apollon Tapınağı'nın yapımına yeniden başlanmıştır. Arkaik yapıdan çok daha büyük ve görkemli olan Helenistik tapınağın mimarları, Efesli Paionios ile Daphnis'di. Helenistik Didymaion, Ephesos, Artemis ve Samos, Hera tapınaklarından sonra Helen dünyasının üçüncü büyük dinsel yapısıdır. Büyük bölümü Roma döneminde yapılmakla birlikte tapınak hiçbir zaman bitirilememiştir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/503-sokede-gezilecek-yerler.html", "text": "ilinin batısında, Büyük Menderes Ovasında kurulu ilçe merkezi ve yerleşmedir.. kentlerini kurmuşlardır. MÖ 800'lerde Frigyalıların, MÖ 670'de Lidyalıların egemenliğine giren kent, zengin bir ticaret merkezi olmuştur. Miletos'dan başlayarak Asya'ya uzanan ünlü Kral Yolu, Lidyalıların döneminde yapılmıştır. MÖ 547'de Persler tarafından ele geçirilen yerleşme, daha sonra Büyük İskender'in imparatorluğuna katılmıştır. MÖ 64'de Romalılar Söke'yi kontrolleri altına almışlardır. Meandropolis adıyla anılan kent, 1071'den sonra zaman zaman Selçuklu egemenliğini yaşamış ve Akçaşehir adını almıştır. 1300'lerde Aydınoğlu Beyliği'nin egemenliği döneminde bölgeye yerleşen boylardan birinin beyi Süleyman Şah tarafından dedesi Söke Bey'in adı bölgeye verilmiştir. Yöre 1426'da Menteşeoğlu Beyliği'nin merkezi olmuştur. 1451'de kesin olarak Osmanlı topraklarına katılan yerleşim, bu dönemde Menteşe Sancağı merkezi olarak kalmıştır. 18. yüzyıl başlarında Siğla sancak merkezi olan Söke, 1868'de Aydın'a bağlanmış, 1891'de de belediye olmuştur. Ege Denizi'ne boğazlarla bağlı Karine Gölü'nün uç noktasında, Karakol Burnu çevresindeki antik kent. Sit alanı olan kent çevresinde konaklama olanağı yoktur. Büyük Menderes Irmağı'nın Latmos Körfezi'nin ağzını doldurmasıyla oluşmuştur. Doğal güzelliklerinin yanı sıra antik Miletos, Myus, Priene kent kalıntılarına da yakındır. Gölde balık avı da yapılabilmektedir. Bir lagün gölüdür. Denizden Menderes Deltası'nın kıyı parçasıyla ayrılır. Göl alanı 4,5 kilometrekaredir. Kıyıları, gezi ve dinlenme alanı olarak değerlendirilmektedir. , Büyük Menderes'in küçük bir kolu üzerinde Söke'ye 17 km uzaklıkta yer alan antik İonia kentidir. Kentte 1891-1893 yılları arasında yapılan kazı çalışmalarını Cari Humann yönetmiştir. Bu çalışmaların sonuçları 1904'te J. Kohte ve C. Watzinger tarafından yayımlanmıştır. Kazı çalışmaları 1984 yılında Doç. Dr. Orhan Bingöl tarafından yeniden başlatılmıştır. Bugün kentteki en önemli kalıntı MÖ 2. yüzyılda Mimar Hermogenes tarafından yapılan Artemis Tapınağı'dır. Bu tapınağın Tanrıça Kibele'ye ait daha eski bir tapınağın yerine inşa edildiği sanılmaktadır. Kireç taşından 41x67 metre boyutlarındaki yapının sütun kaideleri Efes'dekilere benzer, İon üslubundaki sütun gövdeleri üzerinde 32 yiv yer alır. Söke'nin 30 km güneyindeki Avşartepe'de yer alan antik kenttir. Karia'nın batı kıyısında yer alan Myus'u, Strabon'un aktardığına göre, Atina'nın efsanevi kralı Kodros'un oğlu Kydrelos kurmuştur. İonia Birliği'ne üye olmuş, fakat önemli bir rol üstlenmemiştir. Miletos'un gölgesi altında kalmıştır. Söke'nin 15 km güneyinde, Güllübahçe'de yer alan antik İon kenti. İonia Birliğinin siyasal ve dinsel merkezi Panionion, Priene'nin toprakları içinde bulunduğundan, kent İonia'nın en eski yerleşmelerinden biridir. Efsaneye göre, Atina'nın efsanevi kralı Kodros'un torunu Aipytos'un kurduğu kentin ilk olarak nerede bulunduğu bilinmemektedir. Kentin bu ilk yerinden günümüze sadece Athena Portresi olan bir sikke ulaşabilmiştir. Söke Ovasının ortasında yer alan Milet antik dönemde Latmos körfezinin girişinde yer alan önemli bir liman kenti ve İyonya'nın merkeziydi. Üstelik burada bilimin ve felsefenin temeli atılmıştı. Büyük Menderes nehrinin getirdiği alüvyonlar civardaki Priene ve Heraklia gibi kentlerle birlikte Milet'inde 8 km kadar kıyıdan uzaklaşmasına neden oldu, kentin karşısında yer alan Lade Adası Söke Ovasının ortasında bir tepeye; Latmos Körfezi ise Bafa Gölü'ne dönüştü. Söke'nin güneybatısında, Didim ilçesinin güneyindeki kalıntılar, antik dünyanın sayılı bilicilik merkezlerinden Didyma'dır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/504-bir-kis-turizmi-destinasyonu-ilgaz-dagi.html", "text": "Ülkemizin dört mevsimi yaşayan kuşakta olması turizm açısından ayrı bir zenginlik getiriyor. Yaz turizminin karşıt alternatifi diyebileceğim kış turizmi de ülkemizde oldukça rağbet görmekte. Ne var ki, bu turizm sektörü yaz turizmine göre biraz daha pahalı. -Uludağ -Erciyes, Erzurum -Palandöken -Köroğlu-Kartalkaya, Kocaeli -Kartepe, Kastamonu-Çankırı Ilgaz. Bu yazıda yukarıda sıraladığım Kastamonu-Çankırı Ilgaz turizm merkezinden bahsetmek istiyorum. Ilgaz Dağı kış tatillerinden hoşlanan, karla kaplanmasıyla daha da güzelleşen manzarayı izlerken sıcak içeceğini içmeyi yada kayak yaparken eğlenmeyi sevenleri ağırlıyor. Ilgaz'da kayak tatili Aralık ayı gibi başlayıp kar el verdiğince devam edip genelde nisan ayı gibi son buluyor. Ilgaz dağları Kastamonu ile Çankırı'nın sınırında bulunan, üzeri karla örtülü köknar ağaçlarıyla kaplı ormanları ve manzarasıyla kış tatili severlerin mutlaka gitmesi gereken bir yer. metre. Bu iki tepe birbirlerinden oldukça ayrı yerlerde. Ilgaz dağının kuzey ve güney kesimlerinin birbirinden farklı iklimlere sahip olduğu söylenebilir. Bu iklim farklılığı kısa uzaklıklarda dahi büyük değişimler gösterebiliyor. Kuzey yamaçların alçaklarında meşe ve kayın gibi ağaç türleri görülürken, yükseklerde köknar ve sarıçam daha yoğun bulunuyor. Güney yamaçlarda ise karaçam daha baskın. zengin bitki örtüsünün de katkısıyla ormanlarında yaşayan canlılar bakımından da çok zengin. Kastamonu ilinin ünlü hayvanı olan ayı ile birlikte domuz, karaca, geyik, tilki, kurt gibi türler de bulunuyor. 'nda kayak yapabilirsiniz, bölgede hizmet veren kayak merkezleri ekipman ve eğitim sağlamakta. Ya da kayak değil ama, sakin ve huzurlu kış manzarası seyrederek sıcak çay içerek vakit geçirmek dinlenmek istiyorum diyorsanız bu da mümkün. ayrıca önemli bir özelliğe sahip, ülkemizdeki 24 cins orkidenin çoğu Ilgaz dağlarında. Bir başka deyimle Ilgaz dağları bir orkide ormanı. Fakat bu nadide güzel çiçekler salep elde etmek için her yıl yoğun ve bilinçsizce tüketilmekte. Oysa bu nadide çiçeklerin koruma altına alınması önemli. Ilgaz dağları sırf bu çiçekleri görmek için gelen turistleri de ağırlıyor. Bahar aylarında orkideler dağı ayrı bir güzelliğe bürünüyor. Ilgaz'a gittiğinizde görmeniz gereken yerlerden bir tanesi de ortasında bir gölet olan ve çevresi çam ormanları ile kaplı Kırkpınar Yaylası. Burada pek çok su kaynağının bulunmasından dolayı adı Kırkpınar olmuş. Kırkpınar ile ilgili bir efsane de 40 kaynaktan çıkan suyun oluşturduğu yolu Hz. Hızır'ın çizdiği söyleniyor. başka bir efsaneye göre de Kırkpınar tepesinde Hz. Ali'nin devesinin olduğu düzlükte ise yine Hz. Ali'nin kayasının olduğu söylenmekte. Sözün kısası, kış tatiline çıkacaksanız, bir kar tatili yapmayı düşünüyorsanız Ilgaz Dağları önemli bir kış tatili destinasyonu. -Bolu - Kastamonu yönünden gelmek için ise Çankırı il merkezinden Kastamonu yoluna girerek Ilgaz Dağı Milli Parkı'na ulaşabilirsiniz. Ankara - Ilgaz Dağı arası 235 km.'dir. Eğer Ilgaz Dağına mobil cihazlarınızdaki navigasyon uygulamaları ile ulaşmak isterseniz aşağıdaki haritayı kullanabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/505-dogada-yemek-kaplari-secimi.html", "text": "Doğada yemek pişirmek için ihtiyacımız olan yemek setlerini kendiniz yapabilirsiniz ya da hazır yemek pişirme setlerini kullanabilirsiniz. Yemek yapmak için ihtiyacınız olan bu kapları nasıl yapabileceğinize ya da hazır bulabileceğiniz kaplara göz atalım. Suyla ıslatıldığı zaman plastik bir hamur durumuna gelen, kolayca biçimlendirilebilen, türlü alanlarda kullanılan, yumuşak ve yağlı bir toprak türüdür. - Kilden bir daire yapın ve yapacağınız kenardan daha kalın olmasına dikkat edin. Böylece tencere daha sağlam ve dengeli olacaktır. - Kilden yaptığımız çubuklar ile daireler oluşturarak tencerenin kenarlarını yapın. - İstenen yüksekliğe ulaştığınızda en üstteki çubuğu başparmağınızla düzleştirin. - Suyla kenarlarını düzeltin. Tencere kuruduğunda iyice sertleşmesi için ateşin içine yerleştirin ve pişirin. Genellikle şimşir veya huş ağacının oyulup işlenmesiyle yapılan bardak ve çorba kasesi olarak kullanılan bir yemek kabıdır. Finlandiya'da yüzyıllardır kullanılan bu araç son yıllarda çok kullanılan ve bulunabilir bir malzeme olmuştur. Yine ahşaptan oyularak yapılan yemek pişirme ve yemek için kullanılan bir doğal bir malzemedir. El yapımı kaşıklar genellikle komar odunu, karaağaç ve gürgen ağacından yapılmaktadır. Kaşık yapmak için hammadde halindeki ağaç iki kaşık boyutunda kesilir. Ağaca nacakla kaşık şekli verilir. Yemek pişirmek için ihtiyacımız olan yemek kaplarını kilden yapmanın dışında hazır olarak da edinebilirsiniz. Evde kullandığınız tencere ve demlik setlerinden daha hafif ve küçük olarak üretilen doğada kullanabileceğimiz bu ürünler genellikle hafifletilmiş alüminyumdan imal edilmiştir. Bu setlerin titanyumdan imal edilenlerini de bulmak mümkündür. Bu setler genellikle iç içe girebilecek şekilde üretilirler. Taşınabilirliğini kolaylaştırmak için hepsine ayrı ayrı kulp koyulmamıştır. Bunu yerine hepsine uyabilecek nitelikte bir tutamak üretilmiştir. Su ısıtırken, yemek pişirirken ateşe maruz kalacak olan bu setlere sıcakken kesinlikle doğrudan el ile temas edilmemelidir. Aksi takdirde iyileşmesi uzun süreler alabilecek yanıklara sebep olabilirler. Tutamağınız var ise tutuşu bununla yapmalısınız, tutamağınız yok ise doğada bulabileceğiniz bir çalı parçası veya taşların yardımı ile de tutunma işlemini gerçekleştirebilirsiniz. Her kullanımdan sonra bu kapları temizleyerek saklamalıyız ki içerilerinde kalabilecek besin artıklarının bakteri üretmesine engel olabilesiniz. Bu setleri temizlerken su bulunan bir ortamda iseniz su, toprak ve çimenleri kullanabilirsiniz. Suyun olmadığı veya kısıtlı olduğu durumlarda ise iç yüzeylerini peçete veya bir bez parçasının yardımı ile silerek yapabilirsiniz. Bu setleri doğrudan yüksek ateşe maruz bıraktığımızda hazırladığımız yemeğin yanmasına sebep olabilirsiniz. Bunu engellemek için yüksek ateşten uzaklaştıracağımız düzenekler hazırlamalısınız."} {"url": "https://www.gezipedia.net/506-yuregirde-gezilecek-yerler.html", "text": "ilçesinden ayrılır. Nehir Adana'nın ortasından geçer ve iki ilçeyi birbirinden ayırır. Adana'nın merkezinde bulunduğu için Yüreğir'e ulaşım kolay sağlanır. Tarihi çok eskilere dayanan yerleşim yeri eski medeniyetlerden kalan yapılarla da dikkat çekiyor. Dilerseniz Yüreğir'in tarihine kısaca değinelim. Yakapınar adıyla anılan bölgedeki Misis yöresinde hem Roma İmparatorluğu hem de Memlükler'in izleri bulunur. Daha sonraki dönemde Misis, İran satraplarının başkenti haline gelir. Bölgenin Osmanlı topraklarına katılması 1517 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından gerçekleştirilir. Bölgenin Yüreğir ismini alması çok eskilere dayanır. Yaklaşık 1340 tarihinde bölgede Mısır Memlük Devleti etkindir. Üçok Türkmenlerine bağlı Yüreğir aşireti Misis bölgesinde Çaldağı çevresine yerleşir. Yerleştikleri bölge, ovaya hakim konumda yer alır. Aşiret yerleştikleri alanda Camili köyünü kurar. Bölge o dönem işleyen ticaret yollarının da yakınında bulunur. Yine Çaldağı'na yerleşen başka bir toplum da Ramazanoğulları'dır. Adana'dan geçen diğer bir ırmak Ceyhan ırmağıdır. Misis ören yeri de ırmağın kıyısında, Yakapınar köyü çevresinde bulunur. Yüreğir merkezine 27 kilometre mesafesi vardır. Tarihte önemli bir ticaret yolu olan İpek Yolu, bu bölgeden geçer. Misis antik kenti, 7000 yıllık bir tarihi bugüne taşıyan bir bölgedir. Milattan önce 1200'lü yıllarda kurulduğu düşünülür. Meşhur Troya Savaşları'nda etkin rol oynayan Mopsus ismindeki hükümdar kentin temellerini atmıştır. İsminin de bu hükümdardan geldiği sanılır. İlk zamanlarında Mopsuestia adıyla anılan bölge Türkçe Mopsus'un ocağı anlamına gelir. O yıllardan bu zamana kadar yerleşim yeri özelliğini kaybetmeyen bölge büyük bir kültürel mirastır. Antik Kent SİT alanı içinde yer alır. Misis Köprüsü, Adana'nın diğer nehri olan Ceyhan üzerine kuruludur. Eski çağlarda kullanılan Adana-Halep kervan yolu da Misis Köprü'sünden geçer. Bu yüzden tarihte de önemli bir yeri vardır. Efsaneye göre Lokman Hekim'in, taşıdığı ölümsüzlük iksirini Misis köprüsünden düşürdüğü ve kaybettiği söylenir. Dokuz gözlü bu yapı 4. Yüzyılda inşa edilmiştir. Bizans imparatoru Flauius Constantinus döneminde yapılmış olmasına rağmen hala kullanılabilir durumdadır. kıyısında konumlanır. Döneminde önemli bir merkez olan Kervansaray Osmanlı dönemi Sadrazamlarından Köprülü Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Tarihi 1600'lü yıllara dayanır. Bugün yapının taş duvarları, giriş kapısı ve mescidi sağlam durmaktadır. Adana-Ceyhan yolu üzerinde kurulu olan müze 1959'da açılmıştır. Misis Antik Kenti'nde yapılan kazılar pek çok tarihi eseri gün yüzüne çıkarmıştır. Özellikle bölgedeki höyükten çıkarılan Geç Roma Dönemine ait mozaikler ilgi çekicidir. Mozaiklerin 4. Yüzyıldan kalma bir tapınak için yapıldığı düşünülür. Bunların haricinde bölgeye dair diğer önemli kalıntılar da Misis Mozaik Müzesi'nde sergilenir. Taşköprü Adana'nın sembollerinden biri sayılabilir. Adana'nın ortasından geçen Seyhan Nehri'nin üzerine kurulmuştur. Nehrin ayırdığı Yüreğir ve Seyhan'ı birbirine bağlar. Roma İmparatorluğu döneminde inşa edilen köprü 310 m. uzunluk ve 11 m. genişliğe sahip. Dünya üzerinde bulunan araçlara açık en eski köprü olma özelliği taşır. Burası Suphi Paşa Konağı olarak da anılır. Ramazanoğulları'na mensup Suphi Paşa, Mustafa Kemal Atatürk'ü Latife Hanım ile birlikte bu konakta misafir etmiştir. Atatürk'ün konağa geldiği tarih olan 15 Mart 1923 her yıl 15 Mart'ta müzede kutlanır. Konak 1981 yılında müze haline getirilmiştir. Yüreğir ilçesinin Seyhan Caddesi'nde bulunan müzeye giriş için ücret ödenmez. il merkezinin bir kısmı da Yüreğir'dir. Bu yüzen ulaşım oldukça kolaydır. D-400 karayolu ya da TEM otoyolu ile bölgeye ulaşılabilir. Yüreğir otogarı ile de komşu iller ve diğer ilçeler ile bağlantı kurulmuş olur. Yüreğir'e demir yolu ile Marmara, İç Anadolu ve Güneydoğu Anadolu'dan ulaşmak da mümkündür. Hava yolu ile ulaşmak isteyenler de Adana Şakir Paşa Havalimanı üzerinden Yüreğir'e ulaşabilir. Havalimanı Yüreğir'in merkezine 4 kilometre mesafede yer alır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/507-besnide-gezilecek-yerler.html", "text": ", Adıyaman'ın ilçelerinden biridir. Adıyaman'ın merkezine 45 kilometre mesafede bulunur. Diğer ilçelere göre il merkezine daha yakın olan Besni'ye Adıyaman merkezinden toplu taşıma ile ulaşılabilir. Tarihi çok eskilere dayanan ilçede hem eski medeniyetlerden kalan yapılar hem de eşsiz doğa görülmeye değerdir. Dilerseniz Besni'nin tarihine bir göz atalım. Besni ve çevresinin tarihi milattan önce 5000'lere dayanır. 1071 Malazgirt Savaşı ile Türkler bölgeye girmiştir. İlerleyen tarihlerde Osmanlı İmparatorluğu bölgede hüküm sürmüştür. Bu dönemde Moğol ve Timur'un saldırılarına maruz kalan bölge halkı bu tehditlere direnmiştir. Bu sayede Yıldırım Bayezid'in takdirine layık görülmüş ve 1395'te Osmanlı sınırlarına katılmıştır. ticaret için önemli bir nokta halini almıştır. Döneminde önem taşıyan Halep Ticaret Yolu Besni'den geçer. , Besni merkezine 2 kilometre mesafede yer alır. Yapılış tarihine dair kesin bir kaynak bulunmasa da 13. Yüzyılda inşa edildiği düşünülür. Kale, 1923'te tekrar sağlamlaştırılmıştır. Neredeyse tamamen korunan kale, halen ayaktadır. Bulunduğu tepenin etrafı sarp kayalıklarla çevrelenmiştir. Kaleye varabilmek için güney tarafındaki yamaçtan geçmek gerekir. Kalenin savunma sisteminde kullanılan mancınıklar hala içinde bulunur. Besni'nin Kızılin köyünde bulunan köprü Göksu Irmağı'na inşa edilmiştir. Roma İmparatorluğu'ndan kalma olduğu düşünülen köprü milattan sonra ikinci yüzyılda yapılmıştır. Köprünün iki ayağı sağlam vaziyette fakat orta kemeri yıkılmış durumdadır. Eski tarihlerde köprüye Şençi-Gandar, Sence Köprüsü ve Göksu Köprüsü de denilmiştir. Sofraz, Besni'nin Üçgöz köyünün diğer ismidir. Anıtlar Üçgöz köyünde bulunur. İlçeye yaklaşık 15 kilometre mesafedeki köyde iki anıt mezar vardır. Roma İmparatorluğu zamanından kalma bu mezarların yanı sıra bölgede Roma dönemine ait birçok kalıntı da mevcuttur. Milattan sonra 2. yüzyıldan kalma olduğu düşünülen anıt mezarlar Tümülüs tarzındadır. On beş metre yüksekliği olan yapılardan birinin içinde mezar odası ve iki lahit, diğerinde ise üç oda ve dört lahit bulunur. olarak anılır. Bölgeye Atatürk Barajı yapılacağı zaman yerleşim yeri şu anki yerine taşınmıştır. Eski Besni'den barajın altında kalmayan bölümü görülmeye değerdir. Tarihi camiler, hamam, çeşme, köprü gibi yapılar hala durmaktadır. Bölge Besni Kalesi'nin yanında bulunur. Eski Besni Ören Yeri'ndeki tarihi camilerden biridir. Burada yaşayan insanlar tarafından Külhanönü, Hacı Zeyrek Ağa Camii adlarıyla da anılır. Besni yeni yerleşim yerine taşındıktan sonra eski bölgedeki tüm yapılar gibi yıpranmıştır. Daha sonra 2005 yılında restore edilmiştir. , Kommagene Krallığı'ndan kalma bir anıt mezardır. Krallık milattan önce 65-70 yıllarında kurulmuş ve bir süre sonra Roma İmparatorluğu'na eklemlenmiştir. Besni'ye 33 kilometre mesafede bulunur. Bölgedeki Kızıldağ üzerinde bulunan yapıyı Kommagene kralı 2. Mithridates inşa ettirmiştir. Tümülüs tarzında yapılan anıt mezarın etrafında 6 adet kabartmalı sütun bulunur. Dolmen eski çağlarda görülen bir mezar çeşididir. İkisi dikili diğeri de bunların üzerini örten taşlar ile yapılır. Daha çok taş devri zamanlarında yapıldığına rastlanır. Besni'de de bu şekilde inşa edilmiş mezarlar bulunur. Bölgenin ne kadar uzun süredir yerleşime açık olduğunu gösterir. Dolmenler Besni'de Hozişi köyünde bulunur. \" de denir. Oldukça lezzetli bir üzüm çeşididir. adı verilen yemek odun ateşinde ve taş fırında pişirilir. Uzun süren yapım aşamasından sonra çok lezzetli bir yemek ortaya çıkar. 'in arası ise 95 kilometredir. Diğer illerden gelenler içinde zor ulaşılan bir konumda bulunmaz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/508-sandiklida-gezilecek-yerler.html", "text": "Sandıklı, Afyonkarahisar'ın ilçelerinde biridir. Afyonkarahisar ile arası 60 kilometre kadardır. İlçe Antalya ve Ankara karayolu üzerinde konumlandığı için ulaşım kolaydır. İlçede bulunan kaplıcalar en çok ziyaret edilen yerlerin arasında sayılabilir. Hem doğal hem de tarihi güzellikler barındıran Sandıklı sağlık turizmi için önemli yerlerden biri. İlçenin çevresi dağlarla kaplıdır ve pek çok doğal güzelliği de bünyesinde barındırır. Tarihte de önemli bir yeri olan Sandıklı'nın geçmişine bir göz atalım. Sandıklı'nın yerleşim yeri olarak ilk kuruluşunun kesin tarihi bilinmiyor. Fakat Anadolu'daki en eski merkezlerden olduğu düşünülüyor. İlçenin tarihinin Bakır, Tunç, Demir Çağı'na dayandığı tahmin ediliyor. İlçeye yakın mesafede bulunan Kusura Kasabası'nda milattan önce 2000'li yıllarda Kusura Krallığı'nın olduğu biliyor. Bu döneme ait kalıntılar ve bölgeden çıkarılan Bakır Çağı, Kalkolitik Çağ kalıntılarını Afyon Arkeoloji Müzesi'nde inceleyebilirsiniz. Sandıklı ilçesine 34 kilometre mesafede, Kocayayla'ya ise 6 kilometre mesafede yer alır. Mağaranın çevresi yeşil alanlarla kaplıdır. Bulunduğu alan Böke'nin Yurdu adıyla anılır. Yakınlarında Menteş Mağarası bulunur. Gidenler ikisini birlikte ziyaret edebilir. 'dur. Burası koruma alanı statüsündedir. İlçe merkezine 35 km mesafede yer alır. Kocayayla ve Akdağ bölgelerine yakın konumda bulunur. Bölgeye gidebilmek için Ankara-Antalya karayoluna girip buradan Hocalar yoluna girmek, ardından da Sorkun'a varmak gerekir. Buradan sonrası orman yoludur. Kanyon 1600 m. yüksekte kalır. Kanyon'da çeşitli sporların yapılması için gerekli şatlar mevcuttur. Parkuru geniş bir alana yayılır. Dağcılık, mağara gezisi, rafting, yayla gezisi gibi aktiviteler bu alanda yapılabilir. Ulu Camii Sandıklı'nın önemli tarihi yapılarının arasında yer alır. Bölge'de hüküm süren Germiyanoğulları zamanında yapılmıştır. Cami Mimar Aydemir tarafından tasarlanmıştır. İnşa edildiği ilk zamanlarda yalnızca mescit bulunan yapı daha sonra genişletilmiş ve cami haline getirilmiştir. Daha sonraki zamanlarda da cemaat alanı eklenmiştir. Ulu Camii Osmanlı kaynaklarında Cami-i Kebir ismiyle anılır. de yer alır. Tabduk Emre, Yunus Emre'nin hocalığını yapmıştır. , Hisarlı adıyla da anılır. 1324 yılında inşa edilen yapının mimari Mimar Çoban'dır. Germiyanoğulları bölgede hüküm sürerken Sultan Çelebi Yüce Emir zamanında yapılmıştır. Kalenin çevresi oldukça yeşil bir alandır. Bu sayede vakit geçirilebilecek yerlerin arasında sayılabilir. Afyon'da toplam dört tane kaplıca bulunur. Bunlardan biri de Sandıklı'dadır. İlçeye sekiz kilometre mesafede olan Hüdai Kaplıcaları en sık ziyaret edilen yerlerden biridir. Bu bölgedeki kaplıcalar Frigler'den bu yana kullanılmaktadır. Ayrıca kaplıcanın yakınında Roma İmparatorluğu'ndan kalan bir hamam da hala durur. Sandıklı'daki Hüdai Kaplıcaları'nda sıcaklık 60 derecenin üzerindedir. Romatizmal hastalıklar, kemik ve eklem rahatsızlıkları, kireçlenme, çeşitli ağrılar, böbrek ve bağırsakta oluşan bazı hastalıklar, kadın hastalıkları gibi sorunlar için kaplıca suları oldukça faydalıdır. Ayrıca tesiste çamur banyosu imkanı da bulunur. Burayı ziyaret edenlerin kalabileceği konaklama tesisleri kaplıcanın çevresinde bulunur. Sağlık turizmi açısından Hüdai Kaplıcaları önemli bir yere sahiptir. -Afyon karayolu üzerinde olduğu için ulaşımı kolaydır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/509-keciorende-gezilecek-yerler.html", "text": ", başkent Ankara'nın en kalabalık ilçelerinden biridir. İl merkezinin güneyinde konumlanır. Burada tarihi yapıların yanı sıra sosyal faaliyetler de öne çıkar. Yakın tarihe kadar bağ ve bahçeleriyle meşhur olan bölgede artık tarım oldukça az yapılıyor. Köklü bir geçmişi olan ilçenin tarihine bir göz atalım. Keçiören 1984 yılına kadar ilçe değildi. Kalaba, Etlik ve Ovacık köyleri geliştikçe buralar birleştirildi ve bucak haline getirildi. Ardından nüfusu yoğunlaştığında ilçe statüsü kazandı. İlçe ismini bölgede yapılan faaliyetten alır. Keçiören adını 'Keçilerin Ören Yeri'nin kısaltılmasından alır. , Estergon Türk Kültür Merkezi olarak da anılır. Tarihi bir kale olmayan bu yapı sonradan inşa edilmiş ve Tuna Nehri kıyısında yer alan tarihi kalenin ismini almıştır. Kültür merkezi olarak hizmet veren yapı Türk sanatının yaşatıldığı bir alan olarak tasarlanmıştır. Pek çok tarihi yapıdan örnek alınarak yapılan merkezin gövdesi Alanya Kalesi'ndeki Kızıl Kule düşünülerek oluşturulmuştur. Sütunları ise Selçuklu Devleti'nin sultanlarının saç örgülerine benzetilmiştir. Yapının girişi Taç Kapısı olarak adlandırılır. Giriş bölümü de yine Selçuklu zamanı eserlerinden Karatay Medresesi örnek alınarak oluşturulmuştur. Giriş katında çeşitli dükkanlar bulunur. Bunların da kapıları Mahmut Bey Camii kapılarıyla tamamen aynıdır. Kattaki sütunlar Orta Asya Buhara-Hıva sütunlarına benzetilerek yapılmıştır. Ortada bulunan şadırvan ise Topkapı Sarayı'ndaki şadırvanın bir benzeridir. Her ayrıntısında bunlar gibi tarihi benzetmeler olan yapının içinde antika, altın, ipek gibi ürünler satan dükkanlar, müze, restoran gibi alanlar bulunur. Ören Köşk olarak adlandırılan alan restoranların bulunduğu kattır. Yapı 2005 yılında tamamlanmış ve açılmıştır. doğal bir alan değil, yapay bir şelaledir. Türkiye'deki en büyük yapay şelale olarak geçer. Keçiören'in Kalaba Mahallesi'nde bulunur. İlçeye girişte bu yapıyla karşılaşmak mümkündür. Şelale geceleri çeşitli renklerde ışıklandırmalar ile süslenir. Çevresinde çay bahçesi ve park alanları bulunur. Buralarda vakit geçirilebilir. Şelalenin etrafı genellikle düğün fotoğrafı çekilmek isteyenlerin uğrak noktasıdır. Yenimahalle ve Şentepe arasında toplu taşıma amaçlı yapılmıştır. 2014 yılında kullanıma açılan teleferiğin dört durağı bulunur. Yenimahalle ve Şentepe dışında Botanik Bahçesi ve Tepebaşı alanlarına da gider. Ankara'ya ve Keçiören'e yukarıdan bakma fırsatı sunanaraç engelli, yaşlı ve çocuklar için de uygun tasarlanmıştır. Akvaryum olarak da bilinen alan Türkiye'nin en büyük ikinci akvaryumudur. İçinde çok çeşitli deniz canlıları tanıtılır. Bunun dışında Amazon Ormanları'nın küçük bir prototipi, alışveriş alanı, kafeterya ve seminer alanlarını da barındırır. Çeşitli deniz canlılarını yakından görmek ve bir akvaryumun içinde yürümek zevkli olabilir. 'de bulunan Vehbi Koç'a ait ev de yakın zamanda restore edilerek halka açıldı ve içinde çeşitli etkinlikler düzenleniyor. 'ya hava yolu ile gelenler buradan toplu taşıma araçlarıyla Keçiören'e ulaşabilir. Aynı şekilde otobüs ile AŞTİ'ye geldikten sonra EGO, dolmuş gibi araçlarla ilçeye ulaşılabilir. Kendi aracıyla gelecekler İstanbul yönünden 0-4 otoyolu üzerinden 4-5 saatte Keçiören'e gidebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/51-ardahanda-gezilecek-yerler.html", "text": "1992 yılında il yapılarak Kars'tan ayrılmıştır. 5 farklı ilçeye ev sahipliği yapan Ardahan oldukça şirin ve küçük bir kent olarak dikkat çekmektedir. Her ne kadar coğrafi anlamda küçük bir yerde bulunsa da Ardahan birçok coğrafi şekle ve tabii güzelliğe de ev sahipliği yapmaktadır. Bu yönüyle Ardahanda gezilecek yerler arasında birçok vadi plato ve dağ geçidi bulunmaktadır. olmaktadır. Kanunu Sultan Süleyman zamanında onun emri ile beraber inşa edilen Ardahan Kalesi geçmiş medeniyetlerin de izlerini taşımaktadır. Şehir merkezinde yer alan Ardahan Kalesi dikdörtgen olarak planlanmış çeşitli kulelerle çoğaltılmış bir yapıya sahiptir. Kalenin surlarında kullanılan bazalt taşlarla birlikte oldukça otantik ve ihtişamlı bir yapıyı günümüzde de ziyaretçilerine sunmaktadır. 700 metrenin üstündeki uzunluğuyla surlar özellikle güneşin batış vakti fotoğraf tutkunları için uğrak yeri haline gelmektedir. oldukça taşlık ve kayalık bir arazinin üstünde günümüzde sağlam kalıntıları ile beraber ziyaretçilerini beklemektedir. İslam turizmi bakımından uğranması gereken yerlerdir. Ayrıca Kinzi Kalesi, Kalecik Kalesi, Hamşioğlu Rasim Bey Konak otantik yapısıyla dikkat çeken yerlerdir. ve Ada şehri kalıntıları önemli bir yere sahiptir. Doğu Anadolu'daki en büyük göllerden birisi olan Çıldır Gölü 45 kilometrelik bir sahile de ev sahipliği yapmaktadır. Dağların arasında yer alan tektonik çöküntü ile oluşan göl kış mevsiminde donduğundan dolayı bir metre kalınlığa ulaşan buz kütlesi üzerinde kızak yapmak mümkündür. Böylece kış turizmi adına atlı kızaklarla gezintileri yapıldığı Çıldır Gölü muhteşem otantik bir hava oluşturmaktadır. 'nda da geçmiş çağlara ait mimari yapıların kalıntıları arkeologların ilgisini çekmeye devam etmektedir. ardahanda görülmesi gereken yerler arasında bulunmaktadır. ve dolma kebap muhteşem lezzetler olarak sofrada başköşede yer almaktadır. Ayrıca kesme aşı ve kaz eti yine Ardahan'da özellikle kış mevsiminde sunulan lezzetlidir. Ayrıca kaçguç, etli hangel, ve kayıtma yörenin tatlarındandır. Bununla beraber soğuk kış günlerinde kete ve katmer çayın yanında ikram edilmektedir. Kahvaltılar için yapılan Fodol gevreği kaymak ile yapılan harika bir lezzet. Yine kahvaltı sofrasında bulunan feselli un ile yapılan ve ekmek yerine tüketilebilecek güzel bir tat. Badem ve ceviz ile yapılan Ardahan helvası da yolunuz Ardahan'a düşerse mutlaka tatmanız gereken bir tatlı. Ayranla servis edilen ve peynirden yapılan Dügmeç güzel bir Ardahan atıştırmalığı olarak beğeniliyor. \"tarzında sorular sorulmaya başlandı. Ardahan'ın konum olarak nerede olduğuna baktığınızda, ülkemizin en kuzeydoğu bölgesinde bulunan ili olmakla beraber sınır komşularının Gürcistan ve Ermenistan olduğunu görebilirsiniz. Kaldı ki 1992 yılında Kars ilinden ayrılarak kendine özgü bir il haline gelen Ardahan'ın güney sınırı komşusu Kars, doğusunda Artvin bulunmaktadır. Tarih boyunca çeşitli milletlere ev sahipliği yapan Ardahan, Doğu Anadolu bölgesinde yaklaşık 1800 - 1900 metre yüksekliğe kurulmuş bir plato şehridir. Doğu Anadolu'nun en güzel doğa manzaralarına eşlik edebileceğiniz Ardahan'a kara ve hava yolunu kullanarak gidebilirsiniz. Doğu Anadolu'nun en uzak bölgesinde bulunan Ardahan, İstanbul'a 1450 kilometre, Ankara'ya 1.100 kilometre uzaklıkta bulunmaktadır. Doğal olarak ülkenin iki büyük şehrinden bu şehre kara yolu ile gelecek olan gezginlerin en az 15-16 saatlik yolculuğu göz önüne alması gereklidir. Nitekim Ankara ve İstanbul'dan her gün Ardahan'a düzenli olarak sefer düzenleyen otobüs firmaları bulmak mümkündür. Saatlerce yolculuk yapmayı sevmeyen gezginler ise; Ardahan'a 90 kilometre uzaklıkta bulunan Kars Havalimanı üzerinden uçak ile de bu şehre gelebilirler. Bunların dışında Doğu Anadolu'nun tüm doğa güzelliklerini görerek ve içine sindirerek seyahat etmek isteyenler ise; son durağı Kars olan Doğu Ekspresi treni ile Kars'a kadar gelip oradan Ardahan'a kara yolu ile ulaşabilirler."} {"url": "https://www.gezipedia.net/510-gerzede-gezilecek-yerler.html", "text": ". Sinop iline 39 km uzaklıkta olan Gerze, şirin bir sahil kentidir ve kente gelen kişiler burada bozulmamış bir doğa ve tarih dokusu ile karşılaşmaktadırlar. Kuzeyinde Karadeniz, doğusunda Dikmen ve güneyinde Boyabat ilçeleri yer alır. Horoz kentin simgesidir ve Gerze'nin kendine özel bir horoz ırkı bulunmaktadır. 1992 yılında Gerzeli balıkçılar tarafından bulunarak kıyıya getirilen beyaz balina Aydın sadece ilçede yaşayanların değil Tüm ülkenin ilgi odağı olmuştur. 'de tarihi ve doğal dokunun bozulmadan muhafaza ediliyor olması kentin turistlerin ilgisini çekmesini sağlamaktadır. 1459 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilmiş ve Osmanlı topraklarına katılmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra ilçe özelliğini kazanmış ve Sinop iline bağlanmıştır. yöre halkının ve turistlerin görmeye ve dilek dilemeye geldikleri bir mekandır. Malazgirt savaşını kazanan Türklerin 1071 yılında Anadolu'ya girmesinin ardından Horasan'dan gelen Çeçe Sultan ve maiyeti buraya yerleşmişlerdir. Türbde Çeçe Sultan ve çocuklarının mezarları bulunmaktadır. Türbenin önünde dileklerinin kabul edilmesi için insanların bez bağladıkları bir ağaç ve silindir şeklinde yapılmış olan dilek taşı bulunmaktadır. Burada her yıl mayıs ayında Çeçe Sultan anısına keşkek şenlikleri düzenlenmektedir. Gerze'ye bağlı Acısu köyünde yer alan bu çeşme yüksek miktarda CO2 içerdiğinden aynı zamanda içme suyu olarak da kullanılmaktadır. Bulunduğu yerde çok güzel bir piknik alanı bulunmakta ve ziyaretçileri mide rahatsızlıklarına da çok iyi gelen bu suyu içmenin yanında piknik yaparak güzel vakit geçirmektedirler. ilginç mimarisi ile ziyaretçilerin dikkatini çekmektedir. Üzerinde geniş bir gezi platformunun olması ile fenere çıkan kişilerin Karadeniz'in hırçın dalgalarının dalga kıran ile nasıl kırıldığını gözlemleyebilmektedirler. 1911 yılında yapılmıştır. Oldukça geniş yapılmış bir konak olarak zemin katta 4 dükkan, çamaşırhaneyle, büyük geniş mutfak ve 2 fırın bulunuyor. Birinci ve ikinci katlarda ise 12 oda, 6 salon, 6 tuvalet, 6 banyo bulunmaktadır. Binada Yakup Kılıç ve Hacı Zekeriya'nın kaldıkları bölümleri ayıran kalın bir ahşap kapı bulunmaktadır. Konağın üst katında Rusya'dan gelen ressamın yapmış olduğu yağlı boya tablolar bulunmaktadır. Asar tepesinin yamacında yer almaktadır. Gerze'den araçla buraya geldikten sonra şelaleye ulaşmak için 1,5 km yaya olarak yürünmesi gerekmektedir. Şelaleye ulaştığınızda 20 metre yükseklikten akan şelale görülmektedir. Burada yüzlerce bitki çeşidi ve yine yüzlerce kelebek çeşidi olması doğa da vakit geçirmeyi seven kişiler için en güzel yerlerden birisi olmaktadır. Kentte 1956 yılında çıkan büyük yangında neredeyse 1000 ev yanmış ve kentin kendini toparlaması için devlet desteği sağlanmıştır. Bu evlerin yerine bahçeli çok şirin ve çok düzenli evler yapılmıştır. Bu evlerin olduğu sokaklarda dolaşmak insanlara huzur vermektedir. \" dolayısı ile ilçede bulunan bahçeli evlerin neredeyse tamamı şahane çiçeklerle süslenmiş durumdadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/511-cildirda-gezilecek-yerler.html", "text": ", doğası ve tarihiyle öne çıkar. İlçe yüksek bir konumda bulunsa da düz bir ova üzerine kurulmuştur. İlçenin büyük bir alanını gölün bulunduğu arazi kaplar. Tarihi olarak da önemli bir bölge olan Çıldır'ın tarihine bir göz atalım. ve çevresi Türkler Anadolu'ya ayak bastıklarında ilk yerleşim yerlerinden biri olmuştur. Bundan önce de yerleşim yeri olarak kullanılan bölge, Heredot'un kaynaklarında da geçer. İlçenin ismi Oğuz Beylerinin Çavuldur boyundan gelir. Çavuldur kelimesi zamanla çıldır halini almıştır. Bölge uzun süre Osmanlı İmparatorluğu sınırları içinde kalmıştır. Fakat 1878'de Berlin Anlaşması imzalandıktan sonra Rusya'nın toprağı olmuştur. 'nin yer aldığı bölge tarihte çetin savaşlara sahne olmuştur. Bölgede Medler, Persler, Roma İmparatorluğu, Sasaniler, Selçuklu Devleti, İlhanlılar, Karakoyunlular, Akkoyunlular, Safaviler ve Osmanlı İmparatorluğu hüküm sürmüştür. Bu medeniyetlere ait izler bölgede hala görülür. merkeze 27 kilometre mesafede bulunur. İlçeye bağlı Akçakale köyünün batısında ve Çıldır Gölü üzerinde yer alır. Kara ile bağlantısı sonradan inşa edilen köprü ile sağlanır. Diğer bir adı ise Alparslan Adası'dır. Adanın müthiş bir doğal güzelliği vardır. Aynı zamanda ada üzerinde yapılan araştırmalar bölgede bir antik kentin olduğunu da ortaya çıkarmıştır. Akçakale Ada Şehri'nde bulunan kalıntılar Neolitik Döneme kadar uzanır. Yakın zamanda yapılan kazı çalışmaları bölgede önemi kalıntıları ortaya çıkarmıştır. Bölge hala sit alanı olarak korunmaktadır. Fakat yakın zamana kadar define arayanların yaptığı kaçak kazılar bölgeye bir miktar zarar vermiştir. Taşköprü köyü Çıldır merkeze 30 kilometre mesafede bulunur. Köyün kuzey kısmında yer alan kayalıklarda bir kitabe bulunur. Bir kayanın üzerine işlenen kitabenin Urartulardan kaldığı ve Urartu Kralı 2. Sarduri'ye ait olduğu düşünülür. Ardahan'da bulunan en eski yazılı kaynak olma özelliğini taşır. İlçesinin merkezinde yer alır. Kurtuluş Savaşı sürerken resmi karargah binası olarak kullanılmıştır. Cumhuriyet ilan edildikten sonra bir süre Hükümet Konağı olarak kullanılmıştır. Yapı üzerinde 1911 tarihli bir kitabe bulunur. Tek kattan oluşur ve dikdörtgen şeklinde tasarlanmıştır. Baltık mimarisinin izlerini taşıyan bir yapıdır. Çıldır Gölü her yıl binlerce ziyaretçi ağırlayan, doğal güzellikleriyle ünlü bir yerdir. Çıldır merkeze 45 kilometre mesafede yer alır. Göl, Akbaba Dağları ve Kısır Dağları arasında yer alır ve tektonik bir çöküntü sonucunda oluşmuştur. Türkiye'de Van Gölü'nden sonra en büyük ikinci göldür. Sonbahar mevsimi sonlarında gölün yüzeyi donar ve genelde kış mevsimi bitene kadar donmuş halde kalır. Buz kalınlığı 1-2 metreye kadar ulaşır. Donan yüzeyde atlı kızaklarla yolculuk yapılır ve yarışlar düzenlenir. Nisan ayı itibariyle buzlar çözülür. Gölde sazan ve alabalık yetiştirilir. Kışın yüzeydeki buz tabakası delinerek balık tutulur. Kış aylarında çok sayıda ziyaretçi bölgeye gelir. Özellikle 2006 yılından beri her yıl düzenlenen Çıldır Kar Buz Festivali zamanlarında pek çok turist bölgeye gelir. iline bağlı bir ilçedir. Ardahan merkezinden kalkan otobüsler ile bölgeye ulaşılabilir. Ankara tarafından bölgeye gelecekler D200\\E88 yolları veya D010\\E70 yolları üzerinden bölgeye ulaşılabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/512-sunnet-golu-tanitimi.html", "text": ", Bolu ilinin Göynük ilçesinde yer alır. İlçe merkezine 27 kilometre mesafededir. Göynük'ün doğusunda bulunur. İlçe doğası, ormanlık alanları, Sülüklü ve Sünnet gölleri ile görülmeye değer bir bölge. Gölün oluşumu bir heyelan sonucu gerçekleşmiştir. Erenler ve Korudağ Tepeleri arasında yer alan derin vadinin heyelan ile kapanması bu alanda su birikmesine neden olmuş ve gölü oluşturmuştur. Gölün kapladığı alan 18 hektar kadardır. Etrafındaki derelerin suyuyla beslenir ve bazı yerlerinde derinlik 22 metreye ulaşır. küçük bir iskeleye de sahiptir. Gölün etrafı bitkisel çeşitlilik açısından da oldukça zengindir. Kızılcık, dağ böğürtleni, kalabak lalesi burada karşılaşabileceğiniz bitkiler arasında. derinliğe sahip gölde mercan ve alabalık yaşıyor. Dileyenler olta ile balık avlayabiliyor. Avlanan balıklar piknik alanında pişirilebiliyor. Bunun yanında çevredeki geniş ormanlık alanın içinden doğa yürüyüşleri yapmak da zevkli oluyor. Gölün üzerinde deniz bisikleti kullanılabiliyor. Bu sayede gölü gezmek mümkün oluyor. Gölün üzerine sonradan inşa edilmiş yapay ada da güzel vakit geçirmek için güzel bir seçenek sunuyor. Burada yer alan küçük işletmede vakit geçirebilirsiniz. Adadaki tavşan, ördek ve kaz gibi hayvanları izleyebilirsiniz. Bunun yanında adada küçük bir çocuk parkı da bulunuyor. Aile boyu güzel zaman geçirmek isteyenler için güzel fırsatlar sunuyor. Göl ve çevresinin manzarası ile her mevsimde ve her saatte ayrı bir güzelliğe sahip. Fotoğraf çekmeyi sevenler için müthiş bir doğal ortam bulunuyor. Sünnet Gölü'nün kıyısında küçük bir otel bulunuyor. Burada Bolu ve Göynük'e özel yemekler yapılıyor. Göl kıyısında yemeğini kendiniz hazırlamayacaksanız oteldeki yöresel yemekleri tercih edebilirsiniz. Göl ziyaretinde konaklamak isteyenler geceleri çeşitli eğlenceli aktiviteler de yapıyor. 'de kamp yapılabiliyor. Bu alanlara yakın yerlerde yaşayanlar ise bölgeye günübirlik ziyaretlerde bulunuyor. 'dan çıkıp Taşkesti'yi geçtikten sonra 8 kilometre gidilir. Ardından Sünnet Gölü'ne dönülür. Buradan sonra 5 kilometre yol alınca göle varılmış olur. arası 290 kilometre, Göynük ilçesi arası 22 kilometre, Mudurnu arası 25 kilometre, Abant arası 55 kilometre ve Bolu arası 85 kilometredir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/513-polatlida-gezilecek-yerler.html", "text": ", başkent Ankara'nın ilçelerinden biridir. İl merkezi ile arasında 80 kilometrelik mesafe vardır. Ankara merkezinin batısında kalır ve merkeze en yakın ilçelerden biri konumundadır. Polatlı ve çevresinin ilk kez yerleşim yeri olarak kullanıldığı tarih çok eski medeniyetlere dayanır. Bu zamana kadar da birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. İlçenin köklü tarihine dilerseniz bir göz atalım. isminin ise bölge Türklerin eline geçtikten sonra oluştuğu tahmin edilir. Bu alanda yaşayan Yakup Ağa'nın atlarının çok sayıda olmasına binaen 'Bol Atlı' kelimelerinden türeyen Polatlı ismi doğar. ilçesinin şu anki merkezinin gelişmesi bölgeden geçen demiryolu ile gerçekleşmiştir. İlerleyen yıllarda Kurtuluş Savaşı yıllarında gerçekleşen Sakarya Meydan Muharebesi ilçenin bulunduğu bölgede yaşanmıştır. Bu olaya dair yapılar da hala ilçede bulunur. Malıköy tren istasyonu günümüzde faaliyette değil fakat müzeye dönüştürülmüş durumda. Malıköy Ankara-Eskişehir yolunda bulunduğu için bölgeye ulaşım kolaydır. Yolun 30. kilometresinde OSB sapağına dönülür ve buradan 6 kilometre gittikten sonra müzeye ulaşılır. Malıköy Tren istasyonu Kurtuluş Savaşı yıllarında önemli kolaylıklar sağlamış ve savaşın seyrini etkilemiştir. Sakar Meydan Muharebesi Polatlı çevresinde gerçekleşmiştir. Savaş sırasında istasyon yaralılara tedavinin uygulandığı, askeri mühimmatların tutulduğu, uçakların iniş kalkış yaptığı ve lojistiğin sağlandığı yer burasıdır. Müze içinde bir şehitlik anıtı bulunur. Anıt Sakarya Meydan Muharebesi'nde hayatını kaybeden 5713 şehit anısında dikilmiştir. Ayrıca bir de Mustafa Kemal anıtı bulunur. Savaş yıllarında kullanılan 1897'de üretilmiş lokomotif ve vagon orijinal olarak sergilenmektedir. Savaşta kullanılan uçakların aslına sadık kalınarak yapılan uçak örnekleri dönemin havasını yaşatan seslemelerle süslenmiştir. Savaş yıllarından kalan diğer materyaller, o yılları konu alan heykeller müzede sergilenmektedir. ilçesinin merkezinde bulunur. Kurtuluş savaşı yıllarında Büyük Taarruz'dan önce düşman kuvvetlerinden alınan ilk tepedir. Dua Tepe, Polatlı'nın geneline hakim konumda yer alır. Anıt'ın olduğu bölgenin tamamı 15 kilometrelik bir alandır. Anıta ulaşılan yol bakımlı ve temizdir. Dua Tepe'de Kurtuluş Savaşı'nı konu alan anıtlar ve heykeller mevcut. Bu heykeller devlet sanatçısı heykeltıraş Metin Yurdanur tarafından yapılmıştır. Anıt genel olarak bağımsızlık teması üzerine oluşturulmuştur. Mustafa Kemal, İsmet İnönü, Fevzi Çakmak, Halide Edip Adıvar gibi isimlerin heykelleri ve bölgede şehit olan 81 askerin adları ve bilgileri anıtta yer alıyor. , Şehitler Kaşı Tepesi'nde yer alır. Bölgede gerçekleşen Sakarya Meydan Muharebesi anısına inşa edilmiştir. Anıt ve içindeki eserler Heykeltıraş Haluk Tezonar'ın elinden çıkmıştır. Anıt tepede bulunduğu için, bölgeye merdivenlerle çıkılıyor. Bu merdivenler çıkıldıkça daralıyor. Bu da zaferin geldiğini sembolize ediyor. Anıtın her iki tarafında yirmi bir tane sütun bulunuyor. Bu da Sakarya Meydan Savaşı'nın 21 gün ve gece sürmesini temsil ediyor. Tepeye ulaşıldığında karşılaşılan heykellerin de savaşa, zafere ve bağımsızlığa dair anlamları buluyor. , Polatlı'nın merkezinde değil Yassıhöyük köyündedir. İlçeye 17 kilometre mesafede bulunan müze 1963 yılında açılmıştır. Eserler kronolojik sıraya göre sergilenmektedir. Bunlar Eski Tunç Dönemi, Erken Demir Çağı, Helenistik Çağ, Roma Dönemi, Erken Frig Dönemi'ne ait eserler, ve Midas Tümülüs'ünden çıkarılan eserleri kapsar ve bölgenin tarihine, burada yaşayan medeniyetlere ışık tutar. , bölgede hüküm sürmüş Frigya'nın başkenti olma özelliğini taşır. Antik kent, ilçe merkezine 29 kilometre mesafede yer alır. Gordion adı ilk Frig Kralı Gordios'tan gelir. Kentin kalıntıları oldukça ihtişamlı ve görece sağlam durumda olduğu için gezmek ayrıca zevkli olur. Bölgede Frigler'e ait başka pek çok kalıntı da bulunur. Bölgedeki yerleşim kalıntıları Erken Bronz Çağı'na kadar gider. Gordion şehrini milattan önce 7'nci yüzyıl civarında Kimmerler tahrip etmiştir. Şehir bir dönem Persler tarafından yönetilmiştir. Sonrasında Büyük İskender buranın tekrar bağımsız olmasını sağlamış ve şehri onarmıştır. Bu tarihten itibaren Gordion'da Helenistik dönem başlamıştır. Ardından kent ve çevresinde Roma İmparatorluğu, Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu hüküm sürmüştür. Esenboğa Havalimanı'na gelirler. Buradan şehir içinde bulunan toplu taşıma araçlarıyla bir buçuk saatte Polatlı'ya gidilebilir. Aynı şekilde Ankara merkezden gidecekler de toplu taşıma araçlarından faydalanabilir. Kendi araçlarıyla gitmek isteyenler de İstanbul yönünden 0-4 otoyolu veya D100 üzerinden 6 saatte Polatlı'ya ulaşabilir. Eskişehir yönünden gelecek olanlar ise E90 yolunu kullanarak bölgeye ulaşabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/514-ebul-vefa-turbesi.html", "text": "Ebu'l Vefa, bilgin ve bilge, yol gösterici ve öğüt verici. Hayır sahibi. Mürşid veya şeyh. Moda tabirle, kanaat önderidir. Etkin olduğu yıllar Fatih ve onun oğlu II. Bayezid devridir. Bir kitap kapağına ismini Mustafa bin Ahmet es-Sadri el-Konevi şeklinde yazmış söylendiğine göre. Muslihuddin Mustafa olarak da anılır. Muslihuddin, hocasının adından ötürü lakabıdır. Ama herkes onu, daha çok İbnü'l-Vefa, ibn Vefa, Ebü'l- Vefa veya Şeyh Vefa diye bilir. Bazı kaynaklara göre, Vefa ismini annesinin veya dedesinin adı olduğu için benimsemiş. Kayıtlarda bir doğum tarihine rastlanmamış. İstanbul'un fethinden çok önce doğduğu biliniyor ama. Pek velveleli bir zamanda, bir değişim ve dönüşüm çağında doğmuş olduğu da kesin. Aslen Konyalıydı. Konya da o zamanlar Karamanlı toprağıydı; başkentti. Karamanoğlu ise malum, o devirlerde Osmanlının pek de hazzetmediği, Anadolu'daki en büyük rakibi olarak ün yapmıştı. Konya'da okudu. Sonra Edirne'de Debbağlar Camii imamı Şeyh Muslihiddin'e kapılandı, öğrenimini ilerletti. Bizzat hocasının yönlendirmesiyle Bursa'da meşhur olan Abdüllatif Kudsi'nin yanına gitti ve onun sohbetinde bulundu. Hem din, hem de fen ilimleri alanında yetkinleşti. Tasavvuf ilminde ve hallerinde de yetişip yükseldi. Ünü kısa sürede etrafa yayıldı. Sonra Konya'ya dönüş ve hacca niyet. Dönüş yolunda Rodos korsanlarına yakalandı. Adada uzunca bir müddet hapsedildi. Esirken Rumca öğrendi. Fidyesini kendisine bağlılığıyla bilinen Karamanoğlu İbrahim Bey ödedi. Esaret dönüşü Konya'ya değil, İstanbul'a gitti. Çünkü kurtarıcısı İbrahim Bey ölmüş, oğulları arasında taht kavgaları başlamıştı. İstanbul'da hürmetle karşılandı. Bir dergah açtı. Dervişler ve gönlü toklardan, dünyayı sevmezlerden bir halka oluştu etrafında. Halvetten, çileden, ibadetten arta kalan zamanlarda onlarla sohbet etti, onlarla halleşti. İstanbul elitinin de ilgisi vardı ona. Onlar da özel sohbetler yapmak istiyordu. Bu isteklerini ancak halkın halkasında bulunmaları şartıyla kabul etti. Başta Fatih ve onun oğlu II. Bayezid olmak üzere, Sadrazam Karamani Mehmet Paşa, Sinan Paşa, Molla Lütfi, Şeyhülislam Zenbilli Ali Efendi ve Bursalı Ahmet Paşa tarafından büyük itibar gördü. Ama o daha çok halkın içinde Hak'la beraber olmayı seçenlerdi. Hicri 896, miladi 1491 yılında dünya hayatına veda etti. Tekkesinin haziresine defnedildi. Cenazesinde hazır bulunanlar arasında II. Bayezid de vardı. Kibar-ı Evliya'dan, keramet sahibi ve hoşsohbet... Bunlar gıyabında dillendirilen övgülerden sadece birkaçı. Türkçe, Arapça, Farsça olmak üzere üç dilde tasavvufi şiirleri vardı. Dini ilimler ve fen bilimlerinde yetkindi. Astroloji, kozmografya ve musiki alanında ise derinleşmişti. Söylenenlere göre Şeyh Vefa fizik olarak düzgün ve çok güzel yüzlüydü, sohbetleri pek tatlı, sözleri hikmetli ve nükteli idi. Devrin ve şehrin ileri gelenleri kapısına gelir, kendilerini sohbetine kabul etmesini beklerlerdi. Fatih, 1476'da Ebu'l Vefa adına, hürmetinin göstergesi, bir cami bir de çifte hamam yaptırmış. İşte bu, o cami değil. Hamamı zaten soran yok. Yirminci yüzyılın başlarına kadar birçok badire atlatarak gelebilmiş cami. Fakat hali pek içi açıcı değilmiş. Kasten ve bizzat yıktırılmış. Devir II. Meşrutiyet devri. Gerekçesi ise mail-i inhidam olması; yani yıkılmaya yüz tutmuş olması. Bir gün elimiz değdiğinde yaparız demişler. Olmamış. Araya savaşlar girmiş. Ancak 1992'de yapılabilmiş. Aslına uygun diyorlar. Olmuş mu olmamış mı, tartışmaya gerek yok. Cami tevhidhane olarak kullanılmış aynı zamanda. II. Bayezid medrese, derviş hücreleri, imaret görevi de gören bir mutfak ve kütüphane eklettirince tekke tam teşekküllü bir külliyeye dönüşmüş. Şeyh Vefa, Zeyni ya da Zeyniyye tarikatına bağlıydı. Tekkesi de o usulde devam etmiş. 18. yüzyılın sonlarına kadar tekke görevini sürdürmüş. Ancak geçen yüzyılda bu özelliğini de kaybetmiş. Külliyenin diğer bölümleri ise sahipsizlikten ve bakımsızlıktan zamanla işlevini yitirmiş, harap olmuş. Çoğu ortadan kalkmış anlaşılan. Görünürde bir duvar kalıntısından başka bir şey yok şimdi. Türbe kare planlı ve küçümen; 8.30 X 8.30 ölçüsünde. Geleneksel malzemeden yapılmış; kesme taş ve tuğla. Özgün hali olsaymış II. Bayezid devri eseri denebilirmiş. O zamandan bu yana birkaç defa çehresinin değişmiş olduğu belli. Türbede iki halifesiyle birlikte yatıyor hazret. Hazire türbenin inşasından sonra oluşmuş, zamanla büyümüş. Türbenin hemen iki adım karşısında da çilehane var. Halvethane de denilir. Mezardan hallice. Olması gerektiği gibi, amacına uygun. Çilehaneye caminin mihrabından da geçilebiliyordu en son. Türbe günümüzde İstanbul Türbeler Müdürlüğü'nün sorumluluğunda. Ziyarete açık. Mutlaka gidilmesi gereken ziyaretgahlardandır. Diğer ziyaret yerlerine göre daha az popülerdir. Nedendir, bilinmez. İleride, Şeyh Vefa türbesi ve camisi ile aynı sırada. Osmanlı'nın meşhur defterdarlarından Atıf Efendi'nin adını taşıyor. Yapımı 1740'lar. Sokağa bakan cephesi kütüphane memurları için yapılmış üç evlik bir lojmana ait. Murat Belge, \"Osmanlı asimetrisinin sevimli örneklerinden biri\" der bunun için. Kütüphane binası da asimetrik çokgen planlı. Oldukça şirin bir okuma salonuna sahip. Bahçesi, ağaçları, çeşmesi, insani ebatlarıyla fevkalade bir yapı, buraya kadar gelmişken görülmeli. Molla Gürani Camii diye de bilinir. İlk hali hakkında kesin bir bilgi yok. Orta ve Geç Bizans mimarisi örneğine benziyor. Planı Yunan haçı tipinde. Yapımı on birinci yüzyılın sonları. Ana malzemesi tuğla ve taş. Aziz Theodoros'a adanmış muhtemelen. Doğu Ortodoks kilisesi formunda, lakin 1204 Latin istilası döneminde bir ara Roma Katolik kilisesi olarak da kullanılmış. Fetihten bir süre sonra Fatih Sultan Mehmet'in hocası, Molla Gürani tarafından Cami haline getirilmiş, onun camii olarak anılıyor hala. Bir yangında ağaç kısımları yandı ve cami tahrip oldu. Tarih 1883. Kuzey ve Güney cephelerindeki yan dehlizler de 1833 yangınında yok olmuştu zaten. 1937 yılında gördüğü kısmi restorasyonda fresk veya mozaikleri yeniden keşfedildi ve temizlendi. Kalenderhane Camii'ne bir kilometreden daha az uzaklıkta. Süleymaniye Camii'ne ise daha yakın; birkaç yüz metre güneyinde. Atıf Efendi Kütüphanesi'nin karşısındaki Tirendaz Sokağı'na sapınca önünüze çıkıyor. Unvanı, niteliği ve içeriği mütemadiyen değişse de hala bir lise. En son Anadolu Lisesiydi. Ülkemizin meşhur ve saygın eğitim kurumlarındandır. Birçok ünlü simayı mezun etmiştir. Eski binası Milli Mimari akımının meşhur mimarı Kemalettin Bey'in eseri. Gene Kemalettin Bey'in elinden çıkma V. Vakıf Hanı da bir zamanlar okulun yatakhanesiydi. - Şeyh Vefa'nın \"Delinen Kırbalar\" konulu çocukluğuna dair bir menkıbesi var. - Bir de Fatih'in onu her ziyarete gelişinde kapısını açmadığıyla ilgili anekdot meşhurdur. - Fatih Sultan Mehmet Han'ın cenaze namazını Şeyh Vefa kıldırmıştır. - Ebu'l Vefa'nın sadık müritleri arasında meşhur Tazarruname yazarı Sinan Paşa da vardır. Sinan Paşa, İstanbul'un ilk kadısı, valisi ve belediye başkanı olan Kadı Hızır Bey Çelebi'nin de oğludur. - Şeyhin Makam-ı Sülük, Saz-ı irfan gibi Türkçe manzum eserlerin yanı sıra Evrad-ı Vefa, Ruzname-i Vefa adlarında eserleri de vardır. - Semtle aynı adı taşıyan ünlü bozacı da türbe ile aynı sırada. Mayalanmış mısır hamurundan yapılan boza oldukça koyu kıvamlıdır ve kışın içilir. Çok çabuk \"fermente\" olmaya eğilimli bir içecek. Kimi yeniçerilerce o yüzden rağbet görürmüş derler. - Vaktiyle İstanbul'un \"Üç büyüklerinden\" sonra dördüncü büyük takım olan Vefa futbol takımı da buradan çıkmış. En son 3. kümeden, İstanbul amatör ligine kadar düşmüştü. Şimdi ne durumdadır acaba? - Meşhur Hamamizade İsmail Dede Efendi'nin babasına ait hamam da galiba buralarda bir yerdeydi. - Atatürk Bulvarı'nın kıyısındaki İstanbul Manifaturacılar Çarşısı Blokları da semtin sınırları içinde. Çarşı belediye yapımıdır. Tarih 1960'lar. Çarşının tek estetik unsuru Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Füreyya'nın elinden çıkma seramik panolarıdır. - Blokların arasındaki açıklıkta mini bir hazire var. Hazirede İstanbul'un ilk kadısı Hızır Bey ve Cihannüma yazarı, tarih ve coğrafya bilgini Katip Çelebi yatıyor. Muhtemelen çarşının inşası sırasında yerleri keşfedilmiş. Mezar taşlarının yeni olması ondan. , İstanbul'un Fatih ilçesi, Sarı Beyazıt Caddesi, Vefa Türbesi Sokak üzerinde bulunur. Aşağıdaki haritayı kullanarak mobil cihazlarınızdaki navisgasyon uygulamaları ile türbeye ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/515-tatilde-rahatsizlik-veren-harcamalar-anketi.html", "text": " ATM ve kredi kartı için ödenen komisyonlar. Günümüzde internet erişimi çok önemli ihtiyaçlardan biri, bugün bilgisayar kullanmayan ve internete girmeyen herhalde azınlıktadır. Yine yurt içinde ATM'den para çekeceksiniz, ama bulunduğunuz yerde bankanızın ATM'sini bulamadınız. Çoğu kez oteller, seyahat acenteleri ya da bulunduğunuz yerdeki yerel turizm işletmeleri bunun için turlar düzenlerler. Bu turlar meraklı, gezmek görmek isteyen gezi tutkunları için kaçırılmayacak fırsatlar olur. Ancak gelin görün ki, bu turların ücretleri yüksek, abartılı olabiliyor. Ankete katılanların % 17'si bu tip turların fiyatını abartılı ve fazla bulmuş."} {"url": "https://www.gezipedia.net/516-suluklu-gol-tanitimi.html", "text": "el değmemiş doğal güzellikleriyle her yıl çok sayıda ziyaretçi ağırlıyor. ile yaşıt yani en az 300 yaşındadır. Günümüze kadar çürümeden gelmesi çok nadir rastlanan bir durumdur. Bölge bitki ve hayvan çeşitliliği açısından da zengindir ve birçok endemik türe ev sahipliği yapar. Gölün içinde alabalık, abant alası, kızılkanat, gökkuşağı alabalığı yaşar. Çevresindeki ormanlık alanda tavşan, ceylan, karaca, boz ayı, tilki, kurt, yaban domuzu, ağaç kurbağası, atmaca ve yaban kedisi gibi hayvanlar yaşar. Göle bağlantılı olan Tavşansuyu'nda kırmızı benekli alabalık yaşar. Bölgedeki tüm bu canlıları korumak adına avlanmak yasaklanmıştır. Göl çevresinde benzersiz bir doğal yaşam vardır, etraf ormanlık bir alandır. Bu doğal yaşamın ve çevrenin bozulmaması için etrafına herhangi bir inşaat yapılmaz. Dolayısıyla göl kenarında konaklamak veya alışveriş yapmak için herhangi bir alan bulunmaz. Günübirlik geziler veya kamp etkinlikleri şeklinde ziyaret edilebilir. yapmak için çok uygun bir alandır. Bölgede kamp için ayrılmış bir alan bulunmaz. Burada kamp kurmak için kişisel bir izin alınması gerekir. Bu tamamlandıktan sonra alana zarar vermeden kamp yapılabilir. Geceleri neredeyse her mevsim biraz serin olur. Kamp yapmayı düşünenlerin önceden buna uygun hazırlanması faydalı olur. Diğer yandan bölgede yabani hayvanların da yaşadığını unutmamak gerekir. Bunun dışında kamp yapanlar için içme suyu bölgedeki çeşmelerden sağlanabiliyor ve tuvalet sıkıntısı bulunmuyor. Eğer kamp yapmadan bölgeyi gezmek istiyorsanız parkın dışında, yakın ilçelerdeki otel ve pansiyonlarda konaklayabilirsiniz. her mevsim ayrı güzel olsa da sonbahar ve ilkbahar aylarında gezilmeye çok uygun olur. Kış aylarında parka araçla ulaşmak biraz zor olur. Fakat yaya olarak çıkanlar kar ve orman manzarasının keyfini çıkarabilir. Tabiat Parkı'na geldiğinizde benzersiz yeşillikler içinde doğa yürüyüşü yapabilirsiniz. Bölge dağ bisikleti sürmek için de oldukça uygun. Bunun dışında göl çevresinde ATV veya 4x4 ile offroad yapılabilir. Hem gündüz hem gece ayrı bir güzelliği olan manzaranın tadı çıkarılabilir. 'nü geçtikten sonra Dokurcan Köyü'nden Sülüklü Göl yönüne dönerek bölgeye gidilebilir. Toplu taşıma ya da araçla gitmeyi düşünmeyenler bölgeyi de kapsayan turlara katılarak göle ulaşabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/517-van-golu-tanitimi.html", "text": "ilçesinde bulunur. Volkanik bir göl olma özelliği taşır. Suyu ender rastlanan tuzlu ve sodalı sudur. Bu özelliğinden dolayı gölde yalnızca inci kefali isimli balık türü yaşar. Gölün üzerinde dört ada bulunur. Akdamar, Çarpanak, Adır ve Kuş adaları geçmiş medeniyetlerden izler taşır ve doğal güzellikleriyle büyüleyicidir. Gölün doğu tarafında bulunurlar. Özellikle adaların bulunduğu noktalar yerli ve yabancı turistlerin sıklıkla ziyaret ettikleri yerlerdir. 'un olduğu bölgeyi doldurdu ve dağların arasında bir set oluşturdu. Böylece oluşan çukurda uzun yıllar su birikti ve zamanla Van Gölü oluştu. Bu şekilde ortaya çıkan göllere kapalı havza volkanik set gölü denir. Bu doğal oluşumun çevresi görülmeye değer güzellikler barındırır. kadardır. Adaların üzerinde değerli tarihi kalıntılar bulunur. Bu yüzden bölge sit alanı olarak korunur. bulunuyor. Günümüzde müze halinde olan yapıya müze kartı ile ücretsiz girilebiliyor. Kartı olmayanlar da 3 liralık bir ödeme yaparak ziyaret edebiliyor. Yapı ortaçağ Ermeni mimarisinin izlerini taşıyor. Vaspurakan Kralı Gagik'in Keşiş Manuel'e yaptırdığı ve 915-921 yılları arasından inşa edildiği biliniyor. Yapılış amacı ise 7'nci yüzyılda Van'a getirilen Hakiki Haç'ın bir bölümü burada korumak olarak geçiyor. O yıllarda saray kilisesi olarak kullanılsa da daha sonraları manastır kilisesi olarak kullanılıyor. 2007 yılında müzeye dönüştürülen yapı bakımlı ve görkemli halde ziyaretçilerini bekliyor. 'nın 9'uncu yüzyıla ait olduğu düşünülüyor. bulunuyor. 11'inci yüzyıldan kalan yapının kilise ve şapel bölümleri hala ayaktadır. Ayrıca ada martı cenneti olarak da anılıyor ve tatil köylerini andıran bir görüntüsü bulunuyor. Kuş Adası bu dört ada içinde en küçük alanı kaplayandır. Akdamar adası ile arasında 4 kilometrelik mesafe bulunur. Diğerlerinde olduğu gibi bu adada da bir manastır bulunur. 1305 yılından kalma yapı diğer kalıntılar kadar sağlam durumda değildir. ve çevresi birçok aktivitenin yapılabildiği turistik bir alan. Ziyaretçilerin daha uzun süre vakit geçirebilmesi için bazı çalışmalar da sürüyor. Adalara gidilen küçük teknelerin dışında gölde feribot seferleri yapılıyor ve bazı özel yatlar çevrede turluyor. Van Gölü kıyısındaki sahil yolu genellikle ziyaretçilerin yürüyüş yaptığı bir alan. Belirli günlerde ise gölde su sporları yapılıyor. Bölgeye genellikle günübirlik geziler yapılıyor veya piknik yapmak için gelenler oluyor. Ayrıca doğal güzelliklerin arasında özel gün kutlamaları ve düğünlerin de yapılabileceği alanlar mevcut. Kocaeli Parkı, Dsi Kampı, Yeşil Vadi, Öğretmen Kampı gibi alanlar piknik ve diğer aktiviteler için fırsat sunuyor. Gölün kıyısına kurulan Edremit ilçesi doğal yapısı ve kuruluşuyla sahil kasabalarına benziyor. İlçedeki yazlık evler kiralanarak ya da otellerde kalarak bölgede daha uzun süre gezilebiliyor. İlçedeki sahil yolları, küçük ve güzel lokantalar ve tekne turlarıyla Edremit, Van Gölü denildiğinde akla ilk gelen yerlerden biri. Van gölünün koylarını tekne ile gezmek, uygun bölgelerde yüzmek, doğal güzelliklerin tadını çıkarmak için Edremit güzel bir tercih. İnci kefali endemik bir balık türüdür. Sodalı ve tuzlu suyu ile Van Gölü ender görülen bir yapıya sahiptir. Bu ortamda yetişen tek balık türü de inci kefalidir. Diğer yandan inci kefali Van Gölü dışında başka bir ortamda yaşamaz. Gölde oldukça yoğun bulunan bu balığı göl çevresinde pişiren ve onunla çeşitli yemekler yapan restoranlar mevcut. İnci kefali her yıl belirli tarihlerde büyük sürüler halinde göç eder ve döner. Döngü Nisan ve Temmuz ayları arasında gerçekleşir ve görsel bir şölen oluşturur. Uçan Balık İnci Kefali Festivali de her yıl Haziran ayında gerçekleştirilir. Van'ın Erciş ilçesinde Deliçay Suyu kenarında yapılan festival oldukça eğlenceli etkinliklere sahne olur. 'dan gelenler ise 15 saatlik bir yolculuk ile gidebilir. Uzak bölgelerden gelmek isteyenler havayolu veya demiryolunu tercih edebilir. Demiryolu olarak Ankara-Van arası sefer yapan Van Gölü Ekspresi tercih edilebilir. Van'a geldikten sonra toplu taşıma araçları ile Van Gölü'ne ulaşılabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/518-sultan-ahmet-camii-tanitimi.html", "text": "İstanbul'un en görkemli yapılarından biridir. 17'nci yüzyıl eserlerinden biri olan yapının inşası 1617 yılında tamamlandı. Mimarı Sedefkar Mehmet Ağa'dır ve Sultan I. Ahmet zamanında yapılmıştır. Yurt dışından gelen turistler camiyi \"Blue Mosque\" adıyla da anar. Altı minareye sahip ilk cami de yine Sultan Ahmet Camii'dir. Sultan I. Ahmet'in emriyle Mimar Sedefkar Mehmet Ağa mimarlığında inşa edilmiştir. Yapımı 7 yıl süren cami Mimar Sinan'ın anlayışına sadık kalınarak tasarlanmıştır. Yurt dışından adına Mavi Cami denmesinin nedeni iç yapısından kaynaklanır. Caminin içi İznik çinileriyle süslenmiştir. Çiniler ağırlıklı olarak mavi, yeşil ve beyaz renktedir. Bunların dışında iç süslemedeki kalem işlerinin çoğunda mavi renk kullanılmıştır. İç süslemelerdeki 23 bin çini 50 farklı çeşitten oluşur. Cami yapılırken Sultan I. Ahmet tüm aşamalarla yakından ilgilenmiştir. Evliya Çelebi'nin kaynaklarına göre Sultan I. Ahmet caminin yapılışında toprak taşımıştır. 'ne eğer ibadet etmek için girildiyse kapıda herhangi bir ücret ödenmiyor. Camii haftanın her günü, her saatte ziyaret edilebiliyor. Fakat Cuma günleri namaz saatinde ziyaretler kısıtlanıyor. Çünkü içeride cemaat ibadet halinde oluyor. 'ne girildiğinde bir dış avlu ve bir iç avlu ile karşılaşılır. Bunların ardından esas mekana gelinir. Burası yüksek bir podyum üzerine kurulmuştur. İç avluya geçen bir kapıdan girildiğinde kubbeler ve şadırvan görülür. İçeride ise İznik çinileri, kalem işleri vevitray ile süslenmiş bir alan ile karşılaşılır. Caminin üç tarafında balkonlar bulunur. Kubbe kısmı bu yapıda diğer camilere oranla daha ihtişamlıdır ve 43 metre yüksekliğindedir. Caminin ana girişinde demirden bir kordon vardır. Bunun amacı \"Allah'ın evine gelen padişah bile olsa girerken eğilmek zorundadır.\" mesajını vermektir. Camideki mermerden yapılan mihrap İznik çinileriyle süslenmiş ve çiçek motifleri ile bezenmiştir. Hünkar kasrı ilk olarak bu camiye yapılmıştır. Namazdan önce ve sonra padişahın dinlenmesi için tasarlanmıştır. Buranın kapısındaki çiniler altın yaldızlıdır. içinde birçok alan barındıran büyük bir yapıdır. Cami içinde Kapalı Çarşı, Türk hamamı, aşevi, hastane, okullar, kervansaray gibi sosyal ve kültürel alanlar bulunur. Ayrıca Sultan Ahmet türbesi de buradadır. Sultan Ahmet Camii'nde Türkiye'nin en iyi müezzinleri görev yapar. Her yıl Mayıs- Eylül arası tarihlerde camide çeşitli etkinlikler yapılır. Bunlarda caminin inşa aşaması hikayeleştirilerek anlatılır. Mimari yapısı ve özellikleri açıklanır. Dönemin Padişahı I. Ahmet ve caminin mimarı Sedefkar Mehmet Ağa'ya ithaf edilen konuşmalar yapılır. Genel olarak Osmanlı İmparatorluğu ve Türkiye Cumhuriyeti tarihi anlatılır. Bu tarih anlatımı milli, dini ve senfonik bir müzik ile gerçekleştirilir. Turistler için anlatım İngilizce, Fransızca, Almanca olarak da yapılır. durağında inmek yeterli olur. Tramvay dışında Taksim-Beyazıt arası sefer yapan otobüse binerek de camiye gidilebilir. Kendi aracıyla gitmek isteyenler caminin etrafındaki çoğu yola park edemez. Çünkü bunlar trafiğe kapatılmış durumdadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/519-vanda-gorulmesi-gereken-10-mukemmel-yer.html", "text": "Özellikle serpme kahvaltısı ve muhteşem gölü ile dikkat çeken Van bölgenin en çok turist çeken illerinden biridir. Hem gündüz hem de gece hayatının oldukça canlı olduğu şehirde sıkılmak söz konusu bile değil. Şehir merkezinde gezilecek yerler olması ile beraber biz listemizde şehirden çıkıp farklı yerleri görmek isteyenler için en mükemmel yerleri ele aldık. Urartu Kralı tarafından yaptırılmış olan ve M. Ö 9'uncu yüzyılda kullanılmaya başlanılan kale şehrin sembolü olmuş durumda. Şehrin biraz dışında yer alan kalede mezarlar, burçlar, tapınak ve surlar bulunmaktadır. Van Gürpınar'da bulunuyor. 1643 yılında yaptırılan kale içinde cami, sarnıç, zindan ve evler yer almaktadır. Birçok yeri olduğu gibi sağlam şekilde duran kaleyi gezmek tarihe bir yolculuk yaptıracak. M. Ö 8'inci yüzyılda yaptırılmıştır. Yapılan kazı çalışmaları sonucunda kalenin birçok bölgesi çıkarılmış olsa da hala kazı çalışmaları ara ara devam ediyor. güzel bir piknik veya tekne turu için idealdir. Van'ın Gevaş ilçesinde yer almaktadır. Ortaçağ Ermeni sanatının en güzel örneklerinden olan kilise M. S 10'uncu yüzyılda yaptırılmış yapılan restorasyon çalışmaları sonucu kendine gelmiştir. Çoğu kişinin Kapadokya'da görmüş olduğu peri bacalarına benzer şekilde olan yapıtlar Van Başkale'de de bulunmaktadır. Tamamıyla doğal şekilde oluşan bu yapıtlar fotoğraf çekmek için oldukça güzel bir manzara sunmaktadır. ne dönüşmektedir. Yaklaşık 50 metrelik yüksekliğe sahip olan şelale serinlemek isteyenler için yüzülme imkanı da sunuyor. ne doğru gitmelisiniz. Yabani hayatın tüm canlılığını çıplak gözle görebileceğiniz gölde 450 kuş türü de bulunmaktadır. Göçmen kuşların uğrak yeri olan gölde dinlenip manzaranın seyrine dalabilirsiniz. Van denilince akla gelen en güzel canlılardan biri olan Van kedisi değişik göz renkleri, sevecen huyları ve muhteşem güzellikleri ile dikkat çekiyor. Van Kedisinin neslini koruma adına yaptırılmış olan Van Kedi evini gezerek kedilerle güzel vakit geçirebilirsiniz. Eski Van'da bulunan cami 1567 tarihinde Hüsrev Paşa tarafından Mimar Sinan'a yaptırılmıştır. Bir külliye görevi gören cami içinde medrese, türbe ve imaret bulunmaktadır. Süslerin birçoğu dökülmüş olsa da hala güzelliğini korumaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/52-nevsehirde-gezilecek-yerler.html", "text": "Nevşehir Türkiye'nin İç Anadolu bölgesinde yer alan tarihi ve doğal güzellikleriyle meşhur şehirlerinden birsidir. Yerli insanının da oldukça samimi olması şehri bütünleştiren bir özelliğidir. Eskiden yani Osmanlı döneminde küçük bir yer iken zamanla bu gün olan bu halini zaman içerisinde almıştır. sıralaması yapmak yanlış bir durumu temsil edeceğinden tüm güzelliklerini yazıya aktarıp gideceklerin kendince sıralamalar yapması daha doğru olacaktır. Tarihi güzelliklerinden doğal güzelliklerine ve bunlara da ek olarak müzelerinin de bulunması Nevşehir'i bir güne sığdıramaz. yer altında inşa edilen şehriyle başlamak gerekirse roma zamanına dayanan mekanın yaşayan yerlileri Roma İmparatorluğunun baskıcı yönetimden kaçan halktandır. Oldukça derin katlardan oluşması ve içerisinde geniş bir yaşam alanının olması ile bu adı almıştır. diğer bir adıyla Kapadokya'nın çatısı bulunduğu yerin en tepe noktalardan birinde yer alması sayesinde şehir ayaklar altına serilir. ise duvarlarında güzel mi güzel resimler ile renklendirilmiş bir yer olup tesadüfen bulunana bir güzelliktir. Kapadokya Ihlara vadisinde ise birçok kiliseyi, manastırı ve tarihi güzelliği barındıran bir yer olup turistlerin başka bir ilgi odağı yerdir. Diğer bir tarihi güzellik de Kapadokya Kaya evleridir. Şehrin simgesi evlerin oluşturduğu yapıları temsil etmektedir. Kapadokya yöresi aslında tüm bu güzellikler dolaylı ya da doğrudan doğanın bir sonucunda meydana geldiğinden birbiri ile bağlantılıdır. Kapadokya'nın en önemli güzelliği ise doğal bir etkileşim sonucu oluşan Peri Bacalarıdır. Peri Bacaları volkanizma sonucunda meydana gelmiş bir yapıdır. Patlayan bir volkandan gelen tüfler ve volkan taşlarının üst üste birikmesi ve zamanla bu taşların altında bulunan tüflerin rüzgar etkisiyle belli yerlerinin aşınması ile meydana gelen doğal ancak tarihiymiş gibi duran yapıdır. Bu yapı kısa bir süreçte değildi milyonlarca yıl süre gelen bir etkileşim sonucunda meydana gelmiştir. Paşabağ vadisi ise doğal bir güzellik olup Peri bacalarının içerisinde vadi boyunca gezebilme imkanı sunmaktadır. Türkiye'nin en güzel şehirlerinden birisi olan nevşehirde görülmesi gereken yerler içeriği bakımından çok fazla seçenek vardır. Nevşehir'e ise havadan ve karadan kolaylıkla ulaşım yapılabilmektedir. İsteğe bağlı tur ile gitme imkanı da bulunan şehir yine isteğe bağlı özel araçla da gitmek mümkündür. Nevşehir bazı tarihi dokusunu müzeler aracılığı ile korumaya almıştır. Nevşehir müzesine gidilerek özellikle dikkat çeken deniz canlıları fosillerini de incelemek mümkündür. Garip olan nokta da bu ki denize kıyısı olmayan bu şehrin deniz canlısı fosillerine sahip olmasıdır. Diğer bir müze ise Ürgüp müzesidir. Bu müzede ise en dikkat çeken nesli tükenmiş bir hayvan olan Mamutlara ait diş bulunmasıdır. Lonely Planet tarafında dünyada görülmesi gereken yerler listesinde bulunan müze, Avanos ilçesinde yer almaktadır. En ilginç özelliği ise üzerinde bulunan kaya kütlesi oyularak yerin 20 metre altına inşa edilmiş olmasıdır. konusu da genellikle herkesçe merak edilen başka bir noktadır. En belirgin ve hatta şehir ile özleşen Kapadokya'nın haricinde biraz da yöresel lezzetlerden bahsetmek gerekirse başı Testi Kebabı çekmektedir. Dana etinin yöreye özgü başka malzemelerle bir araya getirilip pişirilmesiyle ortaya harika bir lezzet çıkar. Diğer bir tat ise Sızgıt adı verilen değişik bir tattır. Bunun dışında Düğü çorbası, Nevşehir Tavası, Nevşehir Soğanlama da diğer meşhur olan tatlardır. Bu yöresel tatlar denenmeden Nevşehir'den ayrılmamak gerekir. diye bir araştırma yaptığınızda, Nevşehir'in Kayseri, Kırşehir ve Niğde illeri ile sınır komşusu olduğunu görebilirsiniz. Konumu itibariyle birçok Anadolu kentine yakın mesafede bulunan Nevşehir, eski çağlarda büyük yanardağların oluşturduğu volkanik bir plato üzerinde bulunmaktadır. Ayrıca şehrin ortasından geçen Kızılırmak; Nevşehir'i doğu ve batı şeklinde ikiye ayırmaktadır. Dünyaca bilinen ve yıl içerisinde milyonlarca turistin ziyaret ettiği Kapadokya'nın da yer aldığı Nevşehir'e kara, hava ve demir yolu ile ulaşabilirsiniz. Kaldı ki Anadolu bölgesindeki ana yol hatları üzerinde bulunan Nevşehir'e özel araç yahut otobüslerle ulaşmak oldukça kolaydır. Nitekim yılın her döneminde Ankara, İstanbul ve Kayseri gibi Büyükşehirlerden bu kente kalkan otobüs bulmanız mümkündür. Ancak Nevşehir'de daha rahat seyahat edebilmeniz açısından özel şahsi aracınız ile gitmenizi tavsiye ederiz. Bunlar dışında hava yolunu kullanmak isteyen gezginler, Nevşehir'e 30 kilometre uzaklıkta bulunan Tuzköy Havalimanını yahut Kayseri Havalimanını kullanarak da bu şehre gelebilirler."} {"url": "https://www.gezipedia.net/520-sincanda-gezilecek-yerler.html", "text": "Ankara'nın kalabalık ilçelerinden biridir. Ankara'nın merkezine 27 kilometre uzaklıkta bulunur. Ulaşım açısından avantajlı bir konumdadır. Ankara içinde otobüs, dolmuş, metro veya banliyö trenleri ile Sincan'a ulaşılabilir. Sincan yakın tarihte gelişen ve kalabalıklaşan bir ilçedir. İlçedeki tarihi değeri olan yapılar daha çok ibadet alanlarıdır. Dilerseniz Sincan'ın tarihine bir göz atalım. 'ın ismi \"şen canlı insanlar yurdu\" anlamına gelir. Asya'da farklı yerler için de bu adlandırma yapılmıştır. Bölgede yapılan kazılarda Bizans ve Roma İmparatorluğu döneminden kalıntılar bulunmuştur. Sincan'ın bir köyüdür. Caminin yapıldığı tarih kesin olarak bilinmiyor. Fakat 14 veya 15'inci yüzyıllarda inşa edildiği düşünülüyor. Caminin iç ve dış mimarisi dikkat çekicidir. Moloz taş, kesme taş, devşirme taş ve ahşap kullanılarak yapılmıştır. Caminin cemaat bölümü sonradan kuzey tarafına eklenmiştir. Kuzeybatısına da 1965 yılında bir minare inşa edilmiştir. Caminin geneline yayılan alçı, ahşap ve kalem işi süslemeler dikkat çekicidir. köyünden bu güne sadece köy camisi kalmıştır. Camiye dair tek kayıt onarım kaydıdır. Fakat yapı incelendiğinde 15-16'ncı yüzyıllarda inşa edildiği söylenebilir. Bir yamaç üzerinde konumlanan cami, dikdörtgen yapıda, kırma çatılı ve kagir bir yapıdır. Kuzey tarafında yakın geçmişte bir türbe eklenmiştir. Türbelerin içinde dört mezar bulunur fakat burada yatanların kim olduğuna dair bir kayıt yoktur. Ayrıca Harikalar Diyarının içinde go-kart, kaykay pisti, model gemi yüzdürme alanı, model uçak pisti, basket sahaları, mini golf sahaları, masa tenisi alanları, tenis kortları, bir adet amfi tiyatro gibi çeşitli aktiviteler için uygun alanlar da vardır. Hem piknik alanları hem de aktivite imkanları ile Harikalar Diyarı eğlenceli zaman geçirilebilecek geniş bir alandır. , batıda ise Ayaş ilçeleri ile çevrilidir. içinden Sincan'a ulaşım metro, otobüs, banliyö treni veya dolmuş ile sağlanabilir. Kendi aracıyla seyahat edenler de Ankara-Beypazarı- Ayaş karayolu üzerinden Sincan'a ulaşabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/521-persembede-gezilecek-yerler.html", "text": "Perşembe Ordu ilinin ilçelerinden biridir. İl merkezine 13 kilometre mesafede yer alır. Tarihi çok eskilere dayansa da ilçede o yıllara ait çok fazla eser bulunmaz. Eski adı Vona'dır. Fakat ilçe ve çevresi doğal güzellikleri ve kültürel dokusuyla görülmeye değerdir. listesini ve yapılabilecek aktiviteleri sizin için derledik. 'deki kıyı şeridi uzunluğu 40 kilometredir. Bellicesu, bu kıyının sonunda yer alır. Küçük bir sahili ve kamp yapmaya uygun bir çevresi vardır. Bölgede yöresel tatların olduğu mekanlar ve kır kahvesi de vardır. 'nin kıyısında bulunan yerlerden biridir. Burada bulunan fener 1880 yılında inşa edilmiştir. Osmanlı Devleti'ne olan borçlarının karşılığı olarak Fransızlar tarafından yaptırılmıştır. 39 metre yüksekliğe sahip fener çakar sistemli ve elektrik akülüdür. Günümüzde hala işler durumdadır. Perşembe ilçe merkezine 1 kilometre mesafede yer alır. Küçük boyutlardaki bölge yaz mevsiminde ve özellikle hafta sonları kalabalık olur. Bölgede her yıl Mayıs ayında Aktaş Şenlikleri ismiyle etkinlikler düzenlenir. 'deki en değerli tarihi yapıların arasında yer alır. İlçeye bağlı Ramazan köyünde bulunur. Hoynat Tüneli'nin yanında bulunan yapı çok eski tarihlerde gemicilerin sığınak ve deposu olarak kullanılmıştır. Hoynat Tüneli'nin konumlandığı burun oldukça güzel bir alandır. Üzerinde martı ve karabatak kuşları yaşar. Efirli mahallesinde bulunan caminin sahile mesafesi 5 kilometredir. Ahşam malzemeden inşa edilen yapının 150 yaşında olduğu düşünülüyor. Daha önce hiç onarılmayan cami ilk halini koruyarak günümüze ulaşmıştır. Tek şerefeli bir minareye sahiptir. Efirli plajı bölgenin gözde tatil bölgelerinden biridir. Çevresinde açık kamp alanları bulunur. Yaz mevsiminde hareketli ve canlı bir hale gelir. Müzik ve eğlence alanları da cezp edicidir. 'nin Selimiye köyünde yer alır. İlçe ile arasında 25 kilometre mesafe bulunur. Büyük bir ormanlık alan içinde bir de şelale yer alır. 100 metre yüksekliğe sahip şelalenin bir bölümü yatay durumda. Doğa sporları içinse oldukça olanaklı bir alan. Bölgede bir de alabalık üretim tesisi bulunuyor. yarımadası ilçe merkezine 15 km mesafede bulunur. Çaytepe sınırlarına dahildir. Doğal yapısı ile eşsiz bir yarımada olan bölge ilçenin en çok ziyaretçi ağırlayan yeridir. Su sporları ve dalgıçlık yapmak için de uygun bir bölgedir. Güneşin doğuşu ve batışı burada eşsiz bir manzara oluşturur. Yason Burnu'nda tarihi bir kilise de bulunur. Panarya Kilisesi bölgede deniz kenarına kurulmuş tek kilisedir. 1868'de inşa edilen yapı bölgedeki Rum ve Gürcüler tarafından yapılmıştır. Yakın zamanda restore edilen yapı ziyarete açıktır. Yarımadaya 300 metre mesafede bulunan Sülü Burnu antik çağdan günümüze ulaşan bir balık havuzu ve güzel bir kıyıya sahiptir. sınırları içinde çeşit çeşit balık ve yöresel yemek denenebilir. İlçe girişinde yer alan restoranlarda hamsi balığı yerken doğal güzelliklerin de tadına varılabilir. İlçe kıyılarında çok çeşitli balıklar bulunuyor. Hamsi ve kalkan bölgede bolca bulunuyor. Ayrıca bölgede çok sayıda balık çiftliği de bulunuyor. İlçede bolca fındık üretiliyor. Buraya gittiğinizde fındık, fındık yağı ve çeşitli fındık ürünleri alınabilir. Ayrıca bölgede kivi de üretildiği için burada bolca tüketiliyor. -Ordu sahil yolu üzerinden ilçeye ulaşabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/522-yenipazarda-gezilecek-yerler.html", "text": "Aydın ilinin ilçelerinden biridir. İl merkezine 41 kilometre mesafede bulunur. Yüzölçümü bakımından Aydın'ın en küçük ilçelerinden biridir. Büyük Menderes havzasında kurulmuştur. Yerleşimin kuzey tarafı geniş ormanlarla çevrilidir. İlçenin denize uzaklığı 100 kilometre kadardır. Tarihi ve doğal mirasıyla öne çıkan ilçe görülmeye değer alanlara sahip. Dilerseniz bölgenin tarihine bir göz atalım. yerleşim yerini kurmuştur. Fakat bölgede yaşanan sıtma salgını nedeniyle buradaki insanlar yerlerinden ayrılmış ve bugünkü Yenipazar'ı kurmuştur. , Yenipazar ilçe merkezinde aynı ismi taşıyan cadde üzerinde yer alır. Yörük Ali Efe Kurtuluş Savaşı yıllarında büyük kahramanlıklar gösteren kişilerden biridir. Onun yaşadığı ev daha sonra varisleri tarafından bağışlanmış ve müze haline getirilmiştir. 19'uncu yüzyılın sonlarında inşa edilen ev 1999 yılında aslına sadık kalınarak restore edilmiştir. Müze olarak ziyarete açılması ise 2001 yılını bulmuştur. Evin müştemilat kısmı günümüzde kır kahvesi olarak kullanılmaktadır. Müzeyi gezen ziyaretçiler bu alanda dinlenebilir. Müzenin bahçesinde ise Yörük Ali Efe'nin mezarı bulunur. ilçesine bağlı Donduran köyünde bulunur. Menderes Ovası'na hakim konumda inşa edilen yapının ne zaman inşa edildiği bilinmiyor. Aydın'da günümüze ulaşan üç kuleden biridir. Diğerleri de Nazilli Arpaz ve Koçarlı Cihanoğlu kuleleridir. Kule inşa edilirken devşirme malzemeler kullanılmıştır. Duvarları moloz taş, tuğla ve mermerden yapılmıştır. İki kat ve bir terastan oluşacak şekilde tasarlanmıştır. Kullanıldığı tarihlerde kuleye çekme köprü ile girildiği düşünülüyor. Çekme köprüye ait kalıntılar hala görülüyor. , ilçeye bağlı Alhan Köyü'nde bulunur. Bölgedeki bir tepenin üzerinde konumlanmıştır. Çevresinde zeytinlikler bulunur. Hamamın günümüzde iki kısımdan oluştuğu görülür. Bir kısmı hamam işlevini görür fakat diğer kısmın işlevi bilinmemektedir. Buranın bir han olduğu ve Alhan adını bölgeye verdiği düşünülmektedir. Hamamın kubbe ve batı yönündeki duvarları zarar görmüştür. Fakat dört duvarı hala ayaktadır. Kalıntılardan anlaşıldığı kadarıyla döneminin önemli eserleri arasında yer alır. Duvarlarında ince işçilikler, süsleme ve kabartmalar dikkat çeker. Yenipazar Dipgölü Menderes ırmağının yatak değiştirmesiyle ortaya çıkan bir göldür. Gölün çevresinde birçok kaynak ve sazlık alan bulunur. Yakın zamanda yapılan düzenlemelerle bölgeye mesire alanları ve gözetleme kulesi yapılmıştır. Diğer yandan gölde sazan da yetiştirilmektedir. , her yıl Mayıs ayında gerçekleştirilen geleneksel bir etkinliktir. Yörük geleneğini gelecek nesillere aktarmak için şenlikler her yıl devam eder. Zeybek gösterileri, Yörük geleneğinde düğün canlandırmaları, yöre halkının doğaçlama gösterileri gibi birçok etkinlik şenlikler sırasında ortaya konur. ilçesinde bu yöreye özgü pideler oldukça beğenilir. Aynı şekilde dağma, cızdırma, incir tatlısı, gama, yuvarlama, çakal çömel, koca karı gerdanı, topalak, paşa böreği gibi yöresel tatları da deneyebilirsiniz. Bu yöreye özgü yemekler genellikle çok beğenilir. Ayrıca ilçede kurulan pazardan bölgede yetişen ürünler de satın alınabilir. - Afyonkarahisar Demir yolu da E23 karayolu ile paralel gitmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/523-adilcevazda-gezilecek-yerler.html", "text": "bölgesinin geçmişi mağara devrine kadar uzanır. Urartular zamanında yerleşime açılmıştır. Geçmişi milattan önce 2000'li yıllara dayanır. Milattan önce 600'lü yıllarda ise bölgede Pers egemenliği görülür. Daha sonraki zamanlarda ise Makedonyalılar hüküm sürmüştür. Milattan sonra 7'nci yüzyılda Adilcevaz ve çevresini Hz. Ömer fethetmiştir. Osmanlı döneminde ise Yavuz Sultan Selim Çaldıran Savaşı'ndan sonra bölgeyi Osmanlı sınırlarına dahil etmiştir. 'ın eski adı Arcige'dir. Bazı kaynaklarda ise bu alan \"Zatı-Cevaz\" yani \"Cevizler Beldesi\" adıyla geçer. Daha sonraki tarihlerde bölgede yaygın olarak ceviz yetiştiği için \"Vad-il Cavz\" isminin öne çıktığı görülür. İsmin son hali de buradan gelir. Bölge tarihi ve doğal güzellikleriyle öne çıkar. , Adilcevaz'da Van Gölü kıyısında yer alır. Adilcevaz Kalesi olarak da bilinir. Kale sarp kayalıklar üzerine inşa edilmiştir. Surların bir kısmı gölün suları altında kalmıştır. Yapı malzemesi olarak kesme taş kullanılmıştır. Kalenin 38 kulesi bulunur. İç ve dış olarak iki bölüme ayrılır. Bu bölümleri demirden yapılmış bir kapı birbirine bağlar. Osmanlı zamanında kalede 300 kagir ev, Süleyman Han Camii, cephane mahzeni, buğday ambarı, su sarnıçları gibi yapıların bulunduğu bilinmektedir. Kalenin içindeki yerleşim alanı Ermeniler zamanında Artske ismiyle anılmıştır. , ilçenin batı kısmında bulunur. Van Gölü kıyısında bir yamaç üzerinde inşa edilmiştir. Yapılış tarihi tam olarak bilinmese de yapısından anlaşıldığı kadarıyla 14-15'inci yüzyıldan kalma olduğu söylenebilir. Fakat bazı incelemelere göre Selçuklu dönemi eseri olduğu da düşünülmektedir. Yerleştiği konum itibariyle doğu ve batı bölümleri toprakla iç içe geçmiştir. Bu yüzden güney cephesi daha net görülür. Yapı 1965 yılında bir restorasyon geçirmiştir. Tuğrul Bey Camii Adilcevaz-Ahlat karayolu üzerinde bulunur. Van Gölü kıyısında yer alan bir başka yapıdır. Kuzey tarafında Adilcevaz Kalesi bulunur. Osmanlı kaynaklarında geçen bilgiye göre caminin yapımına 1572 yılında başlanmıştır. Mimar Sinan inşaatı başlatmıştır. Yapı 1580 yılında hizmete açılmıştır. Bu yapı Anadolu'daki ilk kubbeli camii olma özelliği taşır. Caminin üzeri 12 kubbe ile örtülmüştür. 1965 yılında onarılan cami hala ibadet yapılabilir durumdadır. ilçe merkezine 6 kilometre mesafede bulunur. Urartular medeniyetinden kalma olan yapı Kral 2. Rusa döneminde inşa edilmiştir. O dönemde kalenin bulunduğu çevrede Arzaşkun kentinin olduğu bilinmektedir. Bu bölge \"Haldi Kenti\" adıyla da anılır. Kale 550 metre yükseklikteki volkanik tepe üzerinde konumlanmıştır. Kalede yapılan kazılar sonucu burada büyük bir sarayın izine de rastlanmıştır. Adilcevaz Van Gölü'ne en uzun kıyısı olan yerleşimdir. Bu kıyılardaki sahiller özellikle yaz aylarında pek çok ziyaretçiyi ağırlar. Buralardan göle girilebilir ve yüzülebilir. Gölün üzerinde tekne ile gezilebileceği gibi üzerindeki adalar da ziyaret edilebilir. dağın kenarında kurulmuştur. İlçenin bir yanı dağa yaslanırken diğer yanı Van Gölü'ne açılır. Süphan, sönmüş volkanik dağlardan biridir. Dağ tırmanışı, trekking gibi aktiviteler için sıkça tercih edilen bir bölgedir. Bölge özellikle Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül aylarında bu sporlara uygun hale gelir. Tırmanışa Aydınlar köyü üzerinden başlanır. Çevredeki Şekerpınarı veya Süphan yaylasında kamp atılır. Dağa tırmanış ve dönüş yaklaşık 10 sürer. Tırmanışlar genellikle dağın doğusundan gerçekleştirilir. Bu süreçte çevrenin ve gölün eşsiz manzaraları ile karşılaşılır. Kış aylarında bölge kayak sporu için uygun hale gelir. , Süphan Dağı'nın güney tarafındaki bir çanakta bulunur. Tatlı suya sahip ve kaynak sularla beslenen bir yapısı vardır. Çevresinde geniş mesire alanları bulunur. Piknik yapmak için sıkça tercih edilir. Gölde çeşitli balıklar da yaşar ve avlanabilir. Temiz havası ve göl manzarasıyla Aygır Gölü görülmeye değer yerlerden biri. ile yapılan yemekleri denemek güzel olabilir. Yöre halkı inci kefali ile Şile adındaki yemeği yapar. Ayrıca bu bölgeye özgü bir içli köfteleri de vardır. Adilcevaz, ceviziyle ünlü bir yerdir. Burada yetişen cevizler ince kabuklu oldukları için kolayca kırılıp açılabilir. Cevizlerin içi de sarı renklidir. Bu cevizlerle yapılan yine yöreye özgü ceviz reçeli de oldukça lezzetlidir. 'taki havalimanları yakın sayılabilir. Demiryolunu kullanacak olanlar da Tatvan'da inip karayolu ile ilçeye ulaşabilirler."} {"url": "https://www.gezipedia.net/524-yalvacta-gezilecek-yerler.html", "text": "'ya 108 kilometre mesafede yer alır. Tarihi ve kültürel özellikleriyle tercih edilen bir bölgedir. İlçe Anadolu'daki kurulan antik kentlerden birine de ev sahipliği yapar. Bunun yanında ilçenin doğal güzellikleri de eşsizdir. Dilerseniz bölgenin çok eskilere dayanan tarihine bir göz atalım. 'ta ilk yerleşim ise milattan önce üçüncü yüzyılda kurulmuştur. Helenistik dönemde yaşamış krallardan biri olan Seleukid hanedanı bölgede ilk yerleşimi oluşturmuştur. Bölgede bulunan Antiocheia kenti ise milattan önce 275 yılında kurulmuştur. I. Antiokhos Soter zamanında yapıldığı bilinmektedir. Bölgeye verdiği isim de kendisinin ve dedesinin ismidir. Bu yıllardan sonra kent ve çevresini Roma İmparatorluğu ele geçirmiştir. Roma döneminde bölgenin oldukça geliştiği görülür. Augustus döneminde çevresine sekiz tane koloni kurulmuştur. Antiocheia kentine sonradan bölgenin önemi dolayısıyla \"Sezar'ın Kenti\" anlamına gelen Colonia Caesareia adı verilmiştir. Roma döneminde şehir inşa edilirken yedi tepe üzerinde konumlandırılmış ve yedi mahalleye ayrılmıştır. Hristiyanlığın temelini Aziz Paulus burada atmıştır. Buradan da yaymaya devam etmiştir. Hristiyanlığın serbest kalmasından sonra kent dini merkez durumuna gelmiş ve bu durum Bizans döneminde de devam etmiştir. Fakat haçlı seferleri ve bölgeye düzenlenen Arap akınları sırasında kent büyük hasar görmüştür. Selçuklu Dönemi'nde ise tekrar kültürel bir merkez halini almıştır. Selçuklu Devleti'nden sonra Hamitoğulları Beyliği bölgeye hakim olmuştur. Kısa süre sonra da Osmanlı Devleti'nin egemenliğine geçmiştir. 1966 yılında hizmete açılmıştır. İçinde bölgedeki araştırmalarla elde edilmiş tarihi kalıntılar sergilenir. Tokmacık yöresinden çıkarılan 8 milyon yaşındaki fosiller, Çamharman Höyüğü'nde bulunan kalıntılar, farklı zamanlara ait tanrı ve tanrıça figürleri, Romalılardan kalma Latince metinler gibi birçok değerli kalıntı sergileniyor. Müze sınırları içinde 19'uncu yüzyıldan bir eve ait kalıntılarla aslına uygun olarak düzenlenmiş bir \"Eski Yalvaç Evi\" bulunur. , Yalvaç ilçesinin merkezinde yer alır. İnşa edildiği tarih kesin olarak bilinmese de 14'üncü yüzyılda yaptırıldığı biliyor. Selçuklu Devleti Sultanı I. Mesud'un oğlu caminin yapımını başlatmıştır. Yapının duvarlarında Antiocheia Ören Yeri'nden getirilen tarihi malzemeler de kullanılmıştır. Cami tek minareli olarak inşa edilmiştir. Daha sonraki tarihlerde pek çok defa onarımdan geçmiştir ve sade bir yapısı vardır. adı verilen bölgede bir anıt ağaç bulunur. İlçe merkezinde yer alan ağacın yaşının 800 olduğu düşünülüyor. 16 m. boyundaki tarihi ağacın gövdesinin çevresi 10 metre civarında. Anıt ağacın altında ve çevresinde insanların oturup dinlenebileceği güzel bir işletme de mevcut. , Yalvaç'ın merkezinde bulunan ve açık hava müzesine benzeyen bir alandır. Ziyaretçilere bölgedeki önemli yapıları ve tarihlerini anlatan bir tasarıma sahip. Bölgede ilk olarak bu alanı gezen ziyaretçiler diğer görecekleri yerler hakkında bilgiye sahip oluyor. Tokmacık bölgesi, Men Kutsal Alanı, Antiocheia Kenti ve bölgede yaşamış medeniyetler kısaca anlatılıyor. Meydanın ortasında ise Atatürk Anıtı ve bir tören alanı bulunuyor. nde bağlı Tokmacık kasabasında fosil yatakları bulunur. Bölgedeki fosiller 1994'te yapılan kazılar ile ortaya çıkmıştır. Fosiller 9-10 milyon yıllık bir geçmişi vardır. Fosillerin arasında gergedan, mamut, vahşi at ve geyikgiller gibi hayvanların kemikleri bulunur. Buradan çıkarılan fosiller Yalvaç Müzesi'nde halen sergilenmektedir. bölgenin en görkemli yapısıdır. Antik kentin en yüksek yerinde konumlanmıştır. İmparator Augustus'un ölümü üzerine onun anısına yapılmıştır. kentin ilk ve en büyük kilisesidir. Bölgedeki Roma Hamamı'na yakın mesafededir. Kilisenin bulunduğu alana ilk etapta bir sinagog, sonraki yıllarda daha küçük boyutlarda bir kilise ardından milattan sonra 3'üncü yüzyılda bu yapı inşa edilmiştir. Antiocheia Antik Kent'ine 5 kilometre mesafede bulunur. Anadolu'nun mistik tanrılarından Men adına inşa edilmiştir. Bölgede bulunan kalıntılara dair araştırmalar hala sürmektedir. Burada bulunan Men Tapınağı ve diğer kalıntılar milattan önce 4'üncü yüzyıla kadar uzanıyor. Fakat bölgede yapılan araştırmalar daha eskilere dayanabileceğini gösteriyor. Bölge ziyaretçilere açık fakat kalıntılar çok sağlam durumda değil."} {"url": "https://www.gezipedia.net/525-cemberlitasta-gezilecek-yerler.html", "text": "Meydanı'na da oldukça yakın bir konumdadır. , Çemberlitaş, Divanyolu Caddesi üzerinde bulunmaktadır. Maarif Nazırı Saffet Paşa tarafından 1865 yılında yeni klasik üslubunda yaptırılan bina, bir süre Darülfünun tarafından kullanılmıştır. , Türkiye'nin tek, dünyanın ise dördüncü basın müzesidir. , Divan Yolu üzerinde, Çemberlitaş tramvay istasyonunun karşısında bulunan Roma dönemi sütunudur. Çemberlitaş, Divanyoiu Caddesi üzerinde bulunmaktadır. Çemberlitaş Sütunu, Konstantinopolis'in kurucusu Constantinus (324-337) tarafından İstanbul'a getirilmiştir. Roma Apollon Tapınağı'nda bulunan bu sütun, Roma İmparatorluğu'nun yeni merkezi Konstantinopolis'in kurulması adına, yine Constantinus'un inşa ettirdiği Forum Constantinus'a dikilmiştir. Üzerinde Apollon Heykeli'nin bulunduğu sütunun İstanbul'a getirilmesinden sonra, Constantinus bu heykeli söktürmüş ve yerine kendisinin tunçtan heykelini yerleştirmiştir. aslında dokuz silindir bloktan oluşmaktadır. Fakat üç sütunun bu sonradan örülen duvar altında kalması nedeniyle, günümüzde ancak altı blok dışarıdan görülebilmektedir. , Divan Yolu üzerinde bulunan Sadrazam Atik Ali Paşa tarafından yaptırılmış olan külliye. 'nin dört fil ayağına oturan kubbesinin yüksekliği 24 metre, çapı ise 12,5 metredir. Ana kubbe mihrap tarafındaki büyük bir yarım kubbeyle ve ana kubbenin her iki yanında bulunan ikişer kubbeyle desteklenmiştir. Son cemaat yeri 5 kubbeli bir yapıdır. Caminin tek şerefeli bir minaresi vardır. Çemberlitaş, Divan Yolu üzerinde bulunan hamam. 1584 yılında Sultan II. Selim'in (1566-1574) karısı ve Sultan III. Murad'ın (1574-1595) annesi Nurbanu Sultan tarafından Üsküdar'da bulunan Atik Valide Külliyesi ve Camisi'ne gelir getirmesi amacıyla, Mimar Sinan'a yaptırılmıştır. Sinan'ın son dönem eserleri arasında sayılan bu hamamı, Mimar Sinan Osmanlı hamam mimarisinden farklı bir tarzda yapmıştır. Kadınlar ve erkekler bölümü bulunan hamamın kadınlar bölümünün bir kısmı, Sultan Abdülaziz döneminde (1861-1876) Divanyolu Caddesi'nin genişletme çalışması (1868) sırasında yıkılmıştır. Hamamın kadınlar ve erkekler bölümleri günümüzde de hizmet vermektedir. Çemberlitaş Sütunu'nun kuzeybatısında, Kapalıçarşı'nın Nuruosmaniye Kapısı'nın karşısında bulunmaktadır. 'nin mimarı Simon Kalfa, bina emini ise Ali Ağa'dır. Fakat bazı kaynaklar mimarın Mustafa Ağa olduğunu belirtmektedir. Mimari bakımdan önemli bir yere sahip olan caminin, çapı 25,75 metre olan ve eteğinde 32 pencere bulunan bir kubbesi vardır. Bu kubbe 4 kemer üzerine oturtulmuştur. Dışa çıkıntılı olan mihrap küçük bir yarım kubbeyle örtülmüştür. Camide 5 sıra halinde toplam 174 pencere bulunmaktadır. Merdivenlerden çıkılarak varılan giriş kapısının üzerindeki kitabeyi Hattat Fahrettin Yahya, pencerelerin üzerinde bulunan renkli taşlardaki hadisleri de Hattat Bursalı Müzehhip Ali Efendi yazmıştır. Caminin barok üslubunda iki şerefeli iki minaresi bulunmaktadır. Kesme taştan yapılmış, içinde değerli yazma eserlerin bulunduğu kütüphanenin sağında Sultan III. Osman'ın annesi Şehsuvar Sultan'a ait olan bir türbe bulunmaktadır. Medrese ve imaret Kapalı Çarşı tarafındaki avlu girişinin sağında, caminin de kuzeyinde yer almaktadır. Osmanlı Camisi'nin minarelerinde kurşun yerine taş alemler kullanılmıştır. ndaki Fatih ilçesine bağlı olan Çemberlitaş Mahallesi, tarihi yarım ada olarak ta bilinen merkezi bir noktada bulunduğu için İstanbul'un her yerinden tramvay ve otobüs hatları kullanılarak ulaşımı mümkündür. Kendi araçları ile Çemberlitaş'a gelmek isteyenler için ise; mobil cihazlarınızdaki navigasyon uygulamaları ile aşağıdaki haritayı kullanarak ulaşa bilinir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/526-aginda-gezilecek-yerler.html", "text": ", Ağın ilçe merkezindeki Hacı Yusuf Mahallesi'nde yer alır. Yapı Osmanlı İmparatorluğu dönemine aittir. 19'uncu yüzyılda inşa edilen konak hala ayaktadır. Konak iki katlıdır. Yapı malzemesi taş ve kerpiçtir. Konak kültürünün mirası olarak korunur. , Ağın'ın Acıpayam köyünde yer alır. Bölgedeki Keban Barajı'na inen kayalıklar oyularak inşa edilmiştir. Savunma amaçlı yapılan kalenin Roma İmparatorluğu'ndan kaldığı düşünülmektedir. Kaleye baraj üzerinden kayık ile ulaşılabilir. , ilçeye bağlı Bademli köyünde bulunur. Mezarlar bölgedeki kayalar oyularak yapılmıştır. Oyulan yerlerde çeşitli yazılar ve resimler görülür. Bu mezarların Roma İmparatorluğu yıllardan kaldığı düşünülür. Yapının tarihi hala gizemini korumaktadır. , Ağın'ın Balkayası köyünde bulunur. Göl ve çevresi yeşilin hakim olduğu bir alandır. Bu alanda geniş mesire yerleri, dinlenme alanları ve çeşitli tesisler bulunur. Gölün çevresinde doğa yürüyüşleri yapılabilir. Sülük Gölü'nün bulunduğu alanda iki göl yan yana görülür. Bölgede yakın yakına birçok göl bulunur. Piknik yapmak için ideal yerlerden biridir. , ilçe merkezindeki Şenpınar Mahallesi'nin 500 metre yakınında yer alır. Koni şeklinde ve 50 metre derinliğindeki çukur oldukça ilgi çekicidir. Oluşumu tam olarak bilinmese de meteor çukuru olduğu düşünülmektedir. Yöre halkı buraya \"kup\" demektedir. ilçeye bağlı Öğrendik köyünde bulunur. Köy çevresinde pek çok kilise kalıntısı vardır. Kilise kalıntılarının yanında çeşitli yerleşim kalıntıları da bölgeden çıkarılmaktadır. Bölgenin Roma ya da Bizans yıllarından kalma olduğu düşünülmektedir. ilçeye bağlı Beyelması köyünde yer alır. Bizans döneminden kaldığı düşünülen yapının bugün sadece kuzey kısmı ayaktadır. Diğer kısımları defineciler tarafından büyük hasar görmüştür. Kilisenin çevresinde de çeşitli yerleşim kalıntıları bulunur. Ağın'a bağlı Altunayva köyünde bulunur. Höyüğün bulunduğu bölge sit alanı olarak korunmaktadır. Alandaki taşlar taşınmazdır. Höyükteki arkeolojik çalışmalar devam etmektedir. Buradaki yapıların tarihi tam olarak bilinmiyor. Ortaçağ ve Osmanlı dönemleri arasında bir zamandan kaldığı tahmin ediliyor. Osmanlı İmparatorluğu zamanından kalmıştır. 1907 yılında yapılmıştır. Yapı malzemesi olarak kesme taş kullanılmıştır. Sonraki dönemlerde camiye eklemeler yapılmıştır. Minaresi 1959 yılında yapılmıştır. Cami iki katlı olarak tasarlanmıştır. Pul köyü sınırları içinde yer alır. Köyde Kalpur denen bölgede yer aldığı için bu isimle anılmaktadır. Bir ören yeri olan bölgenin eskiden Miran Şehri adındaki köklü bir yerleşim yeri olduğu düşünülüyor. Bölgede birçok kalıntı bulunuyor. Fakat kentin bir doğal afet sonucu yıkıldığı düşünülüyor. 18'inci yüzyıldan kalmıştır. Müderris Hüseyin Efendi Mahallesi'nde yer alır. Cami Hacı Osman Ağa tarafından yaptırılmıştır. İlk yapıldığında minaresi olmayan yapıya sonraki yıllarda minare eklenmiştir. Yapı birçok kez onarılmış ve günümüze sağlam şekilde gelmiştir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/527-aksemsettin-turbesi.html", "text": "ilçesindeki Cuma Mahallesi'nde bulunur. İlçe etkileyici doğal yapısının yanında tarihi Akşemsettin Türbesine de ev sahipliği yapıyor. Türbe 1464 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Günümüzde sağlamlığını koruyan yapı ziyarete açıktır. İlçedeki Gazi Süleyman Paşa Camii'nin avlusunda bulunur. Türbe Bolu ilinin 96 kilometre güneybatısında yer alır. ve iki oğlu Emrullah Çelebi, Sadullah Çelebi yatar. 'dir ve Şeyh Hamza'nın oğludur. Baba tarafından soyu Hz. Ebubekir'e dayanır. - Taraklı"} {"url": "https://www.gezipedia.net/528-ahlatta-gezilecek-yerler.html", "text": "kıyısına kurulan ilçe gölün en güzel sahillerine sahiptir. Bölgenin yapısı gereği neredeyse bütün evler göl manzaralı olur. Gölün kıyısındaki plaj ve kumsaldan göle girmek mümkündür. Diğer yandan bölgedeki tarihi kalıntılar da görülmeye değerdir. Dilerseniz Ahlat'ın tarihine bir göz atalım. 'ta ilk yerleşim Urartu'lar zamanında kurulmuştur. İleriki dönemde Bizans ve kısa süre Abbasi idaresi görülür. 1071 Malazgirt Savaşı'ndan sonra Anadolu'ya gelen Selçuklu Türkmen boylarının ilk yerleştiği bölge Ahlat'tır. Bölgede beylikler kurularak idare sağlanmıştır. 12-13'üncü yüzyıllar arasında ilçe tarihindeki en kalabalık nüfusa ulaşmıştır. Ortaçağda İslam dünyasının \"Kubbet-ül-İslam\" olarak andığı üç şehirden biridir. , Meydanlık Kabristanı adıyla da bilinir. Mezarlık 200 dönümlük bir arazı üzerine kurulmuştur. Mezarlar 12'inci yüzyıldan 16'ncı yüzyıla kadarki süreçte oluşturulmuştur. İçinde hem sanduka mezarları hem oda tarzı mezarlar bulunur. Oda tarzı mezarlar Orta Asya Türk mezar tipine uygun yapılmıştır. Alanda ortalama 1000 tane mezar taşı vardır. Bu taşlar Orhun Yazıtları'na benzer yapıdadır ve her biri dönemin önemli sanatçıları tarafından yapılmıştır. Mezar taşlarından bazıları 3,5 metreye kadar ulaşır. Mezarlığın bulunduğu alan Açıkhava müzesi durumundadır. 1971'de ziyarete açılmıştır. Burada bölgeye ait tarihi kalıntılar sergilenmektedir. Kalıntılar Tunç Çağı, Demir Çağı, Roma dönemi, Helenistik dönem, Selçuklu Devleti ve Osmanlı İmparatorluğu'ndan kalmadır. Müzenin yeni yeri Selçuklu Mezarlığı'nın yanındadır. Müze sabah 9.00 ve akşam 19.00 saatleri arasında ziyarete açıktır. ilçe merkezindeki İkikubbe Mahallesi'nde yer alır. Ovakışla Yolu üzerine konumlanmıştır. 15'inci yüzyıl sonlarında inşa edilen kümbetin kuzey kısmında bir de cami bulunur. Kümbet Akkoyunlu hükümdarı Rüstem ve Bayındır'a aittir. Mimari yapısı oldukça dikkat çekicidir ve günümüze sağlam şekilde ulaşmıştır. Emir Bayındır, Akkoyunlu Türkmen Beylerinden biridir. Köprü onun tarafından 13'üncü yüzyılda yaptırılmıştır. Van Gölü kıyısında yer alan yapı Tahtı Süleyman Deresi üzerinde konumlanmıştır. Yapı 21 metre uzunluğunda ve tek gözlüdür. Yapı malzemesi olarak kesme taş kullanılmıştır. İki ucunda karşılıklı merdivenler bulunur. Köprü 1954 yılında onarımdan geçmiştir ve hala kullanılmaktadır. ilçe merkezindeki İkikubbe Mahallesi'nde yer alır. Biri küçük biri büyük iki kümbet yan yana inşa edilmiştir. Büyük kümbet Akkoyunlulardan Buğatay Aka ve Şirin Hatun'a aittir. Küçük kümbet de Esen Tekin Hatun'a aittir. Bu yapılar 1280 yılında inşa edilmiştir. Ahlat ilçe merkezinin girişinde, Selçuklu Mezarlığı'nın yakınında yer alır. Konum olarak Van Gölü'ne de yakın bir noktadadır. Ahlat ilçesinde bulunan birçok kümbetten en büyüğüdür. Türk sanatının ustalıkla sergilendiği yapılardan biridir. Bu sebeple \"Ulu Kümbet\" olarak geçer. 13'üncü yüzyılda inşa edildiği bilinen yapının tam olarak yapılış tarihi bilinmemektedir. Kümbet iki katlıdır. Giriş katında mezar, ikinci katta mescit bölümü vardır. Üç penceresi bulunur. 'ı fethetmesi için gönderilmiştir. Burada şehit olan Abdurrahman Gazi, Hz. Muhammed'in sancaktarı Maaz Binul Cebel'in oğludur. Türbe 1974 yılında bölgenin taş ustalarından Tahsin Kalender tarafından yapılmıştır. Bölgede görülen kümbet mimarisine sadık kalınarak tasarlanmıştır. nde Van Gölü kenarında bu kale inşa edilmiştir. Sonraki yıllarda Osmanlı Devleti Irak'a sefer düzenlerken kale genişletilmiştir. İçinde İskender Paşa Camii ve Kadı Mahmut Camii yer alır. ilçe sınırları içinde yer alır. İlçeden buraya kalkan otobüsler ile ulaşım sağlanır. Nemrut Dağı'nda bulunan göl deniz seviyesinden 2247 metre yüksekte yer alır. 12 kilometrekarelik yüz ölçümü ile dünyanın en büyük krater gölüdür. Adı milattan önce 2100 tarihinde yaşayan Babil Kralı Nemrut'tan gelir. İçinde çeşitli balık türleri yetiştirilir. Bölgede benzer özellikte birkaç göl daha bulunur. Ahlat ilçe merkezine 16 kilometre mesafede yer alır. Deniz seviyesinden 1816 metre yüksekte konumlanan göl kış aylarında buz tutar. Buzlanma üzerinden araç geçebilecek seviyede gerçekleşir. Bu aylarda çevresindeki merkezlere ulaşım göl üzerinden sağlanır. Üzerinde küçük bir ada bulunur. Tatlı su yapısına sahip gölde sazan balığı yetiştirilir. 'daki havalimanına oradan da karayolu ile Ahlat'a ulaşılabilir. Tatvan'da bulunan tren istasyonu vasıtasıyla demiryolu ile de gidilebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/529-beyazitta-gezilecek-yerler.html", "text": "Mahallesi, İstanbul'un Fatih ilçesinde yer alır. Osmanlı İmparatorluğu zamanından kalan çok değerli tarihi yapılara ev sahipliği yapar. Tarihi yarımada içerisinde kalan mahallede İstanbul'un siluetini oluşturan birçok eser bulunur. Ünlü Kapalı Çarşı, Beyazıt Meydanı, Beyazıt Camii gibi tarihi mekanlar Beyazıt Mahallesi'nde ziyaret edilebilir. 'nın İç Bedesten bölümünü yaptırmıştır ya da Doğu Roma İmparatorluğu'ndan kalan çarşı bu adla yenilenmiştir. Aynı zamanda Ayasofya Camisi'ne gelir sağlamak amacıyla da inşa edilen bedesten 15 kubbeli kagir bir yapıdır. Bedestenin 4 kapısı vardır. Bu kapıların birinin üzerinde Doğu Roma İmparatorluğu'nun arması bulunmaktadır, iç Bedesten'in doğusunda ya Fatih Sultan Mehmet'in ya da Kanuni Sultan Süleyman'ın yaptırdığı Yeni Bedesten yer almaktadır. Bir yolunda ipekle, diğer bir yolunda pamukla sandal adı verilen kumaşlar dokunduğu ve satıldığı için bu bedestene Sandal Bedesteni adı verilmiştir. 20 kubbeyi taşıyan 12 ayaklı bir çarşıdır. Zamanla Kapalı Çarşı'nın çevresine yapılan dükkanların da üstleri örtülerek çarşıya eklenmesiyle yapı genişletilmiştir. Bir zamanlar çarşının her sokağında ve caddesinde sülalelerle, dolayısıyla milliyetlerle anılan belirli mesleklere ait dükkanlar ve bu mesleklerin imalathaneleri bulunurken, bu zanaatlardan günümüze yalnızca caddelere ve sokaklara verdikleri isimleri ulaşabilmiştir. Terlikçiler, Aynacılar, Fesçiler, Tuğcular, Kalpakçılar gibi. Kimi bölümleri ahşap olan çarşı 1651 yılında büyük bir yangın geçirmiş, 1701 yılında çıkan bir başka yangında hasar görmüştür. Bunun üzerine Sultan II. Mustafa (1695-1703) çarşıyı kagir olarak yaptırmıştır. 1894 yılında meydana gelen depremde de hasar gören çarşı, ciddi bir şekilde onarılmış ve 1898 yılında yeniden hizmete açılmıştır. 1943 yılında çıkan yangında çarşının döşemeciler ve yorgancılar bölümü, 1954 yılında çıkan yangında ise Kalpakçılar Caddesi yanmıştır. 1980'li yıllardan sonra onarılarak günümüze ulaşan çarşının 18 girişi bulunmaktadır. Bunların 8'i ana kapıdır. Çarşının en bilinen kapılarından biri, Nuruosmaniye Camisi'ne bakan Nuruosmaniye Kapısı'dır. 40 bin m2lik bir alana yayılmış, yaklaşık 60 sokak ve 4 bin dükkandan oluşmaktadır. Osmanlı İmparatorluğu'nun her yöresinden gelen malların da satışa çıkarıldığı çarşı, aynı zamanda esnafa ait dolap ve sandık adındaki odalarda zenginlerin değerli eşyaları, altınları ve paralarının saklanmasıyla ve bunların esnaf tarafından değerlendirilmesiyle döneminin bankasıdır. Mahmutpaşa'da, Nuruosmaniye Külliyesi'nin kuzeydoğusunda bulunan külliye. Mahmut Paşa Külliyesi, Sadrazam Mahmut Paşa tarafından 1460-1474 yılları arasında Mimar Atik Sinan'a yaptırılmıştır. Külliye, cami, medrese, sıbyan mektebi, imaret, han, hamam ve türbe bölümlerinden oluşmaktadır. Fakat bu yapılar topluluğundan günümüze ancak cami, türbe, han, medresenin kubbeli bir dershanesi ve hamamın erkekler bölümü ulaşabilmiştir. Yan mekanlı olan caminin yapımı 1462 yılında tamamlanmıştır. Caminin ana mekanında 2 büyük kubbe, yan taraflarda üçer küçük kubbe ve caminin giriş bölümünde ise, beş küçük kubbe bulunmaktadır. Giriş bölümünün önündeki 5 kubbeli son cemaat yerinin kubbeleri 6 kesme taş sütunla desteklenmiştir. Bir yangın sonucunda hasar gören camiyi Sultan III. Osman (1754-1757) 1755 yılında onartmıştır. Çevresi işlemeli mermerle süslenmiş kapının yanında, bu onarıma ilişkin bir kitabe bulunmaktadır. 1766 yılında meydana gelen depremde cami yıkılmıştır. 1785 yılında yeniden onarılan cami, 1827 yılında çıkan büyük bir yangında da hasar görmüştür. Bunun üzerine cami 1829 yılında yeniden onarılmıştır. Ayrıca, külliye 1939 ve 1953 yıllarında da onarım görmüştür. Mahmut Paşa'ya ait olan türbe hazire bölümünde bulunmaktadır. Caminin kuzeyinde bulunan Kürkçü Hanı iki katlı ve iki avlulu bir yapıdır. Bu han o dönemden günümüze ulaşabilmiş tek han örneğidir. inşa edilmiştir. 1960'iı yıllardan sonra meydana Hürriyet Meydanı adı verilmişse de, bugün Beyazıt Meydanı adı kullanılmaktadır. İstanbul'un fethinden sonra 1457 yılında, Fatih Sultan Mehmet (1451-1481) ilk sarayım buraya inşa ettirmiştir. Eski Saray adıyla anılan bu sarayda Fatih Sultan Mehmet 1478 yılında kadar oturmuştur. 1541 yılma kadar çeşitli amaçlar için kullanılan saray, aynı yıl çıkan bir yangından sonra onarılarak saray kadınlarına tahsis edilmiştir. 1866 yılında yıkılan sarayın yerinde bugün İstanbul Üniversitesi yer almaktadır. Beyazıt Meydanı'nda bulunan ve Sultan II. Bayezid tarafından yaptırılmış olan külliye. Sultan II. Bayezid (1481-1512) tarafından 1500-1505 yılları arasında inşa edilen yapının mimarı konusunda kesin bir bilgi mevcut değildir. Külliyenin mimarı ya Mimar Sinan Hayreddin, ya Mimar Kemaleddin ya da Yakup Şah Bin Sultanşah'tır. Yapılan son çalışmalar Yakup Şah Bin Sultanşah'ı ön plana çıkarmaktadır. Külliye, cami, imaret, medrese, sıbyan mektebi, tabhane, kervansaray ve hamam bölümlerinden oluşmaktadır. II. Bayezid Külliyesi Fatih Külliyesi'nin simetrik yapısından farklı bir biçimde, dağınık olarak inşa edilmiştir. Bu yüzden tabhaneye bitişik olan tek şerefeli her iki minaresinin arasındaki uzaklık 79 metredir. Ayasofya örnek alınarak yapılan cami, külliyenin ortasında bulunmaktadır. 4 ayak üzerine oturan kubbenin çapı 16,78 metredir. Doğu Roma imparatorluğu döneminden kalma olup da onarılamayacak kadar kötü durumda olan yapılar, Osmanlı döneminde şehrin yeniden inşasında kullanılmışlardır. Bunun örneği, Bayezid Camisi'nin avlu döşemelerinde ve IV. Murad döneminde (1623-1640) yapılan şadırvanın sütunlarında görülebilmektedir. Devlet Kütüphanesi tarafından kullanılmaktadır. Külliyenin medresesinde ise, Türk Vakıf Hat Sanatları Müzesi yer almaktadır. Mihrap tarafında bulunan küçük hazirede II. Bayezid'in, 1512 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırılan türbesi bulunmaktadır. Külliyede II. Bayezid'in kızı Selçuk Hatun ile Tanzimat Fermanı'nı hazırlayanlardan Mustafa Reşid Paşa'ya ait türbeler de yer almaktadır. II. Bayezid Camisi 1797,1870,1940 ve 1958 yıllarında onarılmıştır. İstanbul'un fethinden sonra onarılamayacak yapıların malzemeleri yeni inşa edilecek yapılar için kullanılmıştır. Bunun örneğini II. Bayezid Camisi'nin avlu döşemelerinde ve şadırvanında görmek mümkündür. Kapalı Çarşı'nın Fesçiler Kapısı ile II. Bayezid Camisi arasında bulunan çarşı. Çarşıda bulunan dükkanlar ilk dönemlerden beri, kitap meraklılarının, yazarların, din ve ilim adamlarının uğradıkları ve sohbet ettikleri yerlerdir. Matbaa sonrası dönemde bile özellikle el yazması eserler büyük ilgi görmüştür. Beyazıt Meydanı'nda, Bayezid Külliyesi'nin Bayezid Medresesi bölümünde bulunmaktadır. 1968 yılında Sultan Selim Medresesi'nde Türk Yazı Sanatları Müzesi adıyla açılan müze, Bayezid Medresesi'nin onarım görmesinden sonra buraya taşınmış ve Türk Vakıf Hat Sanatları Müzesi adıyla ziyarete açılmıştır. Müzede ünlü hattatlara ait levhalar, tuğralar, taş, cam, kumaş, maden gibi malzemelerin üzerine yazılmış eserler ve Kur'anlar sergilenmektedir. Türk Vakıf Hat Sanatları Müzesi, pazar ve pazartesi günleri dışında her gün 09.00-16.00 saatleri arasında ziyaret edilebilmektedir. İstanbul Üniversitesi Merkez Kampüsü içinde bulunur ve yangın gözetleme kulesi olarak yapılmıştır. İlk kule ahşaptan yangın gözetleme kulesi olarak, Sultan II. Mahmut (1808-1839) tarafından Krikor Amira Balyan'a yaptırılmıştır. 1826 yılında yeniçeri ayaklanması sonucunda yıkılan kulenin yerine yenisi, 1828 yılında Serasker Hüseyin Paşa tarafından Krikor Amira Balyan'ın kardeşi Senekerim Balyan'a kesme taştan yaptırılmıştır. 1849 yılında bazı değişikliklere uğrayan kule, 1889,1894 ve 1909 yıllarında onarılmıştır. 1909 yılında düşen bir yıldırım yüzünden kulenin yıldırım siperi bozulmuştur. Günümüze ulaşabilen kulenin yüksekliği 85 metredir. Yuvarlak gövdesi kare şeklindeki bir kaidenin üzerine oturmaktadır. Yapının merdivenleri ahşaptır. Kulenin, Nöbetçi Katı, işaret Katı, Sepet Katı ve Sancak Katı adlı bölümleri vardır. Beyazıt Kulesi tarihi görevi olan yangın gözetleme işini bugünde yerine getirmekte ve bununla birlikte meteorolojik bilgiler edinmek amacıyla kullanılmaktadır. Kulenin tepesinde yanan çeşitli ışıklar, ertesi günün hava durumu hakkında bilgi vermektedir. 'un her yerinden tramvay ve otobüs hatları kullanılarak ulaşımı mümkündür. Kendi araçları ile Beyazıt'a gelmek isteyenler için ise; mobil cihazlarınızdaki navigasyon uygulamaları ile aşağıdaki haritayı kullanarak ulaşa bilinir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/53-yozgatta-gezilecek-yerler.html", "text": "Malazgirt Savaşı ardından Anadolu'nun kapıları Türklere açılmış ve arından Selçuklular Bozok Yaylası'na yerleşmişlerdir. Dağlık bir böğe olan Yozgat'a girdiğiniz anda sizleri kare prizma şekli ile Yozgat Saat Kulesi karşılamaktadır. Akdağmadeni ilçesi içerisinde yer alan bu orman, şehrin doğal güzelliklerinden biridir. Kış aylarında sessiz olan bu orman, yaz ve bahar aylarında hareketlenmeye başlamaktadır. Doğal güzelliğinin yanında, suyu, havası ve yaban hayatı ile de dikkat çeker. Yozgat'ta görülmesi gereken yerler arasında mutlaka yer almalıdır. şifalı suları işe her yıl yüzlerce turisti kendine çekmektedir. Birden fazla rahatsızlığa iyi geldiği bilinen bu suda, sodyum bikarbonat, sodyum klorür, kalsiyum sülfat bulunmaktadır. Kırık-çıkık, romatizma, kadın hastalıkları ve nevrit rahatsızlığında şifalı olduğu bilinmektedir. Sağlık Bakanlığı'nın analizleri sonucu bu hastalıklara iyi geldiği kanıtlanmıştır. Suyun sıcaklığı 70C ile 74C arasında değişmektedir. 'nin çok fazla tanıtımı yapılmasa da gezilmeye layık yerlerden biridir. Akdağmadeni ve Muşalikalesi Köyüne yakındır. Kale yüksek bir tepe üzerinde bulunmakta ve yapı itibari ile küçük olmaktadır. Kaleyi Gıyaseddin Keykavus yaptırmıştır ve kesme taş ile moloz taş kullanılmıştır. nda konaklamış olmasıdır. Bu nedenle yozgatta görülmesi gereken yerler arasında yer almaktadır. , bölümleri bakımından altıya ayrılır. Her bölümü birbirinden ayrılmıştır ve her cephesinde birer pencere bulunmaktadır. En üst katı balkonla çevrilen kulenin içerisinde merdivenle yukarıya çıkılmaktadır. , günümüzde hala varlığını sürdürmekte olan bir köprüdür. Yozgat-Şefaatli karayolunda yer alan köprünün kitabesi ise günümüze ulaşamamıştır. Kesme taş kullanılarak yapılmıştır. Köprünün eni 4,5 metre ve uzunluğu 54 metredir. Kemer açıklığının ise 6,60 metre olduğu bilinmektedir. Heybeti ile yozgatta gezilecek yerler arasında yer alır. konusu, özellikle de yöresel yemekleri bakımından. Bu nedenle bizlerde sizler için Yozgat'ın en meşhur lezzetlerini topladık. Yozgat'ın meşhur yemekleri; Helle, Yozgat böreği, Çullama, bulama çorbası, İncir Uyutması, Arabaşı, Mayalı Bazlama, Pezzik Cacığı, Şöbiyet, Bulgur pilavı, Desti Kebabı, Harise, Yoğurtlu Madımak, İçli bulgur pilavı, Altüst böreği vb. saymakla bitiremeyeceğimiz kadar zengin bir mutfağa sahip. Bütün bu yemekler arasında isse en çok öne çıkanlardan birincisi Bulama Çorbası oluyor. İçinde yarma olan, yumurta, patlıcan ve nanenin de eşliği ile yoğun bir kıvama sahip olan çorbadır. Yapımı zahmetlisidir ama çok lezzetli bir çorbadır. İkincisi ve en çok merak edilen yemeği ise Arabaşıdır. Yozgat'ın en bilinen yemeği de diyebiliriz. Geniş aileleri bir araya toplayan bir yemektir. Hamuru ayrı çorbası ayrı hazırlanır büyük bir tepsiye yerleştirilen hamur baklava dilimi şeklini verilerek kesilir ve çorba ile birlikte afiyetler yenir. , diye merak eden okurlarımız Türkiye haritasını önlerine alıp Yozgat'ın konumunu incelediklerinde Yozgat'ın batıda Ankara, doğuda Sivas, güneyde ise; Kayseri illeriyle çevrili olduğunu görebilirler. Nitekim Türkiye'nin en büyük platoları arasında yer alan Bozok Platosu üzerine kurulu olan Yozgat'ın dört etrafı da dağlar ile çevrilidir. Anadolu'nun kırsal bölgeleri arasında yer alan Yozgat'a ulaşmak nispeten kolaydır. Kaldı ki Ankara ile sınır komşusu olan bu şehre, Ankara'dan günün her saatinde kalkan otobüs bulmak mümkündür. Ayrıca Türkiye'nin başka bölgelerinden Yozgat'a gelmek isteyen gezginler ise; Ankara veya Kayseri Havalimanına hava yolu ile, havalimanından sonrasını ise; kara yolu üzerinden Yozgat'a gelebilirler."} {"url": "https://www.gezipedia.net/530-paluda-gezilecek-yerler.html", "text": ", ilk çağlardan bu yana o bölgenin en önemli yerleşim yerlerinden birisi olmuştur. Milattan Önce 5000 yıllarına dayandığı düşünülen bulgular barındırmaktadır. Tarih boyunca Hititler, Sümerler, Asurlular, Hurriler, Urartular, Romalılar, Persler, Sasaniler, Emeviler, Bizanslılar, Abbasiler gibi birçok değişik kültüre ev sahipliği yapmıştır. Türk akınlarının başlangıcıyla bölgeye ilk olarak Artukoğulları, Çubukoğulları Beyliği ve Anadolu Selçuklu Devleti hakim olmuştur. Bu beyliklerden sonra ise Dulkadiroğulları, İlhanlılar ve Akkoyunluların hamiyetine geçmiştir. , ilçenin bir kilometre doğusunda yer almaktadır. Güney kesimleri Murat Nehri ile çevrelenmiş, kuzey ve batısı sarp yapıya sahip olan bu kale doğal savunmaya elverişli olmuş ve düşmanları tarafından ele geçirilmesi zor bir yapı haline gelmiştir. Kale'de Urartu Dönemine ait 3 bin yıllık çivi yazılarıyla yazılmış birçok tarihi eser bulunmaktadır. , yerli mimarların ve sanatkarların itinalı bir çalışması ile meydana getirilmiştir. Mezar taşında bulunan çift servi, geçmeler ve geometrik desenler yörede rastlanan motiflerin tek örneğidir. Eski Palu Çarşıbaşı Mahallesi'nde bulunan bu caminin kitabesi mevcut değildir. Fakat tarihçilerin görüşlerine göre bu cami, Ulu Cami'den önce yapıldığı düşünülmektedir. Kare plana sahip olan bu caminin, tavanı tamamen çökmüş, duvarları tahrip olmuş bir haldedir. Minarenin şerefe kısmından itibaren üst tarafı tamamen yıkılmıştır. Caminin geri kalan yapısal kısmında ve minaresinde çatlaklar bulunmaktadır ve her an yıkılma tehlikesi içerisindedir. Küçük Camii gibi bu yapı da Eski Palu Çarşıbaşı Mahallesi'nde yer almaktadır. Caminin kitabesine göre bu yapı 1274H (1852M) yılında yapılmıştır. Bir rivayete göre bu cami, Küçük Camii'yi yapan ustanın kalfası tarafından yapılmıştır. Yapının planı dikdörtgen şeklinde, üstü kubbesiz ve düz bir dam şeklindedir. Caminin üst kısmı tamamen çökmüştür. İki giriş kapısı Doğu ve Kuzey kısımlarındadır. Minare kaidesi kare planlı, yuvarlak gövdeye geçişi kemerler tarafından sağlanmıştır. Şerefeden yukarı kısma doğru yapıda yıkılmalar bulunmaktadır. Eski Palu'nun Çarşıbaşı mahallesinde bulunan kilisenin kitabesi bulunamadığı için, ne zaman ve kimler tarafından yapıldığı henüz bilinmiyor. Bazı kaynaklarda Bizans döneminden kaldığına işaret edilsede, kesin bir bilgi verilemiyor. Naos kısmı ayakta kalmış olan kilise kare planlı ve üzeri kubbe ile örtülü. Ancak kasnağı sağlam olmasına rağmen kubbesi yıkılmış. 'yu ziyaret edebilirsiniz. Eğer ziyaretinizde mevsim İlkbahar ise, gürleyen Murat Nehri'ni mutlaka görmelisiniz. Palu'nun kuzeyinde Kovancılar, güney batısında Alacakaya, güney doğusunda ise Arıcak ilçeleri yer almaktadır. 'e sefer yapan otobüslere binerek, Palu'ya en yakın yerlerden biri olan Kovancılar'da inebilirsiniz. Kovancılar'da indikten sonra ise yaklaşık 10 dakikalık yolculuk mesafesinde olan Palu'ya varabilirsiniz. Eğer Elazığ merkezde indiyseniz, Palu'ya giden minibüslerden birine binebilirsiniz. Bu minibüsler her yarım saatte bir sefer yapmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/531-sebende-gezilecek-yerler.html", "text": "Bolu'nun şirin bir ilçesinden bahsetmek istiyorum bugün size. Akkayalar travertenleri, Frigyalılardan günümüze kalmış olan kaya evleri, gölü ve mutfağıyla gezilip görülmesi gereken bir sonbahar destinasyonu. . Burası Milattan Önce 1200 yıllarında Frigyalıların hakimiyetinde bulunuyormuş. Frigyalılar kendilerini düşmanlarına karşı savunabilmek için kayaları oyarak kaya evler yapmışlar. Bugün Seben Solaklar Köyündeki kaya evler, vakti zamanında Frigyalı'ların kendilerini düşmanlarından korudukları önemli sığınaklardı. Gördüğüm kadarıyla evler dört katlı. Üzerine yapıldığı yapı çok dayanıklı olmasa gerek yer yer yıkılmalar mevcut. Araştırdığım kadarıyla birinci katta bulunanların çoğunluğu, 1944 de olan depremde zedelenmiş. Frigyalılar'dan sonra bu bölgeyi Roma ve Bizans İmparatorluğu da kullanmış. Zira evlerin içinde bu döneme ait izler ve duvarlarda haç işaretleri vardı. Köye, Solak Bey isimli bir uç beyi sebebiyle Solaklar Köyü demeye başlamışlar. Batı Karadeniz'de en büyük göl olarak bilinmektedir. Seben Gölü 833 hektarı bulan alanıyla Abant Gölü'nden yedi kat büyüktür. Yeri gelmişken Abant Gölü ve çevresi de Bolu'nun harika doğal güzelliklere sahip bir turizm destinasyonudur. Tekrar Seben Gölü'ne dönelim, bu göl doğal bir göl değil. Belki gölet demek daha doğru olabilir. 2010 yılında turizme açılan göl yapay olarak oluşturulmuş ve 20 milyon metreküp su toplanmış. Gölün etrafında ormanlar ve yaylalar bulunuyor. Yayla turizmi açısından da baktığımızda Seben önemli bir destinasyon olarak düşünülebilir. Seben köylerinin aşağı yukarı hepsinin kendi yaylası var. Seben yaylalarındaki evlerin bir özelliği var, çam ağaçlarından birbirine kenetlenerek, birbirine geçme şeklinde çivi kullanılmadan yapılmaları. Yazın Temmuz ayında yayla festivali düzenlenmekte. Sebenlilerin yazın yaylalara göç etmelerinden önce yaylalara göçmen kuşlar gelmekte. Yaylalar yakın gölcüklere inen kuşların içinde bir tür yaban ördeği olan angutlar da bulunuyor. Türsab'ın Kasım 2012 dergisinde yayımlanan \"Kaya Evleri, Yaylaları, Gölüyle Seben\" başlıklı yazıda Sebenliler'in bu angutları koruyup kolladıkları belirtiliyor. Bunun nedeni olarak da, sürekli eşleriyle gezen bu kuşları vurup eşlerinden ayıran insanın ömrü boyunca mutlu olamayacağı söyleniyor. Böyle bir inanış varmış. Seben'in zengin bir mutfağı olduğunu söylemek yanlış olmaz, Bolu'nun bir ilçesi olması bunu doğruluyor diyebilirim. Bu yöreye has birkaç tat saymak gerekirse; bazlama ekmek, kedi batmaz, tarhana çorbası, oğmaç çorbası, çöleçöş, höşmelim, yöresel olarak toprak güveçte yapılan et yemeklerini sıralamak mümkün. Pek tabii ki, daha burada saymadığım yöreye has yemekler var. Okuduğum kadarıyla Seben de bu yemekleri tadabileceğiniz bi restoran yok ama misafir olarak gideceğiniz her evde bu yemeklerden en az birisini bulabilirsiniz. Sebenlilerin misafirlerine karşı ne kadar cömert olduğunu da görme şansı yakalarsınız. Bolu'ya ait bir ilçemiz olan Seben, Bolu'nun 54 km. güneyinde bulunuyor. Seben'e Bolu İl merkezinden kaplıca yoluna sapıp, Karacasu yerleşkesini geçtikten sonra yoldaki tabelaları takip ederek veya aşağıdaki haritadan faydalanarak navigasyon cihazlarınız ile gelebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/532-tuz-golu-tanitimi.html", "text": "'nden sonra ikinci büyük gölüdür. Gölün etrafı platolarla kaplıdır. Göl büyük bir tektonik çukurun en alt yerinde oluşmuştur. Gölün oluştuğu çukur Neojen devrinde ortaya çıkmıştır ve iki tarafından fay hattı geçer. . Yaz aylarında ise bir uçtan diğer uca yürüyebilecek kadar sığ olur. Tuz seviyesi yüksek olduğu için kışın donmaz. Gölün geneli geçmiş yıllarda buz mavisi ve beyaz renkte bir manzaraya sahipti. Fakat suların azalması ve gölün küçülmesi ile manzara kızıl ve kırık beyaza dönmüştür. Bunun nedeni kirlilik değil gölde yaşayan küçük alglerdir. turistik olarak da sıkça ziyaret edilen yerlerden biridir. Temmuz ayında sıcaklıklar arttığı için gölün suları çekilir ve çoğu bölgede sadece tuz kalır. Su olan alanların derinliği de 3-4 santimi geçmez. Göle gelen ziyaretçiler tuz üzerinde çıplak ayakla yürüyüş yaparlar. Oldukça rahatlatıcı bir etkinlik olur. Bu yürüyüş yerli ve yabancı pek çok ziyaretçi tarafından tercih edilir. Gölün çevresindeki satış alanlarında tuzdan yapılmış krem, losyon gibi sağlıklı ürünler satılır. Dilerseniz tuzdan elde edilmiş içeriklerle tuz peelingi de yaptırabilirsiniz. Tuz Gölü'ne sağlıklı bir etkinlik yapmak için gelenlerin sayısı oldukça fazla. Romatizma, kireçlenme gibi hastalıklara sahip birçok kişi bölgeye geliyor. Tuz tabakasının altındaki siyah çamuru vücuduna sürüyor ve iyi geldiğini söylüyor. Çamurun yüksek miktarlarda mineral içerdiği ve bu yüzden sağlıklı olduğu söyleniyor. 'ne gelir. Bölgede flamingolara allı turna da denir. Gölün yapısı nedeniyle içinde yalnızca tuz karidesi isimli canlı yaşar. Gelen flamingolarda tuz karidesi ile beslenir. Kuş cennetini andıran sazlıklar özellikle fotoğraf çekmek isteyenler için uğrak noktalardan biri. Tuz Gölü'ne özellikle yaz aylarında gün batımını izlemek için birçok ziyaretçi gelir. Fotoğraf sanatçıları ve düğün fotoğrafı çektirmek isteyenler de göldeki gün batımı manzarasını kaçırmaz. Tuz Gölü'ne girişler ücretsizdir. Konaklamak isteyenler çeşitli tesisleri tercih edebilir. Gölün çevresinde konaklama tesisleri bulunur. Genellikle göle çok yakın konumda bulunurlar."} {"url": "https://www.gezipedia.net/533-yurtdisi-seyahati-icin-en-ucuz-3-ulke.html", "text": "Yurtdışı seyahatleri herkesin hayalidir. Ancak insanlar yurtdışı seyahatlerinin yüksek bütçelere mal olmasından korktukları için bu hayallerini gerçekleştiremezler. Düşünüldüğünün aksine yurtdışı hayallerinizi gerçekleştirmek çok zor değildir. Düşük bütçelerle krallar gibi tatil yapabilir, yeni yerler keşfedebilirsiniz. Sizde bütçenizi zorlamadan yurtdışı seyahatlerini en ucuza getirmek istiyorsanız bu 3 ülke tam size göre demektir. Sizde az bütçeyle korkmadan yurtdışına çıkıp, eğlenip, gezip yurtdışı tatilinizin tadını çıkabilirsiniz. Orta Amerika'nın en ucuz tatil noktalarından biridir. Her ne kadar tatil için enlerin ülkesi olmasa da, Hawaii'yi aratmayacak eş değer güzelliğe sahip sahil mekanları vardır. Güneş batımıyla birlikte Honduras'ın yoğun karamelimsi meşhur kahvesini yudumlayabilirsiniz. Honduras'ta günde 40 TL den bile daha az harcayarak yeme, içme ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Yurt dışı seyahatinizi Honduras'ta en ucuza getirmek istiyorsanız uçak biletlerinizi erkenden alıp, Honduras'ta para derdini bir kenara bırakın ve ucuza tatilin keyfini çıkarın. Güney Asya'nın en ucuz tatil noktalarından biridir. Hint okyanusu üzerinde bir ada ülkesidir. Sri Lanka'ya gitmek için en uygun zamanlar Aralık, Ocak ve Şubat aylarıdır. Bu aylarda Sri Lanka'daki hava sıcaklığı 30 derece civarındadır. Bu sıcak havadan faydalanarak masmavi olan gökyüzünün, incecik kumlu denizinin ve palmiye ağaçlarının keyfini çıkarabilir, buz gibi soğuk şelalelerinde serinleyebilirsiniz. Denize sıfır otellerinde günlük 7 TL den başlayan fiyatlarla konaklayabilirsiniz. Sri Lanka da günlük ortalama 50 TL'ye konaklama, yeme-içme, balta girmemiş ormanlarında trekking yapabilirsiniz. Bolivya, Güney Amerika'nın en ucuz yeme-içme imkanı sunan bölgesidir. Bolivya da çok ucuza yemek yiyebilir ve alkol tüketebilirsiniz. Yeme- içmenin yanı sıra Bolivya'nın eşsiz bir doğası vardır. Bunlardan biri olan Bolivya ölüm yolu, macera severlerin vazgeçilmezi olmuştur. Macera severler her yıl buraya yılın belirli zamanlarında bu yolu görmek ve uçsuz bucaksız olan uçurumlardan manzarayı izlemekteler. Bu yol boyunca karşınıza dereler ve yukarıdan üzerinize dökülecek şelaleler çıkacaktır. Tehlikeli olan bu yolda her yıl ortalama olarak 250-300 kişi hayatını kaybetmektedir. Bolivya'yı tercih edebilir ve seyahatinizi hem en ucuz hem de huzur dolu bir tatil haline getirebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/534-marmaris-selimiye-koyu.html", "text": ", doğası ve tertemiz deniziyle her yıl birçok ziyaretçiyi ağırlıyor. Köy aynı zamanda Türkiye'nin en önemli yat limanlarından biri olma özelliği taşıyor. Selimiye'nin bulunduğu alandaki yerleşim milattan önce 600'lü yıllarda kurulmuştur. Buranın Hydas'a yakın olmasından dolayı ismi Hidas olarak anılmıştır. Sonraki yıllarda Bizans yönetimine giren bölge bu tarihlerde Losta adıyla anılmıştır. Köyde yaygın olarak Girit Türkleri yaşar ve yaşayışa yörük kültürü hakimdir. 'nün bulunduğu alanda yerleşim çok eski zamanlara dayanır. Eski medeniyetlerden günümüze ulaşan birçok kalıntı vardır. Antik Çağ'dan kalan mezar ve şehir kalıntıları ziyaret edilebilir. Köyün çevresinde tarihi manastır, tiyatro ve deniz feneri görülmeye değer tarihi yerler arasındadır. Köyün en yüksek tepesi olan Sarıkaya Tepesi'nde ise eski bir kalenin kalıntıları bulunur. adıyla anılan yerde ise denizin üzerinde patika gibi biriken kumlar üzerinde yürümek oldukça zevklidir. Köyün kıyısının olduğu deniz oldukça temiz ve berraktır. Köyün diğer güzel plajları ise Bozburun, Turunç ve Hisarönü'dür. Hem tertemiz plajları hem de beldenin içinin güzelliği etkileyicidir. 'dır. Burası Kleopatra Adası adıyla da anılır. Marmaris'e 15 kilometre mesafede yer alır. Efsaneye göre buradaki kum Kleopatra için özel olarak Mısır'dan getirilmiştir. Dünyada sadece iki yerde bulunan bu özel kum ateşte yanmamak gibi bir özelliğe de sahiptir. Ada muhteşem doğası, eşsiz plajı ve berrak deniziyle oldukça dikkat çekici yerlerden biridir. etkinlikleri de yapılabiliyor. Ormanlık alanda yaşı 2000'e dayanan dev bir çınar ağacı bulunuyor. Bunun altındaki dinlenme alanları da sıkça tercih ediliyor. Köyü'nün eşsiz plajları deniz turizmi için eşsiz fırsatlar sunuyor. Tertemiz plajları ve denizi ile köyün doğal yapısı birleştiğinde ortaya güzel bir tatil seçeneği çıkıyor. Bunun yanında tarihi dokusu da önemli olan bölgede tarihi yapıları gezmek de oldukça etkileyici oluyor. Diğer yandan bozulmamış kültürleri ve yapısıyla yerleşim yerlerini gezmek, alışveriş yapmak da mümkün. Beldelerin içi de yeşilin her tonunu barındırıyor. Bölgede su ve doğa sporları için birçok alan mevcut. Bu sayede sporseverler için de güzel bir alan. Denizinin ve plajının yanında doğa yürüyüşleri yapmak için de uygun alanlar mevcut. Denizde ise tekne turları yapmak ve bölgeyi keşfetmek en sık tercih edilen etkinliklerden biri oluyor. tarafına ilerler ve 25'inci kilometrede Hisarönü Kavşağı'ndan sola döner. Ardından Orhaniye ve Turgut Köylerini geçtikten sonra Selimiye'ye varırlar."} {"url": "https://www.gezipedia.net/535-caycumada-gezilecek-yerler.html", "text": ", Zonguldak'ın ilçelerinden biridir. İl merkezine 52 kilometre mesafede bulunur. Filyos Çayı ilçenin içinden geçer ve sonra denize dökülür. Yerleşim Filyos Çayı'nın iki yanındaki yamaçların ortasındadır. İlçe Filyos Vadisi'nde yer alır. Sanayi sektörünün geliştiği ilçede yaz ayları çok yüksek sıcaklıklar yaşanmaz, kış aylarında da çok fazla soğuk olmaz. Geçmişi çok eskilere dayanan Çaycuma'nın tarihine kısaca değinelim. kolonisi olan bu yerleşim Tios Kenti'dir. Burası günümüzde Filyos beldesinin olduğu ve Filyos Çayı'nın denize döküldüğü yerdir. Daha sonraki yıllarda bu çevre Kimmerler sınırlarına dahil edilmiş ardından Lidya Devleti hüküm sürmüştür. Milattan önce 6'ncı yüzyılda Persler Lidyalıları yenerek buraya hakim olmuştur. Perslerin egemenliğine ise Büyük İskender son vermiştir. İlerleyen yıllarda bölgede Doğu Roma İmparatorluğu hüküm sürmüştür. Malazgirt Savaşı'ndan sonra Türklerin Anadolu'ya yerleşmeye başlamasıyla bölgede de değişimler olmuştur. Anadolu Selçuklu Devleti kuruluş zamanlarında ilçe ve çevresi Selçukluların yönetimine geçmiştir. Ardından tekrar Bizans yönetimi görülse de beylikler döneminde Candaroğulları Beyliği burayı ele geçirmiştir. Osmanlı Devleti sınırlarına ise Fatih Sultan Mehmet zamanında dahil olmuştur. Tios Antik Kenti, ilçeye bağlı Filyos beldesinde bulunur. Bölge arkeolojik sit alanı olarak korunmaktadır. Tios Antik Kent'i Karadeniz kıyılarında bulunan ve araştırılan ilk arkeolojik kenttir. Kazılar ile antik kentteki birçok eser gün yüzüne çıkmıştır. Fakat hala toprağın altında olan büyük bir alanın olduğu biliniyor. Tios Kenti milattan önce 7'nci yüzyılda kurulmuştur. O tarihten önce bölgede yerli bir kabilenin yaşadığı biliyor. Komutan Tios ve etrafındakiler burada söz konusu antik kenti kurmuştur. Ticaret için önemli bir nokta olan bölgede torik ve palamut avcılığı yapılmıştır. Milattan önce 70'li yıllarda ise kenti Romalılar yağmalamış ve büyük oranda burayı yıkmıştır. Daha sonra yeniden kurmuş ve mısır, üzüm, balık ticareti bölgede yoğunlaşmıştır. Beşinci yüzyıla gelindiğinde bölgede Bizans'ın hüküm sürdüğü görülür. Kent dini bir merkez haline gelmiştir. Filyos Kalesi bölgenin kuzeyindeki tepenin üzerine konumlandırılmıştır. Ortaçağda inşa edilen duvarlar ve Roma döneminden kalma kuleye ait kalıntılar günümüze ulaşmıştır. Kalenin duvarları 2003 yılında restore edilmiştir. Aynı yıl alan Kültür Bakanlığı tarafından koruma altına alınmıştır. Çaycuma'daki Tuğla Fabrikası'nın yakınında bulunur. Dört kemerli su kemeri ve tuğladan tonozlu bir galeri şeklindeki kalıntının daha büyük bir yapının bölümü olduğu düşünülüyor. Bu alandan çıkarılan tarihi küpler, kilise levhaları, mermer sütun kaideleri ve mimari kalıntılar fabrikanın bahçesinde sergilenmektedir. İlçeye bağlı Çayır köyünde bulunan mağara doğal bir mirastır. Büyük bir alanı kaplayan oluşumun uzunluğu 1300 metredir. İçinden yer altı nehirleri kar ve bunların üzerinde botla gezilebilir. Nehrin mağaranın girişinde oluşturduğu birikintide alabalık yaşar. Mağara çıkışında da dinlenilebilecek, piknik yapılabilecek alanlar vardır. Bu alan geniş bir ormanlık arazinin ortasında yer alır. Doğal yapısı oldukça etkileyicidir. Bölgede Tion kenti zamanlarından kalma suyolları da görülür. Bunlar aracılığıyla mağaradaki su kente taşınmıştır. Köyde ayrıca Osmanlı zamanından ve Cenevizlilerden kalma iki kemer köprü bulunur. ili ile sınırı oluşturur. Güneyi Gökçebey ilçesi, batısı Zonguldak il merkezi ve kuzeybatısı Kilimli ilçesi ile çevrilidir. İl merkezinden kalkan toplu taşıma araçları ile ilçeye ulaşım sağlanabilir. Ayrıca Çaycuma'da Zonguldak Havalimanı da bulunur. Bu sayede bölgeye ulaşım oldukça kolaydır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/536-aydos-tepesi-tanitimi.html", "text": "ve Sedef Adası görülür. Şehrin karmaşasından kaçıp huzurlu zaman geçirmek için sıkça tercih edilen bir alandır. İstanbul'un bozulmamış ender yeşil alanlarından biridir. Etraf çam ağaçlarıyla kaplı huzurlu bir alandır. 537 metrelik yüksekliğe sahiptir ve İstanbul'a hakim konumda bulunur. Tepenin adı Roma İmparatorluğu ve sonra Bizans Dönemi'nde kullanılan Aydos Kalesi'nden gelir. Tepe Pendik'in kuş uçuşu 9 kilometre kuzeyinde yer alır. Kuzeyden konik şeklinde görünür. Kuzey- Güney doğrultusunda uzanan bir alanın güneyindeki en yüksek noktadır. Tepeye çıkan dik yamaçlar seller nedeniyle yarılmış ve parçalanmıştır. Tepenin güney tarafında sel yataklarının en genişi görülür. Bu alandaki kayalar aslana benzediği için Aslan Yatakları adıyla anılır. Görülmeye değer doğal bir oluşumdur. ve çevresinde hoşça zaman geçirilebilecek mesire yerleri, çocuk alanları, parkurlar ve çeşitli işletmeler bulunur. ve çevresi yapılaşmaya kapalı, doğal bir alandır. Dolayısıyla kafe, restoran gibi alanlar bulunmaz. Huzur dolu bir ortamı olan Aydos Tepesi'nde mesire yerleri bulunur. Ormanın içinde kendi getirdiğiniz yiyeceklerle kahvaltı, piknik gibi etkinlikler yapabilirsiniz. Çevrede yürüyüş parkurları bulunur. Bu alanda huzur dolu ve temiz hava içinde doğa yürüyüşleri ve doğa koşuları yapabilirsiniz. Aydos Tepesi'ne çıkmak da ziyaretçilerin en çok tercih ettiği aktivitelerden biridir. Meşe ve çam ağaçları arasından tırmanılan tepede doğal kayalıklar, su kaynakları ve türlü çeşitli bitkiler karşınıza çıkar. Tepeye çıkıldığında İstanbul'un güzel bir manzarası ile karşılaşılır. Burada eşsiz manzara eşliğinde huzurlu vakit geçirilebilir. Aydos Tepesi'nde çocuklar için de oyun alanları bulunur. Ayrıca her yaştan insan için zevkli olabilecek eşsiz bir doğası vardır. Buradaki küçük ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz büfeler de vardır. Tepenin tam zıt yönünde Aydos Göleti bulunur. Yeşillikler içinde kalan bu sulak alan doğanın keyfini çıkarmak için birebirdir. 'un Kartal ilçesindeki Çarşı Mahallesi'nde yer alır. Buraya toplu taşıma veya özel araçlarla ulaşılabilir. Özel araçla gelecek olanlar E5 ve TEM yolu bağlantılarını kullanarak Kartal- Yakacık- Sultanbeyli üzerinden buraya ulaşabilir. Yol üzerinde Aydos Tepesi'ni gösteren tabelalardan faydalanılabilir. Toplu taşıma kullanarak buraya gelecek olanlarsa Kadıköy'den kalkan 21U numaralı otobüsü kullanıp Çamlık durağında inerek ve biraz yürüdükten sonra tepeye ulaşabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/537-bakirkoy-botanik-park-tanitimi.html", "text": "'nın bir benzeridir. Burada çok farklı bitkilerin yaşam bulduğu 11 tematik bahçe ve yüzlerce türde ağaç bulunuyor. Endemik birçok tür de burada yetiştiriliyor. Alanın enerji ihtiyacını karşılamak için buradaki 3 rüzgar türbini kullanılıyor. Alanın içinde bir doğal gölet ve süs havuzları da bulunuyor. Atatürk ve çocuk temasıyla yapılmış heykeller ve çocuk oyun alanları, göçmen kuşları için yapılmış alanlar, bir çağlayan, manzaranın izlenebildiği teraslar, mesire yerleri, sosyal tesisler de parkın içinde yer alıyor. 96000 metrekarelik bir alanı kapsar. İçinde çok çeşitli alanları barındırır. Parkın içindeki gölet biyolojik arıtma kullanılarak yapılmıştır. İçindeki su da doğal kaynak suyudur. Suda farklı çeşitlerde balıklar, su kaplumbağaları, kuğu ve ördek gibi canlılar da hayat bulur. Ayrıca göletin üzerinde yüzer iskeleler de vardır. Alanın manzarasının seyredebileceği teraslar, 8 metre yüksekliğindeki çağlayan ve zaman geçirilebilecek sosyal tesisleri ile park içinde neredeyse her şey düşünülmüş. Parkın içinde büyük bir alanı çocuklar için tasarlanmış oyun yerleri kaplar. 11 metre yüksekliğe sahip iki oyun kulesi, ip köprüler, kaydıraklar, hareket eden dinozor teması ve daha birçok oyun alanı vardır. Bunun dışında çocuklar için küçük bir kum parkı da bulunur. Çocukların eğlenceli ve geliştirici aktivitelerle zaman geçirebileceği çok geniş bir alan sunar. Bakırköy Botanik Parkı bitkiler hakkında temel bilgileri edindirmek amacıyla bünyesinde birçok bitki türü barındırır ve bunların açıklamalarını levhalara yazarak tanıtılmasına yardımcı olur. Bu bitki grupları park içindeki 11 adet tematik bahçede yer alır. Parkın bünyesinde tanıtılan 262500 bitki bulunuyor. Bunların bir kısmını ise yaklaşık 50 yıllık ağaçlar oluşturuyor. Bakırköy Botanik Park, her yaştan ziyaretçi için uygun bir alan oluşturuyor. Yaşlı ve engelli ziyaretçiler için golf arabaları tesis ediliyor. Bunlar ücretsiz olarak temin ediliyor ve park gezilebiliyor. Sabah 07.00'da ziyarete açılan park, akşam 23,00'te kapanıyor. Giriş için bir ücret talep edilmiyor. Buraya gelen ziyaretçiler için tesis edilmiş otopark da ücretsiz olarak kullanılabiliyor. Ayrıca tüm alanda 24 saat güvenlik görevlileri bulunuyor ve huzurlu, güvenli şekilde zaman geçirilebiliyor. 'dan itibaren yan yolları kullanarak Bakırköy'e ve oradan E5 yoluna geçerek de parka ulaşabilirler. Parka toplu taşıma ile gidecek ziyaretçiler metrobüs veya otobüs gelip İncirli durağında iner ve 100 metre yürüdükten sonra parka ulaşabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/538-gudulde-gezilecek-yerler.html", "text": "'nın ilçelerinden biridir. İl merkezine 90 kilometre mesafede bulunur. Bölgedeki Kirmir Çayı Vadisi'nin yamacında yer alır. Kirmir Çayı, Sakarya Nehri'nin kollarından biridir. İlçe ve çevresinde geniş ormanlık araziler görülür. İlçe leblebisi ile ünlüdür. Merkezinde birçok leblebi atölyesi bulunur. Kültürel mirası ve doğal güzellikleriyle Güdül görülmeye değer yerler arasında sayılıyor. Köklü bir geçmişe sahip ilçenin tarihine kısaca bir değinelim. ve çevresinde yapılan incelemeler bölgenin tarihinin çok eskilere dayandığını göstermiştir. İlçeye yakın Kirmir Çayı'nın etrafında kayalar oyularak yapılmış mağaralar bulunur. Mağaralar milattan önce 2000 yılı civarında bölgede yaşayan Hititlerden kalmıştır. Bu tarihlerden sonra Güdül ve çevresi Friglerin hamiyetine girmiştir. 1071 Malazgirt Zaferi'nden sonraki süreçte bölgeye Türkler gelmiş ve hakimiyeti ele geçirmiştir. Güdül'ün bu günkü merkezi Selçuklu Hükümdarlarından I. Mesud'un eniştesi Şehabüldele Güdül Bey tarafından kurulmuştur. İsmini de Güdül Bey'den almıştır. yöreye özgü mimariye sahip ve günümüze kadar sağlam şekilde ulaşmış evlerdir. Evler genellikle Anadolu kültürünün ortak özelliklerini taşır. Evler genel olarak duvarları kerpiç, toprak damlı yapıdadır. Evler dar sokaklar boyunca sırlanır ve bitişik vaziyette bulunurlar. Güdül'de bölge kültürünü yansıtan bu evlerden 39 tanesi bulunur. Onun yanında 2 cami ve 13 işyeri de günümüze ulaşmıştır. Güdül evleri sit alanı statüsünde ve koruma altındadır. 2011 yılında Tabiat Parkı ilan edilmiştir. Park içinde doğa yürüyüşü yapılabilecek alanlar ve yürüyüş parkurları da bulunuyor. Kirmir Çayı yakınında yer alır. Mağaraların Bizans zamanından günümüze geldiği düşünülmektedir. Mağaralar dağın içi oyularak yapılmıştır. İçlerinde üst katlara çıkmak için merdivenler de bulunur. leblebisiyle meşhur bir bölgedir. Burada yapılan yöresel yemekler arasında Göceaşı, höşmerim, kapama, mıhlama gibi lezzetler bulunur. Göceaşı kabuksuz buğday, nohut ve kuru fasulyeden yapılır. Bazen etli olarak da tüketilir. Mıhlama, yumurtalı ve kıymalı yöresel yemeklerden biridir. Kapama ise soğan ve kemikli etlerle yapılan lezzetli bir yemektir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/539-bigada-gezilecek-yerler.html", "text": ", Çanakkale'nin ilçelerinden biridir. İl merkezine 84 kilometre mesafede bulunur. Çanakkale'ye bağlı en büyük ilçedir. Tam ortasından akarak ilçeyi ikiye ayıran Kocabaş Çayı bölgeye ayrı bir güzellik katar. İlçe doğal ve tarihi mirası ile dikkat çekicidir. 'ya gömülen şehitlerin bulunduğu alana Kayserili Mehmet Sadık Usta tarafından bir anıt inşa edilmiştir. 6 metre yüksekliğe sahip olan anıt görülesi yerlerden biridir. Ulu Camii Biga'daki tarihi yapılardan biridir. Fatih Sultan Mehmet Manisa Sancakbeyi görevini yaparken Biga'da bir süre konaklamış ve bölge cami olmadığını fark etmiştir. Bunun üzerinde Ulu Cami ve bir de hamam yaptırmıştır. Bir külliye şeklinde inşa edilen yapıdan günümüze cami kısmı ulaşmıştır. İlçedeki en eski cami olma özelliği de taşır. 'daki un fabrikalarının sahiplerindendir. İkinci dereceden tarihi eser durumunda olan yapı son yıllarda koruma altına alınmıştır. Konak yakın tarihte onarımdan geçirilmiş ve müze haline getirilmiştir. Bugün de kent müzesi olarak kullanılmaktadır. Avrupai tarzda mimariye sahip bir eserdir. 'nda yürüyüş yapmak içinde güzel bir fırsattır. ilçenin Kemer köyünde bulunur. Kent milattan önce 8'inci yüzyıldan kalmıştır. Zamanında bir balıkçı köyü olarak kurulmuştur. Arkaik ve Helenistik dönem, Roma dönemi gibi zaman dilimlerinde etkin olarak kullanılmıştır. Bölgedeki kazı çalışmaları hala devam etmektedir. Günümüzde görülen kalıntılar su kemerleri, nekropol alanı, kale kalıntıları, mabet ve tümülüsler ziyarete açıktır. merkezine 26 kilometre mesafede bulunur. Marmara Denizi'ne kıyısı olan belde deniz turizmi açısından önemli bir yere sahiptir. Kadınlar Hamamı Plajı, Kocakum Koyu, Küçük Mersin Koyu denize girmek için oldukça güzel bir alternatiftir. Kıyıya yakın restoranlarda deniz manzarası eşliğinde yemek yemek, sahil yürüyüşleri yapmak ve limandan kiralanan teknelerle turlar yapmak sıkça tercih edilen aktivitelerdir. Beldede kıyıya yakın kamp alanları da bulunur. Çam ağaçlarının yoğun olduğu bölge hem ormanlık alanları hem de deniziyle dikkat çekmektedir. Kolonisinden günümüze ulaşan kalıntılar da bulunur. Bu bölge sit alanı olarak korunmaktadır. 'nden sonra ikinci Nilüfer yetişen göldür. Bu alana yapılan ziyaretler müthiş bir doğa keşfi sunar. Fotoğraf çekmek içinse harika yerlerden biridir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/54-sakaryada-gezilecek-yerler.html", "text": "aynı zamanda da ülkemizin en büyük 22. şehridir. Gerek tarihi gerekse doğal güzellikleri açısından ülkemizin en çok ön plana çıkan illerinden de biri. konusunu kaleme aldık. Sakarya hakkında genel bilgilerden ve kısaca tarihinden bahsettikten sonra gezip görebileceğiniz en gözde mekanları da aşağıda sıraladık. Yaklaşık 1 milyon nüfusa ev sahipliği yapan bu güzide şehir tarım, madencilik ve sanayi alanlarında da oldukça bereketli bir yapıya sahiptir. Toplamda 4 bin 880 kilometre kare yüz ölçümüne sahip olan Sakarya'nın 16 adet ilçesi bulunuyor. Sakarya ili ismini meşhur Sakarya Nehri'nden almaktadır. Nehre verilen bu isimin tarihi ise Frigler dönemine kadar uzanmakta. Günümüzde Sakarya olarak anılan bölgenin tarihi ise Hititler'in Anadolu olarak ifade ettiğimiz bölgedeki hakimiyeti ile birlikte başlar. Milattan önce 7. yüzyıllara kadar uzanan tarihi ile de oldukça ilgi çeken bu güzel şehrimizde tarih boyunca Hititler, Frigler, Persler, Romalılar, Bizanslılar ve son olarak Osmanlılar hakimiyeti ellerinde bulundurmuşlardır. Türklerin himayesine Osman Gazi ile birlikte 1310'lu yıllarda giren Sakarya Cumhuriyet Döneminin hemen öncesinde de Milli Mücadele ve Kurtuluş Savaşı döneminde de işgallerin püskürtülmesi açısından oldukça önemli bir etkiye sahiptir. Peki bu güzel ve vefalı bölge de nereleri gezmek gerekir? Elbette ki tek bir içerikler bütün mekanları sizlerle paylaşmamız mümkün değil. Elimizden geldiğince hemen her mekandan kısa kısa da olsa bahsetmeye çalışacağız ve bu yazı sizler için Sakarya Gezi Rehberi mahiyetinde oldukça etkili bir kaynak olacak. Hazırsanız başlıyoruz. Serdivan ilçesi sınırlarında Beşköprü mevkinde bulunan ve Sapanca Gölü suyunun Sakarya Nehri'ne boşalmasını sağlayan Çark Nehri üzerinde yer alan tarihi köprü Bizans dönemine ait en görkemli yapılardan. Bizans İmparatoru Justinianus tarafından 550'li yılların sonunda inşa ettirilmiş ve zaman zaman restore görerek günümüze kadar gelebilmiştir. Yaklaşık 380 metre uzunluğa sahip olan bu muazzam yapıyı mutlaka görmenizi öneririz. Şehir merkezinde yer alan ve 160 bin metre kare enkaz alanının yeşil alana çevrilmesi ile oluşturulan bu devasa park huzurun daimi adresi diyebiliriz. Saatlerce vakit geçirebileceğiniz ve sıkılmayacağınız eşsiz mekanlardan biri. Dişbudak ağaçları ile donatılmış bu güzel park ise Sakarya Orman işletmesi yanında yer alıyor. Sakarya'da huzurlu vakitler geçirebileceğiniz bir başka mekan da burası. Hendek ilçesi sınırlarında bulunan bu mekan aslında hem bir anıt hem bir müze hem de bir mesire alanı olduğu için ayrı bir başlıkta ele almak istedik. İçerisinde şehitlik de bulunan bu mekan önemli günlerde kutlamalara da ev sahipliği yapmakta. 1937 yılında bizzat Mustafa Kemal Atatürk'ün emri ile yapılmış olan köprü şehir merkezine 6 kilometre uzaklıkta yer alıyor. Yaşanan onca sel ve su baskınına rağmen ayakta olduğuna bakılırsa oldukça sağlam bir yapı olma özelliğine sahip olduğunu söyleyebiliriz. Hem Adapazarı hem de Sakarya'nın en popüler çarşısı ve aynı zamanda da ticaret merkezi olan Uzun Çarşı, Sakarya rotanızda muhakkak uğramanız gereken mekanlardan biri. Her çeşit ürünün satıldığı oldukça renkli bir mekan. Bölge halkının en çok rağbet gösterdiği mekanlardan olan kent ormanı temiz havası ile ve yem yeşil yapısı ile Sakarya'da yer alan oldukça huzurlu bir diğer mekan. Adapazarı Karaman Mahallesi içerisinde yer alan bu mekan 50 hektarlık alana yayılmış durumda. İçerisinde yer alan ahşap yapılar ve seyir terasları ile harika bir dokuya sahip. Osmanlı dönem mimarisinin otantik bir eseri olan Vecihi Kapısı'nın Mimar Sinan tarafından inşa edildiği ileri sürülmekte fakat bu bilginin teyit edilecek bir kaynağı bulunmamakta. Mekanın en önemli özelliği ise eski dönemlerin meşhur ticaret güzergahı olan İpek Yolu'nun buradan geçmesi diyebiliriz. 1992 ile 1995 yılları arasında Sırplar tarafından katledilen Bosnalı Müslümanlar anısına 1997 yılında inşa edilen bir anıtı teşkil etmekte Bosna Şehitliği. Hemen önünden geçen cadde ise Bosna Caddesi olarak adlandırılmış. ilçesi tarihi ahşap evleri ile ön plana çıkan mekanlarda. Taraklı'da yer alan 700 yaşında bir de çınar bulunuyor. Belediye tarafından itina ile korunmakta olan çınar ağacını gövdesini 10 insan el ele tutuştuğunda anca çevreleyebiliyor. Şaşırtıcı bir mekan olduğunu bilmenizi isteriz. Ali Fuat Paşa Köprüsü olarak da anılan bu yapı Sultan İkinci Bayezid tarafından 1495 yılında inşa ettirilmiş ve kitabesinde de ''Bu köprü tarihte devir açan Fatih'in oğlu İkinci Bayazıd tarafından Hicri 901 yılında yaptırılmıştır.'' ibaresi bulunuyor. Sakarya'nın simgelerinden biri de bu yapı diyebiliriz. Eski dönemlerde İpek Yolu olarak adlandırılan ticaret güzergahı üzerinde bulunan han tüccarların konaklamak için kullandıkları bir mekanmış. Mevcut halini ise yaklaşık 200 yıl kadar önce gördüğü restorasyon sonrasında almış. 1950 ile 1965 yılları arasında ise postane olarak kullanılmış olan bu han tarihi dokusu ile hayran olacağınız bir mekan. Şehir merkezinde Cumhuriyet Mahallesi Kavaklar Caddesi'nde yer alan müze 450 metre karelik bir alana sahip. 1967 ve 1999 Adapazarı depremlerine ilişkin deprem öncesinde ve sonrasında çekilmiş fotoğrafların sergilendiği bu müzede yapay deprem oluşturan titreşimli bir stant da bulunuyor. Sakarya'nın en önemli göllerinden biri olan Acarlar Gölü 1562 hektarlık bir alana yayılıyor. Bu gölün ilginç olan yanı ise yaz aylarında sularının çekilmesi ve sonrasında ortaya çıkan toprağın yöre halkı tarafından tarım amaçlı kullanılması. Pek çok kuş türüne de ev sahipliği yapan Acarlar Gölü aynı zamanda da longoz yani akarsuyun beraberinde getirdiği kumların kıyıda birikmesi ile özel bir ekosisteme sahip. Acarlar Longozu dünyanın en büyük ikinci longozu olma özelliğine sahip. Sapanca Gölü kenarında yer alan Gölpark şehrin en çok ilgi gören mekanlarından biri. Gerek gezi gerekse piknik faaliyetleri için biçilmiş kaftan diyebileceğimiz bu mekanı görmezseniz pişmanlık duyabilirsiniz. Adapazarı - İstanbul arasında konumlanmış ve Kocaeli sınırın da hayli yakın bir göl. Sapanca Gölü ve çevresindeki alanın Sakarya İl Ormanı Tabiat Parkı olarak da anıldığını belirtmekte fayda var. Adapazarı sınırları içerisinde bulunan ve Poyrazlar Köyü'nde yer alan göl şehir merkezinden 8 kilometre uzaklıkta. 67 hektar alana yayılmış olan gölün sahil şeridi uzunluğu yaklaşık 2,5 kilometre kadar. Bölge halkının rağbet gösterdiği mekanlardan biri olan Poyrazlar Gölü'nü de görmenizde fayda var. Şehir merkezine 14 kilometre mesafede yer alan Saklı Göl hem yeşilin ve doğanın hem de yöresel lezzetlerin tadına doyasıya varacağınız muhteşem bir mekan. Gerek hafta içi gerekse hafta sonu kahvaltı etkinlikleri de düzenleyebileceğiniz bu mekanı ve doğal güzellikleri mutlaka görmenizi öneririz. Karasu ile Kocaali arasında yer alan ve Çam Dağları içerisinde yer alan Maden Deresi muhteşem bir doğaya sahip olan önemli mekanlardan. Dere boyunca gezecek veya oturup kır sofrası kurarak piknik yapabilecek pek çok yer göreceksiniz. Bu mekanda zaman geçirmek ömrünüze ömür katabilir diyoruz başka da bir şey demiyoruz. Şehir merkezinden 25 kilometre uzaklıkta olan Doğançay Şelalesi deniz seviyesi baz alındığında 600 metre yüksekliğe sahip. Yürüyüş ve traking parkuru olarak da hayli rağbet gören bir bölge olan Doğançay Şelalesi kesinlikle ama kesinlikle görmeniz gereken bir mekan. Taraklı ilçe sınırlarında bulunan, şehir merkezine 60 kilometre uzaklıkta yer alan Harkköy Şelalesi 5 katlı doğal bir şelale ve yılın her dönemi akmaya devam ediyor. Aynı zamanda bölgede oldukça rağbet gören bir de kanyon bulunuyor. Harkköy Kanyonu ve Şelalesi Taraklı ilçesi için oldukça önemli turizm merkezlerinden biri olma özelliğine sahip. bu noktada ne demek istediğimizi sizlere anlatacaktır. Fazlasıyla büyük bir alana sahip olan bu plaj masmavi denizin manzara lığında sizlere kolayca bulamayacağınız tatil keyfi sunacaktır. 'dır. Sakarya'da belirttiğimiz gibi keşfedilmeyi bekleyen ve görmeye değer pek çok yayla bulunuyor ama hepsini gezmeye fırsatınız olamayabileceğinden en çok ön plana çıkan mekanları belirtmeden geçmek istemedik. sorusuyla birlikte sizlere sayacağımız birbirinden leziz yiyecekler karşısında karnınızın gurultusu başlayacak ve soluğu Sakarya'da almak isteyeceksiniz. O halde Sakarya'nın ilk meşhur yiyeceğinden yani kuzu budundan bahsedelim. Daha gördüğünüzde kendisine aşık olacağınız bu lezzet et severlerin severek yiyecekleri meşhur lezzetler arasında yer almaktadır. Sakarya'nın yöresel tatlarından biri olan ıslama köftesine gelelim şimdi de. Yörenin yaylalarında yetişmiş olan hayvanların etleriyle yapılan öyle ki lezzetini de buradan alan ıslama köftesi yedikçe yiyesiniz gelecek türdendir. Sakarya'nın ünlü yiyeceklerinden biri kabak olur da ünlü tatlarından biri kabak tatlısı olmaz mı hiç? Peki, ya mayasız hamur, su ve un bileşimi dımbıl çorbasına ne demeli? Hamsili pilavı da atlamamak gerekir tabi. Son olarak Çerkez tavuğuyla balkabaklı ekmeğin, uhut tatlısıyla kaşnukanın da tadına bakmadan Sakarya'dan ayrılmayın deriz. -Kocaeli ile çevrili. Sakarya'ya hava yolu ile ulaşım Kocaeli Cengiz Topel Havalimanı aracılığı ile sağlanabiliyor. 'ya 163 ve Kocaeli'ye 66 kilometre olduğunu da ayrıca belirtmiş olalım."} {"url": "https://www.gezipedia.net/540-tatvanda-gezilecek-yerler.html", "text": "il merkezi ile arasında 25 kilometre mesafe bulunur. İlçe doğu- batı yollarının kesiştiği bir noktada yer alır. Van Gölü'ne kıyısı olan yerleşimlerden biridir. Güneyden Van Gölü, doğudan Nemrut Dağı ile çevrilidir. Bölgedeki en gelişmiş ilçelerden biridir. Doğal ve tarihi mirasıyla öne çıkan ilçe kışın yoğun kar yağışına maruz kaldığı için ziyarete pek uygun olmuyor. Tatvan'ın tarihine kısaca bir göz atalım. ve çevresinde ilk yerleşim ilk çağa kadar uzanır. Bölgede Persler, Makedonyalılar, Selçuklular ve Osmanlıların hüküm sürdüğü biliniyor. Hazreti Ömer devrinde ise İslam Devleti'nin sınırlarına girmiştir. 1071 Malazgirt Savaşı'nın ardından Selçuklu Devleti bölgede yaşar. 1200 yılından sonra ise Harzemşahlar, İlhanlılar, Akkoyunlular bu çevrede hüküm sürer. mola yeri olarak kullanılır. Buraya ordugah kurulur. Rivayete göre Kanuni Sultan Süleyman buraya bir tersane inşa ettirmiştir. ilçeyi Bitlis'e bağlayan yol üzerinde bulunur. Rahva düzlüğünde ve karayolunun hemen yanında konumlanır. Bu sayede kervansaraya ulaşım oldukça kolay sağlanabiliyor. Geniş bir yapı olan kervansaray 16'ncı yüzyıldan kalma bir yapıdır. Van Beylerbeyi Hüsrev Paşa tarafından inşa ettirilmiştir. Döneminde önemli yolların kesiştiği bir noktada yer alır. Anadolu'daki en büyük kervansaray yapısı olma özelliğini taşır. İçinde bir cami, bir hamam, bir havuz ve 160 oda bulunuyor. Han kısmı 60'a 70 metre uzunluğuna sahip. Kervansaray günümüzde ziyarete açık ve içinde bir sosyal tesis bulunuyor. Bu alanda hoşça vakit geçirmek mümkün. burada bulunuyormuş. Yapı kalın ve yüksek duvarlar ile kaplıdır. İki kulesi ise yıkıldığı için bugüne ulaşmamıştır. Abdülcelil Behtani Hz. Ömer zamanında bölgeye gelmiş ve burada İslam dinini yaymaya çalışmıştır. Bölgede bir medrese açan Abdülcelil Behtani, hayatını kaybettiğinde türbesi de medresenin yanına inşa edilmiştir. Yapının üzerinde kümbet, yanında da bir cami bulunur. 'ne kıyısı bulunur. Kıyı şeridine ilçe belediyesi tarafından bir sahil şeridi oluşturulmuştur. Sahil Düzenleme Projesi kapsamında oluşturulan alan geniş ve güzel bir sahildir. Alana dolgu çalışmaları, ışıklandırma ve peyzaj düzenlemeleri yapılmış ve güzel bir alan oluşturulmuştur. Yaz aylarında göle bu alandan girmek zevkli olur. ise alandaki ikinci büyük göldür. Yüzölçümü 1,2 kilometre olan gölün çevresinde sıcak su kaynakları bulunur. Gölün suları yaz aylarında 60 dereceye kadar çıkar. Göllerin bulunduğu alanda içinden sıcak su buharı fışkıran krater bacaları da bulunuyor. Nemrut Dağı ve krater göllerinin olduğu alan kış sporları için oldukça uygun ve sıkça tercih ediliyor. Dağın ilçeye dönük kısmından Nemrut Kayak Merkezi Tesisleri bulunuyor. Ayrıca bu alanda her yıl Kar Festivali de düzenleniyor. Diğer yandan yaz aylarında da bölgede piknik, doğa yürüyüşü ve doğa gezileri yapmak sıkça tercih edilen etkinliklerden oluyor. ve kuzeybatısında Güroymak bulunur. Bölgeye havayolu ile ulaşmak isteyenler Muş Havalimanı'nı kullanabilir. Burada Tatvan'a giden otobüsler ile 1 saat yolculuktan sonra bölgeye ulaşılabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/541-dogada-yemek-pisirme-duzenekleri.html", "text": "- Ateş yakmak için yapılmış özel bölümler var ise öncelikle buraları kullanmalısınız. - Daha önce ateş yakılmış bir zemin var ise aynı zemini kullanmalısınız. Yeni yerlerde ateş yakmanız doğaya daha çok zarar vermemize sebep olacaktır. - Daha önce hiç ateş yakılmamış ve ateş yakma bölümlerinin olmadığı bir yerde iseniz zemini iyice incelemelisiniz. Ateşi yakacağınız yerde karınca yuvası vb. canlı hayvan yuvaları olmamalı. Zemininde olabildiğince bitkilerin olmadığı yerleri seçmelisiniz. - Ağaçların gövdelerinden ve kuru otların yakınından uzak durmalısınız. Aksi takdirde düzeltilmesi imkansız hatalara sebep olabilirsiniz. Doğada özellikle ağaçların bol olduğu kesimlerde rahatlıkla kurabileceğiniz düzenekleri yaparken dikkat etmemiz gereken en önemli unsur ateş ile düzeneğin mesafesini iyi ayarlamaktır. Yani yemek setini astığımız düzeneğin ateşten etkilenmeyecek mesafede olması çok önemlidir. Aksi takdirde düzenek yanar ve yemeğimiz ateşe dökülür. Ateş üstü düzeneği kurmadan önce ateşi yakıp köz haline getirdikten sonra düzeneği kurmak daha sağlıklı olacaktır. Ateş üstü düzenekleri kurarken ayaklarının iyice sabitlendiğinden emin olmalısınız. Ateşe yakın olan tahta ayakların etrafına taşlar dizerek sıcaktan etkilenmesine engel olabilirsiniz. Bu işlem aynı zamanda düzeneğin ayaklarını güçlendirecektir. Ayrıca ateş üstü düzeneklerde kullanacağımız odunları kalın ve yaş olanlardan seçerseniz daha güçlü bir düzeneğe sahip olacaksınız. Taş kullanarak yaptığımız ocakları iki şekilde kullanabilirsiniz. İlk kullanım şekli yakmış olduğumuz ateşin etrafını taşlar ile çevirip yemek kaplarımızı ateşin üzerine yine taşların yardımıyla konumlandırarak yemek yapabilirsiniz. Diğer yöntem ise doğada bulabileceğimiz sal bir taşın altında ateş yakarak ısınan taşın üzerinde herhangi bir kaba ihtiyaç duymadan yemek pişirmektir. Taş üzerinde yapacağınız yemekler doğrudan ateşe maruz kalmadığı için sağlıklı ve lezzetli olacaktır. Ayrıca kap kullanmadığınız için bulaşıkta çıkmayacaktır. Ancak doğada ateşe dayanıklı sal taşlar bulmak her zaman mümkün olmayabilir. Birçok kamp yerinde yakacak odun olmaması ve birçoğunda da doğal odun ateşinin yasaklanması sebebiyle arazide dolaşan gezginler için ocaklar artık bir zorunluluk halini almıştır. Ocaklar doğaya en az zararı verir ve değişik koşullar altında kullanılabilir. Kullanacağınızı öngördüğünüz yakıtın dörtte bir kadar fazlasını yanınızda götürmeniz tavsiye edilmektedir. Bu ocaklar yaktıkları yakıt türüne, kullanıldıkları irtifa ve araziye göre değişiklikler göstermektedir. Modern ocakları tercih ederken doğada geçireceğiniz zaman planlamasını çok iyi yapmalısınız. Çünkü bu tarz ocakların yakıtını doğadan elde etmemiz imkansızdır. Kullanacağınızı öngördüğünüz yakıtın dörtte bir kadar fazlasını yanınızda götürmeniz tavsiye edilmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/542-kesanda-gezilecek-yerler.html", "text": "ilçe merkezinde bulunur. 16'ncı yüzyıla ait olan yapı Veziriazam Ahmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Cami kare şeklinde tasarlanmıştır. Kubbesi kurşun kaplıdır. İç duvarları kalem işçiliği ürünü olan süslemelerle kaplıdır. Yapının iç ve dış mimarisi dikkat çekicidir. Gökçetepe Tabiat Parkı, Saroz Körfezi'ne yakın konumdadır. Doğal yapısı korunmuş bir bölgedir ve çam ormanlarıyla örtülüdür. Sahili oldukça güzel olan Gökçetepe'de dalış gibi su sporları da yapılmaktadır. Deniz, plaj ve orman üçlüsü bölgeye daha da değerli kılar. Plajın hemen yanından ormanlık alan başlar. Çevresinde kamp alanları, restoranlar, plajlar ve köylerden gelen doğal besinlerin satıldığı yer vardır. Alanda yamaç paraşütü, offroad ve izcilik gibi aktiviteler de yapılmaktadır. , dünya üzerinde kendini temizleyebilen altı körfezden biridir. Alanda hayat bulan canlı türleri oldukça çeşitlidir. Körfezde su altı sporları yaygın olarak tercih edilmektedir. Diğer yandan dünya üzerindeki windsurf yapılabilecek üç yerden biridir. Tertemiz suyu, eşsiz plajı ve doğasıyla her yıl birçok ziyaretçiyi ağırlamaktadır. Sazlıdere Sahili ilçe merkezine 22 kilometre mesafede bulunur. Gelibolu yolu üzerindeki Sazlıdere köyünün yakınında yer alır. Uzun bir kumsala ve güzel bir denize sahiptir. Deniz suyu temiz ve berraktır. Kumsalın hemen ardından yeşillik alanlar başlar. Danişment Sahili, Keşan'ın diğer sahilleri gibi yeşilin ve mavinin buluştuğu yerlerden biridir. Kamp alanları bakımından oldukça avantajlıdır. Ormanlık alanların içinde kamp için uygun alanlar mevcuttur. Hem bölge halkı tarafından hem de diğer illerden gelen ziyaretçiler tarafından sıkça tercih edilir. Göbekli Tepe Sahili, Keşan'a bağlı Çamlıca Beldesi'ne 4 kilometre mesafede bulunur. Göbekli Tepe köyünde de 5 kilometre mesafede yer alır. Bölgedeki en temiz sahillerden biridir. Yeşilin bol olduğu güzel bir doğa ve berrak bir denize sahiptir. Burada da kamp yapmak için uygun alanlar mevcuttur. ilçe merkezine 30 kilometre mesafede bulunur. Yaz aylarında ziyaretçi akınına uğrayan bölgede geniş ve güzel kumsallar, eşsiz bir deniz vardır. Deniz sporları için de sıkça tercih edilir. Burada her yıl düzenlenen festivallerde hatırı sayılır etkinlikler yapılır. Eğlence mekanları açısından da oldukça zengin bir alandır. Yaylaköy'ün Soroz Körfezi'nde kıyısı bulunur. İlçe merkezine 38 kilometre mesafede bulunur. Sahile yaklaştıkça yazılık yerleşimleri görülür. Yaz aylarında oldukça kalabalık hale gelir. Buraya inşa edilen balıkçı limanı kıyı şeridini bir nebze kötü etkilese de hala en çok tercih edilen tatil yerlerinden biridir. arası özel araç ile 3 saat sürer."} {"url": "https://www.gezipedia.net/543-bismilde-gezilecek-yerler.html", "text": "'dan bu bölgeye yerleşen Bismil aşiretinden gelir. Diyarbakır'ın en kalabalık ikinci ilçesidir. Kurulduğu alanda birçok höyük bulunur. Bolca sulak alan barındıran ilçenin içinden Dicle Nehri akar. Bunun yanında büyüklü küçüklü birçok çay ve dere de bulunur. Pamuk Çay, Göksu Çayı, Kurmuşlu Çayı, Kuru Çay, Ambar Çayı, Caferi Çayı ve Salat Çayı ilçe ve çevresinden akar. Bunun dışında bir de göl bulunur. Ayrıca ilçenin yöresel yemeği olan Bismil Tavası da meşhurdur. ilçesinde yerleşim yeni kurulmuştur. Fakat yöreden çıkan 400 yıllık mezar taşları burada daha eski bir yaşayışın varlığını gösterir. İlçe, Dicle Ovası'na kurulmuştur. Milattan önce 2000'li yıllarda Asurlar ve Hurilerin bu bölgeyi paylaşmak için savaş verdiği bilinmektedir. İlçe ve çevresinde de milattan önceki zamanlara tarihlenen birçok höyük bulunur. Bir rivayete göre Pers İmparatorluğu üzerinden Anadolu'ya gelen köle tacirleri İlçenin olduğu alanda konaklarken kölelerce öldürülmüştür. Köle isyanından kaçmayı başaranlar Kumuşlu yakınlarındaki mağaralara sığınmışladır. Fakat nehrin sık sık yatak değiştirmesi sonucunda inşa ettikleri yapılar yıkılmış ve buradaki insanlar Kırkpınar çevresine yerleşmiştir. Burada 20 adet ev kurulmuş ve alana 20 ev anlamına gelen Bistmal demişlerdir. Bismil gezilecek yerler listesini sizin için derledik. ilçe merkezine 12 kilometre mesafededir ve ilçeye bağlı Üçtepe köyünde bulunur. Höyükte yapılan kazılarda birçok medeniyete ait kalıntı ortaya çıkmıştır. Yapılan çalışmalarda milattan önce 2000'li yıllarda bu alanın bir merkez statüsünde olduğu anlaşılmıştır. Alanda Asur dönemi, Helenistik dönem ve Roma İmparatorluğu dönemlerine ait kalıntılar bulunmuştur. Çevrede Asur medeniyetine ait saray kalıntıları da vardır. Buradan çıkan eserler Londra-British Museum'da sergilenmektedir. merkeze 15 kilometre mesafededir. Dicle Nehri höyüğün yanından akar. Zaman içinde bir kısmı zarar gören yapıda çalışmalar devam etmektedir. Kazılarda birçok tarihi eser bulunmuştur. ilçe merkezine 11 kilometre mesafede bulunur. Höyüğün bulunduğu alan Müslüman Tepe adıyla da bilinir. Yapılan kazılarda burada Tunç Çağı'ndan kalma bir yerleşime rastlanmıştır. Alanda yabani hayatın olduğu tahmin edilmektedir. 'nde sergilenmektedir. Yapılan çalışmaları Dicle Üniversitesi yürütmüştür. Çıkarılan bazı kalıntıların ileri tekniklerle yapılmış objeler olması da dikkat çekicidir. Höyükten çoğunlukla dini hediyeler çıkmıştır. Bölgede yapılması planlanan Ilısu Barajı, höyüğü sular altında bırakacaktır. ilçeleri ile çevrilidir. İlçeye demiryolu ile de ulaşmak mümkündür."} {"url": "https://www.gezipedia.net/544-yoros-kalesi-tanitimi.html", "text": "Yoros Kalesi'nin isminin nereden geldiğine dair birçok görüş vardır. En yaygın görüşe göre Yoros ismi Hieron'dan kaynaklanır ve \"Kutsal Yer\" anlamına gelir. Diğer bir görüş de Antik Dönem zamanında inanılan Zeus adındaki tanrının unvanı olan \"Uygun Rüzgarlar\" anlamına gelen kelimeden türediğini söyler. Bazı kaynaklar da \"Dağ\" anlamına gelen \"Oros\" kelimesinden geldiğini savunur. Kalenin tam olarak ne zaman inşa edildiği bilinmiyor. Fakat tarihi çok eskilere dayanıyor. Bölgede hala kazı çalışmaları devam ediyor. Yapılan çalışmalar kalenin pek çok kez el değiştirdiğine işaret ediyor. Bölgede ilk yapılaşma Antik Çağ'a kadar uzanır. Kalenin mimari hatları ise Doğu Roma döneminde oluşturulmuştur. Daha sonra 1352 yılında Cenevizlilerin eline geçtiği için ismi Ceneviz Kalesi olarak da anılır. İstanbul'un fethinden bir yıl önce de Fatih Sultan Mehmet bu alanı ele geçirmiştir. Yapı Doğu Roma Dönemi'nden bu güne kalan tek savunma yapısı olmasıyla da önem taşır. etmek için tercih edilir. Fakat geç saatlere kadar açık olduğu için günün hemen hemen her saatinde gidilebilir ve burada vakit geçirirken manzaranın tadı da çıkarılabilir. Kalenin çevresi yeşil alanlarla kaplı, kalenin surları ve hemen önündeki boğaz fotoğraf çekmek isteyenler için de güzel bir alternatif oluyor. Bu alan yürüyüş yapmak için de oldukça zevkli. Genellikle ziyaretçiler kalenin girişine kadar yürüyüp manzaranın ve doğanın tadını çıkarıyor. şeklinde, Sabah 09:30 dan akşam 22:00'ye kadar açık olan işletmede kahvaltı dışında balık çeşitlerini de bulmak mümkün. Anadolu Kavağı Mahallesi, Tuna Cd. Üzeirinde bulunan Yoros Kalesine giriş içinücret alınmamaktadır. sapağından çıkıp Beylerbeyi, Kanlıca ve Beykoz üzerinden kaleye varabilir. Bu yollar üzerinde kaleyi işaret eden birçok tabela bulunur. Onları takip ederek kolayca ulaşılabilir. - Üsküdar arası sefer yapan tekneleri kullandıktan sonra 15A numaralı otobüs ile 30 kilometre yolculukla Anadolu Kavağı'na ulaşılabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/545-zeugma-mozaik-muzesi.html", "text": "il sınırları içindedir. Gaziantep'e bağlı Şehitkamil ilçesinin Mithatpaşa Mahallesi'nde yer alır. Türkiye ve dünya için çok önemli bir yeri olan müze 9 Eylül 2011 yılında hizmete açılmıştır. İsmini bölgedeki Zeugma Antik Kenti'nden almıştır. Müzede antik kentteki yaşayışın ve mimarinin yansıtıldığı sokak yapıları ziyaretçileri yıllara götürür. ve burada inşa edilen Korugan Müzesi de diğer eserlerin sergilendiği alanlardır. Zeugma Mozaik Müzesi'nde Roma döneminde ve geç antik döneme ait birçok eser ve mozaik sergilenir. ilçesine kurulmuş önemli bir kenttir. Kentin diğer kalıntıları bu alandaki Zeugma Ören Yeri'nde bulunur. Kenti milattan önce 300 yılında Büyük İskender kurmuştur. Kurulduğu tarihteki ismi Selevkia Euphrates'tir. Roma İmparatorluğu döneminde komutan Pompeius, kendisine birçok yardımda bulunan I. Antiachos'a kenti vermiştir. Bu olay milattan önce 64 yılında yaşanmıştır. Zeugma Kenti zamanında bölgeye hakim olan Kommagene Krallığı'nın dört önemli şehrinden biridir. Milattan önce 31 yılında ise Roma sınırlarına dahil olmuştur. Bu dönemde adı Zeugma olarak değiştirilmiştir. Zeugma, \"köprü, geçit\" gibi anlamlara gelir ve zamanın doğu sınırında bulunur. Roma imparatorluğu bölgede hüküm sürerken de Zeugma kenti önemli bir yere sahiptir. Bu dönemde oldukça görkemli bir kenttir. Fakat milattan sonra 256 yılında Sasani Devleti'nin saldırısına uğramıştır. Sasani kralı I. Şapur'un önderliğinde yıkıma uğratılmış ve yakılmıştır. yapısının ve içindeki mozaiklerin kapladığı alan bakımından dünyadaki en geniş mozaik müzesidir. Giriş katında Poseidon ve Euphrates villalarından çıkarılan görkemli mozaikler sergilenir. Villaların tüm duvarları ve tabanları mozaik ve fresklerle süslü şekilde keşfedilmiştir. Müzede yer alan mozaikler ustaca yapılmış ihtişamlı eserler olma özelliğine sahip. Bazı mozaikler beş yüz bin parça bir araya getirilerek oluşturulmuştur. Mozaikler o dönemdeki dini inanışlar ve günlük yaşam gibi birçok konuda bilgi verir. ise en dikkat çekici mozaiklerden biridir. Diğer büyük boyutlu panoların aksine bu mozaik oldukça beğenilmiş ve müzenin sembolü haline gelmiştir. Mozaik milattan sonra 2'nci yüzyılda yapılmıştır. Arkeolojik kazılar sırasında Maenad Villası'nda bulunmuştur. Yapının yemek odası kısmında taban mozaiğinin günümüze ulaşan küçük bir parçasıdır. Zeugma'nın Mona Lisa'sı olarak anılan eserdeki figürün mahzun bakışı oldukça etkileyicidir. Figürdeki kızın örgü saçları ve çıkık elmacık kemiklerinden dolayı ismi Çingene Kızı olarak anılmaya başlanmıştır. olup, bir yıl boyunca müzekart ile 2 kez, müzekart ile sınırsız ziyaret edebilirsiniz. Gaziantep'in Şehitkamil ilçesinin Mithatpaşa Mahallesi'nde bulunur. Bölgeye hava yolu ile ulaşım mümkündür. Gaziantep Havalimanı il merkezinin 20 kilometre çıkışındadır. Buradan da karayolu ile Şehitkamil ilçesine ulaşılabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/546-erkilette-gezilecek-yerler.html", "text": ", Kayseri'nin Kocasinan ilçesine bağlı bir beldedir. İl merkezine 13 kilometre mesafede yer alır. Belde, Erciyes Dağı'nın tam karşısında yer alır ve beldenin üzüm bağları meşhurdur. Buralarda pek çok üzüm çeşidi yetiştirilir. Günümüzde bölgedeki bağcılık hobi amaçlı yapılır. Üzümün yanı sıra bölgede ceviz, kayısı ve elma da yetiştirilir. Erkilet doğal zenginliği, tarihi ve kültürel mirasıyla dikkat çeken bir beldedir. Dilerseniz Erkilet'in tarihine kısaca değinelim. ve çevresinde ilk yerleşimin ne zaman kurulduğu tam olarak bilinmiyor. Fakat Ankara Üniversitesi Dil Tarih- Coğrafya Fakültesi'nden edinilen bilgilere göre Hititler zamanında kurulmuş olabileceği düşünülüyor. Bölgedeki tarihi kalıntılar incelendiğinde Kapadokya Krallığı, Roma İmparatorluğu ve Bizans'ın bölgede hüküm sürdüğü söylenebilir. Malazgirt Savaşı'ndan sonra Türklerin Anadolu'ya gelmesiyle Erkilet çevresi de Türk boylarının yönetimine geçmiştir. Bu bölgeye gelen ilk Türk boyunun önderi Erkil Ata'dır. Beldenin ismi de buradan gelir. Eski kayıtlarda Erkilat adıyla geçer. Erkilet'te bulunan tümülüs bölgedeki en eski tarihi yapıdır. Burası milattan önce 1'inci ve milattan sonra 2'inci yüzyıla kadar Orta Anadolu'daki en büyük kral mezarıdır. Tümülüste birden fazla kralın mezarı bulunur. Erkilet'in kuzeyinde yer alan mezar, 400 metre yüksekliğe ve 120 metre çapa sahiptir. Bölge 1. derece sit alanı olarak korunmaktadır. Bölgede yapılan kazılarda tarihi tüneller bulunmuştur. Bu tünellerin antik bir kente gittiği düşünülmektedir. Tümülüs, bölgedeki Hızır İlyas Tepe'sinde bulunduğu için adı Hıdrellez Tümülüsü olarak anılır. Hızır İlyas Köşkü, Hıdrellez Tümülüsü'nün üzerine inşa edilmiştir. Selçuklu dönemi eserlerinden olan yapının şifahane olarak kullanıldığı söylenir. Bazı söylentilere göre de Selçuklu sultanlarının köşkü dinlenme yeri olarak kullandıklarıdır. Yapı 1241 yılında inşa edilmiştir. Malzeme olarak yontma taş kullanılmıştır. Ön cephesinde yuvarlak kule, arka ve yan taraflarında ise köşeli kuleler şeklinde tasarlanmıştır. İçindeki geometrik desenler dikkat çekicidir. İç kısımda karşılıklı iki mihrabiye bulunur. Avlu kısmının sağında ise bir mescit göze çarpar. yolu üzerinde yer alır. Yapının Selçuklu döneminde inşa edildiği düşünülür. Yapılan incelemeler kümbetin 13. Veya 14. yüzyıla ait olduğunu gösterir. İki katlı yapının üst katı mescit olarak kullanılmıştır. Dikdörtgen bir tasarıma sahip eser sivri beşik tonozludur. Yapı malzemesi olarak kesme taş kullanılmıştır. Günümüze sağlam vaziyette ulaşan eser onarım da geçirmiştir. bitki örtüsü bakımından oldukça zengindir. Bağların bulunduğu bölge sızıntı sularının birleştiği kaynaklardan gelen su ile sulanır. Burada yetişen üzüm yapraklarının ince ve tüysüz olması dikkat çeker. Burada birçok üzüm çeşidi yetiştirilebilir. Erkilet Bağları'nın konu olduğu türküler de vardır. merkezden veya ilçe merkezinden kalkan toplu taşıma araçlarıyla gidilebilir. Kayseri'deki havalimanı da beldeye yakın konumda bulunur. İçe Elagöz, Molu, Buğdaylı gibi bölgelere de yakın konumdadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/547-diclede-gezilecek-yerler.html", "text": "'ın ilçelerinden biridir. İl merkezine 68 kilometre mesafede bulunur. Eski ismi Piran'dır. İlçe dağlar ve ormanlık alanlarla çevrelenmiştir. Yoğunlukla meşe ağaçları bölgeyi kaplar. Çevredeki diğer yerleşimlerden daha yeşillik olduğu için daha fazla yağış alır. İlçe dört mahalle, bir belde, 39 köy ve 68 mezradan oluşur. Bölgede dağınık bir yerleşim görülür. adıyla bilinen yapı ilçe merkezine 8 kilometre mesafededir ve Diyarbakır Karayolu üzerinde yer alır. Bir kayalık üzerinde inşa edilen yapı uzaktan bakıldığında bir evi andırır. Kayalıkların aşağısında bir mezar bulunur. Çevresinde kilise kalıntılarına da rastlanmıştır. Yapı hakkında kesin bilgiler bulunmamakla birlikte kulaktan kulağa yayılan bir efsanesi vardır. Hikayeye göre bölgeye hükmeden kralın bir kızı vardır. Kız ve bir köy çobanı birbirlerine aşık olurlar. Kral bu durumu öğrenince çobanı öldürür. Kızına da bir ev yaptırır ve buraya hapseder. Kapıya da iki muhafız görevlendirir. Bir gün bu yapının bulunduğu yerden iki güvercin uçar. Muhafızlar içeri girdiklerinde kızı bulamazlar. Yapının etrafındaki hazine küpleri dünya üzerindeki en büyük hazine küpleridir. Yapının bir duvarına işlenen figür günde sadece gündönümünde görülebilir ve görüntü sadece 1 dakikalığına oluşur. ilçesindeki en eski camidir. 1925'te yaşanan Şeyh Sait isyanı burada başlamıştır. ile ilçe merkezi arasında 6 kilometrelik mesafe bulunur. Dicle Nehri'ne bağlanan Maden Çayı üzerine kurulmuştur. Enerji üretimi için kullanılan barajın inşasına 1985 yılında başlanmış ve 1997 yılında yapımı tamamlanmıştır. Çevresi ağaçlık olduğu için güzel bir manzarası vardır. Barajın içinde çeşitli balık türleri de hayat bulur. ilçeye bağlı Dere köyünde bulunur. İlçe merkezine 4 kilometre mesafede bulunur. Pir Mansur 8'inci yüzyıl sonlarında yaşamıştır. Soyu Abbasilere dayanır ve Dicle ilçesinde yaşamıştır. il merkezi arasında 68 kilometre mesafe bulunur. Doğuda Hani, güneyde Eğil, batıda Ergani ilçeleri ile çevrilidir. İlçeye ulaşım il merkezinden kalkan toplu taşıma araçlarıyla sağlanabilir. Özel araçlarla seyahat edenler Eğil Karayolu üzerinden ilçeye ulaşabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/548-gulnarda-gezilecek-yerler.html", "text": "'in bir ilçesidir. İl merkezine 150 kilometre ve denize mesafede bulunur. İlçe Taşeli Platosu üzerine kurulmuştur. Geniş ormanlık alanları ve ilçeden geçen Erikli Çayı ile doğal bir miras niteliğindedir. Tarihi çok eskilere dayanan bölgede hem tarihi mekanlar hem de doğal ortam dikkat çekicidir. İlçenin ismi ise Farsçadır ve narçiçeği anlamına gelir. Gülnar'ın tarihine kısaca değinelim. ve çevresi birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Araştırmalar ilk yerleşimin Meydan Kalesi'nde kurulduğunu ortaya çıkarmıştır. Bu alan milattan önce 7'nci yüzyılda Hititler tarafından garnizon olarak kullanılmıştır. Sonrasında da yerleşimin sürdüğü alanda milattan önce 3'üncü yüzyılda Ptelamuslular görülür. Ardından terk edilen bölgede Roma ve Bizans döneminde yine yerleşim kurulur. Roma zamanında bu çevreye Taşlık Klikya denmiştir. ve çevresine İslam Orduları ulaşır. 13'üncü yüzyılda ise bölgede Selçuklu Devleti hüküm sürer. İlçenin bulunduğu alana Türk boyları göç eder. Osmanlı sınırlarına ise 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından katılır. 2. Beyazıt zamanında da konargöçer aşiretler bu alana göç eder ve yerleşik hayata geçer. İlerleyen yıllarda bölgenin o zamanki merkezlerinden biri olan Gilindire Yunan saldırısına uğrar. Güvenlik sıkıntısından dolayı merkez Bozağaç köyüne oradan da bugünkü yerine taşınmıştır. Gülnar merkezine 11 kilometre mesafede yer alır. İlçeye bağlı Emirhacı köyünde bulunur. 750 metrelik uzunluğu ile oldukça büyük bir yapıdır. Kalenin iç kısmında bir şehir kurulmuştur. Burada milattan önce 7'nci yüzyılda Karialılar, sonra Persler ardından Mısır krallıkları yaşamıştır. Yapılan araştırmalarda bölgeden Hititlere ait kalıntılar da çıkmıştır. Kalenin anıtsal bir giriş kapısı, üzerindeki Pers kabartmaları, hazine binası ve doğu mezarı günümüze ulaşmıştır. Gülnar- Mut yolu üzerinde 26'ncı kilometrede bulunur. Türbe Zeyne Mahallesi'ndedir. Kasaba Sütlüce olarak da bilinir. Şeyh Ali Sermerkandi'ye ait olan türbe inşa edildiğinde külliye olarak tasarlanmıştır fakat bugüne sadece türbe kısmı ulaşmıştır. Büyük bir bahçe içinde bulunur. Bahçede de birçok mezar vardır. Şeyh Ali Semerkandi hakkında bir rivayet anlatılır. Buna göre Ali Semerkandi çobandır. Sıcak bir günde hayvanları susuz kalmışken bunu gören bir Türkmen Ali Semerkandi'yi eleştirir. Ali Semerkandi bu duruma içerler ve dua ederek sopasını kayalara vurur. Ardından kayaların içinden su fışkırır. Böylece hayvanlar kurtulur. Hikayede geçen su kaynağı hala bölgededir ve ziyarete açıktır. , Gülnar'a bağlı Şeyh Ömer köyünde bulunur. Türbede bir Kur-an tefsiri yazarının mezarı bulunur. Türbe sekizgen şeklindedir. Yapı malzemesi olarak kesme taş kullanılmıştır. Onarımdan geçerken kubbesinde beton kullanılmıştır bu yüzden asıl hali bilinmez. Saklı Cennet olarak bilinen yer ilçenin Zeyne Mahallesi'nde yer alır. Buradaki kanyondan Toros Dağları'ndan gelip Göksu Irmağı'na dökülen bir çay akar. Çayın dökülüşü şelaleyi andırır. Çevresi mesire yeri olarak kullanılır ve burada bir tesis işletilir. Sakin bir ortamı olan Saklı Cennet özellikle bölge halkı tarafından sıkça tercih ediliyor. - Anamur yolu üzerinden gidilebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/549-dogada-yemek-pisirmek.html", "text": "hakkında edindiğimiz bilgiler ışığında en önemli konumuz olan yemek pişirmeye geçebiliriz. Doğada yapacağımız yemekleri hazırlarken dikkat etmemiz gereken hususları şöyle sıralayabiliriz. - Doğaya besin değerleri yüksek ağırlıkları az olan yiyecekler götürmeliyiz. - Ambalajı olmayan veya hafif ambalajlı ürünleri tercih etmeliyiz. Çünkü yanımızda götürdüğümüz yiyeceklerin çöplerini geri taşıyacağımız için cam vb. ambalajlı ürünler sorun olacaktır. - Kurutulmuş ve vakumlanmış yiyecekler götürmeliyiz. - Besin alacağımız yiyecekleri doğadan elde ediyor isek çok dikkatli olmalıyız. Yenile bilirliğinden emin olmadığınız hiçbir şeyi yememeliyiz. Özellikle bazı zehirli mantar ve bitkiler ölümcül olabilir. - Hazırladığınız yemeklerin hazmı kolay olanlarını tercih etmelisiniz. - Yemeklere yeteri kadar tuz ve baharat eklemelisiniz. Bunlar vücudumuzun elektrolit dengesini sağlayacaktır. - Olabildiğince çöp yapmamaya çalışmalısınız. - Kendinize yetecek kadar yemek yapıp fazla yemek yapmamaya dikkat etmelisiniz. Kamp alanını çevresine dökeceğiniz fazla yiyecekler yabani hayvanları çağıracağından tehlike arz edebilir. - Fazla pişirdiğimiz yemekleri saklayıp tekrardan ısıtarak yemeniz yemek zehirlenmelerine neden olabilir. hazırlarken içeriğinde sıvı olan yemeklere öncelik vermeliyiz. Çorba, türlü vb. suyun içerisinde kaynatılarak hazırlanan yemeklerin hazmı kolay olacaktır. Ayrıca sulu yemekler sıvı kaybınızı da karşılayacaktır. Bu tarz yemekleri hazırlarken dikkat etmemiz gereken şeylerin başında, yemeği yüksek ateşe maruz bırakarak yemek pişirdiğimiz kabın dibini yakmamaktır. Bunun için belli aralıklar ile karıştırmalısınız. Doğada yapabileceğiniz yemekleri sıralayacak olursak bunların en başında çorba, makarna, bulgur, pirinç, türlü, kıyma vb. pişirilmesi gereken yemekler gelmektedir. Bunların yanı sıra konserve, sucuk, kavurma vb. sadece ısıtarak yiyeceğe dönüştürebileceğiniz besinlerdir. Bazı besinleri ise pişirip veya ısıtmadan direk yiyebilirsiniz. Bunlara örnek olarak peynir, zeytin, bal, kurutulmuş meyveler, çikolata vb. yiyeceklerdir. Yemek yaptığınız kaplarınızı yıkayıp yeniden kullanıma hazır hale getirmek için yemeğin hemen ardından bulaşık yıkamalısınız. Doğada bulaşık yıkamak şehir yaşantımızdakine göre farklılıklar göstermektedir. Öncelikle dikkat etmemiz gereken en önemli unsur olabildiğince az kabı bulaştırmaktır. Bazen tekbir kaşık ve tencere kullanarak yemek yapabilirsiniz. Kapları yıkarken mümkünse deterjan kullanmamalıyız. Bu her ne kadar kulağa antihijyenik gelse de öyle değildir. Doğaya bırakacağımız deterjan kalıntılarını, kaplarımızda kalabilecek kimyasal atıkları düşündüğümüzde deterjan kullanmadan yaptığınız bir temizliğin daha sağlıklı olabileceğini söyleyebiliriz. - Bulaşık süngeriniz var ise kapları az sıcak su kullanarak ovalayıp çalkalayabilirsiniz. - Dere kenarında iseniz çimen ve toprak kullanarak kapları ovalayabilirsiniz. - Sadece peçete ile sildikten sonra az sıcak su ile çalkalayabilirsiniz. - Deterjan kullanmayı zorunluluk olarak görüyorsanız öncelikle doğal hammaddeden üretilmiş deterjanları tercih edebilirsiniz. - Bulunduğunuz yer bir kamp alanı ve atık su tahliye imkanı var ise normal deterjan ile de bulaşık yıkayabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/55-nigdede-gezilecek-yerler.html", "text": "'dir. Önemli turizm bölgelerini bünyesinde barındırır. Uzun yıllar boyunca hapishane olarak kullanılan bu burç geçtiğimiz yıllarda restore edilmiş; bir katı kafetarya, bir katı da Niğde'nin geleneksel el sanatlarının ve kültürünün canlandırıldığı bir müze olarak düzenlenmiş. kentin en eski eserlerinden. Niğde Valisi Zeynettin Beşare tarafından yaptırılan caminin duvarlarında, özellikle de doğu taç kapısında Selçuklu sanatının tüm incelikleri görülüyor. Söylenceye göre bu kapıyı inşa eden usta, valinin kızına aşık olmuş. Ancak ona kavuşamayacağını bildiği için sevdasını taşa gizlemiş. Şimdi sabah saatlerinde kapının üzerine güneşin ışıkları vurduğunda \"taçlı kadın başı\" beliriyor ve ustanın aşkı her sabah bir kez daha hatırlanıyor. de böyle bir eser. Burada taş da ahşap da mücevher titizliğinde işlenmiş. İlhanlı döneminde Niğde Valisi olan Seyfettin Sungur Ağa tarafından yaptırılan cami ve türbenin çatısıyla minareleri dışında her şeyi olduğu gibi günümüze ulaşmış. Doğu ve kuzey cephelerindeki taç kapılarının kabartmalarıyla, ahşap kapılarının oymalarındaki işçilik şaşkınlık uyandıracak ölçüde güzel. Taç kapıların duvarları bitkisel ve geometrik bezemelerle süslenmiş. Bununla da kalınmamış, süslemelerin içine onlarca hayvan figürü yerleştirilmiş. Malum İslam geleneği bu türden figürlere izin vermiyor, ama İlhanlılar bu yasağa aldırış etmemiş. İnşa ettikleri camilerin, türbelerin duvarlarını bu tarz kabartmalarla süslemişler, sonradan özellikle de Osmanlı döneminde bu kabartmaların çoğu İslama aykırı diye kazınarak yok edilmiş. Sungurbey Camisinin bitişiğinde de 16. yüzyılda inşa edilmiş bir bedesten yer alıyor. yer alıyor. Kilisenin etrafı bakımsızlıktan viraneye dönmüş evlerle dolu. 1915'te terk edildikten sonra depo olarak kullanılan kilisenin içi şimdi boş ve kapıları kapalı. de bomboş duruyor. Kilisenin bitişiğinde de şimdi Dumlupınar İlköğretim Okulu olarak kullanılan eski Rum okulunun binası yer alıyor. . Selçuklu Medrese mimarisinin tipik örneği olarak görülen yapının taç kapısı son derece görkemli. 'ndeki Yılanlı Kilise'de bulunmuş. Dört çocuğa ait mumyalar ise Aksaray yakınlarındaki Çanlı Kilise'de bulunup buraya getirilmiş. diye tanımladığı kabartmalar. Bence bu kabartmalar bebekten çok Buda'yı andırıyor. geçtiğimiz yüzyılın başındaki tarihi dokusunu büyük ölçüde koruyor, köyde biri cami olarak kullanılan iki kilise ve Rumlardan kalma yıkık bir hamam var. Yeşilburç köyünde mübadeleden önce ana dili Türkçe olan 320 Rum aile yaşıyormuş Rumlar gurbette çalışıp kazandıkları paralarla köylerine büyük konaklar inşa etmişler. Mübadelede Rumların yerine Selanik'in Grebene kazası Krifçe köyünde yaşayan Müslümanlar yerleştirilmiş. Teney Rumlarının anadili Türkçe iken gelen mübadillerin anadili Rumcaydı, bu durum mübadelenin ne kadar karmaşık bir olay olduğunu anlatmaya yeter sanırım. Yeşilburçlular konuştukları dile Rumeyka diyorlar. Yeşilburç'ta konuşulan dil çağdaş Yunancadan bir hayli farklı, zira yaklaşık yüz yıldır yenilenmemiş ve birçok Türkçe sözcüğün karıştığı bir lehçeye dönüşmüş. Günlük yaşamlarında yaşlılar Rumcayı, gençler ise Türkçe'yi kullanıyor. 'da bütünüyle kapalı bir avluya sahip tek kaya manastırı olduğu biliniyor. Avlunun içinde şarap küpleri ve içlerinde hala iskeletleri duran keşiş mezarları görülüyor. Tam karşıda ise manastırın ünlü kilisesi yer alıyor. Kilise dört büyük sütunu, kubbesi ve düzgün duvarlarıyla adeta taştan yapılmış bir bina gibi, içi de 11. yüzyılda fresklerle süslenmiş. Fresklerin en önemlisi sol apsiste bulunan kucağında çocuk İsa'yla birlikte gülümseyen Meryem Ana resmi. Dini resimlerde Meryem Ana'nın güldüğü hiç görülmemiş, ama altmışlı yıllarda yapılan restorasyonda hata yapılmış ve Meryem Ana gülümsetilmiş. Kilisenin ikinci katında bulunan Ezop'un hayvan masallarının canlandırıldığı resimlerde Kapadokya'da din dışı sanatın ender örneklerinden sayılıyor. nin Ayasofya'yla çağdaş bir yapı olduğu kabul ediliyor. Niğde'nin en güzel yerlerinden biridir. Kömürcü Köyü'nün çevresinde bulunan bu sönmüş volkanik dağ burayı eşsiz kalmaktadır. Eğer heyecanlı ve eğlenceli bir keşif istiyorsanız mutlaka Göllü Dağ'ı ziyaret etmenizi öneririz. Niğde'nin en önemli yeşil alanı olarak çok meşhurudur. Niğde'de soluklanma mekanınız burası olabilir. Niğde'nin akciğeri olarak bilinen bu yeri kent halkı sahiplenmiştir ve korumaktadır. arasında yer alan bu havuz Adana-Kayseri yolunun 1 kilometre solunda yer alır. ve meşhur yemekleri nelerdir? Niğde Mutfağı, değişik besinlerin tat vericilerle belirli yöntemlerle pişirilmesiyle kendine özgü bir karakter kazanmış. İşte Niğde'nin meşhur yemekleri; Oğma çorbası, mangır çorbası, pancar çorbası, tarhana çorbası, erişte pilavı ve çorbası, kuskus çorbası ve pilavı, üzüm boranası, ditme, Niğde tavası, kabak musakkası tirit, unlu söğürme, papara, Niğde çanağı, çılbır, soğan yahnisi, nohutlu kuru etli çanak, ayva boranası, höşmeri, bamya, halveter. Niğde'nin özellikle eriştesi ve makarnası meşhurdur ve tarifleri evlerinizde yapabileceğiniz kadar kolay tariflerdir. Yalnız eriştenin Niğde usulü yapılması ve içine ceviz, beyaz peynir ve maydanoz konulması gerekir. Niğde'de oldukça meşhur olan bu lezzetin malzemeleri hazır ise evinizde de yapabilirsiniz. Niğde'ye gittiğiniz ise mutlaka denemeniz gereken tatlar arasında yer alıyor. Mazaklı köftesi de Niğde'nin meşhur tatlarından bir diğeridir. Yumurta, kuru nane, maydanoz, köftelik bulgur ve irmik ile yapılmakta olan bu lezzeti mutlaka deneyin. Küçük küçük hazırlanan bu köfteler bir tencere suyun içerisinde pişmektedir. Güzel görüntüsü ile sizlere hem görsel hem de tadı ile bir şölen yaşatır. Höşmerim ve Halveter tatlısı başta geliyor. Özel tatlıları ise, köfter pekmezidir. 'ya ise 346 km uzaklıktadır. Türkiye'nin birçok kentinden Niğde'ye otobüs seferleri yapılıyor. Niğde'ye Ankara üzerinden trenle de ulaşılabiliyor, İstanbul yönünden gelenler Ulukışla istasyonunda inip aktarma yapabilir. En yakın havaalanı 130 km uzaklıktaki Kayseri'de. Kent merkezinden Yeşilburç'a, Gümüşler'e ve Aktaş'a minibüs seferleri yapılıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/550-dara-antik-kenti-tanitimi.html", "text": "'in Oğuz köyünde bulunur. Mardin merkeze 30 kilometre mesafede ve il merkezinin güney doğusunda yer alır. Mardin Nusaybin karayoluna 9 kilometre uzaklıktadır. Tarihte çok önemli bir yeri olan antik kent sit alanı statüsünde korunuyor. Antik kent bir açık hava müzesi durumunda ve binlerce yıllık bir tarih mirasını taşıyor. Uzun süredir arkeolojik kazı çalışmalarının sürdüğü alan günümüzde ziyarete açık. Alan gerekli restorasyondan geçirilmiş ve çevresi düzenlenmiş şekilde ziyaretçilerini bekliyor. Anadolu ve Mezopotamya sınırında yer alan önemli bir yerleşimdir. Kent Tur- Abdin Dağları ile Mezopotamya Ovası'nın kesiştiği yerde kurulmuştur. Alan 4 kilometrelik bir sur yapısı ile çevrelenmiştir. Doğu Roma İmparatorluğu şehri bir ordugah olarak kurmuştur. Sasaniler'in saldırılarını püskürtebilmek için inşa edilmiştir. İmparator Anastasius döneminde 507 yılında inşa edilmiştir. Yapım aşaması 3 yıl sürmüştür. İnşasında Suriye'den getirilen işçiler çalışmıştır. Dönemin imparatorunun ismine gönderme olarak adı Anastasiupolis olmuştur. Sonraki yıllarda İmparator Justiniaus döneminde kente su sarnıçları gibi yapılar da eklenmiştir. Aynı dönemde surlar sağlamlaştırılmış ve daha küçük garnizon kaleler yaptırılmıştır. Surların yüksekliği 20 metreye kadar çıkarılmış ve kalenin etrafına hendekler kazılmıştır. Hendeklerin içi savunma amacıyla su ile doldurulmuştur. Bu dönemde kentin adı Nova olarak değiştirilmiştir. Kentin içinde 2 kilise, halk hamamları, Pazar yeri, sarnıçlar, depo ve Anastasius'un Heykeli bulunur. Bu yapıların bir kısmı günümüze ulaşmıştır. Antik Kent birçok kez el değiştirmiştir. Bölgede Geç Roma, Erken Bizans, Selçuklu Devlet ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerine ait yapılar bulunur. 7'nci yüzyılda Arap istilasına uğrayan kent 15'inci yüzyılda ise Osmanlı İmparatorluğu'nun sınırlarına katılmıştır. nin etrafına örülen surlar kuzey kapısından başlar ve Zellace bölgesinden devam edip Tophane bölgesine kadar gelir. Bu alandan bölgedeki Bertevi Sarayı'nın güney kapısı ile birleşir ve Hakni bölgesine kadar çıkar. yolu üzerinde konumlandığı için ulaşım kolay sağlanır. Yolun ortalama 8 kilometre kuzeyinde bulunur. Çevresindeki Akıncılar köyüne 10 kilometre mesafededir. Dara Antik Kenti'ne giden ve şehir içinden kalkan dolmuş hatları mevcuttur."} {"url": "https://www.gezipedia.net/551-faralya-koyu-tanitimi.html", "text": ", bölgedeki dik yamaçların üzerinde kurulmuş üç mahalleden oluşan bir köy yerleşimidir. Bu yüzden burası biraz zorlu bir bölge olarak görülür. Fakat bölgede yer alan oteller gezileri oldukça kolaylaştırır. Otellerin dışında bu alanda farklı konaklama seçenekleri de mevcuttur. Bungalov evler veya kamp alanları da tercih edilebilir. Burada bazı oteller yoga konseptine sahiptir. Bunlardan birinde konaklayarak yoga eğitimleri de alınabilir. ise yaz aylarında serinlemek isteyenlerin tercih ettiği doğal güzelliklerden biridir. da ziyaretçilerin sevdiği alanlardan biridir. Bu alanın bir bölümü ufak tefek taşlarla kaplıdır. Çevresindeki beyaz kayalar ortama farklı bir hava katar. Temiz kumsalı ve berrak deniziyle yaz ayları için ideal bir alandır. Kabak Koyu, Faralya'nın en meşhur ikinci koyudur. Köyün bitiminde başlayan koya ulaşım küçük patikalardan veya traktör kullanarak sağlanabilir. Patikadan yürüyüş yaklaşık 20 dakika sürer. Bunun dışında bölgede sıkça tercih edilen tekne turlarıyla da bu koya gidilebilir. Koydan girilen deniz temiz, berrak ve durgun bir suya sahip. Kabak Koyu'nda bölgedeki diğer koylarda olduğu gibi yeşilin ve mavinin buluştuğu muhteşem bir ortam vardır. Zaman zaman burada mini konserler de yapılır. Kabak Koyu bitki çeşitliliği açısından da dikkat çekicidir. Alan büyük kaktüsler, zakkumlar, nar ağaçları ve begonviller ile kaplıdır. Kabak Koyu'na yakın konaklama yerleri bulunsa da bu koyun bulunduğu noktada otel işletmesi yoktur. Küçük bir alanda yer alan bungalov evleri tercih edilebilir. Fakat eşsiz doğanın içinde kamp yapmak veya bölgede tatil yaparken buraya uğramak da tatili güzelleştirebilir. dur. Bir bölümü Faralya'dan geçen yol doğa yürüyüşü için eşsiz bir alternatiftir. , Fethiye ilçe merkezine 25 kilometre, Muğla il merkezine 165 kilometre mesafededir. İlçe merkezinden düzenli olarak sefer yapan toplu taşıma araçlarıyla köye gidilebilir. Bu araçlar Ölüdeniz üzerinden yaklaşık bir saatlik yolculukla köye ulaşmayı sağlar. Deniz yoluyla ulaşmak isteyenler Ölüdeniz'den kalkan teknelerle Kabak Koyu'na gelebilir. Koy üzerinden minibüs, taksi ile veya yaya olarak köye varılabilir. Özel araçla bölgeye gitmek isteyenler Fethiye üzerinden Ovacık yoluna geçip Ölüdeniz tarafında ilerledikten sonra Ölüdeniz'e varmadan sola devam ederek Faralya'ya ulaşabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/552-ermenekte-gezilecek-yerler.html", "text": ", Karaman'ın ilçelerinden biridir. İl merkezine 163 kilometre mesafede yer alır. Yerleşim Göksu havzasına, Ermenek suyu ile meydana gelen vadinin yamacına kurulmuştur. Sulak bir arazi olan bölgenin doğal yapısı görülmeye değerdir. Dünya üzerindeki en büyük yer altı nehri ve şelalesi buradadır. Endemik bir bitki olan Kardelen de burada yetişir. Karaman'ın yüz ölçümü ve nüfus bakımından en büyük ilçesidir. Geçmiş zamanlarda da önemli bir yeri olan Ermenek'in tarihine bir göz atalım. de adadır. Bu görüşü destekleyen kalıntılar da vardır. Bölgedeki dağın zirvesinde deniz canlılarının fosillerine rastlanmıştır. Ermenek'in tarihi 5000 yıl öncesine kadar uzanır. Bölgeye ilk yerleşenler Hitit medeniyetidir. Bu dönemlerde Ermenek'in bulunduğu bölge Maras adıyla anılmıştır. ve çevresinde yayılmasına engel olamamıştır. Baskılar yoğun olduğu için insanlar mağaraları ibadethaneye dönüştürmüş, kayaları oyarak manastırlar inşa etmiştir. Bu oyuklar Ermenek ve çevresinde hala görülebilir vaziyettedir. Bizans'tan sonra bölgede Karamanoğulları Beyliği sınırlarına dahil edilmiş ve başkent olarak kullanılmıştır. Daha sonra 1475 yılında Gedik Ahmet Paşa ve ordusu bölgeyi fethetmiş ve Osmanlı yönetimine geçirmiştir. Tarihi ve doğal mirası ile ilçenin görülmeye değer pek çok noktası vardır. 'ı Türkiye'nin en yüksek, dünyanın 26'ncı en yüksek barajıdır. 218 metre derinliğe sahiptir. Burası 2009 yılında T2 derivasyon tüneli kapağının kapatılmasıyla oluşturulmuştur. Baraj üzerinde tekne turları yapılmaktadır. Tekneleri Ermenek Belediyesi işletir. Bunlar sayesinde Toros Dağlarının vadileri arasında doğanın tadını çıkarmak mümkün olur. Gölün kenarlarında olimpik havuzlar bulunur. Bu alanlar da yüzme aktiviteleri yapılabilir. Yörenin lezzetli yemeklerinin yapıldığı tesisler de çevrede işletilmektedir. Baraj çevresinde kamp kurulabilecek alanlar mevcuttur. Barajın kıyılarında doğa yürüyüşleri yapılabilir. Ermenek merkeze 25 kilometre mesafede yer alır. Araçlar ile şelalenin çok yakınına kadar gidilebilir. Şelale Erik Deresi ve Ilısu kaynaklarından beslenir. Yüksekliği 55 metredir. Bulunduğu kayalıktan ikiye ayrıldığı yerden akar. Şiddetli akan su düştüğü yerde taşlara çarpıyor ve çevreye sularını sıçratıyor. Şelaleden akan sular Ermenek Çayı ile birleşir, buradan Gezende Barajı'na akar. Çevresi ormanlık alanlarla kaplı ve bu da muhteşem bir manzara oluşturuyor. Ilısu şelalesinin kaynaklarından Ilısu buranın 3 kilometre yakınında bulunur. Kaynak suyu çevredeki yerleşimlerin içme suyu ihtiyacını da karşılar. Kaynağın diğer kısmı olan Erik Deresi'nin suyunun önüne bir gövde oluşturulmuştur. Buradan 5 kilometrelik bir tünel ile Görmeli Barajı'na bağlanmıştır. , Ermenek merkeze 26 kilometre mesafede bulunur. İkizçınar köyü ve Yaylapazarı köyü arasındaki derenin olduğu bölgede yer alır. Bölgenin tarihi 600 yıl öncesine kadar uzanır. Burada geçmişten kalan su değirmenleri ve hızar bulunur. Hızar su ile çalışan bir tür bıçkıdır. Zeyve Pazarı'nda çok yaşlı çınar ağaçları bulunur. Ağaçlık alan ve dere ile muhteşem bir doğal ortama sahiptir. Birçok su kaynağı bu bölgede yer alır. Pazar günleri çevrede pazar kurulur. Burada yakındaki köylerde üretilen ürünler satılır. Yöre halkı ihtiyaçlarını buradan karşılar. Ermenek merkezdeki Gülpazar Mahallesi'nde bulunur. Buradaki camilerin arasında en büyük olanıdır. Yapı 1302 yılında inşa edilmiştir. Karamanoğulları bölgede hüküm sürerken Karamanoğlu Mehmet Bey tarafından yaptırılmıştır. Yapı malzemesi olarak kesme taş kullanılmıştır. Mihrabı oyma taşlarla örtülüdür. İçinde kabartma süslemeler ve çiniler de bulunur. Yapı ağaç sütunlarının taşıdığı kirişlerin üzerinde inşa edilmiştir. Camide ağaç oymaları ile yapılan süslemeler öne çıkar. Kapısı çınar ağacının üzerinde hat sanatı uygulanmış değerli bir kapıdır. , ilçe merkezindeki Çınarlı Mahallesi'nde bulunur. 1339 yılında inşa edilmiştir. Karamanoğulları Emir Musa Bey tarafından yaptırılmıştır. Emir Musa Bey dönemin Ermenek valisidir. 1611 yılında ilk kez onarılan yapı daha sonraki tarihlerde de onarımdan geçmiştir. Dönemindeki en büyük medrese olan yapı tek katlıdır. Üç tarafı revaklarla çevrelenmiştir. Avlusu açık ve dikdörtgen şeklinde tasarlanmıştır. Kenarlarında medrese odaları ve eyvan bulunur. Eyvanın sağ yanında Emir Musa Bey ve ailesinin türbesi bulunur. Burada çinili alçı lahitler vardır. Girişte çift tarafta iki tonozlu oda bulunur. Yapının kapısı oldukça görkemlidir. , Ermenek Kalesi olarak da bilinir. Yapı ilçe merkezinin kuzey tarafında yer alır. Dik ve yüksek kayalıkların üzerinde kurulmuştur. Karamanoğulları döneminde inşa edilen yapı, beyliğin yaptığı ilk kaledir. Birçok kaynakta, döneminin benzersiz kalelerinden olduğu yazar. Yapı malzemesi olarak kesme taş ve harçla oluşturulan mazgal duvarları kullanılmıştır. Döneminde sığınak, mesken ve zindan gibi amaçlara hizmet etmiştir. Kale 500 metre yükseklikte bulunur. Buraya çıkmak için kayalar kazılarak oluşturulan oldukça dar giriş veya kayalar oyularak yapılan merdivenleri kullanmak gerekir. Geçmişte gezgin Trabon buradaki mağaraları \"zağfiran mağaraları\" adıyla anar. Bu yüzden kalenin ismi Firan olarak geçer. ilçenin genelinde rastlanabilen ahşap ve taştan yapılan evlerdir. Özellikle kalenin yakınlarındaki eski yerleşim yerinde günümüze ulaşan birçok tarihi ev bulunur. Henüz restore edilmemiş olsa da evler güzelliklerini koruyor ve birçoğu sağlam duruyor. Türbeler ilçeye bağlı Balkusan köyünde bulunur. Balkusan köyü ilçeye 25 kilometre mesafede bulunur. Köyün adı Orta Asya'da Uygurların başkenti olan Balgasan'dan gelir. Türbe Karamanoğlullarından Mahmut Bey tarafından yaptırılmıştır. Osmanlı Devleti ile uzun süre mücadele eden Mehmet Bey bu türbede yatar. Mehmet Bey başta olduğu zamanlarda Türkçeyi resmi dil ilan etmiş olmasıyla da önem taşır. Türbe içinde beş tane tamamı taştan sanduka bulunur. , kuzeyden Hadim- Bozkır ile çevrelenmiştir. Mut ile arasında 87 kilometre mesafe bulunur ve ilçeye genelde Mut üzerinden ulaşılır. Alanya'dan Ermenek'e yaklaşık 3 saatte gidilebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/553-fenerbahce-parki-tanitimi.html", "text": "ilçesinde bulunur. Deniz kenarında yer alan park Fenerbahçe Faruk Ilgaz Tesisleri ve Kalamış Marina ile komşu konumdadır. Parkın adı 1562 yılında bölgede olan bir fenerden gelir. Park bir ada üzerinde bulunur ve bir köprü ile Fenerbahçe Burnu'na bağlanır. Parkın tarihi çok eski medeniyetlere dayanır. Üzerinde hala Doğu Roma İmparatorluğu zamanından kalan bir sarayın kalıntıları bulunur. O dönemde parkın olduğu alan sarayın bahçesi olarak kullanılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde buraya bir fener inşa edilmiş ve parkın olduğu alan Bağçe-i Fener adıyla anılmıştır. Bağçe-i Fener Kanun-i Sultan Süleyman'ın sevdiği yerlerden biri olarak geçer. Bu alanda günümüze ulaşan fener ise 1837'de 2. Mahmut tarafından yaptırılan fenerdir. Yeşil alanları, eşsiz manzarası ve muhteşem düzenlemesiyle park günümüzde de önemli bir yere sahip. da görmek mümkün. Bunun dışında alanın içinde birçok anıt ağaç da var. Fenerbahçe Parkı'nın içinde bir minyatür hamam ve Küçük Hanımefendi filmine ait bir canlandırma dikkat çekiyor. Bu filmin oyuncularından Belgin Doruk, Ayhan Işık ve Sadri Alışık'ın heykellerini de burada görmek mümkün. Parkın içinde yeşillikler içinden ve deniz kıyısından yürüyüş yapmak oldukça zevkli. Ayrıca paten kaymak, bisiklet sürmek ve koşu yapmak için de uygun alana sahip. Yaz aylarında parkın bulunduğu yerden denize girenler de oluyor. Eşsiz düzenlemesi ve manzarasıyla düğün fotoğrafı çekilenlerin de uğrak noktası oluyor. . Çok fazla ziyaretçi ağırlamasına rağmen ortam oldukça temiz, bu da parkta daha iyi vakit geçirmeyi sağlıyor. İstanbul'un Kadıköy ilçesinde bulunuyor. Parka ulaşmak için yaya ve araçlara açık olan köprü kullanılıyor. Kadıköy'den kalkan FB1 ve FB2 otobüsleri buradan geçiyor. Moda üzerinden yürüyerek buraya gitmek de mümkün. Kendi aracıyla gidecek olanlar da Fenerbahçe Stadyumu yanından gidip Fener Kalamış caddesinden ilerleyerek parka ulaşabilir. Parkın yakınında ücretli otopark bulunuyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/554-gumushacikoyde-gezilecek-yerler.html", "text": "'nın ilçelerinden biridir. İl merkezi ile arasında 70 kilometre mesafede bulunur. Halk arasında adı Hacıköy olarak geçer. İlçeye bağlı Gümüş nahiyesinde gümüş madeni olduğu için ismine bunun adı da eklenmiştir. İlçedeki tarihi yapılar ve doğal ortam dikkat çekicidir. Dilerseniz Gümüşhacıköy'ün tarihine bir göz atalım. ve çevresinde milattan sonra 140 yılı civarında bölgede Roma İmparatorluğu'nun hüküm sürdüğü görülür. Bu yıllarda bölgede kurulan kent Etonia'dır. Etonia dönemin en önemli kentlerinden biridir. Sonraki dönemlerde, 15'inci yüzyılda zamanın beylerinden Celalettin Bey'in hüküm sürdüğü görülür. Osmanlı döneminde bölgedeki gümüş madenlerinin işletmesi Köprülü Mehmet Paşa'nındır. Mehmet Paşa bu bölgede yaşar ve kervansaray, bedesten, hamam ve cami inşa ettirir. Yapıların inşası 1661 yılına kadar sürer. Bu tarihi dönemlerden günümüze ulaşan pek çok eser ilçede ziyarete açıktır. Caminin yapımı 1660'ta tamamlanmıştır. Köprülü Mehmet paşa yapıyı inşa ettirmiştir. Kagir olarak yapılmıştır. Sonraki dönemde Mehmet Paşa'nın torunu Hafız Ahmet Paşa'nın oğlu Abdülbaki Bey yapıyı genişletmiş ve onarmıştır. Caminin minare ve kubbe bölümleri 1943 yılında bir deprem sonucu yıkılmıştır. Bu olaydan sonra alana bir namazgah eklenmiştir. Bu yıllarda caminin tamamı yıkılmış ve yerine günümüze ulaştığı haliyle bugünkü yapı inşa edilmiştir. Darphane Camii, ilçeye bağlı Gümüş mahallesindedir. Selçuklu Devleti ve Osmanlı İmparatorluğu darphanelerini burada kurmuştur. Bunda gümüş madeni çıkarılmasının da etkisi vardır. Darphane binası sonraki yıllarda cami olarak kullanılmıştır. Tarihi yapı görülmeye değer bir mirastır. Köprülü Mehmet Paşa burada yaşamaya başlayıp gümüş madenlerini işletirken 1669 yılında bu alanı yaptırmıştır. Kervansaray olarak planlanmıştır ve kagir yapıdadır. Sonraki yıllarda alan bedesten olarak kullanılmış ve ona göre onarılmıştır. Dört kapılı yapı dikdörtgen şeklinde ve 82 metreye 9 metre boyutundadır. , Bedesten'in doğu tarafında kemerin üzerinde inşa edilmiştir. Yapı Ali Rıza Bey tarafından 1898 yılında yaptırılmıştır. Bölgede 1939 yılında yaşanan bir deprem sonucu zarar görmüş ve sonraki yıllarda yaşanan depremle yıkılmıştır. Bölgede yaşayanların desteği ile 1971 yılında tekrar yapılmıştır. İlk hali ahşap olan yapının bugün ahşap malzemeli değildir. , Gümüş Mahallesinde bulunur. Yapıya ismini veren Rüstem Paşa tarafından 1429 yılında inşa ettirilmiştir. 1945'te onarılmıştır fakat 1996 yılında yaşanan depremden hasar görmüştür. Daha sonra restore edilerek hizmete girmiştir. ilçenin Çay Mahallesi'nde yer alır. Zamanında burada yaşayan Rumlar tarafından 1820 yılında inşa edilmiştir. Yapıyı inşa eden Nazari Usta'dır. Nazari Usta Yörgüç Rüstem Paşa Camii'nin minaresinin de ustasıdır. İlk halini koruyan yapı günümüzde de hizmete açıktır. Gümüş mahallesinde bulunur. 1413 yılında Çelebi Sultan Mehmet zamanında yaptırılmıştır. Dönemin Beylerbeyi Halil Paşa inşa ettirmiştir. Kare şeklinde tasarlanan yapının avlusu kapalıdır. Arka tarafında odalar ve dershaneler bulunur. Haliliye Medresesi döneminde yüksek öğretim vermiş ve birçok öğretim görev yapmasıyla öne çıkan eğitim kurumlarından olmuştur. Manastır ilçenin Gümüş Mahallesi'ndedir. 1840 yılında inşa edilmiştir. O dönemde bölgede yaşayan Rumlar yaptırmıştır. Sonraki dönemde Rumlar mübadele ile bölgeden göçmüştür. O tarihten itibaren manastır kullanılmamış ve bakımsız halde günümüze ulaşmıştır. il sınırı ile çevrelenmiştir. Merzifon ilçesi ile arasında 20 kilometre mesafe vardı. Merzifon'daki havalimanını kullanarak bölgeye kolayca ulaşılabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/555-lavanta-kokulu-koy-kuyucak.html", "text": "olarak biliniyor. Türkiye'de üretilen lavantanın %90'ı bu köyde üretiliyor. Yıl içinde pek çok ziyaretçi ağırlayan köy, kamp yapmak için de ideal bir yer. Kampın dışında güzel pansiyonlar da bulunuyor. 'ta da durum pek farklı değilken 1975 yılında köye yurt dışından lavanta kökleri getiriliyor. Köyde yaşayan 30 aileye 15 kök olacak şekilde kökler dağıtılıyor. Aileler ilk başta lavantaları bahçelerinde az miktarda yetiştiriyor ve ticaretini pek yapmıyor. Daha sonra köydeki kadınların çabalarıyla geniş tarlalara lavanta ekiliyor ve Türkiye'deki lavantanın %90'ı burada yetiştirilir hale geliyor. hem yetiştirme aşmaları hem de muhteşem görüntüsü ile turizm açısından da değerli bir yer. Köy merkezinde kadın girişimcilerin kurduğu bir kooperatif bulunuyor. Kadınlar lavantanın yetiştiriciliği, hasadı ve işlenmesi konusunda eğitimli ve bilgililer. Çok çeşitli lavanta ürünleri yapabiliyorlar. Bu kapsamda köyde büyük bir restoran ve lavanta ürünlerinin satıldığı satış alanları kurulmuş. Buralarda lavantanın yanında gül ürünleri de satılıyor. burada üretilip satılıyor. Lavanta suyu da hoş kokulu ve sağlıklı bir tonik olarak satılıyor. Düğün gibi organizasyonlar için de demetler halinde hazırlanıp başka şehirlere gönderiliyor. gibi yapılan lavanta hasatları ziyaretçilerin de katılabileceği etkinliklere dönüştürülüyor. Lavanta tarlaları Haziran ortasından Temmuz ortasına kadarki bir aylık süreçte en mor halini alıyor. Bu zamanlarda ise fotoğraf severler bölgeye akın ediyor. Düğün fotoğrafları için de uğrak bir nokta oluyor. Hatta buranın fotoğraflarının yarıştığı bir de fotoğraf yarışması yapılıyor. Isparta'nın Keçiborlu ilçesine bağlı köylerden biridir. İl merkezine 47 kilometre mesafede bulunur. Keçiborlu'dan Kuyucak'a giden otobüsleri kullanarak buraya ulaşılabilir. Isparta'da havalimanı bulunduğu için köyün çok yakınına hava yoluyla da gidilebilir. Özel araçla gidecek olanlar da Isparta'ya geldikten sonra Keçiborlu'ya girmeden devam ettiklerinde Kuyucak'a ulaşabilir veya aşağıdaki haritayı kullanabilirler."} {"url": "https://www.gezipedia.net/556-gurpinarda-gezilecek-yerler.html", "text": ", Van'ın ilçelerinden biridir. İl merkezine 21 kilometre mesafede yer alır. Yüz ölçümü bakımından Türkiye'nin en büyük ilçesidir. Birçok ilden daha geniş bir alanı kaplar. Bölgede ilk yerleşim Urartular zamanına kadar uzanır. Günümüze kadar ulaşan tarihi yapıları ile dikkat çeker. Gürpınar'ın tarihine kısaca değinelim. ve çevresi 1548 yılında Osmanlı İmparatorluğu sınırlarına dahil edilir. Gürpınar'ın ismi bölgede su kaynaklarının çok olmasından gelir. Gürpınar'ın Yedisalkım köyünde bulunur. Bölgedeki kanyonun güney tarafındaki yamaçta, 78 metre yukarıda yer alır. Mağaranın önünde terasa benzer doğal bir oluşum vardır. İki bölümü olan mağaranın içinde çok eski tarihlerden kalmış dans eden tanrıça resimleri vardır. Bu resimlerden dolayı mağaraya kızlar mağarası denir. Mağaraların duvarlarındaki resimlerin milattan önce 3000-4000 yılları arasında çizildiği düşünülüyor. Boya olarak ise kan ve sönmemiş kirecin karıştırılmasıyla oluşturulan bir boya kullanılmıştır. Mağaranın ilk bölümünde çeşitli hayvan figürleri ve ana tanrıça resmedilmiştir. Diğer bölümde ise iki farklı döneme ait üst üste resimler bulunur. Güzelsu bucağının kuzey yamacında bulunur. Yapı Van- Hakkari Karayolu üzerindedir. İlçe merkezine 39 kilometre mesafede yer alır. Kale-i Mahmudi, Mahmudi Kalesi ve Narin Kale isimleriyle de anılmaktadır. Bölgede bir dönem hüküm süren Mahmudi Beyliği'nden kalmıştır. 17'nci yüzyılda inşa edilmiştir. Süleyman Bey döneminde 1643 yılında yaptırılmıştır. Fakat daha önceki yıllarda da bu alanda bir kalenin varlığından söz edilmektedir. Yapı sarp kayalıklar üzerine konumlanmıştır. Giriş kısmı oldukça etkileyicidir ve günümüze dek sağlam şekilde ulaşmıştır. Kapısı tamamen demirden yapılmıştır. Batı tarafındaki surlar yıkılmış durumdadır. Yapının dış kalesinin iç tarafında 30-40 tane köy evi ve bir cami yer alıyor. Güney tarafında Mahmudi Sarayı kalıntıları bulunur. Saray üç katlı şekilde yapılmıştır. En üst tarafta da seyir köşkü yer alır. Yapının odalarındaki pencere ve dolap nişleri dikkat çekici. Alt kısımda ise bir mescit yer alır. Mescit tek kubbeli bir yapı fakat bir kısmı yıkılmıştır. İç kale bölümünde bunlara ek olarak zindan ve sarnıç bulunuyor. Kale ilgi çekici burçlara sahip. Bu yapı 19'uncu yüzyıldan sonra kullanılmamıştır. Fakat günümüzde büyük bir kısmı sağlamlığını korumaktadır. ilçe merkezine 5 kilometre mesafededir. Bu yapı Urartu kralı 2. Sarduri tarafından milattan önce 764-734 yılları arasında inşa edilmiştir. Kalenin ismi de \"Sarduri'nin Şehri\" anlamına gelir. Urartuların en güçlü döneminde yapıldığı için mimarisi görkemlidir. Bir Ermeni mitine göre ise Babillerden kaçan Ermeni kralı bu yerleşimi kurmuştur. Buranın Ermenicede anlamı \"Tanrı Şehri\"dir. Urartular bölgede 500 yıl hüküm sürmüştür. Bunu sonlandıran milattan önce 7'nci yüzyıldaki İskit saldırıları sonucu kale büyük hasar almıştır. Kale duvarlarında bu saldırılar sonucu oluşan ok ucu kalıntıları hala durmaktadır. , ilçenin Hamurkesen köyünde bulunur. Sarp kayalıklar üzerine konumlandırılmıştır. Zernek, Farsça bir kelimedir ve altın anlamına gelir. Yapının Abbasi beylerinden İbrahim Han Bey'in oğlu Beşaret Bey tarafından 16'ncı yüzyılda inşa edildiği düşünülmektedir. Beşaret Bey'in oğlu olan Beyazıt Han ve eşi Hanımzade'nin bölge halkı tarafından evliyaların arasında olduğu söylenir. Bu yüzden alan kutsal ziyaret alanı olarak ziyaret edilir. Zeyrek Kalesi'nin bir kısmı bu güne gelene kadar yıkılmıştır. bulunmuştur. Bu kalıntıların arasındaki bronz levhalarda Urartu tanrılarının ve tanrıçalarının figürleri, törenleri, insan ve hayvan figürleri yer alır. Bu kalıntıların adak levhası olarak yapıldığı tahmin edilmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/557-ardanucta-gezilecek-yerler.html", "text": "merkez yer alır. İlçe yerleşiminin etrafı Kürvedan Kızılçam ve Horosan Dağları ile çevrilidir. İlçenin ortasından Ardanuç Deresi akar. Artvin'inin geneli gibi Ardanuç ilçesi de yeşili bol bir alan üzerine kurulmuştur. İlçedeki tarihi yapılar ve doğal oluşumlar dikkat çekicidir. Sakin bir ilçe olan Ardanuç'un temiz havası ve ormanlık alanları huzur doludur. Ardanuç'un tarihine kısaca değinmek yararlı olabilir. 'un bulunduğu yere milattan önce 8'inci yüzyılda Urartular yerleşim kurmuştur. Urartulardan sonra ise bölgede Sakalar ve ardından İskit Türklerinin egemenliği görülür. Milattan sonra 75'ten itibaren ise Oğuz kollarından biri olan Hazarlar, Barseller ve Bağratlılar yerleşmiştir. 810 yılına gelindiğinde ise ilçede Gürcülerin hüküm sürdüğü görülür. Malazgirt Savaşı'ndan sonraki yıllarda bölgeye Türklerin yerleştiği görülür. Uzun yıllar boyunca Selçuklu Devleti sınırları içinde kalmıştır. İlerleyen dönemde ise Moğol istilasına uğramış ve Moğolların egemenliğine girmiştir. Bu tarihlerden sonra ise sırasıyla Karakoyunlu, Akkoyunlu ve İran Safavi Devleti hakimiyeti görülür. Ardanuç merkeze 5 kilometre mesafede bulunur. Kamaklı Kalesi ya da Gevhernik Kalesi olarak da isimlendirilir. Kale, Ferhat ile Şirin'in buluştuğu yer olarak geçer. Yapı 5'inci yüzyılda inşa edilmiştir. İberya Kralı Vahtang tarafından yaptırılmıştır. 1551 yılında Osmanlı'nın eline geçmiş ve onarılmıştır. Yüksek bir kayalık üzerine konumlanmıştır. Güzel bir manzaraya sahiptir. İlçede görülmeye değer yapılardan biridir. ilçeye bağlı Bulanık köyünde bulunur. Yapının ne zaman veya kimin tarafından inşa edildiği bilinmemektedir. Yapılan incelemelerden yola çıkarak Ortaçağ zamanından kaldığı ve Bağratlı Krallığı döneminde yapıldığı söylenebilir. Kilisenin mimarisi oldukça dikkat çekicidir. . 500 metre uzunluğunda, 70 metre genişliğinde ve 6 metre derinliğindedir. Bu sayede önemli bir yeri vardır. Kanyonun yüksek kesimlerinde mağaralar vardır. Geniş noktalarında oturma alanları da bulunur. İlerleyen kesimlerinde kıvrımlı duvarlar ve ilginç şekiller görülebilir. Bu vadi turizm açısından henüz keşfedilmemiş yerlerden biridir. Bu sayede doğal ve temiz yapısını korumuştur. Ardanuç Artvin'in ilçelerinden biridir ve il merkezine 39 kilometre mesafede yer alır. Toplu taşıma aracı ile buraya gitmek isteyenler şehirlerarası otobüslerle Artvin'e buradan da yine otobüslerle Ardanuç'a ulaşabilir. Özel araç ile gitmek isteyenler de Artvin merkezden ilerleyip D010 yoluna doğru ilerlediklerinde ilçeye varırlar."} {"url": "https://www.gezipedia.net/558-akdamar-adasi-tanitimi.html", "text": "ilçesine yakın konumda bulunur ve buraya bağlıdır. Adanın toplam yüz ölçümü 70.000 metrekaredir. Üzerinde tarihi yapılar bulunur. Eşsiz doğası da özellikle bahar aylarında daha da canlı olur. Badem ağaçlarının çiçek açtığı dönemlerde ise görsel bir şölene dönüşür. 1990 yılında arkeolojik sit alanı ilan edilmiş ve bu statüyle korunmuştur. Aynı şekilde adanın tarihi ve doğal güzelliklerini korumak için mangal yapmak veya semaver kullanmak yasaklanmıştır. 'nın içinde konaklama imkanı bulunmuyor. Fakat günübirlik geziler için çok güzel bir ortam sunuyor. Sabah başlayan geziler akşam son buluyor ve deniz yoluyla şehre dönülüyor. ilk olarak saray kilisesi olarak inşa edilmiştir. Sonraki yıllarda ise manastır kilisesi olarak kullanılmıştır. Günümüzde bir anıt müze olan kilise 2007 yılında restore edilmiştir. Kilse düzgün kesme taş malzeme ile inşa edilmiştir. Yapısı merkezi kubbeli ve dört yapraklı yoncaya benzer haç biçimindedir. Yapının orta mekanı yüksek kasnaklıdır ve içten kubbe, dışarıdan piramidal külah ile örtülmüştür. İçinde birçok değerli figür bulunur. Buna ek olarak İncil ve Tevrat'tan birçok sahne işlenmiştir. Bunlar Yunus Peygamber'in denize atılması, Hz. Meryem'in kucağında İsa, Adem ile Havva'nın cennetten kovulması, Hz. Davut ile Kral Goliat'ın mücadelesi, Samson Filistinli ikilisi, ateşte üç İbrani genci, aslan ininde Daniel şeklinde sıralanabilir. ve çevresi görülmeye değer yerler arasındadır. Akdamar'da geçen ve yörede anlatılan bir de efsane vardır. Buna göre zamanın birinde Ermeni bir keşiş varmış. Keşiş ve kızı adada yaşıyormuş. Keşişin kızının adı Tamara imiş. Adanın yakınlarında da çobanlık yapan bir genç varmış. İki genç birbirlerine aşık olmuşlar. Genç çoban her gece Tamara ile buluşmak için adaya yüzermiş. Tamara da nerede olduğu anlaşılsın diye bir fener yakıyormuş. Keşiş iki gencin aşkını ve nasıl buluştuklarını öğrenmiş. Buna engel olmak için bir plan yapmış. Gece kızı evden çıkarken arkasından babası da bir fener alıp çıkmış. Kızının ışık verdiği yerden farklı yerlere sürekli ışık vermiş. Genç çoban farklı yerlere doğru sürekli yüzmekten bitap düşmüş ve gölün dibine inmeye başlamış. Suya batarken de \"Ah Tamara\" dediği duyulmuş. Kız sevgilisinin sesini duyunca göle atlamış. İkisi de Van Gölü'nün altında buluşmuşlar. Efsaneye göre Akdamar adı da \"Ah Tamara\"'dan gelmektedir. Van Gölü'nün üzerinde bulunan adalardan biridir. Van'ın Gevaş ilçesine bağlıdır. Diğer şehirlerden buraya ulaşırken hava yolu kullanılabilir. Bunun dışında karayolu ve demiryolu ile de il merkezine ulaşılabilir. Van Gölü'nün kıyısındaki marinadan deniz otobüsleri ile ya da Akdamar iskelesinden tekne ile adaya varılabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/559-zilede-gezilecek-yerler.html", "text": ", Anadolu'nun 7000 yıllık tarihi geçmişi ile en eski yerleşim yerlerinden biridir. Tarihi geçmişinde Frig, Hitit, Pontus, Pers, Bizans ve Roma kültürlerini ağırlamıştır. Tarihi geçmişinde barındırdığı kültürlerden birçok tarihi eser günümüzde hala görülmektedir. Tarihi boyunca Zile ismi Zela, Zelid, Zelitis, Anzila, Zeyli, Gırgıriye ve Silas olarka değişikliklere şahit olmuştur. Geçmişte yaşanmış Zela Savaşında Roma İmparatoru Jül Sezar ile Pontus Kralı II. Pharnake arasında tarihin en kısa veciz mektubu olan \"VENİ-VİDİ-VİCİ\" Türkçesiyle \"GELDİM-GÖRDÜM-YENDİM\" hala günümüzde slogan olarak kullanılmaktadır. ile Anadolu tarihinin en eski panayır organizasyonu özelliğine sahiptir. Bu organizasyon Zile'yi ticari merkez haline getirmiştir. Geçmişten günümüze doğallığını koruyarak var olmaya devam eden 3600 adet tarihi ev ile adeta bir açık hava müzesi haline gelmiştir. , antik çağlarda Romalılar tarafından kurulmuştur. Kale, ilçe merkezinin tam ortasında yer almaktadır. Konumu itibariyle ilçenin her yerinden gözükmektedir. Saat kulesi ve birçok tarihi kalıntı geçmişten günümüze kalenin içerisinde varlığını sürdürmektedir. Kalenin içerisinde yer alan su sarnıcı belediye tarafından tekrar aktif edilerek, orijinal haline getirilmiştir. Kalenin kuzey doğusunda yer alan, tamamen kayalıklar oyularak tasarlanmış olan Roma Dönemine ait bir tiyatro bulunmaktadır. Rivayete göre M. Ö. 47'de Zile etrafında yapılan savaşı üçüncü kez kazanan Jül Sezar, meşhur sözü \"VENİ-VİDİ-VİCİ\" Türkçesiyle \"GELDİM-GÖRDÜM-YENDİM\" sözünü bu kale içerisinde söylemiş olduğu kabul edilmektedir. 'de yapılan tarihi kazılar sonucunda 1973-1984 yıllarına ait birçok önemli tarihi eser bulunmuştur. Bu tarihi eserler Tokat ilimizin tarihine ışık tutabilecek değerli eserler olarak nitelendirilmektedir. Bu tarihi eserler arasında yer alan en önemli eserlerden birisi de Hitit Çivi yazısı ile yazılmış olan tabletlerdir. Maşat Höyük tarihinde 3 farklı çağa rastlanmaktadır. Bu çağlar Tunç Çağı, Hitit Çağı ve Frig yani Demir Çağıdır. Kazılar sonucunda geçmişte taşlar ile döşenmiş geniş caddeler ortaya çıkarılmıştır. Kazılar sonucu ortaya çıkartılan eserler, bu sarayda kullanılan pişmiş topraktan yapılmış kaplar, dini kaplar ve çeşitli mühürlerdir. Şehir merkezinin meydanında yer alan yapının kuzey cephesindeki yazıtta belirtiği şekilde, 1267 yılında II. Glyaseddin Keyhüsrev döneminde Mehmet Zaluli Bin Ebu Ali tarafından yapıldığını göstermektedir. Camin en önemli özelliği ise minaresinin armudi külah şeklideki kesme taşlarından yapılmış olmasıdır. Yenileme çalışması 1591 yılında Nasuh Paşa tarafından yapılmıştır. Bu yenilemenin ardından 1904 yılında mimarı yapı yıkılınca, dönemin Zile Kaymakamı olan Süleyman Necmi ve halkın yardımlarıyla Neo-Klasik yapı tarzında tekrar yenilenmiştir. Yapının ana mekanı dikdörtgen şeklinde kesme taşlardan yapılmıştır. On altı pencereli, sekizgen bir kasnağın taşıdığı kubbe kurşundan yapılmış bir kapıya sahiptir. Caminin taç kapısı, anıtsal örnekleriyle Zile'nin en önemli değerlerinden biridir. , İlbaşoğlu Ahmet Efendi tarafından 1801 yılında yapılmıştır. Kesme taşlar ile inşa edilmiş olan cami, Zile'nin sanat ve mimari tarihini yansıtan kök boya ve ahşap sütunlar ile tasarlanmıştır. Dönemin en güzel tarihi örneklerinden biridir. Beyazıt Bestami soyu tarafından yapılmış cami, 1206 ve 1305 yıllarına ait iki yazıt bulunmaktadır. Ali Kadı Mahallesinde bulunan caminin türbesinde Beyazıt Bestami'nin torunları defnedilmiştir. Caminin mimari planı dikdörtgen bir yapıya sahiptir. İbadet mekanı yüksek bir tavana sahiptir. , Tokat şehrine bağlıdır. Yüzölçümü 1,480 m2 olan Zile, Türkiye'nin en büyük ilçeler listesinde 169. Sıraya sahiptir. Tokat ile Zile arasında 56 kilometre mesafesinde uzaklık bulunmaktadır. 'a bağlayan karayolları Tokat ilinden geçmektedir. Ülkemizin her yerinden Tokat'a ulaşmak mümkündür. ve diğer Anadolu illerine bağlanan demiryolu Zile, Artova ve Turhal ilçelerinden geçmektedir. Turhal Tokat karayolunun 17. Kilometresinde yer alan Tokat havaalanından Ankara-İstanbul bağlantılı uçak seferleri bulunmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/56-hatayda-gezilecek-yerler.html", "text": "nerelerdir ve bu yerlerin gezilmeye değer olmasındaki etkenler nelerdir diye düşünüyorsanız doğru yerdesiniz diyebiliriz. Zira sizlere gezeceğiniz yerler listesini tarihi ve dikkat çekici yönleri ile söylediğimizde ne demek istediğimizi anlayacak ve bir an önce soluğu Hatay'da almak için acele edeceksiniz. müzelerinden kiliselerine, tünellerinden kalelerine, çarşılarından camilerine, kaplıcalarından geri kalan birçok doğal güzelliklerine kadar çeşitli kategorilerde yer alan mekanları sizlere getirecektir. Dilerseniz geri kalan bölümde bu güzel yerlerden bahsedelim. Sizlere ilk olarak Adalı Konağı'ndan bahsetmek isteriz. Bu konak görüntüsüyle sahip olduğu tüm asaletini net olarak ortaya koymaktadır. Fransız bir gencin yaptığı bu konağın tarihi oldukça eskiye dayanmaktadır. Gezerken hayranlıklarınızı gizleyemeyeceğiniz bu konak Hatay'a gittiğinizde görmek isteyeceğiniz duraklarınızdan biri olabilir. Peki, ya Adalı Konağı'nın dışında sizleri nereler bekliyor? Hatay'a gidip alışveriş yapmamanız mümkün değildir. Zira her gidilen şehir gibi Hatay'a gittiğinizde de gözünüz ilk olarak alışveriş merkezi arayacaktır değil mi? O halde sıkı durun çünkü sizlere ihtiyacınız olabilecek hemen her şeyi kolayca bulabileceğiniz sadece dış görseli ile dahi sizleri etkilemeyi başarabilecek Palladium alışveriş merkezinden bahsedebiliriz. sahilini önerebiliriz. Uzunluğu 16 kilometre olan bu sahil muhteşem demenin az kalacağı kadar görkemli bir görsele sahip olmaktadır. Etrafınıza bakmaya doyamayacağınız bu sahil sörf düşünenler için oldukça idealdir. Turistlerin fazlası ile dikkatini çeken bu sahil hem denizi hem de dağ manzarası ile sizlere eşsiz görseller sunacaktır. 'ni bir kenara not etmeyi ihmal etmeyin. Helenistik dönemin getirilerinden biri olan bu kaleyi izlerken ağzınız açık kalacak. Öyle ki muhteşem görüntüsü olan bu kale ziyaretinizi hak eden yerlerden biridir. olsun. Daha merdivenlerinden inerken fotoğraf çekilmeye başlayacağınız girişinde kendinizi kaleye girer gibi hissedeceğiniz bu mağaranın içerisinde bölümlendirilmiş olarak 12 adet mezar bulunmaktadır. Bu durum sizleri biraz ürkütebilir ancak hatayda görülmesi gereken yerler konusunda liste başlarına almanız gereken yerlerden biri burası olacaktır. Ve gelelim Titus tüneline. Bu tünelin tarihi de gezilecek birçok yer gibi eskiye dayanmaktadır. Sele karşı önlem olarak dağın delinerek yapıldığı bu tünelin yüksekliği için 7 genişliği içinse 6 metrelik bir ölçüsü olduğu bilinmektedir. 'nden söz etmezsek olmaz. Zira bu şelale fotoğraf çekilmeye ara vermek istemeyeceğiniz kadar güzel, göz alıcı ve harikuladedir. Hatay'ın gözde mekanlarından biri olan bu şelaledeki suyun diğer alanlara göre azaldığı yerlere kurulan masalarda oturabilir ve eşsiz manzaranın keyfini çıkarabilirsiniz. Düşünsenize şelalenin ortasında oturmak ne kadar güzel olurdu. vardır bir de ki bu lezzete doyamayacaksınız. Şimdiden ağzım sulanmaya başladı dediğinizi duyuyoruz sanki. O halde Hatay ziyaretinizi ne kadar çabuk gerçekleştirirseniz bu lezzetleri de o kadar çabuk tadabileceğinizi unutmayın. sorusunun cevabı oldukça basittir. Ülkemiz sınırlarına 1938 yılında katılan Hatay, Suriye'ye doğru uzanan bir çıkıntı şeklindedir. Kentin bir tarafında Akdeniz bulunurken güneyi ve doğusu tamamen Suriye sınırından oluşmaktadır. Kuzeybatısında Adana, kuzeyinde Osmaniye ve kuzeydoğusunda Gaziantep bulunur. Genel olarak engebeli bir yapıya sahip olan kent, insanlık tarafından yüzyıllardır kullanılmaktadır. Geçmişi çok eskilere dayanan kentte Amik Ovası ve Nur dikkat çeken coğrafi şekillerdir. ile 186 km (2 saat) mesafe vardır. Özel araçlarla gelmek istendiğinde yolculuk süreleri böyleyken, otobüs ile gelinmek istendiğinde süre biraz daha uzayacaktır. Ayrıca gelinmek istenen kente göre farklı şirketler tercih edilebilir. Kent sınırları içerisinde yer alan İskenderun Limanı sayesinde buraya denizyolu ile de gelinebilir. Bunun haricinde ilçelerden tren ile Adana'ya seyahat etme imkanı bulunmaktadır. Havayolu seçeneği ise uzun zamandır vardır ve insanlar bu seçenek ile ülke içinde Ankara, İstanbul gibi önemli kentlere 60 ile 90 dakika arasında seyahat edebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/560-kemaliyede-gezilecek-yerler.html", "text": "\" olarak geçer. Kendine özgü özellikleri vardır. Bunun dışında doğal yapısı ve tarihiyle de önemli bir yere sahiptir. İlçe Keban Barajı kıyısında yer alır. Burada balıkçılık da yapılır. Bölgeye yöreye özgü bir mimari vardır. Tarihi yapıları dikkat çekici olan ilçenin tarihine kısaca değinelim. Kemaliye'nin bulunduğu bölge milattan sonra 4'üncü yüzyılda Roma İmparatorluğu sınırlarına girmiştir. Bu tarihten öncesine dair bir bilgi günümüze ulaşmamıştır. 1071 Malazgirt Zaferi'nden sonra Türkler bölgeye gelmiştir. Bu tarihten itibaren ilçe ve çevresinde Selçuklu Devleti, İlhanlılar ve Akkoyunlular hüküm sürmüştür. Çelebi Mehmet döneminde ise Osmanlı sınırlarına dahil edilmiştir. ilçe merkezinde yer alır. Günümüzde kültür merkezinin bulunduğu bina geçmişte okul olarak kullanılmıştır. Binanın inşa edildiği tarih ise tam olarak bilinmiyor. Fakat yapının 100 yıllık bir geçmişinin olduğu düşünülüyor. Yakın zamanda bina restore edilmiştir. Burada konser, tiyatro ve konferans gibi etkinlikler düzenlenmektedir. ilçe merkezinde bulunur. İçinde bulunduğu bina daha önceleri Türk Halı Şirketi tarafından kullanılmıştır. Şirketin kapanmasıyla boş kalan bina bir süre cezaevi olarak kullanılmıştır. 1990'dan sonra ise yapı terk edilmiştir. Daha sonra bölge halkının desteği ile yapı restore edilmiş ve bugünkü haline getirilmiştir. Giriş katı halıcılık atölyesi olarak kullanılır. Orta kat folklor gösterileri için ayrılmıştır. Buranın devamında ise Etnografya Müzesi olarak kullanılan alanlar bulunur. -İstanbul yönüne bağlayan bir yol projesidir. Proje 1870 yılında ortaya atılmış ve 1949'da inşasına başlanmıştır. 1960'a kadar süren çalışmalarla eni 2 metre, uzunluğu 1900 metrelik bir alan yapılmıştır. Fakat bu yapının bir kısmı 80'li yıllarda Keban Barajı'nın altında kalmıştır. Yarım kalan yol 1993 yılında Kemaliyelilerin çabasıyla tamamlanmıştır. Yolun tamamı taş ve kayalar delinerek yapılmıştır. Bu yüzden ilginç bir görüntüsü vardır. Bu yol sayesinde bölgedeki Karanlık Kanyon da ziyarete açılmıştır. , 2 katlı bir binada bulunur. Burada çoğunlukla etnografik eserler sergilenir. Eserler, onları bağışlayanların isimleri ile birlikte bulunur. İkinci kat kütüphane olarak kullanılmaktadır. Bina dışında ise bir Atatürk büstü, Türk büyüklerinin kabartmalı resimleri, kağnı, harman makinesi ve tarihi taşlar bulunur. , 18'inci yüzyıldan günümüze kalan eserlerdendir. Bir Osmanlı dönemi eseri olan yapı bölgedeki en dikkat çekici yerlerden biridir. Caminin içi ahşap, dışı taş malzeme ile yapılmıştır. Cami hala kullanılmaktadır. isminin aksine bir kaynak suyudur. Suyu çok soğuk ve debisi yüksektir. Kemaliye'nin içme suyu buradan gelir. Ayrıca sulama için de kullanılır. Kadı Gölü ilçe merkezinde bulunur. Üzerinde restore edilmiş birçok su değirmeni vardır. Bu kaynağı daha da güzel hale getirir. Kadı Gölü'ne dair efsaneler de vardır. 'dur. Ortalama 9 kilometrelik bir doğa harikasıdır. Kanyonun ortasından Fırat Nehri akar. Yanlarındaki kayaların boyu 800 metreyi bulur. Buraya ulaşımı sağlayan Taşyol kanyona paralel ilerler ve muhteşem görüntü oluşturur. Kanyon ile ilçe merkezinin arasında 3 kilometre mesafe vardır. Karanlık Kanyon, 2 saatlik tekne turları ile gezilebiliyor. Turun sonunda genellikle Karpuzkaldıran mesire alanına çıkılıyor. Bunun dışında kanyonda rafting, kano, jet ski ve bot safari gibi sporlar da yapılıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/561-adrasanda-gezilecek-yerler.html", "text": "ve Çıralı'ya oldukça yakın bir konumda bulunur. dalış yapmak için de uygun alanlardan biridir. Yerleşim sahil kesiminden 4 kilometre içeriye kurulmuştur. isminin nereden geldiği tam olarak bilinmese de Anadolu'da yaşamış en eski halklardan biri olan Luvilerden geldiği ve \"Ana Tanrıça Ülkesi\" anlamını taşıdığı söylenir. 1960'lı yıllar bu isim değiştirilerek Çavuşköy yapılmıştır. Fakat bölgede hala kullanılan ismi Adrasan'dır. deniz rüzgarından doğal olarak korunan doğal bir liman olma özelliği taşıyor. Sahilin güneyde kalan tarafında deniz çok sığ olduğu için açılmak bir sorun oluşturmuyor ve oldukça sakin bir denize sahip. Yaz ayların bölgede çok rahatsız edici sıcaklarla karşılaşılmıyor. Çünkü sabahtan öğlene kadar denizden, sonra da karadan rüzgar esiyor. Kuzeyde kalan tarafında ise kumsal taşlı durumda ve burada deniz aniden derinleşebiliyor. tekne turlarının da son noktası oluyor ve çevreye farklı bir hava katıyor. Ayrıca fenerin olduğu bölümden denize girmek de mümkün. Sahilin diğer taraflarında ise küçük koylar görülmeye değer manzaralar oluşturuyor. Bey Dağları Milli Parkı sınırlarına dahildir. Kaynağını Tahtalı Dağlarından alır ve Adrasan Koyu'na dökülür. Üzerinde geniş teraslı işletmeler bulunur. Burada vakit geçirmek eşsiz bir deneyimdir. Derenin yaz aylarında suyu azalır ve üzerine localar kurulur. Bu localar yıl içinde birçok ziyaretçiyi çeker. Derenin çevresi çok yaşlı çınar ağaçlarıyla kaplıdır. Bu da sıcak havalarda güzel bir alternatif oluşturur. 'den Antalya'ya kadar devam eden yol Adrasan'dan da geçer ve eşsiz doğal ve tarihi güzellikleri keşfetmek için avantajlı bir alandır. 'a gidilebilir. Buradan da tur minibüslerine binerek sahil kısmına gidilebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/562-icmelerde-gezilecek-yerler.html", "text": "dünya üzerinde sadece California ve İçmelerde yetişir. 'e göre daha sakin ve huzurlu bir tatil beldesidir. Marmaris'in doğa sporları için uygun kanyonlarının biri de İçmeler'de bulunur. Doğaseverlerin keşfine açık olan kanyon doğa yürüyüşleri için sıkça tercih ediliyor. Kanyonun içinden akan sular bazı noktalarda küçük şelaleler oluşturuyor. Tepedeki ağaçlık arazi ise manzarasını eşsiz kılıyor. Marmaris'in en güzel plajlarından biridir. Sahil şeridi mavi bayraklı alanlardan biridir. Belde sırf bu yüzden bile her yıl pek çok ziyaretçi ağırlıyor. Tertemiz denizi, temiz plajı ve hemen ardından başlayan yemyeşil alanlarıyla dikkat çekiyor. Plajın ardında yükselen yeşil tepeler manzarayı eşsiz kılıyor. Plaja yakın küçük adalar da bulunuyor. Suyunun temizliği ve berraklığı göze çarpıyor. Buranın hemen yanına kurulan birçok otel yer alıyor. Bu sayede hem denize çok yakın bir yerde konaklamak hem de manzaranın tadını çıkarmak mümkün oluyor. Plajın önünde uzanan yürüyüş yolu da deniz kenarı yürüyüşleri için fırsat sunuyor. Çocuklu aileler için de uygun olan beldede birçok su parkı ve oyun alanı bulunur. Diğer yandan su sporları ile ilgilenenler için de çeşitli alternatifler mevcuttur. Kano, muz gibi eğlenceli su aktiviteleri herkese hitap eder. Bunların dışında deniz paraşütü, scuba diving, su kayağı, dalgıçlık yapmak için de güzel alternatifler sunar. Jet ski, rüzgar sörfü gibi sporlara ilgi duyanlar burada çok keyifli vakit geçirebilir. Su sporlarını merak edenler beldedeki okullara başvurup öğrenebilir ve çeşitli etkinliklere katılabilir. Su sporlarına yönelik okullar genellikle sahil boyuna sıralanmıştır. Burada yapılabilen hemen hemen her spor için aynı yerde eğitim alınabilir. , tatil için her zevke hitap eden bir yapıya sahiptir. Burada plaj ve denizin tadını çıkarırken jeep safari, at safari, offroad quad ve ATV safari gibi etkinlikler de yapılabilir. At binme eğitimlerine katılmak mümkün olur. İçmeler'in diğer güzel yanı da yemeklerinin lezzetidir. Burası Ege ve Akdeniz mutfağının özelliklerini taşır. Zeytinyağlı yemeklerin en güzelleri, bol yeşillikli sofralar burada keşfedilebilir. Diğer yandan balığın en taze hali de yine burada yenir. Yörede ayrıca güzel yapılan başlıca yemekler sura doldurması, karnıkara, katmer, ballı kabak, çıtırmak tatlısı, çıntar köftesi, köreme böreği, kıstırma ve karpuz reçeli şeklinde sıralanabilir. Beldenin tatlı şarabı da meşhur içeceklerin arasında yer alır. Bu lezzetlerin dışında birçok alternatif beldede bulunabilir. Neredeyse her damak tadına uygun yemekler özellikle tatil sezonunda yapılıyor. Kebap, köfte, hamburger gibi popüler yemekler burada da sıkça tercih ediliyor. ağırlıklı olarak yabancı turist ağırladığı için hem konaklama hem de yeme-içme bakımından biraz pahalı bir beldemizdir. İçmeler Muğla'nın Marmaris ilçesine bağlı bir beldedir. İlçe ile arasında 8 kilometre mesafe bulunur. Ulaşımın çok kolay olduğu beldeye gece de gündüz de ulaşmak mümkündür. Toplu taşıma kullanarak gidecek olanlar Marmaris'ten düzenli aralıklarla kalkan dolmuşlara binerek kısa sürede beldeye ulaşabilirler. üzerinden buraya deniz taksileri ile de ulaşılabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/563-nazarkoy-tanitimi.html", "text": "Türklerin eski Şaman inancından geliyor. O dönemden beri bunların insanı kötü güçlerden koruduğu düşünülüyor. Günümüzde bu inanç zayıflasa da süs ürünü olarak nazar boncukları sıkça tercih ediliyor. Nazarköy'de beş tane cam atölyesi bulunuyor. Burada cam eritilerek boncuklar yapılıyor. Camı 1200 derece sıcaklıkta eriten ustalar bunları şekillendirip renklendiriyor. Ardından boncuklar köyün kadınlarının elinde çeşitli eşyalara ve süslere dönüştürülüyor. Gelen ziyaretçiler atölyeleri ziyaret edip boncuk yapımını izleyebiliyor. Boncuk süslemeleri köyün genelinin siluetini oluşturuyor. Çok yaşlı anıt ağaçlar boncuklarla süslenmiş durumda. Köy evlerinin duvarlarında da çeşitli boncuk süslemeleri göze çarpıyor. Aynı şekilde burada yaşayanların duvarlara çizdiği resimler de görülmeye değer. Sokaklarda ise burada imal edilen boncuklar ve onlarla süslenmiş eşyalar satılıyor. Köyün geneli boncuklarla süslenmiş durumda ve çok etkileyici bir görünüme sahip. Köyü ziyaret edenlerin oldukça sevdiği bir diğer şey de köydeki kadınların yaptığı otlu gözlemeler eşliğinde çay içmek. Müthiş bir doğal ortam içinde stantları gezerken bir mola olarak tercih ediliyor. Bunun dışında köyde yetişen kirazlar da oldukça tercih ediliyor. 'nin başlamasını sağlıyor. Köylünün el ele verip yaşam alanlarını bu denli geliştirmesi etkileyici ve ender rastlanan bir örnek oluşturuyor. Nazarköy'deki cam atölyelerinde el emeği ile yapılan nazar boncuklu kolye, küpe ve süs eşyalarının sergilenip satıldığı yerde vaktin nasıl geçtiğine inanamayacaksınız. , yaklaşık 2,5 metreye 1,5 metre boyutlarındaki bir niş içine işlenmiş kabartmadır. Sol elinde bir mızrak sağ elinde bir yay tutan bir erkek figürüdür. Anıtın bulunduğu konum, alabildiğince yeşil ve dağlık alandır. Bu tarihi anıt incelerken, aynı zamanda muhteşem manzaranın da keyfini çıkarabilirsiniz. nü ziyaret ederek, Roma- Bizans dönemi kalıntılarını inceleyebilirsiniz. Erozyon ve tarımsal etkinlikler sonucunda büyük ölçüde tahrip olmasına rağmen, hala yerli ve yabancı turistlerin sıkça uğradığı ilk gezi alanlarından biridir. ziyaretini bu tarihlere denk getirmek geziyi etkileyici bir deneyim haline getirebilir. üzerinden ilerleyip Kemalpaşa ilçesine varılır. Buradan sağ tarafa dönüp Torbalı yönünde ilerlenir. Bu yol üzerinde 5 kilometre sonra Nazarköy tabelası görülür ve buradan sapıldıktan birkaç dakika sonra köye varılır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/564-nazillide-gezilecek-yerler.html", "text": "- Aydın kara yolu üzerine konumlandığı için ulaşım yönünden avantajlıdır. Aydın'ın gelişmiş ve büyük ilçelerinden biridir. Yeşil bir doğası ve temiz havası ile ünlüdür. Bölgede birçok tarihi yapı da dikkat çeker. Nazilli tarihini kısaca anlatmakta fayda var. Nazilli'de yerleşim çok eski tarihlere uzanır. İlk yerleşim bölgede Likyalılar tarafından kurulmuştur. Kentin adı Mas Tavra olarak geçer. Mas Tavra dönemin önemli ticaret yollarından biri üzerinde yer almıştır. Ticaret yolu Hierapolis ve Efes arasında uzanmaktadır. Bu sayede kentin önemi artmıştır. İlerleyen dönemde Pers Kralı Kyrus, Lidya Kralı Kroisos'u yenerek bölgeyi ele geçirmiştir. Perslerden sonrada Büyük İskender bölgede hüküm sürmüştür. Nazilli ve çevresi 1390'da Osmanlı sınırlarına dahil edilmiştir. Ankara Savaşı'ndan sonra Timur yerleşimi bölgenin ileri gelenlerine vermiş daha sonra 2. Murat tekrar Osmanlı topraklarına katmıştır. Kurtuluş Savaşı yıllarında Yunanistan bu bölgeyi işgal etmiştir. 5 Eylül 1922'de işgalden kurtarılmıştır. Nazilli'nin adının nereden geldiğine dair birçok rivayet anlatılır. Bir kesim bölgede yaşayan kadınların nazlı olmasından dolayı Nazilli ismini aldığını anlatır. Diğer rivayete göre de Oğuz Türklerinden gelen Nazlı ismindeki aile bölgeye ismini vermiştir. Koca Camii, ilçe merkezinde yer alır. Uzun Çarşı'ya yakın konumda bulunan cami, 1886 yılında inşa edilmiştir. İlk yapıldığında üstü açık namazgah olarak kullanılmıştır. İlerleyen yıllarda kubbesi ve minaresi inşa edilse de yaşanan depremde yıkılmıştır. Bölgede yaşayanlar kendi imkanlarıyla camiyi tekrar onarmışlardır. Caminin günümüze ulaşan kubbesi kurşun kaplıdır ve tek minareye sahiptir. ilçeye bağlı Esen köyünde bulunur. Esen köyünün eski adı Arpaz'dır ve ilçe merkezine 15 kilometre mesafede bulunur. Konak 19'uncu yüzyılda inşa edilmiştir. Osmanlı dönemine ait ve güzel bir mimariye sahip eserlerden biridir. Konak ev bölümü, hamam, kule, erzak depoları ve fırından oluşur. Duvarlarındaki ahşap işçilikleri, nakış ve motifleri dikkat çekicidir. Yapı bugüne aslını koruyarak ulaşmıştır. Arpaz Kulesi, Arpaz Beyler Konağı'nın bir bölümüdür. Koruma, savunma ve gözetleme amaçlı inşa edilmiştir. Kulenin zemin katı zindandır. Katlar arasındaki merdivenler ahşaptan yapılmıştır. Üst kat yaşam alanı şeklinde düzenlenmiştir. Burada oturma yerleri, dolaplar, ocaklar ve hamam bulunur. Uzun Çarşı denildiği zaman akıllara kilometrelerce uzunlukta sıra sıra dükkanların bulunduğu bir çarşı geliyor değil mi? Nazilli imkanları çevresinde alışveriş anlamında aradığınız her şeyi bulabileceğiniz bir çarşıdır. Nazilli'nin köklü yapısına ev sahipliği yapan Uzun Çarşı, ilçesinin sembolleri haline gelmiştir. Nazilli Uzun Çarşı'nın sıra sıra dükkanları, birbiri arasına geçmiş sokakları arasında bulunan satıcılar oldukça güler yüzlü ve anlayışlıdır. Kıyafet, yöresel ürünler, lokantalar ve hediyelik eşya dükkanlarını sırasıyla gezebilir ve yemek yiyebilirsiniz. Nazilli İstasyon Meydanı'nda gar karşısındaki eski Ankara Palas oteli olarak bilinen yer günümüzde Etnografya Müzesi olarak hizmet vermektedir. Demirci Mehmet Efe tarafından yaptırılan bina restore işlemlerinin ardından müze olarak kullanılmaya başlanmıştır. \"Anayurt Oteli\" filminin çekildiği bina olarak bilinen yapı otantik ve orijinal restore işleminin ardından görkemli bir tarihi yapı haline gelmiştir. Nazilli Etnografya Müzesi içerisinde sergilenen eserler Nazilli halkının sandık ve evlerinden derlenerek düzenlenmiştir. Aydın'ın Nazilli ilçesinde Altıntaş Mahallesi'nde yer alan Dokuzun Hamamı, mimarisi ve ne zaman yapıldığı hakkında net bilgiler bulunmamaktadır. Osmanlı döneminden günümüze kadar gelebilen tek hamam olarak bilinen yapı, taşınmaz kültür varlıkları arasında yer almaktadır. Türk hamamı olarak planlanan tarihi yapı, Camekan bölümü tamamen yıkık durumda olduğu için net bir bilgi aktarılmamaktadır. Nazilli'nin Pınarbaşı Mahallesi'nde atış poligonlarının alt kısmında bulunan Dereağzı Şelalesi, ilkbahar ve yaz aylarında görülmeye değerdir. Nazilli'nin doğal güzelliklerini barındıran şelale vatandaşlar tarafından keşfedilmeyi beklemektedir. Nazilli Belediyesi tarafından şelalenin çevresi daha derli toplu bir hal aldığı zaman kesinlikle tatilcilerin uğrak noktası olacaktır. Nazilli'de bulunan gençler yaz aylarında sıcaklar nedeni ile şelalede serinlemeyi tercih etmektedir. ilçenin Bozkurt köyünün 1 kilometre çıkışında bulunur. Antik kent farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan küçük bir yerleşimdir. Günümüze tiyatro alanı ve nekropolünden bazı kalıntılar ulaşmıştır. Aydın'a bağlı Sultanhisar ilçesinde yer alan Nysa Antik Kent'i Nazilli ilçesine 15 dakika uzaklıktadır. Nysa Antik Kent'i, Ege bölgesinin zeytin ağaçları ve doğal güzellikleri arasına kurulmuş önemli ticaret ve ulaşım yolu üzerinde yer almaktadır. Antik kent hakkında detaylı bir bilgi sahibi olabilmeniz için içerisinde gezinirken elinizde ünlü yazar Strabon'un el kitabını almalısınız. Nysa Antik Kent girişinde bulunan görkemli tiyatrosu yaklaşık 12 bin kişiliktir. Antik kentin tiyatrosunda yapılan kazı çalışmaları sonucunda çıkarılan parçalar Aydın Müzesi'nde sergilenmektedir. Antik kent tiyatrosunun en üst basamağına çıktığınız zaman kentin görkemli mağazasını ayaklarınızın altına almaktasınız. Nysa Antik Kent'i içerisinde bulunan Tiyatro, Kütüphane, Yaşlılar Meclisi ve Sütunlu Cadde gezi notları arasında kesinlikle görülmesi gerekir şeklinde not alınmalıdır. Şehrin gürültüsünden ve stresinden sıkılmadınız mı? Nazilli'de Dereağzı'nda köy kahvaltısı yapabileceğiniz sakin, huzurlu, bol bol yeşilliğin bulunduğu ve organik besinlerin tattırıldığı mekana gitmelisiniz. Doğa ile iç içe ortamı sayesinde hem huzur depolayacağınız hemde daha önce hiç bu kadar lezzetli bir kahvaltı yapmadığınızı düşüneceksiniz. Servisleri zayıf olmasına rağmen mekanın güzelliği ve ürünlerin lezzetleri yeterli gelecektir. Ege bölgesinin yaz sıcaklarına dayanamadığımız anda yaylalardan özenle toplanmış kar ile serinleyebilirsiniz. Kar helvası, yüksek rakımlı yaylalardan temiz kar toplandıktan sonra her dükkanın kendine özgü tatlı bir şurubu üzerine dökülerek servis edilir. Adana'da bici bici olarak bilinen bu tatlı, Ege bölgesinde kar helvası olarak bilinmektedir. Nazilli'ye geldiğiniz zaman Kar Helvacısı Ömer Aydın'dan kaşık kaşık helva yemeden dön memelisiniz. ? derseniz, farklı alternatif seçenekler ile ulaşım sağlayabilirsiniz. Şahsi aracınız, otobüs ve tren ile kolaylıkla ilçeye ulaşabilirsiniz. Nazilli'ye kendi aracınız ile gitmek istiyorsanız Ankara'dan yola çıktığınız Uşak, Afyonkarahisar, Denizli ve Aydın istikametini kullanabilirsiniz. İstanbul tarafından geliyorsanız Sakarya, Bilecik, Eskişehir, Kütahya, Afyonkarahisar, Denizli ve Aydın yol güzergahını tercih edebilirsiniz. Denizli ve Aydın'dan Nazilli'ye tren veya minibüsler ile ulaşım sağlayabilirsiniz. Tren fiyatları 8 - 10 TL arasında değişirken minibüsler ise 7,5 - 10 TL arasında değişkenlik göstermektedir. Denizli, Aydın, İzmir vb. çevre illerden otobüs ile gelmek istiyorsanız ortalama ücret 13 TL ile 25 TL arasında değişmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/565-kucuksu-kasri-tanitimi.html", "text": "- Beykoz sahil yolu üzerinde yer alır. Günümüzde yapı ziyaret edilebilir veya restoran kısmında vakit geçirilebilir. İstanbul'un görkemli yapılarından biri olmasıyla görülmeye değer yerlerden biridir. Küçüksu Kasrı'nın inşasına 1856 yılında başlanmıştır. Sultan Abdülmecid tarafından yaptırılmıştır. Padişahın emriyle yapı mimar Nigoğos Balyan'a yaptırılmıştır. 1751 yılında tamamlanan yapı padişahın has bahçesi olarak kullanılmış ve padişahın dinlendiği yerlerden biri olmuştur. 4. Murat zamanında ise Gümüş Selvi olarak adlandırılmış ve farklı amaçlar için kullanılmıştır. Cumhuriyet ilan edildikten sonra yapı Devlet Konuk Evi olarak hizmet vermiştir. İlerleyen yıllarda müze- saray haline getirilip ziyaretçilere açılmıştır. Kasırlar inşa edildikleri dönemde hünkarın malı sayılır. Asıl ikamet edilen yerler değil dinlenme mekanları olarak tasarlanmışlardır. Köşkten büyük, saraydan küçük yapılardır. ilkin iki katlı ahşap bir bina olarak yapılmıştır. Sonraki yıllarda birçok kez onarımdan geçen yapı, bugünkü halini Sultan Abdülmecit zamanında almıştır. Ahşam saray yıktırılarak yerine bu görkemli kagir yapı inşa edilmiştir. 17. yüzyıl kaynaklarında ismi Bağçe-i Göksu olarak geçer. İki katlı kasır yığma tekniği ile yapılmıştır. Bodrum katı ile birlikte 3 katlı olur. Yapı malzemesi olarak tuğla ve taş kullanılmıştır. Bodrum katında mutfak, kiler ve hizmetçi odaları vardır. Diğer iki katta hole açılan dört oda vardır. Odalar diğer yandan arkalarındaki diğer odalara açılır. Bu tasarım geleneksel Türk Evi tasarımını yansıtır. Döneminde padişahlar tarafından av, dinlenme ve biniş kasrı olarak kullanılmıştır. Denize bakan tarafı kabartmalarla süslenmiştir. Yine aynı tarafta şadırvanlı havuz bulunur. Merdivenleri ise batı tarzı süslemelerle bezenmiştir. Kasrın içi çok değerli sanat eserleri ile süslenmiştir. Birbirinden farklı şekilde tasarlanmış birçok şöminesi vardır. Odalardaki parkeler ince işçilikle süslenmiş ve her oda için farklı süslemeler kullanılmıştır. yapmak için tercih edilir. Kahvaltı genellikle hafta sonları sabah 09.00- 13.00 arası olur. Kasrın hemen yanında Anadolu Hisarı bulunur, gitmişken burayı da ziyaret edebilirsiniz. - Rasathane arası sefer yapan 14R ve 15E otobüsleri Küçüksu Kasrından geçer. Ayrıca Üsküdar'dan kalkan 15, 15H, 15KÇ, 15M, 15N, 15P, 15T, 15Y, 15ŞN otobüslerini kullanıp Küçüksu durağında inerek ve ardından 200 metre kadar yürüyerek buraya gidilebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/566-iztuzu-plaji-tanitimi.html", "text": "beldesinde bulunur. Uzunluğu 4,5 kilometre olan plaj Kaplumbağa Plajı olarak da bilinir. Burası caretta carettaların yumurtalarını bıraktığı alanlardan biridir. Kumsal alanı Radar Tepesi'nin eteklerinden Delik Ada önüne kadar uzanır. İztuzu Boğazı'nda göl ile deniz suyu buluşur ve bu alan görülmeye değer oluşumlar meydana getirir. Kumsalın bir ucundan tatlı su diğer tarafından tuzlusu akar. da caretta carettaların yumurta bıraktığı ender yerlerden biridir. İztuzu Plajı akşam 20.00'dan itibaren ziyarete kapalıdır ve çevrede ışık bulunmaz. Bunun nedeni de caretta carettaları korumaktır. Onların üreme dönemlerinde ise plaja evcil hayvanlar da giremiyor. Caretta carettalar yumurtalarını plaja gömerler. Burada gelişen yavrular yumurtadan çıktıktan sonra 26 saat kumun içinde hareketsiz durular. Daha sonra yüzeye çıkıp dolunayın ışığını takip ederek denize ulaşırlar. Etrafta başka bir ışık kaynağı olursa yavrular yönlerini kaybedebiliyorlar. Diğer yandan yumurtalardan çok fazla yavru çıksa da büyüyüp yaşayabilenlerin sayıları çok az. Bu yüzden İztuzu Plajı'nda da bu canlıları korumaya yönelik önlemler alınıyor. Bu canlıların İztuzu Plajı'nı terk etmemeleri de alanın ne kadar temiz olduğunu gösteriyor. , altın kum denilen sarı kumla kaplı ve 5400 metre uzunluğa sahip. Çevresinde ise ev, dükkan ya da otel gibi yapılar yok. Bu sayede en temiz doğal alanların başında geliyor. dönemin liman kentlerinden biriydi. O dönemde Dalaman Çayı Ortaca ve Dalya'nın bulunduğu yerden akıyordu. Milattan önce 226- 227 yıllarında büyük Rodos Depremi yaşandı. Bunun sonucunda Dalaman Çayı yatak değiştirdi ve dalgalar kumları kıyıya taşımaya başladı. Kumların önündeki kayalıklar da dalgaların hızını keserek birikimi hızlandırdı. günümüzde en temiz ve ilginç doğa harikalarından biri. Bugün plajın bir tarafı deniz diğer tarafı göl olduğu için ilginç yüzme deneyimleri yaşamak isteyenlerin dikkatini çekiyor. Denizinin aniden derinleşmemesi ve görece sığ olması da daha güvenli bir hale getiriyor. ne bakacak olursak sabah 08.00'da açılan plaj akşam 20.00'de kapatılıyor. de acil durumlar için hizmet veriyor. Diğer yandan alanda duş, giyinme kabinleri ve tuvalet de bulunuyor. Plaj ve çevresindeki doğal yapı korunduğu için çevrede otel gibi işletmeler bulunmuyor. Plaj alanına dahil bir kamp alanı da kurulmuyor. Fakat araç girişinin olduğu yeri sol kısmında çadır kurmaya izin veriliyor. Burası zaten bağımsız bir bölüm bu yüzden karışan olmaz. Plaj alanında kafe tarzı bir işletme de mevcut burada yemek yada içecek temin etmeniz mümkün. Plaja girişler ücrete tabi tutuluyor fakat fiyatların uygun olduğu söylenebilir. Burada şemsiye ve şezlong kiralamak da mümkün; bir şezlong fiyatı 5 lira, şemsiye fiyatı 5 lira şeklinde ücretlendirilmiş. Plaja sol tarafından araçla ya da daha ilerisindeki Dalyan Ağzı isimli bölgeden tekne ile giriş yapılabiliyor. da bulunuyor. Otopark 15 dakikalık ziyaretler için ücretsiz, daha sonrası için ücretli oluyor fakat fiyatların uygun olduğu söylenebilir. bulunuyor. Dileyenler Kışla tabelasını takip ederek, çam ağaçları arasında yaklaşık 8 kilometrelik bir parkurda yürüyüş yaparak bu koya ulaşabilir. Kargıcak Koyuna araçlarınızla da gidebilirsiniz. İztuzu Plajı Muğla'nın Ortaca ilçesine bağlı Dalyan beldesindedir. Plaj ile Dalyan arasında 12 kilometre mesafe bulunur. İztuzu Plajı'na tekne ile veya karayolu ile gitmek mümkündür. Dalyan'dan kalkan tekneler ile yaklaşık 30 dakikada plaja ulaşılır. Tekne dolmuşlar sabah 9.30'da seferlerine başlar. Plajdan Dalyan'a dönüş ise 13.00'da başlar. Teknelerin vardığı noktada araç girişi yoktur. çevresinden dolaşarak 20 dakikalık bir yolculukla ulaşabilirler. Dileyenler göl kenarındaki muazzam manzaralı tesislerde gözleme tarzı yemekler yiyebilirler."} {"url": "https://www.gezipedia.net/567-odunpazarinda-gezilecek-yerler.html", "text": "'deki en turistik yerlerden biridir. İyi korunmuş tarihi dokusu dikkat çekicidir. ilçe merkezindedir. İlin en eski yerleşimi Odunpazarı'dır ve bu evler Osmanlı dönemini yansıtmasıyla da önem taşır. Tarihi evler Osmanlı zamanından kalma, dönemin mimari özelliklerini taşıyan evlerdir. Dar ve taş sokakları çevreleyen bu evler restore edilmiştir. Büyük çoğunluğu müze, kafe, restoran, otel ve dükkan haline getirilmiştir. Dünya Kültür Mirası Listesi'ne de eklenen bu evler çoğunlukla iki katlı inşa edilmiştir. merkezinde bulunur. 1850 tarihinde inşa edilmiştir. Han olarak tasarlanan bina Takattin Bey tarafından yaptırılmıştır. Kurşunlu Külliyesi'ne yakın konumda yer alır. Yapının ortasında üstü açık, geniş bir avlu bulunur. Bugün yapı el sanatları çarşısı olarak kullanılmaktadır. ilçe merkezinde bulunur. Yapı 1969 ile 1978 tarihleri arasında yapılmıştır. Osmanlı mimarisinin tipik örneklerinden biridir. Yapının üzeri iki küçük bir de büyük kubbe ile örtülmüştür. Cami hala ibadete açıktır. . Müze dört kısma ayrılmıştır. Bu alanlarda tarihi kişiler, yerli ve yabancı ünlülerin heykelleri bulunur. Müze içinde 160 heykel vardır. Balmumu heykellerin gerçeğe çok yakın görüntüler oluşturması ziyaretçilerin dikkatini çeker. , ilçe merkezinde bulunur. 2007 yılında açılışı yapılmıştır. Tarihi Odunpazarı evleri restore edilmiş ve müze haline getirilmiştir. Müzede malzeme olarak camın kullanıldığı 100 eser bulunur. Eserler yerli ve yabancı sanatçılara aittir. Eser oldukça dikkat çekicidir. ismi verilmiştir. Porsuk Çayı üzerinde gondol turları da yapılmaktadır. Çay, şehri ikiye böldüğü için gondol gezisi ilçe gezisine benzer ve zevkli bir aktivitedir. ilçe merkezinde yer alır. Burada park şehre hakim bir tepe üzerine kurulmuştur. Buradaki şelale yapaydır. Çevresinde yel değirmeni, yürüyüş parkurları, yeşil alanlar, spor aletleri ve vakit geçirilebilecek işletmeler bulunur. Çocuklar için geniş oyun alanları da mevcuttur. Özellikle aileler için güzel bir ortamı vardır. yönünden gelecek olanlar E90 yolunu kullanarak buraya ulaşabilirler. Ankara üzerinden demiryolu ile de Eskişehir'e gidilebilir. Toplu taşımada kara yolunu kullanacak olanlar diğer şehirlerden Eskişehir'e giden otobüsleri kullanarak buraya ulaşabilirler."} {"url": "https://www.gezipedia.net/568-dogada-yapilacak-pratik-yemekler.html", "text": "Önceki konularımızda tüm bu öğrendiklerinizin uygulaması olan yemek pişirmeye geçerken, tüm yemekler için dikkat etmeniz gereken önerileri şöyle sıralayabiliriz. - Kendinize güvenin ve yemek yapmaya odaklanın. Yemek yapmak başlı başına bir iştir. Yemek yaparken diğer işlerden olabildiğince uzak durun. - Yiyebileceğiniz kadar malzeme çıkarın ve yemekte kullanın. - Çok aç olduğunuz durumlarda ihtiyacınızdan fazla yemek yapacağınızdan dolayı yemek yapmaya başlamadan az da olsa atıştırmalık bir şeyler yiyin. - Doğada yemek yaparken ev ortamındaki imkanlarınız olmayacağından az ve birleştirilmiş yemekler yapın. Örneğin; makarna ve kıymayı ayrı ayrı yapmaktan ise karıştırarak tek bir kapta yapın. - Yemeğe tuz eklerken çok dikkatli olun gerekirse az tuzlu yapın damak tadınıza göre piştikten sonra üzerine ekleyin. - Olabildiğince az bulaşık çıkarın. - Yağları eritirken ve ısıtırken yakmayın. - Yemek pişirirken ocak üzerinde yapıyorsanız normal ateş ayarında başlayın, pişmeye yakın ateşi kısığa alın. Ateş üzerinde yapıyor iseniz alevi geçmiş köz durumuna gelmiş ateşte pişirmeye çalışın. - Yemek pişer pişmez yemeğin yenilebilir dereceye düşünceye kadar soğumasını bekleyin. Bu bekleme işlemi esnasında yemek dinlenecektir ve daha lezzetli bir hal alacaktır. ilk önce yağı eritin veya ısıtın, ardından kişi sayısına göre şehriye ekleyin ve şehriyeler hafif kızarana kadar kavurun. Kavrulan şehriyelere salça veya domates sosu ekleyerek biraz daha kavurun. Önceden hazırladığınız sıcak su var ise ekleyin yoksa soğuk su da ekleyerek kaynamasını bekleyin. Bu aşamada çorbaya baharat ekleyebilirsiniz. Kaynamaya başladığında ocağı kısın ve bir süre daha pişmesi için kaynatın. Şehriyeler yumuşadığında ateşin üzerinde alın ve dinlenip soğuması için 15-20 dk bekleyin. Çorbayı içerken üzerine limon veya limon tuzu ekleyebilirsiniz. Rahat taşınabilirliğinden ve uzun süre bozulmadan saklanabildikleri için makarna, pirinç ve bulgur doğada en çok tüketilen gıdalar arasında gelmektedir. İçeriklerinde yüksek karbonhidrat olduğu için çabuk enerjiye dönüşürler ve vücudumuzun ihtiyacı olan enerjiyi sağlamaktadırlar. Makarna ve pilavların hazmı da sindirim sistemince rahatlıkla sağlanabilmektedir. İlk önce yağı eritin veya ısıtın, ardından kişi sayısına göre bulgur ekleyin ve yağ ile karıştırın. Önceden hazırladığınız sıcak su var ise ekleyin yoksa soğuk su da ekleyerek kaynamasını bekleyin. Kaynamaya başlayınca tuz ve baharat ekleyin ve ocağı kısın, bir süre daha demlenmesi için kaynatın. Bulgur suyunu çektiğinde dinlenip soğuması için 15-20 dk bekleyin. Pilav yapmak için katacağınız su miktarı bulgurun iki katı olmalı. İsteğinize göre pilavınızı; domates, sucuk, tavuk, mantar vs. ile zenginleştirebirsiniz. Vücudun temel ihtiyacı olan proteinleri alabileceğimiz en önemli kaynak etlerdir. Özellikle kasların ihtiyacı olan proteinler bizi daha zinde ve sağlıklı kılacaktır. Doğaya giderken etleri çiğ olarak taşımak yerine kurutulmuş ya da kavrulmuş olarak taşımak gerekmektedir. Tavuk, kıyma ve parça et yerine paketlenmiş kavurma, pastırma veya sucuk taşımayabilirsiniz. Yanınızda taşıyacağınız kavurma, pastırma veya sucuk zaman sorununuz olduğu zaman pişirilmeden de yenilebilir. Doğada etli yemek tercih ederseniz hazırlanması daha kolay, besleyici ve daha lezzetlidir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/569-bozburunda-gezilecek-yerler.html", "text": "ilçesine bağlı beldelerden biridir. İlçe merkezine 49 kilometre mesafede bulunur. Türkiye'nin güneybatısında kalan beldenin ismi buradaki boz renkli dağlardan gelir. Bölgenin bilinen en eski adı Tinos veya Timnos'tur. Yarımada'da tarihi 10 kent bulunur. Bilindik Larymna Antik Kenti Bozburun'u da kapsar. Kentin kalıntıları bugün de görülebilir. yaz aylarında ziyaretçi akınına uğrar. Belde yat turizmi için önemli bir noktadır. Buradaki yat ve gulet tersaneleri meşhurdur. Motorlu ahşap guletler Bozburun'da yapılır. Belde ve çevresinde bu ve benzer amaçla kurulmuş birçok atölye vardır. , çevresine göre sakin bir ortama sahiptir. Dinlenmek ve eğlenceli aktiviteler yapılabilecek, huzurlu bir yerdir. Denizinin berraklığı ve temizliği ziyaretçileri buraya çeker. El değmemiş ormanları bölgeye nefes aldırır, temiz havanın tadı çıkarılır. Denizi çoğu zaman sakin ve dalgasızdır. Dalgıçlık yapmak isteyenler için de güzel alternatifler sunar. Su altı dalışını merak edenler için ise dalış eğitimi veren merkezler bulunur. Bunlara başvurarak hem öğrenebilir hem güzel vakit geçirebilirsiniz. 'ne ait kalıntılara da Bozukkale'de bulunur. Koyun girişindeki tepenin üzerinde kentin kalıntıları yer alır. Burada günümüze göre sağlam bir şekilde ulaşmış kale, üç sarnıç, akropol ve nekropolon kalıntıları bulunur. 'ye karadan da ulaşmak mümkündür. Söğüt'ten Taşlıca'ya kadar araçla gidip sonra kısa mesafe yürüyerek koya ve antik kente ulaşılabilir. , Bozburun merkezden 45 dakika yürüyüş mesafesinde bulunur. Buradaki Asar Tepesi'nde kentin bazı kalıntıları hala ayaktadır. Fakat yapıların büyük çoğunluğu günümüze ulaşmamıştır. Larymna isminin Luwi ya da Karia dilinden geldiği düşünülmektedir. Kum Halkı anlamına gelir. Kentin tarihinin milattan önce 2000'lere uzandığı tahmin edilir. Geçmişi tam olarak bilinmeyen antik kente dair başka kalıntılar da çevreye yayılmıştır. Burayı gezen ziyaretçiler 45 dakikalık yol boyunca harika bir doğanın içinden yürür. Tepeye ulaşıldığında ise muhteşem bir manzara ile karşılaşılır. 'u keşfetmek için en güzel seçeneklerden biri tekne turlarıdır. Çevredeki muhteşem koylarda yüzmek, harika manzaralar içinden ilerlemek, ormanla denizin buluştuğu alanları keşfetmek için tekne turları sıkça tercih edilir. Yaz aylarında başlayan turlar için tekneler sabah 10.00'da kalkar ve gün boyu çeşitli koyları, kumsalları ziyaret eder. Turlar genellikle Ada Boğazı, Serçe Limanı, Bozukkale, Üç Taş, Akvaryum ve Dirsekbükü üzerinden Bozburun'a geri döner. Toplu turlara katılmak istemeyenler veya bir arkadaş grubuyla gezmek isteyenler turların haricinde de tekne ile gezebilir. Aynı yerden bir tekne kiralamak ve öyle gezmek de mümkündür. Çevredeki koylarda da deniz berrak temiz ve genellikle dalgasızdır. Dalgıçlık gibi aktiviteler yapmak isteyenler için de Bozburun ideal bir tatil noktasıdır. Akdeniz'in en güzel manzaralarından birine sahip olan Bozburun sahilinde keyifli ve huzurlu bir vakit geçirebilir, sahil yolu üzerinde bulunan kafe ve restoranlarda gününüzü tamamlayabilirsiniz. yolu üzerinden Bozburun'a ulaşabilir. Toplu taşıma ile gitmek isteyenler de Marmaris'ten kalkan dolmuşları kullanabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/57-bartinda-gezilecek-yerler.html", "text": "'sı, dünyanın en önemli yüz doğa alanından biri olarak kabul edilen Küre Dağları Milli Parkı, yaylaları ve plajlarıyla keşfedilmeyi bekliyor. Osmanlı döneminde bölgenin pazar yeri olan ve On İki Divan adını alan Bartın, 1991 yılında il merkezi yapılmış. Bartın, denizden 12 km içeride kurulmuş; Kocaçay ve Kocanaz çayları kenti üç yönden kuşatıyor. Gazhane burnunda birleşen iki çay Bartın ırmağını oluşturuyor, 15 km sonra Boğaz mevkinden Karadeniz'e dökülüyor. Bartın ırmağının en önemli özelliği ise üzerinde 500 tonluk gemilerin bile işleyebilmesi. arasında bulunuyor. Bartın'da çoğu ırmak kenarındaki mahallelerde olmak üzere 258 tescilli ahşap ev de var. Mübadeleye kadar Bartın'da Rumlar da yaşıyormuş. Şimdi Rumlardan kalma eski kilise çok amaçlı salon olarak kullanıyor, işin güzel tarafı bu küçük kentte tam dört tiyatro topluluğu bulunuyor, büyük kentlerde bile görülmeyen bu bolluk doğrusu insanı şaşırtıyor. gelmektedir. Şehir merkezinde bulunan Bartın Kalesi oldukça eski ve görkemli bir mimari ile şehre gelenlerin görmesi gereken yerler arasında ilk sıralarda bulunmaktadır. Güzel bir manzarası olması nedeni ile de şehirde yapılacak gezilerde mutlaka buraya gelmek gerekmektedir. Bartın'ın en önemli renklerinden biri de Garıla Pazarı. İki yüz yıllık geçmişi olduğu söylenen pazar yaz kış demeden salı ve cuma günleri kuruluyor; kadınlar bahçelerinde yetiştirdiği sebze ve meyveden ormanlardan topladığı mantarlara, kendi yaptıkları peynirlerden manda yoğurduna kadar bin bir çeşit organik ürünü bu pazarda satıyor. dir. Bartın kentinde yaşamış diğer medeniyetlere ait tüm izleri bu müzede bulmak mümkün olabilmektedir. Kültürel bir gezi yapan ve tarihe meraklı olan kişilerin mutlaka gelmesi gereken bir yer olarak kentte oldukça önemli alan olmaktadır. olmaktadır. Çarşı kentte gezilmesi ve görülmesi gereken yerler içerisinde oldukça önemli bir yerde olmaktadır. Kente yapılacak seyahatlerde Bartın'da görülmesi gereken yerler denilince ilk akla gelen yerlerden birisi de burasıdır. Bartın şehri özellikle doğal güzellikleri ile ön planda olan bir yer olmaktadır. Karadeniz'in en güzel yerinde bulunan kent doğal alanları ve parkları ile gezilmesi gereken önemli kent olmaktadır. Bartın'ın 59 kilometrelik sahil şeridinde birçok bakir koy bulunuyor. Bartınlılar yakınlığı nedeniyle daha çok İnkumu, Güzelcehisar, Mugada ve Kızılkum plajlarını tercih ediyor. Güzelcehisar'dan Mugada'ya kadar kıyı boyunca uzanan lav sütunları ise 80 milyon yılda oluştuğu bilinen eşi olmayan bir doğa harikası. Garıla Pazarından organik ürün almadan, İnkumu Plajında denize girmeden, DÖNME! , Kabak Burması, Pirinçli Mantı, Halışka ve incir Dondurması başta geliyor. 'e 720 km uzaklıkta. Bartın'a Türkiye'nin her yerinden otobüslerle ulaşılabiliyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/570-sarikamista-gezilecek-yerler.html", "text": "İlçenin isminin nereden geldiğine dair birçok görüş bulunur. Bunlardan ilki bölgenin bir sarık ve biraz yiyecek karşılığı satın alındığı yönündedir. Diğerine göre ilçede eskiden bulunan Bebek Gölü'nün çevresinde yetişen sarı kamışlardan bu isim oluşmuştur. Son rivayet ise Hazar Denizi ve Aral Gölü arasında kalan Sarıkamış Vadisi'nin bölgeye ismini verdiği yönündedir. ilçeye bağlı Sarıtaşlar köyünde bulunur. Kale Urartular zamanından kalmıştır. Binlerce yıllık tarihe sahip kale bölgeye hakim bir tepe üzerine kurulmuştur. Köyün hemen yukarısında bulunur. Kale oldukça büyük ve görkemlidir. Zivin Kalesi ilçeye bağlı Zivin köyünde bulunur. Köyün ismi günümüzde değişmiş ve Süngütaşı olmuştur. Kalenin yapıldığı tarih tam olarak bilinmemektedir. Fakat yapının etrafında Urartular zamanından kalan seramik parçaları bulunmuştur. Bu yüzden o yıllardan kaldığı düşünülmektedir. Kale Selçuklu ve Osmanlı zamanlarında da kullanılmıştır. 93 Harbi'nde büyük hasar gören yapının bir kısmı günümüze ulaşmıştır. Kalede yapı malzemesi olarak moloz taş ve kayalıklar kullanılmıştır. Kalenin köye dönük tarafında Zivin Çayı'na kadar uzanan bir yer altı tüneli olduğu bilinmektedir. Tüneller günümüzde kapalıdır. olarak da geçer. Bu çatışmadan Osmanlı galip çıksa da sonra tekrar saldıran Rusya bölgeye hakim olmuş ve 40 yıl boyunca burada kalmıştır. Bu yüzden kalenin tarihi önemi de büyüktür. yakın zamanda açılmış bir restorandır. Burada yöresel yemekler en lezzetli şekilde yapılır. Burada işletmenin sahibinin çevre yerleşimlerden topladığı 100 yıllık madeni paralar, şamdanlar, kılıçlar, silahlar, kazanlar, radyo ve plaklar gibi tarihi eşyalar da vardır. Ayrıca asırlar önce kullanılan tarım aletleri de kültür evinde sergilenmektedir. ilçe merkezine 1 kilometre mesafede bulunur. Rusların bölgeyi işgal ettiği yıllarda Rus Çarının hasta oğlu için inşa edilmiştir. Fakat bölge halkı buraya Çar'ın eşinin ismini vermiştir. Yapı 1877- 1878 yılları arasında yapılmıştır. Taş ve ahşap malzemeden yapılan köşk yemyeşil ormanlık bir alanda konumlanır. 19'uncu yüzyıl Baltık mimarisinin çok güzel bir örneğini oluşturur. İnşasında hiç çivi kullanılmaması da ilginç özelliklerinden biridir. Rus mimarisinin özelliklerini sergileyen yapı görülmeye değerdir. de Rusların bölgedeki 40 yıllık hakimiyeti döneminden kalma bir yapıdır. Diğer köşk ile benzer tarihlerde inşa edilmiş ve Çar'ın kullanımı için ayrılmıştır. Malzeme olarak ahşabın yoğunluklu olarak kullanıldığı bir yapıdır. Günümüzde restore edilmeye ihtiyacı vardır. ilçe merkezinde bulunur. Yeri Hükümet Konağı'nın hemen yanıdır. Ruslar bölgede hakimken Çar Nikola tarafından inşa edilmiştir. O yıllarda kilise olarak yapılmışken ilerleyen dönemde cami haline getirilmiştir. Mimarisi dikkat çekicidir. her yıl Aralık ayından Mart ayı sonuna kadar faaliyet gösterir. Merkezin çevresi sarıçam ormanları ile çevrilidir. Konaklama imkanları gelişmiştir. Kayak merkezinde yılın 141 günü kristal kar yerden kalkmaz. Bu da snowboard ve offpist için uygun alanı oluşturur. Pist genişliği 70 metredir. Yeni başlayanlar ve profesyoneller için uygun pistleri bulunur. Merkezde kayak malzemeleri kiralanabiliyor ve kayak yapmak için özel ders alınabiliyor. Diğer yandan burasının harika manzarası da tercih sebepleri arasında yer alıyor. , her yıl Şubat ayında yapılıyor. 3 gün süren festival Sarıkamış Kayak Merkezi'nde yapılıyor. Burada offroad ralli, kaşar kovalamaca, uzaktan kumandalı araba yarışı, snowboard ve kayak yarışları gibi birçok aktivite düzenleniyor. ilçenin Keklik Mevkii'nde bulunur. Tam olarak ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Fakat yapılan incelemeler Urartulara ait olduğunu gösterir. Rivayete göre kaleyi Urartu Kralı kızları için yaptırmıştır. son zamanlarda sıkça tercih edilen bir ulaşımdır ve yolculuğu keyiflidir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/571-kizilcahamamda-gezilecek-yerler.html", "text": "gibi komşu illere yakın mesafede bulunur. İl merkezine 90 kilometre mesafeden olan ilçe kültürel ve doğal yapısıyla görülmeye değer yerler arasında. İlçedeki termal su kaynakları da sağlık turizmi açısından önem taşıyor. Kızılcahamam'ın bulunduğu bölgedeki yerleşim kalıntıları çok eski medeniyetlere dayanıyor. Dilerseniz ilçenin tarihine bir göz gezdirelim. ve çevresinin yerleşim yeri olarak ilk kullanıldığı tarih tam olarak bilinmiyor. Çünkü yapılan kazılarda bölgeden Paleolotik devre ait kalıntılar da çıkmaktadır. İlerleyen dönemlere ait olarak da Hitit, Lidya ve Galatlar'a ait kalıntılar bulunmuştur. Kızılcahamam bölgesindeki kaplıcaların ise Romalılar döneminde de kullanıldığı saptamıştır. isminin nereden geldiğine dair bir rivayet vardır. Buna göre Timur Ankara'ya kadar ilerlediğinde bu çevredeki kaplıcaları ziyaret eder. Burada bacağını sıcak suya değdirince \"Aman bre kızılca hamam!\" diye bağırır. Böylece bölgenin ismi Kızılcahamam olarak kalır. 'na oldukça benzer. Fakat ondan daha eski olduğu tahmin edilmektedir. Manastırın tam olarak ne zaman inşa edildiği ve kimler tarafından yapıldığına dair kesin bir kaynak bulunmuyor. Fakat çok eski bir yapı olduğu aşikar. Manastır kanyonun üzerine dikkat çekici bir mimari ile kurulmuştur. Yapının inşa edildiği dönemdeki ismi bilinmiyor. Alicin ismi, 19. Yüzyılda yaşayan ve burada kalan eşkıya Cin Ali'den gelir. Hatta bazı araştırmalara göre yapı manastır olarak değil güvenlik amacıyla kurulmuştur. milattan önce 280-274 yıllarında hüküm süren Galatlar döneminde yapılmıştır. Yapının inşa edilme tarihi tam olarak bilinmiyor. Tarihi kale ilçenin köylerinden Başköy'e 10 kilometre mesafede yer alır. Yapı bölgedeki yüksek bir tepe üzerinde konumlanmıştır. Kalenin üç yüz metre kadar aşağısına inildiğinde beş katlı yapılmış mağaralar görülür. Doğal olmayan, sonradan inşa edilen bu mağaraların Osmanlı İmparatorluğu döneminde yapıldığı ve güvenlik amacıyla kullanıldığı düşünülüyor. Bu ilginç yapılar çevrelerindeki doğal ortamla da birleşerek müthiş bir manzara ortaya çıkarıyor. içinde yer alır. Bölgede çevre düzenlemeleri için çalışmalar sürmekte ve alan daha ilgi çekici hale gelmektedir. eskiden bölgenin merkezi sayılan yerdi. Fakat günümüzde mağaraları ile meşhur bir bölgedir. Köyün altında yer alan mağaralar restore edilmiş ve halka açılmıştır. Araştırmalara göre mağaralar Roma İmparatorluğu döneminden kalmıştır ve imparatorluktan saklanmak isteyen Hristiyanlar tarafından inşa edilmiştir. Bu yüzden mağaraların düzeni, motifleri kiliseleri andırır. Mağaralara giderken güvenliğin sağlanması gerektiği için kış aylarında ziyaret edilmesi önerilmez fakat yaz aylarında bir sakıncası yoktur. Kızılcahamam'ın ilçe merkezindedir. Hem soğuk hem de sıcak su kaynaklarına sahip bir bölgedir. Bu kaynaklar bölgenin volkanik olmasından doğar. Yeşilin hakim olduğu bölgede piknik yapmak için tasarlanmış yerler, yürüyüş yapılabilecek alanlar tırmanma aktiviteleri yapılabilecek alanlar ve çeşmeler bulunur. Günlük geziler için uygun doğal bir ortamdır. 'ın merkezine dört kilometre mesafede ve oldukça yüksekte bir kaynaktan maden suyu çıkarılır. Kaynağın yanında da tesisi bulunur. Buradan çıkarılan doğal maden suları sindirim sistemi rahatsızlıkları, karaciğer sorunları, kalp hastalıkları, bronşit gibi çok çeşitli hastalıklara iyi gelir. Bunun dışında Kızılcahamam ilçe merkezinde yörenin yemeklerini yapan yerel lokantalar bulunur. Yöreye özgü simitler, gözlemeler, mantılar, bazlamalar ve köfteler deneyenlerin beğenisini kazanır. Otoyolu üzerinden ilçeye ulaşabilir. İstanbul'dan gelenler de Ankara yönüne seyahat eder ve Bolu'dan sonra ortalama 120 kilometre sonra Kızılcahamam'a ulaşır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/572-istanbul-ve-cevresinde-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "listesinin başında bulunan bu alan, bolca yeşilliğin yanında size sunduğu bu güzel şelale sayesinde kamp alanında oldukça eğleneceksiniz. Sadece şelalenin sesi bile psikolojik bir tedavi sağlıyor. Görüntüsü ve yüzmek içinde uygun bir alan olması sebebiyle size tavsiye edebileceğim bir yer. Şilede yer alan bu bölge mesafe olarak diğer kamp alanlarına nazaran biraz daha uzak. listemizde bulunan buraya gidin ve doğanın keyfini çıkarın. Şile/Sahilköy de yer alan bu kamp uzak bir mesafede sayılmaz. En azından vadettiklerini düşününce. Yeşillik ve suyun oluşturduğu bu inanılmaz güzellikteki alan hem bedava hem de İstanbul'a yakın olması sayesinde en çok tercih edilen yerlerden biridir. Bulacağınız bir kayık ile su üzerinde doğanın zevkini çıkarabilir ve enfes bir manzaranın karşısında yemek yeyip kitap okuyabilirsiniz. İstanbul'dan 15 dk. Mesafede yer alması kolay ulaşımı sayesinde bu alanı tercih etmeniz durumunda yol sıkıntılarından kurtulmanızı sağlayacaktır. listemize de aldığımız bu alan sakin vakitlerde sadece oturup manzarayı seyrederken bile bütün stresinizi atacağınız ve aynı zamanda doğanın güzelliğini keşfedeceğiniz bir yer. İstanbul ile mesafesi yarım saate yakın olan bu yerin kolay ulaşımı sayesinde de tercih edilebilecek bir alan. İstanbul'a mesafesi yarım saatten fazla olmaması güzel detaylardan biri. listemizde bulunmaktadır. Kamp alanı ise, olabilecek en uygun yerlerden birinde. Yani ormanın içinde. de bulunan bu kamp alanı doğa yürüyüşü ve trekking için çok ideal bir alan. Tam olarak belirli bir kamp alanı bulunmamasına karşın belli piknik alanlarında bulunan lavabolar, kamp için uygun alanlar oluşturuyor. Vadi içerisinde gezi parkurları ve tırmanış için yerler bulunuyor. Bunun yanında ise bolca yeşillik ve büyüklü küçüklü sulak alanlar veya şelale bulunuyor. Dediğim gibi tek kötü yanı ise biraz uzak olması. listemizde bulunması nedeni ise; çok güzel bir sahili ve hırçın denizi sayesinde hem tatil hem de bir kamp keyfi yaşamak için ideal bir yer. Bolca yeşilliğin bulunması, kamp için uygun yerler oluşturmaktadır. İstanbul'un Avrupa Yakasının Karadeniz kıyısında, Sarıyer ilçesine bağlı yerleşim alanı olan eski adı Kumköy olarak ta bilinen Kilyos, ulaşımı uygun bir yerde. Yamaç paraşütü de yapabileceğiniz bir bölgede olan bu alan belki de tek kötü yanı İstanbul'a 185 km uzaklıkta yer alması. Eğer bu mesafe sizin için uzak değil ise çok güzel bir sahilde kamp kurarak denizin ve yeşilliğin keyfini çıkarabilirsiniz. Gelmeden önce bütün eşyaları aldığınızdan emin olsanız iyi olur. Tamamen yeşillikle kaplı bir alan olan bu yer en yakın denize mesafesi ise 15 km. denizden uzak olmasına karşı etrafta bulunan küçük şelaleler güzel bir kamp alanı oluşturuyor ve huzurlu bir alan sağlıyor. İstanbul'un Beykoz ilçesinde yer alan bu yer, yeşil severler için gitmesi kolay bir yola sahip. ise yeşilin ve mavinin müthiş bir uyumu olarak göze çarpıyor. Kamp için ideal alanlara sahip olması ve balık tutmak içinde güzel alanların bulunması iyi özelliklerinden bazıları..."} {"url": "https://www.gezipedia.net/573-tireboluda-gezilecek-yerler.html", "text": "Giresun'un ilçelerinden biridir. İl merkezine 45 kilometre mesafede bulunur. Yeşilin ve mavinin buluştuğu muhteşem bir doğaya sahiptir. Karadeniz bölgesindeki en ilgi çekici yerlerden biridir. Tarihi dokunun korunduğu sokakları ziyaretçilerin ilgisini çeker. Tirebolu ismi üç şehir anlamına gelen iki kelimeden türemiştir ve buraya ismini veren üç kale vardır. Sakin bir yaşayışı ve görülmeye değer pek çok yeri vardır. 'ni gören yüksek bir tepenin üzerindedir. Tam olarak ne zaman ve kim tarafından inşa edildiği bilinmemektedir. Çok eski bir tarihten kaldığı belli olan yapıdan günümüze surları ulaşabilmiştir. ilçe merkezinde bulunur. Bir tepedeki kayalıklar üzerine inşa edilmiştir ve tepenin üç yanı denizle çevrilidir. Kalenin ve ilçenin ismi Tri polis kelimelerinden türemiştir ve üç şehir anlamına gelir. Yapı, 13'üncü yüzyıldan kalma bir eserdir. Bizans bölgede hakimken inşa edilmiştir. Denizle çevrili olan yapı oldukça ilgi çekicidir ve manzarası muhteşemdir. Kalenin tamamı günümüze ulaşmamıştır. Fakat surları, kuleleri ve kalenin içindeki mezar taşları günümüzde sağlamdır. İlçede en dikkat çeken yapı bu kaledir. sınırları içinde kalıyordu. Fakat sonradan buradan ayrı bir ilçe haline gelen Espiye ilçesi sınırlarına dahil edilmiştir. İlçenin ismindeki üçüncü kale Andoz Kalesi'dir. İlçe merkezine 10 kilometre mesafede bulunur. Yapının inşa edildiği tarih tam olarak bilinmemektedir. Fakat 13'üncü yüzyılda günümüzdeki şeklini aldığı, bölge olan Türkmen akınlarına karşı güçlendirildiği tahmin edilmektedir. 'dır. İlçe merkezinde bulunan plaj günümüzde yoğun ilgi görmektedir. Karadeniz bölgesindeki plajlar genellikle kumsuz olmasına karşın buranın plajına kum hakimdir. Yaz aylarında sıkça tercih edilen plajlardan biridir. Burada yaz aylarında çeşitli spor etkinlikleri de düzenlenir. Bunlardan en meşhuru ise Plaj Voleybolu Şampiyonalarıdır. yeşilin mavinin buluştuğu muhteşem bir manzaraya sahiptir. Sahil boyunca devam eden uzun bir yürüyüş parkuru bulunur. Burada uzun mesafeli yürüyüşler yapılabilir. Karadeniz bölgesindeki en meşhur plajlar bu sahilde bulunur. de bunlardan biridir. 1842 yılında inşa edilen çeşme Çarşı Mahallesi'nde bulunur. Kethüdazade Mehmet Emin Paşa bu çeşmeyi oğlu adına yaptırmıştır. Bulunduğu caddenin ismi de çeşme ile aynıdır. ile 17 kilometre, Doğankent ile 33 kilometre, Güce ile 22 kilometre uzaklık vardır. istikametinde yol alan tüm otobüsler ilçeden geçer. Hava yolu ile ilçeye gitmek isteyenler Trabzon Uluslararası Havaalanı'nı tercih edebilir. Buradan indikten sonra havaalanından kalkan servisler ile doğrudan Tirebolu'ya ulaşmak mümkündür."} {"url": "https://www.gezipedia.net/574-dalyan-kargicak-koyu.html", "text": "Kargıcak Koyu'na tekne veya karayolu ile ulaşım mümkündür. , Pabuç Burnu ve Kara Burun arasında bulunur. Doğal yapısını koruyan, el değmemiş bir alandır. Çevrede az kişi tarafından bilinir. Karayoluyla ulaşım biraz zorlayıcı olduğu için az ziyaretçinin bildiği ve böylece denizin ve doğanın korunduğu bir alandır. Balıkçılar Koyu olarak da bilinen bölgede günümüzde de 15-20 tekne ile balık tutulduğunu görmek mümkün. Bu sayede koyda en taze balıklara ulaşmak mümkün olur. Sakin ve eşsiz güzelliklere sahip bir yer olmasıyla müdavimler edinen yerlerden biri olmuştur. Denizi turkuaz renkli ve berraktır. Akvaryumu andıran suyun dibi çok rahat görülür. Tuzlu ve çevre plajlara göre daha serin bir suya sahiptir. Yüzme bilmeyenlerin dikkatli olması gereken bir yerdir. Çünkü bazı alanlarda birden derinleştiği görülür. Kumsal iri taneli kumlardan oluşur. Genellikle kumun üzerinde deniz ayakkabısı tercih edilir. Koyda büyük işletmeler bulunmaz. Bu sayede bakir bir alan olarak kalmayı başarabilmiştir. Buraya giderken genellikle ziyaretçiler ihtiyaçlarını yanında götürür ya da mangal malzemelerini yanına alarak kendi yemeğini yapar. Kargıcak Koyu'nda dingin ve huzurlu saatler geçirilebilir. Kalabalık olmayan ve her yerinde işletmelerin olmadığı doğa ile iç içe bir alandır. Kargıcak Koyu'nda otel gibi konaklama alanları da bulunmaz. Doğası keşfedilmeye açık ve tertemizdir. Bu bölgeye gelenleri büyüleyen güzelliklere sahiptir. Burada doğa yürüyüşleri yapmak ayrıca zevkli olur. Çevresi ağaçlarla çevrili olduğu için geceleri serindir. ! Kumsalın arka kısmında bulunan ormanlık alanlarda kamp kurabilirsiniz. adlı bir kafe var ve buradan aperatif yiyecekler satın alabilirsiniz. . şeklinde, fakat kullanmak mecburi değil, işletmenin sağ tarafındaki bölümü herhangi bir ücret ödemeden kullanabilirsiniz. Koya tekne turları ile ulaşmak da ayrıca zevkli olur. Böylece çevrenin genel manzarası keşfedilir ve rahat bir ulaşım sağlanır. Yüzme bilenler için çok güzel bir denize sahiptir. Az ziyaretçinin gelmesi sayesinde çok temiz bir suya sahiptir. Muğla'nın Ortaca ilçesine bağlı Dalyan beldesinde bulunur. Buraya tekne ile veya karayoluyla ulaşmak mümkündür. Tekne ile gitmek için Dalaman Limanı'ndan başlayan tekne turları tercih edilebilir. Koya sefer düzenleyen birçok firma bulunur. Genellikle sabah 09.30'da kalkan tekneler koya ziyaretçileri getirir ve akşam 18.00'da Dalaman'a döner. Tekne ücretleri firmadan firmaya değişir. Karayolu ile gitmek isteyenler ise İztuzu Plajı'na varmadan birkaç kilometre önce sola ayrılan yola devam ederler Kışla köyü istikametine doğru ve buradan tabelaları takip ederek koya ulaşabilirler. Fakat koya giden karayolunun bir kısmı toprak ve çakıllıdır. Bu yüzden ulaşım güçleşir. Yolun bazı noktalarında çok yavaşlamak gerekir ve araç çok tozlu bir yoldan gider. Karşıdan gelen araçlara dikkat edilmelidir çünkü bazı bölümlerden sadece bir araç geçebilir. Yinede normal binek araçlar ile koya ulaşmanız mümkündür."} {"url": "https://www.gezipedia.net/575-antalya-kalekoy-tanitimi.html", "text": "ilçelerinin arasında yer alır. Kaş ilçesine bağlı bir bölgedir. Simena adıyla da bilinen Kaleköy antik Likya kentlerinden biridir. Asıl olarak Kaleköy, Simena Antik Kenti üzerinde kurulmuştur. Tarihi mirası ve doğal yapısı ile ziyaretçilerin dikkatini çeken antik kent birçok tarihi yapıya ev sahipliği yapar. uzun yıllar içinde büyük depremler atlattığı için yarısı suyun altında kalmış bir kenttir. Bu yönüyle de ilginç bir gezi noktası haline gelir. birinci derece sit alanı statüsüyle korunmaktadır. Alana ziyaretler günün belli saatlerinde yapılır. Bölgede yapılan araştırmalarda bazı yazıtlara ulaşılmıştır. Bunların ışığında antik kentin tarihinin milattan önce dördüncü yüzyıla uzandığı söylenebilir. Günümüzde bölgede ilk göze çarpan yapı Simena Kalesi'dir. Bu yapı orta çağ döneminde kullanılmıştır. Ortaçağ yapısı olan iç kalede günümüze bir kısmı ulaşan bir tapınak ve stoa yer alır. Bu alanda kayalıklar oyularak yapılmış oturma alanları ve tiyatro bulunur. Tiyatro Likya kentlerinde bulunan en küçük tiyatrodur. Simena Antik Kenti'nde üç döneme ait eserler vardır. Alanda birçok mezar yapısı da görülür. Ev tipi mezarlarda ise Likyalıların dilinde yazılmış yazıtlar bulunur. Stratejik olarak güvenli bir konumda bulunur. Bu alandaki tarihi mezar yapıları oldukça dikkat çekicidir. Simena'nın yerleşimi dört bölümden oluşur. Bunlar Akropol, eski ve yeni şehir, su altı kanalları ve Nekropol bu alanlardır. Dini yapı ise tapınak olarak inşa edilmiş ve daha sonraki yıllarda kilise ve cami olarak kullanılmıştır. Antik Kent Kekova Adası'nın karşısında bulunan bir yarımada üzerinde kurulmuştur. Tarihi milattan önce 4'üncü yüzyıla kadar uzanır. Bölgeye ulaşım genellikle Üçağız köyünden kalkan tekneler ile sağlanır. sahilden dik bir patika ve antik merdivenler ile çıkılabilen yüksek bir tepenin üzerine inşa edilmiştir. Son yıllarda daha rahat çıkılabilmesi için alana tahta merdivenler yapılmıştır. Kale bir açık hava müzesi durumda ve ziyaretçiler müze kart ile veya belli bir ücret ödeyerek alana girebiliyor. Kalenin tepesine çıkıldığında ise eşsiz bir deniz manzarası ve çevredeki tarihi kalıntılar ziyaretçileri büyülüyor. nüfusu yaklaşık olarak 100 kişiden oluşmakta. Kale ile deniz kenarındaki butik oteller arasında bulunan taş yollarda köylülerin yapmış oldukları el işlerinden alarak sevdiklerinize hediye olarak götürebilirsiniz. Ayrıca ada çayı, keçiboynuzu ve dağ kekiği de yöreye özgü satın alabileceğiniz ürünler arasında yer alıyor. 'ün tertemiz denizinde bolca yüzebilir, deniz bisikleti ve kano ile keyifli saatler geçirebilirsiniz. Ayrıca yerleşimin karşında bulunan ve dünyaca ünlü Kekova Batık Şehrine giden turlara katılarak bu güzide yapıyı yerinde görme fırsatı bulabilirsiniz. Kekova adasında yapıların bir bölümü, depremlerin etkisiyle sulara gömülmüş. Bugün, \"Batık Kent\" adıyla anılan bu kalıntılar, tarihle coğrafyanın iç içe geçtiği yeryüzü cennetlerinden biri. . Kara yolundan sonra kısa bir mesafe için deniz yolunu kullanmak gerekir. Çevrede tercih edilen birçok tekne turu Kaleköy'e uğrar."} {"url": "https://www.gezipedia.net/576-nezahat-gokyigit-botanik-bahcesi.html", "text": "'de bulunur. Bitki çeşitliliğinin önemi ve türler hakkında genel bir bilgi verme amacıyla kurulan bahçe ziyaretçilerine doğa sevgisi aşılıyor. Her yaştan ziyaretçinin hoş ve verimli zaman geçirebileceği bir alan sunuyor. Özellikle İstanbul'da yaşayanlara nefes aldıran bir ortamı ve pek çok sosyal alanı bulunuyor. Bahçe ilk olarak 1995 yılında hatıra parkı olarak yapılıyor ve takip eden yıllarda geliştirilerek bugünkü kompleks halini alıyor. Botanik Bahçesi tüm bunların yanında araştırma, eğitim ve öğretim merkezi olarak da hizmet veriyor. Botanik bahçesi 1995 yılında hatıra parkı olarak kurulmuştur. Ali Nihat Gökyiğit tarafından eşi anısına alan ağaçlandırılmış ve çeşitli bitkiler ekilmiştir. Bu alanda yapılan yol inşaatı sonucu bozulan toprak ıslah edilmiş ve alana 50 bin civarında ağaç ve çalı ekilmiştir. Bahçe 46 hektarlık bir alanı kapsar. İlerleyen tarihlerde park alanını botanik bahçesine dönüştürme çalışmaları başlamıştır. 2002 yılında da bugünkü haline getirilmiştir. Geniş ve yemyeşil bir alana sahip olan botanik bahçesi içinde farklı pek çok alan bulunur. Bahçenin tarihinin anlatıldığı menfez galeri, hoşça vakit geçirilebilecek mesire alanı, havuzlar, çardaklar, bitki sergileri, bahçeler, bahçıvan çocuklar alanı, meteoroloji istasyonu, kümes, yağmur suyu depolama barajı, tohum evi gibi pek çok alan bulunur. Bahçe içinde çeşitli endemik bitkiler de hayat bulur. Burası hem çocuklar hem de yetişkinler için gezilmesi gereken yerler arasındadır. Botanik bahçesi içinde yetişkinlere yönelik kurslar ve kütüphaneler de bulunur. olur. Aracıyla giden ziyaretçiler için ücretsiz otopark imkanı da vardır. , botanik bahçesindeki en büyük adadır. 2015 yılında açılan adada Karadeniz Bölümü, Akdeniz Bölümü, Kaya Bahçesi gibi pek çok alan bulunur. 2017 yılında açılmıştır. İçi Trakya'nın Longoz Ormanları'ndan esinlenerek düzenlenmiştir. Ayrıca adada kumul habitatı koruma alanı da önemli bir yere sahiptir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/577-oguzelinde-gezilecek-yerler.html", "text": "'in bir ilçesidir. İl merkezine 17 kilometre mesafede yer alır. Gaziantep merkezinde havalimanı da bulunduğu için bölgeye ulaşım oldukça kolaydır. İlçenin eski dönemlerdeki adı Büyük Kızılhisar'dır. Bu isim bölgede yaygın olarak görülen kırmızı topraktan yapılmış kerpiç hisar evlerden gelir. İlçeye eski zamanlarda Karacaoğlan'ın gelip şiirlerini okuduğu söylenir. Diğer bir sembol isim de Ezo Gelin'dir. Ezo Gelin Oğuzeli'nin Uruş köyünde doğmuştur. Gerçek adı Zöhre Bozgeyik olan Ezo Gelin buradaki bir Türkmen aşiretindendir. Suriye'ye gelin giden Ezo Gelin hayatı boyunca bölgeyi ziyaret eder. Suriye'de yaşamını yitirdiğinde mezarı da orada kalmıştır. Fakat 1999 yılında naşı Türkiye'ye getirilmiştir. İlçede bir de Ezo Gelin Kültür Merkezi bulunur. Tarihi ve kültürel yapısı ile öne çıkan Oğuzeli'nin geçmişine kısaca bir değinelim. ilçesi ilk olarak il merkezinin güneydoğusunda Sacır Suyu çevresinde kurulmuştur. O zamanlardaki adı Büyük Kızılhisar köyüdür. Yeni adı olan Oğuzeli ise bölgede yaşayan ailelerden gelir. Bölgedeki ilk yerleşimin tarihi milattan önce 3000 yılına kadar uzanır. İlçenin Tılbaşar köyündeki höyükte yapılan araştırmalarda bu döneme ait izler bulunmuştur. Takip eden yıllarda Hititler, Asurlar, Medler, Persler, Romalılar, Sasaniler ve Bizanslılar bölgede hüküm sürmüştür. Daha sonra Müslüman akıncılar bölgeye gelmiştir. Sonraki yıllarda Selçuklu Devleti bölgeye yerleşmiştir. Osmanlı Döneminde ise Yavuz Sultan Selim 1516 Mercidabık Savaşı'ndan sonra bölgeyi Osmanlı sınırlarına katmıştır. Osmanlı zamanında ilçenin bulunduğu çevre Kızılhisar-ı Fevkani olarak anılır. ilçe merkezine 12 kilometre mesafede yer alır. İlçeye bağlı Gündoğan köyünde bulunur. Bölgedeki Tılbaşar höyüğü üzerinde kurulmuştur. Höyüğün bulunduğu bölgedeki yerleşimin tarihi milattan önce 3000 yıllarına dayanır. Bazı araştırmalarda Tunç Çağı'ndan kalıntılara da rastlanmıştır. Kale özellikle 11-12'nci yüzyıllarda önem kazanmıştır. Bu yıllardaki Haçlı Seferleri'nin yapıldığı yıllarda bu bölge dönemin ticaret yolları üzerinde bulunmaktaydı. Bu yüzden yerleşim yerinin çevresi surlar ile kaplanmış ve en yüksek yerine ise kale inşa edilmiştir. Bu alana döneminde Tel-Beşir adı verilmiştir. Köyün adı buradan gelir. Bölgede yer alan Tılbaşar höyüğünde Tunç Çağı, Bizans, Eyyübi ve Haçlı zamanlarından kalıntılar bulunmuştur. Oğuzeli merkezinin güneybatısında yer alır. Alan piknik yapmak için oluşturulmuştur. Burada il sınırlarındaki debisi en yüksek kaynak bulunur. Kaynağın çevresinde geniş yeşil alanlar yer alır. Ayrıca ziyaretçiler bu alandaki yüzme havuzu ve restoranlardan da faydalanabilir. Mesire yeri özellikle hafta sonları birçok ziyaretçiyi ağırlar. Burada alabalık yetiştirmek için yapılan merkezlerde alabalık yetiştirilememiştir. Çünkü sular fazla sıcak gelmiştir. Onun yerine tesislerde kurbağa üretimi yapılır ve yurt dışına ihraç edilir. Orta Camii'nin tarihi 100 yıl öncesine dayanır. Fakat inşa edildiği tam tarih bilinmemektedir. Yapı birçok kez restore edilmiştir. Bu yüzden aslını büyük oranda kaybetmiştir. Fakat caminin minaresi asıl halini koruduğu için tarihi önem taşır. arasındaki mesafe 52 kilometredir. Gaziantep'te bulunan havalimanı sayesinde ilçeye ulaşım da kolaylaşmıştır. İl merkezinden ilçeye toplu taşıma ile gidilebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/578-ulusta-gezilecek-yerler.html", "text": "'ın ilçelerinden biridir. İl merkezine 37 kilometre mesafede yer alır. Denize kıyısı olmayan ilçenin yaylaları oldukça meşhurdur. İlçede yerleşim bölgedeki vadiye kurulmuştur. Doğal yapısı ile dikkat çeken ilçe geniş ormanlık alanlara sahiptir. Ulus ilçesinin bulunduğu alanın geçmişi çok eskilere dayanır. Milattan önce 800-2000 yılları arasında bölgede Hititlerin hüküm sürdüğü biliniyor. Ayrıca bu çevrede kurulan Paflagonya Devleti'nin başkentinin Ulus ve çevresi olduğu düşünülüyor. Ulus ismi ise Malazgirt Savaşı'ndan sonraki tarihlerde buraya gelen Türk aşireti Bozulus'tan gelir. Ulu Yayla, Ulus merkeze 27 kilometre mesafede bulunur. Yayla 1200 m. yükseklikte konumlanır. Burası geniş ormanlık alanların kapladığı bir alandır. Çok çeşitli bitki ve çiçekler, su kaynakları, mağaralar ve yaban hayvanları yaylaya hayat verir. Her sene Ağustos ayında Ulu Yayla Şenlikleri kapsamında çeşitli etkinlikler de düzenlenir. ile ilgili kulaktan kulağa yayılan bir efsane vardır. Bu efsaneye göre Selamnos ve Hera birbirini seven iki gençtir ve evlenirler. Evlendikten birkaç gün sonra Selamnos hastalanır ve güçten düşer. Durumu her gün daha kötüye gider. Hera güçsüzleşen eşinden nefret etmeye başlar. Selamnos da buna dayanamayıp intihar etmeye karar verir. Ulu Kaya'nın zirvesine çıkar ve Hera'nın ismini birkaç kez haykırdıktan sonra kendini aşağı bırakır. Aşk tanrısı bu duruma seyirci kalamaz ve Selamnos'un vücudunu Şelaleye dönüştürür. Efsaneye göre şelalenin suyu ile yüzünü yıkayanlar Selamnos'un acısını hafifletirmiş. Ulukaya Şelalesi'nden dökülen sular aşağıda küçük bir gölet oluşturur. Göletteki su akmaya devam eder ve bir kanyon oluşturur. Çağlayan Kanyon'u 1 kilometre uzunluğundadır. Etrafında yükselen kayaların boyu ise 35 metreyi bulur. Kanyonda görülmeye değer pek çok mağara, pınar ve ahşap ev vardır. Kanyonun içinden akan Uluçay'da alabalık ve kayabalığı yaşar. Bunun dışında su yılanları ve kurbağa da görmek mümkündür. Ardıç Yaylası ilçe merkezine 33 kilometre mesafede ve 1500 metre yükseklikte bulunur. Bölgede yaşayan ardıç kuşları yaylaya ismini vermiştir. Yayla Kasım ve Nisan ayları arasındaki altı aylık süreçte bölge kar altındadır. Bu yüzden bu vakitlerde yayla ziyaret etmek için pek uygun olmaz. Haziran ve Ekim aylarında ise bölgede görülmeye değer doğa sunar. Gezen Yaylası Ulus'a bağlı Kumluca beldesinde yer alır. Ardıç Yaylası ile arasında 8 kilometre mesafe bulunur. Devrek- Çaycuma ve ardından Çaycuma- Kozcağız yolundan bölgeye ulaşılabilir. Bölgedeki diğer yaylalara göre daha küçük bir alanı kapsar. 1400 metre yükseklikte bulunan yayla ormanlık alan içindedir. Piknik yapmak için de tercih edilebilir. Ayrıca bölgedeki tüm yaylalar gibi doğa yürüyüşü yapmak için eşsiz bir fırsat sunar. ilçesi merkezinde bulunan tarihi Kocagöz Konağı kamulaştırılarak restore edilmiştir. Tamamı ahşaptan yapılma konak bölgeye özgü mimari hakkında da fikir veriyor. Konak yakın zamanda Küre Dağları Milli Parkı Ulus Ziyaretçi Merkezi ve Etnografya Müzesi olarak hizmete girmiştir. Burada köy köy gezilerek bulunmuş bine yakın antika da sergilenmektedir. Sergilenen eserlerin geçmişi 200 yıla yakındır. İlçe merkezinde bulunduğu için avantajlı bir konumdadır. Ağaç Tüneli Safranbolu-Bartın yolunda ilçeye bağlı Abdipaşa beldesi ve Ovacık arasında bulunur. Yolun iki yanındaki ağaçların dalları yukarıda buluşarak müthiş bir görüntü oluşturur. Bu yolda seyahat etmek ayrıca zevkli hale gelir. Bu doğal ağaç tünelinin üzerinde bir de anıt ağaç bulunur. Koca Kavlak adıyla bilinen çınar ağacı Türkiye'deki en yaşlı ağaçlardan biridir. - Safranbolu - Bartın yolu üzerinden önce Abdipaşa beldesine, buradan 11 kilometre sonra da Ulus ile arası 53 kilometre, Pınarbaşı ile arası 55 kilometredir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/579-uzunderede-gezilecek-yerler.html", "text": "Erzurum'un ilçelerinden biridir. İl merkezi ile arasında 84 kilometre mesafe bulunur. Erzurum'un diğer ilçeleri gibi tarihi, kültürel ve doğal mirasıyla öne çıkar. Erzurum'un Karadeniz bölgesine yakın kısmında yer aldığı için iklimi Karadeniz'in iklimine benzer. Erzurum'un Tortum ilçesi ile ortak sınırında Tortum Şelalesi ve Tortum Gölü bulunur. Eski tarihlerde adı Azort olarak anılmıştır. Cittaslow kurulu tarafından ilçe \"sakin kent\" unvanını almıştır. Yeşilin hakim olduğu bölgede pek çok aktivite yapılabilir. Orta Camii Uzundere ilçe merkezinde bulunur. Kimin yaptırdığı tam olarak bilinmeyen yapının çevresini ağaçlık bir alan kaplıyor. Caminin küçük bahçesi de yeşillik ve bakımlı vaziyette. Camii 1847 yılında inşa edilmiştir. Yapı malzemesi olarak moloz taş kullanılmıştır. Süslemeler genellikle geometrik ve bitkisel motiflerle sağlanmıştır. Yapıldığı yıldan itibaren camiye çeşitli eklemeler yapılmıştır. Halk arasında İnçer Camii olarak da geçer. İnçer sözcüğü \"yeniçeri\" sözcüğünden gelir. ilçesinde bağlı Çamlıyamaç köyünde bulunur. Yapı Bagratlı Kralı 3. David tarafından yaptırılmıştır. Yapının inşası 10'uncu yüzyıl sonlarına tekamül eder. Mimarı Öşklü Grigor'dur. Yapı Vaftizci Yahya'ya adanmıştır. Bir manastır kompleksi olarak tasarlanmıştır. Bölgede haç planı en büyük eserdir. Renkli taş bezemeleri ve kabartma figürleri adından söz ettirir. Mimarisi dikkat çekici olan yapının yakın zamanda onarılması beklenmektedir. ve Tortum ilçeleri arasında ortak sınır kabul edilir. Balıklı köyü çevresinde gerçekleşen bir heyelan sonucu Tortum Çayı'nın önü kapanır ve göl bugünkü halini alır. Gölün oluşumu 18'inci yüzyılda gerçekleşmiştir. Güneyinde pek çok kuş çeşidinin yaşadığı bir kuş cenneti bulunur. Göldeki mesire alanları piknik yapmak isteyenlerin uğrak noktasıdır. Tortum Şelalesi de iki ilçe arasındaki ortak sınırda yer alır. Yüksekliği 48 metredir. Bu yönüyle dünyanın en yüksek üçüncü şelalesi olma özelliğini taşır. 18'inci yüzyılda Tortum Gölü'nü oluşturan heyelan aynı zamanda Tortum Şelalesi'ni de oluşturmuştur. Şelale 22 metre genişliğindedir. Ziyaretçilerin manzarayı seyredebilmesi için bölgeye bir balkon da inşa edilmiştir. Balkondan şelaleye inen bir de merdiven bulunur. Çevresinde piknik yapmak için uygun alanlar bulunur. Bölgede yaşayanlar şelaleye Sudökülen ismini vermiştir. Bazı günlerde şelaleden akan sulara güneşin vurmasıyla gökkuşağı oluşur ve eşsiz bir manzara oluşturur. Tortum Şelalesi'nden akan sular bölgede büyüklü küçüklü yedi göl oluşturmuştur. İlçenin en çok ziyaret edilen yerlerinden biri olan Yedigöller doğal yapısı ve çevresindeki ağaçlık alanlarla büyüleyici bir güzelliğe sahiptir. Göller Uzundere ilçesine bağlı Ulubağ köyünde yer alır. Bölgedeki rakım 800'dür. Göllerin en genişinin çevresinde ise büyük bir kanyon bulunur. Yine bu büyük gölün çevresinde alabalık yetiştirilen alanlar ve lokantalar da yer alır. Bu alanda da geniş mesire yerleri piknik yapmak isteyenler için uygun alanları oluşturur. Özellikle yaz aylarında birçok ziyaretçiyi ağırlar. ? sorusuna cevap verebilmek adına, Erzurum il merkezine 84 kilometre mesafede yer alır. İlçenin doğusunda Oltu, batı tarafında İspir, kuzeyinde Yusufeli, güney tarafında Tortum ilçeleri bulunur. Erzurum il merkezinden düzenli aralıklarla kalkan otobüsler ile ilçeye varılabilir. Ankara üzerinden gelenler E88 yolu üzerinden D100 yoluna oradan da D950 yoluna devam ederek bölgeye ulaşabilirler."} {"url": "https://www.gezipedia.net/58-rizede-gezilecek-yerler.html", "text": "hakkında kısa ve genel bilgiler ile başlıyoruz. Tarihi Antik Yunan dönemlerine kadar uzanmakta olan Rize'nin ne kadar süredir yerleşim yeri olduğuna dair net bilgiler bulunmamakta. Fakat edinilen bilgiler ışığında ilk olarak Milattan önce 800'lü yıllarda Kolkhiler tarafından yerleşim yeri olarak kullanıldığını söyleyebiliriz. ile çevrili olan Rize yaklaşık olarak 330 bin nüfusa ev sahipliği yapıyor. Bu kadar genel bilginin yeterli olacağı kanaatindeyiz. Şimdi Rize'nin en gözde mekanları ile yazımıza devam edelim. Şehir merkezinde yer alan müzede başlıca eserlerden sayabileceğimiz, yetmişin üzerinde arkeolojik eser, altı yüz civarında tarihi sikke ve binin üzerinde Rize kültürünü yansıtan etnografik eser sergileniyor. Müzenin koleksiyonu oldukça zengin ve el yazmaları dahi sergileniyor. Biz gezipedi. net olarak bir şehri tanımanın ilk yolunun müzesini gezmek olduğuna inandığımız için bu mekanı listenin en başına aldık. . Kaleye çıktığınızda bulutlara değen tepeleri ve yüzlerce çay bahçesi görüyorsunuz. Kale yüksek bir konumda bulunuyor ve şehri tanımanız için de oldukça uygun bir nokta. Sadece manzaranın tadına varabileceğiniz bir yer değil Rize Kalesi. Sıkılmadan saatlerce güzel vakit geçirebileceğiniz çok hoş bir ortam sunuyor ziyaretçilerine. Rize Kalesi'nde olmazsa olmazlardan biri muhteşem bir kahvaltı. yakın zamana kadar pek bilinmeyen mekanlardan idi. Son zamanlarda yerli ve yabancı turistlerin uğrak mekanlarından biri haline gelen şelale gerek doğallığıyla gerekse doğallığına uygun çevre düzenlemesiyle oldukça seveceğiniz mekanların başında geliyor. Şelalenin döküldüğü noktada oluşan gölet içerisinde yüzerken kendinizi Kosta Rika'da gibi hissedeceğiniz kesin. Yüzerken bile manzaranın tadına varabileceğiniz nadir mekanlardan desek yanlış olmaz. Fırtına ile Elevit Derelerinin birleştiği noktada bulunan bu güzel vadi, Rize'nin en güzel mekanlarından biri. Tertemiz doğası ile ciğerlerinize şölen yaşatacak olan Çat Vadisi'nde hem yöresel lezzetleri tadabileceğiniz hem de konaklayabileceğiniz Toşi isminde bir pansiyon bulunuyor. Malumunuz ki doğa insanı acıktırıyor. Bu tür durumlarda Toşi'de bir menü var ki ilaç gibi gelecek türden. Bölgenin meşhur yöresel tadı kuymak ile mis gibi bir çayı bir çırpıda nasıl gömüverdiğinize siz de şaşıracaksınız. , Fırtına Vadisi olarak adlandırılan bölgede bulunuyor. Şehirdeki en yüksek debiye sahip olan şelale burası. Şelaleyi kayalık ve yüksek noktalardan rahatlıkla izleyebiliyorsunuz. Şelaleden sonra uğramanız gereken duraklardan biri de hemen altta yer verdiğimiz Zil Kalesi diyebiliriz. yine Çamlıhemşin ilçe sınırları içerisinde yer alıyor. Dağların arasına konumlandırılmış bu kale deniz seviyesinden 750 metre kadar yüksekte bulunuyor. Günümüze kadar gayet güzel korunmuş nadide mekanlardan olan kalenin 5 veya 6ncı yüzyılda yapıldığı düşünülüyor. Fırtına Deresi'ne yaklaşık 100-150 metre yükseklikten kuş bakışı bakabiliyorsunuz. Zil Kalesi'nde görebileceğiniz manzara ülkenin, hatta belki de dünyanın en eşsiz manzaralarından diyebiliriz. Ziyaretçilerin uğrak yerlerinden biri olan bu mekanda da kafe ve restoranlar bulunmakta. . 57 Km uzunluğunda ki Fırtına Deresi, Kaçkar Dağları içerisinde başlayan dere Palovit Şelalesi'nden dökülerek Ardeşen sınırlarına ulaşıyor ve Ardeşen'in 2 Km kadar batısında yer alan bir noktada Karadeniz ile buluşuyor. Bölgedeki en yüksek debili akarsulardan biri olduğu için derenin belli noktalarında rafting sporu yapılabiliyor. Çevresindeki Zil Kalesi ve Palovit Şelalesi'nin de çekiciliği ile ziyaretçilerin oldukça rağbet gösterdikleri Fırtına Deresi, Rize'nin gözde mekanlarından biri olma özelliğini taşıyor. Muhteşem bir park ve olağanüstü doğal güzelliklere ev sahipliği yapan bu mesire alanı, içinizi ısıtacak türden bir mekan. Rize rotanızda muhakkak yer vermelisiniz diyebileceğimiz noktalardan. Rize'nin oldukça ilgi gören mekanlarından ve yaz kış fark etmeksizin sürekli bir ziyaretçi sirkülasyonuna sahip. Güneysu ilçesi sınırları içerisinde yer alan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın köyü, Dumankaya Köyü'nde bizzat yaptırmış olduğu bu cami yüksek bir noktada ve muhteşem bir manzaraya sahip. Hatta cami ibadetten daha çok ziyaret amaçlı ön plana çıkıyor bile diyebiliriz. Bu mekanı da görmelisiniz. Malumunuz Rize'nin en meşhur şeylerinden biri de çay. Hakiki Rize çayının tadına varabileceğiniz bu mekanın oldukça hoşunuza gideceğini düşünüyoruz. Tavsiye ederiz. . Mıhlama ve çayınızı muhteşem bir şehir manzarası eşliğinde büyük bir keyifle mideye indirebileceğiniz bu mekanı da mutlaka ziyaret etmelisiniz. Ağırlıklı olarak sarraflardan oluşan bu çarşı alışveriş açısından pek çok şeyi de bulabileceğiniz bir sokaktan oluşuyor. En güzel yanı da tepeden rengarenk şemsiyeler ile kapatılmış olması. Şemsiyeler sokağa çok şirin bir hava katmış. , Rize'nin en bilindik yaylası olma özelliğine sahip. Yerel halk ve ziyaretçiler, yaylanın dokusunun inşaatlar ve çeşitli düzenlemeler ile Son zamanlarda hayli bozulmasından şikayetçi. Ama buna rağmen cennetten bir köşeyi andıran bu mekan, Rize'ye gelip de görmeden gidemeyeceğiniz bir mekan diyebiliriz. bu yaylada sürdürülen arıcılık faaliyetleri sonucunda üretiliyor. İkizdere ilçesinde yer alan bir başka yaylamız ise Ovit. Yayla içerisinde akmakta olan dere, yaz kış buz gibi suyu olan bir dere. Ovit Yaylası da yaz aylarında harika şenlik ve şölenlere ev sahipliği yapmakta. Çamlıhemşin ilçe sınırlarında yer alan bir başka yaylamız da Elevit Yaylası. 1884 metre rakıma sahip olan bu mekan ömrünüzü uzatacak güzellikte bir nokta. Vakit geçirmekten keyif alacağınız duraklardan biri olan Elevit Yaylası, genellikle gurbetçi vatandaşlarımızın yazları tercih ettiği bir yayla. Bu yüzden yaz aylarında muhteşem şenliklere de ev sahipliği yapan bir mekan olduğunu da ayrıca belirtmek istiyoruz. . Yaz aylarında bile karşı tepelerde kar görmeniz mümkün olan bu mekanda zaman geçirmek istiyorsanız üşümeyi de göze alacaksınız. Şaka bir yana otantik tek katlı ahşap yapıları, tertemiz havası serinliği ve yemyeşil dokusu ile büyüleyici mekanlardan biri. yer alıyor. En az Pokut Yaylası kadar muhteşem bir mekan diyebiliriz. , hamsili çorba, hamsi lahmacunu gibi daha birçok yöresel lezzetleri Rize'de yiyebilirsiniz. Rize'yi gezerken mutlaka hamsi pilavı, sacda hamsi gibi yemekleri tatmalı ve bu sayede yeni lezzetlerle tanışmalısınız. Rize'nin hem yemekleri hem de doğal güzellikleri meşhurdur. Rize'nin muhteşem doğasında gezinti yaparken en lezzetli çayı da içebilirsiniz. denilecek olursa; Karadeniz Bölgesi içerisinde ve bölgenin kısmen doğusunda yer alıyor. Rize'ye hava yolu ile ulaşım sağlamak istiyorsanız şimdilik Trabzon Havalimanı'nı kullanabiliyorsunuz. 'ya 926 kilometre mesafede olduğunu bilmesinde fayda var."} {"url": "https://www.gezipedia.net/580-canakkale-adatepe-tanitimi.html", "text": ", Çanakkale'nin Ayvacık ilçesine bağlı bir köydür. Çanakkale il merkezine 105 kilometre mesafede bulunur. Burası Türkiye'nin en iyi korunmuş köyü olarak geçer. Sit alanı statüsünde korunur. Bu sayede doğası bakir kalmış, tarihi yapıları günümüze ulaşmıştır. Adatepe, tarihi, doğal ve kültürel değerleri ile dikkat çekicidir. Köyde Selçuklu Devleti zamanında ilk kez Türk yerleşimi görülür. O tarihten beri köyde pek çok farklı millet ve halk beraber yaşamıştır. Kurtuluş Savaşı yıllarına kadar Türk ve Rum nüfusu olan köyden, Rumlar mübadele sonucu ayrılmışlardır. Sonraki süreçlerde bölgede yaşayan Türkler de şehir merkezlerine göç etmiştir. Bir süre sahipsiz kalan köy, 1980'li yıllarda tekrar keşfedilmiştir. Tekrar keşfeden kişiler köydeki 110 yapıyı onarmış ve bölgeyi turizme açmıştır. 9 yıl sonra da köy sit alanı olarak koruma altına alınmıştır. Bu sayede köye yeni yapı inşası çok az düzeyde kalmış ve köy korunmuştur. Buradaki taş binalar gibi ağaçlar da tarihidir. Asırlık çınar ağaçları köyün büyük bölümünü kaplar. Ayrıca Adatepe'de Türkiye'nin ilk Zeytinyağı Müzesi kurulmuştur. köyünün sokaklarında 100'ü aşkın tarihi taş ev bulunur. Dönemin mimarisini yansıtan ve özgün biçimiyle korunmuş olan yapılar görülmeye değer bir ortam oluşturur. Yeşil ve el değmemiş doğanın ortasındaki taş evler, ahşap pencereleri ve taş sokaklar ziyaretçilerin dikkatini çeker. Evler genellikle Rum evleri tarzındadır. Fakat bazı Osmanlı mimarisine uygun konak yapıları da dikkat çeker. Köydeki yerleşim bir yamaç üzerine kurulmuştur. Fakat eski tarihlerde korsanlardan bölgeyi korumak için denizi tam olarak görmez. Zamanla sahile doğru genişleyen köyün yeni yeni gelişmeye başlayan Küçükkuyu isimli bir sahili de bulunur. 'de bulunan Taş Mektep 1947 yılında eğitim vermeye başlayan bir okuldur. Daha sonra, 1987'de köydeki nüfus azaldığı için kapatılmıştır. Köy keşfedildiğinde aslına uygun olarak onarılan yapı bir atölye haline getirilmiştir. Burada felsefe, sanat tarihi, edebiyat gibi atölyeler bulunur. Burayı kuranlar arasında yazarlar, sanatçılar ve çeşitli akademisyenler bulunur. Daha çok yaz aylarında faaliyet gösteren okul değerli bir hizmet veriyor. Zeus Altarı Kaz Dağları'nın en tepe noktalarından birinde yer alıyor. Köy Kaz Dağları'nın eteklerine kurulduğu için buraya oldukça yakın konumda bulunuyor. Kaz Dağları'nın mitolojideki adı İda'dır ve olaylar genellikle burada geçer. Zeus Altarı da Kaz Dağları'nda denize bakan bir konumda yer alır. Buradan bakıldığında Küçükkuyu sahili, Edremit Körfezi ve Midilli görülür. Manzarası muhteşemdir. Mitolojiye göre Zeus Truva Savaşı'nı bu noktadan izlemiştir. Tarihte insanların tanrılara kurban sunduğu nokta da burasıdır. Bir kayanın üzerine oyulmuş merdivenlerle en yüksek noktasına çıkılabilir. Zeytinyağı Müzesi Adatepe'ye giden yolun başlangıç noktasında bulunur. Türkiye'nin ilk Zeytinyağı Müzesi'dir. 2001 yılında açılan müze köyün sahiline yakın bir sabunhane binası onarılarak oluşturulmuştur. Bölgede zeytinyağı üretimi uzun yıllardır yaygın olarak yapılmaktadır. Müzede de çevre köylerden toplanan presler, taşıma, saklama ve zeytin toplama aletleri gibi gereçler sergileniyor. Burada kuru baskı tarzı ile zeytinyağı üretimine de devam ediliyor. Müzenin yanında küçük bir alanda da satış yapılıyor. Burada zeytin ve zeytinden elde edilen birçok şey satılıyor. Müze haftanın her günü saat 08.00-18.30 arasında hizmet veriyor. - Çanakkale yolu kullanılabilir. Eceabat 'e giden yolu takip ederek köyün sahili olan Küçükkuyu'ya varılabilir. Buradan da 4 kilometre gidilerek köye varılır. ? Sorusuna da yanıt vermiş olalım."} {"url": "https://www.gezipedia.net/581-ankara-ve-cevresinde-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "ile ilgili olarak, sizin için hazırladığımız listeye bakmadan seçim yapmamanızı öneriyoruz. Çok güzel bir gölün yeşillikle olan uyumu her insanı görünce rahatlatacak cinsten. Arazinin dağlık bir alan olması kamp yapmak için zorluk çıkartsa da yer bulduğunuz vakit nehrin ve doğanın güzelliği sizi büyüleyecektir. Ankara`ya 74 km uzaklıkta olan bu yer, yol uzunluğu çok değil. ilçesi sınırlarında 2057 metrelik bir yükseltidir. Yüksek bir alanda temiz bir havanın keyfini çıkarmak isteyenler için ideal bir yer. Kış aylarında bile gelmek için uygun şartların oluşturduğu bu yeri gezerken, doğanın güzellikleri sizi büyüleyecek. Geniş ağaçlık arazileri ile kamp yapmak için ideal alanlar oluşturmasının yanında enfes güzellikteki gölü ile Ankara çevresinde bulunabilecek en iyi alanlardan biri. Gölün içindeki balıklar ve yeşillik alan içindeki hayvanlarla bolca karşılaşacağınız bu yerde doğayla iç içe olacaksınız. Kızılcahamam ilçesi sınırları içerisinde yer almaktadır ve Ankara merkezine 80 kilometre uzaklıktadır. Arazisi volkanik bir sahadır. Bu nedenle içerisinde bol miktarda sıcak ve soğuk su kaynakları bulunmaktadır ve bunlar kaplıca turizmi açısından da kullanılmaktadır. İzci gruplarının da tercih ettiği bu alan da kamp yapabilmek ve geceleyebilmek için izin almanız gerekiyor. Ama eğer kamp yapmaya niyetlendiyseniz gidip izin almaya çalışmak böyle bir yer için fazla bir şey değil. Çamkoru Tabiat Parkı, Çamlıdere ilçesi sınırları içinde, Ankara'nın 110 km kuzeybatısında bir tabiat parkıdır. Çamkoru'da kurt, çakal, tilki, tavşan ve yaban domuzu, yırtıcı ve ötücü kuş türleri bulunur. Kamp yapmak isteyen ve bunun tam anlamıyla doğal yaşam içinde yapmak isteyenler için uygun olan bu arazide dikkat etmeniz gerekenler başta tek başınıza gitmemeniz ve tehlikeli bir alan olabileceğini aklınızdan çıkarmamanız. Eski Ankara-Bolu karayolu üzerinde Kızılcahamam ilçesini geçtikten sonra varabileceğiniz bu parkta güzel bir göl ve geniş yeşil araziler bulunuyor. Kamp yapmak için bolca alan bulacağınız bu yer Ankara merkezine yaklaşık olarak 110 km uzaklıkta yer almaktadır. Doğa içerisinde bolca yabani hayvana rastlayacaksınız. Yazın veya kışın fark etmeksizin gidip kamp yapabileceğiniz bu yerde ise sizi bir kamp alanı için ne gerekiyorsa o bekliyor. Bolca yeşillik yanında geniş bir gölün bulunduğu bu yer kampçılar için güzel alanlardan biri. Eğer otobandan giderseniz şehir merkezine yaklaşık olarak 105 km uzaklıkta yer almaktadır. Ortalama bir yeşillik alanına sahip olan bu bölge Ankara gibi büyük bir il içinde gidilebilecek en yakın bölgelerden birisidir. Kamp için yeşillik alanları bulunmasına rağmen kurak bir alandır ve sulak yerleri pek bulunmamaktadır. Şehir merkezine yaklaşık olarak 45 km uzaklıktadır. Yemyeşil alanları ve geniş gölüyle bir kampçının hayalini kurabileceği her şeye sahip olan bu alan, güzelliğiyle herkesi kendine çekmeyi başarabilir. Geniş yeşil alanları kamp kurmak için ideal alanlar oluşturuyor. Arazinin de düz olması çadırların kolay kurulmasını sağlayacaktır. Şehrin sınırına yakın olan bu yer merkeze tam olarak 140 km uzaklıktadır. olarak muhteşem göllerin etrafta olduğu kamp alanına yakın olan göller ve oksijeni bol kamp alanı için oldukça iyi bir seçim olacaktır. 900 metre rakımda Yedigöller Milli Parkı içinde bulunan kamp alanında yürüyüş yolları, balık tutma noktaları ve karavan kampları için yer mevcut. Parkın çevresinde yapacağınız trekking ile şelaleler, dilek çelmesi, gülen kayaları ve Pisagor ağacını görebilirsiniz. Çadır kiralama ücreti ise 25 TL'dir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/582-arhavide-gezilecek-yerler.html", "text": ", Artvin'in ilçelerinden biridir. İl merkezine 86 kilometre mesafede bulunur. Yerleşim Kamilet ve Derecik adındaki iki vadi üzerine kurulmuştur. İlçe merkezi düzlük, köyler dağlık alanda konumlanmıştır. Burada büyüklü küçüklü birçok buzul göl bulunur. Doğası ve tarihi mirası ile görülmeye değer yerlerden biridir. Arhavi'nin tarihine kısaca değinmekte fayda var. Arhavi'nin bulunduğu alanda yerleşim çok eski tarihlere uzanır. Milattan önce 831 yılında Urartular ilk yerleşimi kurmuştur. Milattan önce 200-150 yılları arasında ise Roma İmparatorluğu egemenliği kurulmuştur. 532 yılına kadar bölgede Türkmen İlbeylerinin varlığı da görülür. 625-630 yıllarında ise bölgeye Hazar Türkleri hakim olmuş, daha sonra da Selçuklu Devleti hüküm sürmüştür. 1471 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı topraklarına katılmıştır. Bölgenin ismi Arkabi'den türemiş ve günümüze Arhavi olarak ulaşmıştır. 'nin en güzel doğal ortamlarından biri. Yemyeşil ağaçlarla kaplı olan dağ doğa yürüyüşü yapmak için de uygun yerler arasında. Ciha Kalesi ise uzun süre onarım görmediği için sağlam şekilde onarım görmemiş. Cenevizlilerden kalma olduğu düşünülen yapı ilçeye hakim konumda yer alıyor. Sadece sur yapıları ayakta olan kale geniş ormanlık arazinin ortasında bulunuyor. Genellikle buraya doğa yürüyüşleri düzenleniyor. Ortacalar Arılı ile Küçükköy arasındaki yol ayrımında bulunur. Birbirine dik şekilde konumlandırılmış iki köprüden oluşan yapı taş malzemeden yapılmıştır. Köprülerin ikisi de tek gözlü ve eğimli yolludur. Köprüler hakkında kesin bir kayda ulaşılamasa da yapılan incelemeler bunların 250 yıllık olduğunu gösteriyor. Osmanlı İmparatorluğu'ndan kalan bu taş köprüler oldukça estetik bir görüntüye sahip. Yakın dönemde onarımdan geçen yapılar sağlam şekilde günümüze ulaşmıştır. , Çiftekemer köprüsüne 18-20 kilometre mesafede yer alıyor. Şelalenin olduğu alana giderken bir süre ormanlık alan içinde yürümek gerekiyor. Karadeniz'in en yüksek şelalesi burasıdır ve Arhavide gezilecek yerlerin başında gelir. Yüksekliği 100 metreyi bulur. Yukarıdan dökülen sular şelalenin önünde bir göl oluşturmuştur. Sıcak aylarda bu göl yüzmek için de tercih edilir. Gölün içinde ise kırmızı benekli alabalık hayat bulur. Görkemli bir oluşum olan şelale ve çevresi doğanın tadını çıkarmak, piknik yapmak ve doğayı keşfetmek için eşsiz bir nokta. Ortacalar Merkez Camii 1757 yılında inşa edilmiş tarihi bir yapıdır. 1908 yılında onarılan yapıya bu tarihte ahşap tavan ve ahşap minber eklenmiştir. Minaresi ise 1955 yılında yapılmıştır. Uzun yıllar içinde belli başlı onarımlardan geçen cami günümüzde ibadete açıktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/583-guzelcamlida-gezilecek-yerler.html", "text": "Aydın'ın Kuşadası ilçesine bağlı beldelerden biridir. İl merkezine 127 kilometre, ilçe merkezine 23 kilometre mesafede bulunur. Turistik bir belde olan Güzelçamlı doğal ve tarihi mirasıyla dikkat çeken yerlerden biridir. Her yıl çok sayıda ziyaretçiyi ağırlar. Deniz, kum ve güneş üçlüsünün eşsiz bir yer oluşturduğu alanlardan biridir. Bir liman kenti olarak ismini duyurmuştur. Birçok plajı mavi bayrak ödülüne layık görülmüştür. Güzelçamlı'nın tarihine de kısaca değinmek gerekir. 'nın bulunduğu alan Antik Çağ'da Poseidon Helikonis sunağının olduğu yer olarak tanınmıştır. Bu yıllarda Perslerin Anadolu'yu ele geçirme mücadelesi yaşanmaktadır. Buna direnebilmek için 12 İyon Kent'i birlik içine girmiş ve Ponionion adını almıştır. Bu kentler toplantı ve ayinler için burada buluşmuşlardır. Bu yüzden İyon Konfederasyonu için önemli bir yere sahip olmuştur. Güzelçamlı Dilek Yarımadası Milli Parkı zengin flora ve hayvan çeşitliliği ile dikkat çeker. Bu yönden Türkiye'nin en zengin milli parkıdır. Alanın içinde Ege, Marmara, Akdeniz ve Karadeniz bölgesinde yetişen bitkilerin tamamı yetişebilir. Ayrıca parkın içinde doğal yapısı hiç bozulmamış koylar vardır. Koylardaki kumsallardan tertemiz denize girilebilir. Kumsalda ziyaretçiler için yapılmış duşlar, tuvaletler ve soyunma kabinleri de vardır. Bu alan hafta sonları oldukça kalabalık hale gelir. Giriş ücretleri yıldan yıla değişse de çok pahalı olmaz. Zeus Mağarası da aslında Dilek Yarımadası Milli Parkı'nın sınırları içindedir. Parkın girişinden sola doğru ilerlendiğinde karşılaşılır. Parkın ismi \"Dilek\" olduğu için mağaranın önündeki ağaçlara ziyaretçiler sıkça dilek dileyip bez parçası bağlar. Mağaranın içinden akan su görsel bir şölendir. Buradaki su mavi- yeşil renkte ve karbonatlı maden suyu ile tuzlu deniz suyu karışımından oluşur. Maden suyunun kaynağı bölgedeki dağdadır. Derin bir havuz şeklindeki alanda ziyaretçiler yüzebilmektedir. Fakat su bazı yerlerde aniden derinleşir, bu yüzden dikkatli olmak gerekir. Mağaranın derinliği 10-15 metre, genişliği 10-13 metre arasındadır. Antik Yunan Mitlerinde de bu mağara yer bulmuştur. Mite göre Zeus, bir şekilde kızdırdığı kardeşi deniz tanrısı Poseidon'un zulmünden kaçmak için bu mağaraya gizlenmiştir. Bu yüzden mağaranın adı Zeus Mağarası'dır. Ponionion Antik Kenti Güzelçamlı ile Davutlar arasındaki yol üzerinde bulunur. Günümüzde de bir yansıması olarak devam eden Olimpiyat Oyunları burada başlamıştır. O yıllarda Ponionion Festivali ya da Panegyris adıyla anılmıştır. Daha sonra bölgedeki karışıklık sonucu oyunlar Efes'te yapılmaya başlanmıştır. 12 İyon Kenti'nin sembolik başkenti olarak kullanılan önemli bir kenttir. Burada o yıllardan kalan bir tapınak bulunur. Tapınak deniz tanrısı Poseidon'a adanmıştır. Milattan önce 8'inci yüzyılda inşa edilmiştir. nda güzel ve keyifli bir gün geçirebilirsiniz. - Kuşadası yolunu ya da Aydın- Söke sorusuna da yanıt verdiğimize göre makalemizi burada bitire biliriz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/584-aygir-golu-tanitimi.html", "text": "ilçesinde bulunur. İlçe merkezine 8 kilometre, il merkezine 130 kilometre mesafede yer alır. Süphan Dağı'nın güney tarafındaki çanakta bulunur. Süphan Dağı Türkiye'nin en büyük üçüncü dağıdır. Aygır Gölü tektonik oluşumlu bir göl olarak geçer. Doğal yapısı ile göz kamaştıran gölün çevresi mesire yerleri ile çevrilidir. Bölgede görülmeye değer alanların başında gelir. Aygır Gölü isminde Türkiye'de birkaç yer daha bulunur. Fakat bu yazıda anlatılan Bitlis'teki göldür. 65 metre olup, 3,7 kilometre kare genişliğe sahiptir. Türkiye'nin Önemli Doğa Alanları Listesi'nde yer alır. Yaban Hayatı Geliştirme Sahası olarak korunur. Gölün suları tatlı olduğu için içinde Alabalık yetiştirilebilir. Gölün kenarındaki Alabalık Tesisleri ziyaretçiler tarafından ilgi görür. Bunun dışında iki balık türü daha gölde yaşamaktadır. Göl Süphan Dağı'nın güneyinde kalan bir krater gölüdür. Volkanik bir patlama sonucunda meydana gelen çukurun içine yağışlar ve bölgedeki kaynaklardan su dolmasıyla meydana gelmiştir. Çevresinde volkanik kayaçlar bulunur. Göl suyunun kaynağı yağışlar ve Süphan Dağı'nın zirvesinden gelen Şorlar Dere'dir. Göl suları bazı aylarda tarım alanlarının sulaması ve Aydınlar yerleşiminin su ihtiyacının karşılanması için kullanılır. Aygır Gölü doğa turizmi açısından da önemli bir yere sahiptir. Her yıl yerli ve yabancı birçok ziyaretçi göle gelir. , bölgede hoşça vakit geçirilebilecek alanlardan biridir. Suda bolca alabalık vardır ve bu yüzden kenarına Alabalık Tesisi kurulmuştur. Tesis özellikle yaz aylarında ziyaretçiler tarafından sıkça tercih edilmektedir. Gölün kıyısında güzel bir plaj bulunur. Buradan sıcak aylarda göle girmek sıkça yapılan aktivitelerdendir. Gölün suları çok temiz ve berrak olduğundan yüzmek için uygun bir alandır. Çevresi geniş bir mesire alanıdır. Bu sayede özellikle hafta sonu piknik yapmak için sıkça tercih edilir. Yeşil ve sulak ortam sakince vakit geçirmek için idealdir. Diğer yandan Süphan Dağı'nın eşsiz manzarası ortama ayrı bir değer katar. Aygır Gölü ve çevresi bol bol fotoğraf çekilebilecek doğal güzellikleri barındırır. Temiz havası ve huzurlu ortamıyla dikkat çeken doğal güzelliklerin arasında yer alır. Gölün çevresinde kamp kurulabilecek alanlar mevcuttur. Burada doğa yürüyüşleri yapmak da tercih edilebilir. Gölün çevresini daha çekici hale getirecek çalışmalarsa sürmektedir. Ağaçlandırma ve konaklama imkanlarını genişletme çalışmaları yapılmaktadır. Yakın zamanda çevrede bungalov evlerin hizmete gireceği düşünülüyor. 'in Adilcevaz ilçesinde bulunur. İlçe merkezine 8 kilometre mesafede bulunur. Özel araçla bölgeye gitmek isteyenler öncelikle Bitlis'e gelir. Buradan Bitlis- Siirt yolu üzerinden ilerler. Daha sonra Ahmet Eren Bulvarı yönünde devam edip D-300 yolunu takip edip ardından E99 yoluna girilir. Buradan U dönüşü yaptıktan kısa süre sonra Aygır Gölü'ne varılmış olur."} {"url": "https://www.gezipedia.net/585-arapgirde-gezilecek-yerler.html", "text": "bulunduğu bölgenin en eski yerleşim birimlerinden birisidir ve ülkemizin mutlaka görülmesi gereken ilçeleri arasında yer almaktadır. Malatya iline bağlı Arapgir ilçe merkezine 120 km mesafededir. Ülkemizde okuma yazma oranının en yüksek olduğu yerlerden birisidir ve 2000 senesinde %99 olmuştur. 1250 metre rakımda bulunan Arapgir mutlaka görülmesi gereken yerler listenizde bulunmalıdır. Arapgir'de gezilmesi gereken mekanlar hakkında bilgi vermeden önce ilçe tarihi hakkında bilgiler verelim. Arapgir, Müşkiler tarafından M. Ö. 1200 yılında kurulmuştur daha sonra şehir pek çok devletin egemenliğine girmiştir. Bunlar sırasıyla Asurlar MÖ. 850, Milet MÖ. Danişmentliler MS. 717, Anadolu Selçuklu Devleti 1178, Karakoyunlular ve 1515 yılında Çaldıran savaşını Osmanlı Devletinin kazanması ile birlikte Osmanlı toprakları arasına katılmıştır. Kurtuluş savaşının kazanılmasının ardından 1923 Türkiye Cumhuriyeti kurulduktan sonra 1934 yılında Malatya ilinin bir ilçesi olmuştur. Arapgir 19 yy ortalarında yeni yerleşim yerine taşınmıştır. Eski Arapgir'de olan Ulu Cami 14, yy da bir kayalık üzerine inşa edilmiştir. Önceleri başka bir amaçla yapıldığı düşünülen yapı daha sonra cami olarak kullanılmıştır. Caminin kitabesi bulunmadığı için kim tarafından yapıldığı bilinmemektedir. Cafer Paşa tarafından yaptırıldığı düşünülen caminin inşası 1694 yılında bitmiştir. İlçenin Osman Paşa Mahallesinde yer alır. Uzun yılların getirdiği yıpranmaya karşı pek çok kez onarılan caminin üzerinde yer alan yazıların sökülmüş olduğu görülmektedir. Mirliva Ahmet Paşa 17. yy da inşa ettirmiştir bu camiyi. İlçenin merkezinde yer aldığından Çarşı cami olarak da anılmaktadır. Uzun restorasyon çalışmaları sonucunda cami 2013 yılında tekrar ibadete açılmıştır. İlçenin Köseoğlu Mahallesinde yer almaktadır. Arapgir Osmanlı eserlerinin Çok olduğu bir ilçedir ve bu yönüyle mutlaka görülmesi gereken yerler arasındadır. Gümrükçü Osman Paşa Cami de 1823 yılında inşa edilmiştir ve yapılan restorasyon çalışmaları ile oldukça iyi durumdadır ve hala cami olarak hizmet vermektedir. 1808 yılında inşa edilen hamam ilginç mimarisi ile ziyaret edilmesi gereken tarihi eserler arasındadır. Yapının uğradığı tahribatın giderilmesi için belediye tarafından restorasyon çalışmaları yapılmaktadır. Yapımında moloz taşlar kullanılan hamam Köseoğlu Mahallesinde bulunmaktadır. Arapgir tarihi eserleri kadar doğal güzellikleri ile de turistlerin ilgisini çekmektedir. Bunların başında da Kaya Arası Kanyonu gelmektedir. Adeta gizli bir cennet olarak tarif edilebilecek bu yerde kaylar arasında gizlenmiş bir kanyon bulunmaktadır. Ziyaretçiler burada muhteşem doğanın keyfi çıkartırken balık tutmakta, fotoğraf çekmekte, piknik yapmaktadırlar. İlçe merkezinde yer alan Millet Hanı iki katlı olarak inşa edilmiştir. Kim tarafından yapıldığı bilinmese de 1850 yılında inşa edilmiş olduğu düşünülmektedir. Günümüzde üst katı hotel alt katı ise alış veriş mekanları olarak kullanılmaktadır. Millet hanında bulunan restoranlarda yöresel lezzetleri tarihi bir dokuda tadabilirsiniz. Arapgir'e 15 km mesafede yer alan Onar Köyü mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yerdir bu köyde bulunan mağaranın Roma dönemine ait oluğu sanılmaktadır. Köyde bu mağaranın dışında 787 yıllık cem evi ve 18 adet Roma mezarının bulunduğu unutulmamalıdır. - Arapgir arası ise 1067 kilometredir. İlçeye ulaşım kolay bir şekilde yapılabilmektedir diyerek Arapgir nerede sorusuna bir nevi yanıt vermiş olarak makalemizi burada sonlandırıyoruz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/586-bafrada-gezilecek-yerler.html", "text": "ilçesi Karadeniz'in en büyük ilçesi olma özelliğini taşımaktadır. İl merkezine uzaklığı 51 km olan ilçenin Karadeniz'e sahili bulunmaktadır. Türkiye'nin en büyük akarsuyu olan Kızılırmak'ın Kara denize döküldüğü deltada yer almaktadır. Muhteşem doğası ve tarihi ile çok sayıda turistin yıl boyu ilgisini çekmektedir. Anadolu'nun en eski yerleşim birimlerinden biri olarak bilinmektedir. Burada İkiztepe Kümülüsünde yapılan kazı çalışmalarında Katalotik Çağa ait izler bulunmuştur. İlk yerleşimin M. Ö. 5000 yıllarında olduğu düşünülmektedir. Bafra adı ise M. Ö. 521 yıllarında Fenikelilerin Kızılırmak'ın denize döküldüğü koylarda yapılmış olan ticaret evlerinin isimlerinden gelmektedir. Bu evlerin ismi Bafra idi. Tunç Çağı, Hititler ve Helenistik dönem kalıntıları bölgenin sürekli yerleşim yeri olarak kullanıldığını göstermektedir. M. Ö. 47 senesinde Roma egemenliğine giren Bafra daha sonra Anadolu Selçukluları tarafından 13. yy başlarında ele geçirilir. Moğol istilası sonucu Anadolu Selçuklu Devleti yıkılınca bölgece Bafra beyliği kurulur (1243). 1460 yılından itibaren de Osmanlı toprakları arasında yer alır. Türkiye'nin hala doğal yapısını koruyabilen en büyük kuş cennetlerinden birisidir. 420 farklı kuş türü burada bulunmaktadır. Her sene 100 binden fazla kuşun geldiği ve ürediği kuş cenneti Kızılırmak deltasının üzerinde bulunmaktadır. Nesli tükenme tehlikesi yaşayan pek çok kuş türü burada bulunmaktadır. Kuş Cennetinin doğal güzellikleri ve farklı kuş türlerinin gözlemlenebilmesi ile çok sayıda turisti ağırlamaktadır. Cumhuriyetin önemli eserlerinden birisi olan Çetinkaya Köprüsü Samsun Sinop arasında bulunmaktadır. 1937 senesinde Kızılırmak üzerine yapılan köprü 250 mt uzunluğunda ve 7 adet kemeri olacak şekilde inşa edilmiştir. Bafra kentinin tarihinin M. Ö. 500 yılında ait olduğunun anlaşıldığı kazıların yapıldığı yerdir ve Bafra'ya 7 km uzaklıktadır. Sit alanı olan bölgede 58 adet höyük, 5 adet yerleşim alanı, katalotik çağa ve sonraki dönemlere ait yapılara ait kalıntılar bulunmuştur Kaya mezarlar, kale ve köprüler İkiztepe köyündeki kazılarda ortaya çıkartılmıştır. Bu kazı alanında tarih ve doğa iç içe geçmiştir ve ziyaretçilerinin tarihin sayfaları arasında dolaşmasını sağlamaktadır. Bafra'nın en eski yapılarından birisi olan Büyük Cami Sadrazam Köprülü Mehmet Paşanın kızı olan Ayşe Hatun tarafından 1670 yılında inşa ettirilmiştir. Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden birisidir. Halen faal olan Bafra Deniz Feneri 1923 yılında yapılmıştır. İnşa edileceği yeri belirlemek için bir Fransız, bir Macar ve Recep Özkan Beyden oluşan bir heyet çalışma yapmıştır. Gölün en önemli özelliği Karadeniz'e en yakın göl olmasıdır ve ilçeye 20 km mesafede bulunmaktadır Liman gölü. Etrafındaki muhteşem doğa ile birleşen Liman gölü ziyaretçilere unutulmaz zamanlar yaşatmaktadır. Bafra'nın yerel halkının olduğu kadar kente gelen ziyaretçilerinde denize girmek için gittiği Yeşilyazı köyü temiz denizi ve bozulmamış doğası ile ziyaretçilerin dinlendikleri ve güzel vakit geçirebildikleri bir yerdir. Cumhuriyet meydanında bulunan Alibey çeşmesi kentin en eski çeşmesidir ve 1751 yılında yapılmıştır. Gotik tarzında yapılmış olan çeşmenin sütun başlarında motifler bulunmaktadır. diyecek olursak, Samsun il merkezine 51 km mesafede bulunan Bafra'ya buradan otobüsler ile ulaşım mümkün olmaktadır. İlçenin etrafında ise yine Samsun İlçeleri olan 19 Mayıs, Yakakent, Alaçam, Tekkeköy ve Asarcık ilçeleri bulunmaktadır. İstanbul Bafra arası 775 kilometredir. Ankara Bafra Arası 440 kilometredir ulaşım için D200 karayolu kullanılmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/587-cizrede-gezilecek-yerler.html", "text": "demir çağına kadar uzanmaktadır. M. Ö. 10 yy da kentte yerleşim olduğu bilinmektedir. Bu tarihte Musul ile birlikte bölgenin Uquail merkezi olarak bilinmekteydi. O zamanlar ismi Cezireydi Cezire ada anlamına gelmektedir. Kente bu ismin verilmesinin nedeni ise Dicle nehrinin burada kıvrılmakta ve bölgeye adeta bir ada görüntüsü vermektedir. Cizre'de M. Ö. 2000 senesinden başlayarak Babil, Asur, Med, Pers, Selevkos, Sasani ve Arap medeniyetlerine ev sahipliği yapmıştır. İslamiyetin yayılmaya başlamasından sonra da Emevi'ler ve Abbasiler bölgede hüküm sürmüştür. Büyük Selçuklu Devletinin hakimiyetine 1096 yılında girmiş ve Osmanlı İmparatorluğunun Doğuya doğru genişlemesi sonucunda da 1627 yılında Osmanlı topraklarına katıldı. Kurtuluş Savaşı sırasında Fransızlara büyük direniş göstermiştir. M. Ö. 4000 yılında Gudiler tarafından Nuh tufanından etkilenilerek gemi görüntüsünde yapılmış olan kale daha sonra bölgede yaşanan savaşlardan etkilenmiş ve zarar görmüştür. Kale Asurlular, Babiller ve Abbasiler zamanlarında tamirat görmüştür. Müze günümüzde ziyaretçilerini tarihin içinde bir gezintiye çıkartmaktadır. Kale içinde medrese, hamam, zindan ve mahkeme gibi ihtiyaç duyulan bütün bölümlerin olduğu görülmektedir. de kabul edilmesinden sonra 639 yılında cami olarak kullanılmaya başlanmıştır. Abbasiler yıkıp yeniden inşa etmişlerdir. 1156 yılında dört köşe olarak inşa edilen minaresi, 1945 ve 1971 yıllarında iki kez restore edilmiştir. Caminin kapı tokmaklarında 13. yy da Ebul-İz tarafından yaptırılan iki ejder ve ortalarında aslan başı figürlerinin olduğu kompozisyonlar bulunmaktadır. Bu ejder figürlerinden birisi günümüzde İstanbul Türk ve İslam Eserleri Müzesinde sergilenmektedir. Diğeri ise çalınarak yurt dışına kaçırılmıştır ve Kopenhag David Samling Müzesinde bulunmaktadır. Günümüzde hala ayakta kalmış olan Mem-u Zin Zindanı efsanede geçen Mem'in kaldığı yerdir. Üstü kubbeli olan zindanın duvarları örülürken arasına kurşun eritilerek dökülmüştür. Nuh tufanında gemisinin Cudi dağına geldiği rivayet edilmektedir. Nuh Peygamber burada yaşamış ve vefat etmiştir. Cizre de Hz. Nuh Türbesi daha önceleri kilise olduğu ve İslamiyetin kabul edilmesinden sonra camiye dönüştürüldüğü düşünülmektedir. Türbe ve cami günümüzde restore edilerek ziyarete açılmıştır. İslam alimi İsmail Ebu'l İz El-Cezeri 1153 ve 1233 tarihlerinde yaşamıştır ve vefat ettiğinde Nuh Peygamber camisinin avlusunda gömülmüştür. Sasani İmparatorluğunun hüküm sürdüğü M. Ö. 241-246 tarihlerinde Cizre kalesinin içine 1. Erdeşirin emri ile yaptırılan kapı üç adet devasa yekpare siyah taştan üzeri kubbeli olarak inşa edilmiştir. İçinde 1 kitabe ile 2 aslan kabartmasının yer aldığı görülmektedir. Cizre'ye giden kişiler tarihi yapıların çok olması ile tarihin içinde bir yolculuğa çıkmaktadırlar. Cizre arası 1159 kilometredir. İlçenin tarihi dokusu ile her yıl çok sayıda turist ziyaret etmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/588-camlihemsinde-gezilecek-yerler.html", "text": "doğal yapısı ile ilgi çekmektedir. Denize kıyısı olmayan Çamlıhemşin 1957 yılında ilçe olmuştur ve Rize'nin en çok turist çeken ilçesi olma özelliğini taşımaktadır. İlçenin güneyinde yüksekliği 4 bin metreyi bulan Kaçkar dağları yer almaktadır. Rize merkeze uzaklığı yaklaşık 100 km olan Çamlıhemşin nüfus yoğunluğu en düşük ilçedir. Eski adı Vicealtı olan Çamlıhemşin Alparslan'ın 1071 Malazgirt zaferiyle Türklerin Anadolu'ya girmesi ve yurt edinmesi sonrasında buraya gönderilen yaylacı ve göçerlerin yerleşmesi ile kurulmuştur. Sonrasında 1184 senesinde kurulan Trabzon Rum Pontus Devleti sınırları içinde kalmıştır ama bölgenin dağlık ve ormanlık olması nedeniyle yöre halkı bu durumdan fazla etkilenmemiş ve kendi kültürlerini yaşamaya devam edebilmişlerdir. 1960 yılına kadar Ardeşen ilçesine bağlı bir bucak olan Çamlıhemşin bu tarihte belediye kurularak ilçe olmuştur ve Çamlıhemşin adını almıştır. ilçesinde bulunan Ayder Yaylası ilçe merkezine 19 km uzaklıkta bulunmaktadır. İlçenin güneydoğusunda 1350 metre yükseklikte olan Ayder Yaylası balı ve kaplıcaları ile çok ünlüdür. Yaylanın doğal bitki örtüsü ve muhteşem manzarası ile çok fazla turist çektiği görülmektedir. Dağcılık sporunu yapan kişilerin çok fazla ilgi gösterdiği Ayder Yaylası sırtını Kaçkar Dağlarına yaslamıştır. Kaçkar Dağlarına doğru bir gezinti yapıldığında Ayder Şelalesi ve Gelin Tülü Şelalesi gibi iki harika şelaleyi görebilir ve sakin huzur veren bir doğanın keyfini yaşayabilirsiniz. Ayder Yaylası doğal güzellikleri ile yöre halkının olduğu kadar turistlerinde ilgi gösterdiği bir yerdir. Ayder Yaylasında şifalı suların bulunduğu kaplıcalar da yer almaktadır ve bu kaplıcalar 1987 senesinde turistik merkez haline getirilmiştir. 250 derinliğinden çıkartılan ve 50 derece sıcaklığıyla bu şifalı su içildiğinde ya da kaplıcaya girildiğinde pek çok hastalığın tedavisinde yardımcı olmaktadır. Kaplıcadan maksimum fayda sağlanabilmesi için burada doktorların da bulunduğu bir tesis imal edilmiştir. 50 kişinin yan yana yararlanabileceği havuzlar yapılmış, Fizik tedavi, Basınçlı su odaları, Dinlenme salonları ile Romatizmal Hastalıklar, Cilt Hastalıkları ve Kadın Hastalıkları olan kişilerin şifa bulduğu bir yerdir. Ayder Yaylasında bulunan teleferiğe binmek, Kaçkar dağlarında yürüyüş yapmak ve düzenlenen şenliklere katılmak Çamlıhemşin'e yapılacak gezinin daha güzel geçmesini sağlayacaktır. Pokut Yaylası, Çamlıhemşin ilçe merkezine 21 kilometre mesafede bulunuyor. Yakın gözüküyor yalnız ulaşımın sağlandığı yolların bir tarafı dik ve dağlık alanlardan, diğer tarafı uçumdan oluştuğu ve bunula beraber klasik Karadeniz yolları gibi çok fazla viraj bulunduğu için Çamlıhemşin'den buraya ulaşmanız 1 saatten fazla sürebiliyor. Fırtına Vadisi ve Fırtına Deresi de Çamlıhemşin sınırları içinde yer almaktadır. Fırtına deresi rafting sporunu yapan kişiler için çok fazla ilgi çekici gelmektedir. Fırtına deresi ilçe merkezinden geçmektedir. Muhteşem doğal güzellikler ve manzaralar ile Çamlıhemşin ziyaretçilerine unutulmaz zamanlar yaşatmaktadır. Ayder Yaylasında olduğu gibi Fırtına Vadisi de koruma altına alınmış ve buranın doğal yapısının bozulmadan korunması sağlanmıştır. Çamlıhemşin evleri çam, kestane ve gürgen ağaçlarından yapılmışlardır. Genellikle iki katlı olan evlerin birçoğu yüz yıllık bir tarihe sahiptir. Yapılar sırtlarını dağlara yaslamış ve yapıldıkları yere uyum sağlamışlardır. Alt katı hayvanlar için ahır olarak kullanılan evlerin üst katları ise yaşam alanıdır ve genellikle 4 veya 6 odalı oldukları görülmektedir. diye sorulacak olursa; Kaçkar dağlarının eteklerinde kurulmuş olan Çamlıhemşin Rize'den 100 km uzaklıktadır ve buraya İl merkezinden dolmuş ve otobüsler ile ulaşım sağlanmaktadır. Çamlıhemşin ilçesinin komşuları, Pazar, Çayeli, Ardeşen, Hemşin, İkizdere, İspir ve Artvin'in ilçesi olan Yusufeli'dir. Çamlıhemşin arası 850 km ve İzmir Çamlıhemşin arası ise 1420 km olmaktadır. Çamlıhemşin her mevsim çok sayıda ziyaretçinin akınına uğramaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/589-kilitbahirde-gezilecek-yerler.html", "text": "mutlaka görülmesi gereken yerler arasında yer almaktadır. Kilitbahir'de ilk yerleşimin oldukça eskilere dayandığı düşünülmektedir. M. Ö. 411 senesinde büyük bir zafer kazanarak anıt yapmışlardır ama bu anıtında kalıntıları henüz bulunamamıştır. Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethinden sonra buraya yaptırdığı kale ile köyde yaşamın başladığı düşünülmektedir. Köyde ayrıca Osmanlı zamanında yapılmış olan camiler, çeşme ve hamamlar bulunmaktadır. Çanakkale Savaşında Türk Askerinin verdiği mücadeleye şahit olan Kilitbahir Çanakkale geçilmez denilmesini sağlayan bir bölgedir. O zamanın ruhunu anlamak ve atalarımız yad etmek için Kilitbahir'in mutlaka ziyaret edilmesi gerekmektedir. eski asma kilitlere benzer bir şekildedir. Bu kalenin yapılmasından sonra bölgenin daha iyi korunması için boğazın aşağısında yeni kale yapılmıştır. Kilitbahir kalesi bir taraftan deniz diğer taraftan hendekler ile korunmaktadır. 1980 yılında korunması gereken varlıklar listesine alınmış ve restore edilerek 2004 yılında da müze olarak ziyarete açılmıştır. 1960 yılında topçu birliğinde görev yapan onbaşı Seyran Çebi tarafından yaptırılmış olan Dur Yolcu Anıtı Anadolu Yakasından ve boğazdan net olarak görülebilmektedir. Bölgenin ve yaşanan savaşın önemini göstermesi açısından çok önemlidir. Çanakkale Savaşı ve Kurtuluş Savaşında 215 kiloluk top mermisini sırtında taşıması ile efsane olmuş olan Seyit Onbaşıyı anmak için yapılmış olan bu anıt ilk olarak Mecidiye Tarabyasına 1993 yılında yapılmıştır. Daha sonra 2007 yılında yenisiyle değiştirilmiştir. Rumeli Hamidiye Tarabyası, Rumeli Mecidiye Tarabyası, Namazgah Tarabyası, Yıldız Tarabyası Kilitbahir'in savunmasının güçlendirilmesi için farklı zamanlarda yapılmışlardır ve Kilitbahir'e gidildiğinde bu tarabyalar da mutlaka ziyaret edilmelidir. Kilitbahir yakın tarihte pek çok önemli savaşın yaşandığı bir yerdir ve burada Balkan Savaşları Şehitliği, Mecidiye Şehitliği, Feyzullah Efendi Mezarlığı, Soğanlıdere Şehitliği, Havuzlar Şehitliği ve Anıtı, İsimsiz Topçu Yüzbaşı Şehitliği gibi pek çok şehitlik bulunmaktadır. Bu şehitlikler ve anıtlar atalarımızın anılması ve o zaman yaşananları anlamak için mutlaka ziyaret edilmelidir. Deniz Kıyısında yer alan Kilitbahir'e gidildiğinde Zargana Plajında denize girebilir ve dilerseniz burada ki kamp alanında konaklayabilirsiniz. Deniz ve doğanın birleşimi ile ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir. Feribot iskelesine 1 km mesafede bulunmaktadır Zargana plajı. Feribot iskelesine 3 km mesafede bulunan Havuzlar mesire yeri temiz havası ve doğal güzellikleri ile köyün tek mesire yeridir ve huzur bulacağınız bir zaman geçirmenizi sağlamaktadır. 'a 309 km uzaklıkta olan Eceabat'a E84 üzerinden araçla ulaşım mümkündür. Ayrıca Çanakkale'ye İstanbul'dan feribot seferleri bulunmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/59-batmanda-gezilecek-yerler.html", "text": "Özellikle Hasankeyf turistik açıdan gezilmesi gereken çok önemli bir antik merkezdir. Hasankeyf'in ne zaman kurulduğu tam olarak bilinememektedir. Şehrin jeopolitik yapısı çok eski bir yerleşim merkezi olduğu ihtimalini kuvvetlendirmektedir. Bugün bile zaman zaman bazıları mesken olarak kullanılan çok sayıdaki mağaralar, insanların çok eski çağlarda burada yerleştiklerini göstermektedir. Mevcut bilgilere göre, Hasankeyf kalesinin kurulması, MS. 4'üncü yüzyıla rastlamaktadır. Bu yüzyıl ortalarında, Diyarbakır çevresini ele geçiren Bizans İmparatoru Konstantinos, bölgeyi korumak amacıyla iki sınır kalesi inşa ettirmiştir. Bu iki kaleden birisi Hasankeyf Kalesidir. Kale, Sasanilere karşı siyasi bir önem kazanınca, daha sağlam bir şekilde yeniden tahkim edilmiştir. Hasankeyf, MS. 639 yılında Emeviler tarafından fethedilmiştir. Bu tarihten sonra; Abbasiler, Hamdaniler, Mervaniler, Artuklular, Eyyubiler ye Osmanlılar hakimiyet kurmuşlardır. Hasankeyf en parlak dönemini Artuklular döneminde yaşamıştır. Merkezde bu dönemden kalan pek çok tarihi eser mevcuttur. Bu sayede bir günlük sıkıcı bir gezi yerine uzun bir süreye sığacak bir gezi planı yapabilme imkanı vardır. Altı ilçesinin her birinde ayrı ayrı başka bir detayı bulunmaktadır. Medler ile başlayan tarih serüveni Osmanlı ve daha birçok medeniyetin hakimiyetinin altına girmiştir. Tüm bu medeniyetlerin her biri kendinden bir iz bırakarak Batmanda gezilecek yerler sayısını arttırmıştır. Yakın zamanda gezi planı yapmak ve değişik bir deneyim kazanmak isteyen kimseler için yurt içinde farklı dokusuyla dikkat çekebilecek bir şehir olan Batman'a yapılacak güzel bir gezi günü güzelleştirebilecektir. Yılın hangi mevsiminde gidildiğinin önemi olmaksızın Batman tüm ihtişamıyla şehrin içerisinde sınırsız bir gezi sunacaktır. gelir. Tarihi Hasankeyf Dicle nehri kıyısında yer almaktadır. Ancak yapılışının ve tam olarak ne zaman yapıldığının hakkında çok geniş bilgiler de bulunmamaktadır. Buna rağmen kim yapmışsa oldukça sağlam ve güzel bir yapı yapmasının sayesinde halen rağbet görmektedir. İnsanlığın yerleşik hayata geçmesiyle birlikte mağaraların kullanımının söz konusu olduğu bir zamandır. Bu dönemde Hasankeyf mağaraları zamanın insanları tarafından oldukça kullanılmıştır. Diğer bir yapı olan Malabadi Köprüsü Silvan ilçesinde yer alan Artuklu dönemi eserlerindendir. İlçenin simgesi halini almış bir köprüdür. Yapıldığı tarih tam bilinmeyen köprünün 6. yüzyılda Müslümanlar bölgeye hakim olunca inşa edildiği düşünülüyor. Batman şehrinin Beşiri ilçesine bağlı olan Garzan Ovası üzerindeki ticari ilişkileri sağlayan köprü, İpek Yolu üzerinde yer alır. İlk Çağdan itibaren işlek bir kervan yolu olan köprü, Kuzey Mezopotamya ulaşımının yapılması ve beyliklerin ticari ilişkilerinde önemli bir yere sahiptir. Ayrıca köprü uzun yıllar hizmet vermiştir. Köprünün yapımı 194 4 yılında tamamlanmıştır. Köprü Devlet Demir Yollarını şehre ulaştırma görevini üstlenir. Şehir merkezine 7 km uzaklıkta yer alan Batman Çayı üzerinde yapılmıştır. On kemeri olan köprüden tren geçişine ek olarak insan ve hayvan geçişleri de sağlanır. Köprünün diğer özelliği İkinci Dünya Savaşı sürerken 1939 ile 1944 yılları arasında yapılmasıdır. Savaşa katılmayan Türkiye Cumhuriyeti bu yılları ülkenin kalkınması ve imarı için hizmet vermiştir. Batman şehrinin Kozluk ilçe merkezinde bulunur. Ayrıca ilçedeki en büyük camidir. Miladi takvime göre 1512 yılında Sason ve Kozluk Beyi Ebubekir Roşkin oğlu Hızır Bey tarafından yaptırıldığı kitabesi üzerinde yazılıdır. Batman şehrinin Kozluk ilçesinde yer alır. Giriş kapısındaki kitabe 1705 yılında Garzan Aşiretine mensup Murtaza Bey oğlu İbrahim Bey tarafından yapıldığını gösterir. Minaresi beş kenar bir kaide üzerine yapılmıştır. Minare çift yolludur. Yollardan biri 100 öteki ise 99 basamağa sahiptir. Cami kitabesi günümüze kadar varlığını korumuştur. Cami günümüze kadar varlığını sürdürebilmiştir. İlk Çağda Dicle Nehrinden Suriye'ye kadar ulan yönetim Hasankeyf'te bulunan Piskoposluğa bağlıydı. Bu bölge Turabidin olarak adlandırılıyordu. Bu manastır Süryani Hristiyanları tarafından kutsal kabul ediliyordu. Bölgedeki 80 civarı manastır içinde önemlileri arasındaydı. Manastırdaki ana kapının üstünde Süryani dilinde yazılan iki taş kitabe yer alır. İlk kitabede Halepli Salibo isminde birinden bahseder. Süryanilerin manastırlarındaki kitabelerinde İncil'den insanlara verilen mesajları paylaşması sebebiyle kitabelerde yapılış tarihine dair bir bilgi yer almaz. İlk Çağ'da Süryaniler tarafından hakimiyet altında bulunan Hasankeyf döneminde inşa edildiği tahmin edilir. Batman'da bulunan Üç Yol köyünün 2 km kuzeyinde yapılmıştır. Halk arasında manastırın ismi Mahar Kilisesi anlamında kullanılan Deyr Mahar olarak bilinir. Manastır Dicle Nehri'nden 150 metre yüksekliği ile bölgeye hakim bir yerdedir. Manastırın yapım tarihi hakkında net bir bilgi yoktur. Cemaat bu bölgeyi terk edince manastır da kendi haline bırakılmış ve doğa olayları sonucunda ağır tahribata uğramıştır. İnsan eliyle bir tahribat söz konusu değildir. Sason ilçesinin 4 km güneybatısında yer alan Tekevler köyü sınırları içindedir. Ancak kale şuan harap bir halde bulunur. Ulaşım kolaylığı sayesinde tarihi çağlarda sürekli çatışmalar yaşanmış ve kale el değiştirmiştir. Kale duvarlarının bazı bölgelerinde çökme ve büyük gedikler vardır. Bu durum da sık sık savaşlara maruz kaldığını ortaya koymaktadır. Kozluk ilçesinin 6 km kuzeybatısında Bölükkonak köyü sınırlarındaki bir tepede yer alır. Doğudaki kalelerin tahkim amacıyla ve dış güçlerin Erzen bölgesi girişini önlemek amacıyla Bizans tarafından yapılan bir kaledir. 4. yüzyılın başında Erzen bölgesi paylaşımı konusunda Bizans ve Persler arasında bir savaş başlıyor. Bu dönemde savunma amacıyla ve karşı taarruzları durdurmak işçin Bizanslılar tarafından Batman, Sason ve Bitlis üçgeninde çok sayıda savunma amaçlı kale vardır. Rabat Kalesi de Yanıkkaya köyü sınırlarında bulunan bu kalelerden biridir. Hasankeyf, Siirt ve Silvan arasında yer alan Erzen bölgesinin önemli kalelerinden biridir. MS 416'da Pers Hanedanı için dini bir merkez olarak kurulmuştur. Ama zamanla İpek Yolu üzerindeki önemli ulaşım kontrol noktalarından biri haline gelmiştir. Uzun yıllar boyunca İranlılara bağlı kalmıştır. 5. yüzyılda Nasturi piskoposluğu merkeziyken Müslümanlar tarafından ele geçirilmiştir. Günümüzde harap durumdadır ve Kozluk ilçe merkezinin Kale Mahallesi sınırları içinde yer alır. Kozlu ilçesindeki Kaletepe köyü sınırlarında yer alır. Neolitik döneme aittir ve 10 bin yıllık tarihi vardır. İnsanlığın yerleşik hayata geçtiğinde ortaya çıkmıştır. Arkeolojik kalıntılar ilk defa insanların tarımla uğraştığı ve yabani tohum ekerek mercimek ve bezelye yetiştirdikleri ortaya çıkmıştır. Gerçüş ilçesindeki Vergili köyünde bulunur. Bölgenin inanç turizminin en hareketli noktasıdır. Ülke genelinde Seyyidler Köyü olarak bilinir. Çünkü Hz. Muhammed'in torunu Seyyit Bilal'e ev sahipliği yapmaktadır. Kitabede 1132 ile 1212 arasında yaşadığı belirtilen Seyyid Bilal hayatının büyük bölümünü Kerbela'da geçirmiştir. Daha sonra ömrünün önemli bölümünü burada geçirmiştir. Sultan Abdülhamit bu köyü vergiden muaf tutmuştur. Akkoyunlu hükümdarı Uzun Hasan oğlu Zeynel Bey için yapılmıştır. Akkoyunlu devrinde Anadolu'daki anıt mezar geleneğinin ilk örneğidir. Kapısında yer alan kitabede Oltukbeli Savaşı sırasında şehit düşen Bahadır Han Hasan Bey'in oğlu Zeynel Bey için yapıldığından bahsedilir. Daire planlı mezar odası üstünde dıştan daire plan içten de sekizgen plan olarak yapılmıştır. Kendi türünde tek örnek olan yapı, üstündeki süsleme yazılar ve kitabesiyle dikkat çeker. Mimarı ise Abdurrahman oğlu Pir Hasan isimli bir kişidir. anlatılır. Daire planlı mezar odasının üzerinde, dıştan daire plan içten de sekizgen plan devam edilerek esas gövde yapısı yükseltilmiştir. Tavanı kubbe şeklinde olup konik bir külahla örtülüdür. Gövde kısmını dıştan çevreleyen alt alta 3 sıra halindeki çinilerle yazılmış \" Allah-Muhammed-Ali\" yazıları, kümbetin mimari yapısına ayrı bir estetik vermiştir. Kendi türünün tek örneği olan bu silindirik yapı, üzerindeki çini süsleme yazılar ve kitabesiyle dikkatleri üzerine çekmektedir. Mimari Abdurrahman oğlu Pir Hasan isimli bir zattır. Batman neyi meşhur? Öncelikle şehrin özellikle en bilinen yeri olan tarihi Hasankeyf'i demek mümkündür. Ancak bunun da yanında şehrin çok etnikli bir yapısının olması ve bu yapıyı oluşturan birçok devletin himayesine getirmesi bu gün oluşan bu yapı ve yapılar hakkında etkilidir. Bunların yanında da yemek kültüründen bahsetmek de mümkündür. nı da tatmadan gelenler kesinlikle pişman olacaktır. Bu sebeple önceden kurutulmuş sebzelerin dolmasını yemek gerekir. adını pilavın dış çevresinin özel hamur ile özenle sarılmasından ve sonra fırında pişirilmesinden oluşmaktadır. Bu değişik usullerin bir araya gelmesi ona ayrı bir tat katmıştır. 'dir. Yöreye ait bu tatlar yıllardır süregelen bir gelenek sonucunda eskimeden insanların içerisinde hala popüler olan ve dışarıdan gelen turistler ile yoldan geçenlerin tattığında hoşuna giden lezzetlerdir. sorusunu çok fazla sormaktadır. Dicle nehrine dökülen ve bölgenin önemli akarsuları olan Garzan ve Batman Çayı arasındaki verimli topraklar, Batman Ovası'nı oluşturmaktadır. Kent, bu ovanın üzerinde yer alır. Ortalama yüksekliği 500 m civarında olup, etrafında Aydınlık, Raman ve Garzan Dağları vardır. Raman Dağı'ndan çıkan yüksek kalite petrol, kent ve ülke için büyük öneme sahiptir. Uçak yani havadan buraya gelmek isteyenler İstanbul, Ankara, İzmir ve Adana'dan direkt olarak buraya gelebilir. Diğer kentlerden ise aktarmalı olarak uçakla gelmek mümkündür. Ayrıca Haydarpaşa-Kurtalan demir yolu hattı, kent sınırları içerisinden geçmekte olup, bu hat üzerindeki kentlerden Batman il merkezine tren ile gelinebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/590-kozluda-gezilecek-yerler.html", "text": ", madenciliğin A'dan Z'ye yaşandığı bir yerdir. Pek çok yabancı ve yerli şirket havzadaki kömürün çoğunluğunu Kozlu'da çıkarmaktaydı. O dönemlerde 60000 nüfusa sahip olan bu madenci belde Zonguldak şehir merkezine 5 km uzaklıkta yer alıyor. Kültürel değerleri, temiz havası, doğal güzellikleri ile dikkat çeken ilçe, gelişme potansiyeli oldukça yüksek bir beldedir. çok fazladır. Zonguldak'ın bu şirin ilçesi yeşile doymak isteyenler için ideal bir seçim olacaktır. Farklı hastalıklara iyi geldiği bilinen kaplıca, Ilıksu mahallesinde yer alıyor. Acı ve ılık olan bu su bağırsak ve mide rahatsızlıklarına da çok iyi geliyor. Karadeniz Ereğli karayolunda bulunan Ilıksu Kaplıcası pek çok hastalığa şifa olmaktadır. Yaz aylarında özellikle ağrılı hastalıkları olanların akınına uğrayan kaplıca, Zonguldak- İstanbul karayolunun 4. Kilometresinde yer alıyor. Çevresinde herhangi bir tesis ya da restoran bulunmuyor. Ağrıları için şifa olmasını bekleyenlerin yanında çocuklar ve gençler için kaplıcanın üzerinden havuza atlamak çok büyük bir keyif olmaktadır. , mutlaka görülmesi gereken sahilleri ile ünlüdür. Masmavi denizleri ile Karadeniz insanını kendisine çeken belde de doğa ile iç içe tatiller geçirebilirsiniz. akin ve huzurlu bir denizi bulunuyor. Özellikle yöre halkının en çok kullandığı bu plaj, berrak denizi ile dışarıdan da insanların akın ettiği bir alandır. Değirmenağzı plajı misafirlerini her yönü ile kendisine hayran bırakıyor. Yeşili ve maviyi bir arada barındıran bu plaj, saklı cennet ismini hak eden ender koylardan biri olmaktadır. , güzel bir yaz tatili geçirmek için ideal bir yerdir. İlçenin merkez mahallesinde yer alan kilise, Hristiyan Ortodoks Cemaatine ait bir yapıdır. 19. Yüzyılda yapılan kilise de restorasyon için çalışmalar yapılmaktadır. Kozlu otogarından 7 dakika da ulaşım sağlanabilir. Doğaseverlerin görmeden geçmemeleri gereken Değirmenağzı Şelalesi, ziyaretçilerini yeşilin bin bir tonu ile karşılıyor. Başka bir deyiş ile doğal bir cennet olan bu şelale, ilin en önemli çağlayanlarından biridir. Değirmenağzı deresi üzerinde yer almakta ve irili ufaklı boylarda farklı şelalelerden oluşmaktadır. Bu dere rakımı 595 metre olan Namazlık Tepesinden doğuyor. Toplamda 11 km olan bu dere, Bülent Ecevit Üniversitesi yolunun sol kısmında doğa harikası kanyonlar oluşturmaktadır. Etrafı yoğun bir bitki örtüsü ile kaplı olmakta ve bahar aylarında suların yükselmesi ile çok daha güzel bir hale gelmektedir. Yılın her mevsiminde farklı güzelliklere bürünen şelale, doğa ile iç içe vakit geçirmek isteyenlere harika zamanlar sunuyor. Zonguldak merkezden Kozlu'ya 5- 10 dakika içerisinde gelebiliyor. Zonguldak Sportif Havacılık Kulübü bu alanda yamaç paraşütü eğitimi vermektedir. Kozlu'da yer uçuşu eğitimleri verilmekte ve kulüp çalışmalarını giderek genişletmektedir. Çeşitli dönemlerde onarım gören Aziziye Camii, 19 Mayıs İstasyon sokakta yer alıyor. İlçe merkezinde yer alan bu cami özellikle Cuma namazlarında kalabalık bir cemaat tarafından tercih ediliyor. diyecek olursanız; Karadeniz bölgesinde bulunan Zonguldak ilinin Merkez ilçesi konumundadır. Zonguldak'a 5 km mesafede bulunan Kozlu'ya ulaşmak için Zonguldak merkeze gelebilir veya mobil cihazlarınızdaki navigasyon uygulamaları ile aşağıdaki haritayı kullanarak ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/591-harika-manzara-fotograflari-cekebilmek-icin-oneriler.html", "text": "hep farklı bir göz ile incelendi bu güne kadar. Özellikle büyük kurumların duvarlarında bulunan, yazılım şirketlerinin ara yüzlerde kullandığı çok sayıda fotoğrafa göz atıldığında, bu görsellerin daha çok manzara temalı olduğunu görebilmek hayli mümkün oluyor. Yani bu durum, aslında manzara fotoğrafçılığının da ne denli önemli olduğuna işaret ediyor. Manzara fotoğrafçılığı, o anın en iyi karesini doğa ve görüntünün tamamlayıcı etmenleri ile birleştirilmesi sayesinde ortaya çıkıyor. Yani fotoğrafçı, o anda birden çok etmeni düşünerek düğmeye basıyor. Peki, manzara fotoğrafçılığının belli başlı püf noktaları yok mu? Elbette var. Manzara fotoğrafçılığına soyunan kişiler, öncelikli olarak kabaca da olsa renk bilgisine sahip olmalılar. Uygun renk teması ve doğru manzara sırasında, uygun ışık ile birleşen görüntü, sonsuzluğa kaydedilirken bu yorumu fotoğrafta oldukça şık ve sade yapabilmek her şeyden daha önemli bir hal alıyor. Örneğin, sabah saatlerinde fotoğraf çekmek isteyen bir fotoğrafçı, karşısındaki görüntünün soğuk renklerden oluştuğunu, bulut ya da sis gibi manzaraların bu saatlerde daha net ve daha etkili olabileceğini hesap edebilir. Bu şekilde de çalışmasını ve manzara arayışını yönlendirebilir. Yani asıl olan, renkler ile görüntünün en iyi nasıl kombine edilebilirliğidir. Manzara fotoğrafçısı, göl manzarası gibi bir manzarayı çekmek istiyorsa, bunun için akşam vakitlerini beklemek yerine daha erken saatlerde çekim yapmalıdır. Burada da renk uyumları ön planda olduğu için uygun saatler ve uygun ışık kriteri aranmaktadır. Eğer havanın kararmaya başladığı ve görüntünün fluluğu baş gösterdiği bir ana denk gelindi ise, fotoğraflar istenilen verimlilikte çıkmayacaktır. Daha kapalı, daha kötü fotoğraflar oluşacaktır. O nedenle de, başarılı bir fotoğrafçı mutlaka fotoğraf çekeceği manzaraya göre saat ve renk özelliklerine dikkat etmek durumundadır. Her güzel fotoğraf, illa ki spot ışıklar altında, flaş ışıklar yardımı ile ya da bilgisayar programlarında oynanarak çekilmezler. Doğal yöntemler ile elde edilen pek çok kaliteli fotoğraf ortaya çıkartılabilir. Burada önemli olan, fotoğraf çekimi sırasında belirlenecek olan teknikler ile beraber, çekime başlamadan önce kafada kurgunun tam olarak oluşmasıdır. Tasarlanan fotoğraf karesine göre doğru açılar ve uygun görüntüler üst üste getirildiğinde, pek çok açıdan enfes kareler çekilerek fotoğrafçının hanesine bu kareler artı olarak yazılabilir. Manzara fotoğraflarında netlik de çok önemli olduğu için, çoğu zaman fotoğraf ayaklığı kullanmak fotoğrafçının yararına olacaktır. Bu şekilde çekilen karelerde titreme ya da sallanma görülmeyeceği için, fotoğrafçı da amacına bir adım daha yaklaşmış olacaktır. El ile çekim yapma sırasında yaşanan en ufak bir titreme, fotoğrafı tümden bozduğu için fotoğraf ayaklıkları her zaman tercih edilebilir durumda olmalıdır. Böylece fotoğraflarda istenilen görüntüler ortaya dökülmüş olarak uygun kareler elde edilecektir. Fotoğraf dünyası oldukça derin ve geniş bir kümeyi temsil ediyor. İşin içinde oldukça, çok daha fazlasını öğrenmeniz ve uygulamanız mümkün oluyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/592-kucukkuyu-gezilecek-yerler.html", "text": "muhteşem doğası ile her yıl çok sayıda kişinin ziyaret ettiği bir yerdir. Yoğun oksijeni olmasının yanında şifalı kaplıcaları ile de hastaların şifa bulduğu bir merkezdir. İnsanlarının çok misafirperver olması sayesinde Küçükkuyu'ya giden kişiler unutulmaz bir tatili evlerindeymiş gibi geçirebilmektedirler. Balıkçılık ve zeytinciliğin yapıldığı Küçükkuyu'da en kaliteli zeytinyağlarını bulabilir ve ayrıca nefis deniz ürünlerinin tadına bakabilirsiniz. Küçükkuyu'ya gittiyseniz Kaz dağlarında bir gezinti mutlaka yapmalısınız. Bu dağlarda endemik bitkiler bulunmakta ve muhteşem doğası ile ziyaretçilerine unutulmaz zamanlar yaşatmaktadır. Homeros'un İlyada Destanında bin pınarlı ida olarak geçmesini sağlayan 30 adet akarsu bulunmaktadır. Gargaran tepesi yamaçlarına kurulmuş olan Zeus Altarı tanrılara kurbanlar verilmesi için kurulmuştur. Zaten atlar sunak anlamına gelmektedir. Altında bulunan mağaraya da Zeus Mağarası denilmektedir. Buraya gidildiğinde manzaranın güzelliği dikkatinizi çekecektir. Afrodit tarafından keşfedildiği rivayet edilen kaplıcaya cüzamlı olan Afrodit girdiği ve iyileştiği için bu adı almıştır. Suyunun şifalı olduğu düşünülmektedir. Ne zaman yapıldığı bilinmese de Afrodit kaplıcası Cenevizliler tarafından tamir edilmiş ve günümüzde tarihin ve şifalı suyun birleştiği en güzel mekanlardan birisidir. Rumlardan kalma değirmeni ve insanların kendini cennette hissedeceği doğası ile Küçükkuyuy'ya gelen kişilerin mutlaka ziyaret etmesi gereken yerler arasındadır. Burada bir mesire alanı bulunmakta ve ziyaretçiler piknik yapabilmektedirler. Mıhlı Çayı etrafında bulunan toprağa öylesine hayat vermiştir ki bitki örtüsünün gür olması ve ağaçların yüksekliği ile gökyüzü görünmemektedir. Tam yapılış tarihi bilinmiyor olsa da 14. yy da inşa edildiği düşünülen köprü Tuzla çayı üzerindedir. Yörenin taşları kullanılarak yapılmış olan köprü bugün artık kullanılmamaktadır. Sivri kemerli olarak inşa edilen köprü mutlaka görülmelidir. Ege Denizive Tuzla Çayı arasındaki tepe üzerinde kurulu olan Assos Antik Kenti, Midilli Adası sakinleri tarafından M. Ö. 1000 yıllarında kurulmuştur. Bu bölgede daha önce Hititler tarafından kurulmuş ve stratejik öneme sahip olan Assouwa bulunmaktaydı. Bölgeye gelen ziyaretçilerin çok ilgisini çekmektedir Assos Antik Kenti. Körfeze hakim olan iki köyü bulunmaktadır. Bu köylerde Kültür Bakanlığı tarafından koruma altına alınmışlardır. Bu köylerde tarih ve doğal güzellikler deniz ile birleşmiştir. Özel mimariye sahip evleri, Rum ve Türk kültürünün bir mozağini oluşturması açısından ilgi çekmektedirler. Karadeniz'den gelen balıkçılar da bölgeye ayrı bir renk katmışlardır. 'a düzenlediği seferleri kullanabilir buradan da dolmuşlar ile beldeye ulaşabilir veya mobil cihazlarınızdaki navigasyon uygulamaları ile aşağıdaki haritayı kullanabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/593-canakkale-seddulbahir-tanitimi.html", "text": ", Gelibolu Yarımadasının güneye bakan uç noktasıdır ve bu adını da bu özelliği ile almıştır. Boğaza girişte bir set oluşturduğu için Seddülbahir denilmektedir. Huzur dolu atmosferi ve doğal güzellikleri ile Seddülbahir her yaştan insanın kendini mutlu hissedebileceği bir yer. halkı sıcakkanlıdır ve köyün huzur veren atmosferi sayesinde de bir kez giden kişiler mutlaka tekrar gitmektedirler. oldukça eski bir yerleşim merkezidir. Bunun yanında 1. Dünya Savaşı sırasında tarihi doku çok fazla zarar görmüştür. Köyün her köşesinde bu savaşa ait izler bulunmaktadır. Çanakkale savaşlarında büyük mücadelelerin yapıldığı Seddülbahir Çanakkale geçilmez sözünün söylenmesinde önemli payı bulunmaktadır. Köyde ve o bölgede hala Çanakkale savaşının izleri bulunmakta ve bu çevrede dolaşan kişiler kurşunlar, asker kıyafetlerine ait düğmeler, kemikler bulabilmektedirler. Morto Koyu ve Hisarlık Burnunda yer almaktadır. Hisarlık Burnunun denizden 48 metre yüksekte olması ile doğal bir kale oluşturmaktadır. Burada 4 metre yüksekliğinde anıt platformu ve onun üzerinde de 39,75 metre yüksekliğinde anıt bulunmaktadır. Bu anıt 1960 yılında yapılmıştır. Tarihçi Ahmet Uslu'nun uzun çalışmaları sonucunda kurulmuş olan 1915 Seddilbahir Ahmet Uslu Müzesinde 1. Dünya Savaşına ait 8 000 metaryal yer almaktadır. Ahmet Uslu bu metaryalleri toplamak için uzun yıllar uğraşmıştır. Anadolu yakasında ki ise Kumkale olarak adlandırılmaktadır. Bu kaleleri inşa eden ustaların ailelerini buraya getirmeleri ile köy oluşmuştur. Çanakkale Savaşı sırasında yoğun olarak bombalanan köy boşaltılmıştır. Daha sonra Bulgaristan ve Romanya göçmenleri 1934 ve 1938 yıllarında buraya yerleştirilmiş ve köyde yaşam tekrar başlamıştır. Seddülbahir Köyünün plajları denizin temiz ve geniş kumsallarının olması sayesinde denizin ve güneşin tadını doyasıya çıkartmak isteyen kişilerin tercihi olmaktadır. Müthiş manzarası ve temiz havası ile doğayla denizin birleştiği noktadır Seddülbahir Plajları. Plajlara yakın pansiyonların ve otellerin olması sayesinde yürüyerek plajlara ulaşım mümkündür. Çanakkale Savaşında önemli katkıları olan Ezineli Yahya Çavuş 25 Nisan 1915 Ertuğrul Koyu çıkarması sırasında arkadaşları ile birlikte büyük kahramanlıklar göstermiştir. Bu anıt Kültür Bakanlığı tarafından 1992 yılında burada şehit olan 9. tümenin 26. alayının 3. taburunun şehit olan askerlerin anısına yaptırılmıştır ve burada bir kitabe üzerinde şehitlerin isimleri ( 148 şehit )sembolik olarak da 67 adet mezar taşı bulunmaktadır. 'a yakın olması ve ulaşımın kolaylığı sayesinde yazları çok sayıda kişinin ziyaret ettiği bir yerdir. İstanbul'dan 309 kilometre uzakta olan Eceabat'a araç ile E84 üzerinden ulaşım mümkün olmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/594-bursada-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "Bursa gibi doğası, denizi, göletleri muhteşem olan ilde kamp yapmak oldukça güzel olacaktır. Ülkemizin her yeri ayrı güzel olsa da bazı şehirler bir tık daha güzel olabiliyor. Bursa'da bu şehirlerden biridir. Eğer Bursa'da veya yakın bir yerdeyseniz ve kamp yapmak istiyorsanız sizin için en iyi 10 kamp bölgesini listeledik. bakımından Müthiş bir görsel şölene sahip olan bu yer kamp ve gezi için oldukça uygun. Şahsen böyle bir şelalenin etrafında yemeğinizi yiyebilmemiz oldukça keyif verici olacaktır. Şelalenin yeşillikle olan ahengi geçirdiğiniz her andan zevk almanızı sağlayacaktır. Şelale, Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesinin yaklaşık 18 kilometre kadar doğusunda bulunmaktadır. listesinde önemli bir yer tutan bu yerde wc, mescit vs. hizmetlerinde bulunduğunu unutmadan söylemeliyim. Uludağ'ın güneyindeki dağ ilçesi Keles'e bağlı Baraklı köyü Bursa'ya 50 kilometre uzaklıktadır. Berrak bir gölü ve yemyeşil arazileriyle kamp için çok uygun bir alan. Balıkçılık içinde uygun olan bu alan kamp zamanınızı dolu dolu ve eğlenceli geçirmenizi sağlayacaktır. Bursa iline 54, Mudanya ilçesine 20, Tirilye'ye ise 13 km uzaklıkta ki kumsallı bir koyda kamp yer almaktadır. Geniş bir sulak arazinin etrafını sarmalamış düzine düzine ağaçlar, kampçılık ve piknik için oldukça uygun alanlar oluşturmuştur. Yalnız veya 2, 3 kişilik gruplar ile giderseniz daha iyi vakit geçirirsiniz. Bursa'nın en büyük ikinci kanyonu olan bu yer kamp ve eğlence için oldukça uygun. Temel ihtiyaçlarınızı karşılamak için en yakın köye gitmeniz gerekebilir. Bursa merkezine yaklaşık olarak 58 km uzaklıkta olması nispeten yakın bir yer sayılır. Ayrıca belediye tarafından da restore edilmekte ve düzenlenmektedir. Dağların ve gölün uyumunun oluşturduğu görsel şölenle kamp süreniz boyunca sadece manzarayı seyrederek bile vakit geçirmenizi sağlayabilir. Şahsen böyle bir manzaraya karşı oturup kitap okumak gibisi olamaz diye düşünüyorum. Tabi bu alanda kamp yapabilmek için cüzi bir miktar para ödemek gerekiyor. Bursa merkez ile mesafesi 61 km. İsminden de anlaşıldığı gibi kocaman bir yaylası ve sıra sıra ağaçların bulunan bu yer kamp için oldukça uygundur. Cafe\\ Restoranlarında bulunduğu Kocayayla Çadır kamp ve karavan kamp için oldukça elverişlidir. Yer ateşi, kamp ateşi, mangal yakılabilir. Tuvalet, su kaynağı ve market vardır. Kocayayla'yı karavancılar ve kampçılar için cazip kılan önemli noktası bütün hizmetlerin ve kamp alanının ücretsiz olmasıdır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/595-tatilde-arac-kiralayacaklarin-dikkat-etmesi-gereken-10-husus.html", "text": "yapmak istiyorsunuz ya da aracınız ile tatile çıktınız ama bu tatil sırasında aracınız arıza yaptı ne yapmalısınız? işte size pratik 10 çözüm önerisi. 1-) Kiralayacağınız Aracın Yeni Model ve Bakımlı Olmasına Dikkat Etmelisiniz. Aracınız yoksa ve tatile araç kiralayarak çıkacaksanız bunu mutlaka araç kiralama firmanıza belirtmelisiniz. Kiralayacağınız aracın gideceğiniz uzun yolda sorun çıkartmaması için yeni model ve bakımlarının tam yapılmış olmasına dikkat etmelisiniz. Araç ile çıkılacak tatilin oldukça keyifli olabileceği gibi kiralayacağınız aracın arıza yapması keyfinizi kaçıracaktır. 2-) Araç Kiralarken İmzalayacağınız Sözleşmeye Dikkat Etmelisiniz. firması anlaşılması güç ve müşteriyi zor durumda bırakabilecek maddeleri sözleşmelerine eklemektedirler. 3-) Kiralayacağınız Aracın Kaç Kişilik Olduğu Önemlidir. Tatile kaç kişi çıkacağınız önemlidir. Buna uygun olan bir türde araç kiralama yapmalısınız. Tatilin araç içinde geçen zamanının sıkıntıya dönüşmemesi için aracın geniş olması önemlidir. Çok iyi bilindiği gibi tatiller kimi zaman planlandığı gibi sürmez ve araç içinde uzun zaman geçirilmesi gerekebilir ki bu durumda aracın alabildiği yolcu sayısından fazla kişinin araçta olması sorun oluşturacaktır. 4-) Erken Rezervasyon Yaptırmaya Önem Verin. Rezervasyon yaptırmak pek çok alanda mümkün olduğu gibi oto kiralama alanında da artık kurumsal firmalar tarafından kullanılmaktadır. Tatile çıkmadan önce araç kiralama firması ile görüşerek kiralamak istediğiniz aracın özelliklerini belirtmeniz ve ne kadar zaman için kiralayacağını belirtmeniz son olarak da kiralama yapacağınız tarihi belirtmeniz son dakika araç kiralama yapmaktan avantajlı olacaktır. 5-) Araç Kiraladığınızda Yakıta Dikkat Etmelisiniz. Araç kiralama firmaları kiraladıkları araçların deposunu tam dolu olarak vermektedirler ve sizden de aracın deposunu dolu olarak teslim etmenizi istemektedirler. Kurumsal olan araç kiralama firmalarında bu durumda bir sorun çıkmıyor olsa da bazı firmalar aracın deposunu yarım doldurarak vermektedirler. Yapmanız gereken şey teslim aldığınızda aracın deposunun ne durumda olduğuna dikkat etmelisiniz. Kiralayacağınız aracın sigortasının olması önemlidir. Kurumsal olan araç kiralama firmalarında sigorta konusuna önem veriliyor olsa da siz yine de dikkat etmelisiniz. Aksi takdirde oluşabilecek bir hasar ya da arızanın masrafını sizin karşılamanız gerekebilecektir. Sigorta olsa da hangi unsurları içerdiği de çok önemlidir bunları kontrol etmelisiniz. 7-) Kiraladığınız Araçta Hasar Kontrolü Yapmalısınız. Araç kiralama firmalarında en çok yaşanan sorunlardan birisi de kiralanan araçta daha önce olan hasarın son kullanıcıya ödetilmeye çalışılmasıdır. Bunun olmaması için aracı teslim almadan önce dikkatlice incelemeli ve eğer ufakta olsa bir hasar varsa bunun tespitinin yapılmasını sağlamalısınız. 8-) Her Zaman Aynı Araç Kiralama Firması ile Çalışmalısınız. Günümüzde pek çok araç kiralama firması sadakat programı uygulamaktadır. Bu program sayesinde müşterileri çeşitli indirimlerden ve daha yüksek modelde araçları daha uygun fiyata kiralama fırsatı bulmaktadırlar. Siz de bu indirimlerden aynı araç kiralama firması ile çalışarak yararlanabilirsiniz. 9-) Küçük Araç Kiralamayı Tercih Edin. Tatile çıkarken araç kiralamak istediğinizde küçük bir araç kiralamak fiyatın daha uygun olmasını sağlayacaktır ki eğer firmanın elinde istediğiniz gibi küçük bir araç yoksa aynı fiyata daha büyük bir araç kiralamanız mümkün olabilecektir. 10-) Kaliteli Hizmet Veren Araç Kiralama Firması İle Çalışmalısınız. hizmetinin nasıl kusursuz bir şekilde verildiğini görebilir ve tatilinizin keyifli geçmesini sağlayabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/596-bulancakta-gezilecek-yerler.html", "text": "Sarayburnu Camii ilçe ile Ordu ilini bağlayan kara yolu üzerinde bulunur. Yerleşimin batı tarafında ve sahil kenarında konumlanmıştır. 1987 yılında inşa edilmiştir. Osmanlı mimarisine sahip ilk Cumhuriyet eseri olma özelliği taşır. Caminin tasarımı Şehzadebaşı Cami örnek alınarak oluşturulmuştur. Şehzadebaşı Cami ise Mimar Sinan'ın çıraklık eserim dediği yapıdır. Sarayburnu Camii'nin diğer bir önemli özelliği de duvar kalınlığıdır. Yapının duvarları 130 santimetre kalınlığa sahiptir. Bu az rastlanan mimari özelliklerden biridir. Yapı malzemesi olarak yığma taş kullanılmıştır. Caminin inşası oldukça uzun sürmüştür. Bunun nedeni yeterli maddiyatın bulunamamasıdır. Caminin büyük bir kısmını yöre insanı imece usulü çalışarak tamamlamıştır. 'a bağlıdır ve ilçe merkezine 5 kilometre mesafede bulunur. Küçük bir sahil köyü olan Buruncu köyü, çevredeki en güzel plajlara sahiptir. Temiz plajları ve denizinin yanında ormanlık alanlarıyla da etkileyici bir alandır. Burada Ofran Burnu ve Ayvasıl adında iki plaj bulunur. Köyün içinde ise tarihi bir cami ve çeşme bulunur. Bunlar da görülmeye değer yerler arasında sayılabilir. Acısu Kaya Kilisesi ile ilçe merkezi arasında 2 kilometrelik mesafe bulunur. Buraya Acısu denmesinin nedeni mağaranın altından akan sodalı sudur. Burası yörede At Mağarası, Acısu Mağarası gibi isimlerle de anılmaktadır. Kilise kayalar oyularak yapılmış üç bölümden oluşur. Bu yönüyle dikkat çekici eserlerden biridir. Paşakonağı Yaylası ilçeye bağlı Kovanlık beldesinde bulunur. Çevresindeki ormanlık ve yeşillik alanların yanı sıra buradaki çiçekler de oldukça dikkat çekicidir. Mevsiminde açan sarı, mor ve beyaz renkli açelyalar görenlere huzur verir. Yaylada Karasay Şelalesi de görülmeye değer oluşumlar arasındadır. Bunun yanında Geçilmez Vadisi, Çiğseli Gölü ve Kızılot Çayırı da yayla içindedir. Muhteşem bir doğaya sahip olan Paşakonağı Yaylasında çadır veya karavanla kamp yapmak için uygun alanlar da vardır. Kamp tercih etmeyenler içinse 5 kilometre ileride bir konaklama tesisi de mevcuttur. Bulancak Kültür ve Sanat Şenliği her yıl Temmuz ayının 22'si ve 27'si arasında gerçekleştirilir. Şenlik ilçeye bağlı Erikli köyünde düzenlenmektedir. Şenlik kapsamında birçok etkinlik düzenlenir ve yöreyi tanıma fırsatı bulunur. genellikle hamsi, lahana ve mısırdan yapılan yemekleri meşhurdur. Bulancak'ta da yörenin lezzetlerinin tadılabildiği güzel restoranlar bulunur. Burada ayrıca güzel yapılan yemeklerde karalahana çorbası, karalahana diblesi, ısırgan püresi, mısır ekmeği, fasulye turşusu, kiraz tuzlaması ve pezik olarak sayılabilir. Yörenin yemek kültürü oldukça zengin ve lezzetlidir. ? diye sorulacak olursa; Bulancak ile bağlı olduğu Giresun arasında 15 kilometrelik mesafe bulunur. Bölgeye havayolu ile gitmek isteyenler Ordu- Giresun Havalimanı'nı kullanabilir. İlçe ile havalimanı oldukça yakındır. Özel araçla gitmek isteyenler de Karadeniz sahil yolunu takip ederek ilçeye ulaşabilirler. Toplu taşıma araçları ile gitmek isteyenler de Giresun veya çevre illerden kalkan otobüsleri kullanabilirler. Mobil cihazlarınızdaki navigasyon uygulamaları ile aşağıdaki haritayı da kullanarak Bulancak'a ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/597-cinede-gezilecek-yerler.html", "text": ", Aydın'ın ilçelerinden biridir. İl merkezine 38 kilometre mesafede yer alır. Aydının şirin bir ilçesi olan Çine çam ormanları ve zeytinlikleriyle doğal yaşamın tadına varılabilecek bir yerleşim. İlçe dağlık bir arazinin üzerine kuruludur. Çine Çayı ile beslenen Çine Ovası verimli arazilerin başında gelir. Bölgede zeytin ve pamuk üretimi yapılır. Ayrıca son yıllarda madencilik alanında da gelişme göstermiştir. Askerlik Şubesi olarak kullanılmıştır. Ardından boş kalan bina restore edilip müze haline getirilmiştir. İçinde Yörük Ali Efe ve Albay Şefik Aker'in heykelleri bulunur. Heykellerin yanı sıra müzede etnografik eserler de bulunur. Müzenin bulunduğu bina Kurtuluş Savaşı için de önemli bir yerdir. Yörük Ali Efe ve zeybekleri Ege Bölgesi'nde Yunan işgaline karşı Malgaç Baskınını düzenlemişlerdir. Bu baskın şimdi müze olarak kullanılan binada planlanmıştır. Malgaç Baskınında Yörük Ali Efe ve Albay Şefik Aker beraber çalışmışlardır. Bu sebeple müze içinde bu iki önemli ismin heykelleri bulunur. Ahi Bayram Türbesi, Ahi İbrahim adıyla da anılır. Ahmet Gazi Camii'nin avlusunda bulunur. Türbe Ahmet Gazi'nin kardeşine aittir. 14'üncü yüzyılın başlarında inşa edilmiştir. İki katlı olarak yapılan türbe dikdörtgen bir plana sahiptir. Üstünde bir kubbe bulunur. Yapı malzemesi olarak Bizans zamanından kalan devşirme taşlar kullanılmıştır. Ahmet Gazi Camii eski Çine köyünde bulunur. 1308'de Hızır Bey tarafından inşa edilmiştir. Yapıldığı tarih Orhan Bey dönemine denk gelir. Hızır Bey de Orhan Bey'in oğludur. 1390 yılında ise Menteşoğlu İbrahim Bey'in oğlu olan Ahmet Gazi Bey tarafından yeniden inşa edilmiştir. Bu yüzden ismi Ahmet Gazi Bey olarak anılmıştır. Caminin kubbesi 17 metredir. Bu yönüyle dönemin en geniş kubbesi olmuştur. Aydın'da bilinen en eski cami bu yapıdır. Ayrıca Batı Anadolu'daki ilk Türk ulu eserleri arasında yer alır. Duvarları 1 metre 70 santim kalınlığındadır. Yapı malzemesi olarak kesme taş üzerine moloz taş kullanılmıştır. Cami birçok kez onarılmıştır. Alabanda Antik Kenti ilçeye bağlı Doğanyurt köyünde bulunur. Kuzeyinde yer alan Çine Ovası'na doğru yayılmıştır. Alabanda isminin nerden geldiğine dair iki görüş bulunur. Birincisine göre Karia dilinde \"Ala\" kelimesi \"At\" anlamına, \"Banda\" ise \"Yarış\" anlamına gelir. İkincisine göre ise kentin adı kar tanrısı Alabandos'tan gelir. Alabanda Antik Kenti'nin bilinen tarihi milattan önce 3'üncü yüzyıla kadar uzanır. Kaynaklara göre kent Apollon ve Khrysaoeos'a adanmış ve dokunulmazlık altına alınmıştır. Milattan önce 222-175 yılları arasında Makedonya Kralı V. Philppos kenti tahrip etmiştir. Daha sonra Rodos'un hakim olduğu kent milattan önce 3'üncü yüzyılda para basılan yerlerden biri haline gelmiştir. Milattan önce 70 yılında ise bölgede Roma İmparatorluğu görülür. Daha sonraki yıllarda da kent eyalet başkenti haline getirilmiştir. Döneminde oldukça zengin ve görkemli bir yaşayışa sahne olmuştur. Kentin bulunduğu alanda 1280 tarihinden beri Türklerin egemenliği görülür. Antik kentte arkeolojik kazılar 1905-1906 yılları arasında Ethem Hamdi Bey tarafından başlatılmıştır. Alinda, Aydın'ın güneyinde, Karpuzlu ilçesinin sınırları içindeki antik kenttir. MÖ 4. yüzyılın ikinci yarısında önem kazanan bu kale kent, Karpuzlu Ovası'na egemen bir geçitle birbirine bağlı iki tepe üzerinde kuruludur. Kentin kuruluş tarihi bilinmemektedir. Antik kaynaklarda, Hekatomnos'un kızı Ada'nın, MÖ 340'larda kardeşi Karia Satrapı Piksodaros tarafından Halikarnassos'dan sürüldüğü zaman bu kente yerleştiği yazılıdır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/598-bodrum-aspat-tanitimi.html", "text": "masmavi bir deniz bozulmamış bir doğa ile buraya gelen ziyaretçilere unutulmaz bir tatil yaşama fırsatı sunmaktadır. Bağla koyu ve Kuruincir koyları arasında kalan Aspat koyu muhteşem doğası ile tercih edilmektedir. Aspat koyunun adı Antik Aspandas'tan almaktadır. Bu kelimenin anlamı sabah sürmek için uygun olmayandır. Çökertme türküsünü bilmeyen neredeyse yoktur ve türküde geçen Aspat yalısı burayı anlatmaktadır. Aspat yalısının anlamı da sulanmayan kuraktır. Güzelliği ile mavi tura çıkan teknelerin mutlaka uğradığı koylar arasındadır. 1. derece sit alanı olmasından dolayı hiçbir şekilde bozulmayan doğası ile kendinizi doğayla iç içe hissedeceğiniz bir tatili sizlere sunmaktadır. Anadolu'da yerleşimin çok eski zamanlardan bu yana olduğu bir yerdir. Mavsolos çağında antik Temera şehri Aspat koyunda kurulmuştur. Evliya Çelebinin de ziyaret ettiği Aspat hakkında sularının çok tatlı olduğunu ve bozulmadan uzun zaman saklanabildiğini söylediği bilinmektedir. Aspat koyu uzun zaman korsanların sığındığı bir yer olmuştur. Aspat'ta pek çok tatlı su kaynağı bulunmaktadır ve günümüzde de tekneyle koya gelen kişiler bu tatlı su kaynaklarından yararlanmaktadırlar. Kral Mausol tarafından gözetleme kulesi olarak yaptırılmıştır. Kayalık bir arazi üstüne inşa edilen kalenin kalıntıları ziyaretçilere o dönem hakkında fikir vermektedir. Aspata gidenlerin kaleyi mutlaka ziyaret etmeleri tavsiye edilmektedir. Kaleden görünen manzara bir harikadır. Azmak nehrinden yukarı doğru yürüdüğünüzde karşınıza çıkacak olan tarihi Bizans Hamamı 13, yy. ait ve Aspat'a gittiğinizde görmeden dönmemeniz gereken yerler arasında bulunmaktadır. temizliği, denizin ve doğanın kucak kucağa olduğu bir yerdir. Diğer Bodrum plajlarından daha sakin olması ile burada rahatça denize girilebilmekte ve güneşlenilebilmektedir. Bunun nedeni bu plajda Aspat Tatil Köyü adında tek bir işletmenin olmasıdır. Plajda bulunan uzun iskele oldukça hoş ve bu konuya önem veren kişilerin kullandıkları bir yerdir. Plajdan sonra devasa bir çimenlik alan var ve burada güneşin tadı doyasıya çıkarılabilmektedir. , yıllara rağmen tarihi dokusunu kaybetmeyen ender yerlerimizden birisidir. Masmavi deniziyle buraya gelen ziyaretçilerini kendine hayran bırakır. Aspat koyunun bir bölümünde 2002 yılında kurulmuş olan Aspat Art, dünyanın pek çok yerinden gelen heykeltıraşların eserlerini görmeniz mümkün olacaktır. Bu sanatçılar eserlerini burada yaparak bırakmakta ve ziyaretçiler için bir Açıkhava sergisi sunmaktadırlar. Her eserin altında hangi tarihte kim tarafından yapıldığı yazmakta ve burası ziyaretçilerin sanatla buluştuğu bir yer olmaktadır. sörf yapmayı seven kişilerinde tercih ettiği bir yerdir. Koyda su sporları yapabilmek için gerekli ekipmanları kiralayabileceğiniz bir yer bulunmakta buradan sörf kiralayabilir ve koyun elverişli rüzgarının tadını çıkartabilirsiniz. Kano ile gezinti yapmak isteyen kişiler de Azmak'ı tercih edebilirler. Azmak'ın sakin ve bozulmamış doğasında kano keyfi yapmanın tadına doyulmamaktadır. Azmak çayının kenarında bulunan kafe de ise keyifli vakit geçirebilirsiniz. Aspat Bodrum'a gelen ziyaretçilerin mutlaka hiç bozulmamış doğası ve tertemiz denizinin yanında sanatında yer aldığı ortamı ile mutlaka ziyaret etmesi gereken yerler arasındadır. Diğer koylara göre nispeten sakin olan Aspat koyunda tatilin keyfi tam olarak çıkartılabilmektedir. Aspat'a gitmek için Bodrum'dan araç ile çıktığınızda Karaincir güzergahının kullanılması gerekmektedir. Bodrum otogarından da Aspat'a giden otobüs ve dolmuşlar bulunmaktadır bunları kullanabilirsiniz. Aspat'a şehir dışından gelmek için öncelikle Bodrum'a gidilmesi gerekmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/599-luleburgazda-gezilecek-yerler.html", "text": "Kırklareli'nin ilçelerinden biridir. İl merkezine 63 kilometre mesafede bulunur. Çevredeki en gelişmiş ve modern yerleşimdir. Ekonomisi sanayiye dayalı olan ilçe nüfus bakımından da kalabalıktır. İlçenin tarihi çok eskilere dayanır ve merkezinde birçok tarihi yapı bulunur. Lüleburgaz'ın tarihine kısaca değinmek faydalı olur. Lüleburgaz'da 1936 yılında arkeolojik kazılar yapılmıştır. Bu kazılardan ilk Tunç Çağı'ndan kalan buluntulara rastlanmıştır. Bunlar incelendiğinde Ege kültürü ile burası arasında bir bağ olduğu anlaşılmıştır. Daha sonra 1981 yılında yapılan kazılarda ise Kalkolitik döneme ait kalıntılar bulunmuştur. Bu dönemdeki kalıntılar ise yerleşimin Balkanlar ve Kuzey Anadolu ile ilişkili olduğunu göstermiştir. Lüleburgaz'ın Osmanlı sınırlarına katılması ise 1. Murat zamanında gerçekleşmiştir. Bölge tarih boyunca birçok savaşa sahne olmuştur. İlçenin eski adı Arcadiapolis'tir. Döneminde Roma ve İstanbul'u birbirine bağlayan konumda olduğu için önem kazanmıştır. deresi üzerine inşa edilmiş uzun bir köprüdür. Sokullu Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Mimarı ise Mimar Sinan'dır. Bu yönüyle de önem taşır. Bölgedeki kervansaray ile posta yollarını bağlamak için yapılmıştır. Bir tarafı piramit şeklindedir. Yapı oldukça sağlamdır. 84 metre uzunluğa ve 6 metre genişliğe sahiptir. Dört adet sivri kemeri bulunur. Güney tarafında bir balkon bulunur. Ortasındaki iki kemerin arasında tahliye gözü vardır. Köprünün etrafı yeşil alanlarla kaplıdır. Güzel bir manzarası vardır. Tarihi hamam Sokullu Mehmet Paşa tarafından 1569-1570 yılları arasında yaptırılmıştır. Mimarı ise Mimar Sinan'dır. Günümüzde yapının onarılarak kent müzesi haline getirilme çalışmaları gündemdedir. Yapı klasik Türk hamamı şeklinde tasarlanmıştır. Kadın ve erkek bölümleri bulunur. Üstü kubbe ile örtülüdür. Çevresinde 11 dükkan bulunur. Sokullu Mehmet Paşa tarihte önemli bir devlet adamıdır. Lüleburgaz'a birçok eser yaptırmıştır. Bunun nedenini ise Lüleburgaz'a vefa borcunu ödemek olarak açıklamıştır. Gençlik yıllarında Sokullu Mehmet Paşa çok yorgun bir haldeyken burada bir kadın ona yemek vermiştir. Paşa da bunu unutmamış ve önemli yerlere geldikten sonra buraya görkemli yapılar inşa ettirmiştir. Şadırvan, ilçe merkezindeki Sokullu Mehmet Paşa Camii'nin bahçesinde bulunur. Mermerden yapılan şadırvan 12 kenarlıdır. Etekli ve Barok tarzı bir eserdir. Üzerinde ahşap bir çatı bulunur. Üzerinde incelikle işlenmiş kalem süslemeleri bulunur. Yapı 2. Mahmut zamanında inşa edilmiştir. Daha sonraki yıllarda da onarımdan geçmiştir. Burası Lüleburgaz'ın sembollerinden biridir. Külliyenin diğer adı Tevil Mehmet Paşa Külliyesi'dir. İlçede büyük bir alanı kaplar. 1569-1570 yılları arasında Sokullu Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. Mimarı da Mimar Sinan'dır. Döneminde yerleşimdeki hemen hemen tüm ihtiyaçları karşılamaya yönelik yapılmıştır. Alana bir kent dokusu kazandırmıştır. Yapının içinde cami, kervansaray, hamam, medrese, imarethane, dua kubbesi, çeşme, su yolları, mesken ve su sarnıcı gibi birçok bölüm vardır. Caminin minaresi bir deprem sonucu yıkılmış fakat sonradan yeniden yapılmıştır. Kervansaray bölümü bakımsız kalan yapının diğer bölümleri günümüzde ilçe merkezine bakımlı halde bulunur ve kullanılır. Zindan Baba Türbesi ilçe merkezinde, Hükümet Konağı'nın yanında bulunur. 1413- 1421 yılları arasında inşa edilen türbe üç katlıdır. Üzeri kubbe ile örtülmüştür. Külliyeden daha eski bir yapıdır ve günümüzde ziyarete açıktır. Çarşı Çeşmesi ilçe merkezindeki Turgut Bey Caddesi'nde bulunur. 1667 yılında inşa edilmiştir. Dönemin padişahı 4. Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Dört köşeli ve kare şeklinde tasarlanmıştır. Üzerinde kubbesi bulunur. Günümüze sağlam şekilde ulaşan çeşme hala kullanılmaktadır. Kepirtepe Köy Enstitüsü 1938 yılında açılmış 21 köy enstitüsünden biridir. İlçenin çıkışında yol üzerinde bulunur. Köyleri aydınlatmak ve eğitmek üzere kurulan okul geniş bir alana kurulmuştur. Bir kampüs şeklinde tasarlanan yapının içinde derslikler, öğrenci yurtları, hamam, spor salonu, öğretmen lojmanları, yemekhane gibi birçok geniş alan bulunur. Burada verilen eğitimden dolayı döneminde okula ait tarım arazileri ve hayvan yetiştirilen ahırlar da vardır. Köy enstitüleri kapatıldıktan sonraki yıllarda bu yapının tam karşısına Kepirtepe Öğretmen Okulu adında yeni bir alan yapılmıştır. Yeni alan diğerine göre oldukça küçüktür. Günümüzde kullanılmayan ve onarılamayan binalar hala sağlam şekilde ayaktadır. Lüleburgaz'da görülmeye değer tarihi bir eğitim kurumudur. Lüleburgaz'da Temmuz, Mayıs ve Ekim aylarında çeşitli festivaller düzenlenir. Uluslararası Dans Festivali her yıl Temmuz ayında yapılır. Arnavutluk, Bulgaristan, Bosna Hersek, Kıbrıs gibi yerlerden gelen dans grupları sahne alır. Festival ilçenin merkezi noktası olan Kongre Meydanı'nda yapılır ve 3 gün devam eder. Köy Tadında Yöresel Ürün Festivali ise Mayıs ayında gerçekleşir. Köy ürünlerinin tanıtıldığı ve çeşitli etkinliklerin düzenlendiği festival Kongre Meydanı'nda yapılır. Güvercin Festivali ise Ekim ayında düzenlenir. İlçenin Kapalı Pazar Yeri ve Fuar Alanı'nda düzenlenir. Hayvan sever derneklerin öncülüğünde düzenlenir. Lüleburgaz ile bağlı olduğu Kırklareli arasında 63 kilometre mesafe bulunur. Trakya'daki birçok yerden Lüleburgaz'a otobüs seferi yapılmaktadır. İlçeye Halkalı- Çerkezköy- Kapıkule tren hattı kullanılarak da gidilebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/6-malatyada-gezilecek-yerler.html", "text": "Malatya, ülkemizdeki Büyükşehirlerimizden biridir ve en kalabalık 27. şehrimizdir. Yaklaşık 785 bin nüfusuyla Doğu Anadolu Bölgemizin ise en büyük ilidir. Doğu Anadolu Bölgesinin Yukarı Fırat Bölümünde yer almaktadır ve Güney Doğu Anadolu ile Orta Anadolu bölgelerimizin kesişim noktası konumunda olduğundan hayli uğrak bir şehrimizdir. Tarihi çok eski olan Malatya, Hititler döneminde kurulan şehirlerden. Fırat Nehri'nin hayli stratejik bir noktasında bulunduğundan ve önem arz eden ticaret güzergahları üzerinde konumlandığından ötürü bölgedeki ilk yerleşimler M. Ö. 6000 li yıllara kadar dayanmakta. O zamandan bu zamana kadar, bölgede boy gösteren milletler arasında çekişmelere sebep olan bu güzide şehir, defalarca el değiştirmiş olmasına rağmen günümüze kadar yerleşim yeri olarak kalmayı başaran önemli illerimizden biri. Arkeolojik çalışmaların yapıldığı bu höyük Malatya'nın 7 Km kuzeydoğusunda bulunuyor. Ülkemizdeki en büyük höyüklerden biri olma özelliğini taşıyan bu mekan 1932 yılında kazılmaya başlanmış ve çalışmalar halen devam ediyor. Malatya'da gezebileceğiniz tek bir müze bulunmakta. 7 Mart 1971 tarihinde kurulan, Arkeoloji ve Etnografya eserlerinin sergilenmekte olduğu müze ziyaretçilerin uğrak mekanlarından biri. Yine Battalgazi ilçesinde bulunan tarihi bir diğer mekan ise bu kervansaraydır. 1637 tarihinde 4. Murat'ın silahtarı olan Bosnalı Mustafa Paşa emriyle yaptırılmıştır. Dönemin en işlek güzergahlarından birinde konumlandırmış olan kervansaray sadece ticari değil askeri amaçlarla da kullanılmıştır. Malatya'nın merkezinde Mücelli Caddesi üzerinde bulunan cami 1793 yılında yapılmış. Giriş kapısı üzerinde kitabesi bulunan cami tarihi dokusuyla sizi tarih sayfalarında gezindirecek türden. Yine Malatya merkezinde bulunan bu caminin ilginç bir yanı var. Bir minaresi yarım şekilde duruyor ve yıllardır tamamlanmıyor. Yeni Cami yaklaşık 100 yıllık bir yapı ve gerek göz zevkine hitap eden dış tasarımı gerekse huzur veren çevre düzenlemesi ile mutlaka görülmesi gereken yerlerden bir diğeri. Malumunuz Malatya'nın kayısısı meşhur. Malatya kayısı ticareti yönünden oldukça aktif bir şehir ve o ticaretin merkezi ise Şire Pazarı. Her çeşit kuru kaysı ve şekerlemeyi bir arada bulabileceğiniz oldukça tatlı bir mekan olan Şire Pazarını da mutlaka görmelisiniz. Malatya merkezine 5 Km uzaklıkta bulunan mesire alanı Malatya'nın gözde mekanlarından bir diğeri. Son yıllarda yapılan düzenlemeler ile Turgut Özal Tabiat Parkı olarak adlandırılan bu mesire alanı yaz aylarında ziyaretçilerin akınına uğruyor. Mesire alanının 2 Km kadar yakınlarında Orduzu Çınarı bulunuyor ki bu çınarın yaklaşık 1000 yıllık olduğu söyleniyor. Kesinlikle programınıza dahil etmenizi önerdiğimiz mesire alanı, gerek piknik yapmak gerekse gezmek için hoş bir mekan. Bu tarihi kale Arapgir ilçesinde bulunuyor ve ismini de ilçeden alıyor. Kale hakkında çok fazla bilgi bulunmamakta. 1400 lü yıllarda yapıldığı tahmin edilen kale oldukça tahrip olmuş durumda. Yine de görülmeye değer tarihi bir mekan olduğunu belirmek isteriz. , gezmekten büyük haz alacağınız bir çok mağara ve hayret verecek düzeyde yüksek uçurumlara ev sahipliği yapıyor. . Malatya Kayseri karayolu 27. Km de bulunan hara 1865 yılında, askerlerin binek, keçe ve benzeri hayvansal ürünlere olan ihtiyacını karşılamak amacıyla kurulmuş. 1908 yılına kadar bu faaliyetlerine devam etmiş fakat sonra kapatılıp hazineye devredilmiştir. Günümüzde ise Tarım İşletmeleri Genel Müdürlü tarafından işletilmektedir ve safkan Arap atları ile ünlü bür haradır. olarak anılan ve bilinen adı ile sulu köfte diyebileceğimiz fakat kendine özgü bir yemekleri bulunuyor. , bulgurlu köfte, kara çorba, kayısılı kavurma, lahana köftesi ve tatlı olarak da kayısı tatlısı bulunuyor. Şimdiden afiyet olsun. Gezilip görülecek oldukça fazla mekana ve bir çok güzelliğe sahip olan Malatya'ya ömrünüzde en az 1 kez gitmenizi şiddetle öneririz. Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan Malatya'ya gerek hava yolu gerek kara yolu gerekse demiryolu ile gidilebiliyor. Şayet havayolunu tercih ederseniz Akçadağ ilçesinde bulunan Erhaç Havalimanı'nda yolculuğunuz son buluyor. Buradan sonrasında şehir içi ulaşım olanakları devreye giriyor. Demiryolunu tercih edecek olursanız Battalgazi, Akçadağ, Hekimhan veya Doğanşehir ilçelerinden herhangi birinde yolculuğunuzu noktalayabilirsiniz. İç Anadolu Bölgesi ve Doğu Anadolu bölgesini birbirine bağlayan D-300 karayolu ile Kayseri-Malatya-Elazığ güzergahını kullanabilirsiniz. Doğu Anadolu Bölgesi ile Güney Doğu Anadolu Bölgesini birbirine bağlayan D-850 karayolu ile Malatya-Adıyaman güzergahını kullanabilirsiniz. Yine Doğu Anadolu Bölgesi ile İç Anadolu Bölgesini birbirine bağlayan diğer bir karayolunu, D-875 üzerinden Sivas güzergahını kullanabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/60-vanda-gezilecek-yerler.html", "text": "bu anlamda oldukça çeşitlilik arz etmekte, Van ziyaretçilerine de bu yönde oldukça fazla alternatif sunmaya da devam etmektedir. bakımından oldukça zengin seçeneklere sahip olmakla beraber Van'ın tarihi sembolleri aşağıdaki gibidir. Van şehrinin tartışmasız sembolü olan veM. Ö 9 yy'da Urartu kralı tarafından yaptırılan Van Kalesi şehir merkezine 5 km mesafede bulunmaktadır. Kalenin içerisinde çivi yazılı Asur dilinde kitabelerin olduğu görülmektedir. Van Gölü'nün en büyük ikinci adası olan Akdamar Adası Van'ın Gevaş ilçesinde yer alırken 915 yılında yaptırılan ve aynı zamanda Orta Çağ Ermeni sanatının en dikkat çeken örneklerinden biri olan Akdamar Kilisesi'ne de ev sahipliği yapmaktadır. ilçesinde bulunan Hoşap Kalesi içerisinde bulunan köy evleri, mescit, zindan ve sarnıçla aynı zamanda Türkiye- İran yolu için de oldukça önemli bir konumda bulunmaktadır. Van Gürpınar Çavuştepe Köyü'nde bulunan ve Van'ın 25 kilometre doğusunda bulunan Çavuştepe Kalesi önemli bir tarihi mirastır. Türkiye'nin en büyük, Orta Doğu'nun ise en büyük ikinci gölü olan Van Gölü, tarih boyunca yerel halk tarafından \"Van Denizi\" olarak da isimlendirilmiştir. Tuzlu ve sodalı yapısıyla içme ve sulama anlamında elverişli olmayan gölde İnci Kefali yaşayan tek balık türü olarak da dikkat çekmektedir. Özellikle yaz aylarında Van'ın simgelerinden biri olan Muradiye Şelalesi Muradiye ilçesi Karahan Köyü çevresinde bulunmaktadır. Kış aylarında donan şelale, yaz aylarının vazgeçilmez serinleme araçlarından da biridir. Halk arasında Vanadokya olarak da isimlendirilen ve Van'ın en önemli doğal güzelliklerinden biri olan Van Peri bacaları Volkanik Yiğit Dağı tarafından püskürtülen kayaçların yağmur suyu ve rüzgarlarla aşınması sonucu oluşmuştur. Van ziyareti sırasında atlanmaması gereken ziyaret araçlarından biri olan Van müzeleri, - Akdamar Anıt Müzesi: Akdamar anıt Müzesi Akdamar Adası'nın sembollerinden biri konumundadır. - Van Müzesi: Van şehir merkezinde bulunan müze, M. Ö. 4000 yılına kadar ortaya çıkarılan tarihi eserlere ev sahipliği yaparken, 1932'de inşa edilen bu müze her anlamda ziyaretçileri büyülemeyi başaran bir etkiye sahip. - Van Urartu Müzesi: Van tarihine ışık tutacak Urartu uygarlığından hareketle modern anlamda Van tarihine oldukça önemli bir bakış açısı getiren müze 10 Nisan 2019 yılında ziyarete açılacak. - Emrah ile Selvi Kültür Sanat Festivali: Her yıl kesintisiz olarak Haziran ayının ikinci haftası düzenlenen festivalde asıl amaç Van'ın Erciş ilçesinin her yönden tanıtımının yapılması olmakla beraber önemli saz şairleri Selvi ile Aşım Emrah'ın hikayelerine de rastlamak mümkündür. Festival ayrıca her yıl ünlü sanatçılara da ev sahipliği yapmaktadır. - Van İnci Kefali Göçü Kültür ve Sanat Festivali: Van Gölü'ne özgü inci kefalinin bilinilirliğinin arttırılması ve inci kefaliyle alakalı farkındalık yaratılabilmesi için her yıl Mayıs ayının son haftasında düzenlenen Van İnci Kefali Göçü ve Sanat Festivali il genelinden katılımcıların yer aldığı önemli bir etkinliktir. - Kanispi Bal, Ceviz ve Doğa Festivali: Van'ın Çatak ilçesinin kültürel ve tarihi dokusunun tanıtılması ve Çatak'ın turistik değerinin arttırılması için her yıl Mayıs ayında düzenlenen Kanispi Bal, Ceviz ve Doğa festivali her yaştan ziyaretçilere de ev sahipliği yapmaktadır. - Akdamar Adası Ayin Törenleri: Van'da yaşayan gayrimüslimler için dini değeri oldukça fazla olan Akdamar Adası'nda bulunan Akdamar Kilisesi her yıl Eylül ayında düzenlenen festival tadındaki ayinlerle hem yurt içinden hem de yurt dışından önemli ziyaretçileri ağırlamaktadır. diye sorulunca karşımıza birçok seçenek çıkar. Yörenin geçim kaynağı hayvancılık olduğundan et ve süt ürünleri bakımından çeşitlidir. Van'ın en meşhur besinlerinden birisi de otlu peyniridir. Lezzet bakımından dillere destandır. Otlu peynir, koyun sütü, dağ nanesi, özel bir peynir mayası ve kekik gibi malzemelerden yapılır. Van da mutfağa verilen isim tandır evidir. Lavaş gibi yöresel tatlar burada yapılır. - Van Kahvaltısı: Van şehri yüzyıllardır kahvaltı kültürü bakımından çevre illerin oldukça ilerisinde olmakla beraber Van kahvaltısı ünü uzak diyarlara kadar yayılmış Van'ın önemli bir değeri olarak göze çarpmaktadır. Buna paralel olarak Avrupa'nın birçok şehrinde açılan Van kahvaltı salonları da oldukça dikkat çekmektedir. Van kahvaltısının en önemli özelliği olan \"tüm ürünlerin aynı doğallıkla hazırlanma ilkesi\" Van serpme kahvaltısının en büyük özelliği olarak ifade edilebilir. - Virik çorbası: Kavurma, salça ve mercimek ile hazırlanan Virik çorbası önemli bir Van yöresel lezzeti olarak göze çarparken, esnaf lokantalarının vazgeçilmezi durumundadır. - Kavurmalı uşgun ekşilisi: Van'ın şifa deposu yemeklerinden biri olarak ifade edilen kavurmalı uşgun ekşilisi uşgun bitkisinin lezzetiyle birlikte Van'ın önemli lezzetlerinden biridir. - İnci kefali: Van'ın en önemli değerlerinden olan, Van Gölü'nde yetişen ve uğruna her yıl festivaller düzenlenen inci kefali tandırda pişirilmesi sebebiyle tandır balığı olarak da anılmaktadır. - Ayran aşı: Ayran aşı tüm Türkiye'de meşhur olan bir lezzet olmakla beraber, Van'ın Erciş ilçesinden Türkiye'ye yayılan bir lezzet olarak göze çarpmaktadır. Ayran aşı daha çok Van'da yemek öncesi tüketilen bir aperatif konumundadır. - Kurut köfte - Tandır balığı - Kürt köftesi - Ayran aşı - Ciğer köftesi - Çırış mıhlası - Çılbır - Cacık - Gavut - Erik kızartması - Kaşık tatlısı Eğer yolunuz Van'a düştüyse gezecek yerler bakımından birçok seçeneğe sahipsiniz. Tarihi ve doğal güzellikleri bakımından sizi büyüleyen bir özelliğe sahip bir şehirdir. Gezerken de tadabileceğiniz oldukça çok yöresel lezzet vardır. - Savatlı gümüşler: Özellikle Van'a özgü olan gümüş süsleme sanatı olan \"savat\" ile bezenmiş savatlı gümüşler Van'ın meşhur hediyelik ürünleri anlamında başı çekmektedir. Van merkezdeki hediyelik eşya satan dükkanlarda savatlı gümüşler anlamında her zevke hitap eden ürünlerle karşılaşmak mümkündür. - Ceviz Oymacılık Ürünleri: Van il genelinde ceviz oymacılığı anlamında gayet alımlı hediyelik parçalara da ulaşmak mümkündür. Tüm ihtişamına rağmen ceviz oyma ürünleri fiyat bakımından da oldukça avantajlıdır. - Van Kilimleri: Van hediyelik eşya ve Van'ın meşhur ürünlerine ek olarak Van'ın simgelerinden biri olan kilimcilik ile alakalı Lüper, Canbezar ve Şehvani kilimleri, Van otlu peyniri, ceviz ve Çatak balı da Van'ın simgeleşmiş ürünlerinden bazılarıdır. sorusuna verilecek bir cevap da Türkiye'nin en büyük gölü olan Van Gölü'nün de Van sınırları içerisinde bulunduğu görülmektedir. arasının özel araçla olan mesafesi yaklaşık 18 saattir. Aynı zamanda hava yolu ulaşımıyla oldukça kısa sürede gidilebilen bir il olan Van için yurt dışından İstanbul aktarmalı uçuşlar da bulunmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/600-cukurcada-gezilecek-yerler.html", "text": ", Hakkari'nin ilçelerinden biridir. İle bağlı en büyük yerleşimdir. Eski ası Çal'dır. İlçenin güneyi Türkiye ile Irak arasındaki sınırdır. Doğusunda Yüksekova, batısında Şırnak, kuzeyinde de Hakkari il merkezi bulunur. İl merkezine 75 kilometre mesafede konumlanmıştır. Bölgede başlıca geçim kaynağı hayvancılıktır. Elverişli tarım arazileri açısından zengin değildir. Fakat burada nar ve incir yetiştiriciliği yapılabilmektedir. Yerleşimin etrafı dağlarla çevrilidir. Bölge bahar aylarında yeşil ile kaplanır. Dağlar güzel bir manzara oluşturur. Nüfus açısından çok yoğun olmayan ilçede tarihi yapılar ve doğal oluşumlar dikkat çeker. Çukurca'nın tarihine kısaca göz atalım. Çukurca'nın bulunduğu alanda ilk yerleşimin ne zaman ve kim tarafından kurulduğu henüz bilinmemektedir. Fakat Urartular zamanında burada bir yerleşim olduğu bilinmektedir. Sonraki dönem kayıtlarında ise Abbasilerin bölgede olduğu görülür. Bu dönemde yerleşime Mir adı verilmiştir. Mir, küçük yerleşim anlamına gelen bir kelimedir. 1973 yılında da ilçe statüsüne girmiştir. Emir Şaban Medresesi ilçedeki Osmanlı dönemi eserlerinden biridir. 16'ıncı yüzyılda inşa edilen eğitim kurumu uzun yıllar bölgeye hizmet etmiştir. İnşa edildiği tam tarih bilinmemektedir. İlçede aynı isimde bir de cami bulunur. Medrese gibi bu cami de tarihi öneme sahiptir. Son yıllarda restore edilmiş ve ibadete açılmıştır. Çukurca Kalesi hakkında günümüzde pek fazla bilgi bulunmamaktadır. Fakat yapının Urartular dönemine ait olduğu düşünülmektedir. Bir kısmı günümüze ulaşan bu değerli yapının hemen altında da tarihi taş evler bulunur. Tarihi taş evler Çukurca'da kaleye yaslanmış şekilde inşa edilmiştir. Yapı malzemesi olarak kesme taş kullanılmıştır. 700 yıllık bir geçmişe sahip olan evleri kale evleri olarak yapılmıştır. Bazılar birkaç katlı olan evler büyük oranda günümüze ulaşmıştır. Yakın zamana kadar yerleşim yeri olarak kullanılan tarihi taş evler günümüzde boştur. Aslına uygun olarak restore edilmeyi beklemektedirler. Tarihi su arkı ilçenin Kuzey Bey Mahallesi'nde bulunur. Yapı malzemesi akit taştır. Arkın içine taş merdiven ile inilir. Burası yaklaşık 5 metre derinliğinde, 3 metre enindedir. Su arkının yakınlarında da 4 adet su sarnıcı bulunur. , Şırnak, Uludere istikametinde ilerleyerek ilçeye varabilirler."} {"url": "https://www.gezipedia.net/601-bodrum-bagla-koyu-tanitimi.html", "text": "arasında yer almaktadır. Çevresinde bulunan camping alanları ile de kamp tatilini kamp yaparak değerlendirmek isteyen kişilerin en çok tercih ettiği yerler arasındadır. bir mesire yeri ve Bodrumluların yazlık olarak kullandığı alandı ama son yıllarda keşfedilmiş bölgeye giden turist sayısında artma olmuş ve çok sayıda otel ve tatil köyü inşa edilmiştir. Bağla bir köy ve içinde tarihi eserler bulunmamakla birlikte Bodruma yakın olması ile tarihi mekanları çok rahat ziyaret edebileceğiniz bir yer. Bağla da kaldığınız süre içinde Bodrum merkeze gidebilir burada bulunan Bodrum kalesini, dünyanın yedi harikasından biri olan Halikarnas mozelesini, su altı arkeoloji müzesini ziyaret edebilirsiniz. Ayrıca antik tiyatro, Aspat kalesini ve pek çok kaya mezarı ve antik şehir kalıntılarını gezebilirsiniz. sizi bunu sunmaktadır. Oldukça büyük plajında güneşlenebilir ve deniz gözlüğünüzü takarak denize girdiğiniz takdirde de balıklar ile birlikte yüzdüğünüzü çok rahat görebilirsiniz. Plajın arkasında kalan doğa ise size ayrı bir huzur verecektir. Bağlanın tertemiz denizinde denize girmek bir harika elbette ama bir de burada düzenlenen tekne turlarına katılarak diğer koyları dolaşmak ve farklı koyların güzelliklerini denizden görerek oralarda denize girmek çok daha güzel ve keyif verici olacaktır. Tekneden denize atlamanın ve berrak sularda yüzmenin keyfine doyamayacaksınız. Bağla'da yapabileceğiniz keyifli aktiviteler arasında bisiklet kiralayarak doğanın içinde bisiklet turu atmak olacaktır. Bisikletiniz ile daha içerilere girebilir ve doğada küçük bir keşif gezisine çıkabilirsiniz. tam size göre. Siz ve aileniz denizin kıyısında bu tatili hiç unutamayacak ve ertesi yıl gelmek için söz vererek tatilinizi bitireceksiniz. Bağla'nın arka tarafında bulunan büyük mandalina bahçelerinde çıkacağınız gezi sizler için özel bir deneyim olacak ve burada çekeceğiniz fotoğraflar ile tatilinizin ölümsüz olmasını sağlayacaksınız. Masal gibi bir tatili deniz, güneş ve doğal güzellikler ile birleştirerek Bağla'da yaşayabilirsiniz. Bağla'da yiyebileceğiniz şeyler arasında elbette en başta balık bulunmaktadır. Yöre halkının tuttuğu balıkların sunulduğu restoranlarda akşam yemeklerini yiyebilir ve sabahları da organik ürünlerin olduğu köy kahvaltılarını yapabilirsiniz. Hem Bodrum'da tatil yapmak ama bir yandan da dingin bir zaman geçirerek bütün yılın getirdiği yorgunluktan dinlenerek kurtulmak istiyorsanız Bağla en iyi seçim olacaktır. Hareketli bir gece hayatı istediğiniz de kendi aracınız ya da yaz mevsimlerinde sürekli çalışan dolmuşlar ile Bodrum merkeze gidebilir ve burada bulunan eğlence mekanlarında ya da düzenlenen konserlerde gönlünüzce vakit geçirebilirsiniz. havaalanına geldikten sonra servislerle, araç kiralayarak ya da taksi tutarak bodrum merkeze ulaşabilirsiniz. Buradan bineceğiniz dolmuşlar ile de 14 km mesafede olan Bağla'ya gidebilirsiniz. Dolmuşlar ile gitmeyi tercih ederseniz yolculuğunuz yaklaşık yarım saat sürecektir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/602-mugla-cokertme-koyu-tanitimi.html", "text": "halkının sıcakkanlı olması ile köye gittiğinizde kendinizi evinizde hissedecek ve burada köyün adını almış olan türküyü dinlerken kendinizi geçmişe bir yolculuk yaparken bulacaksınız. Kepçeburun ve Kara burun arasında kalan Çökertme koyunun dibi kumdur. Masal tadında bir tatil için tercih edilmesi gereken bir yer olan Çökertmenin sıcak kanlı insanları ile daha da keyifli zamanlar geçirilmektedir. ilinin diğer tatil yerlerinde olan karmaşadan uzak sakin ve dingin bir tatil isteyen kişilerin tercih ettiği bir yerdir Çökertme köyü. Köye geldiğinizde kesinlikle ziyaret etmeniz yerler arasında sivri kümes tepesi bulunmaktadır. Tepeye çıktığınızda göreceğiniz manzara içinde Çökertme koyu, Kargılı bükü ve fesleğen bükü yer alacaktır. Tepeye araç ile çıkılamamakta ancak yürüyüş yolu kullanılarak çıkılabilmektedir. Yukarı çıktığınızda göreceğiniz manzaranın güzelliği karşısında nefesinizi tutacaksınız. Athena tapınağı, nekropol, tiyatro ve surlar da görülmesi gereken yerler arasındadır. Çökertme köyüne çok yakın olan Mazı köyü mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir köydür. Köyde anıt ağaçlar, kayalar görülmeye değerdir. Sakinliği ile de ziyaretçilerin kendilerini rahat hissettiği bir yerdir. Eğer doğal yerlerde yüzmeyi seviyorsanız şahsen Mazı koylarını görmenizi tavsiye ederim. tam aradığınız gibi bir yer olacaktır. Buranın bakir plajında güneşlenirken ruhunuzun dinlendiğini hissedecek ve denize girdiğinizde sakin olması ile istediğiniz gibi rahatça yüzebileceksiniz. Koyun ve plajın güzelliği buraya tekneleri ile gelen insanları da etkilemekte ve burada bir süre kalarak bu güzelliğin tadını çıkartmak istemelerine neden olmaktadır. Siz de Çökertme'ye ister karayolu ister deniz yolu ile gelin burada kendinizi bir masalda hissedecek ve köyün yaşlılarının ağzından anlatılan tarihini dinlerken o günlere doğru bir yolculuk yaptığınızı hissedeceksiniz. Çökertme'de bulunan sahil restoranlarında en taze balıkları yiyebilirsiniz. Çökertmede yapılan özel mezelerinde mutlaka tadına bakmalısınız. Köyün kadınlarının yaptıkları organik zeytinyağı, baldan reçellerden ve salçalardan almayı unutmamalısınız. Ünlü Milas halılarından da alabilirsiniz. Çökertme arası ise 242 km'dir. Köye ulaşım için Milas ilçe merkezinden kalkan dolmuşlar bulunmaktadır. Köyün ziyaretçileri karadan olduğu gibi denizden de gelmektedir ve Çökertme koyuna gelen teknelerde bulunan kişiler iskelelere demirlemekte, burada sakin ve huzurlu bir ortamda denize girmekte ve müthiş doğanın keyfini çıkartmaktadırlar."} {"url": "https://www.gezipedia.net/603-antalyada-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "Antalya gibi bir yerde kamp alanı bulmak aslında o kadar zor değil. Çok güzel bir iklimi olmasına ve yeşil arazilerinin bol olması kamp için elverişli alanlarında bol olmasını sağlıyor. Tatilcilerin ana mekanlarından ve turizm sektörünün en gelişmiş olduğu illerden biri olan Antalya'nın içinde bulunan kamp alanlarından birini seçmek isterseniz listemiz size etraftaki bolca seçenekten en iyi olanlarını seçip derledik. içerisinde geniş bir sahile ve yemyeşil alanlara sahip olan bu alanda zaten Antalya'da bolca bulunan denizin yanında kamp tatili yapmak isteyenler için ideal. Göz alıcı sahilinin uzunluğu ise tamı tamına 2.5 km. Tabiki bu bize daha fazla kamp için alan sunuyor. Kimseyle haşır neşir olmadan tek başınıza kafa dinlemek ve denizin keyfini çıkarmak için uygun bir yer. Antalya merkeze 134 km uzaklıkta. Antalya'nın denizinden tutun da gölüne kadar her şeyiyle inanılmaz güzellikte bir şehir. Nereye giderseniz kamp yapmak için güzel alanlar bulabilirsiniz. Antalya'nın Elmalı ilçesi yakınlarındaki Avlan Gölü kamp için oldukça ideal. Sedir ormanları içerisinde yer alan kamp alanında size göçmen kuşlar da eşlik edecektir. Antalya'ya merkezine uzaklığı ise 129 km. İsmi sizi korkutmasın. Bu alanda herhangi bir korsan bulunmuyor ama onun yerine çok güzel ve gidip bir daha geri dönmek istemeyeceğiniz bir alanla karşılaşacaksınız. Çok güzel bir yerde bulunan ve bolca yeşillik bulunduran yerde Antalya'nın suyunu da bulunduruyor. Gidip kamp yapmak için ideal bir yer. Antalya merkezinden 102 km uzaklıkta. içinde önemli bir yere sahip olanı ise Maden Köyü. Bolca yeşilliğe sahip bir yer. 2 km uzunluğundaki kumsalı ise tercih etmek için nedenlerden biri. Kamp alanı kumsaldan 1 km kadar uzaklıkta ve yeşilliğin içerisinde bulunuyor. Kamp alanına motorlu taşıtların girmesi yasak. Merkezden yaklaşık 60 km uzaklıkta yer almaktadır. düşündüğümüzde antik bir kentin etrafında kamp yapmak gibisi olamaz. Tam anlamıyla bir doğa harikası olan bu kent, eğer kamp yapmak istiyorsanız nerede olursanız olun gelmeye değer. Müthiş bir doğa uyumuna sahip olan bu yere eğer fotoğraflardan da göz atarsanız neden bu kadar övdüğümü anlarsınız. Dağlık bir arazide yeşilin ve mavinin bu kadar uyumlu olması gerçekten inanılmaz keyif verici. Antalya merkezinden uzaklığı ise 80 km. Yanan taşların ve denizin yanında kamp yapmak çok ilginç bir tecrübe olacaktır. Özellikle geceleri görsel bir şölen oluşturan bu yerde kayalardan sızan yanıcı gaz sayesinde oluşan alevler, görülmeye değer. Antalya merkezden uzaklığı ise 43 km. Eğer Antalya'da denizin tadını çıkarmak ve aynı zamanda kamp yapmak istiyorsanız bu yer tam olarak size göre bir yer. Şahsen denizin karayla buluşması çok güzel şekilde gerçekleşiyor. Kamp yapmanın yanında gidip bölgedeki mimariyi de inceleyebilirsiniz. Çok ilginç ve ilgi çekici bir mimariye sahip bir yer. Antalya merkeze uzaklığı ise 76 km. Geniş bir sahili ve denize sıfır olan kamp ve tatil alanlarıyla hem kampçıların hem de karavancılar için biçilmiş kaftan. Temiz sahili ve yeşilliğin bol olmasıyla Antalya halkının da gönlünde taht kurmuş olan bu yer herkes için tavsiye edilebilecek bir alan. Antalya merkezine uzaklığı ise 180 km. Bulundurduğu tarihi yapısı, doğal yeşil arazileri ve berrak suyuyla bütün kampçıların gönlünü fethedecek türden bir alan. Antalya'nın her yeri güzelken burası ayrı bir güzel. İki adet tarihi köprü de bulunmaktadır. Gezip görmek için bolca alan ve aynı zamanda da rafting yapmakta mümkün. Antalya merkezine uzaklığı ise 16 km."} {"url": "https://www.gezipedia.net/604-dortyolda-gezilecek-yerler.html", "text": ", Hatay'ın ilçelerinden biridir. İl merkezine 84 kilometre mesafede bulunur. Dörtyol tarihi ve doğal mirasıyla Türkiye'nin en önemli yerlerinden biridir. Yıl içinde çok sayıda ziyaretçi ağırlar. İlçe petrol boru hattının geçtiği yerlerden biridir. Tarıma uygun araziler bakımından da zengindir. Konumu dolayısıyla tarihte de büyük önemi olan bir yerdir. İlçede çok sayıda tarihi yapı da bulunur. Dörtyol tarihine kısaca değinmek faydalı olur. ve çevresinde ilk yerleşimin ne zaman kurulduğu tam olarak bilinmiyor. Fakat 1375'te bu çevre Memluklerin hakimiyetine girmiştir. Dörtyol'daki yerleşim de Özeroğluları tarafından yönetilmiştir. Bölgenin Osmanlı İmparatorluğu sınırlarına dahil edilmesi 1516 yılında gerçekleşmiştir. Yavuz Sultan Selim Mısır seferinden dönerken bu bölgeyi de almış ve Özer sancağını kurmuştur. Daha sonra ilçe ve çevresi dönemin önemli devlet adamlarından Sokullu Mehmet Paşa'ya verilmiştir. Sokullu Mehmet Paşa da bölgenin imarı açısından önemli katkılar sağlamıştır. Buraya liman, tersane, iskele, han, hamam, bedesten ve cami gibi önemli eserler yaptırmıştır. Dörtyol ismi ilk kez 1870 yılındaki belgelerde Payas kazasının mevki olarak geçer. 1910'da da ismi Ümraniye olur, sonraki yıllarda ise tekrar Dörtyol ismi verilir. İlerleyen dönemde 1918 yılında burayı Fransızlar işgal etmiştir. 1922'de işgalden kurtulan şehir milli mücadelede ilk kurşun atılan yer olarak önem taşır. İlçede bunun anısına bir de anıt yapılmıştır. Payas Kalesi'nin tam olarak ne zaman yapıldığı bilinmiyor. Fakat kayıtlarda Haçlıların ve daha sonra Osmanlıların kaleyi onardığı geçiyor. Osmanlı zamanında harap halde olan yapı 1567 yılında onarılmıştır. Kale ilçeye bağlı bir belde olan Payas'ta ve ilçe merkezine 8 kilometre mesafede bulunur. Beldedeki en meşhur eser olan kalenin etrafı su hendekleri ile çevrelenmiştir. Payas Kalesi burada gerçekleşen Küçük Ali İsyanında ve Hatay'ın bağımsız bir devlet olduğu zamanlarda garnizon olarak kullanılmıştır. O tarihlerde bir kısmı da cezaevi şeklinde kullanılan kalede ünlü şair Namık Kemal de yatmıştır. Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi döneminde yerleşimin merkezi olan Payas'ta bulunur. Büyük bir yapı olan külliye içinde birçok bölüm vardır. Başlıca bölümler kervansaray, hamam, medrese, cami ve bedesten şeklindedir. Külliye 16'ıncı yüzyıl Osmanlı eserlerinden biridir. Sokullu Mehmet Paşa tarafından Mimar Sinan'a yaptırılmıştır. Mimar Sinan kendi yaptığı külliyelere Menzil Külliyeleri ismini vermiştir. Yapı denize yakın bir yerde bulunur. 15 dönümlük bir arazi üzerine konumlanmıştır. Külliye içindeki kervansaray çok büyük bir alanı kaplar. Geniş bir avlusu ve buraya açılan odalara sahiptir. Odaların üzeri kubbe ile örtülüdür. Cin Kulesi külliye ile sahil arasında konumlanmıştır. Bölgeyi gören bir tepe üzerine inşa edilmiştir. Tam olarak ne zaman yapıldığı bilmese de Cenevizliler ya da Haçlılar tarafından gözetleme kulesi olarak yapıldığı düşünülüyor. Yapı malzemesi olarak kesme taş kullanılmıştır ve kare bir plana sahiptir. Kulenin isminin ise Cenevizlilerden geldiği tahmin edilmektedir. İsos harabeleri ilçe ile Erzin arasındaki yol üzerindedir. Burası Perslerden kalan bir şehrin kalıntılarıdır. Tarihteki en büyük savaşlardan İssos Savaşı bu alanda yaşanmıştır. Savaş Büyük İskender ve Persler arasında gerçekleşmiştir. Büyük İskender, Pers hükümdarı 3. Darius'u yenmiştir. Bunun sonucunda Perslerin Anadolu'daki egemenlikleri bitmiştir. İsos Harabeleri içinde su depoları, su kemerleri, tapınak gibi yapılar günümüze ulaşmıştır. Mancınık Kalesi ilçenin kuzey tarafında bulunur. Buradaki Amanos Dağları'nda ve ormanlık alanın içinde yer alır. Yapının Haçlılardan kaldığı tahmin edilir. Kaleye araçla gidilemez fakat yürüyerek ziyaret edilebilir. diyecek olursak; Dörtyol ile bağlı olduğu Hatay arasında 84 kilometre mesafe bulunur. İl merkezinden düzenli aralıklarla sefer yapan otobüsleri kullanarak ilçeye gidilebilir. Özel araçla gitmek isteyenler için ilçenin E- 19 karayoluna 3 kilometre uzaklıkta olduğu söylenebilir. Ayrıca buraya demiryolu ile ulaşma imkanı da vardır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/606-istanbul-havalimani-tanitimi.html", "text": "cumhuriyetin ilan edildiği tarih olan 29 Ekimde açıldı ve artık kullanılan ileri teknoloji ile ülkemiz hava yolu taşımacılığında önemli bir yere sahip olmaya başladı. Sadece ülkemizin değil dünyanın da hava yolu taşımacılığında önemli bir yere sahip olması beklenen havalimanı İstanbul'un Avrupa yakasındadır. Tayakadın ve Akpınar köylerinin arasında yapılan İstanbul Havalimanı Terkos gölüne de yakın bir konumda bulunmaktadır. İstanbul Havalimanından ilk uçuş Ankara'ya gerçekleştirilmiştir. Yurt dışına ilk uçuş içinse Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti seçilmiştir. sahip olduğu teknoloji ile de dikkatleri çekmeyi başarmaktadır. Günde 2 bin uçağın inip kalkması beklenmektedir. Hangi noktalara uçuş yapılacak konusu da İstanbul Havalimanı için merak edilmektedir. Bu konuda da önde yer alacak olan havalimanından 350 ayrı noktaya uçuşun gerçekleştirileceği bildirilmektedir. Tam kapasite ile hizmet verdiğinde yüz bin kişi için istihdam olanağı olacaktır. Havalimanında kullanılan teknolojinin oldukça gelişmiş olması ile yolcular aksaklıklar ile karşılaşmayacaklardır. açılışını yapan Cumhurbaşkanı tarafından isminin İstanbul Havalimanı olacağı açıklanmış ve tartışmalara nokta konmuştur. Havalimanında üç adet veri merkezi yer almaktadır. Havalimanında kurulmuş olan güvenlik kameraları ve güvenlik sistemi ile yolcuların güvende olmaları için gerekli tüm önlemler alınmıştır. DHMİ tarafından yer tesliminin yapılmasının ardından havalimanının inşaatı 1 Mayıs 2015 tarihinde resmen başladı. Binlerce işçinin çalışarak 29 Ekim 2018 tarihinde ki açılışa yetiştirdiği İstanbul Havalimanının inşaatının tam olarak bitmediği bilinmektedir. Havalimanından Taksim'e yani şehir merkezine 15 dakika da araçla ulaşmak mümkün olmaktadır. İETT tarafından havalimanına kolay ulaşım için seferler başlatılmış bulunmaktadır. Bu seferlerden iki ay boyunca % 50 indirimli olarak yolcuların yararlanması mümkün olacaktır. Havalimanının ulaşımından sorumlu olan Havaistte belirlenen noktalardan ve rota üzerinden yolcuların havalimanına ulaşmasını sağlamaktadır. Havalimanına kendi araçları ile gelen kişiler için de otoparkın iki ay boyunca ücretsiz olacağı müjdesi verilmiştir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/607-suphan-dagi-tanitimi.html", "text": "Bitlis'e bağlı Adilcevaz ilçesinin sınırlarına dahildir. Van Gölü'nün Kuzey tarafından Adilcevaz, Erciş ve Patnos arasında yer alır. Türkiye'nin en yüksek üçüncü dağıdır. Volkanik bir oluşum olan dağ, Türkiye'deki volkanik dağlar arasında yükseklik bakımından ikinci sırada yer alır. Toplam 4058 metre yüksekliğe sahip dağ, tırmanış için sıkça tercih edilir. Süphan Dağı sönmüş bir volkanik dağdır. En son ne zaman aktifleştiği tam olarak bilinmez. Fakat yapılan incelemeler dağdaki son püskürtmenin milattan önce 8000'li yıllarda gerçekleştiğini düşündürür. En yüksek noktası Sandık Tepe zirvesidir. Bu zirveden itibaren dağın yüksekliği 4058 metre olarak hesaplanmıştır. Zirve noktasında aktif olduğu dönemlerden kalan ortalama 1000 metre çapında lav tümseği yer alır. Bunun yanında zirvede irili ufaklı buzul gölleri bulunur. Bunlardan birinin çok derin olduğu söylenir. Dağın zirvesi örtü buzulu ile kaplı durumdadır. Karşıdan bakılınca örtü buzulları oldukça güzel bir manzara oluşturur. Süphan Dağı doruğunda tarihi Kırklar Mezarlığı bulunur. Burada kırk şehidin mezarları bulunur. Tırmanış yapanlar için önemli bir alandır. , Malazgirt ve Patnos ilçelerine gider. Buradan akan derelerden biri de Aygır Gölü'nü besler. anlatılır. Buna göre Hace ve Siyabent adında iki sevgili vardır. Aşklarına aileleri karşı çıkar ve izin vermez. Bunun üzerine sevgililer kaçmaya karar verirler. Bir gece Süphan Dağı eteğinde buluşurlar. Buradan da dağın zirvesine doğru çıkarlar. Uzun bir yolculuktan sonra yorulurlar. Dinlenmek için Karanlık adı verilen uçurumun kenarında dururlar. Burada iki sevgili kuracakları mutlu yuvanın hayalini kurarlar. Siyabent, Hace'nin dizine başını koyar ve uyur. Ardından bir geyik sürüsü bulundukları yere doğru ilerler. Geyik sürüsünün lideri olan erkek geyik sevgilileri görür ve rahatsız etmemek için sürünün yolunu değiştirir. Hace bu durumdan çok etkilenir ve gözünden bir damla yaş Siyabent'in yüzüne düşer. Siyabent uyanır ve sevgilisine neden ağladığını sorar. Hace olayı anlatır ve Siyabent \"Seni ağlatan o geyiğin ciğerini söküp sana getireceğim.\" der ve gider. Aradan saatler geçtikten sonra omzunda geyikle birlikte Hace'nin yanına gelir. Tam bıçağı çıkarıp geyiğe sağlayacakken geyik can havliyle ayaklarını çırpar ve Siyabent uçurumdan aşağı düşer. Hace de buna dayanamayıp uçurumdan atlar. O günden beri de düştükleri yerde her yıl iki kırmızı gül açar. Süphan Dağı doğa sporları için çok uygun bir alandır ve sıkça tercih edilir. Burada dağcılık tur kayağı, doğa ve dağ yürüyüşü, kampçılık, offroad ve yamaç paraşütü gibi sporlar yapılır. Burası özellikle dağ tırmanışı için sıkça tercih edilir. Tırmanış için Haziran ayının sonundan itibaren Temmuz, Ağustos ve Eylül ayının ortalarına kadarki süre uygun olur. Fakat kış koşullarında tırmanış yapmak isteyenler Mart ayı başlarından Aralık ayı başlarına kadar bölgeyi tercih edebilirler. Dağın daha çok Doğu tarafından tırmanış gerçekleştirilir. Doğu tarafı tırmanış için daha elverişlidir. Zirveye tırmananlar genellikle Aydınlar Köyü'nden tırmanışa başlar. Buradan 6-7 kilometre mesafede yer alan Şekerpınarı ya da Süphan Yaylası'nda kamp kurulur. Yaylalar 2500 metre yükseklikte bulunur. Tırmanış ve ardından dönüş toplamda 8-10 saatte tamamlanır. Bazı durumlarda bu süre 12 saate kadar çıkar. Dağa tırmanışta birçok su kaynağı, irili ufaklı krater ve buzul gölleri ile karşılaşılır. Dağın doruğundan Van Gölü görülür ve harika bir manzara oluşturur. 'a, oradan da Süphan Dağı'na ulaşılır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/608-expo-antalya-sergi-alani.html", "text": "EXPO'lar dünyanın farklı ülkelerinde zaman zaman düzenlenmektedir. Expo'larda kültür sanat, tarih gibi farklı konular tema olarak kullanmaktadır. Ülkemizde ilk kez düzenlenen EXPO Antalya'da yapılmıştır ve bahçecilik alanındadır. Gelecek Nesiller İçin Yeşil Bir Dünya\" yaratmak amacıyla \"Çiçek ve Çocuk\" temasıyla yola çıkan, kültür, eğitim, sanat, eğlence ve alanlarında bir buluşma noktası olan EXPO 2016 Antalya, 50'nin üstünde ülkenin katılımıyla uluslararası çaplı bir iletişim ortamı sağlamıştır. EXPO 2016 Antalya'nın gelişim ve oluşum sürecinde, alan içindeki yapılarından, katılımcıların bahçelerine kadar her noktası, Tarih, Biyoçeşitlilik, Sürdürülebilirlik, Yeşil Şehirler alt temalarından yola çıkarak gelişmiştir. İlk ''Bahçecilik Exposu'' olarak ülkemizde özel önem verilen Antalya Expo'sunun önemli bir özelliği Uluslararası Çiçek Üreticileri Birliği VE Uluslararası Sergiler Bürosu'nun onayı ile düzenlenmiş olmasıdır. Antalya Expo'sunda tema olarak \"Çocuk ve çiçek\" kullanılmıştır. Kusursuz olması için büyük bir ekip aralıksız olarak çalışmış bu büyük emek karşılığında Expo Parkı 5 milyon kişi tarafından ziyaret edilmiş ve beğenilerini kazanmayı başarmıştır. Expo kulesi 100,7 metre yüksekliği ile Antalya'da bulunan en yüksek binadır. Antalya'da bulunan Expo Kulesi sahip olduğu elleri açık çocuk, palmiye ve 3 kapılar konsepti ile ziyaretçilerin beğenisini kazanmaktadır. Bütün Expo alanı buradan panoramik olarak izlenme imkanı bulunmaktadır. Ülkemizin ilk interaktif tarım müzesi olan Zaman Tüneli'ni ziyaret eden kişilere dünyanın ilk kurulduğu günden bu yana yaşamış olan bütün bitki türlerini ve insanlık tarihinin başlangıcından başlar Yerleşik Hayata Geçiş, Sürdürülebilirlik, Biyoçeşitlilik ve Gelecek için tarım senaryolarının interaktif bir şekilde gösterimde olduğu zamanda yolculuğu anlatır. Hatta ilerde ortaya çıkması muhtemel bitkileri görebilecekleri bir gezi sunmaktadır. Başak formunda tasarlanmış ve yaşayan duvarlar olarak adlandırılan özel bir teknoloji ile yapılmış olan bu müzede beş ayrı salon yer almaktadır. Daha öncede belirttiğimiz gibi yaşayan duvarlar konsepti ile düşünülmüş olan bu salona girdiğinizde duvarlarda hazırlanan simülasyonlarda insanların mağaralarda yaşadığı dönemlerde yaptıkları çizimler, yerleşik hayata nasıl geçildiği temsili olarak anlatılmaktadır. Dünya üzerinde ilk yerleşim yeri olarak kabul edilen Göbeklitepe, Çayönü ile Hacılar Köylerinin maketleriyle de ziyaretçilere bilgi verilmektedir. Bu salonu ziyaret eden kişiler kendilerini neolitik döneme ait bir köyün içinde bulmaktadırlar. Kullanılan teknoloji sayesinde ziyaretçilerin kendilerini o köyün bir bireyi gibi hissederek köyün bir gününü yaşanması sağlanmaktadır. Bu salona girildiğinde ziyaretçiler büyük bir tarla da bulur kendilerini ve bu tahıl tarlasında dünyada ki tek tipe dönüşme, ekosistem, biyoçeşitlilik ve besin zinciri konuları hakkında paneller düzenlenmektedir. Ziyaretçiler hazırlanan projeksiyon alanında toprağın ekilmesi, sulanması, kazılması gibi oyunları gerçeklik hissi ile oynamaktadırlar. Salon ziyaretçilerine led ışıklar ile aydınlatılmış bir ortamda grafik panelleri ile dünyada ki biyoçeşitlilik ve yok olma tehlikesi yaşayan bitki türleri konusunda bilgileri alma imkanı sunmaktadır. Bitkilerde ki polenlemenin nasıl olduğunu öğrenebileceğiniz ve bunu bir oyun olarak özümseyebileceğiniz bir salonu ziyaret etmiş olursunuz. Dünyada pek çok bitki türünün yok olma tehlikesi ile karşı karşıya olması sonunda gelecekte tarımın sürdürülebilmesi için yapılan çalışmaların sunulduğu bir salondur. Mağara şeklinde ve üçgen olarak yapılmış olan bu yapıda çocukların geçmişten günümüze bir yolculuk yapması sağlanmaktadır. Bu mağaranın çevresinde dinozorlar bulunmaktadır. \"Uygulamalı Temel Bilimler\", \"Uzay Bölümü\" çocukların tarihi ve teknolojiyi bir arada anlayabilmeleri ve en kolay öğrenme yoluyla yani eğlenerek bunlar hakkında fikir sahibi olmaları sağlanmaktadır. Burada takılan sanal gerçeklik gözlükleriyle Kelebekler Vadisi, Kapadokya, Kekova Batık Şehir gibi eşsiz yerlere sanal bir gezi yapılabilmektedir. Uzaya ilgi duyan kişiler için de ''Planetaryum'' gösterisi düzenlenmektedir. Her açıdan güneş alabilmesi amaçlanmış ve bunun için kesik konik şeklinde inşa edilmiştir. Expo Serasında birbirinden ilginç bitki türleri ziyaretçileri beklemektedir. Burada özellikle 41 tür tropik bitki ve 500'ün üzerinde orkide çeşidi bulunmaktadır. Ziyaretçilerin kendilerini yağmur ormanlarında hissedecekleri bir ortam oluşturulmuştur. Burada bulunan tropik bitkiler dünyanın çeşitli noktalarından getirilmiştir. Oldukça geniş bir katılım ile düzenlenmiş olan Expo Antalya'da tam 54 ülke kendi mimarilerine uygun bahçeler oluşturmuş ve kendi bitki türlerinin dünya tarafından tanınmasını sağlamışlardır. Asya ve Avrupa ülkeleri bir nehrin iki yakasında kültürlerini ziyaretçilere yansıtmışlardır. Expo Antalya en güzel bahçe olarak Çin Bahçesi seçilmiştir ve günümüzde de ziyaretçilerine keyifli bir deneyim yaşatmaktadır. Antalya körfezi şeklinde tasarlanmış olan Expo Gölünün suyu Aksu çayından gelmektedir. 75.000 m2 alana sahip olan bu gölün suyu daha sonra Tehnelli çayına akmaktadır. Aksu çayından aldığı suyu Expo gölüne aktarmakta olan Değirmen kullanılan teknoloji ile elektrik üretmektedir. Değirmen de gürünüm olarak eski model kullanılmıştır. Bu değirmenin ürettiği elektrik Expo Antalya'nın elektrik ihtiyacının bir kısmının karşılanması için kullanılmaktadır. Expo gölünün etrafında yer almakta olan Türk Evleri, ülkenin yedi bölgesini ve buralara ait mimariyi temsilen tasarlanmıştır. Marmara Bölgesi \"İstanbul Yalısı\", Akdeniz Bölgesi \"Antalya Evi\", Ege Bölgesi \"Bodrum Evi\", Karadeniz Bölgesi \"Trabzon Evi\", İç Anadolu Bölgesi \"Konya Evi\", Doğu Anadolu Bölgesi \"Erzurum Evi\", Güneydoğu Anadolu Bölgesi \"Diyarbakır Evi\" olarak tasarlanmıştır. Bütün evler yörelerine özgü mimariye sadık kalınarak inşa edilmiştir. Evlerin asıllarının da günümüzde ayakta olduğunun belirtilmesi gerekmektedir. Expo Antalya'nın sembol çiçeği olarak belirlenmiş olan şakayık şeklinde yapılmış ve düzenlenmiş olan terasta oturma alanları bulunmakta ve burada oturan kişilerde gölde düzenlenmekte olan muhteşem su gösterilerini keyifle izleyebilmektedirler. Ülkemizde de yetişmekte olan kaktüs bitkisinin pek çok çeşidini bir arada Kaktüs bahçesini gezen kişiler görebilmektedirler. Kaktüsün yanında Sukkulent yani etli yapraklı gövdeli bitkiler de bu bahçede yer almaktadır. Macera dolu bir gün geçirmek ve adrenalininin yükseldiği bir zaman yaşamak isteyen kişilere hizmet veren Macera Parkı, her yaştan insanın kendine uygun bir macera yaşayabilecekleri bir parktır. Yaz sezonunda ziyaretçilerine sabah 09.00 da kapıları açmakta ve 23.00 olana kadar hizmet vermektedir. Kış Sezonunda ziyaretçilerine sabah 09.00 da kapılarını açmakta ve 19.00 saatine kadar da hizmet vermektedir. - Antalya Expo Antalya'ya kendi aracınız ile gitmek istediğinizde şehir içinde bulunan çok sayıda yönlendirme levhası yardımcı olmaktadır. Expo Antalya'ya toplu taşıma araçlarını kullanarak gitmek isteyen kişiler tramvay ile keyifli bir yolculuk yapmalıdırlar."} {"url": "https://www.gezipedia.net/609-dumlupinarda-gezilecek-yerler.html", "text": "Kütahya'nın ilçelerinden biridir. İl merkezine 83 kilometre mesafede bulunur. Kurtuluş Savaşı sırasında önemli çatışmaların yaşandığı yer olarak bilinir. Bundan dolayı ilçede çok fazla sit alanı olarak korunan alan bulunur. Dumlupınar ismi eski Türkçeden gelir. Dumlu soğuk anlamında bir kelimedir ve ilçenin adı soğuk pınar anlamını taşır. Tarihi mirasıyla dikkat çeken ilçenin tarihine değinmek faydalı olur. incelendiğinde bulunduğu çevrede ilk yerleşim ilk Tunç Çağı'nda kurulmuştur. Bölgedeki Allıören Höyüğünde yapılan çalışmalarda bu döneme ait birçok ize rastlanmıştır. İlçede Roma dönemine ait bir şehir kalıntısı olan Nekropol alanı da bulunur. Şehitliği'nin bulunduğu tepede Selçuklu akıncı beyi Cafer Gazi'nin de mezarı bulunur. Cafer Gazi Bizans'a yapılan akınlar sırasında şehit olmuştur. İleriki dönemde ise ilçe pek çok kez işgal edilmiştir. Bu yüzden birçok kez yıkım yaşamıştır. 2. İnönü Savaşında Refet Bele komutasındaki Türk ordusu güney kanatta Yunan işgalcileri bozguna uğratmıştır. Fakat komutanın emrine uymayan askerler kaçan Yunan askerlerini kovalamaya başlayınca ikinci bir çatışma başlamıştır. Bu kez Türk ordusu yenilmiş ve İngilizler tarafından saldırı savaşına henüz uygun olmadığımı anlaşılmıştır. Bu savaş sırasında Dumlupınar'da çok sayıda askerimiz şehit olmuştur. Daha sonra Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile Dumlupınar'da Büyük Zafer ilan edilmiştir. Başkomutanlık Meydan Muharebesi ile 30 Ağustos 1922'de Büyük Zafer ilan edilmiştir. Burada süren savaşlarda hayatını kaybeden 137000 şehidimiz anısına Büyük Taarruz'un 70'inci yıl dönümünde Başkomutanlık Tarihi Milli Parkı yapılmıştır. Savaşın yaşandığı topraklar olan Zafertepe, Çalköy ve Dumlupınar'a şehitlikler, müzeler ve anıtlar yapılmıştır. Dumlupınar ilçesine de bu amaçla Atatürk Evi Müzesi, Kurtuluş Savaşı Müzesi, Mehmetçik Anıtı, Şehit Baba- Oğul Anıtı, Milisler Anıtı, Gazi Mustafa Kemal Paşa, İsmet Paşa, Fevzi Çakmak Paşa Anıtı inşa edilmiştir. Dumlupınar Şehitliği Ankara- İzmir karayolunun 700 metre kenarında bulunur. İlçe merkezine 1,5 kilometre mesafesi vardır. Büyük Taarruz Savaşı'nda şehit düşen askerlerimiz anısına yapılmıştır. Şehitliğin yapı malzemesi olarak Kayseri Taşı kullanılmıştır. Burada 600 askerimizin mezar taşı bulunmaktadır. Mezarlara ise çevredeki kazılarda bulunan şehit kemikleri gömülmüştür. Şehitliğin girişinde Atatürk, Fevzi Çakmak ve İsmet İnönü'nün heykelleri bulunur. Şehitlikteki Milis Anıtı ise mermer üzerine bronzdan yapılmış bir anıttır. Kurtuluş Savaşı'ndaki Türk Milleti'ni temsilen yapılmış büyük bir eserdir. Topyekun bir mücadele verildiğini gösterir. Tepede bulunan Mehmetçik Anıtı'na giderken ise Şehit Baba-Oğul heykeli görülür. Şehitlik her yıl binlerce kişinin ziyaret ettiği önemli bir alandır. İlçedeki Şehitleri Anma Törenleri burada büyük bir kalabalıkla birlikte yapılır. Kurtuluş Savaşı Müzesi 1997 yılında açılmıştır. İlçe merkezinde yer alan müze 2 katlı bir bina içindedir. Kurtuluş Savaşı yıllarında kullanılan silah, kılıç gibi materyaller, o günleri yansıtan fotoğraflar ve eşyalar müzede sergilenmektedir. Burada toplam 139 önemli eser sergilenmektedir. Atatürk evi ilçeye bağlı Büyükaslan köyünde bulunur. 30 Ağustos 1922'de zaferin yaşandığı günün gecesinde Atatürk bu evde konaklamıştır. Daha sonra odasını Halide Edip Adıvar'a bırakıp çatıdaki çadırda kalmıştır. Savaş sırasında da Başkomutanlık Karargahı olarak kullanılmıştır. Bu evin orijinali zamanla hasar görüp yıkılmış ve daha sonradan aslına uygun olarak tekrar inşa edilmiştir. 2003 yılında ziyarete açılan ev günümüzde müzedir. - İzmir demiryolunu kullanarak ilçeye ulaşabilirler. Dumlupınar'a il merkezinden kalkan otobüslerle de gidilebilir diyerek Dumlupınar nerede"} {"url": "https://www.gezipedia.net/61-ispartada-gezilecek-yerler.html", "text": "Isparta, Akdeniz Bölgesinde denize kıyısı olmayan fakat Göller Bölgesi olarak adlandırılan muhteşem bir noktada bulunan güzel biri ilimiz. Yaklaşık 420 bin nüfusa ev sahipliği yapan bu güzide şehrimizin tarihi de milattan önce ki asırlara dayanmakta. Isparta'da güzelliği ile ön plana çıkan çok sayıda mekan bulunuyor fakat bu mekan sizi kesinlikle büyüleyecek. O yüzden ilk sıraya Yazılı Kanyonu alıyoruz. Tarihi kral yolunun da güzergahında bulunan kanyon esasında 1989 yılından bu yana tabiat parkı olarak faaliyet yürütüyor. Aya Payana, diğer adı ile Aya Baniya, şehir merkezinde bulunan ve Isparta'nın en köklü yerleşim bölgelerinden biri olan Turan Mahallesi içerisinde yer alıyor. 1750 yıllarında inşa edildiği tahmin ediliyor. Eğirdir ilçesi Yeşilada Mahallesi sınırları içerisinde yer alan kilise Rum Hristiyanlarının Kudüs'e gitmelerinden evvel ki zamanlarda ziyaret ettikleri önemli bir mekan. Yapım tarihi net olarak bilinmiyor fakat 1993 yılında restore geçirdiğini ve günümüzdeki görünümüne kavuştuğunu rahatlıkla ifade edebiliriz. Eğirdir ilçesi sınırlarında yer alan bu dağ gölü Torosların ıssız zirvelerinden birinde yer alıyor ve 20 kilometreye varan uzunlukta bir kıyıya sahip. Çevresinde asırlık çınarlar ve birkaç kumsal bulunan bu göl de ziyaretçilerin en çok beğendiği mekanlardan biri. Eğirdir Gölü, Isparta Göller Bölgesinin en önemli göllerinden ve aynı zamanda da Uluslararası öneme sahip bir mekan. Pek çok kuş türüne de ev sahipliği yapan mekanda konaklama olanakları da mevcut. Şehir merkezinde yer alan Kutlubey Ulu Camii Isparta'nın en eski camilerinden biri. Isparta Çarşısı olarak adlandırılan bölge içerisinde bulanan bu mekana ulaşım da oldukça kolay. Caminin 1429 yılından daha önce yapıldığı ileri sürülmekte. 1899 yılında restore gören cami depremlerde zarar görmüş ve 1922 yılında yeniden inşa edilmiş. Eğirdir ilçesi Cami Mahallesi sınırları içerisinde yer alan bu iki yapı yan yana bulunuyor ve adeta birlerini tamamlıyorlar. 1302 yılında inşa edilen bu yapı o dönem mimarisi için oldukça görkemli bir örnek teşkil ediyor. Atabey ilçesinde yer alan Medrese 1224 yılında yani Alaaddin Keykubat döneminde inşa edilmiş. Selçuklu Devleti uç kumandanlarından olan Mübarizeddin Ertokuş anısına inşa edilen bu yapı da Selçuklu mimarisinin nadir örneklerinden ve bir o kadar da heybetli bir eser. Uluborlu ilçe sınırlarında yer alan kale ilçenin en önemli tarihi yapısı olarak kabul ediliyor. Oldukça sarp kayalıklardan oluşan ve 1200 metre yüksekliğe sahip bir tepeye inşa edilmiş olan kalenin yapım tarihi ise maalesef ki bilinmiyor. Uluborlu rotasında mutlaka görülmesi gereken bir mekan. Yalvaç ilçesinde yer alan Men Tapınağı ve çevresindeki bölge o dönem insanlarının ay tanrısı olarak kabul ettikleri ve Men ismini verdikleri tanrı figürü adına inşa edilmiş. Men Tapınağı ve civarının, Isparta'nın önemli tarihi mekanlarından biri olduğunu özellikle belirtmek istiyoruz. Eğirdir ilçesi Sarıidris Köyü içerisinde yer alan İnönü Mağarası hayli ilgi gören bir mekan olma özelliğine sahip. Yerli yabancı çok sayıda turistin ziyaret ettiği mağara yaklaşık 230 metre uzunluğunda. İç yapısı da hayli ilginç olan mağaranın içerisinde yağışlı günlerde küçük göletler bile oluşuyor. Yalvaç ilçesine 1 kilometre mesafede yer alan antik kentin kuruluş tarihi milattan önce 281 yıllarına kadar dayanıyor. Kompleks bir yapıya sahip olan bu kentte gezip göreceğiniz pek çok nokta bulunuyor. Tarih koridorlarında geziniyor gibi hissedeceğiniz muhteşem bir mekan olduğunu bilmenizi isteriz. Isparta'nın en önemli tarihsel mekanlarından biri de Adada Antik Kenti. Toros Dağları içerisinde ve 1200 metre yükseklikte yer alan antik kent aynı zamanda Isparta'nın simgelerinden de biri. Sütçüler ilçesi sınırlarında yer alan Kuz Mağarası Köprüçay Kanyonu'nun sarp bir yamacında bulunuyor. 225 metre uzunluğunda olan mağaranın içerisinde etkileyici sarkıt ve dikitlerin de bulunduğunu göreceksiniz. Isparta gül yetiştiriciliği ile meşhur bir ilimizdi fakat anlaşılan Isparta lavanta yetiştiriciliği konusunda da gözünü zirveye dikmiş durumda. Lavanta Vadisi Keçiborlu ilçesi içerisinde yer alıyor ve son derece huzurlu bir mekan olduğunu temin ederiz. Lavanta Kokulu Köy; Kuyucak hakkında bilgi için Tıklayınız! Şehir merkezine 11 kilometre mesafede olan mesire alanına yöre sakinleri kadar çevre illerinden gelen ziyaretçiler de rağbet gösteriyor. Temiz havası ve huzurlu yapısıyla görülmeye değer mekanlardan biri. Yenişarbademli ilçesi sınırlarından bulunan Dedegöl Dağı, zirvesi sarp kayalıklardan oluşan ve neredeyse 3000 metre yüksekliğe sahip heybetli bir dağ. Isparta'nın en yüksek dağı da burası. Pınargözü Mağarasına da ev sahipliği yapan bu dağı uzaktan da olsa bir görün deriz. Türkiye'nin en büyük mağarası olma, dünyanın ise en büyük ve en derin mağaralarından biri olma özelliğine sahip olan bu mekan Yenişarbadem ilçe merkezinde 11 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Bu rekortmen mekanı da gezi rotanıza eklemenizde fayda var. Zindan Mağarası Aksu ilçesinde yer alıyor. İlçe ile arasında 1 kilometre kadar mesafe bulunan bu mağara 765 metre uzunlukta. Sarkıt ve dikitlere de ev sahipliği yapan bu mekan da yerli ve yabancı ziyaretçiler tarafından rağbet gören bir nokta. Karaçam, sedir, meşe ve ardıç gibi ağaçların pek çok türüne ev sahipliği yapan Kızıldağ Milli Parkı Şarkikağaç ilçesi sınırlarında ve ilçe merkezine 5 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Parkta bulunan en ilginç ağaç türü ise sedir ağaçlarının mavi yapraklı türü diyebiliriz. Temiz hava ve bol yeşilin hakim olduğu bu muhteşem mekanı da listeniz eklemelisiniz. Isparta'nın önemli tarihi yapılarından biri olan Eğirdir Kalesi'nin tam olarak bilinmemekle birlikte milattan önce 4. yüzyılda inşa edildiği ileri sürülmekte. Hem iç hem de dış kale olarak tasarlanmış olan bu eserin, sadece Roma ve Bizans dönemlerinde zaman zaman onarım geçirdiği tahmin ediliyor. Yenişarbademli ilçesinde yer alan bir başka mekan ise Kubad Abad Sarayı. Selçuklu Sultanı Birinci Alaaddin Keykubat tarafından inşa ettirilmiş olan bu mekan çinileri ile ön plana çıkmakta ve mekanda dikkat çekici çok sayıda çini bulunmakta. Tarihi bir mekan olan sarayın tarih yönüyle de ilgi gördüğünü de ayrıca belirtelim. Yalvaç ilçesinde bulunan müze ile ilgili ilk çalışmalar 1947 yılında başlamış ve 1966 yılında faaliyete açılmış. Genellikle tarihsel süreçlere ait eserlerin sergilendiği bu müze de görülmesi gereken önemli noktalardan biri. 1935 yılından bu yana eski eserlerin sergilenmekte olduğu bu mekan günümüzde Arkeoloji ve Etnografya müzesi olarak faaliyet yürütmekte. Isparta'nın milattan öncesine kadar uzanan köklü tarihini soluyabileceğiniz bir mekan. Özellikle son zamanlarda Isparta turizmini olumlu yönde etkileyen mekanların başında ise Davraz Kayak Merkezi geliyor. Şehre 26, havalimanına 50 kilometre mesafede yer alan merkez ulaşım açısından kolay bir noktada bulunuyor. Burada kayak yaparken duyacağınız en büyük haz ise Eğirdir Gölü manzarası ile kaymak olacak. öne çıkmaktadır. Özel olarak inşa edilen fırınlarda uzun süre pişirilen etler lezzetli ve güzel görüntüsü ile servis edilmektedir. Bir çeşit kuyu kebabı denilebilir. Bir kere yiyenlerin bu lezzeti unutmasının mümkün olmadığı garanti edilmektedir. ile de farklı bir lezzet sunmaktadır. Isparta'ya hem hava yolu hem de kara yolu ile ulaşabilirsiniz. Hava yolunu tercih ederseniz Süleyman Demirel Havalimanını kullanabiliyorsunuz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/610-aydin-efeler-tanitimi.html", "text": "ilçesi sınırları içinde birçok doğal ve tarihi değer bulunur. Efeler'in tarihine kısaca göz atalım. İlçenin kurulduğu alandaki ilk yerleşim çok eski tarihlere dayanır. İlçenin Mimar Sinan Mahallesi'nde bulunan Dedekuyusu Höyüğünden çıkarılan kalıntılar milattan önce 4500 yılına kadar uzanır. Kentte izleri bulunan diğer yerleşim ise milattan önce 8'inci yüzyıla dayanır. Bu tarihlerde bölgede Tralleis yerleşimi kurulmuştur. Bu yerleşim Trakya'dan buraya göç eden Trial Kabileleri tarafından kurulmuştur. Kent daha sonra milattan önce 192 yılında Roma İmparatorluğu sınırlarına dahil olmuştur. Bölgenin Türkler tarafından fethedilmesi 8'inci yüzyılda gerçekleşmiştir. Bu yıllarda eski kentin olduğu bölgede su kaynakları yetersiz olduğu için yerleşim güney tarafına kurulmuştur. 14'üncü yüzyılda ise bölgede Aydınoğulları Beyliği kurulmuş, 10'uncu yüzyılda da Osmanlı İmparatorluğu'nun egemenliği altına girmiştir. Bölgede 1653 yılında büyük bir deprem yaşanmış ve pek çok insan yaşamını yitirmiş, önemli yapılar yıkılmıştır. Fakat bölge bu olaydan sonra da gelişmeye devam etmiştir. 27 Mayıs 1919 tarihinde ise Yunanistan Aydın'ı işgal etmiş, şehri yağmalamış, yakmış ve halkı katletmiştir. 7 Eylül 1922 yılında ise kesin olarak kurtarılmıştır. Bu tarihten sonra uzun yıllar şehrin yeniden yapılandırılmasına çalışılmıştır. Tralleis Antik Kenti, Efeler ilçesinin Topyatağı Mevkii'nde yer alır. Yapılan arkeolojik kazılarda kentin milattan önce 8'inci yüzyıl zamanlarında kurulduğu ortaya çıkmıştır. Antik yerleşim, bölgeye Trakya'dan göç eden Tralleisler tarafından kurulmuştur. Bunun haricinde kentte Roma ve Bizans dönemlerine ait eserler de bulunur. O zamandan günümüze Arsenal, agora, gymnasium, stadion, surlar, latrina, mezarlar, evler, dükkanlar ve şapel kalmıştır. Döneminde kent heykeltıraşlık okulu ve seramik atölyeleri ile ünlenmiştir. Alihan Oğlu İsmail Türbesi Efeler ilçesinin Veysi Paşa Mahalle'sinde ve Hasır Pazarı Mevkii'nde yer alır. Türbenin tasarımı kare şeklindedir. Kubbeli bir yapıya sahiptir. Yapı malzemesi olarak taş, tuğla ve devşirme taş kullanılmıştır. Yapının kitabesi bulunmadığı için inşa edildiği tarih kesin olarak bilinmemektedir. Burada bulunan mezar taşları H.793\\ M. 1391 ve H. 783\\ M. 1381-82 tarihlidir. Bu nedenle türbenin bahsedilen tarihlerden daha önce yapıldığı düşünülür. Tabakhane Hamamı ilçenin Ramazanpaşa Mahallesi'nde bulunur. İlçedeki en eski hamam olma özelliği taşır. Yapı malzemesi olarak moloz taş, tuğla ve devşirme malzeme kullanılmıştır. Doğu cephesinde girişi bulunur. Halvetlerin üzeri kubbelidir. Su deposu ve külhan yapının kuzey cephesinde bulunur. Hamam 14'üncü yüzyıl sonu 15'inci yüzyıl başı arasında inşa edilmiştir. Üveys Paşa Camii ilçenin köprülü mahallesinde bulunur. Cadde üzerindeki yapı kuzey- güney doğrultusunda eğimli bir bölgede konumlanmıştır. Yapının üstü tek kubbelidir. Kare planlı inşa edilmiştir. Taş ve tuğla malzeme kullanılmıştır. Üzerindeki kitabede 1568-1569 yıllarında inşa edildiği yazar. Cami Üveys Paşa tarafından yaptırılmıştır. Bölgedeki en eski Osmanlı camiidir. sorusunu da yanıtsız bırakmayarak makalemizi sonlandırabiliriz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/611-gebzede-gezilecek-yerler.html", "text": ", Marmara bölgesinin en büyük sanayi şehirleri arasında yer alır. Bu sayede ekonomik olarak gelişmiş bir yerdir. Modern bir yapısı vardır. İlçe içinde çok sayıda tarihi yapı da vardır. Gebze'nin tarihine kısaca değinelim. Gebze'nin kurulduğu alan eski tarihlerde Bitinya Bölgesi olarak adlandırılmıştır. Burada ilk yerleşimi tarihi milattan önce 7'nci yüzyıla uzanır. Asya ve Avrupa kıtaları arasında bir geçiş yeri olduğu için tarihte de önemli bir yeri vardır. Buradan geçerek göç eden ilk kavim Friglerdir ve milattan önce 12'nci yüzyılda buradan geçerek Anadolu'ya yayılmıştır. Gebze'de milattan önce 280 yılında Dakibyza ve Libyssa kentleri kurulmuştur. Bu kentler Bitinya Kralı 1. Nicomedes zamanında kurulmuştur. Ünlü komutan Kartacalı Hannibal bu kentlere irtica etmiştir. Mezarı ise günümüzde TÜBİTAK Yerleşkesi içinde bulunur. Çoban Mustafa Paşa Külliyesi 1510 yılında inşa edilmiştir. Yavuz Sultan Selim ve Kanuni Sultan Süleyman'ın vezirliğini yapan Mısır Valisi Mustafa Paşa bu yapıyı inşa ettirmiştir. Mimar olarak ise Mimar Sinan ve Acem Ali çalışmıştır. Bir menzil külliyesi olan yapı geniş bir alana yayılır. Cami, han, tabhane, paşa odaları, imaret, medrese, kütüphane, hamam, türbe, kervansaray, şadırvan ve tekke gibi yapıların bütünü olarak yapılmıştır. Külliyeye dahil olan caminin taşınabilir parçaları Mısır'da ustalar tarafından yapılmış ve deniz yoluyla getirilmiştir. Camideki Mısır parçaları ve yerli çiniler dikkat çekici güzelliktedir. Külliye içindeki hamam ise bölgedeki en büyük hamamdır. Kubbeli bir yapısı vardır. Külliye genel itibariyle sağlam olarak günümüze ulaşmış ve görkemli yapısını korumuştur. Gebze'de görülmeye değer muhteşem bir yapı topluluğudur. Eskihisar Kalesi ilçeye bağlı Eskihisar köyünde bulunur. İlçe merkezine 6 kilometre mesafedeki kale yerleşimin kuzeyinde kurulmuştur. Deniz kıyısındaki dik bir yamacın üzerine konumlandırılmıştır. Kalenin, buradaki limanı korumak için inşa edildiği düşünülmektedir. Yapıldığı tam tarih bilinmemektedir. Fakat Bizans İmparatoru 1. Manuel Komnesos dönemine ait olduğu düşünülmektedir. Yapı dikdörtgen şeklinde tasarlanmıştır. On burç ve dört kapıya sahip görkemli bir yapıdır. Yakın zamanda aslına uygun olarak restore edilmiştir. Ziyarete açık olan kalenin manzarası muhteşemdir. Komutan Hannibal milattan önce 247 ile 183 yılları arasında yaşamıştır. Sami ırktan gelen General Hannibal döneminin en önemli generallerinden biridir. Bazı kaynaklarda Hannibal Stratejinin Babası olarak geçer. Roma'nın en büyük düşmanı sayılan General, 2. Pön Savaşı'ndaki başarılarıyla nam salmıştır. Roma'yı birçok kez yenilgiye uğratmıştır. Sonraki dönemde bir başarısızlığı üzerine Bitinya Krallığı'na iltica etmiştir. Burada yetkililer tarafından Roma'ya verileceğini anlayınca yüzüğündeki zehri içip intihar etmiştir. Atatürk Hannibal'ın mezarının bulunup anıt mezar haline getirilmesini dile getirmiştir. Bunun üzerinde 1981 yılında mezar bulunarak anıt haline getirilmiştir. Mezar Gebze'ye su getirme çalışmaları sırasında bulunmuştur. Anıt mezar günümüzde TÜBİTAK yerleşkesi içinde bulunur. Osman Hamdi Bey meşhur Kaplumbağa Terbiyecisi tablosunun ressamıdır. Dönemin önemli aydınlarından biridir. Bu köşkü ise 1884 yılında yaptırmış ve yılın belli dönemleri köşkte kalmıştır. Yapı ilçe merkezine 5 kilometre mesafede bulunur. Eskihisar sahil boyunda konumlanmıştır. 1933 yılında Mustafa Kemal Atatürk de köşkü ziyaret etmiştir. Köşk 1984 yılında restore edilmiştir. Ardından müze olarak hizmet vermeye başlamıştır. Müzede Osman Hamdi Bey'e ait tablolar, fotoğraflar ve eşyalar sergilenmektedir. Türkiye'nin kültürü açısından önemli bir yere sahip olan köşk mimari açıdan da dikkat çekicidir. Ballıkaya Tabiat Parkı ilçeye bağlı Tavşanlı köyünde bulunur. Adını 2 kilometre uzunluğundaki Ballıkaya Vadisi'nden almıştır. Vadi içinde göl, şelaleler ve dere gibi birçok doğal oluşum vardır. Yeşillikler içinde bir alandır. Buradaki travertenler üzerine ise seyir terasları kurulmuştur. Burası doğa yürüyüşü, dağcılık gibi sporlar için de uygun bir alandır. Parkın içinde kamp kurulabilir. Bunların yanı sıra vadide birçok mağara da bulunur. Mağaralar buradaki yer altı suyunun kireç taşını eritmesiyle meydana gelmiştir. Tabiat Parkı doğal zenginliği ile görülmeye değer yerlerin başında gelir. Sultan Orhan Camii ilçenin batı tarafında bulunur. 1323- 1331 yılları arasında Sultan Orhan tarafından inşa edilmiştir. Osmanlı dönemi mimarisinin ilk örnekleri arasında yer alır. Kare plana sahip bir yapıdır. İç tarafındaki ağaç işlemeleri ile dikkat çeker. Yapı günümüze sağlam şekilde ulaşmıştır ve ibadete açıktır. İlyas Bey Camii ilçe merkezinde yer alır. Caminin Gebze'nin Osmanlı tarafından fethedildiği yıl olan 1326 tarihli olduğu düşünülmektedir. Cami İlyas Bey tarafından yaptırılmıştır. Kubbesiz şekilde tasarlanan yapı günümüzde hala sağlam durumdadır. 'a 1 saatlik mesafede bulunur. Buralardan saatte bir kalkan otobüslerle ilçeye gidilebilir. Yalova üzerinden feribot kullanılarak da ilçeye ulaşılabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/612-avrupa-ruyasi-kuzey-avrupa-turu-norvec-fiyortlarini-kesfedin.html", "text": "keşfetme imkanı buluyorsunuz. Gezinin en günün ise Vilnius'tan THY uçağı ile Türkiye'ye, İstanbul'a dönüyorsunuz. Üstelik tüm ekstra turlar fiyata dahil! Gezme tutkusuna sahip olanlar için bir diğer güzel haber de bu! İşte tüm bu Kuzey Avrupa serüveninin adı İskandinav Rüyası! Adından anlaşıldığı gibi 12 gün boyunca size rüya gibi rota sunuyor. arasında 17 saate yakın süren konaklamalı bir gemi yolculuğu oluyor. Bindiğiniz gemide oyun salonlarından, kafeteryaya, casinodan, duty free mağazalara kadar birçok hizmet bulunuyor. Konaklamalarınızda 4 kişilik kamara odalarda oluyor. İsteğinize göre iki kişilik kamara odalarda alabiliyorsunuz. Üçüncü gemi yolculuğu ise Norveç fiyortlarında! arasında konaklamalı gemi yolculuğu yapıyorsunuz. Bu eşsiz yolculuk boyunca dünyaca ünlü doğa harikası Norveç fiyortlarını görüyorsunuz. Konaklamalı gemi yolculuklarınıza üstelik kahvaltılar da dahil! eşlik ediyor. Profesyonel rehber sayesinde şehirlerin görülmesi gereken önemli yerlerini, lezzetleri, müzeleri hem gezerek hem de tarihi detaylarıyla dinleyerek keşfetmiş oluyorsunuz. 'dur. Tura kayıt olmanız için ilk ödemeniz gereken ücret 245 olup geriye kalan ücreti taksitler halinde de ödeyebiliyorsunuz. Ayrıca kredi kartıyla ödeme seçenekleri bulunuyor. - 3 14 Temmuz 2019 - 17 28 Temmuz 2019 - 29 Temmuz 10 Ağustos 2019 - 10 21 Ağustos 2019 - İstanbul-Vilnius, Vilnius-İstanbul THY uçuşu gidiş-dönüş ekonomi sınıfı uçak bileti - Lüks otobüslerle şehirlerarası yolculuk - Tallinn-Helsinki, Helsinki-Stockholm, Bergen-Hirtshals, Gedser - Rostock arası gemi yolculukları - 10 gece konaklama - Mesleki Sorumluluk Sigortası - Tüm ekstra turlar - Profesyonel rehberlik hizmeti - Konaklama kahvaltıları - Şehir vergileri - Bagaj Hakkı - Müze-ören yerleri ücretleri - Schengen vize ücreti: 135 Euro - Bireysel harcamalar ve yeme-içme masrafları - Seyahat Güvence Paketi - Yurtdışı çıkış harcı 12 gün boyunca 9 ülke 15 şehir dolu dolu Kuzey Avrupa Turu! - Polonya, İsveç, - Danimarka, Finlandiya, Estyonya, - Norveç, Letonya, - Litvanya, - Almanya Trakai, Litvanya'nın başkenti Vilnius'a 28 km uzaklıkta ve Litvanya Grandüklüğü'nün eski başkentidir. Doğa harikası göl manzarası ve eşsiz mimarideki kalesiyle gezginlerin seveceği yerlerden. Litvanyalılar için önemli bir tatil yeri olmakla beraber, tarihi kalesi ve Karay Türklerinin yaşadığı yer olmasıyla Baltık Turu yapanlar için de oldukça keyifli bir keşif limanı. Norveç'in en derin fiyortlarından Sognefjord kıyısında küçük bir balıkçı köyü Flam. El değmemiş nehirler, şelaleler ve ormanların süslediği bir rotada yer alan Flam, \"ilkokulda resim derslerinde öğrencilerin yaptığı dağların arasından akan nehir, bacası tüten bir ev ve eşsiz bir manzaranın yer aldığı resmin\" canlı hali sizi bekliyor. Norveç'in fiyortlara açılan kapısı olan Bergen'den Norwegian Fjordline Cruise gemisi ile çıkacağınız yolculukta Stavanger uğramalı olarak eşsiz Norveç fiyortlarını gemide konaklama yaparak keşfedeceksiniz. ideal bir seçim! Eşsiz yemyeşil vadilerden akan şelaleler eşliğinde, fiyortların duygun sularında sizde fiyort turu yapıp Kuzey'i keşfetmek fırsatını kaçırmayın!"} {"url": "https://www.gezipedia.net/613-hopada-gezilecek-yerler.html", "text": ", Sarp Sınır Kapısı'na ortalama 20 km mesafede yer alır. Özellikle Gürcistan'a vizesiz girmek isteyen kişilerburayı da ziyaret edebilirler. Deniz ve ormanın iç içe olduğu bu ilçe son yıllarda ünlenen Karadeniz turlarının son uğrak noktasıdır. açısından önemli olan ve Acemcede güzel anlamına gelen Hop ismini vermiştir. Bundan önce Rum yönetiminde ve Gürcü yönetiminde olan şehir, bu tarihten itibaren Türk milleti yönetimine girmiştir. Nitekim bu bölgede Rum ve Gürcü kültürünü yansıtan eserlere rastlamanız muhtemeldir. geçmişten günümüze yaşamayı başarmıştır. Gezginler buraya gelerek bu önemli kültür eserlerini ziyaret edebilir. Karadeniz'in dünyaya açılan kapısı olarak adlandırılır. İlçede ziyaret edeceğiniz noktalardan biri olan liman; 1997 yılında özelleştirilmiş ve özel sektörün kullanımına açılmıştır. Sarp Sınır Kapısı ile arasında 15 km mesafe bulunan Hopa Limanı; iç ticaret, ithalat ve ihracatımızda önemli bir yerdir. Ayrıca sahil kıyısı tipik bir Karadeniz sahilidir. 1988 yılında hizmete başlayan Sarp Sınır Kapısı uluslararası gümrük işlemlerinin yapıldığı bir yerdir. Sovyetler Birliği ile ülkemiz arasında imzalanan anlaşma sebebiyle açılan bu kapı Hopa'da nakliye ve konaklama sektörünü hızlandırmıştır. Bu sınır kapısına gittiğinizde aracınızı otoparka bırakarak yaya olarak geçebilirsiniz. Pasaportunuzu göstererek vize alabilirsiniz. Ayrıca Batum'a geçmek isteyen ziyaretçiler günübirlik pasaportsuz olarak Gürcistan'a geçebilir. Karadeniz yöresinde bulunan tarihi evler her zaman görülmeye değer yerler arasında olmayı başarmıştır. Sizler de Hopa'da eski bölge mimarisini yansıtan bu güzel evlerin fotoğraflarını çekebilir ve bu ambiyansı yaşayabilirsiniz. Karadeniz yöresinin doğal güzelliklerini en iyi ortaya koyan ilçeler arasında olan Hopa'da bulunan Çamburnu Tabiat Koruma Alanı; doğa yürüyüşü yapmayı sevenlerin uğrak mekanıdır. Yeşile doymak istiyorsanız sizler de Çamlıköy sınırlarında kalan bu doğal alana Trabzon- Hopa karayolu üzerinden ulaşabilirsiniz. İlçenin en eski yerleşim yerleri arasında bulunan Kemalpaşa beldesi, balıkçılarıyla ünlüdür. Sizler de büyük bir yerleşim yeri haline gelen bu beldede birbirinden lezzetli Karadeniz balıklarının tadına bakabilir ve güzel sokaklarında dolaşabilirsiniz. Kopmuş Plajı, Doğu Karadeniz bölümünde yer alan tek halk plajı olmasıyla bilinir. Hopa'da denize girmek isteyenler bu güzel plajı tercih edebilirler. Uluslararası yol güzergahında yer alan bu güzel plaj; yerli ve yabancı çok sayıda ziyaretçiyi yaz ayları boyunca ziyaret eder. Belediye tarafından halka açık kullandırılan bu plaj; temiz denizi ve kumsalı ile ilgi çeker. Ayrıca Hopa'da bulunan Kemalpaşa Plajı da denize girmek isteyenlerin tercihleri arasındadır. çok sayıda etkinlik ve konsere ev sahipliği yapar. Sosyal etkinliklere katılmak için festival tarihlerinde Hopa'yı ziyaret edebilirsiniz. , limanın hemen karşısında Kayakdibi Camii'nin solundaki sokakta yer alır. Şehir merkezinde yürümeye mesafesinde olan bu mekan eski ev yıkılınca Laz mimarisini yansıtan bir binada açılmıştır. Sizler de burayı ziyaret ederek sergilenen yöresel eşyaları inceleyebilirsiniz. Hopa'da uzun yıllardır balıkçılık yapıldığı için yöreye özgü birçok balık yemeği vardır. Buraya gelmişken yöresel lezzetleri tatmak güzel bir deneyim olabilir. Hopa'nın meşhur yemekleri Laz böreği, hamsi, hamsili pilav ve kvane şeklinde sayılabilir. Kvane yemeği fasulye, ceviz, sarımsak, acı biber ve nar ekşisi kullanılarak yapılır. Yine yöreye özgü harhaşi de lezzetli yemeklerden biridir. Bu yemek lahanadan yapılır. Ek olarak bölgede çay yetiştiriciliği de yapıldığı için en iyi çayın buradan alınabileceği de söylenebilir. Aynı şekilde ceviz ve bal da Hopa'da ayrı bir lezzete sahiptir. - Kapçiyoni Mçkidi - Laz Böreği - Lahana Ezmesi - Pirinçli Lahana - Karalahana Sarması - Cevizli Karalahana - Abur - Kabak Pilavı - Termoni - Fasulye Kavurması Doğal güzellikleriyle ün yapan son Doğu Karadeniz ilçesi Hopa, daha çok limanı ve sınır kapısıyla meşhurdur. Sizler de şehirde yer alan lezzetleri tadabilir ve doğa yürüyüşlerine katılabilirsiniz. 'dan ise 1350 km mesafede bulunur. Şehre hava yolu ile ulaşmak isteyen yolcular Artvin Hopa Havalimanı'na ülkemizin çeşitli noktalarından uçabilir ve direkt şehre ulaşabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/614-sislide-gezilecek-yerler.html", "text": "İstanbul'un ilçelerinden biridir. Avrupa Yakası'nda bulunan ilçe oldukça merkezi ve modern bir yerleşimdir. Finans, alışveriş ve kültür- sanat açısından merkez sayılabilir. İlçedeki yerleşimin geçmişi çok eski değildir. Çok uzun süre buraya herhangi bir yapı inşa edilmemiştir. 19'uncu yüzyıl sonlarında ise bu alanda görkemli konaklar kurulmaya başlamıştır. Bu sebeple elit bir semt halini almıştır. Günümüzde bu konaklar yerini yüksek binalara bırakmıştır. Fakat yine de içinde tarihi, kültürel ve doğal pek çok değer barındırır. Şişli Camii ilçedeki Abide-i Hürriyet Caddesi ile Halaskar Gazi Caddesi'nin arasında yer alır. Cami 1949 yılında inşa edilmiştir. Geniş bir avlusu ve görkemli bir görüntüsü vardır. Yapının üzerin üç tane yarım kubbeyle örtülüdür. Günümüzde de ibadete açık olan cami sıkça ziyaret edilen yerler arasındadır. Atatürk Müzesi Halaskar Gazi Caddesi'nde yer alır. İnkılap Müzesi adıyla da bilinir. Zamanında Mustafa Kemal Atatürk'ün yaşadığı yerlerden biri olan bina günümüzde müze olarak hizmet vermektedir. Atatürk'ün anılarında pembe ev olarak geçer. Müze 1942 yılında açılmıştır. Atatürk'ün yaşamına dair fotoğraflar, kişisel eşyaları, giysileri, tablolar ve çeşitli belgeler burada sergilenmektedir. Teşvikiye Camii ilçenin Teşvikiye Caddesi'nde bulunur. İlçenin sembol yapılarından biridir. Yapı 1854 yılında inşa edilmiştir. Sultan Abdülmecid tarafından yaptırılmıştır. Cami oldukça büyük bir bahçe üzerinde bulunur. Avlusunda geçmişte atış talimi yapılan iki adet Nişantaşı vardır. Mimarisi oldukça dikkat çekicidir. Aya Dimitri Kilisesi ilçenin Kurtuluş Semti'nde bulunur. İnşa edildiği tarih tam olarak bilinmemektedir. Fakat birçok kez onarıldığına dair kitabesinde bilgi bulunur. Yapı günümüze sağlam şekilde ulaşmıştır. Mimarisi ile öne çıkan yapının girişinde dört sütun bulunur. İçerisinde ise ahşap oyma süslemeleri ve altın kaplama ikonostasis ziyaretçilerin dikkatini çeker. Kilise günümüzde haftanın her günü açıktır. Saint Esprit Katedrali ilçenin Harbiye Mevkii'nde bulunur. Yapı 1845 yılında Papanın temsilcisi Hillereau tarafından yaptırılmıştır. Mimarı ise Gaspard Fossati'dir. Günümüze dek birçok kez onarılmıştır. Bahçesinde ise Papa Benedictus'un heykeli bulunur. Zemininde ise önemli kişilerin yattığı yer altı mezarları bulunur. Kilisenin kurucusu da bu mezarların birinde yatar. Bu kilise de haftanın her günü ziyarete açıktır. Açık hava tiyatrosu 1947 yılında inşa edilmiştir ve Harbiye Semti'nde bulunur. Sahneyi görecek şekilde yarım daire oturma alanlarına sahip tiyatro önemli bir kültür sanat merkezidir. Her yıl birçok konser ve gösteriye ev sahipliği yapar. Kişi kapasitesi bakımından oldukça büyüktür. KüçükÇiftlik Park, Maçka Parkı'nın yanında yer alır. Burası İstanbul'un en büyük etkinlik alanıdır. Her yıl çok sayıda yerli ve yabancı sanatçının burada konserleri gerçekleşir. Geniş alanı ile eğlenceli ortamlardan biridir. Caddenin ismi burada bulunan Vali Konağı'ndan gelir. Çok merkezi bir yer olan cadde günün her saati kalabalık bir alandır. Cadde boyunca alışveriş dükkanları vardır. Bu sayede İstanbul'un alışveriş için en çok tercih edilen yeri haline gelmiştir. Cadde üzerinde birçok kafe, restoran ve eğlence mekanı da bulunur. Bomonti Bira Fabrikası Osmanlı Devleti'nin ilk yerli bira fabrikasıdır. 1890 yılında açılan fabrika uzun yıllar çalışmıştır. Fabrika adını çok duyurunca bulunduğu semte adını vermiştir. 1991 yılında faaliyeti durdurulan fabrika 2015 yılına kadar boş kalmıştır. Daha sonra ise 2015 yılında restore edilip sosyal bir alan haline getirilmiştir. Abide-i Hürriyet Anıtı 1909-1911 yıllarında yapılmıştır. Mimari olarak geometrik kurgular ve üçgenlerle bezenmiştir. Diğer adı Hürriyet-i Ebediye Abidesi'dir. Anıt 31 Mart Vakasında yaşamını yitirenler anısına inşa edilmiştir. Açılış törenine dönemin Harbiye Nazırı Enver Paşa da katılmıştır. Yapı Osmanlı'da hürriyetin sembollerinden biri haline gelmiştir. Askeri Müze, ilçenin Harbiye Semti'nde bulunur. Çok geniş ve önemli bir müzedir. İçinde 5000 eser sergilenir. Bunlar 28 geniş odanın içinde bulunur. Sergilenen eserler tarihi öneme sahip askeri kıyafetler, silahlar, çadırlar, kalkanlar, zırhlar, sancaklar ve bayraklardır. Hafta içi Pazartesi ve Salı günleri ziyarete kapalıdır. Diğer günler sabah 09.00 ile akşam 17.00 arasında ziyaret edilebilir. Maçka Demokrasi Parkı, Küçük Çiftlik Park'ın hemen yanında konumlanır. İçi yeşil alanlar ve düzenlemeler ile kaplıdır. İstanbul'un nefes alma noktalarının başında gelir. Çok geniş bir alana yayılan park Maçka ve Nişantaşı arasında uzanmaktadır. Burada çok çeşitli ağaç türlerinin yanında iki spor aletleri parkı, çocuk oyun alanları, kafe ve lokantalar, yapay ada ve çok sayıda havuz bulunur. Parkın tarihi ise 19'uncu yüzyıl ortalarına kadar uzanır. Ayazağa Mahallesinde bulunur. 2011 yılında kurulan park 11 hektarlık bir arazi üzerindedir. Çok sayıda bitki türüne ev sahipliği yapmaktadır. Bunun yanında yaban domuzu, kurt, sincap, tilki, serçe, köstebek ve saksağan gibi hayvanlar da burada hayat bulur. Tabiat parkı içinde çeşitli sporlar yapılabilmektedir. Uzun yürüyüş, koşu ve bisiklet parkurları bulunur. Ayrıca vakit geçirilebilecek mesire alanları ve çocuk oyun alanları da bulunur. Yeşilin bin bir tonunu buluşturan park fotoğrafçılık için de tercih ediliyor. diye sorulacak olursa; İstanbul'un ilçelerinden biridir. Avrupa Yakası'ndaki merkezi yerlerden biridir. İstanbul'a havayolu veya karayolu ile gelip Şişli'ye ulaşılabilir. İlçeye giden İETT otobüsleri, metro, metrobüs ve dolmuş hatları vardır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/615-geredede-gezilecek-yerler.html", "text": ", Bolu'nun ilçelerinden biridir. İl merkezine 52 kilometre mesafede bulunur. Yaylaları ve ormanlık alanları ile dikkat çeken ilçe temiz hava almak isteyenler için güzel bir tercih. Gerede yerleşimi dalgalı bir arazi üzerine kurulmuştur. İklimi bol yağışlıdır. Ayrıca Türkiye'de üretilen derinin %40'ı buradan çıkar. Tarihi yapılarıyla da öne çıkan ilçenin tarihine bir göz atalım. Gerede'nin olduğu bölgede ilk yerleşimi Bitinyalılar kurmuştur. İleriki dönemde ise bölgede Frigyalılar, Likyalılar, Persler, Makedonyalılar, Romalılar ve Bizanslılar hüküm sürmüştür. Ortaçağ'da ise bugün Keçi Kalesi denen yerde bir Bizans yerleşimi bulunduğu biliniyor. Malazgirt Savaşı'ndan sonra Türklerin Anadolu'ya gelmesiyle buraya 1197'den sonra Oğuz boyları iskan ettirilmiştir. Günümüzde burada ismi Kayı ile başlayan birçok köy bulunur. 'den de geçer. Kale bu sebeple de önem kazanmıştır. Kalenin yapıldığı tarih tam olarak bilinmese de 7 ile 13'üncü yüzyıllar arasına ait olduğu düşünülür. Kiliseli Tüccarlar Hanı ilçe merkezindeki Kitirler Mahallesi'nde bulunur. Yapı Bizans döneminden kalmadır. İnşa edildiği tarih 1800'dür. İki katlı olarak inşa edilmiş ve kimi kısımları ahşaptan yapılmıştır. Ortasında üstü açık ve geniş bir avlu bulunur. En alt kat zamanında hayvan barınağı ve dinlenme alanları olarak kullanılmıştır. İkinci kat ise konaklama odaları ile kaplıdır. Pencerelerinden birinde haç işaretli bir kilit bulunduğu için kilise olarak kullanıldığı da düşünülmektedir. Çalar Saat Kulesi de tarihi han ile aynı mahallede bulunur. 1882 yılında Ahmet Usta tarafından yaptırılmıştır. Kare şeklinde yükselen yapı ahşap malzemelidir. Cumhuriyet döneminde onarım görmüştür. Fakat üzerindeki saat bugün çalışmamaktadır. Kayak Merkezi Gerede'nin 5 kilometre kuzeyinde bulunur. Yüksekliği 1300 metredir. Bu alanda çeşitli kış sporları ve kayak yapılabilen alanlar ve bir otel vardır. Yeni başlayanlar için 900 metrelik pisti vardır. Kayaklı koşu pisti ise 5 kilometredir. Burada kış aylarında uluslararası kayak yarışmaları da düzenlenir. Yaz aylarında ise dağ bisikleti yarışmaları olur. Burada sürekli rüzgar estiği için Esentepe adını almıştır. Bölgeye ismini ise Atatürk vermiştir. Esentepe Mesire Yeri, ilçe merkezinin 1,5 kilometre kuzeyinde kalır. 1300 metre yükseklikteki alan bölgeye hakim konumdadır ve güzel bir manzarası vardır. Ağaçlarla ve yeşil alanlarla örtülü güzel bir yerdir. Yaz aylarında piknik yapmak için idealdir. Bunun yanında yürüyüş, kros, çim kayağı gibi etkinler için de uygundur. Kış aylarında ise burada kayak yapılabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/616-izmitte-gezilecek-yerler.html", "text": "oldukça fazla olması ile keyifli zaman geçirebilirsiniz. İzmit merkez ve diğer ilçelerinde pek çok doğal güzelliklerin yanında tarihi yerler de bulunmaktadır. Her mevsim ziyaret edilebilir. Kocaeli İli hem Karadeniz'e hem de Marmara denizine kıyısı olan ender illerimiz arasında yer alır. İlçenin denize kıyısının olması doğal güzelliklere de sahip olmasını sağlamıştır. Burası tarihi yapılar açısından da zengin bir yerdir. binlerce yıl öncesine dayanmaktadır. İlk yerleşim yeri farklı bir yerde Astakoz adıyla kurulmuştur. 12. yüzyıla kadar burada yaşayan halk daha sonra depremler ve düşman saldırıları ile yıkımlar yaşayan kenti terk etmiş ve bu gün ki İzmit'in olduğu yerde yeni bir şehir kurmuştur. Bu kentin adı Niklemedio olmuştur. Sonraları şehrin adı zaman içinde değişime uğramış ve İzmit olmuştur. Uzun zaman Romalıların hakimiyetinde kalmış ve döneminin en gelişmiş şehirleri arasına girmiştir. Türklerin Anadolu'ya girmesi ile birlikte 11. yüzyılda Türklerin hakimiyeti altına girmiştir. arasında en başta İzmit saat kulesi gelmektedir. İzmit Saat Kulesi ilçenin Kemalpaşa Mahallesi'nde bulunur. 1876 yılında 2. Abdülhamit'in tahta çıkışının 25'inci yılını kutlamak için inşa edilmiştir. Dönemin sancak yöneticisi Musa Kazım Bey tarafından yaptırılmıştır. Yapının mimarı Bahçecik'tir. Yapı malzemesi olarak Hereke ve Tavşancıl'dan toplanan taşlar kullanılmıştır. Kulenin alt tarafı dört kenarlıdır ve her kenarında bir çeşme bulunur. Mimari açıdan değerli yapılar arasındadır. Kasr-ı Hümayun Sarayı Osmanlı döneminde başkentin dışına yapılan ilk saraydır. Saat kulesi ile çok yakın konumdadır. Yapı 1861-1876 yılları arasında Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılmıştır. Döneminde av köşkü olarak kullanılmıştır. Barok tarzda bir mimariye sahiptir. İki katlı sarayın içindeki süslemeler dikkat çekicidir. Günümüzde müze haline getirilen yapı haftanın her günü ziyarete açıktır. Selim Sırrı Paşa Konağı ilçenin Hacıhasan Mahallesi'nde bulunur. Konak 1892 yılında inşa edilmiştir. Dönemin İzmit Valisi Selim Sırrı Paşa tarafından yaptırılmıştır. Selim Sırrı Paşa Osmanlı'nın ilk yol ve köprü mühendisidir. Konağın tasarımını da kendisi yapmıştır. Yapı 19'uncu yüzyıl Osmanlı mimarisini yansıtır ve incelikle düşünülmüş detaylara sahiptir. Gayret Gemi Müzesi İzmit Garı'nın karşısında yer alır. Gemi 1946 yılında Amerika'da yapılmıştır. Sonraki yıllarda Kore ve Vietnam Savaşlarında kullanılmıştır. 1973'te ise Türk Donanması'na teslim edilmiştir. Bu tarihten sonra adı Gayret olarak değiştirilmiştir. Bu yaşlı gemi 1997 yılında müze haline getirilmiştir. Müzeye yapılan ziyaretler rehber eşliğinde gerçekleşiyor. Burada açık ve kapalı kafeteryalar da bulunuyor. Müze Pazartesi günü hariç her gün ziyarete açıktır. Sabah 09.00'da açılır ve akşam 17.00'da kapanır. İzmit'in Kozluk Mahallesi'nde bulunan müze İstasyon Caddesi üzerindedir. Müzenin etrafında çok sayıda tarihi yapı bulunur. Kullanılmayan iki tekel deposu birleştirilerek müze binası haline getirilmiştir. İçinde Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait birçok eser sergilenir. Müzenin kafeterya ve lokanta bölümlerinde de eski tip vagonlar dekoratif amaçlı kullanılmaktadır. Fevziye Camii ilçenin Kemalpaşa Mahallesi'nde bulunur. 16'ıncı yüzyıl Osmanlı eserleri arasında yer alır. Zaman içinde hasar gören yapı 1894 yılında yeniden yapılmıştır. Yapı ilk olarak Mehmet Bey tarafından yaptırılmıştır. Dikdörtgen bir plana sahiptir. Üzeri içten asmalı bir kubbe ile örtülmüştür. Yapı 1999 yılında gerçekleşen büyük depremde yıkılmış ve tekrar inşa edilmiştir. Seka Park günümüzde gidip dinlenilebilecek alanlardan biridir. Burası Türkiye'nin tek kağıt fabrikası SEKA'nın bulunduğu alandır. Fabrika kapatılıp kağıt üretimi durdurulunca bu alan mesire yeri olarak değerlendirilmiştir. Burada kaykay pisti, yapay kum plajı, iskeleler, yürüyüş ve bisiklet yolları, çim ve halı saha, kafeler, restoranlar ve çocuk oyunları gibi çeşitli aktiviteler için uygun alanlar bulunur. Park sahil kenarında yer aldığı için güzel bir deniz manzarasına da sahiptir. gibi doğa harikası yerler de bulunmaktadır. İstanbul'a çok yakın bir mesafede bulunan İzmit temiz hava almak ve doğayla baş başa kalarak güzel vakit geçirmek isteyen kişileri en çok tercih ettiği yerdir. Yaz mevsimlerinde İzmit yakınlarında olan plajlar özellikle İstanbul'dan gelen ziyaretçiler ile dolmaktadır. Özellikle Kerpe ve Kefken doğa ve denizin muhteşem uyumu ile huzur dolu tatil geçirmek isteyen kişileri akınına uğramaktadır. 'den 475 km yol gitmeleri gerekmektedir. Demiryolu ile ilçeye gitmek isteyenler TCDD Yüksek Hızlı Treninin geçtiği yerlerden ilçeye ulaşabilir. Diğer bir seçenek de Ada Ekspres'i kullanarak ilçeye gitmektir. Otobüs tercih edecek olanlar da buraya rahatlıkla ulaşabilir. Çoğu ilden İzmit'e sefer düzenleyen otobüs bulunabilir. Güzel doğası ve gezilmesi gereken yerlerin çok olması ile İzmit ziyaretçilerine güzel ve keyifli zamanlar yaşatmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/617-karadenizde-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "Karadeniz'in yeşili, denizi, havası ve iklimi ayrı bir güzeldir. Özellikle doğa severlerin hayallerini süsleyen alanlara sahiptir. Yeşil ovalarının koyu bir denizle birleşimi doğanın ne kadar güzel olabileceğini kanıtlıyor adeta bize. Eğer bir kampçı iseniz mutlaka Karadeniz'e gitmek istemişsinizdir. Oranın atmosferinde birkaç gün kamp yapmak istiyorsanız sizin için listelediğimiz bu 10 kamp alanına göz atmanızda fayda var. Herkes önce nereye gitmeniz gerektiğini bilmeniz sizin için faydalı olacaktır. Şahsen bende kamp yapmak istesem ilk tercihim Karadeniz bölgesinden olurdu. Karabük'te yer alan bu alan vahşi hayatın devam ettiği nadir kamp alanlarından birisi. Eğer siz de doğanın gerçek yüzüyle vakit geçirmeyi isteyenlerdenseniz, bu tarz insan elinin çok değmediği alanları tercih ediyorsanız burası tam size göre. Herhangi bir tesisinde bulunmadığı bu alanda ihtiyaçlarınızı kendinizle beraber getirmeniz gerekebilir. denildiğinde ilk akla gelen ve doğal bir göl olan Torkul Gölü'nde, şehir merkezine yaklaşık 30 km uzaklıkta. Torkul Gölü çevresinde bir kamp tesisi yok; ancak çadır kampı için en ideal alanlardan biri. Karadeniz'in doğal çevresi sanırım insanların çok fazla uğramayı sevmediği yerler. Eğer tam bir doğacıyım diyorsanız size kesinlikle tavsiye edebileceğim bir yer. Kendine hayran bırakan güzelliğe sahip bir yer. Etrafın koyu yeşil bir tabakayla sarılmış gibi duran bu yer, sanırım bir kampçıyı oldukça sevindirecektir. Kamp alanının yakınlarında yer alan bazı köylerde de yerli halkla tanışabilir ve onlarla kaynaşma şansı yakalayabilirsiniz. Karadeniz'in her yeri ağaçlıkla kaplı desek yalan olmaz. Burası ise nadir bulunacak bir yer. Geceleri dışarı çıkan yıldızları seyretmek bile ayrı bir keyif verici unsur. Trabzon'da bulunan bu yer yemyeşil bir arazinin yanında geniş ve uzun gövdeli ağaçlarıyla dikkat çekiyor. Diğer kamp alanlarına karşın burada gerekli tesisler ve hizmetler bulunmakta. Hedefinize Karadeniz bölgesini seçtiyseniz ve yeni yeni kampçılığa başladıysanız burası diğer yerlere nazaran sizin için daha uygun demektir. Artvin gibi bir yerde kamp alanı olmayacakta nerede olacak. Tam anlamıyla kampçılara uygun. Özellikle deneyimli kampçılara için olan bu yer kış aylarında uygun olmasa da mevsimlik ve yaz aylarında kamp için çok uygun. Karagöl'de balık tutmanın yasak olduğunu ve hazırlıklı gitmeniz gerektiğini unutmayın. Şelalenin sesiyle ve vahşi hayatın sesinin ahengini dinlerken bütün dertlerinizi unutacaksınız. Tam bir doğa harikası olan bu yer her kampçının bürgün uğraması gerekiyor. 2011 yılında tabiat parkı statüsüne kavuşan Güzeldere Tabiat Parkı; şelaleleri, ağaçlık alanları, patikaları ve diğer doğal güzellikleri ile kamp yapmak için en iyi seçeneklerden biri. Dağcıların ve kampçıların en çok tercih ettiği alanlardan biri olan bu yer tam olarak doğa aşıkları için birebir. Eğer dağa tırmanmayı da seviyorsanız, Kaçkar Dağları bu spor için çok uygun. Trekking içinde uygun bir alana sahip olan bu yer Türkiye'nin en yüksek zirvelerinden biri olan Veçernik Dağı'nın eteklerinde yer almaktadır. Çevrede ise sadece bir adet tesis bulunmakta. Aslında oda yeterli sayılır çünkü burası deneyimli kampçıların gelebileceği bir yer. hakkında sizlere bilgi vermeye çalıştık, umarım faydamız olmuştur."} {"url": "https://www.gezipedia.net/618-ilgazda-gezilecek-yerler.html", "text": ", Çankırı'nın ilçelerinden biridir. İl merkezine 63 kilometre mesafede yer alır. Kış turizmi ile adını duyuran ilçede birçok doğal değer bulunur. Ilgaz Dağı ve buradaki kayak merkezi en meşhur alanlarıdır. Ilgaz Dağı ilçe merkezine 25 kilometre mesafede bulunur. Bu alanlarda dağ yürüyüşü, snowboard, kayak, kampçılık, tırmanma ve binicilik gibi pek çok aktivite yapılabilir. Yerleşim ve çevresinde yeşil alanlar ağırlıklıdır. Hatta burada on bin çeşit bitki türünün yaşadığı tahmin edilmektedir. İndağı Kaya Mezarı ilçeye bağlı İnköy köyünde bulunur. Köydeki Salman Hüyük'te oyularak yapılmış mezarlara rastlanmıştır. Mezarların tam olarak ne zamandan kaldığı bilinmiyor. Fakat Roma ve Bizans dönemine ait olduğu düşünülüyor. Mezarlar defineciler tarafından oldukça zarar görmüştür. Kaya mezarlarının olduğu alanda bunların dışında ev, kilise gibi yapı kalıntıları da mevcut. Kaya mezarlarının olduğu oyukların mezar dışında başka amaçlar için de kullanıldığı tahmin ediliyor. Kırkpınar Yaylası Ilgaz merkeze 22 kilometre mesafede bulunur. Yaylanın sınırları içinde bir de gölet vardır. Bu gölet 40 tane pınardan beslendiği için yaylanın adı Kırkpınar olarak anılmıştır. Yaylanın deniz seviyesinden yüksekliği 1800 metredir. Özellikle bahar aylarında yeşilin her tonunu görmek mümkün oldur. Yayladaki gölette olta ile balık da avlanabilmektedir. , Kurşunlu ve Bayramören ilçeleri birlikte kullanır. arasında Ilgaz Dağı Milli Parkına da ayrı bir yer ayırmak lazım. Anadolu'nun en Yalçın dağlarından olan Ilgaz bir birbirinden farklı renklere ev sahipliği yapan güzel bir Milli Parkı da bünyesinde barındırıyor. Farklı yapılarda bulunan ağaçlar özellikle sonbahar mevsiminde fotoğraf tutkunlarının uğrak yeri haline geliyor. Kamp yapmak için de son derece müsait olan milli park aynı zamanda doğa yürüyüşlerine de ev sahipliği yapıyor. Ayrıca Ilgaz Dağı'nda iki farklı kayak pisti kış turizmi içinde son derece uygun bir alana dönüşüyor. Ilgaz Dağı Milli Parkı hayvan varlığı bakımından da son derece zengin bir yer. İçinde boz ayı, kurt, vaşak, yarasa, tavşan, sincap, orman kartalı ve daha pek çok hayvan türünü barındırıyor. Bu sebeple araştırmacılar için uğrak yeri haline gelen bir lokasyon olmaya devam ediyor. Ilgaz Dağı, Çankırı ve Kastamonu arasında doğal bir sınır oluşturur. İki ilin sınırlarında da bir bölümü bulunur. Kış turizmi için önemli bir yere sahip olan alan aslında her mevsim zaman geçirilebilecek bir yerdir. Kış aylarında yerli ve yabancı birçok turisti ağırlar. Burada kış sporları için uygun tesisler de bulunur. Snowboard, kayak, kampçılık, tırmanma ve binicilik gibi birçok spor için sıkça tercih edilen yerler arasındadır. Yaz aylarında da doğa yürüyüşü, dağ bisikleti gibi birçok doğa sporu Ilgaz Dağı'nda yapılabilir. Ilgaz Doruk Mevkii'nde bir konaklama alanı, pistler ve mekanik tesisler de bulunur. Ilgaz Dağı'nın kuzey yamacı ise Kastamonu sınırlarında kalıyor. Burada da aynı şekilde konaklama ve spor tesisi bulunuyor. Ilgaz, 1997'de turizm merkezi sırlarına alınmış ve kış turizmi açısından değerini kanıtlamıştır. - Kastamonu yolu ile kesiştiği yerde bulunur. Bu yollar üzerinden ilçeye ulaşılabilir. Toplu taşıma kullanacak olanlar ise il merkezinden veya çevre yerleşimlerden kalkan otobüslerle ilçeye gidebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/619-karamurselde-gezilecek-yerler.html", "text": "ilçesi pehlivanlar kenti olarak ünlenmiştir. Burada doğan birçok ünlü pehlivan vardır. Gazanfer Bilge, Aydın Demir, Ahmet Taşçı gibi meşhur güreşçiler Karamürsellidir. Buranın sepetleri de ünlüdür. Diğer sepetlerden farklı olarak sapsız şekilde yapılır. İp ile bele bağlanarak kullanılır. Bu sepetler dışarıdan küçük görünür fakat çok şey alır. Kestane köklerindeki dal ve filizler kullanılarak yapılırlar. Bu malzemeler elde örülür ve oval hale getirilir. Karamürsel'in yemek kültürü de gelişmiştir. Yöreye özgü bir yemek olan simit dolması meşhurdur. Bunun yanında tuzda balık yemeği ve diğer balık yemekleri de burada ayrıca lezzetli olur. Kara Mürsel Bey Osmanlı dönemindeki ilk kaptan-ı deryadır. Doğum yeri ve tarihi günümüzde bilinmemektedir. Osmanlı donanmasının ciddi anlamda gelişmesini sağlamıştır. Orhan Gazi zamanında Bizans ile yapılan Pelekanon Savaşı Kara Mürsel Bey sayesinde kazanılmıştır. Osmanlı donanmasını baştan aşağı kurarak denizlerde hakimiyetin sağlanmasına katkı sunmuştur. 1329 yılında hayatını kaybettikten sonra Karamürsel'e defnedilmiştir. Mezarın batı tarafında taşa oyularak yapılmış bir kadırga resmi vardır. Mezarın üzeri ise dört ayak üzerine örtülmüş bir çadırı andırır. Baş Değirmen Mesire Alanı ilçeye bağlı Karapınar köyünde bulunur. İlçeye 8 kilometre mesafede bulunur. Ulaşımı kolay olan mesire alanında 225 yaşında anıt çınar ağacı bulunur. Bu alanın adı vadideki iki su değirmeninden gelir. Özellikle ilçede yaşayanlar burayı çok sık ziyaret eder. Hafta sonları kalabalık olur. Alan büyük çınar ağaçlarıyla kaplıdır. Piknik ve yürüyüş için sıkça tercih edilen alanda çocuk oyunları, otopark gibi imkanlar da bulunur. Mangal ve alabalık yapmaya uygun alanlarıyla dikkat çeker. Burada bulunan Alabalık Tesisinde yılda 24 ton alabalık üretilir. Tesise bağlı restoranda ise en lezzetli haliyle sunulur. Mesire alanı yakınlarında dağ evlerinde konaklama imkanı da vardır. Akpınar Suyu ve çevresi Orman Bakanlığı Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından Milli Parklar arasına alınmıştır. İlçe ile arasında 15 kilometre mesafe bulunur. Akpınar köyü içinde yer alır ve buraya giden yol asfalt değildir. Bu çevrede yer alan Mamba Suyu ünlüdür. Alan yüksekte bulunduğu için temiz havaya ve güzel sulara sahiptir. - Karamürsel yolu üzerinde kalır. Bir mesire yeri olarak kullanılan alan İzmit Körfezi manzarasına sahip doğa ile iç içe bir tepedir. Temiz havası ve yeşil doğası sayesinde sıkça tercih edilir. - Yalova sahil yolu üzerinden ilçeye ulaşabilirler. Toplu taşıma kullanmak isteyenler de Kocaeli'nden veya çevre illerden kalkan otobüslerle ilçeye ulaşabilirler."} {"url": "https://www.gezipedia.net/62-kiliste-gezilecek-yerler.html", "text": "birçok medeniyete de ev sahipliği yapmıştır. , Hititler zamanında başlayarak günümüze kadar Asur, Med ve Pers imparatorlukları tarafından egemenlik altına alınmıştır. Daha sonra Roma İmparatorluğu tarafından bir Bizans kenti haline getirilen Kilis Hz Ömer zamanında İslam ile tanışmış Malazgirt ile beraber Türk toprağı haline dönüştürülmüştür. Bu bakımdan günümüzdeki Kilis'te birçok tarihi eser de yer almaktadır. Kayaların oyulması yöntemi ile inşa edilmiş olan kale pek çok mahfile de ev sahipliği yapmaktadır. Birçok tarihi eserin bulunmuş olduğu kalenin gizli geçitleri henüz gün yüzüne çıkartılmamıştır. Anadolu coğrafyasının adeta hafızası gibidir. Arkeoloji seksiyonu bulunan müzede Etnografya bölümü de dikkat çekicidir. otantik görünümüyle dikkat çekmektedir. Taş ocaklarından elde edilen Kirli beyaz taşla örülmüş olan tarihi kilise de avlu, mutfak ve çeşitli odalardan oluşmaktadır. Kilis Ulu Cami de beyaz taşlardan örülerek günümüze kadar ulaşmış güzel bir yapıdır. Avlu bakımından iç Anadolu'daki camilerden ayrılan Ulu Cami farklı bir mimari çizgiyi taşımaktadır. için de özel bir yer açmak gerekmektedir. Bir mesire alanı olan Söğütlüdere özellikle yazın sıcak günlerde serin bir atmosfer vaat etmektedir. Yeşilliğin suyla buluştuğu Söğütlüdere ile beraber Akpınar da tabiattan hoşlananlar için gezilebilecek bir yerdir. Ayrıca kiliste görülmesi gereken yerler içerisinde zarif mimari tasarımıyla katlı yapısıyla dikkat çeken Neşet Efendi Konağı da önemli bir tarihi yapıdır. Konak'ta uygulanmış olan iç mimari de oldukça zariftir. Bu yönüyle Osmanlı zarafetinin izlerini taşımakta olan konak günümüzde gezilebilen 13 odasıyla ve odaların içindeki mefruşatla beraber ilgi odağı olmaktadır. Ağustos ayında yapılarak birçok kişi tarafından da talep görmektedir. olmaktadır. Muhteşem lezzetiyle ve sunumuyla dikkat çeken Kilis tava yörenin en bilinen yemeği olarak ilk sırada yer almaktadır. Ayrıca kırmızı mercimekten yapılan ekşili malhıta da güzel bir çorba olarak sofralarda bulunur. Közde ızgara olarak pişirilen Oruk hem sunumuyla hem de tadıyla muhteşem bir lezzet. Bir Osmanlı lezzeti olan kümbül müşviyye lezzetiyle ve hafifliğiyle çık hoş bir tat. Lebeniye, züngül son derece otantik tatlar olarak mutfak kültüründe yer almaktadır. Ayrıca sucuk hapızası, teşrübe ve haytayla Kilis'e geldiğinizde tatmanız gereken güzel lezzetlerdir. Gerebiç, anasonlu kahke Kilis'in enfes lezzetlerden bazılarıdır. Ayrıca mevsim sebzelerinden yapılan şıhılmöhşe otantik bir tat olarak mutlaka tadılmalı. 'tir. Toplam yüz ölçümü 1.521 km2 olan kent, ülkemizin en küçük şehirlerinden birisi olma özelliğine sahiptir. Köklü bir geçmişe sahip olan kentin sokakları dar ve dolambaçlı yapısıyla dikkat çekmektedir. 'a 1.185 km (12 saat) mesafede olan kente, ülkenin farklı noktalarından otobüs seferleri yapılmaktadır. Kent sınırları içinde hava limanı olmamasına rağmen, Gaziantep'teki hava limanı üzerinden buraya uçak ile de gelinebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/620-ahmetce-koyu-tanitimi.html", "text": "isminin 400-500 yıl önce bölgeye verildiği söylenir. Buna göre o yıllarda bu alana gelip yerleşen Ahmet adındaki bir insan vardır ve köyün adı o yüzden Ahmetçe'dir. Burası Edremit Körfezi'ndeki en büyük köydür. Genel olarak iki mahalleden oluşur. Bunlar Çaltepe ve Yalı mahalleleridir. Çaltepe Mahallesi köyün arkasındaki dağın eteklerine uzanan bölgedir. Aynı zamanda köyün merkezi sayılır. Yalı Mahallesi ise sahile ve denize yakın kesimine denir. Köyün temiz havası, bozulmamış doğası ve keşfedilmemiş sahili dikkat çekicidir. Nüfusu oldukça azdır. , taş evlerden oluşan büyülü bir dünya sunuyor. Ahmetçe köyünü keşfetmek isteyenler burada sakin bir tatil geçirebilir. Ege Denizi'ne kalabalıktan uzak güzel ve temiz bir sahilden girebilir. Eşsiz doğanın tadı çıkarılırken doğa yürüyüşleri de yapılabilir. Fotoğraf çekmek için de eşsiz manzaradan faydalanmak mümkündür. Çanakkale'nin Ayvacık ilçesine bağlı köy yerleşimlerinden biridir. İl merkezine 75 kilometre, ilçe merkezine 14 kilometre mesafede bulunur. Köye giden yol zorlu değildir. Toplu taşıma ile gitmek isteyenler Ayvacık merkezden kalkan minibüsler kullanılabilir. Özel aracıyla gidenler de Ayvacık'a geldikten sonra tabelaları takip ederek köye ulaşabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/621-germiyan-koyu-tanitimi.html", "text": "merkeze ise yaklaşık 60 dakika (70 km) uzaklıkta bulunuyor. 1260 nüfuslu köyde kendinizi yeniden doğmuş gibi hissedeceksiniz. , aynı zamanda Cittaslow, \"Yavaş Şehir\" hareketine katılan cennet gibi bir yerleşim merkezdir. Geleneksel lezzetleri yaşatıp, katkısız ve doğal gıdalar üretip tüketmek olarak özetleyebileceğimiz Yavaş Gıda hareketine ilk katılan yerleşim yeri olan Germiyan Köyü sakinleri seferber olarak doğal ekşi mayadan ekmek pişirmeye, sebzeleri kendi tarlalarında yetiştirmeye ve mevsimsiz ürünler yememeye başlamışlar. aynı zamanda Çeşme'nin tek Türkmen köyü. - Pazar Yeri - Kahve - Yaşar Babanın Çiftliği - Festivaller - Evler Yazımızın başında belirttiğimiz \"Yavaş Gıda\" hareketine katılan ilk yerleşim yeri olan Germiyan Köyü'nde tamamen organik ürünlerden oluşan gıdalar ile kurulan pazardan yapacağınız alış-veriş size doğal ve hormonsuz ürünlerin lezzetini sunacak. Köye ilk geldiğinizde hem dinlenebileceğiniz, hem de sıcak köy haklı ile muhabbet ederken kahve ya da çayınızı yudumlayabileceğiniz kahveye uğramadan köy turuna başlamayın. Sıcacık insanlardan köy hakkında her şeyi öğrenebilir, güzel sohbetlerle unutulmaz dostluklar kurabilirsiniz. Germiyan Köyü'nde organik kahvaltı ve kendin pişir kendin ye olanakları sunan Yaşar Babanın Çiftliği sanki bir cennet bahçesi. Tavuk, tavşan, ördek, köpek, kaz, at ve papağan gibi bir çok hayvanı barındıran çiftliğe mutlaka uğramanızı tavsiye ederiz. Köyü'ne yolunuz Ekim ayında düşerse tam bir organik festival olan organizasyonda organik tarım ürünleri, Germiyan Ekmeği'nin tadına bakmanın yanı sıra köyün tarihi ile ilgili sergiler, geleneksel ve yöresel kıyafet sergilerini gezebilirsiniz. Germiyan Köyü'nü diğer köylerden ayıran en büyük özellik ise evlerin duvarlarında bulunan resimler. Köyde yaşayan ve herkes tarafından Nurhan Abla olarak adlandırılan Nurhan Hanım tarafından evlerin duvarlarına yapılan resimle köyü sanki bir çiçek bahçesine çevirmiş. Nurhan Abla'nın tek istediği duvarına resim yapacağı evin beyaza boyatılması, ondan sonra küçüklüğünden beri resme meraklı olan hünerli eller tamamen doğaçlama biçimde ortaya birbirinden güzel resimler ortaya çıkarıyor. Mutlaka ziyaret edilmesi gereken tamamen doğal bir köy olan Germiyan Köyü'nde Dilek Hanım'ın Otantik Evi, Musa Amca'nın ufak ama tarih dolu müzesi görmeniz gereken diğer yerler. Kopanisti Peyniri, Şekeriçi Damat Lokumu, Pirinçli Mantı, Bazina ve Hurma Zeytini mutlaka tadına bakmanız gereken yerel lezzetlerden. -İzmir arası uçakla ortalama 1 saat, Ankara İzmir arası ise ortalama 1 saat 15 dakika sürmektedir. Aynı zamanda Adana, Antalya, Gaziantep, Antakya, Kayseri, Sivas, Diyarbakır, Malatya, Van, Trabzon, Elazığ ve Kars'ta bulunan havalimanlarından da İzmir'e ulaşım mümkün. Karayolu ile de Ankara'ya 590 km, İstanbul'a ise 565 km uzaklıkta olan İzmir'e Ankara, Eskişehir ve İstanbul'dan da trenle ulaşmak mümkün. İzmir'e ulaştıktan sonra, İzmir Çeşme yolunu üzerinden Zeytinler'i geçtikten sonra bulunan Nohutalan Köyü'nü geçer geçmez Germiyan Köyü'ne ulaşabilirsiniz. Aynı zamanda Çeşme-Urla arası hizmet veren minibüsler ve 760 numaralı Urla-Çeşme ESHOT otobüsü ile de ulaşım sağlamak mümkün."} {"url": "https://www.gezipedia.net/622-dogada-kullanilmasi-gereken-kiyafetler.html", "text": "Doğaya gitmek için hazırlık yaparken neyi taşıyıp neyi bırakacağınız aslında çok basittir. Esas yapılması gereken işinize yarayacakları götürmek ve gerisini evde bırakmaktır. Doğa sporları giyim ve malzemeleri sektöründe binlerce seçenek mevcuttur ve artık mesele aradığınızı bulmak değil, sadece sizi güvenli, kuru ve konforlu tutacak malzemelerle yükünüzü sınırlamaktır. Çok az veya çok fazla taşımak arasındaki dengeyi tutturmak için her geziye neler götürdüğünüzü kaydedin. Her geziden sonra neleri kullandığınızı, belli bir güvenlik marjı için nelerin gerektiğini ve hangi malzemelerin hiç kullanılmadığını belirleyin. Malzeme alırken, eğer ağırlığındaki azalma, o ürünün fonksiyonlarını ya da sağlamlığını olumsuz yönde etkilemiyorsa hafif seçeneklere yönelin. Giysilerimiz vücudumuzun dışında yalıtkan, ince ve ılık bir hava tabakası yaratarak konforlu olmamızı sağlarlar. Yağmur, rüzgar ve soğuk gibi etkenler bu koruyucu hava tabakasına karşı işlemektedir. \"Konfor\" herkes için göreceli bir kavramdır. Doğadaki şiddetli hava koşulları, birçok insanın konfor anlayışının çok altına kadar zorlamaktadır. Doğadayken göreceli olarak konforlu olmak ancak kuru ve sıcak kalabilmekle mümkündür. Ancak doğada kullanılacak giysilerin konfordan da önemli bir işlevi vardır. Giysilerin doğadaki öncelikli işlevi güvenliğinizdir. Uzak bir bölgeye gittiğinizde kötü havadan kurtulmak için hızla medeniyete kaçma seçeneğiniz yoktur. Ne kadar uzun sürerse sürsün güç koşullarla mücadele etmek zorunda kalırsınız. Orta serinlikteki ısılarda bile, uzun süre neme maruz kalmak, vücudumuzun ılık hava tabakasının kaybolmasına yol açabilir. Birçok şanssız kişi kalitesiz giyim eşyası yüzünden hipotermi geçirmişlerdir. Bu, doğada en sık rastlanan ölüm sebeplerinden biridir; çok tehlikelidir ve vücut ısısının kontrolsüz biçimde düşmesi sebebiyle gerçekleşir. Giyim donanımı, soğuk ve ıslak ortamda uzun süre kalsanız da yaşamınızı devam ettirmenizi sağlayacak şekilde dikkatle seçilmelidir. Giysi sisteminiz sıcak günlerde de aşırı ısınmaktan koruyabilmelidir. Aşırı terlemenin önlenmesindeki temel özellikler; \"havalandırma\" ve \"giysinin nefes alması\"dır. Aşırı terleme, giysilerinizi içten ısıtacak ve vücudunuzun şiddetle su kaybetmesine yol açacaktır. Giysilerinizi katman halinde giyinerek kullanışlılığını ve verimini arttırabilirsiniz. Katman sistemi, doğadaki çok değişken ısı derecelerine uyum sağlamanıza yardımcı olacaktır. Değişen koşullara uyum sağlamak için giysi katmanlarını birer birer eksiltin ya da ekleyin. Doğada kullanılan giyim sistemi üç katmandan oluşur: Vücuda doğrudan temas eden katman, yalıtıcı katmanlar ve dış katman. Vücuda doğrudan temas eden katman, terlemeyle oluşan nemi dışarıya vermeli ve nem tutmadan derinin kuru kalmasını sağlamalıdır. Bahsedilen \"nemi çekip dışarıya verme\" işlemi, sıcak kalmanız için hayati derecede önemlidir. Çünkü deriye temas eden ıslak giysiler, kuru olanlardan 25 kez daha fazla ısı kaybına neden olurlar. Yalıtıcı katmanlar, ılık havayı vücudunuza yakın tutar. Tutulan veya \"ölü\" hava tabakasının kalınlığı arttıkça daha iyi ısınırsınız. Genellikle, bir tane kalın giysi yerine birkaç kat hafif, bolca oturan giysi sayesinde daha iyi ısınırsınız, çünkü daha çok katman sayesinde daha çok hava tabakası muhafaza edilir. Dış katman, ısı kaybetmenize yol açabilen rüzgar ve yağıştan korunma sağlamalıdır. Doğada kullanılan giysiler, her biri kendine has avantaj ve dezavantajları olan çeşitli kumaşlardan imal edilirler. Giysilerde kullanılan kumaşların özellikleri aşağıdaki tabloda belirtilmiş ve özetlenmiştir. Çabuk kurur, rahat, hafif, bazı türler ıslakken de yalıtmaya devam eder. İlk kat giyilen tişört ve uzun iç giysiler, yalıtıcı tabakalar şapka, eldiven, çorap. Sağlam ve dayanıklı, hafif, ucuz, değişik türleri aşınma ve rüzgara dayanıklıdır. Ceketler, rüzgar giysileri, üst eldivenler, nefes almaz çoraplar. Dayanıklılık ve nemi emip dışarı özelliklerini bozar. Yavaş kurur. Islakken de yalıtıcı özelliğini yitirmez. Orta düzeyde rüzgar ve aşınmaya dayanıklıdır. Ucuzdur. Yavaş kurur. Ağır ve hacimlidir. Kaşındırır. Yalıtıcı tabakalarda kazaklar, gömlek ve pantolon, şapka, eldiven ve dış çoraplarda kullanılır. İyi nefes alır, sıcak havada rahattır. Kuru haldeyken işlevseldir. Ucuzdur. Çok su çeker ve tutar. Islanınca yalıtıcı özelliklerini kaybeder. Çok yavaş kurur. Yoğun aktivitelere uygun değildir. Ancak harici olarak; sıcak iklimlerde kullanım için tişörtler, güneş şapkaları, bandanalar. Yağmur ceketleri ve pantolonları genellikle naylondan imal edilmektedir. Naylon, tek başına su geçirmeme özelliğine sahip değildir. Bu nedenle bir dizi özel işlemden geçirilir. En temel yöntem, naylon kumaşı poliüretan gibi su geçirmez, soluyamayan bir malzemeyle kaplamaktır. Poliüretan kaplamalar, hafif ve göreceli olarak ucuzdur ama aşınma ve çürümeye karşı dayanıklı değildirler. Poliüretan, yağmuru geçirmese bile ter ve su buharlarını da içeride tutar. Doğada zorlu bir aktivite yapıyorsanız attığınız ter yalıtım katmanlarını içten ısıtacaktır. Kapaklı bir strafor bardağa kahve koyduğunuzu düşünün. Bardağı kapadığınız zaman kahvenin buharından gelen su kapağın iç kısmında yoğunlaşacaktır. Aslında vücudunuz da bardaktaki kahve gibidir. Eğer ter dış katmandan çıkacak bir yol bulamazsa kuru kalamazsınız. Su geçirmez/soluyabilir katmanlar, bu sorunu çözmek için tasarlanmıştır. Naylon dış katmanın iç kısmına uygulanan bu kaplamalar santimetrekarede milyarlarca mikroskobik gözeneğe sahiptir. Vücudun oluşturduğu ter, yağmur damlacıklarından çok daha küçük su molekülleri halinde dışarı atılmaktadır. Su geçirmez/soluyabilir kaplamadaki gözenekler terin dışarı atılmasını sağlayacak kadar genişken, yağmur damlacıklarının içeri girmesini önleyecek kadar da küçüktür. Böylece kaplama soluyabilirken suyu da geçirmez. Soğuktan korunma, uygun uzun giysilerle başlar. Bu amaç için en uygun kumaşlar, teri emip dışarı veren poliproplen ve polyesterdir. Koyu renkli uzun iç giysiler daha çok ısı çekip daha sıcak tutar ve güneş altında daha hızlı kururlar. Güneş yanığı veya böceklerden korunmak için uzun iç giysilerin tercih edileceği sıcak günlerde açık renkler daha kullanışlıdır. Tişört, kısa pantolon ve iç çamaşırı tam bir katman oluşturmasalar da uzun iç giysilerle aynı işlevi gösterebilecek şekilde seçilmelidir. Diğer bir deyişle terlemeyi dış tabakalara iletmelidirler. Sıcak havalarda teri dışarıya iletmek gereksizdir. Bu nedenle pamuklu bir tişört veya askılı atlet yeterlidir. Ancak daha serin dağ iklimi için pamuklular uygun değildir. Orta serinlikte ve hafif rüzgarlı bir günde doğada tempolu yürürken pamuklu tişört terlemeden dolayı sırılsıklam olur ve mola için durduğunuzda çok üşüyebilirsiniz. Böylesi durumlar için sentetik kumaştan tişörtler daha uygundur. Tişört, serinlik için açık renkli ve iyi havalandırma için orta bollukta olmalıdır. Kısa pantolonlarda havalandırma ve aşınmaya dayanıklılık önemlidir. Bolca içinde naylon filesi olan naylon bir şort genelde uygundur. Pamuklu kısa pantolonlar, terle ıslanınca rahatsız edecek biçimde sürtünme yaptıkları için doğada tercih edilmez. Ilık günler için kullanılan bir giyim kombinasyonu; hafif, uzun polyester iç giysi üzerine şort giyilmesi şeklindedir. Soğuk havalarda hem gövdeniz hem de bacaklarınız için birkaç değişik yalıtkan katmana ihtiyaç duyarsınız. Vücudun üst kısmı için tabakalar kalın, uzun iç giysi, yün gömlek, kazak veya tüylendirilmiş sentetik ceketten oluşabilir. Bacaklar için kalın, uzun iç giysi, yün veya tüylendirilmiş sentetik pantolonları seçin. Bu konuda çok seçenek olmasına rağmen esas amaç ıslakken de ısıtabileni bulmaktır. Pamuklu kalın gömlek ve kot pantolonları evde bırakın. Gömlek ve kazakların boyu uzun olmalıdır. Bu da pantolonun içine sokmak veya üstüne çekmek için gereklidir. Pantolonla bel arasındaki boşluk vücut ısısının kaybolmasına yol açar. Uzun boğazlı iç giysiler ve kazaklar çok az ek ağırlık karşılığında belirgin ısı kazancı sağlarlar. Yalıtkan pantolonlar; hareket kabiliyeti için bol, elastiki malzemeden imal edilmiş, rüzgar ve aşınmaya karşı dayanıklı olmalı ve sağlam yüzlü, sık örgülü bir kumaştan yapılmalıdır. Yün ve yün-polyester karışımları buna uygundur. Fleece- polar kumaştan üretilen pantolonlar daha hafif olmasına rağmen yün kadar rüzgar ve aşınmaya dayanıklı değildir. Dizleri ve kalça kısmı destekli ve ayakkabılarınız ayağımızdayken pantolonu giyip çıkarabilmenizi sağlayacak uzun yan fermuarları olan pantolonları tercih edin. Tercihlerden biri mesela çok işlevli bir dış giysi soluyabilir (Şekil 9.1) kumaştan üretilmiş yağmur pantolonu ve parka kullanmalısınız. Diğer bir seçenek de iki dış katman taşımaktır. Soluyabilir bir rüzgarlık setinin yanı sıra soluyamayan bir takım yağmurluk gibi. Bu stratejiyle, esintili ve bazen de hafif yağışlı havalarda rüzgarlık, şiddetli yağışta ise yağmurluk giyilir. \"Ayakların soğuksa, şapka tak.\" eski bir deyiştir. Şapkayla korunmayan kafan adeta bir radyatör işlevi görür ve vücudun toplam ısı kaybının yarısından fazlası buradan gerçekleşir. Bahsedilen eski deyiş doğrudur, çünkü vücut soğudukça, daha hayati organları ısıtmak için bacak ve kollara giden kan akışını azaltır. Bir şapka ya da bere takmak bu etkiyi tersine çevirecektir. Sıcak tutacak yalıtıcı başlıklar, yün, poliproplen veya polyester fleece'den yapılır. Balaklava (Şekil 9.6.) oldukça kullanışlı yalıtım giysisidir çünkü hem yüzü ve boynu korur hem de gerektiğinde bere gibi kıvrılabilir. Ense ve kulakları koruyan pamuklu güneş şapkaları, sıcak havalarda doğada kullanılmaktadır. Son yıllarda çok amaçlı kullanımlı bandalar da tercih edilmektedir. Bu bandalar çok hafif ve pratiklerdir. Bunları bere, bandana, balaklava, boyunluk, toka ve maske olarak kullanabilirsiniz. Vücudumuzun çok soğuk havada ellere giden kan akışını azaltma eğilimi, parmaklarımızı belki de vücudun en zor sıcak tutulabilen uzuvları haline getirmektedir. Kan dolaşımındaki bu azalma mesela fermuarı çekmek veya düğüm atmak gibi parmaklarla yapılan işleri zorlaştırır. Bir gezinin rahatlığı ve güvenliği için hayati derecede önemli olan eldivenleri dikkatlice seçmek büyük deneyim gerektirir. Karar, genellikle ya ısıdan ya da hareket kabiliyetinden birini seçme ikileminde tıkanır. Çoğunlukla eldiven kalınlaştıkça daha iyi ısıtır ama hareket kabiliyetini azaltır. Giysilerdeki katman kavramı eller için de geçerlidir, ancak kat kat üstüne giyilirse parmaklardaki dolaşım kesinlikle engellenecektir. İlk katman bir çift eldiven olabilir, bunun üstüne eklenecekler tek parmaklı eldiven türünden olmalıdır. Tek parmaklı eldivenler daha sıcak tutar. İnce, beş parmaklı iç eldivenlerin üstüne giyilen tek parmaklı iç ve dış eldivenlerden oluşan bir katman sistemi genellikle iyi işler."} {"url": "https://www.gezipedia.net/623-kartepede-gezilecek-yerler.html", "text": "Kocaeli iline bağlı ilçelerden biridir. İl merkezine 23 kilometre mesafede bulunur. Kartepe ilçesi kış turizmiyle öne çıkan yerlerden biridir. Marmara bölgesin Uludağ'dan sonra en çok ziyaretçiyi burası ağırlar. Samanlı Dağı ilçe sınırları içinde yer alır. Burası bölgenin üçüncü yüksek noktasıdır. Yaz turizmi açısından da Maşukiye beldesi öne çıkar. İlçenin geneli ormanlık alanlarla kaplıdır. Kartepe Kayak Merkezi Türkiye'nin kar turizmi açısından önemli yerlerinden biridir. Salmanlı Dağı zirvesinde bulunur. Burası Marmara Bölgesi'nin en yüksek üçüncü zirvesidir. Dağ İzmit Körfezi ve Sapanca Gölü manzarasına sahiptir. İstanbul'a 1 saatli mesafede bulunduğu için sıkça tercih edilir. Kayak merkezi her yıl Aralık ayında faaliyete geçer. Konaklama imkanları gelişmiştir ve lüks bir otele sahiptir. Yeni başlayanlar ve profesyoneller için ayrı ayrı pistler bulunur. Pistlerin zirveye tekrar çıkmayı sağlayan dört lift noktası bulunur. Tesiste kiralık kayak donanımları da bulunur. Kayak sezonu kapandığında ise burada ATV ile safari, doğa yürüyüşü, paintball, dağcılık ve kar motosikleti gibi aktiviteler yapılır. doğal yapısı ile insanı büyüleyen bir beldedir. Ormanlık alanlarla kaplı beldede yeşilin her tonunu görmek mümkün olur. Ormanlık alanlar bölgedeki havanın temiz olmasını da sağlamıştır. Burada doğa yürüyüşleri yapmak için uygun alanlar vardır. Belde içinde birçok mangal ve mesire alanı, alabalık tesisi bulunur. Burada piknik yapmak ayrıca zevkli olur. Konaklama imkanları gelişmiş olan beldede çok sayıda otel ve konaklama tesisi bulunur. Maşukiye'de bulunan restoranlarda doğa ile iç içe kahvaltı yapmak ayrıca zevkli olur. Belde içinde akan dereler, doğaya uygun ahşap evler ve dağ manzaraları eşsiz bir ortam oluşturur. Bölgedeki kiraz ağaçları da mevsimi geldiğinde çok hoş görüntüler oluşturur. Beldenin ismi Osmanlı döneminde oluşmuştur. Burası o dönemde Çerkezlerin yoğunlukta olduğu bir yerleşimdir. Çerkez kızlarının ise güzelliği dillere destan olduğu için hareme alınacak kızlar çoğunlukla buradan seçilirmiş. Zamanla burası aşık ile maşuk hikayesini anımsatacak şekilde Maşuk köy adıyla anılmaya başlamıştır. Sonraki yıllarda da Maşukiye halini almıştır. Alabalık Vadisi de Maşukiye beldesine yakın konumdadır. İçinden Yazıcı Deresi akar. Derenin akış yönünde meydana gelen birçok çağlayan vardır. Vadinin iki tarafı da Alabalık restoranları ile çevrilidir. Restoranların manzarası muhteşemdir. Bölgede temiz hava, manzara, huzur verici doğa sesleri eşliğinde taze Alabalık yemek ayrıca keyifli olur. Soğuksu Piknik Alanı ilçeye bağlı Bahçecik beldesinde bulunur. Piknik alanı yeşil alanlarla örtülüdür ve körfez manzarasına sahiptir. Piknik alanından bakınca tüm körfezi görmek mümkün olur. Buradan akan Soğuk Su adındaki kaynak suyunun mide hastalıklarına iyi geldiği söylenir. Doğa ile iç içe keyifli vakit geçirmek için ideal bir alandır. Hikmetiye Camii ilçenin Derbent köyünde bulunur. Cami 1880 yılında inşa edilmiştir. Sultan 2. Abdülhamit eşi Habibe Hanımın anısına bu camiyi yaptırmıştır. Birçok kez onarımdan geçen cami günümüzde sağlam ve ibadete açıktır. 'a en yakın kayak merkezi Kartepe'de bulunur ve buradan ilçeye ulaşmak kolaydır. İl merkezinden çevre yerleşimlerden düzenli olarak hareket eden Kartepe otobüsleri ile de ilçeye ulaşılabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/624-yuvacik-koyu-tanitimi.html", "text": "ormanlık alanları ile adeta cennetten bir köşedir. Eski dönemlerde Ermenilerin yaşadığı bir yer olurken Osmanlının son dönemlerinde Kafkaslardan ve Karadeniz'den gelen göçler ile Türk Nüfusu artmıştır. Günümüzde daha çok Rizelilerin yer aldığı yer, şehrin gürültüsünden uzak bir alan olacaktır. Bölgede trekking sporu yapılır. Yeşili, baraj gölü ile hafta sonu kaçamağı yapmak isteyenler için ideal bir mekandır. Paintball, jeep safari, ATV gibi alternatif spor imkanları da bölgede yapılabiliyor. Yuvacık'ta bütün tabiat güzelliklerini bir arada bulabilirsiniz. Bölgenin dört bir tarafı akarsular, dağlar, ormanlar ve yaylalar ile çevrilidir. Yuvacık pazarına mutlaka uğramalı ve doğal ev yapımı ürünlerin tadına bakmalısınız. Ülkemizde Flora ve Fauna bakımından oldukça zengin tabiat alanlarından biri olan Beşkayalar tabiat parkı 1600 hektarlık bir alanda yayılmıştır. Bu parka trekking imkanı bulunuyor. Park içerisinde iki adet mağara bulunuyor. Mağaraların birinde göl, diğerinde şelale yer alıyor. Bölge misafirleri günübirlik geziler için tercih edebilecekleri bu mekanı kamp kurarak birkaç gün kalmak içinde kullanabilir. Yemyeşil doğası ile hayran kalacağınız Menekşe yaylaları, doğa sporları için elverişli bir alandır. Bisikletle çevreyi keşfedebilir, doğa sporu kulüplerinin düzenlediği yürüyüşlere katılarak yaylaları gezebilirsiniz. Asma köprüleri geçmek, okla gösterilen rotalarda ilerlemek şehrin stresinden bunalan bireyler tam bir huzur kaynağı olabilir. arasında yer alan Kazandere olacaktır. Özellikle paintball için uçsuz bucaksız güzelliğe sahip olan Aytepe'de konaklama alanında mekanlar bulabilirsiniz. ATV ile gezintiler içinde oldukça ideal bir alandır. ilinin su ihtiyacının yüzde 80 oranında karşılanmasını sağlayan Yuvacık Barajı 258 km bir alanda yer alıyor. Baraj aslında Kirazlıdere çayı üzerinde yer alıyor. Bu da zaman zaman Kirazlıdere Barajı olarak anılmasını sağlıyor. Baraj çevresindeki yaşam alanı gelen ziyaretçileri için aktivite dolu bir seyahat imkanı sunuyor. Baraj çevresinde kahvaltıcılar bulunuyor. Hafta sonu kahvaltı yapmak için sakın ve huzurlu bir ortam olmaktadır. Bunun yanında alabalık tesislerinde kiremitte balık yeme imkanı bulunuyor. Yine baraj kenarındaki piknik alanlarında kendin pişir, kendin ye alanları yer alıyor. Keyifli bir gün geçirmek için oldukça ideal bir yerdir. yeşile doyacağınız bir bölgedir. Salıncak keyfini altından şırıl şırıl akan dereler üzerinde deneyimleyebilirsiniz. Trekking için oldukça ideal yürüyüş parkurları bulunuyor. Kendinize doğa ile iç içe bir tatil hediye etmek için Yuvacık'ı mutlaka ziyaret etmelisiniz. içerisinde Servetiye köyünde yer alıyor. 8 bungalovdan oluşan Karaca Dağ Evi huzur dolu bir hafta sonu kaçamağında tercih edebileceğiniz bir seçimdir. Doğa içinde konaklama tercih edenler için ideal bir yerdir. Doğa harikalarının keşfini sevenler için konaklama, restoran hizmetleri ile tercih edebileceğiniz bir mekandır. ATV Safari, Offroad Safari, Yuvacık Zipline, Trekking, Paintball, Karaaslan'da yaşam, masaj, Aytepepark Kızak evi ve çeşitli organizasyonlarla farklı aktiviteler bu alanda bulabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/625-kaynaslida-gezilecek-yerler.html", "text": "Kaynaşlı, Düzce'nin ilçelerinden biridir. İl merkezine 15 kilometre mesafede bulunur. İlçe doğası ve eşsiz güzellikteki yaylalarıyla öne çıkar. Tarihte önemli bir yeri olan İpek Yolu Kaynaşlı'dan da geçer. Bu sayede ilçenin önemi de artmıştır. İlçe 1999 yılında gerçekleşen Düzce depreminin de merkezidir. İlçe Düzce Ovası'nın doğu tarafında ve Bolu Dağı'nın eteklerinde kurulmuştur. Topuk Yaylası ve burada bulunan gölet ilçeye bağlı Bıçkıyanı Köyü'nde bulunur. Yaylanın etrafı ormanlık alanlarla çevrilidir. Ortasında da gölet yer alır. Doğaseverlerin sıkça tercih ettiği yayla temiz havasıyla da dikkat çeker. Burada doğa yürüyüşleri yapmak da keyifli aktivitelerdendir. Yaylada Fenerbahçe Topuk Yaylası Tesisleri adında geniş bir işletme bulunur. Tesiste konaklama alanları, kafe ve restoran da bulunur. Doğa ile iç içe bir tatil geçirmek isteyenler burayı tercih edebilir. Kurugöl Tabiat Parkı ilçe sınırları içinde kalır. Yeşilin her tonunu barındıran park eşsiz doğal güzelliklere sahiptir. Bu alan Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından Milli Parklar arasına alınmıştır. Kuru Göl'de olta ile balık avlamak tercih edilen aktiviteler arasındadır. Parkın içinde kamp yapmak için uygun alanlar ve mesire yerleri de bulunur. İlçede yaşayanlar özellikle hafta sonları piknik yapmak için parkı ziyaret eder. sınırları içinde bulunur. İlçedeki diğer yaylalar gibi eşsiz bir doğaya sahip yeşil alanlar arasındadır. Ziyaretçilerin en sık tercih ettiği yayla burasıdır. Burada çeşitli etkinlikler ve doğa sporları yapılabilir. Son yıllarda özellikle Off-road yarışlarıyla gündeme gelmiştir. Aynı zamanda bölgede dağ bisikleti yarışları da yapılır. Bu yarışlar için pek çok ziyaretçi yaylaya gelir. Orhangazi Camii ilçeye bağlı Sarıçökek köyünde bulunur. 1323 yılında inşa edilen yapı günümüze sağlam şekilde ulaşmıştır. Osman Gazi döneminde yapıldığı için bu ismi almıştır. Yaklaşık 700 yaşındaki eser Ahşap malzemeden yapılmıştır. En ilginç özelliği ise yapıda hiç çivi kullanılmamasıdır. Dikdörtgen şeklinde bir plana sahiptir. Özgün yapısı ile dikkat çeker. Dibek, tahılları kabuklarından ayıran ve ezme işlemleri yapan büyük havanlardır. Taş veya ahşap malzeme ile yapılabilirler. Kaynaşlı merkez mahallesinde bulunan Tarihi Dibek de böyle bir yapıdır. Mono blok taş gövdeden yapılmış ve bulgur, keşkek dibeği olarak uzun yıllar kullanılmıştır. Buradaki tarihi dibek 1995 yılında yaşanan selde sürüklenmiş ve bir süre kaybolmuştur. Yöre halkından Muharrem Canaz da asbest ve betondan bir dibek yaparak yerine koymuştur. Daha sonra Muharrem Canaz Tarihi Dibek'i Orhan Gazi Camii yakınında bulmuş ve eski yerine getirmiştir. 'ya eşit mesafede yer alır. Şehirlerarası otobüsleri ve il merkezinden kalkan toplu taşıma araçlarını kullanarak da ilçeye gitmek mümkündür."} {"url": "https://www.gezipedia.net/626-yilbasinda-gidilmesi-gereken-en-iyi-10-yer.html", "text": "yazımızı okuyarak faydalanabilirsiniz. Size en uygun yerleri seçerek yılbaşını geçirmeyi planladığınız kişilere sunabilir, birlikte daha kolay karar verebilirsiniz. 'da her yıl düzenlenen yılbaşı için sokak partileri bulunmaktadır. Burada insanlar özgürce eğlenebiliyor ve sert geçmeyen kışı ile soğuktan uzak durmak isteyen kişilerin gönlünde taht kuruyor. , yılbaşında kar görmek isteyenlerin, şömineli evler kiralayarak romantik bir akşam geçirmek isteyenlerin ve kayak yapmak isteyenlerin bir numaralı tercihidir. akıllara gelmektedir. Burada kurulan teleferikler, harika kayak alanları ile yılbaşı tatilinizi düşük bir bütçe ile süsleyebilir. Kartepe fazla para harcamanızı gerektirmeyecek tatil yerlerinden biridir. Başkentimiz Ankara şehrinde bulunan Kartalkaya, Ankara'nın çetin ceviz geçen soğuklarından nasibini alan bir yer olmakla birlikte kayak merkezleri, manzaralı kiralanabilir evleri ile yılbaşını sakin bir şekilde geçirmek isteyenlerin uğrak mekanıdır. Konum olarak Ankara'nın tam ortasında bulunmasının avantajı ise her yere kolay bir şekilde ulaşabiliyor olmanızdır. ? sorusuna verilebilecek en iyi yanıt Palandöken olabilir. Kayseri'nin tanınmış olan bir dağıdır. Kış sporcularının kayak ve dağa tırmanma sporu için sıkça uğradığı bir alandır. Yılbaşında dağın yüksek konumundan kiralayabileceğiniz evler ile sıcak bir ortamda şehir ve doğal manzarayı izleyerek harika bir yılbaşı günü geçirebilirsiniz. denilince akıllara hemen uçan balonlar gelmektedir. Yılbaşında bu hizmetten yararlanabiliyorsunuz. Sabah şehri yüksekten izleyip akşam ise sevdikleriniz ile beraber vakit geçirebilirsiniz. Kapadokya'da gezebileceğiniz yerlerin başında Aşıklar Tepesi bulunuyor olup, yılbaşında bu tepe oldukça yüksek ilgi görmektedir. Konaklama konusunda ise taşların oyulması ile yapılan tarihi yerleri tercih ederek rüyalarınızı süsleyebilirsiniz. . Bolu yoğun nüfus olan Ankara ve İstanbul'a yakın olması avantajı ile yılbaşı günü çok fazla kişiyi kendisine çekmektedir. Genelde yılbaşında karlı olan göl sizlere muhteşem beyaz eşliğinde bir doğa manzarası sunmaktadır. içerisinde barındırdığı doğal güzellikler ile sizi kendisine çekecek. Görülmesi gereken yerler arasında olan Ilgaz Milli Parkı çeşitli aktiviteler ve kış sporları yapabileceğiniz, sizlere sosyal imkanlar tanıyan harika bir mekandır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/627-kebanda-gezilecek-yerler.html", "text": "Keban, Elazığ'ın ilçelerinden biridir. İl merkezine 76 kilometre mesafede bulunur. Keban ilçesi aynı adı taşıyan barajı ile bilinir. Yıl içinde birçok ziyaretçiyi ağırlayan baraj ve çevresi görülmeye değerdir. Bunun dışında birçok tarihi yapı ve doğal alanıyla da dikkat çeker. Keban, tarihte birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bölgede ilk yerleşim milattan önce 5000 ile 3500 yılları arasında kurulmuştur. İlçe merkezinde yoğunlaşan arkeolojik kazılarla Keban tarihinin 6000 yıl öncesine dayandığı anlaşılmıştır. Kazılarla gün yüzüne çıkarılan eserler bugün Elazığ Müzesi'nde sergilenmektedir. Bölgede hüküm süren başlıca medeniyetler Urartular, Asurlar, Persler, Selçuklular ve Osmanlılardır. Onlardan kalan birçok tarihi yapı ilçede hala ziyarete açık şekilde bulunur. Keban Baraj Gölü, Türkiye'deki en büyük ikinci yapay göl olma özelliği taşır. Baraj Murat Vadisi boyunca uzanır. Bu uzunluk 125 kilometre kadardır. Türkiye'deki elektrik üretimi açısından çok büyük öneme sahiptir. Elektrik üretiminin yanında baraj turistik olarak ilgi çekicidir. İçinde çeşitli türlerde balıklar yetiştirilir. Çevresinde avcılık etkinlikleri de yapılabilmektedir. Barajın çevresinde mesire terleri de bulunur. Burası özellikle hafta sonları piknik yapmak için de ideal bir ortamdır. Yaz aylarında çok sayıda ziyaretçi tarafından tercih edilir. Ayrıca Keban Barajı üzerinden çevredeki üç ilçeye feribot kullanılarak gidilebilmektedir. Çırçır Şelalesi ilçenin Çırçır Mevkii'nde bulunur. Buranın ismi bölgede bolca bulunan çırçır böceklerinden gelir. Buraya ulaşım oldukça kolaydır. Şelale dünyanın en genç şelalesidir. Keban Barajı yapılırken oluşmaya başlamıştır. Önceleri barajdaki bir çatlaktan oluşmuş olabileceği düşünülmüş ve araştırılmıştır. Daha sonra buraya gelen suyun tamamen kaynak suyu olduğu anlaşılmıştır. Şelalenin etrafı ağaçlık alanlarla kaplıdır. Üst kısmına terasa benzer bir tesis inşa edilmiştir. Burası Alabalık Tesisidir. Gürül gürül akan suların üzerinde zaman geçirme fırsatı sunar. Bu alan Keban'ın en çok ziyaret edilen yerlerinin başında gelir. Özellikle yaz aylarında oldukça kalabalık hale gelir. IV. Murat Köprüsü ilçe merkezinde yer alır. IV. Murat Bağdat Seferi'ne çıkarken köprüyü yaptırmıştır. Yapı malzemesi olarak taş kullanılmıştır. İlerleyen tarihlerde hasar gören yapı tahta kullanılarak onarılmıştır. Oldukça uzun bir köprüdür. Yusuf Ziya Paşa Camii ve Türbesi ilçe merkezindeki Çarşılar Mahallesi'nde bulunur. 18'inci yüzyıl Osmanlı eserlerindendir. Döneminde Elazığ valiliği yapan Yusuf Ziya Paşa bölgeye cami, mektep, medrese gibi birçok önemli yapı yaptırmış ve büyük hizmetlerde bulunmuştur. Bu yüzden caminin ismi onun adıyla anılmıştır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/628-muglada-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "kamp alanına ulaşım araçlarla belli bir yere kadar sağlandığı için getirdiğiniz eşya miktarına dikkat etmekte fayda var. Çadır kurmak içinde elverişlidir. Sahile ise yeterince yakın olduğu içinde denize ulaşım kolaydır. Muğla merkeze olan uzaklığı ise 155 km. 'de bulunan ünlü Belcekız Plajı kenarına çadır kurup, turkuaz renkli suları ile göz alan denizi ve Babadağ'dan atlayarak, hemen yanı başınıza iniş yapan paraşütçülerin oluşturduğu heyecan verici manzarayı izleyebilirsiniz. Plaj içerisinde bulunan duşlar ile çevrede bulunan market ve restoranlar da yeme içme ihtiyaçlarınızı giderebileceğiniz yerler. Kamp alanlarının da bulunmasıyla hem eğlenir hem de kamp yapmanın heyecanını yaşayabilirsiniz. Muğla merkeze olan uzaklığı ise 136 km. çoğumuzun emeklilik döneminde yaşamak isteyeceği türden alanlara sahiptir. Plajları ve koyları ile yüz binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlayan Marmaris'te, Çubucak ve İnbükü Orman Kamplarının yanı sıra Amazon ve Boncuk Camping de, kampçıların en çok tercih ettiği noktalardan. Eğer böyle bir alanda kamp yapmaya niyetlendiyseniz kesinlikle sıcak aylarda gitmenizi ve denizin keyfini çıkarmanızı öneririm. Muğla merkezden uzaklığı 57 km. orman kamplarında sıcak su, tuvalet, elektrik, mutfak, market gibi temel ihtiyaçlarınızı giderebileceğiniz yerler mevcut. her yeriyle insana farklı imkanlar sunan bir il. Neresine giderseniz gidin elbet bir yeşillik veya deniz sizi karşılıyor. Gerekli ulaşım imkanlarının da bulunduğu bu yer Muğla merkeze uzaklığı 95 km'dir. Fethiye'nin Yanıklar Köyü'nde bulunan kamp alanı en güzel yerlerden biridir. Kampın hemen yanında bulunan işletmelerde her türlü ihtiyacınızı karşılayabiliyorsunuz ayrıca restoranlarda mutfağından güzel yemekler çıkarıyor. Fethiye merkeze 20 kilometre uzaklıkta bulunan kamp alanı huzurlu günler geçirmenizi sağlayacaktır. Gönlük koyunda yer alan kamp alanı bölgedeki en çok tercih edilen yerlerden biridir. Fethiye'ye yakın olan kamp yerinde treekingler ile beraber bir sürü aktivite yapabilme imkanı bulunuyor. Kamp alanı içinde hamak, çardak ve yapay havuz bulunuyor. merkeze 10 kilometre uzaklıkta olan Ilgınlar Camping, akvaryum gibi denizi ve kumlu plajı ile kampçılar için ideal bir ortama sahiptir. Oldukça sakin olan alan huzurlu ve sessiz kamp arzulayanlar tarafından tercih edilebilir. Güneşleme terası, Wi-Fi ve kısmi elektrik gibi olanakları sunan kamp alanında windsurf gibi aktiviteler de yapılabilir. 'te bulunan kamp alanı kelimenin tam anlamıyla tarih kokmaktadır. Doğa ile iç içe olan alanda birçok aktivite de yapılabiliyor. Bisiklet turu, dalış, scuba ve trekking yapılabiliyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/629-reyhanli-gezilecek-yerler.html", "text": "Reyhanlı Hatay'ın ilçelerinden biridir. İl merkezine 37 kilometre mesafede bulunur. İlçe Türkiye ile Suriye sınırını oluşturan ve ikinci büyük sınır kapısı olan Cilvegözü Sınır Kapısı'nın girişindedir. Bu sayede ilçede ulaşım gelişmiştir. Hatay'ın ilçeleri arasında en gelişmiş yerleşimlerinden biridir. Reyhanlı'nın daha önceki ismi İrtah'tır. Daha sonra bir Türkmen aşireti buraya yerleşmiş ve bölgeye ismini vermiştir. İlçedeki tarihi kalıntılar milattan önce 6100 yılına kadar uzanır. İlçe sınırları içinde çok sayıda höyük bulunur. Tarihi, doğal ve kültürel mirası oldukça zengindir. Bu sayede turistik açıdan da önem taşır. Tel Avare Köyü Reyhanlı'nın batı tarafında bulunur. Köy buradaki bir höyük üzerine kurulmuştur. Günümüzde kullanılmayan köyün zamanında su ihtiyacını buradaki Kızılark Çayı'ndan karşıladığı tahmin edilmektedir. Bu tarihi yer 1936 keşfedilmiştir. R. J. Braidwood'un bulduğu alanda çok eski tarihlerden kalıntılar vardır. Özellikle Kalkolitik Çağ ve Ortaçağ'dan izler taşımaktadır. Çatalhöyük ilçenin kuzeybatısında kalır. 4 kilometre mesafedeki höyük ilçe ile Kırıkhan'ı bağlayan yolun hemen yanında bulunur. 25 metre yüksekliğe sahiptir. Yüzeyinde çok sayıda çanak çömleğe rastlanmıştır. Çatalhöyük önemli tarihi yapılardan biridir. Hititler Amik Ovası'nda devlet kurduklarında Çatalhöyük'ün olduğu alanı başkent yapmışlardır. Bu kentin adı o dönemde Kanula, devletse Hatina Devleti'dir. Milattan önce 717 yılında kurulan devlet Asurlar tarafından yıkılmıştır. Höyükte Asurlara ait birçok eser bulunmuştur. Kızlar Sarayı Cilvegözü Sınır Kapısı yakınlarındaki tampon bölgede kalmıştır. Bu yüzden sarayın olduğu alana ancak özel izinle girilebiliyor. Yapının diğer adı Kasr-el Benet'tir. İnşa edildiği tarih tam olarak bilinmese de Bizans döneminden kalma olduğu tahmin edilir. Sarayın iç tarafında büyük bir kule bulunur. Kuzey tarafında ise oda kalıntıları vardır. Güneyinde ise bir kilise bulunur. Yapının üzerindeki yazılardan sarayın Haçlılar tarafından da kullanıldığı anlaşılmıştır. Günümüzde Kızlar Sarayı'nın büyük kısmı hasar görmüş durumdadır. Yenişehir Gölü sınır kapısı ve ilçe arasında bulunur. Etrafı yeşillikler ve ağaçlarla kaplıdır. Yanında bir cami bulunur. Yenişehir Camisi 1317 yılından kalan bir yapıdır. Tek katlı ve taş malzemeli güzel bir camidir. Yenişehir Gölü'nün yakınlarında Roma dönemine ait bir yerleşim yeri olduğu bilinir. İmma adındaki şehir 12'nci yüzyılda savaş ve deprem sonucu zarar görmüş ve 1171 yılındaki bir deprem sonucu da yok olmuştur. Gölün çevresi günümüzde güzel bir mesire yeri olarak tasarlanmıştır. Gölün üzerinde güzel bir köprü, etrafında çay bahçeleri ve doğal alanlar bulunur. Ayrıca gölde sandal gezileri de yapılır. Yenişehir Gölü ilçenin su ihtiyacının karşılanmasını sağlıyor. Göl kenarındaki pompalardan ilçeye içme suyu veriliyor. Burası görülmeye değer doğal alanlardan biri ve hoşça vakit geçirilebilecek alanlar arasında. Açana Hitit Sarayı Alalah adıyla da bilinir. İlçe ile Reyhanlı'yı bağlayan yolun 22'nci kilometresinde bulunur. Yapının tarihi milattan önce 18'inci yüzyıla kadar uzanır. Günümüze saray ve çevresindeki tapınağın kalıntıları ulaşmıştır. Açana Höyüğü, antik Alalah kentinin kalıntılarıyla oluşmuştur. Kente ilk yerleşim milattan önce 3400'lü yıllarda kurulmuştur. İlerleyen zamanlarda çok sayıda medeniyet bu yerleşimi kullanmıştır. Höyükte 17 kat yerleşim tespit edilmiştir. Dördüncü ve yedinci yerleşim tabakalarında büyük saraylar olduğu gözlenmiştir. Buradaki en eski saray yedinci tabakada bulunur. Yapı Yamhat ve Hitit Prensesi Yarım- Lim tarafından yaptırılmıştır. Saray milattan önce 18'inci yüzyıla tarihlenmiştir. Dördüncü tabakadaki saray da diğerinin yakınındadır. Bu yapı milattan önce 15'inci yüzyıldan kalmıştır. Kral Nigme-Pa tarafından yaptırılmıştır. Bu alanda yapılan arkeolojik çalışmalarda çıkarılan eserlerin bir kısmı Hatay Arkeoloji Müzesi'nde, bir kısmı ise British Museum'da sergilenmektedir. diye soracak olursanız; bağlı olduğu Hatay arasında 37 kilometre mesafe bulunur. İlçenin doğu ve güney tarafı Türkiye- Suriye sınırıdır. Kuzeyinde Kumlu, batısında Antakya ilçeleri bulunur. İlçeye çevre yerleşimlerden ve il merkezinden kalkan otobüslerle gidilebilir. Hatay'a hava yolu veya demir yolu ile ulaşmak da mümkündür. Buradan ilçeye kolayca gidilebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/63-sanliurfada-gezilecek-yerler.html", "text": ", binlerce yıllık geçmişini ve kendine özgü kültürünü günümüze taşımayı başarabilmiş. GAP Projesi suya hasret toprakları suyla buluştururken, kentin çehresi de hızla değişmeye başlamış. Tarıma dayalı sanayi hızla gelişirken, üniversite de kentin sosyal dokusunu hissedilir biçimde değiştirmiş. Kuşkusuz Urfa'nın suyla ilgisi GAP projesiyle başlamıyor, kentin eski adları olan Urhoy ve Edessa da suyla ilgili anlamlar taşıyor, bu yüzden adını bol su kaynaklarından aldığı anlaşılıyor. 1995 yılında Balıklı Göl yakınlarında Yeniyol mevkinde bulunmuş. 11 bin yıllık olduğu ve Neolitik Çağ'da kutsal yaratık olduğu sanılan bir erkeğe ait heykel, Urfa'nın Dünyanın en eski dini merkezlerinden biri olduğunu da kanıtlamış. Urfa Adamı ismi ile anılan eser Şanlıurfa Arkeoloji Müzesinde sergilenmektedir. ortaya çıkarılmış. Bu gizemli dağ tapınağın da bazılarının ağırlığı beş tonu bulan ve üzerinde çeşitli hayvan kabartmaları bulunan 44 dikili taş bulunuyor. Adem, İbrahim, Yakup, Eyyüp, Elyasa, Şuayip, Davut, Musa, Harun ve Lut peygamberlerin burada yaşaması nedeniyle \"Peygamberler Kenti\" olarak adlandırılan Urfa, üç semavi din tarafından da kutsal kabul ediliyor, bu özelliği taşıyan dünyadaki birkaç kentten biri. Urfa'da gezilecek görülecek çok yer var. Bakırcılar Çarşısı, Kazzaz Pazarı, Sipahi Pazarı, Sarraç Pazarı, Neccar Pazarı gibi otantik çarşıları sihirli bir dünya gibi. Burada keçecilik, kürkçülük ve kazazlık gibi birçok el sanatı varlığını sürdürüyor. önemli bir yerde bulunmaktadır. Balıklıgöl platosunda yer alan, kilimciler ve halıcılar çarşısı olarak da bilenen Sipahi Pazarını mutlaka görmelisiniz. Burada 30 kadar taş dükkan bulunmaktadır. Dükkanlar nahit taşından yapılmıştır. Yazın serin kışın sıcak olur. Hakiki deri yelek, el işi kilim, el işi halı, şark köşesi gibi eşyalar satılmaktadır. Geleneksel Urfa evleriyle, zengin eserlerle dolu Urfa Müzesini de görmek gerekli. 73 binden fazla arkeolojik parçalar bu müzede sergilenmektedir. Bölgenin tarihinde yolculuğa çıkmak isterseniz müze sizleri bekliyor. Urfalıların en büyük \"merak\"ı ise güvercin. Yediden yetmişe herkes güvercin sevdalısı. Urfa evlerinin geniş avlularının bir köşesi güvercinlere ayrılıyor. için önerilere dikkat ederek oldukça gizemli ve mistik bir şehirde keyifli yolculuk yapabilirsiniz. Peygamberler şehri olarak da bilinen Şanlıurfa'da gezilmesi gereken yerlerden biri Şanlıurfa Kalesi'dir. 812 yılında inşa edildiği düşünülmektedir. Kale Sarp kayalıklar üzerine kuruludur. Viranşehir ilçesine bağlı olan Binekli köyünde bulunan Kızlar Sarayı, tarihi önemi pek anlaşılamadığından dolayı günümüzde ahır ve depo olarak kullanılmaktadır. Kaya yapıya sahip yer, Urfa'da görülmesi gereken önemli eserlerden birisidir. 'a yalvarmış. Hz. İbrahim'in ateşe düştüğünü görünce Zeliha da onun peşinden kendini ateşe atmış. Zeliha'nın düştüğü yerde oluşan göle de \"Ayn-ı Zeliha Gölü\" deniyor. tarihi taş ocakları özelliği taşımaktadır. Görülmeye değer özelliklere sahip bölgeyi gezmelisiniz. Mağaraların içinde meydan, tünel ve galeriler bulunuyor. Gölün kuzeyinde iki mağara var. Mevlid-i Halil Camisi'nin avlusunun güneyindeki mağaranın İbrahim peygamberin doğduğu ve büyüdüğü yer olduğu kabul ediliyor. Mağaranın içindeki su zemzemden sonra en kutsal su olarak kabul ediliyor ve birçok hastalığa iyi geldiğine inanılıyor. Söylenceye Kral Nemrut, bir gece rüyasında tahtının yıkıldığını ve saltanatının sona erdiğini görmüş, sabah olduğunda rüyasında gördüklerini müneccimlerine anlatmış. Müneccimler Nemrut'un rüyasını \"bu yıl doğacak bir çocuk senin saltanatına son verecek\" diye yorumlamışlar. Bunun üzerine Nemrut, o yıl doğacak erkek çocukların tamamının öldürülmesini emretmiş. Çocuğunun öldürülmesinden korkan Zeliha, bu mağaraya gizlenerek İbrahim peygamberi doğurmuş ve 7 yaşına kadar bu mağarada saklanarak ölümden kurtulmuşlar. ise Reji Kilisesi olarak biliniyor. Restore edilen kilise Kültür Merkezi olarak kullanılıyor. Eyyüp Peygamber Makamının 4 km batısında da Deyr-i Yakup Süryani Manastırının kalıntıları yer alıyor. birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. 1516'te Osmanlı'ya katılan Tektek Dağları Eyyubiler, Memlükler, Timur Devleri, Dulkadiroğulları, Safeviler ve Türkmen aşiretlerinin himayesinde bulunmuştur. Birçok tarihi kalıntı bulunan bölgeyi mutlaka görmelisiniz. eşsiz coğrafyası ve tarihi değerleriyle oldukça önemli bir yere sahiptir. Bölgenin ismi tam 4000 yıldır değişmemiştir. Hz. İbrahim kenti olarak anılan bölge önemli ticaret yollarının kesiştiği bir noktadır. Mezopotamya izleri için mutlaka gezip görmelisiniz. bulunmaktadır. Genelde erkekler tarafından yapılan bu sıra gecelerinde uzun hava gibi pek çok yöresel türkülerle eğlenceli vakitler geçirilir. Ayrıca sıra gecelerinde çiğköfte yoğurmak geleneklerden biridir. Urfa yemeklerinin vazgeçilmez malzemesi isot. Hemen hemen her Urfalı aile yılda 200-300 kilo kırmızı taze biberi ayıklayıp kurutup döverek kuru isot haline getiriyor. Kuru isot, Urfa sofralarının baş tacı olan Çiğ Köftenin yanı sıra lahmacunda ve diğer yemeklerde bolca kullanılıyor. Şişe dizilmiş et, patlıcan, domates ve bol isotla yapılan ünlü kebabı, Lebeni Çorbası, Bostana Salatası, Şıllık Tatlısı ve Mırra Kahvesi de Urfa'ya özgü lezzetlerden. Ovası'dır. Ova il merkezine 44 kilometrelik mesafededir. Tarihi değerleri ve verimli toprakları sayesinde korunmaya devam edilmektedir. Tarihi ve kültürel bir gezi planı yapıyorsanız Şanlıurfa'nın büyüleyici yerlerini gezip görmelisiniz. Balıklı Göl'ü ve çevresini gezmeden, 'e 1243 km uzaklıkta. Otobüs yolculuğu saatlerce sürüyor. En mantıklısı uçakla gitmek. İstanbul ve Ankara'dan Urfa'ya uçak seferleri düzenleniyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/630-kartalda-gezilecek-yerler.html", "text": "İstanbul bilindiği üzere tüm dünya tarafından tanınmış metropol bir şehirdir. Dünya sıralamasında 15. konumda yerini sürekli olarak korumaktadır. Kartal, İstanbul'a bağlı bir ilçe olup Anadolu yakasının en büyük ilçesi olma özelliğini taşımaktadır. Sahile olan kıyısı, tarihi mekanları ve doğal güzellikleri ile hem turizm hem de sanayi bölgesi olması ile birçok farklı kültürden insanı bir arada toplamaktadır. farklı kaynaklara göre ise Bizans için liman özelliğini taşıyor olup bir zamanlar \"Kartalimen\" olarak da isimlendirildiği düşünülmektedir. denildiği zaman şüphesiz akla ilk gelen yer Aydos Tepesidir. İstanbul sınırları içerisinde 537 metre ile en yüksek konum özelliğine sahip olan Aydos Tepesi, doğa severler için adeta bir cennet sıfatını taşımaktadır. İçerisinde bulunan Aydos Ormanı içerdiği yüksek miktardaki meşe ağaçları ile ziyaret edenleri büyülemektedir. Aydos Ormanı oldukça geniş bir alanı kapladığı gibi, meşe ağaçlarının yanı sıra yaz mevsiminde ziyaret edildiğinde rengarenk çiçekler eşliğinde yüksek oksijen miktarı ile ciğerlerinizin açıldığı bir yürüyüşe çıkmak için en uygun yerdir. Yapabilecekleriniz bununla sınırlı kalmayıp, bu arazi içerisinde Safari turları, ATV turları yaparak doğanın keyfini çıkarabilirsiniz. Sürprizler bununla sınırlı kalmayıp sizleri bekleyen çok güzel bir gölet ile karşılaşacaksınız. Aydos Göleti farklı bitki örtüsü ile sizleri büyüleyecek. Ertuğrul Gazi Mahallesinde ziyaret edebileceğiniz bu güzelliği kaçırmayın. Aydos Tepesi kadar yüksek olmasa da 107 metre yükseliğe sahip bir tepedir. Yine burada da bolca meşe ve çam ağaçları göreceğiniz doğa çılgınlarını İstanbul şehrinde tatmin edecek bir yerdir. Geçmiş tarihte Bizans ile Anadolu Selçukluları imparatorluk sınırı olarak kabul edilen bu konumun gözlere şayan bir deniz manzarası bulunmaktadır. Bu doğal sit alanını ziyaret etmek için en uygun zaman ilkbahar ve yaz aylarıdır. Deniz manzarası ve yeşilliklerin açtığı zamanlarda kendinizi cennetin bir köşesinde hissedecek ve buradan hiç çıkmak istemeyeceksiniz. Nezih bir mahalle olan Orhantepe Mahallesinde bulunan Dragos Tepesi gezilecek yerler arasına eklenmeli. Kartal belediyesi tarafından inşa edilip ihale ile devredilen bu tesis sizlere çok güzel imkanlar sunmaktadır. Dragos tepesini gezdikten sonra yorulan kişilerin sıkça tercih ettiği bir mekandır. Mekanın en güzel özelliği ise deniz manzaralı olmasıdır. Sadece yorulduktan sonra değil, güne güzel başlamak isteyip, gezmeden önce enerji toplayanların da uğrak mekanı. Bu tesiste sabah kahvaltınızı Dragos Tepesinin en güzel konumundan denizi ve yeşillikleri izleyerek yapabilirsiniz. Öğle güneşinde gezmek istemeyenler ise kahvesini alıp bu serin mekanda içecek içerek dinlenebilirler. Bu mekanın kahvaltısı özellikle tavsiye edilir. Müthiş lezzetler eşliğinde efsane manzarayı izleyerek karnınızı doyurmak sizin için güzel bir anı olacaktır. Üstelik fotoğraf çektirmek için de çok uygun bir mekandır. arasında bulunan ve 17 km uzunluğa sahip harika bir sahil sizleri beklemektedir. Bu sahilde farklı zevklere sahip insanlar bir arada bulunup eğlenebilirler. Yürüyüş yapmak için oldukça uygun olan sahilde belediye tarafından yürüyüş yolları ile desteklenmiştir. Aynı zamanda adalar manzarasına karşı mangal yapabilir, oltanızı alarak balık tutabilirsiniz. Anlayışlı Kartal belediyesi sahil boyunca bisiklet kullanma zevki yaşamak isteyenleri de unutmamış. olacaktır. Kartal adaların tam karşısında kalan bir konumda olup, Pendik ile Kadıköy ilçeleri arasında bulunmaktadır. İstanbul içi ulaşımın basit olduğu bu konuma şehir dışından gelenlerin TCDD kullanarak Pendik'ten sonra dolmuşa binerek kısa bir sürede ulaşabilecekleri bir yerde. Özel aracını kullanarak olanlar TEM veya E-5 otoyolu kullanarak bu ilçeye ulaşımı sağlayabilirler. Otoyoldan gittiğiniz zaman trafiğe pek fazla takılmazsınız. Aynı zamanda buraya ulaşımın metro ile de sağlanabildiğini söyleyebiliriz. İstanbulda yaşayanlar veya metroyu bulmanın daha kolay olduğunu düşünenler metro ulaşım aracını kullanabilirler. Kadıköy ve Pendik'ten minibüs hattı bulunuyor olup 2 gibi düşük bir ücrete de Kartal ilçesine ulaşımı sağlayabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/631-antalyada-essiz-bir-villa-tatili.html", "text": "Sadece Türkiye'nin değil, aynı zamanda dünyanın en popüler tatil destinasyonlarından biri olan Antalya'da, hayallerinizi süsleyen gerçek bir tatil yapmanız mümkün. Klasik tatil anlayışlarının aksine, tamamen özgür olabileceğiniz, huzur ve kusursuzluk dolu bir tatil arıyorsanız, Hellovillam güvencesi ile Antalya kiralık villaları sizi bekliyor. En ufak bir detayın bile atlanmadığı bu kusursuz villalarda, her şey sizin için özel olarak tasarlandı. Farklı tatil ihtiyaçlarına sahip, farklı misafirlere göre düzenlenmiş, kapasiteden iç detaylarına kadar çok çeşitli alternatifler bulabileceğiniz onlarca farklı villa, bir tık ötenizde sizi bekliyor. tatili yapmak tam anlamıyla kusursuz bir deneyim. Her şeyiyle özel tasarlanan kiralık villalar, size hayat boyu hatırlayacağınız bir tatil deneyimi sunacak. Yıl boyu üzerinizde birikmiş stresi dakikalar içerisinde atmanızı sağlayacak olan bu villalarda huzurlu günler sizi bekliyor. Hellovillam güvencesi ile kiralayabileceğiniz villaların her birinde size özel bir yüzme havuzu bulunuyor. Bu yüzme havuzu, ister gece, ister gündüz, dilediğiniz her an sizin kullanımıza ait. Güne başlarken kendinizi havuza atabileceğiniz gibi, dilerseniz Antalya'nın eşsiz atmosferinde, havuzunuzda güneşin tadını çıkarabilirsiniz. Villanın içerisinde, her daim size konfor sağlaması için en rahat ve kaliteli mobilyalar, eşyalar tercih ediliyor. Düzenli olarak yenilenen ve gerekli bakımları yapılan bu eşyalar, size evinizin konforunu yaşatmak için hazır. Aynı şekilde, her türlü yemeği, adeta evinizdeymiş gibi yapabileceğiniz kapsamlı bir mutfak da kiralayacağınız villada sizi bekliyor. İster mutfağınızda, salonunuzda, isterseniz villanızın bahçesinde yemeklerinizi afiyetle yiyebilirsiniz. Likya uygarlıkları için özel bir konum olan Antalya'da villa tatili yaparken, tek bir yere sıkışıp kalmayacaksınız. Villanızdan dilediğiniz saat, dilediğiniz yere gidebilir ve bölgeyi keşfedebilirsiniz. Tam anlamıyla özgür bir tatil sunan bu villalarda, hem huzur hem de aktivite imkanı mevcut. Aynı şekilde, tek bir plaja bağımlı kalmayacaksınız. Antalya kiralık villalarından birinde konaklarken, ister konakladığınız bölgedeki sahilleri, isterseniz çevredeki kusursuz coğrafyanın nimetlerini dilediğiniz gibi gezebileceksiniz. Tüm bu detaylar ile sizin için ideal bir tatili yaşatacak olan bu villalarda her daim mutlu ve keyifli olacağınıza emin olabilirsiniz. güvencesi ile, Antalya kiralık villalarından birinde rezervasyon yaptırdığınız andan itibaren size özel tatil danışmanınız her daim bir telefon ötenizde olacak. İster villanıza giderken yol tarifi için, isterseniz Antalya'nın masmavi koylarını keşfetmenizi sağlayacak mavi turlar hakkında bilgi almak için olsun, her türlü sorunuzda size seve seve yardımcı olacak. Aynı şekilde, yaşanabilecek herhangi bir problemde de her an bir telefon ötenizde. Antalya'da villa tatili yapmak, size büyük şehirlerin ve stresli iş hayatının boğucu atmosferini tamamen unutturacak. Bir tık ötenizde sizi bekleyen bu kusursuz tatil için tek yapmanız gereken rezervasyonunuzu tamamlamak!"} {"url": "https://www.gezipedia.net/632-cesme-dalyankoy-tanitimi.html", "text": "İzmir'in Çeşme ilçesine bağlı köylerden biriyken Büyükşehir yasası ile Çeşme'nin bir mahallesi haline gelmiştir. İlçe merkezine 4 kilometre mesafede bulunur. Mahalle yöreye özgü evleri, limanı, doğal yapısı, eşsiz plajları ve kültürel mirasıyla dikkat çeker. Karakteristik bir Ege balıkçı köyü olan bu alan yaz aylarında pek çok ziyaretçi ağırlar. eski bir Rum köyüdür fakat mübadele ile Rumlar bölgeden göç edince bölgeye balkanlardan gelen Türkler yerleştirilmiştir. Eski ismi Köste'dir. Dalyan kelimesi ise kanal anlamına gelir. Bölgeye Türkler yerleştirilince ismi de değişmiştir. Kültürel ve mimari açıdan hala tarihi yapısını koruyan ender köylerden biridir. Doğal bir limana sahip olduğu için uzun yıllar boyu balıkçı köyü olarak tanınmıştır. Günümüzde de bölgedeki balık restoranları sıkça tercih edilir. Muhteşem doğası ve berrak denizinin yanında eğlence mekanlarıyla da öne çıkan bir bölgedir. Diğer yandan Dalyanköy'de Rumlardan kalan bir kilise camiye dönüştürülmüş ve hala kullanılmaktadır. Mahallenin girişinde de o zamanlardan kalan bir şapel bulunur. Köyde o dönemden kalan birkaç Rum evi de bulunur. Bunlar mimari yapılarıyla diğer evlerden ayrılırlar. Dalyanköy'ün isminde yer alan dalyan buradaki büyük ve doğal limandır. Bölgedeki en büyük balıkçı barınağı bu alanda bulunur. Bölgede turizm gelişmeye başlayınca alan bir de yat limanı inşa edilmiştir. 'nda bulunur. Doğal güzelliği ve sakinliği ile tercih edilen bir plajdır. Deniz suyu ılıktır. Pek dalganın olmadığı, sığ bir yapısı vardır. Giriş ücreti bulunan plajda gün içinde müzik çalar ve buranın geniş bir menüye sahiptir. ve Ilıca Körfezi görünür, muhteşem bir manzara oluşturur. Dalyanköy İzmir'in Çeşme ilçesine bağlı mahallelerden biridir. İlçe merkezine 5 kilometre mesafede bulunur. Önce Çeşme'ye giderek buraya ulaşılabilir. İlçe merkezinden kalkan toplu taşıma araçları ile kısa sürede buraya ulaşılır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/633-kisin-turkiyede-gezilmesi-gereken-10-sehir.html", "text": "bulunmaktadır. Kış ayınca buralarının aldığı görüntü muazzam olup kesinlikle görülmeye değer yerlerdir. 'ı es geçersek olmaz. Yurt dışına çıkamayıp, yurt dışı havasını burada yaşayabilirsiniz. Bunun nedeni ise Alpler'de bulunan kar yapısı Sarıkamış'ta büyük benzerlik göstermektedir. 12 kilometre gibi büyük bir kış sporları tesisine sahip olan Sarışkamış'ın aynı zamanda Çıldır Gölü'de gezilmesi gereken yerler arasındadır. 'ı kayak ve soğuk severler için cennetten bir köşe niteliğini taşımaktadır. Tesislerde bulunan uygun konaklama yerleri ile gezinizi güzel bir şekilde süsleyebilirsiniz. 'ya gidip burada gölün maviliğine dalıp aynı zamanda ağaçların ve yolların kar ile süslendiği harika yere göz atabilirsiniz. Çevrede bulunan pansiyon ve otellerde uygun fiyatlara konaklamak mümkün olacaktır. Kapadokya'da bulunan uçan balonlara binmeye heves eden fakat yaz aylarında gitmek istemeyen kişiler hemen buraya toplanın. Bizden duymuş gibi olmayın ama bu uçan balonlar kış aylarında da hizmet vermektedir. Üstelik Nevşehir kış ayında büründüğü beyaz örtüsü ile ziyaretçilerinin gözlerini boyamaktadır. Asla unutamayacağınız bir kış mevsimi gezisi olacaktır. bulunmaktadır. Burada yapacağınız gezide sahil kenarlarında bulunan balıkçılardan ekmek arası yiyeceğiniz balığın tadını asla unutamayacaksınız. Mevsiminde yemiş olacağınız bu balığın aynı tadını yaz aylarında bulmak pek mümkün olmamaktadır. kış aylarında bu tesis sayesinde bir çok gezgini ağırlamaktadır. Kiralayabileceğiniz evlerin manzarası Kocaeli'nin muhteşem şehir manzarasını sizlere en iyi şekilde sunmaktadır. Üstelik buraya yapacağınız gezide konaklamadan tutun yiyeceğinize kadar yapacağınız harcamalar cebinizi yakmayacaktır. Özellikle öğrenci iseniz bu şehri gezmek için tercih edebilirsiniz. 'dir. Şehir merkezine uzak olmayan buradaki tesis neredeyse bütün kış sporlarını yapabileceğiniz bir yer sıfatını taşımaktadır. Tesiste olabilecek yoğunluklardan kalacak yer bulamasanız bile en büyük avantajı olan Erzurum merkeze 10 dakika uzaklığı sayesinde tesisten çok uzaklaşmadan konaklama yeri bulabilir, bunu yaparken de çok fahiş ücretler ödemek zorunda kalmazsınız. son teknoloji ile donatılmış tesisi ile hizmet vermektedir. Teleferikten tutun konaklama yerlerinin rahatlığına kadar her şey ince düşünülmüş bir şekilde karşınıza gelmektedir. arasında pek tercih edilmese de günübirlik gezileriniz için sizi tatmin edecektir. Bunun sebebi ise tesiste bulunan düşük miktardaki yatak kapasitesidir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/634-kapadokyada-gezilecek-yerler.html", "text": "kelimesi \"güzel atlar\" anlamına gelmektedir. Hititlerin yaşamış olduğu bu güzel şehrimizde bizleri tarihi güzellikler bekliyor olacak. Tarihi gezilerde kültürünüze kültür katıp muhteşem doğanın tadını çıkarabileceksiniz. Peri bacaları, balon turları ile unutulmaz bir gün yaşayabileceksiniz. Üstelik birbirinden güzel, daha önce örneğine rastlamadığınız konaklama yerlerinde uygun fiyata kalabileceksiniz. konusunu derledik. Yolunuz Kapadokya'ya düştüğünde hazırlıksız yakalanmamak isteyenler için okuması hoş ve eğlenceli bir liste olacaktır. Aynı zamanda Kapadokya'ya gezi düzenleyecekler de buradan faydalanabilirler. Avanos'a 3 kilometre uzaklıkta yer alan Zelve Vadisi, açık hava müzesi olarak tanınmaktadır. Popüler olan peri bacaları burada yer almaktadır. Bu eşsiz güzelliğe sahip peri bacalarına ise eski dönemlerden kalma 15 adet kilise bulunmaktadır. Trekking meraklılarının ilgi odağı olan Avanos bu konuda sporcuları oldukça tatmin etmektedir. Peri bacalarının arasından süzülerek trekking yapmak sizlere apayrı bir deneyim yaşatacaktır. Avanos'tan 3.5 km daha ileri gittiğimizde Paşabağ'a ulaşıyoruz. Halk arasında Keşişler Vadisi olarak da bilinmektedir. Burasının en önemli özelliği ise şapkalı peri bacalarının yoğun olmasıdır. Aziz Şimon'a atfedilmiş şapel görmeniz mümkün olacaktır. Bu şapel'in karşısında ise yapısıyla büyüleyen bir kilise sizleri karşılayacaktır. İlk paragrafımızda bahsettiğimiz Hititlilerden kalma seramik geleneğinin ürünlerini bu atölyelerde görmeniz mümkündür. Atölyeler tüm halka açık olup istenilen şekilde girilip ziyaret edilebilmektedir. Hatta siz de seramik yapmak için ustadan izin isteyebilir, size seramik yapımını öğretmesini sağlayabilirsiniz. düzenlediğiniz zaman Avanos yolunda ilerlerken sol tarafta belirgin bir şekilde görebileceğiniz Belha Manastırı yapısı M. S. 6. yüzyıla ait olduğu tahmin ediliyor. Avanos'tan biraz uzaklaşıp 15 kilometre batıya gittiğinizde bu gözlerinizin açılmasını sağlayacak yere ulaşabilirsiniz. 32 metre yüksekliğe sahip Çeç Tümülüsü kralların yaşadığı dönemde kralların mezarlığı olarak kullanılmış olduğu tahmin edilmektedir. Buraya gerçekleştireceğiniz ziyarette gözleriniz yeşile doyacak. Kızılırmak kenarında bulunan Lahit Mezar, Kapadokya'da tek lahit olma özelliğini barındırıyor. 1971 yılında tesadüfen keşfedilen Lahit Mezar'ın içerisinden araştırmalara göre saçlarında kına olan bir kadının cesedi bulunmuştur. 13. yüzyılda Selçukluların harika mimarisi ile inşa edilmiş bir Kervansaraydır. İpek Yolu üzerinde yol alması avantajı ile İpek Yolu'nu merak eden kişilerin gezerken uğradığı mekanlar arasında yerini almaktadır. İsminden de anlayacağınız üzere bu tarihi mekan yer altında bulunmaktadır. Volkanik tabakalar sayesinde oluşmuş olan bu yeraltı şehrinin dar ve uzun delikleri bulunmaktadır. Bunun sebebi ise şehirle hızlı bir şekilde iletişime geçilmesi olduğu tahmin edilmekte. 2. yüzyılda yapılmış olan bu kilise tarihi mekanlar arasında yerini almıştır. Meryem Ana Kilisesi olarak da ismini duymuş olduğumuz bu kilise, geçmiş zamanda resmi bir törenle Hristiyanlar için ibadete açılmıştır. Sizin de içeri girip gezme şansınız bulunuyor. Güllüdere Vadisininin yamacında yer alan bu kilise taştan oyma yapısı ile dikkat çekiyor. İkonolastik düşünce dönemine ait olan bu kilisede farklı kültürlere tanıklık edebilirsiniz. denildiğinde akla pek çok sayıda yer gelmektedir. Gezmekten sıkılmayacağınız, gezerken eğlenip, eğlenirken de kültürleneceğiniz Göreme'yi yakından tanıyalım. Göreme'ye 2 kilometre gibi yakın mesafede bulunan açık hava müzesi, kesinlikle gezilecek yerler listesine eklenmeli. UNESCO tarafından tescillenmiş olup miraslar altına alınmıştır. Kayalara oyulmuş kiliseler ile Hristiyanların geçmişte ibadetyerlerine tanık olacağınız açık hava müzesi sizi nostajiye boğacak. Farklı kültürlerin tadına varacaksınız. İçerisinde kayalara oyulmuş yaşam alanlarının bulunduğu yerdir. Buradaki yapıların duvarlarında ise resimler yer almaktadır. Park içerisinde bir çok vadi bulunmaktadır. Her vadinin kendisine özel gezilecek ve görülecek yerleri bulunmaktadır. Kapadokya bölgesinde en uzun vadi ünvanını taşımaktadır. Yaklaşık olarak 4 kilometre kadar uzunluğa sahip Güvercinlik Vadisi, ortasından akan Vasıl Deresi ile büyüleyici bir görsel şölen sunmaktadır. Derenin sonunda ise mutlaka görülmesi gereken bir şelale sizleri bekliyor olacak. Bu bölgede yaşayan çok fazla güvercin olması nedeniyle de Güvercinlik ismi verilmiştir. Ürgüp'ten yaklaşık 6 kilometre kadar ilerledikten sonra Zemi Vadisi'ne ulaşıyorsunuz. Göreme Açık Hava Müzesi'ne kadar uzanan bu vadi doğanın büyüleyici güzelliğini gözlerinizin önüne seriyor. Diğer kiliselere göre görsel farklılığı bulunmaktadır. Durmuş Kadir Kilisesi üzerinde aşındırılmış taşların muhteşem desenleri ile görsel olarak hafızamıza iyi şeyler sokmaktadır. Bizanslılar döneminde 7. yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. Aziz Hieron adına yapılmıştır. Uçhisar yolunun solunda yer alan Aziz Hieron Şapeli, aziz askerler için yapılmıştır. Diğer askerlerin şehit olduktan sonra Aziz Hieron'un da şehit olup Aziz ünvanına kavuşmasından sonra yapılmıştır. Elmalı Manastır adını girişindeki elma ağacından almış. Uzun yıllar boyunca güvercinlik olarak kullanıldığı için bütün girişleri kapatılmış ve böylece freskleri neredeyse hiç tahrip olmadan günümüze ulaşmış. Kilisenin iki ayrı dönemde bezendiği dökülen fresklerinin altından görülen ve kırmızı boyayla yapılmış figüratif bezemelerden anlaşılıyor. Aşıklar Vadisi olarak da bilinen Aşk Vadisi, peri bacalarının silindir gövdeleriyle ön plana çıkmaktadır. Bu vadide yüksek bir yerden muhteşem peri bacaları manzarası izleyebilirsiniz. 5000 metrelik bir alana sahip bu vadide doğayı yaşamak isteyenler kesinlikle ziyaret etmeliler. İçerisinde bulundurduğu bol yeşillik alanlar ile sizleri mest edeceğinden eminiz. arasına mutlaka eklemeniz gereken bir köydür. bölgesinde manastır hayatına geçilen ilk yerleşke olarak bilinmektedir. MS. 334'te Roma imparatorluğu Hristiyanlığı resmi din kabul etmesiyle manastır hayatına geçilmesine olanak sağlanmıştır. Eski köyde görülmesi gereken 2 adet özel yapı vardır. Bunlar; Vaftizci Yahya Kilisesi, Nicephorus Phocas Kilisesidir. listesine eklenmesi gereken bir vadidir. Ayrıca Trekking yapmak isteyenler yaklaşık 4 kilometre kadar alan bulacak olup, butrekking sporu tahmini olarak 50-60 dakika arası sürecektir. Trekking severlerin hoşuna gidecek bir yer. Tavandaki haç oymaları ile harika bir yapıttır. Kilise dışarısında bulunan, kiliseyi çevreleyen kayısı ve üzüm bağları harika bir doğal güzellik sunmaktadır. Yeşil severler buraya bayılacak olup aynı zamanda kiliseyi gezerek kültürlerini genişletebileceklerdir. Güllüdere Vadisi içerisinde bulunan, harika bir mimariye sahip olan 2 katlı bir kilisedir. Kilisenin alt katında şarap mahzeni, mezarlık ve su kanalları bulunmaktadır. Üst katta ise İncilden alıntılanmış sahneler ile süslenmiş duvarları bulunmakta. Köy merkezine 5 kilometre kadar uzaklıkta bulunmaktadır. Bu vadinin özelliği ise kayalarının tüf kayalarından oluşmasıdır. Nadir görülen tüf kayaları bu vadiye canlılık ve güzel bir görünüm katmaktadır. Aynı zamanda Meryem Ana Kilisesi de burada yer almaktadır. Burada ATV kiralayabilir, vadileri tanımak için rehber eşliğinde geziler düzenleyebilirsiniz. Yine trekking parkurları arasında uzun bir mesafeye sahiptir. Meskendir şekilleri ve görülmeye değer harika bitki örtüsü ile turizm meraklılarını kendisine çekmektedir. İçerisinde bulunan Meskendir Kilisesi, Saklı Kilise ve Üzümlü Kilise mutlaka ziyaret edilmelidir. Göreme ile Aktepe arasında kalan Kılıçlar Vadisi, yürüyüş tutkunları için harika bir yerdir. Yürüyüş yaparken izleyeceğiniz manzara karşısında yorulduğunuzu asla hissetmeyecek, yolun hiç bitmemesini dileyeceksiniz. listesi arasına eklenmesinin en temel sebebi budur. Nevşehire 7000 metre kadar uzaklıkta bulunuyor olup, konaklama konusunda sorun yaşayanların rahatlıkla bu sorunu çözebileceği bir konumdadır. Otobüs ve özel araçlar ile ulaşım basit bir şekilde sağlanmaktadır. Ayrıca Kapadokya'nın en yüksek tepesi olması dolayısı ile bizlere harika bir panoramik manzara sunuyor. İnternet üzerinden gördüğümüz panaromik fotoğrafları buraya gittiğimizde kendi gözümüz ile görüyor olacağız. Tüm Kapadokya'yı görebileceğiniz harika bir konumda bulunmaktadır. Tarihi yapısı ile Uçhisar Kalesi, sizlere güneşin batışında harika renk tonları sunarak Kapadokya manzarası sunacaktır. Gidilmesi gereken saat ise kesinlikle gün batımına yakın olan saatlerdir. Turuncunun farklı renk tonlarını bu kale üzerinden görmeniz mümkün olacaktır. Uçhisar Kalesi'nden sonra ikinci en büyük kale ünvanını elinde bulundurmaktadır. Kale içerisinde kayaların oyulmasıyla oluşan yaşam alanları dikkat çekmektedir. Bu yaşam alanlarında şarap mahzenleri, tüneller, su kanalları ve duvarlarında ise İncil'den sahneleri görmek mümkün olacaktır. Göreme Nevşehir yolu üzerinde kalan Cevizli, çirkin hediyelik eşyaların bulunduğu yerdir. Bir çok kişi burada çirkin hediyelik eşyalar satmaktadır. Bunun yanında harika bir manzaraya sahiptir. Bu manzaraya karşı yürüyüş yapılabilir, çay ve kahve keyfini doyasına yaşayabilirsiniz. listesi içerisinde bulunan mekanlar oldukça tarihi ve güzel yerlerdir. Merkez yeri eski çağda yaşayanların kayaları oyarak yaptığı yerlerin üzerine kurulmuştur. Burada yaşam alanı olan evlerin pek azı yeni yapılmıştır. Diğer yaşayanlar ise eskiden yapılan mimariye ayak uydurarak sadece restore ile yaşamlarını bu evlerde sürdürmektedirler. Erciyes dağını ve Ürgüp ilçesini tamamen görebildiğiniz bir tepedir. Yükseklik konumu ile harika manzaralara şahit olacağınız Temenni Tepesi gezisinde sizleri unutamayacağınız görsel şölenler beklemektedir. İçerisinde ise Vecihi Paşa'nın yaptırdığı Kılıçaslan türbesi bulunmaktadır. Türbe ziyaretinde bulunmak isteyenler Temenni Tepesinde bu alanı ziyaret edebilirler. İlçe merkezine sadece 1000 metre uzaklıktadır. Yürüme mesafesinde gidip gezebileceğiniz bu yeri Ürgüp merkezde konaklayanlar kolay bir şekilde görebilir. Yüreyecek olduğunuz yollar ise manzara eşliğinde sizlere harika bir deneyim sunacaktır. İlçe merkezinin tam içerisinde yer almaktadır. 1971 yılında hizmete girmiş olup, müze içerisinde Tunç Çağı, Hititler, Pers, Frig, Roma, Pars ve Bizanslılara ait tarihi eserler bulunmaktadır. Eserler günümüze kadar iyi bir şekilde muhafaza edilmiş olup kesinlikle el değmeyecek bir şekilde müzede saklanmaktadır. Tarih meraklılarını bilgilendirecek yazılar da tarihi eserlerin yanında yer almakta. Bu kilisenin kim tarafından veya ne zaman yapıldığı hiçbir şekilde bilinmemektedir. Hakkında bilinen tek şey 1095 yılında restore edilerek ziyarete açılmış olmasıdır. Kafanızı her çevirdiğiniz yerde eski tarihe tanıklık edeceğiniz Güzelyurt, Kapadokya'da bulunan ve kesinlikle gidilmesi gereken bir yerdir. İçerisinde birçok manastır ve vadi bulundurması ile birlikte giden kişileri kesinlikle eğlendirecek, bilgilendirecektir. arasında birçok kişinin listesinde bulunmaktadır. Dar yolları, dik bayırları ile hem sporcuları tatmin edecek hem de yürümeyi sevenleri. Manastıra gideceğiniz bu bayır sonrasında ise harika görseller ile karşılaşacaksınız. Bu manzaralar için fotoğraf makinenizi kesinlikle yanınıza almalısınız. Bu civarda görülmeye değer bir başka yapı da Sivrihisar Köyü yakınlarındaki Kızıl Kilise. Bozkırın ortasında tek başına duran Kızıl Kilise adını, yapımında kullanılan koyu kırmızı trakit taşlarından almış. 7. yüzyıla tarihlenen kilise, Kapadokya'nın taştan inşa edilmiş ve günümüze en sağlam durumda ulaşmış yapısı. Haç planlı kilisenin kubbesi ayakta, ancak haç kollarının üst örtüsü kısmen yıkılmış. Bu yüzden Dünya Anıtlar Fonu Kızıl Kilise'yi dünya üzerinde en fazla tehlike altında olan ve korunmasına özen gösterilmeyen 100 tarihi eser arasında gösterdi. Aşağı Mahalle'den başlayıp ilçe merkezinin dışına doğru 4-5 km boyunca süren vadi ise Manastır Vadisi olarak adlandırılıyor. Burada da Kapadokya'nın diğer yerlerinde olduğu gibi kayalara oyulmuş 50 civarında kilise ve manastır bulunuyor. Vadinin başlangıcında bir yeraltı kenti de bulunuyor. Vadideki bazı kiliselerin duvarları fresklerle süslü, bazılarının da dış cephesi yontularak şekil verilmiş. 2005 yılları civarında tesadüfen bulunan bu yeraltı şehrinin bir diğer özelliği de kervansaray olmasıdır. İçerisinde bulunan harika kaya oymacılığı işiyle gezerken gözleriniz bayram edecek. Bu yeraltı şehri Gaziemir köyünün hemen girişinde yer almaktadır. Nevşehir'den biraz uzaklaştığımızda Aksaray sınırları içerisine kalan bu kilise yapısı ile dikkat çekmektedir. Hem manzarası ile Nevşehiri izleyebilir, Kapadokya'yı uzaktan görebilirsiniz. Hem de iki şehir arasında bulunduğundan dolayı Aksaray'ı da görmeniz mümkün olacaktır. listesi arasında yer almalıdır. Ihlara Vadisi'nde ATV kiralayabilir, trekking yapabilir, doğa yürüyüşüne çıkabilir ve balon türü yapabilirsiniz. Ihlara Vadisi'ne girdikten sonra sağ tarafta kalmaktadır. Kilisenin üst duvarlarında yer alan İncil'den sahneler görenleri büyülemektedir. İki kattan oluşan bu kilise ise adını ağaçların arasında bulunmasından dolayı almaktadır. Eskiden kiliseye alt kattan giriş yapmak isteyenler ağaç dalları ile birlikte girdiği için bu isimle anılmaya devam etmiş. Bu kilise ile vadiye girişte hemen sol tarafta yer almaktadır. Ağaçaltı Kilisesi'nde olduğu gibi burası da adını sümbül ağaçları ile çevrili olduğundan dolayı almıştır. Sümbüllü Kilisesi'nde iki kat bulunuyor olup, üst katı kendi içerisinde farklı odalara bölünmüştür. sorusunun cevabı en iyi bu şekilde verilebilir. Ankara'ya 300 km uzaklıkta bulunan ve yakın çevresinde Akhisar, Niğde gibi ilçelere uzaklığı 80-90 km arasında olmaktadır. Kapadokya'ya otobüsler ve özel araçlarınız ile gidebilirsiniz. Hızlı bir şekilde gitmek isteyenler ise Nevşehir'e uçak bileti alarak bu isteklerini gerçekleştirebilirler. Nevşehir'den Kapadokya'ya otobüsler rahatlıkla bulunabilir ve ucuz durumdadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/635-bozuyuk-koyu-tanitimi.html", "text": ", Muğla'nın Yatağan ilçesine bağlı köylerden biridir. Muğla otoyolu üzerinden il merkezine 8 kilometre mesafede yer alır. Kültürel yapısını korumuş sakin, tipik bir Ege köyüdür. Taş evleri, ormanlık alanları, su kaynakları ve kültürel yapısı ile görülmeye değer köylerden biridir. Bozüyük yakın zamana kadar pek bilinmeyen bir köyken dizi ve filmlerin burada sıkça çekilmesi ile merak uyandırmıştır. Köyde Baba Ocağı, Dondurmam Gaymak, Düriye'nin Güğümleri, Ümmü'nün Türküsü, Dabbe, Sürgün İnek ve Güzel Köylü dizi ve filmleri çekilmiştir. Bu filmlerde köyde yaşayanlar da figüran ve oyuncu olarak bulunmuştur. Aynı isimde Bilecik'in bir ilçesi de vardır fakat bahsettiğimiz köy Muğla'da bulunur. Bozüyük'te beylikler döneminde Menteşe Beyliği hüküm sürmüştür. Burası beyliğin üç büyük kazasından biri olarak geçer. Konumu Muğla- Milas ticaret yolu üzerinde olduğu için önem taşır. Sonraki yıllarda Ahi Sinan ve sülalesi, bölgeye sefer düzenleyen Timurlenk'ten kaçmış ve bugünkü Yatağan ilçesine yerleşmiştir. Böylece Bozüyük küçülmüş ve Yatağan'da ticaret ve esnaflık gelişmiştir. Osmanlı yıllarında ise Kanuni Sultan Süleyman Rodos Seferi'ne çıkmış ve köyde mola vermiştir. Ardından buraya han, hamam ve cami gibi yapılar inşa ettirmiştir. köyüne giderken köye yaklaşılan noktada yol üzerinde bir yeşillik ve sulak bir alan olan Pınarbaşı güzel bir mesire yeri. Bölgedeki Koru Çayı'nın pınarının burada olmasından dolayı ismi de Pınarbaşı olmuş. Burada bir de işletme bulunuyor. Daha önceleri burada sadece bir kahve bulunurken günümüzde güzel bir işletme ve geniş bir mesire yeri var. Gündüz de gece de açık olan işletme özellikle yaz akşamları kalabalık oluyor. Burada satılan tüm ürünler köyde yetiştirilen ve üretilen ürünlerden oluşuyor. Bu yüzden ayrıca lezzetli bir menüleri var. Ayrıca burada tavus kuşu, bıldırcın, tavuk, kaz ve tavşanlar da bulunuyor. Bozüyük köyünde yine Pınarbaşı mevkinde tarihi bir anıt ağaç bulunuyor. Bir çınar ağacı olan bu doğal değer Orman ve Su İşleri Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü tarafından koruma altına alınmış durumda. Yıllara meydan okuyan ağaçta yapılan araştırmalarda yaşı 800 olarak hesaplanmış. 6 metre genişliğe ve 30 metre yüksekliğe sahip bu çınarın altında geniş bir oyuk bulunuyor. Yöredekilerin anlatışına göre yakın zamana kadar ağacın oyuğundan at üzerinde geçmek mümkün oluyormuş. Anıt Ağaç Yatağan ilçe merkezine 24 kilometre mesafede ve Bozüyük köyünün girişinde bulunuyor. Çevresine kurulmuş olan Pınarbaşı Mesire Yeri'ne gitmişken ağacın altında kahvaltı yapmak da güzel bir tercih olabilir. ilçesine bağlı köylerden biridir. Buraya özel araçla gitmek isteyenler Muğla - Aydın otoyolu üzerindeki Bozarmut köyünden sola saparak ve köy tabelalarını takip ederek ulaşabilirler. Toplu taşıma kullanacak olanlar da Yatağan'a gelip buradan Bozüyük'e giden toplu taşıma araçlarını kullanabilirler."} {"url": "https://www.gezipedia.net/636-kisin-gidilmesi-gereken-en-iyi-10-ulke.html", "text": "listesinden kendinize en uygununu bulup harika bir gezi planlayabilirsiniz. Kış aylarının en popüler yerlerinden biri olan Norveç'i tercih etmek için birçok sebebiniz olabilir. Bunlardan ilki ise kuzey ışınlarını bu ülkeden görebiliyor olmanız. Aurora Işıkları adıyla da bilinen bu yeşil ve tonlarına yakın ışık sizlere muhteşem bir görsel sunmaktadır. Balkanlardan gelen soğuk hava dalgasını ülkemizde tatmış olanlar olabilir. Bu soğuk hava dalgasının geldiği yeri gezmek ise size güzel anılar yaşatacaktır. Medeniyetin ortasında olan Bulgaristan ülkesi daha önceden Müslüman ve Hristiyan gibi mezheplerin bir arada yaşadığı ve yaşamaya devam ettiği harika bir ülkedir. Kesinlikle dışlanma hissetmeyeceğiniz bu ülkede beyaz kart örtüsü gözlerinizi şenlendirecek cinsten. Macaristan'da bulunan Budapeşte Tuna Nehri civarında konumlanmıştır. Orta Avrupa'nın en büyük şehirlerinden biri olma unvanını taşıyor olup, iki şehrin birleşmesi ile oluşmaktadır. Burada yaşayan farklı ırk ve dinden insanlar sayesinde huzurlu bir ortam bulunuyor. Farklı yerden gelen turistler dışlanmamakla birlikte çok sıcakkanlı bir şekilde karşılanıyor. ile birlikte size güzel tecrübeler yaşatacaktır. Soğuk mevsimin en yakıştığı ülkelerden biri olan Almanya, Berlin şehri ile muhteşem bir ambiyansa sahip. Gerek içerisinde bulundurduğu tarihi yapılar ve geçmiş, gerekse sonradan eklenen muhteşem süslemeler Noel ve yılbaşı için tercih edilebilir yer olarak karşınıza çıkmaktadır. Göteburg şehrinde eşsiz manzaralar ile beraber deniz kıyısında yapabileceğiniz geziler sizleri tatmin edecektir. Kış mevsimi bile olsa satın alabileceğiniz tekne turları ile beraber İsveç'in Göteburg şehrini sular üzerinden gezme şansına sahipsiniz. Çek Cumhuriyeti, kış aylarında çok soğuk bir havaya sahip olup, kar yağdıktan sonra muhteşem bir sakinlik ile sizleri karşılayan bir ülkedir. Özellikle Prag şehrinde bu eşsiz doğal güzelliğin tadına sonuna kadar varabilecek, ucuz yaşam şartları sayesinde uzun bir gezi yapabileceksiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/637-bitezde-gezilecek-yerler.html", "text": "Bodrum'a 8 km mesafede olan ve mavi bayraklı plajları, müthiş doğası ile son yıllarda en gözde tatil beldelerinden biri olmayı başarmış bir yerdir. Ünlü çökertme türküsün de adı geçen Bitez yalısını görmeden tatil yaptığınız en güzel yer neresi sorusuna cevap vermemelisiniz. Bodrum merkeze çok yakın olmasına rağmen burası nispeten daha sakin olduğu için denizin tadını istediğiniz gibi doyasıya çıkartabilirsiniz. Eski ismi Ağaçlı olan beldenin bu adı almasının sebebi arasında dolaşmaya doyamayacağınız mandalina bahçeleri ile çevrili olmasıdır. Asıl belde merkezi deniz kenarında değildir. Çökertme türküsünde adı geçen Bitez yalısı beldenin deniz kıyısında yer alan bölümüne verilen addır. Çökertme türküsünde geçen Bitez yalısında huzur dolu bir tatili istediğiniz an Bodrum'a giderek eğlenceli bir tatile dönüştürerek yaşayabilirsiniz. Bodrum merkeze çok yakın olan Bitez'in tarihinin ayrı olarak ele alınmasına imkan yoktur. Bitez'de antik çağlarda yarımadaya yerleşim başlamıştır ve günümüze kadar da farklı medeniyetler izlerini bırakarak yer almışlardır. Bitez de en eski tarihi yapılar olarak taş evler ve sarnıçları görebilirsiniz. Bodrum merkeze çok yakın olan Bitez'de tatil yapacak kişiler merkezde bulunan Bodrum kalesini, su altı arkeoloji müzesini ve Halikarnas Mozelesi, Zeki Müren müzesi gibi tarihi mekanları gezebilirler. denildiğinde aklınıza bu dondurmanın gelmesine neden olacaktır. Bitez yaz mevsimlerinde nüfusunun çok arttığı bir beldedir ve burada yaz aylarında düzenlenen konserler festival tadında bir tatil yaşanmasını sağlamaktadır. En ünlü sanatçıların verdikleri konserlerde izleyiciler coşmaktadır. Gündüzleri plajlarında yüzebilir ve akşamları da düzenlenen konserler ile tatilinizin unutulmaz olmasını sağlayabilirsiniz. Bitez sadece yüzmek için değil su sporları yapmak için tatile çıkanların da en çok tercih ettiği yerler arasındadır. Bitez'in temiz ve masmavi denizinde sörf uygun rüzgarın olması ile yapılabilmektedir. Her yıl sörf yapmak için buraya gelen sörfçüler rengarenk sörfleri ile adeta bir şölen havası yaşatmaktadırlar. Bitez'de bulunan tesislerde ayrıca tenis, golf gibi sporları da yapmanız mümkün olmaktadır. Bitez plajları temizliği ile mavi bayrak almayı başarmıştır ve denizde yüzerken dibini görebilirsiniz. Denizin kıyıda derin olmaması ile özellikle küçük çocukları olan ailelerin tatil için tercih ettiği bir yer olmasını sağlamaktadır. en iyi seçim olmaktadır. Burada tatil yaparken istendiği an Bodrum'a giderek sosyal hayatı yaşamak mümkün olmaktadır. Bitez'de bulunan restoranlarda yeni tutulmuş lezzetli balıkları denizde oluşan yakamozları izleyerek unutulmaz akşam yemeklerinde yiyebilirsiniz. ? diye sorulacak olursa; burayı ziyaret etmek isteyen kişilerin önce Bodrum'a gitmeleri gerekmektedir. Bodrum'a havayolu ile kolayca ulaşabilir ve merkezden Bite''e 8 km olan mesafeyi gitmek için toplu taşıma araçlarını kullanmanız mümkün olmaktadır. Bitez'e karayolunu kullanarak araç ile gitmek isteyen kişilerin de İstanbul'dan 800 km, Ankara'dan 720 km, İzmir'den 260 km yolculuk yapmaları gerekmektedir. Sosyal hayatın yanı başınızda olduğu ama gündüzleri de daha sakin bir plajda denize girmek denizin tadını rahatça çıkartmak için Bitez'i tercih etmelisiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/638-agvada-gezilecek-yerler.html", "text": "ziyaretçilerini büyüleyici bir havaya sokmaktadır. Butik otelleri sayesinde turizm için gelenleri adeta kendisine aşık eden Ağva'da balıkçı koyu ile balık tutmak isteyenlerin gönlünde taht kurmaktadır. dendiği zaman aşağıda bulunan listeyi mutlaka gözden geçirmelisiniz. Feneri, tamamlanması 1856 yılına kadar sürmüştür. Şu anda dünya üzerinde faaliyette olan en büyük deniz feneri unvanını taşımaktadır. Fenerin deniz seviyesinden 60 metre yükseklikte bulunuyor olup kule yüksekliğinin 19 metre olduğu bilinmektedir. Aynı zamanda etrafa verdiği ışık ise 35 mil kadar ileriyi gösterebiliyor. Yapım sebebi Karadeniz'den İstanbul'a girecek gemilere yol gösterme amacını taşımaktaydı. Günümüzde de hala İstanbul Boğazı'na giren gemilere yol gösteriyor. Buraya yapacağınız gezide fener içerisinde sergilenen eski el fenerleri, gaz lambaları gibi eşyaların sergilendiğini göreceksiniz. Nostalji yaşamayı sevenler buraya bayılacaklar. Şile Feneri gezisinden sonra yakında olan Ocaklı Kale'ye uğramadan olmaz. Tarihi mekan meraklıları için oldukça güzel bir yerdir. Diğer adıyla Şile Kalesi olan bu kale eski zamanlarda Cenevizliler tarafından yapımı tamamlanmıştır. Yakın zamanda restorasyon edilen kale ziyaretçileri en iyi şekilde karşılamayı hedeflemekte. 12 metre yüksekliğe sahip olan kalenin yapım amacı ise dışarıdan gelebilecek düşman tehlikelerine karşı askerlerin güvenli bir şekilde nöbet tutmasıdır. Ağva'nın etrafında olan iki nehirden biridir. Nehrin etrafında bulunan ağaçlar yaz mevsiminde yeşillikleri ile görenleri büyülemektedir. Plaj kısmından yola çıkıldığı zaman şehir merkezine doğru 3 kilometrelik bir nehir sizleri bekliyor olacak. Eğer nehir üzerinden gezmeye karar verirseniz deniz bisikleti ve sandallar ile bu isteğinizi yerine getirebilirsiniz. Aynı zamanda tekne turlarına katılıp daha kolay bir şekilde gezebilirsiniz. Balık tutmak için de oldukça uygun bir nehirdir. listeniz arasında mutlaka Hacıllı köyünü eklemelisiniz. İçerisinde bulunan Ballıkayalar, Gürlek ve Göller Vadisi mağaralarını büyük bir zevk ile inceleyeceksiniz. Aynı zamanda bu köy şelaleleri ile ünlüdür. Yüksek uzunluğa sahip, azgın suyu ile izlemesi oldukça zevkli olan şelalelere köy merkezinden 1.5 kilometre kadar yol yürüyerek ulaşabiliyorsunuz. Şile'de saklı cennet arıyorsanız mutlaka Saklı Göl'ü ziyaret etmelisiniz. Buraya baktığınız andan itibaren gözlerinizi yeşillikten alamayacaksınız. Gölün temizliğine yansıyan ağaçlar ve kayalıklardan bir an olsun ayrılmak istemeyeceksiniz. Aracınızı biraz uzak yere park etme sorunu dışında sizleri kendisine çekecek bir yerdir. Araç park etmenizden sonra yürüyerek devam etmek zorundasınız. Sakin deniz suyu ve büyüleyici kayalıkları ile ünlü olan Kadırga Koyu yüzme keyfi yaşamak isteyenlere güzel bir deneyim sunacaktır. Gerek denizin sakinliği olsun gerek suyun kaldırma kuvveti olsun sizi yüzerken bir kuş gibi hissettirecek. Denizin maviliği ise Ege'yi aratmayacak cinsten. Oldukça temiz deniz suyunda gözlerinizi açtığınız zaman deniz içini rahatlıkla görebiliyorsunuz. Ayrıca Kadırga Koyu'nda bulunan anfi tiyatroyu ziyaret ederek kültürel bir gezide bulunabilirsiniz. Göksu Nehri'nden sonra Ağva'yı çevreleyen ikinci nehir olan Yeşilçay Nehri, balık ekmek yemek isteyenler için uygundur. Nehrin temiz olması ve burada da katılabileceğiniz tekne turları ile kendinize iyi hissedebilirsiniz. Aynı zamanda nehrin yanında bulunan Aşıklar Yolu üzerinde bisiklet turları, deniz bisikleti ve yürüyüş yapabilirsiniz. sorusu için verilebilecek en doğru cevap İstanbul'a yakınlığı ile bilinen Şile'de bulunmaktadır. Şile'nin beldesi olup tam olarak kıyı kesimde kalmaktadır. İstanbul'un şehir yoğunluğundan sıkılanların kaçamak yeri olarak bilinir. Siz de şehir karşamasından sıkıldıysanız Ağva'yı ziyaret ederek üzerinizdeki stresi basit bir şekilde atabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/639-gemlikte-gezilecek-yerler.html", "text": ", birbirinden ünlü kaplıcaları ve yüzmek için deniz kıyıları ile tatil yapacakların gönüllerinde taht kurmayı başarmaktadır. Denize olan kıyısı ve harika yeşillikleri ile doğa severleri ve turizmcileri kendisine çeken Gemlik ilçesine kaplıcalardan şifa bulmak için yurdumuzun ve ülkenin dört bir yanından ziyaretçiler gelmektedir. İçerisinde bulunan yeşillikler arasında dereleri ve ovaları ile görenleri cennetten bir köşesinde gibi hissettiriyor. , M. Ö. 12. yüzyıla kadar geçmişi bulunuyor. Anlatılan efsanelere göre bu bölgeye ilk olarak Herkül ayak basmıştır ve ayak basma nedeni olan kayıp arkadaşı Syrus'un adını buraya vermiştir. Perslerin, Büyük İskender'in ve Romalıların ordularına, halkına ev sahipliği yaptığı da bilinmektedir. Yapılan arkeoloji çalışmaları bunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Arkeolojik kazılarını daha önce havadan çekimler ile inceleme şansı sunan Bursa Belediyesi artık bu alanı açık hava müzesine çevirmeye karar verdi. Müzenin 2600 yıllık olduğu biliniyor. İçerisinde Roma dönemine ait mezarlar ve törenlere ait görseller bulunmaktadır. Bünyesinde çeşitli oteller, lokanta ve havuzu bulunan kaplıcanın bizlere sunduğu su oldukça şifalıdır. Buraya gidip kaplıcalarda su içerisinde kaldığınızda romatizma, kalp hastalıkları ve zihinsel sıkıntılarınızı rahatlayarak çözebilirsiniz. Daha önce bu şikayetlerden gidenlerin ağrı ve sancılarının dindiği bilinmektedir. Eşsiz deniz manzarası ile bizlere harika lezzetler sunan Atatepe Sosyal Tesisi, ücret konusunda ise oldukça uygun durumda. Belediye tarafından işletilen bu tesiste yemek yiyerek veya kahve içerek manzaranın tadını güzel bir şekilde çıkarabilirsiniz. Ayrıca düğün veya çeşitli özel organizasyonlar için de kiralanabildiği için işlevsel bir mekan haline gelmektedir. Gemlik ilçesine bağlı olan Büyükkumla köyü genellikle yüzmek için gelen tatilcilerin uğrak mekanıdır. Sakin denizi ve yeşillik dolu plajı ile doğa severleri kendisine çekiyor. Köyün sakin ve cana yakın insanları da burasını sevmenizi sağlayacak. arıyorsanız kesinlikle bu köyü araştırmalısınız. Yüksek ve yeşil kaplı dağların eteklerinde kalan harika koyu ile yüzme severleri memnun edecek cinsten bir yerdir. Plajın başlangıç kısmından itibaren sık ve yeşil ağaçlardan alacağınız oksijen ile güzel bir tatil hayal edebilirsiniz. Eğer yolunuz Eylül aylarında Gemlik taraflarına düşerse 3 gün düzenlenen festivale katılmanız sizlere ayrı bir deneyim yaşatacaktır. Burada her yıl düzenlenen bu festivale çeşitli sanatçılar geliyor olup, Gemlik'te bulunan yerli gruplara yer veriliyor. Aynı zamanda yöresel oyunlar oynanıyor. Festival sabah saatlerinde başlayıp geceye kadar aralıksız olarak devam etmektedir. sorusunun cevabı olarak tam kıyı kesimde kaldığını söyleyebiliriz. Özel araçlar ile diğer her yere ulaşabildiğiniz gibi Gemlik ilçesine de özel aracınız ile gidebilirsiniz. Özel aracı olmayanlar ise otobüs gibi yöntemleri kullanabilir. Farklı bir yolculuk yapmak isteyenler Yenikapı üzerinden kalkan feribotlar ile Gemlik ilçesine kolay bir şekilde ulaşabilirler. Böylece liman kısmına yakın yerde inmiş olursunuz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/64-mardinde-gezilecek-yerler.html", "text": "; Türkiye, Suriye ve Irak'ı birbirine bağlayan kavşak noktasında yer alıyor. Kentin adının Süryanicede kale anlamına gelen Marda kelimesinden geldiği sanılıyor. Hurrilerden, Akkoyunlulara kadar birçok uygarlığa ev sahipliği yapan kent altın çağını Artuklular zamanında yaşamış. Şehidiye Camisi, Latifiye Camisi, Emineddin Külliyesi, Ulucami, Zinciriye Medresesi ve Hatuniye Medresesi gibi anıtsal yapıların çoğu bu dönemden kalma. Sarp bir kalenin eteklerinde gelişen Mardin sanki geçmiş zamanda yaşıyor, kentin dar sokaklarında adım başı tarihi bir çarşı, kilise ya da medreseyle karşılaşılıyor. Tamamı SİT alanı olan Mardin, Venedik ve Kudüs'le kıyaslanıyor. 'de Türkler, Kürtler, Araplar, Süryaniler, Keldaniler, Ermeniler ve Ezidiler barış içinde bir arada yaşıyor. Pek çoğunun nüfusu azalıp tamamen ortadan kalkmış olsa da çok kültürlü yapı kentin neredeyse havasına, suyuna sinmiş. olmaktadır. Mardin müzesi ilk olarak 1895 yılında inşa ettirilmiş olup ilk kullanım şekli bir patrikhanedir. Mardin Müzesinin günümüzdeki halini alması ise 2000 yılında gerçekleştirilmiştir. Yapılan restorasyonlar sonrasında günümüzdeki müze halini alan Mardin müzesi üç katlı bir yapıdır. Müzenin en çok dikkat çeken kısmı ise ikinci katıdır. İkinci katında bulunan Roma ve Asur medeniyetlerine ait eserler oldukça dikkat çekmektedir. . Kentte Süryani Ortodoks Cemaatinin iki kilisesi ve bir manastırı daha var. Mardin'de Ermeni Katoliklerin, Süryani Katolik ve Protestanların da ibadete açık kiliseleri bulunuyor. benzersiz bir mimarinin ve doğal uyumun izlerini taşıyor. Ocaktan çıktığında testereyle kesilebilen sarı kalkere Mardinli taş ustaları şekil veriyor, taş havayla temas ettikçe sertleşiyor. Camiler, kiliseler, medreseler, hamamlar ve konaklar hep bu taştan inşa edilmiş. Evlerin dış cephesi, kapı ve pencere sövelerinde taşlar dantel gibi işlenmiş. Mardin evleri tamamen iklim koşullarına uygun olması için üretilmiş hemen hemen 4 metre uzunluğundaki yapılardır. Yazlık zamanlar için içerisinde farklı bir bölüm bulunduran Mardin evleri yörenin tasarımlarını ve kültürünü yansıtan en büyük yapılardandır. Kentin dar sokaklarında birbirine olabildiğince yakın inşa edilmiş taş evlerin hiçbiri diğerini gölgelemiyor, penceresini kapatmıyor, hepsi Mezopotamya'yı seyrediyor. da insanı zaman tünelinde yolculuğa çıkarıyor. ilk inşa edildiğinde iki minareli bir cami idi ancak günümüze yalnızca bir minaresi gelebilmiştir. Minarenin üzerinde ise cennetle müjdelenen on sahabenin ismi yer almaktadır. gibi birçok tarihi yapı örnek olarak gösterilebilir. Mardin ziyareti esnasında bu gibi tarihi mekanların kesinlikle görülmesi gerekmektedir. Aksi takdirde Mardin ziyareti tam anlamı ile gerçekleştirilmiş sayılmayacak, yeterli haz alınamayacaktır. kentin 3 km güneydoğusunda yer alıyor. Söylenceye göre yeni binalar inşa edilirken sıvasında yörede yetişen safran bitkisi kullanılmış, bu yüzden adı Deyrulzafaran Manastırı olarak kalmış. 4. yüzyılda inşa edildiği kabul edilen manastır 12. yüzyıldan 1933 yılına kadar Süryani Ortodoks Patrikhanesi'ne ev sahipliği yapmış. 1933 yılında Süryani Ortodoks Patrikliği Suriye'nin Humus kentine taşınınca manastır, Mardin Metropolitliği'nin merkezi durumuna gelmiş. Mardin Metropoliti'nin de ikamet ettiği manastırda 30-35 kişi yaşıyor. Aktif bir manastır olması nedeniyle günün belli saatlerinde ve kontrollü olarak ve bilet karşılığında ziyaret edilebiliyor. ni konuşuyor. Tur Abdin bölgesinde yaşayan Süryanilerin Ortodoksların ibadete açık 5 manastırı ve 30 kilisesi var. Protestan ve Katolik Süryanilerle Ermeni ve Keldanilerin de ibadete açık kiliseleri bulunuyor. sorusunun aslında oldukça fazla cevabı bulunmaktadır. Mardin mutfağı kültürü gibi çok zengin. Yöreye has baharatlar kullanılarak yapılan yemekler arasında Lebeniye, Sembusek, Irok, Kibbeh, Kitel Raha, Kaburga Dolması ve Maklube başta geliyor. Mardin'in imlebbeys denilen badem şekeri de ünlü. ismi ile tanıdıkları aslında bir tür işkembe dolması olan yemek gelmektedir. Genellikle oğlak ya da kuzu işkembesi içerisinde et ve birkaç baharat eklenmesi ile hazırlanan oldukça leziz bir yemektir. hemen hemen her yörede bulunan bir lezzet olmasına rağmen Mardin'in kendi kültürüne has ırok ismi verilen bir tür içli köftesi de mevcuttur. Çeşitli baharatlar katılarak hazırlanan ve kızartma işlemlerinden geçerek hazırlanan ırok Mardin'de kesinlikle tadına bakılması gereken lezzetlerdendir. Soğan kebabı ise Mardin'e has olan lezzetlerden bir diğeridir. Yarım soğanlar ile hazırlanan kebapta soğanın içerisine salça suyu ve içerisinde kıyma bulunduran özel bir harç katılır ve gerekli işlemler uygulanır. Sonrasında ise ortaya mükemmel bir lezzet çıkmaktadır. 'ya 988 km ve İzmir'e 1430 km uzaklıkta. Hava yolu ile ulaşmak isteyenler için Mardin'e uçak seferleri de yapılıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/640-kisin-gorulmesi-gereken-en-iyi-10-sehir.html", "text": "kış ayı süresince doğal güzelliğe sahip, sosyal aktiviteleri bulunan harika şehirleri yazdık. Her cebe uygun bu şehirleri tatil yapacağınız kişiler ile birlikte değerlendirebilirsiniz. Yine tarihi yapıtları sıkça göreceğiniz, estetik bir yapıya sahip Londra, saat kulesi ve Hyde Park'ı ile sizleri büyüleyecek. Şehiri 2 katlı otobüsler ile otobüsün tepesinden kış ayında oturarak sıcak bir yerden gezebileceksiniz. Şehir içinde bu turu oldukça sık düzenlemektedirler. Yararlanmak için şehrin turizmciliğinden bilgi alabilirsiniz. Kuleler şehri olarak bilinen Prag, kış ayları içerisinde çeşitli kutlamalar yapılarak turizm gezilerine gelenler için şölen edasında çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. Katılacağınız bu kutlamalarda kimse sizi dışlamayacak olup kalın montunuzu alıp sınırsız eğlencenin tadına varmaya hazır olun. Listemizde ikinci bir ABD şehri bulunmaktadır. San Dieago yaz aylarında efsane olduğu gibi kış aylarında da farklı bir tada sahip. Kesinlikle kar yağdığında o soğuk havayı tatmanız gerekiyor. Üstelik kışın beyaz ile kaplanacak o kumsalı görmek kesinlikle sizi iyi hissettirecek. arasında bulunabilir. Ve İrlanda'nın en büyük özelliği Bira'dır. Bira konusunda tecrübesi çok eski yıllara kadar dayanmakta olup, çok ucuza lezzetli biraların tadına bakabilirsiniz. Bu aktivite için ise Dublin tam bir biçilmiş kaftan olacaktır. Sıcak, kış manzaralı mekanları ile sizi kendisine çekecek bir şehir. Özgürlüğü için büyük mücadele verilmiş olan Küba ülkesi geçirdiği bu zor günlerden sonra altın çağını yaşamaktadır. Havana şehrinde bulunan yeşillikler kışın gezilebilecek en iyi yerler arasında bulunmaktadır. Havana şehrinde denize girmek isteyebilirsiniz fakat bu eylem kış ayında yapılacak pek mantıklı bir iş gibi görünmüyor. Onun yerine ormanda gezmeyi, karayipleri uzaktan izlemeyi tercih edebilirsiniz. Üstüne basa basa söylediğimiz kış aylarının vazgeçilmek aktivitesi olan kayak yapmak her tesiste aynı zevki, aynı tadı vermez. Fransa'nın kışında Chamonix şehrinde size apayrı bir deneyim yaşatacak kayak merkezi bulunmaktadır. Dağ eteklerinde bulunan tesis alanında teleferik ile dağa çıkıp, Fransa'nın eşsiz güzelliğinde kayak yapabilirsiniz. Sydney teknoloji şehri olarak anılmaktadır. Bu şehir altın çağını sonbahar ve kış aylarında yaşamaktadır. Muhteşem mimarisinden gelen loş ve turuncuya yakın ışıklar ile şehri turlarken gözleriniz şenlenecek. Yine kuzeyde yer alan bir ülke ile devam ediyoruz. Kanada ülkesi yaşam refah seviyesi en yüksek olan ülkeler arasındadır. Vancouver şehri ise büyük dağları ile tanınır. Burada kış ve sonbahar aylarında muhteşem geziler yapabilirsiniz. listesinde yerini alan son şehir ise Bruges. Bu şehirde karla kaplanan köprülerin altından sallar ile geçerek muhteşem kış manzarasını izleyebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/641-sarigermede-gezilecek-yerler.html", "text": "doğası, plajı, tarihi ve kültürel yapısı ile mutlaka tatil rotanız içine almanız gereken yerlerden biri. Sarıgerme Muğla ilinin güneyinde bulunan Ortaca ilçesinin bir tatil beldesi ve cennetten bir köşe sanki. ile bölgenin mavi bayrakları plajlarından en ünlü ve en güzel olanı diyebiliriz. Dalgasız denizi, arka tarafında bulunan dağlara yayılmış olan çam ormanları ile tam bir tatil beldesi olan Sarıgerme, metrelerce gidilse bile derinleşmeyen deniz suyu seviyesi ile özellikle çocuklarımız için sanki dev bir çocuk havuzu niteliğinde. sakinleri tarafından kurulan bir dernek sayesinde oluşturulmuş bir plaj mevcut. Dernek tarafından sahilin düzenlenmesiyle oluşturulan bu plajda, duş, tuvalet, şezlong, kabinler, büfe ve şemsiye gibi hizmetler veriliyor. Turizm Bakanlığı'nın pilot bölge olarak bu uygulamayı hayata geçirdiği Sarıgerme'de bu plajı kullanmak için de uygun bir ücret ödemeniz gerekiyor. Sezon zamanı araç trafiğine kapatılan ve otopark yasağı getirilen alana ulaşmanız için, otopark olarak kullanılan bölgeden plaja çekçekler ile ücretsiz olarak ulaşmanız mümkün. - Baba Adası - Pisilis Antik Kenti - Sarçed Plajı - Aşı Koyu - Sarsala Koyu -Marmaris arasında gezen teknelerin uğrak yeri, adanın açık denize bakan kısmı iste sualtı turizmi ve dalgıçlar için en güzel yerlerden biri. Sahilin yaklaşık 1 mil kadar açığında bulunan Baba Adası aynı zamanda doğal bir dalgakıran özelliği görerek, denizin genelde sakin olmasında rol oynuyor. Osmaniye Köyü ve Sarıgerme Plajı arasında yer alan Pisilis Antik Kenti tarihi ev kalıntıları, mezarlar ve şehir surları ile gezilip görülmesi gereken yerlerden. Turizm Bakanlığı tarafından pilot bölge olarak hizmete giren plaj bölge otelleri dışında kalan müşterilere uygun ücret karşılığında kusursuz hizmet veriyor. Muğla sınırlarında bulunan bir çok koy gibi çok temiz bir deniz suyuna sahip olan Aşı Koyu'nu mutlaka ziyaret etmelisiniz. Virajlı tepeler ve dağ yollarının aşılması sonucu ulaşılan Sarsala Koyu sakin ve huzurlu sularıyla adeta sizi kucaklıyor. gibi Muğla'nın diğer cennet köşelerini de gezebilirsiniz. Sarıgerme arası 680 km'lik (ortalama 7.5 saat) bir mesafededir. Otobüs ile de bir çok şehirden Muğla merkez ya da Ortaca ilçesine direk ulaşım olanağına sahipsiniz. Muğla merkez ya da Ortaca'ya ulaştıktan sonra şehir içi ulaşım olanakları ile Sarıgerme'ye ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/643-yuksekovada-gezilecek-yerler.html", "text": "Hakkari'nin ilçelerinden biridir. İl merkezine 77 kilometre mesafede bulunur. İle bağlı en büyük ilçedir. Zap Vadisinin güney yamacına konumlanmıştır. Etrafı dağlarla çevrili olan ilçe bir ova üzerine kurulmuştur. Toprakları ve iklimi tarıma elverişlidir. İlçe doğal ve tarihi mirasıyla öne çıkmaktadır. Turizm açısından henüz keşfedilmemiş bir yer olan ilçe birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Doğası ve tarihi mirasıyla görülmeye değer yerlerden olan Yüksekova'nın tarihine kısaca değinmek faydalı olur. Seyithan Gölü ilçeye bağlı Yazılı Köyü'nde bulunur. Buradaki Cilo Dağı'nın zirvesine varmadan hemen önce karşılaşılır. Doğası ile dikkat çeken Berçelan Yaylası'nın da içindedir. Gölün bulunduğu alan dağ sporları için de uygundur. Dağcılık, kayak sporları ve avcılık yapılabilmektedir. Burada yılın her mevsimi çadır kurulabilmektedir. Doğa ile iç içe zaman geçirmek için oldukça güzel bir alternatiftir. Dev Evleri ilçenin Tirşin Yaylası'nda bulunur. Kayalar oyularak oluşturulmuş dev yapılardır. Bunlar yol üzerinde kalır ve birbirini koruyacak şekilde planlanmışlardır. Bu oyukların Dirheler tarafından Asur saldırılarından kendilerini savunmak için ya da yaylaya çıkan insan ve sürüleri korumak için yapıldığı tahmin ediliyor. Melik Muhammed Esat Medresesi dönemin Hakkari Beyi olan Muhammed Esad tarafından yaptırılmıştır. Bölgenin eğitiminde önemli bir yeri olan kurum 1910 yılına kadar öğrenci yetiştirmeye devam etmiştir. Ardından kapanmıştır. İki katlı olarak inşa edilen yapının ortasında geniş bir avlu bulunur. Avlunun üstü açıktır ve diğer odalar avluya açılır. Binası günümüze ulaşmış olan medrese görülmeye değer yerler arasındadır. Kekyaşin ve Topuzova anıtları zamanında burada yaşamış olan Urartu medeniyetinin kalıntılarıdır. Bu alanlarda döneme ait resimler ve figürler bulunur. İlçenin köklü tarihi açısından önem taşır. İlçeye bağlı Büyükçiftlik Köyü'nde tarihi önemi olan birçok kalıntı ve eser bulunur. Yapılan araştırmalar bunların Urartular zamanından kaldığını göstermiştir. sorusunun da cevabını vermiş olarak yazımızı burada sonlandırabiliriz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/644-dikili-denizkoy-tanitimi.html", "text": "Denizköy, İzmir'in Dikili ilçesine bağlı köylerden biridir. İzmir Büyükşehir statüsü kazandıktan sonra mahalle olarak geçmiştir. Dikili ilçesi ile Çandarlı arasında bulunur. Turistik olarak çok bilinmeyen bir yer olsa da çevre yerleşimlerden birçok kişinin tercih ettiği yerlerden biridir. Sakin bir sahil boyu ve eşsiz kumsalları bulunur. Plajlarında şezlong ve şemsiye kiralanabilecek işletmeler de bulunur. Burada dalış, amatör balıkçılık gibi aktiviteler yapılabilir. ve BİMEYKO sitesi arasında yer alan bir krater gölüdür. Dağlık bir arazide bulunan göl el değmemiş ormanlık alanın içinde bulunur. Buraya ulaşmak için toprak bir yoldan ilerlemek gerekir. Doğa ile iç içe yapılan bir gezi ile ulaşılan gölün çevresinde çeşitli sporların da yapılabileceği alanlar vardır. Göl ve çevresi her yıl birçok ziyaretçiyi ağırlar. Özellikle Fransız ziyaretçiler buraya ilgi gösterir. Gölün çevresinden bitki ve hayvan çeşitliliği çok fazladır. Krater gölü yağmur sularıyla beslenir ve iki dere ile denize varır. Burada yılın her mevsimi ayrı güzel olsa da bahar aylarında ayrı bir canlılığa kavuşur. Gölde çeşitli balıklar da hayat bulur. Akvaryum Koyu Denizköy'ün karşısında yer alan Corci Adası'nın arka- batı yönünde yer alır. Çevresi ve eşsiz denizi ile akvaryumu andırır. Beyaz kumları ve camgöbeği rengindeki suyu ile saklı güzelliklerden biridir. Koy sert esen rüzgarlara kapalıdır. Bu sayede berrak suda yüzmek daha bir zevkli olur. Bu koya tekne ile de ulaşılabilir. Hayıtlı Koyu Denizköy- Bademli arasındaki sahil yolunun yedinci kilometresinde bulunur. Yeşil ve mavinin buluştuğu koyun karşısında Garip ve Kalem adaları yer alır. Hayıtlı doğal bir koydur. Burada antik çağda bir liman olduğu ve yine aynı tarihlerde fırtınadan kaçan gemilerin buraya sığındığı bilinmektedir. Günümüzde de burası denizcilerin sığındığı bir yerdir. Bölgenin ismi burada bolca bulunan hayıt bitkisinden gelir. Tarihte de önemli bir yeri olan koyda milattan önce 431-404 arasında Peloponnes Savaşları yaşanmıştır. Savaş Atina ve Sparta arasında olmuştur. Koydan yükseklere doğru çıkıldığında ise Aşıklar Tepesi'ne ulaşılır. Halk arasında hikayeleri anlatılan tepedeki çalılıklara günümüzde de bez parçaları bağlanarak dilek dileyenler olur. 'un akrabası olan Madam Lili'nin bölgeye yerleşmesiyle üne kavuşmuştur. Kaynağın üzerine bir koruma alanı da yaptıran Madam Lili Bademli köyüne yerleşmiştir. Kıyıda çeşitli alanlardan çıkan ve deniz suyu ile birleşen su çeşitli hastalıklara iyi gelir. yolunu takip edip Zeytin Dağı'nı geçtikten sonra Çandarlı'ya doğru sapılır. Çandarlı'dan sonra 15 kilometre devam ederek Denizköy'e varılır. Toplu taşıla ile gitmek isteyenler ilçe merkezinden kalkan otobüsleri kullanabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/645-gumuslukte-gezilecek-yerler.html", "text": ", Muğla'nın Bodrum ilçesine bağlı bir beldedir. Bodrum'un kurulduğu yarımadanın batı tarafında bulunur. İlçe merkezine 25 kilometre mesafede bulunur. Daha çok tatil beldesi olarak tercih edilen Gümüşlük, temiz ve berrak denizi, eşsiz plajları ve el değmemiş doğası ile her yıl çok sayıda ziyaretçiyi ağırlıyor. Buranın plajı mavi bayrak ödülüne layık görülmüştür. Myndos Antik Kenti'nin çevresine kurulmuş bir yerleşimdir. Doğasının yanında tarihi ile de dikkat çeker. yakınlarında bulunan bir Leleg Kenti'nden bahsedilir. Burası Leleglerin kurduğu 8 kentten biridir. Bölgeye milattan önce 2'nci yüzyılda Palamindos ismi verilmiştir. Milattan önce 4'üncü yüzyılda kentte yapı faaliyetleri sürmüş ve etrafı surlarla çevrelenmiştir. Antik kentin büyük bölümü Mausolos tarafından kurulmuştur. Milattan Önce 333 yılında Karya Satrabı Orontobatesi, Büyük İskender'e yenilmiş ve bölgeye Büyük İskender hakim olmuştur. Onun hayatını kaybetmesi ile kent ve çevresi Mısırlı Ptolemaioslar Hanedanlığına geçmiştir. Daha sonra da bölgeye Lysimakhos Hanedanlığı hükmetmiştir. Milattan önce 201 yılında Lale Deniz Savaşı sırasında Rodos donanması kente sığınmış ve kent Rodos'un koruması altına girmiştir. Milattan önce 196 yılında ise kent bağımsız hale gelmiştir. İlerleyen zamanlarda Pergamon Krallığı'nın ele geçirdiği kent milattan önce 133'te Roma İmparatorluğu sınırlarına katılmıştır. Daha sonraki dönemde kent Eparchiası'na bağlı bir piskoposluk merkezi haline gelmiştir. Bu yıllarda adı Amyndos olarak anılmıştır. Günümüzde şehrin kalıntıları ziyarete açıktır. Suların altında kalan bazı kalıntılar sular çekildiğinde gün yüzüne çıkmaktadır. Kentte yapılan araştırmalar sonucu Genç Antik Çağ'a ait kalıntılar ve pagan dinler dönemine ait eserler bulunmuştur. ile çevrelenmiştir. İsmi burada yaşayan tavşanlardan gelir. Adaya Gümüşlük Koyu'ndan yürüyerek gidilebilir. Myndos Antik Kenti'nden kalan 3500 yıllık Kral Yolu ile adaya ulaşılır. Yolun uzunluğu 150 metre, genişliği 1,5 metredir. Üzeri sığ bir su ile örtülmüştür. Adaya giderken suların içinden bu yol üzerinde yürümek ayrıca keyiflidir. Bu yapıya dair iki rivayet bulunur. Biri zamanında yapının dalgakıran ve geçit olarak inşa edildiğidir. Diğeri de Halikarnasos Kralı Mousolos sevgilisi ile birlikte gün batımını adadan izlemek için bu yolu yaptırdığı yönündedir. , önemli tatil merkezlerinden biridir. Birçok aktivite için uygun alanlara sahiptir. Gümüşlük dalış aktiviteleri için sıkça tercih edilen bir bölge. Bodrum Limanı'ndan kalkan tekneler ile dalış için buraya geliniyor. Eğitmenler eşliğinde dalış aktiviteleri yapılıyor. Diğer yandan bölge doğal güzelliklerle dolu koy ve adalardan oluşuyor. Bunları gezmenin en zevkli yollarından biri de tekne turları. Gümüşlük İskelesi'nden sabah saatlerinde başlayan turlar ile Küçük Edremit, Büyük Edremit, Çavuş Adası ve Çatal Adası geziliyor. Turlar akşama kadar sürüyor. Gümüşlük'te arkeoloji ve doğa yürüyüşleri de yapılabiliyor. Parkura gitmek için Gümüşlük'ten bir araç kalkar ve başlangıç noktasına bırakır. Aktivitenin rotası Dereköy, Kavakderesi Vadisi, Dedeler Köyü, Partipanaz, Sandima ve Yalıkavak'tır. Tüm parkur 12 kilometrelik bir alandır. Etkinlik bitiminde katılımcılar Gümüşlük'e bir araçla bırakılır. Diğer yandan Gümüşlük'e oldukça yakın konumda bulunan Kos Adası da ziyaretçilerin tercih ettiği yerlerden biridir. Çok köklü bir tarihi, 300 kilometre uzunluğundaki sahili ve mekanlarıyla Kos Adası ziyaretçilerin sıkça tercih ettiği yerlerden biri. Havaalanı'na inilir ve buradan kalkan servislerle Bodrum Otogarı'na, oradan da Gümüşlük'e gidilir. Kara yolu ile gelmek isteyenler de otobüsten Turgutreis'te inip dolmuşla ilerledikten sonra Yalı Mevkii'nde inerek Gümüşlük'e ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/646-ucak-bileti-alirken-dikkat-edilmesi-gerekenler.html", "text": "fiyatları her geçen gün daha da uygun hale gelmektedir. Fiyatların gittikçe ucuzlaması insanların daha hızlı ve kolay bir şekilde bilet almasına olanak sağlamaktadır. Karayolu yerine daha hızlı ve güvenli olan havayolunu tercih eden insanlar bilet alma konusunda tecrübesiz olduğu zaman farklı sorunlarla karşılaşabilmektedir. Bu sorunlar bazen insanların uçak biletini iptal etmesine dahi sebep olmakta ve planlarının aksamasına neden olabilmektedir. Bu yüzden uçak bileti alırken dikkat edilmesi gerekenler incelenmeli ve önemli hususlar hakkında detaylı bilgilere sahip olunmalıdır. Bilet alınırken dikkat edilmesi gereken ilk husus kullanılacak havayolunun güvenlik seviyesidir. Her ne kadar uçakla seyahat sırasında talihsiz bir olay meydana gelme olasılığı çok düşük olsa da uçağın yaşı, havayolunun geçmişi ve güvenliği hakkındaki bilgilerin detaylı bir şekilde öğrenilmesi daha iyi bir yolculuk deneyiminin yaşanmasını sağlayacaktır. bulan insanlar genellikle mümkün olan en kısa sürede satın alma işlemini gerçekleşmektedir. Ancak biletin fiyatından ve gittiği yerden ziyade hangi havalimanından kalktığı ve hangi havalimanına indiği önemlidir. Bu hususa dikkat edilmeden alınan ucuz uçak biletleri beklenmedik sorunların ortaya çıkmasına yol açabilir. Bu yüzden biletin ödemesini yapmadan önce kalkış ve iniş noktaların net bir şekilde öğrenilmesi gerekmektedir. büyük indirimlere tabi tutulabilmektedir. Bu yüzden ileri tarihte yapılacak olan seyahatler için sürekli olarak bilet fiyatlarının kontrol edilmesi en ucuz biletin alınmasına yardımcı olacaktır. Uçak bileti satın alınırken dikkat edilmesi gereken en önemli hususlar arasında biletin şartları da bulunmaktadır. Ucuz biletlerden bazılarında bagaj, check-in ve yemek gibi bazı hizmetlerin bilet fiyatına dahil olmadığının göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bu hizmetlerin bilete dahil olmadığı zamanlarda yolcular ucuz bilet aldığını düşünüp daha pahalı ödemeler yapmak durumunda kalabilmektedir. genellikle 15- 20 kilograma kadar olan bagajları ücretsiz taşımaktadır. Bu ağırlığın üstünde bagaj varsa seçimin ona göre yapılması, herhangi bir sorunla karşılaşılmasına engel olacaktır. hakkında bilgi sahibi olmasına yardımcı olacaktır. Yolcuların uçak biletini aldıktan sonra, uçuştan bir süre önce check-in işlemlerini gerçekleştirmesi gerekmektedir. Check-in işlemleri yolcunun uçuşa hazır olduğunu belirten bir işlemdir. Bu yüzden bileti satın alan kişinin check-in işlemleri başladıktan sonra en kısa süre içerisinde gerekli adımları izlemesi gerekmektedir. Check-in işlemleri sırasında koltuk seçimi ve ek hizmetler ile ilgili değişiklikler yapılabilmektedir. Açılımı \"Passenger Name Record\" olan PNR, uçak biletini satın alan kişinin, uçuşuyla ve aldığı biletle ilgili detayları görebilmesini sağlayan bir koddur. PNR kodu sayesinde internet üzerinden check-in işlemleri gerçekleştirilebilmektedir. Bu kodun güvenli bir şekilde saklanması gerekmektedir. Çünkü beklenmedik problemlerin ortaya çıkması durumunda bu kod sorunların çözülmesine yardımcı olacaktır. Uçak bileti satın alındıktan sonra bilette yazan ismin hatalı olduğunu görmek bazı problemlerin ortaya çıkmasına sebep olabilir. Bu yüzden bilet aldıktan sonra üzerinde yazan isim dikkatlice okunmalı ve bir hata varsa derhal müşteri hizmetleri aranarak gerekli işlemler yapılmalıdır. sitesinden yardım alınmalıdır. Bu site sayesinde ucuz biletler ve fırsatlar hakkında bilgiler alınabilmekte, uçuşlar hakkında detaylı aramalar yapılarak en doğru havayolu belirlenebilmektedir. FAST FLY Turizm Seyahat Acentası'na bağlı olan bu kuruluş sayesinde uçuşlarınızı mutlu ve güvenli bir şekilde yapabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/647-bartin-guzelcehisar-tanitimi.html", "text": "Bartın'ın Amasra ilçesine bağlı bir köydür. Bartın il merkezine 17 kilometre mesafede bulunur. El değmemiş doğal güzellikler barındıran köy, koyları ve tarihi, kültürel yapısı ile de dikkat çekmektedir. Bölge yeşilin ve mavinin buluştuğu az bilinen bir alandır. Köyde tarihi yapılar, yöreye özgü mimariler, yaylalar, geniş ormanlar, volkanik oluşumlar ve berrak bir deniz iç içe bulunur. Köyün bir bölümü Akdeniz ikliminin etkisindedir. Bu sayede bölgede mandalina ve limon ağaçları da bulunur. Köye ayrı bir hava katar. Güzelcehisar'da üç mahalle bulunur. Bunlar Yaylacık, Hisar ve Kapaklı'dır. Mahalleler dar sokaklı ve tarihi binalarla çevrili şekildedir. Evler yörenin kültürünü yansıtan mimariye sahiptir. Yeşil iç içe huzur dolu bir ortamı vardır. yerleşimi kuş bakışı görülüyor. Kuzey tarafında ise geniş bir Karadeniz manzarası tüm yeşiliyle görülür. Güzelcehisar Kalesi dik bir yamaca kurulduğu için tamamı araçla çıkılamaz. Kalenin 1,5 kilometre uzağında araç bırakılır ve kalan yol yaya olarak çıkılır. Bartın'ın en güzel noktalarından biridir. 80 milyon yılda oluşmuştur. Günümüzde Karadeniz Dağları olarak görülen bölge 80 milyon yıl önce volkanların bulunduğu bir yay halindeydi. Bu alan Testis Okyanusu ile kaplı haldeydi. Yer hareketleri sonucu volkan serisinden akan lavlar soğudu ve kristalleşti. Soğuma sonucu lavların bulunduğu alanlar da büzüşmeye uğradı. Bunun sonucunda kayalarda bir gerilim meydana geldi ve çatlaklar git gide büyüdü. Milyon yıllar içinde bunlar düzgün geometrik şekiller aldı ve Lav Sütunu halini aldı. Dünya üzerinde lav sütunları Kuzey İrlanda, İskoçya ve Kalifornia'da bulunur. Ender rastlanan bu oluşum Türkiye'nin önemli miraslarından biridir. Üzerinde hala jeolojik çalışmalar devam etmektedir. Bölgede ormanlar ve denizin yanı sıra böylesi ender bir oluşumun bulunması ayrıca önem taşır. Güzelcehisar sahiline çok yakın bir konumda küçük bir ada bulunur. Kayalık ve üzerinde çalı, ağaç gibi bitkilerin olduğu adaya bir isim verilmemiştir. Fakat sahilden yüzerek ulaşılabilir, denizin keyfi bu küçük adada daha iyi çıkarılabilir. başlar. Temiz ve berrak bir denizi vardır. İleriki noktalarına irili ufaklı koylar bulunur. İlerisinde küçük bir kayalık şeklinde bir de ada bulunur. Denizin bazı kısımlarında sığ ve yüzmenin daha kolay olduğu alanlar da bulunur. Deniz turizmi açısından henüz keşfedilmemiş bir yer olduğu için doğası korunmuştur. , 2.5 kilometrelik sahiliyle ziyaretçilerini bekliyor. Amasra merkezden 45 dakika mesafede bulunan plajda kişisel ihtiyaçlarınızı da karşılayabileceğiniz market ve restoranlar bulunur. Belediyenin hizmet verdiği İnkumu Plajına giriş ücreti alınmamaktadır. diye merak edenler için; Bartın'ın Amasra ilçesine bağlıdır ve il merkezine 17 kilometre mesafede bulunur. Ankara tarafından gelecek olanlar Ankara-Bartın otobüsleri kullanabilir, Bartın'a indikten sonra buradan Güzelcehisar'a gidilir. Ankara ile Bartın arası 4 saat sürer. Özel araçla gitmek isteyenler Amasra ilçesi üzerinden 45 dakikada köye ulaşabilir. Amasra- Bartın- İnkumu üzerinden köyün sapağına girilir. Köye Amasra'dan ve Bartın'dan dolmuşlar da kalkar."} {"url": "https://www.gezipedia.net/648-niluferde-gezilecek-yerler.html", "text": "Tarihi olarak Nilüfer ilçesi hem Bizans hem de Osmanlı dönemine ev sahipliği yapmıştır. İlçe içerisinde bu dönemlerden kalma eşya ve yapılara rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Belediye tarafından yapılan müze ve sergilerde tarihi tanıma açısından yararlı bir gezi olacaktır. Özellikle Osmanlı dönemine ait fazla eşyalar ile müzeler yer almaktadır. İki adet girişe sahip olan bu mağara Türkiye'nin en uzun 6. Mağarası olma özelliğini taşımaktadır. Girişleri ise biri Ayva köyü diğeri ise Doğanalan köyü üzerinden yapılabilmektedir. Size en uygun konumu seçerek bu mağarayı baştan sonra gezmek mümkündür. Toplam uzunluğu ise 5.5 kilometre ile 6 kilometre arasındadır. Mağara içerisinde birbirinden güzel sarkıtlar, travertenler ve damlataşları görebilirsiniz. Fotoğraf çekmek için oldukça uygun bir yerdir. Nilüfer'e bağlı Gölyazı köyünde yer alan Uluabat Gölü, karşısında bulunan dağlar ve göl temizliği ile sizleri etkileyecektir. Üstelik bu göl üzerinde sandal kiralayarak istediğiniz şekilde gezmeniz mümkündür. Sandal kullanmayı bilmiyorsanız rehber eşliğinde gezinizi tamamlayabilirsiniz. Birbirinden deneyimli kaptanlar Uluabat Gölü için sizlere harika geziler düzenleyecektir. Unutmadan belirtmek gerekir, Uluabat Gölü içerisinde 11 adet ada bulunmaktadır. Buralara sandal veya tekne gezileri ile ulaşmak mümkündür. Oldukça yaşlı olan bu çınar ağacı tam olarak 745 yaşındadır. Gölyazı'nın simgesi haline gelen bu ağacı gördüğünüz zaman kendinizi fantastik filmlerin içerisinde gibi hissedeceksiniz. Ağlayan unvanını almasının nedeni ise çok ilginçtir. Ağaç büyürken yan yatmıştır. Bu sebepten dolayı da gövdesinden kaynak suyu gelmeye başlamıştır. Suyun çıktığını görenler bu ağaca Ağlayan Çınar adını vermişlerdir. Uzun süredir de bu isimler anılmaya devam ediyor, edecektir. 19. yüzyılda Anadolu Rumları tarafından inşa edilmiştir. Göç yıllarına kadar ibadete açık olan bu kilise göç zamanları başladığında oldukça fazla zarar görmüştür. Göç nedeniyle kimse bakım yapmayıp kullanmadığı için çeşitli çöküntülere ve yangınlar neticesi ile kullanılmaz hale gelmiştir. Belediye tarafından yapılan restorasyon çalışmaları ile tekrar kullanılabilir hale gelen kilise ziyarete açık bir şekilde turizmcileri beklemektedir. Yeni adıyla Gölyazı Kültür Evi adını aldığını da belirtelim. Misi köyünde gezilecek birçok yer bulunmaktadır. Tarihi ev yapıları ile köyün merkezi başlı başına bir kültür simgesidir. Müzeleri ziyaret ederek, Misi köyüne 7 kilometre uzaklıkta bulunan Dağyenice göletine giderek kendinize doğa şöleni yaşatabilirsiniz. sorusuna cevap verecek olursak Bursa'da bulunmaktadır. Mustafakemalpaşa ve Bursa merkezi arasında yer alıyor olup, Bursa merkezine daha yakın konumda durmaktadır. Nilüfer ilçesine özel araçlarınızla ulaşabileceğiniz gibi, Bursa şehir merkezinden yola çıkan belediye otobüslerine binebilirsiniz. 1/H, 1/T ve çok daha fazla sefer ile Nilüfer'e ulaşım sağlanmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/649-keciborluda-gezilecek-yerler.html", "text": "Isparta'nın ilçelerinden biridir. İl merkezine 41 kilometre mesafede bulunur. Afyon'un Dinar, Dazkırı ve Başmakçı ilçelerine komşudur. Kuzeyde Uluborlu, güneyde Burdur Gölü ile çevrilidir. Burdur Gölü'nün 22 kilometrelik kıyısı ilçe sınırlarına dahildir. Yerleşim yerinin yanından uzanan dağlar Batı Torosların uzantılarıdır. İlçede ovalık alanlar da bulunur. Keçiborlu ilçesi özellikle Kuyucak köyündeki lavanta tarlaları ile ünlenmiştir. İlçenin ismi eski tarihlerde Eudoxipolis, Keçikborlu ve Kiçiborlu olarak anılmıştır. Bu isimlerden türeyen Keçiborlu ismini bölgedeki küçük tepelerden almıştır. Kiçi kelimesi küçük, bor kelimesi taş anlamına gelir. Keçiborlu tarih boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bölgede Hitit, İyon, Lidya, Helen, Pers, Roma ve Bizans medeniyetleri yaşamıştır. 1204 yılında ise Sultan Kılıç Arslan tarafından Selçuklu Devleti egemenliğine alınmıştır. Doğal yapısı ve sakinliği ile görülmeye değer yerlerden biridir. Sinan Bey Camii ilçe merkezindeki tarihi yapılardan biridir. İnşa edildiği tarih ve kim tarafından yapıldığı tam olarak bilinmemektedir. Dikdörtgen planlı olan yapı kırma çatı ile örtülmüştür. Tarihi cami ibadete açık vaziyettedir. merkeze 47 kilometre mesafede bulunan küçük ve şirin bir köydür. Daha önceki yıllarda gül yetiştiriciliği yapılan köy günümüzde lavanta tarlalarıyla ünlüdür. Yıl içinde çok sayıda ziyaretçi ağırlar. Burası \"lavanta kokulu köy\" olarak da bilinir. Türkiye'deki lavantanın büyük çoğunluğu burada üretilmektedir. Turistik açıdan gelişmiş olan köyde kamp alanları ve pansiyon da bulunuyor. Köyde lavanta tarlaları geniş bir alanı kaplıyor. Haziran'ın ortasından Temmuz'un ortasına kadar mor renkli lavantalarla örtülü olan tarlalar görsel bir şölene dönüşüyor. Bu tarlalar fotoğrafçılığa ilgi duyanları da çekmeyi başarıyor. Burada her yıl fotoğraf yarışmaları düzenleniyor. Köyün içinde ise lavanta kullanılarak üretilen birçok ürün satılıyor. Sabun, bal ve çay gibi birçok ürün lavanta kokuyor. Bu ürünler köy halkı tarafından yapılıyor ve burada satılıyor. Ayrıca satış alanlarının yanın küçük bir kafe de bulunuyor. Burada lavanta kokulu bal, dondurma ve lavanta çayı sıkça tercih ediliyor. Köyde lavanta hasadı zamanında hasat şenlikleri de düzenleniyor. Keçiborlu ilçesinin güneyinde Burdur Gölü bulunuyor. Gölün 22 kilometrelik kıyı şeridi ilçede bulunuyor. Keçiborlu için göl ve çevresi doğa ile iç içe vakit geçirmek için avantaj sağlıyor. Çevresindeki mesire alanları sıkça tercih ediliyor. Güvercinlik Mağarası ilçeye bağlı Aydoğmuş köyündeki Akdağ çevresindedir. Kireç taşları içinde yer alan bir fay üzerinde meydana gelmiştir. Mağaranın için sarkıt, dikit ve sütun oluşumlarıyla bölünmüştür. 65 metre uzunluğa sahip olan oluşum damla taş açısından oldukça zengindir. Buraya ulaşım günümüzde zor olduğu için pek bilinen bir mağara değildir. diye sorulacak olursa; bağlı olduğu Isparta'ya 41 kilometre mesafede bulunur. İlçe E-24 devlet karayolu üzerindedir. Bu yolu takip ederek ilçeye ulaşılabilir. İl merkezi ve çevre ilçelerden buraya sefer düzenleyen otobüsler vardır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/65-siirtte-gezilecek-yerler.html", "text": ", birçok uygarlığın etkisinin görülebileceği bir şehirdir. Neolitik ve Kalkolitik dönemin yanı sıra Tunç dönemi ve Helenistik dönemin buluntuları ile Roma ve Bizans dönemlerine ait buluntular şehirde yapılan yüzey araştırmalarında ortaya çıkan eserler arasında yer almaktadır. Siirt'te görülmesi gereken yerlerarasında birçok tarihi yapı yer almaktadır. Bu eserler arasında bulunan ve yapım tarihi net olarak bilinmeyen Ulu Caminin bir sanat eseri niteliğindeki minberi Ankara'daki Etnografya Müzesinde sergilenmektedir. Ulu Caminin Selçuklu mimarisinin tipik örneklerinden olan minaresi Çinili Minare olarak bilinmektedir. de restore edilerek modern bir yapıya kavuşturulmuştur. Yapının orijinali yöreye has cas harcıyla yapılmış ve kubbe ile örtülmüştür. Şehirde bulunan çok sayıdaki evliya türbesi de görülmesi gereken yerler arasındadır. dir. Siirt'te gezilecek yerlerarasında yer alan ve Bizans Dönemine ait olan Derzin Kalesi de halen ayakta olan gözetleme kuleleri ve inşa edildiği dik tepeden sunduğu manzara ile ilgi gören tarihi eserler arasındadır. romatizmadan solunum yolu rahatsızlıklarına, sinirsel hastalıklardan kireçlenmeye birçok rahatsızlığın tedavisinde olumlu etkileri olması nedeniyle ilgi görmektedir. Kaynağını dağlardan alan ve suyun artış gösterdiği noktada vadi oluşturmaktadır ve nihai olarak Dicle Nehri ile birleşmektedir. Siirt'te bulunan çok sayıdaki akarsu ve çayların kıyısındaki manzaranın tadını çıkarırken balık avlama olanağı da bulunmaktadır. ve battaniye ilk akla gelen ürünler arasındadır. ve büryanın yeri ayrıdır. Kızgın kuyuda pişen ve yazın daha fazla tercih edilen bir et yemeği olan büryan, askıda satışa sunulmakta ve sıcak servis edilmektedir. Perde pilavı da şehrin meşhur lezzetleri arasında yer almaktadır. Perde pilavı için bakır tencereye yufka şeklinde sıvanan hamurun üzerine badem içi, keklik ya da tavuk eti, hafif pişmiş pirinç ve baharatlar yerleştirildikten sonra ağzı kapalı bir şekilde pişirilmektedir. Kitel adıyla bilinen Siirt köftesi, pırtike ve nube gibi yöresel çorbalar ve bumbar da şehrin ziyaretçileri tarafından tadılmadan gelinmemesi tavsiye edilen lezzetler arasında yer almaktadır. Siirt için bazı yiyeceklerin mevsime bağlı olarak tüketildiğini söylemek mümkündür. Ayranlı yarma da kış mevsiminde Siirt'te bulunduğunuz takdirde yiyebileceğiniz lezzetler arasındadır. Siirt tatlıları ile de meşhur olan şehirlerimizden biridir. Pekmezli kaynar suda pişirilen kurutulmuş özel bir hamurun ceviz içi ile birlikte ve soğuk olarak servis edildiği varak kek, aside, rayoşu meketip ve imçerket de şehri ziyaret edenlerin tadabileceği yöresel tatlılardandır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/650-kuyucakta-gezilecek-yerler.html", "text": ", Aydın'ın ilçelerinden biridir. İl merkezine 57 kilometre mesafede bulunur. Ulaşımı oldukça kolay olan ilçe Denizli- Aydın karayolu üzerinde yer alır. Sabahattin Ali'nin Kuyucaklı Yusuf romanında bahsedilen Kuyucak burasıdır. Yerleşim Aydın Dağları ve Menteşe Dağları arasındaki Menderes Nehri'nin doğusuna kurulmuştur. Ekonomisi genellikle tarıma dayalıdır. Bölgede Antik Çağ'dan kalan bazı yapılar olduğu bilinse de henüz arkeolojik çalışmalar yapılmamıştır. Kuyucak'ın tarihine bir göz atalım. Kuyucak'ın kurulduğu çevrede milattan önce 2000'lı yıllarda Hititler hüküm sürmüştür. Milattan önce 1200'lü yıllarda ise Lidya bölgeyi ele geçirmiştir. İleriki tarihlerde ise Pers, Roma İmparatorluğu ve Bizans, Selçuklu Devleti hakimiyetleri görülür. Bölgenin Osmanlı İmparatorluğu sınırlarına dahil olması ise 1425 yılında gerçekleşmiştir. Kuyucak'ın bulunduğu alan Antik Çağ'da önem kazanmıştır. Dönemin önemli kentleri olan Efes ve Aphrodisias arasında konumlandığı için ticari ve askeri olarak gelişmiştir. Antik Kent Kalıntıları ilçe merkezine 1 kilometre mesafedeki Mersinlidere çevresindedir. Yakın tarihlerde buradaki tepenin yamacında bir çiftçi çift sürerken bazı kalıntılar bulmuştur. Bu kalıntılar iki kuplu toprak küp ve küçük süs eşyalarıdır. İncelenen eserlerin Roma döneminden kaldığı anlaşılmıştır. Buradan yola çıkarak bölgede Roma zamanından kalan bir antik kent olduğu düşülmüştür. Fakat günümüzde bölgede herhangi bir arkeolojik çalışma yapılmamıştır. Bu yüzden antik kent hala gün yüzüne çıkmış değildir. Mastaura Antik Kenti Nazilli'nin Bozkurt köyünün 1 kilometre çıkışında bulunmasına rağmen Kuyucak'a da oldukça yakındır. Antik kent farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan küçük bir yerleşimdir. Günümüze tiyatro alanı ve nekropolünden bazı kalıntılar ulaşmıştır. Kuyucak'ta ve çevresinde incir yetiştiriciliği yaygın bir faaliyettir. Bu yörede ilek adı verilen incir türü de yetiştirilir. İlek genellikle incirin erkeği olarak bilinir. Dış görünüşü tamamen incire benzeyen meyvenin içi biraz daha farklıdır. Haziran ayının başlarında meyvenin içinde bir tür sinek oluşur. Bu canlı incirin içine girer ve onu aşılar Böylece incir daha dayanıklı hale gelir. Lezzetinde de bariz bir artış olur. Kuyucak'a gidildiğinde tadılması gereken lezzetlerden biridir. Bunun yanında bölgede zeytin, narenciye ve dut yetiştiriciliği de yapılır. Yörede yetiştirilen bu ürünler ayrıca lezzetli olur. Kuyucak bölgesinde orman ürünleri sanayisi de oldukça gelişmiştir. Çevrede yaygın olarak kavak ve karaağaç görülür. arasında ise 180 kilometre mesafe bulunur. İzmir ile Denizli arasında kurulan demir yolu hattı da Kuyucak'tan geçer. Bu sayede ilçeye demir yolu ile ulaşmak da mümkündür. Özel araçla ilçeye gitmek isteyenler E-24 karayolu üzerinden buraya ulaşabilirler. İl merkezinden düzenli aralıklarla kalkan otobüslerle de ilçeye gidilebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/651-kartalkaya-kis-turizmi-icin-en-dogru-adres.html", "text": "açısından oldukça fazla seçeneğe sahip olan bir şehirdir\" yorumu yapılabilir. Özellikle Kartalkaya, kış turizmi için tercih edilebilecek en doğru adreslerden birisidir. ve hafta sonu gibi boş zamanlarda ziyaret edilebilecek Kartalkaya, kültür gezisi yapmak isteyenler ve doğa sporlarını sevenler için de mutlaka gezilmesi gereken yerlerden birisidir. Kartalkaya, uluslararası standartlara sahip olan kayak pistleriyle pek çok profesyonel ve acemi sporcunun durak noktası olmayı başarabilmiştir. Her sene, ocak ve şubat ayları arasında düzenlenen Snowfest ve Icefest şenlikleri, bölgedeki ziyaretçilerin çeşitli etkinliklerle eğlencelerini katlamasını sağlamaktadır. Aralık ve mart ayları arasında kar sporları yapmak için uygun koşullara sahip olan Kartalkaya, diğer dönemlerde yaylaları, milli parkları ve doğal güzellikleri ile ziyaretçi toplamaktadır. , sezon başlamadan aylar öncesinde yapılan erken rezervasyonlar sebebiyle sezon içerisinde gelen yeni misafirlerine hizmet verememektedir. Rezervasyon yapabilen gezginler için bu otellerde pek çok imkan bulunmaktadır. Üst düzey konaklama imkanı sağlayan oteller, kar sporlarının yapılabilmesi için gereken ekipmanların sağlanmasında ziyaretçilerine detaylı bilgilendirme yapmaktadır. Farklı etkinliklerle hem yetişkinlere hem de çocuklara hitap eden bu otellerde standartların üzerinde hamam, sauna, jakuzi, fitness salonu, çocuk parkı, bebek bakım odası ve çocuk kulübü gibi imkanlar bulunmaktadır. Tercih edilen konfor düzeyine göre bu otellerin gecelik fiyatları 180 ile 3800 Türk Lirası arasında değişmektedir. başta olmak üzere Abant Gölü, Yedigöller gibi pek çok turistik bölgeyi ziyaret edebilmektedir. Bolu otellerinin gecelik fiyatları da tercih edilen kriterlere göre değişiklik göstermektedir. Maddi durumu el vermeyen gezginler için uygun koşullara sahip apart oteller, pansiyonlar ve butik oteller bulunmaktadır. Apart otellerin gecelik ücretleri 240 ile 310 Türk Lirası arasında, butik otellerin gecelik ücretleri 325 ile 575 Türk Lirası arsında ve pansiyonların gecelik ücretleri ise 180 ile 330 Türk Lirası arasında değişkenlik göstermektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/652-bodrum-gumbet-tanitimi.html", "text": "merkeze 3 km mesafededir. Gümbet koyu İnceburun ve Adaburun arasındadır. Bodrum'un su sporları merkezlerinden birisidir. Her yıl yerli ve yabancı çok sayıda turistin ziyaret ettiği Gümbet büyük plajının güzelliği ile denizin tadının doyasıya çıkartılmasını sağlamaktadır. Tıpkı Bodrum merkezde olduğu gibi burada da hareketli gece hayatının olması ile ziyaretçilerinin beklentilerine cevap vermektedir. Gümbet her ne kadar deniz, güneş, kum ve hareketli gece hayatı ile eğlenceli bir tatil vaad ediyor olsa da buraya gelen kişilerin görebilecekleri tarihi mekanlarda bulunmaktadır. Bu tarihi yerler arasında Bodrum kalesi, Halikarnas Mozelesi, Bodrum su altı müzesi, Myndos Kapısı, Antik tiyatro, kaya mezarları ve Bodrumun simgesi olan yel değirmenleri bulunmaktadır. denizin temizliği ve sığ olması ile çocuklu aileler tarafından tercih edilmektedir. Bu koyda denize girebilir ve güneşin tadı doyasıya çıkartılabilir. Kalabalığı seven kişiler için Gümbet plajı hareketli ve kalabalık olması ile idealdir. Tatilini su sporları yaparak renklendirmek isteyen kişiler için Gümbet tam aradıkları gibi bir yer olmaktadır. Gümbet plajında yapabileceğiniz su sporları arasında parasailing, windsurfing ve su kayağı bulunmaktadır. Gümbet'te ayıca su parkları da yer alıyor Bodrumun en popüler su parkı da yine Gümbet'te yer almaktadır. Gümbet'te yapabileceğiniz en güzel aktiviteler arasında günübirlik düzenlenen tekne turlarına katılmak bulunmaktadır. Bu tekne turlarına katıldığınızda tekne sabah 9 da demir alıyor ve çevrede bulunan denizi ve doğası ile müthiş güzellikler sunan koylara uğruyor. Buralarda mola veriliyor ve siz de denize girerek güzel vakit geçirebiliyorsunuz. Akşam 7 gibi de tekrar Gümbete dönülüyor ve sizin aklınızda gördüğünüz güzellikler yer etmiş oluyor. Gümbet'te geçireceğiniz tatilinizin unutulmaz anılar ile dolu geçmesini istiyorsanız mutlaka Gümbet cip safari turlarından birine katılmalısınız. Bu tura dört çekerli cipler ve profesyonel rehber eşliğinde çıkabilir ve Gümbet çevresinde bulunan hiç bozulmamış olan doğayı, patika yolları ve tarihi mekanları keşfe çıkabilirsiniz. Dalış yapmayı seven kişilerinde ilk tercihi Gümbet olmaktadır çünkü çevrede ki küçük adacıklara ve koylara dalış turları düzenlenmektedir. Gümbet koyunun dalış için ideal olması ile dalış yapan kişiler deniz altının büyüleyici atmosferini görme imkanı bulmaktadırlar. Gümbet'te dalış için en elverişli yer Kara ada civarıdır. Gündüzleri denizi ve güneşi ile misafirlerini ağırlayan Gümbet gece olduğunda kapılarını açan eğlence mekanları ve düzenlenen konserler ile hareketli bir gece hayatını misafirlerine sunmakta unutulmaz bir tatil yaşamalarını sağlamaktadır. Organik ürünleri birinci elden almak istiyorsanız mutlaka Pazar günleri kurulan Gümbet pazarına gitmelisiniz. Bu Pazar çok popüler olması ile aradığınız her şeyi çok daha uygun fiyata bulabileceğiniz bir yerdir. Salı günleri de Bodrum pazarı kurulmaktadır bu pazarda da organik ve el yapımı ürünleri bulmanız mümkün olacaktır. diye sorulacak olursa; Bodrum merkeze sadece 3 km mesafede olması ile Gümbet ulaşım açısından son derece kolaylık yaşayacağınız bir merkezdir. Gümbet'e gelmek için havayolunu kullanmak isteyen kişiler Türkiye'nin her noktasından buraya uçak olduğunu göreceklerdir. Bodrum Milas havaalanından Bodrum'a düzenlenen servisler ile kent merkezine gelebilir ve buradan da 24 saat kesintisiz hizmet veren dolmuşlar ile 5 dakikalık bir yolculuk ile Gümbet'e geçebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/653-mengende-gezilecek-yerler.html", "text": "Mengen, Bolu'nun ilçelerinden biridir. İl merkezine 56 kilometre mesafede bulunur. Bölgenin geniş bir kısmını ormanlık alanlar kaplar. İlçe temiz havası, eşsiz doğası ve yemekleriyle meşhurdur. İlçeden çıkan birçok başarılı aşçı vardır. adı yün eğirmek için kullanılan bir tür mekik olan mengeç, ölümsüzlük suyu anlamına gelen mengü veya hal-hal anlamına gelen mengel kelimelerinden türemiş olabileceği düşünülmektedir. İlhanlı dilinde ise mang ve meng kelimeleri adım atmak manasını taşır. İlçenin ismi de bu kelimelerden türemiş olabilir. Mengen'de aşçılık çok yaygın bir meslektir. Bunun kaynağının ise Mengenli Yakup Ağa olduğu tahmin ediliyor. Mengenli Yakup Ağa, 1453'te İstanbul fethedildikten sonra saray mutfağını kuran kişidir. Yakup Ağa saray mutfağında çalışmak üzere akrabalarını ve yakın çevresini saraya almıştır. Bunun sonucunda da aşçılık bu bölgede ata mesleği halini almıştır. Günümüzde başarılı birçok aşçı Mengen'lidir. Gelin Kayası, ilçenin Güneyhisar Mahallesi'nde bulunur. Kayalıkların şekli duvak takmış bir geline benzediği için bu ismi almıştır. Yeşilliklerin arasından yükselen kayalar alana ayrı bir güzellik katar. Gelin Kayası hakkında yöre insanının anlattığı bir efsane vardır. Bu göre eski zamanlarda buraya yakın bir köyde çok güzel bir kız varmış. Bu kıza bir gün görücü gelmiş ve ailesi kıza hiç sormadan kızı vermiş. Ama güzel kız başka birine aşıkmış. Kız uzun süre Allah'a dua etmiş, yalvarmış ve sevdiği erkekle evlenmek istemiş. Fakat düğün hazırlıkları sürmüş. Gün gelmiş gelin alma alayı hareket etmiş. Alay kayalıkların yanından geçerken gelin \"Allah'ım beni taş et de o eve varmayayım.\" diye yakarmış. O an duası kabul edilmiş ve kız bir anda taş kesilmiş ve kayalıklar duvaklı gelin şeklini almış. Ağalar Yaylası ilçe merkezine 15 kilometre mesafede bulunur. Yayla, Ağalar ve Babahızır köylerinin arasında konumlanır. Etrafı ormanlık alanla çevrilidir ve yemyeşil bir doğaya sahiptir. Burası özellikle hafta sonları piknik yapmak için ideal bir alandır. ve Eskipazar sınırlarının kesiştiği yerde bulunur. İlçe merkezine 30 kilometre mesafededir. Yaylaya yakın konumda doğal kaynak suyu ve alabalık üretme tesisleri bulunur. Mamatlar Yaylası ilçe merkezine 30 kilometre mesafede bulunur. Yakınlarındaki köyün ismini almıştır. Etrafı ormanlık alanlarla çevrilidir. Çevredeki en güzel yaylalardan biridir. Alanda çok çeşitli meyve ağaçları da bulunur. Yaylada yaşları 800-900 civarında olan meşe ağaçları da görülmeye değerdir. Anıt ağaç niteliğinde olan meşelerin çapları 2 metreden fazladır. Ağalar Gölü ilçe merkezine 6 kilometre mesafede bulunur. İlçenin güneybatısında kalır. Gölün kıyısı piknik yapmak için uygun mesire alanıdır. Özellikle hafta sonları çok sayıda ziyaretçi burayı tercih eder. Mengen'e bağlı Bürnük köyünde bulunur. Yapay sulak alanların arasında yer alan gölet Orman İşletmeleri tarafından yapılmıştır. İlk zamanlarda sadece çevredeki yangınlara müdahale etmek için kullanılmıştır. Daha sonra içinde balıkların yaşaması sağlanmıştır. Derinliği yaklaşık 5 metredir. Burada olta balıkçılığı da yapılabiliyor. Genellikle piknik yapmak isteyenler tarafından tercih ediliyor. Uluslararası düzeyde olan Aşçı Festivali her sene Ağustos'un ilk hafta sonu düzenlenir. Bu etkinlikler 1981 yılında başlamış ve geleneksel hale gelmiştir. Burada yemek yarışmaları, stant açılışları ve çeşitli eğlence aktiviteleri yapılır. Oldukça kalabalık olan festivalde yemek üzerine birçok ilke de imza atılıyor. Türkiye'nin önemli aşçıları da festivalde yer alıyor. ile ilgili yapılan sorgular için Bolu'nun ilçelerinden biridir. İl merkezine 56 kilometre mesafede bulunur. İlçeye D75 karayolu üzerinden ulaşılabilir. İlçeye il merkezinden veya çevre ilçelerden sefer düzenleyen toplu taşıma araçları da mevcuttur. Mengen ile Devrek arasında 45 kilometre, Gerede arasında 33 kilometre mesafe bulunur."} {"url": "https://www.gezipedia.net/654-silvanda-gezilecek-yerler.html", "text": ", Diyarbakır'ın ilçelerinden biridir. İl merkezine 78 kilometre mesafede bulunur. İlçe bölgedeki büyük yerleşimlerden biridir. Tarihte birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve başkent olarak kullanılmıştır. Ana yolların üzerinde bulunması sebebiyle günümüzde de gelişmiş yerleşimlerdendir. Meşhur Malabadi Köprüsü de burada bulunur. Geçmişte de önemli bir yeri olan Silvan'ın tarihine kısaca değinmek gerekir. İlçedeki yerleşimin geçmişi milattan önce 3000'lere kadar uzanır. Fakat ilk kuruluş Asurlar döneminde olmuştur. Milattan önce 78 yılında Tigran İmparatorluğu bölgeyi başkent olarak kullanmıştır. Kente de Tikranakent denmiştir. Döneminde çeşitli yerlerden göç de almıştır. Milattan sonra 4'üncü yüzyılda ise yerleşim Roma İmparatorluğu sınırlarına dahil edilmiştir. Bu yılların en meşhur tabibi burada yaşamıştır. Farginli Mar Marutha isimli tabip Bizans ve İran saraylarında değer gören ünlü bir kişiliktir. 410 yılına gelindiğinde ise İran Şahı 2. Şapur 40 Hıristiyan'ı öldürmüştür. Bunlar Kırklar adıyla anılır. Kırkların kemiklerinin de döneminde büyük bir törenle Mar Marutha adındaki biri tarafından şehre getirildiği geçer. Kırklar şehitleri buradaki kalenin kemerlerine gömülmüştür. Bu tarihten sonra şehir Matryropolis adını almıştır. Bu isim Şehitler Şehri anlamını taşır. Şehir 6'ıncı yüzyılda Bizans egemenliği altındadır. Bu tarihlerde Bizans ve Persler savaş halindedir. Bu yüzden İmparator Justinianus şehirdeki kaleyi güçlenmiştir ve burayı garnizon olarak kullanmıştır. 639 yılında ise Silvan'ın bulunduğu çevre İslam Ordularının eline geçmiştir. Bu dönem Hz. Ömer dönemidir ve şehir İyaz Bin Ganem önderliğindeki ordu tarafından alınmıştır. İlerleyen dönemde ise burada Emeviler, Abbasiler ve Hamdaniler bulunmuştur. Malabadi Köprüsü, Batmansu Köprüsü adıyla da anılır. İlçeye 22 kilometre mesafede ve Diyarbakır- Batman yolu üzerindedir. Görkemli köprü 1147 yılında inşa edilmiş ve çeşitli onarımlarla günümüze kadar ulaşmıştır. Artuklular bölgedeyken Timurtaş Bin İlgazi Bin Artuk tarafından yaptırılmıştır. Yapının eni 7 metre, boyu 150 metre ve yüksekliği 19 metredir. Yapı malzemesi olarak renkli taşlar kullanılmıştır. Köprüyü önemli kılan diğer bir özellikse dünyadaki taş köprüler arasında kemeri en geniş olan köprü olmasıdır. Kemerin iki tarafında odalar bulunur. Bunlar köprüdeki bekçiler tarafından veya kötü hava şartlarında barınak olarak kullanılmıştır. Günümüzde Malabadi Köprüsü araç trafiğine kapalı durumda fakat gezip görülebiliyor. Üzerindeki insan, hayvan ve güneş motifleri oldukça dikkat çekiyor. Hasuni Mağaraları ilçenin 6 kilometre çıkışındaki Hasuni Antik Kenti içinde yer alır. Diyarbakır'daki en büyük mağara topluluğu olmasıyla ünlüdür. Mağaralar bölgedeki çok büyük bir kaya parçasının içi oyularak yapılmıştır. Çok katlı olarak oyulan mağarada 300 tane birbirine bağlı oda bulunur. Odaların altında da su tünelleri geçer. Mağaraların olduğu yerde bir de merdiven vardır. Buradan çıkıldığında güzel bir manzara ile karşılaşılır. Ulu Cami, Silvan merkezde bulunur. 1152-1157 yılları arasında Artuklu Emiri Necmeddin Alpı Oğlu Timurtaş tarafından yaptırılmıştır. Selahaddin Eyyubi zamanında ise onarımdan geçirilmiş, mihrap eklenmiştir. Daha sonra da Eyyubi ismini almıştır. Yapı birçok kez onarımdan geçerek günümüze ulaşmıştır. Mimarisi ise dikkat çekicidir. Azizoğulları Konağı ilçenin Azizoğulları Caddesi'nde bulunur. Silvan surlarının üzerinde olan yapı 18. yüzyıla tarihlenmişti. Yapı malzemesi olarak kalker taş kullanılmış ve iki katlı olacak şekilde inşa edilmiştir. 'u işgalden kurtarmıştır. Bu nedenle de kendisine Altın Kılıçlı İmtiyaz madalyası verilmiştir. Konak günümüzde müze olarak kullanılmaktadır. Silvan Kalesi ilçedeki en eski yapılardandır. Milattan önce 80'lerde inşa edilmiş ve Tigran Krallığı tarafından yaptırılmıştır. İlerleyen dönemde de Bizans zamanında günümüzdeki şeklini almıştır. Dünya üzerinde dolgu ile yapılan ilk kale olmasıyla da önem taşır. Yapı malzemesi olarak kalkerli taş kullanılmıştır. sorusuna da yanıt vererek makalemizi burada sonlandırabiliriz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/655-solhanda-gezilecek-yerler.html", "text": "doğal ve tarihi mirasıyla dikkat çekici yerlerden biridir. Turistik açıdan pek bilinmeyen Yüzen Ada bu ilçe sınırları içinde bulunur. Bu doğa harikası gezilere güzel bir anı katar. İlçenin ormanlık alanları güney kesiminde yoğunlaşmıştır. Ormanlık alanda yoğun olarak görülen ağaçlar Meşe, Ardıç, Sakız, Yabani Kavak, Alıç ve Elma'dır. Diğer yandan ilçe ve çevresinde doğal, el yapımı birçok mağara da bulunur. Solhan'ın tarihine kısaca değinmek istedik. Solhan ilçesinin adı Beglon'dan türemiştir. İlçe yerleşiminin 2 kilometre batısında Mezgeft adıyla anılan bir yer bulunur. Zamanında bu alan Beglon isminde bir beyin yönettiği bir alandır. Zaman için de Beglon ismi Boglon olarak değişmiş ve 1932 yılında ilçenin adı Solhan olmuştur. ilçesinin bulunduğu alanda ilk yerleşimin tarihi Hititlere kadar uzanır. Milattan önce 2000'li yıllarda Hurriler, Fırat Nehri kıyısında Vasukani kentini kurmuş ve buradan Anadolu'ya yayılmışlardır. Milattan önce 1360'ta ise Hititler Toros Dağları'nı geçerek Hurrileri sıkıştırmaya başlamıştır. Bu olaydan sonra bölge Hititlerin hakim olduğu yerler arasına girmiştir. Milattan önce 745 yılında ise Asurlar bölgeyi ele geçirmiştir. Daha sonra bu çevreye Med, Babil ve Urartular saldırmış ve bölge Medlerin eline geçmiştir. Sonraki dönemde Büyük İskender bölgeyi sınırlarına katmıştır. Büyük İskender öldükten kısa süre sonra da Roma İmparatorluğu Solhan ve çevresine hakim olmuştur. 1071 Malazgirt Savaşı'ndan sonra bölgede Türkler görülür. Roma'dan sonra Selçuklu Devleti'ne geçen bölge Moğollar ile girilen Kösedağ Savaşı'ndan sonra Moğollar'a geçmiştir. Aynı tarihlerde Akkoyunlular Diyarbakır'ı yurt edinmişlerdir. Daha sonra Bingöl ve çevresini de sınırlarına katmışlardır. Bölgede Osmanlı hakimiyeti ise 1473 yılında başlamıştır. Bu tarihte Osmanlı Devleti Otlukbeli Savaşı'nda Uzun Hasan'ı yenerek bölgeyi ele geçirmiştir. Osmanlının bölgedeki hakimiyeti Yavuz Sultan Selim döneminde Çaldıran Savaşı'yla güçlenmiştir. Yüzen Ada adı verilen doğa harikası Solhan'ın Hazarşah köyünde bulunan Aksakal göl mezrasında bulunur. Burada yaşayan insanların keşfettiği alan Bingöl- Solhan yolunun 4,5 kilometre çıkışındadır. Yüzen Ada, bölgedeki doğal oluşumlardan biridir. Alandaki krater gölünün çevresi dağlar ile kaplıdır ve göl düzlük alanda bulunur. Üzerinde adacıklar bulunan krater gölü 300 metrekare kadar bir alanı kaplar. Derinliği 50 metre kadardır. Su seviyesi mevsimden mevsime değişmez ve tatlı, berraktır. Bu gölün üzerinde üç adacık bulunur. Bunların kara ile bağlantısı yoktur. Adaların üzerine çıkıldığında sal gibi ağır ağır hareket ederler. Üzerlerinde birkaç tane dişbudak ağacı bulunur. Bitki kökleri adanın toprağını sarmış vaziyettedir. Bitkiler adanın altındaki göl suyu ile beslenir. Gölün çevresi ise yeşillikler ve meşe ağaçları ile çevrilidir. Zağ Mağarası Bingöl- Muş karayolunun 18'inci kilometresinde yer alır. Dağa yaslanmış vaziyetteki kayalık alanın geneline yayılmış halde bulunur. Mağaranın birçok odası bulunur. Mağara 3 katlıdır ve toplam 26 odası vardır. Bu alanların duvarlarında çok sayıda resim ve figür vardır. Mağaranın ilk katı depo olarak kullanılmıştır. İkinci kat oturma yeri olarak ayrılmıştır. Üçüncü kat ise harem alanı olarak kullanılmıştır. Mağaranın milattan önce 5'inci yüzyıla ait olduğu düşünülmektedir. Roma döneminde bu mağaranın ilk Hristiyanların saklandığı alanlardan biri olduğu tahmin edilmektedir. Solhan Bingöl'e bağlı 8 ilçeden biridir. İl merkezine 150 kilometre mesafede bulunur. Batıda Bingöl merkez, kuzeyde Karlıova, güneyde Genç ilçesi ile çevrelenmiştir. Toplu taşıma ile buraya ulaşmak için Bingöl merkezden düzenli aralıklarla kalkan otobüsler kullanılabilir. Aynı şekilde çevre il ve ilçelerden de buraya giden araçlar vardır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/656-kilyos-gezilecek-yerler.html", "text": "adı kullanılmaktadır. Kilyos İstanbul'un içinde yer alan ve burada yaşayan insanların yazları denize girecekleri plajları, doğal güzelliği ve temiz havası ile önemli bir yerdir. Özellikle yaz aylarında hafta sonları çok kalabalık olan Kilyos'ta denize girilebilir, piknik yapılabilir ve ormanlarında doğa yürüyüşleri yapılabilir. arasında Kilyos kalesi de yer almaktadır. Cenevizliler tarafından yapılmış olan Kilyos kalesini Sultan 2. Mahmut restore ettirmiştir ve bu sayede de günümüze ulaşmayı başarmıştır. Kilyos'a yapılacak gezilerde mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yerdir. Sahip olduğu manzara ile de keyifli zamanlar yaşatmaktadır. Şu anda askeri bölgenin içinde bulunan kalenin arkasında Kilyos ormanları önünde ise deniz manzarası ile size zamanı unutturacağını buradan hatırlatmak isteriz. Eski köyü de ziyaret etmeyi unutmamalısınız. Kilyos'a gittiğinizde burada da kayıkhane, koruganlar, iki taş iskele ve İstanbul fethedildikten sonra bunun anısına dikildiği söylenen çınar ağacı mutlaka görülmesi gereken yerler arasında bulunmaktadır. Boğaziçi Üniversitesinin 2004 yılından bu yana Kilyos'ta düzenlemekte olduğu Dünya Kiteboard Şampiyonası yörenin tanıtımı açısından oldukça etkili olmaktadır. Bu etkinlik düzenlendiğinde Kilyos'ta olan kişiler gökyüzünde süzülen yüzlerce ve rengarenk uçurtmaları izleyerek keyifli zamanlar geçirmektedirler. Bunun dışında deniz sörfü yapmak isteyen kişiler içinde uygun ortamı sunmakta olan Kilyos'a geldiğinizde bunun için uygun ekipmanlarınız olmadığında kiralama ya da satın alma şansını da bulabilirsiniz. plajlarını da sınırları içinde bulundurmaktadır. Yapılan etkinlikler ve tesisler ile de İstanbul'un iç ve dış turizmde ki payının artmasını sağlamaktadır. Sadece yaz aylarında değil kış mevsiminde de mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yerdir. Sahilde bulunan mekanlarda sıcak içecekler içilirken dalgaların kıyıyı dövmesini izlemek oldukça keyifli olmaktadır. denildiğinde ve buraya ulaşımın nasıl olacağı sorulduğunda oldukça basit olduğunu söylemek gerekmektedir. Kendi aracınız ile Sarıyer ilçesine gelerek buradan Kilyos yoluna devam ederek kolayca plajlara ve kasabaya ulaşmanız mümkün olmaktadır. Kent merkezine sadece 30 km mesafesi olan Kilyos'a ayrıca toplu ulaşım araçları ile de gidilmektedir. Belediyenin otobüs seferlerini kullanabilir ya da dolmuş ile Kilyos'a ulaşarak güzel bir gün geçirebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/657-bodrum-yalikavak-tanitimi.html", "text": "Yalıkavak Bodrum merkeze 18 km mesafede olan temiz denizi, doğası ile turistlerin çok fazla tercih ettiği bir yerdir. Nispeten sakin bir tatil yapmak isteyen turistlerin tercih ettiği Yalıkavak halkı önceleri sadece balıkçılık ile geçimini sağlarken turistlerin çok fazla ilgi göstermeye başlaması ile turizmde halkın geçim kaynakları arasına girmiştir. bu fırsatı sizlere sunmaktadır. Yalıkavak tarihi de Bodrum gibi tarihi oldukça eskilere dayanmaktadır ve neredeyse aynı zaman içinde başlamıştır. Sandima adı bu bölgede kurulan Santos devletinden türemiş olduğu rivayet edilmektedir. Eski adı Sandima olan Yalıkavak da yaşam Antik çağda başlamıştır. Legler yarımadaya yerleşmiş ve 8 ayrı kent kurmuşlardır. Kalıntılar incelendiğinde kentte yerleşimin 2500 yıl öncesine dayandığı anlaşılmaktadır. Sandima eski yerleşim alanı olarak kalmış ve Yalıkavak bugünkü merkezine taşınmıştır. Eski köyde sadece yaşayan bir ailenin olması ile camisi, okulu, çeşmesi ve evleri ile terk edilmiş hüzünlü bir köy görüntüsü vermektedir. Yalıkavak merkeze 2 km mesafede olan bu köy terk edilmiş bir köy görüntüsündedir. Eski taş evleri ile mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir yerdir. Buranın müthiş panoromik görüntüsü ilginizi çekecektir. Köyde yaşayan tek bir kişinin olması köyü daha ilginç bir hale getirmektedir. Organik ürünlerin olduğu köy kahvaltısını burada yapabilirsiniz. Sandima köyünde kendinizi bir masalın içinde hissedecek ve zamanın nasıl geçtiğini anlayamayacaksınız. Bodrum'un Tibeti olarak kabul edilen Geriş köyüne gittiğinizde burada tarihi taş evleri, huzur veren havası ve olağanüstü manzarası ile vakit geçirmeye doyamayacaksınız. Geriş köyünde kahvaltı yapmak kadar gün batımının çok renkli manzarasının eşlik ettiği akşam yemeklerini yemekten de çok hoşlanacaksınız. etrafında bulunan ve 1800'lü yıllarda yapılan yel değirmenleri şimdi artık turistler tarafından geçmişin izleri olarak ziyaret edilmektedir. Her yıl Haziran ayında düzenlenen Yalıkavak kültür ve sanat festivali yerli halk kadar turistlerin de ilgisini çekmektedir. Düzenlenen çeşitli etkinlikler ve konserler ile tatilinizin daha renkli geçmesini sağlayabilirsiniz. Her Perşembe kurulan Yalıkavak pazarı yörede oldukça ünlüdür ve bu pazarda organik ürünleri bulmanın yanında Yalıkavak halkının el emeği olan çeşitli biblo ve süsler gibi ayrıca yöreye ait kıyafetleri de alabilirsiniz. Yalıkavak çevresinde bulunan mandalina bahçelerini gezmeye gidebilir ve mandalinaların güzel kokuları arasında doğayla iç içe zaman geçirebilirsiniz. Yalıkavak da bulunan çeşitli otel ve tatil köylerinin yanında halk plajı da bulunmaktadır ve burada deniz oldukça temiz olması ile denizin dibini görerek yüzebilmenin keyfini dilediğiniz gibi çıkartabileceksiniz. Yalıkavak'ın Bodrum merkeze göre nispeten daha sakin olması ile rahatça denize girebilir ve güneşin tadını da doyasıya çıkartabilirsiniz. En taze deniz mahsullerini Yalıkavak'ta deniz kıyısında bulunan restoranlarda geceleri ayrı bir güzel olan deniz manzarası eşliğinde yiyebilirsiniz. Yalıkavak'a gitmek için öncelikle Bodrum merkeze gitmeniz gerekmektedir. Buradan toplu taşıma araçlarını kullanarak Yalıkavak'a ulaşabilirsiniz. Havayolunu kullanacaksanız Bodrum havaalanını kullanmalısınız. sorusuna da yanıt vererek yazımızı bitirelim."} {"url": "https://www.gezipedia.net/658-kiyikoy-kastro-plaji.html", "text": "İstanbul'a yakınlığı ile de avantajlıdır. Huzurlu bir tatil geçirmek isteyen kişilerin tercihi olmaktadır. çevresinde ve bu ormanda çok büyük tesisler yoktur. Plajın olduğu yerde bulunan alanda kampingler bulunmaktadır. Kampinglerde aile sıcaklığında ve doğayla iç içe tatiller geçirilmektedir. arasında plajın yanında denize dökülen dere de bulunmaktadır. Bu küçük ve şirin sahil kasabasının kuruluşunun antik tarihlere kadar uzandığı bilinmektedir. Dünyanın ilk kayalara oyularak yapılan manastırı Aya Nikola Manastırı Papuçdere'nin denize döküldüğü yerde bulunmaktadır. Kıyıköy'ün hem Trakya hem de İstanbul tarafından girişlerinde surlar bulunmaktadır. Tarihi dokunun bozulmadığı Kıyıköy mutlaka görülmesi gereken yerler arasındadır. Halkının sıcakkanlı ve güler yüzlü olduğu görülmektedir. sizlere ailecek yapılacak aktiviteler sunmaktadır. Çocuklar denize girerken siz de derede balık tutabilir kano, sandal ve deniz bisikleti ile gezintiler yapabilirsiniz. Piknik yapılabiliyor olması ile de tam Türk insanının istediği ortamı sunmaktadır. sorunuzun cevabını bulacak, Kıyıköy ve Kastro plajı tabelalarını görecek ve plajı bulma konusunda bir sorun yaşamayacaksınız. esenler otogarından Saray ilçesine giden otobüsleri tercih etmeniz gerekmektedir. Saray'a ulaştıktan sonra da dolmuşlar ile Kastro plajına ulaşabilirsiniz. Kendi çadırınızı götürebileceğiniz gibi kamp alanlarında hazır olan çadırları da kiralayabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/659-kiyikoy-papucdere-tanitimi.html", "text": "hakkında bilgi sahibi olmaları gerekmektedir. Çünkü Papuçdere muhteşem doğal güzellikleri ve denize döküldüğü yerde bulunan plajı ile mutlaka görülmesi gereken yerler arasındadır. Papuçdere'de yapılacak bir tekne gezintisi sırasında ruhunuzun dinlendiğini hissedeceksiniz. Derede bulunan kefal ve sazan balıkları ise oldukça lezzetlidir. Bulgaristan sınırından başlayarak İstanbul'a kadar uzanan sıra dağlara Istranca ya da Yıldız dağları denilmektedir. Denize paralel olarak 70 km boyunca uzanan bu sıra dağların en yüksek noktası ise Mahya tepesidir. Papuçdere bu tepede doğmaktadır. Yemyeşil ormanları ve bitki örtüsüyle Istranca dağları doğa tatili yapmak isteyen kişilerin tercihi olmaktadır. Muhteşem doğası ile ziyaretçilerine keyifli zamanlar yaşatman bu dağlar Trakya'nın oksijen depoları olarak bilinmektedir. Papuçdere'nin güzelliğine güzellik kattığı Kıyıköy oldukça eski bir tarihe sahiptir. Antik tarihlerde kurulmuş olan kasabanın eski adının Salmdessas olduğu bilinmektedir. Kıyıköy'de bulunan surlar ile kasabada adeta tarihi bir mekanda yaşanmaktadır. Papuçdere'nin ziyaretçilerinin mutlaka görmesi gereken yerler arasında bu derenin denize döküldüğü yerde bulunan Aya Nikola Manastırı bulunmaktadır. Bu manastır Roma İmparatoru Jüstinyen tarafından kayaların oyularak yaptırıldığı ilk manastır olarak tarihi bir öneme sahiptir. M. S. 6 yy da yaptırılmış olan bu manastırın yapıldığı dönemde keşişlerin kaldığı bilinmektedir. Burada inzivaya çekilen keşişler dışarı ile ilişkilerini minimum düzeyde tutmaktaydılar. Derdine çare arayan kişilerin dertlerine çare buldukları bir manastır olarak uzun yıllar kullanılmıştır. Bu manastırın kalıntılarını görmeli ve o zamanın rahip ve keşişlerin yaşamlarına şahit olmalısınız. Papuçdere'nin denize döküldüğü noktada bulunan plaj yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmektedir. Yeşille mavinin birleşerek muhteşeme bir manzara oluşturduğu bu plajın değeri gün geçtikçe daha çok anlaşılmaktadır. Özellikle plaja yakın kampinglerin olması ile tatilini kamp yaparak geçirmek isteyen kişiler buranın İstanbul'a yakın olması ise tercih etmektedirler. Çok kalabalık olmaması ile huzurlu bir tatil arayan kişilerin tercihi olmaktadır. Papuçdere üzerinde bulunan sandal, kano ve deniz bisikleti kiralanabilir ve yapılacak gezi sırasında fotoğraf çekmeyi ihmal etmemelisiniz. Çünkü bu kadar güzel doğa manzaraları az bulunmaktadır. Papuçdere balık tutmayı seven kişiler içinde sazan ve kefal balıklarını tutmak güzel bir deneyim olacaktır. Turizm açısından gelişmekte olan papuçdere çevresinde olan kampinglerde oldukça keyifli tatiller geçirilmektedir. Kıyıköy halkından bahsetmemek haksızlık olacaktır. Çoğu göçmen olan yöre halkının oldukça sıcak kanlı olduğu ve gelen ziyaretçilerin kendilerini evlerinde hissetmelerini sağladıkları görülmektedir. İstanbul'dan kendi aracınızla geliyorsanız 2,5 saatlik bir yolculuk yapmanız gerekmektedir. Otobüs ile gelmeyi düşünüyorsanız Esenler Otogarından Kıyıköy'e kalkan otobüsler bulunmaktadır. Gelmeyi düşünüyorsanız otobüs firmaları ile görüşerek hareket saatlerinin öğrenilmesi faydalı olacaktır. Yılın her günü ziyaret edilebilen Kıyıköy ve papuçdere özellikle yaz aylarında ulaşımının kolay olması ile tercih edilmektedir. Küçük hafta sonu tatilleri için ideal bir yerdir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/66-sirnakta-gezilecek-yerler.html", "text": "sorusunun cevabı için çeşitli anlatımlar yapılabilmektedir. Öncelikli olarak bölgede yaygın olarak gezilecek noktaların başında Nuh Peygamber Türbesi gelmekte ve yabancı turistlerinde bu türbeyi sıkça ziyaret ettiği bilinmektedir. İslam inanışına göre insanlık için oldukça önemli konumda yer alan Nuh peygamber, inanan kişiler ile birlikte bir gemiye binmiş ve çeşitli kaynaklardan edinilen bilgilere göre Cudi Dağı'nda geminin durduğu ve bu bölgenin yerleşim yeri olarak kullanıldığı bilinmektedir. Aynı zamanda Nuh peygamberin mezarının da bu bölgede yer aldığı bilinmekte ve şırnakta gezilecek yerler listesinin başında bahsedilen türbe yer almaktadır. 'dır. En önemli yerlerin başında gelen dağ, tarih kitaplarında, Kur'an'da ve filmlerde adından söz ettirmektedir. Eşsiz manzarası ve kattığı görsellik ile mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında gelmektedir. yer almaktadır. Dicle Nehri kıyısına kurulmuş olan kale, Roma ve Bizans döneminden günümüze kadar ulaşmış ve Şırnak'ta görülmesi gereken yerler sırasının üst taraflarında yer almaktadır. Cizre iline bağlı olan kale, turistler tarafından sıkça rağbet görmektedir. Bölgede yer alan bir diğer önemli eser ise Cizre Ulu Cami'dir. Söz konusu olan cami, ilk zamanlarda kilise olarak hizmete girmiş ve daha sonra cami haline getirilmiştir. Kilisenin 639 yılında cami olarak hizmete açıldığı bilinmekte ve en önemli özelliği ise aslan ve iki başlı ejder figürleri olan kapı tokmaklarıdır. Günümüze kadar ulaşmış olan cami, bölgedeki Müslümanların yoğun olarak tercih ettiği yerlerin başında gelmektedir. Aynı zamanda turistler tarafından da gezilen cami, şırnakta görülmesi gereken yerler sorusu için doğru tavsiyelerden birisidir. olarak adlandırılan Medrese, adını tuğlalardan almakta ve içerisinde dershane, mezar ve yemekhaneleri bulundurmaktadır. gelmektedir. Şehirde genel olarak hayvancılık, madencilik yapılmakta ve çok sayıda tarihi bölge yer almaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/660-gokceada-kalekoy-tanitimi.html", "text": "hakkında güncel bilgiler hazırladık. Ayrıntıları yazımızın devamında okuyabilirsiniz. Kaleköy'deki yerleşim çok eski tarihlere uzanır. Bölgedeki kalıntılar bu alandaki ilk yerleşimin Pelasglar tarafından kurulduğunu gösterir. Pelasglar milattan önce 4-5'inci yüzyıllar arasında yaşamış bir halktır. Helen Kavimleri bölgeye gelmeden önce Kuzey ve Orta Yunanistan'da yani Girit ve Ege Adaları'nda yaşamışlardır. Kendilerine ait bir dilleri olan halktır. Sonraki yıllarda bölgeyi Persler ele geçirmiştir. Ardından bir anlaşma ile Atina'ya bağlanmıştır. Milattan önce 168 yılında uzun süren bir savaşın sonunda Roma İmparatorluğu'nun hakimiyetine girmiştir. Roma bölündükten sonra Bizans sınırları içinde kalmıştır. Birçok kez el değiştiren bölge birkaç kez Venedik ve Cenevizlilerin eline geçmiştir. Daha sonraki dönemde ise Osmanlı İmparatorluğu sınırlarına dahil olmuştur. 1. Dünya Savaşı'nda Yunanistan'ın ele geçirdiği bölge Lozan Barış Antlaşması ile Türkiye'ye katılmıştır. Kaleköy'de tarihi bir kalenin kalıntıları bulunur. Bu kalenin Helen döneminden önce inşa edildiği düşünülmektedir. Buradaki yerleşimi korsanlardan korumak için inşa edilmiştir. Milattan önce 5'inci yüzyılda Atinalılar kalenin surlarının çevresine Yunan şehir devletlerindekilere benzer bir akropol kurmuşlardır. Akropol yapısı Yunan kent devletlerinde bir iç kale yapısıdır. İçinde Saray, önemli yapılar ve tapınaklar bulunur. Bizans ve Ceneviz bölgede hüküm sürdükleri zamanlarda kalenin surlarını genişletmiş ve yapıyı onarmıştır. Kaleköy yüksek bir tepenin üzerine kurulmuş tarihi bir Rum köyüdür. Koruma altında olan beş Rum köyünden biridir. Güzel bir doğası, berrak denizi, limanı ve kültürel mirası ile dikkat çekicidir. Bölgede birçok otel bulunduğu için konaklama sıkıntısı yoktur. Yunanistan'ın Semadirek adası Kaleköy'den çok net görülür ve manzarayı güzelleştirir. Yerleşim yüksekte kurulduğu için bölgeye hakim konumdadır. Birçok restoran bu hakim tepede kuruludur ve güzel bir akşam yemeği için ideal yerleri oluşturur. Havalimanı bu bölgede bulunduğu için hava yolu ile ulaşım sağlanabilir. Tarihte önemli bir yeri olan kalenin kalıntıları günümüzde ziyaret edilebilmektedir. Kaleköy kıyılarında rüzgar sörfü yapılabilecek alanlar da vardır. Bu yönüyle sporseverler için ideal bir konum oluşturur. Köyün bozulmamış dokusu, yeşil doğası ve güzel denizi tercih sebebidir. üzerinden kalkan feribotlar ile Kaleköy'e ulaşmak mümkündür."} {"url": "https://www.gezipedia.net/661-sogutte-gezilecek-yerler.html", "text": ", Bilecik'in ilçelerinden biridir. İl merkezine 28 kilometre mesafede bulunur. Söğüt, Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruldu yerdir. Bu nedenle tarihi olarak büyük önem taşır. Marmara Bölgesi'nin doğu kısmında yer alır. Güneyden kuzeye doğru uzanan eğimli bir arazi üzerine kurulmuştur. Tarihi ve doğal mirasıyla öne çıkan Söğüt'ün tarihine kısaca değinmek istedik. Söğüt ve çevresinin tarihi çok eski tarihlere uzanır. Bölgenin bilinen ilk adı İtea'dır. Bizans döneminde ise Thebasion ve Sebasiyon isimleriyle anılmıştır. Milattan sonra 796 yılında Müslümanlar bölgeye gelmiş ismini Beldet Safsaf olarak değiştirmişlerdir. Safsaf Türkçede \"söğüt\" anlamına gelir. 13'üncü yüzyılda doğudan gelen Oğuz boylarından Kayı Boyu, Söğüt'e gelmiş ve burada 400 çadırlık bir aşiret olarak yerleşmiştir. Selçukluların yanında savaşan Kayı Boyuna bu alan yurtluk olarak verilmiştir. Daha sonraki dönemde bir beylik olarak öne çıkan Osmanlı, kısa sürede sınırlarını genişletmiştir. Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u fethettikten sonra İstanbul- Mekke yolu inşa edilmiş ve bu yol Söğüt üzerinden geçmiştir. Yola Hacılar Yolu denmiştir. Yol günümüzde Küsnük ve Mezarlık bölgelerinden geçer. Ertuğrul Gazi Müzesi Söğüt'ün Kayhan Mahallesi'nde bulunur. Bölgede Türk mimarisini yansıtan tarihi bir ev onarılarak müze haline getirilmiştir. 2001 yılında hizmete açılmıştır. Müzenin tasarımı çadırı andıracak şekilde yapılmıştır. Sadece salon kısmından oluşan müzede Yörük kültürüne dair birçok eser bulunur. Müzede sergilenen eserler arasında sikkeler, tartı aletleri, Osmanlı çinileri, arkeolojik eserler, etnografik eserler, dönemin kıyafetleri, halılar, kilimler, silahlar, peşkirler, Ertuğrul Sancağı ve para keseleri bulunuyor. Bu eserler 1970 yılında bir komite tarafından civar köylerden toplanmış ve Eskişehir Müzesi'nde sergilenmiştir. Daha sonra Ertuğrul Gazi Müzesi açılınca buraya getirilmiştir. Hamidiye Camisi Söğüt'ün merkezinde bulunur. 1903-1905 yılları arasında inşa edilen yapı 2. Abdülhamit tarafından yaptırılmıştır. Yapı malzemesi olarak kırmızı kesme taş kullanılmıştır. Yapının iki minaresi olduğu için yöre halkı buraya \"Çifte Minareli Cami\" de der. Caminin üzeri kurşun kaplı bir kubbeyle örtülmüştür. Bir külliye içinde bulunan yapı uzun yıllar eğitime hizmet vermiştir. 1919 yılında ise Sultan Reşat bu alana Yetimler Yurdu da eklemiştir. Çelebi Mehmet Camisi ilçe merkezinde yer alır. 1414-1420 yılları arasında inşa edilmiştir. Cami Sultan 1. Mehmet tarafından yaptırılmıştır. Osmanlı dönemi eserlerinde kubbeli şekilde yapılan ilk eserlerin arasında yer alır. Bu özelliği ile daha önemli bir yere sahip olmaktadır. Yapının üzeri 12 kubbe bulunur. Yöre halkı tarafından \"Çarşı Camii\" olarak da bilinir. Yapı 2. Abdülhamit zamanında onarımdan geçmiştir. Bahçesindeki büyük çınar ağaçları dikkat çekicidir. Kaymakam Çeşmesi ilçe merkezinde yer alır. 1919 yılında inşa edilmiştir. Çeşme, dönemin ilçe kaymakamı Sait Bey tarafından yaptırılmıştır. Osmanlı mimarisinin son dönem eserlerinden biridir. Dört cepheli çeşmenin üzeri Kütahya çinileri ve mermerlerle kaplanmıştır. Üç tarafında ise dilimli vazo şeklinde yalakları bulunur. Ertuğrul Gazi Türbesi bölgedeki en önemli yapılardan biridir. İlçe merkezinde bulunur. İnşa edildiği tarih tam olarak bilinmemektedir. Fakat Ertuğrul Gazi hayatını kaybettiğinde burada açık mezarının olduğu ve açık mezarın Osman Gazi tarafından yaptırıldığı biliniyor. İlerleyen yıllarda mezarın bulunduğu alana Çelebi Mehmet tarafından türbe inşa edildiği tahmin ediliyor. Yapı bol ağaçlı bir bahçe içinde yer alır. Bahçenin etrafı geniş duvarlarla sarılmıştır. 1886-1887 yıllarında 2. Abdülhamit tarafından onarılmıştır. Türbenin arka kapısının iki yanında çeşmeler bulunur. Bunlar 1986-1987 yıllarında eklenmiştir. Türbenin bahçesinde ise Ertuğrul Gazi'nin geçici mezarı bulunur. Türbenin duvarlarında bugün de görülebilen kurşun izleri vardır. Bölge Yunanistan tarafından işgal edildiğinde Yunan askerleri türbeyi kurşunlamışlardır. Türk Büyükleri Platformu Ertuğrul Gazi Türbesi'nin yakınında bulunur. Alanda Türk büyüklerinin büstleri ve bayrakları bulunur. Ertuğrul Gaziyi Anma ve Söğüt Şenlikleri bu alanda yapılır. Yörük kültürünün yaşatıldığı etkinliklerden biridir. Dursun Fakih Türbesi, Söğüt'ün Küre beldesinde bulunur. Söğüt- Bilecik yolu üzerinde olduğu için ulaşımı kolaydır. Yapı bir tepe üzerine konumlandırılmıştır. Dursun Fakih, Şeyh Edebali'nin damadı ve Osman Gazi'nin bacanağıdır. Tefsir, fıkıh ve hadis eğitimi vardır. Dönemin önemli hukuk ve ilim adamlarından biridir. Osmanlı Devleti'nin kurulmasına yardım etmiş ve çeşitli seferlere katılmıştır. Seferler sırasında askerlerin imam hatipliğini ve vaizliğini yapmıştır. Dar'ul Eytam, Yetimler Yurdu anlamına gelir. Yapı ilçe merkezinde bulunur. Sultan Reşat tarafından yaptırılmıştır. İki katlı olacak şekilde tasarlanan yapının kapısının üzeri çok değerli çinilerle süslenmiştir. Bunlardan bazıları zamanla düşerek kırılmış, kalanları da çıkarılarak Söğüt Etnografya Müzesi'ne götürülmüştür. Hamidiye İdadisi, ilçe merkezinde Hamidiye Camii'nin karşısında bulunur. İdadi dönemin lise düzeyinde eğitim veren okullarına verilen isimdir. 2. Abdülhamit tarafından cami ile beraber yaptırılmıştır. Yapı malzemesi olarak taş kullanılmış ve iki katlı olacak şekilde inşa edilmiştir. Giriş kapısında muhteşem bir Osmanlı Arması bulunur. Bu armanın İstanbul'dan dokuz manda ile taşındığı söylenir. diye sorulacak olursa, Bilecik'in ilçelerinden biridir. İl merkezine 28 kilometre mesafede bulunur. İlçe ile Bozüyük arasında 22 kilometre, İnhisar arasında 28 kilometre, Eskişehir arasında 91 kilometre, Bursa arasında ise 131 kilometre mesafe bulunur."} {"url": "https://www.gezipedia.net/663-semdinlide-gezilecek-yerler.html", "text": ", Hakkari'nin ilçelerinden biridir. İl merkezine 130 kilometre mesafede bulunur. Türkiye'nin İran ve Irak sınırlarında konumlanır. İlçede birçok tarihi yapı bulunur. Yerleşim yeri yüksek dağlarla çevrili ve ağaçlıktır. İlçenin %45'i ormanlık alandır. Su kaynakları bakımından da zengin olan ilçenin en önemli suyu Şemdinli Çayı'dır. Diğer yandan ilçenin adı Zap Suyu ile de anılır. Şemdinli Vadisi ise Şemdinli Deresi'nin suladığı güzel bir alandır. Bu sayede ferah bir ortam oluşmuştur. İlçe bahar aylarında bitkilerin yeşermesiyle daha canlı bir yer haline gelir. Birçok tarihi yapısı bulunan ilçenin tarihine kısaca değinmek gerekir. Şemdinli'de ilk yerleşimin tarihi Asurlara kadar uzanır. Dönemin kaynaklarında burası Şamizdin olarak geçer. Araştırmalar ilçenin tarihini 9'uncu yüzyıla kadar götürür. Bölgede Sümerler, Babiller, Urartular, Medler ve Perslerin hüküm sürdüğü bilinmektedir. Şemdinli halkı Hz. Ömer zamanında Müslümanlığı kabul etmiştir. İlerleyen dönemde Yavuz Sultan Selim 1514 Çaldıran Savaşı'ndan sonra burayı Osmanlı topraklarına katmıştır. 1. Dünya Savaşı yıllarında ise Çarlık Rusya bölgeyi çok defa işgal etmiştir. Günümüzde Ruslardan kalan eserler de ilçede bulunur. Daha sonra buradaki Şikak Aşireti reisi İsmail Ağa ile Kazım Karabekir birlikte savaşarak Rusları püskürtmüştür. Taş Köprü ilçe merkezine 12 kilometre mesafede bulunur. İlçeye bağlı Bağlar köyüne ise 4 kilometre mesafededir. Yapıldığı tarih tam olarak bilinmese de 19'uncu yüzyıldan kalma olduğu düşünülür. Köprü Seyit Mehmet Sıddık tarafından yaptırılmıştır. Tarihi köprü 11 metre yüksekliğe ve 21 metre uzunluğa sahiptir. Köprünün altından berrak sular akar ve çevresi ormanlık alanlarla kaplıdır. Zamanla ilçenin simgesi haline gelmiştir. Muhteşem manzarası ile görülmeye değer yerlerden biridir. Kelat Sarayı'nın büyük bölümü yıkılmış durumdadır. Fakat dış duvarlarının bir kısmı ayaktadır. Yapının Seyit Abdullah tarafından 1870 yılında inşa ettirildiği söyleniyor. Yapının iç kısmı üç bölümden oluşuyor ve tavan kısmı günümüzde bulunmuyor. Saray hakkındaki araştırmalar yakın tarihte yapılmıştır. Kelat Sarayı, Kayme Sarayı'nın 100 metre güneybatısındadır. Günümüzdeki köy evlerinin ise batısında yer alır. Dikdörtgen bir plana sahip olan yapı iki katlıdır. Çatı kısmı yıkılmış vaziyettedir fakat duvarları genel olarak ayaktadır. Kayme Sarayı 200'nci yüzyılın başlarında inşa edilmiştir. Aslında bir saray olmayan yapı, bölgede bu denli görkemli başka yapı olmadığı için saray olarak anılmıştır. Kitabelerde yazdığı kadarıyla 1909-1911 yılında yapılmıştır. Şemdinli ilçesi doğal yapısı ile göz dolduran yerlerden biridir. Burada yetiştirilen ceviz ve bal oldukça lezzetlidir. Diğer yandan ilçenin tütünü de meşhurdur. diye soracak olursanız, Hakkari'nin 3 ilçesinden biridir. İl merkezine 130 kilometre mesafede bulunur. Toplu taşıma kullanarak ilçeye ulaşmak için Hakkari ya da Van'dan düzenli aralıklarla kalkan otobüsler kullanılabilir. Özel araçla gitmek isteyenler de Yüksekova üzerinden ilçeye ulaşabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/664-ayasta-gezilecek-yerler.html", "text": "bünyesinde oldukça fazla tarihi mekan barındırmaktadır. Bu mekanlar kaplıcalardan eski camilere kadar uzanmaktadır. Ankara ili içerisinde insan yoğunluğundan sıkılıp tarihi gezi yapmayı planlayanlar için oldukça güzel bir kaçamak olacaktır. ilçesi Hititler, Romalılar ve Bizanslıların hakimiyeti altında bulunmuştur. Ayrıca yapılan tarihi araştırmalara dayanarak Friglerin de bu bölgede bulunabilmiş olmasına ihtimal verilmektedir. Tarihte birçok ordu için İstanbul yolunda güzergah olarak kullanılmıştır. Malazgirt savaşı galibiyeti sonucunda da 1073 yılında Selçuklular'a ait olan bu bölgede çeşitli yapılar ve yapıların kalıntıları günümüze kadar ulaşmıştır. listesi içerisinde bulunması gereken bir yerdir. Bu gölü kanyon tepesinden izleyebileceğiniz gibi, kanyonda yürüyüş yaparak aşağı inip gölü yakından inceleme fırsatınız bulunuyor. Ankara'dan çıkınca Beypazarı yolunda bulunan Yöresel Ürünler Pazarı, Ankara Ayaş'a özgü eşyalar satmaktadır. Aynı zamanda bu pazarda yöresel yiyeceklerin tadına bakarak kültürel gelişiminize katkıda bulunabilirsiniz. Tarihi araştırmalara dayanılarak söylenene göre yapımı 16. Yüzyılda tamamlanmış olan bir camidir. Bayramiye tarikat lideri olan Bünyamin Ayaşi'nin ismi bu camiye verilmiştir. Din ve tarihi anlamda gezide bulunmak isteyenler buraya mutlaka uğramalılar. Ayrıca cami içerisinde bulunan eski çeşmelerden akan kaynak suyunu çok seveceksiniz. İlçe'ye Selçukluların hükmettiğini belirtmiştik. Bu hamam ise Selçuklu mimarisi ile yapılmıştır. Eski dönem mimarcılığın izlerini en iyi şekilde taşıyan hamamın içe ise görülmeye değer cinsten. Belediye tarafından yapılan restorasyon çalışmalarından sonra bu hamam artık sergi olarak kullanılmaktadır. İçerisinde eski dönemlere ait eşyalar sergilenmektedir. Bu bölgede Bizans ve Romalılara dair birçok kalıntı bulunmaktadır. Yine belediye tarafından yürütülen çalışmalarda kazılardan bu para ve değerli eşyalar çıkarılıp sergilerde ziyaretçilere gösterilmektedir. Nesnelerin ne için kullanıldığı veya hangi dönemi yansıttığı ise yanında basit bir yazı ile belirtilmektedir. İlçenin en eski yapılarından biri olup Sinanlı Köyü sınırları içerisinde bulunmaktadır. 1547 yılında yapılmıştır. İlk yapımında camide minare kullanılmamıştır. Minaresi ise 20. Yüzyılda yapılan restorasyon çalışmaları sırasında eklenerek tekrar kullanılabilir hale getirilmiştir. Yapımı Galatlar'a aittir. Günümüze kadar tek parça halinde yetişememiştir. Fakat kaleden kalıntıları görmeniz mümkündür. Tam olarak göremeseniz de parçalar sayesinde nasıl bir mimari kullanıldığını az çok anlayabiliyorsunuz. Cami 1560 yılında inşa edilmiştir. Ulu Cami'den yaklaşık 3 yıl sonra yapılan bu camide de minare bulunmuyordu. Yine restorasyonlar sırasında 20. Yüzyılda minare takviyesi yapılmış olup kullanıma açık hale getirilmiştir. Suyunun şifalı olduğu bilinen bu kaplıca Ankara merkezinden 58 kilometre kadar uzaklıkta kalmaktadır. Ulaşım için özel araçlar gerektiği gibi nadir olarak otobüs seferleri düzenlenmektedir. Ayaş'a ulaşım oldukça basit sağlanabilir. Ankara Belediyesi tarafından düzenlenen halk otobüsü seferleri ile ulaşımı sağlayabilirsiniz. EGO 560-3 no'lu seferi 06.00-19.30 (hafta sonu 06.30'da başlıyor) saatleri arasında sizler için kesintisiz olarak hizmet vermektedir. Şehrin karmaşasından sıkılanlar kolaylıkla ulaşım sağlayabilir. Aynı şekilde özel araçlarınızla da ulaşım sağlayabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/665-izmir-mordogan-tanitimi.html", "text": "canlı bir ortama sahiptir. Sahil şeridinde balık lokantaları ve kafeler bulunur. Doğal güzellikleri ve canlı ortamıyla dikkat çeken Mordoğan'ın tarihi milattan önce 4000'li yıllara uzanır. Mordoğan'ın bulunduğu alanda ilk yerleşimi Hititler kurmuştur. Hititlerden sonra da birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Bunlar Aiollar, Folisyemler, Makedonyalılar, Bizanslılar ve Osmanlılardır. Bölgede yapılan araştırmalarda Tarih Öncesi Çağ'dan kalma taş baltalar, el aletleri, çanak, çömlek gibi aletler bulunmuştur. Bu sayede buranın tarihinin çok eski dönemlere dayandığı görülmüştür. I. Dünya Savaşı yıllarında Yunanistan'ın eline geçen belde, 1922 yılında geri alınmıştır. Yakın tarihte Çatalkaya ve Mordoğan köylerinin birleşmesiyle belde haline gelmiştir. Daha sonra büyük şehir yasası ile Karaburun ilçesinin mahallesi haline gelmiştir. Mordoğan sahili, limanı ve koyları ile dikkat çeken bir balıkçı kasabasıdır. Bölgede turizmin gelişmesiyle yapılaşma artmıştır. Yaz aylarında oldukça kalabalık ve canlı bir yer haline gelir. Eğlence mekanları da oldukça çeşitlidir. Mahalle, Uzunada'nın tam karşısında konumlanır. Mordoğan sahili, koyları, plajları ve limanından denize giriliyor. Limanın çevresinde balıkçı lokantaları ve kafeler dikkat çekiyor. Mahalledeki ünlü plajlar; Ayıbalığı Plajı ve Ardıç Plajı'dır. Ayrıca Çatalkaya ve Ayıbalığı Kayalıkları da ziyaretçiler tarafından sıkça tercih edilir. Kocakum Plajı ise sığ bir denize sahiptir. Burası çocuklu aileler ve yüzme bilmeyenler için ideal bir yer. Bu alanlarda amatör balıkçılık da yapılabiliyor. Bu alanda denizin temiz, derinliğinin uygun olması ve fauna- florasıyla birçok balık türü hayat buluyor. Denizinde bolca bulunan türler ise kaya barbunu, erkek mercanı, çipura, levrek ve kefal olarak sıralanabilir. Mor doğanda 70 çeşit mor çiçeği de görmeye değerdir. Ayıbalığı adıyla anılan alanda deniz mağaraları bulunur. Ayrıca burası Akdeniz foklarının yeryüzündeki en önemli üreme alanıdır. Burada Akdeniz fokları görülebilir. Mordoğan zeytin yetiştiriciliği ile de öne çıkan yerlerden biridir. Çarşısında ve pazarında bura yetiştirilen zeytinler ve zeytinden yapılan birçok şey satılır. Ev yapımı sızma zeytinyağları buraya gelen ziyaretçilerin dikkatini çeker. Ayrıca yine burada yetiştirilen domates, biber ve çeşitli meyveler ayrıca lezzetli olur. diye sorulacak olursa, İzmir'in Karaburun ilçesine bağlı bir mahalledir. İl merkezine 80 kilometre, Karaburun merkeze ise 20 kilometre mesafede bulunur. Deniz yoluyla ulaşmak isteyenler Foça- Mordoğan- Karaburun arası sefer yapan vapurları kullanabilir. Vapur seferleri yaz aylarında yapılır. Şehir içi toplu taşıma araçlarından 761 numaralı otobüs ile Mordoğan'a gidilebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/666-akcaabatta-gezilecek-yerler.html", "text": ", ulaşım bakımından son derece makul bir yerde bulunan bir ilçedir. Trabzon'a bağlı olan Akçaabat, aynı zamanda Trabzon'un en büyük ilçelerinden bir tanesi olarak da bilinmektedir. Öte yandan Akçaabat Karadeniz Sahil Yolu üzerinde, başka bir deyişle kıyı şeridi üzerinde yer almaktadır. Buna ek olarak köftesi ile de meşhurdur, öyle ki Akçaabat dendiği zaman bu güzel ilçenin Trabzon'da olduğunu bilmeyenler dahi köftesini akıllarına getirecektir. Elbette bu ilçede gezip görmeye değer pek çok yer de vardır. Hem büyük şehirlerin karmaşasının olmaması hem de muhteşem doğası ile Akçaabat her anlamda gezip görmeye değer bir ilçedir. Sahil şeridinde yer alan ilçe tarihi kayıtlarda 750 yıl önce kurulmuş olup 96 köyden oluşan ve 6.700 haneli bir Rum yerleşkesi olarak yer almıştır. İlk adının Platana olduğu, daha sonraki rivayetlerde ticaret yolu üzerinde olması itibari ile zenginleşen ve akça ile abad kelimelerinin bileşkesinde oluşan Akçaabat ismi aldığı söylenir. Selçuklu, Osmanlı ve daha sonra 17 Şubat 1918 tarihinden itibaren Türk hakimiyeti altında olmuştur. ise özetle şu şekilde ifade edilebilir... Akçaabat'ın Mersin Bölgesi daha ziyade deniz turizmi ile ön plana çıkmaktadır. Esasında Karadeniz'de deniz turizmi her ne kadar kısa da sürse bu bölgede o kısa süre içerisinde dahi denizin tadını çıkarmak son derece keyifli bir etkinlik olacaktır. Aynı zamanda Mersin Bölgesi'nde yazlıklar da son derece sık bir şekilde bulunmaktadır. Bu yazlıkların ön kısmı da deniz ve kumsallar ile kaplıdır. Başka bir deyişle bu yazlık ve villaların denize sıfır olduğu söylenebilir. Biraz da tarihe meraklı olan gezginleri ilgilendiren bu bölge de asırlar öncesinde Selçuklular'dan korunmak maksadıyla inşa edilmiştir. Aynı zamanda bu kalenin molozlar ve kesme taşlardan meydana geldiğini de ifade etmek lazımdır. Nihayetinde Akçakale bölgesi, Akçaabat'ın çok büyük bir kısmına hakimdir. Yani ilçeyi hakim bir bölgeden izlemek adına da bu alanı ziyaret etmek son derece mantıklı bir seçim olacaktır. Bu mahallenin de pek tabii tarih meraklıları tarafından ziyaret edilmesi mümkündür. Osmanlı Dönemi'nden kalma mimarinin yanı sıra halen daha hayatın son derece renkli bir şekilde devam ettiği bu mahalle yerel yaşantıyı tanımak adına da görülmeye değerdir. elbette doğal güzellikleri ile de ön plana çıkan ilçelerden bir tanesidir. Bu doğal güzellikler arasında ise en çok ilgi görenlerden bir tanesi Hıdırnebi Yaylası'dır. Bu yaylada sadece yayla turizmi değil birtakım keyifli şenlikler de organize edilmektedir. Bu şenliğe Orak Yedisi Şenliği adı verilir ve Temmuz ayının sonlarına doğru organize edilmektedir. Ancak bu yaylanın ilçe merkezine belirli bir uzaklığı olduğunu da ifade etmek lazımdır. Akçaabat'ın ilçe merkezine uzak olan yerlerinden bir tanesi de bu mağaradır. Ancak her ne olursa olsun doğal güzelliği ile büyüleyici olduğundan dolayı görülmeyi hak eder. Mağara içerisinde yer alan sarkıt ve dikitlerin yanı sıra su ile oluşan eşsiz manzara da asla hafızalardan çıkmayacak bir güzelliği vaat etmektedir. Her ne kadar mağaranın tamamının gezilmesi mümkün olmasa dahi yarısından fazlasını halen daha gezebilmek mümkündür. Aynı zamanda bu mağaranın tam ortasından bir de akarsu geçer ki bu akarsu doğal güzelliğe bambaşka bir hava katar. Her ne kadar tam olarak ilçe merkezinde yer almasa dahi Sera Gölü ilçe merkezine çok da uzak sayılmaz. Mesafe yaklaşık olarak 5 kilometredir. Oluşum bakımından heyelan set gölü olan Sera Gölü, bir doğa olayı ile sadece birkaç gün içerisinde meydana gelmiştir. İşte bu gölün en önemli özelliklerinden bir tanesi de budur. Yani heyelan tarafından düşen parçaların bir dağ yamacını kapatması neticesinde göl meydana gelmiştir. Yaklaşık 200 metre genişliğe sahip olan bu gölün en derin yeri zaman zaman 55 metreye dek çıkabilecektir. denilecek olursa; ziyaret edildikten sonra ilk olarak yöresel mekanlardan bir tanesinde ilçeye ait meşhur köftenin denenmesi gerekmektedir. Buna ek olarak ilçenin özel tereyağı da denemeye değerdir. Bu tereyağı yöredeki hayvanların sütünden elde edilmektedir ve son derece lezzetli bir tada sahiptir. Aynı zamanda genel olarak tüm Trabzon'a ait olan Trabzon ekmeği de bu ilçe ziyaret edildiğinde denenmelidir. Özellikle tereyağı ya da meşhur Akçaabat köftesi ile son derece lezzetli olacaktır. Aynı zamanda bölgenin son derece yağış aldığı da akıllardan çıkarılmamalıdır. Bu nedenle kıyafet seçimine dikkat edilmeli ve giderken mutlaka şemsiye bulundurulmalıdır. Ayrıca hava durumu ile mevsimin müsait olması durumunda denize girmek de mümkün olabilir. Akçaabat'ta konaklamayı düşünenler için kurum misafirhaneleri dışında oteller de mevcuttur. Konakları ile adından bahsettiren Ortaköy mahallesinde otele dönüştürülen konaklarda da kalma olanağı mevcuttur. Yöresel yemekleri, kaygana, sütlaç, kukuca, laz böreği, pepeçura ve fındıklı baklava tatlılarının enfes lezzetini tadabilir meşhur Akçaabat köftesini piyaz eşliğinde yiyebilirsiniz. Karalahana sarması, guliya, balık çeşitleri ve pişirilme yöntemleri, peynirli pide, tomara kızarması ve taze fasulye turşusu kavurmasını da ilçenin diğer yöresel yemekleri olarak tadabilirsiniz. Peyniri, tereyağı, çay ve fındığını da sevdiklerinize hediyelik ürünler olarak götürebilirsiniz. diyenlere genel bilgiler ve ulaşım yolları hakkında bilgilere yer verildi. ? diyecek olursanız, ilçeye ulaşım Trabzon iline geçişle sağlanır. Havayolu ya da kara yolu ile Trabzon iline gelindikten sonra ister şehir içi ilçe otobüsleri ister şahsi aracınızla Akçaabat'a gidilir. Ortalama 25 dakikalık bir yolculuk sonrası Akçaabat tüm ihtişamı ile sizi bekler."} {"url": "https://www.gezipedia.net/667-beyoglunda-gezilecek-yerler.html", "text": "olmaktadır. Beyoğlu'nda gezilecek ve güzel vakit geçirilecek pek çok yer bulunmaktadır. Kafe, restoran ve pasajlar açsından zengin bir yer olan istiklal caddesi, sakin bir gün geçirmek için taksim gezi parkı, hediyelik eşyalar alabileceğiniz pasajlar, restoranlar, çikolata satan yerler, ünlü Çiçek pasajı, turistik olarak büyük öneme sahip olan Galata Kulesi, Galatasaray Lisesi, rengarenk görüntüsü ile kafelerin bulunduğu Fransız sokağı, en eski hamamlardan olan Galatasaray hamamı, Pera müzesi, Tophane çeşmesi, Türvak sinema müzesi, Kamondo merdivenleri, Galata Mevlevihane'si, Aynalıkavak Kasrı bölgede bulunmaktadır. Ulaşım bakımından birbirlerine yakın mesafede bulundukları için rahatlıkla gezi yapmak mümkündür. Sütlüce'de bulunan Türk ve Osmanlı Mimarisine ait bu maket eserlerden oluşan alanı mutlaka ziyaret etmelidir. İstiklal Caddesi bir diğer Beyoğlu sembol alanıdır. Caddede birçok ünlü mağaza, restoran ve kafe bulunmaktadır. Türkiye'nin en yoğun caddelerinde biridir. Oldukça fazla yerli ve yabancı turistin ziyaret ettiği bir mekandır. Gezi Parkı Taksim Beyoğlu'nda bulunan bir şehir parkıdır. Güzel bir mimariye sahip olan park bir dinlece yeridir. 1491 yılında İskenderpaşa'nın talimatı ile yapılan bu tarihi bina İstanbul'da bulunan Mevlevihanelerin en tarihi olanıdır. Beyoğlu Şahkulu Mahallesinde bulunan bu özel mekan mutlaka görülmelidir. 1850 yılında inşa edilen bu merdivenler günümüzde sağlam bir şekilde korunmaktadır. Beyoğlu'nun sembollerinden biridir. 1850 yılında yaptırılan bu merdivenler o yıllarda Beyoğlu'nda ünlü ve tanınan bir aile olan Salomon Kamonda adına inşa edilmiştir. Tarihi merdivenlerin inşasında art nouveau sanat tarzı hakimdir. Merdivenler ilginç yapısıyla görülmeye değerdir. oldukça çok ziyaret edilen yerlerden biridir. Kule bir Bizans yapısıdır. İç ve dış mimarisindeki farklılıklar ile oldukça dikkat çekici bir tarihi yapıdır. Kule'nin manzarası da oldukça güzeldir. Galata Kulesi'nin içinde bir restoran da yer almaktadır. Ayrıca isteyenler kulenin içini de gezme şansına sahip olmaktadırlar. Beyoğlu ilçesi pasajlar bakımından da oldukça zengindir. Görülmesi gereken pasajlardan biri 1977 yılında yapılan Atlas Pasajıdır. Pasajda pek çok mağaza yer almakla birlikte Atlas Sineması ve tiyatro da sanatseverlere hizmet vermektedir. Bir diğer pasaj 1876 yılında yapılan Çiçek Pasajı'dır. Pasajda pek çok restoran vardır. Pasaj oldukça süslü bir mekandır. 1908 yılında inşa edilen Suriye Pasajı da kürkçü ve derici mağazaları ile ün yapmıştır. Halep Pasajı tanınan bir diğer pasajdır. Pasajda pek çok mağaza yer almaktadır. Osmanlı Mimarisinin en güzel eserlerinden biri de El Hamra Pasajı'dır. Bu pasajda pek çok bar yer almaktadır. 1578-1583 yılları arasında inşa edilen hamam günümüzde de hizmet vermektedir. Osmanlı Mimarisinin önemli eserlerinden biridir. St. Antuan Kilisesi ise daha eski bir binadır. Kilise 1230 tarihinde rahiplerin yaptığı bir dini yapıdır. Kilise İstanbul'un en büyük Katolik Kilisesi olarak bilinmektedir. Kilise oldukça hoş bir mimariye sahiptir. Yabancı ve yerli turistlerin Beyoğlu'na geldiklerinde en çok ziyaret ettikleri mekanların başında gelmektedir. Kilise geçmiş görkemi ve güzelliğini günümüze kadar taşımıştır. Beyoğlu İlçesi müzeler bakımından oldukça zengindir. Pera Müzesi bu müzelerden biridir. Pera Müzesi 1893 yılında yapılan Tepebaşı'nda bulunan tarihi binada hizmet vermektedir. Suna ve Kıraç Vakfı 2005 yılında müzeyi kurmuştur. Müze her yıl pek çok uluslararası sergiye ev sahipliği yapmaktadır. Ayrıca müzenin bulunduğu bina da art shoplar, sergi salonları ve ünlü pek çok kafe yer almaktadır. Sanat Müzesidir. 2004 yılından bu yana ziyaretçi kabul eden müzede fotoğraf ve video alanları ile sergi salonları yer almaktadır. Beyoğlu'nun ünlü müzelerinden bir diğeri Galatasaray Müzesi'dir ve müzede takıma ait kupalar ziyarete açılmıştır. 2001 yılında kurulan İstanbul Uluslararası Ufo Müzesi ilginç ve görülmesi gereken bir diğer müzedir. 1995 yılında kurulan Denizcilik İşletmeleri Müzesi de denizcilikle ilgilenenlerin mutlaka ziyaret etmesi gereken bir müzedir. diye sorulacak olursa; İstanbul'un merkez ilçelerinden birisidir. İstanbul'un Avrupa yakasında bulunan Beyoğlu, eskiden Bizanslılar tarafından bu bölge Pera olarak da söylenmiştir. Pera'nın anlamı ise karşı kayadır. İstiklal caddesinin civarına Beyoğlu denilmektedir. 45 mahallesi bulunan Beyoğlu'nun Marmara denizine ve Haliç'e kıyısı bulunmaktadır. Buraya ulaşım pek çok araçla kolayca sağlanmaktadır. Beyoğlu genellikle adı duyulmuş semtlere sahiptir. Bu semtlerden bazıları; cihangir, şişhane, Kabataş, tünel, Kasımpaşa, kuledibi, Tepebaşı, Galatasaray, tophane, çukurcuma, Yeşilçam sokağı, Cezayir sokağıdır. Marmara bölgesinde buluna Beyoğlu'nun şehir merkezine olan mesafesi yaklaşık olarak 4 km yani 7 dakika civarıdır. Beyoğlu'na havaalanı ile ulaşım direkt olarak sağlanabilmektedir. Ayrıca metro ve şehir içinde bulunan pek çok otobüs ile ulaşım sağlayabilirsiniz. Daha rahat bir şeklide gezmek için ise özel araç tercih edebilirsiniz. ile arasında 43 km bulunmaktadır ve 38 dakikalık mesafededir. Maslak ile arasında 14 km mesafe bulunur ve 17 dakikalık mesafededir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/668-canakkale-sokakagzi-tanitimi.html", "text": "Çanakkale'nin Ayvacık ilçesine bağlı Koyunevi Köyü'nün sahil tarafıdır. Assos'un en güzel kıyılarından biridir ve buraya 18 kilometre mesafede bulunur. Daha önceleri Yalı adı verilen alan, buradaki koya dökülen Sokak Deresi'nden esinlenilerek Sokakağzı adını almıştır. Bu sahil bölgesi Polymedium Antik Kenti'nin üzerine kurulmuştur. Fakat henüz alanda arkeolojik bir çalışma yapılmamıştır. az bilinen fakat bir kez gelenin tekrar tekrar gelmek istediği yerlerden biridir. Doğası el değmemiş haliyle korunmuştur. Denizi, kumsalı ve eşsiz doğası ile sakin bir tatil geçirmek için ideal alanlardan biridir. Tam karşısında Midilli Adası bulunur. Sokakağzı koyu doğanın tadının çıkarıldığı, eşsiz bir kumsal ve denize sahip tatil yerlerinden biridir. Bölgedeki oteller ve pansiyonlar denize sıfır konumda yer alır. Bu sayede konaklanan her alan eşsiz bir manzaraya sahip olur. Bunun dışında kamp alanları da bulunur. El değmemiş doğal bir ortam içinde kamp yaparken denizin tadını çıkarmak da mümkün olur. İşletmelerin hemen önündeki kumsalda şemsiye ve şezlonglar da vardır. Burası bölgedeki en temiz koylardan biridir. Suyu oldukça berrak ve serindir. Genellikle dalgasız ve sakin bir denizi vardır. Suyun altı çok net görülmesi sayesinde burada dalış yapmak ayrıca zevkli olur. Sokakağzı sahili Midilli Adası'na en yakın kara parçasıdır. Bu da manzarasını daha etkileyici kılar. Bölgedeki deniz manzaralı restoranlarda yöresel ve her damak tadına uygun lezzetli yemekler bulunur. Ziyaretçiler genellikle burada tutulan balıkları tercih eder. Yöre halkının tuttuğu balıklardan çok taze yemekler yapılır. Dut Ağacı adı verilen alandan ise bölgenin tüm güzellikleri seyredilebilir. Eşsiz bir manzarası vardır. Sokakağzı'nda doğa yürüyüşü de son yıllarda sıkça tercih edilen etkinliklerdendir. Saklı kalmış ve korunmuş doğası insana nefes aldırır. Bölgede çoğu yerde imar izni olmadığı için doğal ortam korunabilmiştir. koylarından biridir. Assos'a 18 kilometre mesafede bulunur. Özel araçlar buraya gitmek isteyenler Assos'tan Babakale'ye giden yol üzerinden 9 kilometre devam eder. Sonrasında yol üzerinde bulunan Bektaş Köyü, Balabanlı veya Koyunevi sapaklarından birine girerek Sokakağzı'na ulaşır. arasında 730 kilometre mesafe bulunur. Toplu taşıma kullanmak isteyenler öncelikle Çanakkale'nin Ayvacık ilçesine şehirler arası otobüsleri kullanarak gelirler. Ardından Ayvacık'tan Sokakağzı'na giden minibüsler ile sahil bölgesine varırlar. Minibüsler çok sık sefer düzenlemediği için sefer saatlerini hesaba katmak faydalı olur."} {"url": "https://www.gezipedia.net/669-uchisarda-gezilecek-yerler.html", "text": "Nevşehir'e bağlı beldelerden biridir. İl merkezine 6 kilometre mesafede bulunur. Nevşehir'in doğusunda bulunur. Kapadokya bölgesinin en meşhur yerlerinden biridir. Peribacaları oluşumlarının başladığı alandan 40 kilometre yükseklikte konumlanmıştır. Büyük bir kayanın eteklerine kurulan yerleşimde kayadan oyularak yapılmış evler yerleşime özgü alanları oluşturur. Tarihi ve doğal yapısı ile dikkat çeken belde her yıl milyonlarca ziyaretçi ağırlar. Uçhisar'ın tarihine kısaca değinmek istedik. Uçhisar bölgesinde ilk yerleşimin ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu tam olarak bilinmiyor. Bölgede yer alan Aşıklı ve Topaklı Höyük arkeolojik kazılarında Cilalı Taş ve Neolitik dönemden kalan kalıntılar bulunmuştur. Yine Uçhisar'da bulunan Acem Höyük ve Kültepe'de yapılan kazılarda ise Hitit ve Asur medeniyetlerinin izlerine rastlanmıştır. Bu kazılarda Anadolu'da bulunan ilk yazılı tabletler ortaya çıkmıştır. Bölge Hristiyanlığın il ortaya çıktığı zamanlarda dini benimseyenlerin saklandığı bir alan olmuştur. İlk Hristiyanlar kalenin olduğu bölgeyi savunma amaçlı kullanmıştır. Bölgede yer altı şehirleri ve gözetleme kulesi de bulunur. Bölgeye bugünkü ismini veren ise Anadolu Beylikleri dönemi olmuştur. Doğu tarafından Selçuklu Devleti ve Karamanolğlları, batı tarafından Kadı Burhaneddin Beyliği ile sınır olduğu için bölgeye Uçhisar adı verilmiştir. 1398 yılında ise Yıldırım Beyazıt tarafından Osmanlı İmparatorluğu sınırlarına katılmıştır. Uçhisar Kalesi Kapadokya Bölgesi'nin en yüksek noktasına inşa edilmiştir. Alana hakim konumdadır. Buraya uzun bir merdiven ile çıkılır ve tüm Kapadokya kuşbakışı seyredilebilir. Bu yüzden kalenin bulunduğu alan yöre halkı \"Kapadokya'nın Gözü\" der. Kale ilk Hristiyanlar tarafından savunma amaçlı kullanılmıştır. Selçuklular ise yapıyı gözetleme kulesi olarak kullanmıştır. 100 metreyi bulan bir yüksekliğe sahiptir. Bu yükseklik iki peribacasının birbirine yakınlaşmasıyla oluşur. Peribacalarından birine Ağanın Kalesi diğerine Çavuşun Kalesi denir. Kalenin içinde su sarnıçları, oyma mezarlar, mahzen, sığınak, depo ve birçok oda bulunur. Odalar 1950'lere kadar ev olarak kullanılmıştır. Bu sayede yapının 1000 yıl kullanıldığı söylenebilir. Tığraz Kalesi, bölgedeki en büyük ikinci kaledir. Güvercinlik Vadisi'nin tabanına kadar inen bir yamaç üzerinde inşa edilmiştir. Yeraltı sığınağı olarak kurulan yapı 7 katlıdır. Yamaca inşa edilen ender yeraltı sığınaklarındandır. İçinde mahzenler, odalar, tüneller ve depolar bulunur. Kuran Kalesi aslında bir biriktirme alanıdır. Müslümanlar için önemli bir yeri vardır. Eski tarihlerde Arapça evraklar, dualar, muskalar ve kitaplar kullanılmıyorsa bu peribacasından içeri atılmıştır. Bunun amacı dine saygısızlık olmasının önüne geçmektir. Bu oluşum koni şeklindedir. İçindeki eserler zaman içinde kaybolmuştur. Efsunlu bir etkisi olan alan yıl içinde birçok ziyaretçi ağırlar. Karakale günümüze bir kısmı ulaşan yapılardan biridir. Yakın tarihe kadar sağlam olarak gelen yapı, bölgede yaşayanların taşları sökmesiyle hasar görmüştür. Kalenin içindeki mezar taşlarından haç işaretli olanlar kırılmıştır. Güney tarafı daha sağlam ulaşan yapının içinden Geç Roma dönemine ait seramikler çıkmıştır. Adının Karakale olarak anılması ise renginin siyah olmasından kaynaklanır. Şapka kısmı ise ender rastlanan volkanik bir oluşumdur. Güvercinlik Vadisi 4 kilometrelik bir alanı kaplar. Batısında Uçhisar Kalesi, doğusunda ise bölgeye ismini veren güvercin yuvaları bulunur. Bu alan doğa yürüyüşleri yapmak için oldukça idealdir. Yürüyüşlere güvercinler eşlik eder. Vadinin içinde Vasıl Deresi'nin aktığı bir şelale de bulunur. Yüksekliği 15 metredir. Yürüyüş yolu üzerinde Sarı Kale adlı yapıyı da görmek mümkün, bu yapı Bizans döneminden kalan bir kilisedir. Güvercinlik Vadisi 9'uncu yüzyıla kadar güvercin beslenen bir alan olmuştur. Kuşlar için kayalıklara yuvalar oyulmuştur. Burada biriken gübreler ise üzüm bağlarında kullanılmıştır. Güvercin yumurtaları ise fresklerin renklerini onarmak için kullanılmıştır. Güvercinlerin çoğunlukla terk ettiği yuvalarda hala soluk süslemeler ve kuluçka takaları görülmektedir. Ayrıca bölgedeki kayaların beyaz ve pembe renkte olması güvercinin göğsüne benzetildiği için ismi ile özdeşleşmiştir. Güvercinlik Vadisi'ne dair birçok rivayet ve hikaye anlatılır. Diğer yandan bu alanda at sırtında gezmek de mümkündür. Göreme Milli Parkı UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alır. Yeryüzündeki ender oluşumlardan biridir. Ayrıca ilk Hristiyanların yaşadığı yer olarak da önemlidir. O zamanlara ait kiliseler de bu alanda görülmeye değer yapılardır. Peribacası olarak adlandırılan oluşumlar bu alanın büyük bölümünü kaplar. Volkanik bir bölge olan Göreme'de çevredeki aktif dağlardan yayılan tüfler alanı kaplamıştır. Tüfler rüzgar ve su ile aşınarak peribacalarını oluşturmuştur. Her biri farklı bir sanat eserine benzeyen oluşumlar görülmeye değerdir. Cevizli, Uçhisar Kalesi'nin kuzey tarafının aşağısında bulunur. Bu alan yöredekiler tarafından Peribacaları Deresi adıyla anılır. Bu alan da doğa yürüyüşü yapmak isteyenler tarafından sıkça tercih ediliyor. Bu alandaki yüksek peribacalarının içleri geçmişte oyularak sığınak haline getirilmiştir. Şimdi bu oyukların içi günümüzde pansiyon, kafeterya, dükkan ve pansiyonlara dönüştürülmüştür. Cevizli bölgesinde de iki tane tarihi kale bulunur. diyecek olursak, Nevşehir'e 6 kilometre mesafede bulunur. Bölgeye gelirken hava yolu kullanılabilir. Nevşehir Havalimanı'na birçok ilden günlük seferler bulunur. Nevşehir'e geldikten sonra da kısa bir kara yolu yolculuğu ile bölgeye ulaşılabilir. Diğer yandan Nevşehir'e şehirlerarası otobüsler ile gelip Uçhisar'a geçilebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/67-kirklarelide-gezilecek-yerler.html", "text": "doğal güzellikleri ve tarihi yapıları ile gelenleri kendisine hayran bırakmaktadır. Türkiye'den ve Balkanlardan birçok insan bu şehri sıklıkla ziyaret etmektedir. Kırklareli'nin tarihi M. Ö 6. Yüzyıla kadar uzanır. O günden bu güne kadar birçok medeniyetin yaşadığı topraklardan olmuştur. Persler, Traklar, Romalılar ve Makedonlar bu şehirde yaşayarak birçok tarihi eser bırakmıştır. Bu şehri gezmek için ünlü yağlı güreş festivallerinin yapıldığı ayları seçmeniz de fayda vardır. Yani eylül, mayıs ve haziran aylarından birini tercih edebilirsiniz. için bir liste yaparak gezmeye başlayabilirsiniz. - Şehrin iki büyük ve görkemli camileri olan Hızır Bey Cami ve Kadı Cami başta gelir. Hızır Bey Cami 1383 yılında Köse Mihalzade Hızır Bey tarafından yaptırılmıştır. Avrupa'nın en eski camisi olarak da anılmaktadır. Kadı Cami Emin Ali Çelebi tarafından yaptırılmıştır. - Kırklareli'de gezilecek yerler arasında önemli bir yere sahip olan Kıyıköy Mağarasıdır. Burası Kırklareli'nin Kıyıköy kasabasında bulunur. Görülemeye değer bir doğal oluşumu vardır. İçerisinde kahverengi ve kırmızı kelebekler ve yarasalar yaşamaktadır. - Edirne ve İstanbul asfaltının olduğu yerlerde bulunan Babaeski Köprüsü de görülmeye değerdir. Bu köprü 4. Murat döneminde yaptırılmıştır. - Kırklareli'nin Selvez Koyu muhteşem manzarası ile gelenleri mest etmektedir. Denizi izlemek, sesini dinlemek ve mi gibi kokusunu içinize çekmek isteyenler için birebirdir. - Papuçdere yerli ve yabancı birçok turistin ilgiyle uğradığı bir yerdir. Çünkü muhteşem bir manzarası vardır. Ayrıca kefal ve sazan balıklarıyla dolu bir deredir. Suyu hem çok soğuk hem de çok temizdir. Kamp severler de derenin kumsalında yapabilirler. - Panayır iskelesi koyu keşfedilmemiş yerlerden birisidir. Gözlerden uzak bir mekandır. Kamp severler yine aynı şekilde buraya uğrayabilirler. Etrafta sadece deniz dalgalarının sesi hakimdir. - Falezli bir yer olan Poliçe koyu da harika bir görsel şölene sahiptir. Adeta cennetin dünyaya yansımış hali denilebilir. - Eski yerleşim yerlerine merakınız varsa Kanlı Geçit Höyüğü'nü de ziyaret edebilirsiniz. bu şekilde sıralanabilir. Şehir genel olarak sessiz sedasız ve tarihi yapılarla dolu bir yerdir. diye merak ediyorsanız bunlara bakmanız gerekir. - Kaynarca Kültür ve Su Festivali - Büyük Yağlı Pehlivan Güreşleri - Kırklareli Karagöz Kültür - Sanat Kakava Festivali - Çilek Festivali - Karahıdır Kiraz Şenlikleri Festivalleri son derece güzel olan bu şehri bu aylarda ziyaret etmeniz de fayda vardır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/670-aksehirde-gezilecek-yerler.html", "text": "arasında ilk sırayı Nasreddin Hoca Türbesi alıyor. Düşünürken güldüren fıkraları ile tanınan Nasreddin Hoca'nın doğum yeri ve ölüm yeri Akşehir'dir. Akşehir'de gezilip görülmesi gereken yerler arasında en önemlilerinden bir tanesi de Batı Cephesi Karargahı Müzesi'dir. Kurtuluş Savaşı sırasında Batı Cephesi işte bu karargahtan idare edilmiştir. Tarihi dokusunu halen daha koruyan bu karargah günümüzde müze olarak kullanılmaktadır. Buna ek olarak bir doğal güzellik arayanların beklentisini karşılamak adına Akşehir Gölü yeterli olacaktır. Bu gölün aynı zamanda Nasreddin Hoca'nın maya çaldığı göl olduğu da ifade edilmektedir. Nasrettin Hoca 1284 yılında Akşehir'de vefat etmiştir. İlçenin merkezine bağlı Nasreddin Hoca Mahallesinde yaklaşık 80 dönümlük şehir mezarlığı yer almaktadır. Nasreddin Hoca, Selçuklu Döneminde Konya Akşehir'in en eski mezarlığına gömülür. Burada üzerinde 6 sütun bulunan kubbeli bir türbe yapılır. Zaman içerisinde harap olan Nasreddin Hoca türbesi bir çok kez onarımdan geçirilir. En son 1905 senesinde II. Abdülhamit zamanında yapılan onarımda günümüzdeki halini almıştır. Nasreddin Hoca Türbesi, Akşehir'de ziyaret edilmesi gereken yerler arasındadır. Akşehir'in tek medresesi olan Taş Medrese, ilçenin merkezinde yer almaktadır. Taş Medrese; türbe, mescit, çeşme ve imaretten oluşan bir külliyenin parçası halindedir. Geçmişten günümüze bu külliyeden medrese, mescid ve türbe ulaşmıştır. Taş Medrese; 1250 senesinde Anadolu Selçuklu Sultanı olan II. Keykubat zamanında inşa edilmiştir. Medrese; dört eyvanlı ve açık avluludur. Taş Medresenin kapısından girildiğinde sol tarafta türbe bulunmaktadır. Çini süslemelerle süslenen türbenin kubbesi gerçek bir tarihi yapıttır. Burada yapılan restorasyon çalışmaları ile Taş Medrese 1965 senesinde müze olarak ziyarete açılmıştır. Arkeoloji Müzesi özelliği taşıyan yapıtta, Akşehir ve çevresinde yapılan arkeolojik çalışmalardan elde edilen tarihi eserler de sergilenmektedir. Neolitik Dönem ile 19. yüzyıl sonuna kadar insanlığın yaşamına ait tarihi eserleri görmek mümkündür. 1904-1905 yıllarında Belediye Binası olarak kullanılmak için inşa edilmiştir. Akşehir'in merkezinde yer almaktır. 24 Ağustos 1922 senesinde Büyük Taarruz Savaşının Batı Cephesi için karargah olarak kullanılmıştır. 1966 senesinde yeniden restore edilen Batı Cephesi Karargahı binası müze olarak hizmete açıldı. İki katlı olan binanın giriş katında Büyük Taarruz hazırlıkları ile Büyük Taarruzu anlatan pano bulunmaktadır. Müzenin üst katında da Atatürk'ün çalışma yaptığı ve Büyük Taarruz için kararının alındığı bir oda bulunmaktadır. Bu katta bulunan diğer odalarda ise levhalar, Nutuk'tan alıntılar, haritalar, fotoğraflar, silahlar ve belgeler sergilenmektedir. İmaret Camii, Nasreddin Hoca Türbesinin güneyinde yer alıyor. İmaret Camii Akşehir ilçesinde bulunan tek Osmanlı Camisidir. Dönemin Osmanlı Padişahı olan II. Beyazıt zamanında, yapılan İmaret Camii'yi Rumeli Beylerbeyi Hasan Paşa inşa etmiştir. Yıllar boyu kültürel bir merkez olarak işlev gören cami, yoksullara yemek dağıtan bir aşevi işlevi görmüştür. Bu yüzden İmaret Camii adını almıştır. Caminin önünde dünyanın en büyük tek parça halısı bulunan bir şadırvan yer almaktadır. Gülmece parkı, Nasreddin Hoca Türbesinin yanında bulunmaktadır. Parkın içinde kafeterya, havuz ve çocuk bahçesi vardır. Ayrıca parkın tam ortasında 4 metre yüksekliğe ve 6 metre çapa sahip büyük bir bakır kazan da bulunmaktadır. Parkın içinde dikkat çeken çok sayıda heykel bulunmaktadır. Heykeltıraş Cemil Güntepe tarafından yapılan bu heykeller Nasreddin Hoca fıkralarını anlatmaktadır. Bunların yanında Türk gülmece sanatına etkisi olan sanatçılara ait büstler de parkın içerisinde bulunmaktadır. Parka gülmece adının verilmesi de bu heykel ve büstlerden kaynaklanmaktadır. Akşehir ilçesinin merkezine 4 km mesafede bulunan temiz suyu ve havası ile ön plana çıkan bir dinlenme yeridir. Hıdırlık Tepesi, akarsu çevresinde yer almaktadır. Bu yüzden mesire alanı olarak yoğun ilgi görmektedir. Ayrıca Hıdırlık Tepesi'nde muhteşem güzelliğe sahip olan ve Nasreddin Hoca'nın maya çaldığı göl olan Akşehir Gölü de yer almaktadır. , ülke çapında ünlü olan Nasreddin Hoca'nın da memleketi olarak bilinmektedir. Hatta dünyanın merkezi olarak da adlandırılmakta olan bölge bu ilçede yer almaktadır. Buna ek olarak Akşehir'de Nasreddin Hoca'nın adının verildiği bir arkeoloji ve etnografya müzesi de yer almaktadır. ? denildiğinde; Konya'ya bağlı ve tarihten izler taşıyan Akşehir'in mutfağı da oldukça zengindir. İlçenin meşhur yemekleri arasında Herse, Zülbiye, Ergömez, Nasreddin Hoca Peynir Baklavası yer almaktadır. Konya mutfağına ait olan etli ekmek, Akşehir'de en güzel haliyle tadılabilir. Buna ek olarak bamya çorbası da muhakkak tadına bakılması gereken özel lezzetler arasındadır. Bu lezzetlerin tadına bakmak için Akşehir'de çok sayıda lokanta yer alır. Hem tatlı bir atıştırmalık arayan hem de bunu hediyelik eşya olarak satın almak isteyenlerin beklentisini ise Konya şekeri karşılayacaktır. Akşehir'de genellikle tarım ve hayvancılıkla geçim sağlamaktadır. Son zamanlarda yapılan projeler, tanıtımlar ve gelişen altyapı ile fotoğrafçıların ve turistlerin de yoğun ilgisini çekmektedir. \" sorusuna verilecek en makul cevap da bu yazıda ifade edilmiştir. ve Danimarka, Almanya gibi ülkeler başta olmak üzere pek çok yurt dışı noktasından Konya'ya uçuşlar aktarmasız olarak mevcuttur. Akşehir'e kara yolu ile de ulaşım mümkün olabilecektir. Araçla gelecek olanlar için Akşehir Konya'nın batı ucunda yer almaktadır. Buna ek olarak Akşehir'e demir yolu ile de ulaşmak son derece kolay olacaktır. Güzergahında Akşehir'in yer aldığı bölgelere giden trenler ile Akşehir Garı'nda inilerek rahatlıkla ilçe merkezine ulaşım sağlanabilecektir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/671-inegolde-gezilecek-yerler.html", "text": "yaklaşık olarak 5000 yıllık bir geçmişi vardır. Doğal güzellikleri ile de dikkat çeken İnegöl'de Türkiye'nin 3. büyük mağarası olan Oylat Mağarası, Oylat Şelalesi, İnegöl Ormanları, Oylat Kaplıcaları, Pazarı ve vadisi mutlaka görülmesi gereken doğal güzelliklerdir. Oylat mağarasında kelebekler, binayaklılar ve yarasalar yaşar. Doğal güzelliklerinin yanı sıra tarihi ile de dikkat çeken İnegöl'de İnegöl Kent Müzesi, İshak Paşa Külliyesi, Ortaköy Kervansarayı mutlaka gezilmelidir. Alışveriş yapmak istiyorsanız Bursa'nın 2. büyük alışveriş merkezi olan İnegöl Alışveriş Merkezi'ni ziyaret edebilirsiniz. İnegöl'ün kaplıcaları ile ünlü Oylat'ında güzel bir tatil yapabilirsiniz. Dönemlerini takip ettiğinizde uygun fiyatlara tatiliniz yapabileceğiniz oteller son derece nezih ve orta-üst sınıf hizmet sunar. Özellikle kaplıca termal sularından faydalanmak istiyorsanız İnegöl çok iyi bir tercih olacaktır. İnegöl Çarşısı'nın içinde olan İshak Paşa Camisi, medrese ve türbesiyle beraber bir yapı topluluğu oluşturmaktadır. XV. yüzyıl da Osmanlı mimarilerinin örneklerinden biridir. Külliye de imaret, zaviye, ahır ve han da bulunmaktaydı. Bunlardan şimdiye kadar sadece cami, medrese ve türbe gelmiştir. İshak Paşa, Fatih Sultan Mehmet ve Sultan II. Murat döneminde yaşamış olan önemli devlet adamlarından birisiydi. İshak Paşa, 1487 yılında Selanik de ölmüş, vasiyeti üzerine İnegöl'e getirilip, burada bulunan külliyesine gömülmüştür. İshak Paşa Camisi, 1468- 1469 yıllarından önce bitmiştir. Cami de kuzey güney olarak eş kare planlı, üzerinde kubbeli iki mekan ve girişte küçük kubbeli iki yan mekandan oluşur. Cami ters T planlı, yan mekanlı ya da zaviyeli camiler grubundadır. İshak Paşa Caminin doğu ve batısında altı payeli, üzerlerinde kubbeli beş bölümlü son cemaat yeri vardır. Güney duvarında dikdörtgen mihrap nişi vardır. Mihrap nişinin iki tarafına ikişer pencere yapılmıştır. Caminin kubbelerinin hepsi sekizgen kasnaklı yapılmıştır. İshak Paşa Camisinin içerisi sıvalıdır. İnegöl'ün merkezinde yer alan İshak Paşa Külliyesinin yanındadır. Halkın desteğiyle açılmış olan İnegöl Kent Müzesi Türkiye de ilçede açılmış olan ilk kent müzesi olarak bilinir. Tarihi belediye binasında hizmete açılmıştır. Müzede çok sayıda tarihi eser ve obje vardır. Kent Müzesi İshak Paşa Külliyesinin o eski ve tarih kokan manzarası ve Çınaraltı bahçesinin manzarasıyla muhteşem bir güzellik oluşturmaktadır. Oylat kaplıcaları, İnegöl'ün merkezine yaklaşık 27 km uzaklıkta bulunur. Uludağ'ın kar suları ve kaynak sularından beslenir. Oylat kaplıcalarının suyu şifalı su olarak bilinir. Radyoaktif sıcak sulara sahip olan kaplıcalar, romatizmaya, kadın hastalıklarına, çocuk felci ve idrar yolu hastalıklarına iyi gelmektedir. İçinde iki hamam ve çok sayıda otel vardır. Bu yüzden kaplıcalar tatil için tercih edilebilir. Kaplıcalara bağlı Oylat Şelalesi de ihtişamlı görüntüsü, ıhlamur, çam, meşe ve kestane ağaçlarıyla harika bir görüntü meydana getirir. Oylat mağarası, Oylat kaplıcalarına yaklaşık olarak 2 km uzaklıktadır. 665 metre uzunluğundadır. Türkiye'nin en büyük 3. mağarasıdır. Bursa Mağarası olarak da adlandırılabilir. Mağaranın dikitleri, sütunları ve damlataşlarıyla muhteşem bir güzelliğe sahiptir. Mağara birbirine bağlı olan iki kattan oluşur. İkiye ayrılmış olan mağaranın gelişimlerine göre menderesli bir profili vardır. 2 ve 5 metre arasındaki genişliğe sahip girişten çöküntü salonuna kadarki bölümün tavanının yüksekliği 15 metre olarak bilinir. Geniş alanlar kaplayan kısımları dev kazanı ve damlataş havuzlarıdır. Mağara da kelebek, yarasa, solucan ve bin ayaklı canlılara rastlanır. Mağara geçitlerinde bir rüzgar hissedilir. İnegöl ormanları, Uludağ'ın kuzey doğu eteklerine doğru uzanır. Mezit köyüne kadar çam ormanları ile kaplı yaylıları bulunur. İrili ufaklı mağaraları da vardır. İnegöl de bulunan Oylat Çayının doğusunda yer alır. Hilmiye köyünde özellikle ahşap ve kerpiçten yapılmış tarihi evler bulunur. Hilmiye köyü ile Oylat arasında yaklaşık 20 km mesafe bulunur. Aynı zamanda güzel bir köy kahvaltısı yapmak isteyen de Hilmiye Köyüne gidebilir. Harika bir doğaya sahiptir. Oylat, genel olarak yalnızca dinlenmek ve tatil yapmak isteyen kişilerin tercih ettikleri bölgelerden birisidir. Oylat'ın oldukça şirin bir pazarı bulunur. Oylat pazarı otel konumlarına en çok 300 metre uzaklıkta yer alır. Yani birçok otele yakındır. Oylat pazarında hediyelik eşyalar, bitkiler, meyve çeşitleri ve kuruyemişler bulunur. İnegöl denilince akla ilk olarak İnegöl Köftesi gelir. Köftesi ilçe ile o kadar bütünleşmiştir ki girişinde çok büyük bir köfte heykeli bile bulunur. İnegöl köftesinin yanında piyazını ve İnegöl şırasını da mutlaka denemelisiniz. Türkiye'nin kuzeybatısında Marmara bölgesinde yer alır ve Bursa iline bağlıdır. Kuzeyinde Yenişehir, güneybatıda Keles, kuzeybatıda Kastel bulunur. İnegöl ilçesinin merkezi oldukça gelişmiştir. Tarihi açıdan çok önemli bir merkezdir. İlçedeki Oylat adlı merkez ise Bizans döneminden kalma tarihi bir alandır. Bursa ile İnegöl arası yaklaşık olarak araç ile 50 dakika civarında 48 kilometre mesafededir. Balıkesir ve İnegöl arası ise araçla yaklaşık 2 saat, Trabzon İnegöl arası ise araçla yolculuk yaparsanız 14 saat sürer ve 1050 kilometredir. İstanbul İnegöl arası 277 kilometredir ve araç yolculuğu 40 saat 25 dakika civarında sürmektedir. Ankara ilimiz ile İnegöl arası 340 kilometre ve araçla yaklaşık 40 saat 20 dakika civarındadır. Kocaeli ile mesafesi ise 187 kilometre ve araçla saat mesafesi ise 2 saat 35 dakika civarındadır. Bursa-İnegöl-Ankara kara yolu, İnegöl-Yenişehir-İznik kara yolu, İnegöl-tahta köprü-Domaniç kara yolu ulaşımı kolaylaştırmaktadır. İnegöl- Yenişehir-İznik yolu üzerinden Yalova'ya çıkış yapılır. İnegöl otogarından şehirler arası seyahat edebilirsiniz. Diğer bir alternatif ise İstanbul-Mudanya feribotudur. Feribottan inince Bursa'dan İnegöl'e otobüs ile gidebilirsiniz. İstanbul otogarından da İnegöl'e giden pek çok otobüs firması vardır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/672-mamakta-gezilecek-yerler.html", "text": ", Ankara'da bulunan en çok yeşil alana sahip ilçedir. Mamak ismi askeri ve sivil yerleşim alanı anlamına geliyor olup ilçenin adı buradan yola çıkarak konmuştur. Ankara'nın ilçeleri arasında bulunan en büyük 4. İlçe unvanını kendisinde korumaktadır. 1983 yılında resmi hizmete geçmiştir. Fakat bunun öncesinde antik çağlara kadar dayanan yaşam kalıntılarının izlerini görmek mümkün oluyor. Yapılan kazı çalışmalarında Galat, Frig, Roma ve Bizanslara ait pek çok eşya ele geçirilmiştir. Aynı zamanda Selçuklar dönemine de ev sahipliği yapıldığı bilinmektedir. Milli mücadele yıllarında ise ilk olarak askeri hastane Mamak ilçe sınırları içerisinde kurulmuştur. Değirmi Bahçe olarak da bilinen Demirlibahçe, 1957 yılında uğradığı doğal afetlere rağmen yapılan restorasyon çalışmaları neticesinde tekrar ziyarete açık hale getirilerek turizm odaklı çalışmalar yapılmıştır. Temiz hava almak ve yürüyüş yapmak isteyenler için müsait alanlar bulunmaktadır. Aynı zamanda kurulan banklara oturarak rengarenk ağaçları izleyerek keyif yapmanız mümkündür. Elmadağı'nda bulunan kayak merkezi ve çeşitli şelaleler ile kış ayında ziyaret edebileceğiniz yerler arasında bulunmaktadır. Yaz aylarında gidildiği zaman ise sadece şelaleleri izlemek ile yetinmek zorunda kalabilirsiniz. İlçenin en yüksek tepesi unvanına sahiptir. Bu tepeden gün doğum ve batımını harika manzaralar eşliğinde seyredebilirsiniz. Özellikle yaz aylarında doğanın sunduğu yeşillikler ile güneşin hareketlerini izlemek çok daha güzel olmaktadır. Bu tepenin geçmiş tarihte çok savaşlara tanık olduğu bilinmektedir. Akarsu severler için görülmeye değer bir bölgedir. Sadece akarsu ile değil çevresinde bulunan tarihi kaleler ile güzel görünüş sağlamaktadır. Romalılar tarafından yapılan kaleleri de ziyaret etme şansınız bulunuyor. Akarsuya beş dakikalık yürüme mesafesinde iki adet tarihi kale bulunmaktadır. Görülmesi gereken muhteşem mavi su rengi ile Bayındır barajına su götüren bu dere oldukça sert bir şekilde akmaktadır. Görenlerin içini korkutacak cinsten olan bu dereyi meraklıları ziyaret edebilir. listesine eklenmesi gerekir. Ankara'da bulabileceğiniz sayılı doğal sit alanlarından biridir. Gezi esnasında kendinizi fantastik filmlerin içerisinde hissedecek ve yeşillikler arasında kaybolacaksınız. Tekkedağı'nda bulunan türbe, Osmanlı döneminin önemli mimari yapısını yansıtmaktadır. Günümüze kadar hasar görmeden sağlam bir şekilde gelmiştir. Aynı şekilde zaviye'de ziyaretçilere açık bir şekilde tutulmaktadır. İçeride bulunan harika desenlere sahip duvarlar ile görenleri adeta büyülüyor. Üzerinde yazıtlar bulunan kitabede yazanlara göre çeşme 1819 yılında Hatice Hatun tarafından yaptırılmıştır. Doğal kaynaklardan çeşmeye gelen suyun tadı ise oldukça güzel olup içinizi ferahlatacaktır. 1917 yılında yapılan çeşme restorasyon yapılmamasına rağmen hala akar durumdadır. Dayanıklılığı ve nostalji mimarisinden dolayı oldukça fazla ziyaretçi çekmektedir. Özel araçlar ile ulaşım sağlanabildiği gibi Aşti Otogar üzerinden dolmuşlara binebilir veya Ankaray hattı ile Mamak ilçesine basit bir şekilde ulaşım sağlayabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/674-caykarada-gezilecek-yerler.html", "text": "sıcacık bir yer. İnsanı kendine çeken bir büyüsü var. Trabzon merkezle arası 77 km olan Çaykara Uzungöl'e ise 19 km uzaklığında. Oldukça şirin bir ilçe olan Çaykara bol bol cami barındırmaktadır. Çaykara deyince akla ilk önce yeşil gelir. Yeşilin her tonunu barındıran bu memleket horonuyla, hamsisiyle, kuymağıyla, kayganasıyla, havasıyla, kemençesiyle, insanıyla, yeşiliyle bizi sarıp sarmalar. Uzungöl'ün Şerah köyünden 16 km uzakta olan yaylaya orman yolundan gidilmektedir. Doğanın size sunduğu bu görsel şöleni görmekten ziyade yaşamanızı tavsiye ederiz. Tertemiz havayı solumanız ve yapacağınız yürüyüş size huzuru, mutluluğu ve sağlığı bahşedecektir. Bu yayla ise Çaykara sınırları içinde olmakla beraber Çaykaraya 25 km uzaklıktadır. Rivayete göre IV. Murat İran Seferinden dönerken şanlı ordusuyla burada cuma namazı kılmış. Böyle tarihi bir önemi bulunan bu yayla sizi havasıyla ve yeşilliğiyle içine alacaktır. Çok köklü bir geçmişi bulunmayan bu camii 2002 yılında inşa edilmiş. Köklü geçmişi olmasa da bu camii Uzungöl ile oldukça bütünleşmiş. Minarelerinin ihtişamı ve kubbesinin heybetiyle sizi büyüleyecek bir enerjiye sahip. Mimariye ilgi duyanlar ve uhrevi havayı sevenler için mutlaka görülmesi gereken yapılar arasında. isimli konumuzu da incelemenizde fayda var. ısı etmeden buradan ayrılmamanızı tavsiye ederim. Haldizen Dağlarının buzul göllerinden gelen dere ve yaklaşık 70 km sonra Of ilçesinde son bulur. Çevresinde çok geniş bir yaban hayatını barındırır. Özellikle ilk bahar aylarında suyun hacminde oldukça artış gözlendiğinden dere akarsu kanosu yapanların da tercihleri arasında yer almaktadır. ile bilinir. Şerah köyü ahşap evleriyle sizi mest edecek. O tarihi doku ve tertemiz hava sizi beklemekte. Hepimiz gezip görmüş insanlardan etkileniriz. Çok okuyan mı bilir çok gezen mi tartışması bir yana bu yaylarda gezmek sizi rahatlatmakla beraber memleketimizi, toprağımızı, insanımızı tanımanıza ve sahip olduğumuz şeyi korumaya itecektir. Çaykara arası ise 805 kilometre olup, Trabzon merkeze kara yolu veya hava yolu ile gelerek Çaykara'ya ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/675-ayin-biri-kilisesi.html", "text": ", Adından da anlaşılacağı üzere masala ve efsaneye bulanmış bir mabet. İstanbul sınırları içinde toplam 75 Rum kilisesi var. Ama özellikle iki tanesi çok popüler; burası ve Büyükada'daki Aya Yorgi Manastırı... İkisinin de ortak özelliği ise, sadece Hristiyanları değil, \"belirli gün ve haftalarda\" Müslümanları da kendilerine çekiyor olmaları. Nedeninin ise adakların ve dileklerin kabul olması olduğu söyleniyor. E, bir de tabii çok hoş yapılar... Ondan da ziyaretçi çekiyor olabilirler. 'sından esinlenerek almış adını. Tabi bu yerin 'vefa'sı Hristiyanların tarihinde başka kapıya çıkıyor. İsmail Hami Danişmend İzahlı Osmanlı Tarihi Kronolojisinde bir versiyonunu anlatır bunun. Bizans İmparatoru XI. Konstantin, İstanbul'un fethi esnasında elinde kılıcı ile şehri savunur. Ancak, Türk askerleri tarafından öldürülür. Hatta cesedini Fatih Sultan Mehmet, İmparator'un ayağındaki erguvan renkli çizmelerden teşhis eder. Erguvan, o zamanlar Roma'nın kutsal rengidir ve sadece hanedan mensupları giyebilir. Neyse efendim, Konstantin son nefesini vermezden evvel, kendisini öldüren askere, Yunanca 'Me fayes' der, yani 'Beni yedin!' Bu kelime, zamanla bozularak; 'Vefa'ya dönüşür. Bir de \"Meryem Ana Kilisesi ve Ayazması\" ismi var tabii, unutmamalı. O da burada, daha doğru söylemek gerekirse, o da burası. Ayazma, kilisenin tam altında... Söylenenlere göre 1080'lerden beri de mevcut. Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u almasından sonra kilise de yok oluyor ayazma da. Ayazma, Ortodoks Hristiyanların şifa verdiğine inandığı ve kutsal olarak nitelendirdikleri su kaynaklarına verilen isim bu arada. Burası 1700'lü yıllarda Arnavut asıllı Ortodoks bir adamın evinin bahçesiymiş. Adamın Maria isimli kızı rüyasında Meryem Ana'yı görmüş, Meryem Ana ona bahçede bir ayazma olduğunu söylemiş. Kız ve babası beş sene bu ayazmayı aramışlar ve 1755'te de bulmuşlar. Daha sonra aile kendi parasıyla ufak bir kilise inşa etmiş, kilise de Hz. Meryem Kilisesi olarak anılmaya başlamış. Sonrasında bu yapıyı resmen İstanbullu Rum Ortodokslara bırakmışlar. \" şeklinde namının alıp yürümesi ise çok sonradan... Sanılanın aksine Hristiyanlar değil, daha çok Müslümanlar geliyor buraya. Özellikle de son yıllarda. Zaten Ortodoks nüfus artık çok az İstanbul'da. Bunun dışında Ermeni ziyaretçilerin de çok olduğu söyleniyor. İnsanların buraya neden özellikle ayın birinde geldiği bilinmiyor. Çok eskiden beri bu böyle deyip geçiştiriliyor. Ancak daha önceleri yılbaşlarında yeni bir yıl için dilek dilemek ve dua etmek için kiliseye gelindiği vaki. Muhtemelen daha sonra bu adet kulaktan kulağa yayılarak \"ayın biri\" haline dönüşmüş. Malum, ayın ilk günü ile yılın ilk günü arasında epeyce zaman farkı var. İnsanların dilek için o kadar uzun beklemeleri biraz zor. Bununla birlikte yılbaşlarında popülerliği daha da artıyor buranın, bahçesi ve sokağı dolup taşıyor. Kuyruğun bazen bir kilometreye bile ulaştığını söyleyenler var. Yaklaşık 30 yıl önce de anahtar seremonisi ortaya çıkmış. Her kapıyı açacak bir anahtar mutlaka vardır derler ya, o babtan... Kiliseye gelenler de dileklerinin ardında kaldığı kapıyı açacak anahtarın simgesi olarak her dilek için birer anahtar alıyor. Dilekleri olunca da anahtarı getirip iade ediyorlar. Önceleri bu anahtarlar gümüşmüş. Maliyetli olduğundan olsa gerek, şimdi daha ucuz küçük anahtarlara dönüşmüş adakların simgesi. Burası için Justinianus'un, karısı Theodora adına inşa ettirdiği kilise diye de söylerler ama kanıtlanabilmiş bir şey yok henüz ortalarda. Bizans'ın son imparatoru Konstantin'in mezarının da buradaki şapelde olduğu söylenir. Ama Murat Belge \"Konstantin'in cesedi hiçbir zaman bulunamadığı için burada mezarının olması da düşünülemez\" diye bir yorum yapmıştır burası için. Kilisenin bir adı da Panayia'dır derler, anlamı da Tanrı anası, yani Meryem Ana. Unkapanı'ndaki İstanbul Manifaturacılar Çarşısının hemen arkasında. Aşağıdan yukarıya 3. blok ile 4. bloğun arasından gireceksiniz. Çevredeki esnafa sorulabilir. Bir diğer tarif Katip Çelebi'nin mezarı üzerinden; mezarın sağındaki yol, sizi direkt olarak Ayın Biri Kilisesi ya da Meryem Ana Ayazması'na çıkaracak."} {"url": "https://www.gezipedia.net/676-assosta-gezilecek-yerler.html", "text": "tarihi dokusu ve doğal güzellikleri ile gezilecek yerler arasındadır. Geçmişi M. Ö 7 yüzyıla kadar uzanan bu tarihi kent ile ilgili merak ettiğiniz tüm detayları siz değerli ziyaretçilerimize buradan açıklamak istiyoruz. hangileri? Gibi sorularınızın cevaplarını bu yazımızda bularak, bu yazımızın sizlere rehberlik etmesini sağlayabilirsiniz. Assos'a geldiğiniz zaman mutlaka uğramanız gereken yerler arasında sizlere Athena Tapınağı'nın bulunduğunu belirtmek istiyoruz. Assos'un en yüksek noktasına kurulan bu tapınağın özellikle gün batımı için oldukça fazla tercih edilen bir nokta olduğunu belirtmek istiyoruz. Buraya geldiğiniz zaman tapınak üzerinde yer alan bir bölgeden gün batımını izlemenizi öneriyoruz. Tapınak çevresine yapılan arkeolojik çalışmalardan elde edilen birçok eserin günümüzde İstanbul, Paris ve Boston gibi müzelerde sergilendiğini sizlere açıklamak istiyoruz. İsim olarak Kent Merkezi anlamına gelen Agora'da Assos'ta gezilecek yerler listesinin başında gelmektedir. Akropol'un hemen güney yamacında yer alan bu yerde halen M. Ö döneme ait kalıntıların bulunduğunu belirtmek istiyoruz. Ancak zaman içerisinde meydana gelen doğa olayları burada çok fazla bir kalıntının kalmamasına neden olmuştur. Antik Yunan'da son derece önemli bir yere sahip olan Gymnasium ve Bouleuterion'da gezilmesi gereken yerler arasındadır. Özellikle kent meclisi olarak belirttiğimiz Agora'nın hemen ilerisinde bulunan bu noktada Antik Yunan Meclis binası yer almaktadır. İçerisinde birçok irili ufaklı heykelin yer aldığı Gymnasium ve Bouleuterion merkezinin ne yazık ki büyük bir bölümünün yok olduğunu belirtmek istiyoruz. için son derece önemli bir yer olan tiyatroda denk geldiğiniz zaman festivallere de katılabilirsiniz. birçok turistin Mart ayı içerisinde bölgeye akın etmesine neden olmaktadır. Bu sene 7. Düzenlenecek olan Assos Briç ve Kültür Festivali de ilçe halkı tarafından oldukça rağbet gören festivaller arasında yer almaktadır. Aynı zamanda bu festival sırasında kent ile özdeşleşen birçok turnuva ve sosyal etkinlikler de bu bölgede yapılmaktadır. Her yıl Eylül ayında düzenlenen bir festivalde Küçükkuyu Kültür ve Sanat Festivali olarak Assos'ta düzenlemektedir. Bu festivallerin tarihlerinde yapılan değişiklikler hakkında bilgi almak resmi sitelerin takip edilmesini öneriyoruz. Tarihi dokusunun yanı sıra bir liman kenti olma özelliği de bulunan Assos'ta yenilecek yemekler arasında sizlere deniz mahsullerinin ilk sırada olduğunu belirtmek istiyoruz. Liman kenti olmasının avantajını kullanan Assos'un bu sayede deniz ürünleri ile ilgili olan bütün yemekleri ziyaretçiler tarafından oldukça fazla tercih edilmektedir. Balık sevmeyen ziyaretçiler içinse bölgede yer alan onlarda yöresel yemeği yeme şansınız bulunmaktadır. Özellikle zeytinyağı ile yapılan yemeklerin çok fazla tercih edildiği Assos'ta patlıcan yemekleri, Fava ve mantı favori yemekler arasında yer almaktadır. ilçesine bağlı olan Behramkale mahallesi içerisinde kalan Assos, Edremit körfezinin de kuzey kısmında yer alır. İstanbul üzerinden karayolu ile gitmek istediğiniz zaman ortalama olarak 6-7 saat arası bir yolculuk sizleri beklemektedir. İzmir ile Assos'un arasının ise 290 KM olduğunu belirtmek istiyoruz. İzmir'e geldikten sonra buradan Altınoluk üzerinden geçmeniz gerekmektedir. Ardından ise Küçükkuyu ilçesine geldikten sonra sizleri bekleyen yolculuk süresinin ortalama olarak 30 dakika olduğunu belirtelim. Assos'un Midilli Adası manzarasının da bulunduğunu ayrıca sizlere buradan belirtmek istiyoruz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/677-poyrazkoyde-gezilecek-yerler.html", "text": "keşfedilmek için sizi bekliyor. İstanbul Boğazı'nın Karadeniz'e uzandığı yerde bulunan Poyrazköy'de bütün bir yaz boyunca tekneler ve yatların sığındığı korunaklı bir koy bulunmaktadır. Günümüzden 600 yıl önce kurulmuş olan Poyrazköy'e ilk yerleşen medeniyetin, Cenevizliler olduğu öne sürülmektedir. - Poyrazköy Camii - Poyrazköy Kalesi - Poyrazköy Limanı - Poyrazköy Plajı Poyrazköyü Cami'nin tarihi yaklaşık 500 yıl öncesine dayanmaktadır. Eski kaynaklardan rivayet edildiğine göre 1441 yılında inşa edildiği tahmin edilmektedir. Askeri Tabur tarafından yapıldığı öne sürülmektedir. O tarihten günümüze gelene kadar bazı tamiratlar geçirmek zorunda kalmıştır. Toplam olarak 200 metre karelik bir alan üzerine kurulmuş olan Poyrazköy Cami kubbeli ve çinili ahşap döşemeli bir mimariye sahip olup üç bölümden meydana gelmektedir. Ayrıca, bu cami Poyrazköy'de bulunan tek camidir. Camiye ulaşım ise, köy merkezinden ve plaj alanından rahatlıkla sağlanabilmektedir. Poyrazköy'de gezilip görülebilecek bir diğer önemli tarihi yer ise kuruluş tarihi yaklaşık 600 yıl öncelere dayanan Poyraz Kalesi'dir. Bu kaleyi mutlaka görmek ve eşsiz manzaranın tadını çıkartmak gerekir. kalabalığından sıkılanlar için de sığınılacak harika bir limandır. İstanbul'da bozulmadan bugüne kadar kalan nadir yerlerden birisi diyebiliriz. Doğal güzelliğinin yanı sıra yeşilin her tonunu içinde barındıran ve boğaz manzarası ile insanları büyüleyen çok güzel bir yerdir. Sahil kenarındaki yerlerde sıralı olarak kurulmuş bir çok balık restoranı adeta bir mıknatıs gibi insanları bu limana çekmektedir. Burada yenilen balık yemekleri İstanbul'da çok az yerde yenilebilir ek kadar harikadır. Ayrıca diğer mekanlara ve diğer semtlere göre de fiyatlar oldukça makul seviyededir. Muhteşem bir manzara eşliğinde taptaze balık lezzetine varırken koyu bir sohbet sizleri bekliyor olacak. Liman çıkışında sahil kenarında pek çok fotoğraf ve video çekip bu anı hatıralara kazıyabilir siniz. için önce Beykoz'u biraz geçtikten yaklaşık olarak 4 km. sonra Poyrazköy-Anadolu Feneri yazılı tabelayı takip etmek gerekmektedir. Bu tabela yönünde ilerledikçe sonra dar ve ormanlık olan yol takip edilerek önce Poyrazköy ve sonrasında Anadolu Feneri'ne ulaşılmaktadır. Eğer kendi özel aracınız yoksa Beykoz ilçesinden hareket eden belediye veya halk otobüsleri vasıtasıyla da Poyrazköy'e ulaşım sağlanabilir. Ayrıca, Kavacık semtinden de Poyrazköy'e belediye otobüsü bulabilmek mümkündür. Bir diğer ulaşım şekli olarak da vapur tercih edilebilir. Eminönü'nden gün içerisinde belli saatlerde 3 defa Poyrazköy güzergahına hareket eden şehir hatları vapurları ile önce Anadolu Kavağı'na ve sonrasında da oradan Poyrazköy'e ulaşım çok kolay bir şekilde sağlanmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/678-yolunuz-konyaya-dustuyse-gormeniz-gereken-en-guzel-10-yer.html", "text": "Anadolu'nun en merkezi ve eski şehirlerinden biri olan Konya aynı zamanda ülkemizin yüz ölçümü bakımından en büyük şehridir. Yıllarca birçok devlete başkentlik yapmış Konya bu anlamda oldukça güzel eserlere de sahip. Bizde bu yazımızda olur da bir gün Konya'ya gittiğinizde görmeniz gereken yerleri ele aldık. Sönmüş volkanın sular ile dolması sonucu oluşan Meke bir krater gölüdür. Doğal güzelliklere ilgisi olan kişiler gezerek hoş vakit geçirebilir. Birçok filmin çekildiği Karapınar Çölü ülkemizin tek çöl toprağıdır. Günümüzde ağaçlık çalışmaları yapılsa da özellikle gün batımında ziyaret edilip fotoğraflanacak muhteşem bir yer. Dönemin en büyük camisi olan Alaeddin Camii Anadolu Selçuklu döneminde yaptırılmıştır. Tarihi yerleri gezmeyi severler tarafından her yıl yüzlerce ziyaretçiyi ağırlamaktadır. antik kentinde olduğu gibi burada da dağların oyularak evler haline getirildiğini görüyoruz. Meram ilçesinde bulunan yapıtların yaşı tam olarak bilinmemektedir. Doğal anlamda en güzel yerlerden biri olan Yerköprü Şelalesi sizler için oldukça serin bir gün yaşatacak. Muhteşem suyunda yüzmemek için kendinizi zor tutacaksınız o yüzden kendinizle eşyalarını götürmeyi ihmal etmeyiniz. Şehzade Selim tarafından yaptırılmış olan camii Osmanlı mimarisinin klasik örneklerinden biridir. Uzun yıllardır süren restorasyon çalışmaları sonucu hasar gören birçok yeri onarılmış ancak yine de ara sıra ziyaretçilere kapatılmaktadır. Tarihi çok eskilere dayanan Sille adeta tarih kokan bir yer. Geçtiğimiz birkaç yıl içinde başlayan restorasyon çalışmaları sonucunda daha bir güzelleşen köyde bol bol fotoğraf çekebilir, arkadaşlarınız ile güzel sohbetler yapabilir atölyeleri gezebilirsiniz. Selçuklu Osmanlı Dönemi Konya'sını görmek isteyenler için oldukça güzel bir örnek olan Karatay Medresesi hem süslemeleri hem de ince işçiliği ile dikkat çekiyor. Dönemin başlıca ilim merkezlerinden olan Konya'da birçok medrese ve kültür merkezi bulabilirsiniz. Tıpkı Kayseri'de bulunan ve hemen hemen ortak kültüre sahip olan Hunat Hatun Medresesine benzeyen İnce Minareli Medrese Selçuklu Dönemi mimarisinin muhteşem örneklerinden biridir. Konya'da kesinlikle gezilmesi gereken ilk yer olan Mevlana'nın kabri 1274 yılında yaptırılmıştır. Her yıl gerek yerli gerekse yabancı birçok turisti ağırlayan türbe maneviyatı yüksek bir atmosfer sunacaktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/679-dogada-kullanilacak-ayakkabilar-nasil-olmali.html", "text": "Doğada kullanılan ayakkabılar genellikle botlardan oluşmaktadır. Botlar ayak bileğini kavradığı için burkulma riskini aza indirecektir. Doğada kullanacağınız botlar genellikle deriden imal edilir. Ancak modern malzemelerin çıkışıyla birlikte deriye alternatif kumaş botlarda çıkmıştır. Deri botlar kumaş destekli botlara oranla daha ağırdırlar ama daha dayanıklı oldukları kumaş destekli botlardan çok tercih edilirler. Doğada kullanılacak botların tabanları dayanıklı olmalıdır. Botun tabanı ile deri kısmının birleştiği yerde sert plastikten üretilmiş bir şerit vardır buna çarşak bandı denir. Çarşak bant, botunuzu keskin taşlardan koruyacaktır. Gelişen teknolojiyle botlarda da su geçirmez katmanlar eklenmeye başlanmıştır. Bu katman dış katman giysilerde olduğu gibi soluyabilir özelliktedir. Çoraplar ayağı yalıtır, yumuşaklık sağlar, bot ve ayak arasındaki sürtünmeyi azaltır. Yün ve sentetik malzemeden imal edilmiş çoraplar bu işlevi yerine getirebilir, pamuklu kumaşlar ise uygun değildir. Pamuklu kumaşlar su çeker, incelir, ayağınıza yapışır, derinizi yumuşatır ve su toplamasına yol açar. Çoraplar, terlemeye oluşan nemi de çekmelidir. Çekilen nem bota aktarılır. Sentetik çorap malzemeleri yünden daha çabuk kurur. Doğada yürürken botların içine bileklerden su ve kar girebilir. Tozluklar pantolon paçası ve bot arasındaki boşluğu kapatmaya yarar. Yağmur, çiy, çamur ve kar, pantolon paçasının, çorap ve botların ıslanmasına neden olduğu için hem yazın hem de kışın kullanılabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/68-antalya-kemerde-gezilecek-yerler.html", "text": "Antalya Kemer'de birbirinden güzel doğal güzellikler bulunmaktadır ve bu nedenle burada gezebileceğiniz yerler neredeyse sınırsızdır. Dağlar, deniz, çam ormanları ve kemerin birleştiği harika doğal güzelliklere ev sahipliği yapan bir tatil beldesidir. , köyler, tatil beldeleri, piknik alanları, antik kentler, muhteşem doğa manzaraları ve milli parklar bulunmaktadır. Mümkünse Kemer'i gezmek için kendinize 1-2 hafta ayırmanızı öneririz. ise doğal güzelliği ve plajı ile ziyaretçileri büyüleyen bir diğer yerler arasında yer almaktadır. Kemer tatil beldeleri arasında merkezde çok sayıda plaj ve oy bulunmaktadır. Bu nedenle Kemer plajları tatilcilere birden fazla imkanda sunmaktadır. Kemer'de denize en yakın ve en yüksek noktada yer alan, Tahtalı Dağı 2365 metre yüksekliği ile özel bir konuma sahiptir. Olimpos'tan teleferik kullanılarak çıkılan bu dağ, Kemer'de popüler olan yerler arasındadır, dağa çıktığınız andan itibaren Antalya'nın muhteşem manzarası ile karşılaşırsınız. , doğası, harika koyu, konaklama yerleri ve plajları ile görülmesi gereken bir diğer yerlerden biridir. , Kemer'den 25 km uzaklıktadır. Doğal güzelliği nedeni ile gezmek açısından ideal bir mekandır. Kemer'in meşhur tatil merkezleri ve tatil beldeleri arasında Göynük, Beldibi, Çamyuva, Tekiroava, Çıralı, Adrasan ve Kiriş yer almaktadır. Kemer'e gezmek için gittiğiniz mutlaka buraları gezmek için zaman ayırmanız gerekir. Özellikle Göynük Kanyonu'nda doğa yürüyüşleri yapmak oldukça popülerdir. Ağaçları, muhteşem doğası, havuzları ve şelaleleri ile doğal güzelliklere düşkün olan kişiler için güzel bir yerdir. ? Kemer, turistik bir yer olduğundan dolayı, Türk ve dünya mutfağı açısından kendisini geliştirmiş olan pek çok lezzette sahiptir. Dünyaca ünlü Türk yemeklerini Kemer'de yer alan restoranlarda rahatlıkla bulabilirsiniz. Aynı zamanda büfelerde atıştırmalıklar hazırlamakta, gözlemecileri, fast food restoranları ve deniz ürünleri restoranları de Kemer'de rahatlıkla bulabileceğiniz noktalardandır. Kavunlu dondurma, içi oyulan kavunun içinde sunulmakta olan bu dondurma, Kemer bölgesine özgü sunumu ile dikkatleri üzerine çeker. Deniz ürünleri arasında ise en fazla levrek ve çipura tüketilmektedir. Bölgede çok fazla Alabalık çiftliği bulunduğundan dolayı buraya gittiğiniz taze balık ızgarası yemenizi de tavsiye ederiz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/680-turkiyede-gorulmesi-gereken-en-guzel-10-dogal-yer.html", "text": "Eğer kalabalık bir grup olarak gidiyorsanız, Demre'den küçük tekne kiralayarak gezmeniz daha hesaplı olacaktır. Bu teknelerde yeterli sayıya ulaşmak için ya bekleyeceksiniz ya da yüksek ücret ödemek zorunda kalabilirsiniz. Bu tekneler de süre de kısa sürmektedir. Diğer bir seçenek ise Kaş limanından kalkan büyük tur tekneleridir. Tur tekneleri sabah 10:00'da geziye başlayıp akşam 19:00 a kadar tura devam etmektedir. Öğle yemeği de dahil kişi başı 90 TL civarı almaktadır. - Kastamonu - Trabzon - Rize-Artvin her ne kadar tehlikeli olsa da, insanları kendine çeken bir cazibesi vardır. Burada gezerken, heyecan ve korku hissedebileceğiniz gibi muhteşem bir haz alacağınızı da unutmayın. 'ün cazibesinin esiri olacaksınız. Eğer yolunuz Trabzon'a düşerse, Uzungöl'ü ziyaret etmeyi unutmayın. 'nı gezerken bir ressamın tablosunda dolaştığınızı hayal edeceksiniz. Her gezginin kaşif gibi hissedebileceği, ulaşan herkese özel bir haz veren bu dağlara tırmanmak son derece zevkli. Dikkat etmeniz gereken tek şey, çok fazla sisli olduğu için kaybolma ihtimalinizin olduğudur. Endişelenmeyin çünkü bu sizin için unutulmaz bir macera olacaktır. termal kaynağını meydana getiren jeolojik olaylar geniş bir bölgeyi etkilemiştir. Bu bölgede sıcaklıkları 35 ila 100 C arasında değişen 17 sıcak su alanı bulunmaktadır. , gözle görünmeyen nedenlerle kendini hemen her gün yenilemektedir. Bunlardan ilki, burada mevcut olan yoğun kaynak suyu çıkışlarıdır. İkincisi ise, bu doğal suların yarattıkları tuz farkından dolayı açık denizden içeriye ve dışarıya devamlı olarak bir sirkülasyon oluşur. Üçüncü neden ise, gel-git etkisi ile iki veya üç günde bir deniz ortalama yarım metre yükselir. listemizi paylaştık. Umarım beğenmiş sinizdir, saygılarımla..."} {"url": "https://www.gezipedia.net/681-thy-bilet-sorgulama-nasil-yapilir-nereden-ogrenilir.html", "text": "?\" gibi birçok sorunun cevabını yazımızda bulabilirsiniz. Günümüzde hemen hemen tüm işlerimizi internet üzerinden yapıyoruz. Bunlar arasında internetten uçak bileti satın almak da var hiç kuşkusuz. Online olarak rezervasyon yaptırdığımız bir biletle ilgili tüm işlemlerimizde kullanılan bir numara vardır. Rezervasyon numarası olarak adlandırılan bu numara, İngilizce adıyla Passanger Name Record kelimelerinin baş harflerinden oluşan bir kısaltma olan PNR harfleriyle bilinir. PNR kodu tam 6 haneli rakamdan oluşan bir kod numarasıdır. Online check in işlemi sırasında rezervasyon kodunun kullanılması gerekir. ile kişisel bilgileriniz dışında yaptığınız veya yapacağınız uçuşla ilgili tüm detaylara ulaşabilirsiniz. Ayrıca rezervasyonu tamamlanmış uçuşlarınızı da satışa çevirebilirsiniz. başta olmak üzere birçok büyük hava yolu şirketi tarafından resmi internet sitelerinden hizmete sunulmaktadır. Her hava yolu şirketi farklı planlamalara, farklı müşteri anlayışına sahip olsa da TC ile uçak bileti sorgulama konusunda aynı sistemi uygulamaktadırlar. Bu nedenle birbirinden farklı hava yolu şirketlerinden uçuş bileti rezervasyonu yapsanız bile bilet sorgulama ve rezervasyon bilgilerini görüntüleme için aynı yöntemi kullanırsınız. Uçuş numarası belirli bir tarih ve güzergaha bağlı olan bir seferi tanımlayan numaradır. Türk Hava Yolları hava yolu şirketinden uçak bileti için rezervasyon yaptırdığınızda bilet sorgulama yapabilirsiniz. Bunun için THY'nin internet sitesinde yer alan Check in ve rezervasyonu yönet işlemlerine gelmeniz gerekmektedir. Bu alanda PNR kodunuzu ve bilet sahibinin soyadını yazarak rezervasyon ve diğer işlemler için giriş yapmış olursunuz. Öte yandan hava alanlarındaki online check in olanaklarını görerek ziyaret edeceğiniz hava alanındaki işlemlerinizi ne şekilde halledeceğinizi ayarlayabilirsiniz. İnternet üzerinden alınan biletlerde iletişim bilgilerinizde yer alan cep telefonu ya da mail adresine PNR numarası otomatik olarak gelmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/682-aydincikta-gezilecek-yerler.html", "text": "açısından Orta Karadeniz ile sınır komşusu olduğu için ağırlıklı olarak tabiat alanları öne çıkar. - Yozgat Milli Parkı - Kazankaya Kanyonu - Behramşah Kalesi - Çapanoğlu Camisi - Şato Restoran konusunda gerçekten de en güzel yerlerini gezme fırsatı yakalamış olacaksınız. Yozgat'ın en eski ormanlık alanı özelliğindeki bu mesire alanı ülkemizin de ilk milli parkı olma özelliği taşımaktadır. Bu ormanlık alanın içerisinde 500 yaşında olduğu saptanan Kafkas Çamı olarak bilinen çamlar bulunmaktadır. Öte taraftan otuz adet endemik bitki türü de yine bu parkta yer almaktadır. Yozgatlıların da en çok uğrak mekanı halindeki bu milli parkımız her mevsim ziyaretçi ağırlamaya devam etmektedir. Milli park Eski Pazar Mahallesi, Develik Cami Sokağı, No.2 Merkez/Yozgat adresinde yer almaktadır. Yozgat'a vardığınız zaman otogardan sadece 10 dakikada buraya ulaşmanız mümkün olacaktır. arasında ilk sırada gelmeye devam etmektedir. Aydıncık ilçesindeki kanyon vadisi 10 km uzunluğa sahip bir alandır. Buradaki kaya kabartmalarında Anadolu'nun bereket tanrıçası Kibele kabartmasına rastlamanız mümkün. Aynı zamanda Yeşilırmak'ın bir kolu buradan geçer. Kazankaya Kanyonu ayrıca Boğazköy ören yerine de çok yakın bir lokasyonda yer aldığı için dikkat çekmektedir. Burada kanyon civarında butik pansiyon işletmelerinde kalabilir ve gerçekten de çok uygun fiyatlarla sıra dışı bir konaklama imkanı bulabilirsiniz. Öte taraftan yine dikkat çeken özelliğine bağlı olarak her anlamda kanyonu bir baştan bir başa yürüme imkanı bulabilirsiniz. Tarihi Behramşah Kales II. Gıyaseddin Keyhüsrev tarafından inşa ettirilen savunma yapısı arasında gelir. Kale adeta Yozgat ile özdeşleşmiş olsa da günümüzde pek de tanınmamaktadır. Kalenin kesme taş ve moloz taşlar bir arada kullanılarak duvar inşası almaşık duvar tekniğine dayanarak gerçekleştirilmiştir. Kale her yerden rahatlıkla görülebilmektedir ki günümüzde de zaten orijinal olarak ulaşabilmiş tarihsel savunma yapıları arasında gelmesi bakımından dikkatleri üzerine çekmektedir. Yozgat'ın sembolü halindeki Çapanoğlu Camisi 1779 yılında inşa edildi. Caminin ince minaresi, açık kahverengi kesme taştan duvarlarının inşa edilmesi, köşe kuleleriyle Barok etkisinde oluşturulmuş bir yapıdır. Bu nedenle cami Türk sanat tarihinin nadide örnekleri arasında gelmesi açısından gerçekten de dikkatleri üzerine çekmeye devam eder. Bütünüyle ortada duran bu sıra dışı özellikleri onu diğerlerinden tamamen ayıran nitelik arasına sokmaya devam etmektedir. Yine caminin bir de türbesi bulunmaktadır. Türbenin yuvarlak kemerli bir giriş portali bulunmaktadır. Türbe içten ve dıştan sekizgen olup kesme taştan inşa edilmiş seçkin örnekler arasında bulunmaktadır. Yozgat iline gelmişken şato dokusunda inşa edilmiş bu restoranı da mutlaka görmeniz gerekmektedir. Çekerek ilçesinde yer alan ve otogardan D200 yolu üzerinden 1 saatte ulaşabileceğiniz bir restoran işletmeciliği Avrupa şatoları örnek alınarak oluşturulmuş muazzam bir işletme olması bakımından dikkat çekmektedir. Bahçelievler Mh, Kurtağılı Köyü, Çekerek/Yozgat'ta siz de bu restoranı mutlaka gezmelisiniz. merak ediyorsanız Yozgat'ın ilçesi olup, merkeze yaklaşık 70 kilometre uzaklıktadır. Çekerek ve Sorgun ve ilçeleri ile komşu olan Aydıncık'a ulaşmak için Yozgat merkeze geldikten sonra Çalatlı yönüne doğru Çorum Yozgat yoluna giriniz ve Alaca'ya ulaştıktan sonra sağa dönerek D190 kara yolundan Aydıncık'a ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/683-umraniyede-gezilecek-yerler.html", "text": "çok fazladır. Bu kapsamda Ümraniye'nin kuru kalabalığının dışına çıkılarak bu ilçeyi nasıl yaşayabileceğiniz, nasıl hissede bileceğinize ilişkin bir yazı derledik. , Frigyalılara kadar uzanmakla beraber tarihin bir döneminde Ümraniye bölgesinin tamamen ağaçlarla kaplı olduğu, insanlar tarafından cennet olarak ifade edildiği biliniyor. Nitekim 785'li yıllarda bu bölgeye yerleşen Frigyalılar, bu bölgenin tamamını çam ağaçlarıyla donatmışlardır. İlerleyen tarihlerde ise; Ümraniye Bizans egemenliğinde bulunmuştur. Daha sonra Danışmentliler, Selçuklular ve son olarak Osmanlılar tarafından Bizans'tan almaya çalışmışlar ve nihayet Orhan Gazi döneminde Ümraniye Osmanlı topraklarına katılmıştır. Balkan savaşları esnasında Balkanlardan kaçarak Osmanlı'ya gelen insanlar Ümraniye bölgesine yerleştirilmiştir. O dönemde bu bölgeye göç ile yerleşenlerin sayısı oldukça artınca Ümraniye'ye muhacir köyü denmiştir. Nitekim 1960 yılına kadar İstanbul'da bir köy olarak kalan Ümraniye, bu tarihten itibaren insanların akımına uğramış ve kentleşmiştir. Günümüzde bu bölgede özellikle küçük ve orta ölçekli sanayicileri bulabilirsiniz. Marmara bölgesinde bulunan ancak deniz kıyısı olmayan bir ilçedir. 50-60 sene öncesine kadar bir köy olan Ümraniye'nin bazı bölgeleri köy özelliğini kaybetmeden günümüze gelebilmiştir. Özellikle de tarih itibariyle önem arz eden Ümraniye'de turistlerin mutlaka görmesi gereken yerler vardır. Ümraniye ormanın içinde yer alan Trabzon Park, konum itibariyle ormanın en iyi bölgesinde bulunuyor. Kaldı ki tüm ormanı tepeden kuş bakışı açısıyla gören Trabzon Park, özellikle hafta sonlarında kafasını dinlemek, doğa havası almak isteyenler için biçilmiş kaftandır. Ayrıca park içerisinde yemek yiyebileceğiniz yerlere de ulaşabilirsiniz. İstanbul'da yaşayanlar için çok fazla bir şey ifade etmese de şehir dışından gelen bir gezginin mutlaka görmesi gereken yerlerden biri de Dudullu Tepesi'dir. Harika bir manzaraya sahip olan Dudullu Tepesi, aynı zamanda aşıklar tepesi olarak da bilinmektedir. Bu tepeye Üsküdar'dan kalkan otobüslerle ortalama 45 dakika gibi bir sürede gidebilirsiniz. İstanbul'un gürültüsünden ve stresinden kaçmak isteyenler için çok iyi bir alternatif olan Ihlamurkuyu Ormanı, Trabzon Park'ın alt taraflarında yer almaktadır. Trabzon Park kadar doğal bir güzelliğe sahip olan bu ormanı ziyaret ederek rahat bir nefes alabilirsiniz. İstanbul'da semt aralarında çekilen film ve dizi sahnelerinin çoğunlukla çekildiği yerlerden biri İstanbul Ümraniye'de yer alan Birlik Mahallesi'dir. Cemil Meriç mahallesi olarak da bilinen bu bölgede nostaljik evler, sokaklar ve caddeler bulunur. Dar sokaklarda insanların sokak ortasına çamaşırlarını astıklarına şahit olabilirsiniz. Nitekim biraz daha kültür gezisi yapmak yeni insanlar görmek isteyenlerin Birlik Mahallesini ziyaret etmelerini tavsiye edebiliriz. Kaldı ki bu mahallede 80'li yılların İstanbul'unu bulabilirsiniz. Eski ormanlıklarla dolu olan Ümraniye'de zamanla kentleşme oldukça ormanların yerini betonarme evler, yapılar aldı. Ancak az da olsa bu bölgede halen ormanlar bulunmaktadır. Nitekim İstanbul'un ciğerleri olarak bilinen bu ormanlardan biri olan Şile Yolu Ormanı, Trabzon Parkın yakınlarında yer almaktadır. Hafta sonu kafasını dinlemek isteyen, piknik yapmak isteyenler için Şile Yolu Ormanı'nı denemelerini önerebiliriz. 1800'lü yıllarda Mimar Sarkis Balyan tarafından inşa edilen Hekimbaşı Av Köşkü, Sultan Abdülaziz'in köşkü olarak bilinir. Osmanlı mimarisinde farklı bir mimariye sahip olan bu köşk, görünüş itibariyle oldukça ilgi çekmektedir. Nitekim 1999 yılında restarasyona alınarak 2001 yılında turistlerin beğenisine sunulan Hekimbaşı Av Köşkü, Ümraniye'ye gelenler için mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında geliyor. Bu yerlerin dışında Ümraniye çarşı, semt pazarı, parkları ve avmleri ziyaret edebilirsiniz. sorusu İstanbul'a yeni gelmiş olan birçok insan tarafından sorulmaktadır. İstanbul dışında yaşayan insanların sıklıkla duyduğu yerlerden biri olan Ümraniye'ye nasıl gidileceği merak konusudur. Ancak Ümraniye'ye İstanbul'un herhangi bölgesinden ulaşmak mümkündür. Özellikle Anadolu yakasından otobüs yahut dolmuşlarla 20-25 dakikada Ümraniye'ye gidilebilir. Ümraniye'ye ulaşım için İETT otobüslerini kullanabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/684-sunexpress-bilet-sorgulama-nereden-nasil-yapilir.html", "text": "- Koltuk numaralarınız, - Uçağın iniş ve kalkış saatleri, - Uçuş hakkında bilgiler, - Bileti satın alan kişinin ödeme bilgileri, - Ödeme şekli, - Uçuş bilgilerine ulaşmanız mümkündür. - Sunexpress'in kendi internet sayfası üzerinden, - Bilet gişelerinden, - Acentelerden, - Mobil uygulamalardan yapılabilir. yapmak için uçuş ertelemek ya da uçuş saatini yeniden düzenlemek için müşteri hizmetlerini aramanız gerekmektedir. Ödemenin tamamını ise bileti oluşturduktan sonra nakit ya da kredi kartı ile kolaylıkla yapabilirsiniz. Ödeme işlemlerinde bu ücret bilet için alınan tüm hizmetlerde geçerli olmaktadır. Ancak ödeme yapılmamışsa ya da ödeme eksik yapılmış ise bu noktada cezai işlemler yapılabilir ya da faiz talep edilebilir. Bundan dolayı da bilet değişikliği yapmak için biletin ödemesinin tamamen yapılmış olması oldukça önem teşkil eder. hizmetlerinin mevcut olduğu bir havayolu şirketidir. Ancak uçuşun ertelenmesi için uçak bileti satın alırken bu opsiyonun da olmasına dikkat etmek gerekmektedir. Özellikle bazı fırsat ya da ekonomi biletlerinde uçuş erteleme ya da saat değiştirme imkanları söz konusu değildir. Bu sebeple de uçuş ertelemek için öncelikli olarak uçak biletinin bu imkanlara müsait olması gerekmektedir. Bilet eğer bu özelliklere sahipse, Sunexpress'in belirttiği süreden önce havayoluna bilgi vererek, uçuşunuzu daha ileri bir tarihe müşteri hizmetlerini arayarak kolaylıkla erteleyebilirsiniz. için biletin opsiyonlu birbilet olması gerekmektedir. Ekonomik ya da fırsat biletlerinde genellikle uçuş iptali ya da biletin iptali söz konusu olmamaktadır. Uçuş için yolcunun satın aldığı ek paketlerin iptali için de müşteri hizmetlerine başvurmak gerekebilir. Çeşitli durumlarda ek paketlerin bilet fiyatına yansıması söz konusu olmaz. Bunun yanı sıra eğer Sunexpress için koltuk rezervasyonu yapmak isterseniz iç hatlar için 24 saat ve dış hatlar için 72 saat önceden uçak rezervasyonu yapmanız mümkündür. Koltuk rezervasyonları için Sunexpress belirli bir hizmet ücreti de talep edebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/685-beylikovada-gezilecek-yerler.html", "text": "- Eskişehir arasında tarifeli seferler başlamıştır. yapmak güzel olur mu sence? Eğer ki Beylikova'ya bir gün yolunuz düşerse neler yapmalısınız hep beraber inceleyelim o halde. Bu köyü ziyaret ettiğinizde mutlaka Uzunburun Höyük yerine uğramalısınız. Tarla yoluyla ulaşımı sağlanan höyük ile köyün arasından Porsuk Nehri geçmektedir. Ekili tarlaların höyüğün eteklerine kadar geldiği görülmüştür. Höyüğün güneydoğu yönünde tepeden eteklere kadar farklı alanlarda kaçak kazı çukurları tespit edilmiştir. Batı yönünde eteğin sürülmesi ile yüzeydeki toprak kaldırılmış ve yığın oluşturulmuştur. Yapılan yüzey araştırmasında İlk ve Orta Tunç, Roma ve Bizans Dönemlerine ait seramikler tespit edilmiştir. \"Hasan Baba Türbesi\"nin bulunduğu türbede manevi olarak veli kimselerin gömülü olduğu tahmin edilip dua etmek maksadıyla yaklaşık yıllık 1000-1500 ziyaretçisi olmaktadır. Yöre halkına göre burada yatan veli zatlar sayesinde bu köy kurulmuş ve civarın ilk yerleşimlerinden biri olmuştur. Hasan Baba'nın oğlunun da mezarı köy içinde fakat türbe arazisi dışındadır. planınıza Süt Şenliğini ziyaret etmeyi mutlaka ekleyiniz. Pessinus ören yeri, Ankara- Eskişehir kara yolu üzerinde Sivrihisar yakınlarındaki Ballıhisar'da bulunmaktadır. Pessinus, tanrıların anası Kibele olarak anılan tanrıçanın ünlü kutsal yerleşmesiyle birlikte \"Rahipler Devleti\" şeklindeki antik bir Frig yerleşmesiydi. Ana Tanrıça'nın şekilsiz taştan yapılmış kült heykelinin gökten indiğine inanılıyordu. Kent, Bergamalıların egemenliği altında kalmıştı, fakat Galatların saldırısına rağmen buradaki rahipler sınırlı bir özgürlüğe sahip olabilmişlerdi. Kenti beş Frigyalı ve beş de Galat rahiple birlikte bir baş rahip yönetmişti. MÖ. 204 yılında Roma senatosunun Pessinus'a elçiler gönderip Kibele'nin kült heykelini Roma'ya getirtmesi ve orada inşa ettirilen bir tapınağa bu heykelin yerleştirilmesiyle kent çok büyük bir üne kavuştu. MÖ. 25 yılında Augustus, Galatia eyaletini kurunca, Pessinus Romalıların yönetimine geçmiştir. Yapı çok ilginç bir plana sahiptir. Dar kenarlarında altı, uzun kenarlarında on bir sütun bulunan Peristasis Hellen tapınağının değişik bir uygulamasını göstermektedir. Yapıyla ilişkisi olan ve bir theatron işlevi gören gösterişli bir basamak sırası ortaya çıkarılmıştır. yaptığınız süreç için unutulmaz anlar olacaktır. Bu yüzden Eskişehir'e gidersen Beylikova'ya uğramayı unutma. diye sorulacak olursa; Eskişehir iline bağlı bir ilçe olan Beylikova, kuzeyde Mihalıççık ve Alpu, güneyde ise Sivrihisar ve Mahmudiye ilçeleri ile komşu durumundadır. Eskişehir yönünden Beylikova'ya ulaşmak için Eskişehir - Ankara E90 kara yolu kullanılarak Sivrihisar'a bağlı Kaymaz mahallesine gelmeden 8 kilometre önce sola dönülerek Beylikova'ya ulaşabilirsiniz. Ayrıca Eskişehir otogarından saat başı otobüsler de kalkmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/686-maltepede-gezilecek-yerler.html", "text": "kelimelerinin arandığı tespit edilmiştir. Bu anlamda gezgin okurlarımızın yararlanması ve Maltepe'yi tamamen özümseyebilmesi için rehber niteliğinde bir yazı hazırladık. ve Sancaktepe ilçeleriyle komşu olan bir bölgedir. İstanbul'un en gelişmiş ilçeleri arasında bulunan Maltepe'de son açıklanan rakamlara göre 497 bin kişi yaşamaktadır. Nitekim İstanbul'daki diğer bölgelere ulaşım açısından rahat bir konumda olması sebebiyle birçok insan Maltepe'de yaşamayı tercih ediyor. İstanbul sınırları içerisinde tarihi koklamak ve sakin bir gün geçirmek isteyen insanlar için en ideal yerler arasında olan Maltepe; özellikle tarihi dokuya camileri, tekkeleri, anıtları ve evleriyle ön plana çıkmaktadır. Anadolu'nun en büyük camileri arasında yer alan Maltepe Merkez Cumhuriyet Camii, çok sade ve güzel inşa edilmiş ibadethaneler arasında yer alır. Maltepe ilçesine değer katan bu yapı, yıl içerisinde yarım milyona yakın insan tarafından ziyaret ediliyor. olarak bilinir. Derviş Baba Tekkesi, Bağdadi olarak tabir edilen yapılar gibi inşa edilmiştir ki bu yapının oldukça göze hoş gelen bir tarafı vardır. İstanbul Maltepe'de yer alan Feyzullah Çeşmesi ismini 1700'lü yıllarda bu bölgeye su getiren Kazasker Feyzullah Bey'den almaktadır. O dönemde su sıkıntısı çeken Maltepe halkını su ile buluşturan Feyzullah Bey, daha sonradan Maltepe'ye bir çeşme yaptırmıştır. Nitekim geçmişte restore edilen Feyzullah Çeşmesi, hali hazırda turistlerin ziyaretine açılmış durumdadır. Beşçeşmeler, Maltepe'nin en sakin ve otantik yerleşim yerlerinin başında gelmektedir. Özellikle eski şehir dokusunu koruyan Beşçeşmeler'in dar cadde ve sokaklarında istediğiniz kadar yürüyebilir ve tarihi soluyabilirsiniz. Nitekim yaz aylarında çınar ağaçları altında dinlenmek isteyen İstanbullular için en ideal yerlerden biri Beşçeşmeler olacaktır. Maltepe gezilecek yerler yazımızın aslında en can alıcı bölümünün Bakireler Anıtı olduğunu söyleyebiliriz. Kaldı ki Maltepe dendiğinde ilk akla gelen yerlerin arasında Bakireler Anıtı gelmektedir. Bakireler Anıtı ilk inşa edildiği dönemde denizin içinde kalan bir yer olmasına rağmen zamanla denizin doldurulması ile beraber kara sınırları içerisinde yer almaya başlamıştır. Bu tarihi yapının Yunan mitolojisi kapsamında değeri büyüktür. Nitekim Yunan mitolojisinde evlenemeyen kadınların bu anıta kadar yüzmesi ve dua etmesi halinde evleneceğine inanılırdı. Maltepe Süreyya Plajına gittiğinizde çok rahat bir şekilde görebileceğiniz Bakireler Anıtı'nı ziyaret etmeyi unutmayın. Marmara Denizine kıyısı bulunan Maltepe'nin sahil kısmında uzun yürüyüş parkurları bulunmaktadır. Nitekim hafta sonları yüz binlerce insan tarafından bu sahile akın edildiğini söyleyebiliriz. Eğer hava güneşli ve zamanınız varsa; bir gün Maltepe Sahiline giderek Büyük Ada manzarası eşliğinde kendinizi dinlemenizi tavsiye ederiz. Tavşantepe metrosunu kullanarak Maltepe'ye çok daha kısa sürede ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/687-tavsanlida-gezilecek-yerler.html", "text": "- Göbel Kaplıcaları - Frig Kaya Mezarları - Vakıf Çamlığı Tabiat Koruma Alanı - Kavaklı Cami İlçe merkezine 6 kilometre uzaklıkta bulunan Göbel Kaplıcaları, her yıl yerli ve yabancı binlerce turist çekiyor. Hem erkekler, hem de kadınlar için 2 adet yarı olimpik yüzme havuzunun bulunduğu bu kaplıcalar, 34 adet lojman şeklinde konaklama tesisine de sahiptir. Ayrıca terleme odası, sauna ve Türk hamamı da yine bu tesisler de hizmet vermektedir. Romatizma ve cilt hastalıkları üzerinde şifalı olduğu bilinen kaplıca, yeşillikler içerisinde yer alıyor. Bu sayede solunum yolu hastalıkları için de birebir bir ortam yaratıyor. 32 derece sıcaklıkta suya sahip olan kaplıcalar Tavşanlı Belediyesi tarafından işletilmektedir. Tavşanlı'da gezilip görülecek bir başka nokta da Frig Kaya Mezarlarıdır. İlçe merkezine 5 kilometre uzaklıkta bulunan bu sit alanında hala Arkeolojik çalışmalar devam ediyor. Küçük Frigya olarak da adlandırılan bu bölge, tarihe merak duyanları doyuracak yapıtlara sahiptir. Höyüklerin ve mezarların bulunduğu bu yerleri gezebilir, tarihle iç içe bir yürüyüş yapabilir ve 13. 14. Yüzyıllarının havasını soluyabilirsiniz. yolunun 28. Kilometresindeki sapağa girmek gerekiyor. Bu sapaktan sonra 12 kilometre daha gidildikten sonra ormana ulaşılıyor. Tam 685 hektarlık bir alana yayılan bu doğal tabiat parkında ardıç, söğüt ve ıhlamur ağaçları da bulunmaktadır. Harika bir doğa yürüyüşü için birebir olan bu tabiat parkı Tavşanlı'nın da adını dünyaya duyurmuştur. Tavşanlı'da yapılan ilk cami Kavaklı Camiidir. Hayır yapmak isteyen bir Yörük tarafından inşa ettirilmiştir. M. S 1118 yılında yaptırılan bu camii, 1798 yılında, Osmanlı döneminde büyük bir onarım işleminden geçmiştir. Kesme taştan inşa edilen cami hala kullanımdadır. Kültürel miras anlamında büyük bir yere sahip olan Kavaklı Camii de Tavşanlı'da görülesi yerlerdendir. genellikle 3 ve 5 yıldızlı oteller ile pansiyonlardan oluşmaktadır. Göbel Kaplıcalarının bulunduğu noktadaki tesisler, lojman statüsünde ve yarım pansiyon şeklinde hizmet vermektedir. Ancak aynı bölge çevresinde bulunan 5 yıldızlı termal otellerde konaklamak da mümkündür. 5 yıldızlı otellerin çoğunda Spa ve Türk hamamı hizmeti de bulunmaktadır. Daha ekonomik bir konaklama için pansiyonlar tercih edilebilir. Ayrıca et güveci ile meşhur olan Tavşanlı yeme ve içme konusunda da oldukça ekonomiktir. diye merak edenlere cevap vermiş olalım."} {"url": "https://www.gezipedia.net/688-darendede-gezilecek-yerler.html", "text": "\" rehberiyle merak edilenleri cevaplamaya çalıştık. Malatya'da yapılan tarih araştırmalarında yaklaşık 7.000 yıllık bir geçmişe sahip olduğuna inanılan Darende'de ilk yerleşimin Hititler zamanında yapıldığı düşünülüyor. Mezopotamya ve İpek yolunun geçiş güzergahında bulunması nedeniyle bu bölgede birçok uygarlığın hüküm sürdüğünü söyleyebiliriz. Darende tarih boyunca; ilk çağlarda Hititler, Asurlular, Persler daha sonra da 1071 Malazgirt Savaşı ile beraber Selçuklulara ev sahipliği yapmıştır. Selçuklulardan sonra Anadolu'nun Türk yurdu haline gelmesiyle beraber Darende'nin ilerleyen tarihlerde Osmanlı sınırları içerisinde kalmıştır. itibariyle günümüzde görülmesi gereken yerler arasındadır. Aslantaşlar, Darende'de Hititler döneminden kalma aslan heykellerinin bulunduğu bir bölgedir. M. Ö. 2000 yıllarında yapıldığı düşünülen Aslan heykelleri, üzerinden asırlar geçmesine rağmen halen dimdik ayakta duruyorlar. Özellikle tarihi heykellere merakı olanlar açısından Aslantaşların mutlaka görülmesi gerektiğini söyleyebiliriz. Darende'nin Yenice beldesi sınırları içerisinde bulunan Maşattepe Tümüllüsü, 1989 yılında bu bölgede yapılan kazı çalışmaları sırasında bulunmuştur. Anıt mezar olarak inşa edilen bu yapının içerisinde bir kadın cesedi bulunmuştur. Tarihi itibariyle M. Ö. 1. YY'dan kaldığı düşünülen bu anıt mezar günümüzde turistlerin gezilerine açılmıştır. Peygamber Efendimiz zamanında yaşadığı ve İslam ordularına katılarak savaş sırasında şehit düştüğü rivayet edilen Seyyid Abdurrahman Gazi Hazretleri anısında inşa edilen Medişeyh Türbesi, Darende'de görülmesi gereken başka bir yerdir. Özellikle dini mekanları gezmek ve oraları hissetmek isteyenlerin burayı gezmelerini tavsiye ederiz. 1750 ile 1770 yılları arasında Osmanlı'da yaşayan Darende'li Yusuf Paşa anısına inşa edilmiş olan Bedesteni; zamanında kapalı çarşı olarak planlanmıştır. Günümüzde önemli bir tarihi yapıt olan Yusufpaşa Bedesteni içerisinde satış mağazaları bulabilirsiniz. Balaban içmesi, böbreklerinden sorun yaşayan insanların şifa bulmak amacıyla ziyaret ettiği bir doğal bir sağlık merkezidir. Yıl içerisinde sadece 1 Haziran - 15 Eylül tarihleri arasında faaliyet gösteren Balaban İçmesini doktorların dahi tavsiye ettiği bilinmektedir. Kaldı ki bu bölgede sağlık turizmini bir iş haline getiren pansiyon ve konaklama evlerini rahatlıkla bulabilirsiniz. ilçesi çevreleyen dağların kuzey yamacında bulunan ve Osmanlı zamanlarında inşa edilmiş olan bir Türk kalesidir. Ancak zamanla deprem ve savaşlarda yıkıldığı düşünülen Zengibar Kalesi'nden geriye bugün sadece kapısı kalmıştır. Kesme taşlardan inşa edilmiş olan bu yapı, geçmiş dönemlerde restore edilerek turistlerin gezilerine açılmıştır. merkezinden yaklaşık 50 km uzaklıkta bulunan Ozan köyü sınırları içerisindedir. Günümüzde köy halkı tarafından mescit olarak kullanılan bu anıtın Roma döneminde Kilise olarak kullanıldığı tahmin ediliyor. Malatya Belediyesi tarafından restorasyona sokulan Ozan Anıtı'nı ziyaret etmeden evvel anıtın ziyarete açık olup olmadığı ile ilgili Darende Belediyesi'nden bilgi almanızı tavsiye ederiz. - Günpınar Şelalesi - Tohma Kanyonu - Hasan Gazi Türbesi - Somuncu Baba Türbesi ve Külliyesi - Kudret Havuzu - Hamidiye Çarşısı, Mangal yakıp piknik yapmaktan hoşlanıyorsanız, bir çardakta mangal yakıp piknik yapabilirsiniz. Malzeme yok diye canınızı sıkmayın, kafeteryası var. Orada yemeğinizi yeyip kahvenizi yudumlayabilir ve bu güzel Şelale'yi izleyebilirsiniz. Nehir buz gibi soğuk, nehirden caminin hemen yanındaki külliyede bulunan hamamlara su nehirden veriliyor ve aynı zamanda caminin altından da bu su geçiyor. Caminin altından geçen su camiyi ısıtıyor, hamamlara giden su ile de insanlar duş alıyor banyo yapıyor ve oldukça sıcak. Kesinlikle gitmenizi önerdiğim muazzam bir yer. içerisinde şehitliklerin yer alığı, manevi huzuru arayanların ziyaret etmesi gereken bir ziyaret. Şehitlerin bizler için, vatanı için canlarını verenlerin isimlerini okurken gözleriniz dolacak. Seyyid Hasan Gazi Hazretleri, Hz. Peygamber Efendimiz 'in torunlarından, Hüseyin Gazi'nin kardeşi, Seyyid Battal Gazi'nin amcası ve kayınpederidir. Abbasiler döneminde Zengibar kalesinin kuşatmasında şehit olmuştur. Türbe binasının kuzey tarafına ise Darende'li şehitlerimiz adına Şehitlik Anıtı inşa edilmiştir.1. Dünya Savaşı'nda, İstiklal harbinde, Kore'de, iç isyanlarda, Trablusgarb'da ve terörle mücadelede şehit olan pek çok şehidimizin adları birer mermer levhaya yazdırılarak şehitlik anıtı içerisine asılmış ve adları ölümsüzleştirilmiştir. 'ni gezerken, yeşilliğin tadını çıkarabilirsiniz. Havuza girmek isterseniz, havuza giriş ücreti 10 TL'dir. Kükürtlü su havuzu ile vücudunuzun yenilenmesine yardım etmiş olacaksınız. cilt rahatsızlıklarıyla romatizmal hastalıklara iyi gelmektedir. Malatya Darende'ye gitmişken, bu havuza girmeden dön memelisiniz. içerisinde Yöresel ürünler, gümüş mağazası, Neşriyat mağazası, Hanımlara özel mağaza, Somuncu Baba Sebil Ekmeği, misafirlere çay ikramı, Abdesthaneler'i gezerken, kültürü hissedeceksiniz. \", Nasıl Gidilir tarzında oldukça fazla soru gelmeye başladı. Ancak bu soruların cevabı oldukça basittir. Malatya ilinin kuzey bölgesinde yer alan Darende'nin şehir merkezine ortalama uzaklığı 112 km. dir. Darende Malatya'nın sınır ilçesi olması nedeniyle Kuluncak, Akçadağ, Kahramanmaraş Elbistan ve Sivas Gürün ilçeleriyle komşudur. Doğu bölgesinden İstanbul'a giden güzergah üzerinde bulunan Darende'ye şehir merkezinden kalkan Darende otobüsleriyle ulaşmak mümkündür. Eğer kendi şahsi aracınız var ise; İstanbul otobanını kullanarak 1 saat 15 -20 dakika içerisinde Darende'ye ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/689-bursada-ne-yenir-en-iyi-bursa-yeme-ve-icme-tavsiyeleri.html", "text": "tam anlamıyla bir gurme şehri olarak da ifade edilebilmesinin yanında, bölgenin Trakya, Ege ve İç Anadolu'ya olan yakınlığı aynı zamanda şehrin merkezi konumu yanında son yüz yıldır başta Balkanlar olmak üzere şehrin aldığı göç miktarı bu yörelerin lezzet yolculuğunda Bursa'nın da önemli bir yere sahip olmasını sağlamıştır. - Pideli köfte - Cantık - Elbasan tava - İnegöl köfte - Kestane şekeri - Tahinli pide - Bağdat hurması - Süt helvası - Kemalpaşa tatlısı ön plana çıkan diğer önemli Bursa lezzetleridir. sorularının da daha sık sorulmasına neden olmaktadır. , Bursa lezzetleri arasında İskender'e en yakın lezzet olmakla beraber, İskender için verilen emeklerin aynı şekilde ifa edilmesi anlamına da gelmektedir. Pideli köfte, Bursa'nın meşhur köftesinin İskender pidesi ve sosuyla servis edilerek üzerine tereyağ dökülmesiyle meydana gelen bir lezzet olarak göze çarparken, köftenin lezzet ve asaleti yanında pide ve sos seçimi de Bursa pideli köftenin değişmeyen lezzetinin de anahtarı konumunda bulunuyor. kabaca ortasında kıyma olan pidelere verilen bir isim olmakla beraber, ünü tüm dünyaya yayılan Bursa cantığını yemek için dünyanın her ülkesinden ziyaretçilerin Bursa'ya akın ettiği bilinmektedir. Cantık Bursa'da yemeklerin yanında aynı zamanda kahvaltılarda da çok popüler olan bir lezzet olurken bir oturuşta 10 adet cantık yiyebilen kişilerden restoranlarda para alınmadığına dair bir rivayet de yok değildir. 1052 yılından bu yana üretildiği bilinen Cantık özel olarak mayalanmış 125 gr hamur içerisine 60 gram dana kıyması ve baharatlardan oluşuyor. Cantığın odun fırınlarında pişirilme süresi ise 3 dakika. , şöhreti Bursa sınırlarından tüm Türkiye'ye yayılmış bir lezzet olarak göze çarparken, tüm Türkiye'de market ve kasaplarda hazır şekilde İnegöl köftelerinin de satışa çıkmasına neden olmuştur. İnegöl köftesi yanında sunulan piyaz ve şıra gibi detaylar da İnegöl köftesini tamamlayan unsurlar olarak göze çarpmayı başarıyor. , şehrin 1900'lü yılların başından itibaren aldığı yoğun göçmen nüfus sonucu yavaş yavaş Bursa'nın simgelerinden biri haline gelmekle beraber; esnaf lokantaları dahil şehrin her noktasında kolaylıkla bulunabilen bir lezzet olarak da göze çarpıyor. Kuzu etinin peynir, patates püresi ve unla kaplanarak fırına sürülmesiyle hazırlanan Elbesan tava, Bursalıların ve Bursa'ya gelen ziyaretçilerin aradığı bir lezzet olarak da kolaylıkla ifade edilebilir. olmakla beraber, peynirin zaman içerisinde çabuk bozulma özelliği neticesinde tatlıda kullanılan peynir miktarının zamanla en aza çekildiği de gözlemlenmektedir. Bursa'ya özgü lezzetlerin bir diğeri konumdaki hurma tatlısı, ismini hurmaya olan şekil benzerliğinden alırken, üzerine hindistan cevizi dökülen dışı kahverengi ve içi beyaz bir minik şerbetli tatlıdır. - İskender başta olmak üzere yöresel lezzetlerin nerelerde yeneceği - Şehre farklılık katan elit mekanların varlığı olarak iki başlık altında incelenebilir. Bu noktada sadece Bursalıların bildiği özel halk mekanlarından Bursa'nın dünyaca ünlü lezzet duraklarına kadar birçok farklı restorandan söz etmek mümkündür. diye sorulduğunda gelen yanıtların büyük bir kısmı kuşkusuz \"Kebapçı İskender\" şeklinde olacaktır. Ulu Cami'nin bulunduğu cadde üzerinde caminin 500 metre ilerisinde olan mekan sadece 25 kişi kapasiteli olduğundan günün her saatinde önünde sıra beklenen bir pozisyonda yer alırken yuvarlak tabaklarda müşterilere sunulan İskender kelimenin tam anlamıyla müşterilere yer yüzünde ikinci cenneti yaşatıyor. Ulu Cami kebapçılarının en meşhurlarından biri olan ve büyük İskender porsiyonlarıyla öne çıkan mekan Ulu Cami'ye 600 metre mesafedeki Tuzpazarı Sokak'ta yer alırken, mekandaki İskender yanında yoğurt, kırmızı domates, biber ve tereyağların da özel seçildiğini belirtmek gerekiyor. için önemli bir konumda bulunurken, Türk mutfağının önemli klasik yemekleri yanında günün popüler yemeklerini harmanlayan önemli bir restoran olarak da ön plana çıkıyor. İtalyan ve Latin Amerika mutfakları da Beceren Restoran'da tadılması gereken önemli birer adres. kategorisinde klasik ve eşsiz lezzetlerinin müşteriye ulaştığı, tarih kokan Bursa'nın önemli bir değeri olarak göze çarpıyor. 10 yılı aşkın bir süredir Bursalıların hizmetinde yer alan Kitap Evi Restoran, Bursa'nın kendine özgü rahatlatıcı atmosfer ve tarihi dokusu içerisinde kitap, piyano, mum ve şöminesiyle müşterilerine iyi bir yemekten daha fazlasını vadeden bir adres konumunda. olarak anılmasına neden olan balıkları ve deniz mahsulleriyle ön plana çıkan By Ahtapotus, Ulu Cami'ye 6 km. Mesafede Nilüfer Odunluk Mahallesi'nde bulunurken özel soslu deniz mahsulleri ve taze balıklarıyla Bursa'da harika bir balık yemek için önemli mekanlardan biri olmayı sürdürüyor. için öne çıkan adreslerden biri olan Bursa Kahvaltı Külübü'nde sabah 07:00 ile akşam 22:00 arası kahvaltı keyfi sınırsız ve kesintisiz olarak devam ederken, müşterilerin akşam iş çıkışı bile kahvaltı keyfine varabildikleri ender mekanlardan biri olarak da ön plana çıkmaktadır. Bursa Kahvaltı Kulübü'nde tamamı organik zengin kahvaltılık çeşidi yanında gözleme, pişi ve sigara böreği çeşitleri bulmak da mümkün. Bursa'nın meşhur yöresel peynirleri yanında kahvaltılığın her türüne ulaşılabilecek olan, ayrıca sunumuyla da fark yaratan bir mekan olan Ceylanköy Geçit güne unutulmaz bir kahvaltıyla başlamak isteyenlerin buluşma noktası olarak ifade edilirken simit çeşitleri, yaprak sarma, eşsiz reçeller, sigara böreği ve yöresel sucuklar da müşterilerin kahvaltı zevklerinin katlanması için yetiyor da artıyor. Aynı zamanda mekan dekorasyonda ortaya koyduğu hoş detaylarla da oldukça ilgi çekiyor. Bursa Uludağ Yolu'nda kahvaltı için en çok öne çıkan mekanların başında gelen Saklı Bahçe müşterilerine sunduğu kahvaltı lezzetiyle güne mutlu ve enerjik başlamalarını sağlarken, her mevsim bir başka güzel olan kahvaltılık çeşitleriyle de oldukça dikkat çekmeyi başarıyor. Doğayla iç içe, oksijen dolu bir ortamda sunulan kahvaltı mükemmel peynirler, tamamı organik ve el yapımı reçeller, harika hamur işleriyle taçlanmakla beraber, Saklı Bahçe'nin menemen lezzeti de her daim anlatılmaya devam ediyor. Saklıbahçe'de serpme kahvaltı en az iki kişilik servis edilirken, mekanın çay ve kahvesinin bile farklı olduğundan da sıkça bahsediliyor. Bursa'nın dünyaca ünlü sevimli bir turistik köyü olan Cumalıkızık'da bulunan ve Osmanlı sivil mimarisinin köy yerleşiminin en çıplak haliyle gözlemlenebildiği mekanlardan biri olan Narlı Bahçe müşterilerine otantik bir köy kahvaltısı sunarken, her biri ayrı bir odada sunulan kahvaltı çeşitleri yanında yaprak sarma, el açması gözlemeler, ev yapımı reçeller ve patates köftesinden den bahsetmek gerekiyor. Narlı Bahçe'nin ahududu ve böğürtlen reçeli için ise bir tanımlama yapılması mümkün değil. olarak önerilebilecek önemli mekanlardan biri olan Ayanoğlu Tarz-ı Kahvaltı Salonu zengin kahvaltı çeşitleri yanı sıra menemen, zeytinyağlı dağ kekiği, mıhlama ve pastırmalı yumurtasıyla da ön planı çıkıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/69-sinopta-gezilecek-yerler.html", "text": ", Karadeniz Bölgesinin tarihi liman şehirlerinden birisidir. Şehrin geçmişi çok eskilere dayanmaktadır. O yüzden birçok farklı kültüre ait tarihi yapıyı şehrin sınırları içerisinde görmek mümkündür. Ayrıca Sinop, Karadeniz Bölgesinin kendine has görsel güzelliklerini de tüm endamıyla bünyesinde taşımaktadır. - Erfelek Şelalesi, Sinop'un harika doğal güzelliklerinden birisidir. Yılın hiçbir mevsiminde ziyaretçisi eksik olmayan şelale, su sesi, göl ve muhteşem doğası ile ziyaretçilerine huzurlu bir ortam vaat ediyor. - Hamsilos Koyu, ülkemizin en kuzey noktasıdır. Haritalarda gördüğümüz en uç noktadır. Üstelik Hamsilos Koyu buzul aşındırması sonucu oluşmuş bir koydur ve bu özelliği ile dünyada tektir. Günümüzde düzenlenerek bir mesire alanı haline getirilmiş olan koy, piknik severlere doğa ile iç içe bir mekan sunuyor. - İnaltı Mağarası, Ayancık ilçe merkezine 35 km uzaklıkta yer alıyor. 1070 rakımlı mağara kendine has güzelliği ve etkileyici manzarası ile görülmesi gereken bir yerdir. - Akgöl, yine Ayancık ilçesi sınırları içindedir. 1200 metre yükseklikte bulunan yaylada iki çay tarafından beslenen göl, sık ormanlar arasında harika bir yerdir. Piknik yapmaya oldukça uygundur ve yaban hayat ile iç içe bir gezi imkanı bulunabiliyor. - Akliman Kumsalı, il merkezine 8-10 km uzaklıktadır. Muhteşem gün batımı manzarası ve yumuşacık kumları ile ziyaretçilerin dikkatini çekmektedir. - Karakum Plajı, sinopta gezilecek yerler arasında en dikkat çekenlerden birisidir. Yanardağın külleri ve kumlarından dolayı deniz dibinin siyah olması buranın Karakum olarak adlandırılmasını sağlamış. Bugün tatilcilerin denize girebilecekleri en güzel alanlardan birisidir. - Sinop Kalesi, şehrin en eski yapılarından birisidir. Roma, Bizans ve Selçuklular döneminde tamirat görmüştür. Hala varlığını korumaktadır. - Tarihi Sinop Cezaevi, sadece Sinop'un değil ülkemizin en ilginç mekanlarından biridir. Yapılışı 1550'lere kadar uzanan cezaevi, Evliya Çelebinin Seyahatnamesinde dahi geçmektedir. Cumhuriyet tarihimizde de birçok şaire, yazara, sanatçıya ev sahipliği yapmıştır. Birçok ünlü şiire, şarkıya konu olmuştur. 1999 yılından bu yana da müze olarak ziyarete açılmıştır. - Boyabat Kalesi, Boyabat ilçesinde bulunuyor. MÖ 7. Yüzyılda yaptırılmış olan kale, yüksek kayalıklar üzerinde hala görkemli bir şekilde durmaktadır. ? Sinop'ta ne yenir? Ne alınır? Yemek noktasında Sinop kültürü oldukça renklidir. - Nokul, pilaki, - Keşkek, - İçi etli hamur, - Islama, - Mısır tarhanası, - Sirkeli pırasa, - İçli tava, - Mısır çorbası, - Katlama, - Kabak millesi, - Kaşık çıkartması, - Hamursuz tatlısı, - Sinop mantısı, - Mısır pastası, - Tirit ve daha onlarca yemek çeşidi ziyaretçileri bekliyor. Ayrıca taze taze tutulmuş Karadeniz balıkları, balık severlerin damaklarını şenlendirmek için harika bir seçenek olabilir. Hediyelik ürünlerin başında da ahşap gemi maketleri geliyor. Her ebatta rengarenk ahşap gemiler hatıra ve hediye için güzel bir tercih olabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/690-istanbulda-ne-yenir-istanbuldaki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": "Dünya mutfağı ile birlikte Türkiye'nin çeşitli yörelerinin mutfaklarını harmanlayan zengin bir çeşitliliğe sahiptir. Osmanlı Dönemi'ne dayanan İstanbul mutfağı ziyaretçilerine zengin yemek çeşitleri ile birlikte aperatif lezzetler de sunuyor. Yöresel lezzetler ile birlikte Dünya ve Türkiye mutfağının esintilerinin yer aldığı zengin menülerde, mutlaka tatmanız gereken İstanbul'a has lezzetler arasından tadını unutamayacağınız lezzetlerle karşılaşabilirsiniz. semtinde sokak satıcıları tarafından seyyar olarak veya teknede satılan balık ekmeklerden yemeden İstanbul'dan dönmeyin. Balık ekmeğinizin yanında meşhur Eminönü turşu suyunu da denemeyi unutmayın. Ortaköy girişinde yer alan sokak satıcıları tarafından Türkiye'nin en lezzetli kumpirleri yapılmaktadır. Ortaköy manzarasını izlemek için geldiğinizde karışık mezeli kumpirlerin tadına bakmayı ihmal etmeyin. Sarıyer'in tarihi mekanında boğaza karşı İstanbul'un meşhur Sarıyer böreğini yiyerek hem manzaranın hem de meşhur tarihi lezzetin tadını çıkartabilirsiniz. Tüm Türkiye'nin yakından tanıdığı ve en çok tüketilen kahvaltılıklar arasında yer alan Karaköy poğaçasını yerinde yemek için yolunuz Karaköy'e düşerse bu fırsatı kaçırmayın. Karaköy İskelesi'ne karşı bir yandan meşhur Karaköy poğaçanızı yiyebilir, bir yandan martıları besleyerek anın tadını çıkartabilirsiniz. İstiklal Caddesi'nde tok karnınıza bile yiyebileceğiniz ıslak hamburgerlerin tadını Türkiye'nin başka hiçbir yerine bulamayacaksınız. Kendilerine özgü tarifi ve ekmeği ile hoşunuza gidecek bu sokak lezzetini denemeyi ihmal etmeyin. Meze severlerin beğenisini kazanacak meşhur Ermeni mezesi topik tadına mutlaka bakmalıdırlar. Sokak satıcılarının camekanlı arabalarında topik satarken Kurtuluş ve Emirgan Caddesi civarlarında rastlayabilirsiniz. 1893 yılına dayanan tarihi ile meşhur Kanlıca yoğurdu, İstanbul'da lezzetinin tadılması gereken en önemli yiyecekler arasında gelir. Yapıldığı ilk günden bu yana lezzetini korumayı başaran Kanlıca yoğurdunun tadına bakmayı ihmal etmeyin. Sütlüce semtinde dana ve kuzu ciğer, böbrek, yürek, bağırsak ve gerdanından yapılan uykuluk oldukça meşhur bir geleneksel lezzettir. Sakatat severler için bahar aylarında Sütlüce'de enfes uykuluk yemeği ihmal edilmemelidir. Osmanlı Mutfağının İstanbul'a hediyesi olan İstanbul pilavı, gerek seyyar satıcılardan gerek lokantalardan tadılması gereken tarihi İstanbul lezzetleri arasındadır. Düğünlerde, cenazelerde, bayramlarda ve önemli etkinliklerde halen yapılan İstanbul pilavını tatmadan İstanbul'dan ayrılmayı düşünmeyin. ve Asmalı Mescit civarlarında seyyar olarak kokoreç satan tezgahlarla karşılaştığınızda bu fırsatı kaçırmayın. Balık restoranları ile ünlü Samatya'da nar ekşisi eşliğinde hamsi tavanın tadı İstanbul'da deneyimleyeceğiniz en iyi lezzetler arasında yer alacak. İkinci Bahar dizisinin çekildiği bu bölgenin dokusu ve hamsinin lezzeti İstanbul'la ilgili hatırlayacağınız en güzel anılarınız olacak. Süleymaniye'de yiyeceğiniz kuru fasulyenin lezzetini hiç bir yer tutmayacak. Meşhur İspit fasulyesi ile yapılan kuru fasulyesi ile özdeşleşen Süleymaniye'de kuru fasulye pilav ikilisini tatmayı ihmal etmeyin. Tereyağı, kaşar ve süt ile yapılan ve tüm Türkiye'de tanınan İstanbul simidi için Çamlıca'ya uğramanız gerekecek. Çamlıca manzarası ile birlikte İstanbul simidinin tadını çıkartmadan İstanbul'da tüm lezzetleri tattığınızdan emin olmayın. Türkiye'nin en lezzetli tulumbalarının tadına Alibeyköy'de bakabilirsiniz. Alibeyköy Camii'nin hemen yanı başında bulunan bu lezzetleri tadarak neden Alibeyköy denince akla tulumbanın geldiğini daha iyi anlayabilirsiniz. Bol fındık, ağızda enfes tat bırakan çikolatası ve İstiklal Caddesi'nin hareketliliği içinde Beyoğlu çikolatası sizi büyülemeyi başaracak. İstiklal Caddesi'ni turlarken tüm Türkiye'de tanınan Beyoğlu çikolatasını tatmayı es geçmeyin. listesine ihtiyaç duyacaksınız. İstanbul'un simgesi haline gelmiş ve pek çoğunun ünü ülke sınırları dışına çıkmış restoranların hangisini tercih ederseniz edin, pişmanlık duymayacaksınız. Amerika'nın ilk uluslararası restoranı olan Spago'nun Nişantaşı şubesinde aperatiften ana yemeğe ve tatlılara kadar çeşitli lezzet seçenekleri yer alıyor. Amerika, Asya ve İtalyan mutfağının en seçkin lezzetlerinin Dünya'nın en iyi aşçılarının elinden çıktığı bu restoran fiyatları bir miktar yüksek olsa da alacağınız lezzet deneyiminin buna değeceğinden emin olabilirsiniz. İstanbul'da en iyi fine dining restoranı olarak gösterilen Spago'da damak zevkinize hitap edecek sayısız seçenekle karşılaşacaksınız. olmaya adaydır. Cankurtaran'da Armada tarafından onarılan bir binada oğulları ile birlikte hizmet veren restoranda deniz ürünlerinin en taze ve lezzetli hallerini tadabileceksiniz. içerisinde tercih edilebilirliği en yüksek restoranlar arasında yer alır. 1991 yılından bu yana hizmet veren restoranın zengin menüsünde doyurucu ve lezzetli seçeneklerle iyi bir akşam yemeği ziyafeti çekebilirsiniz. Kebap severler için Şişli Kurtuluş Caddesi'nde yer alan Adana Ocakbaşı gerek kebapları gerek kebap yanında sunulan mezeleri ile yapılabilecek en iyi seçim olarak karşımıza çıkıyor. Kuruluşundan bu yana aynı ustanın eliyle değişmeyen lezzetini müşterileri ile buluşturan Adana Ocakcıbaşı, kebap tercihlerinizde ilk sırada yer almayı hak ediyor. Restoran, gerek manzarası gerek lezzetleri ile sizlere en keyifli ve lezzetleri menülerle buluşturacak. Etin en lezzetli halini benzersiz sunumu ile sizlerle buluşturan Nusr-Et Steakhouse'da alışılmışın dışında lezzetlerle karşılaşabilirsiniz. Ünü tüm Dünya'ya yayılan ve Dünyaca ünlü yıldızların et tercihinde ilk sırada yer alan bu mekan Beşiktaş'ta sizlere güzel bir et ziyafeti vermek için hizmet vermektedir. En lezzetleri yemekleri en iyi müzikler eşliğinde sizlere sunan Leb-i Derya, İstanbul'un muhteşem manzarasının da sahibi elit bir restoran. Romantik akşam yemekleri, öğlen atıştırmalıkları ve daha pek çok özel öğünlerinizde Leb-i Derya'yı tercih edebilirsiniz. - 1920 Sultan Ahmet Köftecisi: İstanbul Fatih ilçesinde 1920 yılından bu yana herhangi bir baharat kullanmadan hazırladığı köftelerle etin gerçek lezzetini müşterileriyle buluşturmayı başaran 1920 Sultanahmet Köftecisi, İstanbul'un simgesi haline gelmiş restoranlar arasındadır. İstanbul'da tatmanız gereken lezzetler arasında yer alan Sultanahmet köftesini Fatih ilçesinde yer alan bu nezih restoranda tatmayı ihmal etmeyin. arasında yer alır. Deniz mahsulleri, meşhur salataları ve tahinli tatlıları ile Lacivert size deniz manzarası ile birlikte çeşitli lezzetler sunacaktır. , lezzet ve diğer özellikleri ile unutulmaz hazlar sunar. Manzara ve lezzeti bir arada sunan ve İstanbul'un her semtinin simgesi haline gelmiş kahvaltı mekanları, aradığınızdan daha fazlasını sizlere sunmayı başarmaktadır. olarak ilk sıralarda verilen Van Kahvaltı Evi, çeşit çeşit doğal ve doyurucu ürünleri ile hesaplı fiyatlarda kahvaltı keyfini sizlere sunuyor. Nişantaşı ve Kuruçeşme şubeleri ile enfes menüleri dışında boğaz manzaralı bir sabah kahvaltısı için Aşşk Kahve mükemmel bir seçim olarak sizlerle buluşuyor. Rumelihisarı'nda yer alan lokma lezzetli reçel seçenekleri ile zenginleştirilmiş kahvaltı menüsü ile sizlere günün en önemli öğününde yüksek enerji içerikli ve unutulmaz lezzetler sunuyor. İstanbul'da gezerek geçireceğiniz koca bir günün enerjisini Lokma'da yapacağınız güzel bir kahvaltı ile elde edebilirsiniz. arasında şarküteri ağırlıklı kahvaltılar için Namlı Gurme lezzetlerine güvenebilirsiniz. Emirgan Çınaraltı'nda denize karşı muhteşem menüsü ile sizlere hizmet veren Sütiş, İstanbul'un en bilinen kahvaltı mekanlarından bir tanesi. Gerek fiyatı gerek lezzeti ile sizleri memnun edecek Sütiş'te denize karşı günün en güzel öğününün tadını çıkartabilirsiniz. - Tarihi Çınaraltı Aile Çay Bahçesi: Çengelköy sahil kenarında yer alan bu mekan size büyük çınarın altında manzaralı bir kahvaltı yapma fırsatı sunuyor. Tarihi Çınaraltı Aile Çay Bahçesi'ni diğer kahvaltı mekanlarından ayıran en belirgin özellik ise dilerseniz kendi kahvaltılıklarınızı mekana yanınızda getirebilmeniz. Bu tarihi mekanda diler kendi kahvaltılıklarınızın dilerseniz mekanın sizlere hazırladığı lezzetlerin tadını enfes deniz manzarası eşliğinde deneyimleyebilirsiniz. Beşiktaş'ta yer alan bu nostaljik kahvaltıcı, 100 yıllık tarihi ile İstanbul'un en eski kahvaltıcısı unvanına sahip. Bal-kaymak ve klasik kahvaltılıkların enfes lezzetini sizlerle buluşturan bu tarihi kahvaltıcıda hesaplı fiyatlarla kahvaltı yapabilirsiniz. aksine hesaplı fiyatları ile ön plana çıkan İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı bu kahvaltı mekanı, her zaman taze ve lezzetli kahvaltılarıyla sizleri hayal kırıklığına uğratmayacak. Belediye bünyesinde işletilmesi nedeniyle hesaplı fiyatlarla çeşitli lezzetleri sizlerle buluşturan İBB Florya Tesisleri sizde kesinlikle pişmanlık yaşatmayacak. Arayışınız doğa ile iç içe kahvaltı mekanları arasında ise Sarı Köşk Emirgan Korusu'nun büyüleyici güzelliği ve lezzetlerini bir arada sizlerle buluşturuyor. Hafta içi serpme hafta sonu ise açık büfe kahvaltının sunulduğu bu doğa ile iç içe mekanda leziz bir kahvaltı keyfi yaşayabilirsiniz. keyfini doğa ile iç içe yaşayabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/691-ankarada-ne-yenir-ankaradaki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": "denildiğinde et yemeklerinden hamur işlerine, aperatif yiyeceklerden kebaplara kadar zengin seçenekler barındıran Ankara mutfağı, gerçekleştirilen ziyaretlerde misafirlerinin tatmaktan zevk alacağı unutulmaz lezzetleri ile pişmanlık yaşatmaz. Başkenti ziyaret ettiğinizde doğrudan tadabileceğiniz lezzetleri yanınızda da götürmek isteyecek, pek çoğunun bağımlısı olacaksınız. keşfetmeden kendinizi Ankara'yı tam olarak tanımış saymamalısınız. Alışkanlıklarının pek çoğu size farklı gelebilecek olan Başkentlilerin mutfağında yer alan lezzetler ise beğeninizi kazanacak. Pek çoğunun bağımlısı olacağınız Ankara lezzetleri aklınıza her geldiğinde Ankara'ya yeniden gelmek isteyeceksiniz. Ankara'nın farklı bölgelerinde farklı şekillerde yapılan Ankara Tava genel olarak koyun eti ile Kızılcahamam pirinci veya arpa şehriye ile yapılmaktadır. Kaburga eti veya kuşbaşı etten yapılan bu yöresel lezzetin her versiyonunu tatmaktan büyük keyif alacaksınız. sorusuna tereddütsüz olarak Ankara Simidi yanıtı verilebilir. Gerçek pekmezle yapılarak Türkiye'nin en meşhur simitlerini geride bırakmayı başaran Ankara Simidini Kızılay'ı turlarken denemeyi ihmal etmeyin. Bol tereyağlı ve tarçınlı olarak yapılan Beypazarı Kurusu adını hak eden bir lezzettir. Çay ile yenmesini tavsiye ettiğimiz Beypazarı Kurusu size ilk etapta tıkız gelse de denedikçe vazgeçemeyeceğiniz ve yanınızda götürmek isteyeceğiniz Ankara lezzetleri arasında yer alır. Klasik ev köftesinin patates kızartması ile Ankara'da sunularak ismine Kuru Köfte adı verilen bu geleneksel lezzet dilerseniz servis olarak dilerseniz ekmek arasında severek tüketebileceğiniz lezzetler arasındadır. listesinde ilk sıralarda yer alır. Dilerseniz servis olarak dilerseniz ekmek arası veya dürüm de yiyebileceğiniz Ankara Dönerini tatmadan Ankara'yı gerçek anlamda keşfettiğinizden bahsedemezsiniz. Çemen ve kıyma harcının birlikte pişirilerek ekmek üzerinde servis edildiği Tamtak Tiridi, basit hazırlanan fakat bağımlılık yapan bir lezzete sahiptir. İsim itibari ile anlam veremeseniz de Öllüğün Körünün tadına baktığınızda tüm fikirleriniz değişecek. Ev eriştesi üzerine kıyma harcı dökülerek hazırlanan ve yeşillikler ile lezzetlendirilen bu lezzete karşı isminden dolayı ön yargılı davranmadan denemeyi unutmayın. Ankara'da restoranlarda olduğu kadar sokak satıcılarında da kokoreç büyük ilgi gören bir aperatif türüdür. Çeyrek ekmekle başlasanız da devamını getirmekten kendinizi geri alamayacağınız bu lezzet için Atatürk Orman Çiftliği yakınlarını ziyaret etmeyi unutmayın. Labada bitkisinin yaprakları ile sarılarak hazırlanan Efelek Dolması, klasik sarma lezzetine benzer kendisine has lezzeti ile Ankara'da denenmesi gereken lezzetler arasında yer alır. Sarımsaklı yoğurt veya cacık ile mükemmel bir uyum yakalayan Efelek Dolmasını tatmaktan keyif alacaksınız. Buğday, kuzu eti ve haşlanmış nohutla hazırlanan İnceğiz Çorbası, havuç ve yeşillikler katılarak lezzeti artırılabilen Ankara'ya özgü lezzetler arasındadır. Üzerinde kızartılmış tereyağı ile birlikte servis edildiğinde bir tabağının size yeterli gelmeyeceği İnceğiz Çorbasını mutlaka denemelisiniz. Salatalık ile yapılan alışık olduğumuz cacıktan farklı olarak yapılan Yemlik Cacığı, adını yapımında kullanılan bir yabani ot türü olan Yemlik otundan almaktadır. Özellikle Efelek Dolması ile birlikte tüketilmesini tavsiye ettiğimiz bu Ankara'ya özgü lezzeti denemekten pişman olmayacaksınız. Atatürk Orman Çiftliği'nde organik olarak üretilen Ankara Balından tatmayı başardıysanız kendinizi şanslı sayabilirsiniz. Sınırlı olarak üretilen ve Ankaralıların yoğun ilgi gösterdiği bu organik balı tatmanın bir yolunu bulmalısınız. Yufka hamurunun sac üzerinde kızartılmasının ardından baklava dilimi şeklinde kesilerek üzerinin şerbetlenmesiyle yapılan Şibit Tatlısı, yapımı ile size biraz üşengeçlik izlenimi uyandırsa da tattığınızda ilk izlenimleriniz değişecek. nin pek çoğunun ünü Ankara sınırları dışına çıkmış ve Ankara'nın dışında Türkiye'nin farklı pek çok ilinde şubesi bulunmaktadır. Kebaptan balığa, sulu yemekten Ankara'nın meşhur lezzetlerine varana kadar pek çok seçenek Ankara restoranlarında sizleri beklemektedir. adayı olabilecek Efsane Prof. Sadık Usta, Adana kebabı Ankara'da yapan en iyi restorandır demek abartı sayılmaz. Sırrı kendisinde saklı tarifi ile Çankaya'da hizmet veren Efsane Prof. Sadık Usta'nın patlıcan kebabı da denemeye değerdir. Lezzetleri, müşterilerine sunduğu müzik dolu nezih ortamı ile Ankara'nın ünlü simalarının vazgeçilmezi Fige'de üç öğününüzde farklı lezzetlerde buluşabilirsiniz. Evlilik teklifleri için de tercih edilen Fige Çankaya'da faaliyet göstermekte olup her yönüyle sizden tam not almayı başaracaktır. Ünü Ankara dışına taşan ve İstanbul, İzmir, Mersin ve Eskişehir'de şubesi bulunan Meşhur Tavacı Recep Usta Ankara'da Emek, Ümitköy ve Parkvadi şubeleriyle hizmet vermektedir. Diyarbakır lezzetlerine yer verilen Meşhur Tavacı Recep Usta'da yiyeceğiniz mumbar dolmasının lezzetini unutamayacaksınız. denince akla gelen ilk mekandır. Uzakdoğu teknikleri ile pişirdiği deniz mahsullerini her daim taze olarak bulabileceğiniz Trilye'de sabah saat 08:30'da başlayan servis gece saat 02:00'ye kadar devam etmektedir. 1993 yılından bu yana Vintage tarzı dekorasyonu ve müşterilerine sunduğu lezzetler ile hizmet veren Cafemiz, Cafe De Paris soslu bifteği ile ününü Ankara dışına çıkarmayı başarmış bir restorandır. Ankara'nın ünlü Arjantin Caddesi'nde yer alan Cafemiz gerek lezzetleri gerek dekorasyonu gerekse huzur veren müzikleri ile Ankara'da uğramak isteyeceğiniz restoranlar arasındadır. Kızılay'da yer alan ve hesaplı fiyatlarla müşterilerini enfes lezzetleri ile buluşturan Tarihi Mutfak Lokantası, kebaplarından ziyade tandırı ile meşhurdur. Bakır taslarda ayranınız eşliğinde meşhur tandırı tatmak için Kızılay gezintinizde Tarihi Mutfak Lokantası'na vakit ayırmayı ihmal etmeyin. Atatürk Orman Çiftliği'nde yer alan Çiftlik Cafe & Kokoreç, adından da anlaşılacağı üzere kokoreç severlerin uğrak noktasıdır. Siz de kokoreci seviyor ve bir dönem yasaklanabilecek olmasını kabul edemiyorsanız Çiftlik Cafe & Kokoreç tam aradığınız lezzeti sizlere sunacaktır. Ankara'nın meşhur pidesini tatmak için yapabileceğiniz en iyi restoran tercihi olan Ye An Pide, Balgat Mahallesi'nde hizmet vermektedir. Ankara pidesi yanında Kayseri'nin meşhur cıvıklı pidesi ile meşhur olan Ye An Pide size en iyi lezzeti sunmayı başaracaktır. Mantının yemek kültürümüzde yeri farklıdır. Özellikle meşhur Kayseri mantısı en sevilen yemeklerimizin başında gelir. Mantı severler için Meşhur Kayseri Tepsi Mantıcısı Çankaya / Birlik Mahallesi'nde hizmet vermektedir. Kayserili hanımların ellerinin lezzeti ile masanıza taşınacak meşhur Kayseri mantısına hayır diyemeyeceksiniz. 1962 yılından bu yana şiş ciğeri ile hizmet veren ve Ankaralılar arasında oldukça popüler olan Ciğer 52, Emek Mahallesi'nde hizmet vermektedir. Acılı ciğerleri ve özel soslu lavaşı ile Ankara dışından gelenlerin de uğrak noktası haline gelen Ciğer 52'de tattığınız lezzetleri unutamayacaksınız. Barbaros Mahallesi'nde hizmet veren ve kebapları ile Ankara'nın en eski kebapçısı, kebap severlere ziyafet sunacak. Ankara'nın önde gelenlerinin vazgeçilmezi olan Hacı Arif Bey Restoran'da kebabın her türlüsünün lezzeti sizi büyülemeye yetecek. Kebabın ardından pek çok tatlı çeşidine de yer verilen restoran fiyat açısından hesaplı sayılmasa da tadılan lezzetler düşünüldüğünde verilen fiyata değeceği fark edilecektir. , klasik kahvaltılıkların yanı sıra konsept kahvaltı menüleri ile sizi farklı yörelerin lezzetleriyle buluşturacak. Aile ile birlikte rahatlıkla gelebileceğiniz ve günün en önemli öğününde pişman olmayacağınız lezzetlerin yer aldığı doğal ve organik kahvaltılar için Ankara'da yer alan kahvaltıcılar, beklentilerinizin daha fazlasını sizlere sunacaktır. Beşevler'de hizmet veren Seyir Cafe, kahvaltıların olduğu kadar brunchların da Ankara'daki adresidir. Açık büfe kahvaltının hafta içi ve hafta sonu sunulduğu ve hesaplı fiyatıyla bol çeşidin tadıldığı Seyir Cafe'yi denemeden Ankara ziyaretinizi sonlandırmayın. listesinde ilk sıralarda yer edinen Cafemiz, dekorasyonu ve farklı kahvaltılık çeşitleri ile Arjantin Caddesi'nde hizmet vermektedir. Karadeniz mutfağı hayranları için Cafe Hamlakit Karadeniz mutfağına özgü kahvaltılıkları ile bulunmaz lezzetler sunuyor. Gaziosmanpaşa Mahallesi'nde hizmet veren ve zengin lezzetlerle dolu menüsüyle Karadeniz usulü kahvaltıyı sizlerle buluşturan Cafe Hamlakit'in mıhlamasını unutamayacaksınız. denince ilk akla gelen mekan olan Ankara Koru, serpme kahvaltısı ile kalabalık gruplara ev sahipliği yapabilmektedir. Çocuk oyun alanı ile çocuklu ailelerin sıkça tercih ettiği Ankara Koru yeşilin içinde serpme kahvaltının bol çeşidi ile güzel bir sabah kahvaltısı yapabilirsiniz. içerisinde konsept kahvaltısı ile Bi'Kavanoz oldukça popülerdir. Doğal ve organik kahvaltılıklarla sağlıklı ve lezzetli bir sabah kahvaltısı yapabileceğiniz mekanda farklı kültürlerin konsept kahvaltılarından seçerek hiç tatmadığınız lezzetleri deneyimleyebilirsiniz. Ankara'nın en eski kahvaltıcılarından olan ve Ankara genelinde şubesi bulunan Liva Pastanesi, Osmanlı ve farklı konseptte kahvaltı menüleriyle müşterilerine efsanevi lezzetler sunmaktadır. 16 şubesinin tamamında kahvaltı bulunmayan Liva Pastanesi'nin restoran ve pastane olarak hizmet veren şubelerinde keyifli bir sabah kahvaltısı yapabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/692-sirt-cantasi-ve-dogada-her-zaman-tasinmasi-gereken-malzemeler.html", "text": "Sırt çantaları, yükün vücuda yakın taşınmasını ve yükün kalça ve bacaklar üzerinde dengelenebilmesini sağlamaktadır. Günübirlik kullanımlarda gereken malzemeyi taşımak için 20 lt ile 40 lt arası hacimde küçük çantalar kullanılır. Daha uzun süreli ve kamplı faaliyetlerde ise 40 lt ile 80 lt arası büyük çantalar kullanılır. Günübirlik çantalarda 10 kg civarı yük taşınırken büyük çantalarda bu rakam 30 kg kadar çıkabilir. Taşıyabileceğiniz maksimum yük kendi ağırlığınızın üçte birini geçmemelidir. Normal giyim eşyası, su ve yiyecekler dışında her çantada olması gereken küçük bir \"hayati eşyalar\" listesi vardır. Her gezide bu malzemelerin hepsi kullanılmayacaktır ancak acil durumlarda hayat kurtarabilirler ve beklenmeyen durumlara karşı güvence olarak taşınmalıdır. - Harita - Pusula - Güneş gözlüğü ve güneş koruma kremi - Yedek yiyecek - Yedek giyim eşyası - Kafa lambası ve el lambası - İlk yardım malzemeleri - Kolay ateş yakma malzemesi - Kibrit - Bıçak Gittiğiniz bölgeye ait detaylı bir arazi haritasını her zaman yanınızda bulundurun ve koruyucu veya su geçirmeyen bir kılıf içinde taşıyın. Pusula, yön ve rota bulma için çok önemli bir alettir. Ekibin kazara ayrı düşmesi durumunda kullanılmak üzere ekibin her üyesinde harita ve pusula bulunması gereklidir. Dağlarda gökyüzünün şiddetli parıltısı, güneşten korunmayı her gezide gerekli hale getirmektedir. Orman sınırı aşağılarda kalınca güneşten kaçınmak zorlaşır. 3000 metrenin üzerindeki ultraviyole ışınımı deniz seviyesinden yüzde 50 oranında daha kuvvetlidir ve bu ışınımın kardan yansımayla artması daha da güçlendirir. Güneş gözlükleri dağlık arazide hayati derecede önemi olan malzemelerdir. Gözlerinizin karla kaplı bir alandan yansıyan parlak güneşin etkilerine kısa süre için bile olsa maruz kalması baş ağrısı yapabilir veya dikkatinizi rotaya vermenizi engelleyebilir. Özellikle gözler ışınıma duyarlıdır ve korunmayan gözlerin kornea tabakaları, herhangi bir rahatsızlık hissedilmeden önce yanar ve \"kar körlüğü\" olarak da bilinen çok acı verici bir duruma yol açar. Ultraviyole ışınımı, bulut tabakalarını geçebilir, bu nedenle; havanın bulutlu olmasından yanılıp gözlerinizi korumayı ihmal etmeyin. Güneş gözlükleri ultraviyole ışınımın yüzde 95 veya 100'ünü süze bilmelidir. Ayrıca ışığın çok az kısmının lenslerden göze iletilebilmesi amacıyla renkli olmalıdır. Buzul gözlükleri için yüzde 5 veya 10 iletim oranı gereklidir. Güneş gözlüğünü denerken aynaya bakın. Eğer gözlerinizi kolayca görebiliyorsanız lensler çok ince ve geçirgen demektir. Gerçeğine uygun renkler istiyorsanız lens renkleriniz gri veya yeşil olmalıdır. Kapalı havalar veya siste daha iyi görüş için sarı kullanın. İnfrared ışınımın güneşe doğrudan bakılmadığı takdirde gözlere zarar verdiği kanıtlanmamıştır. Ancak infrared ışınımı yüksek oranda süzen herhangi bir malzeme, birçok gözlük böyledir, gözlerin daha iyi korunmasını sağlar. Güneş gözlüklerinde göze ulaşan ışığı azaltan ama buğulanmayı engelleyecek kadar havalandırma sağlayan yan korumaların olması gereklidir. Buğulanma sorunları, buğulanmayı engelleyici lens sıvıları kullanılarak azaltılabilir. Ekipler, ekip üyelerinden birinin gözlüğünü unutma veya kaybetme ihtimaline karşı fazladan bir güneş gözlüğü taşımalıdır. Eğer fazladan gözlük yoksa bir karton ya da kumaşa küçük yarıklar açılarak gözlerin korunmasına çalışılabilir. Gözleri bozuk olan birçok tırmanıcı gözlük yerine kontakt lens kullanmayı tercih eder. Bu tür lensler görüşü arttırır, burundan kaymaz, ıslanmaz ve derecesiz güneş gözlüklerini kullanmanıza imkan sağlar. Ancak kontakt lenslerin bazı problemleri vardır. Rüzgarın savurduğu tozlar, ter veya güneş kremi gözleri rahatsız edebilir. Arazideki şartlar kontakt lenslerin temizlik ve bakımını zorlaştırır. Kontakt lens veya lens kullanan gözleri bozuk bir dağcı, her zaman çantasında yedek normal gözlük veya dereceli güneş gözlüğü taşımalıdır. \"Güneş koruma kremi\", dağlardaki rahatlığımız için hayati önem taşır. Kişiler, pigmentlerin yol açtığı doğal renklerinden çok farklıdırlar ve derilerinin gerektirdiği koruma oranı çok değişiktir. Ancak, korumayı umursamamanın bedeli, muhtemel deri kanseri de dahil olmak üzere çok ağırdır. Bu nedenle her zaman derinizi korumalısınız. Tırmanırken, her zaman ultraviyole A ve B ışınımını önleyen ve 15 veya daha fazla Güneş Koruma Faktörlü güneş kremi kullanın. Faktör sayısı -mesela 15- ortalama bir kişinin hiç güneş kremi sürmeden ve yanmadan güneşte kalacağı sürenin 15 katı yanmadan güneşte kalabileceği koruma maddesine sahip bir kremi ifade etmektedir. 40 faktör veya üzerine kadar güneş kremi bulunabilir ancak koruma süresi terlemeye bağlıdır. Bazı güneş kremleri suya dayanıklı diye lanse edilseler ve herhangi bir üründen daha uzun süre koruma sağlasalar da siz söylenenlere aldırmayın ve sık sık krem sürün. Çene altı, burun altı, kulaklar ve burnun içi de dahil olmak üzere güneşe maruz kalacak tüm bölümlere güneş kremi sürün. Şapka taksanız da, kardan yansıyan ışınlara karşı korunma amacıyla yüz ve boynunuzu da kremleyin. Kremin etkili olabilmesi süre alacağı için güneşe çıkmadan yarım saat önce krem sürün. Çinko oksit kremi veya oyuncu yağlı boyası olarak da bilinen maddeyi normal güneş kremine alternatif olarak burnunuza sürebilirsiniz çünkü tam koruma sağlar ve suyla etkisini yitirmez. Parmaklarınızın ve malzemenizin temas ettiği yerler haricinde tüm tırmanış boyunca etkili olur. Bu tür kremlerin dezavantajı, kirliliğe yol açmaları ve çıkartması zor olduğu için temizleyici gerektirmeleridir. Dudaklar da deri gibi soyulma ve kabarmaya karşı korunmalıdır. Dudaklarınıza yıkanmaya, terlemeye ve yalamaya karşı dayanıklı bir krem sürülmelidir. Çinko asit veya PABA içeren dudak kremleri idealdir. , yaralanma veya başka sebeplerle geç kalınması gibi acil durumlar için mantıklı bir davranıştır. Bu tür yiyecekler pişirme gerektirmemeli, kolay sindirilebilmeli ve uzun süre saklanabilmelidir. Kurutulmuş et, fıstık, şekerlemeler, hububat türleri ve kurutulmuş meyveler en iyileridir. Eğer ocak taşınıyorsa kakao, toz çorba ve çay da eklenebilir. Mümkün olan çok seçenek vardır. Yedekte taşınacak iç giysi çantanıza çok önemsiz bir ağırlık yüklerken ısınma açısından müthiş bir değer içerecektir. Ağırlıklarına göre ısıtmaları herhangi bir giyim eşyasından çok daha etkili olan yedek şapka ve balaklava türü bereler taşımak da akıllıca olacaktır. Yedek bir çift çorap ve bir çift polyester ya da polar kumaştan tek parmaklı eldiven getirebilirsiniz. Karanlık basmadan önce park ettiğiniz arabanıza dönmeyi planlasanız da kafa lambası ya da el lambası her ihtimale karşı yanınızda olmalıdır. Piller ve ampuller sonsuza dek dayanamayacağı için her ikisinin de yedeklerini her zaman taşıyın. Şafaktan önce doğada iseniz aydınlatmak veya karanlıkta yol almak için kafa lambaları el lambalarından çok daha rahattır. Kafa lambaları kampta da daha uygundur çünkü her iki eliniz de serbest kalır. Tüm lambaların yanlışlıkla çanta içinde açılmayacak türden sağlam düğmeleri olmalıdır. Yanlışlıkla açılma nedeniyle pillerin bitmesi çok rastlanan ve ciddi sonuçları olabilecek bir durumdur. Açma düğmeleri gizlenmiş lambalar mükemmeldir. Lambanın gövdesinin yarım tur döndürülerek açılan türler de çok iyidir. Eğer lambanızın düğmesi yanlışlıkla açılabilecek türdense düğmeyi kapalı pozisyonda bantla sabitleyerek, ampulü çıkararak veya pilleri ters takarak önlem alın. Nikel-Kadmiyum pilleri, nikad olarak da bilinir, bin kereye kadar yeniden doldurulabilir. Çalışırken voltaj ve parlaklıklarını hiç kaybetmezler ve soğukta iyi çalışırlar. (-18 santigrat derecede %70 verimle çalışabilirler.) Ancak alkalin pilleri kadar enerji içermezler. Lityum pilleri daha pahalı olmasına karşın daha yüksek performanslıdır. Bir lityum pil hücresi iki alkalinin çalışma saatinden iki kat daha fazla enerji verir. Lityum pilin çalışma süresince voltaj neredeyse sabittir ve -18 santigrat derecedeki çalışma verimi oda ısısındakiyle aynıdır. Lityum pilleri standart karşıtlarının tam iki katı voltaja sahip olduklarından lambanızı yarım batarya ile çalışacakmış gibi yeniden ayarlamanız gerekebilir. taşımak esastır. Ancak bir ilk yardım setinin yanlış bir güven duygusu aşılamasına izin vermeyin, çünkü pek az hastalığı iyileştirecektir. Doktorlar, arazideki ciddi bir yaralanma durumunda, temel sabitleme işlemleri ve hastayı taşıma dışında genelde çok az şey yapabileceğini söylemektedirler. En iyi davranış tarzı, ilk önce hastalık veya yaralanmayı önleyici tedbirleri almaktır. İlk yardım çantası; küçük, kompakt ve sağlam olmalıdır. İlk yardım çantasının içindeki malzemeleri su geçirmez bir torbaya yerleştirin. Bir ilk yardım setinde en azından değişik boyutlarda gazlı bez, rulo gazlı bez, küçük yapışkan bantlar, askeri yara pansumanı, su toplamalarda kullanılabilecek yapışkan moleskin bandı, makas, temizleyici veya sabun, latex eldivenler, kalem ve kağıt mutlaka olmalıdır. Bol miktarda kan çekebilecek kadar bandaj ve gazlı bez taşıyın. Arazi yaralanmalarında şiddetli kanamalı yaralar sık görülür ve steril emici malzemeler istendiği anda elde edilemez. yakmak ve ıslak odunu hızla tutuşturmak için çok gereklidirler. Hatta ısıtılacak metal bir kabınız varsa bir tas çay ya da çorbayı ısıtmak için bile bunları kullanabilirsiniz. Yaygın kullanılan kolay ateş yakma malzemeleri mum ve kimyasal ısıtma tabletleridir. Yüksek irtifadaki buzul veya kar tırmanışında ateş yakacak odun bulunamaz ve ısıtıcı tabletler de çok yetersiz kalabilir. Bu durumda ek bir acil durum ısıtıcısı olarak ocak taşımayı tercih edebilirsiniz. veya bütan gazlı çakmağın yanı sıra su geçirmeyen bir kutuya depolanmış bir acil durum kibrit kutusu her gezide mutlaka yanınızda bulunmalıdır. Acil durumlarda çakmak yerine kibrit kullanılmalıdır. Çünkü kibritlerin bozulma ve çalışmama olasılığı daha azdır. Kibritleri sert ateşleyici parçalarıyla birlikte bir film kutusuna yerleştirirseniz iyi bir acil durum sisteminiz olacaktır. Kibritler çok değişik türlerde yapılır. Rüzgara dayanıklı ve su geçirmez türleri de vardır. Hangi türünü taşırsanız taşıyın, yola çıkmadan önce rüzgarlı veya nemli şartlarda deneyip, acil bir durumda kullanabileceğinizi görün. Bıçak; ilk yardım, yemek hazırlanması, onarım ve hatta kaya tırmanışı gibi işlerde öyle yararlıdırlar ki her dağcı bir tane taşımalıdır. Bıçağın katlanabilir iki kesici kısmı, tornavidası, delgisi ve çift katlanan makası olmalıdır. Aletler ve gövdenin iç kısmı paslanmaz çelikten imal edilmiş olmalıdır. Bıçağa düğümlenmiş ve kayışınıza ya da emniyet kemerinize bağlanmış bir ip, bıçağı kaybetme tehlikesi olmadan kullanmaya hazır biçimde cebinizde taşıma olanağı sağlar."} {"url": "https://www.gezipedia.net/694-kastamonuda-gezilmesi-gereken-6-harika-kanyon.html", "text": "Kastamonu, Karadeniz bölgesinin batı kıyısında yer alan bir sahil şehridir. Şehir merkezi içeri kısımlarda yer alsa da birçok ilçesinin denize kıyısı vardır. Kastamonu şehri tarihi ve kültürel birikimini her zerresinde ve noktasında belli eden bir yapıya sahiptir. Hititlerden Perslere kadar birçok uygarlığın hüküm sürdüğü Kastamonu manevi değerleri açısından oldukça zengin bir kentimizdir. Tarihi kalıntıları ve güzellikleri yanı sıra dünyaca ünlü kanyonları, mağaraları, milli parkları ile doğa gezginleri ve doğa sporları tutkunlarını kendine çekmektedir. Dünyanın en derin ikinci kanyonu olan Valla Kanyonu her yıl binlerce sporcu ve ziyaretçiyi ağırlamaktadır. Tarih boyunca akan suların aşındırarak oluşturduğu bu güzel kanyonlar yılın her zamanı birbirinden güzel manzaralar sunmasının yanında doğanın her halini en güzel ve net şekliyle sunuyor. Kastamonu ilimizde bulunan bu doğa harikalarını gelin daha detaylı şekilde inceleyelim. birçok tehlikeli doğal tuzağı bünyesinde barındırır. Bölgeyi çok iyi bilen rehberlerle Kanyon'un tamamını bitirmek 2 gün sürüyor ve Kanyon'a girdiğiniz andan itibaren çıkışa kadar geri dönmeniz imkansızlaşıyor. Doğa yürüyüşleri, trekking, tırmanma ve parkur sporlarını yapan kişiler tarafından sıkça ziyaret edilen Valla Kanyonu, Gömeren çıkışında bir de şelale bulundurmaktadır. Oldukça keyifli ve dolu dolu geçen turun ardından şelaleyi de ziyaret etmeyi ihmal etmeyin. , etkileyici dev taş kazanları ile bilinir. İçerisinde Zara adında bir çay akmaktadır. Horma Kanyonu içerisinde özel olarak tasarlanmış yürüyüş parkurları ve dinlenme noktaları mevcuttur. Bu yürüyüş yollarından birisi 7 km mesafede bulunan Ilıca Şelalesine kadar uzanır. Horma Kanyonu, trekking, doğa sporları, parkur ve yürüyüş sporları için oldukça elverişli olup Batı Karadeniz bölgesinin en görülesi yerlerinden birisidir. , Azdavay sınırlarında doğan Şenpazar çayının 4 km'lik uzunluğunda derin ve tehlikeli bir tünel oluşturması sonucu meydana gelmiştir. Harmangeriş Köyü yakınlarındaki Kayaköy civarında başlayan Şehriban Kanyonu dar boğazları, 100 metreye ulaşabilen kot farkları, 600 ila 1000 metrelik kaya duvarları ile oldukça ürkütücü, esrarengiz ve tehlikeli bir parkura sahiptir. Uzman ekiplerin aralıksız 8 saatlik yürüyüşle bitirebildiği kanyon Cide ilçesi sınırından sonra Aydos Kanyonu adını alır. Bir süre sonra geniş bir alana akmaya başlayan kanyon hızını kaybederek Karadeniz'e doğru akmaya devam eder. Kanyon içerisinde yer yer harika göletler oluşur. güneydoğu- kuzeybatı istikametinde bir boğaz oluşturarak devam eder. Bu boğaz üzerinde birtakım yerleşim yerleri mevcuttur. Bu köy yerleşimlerinde \"miyaz\" adında taş kaideler üzerinde ahşap evler mevcuttur. Birçok kanyondan geçen Devrakani çayı Malyas Kanyonu'ndan geçtikten sonra Cide ilçesinden Karadeniz'e dökülmektedir. oldukça sarp ve kayalık bir yapıya sahiptir. Küre ilçe sınırları içerisinde yer alan iki kanyondan birisidir. Baraj inşaatı sonucunda yok olan Karacehennem Boğazı Kanyonu Ersizlerdere Kanyonu'na olan ilgiyi arttırmıştır. İkiçay Tarihi Köprüsü yakınlarından girilen Ersizlerdere Kanyonu güneydoğusunda Doğanlar Kalesini bulundurmaktadır. Taş merdivenler aracılığı ile çıkılan bu kale Paflagonya Dönemine aittir. ilçe merkezine 7 km uzaklıktadır. Çatak Kanyonu'na ulaşımın 6 km'lik kısmı araç ile kalan 1 km'lik kısmı ise yürüyüş parkurunda geçmektedir. Kanyonun sarp ve dik duvarları 1200 metre yüksekliğe kadar çıkmaktadır. Birçok ilçe sınırı, dere ve vadi ile kesişen Çatak Kanyonu, doğal patikası üzerine inşa edilen ahşap yolu ve yapılması planlanan cam yolu ile doğallığını kısmen kaybetmiştir. Oldukça uzun bir parkura sahip olan Çatak Kanyonu ancak profesyonellerin geçebileceği derece de zorlu bir parkurdur. Karadeniz bölgesinin görülmeden dönülmemesi gereken en güzel yerlerinden birisi olan Kastamonu şehri, daha birçok güzelliği ile ziyaretçilerini beklemektedir. Zengin mutfağı, tarihi ve kültürel mirasları ile Kastamonu ülke turizmi açısından önemli bir konumdur."} {"url": "https://www.gezipedia.net/695-kibris-arac-kiralama-sartlari-nelerdir.html", "text": "hizmeti vermekteyiz. Ercan havalimanı otoparkında bize ayrılan alanda kiralama işlemlerini gerçekleştirmekteyiz. - Adınıza düzenlenen en az 5 yıllık ehliyetinizin yanında olması - KKTC'ye girerken yanınızda olan Pasaport ve kimliğinizin yanınızda olması - Aracı kullanacak kişinin 25 yaşından gün almış olması ve KKTC'de öğrenci olmaması gereklidir - Turist olarak bulunan T. C vatandaşları Ehliyetleri ile araç kiralayabilir ve kullanabilirler. Yukarıdaki ön şartlar yerine getirildikten sonra istediğiniz aracın kiralama işlemlerini yapabilirsiniz. - Kira kontratı üzerinde ismi yazan kişi sadece aracı kullanabilir, başka birinin kullanması durumunda sigorta işlevsiz kalır ve polis kontrolünde geçemez. - Bir başkası 'da aracı kullanacaksa sözleşmeye bir tane daha şoför eklenebilir - KKTC'de tüm araçlar sağ direksiyonludur - Kıbrıs araç kiralama şirketimizde minimum kiralama süresi 3 gündür diğer şartlarda gereken konularda yardımcı olmaktayız - Kiralanan aracın ücretinin tamamını aracı teslim alırken nakit veya kartla ödeyebilirsiniz. Kıbrıs araç kiralama şartları daha fazla detayı için web sitemizden bilgi alabilirsiniz. Kıbrıs tatilinizde araç kiralayarak her anı değerlendirebileceğiniz daha ekonomik bir tatil planlayabilirsiniz. Araç kiralamada Kuzey Kıbrıs'ta en çok tercih edilen firma olarak tüm hizmetimizi kurumsal olarak vermekteyiz. Kendi firmamıza ait araç filomuz ihtiyacınıza göre araçları önermekteyiz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/696-anamurda-gezilecek-yerler.html", "text": ", ulaşımı en zor noktalardan birisi olmasına rağmen her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti ağırlar. Virajlı ve dik yolları nedeniyle yabancı turistlerin pek ilgisini çekmese de çevre illerden ve ülke genelinden bol miktarda yerli turist çeker. Rüzgarlı burun anlamına gelen eski Latince adı \"Anemurium\" dan zamanla Anamur'a dönüşmüştür. Tarih boyunca birçok uygarlık görmüş olan Anamur caretta caretta ve Akdeniz foklarına da ev sahipliği yapmaktadır. Anamur'un tarih boyunca çeşitli uygarlıklar himayesinde kalmasının getirileri olan kültürel zenginlikler, Anamur'a ayrı bir kimlik kazandırmıştır. Anamur'da mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında Titiopolis Antik Kenti, Anemurium Antik Kenti ve Mamure Kalesi gelmektedir. Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait eserler taşımaktadır. İçerisinde çok miktarda mezarlar, dini mekanlar ve lahitler bulunmaktadır. Kentin etrafını saran sur duvarları ve girişlerdeki renkli sütunlar ile soylu mezarları şehirde yaşayanlar hakkında önemli bilgiler vermektedir. Tepelere doğru çıkıldıkça kendini gösteren hamam yapısı, şehirdeki daha birçok yapının toprak altında kaldığını göstermektedir. Mutlaka görülmesi gereken muhteşem bir antik kenttir. Ulaşım açısından oldukça kolay bir konumda bulunan Titiopolis, Ovabaşı Köyü yolu üzerinden merkeze 5 km mesafedeki Kalınören Köyü üzerinde hakim bir tepede yer almaktadır. Arazi araçları ile daha kolay ulaşım sağlanacağı gibi normal araçlarla da ulaşım kolaylıkla sağlanabilir. , Akdeniz kıyısında en iyi şekilde korunmuş kalelerden biridir. Orta Çağa dayanan geçmişi Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Karamanoğulları ve Osmanlılar gibi birçok medeniyete ev sahipliği yapmış her medeniyetten de izler taşımaktadır. Savunma ve ticari olarak mükemmel bir konumda yer alan kale, 23.500 metrekarelik bir alana yayılmıştır. Gördüğü her uygarlık ile farklı bir inşa kazanan kale her aşamasıyla farklı bir medeniyete ışık tutar. Kaleyi ziyaret ederek hem muhteşem manzarayı izleyebilir hem de tarihe tanıklık edebilirsiniz. Mersin ili Anamur ilçesi Bozdoğan Köyü deniz kıyısında bulunan Mamure Kalesi'ne gitmek için Anamur merkezden aracınızla 6 km güneydoğu yönünde ilerlemeniz gerekmektedir. Mersin Otogar'dan Anamur'a giden minibüsler ile de Mamure Kalesi'ne ulaşım sağlanabilmektedir. Dilerseniz Alanya yolu üzerinden de Mamure Kalesi'ne çıkabilirsiniz. , Anamur burnunun doğuya bakan yamaçlarında yapılan arkeolojik kazılar sonucunda bulunmuştur. İlk rastlanılan kalıntılar Roma İmparatorluğu'na ait olduğu için ve onun öncesinde de herhangi bir kalıntı olmadığı için M. Ö. 4. yüzyılda Romalılar tarafından inşa edildiği düşünülmektedir. Kıbrıs'a yakın lokasyonu ve bir Roma kenti olan Germanikopolis ile kara yolu aracılığıyla bağlantısının bulunması Romalı'ların burayı ticari bir istasyon olarak kullandığına işaret etmektedir. Surları, hamamları, tiyatro ve konser salonu ile tarih boyunca hüküm sürmüş birçok uygarlığın kalıntılarını taşımaktadır. Aşağı ve yukarı olmak üzere iki bölgeye ayrılan şehirden çıkarılan pek çok eser Anamur Müzesi'nde sergilenmektedir. Ayrıca Anemurium Antik Kenti, Anadolu'nun en iyi korunmuş nekropolüne de ev sahipliği yapar. Üç tip mezar taşı ve 400'den fazla mezarın bulunduğu bu nekropol oldukça iyi korunarak bugünlere kadar gelmiştir. M. S. 12. yüzyılda Selçukluların himayesine katılarak tamamen bir Türk şehri halini almış olan Anemurium, Anamur ilçesinin bugünkü adını oluşturmuştur. Anemirium Antik Kenti, Anamur- Gazipaşa kara yolunun 4. kilometresinden sonra deniz tarafındaki 2 kilometrelik yolu takip ederek kolaylıkla ulaşılabilir bir noktadadır. , 14. yy'da Karamanoğulları tarafından inşa edilmiştir. Tek gözlü olarak tasarlanan bu köprü 19.65 metre yüksekliğine sahiptir. İnşa edildiği dönemin mimari simgelerinden biri olan Alaköprüsü kaliteli işçiliğe sahiptir. Akdeniz yöresine turistik gezi amacıyla gelen insanların mutlaka görmesi gereken yerlerin başında Alaköprüsü'nün geldiğini söyleyebiliriz. Kaldı ki sıcak Akdeniz günlerinde, Köprünün bulunduğu bölgelerin serin olduğu göz önünde bulundurulursa, yaz sıcağından buraya kaçabilirsiniz. , günümüzde halen varlığını korumamakla beraber Mersin ilinde görülecek tarihi mekanlar arasında yer alır. Bu caminin hemen karşısında hemen hemen aynı dönemden kaldığı düşünülen han ve köprü bulunmaktadır. , Anamur'un kuzey batısındaki Çamurlu yaylası civarında bulunmaktadır. Bu mağaraya 4-5 saatlik yaya yolculuğunun ardından ulaşılabilir. Bu mağara tamamen sarkıt ve dikitlerden oluşmakla beraber içerisinde harika doğa manzaraları barındırmaktadır. Doğa manzaralarına meraklı gezginlerin mutlaka görmesi gereken yerlerin başında bu mağara gelir. , Anamur ilçesine bağlı Karalarbahşiş köyü civarında bulunmakla beraber merkeze uzaklığı ortalama 12 km'dir. Bu mağaraya kara yolu ile ulaşmak mümkündür. Zamanında bu bölgedeki suyun taşınması amacıyla yapılan yol kullanılarak Üğü Mağarasına kolaylıkla ulaşılabilir. Araştırmacılar tarafından yapılan çalışmalarda mağaranın ortalama 450 m. uzunluğuna 10-20 m. yüksekliğe sahip olduğu tespit edilmiştir. İçerisinde 6 tane göl olduğu düşünülmektedir. Mersin bölgesinde yine Karamanoğulları zamanında inşa edilen yapıtlar arasında olan Mamure Kale Camisi'nin 16.'yy'da inşa edildiği tahmin edilmektedir. Kaldı ki 16. yy mimarisine ilişkin izler taşıyan bu cami taş ve tuğlalar ile örülmüştür. Ayrıca caminin hemen ön yüzünde süs olarak sarnıç inşa edildiğini rahatlıkla görebilirsiniz. 'dır. Mamure kalesinin kuzey tarafına düşen bu hamam yine Karamanoğulları tarafından tasarlanmıştır. Ancak zaman içerisinde tahrip olan bu yapı son restarasyon çalışmalarından sonra ziyaretçilere açık hale getirilmiştir. Özellikle hamamın giriş kısmı zaman içerisinde yıkılmışsa da soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümleri günümüze kadar eski halinde gelebilmiştir. , 500 m2lik bir alanı kaplamaktadır. Çevredeki insanlar tarafından astım hastalığına iyi geldiği rivayet edilen bu mağara, Anamur'un 9 km kuzeybatısında bulunmaktadır. Mağara; Huzur, Şifa ve Dilek olmak üzere üç bölümden meydana gelmektedir. , bu çevrede \"köşk\" olarak bilinmekle beraber genellikle Ortaköy ve Bozyazı mevkilerinde sıkça bulunur. Anamur Evleri, Tarihi evleri gezmeyi sevenlerin mutlaka görmesi gereken yerler arasında yer alır. , gerçekten denizi, ormanı ve doğayı aynı anda bünyesinde barındırmaktadır. Özellikle kendini doğaya bırakmak isteyenler açısından harika bir dinlenme merkezi olduğunu söyleyebiliriz. Kaldı ki doğa bilimcilerinin bu bölgeye ilgisi son dönemde oldukça artmıştır. , Anamur'a Nasıl Gidilir\" sorularını sorgulatan kişilerin sayısı bir hayli artmıştır. Bu anlamda Anamur'a gitmek isteyen gezginler için deniz ve kara yolu olmak üzere iki ulaşım tercihi vardır. Öncelikle Mersin'de hava limanı olmadığı için bu bölgeye uçakla gelebilmek için mutlaka Antalya hava limanlarını kullanmanız gereklidir. Anamur'a gidebilmek için hava yolu ile Antalya'ya gelirseniz ortalama 4-5 saatlik otobüs yolculuğu ile Anamur'a ulaşabilirsiniz. Eğer Mersin merkezden Anamur'a doğru gelmek isterseniz o halde de ortalama 3-4 saatlik otobüs yolculuğunu göze almalısınız. Anamur'a kara yolu üzerinden gelmenin diğer bir yolu ise; Konya yolunu kullanmaktır. Kaldı ki Konya, Karaman kara yolu üzerinden Gazipaşa'ya bağlanıp oradan Anamur'a devam edebilirsiniz. Anamur'a ulaşmanın diğer bir yolu ise, deniz yolu kullanmaktır. Yılın her döneminde Girne - Anamur arasında düzenlenen deniz otobüsü seferlerine katılarak ortalama 2 saat içerisinde Girne'den Anamur'a ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/697-unutulmaz-bir-tatil-icin-balayi-villalari.html", "text": "Yeni evli çiftler için hazırlanmış olan balayı villaları çiftlerin unutulmaz bir tatil yaşamaları için hazırlanmıştır. Antalya'nın en gözde tatil beldelerinde eşsiz manzaralı, sessiz ve sakin konumunda yer alan bu villalar bir evde ihtiyacınız olacak her şeyi bulundurarak dekore edilmiştir. Balayı villaları Kalkan, İslamlar, Kaş, Sarıbelen, Patara gibi Akdeniz'in turizm cenneti olan bölgelerinde yer almaktadır. Balayı tatili için popüler konaklama seçeneklerinden olan villa tatili çiftler için unutulmaz bir tatil planı oluyor. Havuzlu villalarda ev konforunda tatil yapmalarını gözlerden uzak olmalarını sağlıyor. Balayı tatili için hazırlanan villalarda tatil yapmak için önceden rezervasyon yapılması önemlidir. Dört mevsim tatil yapılabilen villalarımızda istediğiniz özelliklerde helal tatil evi bulmak oldukça kolay. Kalabalık otel tatillerinde herkesin kullandığı ortak havuzlu konaklama seçeneklerinden sıkılanlar için baş başa kalabilecekleri bir tatil seçeneği sunan Villa Durağı sizlerin konforu için çalışmaktadır. Jakuzili balayı villaları, muhafazakar balayı villaları ve daha bir çok seçeneğin yer aldığı geniş villa çeşitleri ile yılın her ayı hizmet vermekteyiz. Romantizmi yaşayabileceğiniz kiralık balayı villalarında size özel tatilin keyfini çıkarabilirsiniz. Villa Durağı olarak hayallerinizdeki balayı tatilini gerçekleştirmek için özel villaları sizler için hazırlamaktayız. sizlere istediğiniz her şeyi yaşama imkanı sunmaktadır. Muhafazakar çiftleri içinde İslami balayı villaları havuzu ve bahçesi korunaklı hale getirilmiş şekilde gözlerden uzak bir tatil yapmanızı sağlıyor. Eşsiz deniz manzarasında güne başlamak havuzun kenarında romantik bir akşam yemeği gibi birçok seçeneği sizlere sunmaktadır. Üstelik yılın her ayı tatil yapabileceğiniz balayı villaları havuzu ısıtmalı ve kapalı havuz özelliklerine de sahip oluyorlar. Balayı villalarımız sadece özel havuzlu özelliklere sahip değiller. Yeni evli çiftlerin sıklıkla istedikleri jakuzi, sauna hatta hamamı bulunan lüks balayı villaları da bulunmaktadır. online müşteri temsilcileri ile görüşerek tek tıkla bulabilirsiniz. Eşsiz ve unutulmaz bir tatil için erken rezervasyon indirimlerinden yararlanın!"} {"url": "https://www.gezipedia.net/698-orhangazide-gezilecek-yerler.html", "text": "sınırında yer alıyor. Orhangazi yerleşim olarak Osmanlı Devleti'nin ikinci padişahı Orhan Bey tarafından 1362 yılında kurulmuş. Orhan Bey burada kendi adına bir cami ve hamam yaptırarak civarda bulunan Türk aşiretlerini buraya yerleştirmiş. Pazarköy adını alan bu yerleşim merkezi o dönemde İznik'e bağlanmış. Pazarköy 1879 yılında bucak merkezi yapılmış. 1893 yılında ise ilçe yapılarak Bursa'ya bağlanmış. 1913 yılında ise kentin kurucusuna İthafen Orhangazi adını almış. ilçenin en bilinen turizm değerlerinden. Kayalıkların arasından çıkan kaplıca suyu yılın her günü artı 34 derece bu nedenle kaplıcalar her mevsim on binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor. İlçe merkezine yaklaşık 18 kilometre uzaklıktaki Keramet köyünde yer alan kaplıca, Orhangazi İznik yolunda çok yakın. , Orhangazi külliyesini oluşturan yapılardan biri. Orhan Gazi'nin Hisar dışında kurduğu külliyenin Hamamı olan yapı aynı zamanda şehrin ilk Çarşı Hamamı. Çifte hamam özelliğine sahip yapı, 1958 yılında meydana gelen Çarşı yangınından sonra onarım görmüş. Tarihi hamam bugün bazı turistik ürünlerin satıldığı bir çarşı olarak kullanılıyor. yamaç paraşüt alanı, hava akımı uygunluğu ve manzarası ile misafirlere ve sporları uygun bir ortam sağlıyor. İznik Gölü'ne karşı yapılan uçuş ise hem paraşütçüler hem de izleyenler için güzel bir görüntü meydana getiriyor. , Orhangazi ilçesinin batısında bulunmaktadır. Yapılan çalışmalar neticesinde bu yapının Kalkolitik çağdan kaldığına dair çeşitli bulgulara ulaşılmıştır. Kaldı ki dünyanın en eski yerleşim merkezlerinden biri konumunda olan Bursa çevresinde bulunan Hacılartepe Höyüğü'nün Tuinç Çağının her döneminde var olduğu düşünülmektedir. Höyüğün içerisine açılan sondaj kuyuları boyunca yapılan çalışmalarda toprağın alt tabakalarında farklı zamanlara ait evler, yapılar bulunmuştur. Orhangazi bölgesindeki mutlaka görülmesi gereken yerler arasında yer alan Hacılartepe Höyüğünün Milattan Önce 2400 senesinde oluştuğu tahmin ediliyor. , Ilıpınar mevkinde yer almaktadır. Höyüğün yanıbaşında bulunan su kaynakları günümüzde halen içme suyu olarak kullanılmaktadır. Höyükte yapılan kazı çalışmaları neticesinde höyüğün en üst tabakasında MS. 7. yy'a ait mezarlar bulunmuştur. Kaldı ki o dönem Bizans egemenliği altında bulunan Ilıpınar Höyüğünde, Bizans dönemine ilişkin eserlere rastlamak mümkündür. Ilıpınar Höyüğünde aşağı doğru inildikçe; MS. 1. ve 2. yy Eski Roma, tunç çağının tüm dönemlerine ilişkin eserlere ulaşılmaktadır. Höyüğün en alt tabakaları incelendiğinde Katolitik ve Neolitik çağa ilişkin izlere ulaşılmıştır. Doğa bilimcileri tarafından bu höyüğün M. Ö. 6. yy'dan kaldığına inanılıyor. , tamamen yeşilliklerle kaplı olan adeta bir cennettir. Kaldı ki yeşillik alanların hemen ötesinden çıkan Pınarbaşı suyu sayesinde bu bölgede yeşil ile mavi birbiri ile uyum içerisinde görünür. Bu bölgede yaşayan bölge insanları Pınarbaşı suyunu zeytin ve turşu üretiminde kullanırlar. Bir doğa güzelliği olan Pınarbaşı Mesire Alanı, koruma altına alınmakla beraber günümüzde piknik alanı olarak da kullanılmaktadır. Bursalıların hafta sonları doğaya, ormana gidebilmeleri amacıyla Orhangazi Belediyesi tarafından hizmete sunulan Nadir Piknik Alanı, Hamzalı yolu üzerinde yer almaktadır. Bu piknik alanında çam ve maşa ağaçlarının hakim olduğunu görebilirsiniz. Ayrıca alan içerisinde yer alan kapalı doğal su kaynaklarının da bu mesire alanına ayrı bir güzellik kattığını söyleyebiliriz. Orhangazi komşu ilçe Gemlik gibi zeytin üretiminde Türkiye'nin en önemli kentlerinden biri. İlçenin uygun arazilerinin büyük çoğunluğu zeytin ekili. Özellikle İznik Gölü çevresinde devasa zeytin bahçeleri bulunuyor. Orhangazi'de yaklaşık 1.750.000 zeytin ağacı bulunuyor ve bu ağaçlardan yılda yaklaşık 15.000 ton zeytin hasadı yapılıyor. Yolu Orhangazi'ye düşen gezginlere gurme bir et lokantasında kerevit ve kerevit sote denemelerini tavsiye ederiz. Ayrıca iskender tutkunu olan okurlarımız var ise; bu bölgede mutlaka kuzu iskenderi denemelerini tavsiye ederiz. Eğer kırmızı et değil de beyaz et yemek isterseniz Rahmi Baba Restaurant ve Ömer'in Yeri adlı mekanları ziyaret ederek çok güzel deniz ürünleri deneyebilirsiniz. Bursa Orhangazi'ye gidebilmek için birden çok alternatif bulunmaktadır. Kaldı ki bu bölgeye havayolu, karayolu yahut denizyolu kullanarak rahatlıkla ulaşılabilir. Karayolu ile Organgazi'ye gitmek isteyenlerin Bursa - Yalova karayolunu kullanması gereklidir. Nitekim karayolu ulaşımı için gerek Bursa merkezden gerek İstanbul merkezden her saat kalkan otobüsler bulunabilir. Onun dışında çevre illerden de rahatlıkla otobüslerle Orhangazi'ye gelinebilir. Anadolu'nun başka yerlerinden karayolu dışında Orhangazi'ye gelmek isteyenler ise; havayolunu kullanabilirler. Bursa'da yer alan Yenişehir Havalimanı yahut İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı üzerinden Orhangazi'ye servisler ile ulaşılabilir. diye araştırma yaptığınızda göreceğiniz üzere Yalova'ya çok yakın konumda bulunan Orhangazi'ye denizyolu üzerinden de ulaşmak mümkündür. Kaldı ki İstanbul'dan kalkan vapurlara binerek bir saat sonra Yalova'ya oradan da kara yolu ile yarım saat içerisinde Orhangazi'ye ulaşılabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/699-izmirde-ne-yenir-izmirdeki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": "- Boyoz - Kumru - İzmir köftesi - Gevrek - Kelle söğüş - Fırında yumurta - Lokma - Sübye - Sura - Kuşkonmaz kavurması - Şevketibostan - Radika salatası - Tulum peyniri - Papaz yahnisi - Kaymaklı Şambali - Her türlü deniz mahsulü İzmir'e özgü yapılarıyla dikkat çekmektedir. sorusuna bu yönde verilecek ilk yanıt kesinlikle boyozdur. Tabi seveni kadar sevmeyeniyle de oldukça önemli bir konumda bulunan boyoz özellikle yanında yumurta ile birlikte emsalsiz bir kahvaltı olarak da göze çarpacaktır. Zeytinli, peynirli hatta patlıcanlı çeşitleriyle İzmir boyozu doğru yerde yendiğinde günün geri kalanının güzel geçmesini sağlayan en önemli güç olacaktır. açısından kumrucuların oldukça büyük bir öneminin bulunduğu önemli bir gerçektir. Bir salata çeşidi olan söğüş ile birçok kez karıştırılsa da aslen Niğde'ye ait olan ama zaman içinde İzmir ile özdeşleşmiş kelle söğüş İzmir'de hem yemek öncesi hem de yemek sonrası tüketilen özel bir lezzet olarak göze çarpmaktadır. 250 yıldan fazla bir geçmişi olan kuzu kellesinin etlerinden yapılan bir sakatat olan söğüş aynı zamanda İzmir söğüş olarak da isimlendirilirken kelle söğüş yemek için binlerce kilometre uzaktan gelen ziyaretçilere oldukça sık rastlanmaktadır. İzmir'in her noktasında, lokantalarda, restoranlarda hatta sokak arabalarında bile satılan ve her biri birbirinden lezzetli olan şambali tatlısı İzmirliler tarafından \"en karakterli tatlı\" olarak da anılmaktadır. Özellikle Kemeraltı ile özdeşleşen Şambali Tatlısı, Şam tatlısı ya da Şambaba olarak da isimlendirilir. Kare ya da dikdörtgen dilimler halinde servis edilen; irmik, süt, yoğurt ve şekerden imal edilmiş, revaniden daha yoğun ve sert kıvamlı bir tatlı olan Şambali muadilleri gibi yumurta, yağ ve un içermeyen bir tatlıdır. Şambali için en doğru adres kesinlikle İzmir'dir. açısından oldukça önemli bir parçası olan Şevketibostan muadili birçok farklı ot arasında belki de İzmir mutfağına en çok yakışan vasıta olmakla beraber, ev yemekleri yapan lokantaların da vazgeçilmezleri arasında yer almaktadır. Şevketibostan haricinde İzmir mutfağına ait otların 100'ün üzerinde olduğunu da belirtmek gerekmektedir. İzmir'in kuşkusuz en özel lezzetlerinden biri olan pişi, özellikle kahvaltı mekanlarının ve kahvaltı sofralarının vazgeçilmezlerinden biri olurken, birçok mekanın da ikram silahlarından biri olarak göze çarpmaktadır. Özellikle İzmir tulumuyla yakın bir ilişkisi olan pişi Türk mutfağının en özel sıcak lezzetlerinden biridir. Dışarıdan İzmir'e gelenler için üzerinde ısrarla durulan önemli bir lezzet olan çöp şiş özellikle İzmir Selçuk bölgesinin önemli bir lezzeti olarak göz çarpmaktadır. Özel kesilen ve pişirilen etler minik çöp şişlere geçirildikten sonra kömür ateşinde pişirilirken piyaz ve ayranla inanılmaz bir birliktelik sağlamaya da devam ediyor. Ege'nin incisi ve Ege mutfağının merkezi konumunda bulunan İzmir, aynı zamanda Akdeniz mutfağının da önemli bir temsilcisi olarak da nitelendirilebilir. Bu yönde İzmir, otları ve deniz ürünlerinin yanı sıra küçükbaş ve büyükbaş hayvan ürünleriyle de ön plana çıkan restoranlarıyla Ege'nin incisi olarak ifade edilirken; mezeleriyle ünlü çok önemli mekanlara da ev sahipliği yapmaktadır. arasında ön plana çıkan önemli adreslerden biri olarak ifade edilmektedir. 1860'lı yıllarda inşa edilen taş bir binada deniz ürünü tatlarına tutkun, aynı zamanda da mezeyi bir hayat biçimi olarak görenlerin uğrak bir mekanı olan Yengeç Restoran aynı zamanda eski Girit mezeleri için de oldukça önemli bir konumda bulunmaktadır. İki yıl önce açılan ve iki yıldır İzmir mutfağına kattığı önemli yorumlarla dikkat çeken Kapha deniz ürünü ağırlıklı menüsüyle Alaçatı'nın en önemli lezzet mekanlarından biri haline gelirken özel bir şef mutfağı arayışı içinde olanların uğrak noktası olmaya da devam ediyor. ya da evlilik teklifi yapılacak mekanlar arasında tartışmasız bir üne sahip olan Tarihi Asansör Restoran yemekleri yanında manzarasıyla da misafirlerine önemli bir değer sunmaktadır. İzmir boyozu için şehrin en önemli adreslerinin başında gelen Dostlar Fırını klasik boyoz lezzetlerinin yanı sıra mercimekli, enginarlı ve tahinli boyoz çeşitleriyle de dikkat çekerken, boyoz yanında haşlanmış yumurta lezzetiyle de kendine özgü bir farklılık yaratmayı da başarıyor. İzmir Güzelbahçe'de denizin yanına konumlanmış olan Cavit'in yeri \"kendin pişir kendin ye\" tatları arayan müşterilerin uğrak noktası olarak dikkat çekerken, özellikle mezeleriyle uzun bir süredir İzmir'in en çok konuşulan mekanlarından biri konumundadır. listelerinde daima en üst sıralarda yer almayı başarırken mekanda yer bulmanın zorluğuna istinaden önceden rezervasyon yaptırılması gerekmektedir. Özellikle \"ot kavurması\" ve \"balık lokum\" gibi lezzetler için Boğaziçi Restoran oldukça önemli bir konumda bulunmaktadır. İzmir'de oldukça uzun yıllardır aynı çizgide hizmet veren elit mekanlardan biri olan Topçu Restoran, İzmir'e özgü çöp şiş tutkunlarının uğrak yeri olarak dikkat çekerken, eğlence sonrası özellikle kelle paça başta olmak üzere gece çorbası taleplerinin de merkezi konumunda bulunmaktadır. Kaburga dolması ya da Ege adıyla \"sura\" yemek isteyenler için en önemli lezzet duraklarından biri olan Meşhur Tavacı Recep Usta aynı zamanda çocuklu aileler için önemli bir yaşam alanı da sağlarken İzmir'in en önemli restoranlarından biri olarak da dikkat çekiyor. açısından da oldukça önemli mekanlara ev sahipliği yapan İzmir, bu yönde hem şehir içi hem de şehir dışı müşterilerine de en iyisini sunmaya devam etmektedir. Özellikle boyoz gibi bir lezzete sahip olan şehir, boyozun merkezinde bulunduğu değişik kahvaltı duraklarının doğayla birleşmesi sonucu kahvaltı bakımından müşterilerine en iyisini sağlayan mekanlara da ev sahipliği yapmaktadır. Özellikle hafta sonu kahvaltıları için önemli bir durumda bulunan Noni's House Alaçatı'nın yoğunluğundan kaçanların uğrak noktası olmaya devam etmektedir. Eşsiz kahvaltısı yanında otlu börek, pişi ve boyoz bakımından da oldukça önemli bir değer olan mekan kuru meyve anlamında da müşterilerine en iyisini sunmaktadır. Çeşme'ye yolu düşenler için kaçırılmaması gereken bir nokta Noni's House. için değil Türkiye'nin de sayılı kahvaltı mekanları arasında bulunan Tuzu Biberi özellikle Alsancak şubesinde kahvaltısına değer katmak isteyenlerin uğrak noktası olarak göze çarparken zengin kahvaltı menüsünün yanında önemli mangal lezzetleriyle de dikkat çekiyor. için düşünmeden işaret edilebilecek noktalardan biri. İzmir Urla'da yer alan ve 10 dönümlük bir zeytin bahçesi içerisinde bulunan Zeytinli Köşk, tamamı yöresel ve doğal ürünlerle hazırlanan bir kahvaltı konseptine sahip olmakla beraber fiyat anlamında da müşterilerine en iyisini sunmaya çalışan bir yapıda bulunmaktadır. için Morisi Kahvaltı tercih edilmesi önemle tavsiye edilen bir mekan. Sadece klasik bir kahvaltı mekanı olarak nitelendirilmemesi gereken Fafuly aynı zamanda Karadeniz mutfağına ait özel lezzetleri müşterileriyle buluştururken, İzmir'e özgü Ege kahvaltısı anlamında da müşterilerine en iyisini sunmaya devam etmektedir. olarak son olarak belirtilmesi gereken durak da doğayla iç içe yapısı, harika atmosferi ve bol oksijen seçeneğiyle ön plana çıkan Urla'daki Bahçem olurken, özellikle ev yapımı kusursuz reçelleri tatmak için mekanın önemli bir değer sağladığının da belirtilmesi gerekiyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/70-bayburtta-gezilecek-yerler.html", "text": "Karadeniz Bölgesinin Doğu Anadolu Bölgesi ile kesişen noktasında yer alan Bayburt, küçük ve şirin şehirlerimizden biri. Yaklaşık 80 bin nüfusa ev sahipliği yapan bu şehrimizin tarihi ise Urartular dönemine kadar dayanmakta. konulu yazımızı kaleme almış bulunuyoruz. Buyurun Bayburt'un görülmesi gereken yerleri nerelermiş birlikte inceleyelim. 1923 yılında yapımına başlanan kule 1924 yılında tamamlanmış. Bayburt'un hemen her yerinden görülebilen kule aynı zamanda şehrin de simgelerinden biri olma özelliğine sahip. 21 metre uzunluğa sahip olan Saat Kulesi'nin saati ise İsviçre'den getirtilmiş. Bayburt'un yüksek kayalıklardan oluşan bir tepesine inşa edilmiş olan kale de şehrin simgelerinden biri diyebiliriz. Kalenin yapılarından ilkinin Ermeniler tarafından yapıldığı düşünülüyor. Kale'nin zaman zaman onarımlar gördüğü ilk bakışta fark edilebiliyor ama kesinlikle görmeniz gereken mekanlardan biri olduğunu söylemek istiyoruz. Bayburt merkezine bağlı Sırakayalar Köyü sınırları içerisinde yer alan şelale muhteşem bir doğal güzellik içerisinde yerini bulmuş durumda. Yeşilin pek çok tonu ile fevkalade bir uyum yakalamış olan bu şelaleyi mutlaka görmelisiniz. Bayburt merkeze 25 kilometre mesafede yer alan yer altı şehri civarın en eski yerleşim yerlerinden biri olma özelliğine sahip. Oldukça eski bir yapı olan bu mekan aslında birkaç sene öncesine kadar keşfedilmemişti. Son yıllarda ise en gözde ziyaret mekanlarından biri halini aldı. Anadolu Selçukluları döneminde Sultan İkinci Gıyaseddin Mesut tarafından inşa edildiği öne sürülen Ulu Cami şehrin en gözde tarihi mekanlarından biri. Yapım tarihi tam bilinmemekle beraber 1200 lü yılların sonunda inşa edildiği tahmin ediliyor. Caminin pek çok kez onarım gördüğünü de ayrıca belirtmek isteriz. İlginç bir mağara oluşumu örneği olan Helva Köyü Buz Mağarası şehir merkezine 33 kilometre mesafede yer alıyor. İsmini, bulunduğu köyden alan mağara yakın zamana kadar bölge halkı tarafından soğuk hava deposu olarak kullanılmış. İçerisinde yer alan sarkıt ve dikitler ise ayrı bir hava katıyor mekana. Merkeze bağlı Aşağı Çimağıl Köyü sınırları içerisinde yer alan bu mağara şehir merkezine 35 kilometre mesafede. Tavan yüksekliği yer yer 30 metrelere kadar erişen bu mağara oldukça heybetli bir mekan olma özelliğine de sahip. Bayburt açısından oldukça önemli diğer bir tarihi mekan ise Masat Köyünde yer alan Dede Korkut Kümbeti. Dede Korkut'a ait olduğu ileri sürülen mezarın korunması amacıyla 800 lü yıllarda inşa edildiği tahmin edilen kümbet 1994 yılında geçirdiği onarım ile bu günkü görüntüsüne kavuşmuş durumda. Akşar Kasabası sınırları içerisinde bulunan Korgan Köprüsü İpek Yolu güzergahı üzerinde yer almasından ötürü oldukça önemli bir yapıt. 1200-1400 yılları arasında inşa edildiği sanılan ve tarih boyunca önemini korumuş olan bu eser günümüzde ise tarihin önemli hatıralarından birini temsil ediyor. Bayburt ile Erzurum arası ulaşımı sağlayan karayolunun 40. kilometresinde yer alan Şehitlik Bayburt'un rağbet gören mekanlarından biri. 1916 yılında Rus saldırılarına karşı mücadele verirken şehit olan askerlerimize ithafen 1963 yılında yapılmış olan bu mekanı da görmenizi şiddetle tavsiye ediyoruz. Bayburt'un simgelerinden bir diğeri ise Çoruh nehri. Şehrin orta yerinden geçmekte olan bu nehrin etrafında çay kahve içebileceğiniz çok sayıda mekan bulunmakta. Ayrıca nehrin bazı noktalarında rafting etkinlikleri için parkurlar bulunuyor. Anlayacağınız heyecanlı bir Çoruh rotası sizler bekliyor. Bayburt ile Aşkale karayolunun 40. kilometresinde bulunan, kış aylarında kayak merkezi ve kış turizmi açısından yöre halkına ve dışarıdan gelen ziyaretçilere hizmet veren bir kış turizm merkezi bulunuyor. Kayak pisti yaklaşık 1 kilometre olan merkezde İl Özel İdaresi tarafından konaklama imkanı sunulan bir mekan bulunmakta. ise yemekleri arasında en beğenilenidir. Etli bir dolma türü olan bu yemek yöresel lahana yaprağı ile yapıldığı için daha lezzetli olmaktadır. Ayrıca bulgur kullanılması ile de daha sağlıklı olarak görülmektedir. Yine lahana yaprağından yapılan ekşi lahana yemeği de özel yemekleri arasında yer almaktadır. Lahana yapraklarının etle kavrulması şeklinde yapılmaktadır. ise tamamen Bayburt'a özel bir yemektir. Özel tırnaklı pideler ile hazırlanan bu yemek farklı lezzeti ile beğenilmektedir. Bunlara ek olarak kesme çorbası ve lor dolması bu bölgede yapılan yemekler arasında yer almaktadır. Tatlı olarak da süt böreği, tel helva ve tatlı çorba ağızları tatlandırmaktadır. Karadeniz Bölgesi'nin doğu kesiminde yer alan Bayburt, kuzeyden Trabzon ve Rize, Güneyden Erzincan ve Erzurum ile çevrili. Bayburt'a ulaşım karayolu ile sağlanmaktadır. Erzurum ve Erzincan'a yakın bir konumda bulunsa da Kop Geçidi nedeniyle oldukça virajlı ve dolambaçlı bir ulaşım güzergahına sahip."} {"url": "https://www.gezipedia.net/700-antalyada-ne-yenir-antalyadaki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": "Antalya'nın meşhur yemekleri arasında başta deniz ürünleri olmak üzere geleneksel tariflerden en farklı tariflere kadar zengin bir içerikle damaklarınıza lezzet şöleni yaşatacaktır. Bilhassa yaz aylarında dünyanın her yerinden birçok misafiri ağırlayan Antalya, her damak zevkine hitap edebilecek lezzetleri barındıran bir mutfak kültürüne sahiptir. Dünya mutfaklarını en başarılı şekilde sunan Antalya, sahip olduğu turistik özellikler sebebiyle yemek alternatifleri olarak oldukça gelişmiş bir yapıya sahiptir. Antalya'nın en meşhur yöresel lezzetlerinden biri olan Antalya piyazı, klasik piyazlardan farklı olarak tahinli ya da taratorlu şekilde hazırlanmaktadır. Yunanistan adalarından Antalya'ya gelmiş olan ve bölgenin yöresel lezzetleri arasına giren bir yemektir. Kuşbaşı et, soğan, taze soğan ve enginarın oluşturduğu muhteşem bir tat sizleri bekliyor. UNESCO'nun somut olmayan kültürel miras' listesinde yer kazanmış olan keşkek, Antalya'nın yöresel lezzetlerinden bir tanesidir. Ana malzemesi domates ve pirinç ya da bulgur olan bir sebze yemeğidir. Yapımı oldukça kolay olan bu yöresel yemeğinde tadı oldukça lezzetlidir. Hülüklü çorba olarak da bilinen düğün çorbası, içerisinde bol sarımsak, tavuk ve yoğurt bulunan harika bir lezzettir. İçerisinde dereotu, maydanoz, nohut ve havuç bulunan bir pirinç pilavıdır. Bilinen pilavlardan çok daha farklı bir lezzete sahiptir. Antalya'nın yöresel çorbalarından biri olan Sedik Aşı, hasta çorbası olarak da tercih edilmektedir. Acılı, bulgurlu ve soğanlı olan bu çorba oldukça lezzetli bir yöresel tattır. Turunçgiller cenneti olan Antalya'nın en meşhur yöresel lezzetlerinden olan bergamot reçeli, ekşi ve tatlının müthiş uyumu ile damaklarınıza lezzet şöleni yaşatacak. Antalya'nın en meşhur yöresel tatlarından bir diğer olan turunç reçeli, turunç kabukları ile hazırlanıyor. Ekşi turunç tadının reçelde ne kadar tatlı olduğunu deneyimleme fırsatı sunuyor. Yağda kızartılan ve şerbetle tatlandırılan bu tatlı Antep fıstığı ile süsleniyor ve kaymak ya da dondurma ile buluşarak harika bir tatlı deneyimi sunuyor. Antalya'nın en meşhur tatlılarından biri olan Arap kadayıfı, harika lezzetiyle çok fazla tercih edilmektedir. İçli köftenin bulgursuz versiyonu olarak tarif edilebilecek bu lezzet, Antalya'da farklı lezzet arayışınıza çözüm sunuyor. Sahip olduğu harika tadı mutlaka denemelisiniz. İç harcı istenildiği gibi hazırlanabilen bu lezzetli yöresel yemek, iç harç tercihine göre kahvaltıda, öğle ya da akşam yemeklerinde yenilebilmektedir. Akşam yemeği için tercih edilecekse genellikle kuzu eti ile hazırlanmaktadır. Sabah kahvaltıları için ise peynirlisi yapılmaktadır. Krep hamuru ile hazırlanan ve bohçaya benzetilen dış kısım içerisinde istenilen iç harç konulabilmektedir. Antalya mutfağına ait bir tat olan Hibeş hem sos hem de meze olarak tüketilebilmektedir. Tahinin sarımsak, farklı baharatlar ve limon suyu ile harmanlandığı bir lezzet olarak, yoğun bir tada sahiptir. Et ya da tavuk yemekleri için sos olarak kullanılabildiği gibi direk ekmeğe sürülerek de tüketilebilmektedir. Bu lezzeti nasıl tüketmek istediğiniz tamamen sizin damak zevkinize kalmıştır. Antalya mutfağına özel oldukça pratik tatlılardan bir tanesidir. Elle açılan yufkaların şerit şerit kesilmesi ile yapılmaktadır. Yufkalar şekerli su ile ıslatılır ve bol ceviz, badem ve susam ile servis edilir. Toros salatası bol yeşillikli ve nar ekşili bir salatadır. Antalya yöresine özel olarak közlenmiş patlıcanla birlikte servis edilir. Antalya'da nam salmış köklü kebap evleri arasında bulunan Topçu Kebap restoranında tüm kebap çeşitleri yanı sıra döner ve şişleri ile lezzetli menüler sunulmaktadır. Kebapları yanı sıra tatlıları ile de meşhur olan Topçu Ahmet, Antalya'da Kazım Özalp Caddesinde hizmet vermektedir. Antalya'da şişleri ile meşhur olmuş restoranların başında gelen Şişçi Ramazan'da lezzetli şişlerin yanı sıra meşhur tahinli piyaz ve köfte servisleri bulunmaktadır. Antalya'nın önemli turizm beldelerinden birisi olan Kemer'de bulunan Panaroma restoran bölgenin en iyi restoranları arasında yer almakta ve mükemmel manzarası eşliğinde nefis tatlara sahip tariflerle sizleri buluşturmaktadır. Hafta içi ve hafta sonu sunduğu serpme kahvaltı seçenekleriyle lezzetli bir deneyim sunmaktadır. Antalya'da bulunan en büyük açık büfe kahvaltı mekanlarından biri olan DenizimPark, 160 çeşit kahvaltı seçeneği sunmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/701-akbukte-gezilecek-yerler.html", "text": ", yıl içerisinde kampçılarında uğrak mekanları arasındadır. , Özellikle doğal manzaralardan sakinlikten hoşlanan gezginlerin mutlaka ziyaret etmesi gereken yerlerden biridir. olduğunu söyleyeceklerdir. Ayrıca bu plajın olduğu bölgede yılın her döneminde su sporlarına ilişkin etkinliklere rastlamanız da mümkündür. , zamanında bu bölgede kurulmuş olan şehrin su ihtiyacını karşılamıştır. Nitekim sarnıcın olduğu civarda eski şehirlerden kalmış bulunan sur yıkıntılarını, tarihi evlerin kalıntılarını da görebilirsiniz. Eğer tarihe merakınız var ise; bu bölgeye geldiğinizde mutlaka Tarihi Su Sarnıcını ziyaret etmenizi tavsiye ederiz. Akbük'te Eski Romanın hüküm sürdüğü dönemlerde dinler üzerinde baskı kuran Roma Hükümetinin etkisiyle inşa edilen Şapelin, Akbük'te bulunan bir ibadet merkezidir. Bu yapının en önemli özelliği gizli olacak şekilde inşa edilmesidir. Halk dilinde Tonozlu Yapı olarak da bilinen Şapelin bir nevi gizli tapınaktır. Coğrafi olarak Rumların yaşadığı bölgelerden biri olan Akbük'te Rum döneminden eserler bulmak oldukça kolaydır. Nitekim o dönemin Rumları tarafından inşa edilen ve halen belde merkezinde sağlam bir şekilde turistlerin gezilerine açık bulunan Rum Kilisesi, 19. yy'da inşa edilmiştir. 2000'li yıllarda Akbük Belediyesi tarafından restore edilerek turistlerin ilgisine sunulan Rum Kilisesi, bu beldede bulunan en önemli tarihi yerler arasındadır. , her ne kadar tam olarak Akbük içerisinde yer almasa da bu bölgeye gezmeye gelenlerin kısa bir yolculuk ile ulaşabileceği bir mevkide yer alır. Konum olarak Didim'in girişinde bulunan bu tarihi yapının inşa edildiği dönemde falcıların merkezi olduğuna inanılıyor. Batı Anadolu çoğrafyasında bulunan en önemli tapınak unvanına sahip olan Apollon Tapınağı'nın yaklaşık olarak 2500 sene önce inşa edildiği düşünülüyor. Kaldı ki antik dünyanın en önemli tapınakları arasında sayılan bu tapınağın Arkaik devrinde kehanet merkezi olarak hizmet vermiştir. Bu tapınağın M. Ö. 5. yy civarında Persler tarafından yıkıldığı tahmin ediliyor. 'e gelmişken zamanınız varsa mutlaka uğramanız gereken yerlerden biri de Altınkum Plajı'dır. , tarih içerisinde İyonya'nın başkenti de olmuştur. Milet'in o ihtişamlı şehir görüntüsünden günümüze bir antik tiyatro ile diğer kültür mirasları kalmıştır. Kaldı ki günümüze ulaşan antik şehirler arasında en değerlisinin Milet Antik kenti olduğunu söyleyebiliriz. , Didim bölgesine gelen gezginlerin uğraması lazım gelen yerler arasında gelir. , aslen bir Rum köyüdür. 1900'lü yıllarda yaklaşık 4.000 Yunan'ın yaşadığı bu köyde, çilek yetiştiriciliği ve şarap üreticiliği oldukça fazla gelişmiştir. Kaldı ki yolunuz Akköy civarına düşerse, bu bölgede yetişen üzümlerden üretilen şarapları tatmanızı tavsiye ederiz. Ayrıca yaklaşık 200 yıllık bir tarihe ev sahipliği yapan Akköy'ün çok güzel doğal manzaralara sahip olduğunu söyleyebiliriz. , insanlara doğanın içerisinde sessiz, kimsenin olmadığı huzurlu bir tatil vadediyor. , tertemiz bir denize ve altın renginde bir sahile sahiptir. Muhtemelen gezginler tarafından daha keşfedilmemiş olması nedeniyle halen güzelliğini ve sessizliğini koruyan Haydar Koyu'nda gezginlerin rahatlıkla kamp yapabileceği alanlar bulunmaktadır. Kaldı ki keşfedilmemiş cennetlerden biri olduğunu düşündüğümüz Haydar Koyu'nda sabah harika bir deniz manzarası eşliğinde uyanabilir, berrak gibi denizinde yüzebilir ve koyun keyfini çıkarabilirsiniz. \" sorularında oldukça bir artış oldu. Bu kapsamda Akbük'e gitmek isteyen okurlarımız için Akbük'e nasıl gidileceğini inceledik. ve Didim merkezden kalkan otobüs ve minibüslerle de ulaşabileceğiniz Akbük'e şahsi aracınızı kullanarak da ulaşabilirsiniz. Akbük'e ulaşmak için kullanabileceğiniz en iyi güzergah Milas - Söke karayolu olacaktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/702-bu-yaz-gokyuzu-ile-bulusmaya-hazir-misiniz.html", "text": "sporu, serbest paraşütün yüksek maliyeti nedeniyle serbest paraşüte alternatif olarak geliştirilmiş hava aracıdır. Havacılıkta en hafif havacılık taşıtı olarak geçmektedir. Yamaç paraşütü sporunu yapmak için harnes, kanat, yedek paraşüt ve kask ekipmanları yeterlidir. Yamaç Paraşütü sporu için uygun bir tepe gereklidir. Rüzgarı karşıdan gelmesi gerekmektedir. Rüzgar hızı 10 km ile 30 km olmalıdır. Rüzgar hızı bu kilometrelerden düşükse kanadı dolduracak hava akımı olmadığından kanat havalanmaz, daha fazla kilometre rüzgarlarda ise sürüklenmeler yaşanabilir. Sporcular yamaçtan bir kaç adım atarak tepeden ayrılır ve süzülmeye başlar. Sanılanın aksine kurallarına uyulduğu zaman en güvenli sporlardan biridir. Dünyada çok popüler bir spor olmakla birlikte Türkiye'de de giderek gelişmektedir. deneyimi sizde yaşamak isterseniz tandem paraşütlerle pilot eşliğinde güvenli bir şekilde yamaç paraşütü sporunu gerçekleştirebilirsiniz. Myfriendoo. com Tatil Acentası ile yamaç paraşütü, rafting, tüplü dalış, jeep safari turu ve tatil paketleri ile tatilinizi maceralarla dolu bir deneyime dönüştürebilirsiniz. Deneyimli pilotlarımızın eşliğinde güvenlik önlemlerine uygun bir şekilde yamaç paraşütü aktivitesini gerçekleştirebilirsiniz. olarak satın alabilirsiniz. Tatil paketi birkaç aktiviteyi içeren, konaklama dahil olarak satışa sunulan tatil çeşitidir. Tatil paketlerinde isteğe uygun gezi odaklı turlar veya ekstrem sporlardan oluşan tatil paketleri bulunmaktadır. Size en uygun tatil paketini satın almak için myfriendoo. com adresini ziyaret edebilirsiniz. Dünya'nın her yerinden gelen yamaç paraşütü sporcularının tercih ettiği sayılı uçuş merkezlerinden biride Ölüdeniz'dir. Ölüdeniz'i özel yapan bir çok etken bulunmaktadır. Bunlardan bazıları; Babadağ konum itibari ile her yönden gelen rüzgara göre bir tepesi olması, her mevsim uçulabilir olması, yükseklik bakımından yamaç paraşütü standartına göre ortalama üzerinde olması, eşsiz Ölüdeniz manzarası gibi sebeplerden dolayı sıklıkla tercih edilmektedir. Günde 5 farklı zaman diliminde yapılabilen yamaç paraşütünün uçuşları Babadağ'dan (6550 ft) gerçekleştirilir. Ölüdeniz'den Babadağ'a süren yarım saatlik yolculuğun ardından zirveye varılır. Uçuşunuzu gerçekleştirecek pilotun da yardımı ile uçuş takımlarını giydikten sonra uçuşa hazırsınız. Pilot ile birlikte bir kaç adım atarak göklere süzülmeye başlarsınız ve artık tek yapmanız gereken anın tadını çıkartmak olacaktır. Uçuşlar hava koşullarına bağlı olarak 25-35 dakika arasında sürmektedir. Güvenilir pilotlarımız ile sizlere sunacağımız adrenalin dolu bu macerayı kaçırmayın. Ayrıca dilerseniz Gopro ile çekilmiş kaliteli video ve fotoğrafları edinerek bu anı ölümsüzleştirebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/703-adanada-ne-yenir-adanadaki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": "denildiğinde çıkacak olan listeye aşağıda değindik. Adana denildiği zaman akıllara ilk gelen Adana kebabı olmaktadır. Dünyaca ünlü olan bu kebap çeşidi satıra benzer bir bıçak yardımı ile etin iyice kıyılarak yapıldığı Adana'nın meşhur kebap çeşididir. Adana'da analı kuzulun köfte ya da analı kuzulu olarak bilinen ve bölgenin yöresel yemeklerinden birisidir. Ana malzemesi bulgur, un, irmik ve kıymadan oluşan bu yöresel lezzet aynı zamanda Diyarbakır, Gaziantep, Malatya, Tarsus ve Kahramanmaraş yörelerinde meşhur lezzetler arasında bulunur. Ana malzemesi kabaktan oluşan bir tür kabak yemeği olan çintme Adana yöresine özgü tarifinde bol baharat, soğan, sarımsak ve domates kullanılmaktadır. Adana'nın yöresel hamur tatlılarından birisi olan Karakuş tatlısını ister kızartarak isterseniz fırında yapabilirsiniz. Adana'nın yöresel tatlılarından birisi plan bici bici tatlısı özellikle yaz aylarında tüketilen soğuk bir tatlıdır. Muhallebicisinin adı ile anılan bu tatlı Adana'nın sıcak yaz günlerinde serinlemek için tüketilen güzel bir tatlıdır. Adana'nın meşhur yaz tatlılarından olan Karsambaç kar ve buz ile yapılmakta ve sıcak yaz aylarında serinlemek isteyenlerin vazgeçilmez tercihlerinden olmaktadır. Rendelenmiş buz üzerine şurup eklenerek yapılan Karsambaç tatlısı Adana yöresinin özel tatlıları arasında yer almaktadır. Adana kültürünün önemli çorbaları arasında bulunan yüksük çorbası un, yumurta. Salça ve erik ekşisi kullanılarak yapılır. İçerisine mantı ve nohut katılarak yenilen yüksük çorbası Adana Kültürünün vazgeçilmez tatları arasında bulunur. Adana yöresinin önemli yemeklerinden birisi olan kısır Türkiye çapında nam salmıştır. Sadece Adana'da değil ülkemizin her yerinde özellikle beş çaylarının vazgeçilmez ikramları arasında bulunan kısır soğuk yenilebilen yöresel Adana tatları arasında bulunur. Adana yöresi ile birlikte Antakya yöresinde ait olan Mahluka çorbası mercimek çorbasına benzemektedir. Ana maddesi kırmızı mercimek olan yöresel çorba çeşitli baharatları ilavesi ile yapılmaktadır. Adana yöresi ile birlikte Mersin yöresinde ait olan sıkma Adana'da kahvaltı masalarının vazgeçilmez tatları arasında yer alır. Saç tavada yapılan bazlama şeklinde ekmeklerin içerisine konulan çeşitli malzemeler ile yapılan sıkma özellikle geç tercih edilen kahvaltı sofralarında yer alan lezzetli yöresel Adana yemekleri arasında bulunur. Adana ve Çukurova'nın kendisine has yöresel içeceklerinden olan şalgam suyu Türkiye genelinde severek tüketilen yöresel bir içecektir. Şalgam turpgiller ailesinden olan şalgam bitkisi kullanılarak elde edilmekte, yaygın olarak ve severek tüketilmektedir. Lüks bir mekan olan Hadırlı restoran damak zevkinize uygun kebap çeşitleri ve zengin menüsü ile Adana'da aranan mekanlar içerisinde bulunmaktadır. Adana'da kahvaltı mekanı arayanlar için vazgeçemeyecekleri bir adres olan Van Kahvaltı Salonunda zengin kahvaltı seçenekleri ile dolu sofralarla buluşmanız mümkün olacaktır. Tek kişilik bir kahvaltı ile iki kişinin rahatlıkla doyabileceği bollukta hazırlanan ve ikram edilen kahvaltı sofranızda uygun fiyatlı farklı lezzetlerle buluşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/704-narmanda-gezilecek-yerler.html", "text": "- Narman Beş Göller - Narman Kanyonu - Peri Bacaları - Ethem Baba Türbesi, adından da anlaşıldığı gibi birbirinden güzel beş adet gölden oluşmaktadır. Bu muhteşem doğal göller henüz tam olarak hak ettiği ilgiyi görmüş değil. İlçenin güney tarafında bulunan Otlutepe Mahallesi'ne 2 km'lik uzaklıkta yer alan Beş Göller bölgesine Erzurum / Tortum ya da Erzurum / Hasankale kara yolu üzerinden ulaşım sağlanabilmektedir. Narman Beş Göller kamp kurup, çevresinde doğa yürüyüşleri yapmak için çok müsait bir konuma ve iklime sahiptir. Beş Göller'i keşfe çıkmak için en doğru zaman ise yaz mevsimidir. 'nda kınalı keklik, atmaca, kaya kartalı, kerkenez, bıldırcın, kaya bülbülü, çinte, arı kuşu ve serçe gibi her iklimde bulunmayan çeşitli kuş türleri ile yer sincabı, Afrika tavşanı, porsuk, su samuru ve tilki gibi pek çok memeli hayvanları yakından görebilirsiniz. bölgesinde bol bol fotoğraf çektirmeyi ihmal etmemelisiniz. Narman ilçe merkezinde yer alan ve kesme taş kullanılarak inşa edilen Ethem Baba Türbesi, birkaç kez onarımdan geçmek zorunda kalmış olmasına rağmen hala ayakta kalmayı başarmaktadır. Bulunduğu güzergahtan yol geçeceği gerekçesiyle bir kaç kez yıkılmak istenirse de Narman halkı buna müsaade etmemiştir. Burada yatan Ethem Baba'nın asıl ismi İbrahim'dir. Aynı zamanda bilge bir yazar olan Ethem Baba'nın pek çok kitabı varmış. Ancak 1. Dünya Savaşı esnasında bu kitapların tamamı yakılmıştır. 1916 yılında vefat eden Ethem Baba için Narman'da bu küçük türbe yapılmıştır. olarak gelecek sorulara da yanıt vermiş olalım."} {"url": "https://www.gezipedia.net/705-igneadada-gezilecek-yerler.html", "text": "Kırklareli şehrinin sınırları içerisinde kalan İğneada, \" tarzında arama yapan insanların sayısı son zamanlarda oldukça artmıştır. Bu açıdan Kırklareli ve çevresinde bulunan okurlarımızın bir hafta sonu kaçamağı olarak İğneada'da neler yapabileceğini derledik. 'dır. Bu mağara Sarpdere Köyü civarında olmakla beraber İğneada merkezden kalkan minibüslerle kolayca bu bölgeye ulaşabilirsiniz. Mağaradan içeriye girdiğinizde sizi olağanüstü bir sarkık görüntüsü karşılayacaktır. 2700 metre yüksekliğinde olan bu mağaranın ortalama 1000 metresi sulardan oluşmaktadır. Kaldı ki Dupnisa Mağarası'nın alt tabanında göl üst tarafından bulunan sarkıklar ile harika bir görüntü oluşturduğuna şahitlik edebilirsiniz. bulabilirsiniz. Bu kapsamda hafta sonları büyükşehirlerden sakinliğe huzura kaçmak isteyen gezginler, hafta sonlarını bu gölün çevresinde geçirebilirler. , doğal havası ve sakinliği ile gezginlerin ilgisini çekiyor. Özellikle hafta sonlarını sinirden stresten uzak geçirmek isteyen kişiler sabah kahvaltısından akşam yemeğine kadar her şeyini bu köy civarında bulunan doğayla iç içe bulunan mekanlarda yapabilirler. Ayrıca köyün hemen kuzey-doğu bölgesinde bulunan sahilin de oldukça temiz ve berrak bir suya sahip olduğunu söyleyebiliriz. İğneada gezilecek yerler listesinde mutlaka olması gereken yerlerden birisi Limanköy'dür. İğneada'da doğayla iç içe sakin bir köy görünümünde olan bu bölgede longoz ormanları, deniz ve gölleri bir arada bulabilirsiniz. Ayrıca ana geçim kaynağı balıkçılık olan bu köye ilkbahar aylarında gittiğinizde çok güzel balıklar yemeniz mümkündür. İğneada Longoz Ormanları civarında bulunan Palivor Çiftliği'ne ortalama 10-15 dakikalık bir araba yolculuğu ile ulaşabilirsiniz. Ormanların içerisinde farklı bir cennet olan bu çiftlikte her şeyin en doğalını deneyebileceğiniz gibi bütün gününüzü ağaçların altında kuş sesleri ile geçirebilirsiniz. diye incelediğinizde bu şirin beldenin Kırklareli'nin Demirköy ilçesi içerisinde olduğunu görebilirsiniz. Şehre uzaklığı 100 kilometreden fazla olan İğneada'nın ilçe merkezine uzaklığı ise 25-26 kilometre civarındadır. Bu beldeye en çok ziyaretçinin geldiği yer olan İstanbul'a ise uzaklığı 224 kilometredir. Nitekim yılın her döneminde İstanbul, İzmit gibi şehirlerden buraya insan aktığını söyleyebiliriz. Trakya'nın bu saklı cennetine kara yolu ile ulaşmanız mümkündür. İstanbul ve Edirne gibi şehirlere ortalama 2-3 saatlik mesafede bulunan İğneada'ya kendi şahsi aracınız ile gitmenizi tavsiye ederiz. Kaldı ki Kırklareli, Demirköy yolunu takip ederek bu beldeye ulaşabilirsiniz. Ayrıca şahsi aracı bulunmayan gezginler de İğneada'ya düzenlenen turlar ile yahut şehir merkezinden kalkan Demirköy - İğneada otobüsleriyle de buraya ulaşabilirler."} {"url": "https://www.gezipedia.net/707-gaziantepte-ne-yenir-gaziantepteki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": "denildiğinde Baklavası yanı sıra baharatları ile ünlü olmuş bu güzel şehrimizin özellikle pul biberleri gözde baharatlarıdır. Yufka fıstık ve kaymak üçlüsünü buluştuğu oldukça güzel bir lezzettir. Gazianteplilerin özellikle sabah kahvaltılarında tükettikleri bu lezzet genelde yanında süt içilerek tüketilmektedir. Gaziantep mutfağının olmazsa olmazlarından olan bu yöresel tat bölge ile bütünleşen acının temsilcisidir. Oldukça acı olarak yapılan yemek pirinç ve et suyu ana malzemeleri ile uygulanır. Gaziantep'te sabah kahvaltı sofralarında görebileceğiniz bu yöresel yemek, Gaziantep mutfaklarında yoğun olarak tercih edilen acılı bir yemektir. Gaziantep bölgesinin meşhur yöresel kebap çeşididir. Közlenmiş patlıcan üzerine et ya da kıyma ilavesiyle uygulanan bu yöresel kebap yapımı maharet isteyen özel bir lezzettir. Gaziantep'in yöresel lezzetleri arasında bulunan ayva kebabı meyve ve etin muhteşem birleşimini sunmaktadır. Oldukça geniş bir mutfak kültürüne sahip olan Gaziantep'te yemek kültürünün önemli bir parçası olan lahmacun Anteplilerin vazgeçilmez yemekleri arasında bulunur. Acılı ya da acısız olarak tercih edilebilen lahmacun oldukça yaygın tüketilen bir lezzet bombasıdır. Gaziantep yöresel yemekleri arasında oldukça yaygın olan küşleme koyunun kaburga bölgesindeki yumuşak etler kullanılarak yapılan meşhur yemeklerden birisidir. Kuşbaşı şeklinde doğranan ciğerlerin şişlere dizilmesi ile aralarına konulan ciğer yağı ile lezzetlendirilerek yapılan kebap Gaziantep mutfağında vazgeçilmez kebap türleri arasında bulunur. Gaziantep kebaplarının favorilerinden birisi olan patlıcan kebabı özel seçim patlıcanlara etlerin eşlik etmesi ile harmanlanan yöresel bir kebap çeşididir. Gaziantep'te yaygın olarak tüketilen ve birçok mekanda yapılan yöresel bir lezzettir. Pide içerisine konulan nohut ve maydanoza limon suyu sıkılarak servis edilen değişik ve bir o kadarda doyurucu bir lezzettir. Gaziantep'te hafif ekşimsi tadı ile ünlü yöresel kaymak lavaş üzerine sürülerek ardından bal ve fıstık ilavesi ile yenilir ve tadına doyum olmaz lezzete sahip olmaktadır. Gaziantep'in kendine özgü yöresel bir içeceğidir. Şifa kaynağı ve doğal antibiyotik olabilecek özelliklere sahip olan Urmu Dut Suyu karaduttan elde edilen içinizi ferahlatacak bir içecektir. Özellikle mayıs ve haziran aylarında tüketilen Gaziantep'in yöresel içeceği bu aylarda şehrin her yerinde bolca satılmakta ve tüketilmektedir. Gaziantep baklava ve baklava ustaları ile meşhur olan bir ilimizdir. Şerbetli tatlıların yoğun olarak ilgi gördüğü Gaziantep'te baklava yöresel tatlılar arasında baş sırada gelmektedir. Gaziantep'in sembol içecekleri arasında bulunan menengiç kahvesi Yabanı fıstık ağacının meyvesinden üretilir. Kahve ve tatlıyı birleştiren içecek yoğun ve farklı bir lezzete sahiptir. Kalite ve lezzetinden ödün vermeden hizmet veren mekanda Gaziantep'te yenebilecek en güzel ve lezzetli balıklarla karnınızı doyurmanız ve keyifli bir akşam yemeği yemeniz mümkün olur. Lezzetli ve doyurucu kahvaltılar için tercih edilebilecek mekanlar arasında bulunan Loca Cafe Restoran ailecek uygun fiyata kahvaltı edebileceğiniz mekanlar arasında bulunur. Nezih bir ortamda hafif müzik eşliğinde lezzetli kahvaltı sofraları ile buluşmak için tercih edebileceğiniz mekanlar arasında bulunan Loca Cafe Restoranda lezzetli kahvaltı yapabileceğiniz gibi öğle ve akşam yemeklerinizi de yiyebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/708-ayancikta-gezilecek-yerler.html", "text": "anlamında da zengin bir liste yapılması mümkün olmakla beraber özellikle yeşilin her tonunu görmek isteyen ziyaretçilerin ilçeye akın ettiğinden de bahsetmek mümkündür. 11. Yüzyılda Danişmentliler'in, daha sonra da Anadolu Selçukluları ve 1460'ta da Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlıların egemenliğine girmiştir. Özellikle milli mücadele döneminde kahramanlıklarıyla ün salmış bir ilçe olarak ön plana çıkan Ayancık, her 89 şehitten birine ev sahipliği yapmıştır. Cumhuriyet'in ilanına kadar Kastamonu iline bağlı bir ilçe olan Ayancık 1923 yılından sonra yapılan mahalli düzenlemelerle Sinop iline bağlı bir ilçe olarak hüviyetine devam etmiştir. Ayancık için dönüm noktası 1929 yılında açılan Belçika ve Alman ortaklığındaki kereste fabrikası olmuştur. Bu fabrika ilçedeki sosyal ve ekonomik yaşamı önemli ölçüde değiştirmeyi başarmıştır. bakımından doğal güzellikler kadar zengin olmasa da bu noktada; İnceburun Feneri, Sarıkum Gölü Tabiat Alanı, Eski Kilise, Eski Cezaevi, İstifan Limanı, İstifan Sulu Kilisesi, İstifan Kaya Mezarları, Askerlik Şubesi, Yalı Camii, tarihi Ayancık evleri ön plana çıkmaktadır. - İnceburun Feneri: İnceburun Feneri belki de ülkenin en kuzeyinden Karadeniz'e bakmanın coşku ve zevkinin yaşanması anlamına gelirken, ilçenin yüzyıllık tarihinin de bir yansıması olarak da değerlendirilebilir. - Sarıkum Gölü Tabiat Alanı: Doğayla iç içe yapısı yanında hem hayvan hem de bitki popülasyonu açısından önemli zenginlikler barındıran Sarıkum Gölü Tabiat alanı aynı zamanda küçük bir safari alanı olarak da nitelendirilebilir. - Eski Kilise: Ayancık Arkhangelos Kilisesi olarak da isimlendirilen bu eski ibadet yeri aynı zamanda bölge geçmişi hakkında da önemli izler taşımaktadır. - Eski Cezaevi: Ayancık için korunması gereken kültür varlıklarının en önemli adreslerinden biri olan Ayancık Eski Kilise'de aynı zamanda restorasyon çalışmaları da devam etmektedir. - İstifan Limanı: Bölgenin en eski limanlarından biri olan ve dönemin ticaret sembollerinden biri olan İstifan Limanı Ayancık'ın önemli tarihi noktalarından birini oluşturmaktadır. - İstifan Kaya Mezarları: Pontus krallarına ait mezarların bulunduğu bölge İstifan Kaya Mezarları olarak isimlendirilirken eski mezar mimarisi bakımından da ziyaretçilere önemli detaylar içermektedir. - Ayancık Yalı Camii: Ayancık ilçe merkezindeki Ömer Seyfettin Meydanı'nda bulunan Cami 1900'lü yılların başında bilinmeyen bir nedenle yıkılmış olsa da 1908 yılında aslına uygun olarak yeniden yapılmıştır. Önemli bir tarih mirasıdır. - Aynı zamanda Sarıkum Gölü Kuş Alanı ve Tabiat Parkı da Sarıkum Köyü'nün hemen yanında yer alan tarihi güzelliklere sahip aynı zamanda önemli bir doğa alanıdır. ise oldukça fazla sayıdadır. Bu noktada Çangal Dağı, Akgöl Yaylası, Akgöl, Babaçay Kanyonu ve İnaltı Kanyonları ön plana çıkan doğal güzellikler olarak dikkat çekmektedir. - Çangal Dağı : hem Sinop'un hem de Ayancık'ın en önemli mesire alanı olarak ifade edilebilirken aynı zamanda Akgöl Yaylası'na da ev sahipliği yapmaktadır. - Akgöl: Doğal güzellikleri bakımından her mevsim içerisinde ayrı bir özellik barındıran Çangal Dağı yanında ilçenin 1200 metre yukarısında konumlanmasının yanı sıra köknar ormanlarının içerisinde iki çayın birleşerek oluşturduğu Akgöl aynı zamanda doğa yürüyüşü için de önemli bir tercih noktasıdır. - İnaltı Kanyonları: İnaltı Kanyonlarıise yosun, çamur ve küçük şelalelerin meydana getirdiği sarkıtların bulunduğu, ek olarak da sahip olduğu 1 kilometrelik mesafeyle oldukça dikkat çekici bir noktadır. İnaltı Kanyonları için de yürüyerek gezme önerilirken, kanyonun hemen bitişiğinde bulunan çayın özellikle bahar mevsimlerinde yükseldiği görülmektedir. Bu tarz durumlarda İnaltı Kanyonu ziyaretlerinin araçla yapılması önerilmektedir. Bölge safari için de oldukça uygundur. orman araç gereç, eski model buharlı jeneratör ve orman ürünlerinin mükemmel birlikteliğini ziyaretçilere yansıtırken Türkiye'deki sayılı orman müzelerinden de birini oluşturmaktadır. arasında en çok ön plana çıkan Kültür Keten ve ahşap Festivalinin heyecanla beklenmesine yol açmaktadır. - Nokul: Özellikle bayramlarda yapılan ve genellikle cevizli, yoğurtlu, üzümlü ve kıymalı olarak yapılan bir börek çeşidi olan nokul; un, süt, tuz ve yoğurt ile birlikte mayalanan hamurun oklava ile açılmasıyla yapılırken; tercih edilen iç malzemesi koyulduktan sonra rulo olarak fırına verilir. Fırına verilmeden önce ayrıca üzerine yumurta sürülerek çörek otu serpildiği de görülmektedir. - Katlama: Ayran, pekmez ve yoğurt ile birlikte yenen katlama, Ayancık'a özgü lezzetlerden biri olarak genellikle sac üzerinde ve ocakta pişirilen; yufkadan biraz kalın açılmış hamurun yağlanarak kızartılmasıyla yapılan önemli bir yerel lezzettir. - Keşkek: Aynı Ege Bölgesinde olduğu gibi Karadeniz Bölgesi için de özel lezzetlerden biri konumunda bulunan Keşkek genellikle Hıdrellezde yapılan ve genellikle koyu kıvamlı olmayan bir çorba olarak da isimlendirilebilir. Saatlerce dövülen buğdayın içine hem kırmızı hem de beyaz et koyulmasıyla hazırlanan keşkek tek başına yenebildiği gibi, pilavın altına koyularak da servis edilebilir. - Mantı : Sofra üzerinde su, tuz, un ve yumurta karıştırılarak açılan ve kare halinde kesilen mantı yörede kulak aşı ismiyle de bilinir. İçerisine kısma, soğan ve karabiber le hazırlanan mantı malzemesi koyulurken köşelerinin üstüne gelecek şekilde katlandığı da görülmektedir. Kaynar suya atılarak haşlanan mantı önce bir tepsiye dökülerek üzerine keş ve ceviz serpilmesi yapılır. Sarımsaklı yoğurt ve tereyağıyla servis edilen mantı Karadeniz yöre özelliklerini de fazlasıyla içermektedir. denildiğinde Ayancık gemileri, Ayancık gemi maketleri, Ayancık baskılı kupa bardaklar, Ayancık magnetler, Ayancık baskılı saatler ve Ayancık manzara resimleri bulunan bakır turistik eşyalar yanında Ayancık parfümleri de bir hayli önemlidir. Ayancık ilçesi ek olarak hediyelik eşya konusunda deniz ve yeşilin etkisiyle çocuklar için de önemli hediyelik eşyalar alınabilecek bir konumda bulunmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/709-boyabatta-gezilecek-yerler.html", "text": "- Gaşka - Hitit - Lidya - Paflagonya - Makedonya - Pers - Roma - Bizans hükümdarlığı altında yönetilmiştir. Türk idaresi bakımından da Boyabat Danişmentliler ile birlikte Selçuklular ve Candaroğulları'ndan sonra 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından Osmanlı İmparatorluğu topraklarına katılmıştır. - Boyabat Kalesi: M. Ö 7. yüzyılda bölgenin en sarp iki kayasından birine Paflagonyalılar tarafından inşa edilen Boyabat kalesinde hem Bizans hem Roma hem de Osmanlı izlerine rastlamak mümkündür. Eski Kale ve Yeni Kale olarak iki farklı isimle anılan Boyabat Kalesi için tabir edilen Yeni Kaleyi inşa edenlerin Osmanlılar olduğu söylenmektedir. - Boyabat Kaya Mezarları: Boyabat Kalesi'nden sonra bölgedeki en önemli ikinci tarihi yapı konumunda bulunan Boyabat Kaya Mezarları 200 metre yükseklikteki kalker kayaların oyulması sonucu inşa edilen ve günümüze kadar gelmeyi başaran mezarlardır. Sütun başlıklarının aslan figürü şeklinde yapıldığı görülürken mezarların üzerinde aslan ve insan mücadelesi kaplaması da oldukça dikkat çekmeyi başarıyor. - Boyabat Evleri: Osmanlı dönemi mimari özelliklerini Sinop ili içerisinde oldukça iyi bir şekilde yansıtan Boyabat evlerinin dolgulu bir tuğla malzemesiyle inşa edildiği görülürken fazla miktarda bulunan pencereler evlerin farkındalığının oldukça artmasına neden olan bir diğer etken konumunda bulunuyor. Günümüzde turizm açısından önemli bir gelir kaynağı olarak görülen Boyabat evleri ilçeyi cazibe merkezi haline getirmesinin yanında ilçe ziyaretlerinde önemli bir konaklama vasıtası olarak da oldukça dikkat çekiyor. açısından değerlendirilmesi gereken doğal güzelliklerin başlıcaları olarak göze çarpıyor. - Kırkkızlar Kayası: Boyabat'a yolu düşenler için Boyabat Kalesi'nden sonra gezilmesi gereken ikinci adres olarak ifade edilebilirken, kayanın epik bir hikayeye sahip olması da Kırkkızlar Kayası'nın daha çok merak edilen bir nokta olmasını sağlıyor. Efsaneye göre Boyabat Kalesi Kırkkızlar Kayası'nın üzerine inşa edildikten sonra savaş dönemi geldiğinde kaleyi korumak için kadın ve erkeklerin tamamı siper olmuş olsa da düşman sayısının çokluğundan dolayı endişeye kapılan komutan tek bir kılıç darbesiyle kaleyi ikiye bölerek kaleyi korumanın alternatif bir yolunu bulmuş. Aynı zamanda yarılan kayanın arasından akan nehir nedeniyle kayada mahsur kalan 40 adet kadın düşmanla uçurum arasında kalınca Allah'a ya taş olmaları ya da kuş olmaları için yalvarmışlar ve bir anda taşa dönüşmüşler. Bu nedenle bölge Kırkkızlar adını almış. - Bazalt Vadisi: Sadece Türkiye'nin değil dünyanın da sayılı volkanik yapılarından biri olan Bazalt Vadisi ender görülen volkanik yapılara sahip olması nedeniyle önemli bir konumda bulunurken, bazalt kayalardan oluşan bu vadinin ortalama dört milyon yıllık olduğu varsayılıyor. Bazalt Vadisi'nin ayrıca Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından \"tabiat anıtı\" olarak ilan edildiğinden de bahsedilmesi gerekiyor. - Kılıçlı Şelalesi: Karadeniz'e özgü şelaleler arasında özel bir yere saipolan Kılıçlı Şelalaesi Boyabat'ta mutlaka görülmesi gereken adreslerden biri olarak göze çarparken, Kılıçlı Köyü'nün 4 kilometre kuzeyinde yer alan şelale köyün ismiyle anılmaktadır. 250 metre yükseklikten döküle ve bol oksijeniyle ön plana çıkan Kılıçlı Şelalesi 7 basamak şeklinde dökülürken, suyun müthiş güzelliği yanında benzersiz manzaranın da tadını çıkarmak için Kılıçlı Şelalesi en doğru adreslerden biri olarak isimlendirilebilir. - Çukurhan Köyü Şelalesi: Baştan aşağıya Doğu Karadeniz atmosferine sahip özel, görkemli ve mistik bir bölgenin içerisinde yer alan Çukurhan Köyü Şelalesi, Kılıçlı Şelalesi'ne benzer yönlere sahip olsa da hem köyle hem de şelaleler arasındaki yükseklik farkı da ilk bakışta dikkat çekmeyi başarıyor. Müze bakımından ziyaretçilerini hayal kırıklığına uğratan bir ilçe olarak göze çarpan Boyabat için 2018 yılında atılan adım çerçevesinde \"Yaşayan Kültürel Miras Müzesi\" kurulması yönünde alınan karar gereği sadece Boyabat ve Sinop için değil, Karadeniz Bölgesi için de önemli bir müze olarak nitelendirilebilecek müzenin hazırlıklarına başlandı. Boyabat ile ilgili her detay, her gelenek ve ilçenin mirasının yer alacağı müze için Latife Genç Evi adıyla kullanılan konak tahsis edilirken, müze ziyarete açıldığında Boyabat'ı ziyaret eden ziyaretçiler için Boyabat müzeleri açısından önemli bir merkez olacağına kesin gözüyle bakılıyor. 2017 yılında 1. si ve 2018 yılında 2. si düzenlenen Boyabat Domates Festivali'yle en iyi domatesi yetiştiren çiftçilerin belirlenmesi, fotoğraf sergisi, ikram sokağı ve halk oyunlarıyla birlikte başlamış oldu. 3. Boyabat Domates Festivali 2019 yılında da Boyabatlılar ile buluşmaya devam edecek. denildiğinde Boyabat pidesi, Boyabat mantısı, Evelek dolması, taktak helva, sırık kebabı, efoğun muhallebisi, kanlıca mantarı yahnisi ve saraylu ön plana çıkmaktadır. - Sırık Kebabı: 4-6 aylık küçükbaş hayvanları ile ağırlıklı olarak ise oğlak ve kuzuyla yapılan kebap et cinsi kadar odunun cinsine göre de lezzetin belirlendiği önemli bir lezzettir. Orta yağlı kuzu eti sırık kebabı için ideal olmakla beraber kuzu sırık boynundan çıkacak biçimde reçinesiz bir ağaçtan yapılan sırığa geçirilir. Kuzunun karnı da sırık ağacı dallar ile dikilmektedir. sorusu için tem bir cevap vermek gerekirse batı Karadeniz Bölgesi'nde bulunan Sinop'un en büyük ilçesi olarak göze çarpan Boyabat'ın Sinop merkeze 85 kilometre ve 1 saat uzaklıkta olduğu ifade edilebilirken, Sinop'a havayoluyla gelip buradan Boyabat'a kolaylıkla ulaşılabileceği görülmektedir. Boyabat'a karayolu ulaşımı da oldukça kolaydır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/71-usakta-gezilecek-yerler.html", "text": ", Ege Bölgesi sınırları içerisinde yer alıyor. Orta Anadolu ve Batı Anadolu'yu adeta birbirine bağlamış olan bu şehir İç Ege Bölümü olarak adlandırılan kısımda ve Uşak-Gördes Platosu üzerine kurulmuş durumda. ile ilgili bilgileri paylaşmak istiyoruz. Ama öncesinde genel bazı bilgilendirmeler yapmamız gerekiyor. Bölgemiz Roma İmparatorluğunun kurucularından olan Temenos dönemlerinden bile daha önceki tarihlere dayanıyor. Net tarih verilememekle birlikte bölgenin eski isminin Temenothytia olduğunu rahatlıkla söyleyebiliyoruz. Onlarca asırlık geçmişi olan bu köklü yerleşim merkezi günümüzde Uşak adı ile anılan gözde şehirlerimizden birini teşkil ediyor ve an itibariyle yaklaşık olarak 355 bin nüfusa ev sahipliği yapıyor. Lafı daha fazla uzatmadan kısa genel bilgilendirmenin ardından gezebileceğiniz mekanlar hakkında vermek istediğimiz bilgilere geçiyoruz. Eski Uşak olarak tabir edeceğimiz bölgede yer alan tarihi sokaklar ve hem Osmanlı hem de Cumhuriyet dönemi mimarisinin aynı anda sergilendiği muhteşem ahşap evleri mutlaka görmelisiniz. Bu evler genellikle Kurtuluş, Işık, Karaağaç ve Aybek Mahallelerinde yer alıyor. da diyebileceğimiz bu mekanı da görmenizde fayda var. Uşak olarak adlandırdığımız bölge, özellikle eski çağlarda konum itibariyle çok kritik bir bölgeymiş. Eski çağların en önemli ticaret güzergahlarından biri olan Kral Yolu üzerine kurulmuş olan bu köklü şehir haliyle o dönemlerde tüccarların da uğrak mekanlarından biriymiş. denilmiş. Bu han 1983 yılına kadar bir ticaret merkezi olarak faaliyet yürütmüş. Günümüzde otel faaliyeti yürüten bu yapıyı ve sahip olduğu tarihi dokuyu muhakkak solumalısınız diyoruz. ise sağlık turizmi açısından oldukça rağbet görüyor. Bölgede hem sıcak kaplıca suları hem de soğuk maden suları bulunuyor. Uşak'a yolunuz düşerse uğramanızı tavsiye ettiğimiz mekanlardan biri. , Evliya Çelebi'nin tespitlerine göre 1570'li yıllarda inşa edilmiş. 1800-1900 yılları arasında tadilat gören bu yapı ise Osmanlı'nın Uşak'a mirası diyebileceğimiz bir eser olma özelliğine sahip. aynı zamanda tapınaklar, tiyatro, sütun girişler ve kaya mezarları gibi pek çok esere de ev sahipliği yapıyor. oldukça zengin bir eser yelpazesine sahip diyebiliriz. Hatta binanın yapı itibari ile biraz küçük kaldığını, bu sebeple bahçesinde bile arkeolojik eserlerin sergilendiğini belirtmek isteriz. 'nü görsel olarak muhakkak bir yerlerde görmüşsünüzdür. İnternet arşivlerinde de oldukça popüler fotoğraflara sahip olan bu mekan güzel bir piknik alanı ile de sizleri karşılıyor. Karahallı Belediyesi'ne ait olan tesis içerisindeki ve bir kartpostalın içerisine girmiş gibi hissedeceğiniz bu mekanı kesinlikle ama kesinlikle görmelisiniz diyoruz. Şehir merkezi İslice Mahallesinde yer alan bu şirin mekan ise maket halinde sergilenen figürler ile Uşak Tarihini anlatmayı amaçlıyor. Mekanın oldukça hoş bir nüansa sahip olduğunu bilmenizi isteriz. Tarihi Kent Müzesi de Uşak rotanızda görmek isteyebileceğiniz mekanlardan biri olabilir. Uşak'ta kesinlikle ama kesinlikle görmenizi önerdiğimiz ikinci mekan. Yerli ve yabancı turistlerin en çok ziyaret ettiği noktalardan biri olan bu vadi belgesellere dahi konu olmuş doğal bir miras. Tek kelime ile muhteşem. . Kafeler, restoranlar, oyun parkları gibi pek çok alternatifi bir arada bulabileceğiniz ve hoş vakit geçirebileceğiniz mekanlardan bir diğeri de burası. da Uşak'ın simgelerinden biri. Yakın mesafede olduğu için görmek isteyebileceğiniz mekanlardan olabilir. , yine Evliya Çelebi'nin tespitlerine göre Burma Camii'nden yaklaşık 150 yıl kadar önce inşa edilmiş. Yani 1400'lü yıllarda inşa edildiği düşünülen bu cami de Uşak'ın simgelerinden biri olma özelliğine sahip. Ayrıca şehrin göbeğinde yer aldığı için de yolunuzun mutlaka düşeceği bir mekan. 'ndan söz ediyoruz. Uşak rotanızda kesinlikle es geçmemeniz gereken mekanlardan biri de bu kanyon. ve Uşak'ın en zengin yemek üyelerinden biri olan alacatane yemekleri lezzeti ile size muhteşem bir sofra sunacaktır. Ege Bölgesi ve İç Ege Bölümü olarak adlandırılan coğrafi konumda bulunan Uşak daha açık nokta vermek gerekirse Uşak-Gördes Platosu üzerinde bulunuyor. Şehre hava yolu ile ulaşmayı tercih edecek olursanız şayet Uşak Havalimanı'na düzenlenen seferleri inceleyebilirsiniz. 'e 211 kilometre uzaklıkta olduğunu belirtmemizde fayda var."} {"url": "https://www.gezipedia.net/710-ineboluda-gezilecek-yerler.html", "text": "aynı zamanda Türk geleneksel yerli mimarinin de en başarılı örneklerini barındıran önemli bir konumda da bulunmaktadır. İnebolu Türkiye'nin İstiklal madalyalı tek ilçesidir. Kurtuluş Savaşı döneminde yeniden yazılırken şehrin özellikle liman kenti olmasından hareketle milli mücadele döneminde stratejik öneminin de vurgulanması gerekmektedir. Özellikle Mustafa Kemal Atatürk'ün 23 Ağustos 1925'te kente bir günlüğüne gelmesine rağmen üç gün kaldığı ve meşhur Şapka ve Kıyafet Devrimi'nin başlangıcını Kastamonu'da vermesinden dolayı İnebolu'nun Türk tarihi açısından da büyük önemi bulunmaktadır. - Şerife Bacı Anıtı: İnebolu meydanında bulunan Şerife Bacı Anıtı Kurtuluş Savaşı'ndaki fedakarlık ve kahramanlıkları temsil etmek için, savaşın Kastamonu'daki sembol kadınlarından Şerife Bacı adına dikilmiştir. İlçedeki önemli tarihi noktalardan biridir. - İnebolu Türk Ocağı: İnebolu Türk Ocağı, hükümet konağının oldukça yakınında bulunan ve 1925 yılında Şapka Nutku'nun okunduğu nokta olması sebebiyle çok önemli bir tarihi yapıdır. Aynı zamanda yakın zamanda restore edilen ve büyük çoğunluğu ahşaptan oluşan yapı içerisinde ayrıca Kurtuluş Savaşı ögelerinin sergilendiği önemli bir noktadır. - İnebolu Evleri: Genellikle 3 katlı ve bahçeli yapılar olmakla beraber her bahçede değişik meyve ağaçlarının olduğu görülmektedir. İnebolu evlerinin bahçe avluları da dünyaca ünlüdür. İnebolu evleri genellikle bordo-beyaz renkte olmakla beraber ismi Aşı Köyü'nden çıkarılan aşı boyasından gelmektedir. - Eski İnebolu konakları: Osmanlı kültür ve mimarisinin Kastamonu'daki önemli temsilcilerinden biri olan ve tarihe meydan okuyan eski İnebolu konakları İnebolu evlerinden metrekare olarak biraz daha büyük olan ve 340 adeti koruma altına alınmış önemli yapılardır. Meşhur pembe Köşk bu konakların en dikkat çeken ve popüler ögelerinden biri olmakla beraber özel mülk olduğu için ziyaret edilememektedir. - Denk Kayıkları: İnebolu ile bütünleşen önemli tarihi ögelerden biri olan Denk kayıkları farklı bir teknikle yapılan ve dünyada eşi benzeri olmayan vasıtalar olarak dikkat çekerken, özellikle milli mücadele döneminde limana yanaşamayan asker ve mühimmat bu kayıklar vasıtasıyla kıyıya taşınmıştır. - Apaş ve Geriş Tepeleri: İlçe merkezinden yukarı doğru tırmandıkça ziyaretçilerin karşısına çıkan ve doğal kalıntılarıyla dikkat çeken Apaş ve Geriş Tepeleri İnebolu'da gezilecek doğal güzelliklerin iki tanesidir. - Beldeğirmeni Köyü ve Tarihi Fatih Çınarı: İnebolu'ya 15 km mesafede bulunan Beldeğirmeni Köyü başlı başına bir tarih olsa da köyün içerisindeki 1484 yılında dikildiği bilinen Fatih Çınarı da oldukça önemli bir doğal güzellik olarak dikkat çekiyor. - İstiklal Yolu: Türk tarihinin kilometre taşlarından biri olan ve milli mücadele dönemi mühimmat ve asker sevkıyatının yapıldığı İstiklal Yolu İnebolu'dan başlarken tam 340 kilometre uzunluğundadır. çok fazla sayıda olmasa da özellikle şehrin Kurtuluş Savaşı dönemindeki önemli konumu göz önüne alındığında \"Kurtuluşa Giden Yolda İnebolu Kent Müzesi\" adı altında yıllardır hizmet veren müze aynı zamanda \"Çılgın Türkler Diyarı\" için sayılı kahramanlık müzelerinden de biridir. İstiklal Madalyasına sahip tek ilçe olan Kastamonu aynı zamanda Kent Müzesi'ne sahip çıkmakta tereddüt etmeyen bir özelliğe de sahiptir. Bu nedenle İnebolu Kent Müzesi Milli Mücadele ve Kurtuluş Savaşı'yla ilgili her detayın dönem şartlarında ziyaretçilere en iyi şekilde aktarıldığı önemli merkezlerden biri konumundadır. İnebolu Müzesi bu yönleriyle bir müzeden çok daha fazlasını Kastamonu gibi önemli bir şehrin manevi dokusuyla beraber dışarıya aktarmaktadır. anlamında tek olarak göze çarpan festivalde her yıl ünlü Türk sanatçılar yanında Türkiye'nin komşularının halk oyunları gösterileri de ön plana çıkmaktadır. İnebolu pidesi, sabah güveci, İnebolu kestanesi, kulak makarnası, kızılcık tarhana çorbası, haluşka, bulgurlu pazı çorbası, zarbana baklavası olarak belirtilebilir. Aynı zamanda İnebolu ziyaretçileri taze deniz ürünleri ve İnebolu çöreği için İnebolu'da yoğun bir talep oluşturmayı başarmaktadır. - Haluşka: Hamurdan yapılan etli bir yemek olan haluşka bazı bölgelerde mantı olarak da ifade edilirken, mantıların muska şeklinde hazırlanarak biberli sos, tereyağı ve sarımsaklı yoğurt ile servis edildiği görülmektedir. - Kızılcık Tarhanası Çorbası: Olgun kızılcıkların hamur yapılarak kurutulması sonucu yapılan çorba kızılcık tarhanası çorbası olarak nitelendirilirken sadece İnebolu'ya değil Kastamonu'ya özgü bir tat olan kızılcık tarhanası çorbası önemli bir yerel lezzettir. - Kulak Makarnası: İçerisine et koyularak yufkanın katlanması şeklinde hazırlanan kulak makarnası hem pratik hem de doyurucu bir lezzettir. için oldukça fazla seçenek olmakla beraber İnebolu'nun meşhur ürünleri arasında öncelikle İnebolu ev ve Denk kayık maketleri bulunmaktadır. Maketlerin haricinde birçok hediyelik eşya dükkanında bulunan bıçaklar İnebolu'ya özgü önemli hediyelikler olmakla beraber kiraz ağacından yapılan bıçak kınları da oldukça meşhurdur. Ek olarak yöre kadınlarının yaptığı çarşaflar, sofra bezleri ve peştamaller başta olmak üzere İnebolu el işleri de İnebolu'nun meşhur ürünleri arasındadır. Son olarak Kastamonu tarzı bağ işi dokumaları ve mutfak perdelerinin de oldukça popüler olduğu ifade edilmelidir. sorusu için verilecek ilk yanıt İnebolu'nun Kastamonu'ya bağlı bir liman şehri olmakla beraber İnebolu Kastamonu arasının 90 km olduğudur. Bu noktada Kastamonu merkezden İnebolu'ya direk toplu taşıma araçları olduğu ve ilgili mesafenin toplu taşıma araçlarıyla 1 saat 45 dakikada geçilebildiği ifade edilmelidir. O halde Kastamonu'ya birçok şehirden direkt uçuş olması göz önünde bulundurulduğunda İnebolu'ya birçok ulaşım şekli olduğu görülmelidir. Küre dağları eteklerinde bulunan İnebolu hem yazın hem de kışın bol yağış alan bir konumdadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/711-cidede-gezilecek-yerler.html", "text": ", il merkezine 131 kilometre uzaklıkta bulunmaktadır. Ülkemizin en güzel ilçelerinden biri olan Cide'yi ziyaretlerinizde yapabilecekleriniz ile ilgili bilgi alabilirsiniz. , Homeros'un 2800 yıl önce yazdığı İlyada'da ismi geçen bir bölgedir. - Kerempe Feneri: İlyas Köy 'de ağaçlıklar arasında bulunan küçük bir fenerdir. Denizden 82 metre yükseklikte bulunan fener 1884 yılında inşa edilmiştir. Nazım Hikmetin Kurtuluş Savaşı Destanına konu olan fener Cide de görülmesi gereken tarihi yerler arasında bulunur. - Çoban kalesi: denizden 50 ile 60 metre yükseklikte bulunan kale roma döneminde tabii bir kaya üzerine yapılmıştır. - Timle Kalesi: denizden 100 metre yüksekliğe yapılmış olan tarihi kale Bizans dönemine aittir. Uğurlu köyünde doğal bir tepede kurulmuş olan kale oldukça tahribat görmüş vaziyettedir. - Gazallı Kalesi: Bizans dönemine ait olan kaleler arasında bulunan tarihi eser Köseli köyünde bulunmaktadır. Gazallı kalesi bir burun üzerine kurulmuştur. - Okçu Kalesi: Okçular köyünde bulunan kalenin hangi döneme ait olduğu tam olarak bilinmemektedir. Doğal bir kayanın üzerine kurulmuş olan kale Cide de bulunan sayısız tarihi kalelerden birisidir. - Hıdır Kalesi: Sofular köyünde bulunan kale bölgenin korunması açısından öneme sahip olmaktadır. Kalenin etrafında bulunan eski köy yerinin Cide'nin eski yerleşim yeri olduğuna dair kuvvetli deliller bulunmaktadır. - Karasu Kalesi: Söngüt köyü civarında bulunan kale harabe halinde bulunmaktadır. Tarihten esintiler veren kale kalıntıları görülmeye değer. - Gideros Köyü Cami: 1896 ve 1897 yıllarında yapılmış olan cami tarihi vakıf eserleri arasında yer almaktadır. 2013 yılında restorasyonuna başlanan caminin restorasyonu 2014 yılında tamamlanmıştır. - Valla Kanyonu: Dünyanın en derin ve en zor geçişlere sahip kanyonlar arasında bulunan Valla Kanyonu, riskli bölge ilan edilmiştir. Yanınızda rehber olmadan kanyonu ziyaret etmeniz mümkün değildir. Valla Kanyonuna Muratbaşı Köyü Kanlıçay konumundan giriş yapılabilmektedir. Geri dönüş yapılamadığı için 12 kilometrelik yürüyüşten sonra Cide ilçesinin Hamitli Köyünden çıkabilmektedir. - Ilgarini Mağarası: FAO tarafından dünyanın 4. Büyük mağarası olarak ölçülen Ilgarini Mağarası, 858 metre uzunluğa ve 250 metre derinliğe sahiptir. Yoğun bir ormanlık alan içerisinde bulunduğu için bir rehber eşliğinde gidilmesi tavsiye edilmektedir. Mağaranın kemerli bir girişi bulunmaktadır. Mağarada M. Ö.2000 yılına ait insan yaşantısı izlerine ulaşılmıştır. - Gideros Koyu: Ege bölgesindeki koyları anımsatan özellikleri ile Karadeniz'in en güzel koyları arasında yer almaktadır. Yeşil ve mavinin sunduğu harika güzellikleri görebileceğiniz bu koy, M. Ö. 15. yüzyıla kadar uzanan bir tarihe sahiptir. Denize açılan kısım oldukça dar olduğu için, suyu tertemiz ve durgundur. - Loç Vadisi: Günümüzde vadinin içerisinde yaşamın devam ettiği 10 köy bulunmaktadır. 29 çeşit bitki türünün bulunduğu bu vadi, doğa sporlarına elverişli bir yerdir. Kamping, rafting, kanyoning ve trekking yapılabilmektedir. arasında Rıfat Ilgaz Evi bulunmaktadır. 1911 yılında Cide'de ilçesinde doğan Türk edebiyatının ünlü ismi Rıfat Ilgaz'ın anısına ziyaretçilere açılmıştır. Rıfat Ilgaz'a ait olan eserler ve şahsi eşyalar sergilenmektedir. - Cide Gençlik Festivali: Her sene ağustos ayında gerçekleşen Cide Gençlik Festivali, birçok etkinlik ile oldukça büyük bir eğlence sunmaktadır. Çocuklar ve yetişkinler için düzenlenen farklı etkinler sabah 10:30'dan gece 24:00 saatleri arasında on gün boyunca sürmektedir. - Rıfat Ilgaz Sarı Yazma Kültür ve Sanat Festivali: Bu yıl 24. etkinliği düzenlenecek olan festival, 3 gün boyunca sürmektedir. Rıfat Ilgaz'ın anısına gerçekleştirilen bu festival, halk oyunları, konserler ve şiir dinletileri ile renkli bir şekilde geçmektedir. - Kömeç: Mısır hamurunun ekmek şeklinde mancar yaprağına sarılması ve pişirilmesi ile yapılan yöresel bir lezzettir. Değirmen kömeci ise hazırlanan kömecin kızgın küle gömülerek pişirildiği halidir. - Hoşaflar: Bölgede oldukça fazla tüketilen hoşaflar; kestane, erik, üzüm, kızılcık, armut, ayva ve elma gibi meyvelerin kaynatılması ile elde edilmektedir. - Dolmalar: Kabak, biber, lahana, yaprak, mancar ve pırasa ile sarılarak yapılan yöresel dolmalar bölgeye özgü şekilde yapılmaktadır. - Tarhana Çorbası: El emeği ile üretilen tarhanaların ısıtılarak çorba haline getirildiği yöresel lezzetler arasında yer almaktadır. - Doldurulmuş Tavuk: Cide'nin en önemli yemeği olan doldurulmuş tavuk, bayram ve düğün sofralarında ikram edilmektedir. - Armut Ballandırma: Armutların mevsiminde toplanması, pişirilmesi ve saklanması ile hazırlanmaktadır. - Sarı Yazma: Cide'de kadınları sarı yazmayı baş örtüsü olarak kullanmaktadır. Fabrika kurulmadan önceki dönemde ahşap baskı tekniği ile yapılan desenleri ile dikkat çekmekteydi. Günümüzde fabrika yapımı birçok seçenek olsa da geleneği devam ettiren birkaç kişiden de el yapımı olarak temin edilebilmektedir. - El Yapımı Hediyelik Ürünler: Cide'de el sanatları oldukça gelişmiş bir yere sahiptir. El sanatları ile yapılan birçok hediyelik eşyaya ulaşmanız mümkündür. Çeyiz sandıkları, tahta kaşık, karabiber değirmeni ve kahve değirmeni gibi el yapımı ürünlere ulaşabilirsiniz. - Sultan Kayığı Maketleri: Cide'nin yöresel el sanatları arasında yer alan ahşap maket gemi yapımı dikkat çekmektedir. Oldukça hoş hediyelikler ortaya çıkan bu sanat ile uğraşan kişilerden ve satışını yapan yerlerden temin etmeniz mümkündür. Tamamen aslına uygun olarak yapılan Sultan Kayıkları için meşe ve çam ağacı kullanılmakta ve tüm detayları ahşaptan yapılmaktadır. - Ceviz Helvası: Cide'de üretilen ve satılan ceviz helvası yöresel bir üründür. Bu lezzetli yöresel ürünü hediyelik olarak tercih edebilirsiniz. ile Cide arası yaklaşık 873 kilometredir ve kara yolu ile yaklaşık 13 saatte gidilebilmektedir. Kastamonu'ya hava yolu ile ulaşarak, Cide ilçesine kara yolu ile ulaşmanız mümkün olacaktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/712-kocaelide-ne-yenir-kocaelideki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": "denildiğinde sebze ve meyve tüketimi ön plana çıkmakta ve farklı birçok lezzet bulunmaktadır. Kocaeli Karadeniz'den çok fazla göç alan bir şehir olduğu için mutfağında kara lahana kullanımının da yaygınlaştığı görülmektedir. Kocaeli'nde bulunan Manavlar Köyü, yöresel lezzetlerin varlığını sürdürmek konusunda oldukça başarılı bölgelerden bir tanesidir. İsmi pişmaniyesi ile duyulan Kocaeli'nde bulunan farklı lezzetleri mutlaka denemelisiniz. Büyük küçük herkesin severek içtiği bu çorba hem vücudumuzdaki tüm mikropları öldürecek hem de damağınıza lezzet şenliği yaşatacaktır. Enfes lezzetiyle içenlerin unutamadığı bir tat olan Umaç çorbası, genel olarak Kocaeli'de düğün ve davet sofralarında ikram edilmektedir. Kuşbaşı et, bulgur, karabiber ve çiğce adı verilen bir süt kaymağı ile hazırlanan bu yemek Kocaeli'nin en vazgeçilmez yöresel tatlarından bir tanesidir. Kocaeli'de et yemeklerinin baş tacı olan bu yemek, etin üzerine sürülen süt kaymağının farklı lezzeti ile tercih edilmektedir. Kocaeli'ne Karadenizlilerle birlikte gelen karalahana kullanılarak yapılan mancar yemeği içerisinde kuru soğan, yeşil biber, Mısır bulguru, farklı baharatlar ve kara lahana bulunduran farklı bir lezzettir. Akıtma olarak da bilinen lezzet, yapımı oldukça kolay ve tüketimi birçok alternatif ile yapılabilecek yöresel yemekler den bir tanesidir. Günümüze krep olarak da anılan bu lezzet Kocaeli'ne özgü yöresel yemekler arasında yer almaktadır. Kocaeli bölgesinde yetişen birçok mantar türü, mantar kullanılarak yapılan birçok lezzetin oluşmasına sebep olmaktadır. Kocaeli mutfağına özgü olan mantar böreği, birçok farklı türde mantar ile yapılabilmektedir. Kocaeli'de genellikle çayın yanına tercih edilen ve bilinen bir keke benzer şekilde yapılan bir tatlı türüdür. Yoğurt, şeker ve mısır unu kullanılarak yapılan bu lezzet Nazlı ismi ile de anılmaktadır. İlk defa Orta Asya'dan göç yolu ile gelen Anadolu Yörükleri tarafından yapıldığına inanılan Höşmerim tatlısı, Kocaeli'nin yöresel lezzetlerinden bir tanesidir. Yağlı tuzsuz taze peynir kullanılarak yapılan tatlıyı süslemek için fındık, fıstık ya da ceviz kullanılmaktadır. Kocaeli'ne özgü bir tatlı olarak ün kazanan pişmaniye, yolculuk rotası İzmit'ten geçenlerin vazgeçilmez tatlarından bir tanesidir. Un ve şeker kullanılarak yapılan bu tatlının tadı damağınızda kalacak. Malzemesi az fakat yapımı zor olan bir tatlı olan Pişmaniye, Kocaeli'ne özel tadıyla sizleri bekliyor. Kocaeli'nin meşhur lezzetlerinden biri olan cevizli börek, lezzetiyle damağınıza adeta bir şölen yaşatacak. El açması yufka ile yapılan bu böreği mutlaka denemelisiniz. Daha yassı ve sivri bir yapısı bulunan Değirmendere fındığını Kocaeli'nin yer yerinde bulmak mümkündür. Genel olarak tatlılarda kullanılan bu fındık, tatlılara lezzet katıyor. Mancar otu ile hazırlanan pide, tat olarak ıspanaklı pideyi andırmaktadır. Kendine özgü tadı ile en çok tercih edilen yöresel lezzetlerden bir tanesidir. Kocaeli'de her öğünde tüketilebilen farklı lezzetlerden bir tanesidir. Süt üzerinde biriken yağ ile yapılan bu lezzetin yapımı oldukça zor, tadı da bir o kadar güzeldir. Kabaoğlu Mahallesinde bulunan bu restoran kaliteli hizmeti ve lezzetleri ile tercih edilmektedir. Zengin menüsü ve menüsünde bulunan lezzetler sayesinde ziyaretçilerin memnun ayrıldığı bir mekandır. Görülmeye değer manzarası, güler yüzlü personeli ve harika lezzetleri ile mutlaka uğranması gereken mekanlardan bir tanesidir. Baş iskele liman caddesinde bulunmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/713-devrekte-gezilecek-yerler.html", "text": "ve doğal güzellikleri bakımından ilgi çekici olan bir ilçemizdir. Zonguldak iline bağlı 8 ilçeden biri olan Devrek, ilçe merkezine 60 kilometre uzaklıkta yer almaktadır. Oldukça eskilere dayanan tarihi, gezilecek yerleri, yöresel tatları, sanat eseri bastonları ve doğal güzellikleriyle mutlaka görülmesi gereken bir ilçemizdir. Osmanlı kayıtlarında ilk defa 1568 yılında 118 haneli bir köy olarak geçmiştir. 1348 yılında Osmanlı yönetimine geçmiş ve yerli halkını oluşturan Ermeni ve Rumlardan çoğu büyük ölçüde Müslüman olmuştur. 1910 yılında Sultan Abdülhamid'e atfen verilmiş olan birçok isim nedeniyle karışıklık olmuşmuş ve bu nedenle ismi Devrek olarak düzenlenmiştir. Devrek 123 köyü ile bağımsız olarak Bolu Sancağı 'na bağlı bir kaza olmuştur. 1920 yılında Kastamonu'ya bağlanmıştır. 1924 yılında ise Zonguldak'a bağlanarak ilçe statüsüne kavuşmuştur. Günümüzde 4 belediyesi bulunan, 78 köy ve 14 mahalleden oluşan bir ilçedir. Devrek'te gezilmesi gereken tarihi yerler genel olarak merkeze yakın olan köylerde bulunmaktadır. Tarihi eserlere ev sahipliği yapan şirin köyler Devrek'te görülebilecek bölgeler arasında yer almaktadır. Hangi yılda ve kimler tarafından yapıldığı net olarak bilinmemekle birlikte Devrek tarihinin çok eski yıllara dayandığı bilgisini bize verebilmektedir. - Kral Mezarı: Pınarönü köyünde yer alan tarihi mezar mimarisi ile dikkat çekmektedir. - Beykoz Asarı : Bir yamacı kayalara dayanmış, bir yamacı duvar olan Beykoz asarının ortasında ise su havuzu bulunmaktadır. Alparslan köyünde bulunan bu tarihi eser görülmeye değer yapıtlar arasında yer almaktadır. - Karakoçlu Beylik Mezarı: Karakoçlu köyünde bulunan tarihi mezar kübik çatılı bir yapıya sahiptir. Mezarın yan duvarları ise büyük taş bloklardan oluşmaktadır. - Akçasu Kral Mezarlığı: Akçasu'da bulunan kral mezarı iki ayrı odadan oluşmuştur. Hangi döneme ait olduğu bilinmeyen tarihi mezar tamamen taştan yapılmıştır. - Gavur Ambarı: Ada tepe köyünde bulunan nöbetçi gözetleme kulesinin tarihi değeri varsayılmaktadır. Ayrıca bu köyde eski tarihlerden kalan kale kalıntıları bulunmaktadır. - Çam Ağacı: Sabunlar Köyü yolu üzerinde ve Mendeler Deresi'nin karşısında bulunan bir ağaçtır. Kayanın içerisinden çıkmış olan bu ağaç, 75 yıldır hiç büyümeden aynı şekilde ve sapasağlam olarak durmaktadır. Devrek'e gidenlerin mutlaka görmesi gereken doğal güzelliklerden bir tanesidir. - Yağmurca Kayalıkları: Kurdeşe kayalıkları olarak da bilinmektedir. Doğudan batıya doğru devam eden ve duvar şeklinde olan kayalıklar doğal bir kanyon görünümünde olmasıyla dikkat çekmektedir. - Yedigöller Milli Parkı: Turizmi canlandıran ve doğallığıyla her sene binlerce ziyaretçi ağırlayan park, ilçe merkezine 54 kilometre uzaklıkta yer almaktadır. - Bostandüzü Mesire Alanı: Özellikle yaz aylarında piknik yapanların akınına uğrayan bu mesire alanı, doğal bir dinlenme seçeneği sunmaktadır. İlçe merkezine 8 kilometre uzaklıkta bulunmaktadır. 3,5 dönümlük bir gezi ve piknik alanı olan Bostandüzü, akşama kadar doğa ile iç içe eğlenebileceğiniz bir yerdir. - Devrek Baston ve Kültür Festivali: Her yıl temmuz ayının üçüncü haftasında düzenlenen festival, Devrek Bastonunu tanıtmak amacıyla yapılmaktadır. Festivalin kültür kısmı temmuz ayının ilk haftası yapılmaktadır. Bu festival uluslararası bir festivaldir. Yerli ve yabancı misafirler ağırlanarak, kortej yapılmakta ve eğlenceli etkinlikler düzenlenmektedir. 2019 yılında 30. düzenlenecek olan festivale katılımın fazla olacağı düşünülmektedir. - Malay Yemeği: Bölgenin yöresel yemekleri arasında bulunan Malay yemeği, kaynayan suya mısır unu karıştırılarak yapılmakta ve pekmez ile servis edilmektedir. - Devrek Simidi: Devrek'te ne yenir denildiğinde ilk akla gelen Devrek simidi, kaynayan sıcak pekmez ve doğal ortamda üretilen susamdan yapılan ve damaklarda ayrı bir tat bırakan lezzetler arasında yer almaktadır. - Beyaz Baklava: Beyaz baklava bölgede oldukça meşhur olan gıdalar arasında bulunur ve fırınlarda pişirilirken fazla kızartılmadan yapılır. Beyaz baklava içresinde katkı maddesi bulunmayan doğal şerbet ve kaliteli cevizler tercih edilerek yapılmaktadır. - Cevizli Ekmek : Cevizli ekmek bölgenin vazgeçilmez ekmekleri arasında yer almaktadır. Cevize bal karıştırılarak yapılan cevizli ekmek sıcak yenilirken tadına doyum olmayan lezzete sahip olmaktadır. - Etli Yaprak Sarması: Devrek bölgesinde oldukça fazla tercih edilen asma yaprağından yapılarak sıcak servis edilen etli yaprak sarması Devreklilerin vazgeçemediği meşhur yemekler arasında yer almaktadır. Ufak ufak sarılan etli yaprak dolmasının tadına doyamayacaksınız. - Mancar dolması: Karalahana ile yapılan dolma çeşidi her bölgede farklı şekillerde yapılmaktadır. Devrek'te yapılan Karadeniz usulü mancar sarması yöresel bir lezzettir. - Cevizli Ev Makarnası: Ev yapımı çeşitli makarnaların ceviz ile buluştuğu nefis tatlar arasında yer almaktadır. Devrek bölgesinde yapılan ev yapımı cevizli makarnalar oldukça meşhur lezzetler arasında yer almaktadır. - Mantarlı Börek: Devrek'e özel kanlıca ve sarı kız mantarları kullanılarak yapılan bu harika börek, en çok tercih edilen yöresel tatlardan bir tanesidir. Devrek'te üretilen hediyelik ürünlerin en önemlisi şüphesiz ki sanat eseri değerinde olan bastonlarıdır. Devrek ziyaretlerinizde almadan dönmemeniz gereken iki şey bulunmaktadır. Bunlardan biri Devrek bastonu diğeri ise Devrek simididir. Bunların yanı sıra kurutulmuş meyve ve sebzelerinden de satın alabilirsiniz. Devrek arası 382 kilometredir. Araba ile yaklaşık 4 saat 5 dakikada ulaşılması mümkündür."} {"url": "https://www.gezipedia.net/714-mavi-tur-icin-tekne-nasil-kiralanir.html", "text": "sizi hayalinizdeki gibi bir mavi tura çıkarabiliyor. açısından da pek çok kolaylık sağlanıyor. Kredi kartıyla ödeme yapabildiğiniz banka havalesi veya nakit olarak da ödeme gerçekleştirebiliyorsunuz. Bankanıza göre taksit seçeneklerinden faydalanmanız da mümkün oluyor. Mavi tur içi rotanın belirlemesi de önemli aşamalardan biridir. Bu noktada öncelikle hangi sahilleri sevdiğiniz ve daha çok nereleri görmek istediğiniz konusunda bir seçim yapmalısınız. Türkiye'de özellikle Kuzey Ege kıyılarından başlayarak Antalya'ya kadar pek çok noktadan mavi ura çıkman şansınız olduğunu gözden kaçırmayın. Aynı zamanda bulunduğunuz tatil merkezinde günlük olarak farklı koylardan farklı rotalara doğru doğru yelken açabileceğinizi de biz yine hatırlatalım. Özellikle Bodrum, Marmaris, Datça, Fethiye, Kaş ve Antalya gibi lokasyonlar mavi yolculuk tutkunlarının vazgeçemediği lokasyonlar arasında bulunuyor. Bu bölgeler hem mavi bayraklı plajları, hem Scuba Diving başta olmak üzere çeşitli aktiviteleri hem de su sporları bakımından çok avantajlı. Tarih ve kültür turizmi açısından da oldukça önemli bölgeler olmaları sebebiyle mavi yolculuk sürecinde demir attığınız bölgelerde tekneye bağlı kalmak zorunda olmuyorsunuz. Tarihi bölgeleri gezip görme, yine kent merkezlerinin eğlenceli kalabalıklarına karışma imkanını da yakalıyorsunuz. Deniz üstünde yolculuk yapmanın spesifik olarak bir tarihi yok elbette. Deniz tutkunları istedikleri her an mavi yolculuğa çıkabilir ancak daha keyifli ve problemsiz bir tatil yapabilmek adına en uygun dönem Nisan ve Ekim ayları arası oluyor. Bu dönemde havalar ısındığından denizler daha sakin oluyor, su sıcaklığı daha yüksek oluyor; denizin ve güneşin bol bol tadını çıkarmak mümkün oluyor. Isınma konusunda sıkıntı da yaşanmıyor. Mavi tura çıkarken yanınıza almanız gereken bazı şeyleri de size hatırlatmak istedik. - Fotoğraf makineniz mutlaka yanınızda olsun. Her ne kadar cep telefonlarınız artık bir profesyonel fotoğraf makinesi gibi işlev görüyorsa da özellikle su altında kullanılabilen kamera ve fotoğraf makineleriyle şahitlik ettiğiniz harika anları dondurabilir ve yanınıza taşıyabilirsiniz. - Tekne üzerindeyken mayo, bikini gibi giysiler dışında başka giysilere ihtiyaç duymayacağınızı düşünüyor olabilirsiniz. Ancak yanınızda yine de alternatif giysiler ve yürüyüş için rahat ayakkabılar bulundurmalısınız. Durakladığınız lokasyonlardaki tarihi ve doğal güzellikleri keşif için hazırlıklı olmanızda fayda var. - Yaz aylarının en dikkat çeken konularından biri güneşin zararlı ışınları oluyor. Tekne ve yatların gölgelik alanları var tabi ancak siz yine de tedbiri elden bırakmayın ve yanınıza mutlaka koruyucu faktörü bulunan bir güneş kremi, güneş gözlüğü ve şapka alın. - Deniz üstü akşam saatlerinde serin olabilir. Bu ayrıntıya dikkat etmelisiniz ve yanınızda çok kalın olmasa da hırka veya ince bir kazak bulundurmalısınız. - Kitap ve dergi okumak için tekne turları son derece ideal seyahatlerdir. Kendinizle baş başa kalabilir ve keyfini çıkara çıkara kitap okuyabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/715-iskenderunda-gezilecek-yerler.html", "text": "İskenderun tarihi ve doğal güzellikleri ile ülkemizde en zengin bölgeler arasında yer almaktadır. Oldukça zengin bir kültürel mirasa sahip olan İskenderun'a yakın farklı ilçelerin sınırları içerisinde kalan doğal ve tarihi güzellikler İskenderun'a gidenlerin ziyaret etmesi gereken önemli yerlerdir. Osmanlı İmparatorluğuna yurt olarak Osmanlı zamanının Doğu Akdeniz ticaretinde önemli bir liman kenti olmuştur. 12 Kasım 1918 yılında Fransız işgaline uğrayan bölge Türk askeri birliklerinin şehre girişi ile düşman işgalinden kurtulmuştur. 5 Temmuz 1938 tarihi İskenderun'un kurtuluş günü olarak kabul edilmiştir. İskenderun'da gezilmesi gereken tarihi yerler, tarihte yer almış her toplumun izlerini taşıyan ve tarih içerisinde unutulmaz yolculuklar yapmanızı sağlayacak özellikte görülmeye değer yerlerdir. - Damlataş Mağarası: deniz seviyesinden 550 metre yükseklikte olan mağaraya girmek için 200 adet civarında merdiven basamağına tırmanmak gerekir. Payas belediyesine bağlı olan mağara sarkıt ve dikitlerden oluşmuş doğal bir mağaradır. - Payas Kalesi: Payas ilçesi sınırları içerisinde bulunan yapımı eski çağlara dayanan tarihi kale bölgenin Osmanlı egemenliğine girmesinin ardından tamamen yeniden inşa edilmiştir. Kalenin yenideninşası sırasındacami, hamam ve imaret ilave edilerek tamamlanmıştır. - Kinet Höyük: İskenderun'a 30 km mesafede bulunan Kinet Höyük 33 dönümlük alanda kurulmuş olan antik şehirdir. Yapılan kazılarda bölgede birçok ev kalıntısı bulunmuştur. Yapılan kazılarda bölgede bulunan kalıntıların çoğu Hatay Müzesinde sergilenmektedir. İskenderun tarihi gerçekliğine tanık olmak için görülmeye değer tarihi antik şehir olma özelliğine sahip bir bölgedir. - Meryem Ana Havuzu: İskenderun'a bağlı Arsuz mevkiinde bulunan Meryem Ana Havuzu halk arasında Şeydi adı ile anılmaktadır. Meryem Ana Havuzunun bulunduğu turistik bölge doğal güzellikleri ve Meryem Ana efsaneleri ile dikkat çekmektedir. İskenderun'da gezilmesi gereken doğal güzellikler zengin bir coğrafyaya sahiptir. Akdeniz bölgesinin engin mavi denizinde serinlemek isteyen ziyaretçiler ile dolup taşan sahiller doğal güzelliklerle unutulmaz dakikalar yaşamak isteyenleri ağırlamaktadır. - İskenderun Körfezi: İsmini İskenderun limanından alan İskenderun körfezi kara ve deniz ulaşım hizmetlerinin fazlası ile gelişmiş olduğu bölgedir. Ticaretin büyük bir öneme sahip olduğu körfez Hatay ve Adana şehirlerinin en doğu noktası olarak nitelendirilebilir. Muhteşem bir sahile sahip olan bölge İskenderun'da sahil keyfi yaşanabilecek önemli bir noktadır. - Karaağaç Plajı: Yumuşacık kumları ve sıcacık deniz suyu ile İskenderun'da Karaağaç mahallesinde bulunan plaj İskenderun'a en yakın plaj olma özelliğine sahiptir. Kasım ayına kadar denize girilebilen Karaağaç plajı dalgakıranlara sahip bir plajdır. Plajda fazla dalga olmaması sebebi ile özellikle çocuklu aileler için ideal bir piknik ve kamp alanı olmaktadır. - Soğukoluk Yaylası: günübirlik ya da konaklamalı gezilebilecek doğal güzelliklerle dolu yaylada doğa yürüyüşleri yapabilir kamp kurabilirsiniz. İskenderun körfezinin eşsiz manzarasını seyretmenin keyfine vararak piknik yapılabilecek doğa harikası Soğukoluk yaylası Güzelyayla olarak da bilinmektedir. sınırlı sayıya sahiptir ve bölgede ziyaret edilebilecek bir tane müze bulunmaktadır. - İskenderun Deniz Müzesi: İskenderun'da bulunan ilk ve tek müze olan İskenderun deniz müzesi Türkiye'deki deniz müzeleri arasında 3. deniz müzesi konumunda bulunmaktadır. Geniş bir koleksiyona sahip olan müzede denizcilik ile ilgili araç ve gereçler sergilenmektedir. Pazartesi ziyarete kapalı olan müze haftanın diğer günlerinde saat 09:00 ile 17:00 arasında ziyarete açık olmaktadır. Öğrenciler için müze ziyaretlerinde herhangi bir ücret talep edilmemektedir. Yetişkin giriş ücreti ise 10 TL olarak uygulanmaktadır. coğrafyanın geleneklerini yakından tanımak için önemli olmaktadır. İskenderun'da düzenlenen festivaller bölgedeki gelenekleri yaşatırken bölge halkının kaynaşmasına yardımcı olmaktadır. - Uluslararası İskenderun Turizm ve Kültür Festivali: Temmuz ayında düzenlenen festivalin süresi 5 gündür. Festival sırasında spor organizasyonları yapılmakta ve birçok konserler düzenlenmektedir. Sergiler ve çeşitli gösterilerle şenlenen festival boyunca çeşitli etkinlikler düzenlenmektedir. - Arsuz Geleneksel Uluslar arası Kültür Sanat Festivali Füsun Sayek Kültür ve Sağlık Etkinlikleri: Ağustos ayında düzenlenen festivalde spor turnuvaları düzenlenmekte ve konferans, panel, sergiler, dans ve sağlık erkinlikleri gerçekleştirilmektedir. ve yöresel lezzetleri denenmesi gereken tatlar olmaktadır. - Belen Tava: İskenderun'da ne yenir denildiğinde ilk akla gelen ve yağsız ve sinirsiz et ile çeşitli baharatların karışımından hazırlanan Belen tava eritilmiş kuyruk yağı katılarak fırında pişirilen değişik bir lezzettir. - İskenderun Kebabı: adana kebabından daha ince yapılan kebabın içerisine ince bıçak kıyması ve kuzu eti karıştırılarak yapılır. - İçli köfte ve çiğ köfte: Bölgede meşhur olan yöresel etli yemeklerdir. - Kömbe: taş fırında pişirilen bölgenin meşhur hamur işi çöreğidir. Çay ve meşrubatlar ile özellikle bayramlarda ikram edilmektedir. - Müşebbek Tatlısı: Halka tatlısı olarak bilinen lokma tarzı tatlının bölgedeki adı müşebbek olarak bilinmektedir. - Çıtır kabak tatlısı: çıtır kabakların üzerine bol tahin ve ceviz eklenerek yapılan yöresel bir tatlıdır. - Kuru Sebzeler: Bölgede sıklıkla tüketilen kuru sebzeler mevsiminde toplanarak iplere dizilip kurutulmaktadır. - Baharatlar: kurutulmuş ya da taze olarak satılan taze dağ kekiği, meyan kökü ve zahter gibi çeşitli baharatlar bölgede doğal olarak yetiştirilmektedir. - Defne sabunu: Mis kokusu ve şifalı özelikleri ile bölgede meşhur olan defne sabunu satın alınabilecek hediyelikler arasında bulunan doğal bir üründür. - İpek Dokumalar: ipek dokuma ürünleri İskenderun'dan alınabilecek hediyelikler arasında yer almaktadır. 'a uzaklığı yaklaşık 1090 kilometre mesafede yer almaktadır. 'dan İskenderun'a yapılacak bir uçak yolculuğu yaklaşık 1 saat sürecektir. Bölgeye en yakın ve aktif olarak faaliyet gösteren hava limanı Hatay Hava limanıdır. Uçak yolculuğunda Hatay Hava limanına ulaştıktan sonra İskenderun'a kara yoluyla ulaşmanız gerekmektedir. Hava limanında taksi ile ya da ilçelere yapılan dolmuş seferleri ile ulaşmak mümkün olacaktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/716-karadeniz-ereglide-gezilecek-yerler.html", "text": "oldukça fazladır ve mitolojik çağların varisi olarak bilinen bu şirin ilçede görülmeye değer tarihi esintiler bulunmaktadır. M. Ö 338 ile M. S.310 yılları arasında yaşamış olan Platonun öğrencilerinden olan Heraclides Ponticesin memleketi olan Heracleia'ya gelerek araştırmalar yapmaya başlamıştır. Anadolu'da Pantonim sanatının rastlandığı ilk yer olan bölgede şenlikler düzenlenir, spor müsabakaları ve tiyatro gösterileri yapılırdı. M. Ö 72'de ise bölge romanın işgali ile bağımsızlığını kaybederek Romanın bir parçası olmuştur. Karadeniz Ereğli'nin tarihinden günümüze kadar gelen tarihi kalıntı ve izler günümüz şehirleşmesinde yok olmaması adına korumaya alınmıştır. Karadeniz Ereğli'de gezilmesi gereken tarihi yerler arasında geçmişten günümüze ışık tutan antik kentlerdeki tarihi kalıntılar ve tarihi eserler bulunmaktadır. Ayrıca Karadeniz Ereğli'de bulunan birçok eski ev görülmeye değer tarihi yerlerdir. - Cehennemağzı Mağarası: mitolojide oldukça önemli bir yere sahip olan mağara, yan yana sıralanmış olan üç mağaradan oluşmakta ve Ereğli müzesine bağlı ören yeri olarak ziyaret edilmektedir. Temizlik ve bakımına oldukça önem verilen bu tarihi mağaranın girişinde bir kilise bulunmaktadır. - Filyos Antik Kenti: roma döneminde yıkıldıktan sonra yeniden inşa edilmesinin ardından balıkçı kenti olarak kalmıştır. Osmanlı döneminde ise balıkçı köyüne dönüşen tarihi Filyos kentinde görülmeye değer birçok tarihi kalıntılar bulunmaktadır. Roma döneminden kalan kalıntılar arasında tonozlu galeri, tiyatro, tarihi su kemeri ve surlar görülmeye değer tarihi alıntılardır. - Herakles Sarayı: dikili caddesinde yer alan antik çağlardan kalmış yapı kamu binası olarak kullanılmaktadır. - Bizans Kilisesi: Büyük bir ölçüde yıkıma uğramış olan kilisenin üzerine 1942 yılında Çelikel Camii inşa edilmiştir. Hristiyanlık dönemine ait mozaik döşemeler caminin bodrum katında kalmıştır. Karadeniz Ereğli'de gezilmesi gereken doğal güzellikler görülmeye değer yerlerdir. Şelaleler ve mesire alanlarında spor yaparak dinlenebilir ve günün keyfini çıkarabilirsiniz. - Harmankaya Şelaleleri: Harmankaya şelalesi en güzel doğa yürüyüşlerinin yapılabileceği bir tabiat harikası olarak karşımıza çıkmaktadır. 3 şelaleden meydana gelen doğa harikasında yürüyüş yapanlar üçüncü şelalenin ardından karşılarına gelen ormanlık alan içerisindeki çeşitli bitki türleri ile buluşmaktadırlar. - İncüvez Çamlığı Tabiat Parkı: güzel ve sakin bir alana yapılmış doğa ile iç içe olan mesire alanıdır. - Kayalıdere Şelaleleri: Ereğli ilçesine 3 km mesafede kanyon içerisinde bulunan şelaleler görülmeye değer doğa harikaları arasında bulunmaktadır. En küçüğü 3 ve en büyüğü 20 metre yüksekliğinde irili ufaklı 7 şelaleden oluşan Kayalıdere şelaleleri doğa sporlarının yapıldığı önemli bir konumda bulunur. - Ereğli Limanı: yürüyüş yaparak yüzebileceğiniz ve balık tutabileceğiniz güzel bir limandır. Dinlenme tesisleri oldukça güzel ve konforlu olan limanın feneri görülmeye değer. - Atatürk Kültür Parkı: Ereğli ye özgü yeşil dokusuyla gezilip görülmesi gereken bir parktır. İçerisinde basketbol ve voleybol sahaları, piknik alanları, suni gölet ve anfi tiyatro bulunan park insanların nefes almasını ve rahat bir gün geçirmesini sağlayan önemli bir parktır. arasında bulunan müze resmi müze özelliğine sahiptir. - Karadeniz Ereğli Müzesi: Yaz aylarında 8.45 ile 19.00 saatleri arasında, kış aylarında 8.45 ile 17.30 saatleri arasında ziyarete açık olan müzenin tatil günü pazartesi günü olmaktadır. Müze ziyaretlerinde giriş serbest lup herhangi bir ücret talep edilmemektedir. Müzede sergilenen birçok arkeolojik eser ve yöreye özgün kıyafetler ve birçok yöresel etnografik eserler sergilenmektedir. Zonguldak il ve ilçelerinde yıl boyunca düzenlenen birçok etkinlik ve festival bulunmaktadır. Karadeniz Ereğli'deki festivallerinden olan Çilek Kültür ve Sanat festivali her yıl haziran ayında düzenlenen Karadeniz'in en görkemli festivalidir. - Karadeniz Ereğli Osmanlı Çileği Kültür ve Sanat Festivali: Ereğli belediyesi tarafından düzenlenen festival her yıl binlerce kişi tarafından ilgi görmekte ve binlerce kişi festivale katılmaktadır. Festivali sırasında birçok gösteri ve etkinlik bulunmakta ayrıca Osmanlı çileği yarışması düzenlenerek ödül verilmektedir. Renkli gösterilere ev sahipliği yapan Ereğli'deki festivalin tarihi ise Ereğli'nin kurtuluş günü olmaktadır. Karadeniz Ereğli'nin meşhur yemekleri arasında bulunan çorba ve ekmek çeşitleri ve yemek sonrası sunulan meşhur tatları yöresel yemekleri arasında önemli bir yere sahiptir. - Holoş çorbası: Karadeniz'in vazgeçilmezleri arasında bulunan mısır unu ve soğan ve salça ile yapılan bir çorba çeşididir. - Süt çorbası: sütün çorba olarak tüketildiği değişik bir lezzettir. - Un çorbası: Su ve unun pul biber ile buluştuğu nefis bir çorbadır. - Tarhana çorbası: El emeği ile hazırlanan tarhanaların ıslatılarak çorbaya dönüştüğü vazgeçilmez bir çorbadır. - Bulgur Pilavı: Çoban pilavı olarak adlandırılan bulgur pilavının yapımında domates, biber ve soğan bulgura karıştırılarak pişirilmektedir. - Serpme Ekmeği: fırında ya da tavada pişirilebilen yöresel bir ekmektir. - Gaygana: Yumurta ve hamurun yağda kızartılarak yapıldığı yöresel bir lezzettir. - Kabuklu Bakla: Kabuklu olarak kurutulan baklanın haşlanıp süzülmesinin ardından saçalanarak pişirildiği bir lezzettir. - Kartlaş: Mısır unu ile yoğrularak yuvarlak şekiller verilen hamur yağda kızartılır. - Gözleme: Hamurun yufka haline getirilerek içerisine konulan harç ile saçta pişirildiği lezzetli bir yemektir. - Hodan: Hodan Ereğli bölgesinde kullanılan bir dağ sebze türüdür. Haşlandıktan sonra yağ ve kıyma ile kavrularak yenilir. - Çükündür: Bölgede sıklıkla tüketilen sebze yemeğinin ana malzemesi çükündür adı verilen sebzedir. - Kıvırma: ceviz, yufka ve şekerli su karışımından yapılan ve yemek sonrasında tüketilen lezzetler arasında bulunur. - Un Helvası: un ve yağı kavurup şekerlendirilerek yapılan yemek sonrası tatlıları arasında bulunur. - Hoşaf: Çeşitli meyvelerin şekerle kaynatılarak meşrubat gibi tüketildiği içeceğe bölgede soğukluk denilmektedir. Karadeniz Ereğli'si meşhur ürünleri arasında beyaz kiraz, beyaz peynir ve elma önemli bir yere sahiptir. Karadeniz Ereğli'de üretilen hediyelik ürünleri Ereğli de bulunan alışveriş merkezlerinden ya da hediyelik eşya satan mağazalarda bulmak mümkün olmaktadır. Ereğli de yer alan Ereylin ve Ay City alışveriş merkezlerinde alışveriş yapmayı tercih edenler bölgeye özgü hediyelik eşyaları kolaylıkla bulabilirler. - Devrek Bastonu: Birbirinden farklı yüzlerce modeli olan Devrek bastonu Karadeniz bölgesinde alınabilecek en güzel hediyelik eşyalardan birisidir. - Elpek bezinden yapılan ürünler: Yöreye özgü elpek bezinden yapılan ürünler önemli hediyelik eşyalar arasında yer almaktadır. - Kestane Balı: Yöreye özgü organik kestane balı hediyelik ürünler arasında fazlaca tercih edilmektedir. - Reçel ve Otlar: Yöreye özgü ot ve reçel çeşitleri hediyelik olarak alınabilecek tercihlerden olmaktadır. il merkezinden bir saatlik bir yolculukla Karadeniz Ereğli'ye ulaşmak mümkün olmaktadır. Uçak yolu ile Zonguldak'a ulaşıldıktan sonra kara yolu ile 1 saatte Karadeniz Ereğli'ye gidilebilmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/717-gece-hayati-iyi-olan-tatil-yerleri.html", "text": ", yaz aylarının yaklaşması ile birlikte, tatil planları yapan tatilcilerin araştırma konusu halini alıyor. Bu noktada, yapmakta olduğunuz araştırmalara katkıda bulunmak adına, gece hayatı iyi olan şehirler hakkında bilgileri ilerleyen bölümlerde sizlerle paylaşacağız. Tatilinizi yurt içi ya da yurt dışında geçirmek isteyip istemediğinizin bir önemi yok; biz size dünyanın, gece hayatı iyi olan şehirlerini ve buralarda yapabileceğiniz etkinliklerini sıralayacağız. Dünyanın Özgürlükler Kenti olarak anılan Hollanda'nın önemli şehirleri arasında yer alan Amsterdam'ın kanalları oldukça meşhur. Red-Light District, yani dünyanın en ünlü eğlence bölgelerinden bir tanesi bu şehirde yer alırken, gece kulüplerinde bol skandal yaşandığını da belirtmeden geçmeyelim. Bangkok: Tayland'ın başkenti olan bu şehir gece hayatı iyi olan tatil yerleri arasında yer alıyor ve bundan dolayı da pek çok turist ağırlıyor. Pek çok turisti de ağırlayamayan bu şehirde gece kulüplerinde çok fazla skandal yaşanıyor ve bundan dolayı burayı tekin bulmayanlar da var. Ancak eğer yolunuz buraya düşerse, bütçenize uygun mekanlar bulabileceğinizi belirtmeden geçmeyelim. New Orleans: Amerika Birleşik Devletlerinin bu şehrinde müzik çok önemli bir yaşam tarzı niteliğinde. Dolayısı ile gece hayatında pek çok konser ve etkinlikle karşılaşmak mümkün. Fransız Mahallesi ise New Orleans'ın en önemli eğlence mekanlarının bulunduğu bölge. Kopenhag: Danimarka'nın başkenti Kopenhag'da barlar gecenin ilerleyen saatlerine kadar açık. Ve bu barlarda vakit geçirmek Kopenhag'lılar için neredeyse bir gelenek gibi. Tokyo: Japonya'nın bu kenti, dünyanın en kalabalık şehirleri arasında yer almasının yanında, gece hayatı iyi olan şehirler arasında da yer alıyor. Reklam panoları ile bu şehir geceleri ışıl ışıl bir görünüme kavuşuyor. Ginza bölgesi, Tokyo'nun gece hayatı en canlı olan yerlerinden biri olarak dikkat çekiyor. Londra: Gecenin geç saatlerine kadar açık gece kulüpleri bulunan Londra'da, her hafta sonu bu mekanlarda bir skandal da yaşanmıyor değil. Çok fazla yağmurun yağdığı bu şehirde, neredeyse hiç uyumayan insanlar var. Sadece gece hayatı da değil, bu şehirde gündüzleri de bir eğlence mekanı bulabilmeniz mümkün. İbiza: İspanya'nın muhteşem deniz veplajlara sahip adası İbiza'nın gece hayatı da bir o kadar renkli. Keyifli partilerin adresi olan bölgede gündüz ve gece, birbirinden çok farklı yaşanıyor. Çılgın partilere imza atan büyük gece kulüplerine, aynı anda bir kaç bin kişi girebiliyor. İstanbul: Ülkemizin yedi tepeli şehrinin, Dünyanın en cool şehri olarak seçildiğini biliyor muydunuz? Burada her bütçe ve zevke uygun eğlence mekanı bulabilmek mümkün. Hem Avrupa, hem Asya kıtasında toprakları bulunan ve bu özelliğe sahip olması ile de benzersiz olan İstanbul'un her bir karışı tarih kokuyor. Gece hayatı iyi olan şehirler arasında yer alan İstanbul'da özellikle Kadıköy, Galata ve Boğaziçi kıyıları dikkat çekiyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/718-siverekte-gezilecek-yerler.html", "text": "ve görülmesi gereken doğal güzellikler açısından ilgi çekici bir ilçemizdir. Şanlıurfa'nın 13 ilçesinden biri olan Siverek, il merkezine yaklaşık 31 kilometre uzaklıkta bulunmaktadır. Türkiye'nin yüz ölçümü bakımından en büyük ilçesi olma özelliğine sahiptir. Siverek tarihi dokusu, yöresel lezzetleri ve sunduğu doğal ve tarihi güzelliklerle hızla en çok ziyaret edilen ilçelerden biri haline gelmektedir. Turistik anlamda kazandığı değerle her sene gelişmeye devam etmektedir. , konumu sayesinde birçok uygarlığa ev sahipliği yapmış bir bölgedir. Bir kültür ve asalet kent olan Siverek, kendine has örf ve adetleri, tarihi camileri ve doğal güzellikleriyle her sene binlerce turiste ev sahipliği yapmaktadır. Milli mücadele sırasında Urfa'nın kurtuluşunda büyük mücadeleler veren ve büyük kahramanlıklar gösteren Siverek 1923 yılında vilayet merkezi yapılmıştır. İlçedeki aşiret yapılanması ve aşiretler arası rekabet sebebiyle 1926 yılında Siverek vilayeti ilçe yapılmıştır. - Siverek Kalesi: Asurlular zamanında yapılmış olan Siverek Kalesi, toprak yığını bir tepede inşa edilmiştir. Asur medeniyetinden kalan büyük kesme taşlarla inşa edilen kale tehlike arz ettiği için restore edilmiştir. Tarihi dokusu ile görülmeye değer yerlerden bir tanesidir. - Siverek Ulu Cami: Siverek merkezde bulunan Ulu Cami, kitabesinde iki ayrı tarihe kayıtlıdır. Caminin minaresinin Hamdullah Bey tarafından inşa edildiği bilinse de kim tarafından yapıldığı konusunda çeşitli söylentiler bulunmaktadır. - Hüseyin Çeribaşı Camisi: Halk arasında Sulu Cami olarak bilinen Hüseyin Çeribaşı Camisi, Siverek Çeribaşı Hüseyin tarafından inşa edilmiştir. Caminin görülmeye değer olmasını sağlayan mimarisi ile dikkat çekiyor. Altında bulunan kanaldan su geçmesi ise camiyi büyüleyici kılan özelliklerden bir tanesidir. - Gülalibey Camisi: 1071 yılında Gülabi Bey tarafından inşa edilen Gülalibey Camisi, Siverek'te mutlaka görülmesi gereken tarihi yerlerden bir tanesidir. 1955 yılında Siverek Derneği tarafından minaresi inşa edilmiş ve restorasyon çalışmaları yapılmıştır. - Yer Altı Hamamı: Siverek Kalesi'nin güneyinde bulunan Yer Altı Hamamı'nın tarihi 1750'li yıllara dayanmaktadır. Hamamın Hititlere ait olabileceği düşünülmektedir. 1750 yılında tesadüfen keşfedilene bu hamam, günümüzde tarihi dokusunun büyük bir kısmını kaybetmiştir. - Abdalağa Hamamı: Siverek Kalesi'nin doğusunda bulunan Abdalağa Hamamı, Osmanlı zamanında yapılmıştır. Uzun yıllar yöre halkına hizmet eden bu hamam, günümüzde harabe şekline dönmüştür. - Serap Çeşmesi: Kaynağı ya da kim tarafından yapıldığı bilinmeyen Serap Çeşmesi, Yer Altı Hamamından 150 ila 200 metre uzaklıkta yer almaktadır. - Hacı Pınar Çeşmesi: Siverek'in merkezinde yer alan Hacı Pınar Çeşmesi, Selçuklular zamanında inşa edilmiştir. 1933 yılında restore edilen çeşme ilçenin sembolü haline gelmiştir. - Eski Hükümet Konağı: 1903 yılında Abdülhamit'in emri ile inşa edilen konak, 1908 yılında hizmete girmiştir. 1980 yılında çıkan bir yangın sonucunda büyük zararlar görmüştür. Sonrasında Anıtlar Kurulu tarafından koruma altına alınmıştır. - Siverek Ovası: Yer yer dalgalı bir arazi konumunda olan Siverek Ovası, Karacadağ'dan püsküren lavlarla kaplıdır. Jeolojik yapısı ve bazalttan dolayı belirli bölgelerde siyah taşlı alanlar bulunmaktadır. - Takoran Vadisi: Fırat Nehri'nin doğal güzelliğini sunan Takoran Vadisi, Türkiye'nin en büyük barajı konumunda olan Atatürk Barajı yapıldıktan sonra ortaya çıkmıştır. Siverek ile Adıyaman'ın Gerger ilçeleri arasında uzanan bu vadi, 20 kilometre uzunluğa sahiptir. Haftada 500 turist ağırlayan vadi, doğal güzelliğiyle her geçen gün daha fazla dikkat çekmektedir. Çevresinde çok sayıda şelale ve mağara bulunmaktadır. - Takoran Kültür ve Doğa Festivali: 2018 yılında Takoran Kültür ve Doğa Festivali başlatıldı. Siverek belediyesi tarafından düzenlenen bu festival, üç gün sürmektedir. Yöresel yemekler, doğa gezileri, olta balıkçılığı yarışmaları, Takoran Vadisi'nde yapılan tekne turları ve konserlerle taçlandırılan bu festivalin geleneksel hale geleceği ve her sene yapılacağı belirtilmiştir. - Siverek Şire Üzümü Kültürü ve Sanat Festivali: Yavaş yavaş unutulmaya yüz tutmuş olan kültür ve geçim kaynağı olan üzümün tanıtılması amacıyla yapılmaktadır. Festival kortejinin yürüyüşü, Şire üzümü yarışması, konserler, fuarlar ve yemek yarışmaları ile hareketli geçen bu festival katılmaya değerdir. - Pıt Pıt Çorbası: İnce bulgur, sade yağ ve soğan ile yapılan bu çorba Siverek'in yöresel lezzetlerinden bir tanesidir. Kıvamı ne çorba gibi sulu ne de pilav gibi katı olan bu yemeği mutlaka denemelisiniz. - Siverek Tavası: Kıyma, domates, kırmızı ve sivri biberler, sarımsak ve bol isot ile yapılan bu yöresel lezzet acı severler için harika bir tat sunmaktadır. Lezzeti ve sunumu ile herkesin beğenisini kazanan bu yöresel tat, Siverek'te esnafların dayanışma ruhunu da yansıtmaktadır. - Peynirli Ekmek: Şeker kullanılarak yapılan peynirli ekmek börek tadında olmakta ve farklı lezzet sunmaktadır. - Ekşili Sıkma: Köftelerin küçük toplar haline getirilerek hazırlandığı bu yemek, lezzeti ile herkes tarafından beğenilmektedir. - Yarpuz Ekşisi: Nohut, buğday, yarpuz, sumak ve biber salçasının güzel bir şekilde bir araya getirildiği bu yemek, Urfa'nın en meşhur lezzetlerinden bir tanesidir. - Zingil Tatlısı: Un ve şeker ile yapılan zingil tatlısı, Siverek'in en meşhur tatlılarından bir tanesidir. - Şolık Tatlısı: Şıllık tatlısı olarak da bilinmektedir. Asıl ismi Şileki olan tatlının bilinen isimlerinden diğerleri; Şolık, Şiliki, Şike olarak sıralanabilmektedir. Yapımı çok basit ve tadı buna rağmen çok güzel olan bu tatlıyı mutlaka denemelisiniz. sorusunun cevabı Şanlıurfa'da olarak verilebilmektedir. Siverek'in uluslararası coğrafik koordinatları 37.6208153, 39.4035876 olarak belirlenmiştir. Şanlıurfa merkez ile Siverek arası mesafe olarak yaklaşık 31 kilometredir. Araba ile yapacağınız bir yolculuk yaklaşık bir buçuk saat sürecektir. Şanlıurfa şehir merkezinden kalkan dolmuşlar ile Siverek'e ulaşmak mümkündür. Dolmuş seferleri düzenli olarak yapılmaktadır. Siverek'e Adıyaman üzerinden de gidilebilmektedir. Adıyaman üzerinden yapılacak olan yolculukta Atatürk Barajı üzerinden feribotla ulaşım mümkün olmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/72-bilecikte-gezilecek-yerler.html", "text": "Marmara Bölgesi'nde özellikle tarihi ile ön plana çıkan köklü illerimizden biri de Bilecik ilimiz. Her ne kadar Marmara Bölgesi'ne bağlı bir il olsa da, dört farklı bölgede toprakları bulunan tek ilimiz olma özelliği taşıyan Bilecik şehri, Marmara'dan İç Anadolu ve Karadeniz bölgelerine geçişte bir kapı konumundadır. konusu ile bu yazıyı kaleme almış bulunuyoruz. Özet bir genel bilgi vererek konumuza tekrar dönüş yapacağız. Milattan önce 1950'li yıllardan beri pek çok medeniyet arasında el değiştiren Bilecik bölgesi, sırasıyla Thynler, Mısırlılar, Hititler, Frigler, Kimmerler, Lidyalılar, Persler, Makedonyalılar, Bitinyalılar, Romalılar, Emeviler, Abbasiler, Bizanslılar, Selçuklular ve son olarak Osmanlılar'ın himayesine girmiş köklü bir şehirdir. Söğüt ilçesi sınırlarında yer alan bu türbe Osman Bey tarafından, babası anısına yaptırılmış. yer alıyor. Türbe, ecdadına sahip çıkan bir ulusun bireyleri olan milletimizce hayli ilgi gösterilen mekanların başında geliyor. Şeyh Edebali Türbesi, teneffüs ettiğiniz havada Osmanlı Devleti'nin doğuşunu ciğerlerinizde hissedebileceğiniz bir mekan. Osmanlı Devleti'nin kurucusu olan Osman Gazi'nin kayın babası ve hocası olan Edebali Hazretleri, aynı zamanda bir Ahi Şeyh'idir. Şeyh Edebali anısına yapılmış olan türbe tamamen mütevazi bir yapıda boy gösteriyor. Türbe, bulunduğu mekan ve bölge açısından da huzur verici bir mekan diyebiliriz. Şehir merkezinde yer alan Bilecik Müzesi, ulaşım noktasında sizleri hiç zorlamayacak bir nokta. 2007 yılından bu yuna hizmet vermeye devam eden müzede arkeolojik eserler sergilenmekte. Bunun yanında müze binası da başlı başına bir tarihi yapı özelliğine sahip. Osmanlı Devleti'nin yirmi sekizinci padişahı olan Üçüncü Selim tarafından yaptırıldığı bilinen bu yapı, inşa edildiği ilk yıllarda karakol olarak sonrasında ise hapishane olarak hizmet vermiş. Günümüzde ise müzeye çevrilmiş olan yapı bu kulvarda hizmet vermeye devam ediyor. Kaymakam Çeşmesi dönemin kaymakamı Sait Bey tarafından yaptırılmış. Söğüt ilçesi sınırları içerisinde yer alan bu mekan da ziyaretçilerin ilgisini çeken mekanların başında geliyor diyebiliriz. 1900'lü yılların bir eseri olan bu yapı, mimari tarzı ve üzerindeki kitabeleri ile geçmişe atıflarda bulunmakta. Biraz da doğaya özgü mekanlar olsun dediğinizi duyar gibiyiz. Bilecik merkezine bağlı Kınık Köyü'nde yer alan Kınık Şelalesi, Muhteşem bir doğaya sahip. Stresten uzaklaşmak için eşsiz bir mekan olma özelliğine sahip bir nokta diyebiliriz. Türbin Mesire Alanı yerel halk tarafından hafta sonlarının oldukça rağbet gören noktalarından biri. Yetkililer tarafından son zamanlarda yapılan iyileştirmeler sayesinde ziyaretçi sayısında hayli artış meydana gelmiş. Yeşili ve huzuru arayanlar için ideal bir mekan diyebileceğimiz mesire alanının şehir merkezine olan yakınlığı nedeniyle de hiçbir ulaşım problemi yaşamıyorsunuz. Binlerce yıldır doğal oluşumunu bozmamış doğal bir oluşum Harmankaya Milli Parkı. Yüzlerce hektar alana sahip ve park haline dönüştürülmüş Harmankaya, iki büyük şelaleye de e sahipliği yapıyor. Pek çok hayvan türünün de yaşamakta olduğu Harmankaya Parkı hatırınızdan çıkarmayacağınız mekanlardan biri olma özelliğine sahip. Bu ziyaretler gibi Bilecik'in çok anlamlı bölgelerinden biri olan İnönü Şehitliği, Bozüyük ilçesi Akpınar Köyü dahilinde bulunmaktadır. Büyük İnönü Muharebesi'nin geçtiği cephede bulunan şehitlik, 844 adet mezarlıkla dört tarafı Türk bayraklarıyla serili bir şekilde 1930 yılında yapımına başlanmış ve tamamlandıktan sonra bir anıt olarak ziyarete açılmıştır. Yine İnönü Muharebesi ile ilgili olarak Metrsitepe bölgesinde yapılan Metristepe Zafer Anıtı'da 24 metre yüksekliğiyle savaşta şehit düşen askerlerimiz için anı niteliğinde olarak inşa edilmiştir. , nohutlu mantı ve büzme tatlısı gibi yemekler bulunmaktadır. Temel anlamda ise ili simgeleyen ve Bilecik'in neyi meşhur denildiğinde örnek gösterebileceğimiz en önemli nesnelerden birisi ise Bozüyük seramiği olmaktadır. Bu seramik hem Türkiye çapında hem de dünya çapında büyük bir üne sahip olarak muhteşem bir sanat eseri şeklinde usta ellerden çıkmaktadır. 'ya 762 kilometre uzaklıkta olduğunu da ayrıca belirtmiş olalım."} {"url": "https://www.gezipedia.net/720-uzunkoprude-gezilecek-yerler.html", "text": ", Balkanlar'a ve Avrupa'ya bağlanan yolların bulunduğu noktada yer almaktadır. Uzunköprü Yunanistan sınırına 6 kilometre, Edirne merkeze 64 kilometre uzaklıktadır. Osmanlı dönemine uzanmaktadır. Adını sahip olduğu eşsiz köprüden alan bu ilçe Edirne'nin yüz ölçümü bakımından en büyük ilçesidir. Sultan II. Murat tarafından Ergene ismi ile kurulan ilçe, Rumeli yakasındaki ilk Türk kenti olma özelliğine sahiptir. Sultan II. Murat Varna seferinden dönerken karşılaştığı su taşkınları nedeniyle Ergene Nehrini geçememiştir. Bu sebeple buraya bir köprü yapılması emretmiştir. Bu emir üzerine 1425 yılında köprü inşasına başlanmıştır. Köprü tam olarak 18 yılda inşa edilmiştir. 1293 metre uzunluğu, 5,5 metre genişliği ve 174 kemeriyle eşsiz bir eser niteliğindedir. - Ergene Köprüsü: Özelliğiyle ilçenin ismini aldığı köprü olan Ergene Köprüsü, dünyanın en uzun taş köprüsü olma özelliğine sahiptir. İlçenin sembolik bir değeri olan bu köprü mutlaka görülmesi gereken tarihi yerler arasında yer almaktadır. - Murat Külliyesi: 1443 yılında Sultan II. Murat döneminde yapılmıştır. Günümüzde Muradiye Camii olarak adlandırılmakta olup tasarımı dikdörtgene benzemektedir. Ebatları 22 x 19 metre olan bu caminin minaresi bitişik şekilde ve kesme taştan inşa edilmiştir. 1621 yılında restore edilmiş ve üzerine bir çatı örtülmüştür. Moloz taşları ile inşa edilen bu caminin yüksekliği 5,70 metre olarak ölçülmüştür. 18. yüzyılın ilk yarısında ise Murat Külliyesine ek olarak Halise Hatun Camisi inşa edilmiştir. Hacı İbrahim Ağa tarafında eşi için yaptırılan bu cami ahşap bir çatıya sahiptir. Günümüzdeki halini alana kadar sürekli yenileme gören Halise Hatun Camisi'nin ziyaret ettiğinizde külliye içerisinde olan Çifte Hamamı 'da ziyaret edebilirsiniz. - Demokrasi Anıtı: Mustafa Kemal Atatürk'ün çalışma arkadaşları arasında bulunan Mazhar Müfit Kansu tarafından kaymakamlık dönemin inşa edilmiştir. Bu anıt ülkemizin demokrasiye geçişini simgelemekte ve Uzunköprü'nün sembolik anıtlarından biri olarak çok sayıda kişi tarafından ziyarete edilmektedir. 1908 yılında inşa edilen anıt, büyük ve görkemli bir törenle açılmıştır. Anıtın yanında bulunan ve sembolik hale gelen çeşmenin ismi ise Hürriyet Çeşmesi'dir. - Uzunköprü Tren İstasyonu: İnşası 1873 yılında tamamlanan istasyon, Çanakkale Savaşı'nda büyük bir rol üstlenmiştir. Bu anlamda önemi oldukça büyük olan istasyon İstanbul'u Avrupa'ya bağlayan tren yolu üzerinde bulunmaktadır. - Gazi Mahmut Paşa Çeşmesi: Park Çeşmesi olarak da bilinen bu çeşme, 1965 yılında inşa edilmiştir. II. Murat tarafından yaptırılan çeşmenin arkasında küçük bir park bulunmaktadır. - Türk Ocağı Binası: 1914 yılında inşa edilmiş olan Türk Ocağı Binası aslında bir kütüphanedir. 1928 yılında Marsilya'dan getirtilen araç gereçler ile donatılmış olan bina, 1951 yılında halkevleri kapandıktan sonra içerisindeki 3000 kitap, araç ve gereçlerle hazineye devredilmiştir. 2011 yılında restore edilmiş ve ilçe kütüphanesi olarak hizmet vermektedir. ; Uzunköprü'de mutlaka görülmesi gereken değerler arasında yer alan Kent Müzesi, 2013 yılında kente kazandırılmıştır. Müzenin bulunduğu binanın yapılışı 1900'lü yıllara kadar uzanmaktadır. Müze hafta içi 09:00-12:00 ila 13:00-17:00 saatleri arasında hizmet vermektedir. Cumartesi günleri 10:00-12:00 ila 13:00-16:00 saatleri arasında ve pazar günleri 12:00-17:00 saatleri arasında hizmet vermektedir. Eski Hükümet Caddesinde bulunan müzenin tüm hakları Uzunköprü Belediyesine aittir. Müzenin alt ve üst katlarındaki duvarlarda Uzunköprü tarihine ait panolar bulunmaktadır. Bu panolardan ilçenin kuruluş hikayesini, tarihi değerlerin yapılış süreçlerini ve tarihi ile ilgili detayları öğrenebilirsiniz. Müze açıldığı ilk 6 ay içerisinde 12 bin ziyaretçi sayısına ulaşmıştır. birçok etkinlik ile dikkatleri üzerine çekmiştir. Şu an için Uzunköprü'de yapılan tek festival bulunmakta olup farklı projeler üzerinde çalışmalar yapıldığı bildirilmiştir. - Ördek Etli Akıtma: Uzunköprü'ye özel lezzetlerden biri olan Ördek etli akıtma, ince ince yapılan krepler yani yöresel adıyla akıtmalar üzerine yerleştirilen ördek eti ile hazırlanmaktadır. - Mamzama: Közlenmiş patlıcan, közlenmiş kapya biberi, yeşil sivri biber, domates, sarımsaklı yoğurt ile hazırlanan bu lezzet mutlaka denenmesi gereken lezzetler arasında yer almaktadır. - Zerde: Zerdeçal, pirinç, gül suyu ve safran kullanılarak hazırlanan bu tatlı fıtık ve kuş üzümü ile süslenmektedir. Oldukça lezzetli olan bu tatlı Uzunköprü'nün vazgeçilmez lezzetleri arasında yer almaktadır. - Kapuska: Lahana turşusu ve pirinç ile hazırlanan bu yemek, kırmızı pul biber ile süslenerek servis edilmektedir. Lahana severlerin vazgeçemeyeceği bir lezzettir. - Piyaziye: Kıyma, kuşbaşı et, pirinç ve soğanın birleşimi ile harika bir lezzet sunan Piyaziye'yi mutlaka denemelisiniz. - Kavala Kurabiyesi: Edirne kurabiyesi olarak da bilinen Kavala kurabiyesi, ağızda dağılan müthiş lezzetiyle mutlaka tercih edilmesi gereken hediyelik ürünler arasında yer almaktadır. - Mis Sabunu: 1600'lü yıllardan bu yana Edirne'de üretilmeye başlayan meyve sabunları en çok tercih edilen hediyelik ürünlerdendir. - Aynalı Süpürge: El sanatının güzel örneklerinden olan aynalı süpürge, Uzunköprü gelenekleri arasında büyük önem taşımaktadır. Evlerin kapısının dışına asılan bu süpürgeler, evde evlenilecek çağda bir kız olduğuna işaret edermiş. Esenler Otogarından kalkan ve Edirne'ye giden düzenli otobüs seferleri bulunmaktadır. 2 saatlik bir otobüs yolculuğu sonrasında Edirne'ye ulaşabilirsiniz. , kuzey bölgesinde Edirne merkez ve Havsa ilçeleri ile komşudur. Uzunköprü 275 kilometrelik bir demir yolu ve 250 kilometrelik kara yolu ile İstanbul'a bağlıdır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/721-viransehirde-gezilecek-yerler.html", "text": "Viranşehir'de gezilecek yerler ve tarihi dokusu ile her yıl binlerce yerli ve yabancı ziyaretçi ağırlayan bir ilçemizdir. Şanlıurfa'ya bağlı olan Viranşehir, ilin 13 ilçesinden bir tanesidir. Suriye sınırına 50 kilometre uzaklıkta olan Viranşehir, dini konuda ön plana çıkmakta ve türbe ziyaretleriyle ünlü bir konumda yer almaktadır. Viranşehir; Sümer, Asurlular ve Hititler döneminde 'Tilla, Tella, Tilli', Romalılar döneminde 'Constantina', İslam Uygarlığında ise 'Tel-Muzin' isimlerini almıştır. çok verimli bir ovaya sahip olması ve ipek yolu üzerinde yer alması ile tarih boyunca önemli bir yere sahip olmuştur. Birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve o medeniyetlerden tarihi izler taşımaktadır. Hititler, Asurlular, Makedonyalılar, Seleukoslar, Romalılar, Aramiler, Medler, Persler, Keldaniler, Abbasiler, Selçuklular, Araplar, İranlılar gibi birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. - Eyyüp Peygamberin Türbesi: Eyyüpnebi Köyünde bulunan Eyyüp Peygamberin Türbesi ilçe merkezine 15 kilometre uzaklıktadır. Kubbe şeklinde bir bina olarak inşa edilen türbe, yıl içerisinde birçok ziyaretçi ağırlamaktadır. Hz. Eyüp'ün karısı olan Haz. Rahime'nin Türbesi de Eyyüpnebi Köyünde bulunmaktadır. - Hz. Elyassa Türbesi: Bir rivayete göre Hz. Elyassa Eyyüp peygamberi ziyaret etmek köye gider. Köyün 500 metre uzağında vefat eder. Vefat ettiği yerde gömülür ve türbesi aynı yere yapılır. - Ortagonal Roma Tapınağı: Viranşehir merkezde bulunan bu yapı Roma döneminde aittir. İki katlı olarak ve 8 dikmen üzerine inşa edilmiş olan bu yapıdan geriye sadece bir dikmen kalmıştır. Roma kralının sevdiği kadının suda boğulmasından sonra ona hitaben yaptırılmış bir yapı olduğu söylentisi bulunmaktadır. Bizans döneminde Kilise olarak kullanılmıştır. - Şemun Manastırı: Viranşehir merkeze 2 kilometre uzaklıkta bulunan Şemun Manastırı, Yolbilen Köyünde yer almaktadır. Şemun Manastırı etrafında birçok kalıntı ve mağara bulunmaktadır. Aziz Şemun tarafından yaptırılmış olan bu manastır Viranşehir'in görülmesi gereken tarihi yerleri arasında bulunmaktadır. - Çemdin Kalesi: Eski Kale olarak da bilinen bu kale, ilçe merkezine 25 kilometre uzaklıktadır. Roma dönemine ait olan Çemdin Kalesi bölgeye gelen her medeniyet tarafından korunmuştur. Savunma amacıyla inşa edilen bu kale her sene binlerce ziyaretçi tarafından uğranan yerlerden bir tanesidir. - Yücelen Mağaraları: Viranşehir-Urfa kara yolunun 66 kilometre uzağında olan bu mağaralar, daire biçiminde bölmelerden oluşmaktadır. Kapadokya'yı anımsatsalar da aradaki tek fark mağaralar arası geçiş olmamasıdır. - Tektek Dağları: Harran ile Viranşehir ovaları arasında kuzeyden güneye doğru uzanan kıvrımlı dağlar olan Tektek Dağları, güneye doğru azalan tepelere sahiptir. Genel olarak basık bir plato görünüme sahip olan bu dağda bulunan en önemli tepeler; Sıfır Tepe, Hacco Tepesi, Toklu tepe, Hellohello tepesi ve Cinas tepesidir. - Yılanlı Dağ: Viranşehir'in güneydoğusunda bulunan bu dağda bulunan yılan çeşitliliği sayesinde ismini almıştır. - Habur Suyu: Şanlıurfa'nın en önemli akarsularından bir tanesidir ve Viranşehir'in kuzeydoğusunda yer almaktadır. Fırat nehrinin önemli kollarından bir tanesi olan Habur Suyu, 359 kilometre uzunluğundadır. ağırlıklı olarak dini kapsamda düzenlenmekte ve inanç turizmi için katkı sağlamaktadır. Viranşehir halkı tarafından talep edilen Şelengo Festivalinin 2019 yılında yapılıp yapılmayacağı ise henüz netleşmemiştir. - Eyyüb Nebi Sabır Günü: 2019 yılında 17. düzenlenecek olan Eyyüb Nebi Sabır Günü, yapılan etkinler ile dikkat çekmektedir. Sabır, Sadakat ve Vefa ödülleri verilmekte, ilahiler okunmakta ve konserler verilmektedir. - Viranşehir Karacadağ Kültür ve Sanat Festivali: Halk danslar gösterisi, konserler, Kervan yürüyüşleri ile hareketli bir festivaldir. Resim ve fotoğraf sergileri yapılmakta ve paneller düzenlenmektedir. Genellikle ekim ayında gerçekleşene festivale binlerce kişi katılım sağlamaktadır. - Patates Kubbesi: Kabukları soyulan patateslerin kabukları soyulduktan sonra ikiye bölünmekte ve geniş kısmı alta gelecek şekilde tepsiye dizilmektedir. Baharatlarla süslenerek fırında pişirilmektedir. Oldukça lezzetli olan bu yöresel yemeği mutlaka denemelisiniz. - Söğürme: Patlıcan, kapya biber, kuru soğan, yeşil biber, domates ve zeytinyağının mükemmel şekilde harmanlığı bir lezzettir. Viranşehir'in en meşhur yemekleri arasında yer almaktadır. - Kuru Fasulye Pilav: Türkiye'nin her yerinde meşhur olan kuru fasulye pilav, Viranşehir'de de oldukça meşhurdur. Fakat Viranşehir'de yediğiniz kuru fasulye pilavın tadına doyamayacaksınız. - Dobelan Kebabı: Oldukça esrarengiz bir yemek olan Dobelan Kebabı, Kızıltepe'de yetişen bir tür mantar olan dobelanlı kullanılarak yapılmaktadır. Bu mantar yılda yalnızca 1,5 ay yetiştiği için o sırada denk gelip mutlaka tatmanız gerekmektedir. Çok sayıda hastalığında şifası olan bu mantarı mutlaka denemelisiniz. - Patlıcan Kebabı: Kebapları ile adından söz ettiren Viranşehir'de patlıcan kebabını da mutlaka denemelisiniz. Viranşehir'de oldukça meşhur bir yemek olan patlıcan kebabı, en çok tercih edilen lezzetler arasında yer almaktadır. - Lahmacun: Kebapları ile olduğu gibi lahmacunlarıyla da ünlü olan Viranşehir'de mutlaka lahmacun yemelisiniz. Tadına doyum olmayan lahmacunlar acılı ya da acısız şekilde servis edilmektedir. Viranşehir'de üretilen hediyelik ürünler arasında yalnızca Viranşehir'de üretimi gerçekleşen Şelengo isimli salatalık türü bulunmaktadır. Yalnızca Viranşehir'de üretildiği için Şelengo mutlaka tadılmalı ve hediyelik olarak alınmalıdır. Viranşehir'den Urfa'ya özel baharatlar satın alabilir, el yapımı hediyelik eşyaları tercih edebilirsiniz. sorusunun yanıtı Şanlıurfa olacaktır. Şanlıurfa merkez ile Viranşehir arası 92 kilometredir. Araçla gidildiğinde Şanlıurfa merkezden Viranşehir'e yaklaşık 1 saat 5 dakika gibi bir sürede gidilebilmektedir. Viranşehir'e hava yolu ile ulaşılabilmesi için uçakla Şanlıurfa'ya gidilmelidir. Şanlıurfa GAP Hava limanından Viranşehir'e kara yolu ile ulaşılabilmektedir. Viranşehir İstanbul arası ise 1.377,5 kilometredir. İstanbul'dan kara yolu ile Viranşehir'e ulaşmak için yol yaklaşık 14 saat 50 dakika sürecektir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/722-carsambada-gezilecek-yerler.html", "text": ", farklı bir gezi isteyenlerin önemli alternatifleri arasında gösterilebilir. Samsun kent merkezine 36 km uzaklıkta bulunan ilçenin nüfusu ise 140 bin seviyelerindedir. 6000 yıl geçmişe gitmektedir. Milattan önce 4000'li yıllarda kurulduğu tahmin edilen ilçenin Hitit ve Frigya gibi önemli uygarlıkların egemenlikleri altında yaşadığı bilinmektedir. Bilindiği gibi Karadeniz'in en verimli topraklarının bir kısmı ilçede, Çarşamba ovasında bulunmaktadır. Bundan dolayı geçmişteki yaşayan insanların buraya çok özel bir ilgisi vardı. Bu ovayla ilgili ortaya çıkan kaynaklar incelendiğinde, milattan önce 8. yüzyılda burada kadın savaşçıların varlığından bahsedildiği görülür. M. Ö. 6. yüzyıla gelindiği zaman tarihi kaynaklarda bölgedeki Perslerden bahseder. Daha sonra ise Roma İmparatorluğunun hakimiyeti başlar ve bu hakimiyet uzun bir süre devam eder. Türklerin Anadolu'ya gelmeye başlamasıyla birlikte, buraya ilk olarak Porsukoğulları gelir ve Porsuk köyünü kurar. Köyün olduğu bölgede zaman için düzenli panayırlar kurulmaya başlanır ve bunlara Çarşamba pazarı adı verilir. İlçenin adının buradan geldiği tahmin edilmektedir. Bunların ardından kente Selçuklular ve beylikler hakim olduktan sonra hakimiyet Osmanlı Devleti'ne geçer. Kim tarafından yapıldığı bilinmeyen cami, 1206 yılında inşa edilmiştir. Anadolu'nun ahşap mimarisinin ilk örneklerinden birisi olan yapı, Çay Mahallesinde bulunur. Yapının en önemli özelliklerinden birisi, çivisiz olarak inşa edilmiş olmasıdır. Yapımında bir süre sonra 1335 yılında geniş kapsamlı bir onarımdan geçen yapı, günümüze kadar ulaşmıştır. Caminin etrafında kimlere ait olduğu bilinmeyen mezarlar vardır. Garipler ve Kökçeli mezarlığı olarak bilinen bu alan da kente gelindiğinde ziyaret edilebilir. Yakın tarihte inşa edilen Yeni Köprü, Cumhuriyet tarihinin ilk eserlerinden birisidir. 1931 yılında inşa edilen ve araçların geçişi için yapılan köprünün uzunluğu 274 metredir. 12 ayağı ve su akışı için geniş gözlere sahip olan köprü, yakın zamanda araç trafiğine kapatılmış ve sadece yayaların kullanımına bırakılmıştır. Erbaalı Rıdvan Bey tarafından ilk olarak mescit olarak inşa ettirilen söz konusu yapı, daha sonra camiye çevrilmiştir. 1201 yılında yapılan mescidin ilginç birde hikayesi vardır. Erbaalı Rıdvan Bey'in kızın Yeşilırmak'ta kaybolmuş ve daha sonra Çarşamba'da bulunmuştur. Rıdvan Bey, bu mescidi kızının anısına inşa ettirmiştir. Tarihi güzellikler denildiği zaman aklımıza genelde yapılar gelir. Fakat Çarşamba'da bulunan bir çınar ağacı, adeta bunun aksini ispat etmektedir. Yüzyıllara şahitlik eden bu ağacın yakınında, yedi farklı noktadan su fışkıran kayanın üzerine inşa edilen değirmen bulunmaktadır. Değirmenin, 7 taşı bulunmaktadır. Ayrıca burada Arap Dede adındaki bir zatın mezarının da olduğu tahmin ediliyor. , doğal güzellikleri ile adeta insanları büyülemektedir. İlçenin şüphesiz en önemli doğal güzelliği Karadenizdir. Sahil şeridi, insanların zamanlarının önemli kısmını geçirdikleri alandır. Burada yer alan kafe ve restoranlara gelen insanlar, deniz manzarasının tadını çıkarmaktadır. Çarşamba'nın bir diğer doğal güzelliği Yeşilırmak'tır. Irmağın çevresinde rekreasyon çalışması yapılmış olup, insanların daha kaliteli zaman geçirmeleri sağlanmaktadır. Restoran, yürüyüş parkurları, yüzme havuzu, kafeler, Çarşamba evleri ve benzer çok sayıda alan buraya inşa edilmiştir. Oldukça geniş bir alana sahip olan Adapark, insanların rahatlıkla gezmesi için üç vagonlu trenle de gezi hizmeti vermektedir. - Büryan - Tirit - Keşkek - Kıvratma - Mısır Çorbası - Karmaç - Lepsi - Balcan turşusu - Poot denildiği zaman akla gelen farklı konular vardır. Bunlardan birisi, ilçenin ülke çapındaki fındığıdır. Karadeniz genelinde fındık yetiştirilmesine rağmen, ilçede yetişen fındığı lezzeti ve genel özellikleri daha fazla ilgi görmektedir. sorusuna verilecek ilk cevap Samsun'dadır olacaktır. Samsun ilçelerinden olan Çarşamba'nın etrafında Tekkeköy, Ayvacık, Terme ve Salıpazarı ilçeleri bulunmaktadır. Kentin kuzeyi ise tamamen Karadeniz sahilidir. sorusu, ilçenin konumu ile direkt olarak ilgilidir. Samsun kent merkezine sadece 36 km uzaklıkta bulunması sebebiyle buraya Samsun üzerinden gelinebilir. Samsun'dan düzenli olarak kalkan minibüslere binildiğinde, yaklaşık 40 dakika sonra ilçeye ulaşılabilir. Ayrıca Çarşamba ile Ordu arasındaki mesafe 112 km olup, Ordu'dan da özel araçlarla buraya gelinebilir. gibi büyük kentlerinden kalkan ve Samsun'a gelen otobüslere binilerek ilçeye gelmek mümkündür. Bunun haricinde ise Samsun'da bulunan hava limanı üzerinden de ilçeye gelinebilir. Özellikle hava limanı ile ilçenin arasının sadece 17 km olması, hava yolu ile buraya gelmeyi kolaylaştırmaktadır. Bu sayede sadece birkaç saat içinde ülkenin en uzak noktalarından uçakla buraya gelinebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/723-hatayda-ne-yenir-hataydaki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": "ve Hatay'a gidildiğinde yenmeden dönülmemesi gereken muhteşem lezzetlerden bir seçim yapmak gerekirse ortaya aşağıdaki gibi bir liste çıkıyor. Ünü Hatay'dan tüm Türkiye'ye yayılmış olan ve her ilde onlarca Hatay dürüm dönercisi açılmasına neden olan Hatay döneri kendine has kızartılmış ekmeği ve özel formül domates sosuyla birlikte Hatay lezzetleri arasında oldukça hızlı ön plana çıkan bir yöresel lezzet olmakla beraber Hatay dönerini Hatay'da yiyenlerin başka şehirde bir daha döner yiyemeyecekleri de nesilden nesile anlatılan bir efsane olarak dikkat çekmektedir. Yöresel Hatay lezzetleri içerisinde kolaylıkla başı çekebilecek bir lezzet olarak değerlendirilen Hatay tepsi kebabı Hatay'da odun fırınlarında pişen ve özellikle altındaki soğanlı harçla dikkat çeken çok önemli bir Hatay tadıdır. Hatay'ın sadece Türkiye'ye değil dünyaya sunduğu en önemli imzalarından biri olarak gösterilen künefe her detayıyla muhteşem bir lezzet olarak ön plana çıkıyor. Yöresel Hatay yemekleri arasında oldukça ön plana çıkan bir lezzet olan Belen Tava özel sos ve baharatlarla harmanlanmış et kavurmasının güveç kabına benzer bir kap içerisinde fırında pişirilmesiyle oluşan ve ekmek bandırılma zevkinin sonuna kadar yaşandığı çok özel bir lezzettir. Özellikle Hatay Belen'de çok sık yapıldığı için bu yörenin adıyla isimlendirilmektedir. Fındık lahmacunu andıran görüntüsü yanında lezzet olarak fındık lahmacundan oldukça ayrılan \"kaytaz böreği\", en ünlü Hatay hamur işlerinden birini oluşturmaktadır. Günün her öğününde ve her saati yenebilen kaytaz böreği servislerindeki detaylarla da oldukça dikkat çekmektedir. Bulgurdan yapılan önemli bir Hatay lezzeti olarak dikkat çeken Fellah köftesi bulgurun haşlanmasıyla birlikte biber salçası, ıspanak ve bol zeytinyağıyla yoğurulmasıyla oluşurken hem göze hem de mideye hitap eden çok önemli bir lezzettir. Hatay'la özdeşleşmiş önemli bir lezzet olan \"oruk\" özel seçilmiş ince Hatay bulgurunun yoğurulduktan sonra içerisine salçalı ve bol yağlı bir kıyma harcı koyularak nar gibi kızartılan önemli bir tatdır. Bayat ekmeğin yanı sıra baharat, ceviz ve sarımsakla yapılan muhammara hem meze, hem ana yemek hem de yardımcı yemek olarak da tarifedilebilen önemli bir Hatay lezzetidir. Önemli bir Hatay mezesi olarak ifade edilebilecek olan mütebbbel bazı çevrelerce Suriye ve Arap yemeği olarak da ifade edilebilirken; tahin, yoğurt ve patlıcanla hazırlanan mütebbel Hatay yöresel mutfağının en önemli elemanlarından biri. Aynı ismi gibi eski bir evin avlusunda yer alan ve yöresel lezzetlere getirdiği yorumlarla dikkat çeke Avlu Restoran, daha ana yemekler gelmeden müşterilerine sunduğu atıştırmalık lezzetlerle dahi gönülleri fazlasıyla fethetmeyi başarırken meze tabaklarıyla ayrı bir övgüyü fazlasıyla hak ediyor. Ana yemekleri, kebapları ve ızgaralarıyla birlikte Hatay tatlılarıyla Hatay'ın en dikkat çekici yemek mekanlarından biri konumunda. olma iddiasını devam ettiren oldukça dikkat çekici bir mekan. sorusu için verilecek önemli bir yanıt olmakla beraber özel salaş mekanı ve müşterilere sağladığı farklı misafirperverlikle dikkat çekerken eşsiz Antakya manzarasını sabah kahvaltı, akşam da nargile keyfiyle yaşamak mümkün. Antakya Saray Caddesi Namık Kemal Sokak'ta bulunan Kahverengi benzersiz kahvaltı yanında oldukça uygun fiyatlarıyla da ön plana çıkarken; terasta kahvaltı keyfi yaşanacak ender Hatay mekanlarından biri konumunda."} {"url": "https://www.gezipedia.net/724-havzada-gezilecek-yerler.html", "text": ", insanların mutlaka görmesi gereken önemli eserlerin bulunduğu bir yer olarak nitelendirilebilir. Havza, Yeşilırmak ile Kızılırmak tarafından taşınan verimli topraklara sahiptir. Bu özelliklerinden dolayı, tarih boyunca insanlar buraya ilgi göstermiştir. İlçenin kuruluşu milattan önce 2000'li yıllara kadar uzanmaktadır. Hititler tarafından kurulan kentin valilerinden birisi Kavuzhan, halk arasında zamanla \"Havza\" adıyla anılmaya başlamıştır. Kentin adının da buradan geldiği rivayet edilir. genel hatları ile bu şekildedir. Fakat tarih boyunca çok önemli rolleri oynadığı asla unutulmamalıdır. , genellikle bu yapılardan oluşmaktadır. Bunların bazıları yakın tarihte inşa edilmişken, bazıları ise yüzyıllar öncesinden gelmektedir. Havza, Türk tarihi açısından son derece önemlidir. Kurtuluş mücadelesini başlatmak için Samsun'a çıkan Atatürk, Samsun'dan direkt Havza'ya geçmiş ve çalışmalarına burada başlamıştır. Burada 25 Mayıs ile 13 Haziran tarihlerde kalan Atatürk, zamanında otel olarak kullanılan bir binada konaklamıştır. Söz konusu bina şimdilerde ise müze olarak kullanılmaktadır. Atatürk Evi adıyla bilinen müzede, Atatürk'ün kullandığı şahsi eşyalar, Kurtuluş Savaşı'nda kullanılan silahlar ve yöresel eşyalar bulunmaktadır. Havza'ya gelen herkesin mutlaka ziyaret etmesi gereken çok önemli bir müze olduğu söylenebilir. Havza'nın Lerdüğe köyünde milattan önce 100 ile milattan sonra 200 yılları arasındaki dönemlere ait olduğu bilinen Tümülüsler bulunmaktadır. Söz konusu Tümülüslerin sayısı 5 olup, bölgede yapılan farklı arkeolojik kazılarda çok sayıda da tarihi eser bulunmuştur. Bahse konu bölgede halen farklı eserler olduğu düşünülmektedir. Yapılan çalışmalar sonucunda elde edilen eserler, Anadolu Medeniyetleri Müzesi içerisinde insanlara sunulmaktadır. Havza'ya 22 km uzaklıkta bulunan bu köy, ilçeye gelenler tarafından büyük ilgi görmektedir. Romalılar tarafından inşa edildiği tahmin edilen Büyük Hamam, ilçe merkezindeki İmaret Mahallesi sınırları içerisinde yer almaktadır. Zaman içinde farklı nedenlerden dolayı tahrip olan hamam, Selçuklu hükümdarı olan II. Mesut tarafından yeniden inşa ettirilmiş ve tekrardan kullanılmaya başlanmıştır. Bu işlem, tarihi kaynaklara göre 1256 yılında gerçekleşmiştir. Havza'nın tarihi sembollerinden birisi olan bu hamam, klasik tarihi yapılar gibi gösterişli olmayıp sadece bir görüntüye sahiptir. Büyük hamamın yanına 1894 yılında Sivas valisi olan Memduh Paşa tarafından inşa ettirilmiştir. Söz konusu hamam, günümüzde de aktif olarak kullanılıyor. Burada faaliyet gösteren otel ve özel banyo işletmesi bulunmaktadır. Adını aldığı mahallede yer alan İmarethane, kaplıcanın yakınında yer almaktadır. Osmanlı padişahlarından olan II. Murat zamanında yaptırıldığı bilinen yapıyı, Amasya valisi Mustafa Bey inşa ettirmiştir. Bu binanın duvarında Latince olarak; \"Bu kaplıcalara gelen kişi büyük ihtimalle tedavi olur ve Tanrı Asklepios'a şükranlarını sunar\" yazmaktadır. Havza'nın en eski tarihi yapılarından birisi olduğu düşünülmektedir. Kayabaşı köyünde yer alan bu köprünün tam olarak ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Fakat tarihi kaynaklar incelendiğinde, Roma döneminde tamir edildiği anlaşılmaktadır. Kente gelenlerin ziyaret etmesi gereken önemli bir tarihi yapıdır. , yukarıda da görüldüğü gibi genel itibariyle tarihi yapılardan oluşmaktadır. Fakat buna karşın burası bir Karadeniz ilçesidir. Bundan dolayı doğada yürüyüş yapmak dahi insanların ilgisini çekmektedir. olup, bunun da 5. si düzenlenmiştir. Bu festivalde ise semah gösterisi, uçurtma yarışması, konser ve benzer etkinlikler yapılmaktadır. olup, bununla ilgili ayrıntılı bilgi yukarıda verilmiştir. Kente gelenlerin milli mücadelenin ilk karargahı olan bu müzeyi mutlaka ziyaret etmesi gerekir. - Kaz Tirit Pilavı - Büryan - Keşkek - Bakla Yemeği Havza denildiği zaman akla ilk olarak Havza Genelgesi ve Kurtuluş Savaşı'ndaki bu genelgenin rolü akla gelmektedir. Bunun dışında ise ilçenin kaplıcaları oldukça meşhurdur. Yaklaşık 2000 yıldır ilçeye hakim olan devletler tarafından kullanılan ve şifa kaynağı olduğuna inanılan kaplıcalar, günümüzde de aktif olarak kullanılmaktadır. Doğal olarak yüzeye çıkan kaynak suyu çevresinde, günümüzde farklı oteller faaliyet göstermektedir. Çıkan suyun sıcaklığı 53 derece olup, mineral bakımından oldukça zengindir. Silis, sodyum, sülfat ve kalsiyum bikarbonat içeren suyun romatizmal hastalıklara iyi geldiği uzmanlar tarafından belirtilmektedir. ilçesi bulunmaktadır. İlçenin doğusunda Ladik ve Kavak, batısında ise Vezirköprü yer alır. Samsun il merkezine olan uzaklığı 81 km'dir. Havza'ya ülkenin farklı noktalarından kara yolu ile buraya gelinebilir. Samsun'a Ankara'dan gelen otobüsler ilçenin yakınından geçmektedir. Ayrıca Amasya ile Havza arası sadece 43 km olup, Amasya üzerinden de buraya gelinebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/725-fatsada-gezilecek-yerler.html", "text": "ilçesine gelen ziyaretçi sayısında büyük artış olmuştur. arasında çok sayıda tarihi mekan vardır. Şehirde Osmanlı ve Bizans kültürünün izleri olan çok sayıda yer bulunur. Kale, geçmiş zamanlardan günümüze kadar gelmiş tarihi kalıntılar arasındadır. Uzun yıllardan beri özgünlüğünü korumaya devam etmektedir. Ayrıca gözetleme kulesi olarak kullanılan kalenin yapım tarihi Pontus Rum İmparatorluğu dönemine kadar dayanır. 65 metre uzunluğunda bulunan kale üzerinde 1800'lü yıllarda yapılan ahşap bir Osmanlı konağı yer alır. açısından önemli olan kale, şehre bağlı Yapraklı Köyü sınırlarında 5 km mesafede yer alır. Yapılan çalışmalar sonucunda MÖ 300'lü yıllarda yapıldığı ortaya çıkmıştır. Ayrıca tek ya da çok sayıda kayaya oyulan tünel biçiminde güvenli şekilde suya ulaşılan basamaklı tünelleri vardır. Kendi alanında karakteristik bir yerleşim tipi olan kale sit alanı olarak belirlenmiştir. arasında çok sayıda doğal bölge bulunur. Karadeniz bölgesinin dünyaca ünlü doğasını bu şehirde sonuna kadar hissedeceğiniz mekanları ziyaret edebilirsiniz. Karadeniz bölgesi sınırlarında yer alan Fatsa Adası, sahile ortalama 2 km mesafede bulunur. Bir dönüm büyüklükte, bir tek taş ve kayalardan oluşur. Adada hiçbir ağaç ve bitki türü yer almaz. Bununla birlikte ada üstünde sadece bir tane deniz feneri vardır. Anlatılanlara göre, eskiden ilçeden adaya, deniz altından gidilen gizli bir tünel olduğu anlatılır. Diğer bir anlatıya göre de Fatsa'yı kuran kral 2. Farnakes'in kızını korumak adına ada üzerinde kale yaptırdığı ve kaleye ulaşım için bu tüneli kullandığı söylenmektedir. Ancak günümüzde kale ve tünel kalıntıları yoktur. Adayı Fatsa ziyaretiniz sırasında tekne turlarına katılarak gezebilirsiniz. Fatsa gezilecek yerler arasında olan Gaga Gölü; Meşebükü ve Yassıtaş köyleri arasında yer alır ve ilçeye 10 km mesafede bulunur. Heyelan sonucunda oluşumu tamamlanan gölün derinliği 5 metreyi bulur. Heyelandan sonra meydana gelen çukurlar zaman içinde yağış alarak doğal göller oluşturmuştur. Göl küçük bir kanal ile Fatsa Bolaman Irmağı'na bağlanır. Saza ve kadife balığı görülen gölün yemyeşil doğasında temiz havasını içinize çekebilirsiniz. Fatsa şehir merkezine 10 km mesafede bulunan Sarmaşık Kaplıcaları özellikle bölgede yaşayan insanların şifa bulmak için sürekli gittiği bir doğal güzelliktir. Burada çok sayıda hastalığa iyi gelecek sıcak su kaynağı bulunur. Karadeniz tarihinde ilk defa Cenevizliler tarafından kullanıma açılan kaplıcalar; romatizma, kireçlenme ve kadın hastalıklarına iyi gelir. Ortalama 47 derece su sıcaklığına sahip kaplıcada dakikada ortalama 200 litre kadar su akar. Burayı ziyaret ederek çeşitli sorunlarınıza doğal çözümler bulabilirsiniz. Eski Samsun- Ordu karayolu üstünde yer alır. Fatsa'daki etkileyici manzaralı, doğanın tüm güzelliklerini barındıran bir sahil kasabasıdır. Manzarası sebebiyle yıl içinde çok sayıda ziyaretçi çeker. Yüksek rakıma sahip olan kasabada sizler de manzaranın keyfini yaşayabilir ve hoş vakit geçirebilirsiniz. Güzel bir Karadeniz sahili olan Fatsa'da yerel ve ulusal olarak çok sayıda festival düzenlenir. Şehirde düzenlenen festivallerden olan Çınar Festivali ilk olarak 2000 yılında yapılmıştır. Festival ilçede yer alan yüz yıllık çınar ağaçlarından ilham alır. Etkinlik kapsamında güzellik yarışması, yemek yarışması, bazı aktiviteler ve konserler yapılır. - Taze Fasulye - Turşu Kavurma - Malez - Hamsili Ekmek - Hamsi Kargana - Hamsili Pilav - Mantar - Keşkek - Pazı Burması - Yoğurtlu Pezük. Fatsa'da ne yenir sorusuna ziyaret sırasında tüm lezzetlerini tadarak cevap bulabilirsiniz. Hamsi, sakarca, pazı ve lahananın meşhur olduğu Fatsa, milattan önce yapılan çok sayıda güzelliği ve Karadeniz'in eşsiz manzaraları ünlüdür. Şehri ziyaret ederek çok sayıda doğal güzelliği ve Karadeniz kültürü izlerini ziyaret edebilirsiniz. Hava limanına ülkemizin birçok noktasından direkt ya da aktarmalı uçabilirsiniz. Hava alanından ortalama 30 dakikada şehre ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/727-mackada-gezilecek-yerler.html", "text": ", manastırlarıyla ünlüdür. Tüm dünyada üne sahip Sümela Manastırı'nın da bulunduğu ilçede çok sayıda doğal ve tarihi güzelliği ziyaret edebilirsiniz. , gizli Hristiyanlığın yaşandığı sınırlı yerler arasındadır. ilk olarak manastırlardır. Geçmişte Hristiyanlığın yaşaması için önemli olan bu yapılar günümüzde çok sayıda ziyaretçi tarafından görülmektedir. Her yıl yüzlerce ziyaretin gerçekleştiği bu güzellikler doğayla iç içe olan yapılardır. Maçka ilçesi sınırlarında bulunan Vazelon, şehrin görülmesi gereken mekanlarındandır. Bu yapının kurucusu ve yapım tarihi bilinmez. Tarihinin 270'lere kadar gittiği tahmin edilmektedir. Günümüzde çok fazla değişiklik yaşamış olan bu yapının geliriyle Sümela Manastırı'nın inşa edildiği söylenir. Manastır imparator Justinianus tarafından onarılarak bugünkü görünümünü almıştır. Buranın en zengin ibadet mekanlarından olduğu kabul edilmektedir. Yapının çok sayıda saldırıya maruz kaldığı yazılıdır. Tarihi kaynaklar 490 yılında yapılan saldırıda 400 kadar kişinin katledildiğini yazar. Sümela Manastırı kadar dolu olan bu mekan, 300 metrelik bir kaya kütlesinin üzerine inşa edilmiştir. Dikkat çekici bir alana kurulan ve mimari açıdan göz dolduran bu yapı, Yunanistan'da bulunan Meteora manastırını andırır. 300'lü yıllarda yaptırılan bu yapı Zigana yolu boyunca stratejik noktaları tutmuştur. Türkler Hızır İlyas Manastırı adı verir. 1906 yılında çıkan yangından sonra Adülhamit Han tarafından restore edilmiştir. Orman ve derenin eşsiz güzelliği arasında pek bilinmeyen gezi noktalarından biridir. Trabzon Maçka ilçesinde tarihi ve mimarisiyle ilgi gören Sümela manastırı geniş bir alana inşa edilmiştir. Manastırda öğrenci odaları, mutfak, misafirhane, kutsal yazma ve kütüphane bulunur. Girişe gidebilmek için dar ve uzun merdivenlerden çıkmanız gerekir. Girişteki su kemerlerinin bir bölümü yıkılmıştır. 375 ile 395 yılları arasında yapıldığı tahmin edilir. Kapadokya kilise tarzında yapılan ibadethane hakkında Rumlar iki kardeş hikayesini anlatır. Kardeş olan Atinalı Barnabas ve Sophronios adında iki keşiş aynı rüyayı görür. Rüyalarında Sümela'nın yerini görürler. İkisi de habersiz giderek burada karşılaşırlar. Daha sonra burada kilisenin temelini atarlar. Sümela Manastırı yıl içinde dünyanın her yerinden çok sayıda turiste doğal ve tarihi bir seyir zevki yaşatır. arasında çok sayıda doğal güzellik de bulunur. Maçka'nın bir köyü olan Şimşirli, çağlayan derelerin ve mükemmel bir ormanın içinde yer alır. Diğer adı Kuştul olan köy 1920 yılında 200 aileye ev sahipliği yapıyordu. Bu köye şanını veren olay ise kuşdilinin buradan çıkmış olmasıdır. Rivayete göre Türkler ve Rumların konuştukları dilin Türkçe hecelerde tuhaf karşılıkları olduğu ve bu ilin de kuşdili olduğu söylenir. 2200 metre yükseklikte yer alan bu yayla Gürgenağaç Köyü sınırlarında bulunur. Toprak bir yoldan yaylaya ulaşabilirsiniz. Altyapı hizmetlerinin olmadığı bu doğal güzellik günü birlik ziyaretlere ve kamp severlere açık bir doğal güzelliktir. Büyük bir yeşil alanı barındıran ve içinde şelaleler bulunan Altındere Vadisi, bol oksijenli bir doğal güzelliktir. Vadiye ulaşım son derece kolaydır. İçinde bulunan patika yoldan geçerek tüm güzellikleri görebilirsiniz. Sümela Manastırı'na çok yakın olan bu vadide trekking, tırmanma, balık avcılığı, doğa araştırması ve kampçılık yoğun olarak yapılan aktivitelerdir. \" etkinliğine ev sahipliği yapar. Bunun yanında Maçka'da çok sayıda yayla festivalleri de yapılır. Sizler de özellikle yaz aylarında şehre gelerek yaylalarda yapılan birbirinden eğlenceli etkinlik ve aktivitelere katılabilirsiniz. Etkinliklerde yöreye ait çok sayıda zenginliği bulabilirsiniz. - Karalahana Çorbası - Karalahana Sarması - Kuymak - Mısır Çorbası - Kaygana - Balık Ekşilisi - Burma Baklava - Pazı Kavurması - Fasulye Turşusu - Hamsiköy Sütlacı 'ya ise ortalama 750 km mesafede yer alan ilçeye kara yolundan otobüs ile ulaşabilirsiniz. Bununla birlikte uçak yolculuğu yapmak isteyen turistler de Ankara, İstanbul ve daha Türkiye'nin birçok şehrinden direkt ve aktarmalı uçuşlarla Trabzon Hava limanı üzerinden Maçka'ya ulaşabilir. Hava limanından taksi, toplu taşıma ve kiraladığınız araçlar sayesinde ortalama yarım saat bir yolculuk sonunda Maçka'ya gidebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/728-ardesende-gezilecek-yerler.html", "text": ", doğal güzellikleri ve bazı tarihi yapılarıyla gezginlerin ilgisini çeker. Pontus Rum İmparatorluğu egemenliğine girmiştir. 1461 yılında da Fatih Sultan Mehmet tarafından Türk toprağı olmuştur. Şehrin ismini alması rivayete göre Yavuz Sultan Selim'in sancak beyi olduğu zamanlarda Osmanlı tahtına sahip olmak için Kepa sancak beyi oğlundan yardım istemiştir. Yardım alma yolunda Fırtına Derece ağaç parçalarını sahilde görmesiyle bölgenin yüksek kesimlerinde yerleşimi görerek \" Buranın ardı şendir.\" Dediği için ismi verilmiştir. konusunda araştırma yapanlar aşağıdaki noktaları ziyaret edebilirler. Cami ilçe merkezinin sahil yolu üzerinde bulunur. 1887 yılında dikdörtgen plana sahip kırma çatılı şekilde yapılmıştır. Caminin taştan yapılmış ve üzerinde ayetlerin bulunduğu bir mihrabı vardır. Caminin minberi ahşaptandır. Tavanında, minberinde ve mahfilinde Barok mimari süsleme örneklerini görebilirsiniz. Günümüzde ibadete açık olan cami iç ve dış mimari özellikleri ile gezginlerin ilgisini çekmektedir. Ardeşen'in Seslikaya köyü sınırlarında yer alan cami 1801 yılında yapılmıştır. Karadeniz'in en özel ahşap işçiliği bulunan ve günümüze kadar gelmiş camileri arasındadır. Yapı; dikdörtgen planlı olarak ahşap ve yontma taştan yapılmıştır. Mihrabı, minberi ve iç duvarlarında bulunan kalem işi süslemeler ile dikkat çeker. Güzel bir mimarisi ve ince işçiliği olan cami günümüzde ibadete ve ziyarete açıktır. İlçe merkezinde Çifte Kavak Mahallesi sınırlarında bulunan cami, ilk kez Ekşioğlu Hacı Mustafa Efendi tarafından yaptırılmıştır. Ancak 1869 yılında yenilenmiş ve yeni eklemeler yapılmıştır. Mimarisi dikdörtgen planlı, kırma çatılı, duvarlı bir yapıda bulunur. Cami şu sıralar ibadete açık olarak hizmet vermektedir. İlçe merkezinde yer alan Kavaklı Mahallesi sınırlarında bulunan yapı, ne zaman kim tarafından yapıldığı belli olmayan bir mimaridir. Ancak Trabzon Pontus Rum İmparatorluğu zamanında yapıldığı varsayılır. Uzun süredir kullanılmadığı için günümüzde harap haldedir. Ancak bölgede kilise mimarisiyle ilgilenen ziyaretçiler rotasını buraya çevirebilir. arasında çok sayıda doğal noktaya uğrayabilirler. Ardeşen sınırları için bulunan ve 2200 m rakımda yer alan yayla; otantik yapısı ve manzarasıyla fotoğraf için uygun için bir bölgedir. Şehir merkezine 48 km olan bu doğal güzellik Altıparmak Dağı altında yer alır. Bölgede yayla turizmine katılacak olan gezginler burayı ziyaret edebilir. Sırt Yaylası; Ardeşen ilçesine bağlı ve en kalabalık nüfusa sahip yayladır. Ortalama 300 hanenin yer aldığı bölgede eski evler vardır. Karadeniz yayla mimarisini burada bulabilirsiniz. Ayrıca yaylada ağustos ayında şenlikler düzenlenir. Rize şehrinin en görülmesi gereken yaylalarından biridir. Sırt Yaylasından sonra hemen buraya ulaşabilirsiniz. Hemen önünde büyük bir doğal güzellik olan Tunca Vadisi ve gölü bulunur. 2600 m rakıma sahip yaylayı Yeniköy ve Önder köyü sakinleri yaz aylarında kullanır. düzenlenir. Bununla birlikte yine aynı ayda yayla şenlikleri vardır. Bu etkinliklere katılmak için ağustos aylarında buraya gidebilirsiniz. 'ni görebilirsiniz. Müzede tarihe ait çok sayıda özel yöresel parçayı bulabilirsiniz. Müze yapılan çalışmalar sonucunda sürekli potansiyelini geliştirmektedir. - Enişte Lokumu - Etli Kuru Fasulye - Hamsi Çığırtası - Hamsi Kolu - Hamsili Pilav - Kara Lahana Çorbası - Laz Böreği - Mısır Ekmeği Karadeniz yöresinin en önemli geçim kaynağı olan çayı, kendiniz ve yakınlarınız için satın alabilirsiniz. Şehirde hizmet veren çay işletmelerinden bu ürünü tedarik edebilirsiniz. Hava limanına uçarak şehre kolayca ulaşabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/729-konyada-ne-yenir-konyadaki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": "ve tatları denenmeden Konya'dan dönülmemesi tavsiye edilmektedir. Birbirinden lezzetli ve farklı tatları deneyebileceğiniz Konya hem gezilecek yerler hem de tadılacak lezzetler açısında oldukça zengin bir ilimizdir. Türkiye'nin yüz ölçümü bakımından en büyük ili olan Konya, mutfağının lezzetleriyle de adından söz ettirmektedir. Türkiye'nin en eski yerleşim yerlerinden bir olan Konya, birçok kültüre ev sahipliği yapmış ve birçok kültürün tarihini yaşatmaktadır. Özellikle düğünlerde ikram edilen bamya çorbası kurutulmuş bamyalara dana etinin eşlik etmesi ile yapılarak sunulmaktadır. Ayrıca Bamya çorbasına ilave edilen limon suyu ile efsane bir lezzet ortaya çıkar. Ana malzemesi tavuk olan çorbanın özelliği yemek kadar doyurucu olmasıdır. Konya'da meşhur olan yöresel çorbalar arasında bulunan Arabaşın bamya çorbası ile başlangıç yapmayanlar için ikinci bir tercih olabilir. Konya'da kahvaltı sofralarında vazgeçilmezler arasında bulunan yöresel lezzettir. Bir yaşını geçmemiş keçinin etinden oluşan çebiç, sabah saatlerinde tüketilen ızgarada kuzunun ciğer kısmı pişirilerek ile servis edilir. Tandırda pişen kuzu öğlen saatlerinde ise bulgur pilavı ile servis edilerek tüketilir. Konya'nın meşhur yöresel tatları arasında önemli bir yere sahip olan su böreği ülkemiz çapında meşhur olmuş sevilen ve tercih edilen lezzetler arasında bulunmaktadır. Konya'ya özel su böreğini lezzetli kılan sır el açması yufkadan yapılması olmaktadır. Konya'nın meşhur yöresel börekleri arasında bulunan Mevlana böreği üçken şeklinde servis edilen içi bol malzemeli kıtır bir börektir. Yufkanın içerisine konulan ıspanak ve peynir karışımının saçta pişirilmesi ile yapılan börek Konya'da yöresel börekler arasında özel bir yere sahiptir. lahmacuna benzer özellikleri taşısa bile yapılış yöntemleri farklılık gösteren Konya'nın milli yemeğidir. Konya'da tadılması gereken etli yemekler arasında özel bir yeri bulunan fırın kebabı Konya mutfağının vazgeçilmezleri arasında bulunmaktadır. Sıcacık pidelerin üzerine konulan bol etler ile servis edilen fırın kebabı yanında domates ve közlenmiş biberin lezzetine doyulmayacak tatlar arasında bulunur. Konya'nın yöresel tatlılarından olan saçarası adını pişirme şeklinden almaktadır. İki saç arasında pişirilen tatlı Konta sofralarının vazgeçilmez tatlıları arasında yer almaktadır. Konya'nın en meşhur tatlılarından birisi olan höşmerim Konya mutfaklarında en fazla yapılan tatlılar arasında bulunmaktadır. Konya'nın yöresel tatlıları arasında özel bir yeri olan bu tatlı özellikle akşam yemeğinden sonra yenilebilecek tatlı çeşitlerinden biridir. Konya'nın yöresel tatlarından birisi olan papara bayet ekmeklerin yoğurt ve soslarla yumuşatılması ile yapılan özellikle ramazan sofralarının vazgeçilmez lezzetleri arasında bulunur. Türkiye'nin birçok şehrinde sofraları süslemeyi başarmış olan tirit Konya yöresel yemekleri arasında bulunur. Konya'da çoğunlukla düğün zamanlarında yapılır. Un bezelerinin arasında konulan cevizlerle yapılan minik poğaça şeklinde sunulan şerbetli bir tatlıdır. Konya'nın meşhur tatlıları arasında özel bir yere sahiptir. İki kattan oluşan ferah ve iç açıcı bir ortamda uygun fiyatlarla balık yemek için aileniz ile gidebileceğiniz nezih bir mekandır. Özellikle karides tava ve balıktan sonra ikram edilen irmik helvaları müşterilerin tercih ettiği tatlar arasında bulunmaktadır. Konya'da Aziziye Caddesinde bulunan mekan sizlere etin lezzetinin en güzelini sunarak etli ekmek müdavimlerinin vazgeçilmez adresleri arasında yer almıştır. Ailenizle giderek hem kafanızı dinleyebileceğiniz hem de ata binebileceğiniz güzel bir mekanda güzel ve huzurlu bir sabah kahvaltısı ile buluşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/73-yurtici-seyahatlerinize-evcil-dostunuzla-cikarken-dikkat-etmeniz-gereken-noktalar.html", "text": "Dostunuzun mama kaplarını ve mamasını almayı unutmayın. Su kabı yolculuk esnasında kolay erişebileceğiniz bir yerde olsun. Yola çıkmadan önce bütün aşılarının tam olduğuna emin olun ve aşı karnesini yanınızdan ayırmayın. Eğer yanınızda ödül maması ve sevdiği oyuncaklarını da götürürseniz dikkatinin çoğunlukla sizde olmasını sağlarsınız. Öncelikle özel aracınızla gidecekseniz, mutlaka emniyet kemerine takılabilen tasmalardan edinin. Yolculuğunuz uzun sürecekse tüylü dostunuz arka koltukta sıkılabilir ve ön koltuğa atlamak isteyebilir. Bu tasmalardan satın alarak oluşabilecek ani dikkat dağınıklıklarının önüne geçebilirsiniz. Özellikle yavru hayvanları yol tutabilir. Gideceğiniz yere varmadan evcil dostunuza kuru mama dışında hiçbir şey yedirmeyin. Hatta normal öğününden daha az mama vererek bu tarz istenmeyen durumların önüne geçebilirsiniz. Belirli aralıklarla mutlaka mola verin. Mola vereceğiniz yer seçimini dikkatli yapmalısınız. Çevrede yabancılardan hoşlanmayan başka patiler olabilir. Dostunuz bölgeyi bilmediğinden dolayı molalarda gezdirme ipini çıkartmayınız. Bir anlık dalgınlıkla dostunuzun elinizden kaçması ikiniz için de büyük bir felaketin başlangıcı olabilir. Bunun için üzerinde telefon numaranızın yazdığı, tasmaya takılabilen künyelerden yaptırabilirsiniz. Dostunuz bilmediği bir evde yada odada olmaktan dolayı strese girebilir. Bu durum da onun havlamasına yada eşyalara zarar vermesine yol açabilir. Bu sebeple ilk günlerde yalnız kalma süresini kısa tutun. Sizin oraya geleceğinizden emin olana kadar onu olabildiğince yalnız bırakmamaya çalışın."} {"url": "https://www.gezipedia.net/730-gezmeyi-sevenlerin-izlemesi-gereken-en-iyi-10-seyahat-filmi.html", "text": "izlemeye ne dersiniz? Sizler için en iyi 10 filmi derledik. İşte gezmeyi sevenlerin izlemesi gereken en iyi 10 film! listesinin başında gelen bu film, Che'nin gençlik yıllarını anlatıyor, doğrudan politika görüşlerine odaklanmıyor. 30'lu yaşların sonunda olan Miles ve Jack, karakter olarak birbirine hiç benzemeyen iki arkadaştır. Miles, başarısız bir yazar ve depresif bir öğretmendir. Jack ise yaşlanmaya başlayan ve devri geçmiş olan bir aktördür. Bu ikili bir gün, Jack'in düğününü kutlamak adına şarap tadımı için California sahillerinden yola çıkarak, Santa Barbara Country'e gider. arasında da gösterilen bu filmde yolculukta hiç beklenmedik sürprizler ile karşılaşırlar. Carter Chambers ve Edward Cole, birbirinden farklı hayatlar süren insanlardır. Edward, milyon dolarlık bir şirketin sahibi iken Carter ise işçi sınıfında sıradan bir araba tamircisidir. Bu ikili bir hastane odasında karşılaşırlar. İki karakterde kanserle mücadele etmekte olup, ölmeden önce gerçekleştirmek istedikleri pek çok şey vardır. Hayatlarının kalan kısmında bunları beraber yapmak için seyahate çıkarlar. Yolculuk esnasında birbirleriyle dost olarak, hayatın tadını çıkartmaya başlarlar. Büyük bir derginin, fotoğraf bölüöünde çalışan Walter'ın son derece sakin bir yaşamı vardır. Dergideki iş arkadaşı olan Cheryl'den hoşlanmaktadır fakat bunu bir türlü söyleyemez. Walter isimli karakterin geniş bir hayal dünyası vardır, kendisini maceradan maceraya koşturan bir kahraman olarak hayal etmektedir. Çalıştığı derginin kapanma kararı açıklanır ve son sayı için özel bir çalışma yapmaya başlarlar. Fakat çalışmanın en önemli parçası olan 25. Kare kaybolmuştur. Walter bu kareyi aramak için düşlerindeki maceraya atılır. Yol filmlerinin en asi ve havalı olan Easy Rider filmi, uyuşturucu satarak elde ettikleri parayı harcamak adına motosikletiyle yola çıkarak, Amerika'da gezinen iki hippinin hikayesini anlatmaktadır. Billy ve Wyatt Los Angeles'tan yola çıkarak, batıya doğru giderken 60'lı yılların konformist Amerika'sına başkaldırmaktadır. İki yakın arkadaş olan Thelma ve Louise, kafa dağıtma sebebiyle hafta sonu bir araba yolculuğuna çıkmaya karar verir. Yolcuğun başında her şey yolunda giderken, barda yaşanan bir olay nedeniyle peşlerine polis takılır ve kovalamacaya dönüşür. Bu kovalamacaya Thelma'nın yakın hissettiği bir otostopçu ve Louise'nin eski erkek arkadaşı da eklenir. Gençlik yıllarında çapkın biri olan Don, geçmişte birçok kadının kalbini çalmayı başarmış fakat hiçbirine bağlanmamıştır. Artık yaşamaktan keyif almamaya başlayan Don, son kız arkadaşı tarafından terk edilir. Aynı gün içerisinde isimsiz bir mektup alarak, bir oğlu olduğunu öğrenir. Bu sırrı çözmek için yollara düşer ve ülkeyi dolaşarak tüm kız arkadaşlarının kapısını çalmaya başlar. New York kökenli genç yazar Sal Paradise, babasının ölümünün hemen ardından eski sabıkalı Dean Moriarty ile tanışır. İlginç bir karakter olan Dean, çekici ve özgür ruhlu olan Marylou ile evlidir. Dean ve Sal kısa süre içerisinde arkadaş olurlar ve iki kafadar arkadaş yanlarına Maryluo'yu de alarak yola çıkarlar. Oklohama'da yaşayan Star, kaybedecek herhangi bir şeyi olmayan genç bir kızdır. Jack adında biriyle tanışır ve işleri dergi satmak olan grup ile beraber yollara düşer. Amerika'nın orta kesiminde bir yolculuğa çıkan Star, hem kendisiyle hem de hayat ile ilgili birçok şeyi öğrenerek, aşkı tadacaktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/731-unyede-gezilecek-yerler.html", "text": "; uğruna şarkılar ve şiirler yazılan, bölgenin en uzun ve temiz sahiline sahip şehirdir. Bir Karadeniz turunu çıktıysanız tarihi ve doğal güzellikleriyle ün yapan Ünye'ye kesinlikle uğramayı ihmal etmeyin. çağlar içinde Hitit, Roma, İskit ve Bizans gibi devletlerin egemenliğine girmiştir. Daha sonra Karadeniz'i Türk gölü haline getirme çabasına giren Osmanlı döneminde Türklerin egemenliğine girmiştir. olarak karşımıza çıkar. Şehirde her devirde bulunan yapılarla karşılaşmanız mümkündür. Şehrin 7 km batısında yer alan volkanik bir tepede kuruludur. Kalenin etek kısmı oyularak inşa edilmiştir. Kale çevreye göre oldukça yüksekte kaldığında 500'lü yıllarda müstahkem olarak kullanıldı. Giriş bölümünde antik Grek tapınaklarını andırır, yanları iç bükey ve kavislidir. Pontus Krallığı zamanında yapılan kaya mezarları ve kayaya oyularak yapılan delhizler ve kabartma duvar resimler yer alır. Kalede mağaralar ve kuyular da yer alır. Çamlık bölgesinde bulunan yarımada ve üzerinde bulunan kalıntılar halk arasında bu isimle anılır. Adanın yakınlarında küçük bir Rum balıkçı köyü olan Calamarka olarak bilinen yerde ava çıkan balıkçıların bereketli bir av olması için burada dua ettiği bilinir. Bizans devrine ait olduğu varsayılan kilise 20. Yüzyıla kadar denizciler için bir kült merkeziydi. Kilise çok küçük olsa da anakara kısmındaki kalıntılar sebebiyle önemli hac merkezi olduğu tespit edilmiştir. Adayı kıya kısmına bağlayan köprü duvar, kısmen durmaktadır. Diğer bölümler denizin çekildiği zamanlarda konumu belli eden taş kalıntıları olarak bilinmektedir. Tasavvuf alanında dünyaca ünlü şair Yunus Emre'nin mezarı olan türbe, Kiraztepe bölgesinde yer alır. Yaşadığı yıllar belli olmadığı için kabrinin nerede olduğu kesin olmayan Yunus Emre'nin ülkemizin çeşitli yerlerinde 10'dan fazla mezarı bulunur. Ünye'deki mezar şairin: \"Urum'a kışladık, Çok hayr-u şer işledik, Oney oldu son durak, göçtük Elhamdülillah.\" Şiirinden hareketle burada vefat ederek Ünye'ye defnedildiği düşünülür. Çünkü Ünye'nin eski adı Oney olarak geçer. Ünye ilçe merkezine 5 km mesafede yer alan Gürpınar köyünde bulunur. Mağaranın girişinde her iki köşede yer alan hayvan figürleri vardır. İç kısmında bazı insan ve hayvan figürleri yer alır. Ayrıca mağarada demir ve bakırdan üretilmiş, ölen kişinin gömülme sırasında yayına konulan süs eşyalar ve insanların kullandığı çakmak taşından yapılma kesici aletler gün yüzüne çıkmıştır. Mezar girişi büyük yuvarlak kemerli ve derin inişe sahiptir ve iç içe iki odaya geçilir. Tipik bir Karadeniz mimarisi örneği olan evlerdir. Şehir merkezinde yer alan bu evlerden ortalama 80 kadarı günümüze kadar gelmeyi başarmıştır. Karadeniz Bölgesinde yoğun olarak bulunan bu evlerin en güzel örneklerini gezmeden gezinizi bitirmeyin. Japonya'da batan Ertuğrul Fırkateyni içinde şahadet şerbetini içmiş 540 Türk denizcisi ve gemide bulunan Ünyeliler için 2014 yılında Türk ve Japon diplomatların katılımıyla açılmıştır. Anıtın bulunduğu bölgede Kurtuluş Savaşı sırasında şehirde yapılan deniz savunmasında topların bulunduğu yer olması anıtın önemini arttırır. Anıt çevresinde Türk ve Japon dostluğunu anlatan çok sayıda metin ve Japon kültür izlerini barındıran farklı heykeller bulunur. Osmanlı Devrinde şehirde çok sayıda kadı yetişmiştir. Bu dönemde kadılık babadan oğula geçen bir gelenek haline gelmiş. Bu yüzden de kent meydanına oldukça yakın bir konumda bulunan yokuşta çok sayıda kadı yaşamış. Zamanla burada çok görkemli konaklar yaptırmışlar. Günümüzde hala ayakta kalan bu konaklar Kadılar Yokuşu olarak anılır. arasında çok sayıda doğal alan da bulunur. Ünye'de yeşil ve mavinin birlikteliğini en güzel bulacağınız yer Asarkaya Kent Ormanı'dır. Burada fotoğraf tutkunları çok sayıda doğal güzelliği görüntüleyebilir. Şehrin biraz dışında yer alan bu doğal güzelliğe özel araçla çıkabilirsiniz. Buradan şehri panoramik olarak seyredebilirsiniz. Karadeniz'in tüm güzelliklerini ve tonlarını barındıran ve deniz kenarında yer alan etkileyici bir yürüyüş yoludur. Burada hoş bir gezinti yaparak deniz feneri altında bulunan kafede çay da içebilirsiniz. Çamlık yoluna şehir içinde ulaşım oldukça kolaydır. Ünye şehrinde yıl içinde çok çeşitli festivaller düzenlenir. Bu festivallerden en önemlisi Uluslararası Kültür, Sanat ve Turizm Festivali'dir. Geçen yıl 19. düzenlenen festivalde çok sayıda yarışma, etkinlik ve konser düzenlenir. Kadılar Şehri Ünye'de hizmet veren Yaşayan Kültürel Miras Müzesini pazartesi hariç diğer günler ücretsiz olarak gezebilirsiniz. Müzede çok sayıda kültürel eseri inceleyebilirsiniz. - Buğday, tavuk veya asıl etle yapılan keşkek - Gürcü kavurması - Gürcüce tavuk - Çerkez tavuğu - Hamsi yemekleri - Lobye - Pancar ve ısırgan çorbası. Ünye denildiğinde akla ilk \"Kadılar Şehri\" ismi gelir. Osmanlı döneminden kalma ve Bizans döneminde yer alan çok sayıda mirasıyla meşhurdur. Ayrıca Ünye sahil bölgesinde yer alan plajlarıyla da meşhur bir şehirdir. Karadeniz Bölgesinde denize girebileceğiniz en kaliteli plajlar bu şehirde bulunur. şehrine ise ortalama 1000 km mesafede yer alır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/733-borckada-gezilecek-yerler.html", "text": "ilçesinin tamamı orman ve dağlarla kaplıdır. Bölgedeki çoğu halk çay ve fındık tarımı ile geçimini sağlar. Doğal güzelliğiyle ön plana çıkan ve Çoruh Nehrinin yakınında bir vadiye kurulan bu şehri özellikle yaz aylarında daha rahat gezebilirsiniz. 93 Harbi sırasında Rus işgaline uğramıştır. Daha sonra bir süre İngiliz ve Gürcü egemenliğinde kalan şehir 1921 yılında ülkemiz topraklarına katılmıştır. Bölgede yer alan ahşap evlerin çoğu Rus zamanından kalmadır. arasında birçok kültüre ait izler bulunur. Şehir merkezine bağlı Muratlı köyü sınırlarında yer alan cami 1846 yılında yaptırılmıştır. Ahşap işçiliğinin bölgedeki en güzel örneklerinden olan tarihi ve mimari yapısıyla öne çıkan bir ziyaret noktasıdır. Mimariyi görmek isteyen turistler mutlaka bu yapıyı ziyaret etmelidir. Bizans döneminde yapılan İbrikli Kilisesi, bu kültürü yansıtan bölgenin sınırlı yapılarındandır. Günümüzde hiçbir onarım işleminin yapılmadığı bu yapı harap haldedir. Kiliseye ait bir kitabe de bulunmadığı için hakkında çok detaylı bilgi yoktur. Borçka ilçesinin İbrikli köyü sınırlarında olan kilisenin etrafı ağaçlarla gizlidir ve kilise doğal bir ortamda gizlenmiş gibidir. Artvin şehrinin ziyaret noktaları arasında bulunan şehitlik Osmanlı Rus savaşında şehit olan 14 asker anısına dikilmiştir. Ayrıca şehitlik sınırlarında Yüzbaşı Ahmet Berk, Üsteğmen Lütfi Dalkıran ve Yüzbaşı İsmail Bey'in kabirleri yer alır. Mutlaka bu şehitliği gezerek bölgenin tarihi hakkında daha detaylı bilgi edinmeyi ihmal etmeyin. Şehir merkezine 25 km mesafede yer alan Karagöl, dünyanın en güzel gölleri arasında gösterilir. Adeta ülkemizin saklı cennetleri arasındadır. Mutlaka bu bölgeyi ziyaret etmelisiniz. Heyelan gölü olan bu doğa harikası; 1900'lü yılların başında Klaskur yaylanın yakınında bir tepenin kayması sonucu oluşmuştur. 2002 yılında Bakanlar Kurulu kararıyla tabiat parkı olarak ilan edilmiştir. Doğu Karadeniz bölümünün en güzel noktalarından olan Maral Şelalesi; hiç bilmediğiniz bir dünyaya sizleri götürüyor. Şelalede fotoğraf çekebilir ve bir şelale yapısını en ayrıntılı şekilde inceleyebilirsiniz. Borçka'daki altı köyden meydana gelen bir alandır. El değmemiş bir yer olması sebebiyle çok özel bir dokuya sahiptir. Tek sıkıntısı bölgeye ulaşımının zor olmasıdır. Eskiden hastalar Gürcistan üzerinden ülkemize getirilirmiş. Bu vadi mutlaka ziyaret edilmesi gereken doğal güzelliklerden biridir. Anıt ağaçlarla kaplı olan yaşlı bir ormandır. Camili Gorgit Tabiat Koruma Alanı 490 hektarlık bir alan üzerine kuruludur. Çok sayıda endemik bitkiye ev sahipliği yapar ve çok sayıda yırtıcı kulun göç yolu üzerinde bulunur. eteklerinde bulunur. Bu gölün suyu son derece soğuktur. Elinizi değdirdiğinizde demir gibi bir su olduğunu anlayabilirsiniz. Karadeniz'in doğal güzelliklerini merak ediyorsanız mutlaka bu doğa harikasını ziyaret etmelisiniz. 'ı birbirinden ayırır. Çoruh vadisine kadar uzanan dağlar 3500 m yüksekliğe sahiptir. Arıca içinde buzul ve buzul gölleri de vardır. Trekking sporuna gönül verdiyseniz mutlaka burasına ziyaret etmelisiniz. Karadeniz bölgesinin muhteşem doğasını yansıtan Beyazsu Yaylası, Karçal Dağları eteklerinde bulunur. Turizm bakımından önemli bir rotadır ve Yıldız Gölü'ne de çok yakın bir yerdedir. Ormanlık alan ve çayırlıktan oluşan bu yaylada kayadan çıkan su köpürerek aktığı için bu adı almıştır. Karadeniz yaylalarını merak eden ziyaretçiler mutlaka bu rotayı da gezmelidir. yapılır. Sizler de bunun dışında Borçka yaylalarında yapılan etkinliklere de katılabilirsiniz. - Artvin Katmeri - Borçka usulü yayla çorbası - Artvin Mıhlaması - Erişte - Keşkek - Artvin Silor - Hasuta Artvin'in en güzel ilçelerinden biri olan Borçka; balı ve doğal güzellikleri ile meşhurdur. Ayrıca Rus zamanından kalan ahşap evler de ilçenin akılda kalan meşhur ögeleridir. 'a ise 1350 km uzaklıkta bulunur. Şehre hava yolu ile gitmek isterseniz de Hopa hava limanına ulaşabilir ve buradan kolayca Borçka'ya geçebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/734-vakfikebirde-gezilecek-yerler.html", "text": "Fatih Sultan Mehmet ile birlikte Türk hakimiyetiyle tanışır. Bölgeye Fatih farklı bölgelerden gelen Türk boylarını yerleştirmiştir. Kısa sürede ilçe Türk kültürüyle kaynaşarak bizim yurdumuz olmuştur. aşağıda belirtilmiştir. Şuanda belediye ve kaymakamlık tarafından yapılan çalışmalar şehre daha sağlam temelli tarihi bir doku kazandırma hedefiyle ilerlemektedir. Trabzon Vakfıkebir sınırlarında yer alan ve 1780'li yıllarda yapılan Merkez Esi Camii 225 yıllık tarihi dokusuyla ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından restore edilen cami aslına uygun şekilde bugün ziyaretçilerini bekliyor. Ayrıca bölge kültürünü yansıtan bu tarihi yapı günümüzde ibadete açıktır. arasında doğal güzellikler daha önemli yer kaplar. Bu yüzden sizler de şehirde özellikle yaylalara çıkarak Karadeniz doğasını yaşayabilir ve güzel bir tatil geçirebilirsiniz. Şehirde gidebileceğiniz başlıca yayla Karadağ yaylasıdır. Evliya Çelebi Seyahatnamesine konu olan Yoroz Burnu, Karadeniz'in eşsiz sahillerinin tipik bir örneğidir. 130 yılı aşkın bir zamandır gemilere yol gösteren Yoroz Işıklı Feneri buranın dokusunu tamamlayan bir yapıdır. 1886 yılında Fransızlar tarafından yapılan bu yapıyı ve muhteşem manzarayı görmek için burayı ziyaret edebilirsiniz. Trabzon Vakfıkebir ilçe merkezinden de geçen dere yapılan çalışmalar sonucunda turistik olarak ve çevre düzenlemesi olarak yerli ve yabancı birçok turistin ilgisini çekmeyi başardı. Sizler de Vakfıkebir'e giderseniz Karadeniz'de olduğunuzu hissettirecek bu coşkun suyu ziyaret edebilirsiniz. Vakfıkebir'i ziyaret edip de Beşikdağ'a uğramadan olmaz. Taşıdığı doğal kaynaklar ve yüksek rekreasyon potansiyeli ile 2016 yılında Tabiat Parkı ilan edilen Beşikdağ Tabiat parkında bir fotoğraf çekmeden şehirden ayrılmayın. Kolay bir ulaşıma sahip olması ve şehri hakim bir noktadan görmesi panoramik bir seyir zevki yaşamak isteyen turistlerin ilgisini çeker. Ayrıca sahil yoluna kadar yapılan teleferik hattına binerek muhteşem bir Karadeniz manzarası eşliğinde keyifli dakikalar yaşayabilirsiniz. Ekmeğiyle ülkemizin her yerinde adından söz ettiren Trabzon Vakfıkebir her yıl ekmek festivaline ev sahipliği yapar. Yaz aylarında yapılan festivalin 2018 yılında altıncısı yapılmıştır. Etkinlik kapsamında çok sayıda aktivite yapılır ve çok sayıda konser gerçekleşir. - Yağlaş - Lahana Çorbası - Hamsi Kuşu - Sarambula - Isırgan Yemeği - Mısır Çorbası Vakfıkebir ülkemiz çapında ekmeğiyle ün yapmıştır. Türkiye'nin her yerinde açılan fırınlarda meşhur Vakfıkebir ekmeğini bulabilirsiniz. Ancak en kalitelisini ilçede yiyebileceğiniz ekmeği tatmak için ülkemizin her yerinden çok sayıda turist ilçeye gelir. 'dan 730 km yolculukla ilçeye gelebilirler."} {"url": "https://www.gezipedia.net/735-avrupa-kitasi.html", "text": "toprak büyüklüğüne sahip bir toprak parçasıdır. Dünyada en çok ziyaret edilen 10 ülkenin 7'si bu kıta üzerinde bulunur. Günümüzde gelişmiş ülkelere ev sahipliği yapan Avrupa'da, kültürel miras iyi bir şekilde korunmuştur. Ziyaretçiler, dünyanın en küçük kıtası olan bu bölgede yer alan birçok ülkede çok sayıda yeri ziyaret edebilirler. Avrupa'da yer alan Avrupa Birliği buradaki birçok ülkenin oluşturduğu bir topluluktur. Kıtada genel olarak AB para birimi Euro geçer ve yasalar ise Avrupa Birliği yasalarıdır. Ancak tüm ülkeler bu para birimini kabul etmez ve bazıları kendi para birimlerini kullanmayı sürdürür. Avrupa'da Schengen Anlaşmasına imza atan ülkeler arasında sınır kontrolü bulunmaz ve serbest dolaşım hakkınız bulunur. kıtası, uzun yıllar kilise egemenliğinde kalmıştır. Bu yüzden din etkisiyle Orta Çağ boyunca gelişmemiştir. Ancak bu devirde mimari açıdan çok sayıda eser ortaya konmuştur. Daha sonra Coğrafi Keşifler, Rönesans ve Reformla birlikte Aydınlanma Çağı gelmiş ve her açıdan gelişme başlamıştır. Bununla birlikte mimari, sanat ve bilimde anlayış değişerek günümüzdeki Avrupa yapısı ortaya çıkmıştır. Son yüzyılda iki büyük dünya savaşı geçiren kıta, günümüzde tüm yaralarını sarmıştır. Tarih boyunca hep savaşların merkezi olan bu kıta, dünyaya damga vuran olayların merkezi olmuştur. Avrupa'nın büyük bölümü ova ve platolarla çevrilidir. Ancak yükselti ortalaması çok düşüktür. Kıtanın en yüksek yeri Alp Dağları'dır. Bununla birlikte İskandinav Dağları da önemli yükseklikleri arasındadır. Kuzey Kutbu yakınlarında da toprakları olduğu için buzulların oluşturduğu şekiller de bulunur. Özellikle Hollanda'da denizin üzerinde yoğun olarak tarım yapılır. Şehirlerin birçoğu nehirlerin olduğu yerlere kurulmuştur ve medeniyet su kenarlarında yükselmiştir. Avrupa'nın birçok noktasında ormanlar geniş yer kaplar. Avrupa Okyanus ve Karasal ılıman iklim kuşakları etkisindedir. Kuzey bölümü de daha çok soğuk iklim kuşağı etkisi altındadır. Akdeniz kıyıları daha çok Akdeniz iklimi altında bulunur. kıtada ormanlar yoğun olduğu için iç kesimler ve kuzey bölgeleri yağışlı geçer. Atlas Okyanusu kıtanın iklimine büyük etki eder. Okyanus kıyıları yazın serin, kışın ılık bir hava yaşanmasına yol açar. Yüksek yerler olan Balkanlar ve İskandinav bölgeleri sert bir iklime sahiptir. Ayrıca denize olan uzaklık, bakı, yükseklik, enlem gibi etkiler kıtada büyük iklim farklılıkları oluşmasına yol açar. Balkanlar zengin, sık sık çalkantılı, harika doğalı bir tarihe, büyüleyici çok kültürlü kasabalara, yamaçlara ve dağlara bakan etkileyici manastırlara ve kalelere, güzel ormanlara, hoş göllere ve çarpıcı plajlara sahiptir. Baltık ülkeleri geniş bir kıyı şeridi boyunca uzanan muhteşem plajlara, ortaçağdan kalma eski kasabalara ve güzel doğal manzaralara sahip üç büyüleyici eyaletten meydana gelir. Estonya ve Finlandiya arasında ise dilsel ve kültürel bir bağ vardır. Hollanda, takunyaları, peynirleri, laleleri, yel değirmenleri ve liberal tutumu ile ressamları olarak tanınmaktadır. Belçika çok dilli bir ülke olmakla birlikte güzel tarihi şehirleri barındırırken, sınırda Lüksemburg'da yuvarlanan Ardenler tepeleri ve Hollanda'da Limburg'un bisiklet cenneti bulunur. İngiltere, Kelt ve Germen kültürlerini içeren çok uluslu bir kültür birleşimidir. Büyüleyici bir tarihi ve dinamik modern kültürünün yanında her ikisi de global olarak daha yaygın ve etkilidir. İrlanda ise harika manzaları, ülkeye karakteristik özellikler, gelenekler ve folklör kültürüne sahiptir. Orta Avrupa, Germen kültürünün Slavik kültür ile tanıştığı bölgedir. Sayısız tarihi kasabalar, peri masalı kaleleri, bira, ormanlar, çürümemiş tarım arazileri, Alpler ve Karpatlar'ı içerisinde barındıran birçok dağlık bölgeye sahiptir. Fransa, Dünya'nın en popüler turizm merkezi olarak bilinmesinin yanında mutfak, tarih, kültür ve moda olarak oldukça tanınmaktadır. Turistik olarak ünlü yerlerinden bazıları; Paris, Fransız Rivierası, Atlantik Sahilleri, Alpler, Loire Vadisi Kaleleri, Bretonya Bölgesi, Normandiya Bölgesi ve Provence manzaralarıdır. Monako ise Akdeniz Bölgesine bakan ultra zengin bir prensliktir. Doğu Akdeniz, Avrupa'da en fazla Güneş saatinin bulunduğu bölgedir. Ayrıca Doğu Akdeniz sahil tutkunları, parti insanları hem de kültür meraklıları için bir sığınaktır. Yüksek dağ zirvelerinden ve şarap yetiştirilen vadilerden bereketli Karadeniz kıyılarına kadar uzanan fevkalade bir manzara karışımı imkanı veren bölgedir. Balkanlar gibi, Kafkaslarda Hristiyan ve İslam kültürlerinin birleştiği noktada ve kıtanın daha fazla \"egzotik\" bölgeleri arasında bulunmaktadır. İber Yarımadası ülkeleri harika ve benzeri bulunmayan zengin kültürlere, canlı şehirlere, müthiş kırsal alanlara ve sıcakkanlı sakinlere sahip müthiş gezilecek yerlerdir. Roma, Floransa, Venedik ve Pisa birçok gezginin yolculuğunda yer edinmektedir. Ancak bu şehirler İtalya'nın sadece birkaç gezilecek yerleridir. İtalya diğer ülkeler ile kıyaslandığında çok daha fazla tarih ve kültürü içinde barındırır. Rusya, Pasifik Okyanusu'nun doğusuna kadar uzanmakta olan geniş ve boş alanların olduğu bir ülkedir. Ukrayna, ziyaretçilerine sunacak çok fazla seçeneğin olduğu ve Karadeniz'in sahil merkezlerinden Odessa, Lviv, Kiev gibi güzel şehirlere kadar oldukça çeşitli bir ülkedir. Ukrayna'nın kuzeyinde yer alan Belarus, Avrupa'nın başka hiçbir yerinde olmayan benzersiz bir ülkedir. Dağların muhteşem manzarası, çöller, buzullar, gayzerler, şelaleler ve volkanlar. Finlandiya, kültürel olarak İskandinav ülkelerinden farklıdır. Bunun nedeni ise İskandinav ülkelerinden farklı bir dile sahip olmasıdır. - Amsterdam - Kanallar, Rembrandt ve Kırmızı Fenerler, liberal tutumların merkez üssü. - Berlin - 1990'dan bu yana birleşmiş olan Almanya'nın başkenti, Soğuk Savaş sırasında 45 yıl boyunca zorla bölünmüş ve uluslararası bir kültür merkezi ve Berlin Duvarı'nın yıkılmasından bu yana hızlı bir gelişme alanı olarak ortaya çıkmıştır. - Kopenhag - Danimarka'nın başkenti. İki ada üzerinde oturan güzel bir şehir: Zelanda ve Amager. - İstanbul - İki kıtaya yayılan tek büyük şehir ve Doğu ile Batının büyüleyici bir eritme potası. - Londra - İngiltere'nin hareketli başkenti, gerçek bir \"küresel şehir\" - Madrid - İspanya'nın başkenti. - Moskova - Avrupa'nın en büyük şehri. Gece hayatı ve ikonik Kremlin'i ile ünlü. - Paris - Seine kıyısında romantizmin başkenti. - Roma - Yedi tepe ve 2.700 yıllık tarihin ebedi şehri. - Atina - Akropolis, antik tapınaklar, ortaçağ kiliseleri, erken modern neoklasik konaklar; 3.400 yıllık bir geçmişi olan Batı medeniyetinin doğduğu yer. - Lizbon - Dünyadaki keşifler, Avrupa'daki tek kıyı başkenti olan bu şehirden başlamıştı. - Barcelona - Gaudi'nin Akdeniz kıyısında bulunan kozmopolit evi. - Budapeşte - Avrupa'nın en güzel başkentlerinden biri. - Prag - Vltava Nehri'ni çevreleyen ünlü köprüleriyle büyülü bir şehir. - Riga - Letonya'nın başkenti olan şehir, mimarisi ile ortaçağı yansıtır. - Saint Petersburg - Güzel sarayları ile büyülü bir şehir. - Saraybosna - Bosna'nın başkenti küçük bir şehir ama güzel, çünkü müzeleri duymak istediğiniz hemen her şeyi gösteriyor. - Tallinn - Estonya'nın başkenti, ortaçağ kasabası ve modern kuleleriyle harika bir şehir. - Valletta - Malta'nın başkenti, \"tarih boyunca yürümenin\" gerçek bir tanımı. - Vilnius - Litvanya'nın başkenti, görkemli bir tarihe sahip, eski bir şehir. - Venedik - Kendinizi bir yerin sokaklarını gondol üzerinde gezinirken hayal edin. İşte orası İtalya'da bir şehir olan Venedik. arasında çok sayıda nokta bulunur. Dünyanın en zengin yapılarını bünyesinde barındıran kıtada, çok gelişmiş ve zengin bir mimari vardır. Her bir köşesi ayrı güzelliği barındıran Avrupa'da mükemmel bir gezi rotası oluşturabilir ve unutulmaz anları yaşayabilirsiniz. Aşağıda Avrupa kıtasında gezilmesi gereken önemli yerlerden bazılarına değindik. Daha detaylı bilgiler için ülke ve şehir içeriklerine gidiniz. - Eyfel Kulesi: Paris'in simgesi ve tüm gezginlerin rotasında yer alan Eyfel Kulesi, Fransız Devrimi'nin 100. yılı sebebiyle inşa edildi. Şehrin merkezinde bulunan bu demir yapıyı ziyaret ederek elinize aldığınız fotoğrafı çekilebilirsiniz. Ayrıca Paris'i panoramik olarak şehri izleyebilirsiniz. - Astronomik Saat Kulesi: Prag'ın Eski Kent Meydanında yer alan bu yapı, 1400'lü yıllardan beri varlığını korur. Her saat başının haber verildiği kuleden şehri yukarıdan izleyebilirsiniz. - Roma Kolezyumu: Ortalama 2 bin yaşında olan bu yapı çeşitli kutlamalara ve sanatsal etkinliklere ev sahipliği yapmıştı. 55 bin kapasiteli bu tarihi yapıyı arenasını ve diğer bölümlerini görebilirsiniz. - Trevi Çeşmesi: Aşk Çeşmesi olarak da bilinen bu yapı adını Roma döneminde askerlere su kaynağı gösteren bakire Trivia'dan alır. Çeşmeyi her yıl çok sayıda gezgin rotasının içine alır. - Buckingham Sarayı: Londra'da yer alan bu yapı İngiliz Kraliyet ailesinin resmi oturma adresidir. Kraliyet ailesinin yaşadığı yeri görmek isteyen turistler mutlaka buraya uğrarlar. - Müzeler Adası: Berlin, Avrupa'nın kültür ve sanat başkentidir. Avrupa ve Antik Yunan kültüründen büyük izler taşıyan müzelerin yan yana bulunduğu ada, bu ismi almıştır. Avrupa tarihi hakkında bilgi edinmek istiyorsanız mutlaka burayı da listenize almalısınız. - Vatikan Müzesi: Katolik mezhebinin merkezi olan Vatikan ülkesinde bulunan müzede kiliseye ait birçok eseri gezebilirsiniz. Burası Avrupa gezilecek yerler listesinin en başında yer alır. Avrupa kıtası tarihi çağlarda çok sayıda dil ailesinin merkezi oldu. Zaman içinde burada ortaya çıkan diller diğer bölgelere de yayılarak büyük kitleler tarafından konuşulmaya başladı. Bugün Avrupa'da konuşulan dillerin birçoğu Hint-Avrupa dil ailesin aittir. Burada Germen diller arasında yer alan İngilizce, Almanca, Danca, Norveççe, İzlandaca ve İsveççe bu diller arasında yer alır. Latince'den günümüzde kadar gelen Roman diller arasında İtalyanca, Portekizce, Romence, İspanyolca ve Fransızca bulunur. Hint Avrupa dil ailesine mensup olan dillerden farklılıkları bulunan Slav dilleri de geniş bir coğrafyada konuşulur. Slav dilleri arasında Rusça, Ukraynaca, Çekçe, Slovakça, Lehçe, Hırvatça, Boşnakça, Sırpça, Karadağca, Bulgarca, Pomakça Balkanlar'da ve Doğu Avrupa'da rahat hareket etmenizi sağlayacak dillerdir. Bununla birlikte köklü bir tarihe sahip olan Yunanca doğuda konuşulan dillerdir. İngiltere'de her ne kadar İngilizce konuşulsa da İskoçya, İrlanda ve Galler Kelt dilleri adı altında kendi dillerini yaşatmaya devam eder. Bugün dünyada en çok konuşulan dil İngilizce'dir ve kıtanın her yerinde size yardımcı olur. Ancak bazı ülkelerde insanlar özellikle kendi dillerinde konuşmanızı isteyebilirler. Avrupa Birliği üyesi ülkeler Schengen Anlaşmasına dayanarak Schengen Bölgesi oluşturmuştur. Bu birliğe üye olan ülkelerden birinden Schengen vizesi aldığınızda kolayca hepsinde dolaşım hakkı elde edebilirsiniz. Ancak AB üyesi olan İngiltere gibi bazı ülkeler bu anlaşmayı kabul etmez ve turistlere kendi vizesini verir. Bunun yapılanma dışındaki ülkelere ise kendi vizelerini alarak seyahat edebilirsiniz. Ülkemizle karşılıklı anlaşma yapan bazı Avrupa ülkelerine vize almadan da ziyarette bulunabilirsiniz. Ukrayna'ya ise vize ve pasaport olmadan da gitmeniz mümkündür. Yemek kültürü her ne kadar bölgedeki iklim, yer şekilleri gibi etkenlere bağlı olarak değişse de Avrupa'da genel olarak et tüketimi fazladır. Özellikle domuz eti temel besin maddelerindendir. Bizim kültürümüzde sıkıntı yaratan domuz eti; sokaklarda sosislerde kendini gösterir. Ancak kıtanın her yerinde farklı etler de tüketilir. Bazı bölgelerde etlere tatlı soslar eklenir. Bu yüzden damak tadımıza seslenmeyen ürünler ortaya çıkabilir. Avrupa kıtasında kahvaltı kültürü tatlıya dayalıdır. Bizdeki kadar zengin bir kahvaltı kültürü yoktur. Bu yüzden kahvaltı konusunda biraz farklılıklar bulunur. Ancak Avrupa'da peynir çeşitliliği bakımından ülkemiz gibi zengindir. İtalya mutfağı ise makarnalarıyla ün yapmıştır ve Akdeniz mutfağı hakimiyeti Güney Avrupa ülkelerinde hakimdir. Kuzey Avrupa taraflarında ise iklim şartlarından dolayı balık kültürü hakimdir. Somon gibi soğuk denizlerde yer alan balıklar yoğun olarak tercih edilir. Balkanlar ve Yunanistan'da ülkemizle benzer bir yemek kültürü hakimdir. Genel olarak farklı milletlerin bulunduğu Avrupa kıtasında zengin bir mutfak kültürü bulunur. Avrupa dünyanın en gelişmiş ulaşım ağına sahiptir. Berlin, Prag, Roma, Madrid gibi şehirlerinden kıtanın her yerine hava yolu ile ulaşabilirsiniz. Kısa geçişlerde manzaranın tadını çıkaracağınız tren en iyi seçenek olacaktır. Ülkeler arası birçok noktaya otobüsle de ulaşabilirsiniz. Bu ulaşım 2 ulaşım türü Balkanlar'dan Avrupa'nın en uza uçlarına kadar oldukça hesaplı seyahat yollarıdır. Özellikle Akdeniz ülkelerinde feribot ulaşımıyla da birçok noktaya ulaşabilirsiniz. Avrupa dünyanın en güvenli kıtaları arasındadır. Birçok şehirde günün her anı istediğiniz etkinliği rahat bir şekilde yerine getirebilirsiniz. Turistik bölgeler genel olarak rahat şehirlerdir. Ancak her yerde bazı sıkıntılı yerler vardır. Bu yerler dışında hiçbir güvenlik sorunu yaşamazsınız. Avrupa kıtası yaşanabilir bir iklime sahip olduğu için seyahat sırasında bir sağlık sorunlarıyla karşılaşma riskiniz oldukça düşüktür. Üstelik karşılaşabileceğiniz ufak sorunlar gelişmiş sağlık hizmetleri sayesinde hemen çözüme kavuşabilir. Soğuk bölgelerde ise alışık değilseniz bazı soğuk algınlığı gibi ufak problemler yaşayabilirsiniz. Bu yüzden gideceğiniz yere ve mevsim şartlarına uygun giyinmeniz gerekir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/736-cayelide-gezilecek-yerler.html", "text": "ilçesinin eski adı Mapavri olarak bilinir ve insanlar burada çay üretimi ile uğraşır. Eski bir yerleşim yeri olan şehirde doğa harikası çay tarlalarını ziyaret edebilir ve çay toplama etkinliklerine katılabilirsiniz. boyunca Roma, Bizans ve Pontus devletlerine ev sahipliği yapmıştır. Akabinde 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilerek Türk topraklarına katılmıştır. Birinci Dünya Savaşı sırasında Rus işgaline uğrayan şehirde 1918 yılında işgal sona erer. Önceleri bir kasaba olan şehir daha sonra 1944 yılında ilçe olur. tarih kokar. Sizler de gezi rotanızı buraya çevirerek şehrin tarihi dokusunu görebilirsiniz. Çayeli'ne 2 km mesafede yer alan kale, Artvin- Rize kara yolunda bulunan tünelin hemen üst bölümündedir. Kalenin 1100'lü yıllarda Bizans tarafından yapıldığı bilinmektedir. Ancak günümüzde harabe durumunda olan kale tarihi dokuyu merak eden gezginler kaleyi ziyaret edebilirler. Şehrin girişinde yer alan Caferpaşa Mahallesi sınırlarındadır. Cami denize hakim olan bir teras üzerine kuruludur. Yanında da eski bir mezarlık bulunur. 1467 yılında Rize Fatihi Cafer Paşa tarafından yaptırılmıştır. Girişinde mermer bir kitabe bulunur ve burada yazılanlara göre 1845 ve 1908 yıllarında bir onarım geçirmiştir. Daha sonra kuzey bölümüne yeni ek yerler yapılmıştır. Bu bölümler günümüzde Kur'an kursudur. Mahmutlu ve Geyikli Mahalleleri arasında yer alır. Bölgenin dokusu olan geleneksel ahşap yığma duvarlı, kırma çatılı camiler arasındadır. 1826 yılında inşa edilmiştir. Cami Başköy'den bulunduğu yere taşınmıştır. Küçük boyuta sahip ahşap camiler kolayca taşınabilir. Camide tek bir zemin kat bulunur. Eski zamanlarda da mektep olarak kullanılmıştır. Esas cami giriş bölümü ve harim bölümlerinden oluşur. Buranın üstünde mahfil ve saçağı dört ahşap sütun bulunur. Bu köprü iki kaya üzerine oturtulmuştur. Tek gözlü bir taş köprüdür. Yapıldığı tarih net olarak bilinmese de 1700'lü yıllarda yapıldığı düşünülmektedir. Köprüyle ilgili bir efsaneye göre yapıyı inşa ettiren kişiyi kıskananlar köprüden taş atıp dereye atan çocuksuz kadınların hamile kalacağı söylentisini yayarlar. Bunun duyan tüm çocuksuz kadınlar, köprü korkuluğundan kopardığı taşı dereye atar ve zaman içinde köprünün korkuluğu zamanla yok olur. Bu yüzden de köprüden kimse geçemez. Doğu Karadeniz bölgesine özgü olan ahşap köprülerden biridir. Her iki ayağında birbiri üzerine bindirilmiş konsollar üzerine tabliye ağaçlar yerleştirilmiştir. Köprü gövdesi yağmurdan zarar görmesin diye üstüne yine ahşap semerden bir çatı inşa edilmiştir. Yapının 1800'lü yıllarda yapıldığı düşünülen bir köprünün benzeri Trabzon Of ilçesinde vardır. Bunun gibi örnekler Yugoslavya mimarisinde de çok sayıda bulunur. İlçe merkezinden içeriye doğru, yeşillikler arasından gidebildiğiniz 12 km uzunluğunda bir yoldan sonra şelaleye ulaşabilirsiniz. Yolda çok sayıda çay toplama merkezini görebilirsiniz. Buralarda çuvallarca çay ve kantarlar bulunur. Ayrıca bölgedeki yayla evlerinin hepsinde yük teleferiği vardır. Evlere götürülen eşyaları halat üzerinde giden tahta sandığa yüklenir ve el işaretiyle yukarı gitmesi sağlanır. Şelale adını yüksek ve yalçın bir kayadan köpürerek aktığı için almıştır. Göl üzerinde taşların üzerinden atlayarak 50 metre kadar gidebilir ve şelalenin tam altına ulaşabilirsiniz. Gerçek bir şelale görmek isteyen gezginler bu doğal güzelliği mutlaka görmelidir. İlçe merkezi ortalama 7 km mesafede bulunur. Mükemmel bir deniz manzarası bulunan bölge oldukça düz ve geniş bir alan üzerine kuruludur. Turizm merkezi olduğunun ilanından sonra çok sayıda yatırım yapılmıştır ve çalışmalar devam etmektedir. Bu bölge ilçe merkezine 6 km mesafededir ve mesire yeri olarak kullanılır. Karadeniz'in doğasında hoş bir piknik yapmak isterseniz Melipos Tepeleri uğrak noktanız olmalıdır. Çayeli güneyinde bulunan Fırtına ve Hala derelerinin vadileri arasında bulunur. Ortalama 2000 m rakımda bulunan bu yaylalarda doğa yürüyüşü yapabilirsiniz. Buna ek olarak yaylada çok sayıda endemik bitki ve sivil bir mimari bulunur. Pokut Yaylası ünü dünyayı aşmayı başarmıştır. düzenlenir. Etkinlik kapsamında çok sayıda yarışma ve kültürel oyunlar oynanır ve yaylalarda birçok organizasyon düzenlenir. , 200 metrekare alan üzerine ahşap işçilikle kurulmuştur ve bölge insanının yaşam şartlarını anlatır. Tarımda ve gündelik hayatta kullanılan tüm eşyalar, unutulmaya başlayan tarihi değeri olan parçalar gelen ziyaretçilere tanıtılır. Çayeli Müzesi'nin fikir babası ise Ahmet Hamdi İshakoğlu'dur. - Muhlama - Çayeli usulü kuru fasülye - Rize kavurması - Pepeçura - Pekmezli kabak tatlısı Çayeli ilçesinde yaylalar ve kuru fasulye oldukça meşhurdur. Ayrıca adını aldığı çaydan hediyelik olarak sevdiklerinize götürmek üzere satın alabilirsiniz. havalimanına ülkemizin birçok noktasından uçabilir ve buradan araçlarla yarım saat yolculukla Çayeli ilçesine ulaşabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/737-vezirkoprude-gezilecek-yerler.html", "text": ", tarihi ve doğal güzellikleri ile dikkat çeken bir yerleşim merkezidir. Kent merkezine yaklaşık 110 km uzaklıkta bulunan ilçenin nüfusu yaklaşık 100 bin civarındadır. incelendiğinde, kentin ilk kuruluş zamanının antik çağa kadar uzandığı görülmektedir. Yapılan araştırmalarda kentin şuandaki konumuna yakın bir noktada Paphlagon kenti olduğu anlaşılmıştır. Burasının tam olarak Vezirköprü olup olmadığı araştırılsa da ilçe ile olan ilişkisi yadsınamaz bir gerçektir. Bundan dolayı kentin ilk kuruluşunun yaklaşık 3400 yıl öncesine dayandığı tahmin ediliyor. Tarihi bu kadar eski olan ilçe, geçmişte bölgede hüküm süren bütün devletler için önemli bir nokta olmuştur. Roma İmparatorluğu, ardından da Bizans'ın Karadeniz'deki önemli kentlerinden olan Vezirköprü'nün o dönemdeki adı Neoclaudipolis'tir. Türkler Anadolu'ya gelmeye başlayınca burası Selçuklular tarafın ele geçirilmiştir. Bunun üzerine kente Vezirköprü adı verildiği tahmin edilmektedir. denildiği zaman, ilk akla gelen noktaların önemli kısmının bu yapılar olduğu söylenebilir. İlçenin en büyük mahallerinden olan Çanaklı'da yer alan bu camii, ilk olarak 1494 yılında inşa edilmiştir. Osmanlı'nın kentteki en önemli eserlerinden birisi olan bu camii 1900'lü yıllara kadar sağlam bir şekilde gelmeyi başarmıştır. Fakat 1945 yılında meydana gelen deprem sonrasında büyük ölçüde yıkılmıştır. Bunun üzerine tarihi camii, aslına uygun olarak yeniden inşa edilmiştir. Günümüzde halen aktif olarak kullanılan bu camii, ilçenin en önemli tarihi zenginlikleri arasında yer alır. İlçeye bağlı olan Tekkekıran köyüne 3 km mesafeden geçen İstavroz Çayı üzerinde yer almaktadır. Söz konusu köprü, ilk olarak 13. yüzyılda inşa edilmiş ve zaman zaman onarımlar geçirmiştir. Tekkekıran ile Kayabaşı köylerini birbirine bağlayan bu yapı, bir yüksek ayak ve iki sivri kemerli gözden oluşmaktadır. Genel olarak Bizans mimarisinin hakim olduğu köprü, kente gelenlerin ziyaret etmesi gereken çok önemli bir nokta olarak dikkat çekiyor. Adını aldığı kişi, yani Fazıl Ahmet Paşa tarafından 1662 yılında inşa ettirilmiştir. İlk inşa edildiğinde çatısı tamamen kurşunla kaplı olan medresenin çatısı daha sonra kiremitle kaplanmıştır. 1943 yılında bölgede meydana gelen deprem sonrası medresenin farklı noktalarında çatlaklar oluşsa da yapılan restorasyonla bunlar giderilmiştir. 1964 yılına kadar medreseyi oluşturan yapı farklı amaçlar için kullanılmış ve bu tarihten sonra ise halk kütüphanesi olarak hizmet vermeye başlamıştır. Dönemin önemli devlet adamlarından olan Köprülü Mehmet Paşa'nın eşi olan Ayşe Sultan tarafından 1659 yılında inşa ettirilen cami, 1943 yılında meydana gelen depremden neredeyse hiç etkilenmemiştir. Bu sayede inşa edildiği orijinalliğini korumayı başarmıştır. içinde bu güzellikler önemli yer tutar. , ilçe merkezine sadece 17 km mesafede yer alır. Dik yamaçlara sahip olan kanyon, bu özelliği ile dağcıların ilgisinin fazlasıyla çekmektedir. Altınkaya Baraj Gölü'nde bulunması ise burayı çok daha özel yapmaktadır. Doğal bir güzellik olmasının yanında, kanyon içerisinde yer alan bazı yapılar, tarihi özellikte taşır. Bundan dolayı kentin en özel yeri olduğu söylenebilir. Barajın en dar kısmını oluşturan kanyonun dik yamaçlarında çok sayıda tarihi mezar bulunmaktadır. Kayaların oyulması ile yapılan kral mezarları, buraya gelen insanların tarihi anlamda da güzelliğe doymasına neden olmaktadır. 'dır. Söz konusu parka karayolu ile direkt olarak ulaşılabilmektedir. Burayı ziyaret edenlerin daha keyifli zaman geçirmesi için park alanına seyir terası, çocuk oyun parkı, halı saha, kır gazinosu ve benzer alanlar inşa edilmiştir. Tabiat parkının doğal güzellikleri yakından görüldükten sonra tekne ile baraja açılabilir ve buraya 7 km mesafede bulunan Şahinkaya Kanyonu'na tekne ile gidilebilir. dir. Festivalin ilk günü Kunduz Dağı'nda gerçekleştiği için organizasyon Kunduz Festivali adıyla da bilinmektedir. Geleneksel hale gelen festivalin geçtiğimiz yıl 14. sü düzenlenmiştir. Organizasyon kapsamında yağlı güreş turnuvaları, atlı okçuluk gösterileri, tarım ürünleri yarışmaları, koç yarışmaları ve şair gösterileri yer alıyor. Bu önemli organizasyon, ilçeye gelenlerin büyük beğenisini çekerken, katılımcılar arasında önemli sayıda yabancı turist olduğu da bilinmektedir. Tarihi yapı bakımından oldukça zengin olan ilçede, bu yapılardan bazıları müze olarak hizmet vermektedir. Kente gelenler, tarihi güzellikleri daha yakından görmek için bu müzeleri ziyaret edebilir. Yaklaşık 250 yıl önce inşa edilen Abdullah Derici Konağı, geçmişte farklı amaçlar için kullanılan tarihi bir yapıdır. Fakat son 25 yılda atıl olarak kalan ve değerlendirilmeyen bu yapı, farklı nedenlerden dolayı tahribata uğramıştı. Gerçekleştirilen restorasyon çalışması ile burası orijinaline uygun olacak şekilde restore edildi ve ardından müzeye çevrildi. Konağın içerisinde günlük yaşamda kullanılan çok sayıda eşya yer almaktadır. Mutfak eşyaları, oturma grupları, kilim, halı ve antika değerinde olan diğer eşyaları yakından görmek isteyenler müzeyi ziyaret edebilir. Köprü Mehmet Paşa başta olmak üzere Köprülüler olarak adlandırılan kişiler, Osmanlı devlet yönetiminde bir dönem etkili olmuşlardır. Bu dönemde, saray mimarisi Vezirköprü'ye taşınmış ve şimdilerde Vezirköprü Evleri olarak bilinen yapılar inşa edilmiştir. Söz konusu yapılar restore edilmiş olup, bunlardan bazıları müze olarak hizmet vermektedir. - Baklalı yaprak dolması - Bakla yemeği - Haşhaşlı çörek - Tirit - Keşkek - Mantarlı pilav başta olmak üzere farklı kentlerden yapılan otobüs seferleri ile buraya gelebilir. Ayrıca uçakla Samsun kent merkezine geldikten sonra toplu taşıma araçları ile ilçeye gelinebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/738-surmenede-gezilecek-yerler.html", "text": "bölgenin doğal güzellikleri, havası, suyunun temiz ve şifalı olması sebebiyle \"güzellik\" anlamına gelen bu ismi almıştır. Uzun yıllardan beri ülkemizin sınırlarını aşan bıçaklarıyla akla kazınmıştır. Geçmişte el tezgahlarında üretilen bu bıçaklar, günümüzde yoğun talep sebebiyle fabrikalarda üretilmeye başlamıştır. Bir Karadeniz şehri olan Sürmene, ülkemizin mutlaka görülmesi gereken güzelliklerinden biridir. 1873 yılında Rus işgalini de yaşamıştır. Eski ismi Humurgan olan şehir bunun dışında sürekli Osmanlı yönetiminde kalmıştır. Sürmene sınırlarındaki Balıklı köyü sınırlarında yer alır. 1700'lü yılların sonunda yapılan konak; yörede hüküm süren bir ağanın evi olarak inşa edilmiştir. 2 katlı olan yapının ilk katının duvarlarında yontma taştan işlemeler bulunur. Dış tarafa taşan saçaklar cepheleri yağışların olumsuz etkisinden korumuştur. Konakta Trabzon yöresinin en güzel ağaç işletmeciliği örneklerini inceleyebilirsiniz. Bir süre bakımsızlıktan harabe olan konak, restorasyondan sonra eski haline dönmüştür. Konak İstanbul'da iplik ticaretiyle uğraşan Haşim Ağa'nın torunu Hüseyin Ağa tarafından 1895 yılında yaptırılmıştır. Çimde 10 oda, 5 hol, 2 mutfak, 2 fırın, 1 kahve ocağı, 6 şömine, 3 tuvalet ve 3 banyo bulunur. Turistlerin ilgi gösterdiği yapı, yaz aylarında ziyarete açıktır. Yöredeki ince zevkin göstergesi olan konağı diğer yapılardan ayıran en önemli özellik de butik otel olarak çalışıyor olmasıdır. Hacı Yakup Ağa 4 tane erkek çocuk sahibidir. Memiş Ağa, Ahmet Ağa, Ali Ağa ve Teyyar Ağa olan çocuklardan en ünlüsü Memiş'tir. Memiş Ağa ve Hacı Yakup Ağa birbirine komşu konaklar yaptırarak güçlerini simgelemek istemişlerdir. Bu yapı mutlaka görülmesi gereken yerler arasındadır. Terastan Sürmene Kalesi'ni panoramik olarak izleyebilirsiniz. Şehrin Orta Mahallesi sınırlarında bulunan Cam Seyir Terası Projesi hayata geçmesinden son şehrin tüm güzelliği buradan izlenmeye başladı. Sürmene gezisine çıktıysanız Türk- İslam Mesken mimarisinin en güzel örneklerinden olan bu yapıları mutlaka görmelisiniz. Denize bakan bölümlerinde geçmişi adeta yaşayacak bir ambiyansla karşılaşabilirsiniz. Sürmene ilçesi sınırlarında yer alan bu mahalle çay ocakları, kahvehane, fırın, bakkal, market ve sakin sokaklarıyla köy hayatını görmenizi sağlıyor. Ayrıca mahallede bulunan çay fabrikası da sizlere ayrı bir zevk yaşatacaktır. Karadeniz bölgesi doğal güzellikleriyle herkesi büyüleyen bir yerdir. Sizler de doğal güzellikleri gezmek ve kendinizi doğanın dinginliğine bırakmak istiyorsanız mutlaka Sürmene'de gezilecek doğal yerler listesini ziyaret etmelisiniz. Şehrin en çok sevilen yaylalarından biri olan Çaykara'ya 25 km mesafede bulunur. Ülkemizin çeşitli yerlerinden düzenlenen Karadeniz Turlarında burası mutlaka ziyaret rotasında bulunur. Trabzon ve Rize'nin ortasında bulunan ve yayla turizmine elverişi olan bu doğal güzelliği mutlaka ziyaret etmelisiniz. Sürmene sınırlarında yer alan bu güzel belde, doğal güzellikleri koruma altına alınmış bir bölgedir. Seyrek yapılaşma olması sakin ve göze hoş gelen manzaraları beraberinde getirmiştir. Bununla birlikte çay ve fındık bahçeleri tatilcilerin mutlaka görmesi gereken yerler arasındadır. Yeşil doğasıyla gönüllerde taht kuran Karadeniz'de bulunan Sürmene ormanları mutlaka görülmesi gereken yerler listesindedir. Piknik alanı ve mesire yeri olarak da kullanılan bölgede piknik yapabilir ve muhteşem manzara eşliğinde mükemmel resimler çekebilirsiniz. düzenlendi. Renkli görüntülere sahne olan etkinliğin önümüzdeki yıllarda da düzenlenmesi planlanıyor. Bununla birlikte belediye ve sivil toplum kuruluşları geleneksel olarak gençlik festivali düzenliyor ve festival kapsamında çok sayıda etkinlik ile konser yapılıyor. Ayrıca şehirde sanat sokağı festivali de şehirde düzenlenen etkinlikler arasındadır. Bunun yanında yaz aylarında şehrin yaylalarında da çok sayıda etkinlik düzenlenmektedir. - Hamsi Kuşu - Karalahana Sarması - Mısır Ekmeği - Hamsili Pilav - Kuymak - Karadeniz Pidesi - Kaygana - Laz Böreği - Sürmene Helvası - Pazı Tavası - Patlıcan Tava - Sürmene Hurmalı Kek Sürmene şehrinin doğal güzellikleri yanında bıçakları dünya genelinde bir üne sahiptir. Geçmişte el tezgahlarında yapılan bu mükemmel bıçaklar, günümüzde yoğun talep olması nedeniyle fabrikada üretilmektedir. Ayrıca şehirde yaylalarda yapabileceğiniz çok sayıda aktivite de bulunur. 'ya ise 750 km'dir. Kara yolu ulaşımının yanında Trabzon Havalimanı'na gelerek buradan da ilçeye ulaşabilirsiniz. İstanbul, Ankara ve daha birçok şehirden direkt ya da aktarmalı olarak Trabzon Sürmene'ye ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/74-seyahate-cikmadan-arastirilmasi-gereken-5-madde.html", "text": "olduğu kaçınılmaz bir gerçektir. Seyahat etmek, hem dinlenmek hem de kafamızın meşgul olduğu sorunlardan bir nebze de olsa uzaklaşmak için birebirdir. Bütün bir kış çok yorulduk ve seyahate çıkmak istiyoruz, peki nelere dikkat etmeliyiz nasıl bir araştırma yapmalıyız şimdi bir göz atalım. Kalacağımız otelin konumu bu anlamda çok önemlidir. Bir yerleri gezmek görmek istiyorsanız, kaldığınız otelin merkeze yakın olması, turistik alanlara uzak olmaması önemli maddelerdendir. Sabah otelde kahvaltınızı yaptıktan sonra gezilecek yerlerin planın yapılması ve buralara ulaşımın kolay olması oldukça önemlidir. ? Elbette her şehrin gezilmesi gereken belki de gizli kalmış bölgeleri vardır. Buraların öncesinde araştırmasını yapmak vakit kazanma açısından önemlidir. Nasıl gidilir, ulaşımı nasıl olur sorularının cevabını öncesinde araştırmak işimizi kolaylaştıracaktır. Seyahate çıkmak dinlenmek için önemlidir fakat orada ne yiyeceğiz, o şehrin nesi meşhur bu ve benzeri soruların cevaplarını da öncesinden araştırmak orada yabancılık çekmemek için önemlidir. Mesela Edirne ye gittiniz, ne yiyelim diye sormanıza gerek yoktur. İnternetten araştırma yaptığınızda mutlaka ciğer tava karşınıza çıkacaktır. Hangi şehre ya da ülkeye gidecekseniz, gitmeden önce nerede ne yenir gibi kısa bir araştırma yapmanız yeterli olacaktır. Tatile gittiğimizde özellikle ailemizin üyeleri söylemeseler de hediye bekleyişi içinde olabiliyorlar. Bunun için, tatile çıkmadan bölgeye has hediyelik ürünlerin nerelerde satıldığının araştırılması yapılabilir. Sevdiklerimizi mutlu etmek için bu ön araştırmayı yapmak gerekebilir. Güzel bir tatil yaptınız ve evinize dönme vakti geldi. Ancak oralara kadar gitmişken oradan anı kalması açısından birkaç parça giysi almak güzel olmaz mı? Elbette olur. Tatil öncesi yine kısa bir araştırma sonunda dolabınıza yeni giysiler alabileceğiniz mağazaların adreslerini araştırabilirsiniz. Unutmayalım ki bu araştırmaları yapmak bize zaman kazandıracak, kaliteli bir tatil yapmamız açısından önemli olacaktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/740-istanbula-yakin-gezilecek-yerler.html", "text": "ziyaretiyle günübirlik de olsa bu amaçlarına ulaşabilir. İstanbul'un çevresinde kısa ulaşım mesafelerinde yer alan çok sayıda güzelliğe ulaşarak şehrin insanı içine çeken kaosundan sizler de kurtulabilirsiniz. Şelalesi de piknik yapmanız için ideal bir yerdir. Kartepe'de kış ayları dışında da piknik yapacak güzel alanlarda harika vakit geçirebilirsiniz. Ayrıca burası Kirazlı ve Kuzu yaylaları ile Karadeniz'e olan özleminizi giderebilir. Kocaeli'nin şirin bir ilçesi olan Kandıra doğal güzellikleriyle İstanbullular için alternatif bir gezi rotasıdır. İlçe merkezine çok yakın olan Sarısu kamp severlerin uğrak mekanıdır. Muhteşem bir doğa manzarası eşliğinde kısa süreli bir kamp macerası için Kandıra'yı seçebilirsiniz. İlçenin Kefken bölgesinde yer alan Pembe Kayalar, güneş ışınlarının etkisiyle ortaya çıkan pembe duruşuyla ziyaretçileri büyülüyor. İstanbul'a ortalama 150 km mesafede bulunan Kandıra özellikle bahar aylarında en güzel haliyle karşınıza çıkıyor. denildiğinde ilk sıralarda bulunan Sapanca, özellikle bahar aylarında gezginler tarafından daha çok ziyaret ediliyor. İstanbul'a 200 km uzaklığıyla Acarlar Longozu Sakarya'nın önemli doğal güzelliklerindendir. Burada doğayla iç içe olmak isteyen İstanbullular tüm yorgunluğunu burada atıyor. Bölgeyi özel kılan dünyanın sınırlı sayıda longoz ormanlarından birine sahip olmasıdır. Akarsuları aşamayan longozlar Acarlar'da 7.5 kilometrelik bir alanda varlığını sürdürüyor. Özellikle sonbahar ayları bölgede yürüyüş yapmak için enfes yerlerdir. Öğleden önce yapacağınız ziyaretlerde nilüfer çiçeklerinin dansına şahit olabilirsiniz. , Kırklareli'ye bağlı Vize ilçesi sınırlarındadır. Boş zamanlarınızda kafa dinlemek için burayı günübirlik ziyaret edebilirsiniz. Karadeniz'e özgü yapısıyla ne çıkan Kıyıköy, temiz hava depolamak isteyenlerin uğrak rotasıdır. Bölgede yapılan en popüler etkinlik ise trekking olarak karşımıza çıkar. Ayrıca köyün falezlerinde balık tutarak da stres atabilirsiniz. Ayrıca bölgede yer alan ve gönüllü bir meleğe sahip olmasıyla ünlenen Aya Nikola Manastırı da tarihi yapı görmek isteyenlerin ziyaret edebileceği bir yerdir. Yıkıntı halinde bulunan bu antik yapıyı ziyaret ederek bölgenin tarihi dokusuna da şahitlik edebilirsiniz. , İstanbul'a 200 km uzaklıkta bulunur. Bölge tarihi ve doğal güzellikler bakımından eşsiz bir yerdir. Dünyanın sayılı Longoz ormanlarını barındıran bölgede çok sayıda doğa etkinliğine katılabilirsiniz. Ayrıca ağaç evlerde konaklayarak doğayla iç içe bir hafta sonu geçirebilirsiniz. Avcılar köyü sınırlarında yer alan Zindandere Şelalesi ise yürüyüş yapacaklar için iyi bir alternatiftir. ilçesine bağlı eski bir Rum köyü olan Trilye, mimarisiyle gezginlerin ilgisini çeker. Marmara Denizi'ne kıyısı olması sebebiyle İstanbul'dan deniz otobüsü vasıtasıyla da buraya ulaşmanız mümkündür. Çok sayıda dizi ve filme ev sahipliği yapan köyde Rumlardan kalan çok sayıda eşsiz yapısıyla ve o dönemi yansıtan sokaklarıyla farklı bir cazibe merkezi vardır. 1100'lü yıllardan günümüze kadar gelen Dündar Evi ve 1200'lü yılların mimari anlayışıyla inşa edilmiş Kemerli Kilise ziyaretçilerin uğradığı yerlerdir. Trilye, Mudanya İskelesi'ne 16 km mesafede bulunur. , doğal güzellikleri ve deniziyle İstanbul'a yakın olan ilgi çekici rotalardan biridir. Ayrıca bahar ve yaz aylarında Trakya bölgesinin en önemli yamaç paraşütü etkinlik merkezidir. Sizler de hafta sonu İstanbul'dan 230 km mesafede yer alan bu doğal güzelliğe ulaşarak yamaç paraşütü ve trekking etkinliklerine katılarak şehrin tüm stresinden kurtulabilirsiniz. Ayrıca denizin verdiği huzurla rahatlamış olarak evinize geri dönebilirsiniz. Köyün dar sokaklarında farklı bir mimari yapıya da şahit olabilirsiniz. Buraya kadar gitmişken dünyaca ünlü Şarköy şaraplarını da tatmadan dönmeniz olmaz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/741-sanliurfada-ne-yenir-sanliurfadaki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": "midelere bayram ettirecek lezzette ve zenginliktedir. Şanlıurfa'nın ünlü mutfağında vazgeçilmez tatları bulmak ve bu güzel şehirde gezerken tarihi ve mistik bir atmosferde meşhur yemeklerin tadına varmak gerekir. İsot ve salça ile lezzetlenen çiğ köftenin tadına bakmadan ve Şanlıurfa'ya özgün acı kahve mirrayı içmeden Şanlıurfa'ya gidip dönmek olmaz. Şanlıurfa denilince akla gelen yöresel yemeklerin başına çiğ köfte bulunur. Yoğurması sabır ve güç isteyen bu geleneksel tat malzemelerin yavaş yoğrularak özdeşleşmesi sonucunda tadına doyulmayacak lezzet ortaya çıkar. Türkiye'nin bütün yörelerinde oldukça fazla tercih edilerek tüketilen bu geleneksel tat Şanlıurfa sofralarının vazgeçilmez lezzetleri arasında yer almaktadır. Kendine has üretim yöntemi ile yapılan ciğer kebabı Şanlıurfa'da vazgeçilmez lezzetler arasında bulunmaktadır. Sabah kahvaltısı, öğle ve akşam yemeklerinde sofralardan eksik olmadan ciğer kebabı Şanlıurfalıların en fazla tükettiği yöresel tatlar arasında bulunur. Şanlıurfa ve çevresine özgü kebap türünün Adana kebabından farklılıkları vardır. Urfa kebabı acısızdır ve zırhta çekilmiş sade bir kebaptır. İsmini aldığı şehir ile özdeşleşmiş bu yöresel lezzet Şanlıurfa'nın vazgeçilmez kebapları arasında baş sırada yer almaktadır. Şanlıurfa yöresine ait yemeklerden birisi olan Aya köftesinin ana malzemesini bulgur oluşturmaktadır. Kızartılarak yapılan köftenin en önemli özelliği kızardıktan sonra çıtırolmasıdır. Şanlıurfa'nın yöresel tatları olan bu yemeği borani ile karıştırmamak gerekir. Boranı Şanlıurfa mutfaklarının vazgeçilmez yemeklerinden birisi olma özelliğine sahiptir. Ana maddesi kuzu ve nohut olan bu lezzetli yemek yanında bolca ekmek yedirmektedir. Şanlıurfa yöresel yemeklerinde en fazla kullanılan ürünler arasında bulunan bulgur yuvalak yemeğine de eşlik etmektedir. Yuvalak, çorba görünümünde olan sulu bir yemek üründür. Şanlıurfa mutfaklarının vazgeçilmez tatları arasında bulunan doyurucu ve lezzetli bir yemektir. Şanlıurfa'da en fazla yapılan ve tüketilen böreklerden birisidir. Yaz ve kış fark etmeden buz gibi bir ayran eşliğinde yenebilecek börek ayrıca Adıyaman mutfağında da oldukça fazla tercih edilmektedir. Güneydoğu Anadolu bölgesine ait olan söğürmenin ana malzemesi patlıcan ve kıymadan oluşur. Yapımında ana malzemeler değişmese de yörelere göre farklılık gösteren söğürme Şanlıurfa'da közlenen patlıcanın üzerine kavrulmuş kıymanın bolca dökülmesi ile servis edilmektedir. İçerisindeki malzemeler ile oldukça doyurucu olan çorba özellikle yaz aylarında tüketilmektedir. Şanlıurfa'nın yanı sıra Diyarbakır'ın yöresel tatları arasında bulunan lebeniye çorbasının ana malzemesi yoğurttur. Şanlıurfa'nın yöresel tatları arasında bulunan bostana soğuk olarak tüketilen bir salata türüdür. Hazırlanışında buz kullanılan bu salata tüketmeden önce buzdolabında bekletilmektedir. Yaz aylarının vazgeçilmez salata türü olan bostana Şanlıurfa'da kış aylarında bile tüketilebilen yöresel bir lezzettir. Özellikle kalabalık davetlerde ve bayram sofralarında sunulan yöresel tatlar arasında olmazsa olmazlardan olan yemek çeşididir. Sini taraklığı ismi ile de bilinen bu lezzetli yemeğin ana malzemesini et oluşturmaktadır. Şanlıurfa'nın yöreselleşmiş tatları arasında bulunan nohutlu pilav Şanlıurfa da kurulan bütün sofralarda genellikle servis edilmektedir. Şanlıurfa'ya gidip nohutlu bulgur pilavından yemeden dönmek olmaz. Şanlıurfa ve civarındaki yerlerde geleneksel hale gelen tatlar arasında bulunan pilav Şanlıurfa pilavları arasında temel direk gibidir. Şanlıurfa'nın yöresel tatlıları arasında bulunan şıllık tatlısı farklılık gösteren ismini dağınık görüntüsünden almaktadır. Oldukça hafif ve lezzetli bir tatlı olan şıllık tatlısı yakmayan şerbeti ile yiyenlerde bağımlılık yaratan lezzetler arasında yer almaktadır. Şanlıurfa'nın yöresel tatları arasında bulunan ağzı açık özellikle çay saatlerinde tüketilmektedir. Afyon yöresinde de yapılan bu yöresel tat Şanlıurfa'da diğer yörelerden farklı olarak sirke kullanmadan yapılmaktadır. Tadılması gereken özeliklere sahip lezzetler arasında bulunan ağzı açık sıcak olarak servis edilen yöresel yemekler arasında yer almaktadır. Bozova'da tatlı su balığı ve deniz mahsulü çeşitlerini el lezzeti ile hazırlayıp sunan mekanda balık yemenin keyfini çıkarabilirsiniz. Şanlıurfa'da meşhur olan kahvaltı salonları arasında önemli olanlardan birsidir. Sade ve mükemmel lezzetlere kahvaltı etmek isteyenler için tercih edilen mekanlar arasında yer almaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/742-ofta-gezilecek-yerler.html", "text": "insanıyla ve doğal güzellikleriyle tüm Türkiye'de gönülleri kazanmış bir ilçedir. Karadeniz turuna katılanlar Of ilçesine uğramadan Trabzon'dan ayrılmazlar. Sizler de Trabzon'a gitmişken bu güzel ilçeyi ziyaret edebilirsiniz. oluşmasını sağlamıştır. Bölgede cami dolayısıyla Pazar yeri kurulmasıyla bölgede yerleşim arttı. Türk hakimiyetiyle Rum sayısı azalsa da günümüzde hala az sayıda yaşayan Rum halkı bulunur. Karadeniz sınırları içinde Trabzon ve Rize bölgesinde çok sayıda bulunan taş, kiremitli köprüler mimari olarak birbirine benzer. Trabzon Of sınırlarında bulunan ve 1935 yılında yapılan Kiremitli Köprü olarak da bilinen bu yapı kayalar üstüne oturtulan taş ayakları ve ahşap gövdesiyle diğer örneklerden ayrılır. Karadeniz yöresine özgü cami mimarisini görmek isteyenler Of ziyaretinde Taşhanpazarı Camii'ni de ziyaret edebilir. Bölgenin özelliklerini yansıtan bu cami günümüzde hala ibadete açıktır. Of'un Sıraağaç köyünde yer alan bu tarihi yapının ortaya çıkış tarihi belli değildir. Şöminesinde bulunan tarihe göre 1819 yılında yapıldığı düşünülmektedir. En az 180 yıllık olan bu yapıda 40 ustanın çalışarak yapıyı 6 yılda tamamladığı anlatılır. Deniz manzaralı bir tepede olan konak, simetrik bir plana sahip tipik Karadeniz mimari anlayışına göre yapılmıştır. bakımından Karadeniz'in çekici deniz manzaralarını yaşamanızı sağlar. Bölgenin doğal güzelliklerini görmek istiyorsanız Of ilçesini ziyaret edebilirsiniz. il sınırı yakınında bulunan İyidere ilçesinde bulunan mağara binlerce yıl önce oluşturulan en büyük mağaralardan biridir. Of bölgesine oldukça yakın bir bölgede bulunan mağara yöre halkı tarafından uzun yıllar önce pileki taşı çıkartmak için kullanılmıştır. Günümüzde görülmeye değer tüneller, kuyular ve gölleri barındıran mağara Of'u ziyaret edenlerin uğrak noktasıdır. Rize'nin Kalkandere ilçesi sınırlarında bulunan Çağlayan şelalesi Of'a oldukça yakın bir doğal güzelliktir. Bozulmamış bu doğa harikası yerli ve yabancı turistlerin uğrak noktasıdır ve doğa sporuyla uğraşan sporcuların da ilgisini çeker. Trabzon'un Of ilçesine oldukça yakın olan Çamburnu Tabiat Parkı, 11 Temmuz 2011 yılında Tabiat Parkı ilan edilerek koruma altına alınmıştır. Tamamı ormanlık bir alan olan bu yer yöre halkının ve turistlerin çeşitli etkinlikler yapmak ve doğada rahatlamak için tercih ettiği noktalardandır. Bölgede her yaz yapılan Bölgede her yaz yapılan yayla şenlikleri Of ilçesinde de meşhurdur. Yaz aylarında yaylalardaki etkinliklere katılabilir ve buralarda yapılan festivallere katılarak bölgenin kültürünü yaşayabilirsiniz. - Hamsi tava - Hamsili pilav - Isırgan çorbası - Kuymak - Kara Lahana çorbası Doğal güzellikleriyle ülkemizde ün yapan Of şehri, daha çok Karadeniz fıkralarına konu olmasıyla da meşhurdur. Trabzon içinde kendini çok özel olarak gören ilçe halkı, ilçeyi Karadeniz fıkralarının çıkış noktaları arasında görmektedir. 'ya ise 750 km mesafededir. Kara yolunu kullanmak isteyen ziyaretçiler Karadeniz'in doğal güzellikleri arasında ilçeye ulaşabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/743-termede-gezilecek-yerler.html", "text": ", Karadeniz'e kıyısı olan bir ilçedir. Bölgenin güzelliklerinden en güzel örnekler ilçe sınırları içerisinde yer almakta ve buraya gelen kişilerin beklentilerini genel olarak karşılamaktadır. Terme'nin ilk olarak milattan önce 10. yüzyılda kurulduğu ve kente verilen ilk ismin Termedon veya Termisus olduğu rivayet edilmektedir. Şuanda kullanılan ismin de bunlardan geldiği yine rivayetler arasındadır. Kent ilk olarak Hititler tarafından kurulmuş ve daha sonra Frigyalılar, Medler, Persler ve Romalıların hakimiyetine girmiştir. Türklerin Anadolu'ya gelmesi ile birlikte ilk defa 1200'lü yıllarda Türklerin hakimiyetine giren Terme, o tarihten itibaren farklı Türk beylikleri ve devletlerinin himayesinde yaşamıştır. Birinci Dünya Savaşı ve sonrasında Ruslar tarafından bombalanmış ve bir süre Ermeni ve Rum çeteleri burada hakimiyet kurmaya çalışmıştır. Fakat Kurtuluş Savaşı henüz başlamadan yöre halkı silahlanarak bu çeteleri kentte kovmayı başarmıştır. Terme'de gezilecek yerler, genellikle tarihi yapılardan oluşmaktadır. Bunun temel nedeni, ilçenin tarihinin oldukça eski olmasıdır. Geçmişte inşa edilen yapıların önemli bir kısmı günümüze kadar gelmeyi başarmıştır ve insanlar ilçeye geldiklerinde bu tarihi yapıları mutlaka ziyaret etmektedir. Osmanlı mimarisini özelliklerini taşıyan bu cami 1840 yılında inşa edilmiştir. Tamamen ahşaptan inşa edilen caminin çatısı ile kiremitle kaplanmıştır. Caminin bitişiğinde bir de türbe yer almaktadır. Terme'nin en önemli camilerinden birisi olup, 1939 yılında minaresi yıkılmasına rağmen yapılan restorasyonla yeniden inşa edilmiştir. Milattan önce 1200'lü yıllarda yaşadığı rivayet edilen savaşçı kadınlara Amazon adı verilmektedir. Terme Çayı'nın hemen kıyısında yer alan Thamiskyra şehrinde yaşayan Amazonlar, bölgeyi uzun süre hakimiyetleri altında tutmuştur. Amazon kültürünü daha yakından tanımak isteyen insanlar, burayı ziyaret ettiklerinde farklı heykeller ve benzer yapılar görecektir. Amazon Adası olarak da bilinen şehir, 2,5 dönüm üzerine inşa edilmiştir. Toplamda 2 milyon TL harcandığı belirtilmektedir. Osmanlının son dönemlerinde inşa edilen bir camii olan Avcı Sultan Mehmet Camisi, 1943 yılında bölgede meydana gelen depremde tamamen yıkılmıştır. 1956 yılında ise aynı temeller üzerine orijinalliği korunarak tekrar inşa edilmiş olup, günümüzde halen kullanılmaktadır. İlçenin Dibekli köyünde yer alan türbede yatan Cüneyt adlı zatın gerçekte kim olduğu bilinmemektedir. Türbe oldukça sadece bir şekilde inşa edilmiş olup, üzerinde sanatsal işlemeler yer almaz. Bu türbeyi ilginç yapan ise hikayesidir. İslam orduları ile gelen Cüneyt adlı zat, savaş esnasında önce kolunu kaybeder ve daha sonra ise şehit düşer. Bundan dolayı hem kolunun düştüğü yere, hem de şehit olduğu yere birer türbe yapılır. Türbenin içindeki sandukanın 9 metre uzunluğunda olması ise ilginç yanlarından bir diğeridir. Adını aldığı köyde bulunan bu camii, ahşaptan inşa edilmiştir. Kim tarafından, hangi tarihte inşa edildiği net olarak bilinmese de yapım yılının 1716 olduğu tahmin ediliyor. Oyma tekniğinin kullanıldığı yapıda farklı süslemeler yer almaktadır. Anadolu ahşap mimarisinin güzel örneklerinden birisidir. , Karadeniz'in eşsiz doğasının en güzel örnekleri arasındadır. , ilçe merkezine 25 km uzaklıkta bulunmaktadır. Çok fazla derin olmayan bu göl, yaz aylarında 1-1,5 metre derinliğe sahip olurken, kış aylarında ise derinlik 2 metreye kadar çıkmaktadır. Göl içerisinde turna, kefal, kadife ve ilarya gibi balıklar bulunmaktadır. Kartpostallık bir görüntüye sahip olan göl, mutlaka ziyaret edilmelidir. Yayla Mahallesi sınırları içinden başlayan çamlık, Akçay'a kadar uzanır. Denizin mavisi ve çamların yeşilinin buluşmasıyla muhteşem bir görüntü oluşmaktadır. Ayrıca çamlık yakınında bulunan deniz suyu temizdir ve bundan dolayı buradaki sahillerde denize girmenin keyfi çok daha fazladır. Terme sınırları içindeki doğal plajlardan birisi olup, yaz aylarında insanlar buraya yoğun ilgi göstermektedir. düzenlenmektedir. Bu festivalin en önemli özelliklerinden birisi, sadece kadınların katılabildiği etkinliklerin yapılmasıdır. Söz konusu etkinlikler yemek, okçuluk ve ata binme gibi alanlardaki yarışmalardır. - Oymaağaç kebabı - Katık böreği - Keşkek - Kıvratma - Büryan - Karmaç ve diğer kentlerde gelen otobüslerle buraya gelinebilir. Ayrıca Samsun'da bulunan havalimanı yaklaşık 40 km'dir. Bundan dolayı hava yolu ile de ilçeye gelinebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/744-afrika-kitasi.html", "text": "; nüfus ve yüzölçümü dikkate alındığında dünyanın ikinci büyük kıtasıdır. Kıtanın güneyinde Antarktika, kuzeyinde Avrupa, doğusunda Hint Okyanusu ve batısında ise Atlantik Okyanusu vardır. Geçmişte Asya kıtasıyla kara bağlantısı olan Afrika'nın bu bağlantısı Süveyş Kanalı'nın açılmasıyla kesilmiştir. Avrupa ile arasında Akdeniz vardır. Afrika kıtasının yüzölçümü 30 milyon km2 civarındadır. Bu rakam, dünyadaki kara parçasının yaklaşık %24'ü anlamına gelir. Kıtada yaşayan insan sayısı ise 1,25 milyardır. Dünya nüfusunun yaklaşık %15'i burada yaşamaktadır. Yaşam şartlarının ülkeler arasında ciddi farklılık gösterdiği kıtada, Birleşmiş Milletler tarafından tanınan ülke sayısı 54'tür. Geçmişte Avrupa ülkeleri tarafından ciddi şekilde sömürülen Afrika'nın buna bağlı olarak gelişmişlik seviyesinin genel anlamda düşük olduğunu söylemek mümkündür. , 15. yüzyıla kadar dünyanın geri kalanı gibi bir tarihe sahiptir. Fakat önce Coğrafi Keşifler, ardından da sanayi devrimi yaşanınca burası tam anlamıyla bir sömürge merkezine dönmüştür. Fransızlar, Hollandalılar, İngilizler ve İtalyanlar burayı sömürürken, kültüre de ciddi şekilde etki etmiştir. Sömürge düzen son yüzyılda yıkılmış ve ülkeler özgürlüklerini kazanmaya başlamıştır. Afrika'daki coğrafi özellikler, bölgesel olarak farklılaşmaktadır. Buna bağlı olarak ülkedeki coğrafi yapıların ciddi bir çeşitlilik gösterdiğini söylemek yanlış olmaz. Geniş düzlükler, dağlar, çöller ve ormanlarla kaplı alanlara, kıtanın farklı yerlerinde rastlamak mümkündür. Kıtanın kuzeyinde yer alan Cebelitarık Boğazı ve Süveyş Kanalı, diğer kıtalarla olan bağlantı noktalarıdır. Afrika'da bulunan en yüksek nokta Tanzanya sınırları içerisinde yer alan Kilimanjaro Dağı'dır ve buranın yüksekliği 5.895 metredir. Kıtanın en alçak noktası ise Cibuti'deki deniz seviyesinin 155 metre altında bulunan Assal Gölü'dür. Afrika'yı diğer kıtalardan ayıran en önemli özellik, içerisinde yer alan çok sayıdaki ulusal parktır. Bu ulusal parklarda doğal yaşam devam etmektedir ve dünyanın farklı ülkelerinden insanlar gelerek burada safari yapar. Bu milli parkların en meşhurlarından olan Serengeti, bölgede yer alan yanardağ faaliyetleri sonucunda oluşmuştur. Afrika, yüzölçümü bakımından dünyanın ikinci büyük kıtasıdır. Bundan dolayı kıtada hemen her iklim görülür. Akdeniz kıyılarında, Akdeniz iklimi etkili iken, iç kesimlerdeki bazı noktalarda karasal iklime rastlamak mümkündür. Ayrıca kıtada yağmur ormanları bile vardır. Hint Okyanusu ve Kızıl Deniz'e kıyısı olan bölümlerde ılıman iklim hakimdir. Afrika kıtasının kuzey kesiminde kalan ve Akdeniz'in güney kıyılarını çevreleyen ülkeler. Sahel ve Sahra Çölü'nün güney yarısını kapsayan çöl ve savan milletler. Atlas Okyanusuna kıyıları olan Tropikal Atlantik kıyı milletleri. Genellikle Ekvator çevresinde bulunan ve Afrika'nın kalbi sayılabilecek ülkeler. Afrika kıtasının doğu kesiminde bulunan, Kızıldeniz ve Hint Okyanusu sınırındaki milletler. - Cezayir'in başkenti, güney Akdeniz kıyısında en kuzeydeki başkent ve en büyük şehir, bir Avrupa sömürge mimarisi ve arap medina karışımı. Akra - Gana'nın başkenti ve seyahat edenler için Batı Afrika'daki en erişilebilir şehirlerden biriAddis Ababa - Etiyopya'nın büyük başkenti ve STK'lar ve Afrika Birliği için büyük bir merkezKahire - Eski Mısır'ın önemli anıtlarına sahip olan Afrika'daki en büyük şehirCape Town - Masa Dağı, Ümit Burnu ve diğer birçok cazibe merkezi ile Güney Afrika'nın ikonik Ana ŞehriDakar - Senegal'in başkenti ve Afrika'daki en batı şehriJohannesburg - Güney Afrika'nın en büyük şehri ve belki de kıtanın kilit finans ve ekonomi merkeziLuanda - son on yılda büyük bir rönesans geçiren Angola'nın başkentiMarakeş - Fas'ta antik ve modern bir karışımıNairobi - Kenya'nın başkenti ve Doğu Afrika'daki en büyük şehir Afrika kıtası, insanlığın yaşadığı ilk kara parçalarından birisidir. Bundan dolayı kıtanın farklı noktalarında çok sayıda tarihi yapı ve doğal güzellik vardır. Bu tarihi yapıların tamamı günümüze kadar ulaşamamış olsa da kalanlar ve sonradan inşa edilenler, insanların keyifli zaman geçirme noktasındaki beklentilerini fazlasıyla karşılar. - Victoria Şelalesi: Mosi-oa-Tunya adıyla da bilinen Victoria Şelalesi, Zambezi nehrinin üzerinde yer alır. Zimbabve ve Zambiya sınırında bulunan şelalenin yüksekliği 128 metredir. Genişliği ise 1,7 km olup, bundan dolayı geniş bir alana yayıldığı söylenebilir. Adeta devasa bir havuzun doldurulması görüntüsüne sahip olan Victoria Şelalesi, dünyanın en etkileyici noktalarından birisi kabul ediliyor. - Kilimanjaro Dağı: Afrika kıtasının en yüksek noktası olan Kilimanjaro, sönmüş bir stratovolkandır. Büyülü bir görüntüye sahip olan dağ, Tanzanya sınırları içerisinde yer alır. - Kruger Ulusal Parkı: Afrika'daki en önemli safari noktalarından birisidir. Geniş bir alana sahip olan ulusal parkta, çok sayıda yabani hayvanı doğal ortamlarında görme imkanı vardır. Özellikle vahşi hayvanları yakından görmek, insanları çok fazla etkilemektedir. Burası Güney Afrika'dadır. - Masai Mara: Belgesellerde adı çok sık geçen Masai Mara, Kenya sınırları içerisinde yer alır. Doğal yaban hayatın en güzel görüleceği noktalardan birisi olan Masai Mara, hayvanların yaşantısı ve göçlerinin görülebileceği bir yerdir. Bunun dışında Afrika'nın doğal güzelliklerinden birisi olduğunun söylenmesi de yanlış olmaz. - Mısır Piramitleri: Dünyanın en özel noktalarından birisi olan piramitler, Mısır'da bulunur. Giza piramidi bunların en büyüğü olup, devasa yapısıyla insanları fazlasıyla etkiler. 7 harikadan birisi olan piramitlerin gizemli hikayeleri vardır. Piramitlerin dışında bölgedeki sfenksler de ilgi çekmektedir. - Kahire Mısır Müzesi: İnsanlığın en eski yerleşim birimlerinden birisi olan Mısır'da yapılan kazılarda çıkarılan çok sayıda eserin sergilendiği müzedir. İçerisinde 120.000'den fazla eser bulunan müze, dünyanın en önemli kültür merkezlerinden birisidir. - Karnak: Mısır'da bulunan bir diğer önemli tarihi yapı olan Karnak, Amen-Ra tapınağıdır. İçerisinde 200'den fazla yapının olması, tarih severler için çok önemli bir güzellik sunar. - Kirstenbosch Ulusal Botanik Bahçesi: Güney Afrika Cumhuriyeti'nde bulunan Kirstenbosch; nadir bitki türleri ve doğal yürüyüş parkurlarının olduğu bir alandır. denildiği zaman, bunların haricinde de çok sayıda farklı alternatif gelir. Kara kıtanın her köşesinin ayrı bir güzellikle dolu olduğunu söylemek mümkündür. Dünyanın en büyük ikinci kara parçası olan Afrika'da konuşulan dillerin sayısı çok fazladır. Ülkelerin resmi dillerinin dışında, halk tarafından konuşulan farklı diller de bulunmaktadır. Bundan dolayı kıtada konuşulan dillerin sayısının 2 binden fazla olduğu tahmin ediliyor. Kıtada konuşulan dilleri, genel manada iki ayrı grupta incelemek mümkündür. İlk grup, sadece Afrika kıtasında konuşulan dillerdir. İkinci grup ise Afrika'da sonradan konuşulmaya başlanan dillerdir. Sadece burada konuşulan diller; Nil-Sahra, Khoisan, Nijer-Kongo, Bantu, Afro-Asyatik ve Avustronezya'dır. Afrika'ya sonradan gelen diller, genellikle son yüzyılda sömürgecilik faaliyetleri sonucunda gelmiştir. Bu diller; İngilizce, İspanyolca, İtalyanca, Portekizce ve Almanca'dır. Afrika'da yaygın olarak kullanılan dillerin Arapça gelir. Cezayir, Çad, Fas, Tunus, Sudan, Somali, Libya, Eritre, Mısır, Cibuti ve Komorlar gibi ülkeler Arapçayı resmi dil olarak kabul etmektedir. Arapçayı resmi dil olarak konuşan kişi sayısı 150 milyondan fazladır. Afrika'da bulunan ülkelerden bazıları, ülkemizden gelen ziyaretçiler için vize isterken, diğer kısmı ise bu işlem için vize talep etmemektedir. Vizesiz olarak gidilebilecek Afrika ülkesi sayısı 20 civarındadır. Bunlardan bazıları 90 gün ziyaret hakkı verirken, bazılarında ise bu rakam 30'dur. Vizesiz olarak gidilebilecek ülkeler Madagaskar, Seyşeller Adaları, Botsvana, Burundi, Cibuti, Fas, Gambiya, Mauritius, Mozambik, Senegal, Togo, Tunus, Uganda, Güney Afrika Cumhuriyeti, Komor Federe İslam Cumhuriyeti, Libya, Sudan, Svaziland, Tanzanya, Yeşil Burun Adaları ve Zambiya'dır. Yukarıda yer alan ülkelerden bazıları, vizeyi sınır kapılarında vermektedir. Bundan dolayı bunlar da vizesiz seyahat edilebilen Afrika ülkeleri arasında değerlendirilmiştir. Vize için talep edilen ücret ise ülkelere göre değişse de genel olarak 50 dolar seviyelerinde denilebilir. Afrika kıtasına hakim tek bir yemek kültüründe bahsetmek mümkün değildir. Kıtanın farklı noktalarındaki yemek kültürleri arasında ciddi farklılıklar vardır. Burada yapılan yemeklerin bir bölümü, tamamen yereldir. Diğer kısmı ise Avrupalılar tarafından kıtaya getirilmiştir. Okyanus ve deniz kenarındaki ülkelerde, mutfaklarda balık yoğun bir şekilde kullanılırken, iç kısımdaki ülkeler için benzer bir durum söz konusu değildir. Ayrıca kıtada yetişen meyve ve sebzelere göre de yemek türleri değişir. Fakir ülkelerde genellikle sebze ve kuru tahıllar ile yemekler yapılırken, nispeten biraz daha gelişmiş ve zengin olan ülkelerdeki çeşitlilik daha fazladır. Afrika, dünyanın gelişmişlik bakımından geri kalmış sayılabilecek bölgeleri içerisinde bulunduruyor. Buna bağlı olarak ulaşım noktasında da tam bir standarttan bahsetmek mümkün değildir. Kıta genelinde ulaşımın kara yolu ile sağlandığını söyleyebiliriz. Eski model araçlarla yapılan ulaşım, bazı noktalarda güvenlik riskleri taşıyor. Bunun haricinde kıtadaki her ülkede havalimanı var. Bu da dünyanın farklı noktalarından buraya havalimanı ile gelmeyi mümkün hale getiriyor. Fakat bazı ülkelere direkt uçak bileti bulmak çok zor olabiliyor. Afrika'daki bazı bölgelerde, devlet gücü yeterince etkili değildir. Ülkelerin fakir olması, böyle bir sonucun doğmasına neden olur. Bu da güvenlik riski anlamına gelir. Özellikle kabilelerin yaşadığı bölgelerde ve kırsal kesimlerde bu durum daha fazla gözlenir. Fakat gelişmişlik seviyesi yüksek ülkelerde böyle bir durum söz konusu değildir. Afrika'ya verilen isimlerden birisi de Kara Kıta'dır. Bu ismin verilmesinin bir nedeni de sağlık sorunlarıdır. Özellikle bazı bölgelerdeki su sıkıntısı, kendisini salgın hastalık şeklinde gösteriyor. Sağlık kuruluşlarının eksikliği de bu duruma eklendiğinde, Afrika'nın bazı noktalarının sağlık açısından riskli olduğu söylenebilir. Ayrıca susuzluğun dışında, buradaki bir diğer problem ise açlıktır. Bu da sağlık sorunları ile sonuçlanır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/745-gezi-fotograflarinizin-daha-cok-begeni-almasi-icin-yapilabilecek-5-yontem.html", "text": "Instagram'da en çok beğeni alan fotoğraflar tatil ve gezi fotoğrafları oluyor. İnsanlar bu platformda etkileyici ve güzel fotoğraflar görmekten hoşlanıyor. Peki, gezi fotoğraflarınızın daha fazla beğeni almasını sağlayacak tüyolardan haberiniz var mı? Üstelik bu tüyoların büyük bölümü çeşitli analizler neticesinde elde edilen bilgiler olduğundan gözünüz kapalı uygulayabilirsiniz. Hemen başlayalım. Mavi renk olan gezi fotoğraflarının % 24 oranında daha yüksek like aldığı analiz edildi. Bu nedenle fotoğraflarınızda mavi renge ağırlık vermeye özen gösterin. Eğer geziniz kapsamında deniz, göl ya da nehir kenarına gidiyorsanız işiniz kolay demektir. Ancak su olmayan bir yerde geziyorsanız bu durumda önerimiz gökyüzünün maviliğinden faydalanmanız olacak. Kadraja gökyüzünü de alan fotoğraflar çekerek Instagram'da paylaşabilirsiniz. Fotoğraflarda fonun son derece önemli olduğunun altını çizmek gerekiyor. Genellikle gezi fotoğraflarında arka plana pek önem verilmiyor ve bu da büyük bir yanlış. Kadrajı çok iyi ayarlamanız gerekiyor. Arkada doğal bir manzara olan fotoğrafların Instagram'da çok daha fazla ilgi gördüğünü biliyorsunuz. Bu nedenle sizi de kapsayan ancak arka planıyla da etkileyici olan kareler yakalamanız gerekiyor. Biraz yaratıcılığınıza yüklenin, çok iyi kareler yakalayacağınıza biz eminiz. Genellikle gözden kaçsa da çekilen fotoğrafların gezinin temasına uygun olması gerekiyor. Örneğin bir doğa gezisine çıktıysanız elbette natürel kareler yakalamalısınız. Eğer bir kültür turuna çıktıysanız çektiğiniz fotoğrafların da bu temaya uygun olması ve farklı kültürleri yansıtması gerekiyor. Bu durumda paylaşımlarınızın çok daha fazla beğeni alması da kaçınılmaz olacak. Bir şehir turuna çıktıysanız çektiğiniz bir yol fotoğrafı ilgi görmeyebilir. Ancak sıra dışı dekore edilmiş bir kare fotoğrafı ile istediğiniz etkiyi kolayca elde edebilirsiniz. Çektiğiniz fotoğrafların daha fazla dikkat çekmesi için de kırmızıdan yardım alın. Çektiğiniz karede mutlaka kırmızı rengin de olmasını sağlayın. Bu sayede fotoğrafın binlerce fotoğraf arasında kaybolup gitmesini önlemiş olacaksınız. Kırmızı da en az mavi kadar ilgi görüyor ve dikkat çekiyor. Elbette size kıpkırmızı bir kare yayınlamanızı söylemiyoruz. Ancak kırmızı bir obje de kadrajınıza girerse daha iyi dönüşler alacağınızdan emin olabilirsiniz. Fotoğraflarınızı mutlaka bir mesaj eşliğinde yayınlamalısınız. Sadece fotoğrafı paylaşmanız da pek ilgi çekmeyebiliyor. Ancak beraberinde özellikle bilgi de içeren bir metin ile yayınlamanız çok daha fazla like almasını sağlar. Örneğin bir kafe dekorasyonu ilginizi çekti ve gezi fotoğraflarınız arasında bu kareye de yer vermek istediniz. \"1960'tan bu yana dekorasyonu aynıymış\" şeklinde bir bilgi eşliğinde bu fotoğrafı paylaşmanız, like sayısının ikiye katlanmasını bile sağlayabilir. Yani özetlemek gerekirse gezdiğiniz, gittiğiniz yerler ile ilgili mutlaka bilgi alın ve bu bilgiler arasından en çarpıcı olanını paylaşımlarınızda kullanın!"} {"url": "https://www.gezipedia.net/746-villada-balayi-tatili.html", "text": "Türkiye'nin istediğiniz her coğrafyasında, hayalini kurduğunuz huzur ve dinginlik içerisinde bambaşka bir tatil sizi bekliyor. En ufak bir problemin bile sizi üzemeyeceği kadar özel olan bu tatil anlayışında, hiçbir şeyin canınızı sıkmayacağına, stressiz ve huzur dolu bir tatil geçireceğinize emin olabilirsiniz. Bir otelde, sürekli koşuşturmaca ve boğucu bir atmosferle karşılaşırken, kiralık balayı villalarında özgürlüğü ve huzuru yeniden deneyimleyeceksiniz. Her biri özel olarak inşa edilen bu villalarda, hiçbir şekilde üzülmeyecek, her an keyifli ve mutlu günler geçireceksiniz. Tamamen özel bir tatil yaşatan bu villalarda, en ince ayrıntının bile keyfiniz için tasarlanmış olması, balayınızı apayrı bir boyuta taşıyacak. Onlarca farklı kiralık balayı villası içerisinde, kış aylarında da hizmet veren villalara rastlamanız mümkün. Her zaman balayı tatili geçirebilmeniz, huzuru ve dinginliği dilediğiniz her an yaşayabilmeniz için özel olarak tasarlanan bu villalarda, ister yaz, ister kış olsun, romantizm dolu bir atmosfer sizi bekliyor. Odun çıtırtıları eşliğinde, şömine karşısında sevdiğiniz ile birlikte otururken, kiralık balayı villasında balayı geçirmenin ne kadar doğru bir karar olduğunu yeniden keşfedeceksiniz. Dışarıda yağmur yağarken, size özel, romantizm dolu atmosferine şahit olacağınız villanızdan hiç ayrılmak istemeyeceksiniz. Kiralık balayı villalarının her biri, tamamen size ait ve ev konforu yaşatmak için özel olarak donatılmış. Koltuklarından yatak odasına, bahçe mobilyalarına kadar, evinizdeymiş gibi rahat edeceğiniz bu villalarda, balayından beklediğiniz her şeyi elde edebileceksiniz. Balayınız sırasında hem güneşin hem de havuzun tadını doya doya yaşamanız mümkün. Kiralık balayı villalarında, her zaman kullanımınıza ait olan özel bir yüzme havuzu sizi bekliyor olacak. Bu havuzu, isterseniz geceleri, isterseniz gündüzleri, siz ne zaman isterseniz o zaman kullanacaksınız. Güne başlarken havuzda başlayabilecek, geceleri akşam serinliğinde keyifli bir havuz keyfi yapabileceksiniz. Gündüzleri ise, yine tamamen size ait olan bahçenizde, güneşin ve oksijenin tadına doyacaksınız. Başka hiçbir yerde bulamayacağınız bir dinlence yaşatan villanız, size hayat boyu unutamayacağınız bir balayı yaşatacak. Hassasiyetlerinize göre farklı alternatif villa seçenekleri de sizi bekliyor. Eğer muhafazakar balayı tatili geçirmek istiyorsanız, korunaklı havuzlu balayı villalarında, dışarıdan ve istenmeyen bakışlardan tamamen uzakta tatil yapabilmeniz mümkün. Gizlilik konusunda hassas balayı çiftlerini memnun eden bu villalarda, tamamen kendiniz ile baş başa kalacak ve keyifli bir tatil geçireceksiniz. Nasıl bir balayı yaşamak istiyorsanız, tam olarak öyle balayı geçirebilmeniz için özel olarak hazırlanan kiralık balayı villaları, her türlü ihtiyaca yanıt verecek alternatifleriyle sizi mutlu edecek. Balayınız sırasında, lüks kiralık balayı villalarını tercih ederek, saunadan jakuziye kadar pek çok farklı ayrıntıya yer veren villalarda kendinizi şımartabilirsiniz. Hem yıl boyu biriken stresinizden arınıp, hem de sevdiğiniz ile birlikte birbirinizi çok daha yakından tanıyabilirsiniz. Romantizm ve huzur dolu bu atmosferde, bedenen ve ruhen dinlenmek çok kolay. Hayatınızı yeniden şekillendirecek kadar özel bir deneyim sunan bu villalarda, gerçek anlamda arınacak ve bambaşka biri olarak evinize döneceksiniz. Üzerinizde hiçbir stres kırıntısı kalmasına izin vermeyecek olan eşsiz villalarda, keyif ve mutluluk dolu bir tatil deneyimi yaşayacaksınız. Size özel tatil danışmanınızın rehberliği ile, çok kolay şekilde kiralayabileceğiniz balayı villalarında, Türkiye'nin istediğiniz bölgesinde, tam olarak istediğiniz özelliklerle kendinizi şımartıp tam olarak arınacağınız, unutulmaz bir deneyim geçireceksiniz. Bu eşsiz deneyim, sadece birkaç tık ötenizde rezervasyonunuzu bekliyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/747-online-otobus-bileti-nasil-alinir.html", "text": "Yolculuk o ya da bu şekilde bizlerin kaderi... İnsanoğlu, tarih sahnesinde kendini göstermeye başladığı günden bu yana sürekli olarak bir yolculuğun içerisinde olmuş. Bu nedenle sürekli olarak yeni yollar, yeni araçlar keşfetmiş bulunuyoruz. Bu sayede günümüzde dünyanın farklı bir noktasına ulaşmak çok daha kolay hale gelmiş durumda. Elbette bunda insaoğlunun başka bir hayali olan gökyüzünde süzülme düşünün etkisi büyük. Düşlerinin peşinden giden wright kardeşler bize miras bıraktığı uçaklar sayesinde dünyanın öbür ucuna yalnızca saatler içerisinde ulaşım sağlayabiliyoruz. Eğer sıklıkla seyahat eden biriyseniz sizin için en uygun biletleri bulmak en sık yaşanılan sorunlardan biridir eminiz ki. Günümüz dünyasında ise teknolojinin sağlamış olduğu nimetler sayesinde gündelik işlerimizin bir çoğunu internet üzerinden kolaylıkla çözebiliyoruz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/748-kuzey-amerika-kitasi.html", "text": "kıtası, kuzey yarım kürede yer alan en önemli kara parçalarından birisidir. Kuzeybatısında Büyük Okyanus, güneyinde Karayip Denizi, doğusunda Atlas Okyanusu, kuzeyinde ise Arktik Okyanusu yer alır. Sonradan keşfedilen Amerika kıtasına verilen Yeni Dünya bölümünün kuzeyini oluşturur. Güney Amerika ile Panama Kanalı ile ayrılmıştır. Kuzey Amerika kıtasının yüzölçümü, 24.710.000 km2'dir. Burada yaşayan insan sayısı ise yaklaşık 580 milyondur. Dünya nüfusunun yaklaşık %8'i burada yaşar. Kıta üzerinde, Birleşmiş Milletler tarafından 23 ülke vardır. Fakat bunlardan 3 tanesi çok daha büyüktür. Bunlar Amerika Birleşik Devletleri, Meksika ve Kanada'dır. Bunların dışında kıtaya bağlı olan Grönland adında devasa bir de ada vardır. Bu kıtada yer alan ABD ve Kanada, dünyada en fazla göç alan ülkelerin başında gelir. Bu da kıtanın yapısının her geçen gün biraz daha değişmesine neden olmaktadır. Kuzey Amerika'nın kuzeyi ile orta bölümleri arasında ciddi bir kültürel farklılık vardır. Kıtanın orta bölümlerinde, yani Güney Amerika'ya yakın bölümlerdeki ülkelerin kültürleri, Güney Amerika kıtasına daha yakındır. Kuzey Amerika kıtasının diğer kıtalarla kara bağının olmaması, burasının uzun bir süre Avrupa, Afrika ve Asya kıtalarından bağımsız bir şekilde gelişmesine neden olmuştur. Gelişmişlik seviyesi olarak Eski Dünyadan daha düşük bir seviyede olan kıtanın geçmişi, günümüzde 40 bin yıl eskiye dayanır. Yapılan araştırmalar ve kurulan hipotezlere göre geçmişte Bering Boğazı'nın donmasına bağlı olarak insanlar buradan Amerika kıtasına geçmeye başlamıştır. Kuzey Amerika kıtasına geçen çok sayıda kabile vardır. Kabileler genellikle 20 ila 50 kişi arasında değişen sayılarda olurdu. Göçebe bir hayat süren kabileler, doğal kaynakların durumuna bağlı olarak kıtanın farklı noktalarına göç ederlerdi. Günümüzde her ne kadar nesli tükenme noktasına gelse de geçmişte kıta üzerinde çok sayıda bizon ve mastudon vardı. Bunları avlayan kabileler, yaşamlarını bu şekilde devam ettiriyordu. Milattan Önce 8000'li yıllara gelindiğinde kıtanın genel durumunda ciddi bir istikrar oluşmuştu. Bu istikrar ortamı nüfusun artmasına ve tarımın gelişmesine neden oldu. Bu dönemde farklı bitki türleri ıslah edilmeye başlandı. Fakat buna karşın tarımın genel manada çok gelişmiş olduğunu söylemek çok zordur. Kristof Kolomb tarafından bu kıta ilk olarak 1492 yılında keşfedildi. Fakat Kolomb burasını Hint adası sandı ve yeni bir kıta olduğunu fark edemedi. Burasının yeni bir kıta olduğunu fark eden ve ortaya koyan ilk isim Amerigo Vespucci olmuştur. Kıtadaki zengin kaynaklar fark edildikten sonra İspanyollar, İngilizler, Portekizliler ve Fransızlar buraya gelmeye ve toprak sahibi olmaya başlamıştır. Bu aşamadan sonra kıta yaşayan kendilerini savunmak için birlik olmaya başlamış ve Huron, Apache, Cherokee, Mohegan gibi bilinen Kızılderili topluluklarını oluşturmuşlardır. Bu aşamadan sonra Avrupa'dan gelenler de koloniler oluşturmuş ve ortaya bağımsızlık mücadeleleri çıkmıştır. Bu mücadelenin sonunda oluşan devletler, bugün dünyanın en gelişmiş ülkelerinin başında gelir. Kuzey Amerika kıtası, dağlardan ve geniş düzlüklerden oluşur. Kıtayı genel olarak dört bölüme ayırmak mümkündür. Bunlar kuzeydoğuda yer alan Kanada bölgesi, Meksika körfezinden başlayarak Kanada Arktiğine kadar olan Great Plains, genç jeolojik yapısı ve Rocky Dağları, Alaska ve Great Bas gibi önemli yapılarıyla dağlık batı ve son olarak da Florida Yarımadasını içine alan doğu bölgesidir. Burada dünyanın en alçak noktalarından birisi olarak kabul edilen Jakobshavn Isbrae vardır. Burası deniz seviyesinin 1.512 metre altındadır. Kıtanın en yüksek noktası ise McKinlet Dağı olup, dağın yüksekliği 6.198 metredir. Kıtanın farklı bölümlerinde iklimsel özelliklerin ciddi bir farklılık gösterdiğini söylemek mümkündür. Kıtanın en çorak noktaları, çöl ikliminin etkin olduğu Arizona ve New Mexico bölgeleridir. Doğu kıyılarında görülen golf stream, bölgenin ılıman bir iklime sahip olmasına neden olur. Güneyde yer alan körfezler, Atlas Okyanusu'ndan gelen kasırgalarla mücadele etmek zorunda kalır. Bunların dışında batı kısımlarında yazları kurak, diğer mevsimlerde ise yağışlı bir iklim etkisini gösterir. İç kesimlerde yağış daha düzensizdir. Kuzey Amerika, üç büyük ulustan oluşmaktadır. Bunun yanında birde alanın daha fazlasını kapsayan geniş bir ada bölgesinden oluşmaktadır. Uluslar; Kanada, Amerika Birleşik Devleti ve Meksika'dır. Geniş bir ada bölgesi ise Grönland olarak tanımlanmaktadır. Güney sınır bölgesinde, Karayipler'de yaklaşık olarak iki düzine civarında ada ülkeleri ve çeşitli büyüklüklerde bölgeler bulunmaktadır. Bunun yanında birde Saint-Pierre ve Miquelon adı verilen ıssız Fransız ada bölgesi bulunmasıyla birlikte ayrıca yedi küçük ülke daha bulunmaktadır. Orta Amerika ve Karayip Bölgeleri teknik bakımdan Kuzey Amerika'nın birer parçaları olmalarına rağmen, çoğunlukla kuzeydeki daha büyük komşularından ayrı olarak kayıtlıdırlar. Bu sebepten dolayı kültürel ve coğrafi nedenler dolayısıyla farklı bölge isimleri ile sıralanmaktadırlar. Kanada, şüphesiz nefes kesici geniş alanları bulunan ve çürümemiş vahşi doğası ile aynı zamanda dünyanın en modern özelliklerini içeren çok uluslu şehirlerini içerisinde barındıran bir ülkedir. Görkemli Pasifik kıyılarından Atlantik kıyılarının sakin güzelliklerine kadar, 5.000 KM'den daha fazladır. Kanada'da herkes için mutlaka bir şeyler bulunmaktadır. Beyaz kumlu plajları, berrak suları ve de ıssız ada kültürü ile Karayipler, Dünya'nın en popüler tatil yerlerinden biri haline gelmiştir. Kuzey ve Güney Amerika'nın birbiri ile bağlantısını sağlayan bu yedi küçük ulus, her iki kıtanın da öğelerini birbiriyle harmanlıyor. Canlı şehirler, uzun sahil boyları, antik orman kalıntılarına rastlayacaksınız. Ayrıca İspanyol-Melez ve Afro-Hint kültürlerini tanıyacaksınız. Özerk bir bölge olan ama resmi olarak Danimarka'nın bir parçası olan Grönland, keskin manzaralar ve gece yarısı güneşi ile geniş bir adadan daha fazlasını içerisinde barındırıyor. Meksika, hem güneşi sevenler hem de tarihçiler için oldukça büyük bir turistik faaliyetler merkezi olmasının yanı sıra; eski Meksika'nın tropik sahillerine turistler tarafından tabiri caizse akın ediliyor ve ikincil olarak Aztek ve Maya uygarlıklarının eserleri büleyici olarak büyük ilgi görüyor. Dünya üzerindeki en büyük, en fazla etnik farklılığa sahip ve çok kültürlü uluslardan biridir. Bunun yanında Dünya'nın en ünlü şehirlerinden bazılarını içeren, tarif edilemez güzelliği barındıran doğal parkları ve aslında aralarındaki her şeyi barındırır. - İngiltere'nin denizaşırı toprağıSaint Pierre ve Miquelon - Fransa'nın denizaşırı departmanı Çelik ve cam kat mülkiyetleri ve olağanüstü doğal güzelliği ile aynı günde kayak yapabileceğiniz ve sahilde oturabileceğiniz bir şehirdir. Washington, D. C. Gece yarısı güneşi ülkesine açılan bir kapıdır. Eşsiz benzersiz manzara, vahşi yaşam ve Dünya'nın etrafında çeşitli farklı etnik nüfusu içerisinde barındıran bir kenttir. bakımından oldukça zengindir. Gerek kıtanın doğal güzellikleri, gerekse de sonradan inşa edilen yapılar, görenleri adeta kendisine hayran bırakmaktadır. Kıtanın sonradan keşfedilmesi ve insanların buraya daha sonraki dönemlerde gelmesi, doğal güzelliklerin bozulmadan günümüze kadar gelmesine neden olmuştur. Doğa harikalarını ve inşa edilen yapıları görmek, size harika duygular yaşatacaktır. - Özgürlük Heykeli: Dünyayı aydınlatan özgürlük anlamını taşıyan Özgürlük Heykeli, New York sınırları içerisinde bulunur. 1886 yılında Liberty adasına inşa edilen anıt, o tarihten sonra ABD'nin en önemli simgelerinden birisi olmayı başarmıştır. - Yellowstone Milli Parkı: ABD sınırları içinde olan Yellowstone, 1872 yılında kurulmuştur. Dünyanın ilk ulusal parkı olan Yellowstone'da gayzerler, dağlar ve farklı hayvanlar bulunur. - Central Park: 3382 dekarlık bir alana kurulan Central Park, New York'un Manhattan ilçesinde yer alır. Şehrin ortasında yer alan parkta yaya yolları, hayvanat bahçesi, yapay göller ve benzer yapılar yer alır. Yılda 25 milyon turist burayı ziyaret etmektedir. - Golden Gate Köprüsü: ABD'nin simgelerinden birisi olan köprü, Golden Gate Boğazı üzerinde yer alır. Dünyadaki en uzun 7. köprü olmasına rağmen, dünyanın en bilinen köprüleri sıralamalarında daha yukarılarda yer alır. - Hollywood Universal Stüdyoları: Dünyanın en büyük film fabrikası olan Hollywood'u konu alan büyük bir eğlence parkıdır. Filmlerdeki sahnelerin nasıl çekildiğini görmek ve eğlenceli vakit geçirmek isteyenler için çok önemli bir noktadır. - Hawaii Yanardağları: Mauna Loa ve Kilauea adındaki aktif yanardağlarının bulunduğu ulusal parkta, çıkan lavları uzaktan seyretmek mümkündür. Lav akıntıları ve parlayan kraterler, insanların buraya gelmesinin en önemli nedenidir. - Banff Ulusal Parkı: Rocky Dağları, Lousie Gölü ve çok sayıda buzul gölün olduğu bölgeyi kapsayan Banff Ulusal Parkı, 1885 yılında kurulmuştur. Albetra eyaletinde bulunan parkın büyüklüğü 6.641 km2'dir. - Stanley Park: Kanada'nın Vancouver şehrinin en büyük parkı olan Stanley Park, doğal güzellikleri ile insanların huzurlu vakit geçirmesini sağlar. - Tulum: Meksika'da bulunan Tulum, Mayalardan kalan antik kent kalıntılarından oluşur. Karayip Denizi'ne tepeden bakan bir noktada bulunan Tulum, insanların doğal ve tarihi güzellikleri aynı anda görmesini sağlar. - Xcaret: Meksika'nın en önemli doğal güzelliği olan Xcaret, turistlerin dalış başta olmak üzere çok sayıda etkinliği yapabileceği bir noktadır. denildiğinde ilk akla gelen noktalar buralardır. Fakat bunların haricinde de çok sayıda önemli nokta olduğu bilinmelidir. Kuzey Amerika kıtasındaki insan topluluklarının buraya sonradan gelmesi, dil bakımından önemli bir çeşitliliğe neden olmuştur. Eskimolar ve Kızılderililer burada kendi dillerini konuşurken, diğer devletlerde konuşulan diller ise farklılık gösterir. Özellikle kıtanın keşfedilmesiyle buraya gelen İngiliz, Fransız ve İspanyollardan dolayı, ülkelerde konuşulan diller İspanyolca, Fransızca ve İngilizcedir. Bunların dışında Felemenkçe, Rusça ve Portekizcenin konuşulduğu bölgeler de vardır. Kuzey Amerika'da ülkelerin bir kısmına turistik amaçlı olarak gitmek için vize gerekmiyor. Bu ülkelerin en önemli geçim kaynakları turizm olduğundan dolayı böyle bir uygulama vardır. Fakat bunların dışında kalan ABD, Kanada ve Meksika gibi önemli ülkelere gitmek için vize alınması gerekmektedir. Bu ülkeler, vize için farklı seçenekler sunarken, belli şartların da sağlanması istemektedir. Kuzey Amerika kıtasında yer alan ülkelerin kendine has özellikleri, yemek kültürlerinin de ciddi şekilde farklılaşmasına neden olmuştur. Kıtanın en önemli ülkesi ABD, dünyanın farklı noktalarından gelen çok sayıda insanı bünyesinde bulundurur. Bundan dolayı da ülkedeki yemek kültürünün genel olarak dünya mutfağı sentezlerinden oluştuğunu söylemek yanlış olmaz. Fakat ABD denince ilk akla gelenin de fast food olduğu unutulmamalıdır. Kıtada hakim olan yemek kültürünün önemli bir kısmı Meksika kaynaklıdır. Meksika mutfağının karakteristik özelliği, bol acılı ve baharatlı yemeklerdir. Sebze yemeklerinin öne çıktığı Meksika mutfağı, dünya çapında lezzetlere sahiptir. Kuzey Amerika'da bulunan ülkelerin gelişmişlik seviyesi arasında ciddi farklar vardır. Bu farklılığa bağlı olarak ulaşım imkanları da değişir. Fakat genel olarak kıtada hava, kara, deniz ve demir yolu ile yolculuk yapmanın mümkün olduğu söylenebilir. Buradan, dünyanın farklı noktalarında direkt olarak seyahat edilebilir. Kuzey Amerika ülkelerinden ABD ve Kanada başta olmak üzere gelişmişlik seviyesi yüksek olan ülkelerde güvenlik sorunları yok denecek kadar azdır. Buralar, dünyanın en güvenli noktaları kabul edilir. Fakat diğer ülkeler için benzer ifadeleri kullanmak çok zordur. Özellikle Meksika'nın bazı bölgelerinde güvenlik risklerinin çok yüksek olduğu bilinmektedir. Kuzey Amerika kıtası, genel manada yaşanabilir bir iklime sahiptir. Bazı dönemlerde yaşanan kasırgalar haricinde insanların yaşamlarını tehdit eden bir olay yoktur. Ülkelerdeki sağlık kuruluşları da dikkate alındığında, kıtanın genel olarak ciddi bir sağlık problemi olmadığı söylenebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/749-dogu-ekspresi-yolculugu-rehberi.html", "text": "Doğu Ekspresi, ülkemizin başkenti olan Ankara ile Kars arasındaki seferleri yapan trene verilen isimdir. Ankara'dan hareket eden Doğu Ekspresi, önce Kırıkkale'ye, daha sonda da sırasıyla Kayseri, Sivas, Erzincan ve Erzurum'a uğradıktan sonra Kars'a ulaşır. Eski bir kompartımanlı tren olan Doğu Ekspresi ile insanlar, bu illerden istediğine gidebilir. Bu yolculuk için farklı vagon seçenekleri ve bu vagon çeşitlerine göre ödenmesi gereken farklı miktarlar söz konusudur. Yolculuk süresi ise seyahat edilen mesafeye bağlı olarak değişiyor. Fakat karayolundaki gibi bir hız söz konusu değil. Dolayısıyla da insanların planlamasını buna göre yapması gerekir. , kalkış saatleri, güzergah ve kompartman çeşitleri hakkında tüm bilgilere bu yazımızın devamında sahip olacaksınız. Bu vagon ise 2 kişilik odalardan oluşmaktadır. İçerisinde buzdolabı, masa ve lavabo bulunmaktadır. - Gidiş ve dönüş biletleri için aynı çıkış veya varış istasyonlarından alırsanız %15 indirim kazanıyorsunuz. - 13-26 yaş aralığı için %20 Genç indirimi - Öğretmenler için %20 indirim - Türk Silahlı Kuvvetlerindeki tüm memurlara ve Nato'nun askeri görevlilerine ise %20 indirim - 12 kişi ve daha fazla olan kalabalık gruplara %20 indirim - 60-65 yaş aralığı için %20 indirim - 65 yaş ve daha üzeri kişiler için %50 indirim - Yerli ya da yabancı basın kart sahiplerine %20 indirim - TCDD çalışan personelleri ve ailelerine, emeklilerine ve emekli eşlerine %20 indirim - 7-12 yaş aralığındaki çocuklara %50 indirim, 7 yaş altındaki çocuklar içinse ücretsiz tabi ayrı bir yer istemezseniz. Yaşa göre indirimler, doğum yılı esas alınarak yapılmaktadır. Ayrıca ara duraklarda inerseniz fiyatlar daha da düşmektedir. - Sadece taşınabilecek küçük evcil hayvanların trene alınmasına izin var. - Doğu Ekspresi gibi ana hat trenlerde, örtülü kuşet ve yataklı vagonlar dışında kalan vagonlarda seyahat ederseniz evcil hayvan kabul edilmektedir. - Kafes büyüklükleri diz üstünde taşınabilecek kadar ağır ve hacimli olmalıdır. - Evcil hayvanınızın kafes içerisinde seyahat etmesi gerekiyor. - Taşınacak hayvanların diğer yolcuları rahatsız etmemesi gerekiyor. - Taşınan hayvanların veteriner sağlık raporları ve kimlik kartları da yanınızda olmalı. - Evcil hayvan için de bilet alınması gerekmektedir. Ücret ise, tam standart bilet ücretinin %50 indirimli tutarıdır. Yemek konusunda tren yetersiz kalıyor. Bu nedenle yanınızda yiyecek götürmeniz de yarar var. Odalı bölümde 1 priz, yataklı vagonda ise 2 priz var. Pulman yani koltuklu kısımda ise priz yok. Yataklı ve kuşetlinin büyüklükleri neredeyse aynı, yataklı ve iki kişinin rahat edeceği şekilde tasarlanmış. Aynı ebattaki alan içerisinde 4 yerine 2 koltuk var. Masa, lavabo, küçük bir buzdolabı mevcut. Wifi bulunmuyor. Telefon yolun %90'ında çekiyor fakat 3G çok sağlıklı değil. - Yanınızda mutlaka; yemek, müzik, oyun, içki ve tuvalet kağıdı getirmelisiniz. - Güzel manzaralara şahit olmak istiyorsanız sabah erken saatlerde kalkabilirsiniz. - Yastıklar her ne kadar temiz olsa da mutlaka yastık kılıfı getirmeniz faydalı olacaktır. - Kopartmanın tamamını tutmak faydalı olabilir. - Çöp için muhakkak çöp poşeti getirmelisiniz. Kopartmanda yer alan çöpler fazla küçük. Kuşetli kısım 4 kişilik. Eğer grubunuz veya aileniz 3 kişiyse de mutlaka kuşetlideki 4 koltuğu da almalısınız. Aksi halde yalnız gitmek kısmındaki kural geçerli olacak ve sizleri ayıracaklardır. Ocak ve Şubat aylarında giderek, kar manzaralarını doyasıya izleyebilirsiniz. Ayrıca Sarıkamış'ta kayak yapmak ve Çıldır Gölü'nü izlemek için de doğru zaman. Ayrıca Mayıs ve Haziran aylarında giderek, yemyeşil doğayla vakit geçirebilirsiniz. Arabanız varsa Boğatepe Köyü'ne kahvaltıya gidebilirsiniz. Burada bulunan Peynir Müzesi'ni de görmekte fayda var. Bunun ardından Kars merkezde yer alan Rus mimarisini de gezebilirsiniz. Kayak veya snowboard yapan kişiler için Erciyes, Palandöken, Ergan ve Sarıkamış'a keyifli bir yolculuk yapma imkanı sağlamaktadır. Doğu Ekspresi artık İstanbul'dan başlamıyor. Tren, Ankara tren garından yola çıkıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/75-son-yillarin-gozde-seyahat-modasi-interrail.html", "text": "İnterrail kelimesini ilk kez duyanlar için üç kelimeyle özet geçmek gerekirse, trenle Avrupa seyahati demek yerinde bir açıklama olacaktır. Daha önceden bu kelimeye aşina olanlar ya da en azından ufak bir araştırma yapanlar içinse çantanızı sırtlanıp, elinize bir harita ve seyahat süresince yanınızda bulunduracağınız Global Pass biletinizi alıp her türlü danışmanlık kurumundan ve turizm şirketinden bağımsız olarak yapacağınız seyahat anlamına gelmektedir. Az sonra bahsedeceğim aşamalar seyahatin yüzeysel kısmıdır. Ayrıntılar, ince detaylar daha sonra, çeşitli başlıklar altında tekrardan ele alınacaktır. check-in saatleri beklemek sizin için problem değilse... Öncelikle seyahatinizi tek başınıza mı yoksa bir arkadaşınızla mı yapmak istediğinize karar verin. İkisinin de artı ve eksi yönleri bulunmakla birlikte 2 kişinin ideal olduğu kanısındayım. Yok ben kafama eseni yapmak isterim, birisine bağlı olmak istemem, gittiğim yerlerde kendime arkadaş edinirim derseniz yol boyunca en yakın arkadaşınız selfie çubuğunuz olacaktır. İnterrail grubunun mottosu 'Tek çık'tır. Ama iki kişinin paylaştığı anılar da yadsınamayacak kadar çoktur. nin en ucuz olduğu tarihlere ayarlayıp, satın alın ve sonrasında pasaport-vize ikilisi işlemlerini başlatın. niz hazır olduğunda uçağın kalkışını gönül rahatlığıyla beklemeye başlayabilirsiniz. ' uygulamaları da ucuza, kaliteli evler bulmanıza olanak sağlar. 'i alt başlıklara bölmek istersek sonu gelmez. O yüzden işi velveleye vermeden sakin sakin, bölüm bölüm anlatmak daha keyifli olacaktır. Aksi takdirde sizin de okumaktan bunalma ihtimaliniz bir hayli yüksek. Bir sonraki yazı da görüşmek dileğiyle."} {"url": "https://www.gezipedia.net/750-mersinde-ne-yenir-mersindeki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": "? denilince akla ilk olarak tantuni gelse de, çorbalarından etli yemeklerine, zeytinyağlılardan bol baharatlı lezzetlere ve Mersin'in olmazsa olmaz enfes tatlılarına kadar çok geniş bir yelpazede Mersin lezzetlerinin her biri denemeye fazlasıyla değer. Ayrıca yapılan araştırmalar Türkiye'de tantuni yemek için ön plana çıkan en iyi 10 mekandan 6'sının Mersin'de olduğunu da ortaya koyarken, Akdeniz'e doğru yemek ve tatlı keyfi yapmak için Mersin en iyi adreslerden biri olmayı da sürdürüyor. başlığı altında birbirinden oldukça farklı ama Mersin havasını yansıtan dominant lezzetler kolaylıkla ön plana çıkarken Mersin'de ne yenir soruları için aşağıdaki liste oldukça net yanıtlar sağlayacaktır. çeşitlerinin artması bu yönde belirtilmesi gereken önemli bir özelliktir. Her ne kadar Mersinliler asıl tantuninin yağlı koyun etinden yapıldığını belirtmiş olsalar da biftek etinden yapılan tantuni de oldukça popülerdir. Son dönemde tavuklu ve yoğurtlu tantunilerin de oldukça büyük beğeni aldığı görülmüştür. Mersin dışında pek bilinmeyen ve kökeni Arabistan'a dayanan Kerebiç görünüş olarak gözleri, lezzetiyle de mideleri doyurmayı başarmaktadır. Özellikle Ramazan ayında Mersin'de popülerliği artan Kerebiç cevizli ve fıstıklı olarak servis edilmektedir. Kerebiç tadılması için Mersin'de önemli adresler bulunmaktadır. Batırık, Mersin yörüklerinin Mersin mutfağına önemli bir hediyesi olarak ön plana çıkan çok önemli bir lezzettir. Mersin merkezinden çok ilçelerinde daha çok tüketilen ve genellikle yazın soğuk içilen yöresel bir çorba olan batırık, ana malzemesi bulgur olan; çorba haricinde köfte halinde de tüketilebilen özel bir lezzettir. Ciğer, Türkiye'nin birçok noktasında kendine has özel lezzetler içermeyi başaran ülkemize özgü önemli bir tat olarak ön plana çıkarken 100 yıla yakın bir süredir Mersin denilince akla gelen önemli bir lezzettir. Mersin mutfağında özellikle Mersin mezeleriyle sunulan şiş ciğer oldukça fazla müdavimi olan bir konsepttir. aramalarında dikkat çeken cezerye temel malzemesi havuç olan özellikle cevizli ve fıstıklı türleriyle meşhur olan önemli bir tatlı ve aynı zamanda da güçlü bir enerji kaynağıdır. Hatay'ın en önemli lezzetlerinin başında gelen künefe Mersin'de de kendine has tarzıyla ön plana çıkan özel bir lezzet olarak dikkat çekerken, Hatay'daki muadillerinin aksine daha az kadayıf ve daha bol peynirle yapılmaktadır. Batırık ile birlikte Mersin yörüklerinin Mersin mutfağına sunduğu bir diğer eşsiz lezzet olan sıkma, aynı zamanda \"dürüm börek\" olarak da isimlendirilirken, sacda özenle açılan hamurun başta patates ve peynir olmak üzere bol malzemeyle dürüm haline getirilmesi sonucu hazırlanan sıkma önemli bir lezzet olarak ön plana çıkmaktadır. Türk mutfağının yöresel anlamda en önemli çorba lezzetlerinden biri olan Arabaşı çorbası Yozgat'ın olduğu kadar Mersin'i Mersin yapan lezzetlerden biri olarak dikkat çekmektedir. Bütün tavuk, un, tereyağı, biber salçası ve tuzdan yapılan çorba önemli bir hem yaz hem de kış lezzeti olarak dikkat çekmektedir. Yolu Mersin'e düşenlerin yemeden gitmemesi gereken bir lezzet olan dövme pilavı döğme, tuz, nohut ve tereyağıyla yapılan ve yemeye doyulamayan bir lezzettir. arasında ön plana çıkan ve birçok farklı noktada şubesi bulunan Yaprak Tantuni, daha önünden geçerken burunlara gelen nefis tantuni kokusuyla müşterilerini cezbederken, Mersin'e imza aran mekanlardan biri olarak da ön plana çıkıyor. Mersin kahvaltı mekanları arasında değişik konseptiyle dikkat çeken mekanlardan biri olarak nitelendirilebilecek Lounge Citrus kahvaltıya kattığı yorum yanında bu işi oldukça ciddiye ala ender mekanlardan da biri konumunda. Rezervasyonla müşteri kabul eden Citrus, Mersin'de kahvaltıya değer katan önemli bir lezzet durağı olarak da kolaylıkla nitelendirilebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/751-altindagda-gezilecek-yerler.html", "text": "çağlar boyunca Ankara'nın en eski yerleşim yeri olmuştur. Eski Ankara olarak anılan bölge Hititler dönemine kadar çok sayıda medeniyetin merkezi olmuştur. Cumhuriyetten sonra büyük bir gelişme içine giren Altındağ bugün Ankara'nın kalabalık ilçeleri arasındadır. yerler, eski bir tarihe sahip olduğu için farklı seçenekler barındırır. Bu şirin ilçede sizler de çok sayıda tarihi noktayı gezerek Ankara'yı tanıma fırsatı yakalayabilirsiniz. Altındağ sınırları içinde bulunan Atpazarı Meydanında yer alan hanlar bölgesinde bulunur. Çengelhan yoldan geçen kişilerin konaklaması için 1522'de Kanuni Sultan Süleyman döneminde Mihrimah Sultan'ın eşi Damat Rüstem Paşa emriyle yapılmıştır. Altındağ Kale Mahallesi Antikacılar Çarşısında yer alır. Ahşap olarak inçe edilen yapı, Ankara'nın en eski hanlarındandır. Ayrıca ülkemizin en güzel ahşap han yapıları arasındadır. günümüzde hala faaliyet gösteren yapı içinde kafeler, dükkanlar, antikacılar, gümüşçüler, bakırcılar ve resim atölyesi yer alır. Sizler de burayı ziyaret ederek güzel resimler çekilebilirsiniz. İlçe merkezindeki Ulucanlar Caddesinde bulunan cami 1565 yılında yapılmıştır. En büyük özelliği ise Mimar Sinan ya da kalfası tarafından Cenabi Ahmet Paşa adına inşa edilmiş olmasıdır. Ankara'nın en güzel camisi olarak göze çarpar. Yapıldığı tarihlerde cami, türbe, hazire ve mevlevihaneden oluştuğu bilinmektedir. Ancak günümüzde bir tek camii ve türbesi ayaktadır. Ayrıca cami avlusundaki çeşme de görenlerin beğenisini kazanır. Altındağ merkezinde Ulus Anafartalar Caddesi içinde yer alan cami, Şeyhülislam Mehmet Efendi tarafından 1685 yılında yaptırılmıştır. Dikdörtgen bir plan üzerine yapılan caminin alt bölümünde Ankara taşı üst bölümünde ise tuğla vardır. İç ve dış mimarisi ile günümüze ulaşan ender tarihi yapılar arasındadır. 1500'lü yıllarda yapılan kare plana sahip ve tek kubbeli bir camidir. Bölgede ziyaret edilebilecek tarihi yapılar arasındadır. İlçe merkezinde yer alan Aslanhane Mahallesi sınırları içinde bulunur. Burada olması sebebiyle Aslanhane Külliyesi olarak da bilinir. 1200'lü yıllarda yapılan dikdörtgen planlı yapı yarı ahşaptandır. Caminin kuzey doğusunda yer alan Aslanhane Zaviyesi günümüze tam gelemesede buradaki külliye günümüzde hala sağlam olarak durmaktadır. Anadolu sınırlarında manevi kişiliği ile adını tarihe yazdıran büyük bilgin Hacı Bayram Veli adına 1427 yılında yapılmıştır. Ankara'nın sembolleri arasında olan caminin hemen yanında türbe onun arkasında da Osmanlı Devleti zamanından kalan Ak Medrese yer alır. de ilçenin önemli kültürel faaliyetleri arasındadır. olan TBMM Müzesi de ilk meclis binası olarak görev yapmış ve 1961'den itibaren müze olarak hizmet vermeye başlamıştır. 19323 yılında yapılan 2. Meclis binası ise bugün müzedir ve ülkemizin sosyal kültürel ve siyasi olaylarını belge ve fotoğraflarla anlatmaktadır. Yenimahalle, Ankara'nın ilk müzesi olan ve Atatürk'ün de kabrinin 15 yıl kaldığı Etnografya Müzesi'ne de ev sahipliği yapar. Ayrıca ülkemizin ünlü ressam ve heykeltıraşlarına ait eserlerin sergilendiği Resim ve Heykel Müzesi'ni de ziyaret edebilirsiniz. - Ankara tava - Öllüğün körü - Ankara simidi - Çubuk turşusu - İnceğiz çorbası - Kuru köfte - Entekke böreği diye merak ediyorsanız, Ankara'nın merkeziyle iç içe olduğunu bilmelisiniz. İlçeye hava yolu ile Esenboğa Havalimanı'na inerek ülkemizin her yerinden ulaşabilirsiniz. Havalimanı ile Altındağ arası 25 km mesafededir ve yarım saatlik bir yolculuktan sonra buraya ulaşabilirsiniz. Ayrıca Ankara Garı'na hızlı trenle gelerek de ilçeye kolayca ulaşabilirsiniz. Ankara Altındağ ile İstanbul arası 470 km mesafede bulunur."} {"url": "https://www.gezipedia.net/752-belekte-gezilecek-yerler.html", "text": ", modern yapısı, alışveriş imkanı, bölgede yer alan golf tesisleri, doğası ve diğer unsurlarıyla turistleri adeta kendisine hayran bırakmaktadır. Denize sadece 1 km mesafede bulunması, buranın bir diğer önemli avantajıdır. Bellek kıyıları son derece temizdir ve denize girmek için kentin özel alanlarından birisi olarak kabul edilir. Tüm bu özellikleriyle ülke ekonomisine ciddi bir katkı sunduğunun bilinmesi gerekir. , daha sonra ise Türklerin hakimiyetine girmiştir. Selçuklular tarafından fethedilen bölge, farklı beylikler ve son olarak da Osmanlı himayesine girmiştir. Kral II. Attalos tarafından burası Romalılara terk edilince, bölgede Roma etkisi görülmeye başlanmış ve yapılar yükselmeye başlamıştır. Daha sonraki devletler de kendi mimarilerini buraya yansıtmışlar ve bu da çok ciddi bir tarihsel zenginliğe neden olmuştur. 'dur. Milattan önce 2. yüzyılda inşa edilen bu yapı, günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. Roma dönemine ait tiyatrolar arasında, günümüze en sağlam şekilde ulaşanın bu olduğunu söylemek yanlış olmaz. Bu tiyatro inşa edilirken, ses akustiğine dikkat edilmiş ve bu da tiyatronun en önemli özelliklerinden birisi olmuştur. Romalılar tarafından inşa edilmiş olmasına karşın, Selçuklular döneminde bu tiyatroya bazı mozaikler eklenmiştir. Belek yakınlarında bulunan antik kent olan Perge, zamanında Pamfilya bölgesinin başkentliğini yapmıştır. Helenistik dönemin en özel ve zengin şehirleri arasında yer alan Perge, Roma İmparatorluğu'nun şehircilik anlayışının en güzel örneklerinden birisidir. UNESCO dünya kültür mirası listesinde bulunan bu antik kent içerisinde çok sayıda tarihi yapı bulunur. Bunları görmek ve binlerce yıllık olduğunu bilmek, insanların farklı duygular yaşamasına neden olmaktadır. sorusunun cevaplarından birisidir. Antalya'nın değil, Türkiye'nin en özel noktalarından birisi olan Kurşunlu Şelalesi'nin olduğu bölgede 7 farklı göl vardır. Bu göller, ufak şelalelerle birbirine bağlanır. Ana şelale ise yaklaşık 18 metre yüksekten dökülür. Ortaya çıkan muhteşem görüntü, insanların fazlasıyla etkilenmesine neden olur. Doğal güzelliklerden bir diğeri ise Belek Halk Plajı'dır. Plajın doğal yapısı, denizin maviliği ve temizliği, burayı özel yapan unsurlardan birkaçıdır. Söz konusu plaj, Temmuz ve Ağustos aylarında oldukça yoğun olmaktadır. Turizm merkezi olan Belek'te, bu amaç için yapılan farklı festivaller vardır. Söz konusu festivallere katılım oldukça yüksektir. Temmuz ayı içerisinde gerçekleştirilen bu festivale, dünyanın farklı ülkelerinden yarışmacılar katılmaktadır. Ortaya çok özel görüntülerin çıktığı festival, çok sayıda kurum ve kuruluş tarafından desteklenir. Bundan dolayı yakın zamanda Avrupa çapında bir organizasyona dönüşeceği tahmin ediliyor. Ülkemizin 7 bölgesine ait yöresel lezzetlerinin ve mutfağının tanıtıldığı bu etkinlik, 2011 yılında yapılmaya başlandı. Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinin yöresel lezzetlerinin bir adım öne çıktığı festivale turistlerin ilgisi epey yüksek oluyor. Bu festival Haziran ayı içerisinde gerçekleştirilmektedir. - Hibeş - Antalya Piyazı - Kulak Çorbası sorusunun ise çok sayıda cevabı vardır. Öncelikle Antalya kent merkezinde ve Serik'ten buraya toplu taşıma ile gelmek mümkündür. Ayrıca burası, Antalya Havalimanı'na sadece 30 km mesafededir. Bu da uçaktan indikten kısa bir sonra buraya ulaşılacağı anlamına gelir. Dolayısıyla da Belek'e hava yolu ile de gelinebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/753-ekincikte-gezilecek-yerler.html", "text": ", mutlaka görmeniz gereken yerler listesinde olması gereken noktalardan birisidir. , tarih boyunca farklı devletlerin hakim olduğu çok önemli bir noktada yer alır. Tam olarak ne zaman kurulduğu bilinmeyen köyün tarihinin uzun yıllar öncesine gittiği tahmin ediliyor. Bunun en önemli nedeni ise yukarıda da belirtildiği gibi burasının konumudur. Ekincik koyu, insanların geçimlerini devam ettirmesini sağlayan bir balıkçılık merkezidir adeta. bakımından oldukça zengin olmasına karşın, bunun az bir kısmı tarihi yapılardır. Geçmişi hakkında net bir bilginin olmadığı bu köyde, neredeyse hiçbir tarihi yapı bulunmaz. Bunun nedeni olarak, daha önceki dönemlerde meydana gelen savaşlar ve doğal afetler gösterilir. Fakat buna dair de herhangi bir delil söz konusu değildir. Zeytin ve çam ağaçlarının denize doğru uzandığı Ekincik koyu, ülkemizin en güzel noktalarından birisidir. Adeta bir kartpostaldan çıkmışçasına insanları selamlayan bu koya gelen turist sayısı son derece fazladır. Turistler genellikle tekne turları ile buraya gelmekte ve birkaç saat kaldıktan sonra köyden ayrılmaktadır. , tur ile gelen turistlerin güneşlenmeyi tercih ettiği noktalardan birisidir. Tertemiz kumsalı ile dikkat çeken plaj, köyün önemli doğal güzellikleri arasında yer alır. - Zeytinyağlı Börülce - Kefal Buğulama - Patlıcan Tatarı - Üçleme - Tavuk Dolması sorusunun cevabı ise hem toplu taşıma için hem de özel aracı olanlar için farklıdır. Toplu taşımayı kullanacak olan kişilerin öncelikle Köyceğiz ilçe merkezine gelmesi gerekir. İlçe merkezinden sonra ise dolmuşlara binilerek bu köye gidilebilir. Özel aracı ile gelecek olanlar ise önce Sakar Geçidi'ne sonra da Döğüşbelen Kavşağı'na ulaşmalıdır. Buradan sonra Köyceğiz Gölü tabelası takip edilmeli ve göl paralel olarak takip edilmelidir. Bir süre sonra göle ulaşılacaktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/754-ucak-bileti-alirken-dikkat-edilmesi-gereken-10-onemli-husus.html", "text": "kanalıyla irtibat kurarak uçak bileti işlemlerinizde destek alabilirsiniz. Havayoluyla seyahat edecek kişilerin dikkat etmesi gereken ilk nokta firmanın güvenli olmasıdır. Her ne kadar en güvenli ulaşım türü olarak görülse de uçak yaşı, firmanın geçmiş deneyimleri ve güvenlik konusunda yeterli eğitim verilmesi yolculuğu daha kaliteli bir hale getirecektir. Uçak bileti fiyatları kısa süreler içinde değişmektedir. Bu yüzden insanlar ucuz bulduğu gibi hemen almak ister. Ama bilet fiyatının yanında uçağın kalkış yapacağı ve iniş gerçekleştireceği havalimanı bilgileri önemlidir. Bu yüzden bu bilgiler bileti satın almadan ayrıntılı incelenmelidir. Böylece istenmeyen bir durumun yaşanması engellenebilir. Hava yolu şirketleri çoğunlukla rezervasyonlarını erken yapan müşterilere bilet fiyatlarında üyük indirimler yapar. İnternet üzerinden yapılan bilet alımlarında uçak bileti fiyatları oldukça uygun olarak satışa sunulur. bu sebeple seyahatinizi çok önceden planlayarak düzenli bilet fiyatları kontrolüyle ucuza satın almak mümkündür. Her havayolu firması uçak biletlerini farklı şartlar dahilinde müşterilerine satarlar. Özellikle ucuz fiyata alınan bazı biletlerde bagaj, check-in ve yemek gibi hizmetler bilet fiyatlarına dahil edilmez. Bu yüzden ucuza bilet aldığınızı düşünerek yolculuk sırasında daha çok ödemeyin. Bunun için bileti almadan şartları ayrıntılı olarak inceleyebilirsiniz. Kısaltılmış hali PNR olan ve Passenger Name Recort anlamına gelen durum; satın almış olduğunuz uçak biletinin, sistemdeki ismini gösteren kayıttır. Bazı durularda 1 PNR numarası çok sayıda kişiye ait olabilir. Örneğin birkaç kişi aynı anda bilet aldıysanız 1 PNR numarası ile tüm bilgilere ulaşma durumu söz konusu olabilir. Bu numarayı check-in işlemlerini yerine getirirken kullanılabilir. Yaşadığınız herhangi bir problemin çözümü için bu kod sizlere büyük kolaylık sağlayacaktır. Uçak biletinizi aldıktan sonra bilet üzerinde yazan ismin hatalı olduğunu görürseniz bazı sorunların çıkabileceğini bilmelisiniz. Bu sebeple bilet satın aldıktan hemen sonra üzerinde yazan ismi dikkatlice okuyarak bir sorun varsa hemen müşteri hizmetleriyle iletişime geçmek gerekebilir. Yolculuk yapacak kişiler uçak biletlerini satın aldıktan sonra uçuştan bir süre önce check-in işlemi yerine getirmelidir. Bu işlem yolcunun uçuş için hazır olduğunu gösterir. Bu sebeple check-in işlemleri başladığı gibi üstünüze düşeni yapmanız gerekir. Ayrıca bu işlemler sırasında koltuk seçimi gibi hizmetler de size sunulabilir. Ancak check-in zamanı ve şartları havayolu firmalarına göre değişiklik gösterebilir. Uçak bileti almadan önce bagaj seçimi yapmak gerekir. Öncelikle eşyalarınızın ağırlıklar bu yolculukta büyük önem taşır. Çünkü uçak şirketleri genel olarak 15-20 kiloya kadar bagajlardan ücret talep etmiyor. Daha ağır bir bagajınız varsa bazı sorunlarla karşılaşabilirsiniz. Uçak biletleri belli özelliklerine göre birtakım sınıflara ayrılır. Her bilet sınıfının bilet fiyatı ve dahil olan hizmetleri birbirinden farklıdır. Bu yüzden mutlaka uçak bileti satın almadan önce bilet sınıfı ve detayları ayrıntılı şekilde incelenmelidir. numaralı hattı arayabilirsiniz. Burada yaşadığınız herhangi bir sorun kısa sürede çözümlenebilir. Sizler de güvenli bir uçuş deneyimi yaşamak istiyorsanız mutlaka yukarıda verdiğimiz altın değerindeki 10 bilgiyi yerine getirmeyi ihmal etmemelisiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/755-guney-amerika-kitasi.html", "text": "Güney Amerika kıtası, Amerika'nın yarısını oluşturan, güneydeki bölümüne verilen isimdir. Kıtanın batısında Pasifik Okyanusu, doğusunda ise Atlantik Okyanusu yer alır. Kıtanın güneyinde Antarktika kıtası bulunurken, kuzeyinde ise Kuzey Amerika kıtası yer alır. Kıtanın büyüklüğü 17.840.000 km2 olup, burada yaşayan insan sayısı ise yaklaşık olarak 425 milyondur. Dünya nüfusunun yaklaşık %6'sı burada yaşar. Bu oran ile kıtalarda yaşayan insan sayısı bakımından beşinci sırada olduğu söylenebilir. Güney Amerika kıtası, sonradan keşfedilen kara parçalarından birisidir. Kristof Kolomb tarafından ilk defa keşfedilen bu toprak parçasının farklı bir kıta olduğu daha sonradan fark edilmiştir. Amerigo Vespucci tarafından bu durum fark edildiği için kıtaya Amerika adı verilmiştir. Güneyde bulunan bölümü ise Güney Amerika kıtası olarak adlandırılmıştır. Güney Amerika keşfedildiğinde burada insanlar yaşıyordu. Bu insanların yaklaşık 25 ila 40 bin yıl öncesinde Bering Boğazı'nın donmasıyla birlikte Asya kıtasından önce Kuzey Amerika'ya sonrada buraya geldikleri tahmin ediliyor. Fakat bu durumun tam olarak ispatlanmadığının bilinmesi gereklidir. Geçmişte burada insanlar göçebe olarak yaşamlarını sürdürüyordu. Doğal kaynaklara göre yaşanan bu göçebe hayatına Chibchalar, Valdivialar ve Aymaralar adındaki topluluklar son vermiş ve yerleşik hayata geçilmiştir. Kolomb sonrasında ise buraya Avrupa'dan çok sayıda insan gelmeye başlamış ve zaman içinde günümüzdeki şeklini almıştır. Güney Amerika, yer şekilleri bakımında ciddi farklılıkların olduğu bir kıtadır. Kıtanın en önemli doğal yapısı Amazon nehridir. Kıtayı adeta baştan başa dolaşan Amazon, Peru'daki And Dağlarından doğar ve Kolombiya, Brezilya, Peru, Venezuela, Ekvador ve Bolivya üzerinden geçerek Atlas Okyanusu'na dökülür. Güney Amerika kıtasında çok sayıda dağ vardır. Bu dağların en yükseği, Arjantin sınırları içerisindeki 6.960 metre yüksekliği ile Aconcagua Tepesidir. En alçak noktası ise deniz seviyesinin 105 metre altında olan Laguna Del Carbon Gölü'dür. Bu göl de Arjantin de bulunur. Buradaki yer şekillerinin farklılık göstermesi, iklimi de fazlasıyla etkiler. Buna bağlı olarak kıtada Tropikal, ılıman, ekvator tipi ve soğuk iklim görülür. Amazon nehrinin olduğu bölgeler genellikle bol yağmur alır ve nehrin çevresinde yağmur ormanları görülür. Peru akıntısı, kıtanın güneybatısının soğumasına neden olurken, diğer bölgelerdeki okyanus etkisi, havanın ısınmasına neden olur. Keyifli bir gece hayatı ve farklı kültür deneyimleri sunan bir aktivite şehridir. , insanların beklentilerini fazlasıyla karşılayacak türdendir. Burada yer alan güzelliklerin bir bölümü geçmiş medeniyetler tarafından inşa edilmiştir. Diğer kısmı ise kıtanın kendine has doğal güzelliğidir. Yağmur ormanları ve Amazon nehrinin burada yer alması, doğal güzellik bakımından insanların fazlasıyla doyuma ulaşmasına neden oluyor. Aşağıdaki listede Güney Amerika'ya ait bazı önemli destinasyonlara yer verdik. Daha ayrıntılı bilgiler için ülke ve şehirler kategorilerimizi ziyaret ediniz. - Machu Picchu: And Dağları'ndaki bir zirvede, yaklaşık 2.360 metre yükseklikte bulunan MAchu Picchu, İnkalar tarafından inşa edilmiş bir antik kenttir. Günümüze kadar gelmeyi başaran antik kent, Peru'nun Cusco kentine 88 km mesafede, Urubamba Vadisi içerisinde yer alır. 15. yüzyıldan kalma kentte çok sayıda yapı ve taraça bulunur. - Iguazu Şelalesi: Arjantin'de bulunan bu şelale, iki farklı nehrin birleşme noktasıdır. Nehirler, Arjantin ile Brezilya arasındaki sınırın da bir kısmını oluşturur. Görsel bir ziyafet sunan şelalenin yakınlarında yürüyüş yolları, orman içinden geçen tren ve yaban hayatından bazı kesitler görmek mümkündür. - Torres Del Paine Milli Parkı: Şili Patagonyası'nda bulunan milli park, gökyüzüne doğru uzanan 3 farklı kayadan ismini almıştır. Kartpostallık bir görüntüye sahip olan milli parkın içinde dağ ve buzun manzaraları, insanları fazlasıyla etkiler. Bunun haricinde park içerisinde tekne gezintisi, kamp ve yürüyüş yapma imkanları da vardır. - Kurtarıcı İsa: Rio De Janeiro kenti sınırları içindeki Corcovado Dağı üzerinde yer alan Hz. İsa heykeli, ülkenin en önemli sembollerinden birisidir. Devasa bir yapıya sahip olan heykel, şehrin tamamını gören bir noktadır. Heykeli ziyaret edenler, kent manzarasının da keyfini çıkarma fırsatı bulmaktadır. - Colca Kanyon: Amerika kıtasında yer alan çok sayıdaki kanyondan birisidir. Burası, doğa severler için çok önemli bir noktadır. Kuş gözlemi, yürüyüş ve kamp yapmak isteyenler için güzel bir alternatif olan Colca kanyon, insanlara adeta huzur vermektedir. - Sacsayhuaman: İnkalardan kalan bir başka eser olan Sacsayhuaman, yine Peru'nun Cusco şehri yakınlarında yer almaktadır. Kent merkezine sadece 3 km mesafede bulunan kalenin, kentin en tehlikeli girişini korumak için yapıldığı tahmin ediliyor. Çimento ya da çimento tarzı bir malzeme olmadan yapılan kale, taşların sıkıştırılmasıyla inşa edilmiştir. - Parque Nacional Natural Tayrona: Geçmiş zamanda bir yerleşim yerin olan bu yapı, günümüze kadar ulaşmayı başaramamıştır. Harabeleri kalan yapı, Kolombiya sınırları içerisinde yer alır. Palmiye ağaçları ile kaplı muhteşem bir sahile sahip olması, buranın önemli özellikleri arasındadır. - Moray Laboratuvarı: Moray Laboratuvarı, İnkaların tarım araştırma merkezlerinden birisidir. Deniz seviyesinden 3500 metre yükseklikte bulunan yapı, iç içe geçmiş taraçalardan oluşur. listesi genel olarak bu şekildedir. Fakat bu kıtadaki gezilecek yerler, bunlarla sınırlı değildir. Ayrıca halen gizli kalmış güzellikler olduğuna inanılıyor. Güney Amerika kıtasındaki insan popülasyonu, Avrupa kıtasından gelen insanlar ile farklılaşmaya başlamıştır. Coğrafi keşifler sonrasında meydana gelen bu değişim, kıtada konuşulan dilleri de etkilemiştir. Avrupa'dan genel insanların etkisi ile burada İspanyolca ve Portekizcenin ağırlıklı olarak konuşulduğunu söyleyebiliriz. Bunun dışında ise Felemenkçe, Fransızca ve İngilizce de konuşulur. Kıtada yer alan ülkelerden Şili, Bolivya, Arjantin, Paraguay, Ekvador, Venezuela ve Uruguay'da İspanyolca konuşulur. Brezilya'da Portekizce, Surinam'da Felemenkçe, Guyana'da İngilizce ve Fransız Guyanası'nda ise Fransızca konuşulmaktadır. Kıtada bunların dışında yerli dillerin sayısının da çok fazla olduğu bilinmektedir. Bu dillerden bazılarını milyonlarca insan konuşurken, bazıları ise kabileler çapında konuşulmaktadır. En fazla konuşulan ve bilinen yer diller Aymara, Nahuati, Quechua, Guarani, Mapudungun ve Maya dili şeklindedir. Aymara; Şili ve Bolivya'da, Quechua; Ekvador, Peru ve Bolivya'da, Guarani; Paraguay ve Bolivya'da, konuşulur. Yerli diller bu ülkelerin tamamında değil, belli bölümlerinde konuşulur. Güney Amerika kıtasında yer alan ülkelerin önemli bir bölümü, Türk vatandaşlarından vize istemiyor. Genel olarak 90 güne kadar turistik amaçlı yapılan seyahatler için vize alınması gerekmiyor. Vize istemeyen ülkeler; Arjantin, Bolivya, Brezilya, Ekvador, Kolombiya, Paraguay, Peru, Şili, Uruguay ve Venezuela'dır. Surinam, Fransız Guyanası ve Guyana ise vize istiyor. Vize istemeyen ülkeler, genellikle ilk başta 30 günlük ziyaret için izin veriyor. Eğer ziyaretiniz daha uzun sürecekse, ekstra süre talep ediyorsunuz ve bu süre 90 güne kadar çıkıyor. Bunun için ekstra ücret talep edilmiyor. Güney Amerika kıtasındaki yemek kültürü, ülkeler arasında farklılık gösterse de benzerlikler olduğu da bilinmelidir. Coğrafi keşiflerden sonra buraya gelen Avrupalılar, kıtanın yemek kültürünü ciddi şekilde etkilemiştir. Özellikle İspanyol ve Portekiz mutfağına benzer çok sayıda yemeği Latin Amerika'da görmek mümkündür. Amazon nehrinin geçtiği bölgelerde, mutfaklarda balıkların fazlasıyla yer tuttuğu söylenebilir. Ayrıca Okyanus kıyısındaki ülkeler için de benzer bir durum vardır. Bunun haricinde patates, kinoa ve tropik meyveler de yemek yapımında kullanılır. Avrupalılarda geçen alışkanlıklar ile burada yaşayanlar domuz eti, sosis, pirinç ve karides gibi ürünleri mutfaklarında kullanmaktadır. Baharat alışkanlıkları ise ülkelere göre değişmektedir. Güney Amerika, ulaşım ağının gelişmiş olduğu kıtalardan birisidir. Ülkelerde bulunan kent merkezlerinde ulaşım konusunda neredeyse hiçbir problem yoktur. Kara, hava, deniz ve demir yolları kullanılarak istenilen noktaya seyahat edilebilir. Fakat bazı ülkelerin taşra olarak kabul edilen bölümlerinde ulaşım noktasında bazı zorluklar vardır. Yolların tam olarak yapılmaması, güvensiz yollar, nehirlerin taşması ve benzer unsurlar, taşradaki ulaşımın kalitesini düşürür. Güney Amerika kıtası, dünyanın en güvenli yeri olmasa da özellikle kent merkezlerinde güvenliğin normal seviyede olduğu söylenebilir. Fakat kırsal kesimlerde ciddi sorunlar yaşanması söz konusudur. Bu durum, bazı ülkelerdeki kent merkezlerinde de geçerlidir. İnsan kaçırma, hırsızlık ve benzer olumsuzlukların fazlasıyla yaşandığı merkezler vardır. Güney Amerika iklimi, insanların sağlıklarını olumsuz olarak etkileyecek türden değildir. Fakat yağmur ormanlarının içerisinde bulunan köy ve kasabadakiler, yaban hayatından zaman zaman olumsuz etkilenebilmektedir. Bunun dışında kent merkezlerinde sağlık açısından herhangi bir sorun yoktur."} {"url": "https://www.gezipedia.net/756-orta-asya-kitasi.html", "text": "; geçmiş yıllarda Sovyetler Birliği'nin himayesinde yaşayan ülkeleri temsil eder. Günümüzde ise Moğolistan, Rusya'nın bir bölümü ve İran'ın kuzeydoğusu, Orta Asya olarak kabul edilir. Çin'in batısından Pakistan'ın kuzeyine kadar olan bölümdür. Geniş bozkırlara sahip olan bölgede, zengin yeraltı kaynakları yoğun bir şekilde bulunmaktadır. Bu kaynaklar, bazı ülkelerin kalkınmasında çok önemli rol oynar. Fakat bazı ülkeler, zengin kaynaklara sahip olmasına karşın bunları satacak pazarlara çok uzak olduğu için yeraltı kaynaklarının etkisi çok daha kısıtlıdır. Yaklaşık 4 milyon km2 alana sahiptir. Orta Asya, tarihin en büyük devletlerinin hakimiyetlerini sürdürdüğü bir bölge olmuştur. Milattan önce bölgede Çinliler ve Türkler arasında ciddi bir mücadele başlamış ve Türkler burada çok sayıda devlet kurmuştur. Çinliler, Türk akınlarından kurtulmak için meşhur Çin Seddi'ni inşa etmek zorunda kalmıştır. Hun, Göktürk ve Uygur gibi devletlerden sonra bölgede yaşanan kuraklık, kavimler göçüne neden olmuş ve bölgedeki insan popülasyonu bir dönem ciddi şekilde düşmüştür. Genel anlamda Çin'in etkisinin görüldüğü Orta Asya, bir dönem Moğol etkisi altında kalmıştır. Son dönemde ise Sovyetler Birliği bölgeye hakim olmuşsa da soğuk savaş sonrasında Sovyetler yıkılınca burada Türk Cumhuriyetleri kurulmuştur. Türkmenistan, Kazakistan, Özbekistan, Tacikistan ve Kırgızistan'dır. Bunların haricinde kurulan bir diğer devlet ise Afganistan'dır. Orta Asya, etrafı yüksek dağlarla çevrili bir alandır. Kuzey ve batı bölümlerinde Himalayalar ya da bunların uzantıları vardır. Dağların ortasında ise geniş platolar yer alır. Tarih boyunca insanlar bu platolarda göçebe olarak yaşamış ve doğal kaynaklara göre hareket etmiştir. Bölgede çok sayıda irili ufaklı göl ve nehir vardır. Kuzey bölümlerinin aşırı soğuk olmasından dolayı yüksek noktalarda buzullar vardır. Bu tür yerlerde yaşamak çok zor olduğu için genellikle kuzeye doğru gittikçe insan yoğunluğu düşer. Orta Asya, konumu itibariyle su kaynaklarının arasında yer alır. Bu kaynakların arasında adeta bir tampon görevi görmesi, iklimini de ciddi şekilde etkiler. Bölgedeki sıcaklık farklıkları çok fazladır. Bu farklılıklardan dolayı bölgede çöl iklimi etkilidir. Bazı bölgelerde çöller görülürken, bitki örtüsü genellikle otlaklar ve savan şeklindedir. Fakat yaşanan kuraklıklar, bölgeyi tamamen kurumuş bir alana çevirir. İsrail'in alışveriş merkezidir. Güzel plajları, büyük alışveriş merkezileri ve daha birçok ilgi çekici yerlere sahip olan bir şehirdir. - Issık Göl: Orta Asya'nın en önemli doğal güzelliklerinden birisi olan bu göl, Kırgızistan'da bulunur. Tektonik bir çukurun dolması ile meydana gelen göl, deniz seviyesinden 1.606 metre yüksektedir. - Registan: Orta Asya'daki Türk mimarisi örneklerinin en güzellerinden olan Registan, üç ayrı medreseden oluşur. 15. yüzyılda inşa edilen medreseler, Özbekistan'ın Semerkant kent merkezinde bulunur. Medreselerin dışı ve içi, dönemin en özel yöntemleri ile süslenmiştir. - Cehennem Kapısı: Karakum Çölü'nün ortasında bulunan bir çukurdan çıkan metan gazı ve diğer gazlara bağlı olarak sürekli yanması, buraya Cehennem Kapısı adının verilmesine neden olmuştur. Bununla birlikte söz konusu alan, Türkmenistan'ın Ahal ilindeki Derveze ilçesinde olduğu için buraya Derveze Çukuru da denilir. Bu yapı, 1971 yılında Rusların doğalgaz arama çalışmaları sırasında ortaya çıkmıştır. - Gur-i Emir: Timur İmparatoru olan Timur'un türbesi, Gur-i Emir olarak bilinir. 1404 yılında inşa edilen türbe, Özbekistan'ın Semerkant şehrinde bulunur. Alanda mezarlar, mozaikler ve oymalar da vardır. - Bayterek Kulesi: Kazakistan'ın başkenti olan Astana yer alan bu kule, hem anıt olması hem de gözlem amacıyla inşa edilmiştir. 1997 yılında inşa edilen kule, kentin en önemli simgelerinden birisidir. 318 metre yüksekliğindeki kuleden, kentin tamamı izlenebiliyor. - Medeo: Kazakistan sınırları içinde bulunan Medeo veya Medeu, deniz seviyesinin 1.691 metre üzerinde bulunuyor. Buraya kurulan sulama ve dondurma sistemi ile doğal bir paten ve bandy pisti olması sağlanıyor. Yıl boyunca açık olan alandan, çok özel manzaraları izlemek de mümkündür. - Zenkov Katedrali: Rusların hakim olduğu dönemde Kazakistan'a inşa edilen Zenkov Katedrali, 1907 yılında inşa edildi. İnşa edilirken çivi kullanılmaması, buranın en önemli özelliğidir. Tamamen ahşap olan binanın yüksekliği 56 metredir. - Oş Pazarı: Orta Asya'nın en ünlü pazarlarından olan Oş Pazarı, Özbekistan'ın başkenti olan Bişkek'tedir. Şehrin ortasında yer alan pazarda, akla gelebilecek hemen her şey satılıyor. Orta Asya'da gezilecek yerler bunlarla sınırlı olmayıp, ülkelerin farklı bölgelerinde çok özel yerler bulunur. Orta Asya'da konuşulan diller incelendiğinde, bunların büyük bir bölümünün Türk dil gruplarından geldiği görülecektir. Bu diller Türkmence, Kıpçakça, Özbekçe ve Uygurcadır. Özbekçe ve Uygurca; Doğu Türkistan, Tacikistan ve Özbekistan'da konuşulur. Türkmence ise Türkmenistan, Afganistan, Pakistan ve İran'da konuşulmaktadır. Kazakistan, Tacikistan, Afganistan, Kırgızistan, Doğu Türkistan ve Qinghai de ise Kıpçakça konuşulmaktadır. Bu diller, ülkelerin tamamında değil, bazı bölgelerinde insanlar tarafından kullanılır. Türk dillerinin haricinde ise bölgede Rus, Çin ve Moğol hakimiyetine bağlı olarak konuşulan diller de vardır. Rusça, Çince ve Moğolca konuşan kişi sayısı milyonlarla ifade edilir. Orta Asya'da bulunan ülkelerin önemli bir kısmının ülkemizle yaptığı anlaşma gereği, turistik geziler için vize talep etmesi söz konusu değildir. Yani, bu ülkelere vizesiz bir şekilde giriş yapılabilir. Vizesiz giriş yapılan Orta Asya ülkeleri; Özbekistan, Moğolistan, Kazakistan ve Kırgızistan'dır. Bunların haricindeki diğer ülkeler için vize alınması zorunludur. Orta Asya yemek kültürü, tarih boyunca oluşan yaşam şartlarına göre şekillenmiştir. Burasının insanlar için cazip bir yer olmaması, dışarıdan neredeyse hiç göç almamasına neden olmuş ve bu da yemek kültürünün etkilenmemesiyle sonuçlanmıştır. Bilindiği gibi Orta Asya'da insanlar, tarih boyunca göçebe hayatı yaşamıştır. Günümüzde dahi böyle yaşayanlar olduğu bilinmektedir. Bundan dolayı insanların yemek kültürünün odak noktası, tarıma değil, hayvancılığa dayanır. Mutfaklarda et başta olmak üzere farklı hayvansal gıdalar tüketilir. İçecek olaraksa Orta Asya'nın milli içeceği olan Kımız yoğun bir şekilde tüketilir. Bunun haricinde ise deve sütü olan Subat tüketimi de oldukça fazladır. Son dönemlerde tarımsal gıdaların tüketimi de mutfaklarda görülmeye başlanmıştır. Bunlar genellikle hamur işleridir. Çin'e yakın olan ya da oradan etkilenen Orta Asya ülkelerinde ise pirinç tüketimi fazladır. Orta Asya'nın genel yapısının düzlüklerden oluşması, ulaşımın kolay bir şekilde gerçekleşmesini sağlar. Fakat insan popülasyonunun az olması, toplu taşımanın bazı bölgelerde olmamasına neden olmuştur. Ülkelerin tamamında havalimanları vardır ve bu da dünyanın farklı bir yerinden Orta Asya'ya uçakla gelmeyi mümkün hale getirmiştir. Ayrıca Rusya'dan gelen ve bölgeyi boydan boya geçen bir de demiryolu vardır. Bununla da seyahat etmek mümkündür. Orta Asya ülkelerinin önemli kentlerinde güvenlik bakımında herhangi bir sorun yoktur. Devlet gücü burada kendisini hissettirir. Dolayısıyla da buralar çok rahat bir şekilde ziyaret edilebilir. Diğer bölgelerde ise insan sayısı az olduğu için herhangi bir risk yoktur, fakat bu tür yerlere toplu bir şekilde seyahat etmek daha uygundur. Orta Asya iklimi, bazı bölgelerde ciddi şekilde insanları zorlayabilir. Bundan dolayı iklim koşulları dikkate alınarak giyinilmesi gerekir. Böylece iklime bağlı olarak ortaya çıkacak sağlık sorunlarının önüne geçilmiş olur. Kent merkezlerindeki sağlık kuruluşları, genel manada yeterlidir ve insanların ihtiyaçlarına cevap verir. Bu da sağlık açısından önemli bir artı olarak değerlendirilebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/757-cesme-ildir-tanitimi.html", "text": ", tatilcilerin yeni adreslerinden birisi olma yolunda hızla ilerliyor. Çeşme'ye yakın bir konumda olması, köyün en büyük avantajlarından. Şehrin gürültüsünden uzaklaşmak ve köy ortamında bir tatil yapmak isteyenler için önemli bir yer. , konumu itibariyle son derece özel bir noktada bulunur. Bundan dolayı tarih boyunca farklı devletlerin egemenliği altında kalmıştır. Buradaki ilk yerleşimler, milattan öncesinde gerçekleşmiştir. Antik dönemde Erythrai adıyla bilinen Ildır'ın adının Kırmızı Kent anlamında kullanıldığı tahmin ediliyor. Bir diğer iddiaya göre ise kentin ilk kurucusu olan Giritli Rhadamanthes, oğlu olan Erythro'nun adından esinlenerek buraya, bu ismi vermiştir. , o tarihten itibaren köy olarak varlığını sürdürmüştür. , milattan önce inşa edilmiştir. 1960'lı yıllarda başlayan kazılarda, çok sayıda tarihi eser çıkarılmıştır. Tiyatro, akropol, kilise ve benzer yapılara ait çok sayıda kalıntı burada yer almaktadır. Çeşme'ye kadar geldiyseniz, mutlaka burasını ziyaret etmelisiniz. Ildır, Ege Denizi kenarında bulunur. Bu da köyün doğal güzellikler bakımından da oldukça zengin olmasını sağlar. genel olarak bu şekildedir. Fakat köyün neredeyse tamamının özel olduğu unutulmamalıdır. Ildır, sıradan bir köy olmayıp, yaklaşık 5000 yıllık tarihe sahiptir. Bundan dolayı burada her yıl geleneksel olarak Kültür ve Sanat Festivali düzenlenmektedir. Festival Ağustos ayının sonunda yapılırken, festivalde farklı etkinlikler düzenlenmektedir. - Zerde - Papaz Yahnisi - Gerdan Tatlısı - Radika Salatası - Zeytinyağlı Taze Fasulye sorusunun ise farklı cevapları vardır. Öncelikle Çeşme'den buraya düzenli olarak gelen dolmuşlar vardır. Bunlarla köye gelmek mümkündür. Benzer şekilde İzmir'den de köye gelinebilir. Otogardaki dolmuşlara bindikten sonra köy merkezinde inilebilir. -İçmeler güzergahını kullanabilir. Burada ilerlerken kahverengi Ildır tabelası takip edilmelidir. Bunun dışında ise orman içinden giden yollar da vardır. Fakat bölgeye tam olarak hakim değilseniz, onları tercih etmenizi önermiyoruz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/758-antalya-tekirova-tanitimi.html", "text": ", tarihi ve doğal güzellikleriyle turistlerin ilgisini çeken yerleşim merkezlerinden birisidir. Kemer'in batısında yer alan bu şirin bölge 3,7 km'lik plaja sahiptir. Bu da Tekirova'da çok sayıda otel olması anlamına gelir. , Olympos üzerinden bakıldığında insanlara çok özel manzaralar sunuyor. Tüm bu güzelliklerden dolayı burada tatil sezonu Nisan ayı gibi açılmakta ve Ekim sonlarına kadar devam etmektedir. , konumundan dolayı her dönem insanların ilgisini çekmiş ve insanlar yaşamak için buraya gelmiştir. Bundan dolayı kentin tarihi çok eski yıllara dayanır. Yapılan araştırmalara göre Tekirova'ya insanlar ilk olarak milattan önce 7. yüzyılda yerleşmiştir. Bölgede balıkçılığın çok karlı olması, ayrıca kent konumunun da stratejik olması sebebiyle ilk olarak Persliler tarafından işgal edilmiştir. Bir süre Pers hakimiyetinde kaldıktan sonra burasını Büyük İskender fethetmiştir. Bir dönem Rodos Krallığına bağlı kaldıktan sonra milattan önce 160 yılında Roma İmparatorluğu'na geçmiş ve ondan da Bizans'a. Türklerin Anadolu'ya gelmesi ile birlikte burası 1158 yılında Selçuklular tarafından alınmıştır. Zaman geçtikçe bölgede yer alan Antalya ve Alanya limanları daha önemli bir konuma gelmiş ve bundan dolayı Tekirova, eski önemini kaybetmiştir. , Tekirova'daki ilk yerleşim yeri olduğu bilinmektedir. Roma döneminde inşa edilen yapı içinde tiyatro, hamam ve su kemeri gibi farklı yapılar bulunmaktadır. Buraya gelmek için hem kara hem de deniz yolu vardır. Denizden gelindiği takdirde, bir anda tarihi yapıların içinde bulmak, insanları fazlasıyla şaşırtmaktadır. vardır. Söz konusu taşın hiç sönmediği ve Zeus'un da burada doğduğu rivayet edilir. , Bey Dağları üzerinde yer alır. Bölgenin en yükseklerinden olan Tahtalı, yamaç paraşütü yapmak için uygundur. adı ile bilinir. Kıyıdan buraya turistleri taşıyan tekneler vardır. adıyla da bilinir. Bölgeye gelen hemen herkes buraya gelerek denize girer. Deniz suyunun temiz olması ve eşsiz bir görüntüye sahip olması, bu koyun en önemli avantajlarındandır. - Tahinli Piyaz - Keşkek - Arapaşı Çorbası - Nohutlu Kelle Paça diye sorulan soruya verilecek cevap, özel araçlar ve toplu taşıma araçları için benzerdir. Buraya gelmek için Kemer ile Kumluca arasındaki yolun kullanılması gerekir. Antalya kent merkezine geldikten sonra önce Kemer istikametine ilerlenmelidir. Kemer geçildikten sonra ise yola aynen devam edilmelidir. Yaklaşık 15 km sonra tabelalar izlenerek buraya gelinebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/759-dubai-vizesi-icin-basvuru-yapmak-isteyenlere-puf-noktalari.html", "text": "almanız gerekiyor ve evraklarınızı hazırlayıp Dubai Göçmenlik Ofisi sistemi üzerinden ya da seyahat acenteleri yardımıyla Dubai vize başvurusu yapıyorsunuz. Şimdi vize başvurunuzu çok daha kolay ve güvenli bir şekilde Yüzyıl Turizm farkıyla yapabilir ve zamandan tasarruf sağlayarak kısa sürede Dubai vizesi alabilirsiniz. işlemleri için; en az 6 ay geçerli pasaportunuz olması gerekli. Kimlik bilgilerinizin ve fotoğrafınızın bulunduğu ön sayfanın renkli fotokopisi, son 6 ay içinde çekilmiş 1 adet renkli biyometrik vesikalık resminizle, kimlik belgenizin ön-arka yüzü vize almak için gereken evraklardır. Dubai vizesi başvuru formu ve vize ücretinin ödendiğini gösterir banka dekontu ile başvuru için hazırsınız. İsterseniz Yüzyıl Turizm ile başvuru yapabilir, web sitesi üzerinden kolayca form doldurup, Dubai vizesi evrakları taratıldıktan sonra iki gün içinde hiç uğraşmadan vizenizi alabilirsiniz. . Bu süreyi geçirmeden ülkeye giriş yapmak gerekiyor. Vize ücretleri vize sürelerine göre farklılık gösteriyor. , Dubai'nin en lüks otellerindendir. Doldurulan denizin üzerine yapılmış, dünyanın ilk 7 yıldızlı oteli, lüks konaklama için tercih edebileceğiniz, geniş çapta merak uyandıran bir yapıdır. Dubai Mall, Dubai'ye gittiğinizde görmeniz gereken yerlerin başında yer alıyor. Tek başına Dubai vizesi aldıracak kadar devasa bir kompleks ve alışveriş merkezidir. Uzaydan bile görülebilen Palmiye Adaları Dubai'nin muhteşem yapıları arasındadır. Dubai Arap emirliklerinden biri olmasına rağmen giyim kuşamda nispeten rahattır. Dini simgeler ziyaret edilirken titizlik gösterilmesi bekleniyor. Birçok spor aktivitesine katılabileceğiniz Dubai'de, isterseniz dünyanın en yüksek binası olan Burj Khalifa'nın seyir terasından kenti izleyebilirsiniz. Ekim-aralık ayları arasında bir seyahat planlarsanız, Dubai Marina'nın keyfine daha çok varabilirsiniz. Lüks otellerin yanı sıra daha ekonomik otellerde de konaklama imkanı mevcuttur. Uygun fiyatlı elektronik eşyalar satın almak için Dubai eşsiz bir lokasyon olma özelliğiyle turistlerin cazibe merkezi olmaya devam ediyor. almak için hemen Yüzyıl Turizm'e uğrayın zamanınızı boşa harcamadan zahmetsizce Dubai vizenizi elinize alın."} {"url": "https://www.gezipedia.net/76-umre-ziyareti-yapacaklarin-alisveris-adresleri.html", "text": "Umre ziyareti yılın hac dönemi dışında her döneminde Müslümanların yaptığı sünnet olan bir ibadettir. Umre vazifesini yerine getirmek için Suudi Arabistan topraklarına gidecek arkadaşlara öncelikle gitmesi her halükarda zorunlu olan iki şehir; Mekke ve Medine'den bahsetmek daha doğru olacaktır. Medine için en önemli en kutsal yer Mescid-i Nebevi'dir. Mescidin avlusu oldukça büyük ve her biri ayrı sokağa çıkan birçok kapısı bulunmaktadır. Avlunun etrafı 5 ve 4 yıldızlı otellerden oluşmaktadır. Bazı alışveriş merkezlerinin içerisinde, bazılarının altında alışveriş yapabileceğiniz birçok mağaza bulunmaktadır. Bunların dışında en önemlisi iş merkezlerinin içerisinde bulunan mağazalardır. Dünyaca ünlü markalardan indirim bekleyemezsiniz ancak küçük işletmecilik yapan dükkanlar vardır buralardan eşarp, ferace, tespih takı vs. birçok ürün bulabilirsiniz. Burada en önemli nokta pazarlıktır, müşteri potansiyeli oldukça yüksek olan ve artık ticaret merkezi haline gelen bu sektörde pazarlık ve doğru adresten alışveriş yapmak çok önemlidir zira 500 riyala aldığınız bir feraceyi iki dükkan ötedeki başka bir dükkanda 300 riyale satıldığını görme ihtimalinizi asla unutmayın. Bunun dışında gelelim Medine sokaklarına, Medine'nin bilinmeyen arka sokaklarında inanılmaz güzellikte ürünleri bulabilirsiniz, ayrıca alışveriş merkezlerine oranla daha uygun fiyata kesinlikle bulabileceğiniz adreslerdir. Ferace pardösü, seccade ve hediyelik eşyalarınızı buradan daha uyguna bulacağınızdan emin olabilirsiniz. Eğer mücevher veya değerli taşlar almak isterseniz de yine Medine doğru adrestir ancak bu sektör burada biraz tehlikedir çünkü incinin yoğun olarak satıldığı Medine'de gerçek inci bulmak çok zordur. Size hem inci hem de hediyelik birçok ürünü bulabileceğiniz Türklerin işlettiği bir dükkan tavsiye edeceğim. Mescidi nebeviden mescide gamame ve mescidi Ebubekir tarafına çıkan kapıdan çıkın ardından 300 metre sonra milli görüş otelini göreceksiniz, bulamazsanız bile asla sıkıntı değil çevrenizde gördüğünüz her 10 kişiden 6 kişinin Türk olduğunu ya da Türkçe bildiğini asla aklınızdan çıkarmayın. Ayrıca Medine sokaklarını gezerken asla kaybolma ihtimalini düşünmeyin çünkü belirleyeceğiniz çok basit bir yöntemle otelinize ulaşmak çok kolay olacaktır. Öncelikle bütün yerleşimin mescidi nebi etrafından yayılarak genişlediğini ve bütün sokakların mescide çok kolay çıktığını aklınızdan çıkarmayın. Bütün oteller mescidi nebinin etrafından ve yürüme mesafesindedir. Otelinize en yakın kapı numarasını bildikten sonra mescitten o kapı numarasını bularak otele ulaşmak çok kolaydır. Neyse konumuza gelelim milli görüş otelinin hemen altında sahibi Türk olan, birçok çeşit inci, gümüş ve değerli taşlarla yapılmış hediyelik tespih bulabileceğiniz bir dükkan vardır. Samimiyeti ilerlettiğiniz taktirde size oldukça güzel indirimler yapacaktır. Medine'de uğramanızı tavsiye edeceğim alıveriş merkezleri arasında ise Al-Noor mall'a yer vereceğim. Al-Noor şehir merkezinde değildir buraya gitmek için taksi kullanmanızı önereceğim. Uluslararası birçok markayı bulabileceğiniz oldukça büyük ve sakin bir merkezdir. Ayrıca oyun alanı bulunduran bu avm çocuklar için oldukça idealdir. En üst katında ise birçok Restoran bulunmaktadır. Hem alışveriş hem eğlence hem de farklı tarzda zaman geçirebileceğiniz en güzel mekandır. Gelelim umre ziyaretinin en önemli kısmı olan hurma alımına. Size tavsiyem rehberinizi hurma bahçelerine gitmeye ikna edin ya da siz kedi imkanlarınızla bir taşıtla gitmeye çalışın. Hurma bahçelerinde hem bu ağaçların altında çayınızı içer keyfini çıkarırsınız hem de size çeşit çeşit sunulan hurmaların tadına bakarak karar verebilirsiniz. En önemlisi ise burada taze olarak bulacağınız hurmaları oradan hiç zorluk çekmeden ne kadar isterseniz kargoyla gönderim yapabilirsiniz. Gelelim Mekke'de alışveriş yapmak isteyenlerin uğraması gereken adreslere. Mekke kebenin bulunduğu şehirdir ve ayrıca kralın şehri olarak da anılır. Bu yüzden Mekke Medine'ye göre bana daha lüks ve şatafatlı geldi. Mekke'de en çok tercih edilen Kabe'nin hem çıkışında bulunan Zem Zem Tower alışveriş merkezidir. Burada birçok markanın mağazasını bulabilirsiniz ayrıca neredeyse her adım başı bulabileceğiniz Bin Dawood mağazalar zincirine uğramadan çıkmayın. Aradığınız hemen hemen her şeyi burada bulabileceğinize inanıyorum. Ev eşyasından kozmetiğe, bijuteriden oyuncak mağazalarına kasap ve şarküteriye kadar ihtiyacınız olan her şeyi burada arayabilirsiniz. Ayrıca telefon almak isteyenler için ise Pazarlık yapabilecekleri tavsiye edebileceğim bir yerdir. Bu iki merkeze Kabe ziyareti gerçekleştirdiğiniz her gün uğrayabilirsiniz. Farklı adres arayanlar için ise tavsiyem souq al-hjaz mall ve makkah mall'dür. Evine farklı aksesuar almak isteyenler buraları ziyaret edebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/760-orhanelide-gezilecek-yerler.html", "text": "önemli bir bölümü ormanlarla kaplı olan bir ilçedir. Bu sebeple yeşil alanlar ve piknik yerleri yoğundur. Bununla birlikte tarihi açıdan da zengin bir yer olması Bursa'nın önemli yerleri arasına sokmaktadır. boyunca Bizans ve Osmanlı medeniyetlerine ev sahipliği yapmıştır. Roma İmparatoru tarafından av bölgesi olarak kurulmuştur. Roma döneminde Atranos olarak anılmıştır. 1325 yılında ise Orhan Bey komutanlarından Durdu Bey tarafından alınmıştır. Bu aşamadan sonra da Orhaneli Kalesi yıkılmış ve zaman içinde ismi değişmiştir. arasında çok sayıda tarihi yapı bulunur. Büyük medeniyetlere ev sahipliği yaptığı için günümüze gelen birçok tarihi yapısı bulunmaktadır. Orhaneli Kaya Hamamları ilçe merkezine bağlıdır ve 6 km mesafede yer alan Sadağı köyünde kalır. Yıl içinde çok sayıda yerli ve yabancı turist çekmektedir. Kaya Hamamları MS 117-138 yılları arasında Orhaneli'ne halim olan Roma İmparatoru Hadrianus tarafından yaptırılmıştır. Köyden geçtikten sonra 1 km kadar yürüyerek kayalıkları geçen su bendini karşılayabilirsiniz. Daha sonra buradan merdivenlerle geçerek mükemmel bir doğal güzellik olan Sadağı Kanyonu'na erişebilirsiniz. Orhaneli ilçesine bağlı Nalbant köyü sınırlarında yer alan caminin kitabesi olmadığı için yapılma tarihi net değildir. Bu yüzden de kim tarafından ne zaman yapıldığı belli değildir. Dikdörtgen bir plana göre inşa edilen yapının son cemaat yeri iki kaplıdır ve bölge kültürünü yansıtan bir işçiliğe sahiptir. İlçe merkezine 17 km mesafede yer alan santral Karıncalı köyü yakınındadır. 1992 yılında enerji üretimine başlamıştır ve günümüzde hala aktif halde çalışmaktadır. Kaya Hamamları sınırlarında yer alan kanyon, 2 saatlik bir yürüyüşün ardından karşınıza çıkıyor. Ulaşmak için bir hayli enerji harcamanız gereken bu doğal güzellik derenin sağ kıyısındadır. Burada 65 derece sıcaklığa sahip tarihi bir şifalı su kaynağını görebilirsiniz. İlçeye bağlı Ağaçhisar köyünde bulunur. Her yıl çok sayıda turist çeker. Hafif kükürt kokulu olan kaynak suları ağrılı hastalara oldukça iyi gelir. Sağlık turizmi açısından bu güzel yeri tercih edebilirsiniz. Yeşillikleriyle ünlü olan ilçenin oldukça önemli bir mesire yeridir. Muhteşem doğasıyla burayı ziyaret ederek doğanın keyfini yaşayabilirsiniz. Ulu Cami inşaatında görev yaptığı söylenen Karagöz ve Hacivat'ı anmak adına 1991 yılından bu yana her yıl Karagöz Piknik Alanı içinde festival düzenlenir. Her yıl haziran ayında yapılan bu festival kapsamında çeşitli etkinlikler ve konserler yapılır. Doğanın muhteşem manzarasıyla birlikte güzel bir festivale katılabilirsiniz. Bursa Büyükşehir Belediyesi müzecilik çalışmaları kapsamında Orhangazi'ye bağlı Karıncalı köyünde Karıncalı Müzesi'ni ziyaret edebilirsiniz. Müzede bir kütüphane ve yöreye ait birçok eseri görebilirsiniz. - Gapçıklı Fasulye - Mısır Unundan Kaçamak - Mısır Unundan Höşmelim 'a da 150 km mesafededir. Özellikle Osmangazi Köprüsü açıldıktan sonra ulaşım oldukça kolaylaşmıştır. Ayrıca şehre hava yolu ile gelmek isteyen ziyaretçiler Bursa Yenişehir Havalimanı'nı kullanabilirler."} {"url": "https://www.gezipedia.net/761-eskisehirde-ne-yenir-eskisehirdeki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": "özellikle Balkan ve Kafkas göçmenleri etkisinde kalmış yemeklerdir. Tam bir geçiş bölgesi olması nedeniyle Eskişehir mutfağı, birçok farklı kültürden etkilenmiştir. Anadolu'nun buğday ambarı lakabını gururla taşıyan şehir, yemekleri bakımından da bu lakabın hakkını verir. Yemeklerinin vazgeçilmez ham maddesi un olunca, şehirde ağırlıklı olarak hamur işlerinin tüketildiğini söylemek yanlış olmaz. Ancak, tüm bunların yanında gelen göçmen etkisiyle sebze yemekleri de kültüre yerleşmiştir. Ancak Eskişehir'in ruhunu asıl yansıtanlar sebze ile unun bir araya geldiği yemeklerdir. Yörede, Çerkez mutfağı kaynaklı et çeşitleri de mevcuttur. sorusunun en önemli yanıtı elbette ki Balaban köftedir. İçerisindeki pidelerin kemik suyu ile ıslatılarak üzerine domates sosu, yoğurt ve tereyağı gezdirilmesi ile oluşan lezzet, damakları çatlatacak cinstendir. Üzerine gelen ızgara köftelerin tadı ve kokusu yiyenin aklını başından alırken, şehirdeki üniversite gençliğinin de burayı sevme sebeplerinden. , güzel börek anlamı taşır İçerisinde soğan, baharat, kıyma bulunan harcın, hamur ile buluşarak kızartılması ile yapılır. Ancak çibörek, yalnız kıyma ile yapılmak zorunda değildir. Peynirli, dereotlu, patatesli gibi farklı türleri, Eskişehir'deki hemen her restoranda servis yapılmaktadır. Ayrıca servis sırasında yapılan yoğurtlu veya salçalı sos sayesinde tadına tat katılır. Aslen pişiye çok benzeyen lezzet, hamuruna katılan çörekotu ile pişiden ayrılır. Genellikle sade olarak servis edilen kıygaşa, kimi yörelerde içine kıyma doldurularak da servis edilir. Özellikle arife ve kandil geceleri kıygaşa yapıp konu komşuya dağıtma adeti halen devam etmektedir. Eskişehir'in basit ama güzel lezzetlerinden kıygaşa, özellikle sade olarak kahvaltılarda yenmekte. Eskişehir'de etkisi süren Tatar mutfağının en güzel izlerinden kavurma börek, pirinç ve kıymanın hamurun içinde birleşmesi ile yapılır. Yağda kavrulan pirinç, kıyma ve baharatlar, hamurun içine sarılıp top haline getirilir. Bu bol dolgulu hamurlar fırında pişirilerek hazırlanır. Göce, kabuğu soyulmuş ve kırılmış buğdaya verilen isimdir. Göceli tarhana, göcenin ev tarhanası ile birleşiminden yapılır. Bu yemek, içinde bulundurduğu malzemenin zenginliğinden dolayı sağlıklı ve besleyici oluşuyla bilinir. nın dışarıda yenmesi tavsiye edilir. İçine fındık, fıstık, ceviz gibi kuruyemişlerin yanı sıra kakao, çikolata gibi tadı yoğunlaştıracak malzemeler de konabilir. ? Sorusunu buraya ziyaret amaçlı gelen herkesin sorduğunu tahmin ediyor ve bu sorunuza en uygun yanıt olarak bu mekanı uygun görüyoruz. Hem lezzet hem de ulaşım kolaylığı açısından Eskişehir'de çibörek için eniyi adreslerden birisidir. Nostaljik duruşuyla ilgi çeken Venedik Pastanesi, üçüncü kuşak pastane sahipleri tarafından yönetilmekte. Pastaneyi dedesinin dedesinden devralan Engin ve Adnan Tüylü kardeşlerin özverili çalışmalarıyla kusursuz duruma gelen pastane, çikolatadan yapılma heykellerin sergilendiği bölümlerle ilgi çekiyor. Pastaneciliğin bir sanat olarak yapıldığı mekanda, tüm şerbetli ve sütlü tatlıları, çikolata çeşitlerini ve pastaları bulmak mümkün. Ayrıca buradan doğum günleri ve özel günler için pasta siparişleri de alınabilmekte. verilecekse, kesinlikle Three Monkeys Cafe'nin adı geçmeli! Çayı'nda yapılır! Hot'n Fun, Porsuk Çayı'ndaki mekanı ve ziyaretçilerine ev sıcaklığı hissettiren ambiyansı ile güne mükemmel başlamanızı sağlayacak. Birçok yerde bulunamayan şahsına münhasır lezzetleri ile bu mekan, çökelek, zahter gibi Hatay yöresine özgü lezzetleri de bünyesinde bulunduruyor. Çeşit çeşit reçelleri ve muhteşem bir karışık menemen lezzetine sahip mekan, güler yüzlü çalışanları ile biliniyor. Leziz kahvaltı seçenekleri ve sımsıcak ortamı ile samimi bir ortam sunan mekanda, güne başlangıcınız on üzerinden on! Yapılan yeniliklerle son yıllarda tamamen farklı bir çehreye bürünen Eskişehir'de gezebileceğiniz yerler listesi oldukça uzun. Porsuk Çayı, Odunpazarı, Sazova Bilim, Kültür ve Sanat Parkı, Havacılık Müzesi, Tülomsaş Müzesi gibi birçok nokta keyifli Eskişehir gezinizde keşfedilmeyi bekliyor. Şehri gezmeye Odunpazarı ilçesinden başlamalısınız. Geleneksel Anadolu mimarisinin örnekleri olan rengarenk evleri ve Arnavut kaldırımlı sokaklarıyla görenleri kendine hayran bırakan ilçede birçok müze bulunuyor. Uluslararası ödüller kazanan Odunpazarı Modern Müze, Türkiye'nin ilk cam sanatları müzesi olan Çağdaş Cam Sanatları Müzesi, Türkiye'nin ilk balmumu müzesi olan Balmumu Heykeller Müzesi'ni mutlaka gezmelisiniz. Müzeleri gezdikten sonra Atlıhan El Sanatları Çarşısı ve Arasta Çarşısı'nı gezip sevdiklerinize hediyelik eşyalar da alabilirsiniz. Odunpazarı ilçesini gezdikten sonra Sazova Bilim, Kültür ve Sanat Parkı'na gidip şehrin simgesi haline gelen Masal Şatosu'nu görün. Şatoyla birlikte güzel fotoğraflar çektikten sonra şatonun terasına çıkarak parkı panoramik olarak da fotoğraflayabilirsiniz. Bu parkın içinde Eskişehir'deki ilk akvaryum olan ETİ Sualtı Dünyası'nı, Sabancı Uzay Evi'ni ve Türk Dünyası Bilim, Kültür ve Sanat Merkezi'ni ziyaret edebilirsiniz. Sazova Parkı'nda keyifli vakit geçirdikten sonra Türkiye'nin ilk yapay plajına ev sahipliği yapan Kent Park'a da gitmelisiniz. Eskişehir gezinizde şehir merkezine 80 kilometre uzaklıkta olan Midas Anıtı'nı da görmeyi de planlarınıza dahil edebilirsiniz. Türkiye'de bulunan önemli tarihi noktalardan biri olan Midas Anıtı, Yazılıkaya Frig Anıtı ismiyle de biliniyor. Eskişehir'in tarihi zenginliklerinden biri olan anıtın M. Ö. 600'lü yıllarda inşa edildiği düşünülüyor. Kral Midas adına yapılan anıt, 17 metrelik kayalara oyulmuş görüntüsüyle oldukça büyüleyici bir yapı."} {"url": "https://www.gezipedia.net/762-antalya-side-tanitimi.html", "text": "denildiği zaman ilk akla gelen budur, fakat burası Manavgat'a bağlı olan bir yerleşim merkezidir. , ülkemize gelen turistlerin yoğun olarak tercih ettiği noktalardan birisidir. Binlerce yıllık tarihi, doğal ve kültürel güzellikleri ile insanların tatil noktasındaki beklentilerini fazlasıyla karşılayan çok önemli bir merkez olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Bunların haricinde burada yapılacak cip safari, trekking, rafting ve dalış gibi çok farklı etkinlikler de vardır. Bütün bunlar, Side'nin özel bir konuma sahip olmasını sağlar. , yapılan araştırmalara göre Hititler döneminde başlar. İlk olarak Hititlerin milattan önce 7. yüzyılda burada şehir kurduğu tahmin edilmektedir. Side, bu dönemden sonra Pers, Büyük İskender ve bölgedeki diğer ülkelerin hakimiyetinde kalmıştır. Milattan sonra 78 yılında ise Roma İmparatorluğu himayesine giren şehir, uzun bir süre Roma ve Bizans himayesinde kalmıştır. Daha sonra ise Türklerin bölgeye gelmesiyle birlikte önce Selçuklu himayesine, sonra da Osmanlı himayesine girmiş ve günümüze bu şekilde gelmiştir. Geçmişte, burada ticaret yollarının çok önemli olmasından dolayı Side'ye farklı bir önem verilirdi. Fakat son dönemde yeni ticaret yollarının kullanılması, buranın önemini düşürmüş ve turizm merkezine dönüşmesine neden olmuştur. Side'nin tarihi yapılarının başında gelen Apollon Tapınağı, Pax Romana adı verilen dönemde inşa edilmiştir. Bu tapınak için kullanılan Apollon ifadesi, aynı zamanda güzellik, ışık ve sanat tanrısına ait bir isimdir. Tapınak inşa edildikten bir süre sonra Roma İmparatorluğu Hristiyanlığa geçmiş ve şehirlere bazilikalar yapılmaya başlanmıştır. Apollon Tapınağı'nın bir kısmı da bundan dolayı sökülmüş ve buradan elde edilen malzemelerle bazilika inşa edilmiştir. Önemli bir kısmı halen ayakta olan tapınak, turistlerin büyük ilgisini çekmektedir. Side'nin kıyı kesiminde yer alan antik kent, milattan önce 7. yüzyılda inşa edilmiştir. Dönemin en önemli limanlarından olması sebebiyle buraya bir şehir kurulmuş ve bu şehir daha sonra farklı devletlerin eline geçmiştir. Bu süreç, antik kent ziyaret edildiğinde daha net bir şekilde anlaşılmaktadır. Antik kent içerisinde tiyatro, agora, hamam, kapı ve tapınak gibi farklı yapılar bulunmaktadır. Milattan önce 3. yüzyılda kurulduğu bilinen Seleukia Antik Kenti, özellikle Roma dönemine ait birçok esere ev sahipliği yapmaktadır. Antik kent içerisinde tapınak, sarnıç, mezar kalıntısı, hamam ve agora kalıntıları vardır. Burada 1970'li yıllarda kazılar yapılmış ve bulunan eserler Antalya Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmeye başlamıştır. Side, kıyı şeri boyunca uzanan bir bölgededir. Bundan dolayı Side'nin çok uzun plajları vardır. Tamamen doğal olan bu plajlar, kumları ve temizliğiyle dikkat çeker. Buraya gelenlerin uğrak noktalarından birisi olan plajlar, özellikle Ağustos ayında çok yoğun olur. Köprüçay Irmağı tarafından oluşturulan Köprülü Kanyon, Side'nin önemli doğal güzelliklerinden birisidir. 1973 yılında milli park ilan edilen kanyon, 14 km uzunluğa sahip. Doğal güzelliği ile dikkat çekmesinin yanında, üzerinde farklı su sporlarının yapılıyor olması da önemli bir yönüdür. Side yakınlarından bulunan ve Düdensuyu Mağarası adıyla da bilinen Altınbeşik Mağarası, 1995 yılında turizme açılmıştır. Mağara son derece uzun olup, içerisinde 125 metre uzunluğunda bir de göl vardır. Ziyaretçiler, en fazla 2.200 metrelik bölümü gezebilir. Side'de bulunan bir diğer önemli doğal güzellik ise Titreyengöl'dür. Bu göl, 3000 dönümlük bir alana yayılmış olup, son derece durgundur. Fakat rüzgarda oluşan hafif dalgalar, bir titremeyi anımsattığı için bu ismi almıştır. Her yıl 16-19 Ekim tarihlerinde yapılan festivale, dünyanın farklı ülkelerinden gelen 250'den fazla sporcu katılıyor. Sporcular, 4 gün boyunca bölgenin güzellikleri arasında pedal çeviriyor. - Uluslararası Manavgat Motosiklet Festivali Motosiklet sevenlerin bir araya geldiği bir festival olup, burada da farklı etkinlikler gerçekleştiriliyor. - Dünya Müzikleri Kültür ve Sanat Festivali 16 yıldır kesintisiz olarak gerçekleştirilen festival, Eylül ayının 2. haftasında yapılıyor. Bu festivale Antalya Devlet Senfoni Orkestrası başta olmak üzere farklı gruplar katılıyor. Ağustos ayında gerçekleştirilen festivalin amacı, bölgenin tanıtımı ve turizmin canlandırılması. Side'nin tarihinin çok eskiye gitmesi, burada yapılan araştırmalarda farklı tarihi eserlerin bulunmasına neden olur. Bu eserlerin önemli bir kısmı, Side Müzesi içerisinde sergilenir. Müzede Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait çok sayıda eser vardır. Lahitler, torsolar, mezarlar, kaideler ve benzer çok sayıda eser burada sergilenmektedir. - Enginarlı Girit Kebabı - Antalya Piyazı - Laba Dolması - Biber Frigya Dolması - Cive denildiği zaman, verilecek en güzel cevap; Antalya Manavgat olacaktır. Manavgat'ta bulunan bir mahalle olan Side, Antalya kent merkezine 75 km mesafededir. Side'ye gelmek isteyenler, toplu taşıma araçlarını tercih edebilir. Antalya kent merkezinden buraya gelmek, yaklaşım 1 saat 10 dakika sürer. Ayrıca Antalya Havalimanı'na uçakla geldikten sonra da Side'ye geçiş yapmak, birkaç adımda mümkündür."} {"url": "https://www.gezipedia.net/763-antartika-kitasi-tanitimi.html", "text": "; güney kutbunda yer alan ve dünyanın en büyük 5. Kıtasıdır. Kıtanın yüzeyinin %98'i tamamen buzlarla kaplıdır ve bundan dolayı insanların yaşaması için uygun bir ortam yoktur. Burada yaşayan insan sayısı sıfırdır, fakat bilimsel araştırmalar için geçici bir süre burada kalan insan sayısı ortalama olarak 5000'dir. Afrika ve Okyanusya kıtasının güneyinde yer alan Antarktika, 14 milyon km2'lik bir alana sahiptir. Coğrafi keşiflerin 15. yüzyılda başlamasıyla birlikte insanlar, yeni dünyalar olduğunu fark etmiş ve bunları aramaya başlamıştır. Bu dönemde Amerika kıtası keşfedildikten sonra güneyde de bir kıta olabileceğini iddia eden kişiler olmuştur. Fakat 1895 yılına kadar buraya hiçbir insan ayak basamamıştır. İlk olarak bu tarihte, Charles Wilkes tarafından kıtanın bir bölümü keşfedilmiş ve buraya Wilkes arazisi adı verilmiştir. Yapılan araştırmalara göre ise 1895 yılında yaklaşık 75 yıl önce, yani 1820 yılında Rus donanmasının kıtayı fark ettiği, fakat farklı bir kara parçası olduğunu anlamadıkları iddia edilir. Bunun dışındaki bir diğer iddia ise MS 2. yüzyılda yaşayan filozoflardan Batlamyus'un güneyde bir kıta olması gerektiği ileri sürülür. Bunun nedeni olarak ise denge kavramını delil olarak gösterir. Antarktika adı Arktos'dan gelmiştir. Arktos, Yunanca bir kelimedir ve \"ayı\" anlamına gelir. Kuzey yarım kürede bulunan Büyük ayı, Arktos adıyla ifade edilir. Kıtanın güneyde olması sebebiyle Ant-Arktos ifadesi zamanla Antarktika şekline gelmiştir. Antarktika'nın neredeyse tamamının buz ve karlarla kaplı olması, coğrafi yapısını etkilemiştir. Dağlar ve geniş düzlüklerden oluşan Antarktika'daki buz kalınlığı ise ortalama olarak 1,6 km'dir. Bu çok yüksek bir rakamdır ve dünyanın en büyük su kaynaklarından birisidir. Kıtadaki buzulların ve karların erimesi durumunda, deniz seviyesinin 60 metre artacağı tahmin ediliyor. Bu rakam, kıtadaki buzulların ne kadar çok olduğunu göstermesi önemlidir. , dünyanın en kurak kıtasıdır. Buradaki bazı bölgelere yaklaşık 2 milyon yıldır yağmur yağmamıştır. Ortalama sıcaklık -50 derece olup, bundan dolayı insanların yaşaması imkansızdır. Fakat buna karşın burada bazı hayvanlar yaşamlarını sürdürebilmektedir. Penguenler bunların başında gelir. bu şekildedir. Özellikle güney kutup dairesine sadece bilimsel araştırma yapan kişiler giriş yapabilir. Antarktika'da insan yaşamadığı için burada konuşulan dillerden bahsedilmesi de mümkün değildir. Gelen araştırmacılar ise genellikle İngilizce ya da geldikleri ülkenin dillerini konuşur. Antarktika'da hiçbir devlet olmadığı için buraya vizesiz bir şekilde seyahat etmek mümkündür. Fakat direkt bu kıtaya gitmek mümkün olmayıp, genellikle Yeni Zelanda ya da Şili üzerinden gidilebilir. Kıtaya ulaşmak için bu iki ülkeden birisinin vizesinin alınması gerekir. İnsan olmadığı için burada bir yemek kültüründen söz etmek mümkün değildir. Araştırmacılar, yanlarında getirdikleri kuru ve donmuş gıdaları tüketerek burada hayatta kalmaktadır. Antarktika'da ulaşım için kar araçları kullanılır. Bunların dışındaki araçlarla, kıta üzerinde ilerlemek mümkün değildir. Bu araçlar ise sadece bilimsel araştırmacılar tarafından kıtaya getirilir. Antarktika kıtasındaki tek güvenlik riski, buradaki -50 derecelik soğuk havadır. Hava şartları insan sağlığını direkt tehdit eder. Bunun için kıtaya özel kıyafetlerle gelmek gerekir. Ayrıca kıta üzerinde herhangi bir yerde sağlık kuruluşu yoktur."} {"url": "https://www.gezipedia.net/764-istanbulda-gezilecek-dogal-yerler-listesi.html", "text": "bakımından da son derece zengin bir seçenek barındırır. Sizler de İstanbul'da birbirinden eşsiz doğal güzellikleri ziyaret edebilir ve bu kalabalık şehirde doğanın tadını çıkarabilirsiniz. Haliç manzarası bulunan ve gün batımının kızıllığını küçük ahşap masa ve sandalyelerde çıkarabilirsiniz. İstanbul'un marka yerlerinden biri olan Pierre Loti Tepesi, İstanbul'a farklı bir noktadan bakmanız için harika bir seçim olur. Eyüp Sultan Camii'ni ziyaret ettiyseniz dinlenmek ve manzaranın tadını çıkarmak için burada bir gazoz içmenizi öneriyoruz. Ayrıca Eyüp- Pierre Loti teleferiği size eşsiz bir İstanbul gezintisi sağlayabilir. , deniz seviyesinden 300 metre yüksekliğiyle hem Boğaz'ın hem de Marmara Denizi'nin muhteşem manzarasını ziyaretçilerine sunuyor. Ayrıca burada yeni açılan Çamlıca Camii'ni de ziyaret edebilirsiniz. Üsküdar sırtlarında bulunan tepede yeşillikler içinde yürüyüş yapabilir ve sonrasında manzara eşliğinde çayınızı yudumlayabilirsiniz. ve Fatih Sultan Mehmet Köprüsü'nü aynı karede yakalayabileceğiniz bir fotoğraf çekebileceğiniz Otağtepe Parkı, hafta sonları da kahvaltı etmek isteyen İstanbulluların uğrak noktası arasındadır. , İstanbul'un akciğeri olan ormandır. Şehrin kurulduğu tarihi çağlardan beri su getiren bentleri, çeşmeleri ve zengin varlığıyla hala korunmayı başaran doğal bir cennettir. Günümüzde uzun koşu parkuruyla ve geniş alanlarıyla İstanbulluların akın ettiği bir yerdir. Ayrıca ormanda hafta sonu yapılan yürüyüş etkinliklerine katılabilir ve ATV ile bölgede gruplar halinde gezilere çıkabilirsiniz. 'e kolayca ulaşabilirsiniz. Ayrıca ceviz ağaçları altında Nazım Hikmet'in dizelerini dile getirebilirsiniz. ilk akla gelen yerlerdir. İstanbul Boğazı'nın ferahlığını hissedebileceğiniz bu doğal güzellikte her yıl bahar ayında binlerce lale renk renge bürünür. Bölge yaz ve bahar aylarında düğün fotoğrafı çektirmek için de yoğun olarak kullanılır. 'na ulaşarak kahvaltınızı yapabilir ve doğal güzelliğin tadını çıkartabilirsiniz. Bir tarafından teleferikle çıkarak İstanbul manzarasını görebileceğiniz Maçka Parkı, İstanbul'un tam göbeğine kurulan bir vaha edasıyla karşınızdadır. Dolmabahçe'ye bakan bölgesinden ve İnönü Stadı'na yakınlığıyla kalabalık ve gürültüden uzak bir yürüyüş yapmak için burayı tercih edebilirsiniz. , Aydos Göleti ve ormandaki mesire yerini içinde barındıran bu doğal güzellikle hafta sonunuzu doğayla iç içe geçirebilirsiniz. -Beykoz, her biri künyeli ve soy kütüğü olan ağaçlara sahip geniş bir koruluğa ev sahipliği yapar. Ayrıca burada koşu ve yürüyüş yolu da bulunur. Burada güzel bir doğa yürüyüşüne katılabilir ve hafta sonu gittiyseniz güzel bir kahvaltı yapabilirsiniz. Ayrıca köşkün güllerle dolu güzel bir bahçesi de bulunur. , Karadeniz bölgesinde kalan doğal bir güzelliktir. Her mevsim yeşilliğini koruyan, yaz ve bahar aylarında son derece yeşil olan bu bölge, İstanbullular tarafından özellikle hafta sonları yoğun olarak ziyaret edilir. Çatalca'da yol üzerinde doğanın içinde harika bir köy kahvaltısı yapabilir ve ortamın tadını çıkarabilirsiniz. Ayrıca buradan Karadeniz kültürünü de barındıran köyleri ziyaret ederek köy ürünleri alabilir ve şehrin kasvetli havasından biraz olsun uzaklaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/765-didim-yalikoy-tanitimi.html", "text": ", yeşil ile mavinin bütün tonlarının görülebileceği yerlerden birisidir. , uzun zamandır yerleşim yeri olarak kullanılmaktadır. Bu köyün tarihinin tam olarak ne zamana kadar dayandığı bilinmemektedir. Günümüzde kendi halinde olan bir merkez olan Yalıköy'ün, Roma İmparatorluğu ve Bizans döneminde de yerleşim merkezi olarak kullanıldığı tahmin ediliyor. Konumunun stratejik olması sebebiyle bu tahminler yapılıyor. Fakat bu zamana kadar söz konusu iddia ile ilgili herhangi bir kanıta ulaşılabilmiş değil. bakımından oldukça zengin sayılabilir. Fakat bu zenginlik arasında tarihi yapıların ağırlığı oldukça azdır. Geçmişte burada inşa edilen yapıların doğal sebepler ya da zamanında yaşanan savaşlar nedeniyle yıkıldığı tahmin ediliyor. Bundan dolayı kayda değer bir tarihi yapı yoktur. Yalıköy, konumu itibariyle birçok doğal güzelliğe sahiptir. Ege Denizinin kenarında bulunması, köyün uzun bir sahile sahip olmasını sağlamıştır. Kumsalı ile özel bir görüntü oluşturan bu sahilin biraz gerisinde, çok sayıda ağaç vardır. Böylece mavi ve yeşilin tonlarını köyün pek çok noktasında görmek mümkündür. Yalıköy sahili, Didim bölgesinin en güzel sahillerinden biridir. Ege'nin eşsiz güzelliği içinde güzel bir tatil geçirmek ve plajların tadını çıkarmak istiyorsanız Yalıköy sahilleri tam aradığınız yerdir. Üstelik burada çok sayıda mekanda hoş vakit geçirebilirsiniz. Şehrin gürültüsünden kısa bir süre de olsa uzaklaşmak istiyorsanız bu sahil tam aradığınız yer. 2014 yılında Didim Belediyesi tarafından işletilmeye başlayan doğa ile iç içe, stres ve şehir karışıklığından uzak, deniz ve ormanın iç içe olduğu bu mekan çok sayıda kamp severi çeker. Burada duş, tuvalet, elektrik kullanım, market ve kafeterya gibi hizmetleri alabilir ve doğa ve denizin kucaklaştığı bir kamp tatili yapabilirsiniz. Ayrıca tatiliniz boyunca ihtiyaç ünitelerini kiralayabilir ve burada kalmak için çadır da edinebilirsiniz. Didim'de sizler de bir tatil yapacaksanız mutlaka yaz tatilinize renk katmak adına ülkemizin en büyük aqua parklarından biri olan bu tesisi ziyaret etmelisiniz. Tesisin bünyesinde farklı derinliğe sahip yüzme havuzları, adrenalin arayan kişiler için kaydıraklar ve bazı eğlence alanları yer alır. Şu parkına girerken yiyecek içecek kabul edilmediğini bilmelisiniz. Bu ihtiyaçlar tesisteki işletmeden halledilebilir. Aracınız yoksa Didim'in merkezinden kalkan servis ve halk otobüsleri ile kısa sürede Didim Aqua Park'a ulaşabilirsiniz. Yalıköy konum itibariyle oldukça stratejik bir noktadadır. Bu yüzden Yalıköy yakın yerler anlamında birçok doğal ve tarihi güzelliği barındırır. Didim'e kadar gitmişken bu yerleri görmeden dönmemelisiniz. Bu noktalar tüm gezginlerin rotalarına aldığı gezi bölgeleridir. , Cilalı Taş Devri'ne kadar gider. Geçmiş dönemlerde denizcilikle öne çıkan kent, Ege Denizi'nde suların yükselmesiyle ve Büyük Menderes'in doldurmasıyla bugün 10 km içeride kalmıştır. Bu eşsiz kent akılcı düşüncenin, geometri, astronomi ve felsefe gibi bilimlerin temellerinin atıldığı yer olarak ün yapmıştır. Bu açıdan özgür düşünce anlamında çok önemli bir kenttir. Didim'in mavi bayrakları plajlarından olan Altınkum Plajı şehrin dünyaca ünlü plajlarından biridir. Bu mükemmel kumsalda denize girebilir, altın sarısı kumlarda yatabilir ve farklı su sporlarını yapabilirsiniz. Ayrıcalimanında günlük düzenlenen tekne turlarına katılarak koyları keşfedebilirsiniz. Kafe, bar ve disko gibi mekanlara a yakın olan plaj tüm gününüzü geçirmenizi sağlayabilir. Burası temmuz ve ağustos aylarında son derece kalabalıktır. Ayrıca gündüz vaktinde buradaki beach clublarda denize girerek eğlenebilirsiniz. Akbük ilçesine bağlı Akbük Körfezi içinde bulunan Saplı Ada doğal güzelliği ve muhteşem manzarasıyla öne çıkar. Çok uzun zaman önce burada oluşan volkan patlamalarından gelen lavların toplanmasıyla oluşan ada deniz seviyesinin düşük olduğu anlarda kıyı şeridi ile ince bir bağlantı yoluna sahip olur. Deniz seviyesi yüksekken de bu yol ortalama diz seviyesine kadar yükselir. , Mykale Dağı eteklerinde yer alır v İyonya tarafında kurulduğu rivayet edilir. MÖ 1200'lerde Batı Anadolu'da kurulmuş olan İyon Uygarlığı; Priene, Efes, Khios gibi önemli olan 12 şehir devletinden meydana gelen bir birlik kurmuş, tarım ve deniz ticaretiyle zenginleşerek nemli medeniyetlerden biri olmuştur. Güvenlik konusunda önemli bir noktada yer alan Priene'nin arkasında Mykale Dağı'nın sert yamacı ve çok kenarlı taşlarla örülmüş surlar bulunur. Bu engeller şehri dışarıdan gelecek saldırılara karşı korumuştur ve günümüze kadar gelen antik tiyatro gibi yapılar hala ayaktadır. Yalıköy'e gittiyseniz mutlaka gezmenizde fayda var. Didim'in batısında bulunan Manastır Koyu, bölgedeki en sakin koylardan biridir. Aracınız varsa sizin için huzur verecek bir köşedir. Koya giden yol toprak olduğu için biraz zorlanabilirsiniz ancak belli aralıklarla belediye tarafından düzeltilmektedir. Sizler de Yalıköy'e geldiyseniz bu koyu gezmenizi öneriyoruz. - Kaşopita - Lop İncir - Tarhana Çorbası - Zeytinyağlı Taza Börülce - Kabak Çiçeği Dolması - Şevketi Bostan il merkezinden direkt olarak buraya toplu taşıma aracıyla gelmek mümkün değildir. Bunun yerine öncelikle Didime gelinmeli ve buradan dolmuşlara binilerek Yalıköy'e geçilmelidir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/766-marmaris-turunc-tanitimi.html", "text": ", bu güzelliğinden dolayı her yıl çok sayıda turisti ağırlar. Gelenlerin bir kısmı burada birkaç gün kalırken, geneli ise günübirlik olarak köy gelir ve daha sonrada ayrılır. Eski bir balıkçı kasabası olan Turunç, adından da anlaşılacağı gibi portakal, mandalina ağaçlarının yoğun olarak bulunduğu bir merkezdir. Tatil için Marmaris'e gelirseniz, mutlaka görmeniz gereken bir yer. Buraya gelirken izleyeceğiniz manzara dahi Turunç'a gelme nedenleri arasındadır. , doğasıyla dikkat çektiği kadar, tarihi ile de buraya gelenleri etkilemektedir. Kasabanın tarihi 2200 yıl öncesine dayanmaktadır. Helenistik dönemde inşa edilen kasaba, geçmişte çok büyük bir öneme sahipti. Bunun en önemli delillerinden birisi, kasabaya inşa edilen Amos antik kentidir. Bu kentten elde edilen bilgilere göre kasaba Romalılar tarafından bölgenin savunması ve balıkçılık gibi amaçlar için kullanılmıştır. Bizans zamanında önemini nispeten yitiren Turunç, daha sonra ise Türklerin egemenliğine girmiş ve günümüze de bu şekilde gelmiştir. Yaklaşık 2200 yıl önce inşa edilen Amos antik kentinden günümüze bazı yapılar ulaşmayı başarmıştır. Bu yapıların başında, tepe sayılabilecek bir noktada yer alan tiyatro gelir. Bunun haricinde de farklı yapılar vardır, fakat onların bir kısmı yıkılmıştır. Amos antik kentinin bir diğer özelliği ise burasının hem güneşin doğuşunun, hem de batışının izlenebileceği önemli bir noktadır. Bundan dolayı insanların buraya gelerek tarihi yapıları görmek istemesinin dışında, güneşin batışını da seyretmek gibi bir düşünceleri vardır. Turunç'un en güzel noktası, burada yer alan koydur. Koy üzerinde yer alan halk plajı, mavi bayraklıdır. Yani plaj son derece temizdir ve bu durum uluslararası bir kuruluş tarafından tescillenmiştir. Zaten plajı gördüğünüzde bunu direkt anlıyorsunuz. Etrafta bulunan ağaçlar ile plaj, çok daha özel bir nokta haline gelmiştir. - Börülce Ekşilemesi - Döş Dolması - Karışık Ot Salatası - Büryan Kebabı - Cızdırma 'da bulunan havalimanına 120 km mesafededir. Dalaman'a iniş yaptıktan sonra birkaç adımda buraya gelmek mümkündür."} {"url": "https://www.gezipedia.net/767-merzifonda-gezilecek-yerler.html", "text": "bu özelliğiyle birçok gezginin uğrak noktasıdır. Anadolu'nun ülke insanı tarafından tanınmaya başlamasıyla şehre olan ilgi artmaya başlamıştır. çağlar içinde MÖ 700'lü yıllara kadar gider. Şehir ortalama bu tarihlerde kurulmuştur. Bu yüzden Frigler, İskitler, Pontuslar, Romalılar burada egemenlik kurmuşlardır. Ayrıca daha sonra Türk İslam devletleriyle tanınan Merzifon; Danişment, Selçuklu ve Osmanlı egemenliğinde de yaşamıştır. Şehrin en büyük değerlerinden biri Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'dır. Sadrazamlığa kadar yükselen Mustafa Paşa, Viyana Seferi sonrası idam edilmiştir. Bugün yaptırdığı eserler hala şehirde ayakta durmaktadır. Merzifon ilçesi merkezinde bulunan medrese Osmanlı Padişahı Yıldırım Beyazıt'ın oğlu Çelebi Mehmet tarafından 1414 yılında yaptırılmıştır. Medresenin orijinal kapısı bugün Ankara Etnoğrafya Müzesinde sergilenir. Günümüzde ise burada sanatsa faaliyetler yürütülür. Hemen yanında ise Sultan Mehmet Camii bulunur. Çelebi Mehmet Medresesi giriş kapısının hemen üstünde bulunur. 1865 yılında Amasya Valisi Ziya Paşa tarafından inşa ettirilmiştir. Merzifon Saat Kulesi diğerleri gibi merkeze yapılmak yerine medresenin köşesine bir minare gibi inşa edilmiştir. Köşeleri prizma şeklinde olan kulenin her yönünde bir saat bulunur. Ayrıca bugün saat kulesinin altında faaliyet gösteren bir işletme de mevcuttur. Merzifon ilçe merkezinde bulunan hamamdaki kitabede yer alan bilgiler ışığında 1678 yılında Sadrazam Kara Mustafa Paşa emriyle yapıldığı anlaşılıyor. Günümüzde hala orijinal halini taşıyan hamam, 1971 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarım geçirmiştir. İlçenin merkezinde yer alan Bedesten Merzifon'un Osmanlı dönemlerinde yapılmıştır. Ayrıca burası çok uzun süre dokuma atölyesi olarak kullanılmıştır. Daha sonra ise Tekel Deposu olmuştur. Günümüzde çok büyük tahribata uğrayan yapı 2006 yılında orijinal halini yansıtan bir restore çalışması ile bugünkü halini almıştır. Merzifon ilçe merkezindeki Gazi Manbup Mahallesi sınırlarında yer alan cami, 1666 yılında kesme taştan yapılmıştır. İbadet bölümünün üstü kubbe ile örtülmüştür. Cami avlusunda bulunan şadırvan ise 1900 yılında hizmete açılmıştır. Şadırvan üstünden bulunan Zileli Emin tarafından yapılan ve Eski İstanbul'u anlatan kalem süslemeleri bulunur. Kara Mustafa Paşa Camii'nin hemen yanında bulunan Taşhan, günümüzde kitabesi bulunmadığı için kim tarafından ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. 1600'lü yıllarda dikdörtgen plana sahip olarak iki katlı yapılmıştır. İç bölümü kesme taştan yapılan Taşhan içinde kubbeli odalar barındırır. Bugün içinde hizmet veren dükkanlar ve bir avlusu bulunmaktadır. Merzifon ilçesine bağlı olan Narince köyü sınırlarındadır. Sadrazam Merzifonlu Kara Mustafa Paşa'nın annesi Abide Hatun yaptırmıştır. 1680 yılında yapılan camide ahşap üstüne kalem işi tekniği uygulanmıştır. Günümüzde hala yaşayan yapı ibadete açık bir camidir. Hacı Süleyman Mahallesi sınırlarında bulunan hamam 1388 yılında İkinci Murat tarafından yaptırılmıştır. Moloz taşlarla yapılan hamamda kadın ve erkek planları tamamen aynıdır. Soğukluk, ılıklık ve sıcaklık bölümleri olan hamamda klasik Osmanlı hamam planı ortaya konmuştur. Osmanlı hamam mimarisini merak eden ziyaretçiler için görülmeye değer bir yerdir. Harmanlar Mahallesi sınırlarından bulunan cami 1188 yılında Elhac Mustafa tarafından inşa ettirilmiştir. Kare plana göre yapılan cami son cemaat yeri ile dikdörtgen bir yapıya kavuşmuştur. Caminin minberi güzel bir ahşap işçiliğiyle yapılmıştır. bakımından doğal mekanlara da ev sahipliği yapmaktadır. Şehirde yer yer Karadeniz doğasını görebilirsiniz. Günümüzde balık tutmak ve doğayla iç içe olmak isteyenlerin gideceği alan piknik yapmak isteyenlerin de uğrak mekanıdır. Merzifon'a gelmişken doğasını görmemek ve güzel bir yürüyüş yapmamak olmaz, diyenler için Şarlayık mesire yeri doğru adrestir. Burada bahar ve yaz aylarında piknik yapan çok sayıda insana rastlayabilirsiniz. Şehirde kültürel etkinlikler üst düzeydedir. Günümüzde özellikle belediye desteğiyle her yıl tiyatro festivali düzenlenir. Etkinlik kapsamında sizler de orada olursanız birkaç gün boyunca her gün düzenlenen ünlü oyunlara katılım gösterebilirsiniz. - Çatal çorba - Helle çorbası - Bakla dolması - Patlıcan çullaması - Keşkek - Ayva gallesi, sorusunu merak edenler için şehrin simgesi eşektir. Ülkemizin genelinde Merzifon eşeği ile bilinen bir şehirdir. üzerinden yapacağınız güzel bir yolculukla şehre ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/768-nallihanda-gezilecek-yerler.html", "text": "adını Osmanlı Veziri Nasuh Paşa tarafından yaptırılan handan alır. 1599 yılında Sadrazam Nasuh Paşa tarafından yaptırılan han ile başlar. Sultan 1. Ahmet'in veziri olan Nasuh Paşa 1594 yılında Halep'ten İstanbul'a giderken buradan geçer ve buraya yaptırdığı yapıları vakfeder. Bu olaydan sonra bölge kalkınmaya ve gelişmeye başlar. Tarihi Nallıhan evleri, İç Anadolu mimarisinin bugün yaşayan yüzlerinden biridir. Beypazarı evleri gibi Nallıhan'da da tarihi evleri görebilirsiniz. Bu evler ilgili kurumlar tarafından doğasına uygun restore edilmiş ve turizme kazandırılmıştır. Osmanlı Sadrazamı Nasuh Paşa tarafından 1599 yılında yaptırılan Kocahan, şehrin sembollerinden biridir. Dış duvarında mozol taş ve kireç harç olan yapının kapısı geniş ve uzun şekilde yapılmıştır. Kapı kemerinin dışında 18 delikli bir nal vardır. Bu yüzden de ilçenin adı Nallı Han yapısından gelir. 1944 yılında olan deprem sebebiyle hanın kitabesi parçalanmıştır. Özgün mimarisi ile günümüze kadar gelen yapıda her pazartesi günü de halk pazarı kurulur. Nallıhan ilçesine Vezir Nasuh Paşa tarafından yaptırılan yapılardan biri de Nasuh Paşa Camii olarak göze çarpar. Büyük bir yangın geçiren yapı 1911 yılında tekrar inşa edilmiştir. Dikdörtgen plana sahip yapının çatısı ahşaptan yapılmıştır. Kesme taştan inşa edilen caminin minaresi, batı duvarına bitişik yapılmıştır. Nallıhan ilçesine bağlı Uluhan köyü sınırlarında olan cami, Sadrazam Nasuh Paşa tarafından 1600'lü yıllarda yaptırılmıştır. Günümüze bir tek minaresi ulaşabilen yapı bölgede meydana gelen güçlü depremler sebebiyle yıkılmıştır. Günümüzde sadece kesme taştan yapılan minaresi ayaktadır. Cami Ankara Büyükşehir Belediyesi ekiplerinden 2017 yılı Ağustos ayında restore edilerek ibadete açılmıştır. Nallıhan ilçesinin Çayırhan beldesi sınırlarında bulunan Juliopolis Nekropolü, Anadolu Medeniyetleri Müzesi'nin 2009 yılında yaptığı çalışmalar sonucunda bulunmuştur. Sarıyar Baraj Gölü kuzey yakasındaki kalkerli yapıdaki arazide bulunan Nekropol alanında kazı çalışmaları sonucu altın, gümüş ve bronz mücevherler bulunmuştur. Bulunan kap, kandil, süs eşyası ve yüzük taşları Anadolu Medeniyetler Müzesi'nde görücüye sunulmaktadır. Yunus Emre'nin hocası olan Taptuk Emre'ye ait türbe ilçeye bağlı Emresultan köyü sınırlarındadır. İlçe merkezine 15 km mesafede yer alan köy, Sakarya Nehri'ne yakındır. Köy mezarlığının hemen üzerindeki küçük bir tepeye yapılan moloz taş ve tuğladan yapılan türbede 6 tane sanduka vardır. Yapı 1991 yılında Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından onarılarak hizmete açılmış ve her yıl çok sayıda turist çekmektedir. Nallıhan ilçe sınırlarındaki Sarıyar Mahallesinde bulunan Sarıyar Barajı ve Hidroelektrik santrali, 1951 ile 1956 yılları arasında yapılmıştır. Elektrik üretmek için yapılan barajın geniş bir baraj gölü de bulunur. şehrin doğasını yaşamak ve balık tutmak isteyen gezginler burayı ziyaret edebilir. Ayrıca baraja yakın olan yüzme havuzuna da yaz aylarında yöre halkı yoğun ilgi gösterir. Nallıhan'a 60 km mesafede yer alan Kuzucular köyü sınırlarında bulunan kanyon, bir yer altı şehrine benzeyen bi güzelliğe sahiptir. Kantonda yer alan ve farklı türlere sahip tepeler, zaman içinde aşınarak görmeye değer bir görüntü ortaya koymuştur. İlçeye bağlı Hacılar köyü sınırlarında yer alan Anıt Ağaç 750 yıllık tarihe sahip bir Ardıç ağacıdır. Tabiat anıtı olarak tescil edilen ağaç 20 metre uzunluğunda ve 2.8 metre çapındadır. Doğaya ilgisi olan ziyaretçiler mutlaka bu ağacı görebilir. Nallıhan Kuş Cenneti'nden sonra ilçesinin en önemli doğal yapısıdır. İlçe merkezine 30 km mesafede yer alan şelaleye gitmek için Uluhan yolu üzerinden Karacasu bölgesine sapabilirsiniz. Çam ağaçlarıyla süslü olan bölgede piknik etkinliği yoğun olarak yapılmaktadır. Ayrıca şelalenin suyuher eylül ayında kurur ve mart ayı ortalarında tekrar akmaya başlar. Nallıhan ilçesinin en önemli turizm sembolüdür. 1959 yılında hizmete açılan Nallıhan Kuş Cenneti, Sarıyar Barajı kuzeyinde bulunan yapay sulak alan bir ekosistemdir. Nallıhan'ın Davutoğlan köyü sınırlarında bulunan doğa cennette 180'in üzerinde kuş türü yaşar. Göçmen kuşlarında konaklama yeri olan bölgenin diğer bir özelliği ise hemen karşıdaki dağlarda yer alan renkli görüntülerdir. Böyle bir doğal güzelliği mutlaka ziyaret etmelisiniz. Nallıhan Belediyesi tarafından düzenlenen geleneksel Uluslararası Nallıhan İpek İğne Oyaları Kültür ve Sanat Festivali her yıl yaz aylarında yapılmaktadır. Bölgeye ait oya örnekleri ve çok çeşitli etkinlikler katılımcıları bekliyor. - Tarhana çorbası - Bulgur çorbası - Mantı çorbası - Çökel - Oturtma - Kapama Pilac - Patlıcan Kurusu Yemeği - Tahsildar Yumurtası Ankara Nallıhan, doğal güzellikleri ve Tiftik keçisiyle meşhurdur. Bölgedeki çok sayıda yerli halk hayvancılıkla uğraşarak geçimini sürdürür. Ayrıca bununla birlikte Nallıhan oyaları da gidip satın alınabilecek ürünleridir. Ayrıca yerel çamlardan yapılan su fıçıları da ilçenin öne çıkan ürünleridir. 'a ortalama 300 km mesafede yer alan ilçeye buradan kara yolu ile de ulaşabilirsiniz. Bir diğer seçenek de Ankara ya da Eskişehir'e trenle gelerek ilçeye ulaşmaktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/769-okyanusya-kitasi.html", "text": "; Büyük Okyanus'a dağılmış olan adaların oluşturduğu kabul edilen kıtadır. Buradaki en büyük ada Avustralya olup, onun etrafındaki irili ufaklı adalar da kıtanın bir parçası kabul edilir. Kıta içerisinde birleşmiş milletler tarafından tanınan 15 devlet vardır. Kıtanın yüzölçümü ise yaklaşık 8,5 milyon km2'dir. Kıtanın kuzeybatısında Hint Okyanusu bulunur. Okyanusya'nın yüzölçümü dikkate alındığında, dünyadaki en küçük kıta olduğu ortaya çıkar. Nüfus açısından ise Antarktika'dan sonra sondan ikinci sıradadır. Kıtada yaşayan insan sayısı 37 milyon civarındadır. Dünya üzerindeki toprakların %6'sı burada iken, km2 başına düşen insan sayısı sadece 3,6'dır. Bu çok düşük bir orandır. Okyanusya'nın eski dünya olarak kabul edilen Afrika, Asya ve Avrupa kıtalarıyla bir bağlantısının olmaması, burasının uzun süre kendi halinde kalmasını sağlamıştır. Adalarda yaşayan yerli halk, tarım ve hayvancılıkla uğraşmıştır. Coğrafi keşiflerin başlamasıyla birlikte kaşifler yeni kara parçaları aramaya başlamıştır. Bu dönemde Hollandalı kaşif Willem Janszoon tarafından keşfedilmiştir. İlk olarak 1606 yılında varlığından haberdar olunan kıtanın daha sonra kıyı şeridi gezilmiş ve haritası çıkarılmıştır. Bu çalışmalar sonrasında keşfedilen bölgelere New Holland yani Yeni Hollanda adı verilmiştir. Fakat Hollandalılar, buraya yerleşmek ya da yerleşim yeri kurmak gibi bir çabaya girmemiştir. 1770 yılında ise kıtaya İngilizler gelmiş ve buradaki zenginlikleri kısa sürede fark etmişlerdir. Burayı Britanya toprağı ilan ettikten sonra İngiltere başta olmak üzere farklı ülkelerden buraya çok sayıda esir ve mahkum getirilmiş. Böylece ada sömürülmeye başlanmıştır. İngiltere'nin sömürüsü uzun yıllar devam etse de 20. yüzyılın başlarında Avustralya, bu sömürü düzeninde kurtulmayı başarmış ve bugünkü özgür haline kavuşmuştur. Okyanusya'yı oluşturan farklı ada türleri var. Bunlar genel manada 4 bölüme ayrılabilir. Bunlar Avustralya, Polinezya, Mikronezya ve Melanezya'dır. Söz konusu adaların türüne bağlı olarak, coğrafi yapılarının farklılık gösterdiği söylenebilir. Adaların oluşumu, jeolojik hareketler sonucudur. Bu hareketler, bazı bölgelerde halen devam eder. Volkanik patlamalar ve depremlerin yoğun olarak görülmesi, bazen yeni adaların ortaya çıkmasına neden olabilir. Bütün bunlar, söz konusu kıtanın genel olarak dağlık bir yapıya sahip olmasına neden olur. Kıtanın genelinin tropikal iklimin etkisi altında olduğu söylenebilir. Adanın havası, yılın büyük bölümünde sıcaktır. Buna bağlı olarak yaz aylarında sık sık orman yangınları görülür. Okyanustan dolayı Akdeniz ikliminin karakteristik özellikleri, pek çok adada görülür. Buradan eser rüzgarlar, havayı yumuşatır ve dağlık yamaçlara çarparak yağışa dönüşür. Bu da bitki örtüsünün daima yeşil kalmasını sağlar. Burada bahsedilen özellikler geneli kapsarken, bazı adaların bunların dışında özellikleri olması mümkündür. Avustralya, Yeni Zelanda ve Papua Yeni Gine güney Okyanusya bölgelerini oluşturan ve en çok ziyaret edilen ülkeler arasında bulunmaktadır. Okyanusya'nın içerisinde uzak doğuda Polinezya, batıda Melanezya ve kuzeyde Mikronezya bulunmaktadır. Bu nedenle Okyanusya içerisinde geniş ada ülkeleri gruplandırması vardır. Okyanusya'da ki en büyük ve en kalabalık ülkedir. Seyahatçiler için oldukça gelişmiş konaklama imkanları ile oldukça önemli bir yerdir. Teknik olarak Polinezya'nın bir parçasıdır ve Yerli Maoriler Polinezyalılardır. Ayrıca büyük bir uçuş merkezi Polinezya'nın geri kalanı için sağlanmaktadır. Tropikal yağmur ormanları, mükemmel manzaralar ve kültürleri içerisinde barındırır. Nadiren ziyaret edilen ve genellikle maceracı seyahatlere ev sahipliği yapan bir ülkedir. Başka hiçbir isim bunun gibi cennetin güzelliklerini yansıtmıyor diyebiliriz. Çarpıcı ve cennet gibi adaları ile uzak Güney Pasifik boyunca binlerce mil şeklinde yayılıyor. Papua Yeni Gine'nin etnik kültürel yapısı ile doğrudan ilişkisi bulunan Melanezya, her zaman oldukça popüler olan Fiji'ye ev sahipliği yapmaktadır. Küçük Mikronezya adaları, Ekvator'un üzerine ya da kuzeyine düşmektedir ve ada gruplarının geri kalanlarından daha az turist ve iş ziyaretlerine sahiptir. Oldukça eşsiz görünen ve mistik bir mekan arıyorsanız, Palau ve bir diğer popüler güzellik olan Rock Adaları tam size göre. Kayak turlarının meraklıları bu alanın tadını çıkarıyor. Bunların yanı sıra sahilden erişim imkanı bulunan mağaralar yer almaktadır. Avustralya'nın en büyük ve en kozmopolit şehridir. Kültürü ve harika alışveriş imkanları ise dünyanın en yaşanabilir şehridir. - Büyük Set Resifi: Dünyanın en büyük resif sistemi olan Büyük Set Resifi, 344 bin km2'lik bir alana sahiptir. Su altı güzellikleri ve buradaki yaşamı görmek isteyenlerin dünya üzerindeki ziyaret edebilecekleri en önemli nokta. - Sydney Limanı Köprüsü: Adını aldığı kentte bulunan köprü, 1923 yılında inşa edilmeye başlanmış ve köprünün tamamlanarak trafiğe açılması 1932 yılında gerçekleşmiştir. Araçlar için yol olduğu gibi köprüde yayalar ve bisikletliler için de yol vardır. Ayrıca demiryolu ile trenler de bu köprüyü kullanmaktadır. - Sydney Opera Binası: Dünyanın en önemli mimari eserlerinden birisi olan opera binası, Avustralya'nın simgelerinden birisidir. Farklı tasarımı ile dikkat çeken bina UNESCO tarafından dünya kültür mirası listesine alınmıştır. Mimarisinin dışında, manzarasının da muhteşem olduğu söylenebilir. - Bora Bora: Fransa'ya bağlı olan bu ada, muhteşem görüntüsü ve bozulmamış doğası ile dikkat çekiyor. - Twelve Apostles: Twelve Apostles ya da Türkçe ifade ile 12 Havariler adındaki bölge, kireç taşından olan kayalıkların okyanus dalgaları tarafından aşındırılmasıyla ortaya çıkmıştır. Eşsiz bir görünüme sahip olan bölgede, okyanus içindeki dev kayalar, insanların ilgisini çekiyor. - Fiordland Milli Parkı: Yeni Zelanda'da bulunan milli park, 1952 yılında kurulmuştur. Dünya miras alanı içerisinde ye alan parkın görüntüsü, insanların adeta büyülenmesine neden olacak türdendir. - Sky Tower: Yeni Zelanda'da bulunan bir televizyon kulesi olan Sky Tower, 328 metre yüksekliğe sahiptir. 1997 yılında açılan kule, ülkenin sembollerinden birisi olarak kabul ediliyor. listesi genel olarak bu şekildedir. Fakat bu kıtanın neredeyse tamamının doğal bir güzellik olarak değerlendirilmesi mümkündür. Okyanusya kıtasında, 15 farklı devlet vardır. Bu devletlerin resmi dilleri genellikle İngilizcedir. Buna bağlı olarak kıtadaki insanların yaklaşık %80'e yakını İngilizce konuşur. Fakat burada konuşulan tek dil İngilizce olmayıp, Arapça, İtalyanca, Vietnamca ve Yunanca da konuşulur. Dünya dillerinin haricinde, kıtanın farklı bölümlerinde yerli diller konuşulur. Aborjinlerin konuştukları diller, yaşadıkları bölgeye bağlı olarak farklılık gösterir. Yerli dillerin sayısının 400'den fazla olduğu, uzmanlar tarafından belirtiliyor. Fakat bu dillerden en fazla konuşulanları Samoaca ve Fiji dilidir. Bu iki dili konuşan kişi sayısının 2 milyondan fazla olduğu tahmin ediliyor. Okyanusya kıtasında bulunan ülkelerden bazılarına, ülkemizden vizesiz olarak seyahat etmek mümkündür. Fakat bu ülkelerin içerisinde, kıtanın en büyüğü olan Avustralya yoktur. Buraya gelmek için vize alınması gerekiyor. Vizesiz olarak ziyaret edilebilecek Okyanusya ülkeleri ise Cook Adaları, Fiji, Niue, Palau, Samoa, Tuvalu ve Vanuatu'dur. Bu ülkeler için turizm çok önemli olduğu için turistlerin gelişi, bu şekilde kolaylaştırılmaktadır. Okyanusya'daki yeme-içme kültürü, bölgenin genel özelliklerine bağlı olarak gelişmiştir. Ayrıca son yüzyılda Avrupa başta olmak üzere, dünyanın farklı noktalarından gelen insanların da bu kültürü etkilediği bilinir. Kıtada genel olarak et ürünleri tüketilir. En çok kanguru ve timsah eti tüketilirken, bunların dışındaki hayvanlara ait etlerin tüketilme oranı ise nispeten daha düşüktür. Etler ile farklı yemekler hazırlanmasına karşın, buradaki en önemli seçeneğin barbekü olduğunu söylemek gerekiyor. Barbekü için milli bir sembol haline gelmiş diyenler dahi var. Kıtanın hemen her tarafının sularla çevrili olması, balık tüketiminin de fazla olmasına neden olur. Farklı türdeki balıklar ve ıstakozlar, mutfakların vazgeçilmezleri haline gelmiştir. Bunların haricinde ise tarımsal gıdalar da mutfaklar kullanılır. Yerli halk tarafından beyaz ekmek yerine, nispeten biraz daha ağır olan çavdardan üretilen Rye adındaki ekmek tercih edilir. Okyanusya üzerinde ulaşım için genellikle deniz, kara ve hava yolu kullanılır. Kıta üzerindeki ülkelerin birçoğunda havalimanı bulunur. Bu limanlar hem tarifeli seferlere hem de normal seferlere açıktık. Fakat kıtanın diğer kıtalara olan uzaklığının çok fazla olması, buraya direkt uçakla gelmeyi bazı noktalar için imkansız hale getiriyor. Havayolu dışında adalar arasındaki ulaşım mecburen denizyolu ile sağlanmaktadır. Adalar üzerinde ise kara yolu kullanılır. Ulaşım ağının genel itibariyle insanların ihtiyaçlarını karşıladığını söylemek yanlış olmaz. Okyanusya kıtasının en büyük adası ve devleti olan Avustralya, gelişmişlik seviyesi bakımından yukarı seviyelerdedir. Diğer adalarda da durum benzer şekildedir. Bundan dolayı güvenlik sorunları yok denecek kadar azdır. Fakat bazı adaların balta girmemiş bölümlerinde yerli kabileler yaşamaktadır. Buralara seyahat etmek, tehlikeli olabilir. Kıtanın genel iklimi, insan sağlığı için herhangi bir olumsuzluğa neden olmaz. Fakat insanların özellikle yaz mevsiminin ortasında, güneşe çıkmaları tehlikeli olabilir. Kıtadaki genel sağlık hizmetlerinin yeterli seviyede olduğu söylenebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/77-gezgin-ruhlu-olanlar-icin-olmazsa-olmazlar.html", "text": "Bitmeyen iş, bitmeyen okul, bitmeyen sorumluluklar... Peki ya hepsine ara verdiğimiz o güzel tatil anları? Bir yanınız evinizde ayaklarınız uzatıp bir güzel dizi izlemek ve uyuklamak istiyor olabilir, ama maceracı yanınızı susturmayı cidden istiyor musunuz? \"Her zamanki Dünya\" eğer size sıkıcı gelmeye başladıysa ve yepyeni yerlere adım atmak istiyorsanız, birkaç ipucu ile herkesten farklı geçireceğiniz bu anlarınızı çok daha rahat bir şekilde yaşayabilirsiniz! gereken şeylerin listesini yapmak, çantayı hazırlarken işinizi oldukça kolaylaştıracak. Böyle bir listeye birkaç gün önceden başlarsanız, gün içinde yaşayacağınız ani olaylar size yeni ve unutulmaması gereken eşyaları hatırlatabilir. sizinle olacak. Çanta seçerken rahatınıza düşkün olmanız oldukça işinize gelir. Çantaya koyulan ilk malzemeler bizim 3 temel ihtiyacımıza cevap vermelidir: Beslenme, barınma ve giyinme. Yolda aldığınız ufak tefek yiyeceklerinizi koyabileceğiniz, yiyeceklerin bozulmasını önlemesi için hava kilidi olan bir kap ve içine su doldurabileceğiniz, malzemesi sağlam bir matara ile beslenmeye dayalı başlıca ihtiyaçlarınızı giderebilirsiniz. Barınma ihtiyacınızı gideceğiniz yerde bulduğunuz bir pansiyonda halledebileceğiniz gibi, çantanıza sığdırabileceğiniz 1 veya 2 kişilik bir çadırla da kurtarabilirsiniz. Geriye sadece giyim kalıyor, ki çantanızda bazen kıyafetleriniz çadırdan bile daha fazla yer kaplayabiliyor. Eğer seçimlerinizi doğru yapıp, iklim koşullarını göz önüne alırsanız, yanınıza alacağınız maksimum 5-6 parça eşya ile giyim sıkıntısı çekmeyeceğinize garanti verebilirim! ile atlatabilirsiniz: İsviçre Çakısı, Koli Bandı ve Fener! , hatta çok daha eğlenceli bir deneyim yaşatır. . Bu aşamada tek yapmanız gereken sormak ve öğrenmek. Tecrübeler insanlara oldukça farklı durumlarda neler yapılması gerektiğini öğretir, ve bunlar paylaşımı kolay bilgilerdir. Maceranıza başlamadan önce internette bölge hakkında yapacağınız araştırma, hedef noktaya gidenlerle sohbet etmek, eğer yapılabiliyorsa bölgenin haritasını edinmek size oldukça fazla bilgi kazandıracak ve tıpkı size anlatılanlar gibi, siz de başkalarına bölge hakkında yardımcı olabileceksiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/770-karacabeyde-gezilecek-yerler.html", "text": ", turistler için güzel bir rotadır. MÖ 600'lü yıllarda başladığı ve Misiler denen bir topluluğa ev sahipliği yaptığı bilinmektedir. Ancak bu dönem hakkında çok ayrıntılı bir bilgi yoktur. Genelde Bizans dönemine ait bilgiler daha fazladır. Eski adı bu dönemde Mihaliç olarak bilinir. 1920 yılında Yunan işgaline uğrayan ilçe, işgal sonrası büyük hasar almıştır. arasında çok sayıda tarihi yapı bulunur. Eski bir geçmişe sahip olan ilçede birçok medeniyete ev sahipliği yapan eserleri günümüzde hala sağlam olarak bulabilirsiniz. İlçe merkezinde yer alan cami Karacabey Paşa emriyle inşa edilmiştir. 1456 yıllarında yapılan camide 9 tane kubbe, 2 kapı ve 1 minare yer alır. 1853 yılında yaşanan büyük depremden ve işgal yıllarında Yunan tahribatından etkilenen yapı 1972 yılında restore edilerek yeniden kullanılabilir hale getirilmiştir. Ayrıca kubbenin altında Karacabey Paşa'nın mezarı vardır. Türbesi ise caminin bahçesinde yer alır. İlçe merkezine bağlı Uluabat köyünde yer alan anıt Ulubatlı Hasan'ın doğduğu köye İstanbul Fethinin 500. yıl dönümü anısına yaptırılmıştır. Ulubatlı Hasan, İstanbul alınırken surlara ilk çıkan Türk askeri olarak bilinir. Heykel Metin Yurdanur tarafından 13 metre yükseklikte yapılmıştır. İlçe merkezine 5 km mesafede yer alan Seyran köyü sınırlarındadır. Yıldırım Beyazıt döneminde yapılan yapı dikdörtgen bir plana sahiptir ve iki sıra yontma taştan yaptırılmıştır. Üst bölümü ise kiremit örülüdür. Göle cephe olan yapının kapısı ve kitabesi ilgi çekicidir. Bu yapı Osmanlı döneminin ilk mimari kervansaray modeli olarak ün yapmıştır. Karacabey harasında bulunur. Baba Kuruş Suriye'den getirilen Arap Atı yetiştirmede kullanılan bir aygırdır. Karacabey harasında 11 yıl yaşamıştır ve 141 tay alınmıştır. Babakuruş isimli bu at Türk at sektörüne katkısı sebebiyle mezar yaptırılmıştır. 60 yıllık olan bu mezarda atın anası ve babasının isimleri yazılıdır. Bu at Atatürk'ün emriyle satın alınarak ülkemize getirilmiştir. İlçeye bağlı Eski Karaağaç köyü sınırlarındadır. 1843 yılında yaptırılan kilise 1500'lü yıllarda burayı ziyaret eden gezginler buradan bahseder. Hatta 1700'lü yıllarda St. Mikhael adına bölgede panayırlar düzenlendiği bilinir. Yapı moloz taş, antik taş parçaları ve tuğladan inşa edilmiştir. Kurşunlu köyü sınırlarında yer alan kilise, Osmanlı döneminde kurşun madeni işleten köyden ismini almıştır. Bizans ve Osmanlı devrinde burada yer alan manastırda rahibe yetiştirildiği bilinir. 600 yıl boyunca Osmanlı himayesinde burada barış içinde yaşayan Rumlar, Yunan işgaline destek vermişlerdir. İşgalden sonra da köyü terk etmişlerdir. 1923 ile 1933 arasında boş olan köy mübadeleden sonra yeniden sakinlerine kavuşmuştur. İlçe merkezine 30 km mesafede yer alan bölge Marmara Denizi kıyısında bulunur. Deniz ve ormanın bir arada yer aldığı tabiat harikası günübirlik geziler için yoğun olarak tercih edilir. Boğaz- Yeniköy bölgesine yakın bir yerde bulunan safiye yeridir. Burada orman, deniz, kumsal iç içedir. Bölgede çok sayıda yazlık konut vardır. Ayrıca bölgedeki halkın eğlence ve dinlenme merkezi olarak bilinir. Yaz aylarında oldukça kalabalık bir nüfusa sahip olur. Bursa ile İzmir karayolu üzerinde yer alan bölge Uluabat Gölü'nün kuzeybatısında sazlıklardan oluşan bir bölgedir. 1974 yılında kurulan bölgeden 200'ün üzerinde bitki, 50'den fazla kuş türü bulunur. Halka ziyarete açık bir yerdir. Burada yer alan tavus kuşlarını ve sülünleri görebilirsiniz. Bursa- İzmir karayolu üzerinde yer alan yeşillik alanlarda serbestçe dolaşan atlara ev sahipliği yapan bölgedir. Türkiye'nin en köklü ve tarım işletmesidir. 1926 yılında TBMM tarafından alınan bir kararla adını almıştır. Susurluk Nehri'nin oluşturduğu delta, önemli bir doğal güzelliktir. Bitki çeşitliliği bakımından önemli olan bölgede Dalyan Gölü ve Arapçiftliği Gölü de bulunur. 2006 yılında alınan Bakanlar Kurulu kararıyla koruma altına alınmıştır. Ayrıca bölgedeki Longoz Ormanları da mutlaka gezilmesi ve görülmesi gereken bir doğal güzelliktir. İlçede her yıl haziran ayında geleneksel olarak Uluslararası Eskikaraağaç Leylek Festivali yapılır. Festival kapsamında leylek koşusu, konserler ve çok sayıda yarışma ve etkinlik düzenlenir. Ayrıca 2018 yılında 4 gün süren ve ağustos ayında düzenlenen Ihlamur Festivali de düzenlenmiştir. - Höşmelim - Mağlıç Peyniri - İskender Kebap - Pideli Köfte - Kemalpaşa Tatlısı - Cendere Baklavası ülkemizin en büyük değerlerinden biridir. ayrıca ilçede yer alan Longoz Ormanları sınırları içinde çok sayıda bitki türü bulunur. Ayrıca Kelle peyniri de ülke çapında ünlü ürünleri arasındadır. 'a 300 km, İzmir'e ise 250 km mesafede yer alır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/771-aydinda-ne-yenir-aydindaki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": "- Zeytinyağlılar - Zengin ve taze balık çeşitleri - Narenciye ürünleri - Yöresel çorbaları - Üzüm ve incir şaraplarıyla daha da ön plana çıkmayı başarmaktadır. Ege düğünlerinin tartışmasız vazgeçilmez lezzeti olan keşkek buğday yanında kuzu ve tavuk etiyle yapılan oldukça dominant bir yöresel tat olarak ön plana çıkmaktadır. İsteğe göre altında pilavla da servis edilebilen keşkeğin ana vatanının Aydın olduğu ifadelerine de sıkça rastlanmaktadır. Tereyağının en çok yakıştığı Aydın yöresel lezzetlerinin başında gelen yuvalama; kıyma, yumurta, soğan ve baharatların birleşimi sonucu üzerine dökülen sosla bir efsaneye dönüşmeyi başarırken; Aydın yuvarlamasının dünyaca ünlü bir hale gelmesini de fazlasıyla hak etmektedir. Küçük küçük doğranan karaciğer, yanında hazırlanan iç pilava eklenerek tepsiye gerilen karın zarına doldurulup fırına atıldığında Aydın'ın en önemli yöresel lezzetlerinden biri de ortaya çıkmış olmaktadır. Ciğer dolması aynı zamanda yapımındaki ufak değişikliklerle tüm Ege'ye yayılmış ve bölge genelinde oldukça sevilen önemli bir lezzet olarak da ifade edilmektedir. Aydın'da çok meşhur olan bir başka lezzet olan Aydın bolaması aynı zamanda Lok Lok pilavı olarak da isimlendirilmektedir. Aydın'da dilek yemeği, Kuşadası'nda ise adak yemeği olarak da anılabilen bu özel lezzet nohut, kuşbaşı dana eti ve sarımsaklı bir pilav olarak oldukça dominant bir lezzet olarak da ifade edilebilir. Aydın'ın en özel lezzetlerinin başlıcalarındandır. Hem dana hem de kuzu etiyle yapılabilen Aydın kapaması parçalanmış etlerin tavada kızartıldıktan sonra yıkanıp sonra tekrar kavrulması şeklinde yapılırken şehrin en özel lezzetlerinden de biri olarak ön plana çıkmayı başarmaktadır. Özellikle şehirdeki elit restoranlarda bolca karşılaşılabilecek kapama Ege'nin de en popüler tatlarından biridir. lezzetini baharatlarından alırken; yayık ayranıyla beraber dillere destan bir lezzet haline gelmeyi de başarmaktadır. Tüm Ege'de bolca tüketilen börülce, Aydın il genelinde sıkça toplanan ve pişirilen özel bir lezzet olarak ön plana çıkmaktadır. Aydın usulü zeytinyağlı börülce Aydın'a yolu düşen zeytinyağlı meraklılarının mutlaka denemesi gereken lezzetlerin de başında gelmektedir. Aynı zamanda diyet listelerinin de önemli bir öğesi olan börülce için Aydın belki de en doğru adres. açısından önemli bir üne sahiptir. Sarımsak, soğan, patlıcan ve yeşil sivri biberle yapılan ve soğuk olarak servis edilen bu yemek aynı zamanda şehir lokantalarının da favori lezzetlerinden biridir. Yoğurtla harika bir ikili olmaktadır. Aydınlılar tarafından \"bir börekten çok daha fazlası\" olarak lanse edilen Paşa böreği hem bir ara sıcak hem de ana yemek olarak değerlendirilebilirken, et suyuyla ıslatılmış el açması yufkaların dana kıymasıyla olan bütünleşmesinden doğan çok özel bir lezzettir. İl genelinde çok sık tüketilen Paşa böreği oldukça doyurucu olduğu kadar göz zevkine de hitap eden özel bir lezzettir. Aydınlıların kahvaltıdan akşam yemeğine kadar her öğünde afiyetle yedikleri bir yemek ya da salata olarak oldukça dikkat çeken çingene pilavı zeytin, kekik, maydanoz, domates, çökelek, salatalık ve biberle hazırlanıp üzerine hakiki zeytinyağı dökülerek yenen şehrin popüler bir yemeğidir. tanımlamasını fazlasıyla hak eden mekan, balığa ek olarak kırmızı et anlamında da müşterilerine oldukça önemli tatlar sunmayı başarıyor. için müşteri memnuniyetini ön plana alan işletmelerden biri olan Kahvaltı Sefası Aydın Efeler'de İmam Köy Yolu üzerinde bulunurken inanılmaz makul fiyatlarını birleştirdiği hizmet kalitesiyle de son dönemlerde Aydın kahvaltı mekanları anlamında adını sıkça duyuran bir konumda bulunmaktadır. Kahvaltılıklarının tamamına yakını ev yapımı olan işletme personel ilgisi anlamında da övgüleri fazlasıyla hak etmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/772-pursaklarda-gezilecek-yerler.html", "text": "arasında bazı tarihi noktalar bulunur. Ziyaretçiler Ankara'yı gezerken bu ilçe sınırlarında kalan yerleri de ziyaret edebilir. Pursaklar sınırlarında yer alan Dolfirnayum havuzu yunusların gösteri merkezidir. Burada yunus balıklarını sevebilirsiniz. Burası her yıl çok sayıda ziyaretçiye ev sahipliği yapmaktadır. Yüksek bir noktadan bakmaya cesareti olan gezginler Kayaönü bölgesini mutlaka ziyaret ederek seyir zevkini yaşamalıdır. Paşa kayalıkları yapımı ve taşların yapıları ile tarihin derin izlerini taşır. Bölgede savaşlardan kalan kalıntıların hala korunuyor olması Paşa Kayalıkları bölgesini bugün hala ilgi çekici yapmaktadır. Ankara Büyükşehir Belediyesi çalışmalarıyla hizmete açılan bu doğal güzellikte sizler de şehrin kalabalığından kurtulabilir ve güzel bir doğa yürüyüşü yapabilirsiniz. Ayrıca piknik yapmak için de özellikle tatil günlerinde yöre halkı tarafından yoğun olarak tercih edilir. Havaalanı ile Şehit Ali Ataş Caddesi kesişim noktasında yer alan park 2006 yılında hizmete açılmıştır. Bol yeşil alanlara ve oldukça geniş bir yürüyüş parkuruna sahiptir. Kafa dinlemek ve fotoğraf çekilmek için burayı ziyaret edebilirsiniz. Pursaklar festival kutlamalarını bambaşka bir boyuta taşımıştır. Ülkede 2012 yılından beri her yıl geleneksel hale gelen Uluslararası Kedi Güzellik Festivali düzenlenir. Belediye katkılarıyla düzenlenen etkinliğin amacı hayvan sevgisine teşvik etmektir. Etkinlik kapsamında konserler, sergiler ve kedi yarışmaları düzenlenmektedir. Festival genelde yaz ya da sonbahar aylarında yapılmaktadır. , sorusuna cevap arayan gezginler haşhaşlı ve tahinli çöreklerin tadına bakabilir. Özel bir hamurdan incecik yapılan çörekler Ankara genelinde oldukça meşhurdur. diye merak ediyorsanız, ilçe Ankara'nın kuzeyinde bulunur. Şehir merkezinden toplu taşıma araçlarıyla buraya kolayca ulaşabilirsiniz. Ayrıca Esenboğa Havalimanı'na yakınlığı ulaşım açısından büyük kolaylık sağlamaktadır. Sizler de bu güzel ilçeyi ziyaret edebilirsiniz. İstanbul'dan kara yolu ile ortalama 450 km mesafede yer alır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/773-balikesirde-ne-yenir-balikesirdeki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": "'a kadar oldukça çeşitli lezzetlerin göze çarptığı il, gerek yöresel tatlar gerekse de et yemekleriyle Türkiye'nin mutfak kültürü en zengin illerinden biri konumundadır. Özellikle Edremit Körfezi bölgesi zeytinyağı bakımından oldukça zengin olan şehir, zeytinyağının her türlü lezzet ve hafifliğini tüm yemeklerinde hissederken; hayvancılığın oldukça yaygın olduğu ilde et yemekleri de bir hayli lezzetli ve zengindir. Aynı zamanda ot ve sebze yemekleri anlamında da çok zengin olan Balıkesir mutfağı; Ege kıyılarındaki balık lezzetleriyle de ön plana çıkmaktadır. Türkiye'nin birçok noktasında yapılmakta olan ancak ana vatanı Balıkesir olarak ifade edilen keşkek şehrin en önemli lezzetlerinin de başında gelmektedir. Keşkek Balıkesir genelinde her evde yılda birçok kez pişen, özellikle düğün ve özel günlerin vazgeçilmez lezzetidir. Öyle ki keşkek hazırlanışı, pişirilmesi ve dövülmesi dillere destan hale gelmiş; tam anlamıyla Balıkesir'le bütünleşmeyi de başarmıştır. Etli kuzu kemiği, keşkeklik buğday, tavuk eti tuz ve tereyağından yapılan keşkek pişirilip ayıklandıktan sonra kazanlara koyularak bölgenin erkekleri tarafından dövülüp merhem haline gelmesiyle de meşhurdur. Bölgesine göre bir tabakta altına pilav, üstüne de keşkek koyularak da servis edilir. gibi büyük şehirlerde \"kaburga dolması\" olarak da nitelendirilen sura kuzu ya da oğlak eti ön kolu, 150-250 gram kuzu ciğeri, zeytin yağı, pirinç ve yeteri kadar baharatla pişirilir. Kaburga tarafından bıçakla açılan kuzu ön kolu içerisine önceden hazırlanmış ciğerli iç pilav doldurulduktan sonra açılan bölüm iğne iplikle dikilir. Daha sonra büyük bir tepsi içerisine konan yemek fırınlara atılarak fırınların kenarlarının çamurla sıvanması gerçekleştirilir. 6-8 saat piştikten sonra fırından çıkarılarak servis edilir. Balıkesir düğün yemekleri arasında en meşhurlarından biri olan \"tirit\" genel anlamda ekmek, yufka ya da pidelerin et suyuna batırılarak yapılan bir yemek olarak nitelendirilirken, Balıkesir genelinde dahi tiritin yapılışında farklılıklar gözlemlendiği de bilinmektedir. Her yaştan müdavimleri bulunan tirit, günler öncesinden hazırlanan uzun pidelerin sabırla doğranmasıyla yapımına başlanan, etlerin kaynamasıyla hazırlanan et suyunun yanında didiklenmiş etlerle servis edilen oldukça değişik bir lezzettir. bilinen diğer mantılardan farklı olarak içinde kıyma olmadan hazırlanan bir mantıdır. Balıkesir'in düğün ya da özel gün yemeklerinin başında gelen mantı, yoğurulan hamurun dört tarafından içi boş olarak bükülerek şekil verildikten sonra fırına atılır. Bu nedenle \"saçaklı mantı\" olarak da nitelendirilebilen Balıkesir mantısı fırından çıktıktan sonra isteğe göre tavuk suyunda haşlanabildiği gibi, fırından çıkar çıkmaz üzerinde yoğurt ve kızdırılmış tereyağı ilave edilerek de servis edilebilmektedir. Balıkesir'in en meşhur yöresel yemeklerinin başında bulunan Vali Kebabı yaylalarda doğal ortamında yetiştirilmiş ve en az bir yaşındaki erkek koyundan elde edilen et; damar, sinir, yağ ve zarlarından ayrılır. Ayıklanmış olan bu et, parçalar halinde bir gün dinlendirilir. Dinlendirilen et ise belirli oranlarda kuyruk yağı eklenerek baharatla çeşnilendirilerek bulgur pilavı ve özel salatası ile servis edilir. 'nda bulunmaktadır. Hem balık hem meze hem de salata anlamında müşterilerinin \"parmaklarını yediği\" bir mekan olan Cunda Moshos Taverna, balık lezzeti yanında canlı müzik özelliğiyle de ön plana çıkıyor. -Çanakkale Balıkesir merkezde bulunan Cafe Gool Bahçe kişi başı standart kahvaltı ücreti ödenerek oldukça fazla çeşit kahvaltı lezzetine ulaşılabilecek bir mekan olarak dikkat çekerken, açık büfe kahvaltısıyla müşterilerini her daim büyülemeye devam ediyor. Kahvaltı yanında hamur işleri \"öksüz tost\" başta olmak üzere tost lezzetleriyle kesinlikle övgüyü hak eden adreslerden biri. Balıkesir Kasaplar Çardaklı Mevkii'nde yer alan Ayşavkı Simit Bahçesi İzmir'in gevreklerini aratmayan yapısı yanında sadece zengin çeşit kahvaltısıyla değil; simit, açma, poğaça ve börek çeşitleriyle de alışılmışın çok ötesinde önemli bir kahvaltı mekanı olarak göze çarpıyor. Özellikle çalışan ilgi ve samimiyeti ve hızlı servisiyle yörenin en popüler kahvaltı adresi olarak da nitelendirilebilecek olan Ayşavkı hafta sonları yer bulmanın zor olduğu mekanlardan da biri konumunda."} {"url": "https://www.gezipedia.net/774-istanbulda-gezilecek-tarihi-yerler.html", "text": "bakımından dünyanın en zengin şehirlerinden biridir. Şehirde uzun bir tarih şeridini temsil eden birçok yapıyı ziyaret edebilir ve günümüze kadar gelen değişimi muhteşem bir şekilde gözlemleyebilirsiniz. Dünyanın en önemli ibadethanelerinden biri olan Ayasofya, 3 kez yeniden inşa edilmiştir. Son halini ise 537 yılında almıştır. Hatta Bizans Kralı Justinianos'un açılış günü Hz. Süleyman Mabedi'ni göstererek onu geçtiğini söylediği rivayet edilir. Ayasofya, İstanbul'un alınmasından sonra cami olarak ibadete açıldı. İçine mihrap, minber, vaaz kürsüsü gibi detaylar eklendi. Ayasofya Camii 1935 yılından beri müze olarak hizmet veriyor ve her yıl milyonlarca turiste ev sahipliği yapıyor. ilçesinde yer alan ve 550 yıllık tarihiyle dünya altın piyasasının merkezleri arasında bulunan Kapalı Çarşı, şehrin en eski çarşılarındandır. Burada hala dönemin kültürünü görebilir ve İstanbul'un kalbinde alışveriş yapabilirsiniz. göz alıcı sütunları ve Medusa heykeliyle her yıl çok sayıda ziyaretçiyi misafir ediyor. Ayrıca çok sayıda sanatsal etkinliğin merkezi de olan sarnıç, bugün hala tüm görkemiyle ayaktadır.. sütunu zaman içinde bütün semte adını vermiştir. Bir dönem Bizans hükümdarlarının büstlerinin olduğu sütun, Haçlı Seferleri sırasında büyük hasar almıştır. Ancak günümüzde hala ayakta kalmayı başarmıştır. , şehrin simge yapılarından biridir. 528 yılında İstanbul Boğazı ve Haliç'e hakim konumuyla fener kulesi olarak yapılmış ve zamanla zindan olarak kullanılmıştır. Kuleye birlikte çıkan aşıkların mutlaka evlendiği rivayet edilir. , Boğazın iki yakasının yaklaştığı bir noktada yer alır. Bir zamanlar açık hava etkinliklerine ev sahipliği yapan hisar bugün müze olarak hizmet veriyor. Haliç'i kapatan zincirin bir parçası bu müzede sergileniyor. Yıldırım Beyazıt tarafından Boğaz girişlerini kontrol etmek adına yaptırılmıştır. 1395 yılında yapılan hisar, Anadolu Yakası'nın Karadeniz'e bakan en güzel manzaralarını ziyaretçilerine sunuyor. Bir zamanlar şehirdeki haydutların atıldığı yer olarak bilinir. Bizans döneminde misafir kralları ağırlamak adına yapılan zindanlar, Fatih döneminde eklenen 3 kule ve surlarla askeri bir garnizon haline gelmiştir. Bugün ise ülkemizin ve İstanbul'un en büyük açık hava müzelerinden biri olarak hizmet vermektedir. 'e vapurla geçenlerin kadrajına giren zarif ve ihtişamlı yapı Haydarpaşa Tren Garı, Anadolu'dan gelen trenlerin son durağıdır. 1908 yılında İstanbul- Bağdat Demiryolu hattının başlangıç durağı olarak yapıldı. Son yıllarda ise kitap fuarları gibi aktivitelere ev sahipliği yapar. Bir ara yangın geçiren yapı tadilattan sonra yeniden eski görkemine kavuşmuştur. sıralamasında İstanbul'un en önemli simgelerinden biridir. Ülkemizdeki en büyük saray olan Dolmabahçe Sarayı, Atatürk'ün son günlerini geçirdiği yerdir. Bu yüzden farklı bir öneme sahiptir. Beşiktaş'ta deniz kıyısında olan sarayda dönemin saray hayatının izlerini ve Atatürk'ün kaldığı bölümü ziyaret edebilirsiniz. 'da bulunan manastır, her yıl binlerce insanı misafir ediyor. 1751 yılında yapılan eski kilise ve daha sonra eklenen yapılarla Aya Yorgi Kilisesi, adanın en yüksek noktası Yücetepe'de yer alır. Rum Ortodoks Patrikhanesi olarak da bilinen yapı Haliç kıyısındaki Balat'ta yer alır. 1602 yılında günümüzdeki yerine taşınan yapı 1800'lerde yapılan restorasyon sonucu bugünkü halini almıştır. Son yıllarda eğitim vermiyor olsa da ihtişamıyla hala Heybeliada'nın gözde yapılarından biridir. genelde ziyarete açık olmayan okulda yaz aylarında zaman zaman etkinlikler ve özel konserler düzenlenir. - Beşiktaş arasında bulunan romantik yapı, 2000 yılında restore edilip restoran olarak hizmete açılmıştır. Üsküdar sahilden tekneyle 5 dakikada buraya ulaşabilirsiniz. Gezmek için restoranda yemek yemenize gerekyok. Sadece tekne geçiş ücretini ödeyerek yapıyı gezebilirsiniz. Ayrıca günümüzde evlilik tekliflerinin de bir numaralı adresidir. Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan'a yaptırılan cami, Beyazıt sınırlarında bulunur. Büyük bir alan kurulu Süleymaniye Külliyesi içinde medrese, hazire, hastane, sıbyan mektebi, hamam, kütüphane, imaret ve dükkanlarla beraber camiyi de barındırır. Mimar Sinan, Kanuni ve Hürrem Sultan türbeleri de yapının sınırlarında bulunur. Camiyi böcek ve akrep istilasından koruyacak devekuşu yumurtası, Mimar Sinan tarafından uzun süre boş küplerle hesaplanan akustiği ve yağ kandillerinin isinden mürekkep üretilmesi gibi birçok esrarengizliği barındıran yapıyı mutlaka ziyaret etmelisiniz. 6 mimarisi ve içindeki İznik çinileriyle ülkemizin en çok bilinen yapıları arasındadır. Padişah 1. Ahmet tarafından Mimar Sedefkar Mehmet Ağa'ya yaptırılan cami, Ayasofya'nın tam karşısında bulunur. Klasik Osmanlı mimarisini yansıtan cami, bugün özellikle ramazan aylarında herkesin uğrak noktasıdır. İstanbul'daki en önemli yapılardan olan Eyüpsultan Camii, Haliç'te bulunur. Peygamberimizin bayraktarlarından Ebu Eyyüp Ensari'nin 600'lü yıllarda şehri kuşattığı anda burada şehit düştüğü söylenir. Eyüp Sultan Türbesi'nin hemen yanına yapılan cami, Fatih Sultan Mehmet'in talimatıyla 1458 yılında yapılmıştır. Cami birçok Osmanlı padişahının kılış kuşanma törenine ev sahipliği yapmıştır. Kandillerde çok sayıda kişi tarafından ziyaret edilir. 'ten sonra yapıldığı için Yeni Cami olarak anılır. Pek fazla bilinmese de şehrin silüetini yansıtan en güzel mimari yapılardan biridir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/775-turkiyenin-en-ucuz-5-tatil-beldesi.html", "text": "- Erdek: Genellikle İstanbul ilinden yoğun bir turistin ilgi gösterdiği Erdek her sene birçok yerli ve yabancı turiste ev sahipliği yapmaktadır. Konaklama ve yeme içmenin oldukça cüzi miktarlara yapıldığı Erdek ilçesi özellikle kısıtlı bütçeye sahip birçok kişi tarafından tercih edilmektedir. Uygun bütçe ile birlikte güzel bir tatil geçirmek istiyorsanız gönül rahatlığıyla Erdek'i tercih edebilirsiniz. - Assos: Çanakkale ilimize yer alan ve son yıllarda gerek yerli gerekse yabancı birçok turistin ilgisini çekmeyi başaran Asos aynı zamanda uygun fiyatları ile birlikte oldukça gözde hale gelmiştir. Mali olarak sıkıntı yaşıyor ve uygun fiyatlar ile birlikte tatil yapmak istiyorsanız Assos'u gönül rahatlığı ile birlikte tercih edebilirsiniz. - Alanya: Alanya ilçesi ilk bakışta sizlere pahalı gelse de bütçenize biraz dikkat ederek çok güzel bir tatil yapabilmeniz mümkündür. Alanya gerek doğal güzelliği gerekse temiz denizi ile birlikte birçok yerli ve yabancı turistler tarafından tercih edilmektedir. Sizlerde Alanya'ya yakın bölgelerde bir pansiyon kiralayarak hem ucuz hem de eğlenceli bir şekilde tatil yapabilirsiniz. - Amasra: Son dönemlerin oldukça gözde tatil merkezi haline gelen Amasra her yıl turist sayısını artırmaktadır. Özellikle fiyatların uygunluğu ile birlikte kısıtlı bütçeye sahip olan Amasra doğa güzellikleri ve güzel denizi ile birlikte ön plana çıkmaya devam etmektedir. Sizlerdeuygun fiyatlar ile birlikte Amasra da güzel bir tatil yapabilirsiniz. - Avşa: Balıkesir şehrimizde yer alan Avşaucuz tatil yapmak isteyenlerin oldukça uğrak noktası haline gelmiştir. Marmara denizinin de yer aldığı bu güzel beldemizde eğlenceli ve düşük bütçeli bir tatil yapabilmeniz mümkündür. Tatil bütçenizi ayarlarken ilk olarak yeme içme, yolculuk ve otel ya da pansiyon masraflarınızı hesap etmeniz gerekmektedir. Bu tatil öncesinde yapacağınız genel bir bütçe analizi olacaktır. Bunun yanı sıra tatil esnasında yapacağınız aktiviteler ve etkinliklerde harcayacağınız paranız ile dönüş sonrasında yapacağınız masrafların tümünü hesaplamanız gerekmektedir. Bu sizlerin hem güzel bir tatil yapmanızı sağlayacak hem de mali olarak sizleri zorlamayacaktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/776-ortakoyde-gezilecek-yerler.html", "text": "Ortaköy, 15 Temmuz Köprüsü hemen altında yer alan çarşısı ve canlılığıyla çok sayıda turist çeken bir semttir. Beşiktaş'tan yürüyerek 15 dakikada ulaşabileceğiniz İstanbul Ortaköy, gece mekanları, restoranları, hediyelik eşya mekanları, iskele meydanı ve mükemmel ambiyansıyla yoğun ilgi çeker. Ayrıca şehrin bu gözde semtinde cami, kilise ve sinagog iç içe bulunur. İstanbul'un tadını almak istiyorsanız mutlaka burayı ziyaret etmelisiniz. Ortaköy tarihi, Antik Çağ dönemine kadar gider. Bizans döneminde ise Damianu Sarayı'na ev sahipliği yapar. Kanuni Sultan Süleyman döneminde ise Türklerin yerleşimi başlamıştır. Bugün ise hem Bizans kültürü hem de Osmanlı kültürü izleri taşıyan çok sayıda yapı bulunur. Burası İstanbul'u yöneten devletin ilgi gösterdiği bir yer olmuştur. Ortaköy'ün simge yapısı olan Ortaköy Camii, İstanbul Boğazı'na nazır yapılmıştır. Sultan Abdülmecit tarafından Ermeni kökenli mimar Nigoğos Balyan'a yaptırılmıştır. 1854 yılında yapımı tamamlanan cami, ülkemizdeki en güzel Barok mimari örnekleri arasındadır. Büyük Mecidiye Camii adıyla da bilinir. İnşa edilmeden önce yerinde mescit olduğu ve Patrona Halil ayaklanmasında yıkıldığı bilinir. Ayrıca yapının minaresi depremde çökmüş, 1984 yılında da yangın geçirmiştir. Geçtiğimiz günlerde Kuveyt Türk Bankası ortaklığıyla restore edilen cami, boğazda tüm ihtişamıyla durmaya devam etmektedir. Ortaköy Camii'nin hemen yanındadır. Yapı; Sultan Abdülaziz'in kızı Esma Sultan, Çerkes Mehmet Paşa ile evlenince düğün hediyesi olarak inşa ettirilmiştir. 1848 yılında Esma Sultan vefat edince 2. Abdülhamit'in kızlarına verilmiştir. Ayrıca Rum okulu ve tütün deposu olarak da kullanılmıştır. 1975 yılında büyük bir yangın görmüştür. Ancak 90'lı yıllarda özel bir şirkete satılarak restore edilmiştir. Günümüzde düğün, toplantı ve çeşitli etkinliklerin yapıldığı bir işletme olarak hizmet vermektedir. Kanui döneminde Türklerin buraya yerleşmesinden sonra burada yapılan ilk eserdir. 1570 yıllarında Sokullu Mehmet Paşa kahyası Hüsrev Kethüda tarafından Mimar Sinan'a inşa ettirilmiştir. Günümüzde ise restorasyondan geçmiş ve restoran olarak hizmet vermektedir. Dolmabahçe ve Çırağan Sarayları sonrasında ek bina olarak yapılan yapılara Feriye Sarayları ya da İkincil Binalar adı verilmiştir. Ermeni kökenli Balyan ailesi tarafından yapılmıştır. Sultan Abdülaziz bu yapılarda isyancılar tarafından şehit edilmiştir. Günümüzde ise Galatasaray Üniversitesi ve Kabataş Lisesi tarafından kullanılırlar. Kanuni döneminde Müslümanların akınına uğrayan Ortaköy, Osmanlı zamanında; Rum, Ermeni, Müslüman ve Yahudilere ev sahipliği yapmıştır. Bulgurcu Sokak, Yahudilerin inşa ettiği 18 adet tarihi evi barındırır. Ortaköy'ün meydanında yer alan çeşme 1723 yılında Nevşehirli Damat İbrahim Paşa tarafından inşa ettirilmiştir. Bu çeşme günümüze kadar gelen hayratlar arasındadır. Ortaköy çarşısı, İstanbul'da hediyelik eşya alacaklar için önemli bir ziyaret noktasıdır. Ayrıca burada el sanatları, ikinci el eşya ve kitap, takı, şapka ve poster gibi birçok ürünü bulabilirsiniz. Ortaköy çarşısı ara sokakları arasında zevkli bir gezintiye çıkabilirsiniz. , diyenlere bazı tavsiyelerde bulunacağız. Ortaköy'de öncelikle kumpir meşhurdur. Sahile gittiğinizde kumpir satan çok sayıda işletme görebilirsiniz. Burada ülkemizin en güzel kumpirini yiyebilirsiniz. Ayrıca bununla birlikte Ortaköy'de midyesi de meşhurdur. Sahildeki seyyar midyecilerden bu lezzeti tadabilirsiniz. Bunun dışında Ortaköy kahvaltısını yapabileceğiniz çok sayıda popüler mekan bulabilirsiniz. Ayrıca İstanbul'un çeşitli yerlerinden sırf kokoreç yemek için buraya gelen insanlar da vardır. , bu yazımızdan öğrenebilirsiniz. Gittiğinizde mutlaka Boğaz yanında bulunan mekanlarda çay içerek boğazın tadını çıkarmalısınız. Ayrıca sahilden kalkan teknelerle mükemmel bir boğaz turuna katılabilirsiniz. Bunun dışında ara sokaklarda oldukça orijinal hediyelik eşya satan dükkanları doyasıya gezebilirsiniz. Yaz akşamlar eğlenceli bir gece hayatına katılabilir ve şehrin en kaliteli mekanlarında doyasıya eğlenebilirsiniz. 'dan tekneye binerek deniz üzerinden de Ortaköy'e gelebilirsiniz. Beşiktaş'tan 15 dakika yürüyerek gelebileceğiniz semt, Taksim'den kalkan dolmuşlarla da gelebileceğiniz bir noktadadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/777-tatil-plani-nasil-yapilir.html", "text": "İlk kez tatile çıkacak birçok kişinin yaptığı hataların başında tatil planı ayarlamamak gelmektedir. Tatilin verdiği heyecan ve kaygı ile birlikte birçok kişi valizine koyacaklarını ve yanında bulundurması gerekenleri hesap etmeden yollara düşmektedir Bir süre sonra ise bu heyecan unutulan eşyalar ile birlikte üzüntüye dönüşmektedir. Tatil planı yaparken seçeceğiniz tatil beldesi kadar yanınıza alacağınız eşyalarda büyük bir önem taşımaktadır. Tatilinizin eğlenceli ve keyifli bir şekilde sürmesini istiyorsanız evvela kendinize bir tatil planı çizmeniz gerekmekte ve plan doğrultusunda hareket etmelisiniz. Ayrıca bu aşamada bütçenizi de iyi bir şekilde ayarlayarak harcamalarınızı bu yönde sağlamanız gerekmektedir. - Bilet: Tatil yaparken yanınızda bulundurmanız gereken ilk unsur biletlerinizdir. İlk kez tatile çıkacak olanlar ve tatil planı yapmadan hareket edenlerin yaşadığı en büyük sorunlardan biri haline gelen Bilet probleminin önüne geçebilmek için ilk yapmanız gereken şey biletinizi unutmayacak bir şekilde muhafaza etmeniz olacaktır. Bunu sağlamanız sizlerin güzel bir tatil geçirmeniz için yapmanız gereken en temel etkendir. - Kimlik: Unutulmaması gereken bir diğer şey ise kimlik belgeleridir. Gerek yol aramalarında gerekse otel girişlerinde kimlik belgeniz olmadığı takdirde büyük sıkıntılar yaşayabilirsiniz. Tatile çıkış esnasında gözlemlenen ve en çok unutulanlardan birisi kimliktir. Bu problemin önüne geçebilmek için tatil listenizi ve valizinizi hazırlarken kesinlikle kimliğinize ilk sıralarda yer vermelisiniz. - Cüzdan: Tatile büyük bir heyecanla başlayarak büyük bir üzüntü ile karşılaşanların unutmuş olduğu ve hata yaptıkları en büyük şeylerden birisi ise cüzdanlarını almamaktır. Tatilinizin güzel ve eğlenceli bir şekilde geçmesini istiyorsanız ilk olarak alacağınız eşyalardan bir tanesi de cüzdanınız olmalıdır. - Harita: Uzun soluklu ve çok yer gezeceğiniz bir tatile çıkıyorsanız yanınızda kesinlikle bir harita bulundurmanız gerekmektedir. Birçok kişi nasıl olsa telefonda var diyerek fiziki haritalardan yararlanmamaktadır. Fakat telefonun çekmediği bir alanda yolun neresinden devam edeceği hakkında tereddüt yaşadığında ilk yararlanacağı unsur haritalardır. Bunu da yanınızda bulundurmanızı tavsiye ederiz. - Cep Telefonu: Acil çağrı ve aranmalarınızda cep telefonunuzun kesinlikle yanınızda olması gerekmektedir. Birçok kişi isteyerek ya da istemeyerek telefonunu bırakmaktadır. Tatil her ne kadar sizleri psikolojik olarak rahatlatsa da bazı temel teknolojilerden uzaklaşmanız sizleri can sıkıcı bir hale sokabilmektedir. Bunun önüne geçmek amacıyla cep telefonunuzu yanınızda bulundurup en azından günün belli saatlerinde aramaları cevaplandırmanız ya da acil bir arama için yanınızda bulundurmanızı öneririz. Tatilde giderken yanınızda almanız gereken önemli birkaç parça bulunmaktadır. Bu parçaları kısa bir şekilde özetlemek gerekirse; şarj aleti, kredi kartları, iç Çamaşırı, pantolon, çorap, şort, pijama, tişört, mayo ve yedek ayakkabı başta olmak üzere tatil esnasında kullanabileceğiniz birçok eşyayı yanınıza almanız gerekmektedir. Bunlar sizlerin tatilinizi eğlenceli ve keyifli bir şekilde geçirmenizde yardımcı olacaktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/778-golcukte-gezilecek-yerler.html", "text": "İdari sınırları ise doğu da Başiskele ilçe belediyesi, batı da Karamürsel ilçe belediyesi, güneyde Bursa ili İznik ilçesi, kuzeyde ise körfez deniz bulunmaktadır. boyunca Körfezin doğal bir liman olmasından dolayı yüzyıllardır bu ilçe donanmaya ev sahipliği yapmış. Bizans döneminde daha sonra Osmanlı döneminde tersane olarak kullanılan bu ilçe son olarak Cumhuriyet döneminde de 1927 tarihinde tersanenin temelleri atılmış. Kurulan tersane, modern bir şehir olarak gelişmesinde büyük rol oynamıştır. Coğrafi konumunun uygun olmasından dolayı askeri tersanenin de buraya kurulması ile şehirleşme bakımından büyük önem kazanmıştır. Ayrıca Gölcük Tersane Komutanlığının burada olması sosyal, kültürel ve ekonomik anlamda kalkınmasını sağlamıştır. Yarhisar gemisi 1965 yılından 2005 yılına kadar Türk sancağımızı taşıyarak Keşif-karakol görevi yapmıştır. 2005 yılında Yarhisar gemisi, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Donanma Komutanlığının müşterek çalışmaları ile Türkiye'nin ilk ve tek karaya yerleştirilmiş su üstü savaş gemisi müzesi Gölcük ilçesinde bulunmaktadır. Orijinal hali bozulmadan Gölcük Kavaklı Sahilinde yer alan müze gemisinin işletilmesi Gölcük Belediyesine aittir. Haftanın 5 günü ziyaretçilere ücretsiz hizmet vermektedir. Otobüsle ulaşım sağlanabilir. Mavi ile yeşilin buluştuğu yerdir. Gölcük ilçesinin yüksek yerleşkesinde kalan, körfez manzarasını ayaklarınıza seren bu mesire alanı ailenizle piknik yapabileceğiniz, mangal yakabileceğiniz bir yer. Dilerseniz hemen yanında manzarası daha da güzel olan Gölcük belediyesine ait tesislerde yemek yeyip çay içebilirsiniz. Eğer aracınız yoksa Gölcük merkezden kalkan minibüsleri kullanarak yürüme mesafesi kalacak şekilde yakınlarında inebilir. Gözlementepe mesirealanına rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Kadırga yaylası olarak da bilinen kadırga mesire alanı Gölcük ilçesine bağlı yazlık beldesinde yer almakta olan ve Karadeniz yaylalarını anımsatan bu doğal güzellik, gürültüden uzaklaşmak ve sakinleşmek isteyenlerin uğrak yeridir. Her yılın temmuz ayında burada şenlikler yapılmaktadır. Yerel sanatçıların şarkılarıyla halk ve ziyaretçiler eğlencenin tadını çıkarıyorlar. Gölcük merkeze yaklaşık 10 km uzaklıkta olan bu yere araba olmadan ulaşmak zor. Gölcük merkezden Yeniköy minibüslerine binip mesire alanına en yakın yerde inerek 20 dakikalık zorlu bir yürüyüş yapmanız gerekebilir. personeli tarafından masaj, kese, köpük gibi hizmetlerde verilmektedir. Gölcükten gelen ziyaretçiler için minibüs bulunmaktadır. Nüzhetiye köyü Gölcük ilçesine 13 km uzaklıkta doğa yürüyüşü sevenlerin uğrak yeridir. Yürüyüş parkuru alabalık tesislerinden başlayıp 4 km uzunluğunda olmasına rağmen şelalenin güzelliği tercih sebebi. Sizler de Gölcük'te yıl içinde yapılan birçok festival katılabilirsiniz. Şehir daha çok yaz ve bahar aylarında hareketlenir ve sizler Uluslararası Nakışlı Kırkyama Festivali ve Gölcük Uluslararası Halk Oyunları Festivali kapsamında yapılan etkinliklere ve konserlere katılabilirsiniz. Gölcük Deniz Müzesi, Gölcük merkezde Donanma mahallesinde bulunan müzede bilinen ünlü denizcilerimizin tanıtılmaktadır. Helikopter, silah sistemleri, kaval topları, su mayınları, denizci kıyafetleri bulunmakta ve zaferlerimiz anlatılmaktadır. Giriş ücreti 7.5 tl dır. - Umaç çorbası - Cızlama - Ciğceli kavurma - Mancar yemeği Gölcük ülkemizde tersanesiyle ün yapmış bir ilçedir. Ayrıca ilçeye bağlı Değirmendere bölgesinde yetiştirilen fındıklar da son derece ünlüdür. Sizler de Gölcük'e kadar gitmişken, Değirmendere fındığını mutlaka tatmalısınız. iline 120 km, Yalova iline ise 45 km uzaklıktadır. Bursa ve İstanbul illerinin yakın olmasından dolayı hava yolu ile de ulaşım sağlanabilir. Ayrıca Gölcük-Derince-Değirmendere-Karamürsel-körfez vapur hatları ile de ulaşım sağlanabilmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/779-bodrumda-ne-yenir-bodrumdaki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": ", ziyarete giden herkesin ilgi odağı haline gelmektedir. Dünyanın dört bir yanından turistlerin gelmekte olduğu bu Ege ilçesinde, turistik mekanlar kadar leziz yemekler de göze çarpmaktadır. Birçok kültürü içerisinde barındırmakta olan, Türkiye'nin turist odağı Bodrum şehrinde, çeşitli lezzetler yer almakta ve giden herkesi kendisine hayran bırakmaktadır. Akdeniz ikliminin etkisinde gelişmiş olan Bodrum mutfağının enfes dokusu, doğal güzellikleri kadar dikkat çekmektedir. , baharın gelmesiyle ortaya çıkan kabak çiçeklerinden yapılan enfes bir dolma çeşididir. Ege ve Akdeniz kıyılarının vazgeçilmezi niteliğinde olan kabak çiçeği dolması, tadına bakan herkesi kendisine hayran bırakacaktır. , dana bonfile etlerin ince ince kesilerek kızartılması usulüyle yapılmaktadır. Bolca yoğurtla ikram edilen Bodrum Çökertmesinin üzerine, özel olarak hazırlanan tereyağlı sos ilave edilmektedir. , özellikle yaz aylarında tercih edilen enfes bir salatadır. arasında yerini alan turp otu salatası; limon zeytinyağı ve tuzla harmanlanarak hazırlanmakta, hafifliği ve ağızda bıraktığı lezzetiyle, Bodrum sofralarının vazgeçilmezleri arasında sayılmaktadır. arasında yerini almıştır. Özellikle düğün gibi önemli günlerde hazırlanan keşkek, Bodrum mutfağında tavuklu olarak hazırlanmaktadır. , limon eşliğinde soğuk olarak ikram edilmektedir. Taze acıot yapraklarının soğanla kavrulmasının ardından, çökelek ve yumurtayla birleştirilmesi sonucu oluşan enfes bir meze ve kahvaltılık türüdür. hakkında bir sınırlama getirmek oldukça zordur. Birçok zevke hitap eden, her türlü damak tadına uyum sağlayan restoran çeşitleri, Bodrum sınırları içerisinde mevcuttur. - Limon Gümüş Cafe: Doğanın içerisinde yer alan konumuyla, kusursuz deniz manzarası karşısında, keyifli akşam yemeklerinin yenilebileceği mekanlardan bir tanesidir. Minik ahşap sandalyeleri ve doğal dekorasyonuyla, müşterilerinin içini huzurla dolduracak bir havaya sahiptir. Özellikle gün batımına denk getirilen akşam yemekleri, bu kafenin eşsiz manzarasıyla harikulade bir hale bürünecektir. - Arka Pizzeria: Tatile çıkılan süre zarfında, yenilen yemeklere çok fazla dikkat etmek mümkün olmayabilir. Bu pizzacıdaki menüler de, tatildeki yemek kaçamaklarının haklı bir sebebi olduğunu kanıtlar niteliktedir. Pepperoni pizzası ve taş duvarlardan meydana gelen dekorasyonuyla, tatil boyu uğranmak istenen mekanlardan birisi sayılabilir. Yemeklerinin lezzetinin yanı sıra, fiyatları bakımından da oldukça makul bir restorandır. - Ox Wine & Burger Bar: Bodrum yürüyüş yolunun hemen yanında bulunan bu mekan, toprak tonlarındaki dekorasyonu ve kumsala olan kıyısıyla, huzur verici ortamların arasına girmektedir. Ox burger, taptaze ekmeği ve mükemmel şekilde pişmiş olan etleriyle müşterilerinin favori restoranları arasına girmeyi başarmıştır. - Soğan Sarımsak: Gümüşlük'te, plajın tam ortasına kurulmuş, farklı konseptteki bir restorandır. Masalar kumların üzerine dizildiği için, yemek esnasında kumların üzerine basılmaktadır. Bodrum yöresel yemekleri içerisinden, soğan böreği ve humuslu mezeleriyle meşhur olan restoran, gün batımı esnasında bambaşka bir dokuya sahip olmaktadır. - Mimoza: Bodrumun en iyi balık restoranları arasında yerini almış olan Mimoza Restoran, deniz kenarında yer alan konumu ve Akdeniz evlerini anımsatan beyaz sandalyeleriyle, müşterilerine her açıdan mükemmel bir sunum hazırlamaktadır. Aydınlatmasını, ağaçların üzerinde yer alan ışıklarla sağlayan restorana, bambaşka bir doku hakim olmaktadır. Tereyağlı karides, midye dolma ve Akdeniz'in vazgeçilmez balıklarının tadına bakılacak, kaliteli ve şık bir restorandır. - Kısmet Restoran: Bodrum'da yer alan en iyi esnaf lokantalarından bir tanesi sayılabilir. Lezzetli yemekleri ve birbirinden güzel çeşitleriyle, giden herkesi hayran bırakacak niteliktedir. Özellikle tandır ve şevketi bostan yemeklerinin tadına bakılacak en iyi yer denebilir. Çalışanlarının samimiyeti ve mekanın huzur verici dokusu, müşterilerinin memnun şekilde ayrılmasını sağlamaktadır. - Memedof: Özellikle balık pastırması ve lakerdasıyla meşhur olan bu restoran, dünyanın her yerinden lezzetleri, menüsüne dahil etmiştir. Denizin hemen kenarında konumlanması sebebiyle, akşam yemeğini gün batımına karşın yemek mümkündür. - Sünger Pizza:Bodrum merkezde konumlanmış olan, oldukça şık bir mekandır. Geniş pizza seçenekleri ve ahşap dokulu dekorasyonuyla, müşterilerinin beğenisini toplamaktadır. En iyi spesiyalleri arasında, sünger pizza ve yeşil acı biberli sebzeli pizza yer almaktadır. - Marina Yacht Club Roof Marine: İtalyan yemekleriyle nam salmış bir restorandır. Limanın hemen kıyısında konumlanmış olan bu restoranın en meşhur yemeği, Porcini Mantarlı Fettucine'dir. Özellikle şık bir akşam yemeği için tercih edilmesi gereken adreslerin başında gelmektedir. arasında seçim yapmak, biraz zorlayıcı olacaktır. - Havva Ana'nın Kahvaltı Evi: Yalıkavak'ın Gökçebel köyünde yer alan herhangi bir köy evinin içerisinde hizmet vermekte olan, tamamen doğal bir kahvaltı mekanı. Yerel köylülerden olan Havva Ana, kahvaltı hizmetini kendisi yapmakta ve her şeyi doğal şekliyle sunmaktadır. Yüksek kalitede restoran havasına sahip olmasa da, ikram edilen her şeyin yüzde 100 doğal olarak, Havva Ana'nın eliyle hazırlanmış olması, insanların buraya akın akın gitmesine sebep olmaktadır. Bodrum kahvaltı mekanları listesinin başında yer alabilecek olan bu mekanda, meşhur Bodrum kahvaltısının ücreti 20 TL gibi cüz'i bir miktardır. Havva Ana'nın Kahvaltı Evi'nde, hiçbir şehir ortamında bulunmayacak kadar doğal ve taze ürünlerle, güzel bir kahvaltı sefası yapmak mümkündür. - Kır Sofrası: Bodrum Merkeze 17 kilometre uzaklıkta olan, Çamlık köyündeki yeşilliklerle dolu bir bahçe içerisine kurulmuş, şehir hayatının yoğunluğundan saklı kalmayı başaran bir restorandır. Bodrum'un en fazla tercih edilen ilk üç kahvaltıcısının arasına giren bu restoranda, hafta sonları açık büfe kahvaltı ikram edilmektedir. Çiftlik hayvanlarının ve yeşilliklerin ortasına yerleştirilmiş çardaklarda sunulan kahvaltı ve akşam yemeği hizmeti, insanların doğal güzellikler içerisinde kahvaltı sefası sürmelerini sağlamaktadır. - Asmalı Çardak: Yalıkavak Pazar yerinden, yukarı Sandırma köyüne doğru giden istikametin hemen sağ tarafında yer almakta olan, doğal güzelliklerle dolu bir kahvaltı mekanıdır. Yemyeşil mandalina bahçelerinin içerisine kurulmuş olan ve bir köy eviyle de hizmetini devam ettiren Asmalı Çardak, Bodrum'un en meşhur kahvaltı mekanlarından bir tanesidir. Mandalina bahçelerinin içerisinde oturarak kahvaltı yapma imkanı olduğu gibi, köy evinin içerisinde soba başında da kahvaltı yapmak mümkündür. - Balkon Bitez Cafe & Restaurant: Bitez'in göz alıcı manzarasını ve denizini, yeşilliklerin içerisinden seyretme imkanı bulunan giden kişilerin, kendilerini evlerinde gibi hissedecekleri, samimi bir ortamdır. Yaz kış hizmet vermekte olan bu restoranda, serpme köy kahvaltısı, brunch ve akşam yemeği hizmetleri verilmektedir. - Nar Çiçeği Kahvaltı Evi: Yemyeşil mandalina bahçelerinin içerisinde hizmet vermekte olan bu mekan, kişilerin karnının yanında ruhunun da doymasını sağlayacak doğal güzelliği bünyesinde barındırmaktadır. Özellikle ailelerin tercih edebileceği Nar Çiçeği Kahvaltı Evi, geniş mandalina bahçeleriyle çocukların oldukça rahat edeceği bir ortam oluşturmaktadır. Serpme kahvaltı olarak hizmet vermekte olan mekanda yer alan tüm ürünler, yüzde 100 doğal ve el yapımıdır. Bu mekanı diğerlerinden ayıran bir diğer özelliği de, formülünün sadece kendilerinde saklı olduğu ve başka hiçbir yerde bulunamayacak olan 4 çeşit reçelinin var oluşudur. Özellikle limon, karpuz kabuğu ve mandalina reçelleri konusunda oldukça iddialılardır. - Parpali: Kuzey ile Güneyin birleşimi olarak düzenlenmiş olan bu mekanın ismi, Lazca yeşillik manasına gelmektedir. Karadeniz'in yeşilliği ve Bodrum'un göz alıcı denizinin birleşimiyle oluşturulmuş olan bu mekanda ikram edilen her şey, sahiplerinin kendi yetiştirdikleri ürünlerden oluşmaktadır. Yüzde 100 doğal olarak yetiştirilen bu ürünler arasında, doğal zeytinler ve bu zeytinlerden el edilmiş zeytinyağları dikkat çekmektedir. - Rüzgarlı Bahçe: 2 Çocuklu bir aile tarafından işletilmekte olan, yeşilliklerin içerisinde konumlanmış bir kahvaltı evidir. Serin rüzgarların kahvaltıya eşlik ettiği bu bahçede, çocukların dilediğince eğlenebileceği yeşillik alanlar mevcuttur. Ördekler, tavuklar ve horozların serbest şekilde dolaştığı bu mekanda, çocukların rahat etmesi ve gönüllerince eğlenebilmesi açısından her detay düşünülmüştür. - Toprak Ana Kahvaltı Evi: Bodrum'un kahvaltı mekanları arasında, en çok tercih edilenlerden bir tanesidir. Gündoğan sahilinin üst kısmında yer alan Toprak Ana Kahvaltı Evi, Gündoğan pazarı ve Migros'a 5 dakikalık mesafededir. Kişilerin kendisini doğal ev ortamında kahvaltı yapıyormuş gibi hissetmesini sağlayan, doğal ve sessiz bir mekandır. İşletme sahiplerinin adeta ev sahibi havasıyla hizmette bulunduğu bu mekanda, her şey yüzde 100 doğal olarak servis edilmektedir. Çeşitli meyve ağaçlarının ortasındaki bahçesinde sunulmakta olan yöresel Bodrum kahvaltısında, tamamı el yapımı reçeller ikram edilmektedir. - Zıp Zıp Kahvaltı & Restoran: 1932 yılında kahvehane olarak açılmış olan bu restoran, işleten aileye dedeleri tarafından miras kalmıştır. Eski Bodrum yolunun önünden geçmesi sebebiyle oldukça yoğun bir tempoya sahip olan restoran, Bodrum yolunun kaldırılması üzerine bir süre kapalı kaldıktan sonra, Zıp Zıp Dede tarafından yağhane olarak açılmış olan bu mekan, günümüzde kahvaltı, öğlen yemeği ve akşam yemeği hizmeti sunmaktadır. Doğal ve lezzetli kahvaltılarının yanında, meşhur olan bir diğer ürünü ise tenekede tavuktur. Kahvaltı için giden herkesin denemeden dönmemesi gereken bir lezzettir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/78-son-zamanlarda-gidilebilecek-en-ucuz-5-ulke.html", "text": "için güzel bir liste hazırladık ve görebileceğiniz 5 ülkeyi seçtik. Birçok gezginin ve fotoğrafçının önemli destinasyonlarından olan Tayland'ın komşu ülkesi Laos, son dönemde tatil turlarında ismini duyurmaya başladı. Her ne kadar ulaşımı zor ve yorucu olsa da, ülkenin doğal güzellikleri ve ucuzluğu değişik atmosfer arayanlar için ilaç gibi gelebilir. Laos'un kendine özgü yemeklerini 5-10 lira gibi bir tadabilir, hatta gündeliği 30-40 lira olan pansiyonlarda konaklayarak geleneksel Laos yaşam tarzının içinde ufkunuzu genişletebilirsiniz. ve zorlu yolculuğa değer. Unutmadan belirtelim, Laos, Kamboçya, Tayland ve Vietnam'ı içeren turlar bu aralar oldukça popüler. imkanı sunuyor. Tunus'u ziyaret ederseniz, Sahara turu yapabilir, Berberi yaşamını ve geleneklerini gözlemleyebilir, Star Wars filmlerinin çekildiği sete uğrayabilirsiniz. Son yılların önem kazanan destinasyonlardan biri de Avrupa'dan. Belki de hiçbirimizin aklıma gelmeyen ancak sakinlik ve huzur arayanların gidebileceği bir ülke. Kışları oldukça soğuk olmasından ötürü genellikle tercih edilmeyen Estonya, Finlandiya ve Rusya kültürlerinin arasında, az nüfusuyla geleneklerini koruyabilmiş bir ülke. Oldukça ucuz olan Estonya, eğer tek başınıza çantanızı alıp ülke turu yapmak isterseniz tam size göre olabilir. Ayrıca bu ülkeye de direkt uçuşlar mevcut."} {"url": "https://www.gezipedia.net/780-karkamista-gezilecek-yerler.html", "text": "Gaziantep iline bağlı Karkamış ilçesi, şehir merkezine 75 km' lik bir mesafede bulunmaktadır. Gaziantep şehrinden buraya ulaşım şehir merkezinden kalkan minibüsler ile sağlanmaktadır. Türkiye-Suriye sınırının hemen yakınında ve Fırat nehrinin kenarında kurulmuş olan tarihi Karkamış ilçesi, Suriye ile Türkiye arasında da önemli bir köprü gibi görev yapmaktadır. Ayrıca tarihteki ilk anlaşma olarak bilinen Kadeş Antlaşması burada imzalanmıştır. , Karkamış'ta yazılmıştır. Destanda anlatılan bir çok olay da burada geçmektedir. Karkamış adı ise Gılgamış' tan gelmektedir. , M. Ö. 700'lü yılların başında Asurlular tarafından yıkılarak Asur sınırlarına katılmıştır. Bu bölgede yaşamış olan ve çoğunluğu Hitit ve Asur Medeniyetleri'ne ait tarihi eserler çıkarıldıktan sonra sergilenmek üzere Ankara'ya götürülmüştür. Ankara'da ise Ankara Anadolu Müzesi'nde sergilenmeye devam etmektedir. Çıkan eserler arasında Hitit Medeniyeti zamanına ait iki tane yerleşim yeri tespit edilmiştir. Ancak bu bölge mayınlı arazi olduğu için askeri bölge içerisinde yer almaktadır. Bu nedenle bu Antik Kent'i ziyaret etmek için öncesinde Genelkurmay Başkanlığından mutlaka izin alınması gerekmektedir. Karkamış Antik Kenti; İç ve dış kentler ile kale ismi verilen genel olarak üç farklı bölümden meydana gelmiştir. Şehrin genel mimarisi ise dikdörtgen şeklindedir. Mimari yapıların çoğunluğunda, yönetim ve din ile ilgili konuların ağırlıklı olarak işlendiği görülmüştür. Hitit ve Asur tarzında yapıldığı görülen yapılar, kabartmalar ile kaplanmış ve siyah renkli bazaltla süslenmiştir. Bulunan kabartmaların pek çoğu, Son Hitit dönemine aittir. Bu kabartmaların üzerinde, Hitit Tanrıçası için yapılan özel törenlere katılan; asker, rahip, silahlı prensler, çeşitli hayvanları taşıyan görevli kişiler ve koruyucu özelliği olduğuna inanılan hayvanların tören ile ilgili tasvirleri yer almaktadır. Ayrıca bunlar, M. Ö. 1000'li yılların ilk başlarındaki yaşayış biçimi, giyim tarzı ve kültürel özellikleri hakkında da bizlere bilgi vermektedir. 'dır. Fırat Irmağının Türkiye sınırı dışına çıktığı bölümde kurulmuş olan bu tarihi tren garı Türkiye ile Suriye arasında yer alan önemli bir geçit noktası durumundadır. Bu tarihi gar, yıllardır asker uğurlamaları gibi bir çok ayrılığa ve gurbetten dönenleri karşılama gibi bir çok da kavuşmaya şahit olmuştur. Kesinlikle görülmeye değer yerlerden bir tanesidir. zengin hayvan ve bitki çeşitliliği korunarak ekoturizme açılmıştır. Karkamış Sulak Alanı içerisinde; halk plajı, dinlenmek için geniş bir alan, bu eşsiz manzarayı seyretmek için belli noktalarda seyir terasları, yürüyüş için parkurları, temiz havada bisiklete binmeyi sevenler için bisiklet yolları ve su sporları gibi çeşitli faaliyetler bulunmaktadır. 'ne katılabilirsiniz. Bu organizasyonda şehri tanıtacak çok sayıda etkinlik ve konser yapılır. Sizlerde burada hoş vakit geçirebilirsiniz. - Urmu Dut Şerbeti - Tarçın Çayı - Kaymaklı Kadayıf - Cevizli Kadayıf - Hurma Tatlısı - Tarhana Eritmesi - Antep Fıstıklı Kurabiye Karkamış'da mesire yerlerinde piknik yapmak ve çeşitli etkinliklere katılmak oldukça meşhurdur. Sizler de şehri ziyaret ederseniz çarşıdaki bakır işlemeleri satan dükkanlardan çeşitli aksesuarlar satın alabilirsiniz. Ayrıca bölge kültürünü yansıtan birçok hediyelik eşyanın da satışı yapılmaktadır. , diye merak ediyorsanız belirttiğimiz yollarla ilçeye kolayca ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/781-cinarcikta-gezilecek-yerler.html", "text": "; İstanbul'a çok yakın bir mesafededir. Bu yüzden özellikle günübirlik çok sayıda ziyaretçiye ev sahipliği yapar. Hem Karadeniz'in doğasını hem de Marmara'nın eğlenceli dünyasını aynı anda yaşamak istiyorsanız bu şirin ilçeyi ziyaret edebilirsiniz. , çok eskilere dayanır. İlçe MÖ 74 yılında Roma yönetimine girmiştir. Köylerinde bu dönemden kalan bazı yapılara rastlamanız mümkündür. Ayrıca Türk kültürünü de barındıran birçok öğe yer alır. Osmanlı döneminin izlerini görebileceğiniz su kemeri, hamam ve su deposu kalıntılarına rastlayabilirsiniz. Osman Bey devrinde Osmanlı yönetimine giren şehir ulu çınarı sebebiyle Çınarcık adını almıştır. 1325 yılında şehrin Osmanlı hakimiyetine geçmesiyle buraya Türkler arasından yoğun göçler yaşanmıştır. Bizanslılar daha sonra burayı yeniden almak için birçok girişimde bulunsa da başarılı olamamıştır. Hasan Baba bu savaşlar sırasında kahramanlıklarıyla bilinen bir zattır. Burada şehit olduğu için Çınarcık'a gömülmüştür. Bu yüzden türbesi yıl içinde birçok ziyaretçi çeker. Erikli Yaylası, ilçe merkezine bağlı olan Teşvikiye Köyü sınırlarındadır. Doğayla iç içe olmak istiyorsanız buraya her mevsim uğrayabilirsiniz. Deniz seviyesinden 600 metre yükseklikte yer alan yaylada bölge iklimine uygun ağaçların sardığı doğa harikası bir yürüyüş parkurunda güzel vakit geçirebilirsiniz. Bu kısa yürüyüş sırasında birçok şelaleyi de görebilirsiniz. Ancak bölgede kaybolmamak adına belli bir rotada hareket etmeniz yerinde olur. Delmece Yaylası; kestane ve ıhlamur ağaçlarının kokusuyla ün yapmıştır. Yakınlarında Erikli Şelalesi, Yalova Kent Ormanı ve Büyük Dipsiz Göl olduğu için gezginlerin ilgisini çeker. Yaylada şifalı olarak bilinen içme suyu bulunur. Ayrıca bu doğa harikası yerde bisiklet turu yapabilirsiniz. Çınarcık ilçe merkezine 3 km mesafede yer alan bir piknik alanıdır. Bu bölge 1967 yılında hizmete açılmıştır. Çok yaşlı bir çınar ağacına ev sahipliği yapar. 3 bin kişilik piknik alanı vardır ve günlük çok sayıda ziyaretçiye ev sahipliği yapar. Bülbül Deresi, Esenköy yamacında bulunan güzel bir yerdir. Burada vakit geçirebileceğiniz çok sayıda tesis bulunur. Adı gün boyu sizi doğayla iç içe hissettirecek bülbül seslerinden gelir. Delmece Yaylası yolunda bulunan bu küçük şelale 10 metre boyundadır. Kamp ve trekking etkinlikleri meraklıları için ideal bir gezi rotasıdır. Ayrıca yakınında Dipsiz Göl denen krater gölünü de ziyaret edebilirsiniz. Karadeniz yöresinin yayla şenlikleri ve festivalleri Çınarcık'ta da kendini gösterir. Sizler de temmuz ayında ilçeyi ziyaret ederseniz Geleneksel Delmece Yaylası Şenlikleri ve Altın Çınar Festivali'ne katılabilirsiniz. Bu festivaller belediye desteğiyle düzenlenir. Organizasyonlar boyunca yarışmalar, yöre tanıtımları, konserler ve birçok etkinlik düzenlenir. - Yumurta Tiridi - Termal Tatlısı - Yalova Köftesi - Kara Lahana Yemeği - Çirbuli - Çubiyiş Gayi Çınarcık'ta Yalova Geceleri kolonyası satın alabilirsiniz. Ayrıca sahilde yer alan dondurmacılar yaz aylarında ziyaretçiler tarafından yoğun ilgi görür. Bölgede yapılan dalış ve trekking etkinlikleri de yoğun katılımcılarla gerçekleşir. , diyorsanız birden fazla seçeneğiniz vardır. İlçeye karayolu ve deniz yoluyla ulaşabilirsiniz. Yenikapı'dan kalkan İDO seferleri ile 2 saatlik bir yolculuk sonrasında Çınarcık'a ulaşabilirsiniz. Bunun dışında İstanbul'dan kendi aracınız ile 2 saatte ulaşabilir ya da Yalova merkezden kalkan belediye otobüslerini kullanabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/782-istanbula-yakin-tatil-yerleri.html", "text": "İstanbul'a 1 saat kadar uzaklıkta yer alan Ağva; Göksu ile Yeşilçay arasında kalan bir sahil kasabasıdır. Karadeniz'e kıyısı olan bölge kumsalları, koylar ve yemyeşil doğasıyla huzuru arayan tatilcilerin nefes alma noktaları arasındadır. Burada vakit geçirebileceğiniz çok sayıda butik otel bulabilirsiniz. Üstelik bahar aylarında yapılan etkinliklere katılarak kafanızı da dinleyebilirsiniz. Kilim Koyu, Saklı Göl, Gelin Kayası gibi yerleri ziyaret ederek doğanın keyfini çıkarabilirsiniz. Yaz aylarında giderseniz de Ağva'ya çok yakın olan Kilimli ve Kadırga koylarında denizin keyfini sürebilirsiniz. Ağva hakkında detaylı bilgi için Tıklayınız! 'nin Kandıra ilçesi sınırlarında yer alan bu liman kasabası, yaz aylarında İstanbul halkı tarafından büyük ilgi görüyor. İstanbul'a 2 saat mesafede yer alması ve mavi bayraklı plaja sahip olması bu ilginin temel sebepleri arasında. Karadeniz'in mükemmel denizini ve yeşilliğini barındıran Kerpe'de deniz son derece sakin bir yapıya sahiptir. Kasabaya 6 km mesafede yer alan Pembe Kayalar ise mutlaka ziyaret edebileceğiniz bir doğa harikasıdır. Buradaki butik otellerde istediğiniz kadar konaklayabilir, denizin ve doğanın tadını çıkarabilirsiniz. 'yı görebilirsiniz. İstanbul'a 275 km mesafede yer alan Enes oldukça kolay bir ulaşıma sahiptir. İstanbullular özellikle yaz aylarında Ege'ye gidemediklerinde burayı yoğun olarak tercih ederler. Ulaşımı kolay olan ilçede daha çok pansiyon hizmeti vardır. Küçük ama şirin konaklama yerlerinde güzel bir tatil geçirebilirsiniz. Ayrıca her yıl geleneksel olarak ağustos ayında Erikli'de yapılan Trakya Rock Festivali'ne katılabilirsiniz. Enez hakkında detaylı bilgi için Tıklayınız! il merkezine bağlı olan ve bir sahil kasabası Kumbağ İstanbul'a en yakın tatil yerleri arasındadır ve tatilciler tarafından sıklıkla tercih edilir. Denizin ve güneşin tadını çıkarabileceğiniz bu sahilde, kalabileceğiniz çok sayıda otel ve pansiyon bulunur. Ayrıca burada Rumlardan kalan eski şarap evini de ziyaret edebilirsiniz. Gece hayatı da arayan tatilciler Kumbağ'ı mutlaka tercih edebilir. uzantısında bulunan adalardan bir tanesidir. İstanbul'dan deniz otobüsüyle 2.5 saatlik bir yolculuk sonunda adaya ulaşabilirsiniz. İstanbullular tarafından denizi ve kumsalıyla yoğun olarak tercih edilen adalardan biridir. Adada birbirinden temiz koylar, altın rengi kumsallar bulunur. Adada görebileceğiniz tarihi yerlerle birlikte kalabileceğiniz oteller ve pansiyonlar hizmet verir. Kışın oldukça az bir nüfusa sahip ada, yaz aylarında her an doludur ve sabaha kadar eğlencenin sürdüğü az bilinen bir eğlence merkezidir. Halkın \"Şarap Adası\" dediği Avşa, Akdeniz tatil beldeleriyle kıyaslanabilecek bir eğlence anlayışına sahiptir. ilçesinde yer alan Güneyli köyü, Saros Körfezi'nin berrak sularını barındıran bir tatil noktasıdır. Çanakkale gözünüzü korkutmasın, çünkü Güneyli köyü, İstanbul'a ortalama 3.5 saatlik bir yolculuk mesafesindedir. Burada yaz aylarının tadını çıkarabileceğiniz ve sakinliğin huzurunu yaşayabileceğiniz pansiyonlarda konaklayabileceğinizi unutmayın. Özellikle çocuklu aileler burada çok rahat edebilir. Son yıllarda fiyatlarda biraz artış olsa da Güneyli hala Ege kıyılarında tatil yapılabilecek bir saklı cennet olarak tatilcileri bekliyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/783-adiyamanda-ne-yenir-adiyamandaki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": "Adıyaman'ın meşhur yemekleri; oldukça çeşitli lezzetlerle harmanlanarak yapılmasının yanı sıra, her kategoriye mensup yemeklerden de oluşmaktadır. Tarih boyunca farklı kültürlere ev sahipliği yapmasının en büyük avantajı, Adıyaman'ın yemek kültüründe görülmektedir. İçerisine nohut, dövme, patlıcan ve soğan gibi besinler koyulur. Fakat meyir çorbasının esas malzemesi yoğurttur. Kıvam olarak koyu bir kıvamı vardır ve bir kasesi bile oldukça doyurucudur. Bu yüzden meyir çorbası yiyecek olan kişiler genelde peşine ya daha hafif bir yemek yerler ya da başka bir yemeği yemeye ihtiyaç duymazlar. Kuşbaşı kuzu eti, dana kıyma, nohut, bulgur gibi malzemeler ile yapılan bir yemektir. Yemeğe adını veren yarpuz; bir çeşit nanedir. Üstelik yemeğe çok hoş bir aroma katar. Sulu bir yemektir. Adıyamanlılar özellikle misafirleri geleceği zaman veya sofraları kalabalık olacağı zaman yarpuzlu köfte yapmayı tercih ederler. Adıyamanlıların kültürümüze kazandırdıkları bir yiyecektir. Günümüzde birçok şehirde hatta dünyanın birçok yerinde yapılabiliyor olmasına karşın; Adıyaman'da yapılan çiğ köftenin tadı bir başkadır. Adıyamanlılar çiğ köfteyi biraz daha acı yaparlar ve bu yüzden yanında bir içecekle daha iyi gider. Özellikle ayran ya da şalgam ile beraber tüketilir. Hamurlu bir yiyecektir. Bakıldığında kavurmalı bir pide gibi gözükse de iç harcında oldukça yöresel baharatlar kullanılır. Bol kavurmalı ve çeşit çeşit baharatlı bir harcın, hamur ile buluşmasıdır. Adıyamanlılar kavurmalı hitap yaptıklarında, bu yiyeceği mutlaka komşularına da ikram ederler. Hamur açmayı bildikten sonra, evde de kolaylıkla yapılabilecek bir yiyecektir. Adıyaman yemekleri genelde et ağırlıklı olarak bilinse de, sebze ağırlıklı beslenmeyi tercih edenler için de harika bir yöresel yemeği vardır. Adıyaman tavası; patlıcan, domates, biber, soğan, sarımsak ve tercihe göre eklenebilecek birçok sebze ile pişirilir. Ayrıca içerisine kuzu eti de katılır. Genelde büyük tava veya tepsilerde sunum yapılır. Doyurucu bir yemektir. Her ne kadar bilinen yaprak sarması gibi dursa da sunum şekli de sarmanın kendisi de alışılmış yaprak sarmasından farklıdır. Yaprak sarmasında bulgurlu bir iç harç kullanılır. Yaprak sarmasının küçük ve ince sarılması gerekmektedir. Yaprak sarmaları sarıldıktan sonra pişirilir. Fakat bu haliyle servis edilmez. Üzerine yoğurt ve sos dökülüp, öyle servis edilir. Normalde nohut yemeğinin ya da kuzu kavurmanın yanında pilav tüketenler vardır. Buhara pilavı ise; bu yemeklerin hepsinin tek bir tabakta toplanmış halidir. Pilavın üzeri nohut ve kuzu kavurma ile kaplanır. Ayrıca Adıyaman yemeklerinin olmazsa olmazı olan baharatlar da eklenir ve öyle servis edilir. Genelde buhara pilavının yanında ayran içilmesi tavsiye edilir. Adıyaman'ın köftesi, diğer yerlerin köftelerinden biraz farklıdır. Közlenmiş ve sapları çıkarılmamış patlıcanların kıyma ile sarılması ile elde edilir. Sarma işleminde kullanılan kıyma dana ve kuzu eti karışımıdır. Bu şekilde olması kıymayı daha lezzetli bir hale getirir. Patlıcanlar sarıldıktan sonra fırında pişirilir ve öyle servis edilir. Her ne kadar ünü Adıyaman sınırlarını aşmış olsa da, Adıyaman'da yapılan içli köfte diğer yerlerdekine göre daha lezzetlidir. Bulgur ve irmik ile hamur hazırlanır. Kıyma, soğan ve maydanoz ile iç harç hazırlanır. Hamurun içi oyularak bu iç harç hamurun içerisine koyulur ve o şekilde pişirilir. Oldukça hafif ve rahatlatıcı bir salatadır. Semizotu ile yapılır. Salata şeklinde yapılabildiği gibi cacık ve yemek şeklinde de yapılabilir. Salata olarak yapıldığında ise bol limon koyulur. Turgut Reis Mahallesinde bulunan bir mekandır. Açık ayranı, Adana kebabı ve kuşbaşı kebabı özellikle tercih edilir. Fiyatları uygundur. Ufak bir yer olmasına rağmen oldukça temizdir ve çalışanları da servis konusunda hızlıdır. Adıyaman Kalesi'ne çok yakındır. Tost ve taze sıkılmış meyve suyu sevenlerin tercih edeceği bir mekandır. Tarihi bir yere yakın olmasından dolayı, şehre gelen turistlerin sıklıkla tercih ettiği bir yerdir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/784-mehmet-emin-tokadi-turbesi.html", "text": "\"İyilikte mükafat, kötülükte hazan var\" sözü ile hatırlanan Mehmet Emin Tokadi, miladi 1664 doğumlu. İsminden sonra gelen nispetten de anlaşılacağı üzere kendisi Tokatlıdır. İlim tahsilinin ilk demlerini memleketinde geçirir. Bir müddet sonra yolunu İstanbul'a düşürür. Şeyhülislam Mirzazade Mehmet Efendi'den uzun süre ders alır. Yedikuleli Hattat Abdullah Efendi'den hat sanatını öğrenir. Bu arada reisülküttap makamında katiplik vazifesi alır. Bu makam, o vakitler Dışişleri Bakanlığı kurulmadan önce dış politikanın yürütüldüğü yerdir. Mekke'de İmam-ı Rabbani Hazretleri'nin oğlunun talebesine talebe olur, yani Ahmet Yekdes Cüryani'ye. Olay şöyle anlatılır: Mehmet Emin Tokadi Hazretleri, ilk günü Kabe'yi tavaf ve ziyaretle geçirir. Ertesi gün sabah namazını kıldıktan sonra mübarek bir zatın, talebeleriyle Harem-i Şerifte sohbet ettiğini görünce, oturup dinlemeye koyulur. Sohbetten sonra dinlediği zat ona hitaben: \"Hoş geldin Emin Efendi!\" der. Bu karşılaşmadan sonra gönlü ısınır, cilalanır ve Tokadi, asıl hocasına kavuşmuş olur. Üç sene derslerine ve sohbetlerine devam edip tasavvufta kemale erer. Ardından bir kere daha İstanbul günleri... Buradaki beş senesi talebelere ders vermekle geçer. Daha sonra Ahmed Yekdest Hazretleri'nin halifesi Muhammed Kumul Efendi ile birlikte oldukça önemli bir Kudüs ziyaret var hayatında. Bu seyahati sırasında hadis alimlerinden Ahmed Nahli Mekki'den, hadis ilminde icazet alır. Kudüs'te bir sene kaldıktan sonra Mekke'ye geri döner. Bu arada Muhammed Kumul Efendi, Mekke suyollarının tamiri vazifesini yürütüyor, Mehmed Emin Tokadi Efendi de katiplik yapıyordur. Birlikte Medine'ye giderek, Darüssaade ağası Hacı Beşir Ağa ile tanışırlar. Tokadi Hazretleri'nin 1705 senesinde İstanbul'a dönerek Şehzade Camii'nde dersler vermesi, yavaş yavaş tanınmasına vesile olur. Davetlere icabet eder; Habeşistan, Kudüs, Mekke ve Medine'ye ara ara yine gider, ama 1717'de yeniden İstanbul'a döner. Önce Eyüp Sultan Hazretleri'nin, sonra da Peygamber Efendimizin türbedarlığını yapar. Ahir ömründe ise vefat edeceği 1745 senesine kadar İstanbul'da yaşar. Etrafına geniş bir talebe halkası birikir. Bürokrasiden de bağlıları vardır. Ali İzzet ve Yeğen Mehmet Paşalar gibi sadrazamlar her fırsatta onun yanı başındadırlar örneğin. İstanbul sokaklarını adımlar, alemi seyrederek halkı Hakk'a davet eder. Her sene vasiyetini yazarak insanlara yaşadıkları hayatın geçiciliğine hatırlatmada bulunur. Son vasiyetinde ise İstanbul'a ilk geldiğinde kaldığı yere gömülmek ister, yani Piri Paşa Medresesi'nin avlusuna. 81 yıl ömür süren hazretin üç kere Hızır Aleyhisselam ile görüştüğü rivayet edilir; ilki Kabe'de, İkincisi Mısır'da, son defa da Fatih Camii'nde. Hurda Teferruat/MeraklısınaHacı Beşir Ağa, ünlü harem ağalarındandır. Muhtemelen 17. yüzyıl ortalarında doğar. Küçük yaşta bir zenci köle olarak İstanbul'a getirilir ve Kızlarağası Yapraksız Ali Ağa'nın yanında yetişir. Zamanla padişah musahibliğine yükselen Beşir Ağa 1705'te saray hazinedarı da olur. 1713'te zamanın Darüssaade Ağası Süleyman Ağa ile birlikte önce Kıbrıs'ta, sonra da Mısır'da ikamete mecbur edilir. Daha sonra buradan Hicaz'a gönderilir ve şeyhülharemlik makamına tayin edilir. 1717'de İstanbul'a getirilerek Darüssaade Ağası olur. On üç yılı III. Ahmed, on altı yılı da I. Mahmud zamanında olmak üzere toplam yirmi dokuz yıl harem ağalığı görevinde bulunan Beşir Ağa, 3 Haziran 1746 tarihinde vefat eder. Türbesi Eyüp'te Eyüp Sultanın Türbesi'ne bitişik olan hazirededir. Mehmet Emin Tokadi Türbesi Nerede?Unkapanı'nın karşısında yer alan Zeyrek Yokuşu'ndan sağa doğru yol alın. Yokuş bittiğinde türbeyi görmüş olacaksınız."} {"url": "https://www.gezipedia.net/785-sereflikochisarda-gezilecek-yerler.html", "text": "çok sayıda gezi rotasına uğramanıza olanak tanır. MÖ 3000'li yıllara kadar uzanır. İlçe çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Ulaşım yolları üzerinde oluşu tarih boyunca istila edilmesine yol açmıştır. Özellikle Karamanoğulları hakimiyetinde ilçe ön plana çıkmıştır. arasında bazı tarihi mekanlar da bulunmaktadır. Şereflikoçhisar'ın en önemli yapısı olarak Alaaddin Camii göze çarpar. Yapım tarihine yönelik bir bilgi olmayan caminin Selçuklu döneminde yapıldığı mimari anlayışından ortaya çıkmaktadır. Caminin kapısında 1869 yılında konan bir kitabe neticesinde bu tarihte yenilendiği düşünülmektedir. Şehir merkezine bağlı Sarıkaya Mahallesi sınırlarında yer alan cami İslami sanat anlayışının Anadolu'daki iyi örneklerinden biridir. Cami günümüze kadar ulaşan sınırlı Selçuklu kültürüne ait eserler arasındadır. yerleşik yaşamla birlikte tarım, avcılık gibi sosyal olaylara tanıklık eden bir tarihi kenttir. İki höyükten meydana gelen kentin tarihi MÇ 7000'li yıllara kadar gitmektedir. Buradaki bölümlerde sosyal örgütlenmeyi ve yerleşim yaşama geçildiğini gösteren duvar resimleri, heykel ve sanatsal detayları inceleyebilirsiniz. Çatalhöyük 2000 yıldan fazladır kurulan köylerden kentsel hayata geçişin en önemli kanıtları arasındadır. günümüze kadar gelemeyen yapılar arasındadır. bulunduğu tepenin adı Kale tepesidir ve hemen yanındaki mahalle de Kale Mahallesidir. Ancak günümüzde kale duvarlarından döküldüğü tespit edilen çanak çömlek parçalarını görebilirsiniz. şehrin önemli ziyaret noktalarından biridir. Çok sayıda alime ev sahipliği yapan Ankara'nın önemli değerleri arasındadır. Ülkemizin Van Gölü'nden sonra en büyük ikinci gölüdür. Ayrıca en sığ gölümüzdür. Dünyadaki Lut Gölü'nden sonra %32.9 ile tuz oranı en yüksek gölüdür. Tuz kristallerinin etkileyici görüntüsü buz parıltısı gibi bir manzara ortaya koymaktadır. Ülkemizin tuz ihtiyacının %65'i buradan karşılanır. Ankara'ya geldiyseniz mutlaka buraya uğrayarak göl üzerinde çıplak ayakla yürümeli ve harika fotoğraflar çekilmelisiniz. Ayrıca burada yer alan işletmelerden mutlaka portakal suyunuzu alarak güneşin batışının güzelliğine şahit olmanızı öneriyoruz. Burası ilçenin en çok ziyaretçi çeken bölgesidir. Tuz Gölü hakkında ayrıntılı bilgi için Tıklayınız! Kızılırmak üzerinden 1953 ile 1959 yılları arasında yapılan baraj, akarsu yatağından 78 metre yüksekliktedir. Bu haliyle Türkiye'nin en büyük barajlarından biridir. En derin noktası 70 metre olan barajda çok sayıda kuş türü bulunur. Ayrıca Şereflikoçhisar Kaymakamlığı her yıl göl kısmında çok sayıda su etkinliği düzenlemektedir. 2004 yılında alınan Bakanlar Kurulu kararı ile bölge turizm merkezi olarak ilan edilmiş ve korumaya alınmıştır. Şereflikoçhisar'da her yıl geleneksel hale gelen uluslararası tuz festivali kapsamında bölgede çeşitli yarışma, etkinlik ve konserler düzenlenir. Her yıl dünyanın her yerinden insan bu etkinliğe katılmak için şehre gelir. - Ekir - Efelek Dolması - Kapama - Orman Kebabı bölgesinde yöre halkı tarafından yapılan el emeği ürünleri de satın alabilirsiniz. Burada tuz lambaları, doğal taşlar ve tuz bulabilirsiniz. 'ya gidecek olan ziyaretçiler mutlaka uğrayabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/786-trilyede-gezilecek-yerler.html", "text": "çok eski bir tarihe sahiptir. Misyalılar, Traklar, Antik Roma, Bizans günlerine şahit olan bu tarihi balıkçı kasabası 1330 yılında Osmanlı ile tanışmıştır.1963 yılında Zeytinbağı adını alan belde 2011 yılında yeniden aynı isimle yani Trilye olarak anılmaya başlamıştır. bakımından çok zengin bir kasabadır. Özellikle tarihi yapılar birçok kültüre ait izlerin günümüzde bile yaşamasını sağlamıştır. Bu yüzden ziyaretçiler bu küçük kasabada dolu dolu zaman geçirebilirler. İlk olarak Papaz okulu olarak hizmet veren bu yapı 1980'li yıllara kadar ilkokul binası olarak kullanılmıştır. Eski Kıbrıs Cumhurbaşkanı Makarios'un da eğitim gördüğü Papaz Okulu 1909 yılında neo klasik tarzı yansıtacak şekilde yapılmıştır. Kazım Karabekir'in 1924 yılında öksüz ve yetim yurduna çevirdiği bu yapı günümüzde biraz kötü bir haldedir. Yapının daha fazla zarar görmemesi adına çevresi bir tel örgüyle çevrilmiştir. daha çok ahşap ve kerpiç malzemeden yapılmış olup Bizans ve Rum mimarisini yansıtan bu evlerin büyük bir kısmı üç katlı olarak inşa edilmiştir. Trilye'de bulunan tarihi evlerin giriş katları ocaklık ve zeytin mahzeni olarak, ikinci katları ara kat ve üçüncü katları ise yüksek tavanlı olup oturma ve yatak odası olarak kullanılmaktadır. 1200'lü yıllarda yapılmıştır. Tarihte duvarlarında resim olan ilk kilise olmasıyla ünlüdür. Kilise Meryem Ana'ya adanmıştır. Bubilgi bazı el yazması metinlerden edinilmiştir. Bugün harap olan kilise avlusunda meyve ağaçları bulunur. duvar resimleri de restorasyon olmadığı için büyük zarar görmüştür. Günümüzde belediye tarafından kilit vurulan bu yapı, Fener Rum Patrikhanesi tarafından satın alınmıştır. Bu sebeple restore edilerek yeniden açılması bekleniyor. adıyla anılıyor. Kapısında ise Hicri 968, Miladi ise 1560 yazan bir Bizans sütunu bulunur. hemen yanında Yavuz Sultan Selim döneminde yapılan Osmanlı Hamamı bulunur. günümüzde ise kültür merkezi olmak için restore görmektedir. Hamamın yapım tarihi de ortalama 1500'lü yıllar olarak tahmin ediliyor. adını almıştır. 700'lü yıllarda yapıldığı tahmin edilen manastır ilk çiftlik olarak kullanılmıştır. Günümüzde ise duvarları ve 200 kiloluk giriş kapıları hala durmaktadır. , günümüzde kasabadaki en bakımlı yapılar arasındadır. alt katı taş, üst katları ise ahşaptır. Günümüzde ise restore edilmiş özel bir mülktür. Burayı ziyaret ederek Trilye evlerinin güzel bir örneğini görebilirsiniz. farklı seçenekleriyle hafta sonlarınıza iyi bir seçenek oluyor. vardır. Bu ağaç çok eski yıllardan beri burayı süsler. Sizler de burada kasaba meydanını, tarihi çınar ağacını ve eski evleri izleyebilirsiniz. bölgede yetişen zeytin ve diğer birçok ürünün İstanbul'a gönderildiği noktaydı. Bu eski limanı bugün ziyaret ederek tarihe tanıklık edebilirsiniz. olarak hizmet veriyor. Burada Türk mimarisine ait özellikleri ayrıntılı olarak inceleyebilirsiniz. Temmuz aylarında yapılmaktadır. Sizler de bu etkinliğe katarak zeytin tadımı yapabilir ve yapılan birçok etkinliğe katılarak güzel vakit geçirebilirsiniz. yöresine ait organik zeytin, zeytinyağı, turşu, salça ve reçel satın alabilirsiniz. Buradaki ürünlerin tamamı tarlalardan ve bahçelerden taze olarak toplanmaktadır. - Muhliye - Papules Salatası - Çipohorta salatası - Dakos - Yoğurtlu oğlak eti 'ya ise 430 km mesafede bulunur. Buraya karayoluyla ulaşım son derece basittir. Ayrıca buraya özellikle İstanbul'dan deniz yolu ile de kolayca ulaşabilirsiniz. İstanbul'dan araçsız olarak Mudanya merkezine deniz otobüsüyle, araçlı olarak feribotla gelebilirsiniz. Yenikapı'dan kalkan bu deniz otobüsleriyle Mudanya'ya geldikten sonra şehir içi dolmuşlarla Trilye'ye ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/787-karakoyde-gezilecek-yerler.html", "text": ", çok eski zamanlardan beri şehrin önemli semtlerinden biri olmuştur. Bugün gün içinde binlerce kişinin gerek turistik gerek alışveriş gerekse de vakit geçirmek için geldiği bu güzel semt sizlere birçok olanağı sağlar. Üstelik Haliç'in mükemmel dokusunu bu tarihi semtte görebilirsiniz. , Ceneviz, Bizans, Emeviler ve Osmanlı gibi birçok medeniyete dayanır. Dar sokaklarında her an tarihi bir yapı görebilirsiniz. Buraya ilk olarak yerleşen topluluk Karaim Yahudileri olarak bilinir. 700'lü yıllarda İstanbul'u almak için gelen Emevi ordusu burada 7 yıl boyunca halka acı çektirdiği için adının Karaköy olarak kaldığı rivayet edilir. bakımından oldukça geniş bir seçenek vardır. İstanbul'un en eski yerleşimlerinden biri olduğu için tarih boyunca pek çok yapıya sahip olmuştur. Bu yapıların önemli bir bölümü günümüze kadar gelmeyi başarmıştır. Osmanlı dönemine dayanan bu eski cami Mimar Sinan tarafından büyük Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa adına yapılmıştır. Günümüzde hala ibadete açıktır ve ziyaret edilebilir. Karaköy bir dönem Ceneviz yönetiminde kalmıştır. İtalyan koloni döneminden kalan Ceneviz Surları bugün büyük kısmı yıkılmış olsa da bir bölümü 1100'lü yıllardan beri hala ayaktadır. Burada yaşayan bir fakir ailenin kızı olduğu iddia edilen Saliha Sultan'ın burada testisini düşürüp kırmasıyla bir saraylı tarafından görülerek saraya aldırılması üzerine Saliha Sultan'ın bu çeşmeyi o günün anısına yaptırdığı bilinir. Karaköy Arap Camii, ara sokaklarda bulunur. Caminin çan kulesine benzeyen bir minaresi bulunur. Caminin Emeviler döneminde yapıldığı düşünülür. İstanbul'da ilk ezan bu camide okunmuştur. Ancak daha sonra cami Bizans tarafından kilise olmuştur. Fatih Sultan Mehmet İstanbul'u alınca burayı tekrar cami haline getirmiştir. Daha sonra İspanya'dan kaçan Emeviler buraya yerleşmiş ve tekrar bakımdan geçerek caminin adı Arap Camii olmuştur. Beyoğlu Karaköy'de yer alan Saint Pierre Kilisesi şehrin en önemli gezi noktalarından biridir.1228 yılında Dominikler tarafından yapılan kilise camiye döndürüldüğü için 1475 yılında Bisticia'nın yaptığı kiliseye geçildi. 1841 ile 43 yılları arasında da bu kilise yapıldı. Bu kilise San Pietro ve Paolo Kilisesi olarak da isimlendirilir. Buradaki mistik atmosfer her yıl binlerce ziyaretçi çeker. Bu cami Karaköy'deki Karantina Sokak'ta yer alır. Karaköy'ün geçmişten günümüze gelen en önemli yapılarından biri olan bu cami Tiberyos zamanında mabet olarak inşa edilmiştir. Araplar İstanbul'da 7 yıl boyunca kaldığı dönemde buraya şehitlerini gömmüşlerdir. Daha sonra da Osmanlı döneminde dört kapılı bir cami olarak yapılmıştır. tarihi yapıları arasında bulunan bu caminin yapıldığı yerde önceden Üçüncü Selim'in yaptırdığı Arabacılar Kışlası bulunur. Firuzağa yangınında kışlanın yanmasıyla birlikte İkinci Mahmut burada Nusretiye Camii'ni yaptırmıştır. 1826 yılında biten caminin mimarı Kriko Amira Balyan isimi bir kişidir. Bu yapı mimarisi ve içindeki derin detaylarıyla Karaköy semtinin önemli gezi noktaları arasındadır. Son dönemlerde yapılan tarihi yapılardan en önemlileri arasında olan Karaköy Palas, 1910'lı yıllarda Levanten Guilio Mongeri tarafından yapılmıştır. Yakın tarihin mimari özelliklerini barındıran bu yapı ilk olarak dört katlı planlanmıştır. Ancak üç ayrı kuruluş kullanacağı için yapısı değiştirilmiştir. Karaköy Palas'ın tüm cephelerinde bitki ve geometrik bezemeler vardır. Bunlar Bizans dönemini yansıtan ince işlemelerdir. Günümüzde hala bu yapı etkin olarak kullanılmaktadır. Osmanlı döneminin önemli askeri kişilerinden olan Kılıç Ali Paşa tarafından yaptırılmıştır. Bu hamam günümüzde tüm işlevini koruyan nadide yapılar arasındadır. Ünlü Kaptanı Derya Kılış Ali Paşa tarafından yaptırılan yapının mimarı Mimar Sinan'dır. Bu yapı görkemli bir kubbeye sahiptir ve 1583 yılında tamamlanmıştır. ülkemizin çağdaş sanat sergilerinin düzenlendiği ilk özel müze olma özelliğini taşır. ile ünlüdür. Bahar aylarında gerçekleşen bu festival kapsamında sokak etkinlikleri, konserler ve çeşitli organizasyonlar ile doyasıya eğlenebileceğiniz bir etkinliği katılabilirsiniz. olacaktır. Karaköy semti dünya mutfağının ülkemizdeki en güzel örneklerini barındıran mekanlara sahiptir. - Kabataş tramvay hattı direkt olarak Karaköy Köprüsü üzerinde geçer. Bununla Anadolu yakasından Karaköy'e nasıl gidilir 'dan kalkan vapurlar ve gemilerle buraya kolay bir çözüm yolu olacaktır. Buranın çeşitli ulaşım alternatifleri kolayca gelmenizi sağlar. Ancak kendi aracınızla gelmek isterseniz park sorunu yaşayabileceğinizi de hatırlatalım. İstanbul Karaköy semti hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık. Bu yazımızda Karaköy'de ne yapılır ve bu bölgeye yapacağınız seyahatleriniz için rehber niteliği taşıyacak Karaköy gezilecek yerler listesini yazarak; Karaköy nerede ve Karaköye nasıl gidilir sorularına yanıt verdik."} {"url": "https://www.gezipedia.net/788-bostancida-gezilecek-yerler.html", "text": ", İstanbul açısından önemli bir yerdir. Burası Anadolu tarafında sefere çıkan hükümdarın karşılandığı yer olarak bilinir. Bizans dönemine ait köşk ve benzeri yapılar olduğu yapılan kazılarda ortaya çıkmıştır. Ayrıca burada Atatürk'ün de sürekli ziyaret ettiği iki köşk bulunur. arasında önemli tarihi noktalar bulunur. Ayrıca buraya gelmişken Kadıköy'ü de gezebilirsiniz. Eski zamanlardan beri ününü korumuş bu semtte gezebileceğiniz bir çok yer vardır. 1912 ile 1913 yılları arasında yapılan Bostancı Vapur İskelesini planlayan mimar bilinmez. İskelede dört oda bulunur. Bu odalar personel odası ve bekleme salonu olarak kullanılır. iskelede Bursa kemerinin kullanılması ayrı bir karakteristik özellik katmıştır. Buradan adalara ve Avrupa yakasına giden vapurlarla seyahat edebilirsiniz. Bostancı gezilecek yerler arasında yakın bir bölgede bulunan bu cadde Kadıköy'ün en ünlü alışveriş caddesidir. Burayı ziyaret ederek trafiğe kapalı bu caddede güzel vakit geçirebilirsiniz. 1860 yılında yapılan Boğa Heykeli Kadıköy'ün simge yapılarındandır. Burası bölgedeki insanların buluşma noktası olarak ün yapmıştır. Bostancı'ya kadar gelmişken burayı da ziyaret edebilirsiniz. arasında Caddebostan Sahil, İstanbul'un sahillerinde vakit geçirmek isteyenler için mükemmel bir seçenektir. Burayı ziyaret edenler bisiklet turu yapabilir ve sahilde vakit geçireceği yeşillik alanları kullanabilir. Caddebostan sahil dünyanın en elit sahili olarak nitelendirilir. Burada özellikle hafta sonları sahilde oturmuş, spor yapan, basketbol oynayan, kitabını okuyan ve müzik etkinlikleri yapan binlerce insanı görebilirsiniz. İstanbul'un en rahat yerlerinden biridir. Bir dönem kullanıma kapatılmış olsa da yeniden aktif hale gelen plaj yaz aylarında İstanbul'da denize girebileceğiniz sayılı yerler arasındadır. İstanbul'da deniz, kum ve güneşin tadını çıkarmak için burayı tercih edebilirsiniz. olarak kullanılan köşk Sultan İkinci Abdülhamit zamanında Maarif Nazırı Antepli Münif Tahir Paşa tarafından İtalyan mimar Rozette'ye yaptırılmıştır. Burası Bostancı'da ziyaret edebileceğiniz müzelerden biridir. Bostancı'ya gittiğinizde mutlaka Bağdat Caddesi'ne giderek alışveriş yapmalı ve Caddebostan Sahil'de vakit geçirmelisiniz. Buradaki insanların rahatlığını gördüğünüzde sizler de burada yaşamak için can atabilirsiniz. Ayrıca buradaki barlar ve cafelerde güzel vakit geçirebilir. İstanbul'un en seçkin müzik gruplarını dinleme şansına erişebilirsiniz. 'den kalkan vapurlarla da Bostancı İskelesi'ne gidebilmeniz mümkündür. İstanbul Bostancı semti hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık. Bu yazımızda Bostancı'da ne yapılır ve bu bölgeye yapacağınız seyahatleriniz için rehber niteliği taşıyacak Bostancı gezilecek yerler listesini yazarak; Bostancı nerede ve Bostancı'ya nasıl gidilir sorularına yanıt verdik."} {"url": "https://www.gezipedia.net/789-trabzonda-ne-yenir-trabzondaki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": "denildiğinde öne çıkan yemekleri birlikte inceleyelim. Karalahana sarmasının Trabzon'daki adı pancardır. Karalahananın en lezzetli olduğu ve en gür yetiştiği topraklar, bu lezzetten çok çeşitli yemekler yapmışlardır. Bu lezzeti ortaya çıkarmak için öncelikle karalahanalar haşlanır. İçerisinde satır kıyması, pirinç, limon, baharat ve salça bulunduran iç hazırlandıktan sonra kavrulur, soğumaya bırakılır. Soğuyan iç, karalahanalara sarılır ve tencereye yerleştirilir. Sarmaların patlamaması için kısık ateşte pişirilerek servis yapılır. Servis öncesi üzerine yoğurt dökülebilir. Dilimizde yumuşak g ile başlayan sözcük olmaması nedeniyle bu şekilde yazılan yemeğin aslı ğuliyadır. Bu yemek, içerisinde karalahana, mısır yarması, Arnavut biberi, soğan, havuç, barbunya veya taze fasulye bulundurur. Mısır yarmalarının ve kullanılacak kuru baklagilin akşamdan ıslatılması gereklidir. Lahanalar yıkandıktan sonra doğranır ve haşlanır. İçerisinde fasulye, biber ve akşamdan ıslatılan mısır yarmaları atılır. Haşlama tamamlandıktan sonra su süzülür. Başka bir tavada soğanlar ince kıyılır, havuç ve çarliston biber ile iç yağda kavrulur. Yağa bir miktar sıvı yağ da ilave edilebilir. Karışıma haşlanmış malzemeler de eklenerek pişmeye bırakılır. Bundan sonra içine su konmaz. Yemeklerin yanında meze olarak kullanılabileceği gibi, ana yemek olarak da yapılabilir. Trabzon'a özgü tatlılardan olan kukuca, başta helva görünümünde olan, ancak yenince helvadan farklı olduğu anlaşılan yöresel bir tattır. Bal kabağının mısır ile ezilmesi sonucu ortaya çıkan tatlı, içerisinde bulunan süt ile besleyici özellik de kazanmaktadır. Balkabağının ezilmesinden sonra içerisine şeker ve süt eklenerek pişirilmesiyle yapılır. Sıcak servis edilen tatlı, üzerine bolca ceviz eklenerek misafirlere sunulur. Trabzon'un veganlar için harika bir mutfak olduğunun kanıtı bir yemektir. İçerisinde hayvansal hiçbir ürün ihtiva etmez. Bu yemeğe yeşil sebzeli pilav da diyebiliriz. İçerisinde pazı, pırasa, mısır yarması ve pirinç bulunduran yemek, doyurucu özelliği ile yiyenlerin hem gözüne hem midesine hitap eder. Bölgenin meşhur balık yemeklerine doğru yavaş yavaş yol almaktayız. Kefal ekşilemesi, özellikle mevsimi geldiğinde bolca tüketilen yöre yemeklerindendir. Buğulamaya çok benzemekle birlikte, içerisinde bolca limon ihtiva ettiği için ekşileme denmiştir. Yuvarlak şekilde kesilen kefaller, tepsinin dibine dizilir. Üzerine sırayla soğan, domates, biber ve bolca maydanoz serpilir. Yemeğe adını veren limonlar yuvarlak kesilerek en üste dizilir ve yemek fırına verilir. Ana yemek olarak tüketilir. Bu yemek de bölgenin önemli balık yemekleri arasında yerini almaktadır. Bu yemeği yapmak için palamutların etli olanlarını seçmek gerekir. Yemek, içerisinde bolca sarımsak bulundurur. Yemeğin yapımı şu şekildedir: İrice bir palamudun içi temizlenir. Yandan yarılarak yapılan temizleme işleminden sonra, maydanoz, piyazlık doğranmış soğan ve sarımsak ince ince kıyılıp bir kapta harmanlanır. İçi temizlenmiş palamudun içine doldurulur. Fırında veya ızgarada pişirilerek hazırlanan bu yemek, ana yemek olarak sıcak servis edilir. Adına börek dense de bir tür tatlı olan bu yemek, zahmeti ile nadir Trabzon yemeklerindendir. Bu tatlının şerbetinin hamurundan soğuk olması gerekeceğinden önce şerbet hazırlanmalıdır. Yeterli miktarda su ve şeker karıştırılıp yarım limon eşliğinde kaynatılır. Yumurta, sıvı yağ, süt, kabartma tozu ve un ile ele hafif yapışan bir hamur elde edilir. 6 parçaya ayırıp dinlenmeye bırakılır. 15 dakika dinlenmesi gereken hamuru bıraktıktan sonra, muhallebisi hazırlanmaya başlanır. Süt, un, yumurta ve şeker bir kapta çırpılıp ocağa alınır. Sürekli karıştırılarak kaynatılan muhallebi soğumaya bırakılır. Dinlenmeye bırakılan hamur alınarak ilk 3 parçası açılır. Önceden yağlanmış tepsiye dizilir. Üzerine hazırlanan muhallebi yayılır ve diğer 3 parça açılarak üzeri kapatılır. Az miktarda karabiber serpildikten sonra fırına verilir. Fırından çıkarıldıktan sonra 15 dakika dinlendirilen hamur, dilimlendikten sonra üzerine şerbeti dökülür. Bu tatlı ılık veya soğuk olarak, yanında dondurma veya kaymak ile servis edilebilmektedir. arasında en tanınmış olanlardan biridir. Birden fazla püf noktaya sahip yapımı ile gerçek bir maharet isteyen yemek, Karadenizlilerin en çok övündüğü lezzetlerdendir. Bu yemeği yapmak için öncelikle kullanılacak hamsileri iyice ayıklanmalı ve kılçıklarından temizlenmelidir. Pilava kokusunun sinmemesi için en az 20 dakika tuzlu limonlu suda bekletilmesi gereken hamsiler beklerken, pilavın yapımına geçilir. Kuş üzümleri içine su konarak bekletilir. Aynı şekilde pirinçler de tuzlu suda bekletilerek nişastadan arınması sağlanır. Tencereye konan tereyağı ile sıvı yağ karışımından sonra soğanlar eklenir. Soğanlar kavrulduktan sonra içerisine fıstık ve kuş üzümü eklenir. Karabiber, yenibahar ve tuz ile tatlanan karışıma pirinçler eklenir. Yeterince kaynar su konup pişmeye bırakılır. Pişince içerisine maydanoz eklenerek yağlanmış borcama alınmak üzere bekletilir. Yağlı borcamın alt tabanına hamsiler dizilir, üzerine hazırlanan pilav dökülür. Pilavın üzerine de tekrar hamsi dökülerek kapatılır. 180 derece fırında 20 dakika pişmeye bırakıldıktan sonra ana yemek olarak, sıcak servis edilir. Özellikle bakır tavada yapılan bu muhteşem lezzet, Trabzon'da kahvaltılarda da tüketilebilmektedir. Karadeniz'in güzide lezzetlerinden olan kuymak, mısır unu ile telli peynir, imansız peynir ve kaşar peyniri karıştırılarak yapılır. En güzel sonucu elde etmek için içine su yerine süt koymayı tercih edenler olduğu gibi, hellim peyniri ile yapanlar da çoğunluktadır. Bu lezzeti en güzel şekilde elde etmek için, bakır tava ısıtıldıktan sonra mısır unu ile tuz kavrulur. Hafif kızarınca içine süt eklenir. Topaklanmaması için karıştırılarak pişirilir. Bu aşama kullanılmasına karar verilen peynir eklenerek karıştırılır. Hellim, kaşar gibi eriyen peynirlerin kullanılması gerektiği unutulmamalıdır. Peynir eriyip yağı üste çıkınca ocak kapatılır. Kuymak hazırdır. Bu muhteşem Karadeniz lezzeti, kahvaltıda ya da günün herhangi bir saatinde yenebilir, sıcak veya ılık servis edilebilir. İçerisinde bulunan yağ ve erimiş peynirin donmaması gerektiğinden, soğuk servis edilmesi önerilmez. restoranı, aynı zamanda uygun fiyatları ve doyurucu porsiyonları ile ün salmıştır. Burada doymadan kalkmanız mümkün değildir. Yörenin seçkin lezzetlerine menüsünde yer veren mekan, aynı zamanda et türlerinin klasiklerine de menüsünde yer vermektedir. , sorusunun yanıtı olabilmek için çeşitlerini arttıran işletme, amacına ulaşmış görünüyor. Şu an Trabzon'daki en iyi pilavları burası yapıyor. : Özellikle pekmeze batırılmış simitleri ile meşhur mekan, kendisine simitleri konusunda yapılan tüm övgüleri hak etmektedir. Trabzon usulü çay ile birlikte burada yiyeceğiniz simidin tadı uzun süre damağınızda kalacak! Trabzon usulü çayın özelliği, oldukça demli ve içinde çay tortuları ile servis edilmesidir. Demli olmasına rağmen acı olmayan Trabzon çayı, içene farklı bir çay deneyimi sunar. Lalezar Pastanesi de, bu çayın hakkını en güzel verenlerdendir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/79-dogada-barinma-sekilleri.html", "text": "vb. gibi doğada hazır bulunan doğal yerlerde yapmıştır. Dinlenmek fiziksel sağlık kadar ruhsal ve psikolojik durumunuz için de çok önemlidir. Gelişen dünyada doğada barınmak için sert rüzgarlara, kar ve yağmura dayanıklı modern çadırlar da önemli barınma malzemesidir. Mağara ve kovuklar genellikle vahşi doğada hazır bulunurlar. Bunlar yarı açık mağaralar önüne bir set örülerek kapatılabilir. Bu, çalı çırpı olabildiği gibi taş ve çamur oluşumu bir malzeme de olabilir. Barınak olarak kullandığımız mağaranın içinin iyice incelenmesi gerekir. Bazı tehlikeli hayvanlar mağara ve kovuklarda bulunabilirler. Mağaranın girişi duruma göre bir şeyle kapatılabilir. Ateş mağaranın derinliklerinde yakılmalı, böylece dumanın dışarı çıkacağından ve mağaraya dolmayacağından emin olunmalıdır. Ateşin arkasına taştan ya da kütüklerden bir duvar örerek ısının mağara içine yansımasını da sağlayabiliriz. Bazen büyük kayalıkların altında oluşmuş oyuklar mükemmel birer doğal barınak görevi görebilmektedir. Ancak yapının sağlam olduğuna ve yerinden kımıldamayacağına da emin olunmalıdır. Ormanlık bir alanda ya da hazır bulunan kereste ve benzeri ağaç dallarından yapılan barınaklardır. Bazen de ormanlarda büyük ağaçların kovukları ve devrilen ağaçların oluşturduğu yaşam alanlarıdır. Bu tip barınakları inşa etmek gerekir yapımları zaman alabilir ve birkaç önemli ekipmana ihtiyaç duyulmaktadır. Testere, bağlantılar için sağlam bir ip, bıçak, vb. Ağaç barınaklar birçok çeşitte yapılabilir fakat en basit ve kolay olanlardan biri de sundurma tarzında olanıdır. Bu barınaklar yazın yağışsız havalarda oldukça kullanışlıdır. Sundurma barınakların üzeri ağaç dalları ile kapatılabileceği gibi bir naylon yardımıyla da örtülebilir. Ağaç barınaklarda ateş yakılmasına dikkat edilmelidir. Barınak birden alev alabilir ve kıvılcımlar tehlikeli olabilir. Ateş barınağın ön tarafında alevlerin erişemeyeceği yerde ve rüzgar önünde olmamalıdır. Çadırlar birçok özelliklerinden dolayı en çok kullanılan barınak malzemelerindendir. Çadırlar göreceli olarak kolay ve hızlı kurulur; rüzgar, fırtına ve dış etkenlerden sizi korur. Çadırlar 2 katmandan oluşan bir yapıdadır. Dış katman sizi yağmur ve fırtınadan korurken, iç katman sinek ve böceklerden korur. Çadırlar yapılarına göre yazlık ve kışlık diye ayrılırlar. Yazlık çadırlar daha basit ve dayanımları azdır, kışlık çadırlar ise daha sert rüzgarlara ve soğuk havalara dayanıklıdırlar. Çadırlar tek kişilik, 2 kişilik ve 3 kişilik hatta daha fazla kişilik olabilirler. Çadırların birçok farklı modeli bulunur. Tek direkli çadırlar, Anadolu'nun yaylalarında en çok kullanılan modeldir ve kurulumu çok basittir, alt zemini olmadığı için bir naylon yardımı ile desteklenmelidir. Kamp çadırlarının çoğu temel üçgen çadırın hatlarına sahiptir. Üçgen çadırlar neredeyse her bölgede kullanılabilir. Bunların merkezinde çatıyı oluşturan yatay bir direk bulunur ve her iki uçta bulunan direğin uzunluğu aynıdır. Ancak jeodezik kubbe çadırlar sağlam, hafif, kurulması ve toplanması çok kolay olan çadırlardır. Eğimli ve birbirine kilitlenen direkleri bu çadırları her koşula dayanıklı kılmaktadır. Orta Asya'da kullanılan Türkmen çadırlarının modernize olmuş şeklidir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/790-etilerde-gezilecek-yerler.html", "text": ", şehre gelen birçok turistin ve İstanbul sakinlerinin tercih ettiği bir semttir. Bulunduğu konum itibariyle her zaman gözde bir yer olmayı başaran bu semtte harika vakit geçirebilirsiniz. Günümüzde ise bu semt, İstanbul'un en zengin semtleri arasındadır. , İstanbul kadar eskidir. Tarihi çağlarda Roma, Bizans ve Osmanlı'ya ev sahipliği yapmıştır. Ancak bu dönemlerde yerleşim yeri olarak kullanılmamıştır. Son yıllarda öne çıktığı için tarihi olarak pek önemli bir olayla anılmaz. Burada ilk yerleşim Etiler Yapı Kooperatifi yönetiminden 1954 yılında yapılan 193 villa ile başlamıştır. Buradan sonra semtin adı Etiler olarak kalmıştır. anlamında tarihi yapı bulmak zordur. Bu semt İstanbul'un modern yüzüdür. Bu yüzden gezeceğiniz yerler daha çok modern yapılar olacaktır. Levent semtinden Etiler'e doğru ilerlerken meşhur Nispetiye Caddesi üzerinde bulunan bir alışveriş merkezidir. Bu yapı 18 Aralık 1993 yılında yapılan şehrin en büyük ve kapsamlı alışveriş merkezidir. İçinde dünyanın en ünlü mağazalarını barındıran bu yapının projesi Fatin Uran tarafından hazırlanmıştır. 4 katlı olan yapıda bir de 24 katlı bir rezidans vardır. 245 mağazaya ev sahipliği yapan Akmerkez, yılda 15 milyon civarında ziyaretçi alır. 1995 yılında Avrupa'nın en iyi Alışveriş Merkezi ve 1996 yılında ise Dünyanın en iyi Alışveriş Merkezi seçilmiştir. Bu konuda dünyada tektir. Ayrıca 2003 yılında önemli bir tadilattan geçerek günümüzdeki şeklini almıştır. İstanbul'un en göz alıcı manzaralarından birini barındıran bu park, İstanbul Boğazı'na tepeden bakma şansı verir. Etiler sınırlarında kalan bu doğal güzellik içindeki ağaçlarla ve hafta sonu yoğun kalabalığıyla şehrin en çok tercih edilen alanlarından birisi olma özelliğini taşıyor. Burada manzarayı izleyebilir, içindeki işletmelerde kahvaltı yapabilir, doğal ortamın tadını çıkarabilirsiniz. 'na doğru gittiğinizde demirlenen tekneler size güzel bir seyir zevki yaşatacaktır. arasında bulunan bu kasır Sultan 3. Selim tarafından 1700.2lü yıllarda yaptırılmıştır. Süleyman Efendi Köşkü olarak da bilinen bu yapı daha sonra restorasyon geçirerek günümüzdeki halini almıştır. Dik bir yokuşta bulunan Küçük Bebek sizlere Bebek Korusu ile İstanbul Boğazı'nın en güzel manzaralarından birini verir. Doğayla iç içe kalmak istiyorsanız burayı ziyaret edebilirsiniz. Beşiktaş Etiler'e mayıs ayında gidecekseniz birçok kurumun sponsorluğuyla düzenlenen Etiler Festivali'ne katılabilirsiniz. Bu etkinlik birçok konser ve yarışmayla katılmanız gereken eğlencelerin başında gelir. Etiler Nasuh Mahruki Müzesi'ne ev sahipliği yapar. Bu kişisel bir müzedir. Bunun dışında Beşiktaş semtindeki birçok müzeye buradan ulaşabilirsiniz. semti mağazaları ve parkları ile meşhurdur. Kıyafet için İstanbul'da bulunuyorsanız buradaki Akmerkez ve semtin sokaklarındaki dükkanlarda ülkemizdeki en özel konfeksiyon ürünlerini bulabilirsiniz. Ancak fiyatların diğer yerlere göre biraz daha fazla olduğunu da belirtelim. Dünyada hizmet veren büyük markaların mağazalarını Etiler'de bulmanız mümkündür. 'dan Beşiktaş ya da Kabataş iskelesine gelerek bu güzel semte ulaşmanız mümkündür. İstanbul Etiler mahallesi hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık. Bu yazımızda Etiler'de ne yapılır ve bu bölgeye yapacağınız seyahatleriniz için rehber niteliği taşıyacak Etiler gezilecek yerler listesini yazarak; Etiler nerede ve Etiler'e nasıl gidilir sorularına yanıt verdik."} {"url": "https://www.gezipedia.net/791-fransa-gezi-rehberi-fransada-gezilecek-yerler.html", "text": "Fransa gezi rehberi isimli bu yazımızda; Fransa'nın başkenti, Fransa'nın nüfusu ve Fransa vizesi nasıl alınır gibi Fransa hakkında bilgi bulabilir, Fransada gezilecek yerler listesi ile Fransa şehirleri hakkında tüm detayları öğrenebilirsiniz. ; günümüze gelen sanat eserleri, özgünlüğü ve çekiciliğiyle bilinen mimari anlayışıyla ve modern yaşam tarzıyla dünyanın en çok ziyaretçi alan ülkelerinden biridir. Fransa kıta bakımından tam bir Avrupa ülkesiyken İngiliz Kanalı'ndan başlayarak Akdeniz'e kadar uzanan topraklara sahiptir. ; tarihinden kültürüne, mimari anlayışından yaşam tarzına, mutfağından sosyal yaşamına birçok alanda dünyanın öncü ülkelerinden biridir. Sanatın, modanın ve aşkın simgesi olan ülkenin her tarafında geçmişe ışık tutan izleri bulmak mümkündür. Ayrıca 1789'da Fransız İhtilali ile dünyada iz bırakan bu önemli ülke; Akdeniz kıyılarındaki kumsalları, Alplerdeki kayak merkezleri ve sayısız gezi noktası ile her mevsim turist çekmeye aday. Yazımızın sonunda sizler de Fransa hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olabilecek ve gezeceğiniz yerler hakkında temel bilgileri öğreneceksiniz. ; mavi, beyaz ve kırmızı renklerden meydana gelir. Kırmızı kardeşliği, mavi renk özgürlüğü ve beyaz ise eşitliği temsil eder. , birçok ülkede hakimiyet kurmuştur. Günümüzde bu ülkelerde Fransa etkisi hala devam etmektedir. Fransa genel olarak düzlük olan bir ülkedir. İtalya sınırındaki Mont Blanc en yüksek noktasıdır. Ülkenin sınırları genel olarak dağlardan oluşan doğal sınırlardır. İsviçre ile Alp Dağları, İspanya ile Preneler doğal sınırdır. Ülkenin toprakları oldukça eski devirde oluştuğu için depreme son derece dayanıklıdır. Ülkenin önemli şehirlerinin içinde tüm Avrupa'da olduğu gibi nehirler geçer. Ancak başkent Paris ve çoğu bölge ovalardan meydana gelir. Fransa'da 3 farklı iklim tipi etkindir. Ülkenin batı bölümlerinde daha çok okyanus iklimi hakimdir. Bu iklim türünde her mevsim ılık, nemli, yağmurlu geçer. Batıdan gelen okyanus rüzgarları etkisiyle sürekli olarak ılıman bir iklim hakimdir. Kış mevsimi genelde yağışlıdır. Ülkenin güneydoğu bölümünde ise Akdeniz İklimi hakimdir. Bu bölgede yazlar sıcak ve kurak geçerken kışlar da ılık ve yağışlıdır. Kuzeydoğu bölgesinde ise yarı karasal iklim görülür. Bu bölgelerde yazlar sıcak kışlar soğuk ve biraz sert geçer. , merak eden kullanıcılar Avrupa haritasını ayrıntılı olarak inceleyebilir. , merak edenler ülkemizden gitmek için çeşitli alternatifleriniz bulabilirler. Türkiye'den Fransa'ya uçakla, arabayla ya da trenle ulaşabilirsiniz. Ancak gidiş sırasında transit vizelere dikkat etmeniz gerekir. Her ulaşım yolunun süresi değişir ve yükümlülükleri farklıdır. Fransa'ya ülkemizden başkent Paris ve diğer önemli şehirlere hem direkt olarak hem de aktarmalı olarak uçuşlar yapılmaktadır. Özellikle İstanbul, Ankara, Antalya, İzmir gibi büyük şehirlerden haftanın her günü yapılan uçak seferlerine bilet alabilirsiniz. Uçak yolculuk ortalama 3.5 ile 4.5 saat arasında sürmektedir. , sorusuna trenle ulaşım anlamında da bir alternatif vardır. Ülkemizden bir Avrupa ülkesine trenle gidebilmek için öncelikle Bulgaristan'a gitmelisiniz. Bulgaristan'ın başkenti Sofya'dan Avrupa içlerine kalkan tren seferleri ile Fransa'ya ulaşabilirsiniz. Fransa tren biletlerinizi RailEurope adlı firmadan satın alınabilir, Sofya'dan Bükreş ya da Budapeşte'ye tren seyahati yaptıktan sonra buralardan aktarmalı ve direkt olarak Fransa'nın başkenti Paris'e ulaşabilirsiniz. Genel olarak Sofya-Budapeşte-Zürih ya da Münih- Paris hattı Türkiye'den Fransa'ya trenle ulaşımda kullanılan rotadır. Fransa'ya çeşitli amaçlarla tatil için gidebilirsiniz. Ülkeye gidilecek en doğru zaman seyahat amacınıza göre değişir. Yaz turizmi için gidiyorsanız mayıs ayı ile eylül ayları arası Akdeniz kıyıları ideal seçim olacaktır. Pireneler ve Alpler üzerinde ise kış turizmi son derece canlıdır. Ocak ve şubat aylarında buralardaki tesislerde tatil yapabilirsiniz. Ülkeyi daha çok turistik amaçlı ziyarette bulunacaksanız nisan ile ekim ayları arasını tercih edebilirsiniz. Ayrıca Bordeaux şehrinin bağ bozumu şenliklerine eylül ve ekim ayları arasında katılabilirsiniz. için sunmanız gereken bazı evraklar bulunur. - Geçerli bir pasaport - Fransa vizesi başvuru formu - Daha önce kullandığınız pasaport asılları - Nüfus cüzdanı fotokopisi - Yetkili tarafından imzalı banka hesap hareketleri - 35x45 mm boyutlarında 2 tane biyometrik fotoğraf - Seyahat sağlık sigortası - Tam vukuatlı nüfus kayıt örneği - Vize talep dilekçesi - Ulaşım rezervasyon belgesi - Uçak bileti rezervasyonu Schengen Vizesi Nedir, Nasıl Alınır? Tüm Detaylar için TIKLAYINIZ! - Kabul edilmeyen vize ücreti iade edilmez. - Vize başvuru formuna kızlık soyadını yazmak zorunludur. - Pasaport verilme ve bitiş tarihi forumdaki bilgilerle uyumlu olmalıdır. - Başvuru formu tam ve eksiksiz doldurulmalıdır. - Nüfus cüzdan fotokopisi renkli taranmış olmalıdır. - Biyometrik fotoğraflarda oynama yapılmamalıdır. - Pasaportunuzda en az boş 2 sayfa olmalıdır. - Reşit olmayan kişilerin başvurusunu vasisi yürütebilir. Diğer milletlerden, vizeden muaf veya vize gereksinimi duyan kişilerin Fransa'da kalma sürelerinin dışında en az 3 ay pasaport sürelerinin olması şartıyla vize almaları, Ayrıca pasaportların son 10 yıl içerisinde alınmış olması gerekmektedir. Fransa'ya gittiğinizde ülke içi ulaşım için kara yolu, tren, uçak gibi çok sayıda zengin seçeneğiniz vardır. Sizler de rotanıza ve bütçenize göre istediğiniz yolla ülke içinde birçok noktaya ulaşabilirsiniz. Fransa'nın başkenti Paris ve diğer birçok şehrinde hava alanı vardır. Bu yüzden ülke içinde istediğiniz şehirler arasında uçakla ulaşım sağlayabilirsiniz. Bunun için önceden seferleri inceleyerek hiçbir artı belgeye ihtiyaç duymadan ülke içinde diğer şehirlere uçak yoluyla ulaşım sağlayabilirsiniz. Fransa'ya ulaştıktan sonra hava limanlarında ya da şehir merkezlerinde araba kiralama hizmeti alabilirsiniz. Bu işlem için bir sözleşme imzalayabilir ve arabayı kontrol ederek kiralayabilirsiniz. Kiralayacağınız araçlar büyük ihtimalle manuel vites tipli araçlardır. Bu yüzden ülkede araç kiralayacaksanız bu araçları kullanma deneyiminiz olması gerekir. Kısa süreyle kiralama yapacaksanız internetten fiyat karşılaştırması yaparak ortalama bir ücret bilgisi edinebilirsiniz. Kiraladığınız araçlar ile Fransa'nın her yerine sorunsuz olarak gidebilirsiniz. Fransa'da otostop için verimli bir ülkedir. Gezi sırasında bütçeniz azsa işlek ve araçların durmasına uygun yollarda bu deneyimi yaşayabilirsiniz. Duran kişiler genelde iyi niyetli olur ve sizden bir ücret istemez. Ayrıca Fransızca konuşabiliyorsanız otostop şansınız daha yüksektir. Ancak otoyollarda otostop yapmak yasalara aykırıdır. Buralarda polisler denetimler yapabilir. Bu yüzden yol girişleri sizin için verimli bekleme noktaları olabilir. Baş parmağınızı kaldırarak otostop çektiğinizi karşıdaki sürücülere anlatabilirsiniz. Ancak sonuç olarak bu yolla ulaşımın ülkede yasalara aykırı olduğunu belirtmekte fayda var. Fransa demir yolu ağı bakımından Avrupa'nın en gelişmiş ülkelerinden biridir. Çok sınırlı bölgeler dışında ülkenin her yerine trenle ulaşım vardır. Ancak uzun mesafe yolculukları yapacaksanız mutlaka rezervasyonu önceden yaptırmanız gerekir. Anlık olarak bilet bulmak sizin için zor olabilir. Ayrıca zamanınız varsa hızlı olmayan trenlerle ülkenin manzarasını seyrederek yolculuk yapabilirsiniz. rezervasyon işlemlerinizi birinci sınıf ve ikinci sınıf olarak yapabilirsiniz. Birinci sınıf konforlu ve yolcu sayısı az olurken diğer sınıfta yarı yarıya bilet bulabilir ve daha kalabalık bir ortamda seyahat edebilirsiniz. Ülkede taksiyle ulaşım yapma şansınız da bulunur. Ancak dikkat etmeniz gereken bazı noktalar vardır. Ülkede bir taksi en çok 9 yolcu alır. Üzerindeki TAXI paneli yeşil yanıyorsa müsait, kırmızı yanıyorsa doludur. Taksi durağına giderek ulaşmak istediğiniz noktalar arasında kolayca ulaşımı sonlandırabilirsiniz. Kırsal bölgelerde taksi bulmak daha zor olacaktır. Ayrıca taksi duraklarını arayarak rezervasyon da yaptırabilirsiniz. Rezervasyonsuz taksiye binerseniz araca bindiğiniz an taksimetre çalışır. Rezervasyonlu yolculuklarda ise taksimetre sizi aldığı noktada çalışmaya başlar. Taksi şoförü sizden 4 ile 7 Euro arasında bir rezervasyon adına ek ücret talep edebilir. Paris'te şehir dışına bir rezervasyon yaparsanız taksimetre önceden çalışabilir. Bu izin yasal olarak taksicilere verilmiştir. Tüm taksilerde taksimetre olması şarttır. Paris'te taksiler 3 farklı tarifeye göre ücretlendirilir. Hafta içi A tipi, geceleri B, hafta sonları ise C tarifesi söz konusudur. Taksimetrede kullanılan tarife ayrıntılı olarak belirtilir. Taksi şoförleri sizin önceden kabul etmeniz koşuluyla bagaj eki, evcil hayvan eki, tren istasyonu ya da hava alanı gibi ek ücretler ekleyebilir. Bu ekleme bilgi sayfasında açık şekilde belirtilmelidir. Taksimetredeki tutar şoförün sizden alabileceği en yüksek tutardır. Bu yüzden daha azına pazarlık yapabilirsiniz. Fransa içinde otobüsle ulaşım da son derece yaygındır. İstediğiniz şehirler arasında ve diğer Avrupa ülkelerine Megabus ve Ouibus gibi firmalarla ya da yerel servislerle ulaşabilirsiniz. Yerli Fransızca biletlerle otobüse binme hakkı elde edebilirsiniz. Yerel servis biletleri daha uygun fiyatlı olur ve şehirler arası biletler sadece bölge servislerinde bulunabilir. \"Metropolitan Fransa\" ana toprak üzerinde Korsika'da dahil olmak üzere 12 yönetimsel bölgeyi kapsamaktadır. Diğer bir deyiş ile Avrupa içindeki tüm Fransız topraklarını kapsamaktadır. Bunlar ülkenin aşağıda sıralanan denizaşırı bölgelerinden ayrı olan bölgeleridir. 96 şehrin, yönetimsel bölgenin bir sonraki seviyesine, üçte ikisi bir nehirden sonra isimlendirilmekte ve diğer bölgeler ise dağ ve orman gibi farklı bir doğal özellikten sonra isimlendirilmektedir. Auvergne-Rhone-Alpes: Fransız kayakçılığının evidir. Geniş bir volkanik alan ve de şahane Lyon şehri. Bourgogne-Franche-Comte: Ortaçağa ait tonlarca tarih, hoşunuza gidebilecek doğal manzaralar ve Bordo şarabı. Bretonya: Fransız olduğu kadar da aynı zamanda Kelt olan ve engebeli batı yarımadasına sahip olan bölge. Centre-Val de Loire: Büyük ölçüde tarımsal ve antik bir bölgedir. Loire Nehri boyunca nehir vadileri ve tarihi kentleri içermektedir. Korsika: Napoleon'un doğduğu yerdir. Akdeniz'de bulunan ve İtalyan etkisinde olan bir subtropikal adadır. |Grand-Est: Avrupa'nın daha geniş olduğu ve Fransız kültürü ile birleştiği ilginç sonuçlara sebebiyet veren bir bölgedir. |Hauts-de-France: Dünya Savaşları'nın olduğu ve ağır sanayiye ait olarak yükseliş ve düşüşlerin yaşandığı ve de ağır izler bırakan bir bölgedir. |Normandiya: Bazı Fransızların en ünlü cazibe merkezlerinden birisidir. Mont Saint-Michel, D-Day plajları ve Claude Monet'in evini de kapsamaktadır. |Nouvelle-Aquitaine: En geniş Fransız bölgesidir. Uyumlu bütünlükten ziyade daha çok etkileyici karşıtlıkları ile bilinmektedir. |Occitanie: Güneye doğru ve Pirene Dağları'nın Akdeniz'e döküldüğü bir bölgedir. |Pays de la Loire: Loire Vadisi ile Vendee Bölgesi'nin alt kısmında Atlantik kıyısı üzerinde bulunan bölgedir. |Provence-Alpes-Cote d'Azur: Kaçırılmaması gereken Fransız Rivierası, Marsilya, Avignon ve Camargue gibi yerleri kapsayan bölgedir. ve Fransız Güney Toprakları da dahil olmaktadır. Dünyanın çevresine dağılmış çok fazla denizaşırı bölge ve topraklar ile birlikte Fransa gerçekte 12 zaman dilimini kapsamaktadır. Bu herhangi bir ülkeden daha fazla olmaktadır. Ama Metropol Fransa'nın tamamı Orta Avrupa Saati'ni kullanmaktadır. Kışın UTC+01:00 zaman dilimi, yazın ise UTC+02:00 zaman dilimi kullanılmaktadır. Gezginlerin ilgisini çeken çok sayıda şehre sahip olan Fransa'ya ait 96 adet şehrin hepsini yazmıyoruz tabii ki ama aşağıda sizler için en çok dikkat çeken ve ziyaret edilen şehirlerden bir liste oluşturduk. aşağıda temel bir listeyle sizleri bekliyor. Fransa'nın en simge yapısı olarak tarihe geçen bu kule, Fransız Devrimi'nin yüzüncü yılı anısına yaptırılmıştır. 130 yaşına gelen bu yapı açıldığından beri 200 milyondan fazla insanın ziyaretine mazhar olmuştur. Her yıl ortalama 7 milyon insanın ziyaret ettiği bu yapı 1887 yılında açılmıştır. Bu yapı şehrin göbeğindeki meydanda bulunmaktadır. Yapıldığında kaldırılması planlanan kule, bugün tüm ihtişamıyla Fransa'nın simgelerinden olmaya devam etmektedir. Seine Nehri üstündeki küçük bir adada yer alan katedral büyüklüğüyle göz doldurur. Roma-Gotik karışımı bir mimari anlayışa sahip olan yapıda; görkemli süslemeler, pencereler, vitraylar ve sahip olduğu sanat eserleri mutlaka görülmelidir. Paris'te bulunan bu yapı son zamanlarda bir tadilatta yangın görmüştür. Ancak hiçbir esere zarar gelmemiştir. Burası aynı anda 9 bin ziyaretçiyi barındırabilir. arasında 73 bin metrekare alanıyla dünyanın en büyük müzesi olarak bilinir. Bu müzede 350 binin üzerinde eser vardır. Müzeyi Salı günleri hariç 09.00 ila 18.00 arasında ziyaret edebilirsiniz. Çarşamba günleri ise 21.45'e kadar açıktır. Bu yapı Paris'teki simge yapılardandır. Burası şehrin ünlülerine ev sahipliği yapan bir anıttır. Ancak daha önce kilise olarak da kullanılmıştır. Bu yapı 1744 yılında gut hastalığını yenen Azize Genevieve anısına yaptırılmıştır. Bu yapı adını Fransa'nın eski başkanından alır. 1977 yılında hizmete açılan yapı başkent Paris'in tam kalbinde modern bir sanat merkezi yaratma isteği üzerine doğmuştur. Bu eşsiz yapının mimarları Richard Rogers ve Renzo Piano'dur. Bu yapı Paris'in Ressamlar Tepesi olarak anılan Montmartre'de bulunur. Ayrıca bazilika ülkenin önemli tarihi ve dini yapıları arasındadır. 1900'lerin başında açılan bu yapı çok eski bir tarihe sahip olmasa da ziyaretçilerini etkileyen bir mekandır. Buranın ayrı bir özelliği ise Sacre Coeur Bazilikası yanındaki eşsiz Paris manzarasıdır. Bu yapı inşa edilirken kullanan taşların bir özelliği de kendini temizlemesidir. Bu yüzden buraya \"Kendi kendini temizleyen kilise\" gibi isimler verilmiştir. sırasında bu şirin bölgeye mutlaka uğramanızı tavsiye ederiz. Burası Nice şehrinde renkli panjurlara ve güzel bir balkona sahip evlerle çevrili semt pazarıdır. Burada her salı ve pazar günleri arasında dünyanın en ünlü çiçek pazarlarından biri kurulurken her pazartesi de Brocante alı bit pazarı kurulur. Bu güzel pazarda taze çiçek, antika eşya, Provence sabunları, parfüm, taze ürünler, yerel lezzetler, Artizanal sosisleri ve hediyelik eşya gibi onlarca ürünü bulabilirsiniz. arasında bulunan bu meydanda Nice şehrinin efsanevi sokak sanatçılar canlı performanslarını sergiler ve etrafında onlarca kafe ve restoran bulunur. Şehrin en ünlü turisti meydanı tramvay durağı sayesinde çok erişilebilir bir noktadadır. Ayrıca bu meydanda şehrin birçok turistik noktasına kalkan şehir içi gezi etkinliklerine katılma şansı yakalayabilirsiniz. Bu bölge şehrin birçok noktasından görülebilen şehrin kalbi olan eski limandır. Marsilya şehrinde kısa bir gezinti yapmak isteyen ve şehrin atmosferini tatmak isteyen ziyaretçiler bu tarihi limanı ziyaret edebilir. Limanın rıhtımından bar, cafe, balık lokantası ve butik dükkanlar güzel vakit geçirmenizi sağlayacaktır. Fransa'da Marsilya şehrini gezecekseniz 1527 yılında yapılan şato olan bu yapıyı gezebilirsiniz. Eski limanın oldukça yakınında yer alan şato, bir dönem cezaevi olarak da kullanılmıştır. Ayrıca Monte Kristo Kontu romanı için bu şatonun ilham kaynağı olduğu biliniyor. Burası Fransa'nın Alcatraz'ı olarak adlandırılıyor. Neo-Roma ve Bizans mimarisinin anlayışını yansıtan bu katedral 1800'lü yıllarda Fransa'da yapılan tek katedral olma özelliğine sahiptir. Beyaz mermerleri ve kırmızı ile yeşil taşları kullanarak dekore edilmesi, kubbeli bir tasarıma sahip olması ve dekoratif ince mozaik işçiliği oldukça ilgi çekici olmasını sağlıyor. Marsilya şehrini ziyaret edecekseniz bu güzel yapıyı da es geçmeyin. Bu kilise ismini 1100'lü yıllarda yapılan Meryem Ana heykelinden alır. 1200'lü yıllarda Gotik tarzda yapılan bu yapı 1999 yılında bir tadilat geçirmiştir. Sydney Opera Evi mimarı Peter Rice tarafından yapılan yapı estetik bir kilise görmek isteyen herkesi Lille şehrinde bekliyor. Ülkedeki en kapsamlı ve ilgi çekçi ikinci güzel sanatlar müzesi olarak bilinir. Bina 1800'lü yıllarda yapılmış ve Lille şehrinin en güzel örnekleridir. Müzede 650 üzerinde Avrupa kökenli sanatçıya ait eserler vardır. Lille şehri kapılarından 3 tane vardır. Bu yapılar İspanyol işgali sonrasında yapılmıştır. Tren istasyonu yakınlarında yer alan kapılar Arnavut kaldırımı olan sokaklara, şık restoranlara ev sahipliği yapan caddelerde bulunur. Üç kapı da farklı mimari özellikleri barındıran yapılardır. Burası Lille şehrinin en yoğun meydanlarından biridir. Burası 1000 ile 1100 yılları arasında buğday pazarı olarak yapılmıştır. Günümüzde şehrin en ünlü kafe ve restoranlarını barındırır. Ayrıca çevresindeki tarihi binalar mutlaka görülmeye değerdir. listesinin üst sıralarında olan ve Bordeaux şehir merkezinde yer alan bu bazilika Unesco Kültür Mirası listesinde yer alır. Romanesk stili mimarisiyle bu türün dünyadaki seçkin örneklerindendir. Ayrıca 1000'li yıllarda inşa edilen bu yapıya daha sonra yapılan eklemelerle Gotik stil de kazandırılmıştır. Bu yüzden Saint Seurin Bazilikası farklı mimari anlayışların bir karışımını yansıtıyor. Bu ibadethanenin şapelleri, koro bölmesi, rölyefleri ve duvar resimleri tarihe meraklı olan kullanıcıları kendine çekiyor. arasında önemli bir yeri olan Bordeaux şehrinin önemli merkezlerinden biri olan St. Pierre bölgesi Garonne Nehri'nin üzerindeki St. Pierre Köprüsü ile meşhurdur. Köprü zamanının mühendislik harikası olarak 1821 yılında tamamlanmıştır. 17 kemere sahip bu köprü Garonne Nehri üzerine kurulan ilk köprüdür. Zamanında da dünyanın en büyük köprülerinden bir olma özelliğini taşıyan yapının çevresindeki kafe ve restoranlar her zaman ziyaretçi akınına uğramaktadır. Fransa'da tatiller genel olarak ağustos ayında yapılıyor. Yani bu ayda turistik bölgeler ziyarete açık olur ancak küçük işletmelerin bir kısmı kapalıdır. Ancak turistik bölgelerde tatil zamanlarında da çoğu yer açıktır. Kırsal alanlarda kalan gezi noktaları turistik mevsim dışında daha kısıtlı çalışma saatiyle hizmet verir. Ayrıca Fransa'da nisan ayında Paskalya; mayısta işçi bayramı, 1945 Ateşkes ve yükseliş günü;haziran ayında beyaz Pazar, beyaz pazartesi; temmuz ayında ulusal gün; ağustos ayında varsayım günü; kasım ayında tüm azizler günü, ateşkes günü; aralık ayında ise Noel günü resmi tatillerdir. 1948 yılından beri Nice kentinde yapılmaktadır. Bu etkinlik dünya çapında yapılan ilk caz festivalidir. sizleri de kendine çekecek birçok etkinlikle yıl içinde sizleri bekliyor. dünyanın en ilgi çekici mutfaklarından biridir. Genelde büyük şehirlerdeki restoranlarda ülkeye özgü birçok lezzeti kolayca tadabilirsiniz. Mekanlar genelde uygun fiyatlı ve standart hale getirilmiş menülere yer verir. Ülkede iyi yemek yiyebilmek için biraz daha yüksek ücret ödemeniz gerekir. Unutamayacağınız bir yemeği yerel halkın yaptığı yerlerde yiyebilirsiniz. Bazı köyler ve küçük şehirler içinde mükemmel lezzetleri barındırır. Paris'te Çin, Vietnam ve Tayland gibi mutfaklara sahip restoranlara rastlayabilirsiniz. Bunlar küçük şehirlerde pek görülmez. Ayrıca pek çok yerde İtalyan restoranlarını da bulabilirsiniz. Ayrıca ülkede yoğun bir fast food kültürü vardır. Ülkede yemek yediğinizde vergiler ve hizmet bedeli faturaya eklenir. Fransızlar aldığı hizmetten memnun olduğunu belirtmek için bir ya da iki madeni para bırakarak mekandan ayrılır. Mekanlarda kahve en son ikram edilir. Yemek sırasında isterseniz garip karşılanacaktır. Ayrıca restoranlar öğle ve akşam yemeklerinde yıl boyu açık değildir. Bu yüzden açılış saati ve günlerini araştırmanız gerekir. Öğle yemeğinde müşteri kabul eden yerler 13.30'a kadar müşteri alırlar. Akşam yemeği 19.30'da başlayarak 21.30'da sona erer. Cumartesi ve Pazar günleri sadece turistik bölgelerde açık restoran bulunabilir. Ülkede gerekçeli bir sebep olmadıkça restoranların sizi geri çevirmesi yasalara aykırıdır. Gerekçeli bir sebep olmadan sizi uzaklaştıran restoranlar 1500 Euro para cezasına çarptırılır. Ayrıca ırk, din, aile durumu ve engel durumunuza bağlı olarak geri çevrilirseniz restoran sahibi 30 bin Euro para cezası ve 2 yıl hapis alır. Ülkedeki restoranlar sizde tuvaleti kullanmak için kanunlara göre ücret isteyemez. Bir restoranda yiyecek ve hizmetten memnun olmadığınız durumda görevlilerle konuşabilirsiniz. Yasalar kapsamında size taze, sıcak olmayan ve menü açıklamasına uymayan gelen yemekler gelmezse yeni bir ürün getirilmesi gerekir. - Soupe a l'oignon - Boeuf bourguignon - Flamiche - Confit de canard - Salade nicoise - Ratatouille - Tarte tatin Fransa'da dini duyguları belli etmek çok nadir olur. Bu yüzden de sizden de bunu istemezler. Yani ülkede din ya da kişisel meseleleri belli etmek kaba olarak algılanır. Ülkede Hristiyanlık gelişmiş olsa da sömürge zamanlarından gelen Müslümanların oranı da son derece yüksektir. Ayrıca ülkede belli bir kesimde Yahudilik inançları da bulunur. Ayrıca belli bir inanışı olmayan deist ve ateist oranı da son derece yüksektir. Ancak Fransa'da laiklik önemli bir yere sahip olduğu için din sosyal hayatın belirleyicisi değildi. Hatta kamuya açık alanlarda dinini ortaya çıkaran insanlara karşı olumsuz bir tavır takınılabilir. Bu yüzden mutlaka sizler de dini anlayışınızı hoşgörü içinde özgürce yaşamalısınız. Fransa'da konaklama olanakları çok çeşitlidir. Ülkede her bütçeye uygun olacak konaklama alternatiflerini bulabilirsiniz. Bunun için önceden bir araştırma yapabilir ve kalacağınız yere rezervasyon yapabilirsiniz. Fransa'da 1 ile 5 yıldız arasında farklı konsepte sahip oteller bulunur. Fiyatlar da konaklama ve yere göre farklılık gösterebilir. Ayrıca özel etkinlikler ve turizm sezonunda fiyatlar değişiklik gösterir. Şehir merkezlerinde ve tren istasyonlarına yakın olan oteller genel olarak küçüktür. Büyük oteller şehir dışında bulunur. Ayrıca kara yolları ve şehir girişlerinden moteller de hizmet verir. Bu motellerde ATM makinesi bulabilir ve kredi kartınızı kullanarak odanıza girmek için bir kod alabilirsiniz. Ülkenin kırsal alanları, kasabalar ve şehirlerin bazı bölgelerinde pansiyonlar hizmet verir. Bu konaklama merkezleri gece bazında ücretlendirilir. Ayrıca buralarda kahvaltı yasalar gereği fiyata dahil edilir. Gites adı verilen tatil evleri olan pansiyon tipleri ise mutfak da dahil olarak kiralanabilir. Ancak bunlar şehirlerin yakınlarında çok az bir orandadır. Bu yapılara internetten önceden ulaşabilirsiniz. Bazı pansiyonlar ise yüzme havuzlu küçük villalar şeklinde hizmet vermektedir. Ülkede pansiyonlar genel olarak İngiliz ve Hollandalılar tarafından işletilir. Bu işletmelere ulaşmak için gite hizmeti sağlayan çok sayıda aracı web sitesinden bu yerlere ulaşabilirsiniz. Ülkede kamp oldukça yaygın bir faaliyettir. Kamp yerleri şehirlerden uzak bölgelerde yer alır. Ayrıca tüm kamp bölgelerinde duş ve tuvalet imkanı vardır. Ayrıca bazılarında bar, restoran, self servis çamaşırhane, yüzme havuzu, bisiklet kiralama gibi imkanlar vardır. Kıyı bölgelerinde yer alan üç ya da dört yıldızlı kamp yerleri temmuz ve ağustos aylarında önceden rezervasyon yapılarak gidilmelidir. Ancak kırsal bölgelerde turistik merkezler dışında yer bulabilirsiniz. Ayrıca küçük kasabalarda belediyelerin kamp alanları vardır. Buralara e posta ve telefon yoluyla ulaşarak ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz. Ülkede ormanlık alan, milli park, halka açık yol, deniz kıyısı, doğal site, korunan anıt çevresi, yerel yasaların yasakladığı yerlerde ve sahibinden izin alınmayan özel mülklerde kamp yapmak yasaktır. Fransa'da elektrik 220 ile 230 V 50 Hz olarak kullanılır. Eski cihazlarda Alman tipi CEE 7/4 fişleri kullanılırken bu prizler topraklama pimine uygun değildir. Ancak modern cihazlarda daha çok CEE 7/5 çıkışına uygun fiş kullanılır. Bu yüzden 230 V 50 Hz kullanan diğer ülkelerden gelen yolcular fiş adaptörü kullanmalıdır. Ayrıca bilgisayarla bağlanmadan önce cihazların voltaj değer plakaları incelenirse daha yerine olur. Ülkemizde de cihazlar 50 Hz ile çalışır. Bu yüzden Fransa'da elektrik kullanımı ülkemizle aynı doğrultudadır. Bu konuda Türk ziyaretçiler bir sıkıntı yaşamayacaklardır. Fransa'nın resmi dili Fransızcadır. Ancak bu dilde söyleyiş ve yerel kelimelerde bölgelere göre farklılık vardır. Ayrıca geçmişte Almanya eline geçen Alsas Loren bölgesinde Alsatian isimli bir Alman lehçesi konuşulur. Genel olarak ülkede Fransızca dili hakimdir ve turistler bölgesel dillerle pek karşılaşmazlar. Ülkede mutlaka metrik birimleri kullanmanızda fayda vardır. Fransızlar kibar bir millettir. Bu yüzden kibar olmayan kişilere soğuk tepkide bulunabilirler. Ayrıca restoranlara gittiğinizde içerideki müşterilerin sizi karşıladığını görebilirsiniz. Ülkede bonjour gibi bazı Fransızca kibar kelime öbekleriyle konuşmaya başlamayanlara olumsuz tepki verilebilir. çok kültürlü bir ülkedir. Bu yüzden Afrika dilleri, Arapça, Çince, Vietnamca gibi dillerde konuşulur. Ancak genel olarak Fransızca ortak anlaşma dilidir. Avrupa Birliği, Avrupa Ekonomik Bölgesi ve İsviçre vatandaşları dışındaki ülkelerden çalışmak için gelen kişiler Fransa çalışma vizesi almalıdır. Bu vize oturma vizesi verilmeden önce alınmalıdır. Bu durum işvereniniz tarafından organize edilir. Ancak ülkede çalışma izni almak için öncelikle bir iş sözleşmesine sahip olmanız gerekir. almalıdır. Bu vize başvurusu sırasında Fransız Konsolosluğuna sunulur.90 günden uzun kalacaksanız da oturum izni vizesi olan uzun süreli vizeye başvuru yapmanız gerekir. Ayrıca sizinle ailenizden biri gelecekse refakatçi aile üyesi prosedürüne uygun başvuru yapılmalıdır. Büyük bir şehirde iş bulmak genç gezginler için oldukça kolaydır. Mesela buralarda İngilizce dersi, çocuk bakıcılığı gibi birçok iş yapabilirsiniz. Ayrıca ülkeye özgü iş arama motorundan da birçok iş bulabilirsiniz. İş ararken İngilizce konuşmak size büyük avantaj sağlar. Özellikle turistik bölgelerde İngilizce bilen çalışan bulmak biraz zor olabiliyor. Fransa'da iş bulma işlemleri daha çok kişisel başvurularla yapılır. Bir yerde çalışan bir tanıdığınız varsa şansınız biraz daha artacaktır. Ülkede yaşanan acil durumları 17 numarasına ücretsiz bildirebilirsiniz. Kolluk kuvvetleri küçük yerlere bakarken Ulusal polisler ve belediye polisi şehirlere bakar. Ülkede yabancılara ve turistlere karşı büyük bir hoşgörü vardır. Bu yüzden şiddet suçu oldukça az görülür. Ama yankesici, hırsız ve para kapma olayları yaşanabilir. Şehir içi ve bazı banliyö bölgeleri her zaman güvenlidir. Ancak büyük şehirde uzak durmanız gereken yerler olabilir. Bazı bölgelerde gençlik çeteleri faaliyet gösterebilir. Ancak bu durumlar turistik bölgelere uzaktır. Daha fakir olan banliyö bölgelerinden suç daha yüksek olabilir. Ancak burada Kuzey Afrika kökenliler yaşar ve burada ırkçı bir söylem sizi sıkıntıya sokabilir. Size sahte dilekçeler imzalatabilir ve bu yolla para isteyebilirler. Bu tarz organizasyonlardan uzak durmanızı tavsiye ederiz. Ülkede gezerken yanınızda kimlik belgesi taşımanız daha yerinde olur. Rastgele kontrol çok nadir olsa da bazı durumlarda kimliğe ihtiyaç duyabilirsiniz. Terör olayların son dönemde artmasına bağlı olarak metro, tren ve hava alanlarında devriye gezen polis ve askerleri görebilirsiniz. Şüpheli davranışlarda sizden kimlik isteyen bir görevli olabilir. Ülkede tehlikede olan birine yardım teklifi yapmamak yasalara aykırıdır. Bir kaza durumunda mutlaka ilgili yerlere bunu bildirmek zorundasınız. Ancak yardım sizi tehlikeye atacaksa bu zorunluluktan muaf olabilirsiniz. Ülkede eş cinsel evlilik yasaldır. LGBT toplulukları en küçük yerleşim yerlerinde bile vardır. Ülkede sağlık standardı çok yüksektir. Eczaneler genel olarak yeşil bir haçla belirtilir. Belli ilaçlar reçetesiz olarak alınabilir. Hap gibi oral kontraseptifler ilaçlar doktor reçetesiyle verilir. Süpermarketlerde prezervatif, bandaj, dezenfektan ve küçük tıbbi ürünler satılmaktadır. Tedaviyi serbest çalışan doktor, klinik ve hastanelerden sağlayabilirsiniz. Avrupa Birliği ülkelerinin büyük bir kısmı doktor ve cerrahlarda ek ücret uygulaması yaparlar. Ancak ülkeye gelen turistler mutlaka hastane masraflarını sağlayan seyahat sağlık sigortası yaptırılmalıdır. Hastanelerde acil servisler 7 gün 24 saat hizmet verir. 112 burada da Avrupa standardında acil durum numarasıdır. Bu numara da ülkemizde olduğu gibi ücretsizdir. Fransa'da halk genelde basittir. Bu yüzden genelde düz cevaplar alırsınız. Olumsuz bir geri bildirim olduğunda bunu size direkt olarak sunacaklardır. Yani görüşler burada açıkça kötü de olsa belirtilir. Yeri geldiğinde kendilerini de eleştirebilirler. Ülkede mahremiyet çok önemlidir. Bir kişinin yaşı, kişisel sorunları gibi özel şeyleri yakın olmayan birinin sorması kaba sayılır. Ayrıca insanlar kişisel yaşamlarını ve işlerini birbirinden ayırır. Fransa halkı genel olarak tanımadıkları kişilere karşı soğuk ve yüzeyseldir. Sizinle tam tanışmadan samimiyet kurmaktan kaçınırlar. Yumrukla ilgili bir şaka anlatmak iyi karşılanmaz. Bu yüzden bunun dışındaki yaşam deneyimlerinizi paylaşmaya özen göstermelisiniz. Ülkede insanlar halka açık yerlerde sessiz ve samimi bir şekilde iletişim kurar. Bu yüzden yüksek sesle konuşanlardan hoşlanmazlar. Ayrıca garsonlara karşı biraz bahşiş bırakmak ülkede yaygın bir saygınlık belirtisidir. Ülkede dil milliyetçiliği çok yaygındır. Bu yüzden de Fransızca konuştuğunuzda size daha samimi davranacaklardır. İngilizce konuşan insanlardan biraz uzak durabilirler. Fransızlar her yere zamanında gitmekle övünürler. Bu yüzden de planlanan bir etkinliğe ya da yere mutlaka zamanında gidin. Aksi halde özür dileyerek durumu anlatmanızı bekleyeceklerdir. Biri sizi evine davet ettiyse küçük bir hediye almanız hoşlarına gidecektir. Ayrıca ev sahipleri evi dolaşma isteğinizi kaba davranış olarak sayacaklardır. Bu yüzden böyle bir istekte bulunmayın. Yemek sırasında telefonu masada bırakmak kaba bir davranıştır. Fransa halkı beklemenin saygınlık arttıran bir davranış olduğuna inanırlar. Bu yüzden restoranlarda sabırlı olmanız yerinde olur. Ayrıca dışarıda yemek yerken vatandaşlar iş hakkında yapılan sohbetlerden hoşlanmazlar. Çünkü yemek Fransızlar için özel geçirilen bir vakittir ve bu vakitlerinde işi bir kenara bırakırlar. Ülkede bir haberi yakından takip etmiyorsanız ve tartışmalara katılıyorsanız sizleri bilgisiz olarak nitelendirirler. Bu yüzden iç siyaset konusunda tartışmaya girmeyiniz. Ayrıca oyunu hangi adaya verdiğini sormak ülkede büyük bir kabalık kabul edilir. Ayrıca ülkede dini duygulara ait reklam yapmak kesinlikle iyi karşılanmaz. Bu yüzden din özel ve özgürdür. Herkesi kendi anlayışı içinde bırakmanızda fayda vardır. Fransız halkı sahip olduklarınız konusunda bir övünmenizden hoşlanmazlar. Ülkede maaş tartışması ya da birinin finansal durumu hakkında soru sormak son derece garip karşılanır. Bu konularda mutlaka dikkat etmenizde fayda vardır. Acil durumlar için ülkede 112 numarası kullanılır. Ancak Fransızca konuşamayanlar için tıbbi yardım 15, polis 17, yangın ve kurtarma için 18 numarası aranmalıdır. Bu aramalar her telefondan ücretsiz olarak yapılmaktadır. Ülkedeki tüm numaralar on hanelidir. İlk iki hane 01 Paris, 02 Kuzeybatı, 03 Kuzeydoğu, 04 güneydoğu, 05 güneybatı, 06 cep telefonları kullanılır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/792-mitolojik-cennette-cilgin-bir-tatile-hazirlanin-yunan-adalari-turu-gemisi-sizi-bekliyor.html", "text": "ile keşfediyor. Baharda romantik günlerin, yazı en parlak güneş ışığıyla karşılamanın adresi Yunan Adaları, sıradaki tatili sıra dışı deneyimlerle geçirmeniz için sizi bekliyor. Prontotour Yunan Adaları turları ise enerjinizi adaların tazeliği ve denizden esen rüzgarlarla yenilemeniz için en güzel rotaları sizin için belirliyor. Hem deniz hem kültür dolu Yunan Adaları gemi turu, sonsuza uzanan koylar, bembeyaz kumsallarla kartpostal manzaraları yakalamak için bütün lüksü ve konforuyla harekete hazır. Siz de hazırsanız hafifleyin ve Yunan Adaları'nın doyumsuz tadını Prototour ile çıkarın. Santorini elbette balayı tatillerinin en gözde rotalarından biri. Tatilin konsepti her seyahatte değişse de Santorini, antik dönemdeki volkanik patlamaların oluşturduğu sıra dışı coğrafyası, mavi beyaz evlerin süslediği çiçek kokulu sokaklarıyla Yunan Adaları turunun vazgeçilmez adresi oluyor. Volkanik kumlarla kaplı plajlarında güneşlenmenin keyfine eşlik eden balık menülü öğle yemeklerinin keyfini Santorini'de çıkarmak için Caldera'ya düzenlenen tekne turuna katılabilir, akşamüstünü şirin cafelerde kahvenizi yudumlayarak karşılayabilirsiniz. Santorini'de zaman dursa da siz durmak istemezseniz Fira'daki hediyelik eşya dükkanlarından alışveriş yapabilir, mücevherlerin ihtişamına, el işçiliğinin sanatla buluşmasına tanık olabilirsiniz. Gündüz yüklenen enerjinin doruğa ulaştığı çılgın partiler ise Yunan Adaları turunun rotasını Mykonos'a çeviriyor. Hareketli gece hayatının merkezi olan adada geleneksel Yunan taverna gecelerine katılabilir, müziğin sesinin dalga seslerine karıştığı partilerde sınırsız eğlenceyi sabaha bağlayabilirsiniz. Mykanos günleri ise sayısı on beşi bulan plajlarda, begonvillerin gölgesinde ya da Hora çarşısında geçiyor. Özgürlükler adası Mykonos, Prontotour'un konforlu gemileriyle çıkacağınız yolculukla başlayan, deneyimli rehberler eşliğinde keşfedilmeyi bekleyen yeni cennetiniz olmayı fazlasıyla hak ediyor. Yurt dışında planladığınız ilk tatilin Yunan Adaları turuyla olması, tanıdık kültürlerde farklı deneyimler yaşamanız için en güzel başlangıçlardan biri olabilir. Üstelik Yunan Adaları turu vizesiz seyahatin rahatlığıyla birleşerek, yurt dışına çıkmayı kolay, konforlu ve ekonomik bir hale getiriyor. Bu avantajla tercih edeceğiniz bir Yunan Adaları turu için ihtiyacınız olan tek şey pasaportunuz ve hafiflemeye hazır tatil ruhunuz. Geleneksel Yunan mimarisiyle ziyaretçilerini kucaklayan bir tatil beklentiniz varsa Midilli Adası'nın atmosferini mutlaka yaşamalısınız. Bu adada, dilerseniz kalabalık plajlarda cıvıl cıvıl bir tatil yapabilir, dilerseniz huzurlu bir sessizlik vadeden köylerde yürüyüşe çıkabilirsiniz. Yunan şairi Sappho'nun memleketi Midilli, kiliseleri, turistik mağazaları ve zeytin ağaçlarıyla Yunan Adaları turunun en huzurlu köşelerinden biri. En parlak fotoğrafların çekildiği Sisam'da yaz güneşini yakalamanın yolu, Kuşadası'ndan hareket eden ve sadece bir buçuk saat sonra adaya ulaşan bir Prontotour teknesinden geçiyor. Kısa ama keyifli yolculuğunuz sizi Sisam'ın kollarına bıraktığında sahil boyunu kaplayan cafelerde bir hoş geldin molası verebilirsiniz. Tatil havasını içinize çekeceğiniz dar sokaklar keşif ruhunu canlandırdığında, Hera Tapınağı ve Eupalinos Tüneli'nde tarihe uzanan bir yürüyüşe çıkabilirsiniz. Yunan Adaları turunda deniz, güneş, kum geleneğini en güzel plajlarıyla yaşatan Rodos ise geleneksel Yunan eğlenceleriyle ada gecelerine ışıltısını bırakıyor. Yılın 300 günü güneş alan Rodos'ta, tarihi yerleri görmek, Yunan mutfağının en taze lezzetleriyle tanışmak ve yaz güneşini doyasıya depolamak için Yunan Adaları turu 2019 yılında da gezginlerini bekliyor. Yunan Adaları'nda yel değirmenlerinin eşlik ettiği en güzel kareleri yakalamak, pırıl pırıl plajlarda güneşlenmek ve taptaze deniz mahsulleriyle donatılmış sofralarda taverna müziklerinin coşkusuna katılmak için Prontotour Yunan Adaları turunda yerinizi hemen alabilirsiniz. tecrübesiyle yaşamak, Yunan Adalarını konforlu bir konaklamayla keşfetmek için Prontotour'un fırsatlarla dolu bu tatil davetini kaçırmayın."} {"url": "https://www.gezipedia.net/793-kefkende-gezilecek-yerler.html", "text": ", denizi, çam ormanları ile görüşmeye değer bir mekandır. Bölge amatör sualtı avcıları içinde farklı olanaklar sunmaktadır. Büyük balık üretim istasyonları da bulunmakta, bu nedenle balıkçılığın en çok geliştiği merkezlerin başında gelmektedir. , kaynaklara göre MÖ 3000'li yıllara kadar uzanır. Buranın ilk yerleşik kavimleri Sitler'dir. Roma kralı Sezar Pontus devletini yenilgiye uğratarak bölgeyi Bizans hakimiyetine sokmuştur. Daha sonra Orhan Bey döneminde Akçakoca Bey tarafından Osmanlı idaresine geçmiştir. Birinci Dünya Savaşında İngiliz işgali gören şehir 1921 Ağustos'ta düşman işgalinden kurtulmuştur. İlginç oluşumları, tepeleri, farklı yeryüzü şekilleri ve doğası ile İstanbul'a en yakın tatil yerlerden biri olan Kefken'de gezilecek yerler büyük şehirlerin yorgunluğunu atmak için çok iyi bir seçenektir. İstanbul'dan doğrudan otobüsler ile Kandıra otogarına ulaşım bulunmakta ve Kefken sahiline ulaşabileceğiniz dolmuşlarla çok pratik bir ulaşım sağlanması mümkün olmaktadır. Özellikle Kocaeli ve Sakarya'da oturanların hafta sonu uğrak alanıdır. Halk Plajı Kefken Limanında bulunuyor. Bunun yanında daha az kalabalıkta yüzmek isteyenler yeşil koy ya da midye koyunu tercih edebilir. Kefken'e gelip mutlaka balık menülerini tatmalısınız. Palamut, kalkan ve çinekop gibi balıklar en lezzetli menüleri oluşturmaktadır. Kefken'e gelmişken çilek ve ıspanak gibi meyve- sebzeler içerisinde hormonsuz doğal ürünler bulabilme imkanımız olacaktır. Karadeniz'de insanların yaşadığı tek adadır. Ayrıca ada birinci derece sit alanı olarak koruma altındadır. Ada Bizans, Hellenistik ve Roma kültürlerine ait pek çok kalıntı bulunmaktadır. Tatilinizde keyifli keşifler yapmak için ada gezisi çok iyi bir alternatiftir. Tarihe de eşlik eden kefken pembe kayalar Cebeci'ye 1 km mesafede bulunuyor. Anadolu Hisarı ve Sultanahmet Camii için bu alanda kayalar kesilerek tuğla haline getirilmiş ve bu şekilde kullanılmıştır. Pembe kayaların yapısı çok ilginçtir. Bu nedenle bölgeye gelen turistler tarafından yoğun ilgi görüyor. Bu kayalar manzarasına doyum olmayan bir doğanın içerisinde yer alıyor. Bu muhteşem doğada unutulmaz kareler yakalayabilirsiniz. Pembe kayalar su içerisinde yumuşak olurken dışarı çiktiginda sertleşmektedir. Osmanlı Döneminde pek çok mimari yapıda bu taşlar kullanılmıştır. Taşlar dikdörtgen şeklinde kesilerek deniz yolu ile taşınmıştır. Karadeniz sahili olsa da Karadeniz'in azgın dalgalarından pek etkilenmemektedir. Rüzgar almayan bir koy olduğu için çokça tercih edilmektedir. Kerpe'nin en önemli özelligi ise 150 metreye kadar sığ denizi olmasıdır. Kerpe tüm bu özellikleri ile bölgenin tek doğal limanı konumundadır. Merhum Başbakanlarımızdan olan Nihat Erim'den ismini alan bu tepe, şehre kuşbakışı seyredebileceğiniz harika bir yerdir. Özellikle gün batımında bu alanda keyifli vakitler geçirebilirsiniz. Bu alanda Kocaeli Kefken'de yapılacak aktiviteler arasında bu doğal güzellikleri kuşbakışı izlemek huzur verecektir. Çektiginiz fotoğraflarda mercanlar bile görülebilir. Bu harika manzara için Kumcağız'dan yürüyerek 5 dakika da çıkabilirsiniz. , su ürünleri kooperatifi tarafından gerçekleştirilir. Sizler de bir Karadeniz sahil kasabasının iklimine şahit olmak istiyorsanız bu etkinliğe katılabilirsiniz. Kefken bir balıkçı kasabası olduğu için Kefken'de ne yenir diye merak ediyorsanız, yıl içinde burada küçük balıkçı lokantalarında birçok balık çeşidini yiyebilirsiniz. Bunun dışında özel yöresel bir yemeği yoktur. Kefken'in manda sütünden yapılan ve diğer yoğurtlara göre daha katı ve lezzetli olan Kandıra yoğurdu meşhurdur. Mutlaka bu yoğurttan tatmadan şehirden dönmemelisiniz. 'ya 360 km olduğunu bilmelisiniz. Şehre uzak bir yerden hava yoluyla gelecekseniz İstanbul Sabiha Gökçen Hava limanı ve DHİM Kocaeli Cengiz Topel Havalananına uçarak bu şirin kasabaya ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/794-almanya-gezi-rehberi-almanyada-gezilecek-yerler.html", "text": "Almanya gezi rehberi isimli bu yazımızda; Almanya'nın başkenti, Almanya nüfusu ve Almanya vize işlemleri gibi Almanya hakkında bilgi bulabilir, Almanya'da gezilecek yerler listesi ile Almanya şehirleri hakkında tüm detayları öğrenebilirsiniz. Almanya sanayisi ile tüm dünyada iz bırakmış bir ülkedir. Bunun dışında Almanya Ortaçağ zamanını yansıtan mükemmel kasabaları, tarihe iz bırakan meydanları ve engin dağlarda yer alan mükemmel şatoları, yemyeşil yapısıyla her gezginin görmesi gereken güzel bir ülke. Dünyanın en gelişmiş birkaç sanayisinden biri olan ülke dünyadaki en büyük üçüncü ulusal ekonomi konumundadır. Ayrıca coğrafi konum olarak da Avrupa'nın tam kalbinde yer alıyor. Ülke geçmişte oldukça fazla göçmen kabul ettiği için farklı kültürleri barındıran bir yerdir. Burada göçmen olarak yaşayan topluluğun önemli bir bölümü de Türklerdir. Bu yüzden Almanya'da her an Türkçe konuşan birilerini bulmanız sizi şaşırtmayacaktır. Bir ucundan bir ucu 640 km uzunluğa sahip bu ülke büyük bir coğrafyaya sahiptir. Kuzeyinde Kuzey Denizi ve Baltık Denizi, güneyinde ise Alpler bulunur. edinerek ayrıntılı bir gezi planı çıkarabilirsiniz. Almanya bayrağı, yatay siyah, kırmızı ve sarı renklerden oluşur. Bu renkler beraberlik, hak ve özgürlük anlamına gelir. Almanya topraklarına ilk olarak Keltler ve bazı Germen kavimler Kavimler Göçü sonucunda gelmiştir. Ortaçağ'da Slavlar da karışarak bu topluluklarla birlikte Alman halkının kökenidir. Ülke tarihinin başlangıcı Charemagne İmparatorluğuna dayanır. Daha sonra Kutsal Roma Germen İmparatorluğu bu ülkenin temellerinden biri olmuştur. Avrupa'nın en önemli olaylarının belirleyici olan bir süreçtir. O dönemden günümüze birçok yenilik kalmıştır. Ülkenin güneyinde Alp Dağları, kuzeyinde Kuzey Denizi ve Baltık Denizi bulunur. Avrupa'nın en büyük nehirleri Ren, Tuna ve Elba sınırlarından geçer. Almanya büyük bölümü ormanlık bir alanla kaplıdır. Ülkede orman satın alıp belli şartlarla oraya bakabilirsiniz. Resmi adı Almanya Federal Cumhuriyeti olan ülke 16 eyalettir. Eyaletlerin hepsi köklü bir tarihe sahiptir. Ülkeyi ziyaret ederseniz ortasından nehirler geçen şehirlerini hayranlıkla izleyebilirsiniz. Almanya yüksek dağlarla çevrili olmayan bir ülkedir. Buranın toprakları belli bir düzen içinde görülen yağmurlara ev sahipliği yapar. Fazla sıcaklık farkı olmayan ülkede Atlantik tipi iklim ağır basar. Almanya'da dört ana iklim kuşağı görülür. Doğu bölgesinde kışlar uzun ve soğuk, yazlar ise sıcak ve az yağışlı geçer. Kuzey Denizi bölgesinde ılık ve yağmurlu bir okyanus iklimi görülür. Baltık Denizi kısmında ise sert ve kuru bir iklim hakimdir. Daha sonra bir kısmında da yumuşak kışları, sıcak yazlarıyla Ren iklimi etkilidir. Almanya'nın orta ve güney bölgelerindeki yüksek noktalarda ise kışlar sert, yazlar sıcak geçer. En güneye doğru ılıman ve bol yağışlı Alp iklimi hakimdir. , merak edenler Avrupa haritasını açtığında Batı ve Orta Avrupa'da bulunduğunu görebilir. Kuzeyde Danimarka, doğuda Polonya ve Çek Cumhuriyeti, güneydoğuda Avusturya, güneybatıda İsviçre, batıda Fransa, Lüksemburg ve Belçika ile komşudur. Kuzeybatısında da Hollanda ile komşu olan ülkenin Kuzey Denizi ve Baltık Denizi'ne kıyısı vardır. diyorsanız ülkemizden birçok seçeneği değerlendirebilirsiniz. Bunun için farklı alternatiflerin güzergahını ve avantajlarını masaya yatırarak istediğiniz ulaşım yoluyla Almanya'ya gidebilirsiniz. Ülkemizden 5 milyona yakın gurbetçi Almanya'da yaşadığı için bu ülkenin birçok şehrine uçakla ulaşım yapılır. Bu yüzden Almanya'ya uçakla gün içinde birçok sefer bulabilirsiniz. İstanbul ve Ankara'dan her gün direkt olarak Almanya'nın Berlin, Köln, Düsseldorf, Frankfurt, Hamburg, Hannover, Münih, Stuttgart şehirlerine uçabilirsiniz. Bu yolculuk ortalama 3 ile 4 saat arasında sürecektir. ile giriş yapabilirken Bulgaristan için transit geçiş vizesi almanız gerekebilir. Yolculuk 30 ile 33 saat arası duraksız sürecektir. Molalara göre süre çok daha uzun olabilir. Aradaki mesafe ise 3000 km civarındadır. araştırması yapan gezginler tren seçeneğini de göz önünde bulundurabilir. Türkiye'den Almanya'ya trenle gidebilmek için öncelikle Bulgaristan'ın başkenti Sofya'ya giden trene binebilirsiniz. Buradan Avusturya'nın Villach kentine kadar uzanan bir hat bulunur. Ortalama 30 saat süren yolculukla buraya ulaşabilirsiniz. Daha sonra buradan Almanya'ya aktarma yapabilirsiniz. Bunun dışında Bulgaristan'dan Budapeşte'ye trenle ulaşarak buradan Almanya'nın çeşitli kentlerine tren seferi bulabilirsiniz. Almanya genel olarak Avrupa'nın en çok turist çeken ülkelerinden biridir. Buraya genel olarak tarihi yapıları görmek amaçlı ziyaretler yoğundur. Ülkeyi gezmek için en uygun zaman dilimi bahar ve yaz aylarıdır. Çünkü bu dönemde sıcaklıklar yükselir ve gezmek için daha elverişli bir iklim hakimdir. Yaz aylarında Almanya'nın kuzey bölgelerinde yağışlar artar. Bu bölgelerde sonbahar ayları ziyaret için daha uygun olacaktır. işlemleri direkt olarak kabul edilir. Bunun dışında aracı acentelere başvurabilir ve belgelerinizi ulaştırarak sizin adınıza süreci yürütmelerini sağlayabilirsiniz. Almanya vizesiyle bu ülkeye girdikten sonra Schengen Bölgesi'ne dahil olan 26 Avrupa ülkesine de bu vizeyle girebilirsiniz. Almanya vize politikası gereği ilk ziyaretlerinizde daha kısa süreli vize verecektir. Daha sonraki başvurularınızda bir sorun çıkmadığında daha uzun süreli vize alabilirsiniz. Almanya vizesi konsolusluğa bağlı olarak ortalama 22 gün içinde çıkarılmaktadır. Ayrıca bu günlere resmi tatiller ve hafta sonları dahil değildir. Bu yüzden en az 2 ay önceden bu işlemleri başlatmanız yerinde olur. - Geçerli bir pasaport - Almanya vizesi başvuru formu - Daha önce kullandığınız pasaport asılları - Nüfus cüzdanı fotokopisi - Yetkili tarafından imzalı banka hesap hareketleri - 35x45 mm boyutlarında 2 tane biyometrik fotoğraf - Seyahat sağlık sigortası - Tam vukuatlı nüfus kayıt örneği - Vize talep dilekçesi - Ulaşım rezervasyon belgesi - Uçak bileti rezervasyonu Schengen Vizesi Nedir, Nasıl Alınır? Tüm Detaylar için TIKLAYINIZ! - Kabul edilmeyen vize ücreti iade edilmez. - Vize başvuru formuna kızlık soyadını yazmak zorunludur. - Pasaport verilme ve bitiş tarihi forumdaki bilgilerle uyumlu olmalıdır. - Başvuru formu tam ve eksiksiz doldurulmalıdır. - Nüfus cüzdan fotokopisi renkli taranmış olmalıdır. - Biyometrik fotoğraflarda oynama yapılmamalıdır. - Pasaportunuzda en az boş 2 sayfa olmalıdır. - Reşit olmayan kişilerin başvurusunu vasisi yürütebilir. Hususi pasaport sahiplerinin 1 aya kadar olan seyahat süreleri için; Almanya'ya yapacakları turistik seyahatlerinde pasaportlarının seyahat tarihlerinin sonrasında en az üç ay geçerli olması gerekmektedir. 1 ayı geçen seyahatler için ise pasaport sürelerinin en az 1 yıl geçerli olması gerekmektedir. Almanya, karayollarının işlevselliğiyle dünyada ün yapmış bir ülkedir. Almanya içinde gelişmiş bir ulaşım ağı vardır. Geniş coğrafyası içinde tren, uçak ve karayolu ile birçok bölgeye ulaşabilirsiniz. Almanya içinde uçak yolculuğu yapmak isteyen ziyaretçiler genel olarak iş için bu seçeneği kullanırlar. Havayolu ulaşımı ülke içinde oldukça gelişmiştir. Şirketler arasındaki rekabet ülke içi bilet fiyatlarını çok uygun hale getirmiştir. Ülkedeki birçok havalimanı arasında çok uygun fiyatlara uçabilirsiniz. Ayrıca bir ucundan bir ucu en fazla 2 saat sürecektir. Almanya karayolları ağı bakımından dünyanın sayılı ülkelerinden biridir. Dünyanın en büyük otomobil markalarının üretimini yapan ülkede her noktaya kolayca ulaşabilirsiniz. Autobahnen ağında yolculuk yaparken bir ücret ödemesine gerek yoktur. Ülkede benzin fiyatları da son derece uygundur. Yollarda kısa aralıklarla hızlı ve rahat akaryakıt istasyonları bulabilirsiniz. Bu noktalarda dünya çapındaki kredi kartları ile yakıt alabilirsiniz. Ancak bu işlemde fiyatlar artacaktır. Ayrıca daha düşük kalitedeki istasyonlar daha uygun fiyatlı akaryakıt sağlayabilir. Küçük benzin istasyonları kredi kartı kabul etmese de seyahatiniz daha tasarruflu hale gelecektir. Almanya'daki tüm havaalanlarından araç kiralayabilirsiniz. Bu firmalara masalarda ulaşabilirsiniz. Ayrıca şehir merkezlerinde de araba kiralama işlemi yapılmaktadır. Kiralamalar genel olarak manuel şanzımana sahip araçlarla yapılır. Otomatik şanzıman sürmesine izin verilen sürücülerin manuel araba kiralamaları yasaktır. Burada büyük zincirlerde genel olarak ülke içinde kiralama yapma izni verilir. Yani Polonya ve Çek Cumhuriyeti gibi Doğu Avrupa ülkelerine kiraladığınız arabayı götüremezsiniz. Ayrıca araç servislerinden birini kullanarak Almanca konuşanlar çok daha ucuz yolla seyahat edebilirler. Kendi arabanız varsa maliyeti azaltmak için sizler de birini alabilirsiniz. Almanya'da otostop yapabilirsiniz. Almanlar basit düzeyde İngilizce konuşabilir. Genel olarak sürücüler sizden para istemezler. Çok az bir bölümü bu istekte bulunabilir. Almanya'da plakaların ilk harfleri kayıtlı olduğu şehri göstermektedir. Bu yüzden gideceğiniz şehrin kodunu bilerek aracı buna göre durdurabilirsiniz. Ülkede Autobahn'da durmak yasalara aykırıdır. Servis alanları ve benzin istasyonlarında otostop çekebilirsiniz. Ayrıca ülkede otostop yöntemlerinden biri de bölgesel trenlerde grup biletlerini paylaşmaktır. Böylece sizler de biletlerini paylaşan insanlarla gideceğiniz yere trenle ulaşabilirsiniz. Ülkede trenle hızlı şekilde yolculuk yapabilirsiniz. Ancak bunun için önceden rezervasyon yapmanız gerekebilir. Demir yolu ulaşımı genel olarak uygun fiyatlıdır. Demiryolu ulaşımı araba ulaşımından daha kolaydır. Güneydeki Münih şehrinden kuzeydeki Hamburg'a trenle 6 saatte ulaşabilirsiniz. Uzun mesafelerin büyük ölümü bölgesel trenlerle yapılır. Deutsche Bahn kurumunun baktığı trenler için önceden internet sitesi üzerinden bilet temin edebilirsiniz. 2012 yılında Almanya'da uzun mesafe otobüslerine pazar serbestliği getirildi. Ulusal demiryollarını korumaya yönelik çıkarılan yasa önceleri uzun mesafeli otobüs ulaşımlarını Berlin'le sınırlı tutuyordu. Ancak artık birçok şehir arasında otobüs yolculuğu mümkün hale geldi. Bu alanda o kadar büyük bir rekabet vardır ki gezginler çok uygun fiyatlara otobüs bileti bulabilir. Ülkede Flixbus, Mein Fernbus, Adac Postbus gibi ülke çapındaki firmalarla otobüs yolculuğu yapabilirsiniz. Almanya, 16 eyaletten oluşan bir cumhuriyettir. Bundeslander'den üç tanesi aslında şehir bölgeleridir. Bu eyaletlerin isimleri ise: Berlin, Bremen ve Hamburg' tur. Bölgeler kabaca aşağıda listelendiği gibi coğrafyaya göre gruplandırılabilir. Rüzgarlı Tepeler, Kuzey Denizi ve Baltık Denizi kıyılarının popüler tatil beldelerinden oluşur. En önemli tarihi ve finansal şehirlerden oluşur. Antik Thüringen Ormanı ile Almanya'nın yeşil kalbi de denebilir. Eksantrik ve tarihi başkenti Berlin'in öne çıkardığı ve tarihi Dresden, \"Elbe'de Floransa\"yı yeniden inşa etti. Kara Orman, Franconian İsviçre, Franconian Göller Bölgesi, Bavyera Ormanı, Bavyera Alpleri ve Konstanz Gölü'nü içeren bölgedir. Almanya'da bulunan 2.060 adet şehir 16 adet eyalete bağlı durumdadır. Aşağıdaki listede bu eyaletler listelenmektedir. Seyahat severlerin ilgisini çeken çok sayıda şehre sahip olan Almanya'ya ait 2.060 adet şehrin hepsini yazmıyoruz tabii ki ama aşağıda sizler için en çok dikkat çeken ve ziyaret edilen şehirlerden bir liste oluşturduk. Branderburger Tor adıyla bilinen bu kapı Prusya Kralı Üçüncü Friedrich Wilhelm emriyle 1791 yılında tamamlanmıştır. Atina'daki Akropolis ana giriş kapısından yola çıkarak yapılan bu kapı 26 m yükseklik, 65.5 metre uzunluk ve 11 metre derinliğe sahiptir. yapı Neo-Klasik mimari anlayışına göre yapılmıştır. İki sıra halinde dizilen 12 sütun tarafından desteklenir. Berlin'in en önemli simge yapılarından olan parlamento binası 1982 yılında düzenlenen yarışmada belirlenen tasarımla yapılmıştır. 1894 yılında yapılan çizimlere bağlı inşa edilmiştir. Burası yüksek Rönesans ve Klasisizm akımına göre inşa edilmiştir. Müzeler Adası sınırlarında bulunan katedral, yüksek Rönesans stilinde 1700'lü yıllarda yapılmıştır. Yapının görkemini ortaya koyan kubbeler İkinci Friedrich döneminde Carl von Gontad gözetimde eklenmiştir. 1943 yılındaki savaşta çıkan yangınla yapı kullanılamaz hale gelse de 1993 yılında restorasyon çalışmaları yapılmıştır. 13 Ağustos 1961 yılından 9 Kasım 1989 yılına kadar Berlin Duvarı şehri Doğu ve Batı olarak ikiye ayırmıştır. Burası 46 km uzunlukta bulunur ve şehrin batısını ablukaya almak için yapılmıştır. 1989 yılında Doğu Alman bir yetkili tarafından açıklamayla yıkılmıştır. Bugün East Side Gallery adı altında bir kısmı Utanç Duvarı olarak varlığını korumaktadır. Ülkeyi ziyaret eden her kişinin Berlin'de mutlaka uğrayacağı en sosyal ve kalabalık meydanlardan biri olan Alexanderplatz, ülkenin marka bölgelerinden biridir. burası Ortaçağ'da sığır pazarı, daha sonraki dönemlerde de askeri amaçlarla kullanılmıştır. 1809 yılında ise kente gelen Rus Çarı Birinci Alexander ismiyle anılmaya başlamıştır. 1971 yılındaki düzenlemeden sonra meydan bugünkü halini almıştır. ülkeyi ziyaret eden kişiler bu görkemli meydanda birçok olanağı görebilir. Münih şehrinde gezilecek yerler listesinde en önemli noktalardan olacak Marienplatz şehrin kurulmasının hemen ardından oluşturulmuştur. Burası ilk başlarda suçluların cezalandırıldığı ve idamların olduğu yer olarak kullanılmıştır. Son olarak yaşanan büyük veba salgınında halk burada Meryem Ana'ya dua etmek için toplanmıştır. 1648 yılında meydan ortasına adını aldığı dini kişilerin resimleri yerleştirilmiştir. Frauenkirche adıyla da bilinen bu yapı 1488 yılında Jörg von Halsbach gözetiminde yapılmıştır. Kilise yapımı sırasında bazı finansal sıkıntılar olduğu için kuleleri ve bazı bölümler farklı yıllarda tamamlanmıştır. Yapının kubbesi 1524 yılında İtalyan Rönesans etkisiyle yapılmıştır. Kulelerin inşası 1525 yılında malzeme yetersizliği sebebiyle farklı uzunluklarda tamamlanmıştır. Yapının iç bölümündeki süslemelerin önemli bir bölümü İkinci Dünya Savaşı yaşanırken yok edilmiştir. Ancak Şeytanın Ayağı gibi detaylar günümüze kadar gelebilmiştir. Bu kilise Almanya'daki sanat anlayışının süre zarfında nasıl değişikliğe uğradığını ortaya koyar. Bu yapı 1100'lü yıllarda yapılmıştır. Münih'in en eski dini yapısıdır. 1327 yılında çıkan büyük yangından sonra Gotik tarzda genişletilmiştir. 1600'lü yılların başlarında Rönesans ve Barok stilleri harmanlanarak yenilenmiştir. Bu yapı Neues Rathaus adıyla da bilinir. 1898 ile 1905 yılları arasında yapılan bu yapı Neo-Gotik stilde yapılmıştır. 400 odadan oluşan bu yapı günümüzde kent yönetimi tarafından çeşitli birimlerce kullanılıyor. Bu yüzden gezginler sadece haftanın belli günleri düzenlenen rehberli turlarla burayı gezebiliyor. Avrupa'nın en büyük kent parklarından biri olan bu alan 1789 yılında Karl Teodor'un Isar Nehri kıyısına halkın kullanması için açılan yeşil alanlarla açılmıştır. Günümüzde 3.7 kilometrekarelik alanıyla Münih sakinlerini ve ziyaretçileri büyüleyen bir doğal alan olarak durmaktadır. Köln'e gelen kişilerin ilk göreceği bu yapının bitirilmesi tam 632 yıl sürmüştür. 1248 yılında inşasına başlanan yapı maddi yetersizlikler sebebiyle 1880 yılında bitirilmiştir. Burası şehir merkezindeki garın hemen yanında bulunur. Her zaman konser ve gösteriler yapılan bu yapı Gotik tarzı yansıtan Almanya'nın ikinci, dünyanın ise üçüncü büyük kilisesi olarak bilinir. Köln Katedrali'ne oldukça yakın olan bu yapı, şehrin kurulduğu Roma dönemine ait arkeolojik eserleri barındırır. 1974 yılında şimdiki binasına geçen yapıda Paleolitik döneme kadar birçok eser bulabilirsiniz. Pazartesi günleri dışında her gün ziyaret edebileceğiniz müzede Roma dönemindeki cam ve seramikler, Germen dönemindeki mücevher ve anıt mezarlar ziyaretçilerin beğenisini kazanıyor. arasında öne çıkan Dresden şehrinin Barok tarzını yansıtan muhteşem eser kale avlusu görkemli bir girişe sahiptir. Burada çok sayıda sanatçı görev yapmıştır. Sanatçılar Mimar Matthaus Daniel Pöppelmann liderliğinde 1707'de başladığı yapıyı 1728 yılında bitirmiştir. Bu avluda bahçeler, havuzlar, çeşmeler ve bağlantısı bulunan 5 tane mükemmel köşk yer alıyor. Saksonya'yı yöneten Wettin ailesinin sakinlerine ev sahipliği yapan kraliyet sarayı 1722 yılında hayata geçmiştir. Sarayın Grünes Gewölbe bölümünde Augustus sanatının güç sembolü olarak kullanılmasını görebiliyorsunuz. Sarayda Bozuk Para Müzesi ve beş yüz bin üzerinde sağladığı eserler Baskı ve Çizim Müzesi de yer alıyor. Burası bir kraliyet cephaneliği olarak inşa edilmiştir. 1887 arasında Kral Albert burada kendisine ve ailesine ait ganimetleri saklamıştır. İmparatorluk tarzında yapılan romantik ve modern dokuya sahip bu yapı çok önemli koleksiyonları bünyesinde barındırıyor. arasında bulunan bu güzel sanat evini mutlaka ziyaret etmelisiniz. arasında burası Düsseldorf şehrinde dünyaca ünlü markaların ve lüks mağazaların bulunduğu alışveriş caddesidir. Şehrin en hareketli yerlerinden biri olan bu caddede aynı zamanda çok sayıda restoran ve kafe bulabilirsiniz. Caddenin hemen sonunda bir göl bulunur. Son 50 yılda bu bölge Almanya'nın en büyük moda ve alışveriş merkezlerinden biri olmuştur. Ayrıca şehrin tam merkezinde olması ayrı bir işlerlik kazandırıyor. Burası Avrupa'nın en nemli alışveriş merkezleri arasında gösterilen bir caddedir. Almanya'daki ulusal bayramlarda dükkanlar kapalıdır ve toplu taşımalar daha az sefer yapar. 3 Ekim ülkenin yeniden birleşmesi sebebiyle ulusal bayramdır. Ayrıca 25 ve 26 Aralık'ta iki Noel tatili yapılır. Noelden sonra saat 2 ile 16 arasında tatil yapılır. Yılbaşı gecesi de tatildir. Ayrıca alman halkı İyi Cuma, Paskala Pazar ve Paskalya Pazartesi gibi günlerde de resmi tatil yapar. Ayrıca 31 Ekim Protestan Reform Günü olarak tatildir. 1 Kasım da belli bölgelerde Katolik Günü olarak tatil edilir. Almanya festival bakımından çok zengin bir Avrupa ülkesidir. Ülkede film, sanat ve dini günlerin kutlandığı on binden fazla festival vardır. Festivallere ek olarak Messe adı verilen ve çoğu sektörün lideri olarak görülen birçok fuar da Almanya'nın fuar merkezi olarak bilinen Frankfurt'ta yapılır. Türkiye her yıl ekim ayında yapılan Frankfurt Kitap Fuarı'na katılım gösterir. Ayrıca nisan ayında düzenlenen müzik teknolojilerine yer verilen Müzikmesse her yıl çok sayıda ziyaretçiye ev sahipliği yapar. Frankurt dışında yapılan fuarlar arasında öne çıkan her yıl eylül ayında düzenlenen ve endüstriyel otomasyon dünyasına ev sahipliği yapan Hannover Messe ve mart ayındaki Leipzig Kitap Fuarı öne çıkar. Ülkede dünya çapında kutlanan diğer bir festival de Berlin Film Festivali olarak bilinir. Bu etkinliğe ülke sakinleri Berlinale adını verir. bu etkinlik 1978 yılından beri her şubat ayında düzenlenmektedir. Ayrıca ülkenin en ünlü müzik festivallerinden biri de Rock am Ring ve Rock im Park etkinliğidir. Bu etkinlik her yıl haziran ayında Mendig şehrinde yapılır. Ayrıca Münih'te her yıl Bira Festivali de düzenlenir. Buna ek olarak ülkede Ortaçağ savaşlarının taklit edildiği farklı bir organizasyon olan Festival Mediaval Selb kentinde düzenlenmektedir. Almanya genel olarak geleneksel bir yemek alışkanlığına sahiptir. ülkede sebze ya da salatayla birlikte patates ve sosla beraber et tüketilir. Modern Alman Mutfağı İtalyan ve Fransız mutfaklarının hafif halidir. Yerel lezzetler arasında birçok yemeği keşfedebilirsiniz. Almanya'da genel olarak restoranların hakim olduğu bir yemek kültürü vardır. Ülkede hızlı atıştırmalık yiyeceklerin olduğu mekanlar ağır basar. Buralarda sosisler, kızarmış ve haşlanmış domuz etindendir. Bu ürünler köri tozu ile kaplanan ürünlerdir. Daha çok bira ve alkollü içeceklerle tüketilir. Bunun dışında damak tadımıza yakın olarak ülkenin her bölgesinden dana ya da tavuk etinden bir dönerci bulabilirsiniz. Türklere özgü olan bu yiyecek Almanya'da da büyük bir ustalıkla hizmet verir. Döner Alman halkının en sevdiği fast food yemeğidir. Öyle ki Burger King gibi dünyaca ünlü fast food zincirlerinin piyasası dönerden azdır. Ancak her şehirde Amerikan fast food devlerini de bulabilirsiniz. Ayrıca birçok bölgede Alman deniz ürünlerini bulabileceğiniz balık restoranlarına da rastlayabilirsiniz. Alman kıyılarında deniz ürünlerinin kaliteli ve ucuz olduğu deniz ürünü büfesi de bulabilirsiniz. Ülkede sandviç dükkanı görülmese de pastane ve kasaplar çok yaygındır. En küçük pastaneler dünya çapında hizmet verir ve ürünler satar. Buralarda beyaz ekmekten ziyade farklı ekmek çeşitlerini görebilirsiniz. Bazı kasaplar yemek bile hazırlar. Gıdaların taze ve kaliteli olduğu bu kasaplar genel olarak güneyde yer alır. - Bratkartoffeln - Bratwurst - Brezel - Flammkuchen - Maultaschen - Rote Grütze - Rouladen - Spaetzle - Leipziger Allerlei - Kohl und Pinkel Almanya farklı dinlerin bir arada yaşadığı örnek bir ülkedir. Ancak kimse birbirinin dini inanışıyla ilgilenmez. Yani şehirde aynı işyerinde farklı dinlere inanan insanları bir arada bulabilirsiniz. Ülkede en yüksek oranda dine mensup olan topluluk Hristiyanlardır. Daha sonra da Yahudiler ülkede en kalabalık ikinci gruptur. Almanya'da genelde Türk olan gurbetçilerin büyük bölümü Müslüman'dır. Bunun dışında ülkede hiçbir inanışa dahil olmayan deist ve ateist gençler de bulunur. Ülkede genel bir laiklik havası olduğu için kimse birbirinin diniyle ilgilenmez ve ilgilenen kişilere de olumsuz davranır. Ülkede çok farklı bütçelere ve zevklere hitap eden konaklama seçenekleri vardır. Bunlar arasından sizler de istediklerinizi tercih edebilirsiniz. Ancak bunun için öncelikle bir araştırma yapmalı ve size uyacak konaklama yöntemini önceden tercih etmelisiniz. Ülkede genel olarak büyük şehirlerde franchise olan oteller ve çok çeşitli yerel oteller hizmet verir. ayrıca ülkedeki tüm oteller 1 ile 5 yıldız arasında belli kriterlere göre sıralanmıştır. Sıralamalar katı kurallara göre bağımsız olarak yapılır ve teknolojiye dayalı olarak son derece güvenilirdir. Otellerdeki ödemelere KDV dahil edilir. ödemeler genellikle oda başına yapılır ve büyük bölümünden kahvaltı ücrete dahildir. Fiyatlar şehirlere göre değişmektedir. En pahalı şehirler Münih ve Frankurt'tur. Ancak tren garlarına yakın olan Şehir Otelleri sizlere yardımcı olabilir. Ayrıca arabasıyla seyahat eden gezginler otoban yakınlarında bulunan şehirlerin eteklerindeki Etap otelleri de tercih edebilir. Buna ek olarak şehirde hosteller de geniş olarak yer kaplar. Ülkedeki pansiyonlar genel olarak basit yapılı olsa da ekonomik bir konaklama şeklidir. Gezginler buraya gelerek tatillerini çok uygun fiyata geçirirler. Ülkede uluslararası gençlik yurtlarını ve bağımsız yurtları görebilirsiniz. Ülkede önemli bir oranda hostes vardır. Bağımsız pansiyonlar genel olarak benzer şartlar ve fiyatlarla hizmet verir. Ayrıca gezginler tarafından işletilen hosteller katı kurallardan uzaktır. Birçoğu canlı, parti atmosferi ile fark yaratır. Ülkedeki hem kırsal yerlerde hem de merkezlerde her bölgede hosteller bulabilirsiniz. Almanya'da onlarca kamp alanı bulabilirsiniz. Buralarda altyapı ve şartlar farklılık gösterir. Alman Otomobil kulübü ADAC, birçok Alman kamp grubu için önemli bir göstergedir. Ulusal motor kulübü yardımcıları ve rehberler buralarda ücretsiz kalabilir. Bazı gezginler kırlarda beğendikleri yerlere çadırlarını kurarlar. Burada toprak sahiplerinin iznine gerek duymadığınız sürece istediğiniz yere çadır kurabilirsiniz. İzin söz konusu olduğunda ise kibarca çiftçilerden yardım alabilirsiniz. Kamp yapan kişiler genelde bir gecelik kamplar yaparak farklı yerler tadıyor. Ancak ülkede ormanlık alanda ateş yakmak yasaktır ve orman yangınlara neden olabileceği için para cezası alabilirsiniz. Orman yangınlarını belirlemek için erken uyarı sistemi kullanılır. Askeri alanlar da kamp alanı dışındadır. Almanya'da güç kaynağı olarak 230 V 50 Hz düzeyinde çalışır. Fişlerin neredeyse tamamı Schuko fişi çıkışıyla çalışır. Ayrıca birçok cihazın daha ince yapıda uyumlu olan Europlug'u bulunur. diğer fişlerde de adaptörler elektronik cihazlarda Fişlerin neredeyse tamamı Schuko fişi çıkışıyla çalışır. Ayrıca birçok cihazın daha ince yapıda uyumlu olan Europlug'u bulunur. diğer fişlerde de elektronik cihazlar için adaptörler kullanılmaktadır. Ülkede konuşulan resmi dil Almanca'dır. Ülkenin standart diline Yüksek Almanca adı verilir. Bu dil ülkedeki herkes tarafından anlaşılır ve konuşulur. Ayrıca ülkede her bölgeye ait bir lehçe vardır. Bu lehçeleri ana dili Almanca olanlar anlamakta zorluk çekebilir. Genel olarak güneyde ve kuzey ile doğunun kırsal bölgelerinde söz konusudur. Almanya hem güney hem de kuzey olarak dilde ve kültürde ayrılır. Almanya'da İngilizce herkes tarafından okullarda öğrenilir. Resmi kurumlarda Almanca konuşma yanlısı insanlar fazla olsa da İngilizce olarak size yardım edecek kişileri bulabilirsiniz. Ayrıca ülkede çok sayıda Türk yaşadığı için Türkçe konuşan birilerini de bulabilirsiniz. Ülkeye farklı ülkelerden göç olduğu için konuşulan dil sayısı da fazladır. Ülkenin resmi işsizlik oranı %5'e yakın olarak belirlenmiştir. Doğru niteliklere ya da bağlantılara sahipseniz ülkede kolayca iş bulabilirsiniz. Almanya'da çalışmak isteyen ve AB üyesi ülkelere mensup olmayan kişiler gerekli izinleri almadan bir işe girerse kaçak olurlar. Ayrıca Avrupa Birliği üyesi olmayan öğrenciler de ikamet izinleri kapsamında çalışma hakkı elde eder. ancak özel izin almadan yılda 90 tam gün ya da 180 yarım gün bir çalışma sınırı vardır. Birinin üniversitesi üzerinde çalışması için özel izin alması gerekmez. Bazı AB üyesi olmayan ülkelerin vatandaşları Almanya'da 90 gün vizesiz kalması durumunda çalışma iznine sahip bir oturma yerine başvurabilirler. Ancak vize yetkisiz çalışma yapılamaz. Başka ülke vatandaşları ülkeye girmeden çalışma vizesi almalıdır. Ülkede yasadışı çalışma oranı son derece yaygındır. Alman bürokrasisinden kaçmanın tek yolu bu şekilde kaçak çalışmadır. Ancak bu durumda yakalandığınızda hapis cezası ve cezai mahkumiyet alabilirsiniz. Ayrıca yasadışı AB üyesi olmayan kişiler, eyaletlerden yasal olarak çıkarılabilir ve en az 3 yıl boyunca Schengen Devletleri'nin hiçbirine giremez. Almanya son derece güvenli bir ülkedir. Burada suç oranı oldukça düşüktür ve hukukun üstünlüğü ilkesi kesinlikle önemlidir. Şiddet içeren suçlar Afrika ve Amerika ülkelerine göre son derece nadir olarak görülür. Cinayet oranları dünyadaki en düşük oranlardan biridir. Ülkede büyük şehirlerde ya da kalabalık yerlerde yankesici olayları görülebilir. Bu yüzden büyük şehirlerde biraz daha dikkatli olmanız gerekir. Ayrıca bu şehirlerde birçok noktada agresif olan dilencilerle karşı karşıya kalabilirsiniz. Ayrıca bazı dilenciler gruplar halinde iş yaparlar. Vücudunuza çok yakın bir bölgede duran karton işaret yanıp sönerse bu bir yankesici numarası olacaktır. Mayıs ayının ilk dönemlerinde Berlin ve Hamburg şehirlerinde polis ile göstericiler arasında yaşanan birçok çatışmaya şahit olabilirsiniz. Bu olaylarda gösteriler bir zaman sonra çatışmalara dönüşebilirler. Ülkede alıştığınız önlemlerde davranırsanız başınıza hiçbir şey gelmez. Yani böylece Almanya'da hiçbir suça maruz kalmazsınız. Almanya'da sağlık hizmetleri son derece gelişmiştir. Çok acil olmayan bir rahatsızlığınız bulunuyorsa yerel doktorlara görünebilirsiniz. Almanya sağlık sisteminde uzmanlar kendi ameliyatlarını yapabilir. Böylece Diş Hekimi ve Nöroloji gibi her türlü bölümün hizmetine kendi imkanlarınızla kolayca erişebilirsiniz. Ancak küçük yerlerde doktor bulmakta zorlanabilirsiniz. Bu ülkede aile hekimleri genel pratisyen anlamında kullanılır. Ülkede eczaneler büyük ve kırmızı bir A sembolü ile gösterilir. Her bölgede en az bir eczane her an açıktır. Farklı ülkelerde reçetesiz olarak alabileceğiniz bazı ilaçlar burada reçeteli olarak alınabilir. Ayrıca görevli eczane kapalı olanların pencerelerinde adresiyle beraber bulunabilir. Ülkede hizmet veren eczacılar çok özel bir eğitimden geçmiştir. Bazı personeller sizlere ilaçla ilgili öneride bulunmak zorundadır. Bu yüzden size ilaç konusunda tavsiye vermelerini bekleyebilirsiniz. Burada bir hastalık hakkında konuşmak ayıp karşılanmaz. Ayrıca özel bir durum konuşacaksanız diğer müşterileri beklemek için zeminde boyanmış çizginin gerisinde bekleyebilirsiniz. Ancak ülkede eczacılık ürünleri biraz pahalıdır. Bunun dışında Generika denen ve ilaçlarla aynı kapsamda olan ucuz ilaçları da tercih edebilirsiniz. Bu konuda eczacılar sizlere yardımcı olacaktır. Ülkede sosyal görgü kuralları son derece önemlidir. yanlış yaptığınız bir hareket size söylenirse kırılmanıza gerek yoktur. Çünkü Alman halkı son derece dürüsttürler. Yanı burada kimse sizi küçümsemez. Almanya'da eksikleri söylemek sosyal bir görev olarak görülür. Ülkede zaman harcamak mantıklıdır. Almanlar organizasyonlara ve verimliliğe son derece değer verirler. Bir randevuya geç kalmak Almanya'da olumsuz olarak karşılanan bir durumdur. Bu yüzden her randevuya ya da toplantıya dakik olarak gitmeniz gerekmektedir. Bir toplantıya geç kalırsanız iyi bir nedeniniz olmadığında kaba olarak sayılacaktır. Ayrıca kalacağınız yere geç kalacaksanız da önceden bilgi vermek nezaket kuralı olacaktır. Her zaman kibar olmanızı tavsiye ederiz. Alman halkı özellikle iş dünyasında resmi ve disiplini insanlardır. Uzun yıllardır dost olan insanlar iş sırasında birbirlerini unvan ve soyadlarıyla çağırabilir. Bir alman size kendini tanıtırken genel olarak soyadını söyler. İlk adların kısa sürede kullanılması bir soğukluk belirtisidir. Ayrıca bir randevuda kesinlikle ayağa kalkmak önemli bir durumdur. Ayrıca ülkede kadınlar erkeklerin kapıyı açmalarından hoşlanırlar. Bu yüzden Alman kadınlara her zaman nazik olursanız kazanırsınız. Almanlar iltifattan hoşlanırlar ama çok aşırıya kaçmamak kaydıyla. Bu durumda utandırma girişimi olarak algılayabilirler. Bunun yerine basit iltifatlar kullanırlar. Sesinizi yükseltmekten kaçının. Çünkü bunu bir zayıflık olarak görürler. Biriyle bir şey konuşacaksanız onunla özel olarak iletişim kurmanız daha doğru olur. Alman tarihi ve kültürünü tartışabilirsiniz. Almanlar ülkelerine ilgi duyan kişilere karşı son derece ılımlı yaklaşırlar. Ayrıca burada entelektüel tartışmalara katılabilirsiniz. Almanlar farklı fikirlere hoşgörülü bir millettir. Gizlilik ülkede büyük bir erdem olarak görülür. Kişilerin dinini ve kişisel olaylarını merak etmeyin. Almanlar böyle bir durumda sizlere saygısını yitirebilir. Acil bir durum olmadığında evindeki bir Almanı aramak hoş karşılanmaz. Ayrıca biri bir şeyi kabul etmediğinde baskı ya da ısrarda bulunmayın. Alman haberlerini yakından takip etmiyorsanız siyasete bulaşmayın. Çünkü size cahil biri gibi davranabilirler. Ayrıca Almanlar göçmenlik konusunda hassastır. Bu yüzden bu konudan uzak durmanızı tavsiye ederiz. Siyaset hakkında soru sormaktan kaçınmayın. Almanlar bayraklarının küçümsenmesinden hiç hoşlanmaz. Bu aynı zamanda ağır bir hapis cezası ve federal bir suç olacaktır. Spor müsabakaları dışında Alman bayrağı bulunan bir şey giymekten kaçının. Almanların milli marşının ilk bölümü hakkında konuşmayın. Çünkü sıkıntılı geçmişleri Almanları saldırgan yapabilir. Almanlar, Nazi Almanya'sı konusunda son derece hassastır. Bu konuya son derece duygusal davranırlar ve bu konuda son derece kırılgandırlar. Ülkenin bölünmesi konusunda hiçbir muhabbete dahil olmayın. Berlin Duvarı ülkede hala bölücü bir konu olarak bilinir. Nazi dönemine ait slogan, sembol ve jestlerden uzak durun. Çünkü bu durumda sınır dışı edilebilir ya da hapis cezası alabilirsiniz. Almanya'da bölgesel alışkanlıkların olduğu konuşmayı yapmaya çalışmayın. Çünkü bu durumda alay ettiğiniz düşünerek size kırılabilirler. Almanya uluslararası kodu +49 olarak hizmet verir. ülkede 0800 ve 00800 numaraları ücretsiz olarak hizmet verir. 0900 numaraları genel olarak ticari amaçla kullanılır ve son derece pahalıdır. Ülkede itfaiye ve ambulans numarası 112 olarak hizmet verirken polis numarası ise 110'dur. Ülkede uzun süre kalmayı planlıyorsanız ön ödemeli hizmet veren şirketlerden birinin hattını alabilirsiniz. Bu daha ekonomik olacaktır. son günlerde ise ucuz fiyata uluslararası arama yapabileceğiniz bazı telefon dükkanları açılmaya başladı. Bunlar daha çok göçmenlerin bulunduğu bölgelerde daha yoğun olarak bulunur."} {"url": "https://www.gezipedia.net/795-cihangirde-gezilecek-yerler.html", "text": "Cihangir'de gezilecek yerler isimli bu yazımızda; İstanbul Cihangir hakkında bilgi bulabilir, Cihangir nerede ve Cihangir nasıl gidilir ile ilgili tüm detayları öğrenebilirsiniz. yıl içinde milyonlarca ziyaretçi tarafından gezilen bir yerdir. İstanbul'un farklı bir yüzünü görmek istiyorsanız bu güzel semti gezi listenize ekleyebilirsiniz. , İstanbul'un geçmişine dayanır. Bu güzel semt her zaman şehrin önemli merkezlerinden biri olmuştur. Osmanlı döneminde pek kayıtları olmasa da eski devirde Bizans manastırı olduğu bilinir. Kanuni Sultan Süleyman'ın oğlu Şehzade Cihangir tarafından Mimar Sinan'a buraya Şehzade Cihangir Camii'nin yaptırıldığı bilinir. Cihangir camii, bu bölgedeki ilk yapılar arasındadır. Burası 1559 yılında Kanuni Sultan Süleyman'ın oğlu Şehzade Cihangir adına Mimar Sinan'a yaptırılmıştır. Daha sonra çevresine tekke ve okul yapılmıştır. Bu semt caminin etrafında şekillenmeye başlamıştır. Tarihte onlarca kez onarım geçiren bu yapı barok karakteriyle öne çıkar. Ayrıca terasından iyi bir manzara hakimdir. Bu güzel semt tarih boyunca yapılan çeşmeleriyle meşhurdur. Burada onlarca tarihi çeşme bulunur. Bu çeşmeler zamanında birçok hayırsever tarafından İstanbul'a kazandırılmıştır. 1600'lü yıllarda Tosyalı Şeyh İsmail Rumi tarafından yapılan bu yapı Bizans döneminden kalan bir manastır üzerine yapılmıştır. 1925 yılında ise tekke ve zaviyeler kapatılana kadar oldukça büyüyerek önemli bir yapı haline gelmiştir. Burayı hala eski haliyle ziyaret edebilirsiniz. 1914 yılında yapılan bu yapı Mimar Mogeri tarafından inşa edilmiştir. İlk sahibi ise Sarıcızade Ragıp Paşa'dır. Bu bina ilk olarak Majik Sineması adıyla sessiz filmlere ev sahipliği yapıyordu. Bina 1944 yılında Türk Sineması, 46'da Yeni Taksim Sineması ve 1964'te Venüs Sineması adını almıştır. Bu yapı Padişah İkinci Beyazıt'ın Hazinedarbaşısı Firuz Ağa tarafından 1491 yılında inşa ettirilmiştir. Bu yapı İstanbul'un en eski camilerinden biridir ve bugün hala ziyaret edilebilecek yapıdadır. Mutlaka Klasik Osmanlı mimarisini görebileceğiniz bu yapıyı ziyaret etmelisiniz. Firuz Ağa Camii'nin yanında bulunan bu yer 1491 yılında yapılan caminin avlusudur. Bu avluda musalla taşı vardır. Dünyada musalla taşı üzerinde çay ve kahve içilen tek cami olmasıyla ünlüdür. Burada kahvesini bitirenler musalla taşına koyar. Kalabalık olduğu zamanlar eşyalar da musalla taşı üzerine konur. Çukurcuma Caddesi üzerinde iki tane ünlü hamam vardır. Çukurcuma Bostancıbaşı Hamamı ve Çukurcuma Sürahi Hamamı isimli bu yapılar Sultan Birinci Abdülhamit eşi ve Sultan Mahmut'un annesi Nakşidil Valide Sultan tarafından yaptırılmış ve 1831 yılında hizmete girmiştir. bu ünlü romancıya ait değildir. Ailesi bu evi 1997 yılında satın alarak müzeye çevirmiştir. Burayı ziyaret ederek Türk Edebiyatı'nın ünlü isminin anılarını görebilirsiniz. , diye sormak yerine yüksek sesle canlı müziklerin olduğu ve her eğlence anlayışına uyan mekanlarını ziyaret edebilirsiniz. Sizler de burada sabahın ilk ışıklarına kadar doyasıya eğlenebilirsiniz. Ayrıca Cihangir'in dar sokaklarında yürümenin keyfi bir ayrıdır. İstanbul'u yaşamak istiyorsanız bu dar sokaklarda gezerek mekanlardaki kedileri ve bohem hayat tarzını görebilirsiniz. 'den deniz yoluyla ya da tramvay ile de Cihangir yürüyüş mesafesinde kalır. Sizler için İstanbul Cihangir mahallesi hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık. Bu yazımızda Cihangir'de ne yapılır ve bu bölgeye yapacağınız seyahatleriniz için rehber niteliği taşıyacak Cihangirde gezilecek yerler listesini yazarak; Cihangir nerede ve Cihangir'e nasıl gidilir sorularına yanıt verdik."} {"url": "https://www.gezipedia.net/796-mugladaki-tum-tatil-koyleri.html", "text": "Muğla tatil köyleri isimli bu konumuzda; Muğla ilimize ait ilçelerinde bulunan ve şuan aktif olarak hizmet veren tatil köylerini sizler için derledik. Tarih boyunca yüzlerce medeniyete beşiklik etmiş, ormanları, koyları, tarihi ve kültürel mirasları ile her yıl milyonlarca ziyaretçiye ev sahipliği yapan yurdumuz turizm yönünden tam bir cennettir. Neredeyse tüm bölgelerinin kendine has doku, duygu ve coğrafi çeşitliliği bulunur. Her türden turizm aktivitesine uygun dünyanın ender ülkelerinden birisidir Türkiye. Özellikle yaz turizminde Ege ve Akdeniz Bölgesi çok önemli bir yer tutar bu yelpazede. Muğla da bu yelpazenin en önemli parçalarından birisidir. 1100 Km'yi geçen kıyı şeridiyle, irili ufaklı koylarıyla, zengin tarihi mekanlarıyla ve muhteşem orman dokusuyla tatil için aranan tüm özelliklere sahiptir. basit anlamda; tatil yapmak için doğada uygun bir yerde konumlandırılmış otel ve villalardan oluşan köy demektir. Çok geniş alanlarda kurulmuş otellerdir. Muğla bölgesi de tatil köyleri açısından tam bir cennettir. Fethiye, Dalyan, Köyceğiz, Saklı kent, Bodrum, Marmaris, Datça, Dalaman ve Milas gibi turizm beldelerinde birbirinden güzel tatil köyleri bulunmaktadır. - Bc Spa Hotel Dalyan - Muğla - Majesty Club Tuana Park - Muğla - Marmaris Park Otel - Muğla - Hillside Beach Club - Muğla - Gökçebel Tatil Köyü - Muğla - Caria Holiday Resort - Muğla - Club Ora Tatil Köyü - Muğla - Club Datça - Muğla - Club & Hotel Letoonia - Muğla - Silver Pine Otel - Muğla - Jiva Beach Resort - Muğla - Vera Miramar Resort - Muğla - Vera Aegean Dream Resort - Muğla - Sundance Resort Otel - Muğla - Catamaran Hotel Bodrum - Muğla - Bodrum Onura Holiday Village - Muğla - Yasmin Resort Bodrum - Muğla - Lykia Botanika Beach & Fun Club - Muğla - Grand Yazıcı Club Marmaris Palace - Muğla - Club Blue White By Prestije - Muğla - İdeal Panorama Holiday Village - Muğla - Sahra Su Holiday Village & Spa - Muğla - Grand Yazıcı Club Turban - Muğla"} {"url": "https://www.gezipedia.net/797-schengen-vizesi-nedir-schengen-vizesi-hakkinda-tum-bilgiler.html", "text": "Schengen vizesi nedir isimli bu yazımızda; Schengen vizesi nasıl alınır, Schengen vizesi için gerekli evraklar ve Schengen vizesi süresi ile ilgili bilgi bulabilir, Schengen vize ücreti ile Schengen ülkeleri hakkında tüm detayları öğrenebilirsiniz. , Yunanistan, Macaristan, İzlanda, İtalya, Letonya, Litvanya, Lüksemburg olarak sıralanabilir. Ayrıca bununla birlikte İrlanda, Birleşik Krallık, Romanya, Bulgaristan, Hırvatistan ve Kıbrıs ülkeleri Avrupa Birliği üyesi olmasına rağmen Schengen bölgesi içinde yer almaz. Bu ülkeler arasında vize serbestliği uygulaması vardır. Bu kapsamda üye olan ülkelerin vatandaşları sadece kimlik kartları ya da pasaportlarıyla bu ülkeler arasında kolaylıkla dolaşım yapabilir. Bölge dışında yer alan ülke vatandaşları için vize alması istenir. Bu durumda birliğe üye olan herhangi bir ülkeden vize işlemleri başlatılabilir. aldıysanız hiçbir şekilde farklı bir belge olmadan birden fazla ülkeyi ziyaret edebilirsiniz. Ancak bunun için bazı temel kurallara uymanız gerekir. Mesela vize aldığınız Schengen ülkesine ilk olarak giriş yapmanız gerekir. Bunu yapmadıysanız sonraki başvurularınızda sıkıntı çıkabilir. Schengen Anlaşması dahilinde gitmek istediğiniz ülkenin temsilciliğine giderek Schengen vizesi başvurusu yapabilirsiniz. Ancak bunun için öncelikle kurumun sizden istediği belgeleri sunmanız gerekir. Daha sonra ilgili kurumun e randevu sistemi üzerinden sıra alarak işlemlerinizi yapabilirsiniz. Size verilen randevu saatinde talep edilen tüm belgelerle birlikte ilgili kurumda olmanız gerekir. Schengen vizesini aldıktan sonra birliğe üye olan ülkeler arasında izin verilen sürelerde seyahat edebilirsiniz. İlk ziyaretinizi izin aldığınız ülkeye yaptıktan sonra diğerlerine de giriş yapabilirsiniz. Mesela Yunanistan ve Çek Cumhuriyetini gezme isteğiniz var. Siz vizesini Yunanistan üzerinden aldınız. Bu ülkeye giriş yaptıktan sonra Çek Cumhuriyeti'ne geçebilirsiniz. Bu vizeye başvuru yapacağınız kurumlar bazıları direkt olarak başvuru kabul ederken bazıları da aracı acenteler üzerinden işlem yapmaktadır. Bu konudaki araştırmalarınızı yaptıktan sonra başvurunuzu yapmanızda fayda vardır. - Sizin tarafınızdan İngilizce doldurulmuş başvuru formu - 35x45 boyutlarında 2 adet biyometrik fotoğraf - En az 6 ay geçerliliğe ve 2 boş sayfaya sahip pasaport - Uçak bileti rezervasyon belgesi - Otel rezervasyon belgesi - Seyahat sağlık sigortası - Islak imzalı banka hesap dökümü - İkametgah belgesi - Nüfus cüzdanı ve pasaport fotokopisi Çalışmayan kişiler vize başvurusu yaparken gezisine sponsor göstermek zorundadır. Bu sponsor eşiniz, babanız ya da ailenizden biri olabilir. genel olarak vize türüne göre değişiklik göstermektedir. Başvuru yaptığınız ülkeler size belli sürelerde kalım izni verirler. Süre vizenin geçerlilik tarihidir. Bu süre genel olarak farklılık göstermektedir. Sizlere 30, 45, 60, 90, 180 ya da 360 gün Schengen vizesi verilebilir. Genelde ilk başvuruda en az süreyle vize verilir. İkinci başvurunuzda ise 3 aya kadar vize alabilirsiniz. Daha sonra maddi durumunuz ve daha önceki vizelerdeki davranışlarınıza göre bu süre değişebilir. Vize süreleri genel olarak ülkelerin politikalarına göre farklılık gösterir. Ancak aynı ülkeye birden fazla başvuru yaparsanız ikinci sırada süreniz artacaktır. Bu yüzden başvurularınızı aynı ülkeden yapmanızda yarar var. Uzun bir süre vize almak istiyorsanız düzenli bir gelirinizin olması gerekir. Hesabınızda yüklü miktarda para olması ve vize başvurusundan önce yatırılmaması ilgili kuruma güven verir. Ayrıca daha önceki başvurularda vize süresi dolduktan sonra ülkede kalmamanız gerekir. Ayrıca bir trafik cezası ve suça karışmadığınız sürece daha sonraki işlemlerde verilecek vize süresi artacaktır. Bu durumlara dikkat etmezseniz uzun süre başvurunuz otomatik olarak reddedilir. Bu bölge adını Schengen Anlaşması'ndan alır. Dış sınır kontrolü, ortak adli sistem ve polis teşkilatında koordinasyonu içerir. Bu bölge 26 ülke tarafından kabul edilmiştir. Bu ülkeler arasında iç sınırlar kaldırılmıştır. Bu ülkeler arasındaki sınırlar sadece harita üzerindedir. Hiçbir sınır kontrolü olmadan bu yirmi altı ülke arasında seyahat etme özgürlüğü bulunur. İzlanda, Norveç ve İsviçre ülkeleri Schengen bölgesinin ortak üyesi olmasına rağmen Avrupa Birliği üyesi değildir. Azorlar, Madeira ve Kanarya Adaları Avrupa kıtasında olmamalarına rağmen Schengen Bölgesi sınırları için kabul edilir. Ayrıca Monako, San Marino ve Vatikan Schengen Bölgesi üyesi değildir. Ancak bu ülkeler sınırlarını birlikteki ülkelere karşı açmışlardır. Schengen Bölgesi dış sınırlarının 5'te 4'ü sudan, 5'te 1'i karadan oluşmaktadır. Farklı ülke vatandaşları bu arada dolaşım yapmak istiyorsa mutlaka Schengen vizesi almalıdır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/798-ingiltere-gezi-rehberi-ingilterede-gezilecek-yerler.html", "text": "İngiltere gezi rehberi isimli bu yazımızda; İngiltere'nin başkenti, İngiltere'nin nüfusu ve İngiltere vize başvurusu gibi İngiltere hakkında bilgi bulabilir, İngiltere turistik yerler, İngiltere'de gezilecek yerler listesi ile İngiltere şehirleri hakkında tüm detayları öğrenebilirsiniz. , Birleşik Krallık ülkelerinden biridir. Bu krallık İngiltere, İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda'dan oluşur. Bu ülke günümüzde hala sembolik de olsa monarşiye dayalı bir yönetim biçimine sahiptir. İngiltere kraliyet ailesi tüm dünyanın hala gündeminde olan bir ailedir. Ülke dünyanın birçok yerinde hakimiyet kurmuş ve varlık göstermiştir. Avrupa Birliği üyesi olmasına karşın eski geleneklerini sürdürmesi ve kültürü onu farklı kılar. Dünyanın en çok turiste ev sahipliği yapan ülkelerinden biri olan İngiltere, futbol alanındaki gelişmişliğiyle de ayrı bir sempatiye sahiptir. Bu yazımızda size İngiltere hakkında ayrıntılı bir gezi planı çıkaracağız. ülkenin kurulduğu zamanlardaki din savaşlarına gönderme yapmak adına tasarlanmıştır. 1606 yılında birleşen İskoçya ve İngiltere adına kullanılan bayraklar 1801 yılında Aziz Patrich Bayrağının birleştirilmesi sonucu ortaya çıkmıştır. ile uzun süren savaşlar yapan İngilizler Yüzyıl Savaşlarıyla uzun süre uğraşmıştır. 1707 yılında İskoçya ile birleşen ülke dünyaya açılmaya başladı. Daha sonra 18 ve 19. Yüzyıllarda Sanayi İnkılabı ile tüm dünyaya hakim olmaya başlayan İngiltere'nin lakabı \"Üzerinde Güneş Batmayan İmparatorluk\" olmuştur. Yaklaşık 300 yıl egemenlikten sonra sömürgelerde çıkan isyanlar sonucu İngiltere eski gücünü yitirmeye başlamıştır. İki dünya savaşından da galip olarak çıkmasına rağmen dünya üzerindeki hakimiyetini ABD'ye kaptırmıştır. Bugün hala Avrupa'da gücünü ve eski kültürünü korumayı başaran bir ülkedir. büyüklükle Birleşik Krallık ülkelerinin en geniştir. Ülkede karmaşık bir yüzey yapısı vardır. Kuzey ve batı; güney ve doğuya göre daha yüksekte kalır. Kuzey ve batıdaki dağlar daha eski zamanlarda oluşmuştur. Ülkenin en yüksek dağı Scafell'dir. Ayrıca ülkede büyük yaylalar da bulunur. Midlans bölgesi olarak adlandırılan bölgede Salsbary Ovası vardır. Kuzeydeki tebeşir kayalıklar Chiltern ve Anglia Dağları barındırır. Ayrıca Thames Nehri ülkenin en uzun ırmağı olarak bilinir. Ülkenin bir bölümü de geniş düzlüklere sahiptir. Bu yüzden tarım alanları son derece geniş ve verimlidir. Ülkede Okyanus etkileri ağır basmaktadır. Ancak farklı bir iklim yapısına sahiptir. Havalar belli bir süre aynı şekilde sürmez. Kışlar genel olarak yumuşak yazlar ise serin geçer. Golf stream sıcak su akıntısı adaların iklimini ısıtır. Kış aylarında ülkenin batı bölümleri nemli, rüzgarlı ve ılıktır. Doğu bölgeleri ise Avrupa'dan gelen soğuk ve kuru rüzgarlar etkisiyle daha soğuk olur. Ülkenin iç kesimlerinde yıl içinde sisli gün sayısı fazladır. Ayrıca genel olarak çok yağmur yağmasıyla bilinir. Ocak ve şubat ayı en soğuk; haziran ve ağustos ayları en sıcak zamanlarıdır. Ülke genel olarak kapalı bir havaya sahiptir. Güneşli gün sayısı oldukça azdır. , diye arayış içindeyseniz Avrupa'nın batı kısımlarında olduğunu söyleyebiliriz. Bu ülke Atlas Okyanusu üzerindeki pek çek adadan oluşan Britanya Adası içindedir. Kuzeyinde Birleşik Krallığa bağlı İskoçya, batıda İrlanda bulunur. Ayrıca ülkeye Fransa'dan ulaşabileceğiniz Manş Tüneli bulunur. , diye merak edenler için birçok ulaşım yolu olduğunu söyleyebiliriz. Bir ada ülkesi olmasına rağmen ülkeye ulaşmak için birden fazla yol bulunur. Sizler de zamanınıza ve şartlarınıza bağlı olarak İngiltere'ye ulaşabileceğiniz yöntemi seçebilirsiniz. İngiltere'ye ulaşmak için uçak son derece pratik ve uygun fiyatlı bir seçenektir. Bunun temel sebebi ise ülkemizin birçok şehrinden İngiltere'ye her gün düzenli olarak sefer olmasıdır. İstanbul, İzmir ve Ankara'dan haftanın her günü ülkeye direkt uçak seferleri bulunmaktadır. Ayrıca daha farklı seçenekleri değerlendirmek isteyenler aktarmalı uçuşları da seçebilir. Ülkemizden Londra, Manchester ve Birmingham'a ulaşabilirsiniz. Türkiye'den İngiltere'nin çeşitli şehirlerine uçakla ortalama 3 ila 4 saat arasında bir sürede ulaşabilirsiniz. -Belçika-Fransa -İngiltere olacaktır. Bu uzun yolculukta birçok ülke görebilirsiniz. Bu yolculuk ortalama 3600 km mesafe yol alacağınız anlamına gelir. Ayrıca hiç durmadan ortalama 40 ila 42 saat içinde buraya ulaşabilirsiniz. Ancak İngiltere'ye ulaşmak için Bulgaristan transit geçiş vizesi ve diğer Avrupa Birliği üyeleri için Schengen Vizesi İngiltere'ye ada ülkesi olsa da trenle ulaşım da mümkündür. Ülkemizden Bulgaristan üzerinden trenle Paris, Brüksel gibi şehirler üzerinden ulaşabilirsiniz. Bu rotada genel olarak Kanal Tüneli üzerinden giden tren seferleri tercih edilir. İngiltere ile Avrupa seferlerini Eurostar adlı trenler yürütür. Ancak bu yollarla İngiltere'ye ulaşacaksanız önceden rezervasyon yapmanız şarttır. Çünkü çok pahalı olur ve yer bulmak zor olabilir. Sofya ya da Bükreş üzerinden Fransa'ya ulaşabilir ve buradan da İngiltere'ye trenle kolayca ulaşabilirsiniz. İngiltere genel olarak bulutlu ve yağışlı gün sayısının oldukça fazla olduğu bir ülkedir. Bu yüzden ülkeyi gezmek için en uygun ay Ağustos ve Temmuzdur. Çünkü bu aylarda hem güneşli hem de yağışsız olur. Mayıs, Haziran, Eylül ve Ekim ayları da hava sıcak olsa da bol yağışlı geçtiği için ülkeyi rahat şekilde gezemezsiniz. Vize alırken öncelikle bir online başvuru formu doldurarak randevu sistemine kayıt oluyorsunuz. Daha sonra boş yerlere göre sizi çağırıyorlar. Ekstra ücret karşılığında bu süreç hızlanabilir. Randevu günü belgelerle birlikte başvuru merkezlerinde işlem yapabilirsiniz. Bu işlemi etkili acenteler üzerinden de yürütebilirsiniz. İngiltere vizesinin çıkış süresi turistik amaçlı izinlerde 3 ile 12 hafta arasında sonuçlanmaktadır. - Nüfus cüzdanınızın fotokopisi - En az 6 ay geçerli olan pasaport - Eski pasaportunuz varsa orijinalleri - Tam vukuatlı nüfus kayıt örneği - Seyahat rezervasyonu - Konaklama rezervasyonu - İngilizce olarak tam doldurulmuş vize talep dilekçesi - Randevu bildirimi çıktısı - Vize ücretinin ödendiğine dair dekont - Varsa davet mektubu - Seyahat sağlık sigortası - 2 adet 35x45 biyometrik fotoğraf - Adınıza banka hesap hareketleri - Kabul edilmeyen vize ücreti iade edilmez. - Vize başvuru formuna kızlık soyadını yazmak zorunludur. - Pasaport verilme ve bitiş tarihi forumdaki bilgilerle uyumlu olmalıdır. - Başvuru formu tam ve eksiksiz doldurulmalıdır. - Nüfus cüzdan fotokopisi renkli taranmış olmalıdır. - Biyometrik fotoğraflarda oynama yapılmamalıdır. - Pasaportunuzda en az boş 2 sayfa olmalıdır. - Reşit olmayan kişilerin başvurusunu vasisi yürütebilir. Türkiye Cumhuriyeti Umma Mahsus, Hizmet ve Hususi pasaport sahipleri geçerli bir İngiltere vizeleri olmadan ülkeye giriş yapamazlar. Diplomatik pasaport sahipleri 180 gün içinde 90 güne kadar olan seyahatlerinde vize işlemlerinden muaftırlar. Turistik vize ile ülkeye giriş yapacaklar için pasaportlarının seyahatin bitiş tarihinden itibaren en az 6 ay süreli geçerli olması ve pasaportun son 10 yıl içerisinde düzenlenmiş ve deforme olmamış olması ayrıca pasaporta vize basılabilmesi için en az 2 boş sayfasının bulunması zorunludur. İngiltere içinde farklı ulaşım yolları bulunur. Sizler bu ulaşım yollarından istediğinizi tercih edebilirsiniz. Bu durum gideceğiniz yere ve maddi durumunuza göre farklılık gösterecektir. İngiltere içinde uçakla ulaşım oldukça kaliteli bir hizmet ağı barındırmaktadır. Ülke içinde ve diğer Birleşik Krallık ülkelerinde birçok şehir arasında çok uygun fiyatlara uçabilirsiniz. Bunun için önceden rezervasyon yapmanız daha yerinde olur. Ülke içinde kısa sürede istediğiniz noktalar arasında uçabilirsiniz. İngiltere'de yollar oldukça kalitelidir. İngiltere'de yaşayacağınız tek sıkıntı araçların ters şeritte olmasıdır. Daha önce Kıbrıs'a gittiyseniz bu konuda bir deneyim yaşamış olabilirsiniz. Kırsal kesimlerde her ne kadar yollar bozulsa da genel olarak durumu iyidir. Araba ile ülke içinde her bölgeye rahat şekilde ulaşabilirsiniz. Genel olarak yollar arabalar için son derece geniştir ve çoğu yolda işaretler bulunur. Ülkede hız konusunda biraz sıkıntı yaşayabilirsiniz. Hız sınırı genel olarak 90 km, otoyollarda ise 110 km şeklinde uygulanır. Ayrıca denetimler sıkı olduğu için hız da yapamayabilirsiniz. Ülkede hizmet veren uluslararası ve ulusal çok sayıda araç kiralama şirketi vardır. Büyük şehirlerde, havaalanlarında ve kasabalarda bu hizmet noktalarına ulaşabilirsiniz. Kiraladığınız bir aracı başka bir şehirdeki şubeye de bırakabilirsiniz. Ayrıca ekonomik araç kiralamak istiyorsanız bazı otoparklar ve yerel firmaları tercih edebilirsiniz. Ülkede kiraladığınız araçlar düz ve otomatik vites olabilir. Ayrıca engellilere özel kiralanabilecek araçlar da bulunur. Ancak bu işlemi yapabilmek için en az 1 yıllık ehliyet sahibi olmanız şarttır. Bu işlem için 21 yaşın altındakilere tüm modelleri kiralama izni verilmez. İngiltere genel olarak otostop çekmek için oldukça güvenli bir ülkedir. Üstelik İngiliz halkı bu konuda size oldukça dostane davranacaktır. Ancak otoyol girişlerinde bu işlem sizin için biraz zor olabilir. Bunun için daha çok benzinliklerde ve mola yerlerinde otostop çekebilirsiniz. İnsanlar sizden bunun için artı bir para istemeyecektir. Ancak ülkemizde sağ elle otostop çekerken burada bu işi sol elle yapmak size ters gelebilir. İngiltere tren ulaşımı konusunda çok gelişmiş bir ülkedir. Çünkü burası dünyadaki en yüksek demir yolu hattına sahip ülkelerden biridir. Son yıllarda devlet demir yolu ağına ve bu ulaşıma yatırımlarını arttırmıştır. Ancak trenle İngiltere içinde yolculuk yapacaksanız çok önceden rezervasyon yapmanız gerekebilir. Çünkü ülke içindeki trenler çok tercih edildiği için kalabalık olmaktadır. Trenle seyahatte bilet fiyatları genel olarak ucuzdur. Bilet fiyatlarını ve rezervasyonu daha önceden internet üzerinden gerçekleştirebilirsiniz. İngiltere içinde taksiyle ulaşım son derece kolaydır. Her yerde taksi firması bulabilirsiniz. Ancak bu firmalar genelde sadece rezervasyon ile çalışıyor. Bu yüzden telefonla önceden ulaşmanız gerekebilir. Ayrıca bazı gece kulüpleri kapandıktan sonra şehirde sadece polisler tarafından izlenecek bir taksi bekleme yeri bulabilirsiniz. Güvenli bir taksi yolculuğu yapmak için mutlaka kayıtlı bir taksi ya da siyah taksi kullanmanız gerekir. Ülkede çok sayıda yasa dışı faaliyet gösteren taksi de bulunur. Taksi ulaşımında mutlaka gideceğiniz yere vardığınızda ücret ödemelisiniz. Ayrıca taksimetrede tüm ücretler tam olarak yazacaktır. Ayrıca ülkede eski taksilere binerek nostalji de yapabilirsiniz. İngiltere'de kara yolları son derece gelişmiş olduğu için otobüs seferleri de büyük gelişme göstermiştir. Şehirler arasında çok sayıda faaliyet gösteren otobüs firması bulabilirsiniz. Ayrıca küçük yerlere de otobüs seferleri vardır. Bu yüzden bu kasabaları keşfetmek için de İngiltere'de otobüs bileti alabilirsiniz. Ülkede otobüs yoluyla seyahat etmek hem daha ucuz olacak hem de güvenli bir ulaşım yöntemi olacaktır. Bu yolculuk sırasında ülkeyi daha iyi görebilirsiniz ve farklı kültürleri yakından izleyebilirsiniz. İngiltere, her biri için derin tarihi ve dilsel kökleri olan; en genel olarak üç ana bölgeye ayrılabilen bir ülkedir. Bunlar daha sonra şehirlerden oluşan ilçelere de ayrılabilir. 3 ana bölge ise kendi arasında 9 adet bölüme ayrılır. |Londra: Geniş ve çeşitli bir metropol bölgesidir. Hem İngiltere hem de Birleşik Krallık'ın başkenti, küresel bir finans, moda ve kültür başkentidir. |Güney Doğu İngiltere: Genel olarak konuşursak, İngiliz Kanalı'ndaki bölge de dahil olmak üzere Londra'nın çevresindeki ve güneyindeki bölgedir. |Batı Bölgesi: Geneli engebeli olan yarımada; güneybatıdan Atlantik'e ve bitişik ilçelere kadar uzanır. Midlands:Midlands, kabaca İngiltere'nin Galler'in doğusundadır ve Kuzey Denizi'nin bir parçasıdır. |İngilterenin Doğusu: Londra'nın kuzeydoğusunda, çoğunlukla kırsal olan alçak bir bölge. |Batı Midlands: Galler'in doğusunda sanayi ve kırsal alan. |Doğu Midlands: İngiltere'nin coğrafi merkezi, Kuzey Denizi'ne ulaşır. Kuzey İngiltere:Kuzey İngiltere bölgesi kuzey batıda Staffordshire'ın kuzeyinden ve doğusundan İskoç sınırına kadar olan bölgede Humber nehrinin kabaca kuzeyindedir. |Yorkshire: Tüm geleneksel ilçelerin en doğal, çeşitli ve ilginç olanlarından biri olarak kabul edilir. |Kuzey Batı İngiltere: Büyük sanayi kentleri ve Galler ile İskoçya arasındaki nefes kesici manzaralar bölgesidir. |Kuzey Doğu İngiltere: Teesside ve Tyne and Wear'ın kentsel bölgelerinin yanı sıra, seyrek nüfuslu İskoçya, güzel kırsallarının yanı sıra sahil şeridi sınırlarıyla ve kırsal alandaki büyük Northumberland ilçesiyle oluştuğu söylenebilecek bölgedir. Yukarıda liste halinde vermiş olduğumuz toplam 9 bölge, kendi aralarında ayrılarak 49 adet olan İngiltere şehirlerini oluşturur. En bilindik Londra dışında sizler için 30 adet daha listeliyoruz. sırasında gezebileceğiniz belli başlı noktaları genel hatlarıyla size bu bölümde sunacağız. Bu saray adını 14 tonluk çanından almaktadır. Augustus Pugin tarafından tasarlanan yapı 11 katlıdır ve 96,3 metre yüksekliğinde Gotik tarzda bir saat kulesine sahiptir. 1834 yılında çıkan yangın sonrasında yenileme çalışmaları yapılmıştır. Saat 1859 yılında yeniden kullanılmaya başlamıştır. Bu saray 1016 yılında yapılmıştır ve parlamento toplantıları yapılmaktadır. Büyük yangınlardan sonra 30 senelik tadilat çalışmalarından sonra 1100 odalı saray yeniden kullanılmaya başlamıştır. Coronation Capsule adı verilmiştir. Yükseklik korkusu olmayan gezginler mutlaka bu yapıyı ziyaret etmelidir. Bu saray 775 odadan oluşmaktadır. Ancak bu yapı yapılmadan önce 1700'lü yıllarda Westminster Dükü emriyle buraya bir konak yapılmıştır. 150 yıl özel mülkiyet olan bu yapı 1763 yılında kraliçe için satın alınmıştır. Daha sonra 1800'lü yıllarda da bazı mimarların çalışmalarıyla eklemeler yapılarak oldukça genişlemiştir. 1837 yılında Kraliçe Victoria tahta çıkında bu saray kraliyet ailesinin Londra'daki adresi konumuna gelmiştir. Bu yapının en eski ve önemli parçası beyaz kuledir. Bu kule 1078 yılında Birinci William emri ile yapılmıştır. Kraliyet sarayı ve kraliyet suçlularının tutulacağı yer olarak inşa edilen kule Aslan Yürekli Richard devrinde savunma duvarları ile çevrelenmiştir. Daha sonra da yeni krallar geldikçe buralara belli bölümler yapılmış ve Cromwell devrinde yıkılmıştır. Saksonyalılar ile ünü Tudor Hanedanı devrinde artık eski önemini yitiren kule 1800'lü yıllardan beri halkın ziyaret ettiği bir müze olarak kullanılıyor. Günümüzde kraliyet mücevherleri sergileniyor. Ayrıca burada Birleşik Krallık tahtına çıkarken kullanılan 141 değerli eşya yakından görülebilir. Londra'nın en popüler alanlarından biri olan park Buckingham Sarayı yakınlarındadır. 150 hektarlık alana sahip olan doğal yapı, kraliyet parklarının en büyüğüdür. Ayrıca bu alan 1536 yılında park haline getirilene kadar kraliyet ailesinin avlanma sahası olarak hizmet vermiştir. 1400'lü yıllarda ise halkın kullanımına açılarak sosyal bir boyut kazanmıştır. Oxford şehrinde bulunan bu yapı İngiltere kralı Yedinci Henry emriyle 1546 yılında İsa Kilisesi'ne koro üyeleri yetiştirmek için yapılmıştır. Ayrıca burada sadece erkek öğrenciler eğitim görmüştür. Bu yapı Harry Potter filminde geçen Hogwart Salonu olarak kullanılmıştır. Ana giriş kapısı Tom Kulesi olarak adlandırılan bu yapıyı mutlaka ziyaret etmelisiniz. Oxford'un simge yapısı olan Ahlar Köprüsü, ülkedeki farklı mimari yapıları görmek isteyenler için iyi bir seçenektir. Burası oldukça merkezi bir konumda yer almakta ve çok sayıda ziyaretçi çekmektedir. arasında yer alan Oxford'un Cornmarket Caddesi sonunda sizi Carfax Kulesi bekliyor. Bu kule 1100'lü yıllarda yapılmış olan St. Martin's Kilisesi kalıntılarından günümüze kadar gelebilen tek bölgedir. Bu yüzden önemli bir ziyaret noktasıdır. Buraya belli bir giriş ücreti vardır ve yukarıdan şehir iyi bir şekilde görülebilir. arasında önemli bir yeri olan bu şehirde öncelikle nehir boyunca uzanan bu güzel doğal alanı ziyaret edebilirsiniz. Bahar aylarında nergis ve çiğdem kokuları arasında müthiş bir ortama kavuşan bu park kolejlerin arasında yer alır. 1448 yılında Altıncı Henry'nin kraliçesi Margaret tarafından yapılan okul içinde birçok yer görebilirsiniz. Manastır avlusu, First Court gibi noktalar gezginleri büyüleyecek güzellikte. Ayrıca okulun cam nehri üstündeki Matematik Köprüsü yapılırken hiç çivi kullanılmadığı için dünyaca üne kavuşmuştur. Önemli hesaplamalar sonucu yapılmış olan bu köprünün Newton tarafından tasarlandığı söylenir. Ancak Newton öldükten 20 yıl sonra yapıldığı için bu konuda hala tartışmalar sürmektedir. Kolejleriyle ünlü olan Cambridge bölgesinde yer alan ve 1546 yılında kurulan bu okulda yer alan şapel ve ünlü akademisyenlerin heykelleri büyük ilgi topluyor. Ayrıca bünyesindeki kütüphane meşe rafları ve ahşap oymalarıyla İngiltere'de ayrı ün yapmış yerlerdendir. 1700 ile 1900'lü yılların günlük İngiliz yaşamından manzaralar sunan müze Cambridge'de yer alan en ünlü gezi noktaları arasındadır. Müzede bu dönemlerin havasını yansıtan kostümler, sikkeler, tıbbi araç gereçler, madalya ya da oyuncaklar sergileniyor. Ayrıca müzedeki endüstriyel gelişmeleri gösteren özel bölüm de dünyadaki çok farklı çalışmalardan biri olarak ilgi çekiyor. Saydığımız ürünler dışında müzede onlarca daha farklı koleksiyonları görebilirsiniz. Bir dönem kullanılan buharlı lokomotif ve çok sayıda motor türü de burada sergilenmektedir. Dünyanın en köklü futbol kulüplerinden Liverpool FC takımına ait olan bu stat, şehri gezmek isteyen gezginlerin en önemli uğrak noktalarından biridir. Ayrıca burada efsanevi taraflar hakkında fikir edinebilir ve İngiltere stadyumları arasında en ünlü olan bu 45 bin kişilik mabedi ziyaret edebilirsiniz. Buraya ortalama 1 saat süren özel turlar düzenlenmektedir. Bu turlarda sahanın ve soyunma odalarının her noktası ziyaretçilere açıktır. Ayrıca burada takımın tarihini ve başarılarını gösteren bir müze de bulunur. Burada katılacağınız turun bir ücreti bulunmaktadır. Albert rıhtımı, bir liman kenti olarak bilinen Liverpool'un kırmızı tuğla ve demir kullanarak yapılan 5 katlı tarihi binaların çevrelediği bir yerdir. Bu rıhtım ilk zamanlarda pamuk, tütün, şeker gibi ürünlerin getirildiği ve kente girdiği önemli bir merkez olarak kullanılmış. Buradaki farklı havayı soluduğunuzda farklı bir ülkede olduğunuzu hissedeceksiniz. Victoria stili yapıların bulunduğu sokaklar ufak butikleri, cafeleri ve restoranlarıyla ün yapmıştır. Hem Londra hem de Liverpool şehrinde kurulan bu galerinin tarihi 1800'lü yıllara kadar gidiyor. Bu modern sanatlar müzesi İngiltere ve Avrupa kıtasındaki en önemli sanat etkinliklerinin yapıldığı merkezdir. Liverpool'daki bina bir zamanlar şeker fabrikası olarak kullanılmıştır. Ayrıca yıl içinde sürekli ya da geçici sergileri ve etkinlikleri görebilirsiniz. Bu yapı Liverpool'da Albert Rıhtımı üzerinde bulunmaktadır. içinde bulunan bu müze de Albert Rıhtımı içinde bulunur. 80 metreden fazla uzunluğa sahip saat kulesi ve farklı bir stil olan Neo Gotik mimarisiyle öne çıkan Manchester Belediye Sarayı kuzey kısmı Albert Meydanı, güney kısmı ise St. Peter's meydanına bakar. Alfred Waterhouse planları dahilinde 1868 ila 1877 yılları arasında yapılan belediye sarayı günümüzde ise şehrin idare konseyinin törenlerinin yapıldığı yerdir. Binayı gezerken öncelikle Ford Madox Brown tarafından oluşturulmuş olan ve Büyük Salon duvarlarında bulunan duvar resimlerini inceleyebilirsiniz. Yapımına 1889 yılında başlanılan ve 1900 yılında halk tarafından ziyarete açılan bu kütüphane, o dönemin güçlü sanayisi John Rylands öldükten sonra eşi tarafından kurulmuştur. Şuanda Manchester Üniversitesi'nin kütüphanesinin bir parçası olarak hizmet veren bu tarihi yapı Gutenberg İncili ve Yeni Ahit'in bilinen en eski parçası da dahil olmak üzere çok değerli eserleri barındırmaktadır. olarak tatildir. Bu günlerde ülkedeki birçok yer kapalı olmaktadır. Ancak turistik noktalardaki dükkanlar bu gün de hizmet vermeyi sürdürmektedir. ismiyle anılan ve İngiliz Devlet Kanalı BBC tarafından canlı olarak yayınlanan sekiz haftalık klasik müzik etkinliği de ünlüdür. İngiltere'de Beef Wellington ve Steak and Kidney Pie adı verilen sandviçler dünya çapında ün yapmış geleneksel lezzetlerdir. Buna ek olarak Modern İngiliz mutfağı da geleneksel İtalyan ve Hint yemeklerinin İngiliz lezzetleriyle birleştiği Lazanya ya da Tavuk Tikka gibi yemekleri barındırır. İngilizler diğer ülke mutfaklarını alarak çok güzel özgünleştirir ve uygulamayı başarır. Ülkede çok sayıda kaliteli işletme ve zincir restoran bulunur. Buralarda sizlere ilginç ve farklı şekilde sunulan yiyecekler verilir. Ülkede dışarıda yemek yeme kültürü önemli bir aile etkinliği kutlamanın göstergesidir. İnsanlar bu günlerde ailece yemek yerler. Ayrıca yemek yapma programları da ülkedeki en popüler yayınlar arasındadır. Süpermarketlerde daha önce bilmediğiniz yiyecekleri bulabilirsiniz. Ayrıca Çiftli Mağazalar ve Çiftçi Pazarları insanların İngilizce bilerek gezebileceği yerel lezzetler tadım noktasıdır. Ülkede et ve sebze yemekleri son derece meşhurdur. İngiltere'de hizmet veren publar çok uygun fiyatlara yemek veren yerlerdir. Ancak buralarda en geç 9.30'da yemek sunumu biter. Öğle ve akşam yemekleri arasında da servis durabilir. Pub yemekleri son zamanlarda oldukça tercih edilir olmuştur. Ayrıca buralarda İngiliz yemeklerine ek olarak egzotik yemekler de bulabilirsiniz. Ayrıca Hint, Meksika, Avrupa gibi birçok etnik restoranı da burada bulabilirsiniz. Bu restoranlar her şehirde vardır ve son derece kalitelidir. Diğer Avrupa ülkelerinden farklı olarak vejetaryen yemek menüleri de mekanlarda yaygın olarak bulunur. - İngiliz Kahvaltısı - Kızarmış Balık ve Patates - Salt Beef Bagel - İngiliz Çayı - Sticky Toffee Pudding - Yorkshire Pudding ve Roast Beef İngiltere'de halkın büyük bölümü Hristiyan'dır. Ancak burada birtakım mezhep farklılıkları söz konusudur. Katolik oranı çok az olmasına karşına Protestanlar da önemli bir sayıdadır. Ancak ülke köken olarak daha önce Anglikan mezhebine mensuptur. Diğer ülkeleri sömürge ettiği için bu dönemden kalan çok sayıda Müslüman da bugün İngiliz vatandaşıdır. Ayrıca ülkede kalabalık bir Yahudi nüfusu da bulunur. Bunun yanı sıra bir inancı olmayan deist ya da ateistler de son yıllarda büyük artış göstermiştir. Ülkede kimse dini inanca karışmaz ve bu konuda tam bir saygı havası hakimdir. Herkes kendi inancını istediği gibi özgür biçimde yaşayabilir. Ülkede çok sayıda konaklama seçeneği vardır. Bu yüzden gezginler bütçelerine ve avantajlarına göre farklı konaklama alternatiflerini tercih ederler. Ancak hepsinin bazı avantajları olduğu gibi bazı olumsuz noktaları da söz konusudur. İngiltere'de oda ve kahvaltı olarak hizmet veren özel bir evdeki tek bir odadan oluşan ve onlarca odaya sahip büyük tarihi binalar otel olarak kullanılır. Büyük şehirlerin neredeyse tamamında bulunan turizm ofislerinden bu otellerin bir listesini alabilir ve kolayca yer bulabilirsiniz. Ayrıca şehir ve kasabalarda ye alan büyük otel zincirleri de tercih edilebilir. Buna ek olarak otoyol kavşaklarında yer alan ya da ucuz olan otel zincirleri de bulunur. Bu oteller temiz, basit ve konforludur. Ayrıca ülkede seyahat edenleri ağırlayan otel zincirleri de vardır. Ülkedeki pansiyonlar özel kurumlar ya da pansiyon ağının bir kısmı olarak hizmet verir. Bu mekanların resmi olduğunu önceden araştırmanızda fayda vardır. Buralarda basit bir kahvaltı şeklinde yurt tipi konaklama hizmetleri bulabilirsiniz. Ayrıca büyük şehirlerdeki onlarca hostel yoğun yaz aylarında dolu olur. Bu sebeple gelmeden önce kendinize bir pansiyon bulmalı ve rezervasyonunuzu önceden yaptırmalısınız. Bu yerler hem konforlu hem de ucuzdur. Ülkede kamp alanları son derece yoğundur. Burada karavanları ya da karavanları karşılan kamp yeri bulunmaktadır. Bu noktalar ülkenin her yerinde hizmet verirler. Ayrıca buralara ulaşabileceğiniz belli başlı siteler de bulunur. Ayrıca turistik merkezlere ve şehirlere yakın bölgelerde kamp yeri tutabilirsiniz. Bu kamp yerleri dışında çadır kurmak daha sıkıntılı olabilir. Bu yüzden bu yerleri tercih etmenizi öneririz. İngiltere de genel olarak G tipinde tabir edilen sistem kullanılır. Bu sistemde üç dişli topraklama hattı vardır. 13 ampere kadar akım desteklenir. Ayrıca 220 ile 240 arasında voltajlarda çalışılır. G tipi prizler sadece G tipi fişlerle uyumlu çalışır. Bu üç uçlu prizler için uygun kabloları yanınızda götürmenizde yarar vardır. İngilizce dünyanın en yaygın dili olmayı başarmıştır. Ancak dünyada birçok ülkeden farklı olarak konuşulan İngiliz aksanı anlaşılmayabilir. Genel olarak ülkede kuzey ve güney bölgelerinde farklı aksanlar vardır. Mesela bir Liverpool yerlisi ile Manchester yerlisinin aksanları birbirinden ayrılır. Ülkede başka bir dil yaygın olarak konuşulmaz. Ancak sömürgelerden dolayı göç yoğun olduğu için Çince, Lehçe, Almanca ve Güney Asya Dilleri ile bazı Afrika dilleri konuşulur. Amerika'da da İngilizce konuşulsa da bazı kelimeler tamamen farklı anlamlara gelmektedir. Ülkede kısa süre kalacak ve çalışacak kişiler daha çok bar tending ve bekleme masalarında çalışıyor. Buna ek olarak teknoloji ve bilgisayar endüstrisi gibi daha özel işlerde çalışan kişiler de bulabilirsiniz. Comonwealth ülkelerinden gelen ziyaretçiler için çalışma izni almak daha kolay oluyor. Bazı programlar ise 30 yaşın altındakiler için hizmet veriyor. Avrupa Birliği üyesi ülkelerden gelen vatandaşlar için izne gerek yoktur. Yani bu kişiler ücretsiz olarak yaşayabilir ve çalışabilir. Ancak bazı Avrupa Birliği üyesi ülke vatandaşları için kısıtlama uygulanır. Seyahat etmeden önce bu konuda bir araştırma yapabilirsiniz. ayrıca öğrenci vizesi olan kişiler okulda haftada 20 saat, tatil zamanları ise haftada 40 saate kadar çalışabilirler. Buna ek olarak ülkemizle imzalanan Ankara Anlaşması gereği ülkede iş yapacak Türk vatandaşları belli şartları taşıdığında kolayca her türlü iş hayatına atılabilirler. İngiltere'nin birçok noktası genel olarak güvenlidir. Bu yüzden turistlere yönelik nadir suç işlenir. Ancak ülkede bazen sıkıntı da yaşanabilir. Özellikle büyük şehirlerin yoksul bölgelerinde suç ve çete şiddeti yaygındır. Bu yerler güvenlik bakımından sıkıntılıdır. Buralara girmekten kaçınmalısınız. Ayrıca bir tehlike anında güvende kalmak için sağduyulu olmanız gerekir. Sokakta kendinizi güvende hissetmiyorsanız yolunuzu değiştirmeli ya da cevap vermemelisiniz. İnsanlar genel olarak sizi görmezden gelecektir. Kırsal kesimlerde suç oranı son derece düşüktür. Ancak bazı bölgelerde insanlar kaba olabilir. Geceleri toplu taşıma araçlarında sarhoşlar size sorun yaratabilir. Bu yüzden geceleri tren ya da otobüslerde dikkat etmelisiniz. Bazı kasaba ve şehir merkezlerinden Cuma ve cumartesi yaygın olarak sarhoşluk seviyesi artar. Ancak buna bağlı olarak şiddet olayları yaşanır. Ancak sizler dikkatli olursanız bu sorun ortadan kalkabilir. Ayrıca geceleri lisanslı taksiler kullanmanız önerilir. Aksi halde sıkıntı yaşayabilirsiniz. Ülkede heteroseksüel ve eşcinsel rıza yaşı 16'dır. Yasalar LGBT haklarını destekler. Bu yüzden ayrımcılıkta uzak durmalısınız. Ülkede sağlık koşulları son derece gelişmiştir. Bu yüzden hastalar hizmet noktalarında ücretsiz tedavi olabilir. Acil durumlarda 999 numarasını ücretsiz arayabilirsiniz. Ayrıca hastaneler turistlere karşı temkinlidir. Bu yüzden EHIC kartınız için nerede olduğunuzu sorabilirler. Acil durumlar için hastanelerde NHS bölümü hizmet verir. Tıbbi şikayetiniz ciddi değilse buralarda 5 saate kadar bekleyebilirsiniz. Ciddi sorunlar ülkede hemen tedavi altına alınır. Küçük sorunlar için reçetesiz ilaç verebilecek eczacılara danışabilirsiniz. Ayrıca çok sayıda sokak doktoru da bulunur. Bu yerler özel yeşil işaretler kullanır. Ayrıca büyük süpermarketlerde küçük eczaneler de bulunur. İngilizler genel olarak kibar bir millettir. Çoğu yerde teşekkür ederler, lütfen derler ya da özür dilerler. Bu sözcükleri kullanmamak kaba sayılır. Ayrıca bir selam ya da gülüş iyi bir cevaptır. Bu millet suçlu olmasa da sık özür diler. Ayrıca bazen nadir olsa da kaba İngilizlerle de karşılaşabilirsiniz. Ülkede çok sayıda aksan vardır. Bu yüzden de anlamakta güçlük çekecekleriniz olabilir. Genel olarak insanlarla iletişim kurarken günlük bir İngilizce kullanmaya özen gösterin. Kırsal bölgelerde araba sürerken sürücünün geçmesine izin vermesi durumunda teşekkür için elinizi direksiyondan kaldırabilirsiniz. Bu sürücüler tarafından kırsal bölgelerde otomatik saygı unsuru olarak kabul görür. Hediye kabul ederken ilk teklifi reddetmeyi düşünmeyin. Çünkü size ısrar edeceklerdir. İngilizler genel olarak sizi memnun etmek için uğraşmazlar. Bu yüzden de teşekkür etmeyi bilin. İngilizlerin yabancılarla iletişim kurmaktan kaçtıkları doğru değildir. Çoğu insan turistlere yol tarifi ve pratik tavsiye vermekten mutlu olur. İngiltere'de mahremiyete değer verilir. Bu yüzden onlarla tanışırken kişisel sorulardan uzak durun. Genel olarak işi ve nerede yaşadığı gibi sorular kişisel olarak algılanır. İngilizler komşularının bile ne işle meşgul olduğunu bilmezler. Size ne iş yaptığınızı sormadan siz bu soruyla onlara gitmeyin. Birileri çizgiyi aşarsa çok sinirli olabilirler. Ayrıca otobüs duraklarında ve trenlerde sıra olmaz. Ancak burada kontrol vardır. Bu yüzden insanların inmesine izin vererek sırayı takip etmelisiniz. Sizi bir restorana davet ettiklerinde genel masa kuralları uygulanır. Birini davet ettiğinizde genel olarak çay ve kahve isteyip istemediğini sormanız görgü kuralıdır. Ayrıca vejetaryen olup olmadığını da öğrenmeniz gerekir. Ayrıca bazı İngilizlerin buğday ya da fındığa alerjisi vardır. İstediğiniz yemeği söylemek kabalık olarak algılanır. İngilizler hatalarına gülmeyi severler. Bu durum bazılarını rahatsız da edebilir. Ancak ülkede kraliyet ailesi hakkında olumsuz konuşmaktan kaçının. Ayrıca ülkede siyaset konusuna girmekten kaçının. İngilizler, Avrupa yaklaşımı konusunda farklı fikirlere sahiptir ve size seve seve görüşlerini belirtirler. Ülkede alan kodları iki, üç, dört ve nadiren beş basamaklıdır. Kısa alan kodlu bölgeler büyük şehirler olurken yerel bölgeler daha fazla alan koduna sahiptir. Toplam hane sayısı ondur. Alan kodu aynı zamanda arama kodu olarak da kullanılır. Londra'nın alan kodu 020'dir. Ülkede kullandıkça ödemeye dayalı bir sim kart alırsanız çok tasarruf yapabilirsiniz. Ayrıca acil durumlar için 999 ve 112'yi ücretsiz olarak aramanız mümkündür."} {"url": "https://www.gezipedia.net/799-yenimahallede-gezilecek-yerler.html", "text": "Yenimahalle'de gezilecek yerler isimli bu yazımızda; Ankara Yenimahalle hakkında bilgi bulabilir, Yenimahalle tarihi ve Yenimahalle nerede ile ilgili tüm detayları öğrenebilirsiniz. birçok aktivite yapabileceğiniz ve şehirde sembol olan birçok yapıyı görebileceğiniz bir bölgedir. Yenimahalle tarihi 1925 yıllarına kadar dayanır. Günümüzde Ankara ile birleşen ilçe Atatürk Orman Çiftliği'nin kurulmasıyla daha planlı bir yapıya kavuşmuştur. 1950'li yıllarda ise ilçe merkezi haline gelmiştir. Günümüzde Ankara'nın en yoğun nüfuslu bölgelerinden biri olarak bilinmektedir. Çubuk Çayı, İncesu Deresi ve Hatip Çayı'nın birleştiği noktada yer alan Akköprü, Ankara'yı ziyaret eden gezginlerin uğrak noktasıdır. 1222 yılından Ankara Valisi Kızıl Bey tarafından yapılan köprü, Varlık Mahallesi sınırları içindedir. Yapımında bazalt taşı kullanılmış 7 kemerli bir yapıdır. Günümüze kadar sağlam olarak gelmeyi başaran köprü turistlerin ziyaret noktaları arasındadır. 1988 yılında yapılan ve hizmete açılan hipodrom büyük bir alana kurulan tribün binası, zemin ve 4 kattan meydana gelir. Burada Cumhurbaşkanı ve diplomatik loca bulunur. 6400 ayakta, 2300 oturan olmak üzere 8700 ziyaretçi kapasitesine sahiptir. Aksaray ismiyle anılmasına karşın Cumhurbaşkanlığı Sarayı ismiyle anılır. İlk olarak başbakanın kullanımı için planlanan yapı, günümüzde Cumhurbaşkanı resmi konutu olarak hizmet vermektedir. Ziyaretçilere belli zamanlarda belirli bölgeleri ziyaret edebilirler. bakımından doğal mekanları da içinde barındırır. Özellikle Ankara Belediyesi çalışmalarıyla hizmete açılan bu yerler yoğun olarak ziyaretçi çekmektedir. Burası 1991 yılından itibaren Doğal SİT alanı olarak kabul edilmiştir ve 1925 yılında Atatürk'e hediye edilen arazide yapılan alanı oluşturur. Ankara'nın en iyi gezilecek noktalarından olan Atatürk Orman Çiftliği sınırlarında hayvanat bahçesi, Atatürk'ün Selanik'te doğduğu evin benzeri bir yapı, devlet mezarlığı, Karadeniz havuzu yer alır. Hepsini ziyaret ederek buranın güzel atmosferini yaşayabilirsiniz. ayrıca Atatürk'ün manevi kızı Ülkü Adatepe için yapılan evi de ziyaret edebilirsiniz. Ankara'da uzun zaman önce çalışmaları başlayarak tamamlanan Ankara Temapark, temapark ve hayvanat bahçesi projesi olarak ortaya konmuştur. Sınırlarında büyük bir hayvanat bahçesi ve büyük bir otopark olan alanda yapay gölet de bulunur. 1998 yılı itibariyle Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından dünyaca ünlü gösterilerin yapıldığı bölge Ankaralıların beğenisine sunulmuştur. Sirk at, köpek, maymun ve dans gösterilerini izleyebilirsiniz. Bununla birlikte ip cambazları, akrobatlar ve palyaçolar da çeşitli gösteriler yapar. yapılır. Çocuğunuzla birlikte bu yıl mayıs ayında yapılması planlanan etkinliğe katılabilirsiniz. i 2017 yılında hizmete açılmıştır. Açıldığı tarihten itibaren çok sayıda çocuğu ağırlamayı başarmıştır. Müzede çok sayıda etkinliklere ve çocuk eğitimlerine katılım gösterebilirsiniz. - Aş çorbası - Dutmaç - keşkek çorbası - Ankara tavası - Alabörtme - Efelek dolması 'a olan uzaklığı ortalama 430 km olarak bilinir. Sizler için Ankara Yenimahalle ilçesi hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık. Bu yazımızda Yenimahalle'de ne yapılır ve bu bölgeye yapacağınız seyahatleriniz için rehber niteliği taşıyacak Yenimahalle gezilecek yerler listesini yazarak; Yenimahalle nerede ve Yenimahalle'ye nasıl gidilir sorularına yanıt verdik."} {"url": "https://www.gezipedia.net/8-afyonkarahisarda-gezilecek-yerler.html", "text": "öne çıkıyor. Şifalı sular bakımından şanslı illerimizden olan Afyonkarahisar'da görülmesi gereken yerler arasında kaplıcalar ön sıralarda yer alıyor. İhsaniye ilçesindeki meşhur Gazlıgöl Kaplıcalarının şifasından yararlanırken aynı zamanda burada bulunan termal tedavi merkezlerinde konaklama olanağı bulunuyor. Gazlıgöl Kaplıcalarının bir başka özelliği ise Kızılay maden suyunun bu kaplıcadaki mineral bakımından oldukça zengin sulardan elde ediliyor olması. Afyonkarahisar'da gidebileceğiniz diğer kaplıca il merkezinden 15 km uzaklıkta bulunan Ömer Kaplıcası. Önemli şifa kaynaklarımızdan biri olan bu kaplıcanın, romatizma başta olmak üzere kısırlık ve eklem ağrısı gibi birçok rahatsızlığa iyi geldiği biliniyor. Bu bölgede otel sayısı da fazla olduğundan konaklama konusunda da sorun yaşanmıyor. Sandıklı ilçesindeki Hüdai Kaplıcaları da termal tatil için ziyaret edebileceğiniz yerler arasında yer alıyor. arasında kuşkusuz tarihi mekanlar yer alıyor. Günümüzde tarihi dokusu bozulmuş olsa da kalıntıları halen mevcut olan ve turistlerin ziyaret etmek istedikleri yerler arasında en başta gelen yerlerden biri Afyon Kalesi. Kentin ortasında yer alan bu simge yapıyı görebilmek için uzun bir merdiveni çıkmanız gerekecek. Ancak bu zahmetin sonunda hakkında birçok efsane bulunan ve türkülere konu olmuş bir yapıyı görme fırsatına sahip olacaksınız. 225 metre yükseklikteki bu alandan şehir manzarasını izleyebilir ve sükunetin tadını çıkarabilirsiniz. İki kalesi bulunan şehirdeki diğer kale ise Sandıklı ilçesindeki Hisar Kalesidir. Afyon'da gezilecek yerlerarasında tarihi mekanları tercih ediyorsanız içerisindeki direkler sebebiyle 40 Direkli Cami olarak bilinen Afyon Ulu Cami'ni mutlaka görmelisiniz. Mimari bakımdan oldukça etkileyici bir yapı olan bu cami şehirdeki ibadet mekanları arasında en büyük olanı olmasının yanında diğer camilerden farklı mimari özelliklere de sahiptir. Afyon, Anadolu'nun ilk Mevlevihanelerinden biri olan Sultan Divani Mevlevihanesi'ne de ev sahipliği yapmaktadır. Tarihi 13. yüzyıla dayanan bu mekan geçmişimizden gelen önemli miraslardan biridir. Bunlar dışında şehrin farklı noktalarına dağılmış kervansaray, medrese, cami ve kiliseler tarihi mirasa sahip çıkma adına mutlaka görülmesi gereken yerler arasında yer alıyor. Arkeoloji Müzesini ziyaret ederek Kalkolitik Dönemden Eski Tunca, Hitit kalıntılarından Friglere, Hellenistik Dönemden Roma ve Bizans'a kadar pek çok devir ve medeniyetin tarihi buluntularını bir arada görme olanağına sahip olabilirsiniz. Ülkemizde büyüklük açısından 12. Sırada olan Eber Gölü de görülmesi gereken doğal güzellikler arasında yer alıyor. sorusunun cevabı neredeyse ülkemizin her yöresindeki insanımız tarafından kolaylıkla cevaplanabilecek durumdadır. Şehrin leziz sucukları, kaymağı ve lokumunun ünü o kadar yayılmıştır ki ülkemiz dışında yurt dışında da bilinmektedir. Başka hiçbir yerde tadamayacağınız kaymaklı lokumu burada yemeniz mümkün. Yemek tercihinizi Afyon kebabından yana yapabilir üzerine de nefis kaymak parçası ile birlikte sunulan ekmek kadayıfının tadına bakarak yemeğinizi taçlandırabilir siniz. sorusuna cevabımızı da vermiş olarak makalemizin sonuna geliyoruz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/80-dogada-barinak-yapimi-ve-dikkat-edilmesi-gerekenler.html", "text": "Hayatta kalmanın size bağlı olduğu durumlarda ne zaman kurtulabileceğinizi ya da herhangi bir yerde ne kadar zaman kalacağınızı bilemezsiniz. Bu nedenle mümkün olan en iyi barınağı inşa etmeye çalışmalısınız. Kalıcı bir barınak yapmak için günler hatta haftalar harcamaya başlamadan önce doğru yeri bulduğunuza emin olmalısınız. Barınağı yapacağınız yerin zemini kuru, sağlam ve doğal olmalıdır. Doğada yaşam mücadelesinde insanın kendisini yağmurdan, kardan, güneşten ve dış etkenlerden koruyarak dinlenmesi gereklidir. Fiziksel iyi bir dinlenme ruhsal yapımızı da olumlu etkileyecek ve moralimizi yükseltecektir. Bulunduğumuz çevre ve iklime göre içine girip korunacak bir barınağı inşa etmeyi öğrenmemiz gereklidir. Barınağı hazırlamak için bulunduğumuz ortamdaki materyaller de çok önemlidir. Sonuçta yapacağımız barınak bu materyallerle inşa edilecektir. Öncelikle çevremizi dikkatle gözden geçirmeliyiz. Bulabileceğimiz bir mağara, terkedilmiş bir kulübe, doğal bir barınak bizi büyük bir enerji kaybından koruyacaktır ve zaman kaybından koruyacaktır. Hazır bir yer bulamazsak barınağı kuracağımız yeri iyi seçmeliyiz. Bu yer rüzgarın esmediği ve sırtüstünde olmayan, derin vadilerde kanal gibi esen tabanlardan uzak olmalıdır. Rüzgarın en az olduğu kuytu bir yer seçmeliyiz. Barınağın girişi rüzgar yönünde olmamalıdır. Bu mümkün değilse kaya, taş, toprak, ağaç parçaları veya kar blokları ile rüzgar engellenmelidir. Bu rüzgar seti barınağın kısa sürede ısınmasını ve ateş yakabilmemizi sağlayacaktır. Barınak mümkün olduğu kadar basit ya da fakat doğada en iyi konforu sağlayacak yapıda olmalıdır. Barınağı inşa ederken şu kural unutulmamalıdır. Hava soğuk, ıslak yada kuru fark etmez vücudumuz yattığımızda zemin ile temas etmemelidir. Isınmış bir zemin vücudumuzun su kaybına sebep olacağı gibi soğuk bir zeminde vücudumuzda ısı kaybına sebep olur. Hazırlayacağımız basit bir yer yatağı vücudumuzun zeminden bağlantısını kesecektir. Kuru otlardan veya taze çam dallarından yapacağımız yatak ihtiyacımızı görecektir. Yatağı boyumuzdan biraz uzun ve omuz genişliğimizden biraz fazla hazırlarsak çok rahat ederiz. Zaman içerisinde bu dallar ya da otlar ezildiğinde takviye yapmak gerekecektir. - Su kaynağına yakın olmalı - Her bakımdan güvenli bir bölge olmalı - Taş düşme ve heyelan gelme gibi poansiyel tehlikelerden uzak olmalı - Kışın çığ düşme riski olmamalı - Sel yatağında olmamalı - Deniz kenarında olacak ise denizlerdeki gel-git olayları değerlendirilmeli - Barınağın veya çadırın kurulacağı yerin zemininin kuru ve düz olması gerekmektedir. Bunun için ağaç yapraklarından faydalanılmalı - Vadi ve sırt rüzgarlarından korunaklı olmalıdır - Yabani hayvanların yuvalarına yakın olmamalı - Ormanlık arazilerde sık ağaçlık alanlarda kurumuş ağaçların düşme ve devrilme riski iyi değerlendirilmeli - Zemin eğimli ise baş her zaman yukarda kalmalı - Tropik bölgelerde zehirli böceklere ve sürüngenlere dikkat edilmeli."} {"url": "https://www.gezipedia.net/800-turkiyede-en-cok-tercih-edilen-tatil-yerleri.html", "text": "yanı sıra uzun soluklu tatil geçirebileceğiniz birçok bölge de bulunmaktadır. Günü birlikte olsa sizlerle paylaştığımız bu güzel alanlar her yıl birçok turisti bünyesinde ağırlamaktadır. Eğer uzun soluklu bir tatil yapmak ve denizin keyfini çıkarmak istiyorsanız Web sitemiz üzerinden temiz denize ve güzel plajlara sahip tatil beldelerine ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/801-turkiyedeki-en-iyi-tatil-yerleri.html", "text": "Tertemiz denize ve harika sahillere sahip olan güzel ülkemizde bir tatil planı hazırlamak istiyorsanız öncelikle gideceğiniz yeri belirlemeniz gerekmektedir. Yaz aylarının yaklaşması ile birlikte birçok otel dolmaya başlamıştır. Bu konuda da acele ederek şimdiden rezervasyon işleminizi yaptırmanızda fayda vardır. Fakat bunu yapmadan önce bütçenizi yapacağınız tatile göre iyi bir şekilde analiz ederek ayarlamanız gerekmektedir. Bu sizlere hem tatil esnasında hem de tatil dönüşünüzde büyük bir fayda sağlayacaktır. Hayatın yoğun akışından kurtularak bir nebze olsun nefes almak isteyenler yaz aylarını harika bir fırsata dönüştürebilirler. 'yi tercih edebilirsiniz. Buraların yanı sıra eğlenceli ve güzel bir şekilde gezi yapmak istiyorsanız, gezi listenize diğer yazılarımızda belirtmiş olduğumuz ve ülkemizde bulunan diğer tarihi ve doğal güzelliklere sahip olan bölgeleri ekleyebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/802-turkiyedeki-en-luks-oteller-listesi.html", "text": "biraz el yaksa da kaliteli hizmetleri ve içerisinde barındırmış olduğu birbirinden güzel alanlarla birlikte her yıl dolup taşmaktadır. otelleri arasında yer alan Maxx Royal Kemer Resort vermiş olduğu hizmet kalitesi ile de oldukça ön plana çıkmayı başarmıştır. 290 ader lüks odanın yer aldığı Maxx Royal Kemer Resort'un gecelik giyatı ise yaklaşık 11 bin TL olarak belirlenmiştir. Fakat tatil planı oluşturmadan önce tam olarak fiyatı öğrenebilirsiniz. da bulunan Argos In Cappadocia otelini tercih edebilirsiniz. Mükemmel gün batımı ve peri bacaları ile birlikte harika bir tatil geçirebileceğiniz Argos In Cappadocia otelinin 5 gecelik fiyatı ise yaklaşık olarak 4 bin 500 TL civarındadır. Tam olarak fiyatı otelin resmi web adresi üzerinden öğrene bilmeniz mümkündür. 'da bulunan Mandarin Oriental lükslüğü ile birlikte oldukça dikkat çekmektedir. İçerisinde güzellik merkezi, animasyon ekibi ve çocuk kulübünün yer aldığı bu güzel otel 129 adet lük odaya sahiptir. Sizlerde kaliteli ve eğlenceli bir tatil geçirmek için Mandarin Oriental'i tercih edebilirsiniz. göründükleri kadar pahalı olmasalar da sunmuş oldukları kaliteli hizmet ve içerisinde barındırmış olduğu bir birinden güzel aktiviteler ile birlikte birçok yerli ve yabancı turistin akınına uğramayı başarmıştır. 5 gün boyunca güzel ve eğlenceli bir şekilde tatil geçirmek istiyorsanız yaklaşık olarak 10 bin TL'yi gözden çıkarmanız gerekmektedir. Bu fiyat çok gibi görünse de kaliteli hizmet ile birlikte eğlenceli ve keyifli bir tatil geçirmek istiyorsanız buna değecektir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/803-muglada-ne-yenir-mugladaki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": ", farklı otlarla lezzetli etlerin bir araya getirildiği yemeklerdir. Muğla, diğer birçok Ege kentinin aksine, et ile yapılan yemeklerde de iddialıdır. Ege mutfağı kadar hafif zeytinyağlıları ile Muğla, sahilinin güzelliği kadar yemeklerinin lezizliği ile de turistleri kendine çekmektedir. Sahip olduğu zengin bitki örtüsünün yemeklerini de etkilemesinin sonucunda, yemekler içerisinde bölgede yetişen sebze ve otları bulmak mümkündür. Şehrin büyük bölümünü oluşturan Yörüklerin de yemek kültürünü etkilemesinin bir sonucu olarak Muğla yemeklerinde et kullanılmaya başlamıştır. Ayrıca bir sahil kenti olan Muğla, balığıyla da meşhurdur. Zengin menüsündeki balık yemekleri faklı şekillerde yapılarak klasik kızartma veya buğulama yemeklerinin önüne geçmiştir. içinde önemli yer tutar. Bunun yanında kışlık sebze kurutma, pekmez, reçel, tarhana gibi uzun vadede yenmesi planlanan besinler de bölge Yörükleri tarafından yapılır. bölgesinde yaygın olan yemek hem göze hem damak tadına hitap etmektedir. Soğanlarla birlikte turp otları kavrulur ve soğumaya bırakılır. İçerisine taze sarımsak da karıştırılarak su ilave edilir ve karışım kaynamaya bırakılır. Uzun süre kanamamalı ve otlar diriliğini kaybetmemelidir. Soğuduktan sonra servis edilir. bölgesinde oldukça yaygın olarak yapılan yemek, pırasa, dereotu gibi yeşillikler içerir. Zeytinyağı kullanılarak odun ateşinde pişirilmesi ile bilinen farklı bir lezzettir. Şerbeti dökülmemiş künefe kıvamında olması hedeflenen yemek için en önemli püf nokta mısır unudur. Mısır unu ile buğday ununun karıştırılmasıyla yapılan mayasız hamur, çökelek, dereotu ve pırasa ile karıştırılarak yassı bir tepside pişirilir. Tepsi dibine sürülen zeytinyağı sayesinde, tadına baktığınızda zeytin kokusunu hissedersiniz. Odun ateşinde ağır ağır piştiğinden, pişirme süresi uzundur. Yanında köy yoğurdu ile servis edilir. arasında akla ilk gelenlerdendir. Börülce ekşilemesi için ayıklanmış ve üç parçaya bölünmüş börülceler tuzlu suda haşlanır. Başka bir kapta kabuğu soyulmuş domatesler ve yeşilbiber ince ince doğranır. Suda iyice haşlanan börülceler süzülüp sudan çıkarılır. Zeytinyağı ile kavrulan dövülmüş sarımsak ve biber, sarımsakların kokusu çıkmadan un ile kavuşturulur. Biraz kavrulduktan sonra domates eklenir. Ortaya çıkan sosun bir kısmı kenara ayrılarak, tavanın içinde kalan kısmına börülceler ilave edilir. Suyunu çektikten sonra kenara ayrılan sos ve limonla servis edilir. Ekşili bir lezzet olmasıyla bilinen börülce ekşilemesi, hem sıcak hem soğuk servis edilebilmesi ile bilinir. Muğla'nın deniz mahsulleri açısından zenginliğini gözler önüne seren lezzetli tarif Ahtapotlu Pilav, özellikle tatil mekanlarının çoğunlukta olduğu Datça bölgesinde yapılır. Yörenin çoğu yemeği gibi zeytinyağı kullanılarak yapılan bu yemek için sarımsak, domates, arpacık soğan gibi sebzeler, pirinç, baharat ve ahtapot gereklidir. Öncelikle haşlanan ahtapotlar süzülür ve soğumaya bırakılır. Başka bir tavada zeytinyağı ile soğanlar kızartılır ve üzerine sarımsak ile domates eklenir. Biraz uzun süre kavrulduktan sonra üzerine pirinç ve ahtapot eklenir. Haşlandıktan sonra doğranan ahtapotun vantuzları çıkarılmamalıdır. Tavada domateslerle birlikte kavrulduktan sonra karışımın üzerine su eklenerek pişmeye bırakılır. Sıcak servis edilen bu yemek, mevsim salatası eşliğinde tüketilir. , diye sorulduğunda akla ilk gelenlerden. Bu yemek için dana bonfile etin kullanılması gereklidir. Etler parmak şeklinde ince dilim doğranır. Maden suyu, zeytinyağı, süt, karabiber, kimyon ve istenen baharatlarla 6 saat marine edilir. ince dilim doğranmış veya isteğe göre rendelenmiş patatesler altın sarısı rengi alıncaya kadar kızartılır. Etler marine olduktan sonra ızgarada pişirilir. Servis tabağının altına patatesler dizilir ve üzerine sarımsaklı yoğurt dökülür. Üzerine ızgarada pişmiş etler eklenir. İsteğe göre üzerine eritilmiş tereyağı gezdirilebilir. Bu mantı, normal mantıdan biraz farklıdır. İkiye katlanarak verilen şekli ve haşlamak yerine tavada kızartılarak yapılması, Bodrum mantısını bildiğimiz mantıdan ayırır. Mayasız hamurdan yapılan mantı, içerisinde kıyma, tuz, karabiber ve isteğe bağlı olarak eklenebilecek baharatları barındırır. Su, yumurta, tuz ve undan oluşan hamur açılarak karelere ayrılır ve içine kıyma ile hazırlanan iç harç eklenir. Kapanan mantılar kızgın yağda pişirilip üzerine sarımsaklı yoğurt gezdirilir. Üzerine kavrulmuş salça ve isteğe göre pul biber kavrularak eklenir. Böylece Borum Mantısı servise hazır olur. Bir çeşit turşu şeklinde yapılan bu salata, Muğla soğuk mezeleri arasında yerini alır. Yaklaşık 500 gram kaya koruğunun taze yaprakları ayıklanarak bir kavanoza konur. Üzerine soyulmuş sarımsak, limon tuzu ve iri tuz eklenip kavanozun ağzına kadar sirke ile doldurulur. 1 hafta beklemesi gereken meze, bir hafta sonunda, kaya korukları sararınca açılır. Üzerinde hiçbir değişiklik yapılmadan servis edilebileceği gibi, içine salatalık ve biber doğranarak da yenebilir. Genellikle balık yemekleri ile servis edilen bir mezedir. Muğla'nın içresinde hayvansal yağ barındıran nadir yemeklerindendir. Dana eti ve iç yağ ile yapılan yemek, uzun ve zahmetli pişirme süreci ile bilinir. Uzun süre fırında kalacak tepsinin altına iç yağlar büyükçe kesilip yerleştirilir. Onun üzerine yine büyük parçalar halinde dana eti ve üzerine tekrar iç yağı yerleştirilir. Dana etinin iki iç yağ sırası arasında kalmasına özen gösterilmelidir. Bu şekilde fırına verilen etler, kızarana kadar 1-1,5 saat pişirilir. İyice kızarması lezzeti açısından önemlidir. Kızaran etler fırından çıkarılır ve üzerlerine su dökülüp tekrar fırına verilir. Bu şekilde yaklaşık 6 saat bu şekilde pişirilen etlerin, kent restoranlarında servisi sabaha karşı 5.00'da başlayıp yine sabah 11.00'da biter. arasında yerini almaktadır. Düğün ve eğlencelerde sıkça yapılan zahmetli yemek, yapılış şekli ile Muğla yöresiyle özdeşmiştir. İçerisine rendelenmiş soğan, karabiber, tuz ve un olan köfte, şekli verildikten una bulanarak kızgın yağa atılır. Yağdan çıkarıldıktan sonra derin bir tencerede haşlanmış nohut, limon suyu, salça ve margarin ile kavrulur. Üzerine çıkarak kadar su eklenen yemek, piştikten sonra yoğurtla servis edilir. Servis sırasında, isteğe göre üzerine maydanoz konabilir. küçük ve salaş dükkanları seviyorsanız Mehmet Usta tam size göre! Bu küçük restoranda oldukça lezzetli ahtapot kızartmaları yapılırken birçok meze çeşidini de bulmak mümkün. Köpoğlu, acılı pazı ve Ermeni şakşukası ile ün yapmış bu mekan, sakinliği sevenlere doyumsuz bir yemek keyfi sunuyor. , sorusunun da cevabı olan mekan, mezeleri ve köfteleri ile ünlenmiş durumdadır. arasında ün yapmış durumdadır. Zengin menüsü ve kusursuz hizmeti ile kahvaltının tüm güne yayılmasını isteyeceksiniz. listesinin de başlarında bulunan işletme, misafirlerine her şeyin ev yapımı olduğuna emin olma fırsatı veriyor. Bu küçük mekanda sakin bir açık büfe kahvaltı yapabilir veya menüdeki kahvaltı seçeneklerini değerlendirebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/804-tatil-icin-araba-seciminin-onemi.html", "text": "yani hangi tatil tiplerinde hangi otomobiller ile daha rahat edebileceğinizi listeleyelim. Tatil deyince hemen hemen herkesin aklına bu üçleme gelir. Deniz kenarında yapılan yaz tatilleri çoğu tatilcinin vazgeçilmezi olmuştur. Bu tatiller için tercih edilebilecek araç tiplerini düşünmeden önce tatile kaç kişi ile gidileceği, ne süreyle tatil yapılacağı, nerede kalınacağı gibi detayları belirlememiz gerekmektedir. Ailecek gidilecek deniz tatilleri için bagaj hacmi geniş sedanlar ve özellikle hafif ticari araçlar tercih edilmektedir. Aile üyelerinin bütün valizlerinin hakkından ancak bu tür araçlar gelebilmektedir. Öte yandan deniz tatili için gidilecek mesafe de araba seçimi üzerinde doğrudan etkilidir. Uzak mesafeler için, yakıt tasarrufu amacıyla sedan araçlar daha tercih edilesidir. Kısaca ülkemizde kullanılan aile aracı profiline uyan araçlar deniz tatili için beklenenleri karşılamaktadır. Kışın soğuğunu keyfe dönüştürmek isteyen tatilcilerin vazgeçilmezi olan kış turizmi beraberinde pek çok soruyu getirmektedir. Kışın etkilerinden korunacak pek çok ekipmana da ihtiyaç olan bu tatil türünde doğru araç seçimi önem arz etmektedir. Uludağ'da yapılacak bir tatil için karla kaplanmış yollarda bir aile sadetinin şansı yoktur. 4x4 çekiş sistemine sahip bir araba yolda türlü sorunlar yaşamamak adına ideal olacaktır. Bu araçlar sayesinde daha önceden offroad tecrübeniz de varsa uzun soluklu keyif dolu anlar yaşayabilirsiniz. Kamp tatilleri, doğaseverler için vazgeçilmez bir yaşam biçimidir. Yazın yapılan kamplarda kuş seslerinin cıvıltısına uyanmanın tarifsiz bir tadı vardır. Kışları yapılan kamplarda ateş başında yemek pişirerek ısınmanın tadı da başkadır. Herkesin yaşaması gereken bu deneyimler için pek çok ekipman gerekmektedir. Çadırlar, uyku tulumları, matlar, mutfak malzemeleri, av ekipmanları, kişisel güvenliğiniz için yanınıza alacağınız ekipmanlar derken sıradan bir aracın bagaj hacmini kolayca taşıracak bir liste oluşur. Bu noktada iyi bir seçim yapmak gerekir. Özellikle kalabalık gidilen kamp tatilleri için çok fazla yükleme alanına sahip araçlar tercih edilmelidir. Kamp yapmanın medeniyetten uzak yerlerde keyifli olduğu da düşünüldüğünde, arazide de hünerleri ile destek sağlayacak bir pick-up bu tür tatillerin ilacıdır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/805-sivasta-ne-yenir-sivastaki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": "Sivas'ta ne yenir ve Sivas yemekleri konulu bu makalemizde; Sivas'ın meşhur yemekleri, Sivas'ın yöresel yemekleri, Sivas kahvaltı yerleri ve Sivas kahvaltı mekanları hakkında güncel bilgiler veriyoruz. genellikle etin bol olduğu yemeklerdir. Ayrıca kebap ve tatlı çeşitleri de Sivas mutfağında oldukça fazladır. Teferruatı fazla olduğu için her ne kadar yapması biraz zahmetli olsa da, Sivas'ın en lezzetli ev yemeklerinden biridir. Kesme aşı yapmak isteyen bir kişinin hamur açmayı da biliyor olması gereklidir. Çünkü içerisine makarna şeklinde kesilmiş erişte ilave edilir. Yeşil mercimeğin erişte ile kavuştuğu bu yemek, Sivaslıların deyimi ile gılikte kızartılmış nane ve pul biberle iyice tatlanır. Sivaslıların misafir ağırlayacakları günlerde evlerinden eksik etmedikleri bir yemektir. Hamur açmayı bilen kişilerin yapabileceği bir yemek olup, 1 saat dinlenmiş bir hamurla baviko yapımına başlanmalıdır. Pişmiş hamurun üzerine sarımsaklı ayran dökülmesiyle ve kızdırılmış tereyağının da üzerinde gezdirilmesi ile baviko sunuma hazır olmuş olur. Eğer Sivas'a gittiğinizde size kelle tatlısı ikram ediliyor ise; bu karşınızdakinin özel bir misafiri olduğunuz anlamına gelir. Sivas'ta eskiden beri özel davetlerde ve özel misafirler geldiğinde yapılan bir tatlıdır. Sofraya dilimlenmemiş şekilde getirilir ve içerisinde fındık, badem, ceviz, üzüm, tarçın gibi malzemeler vardır. Nar renginde ve baklava görünümde olsa da içine konan malzemeler dolayısı ile bir hayli zengin bir tatlıdır. Hamurlu bir yiyecek olup, süt ürünleriyle lezzetlendirilmiştir. Fırında pişirilen hamurun, sertleşmiş olan üst kısmı kesilir. İçteki kalan yumuşak kısımlar ise ufalanır. Ufalama işlemi bittikten sonra sert olan üst kısım kare şeklinde kesilir ve iç kısımlara doğru tereyağı ulaştırılır. En sonunda ise gömmenin yan kısımlarına ayran dökülür. Sivaslılar, Sivas'a özgü olan salatalık dolmasının yapımında kullandıkları salata kurusunu da kendileri yaparlar. Patlıcan kurusunun yapımı ile salata kurusunun yapımı oldukça benzerlik gösterir. Önce salatalıkları ortadan ikiye kesip, iç kısımlarını oymak gereklidir. Sonra bu salatalıkları peş peşe bir ipe dizip, kuruyana kadar bekletilmelidir. Güneşli bir yerde bekletilmesi durumunda daha hızlı kurumaktadır. Sivas'a özgü bir yemek olduğu için zaman zaman Sivas badı olarak da anılır. Fakat Tokat badı ile Sivas badı aynı yemekler değillerdir. Her ne kadar bazen ikisi de mercimek bulgur ve domates bulundurduğu için karıştırılıyor olsa da; Sivas badında ceviz olmaz. Mercimek badı genelde gündüz oturmalarında yapılan bir yemektir. Sivas'ta yemeklerin yanında sofraya mutlaka konan bir şey var ise; o da dal turşusudur. Her yıl Sivaslıların kurmaktan vazgeçmediği bu turşu pancar dallarıyla hazırlanan bir turşudur. Sivaslılar bu turşuyu çok sevdikleri için; 2-3 ayda bir bittikçe sürekli yaparlar. Peskütan ya da diğer söyleniş biçimi ile peskutandan yapılan bir çorbadır. Peskütan ise; pişirilen yoğurt ve yarmanın suyunun çektirilmesiyle elde edilen bir besindir. Genelde kış aylarında yapılır. Dolayısı ile peskütan çorbası da genelde kış aylarında tüketilen bir çorbadır. Sivas katmeri genelde çay yanında yapılan bir yiyecektir. Diğer katmerlerden biraz daha farklıdır. Sivas katmerinin mutlaka yumuşak olması gerekmektedir. Ayrıca hazırlanırken içerisine bol miktarda yağ konmalıdır. Sivaslılar bu katmeri özellikle soğumadan, sıcakken tüketmektedirler. Bir çeşit mantıdır. Fakat alıştığımız mantılar gibi içerisine kıyma konulmaz. Çerkeslerin hıngal dedikleri yemeklerine, Sivaslılar hingel adını vermişlerdir. Kesilmiş hamurun içerisine patates veya peynir konup, öyle katlanır. Pişirildikten sonra servis ederken üzerine yoğurt, tercihe göre de sos dökülebilir. biridir. Ayrıca midye yemek isteyenlerin de tercih ettiği bir yerdir. Samimi bir mekandır. Atatürk Caddesinde bulunan bir yerdir. Tabelası olmadığı için ancak tariflerle bulunabilecek bir yerdir. Park yeri yoktur, ancak yakın bir yere park edip yürüyerek ulaşılabilecek bir mekandır. Özellikle soluklanmak ve kahve içmek isteyenler için ideal bir yerdir. Otantik bir mekandır. Türk kahvesini oldukça köpüklü yapmaktadırlar. Bankalar Caddesinde bulunan bir mekandır. Fiyat performans karşılaştırması bakımından güzel bir yerdir. Kahvaltı tabakları kelebek şeklinde bir kahvaltı tabağıdır. Hizmetin iyi olduğu, samimi bir mekandır. Örtülüpınar Mahallesinde bulunan bir mekandır. Fiyatları ortalamadır. Kuymak gibi yöresel lezzetlerin de bulunabileceği bir yerdir. Temiz ve samimi bir mekandır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/806-turkiyenin-en-guzel-kum-plajlari.html", "text": "özellikle tercih etmektedir. Yapılan araştırmalarda kum plajların özellikle küçük çocuklu aileler ve romatizmal hastalıkları olanlar tarafından tercih edildiği tespit edilmiştir. , Ayvalık'taki diğer plajlara göre daha sıcak, denizi sığ ve kum plaja sahip olması sebebiyle özellikle çocuklu aileler tarafından tercih edilmektedir. ismini, denizinin içinde bulunan sıcak su kaynakları yani ılıcalardan alıyor. Denizin içerisindeki ılıcaların romatizma, cilt hastalıkları, idrar yolları gibi hastalıkların iyileşmesine yardımcı olduğu söylenmektedir. , aynı zamanda Akdeniz'in en uzun ve kumları en güzel plajıdır. tatlı su ile tuzlu su arasında kaldığı için dünyada tek örnektir. Kaplumbağa plajı da denir. , ismini altın sarısı ince kumlarından almaktadır. Denizinin de sığ olması çocuklu ailelerin gözdesi olan yerlerden birisidir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/807-kackar-yaylasi-tanitimi.html", "text": "her yaştan insanın her mevsim ilgisini çekmeye devam etmektedir. Yoğun ilginin olduğu zamanlarda bir ay süren festivallerin düzenlendiği Kaçkar Yaylası günümüzde popülaritesini yitirse de Kaçkarlardan vazgeçemeyen az sayıda aile halen yaşamlarını burada sürdürmektedir. Gelen ziyaretçileri güler yüzleri ile karşılayıp imkanlarını onlarla paylaşmaktadırlar. Kaçkar Dağlarının en yüksek zirvesi Altıparmak Dağları olup bu dağ yörenin yaşlı insanları tarafından Kaçkar Dağı olarak kabul edilir. Dağın çevresinde Kaçkar Gölü, Kaçkar Deresi, Aşağı ve Yukarı Kaçkar Yaylalarının bulunması yöre halkını haklı çıkarmaktadır. Ayrıca Kavun Dağı da bu bölgededir. 'in yemyeşil doğasında, alabildiğine sessiz ya da daha doğru bir deyimle sadece doğanın sesleri ile baş başa, huzurun doruklarına ulaşmada nadir kalan yerlerdendir. Artık tulum seslerinin pek duyulmadığı, horonların tepilmediği Kaçkar Yaylası yine de ziyaretçilerini hayal kırıklığına uğratmıyor. Özellikle büyük şehirlerde yaşayanlar için mutlak mutluluk sunuyor. Özlediğimiz yeşili ve huzuru bulmak için Kaçkar Yaylası birebir. 'ndan iki saat yürüyerek Aşağı Kaçkar Yaylasına ulaşılır. Bol yağmur alan Kaçkar Yaylasına gitmek için en uygun zaman yağışların en az olduğu yaz aylarıdır. Yağmuru sevenler için ise ilkbahar ve sonbahar ayları, doğanın muhteşem renklerini görebilmek için idealdir. 'ndaki sınırlı sayıdaki tesisten de faydalanılabilir. Ayder Yaylasındaki tesisler misafirlerine gece süresince gerek yöresel gerekse modern tarzda çeşitli eğlence imkanları sunmaktadır. Yöresel yiyeceklerin de bulunduğu bu tesisler her türlü imkanı ziyaretçilere sunmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/808-turkiyede-gezilecek-tarihi-yerler.html", "text": "ve tüm bu mekanlar ile yapıtlara ilişkin olarak detaylı bilgi paylaşacağız. şehrimizde bulunmaktadır. Ülkemizin önemli tarihi yapıtları arasında bulunan bu güzel antik kent yaklaşık olarak Milattan önce 6 bin yıllara uzanan bir geçmişe sahiptir. Kent içerisinde Celcus Kütüphanesi, Artemis Tapınağı, Yedi Uyurlar Mağarası ve Meryemana Evi yer almaktadır. gibi birçok tarihi yapı bulunmaktadır. Bunun yanı sıra 3 bin yıldır sönmeden yanmaya devam ettiği söylenen ve Çıralı da bulunan ateşi de ziyaret edebilirsiniz. Tarihi bir rota oluşturacaksanız bu rotanızda Likya'ya kesinlikle yer vermeniz gerekmektedir. ilçesinden ulaşabilmeniz mümkündür. Sarp bir tepeye konuşlanmış olan bu manastır aynı zamanda sizlerin bir tarih yolculuğu yapmasını da sağlayacaktır. güzide yerleşim yer aynı zamanda bizlere yaşanmış olduğu tarihle ilgili birçok bilgi paylaşmaktadır. Milattan önce 3 binden bu yana günümüze kadar ulaşmış olan bu güzel antik yerleşim yerini kesinlikle ziyaret etmenizi öneririz. ilimizin en önemli turistik değeri olan bu güzel tarihi yapı aynı zamanda günümüzde yapılamayacak derecede el sanatına sahiptir. Gezi Rotası Hazırlayın Tarihi Yerlerin Keyfine Varın! En iyi ve en güzel şekilde gezi planı hazırlamak istiyorsanız kesinlikle kendinize bir gezi rotası belirlemeniz gerekmektedir. Bütçenizi ayarlayarak ülkemizin en doğusundan en batısına kadar yol güzergahınızda yer alan tarihi yerleri tespit etmeniz ve buraları keşfetmeniz sizlerin eğlenceli ve kaliteli bir gezi yapabilmeniz için oldukça önemlidir. Sizlerde bu yönde bir gezi rotası oluşturun ve o muhteşem tarihi dokulardan faydalanın. Şimdiden iyi eğlenceler!"} {"url": "https://www.gezipedia.net/809-kayseride-ne-yenir-kayserideki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": "yöresel Türk lezzetleri arasında önemli bir yer tutarken, Türk mutfağının da dünyaca ünlü birçok tadına da ev sahipliği yapmaktadır. Ağırlıklı olarak etli ve unlu yemeklerden oluşan Kayseri mutfağında kırmızı et ve kırmızı et kalitesi de önemli bir yer tutarken, Kayseri'den dünyaya yayılan Kayseri mantısının 30'dan fazla çeşidi olduğundan da bahsetmek gerekiyor. için aşağıdaki gibi bir liste yapmak mümkün. Kayseri'de bilinen 36 çeşidi bulunan Kayseri mantısının en meşhur olanı kuşkusuz etli mantı olarak ifade edilebilirken, Kayserililerin üzerinde oldukça önemle durdukları üzere Kayseri mantısını günlük hayatta yenilen mantıyla da karıştırmamak gerekiyor. İncecik hamurun üzerinde servis edilen salça, soğan ve kıymalı bir harç yanında hamurların üst üste toplanmasıyla oluşan anlatılmaz yaşanır bir lezzet yağlama. Kayseri sofralarında misafir ağırlama adaplarından biri olarak da ifade edilen yağlama Kayseri genelinde seçkin restoranların da önemli bir lezzeti olarak dikkat çekiyor. Yağlama için Kayseri'de pizza ve lahmacunu unutturduğu konusunda genel bir inanış da var. kuzu ya da koyun kıymasının içine giren mis gibi çemenle aynı zamanda bir sucuk hüviyetine de bürünürken genellikle domates ve salatalıkla servis edilen sucuklu köfte Kayseri'nin üzerinde önemle durulan lezzetlerinden birini oluşturuyor. \", dana eti ve nohutun harika iş birliğiyle inanılmaz doyurucu bir seçim olarak göze çarparken, yöresine göre \"LülükAşı\" olarak da isimlendirilen bu yemek Kayseri'nin mutlaka denenmesi gereken önemli bir lezzeti. özellikle Tavas sarması olarak da ifade edilebilirken Kayseri genelinde oldukça sık pişirilen bir sarma olarak dikkat çekiyor. üzerine şarkılar yapılmış ender Türk yöresel tatlarından biridir. içerisinde ciğer, tavuk eti, kuş üzümü, badem, soğan ve Antep fıstığı bulunan çok özel bir Kayseri lezzeti olarak dikkat çekiyor. bilinen tavuklu pilavın çok ötesinde, sotelenmiş tavuğun pilavla kaynaşarak ortaya çıkardığı muazzam bir lezzeti konu alıyor. Saray pilavının yanında servis edilen olmazsa olmaz lezzetler ise ayran ve turşu. yoğurtla birlikte servis edilirken; bulgurlu ve pirinçli versiyonları bulunan bu yemek Kayseri mutfağının önemli yemeklerindendir. olarak isimlendirilirken, Kayseri'nin yemeye doyum olmayan bu önemli lezzeti Develi'nin bir imzası konumunda olsa da Develi dışında da birçok noktada leziz Develi Cıvıklısı yenebilmesi de mümkündür. Kayseri'nin kendine has önemli lezzetlerinden biri olarak göze çarparken özellikle bayramlarda ve yeni doğum yapmış lohusalara ikram edilen bir tatlıdır. Dananın kuyruk sokumunun ikinci boğumu olarak ifade edilen pöç bazı Kayserililer için mantı ve pastırma kadar değerli bir yerel tat olarak ifade edilirken; külde 16 saat kendi suyuyla piştikten sonra servis edilen pöç için en iyi adreslerden biri kuşkusuz Altınsaray Pöç & Kuzu dolma olarak gösterilebilir. olarak gösterilirken gerek balıkların tazeliği ve lezzeti gerek salata ve mezeleriyle oldukça önemli bir yere sahip olmakla beraber balık ekmek konusunda da oldukça iddialı bir yapıda bulunuyor. Aynı zamanda personel ilgisi, servis standartları ve harikulade tatlılarıyla da mutlaka uğranılması gereken bir mekan. Kayseri'nin ihtiyaç duyduğu mekanlardan biri olarak ifade edilen DCHEFF Steak House, kahvaltı haricindeki özel lezzetleriyle de Kayserililer için önemli bir lezzet durağı olmakla beraber benzersiz kahvaltısıyla da oldukça dikkat çekmeyi başarıyor. DCHEFF özellikle Pazar kahvaltısı için atlanmaması gereken duraklardan biri. anlamında üzerinde ısrarla durulması gereken adreslerden biri olarak kahvaltısındaki her bir ögesiyle dikkat çekmeyi başarıyor. Özellikle peynirleri ve menemeniyle farklı bir şöhret kazanan Yusuf Tekir Et Mangal ve Kahvaltı Evi ek olarak meşhur Türk kahvesiyle de müşterilerine benzersiz bir deneyim yaşatmayı başarıyor. Hem otantik hem salaş hem de elit bir mekan."} {"url": "https://www.gezipedia.net/81-bingolde-gezilecek-yerler.html", "text": "özellikle yaylaları ile sizi büyüleyecek bir lokasyon olarak dikkat çekiyor. Çok yüksek rakımların yer almış olduğu Bingöl'de birbirinden farklı yaylalarla birlikte tabiat tatili yapabiliyorsunuz. İklim bakımından da son derece güzel ve temiz bir coğrafya olan Bingöl bağrındaki Yaylalarında size sakin ve sessiz bir tatil vaat ediyor. dikkat çekiyor. Böylece Yaylalarda muhteşem bir şekilde ruhunuzu dinlendirip enerji depolayabiliyorsunuz. Bingöl'de gezilecek yerler arasında tarihi ve tabii mekanlar da öne çıkıyor. Birçok festivale ve fuara da ev sahipliği yapmakta olan Bingöl tabiatıyla zaten görenleri büyülüyor. Eğer Bingöl'e yolunuz düşerse mutlaka Solhan ilçesindeki Yüzen Adaları gezin. Son dönemde keşfedilmiş olana ada tabii olarak oldukça güzel duruyor. de özellikle yaz mevsiminde kenarında piknik yapılabilecek bir mesire alanına dönüşüyor. Böylece yüzen adalar gölün içerisinde bağımsız bir şekilde hareket edebiliyor. Üstüne bindiğinizde adeta bir sal gibi sizi farklı yerlere taşıyabiliyor. Son derece yeşil olan gölün çevresi de özellikle doğa yürüyüşü yapmak için oldukça uygun. Murat ırmağı Vadisi'nin hemen kenarında yükseliyor. Urartular dönemine ait olan kale hayli dikkat çekici bir yapıya sahip... yine bir çayın kenarında bulunuyor. Günümüze harabe halinde ulaşmış olan kale persler zamanından kalan bir tarihi yapı. içinde bugün harabe halinde kalıntılar yer alıyor. Roma dönemine uzanan kalenin geçmişi dikkat çekiyor. doğal dokusuyla özellikle fotoğraf tutkunları için mutlaka görülmesi gereken bir yer. Eğer yolunuz Bingöl'e düşmüşse tarihi ve doğal dokuyu gezdikten sonra mutlaka Bingöl halk oyunlarını da izlemelisiniz. Oldukça renkli ve hareketli olan halk oyunları otantik bir hava taşıyor. Hamur işlerine ve et yemeklerine dayanmakta olan Bingöl Mutfağı Doğu Anadolu'nun genel karakteristiğini yansıtıyor. Böylece oldukça zengin olan Bingöl mutfağında yörede yetişmekte olan birçok farklı lezzete de ulaşabiliyorsunuz. Bingöl'ün neyi meşhur diye sorduğunuzda ilk akla gelen yörede pişirilen ekmekler oluyor. Son derece doğal bir şekilde pişirilen ekmekler saç ekmeği veya tandır ekmeği şeklinde sofranızda yer alıyor. Ayrıca bölgede keşkek, sirın, tutmaç gömme gibi doğal ve yöresel yemekler yer alıyor. Doğu Anadolu'nun genelinde hakim olan bulgur pilavı da mutlaka sofranızda bulunuyor. Tatlılar bakımından Bingöl mutfağına baktığımızda da silki baklava, zerde un helvası ve dolanger yörenin tatları olarak dikkat çekiyor. Turşu bakımından da oldukça geniş bir menünün bulunduğu Bingöl Mutfağı köfteleri ile de damağınızı tatlandırıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/810-akorende-gezilecek-yerler.html", "text": "ilçesi hakkında bilgi bulabilir, Akören tarihi ve Akören nerede ile ilgili tüm sorunların cevabını öğrenebilirsiniz. Konya, başlı başına tarihi bir bölgede yer alan il olduğu için ilçeleri de yine tamamen tarihi höyük alanları içerisinde yer almış durumdadır. Akören ilçesinin eski adı Akviran olarak bilinmektedir. Akören tarihi, arkeolojik kayıtlara dayanarak Neolitik Çağ Dönemine kadar gider. Ayrıca bölge Selçuklu ve Osmanlı gibi büyük Türk İslam devletlerinin himayesinde kalmıştır. O dönemlerden çok sayıda kültür izini bugün bile bulabilirsiniz. arasında ilk sırayı oluşturacaktır. Camiyi gezerken duyduğunuz manevi his sizi o yıllara götürecektir. Konya Tren Garından gelecekler için 13 km'lik bir mesafe ile her anlamda Koca Cami'ye ulaşmanız mümkün olacaktır. İlçenin Akören olması burasının höyükler bakımından zengin olduğunu gösterir. Nitekim de öyledir. Alibeyköy Höyüğü Konya-Karaman D715 üzerinden 42,9 km'lik bir mesafede 45 dakikalık bir sürede ulaşım sağlamanız mümkün olmaktadır. Ören yerinde her anlamda Konya'da daha önceki medeniyetlerden kalma birçok kaya kabartmalarına rastlamak mümkün olabilmektedir. Akören'in eski adı Akviran'dır. Viraneler bakımından da belediyenin yürüttüğü kapsamlı çalışmalar yürütülmekte ve arkeolojik kazı çalışmaları neticesinde her anlamda bölgedeki tarihi eserlerin gün yüzüne çıkarılması amaçlanmaktadır. Yer alan viraneler başında Oğuzların Kayı boyunun bir süre yaşadığı Kayı viranesi ilk sırada gelir. Yine Oğuzlara ev sahipliği yapmış olan bir diğer virane ise Bayındır viranesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Burada özellikle uç beyleri konar-göçer bir süre yaşamışlar ve daha sonra da yeni yerleşim yeri olarak Anadolu'nun diğer bölgelerine göç etmişlerdir. Elbette Oğuzları ve Kayı boyunu ağırlayan bu viraneler dışında bir de Akçeşme viranesi bulunmaktadır ki sadece Akören'e 5 km uzaklıkta yer alır. Bu virane her açıdan günümüzde de tamamen özgün mimari üslubunu muhafaza ederek varlığını sürdürmektedir. denildiği zaman akla ilk gelenleri oluşturmaktadır. Bütünüyle bu ortada duran nitelikler dikkate alındığı zaman gerek bölgenin arkeolojik tarihine yakından tanık olma hem de tarihi eserlerle iç içe bulunma imkanını yakalamış olacaksınız. Kuşkusuz Konya, örenlerle dolu bir ilimizdir. Anadolu'nun en eski yerleşim yeri olarak Çatalhöyük son zamanlarda da arkeolog ve sanat tarihçilerinin araştırmalarını yürüttükleri ve yeni kalıntıları gün yüzüne çıkardıkları yerler arasında gelmektedir. İşte bu özellik dikkate alındığı zaman her anlamda Çatalhöyük dikkatleri üzerine çeken bir yerleşke olarak karşımızda durur. açısından gerçekten de ön plana çıkar ve Akören ilçesi de zaten başlı başına bir ören yeri olduğu için her anlamda gezginlerin gezisini sonlandıracakları yer arasında söylenebilecektir. Bütünüyle burada anlattığımız gibi Akören gerek viraneleriyle gerekse Anadolu'nun en eski yerleşim yerini içerisinde barındırmasıyla her geçen gün kültür turizmi açısından ziyaretçilerin ilgisini daha çok çeken yerlerin başında ilk sıralarda gelmeyi sürdürür. İlçeye bağlı Avdan Kasabası sınırlarındadır. Çarşamba Nehri'nin geçtiği bu kanyonda 36 km uzunluk bulunur. Burada her mevsim ayrı güzelliğini görebilir ve bölgedeki sınırlı doğal güzelliklerden birine şahit olabilirsiniz. - Etli Ekmek, - Mevlana Böreği - Arabaşı Çorbası - Dilber Dudağı Baklavası - Papara Yemeği - Batırık - Etli Topalak diye merak ediyorsanız Ankara'dan 320 km, İstanbul'dan ise 700 km kara yolu ile yolculuk yaparak ilçeye ulaşabilirsiniz. Ayrıca hava yoluyla gitmek isteyenler şehre Konya Hava limanı'na ülkemizin birçok noktasından ulaşabilir. ilçesi hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık. Bu yazımızda Akören'de ne yapılır ve bu bölgeye yapacağınız seyahatleriniz için rehber niteliği taşıyacak Akören gezilecek yerler listesini yazarak; Akören nerede ve Akören'e nasıl gidilir sorularına yanıt verdik."} {"url": "https://www.gezipedia.net/811-izmir-yoresine-ait-15-muhtesem-lezzet.html", "text": "Saat kulesi, Çeşme'si, boyozu, kumrusu, tarihi asansörü ile ünlü İzmir'in belki de en çekici yanlarından biri de meşhur lezzetleridir. Ege sahilinde yer alan konumu ile denizin yanı başındaki İzmir'e geldiğinizde; lezzetli balıkların, deniz mahsullerinin ve birbirinden lezzetli mezelerin tadını mutlaka çıkarmalısınız. İzmir mutfağı ve İzmir'in yöresel lezzetleri bu kadarla da sınırlı değil. İzmir ve Ege mutfağı ile özdeşleşmiş, pratik ve birbirinden lezzetli 15 muhteşem tarif bu yazıda sizlerle! İzmir bombası, son dönemde özellikle sosyal medyada oldukça meşhur. İzmir'in hemen her köşesinde bulabileceğiniz bu nefis tatlı; dışında çıtır hamuru ve içinde lezzetli bir çikolatalı fındık kreması ile ağızda unutulmaz bir tat bırakıyor. Hazırlanışı ise oldukça kolay. Misafirleriniz için çok pratik ve lokmalık atıştırmalıklar hazırlamak istiyorsanız, sadece 5 malzeme ile hazırlayabileceğiniz İzmir bombası tarifini deneyebilirsiniz. İzmir Köfte, Türk mutfağının klasikleşen lezzetlerinden biridir. Hem aile hem de misafir sofralarına yakışan bir yemektir ve hazırlanışı oldukça pratiktir. Kalabalık sofraları doyuracak, bol malzemeli ve bol lezzetli bir ana yemek seçeneği sunan İzmir köfte, sadece Türk mutfağında değil, Yunan mutfağında da oldukça meşhur bir lezzettir. Lezzetli köfte ve patatesleri, üzerinde domates ve biberleri, lezzetli bir domates sosu ve fırından çıktığında iştah açıcı görüntüsü ile İzmir köfte; mutfakta hazırlayabileceğiniz en pratik, en doyurucu ve en lezzetli ana yemek seçeneklerinden biridir. Balık, İzmir ve Ege mutfağının vazgeçilmez malzemelerinden biridir. Levrek de bu mutfağın en ünlü balıklarının başında gelmektedir. Akşam yemeği için doyurucu, hafif ve şık bir ana yemek seçeneği sunan levrek, bu tarifte sağlık deposu enginarlar ile buluşuyor ve ortaya muhteşem bir lezzet çıkıyor. Enginarlı levrek, fırında piştiği için ayrıca oldukça da hafif bir akşam yemeği oluyor. Sıcak bir yaz akşamında, aileniz ya da misafirleriniz için hem pratik hem hafif hem de doyurucu ve lezzetli bir seçenek arıyorsanız, enginar ve levrek lezzetini buluşturan İzmir'in bu meşhur lezzetini deneyebilirsiniz. Ege mutfağı ile özdeşleşmiş bir lezzet daha! Enginar dolması hazırlamak, enginarları temizleme kısmı düşünüldüğünde kulağa biraz zahmetli gelebilir; ancak şık ve iştah açıcı bir akşam yemeği sofrası için buna kesinlikle değecektir. Çok sayıda sağlık yararı ile tanıdığımız enginar, bu tarifte lezzetli bir iç pilav ile buluşuyor ve bittiğinde, enginar yapraklarının arasından taşan görüntüsü ve şık sunumu ile ortaya nefis bir ana yemek çıkıyor. Misafir sofralarınızda şık bir yemeğe yer vermek isterseniz, bu nefis enginar dolması tarifini deneyebilirsiniz. Türk mutfağının klasikleşmiş mezelerinden biri olan haydari, özellikle mangal sofralarının ve rakı-balık sofralarının vazgeçilmez lezzetlerinden biridir. Hafif bir meze olması ile yaz sofralarına da çok yakışan bir mezedir. İçinde peyniri, sarımsağı, baharatları, cevizi ve süzme yoğurdu ile çok lezzetli ve bir o kadar da hafif bir kombinasyon olan haydari, lezzetinin yanında şık sunumu ile misafir sofralarında da tercih edebileceğiniz bir lezzet. Pratik, az malzeme gerektiren ve hemen her sofraya yakışan bir meze ya da soğuk başlangıç alternatifi arıyorsanız, dakikalar içinde hazırlayabileceğiniz haydari tarifini deneyebilirsiniz. Damla sakızı, belki herkesin damak zevkine uygun bir aromaya sahip olmayabilir ancak İzmir yöresinde kesinlikle kullanılan bir lezzettir. Sütlü tatlı denince akla ilk gelen alternatiflerden biri olan sakızlı muhallebi, hem hafif hem de aromatik lezzeti ile yaz aylarında gönül rahatlığıyla yiyebileceğiniz bir tatlı oluyor. Çıtır kadayıfların lezzetli ve aromatik sakızlı muhallebi ile buluştuğu ve son dokunuşun da Antep fıstığı ile yapıldığı bu sakızlı muhallebi de misafir sofralarında hem hafif hem de şık bir tatlı alternatifi arayanlar için ideal bir seçim olacak! Kumru, İzmir yöresinin belki de en meşhur lezzetlerinden biridir. Ünü İzmir sınırlarının çok dışına çıkan ve Türkiye'nin her yerinde bulabileceğiniz bir lezzet olan kumru, klasik ve en bilinen tarifi ile mutfakta da kolayca hazırlayabilir. Bol malzemeli, bol lezzetli ve görüntüsü ile iştah açıcı bir yemek seçeneği sunan kumru, evdekilere pratik bir öğle ya da akşam yemeği hazırlamak istediğiniz zamanlar için de idealdir. Ekmek dilimlerinin arasında sosis, sucuk, kaşar ve turşusu ile sofraya çıkardığınız anda herkesin iştahını açacak bir lezzet! Lokma da İzmir ve Ege mutfağı ile özdeşleşmiş lezzetlerden biridir. Şu sıralar her yerde açılan lokmacılar, biraz daha farklı bir sunum ve lezzetler ile ön plana çıksa da, lokma denince akla bildiğimiz o sıcacık şerbeti ve cezbedici görüntüsü ile klasik bir lokma gelir. Lokma, evde hazırlaması en pratik ve en ekonomik tatlılardan biridir. Ayrıca, kalabalık sofralar için de mutfağa girip kolayca hazırlayabileceğiniz bir lezzettir. İster soğuk bir kış gününde, isterseniz de sıcak bir yaz gününde servis edebileceğiniz lokma; şerbetli olduğu için biraz ağır olsa da, kesinlikle denemeye değer bir lezzette sahiptir. Mutfakta hazırlanabilecek en pratik ve en lezzetli yemek alternatiflerinden biri olan çökertme kebabı, şık sunumu ile misafir sofralarına da çok yakışan bir lezzet. Üzerinde yoğurt ve domatesli sosu ile lezzetli bir et ve patates buluşması olan çökertme kebabı, İzmir sınırları dışında da sıkça yapılan bir yemek. Altında çıtır patatesleri, yumuşacık etleri, iştah açıcı görünen yoğurt ve domates sosu ile çökertme kebabını kesinlikle beğeneceksiniz! Yaprak sarma, zeytinyağlı ve etlisi ile Türk mutfağının klasikleşen lezzetlerinden biridir. Bayram sofralarının, davet sofralarının ve misafir sofralarının da vazgeçilmezidir. İncecik kalem gibi sarılan yaprak sarmanın en lezzetli versiyonlarından birini denemek isterseniz, İzmir yöresinde oldukça meşhur olan kirazlı yaprak sarma tarifini deneyebilirsiniz. Tatlı ile ekşiyi aynı tabakta buluşturan ve yedikçe yemek isteyeceğiniz bir lezzet! Misafir sofranızda ana yemek öncesinde şık ve lezzetli bir iştah açıcı alternatifi arıyorsanız, kirazlı yaprak sarmaya bir şans vermelisiniz. İstanbul sokaklarında yürürken, hemen her köşe başında bulabileceğiniz meşhur bir sokak lezzeti; simit. Simit, yalnızca İstanbul'un değil, İzmir başta olmak üzere daha pek çok şehrin de klasikleşen lezzetlerinden biridir. Yanında söğüş salata, biraz zeytin- peynir ve demli bir çay ile birlikte bir anda çok iştah açıcı bir kahvaltı sofrasının baş tacı olabilir. Marketten ya da fırından almak daha pratik bir seçenek gibi gelse de, fırından duyulan kokular, sofraya geldiğinde sıcacık ve yumuşacık lezzeti ile evde de hazırlamaya değerdir. Levrek, Ege mutfağının en popüler balıklarından biridir. Pek çok tarifte, pek çok malzeme ile birlikte ve pek çok farklı kombinasyon ile sofralara gelebilir. Levreğin Ege'nin sevilen lezzetlerinden zeytin, bolca baharat, soğan ve sarımsak gibi aromatik lezzetler ve bir de kapari ile buluştuğu bu fırında levrek tarifi de pratik, iştah açıcı, doyurucu, hafif ve aynı zamanda çok sağlıklı bir akşam yemeği alternatifidir. Sıcak bir yaz akşamında gelecek misafirleriniz için çok doyurucu ve yerken pişmanlık hissetmeyeceğiniz bir ana yemek hazırlamak isterseniz, bolca lezzet ve bolca sağlık içeren bu fırında levrek tarifini deneyebilirsiniz. Kuşkonmaz, Türk mutfağında son yıllarda keşfedilen ve biraz daha fazla yer almaya başlayan bir lezzet olsa da, İzmir yöresi ve Ege mutfağında uzun bir zamandır yer bulmaktadır. Sağlık yararları, yemyeşil görüntüsü ve nefis lezzeti ile kuşkonmaz, bu tarifte çok lezzetli ve renkli bir çorba olarak karşımıza çıkıyor. Kendinden kremalı dokusu ile hem çok şık hem de çok iştah açıcı görünen kuşkonmaz çorbası, davet sofraları için de iyi bir başlangıç seçeneği olacaktır. Kuzu eti, misafir sofraları ve davet sofralarının en çok tercih edilen etlerinden biridir. Piştikten sonra nefis görüntüsü, yumuşacık dokusu ve muhteşem kokusu ile her sofrada gönül rahatlığıyla tercih edebileceğiniz kuzu etinin lezzetli bir yorumu olan kuzu kapama; nefis bir sebze, baharat ve kuzu eti kombinasyonudur ve oldukça iştah açıcı bir görünüme sahiptir. Osmanlı saray mutfağının da vazgeçilmez lezzetlerinden biri olan kuzu kapamayı, çok pratik bir şekilde hazırlayabilir ve sofraya çıkardığınız anda herkesin iştahını açacak bir yemek ile gönüllerde taht kurabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/812-nisantasi-gezilecek-yerler.html", "text": "ile ilgili tüm sorunların cevabını öğrenebilirsiniz. semtine gittiğinizde buraya yönelik bir gezi planı oluşturabilirsiniz. , padişah İkinci Abdülhamit'e kadar dayanıyor. Padişah Yıldız Sarayı'nda ikamet etmeye başladıktan sonra bu semt şehrin memurları ve saray görevlilerini ağırlamaya başlıyor. Bu dönemden sonra da Nişantaşı, İstanbul'un gözde semtlerinden biri olmaya başlıyor. Semtin ismi ise Osmanlı zamanında bu bölgede silah ve ok atış çalışmaları yapıldığı için verilmiş. Padişahlarında vurduğu hedeflerin yerine Nişantaşı koyulduğu için bu isim verilmiş. Hatta bu taşlar günümüzde de semtin bazı noktalarında görülebilir. arasında önemli bir yeri olan Abdi İpekçi Caddesi, dünyanın en ünlü mağazalarını barındırıyor. Ayrıca şehrin en ünlü cafeleri de burada yer alıyor. Yılbaşı zamanlarında yapılan sokak süslemeleriyle farklı bir atmosfere bürünüyor. Burada gün içinde birçok ünlü ismi görebilirsiniz. Ayrıca dünyanın en önemli tekstil mağazaları bu cadde üzerinde sıralanıyor. Bu sokak trafiğe kapalı nadir sokaklardan biridir. Burada birçok restoran ve cafe bulunur. Yaz ve bahar aylarında burası çok kalabalık olur ve eğlence anlayışı oldukça modern ve ilgi çekicidir. Bu küçük alışveriş merkezi her ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz bir mekandır. Çok küçük olmasına rağmen çok sayıda mekanı bünyesinde barındırır. İstanbul'un en eski üniversitelerinde İstanbul Teknik Üniversitesi burada önemli bir kampüse sahiptir. Binası Osmanlı Döneminde birçok eserin mimarı olan Balyan ailesi tarafından 1862 yılında Jandarma Komutanlığı olarak yapılmıştır. 1956 yılından beri de İTÜ kullanımında tahsis edilmiştir. Bu kalabalık semtte biran olsun rahat etmek isteyenler için Maçka Parkı ideal bir yerdir. Burası İstanbul'un en gözde ve seçkin parklarından biri olmasıyla ünlüdür. Gün boyunca spor yapan ve evcil hayvanını gezdiren insanlara rastlayabilirsiniz. Maçka Parkı'na gelen kişiler İTÜ Maçka binasından Taksim'e doğru giden bu teleferiğe binerek İstanbul Boğazı'nın muhteşem manzarasını görebilirler. Şişli ile Nişantaşı arasında bulunan bu cadde adını içinde bulunan vali konağından alır. Bu konak daha önce şehrin en zengin Rum tüccarlarını barındırmasıyla ünlüdür. Daha sonra bu tüccarların Yunanistan'a gitmesiyle birlikte konak devlet hazinesine geçmiştir. Daha sonra da bir süre valinin konağı olarak kullanılmıştır. Caddede yol boyunca birçok eski yapıyı görebilirsiniz. Ayrıca Nişantaşı'nın alışveriş nimetlerinden burada da yararlanmanız mümkündür. Ayrıca City's Nişantaşı Alışveriş Merkezi de bu cadde üzerinde yer alır. 'ne ev sahipliği yapar. Oldukça dolu dolu geçen bu etkinlikte birçok etkinliğe katılabilir ve gece düzenlenen konserlerle en ünlü isimleri dinleme şansına erişebilirsiniz. , diye kısa bir araştırma yaptığımızda bu semtte İstanbul'un seçkin restoranlarının olduğunu görüyor. Burada alışveriş yaparken kısa bir mola verdiğinizde Atiye Sokak'ta ya da farklı bir caddede yer alan güzel lezzetleri tatmanızı öneririz. diye merak edenler için semtin genel olarak alışveriş amaçlı ziyaret edildiği biliniyor. Bu güzide semtte sizler de cafelerde vakit geçirebilir, sokaklarında doyasıya alışveriş yapabilir ve restoranlarında güzel bir yemek yiyebilirsiniz. ve Nişantaşı nasıl gidilir sorularına yanıt verdik."} {"url": "https://www.gezipedia.net/813-baskentlerinden-daha-guzel-avrupa-kasabalari.html", "text": "na bir göz atmanı tavsiye ediyoruz. nde koruma altında tutuluyor. Salzburg'dan otobüs ile, Viyana'dan tren yolculuğu ile ulaşabileceğin kasabaya yolculuk, muhteşem manzaralar sunuyor. Avusturya gezinde, 1 fazladan gün ayırman, Hallstat güzelliğini görmen için yeterli olacaktır. ' dediği kasaba, rengarenk evleri ile birçok başkentten daha güzel! 'ya mı yoksa Polonya'ya mı ait olduğu tartışılan şehir, temizliği ve ucuzluğu ile aslında gezginlerin diyarı! , İtalya ziyaretin sırasında kesinlikle görmen gereken yerlerden. 'dan sonra zaman ayırman gereken yerlerden. mi ile ünlü olan kasaba, yılın çeşitli aylarında düzenlenen festivaller ile dünyanın dört yanından gezginleri ağırlıyor. ziyaretin sırasında kesinlikle ziyaret etmen gereke yerlerden. 'da, nispeten daha sakin olan ve güzelliği ile göz kamaştıran bu kasabayı mutlaka ziyaret etmelisin. , az nüfusu, huzuru ve doğası ile kesinlikle başkente iyi bir alternatif. ile adını duyuran kasaba, birçok yapısı ile göz kamaştırıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/814-taksimde-gezilecek-yerler.html", "text": "Taksim'de gezilecek yerler isimli bu yazımızda; İstanbul Taksim hakkında bilgi bulabilir, Taksimde ne yapılır ve Taksim Meydanı ile ilgili tüm sorunların cevabını öğrenebilirsiniz. belki de şehrin en popüler yeridir. Eskiden beri hep ziyaret noktaları arasında olan bu semt, İstanbul'a gelen kişiler için mutlaka gezilmesi gereken bir yerdir. Burayı gezmeden İstanbul'dan ayrılırsanız bu mükemmel şehri gezmemişsiniz demektir. civarı her zaman dünyada önemli ticaret merkezlerinden biri olmuştur. Semt Bizans yönetiminden beri sürekli zenginlerin oturduğu bir bölge olmuştur. Bu güzel semtin meydanı da zamanında Topçu Kışlası gibi birçok yapıya ev sahipliği yapmıştır. için otobüsle ve tramvay ile geldiğinizde merkezine çıkabilirsiniz. Taksim'den Dolmabahçe'ye giden yol üzerindeki cadde İdris Ağa Çeşmesi'ne ev sahipliği yapmıştır. Burası İstanbul'un en seçkin caddelerinden biridir ve semtin denize doğru inen yoludur. Burada bir yürüyüş yaparak mutlaka yer alan özgün restoranları da denemelisiniz. Çin mutfağına meraklı olanlar burada güzel bir restoran da bulabilir. arasında çok önemli bir yeri olan Tarlabaşı, şehrin kalbidir. İstiklal Caddesi ile Karaköy'ü birbirine bağlayan bu bölge daha önce tehlikeli olarak görülürdü. Ancak daha sonra yapılan titiz çalışmalar sonucunda şuan oldukça güvenli hale gelmiştir. İstiklal Caddesi'nde yürümek isteyenler buradan Karaköy'e inerek Galata Köprüsü'nü de görebilir. Ayrıca ara sokaklardaki tarihi ahşap evler de görülmeye değerdir. kedileriyle ünlü bir semttir. Rum mimarisinin en karakteristik örneklerini burada görebilir ve İstanbul'a yerleşen yabancıların yoğun olarak tercih ettiği bu bölgede alışveriş caddelerini de gezebilirsiniz. Çukurcuma ise adını Fatih Sultan Mehmet'in ilk Cuma namazı kılmasından aldığı rivayet edilir. Burada İstanbul ve dünyanın en iyi antikacıları vardır. Ayrıca Ağa Hamamı 1562 senesinde yaptırılmış ve günümüze kadar varlığını korumuştur. Semtin dar sokaklarında yerel dükkanları gezebilir ve yürüyerek İstiklal Caddesi'ne kolayca ulaşabilirsiniz. Gezi Parkı son zamanlardaki ülkemizde en çok bilinen yerlerden biridir. Çünkü bir zamanların polemik konusu olan park tam Taksim Meydanı içinde bulunan ağaçlık bir alandır. İstanbul'da bu noktasında doğayla iç içe bir vakit geçirerek şehir hayatını izleyebilirsiniz. İstanbul şehri dediğimizde akla gelen ve dört mevsim her zaman şehrin en kalabalık yeri olan İstiklal Caddesi, Taksim'i gezecek herkesin mutlaka uğraması gereken bir yerdir. Burada tarihi birçok noktayı görebilir ve şehrin eğlence hayatına adım atabilirsiniz. Günün her anı hareketli olan bu caddede sizler de trafiğe kapalı olarak yürüyebilir; sanat merkezi, sinema, alışveriş merkezi ve tarihi dokusunu hissedebilirsiniz. Madame Tussauds Balmumu Müzesi, Sent Antuan Katolik Kilisesi, Pera Müzesi, Çiçek Pasajı, Hüseyin Ağa Camii ve Fransız Sokağı gibi birçok popüler yeri bu cadde üzerinde ziyaret edebilirsiniz. İstiklal Caddesi'ne kapısı olan bu pasaj nostaljik havasıyla 1908 yılından beri Taksim'de hizmet veriyor. Bir dönem şehrin en önemli yerlerinden olan pasajda Santral Sineması hala hizmet vermektedir. Eski plak almak, derici ve kürkçü dükkanlarını gezmek istiyorsanız burayı gezebilirsiniz. 1594 yılında Galata Sarayı ağası Şeyhülislam Hüseyin Ağa tarafından yaptırılan cami günümüzde ağaçlar arasında tüm ihtişamıyla yükselmektedir. Restore işleminden sonra yeniden hizmete açılan cami şehrin en eski yapılarından biridir. İstanbul'daki işgal manzarasını gören Nazım Hikmet'in burada bir şiir yazdığı da bilinmektedir. gibi yapılara çok yakın olan meydandaki doku sizleri oldukça tatmin edecektir. şehrinin en eski semtlerinden olduğu için birçok gezilecek yeri bulabilirsiniz. , diyorsanız bir sinemaya gitmeden mutlaka geri dönmemelisiniz. hattından direkt olarak Taksim Meydan'a ulaşabilirsiniz. Bunun dışında Kadıköy'den kalkan sarı dolmuşlarla da Taksim'i ziyaret edebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/815-murgulda-gezilecek-yerler.html", "text": "Murgul gezilecek yerler isimli bu yazımızda; Artvin Murgul hakkında bilgi bulabilir, Murgul nerede ve Murgul'a nasıl gidilir ile ilgili tüm detayları öğrenebilirsiniz. Bizans devrine kadar gider. Osmanlı sınırlarında Yavuz Sultan Selim döneminde geçen Murgul, bakır madeninin keşfedilmesinden sonra büyük bir önem kazanmıştır. Cumhuriyet tarihi boyunca yöre halkını zenginleştiren ilçe uzun yıllardır bir yerleşmeye sahiptir. İlçeye bağlı Damar köyünde bulunan 2600 rakımlı tepedeki Karagöl, gezebileceğiniz doğal güzelliklerden biridir. Her yıl 600 bin kişiye ev sahipliği yapan göl, insanların ve araçların ulaşımına elverişli bir noktadadır. Buraya daha sonra sosyal tesis kurulacağı söylenmektedir. Başköy sınırlarında kalan şelale, bölgeye yol gelince ziyaretçilerini almaya başlamıştır. Kayanın içinde akan su size mükemmel bir seyir zevki sunuyor. Tortul kayaçların zaman içinde kireç ve kil taşlarının su aşındırılmasıyla oluşmuştur. , ilçesi sınırlarında kalan bu vadi, Murgul'a gidenlerin mutlaka uğraması gereken bir doğal güzelliktir. Burada farklı bitki örtüsü çeşitlerini ve kuş türlerini görebilirsiniz. Ayrıca yaban hayatı ile sizlere eşsiz bir seyir zevki sunacaktır. Artvin'in Şavşat ilçesinde kalan kilise 914 yılında inşa edilmiştir. Buranın Bagratlı Prensi Aşot Koukhi tarafından yaptırıldığı düşünülür. Çatısında koç heykelleri bulunur. 1000'li yıllarda dini merkez haline gelen kisisedeki havari figürleri dikkat çekmektedir. Bahar aylarında bu bölgeyi ziyaret ederseniz Murgul Kültür ve Sanat Festivali'ne katılabilir ve burada çok sayıda konsere ve etkinliğe katılabilirsiniz. Ayrıca belli aralıkla yapılan yayla şenlikleri de sizlere eğlenceli bir etkinlik sunacaktır. - Yayla Çorbası - Keşkek - Siron - Laz Böreği - Ziron - Hasuta Bölgede arıcılık en önemli faaliyetlerden biridir. Sizler de Murgul'a geldiğinizde Artvin'in belli bölgelerinde yetişen dünyanın en iyi ballarını satın alabilirsiniz. -Artvin Hava limanı yapıldığında Murgul'a hava yolu ulaşımı da söz konusu olacaktır. Buraya İstanbul, diye merak edenler İstanbul'a ortalama 1300 km, Ankara'ya ise 950 km mesafededir. Buraya Karadeniz'in eşsiz doğası eşliğinde bir yolculuk yapabilirsiniz. ve Murgul'a nasıl gidilir sorularına yanıt verdik."} {"url": "https://www.gezipedia.net/816-avsa-adasi-tanitimi.html", "text": "Avşa Adası tanıtımı isimli bu yazımızda; Avşa Adası hakkında bilgi bulabilir, Avşa Adası gezilecek yerler ile Avşa Adası nerede ve Avşa Adasına nasıl gidilir gibi tüm sorunların detaylarını öğrenebilirsiniz. İstanbul yakınlarında Türkiye'nin en eğlenceli tatil merkezlerinden biridir. Adadaki gece hayatı ülkemizdeki neredeyse her yerden daha hareketlidir. Tamamen tatile dönük bir yer olan adada tertemiz denizi ve eşsiz koylarıyla kısa süreli tatilcilerin uğrak noktasıdır. Kendinizi ülkemizin en büyük tatil merkezlerinde hissedebilirsiniz. Burada sosyal aktivite, doğa yürüyüşleri gibi farklı alternatifleri bulabilirsiniz. arasında olan Türkeli Köyü adanın önemli noktalarından biridir. Rumların çok önceleri terk ettiği bu köyde bir manastır kalıntısı da bulabilirsiniz. Köy halkı şarapçılık ve balıkçılıkla geçinen göçmen Türklerdir. Bu plaj adanın en popüler yeridir. Ada merkezinden kalkan otobüsler ile 15 dakika ulaştığınız plaja adı ışıltılı parlayan altın rengi kumundan gelir. Burada üç tane plaj ve bir restoran vardır. Denizi sığ olduğu için aileler genel olarak burayı tercih ederler. arasında olan koy güneybatı bölümündedir. Adanın en büyük koyudur. Burada yer alan tarihi çınar simge yapısıdır. Adada doğal bir ortam arayan ziyaretçiler küçük iskelelerden denize girmenin keyfini yaşayabilirler. Toplu taşıma araçları bu plaja gitmez. Buraya kendi aracınızla ya da taksiyle gidebilirsiniz. Sessiz ve sakin bir yerde denize girmek isteyenler Kumtur Plajı'nı tercih edebilir. Burada deniz biraz dalgalı olsa da son derece temiz ve berraktır. Ancak bu koy biraz derin olduğu için yüzme bilen ziyaretçilerin gitmesi önerilir. Bu plaja Yiğitler köyü otobüsleriyle ulaşabilirsiniz. Burası el değmemiş bir plajdır. Buraya sadece kadınlar girebilir. Kadınlar için sesiz ve sakin olan plajın sığ ve temiz denizi de oldukça güvenlidir. Şehir merkezinden kalkan dolmuşlardan ulaşabileceğiniz bu bakir koy, adanın güney bölgesinde yer alır. Sahili ortadan ikiye ayıran kırsal alan sakin bir tatil geçirmek isteyen ziyaretçileri bekliyor. İnce kumu ve sığ deniziyle yüzme bilmeyen tatilciler için de iyi bir seçenektir. listesinin başlarında olup, çocukların ve yüzme bilmeyenlerin denize girebileceği bir koydur. , iskele meydanından yarım saatlik bir mesafede yer alır. 1628 yılında Leonidas ve Siemon adlı 2 papazın yaptığı kilise, sit alanı olarak koruma altına alınmıştır. Buranın temellerinde adanın kendi yapı taşı olan granit bloklar arasında Horasan harcı bulunur. Ayrıca eski yerleşim yerlerinden Rum ve Bizans döneminde ait kiremit mezarlar da görülmeye değerdir. temmuz ayında tüm tatilcilere zevkli dakikalar geçirtir. Burada konserler ve gün boyu denizde yarışmalar eşliğinde güzel bir tatil yapabilirsiniz. - İzmir Usulü Avşa Kumru - Kavunda Dondurma - Karışık Pide Avşa adası şaraplarıyla meşhurdur. Avşa'ya gidip şaraplarından tatmamak olmaz. Burada sizler de şarap fabrikalarını gezebilir ve tadım yapabilirsiniz. Ayrıca sevdikleriniz için giderken bir şişe şarap alabilirsiniz. diyorsanız Marmara Denizi sınırlarında olduğunu bilebilirsiniz. Avşa adasına nasıl gidilir, 'den de feribot kalkmaktadır. Bağlı olduğu Balıkesir'den düzenli olarak deniz otobüsü ve feribot ulaşımı vardır. Yaz aylarında adaya giderken gemide yer bulmakta zorlanabilirsiniz. Sizler için Avşa Adası hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık. Bu yazımızda Avşa Adasında ne yapılır ve bu bölgeye yapacağınız seyahatleriniz için rehber niteliği taşıyacak Avşa Adası gezilecek yerler listesini yazarak; Avşa Adası nerede ve Avşa Adasına nasıl gidilir sorularına yanıt verdik."} {"url": "https://www.gezipedia.net/817-koprulu-kanyon-tanitimi.html", "text": "Köprüçay Irmağı sınırlarından geçmektedir. Burada bölgeyi turistik hale getiren durum ise belli başlı etkinliklerdir. Irmağın çok farklı bir dokusu vardır. Burada çok sayıda su sporu etkinlikleri de yapılmaktadır. Isparta ilinden başlayarak Antalya'ya kadar giden Köprüçay Vadisi 25 km bir alanda dar vadilerden oluşur. Antalya sınırlarında kalan Köprülü Kanyon, 1973 yılında milli park ilan edilmiştir. Bölge doğayla birlikte tarihi de iç içe barındırır. Burada yer alan Oluk Köprü ve Büğrüm Köprü Roma döneminden kalan ve bu dönemin mimarisini yansıtan tarihi alanlardır. Yani burada Anadolu'nun çok eski tarihine şahitlik ederken doğal alanları da gezebilirsiniz. bölgesini gezenler için ilçeye 3 km mesafede yer alan bir doğal güzelliktir. Burada yüksekten akan şelalenin etrafındaki yeşilliklere gürül gürül akan su sesiyle hoş bir vakit geçirebilirsiniz. Ayrıca buradaki balık lokantaları da sizlere ayrı bir tat verecektir. Manavgat'a tam 7 km mesafede yer alan Side Antik kenti MÖ 14 binli yıllarda yapılmıştır. Burada çok sayıda medeniyet hüküm sürmüştür. Burada bilim ve kültür merkezi olan Suriye Krallığı ilk yerleşen topluluktur. Şehrin ana kapısı iki kuleden oluşur. 2 cadde olarak inşa edilen bu şehirde dükkan olarak kullanılan polikleri de görebilirsiniz. Ayrıca antik tiyatrodan hemen sonra da agora anıtı vardır. Bu tarihi güzelliği Köprülü Kanyona kadar gelmişken mutlaka ziyaret etmelisiniz. etkinliği için oldukça elverişli ve popüler bir yerdir. Buraya ülkemizin ve dünyanın her yerinden sporseverler rafting heyecanı yaşamak için gelir. Ayrıca bölgede safari heyecanı da yaşayabilir ve sabah erken saatlerde kalkan turlara katılabilirsiniz. Bununla birlikte otellerin arazilerinde atlarla nehir boyunca ve dağlarda günlük gezi programlarına katılabilirsiniz. Burada 3 ile 6 saat arasında bir gezi yapabilirsiniz. Ayrıca binicilik eğitimi alma şansınız da vardır. Nehirde rafting için belli bir güzergah belirlenmiştir. Bu da ne kadar yoğun olduğunu ortaya koymaktadır. bakımından oldukça zengin bir içeriğe sahiptir. Sizler de nehir boyunca sıralanan alanlarda yer alan çadırlarda alabilirsiniz. İster kendi çadırınızla gelebilir isterseniz de burada kiralanan kurulu çadırlarda kalabilirsiniz. Çadır ücretleri mevsime ve zamana göre değişmektedir. Ayrıca belli yerlerde yer alan Bungalov evlerinde de bir yatakta kalmak isteyen ziyaretçiler kalabilir. seçenekleri bakımından sizlere son derece farklı alternatifler sunmaktadır. Burada ister doğayla iç içe isterseniz de otellerde konaklayabilirsiniz. Köprülü Kanyon Nerede, Nasıl Gidilir?Köprülü Kanyon nerede, 'dan gelmek isteyenler ise yoldaki tabelalardan buraya kolayca ulaşabilir. Ancak araba yolları son derece eski ve tehlikeli olabilir. Bu yüzden dikkatli kullanmanız gerektiğini hatırlatalım. Kanyonda 5 dakikalık bir yürüme mesafesi ile buraya ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/818-kalecikte-gezilecek-yerler.html", "text": "Kalecik gezilecek yerler isimli bu yazımızda; Ankara Kalecik hakkında bilgi bulabilir, Kalecik nerede ve Kalecik'e nasıl gidilir ile ilgili tüm detayları öğrenebilirsiniz. Kalecik, Ankara'ya bağlı bir ilçedir. Şehir merkezine ortalama 65 km mesafede olan Ankara Kalecik, günübirlik de olsa gezilecek seçenekleri olan bir yerdir. Ankara çevresinde yaşıyorsanız ya da şehirde gidecek alternatif bir nokta arıyorsanız mutlaka burayı ziyaret etmelisiniz. çok eski zamanlara kadar gider. Daha önce Roma yönetiminde Bursa tekfuru tarafından kızına çeyiz olarak Kalecik Kalesi inşa ettirilmiştir. Daha sonra da kalenin çevresinde oluşan küçük bir kasaba ile bu yerleşim yeri hayat bulmuştur. Evliya Çelebi de Seyahatname adlı eserinde buradan bahseder. Ankara'daki en eski kalelerdendir. Çankırı yolu üzerinde bulunan kale ilk kez MÖ 275 yılında Galatlılar tarafından yapılmaya başlamıştır. Ardından Romalılar tarafından onarımı yapılan yapı ilçenin ortasındaki yüksek kayalara kurulmuştur. Yığma taşlarla örülen duvarlar günümüzde kadar gelememiştir. Bugün çok az bir bölümü ayaktadır. Kemerli kale girişinin günümüzde yerlerini görebilirsiniz. Ancak bir kitabe olmadığı için dönemini göremiyoruz. Evler kale çevresindedir ve kale içinde mahzen ve sarnıç vardır. İlçeye oldukça yakın bir bölgede olan köprü Kızılırmak üzerine kurulmuştur. Köprü üzerinden bazı köylere ulaşabilirsiniz. 1990 yılına kadar Kızılırmak'taki tek geçiş noktası olmuştur. 1200'lü yıllarda Selçuklular tarafından yapıldığı düşünülen köprüde sarımsı kesme taşlar yer alır. Yıldırım döneminde bu köprünün bulunduğu kayıtlara geçmektedir. Çünkü yazılı kaynaklar Ankara Savaşı sırasında Osmanlı ordusunun bu köprüden geçtiğini yazar. arasında kaleye yakın bir bölgede olan cami, adını bulunduğu mahalleden alır. 1900'lü yılların başında inşa edilen cami, günümüze kadar gelebilmiştir. Bu dönemde yerleşim yerinde deri tabakçılığı ile uğraşan Ermeniler çoğunlukta olduğu için camiye bu isim verilmiştir. Günümüzde ayakta kalabilmiş bu yapıyı hala ziyaret edebilirsiniz. Yukarı çarşı bölgesinde yer alan cami tuğla gövdeden ve minare kaidesi ise kesme taştan yapılmıştır. Cami daha önce bir yangın geçirmiştir. Bu yüzden 1962 yılında yeniden inşa edilmiştir. Bu yapının İsfendiyaroğulları Beyliği'nden Has Bey tarafından 1300'lü yıllarda yapıldığı bilinmektedir. 1400'lü yıllarda Fatih Sultan Mehmet devrinde yaşayan Şehsuvar Bey tarafından bu bölgeye bir cami ve saray yaptırılmıştır. Ancak günümüze sadece cami gelebilmiştir. İlçe merkezinde bulunan türbe, Fatih Sultan Mehmet devrinde tüfekçi başı Kazancı Baba'ya aittir. 1400'lü yıllardan geldiği söylenen türbenin üst bölümü ve pencereleri yuvarlaktır. 1969'da restore edilen yapıya kare şeklinde bir oda eklenmiştir. İlçedeki önemli yapılardan olan Hükümet Binası 1904 yılında ermeni ustalarda Ovenüs Hoca, Onlük Usta ve Kevük Usta tarafından inşa edilmiştir. Kurtuluş Savaşı yıllarında burası cepheden gelen yaralıların tedavisi için hastane olarak kullanılmıştır. Burada tedavi ve diğer ihtiyaçlar halk tarafından karşılanmıştır. 1950 yıllarından onarım gören yapıya başka bir giriş kapısı eklenmiştir. Binayı simetri hassasiyeti olanlar mutlaka ziyaret etmelidir. İlçe merkezinde bulunan üç tane askeri binadan iki tanesi 1915 ile 1923 yılları arasında yapılmıştır. Kurtuluş Savaşı sırasında İnebolu üzerinden buraya cephane ve yiyecek gelmiştir. Bu binalarda Askeri Mühimmat Depo Komutanlığı yer alır. 1986'da ayrılan binalar günümüzde müze, kütüphane ve askerlik şubesi olarak kullanılmıştır. Binalardan birinin diğer ikisinden daha önce yapıldığı bilinmektedir. düzenlenir. Bu zamanda Ankara'nın birçok yerinden ziyaretçi gelir. Sizler de bu zamanda yapılan konser ve farklı etkinliklere katılabilirsiniz. - Sarmalık Dolma - Bamya Yemeği - Çemen Yemeği - Güveç yemeden olmaz. Ülkemizin birçok yerine yollanan ayvalardan sizler de satın alabilirsiniz. Ayrıca yöreye özel Kalecik ekmeği ve kasnak böreği de şehir merkezinde birçok yerden satın alabilirsiniz. diye merak edenler Ankara merkez ile arasından ortalama 1 saat olduğunu söyleyebiliriz. İlçeye ulaşmak için Ankara AŞTİ otogardan kalkan özel dolmuşlara ve belediyenin çalıştırdığı araçlara başvurabilirsiniz. Ayrıca hava yolu ile gelmek isteyenler ülkemizin neredeyse her şehrinden Esenboğa Hava limanına gelerek ilçeye ulaşabilir. Kalecik ile İstanbul arası ortalama 55 km mesafede yer alır. ve Kalecik'e nasıl gidilir sorularına yanıt verdik."} {"url": "https://www.gezipedia.net/819-camliderede-gezilecek-yerler.html", "text": "Çamlıdere gezilecek yerler isimli bu yazımızda; Ankara Çamlıdere hakkında bilgi bulabilir, Çamlıdere nerede ve Çamlıdere'ye nasıl gidilir ile ilgili tüm detayları öğrenebilirsiniz. , son yıllarda daha da meşhur olmuştur. , Bizans dönemine kadar gider. Burası Bizans döneminde terk edilse de Osmanlı döneminde yeniden kullanılmaya başlamıştır. Osmanlı döneminde tutulan kayıtlarda burası için \"Issız\" denir. Burası daha sonraları gazi ve dervişler tarafından yoğun olarak kullanılmıştır. Daha sonra iskan politikalarıyla bölgedeki nüfus daha da artmıştır. İlçe merkezinde yer alan Pelitçik köyünde bulunan bu orman rastlantı sonucu bulunmuştur. Burada dünyada çok az görülen çam, meşe ve ardıç ağaçlarından oluşan bir alan bulunur. Ancak ağaçlar zamanla fosilleşmiştir ve 23 milyon yıl öncesinden gelmektedir. Dünyadaki dört fosil ormandan biridir. Henüz bir tanıtım ve koruma faaliyeti yürütülmese de ileride yapılacağını düşünüyoruz. Bu orman mutlaka görmeniz gereken bir yerdir. Burada taşlaşan ağaçlar 18 milyon yıllık bir geçmişe gitmenizi sağlayacaktır. Ancak taşların bir kısmı bozularak yöre halkı tarafından inşaat yapımında kullanılmıştır. Ankara'nın en büyük mesire alanlarından olan park, 2008 yılında ülkemizin 23. tabiat parkı olarak hizmete açılmıştır. Sizler de piknik yapmak ve doğal alanın tadını almak için bu mesire yerine gezebilirsiniz. Burası genel olarak kampçıların uğrak noktasıdır. İzci topluluklarının yoğun olarak geldiği bölge Ankara merkezine 100 km mesafededir. Ayrıca hemen yanı başında geyik üretim tesisi vardır. Burada yetiştirilen geyikler doğaya salınmaktadır. ilçesi sınırlarından olsa da köy halkı isteğiyle ayrılmıştır. Bu ayrılık için zamanında çatışmalar bile çıkmıştır. Günümüzde birkaç köyün ortak yaylası olarak kullanılan bölgede 2055 metrede Mahya Tepesi vardır. Buradaki manzara İç Anadolu'da az bulunacak bir görsel zevk olacaktır. Burası bir tabiat parkıdır. Deniz seviyesinde 1450 metre yükseklikte olan park, günübirlik ziyaretçilerin eğlenceli vakit geçirmeleri için piknik masaları vardır. Ayrıca fosil ormanı da bu parkın sınırları içindedir. İlçe merkezine bağlı olan Peçenek beldesi sınırlarında kalan cami Selçuklular döneminde inşa edilmiştir. 1400'lü yıllarda yapıldığı düşünülen caminin kim tarafından ne zaman yapıldığı bilinmez. Kitabesi olmayan cami moloz taş ve tuğladan inşa edilmiştir. Çamlıdere merkezinde yer alan bu türbe peygamberimiz Hz. Muhammed'in manevi çocuğu Ömer-ül Faruk'un dördüncü soyundan Şeyh Ali Semerkandi'ye aittir. Peygamber soyundan geldiği için her yıl çevre illerden ve Ankara sınırlarından çok sayıda ziyaretçi almaktadır. - Tarhana Çorbası - Toyga Çorbası - Çalı Mancarı Çorbası; - Bamya - Kaburga Dolması - Muhlama kadar olmasa da yerli halk tarafından yapılan el pişmaniyesiyle bilinir. Sizler de buraya gittiğinizde mutlaka el yapımı pişmaniye satın alabilirsiniz. Ayrıca ilçeye özgü baklava tatlısı da denemeye değerdir. arası ortalama 550 km mesafede bulunur. Ayrıca Ankara'ya trenle gelerek de ilçeye geçebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/82-tuncelide-gezilecek-yerler.html", "text": "ili ülkemizin Doğu Anadolu Bölgesi sınırlarında yer alan doğal güzellikleri ve eserleri ile dikkat çeken bir ilidir. Yukarı Fırat olarak adlandırılmakta olan bölgede kurulmuş olan Tunceli'nin çevresinde Munzur Dağları ve Keban Baraj Gölü bulunmaktadır. Etrafı dağlar ile çevrili olan şehir bu yapısı ile dikkat çekmektedir. Nüfus olarak ülkemizin en az nüfusa sahip olan şehirlerinden bir tanesidir. Tunceli'ye ulaşım sadece kara yolu ile sağlanabilmektedir. Etrafının dağlık olması hava yolu ulaşımını mümkün kılmamaktadır. İl alanının yüzde yetmişi dağlık alan olması sebebi ile kara yolu daha etkin bir ulaşım seçeneği olarak görülmektedir. Bu durum doğal güzellikler bakımından şehrin öne çıkmasını sağlamaktadır. şehrin hem havasına hem de toprak verimliliğine katkısı bulunmaktadır. Bu çevrede gezmek isteyen kişiler için tuncelide gezilecek yerler arasında mutlaka bu baraj gölü bulunmalıdır. . Bu camilerin ve türbelerin her biri eski ve farklı mimarisi ile dikkat çekmektedir. öne çıkmaktadır. Munzur Vadisi iklim olarak çetin kış koşullarının yaşandığı bir bölgedir. Bu sebeple özellikle yaz aylarında gezilip dolaşılmaktadır. ve diğer alanlarda pek çok doğal baraj bulunmakta ve bunların çevresi özellikle yaz aylarında dinlenmek isteyenleri çekmektedir. Tunceli kültür olarak ülkemizin ve doğu bölgelerinin karışımı bir kültüre sahiptir. Tunceli sınırlarında bulunan eserler ve yapılar genel olarak Müslüman kültürüne ait olmakla birlikte diğer dinlere ait kilise ve mezarlıklarda bulunmaktadır. İçerisindeki doğal güzellikleri kadar tarihi eserleri de özellikle yurt içerisinden pek çok kişiyi kendisine çekmektedir. İlde tarım topraklarının az olması genelde hayvancılığa yönelme olmasına sebep olmuştur. Bu sebeple de yaylacılık gelişmiş durumdadır. Bunlarla birlikte geleneksel halı, kilim ve palaz dokumacılığı da bulunmaktadır. bu bölgede üretilmektedir. Farklı bölgelerde farklı tulum çeşitleri bulunsa da bu peynir ayrı bir lezzete sahiptir. En çok beğenilen lezzeti olarak Pülümür balı görülmektedir. Bu bal tamamen yöreye ait olan çiçeklerden elde edilmekte olup benzersiz bir lezzete sahiptir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/820-germencikte-gezilecek-yerler.html", "text": "Germencik gezilecek yerler isimli bu yazımızda; Aydın Germencik hakkında bilgi bulabilir, Germencik nerede ve Germencik'e nasıl gidilir ile ilgili tüm detayları öğrenebilirsiniz. , günümüzde birçok ziyaretçi çeken ve gezi noktaları ile doyurucu bir adres olan ilçedir. , Aydınoğulları Beyliği dönemine kadar gider. Bu topluluk şehirden 2 km kuzeyde küçük bir topluluk olmasıyla ün yapmıştır. Daha sonra 1902 yılında Değirmencik adı adıyla kurulan yerleşim günümüze kadar gelmiştir. Osmanlı döneminde İğneabat olarak anılan bu bölge 1948 yılında ilçe merkezi olmuştur. Büyük Taarruz sonrasında geri çekilen Yunan kuvvetler burada 94 kişiyi silah zoruyla toplayarak kurşuna dizmiştir. O dönem sağ kalan kişiler de kuyulara canlı şekilde atılmıştır. Kuyudan çıkmasın diye vurulan kişiler olmuştur. Bu bölgenin adı Kanlıbahçe olmuştur ve şehit edilen 94 kişi anısına burada mermerden bir lahit dikilmiştir. Sizler de bu yöreyi gezdiğinizde o dönemde yaşananları anmak adına Kanlıbahçe Şehitliği'ni ziyaret edebilirsiniz. Germencik yöresinden Çanakkale Savaşları için giden ve şehit olanlar anısına yapılan ve tüm şehitlerin isimlerinin olduğu anıtı da ziyaret edebilirsiniz. Bu anıt Çanakkale Savaşları adına dikilen ülkemizdeki ilk anıttır. Selatin yöresinde bulunan anıt çınar ağacı 9 metrelik bir gövdeye sahiptir ve 18 metre yüksekliktedir. 1200 yaşında olan bu ağacın bulunduğu bölge Selçuklu yönetimindedir. Bu tarz yaşlı ağaçlara meraklı olan gezginler kesinlikle ağacı ziyaret etmelidir. Tekin köyünde yer alan kent Magnetler tarafından kurulmuştur. Mendere nehrinin yatak değiştirmesiyle beraber salgın hastalıklar ve Pers saldırılarıyla kent bu dönemde başka bir yere taşınmıştır. Yeni şehir çevresi surlarla çevrili, ızgara planlı cadde ve sokaklara sahip bir ticaret merkezi olmuştur. Arkaik dönemde yapılan tapınağın yıkıntılarına Helenistik dönemde yeniden inşa edilmiştir. Boyutları bakımından bu dönemde Anadolu'daki dördüncü büyük tapınak olma özelliğini taşımaktadır. Hermogenes adlı ünlü bir mimar tarafından inşa edilmiştir. Bu usta tapınak tüplerini sütun aralıklarına göre belirleyen ilk kişidir. İlçe merkezine 10 km mesafede yer alan ormanlık bir alanda bulunur. Burada romatizmal ve nörolojik hastalıklara iyi geldiğine inanılır. Ayrıca burada bir tesis de bulabilirsiniz. Ege yöresinin önemli kaplıca merkezlerinden biridir. Germencik her yıl yapılan geleneksel Uluslararası Germencik İncir Kültür ve Sanat Festivali'ne ev sahipliği yapar. Bu etkinlik kapsamında her yıl konserler ve yarışmalar düzenlenir. Sonbahar başlangıcında yapılan etkinliğe katılarak sizler de yöredeki adetleri yakından tanıyabilirsiniz. - Keşkek - Yuvarlama - Lok Lok Pilavı - Ciğer Dolması - Kenker Yemeği - Zeytinyağlı Börülce - Koruk Ekşili Bamya - Dalgan Kavurması dünyaca ünlüdür. Bu yüzden ilçede sağlık ve kaplıca turizmi son derece gelişmiştir. Bununla birlikte şehir önemli bir zeytin ve incir yetiştiricisidir. Jeotermal enerji ile ısıtılan seralardan ve yöre halkından mutlaka sizler de bu ürünleri satın almalısınız. diyorsanız, Aydın Çıldır Hav alimanı ya da İzmir Adnan Menderes Hava limanı üzerinden direkt ve aktarmalı olarak bu şehre ulaşabilirsiniz. ve Germencik'e nasıl gidilir sorularına yanıt verdik."} {"url": "https://www.gezipedia.net/821-osmangazide-gezilecek-yerler.html", "text": ", en büyük ve en kalabalık ilçedir. Çok önceki zamanlarda Uludağ eteklerine kurulan ilçe adını Osmanlı Devleti kurucusundan almıştır. Burası tarihi ve doğal güzellikleri ile göz dolduran bir şehirdir. Gezginler farklı amaçlarla burayı yoğun olarak ziyaret eder. dönemler içinde Bursa'nın en önemli ilçesi olmuştur. İlçe merkezindeki Soğanlık Mahallesi sınırlarında bulunan park, temiz havası ve binlerce bitkisi, spor alanları ve yürüyüş yollarıyla oldukça önemli bir ziyaret noktasıdır. Burada İngiliz, Japon, Fransız, kaya ve şekilli bitkiler bahçeleri yoğun olarak ilgi görür. Ayrıca burada üç tane büyük gölet ve çocuk oyun alanları da şehrin karmaşasından uzaklaşmanızı sağlayacaktır. 1955 yılında Bursa'nın eski belediye başkanı Reşat Oyal tarafından kültür parkı olarak yapılmıştır. Burada çocuk oyun alanları, yürüyüş ve koşu parkuru ile dinlenme alanları vardır. Ayrıca burada Soğanlı Hayvanat Bahçesi'ni ziyaret ederek bulunan hayvanları görebilirsiniz. Uludağ yolu üstündeki çınar 600 yaşındadır. Adını Osmanlı Devletinin ilk köylerinden olan İnkaya köyünden alır. Bu çınar tüm Osmanlı dönemlerinin şahididir. 3 metre çap ve 35 metre yüksekliği olan çınar, ülkemizin en yaşlı ağaçları arasındadır. Bursa'yı ziyarete gelen tüm gezginler bu ağaca mutlaka uğrar. Bursa'nın doğasını keşfetmek istiyorsanız ise, Uludağ'ı tercih edebilirsiniz. Kayak sporu ile ünlenen bu yer kar ile kaplı olmadığı zamanlarda bile muhteşem bir doğa manzarası ile sizleri büyüleyebilir. Uludağ'ın civarında dağ yürüyüşü, hiking, piknik, doğa yürüyüşü veya kamp gibi aktiviteler gerçekleştirmek için en uygun dönem yaz ve bahar ayları olmaktadır. Atatürk Caddesi'nde bulunan cami Osmanlı Devletinde Birinci Beyazıt zamanında Mimar Ali Neccar tarafından yapılmıştır. 1399 yılında tamamlanan cami, Türk tarihindeki en büyük camidir. 20 kubbesi olan bu yapı, Bursa'nın en simge yapılarından biridir. İki minare ve iç ana kayısı olan caminin ziyaretine her yıl milyonlarca yerli ve yabancı turist gelmektedir. Avlusunda sizler de bir çay içme keyfi yaşayabilir ve şehrin dokusunu inceleme fırsatı elde edebilirsiniz. Ulu Camiye uğradıktan hemen sonra Kozahan'ı ziyaret edebilirsiniz. Birbirlerine oldukça yakınlardır. Eskiden burada ipek böceği kozası satışı gerçekleştirilmekteydi. Bursa ilinin tekstil sektörü bakımından ileri düzeyde olmasının nedenlerinden birisi de burada bu özelliğin bulunmasıdır. Bursa'ya ait olan yöresel eşyalar satın almak isterseniz burası iyi bir seçenek olacaktır. Bu cami Osmanlı mimarisinin ilk dönem örneklerinden biridir. Ününü de içindeki çini kaplamalarından alır. Yeşil semtinde olduğu için ve minaresindeki yeşil süslemelerden bu adı almıştır. 2000 kapasiteli cami hala kullanılır. Çelebi Mehmet tarafından hükümet konağı olarak yaptırılan cami, Bizans başlıklı iki sütunun ortasından girilen bir yerdir. Tarihi Roma ve Bizas'a kadar giden kapının günümüze sadece iç surlarının bir kısmı gelmiştir. Su Kapısı olarak da bilinen yapıdan eski dönemde Uludağ'daki tapınaklara gidilirdi. 2008 yılında belediye tarafından onarılan kapı her yıl 6 Nisan'da fetih şenliklerine ev sahipliği yapar. Burası şehrin en büyük hanlarından biridir. Arabacılar, Sultan ve Eski İpek Han olarak da bilinen çarşı Çelebi Sultan Mehmet tarafından Mimar İvaz Paşa'ya Yeşil Külliyesi'ne gelir sağlaması adına yaptırılmıştır. İpek tüccarları tarafından kullanılan han 1958 yılındaki yangından sonra restore edilmiştir. Batı bölümündeki süslemeler oldukça özgün bir yapıya sahiptir. Günümüzde hala birçok dükkan burada hizmet verir. Bursa'nın en önemli sembollerinden biridir. Ramazan ayında Tophane'de patlatılan ramazan toplarını da görme şansını yakalayabilirsiniz. Ayrıca burada bulunan çay bahçelerinde muhteşem Bursa ve Uludağ manzarası eşliğinde Türk kahvenizi yudumlayabilirsiniz. Saat Kulesi'ne oldukça yakın bir alanda bulunan bu türbeler, Osmanlı Devleti için büyük bir önem taşımaktaydı. Bursa'da Tophane semtinde yer alan bu türbeler, deprem nedeni ile maalesef yıkılmış fakat 1863 senesinde tekrardan inşa edilmiştir. Osmanlı dönemine ait tek arasta köprü olma özelliği bulunan bu köprü, 1442 yılında II. Murat zamanında yapılmıştır. Karşılıklı olarak 32 adet küçük dükkanı bulunduran Irgandı Köprüsü görülmesi gereken tarihi anılarımızdan birisidir. de görkemli kutlamalara ev sahipliği yapan bir etkinliktir. - Sultan Tabağı - Uludağ Tatlısı - Uludağ Ezmesi - Ciğer Sarması - Damat Paçası - Dede Çorbası Bursa ve Osmangazi'de en çok bilinen şey kestane şekeridir. Buraya kadar gelmişken sevdikleriniz mutlaka kestane şekeri almadan dönmeyin. Ayrıca Bursa'nın cevizli lokumu da ülke çapında ün yapmış bir yiyecektir. , sorusunun cevabı kolay ulaşılabilir olmasıdır. Osmangazi nerede, 'ya ise 380 km mesafede yer alan ilçeye kara yolu ile ulaşım oldukça pratiktir. Ayrıca Osmangazi'ye Bursa Yenişehir ve İstanbul Sabiha Gökçen Hava limanına gelerek de oldukça kolay şekilde ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/822-sungurluda-gezilecek-yerler.html", "text": "Sungurlu'da gezilecek yerler isimli bu yazımızda; Çorum Sungurlu hakkında bilgi bulabilir, Sungurlu nerede ve Sungurlu'ya nasıl gidilir ile ilgili tüm detayları öğrenebilirsiniz. ilin en büyük ve en gelişmiş ilçesi olarak bilinir. Burası Alacahöyük ve Hattuşaş bölgelerinin geçiş noktalarındandır. Bu yüzden de bu şehir yıl içinde yerli ve yabancı çok sayıda turist çekmektedir. ile bilinir. Kral Yolu üzerinde olduğu için büyük gelişme gösteren şehir Cumhuriyet döneminde de önemli bir yerleşim yeri haline gelmiştir. Eski Sungurlu depremler sebebiyle yıkılınca bugünkü yerine taşınmıştır. 1515 yılında Yavuz Sultan Selim'in göç yolu üzerinde olan Sungurlu 1866 yılında ilçe olmuştur. Bu şirin ilçe ismini Sunguroğlu Mehmet Bey'den almıştır. İlçenin sembol yapısı olan kule 1891 yılında yapılmıştır. Kaymakam Edip Bey'in yaptırdığı kule Yozgatlı Şakir Usta tarafından inşa edilmiştir. Kesme taştan yapılan yapının gövdesi kare prizmadır. Ayrıca her katında kemerli pencereler vardır. Kulenin en üst kısmında ahşap bir köşk bulunur ve alt bölgesinde Çorumlu İbrahim Usta tarafından yapılan kadranlı saatler vardır. Belediye binasının hemen yan kısmında yer alan cami, 1754 yılında hizmete açılmıştır. Selçuklu beylerinden Sungur Bey tarafından yaptırılan yapı, daha sonra iki kez onarım görerek günümüze kadar gelmeyi başarmıştır. 1891 yılında inşa edilen eski bir Rum kilisesi olan yapı taş, sütun ve kemerleri ile etkili bir görüntü oluşturmaktadır. Ancak son zamanlarda yapı yıkık haldedir ve belediye tarafından çalışmaların başlatılarak restore edileceği düşünülmektedir. İlçenin Karşıyaka Mahallesi sınırlarında bulunan köprü Diğ çayı üzerindedir. İlçeyi ziyaret eden gezginler bu eski kültür ögesini bugün hala sağlam olarak görebilirler. - Çatal Aşı - Yaprak İçi Aşı - Söbelek Dolması - Pastırmalı Madımak - Çorum Mantısı - Çorum Baklavası, diyenler Çorum dediğimizde akla gelen leblebiyi satın alabilir. Ancak burada bildiğimiz leblebiler dışında üreticiler biberli, sade, çikolatalı gibi çok farklı konseptlerde leblebi üretimi yaparlar. Sizler de hem kendiniz hem de yakınlarınız için hediyelik olarak bu ürünü satın alabilirsiniz. 'a ise 620 km mesafededir. Buraya Ankara üzerinden ulaşmanız son derece basittir. İlçe hem Karadeniz hem de İç Anadoluyu bağlayan bir konumdadır. Hava yolu ile ulaşmak isteyenler Ankara Esenboğa Hava limanından ulaşabilirler. Kısa süre sonra Çorum Hava limanının da devreye girmesi beklenmektedir. Ayrıca ilçeye hızlı tren çalışmaları da devam etmektedir. ve Sungurlu'ya nasıl gidilir sorularına yanıt verdik."} {"url": "https://www.gezipedia.net/823-turkiyenin-en-iyi-otelleri.html", "text": "Türkiye'nin en iyi otelleri listesi isimli bu makalemizde içeriği, koşulları, enfes yemekleri ve mükemmel konumları bakımından sizler için Türkiye'deki en iyi oteller listesini yayınladık. Ülkemizde turizmin bel kemiği olan Muğla aynı zamanda ilçeleri ile de oldukça ön plana çıkmaktadır. En iyi otelleri bünyesinde barındıran bu güzel ilimizde yapmış olduğumuz değerlendirme de ise Fethiye ilçesinde bulunan Hillside Beach Club otelinin gerek hizmeti gerekse kalitesi ile birlikte ülkemizde yer alan en iyi oteller arasında olduğunu söyleyebiliriz. Maxx Royal Belek Golf Resort, Antalya ilimizin en güzel otelleri arasında yer almaktadır. Belek'e yaklaşık olarak 1 km uzaklıkta Antalya şehir merkezine ise 45 km uzaklıkta olan bu güzel otel sahip olduğu konsepti ve kaliteli hizmeti ile birlikte ülkemizin en iyi otelleri arasına ismini yazdırmayı başarmıştır. Her yıl ve her dönem büyük bir turist akını ile karşılaşan İstanbul da ünlülerin uğrak konaklama noktası haline gelen Four Seasons Hotel at Sultanahmet, peyzajlı bir avluya sahip ve üç katlı neoklasik tarzda bir oteldir. İstanbul'un eski kent merkezinde yer alan bu otel gerek tasarımı gerekse kaliteli hizmeti ile birlikte birçok yerli ve yabancı turistin ilgisini çekmeyi başararak ülkemizdeki en iyi oteller arasında yerini almıştır. Marmaris de ve çam ormanları içerisinde bulunan D-Hotel Maris sağlamış olduğu eşsiz doğa görüntüsü ve temiz havası ile birlikte günümüzde pek çok yerli ve yabancı turist tarafından tercih edilmektedir. 5 gecelik fiyatı yaklaşık olarak 6 bin TL olan bu güzel otel aynı zamanda ülkemizin en iyi otelleri arasında yer almaktadır. Uygun bütçe ile birlikte kaliteli bir şekilde hizmet almak istiyorsanız Akra Barut Hotel'i tercih edebilirsiniz. Akra Barut Otel'in geceliği yaklaşık olarak 350 TL'dir. Hem sağlamış olduğu uygun fiyat hem de kaliteli hizmet ile birlikte ülkemizin en iyi otelleri arasında yer almaktadır. Otel tercihlerinizde dikkat etmeniz gereken en önemli husus bütçenizdir. Ülkemizde her bütçeye uygun olarak otel bulabilmeniz mümkündür. Bütçenize uygun bir otel belirleyerek tatil yapmanız sizlerin hem keyifli bir şekilde tatil geçirmenizi hem de maddi açıdan rahat olmanızı sağlayacaktır. Bunun yanı sıra otellerin vermiş olduğu ücretsiz hizmetleri de değerlendirerek tercih yapmanız sizlere avantaj sağlayacaktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/824-erzurumda-ne-yenir-erzurumdaki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": ", özellikle kentin sayısız medeniyete ev sahipliği yapmış, soğuk havası ile yayılan ününden etkilenmiştir. Yüzyılların birikimi ile yemeklerinin lezzeti dillere destan olan Erzurum, etli yemekleri ve yöresel otlar kullanılarak yapılan yemekler ile ünlüdür. Şimdi Erzurum yöresel yemeklerini birlikte inceleyelim. , bölgenin zahmetli ve bir o kadar lezzetli yemeklerindendir. Uzun pişirme süresi ile sevenlerinin sabrını zorlayan yemek, koyun etinin en lezzetli yerinden yapılır. Kemiklerinden sıyrılmış koyun eti, dönerden az kalın olacak şekilde açılır. Tuzlanıp bir gece bekletilen etler, soğan rendesi ile karabiberin karışımı ile yapılmış bir sosa bulanır. Sosun iyice içine geçmesi için bekletilen etler, tek tek şişe geçirilir. Cağ kebabı için özel yapılan ocakta etleri pişmeye bırakılır. Pişmeye başlayan etler cağ denen küçük şişlere takılır ve bıçak ile kesilir. Kömür ızgarasında tekrar pişirilen etler, domates, sivri biber ve limon ile servis edilir. Erzurum, aylarca kar altında kalan soğuk bir bölge olmasından dolayı, mutfağı da buna uygun olarak şekillenmiştir. Yöresel tarifler, bol protein ve karbonhidrat ağırlıklı besinler ihtiva etmektedir. Dışarıdaki kar ve soğuğa karşı kalorisi yüksek besinlerin tercih edildiği Erzurum, coğrafyasının getirdiği taze sebze eksikliği açığını et ile kapatacaktır. Bölgede kolay ulaşılabilen tek sebze taze fasulye olduğundan, zeytinyağının bile donacağı mevsimlerde çıtma adı verilen etli taze fasulye yemeği yapılmaktadır. Bu yemekte taze fasulye, et ile birleşir. Kavrulmuş ete atılarak kavurma işlemine devam edilen taze fasulyeler, iyice pişirilerek servis edilir. Ayran aşına benzeyen çorba, Erzurum dolaylarında yetişen aşotu bitkisi ile yapılmaktadır. Bazı yörelerde içine kıyma da eklenmekle birlikte, ana maddesi yoğurttur. Soğuk Erzurum gecelerinde sıcak olarak tüketilen bu çorba, Erzurum'un en çok bilinen lezzetleri arasında yerini alır. Bölgenin en çok yetişen bitkilerinden şalgam ile yapılan nefis bir lezzettir. İçerisinde reyhan, kıyma ve soğan bulundurur. Şalgamlar soyulup dilimlendikten sonra suya konur. Bir kaba alınan kıymanın içine soğanlar, rendeden az büyük olacak şekilde dilimlenir. Salça, reyhan, biber ve tuz eklendikten sonra iyice yoğrulur. Suya konan şalgamlar, süzülür. Bir dilim alındıktan sonra üzerine hazırlanan köfte konur, bir başka şalgam dilimi ile kapatılır. Bu şekilde iki şalgam dilimi arasına konan köfteler tencereye dizilir. Üzerine tereyağında kavrulmuş salçalı su yapılır. Ocağa konur. Yine yoğurt ile tüketilen bu yemek, Erzurum'da neredeyse her evde pişmektedir. Şehrin pancakelerinin, kreplerinin atası olan bu kahvaltı yemeği, Erzurum'da oldukça fazla yapılmaktadır. Yumurta, süt ve un ile hazırlanan harcın hafif hafif dökülerek tavaya yayılması ile yapılan lalanga, üzerinde şeker veya şerbet dökülerek servis edilmektedir. Sabah kahvaltılarına yapıldığında üzerine bal da gezdirilen lezzet, Erzurum'da kahvaltıların vazgeçilmezidir. İçerisinde bulunan pekmez ve tereyağı ile kan yaptığına inanılan yemek, hem tatlı, hem kahvaltı malzemesi olma özelliği taşır. Su, pekmez, nişasta ve damak tadına göre şeker eklendikten sonra hazırlanan karışım çözülene kadar karıştırılır. Koyulaşana kadar pişirilmek üzere ocağa alınan karışım, topaklanmaması için sürekli karıştırılmalıdır. Koyulaşınca ocaktan alınır ve üzerine kızartılmış tereyağı dökülür. Kahvaltılarda soğuk kış günleri, soğuk algınlığına iyi geldiğine inanılarak çocuklara yedirilen tarif, Erzurum insanlarının dayanıklılığını açıklar niteliktedir. Vücuda sağladığı yararların saymakla bitmeyeceği çiriş otu, Erzurum'da hem yemek, hem turşu olarak kullanılır. Yemeğini yapmak için, soğanlar ince kıyılır ve tencereye konur. Üzerine domates salçası eklenir. İyice kavrulduktan sonra su eklenip kaynamaya bırakılır. Kaynayan suya doğranmış çiriş otları eklenir. Pişene kadar ocakta kalan çirişler, piştikten sonra pirinçlerle buluşur. Pirinçler de pişince ocaktan alınan yemek, sıcak servis edilir. Bölge mutfağının en çok kullandığı malzemeler kuru meyvelerdir. Etten sonra yemeklerinin bel kemiğini oluşturan kuru meyveler, kısıtlı yaz sürelerinde kışa hazırlık niteliği taşımaktadır. Erzurum'un dutlu omleti de denen bu lezzet, dışarıdan bakana ilginç gelse de, bölgede çok tüketilen lezzetlerdendir. Özellikle kahvaltıların vazgeçilmezlerinden olan tarif, kurutulmuş dur ile yapılır. Tereyağında kavrulan kuru dutlar, yumurta ile buluşur. Yumurta piştikten sonra servis yapılan yemeğin sıcak yenmesi önemlidir. Erzurum'un özel su böreği, lezzetiyle herkesi kendine hayran bırakır. Tek tek açılan yufkanın her katına bir yumurta sürülür ve tel peynir ile pişirilir. Bölgeye yolculuk yapacakların mutlaka işin ehli bir aşçıdan yemesi gereken bir tariftir. Erzurum'un haşlama böreği hingel, en iyi şekilde patatesle yapılır. Haşlanmış patatesler ezilerek içine tuz ve istenen baharatlar eklenir. Soğumaya bırakılan patatesler, böreğin içini oluşturur. Daha sonra 1 yumurta, sıcak su, un ve tuzdan oluşan hamur iyice yoğrulur. Kulak memesinden biraz daha katı kıvamda yoğrulan hamur, küçük bezelere ayrılır. Bezeler mantı olacakmış gibi açılır, çay bardağı referans alınarak yuvarlak kesilir. Yuvarlak kesilen hamurdan artan parçalar ziyan olmaması için tekrar yoğrulup açılır ve tekrar kesilir. Elde edilen yuvarlakların ortasına patates konur ve yarım ay şeklinde kapatılır. Bol tuzlu kaynar suya atılan hamurlar, haşlandıktan sonra sudan çıkarılır. Çıkar çıkmaz soğuk suya girmeleri tarifin püf noktasını oluşturur. Soğuk sudan çıkarıldıktan sonra üzerlerine tereyağı gezdirilir. Bereketli ve çok doyurucu bu tarif, Erzurum'da misafir evlerinin baş yemeğidir. Açık büfesindeki çeşitlerle göz dolduran mekan, kalite ile lezzeti bir araya getirmektedir. Bunun yanında menüsü oldukça hesaplıdır. Kahvaltısında yeşil ve siyah zeytin, peynir çeşitleri, reçel çeşitleri, patates kızartması ve gözlemenin yanında omlet, sucuklu yumurta, sahanda yumurta gibi yiyecekleri de bulabilirsiniz. verirken asla atlanmaması gereken mekan, kahvaltılarında peynir ve zeytin çeşitlerinin yanı sıra; su böreği, sigara böreği, sosis ve sucuk kızartması, haşlanmış ya da sahanda yumurta, pide, pancar sarma, salan, yeşil zeytin salatası gibi pek çok çeşidi bir araya getirmiştir. Bunun yanında menülerinde menemen, gözleme, sucuklu yumurta gibi kahvaltılık seçenekler ve ev reçelleri de yer almaktadır. Ayrıca ziyaretçilerinin beğenisine sunduğu sıcak ekmek lavaşlarının yanında verilen tereyağı ile gönülleri fetheden işletme, mükemmel garsoniyer hizmetine sahiptir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/825-turkiye-sinir-kapilari.html", "text": ", sadece insanların değil, aynı zamanda bir takım eşyaların da kayıtlarının alındığı noktalardır. , Türkiye ile Bulgaristan arasında yer alır. Burası, dünyadaki en yoğun ikinci sınır kapısı olma özelliğine sahiptir. Bunun nedeni, Türkiye ile Bulgaristan arasında yapılan yolculuklar değil, Kapıkule sınır kapısının Türkiye'nin Avrupa'ya açılan kapısı olmasıdır. 1930 yılında buraya Kapıkule sınır karakolu kurulmuş ve daha sonra artan ihtiyaçlara bağlı olarak söz konusu karakol, sınır kapısı haline getirilmiştir. Bu değişim, 1953 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile gerçekleşmiştir. Avrupa'nın en yoğun sınır kapısı olma özelliğine sahip olan Kapıkule'nin karşısında Bulgaristan'a ait olan Kapitan Andreevo Sınır Kapısı bulunmaktadır. Türkiye ile Avrupa arasındaki kara yolu bağlantısı üzerinden yapılan turistik yolculuklar, ihracat ve benzer işlemlerin tamamı buradan gerçekleşmektedir. Ayrıca yaz aylarında Avrupa'dan gelen gurbetçilerin çok büyük bir kısmı burayı kullanmaktadır. , adını aldığı ilçede bulunur. Edirne'nin İpsala ilçesinde yer alan bu sınır kapısı, İpsala Köprüsü'nün hemen bittiği noktadaki alanda yer alır. İpsala sınır kapısının karşısında Yunanistan'a ait olan Kipi gümrük kapısı yer alır. İki ülke arasındaki kara bağlantısının önemli bir kısmı buradan sağlanırken, ülkemizden Avrupa'nın farklı noktalarına gidecek olan araçların da bir kısmı tarafından bu sınır kapısı tercih edilir. Buradaki işlemler, 5 peron üzerinde yapılır. , Hatay'ın en güneyinde yer alan Yayladağı ilçesinde bulunur. 1938 yılında açılan bu sınır kapısı, ilçe merkezine sadece 5 km'lik uzaklıkta bulunur. Son yıllarda Suriye'de yaşanan olaylara bağlı olarak burasının oldukça yoğun olduğu bilinir. , iki ülke arasındaki önemli geçiş noktalarından birisidir. Sınır kapısı toplamda 85 bin m2 olan bir alana kurulmuş durumdadır. Bu alan üzerinde 3 bin m2 kapalı alanı bulunan ticaret hizmet binası ve 4 bin m2 kapalı alanı olan idari bina yer alır. İlk olarak 1953 yılında açılan sınır kapısı, o tarihten itibaren son derece yoğun olmuştur. Fakat son dönemde Suriye'de yaşananlar, buradan yapılan ticari geçişlerin geçici olarak kaldırılmasına neden olmuştur. Bu durum sebebiyle Cilvegözü sınır kapısının eski yoğun günlerinden uzak olduğu söylenebilir. , bu özelliğinden dolayı çok büyük öneme sahiptir. Bahse konu sınır kapısı, Şırnak'ın Silopi ilçesinde bulunur. sayesinde Türkiye ile Nahcivan, Dolayısıyla da Azerbaycan arasındaki kara bağlantısı sağlanır. Bu sınır kapısı, iki ülke arasında geçen Aras Nehri üzerinde yer alan Umut Köprüsü'nün bittiği noktadadır. 2015 yılında modernize edilen sınır kapısı, Türkiye'nin Türki Cumhuriyetlere açılan kapılarından birisidir. arasındaki en yoğun noktalardan birisi olduğu söylenebilir. Artvin'in Hopa ilçesinde bulunan sınır kapısının hemen karşısında Gürcistan'ın Sarpi sınır kapısı vardır. Gürcistan'a geçiş için yapılan anlaşmalar gereği kimliğin yeterli olması, burasının özellikle turistik geçişler için son derece fazla tercih edilmesine neden olmaktadır. Bundan dolayı Kapıkule sınır kapısından sonra Türkiye'nin en yoğun sınır kapısı burasıdır. , Bulgaristan'ın doğu sahillerine açılmaktadır. Burasının hemen karşısında Bulgar Malko Tırnova gümrük kapısı vardır. Özellikle yaz aylarında Bulgaristan'a tatile giden kişiler tarafından tercih edilir. da Türkiye ile Bulgaristan arasında yer alır. Edirne'nin Lalapaşa ilçesinde buluna sınır kapısı, 2005 yılından beri hizmet vermektedir. 2009 yılında modernize edilen sınır kapısı, özellikle Kapıkule sınır kapısında yaşanan yoğunluklarda tercih edilmektedir. hangi şehirlerimizde ve hangi ülkenin hangi şehrine çıkış yapılacağı bilgilerini içerir listesini sizler için derledik."} {"url": "https://www.gezipedia.net/826-erciste-gezilecek-yerler.html", "text": "ve Erciş'e nasıl gidilir ile ilgili tüm detayları öğrenebilirsiniz. , tarihi ve doğal güzellikleri ile adeta buraya gelenleri büyülüyor. Konumdan dolayı doğal güzellikler bakımından oldukça zengin olan Erciş'e tarih boyunca insanların ilgisi çok fazla olmuştur. Bu durum ise Erciş ve çevresinde çok sayıda tarihi yapının yer almasını sağlamıştır. 'nün hemen kıyısında yer alır. Bu özelliği, Erciş'in tarih boyunca insanlar tarafından tercih edilmesine neden olmuştur. Van Gölü'nün getirdiği avantajlar, insanların rahat bir yaşam sürmesini sağlarken, bölgedeki doğal güzelliklerin aynı zamanda tarihi yapılarla süslemesi de böylece gerçekleşmiştir. , yapılan araştırmalara bağlı olarak ilk defa Urartular ile başlar. Her ne kadar neolitik yerleşmelere dair kanıtlar olmasa da ilçede bulunan bazı höyük ve benzeri yerde, kalkolitik döneme ait yerleşimlerden izler yer almaktadır. Bunlar bilimsel olarak kanıtlanırsa, ilçenin yerleşim yeri olarak kullanılmaya başlanması, milattan önce 3000 yılında gerçekleşmiştir. Yukarıda da belirtildiği elde bilimsel verilere göre buranın tarihi Urartularla, milattan önce 900 ile 600 yılları arasında başlar. Kentin ilk olarak Urartu kralı Argişti tarafından kurulduğu ve bundan dolayı da kente Argiş adı verildiği tahmin edilmektedir. Daha sonra Arciş adını ilçeye son olarak da Erciş denilmiştir. Urartulardan sonra sırasıyla Med, Pers, Roma, Bizans, Selçuklular, Celayirler ve Karakoyunlular hakimiyetine girmiştir. Son olarak Osmanlı hakimiyetine girmiş olup, günümüze kadar bu şekilde gelmiştir. , Evliya Çelebi'nin Seyahatnamesine göre Selçuklu sultanlarından Kılıç Arslan tarafından 1127 yılında yaptırılmıştır. Daha sonra Karakoyunluların eline geçmiş ve Kara Yusuf tarafından kalede geniş çaplı bir onarım yapılmıştır. Moğolların Anadoluyu istilasından etkilenen kale, Timur tarafından tahrip edilmiştir. Erciş Kalesi, Van Gölü kenarındaki kayalıkların üzerinden yer alır. Göl suları yükseldiğinde, sular altında kalenin oluşturduğu görüntü, adeta kartpostallardan fırlamış gibidir. Erciş denildiği zaman ilk akla gelenlerden birisi de inci kefallerdir. Van Gölü ve dünyadaki sınırlı sayıdaki yerde yaşayabilen bu balıklar, yumurtlama döneminde muhteşem bir yolculuğa çıkar. Van Gölü'nün sodalı sularından tatlı suya sahip akarsuya akın eden balıkların bu yolculuğu, Erciş Balık Bendinde meydana gelir. Deli Çay'a akın eden balıklar, adeta akarsu içerisinde dans eder. Bu muhteşem güzelliği görmek için Türkiye'nin ve dünyanın farklı noktalarından turistler Erciş'e gelirler. adıyla bilinir. Gökyüzü ve Van Gölü'nün maviliklerine, sazlıkların yeşillikleri de eklenince ortaya muhteşem bir görüntü çıkar. , iki kattan oluşur. Kümbetin kaidesi kare şeklindeyken gövdesi ise onikigendir. Kümbetin üzerinde ise piramide benzeyen külah vardır. Bunların haricinde ise aslan, kuş ve çift başlı kartal şeklinde figürler yer almaktadır. Urartular döneminde kalan kitabelerde, çivi yazısı ile yazılmış metinler bulunur. Bu metinlerde Urartu kralı olan Sarduri tarafından yapılan çalışmalar anlatılmıştır. Kitabeler, Van ile Erciş arasındaki karayolunun üzerinde bulunur. Erciş içerisinde müze bulunmamaktadır. Burada yapılan kazılardan ve diğer yollardan elde edilen/bulunan tarihi eserler, Van Arkeoloji Müzesi'nde sergilenmektedir. sorusunun cevabı, buraya ait çok sayıdaki yöresel yemektir. Fakat bunlardan erik kurmuşu, çiriş mıhlaması ve Erciş köftesi çok daha meşhurdur. yapılır. Bu festival, inci kefallerinin yolculuğuna göre Mayıs ayının sonu ile Haziran ayının başında gerçekleştirilmektedir. denildiğinde, ilk olarak bu ilçenin Van Gölü kıyısında olduğu akla gelir. Van Gölü'nün üst kısmında bulunan ilçenin Van kent merkezine olan uzaklığı yaklaşık 100 km'dir. Buraya gelmek için havayolu kullanılabilir. Türkiye'nin farklı noktalarından Van'a uçakla geldikten sonra kara yolu ile Erciş'e geçilebilir. Van Havalimanı ile Erciş arası 106 km'dir ve yolculuk ortalama 1 saat 20 dakika sürer. ve Erciş'e nasıl gidilir sorularına yanıt verdik."} {"url": "https://www.gezipedia.net/827-2019-yili-pasaport-ucretleri.html", "text": "- 6 ay süreli pasaport alacak olan kişiler; 208,30 TL pasaport harcı ve 160,00 TL pasaport defter bedeli olmak üzere toplamda 368,30 TL öderler. - 1 yıl süreli pasaport alacak olan kişiler; 304,40 TL pasaport harcı ve 160,00 TL pasaport defter bedeli olmak üzere toplamda 464,40 TL öderler. - 2 yıl süreli pasaport alacak olan kişiler; 497,00 TL pasaport harcı ve 160,00 TL pasaport defter bedeli olmak üzere toplamda 657,00 TL öderler. - 3 yıl süreli pasaport alacak olan kişiler; 705,90 TL pasaport harcı ve 160,00 TL pasaport defter bedeli olmak üzere toplamda 865,90 TL öderler. - 4 yıl ve daha uzun süreli pasaport alacak olan kişiler; 994,80 TL pasaport harcı ve 160,00 TL pasaport defter bedeli olmak üzere toplamda 1154,80 TL öderler. - Nüfus cüzdanı gereklidir. Eğer kişinin asıl nüfus cüzdanı yok ise; geçici kimlik belgesinin aslı ile de başvuru yapabilir. - 2 adet biometrik fotoğraf gereklidir. - Başvuru işlemi yapmadan önce pasaport harcının ve cüzdan bedelinin yatırılmış olması gereklidir. Kişinin bu bedelleri yatırdığına dair elindeki makbuzu başvuru evraklarının arasına koyması gereklidir. - Eğer kişinin daha önceden süresi dolmuş bir pasaportu var ise, o pasaportu başvuruya götürmesi gereklidir. - 18 yaşından küçük olan veya kısıtlı olan kişilerin başvuru yaparken muvafakat belgelerinin olması gereklidir. Bu belgeden noterden alınmaktadır. Ayrıca başvuru işlemi sırasında kişinin kanuni temsilcisinin de nüfus cüzdanı ile beraber yanında olması gereklidir. - Kişinin talep ettiği pasaport harçsız pasaport ise öğrenci belgesi gereklidir. ; Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'dür. Kişi hem e-devlet üzerinden hem de Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü'nün sayfasından pasaport başvurusu yaparak randevu alabilmektedir. Ayrıca pasaport randevusunu telefon aracılığı ile almak isterse de Alo 199 Vatandaş Etkileşim Merkezi'ni araması yeterlidir. Randevu zamanında pasaport başvurusu için şahsi olarak gitmesi gereklidir, yerine bir başkasını gönderemez. - PTT şubeleri - Akbank - Aktif Yatırım Bankası - Albaraka Türk Katılım Bankası - Alternatifbank - Anadolubank - Arap Türk Bankası - Citibank - Denizbank - Burgan Bank - Fibabanka - Finansbank - HSBC Bank - ICBC Turkey Bank - ING Bank - Odeabank - Türkiye Ekonomi Bankası - Türkiye Garanti Bankası - Türkiye İş Bankası - Yapı ve Kredi Bankası - Ziraat Katılım Bankası ; kişinin almak istediği süreye ait pasaport harcı ve pasaport defter bedeli kadardır. Yenileme işlemi yapılırken ekstra ücret alınmaz, sıfırdan pasaport çıkartan bir kişi ile aynı miktar ödenir. Sadece pasaport yenilecek olan kişiler, yenileme işlemi için gittiklerinde eski pasaportlarını da yanlarında götürürler. - Pasaport başvuru işleminin gerçekleştirilmesi dakikalar sürmektedir. - Pasaportun çıkartılıp kişiye teslim edilmesi ortalama olarak 5 iş günü ile 7 iş günü arasında değişmektedir. - Sistemde çeşitli aksaklıklar yaşanması durumunda pasaportun teslim edilme süresinin 15 güne kadar uzaması mümkündür. - Kişinin pasaportu, başvurusunda belirttiği adrese gelir ve dolayısı ile teslim almak için bir yere gitmesine gerek kalmaz. - Kişiye pasaportunun teslim edileceği gün, kuryenin yola çıktığı mesaj ile haber verilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/828-2019-almanya-vize-basvurusu.html", "text": "için anlaşmalı kurumlar ve anlaşmalı kurum akreditasyonuna sahip A tipi seyahat acenteleri aracılığıyla yapılan başvuruları kabul etmektedir. Almanya D tipi vize için başvuruda bulunulacaksa vize başvuruları doğrudan Almanya konsolosluğuna yapılabilir. - Pasaport, - Başvuru formu, - Seyahat sağlık sigortası, - Vize harcı, - Biyometrik fotoğraf, - Araç bilgileridir. - Çalışma ve izin belgesi, - Konaklama belgeleri, - Son 3 aya ait banka hesap dökümü, - SGK işe giriş bildirgesi, - SGK Hizmet dökümü, - Son 3 aya ait maaş bordroları, - İş sözleşmesi, - Ek gelir belgeleridir. - Pasaport, - Biyometrik fotoğraf (2 adet) - Tam vukuatlı nüfus kaydı belgesi, - Ek gelir belgeleri, - Almanya Schengen vize başvuru formu, - Seyahat sağlık sigortası - Önlü, arkalı kimlik fotokopisi, - Güncel banka hesap dökümü, - Otel, uçak bileti ön rezervasyon belgeleridir. - Şirkete ait banka hesap özeti, - Şirket evrakları - SGK/ Bağ-Kur 4 B hizmet dökümüdür. aşağıdaki gibidir. Ağırlıklı olarak 120 olan bu bedelin yarısı harç, diğer yarısı ise danışmanlık ücreti olarak alınmaktadır. - Almanya Turistik Vize Ücreti: 120 - Almanya Ticari Vize Ücreti: 120 - Aile/Arkadaş Ziyareti Vize Ücreti: 120 - Almanya Transit Vize Ücreti: 120 - Almanya Şoför Vize Ücreti: 120 - Almanya Öğrenci Vize Ücreti: 120 - Almanya Kültürel Vize Ücreti: 120 - Almanya Eğitim Vize Ücreti: 120 yapan ve kısa süreli bir vize isteyen kişiler ise 3 ila 15 gün içerisinde vize alabilir. - Lihtenştayn, - Belçika, - Avusturya, - Lüksemburg, - Slovakya, - İtalya, - Slovenya, - Estonya, - Portekiz, - Danimarka, - Finlandiya, - İşveç, - İşviçre, - Norveç, - İspanya, - Çek Cumhuriyeti, - Fransa, - Polonya, - Yunanistan, - Hollanda, - Malta, - Macaristan, - İzlanda, - Letonya'dır. yaşandığı durumlarda yapılması uygun olan iki seçenek bulunur. vize başvurusu yapılabilir. Verilen karara itiraz edilebilir. - Ticari vize, - Aile ziyareti vizesi, - Almanya transit vize, Almanya Erasmus vize, - Almanya Aile Birleşim vizesi, - Almanya yatırımcı vizesidir. - Almanya Kısa Süreli Vize, - Almanya Uzun Süreli Vize, Ulusal vize, - Almanya Transit vizesidir. - Hususi pasaport, - Hizmet pasaport, - Diplomatik pasaport sahibi olanlar, eğer Almanya ziyaretleri en fazla 90 gün sürecekse Schengen vizesi almak zorunda değildir. sonuçta genellikle olumlu sonuçlanır. Yine de başvuru sırasında konu ile profesyonel olarak ilgilenen danışman firmalara başvurulması ve yardım alınması tavsiye edilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/829-2019-ingiltere-vize-basvurusu.html", "text": "için yapılan müracaat, ortalama olarak başvuru yapılmasını takip eden 3 hafta ile 12 hafta arasında tamamlanır. Eğer İngiltere'de oturum için başvuruda bulunuluyorsa başvurunun sonuca ulaşması 12 ila 24 hafta arasında değişir. Kuzey İrlanda, Galler, İngiltere ve İskoçya'ya giriş yapmak isteyen kişilerin almaları zorunlu bir evraktır. İngiltere Birleşik Krallığı Schengen ülkeleri arasında değildir. Bu nedenle de Türk vatandaşları İngiltere vizesi alarak, Schengen üye ülkelerine geçiş yapamazlar. Sadece diplomatik pasaportu olanlar en fazla 90 günlük gezileri kapsamında İngiltere'ye giriş sırasında vize almayabilirler. İngiltere üzerinden diğer ülkelere geçiş yapmak isteyen Türk vatandaşları \"transit vize başvurusu\" yapmalıdır. Fakat seyahatin süresi en fazla 24 saat ise ve geçiş yapılacak ülkenin vizesi ile ilgili herhangi bir sorun yoksa kişi İngiltere transit ve vize işlemleri yaptırmak zorunda değildir. Bu işlem İngilizce olarak \"transit withoutvisaconcession\" olarak adlandırılıyor. için istenen vize geçerlilik süreleri duruma bağlı olarak 1yıllık, 2 yıllık, 5 yıllık ya da 10 yıllık olabilir. - İngiltere aile ziyareti vizesi, - İngiltere turist vizesi, - İngiltere ticari vizesi, - Evlilik ya da yasal eş tescili için alınan İngiltere vizesidir. - Tıbbi tedavi için alınan İngiltere vizesi, - Öğrenci ziyaretçi amacı ile alınan İngiltere vizesi, - İngiltere çalışma vizeleridir. - Nüfus cüzdanı fotokopisi, - Pasaport (seyahat bitiminden sonraki 6 ayı kapsamalıdır), - Eski pasaportlar - Tam vukuatlı nüfus kayıt belgesi, - Vize talep dilekçesi - Konaklama belgesi, - Araç rezervasyonu İngiltere ticari ya da turistik vize başvurusu için online formun tam olarak ve doğru bilgilerle doldurulması gerekir. başvurusu yapıldığında başvuru sahibi, biyometrik yüz fotoğrafı ve parmak izi bilgilerini vermelidir. Başvuru sahibi fotoğraf ve parmak izi verilmesi gereken yere şahsen giderek müracaatta bulunmalıdır. durumlarda İngiltere Büyükelçiliği ve/veya Konsolosluğu başvuru için yatırılan ücreti iade etmez. Bu nedenle harç bedelinin iadesi gibi bir istekte bulunulamaz. Bunun yanı sıra vize için düzenlenen başvuru evrakları da iade edilmez. Eğer İngiltere vize başvurusu sahte evrak verildiği nedeniyle reddedildiyse tekrar başvurmanın bir yararı olmayacaktır. Başvuru yine reddedilecektir. üzerinde uzman bir danışmanın görüşünü alarak, müracaat yapılmasında yarar vardır. Bilmeden yapılacak en küçük bir yanlışlık ret sebebi olup bütün prosedürün tekrarını gerektirebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/83-cankirida-gezilecek-yerler.html", "text": "İç Anadolu'nun şirin ve küçük bir kenti olan Çankırı'nın geçmişi oldukça eskilere dayanmaktadır. Tarihi kent birçok medeniyete ev sahipliği yapmış ve birçok medeniyet tarafından da paylaşılamamıştır. Bu sebeple çok farklı savaşların da sahne olduğu Çankırı günümüzde şirin ve sessiz dokusuyla tatilcileri ağırlamaya devam ediyor. Özellikle kuş bakışı olarak Çankırı'yı gözlediğimizde tam anlamıyla bir İç Anadolu kenti ile karşılaşıyorsunuz. Yeşillikler arasında uzanan tuğla evler ve daracık sokakları ile Çankırı dikkat çekiyor. oluyor. Selçuklu döneminden kalmış olan Taş Mescit Selçuklu mimarisinin bütün özelliklerini barındırıyor. Kesme büyük taşlardan oluşturulan mescit mimari açıdan oldukça beğeniliyor. İki ayrı binadan oluşmakta olan taş mescidin Şifahane kısmı son derece güzel bir yapıya sahip. de mutlaka bulunmalı. Çok farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmış olan Çankırı'da birçok tarihi eser bulunuyor. Neolitik dönemden Roma ve Bizans dönemine Selçuklu ve Osmanlı dönemine kadar uzanan geniş bir tarihi zemininde ortaya çıkmış olan eserler bu müzede sergileniyor. Müzenin mimarisi ise oldukça güzel ve hoş... Tarihi yapılar arasında yer alan Büyük Cami de Sultan Süleyman Cami diye anılıyor ve Kanuni Sultan Süleyman'ın yaptırmış olduğu eserlerden birisi. Çankırı birçok tarihi esere ev sahipliği yaptığı gibi aynı zamanda doğal dokusuyla da dikkat çekiyor. Anadolu için tuz kaynaklarından birisi olan Çankırı günümüzde Çankırı tuzuyla sadece Türkiye'de değil dünyada da meşhurdur. Evdeki stresi, ortamdaki negatif havayı almaya yarayan Çankırı tuzu sağlık açısından da son derece faydalı. Günümüzde işletmeler Çankırı tuzunu doğal olarak lambaya dönüştürerek evlerde kullanılmasına müsaade ediyor. Böylece adından söz ettiren Çankırı kaya tuzunun çıkartılmış olduğu mağaraları ile de turistlere ev sahipliği yapıyor. bulunmalı. Mağarayı gezerken tuzdan dolayı bozulmayarak doğal mumya haline gelmiş olan eşek fosilini de mutlaka fotoğrafla malısınız. na da ayrı bir yer ayırmak lazım. Anadolu'nun en Yalçın dağlarından olan Ilgaz bir birbirinden farklı renklere ev sahipliği yapan güzel bir Milli Parkı da bünyesinde barındırıyor. Farklı yapılarda bulunan ağaçlar özellikle sonbahar mevsiminde fotoğraf tutkunlarının uğrak yeri haline geliyor. Kamp yapmak için de son derece müsait olan milli park aynı zamanda doğa yürüyüşlerine de ev sahipliği yapıyor. kış turizmi içinde son derece uygun bir alana dönüşüyor. Ilgaz Dağı Milli Parkı hayvan varlığı bakımından da son derece zengin bir yer. İçinde boz ayı, kurt, vaşak, yarasa, tavşan, sincap, orman kartalı ve daha pek çok hayvan türünü barındırıyor. Bu sebeple araştırmacılar için uğrak yeri haline gelen bir lokasyon olmaya devam ediyor. diye sorduğunuzda liste uzayıp gidiyor. Ancak Çankırı'da tadılması gereken lezzetlerin başında mutlaka cızlama hamurdan bükme yer almalı, oldukça lezzetli tatlar. , çullama pıhtı da hamur işleri arasında bulunuyor. İç Anadolu'nun birçok yerinde tadabildiğiniz keşkek, bulgur, yarma da sofranızda bulunacaktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/830-eskipazarda-gezilecek-yerler.html", "text": ", Karabük'ün 6 ilçesinden birisidir ve şehre 38 km. uzaklıktadır. İlçeye şehir merkezinden kalkan dolmuşlar ile kolayca ulaşılabilir. Eskipazar tarihi, Özellikle geçtiğimiz yıllarda yapılan kazı çalışmaları ile bölgede bulunan antik kentler, bölgenin turistler tarafından dikkat çekilmesinde büyük rol oynamıştır. Bu kazılarda erken Hristiyanlık dönemine ait Bizans Kilise kalıntısı ve kilise zemininde çeşitli figürlerden oluşan mozaikler bulunmuştur. Hristiyan inancına göre cennette bulunan 4 nehrin adlarının yazılı olduğu bir mozaik bulunmuştur. Bu mozaik ülkemizde başka bir yerde bulunmamaktadır. Bu bulgular antik şehrin bir Piskoposluk merkezi olmak ihtimalini kuvvetlendirmektedir. oldukça eski tarihe sahiptir ve birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bir bölgedir. Sizler de Karabük'ün bu şirin ilçesinde farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan yerleri gezebilirsiniz. , Karadeniz bölgesinin Zeugma'sı olarak görülmektedir. Kentin kurulduğu dönemde o yörede ki 6 büyük merkezden biri olduğu düşünülüyor. Bu kent 2005 yılında keşfedilmiştir. Henüz yeryüzüne tamamı çıkarılmamıştır. Şimdiye kadar şehirde, geç Helenistik, Roma ve Erken Bizans dönemlerine ait 14 yapı kalıntısı tespit edilmiştir. Bu yapıları; mahzenler, saray merdiven kalıntıları, hamam harabeleri, sığınak ve su kanallarından oluşmaktadır. İlçe merkezine bağlı Deresemail köyünde, Asar tepesinin üzerinde bulunan antik bir yerdir. Bu bölgenin daha çok dini bir yerleşim yeri olduğu düşünülmektedir. Çünkü Anadolu'da bu tür yüksek yerlerde yapılan yerlerin genellikle dini ibadet yerleri olduğu görülmüştür. Tepenin üzerinde Akropolis bulunmaktadır. Buraya Roma döneminde bir tapınak inşa edilmiştir. Günümüze sadece temel seviyesi ulaşabilmiştir. Tapınak, bir yol ile, doğu yamacında bulunan anıtsal bir girişe ve merdivene bağlanmaktadır. Tapınağın parçaları maalesef zaman içinde çevre köylere yayılmıştır. Ayrıca tepede kayaya oyulmuş niş ve mezar alınlığı şeklinde, mezarlar ve mezar taşları bulunmaktadır. İlçe merkezine bağlı Semail Köyünde bulunan insan eli ile inşa edilmiş bir kaledir. Kimler tarafından ve ne zaman yapıldığı hakkında pek bilgi bulunmamaktadır. Kulat köyü sınırları içinde bulunan yaylada Bahattin Gazi'nin türbesi bulunmaktadır. Burada her sene temmuz ayının son haftasında Bahattin Gazi'yi anma günü düzenlenmektedir. İlçeye 10 km. uzaklıkta bulunan mesire yeri, çok zengin bitki örtüsüne, su kaynaklarına ve yaban hayatına sahiptir. Mesire yerinde, masalar, banklar, ocaklar, çeşmeler, tuvalet, otopark, Orman işletmesine ait 6 yataklı misafirhane, 2500 kişilik amfi tiyatro gibi yapılmış yağlı güreş alanı, foto safari yapılabilecek güzellikte manzarası bulunmaktadır. Ayrıca mesire yerine ulaşımda kullanılan yol asfalttır. İlçeye 25 km. uzaklıkta Adiller Köyü Ulupınar Ormanlık alanında Eğriova Mevkiinde bulunmaktadır. Eğriova mesire alanında, 12.000 m2. Yüzölçümünde 5 metre derinliğinde suni bir gölet bulunmaktadır. Piknik severler tarafında oldukça rağbet gören alanda, masalar, banklar, ocaklar, çeşmeler bulunmakta olup olta ile balık avlama yapılabilmektedir. Ayrıca çadırlı kamp ve doğa yürüyüşleri içinde oldukça uygun bir mekandır. - Keş - Ovma Çorbası - Kedi Batmaz - Kiren Acısı - Memeli Ekmek - Eskipazar mantısı - Mıhlama - Avuz Eskipazar yetiştirilen sebze ve meyveleriyle ünlüdür. Mevsiminde gittiğinizde çok sayıda sebze ve meyveyi taze olarak alabilirsiniz. Ayrıca Eskipazar Taş ocaklarıyla da ün yapmıştır. Buradan çıkartılan taşlar Anıtkabir ve TBMM yapımında kullanılmıştır. , merak ediyorsanız ilçe merkezi İstanbul'a 380 km, Ankara'ya ise ortalama 200 km'dir. Şehre kara yoluyla ulaşabileceğiniz gibi Kastamonu Havalananına gelerek de Eskipazar'a ulaşabilirsiniz. listesini yazarak; Eskipazar nerede ve Eskipazar'a nasıl gidilir sorularına yanıt verdik."} {"url": "https://www.gezipedia.net/831-manisada-ne-yenir-manisadaki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": "hakkında detaylı ve güncel bilgiler veriyoruz. gibi yerel ilçe yemekleriyle de ön plana çıkarken her bir lezzette kendine has önemli detaylar içermeyi de başarıyor. de bu hususta değerlendirilmeli, eşsiz lezzetlerin arasındaki detaylara da oldukça dikkat edilmesi gerekmektedir. arasında daima ilk sıralarda yer almayı sürdürüyor. Manisa kebabının ayrıntısını oluşturan etlerin uzun uzun yoğrulma işlemi yanında enfes pide ve Manisa yoğurdu, Manisa'nın en popüler yöresel lezzetlerinden birini oluştururken, oldukça doyurucu olan bu lezzetin Manisa'nın birçok noktasında aynı kaliteyle yenebileceğinin de ifade edilmesi gerekiyor. Manisa'nın verimli topraklarında daha da değerlenen kuzuların etlerinden yapılan ve kuzu etine bayılanlar için daima özel bir lezzet olarak kalacak olan Kula güveci, Manisa'nın Kula bölgesinin dış dünyayla olan en önemli bağlantısını oluştururken; sahip olduğu 4.5 saatlik pişirme süresiyle birlikte erişilmez muhteşem lezzetiyle de oldukça ön plana çıkmayı başaran özel Manisa tatlarından biri konumunda. sorusu için kolaylıkla ilk sıralarda ifade edilebilecek olan bohça kebabı, fırınlanmış kreplerin içerisine koyulan kuşbaşı et yanında, üzerindeki beşamel sos ile birlikte bu özel lezzetin olmazsa olmaz detaylarından bazılarını oluşturuyor. Müdavimlerine bir çorbadan çok daha fazlasını sunan kulak çorbası, Manisa'nın en lezzetli yöresel yemeklerinden birisi olarak dikkat çekerken; kulak çorbasının içerindeki mantılar, nane ve tereyağıyla birleştirildiğinde ortaya inanılmaz bir lezzet çıkmayı başarıyor. Manisa'nın en önemli yöresel lezzetlerinden biri olarak ön plana çıkan Manisa kapama mantısı, Manisa kapama kebabı olarak da isimlendirilirken, bilinen mantılardan farklı olarak daha büyük şekilde kapatılan bir mantı çeşidi olarak dikkat çekiyor. Kapama mantı üzerin dökülen yoğurt ve özel hazırlanmış salçayla servis edilirken hem göz ehem de mideye hitap eden özel lezzetlerden biri olarak da ön plana çıkıyor. Balkabağından yemek olur mu derseniz, balkabağının lezzete dönüşmüş en önemli hali sinkontayı daha denememişsiniz demektir. Sinkonta bilinen klişe yemeklerin ötesinde balkabaklarının baharatlarla zenginleştirildikten sonra fırınlanıp nar gibi kızardıktan sonra servis edilirken, Manisa'nın birçok özelliğini içerisinde toplayan çok önemli bir lezzet olarak göze çarpmaya devam ediyor. Ege'ye özgü bir lezzet olan ve Edremit Körfezi'ne kadar oldukça geniş bir alanda bolca tüketilen börülceler ayıklandıktan sonra, zeytinyağı ve limonla hazırlanan sosla birleştirilerek sadece Manisa sofralarının değil tüm Türkiye'nin en önemli zeytinyağlılarından biri olarak servise sunulmaktadır. Manisa'nın en çok dikkat çeken yöresel tatlarından biri olan mantar tatlısı; mantarların cevizle beraber hamurun içerisine koyulduktan sonra kızgın yağda kızartılarak şerbetlenmesi ve en nihayetinde hamurların üzerine tarçın serpilerek servis edilen bir tatlı olarak göze çarpıyor. Yuvarlak şekliyle tepsilere dizilen; tahin ve şekerin mükemmel bir birleşimi olarak dikkat çeken tahinli ekmek Türkiye genelinde oldukça sık yapılıyor olsa da Manisa tahinli ekmek belki de içlerinde en çok dikkat çekeni. Manisa'ya özgü en önemli lezzetlerden biri olarak dikkat çeken şekerli pide ortasına tuzsuz peynir koyulan normal pide hamurunun fırınlandıktan sonra üzerine bolca şeker serpilmesi ve soğuduktan sonra servis edilmesi esasına dayanıyor. sorusundan hareketle son dönemin en önemli Manisa lezzeti olarak gösterilen Şehzade Tatlısı kuru üzüm kullanılarak şeker kullanmadan yapılan oldukça doğal ve hafif bir tatlı olarak dikkat çekerken oldukça sağlıklı yapısıyla da Manisalıları kendine aşık etmeyi başarıyor. Çocuklar için oyun alanı bulunan ender lezzet duraklarından biri olan Taylan Restaurant yerel lezzetleri, enfes pideleri, ızgaraları ve tatlılarıyla oldukça dikkat çeken bir konumda bulunurken lezzetli ve kaliteli bir Manisa kebabı yemek için tavsiye edilen mekanlardan biri konumda bulunuyor. olarak her yönüyle değerlendirilmesi ısrarla önerilen bir konumda bulunuyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/832-2019-amerika-vize-basvurusu.html", "text": "işlemlerinde önce mülakat için randevu alınması gerekmektedir. - Vize başvuru formu eksiksiz bir şekilde tamamlanmalıdır. - \"www. ais. usvisa-info. com. tr\" internet adresinden hesap oluşturulmalıdır. - Başvurulacak vize çeşidi belirlenmelidir. Vize çeşidi Amerika'ya gidilme amacına göre belirlenmektedir. - Başvuruda bulunacak kişinin kişisel bilgileri sisteme eksiksiz bir şekilde girilmelidir. - Vize müracaat bedeli için ödeme şekli belirlenmelidir. - Randevu için gün ve saat seçilip başvuru tamamlanmalıdır. - DS-160 Vize başvuru formu - Türkiye Cumhuriyeti nüfus cüzdanı - Evli olan kişiler için evlilik cüzdanı - Meslek bilgisini gösteren belge - Gelir belgesini gösteren belge - Ulaşım ve konaklama için rezervasyon belgeleri - Göçmenlik vizesi - A1, A2, A3 yabancı diplomatlara verilen vizeler - B1, B2 turist vizeleri - C1, C2, C3 transit yolcu vizeleri - D takım üyelerine verilen vizeler - E1, E2 tüccar ve yatırımcı vizeleri - F1, F2 öğrenci ve değişim vizeleri - G1, G2, G3, G4, G5 uluslararası organizasyon görevlisi vizeleri - H1a, H1b, H2a, H2b, H3, H4 çalışma vizeleri - İ basın vizeleri - J1, J2 değişim programları vizeleri - K1, K2 nişanlılık vizeleri - L1a, L1b, L2 çok uluslu şirket vizeleri - M mesleki eğitim vizeleri - N8, N9 özel göçmen vizeleri - Nato1, Nato2, Nato3, Nato4, Nato5, Nato6, Nato7 Nato görevlileri vizeleri - O1, O2, O3 üstün yetenek vizeleri - P1, P2, P3, P4 sanatçı ve sporcu vizeleri - Q1 vizesi - R1, R2 din görevlileri vizeleri - S5, S6 suçlarla ilgili bilgi toplayan kişilere verilen vizeler - Tntd nafta görevlileri vizeleri kredi kartı ya da nakit seçenekleri ile yapılmaktadır. Kredi kartı ödemeleri sistem üzerinden kart numarası, kart sahibinin adı ve soyadı ve kartın arka kısmındaki güvenlik numarasının son üç rakamı girilmelidir. Nakit ödeme seçeneğini kullanan vatandaşlar sistem üzerinden verilen fiş ile birlikte Akbank Şubeleri'ne giderek ödemeler yapmaktadır. Ödemelerin sistemde görünmesinden sonra vize için randevu verilmektedir. - B1/B2, C/D, F1/F2, M1/M2, I, J1/J2 Vizeleri: 160 $ - Turizm Ve İş Amaçlı Ziyaretçiler Vizesi: 160 $ - Transit Yolcular Vizesi: 160 $ - Öğrenci Vizesi: 160 $ - Basın Mensupları İçin Vize: 160 $ - Değişim Programı Kapsamındaki Ziyaretçiler İçin Vize: 160 $ - H, L, O, P, Q, R Vizeleri: 190 $ - E Vizeleri: 270 $ - Ticari/Yatırımcı Amerika Vizesi: 270 $ - Nişanlılık Amerika Vizesi: 240 $ - İstanbul ABD Konsolosluğu: İstanbul ilinden Amerika vizesi almak isteyen vatandaşlar için konsolosluğun numarası 0212 335 90 00'dır. - Ankara ABD Konsolosluğu: Ankara ilinden vize başvurusunda bulunmak isteyenler için konsolosluk iletişim bilgisi 0312 455 55 55'tir. Büyük elçiliklerin verilen iletişim numaralarının acil durumlar dışından aranmaması önerilmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/833-akyurtta-gezilecek-yerler.html", "text": "ve Akyurt'a nasıl gidilir ile ilgili tüm detayları öğrenebilirsiniz. en büyük artısı Esenboğa Havalimanı'na yakın olmasıdır. Ayrıca bölgede sanayi kuruluşları çok fazladır. , 5000 bin yıl öncesine kadar gider. İlçe Roma döneminde Krallar yolu üzerinde bulunduğu için bu dönemden kalan yapıları mevcuttur. Daha sonra Bizans, Selçuklu ve Osmanlı eline geçen ilçe Malazgirt zaferi sonrası Türkmenler tarafından yoğun olarak tercih edilmiştir. 1928 yılında Akyurt adını alan ilçe 1402 yılında Ankara savaşına ev sahipliği yapmıştır. Buranın ilk yerleşimi de 1463 yılındaki Ravlı Köyündedir. Ayrıca Kurtuluş Savaşı sırasında Karadeniz'den gelen cephanelerin aktarıldığı yer olarak ün yapmıştır. İlçe merkezine yakın olan köyün asıl adlı Balasar'dır. MÖ 3000 yıllarında ortaya çıktığı bilinen höyük bir zamanlar balcılıkla uğraşan birinin bulunması ve balları korumak için de ağaç dalına asması sebebiyle bu ismi almıştır. Eski Tunç dönemine kadar giden höyük 15 metre yüksekliktedir. Burada bakır ve kalay karışımı bir sürü kap bulunmuştur. Ayrıca taş temelli ve kerpiç duvarlı yapılar da önemli konut yapılarındandır. Buradaki seramik yapımında kullanılan seramik çarkı buraya daha önemli bir kazanç sağlamıştır. Hitit döneminden gelen toprak testi, kulplu vazo ve Hitit ile Frig dönemlerine ait seramik parçaları bulunmuştur. İlçe merkezindeki Elecik Mahallesi sınırlarında olan mezar 1987 yılında yapılan arkeolojik kazılar sonucu bulunmuştur. Bu kazılarda Roma döneminden kalan altın küpe, gözyaşı şişesi, koku kabı, yüzük, kolye ve bronz parçaları ile düğme şeklinde yapılan çiviler çıkmıştır. Mezarın mimari yapısından yola çıkarak MS 100'lü yıllarda inşa edildiği anlaşılmaktadır. Buradaki tarihi kalıntılar ile Roma dönemini yansıtan önemli eserler görebilirsiniz. - Ankara tava - Öllüğün körü - İnceğiz çorbası - Kuru köfte - Entekke böreği - Tamtak tiridi Düz bir arazide kurulan Akyurt'un meyve ağaçları meşhurdur. İç Anadolu yöresine ait birçok meyveyi burada yetişen ağaçlardan toplayan yöre halkından organik olarak alabilirsiniz. Ayrıda ilçe merkezinde yer alan dükkanlardan yöreye özgü el yapımı eşyalar da satın alabilirsiniz. a ortalama 500 km mesafede yer alan Akyurt'a trenle Ankara'ya gelerek de dolmuş kullanarak ulaşabilirsiniz. ve Akyurt'a nasıl gidilir sorularına yanıt verdik."} {"url": "https://www.gezipedia.net/834-2019-green-card-basvurusu.html", "text": "- Her yıl Ekim ayında başlamakta ve Kasım ayının ilk haftasına kadar devam etmektedir. - Green Card başvuru alımları, ABD Resmi Göçmenlik Bürosu resmi internet sitesi üzerinden yapılmaktadır. - 2019 yılı için yapılan başvurular arasından seçilen kişiler, çekiliş sonucunda belirlenecektir. - Green Card başvurusu 2019 yılı için alınan başvurular, 2 yıl sonrası yani 2021 vizelerini belirleyecektir. - Green Card başvuru sonuçları Mayıs ayında, https://www. uscis. gov/ adresinde yayınlanmaktadır. - Green Card başvuruları, DV Lottery resmi internet sitesi olan https://www. uscis. gov/ adresi üzerinden gerçekleştirilecektir. - Açılan sayfadaki \"Begin Entry\" linki seçilmelidir. - Fotoğraf yüklemek için \"Photo Tools\" seçeneğine tıklanmalıdır. - Siteye yüklenen fotoğrafın; USA resmi internet sitesinden yayınlanmış fotoğraf yönergesine uyması gerekir. Gözlükle çekilen fotoğraflar kabul edilmez. - Fotoğrafın onaylanmasının ardından, kişisel bilgilerin girileceği bir form açılmaktadır. Kişisel bilgileri girerken, Türkçe karakter kullanılmamasına özen gösterilir. - \"İsim, soy isim, doğum tarihi, doğum yeri, adres bilgileri, eğitim bilgileri, medeni durum, eş bilgileri, çocuk bilgileri\" sırasıyla doldurulmalıdır. - Bilgilerin girilmesinin ardından, geçerli bir e-posta adresi girilmelidir. - Tüm bilgilerin girilmesinin ardından \"Continue\" seçeneğine tıklanmalıdır. Başvurunun kaydedilmesinden önce, son bir kez kontrol etme imkanı vardır. - Başvuru işlemleri için bir harç ya da ücret ödenmez. Başvurunun tamamlanmasının ardından, site tarafından bir adet başvuru kodu verilmektedir. Başvuru sonuçlarının öğrenebilmesi için bu kod çok önemlidir ve kaybedilmemesi gerekir. - https://www. dvlottery. state. gov/ adresine gidilmelidir. - Ana sayfada yer alan \"DV Entrant Status Check\" karakterinin altındaki \"Check Status\" seçeneğine tıklanmalıdır. - Çıkan bilgi sayfası \"Continue\" diyerek geçilmelidir. - Çıkan formda sırasıyla; \"Confirmation Number, Soyadı ve Doğum Tarihi\" bilgileri girilmelidir. - Kayıt Kodu/ Confirmation Number kaybolmuşsa, \"Forgat Confirmation Number\" seçeneğine tıklanarak, yeni numara alınabilir. - Green Kart başvurusu 18 yaşının tamamlanması gerekir. - En az lise ya da dengi bir okuldan mezun olunması gerekir. - Lise mezunu olmayan kişilerin, son 5 yıllık süreç içerisinde 2 yıl boyunca hiç aksatmadan, tecrübe gerektiren bir işte çalışması gerekir. - Açık lise okuyan kişiler başvuru yapabilirler. - Lisenin son sınıfında olan kişiler başvuru yapabilirler. - Başvuru için İngilizce bilmek şart değildir. - Check-up ve sağlık raporu talep edilmez. - Meslek, yaş ya da okul türünün başvuruya etkisi yoktur. - Green Card başvuru bilgilerinin eksiksiz şekilde tek seferde doldurulması gerekir. - Green Card almaya hak kazanan kişilerin, 6 ay içerisinde ABD'ye giriş yapması gerekmektedir. - Kartın geçerliliğini koruması için, yılda 1 defa Amerika'ya giriş yapılmak zorundadır. Ne kadar kalındığının bir önemi yoktur. - Green Card ile istenilen ABD eyaletine yerleşme ve iş kurma hakkı bulunmaktadır. - Ülke içerisinde herhangi bir suça bulaşılırsa, Green Card iptal edilmektedir. - ABD'ye yerleştikten sonra, 5 yıl içerisinde 36 ay vergi ödeyen kişilerin, Amerikan vatandaşlığına başvurma hakkı bulunmaktadır. - 18 yaşını doldurmuş olan kişiler, ABD vatandaşlığına başvurabilir. - Son 5 yıl içerisinde, 1 seneden fazla ABD dışında yaşamamış olan kişiler, Amerikan vatandaşı olabilirler. - Vatandaşlık başvurusundan 3 ay öncesine kadar, aynı eyalette yaşanması gerekir. - ABD vatandaşlığı için yemin edilmesinin ardından, vatandaşlık talebi onaylanmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/835-akhisarda-gezilecek-yerler.html", "text": "Akhisar'da gezilecek yerler isimli bu yazımızda; Manisa Akhisar hakkında bilgi bulabilir, Akhisar nerede ve Akhisar'a nasıl gidilir ile ilgili tüm detayları öğrenebilirsiniz. , bu etkenlerden dolayı 171 bin kişi sınırı geçmiş durumdadır. Bu rakam, Anadolu'daki pek çok il merkezi ile aynı seviyededir. , yukarıda bahsedilen genel özelliklerden dolayı yaklaşık 9000 yıllıktır. Sahip olduğu özelliklerden dolayı, insanlar tarafından her dönem yerleşim yeri olarak kullanılmıştır. Yapılan araştırmalarda kalkolitik döneme dair kalıntılar dahi bulunmuştur. , adeta bir kültür merkezidir. Frig, Lidya, Hitit, Helen, Pers, Büyük İskender, Roma, Bizans ve Osmanlı hakimiyetlerine bir süre kalmıştır. Bu kadar farklı devletlerin burada hüküm sürmesi, Akhisar'ın ne kadar değerli bir nokta olduğunu göstermesi açısından çok önemlidir. listesinin başında Ulu Cami gelir. Geçmişte kilise ve bedesten olarak kullanılan bu yapı, daha sonraki dönemlerde camiye çevrilmiştir. Akhisar'ın en önemli tarihi yapılarından birisi olup, 7 metrelik temel üzerine inşa edilmiştir. Günümüze kadar önemli bir bölümü hasar almadan gelmiştir. Buranın tam olarak ne zaman inşa edildiği ise bilinmemektedir. Sarı Ahmet Paşa tarafından inşa ettirilen bu yapı, günümüzde insanların fazlaca ilgi gösterdiği noktalardan birisidir. 1469 yılında inşa ettirilmiş olup, dönemin mimari özelliklerini taşır. Evliya Çelebi tarafından da bahsedilen bu yapının içinde iki farklı namazgah vardır. Thyateria Antik Kenti, milattan önce 2000'li yıllarda kurulmuş olup, o dönemde en önemli dokumacılık merkezlerinden birisi olarak görev yapmıştır. İçerisinde meclis binası, kemerli yapılar ve sütunlu yol ile birlikte çok sayıda önemli yapı vardır. Buradaki kazılar halen devam etmektedir. Akhisar'ın en önemli doğal güzelliklerinden birisidir. İlçe merkezine 56 km mesafede olan bu dere, adeta doğa harikası olarak nitelendirilebilir. Burada bulunan mesire alanı, doğal güzellikleri gören insanların aynı zamanda piknik yapmasına da imkan verir. Akhisar'ın en güzel noktalarından birisi olan Çağlak Deresi ve civarında, geleneksel olarak Çağlak Festivali düzenlenmektedir. Bu yıl 560. düzenlenen festivale ilgili son derece fazladır ve Türkiye'nin hemen her yerinden insanlar buraya gelir. - Odun köftesi - Kapama - Kula güveci - Bohça kebabı - Sinkonta 'ya olan uzaklığı ise 550 km'dir. Her iki kentten de buraya ortalama 7 saatte gelinebilir. Ayrıca İzmir Adnan Menderes Havalananına sadece 100 km mesafede olup, buna bağlı olarak hava yolu ile de Akhisar'a gelmek mümkündür."} {"url": "https://www.gezipedia.net/836-kapuzbasi-selalesi-tanitimi.html", "text": ", dünyanın en büyük ikinci şelalesi olarak bilinir. Burası son derece büyüleyici bir manzaraya sahiptir. Şelalenin aktığı bölge 700 m rakıma sahiptir. Aladağ zirvesinde yer alan bu şelale yıl içinde kar ve buzlarla beslenir. Özellikle bahar aylarında karların erimesiyle birlikte su seviyesi artar. Yaz aylarında ise buz gibi çağlayanıyla ziyaretçilerine ferah bir ortam sağlar. Niagara Şelalesi ile karşılaştıracağınız güzellikte olacak bu şelale Aladağları da görkemiyle sizlere sunuyor. Ayrıca burada şehirden uzak doğayla iç içe bir vakit geçirebilirsiniz. İçindeki kayalıklar ve yeşilliklerde doğanın tadını çıkarabilirsiniz. 76 metre tepeden dökülen şelale gürül gürül sesi ve beyazlığıyla sizleri bekliyor. Ayrıca bölgedeki toplam 7 şelale size farklı bir seyir zevki yaşatacaktır. Bu şelalelerin 3 tanesi yan yanadır. Burada yapacağınız etkinlikler çeşitlidir. Öncelikle şelalede çevredeki manzarayı karşınıza alarak bir piknik yapabilir ve çayınızı yudumlayabilirsiniz. Ayrıca şelalede saç kavurma ve alabalık da son derece ilgi gören yiyeceklerdir. Bunun dışında bölge vadi ve ormanlık alandan meydana gelir. Ayrıca burada çok detaylı trekking etkinlikleri yapılmaktadır. Kayseri ile Adana arasında Aladağlar geçişini 5 günde bitecek programlarla yürüyüş etkinlikleri yapılmaktadır. Bu etkinlikte gruplar genelde dördüncü günde Kapuzbaşı Şelalesi çevresinde kamp kurarlar. Sizler de farklı bir etkinlik arıyorsanız trekking tam da aradığınız bir terapi olacaktır. bakımından da son derece elverişlidir. Burada özellikle yaz aylarında gelen kişiler çadır kurup konaklayabilir. Genel olarak yaz aylarında daha güzel gezebileceğiniz bu yerde çadırda bir gece kalmadan dönmeyin. Ayrıca diğer konaklama seçenekleri ise bölgedeki ahşap ağırlık otellerdir. Buradaki küçük otellerde sizler de doğayla iç içe bir tatil geçirebilirsiniz. Ayrıca yakın bölgede yer alan dinlenme tesisi kamp için özel bir alan bulundurur. Bununla birlikte son zamanlarda dünyayla birlikte ülkemizde de son derece popüler olan Bungalov evlerinde de kalabilirsiniz. gitmek için il merkezinden Develi ya da Yeşilhisar yolunu kullanabilirsiniz. Ayrıca Yaylalı ilçesinden sonra da iki farklı yol üzerinden buraya ulaşabilirsiniz. Adana tarafından gelecekler ise Adana-Aladağ-Kapuzbaşı rotasını izleyebilir. Buraya ilçe merkezinden yolculuk ortalama 90 dakika kadar sürmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/837-alucrada-gezilecek-yerler.html", "text": "ilçesi hakkında bilgi bulabilir, Alucra nerede ve Alucra'ya nasıl gidilir ile ilgili tüm detayları öğrenebilirsiniz. daha çok doğa ile iç içe olsa da, aslında büyük bir tarihi barındıran sit alanları da bulunuyor. Hititlere kadar uzanan bir ilçedir. Burada Romalılar, Persler ve Bizanslılar yaşamıştır. 1071 Malazgirt Savaşından sonra Danişmendliler hakimiyetine girmiştir. Giresun'a 150 kilometre uzaklıkta bulunan Alucra, Erzincan ve Gümüşhane'ye de komşudur. Yağlıdere Alucra yolu üzerinde yer almaktadır. 19. Yüzyılın ikinci yarısında inşa edilen bu kilise Rum halkının kültürünü açıkça yansıtıyor. Islahat Fermanı'nda yer alan gayrimüslimlere verilen okul ve mabet yeri inşa izni Rumların bu kiliseyi yapmasını sağlamıştır. Bölgedeki tarihi kemer köprüsü de bu kiliseye ulaşım için hala kullanılıyor. Kemer köprüsünün yakın zamanda restore edilmesi bazı çatlak risklerini de ortadan kaldırmıştır. Alucralı Müderris Hacı Hasan Efendi Hazretleri olarak da bilinen bu türbe, dini kültürün başyapıtı niteliğinde. Şimdiki adı ile Hacı Hasan, eski adı ile Gelvaris köyünde yaşamış bu zat, Şeyh-i Şeyrani hazretlerinin bir dönem de öğrencisiydi. Zıhar Tekkesi'nin son Şeyhi olma özelliğini taşıyan Hacı Hasan, Alucra'dan Şiran' a giderken sol tarafta kalmaktadır. Bölgenin ihya edilmesinde müthiş bir paya sahip olan Hacı Hasan, bir dönem de imamlık görevini üstlenmiştir. Bu türbeye her yıl hem yerli, hem de yabancı turist akın etmektedir. Evliya Çelebi bu obruğu İnderesi olarak Seyahatnamesinde konuya almıştır. Alucra'nın Fevzi Çakmak Köyü'nde bulunan bu yapı her yıl yerli ve yabancı turist akınına uğruyor. Doğal bir mağara ve kaynak suyuna sahip olan bu obrukta son zamanlarda çökmeler yaşanmaktadır. Ancak doğal miras kapsamında koruma altına alınmıştır. Alucra'dan Tepesidelik Obruğu'na gitmek için bu köye toplu taşıma araçları belediye tarafından kaldırılmaktadır. Ayrıca özel araç ile 2 3 saatte obruğa ulaşmak da mümkündür. 2700 metre yükseklikte bulunan Anastos yaylasının Alucra yayla turizmi için katkısı çok büyük. Yapraklı ve iğneli çam ağaçları ile süslü olan bu yaylada yeşilin her tonunu görmek mümkün. Üstelik turizmi geliştirmek açısından yaylada elektrik ve suda bulunmaktadır. Hava alanından bu yaylaya ulaşmak için 3 saat bir kara yolculuğu yapmak yeterli. D 865 kara yolu bu yaylaya ulaşmak için kullanılacak yollardan. Bölgeye yakın pek çok otel ve pansiyon bulmak mümkündür. Bu otellerin bazıları lüks ve 5 yıldız konforundadır. , Alucra'da ziyaret edilecek yerler arasında. Suyunun pek çok romatizmal ve cilt hastalığına iyi geldiği bilinen Hayran Kaplıcalarında 2 adet de içme suyu kaynağı bulunmaktadır. Hem erkekler, hem de kadınlar için bulunan 2 havuz, yaz kış ziyaretçi ağırlamakta. Güneyde bulunan Hayranlı Deresi mağaralarına komşu olan Hayran Kaplıcaları hem kültürel, hem de sağlık turizminin Alucra'daki başkenti. Ayrıca bölgede konaklanabilecek pek çok pansiyon ve otel de bulunmakta. düzenlenir. Bu etkinlik kapsamında çok sayıda konser ve yarışma düzenlenir. Böylece yöre halkı günlerce doyasıya eğlenir. eskiden kullanılan çok sayıda eşya ve alete ev sahipliği yapıyor. - Fit Çorbası - Yağlaç - Pancar Çorbası - Ekmek Aşı - Ayran Çorbası - Helle - Kesme Çorbası Alucra; fındığıyla dünyada ün yapmıştır. Şehre gittiğinizde mutlaka fındık satın alın. Ayrıca merkezdeki işletmelerde yöresel birçok doğal ürünü satın alabilirsiniz. 'ya ise ortalama 600 km mesafede yer alır. Buraya kara yolu ile ulaşabileceğiniz gibi Ordu Giresun Havalananına ülkemizin birçok şehrinden direkt ya da aktarmalı uçuşlarla ulaşabilirsiniz. Ancak havalananından ulaşmak için öncelikle Giresun şehir merkezine ulaşmanız gerekir. Buradan sonra ilçeye giden toplu taşıma araçlarıyla 2 saatlik bir yolculuğun ardından Alucra şehir merkezine ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/838-cadir-kampi-icin-gerekli-malzemeler.html", "text": "Hayat büyük bir koşturmaca içinde geçip gidiyor. Bu koşturmaca içinde biraz da olsun nefes almanın en iyi yollarından birisi kuşkusuz doğa içinde huzurlu zaman geçirmek olur. Doğa ile baş başa kafa dinlemek için kamp yapmak akıllıca bir karardır. Kamp yapmak, kişiyi hem günlük kalabalık ve yorgunluktan uzak tutar hem de dinlenmek için gerekli koşulları sağlar. temiz etmeniz gerekir. Çadır kampına giden bir kişi en kullanışlı malzemeleri almak zorundadır. Sorunsuz bir kamp için doğru malzeme seçimi çok önemlidir. Çadır kampı kurarken en gerekli olan malzeme şüphesiz çadırdır. Çadır alırken dikkat edilecek şey, kamp yapılacak olan bölgenin koşulları, hava koşulları ve kaç kişi ile kamp yapılacağıdır. Tüm bu koşullar göz önünde bulundurularak çadır seçimi yapıldığı zaman sorunsuz zaman geçirilebilir. Çadırın ardından ikinci sıradaki ihtiyaç uyku tulumudur. Kamp şartları ne olursa olsun mutlaka uyku tulumuna ihtiyaç duyulacaktır. Uyku tulumu hem her türlü hava koşulundan hem de doğanın zararlarından korur. Çadır kampının yapıldığı alana ve hava koşullarına uygun uyku tulumu seçilmesi önemlidir. Doğru uyku tulumu sayesinde geceleri sıcaktan bunalmak ya da soğuktan titremek gibi sorunlar yaşanmaz. Çadır kampında özellikle geceleri ihtiyaçların giderilmesi için bir kafa lambası bulundurmak gerekir. Kafa lambası özellikle tuvalet ihtiyaçları durumunda hayat kurtarıcı olacaktır. Bu lamba sayesinde gece yürüyüşleri de daha rahat yapılır. Çadır kampında en büyük ihtiyaçların başında içme suyu gelir. Kamp alanlarında daha çok kaynak suyu ya da çeşme suyu bulunur. Ancak bu suların tüketime ne kadar uygun olduğu belirlenemez. Çadır kampını bir kabusa çevirmemek için bol bol içme suyu almak mantıklı olacaktır. Çok fazla içme suyu taşınamadığı durumlarda klor tableti ya da su filtresi kullanılarak çeşme suyundan yararlanmak da mümkündür. Çadır kampı eğlenceli ve dinlendirici olmasının yanında böceklerle de en samimi olacağınız alanlardır. Böcek sıkıntısından kurtulmak için mutlaka böcek kovucu ilaçlar bulundurmak gerekir. Böcek kovucu ilacın içerisinde DEET isimli madde ne kadar yüksek oranda olursa etkisi o kadar fazla olacaktır. Çöp torbası çok önemsiz gibi görünebilir ancak çadır kampının olmazsa olmaları arasındadır. Kamp boyunca çıkan çöplerin toplanması için mutlaka çöp torbası bulundurmak gerekir. Böylelikle temiz şekilde alınan kamp alanı aynı temizlikte geri iade edilebilir. Burada dikkat edilmesi gereken nokta, çöp poşetinin yüksek bir ağaç dalına asılmasıdır. Böylelikle böceklerin çöp kokusuna gelmesi de engellenmiş olur. Çadır kampında bulunması gereken en önemli malzeme kuşkusuz çakıdır. Çakı ile korunma ve avlanma işlerinizi kolaylıkla yapabilirsiniz. Çakı, en fazla işe yarayacak gereçtir. Kamp koşullarında birçok işte kolaylık sağlayan çakı, asla unutulmaması gereken gereçlerdendir. Çadır kampı sırasında bazı yaralanmalar yaşanabilir. Bu yaralanmalarda kullanılmak için mutlaka ilk yardım çantası bulundurulmalıdır. İlk yardım çantası ilk müdahale için önemlidir. Çadır kampında kullanılan bir diğer malzeme ise kamp matıdır. Çadırın zemini ve uyku tulumu arasına konan mat sayesinde yerin soğuğu hissedilmeyecektir. Aynı şekilde yağmur yapması durumunda yerin ıslaklığı bu mat sayesinde uyku tulumuna geçmeyecektir. Çadır kampı boyunca yemek pişirebilmek ve soğuk havalarda ateş yakabilmek için mutlaka kibrit ya da çakmak bulundurmak gerekir. Unun için birden fazla çakmak almak akıllıca olacaktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/839-2019-kanada-gocmenlik-basvurusu.html", "text": "- Başvuru daveti almak - Oturma izni almak için başvurmak başvuru formlarını online olarak doldurarak başvuru yapabilirsiniz. Başvuru formlarını, başvuru formlarının nasıl doldurulması gerektiği hakkında detaylı bilgiyi https://www. canada. ca/en/immigration-refugees-citizenship/services/application/application-forms-guides. html adresinde bulabilirsiniz. Dilerseniz bu süreci yönetmesi için bir danışman da tutabilirsiniz. Biz bu yazımızda size Kanada göçmenlik başvurunuz için sağlamanız gereken şartlar, başvuru adımları, istenen evraklar gibi başvuru sürecinizde bilmeniz gereken şeyleri sizlere adım adım anlatacağız. - Listening -8 - Reading -7 - Speaking -7 - Writing -7 Sınavı başarılı tamamlayan kişiler kayıt oldukları sisteme sınav ve eğitim gibi tüm bilgileri eksiksiz ve doğru girmeleri gerekir. Bilgiler sürekli olarak Kanada tarafından kontrol edilerek başvuru sonuçlandırılır. Başvunuz ile ilgili olarak Kanada Hükümeti sizinle mülakat talep edebilir. Süreç sonunda eğer başvurunuz olumlu sonuçlanırsa PR yani oturma izni alma hakkı kazanırsınız. Bu süreçte 5 yıl içerisinde en az 3 yıl Kanada'da bulunma koşuluyla Vatandaşlık başvurusu yapabilirsiniz. Vatandaşlık başvurusu ile PR arasındaki en önemli fark ise oy kullanabilme ve vizesiz olarak dünyadaki çoğu ülkeye gidebilme haklarıdır. - Express Entry - Family Sposorship - Quebec Selected Skilled Worker - Provincial Nominees - Self-Employed Immigrant - Startup Vısa - Immigrant Investor - Caregivers - Refugees için seçtiğiniz sınıfa göre farklı şartları taşımanız ve farklı başvuru adımlarınız izlemeniz gerekebilirken, değerlendirme ve başvuru işlemleri son derece benzer adımlardan oluşur. Biz yazımızda yukarıdaki sınıflar arasından Türkiye'de en çok tercih edilen sınıflardan biri olan \"Express Entry \" için izlemeniz gereken adımları anlatacağız. - Giriş yap veya yeni hesap oluştur - Başvuru durumunuzu kontrol edin - Formları ve klavuzları bulun - Uygulama işlem zamanlarını kontrol et - Ücretlerini öde - Geri ödeme isteğinde bulun - Adres değiştir - Başvurunuzu güncelleyin - Temsilci kullanın - Ofis bul - Kendinizi dolandırıcılıktan koruyun - Tıbbı muayene - Biyometri seçenekleri çıkar. Bu seçenekler aslında başvurunuzu yapmanız, formları doldurmanız ve başvuru durumunuzu öğrenmeniz için gerekli tüm her şeyi bulundurur. İlk olarak kayıt oluşturup sonrasında da giriş yaparak başvuru işlemlerinizi bu sekmelerden kolaylıkla yapabilirsiniz. Yapacağınız başvurunun kabul edilmesi için gerekli şartları sağlamalı ve başvuru formlarınızı doğru bilgilerle mümkün olduğunca eksiksiz şekilde doldurmanız gerekir. - Eğitim düzeyi 25 puan, - Yabancı dil 24 puan, - İş deneyimi 21 puan, - Yaş 10 puan, - Uyum faktörleri 10 puan, - Kanada'dan alınan resmi iş teklifi 10 puan'dır. Bu puanlamaya göre toplamda en az 67 puan alınması gerekir. Puanınızı sorgulamak için http://www. cic. gc. ca/english/immigrate/skilled/crs-tool. asp adresindeki testi doldurabilirsiniz. Testteki sorulara cevap verdikten sonra size 100 üzerinden puan verilerek Kanada Göçmenlik Başvuru puanınız gösterilecektir. başvurunuzun onaylanıp onaylanmayacağı hakkında bilgi verilecektir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/84-barinak-ve-kamp-yeri-secimi.html", "text": "Kamp için uygun bir bölge seçtikten sonra yapacağınız ilk şey bir barınak hazırlamaktır. Bu, planlı veya plansız bir zamanda da olabilir yani bir afet veya acil müdahale durumlarında da olabilir. Bu barınak bir çadır, dağ evi veya mağara ya da dal ve sopalardan yapılmış bir korunak olabilir. Kutup bölgelerinde iglo, cangılda ise yerden yukarıda bir yatak yapmak birincil öncelikli çözümdür. Barınağı hazırladıktan sonra ısınmak ve yemek pişirmek için bir ateş yakmalısınız. Bunu yapmak için kuru odun toplamalı ve hatta belki de kıvılcım çakmak için bir yol bulmalısınız. Kampı kurduktan sonra bir tuvalet çukuru kazabilir, güvenlik fenerleri asabilir, karanlıkta kaybolmamak için barınağın etrafına bir kılavuz halat çekebilirsiniz. Barınak yerini terk edeceğiniz zaman, eğer kaybolduysanız, sizi arayan bir kurtarma ekibine bırakacağınız işaretler dışında arkanızda hiçbir çöp ya da iz bırakmamaya gayret edin. Şehir hayatının aksine doğadaki hareketlilik gün doğumu ile başlar ve batışıyla biter. Eğer gün doğumundan önce kalkarsanız doğayı hazırlıksız yakalayabilirsiniz. Bir barınak ve kamp yeri seçerken göz önüne almanız gereken birçok faktör var. Bu faktörlerin en önemlisi ise güvenliktir. Belirli bir noktadaki olası tehlike ve dezavantajları bir kerede fark etmeniz zor olsa da, şansınızı fazla zorlamamak için, barınak yeri seçimine akşam olmadan epeyce önce başlamalısınız. Zamanınızı gün batımından geriye doğru planlayın. Hava karardığında çadır ya da barınağımız kurulmuş, yemeğiniz pişmek üzere olmalı. Yerleşmek ve çevreyi biraz daha keşfetmek için de vakit ayırın. Bu yüzden eğer hava saat 18.00`de kararıyorsa, en geç saat 15.00 civarında barınak hazırlıklarına başlamış ve saat 16.00`da hareketi kesip barınak yerini hazırlamaya başlamış olmalısınız. Ağaçların gölgesinde ama barınağın üzerine devrilebilecek kuru ağaçlardan uzakta, suya yakın ama sel tehlikesi taşımayan bir yerde, vahşi hayvanların çok bulunmadığı bir bölgede kurulan barınak ve kamp güvenli demektir. Barınak, vadinin bir yakasına kurulmalı ama dibinde olmamalıdır. Rüzgara açık bir bölgede barınağı kurmamaya da dikkat edilmelidir. tayini yapıp barınağın kapısı rüzgar yönünün tersine gelecek şekilde yapılmalıdır. Yoksa şiddetli bir fırtınada barınağın içi rüzgardan dolayı zarar görebilir. Bu durum barınakta kalanların da sağlıklı dinlene memelerine yol açar. Tuvalet ve lağım çukuru ise barınak ve kampın rüzgar altına kazılmalı ki uzun süreli konaklamalarda koku barınakta kalanları rahatsız etmesin. Ateşin yerini seçerken de barınağın duman altı etmeyecek bir yer belirlemeliyiz. Tabii burada bir de barınağın ateş kıvılcımlarından dolayı yanma riski de düşünülmelidir. Bol bol yakacak ve barınak için odun bulabileceğiniz bir yer olduğu için ağaçların yakınına kamp kurmak isteyebilirsiniz. Ama çadırımızın üzerine düşebilecek kuru ağaçlara ve ağaçlarda yaşayan vahşi hayvanlara dikkat edilmelidir. Çünkü büyük et oburlar ormanlık ve ağaçlık yerlerde bulunurlar. Ağaçlık alanların bittiği veya azaldığı düz alanlar daha ideal alanlardır. Nehirlerin kıvrıldığı yerlerin iç kısımlarından uzak durulmalıdır. Toprak, dış taraftan daha alçak seviyede olduğu ve biriken çakıllar su akışını engellediği için nehir taşabilir. Dere yataklarında çok ciddi yağışlarda da sel olabileceği için dikkatli olmak gerekir. Eğer dağ yamacında barınak ve kamp yapıyorsanız barınağı çığ ya da toprak kayması olabilecek yerlere yapmamaya dikkat edilmelisiniz. Çığ genellikle vadi içlerinde olur ve ani, çok fazla yağan karlar ile tetiklenir. Havadaki ısı farkları ile birlikte ortaya çıkar ve ölümcül olabilir. Kışın barınak yapılmış ise yamaç eğiminin çok olmadığı vadi içi olmayan yerler tercih edilmelidir. Aşırı yağışlı bölgelerde toprak ve ağaçsız zeminlerde heyelan riski olabilir. Ayrıca baharda eriyen kar sularının heyelana yol açabileceğini de unutmamalıyız. Suyu her zaman hayvanların su içtiği yerlerin ve barınak yerinizin akıntı yönüne göre yukarısından alın. Buralar daha temiz olacaktır. Temiz olmayan ve kaynatılmadan içilen bir su bakanlıktakilerin sağlık sorunları ile baş başa bırakacaktır. Kullandığımız su kaynaklarını da aynı hassasiyetle temiz bırakmanızda çok önemidir. Aynı kaynağı başka birileri kullanma ihtiyacı duyabilirler. Yemek pişirdiğiniz tencereleri yıkamak için su aldığınız yerlerle çamaşırlarınızı yıkadığınız yerin arasında bir bölge seçin. Tencereye yapışan yemek artıklarını kum ya da bezlerle kazıdıktan sonra durulayın. Yemek artıkları hayvanları çekebilir. Deterjan kullanmak da balıklar için zararlı olur. Bulaşıklar yıkanırken kuru ot ve çamur kullanılabilir. Böylece daha az kimyasal kullanmış olunur. Çamaşırları su aldığınız yerden ve barınaktan akıntı aşağı yıkayın. Önce suya bastırıp sonra toprağın üzerine çıkartarak sabunlayın. Daha sonra suyla dolu bir kovada durulayın. Böylece nehri kirletmemiş olursunuz. Lağım çukurunu barınağın rüzgar altına ve akıntı aşağı kurmalı; ama kirliliği engellemek için nehre çok yakın olmamasına dikkat edilmelidir. Ateş insanlık tarihinin en önemli buluşlarından biridir. Eğer ateşiniz yoksa yemek yapamazsınız, su kaynatamazsınız. Bu da enerjinizin tükenmesine sebep olur. Barınağın yapılmasından hemen sonra ocak için bir alan yapılmalıdır. Ateşin yakılabilmesi için ağaç dalları ve tutuşturucu özellikte çalılar bulunmalı ve depolanmalıdır. Ateşin dumanı böcekleri barınaktan uzak tutar. Doğadaki birçok hayvan ateşin alevinden korkarlar. Bu yüzden ateşin caydırıcı bir özelliği de vardır. Ancak alevlerin barınağı tutuşturmayacak mesafede olmasına özen gösterilmelidir. Çadırlar naylon özellikte oldukları için küçük kıvılcımlardan dahi etkilenebilirler. Bir pusula yardımıyla yönümüzü tayin edebiliriz. Tabii ki pusula gerekli ekipmanlar listesinde her zaman bulundurulmalıdır. Güneş her zaman doğudan doğar ve batıdan batar. Güneşi takip ederek de yönümüzü belirleyebiliriz. Yıldızlar yardımıyla da geceleri yönümüzü tayin edebiliriz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/840-afyonda-ne-yenir-afyondaki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": ", genellikle etli ve baharatlı oluşuyla bilinmektedir. Özellikle Afyon kaymağı ve sucuğunun meşhur olduğu göz önüne alınırsa bölge, hem tatlılar hem tuzlu ve baharatlılar açısından oldukça meşhur ve zengindir. Bölge, çorbalardan tatlılara, ana yemeklerden kahvaltılıklara kadar çevre bölge ve şehirlerin kültüründen bolca etkilenmiştir. Diğer adı dulavrat çorbası olan yemek, Anadolu'nun pek çok yerinde yapılmakla birlikte, en güzel Afyon'da yenmektedir. Diğer isimleri kesme çorbası ve bacaklı çorbadır. Bol vitaminli ve iştah arttırıcı etkisi olan çorba, soğuk algınlığına iyi gelmesi ile bilinmektedir. Bir rivayete göre; yalnız yaşayan bir dedeye komşusu çorba götürür. Çorbayı içecek kaşığı olmayan dede, tası kafasına diker. Çorbanın içindeki erişteler sakalına yapışınca çorba, bu adı alır. İçerisinde yeşil mercimek, nane, erişte ve baharat bulunduran çorba, salçasız yapılmaktadır. Afyon düğünlerinin olmazsa olmazı konumundaki yemek, ayrıca çocuk görmelerinde ve sevinçli haber alan evlerde de pişer. Kıymanın ince bulgur ve yumurta ile yoğrularak köfte haline getirilmesi, sonrasında kızartılması ile yapılan yemek, yoğurtla servis edilmektedir. Zahmetli yapımı ile aşçısını zorlayan yemek, yerken de misafirini zorlar. İçerisindeki bulgurun güzel haşlanmadığı durumlarda mideye oturması sebebiyle, ustasından yemek önemlidir. arasında yerini alır. Bu yemeği yapmak için öncelikle un, üzüm sirkesi, ılık su ve tuz ile yumuşak bir hamur elde edilmelidir. Üzerine nemli bez örtülerek oda sıcaklığında bekletilmesi gereken hamur, sonrasında haşhaş ile buluşacaktır. Haşhaş bir havanda iyice ezilip kalın altlı bir tavada ısıtılır. Ocaktan alınıp soğuduktan sonra sıvı yağ ile karıştırılır. Dinlenmiş olan hamur, ikiye bölünür, iki parça da açılır. İçlerine haşhaş sürülüp katlanır, üst süte konur ve tekrar açılır. Yeşil mercimek, doğranmış maydanoz, tuz ve baharatlarla yapılan iç harç, açılan haşhaşlı yufkalara sarılır. Yağlı tepside fırına verilir. Ilık ya da soğuk servis edilir. Yörenin karın doyuran küçük lahmacuncukları ağzı açık, Şanlıurfa'dan küçük farklarla alınıp Afyon'a getirilmiş bir hamur işidir. Aynı hamur işinin şeklinin değiştirilmesi ile bir de ağzı yumuk denen bir yemek türemiştir. Ağzı açık, un, yoğurt, yumurta ve sıcak su kullanılarak hazırlanan yumuşak hamur kullanılarak yapılır. Hamur küçücük daireler halinde açılır, içine soğan ve biberle harmanlanmış kıyma içi konur. Kenarları pide katlar gibi katlanır. Buna ağzı açık denir. Eğer kenarlar tamamen kapatılır, kıyma görünmez hale gelirse, bu kez ağzı yumuk olur. Düğü, ince bulgurun yöresel adıdır. Bu tatlı, bol malzeme ile yapılan ve başka yerde aynı lezzetle yenemeyecek harka bir tada sahiptir. Bu tatlıyı yapmak için, bölge yemeklerinde sık sık kullanılan haşhaş iyice kavrulur. Düğü, haşhaş kavrulduktan sonra üzerine eklenir, en son şekerle karıştırılıp kavrulmaya devam edilir. Yavaş yavaş üzerine süt dökülür. En son margarin de ilave edip iyice erimesi beklenir. Muhallebi kıvamına gelene kadar karıştırılarak pişirilir. Birkaç saat buzdolabında bekletildikten sonra Afyon kaymağı ile servis yapılır. Paça çorbası ile benzerlik taşıyan yemek, paça eti kullanılarak yapılır. Paça düdüklüye alınıp üzerini örtecek kadar su ve az tuz ile haşlanır. İki saten fazla pişirilmesi önerilen paça, piştikten sonra kemiklerinden temizlenir. Bu arada en iyi paçiğin keçi paçasından yapıldığını da unutmayalım. Pişirme süresi kıyaslandığında ise sığır paçası daha uzun sürede pişmektedir. Kemiklerinden temizlenen et, Afyon ekmeği ile buluşacaktır. Ekmekler küp şeklinde kesilir ve bir tepsiye dizilir. Üzerlerine paça suyu ve eti gezdirilir. Arzuya göre sarımsak sosu ve ya sarımsaklı yoğurt ile servis yapılabilmektedir. İlibada, bölgede yetişen bir bitki türüdür. Labada olarak da bilinir. Bitkinin yaprakları büyük ve geniş olduğundan, sarması kolay sarılmaktadır. İçerisine hazırlanan pirinç, bulgur, salça, kıyma ve baharat bulunduran harç, haşlanmış ilibada yapraklarına sarılır ve otağa konur. Yapraklar kısa bir pişme süresine sahip olduğundan iki dakika haşlamak ve hemen soğuk suya atmak gerekecektir. Servis yapılırken sarımsaklı yoğurt kullanılabilir. Soğan yemeği olarak da bilinen zürbiye, içerisinde bolca et ihtiva eder. Kuşbaşı doğranmış dana etleri, önce yağ ile iyice kavrulur. Suyunu veren etlerin suyu çekmesi beklenir. Arpacık soğanlar doğranmadan, bütün olarak salça ve çarliston biber ile kavrulur. Üzerine suyunu çekmiş etler eklenir ve az su ile pişmeye bırakılır. Pişmeye yakın maydanoz ile servis yapılır. olan işletme, özellikle mezgit ve kiremitte balık tarifleri ile bilinmektedir. Gitmeden önce rezervasyon yapılmasını gerektirecek kadar kalabalık alan mekan, yerli ve yabancı turistlerce tercih edilir. Balığın yanında sipariş edilebilecek helvasının güzelliği ile mekandan ayrılmak istemeyeceksiniz. Açık büfe kahvaltıda sayılması imkansız çeşitleri ile farklı bir bakış açısı sunan mekan, özellikle kahvaltısını tıka basa yapmayı sevenler tarafından tercih edilmektedir. Kahvaltıda yoğurtlu közlenmiş patlıcan, kekikli zeytin salatası, peynir ve zeytin çeşitleri, közde kırmızı ve yeşilbiber misafirlere sunulurken, simit, poğaça, açma, su böreği, sigara böreği, ağzı açık gibi pek çok hamur işini de menüsünde barındırmaktadır. Ayrıca açık büfe günlerine özel yumurtalı ekmek, sucuklu menemen ve baharatlı sahanda yumurtaya ilgi büyüktür. Közlenmiş veya kızartılmış sebze yoğurtlamalarında Afyon yoğurdu kullanılırken, reçellerin el yapımı olmasına özen gösterilir. Külahta alınan reçeller ile sevimli bir kahvaltı sofrasının kurulmasını sağlayan mekan, en nefis sohbetlere de ev sahipliği yapar."} {"url": "https://www.gezipedia.net/841-samsunda-ne-yenir-samsundaki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": "sorusu için çok farklı yanıtların verilmesini sağlamaktadır. aynı zamanda Karadeniz Bölgesi'nin en meşhur lezzetlerine de ev sahipliği yapmaktadır. Etli yemekler, hamur işleri ve pirinçli yemekler yanında, kuru fasulye, lahana ve mısır Samsun mutfağında ağırlıklı olarak göze çarpan detaylar olarak ifade edilmektedir. Samsun'da mutlaka yenilmesi gereken yemeklerden bahsetmek gerekirse öne çıkan lezzetlerin aşağıdaki gibi olduğu görülmektedir. Birçok kişi için Samsun'a özgü lezzetlerin başında gelen Kocakarı Gerdanı bölgede \"kıvratma\" olarak da bilinmektedir. Uzun süre bozulmadan saklanan tatlılardan biri olan Kocakarı Gerdanı yörenin en farklı lezzetlerinden de biri konumundadır. Kocakarı Gerdanı baklavası olarak da bilinen bu tatlı yoğurt, yumurta, zeytinyağı, az miktarda margarin, un, kabartma tozu, sirke, ceviz, şeker ve ılık suyla hazırlanır. Yapımı süresince de şerbetlenmeyen tatlının lezzet sırlarından biri de tüm malzemelerle birlikte yoğurulan hamurun 2 saat süreyle dinlenmeye bırakıldıktan sonra hamurun kesilerek zeytinyağıyla birlikte fırında pişirilmesidir. Samsun keşkeği ya da Samsun Çarşamba keşkeği olarak da isimlendirilen keşkek diğer yörelerden farklı olarak kuzu etsiz olarak yapılırken, tavuk göğsü ve tavuk suyunun merkeze alındığı özel bir lezzettir. Aynı zamanda diğer yörelerde genellikle düğün ve özel günlerde yapılan, çoğunlukla da pilavla servis edilen keşkeğin tadı Samsun'da bir başka olarak göze çarpmaktadır. Tüm Karadeniz'in vazgeçilmez lezzetlerinden biri olan ve yörede her evde ayda birkaç kez pişen lahana çorbası daha çok Samsun'un meşhur yemeği olarak ifade edilir. Kara lahana yanında içerisine kuyruk yağı ve fasulye koyularak yapılan çorba hem başlangıç hem ara sıcak hem de ana yemek olarak da yenebilir. içerisinde önemli bir yere sahip olan ve genellikle yanında yoğurt ya da tercihe göre kuru soğanla da yenebilen mısır çorbası aynı karalahana çorbasında olduğu gibi hem bir başlangıç hem bir ara yemek hem de bir ana yemektir. İsminde geçen \"pide\" sözcüğüne bakılmaksızın Samsun'un dillere destan lezzetlerinden biri olan Samsun pidesinin iç malzemelerinin hazırlanışı ve hamurunun kıvamıyla birlikte muadil diğer pidelerden kolaylıkla ayrıldığı da görülmektedir. Bafra pidesi, Çarşamba pidesi ve Terme pidesi olarak kendi içlerindeki ayrımlarıyla da dikkat çeken Samsun pideleri mercek altına alındığında hamuru daha yaygın ve yumuşak olan Çarşamba pidesinin yanında, Bafra pidesinin daha gevrek olduğu, Terme pidesinde ise soğanların daha çok fark edildiği göze çarpmaktadır. Tüm Karadeniz'de bolca pişirilen ancak daha çok Samsunluların sahiplendiği \"dıble\" taze fasulye, soğan, pirinç, tuz ve zeytinyağıyla pişirilen ve tercihe göre soğuk da yenebilen önemli bir yöresel lezzettir. Samsun'un meşhur lezzetlerinden biri olan turşu kavurması taze fasulyeden yapılan turşunun sıcak ve soğuk olarak tüketildiği bir şeklidir. Tereyağında kavrulan soğanların içerisine turşu ilave edilerek tüketilen turşu kavurması Samsun'da kahvaltı da dahil olmak üzere her öğünde yenebilen bir lezzettir. anlamında son 50 yılın en popüler lezzet duraklarından biri olan Lezzet Döner, dönerin Samsun'daki en popüler mekanlarından biri olarak ön plana çıkıyor. Sade bir mekan olmasına rağmen, hızlı ve güler yüzlü servisiyle dikkat çeken Lezzet Döner dillere destan lavaşıyla da dikkat çekiyor. Harika bir kahvaltıya eşlik eden benzersiz manzarasıyla dikkat çeken Meşe Tesisleri Kırçan Restaurant her anlamda müşterilerine en iyisini sunmayı görev edinmiş bir yapıda bulunuyor. Mekan açık büfe kahvaltısı, eşsiz menemeni yanında fiyat anlamında da çok uygun bir lezzet durağı. Benzersiz bir kahvaltı eşliğinde Karadeniz'i tepeden seyretmek isteyen isteyenlerin uğrak noktası olan mekanda özellikle hafta sonları yer bulmak oldukça zor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/842-golmarmarada-gezilecek-yerler.html", "text": "ile ilgili tüm soruların cevabını öğrenebilirsiniz. , il merkezine sadece 58 km mesafede olup, buna bağlı olarak ulaşım noktasında insanların herhangi bir zorluk çekmesin neden olmaz. Gölmarmara tarihi, buranın sahip olduğu imkanlara bağlı olarak binlerce yıl geriye gitmektedir. Ege Bölgesinin en özel noktalarından birisi olan ilçedeki yaşam şartları çok uygundur. Yapılan araştırmalarda, neolitik döneme ait kalıntılara rastlanmış ve insanların yerleşik hayata geçtiği dönemlerde, burayı da kullandıkları ortaya çıkmıştır. Ayrıca geçmişte meydana gelen depremler ve benzer olaylardan dolayı, halen gün güzüne çıkmamış bilgiler olduğu tahmin edilmektedir. Buradaki arkeolojik çalışmalar halen devam etmektedir. içerisinde tarihi yapıların da önemli bir yer tuttuğunu söylemek yanlış olmaz. Roma, Bizans ve Osmanlı gibi medeniyetlerin burada hüküm sürmesi, farklı tarihi yapıların günümüze kadar ulaşmasına neden olmuştur. Kısacası buraya gelen insanlar, gezilecek yerler bakımından beklentilerine karşılık bulacaktır. Gölmarmara'daki en eski tarihi yapılardan birisi Kral Mezarlarıdır. Salihli yolu üzerinde bulunan söz konusu mezarlar, tümüs şeklindedir. Yaklaşık sayıları ise 90 civarındadır. Hangi dönemde yapıldıkları bilinmeyen bu tümüsler dikdörtgen prizma şeklinde olup, Mısır piramitlerine benzemektedir. Özellikle gün batımında altın sarısı renge bürünmeleri, insanlara doyumsuz görüntüler sunar. içerisinde özel bir yeri olan bu yapının, ilçeye gelindiğinde mutlaka görülmesi gerekir. Sultan III. Mehmet burayı, süt annesi olan Halime Hatun adına inşa ettirmiştir. Külliyenin içerisinde hamam, imarethane, medrese ve cami bulunmaktadır. Bu yapılar, geçmişte farklı nedenlerden dolayı tahrip olmuş ve içlerinden sadece cami günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. Yapı, genel olarak Şahuban Camisine benzer. Oradaki gibi kare plan ve tek kubbe öne çıkmıştır. Bu caminin avlusunda mermerden yapılan bir şadırvan vardır. Ayrıca cami içerisinde süslemeler de mevcuttur. Gölmarmara ilçesine sadece 4 km mesafede bulunan bu mesire yeri, Akpınar kaynağı çevresindedir. Buna bağlı olarak bölgenin doğal güzellikler bakımından oldukça zengin olduğunu söylemek yanlış olmaz. Gölmarmara isminin kaynaklarından birisi olan Marmara Gölü, doğal bir set gölüdür. Gölün etrafında sazlıklar ve çayırlar vardır, buna bağlı olarak yeşilin her tonunun burada yer aldığını söylemek yanlış olmaz. Göl içerisinde sazan balığı bulunurken, insanların ilgisini olduğu gibi kuşların da ilgisini çeker. Çok sayıda farklı kuş türü, yılın belli dönemlerinde burada kalır. Gölmarmara, kültür bakımından oldukça zengin bir ilçedir. Bunun yanında ilçede yetişen ürünler de dikkate alındığında, yıl içinde irili ufaklı çok sayıda festival olduğu söylenebilir. Bunlardan öne çıkan karpuz ve kavun festivalidir. Geleneksel olarak düzenlenen bu festivalin, 2019 yılında 39. yapılacak. Gölmarmara Kavun ve Karpuz Festivali, insanların ilgisini çeken özel bir organizasyondur. - Odun köftesi - Simit ekmeği - Ekmek dolması - Nohutlu mantı - Börülce tarator Gölmarmara ile İzmir arası mesafe 125 km, Ankara arası mesafe 420 km ve İstanbul arası mesafe 550 km'dir. Söz konusu mesafeler, kara yolu ile kısa sürelerde aşılabilir. Bunun haricinde Adnan Menderes Hava limanı sayesinde buraya hava yolu ile de gelinebilir. ve Gölmarmara'ya nasıl gidilir sorularına yanıt verdik."} {"url": "https://www.gezipedia.net/843-paris-gezi-rehberi-pariste-gezilecek-yerler.html", "text": "12 milyon civarındadır. Sen Nehri çevresinde kurulmuş olan bu rüya şehir UNESCO Dünya Mirası Listesi içinde onlarca yapıyı bünyesinde barındırmaktadır. Bu şehri ziyaret ettiğinizde dünyanın en ilgi gören yapılarını görme fırsatı elde edebilirsiniz. Son zamanlarda yaşadığı terör saldırılarıyla sarsılan şehir, tüm ihtişamıyla Avrupa'nın merkezinde ziyaretçilerini bekliyor. MÖ 200'lü yıllara kadar gidiyor. Buraya ilk yerleşen ve adı Parisli olan Kelt balıkçı Avim olarak bilinir. Keltler döneminde Lutetia olarak bilinen bu bölüm Roma topraklarına bağlandıktan sonra Hristiyanlığı kabul ederek kiliselere ev sahipliği yapmaya başlamıştır. 1300'lü yıllarda kent veba salgını yüzünden büyük yara almıştır. 1500'lerde Rönesans etkisine giren şehir günümüzdeki birçok yapıya bu dönemde kavuşmuştur. 1789 yılında Fransız İhtilali merkezi olan şehir, tüm dünyaya milliyetçilik ve eşitlik akımlarının yayıldığı yerdir. Bu dönemden sonra Napolyon yönetiminde büyük bir değişim geçiren şehre sömürgelerden göçler başlamış. Sömürge döneminde zenginleşen şehrin günümüzdeki halini Hausmann adında bir şehir planlamacısı vermiş. Bu dönemde çok sayıda ev yıkılmış ve insanlar evsiz kalmıştır. İkinci Dünya Savaşı sırasında büyük zarar gören şehir Alman işgaline uğramıştır. Bu dönemde hiçbir zarar görmeyen şehir günümüze kadar mükemmel bir gelişim göstermiştir. Eyfel Kulesi 1889 yılında düzenlenen Fransız İhtilali yüzüncü yılı anısına yapılmıştır. İlk etapta kaldırılması planlanan bu yapı günümüze kadar gelmeyi başarmıştır. 320 metre yüksekliğe sahip kule her yıl ortalama 7 milyon ziyaretçi çekmektedir. Sen Nehri kıyısında Champ de Mars'ta yer alan bu kuleye asansör ya da merdivenle çıkarak ülkeyi kuş bakışı izleyebilirsiniz. Buradan şehrin tüm nehir ve köprülerini panoramik olarak izleyebilirsiniz. Bu müze dünyanın en ünlü müzelerinden biridir. burada 35 binden fazla heykel, resim, Antik Yunan, Mısır ve İslam eserlerini ziyaretçilere gösteriyor. Mona Lisa gibi dünyanın en önemli eserlerini barındıran müze 1200'lerde yapılmıştır. Burası ilk tadilatını on altıncı yüzyıl ortalarında görmüştür. Daha sonra Kraliyet Binası olarak hizmet vermeye başlayan bina 1793 yılında müze olmuştur. 1980 yılında müzeye yirmi bir metre yüksekliğe sahip bir cam piramit eklenmiştir. Burada dünyanın en önemli sanat eserlerini görmenin ayrıcalığını görebilirsiniz. Burası Fransızların sembolü olan eski ve yeni Paris'i bağlayan noktadır. 1900'lerin başından beri Paris'in tepesinde yer alan Bizans dönemine ait olan bu yapı Roma Titus Anıtı örnek alınarak yapılmıştır. Buradaki Zafer Anıtı şehrin kalbi olarak kabul edilir. Buradan şehrin tüm manzarasını görebilirsiniz. Anıt 1806 yılında Jean Chalgrin tarafından tasarlanmış 51 metre yükseklikte ve 45 metre genişlikte bir yapıdır. İç duvarlarında 558 Fransız generali ismine yer verilmiştir. Altı çizili olanlar da savaşta ölen komutanlardır. Burası Paris'in en ünlü kiliselerinden biridir. 1874 yılında yapılan Fransa ile Prusya arasındaki savaşta ölen 58 bin kişi anısına 1875 ile 1914 yılları arasında yapılmıştır. Kutsanmış kalp anlamına gelen kilisenin kubbeleri camiye benzetilir. İçinde yer alan freskler, vitraylar, heykeller ve tablolar mutlaka görülmelidir. Bu ibadet noktası şehrin en önemli dini yapılarından biridir. Ayrıca kilisenin yanındaki ara sokaktan çıkarak Ressamlar Tepesi'ne ulaşabilirsiniz. Burada dünyanın her yerinden gelen sanatçılar yer almaktadır. Şehrin ve ülkenin din adına en çok bilinen yapısı olan Notre Dame Katedrali, Kelt ve Romalılar tarafından kutsal kabul edilen Sen Nehri kıyısına 1163 ile 1334 yılları arasında yapılmıştır. Gotik tarzın güzel bir örneği olan bu yapıda yer alan ikiz kuleler 69 metre yüksekliktedir. Yapının ana kapısından geçen yol Kilometre Sıfır olarak adlandırılır. Bu yapıda aynı anda 9 bin kişi ibadet edebilir. Ayrıca çok sayıda tarihi eser de burada sergilenmektedir. Son zamanlarda yapılan onarım çalışması sırasında yangın çıkmıştır ancak eserler tadilat nedeniyle alındığı için hiçbir şey zarar görmemiştir. Katedral kulelerinden şehrin manzarasını izleyebilirsiniz. NOT: 15 Nisan 2019 tarihinde çıkan bir yangın nedeni ile geçici olarak ziyaretlere kapalıdır. Montmartre olarak bilinen bu yapı Paris'in en önemli gezi noktalarındandır. Burası daha önce Salvador Dali, Vang Gogh gibi çok sayıda ressamın stüdyosuna ev sahipliği yaptığı için Ressamlar Tepesi olarak adlandırılır. Buradaki sanat dolu sokakları ve evleri gezerken oldukça keyif alacaksınız. 130 metre rakımlı tepe şehrin en yüksek noktasıdır. Bu yüzden buradan şehrin manzarası güzel bir şekilde izlenebilir. Şehir merkezinden 32 km mesafede yer alan Disneyland 2 bin hektarlık alanda yer alan bir tema parkıdır. Bu yapı 1992 yılında inşa edilmiştir ve Amerika dışına yapılan ikinci Disneyland tesisidir. Eğlencenin adresi olan bu bölge Disneyland Park ve Wall Disney Studios Park olarak iki ana bölümden oluşur. Ayrıca burada konaklama şansınız da vardır. Burada her yaştan insana hitap eden eğlence araçları vardır. Ayrıca sinema ve televizyon şovlarına ait tematik alanları da ziyaret edebilirsiniz. oluşturan gezginlerin mutlaka uğraması gereken bir yerdir. Ayrıca bahçede sarayın mimarı Salomon de Brosse öncülüğünde yapılan Medici Çeşmesi de görülmeye değerdir. Şehrin güney ve kuzey olarak ikiye bölündüğü nehir, 1991 yılında dünya mirası listesine alınmıştır. Kıyılarındaki tarihi kalıntı ve parklarla bilinen nehrin etrafında farklı özelliklere sahip köprüler vardır. Şehirdeki ziyaretçilerin mutlaka uğradığı Seine Nehri üstünde yer alan Arceveche Köprüsü'nün Quartier Latin ayağının üstündeki demir korkuluklara aşıkların astığı kilitler dünya çapında üne sahiptir. Sizler de aşıklar kenti olan Paris'te sevgilinizin ismini bir kilide kazıyarak bu korkuluklara asarak aşkınızı ölümsüz kılabilirsiniz. 1800'lü yılların sonuna kadar şehirdeki önemli bir merkez olan Sein Nehri'nin bu şirin adası, o dönemdeki krallara ait sarayların ve önemli kişilerin evlerinin olduğu bölge olmasıyla ünlüdür. Burası günümüzde en turistik noktalardan biridir. Adada kırmızı tuğlalı evlerin bulunduğu Place Dauphine ve katedral toplarının yer aldığı Rue Chanoinesse gezilecek yerler arasındadır. Notre Dame Katedrali ardından şehrin en çok bilinen katedrali olan bu yapı, içinde bulunan vitraylarıyla Ortaçağ dönemini yansıtan sınırlı dini mekanlardan biridir. Dış cephesi Gotik tarzda işlenen yapı oldukça önemli detaylar barındırmaktadır. Paris'e gittiyseniz Ortaçağ Avrupa'sını görmek için mutlaka burayı görmelisiniz. Sanat sevip de Paris'e gittiyseniz Opera Binası görmeden geri dönmemeniz gerekir. Mimarisiyle de dünyada ün yapan bu yapı daha çok opera ve bale gösterilerinin yapıldığı bir binadır. 1669 yılında yapılan binada hem çağdaş hem de klasik mimari ile oluşturulmuş iki salon bulabilirsiniz. Etkileyici mimariye sahip olan ve 1989 yılında açılan çağdaş bölüm Opera Bastille 2700 koltuk kapasitesine sahiptir. gösterişli bir yapıya sahip olan ve 1875 yılında açılan Palais Garnier 1970 koltuktan oluşmaktadır. Ayrıca burada 500 koltuk kapasiteli bir de amfi tiyatro vardır. Ülkenin gezilecek müzelerinden biri olan Versay Sarayı 1600'lü yıllardan kalan bir kraliyet konağıdır. Ayrıca bu yapı Avrupa'nın en büyük sarayı olarak ün yapmıştır. İspanya'da doğsa da Fransa'da yaşayan çok sayıda sanatçının eserleri burada sergilenir. Ayrıca bahçeleri de son derece hoştur. İkinci Dünya Savaşı'nı bitiren Versay Anlaşması buradaki Aynalı Salon'da yapılmıştır. Bu bölüm günümüzde ziyarete açıktır. Londra'da bulunan St. Paul's Katedraline benzetilen bu yapı 16. Louis tarafından Azize Genevieve anısına 1744 ile 1790 yılları arasında yaptırılmıştır. Bu yapı bazı dönemlerde kilise olarak anılmıştır. Ancak asıl ünü içinde yapan Voltaire, Jean-Jacques Rousseau, Victor Hugo, Emile Zola, Alexander Dumas gibi Fransız kişilerdir. Fizikçi Leon Foucault'un 1851 yılında dünyanın kendi çevresinde döndüğünü kanıtladığı deney bu yapıda gerçekleşmiştir. Yedinci bölgede bulunan Fransa'nın askeri tarihini ilgilendiren müze ve anıtlarının bulunduğu bir bölgedir. Burası 1671 ile 1678 yılları arasında 16. Louis talimatıyla Mimar Liberal Bruant tarafından yapılmıştır. O dönemde yaşlı ve yardıma ihtiyacı olan askerlere bakılması için yapılmıştır. Napolyon'un naaşı buradaki altın kubbeli Dome Kilisesi içinde yer alan önemli bir kısımdır. Ayrıca burada zırh ve silah koleksiyonlarının yer aldığı Musee de Armme; harita ve Fransız mevzilerinin maketleri bulunan Musee des Plans REliefs; İkinci Dünya Savaşı sırasında yaşanan kahramanlıkları anlatan Musee de la Ordre de la Libiration bulunmaktadır. Burası sosyal ve kültürel imkanlar sağlayan bir merkezdir. 1971 ile 1977 yılları arasında yapılan bu yapı adını Fransa'nın eski cumhurbaşkanından almıştır. En üst katında seyir terası yer alan bu yapıda mağaza, restoran ve sinemaya ek olarak 5 bin sanatçı tarafından yapılan 60 bin üzerinde çağdaş ve modern sanat eserlerinin yer aldığı Musee National D'art Moderne vardır. Ayrıca 2 binin üstünde yayının olduğu kütüphane de ziyaret edilebilir. Müzik ve akustik araştırmalarının yapıldığı bu merkezde 7.6 metre uzunluğa sahip Stravinsky Çeşmesi de insanların buluşma noktasıdır. Kültürel olarak kentin zengin bölgelerinden biridir. Kent merkezine yakın olan yer altı mezarları farklı yerlerdeki mezar alanlarının salgına yol açtığının düşünülmesi sebebiyle 1785'te hizmete açılmıştır. Oldukça uzun eski taş ocaklarını barındıran bu yapıda iskeletler yer alır. Burada sanat galerisi görünümü sağlayacak 2 kilometrelik bölüm ilginizi çekebilir. Şehrin en önemli ziyaret noktalarından biri olan bu mezarlık heykelleriyle bir açık hava müzesini andırır. 44 hektarlık alana sahip olan bölge Napolyon Bonapart emriyle Mimar Alexandre Theodore Brongniart tarafından yapılmıştır. 1804 yılında defin alanı açılsa da o dönem ilgi görmemiştir. Ancak La Fontaine ve Moliere mezarları buraya taşınınca ünü dünyaya yayılmıştır. Günümüzde Oscar Wilde, Max Ernst ve Camille Pissaro gibi isimler de yer alır. Ayrıca burası Türkiye'den bazı insanlar için de önem taşıyan bir mezarlıktır. Çünkü daha önce ülkemizden sürgüne gönderilen Ahmet Kaya ve Yılmaz Güney'in mezarları da burada bulunur. , merak edenler için Sen Nehri üzerindeki havzada olduğunu söyleyebiliriz. Avrupa'nın merkezinde bulunan bu şehir Manş Denizine 375 km mesafede yer alır. Paris, Avrupa kıtasında kalan bir şehirdir. Bu yüzden ülkemizle uzak da olsa kara bağlantısı vardır. Ülkemiz üzerinden hava yolu, deniz yolu ya da demir yolu ile Paris'e ulaşabilirsiniz. Her yolun avantajları olduğu gibi dezavantajları da vardır. gibi yerlerden Paris'e uçak bileti bulabilirsiniz. Uçakla ortalama 4 saatte Paris'e ulaşabilirsiniz. Paris'e kendi arabanızla gitmeniz mümkündür. Ancak bunun için yerine getirmeniz gereken bazı zorunluluklar vardır. Bunun için öncelikle uluslararası bir ehliyete sahip olmalı ve araç sigortası yaptırmalısınız. Bulgaristan'dan başlayarak Sırbistan-Hırvatistan-Slovenya-Avusturya-İsviçre hattını izleyerek Paris'e ulaşabilirsiniz. Ülkemizde burası 2500 km kadar sürecektir. Bu yolculuk için ihtiyacınız olan artı bir vize Bulgaristan transit geçiş vizesidir. Ülkemizde İstanbul üzerinden Paris'e direkt olarak otobüs bileti bulabilirsiniz. Araba ile gittiğiniz rotayı izleyeceğiniz bu yolculuk sırasında yine Bulgaristan transit vizesi almanız gerekebilir. Ayrıca Yunanistan ya da Bulgaristan'a geçerek buralardan direkt olarak Paris'e otobüs yolculuğu yapabilirsiniz. sınır kapısından Bulgaristan'ın Sofya şehrine ulaşarak buradan Paris'e gidecek trene binebilir. Sofya'dan Bükreş ve Budapeşte'ye ulaşarak Paris trenine binebilirsiniz. Tren yolculuğu için Bulgaristan transit geçiş vizesi almanız yine şarttır. , diye düşünmek yerine bu festivallerle eğlencenin dibine vurabilirsiniz. Paris resmi tatil günleri genel olarak özel ve dini günlerdir. Yeni yıl 1 Ocak, Paskalya Pazartesisi, 8 Mayıs Zafer Günü, 14 Temmuz BAstille Günü, 15 Ağustos Meryem'in Göğe Yükselişi, 1 Mayıs İşçi Bayramı, 11 Kasım Ateşkesi Günü, 25 Aralık Noel resmi tatil günleridir. Ancak bu günlerce turistik bölgelerdeki birçok dükkan ve işletme açıktır. Sadece yerel bölgelerde ve daha ara sokaklardaki işletmeler hizmet vermez. Paris'i gezmek için şehir içi ulaşımda en güzel seçenek yürüyerek gezmektir. Çünkü bulvarları ve caddeleri geniş yürüyüş yollarına sahiptir. kenti yürüyerek keşfetmek istiyorsanız bir ucundan bir ucuna gezilecek yerler arasında 1 ya da 2 saatlik bir tur atmanız gerekebilir. Şehirde birkaç gün geçirecekseniz yürüyerek her noktayı keşfetmek oldukça iyi bir seçenek olacaktır. Havaalanında şehir haritası alarak tüm gidebileceğiniz yerleri ayrıntılı olarak görebilirsiniz. Metro şehirdeki en önemli toplu taşıma araçlarındandır. Dünyadaki en gelişmiş metro ağına sahip olduğu için şehir merkezinde her noktaya metroyla ulaşabilirsiniz. Bazı duraklar kentin tarihi dokusuna göre tasarlanmıştır. Metropolitan tabelaları sizi duraklara götürecektir. Şehirde 16 hat bulunur ve sabah 05.00'ten 00.30'a kadar çalışır. Cumartesi gecesi ise 01.30'a kadar hizmet verir. Ayrıca araçların geleceği süreleri tabelalardan görebilirsiniz. Yoğunluk zamanlarında seferler 2-3 dakikaya kadar sürmektedir. Hatlar belli renk kodlarıyla ayrılır. Her durakta önemli yapıları gösteren harita vardır. Biletinizi gişeden ya da otomatlardan alabilirsiniz. Ancak bunun için bozuk para taşımanızı öneririz. Şehirde belediye otobüslerini de tercih edebilirsiniz. Şehrin her yerinden tek seferle birçok gezi noktasına ulaşabilirsiniz. İnternetten gideceğiniz yeri araştırarak gideceğiniz otobüs hattını kolayca bulabilirsiniz. N harfi ile gösterilen otobüsler gece otobüsü olarak sabaha kadar faaliyet gösterirler. Otobüslere ön kapıdan binmeniz gerektiğini unutmayın. Otobüslerin kapısını duraklarda yolcular düğmeye basarak açarlar. Bileti de isterseniz şoförden alabilirsiniz. Tek yön uygulaması olduğu için birçok otobüsün gidiş ve dönüş yönleri farklıdır. Daha konforlu bir şehir içi ulaşım istiyorsanız taksiyi tercih edebilirsiniz. Taksiler rezervasyon ile yolcu almaktadır. Ancak unutmayın ki şoförler trafikte denk geldiğinde ülkemizde olduğu gibi gideceğiniz yeri öğrenmeye çalışabilir ve mesafe kısaysa sizi almaya niyetli olmayabilirler. Taksilerde tüm ücretler taksimetrede ayrıntılı olarak yazmaktadır. Paris'te dünyaca ünlü çok sayıda araba kiralama şirketi bulabilirsiniz. Ayrıca hava alanında birçok global firmanın ofisini de bulabilirsiniz. Uluslararası bir ehliyetiniz varsa muhtemelen araba kiralayabilirsiniz. Ancak genelde manuel arabalar verebileceklerini unutmayın. Paris dünyanın en önemli turizm noktalarından biridir. Şehir 20 tane bölgeye ayrılmış durumdadır. Bölge numaraları merkezden başlar ve spiral şeklinde dışa doğru genişler. Ulaşım fiyatları da gitmek istediğiniz bölgeye göre değişecektir. Bölgeler arası mesafe arttıkça bilet fiyatı da artacaktır. Paris'te kalacak yer belirlerken dikkat etmeniz gereken en önemli durum metro istasyonuna yakın bir otel seçmektir. Dünyanın en gelişmiş metro ağlarından birine sahip olan bu şehirde bir yere giderken metroyu kullanmanız son derece pratik olacaktır. Fiyat aralığınız yüksekse tam şehir merkezinde yer alan lüks semtlerdeki otellerde kalabilirsiniz. Ayrıca daha dış bölgelerde metro istasyonu yakınında iyi imkanlara sahip çok sayıda otel yer alır. Özellikle metro istasyonu kesişim noktasında yer alan otelleri tercih ederseniz her yere kolayca ulaşabilirsiniz. Saint Germain des Pres adındaki Latin Quarter bölgesi Fransa kültürünü hissedeceğiniz ve öğrenciler tarafından tercih edilen hareketli bir konaklama bölgesidir. Le Marais ve Le Louvre semtleri şehirdeki gezilecek yerleri barındıran bölgelerde yer alır. İndirimleri yakalarsanız bu bölgelerde çok iyi oteller bulabilirsiniz. Şehre gitmeden önce rezervasyon yaparsanız güzel bir otel bulabilirsiniz. Ayrıca çok daha ucuza kalmak istiyorsanız çok arka semtlerde yer alan hostelleri de tercih edebilirsiniz. Ancak hostelin güvenli bir bölgede olup olmadığından emin olmanız gerekir. , diyorsanız mutlaka tereyağında sote edilerek bademle pişirilen alabalığı tercih etmelisiniz. Bu yemek size değişik soslarla servis edilecektir. diyenler blue rokfor, keçi peyniri, camambert ve brie gibi peynir türlerini de tadabilirsiniz. Beyaz şaraplar genelde balık, kırmızılar ise etle tüketiliyor. Rose şarapları da son derece ünlüdür. Farklı soslarla servis edilen etlerin az pişmiş getirildiğini unutmayın. Çok pişmiş et seviyorsanız özel olarak belirtmeniz gerekir. Ayrıca şehir dışında yer alan çiftliklerde hizmet veren restoranlarda taptaze ürünleri tüketebilirsiniz. Ülkedeki kaliteli restoranlar daha çok rezervasyonla müşteri kabul eder. Turistik bölgelerdeki birçok restoran ve kafe 24 saat hizmet verir. Fransız Konsolosluğuna yapılır. Konsolosluk, Schengen vize başvurularını aracı kurumlarla kabul eder. Yani direkt olarak gidip siz başvuru yapamazsınız. Bu kapsamda turistik vize, ticari vize, aile ziyareti vizesi ve transit vize başvuruları vardır. Sizin yapmanız gereken başvuru Fransa turistik vizesi olmalıdır. Turistik vizeyi aldığınızda ilk olarak Fransa'ya girecek olmanız gerekir. Bu vize süresi boyunca Fransa'dan sonra Schengen vizesini geçerli olduğu tüm ülkelere de giriş yapabilirsiniz. Ayrıca turistik vize başvurusunda size gelen bir davet olmamalıdır. İlk başvurunuzsa genelde kısa süreli konaklama hakkı tanınır. Daha sonra Schengen kurallarına bağlı kalmanız ve seyahat sıklığınıza göre kademeli olarak bu süre uzatılabilir. Avrupa çapında bir üne sahiptir. Bu yüzden gittiğinizde mutlaka gece hayatını da tatmalısınız. Bir kafe ya da bistroda mutlaka kahve ve kruvasan tatmadan dönmemelisiniz. Germain Des Pres ve Marais bölgelerindeki sokak kafeleri akşamları güzel bir atmosfere bürünür. Gece hayatı genel olarak Oberkampf bölgesinde bulunur. Paris, Avrupa'nın en güvenli şehirlerinden biridir. Ancak Saint Denis semti gibi bölgeler biraz tehlikeli yerlerdir. Ülkede gece kulüplerine gidecekseniz dikkat etmeniz gereken önemli bir nokta buralarda turistlere yüksek hesap düzenleyen bazı mekanların olmasıdır. Bu yüzden gideceğiniz mekanda içkilerin fiyatlarını önceden mutlaka sorun. Ayrıca tavsiyemiz tüm içeceklerin parasını hesap açtırmadan direkt olarak ödeyin. Paris'te sabaha kadar açık olan gece kulübü ve bar bulabilirsiniz. Ayrıca turistik bölgelere yakın yerlerde her türlü müzik anlayışına sahip mekanı kolaylıkla bulabilirsiniz. Paris'te iletişim ağı gelişmiştir. Ülkede kaldığınız süre içinde kendi telefonunuzu kullanabilirsiniz. Ülkede telefon numaraları on hanelidir. Paris bölgesi numaraları 01 ile başlamaktadır. Ayrıca dükkanlardan kart alarak kontörlü telefonları da kullanabilirsiniz. Polise 17, ambulansa 15, İtfaiye 18, Türk Büyükelçiliğine 01 45 24 52 24 numaralı telefondan ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/844-hollandaya-gitmek-icin-10-neden.html", "text": "İnsanlar dünyanın en güzel yerlerinde de yaşasalar zaman zaman bir süreliğine de olsa her şeyden kaçmak, monoton hayatından uzaklaşmak, çevresindekiler için görünmez olmak, dinlenmek, eğlenmek, farklı dünyaları görmek isterler. Herkes daha yüksek standartlarda yaşamak, daha güzel beslenmek, gezmek, daha özgür olmak istiyor. Böylelikle yaşam koşulları, hayat kalitesi, özgürlükler alanı en iyi olan ülkeler söz konusu olduğunda, diğer ülke vatandaşlarının kaçıp gitme arzusu iyice artıyor. İşte, belki aklınızdan ilk geçen özgürlükler ülkesi Hollanda! Kimine göre beyaz tenli güzel kadınları, kimine göre uçsuz bucaksız laleleri, kimine göre de tertemiz doğası, kimine göre sınırsız eğlencelerle dolu şehirleri. Sebebi ne olursa olsun Hollanda güzel ve yaşanılacak, tatil yapılacak bir ülke. İşte bu yüzden bir gün tatile gitmek istersek neden Hollandayı tercih etmemizi gerektirecek 10 nedeni sizler için hazırladım. 2-) Samimi, Hoşgörülü Ve Yardımsever İnsanları! Yurt dışı tatillerine gittiğimizde özellikle Avrupa ülkelerinden bir kısmında kendimizi dışlanmış, istenilmeyen ve yalnız hissederiz. İnsanların soğuk ve duyarsız davranışlarına maruz kalabiliriz. Ancak gideceğiniz ülke Hollanda ise böyle bir sorunla karşılaşmayacağınıza emin olun. Çünkü Hollandalı insanlar sevecen, sıcak, yardımsever ve saygılı bir kişiliğe sahip. Yolda hiç tanımadığınız insanlar gülümseyerek 'İyi sabahlar' veya 'Merhaba' derse beni nereden tanıyor diye düşünmeyin. Bu onlara göre bir samimiyet ifadesi. Lale ülkenin sembollerinden birisi. Bahar ile birlikte sadece tarlalarda değil bahçelerde ve hatta pencere önlerinde saksı içinde yetiştiriliyor ve evlere ayrı bir güzellik katıyor. Keukehof Lale bahçelerinde kendinizi cennette hissedebilirsiniz. Belki de ilk kez Cervantes'in Don Kişot isimli romanında tanıştığımız yel değirmenlerinin en güzellerini burada görme şansına sahip olabilirsiniz. Amsterdam'ı adeta bir pasta gibi bölen yaklaşık 165 kanal ve 1281 köprü var. Amsterdam'da kanal turu, muhteşem mimariye sahip ve önemli sel felaketine rağmen bugüne kadar ulaşabilmiş ünlü Amsterdam evlerini de yakından görmeniz için büyük bir fırsat olacaktır. 5-) Marken Adası ve Volendam Kasabası! Amsterdam'a gelen herkesin mutlaka ziyaret ettiği Volendam sahil kasabası ve Marken Adası size; 'burası dünya ise ben nerede yaşıyorum' dedirtecek güzellikte iki kasabadır. Amsterdam'a sadece 20 km. uzaklıkta olan ve tekne ile de ulaşabileceğiniz bu iki küçük kasabadan hiç gitmek istemeyeceksiniz. Amsterdam'da bisikletler araba, tramvay ve otobüslerden daha öncelikli bir taşıt aracıdır. Dünyanın hiç bir ülkesinde bisiklet, bu kadar güvenle kullanılamaz. Amsterdam'da herkesin bir, hatta bir kaç bisikleti vardır ve şehir merkezinde araç otoparkları yerine çok katlı bisiklet otoparkları bulunur. Amsterdam'a uçak bileti alarak gittiğinizde ilk dikkat etmeniz gereken bisiklet yollarıdır. Çünkü Amsterdamlılar çok hızlı bisiklet kullanır. Şehirdeki Van Gogh müzesi sanatçının eserlerini yakından inceleme şansına sahip olacağınız bir yer. Dam Meydanı'nda yer alan Madam Tussaud ünlülerin balmumu heykellerinin sergilendiği harika bir müze. Anne Frank Müzesi ise aslında Anne Frank'in 2. Dünya savaşı sırasındaki hatıralarını yazdığı ev. İçindeki eşyalar korunarak sonradan müze haline getirilmiş. Ayrıca maceracı ve sanatseverler için ise vücudumuzda kısa bir gezinti yaptıran Body World veya heyecan arayanlar için çok çeşitli korku evleri mevcut. Hollanda'nın dünyaya en büyük armağanı savaş suçlularının yargılandığı ve dünyada hala adaletin kaldığını ve suçluların bir gün cezasını çekeceğini kanıtlayan Lahey Uluslararası Adalet Divanı'dır. Lahey Adalet Divanı, Birleşmiş Milletler 'in tek yargı organıdır. Her biri başka bir ülkeden seçilen 15 yargıçtan oluşan Lahey Adalet Divanı'nda alınan tüm kararlar, kendisini tanıyan ülkeler tarafından geçerli olarak kabul edilir. Bu adalet abidesini görmek isteyeceksiniz. Hollanda'da her şehrin neredeyse her sokağında mutlaka bir eğlence mekanı bulmak mümkün. Hem de öyle gecesi gündüzü de yok. Hem iç mekanlarda hem de sokakta her yaştan, her zevkten kişiye göre sınırsız bir eğlence unsuru var. 10-) Alışveriş Merkezleri Ve Bin Bir Çeşit Peynirleri! sadece Hollanda değil dünyadaki tüm ülkelere ait otellerle ilgili bilgi sunmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/845-erzinde-gezilecek-yerler.html", "text": "ile ilgili tüm soruların cevabını öğrenebilirsiniz. ilçesinin en önemli özelliği ziraat ileri düzeydedir. Washington portakal, greyfurt, mandalina, limon gibi narenciye üretimi oldukça yaygındır. Burada üretilen meyveler; Rusya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesine ihraç edilmektedir. Ayrıca bölgede nar ekşisi üretimi oldukça yaygındır. Gelen turistler yoğun olarak nar ekşi almaktadır. Erzin tarihi 1473 yılında yapılan Otlukbeli Savaşı'na kadar dayanır. Bölgede Akkayunlu Türkmen boyları tarafından buraların yurt tutulmasıyla kurulmuştur. Daha sonra da Selçuklu ve Memluk hakimiyetine giren bölge uzun yıllar Osmanlı hakimiyetinde de kalmıştır. 1903 yılında Mutasarrufluk olan bölge 1906'da bucak olarak Adana'dan Hatay'a bağlanmıştır. Birinci Dünya Savaşı sırasında Fransız ve Ermeni işgali yaşamış ve 1922 yılında bağımsızlığına kavuşmuştur. Kalıntılar, Erzin ilçe merkezine 7 km. uzaklıktaki istasyon mevkiinde bulunmaktadır. Bölge, Büyük İskender ile Pers kralı III. Darius arasında yapılan savaş ile bilinmektedir. Bölgenin Roma döneminde ki imar faaliyetleri sayesindeki gelişimi, günümüze kadar gelmesine büyük katkıda bulunmuştur. Ayrıca bu tarihi bölge: Bizans, Geç Hitit, Seleukos, Pers ve Osmanlı İmparatorluğuna ev sahipliği yapmıştır. İssos kalıntıları içerisinde su kanalları bulunmaktadır. Bu su kanalları: 1-2 km. uzunluğunda ve 7-8 metre yüksekliğinde olup günümüze kadar ulaşmayı başarmıştır. Su kemerleriyle dönemin Cenevizli gemicilerine ve Amanos dağlarına su götürülmüştür. Şehrin döneminde; tiyatro, hamam, tapınak, mezar gibi yapılara sahip olduğu bilinmektedir. Ancak bugün bölgede su kemerleri dışında başka bir yapıya rastlanmamaktadır. Çünkü kalıntılar toprağında altında kalmıştır. Arazinin volkanik yapısı nedeniyle oluşan depremler ve rüzgarın getirdiği kumlar, diğer yapıları toprağın altında bırakmıştır. , özellikle yaz aylarında gelen insanlar tarafından dolduruluyor. Kaplıca ilçe merkezinin 3 km doğusunda bulunmaktadır. Çevresi; maki, meşe, çam ormanlarıyla kaplı olan kaplıca suları 24 derece sıcaklığa ve 6,7 derece sertliğe sahiptir. Suların bileşimi; bikarbonat, sülfat, magnezyum, karbondioksit, kalsiyum ve bromürden oluşmaktadır. İçme kürlerine uygun olan bu bileşimli sular; böbrek ve idrar yolları rahatsızlıklarına, sindirim sistemi hastalıklarına olumlu etki yapıyor. Kaplıcada konaklayabileceğiniz Erzin Belediyesi tarafından işletilen, 150 yataklı bir motel var. Bunun dışında özel şahıslara ait pansiyonlarda var. Ancak bölge konaklamak için modern tesislere sahip değildir. Burası yalnızca Erzin halkı tarafından değil çevre halkları tarafında da ilgi gören günü birlik tatil bölgesidir. Sahil 6 km. uzunluğunda ve 1 km. genişliğindedir. Erzin ilçesine 22 km. uzaklıkta bulunmaktadır. Ayrıca sahilde çadır kurabileceğiniz kamp alanı bulunmaktadır. Yayla, Erzin ilçesinin sınırında bulunan Nurdağı'nın zirvesinde bulunmaktadır. Yaklaşık 2000 metre rakıma sahiptir. Uzaktan bakıldığında çıplak gibi görünen aslında otsu bitkilerle kaplı tepe \"Keldaz\" olarak da bilinir. Bölge, çam başta olmak üzere, gürgen, sedir, mezdeki, ladin ve ardıç gibi ağaçlarla kaplıdır. Zirveden 500 metre aşağıda ise yaylalar, Küçük ve Büyük Karıncalı düzlükleri yer almaktadır. Bu bölgelerde yaklaşık olarak 450 civarında konut bulunur. Erzin halkı, yazın nem ile birlikte artan sıcaklıklardan dolayı, yaz aylarında bu bölgelere gelmektedirler. Erzin'de her yıl düzenli olarak Narenciye Kültür ve Sanat Festivali gerçekleşir. Bu festival oldukça dolu dolu geçer. Bu etkinlik kapsamında kortej yürüyüşü, konserler, yarışmalar ve daha birçok gösteri halkın yoğun katılımıyla son derece coşkulu geçer. Sizler de sonbahar aylarında şehirdeyseniz bu etkinliğe mutlaka katılmanızı öneririz. Erzin Hatay'ın ana vatana katılma işlemleri sırasında önemli bir merkez olmuştur. Burada Mustafa Kemal Atatürk 1926 yılında ve 1931 yılında Hatay'a gelerek burada bir evde ikamet etmiştir. Bu ev belediye tarafından restore edilerek günümüzde Atatürk Evi olarak hizmet vermektedir. - Efsane Döner - Kaytaz Böreği - Humus Paçası - Saçta Ispanaklı Börek - Biberli Ekmek - Belen Tava - Ekşili Çorba Erzin'in mutfağı kadar bölge iklimine bağlı olarak yetişen narenciyeleri de meşhurdur. Burayı ziyaret etmişken mutlaka turunçgil almadan dönmeyin. Ayrıca şehir merkezinde çok sayıda yöresel ürün satan satıcılara ve yöresel baharatları satan aktarlara rastlayabilirsiniz. Ayrıca nar ekşisi üretimi bakımından da burası önemli bir merkezdir. 'ya ise 550 km mesafede yer alır. Şehre hava yoluyla da ulaşabilirsiniz. Ülkemizin çeşitli hava limanlarından Hatay Hava limanına giderek buradan şehre ulaşmanız mümkündür."} {"url": "https://www.gezipedia.net/846-tatile-cikarken-benzin-hesabi-yapmak.html", "text": "Tatile araçlarıyla gidecekler için en önemli konulardan biriside benzin masrafıdır. Bunun için tatile gidecek kişilerin veya ailelerin buna uygun hesap yapmaları gerekir. Günümüzde benzin fiyatının pahalı olması da insanları olumsuz yönde etkilemektedir. Bundan dolayı da aileler benzin masraflarını hesaba katarak yola çıkmak durumunda kalırlar. Sadece benzin tek başına bir sorun değildir tatil yerlerinin de iyi araştırılıp uygun fiyatlısı bulunup yapılan hesaba uygun hareket etmeleri gerekmektedir. Mesela durumları pek müsait olmayan kişiler gidecekleri yerleri iyi seçmelidirler. Çünkü araçlarıyla gideceklerse eğer yol masrafı benzin parası ve bununla birlikte tatil yerlerine yapılacak masraflar çok fazla gelebilir. Bunu için tatile gidilecek yer çok önemlidir. Uzak yere gidecek olan aileler yolda sadece benzin için yapacakları masraf 1000 lirayı bulabilir hatta gezeceklerini de düşünürsek daha da aşabilir. Örneğin Doğuda yaşayan bir aile tatil için ege tarafına gidecek olursa ve araçlarıyla giderlerse onlar için tatil beldesine ödeyecekleri paranın dışında bir de yol masrafı ve özellikle benzin parası çok sayıda liralar gidecek demektir. Bunun için aileler hesaplarını yapıp ona göre hesap yapıp bu doğrultuda plan yapmak zorundadırlar. Aileleri maddi anlamda zorlayabilecek bu durumdan dolayı aileler planlarını bu doğrultuda yapıp kendilerine uygun yerlere tatile gitmeleri gerekmektedir. Çünkü ülkemizdeki ailelerin çoğunluğu yılda bir kez veya birkaç kez tatile gidebilmektedirler. Paralarını biriktirerek karar verdikleri tatil kararlarında dikkatli olmalıdırlar. Aksi takdirde evdeki hesap çarşıya uymayabilir ve çıkılmış olan bu yolculukta hesapladıklarından ve biriktirdiklerinden fazla para harcayabilirler. Ya yakın yerlere tatile çıkmaları gerekir ya da araçlarıyla gitmek yerine daha karlı seçenekleri değerlendirmelidirler. Sonuç olarak ailelerimizin dikkat etmediklerinde daha çok maddi kayıpla karşı karşıya kalabilirler. Ülkemizdeki fiyatların çokluğundan dolayı çoğu şey görüldüğü kadar kolay değildir. Yol masrafları bununla birlikte çok fazla olan benzin fiyatları ve son olarak tatil beldelerinin çok pahalı olması ailelerimiz için büyük problem teşkil edebilir. Bu önemli konulara dikkat etmek gerekmektedir. Ve bundan dolayı daha rahat ve keyifli tatil yapabilmek için hesap yapmak çok önemlidir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/847-antalya-hadrian-kapisi-tanitimi.html", "text": "bölgesinde hem Roma hem de Selçuklu tarihinden izler görebilirsiniz. MS 130 yılına kadar gider. Bu yılda İmparator Hadrianus tarafından yaptırılan bölge bir Roma eseridir. Zamanla şehrin surlarının kapı dışına taşmasıyla uzun yıllar kullanılmamıştır. Bu yüzden de günümüze kadar gelebilmiştir. Sizler de Üç Kapılar'dan geçerek Kaleiçi'ni gezebilir ve buradaki dokuyu inceleyebilirsiniz. Ayrıca burada Selçuklu izlerini de bulabilirsiniz. Bir tarafı Antalya'nın tarihi yüzü olurken bir tarafı da modern yüzünü sizlere sunar. hakkında güncel fiyatlar değiştiği için bir tutar vermemiz şuan için yanlış olur. Bu yüzden gittiğinizde ayrıntılı bilgi alabilirsiniz. en eğlenceli etkinliklerinden biri de kapının önünde yer alan faytonlardır. Sizler de hoş bir fayton gezisiyle şehrin ve bölgenin dokusunu görebilirsiniz. Bugün koruma altına alan bu bölgede dünyada örneği çok az olan bir tarihi yapıyı görebilirsiniz. Akdeniz'in en önemli şehri olan Antalya'yı gezerken mutlaka Hadrian kapısını ziyarete edin ve önündeki faytonlarla bir gezi etkinliğine katılın. diyorsanız buraya Kaleiçi bölgesine giden belediye otobüslerine binerek ya da yürüyerek ulaşabilirsiniz. Bu bölge Antalya şehir merkezinde yer alan bir gezi noktasıdır. Havalimanından araç kiralayarak hem meşhur Üç Kapılar bölgesini hem de şehrin diğer tarihi noktalarını gezebilirsiniz. Kendi arabanızla gelecekseniz de İstanbul'dan 700 km, Ankara ise 480 km mesafede yer alır. Çeşitli güzergahlar üzerinden kendi arabanızla da buraya ulaşabilirsiniz. Henüz Antalya şehrine bir tren yolculuğu söz konusu değildir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/848-istanbul-bogaz-turlari-tanitimi.html", "text": "İstanbul boğaz turları, yemekli boğaz turları, yemekli tekne turu, tekne kiralama, teknede düğün, teknede mezuniyet etkinliği yapmak için yeterli bilgiye sahip olmak isterseniz yazımızı inceleyebilirsiniz. organizasyonunda canlı müzik ekipleri de bulunmaktadır. Bu canlı müzik ekibi fasıl ekibi, ses sanatçısı, kemancı, kemençeci, klarnetçi, oryantal ile mutlaka beğeneceğiniz hemen hemen her türlü müzik yayını yapabilmektedir. organizasyonlarınıza ev sahipliği yapmak için daima hizmetinizdedir. Seçenekler arasında bulunan zaman zaman talebe göre düzenlenen boğazda Türk gecesi organizasyonlarına katılabilirsiniz. Eşi bulunmaz bir deneyim yaşamak isteyenler için profesyonel çerçevede sunulan bu hizmet ile unutamayacağınız anılarınız olacaktır. organizasyonu ile eşsiz bir deneyim yaşamak isteyen çiftler için profesyonel çerçevede sunulan bu hizmet ile unutulmayacak bir hatıra biriktirebilirsiniz. ile mezuniyet etkinliklerinizin güzel bir şekilde geçmesini sağlayabilirsiniz. etkinliği esnasında profesyonel fotoğraf çekimi için de destek alabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/849-kirkagacta-gezilecek-yerler.html", "text": ", bölgedeki diğer yerleşim merkezleri gibi Akdeniz ikliminin etkisindedir. Yaşam şartların oldukça iyi olması, bölgedeki doğal güzellikler ve verimli araziler dikkate alındığında, insanların tarih boyunca buraya ve bölgeye olan ilgileri çok fazla olmuştur. ile ilgili net bilgiler maalesef yoktur. Milattan önceki dönemlerde burada insanların yaşadıkları düşünülmektedir. Roma ve Bizans hakimiyetinden sonra ise burası Osmanlıların eline geçmiş ve Osmanlılar burayı yüzyıllar boyunca yönetmiştir. Farklı medeniyetlerin hakimiyetleri, bölgedeki doğal güzelliklerin yanına tarihi yapıların da eklenmesine neden olmuştur. , insanların genel olarak beklentilerini karşılamaktadır. Yukarıda da ifade edildiği gibi burada farklı medeniyetlerin hüküm sürmesi, tarihi yapıların sayısını arttırmıştır. Bunun haricinde ise doğal güzelliklerin varlığı, burasını önemli bir nokta haline getirmiştir. 'dir. Söz konusu kentin tam olarak ne zaman yapıldığı bilinmemektedir. Helenistik, neolitik veya Roma dönemlerinde inşa edilmiş olabilir. Buna bağlı olarak söz konusu antik kentin yaşının 2000 ila 3000 arasında olduğu tahmin ediliyor. Kırkağaç ilçesinin İlyaslar köyünde yer alan bu antik kentte çok sayıda sütun, lahit ve benzer mimari yapılar vardır. Kırkağaç'ın en önemli mesire yerlerinden birisidir. Adından da anlaşılacağı gibi başta çam ağaçları olmak üzere farklı ağaç türlerinin olduğu bir alandır. İlçe merkezine sadece 4 km mesafede bulunan söz konusu mesire alanı, Soma yolu üzerinde yer alır. Piknik yapmak ve doğanın içinde zaman geçirmek isteyenler için önemli bir alternatiftir. Kaya mezarları, Kırkağaç ilçe merkezinin 7 kilometre güneyinde bulunan ve eskiden Yortan ismi ile anılan Bostancı köyünde bulunmaktadır. 2 adet mezardan oluşur ve tam olarak ne zaman yapıldığı bilinmez. Fakat kaya mezarlarında kullanılan mimari dikkate alındığında, Frig dönemine ait olma ihtimali çok yüksektir. Kırkağaç'a gelenlerin ziyaret etmesi gereken noktalardan birisidir. içindeki en eski yapılardan birisidir. Kırkağaç'taki diğer antik kentlerin aksine, burası ile ilgili daha fazla ve detaylı bilgiler vardır. İlçenin Siledik mahallesinde yer alan antik kent, Suriye kralı I. Antiokos tarafından karısı adına yaptırılmış ve kente de karısının adı verilmiştir. Milattan sonra 127. yılda yazılan 3 mektup vardır ve bunlar günümüze kadar ulaşmıştır. Antik kent daha sonra Romalılar tarafından da kullanılmıştır. ve benzer yerler de vardır. Özellikle Osmanlı zamanında yapılan cami sayısı bir hayli fazladır. - Bastı - Bazlama - Belirgat - Bora - Cingen Ba'lası - Dığan Gözlemesi - Ekmek aşı - İlana içi - Hamursuz - Kulak Çorbası 'a olan uzaklığı ise 372 km'dir. Bu kara yolları kullanılarak ilçeye gelmek mümkündür. Ayrıca Adnan Menderes Hava limanı üzerinden de yine ilçeye gelinebilir. Sizler için Manisa Kırkağaç ilçesi hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık. Bu yazımızda Kırkağaç'ta ne yapılır ve bu bölgeye yapacağınız seyahatleriniz için rehber niteliği taşıyacak Kırkağaç gezilecek yerler listesini yazarak; Kırkağaç nerede ve Kırkağaç'a nasıl gidilir sorularına yanıt verdik."} {"url": "https://www.gezipedia.net/85-orduda-gezilecek-yerler.html", "text": ", mavi ile yeşilin farklı tonları ile bir araya geldiği muhteşem manzaralarıyla sizi büyüleyecek olan oldukça şirin bir kenttir. Karadeniz Bölgesi'nde yer almasına rağmen düz alan bakımından dikkat çekmekte olan Ordu, Giresun ve Samsun arasında birçok sahil ilçesini de bünyesinde barındırmaktadır. Mazisi milattan önce 15 binli yıllara kadar dayanmakta olan Hitit, Frig uygarlıklarının ev sahipliği yapmış olduğu Ordu günümüzdeki doğal dokusuna 1800'lü yıllarda ulaşmaya başlamıştır. Böylece bir taraftan geçmiş dönemlere ait çok farklı tarihi eserleri kenti gezenlerin beğenisine sunarken diğer taraftan da muhteşem tabiatıyla görenleri büyülemektedir. Ordu'daki yüksek rakımı ile beraber muhteşem bir manzaraya da ev sahipliği yapmaktadır. Boztepe'ye sahilde bulunan teleferikle beraber çıktığınızda bir taraftan Ordu'nun muhteşem manzarasını seyrederken diğer taraftan da otantik havasıyla sizi büyüleyecek olan yeşillikleri ile beraber Boztepe karşınızda canlanacaktır. Boztepe'de yer alan birçok kafeterya ve restoranda karnımızı doyurup Ordu manzarası eşliğinde güzel dakikalar geçirebilirsiniz. de önemli bir yerde durmaktadır. 1850'li yıllarda yapılmış olan kilise geçmiş dönemlerde cezaevi olarak hizmet verirken günümüzde kültür merkezine dönüştürülerek güzel yapısı ile beraber dikkat çekmektedir. Günümüzde birçok kültür etkinliğine konsere ev sahipliği yapan kilisenin bulunduğu lokasyon hemen denizin üstünde olduğundan dolayı birçok fotoğraf tutkunu da kendisine hayran bırakmaktadır. günümüzde küçük bir restorasyona uğrayarak doğal dokusuyla birçok turiste ev sahipliği yapmaktadır. Özellikle yürüyüş yollarının bulunmuş olduğu Çaytepe köyünde Yason burnu çevresinde tabiat yürüyüşü yapmak bulunmaz bir keyiftir. de özel bir anlama sahiptir. Fatsa'da yer alan Bolaman Kalesi Ordu'nun geçmiş dönemdeki doğal mimari dokusunu da bünyesinde barındırmaktadır. iki kat olarak tasarlanmış olan yapının alt kısmında taş bloklar kullanılırken üst kısmı tamamen ahşap el işçiliği ile yapılmıştır. kentin 6 kilometre uzağında yer almaktadır. Birçok medeniyete ev sahipliği yapan kale günümüzde taş yığıntılar halinde özellikle tabiat tutkunları tarafından ziyaret edilmektedir. Kaleyi farklı noktalara bağlayan 2 tünel de dikkat çekicidir. yazın bile serin olan iklimiyle ön plana çıkmaktadır. Yaylada yer alan doğal tesislerde konaklayabilir tabiat yürüyüşü yapabilirsiniz. gerek kumuyla gerekse suyuyla Karadeniz'in en önemli ve güzel plajlarından birisi olmaktadır. Ayrıca ekstrem tatillerden hoşlanıyorsanız Boztepe'den paraşüt atlayışı yapabilirsiniz. Tam anlamıyla Karadeniz mutfağının hüküm sürmüş olduğu Ordu'da oldukça farklı ot tipleri de bulunmaktadır. Ordu'nun neyi meşhur diye sorulduğunda genel olarak Karadeniz'de akla gelebilecek hamsi, fındık ve mısır ilk sırada yer almaktadır. Fakat Ordu'da toplanmakta olup değişik şekillerde pişirilen kaygana, karalahana, melocan dikkat çeken yeşilliklerdir. Ayrıca orduya mahsus olan dible, karalahananın pirinçle harmanlandığı son derece lezzetli ve hafif bir yemektir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/850-salihlide-gezilecek-yerler.html", "text": ", denizden 125 m yüksektedir. Manisa'nın en büyük ilçesi olup, Türkiye içerisinde de özel bir yere sahiptir. Gerek Türkiye'den gerekse de yurt dışından gelen turistler, her yıl adeta buraya akın etmektedir. Salihli tarihi ile ilgili yapılan çok sayıda araştırma vardır. Bunlardan elde edilen bilgilere göre, bölgedeki insan varlığı ilk olarak Sardes Antik Kenti ile gerçekleşmiştir. Bu dönemden sonra insanlar, hep burada veya yakın noktalarda yaşamaya devam etmiştir. Lidyalılardan Osmanlılara kadar her dönem burada insan varlığı söz konusu olmuştur. Bunun en önemli nedeni olarak ilçenin konumu ve sahip olduğu imkanlar gösterilebilir. bakımından son derece zengindir. Bunun farklı nedenleri vardır, fakat öncelikle ilçenin konumunun fazlaca etkili olduğu söylenebilir. Doğal güzelliklerin yanı sıra burada hüküm süren devletlerin inşa ettiği yapılardan günümüze kadar ulaşanlar, buranın ciddi bir zenginlik kazanmasını sağlamıştır. Aşağıda bu noktalardan öne çıkanlar yer almaktadır. Yukarıda da belirtildiği gibi Salihli'deki ilk yerleşim yeri Sardes Antik Kentidir. Söz konusu antik kent, ilçe merkezinden 8 km uzaklıktadır. İzmir ile Ankara arasındaki kara yolu üzerinde bulunan antik kenti her yıl çok sayıda turist ziyaret eder. Antik kent içerisinde Helen, Roma, Pers ve Bizans dönemine ait kalıntılar vardır. . Bundan dolayı tarihsel önemi çok fazladır. Antik kent içerisinde Akrapol, Artemis Tapınağı, Sinagog, Roma Hamamı, Gymnasium, Kral Yolu ve benzer yapılar vardır. Salihli'ye gelindiğinde buraların mutlaka ziyaret edilmesi gerekir. arasında gösterilebilir. Çünkü bahse konu bölgenin doğal güzelliği çok fazladır ve görenleri adeta kendisine hayran bırakmaktadır. Divlitepe'de bulunan fosil ayak izleri; insan ve hayvanlara aittir. Bu ayak izlerinin en önemli özelliği, ilk insanlara ait olmasıdır. Bundan dolayı gelen turistlerin büyük ilgisini çekmektedir. Bahse konu ayak izlerinin içerisinde yetişkin ve çocuklara ait izler olması, burayı benzer noktalardan ayırmakta ve öne çıkarmaktadır. ile Demirköprü Baraj seti arasında kurulmuş Kız Köprüsü, beldenin en önemli değerlerinden biri haline gelmiştir. Antik Kral Yolu'nun geçtiği noktada inşa edilen bu köprü, altı gözenekli sütun kemerli taş yapısı sebebiyle Mimar Sinan tasarımlarını andırmaktadır. Yapım tarihi tam olarak bilinmemekte olmakla beraber Osmanlı döneminde inşa edildiği düşünülmektedir. Köprü civarında alabalık üretim tesisleri kurulmuş olup, misafirlerine ziyafet olağanı sunmaktadır. Kız Köprüsü'nün altından akarak, 2 kilometre devam eden su 25 metre yüksekliğe ulaşarak Adala Kanyonu'nu oluşturmaktadır. Doğa tutkunlarının kesinlikle ziyaret etmesi gereken nadide yerlerden biridir. - Doğa Dostu Festival - Manisa Adala Şeftali Festivali - Manisa Bisiklet Festivali - Odun köftesi - Kapama - Sinkonta - Sura - Şekerli pide"} {"url": "https://www.gezipedia.net/851-denizlide-ne-yenir-denizlideki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": ", sebze üzerine kuruludur. Başlıca sevilen geleneksel yemekler, deniz börülcesi çorbası, domates çorbası, tarhana çorbası, ovmaç çorbası şeklindedir. Özellikle patlıcan yemekleri Denizli'de rağbet gören yemekler arasındadır. Taratorlu ebe gümeci salatası, börülce salatası, en çok tercih edilen mutfak ürünleridir. Börekler ve tatlılar denildiğinde akla gelen ise, özellikle Ege mutfağı olacaktır. Yufka, pişit, badırma gibi ekmek türleri neredeyse her evin mutfağında yapılır. Denizli halkı kışın darı, ceviz, kavurga, yazın kestane, salatalık, kavun, karpuz yer. Denizli yemek kültürü, 6000 yıl öncesine dayanır. Lidya, Frigya, Roma, Selçuklu ve en son Osmanlı Devleti ile taşınan yemek kültürü, bugünlere ulaşmıştır. Denize kıyısı olmayan bu şehrin isminin Denizli olmasının ise, denizle herhangi bir alakası yoktur. normalde Tonguzlu ya da Donguzlu olması gereken şehrin ismi, halk dilinde telafuz kaymasına uğrayarak Denizli'ye dönüşmüştür. Kızartılmış biberlerin yoğurdun üzerine döşenmesi sonrasında elde edilen biber tatarı, süzme yoğurt ile yapılır ve soğuk servis edilir. Öncesinde kuru biberlerin haşlanması ve sapların gövdelerden ayrılması süreci gerekir. Biberlerin yanında kızarmış patatesler de yoğurt sosunun altındaki yerlerini alırlar. Denizlide ne yenir denildiğinde ilk sıralarda olan ve evlerde yapılmasından ziyade daha çok restoranlara gidilerek tercih edilen tandır kebabı, kemiksiz butun tereyağda kızartılması ile yapılır. Pek çok yörede tandır kebabına rastlasak da, aslında bu kebap türü Denizli'ye aittir. Özel hazırlanan hamurunun çiğnenmeden yutulması gerekliliği nedeniyle arabaşı, ilginç bir yemek türüdür. Hamur, un, su ve tuz karıştırılarak hazırlanır ve jölemsi bir kıvam elde edilir. Akabinde, ayrı bir şekilde çorbası hazırlanır. Çorba tavuk parçaları ve acı sos ile kaynatılarak hazırlanır. Arabaşı yerken soğuk hamurdan bir parça almak, sıcak çorba ile karıştırıp, hamuru çiğnemeden yutmak gerekir. Hamur işi olan bu yemek türü, mısır unuyla yapıldığından mısır gömbesi adını almıştır. Hamurun içine soğuk olarak dökülmesi gereken iç malzeme, isteğe bağlı olarak farklı olabilir. Ardından fırında kızartılarak pişirilen mısır gömbesi, dilimlenerek servis yapılır ve soğutulmadan yenir. Yanında en iyi giden yemek türleri, tarhana çorbası ve turşudur. Mısır unu ve normal unun karıştırılması ile yapılan hamur, hazırlanan soğanlı iç harç ile karıştırılır. Hazırlanan hamurlar kat kat tepsiye sıralanır ve her defasında harçtan biraz daha eklenir. Ayran ve turşu ile, sıcak olarak tüketilmesi tavsiye edilir. Orijinali, Çukurova yöresine ait bazlama, Denizli'de de oldukça meşhur lezzetler arasında yer alır. Bazlama kıymalı ya da patatesli olarak, kimi zaman da peynirli iç harçlar ile hazırlanarak tüketilir. Yuvarlak ekmekler şeklinde yapılan bazlama isteğe bağlı sade, tereyağı sürülerek de tüketilebilir. İç malzemeleri buğday ve et olan keşkek, geleneksel bir İç Anadolu, Ege yemeğidir. Daha çok özel günlerde, düğünlerde, bayramlarda yapılır. Keşkek UNESCO'nu somut olmayan kültürel miras listesinde yer alır. Denizli'de yolları bir düğüne düşenlerin mutlaka denemesi gereken bir lezzettir. Bir yemek türü olmasa da Zafer Gazozu, yalnızca Denizli'de üretilir ve satılır. Sarı zafer ve mavi zafer olmak üzere iki farklı çeşidi mevcuttur. Zafer Gazozu'nun sahibi iki kardeştir ve gazozların birini mavi diğerini sarı amblemli yaparlar. Diğer gazozlarla kıyaslandığında inanılmaz lezzetli olan bu gazlı içeceği, Denizli'ye yolunuz düşerse mutlaka denemelisiniz. Yağlı kuşbaşı koyun eti, domates, soğan, biber, ile yapılan güveç, güveç adı verilen özel toprak kaplarda yapılması nedeniyle, bu adı almıştır. Toprak kapta yapılan yemek, orijinalinde odun ateşinde pişirilir ve oldukça lezzetli olur. Sebzeli ya da daha çok etli güveç çeşitleri mevcuttur. Günümüzde, ateş yakılabilen dış mutfaklar kalmadığından, daha çok ocakta pişirilen güveç, aynı tada sahip olmasa da hala lezzetlidir. Güveçin bir diğer özelliği, içeriğinde salça yerine yalnızca domates sosu kullanılmasıdır. Denizli'ye özgü olan bu tatlı, gerçekten de bulamaç şeklinde yapılır. Un, su ve şekerin bir kapta karıştırılması sonucunda, bulamaç haline gelen karışım, göz göz oluncaya kadar pişirilir. Hala sıcaklığını muhafaza ederken bulamaçın üzerine sıcak tereyağı dökülür. Bulamaç tatlısı ceviz ya da fıstık ile dekore edilerek servis edilir. : Uzun senelerdir sektörde yer alan Gazezoğlu Pide, pide ve hamur işi Denizli ürünlerini denemek için oldukça elverişli bir mekan. İçeride herhangi bir oturma yeri olmayan bu restoranda, dışarıya konuşlanmış masa ve sandalyelerde oturarak yemek yemek mümkün. Aynı anda ustaların nasıl pide yaptığını da seyredebilirsiniz. tadında, gönüllerde taht kurar. Salamura zeytini ve sofralık zeytin de serpme kahvaltının içeriği arasında yer alır. Patates hoplatması, yumurtaya bulanmış fırın ekmeği kızartması da diğer ekstra lezzetler arasında yer alır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/852-somada-gezilecek-yerler.html", "text": ", sahip olduğu potansiyel ile dikkat çeker. Tarih boyunca insanların sürekli ilgisini çektiği Soma, birçok medeniyete adeta beşiklik yapmıştır. ile ilgili yapılan araştırmalar, buraya ilk olarak Lidyalıların yerleştiğini göstermektedir. Daha öncesine dair net bilgiler maalesef yoktur. Lidyalıların milattan önce 7. yüzyılda burada yaşadığı tahmin edilmektedir. Her ne kadar bir kitabe dışında herhangi bir kanıt yoksa da söz konusu kanıt, Lidyalıların Soma'da veya yakın bir noktada yaşadıklarına işaret eder. Lidyalılardan sonra farklı devletlerin egemenliğine girmiş olan Soma; Roma, Bizans ve Osmanlı gibi önemli devletlerin hakimiyetinde yaşamıştır. listesinin kabarık olduğu söylenebilir. Bunlardan öne çıkanlar aşağıda yer almaktadır. arasında burası da çok önemli yere sahiptir. , tam olarak ne zaman yapıldığı bilinmeyen eserlerden birisidir. Buna karşın Karamanlı mahallesi içerisinde bulunan söz konusu yapının 19. Yüzyılda yapıldığı tahmin edilmektedir. Günümüzdeki durumu çok iyi olmasa da görülmesi gereken özel noktalardan birisidir. Soma'nın en eski ve en büyük camisi olan bu yapının Selçuklular döneminde yapıldığı bilinmektedir. Adını aldığı Emin Hıdır Bey tarafından inşa ettirilen cami, zaman içinde tahribata uğramış ve bunun sonucunda zaman zaman onarımlar görmüştür. Soma'ya gelenlerin mutlaka ziyaret etmesi gereken noktalardan birisidir. 19. yüzyılda inşa edilmiş olup, Soma'nın önemli zenginliklerinden birisidir. Söz konusu caminin şadırvanın 15. yüzyılda inşa edilen bir hamamdan getirildiği tahmin edilmektedir. Bundan dolayı camiyi ziyaret ettiğinizde şadırvanı da yakından incelemeyi unutmayın. - Soma Karaelmas Festivali - Soma Motosiklet Festivali Özellikle Karaelmas Festivali, son dönemde yaşanan büyük acıların anılması ve kömürün nasıl çıkarıldığını anlamak açısından önemli bir yere sahiptir. Bundan dolayı da bu festivale olan ilgi çok fazladır. - Patlıcan Çığırtma - Şaşır - Kapama - Sura - Şekerli Pide Bu yemeklerin bazılarının Manisa'nın diğer ilçelerinde de yapıldığını söylemek yanlış olmaz. ve Soma'ya nasıl gidilir sorularına yanıt verdik."} {"url": "https://www.gezipedia.net/853-turgutluda-gezilecek-yerler.html", "text": ", Türkiye'nin en büyük ilçelerinden birisi olup, bu özelliği ile birçok Anadolu ilinden daha büyük olduğu söylenebilir. Tarımın son gelişmiş olmasına rağmen tek geçim kaynağı bu değildir ve ilçede sanayi de oldukça gelişmiştir. , milattan önce 5000'li yıllara kadar gitmektedir. Bu dönemlere dair önemli kalıntılar olmaması, insanların ilk olarak hangi tarihte buraya yerleştiklerinin bilinmemesine neden olmaktadır. Yapılan arkeolojik kazılardan elde edilen bilgilere göre buraya ilk defa hakim olan devlet Lidyalılardır. Daha sonraki dönemlerde ise Persler, Romalılar ve Bizanslıların hakimiyeti söz konusudur. Son olarak da Osmanlı hakimiyetine girmiştir. arasında da bu özelliği net bir şekilde hissetmek mümkündür. Fakat bunun haricinde farklı güzellikler vardır. Özellikle tarih boyunca önemli devletlerin buraya hakim olması, ilçede çok sayıda tarihi yapının yer almasına neden olmuştur. Bu bakımdan insanların beklentilerinin genel olarak karşılanacağını söylemek yanlış olmaz. Ankara ile İzmir arasındaki Yedi Eylül Mahallesi, Irlamaz Yolu Caddesi üzerinde bulunan bu anıt, bölgeye gelen insanlar tarafından ziyaret edilmektedir. Anıt içerisinde tarihteki Türk devletlerine ait bayraklar yer alır. Sevinç Meydanında bulunan Turgutlu Kent Müzesi, 1927 yılında yapılan Üzümcü Konağının belediye tarafından restore edilmesiyle hayata geçirilmiştir. Turgutlu tarihine ışık tutan müze, ilçenin kuruluşundan günümüze kadar olan birçok tarihi eseri barındırmakta ve aynı zamanda içerisinde bulunan etkinlik salonlarında düzenli aralıklarla yapılan konferans ve söyleşiler nedeni ile de Turgutlu haklı için önemli yapıların başında gelmektedir. Pazar günleri kapalı olan müzeyi diğer günler saat 09:00-16:30 arasında ziyaret edebilirsiniz. Turgutlu'daki önemli kaplıcalardan birisidir. İlçe merkezine 17 km mesafede bulunan söz konusu kaplıcanın suyunun sıcaklığı 50 ile 78 arasında değişir. Cilt hastalıkları, romatizmal rahatsızlıklar ve benzer sağlık sorunlarına iyi gelen bu kaplıcalara insanların ilgisi bir hayli fazladır. arasında belki de en özeli olan söz konusu bölge, son derece stratejiktir. Bundan dolayı Bizans döneminde buraya bir kale inşa edilmiştir. Kalenin sadece bir bölümü günümüze kadar ulaşabilmiştir. Hakkında çok fazla bir bilgiye sahip olmasak ta Turgutlu'nun Irlamaz mahallesinde bulunan bu türbe tasavvuf kültürü ile kendini eğitmiş ve İslam'ın Anadolu'da yayılmasını sağlayan kişilere verilen ad olan Horasan Erleri olarak ta bilinen Kandiren Dedeye aittir. Turgutlu'nun sahip olduğu geçmiş, ilçede farklı kültürel organizasyonların yapılmasına neden olmuştur. Bunlar arasında festivaller özel bir yer tutar. Eylül Ayında yapılan Uluslararası Turgutlu Kültür Sanat ve Bağbozumu Şenlikleri de bunlardan birisidir. Eylül ayının ilk haftasında gerçekleştirilen söz konusu organizasyona olan ilgi bir hayli fazladır. - Ekmek dolması - Fava - Enginar dolması - Kuzu mumbar dolması - Turgutlu köftesi, kuzeyinde Manisa ve Saruhanlı, doğusunda ise Ahmetli bulunur. Turgutlu'ya gitmek için tercih edilebilecek iki farklı yol vardır. Bunların birisi kara, diğeri hava yoludur. Her ne kadar burada hava limanı olmasa da İzmir Adnan Menderes Hava limanı üzerinden buraya uçakla gelinebilir. Turgutlu ile hava limanı arası 80 km'dir ve yaklaşık 1 saat sürer. Bunun haricinde ise kara yolu ile buraya gelinebilir. 'a olan uzaklığı ise 455 km olup, bu mesafede 5 saat sürmektedir. ve Turgutlu'ya nasıl gidilir sorularına yanıt verdik."} {"url": "https://www.gezipedia.net/854-dunyanin-en-kucuk-10-ulkesi.html", "text": "Dünyada 194'ten fazla ülke bulunmaktadır. Bu ülkelerin birçoğu yüzlerce milyonluk nüfusa sahipken bazı ülkelerde bir şehir kadar nüfusa sahiptir. Hatta o kadar küçüktür ki, diğer ülkelerdeki birçok şehrin nüfusu bu ülkelerin nüfusundan kat ve kat daha fazladır. Özellikle Avrupa'nın bazı bölümleri, Karayipler ve Pasifik'te bulunan bazı ülkeler dünyanın en küçük ülkelerini içerisinde barındırıyor. Dünyanın en küçük 10 ülkesi Amerika'nın Teksas eyaletinden daha küçük bir alana sahiptir (Teksas 1625 km alana sahipken, en küçük 10 ülke ise 1491 km alana sahiptir.). İşte en küçük 10 ülke. 3 farklı adadan oluşur. Bu adaların büyüklükleri sırasıyla Gozo, Comino ve Malta şeklindedir. Malta'nın nüfusu yaklaşık 450 bin civarındadır. Malta gece hayatı ve kumarhaneleri ile ünlüdür. Malta'nın yüz ölçümü yalnızca 316 km 'dir. gibi ülkelerin sömürgesi altındaydı. 1965 yılında bağımsız bir ülke oldu. Maldivlerin en büyük geçim kaynağı turizmdir. , 261 kilometrekarelik alanıyla dünyanın en küçük sekizinci ülkesi konumunda yer alıyor. Ülkenin ana ekonomik kaynağı turizm, tarım ve küçük imalat sanayileridir. Ayrıca adalarda harika dalış bölgeleri de bulunmaktadır. , Pasifik Okyanusu'nda bulunur. ABD'nin Hawaii eyaleti ile Avustralya kıtası arasında yer alır. Mikronezya'nın bir parçası olarak kabul edilir. 31 yuvarlak ada grubu, 5 ada ve 1152 adacıktan oluşur. Marshall Adaları'nda, 800'den fazla balık türüyle 160 kadar mercan türünün yaşadığı düşünülmektedir. , Alpler'in tamamen içerisinde yer alan tek ülkedir. İsviçre ve Avusturya arasında bulunur. Dünyadaki en düşük işsizlik oranı (1,5) ve en yüksek GSYİH bu ülkede bulunur. Ülkede havaalanı bulunmamaktadır. Ülkeye İsviçre Zürih Havalimanı üzerinden geçilebilir. olarak bilinir. Toplam 61 kilometrekare alana sahip ülkenin hayatta kalan en eski egemen devlet olduğu iddia ediliyor. San Marino, Avrupa'nın en küçük 3. ülkesidir ve sadece 30 bin nüfusa sahiptir. , Avustralya'nın kuzeydoğusunda bulunan Pasifik Okyanusu'nda yer almaktadır. Sadece 26 kilometrekare alana sahiptir. Yaklaşık 10 bin nüfusu vardır ve ana adada sadece bir hastane bulunur. 1978 yılında bağımsız olmuştur. - Dünyadaki en obez insanlar bu ülkede yer almaktadır. Erkeklerin yüzde 97'si ve kadınların yüzde 93'ü obezdir. - Fosfat kaynaklarının tükenme aşamasında olması nedeniyle işsizlik oranı yüzde 90'lara çıkmıştır. , dünyanın en büyük milyoner ve milyarderlerine ev sahipliği yapmaktadır. Sadece 2 kilometrekare alana sahip bu ülke, kumar endüstrisi ile tanınır. Ülke sakinleri Fransızca konuşur. Nüfusu ise 36 bin civarındadır. gibi eserlere de ev sahipliği yapmaktadır. Ülke ekonomisi Katolik Kilisesi bağışları ile dönmektedir. Ayrıca turizm de önemli bir konumdadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/855-ordu-karaoluk-koyu-tanitimi.html", "text": ", turistlerin kesinlikle görmesi gereken yerler arasındadır. 1900'lü yıllardaki resmi kayıtlarında: Batamı köyüne bağlı güney mahallesi adı ile bilinmektedir. Yerelde; Karaoluk ve Çukur Köy adı ile anılmaktadır. Avcıoba ırmağının her iki yanında yer alıp Karaoluk tepesi, Çukurköy, Vahitli ve Kiliseyen mahallelerinden oluşmakta idi. Daha sonra Karaoluk tepesi ayrılarak Yeşilköy adını almış; Çukurköy, Vahitli ve Kiliseyen mahalleleri Karaoluk adını alarak kullanmaya başlamıştır. Yine köyde Kılıçköy adı ile yer alan ve bugün yerleşim olmayan bir arazi vardır. Köy; civar köyler tarafından Dönük Köyü olarak adlandırılır. Çişeli Şelalesi doğal güzelliği ile doğa harikası bir göl olan Karaoluk Şelalesi Ordu'nun turizmi açısından cazibe noktalarından birisidir. Çiseli Şelalesi Türkiye'nin en güzel 10 şelalesi arasında yer aldığını duyduğunuzda gidip görmek size daha cazip gelecektir. Ordu'nun merkezine bağlı olan karaoluk mahallesi sınırları içerisinde yer alan Çiseli Şelalesi tam bir doğa harikasıdır. Bu muazzam görüntü sizlere unutulmaz anlar yaşatacaktır. Çiseli Şelalesi yanında herhangi bir kafe, restoran ya da yapı mevcut değil. Piknik yapılacak masa vb. yok. Muazzam bir manzaraya sahip olan Sarısay Şelalesi, yol kenarında olması ile ulaşımı daha kolaydır. 3275 rakımda muhteşem bir cennet ama yollar tehlikeli ve bozuk. Eğer sağlam bir arabanız yoksa Karagöl'ü ziyaret ederken zor anlar yaşayabilirsiniz. 3 bin 275 metre yükseklikteki krater göle ulaşan doğaseverler, gölün berraklığı ve sessizliğiyle dinleniyor. Zirvenin altında kalan bulutlar ise seyrine doyumsuz bir manzara oluşturuyor. 3275 rakımda olan krater göl görüntüsü ve berraklığıyla Giresun sınırları içerisinde bulunan Ordu'nun en önemli yaylalarından biri olan Çambaşı Yaylası'na sınır olan 3275 metre rakımlı Karagöl, turistlerin ilgi odağı olmuştur. Eğer bulutlara yukarıdan bakmak istiyorsanız, Karagöl'e gitmelisiniz. Bu doyumsuz manzara size unutulmaz bir tatil yaşatacak. Deredüz piknik alanında, mangal yakabilir ve açık havada piknik yapmanın keyfini çıkarabilirsiniz. Kabayatak Yayla Kültür ve Turizm Şenlikleri her yıl Ağustos ayının ilk haftası köylüler tarafından gerçekleştirilen organizasyonla Ordu'da tek nitelikli şenliktir. Eğer Ağustos ayında yolunuz Karaoluk'a düşerse, bu eğlenceli şenliğe katılabilirsiniz. - Karaoluk köyü, Ordu yürüyüş ve bisiklet rotası için ideal parkurlar barındırır. - Karaoluk köyü bölgedeki en önemli çam üretim merkezidir. - Arıcılık ve bal üretimi yapmaktadır. - Alabalık üretimi yapılmaktadır. - Fındık üretimi ve randımanında oldukça iddialıdır. - Uzun Fasülye - Peruhi - Mısır Çorbası - Karamancar - Çullu Börek - Zerde, diyen gezginler için; bölge Ankara'ya ortalama 250 km, İstanbul'a ise ortalama 400 km uzaklıkta bulunur. Karabük şehir merkezinden kara yolu ulaşımı ve toplu taşıma ile bölgeye ulaşabilirsiniz. Ayrıca bölgeye hava yolu ile ulaşmak isteyenler Zonguldak ve Kastamonu Hava limanlarını tercih edebilir. ve Karaoluk'a nasıl gidilir sorularına yanıt verdik."} {"url": "https://www.gezipedia.net/856-catalzeytinde-gezilecek-yerler.html", "text": ", Kastamonu'nun diğer ilçeleri ve Karadeniz Bölgesinin birçok yeri gibi mavi ve yeşilin kucaklaştığı bir yerdir. Çatalzeytin bağlı bulunduğu Kastamonu şehrine yaklaşık 105 km. uzaklıktadır. 2017 yılına göre 6346 nüfusa sahip olan Çatalzeytin muhteşem doğası ve gezilecek yerleri ile gezi listemize eklememiz gereken yerlerden biri. , MÖ 1200'lü yıllara kadar gider. Bu dönemde Deniz Kavimleri Göçü, Hititlerin yıkılmasıyla olmuştur. Bu olaydan sonra Friglerin bir bölümü bu bölgeye gelerek topraklara hakim olmuştur. Pontus ve Bizans egemenliğine de giren şehir, İlhanlı yönetiminden sonra Fatih döneminde Osmanlı idaresine girmiştir. Böylece burada farklı kültürlerden ögeler bir arada bulunabilir. Çatalzeytin gezilecek tarihi yerler konusunda pek bilgi olmasa da bazı noktaları gezginlere sağlar. Sizler de şehrin tarihinden günümüze kadar gelmiş bazı yapıları gezebilirsiniz. Ne yazık ki günümüze sadece güney ve batı bölümündeki surların bir kısmı ulaşabilen Ginolu Kalesi'nin kimi kaynaklara göre Osmanlı'dan kalma bir eser olduğu ve kalenin Gineoğlu adına sahip olduğundan bahsedilir. Kalıntılara göre boyunun 130 metre enin ise 39 metre olduğu tahmin edilen kalenin şehir merkezine olan uzaklığı 3 kilometredir. Sürtüven burnu ismi verilen sarp ve dik kayalıkların üzerine kurulu olan kalede yer alan burç duvarları ve kemerlerin yapısına göze çarpan Osmanlı ve Türk motifleri oldukça belirgindir. 'ni mutlaka ziyaret etmelisiniz ve denize girmek için de hemen altta bulunan kumsalı değerlendirmelisiniz. içine Çatalzeytin'i de mutlaka rotanız içine dahil edin. unutulmaz zamanlar geçirmeniz için sizleri bekliyor. hem turistler hem de yerel halk tarafından oldukça tercih edilen bir yer olarak karşımıza çıkıyor. Eğer yolunuz düşerse Kastamonu'nun ünlü kuyu kebabının tadına bakmanızı öneririz. yaz aylarında gerçekleşir. Tek festival olmasına rağmen konserler, yarışmalar ve farklı organizasyonlar ile oldukça coşkulu geçer. - Etli ekmek - Banduma - Mıklama - Paça - Ala pilav - Ekşili pilav - Köle hamuru - Cırık tatlısı Çatalzeytin şehri ormanlarıyla meşhurdur ve bölgede çam, köknar, kestane, ladin gibi çeşitli ağaçlar vardır. Ayrıca burada hayvancılık ve bal üretimi yoğun olarak yapılmaktadır. 'dan 240 km uzaklıkta olan Kastamonu'ya ise ortalama 4 saatlik bir yolculuğun ardından ulaşma şansına sahipsiniz. Kara yolu ile ulaşım biraz uzun ve zahmetli gibi gözükse de yolların manzarası ve güzelliği sizi kendisine aşık edecektir. Kara yolunda dikkat etmeniz gereken tek nokta Kastamonu-Çatalzeytin arasında nadiren de olsa yola düşen irili ufaklı kaya parçaları."} {"url": "https://www.gezipedia.net/857-diyarbakirda-ne-yenir-diyarbakirdaki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": "için oldukça fazla seçenekten bahsetmek mümkün olmakla beraber, şehrin sahip olduğu tarihi dokusu, zengin kültürel mirası ve tarih boyunca birçok halka ev sahipliği yapmasından dolayı Diyarbakır mutfağının da oldukça zengin olduğu göze çarpan bir diğer seçenek olarak dikkat çekiyor. Son dönemde turizm açısından da ülkenin yükselen değeri olarak göze çarpan Diyarbakır'da şehre gelen ziyaretçilerin anlata anlata bitiremediği özel lezzetler ise şehrin mutfağının bir derece daha özel hale gelmesini sağlaması bakımından da oldukça değerli. Diyarbakır'a gidildiğinde özellikle yaz mevsiminde tadılması gereken lezzet listesinin en başına kolaylıkla koyulabilecek olan Diyarbakır karpuzu, yemek üzerine tüketilebilecek önemli bir lezzet olmasının yanında, başlı başına ana öğün olarak da rahatlıkla tüketilebilen bir yapıda bulunuyor. arayışlarının odak noktasında bulunan Diyarbakır kaburga dolması aynı Diyarbakır ciğerinde olduğu gibi benzer şekillerde birçok yörede pişirilirken, birçok gurme tarafından Diyarbakır'ın kaburga dolmasının lezzet bakımından tek geçildiği ifade ediliyor. Koyun kaburgası kullanılarak yapılan Diyarbakır kaburga dolması fiyatı bakımından da oldukça uygun. Aynı zamanda bu lezzetin Diyarbakır'daki servisinin de eşsiz olduğunu belirtmek gerekiyor. Kibe Mumbar Adanalılar tarafından yakından tanınan bir yemek olarak göze çarparken, Kibe Mumbar'aasıl olarak Mumbar Dolmasının Diyarbakır temsilcisi benzetmeleri de yapılmaktadır. Diyarbakır yanında Mardin'de de önemli bir yere sahip olan Kibe Mumbar sadece bağırsağın değil, ek olarak işkembenin de doldurulmasıyla yapılan bir yöresel lezzet. Doldurma işlemi için bol baharatlı Diyarbakır usulü iç pilav da kullanılan kibe mumbar mutlaka denenmesi gereken lezzetlerden biri. Diyarbakır'a özgü yöresel bir lezzet olan nardanaşı Diyarbakır genelinde önemli restoranların menülerini süslemekle birlikte yağsız kıyma, köftelik bulgur, çeşitli baharatlar ve nar ekşisiyle hazırlanan sulu bir yemek olarak dikkat çekmektedir. Yemeğin üzerini süslemek için kullanılan narlardan ismini alan yemek Diyarbakır'a yolu düşenlerin tatması gereken önemli bir lezzet olarak ifade edilebilir. Sadece Diyarbakır'a özgü olmayan ancak Diyarbakır'da bir başka yapılan duvaklı pilav özel bir kıymalı sos ve bademle karıştırılarak yapılan pirinç pilavından oluşurken pilavın üzeri de el açması yufkayla kaplanıyor. Oldukça lezzetli ve farklı bir pilav olmakla beraber oldukça da hafiftir. Saç tava Diyarbakır'ın Türkiye mutfağına kendi yorumuyla sunduğu özel bir lezzet olarak ifade edilebilirken, Diyarbakır'da yenen en pahalı yemeklerden biri olarak göze çarpıyor. Özellikle dillere destan Diyarbakır etinin önemli bir yansıması olan Diyarbakır saç tava bölgenin olmazsa olmazlarından. Görünüş olarak Ege mantısına benzeyen pıçık, küçük şekillerde yuvarlanan bulgur toplarının üzerine isteğe göre tereyağlı sos, bol yoğurt, bol sarımsaklı yoğurt dökülerek servis edilirken ünü Diyarbakır dışına taşan bu lezzetin bir diğer adının da Hillorik olduğunu belirtmek gerekiyor. Kuzu eti, patlıcan ve kabakla yapılan; görünüş olarak güvece benzeyen meftune aynı zamanda içindeki sumak sayesinde farklı bir ekşiliğe sahip önemli bir Diyarbakır lezzeti olarak da dikkat çekiyor. şöhreti Diyarbakır'dan tüm Türkiye'ye yayılmakla beraber Diyarbakır'dan diğer şehirlere en fazla götürülen hediyelik tatlı olarak da dikkat çekmektedir. Diyarbakır genelinde satılmakla beraber Diyarbakır evlerinde de oldukça sık pişirilen bir çörek olan Mahlepli Diyarbakır çöreği yassı olarak hazırlanabildiği gibi, pelik biçiminde de hazırlanabilmektedir. Bol susamla süslendikten sonra servis edilen mahlepli çörek Diyarbakır'ın simgelerinden biri olarak da kolaylıkla ifade edilebilmektedir. Diyarbakır'da tatlı yenebilecek en iyi mekanlardan biri olan ve özellikle kadayıflarıyla ön plana çıkan Kadayıfçı Saim Usta şehrin en iyi kadayıflarını müşterilere sunarken fıstıklı ve cevizli burmalarıyla da ön plana çıkmaktadır. bakımından müşterilerine zengin bir menü sağlar."} {"url": "https://www.gezipedia.net/858-gorelede-gezilecek-yerler.html", "text": "bu bölgelerden apayrı bir güzelliği tarihi ile ayrılıyor. Görele Karadeniz sınırlarında bulunan Giresun ilinin bir ilçesidir. Bu yazıda sizlere Görele'de gezilecek yerlerden, Görele'nin tarihi yerlerinden ve pek çok özelliklerinden bahsedeceğiz. Görele, Giresun il merkezine 63 kilometre uzaklıkla bulunuyor. Bu sahil kasabasına ulaşmanın en mantıklı yolu bir araç kiralamak. Görele'yi görmeden önce şehir merkezinden araç kiralayabilirsiniz. Görele'nin adı antik çağda bulunan Eynesil Kasabası çıkışında, Görele burnu adı verilen Koralla şehrinden geliyor. Karolla kasabası zaman içerisinde bölgedeki Türk hakimiyetinin artmasıyla adı Görele'ye dönmüş. Görele Beldesi ile ilgili bulunan en eski bilgi MS 130'lu yıllarda bölgedeki Arrionus adlı yöneticinin, Roma İmparatoru Trayan'a mektup yazarken burayı Karolla olarak bahsetmesine dayanıyor. Karadeniz'in muhteşem doğasından nasibini almış Görele'de ilk etapta Dokuzgöz Milli Parkı gidilmesi gereken yerlerden biri olarak öne çıkıyor. Dokuzgöz Milli Parkı, adını sınırları içerisinde bulunan dokuz su kaynağından almaktadır. Doğa yürüyüşünden hoşlanan biriyseniz Görele'de ilk durağınız Dokuzgöz Milli Parkı olmalıdır. Klasik yayla tabiatına sahip olan Dokuzgöz Milli Parkı ormanlık alan içerisinde yer alıyor. Ayrıca bu parkta Orman Bakanlığı tarafından yapılan çeşitli konaklama tesisleri mevcut. Eğer Görele'de konaklamayı düşünüyorsanız bu tesisleri tercih edebilirsiniz. Görele'de gezip görebileceğiniz bir diğer yer ise Sis Dağı'dır. Sis Dağı bi nbir türlü doğal güzellikleri ile sahile 40 kilometre uzaklıkta olan muhteşem bir dağ. Sis Dağının deniz seviyesinden yüksekliği 2182 metredir. Sis Dağı üzerinde yirmiden fazla oba bulunuyor. Sis Dağına araç kiralayarak ulaşmanız en mantıklı tercih olacaktır. Karadeniz'e gidip de denize girmemek olmaz. Görele'de elbette deniz bulunuyor her ne kadar Akdeniz veya Ege gibi aşırı sıcak bir havası ve denizi olmasa da yine de girebileceğiniz plajlar mevcut. Plajlar genelde taşlarla çevrili yani Akdeniz plajlarındaki gibi kumlu bir plaj göremeyeceksiniz. Bu nedenle rahat edebilmek adına şezlong ve sandalyeniz ile gelmeniz veya plaj bölgesinde kiralamanız mantıklı olacaktır. Deniz ise oldukça temiz bu konuda şüpheniz olmasın. gelse de Giresunlu vatandaşlarımız Kemençeyi daha çok sahiplenmiş diyebiliriz Görele Kemençe Müzesinde sizi şaşırtacak pek çok detay bulabilirsiniz. Kemençe müzesine vardığınız an Karadeniz'de olduğunuzu iliklerinize kadar hissedeceksiniz. yediğiniz pidelerden lezzet olarak çok farklıdır. Çünkü Görele pidesini pişirirken çok farklı ekipmanlar kullanılır. Görele pidesinde kullanılan maya normal mayalardan değildir ve lezzetinin büyük çoğunluğunun kendine has mayasından geldiği söylenir. 'da Antep'te yiyorsanız bu pide size epey farklı gelebilir. Pidenin yumurtalısı peynirlisi, sucuklusu, pastırmalısı, kavurmalısı gibi pek çok çeşidi mevcuttur. Görele Pidesi'nin sırrı sorulduğunda ustalar genelde şu cevabı verir, kendine has mayası, ustaları, fırını kullanılan malzemelerin kalitesi. Gerçek sırrı bu mudur bilemeyiz ama Görele Pidesi gerçekten lezzetli. adı verilen dondurma başka hiçbir dondurmaya benzememektedir. Mutlaka denemeniz gereken Görele dondurmasını, köşe başında satan satıcılardan alabilirsiniz. Görele Dondurması ilk olarak 1928'li yıllarda ortaya çıkmıştır. Daha sonra baba oğul usta çırak ilişkisiyle bugüne kadar ulaşmıştır. Görele dondurması tamamen organik olarak yapılmaktadır. Köylerden toplanan süt, salep ve çövn kökü suyu ile yapılmaktadır. 'dan Sabiha Gökçen hava limanı veya Yeni İstanbul Hava limanından ulaşım sağlayabilirsiniz. Giresun'a uçakla ulaşım ortalama 1 saat 30 dakika sürmekte ve bilet fiyatları 200 TL'den başlamaktadır. Giresun hava limanına ulaştıktan sonra belediye otobüsleri ile Görele'ye ulaşım sağlayabilir veya araç kiralayabilirsiniz. Görele'ye Otobüs ile ulaşım sağlamak istiyorsanız yolculuk ortalama 14 saat sürmekte ve bilet fiyatları 120 TL'den başlamaktadır. Otobüs sizi Giresun Otogara götürecektir. Otogardan servislerle veya belediye otobüsleriyle Görele'ye ulaşabilirsiniz. Görele'ye kendi aracınız ile ulaşım sağlamak istiyorsanız, yolculuk yaklaşık 12 saat sürmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/859-bozcaadada-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "Bu kamp alanı doğa ile baş başa kalarak keyifli bir tatil yaparken bunun için ücret ödemek istemeyen kişiler için Bozcaada'da kamp yapılacak en güzel yerler arasında bulunmaktadır. Bu kamp alanında yapılmış olan bir tesis olmadığından herhangi bir ücret ödenmemektedir. Bu nedenle ihtiyaçlarınızı dışarıdan karşılamanız gerekmektedir. Kamp alanının merkeze yakın olması önemli bir avantaj olup, istediğiniz zaman merkeze giderek ihtiyaçlarınızı görebilirsiniz. Koyun denizi çok güzel olduğu gibi kamp alanı denize de çok yakın ve bu şekilde denize girmek içinde uzun mesafe yürünmesine gerek yok. yapmak için Beylik koyu aradığınız ortamı sunmaktadır. Eski adı Batık Gemi olan bu koyda yapılmış bir tesis olmadığından kamp yapmak için ilave ücret ödemenize gerek yoktur. Burada sahilin istediğiniz alanına çadırınızı kurarak tatilin tadını doyasıya çıkartabilirsiniz. Bu koy adını denizin adeta bir akvaryum gibi içinin berrak bir şekilde görünmesi sayesinde almaktadır. Bozcaada'nın en güzel koylarından birisi olan burada tertemiz bir denizde yüzebilir ve tutacağınız balıklar ile sevdiklerinize de harika ziyafetler hazırlayabilirsiniz. Kamp yapmak isteyen kişilerin ücretsiz olarak çadırlarını kurabildiği bu koyda isterseniz karavan ile de kamp yapma imkanı bulabilirsiniz. Denize daldığınızda sizle birlikte yüzen balıkları görebilir ve bir akvaryumun içindeymiş hissini yaşayabilirsiniz. Arkasında ki ormanlık alan ile muhteşem bir doğaya sahip bu köye bir kez gidenler adeta aşık olmakta ve başka bir kamp alanı düşünmemektedirler. Ayazma plajı bölgenin halk plajı olması ile oldukça kalabalık olması ile dikkatleri çekerken Sulubahçe koyu daha sakin bir yerde denize girmek isteyen kişilerin tercihi olmayı başarmakta. Aynı zamanda burada ücretsiz olarak kamp yapabilir ve çadır kurarak denizin keyfini akşamları da çıkartabilirsiniz. arasında Çayır koyu bakirliği ile ilginizi çekecektir. Şehir merkezine yakın doğanın içinde ama aynı zamanda denize çok yakın bir kamp alanı arıyorsanız ada kamping bunun için doğru tercih olmaktadır. Bir kamp alanında doğa ile baş başa kalırken aynı zamanda burada bulunan tesisler ile ihtiyaçlarınızı görebilmenin rahatlığını da yaşayabilirsiniz. Kendi çadırı ile gidenlerin kurabileceği alanlar olduğu gibi hazır çadırlar ile de kamp yapmak mümkün olmaktadır. Bozcaada'nın en batı ucunda yer alan Polente Feneri 1861 yılında yapılmış. Burası adada gün batımını izlemek için en ideal yer. Bozcaada rüzgarları ünlü olan bir yer ve buranın biraz daha rüzgarlı ve bunun için tedbirli olmanızda fayda var. Burada kamp yaptığınızda huzuru bulabilir ve sakin bir tatil geçirmek istiyorsanız bu isteğinizi gerçekleştirebilirsiniz. Bozcaada'nın denizi çok güzel olduğu gibi ormanları ve muhteşem doğası ile de insanları çekmeye devam etmektedir. Ormanın içinde doğa ile baş başa tatil yapmak isteyen kişiler için ayılar kamp alanı huzur dolu bir tatil için uygun seçim olmaktadır. Kamp yapmak ve tatilinizi daha rahat hissedeceğiniz ortamda geçirmek istiyorsunuz ama bu arada elektrik, duş, sıcak su gibi ihtiyaçlarınızın görülmesini istiyorsanız Eski kule mevkinde olan Bozcaada kamping bu isteklerinizi karşılayabileceğiniz bir alan olmaktadır. arasında tavsiye edilebilecek olan kiraz kamping çadır kurulacak alanları ve hazır bungalov evleri ile sakin ve huzurlu bir tatil planlayan kişilerin tercih olmaktadır. Ulaşımın kolay olmasının yanında denize yakınlığı ile de avantaj oluşturmaktadır. Çim olan alanda kuracağınız çadırlarınızda deniz sonrası dinlenebilir geceleri açık havada gökyüzünde beliren binlerce yıldızı izleyebilirsiniz. hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/86-kahramanmarasta-gezilecek-yerler.html", "text": "binlerce yıllık bir tarihe sahip Türkiye'nin güzide şehirlerinden birisidir. Özellikle de kurtuluş savaşı zamanında düşman ateşine kahramanca bir tavır göstermiştir. Bu dönemde tarihi yapıların çoğu yıkılmıştır. Kahramanmaraş çok eskilerden bugüne kadar muhteşem bir şehir olma özelliğini korumaktadır. Kahramanmaraş ülkemizin harikulade şehirlerinden birisidir. Ayrıca tarihe tanıklık etmiş bir şehirdir. Daha paleolitik dönemden itibaren tarihi başlar. Bugüne dek de birçok mimari ve tarihi yapısı bulunmaktadır. Eğer yolunuz Kahramanmaraş'a düştüyse gezecek yerlerin ne olduğuna dair bir liste yapmanız da fayda vardır. - Maraş'ın Tekir Vadisinde bulunan Döngel köyü daha paleolitik dönemden başlayarak izler taşıyan bir yerdir. Buradaki mağaralarda neolitik, kalkolitik dönemlerden Yeniçağa kadar izler vardır. Ardından Romalılar, Bizanslar, Selçuklar ve Osmanlılara kadar birçok önemli devlette izler bırakmıştır. - Yavuz sultan selim döneminde yapılan Hatuniye Camisi tarihi öneme sahip bir camidir. - Taş Medrese kentin önemli bir bölümü meydana getiren bir eserdir. İçerisinde mescit, medrese ve türbe vardır. - Kapalı çarşıya bitişik bir şekilde bulunan Taş Han Dulkadiroğulları döneminde yapılmıştır. Bu yapı moloz taştan yapılmış bir kare avluya sahiptir. Oldukça hoş bir havası vardır. - Kahramanmaraş'ın tarih kokan bir diğer yapısı da Çukur Hamamıdır. Bu yapıya çeşitli dönemlerde eklemeler yapılmıştır. - Şeyh Adil çeşmesi de kentin merkezinde bulunur. - 156.50 metre uzunluğunda bulunan Ceylan Köprüsü harikulade bir görüntüye sahiptir. 6 gözü bulunur. - Kahramanmaraş'ı ayaklarınız altına seren Kahramanmaraş Kalesi de muhteşem bir manzaraya sahiptir. - Kahramanmaraş'ta bulunan Kız Kalesi sessiz sedasız bir şekilde gelecek olan ziyaretçilerini beklemektedir. - Maraş'ta kale sayısı fazladır. Dilerseniz Akkale, Çuhadırlı, Keşişli, Karakale, Bugeme ve Kızıloluk kalelerini de ziyaret edebilirsiniz. Genel olarak bu şekilde güzide şehrimiz Kahramanmaraş'ı gezebilirsiniz. Kahramanmaraş'ta görülmesi gereken yerler listemiz genel olarak bunlarla sınırlıdır. Bir şehri ayrıcalıklı kılan şeylerden birisi de damak tadıdır. Eğer kahramanmaraşta görülmesi gereken yerlerturunuzu yapacaksanız buna yöresel yemeklerini de eklemeniz gerekir. - Maraş sofralarından eksik olmayan Maraş tarhanası kıtır kıtır dökülen bir lezzettir. Eğer aylardan temmuz ve ağustos ise her sofrada bu tarhanadan görmek mümkündür. - Maraş köftesi yöredeki en sevilen yemeklerdendir. Bol kimyonlu hazırlanan bu yemek ayranla birlikte yenilmelidir. - Küçük küçük dana etlerinin doğranarak patlıcan, soğan ve biberle birlikte pişirildiği Maraş tava görüntüsüyle bile sizi etkilemeyi başarır. - Kuşkusuz Maraş'ın en bilinen yemeği Acem pilavıdır. Bol baharatlı, kuşbaşı kesilmiş dana etli ve bademli süslemesiyle görenlerin ağzının suyu akar. - Bol sakatatlı olan Maraş çorbası da oldukça lezzetlidir. Eğer bol limon ve sarımsakta eklerseniz muhteşem bir tat alırsınız. - Kahramanmaraş mutfağının en çok bilinen lezzetlerinden birisi de Sömelek Köftedir. Bu köfte ince bulgur ile hazırlanır. Üzerine de bol yoğurt dökülerek servisi yapılır. - Son olarak Kahramanmaraş'ın tatlılarından bahsedilirse tabi ki ilk olarak akla Maraş dondurması gelir. Sadece Türkiye değil yurtdışında da oldukça rağbet gören bir dondurmadır. Oldukça lezzetlidir. Eğer Maraş'a geldiyseniz dondurmasını yemeden ayrılmamanız gerekir. Kahramanmaraş'ın neyi meşhur diyenler bu muhteşem lezzetlerin tadına bakmalıdır. Tabi hepsi mümkün olmasa da en azından birkaç tanesini deneyerek damak tadınıza lezzet ekleyebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/860-glamping-nedir-turkiyedeki-en-iyi-10-glamping-yerleri.html", "text": "merak edenleriniz için aslında yeni nesil bir doğayla bütünleşik, lüks ve konforlu bir konaklama stili diyebiliriz. 5 yıldızlı, lüks otel konseptlerinin sunduğu konaklama tarzından sıkılmış Avrupalı gezginler tarafından geliştirilen bir konaklama sistemidir. Kelime bazında ise \"Glamorous\" yani \"Büyüleyici\" kelimesiyle, bildiğimiz \"Camping\" yani \"Kamp Yapma\" kelimelerinin birleşiminden türetilmiştir. Bu tatil sisteminde tatil, lüks ve konforlu olduğu gibi doğal ve sadedir. Yani kısaca birbirinin zıttı olan iki tatil anlayışını muhteşem bir şekilde bir araya getiriyor. tatil anlayışı tam size göre. Çünkü glampingler, doğa koşullarının fazlasıyla zorlu olduğu kampçılığın tüm olumsuzluklarını doğayla bütünlüğüne hiçbir etkide bulunmadan ortadan kaldırıyor. Her geçen gün daha da sık duymaya başladığımız glampingler, lüks kamp anlayışını popülerleştiriyor. Özellikle büyük tatil köyleri, çok yıldızlı lüks otellerin konaklama ve tatil sisteminden bunalan tüm tatilciler, gezginler için muhteşem bir alternatif sunuyor. tesisleri sayısı da artış göstermeye başladı. Tüm doğa tutkunlarını, tatilin yüksek konfor standartlarından feragat etmek zorunluluğunda bırakmadan, doğanın tüm vahşiliğiyle bir araya getiriyor. Bu tesislerde gün boyu doğal kamp yaşamının en keyifli doğa aktivitelerini vaat ederken, geceleriyse yatağıyla, banyosuyla lüks bir konfor sunuyor. Bunun için özel olarak tasarlanmış çadır ve ağaç evler kullanılıyor. bulabilmeniz mümkün. İşte Türkiye'de glampinglerin tutkunu haline gelenlerin tercih ettikleri popüler tesislerden, daha keşfedilmemiş glampinglere sizler için seçtiğimiz glampingler. 'nın 35 dakikalık uzağında bulunan bir koy içerisinde yer alan Bonjuk Bay Glamping, Akdeniz'in muhteşem doğası içerisinde konforunuzdan ödün vermeyeceğiniz bir tatil deneyimi sunuyor. Tüm koy tesis dahilinde bulunduğundan hiçbir noktasında doğallığın bozulması gibi bir durumla karşılaşmıyorsunuz. Koyun dışında ise sadece paralel olarak uzanan toprak yol dışında medeniyetle hiçbir bağlantınız olmuyor. Ama glampinglerin özelliği doğrultusunda gün boyunca 3 öğün yemeğiniz önünde oluyor. Konforlu bir konaklama da cabası. hizmeti sunuyor. Aslında glampinglerin Avrupalı lüks otellerini alt üst eden gezginleri tarafından keşfedilmesinden öncede Club Amazon bu hizmeti veriyordu. Çünkü kampın tam 35 yıllık bir geçmişi bulunuyor. Eşsiz detayları ile butik kamp hizmetleri veriyor. Özgün ve eğlence odaklı konseptlerde oda konseptleri bulunuyor. Özellikle taş oda, mini-midi bungalov, butik Van, çingene arabası, teras oda ve küp oda gibi oda alternatifleri buluyor. Doğayla bütünleşik konforlu bir kamp yaparken, farklı kültür ve anlayışların eşsiz deneyimini de keşfetme fırsatı sunuyor. Günlük aktiviteleri ile doğal kamp hayatının tüm faaliyetlerini deneyimleyebilirsiniz. arasında yer alan bir tesis bulunuyor. Bozburun beldesindeki \"Dirsekbüyü Koyu\" içerisinde bulunan Kocabahçe Glamping, tam bir kamp deneyimi sunuyor. Denizin ve dik yamaçların, ormanlık alanının bir aya geldiği bir noktada lüks kamp özelliğine sahip. Coğrafyası o kadar doğal bir atmosfere sahip ki duyulan tek ses doğadan gelen insanı dinlendiren sesler oluyor. Tüm yemekler bahçesinden veya denizden gelirken, lüks kamp için elektrik güneş enerjisiyle sağlanıyor. Yani lüks çadır kampı deneyimini de yine doğayla bütünleşik sunuyor. Hamaklar, bungalovlar ve ağaçlarla atmosferiyle de büyülüyor. arasında bulunuyor. Naranciye ağaçlarının arasında hemen hemen tamamı doğal malzemelerle dizayn edilmiş donanımlara sahip çadırları bulunuyor. Çevresi ormanla çevrili kamp alanı içerisinde doğayla iç içe konforun nasıl olabileceğini tüm büyüleyiciyle görebiliyorsunuz. kampları sayılacak ise mutlaka Burdur'a da yer vermek gerekiyor. Nitekim Saklı Göl Evleri Glamping, bu alanda Türkiye'nin örnek gösterilebilecek noktalarından birisi. Yüksek konforun tadını çıkarırken, gölde balık tutma keyfinden, çam ormanlarında trekking keyfini yaşayabilirsiniz. Bölgedeki antik kentler ise doğa tatilinizi, kültürel bir tatille birleştirme fırsatı da sunuyor. kampları arasında bulunan Aylak Yaşam Kampı, mutlaka kamp için gidilmesi gereken yerlerden. Çıralı gibi doğa içerisindeki bir mekanın sessizliğinin bile en tenha noktasında bulunan glampinglerden birisi. Sahile 200 metrelik bir mesafede bulunan tesis, muhteşem yemyeşil bir bahçe içerisinde yer alıyor. Tesiste çadır, oda çadır, köşk ve karavan şeklinde farklı oda alternatifleri bulunuyor. Ayrıca dilerseniz kendi çadırınızı da kurabileceğiniz nadir glampinglerden birisi. Doğa aktivitelerinin yanı sıra resim, fotoğraf, ritim ve ahşap oyuncak gibi çeşitli atölyelere de yer verilmiş. Glampin, tam olarak böyle bir yer. Sırtında yemyeşil çam ormanları, içerisinde üzeri meyveler dolu ağaçları ve önü mavinin her tonunu gün boyunca size sunan masmavi bir deniz. Bölgenin doğallığını bölgenin en temel sakinleri olan Carette Carettalar ve Kaplan Kelebekleri ile anlayabilirsiniz. arasında bulunuyor. Kozluyalı Glamping, Edremit Körfezi'ne muhteşem bir bakış gerçekleştirebileceğiniz bir yer. Her tarafı Ege Bölgesinin simgesi zeytin ağaçları ile dolu olan kamp alanı, yine Ege Bölgesi'ne has olan birbirinden sıra dışı taptaze otlarıyla, geleneksel lezzetleri bir araya getiriyor. Kendisine özgün kahvaltı kültürü ve bu muhteşem doğallıkla bütünleşmiş durumda bulunan antik dünyanın izleri, sizleri bambaşka bir yere taşıyacak. içerisinde en farklı hizmeti sunarak, daha çok butik nitelikte bir hizmete sahip. Bölgede bulunan \"Teos Sanat Kampı\" sınırları içerisinde bulunan kamp, yine bölgedeki antik kente sadece yürüme mesafesinde bulunuyor. Geniş bir alana sahip olan kampın her noktasında yer alan ve büyüleyici bir koku yayan mandalina ağaçları ve yanı sıra zeytin ağaçlarıyla dikkat çekiyor. Ege'nin kendisine has lezzetlerinin eşlik ettiği doğa içinde konforlu bir tatil deneyimi sunan Mona Camp, karavan ve çadır şeklinde farklı alternatifler sunuyor. Mona Camp ile İzmir'in dillere desten muhteşem doğasını tam anlamıyla konforunuzdan ödün vermeden tekrar keşfedebilir ve adeta kendinizi bulabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/861-erbaada-gezilecek-yerler.html", "text": "sadece doğayla sınırlı kalmıyor. Hem tarihi ve kültürel hem de doğa gezileri yapılabilecek muazzam ve kendisine has Anadolu'daki yerleşim birlerinden birisi olan Tokat Erbaa, aslında en çok bilinen ilçelerden birisidir. Karadeniz Bölgesinde yer alan Tokat'a bağlı Erbaa ilçesi, Karadeniz' in muhteşem doğasını Orta Anadolu coğrafyasının kendisine özel iklimsel özellikleri ile bir araya getiriyor. Böyle olunca da son derece muhteşem ve doğa harikası mekanları sınırları içerisinde gizlemesini sağlıyor. pek çok medeniyete ev sahipliği yapmasını sağlamıştır. Tokat'ın Erek, Karakaya, Sosuna ve Taşabat ilçelerine \"Dört Nahiye\" manasına gelen \"Nevahi-i Erbaa\" ismi anılmıştır. Osmanlı İmparatorluğu'nda 1872 yılında Erbaa adıyla ilçe haline dönüştürülmüştür. Bu nedenle de günümüz modern yüzyıl Türkiye'sinin resmi yerleşim birimi olarak Erbaa tarihi Cumhuriyet öncesi döneme kadar uzanmaktadır. Bu yönüyle de Türkiye Cumhuriyetinin de en eski ilçeleri arasında kendisine yer buluyor. , ilçeye gelenlerin mutlaka ilk gidip, görmeleri gereken yerdir. Çünkü bu höyükte yapılan arkeolojik kazılarda milattan önce 4000 yıllarına kadar uzanan bazı Hatti uygarlığı buluntuları tespit edilmiştir. Buradaki buluntuların, Alacahöyük'te yapılan kazılardaki buluntular ile önemli benzerlikler taşıdığı belirtiliyor. , Erbaa'ya bağlı Eski Kale Köyü'nde bulunuyor. Ancak koruyamadığımız tarihi değerlerden birisi olması sebebiyle sadece ayakları ve kısım kısım bazı duvarları duruyor. Bu köprü Osmanlı İmparatorluğu döneminde doğu seferine çıkan orduya geçiş imkanı sağlamıştır. Tozanlı Çayı ile Kelkit Irmağı'nı bir araya getiren köprü, döneminde Amasya ile Tokat Niksar arasında geçiş güzergahı oluşturma görevine sahipmiş. ile ilgili bir rota oluşturulacak olsa Boğazkesen köprüsünden sonra mutlaka gidilmesi gereken Düden Gölü olur. Çünkü hem köprüden kuzeye devam edildiğinde kolayca ulaşılabiliyor olması hem de sadece kartpostallarda görülebilecek muhteşem manzaralara sahiptir. Bol bol doğa fotoğraflarını yakalayabileceğiniz muhteşem doğa noktalarından birisidir. Tüm Erbaa ilçesine tepeden hakim bir tepe olan Şahin Tepesi, \"Çamlık Mesire Alanı\" olarak da isimlendiriliyor. Tüm ilçeye geziniz öncesinde ya da geziniz sonunda bir de yukarıdan görme şansını yakalamanızı sağlıyor. Tokat Erbaa'nın kendisine has manzaralarının tadını çıkartabileceğiniz noktalardan birisidir. tarafından yaptırıldığı tahmin edildiğinden bu isimle anılıyor. Osmanlı dönemine ait bir eser olmasıyla birlikte Selçuklu dönemine ait önemli izlerde taşıyor. Ahşap işçiliğinin kendisine hayran bıraktığı caminin dışarıdan görünümü çok sadedir. Ancak bu kesinlikle sizi yanıltmasın. , bir kaynak suyudur. Çok temiz ve çok berrak bu su kaynağında bir değirmenin dönmesini sağlayacak kadar su çıkıyor. Kilise Suyu'nun Roma İmparatorluğu döneminde yaşayan insanlar tarafından tapınak şeklinde kullanıldığına dair ise kesin olmayan bilgiler bulunuyor. , Helenistik dönemi eserlerinden birisidir. Erbaa Ovası'na yukarıdan bakmayı sağlayacak bir tepede bulunan doğal kaya üzerinde kale içerisinde çok sayıda kral mezarlığı da bulunuyor. ilçesi, en popüler ilçelerden birisidir. Bu iki coğrafyanın oluşturduğu doğal güzellikleri ve iklimsel özellikleri ile özel bir atmosfer harmanı sunan Erbaa, aynı zamanda da tarihi ve kültürel değerleriyle de dikkat çekiyor. Tüm bunların birbirlerini etkileşimi ile birlikte Tokat'ın Erbaa ilçesi muhteşem bir sofra zenginliğine sahip. , Tokat Kebabı, Zile Pekmezi, Çölekli Tokat Gözlemesi, Tokat Keşkeği, Tokat Batı, Tokat Kuşburnu ve tabi ki Tokat Bağ Yaprağı yer alıyor. Türk coğrafyasının en çok tercih edilen lezzetlerinden birisi olan yaprak sarmanın hammaddesini oluşturan yaprakların en iyi ve en lezzetleri Tokat'ta yetiştirilmektedir. şeklinde bir soruyu doğal olarak gündeme getiriyor. Erbaa, Türkiye'nin kuzeyinde Karadeniz Bölgesinde bulunan Tokat iline bağlıdır. Tokat'tın Türkiye genelinde popülaritesi bulunan en özel ilçelerinden birisidir. Tokat'ın en batısında bulunan Erbaa, ilin Amasya olan sınırını da oluşturur. için sürekli önemli oranda artış yaşanmasına neden oluyor. Doğayla bütünleşik bir yaşam arayışında olanların dahi dönem dönem yoğun ilgi gösterdiği noktalardan birisi olması sebebi ile önemli oranda nüfus artışı yaşanan Tokat ilçelerinden birisidir. 'dir. Erbaa nüfusu genel olarak 49.52% erkek, 50.48% kadın şeklinde genel bir dengeye sahiptir. Her dönemde kadın nüfusu, erkek nüfusuna oranla biraz daha fazladır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/862-dogada-hayvanlardan-korunma.html", "text": "Kamp yapmak ani bir kararla alınabileceği gibi önceden planlanmış şekilde de yapılabilir. Kamp yapmak özellikle tutkunları için büyük bir keyif aracıdır. Kamp yapmak eğlenceli olduğu kadar tehlikeleri de barındırmaktadır. Bu nedenle kamp yapmadan önce mutlaka tehlikelere karşı gerekli önlemler alınmalıdır. Aksi takdirde keyifli bir kamp yerine kabusa dönmüş birkaç gün geçirilebilir. Kamp konusunda deneyimli kişiler tehlikelere karşı nasıl tedbirler alması gerektiğini bilir. Ancak kamp konusunda deneyimli olmayanlar mutlaka iyi bir araştırmanın ardından kampa gitmelidir. Böylece oluşabilecek tehlikeli durumlara karşı tedbir alınmış olur. Kamp kurmak için ilk dikkat edilmesi gereken konu, kamp yerini iyi seçmektir. Kamp yerinin tehlikelerden uzak olması güvenlik açısından önemlidir. Ülkemizde kamp yapılacak yerlerde genel olarak çok tehlikeli durumlar yaşanmaz. Aslan, timsah, kara mambo gibi ölümcül hayvanlarla karşılaşma olasılığı yok denecek kadar azdır. Ancak bu yine de diğer hayvanlardan zarar vermeyeceği garantisi de verilemez. Ülkemizde kamp yapılan yerlerde rastlanabilecek en tehlikeli hayvanların başında ayı, kurt, yılan ve yaban domuzu gelmektedir. Elbette ki her kamp alanında hayvanlarla ilgili tehlikeden söz edilemez. Ancak bu tehlike olmayacak anlamına da gelmez. Doğa kamplarında tehlikeli olabilecek hayvanlarla karşılaşmamak için öncelikle doğru bir kamp yeri seçilmesi gerekir. Dere, nehir ya da ırmak yakınlarında kurulan kamplarda, tehlikeli hayvanlarla karşılaşma ihtimalinizi daha fazladır. Çünkü hayvanlar su ihtiyaçlarını karşılamak için bu alanlara daha çok gelmektedir. Bunun yanı sıra mağara ya da in benzeri yerlerden de mümkün olduğu kadar uzak durmak gerekir. Bu alanlarda yaşayan hayvanlar, büyük zararlar verebilir. Her iki yerden de farklı ve güvenli bir yer bulup kamp kurmaya başlasanız bile tehlikenin geçtiğinden söz etmek doğru olmaz. Mesela, çadır kurulan yerde et ve sucuk benzeri bir yiyecek pişirmek tehlikeyi davet etmek anlamına gelir. Bu tür yiyecekler hayvanları kamp alanına çekecektir. Eğer illa bu tür yiyecekler yenecekse, mutlaka kamp alanın uzağında yapmak ve tüketmek doğru olacaktır. Kampa giderken götürülen yiyeceklerin saklanması da önemli bir ayrıntıdır. Bu yiyeceklerin saklanması için çadırı tercih etmek yapılabilecek en büyük hatalardan birisidir. Tehlikeden kurtulmak için yiyecekleri sağlam poşetlerin içerisine koyarak ağaç dallarına asmak doğru olacaktır. Kamp alanınızda yakılan ateş, tehlikeli hayvanların kamp alanına gelmesini engeller. Bu nedenle mümkün olduğunca ateşi söndürmemek gerekir. Ateşin olduğu yerler tehlikeli hayvanlar için korkutucu olur ve yaklaşmak istemezler. Ateşin sönmemesi için aralıklarla kütük ya da odun atmak doğru olacaktır. Ateşin yakınına konulacak meşaleler de tehlikeyi engelleme konusunda önemlidir. Kamp alanında ateşli silahlar asla kullanılmamalıdır. Ateşli silahlarla tehlikeli hayvanları yaralamak, daha tehlikeli bir ortam yaratır. Çünkü yaralı hayvanlar daha fazla saldırganlaşarak tehlikenin artmasına neden olur. Ateş etmek yerine meşalelerin ucundaki ateşi hayvana doğru sallamak daha doğru olacaktır. Kamp kurulan alanın etrafına ses çıkaracak cisimler asmak da bir yöntem olur. Bunun için çadırın 10 metre çevresine belirli aralıklarla ses çıkaracak teneke ya da plastik malzemeler asılabilir. Bu sayede yaklaşmakta olan hayvanı önceden fark edilebilir. Kamp alanında yürüyüşe çıkıldığı zaman olası bir saldırıya karşı ses çıkararak önlem alınabilir. Yüksek sesle konuşmak ya da yüksek sesle şarkı söylemek tehlikeli hayvanları uzak tutacaktır. Kamp sırasında ayı gibi bir hayvanla karşılaşıp göz teması kurulması halinde kaçmak en yanlış hareket olacaktır. Ayılar çok hızlı olduğu için hemen yakalanılır. Bunun yerine göz temasınız kesilene kadar yavaş adımlarla geriye doğru yürümek gerekir. Kamp alanında tehlikeli hayvanlarla mücadele etmek için sakin ve soğukkanlı olmak gerekir. Yapılması gerekenler doğru bilinirse mücadele çok daha kolay olacaktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/863-kampta-oynanabilecek-oyunlar.html", "text": "gelmektedir. Arkadaşlarla yapılan bir çadır kampında oynanabilecek oyunlar zevkli vakit geçirmek için en akıllıca seçenektir. Çadır kampı yapıldığı zaman arkadaşlarla oynanabilecek birçok oyun bulunmaktadır. Bu oyunlar genelde kişileri zorlamaktan çok eğlenceli vakit geçirmesini sağlamaya yöneliktir. Kamp oyunları sayesinde kişinin hem sosyalleşmesi kolaylaşır hem de kamp çok eğlenceli bir hale de getirebilir. Bununla birlikte çok güzel anılar biriktirmek için de fırsat yaratılmış olur. Kamp yapmak için karar verdikten sonra eğlenmek için de neler yapılabileceği araştırılabilir. Bu oyuna kısaca ip cambazlığı da denebilir. Oyunu oynamak için gereken iki nokta arasına bir ip germek ve üzerinde dengede kalarak yürüyebilmektir. Bunun oyun için birbirine yakın iki ağaç seçilmelidir. Kullanılacak olan ipin mutlaka Slackline ipi olması gereklidir. Bu ipin özelliği içerisinden geçen kabloların çelik olmasıdır. Oyun amatörce oynandığı zaman ipin çok yükseğe bağlanmamasına özen göstermek gerekir. Aksi takdirde sakatlık yaşamak kaçınılmaz bir son olacaktır. Voleybol bilinen en eski oyunlardan birisidir. Bir file ya da ip yardımı ile kamp alanını ikiye bölerek iki grup ile oynanan oyunda özel bir top kullanılmaktadır. Kamp alanında oynanabilecek en keyifli oyunlardan birisi voleyboldur. İp ya da filenin iki ağaç arasına gerilmesinin ardından oluşturulacak iki takım ile oldukça keyifli zaman geçirilebilir. Kamp ortamının en eğlenceli oyunlarından bir diğeri ise frizbidir. UFO'ya benzeyen bir aletle oynanan frizbide karşılıklı iki kişi atılan çemberi yere düşmeden yakalamaya çalışır. Tekniğe dayanan bir oyun olarak da nitelendirilebilen frizbi oyunu ile oldukça eğlenceli zamanlar geçirebilir. Ormandan toplanacak kuru dalları belirli aralıklarla yere dizdikten sonra üzerine kağıt bardak yerleştirip frizbilerle bu kağıt bardakları devirme temelli bir oyundur. Kolay ama çok eğlenceli bir oyun olarak söylenebilir. Bu oyun yurt dışında çadır kampı kuranlar arasında oldukça popülerdir. İki kişiden oluşan takımlar arasında oynanan oyunda içi boş silindire ihtiyaç duyarsı gerekmektedir. Bu oyun için bir çöp kovası iş görecektir. Takım oyuncularından biri kovanın başında dururken diğeri ise karşıdan frizbiyi atar. Frizbiyi oyuncu fırlattıktan sonra diğer oyuncu tek hareketle kovanın içine düşürmeye çalışıyor. Kovaya en çok frizbi isabet ettiren takım oyunu kazanır. Bu oyunda yere küçük kare çizilir. Çizilen bu karenin içerisine frizbi atılarak isabet ettirmeye çalışılır. En fazla frizbiyi denk getiren kişi oyunu kazanır. Tenisin benzeyen bir oyun şekli olan Badminton'da kurallara uygun olarak topu rakip tarafa düşürmek gerekir. Bu oyun, tüylü ve hafif topla oynandığı için her yaş grubuna uygundur. Bu oyun hem arkadaşlarla hem de aile ile oynanabilir. Topun çok hafif olması zor kontrol edilebileceği izlenimini verebilir. Ancak topun doğru şekilde atılması sonucu çok eğlenceli bir oyun sağlamış olunur. Malzemeleri küçük olan Badminton oyununu taşıma kolaylığı sağladığı için de çok fazla tercih edilmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/864-bodrumda-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "İşte sizler için hazırladığımız Bodrum'da Kamp Yapılabilecek En İyi 10 Yer adlı makalemiz. hem doğa ile baş başa kamp deneyimi sunarken hem de misafirlerine çeşitli aktiviteler de sunmaktadır. Kamp alanı içinde çadır kiralayabilir, bisikletinizle ya da kamp alanı içinde yer alan bisikletlerle gezebilir, scuba diving ve yoga gibi çeşitli aktiviteler ile tatilinizi daha renkli hale getirebilirsiniz. , hem kendi çadırınızı kurarak kamp yapma imkanı sunar hem de hostel ve bungalov gibi konaklama imkanı sunmaktadır. Yine Turgutreis mevkinde yer alan Ecofarm Kamp, misafirlerine sunduğu çeşitli aktiviteleri ile tatili daha eğlenceli geçirmenizi sağlayacaktır. Kampın ortak alanında sunulan elektrik hizmeti ile de herhangi bir sorun veya eksiklikler karşılaşmayacaksınız. Bununla beraber belirtmekte fayda var. Kamp alanında soğuk içecekler bulunmamaktadır. muhteşem manzara eşliğinde kamp yapma imkanı sunmaktadır. Doğa ile baş başa denize sıfır şekilde kamp yapabileceğiniz bir noktada yer alan kamp alanında denizin tadını çıkarabileceksiniz. Diğer kamp alanlarına göre bakirliğini korumayı başaran Şafak Camping eğlenceli ve huzurlu bir tatil geçirmek isteyen kampçılar tarafından tercih edilmektedir. gerek ekonomik oluşu gerekse de eğlence merkezlerine, restoranlara ve alışveriş merkezlerine yakın konumuyla da dikkat çekmektedir. arasında en çok tercih edilenler arasındadır. 'te yer almaktadır. Denize ve eğlence mekanlarına son derece yakın olan Zetaş kamping hem kamp hem de eğlence arayan tatilciler tarafından tercih edilmektedir. gerek ekonomik oluşu gerekse de diğer kamp alanlarına göre daha sakin olmasından dolayı tercih edilmektedir. Çadırla beraber karavanla da kamp imkanı sunan işletme denize son derece yakın konumda yer almaktadır. İnternet, araç kiralama, havuz ve çamaşırhane gibi hizmetler de sunmaktadır. daha çok rahatlamak isteyen kampçılar tarafından tercih edilmektedir. Kamp alanı içinde yer alan Detoks merkezi de yine buna uygun şekilde rahatlamanızı sağlamaktadır. Kamp alanı içinde ahşap evler, karavanlar, çadırlar ve bungalovlar bulunuyor. İster kendi çadırınızda isterseniz de herhangi birini kiralayarak kamp yapabilirsiniz. 'tir. Ilgınlar Plajı'nda yer alan kamp alanı ön tarafta deniz manzarası sunarken hemen arkada ise dağ esintisi sunmaktadır. Çadır ve bungalov gibi alternatifler sunan kamp alanında ayrıca ücretsiz Wi-Fi imkanı da sunulmaktadır. da yine popüler olan kamp alanlarından biridir. Diğer kamp alanlarına göre daha yeni açılmış olan işletme doğa ile baş başa kamp deneyimi yaşamak isteyen tatilciler için ideal noktalardan biridir. Ancak belirtmekte fayda var kamp alanı denize biraz uzak konumda ormanın içinde yer almaktadır. hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/865-alanyada-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "'nın güneşinden korunmak için çam ağaçlarının gölgesi tercih edilirken, geceleri muhteşem gökyüzü manzarası seyredilebilir. Alanya'ya 34 km mesafede bulunan Aytap Antik Kenti'nde bulunan kamp alanı, Gazipaşa'ya sadece 10 km mesafededir. Ulaşımın genel manada kolay olduğu bu kamp alanında tarihi antik kentin havası net bir şekilde hissedilir. Burada konaklayan kampçılar, doğanın, tarihin ve denizin keyfini aynı anda geçirme imkanı yakalarlar. Alanı'dır. Deniz kenarında yer alan bu kamp alanı, aynı zamanda büfelere de yakın bir konumda yer alır. Dolayısıyla hem geceyi doğanın içerisinde geçirilmesine imkan verir, hem de medeniyetten uzak kalmayanların tercih etmesi gereken noktalardan birisidir. Alanya'dan Mersin istikametine giderken 13 km sonra hemen sağda yer alan bir kamp alanıdır. Ulaşım son derece kolaydır ve yakın bir konumda restoran vardır. Yemek ihtiyacı bu restoranda giderilebilir. Genel olarak sessiz bir alan olduğu söylenebilir. Doğa ile baş başa kalarak kafasını dinlemek isteyenlerin tercih edeceği mekanlardan birisidir. Toros Dağlarının muhteşem manzarasını ziyaretçilerine sunan bu kamp alanı, rakım olarak yüksek bir noktada bulunur. Ormanların içerisinde yer alan kamp noktasında insanlar doğanın tam kalbinde gibidir. Sessiz ve sakin bir alan olup, ziyaretçilerini adeta kendisine hayran bırakır. Adından da anlaşılacağı gibi Sedre Club tarafından oluşturulan bir kamp alanıdır. Deniz kenarında yer alan kamp noktasında, kampçılar hem eğlencenin tadını çıkarır, hem de geceyi doğada geçirme imkanı yakalar. Bu açıdan özel bir alan olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Alanya sınırları içerisinde bulunan bir diğer önemli kamp alanı Golden Sand adıyla bilinen alandır. Bir işletmenin bulunduğu alanda kamp yapmak için cüzi kabul edilen bir rakamın ödenmesi gerekir. Bu rakamı ödeyen kampçılar, farklı alanlardan yararlanma imkanı yakalar. Dolayısıyla insanların medeniyetten uzaklaşmak istemediği kamplar için tercih edilebilir. noktaları arasında özel bir yeri olduğu söylenebilir. yolu üzerinde yer alan bir kamp noktasıdır. Kampçılar tarafından dahi çok fazla bilinmez. Kargıcak'ta bulunan kamp noktasına yakındır. Ulaşımın kolay olması, insanların buraya olan ilgisini her geçen gün biraz daha artırmaktadır. listesinde yer alan bir diğer noktada Hacımehmetli'dir. Alanya'nın batısında yer alan bu şirin yerleşim yerinin yakınlarında kamp yapabilecek farklı noktalar vardır. Doğa severler için önemli bir alternatif olduğu söylenebilir. hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/866-manavgat-selalesi-tanitimi.html", "text": "'nin ismi Antalya'nın Manavgat ilçesinin isminden gelmektedir. - Özel Araç İle Ulaşım: Özel araçları ile bölgeye gelmek isteyen kişiler Manavgat yolunu kullanmalıdır. Daha sonra ziyaretçiler yolda karşılaştıkları tabelaları takip ederek bölgeye kolay bir şekilde erişim sağlayabilmektedir. - Toplu Taşıma İle Ulaşım: Manavgat Şelalesi'ne gelmek isteyen kişiler ilk olarak Antalya merkez bölgesinden ya da Alanya'dan toplu taşıma araçlarına binerek Manavgat ilçesine gelmelidir. Daha sonra buradan şelaleye minibüs ya da otobüs kullanılarak kolay ve hızlı bir şekilde gidilebilinmektedir. - Havaalanından Ulaşım: Antalya havaalanından Alanya havaalanına gelinmelidir. Daha sonra Alanya'dan Manavgat Şelalesi'ne gelmek için bölgeye giden toplu taşıma araçları kullanılmalıdır. Şelalenin tam konumunun nerede olduğunu öğrenmek isteyen kişiler cep telefonlarından \"Google Haritalar\" uygulamasını indirerek bu uygulama üzerinden konum bilgisine ulaşabilmektedir. - Yetişkin: Girişte yetişkinlerden 6 TL ücret alınmaktadır. - İlk ve Ortaokul Öğrenciler: Manavgat Şelalesi'ne ücretsiz bir şekilde girebilmektedir. - Şehit ve Gazi Aileleri: Manavgat Şelalesi'ne ücretsiz bir şekilde girebilmektedir. mevsimlere göre değişmektedir. Şelaleye kışın gelecek olan kişiler için ziyaret saati 08.00-19.30'dur. Bunun yanı sıra yazın şelaleyi görmek isteyen kişiler 08.00 ile 18.00 saatleri arasında ziyaretlerini yapabilmektedir. - Side Antik Kenti: Side Antik Kenti, Side sahilinin yanında bulunmaktadır. Bu tarihi yapı ziyaretçilere eski uygarlıklar hakkında değişik bilgiler sunmaktadır. - Apollon Tapınağı: Apollon Tapınağı M. S 150 yıllarında yapılmaktadır. Yapı bölgeye çok sayıda turist gelmesini sağlamaktadır. - Side Anfi Tiyatrosu: Burada çeşitli mimari yapılar yer almaktadır. Side Anfi Tiyatrosu daha çok Roma İmparatorluğu'na ait izler taşımaktadır. - Köprülü Kanyon Milli Parkı: Milli parkın içerisinde Artemis Tapınağı ve Zeus Tapınağı bulunmaktadır. Bunun yanı sıra parkın etrafında barınmak için yerler de bulunmaktadır. - Seleykia Antik Kenti: Bu antik kentte çok sayıda doğal mimari yapılar yer almaktadır. - Side Müzesi: Müzede Roma ve Bizans İmparatorluğu'na özgü eserler yer almaktadır. Ziyaretçiler bu dönem hakkında müzeden çok sayıda bilgi elde edebilme imkanına sahiptir. - Nehir Raftingi ve Tubing - Tekne Turları - 4WD, ATV ve Off-Road Turları - Adrenalin ve Macera Turları - Tüplü Dalış ve Şnorkelle Dalış - Kano Gezintisi - River Butik Hotel, Manavgat: Otelin iletişim numarası 0242 746 00 34'tür. - Cats Catty Garden Hotel: Otelin iletişim numarası 0242 753 23 52'dir. - Hotel Orange Palace: Otelin iletişim numarası 0242 777 07 17'dir. - Çenger Beach Resort Hotel: Otelin iletişim numarası 0242 766 43 00'dır. - Linda Resort Hotel: Otelin iletişim numarası 0242 756 91 30'dur. Ziyaretçiler yukarıda yer alan otellerin iletişim numaralarından otellerin mevcut oldukları olanaklarını öğrenebilir ve rezervasyon işlemlerini yaptırabilir. - Çatıaltı Köy Kahvaltısı - Serenade Restaurant & Bar - Bardo Gelato - Conny's Restaurant And Bar - Safran Restaurant Cafe & Bar - Doruk Pastanesi - Side Friends Restaurant - Amelda Restaurant - Umut Pide - Cihan Kebap Restoran 'ne gelen kişiler yemek tercihlerine göre burada değişik birçok yemek imkanı bulmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/867-fethiyede-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "bu anlamda Fethiye'nin simgesi olmuştur. Özellikle kampçılar için de son derece uyun konaklama noktaları sunan sahil şeridinde ücretsiz olarak çadırınızı kurup kamp yapabilirsiniz. Ancak son derece kalabalık olduğundan dolayı sessizlik arıyorsanız pek önermemekteyiz çünkü her yıl binlerce kişi tarafından tercih edildiğini unutmamak gerekiyor. denilince akla gelen ilk noktalardandır. Vadi içinde yer alan 80 farklı kelebek türüne ev sahipliği yaptığından dolayı adını da buradan almaktadır. Kendi çadırınızla veya orada bulunan çadır veya bungalovlarda konaklayabilirsiniz. büyük şelalesi, uzun sahil şeridi ve uçsuz bucaksız ormanlık alanı ile adeta cenneti anımsatmaktadır. Ancak yol uzun ve araç ile gitmek mümkün değil bunu da belirtmekte fayda var. Yolun çetrefilli olmasından dolayı son derece sakin olan Faralya'da huzurlu ve sakin bir kamp yapabilirisiniz. 'dur. Ücretsiz olarak kullanılabilecek birçok kamp alanı mevcuttur. Buranın bu kadar güzel ve sakin olmasının en büyük nedeni araçla ulaşımın mümkün olmamasıdır. Buraya uzun bir yürüyüş sonucunda ulaşılmaktadır. Pek fazla tercih edilmemesinin nedeni de budur. Özellikle insanlardan uzak sakin bir kamp geçirmek için ideal bir seçim olacaktır. Doğa ile iç içe tabirinin ne demek olduğunu hissedeceğiniz ender noktalardan biri olan Darboğaz Koyu, uçsuz bucaksız ormanlık alanı ve berrak denizi ile ziyaretçilerini büyülemeyi başarmaktadır. Burası da yine kampçılar tarafından tercih ettiği için kimi zaman kalabalık olabiliyor ancak geniş bir alan olduğu için kendinize özel bir yer bulabilirsiniz. Fakat belirtmekte fayda var ormanlık alan içinde vahşi hayvanların olduğunu unutmayınız. Fethiye'nin en yüksek tepelerinden biri olan Babadağ özellikle manzara tutkunlarına hitap etmektedir. Mavi ve yeşilin ayaklar altında olduğu Babadağ daha çok adrenalin tutkunları tarafından tercih edilmektedir. Yamaç paraşütünün sıkça yapıldığı kamp alanı kimi zaman kalabalık olabiliyor. derken akla gelen bir diğer nokta ise şüphesiz Çalış Sahili'dir. Ücretli ve ücretsiz birçok kamp alanının bulunduğu sahilde kendinize en uygun yeri bulmakta zorlanmayacaksınız. Özellikle berrak denizinden dolayı tercih edilen kamp alanı kalabalık ve gürültülüdür. Eğlencenin eksik olmadığı alan daha çok genç kampçılar tarafından tercih edilmektedir. için muhteşem yerlerden bir diğeridir. Kısa süreli kamplardan çok uzun süren kamplar için idealdir çünkü buradan ayrılmak pek de kolay olmuyor. Orman ve denizin kesiştiği noktalardan birine çadırınızı kurarak gün batımında gemileri seyrederek uykuya dalabilirsiniz. Ancak belirtmekte fayda var burası tekne turlarının uğrak noktalarından biridir. Kısa süreli insanlar burada konaklayıp turlarına devam etmektedirler. Fethiye merkeze 16 kilometre uzaklıkta yer alan Katrancı Koyu hem tabiat parkı hem de kamp alanlarından dolayı tercih edilmektedir. Bununla beraber uzun bir sahil şeridine de sahip olan koy genel olarak aileler tarafından tercih edilmektedir. Ulaşımın son derece rahat olmasından dolayı kimi zaman kalabalık olabiliyor. içerisinde sayabileceğimiz en güzel bir diğer nokta ise Karagözler mevkidir. Sakin denizi ile bilinen Karagözler sahili, marinası, restoranları ve antik mezarları ile hem kamp hissini yaşatırken hem de tüm ihtiyacınız karşılayacak noktalardandır. Ancak belirtmekte fayda var burası doğa ile iç içe kamp arayan kampçılar için pek de uygun bir yer sayılmaz. hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/868-marmariste-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "Marmaris merkezine 20 kilometre mesafede oldukça sakin ve sessiz bir noktada yer almaktadır. Ön tarafta uçsuz bucaksız deniz arka tarafta ise dev ağaçlar ile dolu geniş bir ormanlık alan yer almaktadır. Ancak belirtmekte fayda var. Popüler bir kamp alanı olduğu için biraz kalabalık olabiliyor. , doğa ile baş başa kalmak isteyen kampçılar tarafından tercih edilmektedir. Son derece sessiz ve sakin olan kamp alanı içinde sadece çadırlar değil aynı zamanda taş evlerde de konaklayabilirsiniz. Bununla beraber denize yürüme mesafesinde olan kamp alanı içinde çeşitli hizmetler de sunulmaktadır. 'dir. Marmaris'in Hisarönü mevkinde yer alan kamp alanı özellikle karacan kampını tercih eden tatilciler tarafından tercih edilmektedir. Son derece sakin bir ortama sahip olan işletme muhteşem bir manzaraya sahiptir. Denize yürüme mesafesinde yer alan kamp alanı misafirlerine yiyecekten temizliğe elektriğe ve suya kadar birçok hizmeti de sunmaktadır. günümüzde ise iyice tanınmaya ve bilinmeye başladı ve bu yüzden biraz kalabalıklaştı diyebiliriz. Hisarönü Koyu'nda yer alan işletme denize son derece yakın konumda yer almaktadır ve belirtmekte fayda var deniz son derece temiz ve berrak. İlçe merkezinden uzak olduğu için son derece sessiz ve huzurlu bir kamp sunmaktadır. alanında ateş yakıp ortamın tadını çıkarabilirsiniz. 'dur. Bördübet'te yer alan kamp alanı şehrin gürültüsünden uzak denize ve ormana sıfır konumda yer almaktadır. Kamp alanı içinde WC, duş ve market hizmeti de sunulmaktadır. mavi ve yeşilin buluştuğu konumda yer almaktadır. Adını Boncuk Koyu'ndan alan işletme berrak denizi ve sık ormanlık alanı ile oldukça popüler noktalardandır. Kamp alanının bir diğer güzelliği ise leylak renkli köpekbalığı türünün üreme alanı içinde yer almasıdır. Dalışlar yaparak köpekbalıklarını gözlemleyebilirsiniz. , çadır ve karavan ile kamp yapmak isteyenler için oldukça ideal noktalardan bir diğeridir. Özellikle ailecek kamp yapmak isteyen tatilciler tarafından tercih edilen kamp alanı huzurlu ve sessiz bir ortam sunmaktadır. Son derece temiz bir denize ve bolca ormanlık alana sahip olan kamp alanı güzel anlar yaşatacaktır. özellikle çadırlı kamp için ideal noktalardandır. Muhteşem bir manzaraya ve berrak denize sahip olan kamp alanı güvenilir olmasına karşın kalabalık olabiliyor. son derece güzel ve bir o kadar da bakir kalabilmiş nadir kamp alanlarından biridir. Denize ve ormanın buluştuğu noktada yer alan kamp alanı son derece huzurlu ve sakin bir ortam sunmaktadır. 50 farklı kuş türüne de ev sahipliği yapan ormanlık alan içinde kuş seslerini duyarak uyanacaksınız. Bununla beraber vahşi hayvanların da olduğunu hatırlatmakta fayda var. hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/869-gokceadada-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "ise kamp yaparak tatilini doğa ile baş başa geçirmek isteyen kişiler için bulunmaktadır. alanı Uğurlu köyüne 10 kilometre mesafede olduğundan buraya giderek ihtiyaçların karşılanması mümkün olmaktadır. Köye oldukça yakın olan plajı temiz kumsalı ve kumsalda yer alan kafe ile kamp yapmak isteyen kişiler için avantajlı olmaktadır. Çadır kurmak için ücret ödenmeyen plajda plajın istediğiniz yerini tercih etmeniz mümkün olmakta. Kafenin sahipleri ise ihtiyaçların temini konusunda sizlere yardımcı olmaktadır. Huzur dolu tatil için bulunmaz bir yer olarak tercihiniz olabilir. çok olması ve bunlar arasında ücretsiz kamp yapılacak erlerinde fazla olması kam turizmi açısından bölgeyi elverişli yapmaktadır. Yıldız koyu yakınlarında yer alan bu parkın olduğu bölgede ücretsiz kamp yapmanın keyfini yaşayabilirsiniz. Çok yakınında ücretli kamp alanı bulunmasının yanında merkeze yakınlığı ile de ihtiyaçların görülmesi sorun oluşturmamaktadır. yapmak istediğinizde adanın güneyine doğru gitmeniz gerekmektedir. Burada bu küçük ve şirin koyu gördüğünüzde adeta saklı bir cennete geldiğinizi hissedebilirsiniz. Kamp yapmak için alternatif bir yer arıyorsanız Laz Koyu bunun için doğru tercih olacaktır. Aydıncık plajında yer alan şen kamping kendine ait olan plajı ile kamp yaparken denizle adeta iç içe olmanız için ideal olmaktadır. Buranın temiz denizi ve kumsalı ile temel ihtiyaçlarınızın tesis tarafından karşılandığı bir tatili yaparken kamptan çadır başı ücret olacak şekilde yararlanmanız mümkün olmaktadır. arasında en çok tercih edilen yer olarak mola kamping hem kamp tatilini hem de eğlenceyi bir arada bulmanızı sağlıyor. Deniz kıyısında olan kamp alanı ile deniz tatilinizi gündüzleri yaparken akşam olduğunda kurulan dev ekran da açık hava sineması ile nostalji yaşamanız mümkün oluyor. Yetişkinler gibi çocuklarında unutulmadığı kam alanı ailecek kamp yapanlar için ideal olmayı başarıyor. Yıldız koyu bölgesinde yer alan bu kamp alanı denize oldukça yakın ama plajın ve denizin taşlı olması nedeniyle biraz zorluk yaşanan bir yer. Kaleköy'e yürüyerek 10 dakika da ulaşımın mümkün olduğu bu kamp alanında bütün temel ihtiyaçlarınızı karşılamanız mümkün olmakta. Çadırların dışında gölgeliklerinde yer alması ile gündüzleri güneşten etkilenmeden açık alanda oturma imkanı da sunmaktadır. alanları içinde tertemiz deniz, muhteşem doğa ve huzur sizin için tatili ifade ediyorsa bu kamp alanı beklentilerinizi karşılamaktadır. Yıldızkoy'da kamp yapmak ama bu sırada elektrik, su, tuvalet ve buzdolabı gibi ihtiyaçlarınızı da kolayca karşılamak istiyorsanız bunun için en uygun kamp alanı burası olmaktadır. Denize yakın bir alanda olması ile gündüz deniz keyfi yapmanın ardından akşamı kamp alanında mangal yaparak ve aileniz ile huzur dolu saatler geçirerek değerlendirebilirsiniz. Kampta ücret çadır başına değil de kampa giriş yapan kişiye göre alınarak farklı bir ücretlendirme tarifesi uygulanıyor. hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/87-bitliste-gezilecek-yerler.html", "text": "Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer almakta olan Bitlis oldukça sert bir iklime sahip yazları sıcak kışları ise soğuk oluyor. Ancak buna rağmen son derece zarif ve nezih insanların bulunduğu bir kent olarak da dikkat çekiyor. Bitlis özellikle Türk İslam eserleri ile ve kaleler ile ön plana çıkan bir yer. Eğer Bitlis'e gezi planları yapıyorsanız mutlaka tarihi yapılardan İslam kültürünün eserlerinden ve eski dönemi hatırlatan kalıntılardan hoşlanıyor olmanız gerekiyor. Çünkü Bitlis bu konuda son derece cömert bir kent olacak. Bitlis'te gezilecek yerler arasında müzeler ve medreseler de bulunuyor. Eğer Bitlis'e gezi yapmayı düşünüyorsanız Ahlat Müzesi'ne uğramalısınız. Ahlat Müzesi milattan önce 2000 yılına ait olan birçok tarihi eseri bünyesinde barındırıyor. Selçuklu döneminin izleri müzede hissediliyor. birçok tarihi esere de ev sahipliği yapıyor. Eğer Bitlis'e uğramışsanız ve bitliste gezilecek yerler için plan yapıyorsanız Bitlis Kalesine de özel bir zaman dilimi ayırmanız gerekiyor. Oldukça görkemli olan yapı surlarıyla ve enteresan mimarisiyle de dikkat çekiyor. Ahlat Sahil Kalesi de yine Bitlis'te görülmesi gereken kaleler arasında bulunuyor. Urartular zamanında kalma olan kale bugün kalıntıları ile birlikte ayakta. bitliste görülmesi gereken yerler arasında yer almalı. Son derece otantik olan cami Bitlis'in doğal dokusuna da uyum sağlıyor. ve Külliyesi ile kırmızı kesme taşları ile gördüğünüzde beğeninizi kazanacak. döneminde birçok Kervanı ağırlayan önemli bir merkez. mutlaka görülmeli. Özellikle kümbetler günümüze kadar ulaşmış olan güzel mimari özellikleri ile beğeninizi kazanacak. de 2400 metre yükseklikte yer alan krater gölü olma özelliğiyle mutlaka fotoğraf karenize girmeli. Bitlis birbirinden farklı lezzetleri barındıran geniş bir mutfak kültürüne sahiptir. Bitlis'in neyi meşhur diye soruyorsanız mutlaka Oğlak Kebabını tatmalısınız. Aynı zamanda Şekalok yemeği, çorti köftesi, tutmaç aşı, Büryan Kebabı, gari aşı, ayran aşı yine yörenin özel ve müstesna tatları arasında bulunuyor. Doğu Anadolu'nun birçok yerinde olduğu gibi bütün bu kebapların köftelerin yanında genellikle güzel bir bulgur pilavı ikramı yapılıyor. Ayrıca yörenin kendine has olan içeceklerinden derlenen güzel tatlılar da yine bu sofrada size ikram ediliyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/870-dalamanda-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "olması, kampçıların ayrı bir ilgisini çeker. Buraya gelerek hem doğanın güzelliğini yakından görmek isteyen, hem de farklı bir tecrübeyi hedefleyenler için farklı alternatifler vardır. Ulaşım noktasında da insanları zorlamayacak bu kamp noktalarından en iyileri, yazımızın devamında bulabilirsiniz. Dalaman sınırları içerisinde yer alan bu kamp, özellikle yaz aylarında turistlerin oluşturduğu yoğunluktan ve sıcak havadan kaçmak isteyenler tarafından tercih edilir. Ağaçların altında yer alan bu alan, günün her saatinde insanların gölgede kalmasını ve güneşten korunmasını sağlar. Ağaçlarda yer alan kuşlar ve böceklerin oluşturdukları melodiler, gün boyunca dinlenebilir. Bütün bunları yaşamak için Dalaman'dan sonra kısa bir mesafe gidilmesi yeterli olacaktır. Dalaman çayı, ilçenin en önemli doğal güzelliklerinden birisidir. Çayın yakın bir noktasında yer alan kamp noktası, söz konusu güzelliklerin çok daha yakından görülmesine imkan verir. Burada doğanın sağlamış olduğu güzelliklerin keyfini çıkaranlar, aynı zamanda çay üzerinde rafting yapma fırsatı da yakalar. Bunun haricinde doğa safarisi yapma imkanı da vardır. Çubucak ormanının Dalaman sınırları içerisinde yer alan bölgesindeki bir kamp alanıdır. Söz konusu kamp alanı, ağaçların ortasında yer alır. Bu durum insanların güneşten daha az etkilenmesi sağlar. Ayrıca ağaçların oluşturduğu bir diğer etki ise doğaya has bir ses oluşturmalarıdır. arasında özel bir anlamı olan Katrancı orman kampı, yeşil ile mavinin buluşmasına şahitlik eder. Kamp severlerin fazlaca tercih ettiği bu alan, insanların şehrin gürültüsünden uzaklaşmasına ve kafalarını dinlemelerine neden olacak özelliklere sahiptir. Turistlerin oluşturduğu gürültüden ve denizdeki kalabalıktan kaçmak isteyenler için en iyi alternatiflerden birisidir. Adından da anlaşılacağı gibi Dalaman'daki bir vadide yer alan bu kamp alanı, rakım olarak yüksek sayılabilecek bir noktadadır. Oksijen seviyesinin ve temiz havanın varlığı, burada zaman geçirenlerin sağlıklarına olumlu etki yapar. Dalaman'dan sonra buraya ulaşmak için özel araçların kullanılması gerekir. noktalarından birisi de Kestep kampıdır. Söz konusu kamp, denizden nispeten biraz uzakta yer alır. Yüksek tepelere yakın noktada yer alan bahse konu kamp, insanların güzel zaman geçirmesini sağlar. Dönemsel olarak bu alanda sanatsal faaliyetler de yapılır. Özel araçlarla buraya ulaşılması mümkündür. Her ne kadar Dalaman'da olmasa da Dalaman'a yakın bir konumda olan kamp alanlarından birisidir. Söz konusu kamp alanı, deniz kıyısında yer alır. Dağlardaki ormanların oluşturduğu yeşil deniz ile Akdeniz'in mavisi adeta birlikte dans eder ve muhteşem görüntüler oluşturur. Bu kamp alanının yakınlarında alışveriş yapılacak küçük alanlar da vardır. içerisinde yer alan Küçük Kargı Tabiat Parkı, aynı zamanda piknik alanı olarak da kullanılmaktadır. Bundan dolayı kamp kurulacak yerin, piknik alanından biraz daha uzakta seçilmesi gerekir. Aksi durumda istenilen sesiz ortamın yakalanması zor olabilir. 'in sınır noktasında bulunan söz konusu kamp, adından da anlaşılacağı gibi caretta caretta kaplumbağalarının yumurtlama noktalarından birisine, yakın bir noktada bulunur. Dolayısıyla ay ışığında kaplumbağaların yürüyüşüne şahit olma imkanı vardır. Dalaman'daki bir diğer kamp noktası Yanıklar Kamp Alanı'dır. Burası denize yakın bir konumda yer alır ve bundan dolayı yeşil ile mavinin birleştiği noktalardan birisidir. hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/871-koycegizde-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "arasından öne çıkanlar, aşağıda yer almaktadır. alanı, Ulu Cami'ye de oldukça yakındır. Sessiz ve huzurlu bir yer olan bu alan, kampçıların bütçelerini zorlamayacak türden. Genel olarak ucuz olan ve insanların beklentilerine cevap veren alan, ağaçlarla kaplıdır. Bu durum, özellikle yaz aylarında tatil yapmak isteyenlerin güneşten korunmasını sağlar. Her ne kadar burası piknik alanı olarak tasarlanmışsa da aynı zamanda içerisinde kamp yapılacak alanlar da vardır. Merkezi bir noktada olan bu alanda verilen hizmet kalitesi son derece yüksek. Restoranda çıkan yemekler de beklentileri karşılar. Bütün bunların haricinde ulaşımın kolay olması, merkezi sayılacak bir noktada bulunması ve fiyatların da makul seviyede olması diğer avantajlardandır. içerisinde deniz kıyısında olan bir diğer seçenek, Ekincik kamp alanıdır. Köyceğiz'in en güzel koylarından birisinde bulunan kamp alanı, doğa ile baş başa kalmak isteyenlere güzel bir deneyim sunuyor. Yaz aylarında oldukça hareketli bir nokta olduğu söylenebilir. Köyceğiz Gölü'nün hemen kıyısında bulunan bir kamp alanı. Sessiz, sakin ve sıcak bir ortama sahip olan bu alana ulaşmak çok kolay. Ayrıca hizmet verenlerin sıcaklığı, yapılan kampa ayrı bir güzellik katıyor. Şehrin gürültüsünden kaçmak için tercih edilebilir noktalar arasındadır. de ziyaret edilebilir. Yaz aylarında, diğer kamp alanları gibi burada da ciddi bir yoğunluk meydana gelmektedir. noktaları arasında en ufaklarından birisi olduğu söylenebilir. Doğayla baş başa kalmak isteyenlerin beklentilerinin genel olarak karşılandığı söylenebilir. Ayrıca burası, Salkım Kamp Alanı adıyla da bilinmektedir. Sıcak bir ortama sahip olan bu kamp alanı, ailecek gidilebilecek türdendir. Gerek lavaboların temiz olması, gerek hizmet kalitesi, gerekse de diğer faktörler ile burası öne çıkar. Şehrin gürültüsünden kaçmak isteyenler tercih edebilir. arasında bulunan Zeytinlik, buraya gelen kampçılara ister kendi çadırlarını ister işletmenin çadırlarını kullanma imkanı sunar. Bunun haricinde deniz manzarası olması, etrafta bulunan ağaçlar ve diğer faktörler buranın önemli özellikleri arasındadır. Adından da anlaşılacağı gibi belediye tarafından işletilen ve merkezi bir noktada bulunan kamp alanıdır. Genel olarak uygun fiyatlı olduğu söylenebilir. Fakat buraya gelecek olanların özel araçları için park yeri bulma noktasında zorlanabilecekleri söylenebilir. Dolayısıyla park konusunda hazırlıklı gelinmesi doğru olacaktır. Her ne kadar Köyceğiz sınırlarında olmasa da bu kamp alanı, merkeze yakın bir noktada bulunur. Özellikle Köyceğiz Gölü ile deniz arasındaki bağlantıyı sağlayan akarsuyun hemen kenarında olması, burasını son derece özel bir noktada yapar. İnsanlar, şehrin gürültüsünde kaçarak buraya geldiklerinde, çok özel dakikalar geçirebilir ve doğanın sunmuş olduğu güzellikleri yakından görebilir. hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/872-ciro-selalesi-tanitimi.html", "text": "yolunu kullanmalıdır. Şelale ile Yusufeli arasındaki mesafe yaklaşık olarak 41 km'dir. Bu yolun takip edilmesinin ardından Özgüven köyü üzerinden 2 km daha ilerlenerek İntror yaylasına gelinmelidir. Buradan yürüyerek kolay bir şekilde Ciro Şelalesi'ne gidilebilinmektedir. Ulaşım açısından sıkıntı yaşanmaması için şelaleye yaz aylarında gidilmesi tavsiye edilmektedir. Bunun sebebi şelalenin çok fazla yağış alan bir iklim üzerinde bulunmasıdır. - Tekkale Manastırı: Kilisenin diğer adı Dötkilise olarak da bilinmektedir. Kilisede şapel, trapeza ve seminer odası bulunmaktadır. Yapımı 9. yüzyılda Bagratlılar ile gerçekleştirilmiştir. Eski döneme ait bu yapı mimari ve tarihi özellikleriyle birlikte gelen ziyaretçilere eski dönem hakkında birçok bilgi sunmaktadır. - Parhali Kilisesi: Parhali Kilisesi 958-994 yıllarında II. Bagrat tarafından inşa edilmiştir. Kilisenin ölçüleri 28,55 x 18,65 m'dir. Gürcu manastrı olan bu tarihi yapı orada yaşayan halkın dininin İslam olması sebebi ile camiye dönüştürülmüştür. - İshan Kilisesi: Bu kilise Kral Andernese'nin vermiş olduğu destek ile yapılmıştır. Kilisenin içerisinde Meryem Ana Şapeli vardır. Tarihi yapısı ile birlikte her yıl yüzlerce kişinin ziyaret etmesini sağlayan bu yapı aynı zamanda inşa edilen dönemin kültürel özellikleri hakkında da vatandaşlara bilgi vermektedir. - Koru Otel - Sadıkoğlu Otel - Eliya Pansiyon - Agara Otel - Karahan Pansiyon - Yusufeli Öğretmenevi - Hotel Barcelona - Otel Kaçkar bulunmamaktadır. Diğer bir ifade ile şelale günün her saatinde ziyaretçilere açıktır. Şelaleye gelen kişilerin yapacakları birçok aktiviteler bulunmaktadır. Bu aktivitelerden biri doğa yürüyüşleridir. Gelen yerli ve yabancı turistler açık havada eşsiz manzara eşliğinde temiz hava alarak doğada yürüme aktivitesi yapabilmektedir. Bunun yanı sıra piknik yapmayı seven kişiler burada piknik yapabilmektedir. Ciro Şelalesi'nde yapılacak diğer bir aktivite ise tekne turlarıdır. Ayrıca orada tekne turu yapabilir, jeep, rafting, safari gibi aktiviteler de macera seven kişiler için çeşitlilik göstermektedir. Şelaleye gelen ziyaretçiler burada yer alan birçok aktiviteye katılarak hoş vakitler geçirebilmektedir. - Kuymak: Özellikle bölgede kahvaltıya gelen kişilerin tatması gereken yiyeceklerin başında gelmektedir. Kuymağın farklı bir tada sahip olmasını sağlayan yapımında farklı bir çeşitte peynirin kullanılmasıdır. - Yoğurtlu Silor: Yemeğin ana maddesi hamurdur. Kesilen hamurun pişirilmesinden sonra üzerine tereyağı ve yoğurt dökülmektedir. Kalorisi fazla olsa da bölgeye gelen ziyaretçilerin tadına bakması gereken bir yemektir. - Mısır Ekmeği : Restoranların hepsinde vazgeçilmez yiyecek olarak masalarda yer almaktadır. Yapımında un, tuz, süt, yoğurt ve bol miktarda tereyağı kullanılmaktadır. Ekmeğin renginin sarı olmasının sebebi içinde kullanılan mısır unundan kaynaklanmaktadır. - Hamsili Ekmek: Karadeniz bölgesine gelen herkesin tatması gereken yiyecek olan hamsili ekmek şelalenin yakınlarında yer alan restoranlarda bulunmaktadır. Buraya gelen kişiler gittikleri her restoranda hemen hemen bu ekmek çeşidini yiyebilmektedir. - Cevizli Kete: Cevizli ketenin yapımında maya kullanılmaktadır. Bazı restoranlarda kete pekmez ile birlikte servis edilmektedir. - Laz Böreği: Laz böreğinin yapımında süt, yumurta, un, şeker, yufka, limon suyu ve bol miktarda tereyağı kullanılmaktadır. İçerisinde muhallebi konulmaktadır. Özellikle tatlı sever ziyaretçiler bölgeye geldiklerinde bu tatlıyı denemelidir. - Karalahana Sarması: Karalahana Karadeniz bölgesinde hemen hemen herkesin sofralarında bulundurduğu bir yiyecektir. Şelaleye gelen kişiler bölgedeki restoranlarda ara sıcak olarak karalahana sarmasını deneyebilmektedir. - Turşu Kavurması: Bölgede yer alan restoranlarda fasulye, turşu ve karalahana versiyonları olarak çeşitli turşu kavurmaları yapılmaktadır. Ciro Şelalesi'ne gelen kişiler restoranlarda yedikleri yemeklerin yanında turşu kavurmasını da tercih edebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/873-edremitte-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "bulunmaktadır. Bunlar arasından en çok tercih edilenleri de sizler için derledik. Dünyanın oksijen depolarından biri olan Kaz dağları binlerce bitki türü ve canlının yaşadığı bir bölgedir. Burada doğa ile iç içe bir tatil yapmak için çadırınızı kurabileceğiniz alanlar bulunmaktadır. Üstelik burada kamp yaparken hiçbir ücret ödemenize de gerek yoktur. Kamp alanında tesis olmaması nedeniyle alış verişinizi önceden yapmanız ise sıkıntı yaşamanızı önleyecektir. Kaz Dağları Gezilecek Yerler listesi için tıklayınız. aradığınızda bunun için geniş seçenekler olduğunu görebilirsiniz. Denize yakın bir alanda kamp yapmak istiyorsanız arkanıza Kaz dağlarını aldıktan sonra önünüzde Ege denizi ile unutulmaz bir tatil için bu kamp alanı doğru bir tercih olacaktır. Burada çadırınızı kurabilir ve kamp alanında bulunan tesislerden yararlanabilirsiniz. Denize yakın olması ile her gün denize girerek tatilin keyfini doyasıya yaşayabilirsiniz. faaliyetleri için merkeze yakın olması ile de oldukça fazla tercih edilmektedir. İhtiyaçlarınızı merkeze giderek kolayca gidermenizde mümkün olmaktadır. Edremit bölgesinde pek fazla ücretsiz kamp alanı bulunmamakta olmasının nedeni bölgede bulunan Kaz dağları sayesinde doğa ile baş başa tatil yapmak isteyen kişilerin çok fazla ilgi gösteriyor olmasıdır. Bu nedenle de kamp alanları genellikle ücretli olmakla birlikte ücretlerinin oldukça makul olduğu da görülmektedir. Kamp alanında duş, tuvalet, buzdolabı, elektrik olması da kamp yapan kişiler için avantajlı olmaktadır. Kaz dağlarının eteklerinde yer alan bu kamp alanı huzur dolu bir tatil yapmayı planlayan kişiler için doğru tercih olmaktadır. Temiz havası ve denize yakın olması ile de özellikle aracı olan kişilerin hem dağ hem deniz tatilini bir arada yapmak istediklerinde tercih ettikleri yer olmaktadır. Edremit merkeze uzak ama Yeşilyurt'a yakın olan bu kamp alanı deniz olmadan tatil düşünemem diyen kişiler için sahile çok yakın olarak yer almaktadır. Tertemiz denizi ile Ege'nin serin sularında yüzebilmeniz mümkün olmaktadır. Yeşilyurt Gezilecek Yerler listesi için tıklayınız. - Çanakkale yolu üzerinde bulunan bu kamp alanına ulaşımın da oldukça kolay olduğu görülmektedir. Tertemiz denizi ile gördüğünüzde adeta aşık olacağınız bir yer olacak ve bundan sonra da tatil için ilk tercihiniz olacaktır. alanları arasından kuzgun kamp iyi bir seçim olacaktır. Yine aynı bölgede bulunan bu kamp alanı doğa tatilini çadır kurarak ya da karavanı ile geçirmek isteyen kişiler için iyi bir seçenek olarak listelerinde olmalıdır. Temiz hava orman ve oksijen ile huzuru adeta soluyacağınız bir tatili burada yapabilirsiniz. hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/874-seyahatlerinizde-ihtiyaciniza-gore-valiz-cesitleri.html", "text": "İnsanlar sürekli bir yerden bir yere gider ve yolculuk yapar. Bu yolculuklar bazen kısa vadeli, bazen ise uzun vadeli olabiliyor. Tabii ki her insanın kendi kişisel ve ihtiyaç duyduğu eşyaları vardır ve bu eşyaları, seyahat ederken kendisiyle birlikte götürmek zorunda kalır. Bu zorunluluk, pek çok insanı kara kara düşündürüp yorabiliyor. Eskilerde bunu aşabilme ve yolculuk yapabilme çok daha zor iken, günümüzde bu zorluk minimum seviyeye inmiş durumda. Bu gelişimin en büyük nedeni tabii ki yolculuk için özel olarak üretilmiş olan ürünlerdir. Bu ürünlerin başında elbette ki valizler gelmektedir. Özellikle yolculuklar sırasında insana adeta can suyu olan valizlerin en önemli özelliği, yolculuklarda yanımızda götürmemiz gereken eşyaları çok daha rahat biçimde taşıma imkanını size sunmaktadır. Üstelik valizler sayesinde, elle taşıyabileceğiniz eşyaların kat be kat fazlasını taşıma imkanınız da bulunuyor. Günümüzde kısa veya uzun fark etmeksizin, eşya taşıma ihtiyacı hissettiğimiz her yolculukta kullanılabilen valizlerle ilgili bu yazımızda önemli detaylar vereceğiz. Özellikle ihtiyaca göre üretilmiş ve sizlere sunulmuş olan valizlerden söz etmeye çalışacağız. tercih etmelisiniz. Zira bu tercih, sizin daha rahat ve konforlu bir yolculuk yapmanıza yardımcı olacaktır. üzerinden yapacağınız tüm ürünlerde sepette ekstra %25 indirim fırsatı."} {"url": "https://www.gezipedia.net/875-datcada-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "Muhteşem doğal güzellikleri, sakin yaşamı, berrak denizi ve uçsuz bucaksız ormanlık alanları ile Datça son yılların en popüler tatil noktalarından biridir. de bolca bulunmaktadır. Hemen hemen her yere çadırınızı kurup kamp yapabilirsiniz. Bizde bu yazımızda sizler için Datça'daki en güzel kamp alanlarını ele aldık. alanı muhteşem güzelliklere ev sahipliği yapmaktadır. Kamp meraklıları tarafından sıkça tercih edilen alan içerisinde hem çadır hem de karavanla kamp yapmak isteyenler için uygun noktalar bulunmaktadır. Bu arada belirtmekte fayda var Aktur Camping dünya kamp alanları içinde birincilik ödülüne de sahiptir. Datça merkezine yürüme mesafesinde olan kamp alanı bir yandan huzur ve sakinlik sunarken diğer yandan ilçe merkezine yakın oluşundan dolayı her türlü imkana ulaşabilmenizi sağlamaktadır. Diğer kamp alanlarından farkı ise dört yanının okaliptüs ağaçları ile çevrili olmasıdır. Bununla beraber kamp alanında hem çadırda hem bungalovda hem de karavanda tatilinizi geçirebilirsiniz. Bu arada kamp alanı içinde de duş, tuvalet, elektrik, restoran ve çamaşırhane bölümü de bulunmaktadır. 'dir. Normal kamptan biraz daha lüks olan glampingin ülkemizdeki en iyi temsilcilerinden biridir. Datça merkeze 15 dakikalık mesafede yer alan kamp alanı oldukça rahat ve konforludur. Bir yandan ağaçların gölgesi altında gökyüzünü seyrederken diğer taraftan masmavi denizin kokusunu duyacaksınız. alanı içinde işletmenin sunduğu birçok hizmet de bulunuyor. Bunlar duş, elektrik, tuvalet, çamaşır makinesi ve bulaşık yıkama alanı misafirlerin hizmetindedir. Datça merkezden 20 kilometre uzaklıkta bulunan bu kamp alanı ise son derece güzel ve adeta yeryüzündeki bir cennet olarak karşımıza çıkıyor. Daha çok taş ve ahşap evlerde konaklama için tercih edilen alanda aynı zamanda çadırınızı da kurarak konaklayabilirsiniz. Etrafta dolaşan çeşitli hayvanlar, uçsuz bucaksız ormanlık alanı ve masmavi denizi ile huzurun tam adresidir. Sessiz, sakin ve huzurlu bir tatil için ideal bir tercih olacaktır. , misafirlerine kelimenin tam anlamıyla huzur sunmaktadır. İlçe merkezine 30 kilometre mesafede yer alan işletme bahçesinde sunduğu çadır alanı ve çeşitli hizmetleri ile doğa ile baş başa kalma olanağı sunmaktadır. ilçe merkezinden uzak baden ve zeytin ağaçları arasında son derece sessiz ve sakin bir yerde bulunmaktadır. Denizden yaklaşık 200 metre uzakta bulunan kamp alanı içerisinde duş, temizlik, tuvalet, yiyecek ve elektrik gibi birçok ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz. Bununla beraber ister kendi çadırınızda isterseniz de çadır kiralayarak konaklayabilirsiniz. denize son derece yakın, dev ağaçlar arasında bulunmaktadır. Hayvan dostu olan işletmede birçok hayvanı görebileceğiniz gibi evcil hayvanınızla da kamp yapabilirsiniz. Çadır ve karavanlı kampçıların bulunduğu alanda soğuk içecekler, elektrik, yiyecek, lavabo ve duş kabinleri bulunmaktadır. Özil Camping genel olarak aileler tarafından tercih edilmektedir. son yıllarda popüler olan bir başka kamp alanıdır. Kamp alanı olarak çok geniş bir alana sahip olmasa da konumu ile oldukça güzel sayılır. Plaja 10 dakikalık yürüme mesafesinde olan kamp alanı aynı zamanda tarihi antik kentlere ise 20 dakikalık yürüme mesafesindedir. Bir yandan ormanın diğer yandan denizin tadını çıkarabilir aynı zamanda tarihi noktaları keşfedebilirsiniz. profesyonel kamp hizmeti sunmaktadır. Aradığınız her türlü şeyi bulabileceğiniz alan bir yandan doğanın tadını çıkarmanızı sağlarken diğer yandan ise size tatilin tüm rahatlığını sunmaktadır. Deniz kenarında bulunan kamp alanı içinde aynı zamanda havuz da bulunmaktadır. alanları hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/876-ciseli-selalesi-tanitimi.html", "text": "'nin dökülme yüksekliği ortalama olarak 6 metredir. Şelalenin içinde bulunan en derin göletin derinliği ise yaklaşık olarak 9 metredir. Şelaleye gelen kişilerin yapabileceği etkinliklerden biri pikniktir. Özellikle hafta sonları arkadaşları ve ailesi ile birlikte bölgeye gelen ziyaretçiler burada piknik yaparak güzel bir hafta sonu geçirebilme imkanı bulmaktadır. Bununla birlikte fotoğraf çekmeyi seven profesyonel ya da amatör kişiler bölgede yer alan eşsiz doğa manzarasında çeşitli fotoğraflar çekebilmektedir. Şelalenin bulunduğu bölgenin sessiz olmasından dolayı yoga sever kişiler de bu bölgeyi tercih edebilmektedir. Buraya gelen vatandaşlar doğanın huzuru ile birlikte yoga yaparak sakinleşebilmektedir. Ayrıca doğa sporlarının arasında şelalenin etrafında yürüyüşler de yer almaktadır. girişinde ücret alınmamaktadır. Yetişkin, öğrenci ve yaşlılar şelaleyi ücretsiz bir şekilde ziyaret edebilmektedir. Çiseli Şelalesi'ni ziyaret etmek isteyen kişiler için herhangi bir ziyaret saati bulunmamaktadır. İsteyen herkes günün diledikleri zaman diliminde bölgeye gidebilmektedir. - Radisson Blue Hotel - Drand Tesk Hotel - Pruva Prestige Hotel - Akamoy Boztepe Otel - Hampton By Hilton - Sonerbey Otel - Karlıbey Otel - Yıldız Otel - Mısır Yarmalı Aş Sarması - Kabak Kavurması - Sakarca Kayganası - Kabak Kayganası - Pezik Mücveri - Soslu Patlıcan - Taze Bezelye Kayganası - Sakarca Kayganası - Keşkek - Pancar Diblesi - Fasulye Diblesi - Galdirik Kavurması - Fırın Fasulyesi - Etli Pancar Sarması - Pancar Döşemesi - Pancar Çorbası - Mısır Çorbası - Kabak Çorbası - Isırgan Çorbası - İçli Tava - Hamsi Buğulama - Hamsi Köftesi - Su Böreği - Yufka Böreği - Ev Makarnası - Kabak Tatlısı - Aşure - Un Helvası - Sarısay Şelalesi: Karaoluk köyünde yer alan Sarısay Şelalesi her sene kolay ulaşım imkanından ve eşsiz güzellikteki manzarasından dolayı birçok yerli ve yabancı turist çekmektedir. Çisem Şelalesi'ni görmeye gelen kişiler bu şelaleyi de görmeden geri dönmemelidir. - Karagöl Krater Gölü: Gölün yüksekliği yaklaşık olarak 3275 metredir. Oldukça yüksek bir yerde yer almasından dolayı gelen ziyaretçiler güzel bir manzara izleme imkanı bulmaktadır. Bunun yanı sıra buraya gelecek kişilerin yollara dikkat etmesi gerekmektedir. Bunun sebebi göle giden yolların kalitesinin iyi olmamasıdır. - Deredüz Piknik Alanı: Piknik yapmayı seven kişilerin tercih edebileceği bir yerdir. Ayrıca bölgede mangal da yapılabilmektedir. Huzurlu ve eğlenceli bir gün geçirmek isteyen kişiler için bu alan iyi bir öneri olmaktadır. - Karaoluk Festivalleri: Ağustos'ta Çiseli Şelalesi'ni ziyaret edecek kişilerin Karaoluk Festivalleri'ni görmeden geri dönmemeleri gerekir. Bölgede turistik ve kültürel amaçlı birçok etkinlikler bulunmaktadır. Ayrıca festival zamanında Ordu'nun geleneksel yemeklerinin tatlarına bakılma fırsatı da vardır. için Ordu merkezden de kolay bir şekilde ulaşım sağlanmaktadır. Daha sonra buradan Karaoluk köyüne gidilerek şelaleye varılabilmektedir. Özel araçla bölgeye gelecek kişiler navigasyonları yardımıyla şelaleyi kolay ve hızı bir şekilde bulabilmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/877-duden-selalesi-tanitimi.html", "text": "aynı zamanda İskender'in atının bu şelaleden su içmesinden dolayı İskender Şelalesi olarak da bilinmektedir. listesinin başında doğa yürüyüşleri yer almaktadır. Ziyaretçiler açık havada birçok çeşit bitki türlerinin arasında temiz hava eşliğinde yürüyüş yapma imkanına sahiptir. Bunun yanı sıra bölgede piknik yapılmasına da fırsat verilmektedir. Ayrıca fotoğrafçılığa ilgi duyan kişiler için şelale oldukça güzel bir mekan seçeneğidir. Burada değişik yerlerde çok güzel fotoğraflar çekilebilmektedir. Eşsiz manzarası ile Düden Şelalesi birçok özel günlerde fotoğraf çekimine tanıklık etmektedir. çeşitli restoran ve kafeler ile birlikte karşılanmaktadır. Buradaki restoranlar daha çok Akdeniz Mutfağı'ndan yemekler sunmaktadır. Ayrıca ev yemekleri yemek isteyen kişiler için çeşitli seçenekler yer almaktadır. Güne enerjik bir şekilde başlamak isteyen kişiler sabah kahvaltılarını bölgede yer alan gözlemecilere giderek yapabilmektedir. Bu mekanlar genellikle bölgeye uygun olarak doğa konsepti ile tasarlanmıştır. Ziyaretçiler kahvaltılarını şelale sesi ile birlikte huzur içerisinde yapmaktadır. - Düden Şelalesi Ziyaret Saatleri Yaz Dönemi: Ziyaretçiler şelaleyi 08.00-19.00 saatleri arasında ziyaret edebilmektedir. - Düden Şelalesi Ziyaret Saatleri Kış Dönemi: Ziyaretçiler şelaleyi 08.00-18.00 saatleri arasında ziyaret edebilmektedir. - Düden Şelalesi Tatil Günleri: Ziyaretçiler şelaleyi her gün ziyaret edebilmektedir. - Öğrenci: Düden Şelalesi giriş ücreti öğrencilerden 3 TL alınmaktadır. - Yetişkin: Düden Şelalesi yetişkin ücreti 5 TL'dir. Şelale içerisinde müze kart kullanımı bulunmamaktadır. Giriş ücretleri engelli, şehit yakını, gaziler ve 65 yaş üstü vatandaşlar için geçerli değildir. Diğer bir ifade ile bu kişilerden herhangi bir giriş ücreti talep edilmemektedir. oldukça kolay bir şekilde şehir merkezinden sağlanabilmektedir. Kendi araçları ile gitmek isteyen kişilerin Varsak Yolu'nu kullanmaları gerekmektedir. Bunun yanı sıra bölgeye otobüs ile ulaşım sağlamak isteyen kişiler VC30, CV17, CV17A, VC30, VL62, VF66, VC69, 524 ve 524A numaralı otobüsleri tercih etmelidir. Vatandaşlar bu otobüslerin saatlerine Antalya Belediyesi'nin mobil uygulamasından ulaşabilmektedir. Belediye otobüslerinin yanı sıra Düden Şelalesi'ne minibüsler ile de ulaşım sağlamak mümkündür. Versak minibüsleri Antalya Merkez'den hareket ederek şelaleye gitmektedir. Ziyaretçiler bu ulaşım şeklini de kullanarak hızlı ve kolay bir şekilde bölgeye gidebilmektedir. Şelalenin haritadaki konumuna \"Google Haritalar\" uygulamasından da bakılabilmektedir. - Start Otel - Hotel Twenty - Marka Otel - Ayhan Otel - SunAnatolia Otel - Kıvrak Otel - Sky Kamer Otel - Patron Otel - Antroyal Otel - Kaucuk Otel - Safari Otel - Özgür Otel - Köşk Otel - Novaraft: Düden Şelalesi'ne gelen kişiler Novaraft ile su aktivitelerinde bulanabilmektedir. Bölgenin adresi Bülent Ecevit Bulvarı No:65/1 Fener Mah. Antalya 07160 Türkiye. Novaraft ile Düden Şelalesi arasındaki mesafe 1,9 km'dir. - Fortune Rafting: Rafting yapmak isteyen kişilerin ziyaret etmesi gereken bölgedir. Fortune bölgesi ile Düden Şelalesi arasındaki mesafe 2.3 km'dir. - Lara Hamamı: Şelaleye 0,7 km uzaklıkta olan Lara Hamamı'nın adresi Çağlayan Mah. 2059 Sok. No:13 Antalya Merkez'dir. - Fortune Adventures: Tekne turlarını seven kişiler bu bölgeye gelmelidir. Düden Şelalesi'ne uzaklığı yaklaşık olarak 1,4 km olarak belirlenmiştir. - Lara Plajı: Tatil ve deniz severlerin gelmesi gereken bir plajdır. Her yıl yerli ve yabancı birçok turist Lara Plajı'nı tercih etmektedir. Plaj ile Düden Şelalesi arasındaki mesafe 1,5 km'dir. Lara Plajı'nın en önemli özelliği denizinin temiz olmasıdır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/878-2019-thy-is-basvurusu.html", "text": "alımlarının hangi pozisyonlara yapıldığını, başvuru şartlarını ve başvuru sürecinin nasıl işlediğini detaylı olarak aktaracağız. - Başvuru yapmak için öncelikle THY kariyer internet sitesi üzerinden açık pozisyonlara gelmelisiniz. - Açık pozisyonlar içerisinde başvuru yapmak istediğiniz ilana girerek şimdi başvur kısmına tıklayın - Eğer kullanıcı adınız ve şifreniz yoksa yeni adaya gelerek kayıt yapabilirsiniz. - Kayıt işleminden sonra özgeçmişim kısmından özgeçmişinizi oluşturmalısınız. - Ayrıca bu sayfa üzerinden özgeçmiş eklentileri kısmına tıklayarak nüfus cüzdanı, adli sicil arşiv kaydı ve askerlik durum belgesini yüklemelisiniz. - Sistem üzerinden özgeçmişi oluşturup gerekli belgeleri yükledikten sonra yapmanız gereken şey ilan sayfasına tekrar giderek başvuru yapmalısınız. - Son olarak burada da karşınıza çıkan başvuru formunda yer alan ön yazı, dil belgesi ve ilandan haberdar olma anketi doldurularak beyan ve taahhüt verilip ilana başvur butonuna tıklamalısınız. - Kabin Ekibi - Kokpit Ekibi (Kaptan pilot, 2. pilot, yetiştirilmek üzere 2. Pilot aday adayı, simülatör eğitim öğretmeni) - İdari ve Teknik Birim Çalışanı - Uluslararası Çalışan - Öğrenci ve Yeni Mezun işlemleri Türk Hava Yolları resmi sitesi üzerinden yapılmaktadır. En az ön lisans mezunu olma şartı ve belirli bir düzeyin üzerinden İngilizce bilme şartı aranan bu ilanda eğitimini tamamlayan kişiler 2. pilot olarak uçma şansını elde edecek. Eğitim süresi 18 ay ile 24 ay arası değişen bu alımda eğitim süresince adaylar THY çalışanı olarak görünecektir. - T. C. kimliğine sahip olmak ya da mavi karta sahip olmak - Örgün ya da açık öğretim fark etmeksizin en az ön lisans ve dengi bir kurumdan mezun olmak - Kimlikte yer alan doğum tarihine göre 01.01.1989 tarihinden sonra doğmak - En az 157 cm ve en fazla 195 cm boyunda olup vücut kitle indeksi 20 ile 30 arasında olmak - Askerlik hizmetini tamamlamış olmak ya da eğitimin başladığı tarih itibariyle 2 yıl tecil ettirebileceğini taahhüdü verme - Adli sicil kaydının temiz olması - Daha önceden THY veya başka kurumlardan disiplinsiz nedeniyle ayrılmamış olmak - Daha önceden THY A. O ve ortak şirketlerinden fesih yoluyla ayrılmamış olmak - Başvuru tarihi itibariyle son 2 yıl içerisinde TOEFL 'den en az 60 puan ve IELTS'den en az 6 skoru elde etmek - Gerekli sağlık koşullarını sağlamak işlemini tamamladıktan sonra ilk başta dil başvuru aşamasını beyan edemeyen lisans mezunlarına İngilizce sınavı yapılmakta. Bu sınav başvuru tarihinden sonra 15 gün içerisinde yapılmaktadır. Bu sınav geçildikten sonra adaylar DLR-1 Testi yani teknik yeterlilik değerlendirilmesine tabi tutulmaktadır. Bu sınav ise İngilizce testi tamamlandıktan sonra 1 ay içerisinde yapılmaktadır. DLR-1 sürecini başarıyla tamamlayan adaylar sonraki aşamada CRM yani kişilik özellikleri ve yetkilendirme değerlendirmesi yapılmakta. CRM değerlendirmesinin arından ise aday son aşama olan kurul mülakatına alınmaktadır. Tüm bu aşamaları geçen adaylar eğitim sürecine girerek 2. pilot aday adayı olmak hakkı kazanmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/879-2019-pasaport-basvurusu-nasil-yapilir.html", "text": "işlemleri artık çok kolay hale gelmiştir. Daha önceden yaşanan sıkıntılı süreç sona ererek pasaport alım süreci sanıldığından daha kolay olmuştur. ortalama olarak 5 ile 7 işgünü içerisinde gerçekleşmekte ve pasaport başvuru sahiplerine teslim edilmektedir. Pasaport almak için yapılarak başvurularda alınmak istenen pasaportun türü seçilerek online randevu alınmalıdır. Randevu verilen tarih ve saatte nüfus müdürlüğüne müracaat eden kişiler pasaport alım işlemlerini başlatmış olacaklardır. Randevu almadan önce istenen belgeler hazırlanarak gerekli olan harcın anlaşmalı bankaya yatırılarak makbuzun alınması gerekmektedir. Pasaportların teslimi PTT aracılığı ile başvurusu sırasında beyan edilen adres ve kişilere yapılmaktadır. PTT'ye teslim edilen pasaportlar için beyan edilen cep telefonlarına bilgilendirme mesajı gelerek barkod numarası verilmektedir. Barkod numarası ile pasaport takibi yapmak için internet üzerinden PTT web sitesi adresine giriş yapılmalıdır. internet üzerinden ya da ttelefon aracılığı ile yapılmaktadır. Pasaport alım randevularını internet üzerinden almak isteyen vatandaşların Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğü resmi sayfasına giriş yapmaları gerekir. Ana sayfa adresinden pasaport randevu alım ve sorgulama işlemlerini gerçekleştirmek oldukça kolay olmaktadır. Telefon ile randevu almak isteyen vatandaşların ALO 199 Vatandaş Etkileşim Merkezini aramaları gerekmektedir. Belirtilen hat üzerinden pasaport alımı yapmak için randevu alınmaktadır. - T. C. kimlik kartı, nüfus cüzdanı ya da geçici verilmiş olan kimlik belgelerinin aslı - Pasaport için özel çekilmesi gereken 2 adet biometrik fotoğraf - Pasaport cüzdan bedeli makbuzu ve pasaport harç bedeli makbuzu. - Eski pasaport - 18 yaşından küçük ve kısıtlı olan vatandaşların ebeveynleri ya da kanuni temsilcileri ile birlikte başvurmaları gerekir. Başvuru sırasında yanlarında kimlik belgelerinin aslı ile birlikte noterden alınan muvafakatname gerekmektedir. - Harçsız pasaport talepleri için öğrenci belgesi istenmektedir. - 6 ay süreli pasaportlar için ödenmesi gereken harç bedeli 208,30 TL pasaport defter bedeli 160 TL toplam tutar 368,30 TL'dir. - 1 yıl süreli pasaportlar için ödenmesi gereken harç bedeli 304,40 TL pasaport defter bedeli 160 TL toplam tutar 464,40 TL'dir. - 2 yıl süreli pasaportlar için ödenmesi gereken harç bedeli 497,00 TL pasaport defter bedeli 160 TL toplam tutar 657,00 TL'dir. - 3 yıl süreli pasaportlar için ödenmesi gereken harç bedeli 705,90 TL pasaport defter bedeli 160 TL toplam tutar 865,90 TL'dir. - 4+ yıl süreli pasaportlar için ödenmesi gereken harç bedeli 994,80 TL pasaport defter bedeli 160 TL toplam tutar 1154,80 TL'dir. - Denizbank - Akbank - Burgan Bank - Aktif bank - Fibabank - Al baraka Türk - Alternatif Bank - Finansbank - Anadolu bank - HSCB - Arap Türk Bankası - ING Bank - Citibank - Kuveyt Türk Katılım Bankası - Şekerbank - Garanti Bankası - Ziraat Bankası - Halkbank - Turkısh Bank - İş Bankası - Turkland Bank - Türkiye Vakıflar Bankası - Türk Ekonomi Bankası - Vakıf Katılım Bankası - Türkiye Finansal Katılım Bankası - Yapı ve Kredi Bankası - ODEO Bank - Ziraat Katılım Bankası - PTT Şubeleri"} {"url": "https://www.gezipedia.net/88-kirikkalede-gezilecek-yerler.html", "text": "İç Anadolu Bölgesi'nin öne çıkan illerinden biri de Kırıkkale. Osmanlı arşiv kayıtlarında bölgenin ismi Kırkkal olarak geçmekte. Önceleri Ankara'ya bağlı bir ilçe olan Kırıkkale 1989 yılında il statüsüne kavuşuyor. Merkeze bağlı ve 12 kilometre mesafede yer alan Hasandede beldesi içerisinde bulunan bu mekan şehrin simgelerinden birisi olma özelliğine sahip. Hasandede olarak anılan zatın gerçek ismi ise Doğanbey. Cami 1605 yılında inşa edilmiş ve bahçesinde ilki Hasandede'ye ait ikincisi ise Doğanbey'in yani Hasandede'nin oğulları Şeyh Halil İbrahim, Şeyh Mustafa ve kızı Ümmühan Ana'ya ait olmak üzere iki adet türbe bulunuyor. Bizans dönemine ait yarı doğal yarı yapay mağaralar içerisinde yer alıyor. Krallar ve asilleri defnetmek için oluşturulan bu mekanlar oldukça hayret verici bir yapıya sahip. Mekanın çok yakınında bulunan Sulu Mağaranın da bu yapı ile ilişkili olduğu ileri sürülüyor. Gerek Kaya mezarları gerekse Sulu Mağara ilçe merkezine yaklaşık 9 kilometre mesafede yer alıyor ve ulaşım noktasında oldukça rahat imkanlara sahip olacağınızı da ayrıca belirtmek istiyoruz. rahatlıkla ulaşım sağlanabilen ve en popüler mekanların başında gelen bir ziyaret noktalarından biri. Sulu Mağara Bizans dönemlerinde yerleşim yeri olarak kullanılmış olan bir mekan. Yarı yapay yarı doğal bir özelliğe sahip olan mağarada araştırmalar ilk olarak 1996 yılında yapılmaya başlanmış. Günümüzde ziyaretçilere açık olan gözde mekanlardan biri. 1990 yılında inşa edilmiş olan müze şehir merkezinde yer alıyor. Ağırlıklı olarak İkinci Dünya Savaşı'nda İstanbul'da kullanılan silahların sergilenmekte olduğu müzede toplamda 229 adet eser sergileniyor. İlginizi çekeceğini düşündüğümüz mekanlardan birisi de burası. Bahşılı ilçesi Karaahmetli beldesi sınırları içerisinde yer alan tabiat parkı şehrin ilk tabiat parkı olma özelliğine sahip. Yerel halk tarafından oldukça rağbet gören bir mekan diyebileceğimiz tabiat parkında güzel vakitler geçirebileceğinizi bilmenizi isteriz. Balışeyh isimli ilçe sınırlarında yer alan Koçubaba Türbesi, şehrin önemli kanaat önderlerinden biri olarak kabul edilen Bektaşi Şeyhi Koçu Baba'ya ait. Yapının 1400'lü yılarda inşa edildiği sanılıyor. Görülmeye değer mekanlardan biri olduğunu belirtmek isteriz. 'nün 1200'lü yıllarda inşa edildiği tahmin ediliyor. 1402 yılında meydana gelen Ankara Savaşı için harekete geçen Timur'un askerlerinin de Kızılırmak'ı geçmek için bu köprüyü kullandıkları ileri sürülüyor. Kırıkkale'nin en eski ve en popüler ziyaret noktalarından biri de bu köprü. Kırıkkale merkezine yer alan ve hassas bir şekilde korunmaya devam eden tarihi evlerin varlığı 1500'lü yıllara kadar dayanıyor. Çoğunlukla 2 katlı yapılardan oluşan bu evler kagir ve ahşap malzemelerden inşa edilmiş. Konak mimarisine sahip olan bu muazzam güzellikteki evleri mutlaka görmenizi tavsiye ederiz. sını da çıkarmaktadır. Kırıkkale'nin yoğurdu ve yarmayı bir araya getirdiği bu tat kaşıklamaya doyamayacağınız kadar lezzetli. et ile bulgurun içerisinde yer aldığı bir lezzettir. Katma aşıyla sızgıt, omaç, madımak ve göllemeyi de tadacağınız lezzetlere dahil etmeyi unutmayın. Kırıkkale İç Anadolu Bölgesi içerisinde yer alıyor ve Orta Anadolu olarak adlandırılan bölgede öne çıkan şehirler arasında bulunuyor. Kırıkkale'ye hem havayolu, hem karayolu hem de demiryolu yani Yüksek Hızlı Tren ile ulaşım sağlamanız mümkün."} {"url": "https://www.gezipedia.net/880-marasta-ne-yenir-marastaki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": "şehri ziyaret eden ziyaretçiler tarafından şehre bir daha gelmenin olmazsa olmaz detaylarından biri olarak ifade edilirken, kültürü ve tarihi yanında Kahramanmaraş'ın yemekleriyle de ön plana çıkmasını sağlamaktadır. Kurtuluş Savaşı ve Milli Mücadele dönemi katkılarından dolayı isminin başına \"Kahraman\" unvanı alan kentte; çorbadan et yemeklerine, dondurmasından yöresel yemekle kadar oldukça çeşitli tatlardan da bahsetmek mümkün. Kahramanmaraş'ın tüm sofralarının kolaylıkla ana öğesi olarak ifade edilebilecek olan tarhana, diğer yörelerde bilinen tarhanalar gibi un kıvamında değil de cips büyüklüğünde kıtır parçalar halinde kızartılarak hazırlanmaktadır. Kahramanmaraş tarhanaları ayrıca Temmuz ve Ağustos aylarında kurutulmaktadır. , il genelinde sofraların ana lezzetlerinden biridir. Kahramanmaraş'ın küçücük doğranan kuzu eti yanında soğan, biber ve patlıcanla birlikte fırında iyice pişen Maraş tavası aynı zamanda isteğe göre nefis baharatlarla süslenirken tavaya banan ev ekmeğiyle birlikte damaklarda unutulmaz bir tat bırakmayı da başarmaktadır. Maraş tarhanası ve Maraş köftesiyle birlikte şehrin en popüler üç lezzetinden biridir. Kahramanmaraş'ta özel günlerde en çok pişirilen özel yemeklerin başında gelen \"eli böğründe\" kuşbaşı doğranmış kuzu etinin yanında soğan, biber ve domatesle servis edilir. Bir tepsi yemeği olan eli böğründe tüm bu lezzetlerin aynı tepsi içinde \"bir tavada dört\" lezzet şeklinde de ifade edilebilmektedir. Kahramanmaraş'ın dünyaca ünlü lezzetlerinin başında gelen Maraş dondurması \"uzadıkça uzayan lezzet\" olarak da ifade edilirken, hakiki Maraş dondurmasının keçi sütüyle yapıldığı, salep tat ve kokusuyla da bu lezzetin desteklendiği görülmektedir. Aynı zamanda oldukça kıvamlı ve sert olan Maraş dondurması kesilerek servis edilen özel bir lezzettir. Bembeyaz rengiyle dikkat çeken ve özellikle kış aylarının vazgeçilmezlerinden biri olan Kahramanmaraş un sucuğu unlu ve cevizli karışımın ipe asılarak bekletilmesiyle hazırlanırken, tatlının kuruyup lokum kıvamına gelmesiyle birlikte tüketilmeye hazır olduğu görülmektedir. Un sucuğu oldukça lezzetli, besleyici ve enerji verici özel bir lezzettir. Acem pilavı ya da Maraş Acem pilavı olarak da isimlendirilen Maraş pilavı; kavrulmuş havuç ve bademle süslenen, kıvam olarak da iç pilav kıvamına yakın bir pilavdır. Maraş pilavının etli, kuş üzümlü ve bol aharlı yapısı da bu noktada dikkat çekmektedir. Her ne kadar isminde \"köfte\" ibaresi geçse de Maraş'ın en popüler çorbalarından biri olarak ifade edilen kalilli köfte hem bulgurlu hem de kıymalı yapısıyla dikkat çekerken Maraş'ın farklı lezzetlerinin bir arada toplandığı özel bir lezzet olarak da göze çarpıyor. Bulgur ve kıymadan yapılan köftelerin Maraş tarhanası içerisinde pişirilmesiyle ortaya çıkan kalilli köfte, şehirde oldukça fazla müdavimi olan çok özel bir lezzet. Maraş pilavıyla birlikte şehrin en önemli iki pilav lezzetinden biri olan Acem Pilavı, bir bakıma bir iç pilav olarak da isimlendirilebilirken özellikle düğün ve özel günlerin vazgeçilmezi konumundaki yerini korumayı başarmaktadır. Maraş pilavında olduğu gibi bol bahar, kuş üzümü ve et içeren pilav yolu Maraş'a düşenlerin vazgeçemeyeceği önemli bir yöresel lezzet. arayanlar için de oldukça önemli bir konuma bulunmaktadır. Her daim taze balıklarının yanı sıra leziz salata ve mezeleriyle mutlaka gidilmesi gereken bir adres. Kahramanmaraş yöresel mutfağı ve et yemekleri yanında sabah kahvaltıları için de müşterilerine daima en iyisini sunmayı görev edinmiş Kahramanmaraş kahvaltı yerleri, Kahramanmaraş merkezde bulunan San Marinn Cafe şehrin kahvaltı anlamında en önemli mekanlarından biri olarak göze çarparken hijyenik, hızlı ve kaliteli hizmetiyle de ön plana çıkıyor. Pazar kahvaltıları için oldukça uygun bir mekan. Haydar Bey Mahallesi Onikişubat'ta bulunan Yöresel Kahvaltı Salonu sadece Kahramanmaraş'ın değil, birçok yörenin özel kahvaltı lezzetlerini müşterilerine sunarken; özellikle hafta sonları yer bulmanın oldukça zor olduğu mekanların da başında geliyor. Özellikle peynir ve sucukları muazzam."} {"url": "https://www.gezipedia.net/881-ayvalikta-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "Ayvalık'ta genellikle kamp yapılacak yerlerde tesisler bulunmakta ve ücretli olarak hizmet vermekteyken Akvaryum koyunda çadır ücreti ödemeden istediğiniz gibi kamp yapmanız mümkün olmaktadır. Koyda ağaçların bittiği yerde denizin başladığını bilmelisiniz. Yani çadırınızı ağaçların altına gölgeye kurabilir ve istediğiniz an denize girebilirsiniz. Ayvalık'ta olmak ama hiç kimse tarafından rahatsız edilmeden doğa ile baş başa bir tatil yapmak istediğinizde Turhanlı kamp alanı beklentilerinizi karşılayacaktır. Çok geniş bir alandır ve çadırların arasında yüzlerce metre mesafe olmaktadır. Burada ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz bir tesis olmadığı için gelmeden önce karşılamanız gerekmektedir. arasında bu kamp alanını çok fazla tercih etmektedir. Kamp alanında muhteşem bir manzara bulunmaktadır. Temiz ve nezih bir ortamda huzur dolu zamanlar geçirmek isteyen kişiler uygun fiyatları ile bu kamp alanından yararlanabilmektedirler. alanı içinde bulunan tesisler ise ihtiyaçlarınızı karşılamanızı sağlamaktadır. içinde Ada kamping bunun için doğru tercih olmaktadır. Burada tekne turları, dalış turları gibi aktiviteler yapmak isteyen kişiler içinde uygun bir tercihtir. Çadırınızı çam ağaçlarının serin gölgesine kurmak ve akşamüzeri çadırın önünde otururken muhteşem gün batımını izlemek istediğinizde çamlık kampinge gidebilirsiniz. Bölgenin en köklü kamp alanlarından birisi olması ile burada tuvalet, duş, mutfak, buzdolabı ve internet gibi tüm ihtiyaçları uygun fiyatlar ile karşılanmaktadır. alanında çıkacağınız doğa yürüyüşleri sırasında nefis fotoğraflarda çekebilirsiniz. Cunda Adasının en güzel yerleri arasında yer almakta olan Patriça köyünde aynı adı taşıyan bir koy bulunmakta ve burası tatilini huzur içinde yapmak isteyen kişiler için ideal bir ortam sunmaktadır. Köyün sit alanı ilan edilmiş olması ile yapılaşmaya izin verilmediğinden tarihi doku aynı olarak korunmaktadır. Patriça koyunun denizi Ayvalık'ın diğer yerlerine göre daha sıcaktır fakat sığ deniz sevmeyenler başka tercihlere yönelebilirler. arasında burası sakinliği ve huzuru ile tercih edilirken aynı zamanda uygun fiyatlarda bulabilirsiniz. içinde burayı uygun fiyatları ile de tercih etmektedirler. Aileniz ile yapacağınız tatillerde de bu kamp alanı ihtiyaçlarınızı da karşılamanız açısından da uygun olmaktadır. alanları hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/882-corluda-gezilecek-yerler.html", "text": "Çorlu Trakya Bölümü'nün ortalarında tam merkezinde, düzlüklerin yoğun olduğu bir yerdedir. İlk Çağ insanlarının genel özelliklerini tamamıyla yansıtan bir tarihi sahip olan çorlu tarihine bakıldığında, eski tarihlerde yaşanan göçlerle birlikte tarıma ve sanayiye önem verildiği anlaşılmaktadır. Yakın zamanlarda bölgenin tarihi ile ilgili çok eski döneme dayanan yeni yerleşme kalıntılarının ortaya çıkarılması, bu fikri desteklemektedir. Kısaca Trakya'nın yaşadığı her türlü olay ve göçlerden Çorlu ilçesi nasibini almıştır. Bu bakımdan zengin tarihi ve kültürel miraslara sahiptir. yıllardır tarihi gizemiyle herkesi büyülemektedir. Mistik havayı koklamak tarihin sayfalarında kaybolmak isteyenler mutlaka buraları görmeliler. gerçekten görülmeye değer. Diğer illerdeki kaleler gibi savaşlardan korunmak için yapılmış olan Çorlu Kalesi'nin en yükseğine çıkarak, bu şehrin en güzel manzaralarını seyredebilirsiniz. Birde fotoğraf çekilmeyi unutmayınız! , o yıllarda cami-i kebir olarak isimlendirilmişti ve birçok odası olan bir medreseydi. Ayrıca, külliyenin etrafında imarethane ve hamam da vardı. 1949 yılında bazı bölümleri onarımdan geçirilen Süleymaniye Cami, hala insanlara hizmet etmeye devam etmektedir. arasında yer alan bu güzel tarihi alanda Pers, Roma, Bizans gibi güçlü krallıkların bünyesinde yayılan tarihinin MÖ.3500-3000 yıllarına kadar dayanan bir tarihi mevcut olduğu bilinen araştırmalardandır. Bir süre sonra, Perslerin hakimiyetini aldığı bu şehir, MÖ. 4'üncü Yüzyıl zamanlarında Büyük İskender tarafından işgal edildi. Daha sonra ise yani MÖ.168 yıllarında Romalıların egemenliğine geçti. Bizans hakimiyetindeyken bu şehrimize Konstantinopolis'i savaşlardan korumak için güzel bir kale yapıldı ve şehir jeopolitik olarak çok daha önemli bir yapıya kavuştu. Ayrıca o dönemlerde farklı türde üretilen peynir çeşidiyle peynir kasabası olarak da anılmıştır. biridir. Heykel meydanın etrafında eğlence mekanları, restoranlar ve çeşitli ilginç yapılar mevcuttur. Şehrin \"Hükümet\" diye adlandırılan kısmında da eski dar sokaklar, çok eski yıllardan kalma zanaatkarların ve bazı meslekçilerin dükkanları varlığını sürdürmektedir. Çorlu'nun eski yıllardaki tarihini hissetmek o havayı teneffüs etmek isterseniz bu sokaklara mutlaka uğrayınız. Olimpos At Çiftliği, Çorluda görülüp gezilmeye değecek yerlerdendir, Hayvanları sevenler ve doğayla baş başa kalmak isteyenlere güzel bir örnek çiftliktir. İsterseniz atlara binebilir dilerseniz kahvenizi çayınızı içerek o güzel doğayı ve havayı içinize çekersiniz. arasında bulunmaktadır. Şehre 6 kilometre uzaklıkta bulunan bu güzel piknik alanında, güzel bir aile pikniği ve temiz hava sizleri beklemektedir. Böylece şehrin yorgunluklarını gidererek yeni haftaya hazır başlayabilirsiniz. tam size göre. Plaja girişte kesinlikle ücret ödenmemekte olup Olimpos At Çiftliği'ne yakındır. Ayrıca Gölbaşı Gençlik Parkı'na da gitmenizi tavsiye ederiz. Ulaşım konusunda ise ya özel aracınız eğer yoksa şehirden kalkan dolmuşları öneririz. Çorlu Dondurma Festivali, Ceviz Festivali, Günebakan Festivali, Yaz Festivali hemen hemen her yıl yaz aylarında düzenlenen birbirinden eğlenceli festivaller vardır. - Boşnak Böreği - Çorlu Köfte Salonu - Cızleme - Patates çorbası - Çılbır - Keşkek - Pireşe - Peynir helvası Çorlu ilçesinde Çorlu'ya özel dondurma, ceviz, günebakan gibi festival ve yiyecekleri ile meşhurdur. istikametinden D100 kara yolunu kullanarak Çorlu merkeze yaklaşık 1,5 saatte ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/883-cesmede-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "arasında merkeze 10 kilometre olan mesafesi ile çok fazla tercih edilmektedir Pırlanta plajı kamp alanı. Merkezden çıktıktan sonra Çiftlikköy'e gelmenizin ardından sağa döndüğünüzde Pırlanta plajı karşınıza çıkacaktır. Bu plajın kumunun pırlanta gibi parlıyor olması ile bu adı aldığı da bilinmektedir. Çeşme'ye çok yakın bir yerde ama gözlerden uzak bir tatil yapmak istediğinizde bu kamp alanı ilk tercihiniz olmalıdır. Rüzgar alan bir koy olması ile burada windsurf ve kitesurf yapılmaktadır. Denize girdiğinizde iki yüz metre boyunca derinleşmiyor olması ile çocuklarınız tek başına rahatça denize girebilmektedir. Çadır kurmak için ücret ödenmeyen kamp alanında tuvalet, banyo ihtiyaçlarınızı uygun ücretler ile karşılayabileceğiniz yerler bulunmaktadır. alanında ve plajda tuvalet, duş ihtiyaçlarınızı ücretli olarak karşılayabileceğiniz yerler bulunmaktadır. arasında Delikli Koy bunun için en uygun seçim olmaktadır. Deniz ve doğanın muhteşem uyumu ve temiz denizi ile son yılların gözde kamp alanları arasında yer almaktadır. Burada yapacağınız kamp ile bütün yılın stresini ve yorgunluğunu üzerinizden atmanız mümkün olacaktır. Sahilde denize çok yakın olarak çadır kurabileceğiniz gibi ayrıca biraz daha içeride doğanın içinde de çadır kurabilirsiniz. içinde de Kleopatra koyu ayrı bir yer tutmaktadır. Bu koyda sadece doğa, deniz ve siz olur huzurun keyfini çıkartabilirsiniz. Diğer adı Güvercinlik Koyu olan yer adeta saklı bir cennet gibidir. Koyun etrafı kayalar ile çevrilidir ve burada çadır kurduğunuzda sizi kimsenin rahatsız etmeyeceğini bilmelisiniz. Bu koyda kamp yaptığınızda tüm ihtiyaçlarınız için kendiniz tedarikte bulunmalısınız çünkü koyda herhangi bir tesis bulunmamaktadır. yapan kişiler için Gerence Koyu ile bu isteğin gerçekleşmesini sağlamaktadır. Çeşme'den çıktıktan sonra 24 kilometre yol almanın ardından bu koya ulaşılmaktadır. Temiz denizi ile aileler tarafından olduğu gibi olta balıkçılığı yapmaktan hoşlanan kişiler tarafından da tercih edilmektedir. Koyun yakınında Ildırın köyü bulunmaktadır ve ihtiyaçlarınızı bu köyden temin etmeniz mümkün olmaktadır. Çeşme'nin en gözde yerleri arasında yer alan Alaçatı'da tatil yapmak istiyorsunuz ama bunu kamp yaparak gerçekleştirmek istediğinizde bunun için plajda ya da plaja çok yakın olan ağaçlık bölgede çadırınızı kurabilirsiniz. Gözde tatil yerler arasında olması ile Alaçatı'daki yüksek müzik seslerinden etkilenmeden bu kamp alanında tatilinizi yapabilirsiniz. Kamp alanı içinde ihtiyaçlarınızı karşılamanız da mümkün olmaktadır. arasında bulunan Ilıca Tanay Orman kamp alanı bunun için doğru seçim olacaktır. Ağaçların arasında kuracağınız çadırınız güneş almayacağı için serin bir ortam olacaktır. Orman içinde yapacağınız doğa yürüyüşleri size unutulmaz fotoğraflar çekme imkanı sunacaktır. Kamp alanında tuvalet, duş ve market bulunmaktadır. Buralardan uygun fiyatlar ile ihtiyaçlarınızı karşılamanız mümkün olmaktadır. alanında konserler düzenlenmekte yoga ve çeşitli etkinlikler ile unutulmaz tatiller yaşanmaktadır. Hem hotel hem de kamping olarak hizmet veren bu tesis karavan kampı yapmak isteyen kişiler için uygun olmaktadır. Çeşme Altınkum mevkinde olan bu kamp alanında her türlü ihtiyacın uygun ücretler ile karşılanması mümkün olmaktadır. Ayrıca doğa ile iç içe olması ile de hem deniz hem de orman kampı yapmak isteyen kişiler için hizmet vermektedir. içinde yer alan bu tesis ekolojik tatil yapmak isteyen kişiler için hizmet sunmaktadır. Burada muhteşem doğa manzaralarını bulabilir ve uygun fiyatları ile istediğiniz gibi uzun tatiller yapabilirsiniz. hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/884-niksarda-gezilecek-yerler.html", "text": "ile ilgili tüm soruların cevabını öğrenebilirsiniz. arasında farklı kültürlerin yaşadığı dönemlere ait izler bırakmış olması nedeniyle çok fazla seçeneğe sahiptir. Sorusunun da sıkça sorulmasına neden oluyor. Coğrafi olarak önemli konumu, su kaynaklarının fazlalığı, bereketli ve verimli toprakları gibi etkenler, Niksar'ın erkenden fark edilmiş yerleşim birimlerinden biri olmasına neden olmuştur. En son elde edilen buluntularla, Niksar'da yerleşimin Milattan Önce 5500 yılına uzandığı tespit edilmiştir. Binlerce yıl boyunca, Hitit, Frig, Med, Pers, Pontus, Roma, Bizans, Arap, Danişment, Selçuklu, İlhanlı Beyliği, Osmanlı İmparatorluğu gibi birçok imparatorluk ve kültürün hakimiyetinde olan Niksar, bugün tüm bu uygarlıkların izlerini taşıyan özellikli bir ilçe. çok geniş makalelerde ele alınması gereken, pek çok önemli olay barındıran bir tarihtir. listenizde mutlaka ilk sırada yer alması gereken bir yerdir. Danişmentliler döneminde kesme taştan yapılmış bir camii olan Ulu Camii, 1145 yılında yapılmış. Dikdörtgen şekilde yapılmış olan camiinin minaresi, ülkemizin en büyük minarelerinden biridir. Yaşan depremler nedeniyle yıkılan minare, altmışlı yıllarda onarılarak günümüzdeki haliyle hizmet vermeye devam ediyor. Kültürümüzün eski örneklerinden biri olan bu eser, sürekli olarak çeşitli bakım ve onarımlardan geçirilerek, hizmet vermeyi sürdürmesi sağlanıyor. Anadolu'nun en eski medresesi olarak da bilinen Yapıbasan Medresesi, ilçedeki Danişmendli izlerinden diğer bir örnektir. Melik Nizameddin Yağıbasan tarafından 1157 yılında yaptırılan medresesinin yapımında, Niksar Kalesinin surlarının taşları kullanılmış. Medrese yörede \" Çukur Medrese \" olarak adlandırılır. Cumhuriyet Dönemi müzecilik çalışmalarının sonucu olarak 1926 yılında kurulan Tokat Müzesi, ilk olarak Anadolu Selçuklu İmparatorluğunun bir eseri olan Gökmedrese'de kurulmuştur. Ancak bölgenin zengin tarihi ve giderek artan eser sayısı, yeni bir yere ihtiyaç duyulmasına neden olmuştur. 2012 yılında Arastalı Bedesten' e taşınan Tokat Müzesi, bölgenin zengin tarihine ışık tutan birçok eserin sergilendiği bir müzedir. Arastalı Bedesten' i kimin yaptırdığına dair net bir bilgi bulunmamakla birlikte, 15. Yüzyıl ve Çelebi Mehmet döneminde yaptırıldığına dair bulgular güçlüdür. Evliya Çelebi'nin \" Seyahatname \"' sinde de bahsi geçen Bedesten, İstanbul Kapalı Çarşının Bedesten Bölümüne benzeyen bir yapıya sahiptir. listenizde yer alması mutlaka gereken bir ziyaret alanıdır. Ünü tüm Türkiye tarafından bilinen Niksar Ayvaz suyu, günümüzde Ayvaz parkının içerisinde bulunuyor. Çok eski tarihlerden biri bilinen ve kullanılan bu kaynak suyunun, eşsiz özellikleri var. Roma İmparatorluğu döneminde ve Milattan 2. Veya 3. yüzyılda yapıldığı tahmin edilen yapı, Niksar'ın merkezi konumunun aynı zamanda askeri olarak da ne denli önemli olduğunun kanıtlarındandır. Kışla ve Silahlık olarak kullanılmış olan yer altındaki yapı, yakın zamanda restore edilerek ziyarete açıldı. Niksar gezilecek yerler listenizde mutlaka yer almalıdır. , tarih boyunca edindiği birikim ve deneyimlerini başarıyla günümüze aktaran en önemli yerleşim birimlerinden biridir. binlerce motor sevdalısını bir araya getiren bir festival. Karakucak Güreş Festivali, ilçenin öne çıkan diğer Festivali olarak, Eylül ayında gerçekleştiriliyor. - Yaprak sarma - Niksar Çöreği - Bat - Tokta Pağacı - Bakla Dolması - Bacaklı Çorba - Düğü Çorbası - Behlili Pilav - Çemen - Etli Pırasa Sarması - Ispanaklı Mıhlama ilçesi bulunan konumuyla, Karadeniz ile İç Anadolu Bölgesi arasında bir geçit konumundadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/885-kusadasinda-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "arıyorsanız Kuşadası'nda yeteri oranda güzel kamp yerleri mevcuttur. Doğal ve tarihi güzelliklerle örülü olan bu yerle ilgili kamp alanlarını ince eleyip sık dokuyarak sizlerle paylaştık. arasında en çok bilinen en çok tercih edilen kamp alanıdır. Şehir merkezinde yer aldığı için alışveriş konusunda hiç endişe etmenize gerek yok. Önder Kamp Alanında denize girmek için bir miktar yürümeniz gerekecektir. içerisinde değerlendirilen bu kamp alanında bir adet havuz da vardır. Tuvalet ve duşlar gayet hijyenik durumda. Denize sıfır olamayan bu kamp alanında denize girmek için bir miktar yürümeniz gerekecektir. Elektrik imkanı için kablo bulundurmayı unutmayın. arasındadır. Kuşadası kent merkezine yaklaşık 7- 8 kilometre uzaklıktadır. içinde önemli bir kamp alanıdır. Kuşadası ilçe merkezine 15 kilometre mesafededir. Güzelçamlı Milli Parkının yanında yer alan bu tesiste sabah ve akşamları uygun bir fiyata tabldot yemek çıkarılıyor. Kamp alanında ateş yakmak yasak. Ancak standart mangal yeri var ve kiralama olanağı mevcut. Sıcak su olmasa da soğuk su bulunan duşlar ve bulaşık yıkama yerleri var. alanları içerisinde en önemlilerinden olan bu yer çadır ve karavan için çok uygun bir yer. 1966 yılında milli park ilan edilen bu alanda bungalov evleri, lüks tesislerde bünyesinde bulunduruyor. Kuşadası'na 30 -35 kilometre mesafededir. arasında bulunan Dereli kamp alanı sessiz bir yerdir. Deniz kenarındadır. Kamp alanında karavan veya dilerseniz çadır kurabilirsiniz. Burada bir otelde bulunmaktadır. WC ve sıcak su, duş imkanı mevcuttur. Bulaşık yıkama alanı da vardır. Elektrik imkanı gibi temel ihtiyaçlarınızı burada karşılayabilirsiniz. arasındadır. Yaz aylarında kalabalık ve eğlenceli bir yer haline gelir. Burada avantajlardan biri de mangal yakmanın serbest olmasıdır. Sevgi plajı bireysel olarak kendi imkanlarınız ile kamp yapmak için ideal bir yerdir. Plaj alanındaki tesislerin duş ve tuvaletini ödeme karşılığında kullanabilirsiniz. arasındadır. Denizin hemen kenarında yer almaktadır. Burada temel olarak WC, sıcak su, duş, içme suyu gibi ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz yerler mevcuttur. Çadır ile kamp yapmak için gayet iyi bir yerdir. Kamp merkezi Kuşadası'na 19 kilometre mesafededir. Davutlar mevkisindedir. Bu kampta bungalow evler de mevcuttur. Bu bungalow evlerde duş, tuvalet, buzdolabı yer almaktadır. Gençlik için kurulduğundan bu kampta voleybol, tenis, basketbol, futbol, masa tenisi gibi çeşitli spor aktivite alanları ve yüzme havuzu vardır. Deniz kenarında yer almaktadır. konusunda son olarak Kadınlar Denizi Plajından bahsedersek bu yer Kuşadası ilçe merkezine 2,5 -3 kilometredir. Deniz kenarında küçük çadır kurarak, çevredeki beachlerden ücret karşılığı WC ve sıcak su ile duş gibi ihtiyaçlarınızı giderebilirsiniz. hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/886-seferihisarda-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "hakkında bu yazımızı özenle inceleyerek hazırladık. içerisinde Teos Ekmeksiz Orman Kampı'na gidebilirsiniz. Çakal Koyu Seferihisar ilçe merkezine yaklaşık olarak 20 kilometre mesafededir. Çam ağaçları ile örülü olan bu alanda tabiat ana ile baş başa kalacaksınız. Çevresi genel olarak kayalarla kaplı olan bu yerde istediğiniz yere çadır kurabilirsiniz. Deniz kenarında olan bu yere kayalık olduğu için çocuklar ile gelmemeniz tavsiye edilir. Bağımsız olan bu yerde duş, içme suyu ve tuvalet gibi ihtiyaçları burada bulunan küçük bir beach club ile giderebilirsiniz. Yemek ihtiyacınız için restorantlar bulunmakla birlikte dilerseniz kendi ürünlerinizi getirerek tüketebilirsiniz. arasında değerlendirilen bu yerde plaj, çadırlı kamp alanı, içme suyu, soyunma kabini, WC yer almaktadır. arasında yer alan bu yer Seferihisar ilçe merkezine yaklaşık 13 kilometre mesafededir. Çadırlı kamp yapmak için gayet uygun bir yer olan Pi Kampta azda olsa ihtiyaçlarınızı giderebileceğiniz yerler mevcuttur. Ayrıca dağ yürüyüşü için de uygun bir yerdir. arasında beğenilen bir yer olan Özcan Kamp Merkezi duş, WC, giyinme kabini, plaj, elektrik gibi hizmetler sunmaktadır. Kamp merkezi tarafından üretilen organik gıdalar ile kahvaltı yapabilirsiniz. Özellikle aileler için daha çok tercih edilir. yerinde deniz kenarında macera dolu değişik bir kamp yapma fırsatı bulabilirsiniz. alanı tüm ihtiyaçlarınızı temin edebileceğiniz bir tesistir. Karavanlarda buzdolabı bulunmakta fakat mutfak yoktur. Seferihisar'a 10 kilometre uzaklıktadır. arasında önemli ve beğenilen bir yerdir. Kamp yapanlar için; elektrik, sıcak su, oyun parkı, 24 saat açık market, internet, buzdolabı, televizyon imkanı, ısıtma sistemi gibi ultra düzeyde olanaklar mevcuttur. konusunda işlek bir yerdir. Çadır kurmak için alan bulunmakla birlikte dilerseniz pansiyon imkanı da mevcuttur. Seferihisar ilçe merkezine 25 kilometre mesafede bulunan bu erde kamp esnasında ihtiyaç duyabileceğiniz temel şeyler mevcuttur. arasında yer alan bu yerde wifi, kıyafet yıkama olanağı ve temel ihtiyaçların giderilebileceği imkanlar mevcuttu. Tiyatro gösterisi, film gösterisi, Türk sanat müziği canlı müzik gibi etkinliklerden dolayı ismini buradan almıştır. hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/887-urlada-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "konusunda eğlence, gezi ve tatil severleri en iyi şekilde bilgilendireceğimizi düşünüyoruz. konusunda tanınmış yerlerden biri olan Nuri'nin Yerine sahiptir. Estetik konusuna önem veren bu yerde sıcak su, mutfak, elektrik, tuvalet gibi yerler ayrıca araçla ulaşım sağlayanlar için otopark mevcut. Her türlü kamp ekipmanlarını buradan temin edebilir ve güvenlikli şekilde kamp yapabilirsiniz. konusunda önemli olan bir diğer yer de Ağaç Altı Kamp Yeridir. Bu kamp yerinde güzel ve heyecan dolu bir vakit geçirebilirsiniz. Bu kamp alanında çadır kurmak için yapılmış temiz ve nezih yerler ve denize girmek için hazırlanmış olan sahili vardır. Ağaç Altı Kamp Yeri Urla şehir merkezine yaklaşık 17- 18 kilometredir. Bu tesis kamp için her türlü imkanı bulundurmaktadır. Burası kamp yapmak için belki de en iyi seçenek olacaktır. Torasan Camping ile yeşillikler arasında, orman içinde kamp yaparak sahilde denize girme şansını elde edebilirsiniz. Duş, tuvalet, mutfak gibi birçok imkanı bulunan bir kamp alanıdır. Urla'da bulunan ve İzmir'e yaklaşık 45 kilometre olan bu yeri tercih edebilirsiniz. düşünüldüğünde tercih edilebilecek en güzel kamp yerlerindendir. Huzur kamp. Huzur, doğa, deniz ve sakinlik isteyen insanların yeridir. Huzur Kamp Urla şehir merkezine yaklaşık olarak 30 kilometre mesafededir. Toplu taşıma veya özel aracınızla gelerek gerekli olan tüm kamp ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz bu tesisi tercih edebilirsiniz. yapılacak yerler arasında bulunan Yolluca Kamp Alanı Urla şehir merkezine yaklaşık 10 kilometre mesafededir. Duş, mutfak, tuvalet, kamp malzemeler, otopark, temiz plaj ve temiz, bakımlı kamp çadır alanlarının bulunduğu bu kamp merkezini görebilir, kamp keyfini doyasıya yaşayabilirsiniz. arasındadır. Bu kamp alanı Tarım Bakanlığı haricinde sivil halka da açık olmakla birlikte daha çok aileler tarafından tercih edilmektedir. Urla kent merkezine yaklaşık 13 kilometre mesafededir. Uygun fiyatlı olması ve kamp alanı ve imkanları dışında apart imkanı sunması da önemli avantajlarındandır. alanında çadır şeklinde veya karavan ile kamp yapabilirsiniz. Birçok yerli, yabancı turist tarafından tercih edilmektedir. Urla kamp yerleri olarak bu yer nezih ve elit bir kamp merkezidir. Urla'ya yaklaşık olarak 17 ile 22 kilometre aralığındadır. Bünyesinde restorant, otel ve çadır, karavan kampı imkanları bulunmaktadır. Her türlü kamp ihtiyacınızı denize nazır bu yerde bulabilirsiniz. Kent merkezine çok yakın olan ve 3 kilometre olan bu yerde deniz bulunmamakta ve daha çok merkeze yakın olmak isteyenler veya günü birlik, bir iki günlük kısa vadeli kamp yapmak isteyen kişilerce tercih edilmektedir. ile ilgili beğenilme sırasına göre bilgileri sizlerle paylaştık. Bahar kampta da çadır kurulmasına izin verilmiyor fakat işletmenin kendi imkanlarını kullanmanız ve mütevazi bir kamp yapmanız için Urla kent merkezine 21 kilometre olan deniz kenarındaki bu alanı tercih edebilirsiniz. hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/888-canakkalede-ne-yenir-canakkaledeki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": ", baktığınız her yerde görebileceğiniz doğal ve tarihi güzellikleri ile Çanakkale her yıl binlerce turist çekmektedir. Anadolu medeniyetlerine tarih boyunca ev sahipliği yapan şehir, Biga ve Gelibolu yarım adaları üzerinde kurulu bir açık hava müzesini andırmaktadır. Tarihi ve birçok doğal güzelliği ile ön planda olsa da son yıllarda ziyaretçilerinin olumlu yorumlarıyla Çanakkale mutfağının zenginliği ve lezzeti de ön plana çıkmaya başlamıştır. arasında dikkat çeken lezzetlerden biri de iskorpit çorbasıdır. İskorpit balığından yapılan bu çorba da balık yanında sebzelerde bulunur. İskorpit balığı, limon suyu, sirke, tuz ve su ile haşlanır. Soğan, sarımsak, tereyağı, dereotu, patates, pirinç, havuç ve baharatlarla lezzetlendirilerek tamamlanır. Hem sağlıklı hem de hafif bir başlangıç için Çanakkale'de iskorpit çorbası deneyebilirsiniz. arasında vazgeçilmezlerden biridir. Görüntü itibariyle alışılmadık olan bu yemeğin yapımı oldukça basittir. Melki mantarı, soğan, domates salçası, karabiber, tuz ve olmazsa olmaz zeytin yağı ile hazırlanan bu yemek besin değerleri açısından da oldukça zengin bir ana yemektir. denildiğinde en güzel ve özel tariflernden biri olan tumbi, patlıcanla yapılabilecek en farklı yemeklerden biridir. Patlıcan, göce, domates, soğan, maydanoz'un tuz, zeytinyağı, pul biber, karabiber ile lezzetlendirilip su ile karıştırıldıktan sonra köfteye benzer şekilde fırında pişirlmesiyle yapılır. Hem hafif hem de farklı tatlar arayanlara tavsiyemizdir. balığı ile meşhurdur. Gelibolu Altın Sardalye Kültür ve Sanat Festivali'ne de adını veren sardalyenin Çanakkale'de yeri özeldir. Sardalye ile yapılan en özel yemeklerden birisi ise tuzlu sardalyedir. Özenle seçilen sardalye balıklarının içleri temizlenerek tuzla harmanlanır. Yaklaşık 3 saat kadar bekletilen bu balıklar iri tuz dolu bir teneke içerisine yerleştirilerek üzerine bir ağırlık yerleştirilir. Güneş görmeyen bir yerde 3 ay kadar bekletilen bu balıklar yenmeye hazır hale gelir. Bu kadar emek ve sabır isteyen enfes tuzlu sardalye yemeğini mutlaka denemenizi tavsiye ediyoruz. Mantının farklı şekilde vücut bulmuş hali Çanakkale usulü metez. Birçok farklı yörede patatesli ve peynir çeşitleri yapılan metez mantıya benzer bir yemektir. Farklı yörelerin aksine Çanakkale de kıymalı yapılmaktadır. Un, su, yumurta ve tuz ile hazırlanan hamur özenle açılır. Açılan hamurlar yarım ay şeklinde içine kıyma konularak kapatılır. Kaynayan suda pişirilen hamurlar salçalı tereyağlı sos eşliğinde servis edilir. Hamur işi ve mantı severler, farklı ve lezzetli bir alternatif olan Çanakkale usulü metezi kesinlikle denemeli. Çeşitli yörelerde yapılan patlıcan kapama Çanakkale'de bir başka. Görüntüsüyle iştah kabartan bu yemeğin yapımı da oldukça kolay. İçeriğinde patlıcan, pirinç, biber, domates, zeytin yağı ve tuz bulunan bu yemek tam bir besin deposu. Fırında pişirilen patlıcan kapama yemeği lezzeti ve sağlıklı yemek isteyenlerin tercih edebileceği bir yemek türüdür. Sebzelerin çokça yer aldığı Çanakkale mutfağından eşsiz bir lezzet daha patlıcan turşusu. Çanakkale usulü patlıcan turşusunu görmediyseniz bir turşunun özelliği ne olabilir diye düşünebilirsiniz. Ancak Çanakkale usulü patlıcan hem hazırlanışı hem lezzeti hem de görüntüsüyle bir turşudan çok daha fazlası. Patlıcanların karınları yarılarak haşlanır. İçine ince kıyılmış domates, lahana, kırmızı ve yeşil biber'den oluşan harçtan koyulur. Üzerin bir lahana parçası koyularak kapatılır ve iple bağlanılarak kavanozlara yerleştirilir. Patlıcanların aralarına kerevizler koyularak kavanozlara yerleştirilir. Kısacası yapması emek isteyen lezzetli ve farklı bir turşu denemek isteyenler Çanakkale'ye gitmişken patlıcan turşusunu denemeden dönmesinler. ilçesinde yapılan Ezine peyniri olmadan peynir helvası yapılmaz. Oldukça emek isteyen bu tatlının lezzeti de dillere destan. Genellikle dondurmayla birlikte servis edilen bu tatlı özellikle yaz aylarında çokça tercih ediliyor. sizlere hiçbir yerde bulamayacağınız hazzı yaşatacak. 1940 yılından bu güne hizmet veren restoran deniz ürünleri dışında çeşitli mezeleriyle ve alkollü alkolsüz içki seçenekleriyle hizmet vermektedir. Yalova Restorant mezeleri o kadar lezzetli ki çoğu kişi balıktan çok mezeleri için bu restoranı tercih etmektedir. Eğer sizinde yolunuz Çanakkale'ye düşerse muhteşem meze ve balıklarıyla Yalova Restaurant'a uğramadan geçmeyin. Çanakkale'de peynir denince akla ilk Ezine ilçesinde yapılan ezine peyniri gelmektedir. Çanakkale-İzmir arasında bulunan Yükseloğuları Ezine Peyniri ise mutlaka durup denemeniz gereken peynir çeşitlerini sizlerle buluşturuyor. %100 doğal olarak keçi sütü ile hazırlanan peynirler İMO sertifikası ile güvence altındadır. Keçi sütünü sevmeyenleri de düşünen Yükseloğulları Ezine Peyniri koyun ve inek sütüyle de hazırlanabilmektedir. Sadece peynir ürünlerini değil aynı zamanda yöresel köy ürünleri, zeytin, zeytin yağı ve bal da satan mekanda her şey organik olarak sunulmakta. Dilerseniz web adresi üzerinden satılan ürünleri görebilir ve site üzerinden satın alabilirsiniz. Serpme kahvaltı seçeneği ile ön plana çıkan Hektor Şarap Evi'ni diğerlerinden ayıran ekmeği ve fırınlanmış peyniri. Kaliteli, çeşitli ve doğal ürünlerden sunulan kahvaltılıkların yanında taş fırında yeni pişmiş ekşi mayalı ekmek ve biberiyeli, domatesli fırınlanmış peynir seçenekleri farklı tatalar arayanlar için birebir. Eğer yolunuz Çanakkale'ye düşer ve güzel bir kahvaltıyı Çanakkale'ye özel lezzetlerle buluşturmak isterseniz Hektor Şarap Evi serpme kahvaltısını tavsiye ederiz. Eksiksiz ve muhteşem bir kahvaltı arayışında iseniz Çanakkale'deki adresiniz Otel Caeli. Önceden rezervasyon yaptırarak kahvaltıya gidebildiğiniz mekan muhteşem tasarımı, üzüm bağlarının içinde doğal konumuyla her şeyiyle etkileyici. Kahvaltıları da muazzamı arayanlar için her şey özel. Klasik kahvaltı çeşitlerinin yanında aklınıza gelebilecek her türlü şey kahvaltıda var. Börek çeşitleri, şarküteri tabağı, süt reçeli, bal, manda kaymağı, peynir tabağında birçok peynir çeşdti, pankek ve çok daha fazlasını Otel Caeli kahvaltısında bulabilirsiniz. Bu kahvaltıyı özel yapan sadece çeşitli ve lüks olması değil ayrıca doğal da. Tamamen doğal olarak kendileri tarafından yetiştirilen hayvanlardan. Eğer sizde kusursuz kahvaltı istiyorsanız Çanakkale'deki durağınız Otel Caeli."} {"url": "https://www.gezipedia.net/889-kaz-daglarinda-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "bu muhteşem doğanın içinde özgürce tatil yapmak isteyen kişiler için bulunmaktadır. Doğanın içinde bir macera yaşamak ve efsanelerin geçtiği yerlerde bulunmak istediğinizde bu dağlar sizi davet etmektedir. Çanakkale ve Balıkesir illerinin sınırları içinde bulunan bu dağların bir bölümü milli park ilan edilmiştir. Milli park olan yerlerde de kamp yapılması mümkün olmakla birlikte ateş yakılmasının yasak olduğu unutulmamalıdır. Zeytinli beldesinde bulunan Sütüven Şelalesi muhteşem bir doğa harikasıdır. Kaz dağları kamp yapmak istediğinizde bu şelalenin etrafında bulunan alana çadırınızı kurabilir ve sabahları kalktığınızda şelalenin serin suyunda keyifli zaman geçirebilirsiniz. Adını bir efsaneden alan bu akarsuyun etrafında bulunan alan piknik ve kamp yapmak için idealdir. Kendinizi doğanın en güzel halleri ile ödüllendirmek istediğinizde burası ideal bir kampı size sunacaktır. Sabahattin Ali'nin öykülerinde geçen Hasan boğuldu sizin de anılarınız arasında önemli bir yer tutacaktır. Güre köyünde ve Akçay'a 6 km mesafede bulunan Pınarbaşı genellikle günü birlik ziyaretler için tercih edilmektedir. Bunun yanında kamp yapmak için ücret ödemek istemiyorsanız ve doğa ile baş başa kalmak istiyorsanız bunu gerçekleştirebilirsiniz. yapmak için en ideal alanlardan birisi olmaktadır. Kaz dağlarına gittiğinizde mutlaka görmeniz gereken yerler arasında Mıhlı şelalesi mutlaka olmalıdır. Akçay'a 2.5 km mesafede olan bu yerde Roma döneminden kalan tarihi yapıların içinde zaman geçirebilir ve etrafında ki ormanın içinde çadırınızı kurarak kamp yapabilirsiniz. arasında burası hem doğa ile baş başa kalmak hem de tuvalet, su ve duş gibi ihtiyaçlarınızı karşılamak istediğinizde doğru seçim olmaktadır. nın en çok bilinen kamp alanlarından birisidir. Zeytinli çayının serin sularında yüzmek ve ruhunuzu dinlendirmek istiyorsanız burası doğru tercih olmaktadır. Öğretmen emeklisi bir karı kocanın işlettiği tesis sıcak ve samimi ortamı ile de rahat hissetmenizi sağlamaktadır. Fiyatlarının uygun olmasının yanında ayrıca tuvalet, duş gibi temel ihtiyaçlar için ayrıca ücret alınmadığı da görülmektedir. arasında buranın farklı olmasını sağlayan ise ağaç evlerin bulunması ve bu ağaç evlerde konaklama imkanı bulunmasıdır. Çadırınızı kurabileceğiniz kaz dağları kamp yapmak istediğinizde bunun için İnek Obası Kamp alanı da seçenekler arasında yer almaktadır. Uygun fiyatları ile doğa tatili yapmanız sırasında sizin şehrin karmaşasından kurtulma isteğinizin gerçekleşmesini sağlamaktadır. Buraya karavanınız ile de gelebilirsiniz. Hamağınızı kurarak dinlenebilir ender bulunan kuş seslerini dinleyebilirsiniz. bunun için size unutulmaz fırsatlar sunmaktadır. Çadırınızı kurmak için uygun ücret ödeyeceğiniz bu kamp alanın milli parkın hemen yanı başında olması ile size doğa yürüyüşleri yapma imkanı sunmaktadır. hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/89-elazigda-gezilecek-yerler.html", "text": "Doğu Anadolu Bölgesi'nde köklü medeniyetlerin izleri her dönem kendini gösteriyor. Doğu Anadolu'nun bu köklü medeniyetlerine ev sahipliği yapan illerinden birini de Elazığ teşkil ediyor. , bu kentin içerisinde geçmişi simgeleyen ve mazisi milattan önce 20000 yılında Hurrilere kadar dayanan ve daha sonrasında Hititler, Asurlar, Urartular ve Anadolu beylikleri ile Osmanlı Devleti etkisine girmiş bir şehirdir. konusu altında sizleri bilgilendirmeye gayret edeceğiz. Yazımızda önce Elazığ hakkında genel bilgilere değinip sonra gezebileceğiniz mekanları sıralayacağız. Eski dönemlerde Harput, Mamüret'ül Aziz ve El-Aziz gibi isimlerle anılan şehrimiz Yukarı Fırat Havzasında yer alıyor. Milattan önce 3000'li yıllardan bu yana yerleşim yeri olma özelliğine sahip olan bu bölge eski çağlarda Harput ismi ile de anılmış. Bölgenin Türk yurdu olmasında ise en önemli olay Malazgirt Meydan Muharebesi diyebiliriz. Çünkü bu savaş sonrasında Harput ve civarındaki bölgeler Türk hakimiyetine dahil olmuş. Asıl yerleşimin bulunduğu yer aslında bugün Harput ilçesi olarak adlandırdığımız bölgede bulunuyorken, 1834 yılında yerleşim merkezi iklim ve yerleşim yönünden daha elverişli olan bölgeye yani günümüzde Elazığ olarak adlandırdığımız bölgeye taşınmıştır. ile çevrilmiş durumda. Bu kadar genel bilgi yeterli diye düşünüyoruz ve lafı uzatmadan, merakla beklediğiniz gezilecek mekanlara geçiyoruz. Şehir merkezinde yer alan Kapalı Çarşı kentin en eski ticaret merkezlerinden biri. İlk yapım yılı tam olarak bilinmiyor fakat 2013 yılında aslına uygun olarak restore edildi ve şu anda hizmet vermeye devam eden bir mekan. Yerli ve yabancı turistlerin en çok rağbet ettiği mekanlardan biri olma özelliğine sahip olan Kapalı Çarşı'da özellikle yöresel gıda çeşitleri bulunuyor. Elazığ'a gelip de Kapalı Çarşı'yı görmemek ayıp olur diyor ve sıradaki mekanımıza geçiyoruz. Gezipedia. net olarak biz, bir şehri tanımak için müzelerin çok önemli rol oynadığını düşünüyoruz. Gerek arkeolojik açıdan kentin tarihi geçmişini gerekse etnografik açıdan kentin kültürünü öğrenmek için müthiş bir rehber görevi görüyor müzeler. Elazığ Arkeoloji ve Etnografya Müzesi de bu güzide şehri daha yakından tanıyabileceğiniz bir mekan. İlk duraklarınızdan biri olursa şehri tanımakta hayli avantaj yakalayacağınızı belirtmek isteriz. Yerleşim yerinin Harput'tan bugünkü Elazığ olarak anılan bölgeye taşındığını belirtmiştik. İzzet Paşa Camii de yeni yerleşim yeri olan ve şehrin merkezi haline gelen bölgenin ilk heybetli yapıtlarından biri. Cami ilk olarak 1866 yılında inşa ediliyor fakat zamanla ciddi tahribatlara uğrayan ve çökmek üzere olan yapı 1967 yılında komple yıkılarak tekrardan inşasına başlanıyor. 5 yıllık bir çalışmanın ardından 1972 yılında tekrardan ibadete açılan mekan Elazığ'ın simgelerinden de biri diyebiliriz. Sayısız hikaye ve gizemli efsanelerle anılan bir mekanımızdan bahsedeceğiz. Bu mekanımız ise Harput Kalesi. Hatta öyle ki kalenin inşası sırasında harç karılırken su yerine süt kullanıldığı bile anlatılır. Bu yüzdendir ki mekanımız Süt Kalesi olarak da anılmakta. Kalenin ne zaman inşa edildiğine dair net bir bilgi bulunmamakta fakat bu mekanı gezerken tarihin gizemli sayfalarında geziniyor hissine kapılacağınızı rahatlıkla söyleyebiliriz. Harput ilçesi sınırları içerisinde bulunan Ulu Camii sadece Elazığ'ın değil Anadolu olarak adlandırdığımız coğrafyanın da en eski camilerinden biri olma özelliğine sahip. Asırlara rağmen korunabileceği en iyi şekilde korunmuş olan bu eser 1899 yılında, 1905 yılında ve 1996 yılında olmak üzere 3 kez tadilat görmüş. Günümüzde hala ibadete açık olan bir mekan ve muhakkak görmeniz gereken noktalardan biri. Elazığ sınırları içerisinde yer alan mekanların en gözdesi Buzluk Mağarası diyebiliriz. Hem yerli hem de yabancı ziyaretçilerin en uğrak durağı olan bu mağara kışları oldukça sıcak ve yazları ise buzlanmalar olacak kadar soğuk olan ilginç bir mekan. Öyle ki; yöre halkı eski dönemlerde, yazları bu mağaradan buz çıkarır ve pazarda satarlarmış. Mağaranın ismi de aslında bu yönünden geliyor. Mağara içerisinde muhteşem sarkıt ve dikitler de bulunuyor. Yaz aylarında bu mekanı ziyaret etmeyi düşünüyorsanız üşümeyi göze almanız gerektiğini belirtmek isteriz. Keban ilçe sınırlarında yer alan bu baraj gölü ülkemizin en büyük iki barajından biri. 125 kilometre uzanan Keban Barajı devasa bir yapay göl ve gördüğünüzde tabiri caizse küçük dilinizi yutacağınız mekanlardan biri diyebiliriz. Keban ilçesi Kallar Mahallesi sınırları içerisinde yer alan Çırçır Şelalesi de Elazığ'ın en gözde mekanlarından biri. Şelalenin devamında yer alan derenin dolu dolu akan suyunun kenarlarında harika vakit geçirebileceğiniz mekanlar da yer alıyor. Bu mekanlarda özellikle doğal alabalık kesinlikle es geçmemeniz gereken bir detay. Ömrünüzü uzatacak bir doğal güzelliği ve muhteşem alabalık lezzeti ile gözü kapalı tavsiye ettiğimiz mekanlardan biri. bulunmakta ve Elazığ turunuzu kış aylarında tercih edecek olursanız göl manzarası eşliğinde büyük bir keyifle kayak yapabileceğinizi de belirtmek isteriz. Harput ilçe sınırları içerisinde, Harput Kalesi'nin doğusu yakasında ise kale kayalarına yaslanır şekilde inşa edilmiş ve Anadolu coğrafyasının en eski ibadethanelerinden biri olma özelliğine sahip olan meşhur Meryem Ana Kilisesi bulunuyor. Milattan sonra 170'li yılların sonlarında inşa edildiği tahmin edilen kilise, Süryani Kilisesi, Yakubi Kilisesi ve Kızıl Kilise olarak da anılıyor. Buram buram tarih kokan muhteşem bir mekan diyebiliriz. Elazığ'ın sağlık turizmi açısından da ön plana çıkan mekanları bulunuyor. Bu mekanların başında ise Golan Kaplıcaları yer alıyor. Golan Kaplıcaları Karakoçan ilçe merkezine 18 kilometre uzaklıkta ve muhteşem doğal güzelliklere sahip bir mekan. Karakoçan ilçesinin batısında Yoğunağaç Köyü sınırları içerisinde yer alan Peri Çayı üzerine kurulmuş olan bu mekan da kesinlikle görmeniz gereken mekanlardan biri. Harput'a doğru giderken \"Kayabaşı\" olarak bilinen dik kayalıklara varmadan sağa doğru 100 m. kadar yürüdüğünüzde tepenin Harput'a bakan yamacında yer alan bu mekanın 1278 yılında yapıldığı tahmin ediliyor. Osmanlı mimarisinin güzel örneklerinden biri olma özelliğine sahip olan Üryan Baba Türbesi kare bir plana ve kubbeli bir yapıya sahip. Alacakaya ilçesi Çakmakkaya Köyü sınırları içerisinde bulunan bu mekanın ise Dördüncü Murat tarafından 1638 yılında Bağdat Seferi için özellikle yaptırıldığı ileri sürülüyor. Sefer döneminde ve sonrasında konaklama amaçlı kullanılmış olan bu mekan yeteri kadar iyi korunamamış olmasına rağmen yine de görülmeye değer bir mekan. dahilinde yer alan onlarca farklı noktada gezi gerçekleştirilebilir ve unutulmaz bir tarihe tanıklık edilebilir. 'da Elazığ'a özgü önemli bir lezzettir. Elazığ'da bakır alışverişi yapabilir ve çarşılarda ilginç yöresel kasketler satın alabilirsiniz. Kentin çarşılarında yer alan ünlü baharatçılardan meşhur doğu lezzetlerini oluşturan baharatları temin edebilirsiniz. Doğu Anadolu Bölgesi'nin Yukarı Fırat Bölümü'nde yer alan Elazığ'a hem hava yolu hem de kara yolu ile ulaşabilirsiniz. Hava yolu tercih edecek olursanız direk Elazığ Havalimanı'nı tercih edebilirsiniz. 'ya 760 kilometre mesafede olduğunu belirtmemizde fayda var."} {"url": "https://www.gezipedia.net/890-seydisehirde-gezilecek-yerler.html", "text": "Seydişehir, Ankara-Konya-Antalya kara yolu üzerinde olup Konya iline bağlıdır. Böyle işlek bir yol üzerinde bulunması, turistik özelliği olmayan Seydişehir'in ilçe merkezinin gelişmesine neden olmuştur. Deniz seviyesinden yüksekliği 1123 metre olan Seydişehir Toros Dağlarının uzantısı olan Küpe Dağı eteklerinde kurulmuştur. 65.000 olup İlçe ekonomisi alüminyuma dayalı ve Eti Alüminyum tesisleri başta olmak üzere aynı konuda başka tesisler de mevcuttur. Nohut ve hububat üretimi ile tarımcılık faaliyetleri de sürdürülmektedir. Doğal bir harika olan Tınaztepe Mağarası Seydişehir'in en turistik yeridir. İlçe merkezine 26 km uzaklıkta olan mağara toplam 22 km uzunluktadır ancak 1,5 kilometrelik kısmında yürünebilmektedir. Mağaranın astım hastalığına iyi geldiği yapılan tıbbi araştırmalarda anlaşılmıştır. listesinin en başında ve ziyaret edilmeden dönülmemesi gereken yerlerdendir. İlçenin hemen güneyinde bulunan Kuğulu Park yerleşimin bir nevi simgesi halini almış diyebiliriz. Kartpostal güzelliğinde bir doğaya sahip olan bu alanda güzel vakit geçirebilir, mesire alanında piknik yapıp gölet etrafında bisiklet sürüp yürüyüş yapabilirsiniz. Etraftaki otantik restoranlarda güzel bir akşam yemeği yiyebilirsiniz. Gezilecek diğer bir yer ise Seydişehir Ilıcasıdır. Geçmişi tarih öncesi döneme kadar uzandığı sanılan Ilıca'nın ortalama sıcaklığı 32 derecedir. Ilıca'nın suyunun cilt hastalıkları ve kadın hastalıklarına iyi geldiği bilinmekte ve su hidrokarbonat, kalsiyum ve bromür içermektedir. Ziyaretçilerinin manevi açıdan doyuma ulaşmasını sağlayacak Seyit Harun Camii ve Türbesi, Muhammed Kuddusi Türbesi, Halife Sultan Türbesi, Rüstem Bey ve Sultan Hatun Türbesi Seydişehir'de bulunmaktadır. Arkeolojik zengin kalıntılara sahip olan ilçede Akçalar Höyüğü, Karabulak Höyüğü, Roma şehri, Hitit şehri, Vasata Antik Tiyatro, Arnava Şehri kalıntıları gibi birçok tarihi kalıntı vardır. yrıca Bulamaç Kazanı Elmasut Yaylası, Mortaş, Susuzşahap Yaylası, Elmalı Yaylası gibi birçok yayla da av turizmi yapılmaktadır. Karasal iklim özellikleri taşıyan Seydişehir'de yazlar sıcak ve kurak, kışlar soğuk ve yağışlı geçer. Yıl boyu yüksek sıcaklık 24 derece, soğukluk ise -1 derece seviyesindedir. Her yıl 5 Ağustos tarihinde düzenlenen Seyit Harun Veli Anma ve Kalkınma Bayramı Seydişehir'i ziyaret için iyi bir zaman olabilir. Seydişehir ilçe merkezindeki otellerde ve Öğretmen Evinde kalınabilir. İlçede canlı bir gece hayatı yoktur."} {"url": "https://www.gezipedia.net/891-ciralida-gezilecek-yerler.html", "text": "nerede ile ilgili tüm soruların cevabını öğrenebilirsiniz. Kemer ilçesine bağlı Ulupınar köyünün deniz kenarındaki bir uzantısıdır. Burada muhteşem butik oteller, temiz ve duru bir sahil var. Helenistik döneme tekabül etmektedir. Milattan önce 300'lerde kurulmaya başlamıştır bu şehir. Eski Yunan dilinde Ulu Dağ manasındadır. Burada en çok bilinen Olimpos ismi dünya üzerindeki birçok dağa ve tepeye verilmiştir. Tarihsel olarak Büyük İskender'in fetihlere başladığı ilk yıllarda buraya yakın liman kenti olan Phaselis'te kış ayını geçirdiği bilinmektedir. Roma İmparatorluğunun Hristiyanlık dinini kabul ettiği devirde piskoposa ev sahibeliği yapan Çıralı Milattan önce 1. Yüzyıl'dan başlayarak korsanların saldırılarına maruz kalması sebebiyle ehemmiyetini yitirmiştir. 11. ve 12. Yüzyıl'larda Cenevizliler, Venedikliler, Rodos Şövalyeleri tarafından tekrar yapılmış, Haçlı Seferleri sırasında ticaret limanı işlevi görmüştür. arasında yer almaktadır. Çıralı'dan 5-10 dakika yürüyerek Olimpos Plajı ve Olimpos Antik Kenti'ne varabiliyorsunuz. Olimpos'un günümüzde ayakta kalan yapısı bir tapınağa ait olan kapıdan ibaret. Bunun dışındaki arkeolojik kalıntılar ne yazık ki iyi durumda değil. Tarihi dönemlerden kalma köprü, iskele, minik Roma tiyatrosu, mezar anıtları kısmen görülmektedir. Burada iki adet eski kale vardır. Çıralı'da bulunan ve tarihi ve hem de doğal sayılabilecek yer olan Yanartaş'ı görmeden olmaz. Kalkerli kayaların ve serpatin arazinin buluştuğu bölümlerde sismik sarsıntılar sonucu oluşan çatlaklardan sızan yanıcı gaz ile ünlüdür. Buradaki kayalardan sızan gazın o dönemlerde tutuşmasıyla Antik Çağ'lardan bu yana hiç sönmediğine inanılır. Buradaki alevlerin mitolojik bir öyküyle bağlantılı olduğu bilinmektedir. Bu yeri özellikle geceleri görmelisiniz. Yanartaş'a Çıralı merkezden yaklaşık olarak yarım saatlik bir tırmanışla gidilebiliyor. Gece gidecekseniz yanınızda sağlam bir fener bulundurmalısınız. sınırlarında bulunan bu tarihi yer Phaselis Antik Kenti olarak geçmektedir. Bu antik kent çok zengin tarihi geçmişe sahiptir. Kentin M. Ö. 690 yılında Lokios tarafından kurulduğu bilinmektedir. Buradaki tarihi kalıntılar Roma döneminden kalmıştır. Bu kalıntılar arasında liman, kale duvarları, Zeus Mabedi, Kral Antonius Caravella yolu, sıralı tiyatro mevcuttur. Phaselis antik kentinden sonra ulu çınarların altında debisi yüksek suların bulunduğu nehir kıyısında güzel bir mola yeridir. Çok coşkun bir ırmağın hayat verdiği Ulupınar, alabalık bulunan restoranları ile ünlüdür. arasında en önemlilerinden biri de Likya yoludur. Bu yol Fethiye'den başlayıp Antalya'da noktalanan ve Teke Yarımadasındaki patikaları kapsayan bir yoldur. 509 kilometrelik uzunluğuyla dünyanın en uzun on yürüyüş rotası arasındadır. Yaz aylarında zor olsa da ilkbahar veya sonbaharda yolunuz düşerse yolun Çıralı'daki kısmını yürüyebilirsiniz. Buradaki bölümü yaklaşık 19 kilometredir. Buradaki rotada harika manzarada vardır. arasında bulunan ve güzel kumsallardan birine sahip olan Adrasan, Musa Dağı'nın eteklerindedir. Yemyeşil ve masmavi denizin bir arada bulunduğu benzersiz güzellikteki bir yerdir. Akdeniz'in en temiz koylarındandır. Çıralı'da tatil yapan insanların en uğrak yerlerindendir. Tertemiz suyuyla unutulmaz bir yüzme deneyimi sunmaktadır. Geceleri de güzel bir manzarası vardır. Bu koya sadece tekneler ile denizden ulaşım vardır. Nisan ayında Çıralı Kamp Festivali yapılmaktadır. Haziran ayında Çıralı Deniz Kaplumbağası festivali, temmuz ayında Çıralı Yanartaş ateş festivali yapılmaktadır. Olimpos Antik Kenti bir müze niteliğinde olup, müze kartı ile gezilebilmektedir. otogardan dolmuşlara binerek de Çıralı'ya gidebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/892-avrupanin-masaldan-cikmis-gibi-duran-bolgeleri.html", "text": "Orta Çağ'dan bugüne Avrupa, masalları andıran şehirleriyle büyülemeye devam ediyor. Avrupa'daki en iyi masal rotaları, sevdiklerinizle birlikte efsanevi yolculuklar için idealdir. Bu yolculuklarda görecekleriniz, duyacaklarınız, yiyecekleriniz ve içecekleriniz hayatınız boyunca unutulmayacak deneyimler olarak hafızanıza kazınacak. Almanya'daki Neuschwanstein Şatosu ve Eltz Kalesi'ni ziyaret edin, Avrupa'nın krallarının izinde yürüyün. Malta'daki Rothenburg ve Popeye Köyü gibi büyülü köyleri keşfedin. İrlanda'daki Karanlık Hedges'i ziyaret edin ya da İtalya'daki Orcus Mouth'un hikayesinde kaybolun. Masalları okumak güzeldir. Masallar yalnızca çocuklar için değil yetişkinler için de etkileyicidir. Gerçeğe dönüşen masalları keşfetmek için Avrupa'daki bu 17 masal şehrini ziyaret edebilirsiniz. Bu büyülü rotalar keşfetmek için uçak biletinizi şimdiden ayırtabilir, hayallerinizi gerçekleştirmek için ilk adımı atabilirsiniz! Eltz Kalesi, 12. yüzyıldan beri Avrupa'da çok nadir görülen bir mimariye sahip. Yüzyıllar geçmesine rağmen kalenin yapısı aynı kalmış ve asla tahrip edilmemiş. Bu ortaçağ kalesi bir çocuk hikaye kitabından çıkmış gibi! Eltz Kalesi'ne Münstermaifeld ve Wierschem'den araba, motosiklet veya otobüs ile ulaşabilirsiniz. Hafta sonları ve resmi tatillerde, Moselle'den yeni ÖPNB \"Burgenbus\" burada da durur. Gelişiniz için gerekli tüm ayrıntılar için Araba / Motorlu Bisiklet / Otobüs, Tren, Tekne, Taksi, Toplu taşıma veya Bisiklet bağlantılarını tıklayın. \"Ziyaretinizi Planlama\" bölümü ayrıca Eltz Kalesi'nde ve Eltz Ormanı'nda ne görebileceğiniz, yapabileceğiniz ve deneyimleyebileceğiniz hakkında bilgiler sunar; ayrıca açılış saatleri ve giriş ücretlerini gösterir. Frankfurt, Köln veya Bonn'a en yakın üç havaalanına uçuşlarınızı ayırtın ve Eltz Kalesi'nde bir yolculuğa çıkın! Kaleye yakın bir yerde kalmak istiyorsanız, Eltz Kalesi'ne 13 km mesafede bulunan Hotel Villa Vinum Cochem; Moselle Nehri'nin manzarasını sunuyor. Bunun dışında bölgede çok sayıda büyük ve küçük konaklama tesisi de bulunur. Bütçenize ve beklentilerinize en uygun olan seçeneği tercih edebilirsiniz. Erkenden rezervasyon yaparak uygun fiyat avantajlarından yararlanabilirsiniz. Mont-Saint-Michel, dünyanın dört bir yanından gelen gezginlere gerçek hayatın içinde bir masal deneyimi sunuyor. Mont-Saint-Michel'de siz de aynı masalın bir parçası olmak isterseniz Normandiya'ya gelin ve bu eşsiz bölgeyi keşfedin. Mont-Saint-Michel, Fransa'da Normandiya kıyılarında ada kayalıkları üzerine kurulmuştur. Rennes'in 66 km kuzeyinde, Saint-Malo'nun 52 km doğusunda yer alır. Fransa'daki en popüler turistik mekanlardan biri olan Mont-Saint-Michel, 1979'da UNESCO Dünya Mirası listesine alınmıştır. Ada, 8. yüzyıldan beri stratejik surlara sahiptir ve adını aldığı manastırdan almıştır. Kasabanın yapısal bileşimi, onu inşa eden feodal toplumun özelliklerin yansıtır: Üstte Tanrı yani manastır ve diğer dini yapılar; aşağıda büyük salonlar; sonra depolar ve konutlar; ve dibinde, duvarların dışında, balıkçılar ve çiftçiler için evler bulunur. Adanın coğrafi konumu ona ekstra korunak sağlamıştır. Öyle ki, Avrupa'yı kasıp kavuran Yüzyıl Savaşları sırasında dahi ada fethedilememiştir. Manastır Fransız Devrimi öncesi bir ara hapishane olarak da kullanılmıştır. Her yıl 3 milyondan fazla kişiyi ağırlayan adanın 2015 yılı itibariyle nüfusu 50'dir. Mavi gökyüzü, mavi deniz ve ince kum sizi bekliyor! Denize yakın ormanı ve ortaçağ duvarları ile Tossa de Mar her yıl yüz binlerce turisti kendine çekiyor. Tossa de Mar, İspanya'nın Katalonya bölgesindeki Costa Brava kıyılarında, Barselona'nın yaklaşık 103 kilometre kuzeyinde ve Fransa sınırının 100 kilometre güneyinde bulunan bir kasabadır. Kuzeyden biraz uzakta olan Girona Havaalanı'ndan buraya ulaşım sağlanabilir. Türkiye'den gelişler için Barselona Havalimanı'nı kullanmak gerekir. Bölgedeki yerleşimlerin tarihi neolitik döneme kadar uzanır. O zamandan bu yana alanın sürekli olarak denize doğru doldurulduğuna inanılmaktadır. M. Ö. 4. yüzyıl arasında ilk İberya yerleşim yerleri ortaya çıkmış, ardından kısa bir süre sonra Romalılar tarafından 1. yüzyılda bölgede hakimiyet kurulmuştur. 12. yüzyılda bu şirin orta çağ kasabası duvarla çevrilmiştir. Kale içine daha sonra bir rüzgar değirmeni inşa edilmiştir. Bölgede ayrıca bugün hala çalışır durumda olan bir deniz feneri de bulunur. 1989'da Tossa de Mar, dünyada boğa güreşini yasaklayan ilk şehir olarak tarihe geçmiştir. Balıkçılık, geleneksel olarak, ekonomik kriz zamanlarında alternatif bir gelir kaynağı sağlamasına rağmen, kasaba ekonomisinde daha çok turizm yer tutar. Bölgedeki az sayıdaki balıkçı yakaladıklarının çoğunu yerel restoranlara ve komşu Blanes ve Sant Feliu de Guixols'daki balık pazarlarına satar. Hem Tossa'da hem de çevre bölgelerde taze ve enfes balıkları yerel restoranlarda tadabilirsiniz. Karanlık Çitler eskiden de büyüleyici bir yerdi ancak Game of Thrones dizisinin çekilmesinden sonra çok daha popüler oldu. Bu güzel ağaç şeridi, fotoğrafçılar ve doğa severler için ideal bir ortamdır. Ancak korkmanıza gerek yok, bu orman etkileyici olduğu kadar güvenli de! Karanlık Çitler, Armoy ve Stranocum köyleri arasında Kuzey İrlanda'daki Antrim İlçesi'nde bulunur. Bunlar, Hedges Hotel'in yakınındaki Bregagh Yolu'nun bir bölümünde görülebilir. Bölge Kuzey İrlanda'nın başkenti Belfast'ın yaklaşık 80 km kuzeybatısında ve İrlanda Cumhuriyeti'nin başkenti Dublin'den ise 240 km uzaklıktadır. Buraya Belfast'tan arabayla 1 saat, Dublin'den ise 3 saatte gelebilirsiniz. Karanlık Çitler'e ulaşmanın üç ana yolu vardır: özel aracınızla gelebilir, bir tura katılabilir veya toplu taşıma araçlarına binebilirsiniz. Bir arabanız yoksa veya sürüşü başkasının yapmasını istiyorsanız, Karanlık Hedges'te durmayı da içeren çok sayıda rehberli günlük tur seçeneği vardır. Bu turlar ayrıca Giant's Causeway ve Titanic Museum gibi bölgede önerilen diğer birçok yerde de durmaktadır. Belfast veya Dublin'den toplu taşıma araçları ile Karanlık Çitler'e ulaşmak da mümkündür. Dark Hedges'te otobüs durağı veya tren istasyonu yoktur, ancak bazıları yürüme mesafesinde veya kısa bir taksi yolculuğu mesafesinde bulunmaktadır. Bölge, bir yol boyunca sadece bir sıra ağaçtan ibaret olduğundan, bir turizm merkezi olarak henüz yeterince geliştirilmemiştir. Yakın zamana kadar tarım arazilerinin yanındaki bir otoyolun kısa bir bölümü olmuştur. Ancak Game of Thrones dizisinden birçok sahnenin burada çekilmesi, bölgenin popüler hale gelmesini sağlamıştır. Ziyaretçilerin park etmesi için The Hedges Hotel'in yanında ücretsiz park yeri ve park alanından Karanlık Hedges'e giden güzel bir yol vardır. Park alanının yakınında, yürüyüş yolunun başında, ziyaretçiler için ücretsiz danışmanlık hizmeti sağlayan küçük bir turist bilgi kulübesi de vardır. Dark Hedges Bölgesi'nde henüz su, tuvalet vb. gibi olanaklar bulunmamaktadır. Ancak, Dark Hedges'e birkaç dakikalık yürüme mesafesinde iki restoran bulunur. Ayrıca Hedges Hotel'deki Scullery Bar & Restaurant kahvaltı, öğle ve akşam yemeği servisi yapmaktadır ve hem otel misafirlerine hem de ziyaretçilere açıktır. Gracehill House'de bir bar ve restoran bulunur. Ayrıca öğle yemeği, akşam yemeği, bar atıştırmalıkları, kahve ve içecekler sunan BellTower Restaurant da oldukça popülerdir. Dublin veya Belfast'a uçak biletinizi en uygun fiyata alın ve Game of Thrones dizisinde yer alan tüm heyecan verici yerleri keşfetmek için yola hemen çıkın! den olan Bled muhteşem doğasıyla ziyaretçilerini adeta büyülüyor. Slovenya'daki tek adaya sahip olan bu Alp gölü, yüzyıllar boyunca doğal güzelliği, efsanevi zenginliği ve huzur veren atmosferi ile misafirlerini büyülemiştir. Bled'de göle uçurumdaki bir kaleden bakabilir ve adayı geleneksel bir pletna teknesi ile dolaşabilirsiniz. Geleneksel ahşap tekneler - pletnas - gölün ortasındaki adaya yüzyıllardır ziyaretçi alıyor. Bu tekneler, pletnar denilen ayakta duran kuleler tarafından işletilmektedir. İniş yaptıktan sonra, Mary Kilisesi'ne ulaşmak için 99 taş basamaktan tırmanmanız gerekecektir. Efsanevi masalların konusu olan bu adada kilise çanlarını dinlerken ruhunuzu dinlendirebilirsiniz. Efsaneye göre, bunu yaptığınızda dilekleriniz gerçekleşecektir. Gölün, adanın ve çevresindeki tepelerin en güzel manzarası, bir uçurumun üzerinde yükselen kaleden görülür. Güzelliği nedeniyle, Avrupa'nın en güzel düğün mekanlarından biri olarak da kabul edilir ve ayrıca önemli diplomatik ve devlet protokol toplantılarının yeri olmuştur. Pitoresk mimariye ek olarak, 12. yüzyıldan kalma bu kale aynı zamanda bir müze koleksiyonuna ev sahipliği yapmaktadır; geleneksel el ile baskı hakkında bilgi edinebileceğiniz bir kale baskısı çalışması; şarabı şişeleyebileceğiniz ve şişeyi balmumu ile kaplayabileceğiniz kale mahzeni ve tarihi bir restoran bulunur. Yaz aylarında, sembolik bir kale lordu ile tanışabilir veya bir okçuluk turnuvasına katılabilirsiniz. Bled, Slovenya'daki en tanınmış ikonik yerlerden biridir. 19. yüzyılda İsviçreli doktor Arnold Rikli'nin yöntemlerini takip eden hidropati meraklıları tarafından keşfedilmiştir. 20. yüzyılın başında Bled Gölü, Avusturya-Macaristan'daki en güzel sağlık tesislerinden biri haline gelmiştir. 2. Dünya Savaşı'ndan sonra, Bled Gölü ve Çevresi, devlet erkanının yaz aylarında konaklayacağı tesislere kavuşmuştur. Burada yer alan Villa Bled bu işlevi günümüzde de sürdürmektedir. Dağ iklimi ve bozulmamış doğası nedeniyle, Bled Gölü bir zamanlar sağlık merkezi olarak görülüyordu ve gölde hoş banyo alanları vardı. Bled Gölü'nden çok uzak olmayan bir yerde, olağanüstü güzelliği nedeniyle, 19. yüzyılın başlarından bu yana turistlerin ilgisini çeken bir geçit vardır. Taş yapıda ve tek kemerli olan eski demiryolu köprüsü de geçidin üzerinde bulunur. Adını Slovenya çevresindeki diğer benzer geçitlerle de paylaşan Vintgar Gorge, benzersiz bitki örtüsü ile eşsiz bir manzara sunar. Slovenya'nın en yüksek dağı olan 2864 metre yükseklikteki Triglav Dağı, gölün yakınında yer alır. Bled Gölü yakınlarındaki ormanlık bir plato olan Pokljuka'dan başlayarak 6,5 saatlik bir dağ yürüyüşü sonunda Triglav'a ulaşabilirsiniz. Triglav Milli Parkı'ndaki eğitim parkurlarından biri de Pokljuka Platosu'nda bulunur; trekking ve dağcılığa merak saranlar için mükemmel bir başlangıç imkanı sunar. Yüzyıllarca ziyaretçi çeken bu yer, mükemmel lezzetlere de sahiptir. Şimdiye kadar 12 milyondan fazla satılan Bled Kremalı Kek, bölgeye özgü çok hoş bir tatlıdır. Bled'e geldiğinizde hem ruhunuzu hem de bedeninizi dinlendirmek için birçok fırsata sahip olacaksınız. Hemen şimdi Slovenya'nın başkenti Ljubljana'ya uçak biletinizi ayırtın. nden biridir. 1886'dan beri halka açık olan şato, Bavyera'daki turizmin lokomotifleri arasındadır. Ayrıca, her yıl bir milyondan fazla ziyaretçisi ile Avrupa'nın en popüler rotalarından biridir. Kale Almanya'nın Güneybatı Bavyera bölgesinde, Füssen yakınlarındaki Hohenschwangau köyünün yukarısındaki engebeli bir tepe üzerinde 19. yüzyıldan kalma bir Romanesk Dönemi sarayını içinde barındırır. Saray, Bavyera hükümdarı Kral 2. Ludwig tarafından yaptırılmıştır. \"Utangaç Kral\" olarak da bilinen Kral 2. Ludwig, toplum hayatından nefret ettiği için kaleye sığınırdı. Kale, 1886'da ölene kadar kralın evi olarak kullanılmıştır. Ölümünden kısa bir süre sonra ise halka açılmıştır. O zamandan beri, 61 milyondan fazla insan Neuschwanstein Şatosu'nu ziyaret etti. Her yıl 1,3 milyondan fazla insan bölgeye gelmektedir. Yaz aylarında bölgedeki turist sayısı günde 6 bine kadar çıkmaktadır. Bu benzersiz yapıyı keşfetmek için Münih'e uçak biletinizi şimdiden ayırtabilirsiniz. Colmar hem genç hem de yaşlılar için ideal bir masal bölgesidir; yılın herhangi bir zamanında ziyaret edebilirsiniz. Colmar kışın büyülü bir yer: geleneksel Noel pazarı, Noel ışıklarının güzelliği ile unutulmaz bir güzelliğe kavuşur. Baharda da durum değişmez; kurulan bahar pazarlarında her yıl on binlerce ziyaretçi hoşça vakit geçirir. Yaz aylarında, Colmar'ın ılıman ve güneşli ikliminde nehirde bir gezinin veya bir terasta güzel bir Alsas beyaz şarabının tadını çıkarabilirsiniz. Üzüm bağları arasında yer alan geleneksel evleri, kanalları, çiçek vitrinleri, muhteşem mutfağı, ünlü şarapları ve büyüleyici konaklama birimleri Colmar'ı Alsace'nin eşsiz bir sembolü yapıyor. Vosges ve Ren Nehri, Strazburg ve Mulhouse arasında Almanya ve İsviçre yakınlarında bulunan Alsacian şaraplarının başkenti, ziyaretçilerine 1000 yıllık Avrupa tarihine heyecan verici bir bakış sunuyor. Ayrıca, 67.000 nüfusu ile Colmar, cazibesine büyük katkıda bulunan \"tarihi kasaba\" atmosferini koruyor. 20 yıldan bu yana süren kapsamlı restorasyon çalışmaları, bölgenin tarihi kimliğini koruduğu gibi geliştiriyor da. Colmar her mevsim, çok çeşitli kültürel, sportif, doğa, rahatlama ve gastronomi keyfi sunar. Colmar ayrıca, sizi Alsace'nin küçük bir bölümünü yanınıza alabilmenizi sağlayacak mağaza ve butiklerin kalitesiyle sizi memnun edecek. Tarihi merkezin her sokağında, \"Alsace'de yapılan\" ürünler sunan mağazaların üzerinde yiyecek, masa aksamları, tekstil ürünleri, dekor, aksesuarlar ve mobilyalar bulacaksınız. Bu varış yerinin kaynağını tahmin etmiş olabilirsiniz: Yine Alsace'dayız. Bu kez, İkinci Dünya Savaşı sırasında bombalanmayan ve sağlam kalan pitoresk bir ortaçağ şehri olan Riquewihr'i öneriyoruz. Başka bir büyülü yer olan Colmar'dan 13 kilometre uzaklıkta bulunan Riquewihr, tarih ve gastronomi meraklılarının mutlaka görmesi gereken yerler arasında bulunuyor. Alsace'de garantili en iyi fiyatlarda konaklamanızı yapın ve Fransa'nın bu güzel bölgesinde unutulmaz bir konaklama için tam gün şarap turu gibi Alsace'da en iyi aktivite ve turlarınıza yer ayırtın. Almanya'da \"kartpostallık\" yerlere hemen hemen her bölgede rastlayabilirsiniz. Onlardan biri de Rothenburg ob der Tauber'dir. Almanya'nın en güzel köylerinden ve Avrupa'nın en büyülü yerlerinden biridir. İlkbaharda, sonbaharda veya yazın, bu köy yılın her mevsiminde etkileyici bir görünüme sahiptir. Ancak en canlı olduğu dönem Aralık ayında, yani Noel pazarının kurulduğu dönemdedir. Noel pazarı şaşırtıcı, otantik, büyüleyici ve unutulmazdır. Siz de bu masalsı köyde keşfe çıkmak isterseniz bir an önce seyahat planınızı oluşturmalısınız. Avrupa'nın en güzel kalelerinden ve Bulgaristan'ın en çok ziyaret edilen anıtlarından biri olan yapı \"Rüzgara Aşık Kale\" adını almıştır. Ravadinovo Kalesi, modern zamanların son şövalyelerinden birinin eseridir: Georgi Tumpalov. Şövalye Tumpalov çocukluk hayalini gerçeğe dönüştürmüş: Görkemli odaları ile güzel bahçelere sahip bir kale inşa etmiş. Adından da anlaşılacağı üzere rüzgarlı havalarıyla meşhur olan bu etkileyici yapı günümüzde on binlerce turistin gözdesi olmuş durumda. Süzebolu sahil beldesinde yer alan Rüzgar'a Aşık Kale'yi keşfe çıkmak için Bulgaristan'ın Burgaz Havalimanı'na uçuşunuzu şimdiden ayırtın. Masallar bazen çok korkutucu olabilir! İtalya'daki Bomarzo Bahçeleri'ne hoş geldiniz. Gelin bu muhteşem bahçeleri keşfedin. Salvador Dali'nin 1950'lilerde burada kısa bir film çektiği biliniyor. En iyi fiyat garantisi ile Roma ya da Bomarzo'daki konaklamanız için en iyi fiyattan rezervasyon yapın ve Orcus Mouth'u keşfedin. İstanbul'dan Roma'ya uçak biletinizi en uygun fiyatlarla şimdiden ayırtın. Malta, Avrupa'da muhteşem bir tatil beldesidir. Son zamanlarda Avrupa'nın en iyi \"kış güneşi\" destinasyonları arasında yer aldı. Aynı zamanda harika film yapımcılarına ilham veren doğal manzarası ile de önemli bir rotadır. Malta adasında bulunan Mellieha, sürdürülebilir ve ekolojik turizmi nedeniyle \"Avrupa Mükemmellik Hedefleri\" unvanını almıştır. Özellikle \"Popeye\" filminin çekimi için yapılmış olağanüstü film platosu ile dikkatleri üzerine çekmektedir. Robin Williams'ın başrolde oynadığı film, beklendiği kadar başarılı değildi, ancak bu filmin sağladığı dinamizm sayesinde Popeye köyü çok iyi korunmuş ve turistler arasında çok popüler hale gelmiştir. Popeye Köyü'nü keşfe çıkmak için Malta'ya en uygun fiyata uçak biletinizi hemen şimdi alın, adadaki gezilerinizi planlayın. Prag, Avrupa'nın sevilen yerlerinden biridir. Bunun nedeni muhtemelen Prag'ın tarihi kalesi, ortaçağ sokakları ve eşsiz atmosferi ile masalsı bir yer olmasıdır. Prag, çekici mimariden, zengin demiryollarından ve kendine özgü romantik bir atmosferden çok daha fazlasını sunuyor. Şehir sanat, moda, gastronomi ve daha pek çok alanda Avrupa eğilimlerini takip etti ve ona kendine has çağdaş bir parlaklık kazandırdı. Doğu Avrupa'nın bu özel şehrini keşfetmek için Prag'a uçak biletinizi hemen şimdi ayırtın. Alsace bölgesinin tamamı büyülü bir yer ama biz Colmar, Riquewihr ve Kaysersberg'i tavsiye ediyoruz. Kayserberg, ünlü bir Noel pazarına ev sahipliği yapan güzel bir küçük kasabadır. Bu küçük kasaba, Colmar'a 12 km uzaklıktadır. Kaysersberg'de otel, misafirhane veya B & B'de garantili en iyi fiyatla rezervasyon yapın ve Alsace'deki \"Colmar'dan yarım günlük bir tur\" gibi Alsace'deki en eğlenceli etkinlik ile kendinizi ödüllendirin. Segovia'nın Alcazar'ı, İspanya'nın eski Segovia kentinde bulunan bir taş yapıdır. Guadarrama dağlarının yakınındaki Eresma ve Clamores nehirlerinin birleştiğinin yerde, kayalık bir uçurumun üzerinde yükselen bir gemi pruvasını andıran bu etkileyici yapı İspanya'nın en ünlü kale saraylarından biridir. Alcazar aslen bir saray, bir devlet hapishanesi, bir Kraliyet Topçuluk Koleji ve bir askeri akademi olarak inşa edildi. Kale aynı zamanda Walt Disney Cinderella Kalesi'nin ilham alanlarından biriydi. Madrid'den Alcazar Ticket ile Toledo ve Segovia Turu'na katılabilirsiniz. Bu büyüleyici tarihi yapıyı keşfe çıkmak için hemen şimdi Madrid'e uçak biletinizi en uygun fiyatlarla ayırtın. İtalya, mükemmel bir tatil için en iyi Avrupa ülkelerinden biridir. İtalya'nın güney-batısındaki Tropea ise \"yeryüzünde bir cennet\" olarak adlandırılır. Gelin ve Tropea'nın mavi denizi, sıcak ve hoş iklimi, benzersiz dar sokakları ve büyüleyici atmosferinin keyfini çıkarın. Buraya geldikten sonra Stromboli ve Aeolian Adaları'na da kolayca gidebilirsiniz. Lizbon'dan trenle sadece birkaç dakika uzaklıkta bulunan Sintra, Portekiz'in sembolik turistik mekanlarından biridir. Sintra, Serra de Sintra'nın tepelerinde yer alan keyifli bir Portekiz şehridir. Çam kaplı tepelerin içine gizlenmiş görkemli saraylar, zengin konaklar ve antik bir kalenin kalıntıları vardır. Muhteşem doğası ve etkileyici mimarisi ile Sintra'da unutulmaz bir deneyim yaşayabilirsiniz. Mimari mirasın güzelliği, Pena Ulusal Sarayı, Moors Kalesi, Regaleira Sarayı ile büyüleneceksiniz. Esrarengiz Sintra ormanlarında dolaşırken yolda biraz yabani defne toplayabilir ve akşam yemeğinizde kullanabilirsiniz. Avrupa'nın diğer şehirlerinden Lamezia Terme havaalanına (Tropea'dan arabayla 50 dakika uzaklıkta) ulaşım mümkündür. Türkiye'den gelmek için İstanbul Lizbon uçak seferlerini kullanabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/893-tekirdagda-ne-yenir-tekirdagdaki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": ", hem Ege'den hem Trakya'dan esintiler barındırır. Tekirdağ denince akla, köfte, kiraz, ayçiçeği gelir. Tekirdağ aynı zamanda şarabı ve rakısıyla da ünlüdür. Tekirdağ'da yemek yerken seçilmesi gereken mekan hem manzarası hem de mezesi ile ünlü olmalıdır. Peynir helvasından, damat paçasına her türlü lezzet, bir çoğu göçmenlerden oluşan Tekirdağ halkına özgüdür. Bu nedenle kimi zaman Tekirdağ usulü yemeklerde, balkan esintilerini görebiliriz. Tekirdağ'da en çok kırmızı et, balık ve tavuk tüketilir. İçeriğinde piyaz, acı sos ve turşu olan Tekirdağ köftesi, buraya özgü en sevilen tatlardan biridir. Dana etinden, küçük topaklar şeklinde yapılır ve özel soslarla harmanlanır, böylece et severlerle buluşur. 'ne özgüdür. Bilmeyenler için çılbır, kıyma, maydanoz, taze soğan, yumurta ile yapılır ve yoğurt ile servis edilir. Tekirdağ'da bu yemek en çok öğle yemekleri zamanında tüketilmektedir. Ciğer sarması yalnızca Tekirdağ'da değil, tüm Trakya'da oldukça sevilerek tüketilir. Özellikle Edirne'de ve Tekirdağ'da ciğer sarması, önemli bir yemektir. Ciğer ile pirinç harmanlanır, içerisine daha farklı birkaç sos eklenir ve ciğerler kızartılır. Yeşillik ile servis edilir. Ciğer sarması sokak yemeği kültürü içine de dahildir. Sıcak yenmesi gereken bu yemek, özellikle öğle yemeklerinin vazgeçilmezidir. İçeriğinde yufka ve tavuk parçaları bulunur. Tavuk parçalarının üzerine yufka kapatılır ve bu karışım sosla ıslatılır. Bir diğer adı, yufkalı tavuktur. Krep olarak yapılan ve yenilen hamur işi, aslında Tekirdağ'a özgüdür. Hamur parçalarının ince bir şekilde kızartılmasına akıtma adı verilir. Aslında pek çoğumuzun krep olarak karşılaştığı bu yemek, sabahları kahvaltılara eşlik eder. Zaman zaman içerisine tavuk eklendiği de görülmektedir. Bu oldukça hafif olan tatlı türü, Osmanlı mutfağının vazgeçilmezlerindendir. İrmik, badem ve süt ile yapılan tatlı oldukça hafiftir. Bu tatlının özellikle ne çok sıcak ne de çok soğuk olarak tüketilmesi gerekir. Kaçamak, kahvaltı kültürüne ait bir yemek türüdür. Mısır unu ile yapılır ve tepsilerde sunulur. Kaçamak yemeğinin ılık olduğu halde tüketilmesi gerekir. Soğursa özelliğini kaybedecektir. Hepimizin bildiği mantı türünün, harcına tavuk parçaları eklenerek yapılan şeklidir. Kandilli mantı tepside pişirilir ve üzeri yoğurtla ve tereyağlı sosla kaplanarak servis edilir. Bir diğer adı, tavuklu mantıdır. Bu tatlının özelliği şerbetli tatlı olmasıdır. Tatlının içeriğinde, tahin bulunur. Servis edilme kısmında ise, dondurma, tahin, fıstık ya da Hindistan cevizi olmalıdır. Tatlı, tuzsuz peynir, yumurta ve limon suyu ile yapılır. Şerbeti için bol miktarda şeker kullanılır. Peynir helvası, meşhur Trakya düğünlerinde en çok yenen tatlılardandır. Tekirdağ'a gitmişseniz ve yolunuz es kaza bir Trakya düğününe düşmüşse, bu tatlıyı görebileceksiniz. İrmik, un, safran karışımı olarak yapılan helva, üzerine dekorasyon amacıyla fındık, fıstık ya da ceviz eklenerek, sıcak olarak servis edilir. : Umurbey Winehouse, ilk defa kendi üzümleri ile şarap üretmiştir. Bu konuda ilk ve en başarılı olmanın haklı gururunu yaşar. Cabernat, Merlot, Savuignon Blanc markalarına rastlamak mümkündür. Şarabın yanında atıştırmalık şarap tabakları da servis edilir. İtalyan usulü Brushcettalar, tapaslar, sizlerin tercihine göre, lezzetli şaraplarınızın yanında sizlere eşlik edecektir. Atıştırmak istemeyenler, yemeğin yanında kaliteli bir kadeh şarap içmek maksadıyla Umurbey Winehouse'u tercih edenler için, oldukça çeşitli bir makarna menüsü mevcuttur. Burada Amerika ve İtalya yöresine ait makarnalar ile hem karnınızı doyurabilir, hem damağınızda iyi bir şarap tadı kalmasının mutluluğunu yaşayabilirsiniz. : Aynı anda hem Akdeniz hem Fransız mutfağından esintiler taşıyan PatronXL Cafe, serpme kahvaltısında kuymak da tadabileceğiniz bir mekan. Aynı zamanda tostları ve diğer ürünleri de oldukça çeşitli ve lezzetli."} {"url": "https://www.gezipedia.net/894-erfelek-selalesi-tanitimi.html", "text": "'nde 28 adet şelale bulunmaktadır. Şelalenin özelliklerinden biri de basamak halinde olmasıdır. Bunun yanı sıra bölgeye gelen kişiler çeşitli bitki ve hayvan türleri ile karşılaşmaktadır. araçlar için 8 ile 9 TL'dir. Bu ücret dışında kamp yapmak istemeyen kişiler içeride herhangi bir ücret ödememektedir. Kamp yapmak isteyen kişilerin ise bunun için 5 TL ödemeleri gerekmektedir. 09.00 ile 19.00'dır. Ziyaretçiler bu saatlerde bölgeye gelip vakit geçirebilmektedir. - Yürüyüş: Şelaleye gelen kişiler güzel bir manzara eşliğinde yürüyüş ya da koşu yapma imkanına sahiptir. - Kamp: Kamp severler buraya gelerek eşsiz bir macera deneyimini gerçekleştirebilmektedir. Özellikle gece çevrede yer alan hayvanlar konusunda dikkatli olunması adına gerekli önlemler alınmalıdır. - Diğer Doğa Sporları: Şelalenin etrafında insanlar tenis, voleybol vb. gibi birçok açık hava sporlarını yapabilmektedir. Bunun yanı sıra rahatlamak ve huzur bulmak isteyen kişiler açık havada yoga ve meditasyon da yapabilme seçeneklerine sahiptir. - Saymoz Hotel - Sinop Mola Otel - Sinop Antik Hotel - Otel Tersane - Nokta Pansiyon - Yavuzlar Otel - Perice Konak - Denizci Hotel - Hotel Güleryüzler - Beyaz Otel Gerze - Beyaz Ev - Sinopark Otel - Geruze Hotel - Yaşar Apart - Harbour Hotel 'ne gelen ziyaretçiler yukarıda yer alan otellerden rezervasyon yaptırabilmektedir. Gelen kişiler odalarda konforlu ve güvenli bir şekilde kalabilmektedir. - Sinop Mantısı: Hamurun yapılmasında yumurta, tuz ve su kullanılmaktadır. Bunun yanı sıra mantının iç malzemeleri kıyma, tuz, soğan ve karabiberdir. Özellikle değişik bir tat arayan kişilerin bölgede yer alan restoranlarda bu yemeği yemeleri tavsiye edilmektedir. - Mısır Çorbası: Yemeğin yapımında mısır, barbunya, kemikli kuzu eti, domates salçası, katı yağ ve soğan kullanılmaktadır. Birçok restoranda kolay bir şekilde bulunabilmektedir. Özellikle yemeklerden önce iyi bir başlangıç olarak tavsiye edilmektedir. - Nokul: Ara öğün ya da kahvaltı öğünü olarak tüketilebilmektedir. Yapımında kıyma, üzüm, ceviz ya da ıspanak kullanılmaktadır. - Sirkeli Pırasa: Sebze severlerin tadına bakması gereken bu yemek çeşidi sirke ile birlikte servis edilmektedir. - Katlama: Katlama ismini yapım aşamasından almaktadır. Bölgede atıştırmalık ya da kahvaltılık bir şeyler arayan kişilerin tadına bakmadan gitmemeleri tavsiye edilmektedir. - Islama: Sinop'un en meşhur yemekleri arasında yer almaktadır. Tavuk etiyle yapıldığı için özellikle tavuk severler için eşsiz bir tat haline gelmiştir. Şelale yakınlarında bulunan restoranlarda yenilmeden gidilmemesi tavsiye edilen yemekler arasındadır. - Sinop Usulü \"Prenses\": Krema, çikolata, fındık ve fıstık ile yapılan bu tatlı çeşidi tatlı düşkünler için vazgeçilmez olmaktadır. Bölgede yer alan pastanelerde bulunabilinmektedir. - Palamut Pilaki: Et ve tavuk dışında kendine yeni tatlar arayan kişiler için Palamut Pilaki değişik bir alternatif olmaktadır. Yemeğin lezzetli olmasını sağlayan unsur seçilen palamutların taze olmasıdır. - Mısır Pastası: Mısır pastası yapımında mısır unu, tereyağı ve yumurta kullanılmaktadır. Özellikle yöresel yemeklerin bulunduğu restoranlarda mısır pastası bulunabilinmektedir. - Keşkek: Keşkek mısır, fasulye, soğan, tereyağı ve salçadan yapılmaktadır. Diğer birçok bölgede bulunsa da Sinop ilinin meşhur yemekleri arasında yer almaktadır. - Sinop Kalesi - Sinop Etnografya Müzesi - Sinop Tarihi Cezaevi - Boyabat Kalesi - Balatlar Kilisesi - İnaltı Mağarası - Hamsilos Koyu - Karakum Plajı - İnceburun Deniz Feneri 'ne varabilmektedir. Daha detaylı yol bilgisine ulaşabilmek için \"Google Haritalar\" uygulaması indirilerek yol durumuna ve yol tarifine kolay bir şekilde bakılabilinmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/895-focada-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "yönünde olmalıdır. Ücretsiz olarak kamp yapmak isteyen kişiler bu bölgede bulunan koylarda keşfe çıkabilecekleri gibi kamp turizminin çok fazla tercih edildiği bölgede ücretli kamp alanlarında da her türlü ihtiyaçlarını karşılayarak kamp yapabilmektedirler. Eski Foça'da bulunan İngiliz Burnu kamp için çok fazla tercih edilen yerler arasındadır. Burada ormanlık alan içinde çadırınızı ücretsiz olarak kurabilir Denizinin temiz olmasına rağmen burada denizin taşlık ve deniz kestanesi olması nedeniyle deniz ayakkabısı giyilmesi tavsiye edilmektedir. Çok fazla tercih ediliyor olması ile biraz kalabalık olabilmektedir. Daha sakin bir tatil istiyorsanız Foça'nın koylarında bir keşfe çıkmaya hazır olmalısınız. arasında çok fazla tercih edilen bu alanda çadırınızı denize yakın bir noktaya kurabilir ve gün batımını eşsiz bir manzara eşliğinde izleyebilirsiniz. Plajda bulunan tesislerden de ihtiyaçlarınızı karşılamanız mümkün olmaktadır. Karavan ile kamp yapmak isteyen kişilerinde tercih ettiği bir alandır. Günübirlik tatil yapmak isteyen kişilerinde uğrak yeri olması ile biraz kalabalık olabilmektedir. Sazlıca koyunun hemen yanında olan temiz denizi ile tercih edilen Mersinli plaj ve kamp alanı daha sakin ve huzurlu bir tatil geçirmek isteyen kişilerin tercihi olmaktadır. Burada çadırınızı istediğiniz bölgeye kurabilir ve aileniz ile huzurlu bir zaman geçirebilirsiniz. Burada kamp yapacak kişilerin ihtiyaçlarını önceden temin etmeleri tavsiye edilmektedir. Adeta gizli kalmış bir cennette olma hissini yaşayacağınız Foça kamp alanları arasında yer alan Mersinaki plajı sessiz ve sakin huzur içinde tatil yapmak isteğinizi gerçekleştirmektedir. Arkasında ki kayalar ve muhteşem manzara önünüzde ki masmavi deniz ile rüya gibi günler yaşamanızı sağlayacaktır. Plajda herhangi bir tesis olmadığı için gelmeden önce ihtiyaçların karşılanması gerekmektedir. Huzur dolu bir tatil yapmak isteyen kişiler için Foça merkeze yakın bir yer aradıklarında Çanak koyu uygun bir seçim olmaktadır. Ulaşımının kolay olması ile aracınız olmasa bile koya rahatça ulaşabilirsiniz. Koyda bulunan plajda denize yakın yerlerde çadırınızı kurabilirsiniz. Merkeze yakın olması ile de ihtiyaçlarınızı rahatça karşılayabilirsiniz. Eski Foça'da bulunan bu kamp alanı ücretli olmakla birlikte uygun fiyatları ile tercih edilmektedir. Rock Müzik konserlerinin de düzenlendiği bu kamp alanına erkeklerin yanlarında aileleri olmadan giremiyor olması ile ailelerin rahatça tatil yapabilecekleri bir alan olmasını sağlamaktadır. Düzenli bir alan sahiptir ve kamp alanında her türlü ihtiyacın karşılanması mümkün olmaktadır. yerler arasında burası gözde yerler arasında bulunmaktadır. arasında Pollen tatil köyü uygun fiyatları ile bunu gerçekleştirmenizi sağlamaktadır. Ailelerin tercih ettiği bir kamp alanı olması ile sizin de ailecek yapacağınız tatiller için uygun olmaktadır. arasında Burunucu bu isteğinizi gerçekleştirmenizi sağlayacaktır. Merkezden biraz uzaklaşarak burada tertemiz denizin ve muhteşem doğanın tadını çıkartabilirsiniz. İhtiyaçlarınızı ilçe merkezine giderek karşılayabilirsiniz. hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/896-erdekte-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "çok sayıda olmaları ile otellerin sıkıcı atmosferini istemeyen ve özgürce tatil yapmak isteyen kişilerin beklentilerini karşılamaktadır. Tatilinizi doğanın içinde ağaçların gölgesinde ve tarihin yanı başında yapmak istediğinizde Kirazlı Manastırı çevresi beklentilerinizi karşılamaktadır. Terk edilmiş olan manastırın tarihi yapısının çevresinde temiz havası, bitki örtüsü ile çadırınızı ücret ödemeden kurabilirsiniz. Buranın kampçılar tarafından çok tercih ediliyor olması nedeniyle bölgeye tuvalet ve su ihtiyacının karşılanması için tesisler yapılmış bulunmaktadır. arasında Turan Köyü bunun için uygun bir tercih olmaktadır. Köyün içinde konaklamak için pansiyonlar olduğu gibi etrafında ki koylarda da çadırınızı ücretsiz olarak kurabilir ve doğa ile baş başa kalmanın keyfini çıkartabilirsiniz. Temiz denizine girebilir akşamları da gün batımını izleyebilirsiniz. yapmak için ideal bir yer almaktadır. genellikle ücretsiz olması ile kamp yaparak tatil yapmak isteyen kişilerin rotalarında yer almaktadır. yarımadanın sahilinde pek çok yerde bulunmaktadır. Erdek'e geldiniz ve burada tüm yarımadayı dolaşarak ve çadırınızı farklı yerlere kurarak yeni yerler görmek istiyorsanız İlhanköy kamp alanını es geçmemelisiniz. Yarımadanın sahilinde yer alan köylerden biri olması ile İlhanlı köyü her yıl binlerce tatilciyi ağırlamaktadır. Köyün etrafında bulunan ormanlık alanda çadırınızı kurabilir temiz plajlarında denize girebilirsiniz. arasında bulunan Narlı köyü muhteşem manzarası ve temiz denizi ile ruhunuzun dinleneceği bir tatil yapmanız için yardımcı olacaktır. Huzuru ve sakinliği burada bulabilir ve aileniz ile birlikte mutlu bir tatil geçirebilirsiniz. Ücret ödemeden çadırınızı kurabilir ihtiyaçlarınızı da köyün içinde bulunan tesislerden karşılayabilirsiniz. yerleri arasında bu tesis verdiği kaliteli hizmet ve uygun fiyatları ile tercih edilmektedir. Çadırınızı ağaçların gölgesine kurabilir aynı zamanda kampta bulunan plajda denize de girebilirsiniz. Erdek çevresinde çok sayıda muhteşem manzaralı koy bulunmaktadır. Bu koylardan birinde de Çamlıkaltı kamp bulunmaktadır. Bu alanda çadırınızı kurabilir ve denize çok yakın olarak kuracağınız çadırınız ile denizin tadını da doyasıya çıkartabilirsiniz. Ege Denizinin mavi sularında aileniz ile tatil yapmak istediğinizde uygun fiyatları ile bu kamp alanı seçenekler arasında yer almaktadır. arasında burası ilk sıraya yerleşmektedir. Kampta bulunan sıcak ortam ile bir kez gelenlerin başka bir yere gitmeyi hiç düşünmedikleri de görülmektedir. Kamp alanında fiyatların uygun olması ile bütçenize uygun tatilleri Erdek sınırları içinde yapabilirsiniz. hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/897-bordubet-koyu-tanitimi.html", "text": "ismi de Birinci Dünya Savaşı sırasında koya sığınan İngiliz savaş gemilerinin yetkililerince İngilizce 'birds bed' kuşların yatağı olarak isimlendirilmesinden dolayı türetilmiştir. Koy birinci derece sit alanı olduğu için her türlü yapılaşmaya kapalıdır. deniz kenarından iç kesimlere doğru yaklaşık olarak 600 metre uzunluğunda bir dereye sahiptir. Burada kendinizi bir anda sanki Amazon, Kongo ormanlarında gibi hissedebilirsiniz. Orman patikalarından yürüdüğünüzde Gökova Körfezinin eşsiz manzaralarını seyredebilirsiniz. nda ise; huzurlu bir doğal ortamda güneşlenebilir veya kitap okuyabilirsiniz. ) yerde kamp yapabilirsiniz. Her şey dahil lüks otel yerine, doğa içerisinde lüks bir kamp şeklinde konaklama çeşididir. Burada elit koşullarda kamp yapabilirsiniz. Ormanlık alanlarda veya koy kenarında da kendi başınıza kamp yapabilirsiniz. Fakat gerekli teçhizatınızı getirmeniz gerekecektir. Ayrıca karavan şeklinde de kamp yapılabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/898-trabzona-ozgu-yoresel-lezzetler-zorlu-grand-otelde.html", "text": "Yemek, yalnızca bir ihtiyaç değil; aynı zamanda bir sanat... Yemek yaparken her bir baharatın, yağın ve gıdanın miktarın doğru kullanılması, her birinin birbiri ile uyum içinde olması gerekir. Türkiye'nin gelişmiş mutfak kültürü içinde önemli bir konuma sahip olan Karadeniz mutfağı işte tam bu noktada öne çıkıyor! Enfes lezzetlere sahip yöresel yemekleri sayesinde yemek kültürüne büyük katkı sağlıyor. Sofraların baş tacı hamsi tava lezzeti, altın sarısı rengiyle yumuşacık mısır ekmeğinin yanında kara lahana diblesi, ekmeği bana bana yenilen kuymağı ve sıcacık ıspanak çorbası... Saymakla bitmez bir sürü lezzetin ana durağı Trabzon'un ünlü yemeklerine göz atmak için yazımıza göz atabilirsiniz. Hepsi birbirinden leziz bu yemekleri tatmak içinse bölgenin en şık oteli Zorlu Grand Otel'i tercih edebilir, damağınıza bayram ettirebilirsiniz. Trabzon otelleri arasında öne çıkan Zorlu Grand, lüks restoranları ile de anınıza keyif katar! olarak sofrada yer etmesi ise başka bir yöresel lezzet sayesinde gerçekleşiyor. Karadeniz'e özgü mısır unu ile hamsinin buluşmasıyla hamsi tava oluşuyor, damaklarda şahane bir tat kalıyor. ; şifa özelliğinin yanında şahane bir lezzet sunuyor. Soğuk kış akşamlarında sıcacık bir ısırgan çorbası içebilir, mis kokusunun keyfini çıkararak; ikinci tabağa geçebilirsiniz. , günün her saatinde sofraların baş köşesinde kendine yer edinir. Mısırın serüveni; kökeni Amerika'da başlamış, 16. yüzyılda Avrupa kıtasına ulaşmasıyla devam etmiştir. Türkiye'nin Karadeniz Bölgesi' nde üretiminin yoğun olarak yapılması sonucunda Karadeniz, mısır ekmeğinin ana vatanı durumuna gelmiştir. İtalya'da \"Türk tahılı ekmeği\" olarak adlandırılan mısır ekmeği, maya katılmadan yapılan nadir ekmek çeşitlerinden biridir. Gerçek bir mısır ekmeği tatmak isterseniz yolunuzu mutlaka Trabzon oteli Zorlu Grand'a düşürmelisiniz. , besleyici özelliği sayesinde şifa kaynağı olarak da tüketilebilir. Yöreden yöreye yapılışı değişmekle birlikte, sunduğu damak zevki mükemmeldir. kelimesi; öz Türkçeden gelir. Gürcistan, Kafkasya ve Dağıstan'da da oldukça popüler olup; kahvaltı, öğle ve akşam yemeklerinde tüketilir. Yöresel mısır unu ve tereyağıyla beraber; \"minci\" denilen tuzlu çökelek peyniri veya kimi yörelerde su peyniri ya da telli peynirin eklenmesine \"peyniri çürütmek\" denir. Sabah kahvaltısının vazgeçilmezi kuymak en iyi nerede yapılır diyenler için yanıt basit: Zorlu Grand Otel! Yörenin kendine has üslubu ile ve en iyi malzemelerle yapılan kuymağı Trabzon otelleri arasında öne çıkan Zorlu Grand Otel'de tadabilir, nefis lezzeti en iyi durakta tadarak unutulmaz bir lezzet şölenine imza atabilirsiniz. , enfes lezzetleri deneyimlemeniz için sizleri bekliyor. Trabzon'da her yere yakın bir mevkide bulunan otele rezervasyonunuzu ister web sitesinden online yapabilir isterseniz telefonla gerçekleştirebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/899-orduda-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "Karadeniz Bölgesinin en güzel şehirlerinden biri olan ve doğal turizm varlığı ile içimizi yeşerten Ordu. Kampçıların en uğrak yerleri arasında Karadeniz'deki en iyi olarak bilinen Ordu kamp alanları, farklı seyirlik ve fotoğraflık alanlarıyla bizleri büyülüyor. Karadeniz turuna katılanlar ve maddi durumu iyi olmayan kampçılar kamp sezonu başladığında Ordu'da fındık toplayarak para kazanmakta ve böylece gezilerine ara vermemektedirler. konusunda bilgi sahibi olmanızı sağlayarak sizlere yön gösterecektir. konusunda sizleri en iyi ve en doğru şekilde yönlendirip bilgi vereceğimizden emin olabilirsiniz. konusunda herkesçe bilinen bir yer olan kamp yerine sahiptir. Kişisel ihtiyaçlarınızı karşılayabilmeniz ve ayrıca otopark ihtiyacınız için gerekli yakın yerler mevcuttur. konusunu ne kadar anlatsak da görmeden bitiremezsiniz. Bu güzel yerlerden biri ise Boztepe kamp bölgesidir. Küpkaya kanyonu gibi oldukça hoş ve manzaralı yerleri bulunan Boztepe, 7'den 70'e gelip gidenlerle dolup taşmakta, kamp zamanında kampçılar oldukça fazla olmaktadır. Bu açıdan bu bölgede diğer kampçılarla grup kampları yapar farklı insanlarla tanışabilir ve arkadaşlar edinebilirsiniz. Zaman sorununuz yoksa ve çok kalmak istiyorsanız kamp olarak Ordu'da en güzel yerler ve en güvenli yerler Boztepe olacağından şüpheniz olmasın. Yalıköy, deniz mavisiyle yeşilin buluştuğu çok güzel yerlerdendir. Sizi yormayacak ve çok rahat bir ulaşım yoluna sahiptir. Arkadaşlarınızla, ailenizle, dostlarınızla gidip hoş vakit geçirmek için kamp yapabilirsiniz. daha bakımlı ancak ücretlidir. Buna karşın ücretli işletmeye ait bölgeler haricinde kamp çadırı kurmak istiyorsanız bu yerlerden ücret alınmamaktadır. Ücretler oldukça düşük ve imkanlar oldukça yüksektir. Otopark, tuvalet vs. her türlü ihtiyacınız için yerler vardır. Perşembe yaylası kamp alanları orduda en çok tercih edilen alanlardan biridir. arasında Denize 0 konumda yer alan Yoroz Kent Ormanı kamp yeri bakımlı ve oldukça güvenli hoş bir yerdir. Bu kamp alanı keşfedilmeyi bekleyen yerler arasındadır. Görünce bayılacağınız deniz ve yeşiliyle sizleri büyüleyecek. Şayet orduda kamp yeri ararsanız mutlaka rotanızı Yoroz Kent Ormanı'nı bölgesine çeviriniz. içinde ücretli kamp alanları arasında önlerde olan kamp yeri internette ve sosyal medyada çok tercih edilen ve beğenilen yer olarak yer almıştır. ilçesinde bulunmakta olup denize 0 konumda yapılmıştır. Ücretli olup sizlere dokunmayacak fiyatlarda imkanlar sunmaktadır. Kamp alanında WC, duş, elektrik, büfe, mangal alanları gibi farklı farklı hizmetleri bulabilirsiniz ve böylece kampa gelirken sadece çadırınızla gelmeniz yeterli olacaktır. olarak söyleyebileceğimiz güzel yerlerden biride İkizler Camping alanıdır. Merkez ilçede yer alan İkizler Camping, doğanın zengin olduğu ormanın ortasında, yoğun oksijeniyle insanları stresten, kötü enerjiden arındırıyor, ruhunu sakin kılacak rahatlatacak imkanlar sunuyor. Orduya yolunuz düşerse mutlaka bu kamp alanını görün ve çadırınızı kurun. Orduya gelirseniz kime sorsanız bu güzel ve doğasal bir yer olan kampı tavsiye edecektir. Herkesçe bilinen ve tercih edilen yer olan gölge kamp yeri oldukça ferah bir ortama sahiptir. Diğer kamp alanlarına göre daha uygun fiyata kamp yeri ve imkanları sağlayabilirsiniz. Gölge Camp'ta Perşembe ilçesinde bulunmaktadır. arasında yer alan arslanlar kamp yeri Tepeköy Köyü Gürgentepe'de bulunmaktadır. Ordu'da gezmeniz görmeniz gereken muhteşem güzelliklerdendir. Farklı türde toprağı, ormanlık alanları, yayla havası ve masmavi deniziyle birlikte kamçıların hayali olan kamp ortamına sahiptir. Oldukça kaliteli hizmet imkanlarına sahip olduğu için birazcık fiyatı diğerlerinden yüksektir. Buna karşın çok fazlada talep olmaktadır. hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/9-agrida-gezilecek-yerler.html", "text": "'dır. Bu ilimiz ismini, sınırları içerisinde bulunan, 5 bin 165 metre yüksekliğe sahip ve pek çok efsaneye konu olan, meşhur Ağrı Dağı'ndan almakta. Ağrı aslında ''İnsanlığın yeniden doğduğu yer'' desek yanlış olmaz. Ne demek istediğimizi yazımızın ilgili kısmına geldiğinizde anlayacağınızdan eminiz ama, şimdilik tespit edilebilmiş tarihlerle konumuza devam edelim. Bu ilimiz, ülkemiz için sadece bir şehir olmakla kalmıyor. Yaklaşık 1000 yıl önce Anadolu'ya ilk ayak bastığımız, yani tarihteki Anadolu sayfalarını yazmaya başladığımız ilk göz ağrılarımızdan biri. Milattan öncesi ile birlikte neredeyse 5000 yıldır yerleşik hayatlara kucak açan, ayrıca Hititler, Hurriler, Urartular, Kimmerler, Medler, Asurlular ve Persler gibi köklü uygarlıklar için de her zaman çekici bir bölge olan bu güzel şehir, şu anda yaklaşık 550 binlik bir nüfusa ev sahipliği yapıyor. nereler? sorusunu sizler için cevaplamak. Merak etmeyin. Yazımızı sonuna kadar okuduğunuzda bu konu hakkında hayli bilgi sahibi olacaksınız. Mağara, Ağrı'nın ilçelerinden biri olan Diyadin'de, Meya Köyü'nde bulunmakta. Meya Mağarası öyle doğal sıradan mağaralardan da değil. Eski dönemlerde yaşayan insanlar tarafından kayalarla oyulmuş ve yerleşim yeri olarak kullanılmış bir mağara. Öyle ki; bazı odalarının kapı ve pencere önlerinde balkonları dahi bulunuyor. İçeride değişik inançlara hitap eden tapınak ve ibadethane izleri de görmeniz mümkün. Malumunuz iki tane Ağrı Dağı bulunuyor. Biri hepimizin bildiği meşhur Ağrı Dağı. Diğeri ise Küçük Ağrı Dağı olarak adlandırılıyor. Buz Mağarası ise Küçük Ağrı Dağı eteklerinde yer alan Hallaç Köyü'ne yaklaşık olarak 3 Km mesafede bulunuyor. ilçesinin 5 Km kadar doğusunda Eski Beyazıt olarak adlandırılan bölgenin yakınlarında Belleburç isimli mevkide yer alıyor. Urartuların M. Ö. 800'lü yıllarda var oldukları biliniyor ama kalenin o zaman mı yoksa daha yakın tarihlerde mi yapıldığı sorusu henüz cevaplanabilmiş değil. Yine de kale içerisinde hala Urartu mezarlarını ve Antik Çağ dönemlerinden kalan mimari izleri görmeniz mümkün. Yine Doğubayazıt ilçesinde bulunan ve 1784 yılında yapımı tamamlanan bu mekan, aslında saraydan ziyade bir külliyedir. Son dönem yapılan saraylar arasında ise Topkapı Sarayımızdan sonraki en ünlü ve en büyük sarayımızdır. Hem yerli hem de yabancı turistlerin ilgi odağı olan İshak Paşa Sarayı ile ilgili olarak, doğru mudur bilinmez ama Ağrı'ya yolu düşüp de ziyaret etmeden dönenlerin Ağrı'ya tekrar yolu düşeceği söylenir. Ağrı'nın Hamur ilçesinde bulunan ve ilginç bir mimariye sahip olan bu türbe mezarlığın tam ortasına konuşlandırılmış durumda. Ayrıca Osmanlı'nın mimaride ne denli çığır açtığını hatırlatan türden bir yapıya sahip. Sade bir görünümü olan külliyenin taşları ise İshak Paşa Sarayı'nda kullanılanlarla aynı. Külliyenin bizlere vermekte olduğu mesajı ise bizden değil, Hamur'un yerlilerinden duymanızı isteriz. Doğubayazıt ilçesinde bulunan bu cami, 1510'lu yıllarda Birinci Selim döneminde kesme taşlardan yapılan bir cami. Doğubayazıt Kalesi'nin hemen yanına, dik bir yamaca konuşlandırılan caminin manzarası da oldukça güzel. Onu aynı döneme ait diğer camilerden ayıran özelliği ise merkezi kubbesi ve kare biçimindeki dış mimarisi. Dünyada en büyük olan ikinci meteor çukuru Ağrı'da yer alır. Bu eşsiz doğal oluşum Ağrı'da mutlaka görmeniz gereken yerler arasında olmalıdır. Doğubayazıt ilçesinde halk arasında Cudi Dağı olarak bilinen bölgede ilk olarak 1983 yılında bazı kalıntılar bulundu ve bu kalıntıların bir gemiye ait olduğu ileri sürüldü. İşte ilk kez o zamanlar ortaya atılan Nuh'un Gemisi ile ilgili iddialar yıllar sürecek bir çalışmaya kapı araladı ve Belgesel yapımcısı Cem Sertesen öncülüğünde 23 yıldır yapılan çalışmalar 19 Nisan 2018 tarihinde resmiyete kavuştu. Aynı bölgede haftalarca süren çalışmaların ardından yer altı radar görüntülemeleriyle ortaya çıkan sonuç, gemi gövdesinin ve kalıntıların Nuh'un Gemisi'ne ait olduğu yönünde. Ağrı'da bu kadar yeri gezdiğinizde elbette ki acıkacaksınız. O yüzden biraz da Ağrı'nın yöresel lezzetleri neler gelin bunları inceleyelim. Ağrı mutfağının en meşhur üyesi abdigor köftesi. Bu yemeği tatmadan kesinlikle dönmeyin deriz. Ağzınıza layık bir diğer yöresel lezzet ise goşteberg et. Yine et yemeği olan selekeli de tatmanızı önerdiğimiz lezzetlerden. Arap aşı çorbası, yöresel alabalık, haşıl, hengel, kuymak, beyaz bal ve kete de diğer meşhur lezzetlerden. Doğu Anadolu Bölgesinde bulunan Ağrı'ya karayolu ve hava yolu ile gidebilirsiniz. Karayolunu tercih ederseniz Erzurum, Muş ve Van güzergahlarını kullanabilirsiniz. sorusunu da cevap verdiğimize göre yazımızı burada bitirebiliriz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/90-kastamonuda-gezilecek-yerler.html", "text": "Öncelikle Kastamonu, Ilgaz ve Küre Dağları gibi hem ülkemizin hem de dünyanın ünlü milli parklarına ev sahipliği yapıyor. Muhteşem doğası yanında tarihi dokusuyla da ziyaretçileri kendisine hayran bırakıyor. arasında tarihi yapıları ve doğal güzellikleri sayabiliriz. - Kastamonu saat kulesi, 1885 yılında yapılmıştır. 12 metre yüksekliğindeki saat kulesi, yapıldığı tarihten buyana şehrin simgesi olmaya devam etmekte ve ziyaretçilerini beklemektedir. - Kastamonu Kalesi, 12. Yüzyılda Kommenler tarafından, Türk akıncılarının akınlarını kesmek için yapılmıştır. Şehrin en eski yapılarından birisidir ve kastamonuda görülmesi gereken yerler arasında ilklerdendir. Şehri temaşa etmek için eşsiz bir alandır. - Liva Paşa Konağı Etnografya Müzesi, kültürel geziler için vazgeçilmezdir. 1870'lerde inşa edilen konak, 1997 yılından bu yana restore edilmiş bir halde müze olarak kullanılmaktadır. Müzede yer alan resimler ve ürünler Kastamonu tarihine ve kültürüne ışık tutuyor. Baskıcılık, ahşap oymacılığı, dokumacılık gibi Kastamonu'ya özel el sanatlarını müzede görmek mümkündür. - İsmail Bey Külliyesi, 1451 yılında inşa edilmiş, Kastamonu'daki tarihi yapılardan birisidir. Külliye oldukça geniştir ve tamamını gezmek için geniş bir zaman gerekmektedir. İçerisinde cami, medrese, türbe, hamam ve imaret bulunuyor. - Kastamonu Arkeoloji Müzesi şehrin tarihi yerlerinden bir diğeridir. 1952 yılından bu yana Kastamonu ve çevresinde yapılan arkeolojik kazılardan çıkarılan ürünler burada sergilenmektedir. O bölgenin tarihini yansıtan birçok eseri burada görmek mümkündür. Müzenin bir kısmı Atatürk'e ayrılmış ve burada Atatürk'ün Kastamonu ziyaretlerine dair çeşitli eserler sergileniyor. - Kastamonu konakları, kastamonuda gezilecek yerler arasında en dikkat çekenlerden birisidir. Şehrin simgelerinden olan konaklar, ülkemizdeki en nadir eserlerden bazılarıdır. Kendilerine has mimarileri, dokuları ile ziyaretçilerin ilgisini çekmektedirler. Birçok tarihi konaktan bazılarını Sepetçioğlu Konağı, Konyalı Konağı, Livapaşa Konağı, Kırkodalı Konağı, Yücebıyıkların Konağı, Osmanlı Konağı, Ellezler Konağı olarak sayabiliriz. - Çatak Kanyonu, şehrin doğal güzelliklerinden birisidir. Dünyanın 4. Büyük kanyonu konumundadır. Doğa ile iç içe olmak isteyenlerin ve doğa yolculuğunu sevenlerin ilgisini çekecek niteliktedir. - Ilgarini Mağarası, denizden 1250 metre yüksekte bulunuyor. İçerisindeki sarkıtları ve dikitleri ile muhteşem bir görüntü oluşturuyor. 850 metre uzunluğundaki mağara, dünyanın dördüncü büyük mağarasıdır. İçerisinde Roma ve Bizans döneminden kalma mezarlar da mevcuttur. - Hormo Kanyonu, şehrin bir diğer kanyonudur. Çeşitli şelaleleri ve gölleri ile farklı bir doğaya ziyaretçilerini açmaktadır. - Valla Kanyonu, sarf koşulları yanında pek çok yabani hayvana da ev sahipliği yapıyor ve ziyaretçiler bütün bunları görme şansı elde ediyor. - Ilıca şelalesi, Gideros Koyu, İnebolu Geriş Tepesi, Abaş Tepesi, Sarpunalınca Mağarası ve daha birçok doğal güzellik Kastamonu sınırları içerisinde macera tutkunlarını beklemektedir. , üryani eriği diğer meşhur ürünleridir. Ayrıca Kastamonu köklü bir dokumacılık ve ahşap oymacılığı geleneğine sahiptir. Bu yüzden çok farklı ve zevki ürünler hediyelik olarak rahatlıkla tercih edilebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/900-cerkezkoyde-gezilecek-yerler.html", "text": "ile ilgili tüm soruların cevabını öğrenebilirsiniz. kenti İstanbul'a 110 km mesafede bulunmaktadır. İstanbul ile Çerkezköy arasında sürekli olarak deniz ve kara yolu ulaşımları mevcuttur. Çerkezköy ilçesinin en merkezi tarafında bulunan tarihi saat kulesi gezip görülecek yerlerden sadece birisidir. ise 135000 civarındadır. Her yıl hızla nüfusu artmaktadır. hakkında bilgi vermektedir. Osmanlı- Rus Savaşı'nın hemen peşine bu coğrafya Türbedere ismiyle kurulmuştur. Bu dönemde bu yörede 3 farklı köy kurulmuştur. Bu köylerden birincisi, bugünkü Çerkezköy Belediyesi ile türbenin olduğu Atatürk İlköğretim Okulunun etrafındaki Çerkezköy ilçesidir. Merkez bölümü kazanın kuzeydoğusundadır. Kuzey kısmından Saray, doğu kısmından İstanbul, güney tarafından ve batı tarafından Çorlu ilçesi mevcuttur. Çerkezköy, gezmek ve tarihi yerlerin havasını hissetmek onlara dokunmak fotoğraf çekmek için önerilen en güzel ilçelerden biridir. Kesinlikle gidilip görülecek tarihi ve doğal güzellikleri mevcuttur. Tekirdağ Çerkezköy daha çok sanayi ile ön plana çıkmıştır. Bölgede gayet eski bir geçmişe sahip olan askeri alan vardır. Daha çok askeri personel ve askerlik yapan erlerin bulunduğu bir yerdir. Fabrikalarda çalışan işçiler de yoğunluktadır. Buna rağmen gezilmeye görülmeye değer yerler mevcuttur. arasında mutlaka görülüp gezilmesi tavsiye edilen tarihi yapılardandır. Önemli tarihi ve uhrevi, dini yapılardan biridir. düşünüldüğünde ana tema olarak bu çarşının gezilmesi gerekir. Eski, yıllanmış kıraathaneler, zanaatkarların hala yaşatmaya çalıştıkları tarihi iş yerlerini görebilir, tarihin kokusunu alabilir, hatıra fotoğrafları çektirebilirsiniz. Bu hoş yapıların bulunduğu sokaklarda eski, küçük mimari yapıların bulunduğu işletmelerde kahvenizi, çayınızı içebilir, yüzyıllar öncesine adım atabilirsiniz. Çerkezköy çarşısı size hem geçmişi hem geleceği aynı anda yaşatacaktır. arasındadır. Çarşı bölgesine yakın olan saat kulesi görülebilecek yerler arasındadır. Etrafındaki çay evlerinde çay kahve içerken saat kulesini izleyebilir fotoğraf çekilebilirsiniz. Ayrıca bu bölgede gölgelik ve yeşilliklerin eski ağaçların bulunduğunu söyleyebiliriz. Bu doğa ve tarihin buluştuğu alanda fotoğraf çektirmek ve zaman geçirmek sizler için kalıcı olacaktır. Otomobilinizle giderek derin doğa manzarasını görebileceğiniz, fotoğraf çekinebileceğiniz, isterseniz de dağ yürüyüşü yapabileceğiniz bu yer en çok tercih edilen yerlerdendir. Yöreye özgü yoğunluktaki Istranca ormanları ile örülüdür. Günübirlik giderek piknik yapabilir, karavananız ile konaklayabilirsiniz. Aslında Kırklareli'ne bağlı olan bu yer Çerkezköy'e de oldukça yakındır. Son derece doğal, tarihi ve ferah bir ortam olan bu yeri görmenizi tavsiye ederiz. Trakya'nın Kapadokyası Kıyıköy ve Vize hakkında detaylı bilgi için Tıklayınız! Gazi Osman Paşa, Beyazsu Sk. 5/B, 59500 Çerkezköy/Tekirdağ adresinde bulunan ve Çerkezköy merkezine yakın konumda olan bu yer meşhurdur. Bu yer egzotik bir şekilde inşa edilmiş ve hediyelik eşya almanız için son derece uygun bir yerdir. Bu yerde bulunduğunuz anı yaşayabilir sevdiklerinize hediye alabilirsiniz. Bir söz vardır; 'dünya fani olmasaydı, hatıralara ne gerek vardı' işte bu söz gezi severler için geçerlidir. Hatta hepimiz için geçerlidir. Bu nedenle abartmadan ama her gördüğümüz yeni yerde fotoğraf çekinerek anınızı ölümsüzleştirebilirsiniz. Son yıllarda ilçede kültür sanat festivali yapılmaktadır. Genellikle ağustos ayının ilk haftası yapılıyor. Sünnet şöleni, uçurtma şenliği, bisiklet şenliği bu festivalin eğlenceli taraflarıdır. bu soru aklınıza mutlaka gelmiştir. Gittiğimiz her yerde oraya özgü ve meşhur ürünleri tüketir, tadına bakarız. Farklı etnik ve kültürel kökenlerden insanların aynı yerde bulunması o yerin mutfağına varlık katmıştır. Çerkezköy'de yöresel olarak mısır unu önemlidir. Mısır unu ve lahana ile yapılan 'mısır unu dolması' pırasa kullanılarak yapılan 'pirese' ıspanak kullanılarak yapılan 'zennik' yörenin özel yemekleri arasında yer almaktadır. Üzüm bu yörede şıra ve bulama şeklinde neredeyse üç öğün tüketilir. - Şıra tarhanası, - Şıra mekiği, - Erik aşı, - Baba tatlısı, - Burgulu manır, - Köpoğlu salatası, - Çeneçarpan çorbası, - Elbasan tava, Çerkezköy merkezinde bulunan yöresel yemek yapan lokantalarda bu ve daha sayamadığımız birçok yöresel ürünlerin tadına bakabilirsiniz. Trakya'da, Tekirdağ'da meşhur olan şeyler ilçeleri ile benzerlik göstermektedir. Fakat Çerkezköy'e özgü meşhur diyebileceğimiz durumlarda vardır. Bunlar daha çok yeme içme ile ilgilidir. Çerkezköy şarabı, Çerkezköy karpuzu ve kirazı meşhurdur. Ayrıca yöreye mensup Istranca Ormanları dikkat çeken meşhur yerlerdendir. diye haritadan baktığınızda Çerkezköy'ün Tekirdağ'da bir ilçe olduğunu görebilirsiniz. Aynı zamanda İstanbul'a yakın bir mesafededir. Çerkezköy'ün konumu itibariyle Tekirdağ ve İstanbul'dan kalkan tarifeli otobüslerle bu güzel ilçeye gelmeniz mümkündür."} {"url": "https://www.gezipedia.net/901-artvinde-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "ile ilgili sizlerin bilgi edinmesini gerçekten isteriz. konusunda tavsiye edebileceğimiz nadide özelliklere sahip kamp yeri olan şelalelerin ve tatlı su kaynaklarının bulunduğu bu kamp alanı sizleri yeniden dünyaya gelmiş gibi tatlı ve hoş zaman geçirmenizi sağlayacaktır. ilçesinde bulunan camili- gorgit kamp alanı Artvin bölgesinde birçok kamp alanından en beğenebileceğinizi düşündüklerimizdendir. Camili Gorgit Tabiatı Koruma Alanı, 490,5 hektarlık yüz ölçüme sahip geniş bir yerdir. Bu alanın etrafı adeta peyzaj alanı gibi devasa ağaçlarla çevrili ve doğal görünümdedir. Fotoğraf çekilmeniz mangal yapabilmeniz vb. ihtiyaçlarınız için düşünülmüş alanlar mevcuttur. Göç yolu üzerinde bulunduğu için göçmen kuşların da uğrak alanlarıdır. Bu Milli park bölgede en çok bitki örtüsüne sahip yerlerin bulunduğu çok az rastlanan güzel yerlerdendir. Bu güzel alana gidip görebilir gerek günübirlik gerekse uzun süreli kamp yaparak doğanın tadını çıkarabilirsiniz. Milli Parkın bu bölgenin mikroklima özelliği sebebiyle Akdeniz iklimine de rastlanan bitki türleri mevcuttur. 600 civarı endemik bitki türünün yetiştiği milli park alanında kamp kurduğunuzda bölgede pek çok hayvan çeşitlerine de rastlarsınız. Bazı hayvan çeşitleri arasında ayı, domuz, tilki, porsuk, yaban keçisi, sansar, atmaca, kartal, çakal, dağ horozu, Hopa engereği ve alabalık gibi türler vardır. arasında yer alan bu kamp alanına gidip kamp kurarak bu güzel manzaraların tadına varabilirsiniz. Her tarafı dağlarla sarılı olan Borçka Karagöl, Doğu Karadeniz'in en nadide ili Artvin'in Borçka taraflarındadır. Ormanlarla ile iç içe olup, kamp kurarak kendinizi yenilemek için 1480 metre yükseklikte bir yer olan Karagöl sizleri büyüleyecek güzelliktedir. içinde sizlere şiddetle tavsiye edebileceğimiz şirin ve serin bir yerdir. içinde en çok beğeni ve yorum alan yerlerden biri olarak burayı sizlere tavsiye ediyoruz. yoluna 25 km mesafededir. Dünyaca ünlü kanyonlar arasındadır. İç kısımlara doğru ilerledikçe çeşitli güzellikte doğal ortamlarla karşılaşılan vadi kamp kurmanız için yerlerdendir. Bu ünlü kanyonun etrafında ya da orman kısmında kamp kurarak manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Artvin kamp yerleri olarak saydıklarımızdan biri de Arsin yaylası kamp yeridir. Bu kamp yerinin kuzeyinde ve batısında Gürcistan sınırı, güneyinde Ilıca Köyü bulunur. Arsiyan yaylası çeşitli bitki türleri, balığı ve doğası, suyuyla diğerlerinden çok farklı özelliktedir. Buralara turla veya tatil için gelirseniz ya da buralardasınız mutlaka görmeniz gereken yerlerdendir. Çeşitli sağlığa faydalı çermikleri de mevcuttur. Yaylalar sarı cennet çiçekleri ve çeşitli yöresel otlardan lezzetli ve faydalı çorba yapılacak bitkilerle doludur. Buralarda kamp kurup stres atmanız size iyi gelecektir. arasındadır. Şavşat ilçesi merkezine 17 kilometre uzaklıktadır. Orman ve geniş bitki örtüsü, mera alanları, buz gibi soğuk suları ile bu yer aynı zamanda Artvin'in en ehemmiyetli yaylalarındandır. Nadir manzarası, kültürel, rekreasyonel ve turistik potansiyeli, zengin flora ve fauna çeşitliliği, ilginç jeolojik hususları ve peyzaj güzellikleri ile 1994 yılında Karagöl Sahara Milli Parkı ilan edilen yayla buranın Sahara bölümünde bulunuyor. Artvin ili Borçka ilçesi sınırlarında bulunmaktadır. Buradaki şelale kamp için mükemmeldir. İlçe merkezine yaklaşık olarak 55 kilometre mesafede bulunmaktadır. Burası 2005 yılında UNESCO'nun teşvikleriyle Türkiye'nin ilk biyosfer rezervi ilan edildi. Doğanın ortasında bulunan bu yerde güzel bir kamp yapabilirsiniz. Temel ihtiyaçlarınızı giderebileceğiniz yerler mevcut olmakla birlikte yiyeceğinizi yanınızda getirmelisiniz. hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/902-giresunda-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "Karadeniz'in saklı kenti Giresun. Nice kervanlar geldi geçti de bozamadı senin mavini ve yeşilini. Hala kız gibi güzel ve şirinsin. Doğal güzelliklerin en güzellerinin yer aldığı Giresun'da kamp için yer bulmak ve kamp kurmak sizlere sunulmuş en iyi fırsattır. Bu nedenle birçok kamp yerinin bulunduğu Giresun Kamp Alanları listelerini sizler için hazırladık. konusunda bilgi sahibi olmanızı sağlayarak, araştırmak için boşa vakit geçirmenizi engelleyecektir. konusunda siz okuyucularımızı en güzel şekilde fikir sahibi olmanızı sağlamak istiyoruz. konusunu ne kadar anlatsak da yaşamadan olmaz. Giresun kamp alanları içinde en iyilerden biride Bektaş Yaylası Kamp Alanıdır. Bir çok el değmemiş güzellikleri içinde bulunduran yaylada her türlü imkanlar mevcuttur. Ormanlar ve ağaçlar muhteşem güzellikleri içinde barındırmaktadır. Hele ki yayla suyuna doyum olmaz, yaylalarda ateş yakmak serbest olup göreceğiniz çok güzellik mevcuttur. konusunda herkesçe bilinen bir yer olan kümbet yaylası kamp alanı sizleri beklemektedir. Kişisel ihtiyaçlarınızı karşılayabilmeniz ve ayrıca otopark ihtiyacınız için gerekli yakın yerler mevcuttur. Giresun kamp alanları içinde 3. sıraya koyduğumuz Kulakkaya Yaylası Kamp Alanı sizleri doğanın gizemli atmosferinde, ruhunuzun ağaçlar gibi hafif rüzgarlara bırakmış kadar dinlendirecek içiniz kıpır kıpır olacak ortamlara sahiptir. Yaylalar genel ortamıyla birbirine çok benzemektedir. Buna karşın kamp yapacaklara diğerlerine göre farklı özellikler sunan Kulakkaya Yaylası'nda yeşil çok daha yoğundur. Bu yayla içinde bulunan alçak bel mevki kamp için ressamların bile can attığı manzaraya ve doğaya sahip bir yerdir. arasında yer alan bir diğer kamp alanı ise Karagöl Kamp Alanı olarak bilinmektedir. Buraya gitmek için altı yüksek sağlam özel araçlar gereklidir. Buna karşın temiz havası ve doğasıyla ayrıca buz gibi gölleriyle sizler için ideal bir kamp alanı diyebiliriz. Giresun kamp alanlarından diğeri ise Koçkayası kamp alanı olarak bilinmektedir. Diğerlerine göre biraz sakin olsa da, Giresun'a yakın mesafede olduğu için, günü birlik gelen gidenlerle dolup taşmaktadır. Bu yaylaya hafta sonu piknikçi çok geldiği için hafta içi gitmenizi tavsiye ederiz. Grup şeklinde kamp yapmak içinde uygun yerler vardır bu yaylada. içinde en çok beğeni ve yorum alan yerlerden biri olarak burayı sizlere tavsiye ediyoruz. arasında en iyilerden olan kamp alanı Uluburun diyebiliriz. Uluburun, internetten görsellere bile baksanız oldukça hoş bir yer olduğunu görürsünüz. Maviyle yeşilin buluştuğu, temiz koyların yer aldığı etrafında balıkçı kayıklarının yer aldığı güzel bir kamp alanıdır. Ayrıca her türlü ihtiyaçlarınızı karşılayacak tesisler mevcuttur. Giresun kamp yerleri olarak saydıklarımızdan biride kümbet kamp oldukça bilinen bir yerdir. Yüksek bir yerde yer alan kamp alanı sizler için yeşilin elli tonunu yansıtmaktadır. Kamp alanları içinde doğal dokusu bozulmamışlar arasında ilk sıradadır. Burada sakin ve temiz bir ortamda eğlenebilirsiniz. ilçesinde bulunmaktadır. Kampçılara bu alanı mutlaka gitmelerini öneriyoruz. Akşamı bir başka sabahı bir başka olan bu güzel yer sizleri büyüleyecek. Giresun kamp alanları Giresun'da yer alan Mavigöl'de nadirde olsa kamp kuracak güzel yerler mevcuttur. Mavigöl'e ulaştığınızda göle yakın yerlere çadır kurabilirsiniz. Genelde kimsece bilinmeyen bu güzel doğa harikası yer sizleri çok mutlu edecektir. Buz gibi göle girebilir doğayla baş başa kalabilirsiniz. Mavigöl'de dilediğiniz her yere kamp kurabilirsiniz. Yalnızlık ve sessizlik hakim. Etrafta işletme de olmadığı için tedarikli gelmeniz gerekecektir. hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/903-agaran-selalesi-tanitimi.html", "text": "'ne varmak için ile gelen insanlar hava alanından Çayeli'ne kolay bir şekilde ulaşım yapabilmektedir. arasındaki mesafe yaklaşık olarak 12 km'dir. - Yürüyüş ve Koşu: Özellikle açık hava sporlarını seven ve bu sporlara ilgisi olan kişiler temiz havada yürüyüş ve koşu yapabilme şansına sahiptir. - Meditasyon: Temiz havanın verdiği bol oksijen miktarı eşliğinde ve şelalenin dinlendirici manzarasında meditasyon yapma fikri birçok insana cazip gelmektedir. Buraya gelen kişiler özellikle ağaçların arasında yoga gibi dinlendirici ve sakinleştirici sporlaraı tercih edebilmektedir. - Açık Hava Sporlar: Bölgeye gelen kişiler voleybol ya da tenis sporları da yapabilmektedir. Alanda profesyonel olarak ekipmanlar bulunmasa da amatör olarak bu sporlar yapılabilmektedir. - Piknik: Bir haftasonunda yemeksiz olmaz diyen kişiler için şelalede piknik yapma fikri göz önünde bulundurulabilir. Çevreye herhangi bir zarar vermeme şartı ile buraya gelen ziyaretçiler aile ve arkadaşları ile birlikte piknik yapabilmektedir. - Fotoğrafçılık: Her anı ölümsüzleştirmeyi seven kişiler için şelalede yapılabilecek en güzel aktivitelerden biri de fotoğrafçılıktır. Şelalenin ve doğanın sahip olduğu eşsiz manzara eşliğinde birçok güzel fotoğraflar çekebilme şansına sahip olunmaktadır. Özellikle mezuniyet, nişan ve düğün gibi özel günler için bu bölgede dış çekimler yapılması tercih edilebilir. - Hamsikoli: Adından da anlaşılacağı gibi bu yemek hamsi ile yapılmaktadır. Özellikle balık severlerin Rize'ye gelip bu yemeği yemeden gitmemeleri tavsiye edilmektedir. - Hamsili Pilav: Çevrede yer alan restoranlarda bulunabilecek bu yemeğe tadını veren malzemelerden birisi de yemeğin yapımında kullanılan tereyağıdır. Yemeği yapan kişilerin tavsiyelerine göre piştikten sonra bekletilmeden yenilmesi gereken bir yemektir. - Hamsi Çığırtası: Bu yemek krep ve köfte şeklinde iki türde yapılabilmektedir. Köftenin malzemesinde kullanılan kıymanın yerine balık kullanılmaktadır. Yemeğin en büyük özelliklerinden biri sunum sırasında salatalık ile birlikte sunulmasıdır. - Hamsi Çorbası: Restoranlarda kolay bir şekilde bulunabilen bu yemek ana yemekten önce tercih edilebilmektedir. - Pekmezli Kabak: Yemekten sonra kendine tatlı bir şeyler arayan kişiler için kabak ve pekmez ile yapılan bu tatlı güzel bir seçenek olmaktadır. - Korkoto Çorbası: Çorba mısırdan yapılmaktadır. Korkoto çorbası piştikten sonra üzerine tereyağı dökülerek servis edilmektedir. - Çumur: Mısır ekmeği ve çökelek ile yapılmaktadır. Ara öğünlerde ve kahvaltıda tercih edilebilen bir besindir. Buraya gelen kişilerin Çumur'u yemeleri tavsiye edilmektedir. - Enişte lokumu: Rize'de genellikle düğün etkinliklerinde yapılan bu tatlı ismini ildeki geleneklerden almıştır. - Pepeçura: Ramazan döneminde şelaleyi gezmeye giden ziyaretçilerin restoranlarda yemekten önce servis ettikleri yiyeceklerden biridir. Pepeçura üzümlerin ezilmesi ile birlikte yapılan tatlı bir yiyecektir. - Kocakarı Gerdanı: Fındık ile birlikte yapılan bir tatlı çeşididir. Özellikle bayramlarda bu şerbetli tatlıyı bulmak oldukça kolaydır. - Caferpaşa Camisi - Ormancık Camii - Kaptanpaşa Yeşiltepe Köyü Köprüsü - Kupsa Turizm Merkezi - My Apart - Kent Apart - Grand Çavuşoğlu Hotel - Arpik Tatil Köyü - Lazlakar Otel - Şapart Otel Yukarıda yer alan kalacak yerlerin iletişim adreslerine internet üzerinden erişim sağlanarak daha detaylı bilgiler elde edilebilmekte ve rezervasyon işlemleri yapılabilmektedir. diye soracak olursanız Rize'nin Çayeli ilçesine bağlı Yeşilırmak Mahallesi sınırlarında bulunur. Çayeli ile şelale arası 9,7 kilometre olup araç ile yaklaşık olarak 20 dakika sürmektedir. Latifli ve Sırtköy mahalleri istikametini takip ederek veya aşağıdaki navigasyon bağlantısı ile Ağaran Şelalesine ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/904-tatil-yapiminda-iyi-otel-bulmak.html", "text": "İyi bir otel seçimi yapmak çoğu zaman zordur. Seçenekler ve alternatifler arttıkça bu seçim daha da zorlaşır. Tatil yapılacak otel konusunda seçim yapmak da zaman zaman kafa karıştırıcı olabilir. Öncelikle nasıl bir tatil istenildiğine karar verilerek alternatifler elenebilir. Gidilecek otelin tüm beklentileri karşılaması halinde keyifli ve güzel bir tatil geçirilmiş olur ki bu seçimi yaparken oldukça titiz davranılmalıdır. İyi bir otelde beklentilerin karşılanması için bazı kriterlerin bulunması gerekir. Hizmet sektöründe personelin güler yüzle yardımcı olması günün güzel geçmesine insanın evinde gibi hissetmesini yardımcı olan birinci kriterdir. için vazgeçilmezdir. Kahvaltı ve yemeklerde sunulan yiyeceklerin çeşitliliği ve göz dolduran bir servisle sunulması da güne anlam katar. Temizlik son derece önemlidir. Neticede oteller her sene farklı ülkelerden binlerce insanın konakladığı mekanlardır. Otelin temizlik, hijyen ve kalite standartlarında hizmet vermesinin değeri paha biçilmezdir. Bu standartlarda hizmet veren bir otel, misafirlerin eğlenmesine, yeme içmesine önem verdiği kadar sağlığını da korumuş olacaktır. Sonuçta tatil esnasında rahatsızlanan bir kişinin otelin diğer hizmetlerinden keyif alarak faydalanması mümkün değildir. Tatil deyince herkesin aklına eğlence gelir. İyi otellerin eğlence programlarını genellikle akşam saatlerinde misafirlerine sunması beklenir. Gün içinde bangır bangır müzikle sunulan bir eğlence programı, gün içinde dingin ve huzurlu bir gün geçirmek isteyen bazı misafirleri rahatsız edebilir. Bu nedenle eğlence programı gerek amfi tiyatro denen tüm otel misafirlerinin katılabileceği alanlarda, gerekse gece kulübü ya da farklı özel mekanlarda düzenlenebilir. Eğlence odaklı tatil yapmak isteyen kişiler otel rezervasyonu yaptırmadan önce konaklayacakları tarihteki otel eğlence programını öğrenebilirler. Hemen hemen her otel artık misafirleri olan bebekler ve çocuklar için farklı yaş gruplarına hitap edecek kulüp ve programlar organize etmektedirler. Çocukların, sorumlu kişiler gözetiminde vakit geçirebileceği bu mekanların varlığı anne ve babanın da gün içinde dinlenebilmesi için zaman yaratmakta, hem de çocukların tatil zamanlarında farklı arkadaşlıklar edinerek güzel zaman geçirmesine yardımcı olmaktadır. İyi bir otel seçimi yapmak için tüm bu kriterlerin bir arada bulunduğu bir otel arayışında olmak tatil esnasında kötü sürprizler ile karşılaşmayı engelleyecektir. Bu araştırma yapılırken de ilgili internet ve yorum sayfalarından daha önce söz konusu otelde kalmış olan misafirlerin deneyimlerinden fikir almak en kestirme ve doğru yol olacaktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/905-agvada-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "İstanbul'un kıyısında hemen Kocaeli sınırında yer alan Kilimli Koyu kampçılar için son derece ideal noktalardan biridir. Pek fazla bilinmediğinden dolayı son derece ıssız ve sakin olan koy kampçıları adeta kendine çekmektedir. En dikkat çekici özelliği olan beyaz kumsalı ise tropikal adaları andırmaktadır. Sıra dışı kaya oluşumları ile muhteşem bir manzaraya da sahip olan koy geniş ormanlık alana da sahiptir. Kamp yapmak için en ideal nokta ise tepelerdir. Fakat mevsim şartlarını da unutmamalısınız. Koy kimi zaman aşırı sert rüzgarlara da ev sahipliği yapmaktadır. Kamp alanı etrafında herhangi bir işletme bulunmadığından dolayı tüm ihtiyacınızı düşünerek yola koyulmalısınız. içindeki en büyük kamp alanı sayılmaktadır. Kum plaja da sahip olan kamp alanında her ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz alanlar bulunmaktadır. Daha çok karavan kampı için ideal olsa da çadır kampı için de son derece uygundur. İstanbul'un yoğun şehir hayatından sıyrılmak isteyen kişiler için tavsiye edilebilir. Çam ağaçları altında oldukça huzurlu günler geçirebilirsiniz. Ağva'daki bir başka kamp alanı ise Seferoğlu Camping'dir. Gözlerden uzak kuş sesleri arasında muhteşem manzaraya karşı kamp yapmak isteyen kampçılar tarafından tercih edilen kamp alanı uzun yıllardır bu alanda hizmet verdiği için misafirlerin her türlü ihtiyacını düşünerek dizayn edilmiştir. Ormanlık alan içinde bulunan kamp alanı aynı zamanda kumsala da sahiptir. Bu sayede bir yandan orman kampı deneyimini yaşarken diğer yandan denizin tadını da çıkarabiliyorsunuz. Kamp alanı içinde hem çadır hem de ağaç evler bulunmaktadır. İster kamp alanı içindeki konaklama seçeneklerinden faydalanabilir isterseniz de kendi çadırınızda konaklayabilirsiniz. Daha doğal bir ortamda kamp yapıp daha farklı bir deneyim yaşamak istiyorsanız önerebileceğimiz bir diğer nokta Hacıllı Şelale Parkuru'dur. Yüzlerce kuş türüne ev sahipliği yapan alan yaklaşık olarak 6 kilometrelik yürüyüş parkuruna sahiptir. Çeşitli göletler ve şelale ile karşılaşıp buralarda isterseniz dinlenebilir isterseniz de kamp kurabilirsiniz. Uzun bir yürüyüş yolunun ardından istediğiniz yerde kamp kurabilirsiniz ancak burada herhangi bir işletme olmadığını da belirtelim bu yüzden her türlü ihtiyacınızı düşünerek yola çıkmalısınız. deneyimi için son derece güzel bir deneyim kazandıracak olan işletme doğası, manzarası ve huzuru ile ruhunuzu dinlendirecektir. Ağaç platformlar üzerine kurulu çadırları kiralayabilir veya kendi çadırınızda konaklayabilirsiniz. Ortak kullanıma sunulan lavabo ve duş alanları, dinlenme yeri, büfesi ve restoranı ile her türlü hizmeti sizlere sunmaktadır. Sadece Mayıs ve Ekim ayları arasında kamp yapılmasına izin verilmektedir. Özellikle fotoğrafçılar için eşsiz bir manzara sunan Şile Feneri aynı zamanda kamp alanı olarak da hizmet vermektedir. Kayalık ve dik yamacı ile bilinen kamp alanında isterseniz karavanda isterseniz de çadırda konaklayabiliyorsunuz. Girişi ücretli olan kamp alanında ihtiyaçlarınızı giderebileceğiniz alanlar da mevcuttur. arasında sayılan bir diğer nokta olan Gelesun Kampland Ağva'da başarılı bir başka işletmedir. Oldukça sakin ve bir o kadar da huzurlu noktalardan biri olan kamp alanı bu anlamda sakinliği arayanlar tarafından tercih edilmektedir. Doğa ile baş başa kamp deneyimi yaşatan alan denize sadece 3 dakikalık yürüme mesafesinde yer almaktadır. Fiyat noktasında da son derece ekonomik olan kamp alanı içerisinde elektrik, sıcak ve soğuk su, duş kabinleri, lavabolar ve buzdolabı mevcuttur. İster kendi çadırınızda isterseniz de işletmede bulunan çadırları kiralayarak konaklayabiliyorsunuz. Kimi zaman aşırı kalabalık olsa da geniş olmasından dolayı oldukça sakin bir yer bulabiliyorsunuz. Temiz plaj ve denizi, doğa ile baş başa kalabileceğiniz ormanlık alanı ile oldukça güzel yerlerden biridir. Tek problem ise çadırların ağaç gölgesi altında değil de güneş altına yer almasıdır. Bu kimi zaman bunaltıcı bir sıcaklığa neden olabiliyor ancak onun dışında bir problem yaşamayacaksınız. Deniz ve dere sizler için serinleme olanağı sunmaktadır. Bununla beraber tuvalet, duş kabini, elektrik ve buzdolabı gibi hizmetler de sunulmaktadır. dışında sayılan ancak Ağva'ya yakınlığı ile bilinen Sahil Kamp İstanbul'da bir başka popüler kamp alanıdır. 35 hektarlık ormanlık alan içinde yer alan ve geniş kamp alanı olanağı sunan Sahil Kamp İstanbul Dinlenme Spor Aktivite ve Eğitim tesisi olarak hizmet vermektedir. Çam ağaçları arasında yer alan kamp alanında ahşap platformlar üzerine kurulmuş olan kamp çadırlarını kiralayarak ya da kendi çadırınızda konaklayabilirsiniz. Deniz manzarası eşliğinde çadırınızda uzanabilir veya çardaklarda çayınızı yudumlayabilirsiniz. Kamp alanı içinde tuvalet, duş alanları ve elektrik ve restoran bulunmaktadır. Kamp yapmak ve doğa yürüyüşleri için son derece elverişli olan ve tamamen ücretsiz olan Darlık Barajı'nda kamp yaparken aynı zamanda balık tutabilir, bisiklet sürebilir, ATV ile gezintilere çıkabilir veya offroad yapabilirsiniz. Geniş bir alan olduğu için herhangi bir sıkışıklık veya kalabalık olması mümkün değildir. Ulaşım noktasında da oldukça rahat bir şekilde ulaşım sağlanabilir. Tüm bunlarla beraber ihtiyacınızı giderebileceğiniz alanlar da bulunmaktadır. hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/906-zenbilli-ali-efendi-turbesi.html", "text": "Zenbilli Ali Efendi üç padişahın meşhur müftüsü... Sırasıyla II. Bayezid, Yavuz ve Kanuni'nin tam 24 yıl şeyhülislamlığını yaptı. \"Zenbilli Müftü\" diye ün saldı. Doğum adı Alaüddin Al'i Cemali, aslen Karamanlı. Ahmet İbn-i Mehmet Çelebi'nin oğlu, Cemalüddin Muhammed Aksarayi'nin torunudur. Doğum tarihi bilinmiyor. Ama 1503 yılında şeyhülislam olduğu, 1526 yılında da İstanbul'da vefat ettiği biliniyor. 'ya kapılandı ve uzun süre onun hizmetinde kaldı. Gönüllü kariyerine Edirne'deki \"Taşlık Ali Bey\" medresesinde başladı. Gönülsüz olanları ise önce Bursa Kaplıcalar Medresesi'nde başlayan, sonra Amasya Medresesi'nde süren görevlerdi. Son ikisi aslında sürgündü. Cezayı kesen ise II. Bayezid. Nedeni de koca hünkarın saraya davetini reddetmesiydi. Ki bu, devrin padişahı nezdinde küstahlıkla eşdeğer bir hareketti. Aslında Ali Cemali Efendi'nin önü açıktı. Ancak devletlularla pek anlaşamıyordu. Derdi tasası ilimdi irfandı, işiydi gücüydü. Bulunduğu makamda gözü olanları gördü sonra \"Meraklısına mübarek olsun!\" dedi ve devlet kapısını terk etti. İçinde bir coşkuyla yollara düştü, istikamet Hicaz... Mekke'de ve Medine'de ilim meclislerine katıldı. Sonra Kahire yolları göründü. Bir yıl boyunca kütüphaneleri ve medreseleri dolaştı durdu burada. Zenbilli Ali Efendi Mısır'dayken payitahttan şeyhülislam oldunuz diye haber geldi. Anlaşılan o ki, II. Bayezid onu affetmekle kalmamış, gönlünü almak için şeyhülislam da yapmıştı. Hatta sonra yetinmemiş, bir de Bayezid Medresesi'nde müderrislik görevine atamıştı. Artık icabet etmemek olmazdı. O da bir kez daha yollandı İstanbul'a. Herhalde II. Bayezid'in, hazretin gönlünü almaya çalıştığı zaman bu zamanlardır. Yavuz döneminde talihi daha da parladı. Bilenler bilir, Yavuz Sultan Selim'in ilim aşkı meşhurdu, alimlere hürmeti ise bambaşkaydı. Zenbilli de o hürmetten nasibini aldı. Yavuz'un bir de fevri, hadi öyle demeyelim de, re'sen idam kararlan alıp uygulaması meşhurdu. İşte bunlardan ikisinde Yavuz'un karşısına çıkmaktan çekinmedi. Yavuz her ne kadar \"Mevlana, bu saltanat meselesi, dünya işidir sen karışma\" dese de, \"Hayır bu ahiret işidir ve benim görevim de senin yanlış yapmanı engellemek ve ahiretini korumaktır\" diyerek karşı çıkmışlığı vardı. Yavuz'u Çaldıran'da ve Mısır Seferi'nde sonuna kadar destekledi. Kanuni devrinde ise Rodos'un alınması yönünde destekleyici fetvalar verdi. Hatta fethinden sonra Rodos'ta bir müddet kaldı ve buranın İslamlaşmasına katkıda bulundu. Hakkında \"Mütebessimdir, dost kadrini bilir, yumuşaklığı sever, küçük çocuklarla bile muhatap almaktan gocunmaz, herkesin aklındakini sormasını ister\" derler. Ölüm gelmeden önce bunu sezmiş olduğunu derler bir de. Aleni bir şekilde kendi ölümüne hazırlanmış söylenenlere göre. Hatta hiç olmadığı kadar neşeliymiş ve çevresiyle tek tek helalleşmiş. Zenbilli Ali Efendi türbesi, Zeyrek dolaylarındadır. - Dedesi Cemalüddin Muhammed Aksarayi, Sultan I. Murad zamanın ünlü alimlerindendi ve Molla Fenari'nin de hocasıydı. İsmindeki \"Cemali\" eklemesinin kaynağı da dedesidir. - Hazret, evinin penceresinden her gün bir zenbil sarkıtırdı, sorusu olanlar, sorularını bir kağıda yazar ve bu zenbile bırakırlardı. Akşam olunca bu zenbili çeker, soruları cevaplayarak tekrar sarkıtırdı. Lakabının hikayesi de budur. - \"Zenbil\" hasırdan örme, torbaya benzer sepet anlamındadır. Türkçedeki \"nb\" birleşmelerinden ötürü zamanla \"zenbil\" şekline dönüşmüştür. - Meşhur zenbilini sarkıttığı iki katli ahşap evi Zeyrek'tedir. Aslında oradaydı, ancak en son 1998 yılında aslına uygun yeniden yaptırılacağı gerekçesiyle yıktırılmıştı. Son durum nedir bilinmiyor. Gittiğinizde çevredeki esnafa sorarsanız belki onlar bilirler. Şüphesiz ki bir semtin esnafı civarla ilgili her şeyi bilir. - Muhtaratü'l Feteva adında fıkıh alanındaki eseri meşhurdur. Bunun dışında \"Muhtasar-ül-hidaye\", \"Adab-ül-evsiya\" ve \"Risale fi hakk-ıd-Deveran\" adlı eserleri de var."} {"url": "https://www.gezipedia.net/907-malatyada-ne-yenir-malatyadaki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": "hakkında bilgi bulabilir, Malatya kahvaltı mekanları, Malatya'nın meşhur yemekleri ve Malatya yöresel yemekleri hangileridir hep birlikte görelim. Malatya'nın meşhur yemekleri, kültürden etkilenerek oluşmuş, içerisine farklı anlamlar yüklenmiş yemeklerdir. Kimileri özellikle ev ziyaretlerinde, kimileri görülen rüyanın hayra çıkması niyetiyle, kimiler kız isteme törenlerinde yapılmaktadır. Özellikle düğün ve cenazede özel olarak yapılan yemeklerle bölge, yemek kültürünün gelişmişliğini ispatlamaktadır. Düğün sofralarında genellikle et ve bulgur ağırlıkta olan yemekler görülmekte iken, cenaze yemeklerinin özel ismi can aşıdır. İsmi çorba olsa da, oldukça kıvamlı ve besleyici bir yemektir. İçerisinde köfte, nohut, biber ve soğan bulunduran yemek, domates ve biber salçalarının karıştırılması ile tatlandırılır. Yörenin en çok tanınan ve sevilen çorbasını yapmak için, nohutlar haşlanır. Köfte; kıyma, baharat, ekmek ve yumurta kullanılarak yapılır. Ancak köftelerin çok küçük olmasına dikkat edilmelidir. Normalden biraz daha sert olması gereken köftelere, sıkılaşmaları için un katılır. Haşlanan nohutların içerisine başka bir tavada kavrulmuş soğan, salça ve biber eklenir. Una bulanan köfteler de içine atılır ve kaynamaya bırakılır. İstenen ölçüde tuz ve baharat atılan çorba, sıcak servis edilir. Tatlı kayısının et ile buluşması, bu yemekle sizleri şaşırtacak. Bu yemeği yapmak için önce; soğan ve biberler kavrulur. İçine ikiye bölünmüş taze kayısı eklenir. Suyunu verip iyice kavrulduktan sonra önceden hazırlanmış kavrulmuş etler eklenir. Birbirinin içine geçmesi sağlanan malzemeler, baharatlarla tatlandırılıp servis edilir. Malatya, coğrafi yapısı itibariyle tarım ve hayvancılık ile geçinirken, mutfakta bulgur ve un öne çıkar. Ev ekonomisinin uygulandığı şehirde, halkın külah adını verdiği patlıcan, salatalık, biber gibi besinlerin kurutulmasıyla, şehrin ünlü kış yemekleri yapılır. Gırık da bunlardan biridir. Akşam yemeklerinin vazgeçilmez ana yemeklerinden gırık, hem lezzetli hem doyurucu bir tariften oluşmaktadır. Orta büyüklükte köftelerin patates, kuru havuç, soğan ve kuru biber ile kısık ateşte pişirilerek yapılır. Bir miktar suyu da eklenerek servis edilen yemek, doyurucu bir ana yemek olarak sofrada yerini alır. , sorusunu da böylece cevaplandırmış oluyor. Patlıcanın baharatlarla uyumunu en iyi şekilde ortaya koyan yemek, acılı oluşuyla yemesi cesaret isteyen tariflerdendir. İçinde acı biber, çarliston biber, kuşbaşı et, patlıcan, soğan, domates ve biber salçası ile baharatları bulundurur. Tüm malzemelerin önce iyice kavrulup sonra az suda pişmeye bırakılması ile yapılan yemek, akşam yemeklerinin ana menüsünü oluşturur. Farklı tatlar denemeyi sevenlerin mutlaka hoşuna gidecek yemek, kiraz yapraklarına sarılarak yapılmaktadır. Pirinçli, kuş üzümlü iç, haşlanmış kiraz yapraklarına sarılır. Normal sarmadan farkı, içerisine limon değil, erik ekşisi konmasıdır. Özelikle düğünlerin zahmetli yemekleri arasında yerini alır. Farklı tatlar denemek için uygun bir yöre olduğunu gösteren Malatya, bir farklı tatla daha karşınızda! Yeşil ekşi elmaların hazırlanan baharatlı köftelerle birlikte ızgaraya atılması ile yapılan yemek, akşam yemeklerinin farklı ana yemekleri arasında yerini alıyor. Grup halinde, iş toplantılarında veya ailecek gidilebilecek en güzel mekanlardan biri olan Kervansaray, Malatya'ya has fırın yemeklerini en iyi şekilde pişirmektedir. Özellikle patlıcan kebap ve kağıt kebabının en iyisini yemek istiyorsanız, sizi buraya bekleriz. Kahvaltısı ile adını duyurmayı başarmış olan mekan, özellikle doyuruculuğu ile tercih sebebidir. Mekanda serpme kahvaltı günün her saati istenebilmekte, ayrıca fiyat olarak hizmetinin bedelinden çok daha azını talep etmektedir. Gözlemesi, ev yapımı tereyağı, ev reçelleri, patates kızartması, menemeni ile kusursuz bir kahvaltı sunan mekan, bunun yanında sıfır aksaklıkla çalışma prensibini benimsemiştir. Servisler geç kalmaz, yemekte sorun olmaz. Malatya'daysanız ve kahvaltı edecekseniz, burası tam size göre!"} {"url": "https://www.gezipedia.net/908-dunyanin-en-buyuk-10-adasi.html", "text": "nı söylemenizi isterse, beyniniz hemen Avustralya diyebilir ve 2.941.517 kilometrekarelik şaşırtıcı alanını göz önünde bulundurduğunuzda biraz yanılabilirsiniz. Ancak, Avustralya tamamen su ile çevrili iken, teknik olarak bir kıta olarak sınıflandırılır. Bu nedenle, herhangi bir fikir edinmeden önce dünyanın altındaki bu kıtayı dünyadaki en büyük adalar listemizden diskalifiye edeceğiz. hakkında bilgi edinmek için okumaya devam edin. Kanada, Nunavut'un Qikiqtaaluk Bölgesinde bulunan Kanada Arktik Takımadaları'nın bu üyesi Kanada'nın üçüncü büyük adası. Ayrıca Kraliçe Elizabeth Adaları'nın bir parçası olarak kabul edilir ve ucunda Kanada'nın en kuzey noktası olan Cape Columbia bulunur. Ellesmere Adası, büyük Arctic Cordillera'nın bir kısmı ve Nunavut'un çoğuna yayılan dağ sıralarının da dahil olduğu bir dizi etkileyici doğa harikasına sahiptir. Dağlar adanın büyük çoğunluğunu kapsıyor ve onu Kanada Arktik takımadaları içerisindeki en dağlık ada yapıyor. Büyük Britanya bir devlettir ve başkenti Londra'dır. Londra'da bulunan, Big Ben büyük bir İngiliz simgesi olarak tanıtıyor. Bu 315 metre yüksekliğindeki saat kulesi Westminster Sarayı'ndan yukarıya doğru uzanıyor ve karakteristik zili ile biliniyor. Big Ben, dünyanın en büyük dört yüzlü çalar saati olarak kabul edilir, ancak bazı büyük onarımlardan geçmek için ne yazık ki bir süre sessiz kaldı. En iyi ihtimalle onarımların 2021 yılına kadar süreceği tahmin ediliyor. Bu güzel ada, Kanada Arktik Takımadalarının bir parçasıdır ve Kanada'daki en büyük ikinci ada olarak bilinir. Bu adanın adı çoğu kez Vancouver Adası'nın güney ucunda bulunan Kanada'nın başkenti Victoria ile karıştırılmaktadır. Ada Nunavut ve Kanada'nın Kuzeybatı Toprakları arasındaki sınırda durmaktadır. Japonya takımadalarındaki en büyük ve en yoğun nüfuslu ada olan Honshu, Fuji Dağı ve başkent Tokyo da dahil olmak üzere çok sayıda muhteşem simgesel yapıya ev sahipliği yapmaktadır. Fuji Dağı aslında 1707'den beri uykuda kalmış bir volkandır. Bu, uykuda kalmak için uzun bir süre gibi görünse de, halen aktif bir volkan olarak sınıflandırılmaktadır. Japonya'nın bu güzel sembolü çoğu Japon için kutsal sayılıyor ve kültürlerinin önemli bir parçası olarak hizmet ediyor. Petrol, kömür, altın ve gümüş Sumatra'yı Endonezya'nın en büyük para kazanan adası yapıyor. Kauçuk, kahve ve şeker kamışı da adada çok fazla yetişiyor ve ihracatta büyük rol oynuyor. Hurma yağı gibi endüstriler, kesinlikle karlı olsa da, sürdürülebilir değil. Adada bulunan görkemli bazı alanlar çevreciler tarafından sürekli olarak korunma altında tutuluyor. Sumatra'nın güneybatı kıyı şeridinde 34 volkan bulunmakta. Halen yanardağların en aktiflerinden biri olan Sinabung Dağı, büyük kül bulutlarının yağmasına sebep oluyor. Volkan kısa bir süre önce, 2018 yılının Şubat ayında, herhangi bir bilinen insan ölümüne neden olmadan, etkileyici bir şekilde uzun süreli bir patlama gerçekleştirdi. Püskürme sonucu ekosisteme zarar verdiği de kaçınılmaz bir sonuç olarak herkes tarafından biliniyor. Kanada'nın Nunavut bölgesinde bulunan bu güzel ada, Hudson Boğazı'nın hemen kuzeyinde yer almaktadır. Nüfusun büyük çoğunluğu, yüzyıllardır adada yaşayan Inuit'lerden oluşuyor. Baffin Adası'nın viking seferleri sırasında ziyaret edildiği düşünülüyor ve viking sagalarının vatanlarından bir tanesi olabilir. Baffin Adası, Kanada'daki en büyük demir cevheri yataklarından birine sahipken, burada yaşayan insanlar ekonomik ve çevresel endişeler ile mücadele ediyor. İnsanların toprağa müdahalesi, hem doğrudan hem de dolaylı olarak iklim değişikliği yoluyla, adadaki bazı doğal vahşi yaşamı tehdit ediyor. Örneğin, Caribou sürülerinin nüfusunda düşüş görülmekte ve yerel halk için bu büyhük bir endişe kaynağı. Madagaskar'da bulunan büyüleyici vahşi yaşam türlerinin çoğu dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmuyor. Bu da Fossa, Aye-Aye ve Red-Ruffed gibi türleri görmek için adaya özel bir gezi yapmanız gerekeceği anlamına geliyor. Madagaskar halkı, her beş ila yedi yılda bir \"Famidihana\" veya \"Kemikleri Tornalama\" olarak adlandırılan bir ayin düzenliyor. Bu tören sırasında ölen aile bireylerinin kalıntıları, yaşayan akrabalarıyla bir kez daha buluşturulmak için mezarlardan çıkarılıyor. İnsanlar ölen akrabalarının vücutları tamamen çürüyene kadar gerçek anlamda ölmediklerine inanıyorlar, bu yüzden vücudu periyodik olarak taze giysilerle yeniden giydirerek onlara yiyecek hediye ediyorlar. Turistlerin de bazen bu ritüellere şahit olmalarına izin veriliyor. olan Borneo, Endonezya, Malezya ve Brunei arasında bölgesel olarak bölünmüş durumda. Malezya'nın en yüksek dağı ve Güneydoğu Asya'nın en yüksek üçüncü zirvesi olan Kinabalu Dağı bu adada bulunuyor. Borneo'nun yoğun yağışları, topraklarında dünyanın en büyük çiçeği olan Rafflesia arnoldii de dahil olmak üzere şaşırtıcı çeşitlilikte bitkiler üretmesini sağlar. Rafflesia arnoldii, kendisini dölleyen carrion sineklerini çekmek için çürüyen et gibi bir pis koku salgıladığından dolayı \"Yamyam Çiçek\" adıyla da bilinir. Avustralya'nın kuzeyinde bulunan bu büyük ada, sadece kendi başına önemli bir ada değil. Aynı zamanda dünyanın en büyük takımadaları olan Malay Takımadaları'nın da bir parçası olarak kabul edilir. Yeni Gine adası aslında iki bölüme ayrılmıştır. Batı Papua ve Endonezya toprakları olan Doğu Papua eyaleti bulunmaktadır. Papua Yeni Gine doğuda bağımsız bir ülke olarak varlığını sürdürüyor. Arazinin denizle buluştuğu etkileyici yerlerden biri de Papua Yeni Gine'nin başkenti Port Moresby'dir. Ziyaret edilmesinin tehlikeli olmasıyla ün kazanmış olsa da, bazı insanların korktuğu kadar kötü değildir. Botanik bahçeleri ve nefes kesici dalış bölgeleri gibi ilgi çekici yerleriyle birçokları ziyaret etmenin riske değer olduğunu düşünmekte. ? Sorusuna da cevap verdiğimize göre makalemizi burada sonlandırabiliriz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/909-dunyanin-en-buyuk-10-piramidi.html", "text": "Piramitler yıllardır dünyadaki iktidar, gizem ve mimarinin ikonik kahramanları olarak ayakta durmaya devam ediyorlar. Bu yapılar genellikle boyut olarak gerçekten şaşırtıcıdır, bu da onları ziyaret edenlerin piramitlerin ne kadar büyük olabileceğini merak etmeleri yüzündendir. Bu yazıda, dünyadaki en büyük 10 piramidin hangileri olduğunu öğreniyor ve bunları yüksekliklerine göre sıralıyoruz. Çoğu insan piramitleri düşündüğünde, doğrudan antik dünyanın harikaları akıllarına gelir. Bununla birlikte, bu liste tanıdık piramit yapısının bilinmesini sağlayan ve binlerce yıl boyunca turistleri etkileyen en büyük antik piramitlerin yanında daha modern dönemde yapılan piramitleri de kapsayacaktır. İkonik Kukulkan Tapınağı birçok yerel efsanenin merkezidir ve şaşırtıcı derecede yetenekli mimarisi ile ünlüdür. Mayaların matematiksel ve astronomik yeterliliği, uzun zamandır insanları büyüleyip etkilemekte. Piramidin mimarisinin kararlı hatları bugünün standartlarına göre etkileyici olmaya devam ediyor. Birisi Kukulkan Tapınağı'nın dibinde durur ve alkışlarsa, ses Quetzal kuşunun çağrısını hatırlatan dikkat çekici bir cıvıltı oluştururur ve civarda yankılanır. Bu piramidin inşası, Roma lideri Gaius Cestius Epulo tarafından istendi ve gerçekte Nubia'nın dik piramitlerinden ilham aldığı düşünülüyor. Mısır mimarisinin popülerliği, Roma'nın Mısır'ı M. Ö. 30 yılında fethetmesinden sonra keskin bir artış gösterdi ve mimari etki kendini Cestius Piramidi'nde açıkça gösteriyor. Cestius Piramidi aslında Roma kenti dışında inşa edildi, çünkü mezarlıkların kent sınırları içinde inşa edilmesine o zamanlar izin verilmiyordu. Üç ünlü Gize Piramidi'nin en küçüğü olan Menkaure Piramidi, arkeologlar için paha biçilemez karmaşık odalara ve zarif oymalara sahiptir. Bazı insanların inandıklarının aksine, Eski Mısır piramitleri Firavunların cesetlerini barındırmıyordu. Bunun yerine, büyük olasılıkla hükümdarlara anıt olarak hizmet etmiş ve öbür dünyada ihtiyaç duyulacak eşyaları bu piramitlerde saklanmıştır. Mısır heykelinin en iyi örneklerinden bazıları, Menkaure Piramidi'nin içinden gün ışığına çıkarıldı. Bunlar Ra, Hathor ve Horus'a olan adanmışlıkları gösteren heykellerdi. Daha gizemli piramitlerden biri tanesi ve aynı zamanda Batı Yarımküre'deki türünün en büyük yapısı olan Güneş Piramidi Teotihuacan antik kentinde inşa edildi. Güneş Piramidi ve karşıtı olan Ay Piramidi, güneş ve ay tanrılarının doğuşunu onurlandırmak için inşa edilmiş kutsal yerler olarak kabul edildi. Teotihuacan şehrinin Mesoamerica'daki ilk gerçek şehir olduğu ve bir zamanlar 100.000'den fazla kişiye ev sahipliği yaptığı söyleniyor. Bu etkileyici türbe, Çin'in ilk imparatoru olan Qin Shi Huang'ın mezarı. Qin Shi Huang, birleşik Çin'in ilk imparatoruydu ve Çin Seddi, Lingqu Kanalı gibi ünlü simge yapılar inşa etti. Türbesi, öbür dünyada onu korumaya yönelik, atlar ve savaş arabaları gibi yüzlerce figürün yanı sıra, 8000 civarında topraktan yapılmış asker heykeli içermektedir. İnanılmaz Qin Shi Huang Türbesi ve toprak ordusu \"dünyanın sekizinci harikası\" olarak nitelendirildi. Dahshur nekropolünde inşa edilen ilk piramit Bent Piramidi kendine özgü, sıradışı bir görünüme sahiptir. Firavun Sneferu'nun piramidi, 54 derecelik eğime sahiptir ve belirli bir yüksekliğe ulaştığında, yapı kendi ağırlığı altında çökme tehlikesiyle karşı karşıya kalmıştır. Ancak piramidin açısı daha sonra başarılı bir şekilde tamamlanması için değiştirildi. Bent Piramidinin Dahshur Nekropolü'ndeki en iyi korunan yapı olduğu söylenir ve orijinal, pürüzsüz dış yüzeyinin diğer piramitlere göre daha uzun ömürlü olduğu söylenir. Bu yükselen piramit, Firavun Khufu'nun babası Firavun Sneferu tarafından yapıldı ve Sneferu'nun ikinci piramidi idi. Kırmızı Piramidin inşasının, Firavun Sneferu'nun Bent Piramidinin yapımı sonucunda duyduğu hayal kırıklığından sonra başladığı söyleniyor ve iki piramidin karşılaştırılabilir açılarının bu teoriyi desteklediği görülüyor. Kırmızı Piramidin açısı Bent Piramidinin üstündeki düzeltilmiş açı ile eşleşen 43 derecedir. Birçok insan piramitleri modern tatil yerleri yerine antik tarih ile ilişkilendirir. Luxor Piramidi'nin inşa edilmesi 375 milyon dolara mal oldu ve açıldığında Las Vegas Strip'teki en yüksek binaydı. Bu çarpıcı otel ve kumarhane, siyah cam bir dış cepheye ve üstündeki Luxor ışıklarına sahip. Luxor Piramidi, Büyük Giza Piramidi'nden ilham alıyor ve ama onun büyüklüğünün dörtte üçü civarında. Firavun Khafre, babası Firavun Khufu'nun izini takip etti ve mezarını Giza Nekropolüne katkıda bulunmak için Khufu'nun Büyük Piramidi'nin yanına inşa etti. Piramitin içindeki derin mezar odalarının birçoğunun, granit ve kaymaktaşı geçitlerini birleştiği görülmektedir. Khafre Piramidi'nin iki ayrı girişi vardır. Biri zemin seviyesinde, diğeri ise yaklaşık 38 metre yukarıdadır. Her iki giriş de piramidin kuzey cephesindedir. dir. Mısır Firavunu Khufu'nun mezarı olarak hizmet etmek üzere inşa edilmiş olan bu piramit belki de Giza Piramitleri'nin en bilinenidir. Aynı zamanda dünyanın yedi harikasından en eskisi ve hala ayakta duran tek yapıdır. Bu şaşırtıcı piramit başlangıçta, kireçtaşından inşa edilmiş ancak yıllar boyunca yüzeyi aşınarak bugünkü görünümüne gelmiştir. Firavun Khufu'nun piramidi, ilk inşa edilen Giza piramitiydi ve 2,3 milyon taş bloktan oluştuğu tahmin ediliyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/91-burdurda-gezilecek-yerler.html", "text": "kenti mazisi oldukça geçmişe kadar uzanmakta olan tarihi bir kent olarak dikkat çekiyor. Cilalı taş döneminden izler bulunan Burdur birçok medeniyete beşiklik yapmış ve o medeniyetlerin tarihi izlerini günümüzde size cömertçe sergileyebilir. Birçok antik kentin de arkeolojik çalışmalarının yapılmış olduğu Burdur, Selçuklu döneminin ve Osmanlı zamanının da izlerini taşıyor. Böylece oldukça geçmiş bir zamana tanıklık ederek günümüze ulaşmış olan Burdur kentinde gezebileceğiniz pek çok yer bulunuyor. Makalemizin davamında dilerseniz Burdur gezilecek yerler listesini inceleyelim. olmalı. Son derece doğal bir yapıya sahip olan mütevazı Cami güzel mimarisiyle beğeninizi kazanacak. Anadolu Selçuklu döneminin izlerini taşıyor. Özellikle Kemerli girişi, kitabeleri ve sütunlarıyla hala tarihçilerin ve arkeologların ilgisini çekiyor. muhteşem duvarları giriş kapısı ve işçiliği ile çok güzel bir tarihi yapı olarak fotoğraf tutkunlarının da dikkatini çekiyor. 13. yüzyıldan kalan Kervansaray Susuz Köyünde yer alıyor. 'ya uğrayın. 17 yüzyıl Osmanlı mimarisi olan taş oda taş bloklar üstünde yükselmekte olan ahşap sundurmaları ile birlikte harika bir tarihi yapı. Tam bir Osmanlı dönemi eseri olan taş oda müstesna bir doku olarak dikkat çekiyor. da oldukça hoşunuza gidecek. Koca oda diye de adlandırılmakta olan Baki Bey Konağı iki kat olarak tescil edilmiş. Alt katı kerpiç üst katı ise yine ahşap dokuya ev sahipliği yapıyor. Özellikle çatı işlemeleri son derece zarif... de ilk sıralarda yer almalı. Türkiye'nin en büyük göllerinden birisi olan Burdur Gölü tektonik çöküntü ile oluşmuş ve kapalı bir havza özelliği taşıyor. Ayrıca Burdur Gölü birbirinden farklı kuş türlerine ev sahipliği yapıyor. de mutlaka gezilmeli. Özellikle göl çevresindeki doğal kumsallar ve orman dikkat çekiyor. 'na da özel bir zaman ayırmalısınız. 597 metre uzunluğundaki mağara güzel bir yürüyüş parkuruna da ev sahipliği yapıyor. de yine tarih tutkunlarının uğrak yeri olan mekanlar arasında yer alıyor. da oldukça bilinen lezzetler arasında yer alıyor. , Kömbe de yine Burdur'un önemli tatlarından bazıları. Gazel böreği Haşhaş helvası da Burdur'un özel tatları arasında yer alıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/910-akyakada-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "noktasında ülkemizin en güzel noktalarından bazılarına sahiptir. Hep beraber incelemeye başlayalım. içerisinde en popüler noktalardan biridir. Özellikle ağaçlar arasında kuş sesleri ile kamp deneyimi yaşamak isteyen kampçılar tarafından tercih edilen Akyaka Kamp'ta her türlü ihtiyacınızı kolaylıkla karşılayabiliyorsunuz. İster çadırda ister karavanda konaklayabilirsiniz. Bununla beraber kendi çadırınızı da getirerek konaklayabilirsiniz. Kamp alanı içerisinde ekstra ücret ile buzdolabı, kasa, sandalye ve tabure de kiralayabiliyorsunuz. Direkt olarak Akyaka denilince akla gelen Akyaka Kamp Alanı bu anlamda en popüler yerdir. Deniz ve orman kampı deneyimini bir arada yaşamak isteyen kampçılar için son derece ideal noktalardan biri olan Karya Beach Camping, daha çok sakin ve gürültüden uzak kalmak isteyen kampçılar tarafından tercih edilmektedir. Her şey dahil olarak hizmet veren kamp alanında isterseniz kendi çadırınızda isterseniz de çadır kiralayarak konaklayabiliyorsunuz. Bununla beraber elektrik, soyunma kabinleri, banyo, tuvalet temiz su, buzdolabı ve mutfak bulunmaktadır. Ayrıca belirtmek gerekir ki muhteşem bir manzaraya ev sahipliği yapmaktadır. Gökova Körfezi'nin kuzey kısmında yer alan Akbük Koyu tatil döneminde aşırı kalabalık olsa da çoğu zaman oldukça sakin ve dingindir. Bununla beraber Karia Antik Kenti ve Keramos kalıntılarına da ev sahipliği yapan alan içerisinde kamp yapmak hem oldukça huzurlu hem de çeşitli alternatifler ile eğlenceli olacaktır. Birçok yerde kamp yapmaya izin verilmese de siz daha sakin ve kalabalıktan uzak yerlerde çadırınızı kurabilirsiniz. Koyda birçok tesis ve işletme bulunmaktadır. Buralardan ücret mukabilinde ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz. Akyaka'nın en meşhur ve bilinen koylarından olan Çınar Koyu berrak denizi, eşsiz kumsal alanı ve yemyeşil ormanlık alanı ile bilinmektedir. Hafta sonları günü birlik piknikçilerin adeta akın etmesinden dolayı aşırı kalabalık olabiliyor bu nedenle kamp için ya ıssız yerleri tercih etmelisiniz ya da hafta içi günlerden yana şansınızı kullanmalısınız. Bununla beraber birçok alan özel arsa olduğu için her yerde çadır kurulmasına izin verilmemektedir. Çadırınızı kurmadan önce izin almanız önemli olacaktır. Genel olarak etrafta işletmeler bulunsa da siz yine de her türlü ihtiyacınızı düşünerek yola çıkın. Bir başka orman kampı alanı olan Lodges İn Akyaka Kamp deniz ve ormanı bir arada tatilcilere sunmaktadır. Ormanlık alan içinde kimi zaman yaban domuzlarını görebilirsiniz. Bununla beraber alan içinde her türlü ihtiyacınızı giderecek tuvalet, duş kabinleri, soyunma kabinleri ve elektrik gibi alanlar mevcuttur. Denizin bir tarafı aşırı sığ iken bazı tarafları ise birden derinleşebiliyor bu anlamda dikkatli olmakta fayda var. Ayrıca kamp alanı çoğu zaman kalabalık olduğu için sessizlik bir uzak bir ihtimal olduğunu da belirtmek gerekir. arasında en ünlüsü olarak ta sayılabilen Gökova Orman Kampı, Ören'e doğru giderken yol üzerinde yer almaktadır. Son derece düzenli ve yeterli olmasından dolayı pek çok kişi tarafından tercih edilmektedir haliyle kimi zaman aşırı kalabalık olabiliyor. Alan içinde 300 çadır ve 70 karavan beraber kamp yapabiliyor. Bununla beraber isterseniz bungalovlarda veya taş evlerde konaklayabiliyorsunuz. Alan içerisinde basketbol sahası ve çocuk oyun parkı da bulunmaktadır. Kamp alanı içerisinde gece aydınlatmaları mevcut. Elektrik, tuvalet, duş kabinleri, bulaşık yıkama alanları, çeşmeler, büfe ve restoran bulunmaktadır. Akyaka'daki en popüler özel kamp alanlarından biri olan Azmakbaşı Camping, geniş kamp alanı, çadır ve karavan seçeneği, her türlü ihtiyaca yönelik olarak düzenlenmiş kamp alanı ve güvenliği ile dikkat çekmektedir. Ağva kamp alanı içerisinde en düzenli özel işletmedir. Kamp alanı orman kampı deneyimini sunarken yürüme mesafesindeki deniz ile serinleme imkanı da sunmaktadır. Çadır, karavan ve bungalov seçenekleri ile beraber kendi çadırınızda da konaklayabilme imkanı sunmaktadır. Ayrıca tekne turları, koy gezileri veya doğa yürüyüşleri de yapabilirsiniz. Akyaka'da yaklaşık olarak 30 kilometre uzaklıkta yer alan ve bir başka doğa harikası noktalardan biri olan Köyceğiz Camping, göl kenarında son derece sevimli ve bir o kadar da güzel kamp alanlarından biridir. Fiyat noktasında da son derece ekonomik olan kamp alanında her türlü ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz alanlar olduğunu belirtmek gerekir. Tek sorun geceleri köpeklerin fazlaca havalanmasıdır. Bunun dışında herhangi bir sorun yaşanmamaktadır. Son derece nezih ve huzurlu kap noktalarından biri olan Ekincik Camping Akyaka'dan 60 kilometre mesafede yer almaktadır. Muhteşem bir doğaya sahip olan Ekincik'te kamp yapmak için en ideal noktalardan biri olduğunu söyleyebiliriz. Kamp alanı içerisinde Duş alanları, tuvaletler, elektrik sistemi, buzdolabı ve büfe gibi aradığınız her şeyi bulabileceğiniz alanlar mevcuttur. Bununla beraber kamp alanı içerisinde yer alan restorandan da lezzetli yemekler çıkmaktadır. İster çadır ister kiralayabilir isterseniz de kendi çadırınızda konaklayabilirsiniz. listesini yazarak; sizler için Akyaka kamp yerleri hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/911-tortum-selalesi-tanitimi.html", "text": "22 metre genişliğe sahiptir. Bununla beraber Tortum Şelalesi 48 metre yüksekliği ile birlikte dünyanın en yüksek üçüncü şelalesi olarak tarihe geçmektedir. - Dilaver Otel: Bakırcı, Yukarı Mumcu Caddesi, Yakutiye/Erzurum - Hekimoğlu Otel: Gez Mahallesi, Kazım Karabekir Caddesi, No:9, Yakutiye/Erzurum - Ds' Yedikapı Otel: Aşağı Mumcu, No:2, Millet Bahçe Caddesi, Yakutiye/Erzurum - Çağ Otel: Aşağı Mumcu, No:2. Millet Bahçe Caddesi, Yakutiye/Erzurum - Butik Rafo Otel: Aşağı Mumcu Mahallesi, Milletbahçe Sokak, No:25, Yakutiye/Erzurum - Saltuk Otel: Fil köprü üstü, Erzincan Kapı Sokak No:72, 25100 Yakutiye/Erzurum - Çifte Minareli Medrese: Hüdavent Hatun tarafından 1253 yılında yaptırılmıştır. Anadolu'nun en büyük yapıtı olarak bilinmektedir. Erzurum halkı tarafından \"Hatuniye Medresesi\" olarak da adlandırılmaktadır. - Palandöken Dağı: Palandöken Türkiye'nin en uzun pistine sahip olan kayak merkezinden oluştuğu için kışın yerli ve yabancı kayaksever turistlerin tatil için tercih ettiği yerlerin başında yerini almaktadır. - Erzurum Kalesi: Erzurum Kalesi tarihte Bizanslılar tarafından yapıldığı öne sürülmektedir. Kalenin içerisinde ilk Türk-İslam eserlerinden Saltukoğulları'na ait Kale Mescidi ve Tepsi Minare bulunmaktadır. - Üç Kümbetler: Kümbetlerin yapılma sebepleri anıt mezar olarak kullanılmasıdır. - Eğer Tortum Şelalesi ziyareti planlıyorsanız; Erzurum Gezilecek Yerler ve Tortum Gezilecek Yerler listemizi mutlaka inceleyiniz. - Dolmuş: Tortum Şelalesi'ne gitmek isteyenler Erzurum Doğu Semt Garajı'ndan kalkan Uzundere dolmuşlarına binerek şelaleye gidebilme imkanına sahip olmaktadır. - Otomobil: Tortum Şelalesi'ne özel araçları ile gelmek isteyen ziyaretçiler Erzurum Tortum Uzundere Balıklı Köyü Tortum Şelalesi güzergahlarını kullanarak şelaleye kolay bir şekilde ulaşabilmektedir. değerinde şelale giriş ücretinin ödenmesi gerekmektedir. - Cağ Kebabı: Cağ Kebabı Erzurum'un en meşhur yemeklerinden birisidir. Yatık kebap olarak bilinmektedir. Erzurum'a gelen kişilerin Cağ Kebabı'nı yiyebilmeleri için Koç ve Gel-Gör restoranlarına gitmeleri gerekmektedir. - Şiş Köfte: Erzurum'da Şiş Köfte yemek isteyenler Emir Şeyh Nedim Köftecisi'ne giderek bu lezzeti tadabilme imkanına sahiptir. Ayrıca Şiş Köfte'nin yenildiği restoran konak içerisinde yer almaktadır. - Kadayıf Dolması: Erzurum'un en meşhur tatlılarından biri olan Kadayıf Dolması, Muammer Usta'nın Gürcükapı'daki yerinde yapılmaktadır. - Çorba: Erzurum'un meşhur Çorbacılar Sokağı'nda her çeşit çorbaları bulmak mümkündür. Özellikle paça, kelle, kelle paça, tavuk suyu, kesme, sebzeli, yayla çorbalarını sevenler meşhur Çorbacılar Sokağı'na uğrayarak enfes lezzetleri tadabilmektedir. - Yoga: Şelalenin temiz ve oksijenli havasıyla birlikte ziyaretçiler bedenlerini ve ruhlarını dinlendirmek için Tortum Şelalesi'nin etrafında yoga yapabilme imkanına sahip olmaktadır. - Doğa Yürüyüşleri: Tortum Şelalesi'nin etrafında yeşillikler içerisinde bireysel veya toplu olarak yürüyüşler yapılarak doğanın rahatlatıcı havasını solumak yapılması gereken aktivitelerden birisidir. - Dağcılık: Erzurum'a gelecek kişilerin muhakkak yapması gereken aktivitelerden birisi de dağcılık olarak bilinmektedir. Çünkü dağcılık ile uğraşmak, kişilerin hem bedensel hem de zihinsel gelişimlerinin artması için yapılması gerekli olan bir aktivite olarak önerilmektedir. Bu yüzden Tortum Şelalesi'ni ziyaret etmek isteyenler geldikleri zaman şelalenin etrafında bulunan yemyeşil alanlarda aktivitelerini gerçekleştirmeleri gerekmektedir. büyük şelale sorusu ise Dünyanın üçüncü büyük şelalesi olarak ön plana çıkmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/912-dunyanin-en-buyuk-10-magarasi.html", "text": "Sadece birkaç doğa harikası daha mağaralar kadar hayranlık uyandırıcıdır. Dünya yüzeyinin altındaki derin, sonsuz karanlıklar hakkındaki şeyler hem rahatsız edici hem de güzel olabilir. Tüm dünyadaki doğa tutkunları için, bu geniş mağaralar eşsiz kaya oluşumları ve yeraltı ekosistemleri sunar. na uzunluklarına göre bir göz atacağız. Bu etkileyici mağaraların birçoğu hala keşfedilmekte ve yeni yollar bulunmakta. Bu listedeki mağaralar şu anda sahip olduğumuz ölçümlere dayanarak uzunluklarına göre sıralanmıştır. Bu etkileyici İsviçre'de bulunan mağara, rehberli turlarla mağarada yürürken doğal taş oluşumları ile ziyaretçileri büyülüyor.. Hölloch'un içinden geçen patikalardan bazıları dar olabilir, bu da yürüyüşçülerin çömelmesini veya eğilmesini gerektirir. Hölloch mağarasının bazı geniş alanları sadece mağara kaşiflerine açıktır. Maceracı turistler için ise iki gün kadar süren \"bivouac seferi\" gibi daha uzun rehberli turlar bulunmakta. Clearwater Mağara Sistemi, dünyadaki en büyük hacme sahip birbirine bağlı mağara sistemi olarak kabul edilir. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Gunung Mulu Milli Parkı içinde yer almaktadır. Bu mağara sistemi, bir yeraltı nehrinin yanı sıra çok çeşitli çarpıcı kaya oluşumlarına sahiptir. Clearwater Mağara Sistemi, Güneydoğu Asya'daki en uzun mağaradır ve en büyük geçitlerden birine sahiptir. Dünyadaki en karmaşık mağara sistemlerinden biri olarak kabul edilen Wind Cave, aynı zamanda dünyanın en büyük boksvör oluşumlarına ev sahipliği yapmaktadır. Rüzgar Mağarası Milli Parkı, Amerika'nın en eski milli parklarından biridir ve mağara sistemi üstünde bulunan geniş kır ve vahşi yaşamı da korur. Rüzgar Mağarası, çok karışık yeraltı geçitleri nedeniyle \"labirent mağarası\" olarak sınıflandırılmıştır ve dünyadaki en yoğun mağara sistemi olarak kabul edilmektedir. olarak tanınan Shuanghedong Mağara Ağı güzel bir sembol ve yeraltı ekosistemlerinin güzel bir örneği olarak hizmet vermektedir. Bu mağara sisteminde en az üç yeraltı nehri ve semender, balık ve diğer canlılar için yuva görevi gören çok sayıda şelale bulunmaktadır. 1987 yılından bu yana Shuanghedong Mağara Ağı'nı keşfetmek için Fransız ve Japonlar tarafından en az 20 farklı keşif gezisi yapıldı. Muhteşem Optymistychna Mağarası, hem Avrasya'daki en uzun keşfedilen mağara hem de dünyadaki en uzun alçı mağaradır. Ana mağara sistemi, farklı alçı çeşitleri ve geçiş yapılarına bağlı olarak 10 farklı bölüme ayrılmıştır. Optymistychna Mağarası, yoğun bir şekilde farklı seviyelerde toplanmış ve \"labirent mağarası\" olarak tanınmasını sağlamıştır. Özellikle mağara seviyesinin çok aşağıda olması yüzünden genellikle çamurla tıkanır. Huşu uyandıran Ox Bel Ha mağara sisteminin, 18.000 yıl önce oluşmaya başladığı tahmin edilmekte. Günümüze gelene kadar küresel ısınmanın bir sonucu olarak sular altında kaldı. Ox Bel Ha sistemi, bölgenin en önemli tatlı su kaynaklarından biri olarak da hizmet vermektedir. Ox Bel Ha mağara sisteminin adı Yucatec Maya'da yazılmıştır ve Türkçe'de \"Üç Su Yolu\" anlamına gelir. Ulusal bir anıt olarak tanınan ve Black Hills Ulusal Ormanı'nda bulunan Jewel Cave, turistlere hem yerin altında hem de üstünde muhteşem manzaralar sunuyor. Çeşitli turlar, konukların aşağıdaki etkileyici mağara sistemini ve yukarıdaki manzara boyunca uzanan birçok parkuru deneyimlemelerini sağlar. Jewel Cave, ismini mağaranın iç yüzeylerinde oluşan şaşırtıcı kristal çeşitlerinden alıyor. Mağara sistemi içerisinde, gerçekten görkemli kireçtaşı oluşumlarının yanı sıra birçok farklı renkli taş örneği bulunabilir. Tulum şehrinin hemen kuzeyinde bulunan bu muhteşem mağara sistemi, su altı mağara sistemleri olan Sistema Sac Atun ve Sistema Dos Ojos'u birbirine bağlayan bir kanalın keşfinden sonra dünyanın en büyük sualtı mağarası olarak bulundu. Hem bu sistemde hem de Sistema Ox Bel Ha'da devam eden keşifler nedeniyle bu unvan için rekabet devam ediyor. Bu şaşırtıcı mağara sistemi son derece önemli bir arkeolojik sit alanı olarak kabul edilir. Buradan toplanan veriler, farklı kültürlerin tarihteki boşluklarını doldurmak için kullanılmıştır. dır. Mamut Mağarası Milli Parkı'nda, Green River ile birlikte bulunan bu mağara sistemi, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alır ve Kentucky'deki en güzel yerlerden biri olarak tanınmaktadır. Bu mağaranın haret verici bir şekilde ve keşfedilmemiş derinliklerle birlikte 960 kilometreye kadar indiği tahmin ediliyor. Koruma görevlileri ve Milli Park personeli, Mamut Mağarası'ndaki karanlığı ortadan kaldırmak için çalışıyorlar. Ancak birçok rehberli turda, dünya yüzeyinin altındaki mutlak karanlığı görme fırsatı sağlamak için bir uyarıdan sonra tüm ışıklar kapatılmakta."} {"url": "https://www.gezipedia.net/913-sarkislada-gezilecek-yerler.html", "text": "Sivas ilimizin güzel ilçelerinden biri Şarkışla ilçesine yolunuz düştüyse ya da gezmeyi düşünüyorsanız, sizlere birçok gezilecek yerlerden bahsedeceğiz. Sivas'tan Şarkışla ilçesine nasıl ulaşacağınızı aşağıda yer vereceğiz. diye sorulacak olursa cevabı Sivas'tır. Özellikle de ozanlarıyla meşhur olan bu ilçe en çok sevilen ve ziyaret edilen ilçelerden biridir. Şimdi sizlerle birlikte tarihi özelliklerine göz atalım. adı Şar ve Kışla kelimelerinin birlikte telaffuz edilmesiyle oluşmuştur. Sivas merkeze olan uzaklığı 83 kilometre olmaktadır. Neolitik dönemlerden bu yana bir sürü eserle hala tarihi varlığını korumaktadır. Hititler dönemine ait birçok heykel bulunmaktadır. Şarkışla'da bir dönem hakimiyet Hititler altındaydı. Hitit döneminden sonra da bir süre Asur toprakları içerisinde yer almışlardır. Bölgedeki Türk hakimiyeti 1071 Malazgirt Savaşından sonra kazanılmıştır. Sivas ve Şarkışla ilçesi bu zaferle birlikte artık Türk toprağı olmuşlardır. 1853 yılından sonra Kafkas göçmenleri ve Kars göçmenleri bu bölgeye yerleşmişlerdir. Bölge de o dönem hayvan türü olarak deve, at, karasığır, manda, koyun ve keçi yetiştirildiği, güzel kilimler ve küçük halıların imal edildiği belirtilmektedir. Tarihi bir kaynak olarak günümüze kadar korunan bu güzel ilçemizin gezilecek yerlerine bir de sizlerle göz atalım. listesinin en başında bulunan bu müzeyi mutlaka ziyaret etmelisiniz. 1669 yılından beri varlığını koruyan bu eseri de mutlaka Şarkışla ilçesine gidip ziyaret etmelisiniz. Heybetli görüntüsüyle yapının ne kadar güzel olduğunu sizler de görebileceksiniz. Kaplıcalar mı görmek istiyorsunuz? O zaman sizlere harika bir yerden bahsedelim. Sıcak su kaynaklarının ve kaplıcaların bulunduğu Ortaköy Çermiğini mutlaka ziyaret etmelisiniz. Kaplıca suları, kalp rahatsızlıklarına, romatizmal rahatsızlıklara, idrar yolu rahatsızlıklarına çok iyi gelmektedir. Sağlık ile ilgili rahatsızlıklarınız var ise, mutlaka burayı ziyaret etmelisiniz. Alaman Çermiği kükürtlü olması nedeniyle suyu cilt rahatsızlıklarına çok iyi gelmektedir. Alaman köyüne giderek bu çermiği ziyaret edebilirsiniz. Hem sağlık hem de ruh sağlığınıza bu ziyaretler çok iyi gelecektir. Şarkışla'nın kendine has meşhur yemekleri bulunmaktadır. Arabaşı, Bulamaşı, Sulu köfte, Tatar Köfte, Dizman mantısı, Madımak, Omaç, Köremez, Cücük gibi önemli yemekler meşhur yemekler arasında yer almaktadır. Eğer Sivas Şarkışlayı ziyaret etmek istiyorsanız mutlaka bu yemekleri tatmalısınız. Halk ozanlarıyla ünlü olan bu şehirde eğer müze gezmek istiyorsanız, mutlaka Aşık Ozan Veysel müzesini ziyaret etmelisiniz. Kendisinin tüm kıyafetleri, şiirleri doğduğu evde sergilenmektedir. merak ediyor ve Şarkışla'ya gitmek istiyorsanız, araba kiralayarak 1 saat içinde Sivas Şarkışla'ya ulaşabilirsiniz. Bir diğer önemli ulaşım yöntemi ise otobüstür. Sivas otogarından ilçelere otobüsler kalkmaktadır. Bu otobüslerle Şarkışla ilçesine rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Şarkışla'ya gitmek için otobüs firmalarını da kullanabilirsiniz. Yaklaşık 20 TL ile Sivas şehir merkezinde Şarkışla ilçesine çok rahatlıkla ulaşım sağlayabilirsiniz. Eğer Sivas'a gitmek istiyorsanız, Ozanlar kenti olan Şarkışla ilçesine mutlaka uğramayı unutmamalısınız."} {"url": "https://www.gezipedia.net/914-dogru-kamp-cadiri-nasil-secilmelidir.html", "text": "Kamp yapmak için olmazsa olmazların başında çadır gelmektedir. Hava koşullarının farklı olma olasılığı göz önünde bulundurularak çadır alınması konforlu ve güvenli bir kamp için çok önemlidir. Çadır alırken dikkat edilmesi gereken bazı detaylar bulunmaktadır. Çadır alırken öncelikle kaç kişilik olması gerektiği belirlenmelidir. Kişi sayısına göre çadırın büyüklüğü ve özellikleri değişiklik gösterir. Çadır konusunda en konforlu ve kullanışlı modeller tek kişilik çadırlardır. Küçük ve oldukça hafif olan bu çadırlar hem kolay kurulum hem de taşıma kolaylığı sağlar. Özellikle doğa gezilerinde sadece dinlenmek amacıyla konaklanacak olan kişiler için en mantıklı çadır türü kesinlikle tek kişilik çadır olacaktır. Ülkemizde her mevsim kamp yapma şansı bulunmaktadır. Eğer ki her mevsim kamp yapma ihtimali yoksa 4 mevsim çadırlara yönelmek gereksiz olacaktır. Çünkü 4 mevsim kullanılan çadırlar çok detaylı ve ağır olurlar. Mevsimlik kamplarda kişiye eziyet verirler. Çift ya da daha fazla kişilik bir çadır alınacaksa iki kapılı çadırlardan almak akıllıca olacaktır. Bu sayede çadıra giriş ve çıkışlarınızda kimse kimseyi rahatsız etmez. Piyasada bulunan bazı çadırlarda iç ve dış tente arasında özel bagaj bölümleri bulunur. Bu bölümler, tüm malzemelerin bir arada durmasını sağlar. Böylelikle çadırın içinin de gereksiz daralması engellenir. Bagajlı çadırlar sayesinde gereksiz eşyalar çadır içerisinde durmak zorunda kalmayacaktır. Satın alınacak kamp çadırı mümkün olduğunca hafif modellerden seçilmelidir. Bir çadır ne kadar ağır olursa o kadar zorlayıcı olacaktır. Çadırın ağır olmasının zararı olmadığını düşünmek büyük bir yanılgıdan başka birey değildir. Kamp alanına kadar çadırı sırtında taşıyacak olan kişi, oldukça zorlu saatler geçirecektir. Özellikle uzun yürüyüşlerin ardından yapılan kamplar, çadır taşıyan kişi için adeta eziyet olacaktır. İki ve daha fazla kişilik çadırlar yükseklik açısından kullanışlı olmasının yanı sıra daha konforludur. Bu tür çadırlarda kalan kişiler rahatlıkla çadır içerisinde oturabilir. Tek kişilik çadırlar için böyle bir durum asla söylenemez. Tek kişilik çadırlar genel olarak sadece yatmak için kullanılır. Kamp alanında kapalı alanda oturmak ya da yağmurdan korunmak için çadıra girmek istendiği zaman yeterli yüksekliği bulmak, sürekli yatmak zorunda kalmamak büyük bir konfor sağlayacaktır. - Su geçirmez bir tabana sahip olması - Dış tentesinin su geçirmemesi - İç tentesinin nefes alabilir yapıda olması - Pollerin alüminyum olması - Çadır kazıklarının dayanıklı olması - Havalandırma penceresinin bulunması - Çift girişli olması - Kıyafet değişimi için yüksek tavanlı bir çadır seçilmelidir - Dar alanda kalamayanlar için yüksek tavanlı bir çadır seçilmelidir - Sinek ve böcekten korunmak için mutlaka sinekliği olan bir çadır alınmalıdır - Dar alanda yatmak istemeyenler için iki kişilik çadırlar daha kullanışlıdır - Geceleri aydınlık bir ortam için çadırın tavanında mutlaka ışıldak asma yeri olmalıdır - Zorlu hava koşullarında kamp yapmak için 4 mevsim çadır tercih edilmelidir - Sıcak havalarda kamp yapılacaksa çift tenteli güneş geçirmeyen çadır tercih edilmelidir - Çadırın su geçirmez olmasına dikkat edilmelidir - Havalandırması içi olan bir çadır alınmalıdır. Çadırın en az 1 tane havalandırma bölmesi bulunmalıdır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/915-muhafazakar-villalar-villaekstrada.html", "text": "Muhafazakar tatil olarak verilen isme bakıldığında, bahsedilen tatil seçeneğinin sadece koyu bir şekilde dinine bağlı olan ya da bu tip düşüncelere sahip olan kişiler tarafından yapılabileceği düşünülebilir. Aslında bu kavram 'kişiye özel alanların sağlandığı' tatil yöntemi olarak veya benzer isimlerle de açıklanabilir. Yani otellerdeki ya da diğer tatil tesislerindeki kalabalık ortamdan uzaklaşılarak, size özel bir tatil seçeneğinden faydalanmak olarak düşünülebilir. bağlantısını takip ederek tüm muhafazkar villaları inceleyebilirsiniz. Bu seçenekler arasında çok az da olsa tek yatak odasına sahip olan ve sadece 2 kişinin konaklamasına izin veren villalar da bulunuyor. Muhafazakar villalardan ya da diğer villalardan kiralamak isteyenlerin ise yüksek maliyetlere katlanması gerekmiyor. Sezon sonu ve sezon başı olarak kabul edilen aylarda bir kişinin gecelik konaklama ücreti 40-50 TL gibi düzeylerde bulunuyor. Tatil sezonunun yoğun ayları olan Temmuz-Ağustos aylarında ise bu ücretler yaklaşık 3 katına çıkıyor. Dolayısıyla otellerde ya da tatil köylerinde tatil yapmak için ödemeniz gereken minimum ücretleri ödeyerek tatil yapabiliyorsunuz. Örneğin 12 kişilik bir villanın Nisan-Kasım aylarındaki haftalık kiralama ücreti 4 bin TL civarında iken, bu rakam Temmuz-Ağustos aylarında haftalık 12 bin TL düzeyine çıkıyor. Dolayısıyla en yoğun aylarda ve en büyük villalarda bile kişi başına düşen gecelik kiralama ücreti 150 TL civarında bulunuyor. Aynı aylarda bazı yıldızlı otellerde ya da tatil köylerinde talep edilen gecelik ücretin 400-500 TL dolaylarına bile çıkabildiği düşünüldüğünde, villa kiralama fiyatlarının çok uygun seviyelerde olduğunu söylemek mümkün oluyor. Üstelik muhafazakar villalar ya da diğer villalar, diğer tesislerin sağladığı tüm konforu sağlamasına rağmen, yarattıkları kişisel alanlar ile tatilcilerin gözdesi olmayı hak ediyorlar."} {"url": "https://www.gezipedia.net/916-bursanin-meshur-kestane-sekeri-nilufer-kestane.html", "text": "Tatlılar, Türk mutfağında her zaman önemli yer tutmuştur. Birçok şehrin, kendisine özgü çeşitli tatlıları vardır ve şehirle özdeşleşmişlerdir. Bu tatlılar bazen öylesine ilgi görür ki, başka şehirlere, bölgelere yayılır ve talep görür. Bu tatlılara bir örnek de kestane şekeri. Kestanenin şerbette kaynatılması ile elde edilen Bursa kestane şekeri, Uludağ'ın eteklerinde yetişen çok iyi kestaneler seçilerek yapılmaktadır. Bu yüzden kestane şekeri Bursa çıkışlı bir tatlıdır. Bu tatlı, Bursa Kestane tatlısı veya kestane tatlısı ismiyle de bilinmektedir. 1900'lü yılların başından itibaren seri üretime başlanmıştır. Popülerliğinden dolayı Türkiye'nin birçok yerinde yapılır hale geldiyse de Bursa en iyi kestane şekeri yapılan şehir olmaya devam etmektedir. 2012'den beri üretime devam eden, ürünleri Türkiye'nin birçok bölgesinde ilgi gören Nilüfer Kestane, birçok kişi tarafından en iyi kestane şekeri markası olarak görülmektedir. İnsanlar tarafından çok sevilen bir tatlı olduğu için bu şekerin farklı türleri de ortaya çıkmıştır. Tatlının her damak zevkine hitap eden çeşitleri mevcuttur. En çok ilgi görenlerden biri de çikolatalı kestane şekeri olarak karşımıza çıkmaktadır. Şekerin etrafının çikolata ile kaplanmasıyla elde edilen bu çeşit, özellikle daha yoğun tatlılardan hoşlanan kişilerin damak zevkine uymaktadır. Kırık kestane şekeri de ilgi gören başka bir çeşittir. Kestane şekerleri yapılırken artan parçalardan üretilen bu şekerler, daha uygun fiyatlı olmasıyla bilinir. Tat olarak hiçbir eksiklikleri yoktur. Sadece şekil olarak daha farklılardır. Baraklı kestane şekeri ise özellikle, konuklarına daha elegant görünüme sahip bir tatlı ikram etmek isteyenler tarafından ilgi görmektedir. Özel kutularda ve barak ismi verilen altın sarısı renkli kağıtların içinde olan şekerler çok şık gözükmektedir. Şuruplu kestane şekeri de birçok kişinin sevdiği bir tat olarak karşımıza çıkmaktadır. Özellikle meyve tatlarından hoşlanan kişiler için şurupla tatlandırılmış şekerler iyi bir tercih olacaktır. Bu türlerin yanında, sevdiklerine ya da ailelerine Bursa'dan bir hediye götürmek isteyenler için özel kaplarda satışa sunulan hediyelik kestane şekeri ve şekerlerini cam kaplarda uzun süre saklamak isteyenler için konserve kestane şekeri seçenekleri de mevcuttur. firmalarından Nilüfer kestane, profesyonel ekibiyle yaptığı üretim, Uludağ'ın eteklerinden toplanan en iyi kestaneler ile şekerleri imal etmesi ve güler yüzlü personeli sayesinde, bu şekerleri alabileceğiniz en doğru adreslerden biri olacaktır. Bursa kestane şekeri fiyatları aslında kaliteye göre düşünüldüğünde çok fazla değişiklik göstermemektedir. Gerçekten kaliteli bir şeker almak istiyorsanız ödemeniz gereken ücret aşağı yukarı bellidir. Nilüfer Kestane şekeri fiyatları, sunulan kalite ile bir oranlama yapılınca en uygun fiyatlar olarak gözükmektedir. En uygun fiyata en güzel şekerleri elde edebilir ve bunu online sipariş ya da telefon ile sipariş yöntemiyle yapabilirsiniz. 5 kg kestane şekeri için, telefon ile iletişime geçerek fiyat sorabilir ve fiyatları öğrenebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/917-sri-lankada-gorulmesi-gereken-5-tapinak.html", "text": "Sri Lanka'nın kalbinde bulunan bir şehir olan Kandy, son zamanlarda dünyanın dört bir yanından gelen ziyaretçiler için önemli bir cazibe merkezi haline geldi. Zengin bir tarihle kaynaşmış bir şehir \"Ada Ülkesinin Kültür Başkenti\" olarak da kabul edildi. Göl ve pitoresk tepeler, Kandy'yi diğer Lankalı şehirlerinden ayıran bir detaydır. Ancak bu yazıda ziyaret edilecek sakin ve huzurlu yerler hakkında konuşuyoruz. Bu şehirde birçok tapınağın bulunduğu Kandy'yi gezerken ziyaret etmeniz gereken kutsal tapınaklardan birkaçı. Muhtemelen ziyaret edilebilecek en kutsal yerler arasında bulunuyor. Udawattakele'nin hemen yanında bulunan tapınak 'Dalada Maligawa' olarak da bilinmektedir. 17. yüzyılın başlarında inşa edilmiş olan tapınak, Buda'nın, yapı içinde altın bir tabuta sağlam bir şekilde korunan dişlerinden birini barındırıyor. Bahivara Kanda tepesinde yer alan, tüm Kandy kentinin şaşırtıcı bir manzarasını sunan heykeldir. Bahiravokanda Vihara Buda Heykeli, kentte bulunabilecek en önemli anıttır. Yeri kolayca erişilebilir. Panoramik bir manzaraya ve Kandy'nin çevresine tanıklık etmek için zirveye adımlarla erişebilir veya tuk tuk kiralayabilirsiniz. Günün 24 saati açık olmasına rağmen, oraya mümkün olduğunca erken veya gün batımından sonra uğramanızı tavsiye ederim. Tapınak yeniden inşa edildi ve Vihara kompleksinde modernize edildi. Kandyan dönemine ait olan tapınak tamamen taş ve tuğla ile dövülmüş. Türbenin temeli Kral Kirthi Sri Rajasingha tarafından atıldı ve kralın karısı için inşa edilmiş bir yapı. Yine önemli bir ibadet yeri de Ranawana Purana Raja Vihara'dır. 14 Şubat 2014'te tanıtılan mekan, dünyanın en yüksek yürüyen Buda heykeline ev sahipliği yapıyor. Görkemli ve 80 metre boyunda olan Buda heykeli, yemyeşil doğal ortamın ortasında yer alıyor; kentte bulunan güzel tapınaklar arasında sayılır. Nasıl ulaşılır? Kolay. Ormana giden bir yol var. Bölge esnafına sorduğunuz zaman yardımcı olacaklarından emin olabilirsiniz. Son olarak, listemizde Gadaladeniya Tapınağı var. 1344 yılında inşa edilen ana tapınak, manastır tesislerinin en üstündeki karakolda durmaktadır ve kendine özgü bir Güney Hindistan tasarımına sahiptir. Tapınak, güneyli bir Hintli mimar Ganeshvarachari'nin yarattığı Dravidian mimarisinden büyük ilham alıyor. Bu sadece tapınağın tasarımındaki Hint etkisini açıklamaktadır. Tarihsel delillere göre, tapınak Kral Vira Parakrama Narendra Sinha (1707-1739) tarafından yapıldı. Kendinizi yeterince şanslı görüyorsanız, Pallekele Kriket Stadyumu'nda canlı bir kriket maçına tanık olacaksınız. Bir kriket fanatiği olarak, bu stadyumu ziyaret etmek en büyük cazibeydi. Sri Lanka'da düzenlenecek en eski ve en büyük Budist festivali Kandy Esala Perahera'dır. 10 gün boyunca kutlanan festival, dünyanın dört bir yanındaki kalabalıkları eğlendiren davulcuları, dansçıları ve zarif giyimli filleri gözler önüne seriyor. Yolculuğunuzda bunu not almanızı tavsiye ediyoruz. Öyleyse devam edin ve bu cazip tapınak, patika ve dağ yolculuğuna çıkın."} {"url": "https://www.gezipedia.net/918-adanada-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "sizleri şehrin sıcak havasından kurtulmanızı ve doğanın içinde huzur dolu zamanlar geçirmenizi sağlamaktadır. Adana denize kıyısı olan ilçeleri ve vadileri ile çevresinde geniş kamp alanları bulunmakta bu sayede kampçıların gözdesi olan yerler arasında yer almaktadır. Kışları dahi ılık olan havası ile her mevsim kamp yapılacak az sayıda şehirden biri olmaktadır. Adana da kamp yapmak istediğinizde bunun için ücretsiz pek çok kamp alanı olduğunu görebilirsiniz. Başka bir ülkede olsa adını tüm dünyanın bileceği bu doğa harikası yer maalesef henüz keşfedilmemiş bir cennet köşesi olmaktadır. Metrelerce yüksekten dökülen şelalelerin oluşturduğu küçük gölün suyunun serinliği insanı girdiğinde adeta kendine getirmektedir. Müthiş manzarası ve temiz havası ile Adana'da kamp yapmak isteyen kişiler için huzuru, sakinliği sunmaktadır. Kamp yapmak için ücret ödenmeyen bu alanda çadırınızı rahatça kurabilir ve yılın bütün stresinden kurtulabilirsiniz. Yumurtalık Adana'nın denize kıyısı olan bir ilçesi olması ile yaz mevsimlerinde özellikle oldukça kalabalık olmaktadır. Masmavi denizi uzun kumsalları ile deniz kenarında kamp yapmak isteyen kişilerin tercihidir. İlçenin merkezinde halk plajı yer almakta ama çevresinde ki koylarda çadır kurarak ailesi ile birlikte tatil yapmak isteyen kişiler için uygun alanlar bulunmaktadır. Bu kamp alanında çadır kurmak içinde ücret alınmamaktadır. Eğer Bu bölgede kamp yapmayı düşünürseniz; Yumurtalık Gezilecek Yerler listemizi de mutlaka inceleyiniz. yapmak için en çok tercih edilen yer olmaktadır. Yılın stresini üzerinizden atmak istediğinizde burada doğanın sesini dinlemek size iyi gelecektir. Hafta sonları bu kanyona yerli halkında oldukça çok ilgi gösteriyor olması ile hafta içi kamp yapılması tavsiye edilmektedir. Doğanın içinde kamp yapmak istediğinizde size iyi bir seçeneği de Çakıt Vadisi oluşturmaktadır. Yeşil doğası ortasında ki akarsuyu ile muhteşem bir güzellik sunmaktadır. Doğa yürüyüşleri kamp adetleriniz arasında yer alıyorsa burada keşfe çıkmaya hazır olmalısınız. Çadır kurmanın ücretsiz olduğu bu yerde bir tesis bulunmamaktadır. Adana'da henüz keşfedilmemiş doğa harikası yerler arasında Körkün kanyonu da yer almaktadır. Tatilinizi ölümsüzleştirmek için kartpostal tadında resimler çekmek istediğinizde burası isteğinizi gerçekleştirmenizi sağlayacaktır. Bitki örtüsünün çeşitliliği ile kanyon yeşilin her tonunu görebileceğiniz bir yerdir. Bu alanda kamp yapmak için ücret ödenmesine gerek yoktur. arasında burası en çok tercih edilen nokta olmakta ve aile ile çıkılacak tatiller için ideal bir ortam sunmaktadır. Adana'ya gittiğinizde mutlaka görmeniz gereken yerler arasında Dokuzoluk Kanyonu yer almaktadır. Tabiat harikası olan bu alanda onlarca bitki çeşidini bir arada bulabilir ve doğa ile iç içe olmanın tadını çıkartabilirsiniz. Karaisalı ilçesi sınırları içinde olan bu kanyon hafta sonları günübirlik gelen kişiler tarafından çok tercih edilmektedir. Bu nedenle sakinlik isteyen kişiler için hafta içi kamp yapmaları tavsiye edilmektedir. Ücretsiz kamp yapmanın mümkün olduğunu da buradan belirtmeliyiz. Gerçekten de adında ki cennetin doğru olduğunu gösteren bir yer olarak Kırmıtlı Kuş Cenneti harika doğası ile ziyaretçilerinin ruhunu dinlendirmektedir. Kuş türlerini görebileceğiniz, akan suyun kenarında kuracağınız çadırınız ile huzurun kollarına kendinizi bırakacağınız bir yerdir. Bir tablo gibi manzarası ile hatıralarınız arasında önemli bir yer tutacak olan bu alanda çadır kurmak için ücret ödenmemektedir. Yumurtalık da bulunan kuş cenneti onlarca kuş türüne yuva olmaktadır. Burada denizin üzerinde süzülen kuşları izlerken keyifli zamanlar geçirebilir temiz denizinin uzun kumsalında denize girebilirsiniz. Kuş cennetinde ücretsiz olarak çadırınızı kurabilir ihtiyaçlarınızı da yumurtalık merkezden rahatça karşılayabilirsiniz. arasında mutlaka görülmesi gereken bir yer olmaktadır. Bu vadide ormanın içinde çadırınızı istediğiniz noktaya kurabilirsiniz. hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/919-nalinci-baba-turbesi.html", "text": "ya da Mimi Baba da derler. Memleketi Bergama. Mesleği, nalıncılık yani bugünkü adıyla söylerken takunya yapıyormuş. Nalıncı Baba'nın mütevazı bir türbesi, birde meşhur hikayesi var. Bunların dışında hakkında pek fazla bir bilgi de yok esasen. Hikayesine bakacak olursak, kendi devrinde ve çevresinde namaz niyaz bilmez, içkici, işretçi, zani, ölse cenaze namazı bile kılınmaz, ezcümle sapkın ve de günahkar bir zat olarak şöhret bulmuş. , Sultan III. Murad devrinin sayılı meczuplarındanmış. Ona kimisi Mevlevi dermiş kimisi de Halveti. Yaz kış hep nalınla gezer, Azaplar Çarşısı'nda da nalıncılık edermiş. Sultan III. Murad Han bir gece garip bir rüya görür. Bu rüyanın manasını ve hikmetini merak eder. Yanına veziriazamını alır düşer tebdil kıyafet yollara. İstanbul sokaklarını arşınlayıp dururlar bir süre. Unkapanı civarlarında bir mola verdikleri sırada, ortalık yerde yatan bir ceset görürler. \"Bre, kimdir bu, necidir ve bu hal de nedir?\" diye sual ederler çevreye. Ahaliden biri: \"Aslında iyi sanatkardı. Azaplar Çarşısı'nda çalışır, nalının hasını yapardı. Ancak ne namaz vardı bu ademde ne de niyaz. Kazandıkların içkiye, fuhuşa harcardı. Hem şişe şişe şarap taşır evine, hem de nerede namlı, batağa saplanmış kadın varsa takardı peşine. O yüzden kaldı böyle orta yerde, kimse kılmayacak cenazesini heyhat\" der. Padişah gördüğü rüyanın etkisindedir hala. Veziriazamına \"Ne olursa olsun. Nihayetinde Müslüman, hem de bile tebaamızdır. Bu vazife artık bizimdir, gel kaldıralım şu cenazeyi\" der. Hemen harekete geçerler. Cenazeyi alırlar gelirler camiye. Veziriazam sağa sola koşturur, kefen, tabut bulur. Padişah kazanların altını yakar. Usulünce yıkarlar cenazeyi. Padişah önde veziriazamı arkasında cenaze namazını kılarlar bu garip adamın. Ama mesele henüz vuzuha kavuşmamıştır. Gizem çözülememiştir yani. Bir de cenazeyi defnetme meselesi var tabii. Nasıl olacaktır bu? Hünkar veziriazamını gönderir \"git, bir soruştur bakalım evi nerededir\" diye. Veziriazam sorar soruşturur, nalıncının evini bulur. Kapıyı yaşlı bir kadın açar. Durum anlatılır. Kadın bu haberi bekler gibidir zaten. Gözyaşlarıyla ve tevekkülle karşılar olanı biteni. Evin bahçesinde açılmış sahibini bekleyen boş bir mezar da vardır. Oraya defnederler merhumu. Şimdi gelelim öbür meseleye. Bu adam kimdi ve bu acayip halleri nedendi?. Görünüşüne ve ev hayatına bakılırsa öyle söyledikleri gibi birine de benzemiyordu halbuki. Sorar hünkar sonunda yaşlı kadına. Kadı da anlatır o vakit serencamını: \"Biliyor musun oğlum?\" diye dertli dertli söylenir önce, \"Bizim efendi bir alemdi vesselam. Akşamlara kadar nalın yapar, ama birinin elinde şarap şişesi görmesin, elindekini avucundakini verir satın alırdı. Sonra 'Ümmet-i Muhammed içmesin' diye getirip dökerdi helaya... Bir gün 'Bakasın Efendi!' dedim, 'Sen böyle yapıyorsun ama komşular seni kötü belleyecek. İnan ki cenazen kalacak ortada'. 'Kimseye zahmetim olmasın!' deyip mezarını kazdı bahçeye. 'İş mezarla bitmez ki, ölünce kim seni yıkasın, cenazeni kim kaldırsın?' dedim. Hikayenin sonundan da anlaşılacağı üzere Sultan III. Murad gereken mesajı almış ve üzerine düşeni de yapmış derler. Baba erenlerin kabri üzerine bir kubbe, yanı başına da bir çeşme koydurmuş. Hatta adını bir tekke ile yaşatmış diyenler de var. 'nın ona \"Sultanım, ben bu dünyanın tam elli sene suyunu içtim... Ekmeğini yedim. Şimdi ölüyorum. Bana öte dünyanın kapısı açıldı ve kabir göründü... Yarın cenaze namazımı Fatih Camii'nde kılmaya hazırlan... Beni evime göm... Üstüme bir kubbe, anıma bir tekke, önüme de bir çeşme yap\" dediği anlatılır. - Mimi Dede diye de bilinen Nalıncı Baba, aslen Bergamalıdır. - Sultan III. Murad'ın Baba'nın eşine ölünceye kadar maaş bağladığı rivayet edilir. - Bulunduğu mekan olan Cibali, İstanbul'un en latif semtlerinden olup, bir hafta sonu buradan başlayarak Ayvansaray'a kadar uzanan bir gezi planlanabilir. Nalıncı Baba'nın kayıtlardaki vefat tarihi, miladi 1592. Türbesi Unkapanı'nda, köprüye gelmeden önce solda içerideki sokakta. Eski Cibali Tütün Fabrikasının, şimdinin Kadir Has Üniversitesinin arkasında, Haraçzade Camii'nin karşısında. Unkapanı'ndan Fatih veya Aksaray istikametine giden herhangi bir İETT otobüsüne binildiğinde eski Tekel binası önünde inilmeli. Açık adresi, Cibali Mahallesi Üsküplü Caddesi No:15, Fatih/İstanbul."} {"url": "https://www.gezipedia.net/92-karsta-gezilecek-yerler.html", "text": "Çeşitli dönemlere ait tarihi eserlerin kalıntılarının görülebileceği şehirlerden olan Kars'ta şehir merkezindeki müzede de hem şehrin hem de bölgenin tarihi hakkında fikir veren buluntuları ve taş eserleri görebilmeniz mümkün. Ermenistan sınırında yer alıyor ve Hristiyan Ermeniler tarafından da kutsal kabul ediliyor. Kars'ta gezilecek yerlerarasında yer alan tarihi noktalardan biri de kaleler. Kars günümüze kadar ulaşabilmiş üç kaleye ev sahipliği yapan bir şehir: Kars Kalesi, Sürgütüs Zivin Kalesi ve Sarıkamış'ta' bulunan İnkaya Micingirt Kalesi. , Timur tarafından yıkılmış olmasına rağmen 3. Murat'ın emri ile 1579'da yeniden yaptırılmıştır. İnkaya Micingirt Kalesinin ise Saltuklular Döneminde yaptırıldığı bilinmektedir. Günümüzde harap olmuş durumda olan kale Bizans'tan Roma'ya, Selçuklular'dan Osmanlı'ya birçok medeniyet döneminde aktif kullanılmış olması dolayısıyla halen ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir. Tarihi yapılar arasında cami, kilise, saray ve katedraller de yer almaktadır. En çok merak edilen yapılar arasında yapımı 990 yıllarına dayanan ve kesme taş kullanılarak sağlam bir şekilde inşa edilen Büyük Katedral'dir. Sultan Alparslan tarafından bölgenin fethedilmesinin ardından katedral camiye çevrilmiş ve Fethiye Cami ismi verilmiştir. de günümüzde Kümbet Cami olarak bilinmektedir. Yapımının 10. yüzyıla dayandığı kabul edilen bu eser Selçuklu kümbetlerine benzer bir yapıda ve On İki Havari adına inşa edilmiştir. Bölgenin zengin tarihinin görülmesi gereken eserlerinden biri de içindeki freskleri büyüleyici olan Tigran Honents Kilisesi'dir. Kars Beylerbeyi Sarayı da tarihi yapıları ziyaret etmekten hoşlananların görmesi gereken yerler arasında yer alıyor. Kesme taşlar ve moloz taşların kullanıldığı kemerli giriş kapısı ve pencereleri ile ilgi çeken yapıya ulaşmanız oldukça kolay. Osmanlı Rus Savaşında yıkıma uğradığından günümüzde harap durumda olmasına rağmen turistlerin ilgisini hala çekmektedir. Beylerbeyi Sarayının yanı sıra görmeniz gereken diğer bir eser de Kars Selçuklu Sarayı. Günümüzde harap haldeki eserlerden biri olan bu yapı Ani Harabelerinin bir parçası durumundadır ve taş işçiliği halen ilgi çekmektedir. sorusunun cevabı tarihi eserler ve doğal güzellikler yanında damak tadı açısından düşünüldüğünde de oldukça geniş. Balı ve peynirleri ile uluslararası bir ünü olan şehir zengin bir mutfak kültürüne sahip. Kars'ın meşhur yemeği tandırda kazı deneyebilir yanında tandır suyunda bulgurun lezzetine varabilirsiniz. Hangel, evelik çorbası da diğer yerel lezzetler arasında yer alıyor. ile Kars'a ulaşmaktır. Adeta bir masal diyarını andıran, özellikle kış mevsiminde unutulmaz enstantanelerin yakalanabileceği Kars seyahati için Ankara'dan kalkıp farklı güzergahlardan geçen tren yolculuğunu tercih ettiğinizde, Doğu Ekspres farkını sonuna kadar yaşayabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/920-araklida-gezilecek-yerler.html", "text": "diye soracak olanlar için; Trabzon merkezden Araklı ilçesine nasıl ulaşabileceğinizi alt kısımda özel olarak yer vereceğiz. Karadeniz'in tipik ve yeşillikli ilçelerinden biridir. Ayrıca, Karadeniz otoyolu üzerinde bulunan bir ilçedir. Ulaşım konusunda da sıkıntı çekmeyeceğiniz yerlerden biridir. 150 yıllık eski bir yerleşim yeridir. Eski olmasından dolayı da çok dikkat çeken ve çeşitli tarihi eserleri bünyesinde barındıran bir yerdir. Uzun süre yapılan arkeolojik çalışmalar neticesinde bir sürü kale ve merkez kalıntılarına rastlanmıştır. bölgesi 22 ay boyunca Rus ve Ermenilerin kontrolü altında kalmıştır. Araklı ilçesine geldiğiniz zaman mutlaka görmeniz gereken yerlerden biri de Mahura Bereketli Şifalı Su'dur. Buraya gelmek için Araklı'dan 10 km uzaklıktaki Bereketli köyüne gelmeniz gerekir. Bu su verilen bilgilere göre şifalı su olarak bilinmektedir. Birçok hastalığa ve derde iyi geldiği düşünülür. Bundan dolayı mutlaka Araklı ilçesinde bulunan Bereketli köyünü ziyaret etmelisiniz. Turizm Bakanlığı tarafından bizzat turizm merkezi olarak seçilmiş, turizm parkıdır. Turizm milli parkı Karadere kıyısında yer almaktadır. Yeşilliklerin ve güzelliklerin bir arada bulunduğu bu parkı mutlaka ziyaret etmelisiniz. Milli park içerisine geldiğinizde bir de mağara ile karşılaşacaksınız. Pazarcık mağarası burada bulunmaktadır. Ailenizle güzel vakit geçirebileceğiniz yerlerdendir. arasındadır. Kalecik Kalesi tam deniz kenarında yer aldığı için harika bir manzarası vardır. Yolunuz Araklı ilçesine düştüyse, mutlaka burayı görmeden bölgeden ayrılmamalısınız. Trabzon'unun özellikle de küçük mini çarşıları meşhurdur. Eğer buraya geldiyseniz mutlaka içerisinde yer alan çarşısını da gezmelisiniz. Tereyağ, mısır unu gibi Trabzon'a özgü lezzetleri bu küçük şirin ilçenin çarşısından alabilirsiniz. listesinin bir diğer önemli yer de Os Şelalesidir. Muhteşem manzarasıyla gelenleri kendine büyüleyen bu şelaleyi mutlaka ziyaret etmelisiniz. Os şelalesi Araklı Daş başı yolu üzerinde siz değerli ziyaretçilerini beklemektedir. Bu şelalenin bir diğer adı da Turnalı Şelalesidir. Trabzon Araklı ilçesinde genellikle arıcılık çok meşhur uğraş alanlarından biridir. Bölgeye özel çok özel bir bal üretilmektedir. Delibal olarak bilinen bu bal türünü mutlaka tatmalı ve bu bölgeden satın almalısınız. olarak Karalahana çorbası, karalahana dolması ve yanında da mısır ekmeği yemelisiniz. Hayatınızda daha önce böyle bir lezzeti tatmadığınızı hissedeceksiniz. sorusuna verilecek cevap ise Trabzon olacaktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/921-avanosta-gezilecek-yerler.html", "text": "son zamanlarda çokça turisti bünyesine çekmektedir. Taşıdığı özellikler bakımından ilgi çekici olan bu ilçenin bu kadar ün yapmasındaki neden antik dönemlerden beri tercih edilmiş bir şehir olmasıdır. Nevşehir'in 18 km kuzeyinde olan yerleşiminin, Antik Devirdeki adı Venessa, Zuwinasa ya da Ouenasadır. Bu yazımızda sizlere Nevşehir ilimizin önemli noktalarından olan Avanos'u tanıtmaya ve gezilecek önemli noktaları göstermeye çalışacağız. 32.360 kişi olmaktadır. Bunlardan yüzde 49,66 kişisi erkek geriye kalan yüzde 50,34 kişi ise kadın nüfusundadır. Avanos nüfusu her geçen gün artmakta ve gelişmektedir. ile de çok dikkat çekmektedir. Özellikle de Hitit, Frig, Pers, Asur, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı izlerini taşıyan Kapadokya'nın bir parçası olan Avanos da, en az 4000 yıl öncesine kadar uzanan tarihiyle gidip görülmesi gereken yerlerden biridir. diye düşünüyorsanız, Nevşehir'in önemli ilçelerinden biri olduğunu söylemek isteriz. ile ilgili bilgiler aşağıda madde madde verilmiştir. Avanos'ta gezilecek yerlerden birinci sırada çanak atölyeleri gelmektedir. Her döneme ait bulunan yapılarıyla birlikte burada çanak ve çömlek işleri çok meşhurdur. Bundan dolayı da burada çanak atölyelerine bol miktarlarda rastlayabilirsiniz. Farklı bir deneyim yaşamak istiyorsanız herhangi bir çanak atölyesine gidip vazo ve çanak yapmayı deneyebilirsiniz. Bu atölyelerden uygun bir şekilde hediyelik eşyalarda satın alabilirsiniz. Tarihi en dikkat çekici yönüyle gösteren çanak atölyeleri mutlaka gezip görülmesi gereken yerler listesinde yerini alıyor. Paşabağı Avanos'un 3 km ötesinde bulunmaktadır. Buraya yürüyerek rahatlıkla ulaşım sağlayabilirsiniz. Burayı bu kadar dikkat çekici yapan unsur ise yapılarıdır. Peribacalarının ilk evrelerini burada görürsünüz. Ünlü keşişlerin inzivaya çekildiği noktalarda vardır. Bununla birlikte içi oyulmuş şapel görüntülerine de burada rastlayabilirsiniz. Avanos'ta gezebileceğiniz bir önemli nokta da Zelve vadisidir. Paşabağı'nı ziyaret ettikten sonra bir 3 km daha yürürseniz buraya ulaşabilmeniz mümkündür. Zelve vadisinde Kapadokya'yı izleyebilir, manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Zelve 9. Ve 13. Yüzyıllarda Hristiyanlığın en önemli dini merkezlerinden biri ve rahiplerin ilk dini bilgilerini edindikleri yer olması açısından tarihsel bir öneme sahip olan bu yerde kiliseler çok dikkat çekici yapıya sahiptirler. 15 tane büyüklü küçüklü kilisesi var ama en ünlü olanları Geyikli, Üzümlü ve Balıklı kiliseleri. Zelve vadisine gittiğiniz de de bu kiliseleri ziyaret etmenizi öneririz. listesinin önemli bir parçasıdır. Bu yapıları görünce o zamanlar bu yapılar nasıl inşa edildi düşüncesini aklınızdan asla çıkaramayacaksınız. Tarihi yapılarından biri de Lahit mezardır. Bu lahit mezarın 1971 yılında yapılan araştırmalarla birlikte saçlarına kına sürülmüş bir kadına ait olduğu düşünülmektedir. Oldukça eski bir yapı olan bu mezar mutlaka gidince görülmesi gereken noktalardandır. lik bir alana yapılmıştır. Kervansarayın bu kadar ilgi çekici olmasının nedeni ise kesme taşlarından olmasıdır. Tarihi Avanos evlerinin temeli ilk olarak Selçuklu Devleti zamanında yapılmıştır. Önce Saruhan medresesi yapılırken daha sonra da 1202 yılında da tarihi Avanos evleri kurulmuştur. Eğer Avanos'a geldiyseniz bu evleri ziyaret etmeden gitmemelisiniz. Nevşehir Avanos önemli bir ilçe olmasıyla birlikte bu tarihi yapısını daha net göstermek için çeşitli festivaller düzenlenmiştir. Bu festivallerden biri de Kapadokya Avanos Dünya Halk Dansları Festivalidir. Bu festivali mutlaka denk getirmeye dikkat etmelisiniz. Bu festivale dünyadan çeşitli ülkeler katılmaktadır. Harika etkinliklerin içerisinde barındırdığı önemli bir festivaldir. Avanos'ta gerçekleşecek bu festivali kaçırmamaya özen göstermelisiniz. diye merak edenler için önemli liste hazırladık. Avanos tarihi yapılarıyla oldukça meşhur bir ilçedir. Özellikle tabak, çanak ve çömlek yapımları da oldukça önemlidir. Buraya geldiğiniz zaman mutlaka çanak ve çömlek yapımlarına katılmanızı öneririz. Ayrıca kendinize birer hediye alarak buradan ayrılabilirsiniz. Avanos'un en önemli şeyleri de biri de şarap mahzenleridir. Şarap tadımı yapmak isteyenler için tercih edilmesi gereken önemli noktalardan biridir. Ayrıca kayısı dolması da tatması gereken yiyeceklerden biridir. Çömlekte yapılan bu önemli lezzeti mutlaka geldiğinizde yöresel yemekler satan yerlerden tadabilirsiniz. Ayrıca Düğü çorbası da salça ve ince bulgurla yapılan önemli bir çorbadır. Bu çorbayı da mutlaka buraya geldiğiniz zaman tatmalısınız. nerede sorusuna cevap vermeye çalışacağız. Eğer Nevşehir merkez üzerinden Avanos'u ziyaret etmek istiyorsanız yalnızca 20 dk içinde özel arabanız ile ulaşım sağlayabilirsiniz. Merkez üzerinden de direkt Avanos'a otobüsler bulunmaktadır. Bu otobüsleri tercih ederek Avanos ilçesine kolaylıkla ulaşım sağlayabilirsiniz. İnternet üzerinden Nevşehir Avanos otobüs seferleri diye araştırmanız yeterlidir. de yakın olan illerden biridir. Eğer ulaşımınızı Kayseri'den yapmak istiyorsanız, Kayseri Avanos arası yalnızca 70 kilometredir. 1 saatlik kara yolu ulaşımı ile birlikte Avanos'a rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Avanos'a eğer demir yolu ile ulaşmak istiyorsanız sizlere üzülerek söylüyoruz ki Avanos'a demir yolu bulunmamaktadır. Bunun yerine sizler de sadece kara yolu ile ulaşımını sağlayabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/922-mardinde-ne-yenir-mardindeki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": "Mardin'in meşhur yemekleri özellikle baharatlı ve yağlı oluşları ile dikkat çekerken, et, süt gibi malzemelerle lezzetlendirilmektedir. Pek çok kültüre ev sahipliği yapmış bu tarihi şehrin yemekleri, dilde dile yayılan bir üne sahiptir. Genellikle kızartılarak veya fırında yapılan yemekler, içerisinde bol miktarda et bulundurmaktadır. Mahareti ve sabrı ön plana çıkaran Mardin yemeklerini yapmak büyük ustalık gerektirir. Tadı damakta kalan lezzetleri ile bu yöre, mutlaka yenmesi gereken birçok yemek barındırır. Bazı yörelerde kibe, bazılarında kibbe olarak adlandırılan bu yemek, bir tür işkembe dolmasıdır. Yapımı sabır ve özen gerektiren bu yemek, özellikle ana yemek olarak tercih edilirken, yanında çorba turşu ile servis edilir. Kuzu yada oğlan işkembesi kullanılarak yapılan kibbe, içerisinde et, pirinç, nane, yenibahar ve nohut bulundurur. Doyuruculuğa meşhur bir lezzet olan kibbeyi yapmak için, nohutlar bir gece önceden suya basılmalı, işkembe temizlenmelidir. Pirinç, et ve baharatların bir araya gelerek oluşturduğu iç ile işkembeler doldurur. Tencereye soğan, biber, salça ve bir gece önceden ıslatılan nohutlar alınır, iyice kavrulur. Üzerlerine hazırlanan doldurulmuş işkembeler özenle dizilip su eklenir. Pişirme işleminden sonra sıcak servis yapılır. Bu muhteşem yemek hem doyuruculuğu, hem zahmetiyle bilinmektedir. Mardin usulü içli köfte olarak bilinen irok, içli köftenin biraz daha baharatlı ve bol etli hali olarak düşünülebilir. İçerisinde bol miktarda kıyma barındıran bu lezzet, ince bulgur yoğrularak yapılan bir dış duvara sahiptir. İnce bulgur, salça, un ve gerekli diğer malzemelerle birlikte yoğurma işlemi tamamlandıktan sonra, kıymalı iç hazırlanır. İçe, bazı bölgelerde az miktarda pirinç de eklenirken, için büyük kısmı kıyma ve baharattan oluşmaktadır. Hazırlanan bulgurdan bir top alınır ve oyularak içine kıymalı iç konur. İyice kapatılan irok, kızartıldıktan sonra salata ile servis edilir. Bazı bölgelerde içe kuş üzümü, fıstık gibi malzemeler de eklenmektedir. İrokun haşlama hali olan ikbebet, iroku yağlı olmasından dolayı tercih etmeyenler için güzel bir alternatiftir. Mardin'in haşlama içli köftesi olarak bilinen bu yemek, irok ile aynı şekilde yapılır. Ancak haşlandığı için biraz daha hafiftir ve yoğurtla tüketilebilir. Bolca kıymanın, yine bol soğanla buluşması ile yapılan bu kebap, Mardin'in en öne çıkan yemeklerindendir. Bu yemek yapılırken soğanların kırılmamasına ve sert olmasına dikkat edilmelidir. Hazırlanan kıymalı baharatlı köfte, yarım soğanların içini doldurur ve fırına verilir. Kokusunun iştah açmada etkisi olduğu söylenen yemek, pişme süresi bakımından Mardin'in diğer yemeklerinden daha hızlı servise hazır olur. Yemek yaparken iğne iplik kullanmak gerektiğinin nadir örneklerinden olan bu yemek, Mardin'in şölen yemeklerindendir. Genellikle misafirlere ve düğün törenlerinde yapılan yemek, bir kuzu kaburgasının içinin kuşbaşı doğranış dana eti, pirinç ve çeşitli baharatlarla doldurulması ile yapılan yemek, pilavsız servis edilmemektedir. Yanında servis edilen pilavın içerisinde maydanoz, dolmalık fıstık, badem, kuş üzümü gibi çeşitli malzemeler bulunur. Çok fazla miktarda yapılması ile bilinen yemek, kalabalık sofralara uygundur. Şehre has lezzetler arasında yerini alan bu yemek aslen ana yemeğin yanındaki meze olma görevi üstlenir. Kuşbaşı doğranmış kuzu eti ile çağlanın birlikte pişirilerek hazırlandığı bu farklı yemek, üzerine limon sıkılarak servis yapılmaktadır. İsteğe göre limondan sonra maydanoz serpilen yemek, kokusu ile sofradakileri cezp eder. Erikten gelen güzellik olarak bilinen bu yemek, Mardin'in yöresel yemekleri arasında en farklı olanlardandır. Kuşbaşı doğranmış kuzu etinin yeşil erik ile kaynatılması sonucu ortaya çıkan bu lezzet, aynı zamanda içerisinde bezelye, şehriye ve bol miktarda maydanoz da bulundurmaktadır. Bu muhteşem lezzet, Mardin dışından gelenleri şaşkınlığa uğratırken, hafif ekşimsi tadı yemeği mutluluğa dönüştürür. Pekmez, un, toz şeker ve tarçın gibi malzemelerle hazırlanan bu tatlı, fincanda yapılan sunumu ile göz doldurmaktadır. Üzerine bolca ceviz dökülerek yapılan tatlının bir porsiyonu, günlük enerji ihtiyacını karşılamaya yetecek niteliktedir. Lokmaya olan benzerliği ile dikkat çeken bu tatlı, Mardin tatlıları arasında hem en kolay, hem en doyurucu olanlarındandır. Mayalı ve şekerli olarak hazırlanan hamur, bir süre dinlenmeye alınır. Hamurun içine yumurta gibi herhangi başka bir malzeme konulmazken, çok az miktarda tuz serpilir. Mayalandığından emin olunan hamur, kızgın yağda pişirilir. Bol konan yağda tavaya değmeden pişmesi gereken hamur, yağdan çıkarıldığı anda hazırlanan şerbete atılır. Şerbete karanfil veya bergamot atılması lezzetini arttıracaktır. Şerbeti çektikten sonra çıkarılan zingil, yanında kaymak ile servis edilir. Mardin mutfağının en seçkin lezzetlerinden olan bu yemek, özellikle görselliği ile dikkat çekmektedir. İçerisinde bulunan dana eti, bulgur, bölgeye has çeşitli baharatlar ile zenginleşen yemek, tabaklara alınmadan, tepside servis edilir. Kalabalık ailelere uygun olan yemek, üzerine kızartılmış tavada yumurta konarak servis edilir. , özelikle işini severek yapan işletme sahipleri ve çalışanları ile misafirlerine keyifli vakit geçirmesi nedeniyle ün yapmıştır. Ayrıca içeri girildiğinde Mardin işçiliği ve işleme sanatını duvarlardan bardaklara, her detayda görebileceğiniz dekoru, elit bir mekanda yemek yediğinizi hatırlatmaktadır. Gitmeden önce rezervasyon yaptırmayı unutmayın! listemizde olan bu mekan tam size göre! Mekanda sucuklu yumurtadan pişiye, börekten yöresel reçellere kadar her çeşit kahvaltı türünü bulmak mümkündür. Ayrıca mekan, hızlı servisi ve lezzeti ile bilinmektedir. Ancak menüsünün biraz pahalı olduğunu belirtmekte yarar var."} {"url": "https://www.gezipedia.net/923-kis-tatilini-degerlendirmek-icin-birbirinden-guzel-5-sehir.html", "text": "ile tatilinizi bambaşka bir deneyime dönüştürebilirsiniz. Sizin için derlediğimiz kış tatilini en güzel ve huzurlu geçirebileceğiniz yerleri inceleyerek hemen seyahat planınızı yapabilir, kış aylarının keyfini çıkarabilirsiniz. Ankara, kış tatili dendiği zaman akla gelen ilk isimlerden biri. Bu nedenle yalnızca şehirde yaşayanlar değil Türkiye'nin her yerinden kış tatili için Ankara sıklıkla tercih ediliyor. Termal kaplıcalar, içmeler ve hamamların bulunduğu şehir her yıl çok sayıda turiste ev sahipliği yapıyor. Ankara'nın tatil için tercih edilmesinde kayak ve kış festivalleri de büyük rol oynuyor. Kar kalınlığının 6 metreye kadar çıktığı Elmadağ, kayak yapmak isteyenlerin akınına uğruyor. Şehrin enerjik ruhunu yansıtan renkli kış festivalleri de kaçırmamanız gereken etkinlikler arasında yer alıyor. Hem dinlenmek hem de eğlenmek isteyenler muhteşem bir tatil deneyimi yaşayabiliyor. ile kış tatillerinin vazgeçilmezleri arasında bulunuyor. Kış sporlarının bu gözde merkezi, popülerliğini yıllardır korumaya devam ediyor. Uludağ'da bulunan kayak merkezleri hem spor aktivitelerinde bulunmanızı hem de eğlenceli anlar yaşamanızı sağlıyor. Sucuk festivalleri, gece etkinlikleri ve canlı performanslar da kış tatilinizi unutulmaz anlara dönüştürüyor. Uludağ Milli Parkı'na giderek muhteşem manzaralar eşliğinde harika bir tatil deneyimi yaşayabilirsiniz. Kış turizminin en gelişmiş olduğu şehirlerden biri olan Kayseri, görkemli Erciyes Dağı ile kayak tutkunlarına muhteşem bir kış tatili vadediyor. Kayseri, tarihi ve doğal güzellikleri ile hem yurt içinden hem de yurt dışından her yıl binlerce ziyaretçiyi ağırlıyor. Erciyes Kayak Merkezi'nde ister profesyonel anlamda kayak sporu ile ilgileniyor olun, isterseniz de bu spora yeni başlamış olun farklı seviyedeki pistlerde eşsiz bir deneyim yaşayabilirsiniz. Kış tatillerinin gözde şehirlerinden Kayseri'de mantı ve pastırma gibi yöresel lezzetleri deneyebilir, şehrin simgelerinden Kayseri Kalesi'ni görebilirsiniz. Kayseri Ibis Otel ve Novotel, modern ve konforlu bir tatil deneyimi yaşayabilmeniz için her noktayı düşünüyor. Şehrin merkezi noktalarında bulunan oteller arasından seçim yapabilirsiniz. Kültürü, tarihi geçmişi ve doğasıyla tatilcileri kendine çeken Eskişehir, kış tatili için en sık tercih edilen şehirlerin başında geliyor. Öğrenci nüfusunun yüksek olması nedeniyle özellikle kış aylarında çok daha hareketli ve renkli bir yapıya kavuşan Eskişehir'de bu keyifli atmosferin tadını çıkarabilirsiniz. Karlar altında gerçekleştirilen sokak festivalleri de şehrin kış tatili için tercih edilmesindeki önemli nedenlerden biri. Şehrin en merkezi lokasyonunda bulunan Ibis Otel, lokasyonu sayesinde muhteşem bir tatil deneyimi yaşamanızı sağlıyor. Eğer kış tatiliniz için yurt dışına çıkmak istiyorsanız rotanızı Rusya'ya çevirebilirsiniz. Rusya'nın en önemli tatil merkezlerinin başında gelen Sochi, kış tatili için yurt dışı alternatifi arayanların gözde merkezlerinden biri. 2014 Uluslararası Kış Olimpiyatları'na da ev sahipliği yapan şehir, tatilini kayak ve eğlence ile geçirmek isteyenlere hitap ediyor. Krasnaya Polyana başta olmak üzere dünya standartlarını karşılayan pistlerde keyifli vakit geçirebilirsiniz. Kayağın yanı sıra ister gece isterseniz de gündüz düzenlenen festivallere katılabilir, eğlenceli bir tatil deneyimi yaşayabilirsiniz. Muhteşem manzaralar eşliğinde kaliteli hizmetlerden yararlanabileceğiniz AccorHotels alternatiflerini inceleyebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/924-muze-kart-nedir-nasil-alinir.html", "text": "olmaktadır. Bu kart sayesinde Kültür Bakanlığına bağlı olan Türkiye'de sayısı 300'ü geçkin müze ve örenyerleri girişlerini ücretsiz bir şekilde yapabilirsiniz. Her yıl yenilenmesi gereken kart ile bulunduğunuz her ilde muhakkak ziyaret edeceğiniz bir müze bulunmaktadır. şuan için yıllık 70 TL olarak fiyatlandırılmaktadır. Dolayısıyla yılda bir defa bu karta ödenen parayı sadece 1 yılda fazlası ile çıkartma şansınız bulunmaktadır. Sahibine büyük avantajlar sunan ve özellikle tarihi yerleri gezmeyi seven kişiler tarafından sıklıkla tercih edilen kart ile birlikte Türkiye'de pek çok müzeye ücretsiz ve sıra beklemeden giriş yapabilirsiniz. olan 70 TL + görmek istediğiniz ekstra yerler olarak sınırsız erişim sağlayabilmektesiniz. yıllık doldurulan ve o yıl içerisinde istediğiniz her müzeye sınırsız sayıda erişim izni vermesi nedeniyle çok caziptir. Özellikle turistik bir geziye çıkan kişiler tarafından sıklıkla tercih edilen kart ile hem ekonomik bir gezi yapma fırsatına kavuşmaktasınız, hem de gittiğiniz yerlerde sıra bekleyerek vakit kaybetmiyorsunuz. Devletimizde bu kartı kullanmaya teşvik etmek amacıyla 2020 yılı başı itibari ile Milli sarayların gezilmesini de kart sahiplerine ücretsiz olarak sunacaklarını açıkladı. Böylelikle 1 yıl içerisinde gezilebilecek yerler arasına Dolmabahçe sarayı, Yıldız sarayı, Beylerbeyi Sarayı gibi yerlerde eklenmiş bulunmaktadır. Kart ayrıca engelli, öğrenci ve öğretim üyelerine de ücretsiz olarak verilmektedir. Kültürel mirasın fazla olduğu yerlerde veya bölgeler bu kart özel basılabilmektedir. Ziyaret süresinin sınırlı tutulduğu özel basımlar hakkında bilgiyi aşağıda bulabilirsiniz. - Museum Pass İstanbul: İsminden de anlaşılabildiği gibi kart ile İstanbul'da bulunan müze ve örenyerlerini 5 gün boyunca gezebilmektesiniz. Kartın fiyatı 220 TL'dir. - Museum Pass Türkiye: Bu kartta tıpkı müze kartında olduğu gibi tüm Türkiye'de bulunan müzeleri gezebilmektesiniz. Ancak fiyatı 375 TL ve sadece 15 gün geçerlidir. - Müzekart+: Bu kart normal kart ile aynıdır ve süresi 1 yıldır. Ücreti de yine 70 TL olarak fiyatlandırılmıştır. - Müzekart 15 Temmuz: 15 Temmuz anısına yapılan kart Müzekart+ ile aynı özelliklere sahiptir. - Museum Pass Cappadocia Kapadokya bölgesinde geçen kart ile 10 gün boyunca istediğiniz müzeleri sadece 130 TL bedel ile gezebilirsiniz. - Museum Pass Akdeniz: Turizm cenneti Akdeniz'de bu kart ile şelale, tarihi yerler ve müzeleri 7 gün boyunca 220 TL gibi bir bedelle görebilirsiniz. - Museumm Pass Ege: Bir diğer turizm cenneti Ege bölgesinde geçerli olan kartın süresi 7 gündür ve 220 TL karşılığında alınabilmektedir. olan yıllık 70 TL ile gezip görebileceğiniz yerlere her geçen gün yenileri eklenmeye devam etmektedir. Tarihi çok seven, sürekli seyahat halinde bulunan bir kişi iseniz kesinlikle cüzdanınızda bu karttan bir adet taşımanızı tavsiye etmekteyiz. Nerede, ne zaman, neyle karşılaşacağınız belli olmayan Türkiye gibi tarih kokan bir ülkede her zaman yanınızda kartı taşımalısınız."} {"url": "https://www.gezipedia.net/925-amsterdam-gece-hayati-icin-en-onemli-10-mekan.html", "text": "Amsterdam, gece hayatı denildiği zaman akla ilk gelen şehirlerden biri. Şehir aslında unutma barlardan, coffee shop'lardan ve Red Light District'teki atmosferden çok daha fazlasını sunuyor. Dünyanın en önemli DJ'lerinin performansını sergilediği gece kulüplerinin yanı sıra devasa mekanlarda düzenlenen partiler de sabahlara kadar sürüyor. denildiğinde Rembrantplein ve Leidseplein bölgesindeki gece kulübü önerileri karşınıza çıkacaktır. Buradaki mekanlara gidebilirsiniz, ancak bu yazıda size çok daha iyilerini sunacağız. Amsterdam'da eğlenceyi kendi yorumuyla sunan Radion'da yeraltı sigara içme odası ve mini parti odaları keşfedeceksiniz. Bazı günlerde 24 saat süren partiler oluyor. Eğer bu partilere denk gelirseniz çok şanslısınız. Tekno müziklerle inanılmaz eğlenceli konseptler sürpriz olarak karşınıza çıkabilir. Rembrandtplein bölgesinde yer alan Claire, bir restoran ve başka bir gece kulübü arasında sıkıştığı için çok bilinen bir yer değil. Bu sebeple turistler tarafından akına uğramıyor ve konseptini bozmuyor. House ve tekno müzik için yerliler tarafından tercih edilen bu mekana girmek için biraz erken davranmanız gerekebilir. Shelter, Berlin gece hayatı konseptinden çalınmış ve Amsterdam'a uyarlanmış bir mekan gibi. Buraya ulaşmak için merkezden feribot ile kısa bir yolculuğa çıkmanız gerekiyor. Bitmek bilmeyecek ve unutulmaz bir gece geçirmek için Shelter'a gidebilirsiniz. Eğer geceyi yarıda bırakmak isteme ihtimaliniz varsa burası size göre değil. Tamamen siyah bir dekor ve inanılmaz bass sistemiyle sizi etkileyeceğinden hiç şüphemiz yok. Daha çok LGBT bireyler için ünlü olan bu mekan, herkese sıcak karşılama sunuyor. Üç katlı mekanda hip-hop ve pop müzikleriyle kendinizden geçebilirsiniz. Bir otelin terasında yer alan bu mekan, daha olağan ve şık. Eğer manzara eşliğinde parti keyfi yapmak istiyorsanız burayı tercih etmelisiniz. İsminden de anlaşılacağı üzere burası eski bir okuldu ve şu anda gece kulübü hizmeti veriyor. Berlin ve Londra gece hayatına benzeyen bir yapısı var. İnanılmaz kaliteli partilerin düzenlendiği bu farklı konseptteki mekanda bulunmak isteyebilirsiniz. 2018'de açılan, yeni sayılabilecek bir gece kulübü. Mekan oldukça şık ve teknede dans etmek sizin için eğlenceli ise hiç durmayın! Akşam yemeği servisinden sonra bu harika restoran bir anda gece kulübüne dönüşüyor. Eğer kendinizi yorgun hissediyorsanız bir kokteyl alın ve şehrin panoramik manzarasının tadını çıkarmak için teraslardan birine gidin. Amsterdam'ın ucuz gece kulüplerinden biri. Yereller tarafından sıkça tercih ediliyor ve serbest takılmak için oldukça ideal. Amsterdam'ın en büyük ve popüler gece kulüplerinden biri. Özellikle genç nüfus tarafından her hafta sonu dolduruluyor. Ayrı odaları, R B müziği ve setleriyle sizi mest edecek güzellikte."} {"url": "https://www.gezipedia.net/926-eskisehirde-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "açısından zenginlik sunmakta ve şehrin sıkıcı ortamlarından kaçarak doğa ile baş başa zaman geçirmek isteyen kişileri ağırlamaktadır. Eskişehir'de yaşayan kişilerin de günübirlik gezilerinde tercih ettiği ve Eskişehir kamp alanları listesinin birinci sırasında bulunan Gürleyik kamp alanında bulunan akarsu ile kamp yaparken su ihtiyacı rahatça karşılanabilmektedir. Doğal bitki örtüsü temiz havası ve huzur verici ortamı ile kamp yapmak için ideal alanlardan birisidir. Kamp yapmanın ücretsiz olduğu alanda ihtiyaçlarınızı karşılamak için bir tesis bulunmamaktadır. Laçin huzur dolu bir tatil yapmak istediğinizde bunun için uygun tercih olmaktadır. Geniş ormanlık alanda yeşilin her tonunu görmeniz mümkün olmaktadır. Oksijenin bol olduğu bölgede sabahları zinde uyanmanız ve bütün stresinizden kurtulmanız mümkün olmaktadır. Çadırınızı istediğiniz yere kurabilir ve ateşi de rahatça yakabilirsiniz. Güvenli ortamı ile aileler için uygun kamp alanı olmaktadır. yapmak isteyen kişiler için güzel bir seçenek oluşturmaktadır. Akarsuyun kenarında istediğiniz her noktaya çadırınızı kurabilir ve ateş yakma konusunda da sorun yaşamazsınız. Çadır kurmanın ücretsiz olduğunu buradan belirtirken Eskişehir'e geldiyseniz burada en azından bir gece kamp yapmayı ihmal etmemelisiniz. Baraj gölünün etrafında bulunan bölge ağaçlık olması ile kamp yapmak için ideal olmaktadır. Kendinizi bir tablonun içinde hissedeceğiniz manzaraları burada görmeniz mümkün olacaktır. Şehir hayatının yüklediği stresi burada atabilir ve yenilenmiş hissedebilirsiniz. Çadırınızı ücretsiz kurabileceğiniz kamp alanında bir tesis yoktur ihtiyaçlarınızı yakınlarda ki yerleşim birimlerinden karşılayabilirsiniz. İçinde bulunan gölet bulunan tabiat parkı Eskişehir'de yaşayan ve bu şehre kamp yapmak için gelen kişilerin gözdesi olmaktadır. Özellikle yaz aylarında tavsiye edilen bu kamp alanı şehrin sıcak ve boğucu havasından kaçmak isteyen kişiler için serin bir ortam sunmaktadır. Ağaçların altına çadırınızı kurabilir ve sakin bir tatili aileniz ile birlikte geçirebilirsiniz. Porsuk çayının bulunduğu şehrin etrafında çok sayıda barajda bulunmaktadır. Bunlar arasında Sofça barajına ise ayrı bir yer vermek gerekmektedir. Huzur dolu ortamı, mavinin ve yeşilin her tonunu sunmakta olan bu kamp alanı yerel halk tarafından da çok tercih edilmektedir. Çadırınızı istediğiniz bir yere kurabilirsiniz. Tepebaşı ilçesinde bulunan Tandır Köyünde bulunan bu kamp alanı güneşin batışının unutulmaz manzaralar oluşturduğu bir yerdir. Ormanlık bir alandır ve sessizliği ile tercih edilmektedir. Doğa yürüyüşlerine çıkabilir ve sakin bir tatil ile ruhunuzu dinlendirebilirsiniz. Kamp yapmak için ücret ödenmemektedir. Mihalıççık ilçesinde bulunan Sündiken dağı kamp yapmanız ve doğanın içinde keşfe çıkmanız için davet etmektedir. Gölde balık tutabilir ve rahatça ateş yakabilirsiniz. Ormanlık bir alan olduğundan ateşi dikkatli yakmanız yararlı olacaktır. Cennette bir köşe sözü burası için en doğru tanımlama olacaktır. Eskişehir merkeze 89 kilometre mesafede bulunan Yapıldak Göleti kampçıların aradığı bütün özellikleri bir arada bulundurmaktadır. Bu nedenle de oldukça çok tercih edilen bir alandır. Göletin etrafında ki ormanlık alan kamp yapmak için size uygun ortam sunmakta ve sükuneti ile de doğa ile baş başa kalma isteğinizin yerine gelmesini sağlamaktadır. Çadırınızı ücretsiz kurabilirsiniz. Bu kamp alanında su bulunmakla birlikte diğer ihtiyaçların karşılanacağı bir tesis yoktur. bu şekilde sayılıyor olsa da doğal güzelliklerini keşfetmek için sizler farklı rotalar oluşturabilir ve şehrin çevresinde bulunan ormanlık alanlarda kamp yapabilirsiniz. hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/927-dunyanin-en-buyuk-10-colu.html", "text": "Çöller, Dünya'nın toplamının beşte birini kaplar. Dünyanın en kurak, en sıcak ve hatta en soğuk yerleri çöllerdir. Çöller elverişsiz yerler gibi gözükse de, bazı bitkiler, hayvanlar ve hatta insanlar dünyanın en büyük çöllerini evi olarak adlandırılır. Ek olarak, çöller sadece kumdan oluşmaz, çöller kayalar, dağlar, vahalar, çalılar ve ağaçlarla doludur. , Suriye'nin yaklaşık % 58'ini oluşturmaktadır. , aynı zamanda dünyanın başka hiçbir yerinde bulunmayan çok çeşitli amfibi, sürüngen ve balık içerir. Bu çöl, dünyadaki kaktüslerin yaklaşık dörtte birini içeren 3.500'den fazla bitki türüne ev sahipliği yapmaktadır. pek ıssız değildir ve diğer çöllerle kıyaslandığında bereketli topraklara sahiptir. Kalahari aslında gerçek bir çöl olamayacak kadar az miktarda yağmur alıyor. Kalahari hala kuru olsa da, çalılar, çimli topaklar ve yaprak döken ağaçlar da dahil olmak üzere çok fazla bitki örtüsü vardır. Ek olarak, pek çok hayvan fundalıklar, yaban mersini, antiloplar, sırtlanlar ve aslanlar dahil olmak üzere Kalahari Çölü'nün koşullarına uyum sağlamıştır. Kalahari'nin kumu suyu tutmakta daha başarıldır. Bu yüzden burada diğer bitkilerden daha fazla bitki ve hayvan hayatta kalabilir. Kalahari Çölü, dünyadaki en eski kültürlerden ve Afrika'daki en eski kabilelerden biri olarak kabul edilen San Bushmen'e ev sahipliği yapmaktadır. de dahil olmak üzere Gobi Çölü'nde yapılmıştır. Popüler inanışın aksine, Gobi Çölü gerçekten kumlu değil, çoğunlukla çıplak kaya ve dağlardan oluşuyor. Gobi ayrıca bakır, altın ve kömür yatakları gibi doğal kaynakları ile tanınır. Gobi Çölü, iklim değişikliği ve sürekli çölleşme nedeniyle hala büyümekte ve genişlemektedir. yaklaşık 900.000 kilometrekaredir. Arap Çölü, deve örümceği, yağ kuyruklu akrep, kum kedisi ve Arap kobrası gibi bazı eşsiz türlere ev sahipliği yapar. Bu zor koşullara rağmen, insanlar iki milyon yıldan fazla bir süredir Arap Çölünde de yaşamışlardır. Rub'al-Hali'nin güneybatı bölgesinde neolitik eserler bulunmuştur. Arap Çölü, dünyanın en büyük kum çölüne ev sahipliği yapan Rub'al Khali, yani \"Boş Bölge\" anlamına geliyor. , birçok dağa ve dağlık alana ev sahipliği yapmakta olup en yüksek zirvesi, Çad'ın kuzeyindeki Tibesti Dağları'ndaki Emi Koussi volkanıdır. Burası 3.415 metre yüksekliğe sahiptir. Antarktika Çölü'nün hemen arkasında, yaklaşık 5.4 milyon kilometrekarelik bir alana sahip olan Arktik Kutup Çölü bulunmakta. Kuzey Kutup Çölü, Alaska, Kanada, Grönland, İzlanda, Norveç, İsveç, Finlandiya ve Rusya'nın bazı bölgelerine yayılmıştır. Antarktika gibi, Arktik Çöl de kurak, ıssız ve çok soğuk bir yer. Kuzey Kutbu'nun soğuk havası fazla neme sahip değildir, bu da sıcak bir çölde olduğu gibi Kuzey Kutbu çölünün de nadiren yağış alması anlamına gelir. Antarktika Çölü'nün aksine, Kuzey Kutbu'nda daha fazla bitki ve hayvan hayatta kalabilir. Arktik Çöl, çiçekli bitkiler, cüce çalılar, otlar, yosunlar ve likenler dahil olmak üzere yaklaşık 1.700 bitki türüne ev sahipliği yapar. Kuzey Kutup Çölü'nün yaklaşık yüzde 5'i bitkilerle kaplıdır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/928-rizede-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık. hakkında merak ettiğiniz bilgileri yazımızda bulmanız mümkün olmaktadır. Tatilini özgürce geçirmek otellerin sıkıcı rutini yerine kendi planını kendi yapmak isteyen kişilerin tercih ettiği kamp yapmak için Rize'de çok sayıda kamp alanı bulunmaktadır. en çok ziyaretçi çeken yerler arasındadır. Bu muhteşem doğayı görmek için mutlaka bu yaylaya gitmelisiniz. Ormanları, muhteşem manzarasını görmeyi isteyen çok kişi olduğundan Ayder yaylası oldukça kalabalık olmaktadır. Kamp alanında tesisler bulunmakta ve ihtiyaçlarınızı karşılamanız da bu şekilde mümkün olmaktadır. Çadır kurmak ise ücretsizdir. muhteşem doğa fotoğrafları çekebileceğiniz ve ruhunuzu dinlendirebileceğiniz bir yayladır. Çadır kurmak ücretsizdir ve çadır kurulan yerde alış veriş yapabileceğiniz bir yer yoktur. Rize'nin en güzel yaylalarından birisi olan Gito'da kamp kurduğunuzda kendinizi cennette hissedebilir ve dünyada bu kadar güzel bir yer daha var mı sorusunu da sormaktan kendinizi alamazsınız. Yaylada ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz bir market bulunmadığından en yakın yerleşim yerinden ihtiyaçlarınızı karşılayıp gitmeniz uygun olacaktır. arasında en çok tercih edilen bu yaylada çevreye zarar vermemek için daha önce ateş yakılmış yerlerde çadırınızı kurmalı ve burada ateş yakmalısınız. Çadır kurmanın ücretsiz olduğu yaylada ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz tesisler bulunmamaktadır. Bulutların üzerinde yürüyormuş hissini yaşamak istediğinizde Samistal Çamlıhemşin'in en yüksek yaylası olarak bu isteğinizi gerçekleştirmenizi sağlayacaktır. Çok yüksek bir noktada bulunması sayesinde muhteşem gün batımlarını ziyaretçilerine yaşatmaktadır. Yolu oldukça bozuk olduğundan yaylaya arazi araçları ile çıkılması tavsiye edilmektedir. Burada çadır ücretsiz kurulurken ihtiyaçların gelmeden önce temin edilmesi gerekmektedir. 'nın da komşu olduğu bu yerde onların manzarası ve gün batımları sizler için unutulmaz olacaktır. Burada kamp yapmak için ücret ödenmesine gerek olmamaktadır. Yaylada tuvalet bulunmasına karşın duş ya da market bulunmadığını bilmelisiniz. Verçenik dağı yanında olan Kapılı göller unutulmaz bir manzaraya sahip olmasının yanında sakinliği ile de sizin huzur bulmanızı sağlayacaktır. Bölgeye araç ile gitmek mümkün olmamakta ve 5 km mesafede olan yerleşim alanından yürüyerek devam etmeniz gerekmektedir. Kamp alanında bir tesis yoktur ve ihtiyaçların gelmeden karşılanması gerekmektedir. doğru tercih olacaktır. Şelalenin hemen yanında çadırınızı kurabilir ve etrafında bulunan ormanda doğa yürüyüşleri yapabilirsiniz. Doğa fotoğrafları çekebilir ve yılın bütün stresinden burada ki huzur ile kurtulabilirsiniz. Kamp alanında bir tesis bulunmadığından ihtiyaçların buraya gidilmeden karşılanması gerekmektedir. Ayder yaylasına 6 kilometre uzakta olan bu bölgede sakin ve huzur dolu bir şekilde kamp yapabilirsiniz. Temiz havası, güzel doğası ile Ayder yaylasına yakın ama daha sakin olması ile kampçıların tercihi olmaktadır. Burada ihtiyaçlarınızı görebileceğiniz bir tesis bulunmakla birlikte çadır kurmak ücretsizdir. içinde size huzuru ve sakinliği ile iyi bir seçenek sunuyor. Kavrun yaylasında yazın en sıcak aylarında bile serin havada keyifli zamanlar geçirebilir ve doğa ile baş başa kalmanın tadını çıkartabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/929-atakumda-gezilecek-yerler.html", "text": "konusunda bu kısımda size önemli bilgiler vereceğiz. Samsun Türkiye'de büyükşehir olarak nitelendirilmiş 30 ilinden biridir. Atakum ise merkez ilçe olarak belirlenmiştir. Samsun Atakum ilçesi özellikle de tarihiyle dikkat çekmektedir. Eğer yolunuz Samsun'a düşerse mutlaka size listede belirttiğimiz yerlere gitmenizi öneririz. Atakum tarihi ve doğal güzellikleriyle dikkat çekmektedir. Atakum 1071 Malazgirt Savaşıyla birlikte yönetimi Türklere geçmiştir. Bu tarihten sonra Danişmentlilerin yönetimi altına alınmıştır. Rüknettin Süleyman Şah döneminde ise Samsun ve Atakum Selçukluların yönetimi altına geçmiştir. 1420 tarihinden sonra ise Atakum tamamen Osmanlıların yönetimi altına geçmiştir. 1900'lü yılların başlarına kadar Atakum bölgesi tütün taciri bir Ermeni'ye ait olduğu bilinmektedir. Ama bununla birlikte Samsun'un tarihi anlamda çok önemli bir yeri vardır. Çünkü Kurtuluş Savaşı'nın başlamasının ilk adımı burada atılmıştır. MÖ 750-760 yılları arasında İon şehir devletlerinden Milletler tarafından Amisos adı ile kurulan Samsun, Pers, Hitit, Frig, Kimmer, Lidya, Makedonya, Pontus, Roma, Bizans, Danişment, Selçuklu ve Osmanlılara ev sahipliği yapmıştır. İlçenin adı 1994 yılına kadar başka bir adla biliniyordu. 1994 yılında ise Atakum olarak adlandırılmıştır. 1 Temmuz 2008 yılında ise Atakum ilçe olarak belirlenmiştir. listemizde önemli noktalar vardır. Eğer yolunuz Samsun'a düşüyorsa, mutlaka Atakum'da yer alan doğal ve tarihi güzelliklere odaklanmalısınız. Amisos tepesi Atakum merkezde ve Toraman tepesinde yer almaktadır. Amisos antik kenti MÖ. 6. yüzyılda kurulmuştur. Günümüzde Antik kentte Roma dönemine ait sarnıç, döşeme mozaiği sütun başlıkları gibi önemli yerleri vardır. Eğer tarih sever biriyseniz mutlaka burayı ziyaret etmelisiniz. Atakum ilçesi denize kıyısı olan bir ilçe olduğundan dolayı oldukça fazla denize girilecek yer vardır. Atakum sahilleri günün her saati sürekli kalabalıktır. Eğer sizler de denizi seviyorsanız bu sahillerden herhangi birine gelebilir, mavinin tadını çıkartabilirsiniz. Kurtuluş Savaşı'nın en önemli noktalarından biri olan burada müze de gezilmesi gereken noktalarından biridir. Gazi Müzesi'ne giderek savaşlarla ilgili önemli bilgileri edinebilirsiniz. Tarihimizi yakından takip etmek isteyenler için en önemli noktalardandır. Buraya geldiyseniz mutlaka Samsun yöresel yemeklerini tadabileceğiniz ve farklı otları alabileceğiniz bir festival vardır. Bu festival de Samsun Yöresel Ot Festivalidir. Bu festival zamanlarına gezinizi denk getirerek eğlencelere katılabilirsiniz. , bir ok turist tarafından çok beğenilmiştir. Şimdi sizlere Atakum'da tadabileceğiniz yöresel yemekleri tanıtacağız. Samsun Atakum'da muhteşem pideler tadabilirsiniz. Samsun pidelerini yöresel restoranlara giderek tatmanız mümkündür. Buraya geldiyseniz, turşu kavurması, baklalı sarma, nokul, oymaağaç kebabı, kaz pilavı, haluçka burada tadabileceğiniz önemli yöresel yemeklerindendir. sorusudur. Bizler de sizin için derlediğimiz önemli bilgileri burada yer vermeye çalışacağız. Atakum tarihi yapılarıyla oldukça öne çıkan bir yerdir. Buranın tarihi, müzeleri tam anlamıyla gezilmesi gereken yerlerdendir. Tarihi yapılar burada çok meşhurdur. Kale, camiler ve eski çarşılar hediyelik eşya almak yerleri tam anlamıyla kendinizi bulacağınız yerlerdendir. Buradan evinize giderken ahşap boyama süsleri ve farklı ahşap ürünleri götürebilirsiniz. 'a 150 km mesafesindedir. Samsun Atakum'a gitmek istiyorsanız özel arabanız ile ulaşım oldukça kolay olmaktadır. Yaklaşık olarak 15 dakikada Samsun'dan Atakum'a gitmeniz mümkündür. Bununla birlikte otobüs ve raylı taşımacılık ile birlikte Samsun'dan Atakum'a gidebilirsiniz. Farklı illerden otobüs ile gelmek istiyorsanız, merkeze yakın olmasından dolayı da direkt gelen birçok otobüs seferini bulabilirsiniz. Samsun Cumhuriyet Meydanından kalkan raylı taşımacılık HRS ile birlikte yine 23 dakika içerisinde ulaşabilmeniz mümkündür. Samsun Atakum ile ilgili ayrıntılı bilgi almak istiyorsanız yukarıda yer alan bilgilerimize de dikkat etmenizi öneririz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/93-duzcede-gezilecek-yerler.html", "text": "hakkında bilgileri derlemeye karar verdik. Ama öncesinde biliyorsunuz ki; kısa genel bilgilerimizi vermek adetimizdir. Düzce'nin yerleşim yeri olarak tarihi, milattan önce 1400'lü yıllara kadar dayanmakta. Bölgede ilk kez hüküm süren medeniyet ise Hititler. Bölge Türk hakimiyetine girmeden hemen önce ise Bizanslılar tarafından idare ediliyormuş. Osmanlı Döneminde Orhan Gazi emrindeki komutanlardan olan Konuralp tarafından 1323 yılında Türk himayesine dahil ediliyor. Konuralp ismi bölgede bu yüzdendir ki oldukça mühim. Konuralp Kasabası sınırları içerisinde yer alan müzede arkeolojik eserler sergilendiği gibi etnografik eserler de sergileniyor. Ayrıca kasabada Konuralp Antik Tiyatrosu da yer alıyor. Biz gezipedia. net ekibi olarak siz değerli okurlarımıza bir mekanı en iyi tanımanın ilk adımı olarak müze ziyaretlerini öneriyoruz ve bu yüzden de bu durağı ilk sırada paylaşıyoruz. Cumayeri ilçesinde yer alan Melen Çayı Düzce'nin en meşhur mekanlarından biri. Rafting sporuna da elverişli bir debisi olan Melen Çayında çeşitli aktiviteler ve doğayla iç içe geçmiş harika mekanları mutlaka görmelisiniz bizce. Şehir merkezine bağlı Aydınpınar Köyü sınırları içerisinde yer alan bu şelale el değmemiş doğasıyla muhteşem mekanların başında gelen bir durak. Ayrıca mekana ulaşana kadar göreceğiniz harika manzaralar da cabası. adını sınırları içerisinde bulunduğu Samandere Köyü'nden alıyor. Aynı zamanda da bir tabiat anıtı olarak kabul edilen muhteşem bir doğaya sahip olan bu mekan Düzce'nin en çok rağbet gören mekanlarından biri. ilçesinin mekanları saymakla bitmez. İlçeye 11 kilometre mesafede yer alan ve Aktaş Köyü sınırlarına dahil olan bu gözde şelale yaklaşık 50 metre yükseklikten dökülüyor. Şelale çevresinde yürüyüş parkurları ve muazzam manzaralar bulunuyor. Ömrünüzü uzatacak mekanlardan biri olduğunu söyleyebiliriz. de yine bu ilçemizde yer alıyor. İlçe merkezine 3 kilometre mesafede olan kalenin 1226 tarihinde inşa edildiği tahmin ediliyor. Günümüzde surlarının sadece bir kısmı, gözetleme kulesi ve su sarnıcı ayakta olan kalenin geri kalan kısmı tabiri caizse yok olmuş ama yine de görülmeye değer muhteşem bir mekan olduğunu belirtmek isteriz. . Yerli ve yabancı ziyaretçilerin akınına uğrayan bu mekan yaklaşık 1 kilometre uzunluğunda ve sadece 350 metrelik alanı ziyarete açık durumda. Mağaranın çevresi ise mesire alanı olarak kullanılıyor. Bir taşla iki kuş vurabileceğiniz bir durak diyebiliriz. . Plajın gayet geniş ve bir o kadar da uzun bir kumsalı bulunuyor. Burası hem tertemiz kumsalın hem de denizin tadını doyasıya çıkarabileceğiniz bir Akçakoca mekanı. de Akçakoca ilçesinde yer alıyor. İlçe merkezinde bulunan bu mekanı da Akçakoca'ya gitmişken görmemek olmaz bizce. . Ülkenin organik tarım açısından en yüksek istatistiklere sahip köyü. 200 yıl öncesindeymiş hissi uyandıran ahşap mimarili doğal dokulu evleri ve şirin sokakları gördükçe mest olacağınız bir mekan. 135 metre yüksekliğe sahip. Muazzam bir orman içerisinde dar bir vadide yer alan bu mekan da rotanızda muhakkak yer almalı. , doğa harikası bir mekan. Renk renk çiçekleri ve yemyeşil ortamı ile ruhunuzu ısıtacak noktalardan biri. . Aynı zamanda kuş cenneti olan bu doğal yaşam alanı Düzce merkezine sadece 14 kilometre mesafede bulunuyor. Kıyıdan gölün iç kesimlerine doğru uzanan uzun ve ahşap bir köprü bulunuyor ki bu köprü aracılığı ile gölü çok daya yakından keşfedebiliyorsunuz. . 150 den fazla basamak tırmanıp ulaştığınız bu mekandan tüm ili kuş bakışı seyredebiliyorsunuz. Yemyeşil bir tepe üzerine kondurulmuş bu seyir noktasını kesinlikle es geçmemelisiniz. . Doğa severlerin en gözde mekanlarından biri olma özelliğine sahip olan kanyon dağ yürüyüşleri ve muazzam doğa manzaraları ile sizleri bekliyor. Yığılca ilçesi Sarıkaya Köyü yakınlarında bulunan Sarıkaya Mağarası çok eski zamanlardan beri bilinen ve o dönemlerde güvenlik amaçlı kullanılmış olan bir mağara. Bu yönü onu Düzce'de yer alan diğer mağaralardan ayıran en bariz özelliği diyebiliriz. yemeğidir. Fındık makarnası diye adlandırılan yörenin fındık yetiştirilmesinden esinlenen bir diğer yemektir. Yapımında hamurun fındık büyüklüğünde kesilmesi durumu adında etkili olmuştur denilebilmektedir. ise yöreye özgü diğer bir tat olma özelliğine sahip ve sadece şehrin içerisinde bulunan özel malzemelerle daha bir güzel olabilecek tattır. Bu tatları daha da arttırabilmek mümkündür. Türk mutfağının zenginliği bu yöresel lezzetlerin zenginliğinden gelmektedir. Düzce'ye giden kimseler kesinlikle bu tatların en az birini deneyip de evine dönmelidir. Batı Karadeniz bölümünde yer alan Düzce'ye ulaşım oldukça rahat. Düzce'ye hem İstanbul karayolu hem de Ankara karayolu tercih edilerek kolayca ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/930-samsunda-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "tatilini çadır kurarak ya da karavanı ile özgürce yapmak isteyen kişiler için çok sayıda bulunmaktadır. da bulunmaktadır. Deniz kenarında tatil yapabileceğiniz gibi Karadeniz'in ünlü yaylalarına çıkabilir ve doğa ile baş başa olabileceğiniz zamanları da yaylanın yazları dahi serin ve temiz havasında geçirebilirsiniz. Ladik ilçesine oldukça yakın olan bu yayla yaz mevsiminde şenliklerin düzenlendiği ve eğlencenin de yer aldığı bir bölgedir. Ladik Gölü etrafındaki ormanları ve temiz havası ile oldukça ilgi çekmektedir. Çadırınızı istediğiniz yere kurabilir ve bunun için ücret ödemezsiniz. Sakin ve huzur dolu bir tatil geçirmek istiyorsanız Aktaş yaylası bunun için ideal olacaktır. Ladik gölünü yukarıdan görebilir ve stresinizden kurtularak ruhunuzu dinlendirebilirsiniz. Bitki örtüsü ve bozulmamış doğası ile kamp yapmak isteyenlerin en çok tercih ettiği alanlar arasındadır. Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından işletilmekte olan bu kamp alanı ailesi ile birlikte deniz kenarında kamp yapmak isteyen kişiler için idealdir. Karavanlar ve çadır kurmak için yerleri olan bu kamp alanında çeşitli su sporlarını yapabilir ve uygun ücretleri ile tatilinizi bütçenizi zorlamadan yapabilirsiniz. yakınlarında olan bu kamp alanı deniz ve doğal güzelliklerin bir arada olduğu bir yerdir. Çadırınızı ağaçların altına kurabilir ve kendinizi Karadeniz'in serin sularına bırakabilirsiniz. Temiz ve düzenli olması ile aileler tarafından çok fazla tercih edilmektedir. Kamp alanında uygun fiyatlar bulunmakta ve bütün ihtiyaçlarınızı karşılamanız da mümkün olmaktadır. 1500 metre rakımı bulunan Gürcü Yaylasının Ladik ilçesinin 5 kilometre yakınında olması ile çok fazla ziyaretçisi olmaktadır. Kış sporları içinde uygun olan yapısı ile dört mevsim ziyaretçileri bulunmaktadır. Kamp yapmanın ücretsiz olduğu bu yayla cennette saklı kalmış bir köşe gibidir. Kızılay'ın bu tesisi tüm halkın yararlanacağı şekildedir. Uzun plajı hemen arkasında ki ormanlık alanı ile kamp yapmak isteyen kişiler için uygun bir ortam sunmaktadır. Temiz ve bakımlı bir alandır, Karadeniz'in temiz denizine girebileceğiniz gibi kamp alanında bulunan havuza da girebilirsiniz. Bütün ihtiyaçların karşılanabileceği kamp alanında çadırınızı ormanlık alana rahatça kurabilirsiniz. arasında burası mutlaka gidilmesi gereken yerler arasındadır. Gün batımını sahilden izleyebilir ve aileniz ile güvenli bir tatil geçirebilirsiniz. Çadırınızı ücretsiz kurabileceğiniz alanlar olduğu gibi ücretli kamp alanları da Taflan'da mevcuttur. Denize çok yakın olan çam ağaçlarından oluşan ormanı ve deniz manzarası ile Çam gölü kamp alanı sakin bir tatil geçirmek isteyen kişilerin seçimi olmaktadır. Yakakent yakınlarında olan bu kamp alanında dilerseniz çadırınızı sahile kurabilirsiniz. Karadeniz'in en güzel yaylalarından birisi dense abartılmış olmayacak kadar güzel bir doğası bulunmaktadır. Bu yaylada ağustos ayının ilk haftası şenlikler düzenlendiğinden farklı bir deneyim yaşamak istediğinizde tatilinizi bu tarihe denk getirmeniz yararlı olacaktır. Ladik ilçesi sınırları içinde olan yaylada kamp yapmak için ücret ödenmez ve suyunun bol olması ile de su sıkıntısı olmamaktadır. hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/931-amsterdam-gezi-rehberi-amsterdam-gezilecek-yerler.html", "text": "Amsterdam gezi rehberi isimli bu yazımızda; Amsterdam nerenin başkenti, Amsterdam nüfusu ve Amsterdam nerede gibi Amsterdam hakkında bilgi bulabilir, Amsterdam gezilecek yerler listesi ile Amsterdam gezisi hakkında tüm detayları öğrenebilirsiniz. Amsterdam'ın kesinlikle eşsiz bir cazibesi vardır. Bu hareketli kent, sıra dışı sanatsal zenginliklerle dolu, sahipsiz bir hazinedir. Tanıklık ettiği 900 yıllık zaman diliminde büyük bir dünya imparatorluğunun merkezi olmuş, çöküş döneminden sonra bugünkü rahat ve hoşgörülü modern metropole dönüşmüştür. Ünlü kanallarının yanı sıra çirkin yüzü de zarif ve huzurlu Amsterdam'ın karakterinin bir parçasıdır. Aradığımız her şeyi bu küçük kentin büyük yamalı bohçasında bulabilirsiniz. diye soracak olanlara ise cevap Hollanda olacaktır. Eğlenceye son derece düşkün olan şehir kültürü, sanatı, müzeleri, kanalları, tarihi dokusunu koruyan mimari yapıları ve tabi ki de özgürlük alanı ile dikkatleri çekmektedir. Yılın hemen hemen her dönemi yapılan festivaller ile soğuk günleri bile ısıtan şehirde gezilecek pek çok nokta da bulunmaktadır. Dam Meydanı, Van Gogh Müzesi, Rijksmuseum, Kırmızı Fener Mahallesi ise bunlardan bazılarıdır. yaklaşık 820,000 kişiden oluşur ve çoğu başkente kıyasla daha azdır fakat insanları dünyanın herhangi bir yerinde olmadığı kadar kozmopolit ve ileri düşüncelidir. . Bu nedenle girdiğiniz kafelerde onların uyguladığı politikayı öğrenmeniz sizler için en iyisi olacaktır. Çoğu kahve dükkanı dışarıdan gelen ve uyuşturucu kullanmaya eğilimli turistlerin girişini önlemek için özel üyelerine açık kulüplere dönüştürülmüştür. de ziyaret edilmesi gereken, insanların aklını başına getiren bir yerdir. Amsterdam'da gezilecek yerlerden daha çok kahverengi kafeleri, ucuz ve neşeli Endonezya restoranları, sokak pazarları, tuhaf dükkanları ve dost canlısı yerli halkı ve atmosferi nedeniyle ilgi çekicidir. aylarında, okul tatili olduğu dönemdedir. Güneşi yakalayabilmek ve kalabalıktan uzak kalmak isterseniz, Amsterdam'ı bahar ya da sonbahar mevsiminde ziyaret etmeye çalışın. Kış ayları da heyecanlı olabilir, eğer Yılbaşı öncesinde alışveriş için gelmeyi düşünüyorsanız sıkı giyinmeyi unutmayın. . Dahası, eğer ısı düşerse kanallar daha serin olur, bu nedenle bavulunuza uygun giysiler koyun. Fakat her şeye hazırlıklı olun, yıl boyunca cebinize sığabilecek şemsiyeler ve üzerinize alacağınız kalın giysiler önemlidir. de dahil olmak üzere çok sayıda kutlamalar, müzik ve dans etkinlikleri kalabalıkları bir araya getirir. Mevcut festivaller ve etkinlikler hakkında bilgi almak için son bölümde iletişim bilgileri bulunan turist bürosunu arayın ya da www. amsterdam. info/events adresini ziyaret edin. Avrupa'nın en büyük kutlamalarından biri olan bu kutlamada havai fişekler yerel bir gelenektir ve dikkat edilmesi gerekir. Not: İşyerleri ve bazı dükkanlar ile restoranlar genellikle Remembrance Day (4 Mayıs) ve Liberation Day (5 Mayıs) günleri kapalıdır. adındaki balıkçı köyü bu şekilde kurulmuş oldu. Şirketi kuruldu. Asya ile yaptığı baharat ticareti yoluyla büyük bir başarı elde etti ve 17. yüzyılın sonlarına gelindiğinde Amsterdam dünyanın en büyük limanlarından biri haline gelmişti. Amsterdam'ın Canal Ring inşa edildi ve bu sayede şehir, birbirlerine köprülerle bağlı bir dizi adadan oluşan bir şehir halini aldı. 1806 yılında Napoleon Bonaparte'nin Hollanda'yı fethetmesiyle birlikte erkek kardeşi Louis yeni kral ilan edildi. Fakat hükümdarlığı fazla uzun sürmedi. 1813 yılına gelindiğinde Hollanda tekrar bağımsızlığını kazanarak, I. William tahta geçti. dünyada elmas ticaretinin yapıldığı bir merkeze dönüştü. I. Dünya Savaşı sırasında Hollanda bağımsızlığını korudu, fakat II. Dünya Savaşı sırasında Alman orduları tarafından işgal edildi. Yeni yüzyılın gelmesiyle birlikte etnik ve cinsel ayrımcılık gibi sosyal problemler arttı ve bazı zamanlar çok farklı etnik kökenlerden gelen ve çeşitli dinlere mensup bireylerin bulunduğu toplumlarda olduğu gibi dinsel farklılıklar ortaya çıktı. 2004 yılında medyada tanınan Theo Van Gogh'un genç Faslı radikal tarafından öldürülmesi sonucunda Amsterdam'ın farklı kültürleri barındırmakla kazandığı şöhret ve hoşgörüsü ciddi bir sınavdan geçmiş oldu. Son yıllarda her şey sakinleşmiş görünüyor ve şehre hala güzelliği, sanatı, kanalları ve her şeyden önemlisi ilerlemeci yaklaşımı nedeniyle turistler gelmeye devam ediyorlar. Şehrin yaşadığı tek kelime: gezellig olarak adlandırılabilir. Tercüme etmek gerekirse bunun keyifli olduğu söylenebilir fakat Amsterdam'ı ve halkını rahat, gevşemiş, güvenli ve mutlu hissettiren her şeyi temsil eder. Gezellig, Amsterdamlılar'ın arkadaşlarıyla birlikte geçirdikleri bir gece, yeni dostlar edinirken hissettikleridir. Gezellig, sizin Amsterdam'da hissettiklerinizdir, soğuk bir gecede bir kafede içtiğiniz kahvedir, geri planda çalan müzik ve herkesle rahatlıkla iletişim kurabilmenizdir. Hollandalıların tamamı belirli bir hayat tarzına sahiptir, fakat çoğu modern şehirde görüldüğünün aksine aşırı moda düşkünü ya da abartılı tarzlar peşinde değildirler. Bisikletle gezmekten mutluluk duyarlar ve bisikletlerin de en sade olanlarını seçerler. Çok güzel bir kadını ya da çok şık takım elbise giymiş bir işadamını marka bir bisiklet değil, bir külüstürün üzerinde görebilirsiniz. Amsterdamlılar için asıl önemli olan istedikleri yere gidebilmeleridir. Bu gevşemiş yaklaşım ve hayat tarzı şehrin hoşgörüsüyle ünlenmiş itibarına uygundur. Fakat sakın yanılmayın. Çünkü hoşgörünün de kendi kuralları ve sınırları vardır ve Amsterdam hiçbir şekilde anarşiye izin vermez. Kafelerde rahat davranabilirsiniz fakat başkalarına rahatsızlık vermenize izin verilmez. Polisin hiç de gezellig olmadığını görebilirsiniz. Amsterdam'da fiyatlar da gayet makuldür. Geçim maliyeti kuzey Avrupa ülkeleri arasında ortalama seviyededir, hatta çok fazla olmamakla birlikte Londra ya da Paris'ten daha ucuzdur. Oteller pahalıdır, bu nedenle eğer düşük bütçeli bir gezi yapmak istiyorsanız, yılın daha sakin bir döneminde gelebilirsiniz ya da önceden özel bir anlaşma yapmaya çalışabilirsiniz. Asıl önemli olan taksilerde ya da toplu taşıma araçlarında çok fazla para harcamanıza gerek kalmaz. Amsterdam küçük bir şehirdir, bu yüzden şehir merkezini bir saat içinde kanallar yoluyla gezebilirsiniz. Amsterdam, dünyanın en büyük sanat merkezi şehirlerinden biridir. Bundan sorumlu olan iki kişi Rembrandt ve Van Gogh'dur. 1631 yılında Amsterdam'a geldiğinde Rembrandt 25 yaşındaydı. Burada 1669 tarihinde ölene dek yaşadı ve siz de resimlerini yaptığı Museum Het Rembrandthuis'te ve stüdyosunu gezebilirsiniz. Aynı zamanda Rijksmuseum'da en önemli eserlerinin bir kısmı sergilenmektedir. Stedelijk ise aynı zamanda dünyanın en önemli isimlerinin olağandışı ve heyecan verici eserlerini içerir. da şehirde bulunur. Leidseplein'daki eski Stadschouwburg'da dünyanın en modern dans gösterileri yer alır, aynı zamanda farklı bir İngilizce aksanıyla muhteşem tiyatrolar da sahnelenir. Klasik akımdan, daha modern akımlara kadar dans, drama ve müziğin birlikte sergilendiği başka sahneler de bulmak mümkündür. Amsterdam genç ve coşkuludur, ayrıca şehrin çevresinde birçok yerde daha modern ve eğlenceli müzik dinleme imkanı da vardır. Bir sanatçının hayatını ve çalışma biçimini görmek için Rembrant'ın Evi Müzesi'ni ziyaret edebilirsiniz. Tanımış müzik grupları çoğu zaman Avrupa turneleri sırasında Amsterdam'da konser verirler. Paradiso, Melkweg ve Amsterdam Arena bu üç büyük mekandan biridir, fakat şehrin her yerinde daha küçük salonlar ve kulüpler içerisinde çeşitli rock, dünya müziği, folk, caz ve blues çalan mekanlar da bulabilirsiniz. Amsterdamlılar müziği çok severler ve bunun karşılığında müzisyenler de şehri çok sever. ve son olarak da günlük yaşam. Schiphol Airport şehir merkezinin 18 km güney batısındadır, bir terminale sahiptir ve her zaman ihtiyaç duyulan ATM'ler, dükkanlar, araba kiralama, geniş oturma alanları, restoranlar, bir tren istasyonuyla bağlantılı halka açık bir plaza da içerir. Aynı zamanda pasaport kontrolünden sonra uğrayabileceğiniz ve zaman geçirebileceğiniz küçük bir sanat müzesi de yer alır. Eğer bir otelde rezervasyon yaptırmadıysanız 2 numaralı fuayedeki turist enformasyon bürosuna başvurun. Havaalanı şehir merkezine düzenli olarak trenlerle bağlantılıdır ve bunların Centraal istasyonu'na ulaşması 15 dakika kadar zaman alır. Genellikle gün içinde her saat yedi tren kalkar ve geceleri ise saat başı bir tanesi hareket eder. Trene binmeden önce istasyon girişi yanındaki gişeden satın alacağınız her yön için bir bilet 6 kadardır. Connexxion otobüsü 197, trenle aynı ücrete sahiptir fakat biraz daha uzun süreli bir yolculuktur. Sizi Müze Semtinde ve Leidseplein'da bırakır. Bazı otellerin hava alanına giden transfer otobüsleri de bulunur. Amsterdam'ın ana istasyonu Amsterdam Centraal isminden de anlaşılacağı gibi şehrin kanallardan oluşan karmaşasının tam merkezinde yer alır ve arka tarafı LJ rıhtımına dönüktür. Trenlerin büyük bir kısmı Amsterdam'a buradan giriş çıkış yaparlar. Ayrıca ulusal ve uluslararası trenlerin hareket noktası da burasıdır. Amsterdam'ın en merkezi otobüs terminali ve tramvay şebekesi doğrudan Centraal İstasyonu dışındadır. Şehirdeki toplu taşıma hizmeti GVB'nin harita, bilgi ve tek yönlü bilet olarak kullanılan yeni bir OV çip kartı satın alabileceğiniz bir ofisi vardır. Bölge içinde otobüsler Connexxion ve Arriva tarafından işletilir. Bölgesel otobüs istasyonu merkeze oldukça yakın sayılan Marnixstraat üzerindedir. Nerede kalacağınızı ve görmek istediğiniz yerlere ne kadar yakın olduğunuzu öğrenmeden önce kartı satın almak için acele etmeyin. Eğer hava şartları iyiyse, o zaman Amsterdam çevreyi yürüyerek gezmek için kolay ve rahat bir şehirdir. Şehir merkezi başlangıçta aklınızı çok fazla karıştırabilir, çünkü bir gracht ya da kanal diğerine çok benzerdir. Çeşitli kanalların bir at nalına benzer biçimde şehrin içerisinde dolaşması nedeniyle hangi yöne baktığınızı kolaylıkla karıştırabilirsiniz. Bu nedenle görülecek yerlerin büyük bir kısmını bir kanal üzerinde ya da yanında bulabilirsiniz, dahası ulaşmak istediğiniz yere gidene kadar yürüyerek devam etmek şehri tanımak için de çok güzel bir yöntemdir. . Daha büyük kanalları birbirine bağlayan yüzlerce köprü ve daha küçük kanal bulunur fakat kaybolmak gerçekten eğlencelidir. çıkacaktır, ardından doğrudan Leidestraat'a doğru aşağıya devam ettiğinizde turistlerin rağbet ettiği Leidseplein'a ulaşırsınız. Amsterdam'da görülecek en güzel yerler daha çok küçük sokaklarda bulunduğu için detaylı bir harita almanız iyi olacaktır. Centraal istasyonu'ndaki bilet gişesinin yanındaki makineden belirli semtlere giden haritaları satın alabilirsiniz. Amsterdam'ın En İyileriAmsterdam'da gezilecek yerler listemizi yazımızın devamında çok detaylı bir şekilde anlatacağız fakat buraya ilk kez gelenlere fikir olması açısından mutlaka görülmesi gereken yerler olduğunu düşündüğümüz 10 mekanı sizlere sunuyoruz. Ziyaretiniz uzun ya da kısa sürsün, yine de Amsterdam'dan memnun kalacaksınız. Kültür, gece hayatı ya da rahat bir atmosfer arıyorsanız, şimdiden önceliklerinize karar verin ve çok fazla şeyi aynı anda yapmaya çalışmayın. Amsterdam'daki En İyi 10 Yer;Amsterdams Historisch Museum : Bu eşsiz şehrin muhteşem tarihini canlı olarak araştırın. Anne Frank Huis : Bu müze ve ev şehri ilk kez ziyaret edenler için mutlaka uğranması gereken yerlerden biridir. Begijnhof: Muhteşem bir tarihi meydan, burada Amsterdam'ın merkezinden kalan şehrin en eski evi bulunur. Dam Square: Şehrin merkezinde bulunan bu büyük meydan çok hareketli olmayabilir fakat tarihi açıdan ilginizi çekebilir. Jordaan Bölgesi: Bir zamanlar çalışan sınıfın yaşadığı aşırı kalabalık ve fakir bir semt olan bu bölge şu an şehrin en sevimli kesimlerinden birisi, rahatlatıcı ve aynı zamanda eğlenceli, ayrıca fotoğraf çekmeye de çok uygun. Museum Amstelkring: Bir zamanlar Katolik kilisesi olan bu binanın alt kısmında muhteşem tarihi bir müze bulunur. De Oude Kerk : Amsterdam'daki en eski binadır, vitraylı camları 1550'lerden kalmıştır ve şehirdeki birkaç eski kilise içinde en güzelidir. Het Rembrandthuis Museum : Şehrin en sanatsal dahisinin evi ve stüdyosudur. Aynı anda sıradan ve sıradışı özellikler göstermektedir. Rijksmuseum: Amsterdam'ın en çok beğenilen iki sanat müzesinden en büyüğüdür, bu benzersiz koleksiyonlar Hollanda'lı ustalar Rembrandt ve Vermeer'e aittir. Van Gogh Museum: İnsanlar dünyanın her yerinden seyahat edip Van Gogh'un en güzel eserlerini tek bir yerde görmeye gelirler ve aynı zamanda görecekleri birçok şey daha vardır. kanalına doğru devam edin ve kanal yanında bir kafe ya da restoran arayın. Güne erken başlarsanız Rijksmuseum'da ya da Van Gogh Müzesi'nde bulunan kalabalıklardan kurtulmuş olursunuz. Daha sonra Het Rembrandthuis Müzesini ziyaret edin, Dam Meydanına uğrayın ve daha sonra batıya doğru yönelerek dört kanalı aşarak Jordaan semtine gelebilirsiniz. Bu sırada çok geniş alışveriş fırsatları yakalayabilirsiniz, arada kafelere uğrayabilir, akşam yemeğinizi bir dizi mükemmel restorandan birinde yiyebilirsiniz. de dahil olmak üzere yukarıda belirttiğimiz en iyi 10 yer listemizden daha fazlasını görebilirsiniz. Vondelpark'ı da ziyaret ederek rahatlamak için zaman ayırın veya müzeleri, gözlemevi ve hayvanat bahçesi ile birlikte Plantage semtini de gezebilirsiniz. bölgelerine trenle gidebilir ve Hollanda'nın diğer yaşantısını tanıyabilirsiniz. Şehir merkezi dışında, birçok kültürün bir arada yaşadığı De Pijp semti de dahil olmak üzere 'gerçek' Amsterdam'ı da görmek isteyebilirsiniz. Her gününüze aşağıdaki görülebilecek belli başlı yerden biriyle başlayın: Rijksmuseum, Van Gogh Müzesi, Anne Frank Evi. Kuyruklara takılmamak için açılıştan 15 dakika öncesinde gidin. Amsterdam gezilecek yerler listesi o kadar kalabalıktır ki belirli bir program yapmadan bunları görmek neredeyse olanaksızdır. Amsterdam gezinizde diğer seyahat sitelerinde olduğu gibi rast gele mekan yazmaktansa şehir merkezini 4 ana grupta toplayarak bu gruplarda gezilmesi gereken yerleri ayrı ayrı belirtmek istedik. Bu sayede birbirine yakın olan mekanları gezerek hem zamandan hem de enerjinizden tasarruf edeceksiniz. Amsterdam Merkezi, ya da bazen isimlendirildiği gibi eski şehir ya da ortaçağ yolu denilen bölge şehrin kalbidir. Burada ana demiryolu istasyonu, ana meydan, çeşitli müzeler, eski kiliseler yer alır. Şehirde belli başlı görülmesi gereken yerler arasında özellikle kaçırılmaması gereken Rembrandthuis vardır. eski fakat aynı zamanda hareketli bir şehirdir, burada gelenek ve modern tarzlar birlikte gelişirler. Amsterdam'daki en eski bina olan De Oude Kerk burada bulunur. tarafından tasarlanmıştır. Üç özel suni ada üzerinde inşa edilen bu yapı 30.000 direk üzerinde kuruludur. İstasyonun ilk kez şehri nehirden ayırması nedeniyle bu yapının inşası tartışmalı olmuştu. Fakat buna benzer binalarda olduğu gibi zamanla yerel halkın kalplerini kazandı. Bu alan Amsterdam'ın karmaşasının tam orta yerinde sadece muhteşem ve sakin bir vaha değil, aynı zamanda şehirdeki en eski bina da burada bulunuyor. için bir manastır olarak kullanılmıştır. Bu diğerlerine kıyasla çok daha liberal bir tarikattir, çünkü rahibelerin fakirlik, iffet ve itaat konularında yemin etme mecburiyetleri yoktu ve fakirler ya da hastalar için iyilik yapmaya devam ederken bir yandan da mülk sahibi olabiliyorlardı. İlk inşa edilen binalar artık yerlerinde değildir fakat bahçesi ve avlusu hala Amsterdam'ın en güzel ve en eski binalarıyla çevrilmiştir. mekanlardan birisidir. No. 30'da ise 1671 tarihinde inşa edilmiş ve sizlerin ziyaret edebileceği gizli bir şapel bulunur. Günümüzde bu mekanlarda rahibeler bulunmuyor. Tarikatın son üyesi burada yaşayıp 1971 yılında öldü ve geniş evler artık bayan öğrenciler ile yaşlı kadınlara kiralanmaktadır. listemize önemli bir sıradan girmektedir. Turistler, yerli halk, bisikletliler ve her türlü araç farklı yönlerden hareket ettiği için büyük meydanda karşıdan karşıya geçerken son derece dikkatli olun. meydanın batı tarafında yer alır. Bir kraliyet konutu olmak yerine daha çok şehre ait bir bina gibi görünür. Saray genellikle tura açıktır, fakat günler ve zamanlar istikrarsızdır. ile bağlantılı olarak yeni sayılabilir. Çok sayıda uluslararası sanat sergileri de burada gerçekleşir ve aynı zamanda çoğunlukla St. Petersburg'un dünyaca ünlü Hermitage müzesiyle işbirliği yapar. , üç katında interaktif sergilerin yer aldığı bir bilim ve teknoloji merkezidir. Işık ve ses dalgalarının nasıl çalıştığından, peynirin nasıl yapıldığına ve bir ameliyatı nasıl gerçekleştireceğinize kadar her şeyi öğrenmeniz mümkündür. Burası her yaştan çocuk için eğlencelidir. Ziyaret saatleri: 10:00-17:30 / Giriş ücretli / Tramvay-Metro: Centraal İstasyonu. Bu sıra dışı müzede Batı tarihi boyunca kullanılan kadınlara ait çantalar ve cüzdanlar sergilenir. Bu mekan daha çok bir film yıldızının giysi dolabında gezinti yapmaya benzetilebilir. Söz konusu koleksiyonda ortaçağdan günümüzdeki modern tasarımcılara ait 3.500 çanta, para kesesi, bavul ve benzeri eşya yer alır. Burada bir çantanın işlevleri anlatılmakla birlikte, aynı zamanda çeşitli şekiller ve yapımlarında kullanılan malzemeler de tanıtılır. Daha da iyisi, müzeye ait mağazada günümüz Hollandalı tasarımcılara ve yabancı markalara ait çok geniş çanta çeşitlerine de rastlanabilir. Bu kadar çok sayıda modaya uygun örnekler gördükten sonra bir tane almamak çok zordur. Ziyaret saatleri: 10:00-17:00 / Giriş ücretli / Tramvay-Metro: Waterlooplein. 'de görülebilir. Burası seyahatin başlangıcında ziyaret etmek için çok güzel bir yerdir. Bu binanın kendisi tarihin bir parçasıdır, 16. yüzyılda manastır olarak kullanılan bu mekan daha sonra yetimler yurduna dönüştürülmüştür ve müze de bir zamanlar erkek öğrencilerle kızları ayıran bir suyolu ile ayrılmıştır. Galerileri izlediğinizde, Amsterdam'ın 13. yüzyıl başlangıcında herhangi küçük bir balıkçı köyünden 17. yüzyıldaki en parlak dönemine nasıl yükselip geliştiğini göreceksiniz. Amstel Nehri'nin başlangıçta su basmalarının önlenmesi için bentle kapatılması sonucunda bu gelişmeler meydana gelmiştir; gemiler yüklerini burada indirmek mecburiyetinde kalmış, bununla birlikte iş alanları oluşmuş ve bu kasaba bir ticaret merkezine dönüşmüştür. Bu ticaretin genişlemesi ve bununla birlikte yakın zamanda yabancı işçilerin akın etmesiyle birlikte şehrin benzersiz sanatsal ve kültürel akımları ortaya çıkmıştır. Müzede şehrin tarihi günümüze kadar izlenebilir ve size Amsterdam'ın neden böylesine geliştiği hakkında size iyi bir fikir verecektir. Ziyaret Saatleri: 10:00-17:00 / Giriş ücretlidir / Tramvay: Spui ya da Muntplein. ) genelde ziyaretçilerin uğramaktan kaçındıkları bir yerdir. Burası sadece canlı seks şovlarından ibaret değildir. Bölgenin kendisi tam kartpostallıktır. Dar kanallı caddeleriyle çok güzel bir aura sağlar. Ama fotoğraf makinenizi bu bölgede yanınıza almak pek akıllıca değildir. Çünkü kadınlar ve korumaları resim çektirmeye pek müsaade etmezler. Şehir bu bölgedeki bazı genelevleri kapatma girişimine başladı. Eskiden genelev olan evler artık butik ve hediyelik eşya satan dükkanlara dönüştürüldü. Polisler bölgede kimseye göz açtırmıyor, ama yine de hırsızlara ve cepçilere karşı dikkatli olun. Ziyaret Saatleri: 12:00-17:00 / 30 dakikada bir kale turu düzenlenir / Tramvay: Waterlooplein. Cat Cabinet'in kurucusunun en sevilen kedisinin ölümüyle birlikte belki de dünyada sadece kedilerle ilgili bir sanat koleksiyonu açılmış oldu. Hatta alerjisi olan kedi sevenler bile burayı ziyaret edebilirler, çünkü buradaki kediler boyanmıştır ve sadece kürkleri dışında görülecek başka şeyler de vardır. Müze, geçmişi 1667'ye dayanan bir binada yer alır, burası bir zamanlar Amsterdam'ın belediye başkanının yaşadığı yerdir ve Amerikan devlet başkanı John Adams gibi ziyaretçileri ağırlamıştır, ilk inşa edildiği haliyle balo salonunu ve müzik odalarını görebilirsiniz. Ziyaret Saatleri: Salı-Cuma: 10:00-14:00, Cumartesi-Pazar: 13:00-17:00 / Giriş ücretlidir / Tramvay: Kaizersgracht. Şehirdeki en ilgi çeken müzelerden birisi Amstelkring'dir. 17. yüzyıldan kalma bir tüccarın evinde yer alır ve asıl şaşırtıcı olan üst katlarında gizlenmiş olarak tam bir Katolik kilisesi bulunur. Burası Protestan Amsterdam'da Katoliklerin dikkatli olmaları gereken bir zamanda inşa edilmiştir. Dışarıdan bakıldığında küçük bir alanda bulunan bu kilisenin var olduğuna dair herhangi bir belirti görülemez. Katoliklerin özel kişilere ait binalarda ibadet etmelerine izin veriliyordu, fakat dışarıdan varlıklarına dair herhangi bir belirti bulunmamalıydı. Amsterdam'da buna benzer çeşitli kiliseler vardı, fakat ilk yapıldığı haliyle günümüze kadar kalabilen tek örnek budur. Müzenin altındaki üç kat buna benzer bir tüccarın evinde hayatın nasıl olduğunu gösteren sergilere ayrılmıştır, bu kilise ile birlikte 1663 tarihinde inşa edilmiştir. Dini sanatla ilgili sergiler de bulunur, aynı zamanda evin kendisi de yapısı nedeniyle ilgi çekicidir. Ziyaret Saatleri: Pazartesi-Cumartesi: 10:00-17:00, Pazar: 13:00-17:00 / Giriş ücretlidir / Tramvay-Metro: Centraal İstasyonu. Rijksmuseum'da Rembrandt tablolarını görmek güzel bir şeydir, fakat onun kendi evini ziyaret edip çalışmalarını yaptığı stüdyosunu görmek de oldukça güzel bir deneyimdir. Sanatçı evi 1639 tarihinde satın almış ve orada şöhretinin zirvesindeyken 20 yıldan uzun süre boyunca yaşamıştır. Bu evin döşenmesi için çok fazla para harcamıştır, bu nedenle sonunda iflas ettiği açıklanmış ve Jordaan'da işçi sınıfının yaşadığı bir mahallede daha mütevazi bir eve taşınması gerekmiştir. Mutfak çok ilgi çekicidir ve elbette sanatçının çalıştığı stüdyo da harikadır. Aynı zamanda Rembrandt'ın topladığı ve üzerinde çalıştığı eşyaları da gösteren bir oda bulunur. Burada heykeller, taşlar, tüyler ve ona şekli, dokusu ya da rengi ilgi çekici gelen diğer eşyalar vardır. Ek bir binada, sanatçının çalışmalarına dair bir koleksiyon bulunur, fakat bunların büyük bir kısmı taslak halindedir. En iyi çalışmalarını görmek için Rijksmuseum'u ziyaret etmeniz gerekir. Bu bina güzel, üç katlı bir yapıdır, fakat odalar oldukça küçük oldukları için kalabalık olabilirler. Mümkünse gün içinde erken ya da geç gidin. Ziyaret Saatleri: 10:00-17:00 / Giriş ücretlidir / Tramvay-Metro: Waterlooplein. 'yi tercih edin. Burada 13. yüzyılın ortalarından itibaren bir kilise bulunur fakat mevcut bina 14. yüzyılın ortalarında inşa edilmiştir. Kilisenin en çarpıcı yönlerinden birisi muhteşem vitraylı camlarıdır ve bunların bir kısmı 1550'lere kadar uzanır. Kilisenin iç kısmı bu günlerde sanat sergileri ve diğer gösteriler için, aynı zamanda düzenli olarak müzik konserleri için kullanılır. Konserlerle ilgili ilan duyurularına dikkat edin, burada oturup, müzik dinlemek oldukça güzel bir deneyimdir. Ziyaret Saatleri: Pazartesi-Cumartesi: 11:00-17:00, Pazar: 13:00-17:00 / Giriş ücretlidir / Tramvay: Dam / Metro: Nieuwmarkt. ya da Plantage semti denilen yere yönelirseniz, burada Amsterdam'ın çok farklı bir yönünü göreceksiniz, insanların sınırlı zamanları olduğu için genellikle merkeze odaklanırlar ve büyük müzeleri tercih ederler. Fakat eğer daha fazla zamanınız varsa o zaman başka bir yere değil, öncelikli olarak doğuya gitmelisiniz. de gezilmeye değer bir mekandır. Amsterdam'ın en fazla resmedilen köprüsü Heineken de burada yer alır. kelimelerinden alır. Bu büyük ve eski hayvanat bahçesinin geçmişi 1838'lere dayanır, fakat son yıllarda bu bölgenin modernize edilmesi için yoğun çalışmalar yapılmıştır. Böylece hayvanlara daha geniş alanlar sağlanmış ve doğal yaşam şartları oluşturulmuştur. Hayvanat bahçesi 14 hektar toprak üzerine kuruludur ve 6000 hayvan cinsi barındırır. Bu yüzden bir harita alıp en fazla neyle ilgilendiğinize önceden karar vermeniz iyi olacaktır. Afrika Savanna'sı en fazla tercih edilen alandır, aynı zamanda Güney Amerika Pampas ile birlikte akvaryum ve kurt kafesleri de ilgi çeker. Daha evcil olan penguen, denizaslanı gibi hayvanların beslenme zamanlarını kontrol edin, aynı zamanda daha vahşi akbabaları ve timsahları da görmek isteyebilirsiniz. Ziyaret Saatleri: Kışın: 09:00-17:00, Yazın: 09:00-18:00 / Giriş ücretlidir / Tramvay: Plantage Kerklaan. , Amsterdam'ın ihmal nedeniyle yıkılan limanlarının son birkaç on yıl içinde yenilenerek, şık apartmanlara ve restoranlara dönüştürüldüğünü gösteren öncelikli ve en iyi örneklerden biridir. Burası ilk olarak liman sisteminde \"ücretsiz rıhtım\" olarak inşa edilmiş, böylece mallar vergi ödemeksizin içeri ve dışarı taşınabilmiştir. Çünkü teknik olarak Hollanda'da karaya indirilmeden bu işlem yapılmıştır. 1820'lerde Dutch East India Company tarafından inşa edilen Avrupa'daki en büyük depolama kompleksiydi. Bugün dolaşmak için güzel ve sakin bir yerdir, hala bu karakterini ve tarihi korumaktadır. Artis Zoo yanındadır / Tramvay: Plantage Kerklaan. Burası çok sayıda elmas fabrika turlarından en iyisidir. Gassan'da 1897'den kalan son derece etkileyici bir bina bulunur, burada kesme ve parlatma uygulamalarını bizzat gezerek görebilirsiniz. Rehberler size elmas dünyasını detaylı olarak anlatacaktır. Son olarak bir masa üzerinde rehberler size farklı elmas çeşitlerini tanıtır. Satın almanıza gerek kalmadan, dilediğiniz kadar soru yöneltebilirsiniz. Elbette birçok ziyaretçinin yaptığı gibi satın alma yapmanız onları memnun edecektir. Ziyaret Saatleri: 09:00-17:00 / Tramvay: Waterlooplein. Botanik bahçelerin çoğu zaman tarihle ilgili muhteşem mekanlar olacağını düşünmezsiniz, fakat burasının geçmişi 1638'e kadar uzanır. Şehir bu dönemde şifalı bitkilerin derlendiği bir mekan olmuştur. 1682'de koleksiyon buraya taşınmıştır, şehrin sokaklarından uzaklaşmak için iç açıcı bir mekandır. Kendinizi bitkilerin büyük bir kısmının getirildiği Asya'nın tropikal atmosferinde hissedebilirsiniz. Bunlar Dutch East India Company tarafından Baharat Adalarına yaptıkları ticari seferler sırasında getirilmiştir. Koleksiyon günümüzde Arktik bitkilerden, dış mekanda yetiştirilen orkideler, kaktüsler ve palmiyelerden ayrıca sera bitkilerinden oluşur. Harika bir kelebek evi de vardır, burada yükseltilmiş bir yürüyüş yolunda yağmur ormanı örtüsü altında gezine bilirsiniz. Ziyaret Saatleri: 10:00-17:00 / Giriş ücretlidir / Tramvay: Plantage Kerklaan. Zayıf Köprü olarak bilinen bu mekan, Amsterdam'da yerli halkın ve turistlerin eşit derecede sevdiği yerlerden birisidir. Sade fakat sevimli olan bu köprü Amstel nehri üzerinde yer alır ve şehrin görüntüsünü özetliyor gibidir. Mevcut köprünün tarihi 1670'e kadar uzanır, fakat o tarihten sonra yenilenmiştir. Hikayeye göre daha önceden burada bulunan ve hatta daha ince bir başka köprünün yerine inşa edilmiştir. Bu köprüyü ilk yaptıranların nehrin iki tarafında yaşayan kız kardeşler oldukları, birbirlerini görmek istediklerinde çok uzun yürümek zorunda kaldıkları için ilk köprüyü yaptırdıkları söylenir. Soyadlarının Magere daha doğrusu 'zayıf' anlamına geldiği öne sürülür. Elbette bu eğlenceli bir hikaye, doğru mu değil mi bilmiyoruz, fakat burada sadece beş dakika ayırıp resim çekmeniz şarttır, çünkü Amsterdam'ın en temel görüntülerinden biridir. Bağımsız ve çağdaş fotoğrafçılık merkezidir ve belgesellerin yer aldığı bu küçük müzede Amsterdam'ın fotoğrafı çekilmeye değer her özelliğini görebilirsiniz, iyi tanınmış ya da yeni ünlenen fotoğrafçıların sergilerinin yer aldığı bu mekanda kolaylıkla saatlerinizi geçirebilirsiniz. Ziyaret Saatleri: 10:00-18:00 / Tramvay: Keizersgracht. ile başladığını ve sona erdiğini düşünebilirler, fakat Frank ailesinin burada gizleniyor olmasının bir nedeni vardır. Şehir çok uzun bir Musevi geçmişine sahiptir. Bu müzede söz konusu tarih ortaya çıkartılır. Burada 17. ve 18. yüzyıldan kalan eski sinagoglar dönüştürülmüştür. Musevi mahallesindeki eski geçitler ve sokaklar tam olarak kaybedilmese de, mimarlar tarafından kullanılarak binanın tasarımına dahil edilmiştir. Şehrin Alman işgaline odaklanmakla birlikte, Musevi sanatı ve sanatçılarına ait uluslararası tarihi ve modern sergiler de yer alır. Waterlooplein karşısında DJ Meijerplein'in güney tarafından giriş yapılır. Ziyaret Saatleri: 11:00-17:00 / Giriş ücretlidir / Tramvay: Waterlooplein veya Mr. Visserplein. ? Sorusu için Heineken, şehrin en ilgi çeken mekanlarından birisidir. Buradaki bira fabrikasını düzenlenen turlarla gezebilir, tarihteki uygulamalar hakkında bilgi alabilir, eski televizyon ilanlarını inceleyebilir ve şirketin yetiştirdiği atları da görebilirsiniz. Burası artık faal bir bira fabrikası değildir. Ama size biranın nasıl yapıldığını, Heineken şişesinin tarihini anlatırlar. Son derece profesyonelce düzenlenen bu tura, rahatça gülebileceğiniz esprili etkinlikler dahildir. Giriş ücreti ise yardım kuruluşlarına iletilir. Burayı gezmek için en azından birkaç saat ayırmanız gerekir. Ayrıca tur esnasında üç tane bedava bira alabilirsiniz. Heineken Deneyimi son derece ilgi çeken bir uygulamadır, bu nedenle açılmadan önce kuyruklar oluşmaya başlar. Yalnız turla ziyaret edilebilir ve her gün sınırlı sayıda tur gerçekleştirilir. Bu yüzden sınırlı sayıda kişi turlara katılabilir. Eğer erken gelmezseniz uzun süre bekleyebilir ya da içeri bile giremeyebilirsiniz. Ziyaret Saatleri: 11:00-19:00 / Giriş ücretlidir / Tramvay: Stadhouderskade. 17. yüzyıl son dönemlerine ait bu kanal evi 1884-1945 yılları arasında ataları Dutch East India Company kurucularından Van Loo ailesine aitti. Willem Van Loon aynı dönemde burada yaşamamasına rağmen, zengin bir tüccarın yaşantısının nasıl olabileceği hakkında iyi bir izlenim bırakır. Odaların zenginliği ve mobilyalar ile mermer merdivenler ve aile bireylerine ait geniş portre koleksiyonu lüks ve ayrıcalıklı bir hayat yaşandığını gösterir. Bahçeyi de ziyaret etmeyi unutmayın. Ziyaret Saatleri: 11:00-17:00 / Giriş ücretlidir / Tramvay: Keizersgracht. Amsterdam'ın nasıl küçük bir balıkçı köyünden, dünyanın en zengin limanına dönüştüğü bu harika denizcilik müzesinde anlatılır. Burada bir zamanlar bir rıhtım bulunmaktaydı. Ayrıca Dutch East India Company'nin yükselişi ve düşüşü hakkında güzel bir film de izlenebilir. Müzenin ön cephesinde, baharat ticareti yapan geminin benzeri müze olarak hazırlanmıştır. Göreceğiniz gibi güvertenin altında olduğunuz takdirde deniz söylendiği gibi romantik görünmeyebilir. Gemi tümüyle işlevsel haliyle tıpatıp aynı hazırlanmıştır ve başka rıhtımlara da yelken açabilir. Bu yüzden siz oradayken rıhtımda olup olmadığını kontrol edin. Ziyaret Saatleri: 11:00-17:00 / Giriş ücretlidir / Tramvay: Keizersgracht. müzesindeki koleksiyonları görmek için Rusya'ya seyahat etmenize gerek yoktur. Sadece Amstel üzerindeki evleri barındıran eski Amstelhof'a gitmeniz yeterlidir. Burası Haziran 2009 tarihinde en ünlü Fransız sanat müzesinin bir uydusu olarak açılmıştır. Yıl boyunca burada büyük ve etkileyici koleksiyonlar sergilenir. Ziyaret Saatleri: 10:00-17:00 / Giriş ücretlidir. Ziyaret Saatleri: 10:00-17:00 / Giriş ücretlidir / Tramvay: Linnaeusstraat. Eğer Amsterdam'da birçok ziyaretçinin yaptığı gibi Anne Frank Evi'ni gezerseniz, aynı zamanda Direniş Müzesini de gezmeniz gerekir. Burası da eşit derecede heyecan vericidir ve size 1940- 1945 yılları arasında Nazi işgali sırasında şehirde yaşananlar hakkında genel fikir verecektir. Amsterdam'da, Hollanda'nın en geniş Musevi cemaati yaşar ve bu kişiler çok büyük zulüm görmüşlerdir. Anne Frank, Amsterdam'ın cesur vatandaşları tarafından Almanlardan gizlenen binlerce kişiden biridir. Amsterdamlılar onların hayatlarını kurtarmak için kendilerininkini riske atmışlardır. Onların ve hayatta kalabilen ya da kalmayan diğer insanların hikayeleri burada anlatılır. Ziyaret Saatleri: 11:00-17:00 / Giriş ücretlidir / Tramvay: Plantage Kerklaan. Er ya da geç Amsterdam'a gelen herkes yaygın olarak bilinen Müze Semtini ziyaret ederler. Burası büyük Museumplein'ı çevreleyen bölgedir. Bu meydanda ilgi çeken iki mekan vardır, bunlar Rijksmuseum ve Van Gogh Müzesi'dir. Rijksmuseum birkaç aşamadan oluşan uzun süreli bir onarımdan geçirilmektedir, fakat siz ziyaret ettiğinizde bazı yerleri kapalı olabilir. Fakat yine de belli başlı sergileri ve koleksiyonları mümkün olan her yerde açıktır. Stedelijk Modern Sanat Müzesi de bakımdan geçirilmektedir ve bina tekrar açılana kadar koleksiyonu dışında da başka çok güzel ve çok büyük yeşil alanları vardır. Burası Amsterdam'ın en kalabalık elmas fabrikalarından biridir. Hemen yakınında iki büyük müze vardır ve araba park etme imkanı da bulunur. Arabayla gelen gruplar tur rehberlerinin ilgisini çekerler fakat bireysel olarak gelen ziyaretçiler dışarıda kalabilir ya da bir sonraki turun başlaması için genellikle uzun süre beklemek durumunda kalırlar. Bu nedenle eğer dışarıda birkaç aracın park etmiş olduğunu görürseniz, yapılacak en iyi şey bir başka sefer içeri girmek üzere sonradan tekrar gelmektir. Yaz aylarında ücretsiz turlar neredeyse her yarım saate bir gerçekleştirilir fakat bu farklı dillerde açıklama yapan rehberlerin müsait olmalarına bağlıdır. Tur sırasında size elmas ticaretinden biraz bahsedilir ve tarihi ile Amsterdam'ın neden Antwerp'ten sonra dünyanın en büyük elmas merkezi olduğu anlatılır. Elmasların parlatılmasına şahit olabilirsiniz, var Olan derecelendirme sistemini ve neden bazı taşların diğerlerinden pahalı olduğunu öğrenebilirsiniz. Aynı zamanda yetenekli kesicileri ve parlatıcıları ellerindeki hammadde üzerinde çalışırken görebilirsiniz. Sonunda elmasları ve mücevherleri yakından görebilirsiniz ve elbette satın alma fırsatınız da olur. Ziyaret Saatleri: 09:00-17:00 / Tramvay: Hobbemastraat veya Museumplein. yer alır. Yazın sahnede düzenli olarak konserler verilir ve çocuklar için Çarşamba günleri öğleden sonraları etkinlikler düzenlenir. ise bir arşivdir ve zaman geçirmek için iyi bir yerdir. Burada aynı zamanda bir müze vardır ve bazen yaz döneminde Cumartesi geceleri dışarıda film gösterileri yapılır. Yılın geri kalanında orijinal dillerinde her türlü film gösterimi yapılır. Örneğin Charlie Chaplin filmlerinden, en son gösterime girenlere kadar. Eğer bu orijinal dili bilmiyorsanız ya da Hollanda dilinde alt yazı okuyamıyorsanız, o zaman aşağıdaki Vertigo restoranında bir kahve içmeniz'en iyisi olacaktır. için bilet almaya çalışın. , Hollanda'nın belli başlı sanat galerisidir. Bu büyük bina 1885 yılında açılmıştır ve Petrus Josephus Hubertus Cuypers tarafından tasarlanmıştır. Bu mimar aynı zamanda Centraal istasyonu'nu inşa eden kişidir. Uzun süreli bir yenileme çalışması nedeniyle bazı odalar kapatılacak ve büyük koleksiyon diğer alanlara taşınacaktır. Fakat yine de burayı ziyaret etmemeniz için bu bir neden sayılmaz. Bazı yönlerden müzenin tamamını ziyaret etmekten bu daha iyidir, çünkü göreceğiniz gibi en iyi sergiler aynı alanda bir araya getirilere, gerçek anlamda zengin bir koleksiyon oluşturulmuştur. denilen eseridir ve ayrı bir odada sergilenmektedir. Bu devasa tuval öylesine büyük ve güçlüdür ki, durup incelemeden geçemezsiniz. 'a yapılacak bir ziyaret size sanatçının kendisi ve eserleri hakkında benzersiz bilgiler kazandıracaktır. bir kaseye süt dolduran genç bir kadına ait çok güzel bir portredir. Eserleri görülebilecek diğer Hollandalı ressamlar arasında Jan Steen ve Frans Hals de vardır. Sergide eski ustaların yanı sıra, bazı güzel sanat örneklerine de yer verilir. Porselenden imal edilmiş muhteşem bir delft çömleği de buna örnek olarak gösterilebilir. Website: www. rijksmuseum. nl / Ziyaret Saatleri: 09:00-18:00 / Tramvay: Museumplein. tarafından erkek kardeşi Theo'ya yazılmıştır. Ayrıca Van Gogh'un etkilendiği ya da onun etkilediği çağdaşlarına ait bir koleksiyon da yer alır. Bu isimler arasında Toulouse-Lautrec, Monet, Pissarro ve Van Gogh ile birlikte Fransa'da iki ay kadar yaşayan Gaugin sayılabilir. Sanatçının kendisine ait portreler elbette sergide en çarpıcı olanlardır. Tuvalden size doğru sanki cesurca bakar ve birkaç buna benzer portrelerin yan yana sıralanmasıyla bir daha dönüp bakamayacağınız sinir bozucu bir manzarayla karşılaşmış olursunuz. Burada sergilenen eserlerden birisi Van Gogh'u etkileyen oryantal bir çalışmadır ve onun çılgınca, yanlış anlaşılan hassas yanını ortaya çıkartır. , The Potato Baters, The Yellow House ve Sunflowers tablolarıdır. Bunlar genellikle bir başka özel sergi açılmadığı müddetçe sergilenmektedir. Müzeye ait mükemmel mağazayı da ziyaret etmek için zaman ayırın. Özellikle posterler ilgi çeker ve bunlar kendilerine has üçgen şeklindeki kartonlar içinde satışa sunulurlar. Böylece şehir içinde herkes sizin bunları taşıdığınızı fark eder. Hoşunuza gidecek bazı hediyelik eşyalar, kırtasiye malzemeleri ve kitaplar bulabilirsiniz ya da Van Gogh buzdolabı mıknatısları gibi farklı eşyalar da satın alabilirsiniz. Website: www. vangoghmuseum. nl / Ziyaret Saatleri: 10:00-18:00 / Tramvay: Museumplein. \" sergilerinin nerede düzenlendiğiyle ilgili ilanları kontrol edin. Şehir merkezinin batı tarafındaki bu bölgede Londra'nın Leicester Meydanı ya da New York'un Times Meydanı benzeri Leidseplein bulunur. Jordaan semtine ait gösterişli kanallar da görülebilir. Jordaan'ın hemen yanında, şehrin en ilgi çekici cazibe merkezlerinden biri olan Anne Frank Evi bulunur. Bu bölgenin kuzey ucundaki Jordaan işçi sınıfına ait bir mahalleydi. Daha sonra bohem hayat yaşayanların bir araya geldiği bir mekan oldu ve bunun ardından şehrin yaşanabilecek en revaçta semtlerinden biri oldu. Bohem özelliğini yitirmiş değildir fakat yine de sevimli görünümü nedeniyle ziyaretçiler arasında son derece popüler olmuştur. Ağaçların her iki yanda sıralandığı kanallar, kahverengi kafeler ve şaşırtıcı dükkanlar ile birlikte, caddelerde bisikletleriyle gezen insanlar fotoğraf çekmek için muhteşem fırsatlardır. Burası konaklamak için çok güzel bir yerdir, ucuz otellerden şık olanlara, eski binalardan yeni yapılara kadar aradığınız her şeyi bulabilirsiniz. Çok sayıda restoran da bulunur ve her bütçeye uygundur. Jordaan semti civarında geceleyin uzun ve rahat yemekler yiyebilir, zaman geçirebilirsiniz. Eğer daha farklı mekanları ziyaret etmek isterseniz, güneye Leidseplein'a yönelin. Anne Frank'in gençliğinde meşhur günlüğünü yazdığı evi ziyaret etmek, Amsterdam'da yaşayacağınız deneyimlerin hepsinden daha etkileyicidir. Binanın kendisi eski bir tüccara aittir ve 1635'te inşa edilmiştir. Küçük odalar ve dar merdivenler çok fazla insanı alabilecek kapasitede olmadığı için, ziyaret ancak yavaş gerçekleştirilir, ilk açıldığında oraya gitmeye çalışın ya da akşam geç saatlerde, böylelikle kalabalıktan uzak durabilirsiniz. Aynı zamanda kuyruğa girmemek için biletinizi de internetten alabilirsiniz. Anne Frank Kimdir?Anne Frank, II. Dünya Savaşı'nda Alman işgali sırasında Hollanda'da yaşayarak zorluklarla karşılaşmıştır. 1929 yılında doğmuş ve Mart 1945 tarihinde Belsen'deki Nazi ölüm kampında genç yaşta trajik biçimde ölmüştür. Frank ailesi Adolf Hitler'in 1933 yılında iktidara gelmesiyle Almanya'nın Frankfurt şehrinden Amsterdam'a gelmiştir. Anne'in babası Otto Frank şehirde iki ayrı işletme başlatmış, bunlardan biri şifalı bitkiler ve baharat satışı ile diğeri de reçel için pektin üretimidir. Bundan yedi yıl sonra Hitler, Hollanda'yı işgal etti. Anne'in kız kardeşi Margot sözde bir iş projesine katılmak üzere Almanya'ya çağrıldığında aslında ölüm cezası yerine getirilecekti. Otto Frank bunun üzerine ailesini işletmesinin üzerinde bulunan küçük odalara gizledi. Orada gizlenerek 25 ay kadar kaldılar. Fakat nihayetinde yetkili makamlar tarafından ihanete uğradılar. Anne Frank'in aile sırlarını yazdığı günlüğü uluslararası ün kazanarak en çok satanlar arasına girdi ve milyonlarca insanın onun yaşadığı bu eski tüccar evini görmelerini sağladı. Günlük her şeyi anlatır. Eğer orayı ziyaret etmeden önce Anne Frank'in günlüğünü korusanız çok etkili olacaktır. Nerede yazıldığını gördükten sonra da günlüğü tekrar okumak isteyebilirsiniz. Bu turu siz kendiniz gerçekleştirebilirsiniz, öncelikle Otto Frank'in işletmesinin bulunduğu yerden yola çıkarak sergileri gezmeye başlayabilirsiniz. Atölyelerin üzerindeki ofisleri ziyaret edip, daha sonra ek binaya yönelip Frank ailesinin yaşadığı yere gidebilirsiniz. Burası çok küçüktür, sekiz kişinin iki yıldan daha uzun süre yerleri tespit edilmeden burada yaşadıklarını düşünüp başınızı hayretle sallamaya çalışacaksınız. Amsterdam'da gezilecek önemli yerlerden birisi olan jordaan semtini ziyaret etmek için en iyi yol Centraal istasyonu'ndan yürümektir. Bavullarınız çok ağır olmadığı müddetçe size çok uzak gelmeyecektir. Ayrıca bu bölgeyi tanımanız için çok iyi bir yöntemdir. İstasyonun karmaşası ve modern şehrin kalabalığı nedeniyle evler eski, antika ve daha küçüktür. Burası bir zamanlar çalışan sınıf nedeniyle son derece kalabalıktı, dar sokakların yanında dizili duran evlerin boyutlarından bu rahatlıkla anlaşılabilir. Daha sonra öğrencilerin, sanatçıların ve iş adamlarının bu bölgeye akın etmeleri sonucunda sokaklar yeniden düzenlendi ve burası artık son derece estetik bir yer. Kanalların üzerinde çeşitli köprüler bulunuyor, güzel havalarda ziyaretçilerin ve yerli halkın kafelerin önünde oturduklarını ve eğlendiklerini görebilirsiniz. Jordaan, yerli halk gibi yaşayabileceğiniz rahat bir semttir. Bir şeyler içmek için seveceğiniz bir noktayı bulun ve sonra da buradan ayrılmak istemezsiniz. Kanal yanında bulunan eski ve etkileyici evlerin fiyatlarını sormak isteyebilirsiniz, bunların yüksek ve zarif hatları semti son derece cazibeli hale getirir. Burada bazı güzel kiliselerde bulunur, özellikle Westerkerk bunlardan biridir ve bazı eğlenceli pazar yerleri de bulunur. Fakat asıl olarak Jordaan yürüyüş yapmak ve kendinizi rahat atmosferde bırakmak için en uygun yerlerden biridir. Burada Amsterdam'ın kendinize ait kısmını keşfedebilirsiniz. Kalabalık ve neonlarla aydınlatılan Leidseplein, Jordaan'ın sakin kesimlerinin tam zıttıdır. Yalnız geceleri ışıklarla aydınlatılması nedeniyle insanlar meydana ve çevredeki sokaklara akşam saatlerinde akın ederler. Çevrede kafeler, restoranlar, fastfood mekanları, kulüpler, sinemalar, hediyelik eşya dükkanları ve aynı zamanda muhteşem yeni bir otel de bulunur. American Hotel. İçeriye bakın ya da en azından kafesinde bir şeyler için. semtindeki gösteriyi ve dünyanın akışını izleyin. 1631 yılında tamamlanmıştır ve şehrin ilk Protestan kilisesidir. Gösterişli tasarıma yönelen Katolik eğilimine bir tepki olarak özellikle sade bırakılmıştır fakat devasa orgu ve Hollanda'nın en büyük nefini görmeniz gerekir. Kiliseyle ilgili aklınızda en çok kalacak bir başka şey de, Rembrandt'ın 1669 tarihinde gömüldüğü yerdir. Zamanınızı onun mezarını arayarak geçirmeyin çünkü bulamazsınız. Sanatçının gömüldüğü yer yalnızca kiralanmıştır ve kemikleri de daha sonra bilinmeyen bir yere taşınmıştır. Duvardaki plakette burasının ilk gömüldüğü yer olduğu iddia edilir, fakat bu anıtta bile tanındığı ismi yer almaz. Sadece R Harmensz Van Ryn yazar. Kulede yalnız yaz aylarında turlar düzenlenir, açılış saatleri sırasında her saat başı bir tur yapılır. Yukarıya yaklaştıkça tuhaf bir tırmanışa dönüşür fakat başarabilirseniz tamamlayın. Kuledeki gizli kuytu köşeleri görmek heyecan vericidir. Yukarıya doğru 85 metre tırmandığınızda, belki de şehrin en muhteşem manzarasıyla karşılaşırsınız. Açık olduğu saatler dışında bazen grup turları için rezervasyon yaptırabilirsiniz. Website: www. westerkerk. nl / Ziyaret Saatleri: 11:00-15:00 / Tramvay: Westernmarkt. geçici sergilerin düzenlendiği, konferansların verildiği, halka açık tartışmaların yapıldığı ve diğer etkinliklerin yer aldığı çok amaçlı bir kültür merkezidir. Asıl odaklanılan ilgi alanı çağdaş sanattır ve her yıl yaklaşık olarak altı sergi düzenlenir. Çoğu zaman uluslararası nitelikte sanatçılar burayı ziyaret ederek, her türlü kültürel faaliyet hakkında konferanslar düzenlerler. En iyisi sergilere ve etkinliklere giriş genellikle ücretsizdir. Web sitesini kontrol ederseniz, kaldığınız süre boyunca ne olduğunu görebilirsiniz. Website: www. smba. nl / Ziyaret Saatleri: 11:00-17:00 / Tramvay: Westernmarkt. boyunca birçok mükemmel ve alanında uzman mağaza da bulunur ve Singel kanalından, Prinsengracht'a kadar uzanırlar. Eğer elmas bir yüzük ya da bir başka mücevher satın almak istiyorsanız, o zaman fiyatların uygun ve seçeneklerin çok geniş olduğunu göreceksiniz. Satın aldığınız eşya hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak için ücretsiz fabrika turu da yapabilirsiniz. Mücevher dükkanları dışında en iyi ve ucuz alışverişi bit pazarlarında yapabilirsiniz. Bunlar hafta boyunca şehrin farklı yerlerinde kurulurlar. Bunlardan en büyüğü ve en iyisi Pazar günleri dışında Waterlooplein'da kurulur. Albert Cuypmarkt aynı zamanda eğlenceli bir etkinliktir, Ferdinand Bolstraat ve Van Woustraat arasında modaya uygun giysiler ve tekstil ürünleri ile taze sebze satılan birkaç yüz kadar küçük dükkan vardır. Singel kanalı üzerinde, Muntplein'e yakın bir yerde Bloemenmarkt'a uğradığınızda çok sayıda renkli resim görebilirsiniz. Ağzının tadını bilenler çeşitli gıda pazarlarına doğrudan yönelebilirler ve özellikle peynir tezgahlarını seçebilirler. Herkes Edam ve Gouda gibi Hollanda peynirlerini bilirler fakat sizler bunların aslında ülkede yapılan en hafif peynirler olduğunu hemen fark edeceksiniz. Özellikle ihracat için üretilirler fakat Hollandalılar daha lezzetli peynirleri kendilerine saklarlar. Baharatlarla birlikte üretilen bu peynirler hiç de hafif değildir. Güneydoğu Asya ve özellikle Endonezya ile Hollanda arasındaki ticari bağlar nedeniyle çeşitli baharatlar rahatlıkla bulunabilir. Museumplein ve Vondelpark arasındaki PC Hoofstraat olarak bilinen bu gösterişli sokakta şehrin en pahalı alışveriş merkezlerinden bir kısmı vardır. Gucci, Armani, Versace, Cartier ve Louis Vuitton gibi isimler Hollanda markalarıyla birlikte mağazalarda yer alırlar ve aynı zamanda bunların çevresinde gösterişli kafeler ve restoranlar da yer alır. Amsterdam'da en ucuz kafelerden, en güzel lezzetleri bulabileceğiniz mutfaklara kadar birçok yemek yenebilecek mekanlar yer alır. Restoranların çoğu uluslararası yemekler sunar, bunların arasında İtalya, Japonya, Çin, Hindistan, Afrika, Amerika ve Karayip gibi ülkelerin mutfakları bulunur. Fakat Hollanda'nın geleneksel yemekleri ile Belçika, İskandinavya ve Almanya gibi yakın ülkelerin restoranları da ünlüdür. mutfağıdır. Amsterdam'da, Hollanda ile Doğu Hint Adaları arasındaki yakın ticaret nedeniyle bu lezzetli ve baharatlı yiyeceği sunan çok sayıda restoran bulunur. Kahverengi Kafeler, Kahvehaneler ve Lezzet EvleriEğer sadece kahve içmek istiyorsanız, o zaman bir kafeye gitmeyin ve bunun yerine aynı zamanda başka içecekler ve yiyecekler tadabileceğiniz yerleri tercih edin. Rahatsız edilmemeyi tercih ediyorsanız, o zaman kafeler sizin için daha uygundur. Eğer sadece kahve içmek değil, iyi bir yemek yemek de istiyorsanız o zaman Eetcafe'yi seçebilir ve burada çok daha geniş bir menü bulabilirsiniz. Kahverengi kafe isminin verilmesinin nedeni geleneksel olarak buranın daha karanlık mekanlar olması nedeniyledir. Fakat günümüzde iç mekanlarda sigara içilmesine izin verilmediği için sigara dumanı rahatsızlık vermez. Kahverengi kafelerde yiyecek ve benzeri gıdalar da bulunur, kahve dışında başka meşrubatlar da içebilirsiniz. denemek isterseniz 12 ya da daha fazla çeşit pirinç ile birlikte pişirilen et, deniz mahsulü ve sebze yemekleri seçebilirsiniz. Son derece doyurucu olabilir, bu nedenle ancak çok aç olduğunuzda tercih edin. Endonezya restoranları aynı zamanda et içermeyen yemekleriyle de bilinir, fakat vejetaryenler de Amsterdam'da sevecekleri yiyecekler bulabilirler. Alternatif bir kültür oluşturan vejetaryenlik uzun yıllardır yaygındır. Çok sayıda vejetaryen restoranlar vardır ve sıradan görünen yerlerde vejetaryen seçenekleri de bulunur. Otellerdeki kahvaltılar da genellikle kontinentaldir ve odanın fiyatına dahildir. Eğer portakal suyu isterseniz bunu talep etmeniz gerekir, çünkü her zaman otomatik olarak servis edilmez. Hollandalılar genellikle erken saatlerde yemek yerler ve öğle yemekleri de erken saatlerde başlar, akşam yemekleri ise çoğu zaman 18:00'den sonra servis edilir. Çoğu restoran saat 22.00'de son siparişlerle birlikte kapanır. Eğer geç saatlerde yemek yerseniz, seçiminiz sınırlı kalacaktır bu nedenle öncelikle restoranların açılış saatlerini kontrol etmeniz gerekir. . Faturaya çoğu zaman servis ücreti de dahildir, dolayısıyla ilk yakın euro değerine yuvarlayarak ödeme yapın ya da özellikle servisten memnun kaldıysanız para üstünü bırakabilirsiniz. Hesaplamalar kişi başına üç kap yemek içeren bir öğün üzerinde hesaplanır, buna içecekler dahil değildir. Flaman ve Fransız yemekleri sunan çok güzel bir mekandır, Zeppos dar ve parke döşemeli sokak arası bir yolda gizlenmiştir. Pazar günleri canlı müzik çalınır. Şehrin en iyi bilinen Çin restoranlarından biridir, Hollandalı ve Çin turistler arasında rağbet görür. Bir Nepalli tarafından işletilen bu renkli ve sade restoranda en güzel Nepal ve Tibet yemeklerini bulmak mümkündür. Şehrin turistik Leidseplein merkezine yakın olsa da çoğu zaman gözden kaçırılır. Bu nedenle fiyatları uygundur. Amsterdam'da çok sayıda ucuz ve eğlenceli Endonezya restoranı vardır, fakat şehrin en iyi etnik yiyeceklerini tatmak istiyorsanız Antelope ve Tiger'ı seçebilirsiniz. Her zaman doludur, bu nedenle masa için beklemeniz gerekir. Pad Thai ve Tom Yam çorbası gibi standart ürünler ve geleneksel yemekler kalabalıklar içinde ikram edilir. Bu nedenle önceden rezervasyon yapmak ya da uzun süre beklemek en iyisidir. Kısmen bir restoran, kısmen de kulüp olarak işletilir ve Supper Club'de canlı ya da kayıt edilmiş müzik yayını yapılır, beyaz duvarlara görüntüler yansıtılır ve siz yemek yerken sürekli ortam değiştirilir. Sabit mönü servis edilir ve bu dört saat kadar devam eder. Yiyecek fena değildir ve servis ucuz sayılmaz, fakat yine de dışarıda değişik bir gece geçirmiş olursunuz. d'Vijff Vlieghen burası beş ayrı 17. yüzyıla ait kanal evinden meydana gelir. Dört dokuz yemek salonu vardır, geleneksel Hollanda mutfağına ait yemekler sunar, fakat modern bir lezzet katılmıştır. Oldukça resmi görünümlüdür, fakat eski moda atmosferi hoş bir hava yansıtır, bu nedenle zevkli bir yemek için gidebilirsiniz. Rezervasyon yaptırmanız tavsiye edilir. Adres: Spuistraat 294-302 / Ziyaret Saatleri: 18.00-22:00 / Tramvay: Spui. Amsterdam'da eğlenmemeniz mümkün değil. Her ne yapmak isterseniz isteyin, genellikle yapabilirsiniz ve bunların arasında diğer birçok şehirde yapamayacağınız birkaç şey de dahildir. Eğer Amsterdam'da yılın herhangi bir gecesinde parti yapmak istiyorsanız, aynı zamanda bir festival de varsa iki kat eğleneceksiniz demektir. En büyük ve en iyi partilerden birisi Kraliçe'nin 30 Nisan'daki kutlamasıdır. Bu gün şehrin sokakları büyük bir eğlence içindedir. Yıl boyunca özellikle yaz döneminde çok sayıda müzik, tiyatro ve film festivalleri gerçekleştirilir. Her türlü müzik, dans ve tiyatro gösterilerinin bulunması açısından, Amsterdam alt edilemez. Time Out içerisinde haftalık programlar açıklanır ve mükemmel bir İngilizce web sitesi de bulunur www. underwateramsterdam. com. Kafelerde ve müzik mağazalarında yerel kulüpler ya da özel gösteriler ile ilgili duyuru amaçlı el ilanları bulunur. 'tan evinizden bile çıkmadan bilet satın alabilirsiniz. Sinemalarda çoğu zaman tanınmış filmler oynatılır ve Amerikan filmleri orijinal dilde, Hollandaca altyazı ile yayınlanır. Çocuk filmleri ise genellikle Hollandaca dublajla yayınlanır. 'OV' orijinal yayın anlamına gelirken, 'NV' ise dublajlı olduğunu gösterir. Kulüp mü? Bar mı? Tiyatro mu? Bitterzoet tüm bunları bir arada bulundurur, bu nedenle gösteri alanında ne yapıldığını kontrol edin. Bir DJ ile tanışabilirsiniz, ya da tiyatro, film veya şiir sunumları izleyebilirsiniz. Bira seven biri için burası tam bir cennettir. Burada atıştırmalık bir şeyler yiyebilir, soğuk meşrubatlar içebilirsiniz. Kafeden daha fazlasını arıyorsanız, ismine bakılmaksızın turistlerden daha çok yerli halkın rağbet ettiği bu mekana gelebilirsiniz. İçi doldurulmuş timsahlara dikkat edin. açısından en iyilerinden biridir. Restoran ile birlikte bar, kulüp ve tiyatro alanı da bulunur. Geceleyin saat 21.00 sonrasında canlı müzik yayınlanır ve gece 23.00 sonrasında geç saatlere kadar DJ'ler özel müzikler çalarlar. Adres: Oostelijke Handelskade 4 / Kulüp saatleri değişkendir. / Tramvay: Rietlandpark. Amsterdam'da her türlü ve her standartta otel bulunur ve bunlar şehrin farklı yerlerine dağılmışlardır. Eğer hareketli günler geçirmek istiyorsanız ve gürültü sizi rahatsız etmiyorsa, Centraal istasyonu civarında ve Dam Square yakınında konaklamaya çalışabilirsiniz. Eğer daha karakterli fakat sessiz bir yer arıyorsanız, O zaman Jordaan mahallesinde kalmayı deneyebilirsiniz veya Canal Ring çevresini de tercih edebilirsiniz. Kanal yanında bulunan yüksek binaların bir kısmı geniş otellere dönüştürülmüştür. Bunlarda her zaman asansör bulunmayabilir, bu nedenle merdiven çıkmada herhangi bir zorluk yaşıyorsanız o zaman önceden kontrol etmenizde fayda var. Alternatif bir deneyim yaşamak istiyorsanız, aynı zamanda kanallarda da kalabilirsiniz, çünkü teknelerin bir kısmı yüzer yatak ve kahvaltı kiralanabilecek otellere dönüştürülmüştür. Müze Bölgesi ise huzurlu bir mekandır, çevrede birçok müze bulunur ve şık kafeler ile restoranlar da yakındır. Aynı zamanda Vondelpark da uzakta değildir. Nerede kalırsanız kalın, şehirdeki cazibe merkezlerine yürüyerek ulaşmak kolaydır. Oda ücretine genellikle kontinental kahvaltı dahildir. Ücretlendirmeler ortalama olarak bir gece için iki kişilik standart oda fiyatı üzerinden hesaplanır. Önceden Rezervasyon YaptırınAmsterdam küçük ve eski bir şehirdir fakat aynı zamanda rağbet gören bir şehir olduğu için buraya gelen çok sayıda ziyaretçiye yetebilecek kadar konaklama imkanı gerçekte yoktur. Bu nedenle özellikle yaz aylarında hafta sonlarında önceden rezervasyon yapmanız çok iyi olur ve ucuz olan bir şeyle karşılaşmayı beklemeyin. Kış döneminde bile oda ücretleri düştüğünde, bazen özel fiyatlar bulabilirsiniz fakat yine de önceden planlama yapmanızda fayda var. Oda rezervasyonu yapmadan önce Amsterdam'a gelmenizi kesinlikle tavsiye etmeyiz. Jordaan bölgesindeki kanalın hemen yanındadır. Asansör yoktur. Otelin dost canlısı sahipleri aynı zamanda yakındaki iki kanal teknesinden de odalar kiralar. Adres: Lindengracht 251 / Tramvay: Nieuwe Willemsstraat. Centraal istasyonu yakınındaki limanda bulunan yüzer otel bundan daha merkezi olamaz fakat oldukça gürültülüdür. 3 yıldızlı otel konforu için uygun ücretlidir. Adres: ONDSM Shipyard, Pier 3 / Tramvay-Metro: Centraal istasyonu. Dostça bir ortam yaşanabilecek makul ücrete sahip bu otelde de bisiklet kiralamanız mümkündür. Adres: Van Ostadestraat 123 / Tramvay: Ceintuurbaan. Sanatsal ve aynı zamanda keskin hatlara sahip bu otelin fiyatı da uygundur. Winston, Amsterdam'ın en eski sokağında bulunur. Otelin her odası dünya üzerindeki farklı sanatçılar tarafından tasarlanmıştır. Gotik odalardan, Polaroid duvar kağıtlarına kadar burada benzersiz bir deneyim yaşayabilirsiniz. Otelin alt katında bulunan mekandar oldukça rağbet gören gösterileri izlemeniz mümkündür. Adres: Warmoesstraat 129 / Tramvay-Metro: Centraal İstasyonu. Amstel Nehri üzerinde, Canal Ring'in geçtiği yerde bulunan bu otel merkezden biraz daha uzak ve sakin bir yerdedir. Geniş ve rahat odaları bulunur. Adres: Amstel 107-111 / Tramvay-Metro: Waterlooplein. Kirişli odaları bulunan 1672 tarihinden kalma bu kanal evi tarihi yapısını korumuştur ve bu nedenle tüm odalar süite değildir. Genel karakteri ve kahvaltılar çok güzeldir. Adres: Keizersgracht 618 / Tramvay: Keizersgracht. entraal istasyonu'un hemen doğu tarafındaki modern Docklands bölgesinde bulunan Lloyd'da açık alanlar, liman manzarası ve alışılmışın dışında bir dekor bulabilirsiniz. Bütçenize ya da tercihinize göre 3 ile 5 yıldız arasında bir tercih yapabilirsiniz. Adres: Oostelijke Handelskade 34 / Tramvay: Rietlandpark. Amstel nehri yanında, yedi köprü manzarası bulunan bu eski kanal evi antikalarla dekore edilmiştir ve lüks bir konaklama için uygun bir ücret ödenebilir. Adres: Reguliersgracht 31 / Tramvay: Keizersgracht veya Rembrandtplein. Bu sıcak otel Centraal istasyonu yakınındaki sessiz Singel Canal bölgesindedir. Adres: Singel 13-17 / Tramvay-Metro: Centraal istasyonu. Ünlülerin kaldığı ve 17. yüzyıldan kalma bir tiyatrodan düzenlenen bu mekan eskiden Blakes ismiyle bilinirdi. Kanala bakan taraftan geridedir ve gösterişsiz modern tarzda dekore edilmiştir. Adres: Keizersgracht 384 / Tramvay: Keizersgracht veya Leidseplein. Amsterdam'da bolca para harcayarak bir hafta sonu geçirmek için belki de en iyi tercihlerden birisi budur. Pulitzer'de modern ve konforlu bir ortam olması için eski kanal evlerinden oluşan bu oteli tercih edebilirsiniz. Son derece tavsiye ediyoruz. Adres: Prinsengracht 315-331 / Tramvay: Westermarkt. Bu firmanın haftalık olarak kiralayabileceğiniz kanala bakan apartman daireleri ve aynı zamanda on adet ev olarak kullanılabilecek tekneleri bulunur. Bir otelde kalmaktansa daha az maliyetle teknede yaşayanların arasına katılabilirsiniz. Adres: Gravelandseveer 7 / Tramvay: Spui veya Muntplein. Ünlü Hollandalı ressam Nicholaas Maes'in adını taşır ve şehirde hoş ortamıyla bilinen ilk yatak ve kahvaltı sunan otellerinden biridir. Son derece rahattır, bunlarla çok sayıda merdivenle büyük banyolara sahip güzel odalara çıkılır. Apartman daireleri de bulunur. Bu kamp alanı şehir merkezinden oldukça uzaktır, fakat kiralık kabinler bulunur. Fakat Amsterdam'ın yağışlı olabileceği unutulmamalı. Hostelling International grubuna ait olan bu hostel Vondelpark'ın güneyindedir ve Müze Bölgesi ile şehir merkezineyakındır. Adres: Zandpad 5 / Tramvay: Leidseplein veya Overtoom. Şehir merkezine en yakın kamp sahalarından biridir. Adres: Meeuwenlaan 138 / Faaliyet Zamanı: Nisan ve Eylül / Otobüs: 32,33,361. Durak kamp alanından 200 metre mesafededir. t, şehrin her yerinde gerçekleştirilen kültür, müzik ve tiyatro gösterilerinin yer aldığı bir sezondur. Büyük kitleler ile karşılaşmaya hazırlıklı olun. Hafta sonu için Nisan ayının ikinci hafta sonunda buraya gelmelisiniz. Şehrin müzelerine hafta sonu giriş ücretsizdir, fakat kalabalıkların içinde mücadele etmeniz gerekir. satın almak her zaman iyi bir fikirdir, bu sayede toplu taşımacılık için kullanılan biletler ile birçok müzeye ve diğer gezilecek mekanlara indirimli giriş yapabilirsiniz. Zevkli yürüyüşler yapmak için kanal tarafındaki patika yolları tercih edebilirsiniz, buralarda mola vermeniz için her zaman ucuz ve neşeli kafeler bulunur. Sokaklardaki pazarlarda da çok sayıda ücretsiz eğlenceye katılabilir ve iyi fotoğraflar çekebilirsiniz. Gıda pazarlarından piknik için birkaç şey alabilir, rahatlamak için bunları şehirde bulunan çok sayıda parktan birinde durup yiyebilirsiniz. Hollandalıların en çok sevdiği ringa balığından yemek için sokaklardaki ucuz ve doyurucu sandviçleri tercih edebilirsiniz. Amsterdam'da biraz fazla yağmur yağar. Şehir bu duruma çok alışık olduğu için havanın nemli olması bir sorun teşkil etmez. Yine de kanalda üstü kapalı bir tekneyle gezinti yapabilirsiniz. Muhteşem kapalı seraların ve bir kelebek evinin bulunduğu Hortus Botanicus 'u da ziyaret edebilirsiniz. Aslında ünlü müzeleri ziyaret etmek ve Rembrandt, Vermeer ve Van Gogh'un eserlerini gerçekten takdir edebilmek için yağmur çok iyi bir fırsattır. Dışarıda güneşli bir hava olduğundaysa, tabloları hızla geçmek isteyebilirsiniz fakat böyle yaparsanız bunları kaçırmış olursunuz. Aynı zamanda oldukça ilgi çekici sayılan Amsterdam'daki çok sayıda müze ve kiliseyi de ziyaret edebilirsiniz. Modern bilim müzesi NEMO sizi saatler boyu meşgul tutacaktır. Nemli hava şartları Hollanda'nın yaşam tarzının bir parçasıdır, bu nedenle bunu rahatlamak için bir fırsat olarak değerlendirin. Parklarda ve kafelerde daha uzun zaman geçirerek, yerli halkla konuşarak acele etmeden rahat davranabilirsiniz, insanlar çoğu zaman dost canlısı ve açıktır, bu nedenle onlarla konuşmak hiçbir zaman güç değildir. Eğer çaba sarf ederseniz, her yeri görmek için koşuşturmaları nedeniyle çoğu ziyaretçinin kaçırdığı şehirle ilgili bilgileri öğrenebilirsiniz. Bunu yapabileceğiniz en iyi yer Jordaan semtidir, burası şehrin merkezine yakın sessiz bir yerleşim yeridir. Ziyaretçiler tarafından rağbet görse de, çok sayıda kafe ve restoran içerisinde yerel halktan çok kişiyle tanışabilirsiniz. Alternatif olarak bir alışveriş merkezine giderek gününüzü alışveriş yaparak geçirebilirsiniz. Örneğin Schiphol havaalanı ya da daha pahalı sayılabilecek Magna Plaza'yı tercih edebilirsiniz. Burası eski ve güzel ana postane binasıdır ve tam olarak sarayın arkasındadır. Eğer gün içinde yağmur durmuyorsa, havanın Rotterdam veya The Hague'da daha iyi olup olmadığını kontrol edin ve güneye gitmek için trene binin. İngiltere, İrlanda Cumhuriyeti ve diğer AB ülkelerinin vatandaşları ile ABD, Kanada, Avusturalya ve yeni Zelanda vatandaşları Hollanda'da 90 güne kadar kalışları için vizeye ihtiyaç duymazlar. Türkiye ve diğer ülkelerden gelen insanların ve aynı zamanda 90 günden daha uzun süre kalmak isteyenlerin vizeye ihtiyaçları olacaktır. Her zaman geçerli bir pasaporta ihtiyaç vardır. Hollanda'nın para birimi Euro 'dur ve 100 cent halinde bölünmüştür. Kağıt paralar 5, 10, 20, 50, 100, 200 ve 500 Euro banknotlar halindedir; madeni paralar ise 1 ve 2 Euro ile 1, 2, 5, 10, 20 ve 50 cent için hazırlanmıştır. Amsterdam'da musluk suyu aksi belirtilmedikçe içim için kesinlikle uygundur ve gıda hijyeni de genellikle en yüksek standarttadır. Seyahate çıkmadan önce mutlaka yeterli bir seyahat sigortası yaptırın. Bu sigortanın sağlık harcamaları, hırsızlık, kişisel veriler vb kapsamasına dikkat edin. Eğer kendi aracınızla seyahat ediyorsanız, gerekli evraklarınızın tamam olması ve sürücü belgenizi yanınızda olması gerektiğini unutmayınız. Hollanda sağlık sistemi birinci sınıf özelliktedir ve AB vatandaşları geçerli Avrupa Birliği Sağlık Sigortası Kartı gösterdikleri takdirde ücretsiz ya da indirimli tedaviden yararlanabilirler. Daha fazla bilgi için bkz. www. dh. gov. uk/travellers. Suç eylemleri Amsterdam'da çok büyük bir sorun değildir, fakat uyuşturucu sorunu vardır. Centraal istasyonu ve Kırmızı Fener Bölgesinde özellikle geç saatlerde çok dikkatli olmak gerekir. Aynı zamanda yankesicilere ve soygunculara karşı dikkat edin. Leidseplein yakınında merkezi bir karakol (Lijnbaansgracht 219) vardır. Emniyet müdürlüğü Elandsgracht'ta bulunur ve diğer karakolların bulunduğu yerler Beursstraat 33, Nieuwezijds Voorburgwal 104, Keizerstraat 3 ve Prinsengracht 1109 adreslerindedir. Kayıp eşya ve daha ciddi hırsızlık, taciz ve ırkçılık gibi suçlar için 00900 8844 telefonu arayın. esnasında dikkat edilmesi gereken önemli bir husus ise alışveriş saatlerinin değişken olmasıdır. Çoğu Perşembe günleri daha uzun süre açıktır, ertesi gün daha geç saatte açılırlar. Aynı zamanda şehir merkezindeki dükkanların Pazar günü öğleden sonraları açık olmaları ve Pazartesi sabahları daha rahat bir şekilde açılmaları da oldukça yaygındır. Müzeler genellikle 10.00-17.00 saatleri arasında açıktırlar, fakat Pazar sabahları ve Pazartesi günleri kapalı olurlar. Bazı daha küçük mekanlar ise Pazartesi günleri kapalıdırlar. Bankalar normal olarak Pazartesi ve Cuma günleri arası 09.00-16.00 saatleri arasında açıktır. Bir kısmı Perşembe günleri daha uzun süreli açık kalırlar, diğerleri ise bunun yerine Cumartesi sabahları açıktır. Halka açık tuvaletler Amsterdam'da çok yaygın değildir. Var olanlar çoğu zaman temizdir, fakat az bir ücret ödenmesi gerekir. Erkekler için sokaklarda sınırlı sayıda Fransız tarzı tuvalet bulunur. Asıl tercihiniz bir kafeyi ya da oteli kullanmak olacaktır, fakat bunlar için bir şeyler satın almak gerekir. Amsterdam genellikle bekarlar, parti yapmak isteyen gruplar ve tatile çıkan çiftler için uygun bir şehir olarak değerlendirilir. Fakat çok sayıda aile de burayı ziyaret ederler. Çocuklar neredeyse her yere giriş yapabilirler, fakat siz onları Kırmızı Fener Bölgesinden uzak tutmak isteyebilirsiniz. Müzeler ve görülecek yerler açısından NEMO adıyla bilinen interaktif bilim ve teknoloji merkezi doğrudan çocukların eğitimi ve eğlendirilmesi için kurulmuştur. Tropenmuseum Junior da, Tropenmuseum'un öğrencilere dünya kültürlerini öğreten bölümüdür. Eğer Amsterdam'a yalnız hafta sonu geldiyseniz, daha önceden planlayıp çocuğunuz için Kinderkookkafe için yer ayırtın. Burada Cumartesi ya da Pazar günü öğleden sonralarını yemek pişirmeyi ve sonunda yemeği ikram etmeyi öğrenerek geçirebilirler. Ya da Vondelpark ziyaret ederek çok sayıda oyun parkından ya da diğer etkinliklerden yararlanabilirsiniz. Eğer Rotterdam'ı ziyaret ediyorsanız, Denizcilik Müzesini kaçırmayın. Burada Hollanda denizcilik tarihini araştırabilirsiniz ve çocuklar için de çok sayıda etkinlik yer alır. Çoğu ankesörlü telefonda kredi kartı ya da telefon kartı kullanabilirsiniz. Postanelerden ve enformasyon merkezlerinden telefon kartı satın almak mümkündür. Hollanda'da cep telefonu devrimi çok olumlu karşılanmıştır ve İngiltere ile diğer ülkelerdeki çok sayıda servis sağlayıcının Amsterdam'da şebekeleri mevcuttur. Hollanda'da kullanmak üzere bir SİM kart satın alabilir ve buradayken kendinizinkiyle değiştirebilirsiniz. Yurt dışından Amsterdam'ı aramak için ülkeniz için uluslararası erişim kodunu çevirin (genellikle 00'dır), sonra Hollanda için kodu (31) çevirin, sonra ilk sıfırı çevirmeden alan kodunu (örneğin Amsterdam için 20 ve Lahey için 70) çevirin. Daha sonra ihtiyacınız olan ve genellikle yedi rakamdan oluşan numarayı çevirin. Amsterdam'dan ülkenizi aramak için uluslararası erişim kodu OO'ı çevirin, ardından ilgili ülke için kodu girin. Arama kodları şöyledir: Türkiye +90; İngiltere +44; Amerika ve Kanada +1; Avusturalya +61; Yeni Zelanda +64; İrlanda +353; Güney Afrika +27. Şehrin her yerinde çok sayıda postane bulunur. Bunlar genellikle 09:00-17:00 saatleri arasında, Pazartesi'den Cuma'ya kadar açıktır. Bazı daha büyük postaneler ise Cumartesi sabahları da açıktır. En büyük postane Singel 250'dedir ve Pazartesi'den, Cuma'ya kadar akşam 20.00'ye kadar açıktır. Postanelerden, dükkanlar ya da otellerden pul satın alabilirsiniz. Amsterdam'da ve Hollanda'nın her yerinde voltaj 220V ve 50Hz'dir. Bu nedenle kullanılan fişler genellikle iki yuvarlak uçlu olanlardır. Eğer bir adaptöre ya da voltaj transformatörüne ihtiyacınız varsa evinizden ayrılmadan bir tane almanız iyi olur, çünkü Amsterdam'da bulmak zordur. Amsterdam fiziki engelli olanların en kolay biçimde gezebileceği yerlerden biri değildir. Parke taşları bulunan bir ortaçağ şehridir ve dar patikaları ile köprüleri, araç ve yaya yoğunluğundan oluşan trafik, tramvaylar ve hızlı bisikletliler nedeniyle oldukça kalabalıktır. Binaların büyük bir kısmı eski ve dar yapıdadır, birkaç kattan meydana gelirler. Bu nedenle otel rezervasyonu için önceden aramak gerekir. Metro istasyonlarında asansörler bulunur ve çoğu yeni tramvay ve otobüsler de tekerlekli iskemle kullananlar için erişilebilir niteliktedir. Hangi hatlarda gerekli donanım bulunduğunu öğrenmek için GVB'yi arayın. Şehirde özel tekerlekli iskemleyle binilebilen taksi hizmeti de bulunur örneğin Garskamp (0020 633 3943) ve Connexion Jonkcars (0020 606 2200); önceden rezervasyon yapılması tavsiye edilir. Motorlu elektrikli iskemleleri olanlar bisiklet yollarını kullanabilirler. Yolculukla ilgili detaylı bilgi için ANWB Engelliler Departmanı 0070 314 1420 www. anwb. nl ile bağlantıya geçin. Amsterdam Turist Kurulu artık I amsterdam ismiyle bilinir. Amsterdam'da birden fazla ofis bulunur, bunlar platform 2B ile Leidseplein'da Centraal istasyonu'nda ve şehrin farklı yerlerinde yer alırlar. Genellikle çok iyi bilgi kaynaklarıdır, ücretsiz birçok bilgi edinebilirsiniz ve yardımsever personeli de çeşitli dillerde iletişim kurabilirler. Konaklama ya da biletler için az bir ücret ödemeniz gerekebilir. Herhangi bir ankesörlü telefondan, sabit hatları ya da cep telefonundan arayabilirsiniz. Günün 24 saati İngilizce konuşan operatörler görev yapar. 24 saat tıbbi acil durumlar ve diş sorunları için Central Medical Service (0020 592 3434) arayın. İngilizce konuşan operatörler size hangi doktorların ve diş doktorlarının nöbetçi olduklarını ve hangilerinin İngilizce konuştuklarını söyleyebilirler. Oteller ve eczaneler de tavsiyede bulunabilirler. 24 saat boyunca açık olan kazalara ve acil durumlara yönelik Onze Lieve Vrouwe GaSthuis hastanesi (1E Oosterparkstraat 279 0020 599 9111) de hizmet verir. İki farklı kimya ve ecza merkezi bulunur. Genel tıbbi malzemeler ve reçeteli satılmayan ilaçlar için drogist'lere başvurabilirsiniz. Reçeteli ilaç arıyorsanız o zaman apotheek'lere gidin. Bunlar normal olarak Pazartesi'den Cuma gününe kadar 08:30-17:30 arasında açıktır. Nöbetçi eczaneler için eczanelerin vitrinlerine ya da günlük gazete HetParool'e bakabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/932-arsinde-gezilecek-yerler.html", "text": "Trabzon'un şirin ilçelerinden biri de Arsin'dir. Eğer yolunuz Arsin'e düşüyorsa, size harika gezilecek yerleri önereceğiz. Ayrıca Trabzon şehir merkezinden Arsin'e nasıl ulaşım yapabileceğinizi alt kısımda belirteceğiz. Trabzon şehir merkezi ile Arsin arasında toplam 20 km mesafe vardır. Şehir merkezine olan yakınlığından dolayı da ulaşım imkanlarının iyi olduğu bir ilçedir. Arsin'in en güzel özelliğinden biri de sahil şeridinde bulunan bir ilçe olmasıdır. Arsin toplamda 7 km uzunluğunda bir sahil şeridini içerisinde barındırır. Hafta sonu gezilmesi gereken yerler arasında liste başında yer almaktadır. Yeşil ve mavinin neredeyse iç içe olduğu bu harika ilçede birbirinden güzel gezilecek yerler bulunmaktadır. Trabzon Arsin Ortaçağlardan bu yana yerleşim merkezi olarak kullanılan yerlerden biridir. Bundan dolayı da oldukça fazla tarihi eser kalıntıları bulunmaktadır. Fatih Sultan Mehmet'in Trabzon'u işgal etmesinin ardından Arsin bölgesi de Osmanlı İmparatorluğu'nun yönetimi altına geçmiştir. 13 Nisan 1916 yılında ise Ruslar tarafından bu bölge işgal edilmiştir. Tam 2 yıl sonra 1918 yılında ise Rus işgalinden bölge kurtarılmıştır. Tarihi kalıntıları ve doğal güzellikleri ile Arsin ilçesi yaşayan bir müzedir. Arsin ilçesinin adı da temiz ve arınmış anlamlarından gelmektedir. Denizlerinin temizliğinden dolayı bu ad bu ilçeye yakıştırılmıştır. , Dumanlı Harabeleri olarak da bilinmektedir. Kalıntıların yapılan çalışmalar neticesinde 16. Ve 19. yüz yıldan bu yana geldiği anlaşılmıştır. Özellikle de bu bölgede Rus mimarisine çokça rastlanmaktadır. Rusların kendi yaptıkları 8 kilise, birçok okul ve tarihi yapı bu harabeler içerisinde bulunmaktadır. Tarihi sevenler ve bu yapıları görmek isteyenler mutlaka Santa Harabelerine uğramadan bu bölgeden ayrılmamalıdır. listemizin üst sılalarında da yer alan ve Yanbolu Deresinin denize karıştığı bu bölgede yeşille mavinin her tonunu görmek istiyorsanız mutlaka ziyaret etmelisiniz. Trabzon Arsin'e geldiyseniz, mevsimi içerisindeyse denize girmenizi öneririz. Harika plajları ile tatilinizi çok güzel geçirebileceğiniz bir yerdir. Arsin plajlarını denemeli ve güvenilir plajlarda gönül rahatlığı ile denize girmelisiniz. Arsin ilçesinin en meşhur yiyeceği ise Alabalıktır. Hayatınızda yediğiniz diğer balıkları unutun. Buradaki alabalığın çok ayrı bir lezzeti vardır. Kırmızı benekli alabalık ile lezzetli bir yemek şenliği yaşayacaksınız. Alabalığın yanı sıra, mezgit, istavrit, kefal, hamsi, kalkan gibi önemli balık türlerini de bu bölgede yiyebilirsiniz. Balığın kenti olan Trabzon'da harika zamanlar geçirebilirsiniz. Trabzon Arsin kamp için çok uygun bir yerdir. Özellikle de ilçede yeşilliklerin ve doğanın iç içe olduğu alanlarda kamp alanları bulunmaktadır. Çadırınız ya da karavanınızla gidip rahatlıkla kalabileceğiniz bu alanları tatiliniz için kullanabilirsiniz. diyecek olursanız; Trabzon şehir merkezinden ulaşım oldukça kolaydır. İstiyorsanız, kiraladığınız kişisel aracınızla Arsin'e yaklaşık 24 dakika içerisinde ulaşabilirsiniz. Yakınlığından dolayı yolda çokça tabela ile karşılaşabilirsiniz. Bunun yanında Trabzon Otogarında Arsin ilçesine sürekli şehir içi otobüsler kalkmaktadır. Bu ulaşım yolları ile Arsin'e çok rahatlıkla ulaşımı sağlayabiliyorsunuz. Şehir içi otobüsler ve yer durumları ile ilgili Trabzon ulaşım memurluğu ile iletişime geçmenizi öneririz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/933-trabzonda-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "listesini yazarak; sizler için Trabzon kamp yerleri hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık. bulunmaktadır. Trabzon'un ünlü yaylalarında ya da deniz kenarında çadırınızı kurabilir ve keyifli bir tatil geçirebilirsiniz. Yaylalarda çadırınızı ücretsiz olarak kurabileceğiniz alanlar bulunduğu gibi kamping alanı olarak düzenlenmiş yerleri tercih edebilirsiniz. Limni gölü Gümüşhane ili sınırları içinde bulunmasına rağmen Trabzon'a yakın olması ile bu bölgede kamp yapmak isteyen kişiler tarafından daha çok tercih edilmektedir. 2100 metre rakımda bulunan bu göl etrafında ki ormanlık alan ile huzur dolu bir tatil geçirmek isteyen kişilerin tercihi olmaktadır. Günübirlik gezilerin de düzenlendiği Limni gölü etrafında tuvalet ve su ihtiyaçlarının karşılanması mümkün olurken çadır kurmak için ücret ödenmesine gerek yoktur. mevkinde yer alan Uzungöl yeşilin her tonuna sahip olması ve temiz havası ile ziyaretçilerini ağırlamaktadır. Uzungöle birkaç kilometre mesafede bulunan Demirli köyü de ormanlık alanları ve unutulmaz manzaraları ile kamp yapmak isteyen kişilerin tercihi olmaktadır. Uzungöle karşın daha sakin olması ile tatilde huzur ve sessizlik istiyorum diyen kişilerin tercihi olmaktadır. Acısu bozulmamış bakir doğası ile doğanın kalbinde tatil yapmak isteyen kişilerin beklentilerini karşılamaktadır. Limni gölünden biraz daha ileri gittiğinizde Acısuya ulaşabilir ve çadırınızı da dilediğiniz yere kurabilirsiniz. Bu bölgede ihtiyaçların karşılanabileceği bir tesis olmadığından gelmeden önce karşılamanız yararlı olacaktır. Sümela Manastırı Trabzon'u ziyaret eden kişiler tarafından mutlaka görülmesi gereken tarihi bir yapıdır. Hristiyanlar için manevi değeri oldukça fazla olan bu manastırı ziyarete dünyanın her yerinden insanlar gelmektedir. Manastırın bulunduğu yerde ki ormanlık alanın içine çadırınızı kurabilir ve tarihin yanı başında her sabah uyanabilirsiniz. arasında tarihi dokusu ve endemik bitki örtüsü ile bu kamp alanı çok fazla tercih edilmektedir. 'dan çıktıktan sonra 8 kilometre gittiğinizde Livera kamp alanı sizi bekliyor olacaktır. Burası temizliği ile dikkati çekerken hazır kurulu çadırları ile de hizmet vermektedir. Doğa yürüyüş parkurları olan bu kamp alanında foto safarileri ve endemik yürüyüşler de ilgi çekmektedir. Kamp alanı içinde tuvalet, duş ve ortak kullanılan mutfak bulunmaktadır. Elektrik ihtiyacı doğal ortamın bozulmaması adına yapılan güneş enerjisi sistemleri ile karşılanmaktadır. Trabzon'un Prinçlik mevkiinde bulunmaktadır. Burası kamp yaparken aynı zamanda denize girmek ve doğa ile iç içe olmak isteyen kişiler için ideal olmaktadır. Tesiste hazır kurulu çadırlar ve bugalov evlerde bulunmaktadır. Aqua parkı ve plajı ile aileniz ile unutulmaz bir tatil geçirmek istediğinizde uygun seçim olacaktır. arasında olan Düzköy de gün batımının güzelliği ile çok güzel fotoğrafları da burada çekebilir ve doğa yürüyüşleri yapabilirsiniz. olarak ilgi çekiyor. Bu kamp alanında da aileniz ile dinlenebilir uygun fiyatları ile ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz. Bu kamp alanında çocuk oyun alanları da bulunmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/934-dunyanin-en-kalabalik-10-sehri.html", "text": "sıralaması değildir. Gelin en kalabalık şehirler hangisiymiş birlikte öğrenelim. Dünyanın çehresi geçen yüzyılda büyük ölçüde değişti; metropoller, endüstriler, gökdelenler ve geniş çaplı bağlantı yolları bugünün temel normları arasındaki yerlerini aldılar. Peyzaj dışında, insanların yaşam standartları da, özellikle kentsel nüfusun büyük bir dönüşümünü sağladı. Küreselleşme ve ticaretle birlikte, zenginlikler yavaş yavaş kaybolmaya başladı ve insanların yaşamları şimdi olduğundan daha yoğun bir şekilde. Bu listede dünyanın en kalabalık 10 şehrine göz atacağız. Şangay bir Çin şehridir. Dünyadaki en güzel şehirler arasındadır. Toplam nüfus yaklaşık 19 milyon kişidir. Yangtze Nehri deltasında bulunmaktadır. Şangay stratejik bir konumda ve Çin ekonomisinin hızlı büyümesini göz önüne alırsak dünyanın gelecekteki finans merkezi olabilir. Büyük bir idari, nakliye ve ticaret şehridir. Bu küresel kent aynı zamanda geniş bir otobüs ve metro taşıma sistemine ve ayrıca dünyanın en işlek konteyner limanına sahiptir. En kalabalık şehirler listemizin altıncı sırasında bulunan Pekin, nüfus bakımından ikinci en büyük Çin şehri ve aynı zamanda demiryolu, ulusal otoyol ve yüksek hızlı demiryolu ağlarıyla bilinen önemli bir merkezdir. Pekin havaalanı, dünyadaki ikinci en işlek uluslararası havalimanıdır. Pekin bir girişimci şehridir. Yeni teknolojiler veya eski el sanatlarını satmak için her zaman bir irade ve bir yol vardır. 188 istasyonlu Moskova Metrosu Moskova'nın bel kemiğidir ve çoğu kişi karayolu taşımacılığından kaçınır, böylece sinir bozucu trafik sıkışıklığına sıkışmazlar. Tarihsel önemi, antik yapıları, kültürel cazibesi, mimari harikaları, muhteşem alışveriş merkezlerinden ve son teknoloji olanaklarından dolayı her yıl daha fazla turist çekmeye devam eden Moskava, dünyanın en kalabalık şehirleri listemizin beşinci sırasında bulunuyor. Hong Kong, yaklaşık 8,3 milyon kişilik bir nüfusa sahiptir. Çin'in güney kıyısında yer alan bu Çin şehri, şehrin mümkün olan her yerine inşa edilen binalarıyla tanınmaktadır. Para kazanmak, Hong Kong'da yaşayan insanlar için kutsaldır. Burası hem kapitalist hem de komünist bir şehir olmasının yanında belki de dünyadaki en modern, yeşil ve yüksek teknoloji ürünü şehirdir. Derin doğal limanı, büyük bir kapitalist hizmet ekonomisi, serbest ticareti, düşük vergileriyle tanınır ve dünyanın önde gelen ticaret merkezlerinden biridir. Mumbai, 20.5 milyon nüfuslu bir Hint şehridir. Sürekli elektrik ve su temini nedeniyle iyi bir endüstriye sahiptir. Aynı zamanda batı Hindistan'daki en büyük limana sahip en zengin Hint şehridir ve gururla bulunduğu bölgenin finansal başkenti olarak bilinmektedir. Her yıl insanlar, daha iyi bir yaşam standardı bulmak ve daha iyi ulaşım bağlantılarına sahip olan Mumbai şehrine göç ediyor. Singapur, 5 milyondan fazla nüfusu ile egemen bir şehir devlettir. Bazı lezzetli yemekler ve dost canlısı insanlar ile politik olarak istikrarlı ve güvenli bir ada ülkesidir. Ülkenin en iyi kazanan endüstrisi, yılda 8 milyondan fazla ziyaretçi alan turizm ve ardından gemi inşası. Bunlar Singapur'u okyanustaki konumunda bu kadar önemli ve gelişmiş yapan şeyler. Burası yüksek teknolojili gelişmiş yapılara, yoğun havaalanlarına, binalara giren ve çıkan insanlara, kozmopolit bir atmosfere ve Singapur şehrini karakterize eden harika mağazalara sahiptir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/935-hatayda-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık. açısından zengin olmakta ve bunların genellikle ücretsiz olması ile tatilini daha ekonomik bütçe ile yapmak isteyen kişilerin beklentilerini de karşılamaktadır. Samandağ da tertemiz Akdeniz plajları ve plajların hemen arkasında ise henüz bozulmamış ormanlık alanları bulunmaktadır. Burada bazı bölgelerde kamp yapmak ücretli olmakla birlikte az ileri gittiğinizde ruhunuzu dinlendireceğiniz ormanlık alana çadırınızı ücretsiz kurabilir ve aynı zamanda denizin tadını da doyasıya çıkartabilirsiniz. denizin üzerinde güneşin batışının muhteşem manzarasını izlemeniz için ideal bir alandır. Hatay'ın merkezinde deniz olmamasına rağmen ilçelerinin birçoğu deniz kıyısındadır. Bunlar arasında yer alan Çevlik kamp alanı ise size ruhunuzu dinlendirmek için özel bir fırsat sunmaktadır. Burada düzenli bir kamp alanı bulunmamakla birlikte doğal bitki örtüsü ve uzun sahili ile istediğiniz yere çadırınızı kurma imkanı sunmaktadır. Önünüzde Akdeniz arkanızda dağlar ile sakin huzur dolu bir tatili burada geçirebilirsiniz. Hatay'ın en güzel yerlerinden olan Arsuz'da bulunan TCDD kampı ağaçlık bir alana çadır kurmak ve nispeten daha kalabalık bir yerde yeni arkadaşlıklar kurmak isteyen kişiler için uygundur. Özellikle aileler tarafından tercih edilen bu kamp alanında keyifli bir tatili aileniz ile geçirebilirsiniz. TCDD tarafından işletilmekte olan bu kamp alanında ihtiyaçlarınızı karşılamanız mümkündür ve bunu da ücretsiz olarak yapabilirsiniz. Doğa ile baş başa bir tatil yaparken bir Yandan da tarihi güzellikleri keşfetmek istiyorsanız Höyük kamp alanını tercih etmelisiniz. Binlerce yıl önce yaşamış insanlar ile aynı havayı soluma ve onların yaşadığı yerde uyanma hissini en güzel bu alanda yaşayabilirsiniz. Höyük çevresinde çadır kurmak için uygun alanlar bulunmakta ve burada ücretsiz olarak çadırınızı kurmanız mümkün olmaktadır. Hatay'ın Yayladağı ilçesinin sınırları içinde olan bu vadi adından da anlaşılacağı gibi gerçekten de cennetten bir köşenin saklı olduğu bir yerdir. Büyük kamp alanında çadırınızı istediğiniz alana kurabilir ve doğanın içinde kamp yapmanın keyfini yaşayabilirsiniz. Aileler tarafından çokça tercih edilen bu kamp alanına arkadaşlarınız ile de kamp yapmaya gelebilirsiniz. Hatay'a geldiniz ve yeni yerler keşfetmek istiyorsanız yolun bozuk olmasına aldırmadan Çevlikten ilerlemeye devam etmelisiniz. Bu kararınızın doğru olduğunu da Kale Köyü Kamp alanına geldiğinizde anlayabilirsiniz. Doğallığı hiç bozulmamış olan bu bölgede ormanlık alana çadırınızı kurduğunuzda her sabah kuş sesleri ile gözünüzü açabilir ve tertemiz plajında da denize girebilirsiniz. Kamp yapmaya başladıktan sonra burası hiç ayrılmak istemeyeceğiniz ender yerler arasında bulunmaktadır. Çadır kurmak ve kamp yapmak için hiçbir ücret ödenmemektedir. El değmemiş bakir olan bu alanda ihtiyaçlarınızı karşılamanız için bir tesis yoktur. Hatay'ın merkezinden 20 kilometre uzakta olan Tekepınar yaylası Akdeniz'in boğucu sıcağından kurtulmak isteyen kişiler için serin havası ile uygun bir ortam oluşturmaktadır. Doğal bitki örtüsü onlarca çeşit ağacı bulunan ormanlarında çadırınızı kurabilir ve bütün stresinizi atarak huzuru içinize çekebilirsiniz. Günübirlik gezilerinde çok yapılıyor olması ile bölgede tesisler bulunmaktadır. Bu tesislerde günlük ihtiyaçlarınızı karşılayabilirsiniz. Ormanın içinde doğanın kalbinde kamp yapmak istediğinizde seçmeniz gereken yerler arasında bulunmaktadır. Hatay merkezden 17 kilometre sonra karşınıza çıkacak olan Topaktaş yaylası yöre halkının da tercih olmakta ve burada yayla evlerini çokça görebilirsiniz. Pek çok ağaç çeşidinin yer aldığı yaylada yöre halkının ürettiği organik besinleri alabilir ve tüketebilirsiniz. arasında burası ücretli olsa da aldığı olumlu yorumlar ile dikkat çekmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/936-orduda-ne-yenir-ordudaki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": ", Ordu'nun meşhur yemekleri ve Ordu yöresel yemekleri hangileridir hep birlikte görelim. Ordu'nun meşhur yemekleri kültüre ve coğrafyaya göre şekillenerek, içlerinde bolca balık, sebze ve meyve çeşidi barındırmaktadır. Doğal zenginlikleri, tarihi dokusu, denizi, dereleri ve yaylaları ile insanların gönlünde yer edinen Ordu, yöresel lezzetleri ile de adından söz ettirmektedir. Ordu mutfağı, coğrafi koşulların ve göçlerin gölgesinde şekillenen bir mutfaktır. Hal böyle olunca, bol çeşit, diğer kültürlerden etkilenerek hazırlanan yemekler çok görülür. İlde ayrıca, Türk mutfağının her yöresini andıran farklı yemek çeşitlerini görmek mümkündür. , içlerinde bölgede yetişen karalahana, reyhan gibi otları barındırır. Ev yapımı tereyağının mısır unu ve peynir ile lezzetli buluşması sonucu ortaya çıkan mıhlama, Ordu'da da Karadeniz bölgesinin diğer illerinde olduğu gibi kahvaltıların baş köşesindedir. İyi kızmış tereyağına mısır unu dökülür ve iyice kavrulur. İçerisine dökülen suyu emen mısır ununa kullanılacak peynir atılır. Peynirin eriyen, uzayan bir peynir olması tercih edilir. Kaşar, tel peyniri gibi peynirler kullanılarak yapılan yemek, genellikle kahvaltıda tüketilir. Yüksek kesimlerde yayla kültürü olduğundan, depolanabilir malzemelerle yapılan yemekler tercih edilir. Buralarda hamur işleri, patatesli ve mısırlı ekmekler sofralarda yerini alır. Bu yemeklerden biri de kaldiriktir. Ordu yaylalarından toplanan yöresel bir ot olan kaldirik, burada yemeği ile karşımıza çıkmaktadır. Kaldirik otu önce iyice temizlenir. Haşlanan ot, süzüldükten sonra iyice sıkılır. İçerisinde su kalmamasına dikkat edilmelidir. Tavada kavrulmuş soğan ve isteğe göre biberle birlikte pişirilir. Kaldirik iyice piştikten sonra üzerine yumurta kırılarak servis yapılır. Tıpkı mıhlama gibi kahvaltılarda daha fazla tüketilen yemek, Ordu'nun yöresel lezzetlerindendir. Yörede yetişen neredeyse tüm bitkiler kullanılarak yapılan bu yemek, içerisinde salça bulundurmaz. Pırasa, taze fasulye, yaprak bezelye ve isteğe göre dahil edilebilecek sebzeler bir miktar suyla haşlanır. Biraz diriliği geçtikten sonra üzerine domates, soğan ve önceden yıkanmış pirinç ilave edilip birlikte pişirilir. Limonla afiyetle yenir. Tamamen Ordu yöresine ait olan yemek, pancar kullanılarak yapılır. Saplarından ayrılan pancar yaprakları, hafif diri kalacak şekilde haşlanır. Soğuk su ile yıkandıktan sonra süzülerek bekletilir. İçine konacak yarma mısırlar ılık suda ıslatılarak bir gece bekletilir. Soğan, biber ve salça tencerede kavrulduktan sonra üzerine ayıklanmış bulgur, mısır, tuz ve baharat ilave edilir. Pilav gibi su eklenerek pişmeye bırakılır. Hazırlanan bu iç, pancar yaprakları ile sarılarak pişirilir. Piştikten sonra üzerine tereyağı, sıvıyağ, pul biber karışımı ve yoğurt gezdirilerek servis yapılır. Pazı, kırmızıbiber ve soğan, ince ince kıyılır. İsteğe göre soğanlar rendelenebilir. Bu işlemden sonra iyice ezilmiş sarımsakla birlikte bir kaba alınır. Karışım, tuz ile suyu çıkana kadar ovulur. Su çıktıktan sonra içerisine yumurta, un ve hellim peyniri eklenir. Hazırlanan köftemsi kıvamdaki karışım, kızgın yağda kızartılır. Galdirik, Ordu'da yetişen yeşil saplı, yapraklı bir bitkidir. İlkbahar ve yaz mevsiminde yetişir ve yalnız uzun sap bölgesi yenir. Taze toplanan galdirik, önce iyice temizlenir. İnce kesildikten sonra tuzlu suda haşlanır. Diriliğini kaybetmemesi için bir de soğuk sudan geçirilen bitki, sıvı yağda kavrulmuş soğan ile buluşur. İyice kavrulduktan sonra maydanoz ve pul biber ile servis edilir. Bu yemeği yapmak için önce pancarlar ince ince doğranır. Ardından haşlanan pancarlar kenara alınır. Başka bir kapta ince doğranmış soğan kavrulur. Salça ile buluşan soğanlar iyice kızara kadar tavada kalır. Patatesler sürece dahil olur ve küp küp doğranmış halde soğanlara katılır. Ardından karışıma haşlanmış pancar ve mısır da eklendikten sonra sıcak su konur. Pişmeye yakın pirinç de eklenir. Damak zevkine göre limon da sıkılabilmektedir. İçerisinde genellikle turşu kavurmaları, hamur işleri, ot yemekleri ve balıkları barındıran kültür, bölgede çokça yetişen fındıktan da tatlılarda istifade etmektedir. Fındık kullanılarak yapılan birçok tatlı, yöresel lezzetler içinde yerini alır. Bu tatlı da onlardan biridir. Tatlı, bölgede bolca yapılan üzüm pekmezi kullanılarak pişirilir. Bunun için pekmez sulandırılarak ocağa alınır. İçerisine aldığı kadar mısır unu eklenir. Leblebi gibi topaklanmaya başladıktan sonra, düz, geniş bir tepsiye alınır. Üzerine kaymak konur. Soğuduktan sonra ezilmiş fındıkla birlikte servis yapılır. olma unvanı ile yıllardır müşterilerine hizmet vermektedir. Mekanın en güzel yanı sahil kenarında olması nedeniyle sağladığı manzara güzelliğidir. Babaannesinin evinde doğup büyüyen ve yıllar sonra eve geri dönen işletme sahibi Ayşegül Hanım, babaannesinin vefatından sonra evi bir yöresel kahvaltı cennetine çevirir. Tamamen doğal ve yöresel kahvaltı anlayışıyla, haftanın her günü tam kapasite doluluk oranına rağmen güler yüzle hizmet veren işletme, mevsime göre değişen kahvaltılıklar sunmaktadır. Doğallıktan yana olduğu için, kışın salatalık ve domatesi masada görmeniz imkansızdır. Çocukluğunuzdan damağınızda kalan ne kadar tat varsa burada bulabilirsiniz. , sahilde yürüyüş yaptıktan sonra kahvaltınızı yapabileceğiniz güzide mekanlardandır. Sabah yürüyüşlerinden sonra kahvaltı etmek için ideal bir seçenek olan mekan, deniz kenarı manzarası ile tercih sebebidir. Bunun yanında çok çeşitli açık büfesi, portakal suyundan yeşil çaya geniş kahvaltılık içecek seçenekleri ile sizi huzurla yapılacak bir kahvaltıya davet ediyor. İstendiği durumda kahvaltıya Aktaşlar pidesinin de dahil edilebildiği mekan, kulvarındaki diğer işletmelere oranla uygun fiyatlar sunmaktadır. Yöresel reçellerden peynir çeşitlerine, böreklerden mıhlamaya kadar kahvaltıda yenebilecek hemen her besini masada bulabileceğiniz mekanda, müşteri memnuniyeti ön plandadır. Ayrıca işletmenin kahvaltısı, domatesli ezmelerinin ünü ile bilinmektedir. Nefis sıcak mısır ekmeği ile kahvaltınızı keyifle yapacaksınız!"} {"url": "https://www.gezipedia.net/937-bulut-selalesi-tanitimi.html", "text": "yaklaşık 250 metre yükseklikten aşağıya dökülmektedir. Ayrıca Bulut Şelalesi, Tar Deresi üzerinden akmaktadır. Bulut Şelalesi, Rize ilinin Çamlıhemşin ilçesinde yer almaktadır. Şelale ilçe merkezinden yaklaşık 2 km uzaklıktadır. Bulut Şelalesi 250 metre yükseklikten Tar Deresi'nden aşağıya doğru dört kademe olacak şekilde dökülmektedir. Ayrıca Bulut Şelalesi'ni ziyaret etmek için gelen yabancı ve yerli turistler şelalenin etrafında 2 km mesafesinde atlı safari seferleri yapabilme imkanına sahip olabilmektedir. Bunu dışında şelaleye gelecek kişiler şelale etrafında tabiat yürüyüşü, kamp kuma, piknik yapma gibi aktivitelere de katılabilmektedir. - Gelintülü Şelalesi: Gelintülü Şelalesi, Kaçkar Dağları Milli Parkı'nda bulunmaktadır.15 metre yükseklikten aşağıya akmaktadır. Masmavi gökyüzü ve yemyeşil ormanlıklar arasında bembeyaz şekilde akmasıyla ziyaretçilerin gözlerini kamaştırmaktadır. - Mikron Köprüsü: Rize'nin Çamlıhemşin ilçesine 2 km uzaklıkta yer almaktadır. Mikron Köprüsü Fırtınalar Vadisi'nde bulunmaktadır. Köprü, 41 metre uzunluğa, 3,1 metre genişliğe ve dere seviyesinden yaklaşık 11 metre yüksekliğe sahiptir. Ayrıca Mikron Köprüsü'nün kemeri kesme taştan, ayakları molozdan, korkulukları ise briketten örülerek meydana getirilmektedir. - Pokut Yaylası: Pokut Yaylası, Rize'nin Çamlıhemşin ilçesine 15 km uzaklıktadır. Fırtına ve Hala derelerinin meydana getirdikleri vadi arasında yer almaktadır. Pokut Yaylası'na gelecek ziyaretçiler doğa yürüyüşü yapmak, fotoğraf çekmek ve dinlenmek gibi aktivitelerini de gerçekleştirebilme imkanını elde edebilmektedir. - Saç Kavurma: Rize'nin kendine has tereyağından yapılmış Saç Kavurma Rize'ye gelen yerli ve yabancı turistlerin tatması gereken yemeklerin arasında yerini almaktadır. - Pekmezli Kabak Tatlısı: Rize'nin meşhur büyük kabaklarından yapılan tatlı, pekmez ile ikram edilerek bu tatlıyı yiyen kişilerin damaklarında muhteşem bir tat bırakmaktadır. - Mısır Ekmeği: Mısır ekmeği Rize'nin sembollerinden birisidir. Mısır ekmeği günün her öğününde enfes tadıyla yemeklerin yanında yerini almaktadır. - Hamsili Pilav: Rize'nin olmazsa olmaz lezzetlerinden birisi olan hamsili pilav, tereyağı ile yapılan pilav ve hamsilerin harmanlanmasıyla birlikte servis edilmektedir. - Çumur: Mısır ekmeğinin içerisine çökelek eklenmesiyle beraber pişirilen ekmek, tereyağı, peynir ve çay ile ikram edilmektedir. Milli Parkı'na 7 km kadar yol gidilmelidir. Sonrasında 2 km gibi bir mesafede patika yol yürünerek Bulut Şelalesi'ne ulaşılabilinmektedir. Bulut Şelalesi'ne gelmek isteyen yerli ve yabancı turistler belli bir miktar şelaleye giriş yapabilmek için ücret ödemektedir. Bunun sebebi şelalenin içerisinde tabiat anıtının olmasıdır. Bu yüzden Bulut Şelalesi'ne gelecek ziyaretçiler şelaleye giriş ücretini ödeyerek gezebilme imkanını elde edebilmektedir. - Ekodanitap Natural Life: Aşağı Çamlıca Yolu Sapağı 1. km Çamlıhemşin/Rize (0 (464) 651 77 87) - Dere Hotel: Fırtına Vadisi Çamlıhemşin Yolu 14. km Çamlıhemşin/Rize (0 (464) 656 66 22) - Demircioğlu Pokut Dağ Evi: Pokut Yaylası Çamlıhemşin/Rize (0 (464) 651 74 95) - Taş Mektep Hotel: Konaklar Mahallesi Halil Şişman Caddesi No:1 (0 (464) 651 70 10) 'ne gelmek isteyen yerli ve yabancı turistler diledikleri herhangi bir zaman diliminde şelaleyi gezebilme imkanına sahip olmaktadır. Şelale her daim ziyaret için açık konumdadır. listemizi de okuyarak bölge hakkında bilgi edinebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/938-dunyanin-en-buyuk-7-camisi.html", "text": "listesine göz atacağız ve her birini özel kılan şeyleri öğreneceğiz. \" olarak değiştirildi. Bu etkileyici cami hala, dua etmek istedikleri zaman serbestçe girebilecek olan Müslümanlar için değerli bir yer. Müslüman olmayanlar ise uygun alanlara kendilerene eşlik edecek rehberler ile birlikte girebiliyorlar. Uganda Ulusal Camii'nin önemli özelliklerinden biri şaşırtıcı derecede yüksek minaresidir. Ziyaretçilerin tepeye ulaşması 304 adım tırmanmaları gerekiyor. Ancak nefes kesen bir manzara için buna değer. yalnızca dini bir tapınak değil, aynı zamanda ziyaretçiler için kültürel bir mekan olarak da hizmet vermektedir. Bu camide Kuran Okulu, hamamlar, kütüphane ve müze bulunmaktadır. Ayrıca, yerel anlamda da oldukça önemli olan, dünyanın en yüksek minaresi bulunmaktadır. II. Hasan Camii'nin yapımında kullanılan malzemelerin neredeyse tamamı Fas'ta bulunuyordu. Yalnızca, Murano İtalya'dan ithal edilen beyaz granit sütunlar ve cam avizeler hariç. II. Hasan Camii, \"Allah'ın tahtının suya inşa edildiğini\" belirten bir Kur'an ayetine hürmet etmenin bir yolu olarak Atlantik Okyanusu'ndaki geri kazanılmış topraklara bilinçli bir şekilde inşa edilmiştir. , aynı zamanda, hacıların arzu ettikleri takdirde gece kalmalarını sağlayacak bir konaklama imkanı da sunmakta. Caminin merkezi çatı yapısı, geleneksel Java evlerinin mimarisinden ilham almıştır. Bu yapı, Tanrı'yı arayanlar için cennete çıkan merdivenleri sembolize etmektedir. , Hazreti Muhammed tarafından kurulmuş olduğu için onun ismi ile adlandırılmıştır. Muhammed aslen Medine'deki bu camiye çok yakın yaşadı ve 622 yılında Mekke'ye göç etti. Sonra geri döndü ve burada öldü. Daha belirgin olması açısından Hazreti Muhammed'in mezarı farklı, Yeşil Kubbe altında korunmaktadır. Bu cami aynı zamanda İslam tarihinde inşa edilecek üçüncü cami olarak öne çıkıyor. Aslen, birçok din öğrencisini ağırlayacak bir açık hava okulu olarak inşa edilmişti. Peygamber Camii'nin, Arap yarımadası Osmanlılar'ın himayesi altındayken elektrik kullanan ilk yer olduğu biliniyor. , Suudi Arabistan'ın en önemli ruhani alanlarından biri olarak hizmet veren Hac ve Umre bölgelerinden bir tanesi. Milyonlarca Müslüman hacı her yıl dini görevini yapmak için bu caminin avlusunda toplanıyor. Caminin diğer bilinen özellikleri arasında, avlunun merkezinde duran ve bir köşe taşı olarak hizmet veren Kara Taş ve İbrahim'in ayak izleri olduğuna inanılan bir kaya bulunmaktadır. Bu bölge, Müslüman olmayanların Mekke'ye veya camiye girmelerine izin verilmeyen, İslam inancına göre oldukça kutsal bir yerdir. 'nin inşa edilmesi altı yıl sürdü, 2001'den başlayarak çeşitli lüks materyaller cami içinde kullanılaya başlandı. Erkeklerin namaz salonunu süsleyen ünlü avize ile birlikte, bu cami aynı zamanda dünyanın en büyük el yapımı Pers halılarından birine ev sahipliği yapıyor. dir. İran'ın merkezinde dini bir yer olan bu güzel Türbe Kompleksi, Oniki Şiilerin sekizinci imamı olan İmam Rıza'nın mezarı etrafında inşa edildi. İslam Devrimi'nin bir sonucu olarak, bu önemli tarihi ve kültürel alan ek mahkemeler, bir kütüphane ve bir İslam üniversitesi ile genişletildi. diyecek olursanız cevabı Mashhad, İran olacaktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/939-dunyanin-en-buyuk-7-selalesi.html", "text": "Doğanın harikaları konu olduğunda hem akla güçlü şekilde akan şelaleler gelir. Hızlı şekilde hareket eden bu şelaleler gezegenimizin gerçekte ne kadar dikkat çekici olduğunu hatırlatmaya yetiyor. Birçok insan özellikle daha büyük şelalelerin enerjisine kapılır ve tepeye ulaşıp muhteşem manzarayı görmek için saatlerce yürüyüş yaparlar. Bu muhteşem Norveç şelalesi, aslında üç farklı şelaleden oluşuyor. Ana şelale \"Stor Kjelfossen\" ve buna bitişik olan \"Vetla\" . Ziyaretçiler, Kuzey Avrupa'nın en dik yolu olarak kabul edilen Stalheimskleiva yolundan Kjelfossen'in net bir görüntüsünü alabilirler. Kjelfossen, hacminden ziyade yüksekliği ile bilinir ve nispeten dar şelalelere sahiptir. Kjelfossen'in boyunun kesin ölçümü ile ilgili bazı tutarsızlıklar bulunmakta. listemizin de altıncı sırasında yer alan bu şelale, California'daki Sierra Nevada dağ silsilesi içinde yer almaktadır ve kısa bir yürüyüş yapanlar buraya kolayca erişilebilir. Yosemite Şelale yolu, parkın en eski tarihi parkurlarından biridir ve ziyaretçilere şelalenin muhteşem manzarasını daha yakından sunmakta. Yosemite Şelalesinden akan su miktarı mevsime göre değişmekte olup, genellikle ilkbaharın sonlarında ve yaz başlarında şelaleyi grmek için en iyi zamanlardır. Gocta Cataracts şelalesinin, beyaz saçlı bir denizkızı tarafından sıkı bir şekilde korunmakta olduğuna inanılıyor. Bu denizkızının lanetinden o kadar fazla korkuluyor ki, bu şelale 2006 yılına kadar çok gizli tutuldu ve halktan saklandı. O zamanki orijinal ölçümler, Gocta Cataracts'ı dünyanın en uzun üçüncü şelalesi yapıyordu ama bu verilerin daha sonra yanlış olduğu tespit edildi. Gezginler, Gocta Cataracts yakınında yaşayan yerel halkın, sudan kaçtıklarını ve çocuklarına da kaçmaları gerektiğini öğrettiklerini ortaya çıkarmıştır. Bu durum büyük ölçüde, koruyucu denizkızı'nın lanetiyle ilgili batıl inançların bir sonucu. listemize dördüncü sıradan giren bu etkileyici şelale, hacmi mevsimlere göre değişen Mongevatnet adında bir gölden beslenir. Mongefossen, Rauma Nehri'nin yakınında bulunur ve bir tren istasyonundan görülebilen tek şelale olma özelliğine sahiptir. Mongefossen'in su yolu bir zamanlar düzenlenmiştir. Eğer bu düzenleme yapılmasaydı daha da etkileyici olabilirdi. Bu düzenleme suyun yerel halk tarafından hidroelektrik enerji kaynağı olarak kullanılmasından kaynaklanmaktadır. listemizde üçüncü sırada bulunan Pu'uka'oku Şelalesi'nin suları mevsimlerin kuruluğuna göre hacim olarak değişir ve uçurumun kenarından serbestçe düşmek yerine yer şekillerine uyumlu bir şekilde seyahat eder. Özellikle şiddetli rüzgarlarda, Pu'uka'oku Şelalesi'nin ve ona komşu şelalenin suları okyanusa dökülmüyor. Bunun sebebi ise rüzgarların etkisiyle suların etrafa dağılması. Bu şaşırtıcı şelaleyi ziyaret etmek isteyenlerin, periyodik olarak geçmişe ait hava ve mevsim sıcaklık istatistiklerini kontrol etmeleri iyi olacak. Bu muhteşem şelaleyi görmek için en iyi zaman, ana yoldan görülebilecek kadar güçlü bir şekilde aktığı yaz yağış sezonudur. Yürüyüşçülerin Tugela Şelaleleri'ne gidebilmeleri için iki yol bulunuyor. Bu yollar dağlar ve ormanlar arasında bulunmakta. dir. İsmini onu keşfeden ve buraya uçağıyla acil iniş yapmak zorunda kalan Jimmy Angel'dan aldı. Angel Falls birkaç yolun ve çevrede insanların bulunduğu engebeli bir bölgede yer almaktadır. Ancak bu onun Venezüella'nın en gözde turistik yerlerinden biri olması için yeterli değil. Angel Falls, Niagara Şelalesi'nin yaklaşık 15 katı yüksekliğinde. Su o kadar büyük bir yükseklikten düşer ki, özellikle ılık ve kurak mevsimlerde bazen inanılmaz bir sis yaratır. diyecek olursanız cevabı Canaima Ulusal Parkı, Venezuela olacaktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/94-kirsehirde-gezilecek-yerler.html", "text": ", tarihi Hititler dönemine kadar uzanmakta olan antik bir kenttir aslında. İç Anadolu'nun hakim tabii dokusu kentte devam etmektedir. Bu sebeple son derece kıraç bir arazinin ortasında yükselmekte olan kente Kırşehir ismi verilmiştir. Bununla birlikte kent birçok tarihi esere de ev sahipliği yapmaktadır. Oldukça otantik bir kültürün yaşamakta olduğu Kırşehir Osmanlı ve Selçuklu zamanına ait olan birçok geleneği günümüzde de devam ettirmektedir. Bu sebeple Kırşehir demek biraz daha Ahilik demektir. Selçuklunun ve Osmanlı'nın manevi ve kültürel atmosferini şekillendirilmiş olan Ahi Evran'ın çevresinde gelişmiş Ahilik teşkilatına ev sahipliği yapmıştır. Kırşehir'de gezilecek yerler arasında bu sebeple Ahi Evran Camii ve Türbesi ilk sıralarda yer almalıdır. Kırşehir'in adeta manevi atmosferini ve kültürel altyapısını örgülemiş olan Ahilik teşkilatının kurucusu olan Ahi Evran adına 1482 yılında yapılan kesme taştan oluşmuş oldukça sade ve güzel bir camidir. Caminin sol mahfilinde yer alan Ahi Evran'ın Türbesi özellikle Müslümanlar tarafından uğrak yeri haline getirilmektedir. Camiler açısından kırşehirde gezilecek yerler içerisinde mutlaka Cacabey Cami de bulunmalıdır. Bir medrese olarak zamanında hizmet vermiş olan Cacabey Cami 1270'li yıllarda Kırşehir Emir'i Cibril bin Cacabey tarafından yaptırılmıştır. Son derece yüksek ve ihtişamlı olan kemerli giriş kapısından sonra mütevazı bir iç dekorun yer almış olduğu Cami koni ve küre biçimindeki sütunlarıyla Anadolu coğrafyasında eşsiz bir yapıya sahiptir. Bu yönüyle Cacabey Camii alanında tektir. Eğer yolunuz Kırşehir'e düşmüşse ve tatil güzergahınızda bulunuyorsa mutlaka yer altı şehirlerine uğramalısınız. Birçok tarihi esere ev sahipliği yapmakta olan Kırşehir aynı zamanda Roma dönemine ait olan ve Hristiyanlar tarafından yapılan yeraltı şehirleri ile meşhurdur. Bunlar arasında yer alan Mucur yeraltı şehri oldukça geniş olan tünelleri ve dehlizleri ile dikkat çekmektedir. Milattan sonra 3. yüzyılda kurulmuş olan yeraltı şehri toprağın 8 metre altında oluşturulmuş tam 42 odaya ve onlarca dehlize ortak kullanım alanına ibadethaneye sahip olan büyük bir yapıdır. Yeraltı şehrinin içinde birbirine hakim olan geçitler ve havalandırma sistemleri de bulunmaktadır. Kırşehir'de görülebilecek yerler arasında Kepez yeraltı şehri de bulunmaktadır. Ayrıca Dulkadirli yeraltı şehri de yine henüz keşfedilmemiş olan birçok alanı ile beraber arkeologların ilgisini çekmektedir. Bu yönüyle yerin üstündeki zenginlikleri dikkat çekmekte olan Kırşehir aynı zamanda yeraltı şehirleri ile de ön plana çıkmaktadır. Kırşehir güzergahında gezilebilecek önemli ören yerlerinden birisi de Çağırkan Kale höyüktür. Çağırkan kasabasında yer alan ve kırşehirde görülmesi gereken yerler içinde bulunan höyük milattan önce 3000'li yıllara kadar uzanan bir tarihe ev sahipliği yapmaktadır. Hitit ve Firik medeniyetine ait çeşitli buluntular ele geçirilmiştir. Bizans dönemine ait olan Üçayak Kilisesi de Kırşehir'de görülmesi gereken yerler içinde bulunmaktadır. Oldukça dikkat çekici bir yapıya sahip olan Üçayak Kilisesinin günümüze ulaşan kalıntıları Taburoğlu köyünde yer almaktadır. Kırşehir kaplıcaları ile de meşhur olan bir kenttir. Özellikle Terme termal kaplıcaları doğal yapısıyla dikkat çekmektedir. diye sorulduğunda akla tandırda pişen çömlek paça gelmektedir. Oldukça güzel bir tadı bulunan çömlek paçanın sunumu da son derece nezihtir. Düğün çorbası ve dövme Kırşehir'in otantik tatlarındandır. Ayrıca Çullama, Madımak ve Topalak da Kırşehir'de yenilmesi gereken özel tatlardır. Kırşehir köftesi ve borani de Kırşehir'e uğradığınızda soframızda bulunmalıdır. diye sorulacak olursa, İç Anadolu Bölgesinde bulunan Kırşehir aynı zamanda Ankara, Kırıkkale, Yozgat, Nevşehir ve Aksaray illerimiz ile komşu durumundadır. Demir yolu ve hava yolu bulunmayan Kırşehir'e ulaşmak için kara yolunu kullanmamız gerekiyor. Yine de demir yolu kullanılacaksa en yakın tren istasyonu 73 kilometre mesafedeki Yozgat-Yerköy'de bulunuyor. Hava yolu ise 84 kilometre uzaklıktaki Nevşehir-Kapadokya'da... Ankara- Kırşehir arası 185 kilometre olup D200 kara yolundan, İstanbul- Kırşehir arası ise 635 kilometre olup D200/E90 üzerinden kara yolunu kullanarak Kırşehir'e ulaşılabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/940-cekmekoyde-gezilecek-yerler.html", "text": "hakkında önemli bilgiler vermeye çalışacağız. Önceleri Ümraniye'ye bağlı olan bu belediye daha sonra ise 17 mahalle ve 5 köyün de buluşmasıyla bir ilçe haline gelmiştir. İstanbul'un 39 ilçesinden biridir. Çekmeköy'de son zamanlarda ciddi nüfus artışı yaşanmıştır. Turistler tarafından da oldukça dikkat çekici mekanlar bulunmaktadır. sorularına şu şekilde cevap verebiliriz. Eskiden sadece Ümraniye'ye bağlı bir semt olan Çekmeköy, daha sonra büyüklüğü nedeniyle İstanbul'a bağlı 19 ilçeden biri olmuştur. İlçe 2009 yılında Alemdağ, Ömerli ve Taşdelen ile birleşmiş tek başına Çekmeköy haline gelmiştir. Çekmeköy her geçen gün güzel doğası ve İstanbul'a yakınlığından göç almaktadır. aslında İstanbul Fethine kadar uzanmaktadır. Önceleri Bizansın elinde olan bu bölge 14. Yüzyılda Orhan Bey döneminde fethedilmiştir. Köylerle ilgili çıkan haberler de Kanuni Sultan Süleyman dönemine kadar gidilmektedir. Çıkarılan kanunların içinde Çekmeköy adı da geçmektedir. 1840'lı yıllara gelindiğinde ise Çekmeköy nüfusunun 750yi aştığı görülmektedir. Burada yer alan halk demircilik, odun arabacılığı, süpürgecilik gibi önemli mesleklerle uğraştığı görülmektedir. Osmanlı döneminde Çekmeköy halkın odun ihtiyaçlarını karşıladığı bir yer olarak görülmekteydi. Bununla birlikte bulunan mesire alanları o zamanlarda da dikkat çekmekteydi. Çekmeköy Akdeniz ve Karadeniz iklimlerini etkisini birlikte görmektedir. Çekmeköy günümüzde değiştiyse de hala daha hayvancılık ve tarım faaliyetlerinin izlerini yer yer görebilmekteyiz. Aydos göl piknik alanı hafta sonlarının çok rahat vakit geçirebileceğiniz yerlerden biridir. Aydos göl piknik parkına gelerek mangal keyfini çıkarabilir ve yakınlarınızla vakit geçirebilirsiniz. Çekmeköy yeşillik alanlarıyla ünlü bir yerdir. Trabzon park da bunlardan biridir. Eğer Çekmeköy'de gezilecek yerler arıyorsanız mutlaka Trabzon Park'a gelip o muhteşem yeşillikleri görmelisiniz. Dikkat çekici yapısı ve doğal güzellikleriyle sizleri kendine çekecektir. İstanbul kelebek çiftliği renk renk kelebekleri sezonda görebileceğiniz doğal koruma alanlarından biridir. Çocuklarınızla birlikte eğlenebileceğiniz tropikal kelebekleri görebileceğiniz önemli bir yerdir. Mutlaka buraya gelmeniz ve ziyaret etmeniz gerekmektedir. Bir başka doğal tabiat alanlarından biri de Avcıkoru tabiat parkıdır. Eğer yolunuz Çekmeköy'e düşerse mutlaka bu tabiat alanlarını da ziyaret etmenizi öneririz. Kamp yapmayı sevenler için yer önerimiz var. Eğer doğal bir alan istiyorsanız Çekmeköy gezilecek yerler listemizin önemli alanlarından olan Ömerli barajına sizi bekleriz. Burada birçok kamp sever ile buluşmanız mümkün olacaktır. Çekmeköy'de birçok sanatsal etkinlik bulunmaktadır. Bu sanatsal etkinliklerinden biri de tiyatrolardır. Çekmeköy'de güzel bir hafta sonu geçirmek istiyorsanız, tiyatroları tercih edebilirsiniz. Yukarıda piknik alanlarından bahsettik. Bol oksijenle yürüyüş yapabileceğiniz çok güzel yürüyüş parkurları bulunmaktadır. Buralarda her yıl koşu yarışları düzenlenir. Sizler de bu koşu yarışlarına katılmak için tarihleri takip etmelisiniz. Taşdelen de bu anlamda önemli yerlerden biridir. Yeşilbahçe, Saklıbahçe, Seçkin atv alanı ve güvercinlik mesire alanı piknik alanlarından bir tanesidir. Çekmeköy yöresel yemekleri hakkında merak ediyorsanız, sizlere bazı öneriler sunabiliriz. Bölgede mantı oldukça lezzetli yapılmaktadır. Eğer mantı deneyimlemek istiyorsanız, güzel butik restoranları tercih edebilirsiniz. Aynı zamanda Türkiye'nin farklı yörelerden de restoranları görebilirsiniz. Kebap ve pide deneyimini burada çok rahat yaşarsınız. diye meraklananlara öncelikle güzel doğası ve yeşilliği cevabını verebiliriz. İstanbul'da biraz olsun kalabalıktan kaçmak istiyorsanız bu temiz havayı içinize çekebilirsiniz. Bununla beraber Anadolu tatlarını bu havada tadabilirsiniz. Yanınıza hediyelik olarak bir şeyler almak isterseniz, tahtadan yapılmış olan vazoları hediye olarak çevrenizdekilere sunmanız mümkün. Tahta sanatını yakından görebilirsiniz. sorusunu soruyorsanız sizlere İstanbul toplu taşıma uygulamalarını kullanabilirsiniz diyebiliriz. Sabiha Gökçen havalimanından yalnızca 32 km kadar uzaklıktadır. Araba ile Sabiha Gökçen ile Çekmeköy arası yalnızca 35 dakika sürmektedir. Halk otobüsleriyle de Sabiha Gökçen'den Çekmeköy'e ulaşmanız mümkündür. Yalnız, halk otobüsleriyle araçlardan daha yavaş gitmeniz mümkün olabilir. Bu saatlere İstanbul trafiğini de düşünerek kontrol etmeniz gerekmektedir. Şehir içi ulaşımlarda ise minibüs ve otobüs mümkündür. Otobüs, minibüs ve metro hatlarıyla ana hatlara bağlanabilir ve istediğiniz yere kolayca ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/941-erikli-selalesi-tanitimi.html", "text": "'nde kamp yapacak kişiler ziyaret dönemi olarak bu dönemi seçtikleri takdirde tatillerinden daha verim almış olacaklardır. istikametindeki Narlı mahallesine geldiğinizde Delmece Yaylası tabelasını takip etmeniz gerekmektedir. alınan herhangi bir ücret bulunmamaktadır. Ziyaretçiler ücretsiz bir şekilde şelaleyi gezme imkanına sahiptir. Ziyaretçiler günün her saatinde şelaleyi gezebilmektedir. Diğer bir ifade ile belirtilecek olunursa yerli ve yabancı turistler için herhangi bir saat kuralı bulunmamaktadır. - Hotel Grand Asya - Göznür Otel - Grand Serenay - Panderma Port - Çetin Otel - Eken Prestige - Hotel Villa Marina - Tüm Palace - Tüm Otel - Bandırma Palas - Hotel Perama - Vera Bandırma - Adaras - Hotel Odaman - Sahil Otel - Merkez Apart Palas - Kırtay - Tatlısu Kırtay Yukarıda yer alan tüm otellerin adres ve telefon numarası bilgilerine internet üzerinden erişim sağlanabilmektedir. Otel rezervasyonu yapılan sitelerde bu otellerin oda özelliklerine, fiyatlarına ve otelin diğer özeliklerine erişim sağlanabilmektedir. Bunun yanı sıra otel rezervasyon ya da oda satın alma işlemlerinden sonra dilenilirse kredi ya da banka kartı yardımı online bir şekilde ödeme işlemleri de yapılabilmektedir. Ayrıca otelleri tam konumuna \"Google Map\" üzerinden ulaşılabilinmektedir. - Elif Aile Çay Bahçesi - Liman Restaurant - İskele Balık Restoran - Durduoğlu Kebap - Daniel's Coffee - Filiz Restaurant - Vadi Yalova - Doktorun Evi - Gökçe Mantı - Termal Gökçetepe Restoran - Kuzenler Kebap Salonu - Nilgün Motel - Domino's Pizza - Tepe Et Mangal - Nida Cafe - Cafe Nova Aile Çay Bahçesi - Safahat Lokantası - Canoğlu Pide & Lahmacun Salonu - Gelbitat - Liman Izgara - Yürüyen Köşk - Yalova Atatürk Köşkü - Yalova Kent Müzesi - Cevdet Aydın Parkı - Kapılıçınar Piknik Alanı - Yalova Belediyesi Açık Hava Müzesi - Höyük Tepe Piknik Alanı - Tarihi Kilise - İstihkam Tepe Piknik Alanı - Gökçe Barajı - Çınarcık Taşliman - Hasan Baba Piknik Alanı - Araştırma Sahili Plajı - Hasan Baba Türbesi Yukarıda yer alan yerlerin ulaşımı konusunda detaylı bilgiler belediyenin ulaşım sayfasından elde edilebilmektedir. Bunun yanı sıra yerlerin konum bilgileri \"Google Map\" üzerinde yer almaktadır. - Yalova Çorbası - Milföylü Yalova Kebabı - Yalova Köftesi - Termal Sarma - Yaprak Pidesi - Termal Tatlısı - Yalova Sütlüsü Yukarıda yer alan yemeklerin yanı sıra bölgede bulunan kafe ve restoranlarda hem et hem de sebze seven kişiler için çeşitli yemek alternatifleri yer almaktadır. Yemek içerikleri ve fiyat performansları ile ilgili daha detaylı bilgilere restoranların menülerinden ulaşılabilmektedir. - Koşu: Bölgede yer alan bol miktarda oksijen ile birlikte doğa yürüyüşleri ve koşuları yapılabilmektedir. Bunun yanı sıra yürüyüş esnasında bölgede var olan bitki ve hayvan türleri ile ilgili bilgiler de öğrenilebilinmektedir - Bisiklete Binmek: Bisiklet tutkunları için Erikli Şelalesi çevresinde yer alan alanlar bir alternatif olabilmektedir. Böylece doğa ile baş başa kalarak bisiklete binme keyfine varabilmektedirler. - Fotoğrafçılık: Fotoğraf çekmeyi ve çektirmeyi seven kişiler buraya geldiklerinde çeşitli yerlerde güzel kareler yakalama şansı elde edebilmektedir. Özellikle mezuniyet, nişan ve düğün gibi özel gün etkinliklerinde de şelalenin çevresi dış mekan çekimi olarak kullanılabilinmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/942-tokatta-ne-yenir-tokattaki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": "Tokat'ın meşhur yemeklerinin sayısı o kadar fazladır ki; gastronomi açısından zengin olan sayılı şehirlerden biridir. Üstelik Tokat yöresel yemeklerinin birçoğu, Tokat haricinde bir yerde yapılmamaktadır. Tokatta ne yenir denildiğinde ilk akla gelen yöresel yemeklerinden biridir. Adında her ne kadar kebap geçse de, alışılmış kebaptan biraz farklı bir yemektir. Kuzu eti, patlıcan, domates, yeşil biber, patates, soğan ve sarımsağın bütünleşmesiyle oluşan bir kebaptır. Pide ile beraber sunulur. Ayrıca pişirilme şekli de farklıdır. Tokat kebabı pişirmek için özel fırınlarda şişe geçirilip dikey şekilde pişirilir. En üste de kuyruk yağı eklenir ki; dikey vaziyette iken bütün kebaba ulaşabilsin. Bakıldığında yaprak sarmanın görüntü olarak değişik hali gibi dursa da, içerik olarak da yaprak sarmadan farklı bir yemektir. Tokat yaprağının içerisine kıyma, bulgur veya pirince ek olarak bakla konulup öyle sarılır. Ayrıca görünümü mantı gibi, top şeklinde olacak şekilde sarılır. Tokat'ta her yerde bulunabilen bir lezzet değildir. Bu özel yemek restoranlara önceden sipariş verilerek yaptırılır. Nohutlu pilava et parçasının konulduğu bir yemektir. Tokatlılar nohutlu pilavın üzerine konulan et parçasına pehli derler. Bu yüzden bu yemek pehlili pilav adını almıştır. Pehli denilen et parçası ise yoğurtla terbi edilip, dinlendirilip, yaşlandıktan sonra yemeğe karıştırılır. Tokatta ne yenir? Merak edenler için güzel bir alternatiftir. Sadece Tokat'ta görülebilecek yöresel bir lezzettir. Mersin şehrinde sık yapılan batırığa da benzetilmektedir. İnce bulgur, yeşil mercimek, yeşil soğan, dereotu, domates salçası ve cevizin karışımı ile elde edilir. Kıvamı oldukça suludur. Soğuk bir şekilde servis edilen bir yemektir. Adını yenme şeklinden almıştır. Batı yiyebilmek için Tokat yaprağı gerekmektedir. Hazırlanan karışıma; ele alınan Tokat yaprağı batırılıp, yaprağın içerisine belirli miktarda karışım alınıp, o şekilde yenir. Yarma buğday ve etin beraber uzun süre pişmesi ile elde edilen bir lezzettir. Anadolu'da birçok şehirde yapılmasına rağmen Tokat yöresinde de oldukça güzel yapılan bir yemektir. Tokatlıların genellikle evlerine misafir geleceği zaman yaptığı bir ev lezzeti olduğu için; her restoranda sıklıkla karşılaşılan bir yemek değildir. Fakat restoranlara önceden sipariş verilerek yaptırılabilir. Tokat'ın Turhal ilçesinde karşımıza çıkan bir lezzettir. Çörek olarak da ekmek olarak da tüketilmektedir. Her ne kadar ismi yoğurtlu bir besinmiş izlenimi verse de yoğurt dökülerek yapılan bir yiyecek değildir. Hamur yoğrulduğu ve katlandığı için; bu kelimelerin birleşiminden yola çıkılarak bu isim verilmiştir. Haşhaşlı, cevizli ve fındıklı yapılmaktadır. arasında en meşhur olanıdır. Tokat'taki fırıncılar sabahın erken saatlerinde mutlaka sıcak Tokat yağlısı çıkartırlar ve öğlen saatlerine kalmadan tükenir. Bol tereyağı ile yapıldığı için fazlasıyla yağlı bir hamur işidir. Dolayısı ile adını da buradan almıştır. Tokat'ta bulunan Çerkeslerin sıklıkla yaptığı bir yemektir. Bunu yemek için çoğu Tokatlı, Çerkes evlerinin kapısını çalmaktadır. Alışılmış mantıdan biraz farklıdır. İçerisine kıyma yerine patates konur. Her bir mantı tanesi de büyüktür. Üzerine ise yoğurt dökülmez. Sadece kızartılmış tereyağı dökülür ve öyle servis edilir. Çökelek bir peynir çeşididir. Özellikle Tokat yöresinde sık kullanılan bir yiyecektir. Pidelerin, böreklerin, farklı hamur işlerinin içerisine koyularak tüketilir. Ayrıca kahvaltı sofralarının da olmazsa olmazıdır. Tokat'a giden biri mutlaka bir şekilde çökelek ile karşılaşacaktır. dediğimizde akla gelen ilk yöresel lezzetlerinden biridir. Burada yetiştirilen alabalık ve somonlar; seneler önce Japonya'ya ihraç edilmektedir. Şimdilerde ise Almus'ta nereye gidilirse gidilsin, menülerde en çok somon tercih edildiğinden Tokatlıların gözde yemeklerinden biridir. Gaziosmanpaşa Bulvarı yakınlarında yer alan bir mekandır. Cuma günleri 19:30'da ve cumartesi günleri öğlen saatlerinde bu mekanda tiyatro oynanır. Hacivat ve Karagöz oyunu oynanır. Ailecek de grup olarak da gidilebilecek bir yerdir. Özellikle geçmişi hatırlatan yerleri seven kişilerin mutlaka görmesi gereken bir mekandır. Fiyatları da oldukça uygundur. Bu yüzden ailelerin yanı sıra öğrencilerin de tercih ettiği bir yerdir. istendiğinde ilk akla gelen yerlerden biridir. Her geçen gün menüsünü daha da zenginleştirmeye çalışan bir mekandır. Tokat Müzesi'nin oldukça yakınında olmasının yanı sıra eski bir medreseden restorana dönüştürüldüğü için turistlerin oldukça dikkatini çeken de bir yerdir. Tokat'ın kahvaltı kültürünü öğrenmek isteyen birinin mutlaka Pirhan'a uğraması gerekmektedir. Gaziosmanpaşa Bulvarı üzerinde yer alır. İsteyenin açık havada, isteyenin kapalı alanda kahvaltı yapabileceği bir kafedir. Kahvaltı için açık büfe servisi de vardır. Ayrıca canlı müziğin de olduğu bir mekandır. Yol üzerinde olduğu için işlek bir yerdir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/943-gelin-tulu-selalesi-tanitimi.html", "text": "Gelin Tülü Şelalesi Kaçkar Dağları'nda bulunmaktadır. Rize Gelin Tülü Şelalesi milli park içerisindeki ormanın arasında yer alıp beyaz bir renge sahiptir. Şelale Çamlıhemşin'deki Ayder Yaylası'nda bulunmaktadır. Rize ile Ayder Yaylası arasındaki mesafe ortalama olarak 85 km'dir. Gelintülü Şelalesi 1500 metre kotundan akarak son basamağı olan 15 metrelik yükseklikten Kavran Deresine dökülmektedir. Huser Yaylası'ndan şelalenin en güzel manzarası izlenebilinmektedir. için ilk olarak Rize merkezden Ayder Yaylası'na gidilmelidir. Şelalenin tam konumuna ulaşmak için haritalardan ve navigasyondan yararlanılabilinir. listemizi de okuyarak bölge hakkında bilgi edinebilirsiniz. alınmamaktadır. Her yaş grubundan ziyaretçiler şelaleyi ücretsiz bir şekilde gezebilmektedir. Gelin Tülü Şelalesi'ni ziyaret etmek için saat sınırlaması bulunmamaktadır. Ziyaretçiler bölgeye diledikleri zaman diliminde gelip güzel vakit geçirme imkanı bulmaktadır. - Ayder Yaylası: Yayla Çamlıhemşin bölgesinde yer almaktadır. İlçe merkezi ile yayla arasındaki mesafe ortalama olarak 19 km'dir. Bölgede gelen misafirlerin kalabilecekleri çeşitli konaklama yerleri bulunmaktadır. Bu yerlerin ücretleri her kesim için uygun olmaktadır. Ayder Yaylası'na gelen kişiler orada yer alan kaplıcaya da gidebilmektedir. Bu bölgede yer alan kaplıca Rize'nin en ünlü kaplıcaları arasında yer almaktadır. - Çamlıhemşin Konakları: Bölgede Konaklar, Aşağışimşirli-Bahçeli Konaklar, Kavak, Mikron, Ortanköy, Şenköy, Şenyuva, Ülküköy, Yolkıyı ve Yukarı Çamlıca vb. gibi yerlerde çeşitli konaklar yer almaktadır. Eski dönemlerde yapılan konaklar gelen ziyaretçilere o döneme ait tarihi ve mimari yapılar hakkında bilgiler vermektedir. Konaklar genellikle 3 katlı olarak yapılmıştır. Her konakta ahşap işlemeler görülmektedir. Yapılan ahşap süslemelerde herhangi bir çivi kullanılmamaktadır. - Fırtına Deresi: Fırtına Deresi uzunluğu ile gelen ziyaretçileri büyülemektedir. Bölgeye gelen kişiler derenin manzarası ve doğal güzellikleri ile karşı karşıya kalmaktadır. Ayrıca buraya gelen kişiler Kavak, Mikron, Hala ve Tolikçokemer köprüleri ile Bulut, Gürgendibi ve Aşıklar Şelalesi'ni de ziyaret edebilme imkanına sahiptir. - Mikron Köprüsü: Derenin uzunluğu 41 metre ve genişliği 3,1 metredir. Köprünün yapımında Osmanlı Dönemi'ne ait izler görülmektedir. Buraya gelen ziyaretçilere bölgenin çok fazla yağış almasından dolayı gerekli önlemler alınması konusunda uyarılar yapılmaktadır. - Zil Kalesi: Zil Kalesi üç temel kısma ayrılmaktadır. Bunlar dış surlar, orta surlar ve iç kaledir. Kalenin yapısı incelendiğinde arkeolojik özellikler açısından tarihsel olarak birçok bilgi sunmaktadır. - Gito Yaylası: Çamlıhemşin ilçesinde yer almaktadır. Buraya gelen ziyaretçiler yaylanın serin ve temiz havası eşliğinde vakit geçirme imkanı bulmaktadır. arasında açık hava sporları, fotoğrafçılık, piknik ve kamp yapma vs. gibi etkinlikler yer almaktadır. Gelen ziyaretçiler bölgede ailesi ve arkadaşları ile birlikte piknik yapma olanağına sahiptir. Bunun yanı sıra açık hava yürüyüşleri ve koşuları da şelalenin etrafında yapılan etkinlikler arasındadır. Ayrıca şelalenin manzarası ile birlikte gelen kişiler çeşitli fotoğraflar çekme imkanı da bulmaktadır. - Rize Kavurması - Saç Kavurma - Rize Pidesi - Pepeçura - Laz Böreği - Sütlaç - Villa De Pelit - Ayder Resort Hotel - Haşimoğlu Otel - Ardesom Restorant Ve Hotel - The High Trees - Hanedan Suit Otel - Manzara Butik Otel - Rize Green Hotel - Şelale Otel - Grand Çavuşoğlu Hotel - Ramada Plaza by Wyndham Rize - Ridos Thermal Hotel & Spa - Cihan Hotel - Nana Hotel - Babillon Hotel - Mori Sport Otel - Hotel Montana - Çaykent Suites - İnan Kardeşler Otel - Cameo Hotel - Royal Uzungöl Hotel & Spa - Grand Sis Hotel - Uzungöl Önder Hotel & Spa 'ne gelen kişiler yukarıda yer alan otellerin telefon numaralarına internet üzerinden ulaşarak kalmak istedikleri odalar hakkında bilgi sahibi olabilmektedir. Ayrıca bu iletişim numaralarından rezervasyon işlemleri de kolay ve hızlı bir şekilde gerçekleştirilmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/944-bursa-inkaya-cinari-tanitimi.html", "text": "? Bugün turistlerin ilgiyle akın ettiği İnkaya ağacı, Bursa yolunun üzerinde yer almaktadır. için yola düşmektedir. Çınarı ziyaret edenlerin sonrasında ise kayak merkezini, kirazlı yaylasını, sarıalan ve çobankaya mesire alanlarını ziyaret etme seçeneği bulunur. yapısı ise; 35 metre yükseklik ve 3 metre çapa sahiptir. Ayriyeten 13 ana dalı bulunur, dalların her biri ise 3-4 metreyi bulan uzunluktadır. Kapladığı çevresiyse 9,2 metre ölçüsündedir. Türkiye'nin en geçmişli çınarları esas alındığında en yaşlıları arasında yer alır. özellikle yapısı itibari ile ihtişamlı bir sembol olarak yer alıyor olsa da turistlerin memnuniyeti, bir de etrafındaki mekanların ve sunduğu olanakların güzelliklerine bağlı bulunur. İnkaya tarihi çınar ağacı İnkaya Mahallesi'nde bulunur. Bu mahallede yaşayan sakinleri ağacı görmeye gelenler için gerek pazar gerekse de mekan hizmetiyle bulunur. Çınar ağacının arkasına düşen yerde ise köylü pazarı yer alır. Bu pazarda doğal yetişen meyve ürünleri; Dağ çileği, ahududu ve böğürtlen gibi olarak mekanın tadını katbekat çıkarmanızı sağlar. Gündüzden gelen ziyaretçiler çınarın bulunduğu bahçede yer alan gözleme evine uğrayabilir. Gözleme evinde ister kahvaltılık, isterseniz de gözlemeyi çayla birleştirerek muhteşem doğanın keyfini çıkarabilirsiniz. İnkaya Çınarı meşhur olduğu için zaman zaman ziyaretçi akınına uğrar. Bu zaman aralığı özellikle hafta sonu olur, hafta içi gelen ziyaretçiler ücretsiz otopark imkanından kalabalık olmadan faydalanabilir. Hafta sonunda ise otopark sorunu yaşanabilir. İnkaya Çınarının yakınında yer alan mahallesinde ise market ve dükkanlar bulunur. İhtiyaçlar için ürünleri barındıran marketle beraber, hediyelik eşyaları bulunan dükkanları da bulunur. Mekanı ziyarete gelenlerse mahalledeki dükkanlara uğrayıp, hediyelik eşyaları satın alabiliyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/945-konyada-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "Bu yazımızda Konya çadır kampı alanları hangileri ve bu bölgeye yapacağınız seyahatleriniz için rehber niteliği taşıyacak olan en iyi Konya kamp alanları listesini yazarak; sizler için Konya kamp yerleri hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık. bulunmaktadır. Neredeyse ülkenin ortasında bulunması ile her yerden ulaşımın kolayca yapıldığı bu şehre geldiğinizde çadırınızı kamp alanlarına kurabilir ve düşük bütçeyle tatilinizi gerçekleştirebilirsiniz. Türkiye'nin en büyük Tatlısu gölü olmasının yanında Beyşehir gölü müthiş doğası ile de ilgi çekmektedir. Doğanın sesini dinlemek ve mavi ile yeşilin buluştuğu bir noktada çadırınızı kurmak istediğinizde bu kamp alanını tercih etmelisiniz. Gölün suyunun temiz ve sığ olması ile rahatça yüzülüyor olması ile oldukça fazla tercih edildiği görülmektedir. Tatilde etrafınızda çok fazla insan olmasını istemiyor daha çok kuş seslerini ve doğanın güzelliğini yaşamak istiyorsanız Beyşehir Gölünün Yeşildağ iskele olan alanında çadırınızı kurmayı tercih etmelisiniz. Gün batımının unutulmaz manzaralar oluşturduğu bu alanda sizde kendinizi cennetten bir köşede hissedeceksiniz. Balık tutabilir göl kenarına kuracağınız çadırınızın önünde isterseniz ateş yakabilirsiniz. Konya'ya 101 kilometre uzaklıkta olan bu krater gölü doğa ile baş başa kalmak ve kamp yapmak isteyen kişiler için unutulmaz bir deneyim yaşatmaktadır. Burada çekeceğiniz fotoğrafların adeta birer kartpostal tadında olmasını ise dünyanın nazar boncuğu unvanını almasını sağlayan müthiş görünümü sağlayacaktır. Kamp yapmanın ücretsiz olduğu bu alanda sakinliğin tadını doyasıya çıkartabilirsiniz. listemizin önemli başlıklarından olan bu yerde kamp yapmak için ücret ödenmesine gerek yoktur. Ateş yakma konusunda dikkatli olunması gerekmektedir. Doğanın içinde kamp yaparken aynı zamanda tarihin içinde olmayı istiyorsanız Takkeli Dağ bunun için doğru tercih olacaktır. Yazın bunaltıcı sıcağında bu kamp serin bir havaya sahip olmakta ve rahatlamanızı sağlamaktadır. Bu dağdaki tarihi Gavela kalesini ve diğer yerleri gezerken doğa yürüyüşleri yapmanın keyfini yaşayabilir ve şehrin üzerinden batan güneşin oluşturduğu manzarayı izleyebilirsiniz. Konya'nın Ilgın ilçesinde bulunan bu küçük göl bir tarafında orman diğer tarafında ceviz ağaçları ile gizli kalmış bir cennet köşesi gibi. Yöre halkının da günü birlik geziler için çok fazla tercih ettiği bu gölün kenarında çadırınızı kurabilir ve ruhunuzu dinlendirebilirsiniz. Su ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz doğal kaynaklar bulunmaktadır. Gölde balık tutabilir ve buradaki sazanın lezzetinin farklı olduğunu da kendiniz deneyimleyebilirsiniz. Konya ve Antalya arasında kalan bu göl ülkemizin ne kadar güzel bir yer olduğunu bir kez daha sizlere düşündürecektir. Geyik dağlarında 2100 metre yükseklikte ki bir platoda bulunan bu göl doğa meraklılarının beklentilerini karşılamaktadır. Endemik bitki örtüsü ve yaz aylarında bile oldukça serin havası ile şehrin gürültüsünden kaçarak nefes almak istediğinizde bunu gerçekleştirmenizi sağlayacaktır. Konya'nın Seydişehir ilçesi sınırları içinde yer alan bu alanda endemik bitkiler ve Toroslara özgü ağaçlar bulunmaktadır. Bölge koruma altına alınmış ve bitki örtüsünün yıllar içinde gördüğü zararın ortadan kaldırılması amaçlanmıştır. Sizde insanlardan uzak ve doğanın içinde olmak istediğinizde çadırınızı bu tabiat parkında ki kamp alanlarına kurabilirsiniz. 200'den fazla kuş türünün olduğu bir kuş cenneti de denilebilecek bu alanda sazlıklardan havalanan kuşları izlemek büyük bir keyif oluşturmaktadır. Doğayı keşfetmek ve bu kuş türlerini görmek isteyen kişiler için müthiş deneyimler bu alanda yaşanmaktadır. içinde burası tekrar gelmek isteyeceğiniz bir yerdir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/946-izmitte-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "listesini yazarak; sizler için İzmit kamp yerleri hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık. beklentilerinize cevap vermektedir. Şehrin karmaşasından ve sıkıcı rutininden uzakta ruhunuzu dinlendirebileceğiniz yerler bulunmaktadır. 'de bulunan bu tabiat parkını gördüğünüzde dünyada böylesi huzur veren güzellikler kaldı mı diye kendinize soracaksınız. Sakin, sesiz ve huzur dolu olan bölge milli park ilan edilmiş olduğundan endemik bitki türlerine ev sahipliği yapmaktadır. Doğa yürüyüşleri yapmak ve aileniz ile tatil yapmak istediğinizde çadırınızı bu parkın olduğu alanda ücretsiz olarak kurabilirsiniz. İzmit'in Karadeniz'e kıyısı olan bu ilçede daha önce görmediğiniz güzel manzaraları görebilirsiniz. Dalgaların aşındırmış olduğu kayalıklar ve denizin uçsuz bucaksız mavilikleri ile unutulmaz bir tatil için sizi davet etmektedir. Bölgede çadırınızı ücretsiz olarak kurabileceğiniz alanlar bulunmaktadır ve ateş yakmakta da serbesttir. 'nın ortasında bulunan bu koy henüz tam anlamıyla keşfedilmemiş bir koy olması ile deniz kenarında daha sakin bir tatil yapmak isteyen kişilerin tercihi olmaktadır. Türkiye'nin Phuket adası olarak anılma nedenini buraya gittiğinizde kendinizi cennette hissederek anlayabilirsiniz. Bakir kalmış ormanlık alanına çadırınızı kurabilir ve temiz denizine girebilirsiniz. Yuvacık mahallesinde bulunan Karakaya yeşilin her tonunu bulabileceğiniz bir kamp alanıdır. Ailecek çıkacağınız tatillerde burada çadırınızı ücretsiz olarak kurabilir ve doğada keşfe çıkmak için yürüyüşler yapabilirsiniz. İzmit merkeze 20 kilometre mesafede bulunmaktadır. Yazın sıcağından kurtulmak ve serin bir havada doğa ile baş başa kalmak istediğinizde Altıoluk yaylasını tercih edebilirsiniz. Geniş ormanları ve temiz havası ile ilgi görmekte olan bu yaylaya sadece giriş için ücret ödenmektedir. Çadır kurmak için ayrıca ücret ödemenize gerek yoktur. 'nde yaşayan kişiler gibi İstanbul'da yaşayan kişilerinde kamp yapmasa bile günübirlik geziler için mutlaka gittiği alanlar arasında yer almaktadır. Gebze Tavşanlı sınırları içinde bulunmaktadır. bakımından güvenli ve sakin bir yerde kamp yapmak istediğinizde muhteşem doğası ile ilk tercihiniz olacaktır. İstanbul'a yakın olması ile şehrin sizi sıktığını hissettiğiniz anlarda birkaç günlüğüne de olsa gideceğiniz bir yer olacaktır. Ben tatilimde doğayı ve denizi bir arada istiyorum diyen kişiler Kumcağız orman kamp alanına çadırlarını kurabilir ve hemen önünde ki plajdan da denize girebilirler. Kendi çadırınızı ücretsiz olarak kurabileceğiniz yerler olmasının yanında ayrıca kamp alanında hazır kurulu çadırlarda bulunmaktadır. Cebeci sahilinde bulunan plajların hemen arkasında bulunan çam ağaçlarından oluşan ağaçlık alanlara çadırınızı ücretsiz olarak kurabilir denizin keyfini çıkartabilirsiniz. Sakin bir tatili yapmak ve ailecek kamp yapılacak uygun bir yerdir. Denizi temiz ve mavinin her tonu ile unutulmaz gün betimi manzaraları sunmaktadır. İzmit şehrinde denize girmek ve kamp yamak için tercih edilen noktalar arasında yer almaktadır. Burası nispeten daha sakin olması ile de tatilimde ses istemiyorum yalnız kalmak istiyorum diyen kişilerin tercihi olmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/947-hipotermi-nedir-korunma-yontemleri-nelerdir.html", "text": "çok soğuk ve rüzgarlı ortamlarda vücudun aşırı ısı kaybetmesi, kaybettiği ısıyı yerine koyamaması ve vücut ısısının normal olan 36.5 derece altına düşmesiyle oluşan, şok ve ölüme sebebiyet verebilen bir soğuk arazıdır. Hipotermi soğukta doğadaki en büyük ve sinsi tehlikelerden birisidir. Önlenmesine çaba göstermek ve bu konuda bilinçli olmak gereklidir. İnsan vücudu hayati olan vücut ısısını en genelde soğuk hava ve cisimlere temasla ve terleme ile olan buharlaşma ve solunum yollarıyla kaybetmektedir. Vücut ısısının 35 derece civarına düşmesi ile hipotermi başlangıcı olan çok üşüme hissi ve titremeler gelir, 30-31 derece civarında bilinç kaybı gerçekleşir ve 28 derece civarında ölüm gerçekleşir. Buna kabaca 'donarak ölme' de denilebilir. Soğuk ve rüzgarlı ortamlarda açıkta kalmak, soğukta yeterince yalıtımlı giysilere sahip olmamak ve ıslanmak hipoterminin en temel ve büyük sebepleridir. 'Rüzgar üşütme faktörünü de hatırlamak gerekir. Zaten soğuk olan hava, sert bir rüzgarla daha da soğuk bir etki yapacaktır. Örneğin eksi 5 derecede bir kış gününde, saatte 25 kilometre hızla esen rüzgarla, gerçek ısı eksi 20 derece ve daha altında hissedilecektir. Kısaca rüzgardan korunmak ve daima hareket etmek vücut ısısının aşırı düşmesini ve hipotermik durumdan uzak kalınmasını sağlar. Doğada bol sıcak sıvı ve karbonhidratlı, hızlı enerji tarzında besinler tüketmek, ekip arkadaşlarının hipotermi belirtilerini dikkatle gözlemek, yedek ve kuru yalıtıcı giysiler bulundurmak, gerekirse rüzgarı kesen bir barınağa acilen girebilmek, fiziki olarak hareketli olmak hipoterminin önlenmesinde önemli yer tutar. Özellikle iç ve dıştan ıslanmanın engellenmesi ile hipotermiye karşı mücadelede önemli adım atılır, çünkü ıslak bir elbise ile normalden 360 defa hızla enerji kaybedilmektedir ve vücudun bunu yerine koyabilmesi imkansızdır. Ne pahasına olursa olsun ıslanmaktan kaçınılmalı ve ıslanma durumunda kuru giysiler giyilmelidir. Hipoterminin hatırlanması gereken ilk belirtileri, vücudun kaslarının ısınmak amacıyla oluşturduğu şiddetli titremelerdir. Bunun ardından zihni uyuşukluk ve konuşma/düşünme zorluğu ile hareketlerde büyük bir koordinasyonsuzluk gelir. Hipotermik kişi isteksiz, tembel, inisiyatif kullanamayacak kadar aciz bir tablo sergiler, düşünsel açıdan karmaşa içindedir ve 'saçmalar', mantıklı düşünemez, karar veremez. Son olarak da, baygınlık ve bilinç kaybı ile koma hali takip edecektir. Kazazede bu duruma gelmeden çok önce müdahale etmek çok önem taşır ve kurtarıcı olur. Soğuktan korunmada tamamen yanlış olan bir hareket tarzı da alkol ve alkollü ürünler tüketmektir. Önceleri damarları genişletmesiyle vücut ısısını artıran alkol, etkisi azalıp damarlar büzülünce üşüme hissini hızla daha da arttırır ve vücut merkez ısısında tehlikeli olabilecek düşüşlere yol açar, bu nedenle de kesinlikle kaçınılmalıdır. Bu yöntem ile iç organlarımızın havadaki sıcaklık durumuna göre verdiği tepkileri değerlendirerek sınıflandırma yapar. Aşağıdaki Hipotermi İsviçre Derecelendirme Sistemine ait detaylı tablo yer almaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/948-donuk-nedir-nasil-mudahale-edilir.html", "text": "adı verilir. Dikkatsizce davranıldığı takdirde soğukta her zaman oluşabilecek ama biraz öngörü ve tecrübe ile önlenebilecek bir durumdur. Ekstremitelerde hissizlik ve 'tahtalaşma' hissi ile başlayan donuk, bu anlarda müdahale edip üşüyen bölgeyi yalıtımlı giysilerle kapatmadığınız takdirde geri dönüşü imkansız bir hal alır. Hissizleşen, çok üşüyen ancak henüz gerçekten donmamış vücut uzvu ısıtıldığında yanma hissi ve can acısı ile açılacaktır. Bu noktada henüz donuk oluşmamıştır ve geri dönüşü olmayan noktaya varılmamıştır. Müdahaleye geç kalınmışsa ve donuk oluşmuşsa, önceleri adeta huzurlu bir hissizlik hissi olur. Donuk ekstremite balmumu beyazı renginde ve kıvamındadır. Bu durumda müdahale ancak yaralının bir daha soğukta kalıp üşümeyeceği bir yerde yapılmalıdır. Isıtma genelde donuk uzvu dirseği yakmayacak kadar ılık suda açmakla yapılır. Donuk uzuv ısıtılınca çok acılı, muhtemelen mor-kara-yeşilimsi renklerde kan toplamış, çirkin görünüşlü büller ortaya çıkacaktır ki bunların asla kasıtlı olarak patlatılmaması gereklidir; aksi takdirde enfeksiyon riski çok yüksektir. Büller patladığı takdirde, temiz pansuman bezi ile dış ortamla temasının en aza indirgenmesi önem taşır. Bu durumdaki bir yaralı, donuk uzvunun mobilitesini tamamen kaybedecektir. Donuk durumunda yapılması gereken şey, acilen medeniyete ve tıbbi bakıma dönmektir. Doğadakilerin donuğu olmadan önce anlayıp müdahale etmeleri her zaman mümkün olmaz, bazen de ağır koşullar nedeniyle zamanında müdahale mümkün olamaz. Donuk sorunu olan yaralı ılık ve rüzgarsız bir ortama alınmalı, fazla kan dolaşımına yol açacak tarzda asla hareket ettirilmemeli, bol sıcak ve mineralli sıvı verilmeli, morali yüksek tutulmalıdır. Donuk yerin soğuğa tekrar maruz kalması her ne şart altında olursa olsun engellenmelidir. Ağrısı varsa yaralıya ağrı kesici verilebilir ancak ciddi donuklarda sinir uçları tahrip olduğu için acı bazen olmayabilir. yi önlemek için hayati önem taşır. Soğukta el ve ayaklardaki her hissizlik ve üşüme kontrol edilmelidir. Bazen sadece gözle veya manuel olarak yapılan inceleme gereken tanımı sağlar. Islanma ve soğuk objelere temastan mümkün olduğunca kaçınılmalı, ıslak çorap, ıslak eldiven gibi ekstremitelerdeki giysiler kuruları ile mümkün olunca değiştirilmelidir. Donuk halinde asla yapılmaması gereken hareketler arasında donuk uzvu karla ovmak, çok sıcak bir ısı kaynağına doğrudan maruz bırakmak ve donuğu alelacele çözüp açmaktır. Tüm bu yanlış hareketler ağır doku kaybına yol açacak ve muhtemelen uzvun kaybedilmesine bile neden olabilecektir. - Cildin normal hali - Soğuk Isırması: Soğukluk hissi, iğnelenme ve uyuşma olur. Cilde kalıcı zarar vermez, ilk yardım önlemleri ile tedavi edilebilir. - Yüzeysel Donma: Donan bölge tekrar ısıtılınca 24 ile 36 saat içerisinde bu bölgede su kabarcıkları çıkabilir. - Derin Donma: Büyük su kabarcıkları çıkar, dokular ölür siyah ve sert bir hal alır. Maruz kalan ektremiteler kaybedilebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/949-kar-korlugu-nedir-belirtileri-nelerdir.html", "text": ", karlı arazide zararlı güneş ışınımlarının parlak zeminden yansıyarak gözün retina tabakasını yakıp zarar vermesine denir. Güneş ışınımı nasıl çıplak derinizi yakıyorsa gözünüzün retina tabakasına da aynı tarzda zarar verir. Karlı arazide, güneşli veya kapalı günlerde uygun, kaliteli gözlük takmak bu sorunu başlamadan bitirir. Kısaca kar körlüğü çok basitçe önlenebilecek bir doğa tehlikesidir. Kar körlüğü genelde geçici bir zarar olarak bilinmesine karşın kalıcı boyutta zararlar da bırakabilir. Yükseklik artıp, atmosfer inceldikçe ve güneşin UV ışınımı daha da az süzüldükçe zararın şiddeti artmaktadır. Bu ışınımlar bulut ve sis içinden etkisi azalmadan geçtiği için gün ışığı olan her zaman gözlük takılmalıdır, kapalı havalar da buna dahildir. Kar körü olan kişi, başlangıçta gözlerinde adeta 'kum kaçmış' gibi kaşınma ve yanma hissi ile rahatsız olur, daha sonra gözlerde ciddi bir ödem ve kapanma hali ile şiddetli bir acı ve gözyaşı akması durumu ortaya çıkar. Kişi normal gün ışığında çevreye bakamayacak kadar hassaslaşır. Bu durumda yaralı kapalı yere alınıp dinlenmeli, gözleri ışığa maruz bırakılmamalı ve en az birkaç gün sargı bezi ile tamamen kapatılmalıdır. Hastaya ağrı kesici ve mümkünse antienflamatuvar göz damlası verilebilir. Ortalama iki gün içinde belirtiler azalır ve yaralı normale döner. Bu durumda en kısa sürede medeniyete dönülmeli ve yaralı gözlerini tıbbi bir kuruma kontrol ettirmelidir. Her ne kadar geçici bir hasar olduğu söylense bile kar körlüğü nedeni ile görme performansının çoğunu kaybeden kişiler olmuştur. Doğada kışın kullanılacak gözlükler ciddiyetle seçilmelidir. Organik cam veya kaliteli benzer materyallerden yapılmış, camı çok katmanla kaplı, farklı ışınım türlerini etkin olarak süzen camlı, koyu renkli camlı, yanlardan, alt ve üstten ışın girmesini fiziki olarak kesen modeller seçilmelidir. Plastik camlı, kalitesiz gözlükler kullanmaktan kesinlikle kaçınılmalıdır, çünkü bunlar koyu renkleri ile gözü 'aldatarak' göz bebeğinin açılmasını sağlarlar ve aşırı ışınım ile retina zarar görür. Normal, saydam gözlük kullanmak bile çıplak gözle kara bakmaktan çok daha koruyucudur, çünkü renksiz cam zararlı UV ışınları süzer. Doğada gözlüğün kaybı veya kırılması gibi acil hallerde, göz alt ve çevresini yansımayı en aza düşürecek kara bir boya ile boyamak veya bir tahta, karton vb. bir plakaya iki ince oluk açıp gözlük niyetine kullanmak seçeneklerini unutmayın."} {"url": "https://www.gezipedia.net/95-giresunda-gezilecek-yerler.html", "text": ", gezilip görülecek yerler açısından oldukça zengin seçenekler sunan bir şehir. Burada yeşilin her tonunu bir arada görebilir, doğal güzellikler ile tarihin iç içe geçtiğine şahit olabilirsiniz. ziyaret edebileceğiniz müzeler arasında yer alıyor. Giresun'da görülmesi gereken yerlerarasında kaleler de önemli bir yer tutmaktadır. Şehre hakim tepelere kurulmuş olan Giresun, Bedrama ve Tirebolu Kaleleri tarihi önemlerinin yanı sıra sunduğu eşsiz manzara ile de görülmesi gereken mekanlar arasında ilk sıralarda yer almaktadır. nin tarihi Helenistik ve Roma dönemlerine kadar dayandırılmaktadır. Kalede yöre halkı tarafından çeşitli etkinlikler de düzenlenmektedir. Yaylaları giresunda görülmesi gereken yerlerarasında yer almaktadır. Bulancak ilçesindeki Paşakonağı Yaylası temiz havası, doğal güzelliği ve mor, sarı ve beyaz açelyaların bulunduğu vadideki şelaleleri nedeniyle ilgi görmektedir. Gölyanı Yaylasının içerisinde ise küçük bir göl yer almaktadır. Sis Dağı Yaylasında da temmuz ayında yayla şenlikleri düzenlenmektedir. Adaya ulaşmak için limandan günübirlik kalkan tekneleri kullanabilirsiniz. Sahil şeridinin oldukça temiz olduğu şehrin plajları da gidilebilecek yerler arasında yer almaktadır. Karadeniz'e gitmişken denizin tadını da çıkarmak isteyenler için Giresun, Emniyet, Jandarma ya da Tabya plajları hizmet vermektedir. Giresun'un neyi meşhursorusuna alınacak pek çok cevap bulunmakla birlikte hemen her yörede bilinen ürünü fındık olarak öne çıkmaktadır. Fındığın başkenti olarak ulusal ve uluslararası bir üne sahip olan şehrin büyük bölümünde fındık ağaçları bulunmaktadır. Şehrin ekonomisini ve sosyal yaşamını şekillendirmede büyük etkisi olan fındık kolesterolü düşürmesi, kalbe iyi gelmesi ve ciltte meydana getirdiği güzelleşme ile bilinmektedir. Ağustos ayı civarında şehri ziyaret ettiğiniz takdirde taze fındık bulabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/950-kisin-dogada-yuz-ve-el-deri-tahrisi-ve-gunes-yanigi.html", "text": "Kışın soğuk ortamlarda havanın aşırı kuru, soğuk ve güneş ışınımının çok şiddetli olması nedeniyle doğadakilerin bu etkilere maruz kalan derileri zarar görür. Yüksekliğin soğuk olması güneşin yakıcı etkilerini gizlemektedir. Özellikle günümüzün 'ozon deliği' sorunu nedeniyle aşırı güneş ışınımından dolayı el ve yüz yanıklarının ileride cilt kanseri olması ihtimali vardır. Bu da azami dikkat ve özen gerektiren bir mevzudur ve başlangıçta sadece ufak bir dertken acılı, zarar verici durumlara gelinebilir. Doğada açıkta kalan yüz ve eller en çok zarar gören yerlerdir. Kışın, zeminde kar olmasa bile özellikle de yükseklerde atmosfer tabakasının inceliğinden dolayı güneş ışınımları yeteri kadar süzülemezler. Bu nedenle cilde zararlı ve muhtemel kanserojen etkisi bulunan morötesi ve kızılötesi ışınımlardan korunmak üzere el ve yüzlere güçlü koruyucu etkisi olan güneş kremleri sürülmelidir. Kar örtüsü varsa söz konusu ışınımın şiddeti daha da artacaktır. Kasıtlı olarak güneşte kalmaktan, çıplak deriyi yakmaktan kaçınılması gerekir. Kullanılan güneş kreminin su ve terleme ile etkisi azalmayan türden olması ve en az 20 koruma faktörü (20 SPF) gücünde olması tercih edilmelidir. Koruyucu güneş kreminin tırmanışta tek bir sefer uygulanması yetmez, gün içinde en az birkaç kere yeniden uygulama yapılması doğru olur. Bunun için de krem devamlı el altında, yakın bir cepte vb. tutulmalıdır. Alın, burun, yanaklar ve ense özellikle çok yanan yerlerdir. Burun için güneş gözlüğü burunluğu kullanılması en etkin korumadır ancak yine de tamamen yeterli değildir. Güneşten korunmak üzere enseyi de kapatan 'Lejyoner Modeli' veya 'Lahana Şapka' tarzındaki güneş şapkaları kullanmak da çok önem taşır. Dudaklar ve burun delikleri, güneş ve kuru ayazdan en çok zarar gören ve çatlayan hassas deri kesimlerindendir. Korunması ihmal edildiği takdirde yemek yemenin bile imkansız olabileceği acılı durumlara düşmemek için dudaklarınızı gün boyunca özel, en az 20 koruma faktörlü kremlerle kapatın ve geceleri de yine besleyici, hücre onarıcı kremle tedavi yapın. Bunun için yanık merhemleri kullanmak gerekir. Tüm deri tabakalarının etkilendiği yanık türüdür. Sinir uçları da harap olduğundan ağrı azdır. İnci grisi kahverengi gibi bir renk değişikliği vardır. Cilt kurudur ve buruşuktur. İyileşmesi çok uzun sürer ve iz kalır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/951-mersinde-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık. açısından oldukça zengindir. Şehrin sıkıcı rutininden kaçmak ve tatil süresince kendini kuralların içine hapsetmek istemeyen kişiler için Mersin'de çok sayıda kamp yeri bulunmaktadır. Kamp yapmak için bu şehri tercih ettiğinizde unutulmaz anılar ile tatilinizi geçirmeye hazır olmalısınız. içinde adını çok duyurmamış bakir sayılabilecek yerler arasındadır. Yazlıkların ya da büyük otellerin yapılmamış olduğu bu adaya sizde hemen gidebilir mavi ile yeşilin kucaklaştığı bu coğrafyada kamp yapabilirsiniz. Caretta caretta kaplumbağalarının üreme alanları arasında yer alan Boğsak koyunda çadırınız ağaçların gölgesine kurabilirsiniz. Akşamları çadırın önünde oturup gün batımını izleyebilirsiniz. Bu kamp alanında duş, tuvalet, su ve diğer ihtiyaçlarınızı karşılamanız için tesisler bulunmaktadır. Tatilinizi deniz kenarında değil aksine Mersin'in yaylalarında geçirmek istiyorsanız 2500 metre yüksekte Çamlıyayla ilçesi sınırları içinde olan Çinili göl tam aradığınız yer olacaktır. Yazın ortasında dahi serin havası ve muhteşem manzarası ile bu buzul göl mutlaka görülmesi gereken yerler arasında bulunmaktadır. Doğa yürüyüşleri için ideal olan bu alanda çadırınızı istediğiniz bir yere kurabilir ve huzurun keyfini de doyasıya çıkartabilirsiniz. genellikle ücretli olurken burada çadırınızı ücret ödemeden kurmanız mümkün olmaktadır. denildiğinde ise en popüler alan Çamlıyayla eski adı ile Namrun yaylası olmaktadır. Tarihi Namrun kalesinin bu bölgede olması ile adını yaylaya verdiği bilinmektedir yeşilin her tonunu görebileceğiniz endemik türlerin olduğu alanda tertemiz hava yenilenmenizi sağlayacaktır. Bölgede pek çok köy bulunmakta ve kamp yapmak için köylere yakın alanları tercih etmeniz halinde ihtiyaçlarınızı karşılama sorunu yaşamazsınız. arasında ücret ödemeden çadırınızı kurabileceğiniz ender alanlardan birisi olmaktadır. Arkasındaki tepeler ormanlık bir alan olan bu cennetin gizli köşelerinden biri olan koy huzurun ve sakinliğin sizi beklediği bir yerdir. Ağaçların gölgesine çadırınızı kurabilir sahilde güneşin tadını doyasıya çıkartabilirsiniz. Ücretsiz kamp yapılan bu alan ilgi çeken kamp yerleri arasında bulunmaktadır. Özellikle günübirlik gezilerde oldukça fazla tercih edilen bu yerde aileniz ile güzel vakit geçirebilir ve dinlendiğinizi hissedebilirsiniz. Erdemli ilçesinde deniz kenarında bulunan büyük çamlık alan hem doğa hem de deniz kampını aynı anda yapmak isteyen kişilerin tercihi olmaktadır. Büyük çamlık alanın içinde çadırınızı kurabilir ve hazır kurulu olan çadırlarda da kalabilirsiniz. Fiyatları oldukça uygun olan bu kamp alanında tüm ihtiyaçlarınızı karşılamanız mümkün olmaktadır. yapmak isteyen kişilerin en çok terci ettiği yer olmayı başarmaktadır. alanları içinde en çok rağbet gören yer olmaktadır. Gün batımını burada izlemenin ayrı bir keyif olduğunu bilmelisiniz. Kurulu çadırlarda kalmak istediğinizde yanında masası, oturacak alanı, buzdolabı, gibi tüm ihtiyaçlarınızı kendinizin görmeniz mümkün olmaktadır. Yemeğinizi çadırınızda kendiniz yapabileceğiniz gibi ayrıca kamp içinde bulunan lokantadan da yiyebilirsiniz. içinde bu alanda hazır kurulu çadırlardan kiralamak da mümkün olmaktadır. Duş, tuvalet, elektrik kamp alanında yer almakta çadır kurmak için ücret ödenmesine karşın bu hizmetlerden ücretsiz olarak yararlanılması mümkün olmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/952-sinopta-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık. sizleri adeta büyüleyecek ve bundan sonra her fırsat bulduğunuzda gitmek isteyeceksiniz. Deniz kenarında bir orman ve sizi huzura davet eden bir ortam Kuğu Yalısı kamp alanını tarif eden sözler. Ağaçların bittiği yerde başlayan sahilinde denize girebilir akşamları çadırınızın önünde oturup gün batımını izleyebilirsiniz. Çadır kurmanın ücretsiz olduğu bu alanda ihtiyaçların karşılanabileceği bir tesis bulunmamaktadır. yaparken burada kendinizi cennette hissetmenizi sağlayacaktır. Kamp yapmak ücretsizdir ve çadırınızı istediğiniz noktaya kurabilirsiniz. Sabahları metrelerce yüksekten akan suyun sesi le uyanmak ve huzuru adeta koklamak istediğinizde Erfelek Şelaleleri kamp alanı size bunu sunmaktadır. 18 şelalenin bir arada bulunduğu bu yer gün geçtikçe daha çok kişi tarafından keşfedilmektedir. Kalabalık yerlerde kamp yapmaktan hoşlanmıyorsanız bu doğa harikasının ünü tüm dünyaya yayılmadan önce kamp yapmalısınız. Merkeze 2 saat uzaklıkta olan bu kamp alanına çadırınızı ücretsiz kurabilirsiniz. Alış verişinizi de gelmeden önce yapmayı ihmal etmemelisiniz. arasında Karakum kamp alanı bu isteğinizi gerçekleştirmenizi sağlayacaktır. Aileniz ile birlikte keyifli bir deniz tatili yaparken arkanızda ki ormanlarda doğa yürüyüşleri de yapmak istediğinizde burada bunu gerçekleştirebilirsiniz. denildiğinde bu kamp alanı listenizin birinci sırasında yer almalıdır. Yeşilin ve mavinin her tonunu burada görebilir ve ruhunuzun dinlendiğini hissedebilirsiniz. Çadırınızı ücretsiz olarak kurabilirsiniz. en iyi seçenek olmaktadır. Kaliteli hizmeti ile gidenlerin memnun kaldığı bu yerde dilerseniz karavanınızla ya da burada bulunan bungalovlarda da kalabilirsiniz. Güvenli olması ile aileler tarafından tercih edilmektedir. listesinin önemli bir mekanı olan Şahin tepesi, sakin huzurlu bir tatil geçirmek isteyen kişilerin tercihi olmaktadır. Çadırınızın önüne oturarak buradan Sinop'u ve Karadeniz'i seyrederek bütün sıkıntılarınızdan kurtulduğunuzu hissedebilirsiniz. Kamp yapmak ücretsizdir ve kente yakın olması ile ihtiyaçların görülmesinde de sıkıntı yaşanmamaktadır. denildiğinde bölge halkının ilk tercihi bu alan olmaktadır. Günü birlik geziler içinde tercih edilen bu kamp alanında duş, tuvalet ve market ihtiyaçları uygun ücretler ile görülmektedir. yapmak istediğinizde bol seçenekler sunmakta ve unutulmaz anılar biriktirmenizi sağlamaktadır. Kamp yaparken sakin bir ortam arıyorsanız Aklimanı tercih edebilirsiniz. Milli park ilan edilmiş şahane bir bitki örtüsüne sahip olan bu yerde uzun plajlarda denize girebilir ve ormanın içinde keşfe çıkabilirsiniz. Sinop'tan sadece 9 kilometre ilerde olması ile ulaşımda oldukça kolaydır ve park alanı içinde tuvalet ve su ihtiyacınızı karşılayabileceğiniz alanlar bulunmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/953-gulek-bogazi-tanitimi.html", "text": "stratejik olarak büyük bir öneme sahiptir. Boğaz; Akdeniz bölgemizi İç Anadolu Bölgesine bağlamaktadır. Toros dağları üzerindeki eski çağlardan günümüze özenle korunan bu geçit, tarihi ve jeopolitik konumu itibari ile her zaman göz önünde olmuştur. Pozantı - Tarsus parkurunda yer alan otoyol da bu geçitten geçmektedir. bulunur. Gülek Kalesi'nden iki taş duvar arası dar bir boğaza girilir. Bu bölüm Kilikya geçidi denilen Gülek Boğazı'dır. Ermenilerin bu boğaz üzerinde kurdukları köy ise Gülek Köyü. Anadolu seferi sırasında bölgeye uğrayan Osmanlı devlet adamı İbrahim Paşa toplarını geçirmek için boğazdaki kayaların bir kısmını açmıştır. Meşhur boğaz, Birinci Dünya Savaşına kadar Anadolu ile Kilikya ve Suriye arasında tek geçit olmuştur. Büyük İskender, bu dar boğazdan geçen tarihi komutanlardan biridir. Büyük İskender'in geçidi çok beğendiği ve geçtiği yolları onarttığı söylenmektedir. Bu durum yol güzergahında keşfedilen kitabelerden çıkarılmıştır. Gülek bölgesinde büyük ve küçük tabyalara rastlanmaktadır. Bu tabyaların ise Çukurova'yı işgallerden korumak için dönemin Mısır Valisi Kavalalı Mehmet Ali Paşa'nın oğlu İbrahim Paşa tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. Mısır Ordusu 1840 yıllarında boğazdan çekilirken, 100 üzerinde topunu tabyalarda bırakmıştır, kırım savaşında ise bu toplar kullanılmıştır. Eğer Adana ve Mersin civarına seyahat etmeyi planlıyorsanız; aşağıdaki makaleler tam size göre. manzarasına hakim bir noktada, yaklaşık boğazdan 500 metre yüksekliktedir. Gülek boğazı ve kalesine gitmek için Tarsus'un yaklaşık 65 km. kuzeyinde yer alan bölgeye Tarsus- Gülek arasında sefer yapan belediye otobüsleri veya minibüsler ile ulaşılabilmektedir. Niğde Tarsus Otoyolu güzergahı bölgeye çıkmakta."} {"url": "https://www.gezipedia.net/954-adana-tas-kopru-tanitimi.html", "text": "Adana denildiğinde Taş Köprü, görülmesi gereken, ilk akla gelen yapıdır. Adana' da, kent merkezini ikiye bölen Seyhan ve Yüreğir ilçelerini bir araya getiren, yıllardan beri ayakta kalmış, dünya üzerinde geçmişten günümüze hala kullanılmakta olan, bilinen en eski köprülerden biridir. aynı zamanda Seyhan köprüsü olarak da anılmaktadır. mimar Auxentus tarafınca yapılmıştır. O dönemlerde üzerinde Latince bir yazıt bulunmaktaydı. Bu Latince yazıt şuan Adana Arkeoloji Müzesi'nde bulunmakta, müze ziyaretçileri tarafından görülebilmektedir. Asırlar boyunca tüm insanlığa görevde bulunmuş bu eser, sel, deprem gibi doğal afetler sebebiyle birçok defa hasar görmüştür. Bundan dolayı çoğu kez, farklı zamanlarda, onarıma tabi tutulmuştur. Seyhan Nehri'nin bu afetlerden dolayı zaman zaman taşması sebebiyle oluşan hasarlar için iyileştirme faaliyetlerinde köprünün bazı kemerleri yer altında kalmıştır. Adana Taş Köprü, mermer ve Roma döneminden kalma mimari parçalar uygulanarak inşa edilmiştir. Köprünün döşeme türü parke taşlardır. Adana Taş Köprü' nün doğu kısmı hala ilk yapıldığı zamandaki özelliklerini muhafaza etmektedir. Köprünün 11. kemerindeki aslan ve ay yıldızlı bayrak görselleri, görmeniz gereken en önemli özelliklerinden biridir. Eski dönemlerde olduğu gibi, Akdeniz' deki ticaret gemilerinin Seyhan Nehir' inden köprüye doğru hareket ettikleri zamanlar artık o dönemlerde kalmıştır. Çünkü Seyhan Nehri üstünde bulunan bu tarihi eser, yaz mevsiminde yüksek sıcaklık sebebiyle kuraklaşıyor. Ayrıca günümüzde araç trafiğine kapatılarak yalnızca yayalara geçiş izni veriliyor. , Adana' ya gelirseniz görmeden gitmemeniz gereken en önemli tarihi eserlerden biridir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/955-sevgililer-gunu-icin-alabileceginiz-4-hediye.html", "text": "ne olabilir diye kara kara düşünüyorsanız o halde yapmanız gereken ise sizin için seçmiş olduğumuz en iyi hediye önerilerine de bakmanız da yarar var. Yatağına geçtiği zaman sizi düşünmeden edemeyen bir sevgilinizin olduğunu unutmayın. Bu sebepten dolayıdır ki sizler için en güzel hediyelerden birisi de kalpli yastıklar olacaktır. Hem kalıcı özelliğe sahip olması hem de yatağının başucunda sizleri hatırlamasından dolayı memnun kalacağı bir hediyedir. Kalpli yastık almayı düşünüyorsanız kırmızı diğer renklere oranla daha da fazla anlamlı olacaktır. Doğal olarak karşı tarafa da hissiyatınızı en güzel şekilde yansıtmanızı sağlayacaktır. İster yalnızca kalp şeklinde olan isterseniz de baskılı olan ürünleri tercih edebilirsiniz. Sonuç olarak sevgilinize ne alırsanız çok fazla mutlu olacağı kesindir. Fakat ben onu kalbinden vurmak istiyorum diyen bir kişiyseniz o halde yapmanız gereken ise bu tarz ürünleri tercih etmeye başlamanız olacaktır. dediğimiz zaman hemen herkesin aklına gelebileceklerden birisi de takı olduğunu belirtmemiz mümkün. içinde alabilirsiniz. Çünkü hem kadın hem de erkek partnerler açısından bakıldığı zaman uygun bir hediyedir. içinde uygun olduğunu belirtmemiz de fayda var. Aşk mesaj kutuları sayesinde ona içiniz de ki daha önce duygularınızı söylemediyseniz haykırmanız için büyük bir fırsat oluşturabilir. Üstelik bu tarz hediyeleri internet üzerinden vererek en kısa süre içerisinde de sevdiğiniz kişiye ulaşmasını sağlayabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/956-erkeklere-alabileceginiz-5-sevgililer-gunu-hediyesi.html", "text": "neler olur diyenlerdenseniz buyurun beraber bakalım. Kadınlar için ne kadar çok çanta önemliyse erkekler açısından da bakıldığında cüzdanların öyle olduğunu söylemek mümkün. Kaliteli bir cüzdan satın almak ve ona vermek eminiz ki çok fazla sevinmesine neden olacaktır. Erkeklere bir hediye alırken de genel olarak kalıcı şeyleri almaya dikkat edin. Cüzdan kalıcı olduğundan dolayı çoğu kadının sevgililer günü için ilk düşündüklerinden biri olmayı başarıyor. Erkeklere özel olarak alabilecek yüzlerce hediye seçeneklerinden birisi olarak karşımıza kaliteli cüzdanların çıktığını söylemek mümkündür. Şık tasarımıyla adeta partnerinizi memnun edecek en güzel cüzdanları verebilirsiniz. Ayrıca cüzdan üzerine kendi adınızı yazdırmakta mantıklı olabilir. olarak da karşımıza baskılı çakmak çıkıyor. konusunda en iyi alternatifler arasında saat bulunuyor. Saati tercih ederek sizlerde onu fazlasıyla memnun etmeye başlayabilirsiniz. Üstelik onun tarzına uygun ister klasik isterseniz de spor özelliğe sahip olan saatleri tercih edebilirsiniz. Erkeklerin severek kullanabilecekleri bir diğer sevgililer günü geldiğinde verebileceğiniz hediyeler arasında yer alıyor. Hemen hemen her erkek tasarımlı erkeklere özel kupa kullanmayı ister. Bu özel kupaları bundan böyle sizlerde 14 Şubat günü geldiği zaman partnerinizi kolayca vermeye başlayabilirsiniz. Bu hediyeyi gördükleri zaman da mutlu olacaklardır. Eğer ki partneriniz kitap okuma aşığıysa o zaman düşünebileceğiniz bir başka önemli çözüm yollarından biri olmayı başarıyor diyebiliriz. Çünkü baskılı kitabın kapak kısmında her ikinizin resmi olması onunda çok fazla hoşuna gidecektir. Aynı zamanda bu hediyenin kalıcı olması da her ikiniz açısından ayrı bir önem arz edecek durumda olacaktır. Sevgililer günü hediyesi içinde bundan böyle hiç düşünmeden başvurabileceğiniz bir yol olmayı başarıyor. Üstelik bu hediyeyi almanız için de çok fazla para ödemenize gerek kalmaz. Ekonomik yollu olarak da halledebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/957-esenyurtta-gezilecek-yerler.html", "text": "içerisinde onlarca güzel mekan vardır. Esenyurt da göl ya da deniz yoktur. Bizler de bu yazımızda İstanbul'un güzel ilçelerinden biri olan Esenyurt da gezilecek yerler hakkında önemli bilgiler vermeye çalışacağız. sorusuna bu başlığımız altında cevap vermeye çalışacağız. Daha önce de belirttiğimiz gibi Esenyurt İlçesi İstanbul'a ait ilçelerden biridir. Önceleri bu ilçe Büyükçekmece ilçesine bağlıydı. Ama 2008 yılında yapılan gelişmelerden sonra kendisi ayrılarak kendi başına bir ilçe konumuna gelmiştir. İlçe olmasının nedeni ise çok büyük bir alan kaplamasıyla beraber her geçen gün artan nüfusu olduğu bilinmektedir. önemli bir yer tutmaktadır. 19. Yüzyıllarda Ekrem Ömer Paşa'ya ait olan bu topraklar önceleri çiftlik toprağı olarak kullanılmaktaydı. Çiftliğin hissedarlarından biri olan Eşkinozluların adı olarak bilinmekteydi. Zamanla değişerek 1967 yılında Eşkinoz yerine Esenyurt adını almıştır. Özellikle de 1920 ile 1938 yıllarında Romanya ve Bulgaristan'dan gelen göçlerin buraya yerleştirilmesiyle birlikte halk günümüzdeki halini almıştır. Esenyurt Belediyesi'nin kurucu belediye başkanı ise Gürbüz Çapan'dır. İlk yerleşim ise Merkez Mahallesinde Köyiçi Mevkinde oluşturulmuştur. Romanya ve Bulgaristan'dan gelen göçmenler ise merkez kısmının kuzeyinde oturmaktadır. ile ilgili tüm bilgiler aşağıda detaylıca verilmiştir. Eğer Esenyurt'da yaşayacaksanız burada istediklerinizi alabileceğiniz bir yerdir. Esenyurt Meydan'dan istediğiniz diğer bölgelere rahatlıkla ulaşım mümkün olmaktadır. Recep Tayyip Erdoğan Parkı da Esenyurt İncirtepe mahallesinde bulunan bir alandır. Güzel bir hafta sonu geçirmek istiyorsanız, rotanızı buraya çevirebilirsiniz. Recep Tayyip Erdoğan parkında yapay gölet, yeşil alanlar, sauna, Türk hamamı, kafetarya, yüzme havuzu, amfi tiyatro ve spor salonu bulunmaktadır. Hem güzel vakit geçirip, hem de haftanın tüm stresini üzerinizden atabilirsiniz. Tam Esenyurt belediyesinin karşısında bulunan Esenyurt Kültür ve Sanat Merkezi, sosyal aktivitelere katılabileceğiniz önemli bir alan sunmaktadır. Esenyurt Kültür ve Sanat Merkezi tamamen modern bir şekilde dizayn edilmiştir. İçerisinde de son teknoloji kullanılmıştır. Aynı zamanda Esenyurt Kültür Sanat Merkezi'nin içerisinde, sinema, sergi, galeri salonu, kütüphane, kafeterya ve derslikler bulunmaktadır. Çeşitli kültür aktivitelerinden hoşlanıyorsanız, burası tam size göre bir yer. Dünya'nın ilk çikolatası olarak bilinen Pelit Çikolata'nın müzesini Esenyurt'da ziyaret edebilirsiniz. Çikolata sevenler için harika bir müze olan Pelit Çikolata Müzesinde farklı şekillerde çikolata görebilirsiniz. Aynı zamanda da çikolatanın yapılışının nasıl olduğunu merak ediyorsanız, burası tam da size göre bir yer. Esenyurt yöresel yemekleri hakkında sizlere bazı bilgiler vermeye çalışacağız. Esenyurt'ta güzel bir et lokantasında harika lezzetler yiyebilirsiniz. Özellikle de etli kurufasülye, etli türlü ve etli pideler burada yenmesi gereken önemli yiyecekler arasındadır. Eğer buraya geldiyseniz mutlaka bir et restoranında bu lezzetleri tatmanızı öneririz. Esenyurt neyi meşhur sorularını cevaplandırmaya devam edelim. Esenyurt'da harika bir çikolata müzesi vardır. Yukarıda gezilecek yerler alanında da özellikle belirttik. Eğer buraya geldiyseniz mutlaka bu çikolataların tadına bakmanızı öneririz. Ayrıca Esenyurt'dan ayrılırken hediye olarak Pelit Çikolata müzesinden çikolata satın alabilir ve sevdiklerinize hediye edebilirsiniz. Ayrıca Esenyurt'a geldiyseniz ve bir kış ayı ise, mutlaka salep tatmadan buradan ayrılmamalısınız. diye merak edenler için önemli bilgiler vermeye çalışacağız. Esenyurt'a kara yolu ile ulaşmanız mümkündür. Bu bölgenin kuzeyinde TEM otoyolu vardır. Aynı zamanda da güney kısmında da Firuzköy ve E5 kara yolu bulunmaktadır. Toplamda 57 km2'lik bir alana sahiptir. Esenyurt'a otobüs ile 142B, Otobüs - 146, Otobüs - 147, Otobüs - 76D ile ulaşabilmeniz mümkündür. Marmaray ile birlikte M3 metrosuyla Esenyurt'a rahatlıkla ulaşım sağlayabilmeniz mümkündür. Otobüs ve metro saatleri ile ilgili detaylı bilgi almak için ulaşım araç saatleri uygulamalarına bakmanızı öneririz. ve Esenyurt'a nasıl gidilir sorularına yanıt verdik."} {"url": "https://www.gezipedia.net/958-tatillerinizde-adana-tercih-sebepleri.html", "text": "Türkiye'deki en güzel şehirlerimizden birisi de Adana'dır. İnsanların ilgisini her yönden çekme başarısına sahip bir yerdir. Tatil keyfini bundan sonra sizlerde Adana şehrinde yapmaya başlayabilirsiniz. Çünkü bu şehirde görebileceğiniz pek çok güzel yerler bulunuyor. Bu sayede sizlerde buraya geldiğiniz zaman daha önce görmediğiniz birçok güzel yerleri de keşfetme şansına sahip olmaya başlarsınız. Adana da çok fazla diyebileceğimiz hem tarihi hem de turistik yapılar yer alıyor. Bu sayede sizlerde bu güzellikleri en güzel şekilde yakından görerek farkına varabilirsiniz. bulabilirsiniz. Bu sayede tatilinizi yaparken de otelde daha tasarruflu zamanlar geçirmeye başlayabilirsiniz. farkıyla sizlerde artık aradığınız standartlara sahip bir konaklama serüveni yaşamaya başlarsınız. ile şehrin tüm güzelliklerini yakından görebilirsiniz. Üstelik buraya ister tek başınıza isterseniz de ailenizle birlikte gelmeniz mümkündür. Lüks, konforlu, harika lezzet ve konaklamaların yapıldığı muhteşem kalitede ki hizmetleri yanı başınızda bulabilirsiniz. fiyatları için çok yüksek paralar ödemenize gerek kalmaz. Tam aksine bütçenize en uygun otelleri bulabilirsiniz. Hemen ne kadar fiyat aralığında düşünüyorsanız da hız kesmeden o odayı kiralamaya başlarsınız. Üstelik ne kadar otel de kalmak istiyor olursanız olun belirlemeniz mümkün olacaktır. sizin istediğiniz rakamlar üzerinden seyrettiğinden dolayı tatilin tadını çıkarın."} {"url": "https://www.gezipedia.net/959-kapikaya-kanyonu-tanitimi.html", "text": "diye düşünenler bu köyün izini sürmelidir. Çakıt deresi, Seyhan nehrinin kollarından batı koludur. Kanyonu, Seyhan nehrinin kollarından Çakıt deresi açmıştır. Kanyon, Varda Köprüsü'ne 2 Km uzaklığındadır. yürüyüş yolu olarak düzenlenmiş olup, doğa yürüyüşleri için trekking parkuru olarak hizmet vermektedir. Giderek adı daha da çok duyulan kanyon, doğa turizmi açısından cazibe merkezi haline gelmiştir. Kapıkaya Kanyonu'nda görülmesi gereken en önemli doğa harikalarının başında şelale geliyor. Şelaleyi kolaylıkla ve en güzel köşeden görebileceğiniz alana ahşap seyir terası inşa edilmiştir. Sarp kısımlı alanlara 400 metrelik korkuuk yapılarak, hem koruma sağlanmış hem de dar alanlar da yol genişletme çalışmaları ile gelen konuklara daha iyi bir hizmet verebilmek amaçlanmıştır. Kanyon'un bulunduğu bölgede yüzlerce çeşit bitki türü bulunmaktadır. Bu endemik türlerden bazıları; çınar ağaçları, meşe, kızıl çam, zakkum ve erguvanlardır. 'ne de çok yakın. Kanyona gelenler yanlarına termos içinde çay veya kahve, bolca içme suyu almayı ihmal etmiyor. bölgesi, yaban güvercinleri başta olmak üzere çeşitli avcı kuşlara ev sahipliği yapıyor, onlarla daha da güzelleşiyor ve zenginleşiyor. . Adana Kapıkaya Kanyonu geçişlerinde dikkat edilmesi gereken hususlar da ziyaret sırasında akılda bulundurulmalı. Bölgeyi bilen bir rehber eşliğinde kanyonu gezmek bu konuda değerli bir tavsiye. Yürüyüş sırasında kaymayan, bileği kavrayan ayakkabı ya da kısa botlar öneriliyor. Su geçirmez sırt çantanızı ve fotoğraf makinenizi unutmayın."} {"url": "https://www.gezipedia.net/96-gumushanede-gezilecek-yerler.html", "text": "Yunanca'da gümüş kenti anlamına gelen Argirupolis olarak adlandırılmıştı. Şimdi Süleymaniye Mahallesi olarak adlandırılan Eski Gümüşhane de hem olağanüstü doğası hem de çok sayıda tarihi eseriyle görülmeye değer. Kentin ilk olarak Trabzon Rum İmparatorluğu döneminde, gümüş madenlerinin işletilmesi amacıyla kurulduğu sanılıyor. Madencilere tanınan ayrıcalıklar nedeniyle başka yörelerden de birçok Rum Gümüşhane'ye göç etmişti. Bu yüzden eskiden Karadeniz'deki en kalabalık Rum nüfusu Gümüşhane'de yaşıyordu. Ancak 19. yüzyılın sonunda madenlerin kapanması tersine bir göçe neden olmuş, 1. Dünya Savaşından sonra Eski Gümüşhane terk edilmiş ve Harşit Vadisi'nde yeni bir kent kurulmuş. hizmet vermektedir. Osmanlı Döneminde, Gümüşhane'de basılan birçok Osmanlı parası burada sergilenmektedir. Bunlara ek olarak merkez ve ilçelerinde dahil olmak üzere Gümüşhane'de görülmesi gereken yerler, tarihi eserler ve sit alanları bulunmaktadır. yer alıyor. Yılın büyük bölümü kar altında geçiren mahallenin yakınlarına bir kayak merkezi kurulacakmış. . Manastırın çevre duvarları, ana kilisesi ve çevresindeki yapıların büyük bölümü ayakta. Surp Pırgiç Manastırı yüzlerce Rum kilisesinin ve onlarca manastırın bulunduğu Gümüşhane yöresindeki tek Ermeni manastırıydı. Bayburt, Erzincan ve Trabzon Ermenileri içinde bir hac mekanı olan manastırda ziyaretçilerin konaklaması için inşa edilen ve günümüzde konut olarak kullanılan binalar da vardı. Buradaki evler şimdi yaz aylarında yaylacılar tarafından kullanılıyor. Çok eski bir yapı olan kilise taş alanların içerisine oyularak yapılmıştır. Sadak diğer adı ile Satala Antik Kenti, sit alanı olarak korunan eski bir karargah ve yerleşim yeri olarak Gümüşhane içerisinde bulunmaktadır. Bu antik kentin içerisinde pek çok harabe ve farklı alanlar bulunmaktadır. Gümüşhane'de gezilecek yerler denildiğinde tarihi yapıların yanı sıra pek çok doğal güzellik karşımıza çıkmaktadır. Özellikle yaz aylarında bölgenin genelinde yapılmakta olan yayla şenlikleri Gümüşhane'de yapılmaktadır. Birbirinden güzel yaylaları bu amaçlar ile gezilip görülebilecektir. Taşköprü Yaylası bunların en güzellerinden olmakla birlikte hem gezip hem de yöresel yemekleri tatmak için en iyi seçenektir. Gümüşhane ismi de almış olduğu gümüş işlemeleri ile dikkat çekmektedir. Gümüş motifleri ve modelleri ile yüzyıllardır süs eşyaları ve benzeri ürünler üretilmektedir. Bu ürünler yöresel kıyafetlerde ve tüm alanlarda kullanılmakta olup kültürü yansıtmaktadır. . Sarkıt, dikit ve renk renk damla taşlarıyla bir doğa harikası olan mağaranın-astım hastalarına da iyi geldiği söyleniyor. Gümüşhane çevresinde keşfedilmeyi bekleyen 25 mağara daha bulunuyor. Gümüşhane yemek kültürü olarak pek çok farklı seçenek ile karşımıza çıkmaktadır. Hem Karadeniz Bölgesine hem de Doğu Anadolu Bölgesine yakın olması sayesinde bu kültürlerin karışımlarını yemeklerinde görmek mümkündür. Onlarca çeşit çorbası, ana yemekleri ve tatlıları ile gezip görmeye gelenlerin gözlerine hitap ettiği kadar damak zevklerine de hitap etmektedir. Gümüşhane'nin neyi meşhur şeklinde sorulara cevap olarak çorbalardan mantı çorbası, fırfır çorbası, arpa yarması çorbası ve gendime çorbası en meşhur olanlarındandır. Yemeklerin arasında ise siron, pağla denlisi, borani, fıtfıt haşılı, pişi, kete ve zırıhta bulunmaktadır. Tatlı olarak kara helva, fışkıl tatlısı, musta tatlısı, lalanga gibi pek çok farklı tatlı çeşidi bulunmaktadır. Bunlara ek olarak Karadeniz yöresinde yapılan lahana dolması, pancar kavurması ve kaygana gibi yemeklerde yapılmaktadır. Çevredeki kilise ve manastırları görmeden, Kuşburnu ve dut pestili almadan, DÖNME! Yöresel yemeklerden tatmak isteyenler Balyemez Konağı ya da Özdenoğlu Konağına uğramalı. Kent merkezi dışında yemek yenebilecek doğru düzgün bir yer yok, bu yüzden etin kiloyla satılıp pişirildiği lokantalara gitmek gerekiyor. Eski Gümüşhane modern kent merkezinin 4 km güneybatısında. Vank semtine ulaşmak için ise ya birkaç saat yürümek ya da özel bir araçla gitmek gerekiyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/960-esenlerde-gezilecek-yerler.html", "text": "kayıtlı kişiler 469 bin kişidir. Bunun haricinde kayıtlı olmayan nüfus verileriyle bu oran ciddi anlamda artmaktadır. Önemli tarihi yerler anlamında dikkat çekici bir ilçe olan Esenler'de görebileceğiniz ünlü yerleri göstermeye çalışacağız. Esenler tarihi anlamda Bizans döneminden kalan bir bölgedir. Tarihte bu bölgede Rumlar ve Ermeniler yaşamış olup İstanbul'un tarım alanı olarak kullanılmıştır. Bizans'tan sonra Osmanlı hakimiyetine giren Esenler, Osmanlılar döneminde de aynı faaliyetlerine devam etmiş ancak Türkiye Cumhuriyeti döneminde iskan politikası gereği bu bölgedeki Rumlar ve Ermeniler Yunanistan'a göç ettirilmiştir. O dönem için Makedonya'da yaşayan Türkler 1940'lı yıllarda Esenler'e yerleştirilmiş ve bu tarihi bölgede yaşamaları sağlanmıştır. listesi alt kısımda vermeye çalıştık. Sizler de buraları gezerek tarihe yakından tanıklık edebilirsiniz. Avasköy Kemeri olarak ta bilinen ve Esenlerde bulunan su kemerleri oldukça dikkat çekici tarihi yansıtmaktadır. Kitabelerinin şu anda tahrip olduğu bilinen bu su kemerlerinin hangi tarihte yapıldığı bilinmemektedir. Ama eldeki verilere bakılırsa, Mimar Sinan tarafından zamanında yer alan susuzluğu gidermek amacıyla yapıldığı düşünülmektedir. Osmanlı dönemine ait olan bu kasır önemli tarihi yapılardan biridir. Otağı ise Hümayum olarak bilinmektedir. Osmanlı mimarisini yakından görebileceğiniz Hünkar Kasrı Esenler'de görülmesi gereken önemli yerlerden biridir. İç ve dış mimarisi de oldukça dikkat çekici olmaktadır. İstanbul'u ise Edirne'ye bağlayan otoyolun üzerinde bulunan Davutpaşa Kışlası dikkat çekici tarihi mekanlardan biri olmaktadır. Davutpaşa Kışlası Cumhuriyet Döneminde de 1999 yılına kadar kışla olarak kullanılmıştır. Çeşitli zamanlarda onarım gören bina günümüze sağlam olarak ulaşmıştır. Davutpaşa Kışlası görülmesi gereken yerlerdendir. Kışlanın hemen karşısında bulunan Davutpaşa Fırını II. Abdülhamit tarafından yaptırılmıştır. sorusuna şu şekilde cevap verebiliriz. İstanbul'un önemli ilçelerinden biri olan Esenler Avrupa yakasında bulunan İstanbul'a bağlı bir ilçedir. Özellikle de büyük İstanbul otogarının burada bulunmasından dolayı, bazı zamanlarda çok yoğunluklar yaşanmaktadır. İstanbul, Sabiha Gökçen Hava limanından Esenler mesafesi 57 dakika olmaktadır. Esenler'e ulaşmak için karayolunu rahatlıkla kullanabilirsiniz. Bunun yanı sıra Esenler otogarı sayesinde Esenler'e diğer illerden ulaşım çok kolay olmaktadır. Esenler'e metro ile ulaşmanız da kolaydır. Aynı zamanda İETT otobüsleriyle de diğer ilçelerden Esenler'e geçebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/961-amasrada-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık. Şehir hayatının stres ve gürültüsünden kaçmak isteyenler, ilk fırsatta şehirden çıkıp kendilerini doğanın kollarına atmak istemektedirler ve bunun için de en iyi yol şüphesiz kamp yapmaktır. Çadır veya karavan ile yapılan kamplar tüm stresi atmanıza yardımcı olacaktır. Genel olarak deniz ve ormanlık alan arayışında olan kampçılar için önerdiğimiz oldukça güzel bir nokta var. konulu yazımızla sizlere kısa ve öz bir kamp rehberi oluşturduk. Amasra otogarının hemen karşısında yer alan ve muhteşem manzarası ile dikkat çeken kamp alanı herhangi bir işletmeye ait değildir ve bu yüzden son derece doğaldır. Denize yürüme mesafesinde yer alan kamp alanı yemyeşil ağaçlar arasında adeta cennetten bir köşedir. Kendi çadırınızla yapabileceğiniz alan otogarın karşısında olması nedeniyle otobüsten inen kampçılar direkt olarak çadırlarını kurmaktadırlar. Bir diğer güzel yanı ise aynı zamanda şehir merkezine de son derece yakındır. Halka açık bir diğer kamp alanı ise Bozköy Kamp Alanı'dır. Yine yeşillikler arasında yer alan kamp alanı Amasra merkez ve Çakraz arasında yer almaktadır. Diğer alanlara göre daha sakin ve ıssız olan sahile de sahip kamp alanı içinde oldukça huzurlu bir tatil deneyimi yaşayabilirsiniz. Eğer çadırınız yoksa bile işletmelerden çadır kiralamak mümkündür. Oldukça ekonomik bir fiyata çadır kiralayabilirsiniz. anlamında son derece zengindir. Hem ücretli hem de ücretsiz birçok kamp alanı bulunmaktadır. Bunlardan bir diğeri ise Akkonak Kamp Alanı'dır. İl merkezine 18 kilometre mesafede yer alan kamp alanı adeta cennetten bir köşedir. Son derece doğal ve muhteşem bir manzaraya sahip olan kamp alanı ücretli olmasına karşın oldukça ekonomiktir. Doğa ile baş başa kalıp huzurlu günler geçirmek isteyen kişiler için son derece uygundur. Ulaşımın zorlu olduğu ancak kelimenin tam anlamıyla yalnızlık ve doğa kombinini tamamlayan Değirmenağzı belki de Amasra'nın en kuytu ve en güzel noktalarından biridir. Herhangi bir yapı veya işletme yok sadece doğa var bu yüzden tam teçhizatlı olarak gitmelisiniz aksi taktirde zorluklar yaşayabilirsiniz. Bu yüzden yiyecekten içeceğe temizliğe kadar her şeyi düşünmelisiniz. Etrafta herhangi bir işletme de bulunmamaktadır. içinde pek popüler olmadığı için huzurlu olduğunu söylemek mümkündür. Son derece sakin bir diğer nokta ise şüphesiz Kamışlık Koyu'dur. Oldukça sakin olan Kamışlık Koyu'na ulaşım noktasında tek yol tekne ile ulaşımdır. Eğer bunu göze alabiliyorsanız gerçekten de oldukça güzel bir yerdir. Vahşi doğası, dört bir yanı çevreleyen ormanlık alanı ve muhteşem denizi ile sizleri büyüleyecektir. Bir başka kamp alanı olan Göçkün de Amasra'nın en ilginç koylarından birine sahiptir. Dere ile denizin buluşma noktasında yer alan koy son derece temiz ve sakindir. Tertemiz bir kumsala sahip olan alanda çadırınızı kurarak kampın tadını çıkarabilirsiniz. Deniz kum, güneş ve elbette yeşil alan dörtlüsünü kampçılara sunan Göçkün'deki tek sorun düzenlenen tekne turlarıdır ancak bunun için de koyun daha sakin yerlerini tercih edebilirsiniz. Adeta terk edilmiş bir alan hissi veren Mugada son derece sessiz sakin huzurlu noktalardan biridir. Tertemiz bir plaj alanına sahip olan alanda işletme bulmak mümkün. Ormanlık alan ücretsiz şekilde kullanılabiliyor. Bununla beraber denize de yürüme mesafesinde yer almaktadır. Kamp alanı içinde çeşitli işletmeler, dükkanlar ve kiralık çadır ve bungalovlar bulunmaktadır. Denize sıfır konumda yer alan Yüksel Camping hem pansiyon olarak hizmet verirken hem de kampçılar için sunmuş olduğu alanda çadırınızı kurarak kamp yapmanıza olanak sağlamaktadır. Hem her türlü ihtiyacınızı karşılamakta sorun yaşamayacak hem de güvenli bir kamp deneyimi yaşayabileceksiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/962-kursunlu-selalesi-tanitimi.html", "text": "- Lübnan Sediri: Lübnan Sediri'nin diğer adı Katran Ağacı'dır. Ağacın genişliği ortalama olarak 2 metreye kadar çıkabilmektedir. Bunun yanı sıra bu ağaç türü 1000 yıldan daha uzun bir süre yaşayabilmektedir. Genellikle tropik bölgelerde yaşayabilen Katran Ağaçları birçok turistin ilgisini çekmektedir. - Tarihi Su Değirmeni: Kurşunlu Şelalesi'nde önceki yıllarda toplamda 10 tane su değirmeni bulunmaktadır. Fakat bölgede bu değirmenlerden sadece bir tane bulunmaktadır. Tarihi su değirmeni o bölgede yaşayan köylüler tarafından yaklaşık 200 yıl önce yapılmıştır. Değirmenin yapılma amacı tahılları öğütmek içindir. Bölgede bulunan bu tarihi su değirmeni Kurşunlu Şelalesi'ne gelen insanların görmesi gereken bir yapıttır. Yukarıda yer alan yapıların yanında bölgede yer alan çeşitli türde ağaç türleri de ziyaretçiler tarafından görülmelidir. Bunun yanı sıra hediyelik eşya almak isteyen kişiler de hediye dükkanlarını ziyaret ederek çeşitli sayıda hediye seçeneği bulma imkanı elde etmektedir. - Granada Luxury Belek - Gözde Otel - Altors Apart Otel - Belconti Resort Otel - Spice Otel & Spa - Ceres Otel - Ela Quality Resort Otel arasında doğal meyve ve sebzeler bulunmaktadır. Bölgede bulunan çeşitli ağaçlar sayesinde buraya gelen ziyaretçiler birçok meyve çeşidinin tadına bakma olanağına sahiptir. Bunun yanı sıra Kurşunlu Şelale'sinde değişik yemeklere sahip restoranlar yer almaktadır. Bu restoranlarda özellikle et ve balık severler için çeşitli seçenekler bulunmaktadır. Bunun yanı sıra burada bulunan kafeler ve restoranlar bölgenin doğal yapısına uygun olarak ağaç konsepti benimsenerek dekore edilmiştir. - Kurşunlu Şelalesi Ziyaret Saatleri Yaz Dönemi: Şelale 08.00-19.00 arasında ziyaretçilere açıktır. - Kurşunlu Şelalesi Ziyaret Saatleri Kış Dönemi: Şelale 08.00-18.00 arasında ziyaretçilere açıktır. - Kurşunlu Şelalesi Tatil Günleri: Şelale her gün ziyaretçilere açıktır. - Kurşunlu Şelalesinde zengin bitki örtüsü gözlemi yapılabilmektedir. - Kurşunlu Şelalesinde doğa yürüyüşü yapılabilmektedir. - Kurşunlu Şelalesinde piknik yapılabilmektedir. - Kurşunlu Şelalesinde fotoğrafçılık yapılabilmektedir. - Kurşunlu Şelalesinde deve gezintisi yapılabilmektedir. - Kurşunlu Şelalesinde olta balıkçılığı yapılabilmektedir. 'nde bulunan gezip görülmesi gereken yerlere ekstra başka ücret ödenmemektedir. listemizi de okuyarak bölge hakkında bilgi edinebilirsiniz. için ziyaretçilerin Antalya'nın Merkezi'nden ulaşım sağlamaları gerekmektedir. Özel araçları ile gelecek olan kişiler merkezden sırasıyla Aspendos Bulvarı'ndan ve Serik Caddesi'nden geçmektedir. Daha sonra Isparta yolunda 5 km ilerleme ile birlikte Kurşunlu Şelalesi tabelasının olduğu yönde ilerlenir. Şelaleye ulaşıldığında her yeri gezmek için bir miktar ücret talep edilmektedir. Bu ücret dışında içeride herhangi bir ücret alınmamaktadır. Bölgeye özel aracı ile gitmek istemeyen kişiler için de ulaşım oldukça kolaydır. Antalya merkezden saatte bir kalkan otobüsler bulunmaktadır. Belediye otobüsünü tercih eden ziyaretçiler 524, 524 A, 519 numaralı otobüslere binerek Kurşunlu Şelalesi'ne gidebilmektedir. Bunun yanı sıra 230 ve 231 numaralı minibüsler de Kurşunlu Şelalesi'ne gitmektedir. Şelaleden dönüşte de aynı şekilde vatandaşlar belediye otobüslerini ve minibüslerini kullanarak dönüş yapabilmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/963-urgupte-gezilecek-yerler.html", "text": "sahip olduğu tarihi güzellikleriyle birlikte hem dünyadan hem de Türkiye içerisinden ciddi turist çeker. Bu yazımızda sizlere Ürgüp gezilecek yerler listesini tanıtacağız. Aynı zamanda Nevşehir Ürgüp'e nasıl geçebileceğinizi merak ediyorsanız, yazımızın en sonunda bu konuyla ilgili de önemli bilgiler vereceğiz. Ürgüp Nevşehir'in 20 km doğusunda olan önemli bir ilçedir. Kapadokya'nın en önemli merkezlerinden biri olmaktadır. Göreme'nin sahip olduğu tarihsel özellikler olduğu gibi burası da sayısız tarihe tanıklık etmiştir. Şimdi sizlerle Nevşehir Ürgüp'te gezeceğiniz önemli noktalara ve tarihine göz atacağız. oldukça eski olmaktadır. Zamanında birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bir kenttir. Doğuya doğru inen Makedonyalılar, Romalılar ve Fatih Yavuzlar gibi önemli medeniyetler buralardan geçmiş. Osmanlı İmparatorluğu zamanında da önemli bir ev sahipliği yapılmıştır. Ürgüp, tüf tabakası ile örtülü bulunması ve çok yumuşak olmasından dolayı korunma ihtiyacı olmuştur. Bundan dolayı da Etiler ve Mısırlılar arasında hep savaş konusu olmuştur, stratejik öneminden dolayı sık sık savaşlar çıkmasına sebep olmuştur. Ürgüp'te 3000 ve hatta 4000 yıl öncesine kadar yaşam olduğu yapılan araştırmalarla sonuçlanmıştır. Farklı krallıklara ve medeniyetlere ev sahipliği yaptığı için dilbilimciler tarafından yapılan araştırmalarla birçok dile sahiplik ettiği ön görülmüştür. listemizin birincisi sırasındaki Karanlık kilise, renkli freskleri bulunan önemli bir mağaradır. Çok eskilere dayanan tarihi ile mutlaka görülmesi gereken yerlerdendir. Kaya mağarasının içerisinde inanılmaz bir yapı bulunmaktadır. Eğer Ürgüp'e gelmeyi düşünüyorsanız, doğaüstü bir kilise olan burayı ziyaret etmelisiniz. listemizin üçüncü sırsında bulunan Saruhan Kervansaray, İpek Yolu ticareti zamanında yapılan önemli bir geçiş yoludur. Osmanlı Devleti zamanında büyük önem taşıyan bu yol üzerinde bulunan kervansaray, Ürgüp'ü ziyaret edenler için önemli bir noktadır. Tarihi tam anlamıyla deneyimlemek istiyorsanız, mutlaka gezi listenize burayı da eklemelisiniz. UNESCO dünya mirası içerisinde yer alan ve her Ürgüp'e gidenin bir fotoğrafı olduğu önemli ziyaret alanlarından biri de Üç Güzellerdir. Buranın adının üç güzeller olmasının nedeni ise üç adet peri bacasının yan yana olmasından kaynaklanmaktadır. ise burayı bu kadar önemli kılmaktadır. Eskiden bir kralın kızı şehirdeki bir çobana aşık olur. Sonra çoban ile prenses evlenir ve bir çocukları olur. Yalnız kral bu evliliğe çok kızmıştır. Çocuğunda olmasından sonra hemen adamlarına hepsinin ölmesini emreder. Bunu öğrenen çoban, prenses ve çocukları artık kaçacak bir yerleri olmadığını anlayarak, Allah'tan yardım isterler. Hikayeye göre çoban, prenses ve çocukları bu noktada taşa dönüşür. Buraya da bu şekilde üç güzeller adı verilir. listelerini araştırıyorsanız; kaleleriyle de ünlü bir yer olduğunu fark etmişsinizdir. Buraya geldiyseniz mutlaka ziyaret etmeniz gereken yerlerden biri de Ortahisar kalesidir. Tarihi dokuyu daha iyi anlayabileceğiniz buraya gelerek, bol bol fotoğraf çekebilirsiniz. Eskiden bir konak olan ve artık butik otel olarak işlev gören bu yerde bir sürü tarihi oyuncak sergilenmektedir. Aynı zamanda da Ürgüp'ün özel yemeklerini buraya gelerek tadabilmeniz de mümkündür. buraya özel en önemli festivaldir. Eğer Ürgüp'ü ziyaret etmek istiyorsanız bu döneme ziyaretinizi denk getirmeye özen göstermelisiniz. Ürgüp Uluslararası Bağ Bozumu festivali genellikle 3 Eylül ile 5 Eylül arasında yapılmaktadır. Bu festival Ürgüp Cumhuriyet Meydanında gerçekleşen festivallerden birisidir. Eğer bu festivale katılmayı düşünüyorsanız bu dönemde Cumhuriyet Meydanın'da olmanız yeterlidir. Her festival zamanı Ürgüp'e özel yemekler burada sergilenmektedir. Aynı zamanda da şarap tadımını da bu festivalde gerçekleştirebilirsiniz. dır. Bulgur kaynatıldıktan sonra içine süt eklenerek yapılan bu çorbada yörenin en güzel yemeklerinden biri olma özelliğini taşımaktadır. Aynı zamanda bölgenin şarapları da çok meşhurdur. Eğer istiyorsanız, şarapları tatmalı ve satın alarak götürebilirsiniz. Turistik alanlardan en önemlisi olan Ürgüp'e ulaşmak istiyorsanız kara yolunu ve hava yolunu kullanabilirsiniz. Nevşehir ve Kayseri hava alanlarından Ürgüp'e rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Otobüs ya da özel araba ile ulaşmak isteyenler için aşağıda mesafeler ile ilgili bilgiler vereceğiz. - Kayseri - Ürgüp arası yaklaşık 70 kilometre ve 1 saat sürmektedir. - Ankara - Ürgüp arası yaklaşık 310 kilometre ve 3 saat 40 dakika sürmektedir. - Adana - Ürgüp arası yaklaşık 280 kilometre ve 3 buçuk saat sürmektedir. - İstanbul - Ürgüp arası yaklaşık 765 kilometre ve 9 saat sürmektedir. - İzmir - Ürgüp arası yaklaşık 785 kilometre ve 10 saat sürmektedir. - Bursa - Ürgüp arası yaklaşık 685 kilometre ve 8 saat 15 dakika sürmektedir. Kendi özel arabanızla bu mesafeler ile birlikte rahatlıkla Ürgüp'e ulaşım sağlayabilirsiniz. Büyük kentlerden kolaylıkla hava yolu ile birlikte ulaşım sağlamanız da mümkün olmaktadır. sorularına yanıt verdik. Ürgüp seyahati planlıyorsanız; civardaki tüm güzellikler için aşağıdaki konularımızı da okumalısınız."} {"url": "https://www.gezipedia.net/964-dunyanin-en-buyuk-10-milli-parki.html", "text": "Şaşırtıcı derecede güzel bir gezegende yaşadığımız sır değil ve teknolojimiz ne kadar gelişmiş olursa olsun, görkemli, el değmemiş doğanın çekiciliğini hala inkar edemeyiz. Sayısız fotoğraf ve belgesel gezegenimizin güzelliğini insanlara aktarmaya çalışıyor, ancak birçok kişi doğal dünyayı ilk elden deneyimlemek istiyor. listesinden bazılarına bakalım ve sunduğu muhteşem manzaraları ve zorlu vahşi yaşamı öğrenelim. , dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilir. Bu güzel kanyonun en derin yeri 2300 kilometre uzunluğundaki Colorado Nehri'nin dibinde. Colorado Nehri'nin 6 milyon yıl önce kanyona doğru yol almaya başladığı tahmin edilmektedir. Büyük Kanyon'un derinliği, bilim adamlarına, Dünya'nın tarihini açığa çıkaran çok sayıda kaya ve fosil tabakasının burada bulunması bilim adamlarına paha biçilmez bir bilgi zenginliği sağladı. Kanyonun dibinde bulunan en eski kaya katmanının yaklaşık 2 milyar yıllık olduğu tahmin edilmektedir. , Ekvador'da kurulan ilk milli parktır. Galapagos Adaları'nda ve çevresinde bulunan karmaşık, benzersiz ekosistemleri korumak için kapsamlı düzenlemeler yapılmıştır. Ek olarak, Galapagos Deniz Koruma Alanı, 82.643 kilometrekare okyanus bölgesini kapsayacak şekilde adaları da içine almaktadır. Bu, yalnızca adalardaki vahşi yaşamın değil, çevre sulardaki vahşi yaşamın da mümkün olduğunca güvenli olmasını sağlar. Galapagos Adaları'ndaki vahşi yaşamın çoğu bölgeye kendine özgü bir şekilde adapte olmuştur. Galapagos kaplumbağası, deniz iguaları ve mavi ayaklı memeliler gibi yaratıklar genellikle turistler tarafından aranır ve sıkça fotoğrafları çekilebilir. olarak nasıl kazandığını anlamak mümkün. Ölüm Vadisi, Yelken Taşları olarak bilinen büyüleyici bir doğal fenomen içerir. Playa yarış pistinde bulunan bu taşlar, zaman içinde gizemli bir şekilde hareket ederler ve çöl kumlarını üzerinde bu hareketlerinin bi rkanıtı olan izler bırakırlar. , en iyi doğal yer şekillerine sahip alanlarından biri olarak kabul edilir. Sayısız kaşif, Kayıp Altın Şehri Paititi'yi aradı. Bu şehir, İnka medeniyetinin tüm altın ve diğer zenginliklerini barındırdığına inanan İspanyol kaşifler arasında ünlüydü. Paititi, İspanyol fetihlerinden sonra efsanevi olmaya devam etse de, kimse gerçekten var olup olmadığından emin değil. artık Büyük Limpopo Parkı'nın bünyesine giriyor. Bu, Kruger Ulusal Parkı'nı Mozambik'teki Limpopo Ulusal Parkı ve Zimbabve'deki Gonarezhou Ulusal Parkı ile birleştirir. Bu parkların her birinden yetkililer, yerel ekosistemlerin korunmasını sağlamak için birlikte çalışmakta. sayısız vahşi yaşam türü için güvenli bir cennettir ve bize bilimsel araştırmalar yaparak karmaşık ekosistemler hakkında bilgi edinmek için birçok fırsat sağlamıştır. Denali Milli Parkı, tamamen işleyen kızak köpeği kulübesine sahip olan tek milli park. , nesli tükenmekte olan Vinci kuşları için son doğal yuva alanı olarak önemli bir rol oynamaktadır. Bu güzel kuşlar her yaz ormanın belirli alanlarına yuva yaparlar. olarak yer alıyor. Bu park, güzel Namib Çölü'nün etkileyici genişliği üzerinde yayılıyor. Yüksek kum tepeleri parlak gökyüzüne karşı güçlü, turuncu simge yapılar olarak öne çıkıyor ve birçok turist bu kumlara tırmanmaya çalışıyor. Sossusvlei bölgesindeki bu kum tepelerinin en büyüğü \"Big Daddy\" olarak adlandırılmıştır ve dağcılar için kolayca erişilebilir durumdadır. Ölü bir orman olan Deadvlei, parkın en büyük kum tepelerinin bazıları bir tava gibi düz şekilde durur. Bu bölge yüzyıllar boyunca kurudur ve rüzgardan ölen ölü ağaçlar hala ayakta durmakta ve harika bir fotoğrafçılık alanı oluşturmaktadır. , dünyadaki tüm milli parklar arasında en uzak ve Grönland üzerindeki tek milli parktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/965-ladikte-gezilecek-yerler.html", "text": "hakkında önemli bilgiler vermeye çalışacağız. Ladik ilçesinin nerede olduğunun ve nasıl ulaşabileceğiniz hakkında bilgileri de alt kısımda bulabilirsiniz. Ladik doğal güzellikleri, hamamlarıyla ve kayak merkeziyle Türkiye'mizin en güzel ilçelerinden biridir. Ladik merkezinde kahvehaneleri ve dükkanların çevrelediği bir merkez bulunmaktadır. Kaymakamlık binası 1943 yılında yaşanan depremle yerle bir olmuştur. O zamandan bu zamana kadar eserler hala dikkat çekmektedir. çevresi ve Ladik ilçesinin olduğu kısımlarda hakimiyet sürdükleri görülmektedir. ' adlı hanımı tarafından M. Ö. 131 yılında kurulduğundan buraya 'Laodikiye' denildiği zaman içerisinde ise Ladik olarak değişmiştir. Osmanlı devleti öncesinde Doğu Roma ve Batı Roma olarak ayrıldığı zaman Ladik Batı Roma'da yer almıştır. Eğer Ladik'i ziyaret edecekseniz, ziyaret zamanınızı mutlaka bu şenliklere denk getirmeye çalışmalısınız. Yayla şenliklerinde Ladik'in tam anlamıyla turizm noktalarından biri olduğu gösterilmeye çalışılmaktadır. Yurdun dört bir yanından gelenlerle yapılan şenliklerde doğal güzellikleri ve birbirinden güzel yöresel yemeklerin tadına bakabileceksiniz. Ladik'e tam 7 km uzaklığında olan Ladik yaylasında yapılmaktadır. Boğa yarışmaları, koç yarışmaları ve bal yarışmaları gibi eğlenceli oyunlara da yer verilmektedir. Ladik'e yalnızca 6 km uzaklığında olan bu merkezde kış keyfinizi çıkarabilirsiniz. Kış sporları yapıldığı gibi çim kayağı denilen yaz sporları da yapılmaktadır. Yaz kış oldukça sevilen bu merkeze mutlaka gitmenizi öneririz. Ayrıca bu merkezde 21 yataklı bir butik otel de bulunmaktadır. da bunlardan biridir. Romatizma hastalıklarınız gibi önemli rahatsızlıklarınızı buraya giderek çözüme rahatlıkla ulaştırabilirsiniz. Kaplıca Tesisleri, yaz aylarında piknik alanı, kafeteryası, açık mutfağı ve oyun parkıyla dev bir mesire yerine dönüşüyor. Hamamayağı Kaplıcaları mutlaka Ladik gezilecek yerler listesi içerisinde gezmeniz gereken yerlerden biridir. . Mutlaka Ladik gölünü ziyaret etmenizi öneririz. Çünkü neredeyse her dönem farklı bir güzelliğe bürünmektedir. Ladik merkezden sadece 7 km uzaklıkta bulunan bu gölü her mevsim ziyaret edebilirsiniz. da göl manzaralı bir yayladır. Ayrıca bu yaylalarda kendine özgü evler bulunmaktadır. Ladik yöresel yemekleri en az doğası kadar güzeldir. Çok çeşitli hamur işleri bulunmaktadır. Bununla birlikte farklı ev yemeklerini de içermektedir. İşte bazı ünlü yöresel yemeklerinin listesi şu şekildedir; Erişte, Tutmaz Aşı, Mantı, İşkefe Tatlısı, Kaz Pilavı ve şeridi, Çerkez Halüğü, Çerkez Şibsisi, Dabusun, Malakto, Gobi Lobiya, Lobya, Höşmerim, Kadayani gibi çok çeşitlidir. Eğer Samsun Ladik İlçesine bir seyahat planlıyorsanız; aşağıdaki konuları da mutlaka okumalısınız. Yemekler gibi ekmekler de çok çeşitli: Somun, Hamursuz, Parmaklı, Lavaş Pide, Dökme, Döndürme, Samsa Ekmeği, Cırlak, Akıtma, Yufka, Mısır Ekmeği. Yöresel yemeklerinin dışında Ladik'in Tandır Kebabı da oldukça meşhurdur. sorusu gelmektedir. Ladik el sanatları konusunda çok başarılı bir ilçedir. Bölgede hasır dokumacılığı, kaval yapımı, süpürge bağlama, çorap ve kazak örücülüğü oldukça meşhur birer el sanatlarından biridir. Geleneksel olarak dokunan Ladik el dokuma halıları da oldukça şık görünmektedir. Eğer buraya geldiyseniz, hediye konusunda çokça çeşit olacağını sizlere hatırlatmak isteriz. arası otobüsler de bulunmaktadır. Bu otobüslerle direkt ulaşım mümkündür. Bununla beraber Amasya'dan gelmeyi düşünüyorsanız otobüs terminaline giderek oradan kalkan Ladik Amasya arabalarına binebilirsiniz. Toplu taşımayla ortalama 2, 2 buçuk saat sürmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/966-osmancikta-gezilecek-yerler.html", "text": "Çorum'un Osmancık ilçesi, Marmara Bölgesi'ni Karadeniz ve Kuzeydoğu Anadolu'ya bağlayan yolun üzerinde bulunuyor. 1075 yılında Türk egemenliğine giren ilçe, Çorum'un tarihi geçmişi en eski ilçelerinden biri. Ülkemiz için önemli olan yolların üzerinde bulunması ve tarihsel gelişimi, Osmancık'ın her dönem önemli bir kent konumunda olmasını sağlamış. İlçe Bu nedenle Çorum'un en bilinen ilçelerinden biri. Osmanlı döneminde tarihi İpek Yolu üzerinde bulunan Osmancık'ta birçok tabiat güzelliği ve tarihi miras bulunuyor. Ülkemizin en uzun akarsuyu olan Kızılırmak'ın geçtiği yerlerden biri de Çorum Osmancık ilçesidir. İlçe merkezinden geçen Kızılırmak, Osmancık'ın önemi tabiat değerlerinden ve ilçenin şeklini veren unsurlardan. İlçeyi iki Yakayı ayıran Kızılırmak, tarım arazilerinin sulanmasında da önemli bir kaynak. Obruk Barajından sonra Dodurga ilçesini geçerek Osmancık sınırlarına giren Kızılırmak, geçtiği tüm yerlerde olduğu gibi burada da yaşamın önemli unsurlarından. Osmancık ilçesi Roma ve Bizans dönemlerinde \"Pimolisene\" adıyla bilinen önemli bir merkez konumundaydı. O dönemlerde bölgeye giriş - çıkış ve vergi gibi unsurları denetlemek amacı ile yerleşim uygun hale getirilmiş ve bu sebep ile Kızılırmak kenarındaki kayalık bölge, kale görevini üstlenmiştir. Osmancık ilçesi 1075 yılında Türk hakimiyetine girmiştir. Oğuzların Alayunt boyundan Sorgun Beyi Şerafettin Osman Gazi bölgeye emir olarak atanmış ve buraya kendi oymağının adını vermiş. Bu tarihten sonra kentin \"Eflanos\" olarak bilinen ismi Sorgun olarak ta anılmaya başlanmış. 1177 yılında Danişment Beyliğinin sona ermesinden dolayı Osmancık, Anadolu Selçuklu Devletinin yönetimine geçmiş, Osmancık'ın Osmanlı'ya katılması ise 1389 yılında Yıldırım Bayezid tarafından gerçekleşmiştir. 1423 yılında Amasya'ya bağlanan kent, 1596 yılında ise Çorum'a, 1864 yılında yeniden Amasya' ya bağlanmış ve nihayetinde 1924 yılında Çorum İlinin ilçesi olmuştur. , dikdörtgen kesitli sarı kesme taşlardan yapıldı. Koyunbaba Köprüsü sivri Kemerli ve 19 gözlü. Köprü'nün bazı kısımlarının zamanla Irmak birikintileri ile dolması nedeniyle sadece 15 gözü görülebiliyor. İstanbul'dan Amasya'ya uzanan ticaret yolu üzerine karakol amacı ile yapılmış. Kare planlı olarak yapılan Kalenin içindeki kayalara oyularak yapılmış hamam kalıntıları bulunuyor. Kalenin güneyinde ise roma dönemine ait Kaya Mezarları bulunuyor. 1896 yılında II Abdülhamit tarafından aslına uygun olarak restore ettirildi. 1943 yılında yaşanan Tosya Osmancık depreminde büyük bir bölümü yıkılan cami, restore edilemeyince bunun yerine ahşap yapıda bir cami inşa edildi. İsmi dışında tüm tarihi özelliğini kaybeden Cami, 1976 yılında yıkılarak bugünkü cami inşa edildi. halkın uğrak noktalarından biri. Tabiat Parkı içerisinde aile piknik alanları, oturma ve dinlenme yerleri, kuğu ve ördeklerin bulunduğu yapay göletler, tavşan evleri gibi hayvan barınakları, restoran ve kafeterya, spor alanları ve çocuk oyun parkları yer alıyor. kır bahçesi, piknik alanları, spor bölümleri ve oyun parklarına sahip. Karadeniz Bölgesinde bulunan ve Çorum İline bağlı olan Osmancık ilçesi, Karadeniz Bölgesi ve Doğu Anadolu Bölgesi'ni bağlayan yol olan D100/E80 karayolu üzerinde bulunmaktadır. İlçenin Çorum il merkezine uzaklığı 60 kilometre, Samsuna 170 kilometre, Ankara'ya 300 kilometre ve İstanbul'a olan uzaklığı ise 570 kilometredir. Çorum merkezden kuzeye doğru Laçin ilçesi istikametine giderek D785 karayolu üzerinden veya aşağıdaki haritayı kullanarak mobil navigasyon cihazlarınız ile ilçeye ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/967-varda-koprusu-tanitimi.html", "text": "; 1912 yılında Almanlar tarafından inşa edilmiş olup Adana'nın Karaisali ilçesinin Hacıkırı köyünde bulunmaktadır. Varda Köprüsü halk arasında Koca Köprü olarak bilinmektedir. Ayrıca köprü Almanlar tarafından yapıldığı için de Alman Köprüsü olarak da isimlendirilir. Köprünün inşa edilmesinin temel amacı Osmanlı'nın eşya ve ordularını taşıyarak bölgedeki hareketleri kolaylaştırması iken Almanların amacı petrol kaynaklarına daha hızlı ulaşmaktır. ziyaretçilerin mutlaka görmesi gereken yerlerden biridir. İki derin vadiyi birbirine bağlayan Varda Köprüsü'nün yapımında 21 işçinin yanı sıra bir Alman mühendisi de ölmüştür. Bu da köprünün ne zor şartlar altında yapıldığını gözler önüne sermektedir. Ayrıca her saat başı geçen tren seslerinin eşliğinde yapılan faaliyetler de ziyaretçilerini alıp eski günlere götürmektedir. karşıda kalacaktır. Köprüye kendi aracı olmadan gitmek isteyen kişiler buraya harekat eden vasıtalar yardımıyla köprüye ulaşabilirler. Ayrıca köyü bulamayan kişiler bölgeden geçenlerden yardım alabilirler. yaklaşırken giriş ücretinin olup olmadığı ziyaretçiler tarafından merak edilen bir konudur. Varda Köprüsü'ne girerken herhangi bir ücret talep edilmemektedir. Yani tamamen doğal güzellikleriyle ünlü bu alana girmek ve gezmek ücretsizdir. 'da ziyaret edilebilir ve piknik yapılabilir. Çünkü bu iki yapı neredeyse birbirini tamamlamaktadır. Varda Köprüsü'ne vardıktan sonra yapılabilecek birçok şey vardır. Yüksek ağaçlara kurulmuş halde olan hamaklarda serinlemekten tutun da kamp yapmaya kadar birçok ortama ev sahipliği yapan Varda Köprüsü, sevdikleriyle çay içenlerin de uğrak yerlerinden biridir. Varda Köprüsü'nün ziyareti için en uygun zaman ise ilkbahar ve yaz ayları olarak gösterilmektedir. Çünkü kış ayında Adana'nın dağlarına kar nedeniyle ulaşılamaz olmaktadır. yeterli tanıtıldığı takdirde daha fazla kişiyi ağırlayacağı şüphesiz gerçektir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/968-besikduzu-gezilecek-yerler.html", "text": "Trabzon ilinin en çok ziyaret edilen ve sevilen ilçelerinden biri de Beşikdüzü'dür. Trabzon şehir merkezi ile arasında 45 km uzaklık bulunmaktadır. Bu ilçenin doğusunda Vakfıkebir, batısında Eynesil, güneyinde Şalpazarı ve Tonya ve kuzeyinde ise Karadeniz bulunmaktadır. Karadeniz'e kıyısı olan tatlı küçük bir ilçedir. Denize kıyısı olmasından dolayı turizm cenneti bir ilçedir. Eğer yolunuz buraya düştüyse, sizlere çok güzel gezilecek yerlerden bahsedebiliriz. Trabzon Beşikdüzü'ne nasıl gideceğinizi alt kısımda özel olarak yer vereceğiz. 'e bağlı olsa da belli bir süre sonra ilçe Trabzon'a bağlı ilçe olma özelliğini kazanmıştır. 1998 tarihinde ise resmi olarak ilçe görevlendirilmesi başlamıştır. Karadeniz'in en güzel özelliklerinden birisi de doğasıdır. Bu özelliği en güzel yansıtan ilçe ise Beşikdüzü ilçesidir. Trabzon Beşikdüzü ilçesinde 17 dönüm arazi içerisinde bir kültür parkı yer almaktadır. Park içerisinde tarihi yakından tanımlayabileceğiniz tarihi eserler, çay ocakları, kamelyalar ve amfi tiyatro bulunmaktadır. Şehrin en gözde mekanlarından biri olan bu kültür parkını mutlaka ziyaret etmeniz ve Beşikdüzü gezilecek yerler listenize eklemeniz gerekmektedir. Eğer Beşikdüzü'nü ziyarete gelmeyi düşünüyorsanız, yanınıza mutlaka mayonuzu almalısınız. Çünkü burada deniz için çok özel ve güzel plajlar vardır. Bu plajlardan deniz mevsiminde suya girebilirsiniz. Bununla beraber Aqua parkları ziyaret ederek çocuklarınızla eğlenceli vakit geçirebilirsiniz. Beşikdüzü şehir merkezi sessiz ve sakin olmasıyla çok dikkat çekicidir. Rahat bir tatil yapmak için sokağa çıkıp biraz temiz hava almanız bile size yetecektir. Yerli çarşısını gezerek ucuza organik ürünler alabilirsiniz. Trabzon'a uygun tereyağ, mısır unu ve ekmek gibi önemli yiyecekleri buradan tercih edebilirsiniz. Eğer Trabzon Beşikdüzü'nü ziyarete geldiyseniz mutlaka sabah kahvaltı da mısır ekmeği ile kuymağı yemelisiniz. Ayrıca akşam yemeklerinizde hamsiyi de tercih edebilirsiniz. Birbirinden güzel Karadeniz yemeklerini bu ilçede tadabileceğiniz çeşitli mekanlar bulunmaktadır. Yemekten sonra da güzel bir çay içebilir ve keyfinize muhteşem deniz manzarası eşliğinde bakabilirsiniz. Trabzon'dan Beşikdüzü ilçesine gitmek isteyenler için çeşitli yollardan bahsedeceğiz. İsterseniz bireysel arabanızla rahatlıkla çok kısa sürede deniz manzarası eşliğinde ulaşabilirsiniz. Bununla birlikte Trabzon'dan Beşikdüzü'ne otobüs ile de ulaşım sağlamanız mümkündür. Bunun için Trabzon'dan Beşikdüzü'ne otogardan kalkan otobüsler ile rahatlıkla ulaşım sağlayabilirsiniz. Özel araba ile 42 dakika içerisinde ulaşım sağlayabilirken, otobüslerle bir saat sonra Trabzon'dan Beşikdüzü'ne gidebilirsiniz. ve Beşikdüzü'ne nasıl gidilir sorularına yanıt verdik."} {"url": "https://www.gezipedia.net/969-anavarza-antik-kenti.html", "text": ", dönemin dev antik kenti Tarsus ile Kilikya birlik lideri için tamamen rekabet haline gelmiş bir konumdadır. M. S 3. yüzyılda askeri bakımından farklı ayrıcalıklar elde etmiş ve \"Metropolis\" unvanına sahip olmuş. Ayrıca M. S 3. yüzyıl ortalarına kadar 3 defa da \"Neokoros\"luk unvanına sahip olmuştur. Uzun yıllar Roma hakimiyetinde bulunan Anavarza antik kenti, daha sonrasında ikiye bölünen Roma'dan Doğu Roma himayesine girmiştir. Daha sonrasında ise bu hakimiyet Araplara ve oradan da Ermenilerin himayesine geçmiştir. Anavarza antik kenti son olarak 1375 senesinde Memlukler tarafından kontrol altına alınmıştır. Memlukların himayesinde sonra bu kentte herhangi büyük ölçekli bir yerleşim olayları gerçekleşmemiştir. Bu değerli antik kent içerisinde M. Ö ve M. S yılları barındıran birçok kalıntıya sahiptir. İçerisinde, 1500 metre uzunluğunda olan 20 sıralı sur duvar kalıntıları, sütunlu yollar, hamamlar, kilise, tiyatro, amfi tiyatro, stadyum, su yolları, kaya mezarlıkları, Deniz tanrıçası olan Thetys'e ait olan mozaik yapı ve ovanın ortasından yükselen orta çağda yapılmış bir kale bulunmaktadır. Bunun gibi birçok kalıntı eski dönemlerden günümüze kadar bozulmadan saklanarak gelebilmiştir. Anavarza Antik Kentini ziyaret etmek isteyenler için herhangi bir giriş ücreti bulunmamakla birlikte Pazartesi günleri hariç diğer tüm günler Yazın 08:00 19:00 Kışın ise 08:00 - 17:00 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz. , Kadirli ve Kozan ilçelerinin sınırlarının kesiştiği yerde yer almaktadır. Kozan ilçesinde bulunan bu değerli antik kente ulaşım için şahsi araçları seçenler, Ceyhan- Kozan yolunu takip ederek ve bu yolun 23. Kilometresinde sağa dönerek 5 kilometre daha ilerleyerek ulaşım sağlayabilirler. Bu şekilde kolaylıkla ulaşım sağlanabilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/97-hakkaride-gezilecek-yerler.html", "text": "olacak. Ama önce bir takım genel bilgileri sizlerle paylaşmamız gerekiyor. Doğu Anadolu Bölgesi'nde yer alan Hakkari Hem Irak hem de İran ile sınırı olan tek ilimiz. Bölgede ilk yerleşimin net tarihleri bilinmemekle birlikte, yazımızın devamında bahsettiğimiz Kaya Resimleri nedeniyle en az milattan önce 6000 yıllarına dayandığını söyleyebiliriz. Bölgede ilk olarak Hurriler hakimiyet sürmüşler. Sonrasında Urartular bölgenin hakimiyetini ellerine almış ve uzun zaman da bu şekilde devam etmiş. Bir zamanlar Pers ve Arap egemenliğine de girmiş olan bölge ileri ki asırlarda önce Selçuklular sonra ise 1536 yılında Osmanlılar tarafından hakimiyet altına alınmış. Hakkari ilimiz, batıdan Şırnak, kuzeyden Van, doğudan İran, güneyden Irak ile çevrelenmiştir. Bu kısa genel bilgilerin ardından şimdi de, günümüzde yaklaşık olarak 280 bin nüfusa ev sahipliği yapan bu şehrimizde gezebileceğiniz mekanları sıralayalım. diyebiliriz. Şehir merkezine 45 kilometre uzaklıktaki bu vadi Cilo Dağı'nda yer alıyor. Vadinin en büyük özelliklerinden biri dört mevsimi birden yaşayabilmenize olanak sağlıyor olması. Vadi, bazı kesimlerde kar varken bazı kesimlerde yemyeşil meralar, kimi yerlerde açmış olan çiçekler, vadinin tam ortasında akan Cennet Cehennem Deresi ile aynı anda bütün mevsimleri deneyimleyebileceğiniz dünyaca ünlü bir doğa harikası. Bu yüzden de ilk sırayı bu mekana verdik. Cilo Dağı sadece Cennet Cehennem Vadisi'ne ev sahipliği yapmıyor. Yaklaşık 3500 yıllık tarihe sahip olan bu Cilo ve Sat Dağları, 4 mevsimi bir arada yaşatıyor ve asırlardır yapısını koruyan bir buzul dağı olma özelliğini de üzerinde barındırıyor. Bu dağların çeşitli noktalarında buz kütleleri halinde mağaralar dahi bulunuyor. diyebiliriz. Bu mekan özellikle yaz aylarında yöre halkının ve çevre illerden gelen ziyaretçilerin en çok tercih ettiği gerek tatil gerekse dinlenme amaçlı bir durak. Muhteşem bir doğaya sahip olan yaylada yöre halkı yaz aylarında çadır kurar ve yaz boyunca burada zaman geçirir. ise Hakkari'nin en çok ziyaretçi çeken mekanı diyebiliriz. Daha yüksek zirvelerden eriyen kar ve yağmur suları ile oluşmakta olan bu göl ve çevresi eşsiz bir manzaraya sahip. Bölgede piknik yapabileceğinizi de ayrıca belirtmek isteriz. , 1700 yılında inşa edilmiş. 1984 yılında restore yapılan mekanda son olarak 2006 yılında yeniden düzenlemeler yapılmış ve mekan bugünkü görünümüne kavuşmuştur. Hakkari'nin simgelerinden biri olan Meydan Medresesi es geçmemeniz gereken mekanlardan biri. Hakkari merkeze ise 145 kilometre uzaklıkta. 1898 yılında inşa edilmiş olan köprü Şemdinli Deresi üzerine kurulmuş. Hakkari'de görülmesi gereken önemli eserlerden biri de bu mekan. . Bu eser 1910 yılında inşa edilmiş. Büyük bir kısmı tahrip olmuş ve ön cephesi hala ayakta olan bu mekanın kalıntıları dahi insanı etkilemeye yetecek türden. de mutlaka görmenizi önerdiğimiz muhteşem mekanlardan biri. Özellikle yaz aylarında yöre halkının ve çevre şehirlerde yaşayan ziyaretçilerin akınına uğrayan Ore Şelalesi serin bir ortam aradığınız zamanlarda en doğru adres. . Yemyeşil doğası ile sizleri kucaklayan bu mekan hem hayvancılık hem de doğal ortamı nedeniyle yöre halkının kış hariç tüm mevsimleri geçirdiği bir mekan. Sarp dağların çeşitli noktalarında karlar görülürken düz alanlarda ise envai çeşit çiçeklerin gözlerinize bayram ettireceğini belirtmemizde fayda var. Şehir merkezine 12 kilometre mesafede ve Merga Bütan Yaylası içerisinde yer alan kayak merkezi, kış aylarının en çok rağbet gören mekanlarından biri. 2014 yılından bu yana hizmet vermekte olan mekan kısa sürede çevre şehirlerden gelen ziyaretçiler tarafından da keşfedilmiş ve vazgeçilmez mekanlardan biri olmuş durumda. Hakkari'de hala varlığını koruyan el sanatlarından biri de kilim dokumacılığı. Valilik öncülüğünde ortaya koyulan projeler kapsamında 3 farklı atölye kurulmuş ve 100 ün üzerinde genç kız tarafından dokunmakta olan kilimler bu mekanda sergilenmeye başlanmış. Güzel bir Hakkari Hatırası edinebileceğini bu müzeyi de listenize eklemenizde fayda var. Urartular zamanında inşa edilmiş bir eser. Asırlarca zorlu iklim şartlarına maruz kalan kale, orijinal yapısını muhafaza edememiş tabi ki ve 1600 lü yıllarda çeşitli onarımlarla günümüzdeki halini almış. Ziyaretçilerin en çok tercih ettiği mekanlardan biri de burası diyebiliriz. Şehrin batısında bulunan Tirşin ve Gevaruk Yayalarındaki kayalara kazınmış olan binlerce resim yer alıyor. Kayalara kazınarak yapılmış olan bu resimlerin yaklaşık 8000 yıl öncesine ait oldukları tahmin ediliyor. Sırf bu resimlerden dahi bölgenin aslında ne kadar eski bir tarihe sahip olduğu rahatlıkla anlaşılabiliyor. Bu mekanda gezinip 8000 yıl önce yaşayan insanların bizlere bir takım miraslar bıraktığını düşünmek sizlerin de çok ilginç hislere kapılmasına neden olacak diye düşünüyoruz. Doğu Anadolu Bölgesi içerisinde yer alan Hakkari'ye hem hava yolu hem de karayolu ile ulaşmanız mümkün. Hava yolunu tercih edecek olursanız Yüksekova Selahaddin Eyyubi Havalimanını tercih etmeniz gerekecek. 'ya 1736 kilometre uzaklıkta olduğunu bilmenizde fayda var."} {"url": "https://www.gezipedia.net/970-feke-kalesi-tanitimi.html", "text": "Feke Bölgesi, İlk çağlardan günümüze kadar birçok kavmin ve devletin yerleşim alanı olmuştur. M. Ö. 6. yüzyılda Perslerin hakimiyetinde olan Feke, M. Ö 333 yılında ise Persleri yenen Büyük İskender'in yönetimi altına girmiştir. Büyük İskender'den sonra M. Ö 1. yüzyılın sonlarına doğru Roma İmparatorluğu'nun daha sonra ise Bizans İmparatorluğu'nun eline geçmiştir. 1517 Mısır Seferi sırasında Yavuz Sultan Selim tarafından işgal edilmiştir. Böylelikle Osmanlı İmparatorluğu'nun hakimiyet ve kültürü yayılmaya başlamıştır. tanık olduğu savaşlar, mücadeleler ile çok önemli bir kültür mirası. İlçenin merkezinin 6 km kuzeydoğusunda yer alan kale kayaların üzerine kurulmuş görkemli bir görünüme sahip eski Ermeni kalelerinden biri. Tarihteki adı ise Vakha Kalesi'dir. Kale için, 11. yüzyıldan bu güne kadar Bizanslılar, Ermeniler ve Osmanlılar tarafından çeşitli onarımlar yapılmıştır. Ermeniler Krallığı'nın kurulduğu yer merkezinde olan bu tarihi kalenin başından geçen en önemli tarihi olay 1138 yılında Bizanslılar tarafından kuşatılması. Feke Öğretmenev ilçe merkezinde. Güvenli ve nezih bir ortamda hizmet veriyor. İl merkezine ise saat başı toplu ulaşım araçları bulunuyor. Tesiste on bir oda, yirmi beş yatak kapasitesi var. Lokal, 24 saat sıcak su, dinlenme ve okuma odaları bulunuyor. Feke Kalesi'ne gitmeden önce burada gönül rahatlığı ile konforlu bir şekilde konaklayabilirsiniz. Ayrıca Feke Belediye Oteli' de 2018 yılında tamamlanması ile halkın ve yöreye gelecek yerli ve yabancı turistlerin hizmetine açık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/971-tonyada-gezilecek-yerler.html", "text": "Trabzon iline bağlı olan Tonya ilçesi gezilecek güzel noktalardan birisidir. Eğer yolunuz bu güzel ilçeye düşüyorsa, size önemli bilgiler vermeye çalışacağız. Ayrıca Trabzon ilinden Tonya ilçesine nasıl gidebileceğinizi de alt kısımda belirteceğiz. ile Şalpazarı ilçeleri ile çevrilidir. Tonya'nın denize kıyısı yoktur. Ama yüksekliği ile birlikte yayla havasını hissetmenize yardımcı olur. Temiz hava almak istiyorsanız sizler de mutlaka bu ilçeyi ziyaret etmelisiniz. Trabzon'un güzel ilçesi olan Tonya'nın kuruluşu ile ilgili kesin ve net bir bilgi yoktur. Ama yapılan araştırmalara göre 13. Ve 14. Yüzyıllarda kurulduğu düşünülmektedir. 1461 yılında ise Türklerin Tonya ilçesini almasıyla birlikte bölgede varlığını sürdüren Rum Pontus Devleti'nin varlığı sona erdirilmiştir. Bundan sonra bölge yakınları olan Bayburt, Gümüşhane ve Erzurum gibi yerlerden gelen Türkler bu bölgeye yerleşmişler ve bugünkü yerel halkı oluşturmuşlardır. ise 2019 yılı verilerine göre 14.600 civarındadır. Osmanlı devleti döneminde Tonya ilçesinde derebeylik hakimdi. Ali ağa da bu derebeylik yönetiminde başta duran kişiydi. Bu yüzden ilçeye bağlı olan yüksek bir kale Ali Ağa kalesi olarak bilinmektedir. Şimdi sizlerle birlikte Tonya ilçesinin gezilecek güzelliklerine birer göz atalım. Böylesine yüksek bir ilçeye geldiyseniz, temiz hava alma zamanı gelmiş demektir. Doğa ile iç içe bulunacağınız, harika manzaraları seyredebileceğiniz bir yayladan bahsedelim. Kadıralak yaylası gezerken hem dinginliği yakalayacağınız hem de bol bol fotoğraflar çekebileceğiniz bir yayladır. Eğer yolunuz Tonya'dan geçiyorsa, mutlaka Kadıralak yaylasına uğramalısınız. Sis dağı en çok sevilen ve ziyaret edilen dağlardan biri olmaktadır. Her yıl geleneksel olarak Sis Dağı yayla şenlikleri yapılmaktadır. Ziyaretlerinizi özellikle de bu zamanlara getirmenizi öneririz. Dağ ve doğanın harika uyumunu izlemek istiyorsanız, sizleri mutlaka Sis Dağı'na bekliyoruz. listesinin de en önemli yerlerindendir. Eski ve en çok ziyaret edilen camiler arasında yer almaktadır. Mutlaka bu güzel manzarayı gelip görmelisiniz. Tonya ziyaret edilecek yerler listesinde Derinoba Yayla Camii'yi eklemenizi öneririz. Tonya'nın meşhur deresi olan Fol Deresi'nin yanındaki patika yolu takip ederseniz Canik şelalesine de ulaşmış olursunuz. Fol deresine ulaşabilmeniz için Tonya Merkezden güneye doğru ilerlemeniz gerekiyor. Trabzon Tonya'nın meşhur yöresel lezzetleri de bulunur. Trabzon'a ait kuymak bu lezzetlerden biridir. Derebalığı sevenler de burada alabalık lezzetlerini deneyimleyebilirler. Ayrıca şehir merkezinde birden çok yöresel ürün alabileceğiniz yerler vardır. Trabzon Tonya Sis dağında her yıl geleneksel olarak yayla festivali düzenlenir. Şenlikleri daha yakından deneyimlemek istiyorsanız mutlaka gezinizi festival zamanına getirmenizi öneririz. , Çarşıbaşı ve Vakfıkebir'i geçmeniz gerekmektedir. Kendi arabanızla Trabzon merkezden 1 saate ulaşım sağlayabilirsiniz. Bunun yanı sıra otobüs kullanmak istiyorsanız, Trabzon otogarından otobüslerle de Tonya'ya ulaşmanız mümkün olmaktadır. ve Tonya'ya nasıl gidilir sorularına yanıt verdik."} {"url": "https://www.gezipedia.net/972-sakaryada-ne-yenir-sakaryadaki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": ", Sakarya'nın meşhur yemekleri ve Sakarya yöresel yemekleri hangileridir ile ilgili bilgiler verdik. Sakarya'nın meşhur yemekleri, Marmara ve Karadeniz bölgesi kültürlerinin harmanlanması ile ortaya çıkan lezzetlerden oluşur. Sakarya'yı düşününce akıllara gelen lezzetlerden biri ıslama köfte bir diğeri yoğurtlu kebaptır. Bunun yanında Sakarya'nın kabak tatlısı da, çok bilinmese de adından söz ettirir. gelir. 60'lı yılların başına doğru, Adapazarı'nda bulunabilen tek tatlı revaniydi. O zamanlar revani dışında tüketilen diğer tatlılar, lokum, irmik tatlısı, kızamık şekeri, pamuk helva, ve macundu. Bir zamanlar el arabalarında seyyar satıcılar tarafından sokak aralarında satılan bu tatlılar, kültürü ile birlikte hala varlığını sürdürmektedir. Yalnızca sokak aralarından dükkanlara taşınmıştır. dir. Islama köftenin diğer köfte türlerinden farklı olması, bu köftenin ekmeğidir. Islama köfte ekmeği, kemik unu ve toz biber ile birlikte hazırlanan sosta kızartılır. Islama köfte hazırlanmadan önce kemik suyu kaynatılır. 12 saat boyunca ağır ateşte bekleyen kemik suyu, içinde kemik parçaları kalmasın diye tülbentle süzülür. Islama suyuna daha sonra, toz biber, sıvı yağ eklenir ve ekmekler ıslatılarak ızgaranın üstünde kızartılır. Islama köftenin adı, bu meşhur ekmeklerden gelir. Köfte yapılırken kullanılan ateş meşe kömürüdür. Ekmekler kızartılmadan önce bu kömürler beyazlar, yemek yapılışı daha sonra başlar. Boşnak böreği, Bosna Hersek kültüründen, Bosnalılar'dan Türk mutfağına aktarılmıştır. Yaklaşık 6 asırdır Bosna mutfaklarında olan Boşnak böreği, şimdilerde Türk mutfağında yer alır. Yer sofrasına açılan hamur ile yapılan Boşnak böreğinin bir diğer adı pitadır. Çiğ kıyılmış patatesler, elle açılan hamurun içine yerleştirilir. Örtünün iki ucundan tutulup kaldırılmasıyla, hamur rulo şeklini alır. Rulo haline dönüşen hamurun üzeri sıvı yağla yağlanır, tepsiye koyulup fırına verilir. Pişen börek fırından çıkarıldıktan sonra, daha yumuşak olması için üzerine katı yağ sürülür. Boşnak böreği patatesli, kabaklı, pırasalı içlerle hazırlanılır. Çok bilinmese de Adapazarı'na ait yemek kültürünün önemli bir parçası olan Çene Çarpan, bir çorba türüdür. İsteğe bağlı olarak yoğurtlu ya da yoğurtsuz hazırlanmaktadır. En önemli içeriği, pul biber ve kara biberdir. Ispanakların hazırlanarak tepsiye dökülmesi sonrasında, piyazlık soğanlar hazırlanır, birbirine eklenen malzemeler sonrası ortaya lezzetli bir tarif çıkar. Orijinalinde, Çerkezler tarafından yapılan bir tür meze olan Çerkez tavuğu, cevizli olarak yapılır. Yapılışı ise şu şekilde gerçekleşir, önceden haşlanmış olan tavuk parçaları yağ ve soğan ile kavrulur ve ayrı bir yerde hamur hazırlanır. Hamurun içine hem normal un hem de mısır unu eklenir. Malzemeler içerisinde, acuka, kişniş, biber, sarımsak yer alır. Çerkez tavuğu hazırlandıktan sonra, üzerine biraz da kızgın tereyağı eklenir, böylece yemek daha lezzetli bir hal alır. Kabak tatlısı, oldukça sevilen tatlılardan biridir ancak, pirinçli kabak tatlısı çok daha ayrı bir lezzettir. Kabak dilimlerinin arasına pirinç eklenmesi sureti ile tatlı hazırlanır ve isteğe göre üzerine kızgın yağ dökülür. : Pek çok meze çeşidi bulabileceğiniz bu restoran, aileler ve çocuklar ile gitmek için oldukça uygundur. Çocuklar için oyun alanı, araba park için otopark, Morina'da mevcuttur. Mevsimine göre balık yemek için son derece uygun olan restoranda, Sarıkanat ve Barbun en çok tavsiye edilen balıklar arasında yer alır. yolu üzerinde yer alan restoranlardan biridir. Restoran içerisinde açık havada oturma olanağı mevcuttur. Ağaçların altında bir kahvaltı seremonisi için, Titiz Sapanca'yı kahvaltı edilmesi gereken restoranlar listenize ekleyebilirsiniz. : Yalnızca kahvaltı ve brunch hizmeti veren Sopeli Yaşam Köyü, doğal yaşam entegrasyonu üzerine açılmış bir restorandır. Oldukça güzel doğası olan mekanda, brunch zamanlarında lezzetli balıklar yemek mümkün olacaktır. Gölün hemen yanında olan bu restorana, sadece fotoğraf çekmek için bile gidenler oluyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/973-dogada-temiz-su-nasil-bulunur.html", "text": "Doğada rahat ve sorunsuz zaman geçirebilmek için en fazla ihtiyaç duyulan ve en çok dikkat edilmesi gereken konu su bulmaktır. İnsan vücudunun %70'lik kısmının su olduğu düşünülürse, susuz bir kamp ortamının asla yaşanamayacağını söylemek yanlış olmayacaktır. İnsanlar suya sürekli olarak ihtiyaç duyarlar. Su içmeyen insanların vücudu susuz kalır, hızlı ve verimli hareket edemezler. İnsanların içinde bulundukları ortamın farklılığına göre su ihtiyacı değişiklik gösterir. Ortalama olarak bir rakam vermek gerekirse, en sağlıklı şekli ile günlük 2,5 litre su içmek gerekmektedir. Bir insan yemek yemeden 1 ay kadar yaşayabilir ancak su içmeden en fazla 10 gün yaşayacaktır. Kamp ortamına en çok ihtiyaç duyulan şeylerden birisi elbette sudur. Kamp yapan kişinin susuz kalmaması için dikkat etmesi gereken detaylar vardır. Kamp ortamında su kaybı normalden fazla yaşanabilir. Bu kaybını en aza indirmek için güneş altında fazla kalınmamalıdır. Güneş vücutta bulunan suyun kaybına neden olur. Suyu az miktarda olan bir kişinin fazla yemek yememesi akıllıca olacaktır. Fazla konuşmak da kişinin gereğinden fazla susamasına neden olacaktır. Bu nedenle gerekli ve az konuşmaya özen göstermek gerekir. Suyun en kolay ve verimli kullanılması için akşam saatlerinde ve yudum yudum içilmesi doğru olacaktır. Kamp ortamında çok susayan ve dayanamayacak hale gelen bir kişi asla durgun ve pis sulardan içmeye çalışmamalıdır. Bu sular insanları öldürecek derecede hastalıklara neden olabilir. Sağlıklı şekilde su tüketmek için mutlaka suyun arıtılması gerekir. - Su arıtmak için birçok yöntem bulunmaktadır. Bunlar arasında en bilindik ve eski yöntem giysilerin kullanılmasıdır. Bunun için temiz bir çorap tercih edilebilir. Yapılması gereken tek şey temiz çorabın içine kum ve ot koymak ve üzerine yanmış odun parçalarından da eklemektir. Bu karışımın üzerine suyu eklediği zaman hem su süzülür ve temizlenir hem de kokusundan arınır. - Süzülen temiz suyun birikmesi için alta bir kap koymak gerekir. Süzülen suyun kullanılması için en az 5 dakika kaynatmak gerekecektir. Kaynatma işlemi için ağaçtan yapılmış bir kap ve taş parçaları kullanılabilir. Ağaçtan yapılmış kap kullanıldığında suyu temizlemek için iyice temizlenmiş ve ısıtılmış taş parçalarını suyun içine atılır. Taşlar soğudukça aynı işlemi tekrarlanabilir. - Doğada temiz su bulmak kullanılabilecek diğer yöntem ise hayvanları ve kuşları takip etmektir. Bunun için kişinin hayvanların ayak izini takip etmesi gerekir. Hayvanların ayak izlerinde artış olması, yakınlarda mutlaka temiz su olması anlamına gelir. - Doğada temiz su bulmanın bir diğer yolu da yeşil bitkilerdir. Yeşil bitkilerin çok olduğu yerlerde mutlaka su var demektir. Yeşil bitkilerin bulunduğu yerdeki toprağı biraz kazmak, bulanık bir su bulmak anlamına gelir. Bu bulanık suyu attıkça bir süre sonra temiz su gelmeye başlayacaktır. - Sabah erken saatlerinde yeşilliklerin üzerinde çiğ damlalarının birikir. Bu çiğ damlalarını temiz ve ince bir bezle toplamak, temiz bir içme suyu elde etmek anlamına gelir. Dar ve güneş görmeyen kayalıkların olduğu derin yarıklarda temiz su bulmak mümkündür. - Kamp alanı yakınlarında kurumuş bir dere yatağı varsa altında temiz su olduğunu düşünülebilir. Bu yatağı biraz kazmak, temiz suya ulaşmayı sağlayacaktır. Tam tersi durumda da temiz su bulunabilir. Çok ıslak ve bataklık bir alanda da temiz su çıkma ihtimali yüksektir. Bu tür yerlere gelindiği zaman bataklık alanı kazmak gerekir. Önce bulanık bir su olsa da bir süre sonra temiz su mutlaka çıkacaktır. - Kamp yapılan yer deniz kenarı ise kumsala 100 metre mesafede mutlaka az tuzlu içme suyu bulunur. - Eğer karlı bir yerde kamp yapılıyorsa temiz karları eriterek temiz su elde edilebilir. Ancak kar asla direkt ağıza alınmamalıdır. Bu durum susuzluğun daha da artmasına neden olur. Bunun yerine kar avuç içinde sıkarak çıkan suyu içilebilir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/974-ovacikta-gezilecek-yerler.html", "text": "Türkiye'mizin güzel illerinden biri olan Tunceli ilinin Ovacık ilçesinden bahsedeceğiz. Tunceli ilinin 8 ilçesinden biri de Ovacık'tır. Birbirinden güzel tarihi yerlere ve gezilecek mekanlara ev sahipliği yapmaktadır. Tunceli şehir merkezi ile arasında 65 km vardır. Tunceli ilinden Ovacık ilçesine nasıl ulaşacağınıza dair önemli bilgileri alt kısımda yer vereceğiz. hakkında detaylı bilgiler vermeye özen göstereceğiz. 1071 Malazgirt Zaferine kadar uzanmaktadır. O zamandan bu zamana önemli tarihi eser kalıntılarını bu ilçede görebilirsiniz. Malazgirt Meydan Savaşından sonra Türk akınları bu bölgeye yerleşmeye başlamıştır. 1203 yılında ise bu bölge tamamen Anadolu Selçuklu Devletinin hakimiyeti altına girerek Türkleşmişlerdir. 1936 yılında ise Tunceli başlı başına il kabul edilmiştir. Ovacık ise Tunceli iline bağlı bir ilçe olarak kayıtlara geçmektedir. Şu anda da bu bölgeyi Türkiye'nin tek komünist belediye başkanı olan Fatih Mehmet Malkoçoğlu yönetmektedir. Ovacık ilçesinin eski adı ise Pulurdur. Pulur Ermenice bir isimdir. Tepe ve höyük anlamına gelmektedir. Bu vadi toplamda Tunceli ile Ovacık arasında uzanmaktadır ve 1976 yılında ise Milli Park olarak ilan edilmiştir. Buranın milli park olmasının nedenleri ise içerisinde oldukça ender bulunan çeşitli bitkilerinin bulunması, akarsularının zengin olması ve yaban hayatının olmasıdır. Bu milli parkta toplamda 1581 bitki örtüsü ve 227 endemik bitki bulunmaktadır. Bu park özellikle de şehre oksijen depolayan nadir alanlardan bir tanesidir. Eğer yolunuz Ovacık ilçesine düştüyse mutlaka bu milli parkı ziyaret etmelisiniz. Etrafında bulunan o eşsiz manzarayla büyüleneceğinize inanıyoruz. Ovacık ilçesinde bulunuyorsanız mutlaka Munzur Suyunda yaşamını devam ettiren kırmızı benekli alabalıkları görmelisiniz. Bu alabalık türünün tadı değil de özellikle de görüntüsü dikkat çekicidir. Eğer yolunuz Munzur kenarına düşerse mutlaka bu balıkları seyretmelisiniz. Munzur gözeleri ilçe merkezine yaklaşık 17 km uzaklıkta yer almaktadır. Sizler de piknik yapmak ve bu doğa harikası yerleri görmek istiyorsanız mutlaka Munzur suyu gözelerini ziyaret etmelisiniz. Burada eğer isterseniz balık tutup pişirebilirsiniz. Ovacık ilçesinin bir başka doğa harikası yeri ise Mercan Vadisidir. Mercan Vadisi Avcı Dağlarının batı yamacından doğarak daha sonra Munzur suyu ile birleşmektedir. Bu vadinin bir kısmı ise milli park içerisinde yer alır. Bu vadi sahip olduğu bitki örtüsü ve yabani hayvan hayatı ile tam anlamıyla görülmesi gereken cennet yerlerden biridir. Temiz hava almak istiyorsanız, mutlaka Mercan vadisine de uğramalısınız. müzesini ziyaret edebilir, Tunceli ve Ovacık hakkında önemli bilgileri bu müzeden rahatlıkla öğrenebilirsiniz. Ovacık ilçesine geldiyseniz, dönerken mutlaka yanınızda bir sarımsak almalısınız. Çünkü bu bölgenin sarımsağı diğer sarımsaklardan çok daha lezzetlidir. Tarihi ve doğal güzelliklerinin de bir arada olduğu bu ilçede özellikle de Bişi yemeği de meşhurdur. Burayı ziyaret ediyorsanız, Bişi, Zerefet yemeklerini mutlaka tatmalısınız. neden bu kadar lezzetli olduğunu sizler de göreceksiniz. olduğunu merak ediyorsanız, sizlere hemen açıklayalım. Bu güzel ilçenin küçükbaş hayvanları oldukça meşhurdur. Her ailenin evinde en az 10 tane küçükbaş hayvan görmeniz mümkün. Eğer köylere giderseniz, daha fazla küçükbaş hayvan ile karşılaşabilirsiniz. Ayrıca hediyelik eşya almak isterseniz de Tunceli yöresel kıyafetlerini hediyelik eşya satan yerlerden alabilmeniz mümkün olmaktadır. Özellikle Tunceli Ovacık'tan ayrılırken heybe almayı unutmamalısınız. ve nasıl gidilir sorusunun cevabını burada yer vermeye çalışacağız. Ovacık ilçesine gitmek istiyorsanız, sizlere çeşitli yolları söyleyebiliriz. Tunceli'ye geldiyseniz, araç kiralayarak yaklaşık 60 km olan yolun ardından da Tunceli Ovacık mevkine ulaşabilirsiniz. Yollarda özellikle de bol bol yeşillik ve güzellikleri görebileceksiniz. . Aynı zamanda da Tunceli'den Ovacık ilçesine giden otobüsler bulabilirsiniz. Eğer tek başınıza ya da arkadaşlarınızla gezmek istiyorsanız bu otobüsleri tercih edebilirsiniz. Otobüsler ile ilgili detaylı bilgi için Tunceli Otogarı'na gidebilir, ilçe otobüs bilgilerini oradan bizzat öğrenebilirsiniz. ve Ovacık'a nasıl gidilir sorularına yanıt verdik."} {"url": "https://www.gezipedia.net/975-adana-yilan-kalesi-tanitimi.html", "text": "Yılan Kalesi'nin yapılış amacı o dönemin merkezi olan Çukurova'yı Haçlılardan korumak ve o dönemin en önemli ticaret kaynağı olan İpek Yolu'nun ticaretini güvene almaktı. Kalenin günümüze kadar yıkılmadan gelmesi büyük bir şanstır. Bunu değerlendirmek isteyen gerek Türkiye'den gerek de Dünya'nın 4 ucundan gelen turistler sayesinde bu kalenin bilinirliği artmıştır ve adeta bir turizm merkezine dönüşmüştür. Günümüzde kaleye gelip tarihin izlerinin de fotoğraf çekenler vardır. Aynı zamanda kaleden Çukurova'daki diğer kaleler de rahatlıkla görülebilmektedir. 8 yuvarlak burcuyla muhteşem bir yapıdır. Kalede yapılan çalışmalar sonucu büyük bir el işçiliği görülmüştür. İncelikle işlenmiş olduğu her halinden belli olan Yılan Kalesi'nde ayrıca Haçlı, Ermeni ve Bizans'a ait olan duvar onarmaları da bulunmuştur. Bu da kalenin kültürel birleşme sonucu oluştuğunu göstermektedir. , hikayesiyle de ününe ün katmıştır. Fakat kale hakkında farklı hikayeler bulunmaktadır. En çok bilinen hikayeye göre; adamın biri yanlışlıkla Şahmeran'ın mağarasına girer ve yılanlar tarafından Şahmeran'a götürülür. Yerinin kimse tarafından bilinmesini istemeyen Şahmeran adama iyi bakarak bir dediğini iki etmez. Ama adam bir süre sonra sıkılır, Şahmeran da ona vücudundaki pulları kimseye göstermemesini söyler. Adam normal yaşamına döner ama bir gün Kralın kızı hastalanır. Vezir de büyücüleri çağırır ve ne yapılması gerektiğini sorar. Bir büyücü; Şahmeran'ın bulunması ve öldürülmesi gerektiğini ayrıca vücudundaki bazı parçaların kaynatıldıktan sonra içilmesi takdirinde Kralın iyileşeceğini söyler. Şahmeran'ı gören adam pullardan dolayı bulunur ve Şahmeran'ı öldürmesi için yanına gönderilir. Adam durumu Şahmeran'a anlatır. Şahmeran ona kendisini öldürmesine izin verir, aynı zamanda kuyruğunu vezire içirtip ölmesini, gövdesini kıza içirtip iyileşmesini ve kafasını adama içirtip Lokman Hekim olmasını söyler. Adam söylenenleri yapar ve vezir ölür, kız sağlığına kavuşur, adam ise Lokman Hekim olur. konum olarak Ceyhan Nehri'nin yakınındaki Misis'in kuzeydoğusunda yer almaktadır. Bu kaleye ulaşım için öncelikle Adana'nın Ceyhan ilçesine gidilmelidir. Sonrasında yoldaki yönlendirmeler ile kişi kendi aracıyla kaleye ulaşım sağlayabilir. Ayrıca kaleye hareket eden vasıtalar yardımı ile de kaleye ulaşım sağlanabilir. Eğer Adana Ceyhan İlçesine bir seyahat planlıyorsanız; aşağıdaki konuları da mutlaka okumalısınız."} {"url": "https://www.gezipedia.net/976-karakus-tumulusu.html", "text": ", 20 metre yüksekliğe sahip bir anıt mezardır. Bu ünlü Tümülüs, üstüne çay taşlarının yığılması sonucu bugünkü şeklini almıştır. Karakuş Tümülüs'ünün adı; tümülüsün güneyinde yer alan dikili sütunun üstündeki kartal heykelinden gelmektedir. Yöre halkı, bu görkemli heykeli \"karakuş\" olarak adlandırmış ve bu özel mezar anıtı bu isimle tarih sayfalarına geçmiştir. Karakuş Tümülüsü'nün doğu tarafında yaklaşık 10 metre uzunluğuna sahip 2 adet sütun bulunmaktadır. Bu sütunlardan birini üzerinde aslan heykeli motifi diğer sütunda ise boğa motifi bulunur. Adıyaman'a bu merak uyandıran tarihi tümülüsü görmeye gidenler ise sadece boğa motifini görebilirler. Bu motifinde baş kısmının mevcut olmadığını üzülerek belirtmek gerekir. Doğu, Batı ve Güney yönlerinde dörder sütun yapılmıştır lakin günümüzde sadece 4 sütun kaldığı görülmektedir. . Bunlardan ikisi Doğu'da, biri ise Batı'da bulunur, Güney'de ise Karakuş yer almaktadır. Karakuş Tümülüsü'nün batı tarafında Kommagene Kralı I. Antiochos'un oğlu Kral II. Mithridates'in (MÖ. 36-20) kız kardeşi Laodike ile tokalaşma kabartması bulunuyor. Bu anıt mezarın Kral Antiochos'un eşi İsias, kızı Antiochis ile torunu Aka'ya ait olduğu sütun üzerindeki yazıttan anlaşılmaktadır. Laodike'nin kabrinin üzerinde ise \" O tüm kadınların en güzeliydi \" yazar. giriş noktası olarak bilinen Tümülüs, Nemrut Dağı'na doğru geziye çıkanların yolu üzerinde olması nedeni ile de en çok ziyaret edilen yerler arasındadır. Cendere, Arsemia'a gidenler de yol üstünde olduğu için Karakuş Tümülüsü'nü mutlaka ziyaret etmektedir. 2019 yılı için Nemrut Milli Parkına giriş ücreti 20 Türk Lirası olarak belirlenmiştir. Kişi başına 20 Türk Lirası olan ücret araç ile girişlerde 5 lira da araç bedeli olmak üzere toplamda 25 Türk Lirasıdır. Nemrut Dağı Milli Parkı'na bu cüz-i ücretlerle giriş yapılabilmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/977-oylat-selalesi-tanitimi.html", "text": "İlçesine bağlı olan Hilmiye Köyünde yer alan Oylat Şelalesi sadece doğal güzelliğiyle değil aynı zamanda hikayesiyle ve çevresindeki diğer doğal güzelliklerle tam bir doğa cenneti. 10-15 metreden akan sularıyla yaz aylarında doğal bir klima etkisi yaratıyor. Kanyon, mağara ve küçük doğal şelalelerden oluşan Oylat sizlere eşsiz doğa manzaraları sunuyor. diye merak ediyorsanız; Hilmiye Köyüne bağlı Oylat kaplıcaları üzerinden yaklaşık yarım saatlik bir doğa yürüyüşü sonrası varabilirsiniz. Bu yarım saatlik yürüyüş biraz gözünüzü korkutsa da aslında uzaklık o kadarda fazla değildir. Yürüyüş süresinin yarım saati bulmasının nedeni yolun patika bir yol olmasından kaynaklanmaktadır. Yaklaşık 1,2 kilometrelik bir doğa yürüyüşünün ardından Oylatın irili ufaklı doğal şalelerine ulaşabilirsiniz. Bu yolda kesinlikle rahat hissedeceğiniz spor ya da yürüyüş ayakkabıları giymelisiniz ayrıca yol biraz engelli olduğu için küçük yaştaki çocukları beraberinizde getirmemeniz onları korumak açından önemlidir. Bizans İmparatorluğuna dayanmaktadır. Bizans İmparatorluğu zamanında İnegöl yöresini elinde bulunduran tekfurun biricik kızı amansız bir hastalığa yakalınmış. Bizans tekfuru her ne kadar çeşitli bilginlere, alimlere, doktorlara kızını tedavi etmelerini istese de kimse hastalığa bir çözüm üretememiş. Kızının günden güne gözlerinin önünde erimesine dayanamayan Bizans tekfuru kızını o dönem adı bilinmeyen ormanların içinde yer alan kaplıcaya göndererek öl-yat demiştir. Tekfurun kızı ise buraya geldiğinde her gün ılıcalarda ve kaplıcalarda yıkanarak sağlığının her gün daha iyiye gittiğini fark etmiştir. Bir süre sonra kız tamamen iyileşerek babasının kalesine geri dönmüştür. O dönemden itibaren buraya öl-yat denmiş ve zamanla bu isim değişerek Oylat halini almıştır. Ayrıca Oylatın suları şifalı olarak kabul edilmiş ve hastalığına derman arayan birçok kişinin umudu olmuştur. değil kaplıcalardır. Dünyaca ünlü Oylat kaplıcaları birçok hastalığa şifa olduğu olduğuna inanılmaktadır. Oylat çevresinde tercih edebileceğiniz otel ve pansiyonlar Oylat Güven Otel, Aşiyan Otel, Çağlayan Otel ve Yeşil Vadi Otel'dir. Her bir otelin gecelik ücretleri, sundukları hizmetler farklı olup bütçenize göre tercihte bulunabilirsiniz. Ayrıca otellerde kalmak istemiyorsanız Oylat Köy Konağını tercih ederek gözlerden uzak bir şekilde doğa ile içi içe kafanızı dinleyebilirsiniz. başka doğal güzelliklerde yer almaktadır. Bu doğa güzelliklerinden ilki Oylat Mağarasıdır. Hilmiye Köyü'ne yaklaşık 1 kilometre uzaklıkta yer alan bu mağaranın 3 adet girişi bulunmaktadır. Oylat mağarası 665 metre uzunluğa sahip olup bir fosil mağarasıdır. Mağara içerisi yağışlı günlerden tavandan akan damlalar dışında tamamen kuru olup yoğum bir damla taş çökeltisi bulunmaktadır. Kanyonun yamacında yer alan Oylat Mağarası ayrıca kanyondan 85 metre yüksektedir. Binlerce yıllık sarkıtlar ve dikitlere ev sahipliği yapan mağara 15 metreye varan tavan yüksekliğine sahiptir. Oldukça yüksek nem oranına sahip mağaranın astım ve bronşit hastalarına iyi geldiği ve şifalı bir mağara olduğu kabul edilmektedir. Oylat çevresinde gitmeniz gereken bir diğer yer ise Oylat Kaplıcalarıdır. İsviçre'den sonra dünyanın en şifalı ikinci suyu olan Oylat Kaplıcaları kireçlenme, romatizma, böbrek rahatsızlığı, cilt hastalıkları, felçlik ve daha birçok hastalığa iyi geldiği bilinmektedir. Sizlerde Oylat'a giderek bir yandan doğal güzelliklerin tadını çıkarırken bir yandan şifalı sularla sağlığınızı koruyabilirsiniz. çevresinde yer alan oteller ve restoranlardan istediğinizi yiyebilirsiniz. Çevrede yer alan köylü pazarına giderek ceviz, dağ çileği, kestane gibi doğal ürünler satın alabilirsiniz. Ayrıca Oylat'ın Osmanlı çayı meşhurdur. Tadı biraz ekşi olan bu çay bal ile servis edilmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/978-urartu-kalesi-tanitimi.html", "text": "ilçesinde bulunmaktadır. İlçe merkezinin doğusunda, merkeze 5 kilometre uzaklıktadır. Doğubayazıt Kalesi olarak ta adlandırılan Urartu Kelesi, İshak Paşa Sarayı'nın ilerisinde, Ahmed-i Hani Türbesi'nin üst tarafındaki Belleburç olarak adlandırılan kayalıkların üzerine kuruludur. Kalenin yapım tarihi tam olarak bilinmemektedir. Bununla birlikte kalenin temelindeki taşların kesme biçimleri ve türü nedeniyle Urartu medeniyeti döneminde inşa edildiği düşünülmektedir. Kale tarih boyunca Bayezid ve Daryunk isimleriyle de anılmıştır. Kalenin tarihi hakkında kesin bilgiler olmasa da kale ve çevresinde yapılan arkeolojik araştırmalar bu bölgenin antik çağlarda bir yerleşim yeri olarak kullanıldığını göstermektedir. Öte yandan konumu nedeniyle uzun yıllar boyunca çeşitli medeniyetlerce askeri olarak da önemli bir merkez olarak kullanılmıştır. üç bölümden oluşmaktadır. Kalenin çevresini kuşatan surları yıkılmıştır. Orta bölümünde kayalarda oyulmuş kral mezarları bulunur. Mezarların milattan önce 13. ile 9. yüzyıllar arasında inşa edildiği düşünülmektedir. Bunun yanında yine antik çağdan kalma çeşitli mimari kalıntılar barındırmaktadır. da görülebilir. Yükseklerde tertemiz bir havayla yüzünüzü okşayan hafif bir esinti sizi beklemektedir. Urartu Kalesini ziyaret etmek için herhangi bir ücret ödenmemektedir. Belirlenmiş bir ziyaret saati bulunmamakla birlikte kalenin kurulu olduğu bölgenin yüksek, tehlikeli ve az ışıklandırmalı gibi özelliklerinden dolayı gündüzleri ziyaret edilmelidir. Urartu Kalesine ulaşmak için Doğubayazıt Belediyesi önünden İshak Paşa Sarayı'nı gösteren tabelalar takip edilmelidir. İshak Paşa Sarayı'ndan sonra yaklaşık 500 metre kadar daha yola devam ettiğinizde kaleye varırsınız. Ayrıca Doğubayazıt Belediyesi gün içerisinde düzenli olarak kalenin de bulunduğu bölgeye ücretsiz servis hizmeti sağlamaktadır. Hem Ağrı merkezde hem de Doğubayazıt'ta bakanlık ve belediye işletme belgeleri sahibi 2, 3 ve 4 yıldızlı oteller bulunmaktadır. Ağrı'nın merkezinde konaklamayı tercih edenler 2 saatlik bir yolculukla Doğubayazıt'a ulaşabilir. Bu sayede günü birlik olarak Ağrı'dan kaleye gidip gelmek mümkündür. Yine Ağrı'da ve kalenin bulunduğu Doğubayazıt ilçesinde çeşitli seyahat acentaları faaliyet göstermektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/98-igdirda-gezilecek-yerler.html", "text": "Türkiye, Avrupa ile Anadolu arasında kapladığı büyük bir alanla en önemli ülkelerden biridir. Geniş bir düzlemde yayılmış olan ülkemiz, doğuda Ermenistan sınırlarına kadar dayanarak bu noktada Iğdır ile son bulmaktadır. Iğdır ili, Ermenistan sınırında yer almakla birlikte 1924 yılında bir nahiye olarak Beyazıt Valiliğine bağlıyken 1934 yılında Kars iline bağlanmış ve en son 1992 yılında yapılan düzenlemeyle il konumuna getirilmiştir. Merkez ilçeyle birlikte 4 ilçeden oluşan Iğdır ili, Doğu Anadolu'nun sınır illerinden biri olarak yüksek stratejik bir öneme sahip ve aynı zamanda M. Ö. 4000 yıllarına dayanan bir tarihe kadar uzanan kentlerimizdendir. çok zengin bir coğrafyada yer almasa da bulunan tüm lokasyonlar önemli bir tarihe işaret etmektedir. Özellikle Iğdır'da turistik yerler arasında yer alan Karakale harabesi ovanın batısında ve Ermenistan'ın sınırında Urartular zamanında inşa edilmiş bir kaledir. Kentin en eski yerleşim yerlerinden biri olarak görülen bu kale, Orta Çağ'a ait özellikler taşımaktadır. Şehir; her ne kadar eski bir tarihe sahip olsa da ığdırda görülmesi gereken yerler arasında nadir seçeneklerden birisi; 1892 yılında Gök Taşının düşmesi ile oluşan meteor çukurudur. Korhan Yaylasındaki çukur, doğa manzarası ve çiçek zenginliği ile ilgi çekmektedir. Selçuklu Dönemi'nden kalma bir yapı olarak 12. yüzyılda taş işlemeciliği ile oluşturulmuş özel eserlerden biri olan Harmandöven Kervansarayı, harabe olarak korunmaya alınmıştır. Ağrı Dağı'nın gölgelerinden ve yamaçlarından ovaya inen ve tekrar kurulan şehirde dağın yamaçlarında yer alan Ahura Harabeleri, ığdırda gezilecek yerlernoktasında en önemli tarihi alanlardan biridir. Bölge, Ağrı Dağı'nın Kuzey yamaçları üzerinde Yakup Vadisi'nde yer almaktadır ve M. Ö. 2. yüzyılda Artaksiyalı Krallığı zamanında kurulmuştur. İlin turizm noktasında en önemli değerlerinden birisi de Türkiye'nin tuz ihtiyacını karşılayan ve çok geniş bir arazi üzerinde bulunan doğal ve daha sonrasında işletilme haline getirilmiş tuz mağaralarıdır. Bu mağaralar hem ülkenin tuz ihtiyacını karşılarken hem de solunum yollarında sıkıntı yaşayan hastalar için şifa oluşturmaktadır. Kentteki Karakoyunlu Beyliği etkisinden dolayı tüm eski mezarlıklarda el ile işlenmiş koç başlı mezarlar yer almaktadır. Beyliğin gençlere vermiş olduğu değeri ifade eden bu mezar taşları ile birlikte Iğdır'da görülmesi gereken yerler arasında en önemli noktalardan birisi de soykırım döneminde hayatını kaybeden Şehit Türkler için inşa edilmiş olan Şehit Türkler Anıtı ve Müzesi'de bulunmaktadır. Ayrıca Iğdır üzerinden Ağrı Dağı'na çıkılabilir ve dağın muhteşem manzarasında Doğu Anadolu bölgesinin engin toprakları ve Ermenistan toprakları görülebilir. örnek gösterilebilir. Bozbaş, Iğdır iline has bir yemek olarak çinko maşrapa ile pişirilip servis edilen bir yemektir. Dikkat çekici bu sunum içerisinde kuzu eti, nohut ve farklı baharatların karışımı ile oluşturulmuş bir yemek bulunmaktadır. Farklı yemekler olarak kentin diğer lezzetleri arasında un çorbası şeklinde pişirilen Höre ve lepeli ekşili pilav yer almaktadır. Ayrıca Iğdır'a has bir lezzet olarak Türkiye'nin birçok kentinde farklı meyve ve sebzelerle yapılan reçel türleri gibi patlıcan reçeli de yer almaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/980-buenos-aireste-yapilabilecek-7-aktivite.html", "text": "Buenos Aires'i Güney Amerika'da ziyaret edilebilecek en heyecan verici yerlerden biri olarak görmüyorlar. Baştan çıkarıcı ve enerjik olan Buenos Aires, Arjantin'in romantik ve canlandırıcı ruhunu özetleyen renkli ve elit bir metropoldür. Amerika'nın Paris'i olarak adlandırılan bu canlı şehir, aynı zamanda tipik bir Avrupa merkezini yansıtıyor. Dahası, Arjantin'in kültürel başkenti olan Buenos Aires, eğlenceli festivaller ve cazibe merkezleri ile doludur. Buenos Aires'te ne yapmalı? Buenos Aires seyahatiniz için tavsiye mi istiyorsunuz? Buenos Aires'te yapılacak en iyi şeylerin bir listesi. Buenos Aires seyahatinize yüksek notla başlamanın harika bir yolu Teatro Colon'ı ziyaret etmek. National Geographic'te dünyanın en iyi 3. opera binası olarak sıralanan tiyatro, muhteşem akustiği ve ayrıntılı sanatıyla ziyaretçileri büyülüyor. 7 katlı bir binanın içinde yer alan bu 100 yıllık tarihi opera binası, Amerika'daki kaygan ihtişam ve tiyatro deneyimi için bir mekan oluşturdu. Tiyatroyu gezerken çarpıcı avizeler, yaldızlı iç mekan, ışıklandırılmış kubbe, tören merdivenleri, süslü balkonlar ve 2000'den fazla kadife kırmızı sandalye göreceksiniz. Ayrıca, burada tiyatro hakkında bazı büyüleyici gerçekleri keşfetmeniz mümkün olacak. Bir mezarlığı ziyaret etmek için Latin Amerika şehrine seyahat etmek tuhaf mı yoksa ürkütücü mü? Söz konusu hedef harika Buenos Aires ise işler değişiyor. Şık Recoleta semtinde bulunan bu eşsiz mezarlık, Gotik şapelleri, peri masalı mağaralarını yansıtan binlerce heykel ve türbeyi içeriyor. Ek olarak, Arjantin'deki en ünlü ve ikonik figürlerin kalıntılarını barındıran tabut, lahit ve küçük zarif evler barındırıyor. 19. ve 20. yüzyıllardan kalma avangard sanat eserleriyle dolu ve etkileyici parçalar sergiliyor. Sadece bir saatten az zamanınız olsa bile müzeyi tamamıyla gezebilirsiniz. Hassas ve sade bir şekilde görkemli olan Basilica del Santisimo Sacramento, tonlarca fotoğraf çekmeye istekli olacak büyüleyici bir manzara. Muhteşem mimarisi ve muhteşem mermer ve ahşap dekorasyonlarıyla, günlük olarak bu kutsal siteye neden çok sayıda ziyaretçi geldiğini görmek kolaydır. Çoğu kilisede olduğu gibi, bu yer sakin bir atmosfere sahiptir. Dünyanın en iyi antika pazarlarından biri olarak, bu pazarda uygun fiyatlarla sunulan birçok değerli eşya bulacaksınız. Burada, yüzyıl ortası modern mobilyalar veya kibrit kutusu arabaları gibi birçok şey bulabilirsiniz. Arjantin, dünyanın en iyi şarap üreticilerinden biridir ve şehir, üzüm yetiştiriciliği yapan bir bölge olmasa da, bazı muhteşem Arjantinli şarapları tadabilirsiniz. Bu şarapların bazılarının ihraç edilmediğinden bahsettim mi? Burada denenmesi gereken, erik, kara kiraz veya böğürtlen gibi koyu meyve lezzetleriyle oldukça pürüzsüz olan Malbec Şarabı. Küçük bir tango izlemeden şehri terk edemezsiniz. Unutmayın, Buenos Aires tango'nun doğum yeri olarak biliniyor. Gösteriyi izlerken, bazı hoş şaraplar ve karşı konulmaz Arjantin yiyecekleri ile de kendinizi mutlu edebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/981-2020-sampiyonlar-ligi-finali-turkiyede.html", "text": "Başakşehir'deki Atatürk Olimpiyat Stadyumu'nda oynanacak. Bu eşsiz fırsatı kaçırmamak ve final heyecanını canlı yaşamak için Biletalsat. com güvencesi ile biletinizi alın, final karşılaşmasını tribünden izleme fırsatını yakalayın. 30 Mayıs 2020 Çarşamba günü gerçekleşecek olan Avrupa Şampiyonası final maçı için futbolseverler gün saymaya başladı. Siz de bu harika karşılaşmayı kaçırmamak ve canlı olarak izlemek için Biletalsat. com adresinde size uygun kategorilerden bilet alabilirsiniz. Şampiyonlar ligi final bileti almak isteyen izleyicilerin en çok merak ettiği sorulardan biri final karşılaşmasının hangi takımlar arasında oynanacağı oluyor. Bu konu hakkında çeşitli tahminler bulunsa da çoğu futbol yorumcusu 2020 Şampiyonlar Ligi finalinde Liverpool'un yer alacağı görüşünde. Şampiyonlar Ligi finali 2020 takımları, yarı final maçları oynandıktan sonra kesin olarak belirlenecek. Bilet almanın ve satmanın en güvenilir adresi olan Biletalsat. com ayrıcalığı ile 2020 Avrupa Şampiyonlar Ligi final biletlerine hemen ulaşabilir ve kategorileri karşılaştırarak size uygun kategorideki biletleri satın alabilirsiniz. ne kadar\", \"Şampiyonlar Ligi bileti kaç para\" diye düşünenler Biletalsat. com adresinden fiyat karşılaştırması yapabilirler. Biletalsat. com ile hızlı ve güvenilir bir şekilde Şampiyonlar Ligi final maçı bileti alabileceğiniz gibi; elinizde bulunan ve herhangi bir nedenden dolayı maça gidemeyeceğiniz için biletinizi satışa da sunabilirsiniz. ulaşmanın en hızlı ve kolay yolu Biletalsat. com oluyor. Biletalsat. com adresinden UEFA Şampiyonlar Ligi finali 2020 sayfasına gelerek istediğiniz kategorideki bileti seçebilir ve hızlıca Şampiyonlar Ligi final maçı bileti alabilirsiniz. Şampiyonlar Ligi Finali 2020 biletini toplu bir şekilde almak isteyen futbolseverler, bizimle iletişime geçerek toplu olarak bilet alımı yapabilirler. Biletalsat. com adresinden kolaylıkla ulaşabilirsiniz. 2020 Şampiyonlar Ligi final bileti fiyatlarını karşılaştırabilir ve size uygun olan kategorideki bileti hızlı bir şekilde alabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/982-olimposta-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "Antalya'ya bağlı Olympos, Bey Dağları Milli Parkı içinde yer alan ve doğal güzellikleri ile dikkat çeken Olimpo, s Toros Dağlarının batı yakasında bulunur. Tepeleri son derece soğuk olan bölgeden aşağıya indikçe doğa harikası koy ve yemyeşil ormanlık alan misafirleri karşılamaktadır. hangileridir ve nerelerde kamp yapılabilir ele alacağız. alanları listemizin ilk sırasında yer alan Çıralı Camping çadır ve karavan kampı için ideal noktalardan biridir. Olimpos Antik Ken'ti'nin batı kısmında yer alan ve doğa kampını severler için son derece ideal noktalardan biri olan kamp alanı denize 150 metre mesafede yer almaktadır. Her türlü ihtiyacın düşünüldüğü kamp alanında Tuvalet, duş, internet, elektrik, su, buzdolabı, masa, sandalye gibi alan ve eşyalar bulunmaktadır. içinde denize en yakın kamp alanlarından biridir. İster hazır kurulu çadırları kiralayabilir isterseniz de kendi çadırınızda konaklayabilirsiniz. Çadırlara alternatif olarak kamp alanı içinde bulunan ahşap evler de konaklama için kullanılabilir. Tüm bunlara ek olarak yemek yapma alanına da sahip olan kamp alanı içinde isterseniz kendi yemeğinizi de yapabiliyorsunuz. Yemek yapmakla uğraşmak istemiyorsanız kamp alanının restoranında yemeğinizi yiyebilirsiniz. Kamp alanında içme suyu, elektrik, lavabo ve duş alanları gibi hizmetler de verilmektedir. Orman ve denizi bir arada sunan kamp alanı güzel bir deneyim yaşatacaktır. içinde en büyük işletme olarak gösterilebilir. Ağaçlar arasında yer alan Ada Pansiyon Camping orman kampı deneyimini yaşamak isteyen kampçılar için önerdiğimiz noktalardan biridir. Çadırlar ile beraber ağaç evlerde de konaklama imkanı sunulan işletmede tuvalet, duş alanları, ve mutfak bölümü de kampçıların hizmetine sunulmaktadır. Kamp alanı içerisinde büyük bir de havuz bulunmaktadır. Bununla beraber ister kendi çadırınızda isterseniz de kamp alanındaki çadırlarda konaklayabiliyorsunuz. Adeta bir film setini andıran Aylak Yaşam Kampı daha alana girer girmez misafirlerini yasemin kokularıyla karşılamaktadır. Yasemin ağaçlarının içerisinde bulunan kamp alanları daha önce görmediğiniz şekilde düzenlenmiştir. At arabalarının üzerine yerleştirilmiş olan küçük ahşap evlerde konaklayabilir veya karavanınızda kamp yapabilirsiniz. Palmiye ağaçlarının da sizlere eşlik edeceği güzel bir kamp deneyimi için son derece ideal noktalardan olan kamp alanı masallardaki gibi bir deneyim sunacaktır. Kamp alanı içerisinde 4 adet duş ve tuvalet bulunmaktadır. Doğayla baş başa kaliteli bir olimpos kamp deneyimi yaşamak için hoş işletmelerden biridir. Yemyeşil bitkiler ile çevrili olan ve geniş bir bahçeye sahip olan kamp alanı hem çadır hem de karavan kampı deneyimini kampçılara sunmaktadır. İsteğe göre çadırlarda isteğe göre karavanlarda konaklayabilirsiniz. Bununla beraber kamp alanı içerisinde tuvalet, duş, sıcak ve soğuk su, buz dolabı ve masa hizmetleri sunulmaktadır. Denize yaklaşık olarak 120 metre mesafede yer alan kamp alanından denize 3 dakika içerisinde ulaşmak mümkündür. olarak bilinmektedir. Genel olarak gençler tarafından tercih edilen kamp alanı çocuklu aileler için de uygundur. Kamp alanın dört bir yanı portakal ve çeşitli meyve ağaçları ile çevrili olduğu için huzur bulmak için ideal yerlerden biridir. Son derece konforlu ve rahat olan odalar hem arkadaşlarla hem de ailecek konaklamak için oldukça elverişlidir. Kamp alanında tuvalet, duş, elektrik, internet, hamak ve restoran gibi her türlü hizmeti bulabiliyorsunuz. Karavan çadır ve bungalov konaklama alternatiflerini sunan Bellerofon Camping, gerek temizliği gerek doğası gerekse huzuru ile oldukça güzel ve rahatlatıcı noktalardan biridir. Özellikle ilk kez kamp deneyimi yaşayacak olan kampçı adaylarına tavsiye edilen işletme de oldukça mutlu birkaç gün geçirmek mümkündür. Denize de neredeyse sıfır konumda yer alan kamp alanında hemen hemen her türlü ihtiyacınızı giderebiliyorsunuz. Temiz su, duş tuvalet, internet, elektrik, hamak ve şezlong gibi ihtiyacınıza yönelik her şey bulunmaktadır. Kamp deneyimi ile ağaç ev konaklama deneyimini bir arada sunan ve masallardaki gibi bir tatili vaat eden Olympos Wood ağaç evleri ile meşhur işletmelerden biridir. Ülkemizin sayılı işletmelerinden olan Olympos Woods'ta aradığınız her şeyin fazlasını bulabiliyorsunuz. Çam ağaçları ile çevrili geniş çimenlik alan üzerine kurulu olan ağaç evlerinde konaklayarak huzuru yakalayabilirsiniz. Ben kafamı dinlemek istiyorum diyen hemen hemen herkese hitap etmektedir. listemizin son sırasında ise Hayalet Camping yer almaktadır. Portakal ve limon ağaçları ile çevrili olan kamp alanında Kafe, restoran, masa ve sandalye, tuvaletler, lavabolar, hamaklar bulunmaktadır. Bunlara ek olarak internet, sıcak su, elektrik hizmeti de sunuluyor. Kamp alanında bulunan çadırları kiralayabilir veya kendi çadırınızda konaklayabilirsiniz. Eğer Olimpos'a seyahat etmeyi planlıyorsanız aşağıdaki yazılarımızı da mutlaka okuyunuz! hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/983-dunyanin-en-buyuk-10-oteli.html", "text": "Dünyanın her yerindeki insanlar seyahat etmeyi, Las Vegas ve Makao gibi hareketli olan turistik yerleri ziyaret etmeyi sever. İşleri kolaylaştırmak için çoğu insan uzun bir seyahate çıktığında otellerde kalmayı tercih ediyor. Birçok turist, daha büyük otellerde konaklamayı tercih eder, çünkü bu oteller genellikle çok çeşitli konaklama seçenekleri ve tadını çıkarmak için ekstra özellikler sunarlar. En büyük otellerin çoğunluğu Las Vegas'ta bulunurken, dünyaya dağılmış pek çok etkileyici otel var. Peki, en büyük otellerde ortalama kaç oda bulunuyor? Bugün dünyanın en büyük 10 otelini keşfediyor ve benzersiz özelliklerine göz atıyoruz. Tokyo'daki Minato şehrinde bulunan Shinagawa Prince Hotel, bir otelden çok daha fazlasıdır. Eğlence ve konaklama kompleksi olarak saygın bir üne sahiptir. Kaliteli otel odalarının yanı sıra, konuklar bowling salonu, sinema, yüzme havuzları ve 24 farklı karaoke odası gibi özelliklerden yararlanabilirler. Otelde bulunan Maxell Aqua Park Shinagawa sadece bir akvaryum değil, aynı zamanda ışık ve video ile yapılan su performansları bulunmaktadır. Unutulmaz La Jomtien plajında bulunan Ambassador City Jomtien oteli, güzel bir okyanus manzarası ve çeşitli lüks seviyelerde odalar sunmaktadır. Okyanus! a bakan taraf en pahalı odalara ve en nefes kesici manzaraya sahiptir. Ek olanaklar arasında masa tenisi ve badminton kortundan, fitness merkezine ve gece kulübüne kadar her şey bulunmaktadır. Ambassador City Jomtien beş farklı binadan oluşuyor ve Asya'nın en büyük yüzme havuzuna ev sahipliği yaptığı söyleniyor. Büyüleyici Luxor oteli, çarpıcı bir siyah piramitle ve antik Mısır'a bir gönderme yaparcasına yükseliyor. Luxor, 1990'ların başlarında \"aile dostu oteller\" dalgası sırasında Las Vegas Strip'te açılan ilk mega otellerden biriydi. Sonuç olarak, mimaride çocukları ve yetişkinleri etkilemek için muhteşem dekoratif unsurlar var. Luxor'un piramidi Giza'daki Büyük Piramit örnek alınarak modellendi ve bir Mısır tapınağına benzetilen iç mekana sahip. Wynn Resort otelleri, dünyadaki diğer bağımsız otel şirketlerinden daha fazla Forbes Seyahat Rehberi tarafından verilen Beş Yıldız Ödülünü kazandı. Wynn Las Vegas'taki lüks butik, Encore tesisi, şık konaklama odalarının yanı sıra eğlence ve kumarhaneleriyle de ünlüdür. Encore resortun, spa salonunda çarpıcı bir altın tavus kuşu ve iyi şans getirdiği söylenen kelebek motifleri bulunur. idi. Bu otel, 1980 Yaz Olimpiyat oyunlarının katılımcılarını ve konuklarını ağırlamak için inşa edildi. Her yıl 500.000'den fazla misafir ağırlamaktadır. Izmailovo Hotel'in mimarisi, beş Olimpiyat halkasını yansıtan beş binadan oluşan Olimpiyat Oyunları'nın şerefine özel olarak tasarlanmıştır. Sands Cotai Central olarak bilinen 4 milyar dolarlık Sands China tesisi, Conrad ve Holiday Inn gibi markalar altındaki binlerce otel odasına ve süite ev sahipliği yapıyor. Ünlü Cotai Strip'in tam merkezinde bulunan bu tesis, otel konaklama odalarının yanında 150'den fazla galeri ve butik sunuyor. Sands Cotai Central'da konaklayan konuklar, konaklamaları boyunca çeşitli havuzların, spa merkezlerinin, alışveriş ve açık hava etkinliklerinin tadını çıkarabilirler. Bu görkemli kompleksi tamamlamak için 2,7 milyon metrekarelik cam kullanıldı. Bu, 12 adet Luxor otelini içine alabilecek kadar büyük. \"Şehir içinde şehir\" olma niyetinde olan CityCenter, Aria Resort & Casino gibi birçok eğlence seçeneği sunmaktadır. CityCenter otelinin en dikkat çekici özelliklerinden biri de Harmon Kulesi. Zayıf yerleştirilmiş yapısal destekler, sıkı bir inşaat programının bir sonucunda tamamen yenilendi. Signature otel ve yan kuruluşları, 2004 yılında MGM Grand otel kompleksine eklenmesinden bu yana, orijinal MGM Grand otelin yanındaki üç çarpıcı kule yapıldı. Signature otelin üç kulesi sigara içilmeyen ve kumar oynanmayan kuleler olmasına rağmen, MGM Grand hala 2.500 oyun makinesi ve 139 poker masası ile şaşırtıcı derecede büyük bir oyun alanı sunar. Signature otel, geniş oda servisi menüsü ve her bir kulede lüks, ısıtmalı havuzları ile huzurlu, tenha bir atmosfer yaratmaktan gurur duyuyor. haline geldi. Venetian ve Palazzo, bir çatı altında bulunan 40'tan fazla restorana ev sahipliği yapmaktadır. olarak Guinness Dünya Rekoru'nu yalnızca bir kez değil iki kez kırdı. Las Vegas Palazzo'nun büyütülmesi ile bu unvanını kaybetti ancak 2015 yılında yenilenmesinden sonra bir kez daha zirveye çıktı. Genişleme sadece daha fazla oda değil, aynı zamanda eğlence ve yemek olanakları da sağladı. First World Hotel'e eklenen turistik yerler arasında 500.000 metrekarelik kapalı tema park ve bir alışveriş merkezi bulunmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/984-cendere-koprusu-tanitimi.html", "text": "'na doğru giderken Karakuş Tümülüsü'nü geçtikten on kilometre kadar sonra köprüye ulaşılır. bu yıllar boyunca araç trafiğine açık olmuştur. Sonraları köprüye çok uzak olmayan bir mesafeye yeni bir köprü yapılarak köprü araç trafiğine kapatılıp tarihsel bir değer olarak koruma altına alınmıştır. milattan sonra 193 ile 211 yılları arasında hüküm süren Roma İmparatoru Septimius Severus'un emriyle bölgeye yakın olan bugün Samsat olarak bilinen ilçemizde konuşlu 16. lejyon tarafından inşa edilmiştir. İmparator Severus köprüyü kendisi, karısı Julia Domna ve oğulları Caracalla ile Geta adına diktirmiştir. Bunu simgelemek üzere köprünün her iki tarafındaki girişlere birer sütun dikilmiştir. Bununla birlikte Caracalla babasından sonra imparator olunca kardeşi Geta'yı öldürterek onun adına dikilen tüm anıtların yıkılmasını emretmiştir. Bu yıkımdan payını alan köprü günümüze üç sütunlu olarak ulaşmıştır. Antik Roma çağı mimarisinin anıtsal anlamda önemli bir ürünüdür. Köprü her biri tonlarca ağırlığa sahip düzgün kesme taşlardan inşa edilmiştir. İki adet kemeri bulunur. Bunlardan biri ana kemer, diğeri tahliye kemeridir. Kemer 92 büyük blok taştan oluşur. Yapımında harç kullanılmamıştır. Uzunluğu 120 metre, yüksekliği 30 metre ve genişliği 7 metredir. Köprünün her iki tarafı yukarı doğru bir eğimle yükselerek ortada birleşir. Köprü Adıyaman il merkezine kırk beş dakika uzaklıkta olup ulaşım süresi ortalama elli dakika sürmektedir. İl merkezinden özel araçlarla ya da sürekli düzenlenen turlar aracılığıyla ulaşım sağlanmaktadır. Köprü ziyareti için herhangi bir ücret ödenmemektedir. Turizmin canlı olduğu bir merkez olan Adıyaman'da toplamda binlerce yatak kapasitesine sahip yüzlerce konaklama tesisi bulunmaktadır. Kültür ve Turizm Bakanlığı yatırım ya da işletme belgeli ve belediye belgeli bu konaklama tesisleri yıldız çeşitlilikleriyle her bütçeye hitap etmektedir. Yine Kültür ve Turizm Bakanlığı işletme belgesi sahip on beş kadar seyahat acentası da bölgede turistik faaliyet yürütmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/985-dunyanin-en-ucuz-10-havayolu-firmasi.html", "text": "Ryanair, Dublin merkezli, düşük maliyetli bir İrlanda havayolu şirketidir. 1984 yılında kurulmuş ve yakın zamanda, dünyanın en ucuz 10 havayolundan biri olarak ödüllendirilmiştir, çünkü 190'dan fazla varış noktasının tümü için minimum 96 dolarlık inanılmaz bir ücret almaktadır. Ek olarak, yolculuk sırasında rahatlık bu havayolu için bir önceliktir. Bu listede bulunan bir diğer İstanbul merkezli düşük maliyetli havayolu Onur Air. Bu havayolu şirketi, ağırlıklı olarak Türkiye yolcularına 80 dolara varan inanılmaz fiyatlarla seyahatler sunuyor; öyleyse, eğer Türkiye'de iseniz ve seyahat etmek istiyorsanız, bu havayolunu düşünmelisiniz. gibi yerler için minimum 91 dolarlık inanılmaz fiyatlar sunuyor. Ancak şirket geçici olarak uçuşlarını askıya almış durumda. Tigerair Singapur merkezli düşük maliyetli bir havayolu şirketidir ve aynı zamanda düşük fiyatlarla inanılmaz hizmetler sunmaktadır. 2006 ve 2010'da İki kez Düşük Maliyetli Havayolu Ödülünü bile kazandı! Şu anda, bu hizmetler için normal ücret yalnızca 90 ABD dolarıdır. Hindistan merkezli, düşük maliyetli bir havayolu olan SpiceJet listede 5. sırada yer alıyor. Şu anda, ülkedeki taşınan yolcu sayısına bakıldığında dördüncü en büyük havayolu şirketi. Uygun maliyetler sunmanın yanı sıra, 2007 yılında Skytrax tarafından verilen Güney Asya ve Orta Asya'daki en iyi düşük maliyetli havayolu ödülünü aldı. Fastjet, Afrika'da işletilen en düşük maliyetli havayolu firmasıdır. Ancak, daha etkileyici olanı, Afrika kıtasında bulunan dünyanın en ucuz havayollarından biri olan bu firmanın yolculuk başına 76 ABD doları olan fiyatları. Yani, kıtada seyahat etmek ve farklı Afrika şehirlerini ziyaret etmek istiyorsanız, bu en iyi seçenektir. Yolculuk başına en az 71 dolar. Şirket, Malezya merkezli ve ülkedeki en büyük düşük maliyetli havayolu şirketidir. Dubai ve Sidney gibi yerler de dahil olmak üzere dünyadaki birçok şehre uçuşlar sunmaktadır. Bu yüzden, harika yerlere seyahat etmek, konforu ve düşük fiyatları görmek istiyorsanız AirAsia tam size göre. Viva Aerobus'du. Viva Aerobus, Monterrey'de bulunan düşük maliyetli bir Meksika havayolu şirketidir. Teklif ettiği yerler için ortalama 65 dolar alıyor! Ve hepsinden önemlisi, Illinois, Houston, Florida, Orlando ve Las Vegas'a uçuşları bulunmakta. Eğer bu yerlerden birindeyseniz, Viva AeroBus ile seyahat etmeyi düşünün. sıralamasında bir numara olan Malaysia Firefly. Yolculuk başına ortalama ücret sadece 45 dolar, dünyadaki tüm havayollarının en ucuzu! Olumsuz tarafı, hala az sayıda destinasyon için faaliyet göstermesidir, ancak hizmetleri mükemmel ve düşük bütçeyle Malezya, Singapur veya Bangkok'a seyahat etmek istiyorsanız, mükemmel bir seçim olacaktır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/986-kup-selalesi-tanitimi.html", "text": "ismini almaktadır. Küp Şelalesi Adana ilinin Aladağ ilçesi dolaylarında bulunmaktadır. Bu bölgeyi tercih eden, sosyal aktivite yapan özellikle spor dalında aktiviteleri bulunan kitlelerin gözdesi olmaya başlamıştır. Adana Küp Şelalesi su sporundan tutun yürüyüş yapan kitleler ve bir yandan da turistlerinde ilgisini çekmektedir. Bu alanda yürüyüş yapmak isteyenler için 5 km ye yakın bir yürüyüş parkuru yapabilme şansları bulunmaktadır. Şelalelerin bulunduğu bölge içerisinde bulunan ırmaklarda kontrol içinde bulunarak yüzme de yapılabilmektedir. Bu şelalelerin adını Aladağ da bulunan Küp Köyünden aldığı bilinmektedir. Sıcaktan bunalan ve bu sularda serinlemek isteyen insanların odak noktası haline gelmiştir. 25 km ye yakın bu güzergahta bulunan yol kısımlarının eksikleri de bulunmaktadır fakat asfaltlandırma çalışmaları yapılarak bu eksikler düzenlenebilecektir. Kent gürültüsünden uzak, kuş sesleri ve doğa harikası manzarasıyla insanların kafa dinleyeceği bir yerdir. 10 adet şelaleden oluşmaktadır. Ormanı, serinleten suyu ve içinde yaban hayatının da bulunduğu muazzam bir yerdir. İlgi çekmeye başladıktan sonra belediyenin de yapmış olduğu çalışmalardan sonra daha da fazla ilgi çekmeye başlamıştır. Bölge içinde bulunan yürüyüş alanları, insanların yüzmesi için küçük göletler ve piknik alanları da bulunmaktadır. Kamp yapmak isteyen kitleler için ise şelalelerin bulunduğu bölgelerde kamp yapabilecek alanlarda mevcuttur. gibi bir durum söz konusu değildir. bölgesini gezmek isteyenlerin yanında rahat bir ayakkabı bulundurmaları iyi olacaktır. Ayrıca Fotoğraf makinesini yanlarından eksik etmemeleri kendileri için oluşturacakları anı için mükemmel olacaktır. Ve en önemlisi mutlaka yanlarında küçükte olsa yiyeceklerini bulundurmaları iyi bir alternatif olacaktır. ilçesine varmadan hemen sola dönüp buradan Mansurlu yönüne doğru ilerleyerek karşınıza çıkan tabelalar yardımı ile de bölgeye ulaşım sağlayabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/987-vanda-ne-yenir-vandaki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": "sadece bölgede değil tüm Türkiye'de kendine has bir şöhret yakalamakla beraber Van'ı yemek kültürüyle fark yaratan illerden biri haline getirmeyi başarmaktadır. Yöresel lezzetlerin yanında Van'ın hayvancılığının oldukça gelişmiş olması şehrin yemek kültüründe de tam bir çeşitlilik yaratmayı başarmıştır. Aynı zamanda Van kahvaltısının dünyaca ünlü yapısı şehirde kahvaltı mekan çeşitliliğini her geçen yıl arttırmış ve önemli bir istihdam kaynağı olmayı da başarmıştır. Diye sorulduğunda öne çıkan başlıca Van yemeklerini aşağıda sizlere sunduk. Hem karaciğer hem de akciğerin ortak bir lezzet kattığı, reyhan ve maydanozla bütünleşmiş bulgurla taçlanan Van ciğer köftesi görüntü olarak mercimek köftesine benzeyen; lezzet açısından ise tarif edilemez bir ara sıcak olarak isimlendirilebilir. Van mutfağına damga vurmuş lezzetlerden biri olarak ifade edilebilir. Van'a özgü lezzetlerin en önemlilerinden olan Van kurut köftesi bulgur, soğan, un, ezilmiş kurut ve küçük parçalar halinde doğranmış kavurmayla birlikte Van'ın efsane lezzetlerinden biri konumundadır. Van Gölü'nden elde edilen dünyaca ünlü inci kefallerinin tandırda pişirilmesi sonucu elde edilen tandır balığı Van iline ait meşhur bir lezzet olarak dikkat çekerken, tandır balığını yemek için binlerce kilometre öteden Van'a gelen misafirler olduğu da bilinmektedir. Fırınlanmış kabak, eritilmiş kurut, pişmiş mercimek ve yağla pişirilen ve üzerine özel salça sosuyla servis edilen Van Borani aynı zamanda Peygamber yemeği olarak da isimlendirilirken şehre özgü çok önemli bir lezzet olarak da dikkat çekmektedir. Van kahvaltısı içerisinde de sunulan ancak başlı başına bir ana yemek olarak da yenilebilen murtuğa, Van'ın özel yöresel lezzetlerinden biri olmanın yanında oldukça değişik bir lezzet olarak da dikkat çekmektedir. Görüntü anlamında da dikkat çeken murtuğa yağ ve un karışımının yumurta katılması sonucu ortaya çıkan özel bir lezzettir. Aynı zamanda şehirdeki kahvaltı sofralarının da vazgeçilmezlerinden biridir. anlamında vazgeçilmez yöresel tatlarından da biridir. Kavurma et, nohut, ak pancar, kurut, yeşil mercimek ve döğmeyle hazırlanan keledoş üzerine tereyağı eritilerek yenilen muhallebi kıvamında özel bir lezzettir. Van evlerinin yıldızı olduğu kadar şehirdeki restoranların da en özel lezzetlerinden biridir. Erik pestilinin kavurma etle olan uyumu sonucunda ortaya çıkan çok özel bir lezzet olan eşkili kavurma yapılışı zor ve zahmetli bir yemek olsa da Van sofralarının en özel lezzetlerinden de biri konumundadır. Özellikle düğün ve özel günlerin vazgeçilmezi olan eşkili kavurma içindeki kişnişle beraber sahip olduğu özel tadıyla da bir hayli dikkat çekmektedir. Döğme, tereyağı ve salçadan yapılan oldukça pratik bir yemek olan şile, tuzlu balıkla yenen özel bir yöresel lezzettir. Özellikle Van restoranlarında sık rastlanan özel bir tat olan şilenin Van'da birkaç yüzyıldır yapıldığı bilinmektedir. Van'da yoğurtlu köfte olarak da isimlendirilen Kürt köftesi Van ilinin tamamında oldukça sık yapılan önemli bir yöresel lezzettir. Bulgurdan yapılan ve üzerinde sosla servis edilen köfte yolu Van'a düşenlerin vazgeçemeyeceği özel lezzetlerden biri konumundadır. Van'ın yöresel lezzetleri için birincil olarak tercih edilebilecek adreslerden biri konumundaki Aşiyan Ev Yemekleri, ferah atmosferi ve hizmet kalitesiyle ön plana çıkan ve her hattıyla müşterilerini gülümsetmeyi başaran ender mekanlardan biri. Van yöresel lezzetlerinin uygun fiyat ve servis kalitesiyle tecrübe edilebileceği Aşiyan Ev Yemekleri, Van Melen Caddesi üzerinde bulunuyor. Van Kalesi ziyaretinden dönüşte harika bir soluklanma için bile tercih edilebilir. Van Valiliğinde Arma İş Merkezi karşısında bulunan Sur Ciğercisi Van'a gelip de ciğer yemek isteyenlerin buluştuğu en önemli adreslerin başında geliyor. İçerisinde hem salaş hem de otantik öğeler barındıran mekan aynı zamanda çalışan ilgisinin de en yoğun olduğu adreslerden biri konumunda. Fiyat olarak oldukça makul karşılanabilecek olan mekan aynı zamanda yaptığı bol ikramlarla da ön plana çıkıyor. Van merkezde ödediğinizin tam karşılığını alacağınız önemli adreslerden biri. Van'ın meşhur kahvaltı lezzetlerinin masayı donattığı bir mekan olan Damak Kahvaltı Salonu özellikle ceviz reçeliyle fark yaratan bir lezzet durağı olmakla beraber el kesimi patates kızartmasıyla da fazlasıyla fark yaratmayı başaran önemli bir kahvaltı mekanı olarak göze çarpıyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/988-zonguldakta-ne-yenir-zonguldaktaki-en-iyi-restoran-ve-kahvalti-mekanlari.html", "text": ", Zonguldak'ın meşhur yemekleri ve Zonguldak yöresel yemekleri hangileridir gelin birlikte inceleyelim. Zonguldak'ın meşhur yemekleri; ünü Zonguldak sınırlarını aşmamış yemekler olsa da, aynı zamanda bir yiyenin bir daha unutamayacağı yemeklerdir. Yetiştirilen ürünlerin çeşidinin fazla olduğu bir yer olduğundan, sebze ağırlıklı beslenilen bir şehirdir. Zonguldak mutfağının en önemli yemeklerinden biri olmasının yanı sıra, adı Zonguldak mutfağı ile de en çok anılan yemeklerden biridir. Bazı yörelerde ovmaç veya oğmaç gibi isimler ile anılsa da, Zonguldaklılar uğmaç demektedir. Genellikle kış aylarında yapılması tercih edilen bir çorbadır. Un, süt ve su yapılır. Oldukça kolay bir yapımı olduğu için, çok kısa sürede yapılabilir. Aroma katması için de nane mutlaka eklenir. Zonguldak'ın özel bir yemeğidir. Zonguldak'a gittiğinizde eğer bir evde tirit ile karşılaşıyor iseniz; o gün o ev halkı için özel bir gün demektir. Ayrıca Kurban Bayramının da vazgeçilmez bir yemeğidir. Yufka ve et ile yapılan bir yemektir. Tepsiye yapılır. Yufkaların arasında etler olur ve görüntüsü tıpkı bir yanardağ gibidir. Karadeniz yöresinden esintiler taşıyan bir yemektir. Zonguldak'ta da oldukça sık yapılmaktadır. Mısır unu ile hazırlanır. Toz şeker ve dövülmüş ceviz ile birlikte bulamaç haline getirilmiş mısır unu tatlandırılır. Sonrasında tereyağı, kaymak, soğan ve kaz ciğeri eklenir. Zonguldak'ta malay özellikle yoğurt ile beraber tüketilmektedir. Alışılmış olan fasulye yemeği, Zonguldak'ta biraz daha farklı yapılmaktadır. Öncelikle yazın çıkan fasulyeleri alan Zonguldaklılar bu fasulyeleri kurutmaktadır. Amaç bunları kışın da hala yiyebiliyor olmaktır. Kurutulan fasulye ile alışılagelmiş bir fasulye yemeği yapılıp, içerisine de mısır ilave edilmelidir. Bu şekilde tüketilmelidir. Kabuklu fasulyenin bir mevsimi yoktur. Dört mevsim yenebilecek bir yemektir. Adını yapılış şeklinden alan bir yemektir. Bir bütün tavuğun tenekede pişirilmesi ile yapılır. Üstelik daha önce başka şekilde yapılmış ya da başka yerlerde yiyebileceğiniz tavuklardan da çok daha lezzetli olur. Tenekede tavuk, Zonguldak mutfağının önemli temsilcilerinden biridir. Aynı zamanda Zonguldaklılar için özel bir yemek sayılmaktadır ve adına festival bile düzenlenmektedir. 'nin pidesi daha lezzetli gelmektedir. Kıymalı iç harç ile yapılan bir pidedir. Ayrıca iç harcı pideye bol bol konur, kesinlikle iç harç koymaktan kaçınılmaz. Ereğli pidesi genelde ayran ile beraber tüketilir. Oldukça sağlıklı bir yemektir. Sebze yemeğidir. Doyurucudur. Kimi insan et yemeği yemediğini sürece doyduğunu hissetmez. Fakat pırasalı mancar, et seven kişilere bile doyduğunu hissettirebilecek bir yemektir. Pırasa, barbunya ve bulgurdan oluşan bir Zonguldak yemeğidir. Bazı yörelerde akıtma denen, bazı yerlerde ise krep olarak anılan bir yiyecektir. Zonguldak'ta genelde sacın üzerinde yapılmaktadır. Fakat artık günümüzde her evde sac olmadığı için, kişiler nasıl yapabiliyorsa o şekilde yapmaktadırlar. Cizlemenin hamurunda maya ve şeker vardır. Kahvaltılarda tercih edilen oldukça lezzetli bir yiyecektir. Hamurunun hazırlanması oldukça zordur. Zaman ve emek ister. Hamurunun uzun bir süre dinlenmeye bırakılması gerekmektedir. Daha sonra bu hamurun içerisine ceviz eklenir. Genellikle cevizli hamura simit şekli verilir. Üzerine çörek otu serpilerek pişirilir. Üzeri nar rengini aldığında artık servis edilmeye hazır demektir. Ereğli'de Orhanlar Mahallesinde bulunan bir mekandır. Salaş, küçük ve samimi bir yerdir. İlginç duvar yazıları olduğu için, etrafı incelerken siparişi gelene kadar müşteriler sıkılmaz. Fiyatları gayet uygundur. Mekanın sahibi müşteriler ile sürekli iletişim halindedir. Çalışanlar oldukça ilgili ve naziktir. İşkembe ve paça çorbası yemek için ideal bir mekandır. Ayrıca gidenler köftesini de fazlasıyla sevmektedir. Nizam Caddesi üzerinde bulunur. Zonguldak'ın eski ve lezzetli yemek çıkartan mekanlarından biridir. Kebapları güzel olsa da aperatifleri de en az kebapları kadar güzeldir. Fiyatları ise oldukça ucuzdur. Milli Egemenlik Caddesi yakınlarında bir yerdir. Konsepti olan bir mekandır. Daha doğu kültürüne göre dekore edilmiş bir yerdir. Masalar yerine siniler vardır. Sandalyeler yerine ise tabureler vardır. Kozlu'da, Veysel Atasoy Caddesi üzerinde bulunan bir mekandır. Küçük ve samimi bir mekandır. Şarküteri tabağı ile kahvaltı edebileceğiniz bir yerdir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/989-canakkalede-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "nı ele alarak sizlere bir rehber oluşturmaya çalıştık. Çanakkale merkezinde yer alan kamp alanı Atikhisar Barajı'nın hemen yanında yer almaktadır. Doğa harikası noktalardan biri olan kamp alanı kampçılar tarafından en çok tercih edilen noktalardan biridir. İl merkezine yaklaşık olarak 16 kilometre mesafede yer almasından dolayı sıklıkla tercih edilmektedir. Baraj etrafında herhangi bir işletme bulunmadığından dolayı her türlü ihtiyacınızı düşünerek yola çıkmalısınız. arasında en popüler bir diğer noktadır. Doğa ile baş başa kalabileceğiniz en güzel noktalardan olan plaj hem denizin hem de ormanın tadını çıkarabileceğiniz eşsiz yerlerdendir. Etrafta herhangi bir işletme bulunmamasından dolayı her türlü ihtiyacınızı düşünerek yola çıkmalısınız. Ulaşım noktasında da zorlu olan kamp alanına araçla giderken dikkatli olmakta fayda var. Kamp alanı tamamen ücretsizdir. ndan bir diğeri ise Kömür Limanı'dır. Saros körfezinin tertemiz suyune kendinizi bırakmak, ormanlık alanda uzun yürüyüşlere ve keşiflere çıkmak için son derece uygun olan kamp alanı taşlık ve toprak yolun bitiminde muhteşem manzarasıyla karşınıza çıkacaktır. Elektrik, duş veya tuvalet gibi ihtiyaçlarını gidereceğiniz bir alan olmadığı için doğa ile tamamen baş başasınız. Bu yüzden her türlü ihtiyacınızı düşünerek yola çıkmalısınız. listemizin de dördüncü sırasında yer alan kamp alanında ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz restoran ve market bulundurmaktadır. içinde en uygun noktalardan bir diğeri ise Hızır Kamp Alanı'dır. Binbir Pınarlı Kazdağları'nda bulunan Kirişlik Vadisi'nde yer alan kamp alanı doğa ile iç içe son derece huzurlu ve bir o kadar da sakin kamp alanlarından biridir. Zeytin ağaçları ile çevrili olan kamp alanında hemen hemen her türlü ihtiyacınızı da karşılayabiliyorsunuz. Kaz Dağları Milli Parkı yürüyüş parkuruna da yakın konumda yer alan kamp alanı oldukça güzel günler yaşatacaktır. Bununla beraber kamp alanında çeşitli aktivitelere de katılmak mümkündür. Çanakkale ücretsiz kamp alanları ile beraber pek çok ücretli kamp alanı da mevcuttur. Ancak eğer tam bir doğa severseniz ücretsiz alanlarda doğa ile baş başa kamp yaparak zihninizi ve ruhunuzu dinlendirmenizi öneririz. Bu noktada özellikle Assos geniş ormanlık alanı ve sahilleri ile oldukça güzel bir ortam sunmaktadır. Pek çok ücretsiz kamp alanına sahip olan alanda istediğiniz yere çadırınızı kurarak doğanın tadını çıkarabilirsiniz. Bir yandan orman diğer yandan denizi buluşturan Poseidon Kamp Alanı gerek doğası gerek manzarası gerekse de kuş sesleri ile tam bir kamp deneyimi yaşatacaktır. Ezine'de yer alan ve ücretsiz olan kamp alanı denize sıfır konumda yer almaktadır. Çam ağaçları arasında çadırınızı kurabilir ve manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Bununla beraber kamp alanında ihtiyacınızı giderebileceğiniz bir yer bulunmuyor. Her türlü ihtiyaç için Dalyan Köyü'ne gitmeniz gerekmektedir. ndan bir diğeri olan Bakacak Barajı 1991-97 yılları arasında sulama amacıyla inşa edilmiş barajın kenarında yer almaktadır. Tamamıyla ücretsiz olan kamp alanında aynı zamanda etrafı meyve ağaçları ile çevrili son derece sakin ve bir o kadar da huzurlu kamp alanlarından biridir. Bir başka ücretsiz kamp alanı olan Batık Gemi Kamp alanı adını kıyıya vuran ve terk edilmiş olan gemiden almaktadır. Kelimenin tam anlamıyla kamp deneyimini yaşayacağınız alan Bocaada sahilinde yer almaktadır. Kumsal üzerinde gemi gölgesinin hemen altına çadırınızı kurarak kamp yapabilirsiniz. Eğer uygun zamanda giderseniz sadece siz olacağınız için bu kamp deneyimi aynı zamanda büyük bir macera demek olacaktır ve eğer yeteri kadar cesaretiniz varsa gemiye bile çıkabilirsiniz. deneyimini sonuna kadar yaşatacak olan noktalardan biridir. Orman kampı olan kamp alanı son derece sessiz ve sakindir. Sürekli olarak sonbahar havasını taşıyan kamp alanı Çamlıca Köyü'nde yer almaktadır. Kamp alanında herhangi bir işletme bulunmamaktadır. hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/99-karabukte-gezilecek-yerler.html", "text": ", ılık iklimi ile ve doğal bitki örtüsü ile dikkat çekmekte olan bir kenttir. Oldukça şirin ve güzel bir atmosferi bünyesinde taşımakta olan Karabük aynı zamanda geçiş güzergahı üstünde de bulunmaktadır. arasında ilk akla gelen her zaman için Safranbolu evleri olmaktadır. Sadece ülkemiz için değil tüm dünyanın gözbebeği olan Safranbolu evleri her yıl yüzbinlerce yabancı turisti de bünyesinde ağırlamaktadır. Geleneksel Türk mimarisinin çok farklı ve müstesna örneklerinin yer almış olduğu bu evler Safranbolu'daki farklı lokasyonda konuşlanmış durumdadır. Böylece şehrin girişinde ve bağlar bölgesinde yer alan sayısı 2 bine yaklaşmakta olan Safranbolu evi her yıl fotoğraf tutkunlarını da kendisine bağlamaktadır. UNESCO tarafından dünya mirası listesinde bulunan Safranbolu evleri kiremit çatısı katlı yapısı ve beyaz badanalı duvarlarıyla dikkat çekmektedir. oldukça önemli bir yerde bulunmaktadır. Geçmişte kilise olan Ulu Cami geniş mahfili ile ve zarif minaresi ile dikkat çekmektedir. Safranbolu simalarında yükselmektedir. Mimari bakımdan oldukça sıra dışı olan cami küçük kubbesi ve zarif minaresi ile beraber Osmanlı zarafetini göstermektedir. Safranbolu evleri ile meşhur olan Safranbolu'da mutlaka kaleye de uğramanız gerekiyor. Karabük'te görülmesi gereken yerler içerisinde yer alan Kale Bizans döneminin izlerini taşıyor. Günümüzde restorasyona girmiş olan yapı güzel görünümü ile birlikte Turistleri de ağırlamaya devam ediyor. Safranbolu'da görmeniz gereken farklı bir kale de Asar kalesidir. Seferler köyünde bulunan Asar Kalesi taşlara oyularak ortaya çıkartılmıştır. Tabii ve doğal dokusuyla dikkat çekmektedir içinde Eflani çayı bulunan Taşköprü doğa yürüyüşleri yapmak kamp kurmak için son derece idealdir. Eğer doğal dokulardan hoşlanıyor ve tabiat yürüyüşlerine bayılıyorsanız Karabük'e uğradığınızda mutlaka kanyonları da ziyaret edin. Özellikle rafting gibi ekstrem sporların yapıldığı kanyon bölgesi Türkiye'nin de en meşhur ekstrem spor alanlarından birisidir. Özellikle Kanyon'a uğradığınızda mağara kafelerde çay içmenizi tavsiye ediyoruz. da karabükte görülmesi gereken yerler arasında yer almaktadır. Özellikle bisiklet tutkunları tarafından tercih edilen Yenice ormanlarında birçok bisiklet sürüş pisti de bulunmaktadır. Bulak mağarası da yine doğal güzellikler arasında yer alıp gezginler tarafından ziyaret edilmektedir. Ayrıca Adrianapolis Antik Kenti Roma izlerini taşımaktadır. Kent içerisinde çeşitli malzemeler sarnıçlar ve günümüze ulaşan bazı Sur kalıntıları bulunmaktadır. ilk sıralarda yer alıyor. Sunumuyla görünümüyle beraber iştahınızı açacak olan bu hamur işleri oldukça lezzetli. Ayrıca Karabük'te yapılan kuyu kebabının da tadına doyulmuyor. Kara mancar ve yaprak dolması da yine yörenin lezzetleri arasında bulunuyor. Perohi ismindeki ev makarnası da peynirle beraber servis ediliyor. Eğer Karabük'te yemek yemeyi düşünüyorsanız sini çöreği ve bandırmada iyi bir tercih olabilir. Ayrıca Çullu börek ve safranlı zerde yörenin güzel tatlarından. Karabük'e yolunuz düştüğünde Yörük Köyü'ne de uğramanızı tavsiye ediyoruz. Yörüklerin hayatının izlerini taşımakta olan yörük köyünde otantik hediyeler ile birlikte sevdiklerinizi de sevindirme fırsatına erişiyorsunuz. Dar sokakların bulunduğu kesme taştan örülen yapıların dikkat çektiği Yörük Köyü orijinal yapısını muhafaza ediyor."} {"url": "https://www.gezipedia.net/990-agri-dagi-tanitimi.html", "text": "5137 metre olması ile bu unvana kavuşmuştur. Ağrı Dağı'na gerek yurt içinden gerek yurt dışından birçok dağcı turist grubu hareket etmektedir. Ağrı Dağı'na uçuş izni çıkmasından sonra tırmanmak isteyen turistlerin sayısı bir hayli artmıştır. Ayrıca, Ağrı Dağının adı 4 kutsal kitapta da geçmektedir. ayları gösterilmektedir. Fakat zoru sevenler için kış aylarında çıkılması daha uygun olur. Kış aylarında tırmanmak zor olsa da bir o kadar da keyifli olduğu tırmananlar tarafından söylenmektedir. Ağrı Dağı'na ulaştıktan sonra yapılabilecek birçok şey mevcuttur. Ağrı Dağı'na çıkıldıktan sonra yapılabilecek ilk şey şüphesiz fotoğraf çekip bu anı ölümsüzleştirmek olacaktır. Sonrasında kamp yapılarak bu deneyim sürdürülebilir. Ağrı Dağının çevresinde konaklama ve lokanta tesisleri de bulunmaktadır. Ayrıca, Ağrı Dağı yakınlarından Türkiye'ye komşu olan ülkeler de rahatça görülebilmektedir. Ağrı Dağı efsanesine göre; Ahmet'in evinde çok güzel bir at bulunmaktadır ve Ahmet bu atın kendisine ait olduğunu zannetmektedir. Ancak atın Osmanlı'da bir paşa olan Mahmut Paşa'nın olduğu anlaşılır. Bunu duyan Mahmut Paşa atını ister ama Ahmet vermez. Bundan dolayı Ahmet'in köyünü yakıp yıkıp onu zindana atar ve onu öldürmeyi kafasına koyar. Fakat zindanda Ahmet ile Gülbahar arasında bir ilişki başlar. Bunu duyan Mahmut Paşa Ahmet'in kızla evlenmesi için Ağrı Dağı'na çıkması gerektiğini söyler. Ahmet bu görevi 4 günde başarıyla yerine getirir. Ahmet bir sebepten dolayı gururuna yediremez ve Gülbahar'dan ayrılarak oradan kaybolur. Bu efsane Yaşar Kemal'in bir romanında geçmiştir. Aynı adla sinemaya da uğurlanmıştır. sorusudur. Öncelikle Ağrı Dağı'na gitmek için valilikten izin alınması gerekmektedir. Gerekli izinler alındıktan sonra Ağrı'nın Doğubayazıt ilçesine gidilir. Çünkü dağa en yakın ilçe burasıdır. Sonrasında dağı ziyaret etmek isteyen kişi ister kendi arabasıyla isterse de tur arabayla dağa hareket edebilir. için ise aşağıdaki navigasyon bağlantısını kullanabilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/991-edirnede-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "Trakya bölgesinde yer alan ve Yunanistan ile Bulgaristan sınırında yer alan Edirne birçok medeniyete ev sahipliği yapmış eşsiz illerimizden biridir. Gerek denizi gerekse de ormanlık alanları ile dikkat çeken şehir bu anlamda her yıl binlerce yerli ve yabancı turisti kendine çekmektedir. nı ele alarak kampçılar için bir rehber oluşturmaya çalıştık. Edirne'nin Keşan ilçesinde bulunan ve Erikli Sahili'ne son derece yakın konumda bulunan Yeşil Kamp orman kampı deneyimi yaşamak isteyen kampçılar için en elverişli noktalardan biridir. Şehrin gürültüsünden uzak sessiz ve sakin bir tatil deneyimi yaşamak için oldukça harika yerlerden biri olan Yeşil Kamp bu anlamda en huzurlu yerlerden biri sayılır. Girişi ücretli olan kamp alanında internet, elektrik, otopark kafe, duş ve lavabo gibi hizmetler sunulmaktadır. adını sıklıkla duyurmayı başarmış düzenli, temiz ve güvenli kamp alanlarından biridir. Keşan ilçesinde yer alan kamp alanı çam kokusunu deniz kokusuyla buluşturan oldukça güzel yerlerden biridir. Tatil dönemlerinde oldukça kalabalıklaşan kamp alanı tatil dönemi dışında ise son derece sessiz ve sakindir. Genel olarak aileler tarafından tercih edilen kamp alanında ister çadırda ister karavanda isterseniz de bungalovlarda konaklayabilirsiniz. Çadırların önünde bulunan masalarda yemek yiyebilirsiniz bununla beraber kamp alanında elektrik, buzdolabı, internet, lavabo, duş alanı ve bulaşıkhane de bulunmaktadır. Enez ilçesinde yer alan Denizaltı Camping ise denize neredeyse sıfır konumda yer alan önü ve arka tarafı açık kamp alanlarından biridir. Kampçılara özel plaj hizmeti de sunan kamp alanında konaklamak için ücret talep edilmemektedir. Plajda bulunan büfeden içecek ve yiyecek temini de sağlanabilir. İster kendi çadırınızda isterseniz de alandaki çadırları kiralayarak konaklayabilirsiniz. Bununla beraber karavanlar da kamp için kullanılabilir. Kamp alanı içinde duş, tuvalet, restoran ve canlı müzik hizmeti de sunulmaktadır. yazımıza Çamlık Camping ile devam ediyoruz. Keşan'da bulunan kamp alanı yemyeşil ağaçlar ile çevrili son derece güzel noktalardan biridir. Gürültü ve stresten uzak bir işletme olan Çamlık Camping'de huzurlu bir tatil geçirebilirsiniz. Denize son derece yakın konumda yer alan kamp alanı aynı zamanda müthiş bir manzaraya da ev sahipliği yapmaktadır. Kamp alanı içerisinde elektrik su, bulaşık yıkama alanı, buzdolabı, tuvalet ve duş imkanı da sunulmaktadır. Enez'de yer alan Esentepe Kamp Alanı stresten uzak yemyeşil ağaçlar arasında tatilini geçirmek isteyen kampçılar için son derece ideal bir başka noktadır. Kampçılar için 3 farklı alan sunan işletmede kendi çadırıyla gelenler için bir alan, baraka alanı ve kiralık çadır alanı bulunmaktadır. Alan içerisinde market, kafe, tuvalet ve duş alanları ile beraber tavla, okey ve tabu bölümleri de bulunuyor. Kamp alanında ayrıca restoran da bulunmaktadır. listemizin bir sonraki durağı ise Ömür Camping'dir. Edirne merkezinde yer alan kamp alanını diğer kamp alanlarından ayıran en önemli şey ise dev bir havuzunun oluşudur. Kamp alanı aynı zamanda düğün salonu olarak da kullanıldığından dolayı kimi zaman aşırı gürültülü olmaktadır. Oldukça geniş bir alana sahip olan Ömür Camping şehir merkezinde yer aldığından dolayı birçok ihtiyacınızı kolaylıkla karşılayabiliyorsunuz. Kamp alanı içerisinde elektrik, büfe, duş ve tuvalet, bebek emzirme ve değiştirme alanı çamaşır makinesi gibi hizmetler de sunulmaktadır. Kamp alanı içerisinde çocuk oyun alanı da bulunmaktadır. Keşan'da bulunan Danişment Tabiat Parkı geniş çadır alanıyla oldukça güzel kamp alanlarından biridir. Denize sıfır konumda yer alan kamp alanı aynı zamanda orman kampı deneyimini de yaşatmaktadır. İster çadır kiralayabilir ister kendi çadırınızda konaklayabilir isterseniz de karavanda tatilinizi yapabilirsiniz. Kamp alanında duş, tuvalet ve elektrik ihtiyacını karşılayabildiğiniz gibi aynı zamanda alışveriş yapabileceğiniz alan da bulunmaktadır. olarak da adlandırılan Gökçetepe Tabiat Parkı Keşan'da yer almaktadır. Sadece çadırlarda konaklamanın gerçekleştiği kamp alanında isterseniz kendi çadırınızda isterseniz de çadır kiralayarak kamp yapabilirsiniz. Kamp alanında elektrik, tuvalet, duş alanı, çamaşır yıkama alanı ve restoran gibi hizmetler de sunulmaktadır. suyun üzerine yapılmış olan bungalovlarda konaklama imkanı sunarak oldukça farklı bir deneyim yaşatmaktadır. Doğa ile iç içe oldukça huzurlu bir nokta olan kamp alanında ister çadırda isterseniz de bungalovlarda konaklayabiliyorsunuz. Dışarıdan yiyecek ve içeceğin getirilmesi yasak olduğu kamp alanında restoran, elektrik duş ve tuvalet alanları gibi birçok hizmet sunulmaktadır. Enez ilçesine bağlı Vakıf Köyü'nde bulunan kamp alanı bembeyaz kumsalı ile bilinen kamp alanı oldukça sakin ve huzurlu noktalardan biridir. Kamp alanında herhangi bir işletme bulunmamaktadır ancak tüm ihtiyacınızı köyde karşılayabiliyorsunuz. Bununla beraber köy içinde de çeşitli konaklama imkanları sunulmaktadır. hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık."} {"url": "https://www.gezipedia.net/992-girlevik-selalesi-tanitimi.html", "text": ", Erzincan'ın güneydoğusunda yer alır. Çağlayan Beldesi'ne bağlı olan şelale doğal güzelliği, serinliği ve havası ile ünlü bir doğa harikasıdır. Yaz aylarında suyun kayalar arasında farklı kanallardan akarken ki güzelliği ve kışın donarak oluşturduğu sarkıtlar ile birçok yerli ve yabancı turisti bölgeye çekmektedir. muhteşem doğası ve temiz havası ile ziyaretçi çeken bir tabiat harikasıdır. Dört mevsim ayrı güzelliklere bürünen şelale yerli ve yabancı turistlerin uğrak yerlerinden biridir. Erzincan'ın önemli gezilecek yerlerinden olan şelale tamamen doğal oluşumludur. Şelalenin suyu Munzur Dağları'nda bulunan Kalecik Köyü'nden doğar. Su dokuz ayrı gözden tek bir dere yatağında birleşerek şelaleye kadar gelir. Üç kademeden oluşan şelale yaklaşık 40 metre boyundadır. Yazın akan su ve doğal havası ile serinleyebildiğiniz şelalenin kışın donan suları da görsel bir şölen oluşturur. Yazın piknik yapıp, şelale sesi ve doğal havada kendini dinleyebileceğiniz doğal bir ortam sunar. yoktur. Şelale için özel otomobilinizden ya da kişi başı ücretler alınmaz. günü birlik doğal güzellikleri görmek isteyenler tarafından tercih edilmektedir. yoktur. Şelaleye girişte belirlenen saat ve ücret bulunmaz. Tamamen ücretsiz olarak her gün her saat şelale ziyaret edilebilir. Ancak şelaleye toplu taşıma ile ulaşım sağlanacaksa Erzincan'dan şelaleye son minibüs 20:30'da, şelaleden Erzincan'a son minibüs ise 19:30'dadır. Erzincan Girlevik Şelalesi aktivite olarak kışın tırmanıcılık için kullanılır. Kış aylarında soğuk havanın etkisiyle şelalenin suyu donarak sarkıtlar oluşur. Sarkışlar tırmanıcılık sporu için tercih edilmektedir. Ayrıca yaz aylarında sıcak hava ve şehirlerden bunalanlar için piknik yapılabilecek güzel bir mesire alanıdır. Doğa yürüyüşü, temiz hava ve piknik yapmak için de Girlevik Şelalesi tercih edilebilir. arasında özellikle alabalıklar dikkat çeker. Şelale altında kurulmuş olan Şelale Restoran tarafından oluşturulan göllerde yetiştirilen tamamen doğal alabalıklar ziyaretçiler tarafından çoğunlukla tercih edilir. Bunun dışında tesis üzerinde et, tavuk, alkollü ve alkolsüz içecekler, meyve, tatlı, salata ve mezeler dışında kahvaltı da verilmektedir. güzel bir mesire alanı olduğundan, diyenler yiyeceklerini kendi yanlarında getirerek de piknik yapabilirler. sorusudur. Girlevik Şelalesi Erzincan merkezde bulunan Çağlayan Beldesine bağlı Girlevik Köyüne 350 metre mesafede bulunmaktadır. kara yolu ile sağlanmaktadır. Erzincan merkezden Girlevik Şelalesi'ne özel araçlar ile ya da 13 Şubat minibüslerinden kalkan Erzincan Çağlayan Belediyesi minibüsleri ile gidilebilir. Erzincan Girlevik arasında haftanın her günü 30 dakika ara ile Erzincan 13 Şubat minibüs duraklarından Çağlayan Girlevik minibüsleri kalkar. Erzincan'dan Girlevik Şelalesi'ne giden son otobüs 20:30'dadır. Erzincan arasında da haftanın her günü 30 dakika ara ile minibüsler kalkar. Girlevik Şelalesi'nden son otobüs 19:30'dadır. Ancak talep edilmesi üzerine seyahat yapacak gruplar için 19:30'dan sonra da otobüs kaldırılır. merkezden 279 km (yaklaşık 3 saat 24 dakika) uzaklıktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/993-palovit-selalesi-tanitimi.html", "text": "'nin etrafında doğal ormanlar, bir sürü çeşitlilikte bitki örtüleri ve tarihi köprüler bulunduğundan dolayı yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekmektedir. 15 metre yükseklikten aşağı doğru dökülmektedir. Şelalenin suyunun soğuk oluşu gelen ziyaretçilerin serinlemesi için önemli bir etki yaratmaktadır. - Ayder Doğa Resort - Sis Otel - Yeşil Vadi Otel - Kaçkar Resort Palovit Şelalesi'ne gelmek isteyen kişiler birçok aktiviteler yapma imkanı da elde edebilmektedir. Rize Palovit Şelalesi'ne gidilen yolda ziyaretçiler Çamlıhemşin'in doğal güzelliklerini ve Rize'nin yaylalarını gezerek o anı fotoğraf çekerek ölümsüzleştirebilmektedir. Ayrıca ziyaretçiler Rize'nin Zil Kalesi'ni ve Çat Köyü'nü gezerek bu bölgelerin yakınlarında bulunan restoranlarda Karadeniz'in enfes yemeklerini yiyebilme fırsatına sahip olabilmektedir. listemizi de okuyarak bölge hakkında bilgi edinebilirsiniz. 'ne gelen yabancı ve yerli turistler yürüyüşler yaparak Palovit Şelalesi'nin muhteşem doğa hayatını gözlemleyebilme şansını elde edip Rize'nin temiz ve muhteşem havasını soluyabilmektedir. Ayrıca ziyaretçiler Rize'nin kent merkezine giderek tarihi yapıları da gezebilmektedir. Fırtına Deresi ise rafting yapılabilinmesi için en doğru yer olarak ziyaretçiler tarafından tercih edilmektedir. Palovit Şelalesi'nin o muhteşem görüntüsünü daha iyi görebilmek için belli zamanlarda gidilmesi tavsiye edilmektedir. Özellikle Palovit Şelalesi'ne gitmek isteyenler ilkbahar ayını tercih etmelidir. Genellikle Nisan ve Mayıs aylarında şelalenin akış hızı diğer aylardan daha muhteşem olarak artmaktadır. Böylelikle şelale bu aylarda hızlı bir şekilde akarak muazzam bir görüntü sergileyebilmektedir. Palovit Şelalesi'ni ziyaret etmek için belli bir zaman aralıkları belirlenmemektedir. Yani Palovit Şelalesi'ni ziyaret etmek isteyen yerli ve yabancı turistler istedikleri her zaman diliminde şelaleyi ziyaret ederek Rize'nin muhteşem havasını ve doğa manzarasını görebilme imkanını elde edebilmektedir. Palovit Şelalesi'ne gelmek isteyen turistler hiçbir ücret ödemeden şelaleyi gezebilme olanağına sahip olmaktadır. Yani Palovit Şelalesi'ne giriş için ziyaretçilerden herhangi bir şelale giriş ücreti talep edilmemektedir. Böylelikle Palovit Şelalesi'ni ziyaret etmek isteyen herkes ücretsiz bir şekilde bu muhteşem doğa harikasını gezip görebilmektedir. - Muhlama: Muhlama Rize'nin simgesi olarak bilinmektedir. Tereyağı ve çeşitli peynirlerin karışımı ile yapılan bu enfes tadı tatmadan Rize'den gidilmemesi önerilmektedir. - Etli Kuru Fasulye: Rize'de et ile yapılan kuru fasulye Rize'ye özgü hazırlanışı ile akşam yemeklerinde tercih edilenlerin başında yerini almaktadır. - Rize Kavurması: Rize Kavurması Rize'ye özgü malzemelerle yapılıp şehrin en meşhur yemeklerinin başında yerini almaktadır. Rize Kavurması'nı denemeden ziyaretçilerin Rize'den geri dönmeleri tavsiye edilmemektedir. - Rize Pidesi: Rize Pidesi, yumuşak hamuru ve Rize'ye özgü baharatlarla hazırlanan kavurması ile bütünleştirilerek ortaya çıkarılmaktadır. Rize Pidesi, Rize'nin en meşhur yemeklerinden birisi olarak tanınmaktadır. - Laz Böreği: Rize'nin en meşhur tatlısı olarak tarihe geçmektedir. Tatlı yemek isteyen ziyaretçilerin Rize'ye geldiklerinde Laz Böreği'ni muhakkak tatmaları gerekmektedir. Palovit şelalesi nerede olduğunu merak edenler için Rize İli, Çamlıhemşin İlçesindeki Kaçkar Dağları Milli Parkı sınırları içerisinde kalmaktadır. Türkiye'nin en önemli yapıları arasında bulunan Zil Kale ve yine önemli yaylalarımızdan olan Pokut Yaylası arasında kalmaktadır. Palovit Şelalesi'ne gelmek isteyen yabancı ve yerli turistler için birçok ulaşım imkanları bulunmaktadır. Palovit Şelalesi'ni ziyaret etmek isteyenler Karadeniz turları, otobüsler, uçak seferleri ve özel araçlar ile kolay bir şekilde şelaleye ulaşım sağlayabilmektedir. Palovit Şelalesi Çamlıhemşin'e 80 km kadar uzaklıkta bulunmaktadır. Palovit Şelalesi'ne varılabilmesi için Trovit Yaylası'ndan geçildikten sonra aşıttan aşağıya doğru gidilerek şelaleye ulaşılması gerekmektedir. Palovit Yaylası, Çilingir, Ortaköy, Çoneva ve Meleskur bölümlerinden meydana gelen Rize'nin en büyük ve gösterişli yaylası olarak bilinmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/994-balikesirde-kamp-yapilacak-en-iyi-10-yer.html", "text": "hakkında detaylı bir bilgi vermeye çalıştık. listesini ele alarak Balıkesir'de kamp yapacak olan kampçılara bir rehber oluşturmaya çalıştık. olarak birçok alternatife sahip şehirlerden birdir. Özellikle doğa ile baş başa kamp yapmak isteyen tatilciler için uygun birçok nokta bulunur. Bunlardan biri de Çaylak Şelalesi'dir. Girişlerin ücretsiz olduğu kamp alanına ulaşım da son derece basittir. Günübirlik piknikçiler tarafından da tercih edilen kamp alanı kimi zaman kalabalık olsa da tatil dönemi dışında son derece sakindir. Kamp alanı etrafında ihtiyacın giderilebileceği herhangi bir alan bulunmamaktadır. merkezinden yaklaşık olarak 3 kilometre uzaklıkta bulunan ormanlık alanın ilerisinde ise taşlık sahil ve deniz kampçıları karşılamaktadır. Kamp alanı içerisinde tuvalet veya duş alanı bulunmamaktadır. Şehrin gürültüsünden uzakta sakin ve huzurlu günler geçirmek isteyen kampçılar tarafından tercih edilen İnek Obası Çadır Kamp alanı Kazdağı Milli Parkı eteklerinde yer almaktadır. Her ihtiyacın düşünülerek revize edilen alanda restorandan tuvaletlere ve duş kabinlerine, elektrik ihtiyacından temiz suya kadar tüm detaylar düşünülerek hazırlanmıştır. İster kendi çadırınızda isterseniz de kiralık çadırlarda konaklayabilirsiniz. içerisinde en popüler noktalardan biri olarak gösterilen kamp alanı bu anlamda oldukça keyifli bir kamp deneyimi yaşatacaktır. ilçe merkezine yaklaşık olarak 6 kilometre mesafede bulunmaktadır. Kumlu plajı ve ormanlık alanı ile dikkat çeken kamp alanı aynı zamanda rüzgar sörfü içinde mükemmel bir ortam sunmaktadır. Antik yerleşkelerinde bulunduğu kamp alanında trekking yaparak tarihi noktaları da gezebilirsiniz. Kamp alanında duş kabinleri, tuvaletler, internet, elektrik, yemek ve çamaşır makinesi gibi imkanlar sunulmaktadır. Bununla beraber kamp alanına İstanbul'dan hızlı feribotlar ile 2 saatte ulaşabiliyorsunuz. Erdek Turanköy'de bulunan ormanlık ve denizi bir arada sunan Çamlıkaltı Camping her türlü ihtiyacın sağlandığı son derece sakin ve huzurlu kamp noktalarından biridir. Kamp alanı içerisinde bulunan büfeden içecek ve atıştırmalıkları temin edebilirken yakınlardaki marketlerden de her türlü ihtiyacınızı giderebiliyorsunuz. Konaklama noktasında da kendi çadırınızda veya kiralık çadırlarda kamp yapabilirsiniz. Bununla beraber şezlong ve sandalyeler de kiralanabiliyor. Yemek yiyebilmek için de çevredeki resotranları kullanabilirken aynı zamanda kendiniz de kamp alanında yemek yapabiliyorsunuz. Elektrik, lavabo ve duş alanlarının bulunduğu kamp alanında yaz aylarında çok fazla sivrisinek olabiliyor. Hazırlıklı gitmekte fayda var. Çamlık Kamping ile devam ediyoruz. Ücretli kamp alanlarından olan işletme hem çadır hem de karavan kampı olanağı sağlamaktadır. Elektrik, WC, duş alanları, temiz su ve internet gibi hizmetler sunmaktadır. Yemek yeme alanları da bulunan kamp alanının az ilerisinde ise otopark alanı mevcuttur. Denize uzak konumda yer aldığı için çoğu zaman sessiz olan kamp alanı bu anlamda huzurlu noktalardan biridir. içerisinde en huzurlu noktalardan bir diğeri ise Akaleos Kamp Alanı'dır. Emeklilik döneminde bir çift tarafından alınan alan daha sonra kamp alanına çevrilmiş son derece mükemmel kamp alanlarındandır. Oldukça güzel bir tasarıma ve dizayna sahip olan kamp alanı bu anlamda son derece huzur vericidir. Doğa ile iç içe bir konumda yer alan Akaleos Kamp Alanı oldukça yeni olduğundan dolayı pek fazla bilinmemektedir bu da sessizlik ve huzur sağlamaktadır. Zeytinli Deresi kenarında yer alan kamp alanında duş, wc ve şezlong gibi ihtiyaçlar karşılanmaktadır. Kirişlik Vadisi eteğinde bulunan Hızır Kamp Mehmetalan Köyü'ne 2 kilometre mesafede yer alıyor. Müthiş bir yürüyüş parkuruna ve eşsiz bir doğaya sahip olan kamp alanı Zeytinli Deresi'nin kenarında yer almaktadır. Buz gibi suda serinlemek ve ağaçların gölgesi altında dinlenmek için son derece uygun olan kamp alanı kampçılar için vazgeçilmez bir yer olarak sayılmaktadır. Güvenliği ön planda tutan kamp alanına günübirlik piknikçilerin girmesi kesinlikle yasak olduğundan oldukça sakin ve huzurlu bir ortam sunmaktadır. listemizin devamında ise denize sıfır konumda yer alan Kapıdağ Camping ile devam ediyoruz. Fıstık ağaçları arasında yer alan kamp alanı bir yandan denizi sunarken diğer yandan ağaçların gölgesi altında son derece serin kamp imkanı sunmaktadır. Tatili kelimenin tam anlamıyla yaşayacağınız kamp alanı kumlu plajı, turkuaz rengindeki derinleşmeyen denizi ve ailelere uygun alanı ile dikkat çekmektedir. Elektrik, sıcak ve soğuk su, internet, lavabo, duş alanları ve mini marketi ile aradığınız her şeyi sunmaktadır. Erdek ilçesinden yaklaşık olarak 6 kilometre mesafede yer alan kamp alanı uzun yürüyüş rotası ile de dikkat çekmektedir. Balıkesir ücretsiz kamp alanları listesinden biri olan Küçükova Kamp alanı gerek sessiz yapısı gerekse de huzur veren doğası ile dikkat çekmektedir. Erdek ilçesinde yer alan kamp alanı merkezden uzak olduğu için pek fazla kalabalık olmamaktadır. Oldukça geniş olan kamp alanında oldukça sessiz günler geçirebilirsiniz. Sadece yaz aylarında çadırlara izin verildiğinden dolayı mevsiminde gitmelisiniz. Bununla beraber temel ihtiyaçlar ücretsiz olarak karşılanabiliyor. İlhan Köyü sınırları içinde yer alan kamp alanı aynı zamanda market ve büfelere de yakındır. Köy meydanındaki çeşmeden de su ihtiyacınızı karşılayabilirsiniz ancak kamp alanında duş imkanı bulunmamaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/995-istanbulda-guvenli-ve-kaliteli-arac-kiralamanin-adresi-enterprise.html", "text": "İstanbul, sadece ülkemizin değil, dünyanın da eşsiz şehirleri arasında yer alıyor. Dünyanın en önemli kültür başkentlerinin başında gelen ve yüzyıllar boyunca farklı medeniyetlere ev sahipliği yapan bu şehri tanımak için güzel bir İstanbul turuna ne dersiniz? Bu turda tercih edeceğiniz seçeneklerin başında araç kiralama gelmeli. Toplu taşıma araçlarında yaşanan yoğunluğun yanı sıra otobüs beklerken yaşadığınız kötü olaylar veya ulaşmak istediğiniz noktaya geç kalmanızı engellemek için araba kiralamayı tercih edebilirsiniz. Bu noktada kurumsal ve kaliteli bir hizmet arıyorsanız; İstanbul araç kiralama şirketleri arasında öne çıkan Enterprise size yeter. 85 ülkede 9 bin ofisi ile online olarak evinizden ya da ofisinizden araba kiralamanızı sağlayan Enterprise, uygun fiyatlarıyla ihtiyacınız olan aracı size sunar. İstanbul Araba Kiralama Hizmeti Alırken Bunlara Dikkat! firmaları arasından seçeceğiniz rent a car firmanın kurumsal olmasına dikkat edin. Kurumsal firmalar sabit fiyat politikası, yeni ve bakımlı araçlar, sigorta ve kasko özellikleri sayesinde güven ve huzurla araç kiralamanıza yardımcı olur. İstanbul araç kiralama firmalarına öncelikli olarak soracağınız soruların başında aracın trafik sigortası ve kaskosu olup olmamasıdır. Bu durumu ihmal ederseniz herhangi bir olumsuzluk halinde size ciddi masraflar çıkabilir. Trafik sigortası ve kaskosu olmayan rent a car firmalarından kesinlikle araç kiralamayın. Kiralayacağınız aracın 2 maksimum 3 yaşında olmasına yani yeni bir araç olmasına dikkat edin. Bakımları düzenli yapılmış ve garanti süreleri devam eden bir araç kiralayın. Aracın kaportasını muhakkak kontrol edin. Bu esnada herhangi bir yerinde çizik, vuruk bir yer varsa onu muhakkak sözleşmeye not ettirin. Sözleşmeye hem işaret olarak not aldırın hem de açıklama kısmına ayrıntılı bir şekilde bu eksiklikleri yazdırın. Zira aracınızı teslim etmek için geri gördüğünüzde ihmal edilen bu durumlar size ekstra maliyet çıkartabilir. Aracın kaportasını açıp yağını suyunu kontrol edebilirsiniz. Arabasına güvenen bir İstanbul rent a car firması zaten bu kontrollerin tamamından memnun olur. Bu konuda aklınıza hiç soru gelmesin. Aracın deposunu kontrol edin. Eğer aracın deposu yarı dolu ise sözleşmede ilgili bölüme bu ayrıntıyı mutlaka yazın. Örneğin aracın deposunun yüzde 75'i ya da yüzde 25'i dolu ise bunu özellikle sözleşmeye not ettirin. Çünkü dönüşte aracı nasıl aldıysanız o şekilde bırakacaksınız. İstanbul araba kiralama firmasının size sunduğu sözleşmeyi mutlaka okuyun. İmzalamış olduğunuz sözleşmede firmanın logosunun, isminin, adresinin, yetkili kişisinin bilgilerinin yazılı olduğuna emin olun. Ayrıca ismi olan yetkili kişinin de sizinle birlikte sözleşmeye imza atmasına özen gösterin. Alacağınız aracın kilometre sınırı olup olmamasını mutlaka teyit edin. Örneğin aracın günlük 200 kilometre sınırlaması olabilir. Siz 300 kilometre yaparsanız bunun üzerine yaptığınız fazla kilometre başına ekstra para ödemek zorunda kalırsınız. Aracın kaza yapması halinde ne şekilde bir yol izleneceği ve yerine araç verilip verilmeyeceği konusunu araç kiralama firmasına sorun. Araç kiralama hem bireyler hem de kurumlar için giderek daha fazla önem kazandı. İstanbul'da Yeni Havalimanı, Sabiha Gökçen Havalimanı, Kadıköy, Maltepe, Maslak, Yenibosna gibi önemli lokasyonlar başta olmak üzere toplam 12 noktada hizmet veren Enterprise, 20'nin üzerindeki araç grubundan isteğiniz aracı size sunar. Avantajlı kampanyalar aracılığıyla istediğiniz model ve özellikte araca sahip olmanızı sağlayan Enterprise, dünya standartlarında sunduğu rent a car hizmetiyle İstanbul araç kiralama konusunda memnuniyetinizi üst seviyelere taşır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/996-adana-arkeoloji-muzesi.html", "text": "şehrin bütün tarihi eserlerini sergilenmesi üzerine Cumhuriyet ilanı sonrasında kurulmuştur. Bu yüzden ülkemizin en eski on müzesi içerisinde konumlanmıştır. Müzede on yedi bin yetmiş bir adet arkeolojik eser yer almaktadır. Aynı zamanda yirmi altı bin beş yüz kırk yedi adet sikke de sergilenmektedir. hakkında bilgi verilirken ilk altının çizilmesi gereken detay cumhuriyet ilanı sonrasında bu ilk kuruluş ile ilgilidir. Müze o dönemler Taşköprü yakınında bulunan Cafer Paşa Camii medresesinde ziyaretçi almaya başlamıştır. 1937 senesinde yeni eklemeler ile müze aynı zamanda Etnografya Müzesi olma niteliği de kazanmıştır. Bu eserler birden fazla salonda ziyaretçiler ile buluşmaktadır. 2017 senesinde müzeyi gezenlerin beğenisini toplamaktadır. Hem arkeoloji hem mozaik eserleri sergileyen müzenin diğer bölümleri de Adana ilinin tarihi mirasına zenginlik katarak eserlerin korunup gelecek nesillere aktarılmasına olanak sağlayacak özelliktedir. Adana bölgesini gezmenin en pratik yollarından biri tur seçenekleri olmasından dolayı zorlanmadan rehber eşliğinde Adana bölgelerini gezmek mümkündür. Adana Arkeoloji Müzesi'ni ziyaret eden tarih severler arkeolojik ve etnografik eserler ile tarım ve sanayi tarihine ait alet ve makinaları da görebilmektedir. Yaklaşık olarak 2 bini geçen sayıda eserlerin içerisinde Hitit eserlerinden fırtına Tanrısı Heykeli, Adana Anadolu Yazıtları ve Babil stelleri, Karataş tarafından denizden çıkarılan Karataş bronz erkek heykeli ile roma dönemine ait mermer Medusalı Antropoid lahit ve Tarsus'tan gelen Antropoid Lahti ile ilgileri çekmektedir. eserleri isimli olarak listelenmektedir. Adana'da 68.530 metrekarelik alana planlanmış olan devasa müze bölgenin tüm müzelerini aynı çatı altında toplamaya adaydır. Adana Arkeoloji Müzesi Adana'nın ve bütün Çukurova'nın tarihi eserlerinin sergilendiği müzedir. Cumhuriyetin ilanından hemen sonra 1924 senesinde kurulmuştur. O nedenle Türkiye'nin en eski müzeleri arasında yer almaktadır. 1950 senesinde kuru köprü günümüzde Etnografya Müzesine taşınmıştır. Özellikle Tarsus ve Gözlü kule olmak üzere İçel Yumuk tepe, Ceyhan -Sirkeli, Yüreğir -Misis Höyüğü kazılarında bulunan Çukurova'nın ilk çağlarına ait seçkin eserler müzede toplanmıştır. kompleksi projesi hayata geçirilmiştir. Bu binanın tarihi olarak sahip olduğu değerde Adana müze kompleksi için güzel bir detay oluşturmaktadır. Ünlü yazarlardan Orhan Kemal ve bu fabrikada çalışmış olup eserlerini konu ettiği hikaye ve karakterler bu geçmişten esinlenmiştir. Adana müze kompleksi içerisinde Arkeoloji Müzesi ile beraber Kent Müzesi, Tarım Müzesi, Sanayi Müzesi, Etnografya Müzesi, Çocuk Müzesi ve Mozaik Müzesi de yer almaktadır. şeklinde yapılan aramalar için; Adana ili, Seyhan ilçesindeki Döşeme Mahallesi, Ahmet Cevdet Yağ Bulvarı, No:7 adresinde ve Adana Acıbadem hastanesi karşısında bulunur. olarak pazartesi günü kapalı olan müzeyi haftanın diğer tüm günleri 09:00-17:00 saatleri arasında gezebilirsiniz."} {"url": "https://www.gezipedia.net/997-golderesi-selalesi-tanitimi.html", "text": ", Kurucaşile'ye 22 kilometre, Amasra'ya 33 kilometre, Cide'ye 51 kilometre, Bartın'a 43 kilometre ve Karaman Köyü'ne 7 kilometre mesafede bulunmaktadır. - Gölderesi Şelalesi'ne gidilmesi için ilk olarak Kurucaşile-Amasra yolunun 17. kilometresinde yer alan Kanatlı Köyü'ne varılması gerekilmektedir. - Kanatlı Köyü'ne varıldıktan sonra sola dönülerek toprak yol üzerinden yaklaşık 5 km daha yolun gidilmesi gerekilmektedir. - İstenilen yol gidildikten sonra şelaleye ulaşmak için ortalama 100-200 metre yolun yürünmesi gerekir. Bartın Gölderesi Şelalesi'ne gitmek isteyen yerli yabancı turistlerden herhangi bir ücret istenmemektedir. Ziyaretçiler ücretsiz bir şekilde şelaleye giriş yaparak şelaleyi gezip görebilme imkanına sahip olmaktadır. Gölderesi Şelalesi için belli bir ziyaret saati bulunmamaktadır. Ziyaretçiler diledikleri herhangi bir zaman diliminde Amasra Gölderesi Şelalesi'ni ziyaret etmek için şelaleye gidebilmektedir. Eğer Amasra hakkında bilgi gerekir ise; Amasra'da gezilecek yerler listemizi inceleyiniz. - Bartın Evleri, - Amasra Kalesi, - Fatih Camii, - Bedesten, - Kuş Kayası Yol Anıtı, - Aya Nikolas Kilisesi, - Taşhan, - Hisarkale Mahzeni, - İnkumu Plajı, - Ulukaya Şelalesi, - Bartın Şehir Hamamı, - Amasra Hamamı, - Dervişoğlu Hanı, - İbrahim Paşa Camii, - İçkale Mescidi - Yer altı Çarşısı, - Aksu Çayı, - Gürcüoluk Mağarası Bartın ilinin gezilip görülmeye değer yerleri olarak tarihe geçmektedir. - Northdoor Amasra - Diamond Amasra - Kum Butik - Hakbilir - Sahil Butik - Ulus Doğa Park Otel - FrauGüler - Karya Butik - Kemikpark Otel - Işıkaltın Otel - Bartın Özyurt - Hotel Seymen - Denizer Pansiyon - Kirazlar Suite Resort - Amasra Ayışığı - Seçil - Bedesten Otel - Emin Butik Amasra - Grand Amasra Kirazlar - Karadeniz Pansiyon - Amasra Timur - Alihan - Kristal Butik Hotel - Yöresel Yemek Evi Bartın, - Merdane Cafe & Restaurant & Ev Yemekleri, - Mira Kahvaltı Ve Ev Yemekleri, - Hanımeli Ev Yemekleri, - Biber Ev Yemekleri, - Gülenyüz Yemekevi, - Şelale Et & Mangal Evi, - Merdane Cafe & Restaurant. - Pumpum Çorbası: Pumpum Çorbası, Bartın iline özgü bir çorba olarak bilinmektedir. Çorba, mısır unundan ve çeşitli baharatlardan yapılmaktadır. - Yumurtalı İsbut: İsbut otu, Bartın ilinde yetişen bir bitkidir. Yumurtalı İsbut, Bartın ilinde genellikle ramazan ve bayramlarda tüketilmektedir. - Kabak Burması: Bartın ilinin en meşhur tatlılarından birisi olarak bilinmektedir. Kabak Burması, Bartın ilinde her bayram yapılan bir tatlıdır. - Pirinçli Mantı: Bartın'da yapılan mantının diğer illerde yapılan mantılardan farklı olmasının en önemli sebebi iç harcının pirinçten yapılmış olmasıdır. Pirinçli mantının değişik yapılışı ile birlikte ortaya muhteşem bir lezzet çıkmaktadır. - Kırk Katlı Börek: Kırk katlı böreğin yapımı ile Bartın ilinde yaşayanların yemek konusunda marifetlerini gösterebilmelerinde önemli bir etki oluşturmaktadır. Açılan kuru yufkaların üzerine fındık ya da ceviz dökülmesiyle birlikte ikram edilmektedir. - Tavuklu Köy Böreği: Bartın iline özgü böreklerden birisidir. Köy tavuklarının haşlanıp ve didiklenip yufkaların arasına koyularak pişirilmesiyle yapılmaktadır. Bartın' gelen ziyaretçilerin bu muhteşem lezzeti tatmaları gerekmektedir."} {"url": "https://www.gezipedia.net/998-adana-merkez-park-tanitimi.html", "text": ", Seyhan Nehri civarının en güzel yerlerinden olurken burada içilen sıcacık çaylar, park içinde düzenlenen konserler ile Adanalılar için vazgeçilmezler arasında yer almaktadır. Adana'da bu kadar büyük bir park göreceğini hiç düşünmeyen kişiler burada dolaşırken kendini huzurlu hissedebilir. Hafta sonu sabahları yürüyüş yapmak ve bisiklet sürmek için mükemmel yerler arasında yer almaktadır. Dünya standartlarında özel peyzaja sahip olmaktadır. Spor yapanlar için güneşin keyfini çıkarma şansını sunarken gelinlikle fotoğraf çekilen ve yer yer istenirse renkli görüntülere sahne olan bir yerdir. yapılmıştır. Park ise 2004 senesinde halka açılmıştır. ve cadde Arasında 3 kilometre uzunluğunda koşu ve bisiklet parkuru da bulunmaktadır. Park içerisinde nehrin kenarında yer alan devasa alan gerçekten botanik bir nefes alanı olarak çok fazla tercih edilmektedir. Büyük bir geniş çim alanında çeşitli ağaçlar ve Doğan'ın huzuru Avrupai merkez kent park kültürünün önemli bir örneğidir. Adana Merkez Park'a gidildiği zaman özellikle mevsiminde gidildiğinde etrafta çiçek açmış portakal ağaçları ve bu ağaçların hoş kokularını duymak mümkündür. Karasal iklim bölgesinde yaşanıyorsa bu koku alındığı zaman unutulmamaktadır. Park alanı geniş olduğu gibi aile ile beraber gidildiğinde çocuklar top oynayabilir ya da rahatlıkla uçurtma uçurabilir. Serin havalarda gidilmesi daha uygun olacaktır. Aksi takdirde Adana'nın yakıcı sıcağı ile baş başa kalınabilmektedir. Yine bu alan içerisinde çocuklar için park alanı ve tuvaletlerde yer almaktadır. sıklıkla kirlenmesinden dolayı mutlaka bu konuda titiz olunmalıdır. içerisine ulaşabilmek için hem karayolu hem de demiryolu yanı sıra havayolları ile ulaşım sağlanabilmektedir. yakınlarında Seyhan Caddesi üzerinde yer alan ve etrafında Adana Atatürk müzesi ve Adana sinema Müzesi gibi önemli gezilecek yerlerin bulunduğu Otel Bosnalı özellikle butik otellerde konaklamayı sevenler için doğru tercihler arasında yer alacaktır. Adana'da şehir içi ulaşım genel olarak Büyükşehir Belediye otobüsleri özel halk otobüsleri minibüsler ve taksiyle sağlanmaktadır. Akşam belirli bir saatten sonra toplu taşıma hizmetleri bulmak neredeyse olanaksız olmasından dolayı belirli bir saatten sonra tek opsiyon taksidir. Bununla beraber 2010 senesinde hizmete açılan Adana metrosu da 14 kilometrelik hattı ve 13 durağı ile hizmet sunmaktadır."} {"url": "https://www.gezipedia.net/999-adana-sinema-muzesi-tanitimi.html", "text": "yeşil çam oyuncularına ait heykeller ve filmlere ait bilgiler fotoğraflar ve filmlere verilen ödülleri barındırmaktadır. Uzun bir geçmişi ve Türk filmi tarihinin önemini arz etmekte olduğunu herkes bilmektedir. kapılarını 23. 09. 2011 senesinde ziyaretçilere aralamıştır. İçerisinde tarihe ışık tutan filmlere ait afişler, fotoğraflar, kitaplar ve daha birçok sayıda eserler bulunmaktadır. Müzenin ilgi çeken tarafı ise 2. katında halka sunulan ve oldukça geniş çaplı bir sinema kütüphanesidir. Bunların başında Yılmaz Güney, Şener Şen ve Orhan Kemal gibi daha birçok isimler yer almaktadır. 1891 tarihli Osmanlıca fotoğraf kitabının yanı sıra artist ve ses gibi popülerlik getirmiş dergiler de bulunmaktadır. Yılmaz Güney'in ilk romanı olan boynu bükük isimli romanı ödüller ile birçok usta yazarın eserleri gibi zengin bir arşive sahiptir. yer almaktadır. Şehir merkezine ya da turistik yerlere yakın bir yerden değil de terminal ya da daha uzak yerlerden müzeye ulaşmaya çalışılırsa Barkal adı verilen minibüsler kullanılarak son durak olan Taş Köprü'ye ulaşmak mümkündür. . Adana sinema müzesinin hemen yanında bulunan Atatürk Müzesi'ne iki dakikalığına olsa da bir uğramakta yarar vardır. Adana sinema Müzesi giriş ücreti olmadığı üzere sabah saat 08:30 ve 17:00 arasında çalışma saatleri başlayarak haftanın 7 günü ziyarete açıktır. Aynı zamanda müze görevlileri gezi boyunca kişilere eşlik ederek gerek müze hakkında gerekse sanatçıların eserleri hakkında detaylı bir sunum sergilemektedir. ziyaret ettikten daha sonra çok iyi öğrenilebilmektedir. Ücretsiz olarak müzeyi tanıtan rehber birçok oyuncunun ve yönetmenin neden Adana'dan çıktığının cevabını da ziyaret edenlere açıklamaktadır. Bunun nedeni ise 1960 ve 1970'li senelerde Adana'da 200'den fazla açık hava sineması bulunmasından dolayı Yeşilçam'ın belkemiği Adana olmaktaymış. Bu dönemler arası gösterime girmiş olan filmler içerisinde mutlaka bir Adanalı yer almaktaymış. Adanalı olan oyuncular ise Şener Şen Aytaç Arman Salih Güney Yılmaz Güney Yılmaz Köksal ve daha yüzlercesi yazarlardan Muzaffer İzgü, Orhan Kemal, Yaşar Kemal ve daha nicesi yönetmenlerden İrfan Atasoy, Yılmaz Şahin Kaygun, Sami güçlü ve daha binlerce Adana'nın sinemaya kazandırdığı ünlülerden sadece birkaçıdır. dır. Bu odada ilk olarak Yılmaz Güney'in Balmumu heykeli dikkat çekmektedir. Heykelin hemen arkasında ise umut filminin afişi ilgileri çekmektedir. Balmumu heykeli ise Yılmaz Güney'in Umut filminde canlandırdığı karakter betimlenmiştir. Müzenin en güzel bölümlerinden olan Yılmaz Güney odası müzede ziyaret edilmesi gereken ilk bölümlerden denilebilmektedir. Müzede bulunan diğer bölümü ise altın kız odası Adanalı sinemacılar odası kütüphane ve Arşiv odasıdır. Aman aman bir büyüklükte müze olmasa da Adanalı sinemacılar odasında Abidin Dino ve Orhan Kemal'in Balmumu heykelleri bir sohbet ortamı canlandırılarak betimlenmiştir. Bunun dışında birçok film afişi de bu odada bulunmaktadır. Burada yer alan en önemli film afişleri ise Goal world cup 1966 isimli belgesel ve Arif Dino, Ferdi Tayfur ve Güzin Dino'nun oynadığı güneşe doğru filminin afişi yer almaktadır. Altın Koza odasında film yarışmalarına ilişkin bilgiler haberler fotoğraflar ve ödül olarak verilen heykel örnekleri yer almaktadır."}