{"url": "https://gezginilla.com/2019-gezginilla-yili-gezi-rehbe", "text": "2019 yılı benim için tamamen gezi rehberi ve gezilerden oluşan bir sene oldu. Gezgin olma yolunda güzel seyahatler gerçekleştirildi. Seyahat etmek kalp ben. Tıpkı hayallerimdeki gibi 🙂 Bu sene Ekim ayında, 2018 yılında gezdiğim yerlerin listesini yapmak aklıma geldi. Gezi rehberi blog şeklinde ortaya çıkan www. gezginilla. com üzerinden gezip görülen yerleri liste halinde yazmak da beni ekstra mutlu etti. Çünkü bir süre sonra şehirler, ülkeler birbirine karışıyor. Anlayamazsınızdjdjf. Söz uçar yazı kalır vibes. Bu muhteşem şevklendirici 2018 Seyahatlerim yazısından sonra 2019 yılı için de aynı şeyi yapmaya karar verdim. Çünkü neden yapmayayım. Halaa okumayanlar için linki aşağıya bırakıyorum. 2018'i okuduktan sonra da kaldığımız yerden devam edelim. 2018 ve 2019 seyahat özeti yazılarından sonra bu geleneği tabii ki devam ettirdim. 2021 seyahat özetim de hemen burada! 🙂 2020 yılını da yazının sonunda bulabilirsin! 2018'i tek cümleyle şu şekilde özetleyeyim: İyi gezdik haa, yalnız iyi gezdik, güzel gezdik, yalnız bayaaa gezdik, kabul edelim güzel gezdik :). Ne çok geziyosun Gezginilla mode on! Gezip gördüğüm yerleri fırsat buldukça seyahat rehberi şeklinde aktarmaya çalışıyorum. Türkiye gezi rehberi ve yurt dışı gezi rehberi dünya gezi rehberi oluşturmak da en büyük gayelerimden biri. Hatta belki ilerde seyahat rehberi kitabı. Ahaahah why not ya ? Dream big mode on. Yılbaşına 1 hafta kala, Ocak ayından Aralık ayına kadar gezdiğim yerlerin listesini yaptım ve ağzım gerçekten ama gerçekten açık kaldı. Bu kadarı bana bile fazla geldi. Şöyle kii, toplamda 35 şehir ve 7 ülke sığdırmışım 2019'un içine. Yani bu 35 şehir İstanbul'a giderken mola verdiğimiz şehirler değiljfjfj. Muazzam ya hala şoktayım. Benim için gerçek bir gezginilla yılısın 2019 Bey. 2018 yılı için de şey yazmışım; 2018 king of the year'dı benim için. Acaba 2020 için neler yazılacak, çok heyecanlı. Neyse gelelim 35 şehir ve 7 ülkeye. Aslında şehirler 35'ten de fazla ama çift dikişlileri tekrar eklemedim haliyle. Mesela İstanbul'a 5 kere falan gitmişim. Erasmustafa vibes. Konya 2 kez, Eskişehir 2 kez falan. Biz de bilirdik 86 şehir gezdim yazmayıfkfk. 2019 gezi rehberim, seyahat özetim de bu düşünceler doğrultusunda oluştu. 2019 Türkiye gezi, tatil haritasına 1 Ocak tarihi ile başlayalım. 2019 yılına Nevşehir'de merhaba demişiz. Karlar altında ilk defa görmüştüm Kapadokya'yı. Yaz kış muazzam bir coğrafya ya. Her mevsim gidilir. Güneş bile bir başka batıyor oralarda. Nevşehir'den sonra, yakın konumuyla Kayseri'de yer alan Erciyes Dağı'na geçildi. Erciyes Kayak Merkezinde muazzam bir dağ havası, sucuk ekmek, dağ evinde şömineli canlı müzik.. Efsane bir 2019 yılı başlangıcı oldu benim için. Şubat ayının başında canım etliekmek çekmiş olacak ki, beni yakınen tanıyanlar bilir etliekmeğe düşkünümdürgjgj, kendimi Konya'ya atmışım. Hızlı tren ile Ankara-Konya arası 1 buçuk saat arkadaşlar ya. Çıkın, dolaşın, yiyin, için gelin. Konya'dan sonra, hemen ertesi hafta sonu whitefest kapsamında Bursa-Uludağ için yollara düşüldü. Bursa merkezi ve Cumalıkızık bölgesini gezmek için festivalden 1 gün önce gelerek bu bölgeleri bitirip, Uludağ'a geçtik. Sıfır kayak bilgisiyle girdiğim Uludağ Kayak merkezinden yeni bir beceri elde edip dönmek oldukça keyifli bir anıydı. Uludağ'da 3 gece kaldık ve bu 3 gecenin sonunda ben board kaymayı öğrenerek Uludağ'dan ayrıldım. Harika bir his! Bursa gezisinin ardından gözlerimi Şanlıurfa'da açtım. Arada 3 hafta falan var, o kadar da art arda değil. Güneydoğu bölgesinde ziyaret etmediğim yerlerden olan Şanlıurfa ve Mardin için hafta sonu planı yaparak tek başıma gezip dolaştım. Bir başıma girdim yılbaşınafhfjd. Urfa gezisinin ardından da yine tek başıma araba kiralayarak Mardin'e geçtim. Günübirlik Mardin'i dolaşıp arabayı teslim edip Ankara'ya geri döndüm. Long weekend Vibes. Bu 2 gün bana sanki 1 haftadır geziyorum hissini verdi. Harika coğrafyalar gerçekten. Hemen ertesi hafta sonuna 2 gün de cepten ekliyerek 3 gece 4 günlük efsane bir Kuzey Kıbrıs Gezisi gerçekleştirdik. Herkesin yaptığının aksine, Lefkoşa Havalimanından sağdan direksiyonla araba kiralayıp KKTC'nin en doğusundan en batısına her noktasını arabamızla gezdik. Kıbrıs mutfağını deneyimledik. Kıbrıs tarihine gözlerimizle şahit olup, güzel sahillerinin tadını çıkardık. - Kıbrıs Gezi Rehberi için tıklayın. Kıbrıs gezisinden 3 hafta sonra, bayram münasebetiyle yazlık sezonu açtığım Burhaniye topraklarına iniş yaptım. Aramızda hala Burhaniye neresi yeaa diyenler var. Gerçi bilmeyin ya, öyle bir yer yok 🙂 Ege sahillerinde bakir kalan, kurtarılmış bölgelerden biri, huzur dolu bir tatil yeri kendileri. 9 günlük harika bir bayram tatili geçirdim Kuzey Ege bölgesinde. Hatta Bozcaada'lara falan da kaçıldı bayram süresince. Ahhh canım Bozcaada çekti. Ankara şu an 1 derece.. Sonrasındaa ben bir 3 hafta askerlikten dolayı offline'dım. Tabi bu sürede instagram şok, whatsapp şok. Herkes öldün mü gezmiyorsun falan yazmışdkdkd. Şükür yaşıyoruz, sağlıklıyız, gençliğimiz var. Askerlik vesilesiyle Amasya bölgesini de gezmiş oldum. Teşekkürler bedelli. Askerlik dönüşü, izleyen hafta sonu yine Ankara'dan 1 buçuk saatlik efsane mesafesiyle Eskişehir'e kaçıldı. Porsuk havası alınıp, çi böreğe düşüldü, balaban kebabı tadıldı, odun pazarında güzel kahveler içildi. Veee 2019 yılının en bebek ayına geldi sıra: TEMMUZ. Hayır hayır doğduğum için söylemiyorum. Biz Temmuz ayında unutamayacağımız efsane bir seyahat gerçekleştirdik. Yurt dışı seyahat önerilerinin en ulaşılabilir bölgesi, Türklerin Dünya gezi rotasına başlangıç noktası: VİZESİZ BALKANLAR. Balkan Turu kapsamında, 6 ülke ve 11 şehir gezdik. Arnavutluk'da Tiran ve İşkodra, Karadağ'da Budva ve Kotor, Bosna Hersek' de Mostar ve Saraybosna, Sırbistan'da Belgrad, Makedonya'da Üsküp ve Ohrid Gölü, , Kosova'da Priştine. Yazarken ben yoruldum yafjfgk. Bu ülkelerin hepsine vizesiz giriş yaptık. İstanbul'dan Arnavutluk'un başkenti Tiran şehrine uçup, ordan araba kiralayarak Balkanları adım adım dolaştık. Balkan topraklarına vize gelmeden acil planı yapın arkadaşlar. Hele Karadağ topun ağzındaymış muhtemelen. 1-2 seneye şengen olur diyolar. Kotor ve Budva'yı şöyle vizesiz bi görün gelin ya, nolur. Saydığım Şehirlerin üzerine tıklayarak gezi rehberlerine, gezilecek yerlerine, ne yenir, nerede yenir, nerede ucuz konaklanır bilgilerine ulaşabilirsiniz. Yazlıkçı modun ardından, 3 haftalık bir ara sonrası yeni bir hafta sonu kaçamak noktası olan Kerpe/Kefken Bölgesine yol aldık. Kocaeli sahilinde yer alan bu tatlış tatil yerlerinde denize girip, doğanın keyfini çıkardık. Ha bi de pembe renkli kayalıkları olan bir yere gittik. Ertesi gün de aa Ağva da baya yakınmış diyip Ağva bölgesine geçtik. Mantı ve türk kahvesi gömüp evlerimize dağıldık. Safranbolu'ya resmen ba-yıl-dım. Safranbolu gezilecek yerler aşırı fazla, Safranbolu mutfağı aşırı iyi, Safranbolu lokumları ateş ediyo, Safranbolu evlerinde konaklamak şahane. E daha ne olsundu? Safranbolu kültür elçisilla. Safranbolu Gezi Planı için sizi şöyle alalım. Hemen bir hafta sonunuzu ayırın bence Safranbolu için. Artık aylardan Kasım, sanki sende kaldı bir yarım.. Kasım ayını da tabii ki seyahatsiz, gezmesiz, aktivitesiz geçmedik. Aman 3 günlük Dünya arkadaşlar. Çıkın çıkın gezin. Hem şey, kefenin de cebi yok. Neyse, Kasım ayında aşırıı merak ettiğim bir bölge olan Trakya bölgesine seyahat gerçekleştirdik. Ben Ankara'dan çıktım. Cağnım kankim @erasmustafa da İstanbul'dan çıktı. Tekirdağ'da yer alan Çorlu Havalimanında buluştuk. Böyle arkadaşa can kurban ya. Canım Tekirdağ köftesi çekti gelsene sen de dedim. Cart diye çıktı Beşiktaştan. İkimiz de 1 buçuk saat sonra Çorlu'daydık. Ben Ankara'dan geliyorum bu arada. Mesafeleri dert etmezseniz ortada mesafe falan kalmaz Atilla Demirel. Bu başka bir şey için söylenmişti sanırım yafjdkjfd. İşte hafta sonu boyunca Tekirdağ, Edirne, ciğer, köfte Allah ne verdiyse yendi içildi gezildi. Hatta kapanışı da Dünyada sayılı olan Longoz Ormanı İğneada'da mangal yakıp kahve-oreo ikilisiyle yapmıştık. Harika bir Kasım ayıydı. En kısa sürede Trakya bölgesini de www. gezginilla. com ' a yazı olarak ekleyeceğim! Kasım'ın ortalarında canım tekrar etliekmek çekmiş olacak kii, yine bir Konya seyahati ile bu hafta sonunu geçirmişim. Mevlana müzesi de özlenmiş.. Kasım ayının son haftası da yine bir hafta sonu gezilecek yerler konseptiyle 1 gece konaklamalı, 2 gün gezmeli Bolu-Abant-Yedigöller gezisi gerçekleştirildi. Bolu merkezde meşhur yemeklerin tadına bakıldı. Abant'da konaklamak enfesti. Yedigölleri dolaşmak muazzamdı. Harika bir hava sahasısın Bolu Bey. Artık 2019'un sonlarına doğru geldik. Valla yorulduk ya 🙂 2 tane seyahatim kaldı, bahsedeceğim. Ardından sizi salacağım. Zannediyorum ki yüzde 90 buraya kadar da okumadı zaten, çıkıp gitti yazıdan. Belki de hiç tıklamadı bile. Zaten bu devirde kime ne okutacaksın kardeşim? Bu düşünceler yazmama engel mii? tabii ki değil. Ben kendim için yazıyorum. Neyse konudan sapmayalım. Ha ne diyoduk 2019 Aralık. Evet. Mesela Lorenzo & Kakalamba da, efsane bir restoran, harika şeyler yedik. Hayatımdaki en ilginç restoran deneyimimdi! Youtube'a alalım mı sizi. Ve 2019 yılının kapanışına geldik artık. 20-21 Aralık tarihlerinde Sakarya, Sapanca Gölü, Maşukiye, İzmit ve Kartepe gezileri gerçekleştirildi. Yine bir hafta sonu rotası kapsamında yeni yerler görüldü, Maşukiye de dumanı üstünde, cızırdayan efsane bir alabalık ziyafeti yapıldı. Kartepe'de asla yağmayan karın keyfi! Çıkarıldı, Karamürselde tatlış bir mekanda güzel bir Pazar kahvaltısı yapılarak Ankara'ya dönüldü. Böylelikle 2019 yılında gezip tozduğum olduğum 35 şehir ve 7 ülkenin sonuna geldik. Beni aşırı tatmin eden sayılar gerçekten. Umarım 2020'de üstüne koyarak devam eder. Bol bol gezi rehberi, seyahatler, gezmeler tozmalar diliyorum kendime yeni yılda. Hayattan kaçmak için değil, hayatı kaçırmamak için yola çık! - 2020 Seyahatlerim için tıklayın 2021 yılından 2019 yılına gelen bir link bırakıyorum buraya. Biraz Dark dizisi gibi oldu ama olsun. Güzel oldu bence. Anılar ve tarihte bugün ile ilgili bir şeyler karaladım, bekleriz.."} {"url": "https://gezginilla.com/2020-seyahat-oze", "text": "2020 yılının bu son günlerinde tıpkı 2018 ve 2019 yıllarında yapmış olduğum gibi seyahat ettiğim yerleri bir arada topladığım \"Yalnız bu sene de her şeye rağmen iyi gezdik\" blog yazısını oluşturdum. Çünkü sene sonunda oturup \"ben bu sene ne yaptım\" diyerek baştan aşağı sene boyunca gezdiğim yerleri yazmak ve o güzel anıları tekrar yaşamak gerçekten muazzam bir his! 2020'de gezdiğim yerler yazısına geçmeden evvel 2018 ve 2019 gezilerime dair ufak bir göz atmak isterseniz aşağıya linklerini bırakıyorum! Ve 2022'ye girdiğimiz için 2021 seyahat özeti yazısı da eklendi bile! - 2018 Seyahat Özeti: Yalnız İyi Gezdik! Gezginilla Yükseliyor - 2019 Seyahat Özeti: 7 Ülke 35 Şehir Gezdim Gezginilla Yılı! - 2021 Seyahat Özeti Şey mi Dostum Hayatım Böyle 10 Numara! Kuzey ışıkları dışında başıma gelen en güzel şeylerden biri de korona virüsün de bahanesiyle 2020 yılının Ağustos ayında tekne tatili yapmak oldu. Bu da muazzam bir tatil deneyimiydi. Tekne tatiline de yazının ilerleyen sayfalarında değinilecek tabii ki! Son olarak 2020 yılı için üçüncü favori gezi rotam da sonbaharda yaptığım Trakya Bağ Rotası oldu. - Eskişehir - KUZEY IŞIKLARI! Laponya -Finlandiya İsveç - lapland aktiviteleri - Hatay İskenderun - Ankara Açık Hava Gezileri! Eymir Gölü 30 Ağustos Zafer Parkı - Çınarcık Yalova - Karaburun Alaçatı İzmir - Burhaniye Yazlıkçılık Kazanacak! - TEKNE TATİLİ! Bozburun Marmaris Fethiye - Gölyazı Mudanya Trilye Şeytan Üçgeni Gezisi! - TRAKYA BAĞ ROTASI! Tekirdağ Edirne -Keşan Kırklareli Kıyıköy Vize İğneada- Longosphere - İzmit- Sakarya - Konya - Bye 2020 Şöyle ufak bir Z raporu alırsak bu sene 2 ülke ve 25 şehir gezmişim! 2019 yılı(7 ülke 35 şehir) bu yılı dövdü sanırım.. Ocak ayının ortalarında Eskişehir seyahati ile 2020 yılına temiz bir başlangıç yapmışım. Hızlı trenle yapılan yolculuklar kalp ben 🙂 Eskişehir gezisinde bende iz bırakan en önemli şey OMM Müzesi olmuştu. Gerçekten adamlar yapmış! Eğer gitmediyseniz ilk fırsatta, korona virüs durumları bitince gidilmeli! Vee hayatımın tatiline geldi sıra. Evet kuzey ışıkları ve Lapland aktivitelerini gerçekleştirdiğimiz o efsane tatil. Son 3 yılımı şu şekilde özetleyebilirim: Hamdım, piştim, yandım 🙂 Kuzey ışıkları yaktı geçti çünkü! 2020 yılının Şubat ayında, korona virüsün Dünya'yı sarmasından hemen önce Stockholm'den başlayıp Kuzey Avrupa'ya uzanan, Finlandiya ve İsveç'i kaplayan Lapland bölgesinde geçirilen efsane 11 gün ve 4500 km! İşte 1-11 Şubat 2020 tarihlerinde bu rüya tatili gerçekleştirdim. Üstelik Dünya'yı kasıp kavuran, sokağa çıkma yasakları ile aylarca yasaklanan seyahatlerden önce bu şekilde bir tatil yapıp karantinaya girmek gerçekten güzel hissettirdi. Korona virüs belasından kıl payı kurtulduk diyebiliriz! Hemen yandaki linkten kuzey ışıkları maceramı izleyebilirsiniz. Tabii Şubat ayından sonra Mart ayında da seyahat ve gezi rotaları korona virüs gölgesinde devam etti. Çok şükür virüs bulaşmadan, kontrollü bir şekilde seyahatlerimizi tamamladık. Mart ayının başlarında aşırı hayalini kurduğum, yemekleriyle aşk yaşadığım Hatay'a gittim. Finlandiya ve İsveç gezileri sonrasında Hatay'da Türk mutfağına düşmek şahane hissettirmişti! Hele o geyik eti tadımından sonra.. Hatay gezisi yapmak gibi bir niyetiniz varsa eğer aşağıdaki linke tıklayarak Hatay gezilecek yerler planınızı tasarlayabilirsiniz. Bu arada Ankara'daki Zafer Parkını çoğu kişinin bilmediğini fark ettim ve parkın VLOG'unu da youtube gezginilla kanalına yükledim. Bu ayda seyahat etmelerin yerini bol bol yürüyüşler, doğada kitap okumalar aldı. Ankara'nın gezilecek açık hava yerleri olarak yeri gelmişken Eymir Gölü ve 30 Ağustos Zafer Parkı 'nı sizlere önerelim. Üzerlerine tıklayarak videoları izleyebilirsiniz. Artık Temmuz ayının da gelmesiyle tabii ki Ankara'da duramamalar, kurtlanmalar da başladı. Temmuz ayının başlarında daha önce gitmediğim bir yere seyahat ettik: Çınarcık, Yalova. Bursa üzerinden inegöl köfteler ile kahvaltı yapıp Çınarcık sahiline hızlı bir geçiş yaptık. Bu şirin tatil beldesinde 1 gece kalarak yıl boyu hasretiyle yanıp tutuştuğum denize, sahile, denize karşı yakamoz manzaralı rakı balığa, suyun kıyıya vuruş sesine de kavuştum. İzmir'deki yaklaşık 5 günlük tatilin ardından Ramazan Bayramını geçirmek için ailemin yanına Burhaniye Balıkesir'deki yazlığımıza geçtim. Burhaniye'deki yazlığımızın yeri bende her zaman ayrıdır. Hatta o kadar ayrı kii bu konu hakkında Burhaniye gezilecek yerler yazım bile var. Yazlıkta mis gibi dinlenmeli, yayılmalı, terasta mangallı günler geçirildi.. 2020 yılının Ağustos ayında yine deneyimlemeyi çok istediğim bir tatili daha gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadım: Tekne Tatili! Sizler de tekne tatili deneyimi yaşayın diye, a'dan z'ye ne gerekiyorsa tekne tatili linkinde hepsini açıkladım. Gölyazı Mudanya Trilye Şeytan Üçgeni Gezisi! 2020 senesinin Eylül ayı da boş geçmedi haliyle. Şöyle ki, Bursa'nın güzide ilçeler olan Gölyazı, Mudanya ve Trilye'de harika bir hafta sonu geçirdik. Yahu ne çok yere seyahat etmişiz yine bir seferde. Başlığı yazarken yoruldumadfjfj. Yine bir ay sonu.. Takvimler 28 Ekim'i gösteriyor. 29 Ekim Bayram tatili ile birlikte şahane bir beş günlük tatil planı oluşturuldu. Seyahat planımız şu şekilde gelişti: 1 gece İstanbul konaklamasının ardından boğaz manzaralı şahane bir kahvaltı ile güne başlayıp soluğu Trakya bağ rotamızın ilk durağı olan Tekirdağ sınırlarında Barel Bağ Evinde aldık! Akşam da tabii ki tekirdağ köftesine düşüldü. Ertesi gün Edirne'de tarihi bir gezi ve yaprak ciğer tadımı. Sonrasında ise Trakya'da aşırı merak ettiğim kano ile Longoz Ormanlarına giriş ve Longosphere Glamping de bir gün geçirmek. Gerçekten şahane anılar biriktirdik hem kano yaparken hem de Longosphere'de gezinirken. Acilinden, korona virüsten kurtulduğumuzda Trakya planı yapmanız gerekiyor ama acil! Daha yemeklerini, lezzetlerini falan hiç anlatmadım çünkü! Longosphere Glamping deneyimine bu linkten ulaşabilirsiniz. Geldik Kasım ayına. Vay bee ne çabuk geçti 1 sene değil mi ama? Bazılarına göre de 2020 yılı 3 sene falan sürmüş. İşte doğru yaşam tarzı, hobiler, uğraşlar oldukça önemli 🙂 Neyse konudan sapmadan Kasım ayında nerelere gitmişiz hemen ona bakalım. 2020 yılının Kasım ayının ortalarında yine doğa ağırlıklı bir rota olarak İzmit semalarına doğru yola çıktık. Ormanya da yeşilliğe doyup Hobbit evlerinde tatlış fotoğraflar çektik. Ardından Sakarya'da yer alan Sopeli Doğal Yaşam Köyünde güzel yemekler yiyip yine yeşilliğin ve şelalelerin tadını çıkardık. Ertesi gün ise Yuvacık Barajı manzaralı başarılı bir kahvaltı ile güne başlayıp Yuvacık semalarında doğa yürüyüşlerine devam ettik. Bu coğrafyalar muazzam gerçekten. Her yer yeşillik, şelale yahu. Yine tatlış bir hafta sonu rotası ile bu haftayı da mutlu mesut kapattık. Bu arada yazarken fark ettim de 2020 benim için ne kadar üretken bir yıl olmuş ya! Korona virüs gezginilla'ya yaradı diyebilir miyiz? 🙂 Maşallah blog yazıları, youtube videoları falan karantina günleri gayet güzel geçirilmiş. İşte böyle inişli çıkışlı, gökyüzünde kuzey ışıklarına şahit olup kafayı yemeli, korona virüs yüzünden evden 3 ay boyunca asla çıkmamalı, Türkiye sahillerinde yeni keşiflerle yazın tadını çıkarmalı, gurme gezileri ile yeme içmeye doymalı bir seyahat yılı oldu benim için. Bir şeyin önemini çok net anladık ki, vakit varken, fırsatımız bulunuyorken hatta sağlığımız da yerindeyken içimizden geçen her şeyi, hayallerimizi, isteklerimizi gerçekleştirmek için çabalamak gerekiyor. İşte bir virüs salgını ortaya çıktı ve resmen odadan odaya geçmeye korkar olduk. Cepte para var, sağlık var, vakit var ama asla hiçbir şey yapamadık değil mi? Umarım herkes karantina günlerinde neler istediğini, kendisini nelerin mutlu ettiğini sorgular ve sonraki yaşantısını da buna göre planlar. Ben 2020 seyahatlerim yazısını şu an 26 Aralık 2020 tarihinde Cumartesi günü, dışarı çıkmanın yasak olduğu bir günde Bilkent Şehir Hastanesinin güzel manzaralı bir hastane odasında yazıp bitirdim. Güzel de bir tarihe not oldu. Önce sağlık, sonra bol gezmeli, gülüp tozmalı, keyifli yeni deneyimler yaşamalı, güzel kitaplar okumalı bir yıl olsun! Gezginilla. com 'un mottosu olan bir yazı ile bu keyifli yazımı bitirmek istiyorum, 2021 yılından 2020 yılına gelen bir link bırakıyorum buraya. Biraz Dark dizisi gibi oldu ama olsun. Güzel oldu bence. Anılar ve tarihte bugün ile ilgili bir şeyler karaladım, bekleriz.."} {"url": "https://gezginilla.com/2021-seyahat-oze", "text": "2021 Seyahat Özeti Şey mi Dostum Hayatım Böyle 10 Numara! 2021 yılı her şeye rağmen benim için 10 numara geçti. Ancak sadece bir eksiklik dışında. Yurt dışı seyahati.. Yani başlığa da hayatım böyle 9 buçuktan 10 numara desek daha doğru olacak sanırım! 2021 senesinin yurt dışısız geçmesinin en büyük sebebi pandemi ve korona virüs belasının bir türlü geçmemesi. Üstelik virüsün omicron gibi bir sürü varyantlar ile şekil değiştirip artarak devam etmesi de bu sürece iyice çıkılmaz bir hal kazandırıyor. Bir diğer sebep de tabii ki döviz kurlarının aşırı bir şekilde yükselmesi. Tarihe not olması açısından 2021 yılını Dolar 13.11, Euro ise 1.,11 seviyelerinden kapanış yaptı. İnanılmaz ya seviyelere bak, neyse.. 2021 seyahat özetine geçmeden önce, gezginilla blog'unun klasikleşen her sene sonu kaleme aldığım seyahat özetleri yazılarımdan ufacık bahsetmek istiyorum. - 2018 Seyahat Özeti: Yalnız İyi Gezdik! Gezginilla Yükseliyor - 2019 Seyahat Özeti: 7 Ülke 35 Şehir Gezdim Gezginilla Yılı - 2020 Seyahat Özeti: Yalnız Yine İyi Gezdik! Kuzey Işıkları Yılı Son olarak bir tavsiye de bırakmak istiyorum. Bütün bir seneye bu şekilde dönüp bakmak, değerlendirmek, gerçekleştirdiğin şeyleri yazmak ve sonrasında hatta birkaç sene sonra dönüp okumak insana gerçekten muazzam hissettiriyor! Gerçekleştirmiş olduğum seyahatleri yazmadan önce bu kadar gezdiğimi ve hayatı güzel yaşadığımı cidden bilmiyordum. İnsana acayip bir farkındalık sağlıyor. Yani bu seriyi en çok tabii ki kendim için sonrasında da birkaç kişiye ilham olması adına, sizler için de yazıyorum 🙂 Ahaahh sanki ejderyası var! Yani biz daha ne yaşayacağız gerçekten çok merak ediyorum. Sanırım bir dünya savaşı falan kaldı görmediğimiz. O da olacak gibi. Rusya Ukrayna'ya saldıracak falan diyorlar hatta bugünlerde.. Yahu ne güzel planlarım vardı bu sene için. Pandeminin ortaya çıktığı 2020 yılında ucuz yırtarak korona virüsün patladığı ay olan Mart ayının hemen öncesinde Finlandiya'da ve İsveç'te kuzey ışıkları turu yaparak o seneki yurt dışı hakkımı ve döviz harcama limitimi nispeten doldurmuşum. 2020 sonlarına doğru da şöyle 3-4 günlük vizesiz bir Belgrad gezisi veya Tiflis turu gibi şeyler planlıyordum kii bakkala bile gidemedim ya. Evet bakkala! İşte 2020'den 2021'e böylesine hüzünlü bir geçiş yaşarken haliyle 2021 yılına nispeten umutla girdim. Çünkü virüsün yaz aylarına doğru etkisini kaybedeceğinden, aşılanmanın artmış olacağından ve hemen herkesin bağışıklık kazanacağından bahsediliyordu. Ancak ne oldu dersiniz? Daha hızlı yayılan varyantlar ve ülkelerin seyahat yasaklamaları ile 2021 yılını da geride bıraktık! Deli gibi bağırmak istiyorum artık yetheeeeer diye! 2021 yılı tabii ki 2020 gibi aşırı kısıtlayıcı bir yıl değildi. Bir şekilde aşı kartları, maskeler ve pcr testleri ile seyahatler gerçekleşti. Hayatın en mutlu anlarını maskenin altında geçirme zorunluluğu kadar kötü bir şey olamaz sanırım. Ben de bu saydığım şartlar altında yurt dışı gezilerime devam edebilirdim ancak etmedim. Bu doğrultuda da mesela Doğu Karadeniz'e gerçekleştirmiş olduğum seyahat veya yıllarca televizyondan heyecanla izlediğim İstanbul formula 1 yarışına canlı canlı İstanbul'da şahit olmak beni aşırı mutlu etti. Tamam şimdi 2021 yılının en başına dönüyorum ve 2021 yılında neler yaptım, nerelere gittim, bucket list'imden hangi maddelerin üstünü çizdim gelin birlikte bakalım. Ocak ayının son haftalarına Bolu Abant'ta şık bir villada giriş yaptım. Hafta sonu karantinaları vardı o dönem. Cuma akşamdan kapanıp Pazartesi sabahına kadar villada, doğanın ortasında harika vakit geçirmiştik. Bolu Abant seyahatinin hemen ardından yine Bolu'ya Yedigöller'e bir seyahat daha gerçekleştirdim. Kışın Bolu'yu ayrı bir seviyorum sanırım 🙂 Üstelik Ankara'ya da yaklaşık 2 saatlik mesafede oluşu da bu bölgeye seyahat etmemi kolaylaştırıyor. Haliyle pandemi şartları devam ettiğinden Yedigöller Milli Parkının içinde inanılmaz bir ortamda konaklamalı, dinlenmeli bir tatil yaptım. Bölgenin coğrafyasını ve görüntülerini merak edenler de Habitat mesire yerlerinin youtube görüntülerini buradan izleyebilir. Üst üste Bolu gezilerinin ardından yasaklardan dolayı Mayıs'ın sonuna dek pek kıpırdayamadım. Mayıs'ın son haftası ise yazlıkçılık modunu açarak Balıkesir Burhaniye'deki yazlığa doğru yol aldım. Burası benim için tam bir huzur mekanı. Çok güzel dinleniyorum, aşırı iyi hissediyorum. Tam az insan çok huzur mekanı benim için. Sonrasında, Temmuz ayı ortalarında bayram tatilini de birleştirerek yine Burhaniye Pelitköy'deki yazlığa doğru yol aldım. Pandemiden dolayı otel vs olaylarına pek bulaşmak da istemedim. Bu dönemde hayatımda ilk kez haberdar olduğum bir adaya seyahat ettim. İsmi Garip Adası. Daha önce duymuş muydunuz? Kendileri İzmir Dikili'de yer alıyor.. Garip Adasında gerçekten hayatımın şoklarından birini yaşadım. Böyle bir berraklık, temizlik pek görmemiştim. İnanılmaz bakir bir alanda şahane bir tatil ortamı var. Adaya sadece tekneler ile ulaşımın olması da ortama ayrı bir hava katıyor. Garip Adasını merak edenler, seyahat etmek isteyenler için aşırı detaylı ve bilgilendirici blog yazımı okuyabilirsiniz. Garip adasını o kadar çok beğendim ki bir youtube VLOG video'su da hazırladım. Merak edenler Garip Adası videomu izleyebilir. Burhaniye'deki 4-5 günlük tatil sonrasında 9 günlük tatilimi tamamlamak için bir diğer noktaya, Alanya'ya doğru yol aldım. Alanya'da güneşin tadını çıkartıp aylarca hasretini çektiğim gecelere düştüm 🙂 Bir diğer gün de çok ama çok merak ettiğim bir yer olan Delik Deniz Kral Koyu'na gittim. Beklentilerimin oldukça üzerinde bir yerle kaşılaştım. Kral Antiochus'un yüzdüğü koymuş burası. Bence herkesin hayatında en az bir kez burada yüzmesi gerekiyor! Delik Deniz ile ilgili tüm bilgilere de alttaki linkten ulaşabilirsiniz. Kral koyunun youtube görüntüleri de tabii ki kanalımda! Şuradan Delik Deniz görüntülerine ulaşabilirsiniz. 2 gece 3 günlük Alanya seyahatinin ardından Mersin'de bir tantuni molası ve Adana'da da bir adana kebabı ve muzlu süt molasının ardından Kahramanmaraş'a ulaştım. Şimdi diyeceksiniz ki bu nasıl rota yaa? Evet, o kadar haklısınız ki! Bu rotanın asıl amacı Nemrut Dağına ulaşmak ve gün doğumunu Nemrut Kralları ile karşılamak! Ve nihayet Türkiye'de yaşamak istediğim en şahane deneyimlerden bir tanesi olan Nemrut Dağında gün doğumu anına şahit olabilmek için gece 1 sularında Maraş'tan Adıyaman'a doğru yol almaya başladık. Nemrut Dağına tabii ki gün içinde herhangi bir saatte çıkabiliyorsunuz ancak oranın olayı kral heykelleriyle birlikte gün doğumu anına şahit olmak. 3 saatlik bir yolculuğun ardından nihayet o büyüleyici an'a kavuşmanın mutluluğunu yaşadım. Nemrut Dağı gerçekten fantastik bir atmosfere sahip. Gün doğumu olayının yanında Nemrut Dağı Milli Parkında görülmesi gereken, Arsemia Antik Kenti gibi başka yapılar da bulunuyor. Nemrut Dağı gezi planı olanları alttaki blog linkine alabiliriz. Evet 2021 yılını yarıladık bile. Benim için gerçekten şahane bir 6 ay olmuş. Tabii ki bitmedi seyahatler! 2021'in ikinci yarısından devam edelim.. Temmuz ayındaki yoğun gezi turlarının ardından Ağustos ayının başlarında \"long weekend\" olarak bir hafta sonu için Cuma akşam çıkıp Pazar akşam dönmeli Afyon ve Uşak gezisi yaptım. Afyon'da hayatımda yediğim en lezzetli köftelerden birini Köfteci İrfan'da yedim. Afyon'dan Uşak'a giderken fıstıklı ve kaymaklı lokumla yol zevkimi resmen 5'e katladım. Uşak'ta yer alan Ulubey Kanyon'undaki muazzam manzaranın tadını cam terasta adımlayarak yaşadım. Ulubey Kanyonunun Dünya'nın en büyük ikinci kanyonu olduğunu da bu gezi sayesinde öğrendim. Evet gerçekten çok gezen biliyormuş! Bu kanyonun muhteşem görüntülerine de Ulubey Kanyonu videomdan ulaşabilirsiniz. Afyon dönüşünü de Eskişehir dönüşü planladım. Kütahya civarlarındaki Frig Vadisini gezdim. Öyle vaoovluk yapılar yok ancak mağaraların içinde gezinmek oldukça keyifli hissettiriyor. Frig vadisi videoma da bu linkten ulaşabilirsiniz. Ayvalık gezilerinin ardından yine çok merak ettiğim Kaz Dağlarının eteklerinde bulunan 2 meşhur köy Adatepe Köyü ve Yeşilyurt Köyünü gezdim. Bu köylere gerçekten hayran kaldım. Buraları da gezdim ve videolar da çektim. Ancak aşırı yoğunluktan bu içeriklerle bir türlü ilgilenemedim. Ahh biraz az mı gezsem ne yapsam 🙂 En kısa sürede hem blog'a hem de Youtube'a bu 2 köyle alakalı içerikler yükleyeceğim söz! Ayrıca Kaz Dağları eteklerinde enfes doğa ortamlarında şahane kahvaltılar yaptım. Kaz Dağları dönüşünde de tabii ki bomboş bir dönüş yapmayıp yapısıyla beni oldukça heyecanladıran bir mekana uğradım. Çanakkale Assos'ta bulunan ve yeni açılan mekanın ismi Reciff. Fotoğraftan da gördüğünüz gibi mekan çok havalı ve orijinal. Girişindeki yapı Meksika Tulum'daki mekanları andırıyor. Reciff Assos'ta atıştırmalık bir şeyler yiyip içtik. Sahilin ve ortamın tadını çıakrttık. Reciff'in videosu da kanalımda mevcut. Bence mutlaka izlemelisiniz. Şuradan video'ya ulaşabilirsiniz. Eveet geldik 2021 yılının Ekim ayına. Ekim ayı da benim için yine unutulmayacak bir ay olarak yaşandı. Nasıl mı? Ekim ayının ilk haftası Ankara'da kahve festivali yapıldı. Çok tatlı bir ortamı vardı. Yine Ankara'da bu tarz etkinliklerle 1-2 hafta geçirdim. Sonrasında ise hayallerimi süsleyen Formula 1 yarışını canlı canlı izlemek için İstanbul'a seyahat ettim. Formula 1 ayağına da İstanbul'da merak ettiğim yerleri gezdim. Güzel manzaralar eşliğinde kaliteli yemekler yedim. Ekim ayının ortalarında da Ankara'da sürekli gitmek isteyip de asla gidemediğim bir yer olan Karagöl Tabiat Parkına gittim. Hem blog yazısı hem de video ile bu ayı da verimli ve üretken bir şekilde bitirdim. Ekim ayının son haftasında ise yine hayalini kurduğum bir gezi rotasına başladım. Bu gezi rotası da muazzam doğasıyla, manzaralarıyla Doğu Karadeniz bölgesi oldu. 29 Ekim tatilinden de yararlanarak 4 gece 5 günlük inanılmaz bir Doğu Karadeniz tatili yaptım. Doğu Karadeniz tatilini bir tur firması ile gerçekleştirdim. Son 2 ay Ankara'daydım dedim amaa yılın son haftası dayanamayıp bir İstanbul gezisi daha yaptım. Arada bir İstanbul'um geliyor, ona hiç engel olamıyorum. İşte 2021 yılı seyahatlerim, yaptıklarım ve maceralarım bu şekilde. Yazının başında da belirttiğim gibi, 1 sene boyunca yaptıklarımı, deneyimlerimi bu şekilde yazıyor olmak ve somut bir şekilde bunlarla yüzleşmek beni gerçekten inanılmaz mutlu ediyor. Hemen alttaki linkte Doğu Ekspresi yolculuğumun her detayını da anlattım! Üff inanılmaz bir deneyimdi ya. Resmen 2022 yılına doğu ekspresi yemek vagonunda geri sayarak giriş yaptım! Bundan dolayı da 2021 seyahat blog yazısı birkaç gün gecikmeli olarak 21 Ocak 2022 tarihinde blog'daki yerini aldı. Herkese bol seyahatli, çok gezmeli bir 2022 yılı diliyorum ve tabii ki kendime de!"} {"url": "https://gezginilla.com/22-02-20", "text": "22.02.2022 Hatırası Gezginilla Out Radiusilla In! Benim sürekli ağzımda olan laflardan biri \"ne oldum değil ne olacağım\" diğeri de \"sen plan yaparken tanrı yukarıdan gülermiş\" idi. Son 4-5 gündür resmen bu 2 cümlenin özeti gibiyim.. Erzurum Palandöken Kayak Merkezindeki kayak tatilimi normal bitiş tarihine göre 1 gün önce sonlandırmak zorunda kaldım ve apar topar Ankara'ya geldim. Halbuki fena da kaymıyordum. Snowboard kaymayı, nispeten, bir tık daha öğrenmenin özgüveniyle birkaç atlamalı, şovlu hareketin sonucu sol dirsek kırığı, cool adıyla da 'radius başı kırığı' hanemize hayırlı oldu. Gezginilla out, Radiusilla in.. Kaç doktorla görüştüysem hemen hepsi ameliyat olmam gerektiğini söyledi. Eyy Gezginilla.. Ameliyat olacak kadar da düşmezsin be kardeşim.. Ehh, hayat da böyle bir şey işte. Resmen bir hayaller ve hayatlar.. Dünyada kolu kırılan ne ilk insanım ne de son. Yahu otelde bile 1 günde 15 kişiyi falan gördüm bir yerleri kırılan, sakatlanan. Hatta hastane ortamını hiç söylemeyeyim, inanılmaz gerçekten. Komik de.. Geçen gün lobide havalı havalı yürüyüşler, ertesi gün kimi alçıda kimi de tekerlekli sandalyede yürüyemeyişler.. Beni şoka uğratan şey, hayatımda ilk kez anestezi alıp ameliyat olacak oluşum. Çok korkunçlu değil mi ya? Bu radius başı bebeği neden ameliyatsız kaynamıyor ki? Eyy radius başı, biraz sıcakkanlı biri olsaydın da omnius kemiğiyle ameliyatsız kaynaşabilseydin keşke. Neyse, seni de böyle kabul edeceğiz.. Belki de hayatın bana mesaj verme şekli radius başı üzerinden gerçekleşmiştir. \"Bak, 32 yaşına geldin. Atlama zıplama işlerini yavaştan bırak. Hatta snowboard yapmayı da!\" der gibi bir hali var hayatın.. Yoğun içsel gelgitlerim sonrasında ameliyat olup daha sağlıklı bir birey olma fikrine üç dört gün sonrasında kendimi ancak alıştırabildim. Özellikle hastanede gördüğüm kırık çıkıklı insanlar ve 'aa benim de bir arkadaşım şurasını kırmıştı' cümleleri sonrasında artık iyiden iyiye 'şu ameliyatı olayım da kurtulayım' moduna geçmiş bir haldeyim. Şu andan itibaren Ameliyat tarihine kadar 2 gün var. Kolumun kırıldığı andan şu ana kadar 6 gün içinde inanılmaz gelgitler, düşünceler ve hisler yaşadım. Öncelikle aile gerçekten inanılmaz bir oluşum. Allah herkese ilgili, sevgi dolu, resmen ağzının içine bakıp da bir şey istemeni bekleyen bir aile nasip etsin. Erzurum'dan Geldiğim günden beri Gerçekten inanılmaz ilgileniyorlar benimle. Haklarını nasıl öderim hiç ama hiçbir fikrim yok. Allah hepsinden razı olsun. Yengeç burcu mode ON. Diğer taraftan işin bir de arkadaş boyutu var. Erzurum'da birlikte olduğum arkadaşlarım zaten otelde ve Erzurum'daki hastanede benimle oldukça ilgilendiler. Hatta kolumun kırıldığı akşam poker oynarken bile kağıtları benim yerime dağıtıp önüme kadar koydular. Bunların üzerine bir de hepsini yenerek 1. oldum iyi mi Kayakta kaybeden Kumarda kazanır diyebilir miyiz?.. Erzurum'dan ayrılırken Yaralı Ceylan halimi hem post hem de Story atarak Instagram'da paylaştım. Birkaç değerli arkadaşım sağ olsunlar yorumlarıyla ve mesajlarıyla geçmiş olsun dileklerini iletti. Ancak bazı mesajlar vardı ki gerçekten beni şok etti. Geçmiş olsun diyip hemen sonrasında 'Gözümüz kalmıştı ahahah belanı buldun' dercesine mesajlar.. Arkadaşlar neden bu kadar kötüsünüz? Cidden kıskandığınız kişi ben miyim ya? Şeyma Subaşıya falan nazar etsenize kardeşim. Gerçi yazık abi etmeyin kimseye. İşinize bakınn! Gidip beginner üstü seviye kayan Gezginilla'ya nazar ediyorsunuz. Hayret bir şey yahu.. Alçılı kol ile otelde bir gün geçirdim. Otelin garsonlarına da buradan teşekkürlerimi bir borç bilirim, sağ olsunlar açık büfe de beni bayağı şımarttılar. Kol kırığı nedeniyle sosyal medyanın bambaşka bir mecra olduğu da tekrar gözüme tokat gibi çarptı tabii. Onca like'lar, aslansın kaplansın'lar en ufak bir ters durumda yerini sessizliğe bırakıyor. Yani sosyal medyada ne kadar aktifsen karşılığında da o kadar etkileşim alıyorsun. Ben tabii ki blog yazılarıma devam edeceğim ancak sosyal medyada geçirdiğim vakti artık azaltmanın vakti geldi diye düşünüyorum. Instagram'ı en azından haftanın belirli gün ve saatlerinde kullanacak şekli ile kendimi sınırlandırabilirim. Bu sayede hem kendime ekstra yapmak istediğim şeyler için vakit ayırabilecek hem de gereksiz beklentilere girmeyip zamanımı daha verimli şeyler için kullanabileceğim. Yeni bir blog yazısı yayınladığım da falan tabii ki bir post paylaşırım. O kadar da değil.. İyileşince belki bu düşüncelerim değişebilir bilemiyorum. Şimdilik düşüncelerim bu yönde. Şu sıralar okuduğum Dijital Minimalizm kitabı beni çok etkilenmiş değil mi? Evet blogda bu kitaba da tabii ki kitap incelemeleri kategorisinde yer vereceğim. Bu tarz iç dökücü yazılar çok huyum değil ancak arada bir içimden geliyor işte. Bu tarzda yazdığım nadir yazılarımın linklerini de hemen aşağıya bırakıyorum 🙂 Hatta şu an ben de bu linkleri yerleştirirken yeni sekmelerde bu yazılarımı okuyacağım. Birkaç ay/yıl sonrasında bu yazılara dönüp bakmak ve geçmişteki duygularımla şu anki hislerimi kıyaslamak bana gerçekten çok iyi geliyor. Kendindeki değişimi, gelişimi, gelişememeyi, o dönemki duygularını çok net bir şekilde tahayyül edebiliyorsun. Neyse 4 sayfa yazı olmuş ya ben okuduğum kitabıma geri döneyim. Çok şükür sağ elim halen sağlam ki bu yazıyı yazabiliyorum. Polyannacılık vibess.. Palandöken Kayak Merkezine gelmeden 1 gün önce Erzurum merkezi keşfedip güzel Erzurum yemekleri yemiştim. 1 günde Erzurum'da neler yapılır, ne yenir göz atmak için alttaki linke tıklayabilirsiniz. Çok sevdiğim bir söz ile 22.02.2022 yazımı sonlandırıyorum.. Kırmadık yer bırakma! He he şaka şaka, herkese sağlıklı günler dilerim."} {"url": "https://gezginilla.com/30-agustos-zafer-par", "text": "30 Ağustos Zafer Parkı Ankara'da açık havada gidilebilecek yerlerin en başında yer alan şahane bir park. Büyük bir alana kurulu olan (166 bin 51 m2) 30 Ağustos Zafer Parkı, isminden de anlaşılacağı üzere 30.08.2019 tarihinde Mansur Yavaş tarafından halkın hizmetine açıldı. Yazının devamında 30 Ağustos Zafer Parkı nerede, nasıl gidilir, yeme içme fiyatları, bisiklet kiralama fiyatları gibi tüm detaylara erişebileceksiniz. Ankara'da gezilecek parklardan biri olan 30 ağustos Zafer Parkı hafta sonuna göre hafta içi oldukça sakin. İllaki hafta sonu gitmek isteyenlere de sabah saatlerini ve akşam saatlerini tavsiye ediyorum. Alta bırakacağım youtube linkinden de görebileceğiniz gibi parkın akşam aydınlatmaları da olukça güzel. Bisiklet yolu dışında parkın bir diğer özelliği de 1540 metre uzunluğunda kiremit renkli doğal koşu yoluna sahip olması. Nerden baksan 10/10 park ya. Özellikleri saymakla bitmiyor resmen! Tabii ki bitmedi! Tüm bu saydıklarım dışında az önce bahsettiğim koşu yolu üzerinde spor aletleri de bulunuyor. Bu her yerde gördüğünüz aletlerden. Ben bir fayda sağlayacağını düşünmüyorum ama sevenler için yine güzel hizmet. Ben koşmaya dewamke 🙂 Ankara'da gezilecek güzel yerler nereler denildiğinde artık aklınıza bu park gelir diye düşünüyorum. - Ankara kafa dinleme yerlerinden biri olan bu parkın hemen ortasında yer alan Ala Kafe'de ister çimlere bırakılan armutlar da ister masalarda bir şeyler yiyip içebilirsiniz. Kafenin fiyatları oldukça uygun. - Ala kafenin yanında yer alan ve tamamen doğal malzemeden yapılan ahşap oyun parkında çocuklarınız oyun oynayabilir. - Parkın içerisinde ücretsiz wi-fi ağının bulunduğunu unutmayın. - Parkın yukarı kısmında şehitler için yapılan bir anıt da bulunuyor. - Ankara'da hemen hemen hiçbir yerde rastlamadığım çeşmeler de bu parkta bulunuyor. Bir de yeni yapılan Gazi Park'ta rastlamıştım bu çeşmelere. Gerçekten güzel hizmet. - Ankara'da nerede piknik yapılır sorusunun cevabını karşılayan bir park. Yalnızca şöyle bir sıkıntı var, ki bence asla sıkıntı değil, parkta ateş yakmak, mangal yakmak yasak. - Parkın içindeki piknik masaları ve banklar yeterli ancak burada EGO kuralları geçerli - Parkta 1 mescit ve 2 ayrı tarafta WC bulunuyor. Temizlik durumları genel olarak iyi. - Parkın yakınında A101 de bulunuyor. Unuttuğunuz şeyleri buradan da ucuz yollu çözebilirsiniz. - 30 Ağustos Zafer Parkı konser ve çeşitli organizasyonlara da ev sahipiliği yapıyor. Belediyenin sosyal medya hesaplarından ve sokaktaki reklam panolarından kesin haberiniz olur 🙂 30 Ağustos Zafer Parkı şehrin gürültüsünden ve stresinden uzaklaşıp nefes almak için gerçekten muazzam bir park. Şehrin ortasında büyük bir vaha gibi. Ankara'nın kaosundan uzak bir şekilde, çoğunlukla ağaçların ve gölgeliğin olduğu harika bir yer. Parka gittiğinizde binalarından arasından geçip yemyeşil manzaraya şahit olduğunuzda gerçekten şaşıracaksınız. Parka ilk gittiğimde ben baya \"ohaa bu baya düşük bütçeli Central Park olmuş\" tepkisi vermiştim. Hatta parkın bir kısmında gerçeken central parkı andıran bir görüntü var. Yazar burada Amerika'ya gittiğini ve Central Parkı da gördüğünü gözünüze sokmak istiyordkdkd. Parka ulaşmak için çok fazla seçenek bulunuyor. Hem arabanızla gelerek parkın ücretsiz alanına park edebilir hem de toplu ulaşım ile parka ulaşabilirsiniz. Ankaray metrosu ile Bahçelievler Metrosunda inip karşıya geçerek Alparslan Türkeş Caddesi kullanılarak Parka ulaşabilirsiniz. Konya Yolu veya Eskişehir Yolu üzerinden gelecek kişiler Armada'nın yanından AŞTİ yolunu takip ederek parka ulaşabilir. Araba ile 30 Ağustos Zafer Parkına gelenlere bir güzel haber de otopark hem çok büyük hem de ÜCRETSİZ. İstanbul Yolu tarafından gelecek kişiler de Külliyenin etrafından dolanan Çiftlik Caddesi'ni kullanarak Beştepe Caddesi'nden Parka ulaşabilir. Parkın iki girişi bulunuyor. Ana giriş Beştepe Caddesi 17. Sokak üzerinden, diğer giriş ise AŞTİ tarafından. Ankara'ya gelip beklemek zorunda kalan yolcuları da düşünmezsin be Mansur Başkan 😀 Arabayla gelenler Beştepe Caddesini kullanmak zorunda. AŞTİ girişine yayan bir şekilde ulaşabiliyorsunuz. Ankara'da nefes alınacak yerler denildiğine akla ilk gelmesi gereken yerlerden biri kesinlikle 30 Ağustos Zafer Parkı. - Ankara'da Açık Hava gezilecek yerler - Ankara'ya Yakın Gezilecek Yerler - Gazi Parkı Ankara - Cemal Süreya Parkı - Ankara Karagöl Tabiat Parkı - Elmadağ Kayak Merkezi - Eymir Gölü - Cemal Süreya Parkı - Anıttepe Yürüyüş ve Koşu Parkuru - Botanik Parkı - Portakal Çiçeği Parkı - Ankara Parkları - Karagöl Milli Parkı - Ankara'ya En Yakın Kayak Merkezi Elmadağ Ankara'da nerede ne yenir, nereye gidilir merak ediyorsanız eğer kısa kısa çekmiş olduğum Ankara Mekanları video listesi tam size göre!"} {"url": "https://gezginilla.com/amasra-gezi-rehbe", "text": "Amasra gezi rehberi özellikle sonbahar aylarında olmak üzere hemen her mevsimde okunup hem hafta sonu hem de günübirlik olarak gerçekleştirebileceğiniz bir gezi rotası barındırıyor. Bizler sonbahar gezi rotası kapsamında yola çıkmıştık. Bu gezi rotasının ikinci durağı, Safranbolu gezi planı ardından Bartın sahilleri ve Bartın iline bağlı olan Amasra Gezisi. Amasra'yı biz sonbaharda gezdik ama her mevsim gezilebilecek harika bir coğrafyaya sahip. Amasra, Ankara ve İstanbul'a yakın konumuyla, gezilecek ve görülecek yerleriyle, sahilleriyle ve tabii ki Karadeniz'in sunduğu yeşil manzarayla her zaman ziyaret edilecek bir sahil kasabası. - Bartın İnkumu Plajı - Amasra Gezilecek Yerler - Kuş Kayası Yol Anıtı"} {"url": "https://gezginilla.com/ankara-done", "text": "Ankara döneri Ankara'nın en meşhur lezzetlerinden biri. Hatta Ankara, et dönerin de başkenti. Ankara'da et döner alanında çok sayıda başarılı işletme bulunuyor. Ankara'nın neyi meşhur sorularına cevap olarak kesinlikle Ankara dönerini söyleyebiliriz. Ankara et döneri adeta Ankara'nın milli sokak lezzetlerinden biri. Döner zaten Türk yemek kültürünün adeta başyapıtlarından. O kadar ki Dünyanın dört bir yanında döner restoranları yer alıyor. Tadılan et döner özellikle has Ankara et döneriyse ve bu döner de kömür ateşinde uzun uzun pişiyorsa yeme isteği resmen ikiye katlanıyor. İşte tam bu noktada Ankara dönerinin farkı ortaya çıkıyor. Ankara'da bu tarzda et döner yapan çok sayıda işletme bulunuyor. Ankara dönercileri lezzet olarak oldukça yüksek bir seviyede olmalarına rağmen şubeleşme alanında neredeyse hiçbir adım atılmıyor. O işletmeler tamamen esnaf lokantası modunda mütevazi bir şekilde hayata devam ediyorlar. Bu uzun girişin ardından, ama çok meşhur olunca kısa tutamadım bu kısmı affediniz, gelelim Ankara dönerini en güzel yapan restoranlara, lokantalara, pikniklere.. Bu arada, Ankara lezzetleri kapsamında yeni bir blog serisi yazmaya başladım. Bu seriye de Ankara'nın en meşhur lezzetlerinden biri olan et döner ile başlamak istedim. Bunun yanı sıra Ankara hamburgercileri, sanayi lezzetleri ve şık mekanları şeklinde de birçok blog yazım burada olacak! Dedikten sonraa Ankara mekanlarına başlayalım. - Azim Beşiktaş Döner - Mutlu Lokantası - Cici Piknik - Özge Piknik - Özler Döner - Peçenek Döner - Hacıbayram Dönercisi Nazım Usta - Kebapçı Canbolat - Süha'nın Yeri - Onur Kuzu Döner - ASPAVA - Hosta Döner Ankara'nın en iyi et dönerini yapan bu 12 mekana gelin kısa kısa bakalım, fiyat ve lezzet bilgilerini aktaralım. Ankara'da 70 yılı aşan süre hizmet veren ve Ulus halinin yanında yer alan dönerci. Salaş bir yer ve esnaf lokantası kıvamında. Tahmin edersiniz ki sahibi koyu Beşiktaşlı. Ayrıca Türk sanat müziği sanatçısı. Azim Beşiktaş Döner Pazar günleri kapalı. Et döner servisi de 11.00 ve 17.00 saatleri arasında yapılıyor. Öğle saatlerinde civardaki beyaz yakalıların resmen akınına uğruyor. Lezzet avcıları kesinlikle denemeli. Ankara döneri alanında kesinlikle denenmesi gereken küçük bir esnaf lokantası. Et döner saat 2 3 gibi bitiyor, haberiniz olsun. Et döneri gerçekten iyi. Yağ oranı ideal, kuru değil. Ankara'nın en güzel dönerini yapan yerlerin başında geliyor. Bu arada Mutlu Lokantası Vedat Milor tarafından hem övüldü hem de Vedat Milor blogunda Mutlu Lokantasına yer verdi. Mekanın böyle de bir özelliği bulunuyor. Ankara döneri denildiğinde akla ilk gelen mekanlardan biri de Cici Piknik. Şöyle bir Ankara'nın eski zamanlarına gideyim, o anları yaşarken de meşhur Ankara döneri yiyeyim derseniz eğer Cici Piknik en doğru tercih. Sevimli, küçük tam bir esnaf lokantası kıvamında bir işletme. Ankara'da piknikler de oldukça meşhur. Ben İstanbul'da falan piknik ismine pek rastlamıyorum. Bilmeyenler için şu şekilde özetleyebilirim. Ne restoran ne lokanta ama lezzet olarak ikisine de yakın, ayakta yemek yediğiniz, salaş yerlere verilen isim. Hatta Türk Pub'ı bile deniyor kendilerine 🙂 Bu pikniklerin içindeki her tarafa döşenen aynalar da olmazsa olmazı! Cici Piknik o kadar meşhur ki Ankara değil tüm Türkiye'de bile döner alanında ilk 10'da. Israrla deneyiniz! Odun ateşinde pişen et döneri oldukça lezzetli. Ustaları kaliteli ve biliyorlar bu et döner işini. Odun ateşinde pişen gerçek yaprak Ankara dönerini burada tadabilirsiniz. Kızılay meydana oldukça yakın bir konumda. En iyi Ankara döneri nerede yenir sorusunun en net cevaplarından biri de 1987 yılında Etlik'te açılan ve halen devam eden Özler Döner. Ankara döneri o kadar iyi ki şimdi Ankara civarında 5 tane şubesi bulunuyor. Ben yine de Etlik'teki aşağıya bıraktığım konumda et döner yemenizi tavsiye diyorum. Ankara döneri denildiğinde akla gelen en net dönercilerden biri de Peçenek Döner. Döneri oldukça yumuşak, yağının kıvamı bence müthiş. Yağ sevmeyenlere bir tık yağlı gelebilir. Et dönerin altındaki lavaşı da kendileri yapıyor. Resmen tam döner için yapılan bir lavaş. Lezzetini bozmayan nadir Ankara mekanlarından biri. Etin porsiyon miktarı, fiyat, lezzet kalite hemen her şey mükemmel. Sipariş verir vermez masaya sumaklı soğan ve çoban salata geliyor. Sipariş jet hızıyla geliyor hiç bekleme derdi yok. Peçenek dönerin şu an Ankara'da 3 şubesi bulunuyor. Ancak İskitler şubesinin tadı, lezzeti bir başka 🙂 Ankara sanayi lezzetleri yazımda da değineceğim Peçenek Döner lezzetini ilk fırsatta denemelisiniz! Ankara'nın en eski dönercilerinden biri olan Hacıbayram Dönercisi, Ulus'daki konumuyla 1972'den beri hizmet veren bir işletme. Ankara'da yaprak döner konusunda da açıldığı yıldan itibaren oldukça popüler. Hacı Bayram türbesinin o güzel ortamında dönerci Nazım Usta güzel bir ambiyans sunuyor. Yaprak döner tırnaklı pide üzerinde oldukça Lezzetli oluyor. Ankara döneri konusunda pek bilinmeyen ama lezzeti dillere destan olan Kebapçı Canbolat ile tanıştırayım sizleri. Kebapçı Canbolat 1981 yılında kurulmuş. Et döner dana etinden ve odun ateşinde pişiyor. Mekan salaş ve küçük bir dönerci. Aile işletmesi havası var. Yapılan et dönerin lezzeti gerçekten şahane. Burada et döner yemek isterseniz elinizi biraz çabuk tutmanız gerekiyor. Çünkü et döner servisi saat 11'de başlıyor ve 15 sularında bitiyor. Mekanın çalışma saatlari 11-15 arası ve hafta sonları kapalı. Ankara döner nerede yenir sorusuna verilebilecek bir diğer mekan da Süha'nın Yeri. Ankaralıların bildiği nadir yerlerden bir tanesi olan Süha'nın Yeri, yılların eskitemediği harika bir lezzete sahip. Ayrıca servisi güzel ve personeli güler yüzlü. Süha'nın yerinde hazırlanan et döner sadece dana eti, dana iç yağı ve tuz üçlüsü ile hazırlanıyor. Ankara et döneri odun ateşinde pişiriliyor. Ekmeğin içini alıp lezzetli Ankara dönerini servis etmeleri çok hoş ve farklı bir sunum. Et döneri bir tık yağlı. Ankara döneri konusunda listeye girebilecek bir mekan da Onur Kuzu Döner. Et döner dışında farklı lezzetleri de bulunuyor ve bir hayli de başarılılar. Et döner konusuna gelirsek, %100 kuzudan döner yapan çok az sayıdaki mekandan biri. Servis döner yumuşak ve oldukça lezzetli. Yağ oranı başarılı ve rahatsız edici bir koku da bulunmuyor. Et döner öğle saatlerinde yapılıyor ve öğleden sonra bitiyor. Mekan Pazar günleri açık ancak et döner çıkmıyor. Diğer et çeşitleri de tamamen kuzu etinden hazırlanıyormuş. - Yıldız Aspava - Özçelik Aspava - Gülçimen Aspava Ankara döneri demişken de Aspava'nın dillere destan lezzeti SSK'dan bahsetmemek tabii ki olmazdı. SSK ne ola ki diyenleri de hemen aydınlatalım. Soslu, Soğanlı, Kaşarlı demek 🙂 Bunlar Ankara'ya dair genel kültür bilgileri ona göre. Mesela Bumble'da Ankaralı bir beyle eşleştiniz. Akşam SSK yapalım mı yazın ve arkanıza yaslanınkfkffk. Üff yazarken bile canım çekti şimdi ya, muazzam bir lezzet. Yukarıda saydığım Ankara döner mekanları daha çok Ankara'da yaşayanlara hitap ediyor. Ancak Aspavalar'a Ankara'ya yolu düşen herkes ama herkes istisnasız uğramalı. Yemeğin yanında gelen ikramlara, tatlılara bayaa şaşıracaksınız! Aspavalarda soslu kaşarlı patatesler, çiğ köfteler sınırsız. Israrla isteyiniz! Ankara'da adeta klasikleşen bir lezzet mekanı olan Hosta Döner özellikle Ankara'nın kalbi Kızılay'da yıllardır hem et döner hem de diğer lezzetler ile gönüllere taht kuran bir işletme. Öyle aşırı vaavluk bir et döneri yok ancak Kızılay civarında olduğunuzda et dönerinin bir tadına bakmanızı öneririm. Özellikle ekmeği çok tatlış. Hosta Döneri alternatif bir et dönerci olarak buraya yazmak istedim. Evet yazı boyunca sizi et dönere boğdum. Vejeteryanlar ağlıyo şu an!1!! Ancak ben bir yandan da tavuk dönerciyim.. Yani hem Hatay uslü olsun hem dümdüz sadece soğanlı tavuk döner olsun canım çeker 🙂 İşte size tavuk döneri çok lezzetli olan tarihi bir yeri önereceğim. Üçler Lokantası.. Üçler lokantası tam bir esnaf lokantası. Mekanın içinde uzun 2 masa var. Herkes birbiriyle dipdibe yiyip içiyor. Tavuğun her türlüsü mevcut. Kış aylarında tavuk çorbası ise başka bir gidiyor! Tavuk döneri ise benim en beğendim şey. 70 yıllık maziye sahip bu esnaf lokantası Ulus'ta yer alıyor. Ankara'da et döner nerede yenir blog yazım burada son buluyor. Yeni yerler ve lezzetler keşfettikçe bu yazımı güncelleyeceğim. Ve tabii ki fiyatları da. Malum 15 gün önce aldığımız ürünün fiyatı bir anda zamlanıyor. Bu zamlar haliyle de et döner piyasasına da yansıyor. Zaten yukarıda saydığım Ankara mekanları, canım et döner çektikçe sürekli uğradığım mekanlar olduğundan fiyat ve lezzet olarak bu sayfayı tamamen güncel tutacağım. Son dönemde Ankara'da yemek mekanlarının yanı sıra farklı konseptlerde çok sayıda kahve-tatlı yapabileceğiniz cafe de açılmış durumda. Ankara'nın en güzel cafe'lerini sıraladığım blog yazılarıma mutlaka göz atmalısınız! - Tunalı Cafe Önerileri - BAHÇELİEVLER CAFE ÖNERİLERİ - Best Cafes in Ankara Ankara spor mekanları ilginizi çektiyse Ankara ile alakalı detaylı bilgilere, gezilecek yerlere alttaki linklerden ulaşabilirsiniz. - Instagram'a da bekleriz: macitilla Ankara döneri ilk defa duydum 🙂 Görsel olarak hiç farkı olmamasına rağmen sanırım gerek et lezzeti gerekse yapılıştaki püf noktaları anlamında bir farkı olduğunu düşünüyorum. Ankara'ya gittğimde mutlaka deneyeceğim. Paylaşım için teşekkürler."} {"url": "https://gezginilla.com/ankara-hamburg", "text": "Ankara hamburger mekanları olarak son yıllarda resmen sıçrama yaptı. Art arda açılan burger mekanları ile Ankara'da hamburger yenebilecek yerler açığı da yavaş yavaş ortadan kalktı. Ankara hamburger mekanları yazısında Ankara burger haritası tadında bir blog yazısı sizleri bekliyor olacak."} {"url": "https://gezginilla.com/ankara-karagol-tabiat-par", "text": "Ankara Karagöl Tabiat Parkı, Ankara sınırları içinde görüp görebileceğiniz en güzel manzaralardan birine sahip. Karagöl Mesire Yeri adı da verilen bölge sanki Bolu Yedigöller veya Gölcük Parkı minyatürü gibi. Karagöl Milli Parkına girer girmez sizi karşılayan dev ağaçlar, orman havası ve muhteşem doğal ortam sanki Ankara'da değilmişsiniz izlenimini yaratıyor. Karagöl Milli Parkı yazısının girişinde, kelime dağarcığımda bulunan en havalı ve abartılı sıfatların hepsini sıralamak istiyorum. Çünkü bu sıfatların hepsini hak eden bir milli park kendileri. Evet. Üstelik Karagöl Tabiat Parkına Sonbahar mevsiminde gittiyseniz parkta karşılaşılan seyir zevki resmen ikiye katlanıyor. Bu yazıda Karagöl'e ulaşım, nasıl gidilir, nerededir, gidince neler yapılır, mangal serbest mi, çocuklar için neler bulunuyor gibi tüm bilgileri siz değerli Ankara halkına ve çevre illerden gelen doğa severlere aktarmış olacağım. Bunca sene Ankara'da yaşayıp Karagöl Tabiat Parkına bir kez olsun gitmemek gerçekten hataymış hattaa ayıpmış. Bu hissi parka girer girmez yaşadım. Neysee, geç olsun da güç olmasın cümlesi bu günler için değil miydi zaten? Ayrıca bu cümleyi düşük bütçeli bir gezgin bulmuş olabilir mi acaba ya şöyle yıllar öncesinde buna benzer bir anda söylemiş olamaz mı? Yani resmen gezginilla. com'a içerik üreteceğim ayağına gitmediğim bir sürü yere gidiyor, denemediğim bir sürü lezzet deniyorum. Bütün bu keşifler BLOG ve YOUTUBE sayesinde. Ahh cağnım Blog'um, üzümlü kekim.. Tamam tamam Karagöl'ü anlatmaya devam ediyorum.. Yaşadığım muazzam pişmanlığı bir kenara bırakıp Karagöl'ün şahanelikleriyle devam edelim. Karagöl Tabiat Parkının içindeki göl küçücük bir göl ve derin de bir krater gölü. Karagöl'ün çevresi ise yalnızca 850 metre. Gölün çevresini çitlerle birkaç yıl önce kapatmışlar. Bence güzel, şirin de bir hava katmış. Ankara'da gezilecek doğal yerlerden biri olan Karagöl'ün iklimi Ankara şehir merkezine nazaran biraz serin. Karasaldan Karadeniz iklimine geçiş özelliğine sahip. Ohh Karadeniz'e gitmeden, bedavadan Karadeniz havasıddjdj. Karagöl'ün çevresinde çok sayıda piknik masası ve piknik alanı bulunuyor. Özellikle gölün kenarındaki piknik masaları ateş ediyor resmen. Yazının içinde bir yerlerde rastlayacağınız youtube videomdan da görebileceğiniz üzere erken saatlerde Karagöl'e gittiğinizde, yazar burada sabah 10 sularından bahsediyor, hemen hemen istediğiniz tüm masalara oturabilme hakkı ediniyorsunuz. Erken gelme konusu açılmışken, bunun bir diğer güzelliği de mangal tayfaya rastlamadan bol oksijenin içinde doğayı yaşayabiliyor olmanız. Evet, en merak edilen konulardan biri olan Çubuk Karagöl de mangal yakılıyor mu, Ankara Karagöl mangal yasak mı yoksa serbest mi sorularına gelmiş bulunuyoruz. Ankara Karagöl Milli Parkında mangal yasak değil. Çubuk Karagöl'de mangal serbest. Gönül rahatlığıyla mangalınızı Karagöl Tabiat Parkına getirebilirsiniz. Mangal ile alakalı yasak olan tek konu yer ateşine izin verilmemesi. Onun dışında her şey serbest. Pandemi döneminde ve ülke çapında yangınlar olduğu dönemde mangal yakmak yasakmış. İnternette de çoğu kaynakta yasak yazıyor ama DEĞİL. Karagöl'de mangal yakmanın serbest olmasının sevinciyle çevredeki diğer imkanlardan bahsetmeye devam edeyim. Karagöl Mesire Yeri'nin bir diğer güzel özelliği de çevresinde çok sayıda çeşmesinin olması. Ayrıca parkın içinde çok tatlı bir Şadırvan da bulunuyor. Hem içme suyu hem de diğer ihtiyaçlarınız için bu çeşmelerden faydalanabilirsiniz. Ankara'da çocuklarla Gezilecek en iyi açık hava alanlarından biri Karagöl Milli Parkı desek yanılmış olmayız. Ankara'ya yakın gezilecek yerlerden olan Karagöl Milli Parkında girişte ve çocuk oyun parkının yanında olmak üzere 2 tane tuvalet bulunuyor. tuvaletler maalesef biraz bakımsız. Karagöl'ün çevresindeki 850 metrelik yürüyüş alanı dışında Mesire Alanının yanındaki yürüyüş yolunu kullanarak da orman yürüyüşü yapabilirsiniz. Ben çocuk parkının oradan yukarı doğru biraz tırmanarak baya bir yükseğe çıktım. Sık ağaçların arasında bol oksijenli yürüyüş de ekstra iyi geldi. Karagöl Milli Parkının çevresinde alışveriş yapılabilecek bir market bulunmuyor. Parkın hemen girişinde küçük bir çadırda köylüler gözleme vs satıyorlar. Muhtemelen soğuklarda gelmiyorlardır. Yani buraya gelirken tüm ihtiyaçlarınızı getirmeniz gerekiyor. Karagöl Tabiat parkına ulaşım bir hayli kolay. Karagöl'e giden yol gidiş geliş yönlü ve güzel bir asfaltı var. Birkaç köye girişte ufak tefek çukurlar olsa da her türlü araç ile rahatlıkla Karagöl'e ulaşabilirsiniz. Karagöl'e ulaşım sağlarken sağlı sollu manzaralarla gerçekten güzel bir yol deneyimi yaşayacaksınız. Karagöl Tabiat Parkı ya da diğer adıyla Karagöl Mesire Yeri Ankara'nın Çubuk ilçesinde yer alıyor. Konum olarak Çubuk ile Kızılcahamam ilçeleri arasında bulunan Karagöl Milli Parkı Ankara merkeze 68 KM uzaklıkta, Çubuk ilçesine ise 28 KM uzaklıkta yer alıyor. Ankara Karagöl Tabiat Parkı şehir merkezinden Esenboğa havalimanına doğru gidiş yönünde bulunuyor. Pursaklar tarafına geldiğinizde zaten Karagöl tabelaları sizi yönlendirmeye başlıyor. Esenboğa Havalimanına gelmeden önce alt geçite girmeyip Çubuk istikametine dönüyorsunuz. Çubuk ilçesine geldiğinizde de yine Karagöl tabelalarını takip ederek milli parka rahatça ulaşabiliyorsunuz. Ankara'ya yakın gezilecek yerlerden biri olan Ankara Karagöl Tabiat Parkı Ankara'nın griliğinden, betonundan, gürültüsünden kaçmak, nefes almak ve doğaya kavuşmak için harika bir seçenek. Karagöl'ün tertemiz orman havası, bol oksijeni, yürüyüş parkuru, piknik alanları ve çocuk parkı sayesinde şehrin stresinden uzak şahane vakit geçirebilirsiniz. - Ankara'da Açık Hava gezilecek yerler - Ankara'ya Yakın Gezilecek Yerler - Gazi Parkı Ankara - 30 Ağustos Zafer Parkı - Cemal Süreya Parkı - Elmadağ Kayak Merkezi - Eymir Gölü - Cemal Süreya Parkı - Anıttepe Yürüyüş ve Koşu Parkuru - Botanik Parkı - Portakal Çiçeği Parkı - Ankara Parkları Ankara'da nerede ne yenir, nereye gidilir merak ediyorsanız eğer kısa kısa çekmiş olduğum Ankara Mekanları listesi tam size göre! - Karagöl Milli Parkında mangal yakmak serbest ancak yer ateşi kurmak yasak. - Mangal kokusuna tahammül edemeyenlerin, parka erken saatlerde gelmesi gerekir. Yoksa gölün bir kısmı mangal kokusuna bürünüyor. - Karagöl etrafında market olmadığından yeme-içme gibi tüm ihtiyaçlarınızı kendiniz getirmeniz gerekiyor. - Karagöl'e giriş ÜCRETSİZ. Otoparkı da ÜCRETSİZ. - Düğün, nişan gibi özel günlerde çekim yapmak isteyenlerin izin alması ve ücret ödemesi gerekiyor. - Karagöl'de Şadırvan ve çeşmeler ile içme suyu sağlanıyor - Çocuklar için oldukça büyük bir oyun alanı bulunuyor. - Yoğunluğa denk gelmemeniz ve masa bulabilmeniz için sabah en geç 10-10:30 saatlerinde Karagöl'de olmanız gerekiyor - Çevreyi kirletmemeniz de oldukça önemli! Lütfen Doğaya saygılı olalım, sahip çıkalım 🙂"} {"url": "https://gezginilla.com/ankara-yemek-yerle", "text": "Ankara yemek yerleri yazısında ağırlıklı olarak Ankara kebapçılarına ve köklü Ankara restoranlarına ağırlık vereceğiz. Diğer Ankara lezzetleri için de ayrı blog yazıları hazırlıyorum. Bazıları bitti, bazıları ise yolda! Hemen alttaki linkten Ankara'ya dair oluşturduğum Ankara mekanları, cafe önerileri, et döner ve burger mekanları blog yazılarıma göz atabilirsiniz. Yani Ankara yemek blog yazısını okuduğunuzda Ankara'da en iyi yemek nerede yenir ve Ankara en iyi ne yenir sorularının cevaplarına sahip olacaksınız. Ankara dışından herhangi bir misafiriniz geldiğinde bu yazıyı açıp Ankara yemek mekanları konusunda bir kararsızlık yaşamayacaksınız. İkizler burçları hariçjfjfj. - Ankara döneri nerede yenir - Ankara burger mekanları - Tunalı cafe önerileri - Bahçelievler cafe önerileri - Best cafes in Ankara - Kebap 49 - Cennetkuşu Kebap - Ciğerci Apo - Çukurağa Sofrası - Boğaziçi Lokantası - Göksu Lokantası - Tavacı Recep Usta - Masabaşı - Müslüm Kebap - Çalgan Et Lokantası - Dayının Yeri - Adana Sofrası - ASPAVA - Sıralı Kebap - Aihan Kebap - Konakbay Çibörek Mantı - Meşhur Tepsi Mantıcı Ankara yemek yerleri yazısına Ankara'nın en eski mekanlarından biri olan ve bende büyük izleri olan Kebap 49 ile başlamak istiyorum. Çocukluğumdan itibaren düzenli olarak gittiğim, hem ailecek hem de arkadaşlarımla hemen her ay uğradığım dört dörtlük bir işletme. Kebap 49'un spesiyali kesinlikle kıymalı pide! Yıllardır bu pidenin lezzeti nasıl değişmez gerçekten inanamıyorum. Menüleri de zaten yıllardır aynı. Belli başlı ürünleri var. Özellikle Tunalı Hilmi Caddesi veya Bestekar Sokak civarındaysanız Kebap 49'a mutlaka uğramalısınız. Pide çeşitleri dışında kebapları ve iskenderi de oldukça başarılı bir işletme. Özellikle yaz aylarında Kebap 49'un bahçesinde oturmak da oldukça keyifli. Cennetkuşu'nun ortamı nispeten mütevazi diyebiliriz. Öyle çok bir lüks ortam beklemeyin. İsminden de anlaşılacağı üzere ciğeri dillere destan bir Ankara mekanı. Ankara'da ciğer nerede yenir diye soracak olursanız cevabım kesinlikle Cİğerci Apo olur. Mekanda ciğer dışında hemen hemen tüm kebap seçenekleri de bulunuyor. Et şişini de tavsiye ederim. Garsonlar oldukça hızlı, güler yüzlü ve ilgili. Tertemiz bir ortamda, kalabalığa rağmen işini iyi yapan bir işletme. Ankara yemek yerleri denildiğinde akla gelen efsanevi kebapçılardan biri de Çukurağa Sofrası. Yıllardır şubeleşmemesi ve tek merkezde hizmet etmesi kalitesini sürdürmesinin başlıca sebeplerinden biri. Garsonlar hızlı ve ilgili. Yemek siparişinizden önce gelen mezeler zaten dillere destan. Bu mezelerle bile karnınızı doyurabilirsiniz. 🙂 Yemek sonrasında çay ile beraber siz istemeden irmik tatlısını da getiriyorlar. Mekanın otoparkı yok ancak vale hizmeti veriliyor. Yemek fiyatları bir tık yüksek olabilir ancak ödediğiniz ücretin hakkını veren kebapçılardan biri. Eğer hiç gitmediyseniz ve kebap seviyorsanız Çukurağa Sofrasına mutlaka bir şans veriniz! Ankara'nın en eski esnaf lokantalarından biri Boğaziçi Lokantası. Mekanın şık ve sade. Çalışanlar sizi kapıda karşılıyor ve gerçekten de esnaf lokantası kültüründen geldiğini hissediyorsunuz. Yemek çeşitleri oldukça fazla. Yemek porsiyonları da oldukça büyük. Özellikle Ankara tavası oldukça meşhur. Resmen benimle yaşıt olan ve (1989'dan beri) Ankara'da hizmet veren kaliteli Ankara yemek mekanlarından biri de Göksu Lokantası. Keyifli ambiyansı ve her zaman belli standartta hazırladığı yemekleriyle öne çıkan şık bir Ankara restoranı. Çalışanların ilgisi ve işlerine olan saygısı hemen dikkati çekiyor. Fiyat performans olarak da bulunduğu yer ve hizmet düşünüldüğünde oldukça makul gözüküyor. Özel yemeklerinizde veya Ankara'ya bir misafiriniz geldiğinizde oldukça şık bir seçenek olabilir. Ankara'nın sayılı elit mekanlarından biri olan Tavacı Recep Usta leziz yemekleriyle ve farklı dekorasyonuyla Ankaralılar tarafından oldukça sevilen bir işletme. Tavacı Recep'in Ümitköy şubesine hayatınızda bir kez mutlaka gitmenizi tavsiye ederim. Işıklar, koltuklar, kuğular, su sesi.. Buranın en meşhur 2 yemeği kaburga ve saç tava. Ayranı da çok başarılı. Yemek sonrasında gelen baklava ve helva da ikram ediliyor. Fiyatları Ankara standartlarının bir tık üzerinde olsa da arada bir gidilmeyi hak eden bir işletme. Ankara Restoran tavsiye denildiğinde akla ilk gelen yerlerden biri. Bir diğer ünlü Ankara kebap mekanı ise Masabaşı Kebapçısı. Hafta içi veya hafta sonu fark etmeden kapısındaki sıraya asla anlam veremediğim bir işletme. Menüsü çok geniş, yemekleri de başarılı. Ancak ben Masabaşı'nın abartıldığını ve sıra beklemeye değecek bir mekan olmadığını düşünüyorum. Burada değinme sebebim de alternatif olması açısından listelerde bulunması gerektiği. Genelde iftar organizasyonları veya şirket yemeklerinde tercih edilen bir mekan. Toplu yemekleriniz için düşünebilirsiniz. Oldukça işlek ve yoğun Ankara kebapçılarından biri de Müslüm Kebap. Buranın adana kebabı oldukça meşhur. Diğer kebapları da kesinlikle denemeye değer. Manda yoğurdundan yapılan ayran da bazılarına ekşi gelse de ben çok beğeniyorum. Ortaya gelen mezeler yeterli. Garsonları da oldukça ilgili. Mutlaka şans verilmesi gereken bir Ankara kebapçısı. Ankara'da manzarası güzel mekanlar nerelerdir sorusunun cevaplarından biri Çalgan Et Lokantası. Ankara mekanları blog yazısına lezzetin yanı sıra ortam olarak da doyurucu mekanlardan bahsetmeye önem veriyorum. Özellikle yaz aylarında ağaçların altında Ankara'da açık havada yeme içme mekanı arayanlara Çalgan Et Lokantasını tavsiye edebilirim. Çalgan et lokantasında kebap çeşitlerinin yanı sıra kahvaltı da oldukça meşhur. Özellikle hafta sonları için rezervasyonunuzu erkenden yapmanızı tavsiye ederim. Ek özellikler açısından çocukları eğlendiren bir palyaço da bulunuyor. 🙂 Mekanın otoparkı da oldukça geniş. Bir hafta sonunuzu mutlaka Çalgan'a ayırın derim! İlk olarak birer şiş adana geliyor. Peşine 2 porsiyon kuzu kaburga. 3. sırada kuzu çöp şiş ve son oalrak ciğer kebap ile kapanış yapılıyor. Bu konsepti ben beğendim. Ankara dışından gelen misafirlerinizi götürebileceğiniz farklı bir Ankara kebapçısı. Ankara'da alkollü kebapçı olsun, ocakbaşı da olsun ama şık da olsun isteklerinizi tamamen karşılayacak bir işletme, Adana Sofrası. Kuver ücretini gereksiz bulduğumdan adisyonda bu ücreti görünce bir tık geriliyorum. Adana sofrasında bu ücret yansıtılıyor. Ana yemekleri dışında mezeleri biraz daha geliştirilebilir. Ankara'da çocuklu aileler için restoran arayanlara önerebileceğim de bir işletme aynı zamanda. Ankara'da şık restoranlar nelerdir ve Ankara'da güzel bir akşam yemeği nerede yenir sorularının cevabı Sıralı Kebap. Öncelikle çok geniş bir meze-salata yelpazesi bulunuyor. Önden gelen lavaş ekmekleri göze ilk çarpan detaylardan biri, çünkü çok leziz. çok güzel. Meze çeşitliliğinin yanı sıra çok farklı sunumlarda kebap seçenekleri de bulunuyor. Sıralı kebabın övülecek bir diğer özelliği de mekanın dekorasyonu. Mekanda resmen içiniz açılıyor. Adeta \"bir de beni burada çek\" mekanı! Aynı zamanda dışarıda da oturma yerleri bulunuyor. Yemekler dışında garsonlar da çok ilgili. Her gittiğinizde farklı yemekler deneyebileceginiz keyifli bir işletme. Sıralı Kebap dışında mutlaka şans vermeniz gereken bir diğer Ankara mekanı ise Aihan. Ankara'da nerede akşam yemeği yenir sorusuna bir cevap da Kebapçı Aihan. Aihan Kebap Ankara'da alışılmışın dışında bir yeme içme konsepti sunuyor. Hem kebapçı hem de çok güzel bir içki barları var. Mekanın çalışanları oldukça kibar. Görünüş olarak ferah ve güzel dekore edilmiş bir yer. Ankara yemek mekanları blog yazısı ağırlıklı olarak kebapçılardan oluşacak dedim ama Gezginilla'nın en sevdiği yemeklerden biri olan mantıya değinmeden bu yazıya son veremem! 😛 Ankara'da mantı nerede yenir sorusunu da cevapsız bırakmayan bir Ankara yemek rehberi olsun istedim. Buraya Ankara'da en iyi mantıyı yapan 2 mekan önerisi bırakmak istiyorum. Ankara'nın en iyi mantıcılarından biri Balgat'ta bulunan Konakbay. Google'daki 4,7 yıldız puanı ile şaşkınlık yaratan Konakbay Mantı, mütevazi ortamı ve leziz mantısı ile bu puanı sonuna kadar hak ettiğini gösteriyor. Burada özellikle tepsi mantı yemenizi tavsiye ediyorum. Ankara mantı mekanları arayışında olanlara önerebileceğim bir diğer mekan da Meşhur Tepsi Mantıcısı. Mekanın içi düğün salonunu andırsa da tepsi mantıları gerçekten leziz. Yalnız fiyatlar noktasında Ankara mekanlarına göre bir tık daha pahalı bir işletme. Yine yazının sonuna kadar gelenler için bu yazıda detaylı değinemediğim, kısa kısa Ankara'da son dönemde gitmekten keyif aldığım mekanları önereceğim. Sizlerden de bu önerileri almak isterim. Herkesin damak zevki farklı sonuçta. - Çiğ köfte: Apikoğlu - Mercimek çorbası: Devrez - Ayvalık tostu: Volkan Piknik - Adana kebap: Kebapçı keko - Hatay Usulü Döner: Antakya 326 Dürüm - Çöp şiş: Köseoğlu - Hamburger: Etmanyak - Tantuni: Uluçay - Sushi: Quick china - Kokoreç: Pikolet, - Ciğer: Ciğerci Apo - Köfte: Köfteci Süleyman, - Kahvaltı: Patile, - Salata: Basil - Kahve-Tatlı: Bosco - Kruvasan: Kruvasante - Künefe: Özikizler - İskender: uludağ kebapçısı, - Ev yemekleri: Çiçek lokantası - Mantı: Cümcük - Lahmacun: Düveroğlu - Deniz ürünleri: Trilye - Balıkçı:Chef Bro's - Et: Günaydın - Steakhouse: Cezzar - Karadeniz pidesi: Zigana Pide - Meyhane: Afitap - Şarap: Hayyami - Bira: Kıtır - Pub: Pool Pub - Pizza: Mozz - Romantik akşam yemeği : Fige - Fine Dining: Luigi's - İtalyan: La Gioia - Gece: Siyah Beyaz - Lüks: Lavare - Teras: Skye Vue - Tatlı: Sıtkı Usta - Waffle: Müslüm Blog yazısında bahsedilen tüm yemek mekanlarından paket yaptırıp bu yemeklerinizi açık havada yemek isterseniz de Ankara'da açık hava yerlerine gitmenizi şiddetle öneririm! Tavsiyeler alttaki linklerde! - Ankara'ya yakın gezilecek yerler - Ankara'da Açık Hava Gezilecek Yerler - Gazi Parkı - 30 Ağustos Zafer Parkı - Cemal Süreya Parkı - Elmadağ Kayak Merkezi Ankara'da en iyi ne yenir, Ankara'da nerede yemek yenir ve Ankara'da Leziz Yemekler Yiyeceğiniz Mekanlar gibi sorulara bu yazı ile cevap vermeye çalıştık. Ankara'da yeni yemek mekanları açıldığında da bir an önce deneyip beğenirsem burada yayınlayacağım. Eğer sizin de mekan önerileriniz olursa, işbirliği yapmak isterseniz buraya yorum bırakabilir, instagram'dan bir dm atabilirsiniz!"} {"url": "https://gezginilla.com/ankarada-acik-hava-gezilecek-yerl", "text": "Ankara'nın merkezinde harika bir park bulunuyor. Parkın ismi 30 Ağustos Zafer Parkı. Ankara açık hava mekanlar denildiğinde artık akla bu parkın da gelmesi gerekiyor. Çünkü her şeyiyle dört dörtlük bir park! 30 Ağustos Zafer Parkı ve Eymir Gölü'nün detaylı anlatımlarının hemen ardından Ankara'da yeni açılan çiçeği burnunda bir diğer parkı daha sizlere tanıtmak istiyorum: Gazi Parkı. Yazının devamında Atatürk Orman Çiftliği arazisinde yer alan ve bisiklet yolundan plaj voleyboluna, kum havuzundan evcil hayvan gezinme yerine kadar çok sayıda aktivite barındıran Gazi Park'a dair bilgiler de bulacaksınız. Şimdi 30 Ağustos Parkı ile Ankara'da açık hava gezilecek yerlere başlayalım! 30 Ağustos Zafer Parkı Ankara, yeşil alanlarıyla, uzun bisiklet yoluyla, bisiklet kiralama imkanıyla, 2 ayrı yürüyüş parkuruyla, piknik alanlarıyla şahane bir park gerçekten. 30 Ağustos Zafer Parkı bisiklet kiralama için de oldukça uygun bir park. Bisikletiniz yoksa eğer aşırı uygun fiyatlarla bisiklet kiralayabiliyorsunuz. Ankara'da açık hava alanlarının başında gelen park, oldukça merkezi bir konumda yer alıyor. - Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nin yan tarafında bulunan Beştepe Caddesi 17. Sokak'tan, - İstanbul Yolu-Ankapark tarafından Çiftlik Caddesi'ni kullanarak Beştepe Caddesi'nden, - Bahçelievler Metrosu'ndan Alparslan Türkeş Caddesi kullanılarak Beştepe Caddesi'nden, - Eskişehir ve Konya Yolu'ndan Söğütözü Caddesi kullanılarak Beştepe Caddesi'nden ulaşabilirsiniz. 30 Ağustos Zafer Parkı yol tarifi bu şekilde. 30 Ağustos Zafer Parkında sessizlik, sakinlik isterseniz eğer hafta içi ve akşam saatlerinde gitmenize fayda var. Ankara açık hava mekanlar denildiğinde akla ilk gelen yer olan Eymir Gölü'ne geçelim şimdi de! Ankara'da açık hava gezilecek yerlerin başında Eymir Gölü geliyor. Yani parklar, bahçeler yokken o vardı.. Eymir Gölü, doğasıyla, sakinliğiyle ve yeşilliğiyle Ankara'da açık havada gidilecek yerler bakımından da harika bir seçenek. Benim için Eymir Gölü bisiklet sürmek açısından oldukça uygun bir alan. Eymir Gölünün hemen girişinden saatlik bisiklet kiralayarak gölün etrafını turlayabilirsiniz. Ankara'da açık hava yerlerinden en ünlüsü olan Eymir Gölü, Ankara'nın Gölbaşı ilçesinde bulunuyor. Ankara ili sınırları içinde yer alan Eymir gölü, Ortadoğu Teknik Üniversitesi'ne ait bir arazide yer almaktadır. Çok eskiden Eymir Gölüne sadece ODTÜ öğrencileri girebiliyordu. Şimdi ise herkese açık! Eymir Gölü kahvaltı açısından da oldukça tercih edilen bir Ankara açık hava mekanı. Eymir Gölünde mangal yakmak kesinlikle yasak ancak balık tutmak serbest 🙂 Oltalarınızı alıp farklı bir ortam yaratabilirsiniz. Havanız değişir! Ankara'da açık hava yerlerinin en kolay ulaşılabilen doğal ortamlardan bir tanesi Eymir Gölü. Eymir Gölüne \"112 numaralı\" hat ile her gün 185 ve 135 hat numaralı otobüslerin duraklarından gidilebilecekmiş. Ayrıca 190 ve 192 nolu otobüs hatları da Eymir Gölünün yakınında geçiyormuş. Eymir Gölü, Ankara'nın merkezine 17 km uzaklıkta yer alıyor Eymir Gölü. Yani mesela Kızılay'dan Eymir Gölüne 20 dakika civarında bir sürede ulaşabiliyorsunuz. Eymir Gölü Ankara sınırları içinde yer alan ve Gölbaşı ilçesine bağlı olan bir göldür. Eymir Gölünün asıl kaynağı da Mogan Gölü'dür. Eymir Gölü Mogan Gölü tarafından beslenmektedir. Gazi Parkı Ankara'da Atatürk Orman Çiftliği arazisinde açılan yepyeni ve yemyeşil bir park. Gazi parkında bisiklet yolundan kum havuzuna, plaj voleybolundan evcil hayvan gezinti alanına kadar Ankara'da ilk sayılabilecek çok fazla seçenek bulunuyor. Merkezi konumuna rağmen Ankaralılar tarafından pek bilinmeyen bir park olan Portakal Çiçeği Parkı, Ankara'da açık hava alanları denildiğinde mutlaka gidilmesi gereken bir park olarak karşımıza çıkıyor. İtiraf edeyim, ben de doğma büyüme Ankaralı olmama rağmen bu parkı 2-3 yıldır biliyorum. Park zaten dışardan bakıldığında pek anlaşılmıyor çünkü bir çukur alana kurulmuş halde bulunuyor. Portakal Çiçeği Parkı ile Botanik Parkı karşı karşıya bulunuyor. Portakal Çiçeği Parkında ayrıca hayvanlar için bir alan da tasarlanmış. Portakal Çiçeği Parkını merak edenler ve gitmek isteyenler aşağıdaki linke tıklayarak parka gitmeden önce bir fikir edinebilirler. Ankara'ya en yakın kayak merkezi konumunda olan Elmadağ'a kış aylarında kızak kaymak için gidebilir, kar üzerinde sucuk ekmek keyfi yapabilirsiniz. Diğer aylarda ise mis gibi dağ havası alabilir, yeşilliğin ve doğanın tadını sonuna kadar çıkarabilirsiniz. Elmadağ'a dair tüm detaylı bilgiler, ulaşım, kızak ve kayak fiyat bilgileri için alttaki linke tıklayabilirsiniz. Elmadağ'a dair video görüntülerine de Elmadağ Kayak VLOG linkinden ulaşabilirsiniz. - 30 Ağustos Zafer Parkı - Eymir Gölü - Gazi Parkı - Botanik Parkı - Karagöl Tabiat Parkı - Ahlatlıbel - Dikmen Vadisi - Göksu Parkı - Seğmenler Parkı - Altınpark - Altınköy Açık Hava Müzesi - Portakal Çiçeği Parkı - Cemal Süreya Parkı - Elmadağ Cemal Süreya Parkı çoğu Ankaralının bilmediği, genelde yolun kenarından geçerken denk geldiği bir park. Benim iş yerime yakın olduğu için öğle araları genelde Cemal Süreya Parkında yürüyüş yapıyorum. Şunu net bir şekilde söyleyebilirim ki bu kadar tatlış bir park çok az gördüm. - Ankara Yemek Yerleri - Ankara Döneri - Ankara Hamburger - Tunalı Cafe Önerileri - Best Cafes in Ankara - BAHÇELİEVLER CAFE ÖNERİLERİ Ankara gezilecek yerler blog yazısında yer almayan Ankara açık hava alanlarını da en kısa sürede bloga ekleyeceğim hem video hem de yazı içeriği olarak 🙂 Anasayfada yer alan abonelik kısmından mailinizi bırakırsanız eğer yazılarımdan anında haberdar olabilirsiniz! - Küre Dağları Gezilecek Yerler ve 2 Efsane Şelale - Bolu Gezilecek Yerler - Eskişehir Gezilecek Yerler - Konya Gezisi - Amasra Gezi Rehberi - Safranbolu Gezi Planı - Sakarya ve İzmit çevresi gezilecek yerler"} {"url": "https://gezginilla.com/ankaraya-yakin-gezilecek-yerl", "text": "Ankara'ya yakın gezilecek yerler yazısında Ankara'nın griliğinden, sıkıcılığından bunalanlara, hafta sonu nereye kaçsak yeaa diyenlere, iyi gelmez mii hiç deniz havası şarkısıyla yaşayanlara, ya günübirlik nereye kaçsak düşüncesinde olanlara çok sevilecek Ankara'ya yakın tatil yerlerini anlatacağım. Ankara, Türkiye'nin hem bAŞKenti hem de en büyük ikinci şehri. Ancak başkent olmak ve büyük şehir olmak maalesef karın doyurmuyor. İnsanların doğal alanlara, yeşilliklere, deniz havasına, kamp alanlarına ihtiyacı var. İşte bu noktada Ankara halkının gözü de çevre illere kayıyor. Çünkü Ankara'da ne yazık ki yapılacak pek bir şey yok. Yani var olmasına var da sıkıldık be kardeşim. İnsan artık bir farklılık, bir hava değişikliği istiyor. Ankara'da yaşayanlar zaten sürekli, bir yeşilliğe efendim bir deniz havasına ihtiyaç duyuyor. En ufak bir gölet vs gördüğünde adeta kuduruyordjdjd. Evet kendimden biliyorum 🙂 İşte böyle böyle gezginilla olundu arkadaşlar. Yeşilik ara, Ankara'ya en yakın deniz nerede araştır, kamp alanlarında doğaya doy diye diye bir sürüü yer biriktirdim! - Ankara'da Açık Hava Gezilecek Yerler - 30 Ağustos Zafer Parkı - Gazi Parkı - Cemal Süreya Parkı - Eymir Gölü - Elmadağ Kayak Merkezi - Botanik Parkı - Portakal Çiçeği Parkı - ANKARA KARAGÖL TABİAT PARKI - Ankara Mekanları Ankara'da gezilecek yerler dışında Ankara mekanlarına ve, en lezzetli yemeklerine ve kahve mekanlarına 2-3 dakikalık bir okuma süresi ile ulaşmak için alttaki linklere kesinlikle göz atmanızı öneririm! - Ankara yemek yerleri - Ankara Döneri Mekanları - Ankara Hamburger Mekanları - Tunalı Cafe Önerileri - BAHÇELİEVLER CAFE ÖNERİLERİ - Best Cafes in Ankara Ankara'nın doğal güzelliklerine değindikten sonra gelelim Ankara'ya hangi şehirler yakın konusuna. Ankara'da yaşayıp hem hafta sonu hem de günübirlik kaçamaklar için güzel rota arayışı içinde olanlara gerçekten çok harika yerler önereceğim. - Ankara'dan Çıkmadan Gidilebilecek Yerler (1-1 buçuk saat mesafedeki yerler) - Ankara'nın Dışında Gidilebilecek Yerler (1 buçuk 3 saat mesafedeki yerler) Ankara sınırları içinde yer alan ve merkezin griliğinden, kaosundan ve gürültüsünden uzak, Ankara'ya 1 ila 1 buçuk saatlik mesafedeki gezilecek yerlere detaylıca bakalım. Ankara'nın kuzeyinde, Karadeniz ile İç Anadolu bölgeleri arasında bir geçiş noktasında yer alan Kızılcahamam, ormanlık ve dağlık alanlarıyla, şifa veren kaplıcalarıyla Ankaralılar için güzel bir kaçamak noktası. Ankara'ya yakın turistik yerler denildiğinde akla ilk gelen yerlerden biri Kızılcahamam diyebiliriz. Kızılcahamam bölgesinde yer alan kaplıcalarıyla ünlü oteller ve Soğuksu Milli Parkı gitmeniz gereken başlıca yerler. Kızılcahamam Ankara merkezine 90 KM uzaklıkta ve hemen hemen 1 saatlik bir yakın mesafede bulunuyor. Eğer Kızılcahamam'a gitmeyi planlıyorsanız ve kendi aracınız yoksa internette güvenle tercih edebileceğiniz birkaç Ankara'dan araç kiralama sitesi bulunuyor. Bu sayede toplu taşıma ile belirli saatlerde seyahat etme zorunluluğu olmadan, kendi programınızı oluşturabilirsiniz. - Kızılcahamam Yol tarifi al - Soğuksu Milli Parkı yol tarifi Ankara'ya oldukça yakın bir bölgede yer alan Gölbaşı, şehir merkezinden 20 km uzaklıkta yer alıyor. Son dönemde Ankara'da oldukça popüler hale gelen Gölbaşındaki yapılaşma ve inşaatlar oldukça dikkat çekici. Şehrin bir kısmı resmen o tarafa taşınıyor gibi. Ankara'ya yakın günübirlik gezilecek yerler olarak düşünüldüğünde Gölbaşı ilçesinin içinde yer alan Mogan Gölü ve Eymir Gölü Ankara'nın doğal güzelliklerini görebileceğiniz ve doğaya doyabileceğiniz en meşhur yerlerden. Ankara'ya ortalama 1-1,5 saatlik bir mesafede, yaklaşık 90 km uzaklıkta bulunan Beypazarı, Ankara'nın gezilmesi gereken en güzel ilçelerinden biri. Beypazarı'nın tarihi ve kültürel yapısı, tarihi evleri ve konakları, Suluhan Kervansarayı, İnözü Vadisi, Tekke Yaylası, el sanatlarının sergilendiği tezgahlar Beypazarında kaçırılmayacak ve kesinlikle görülmesi gereken yerlerden sadece birkaçı. Ankara çevresinde gezilecek yerler nelerdir sorusunun bir diğer cevabı da Ankara'nın renkli ilçelerinden biri olan Nallıhan ilçesi. Ankara merkezden Nallıhan'a 1 1 buçuk saatlik bir sürede ulaşabiliyorsunuz. Nallıhan Kuş Cenneti ve Gökkuşağı tepeleri adı verilen renkli dağlar, Nallıhan'da görülmesi gerekenler listesinin en başında yer alan yerler. Ankara'ya yakın tarihi yerlerden biri olan Gordion Antik Kenti Ankara'nın Polatlı ilçesinde bulunuyor. Şehir merkezinden ortalama 1 1,5 saatlik mesafede yer alan antik kent UNESCO Dünya Mirasları Geçici Listesi'nde de yer alıyor. Tarihe ilgi duyan Ankaralılar 9. Asırda Frigya'nın başkenti olan Gordion Kentini mutlaka görmeli. Bölgede ayrıca Gordion Müzesini ve Ören Yerini de gezebiliyorsunuz. Çamkoru Tabiat Parkı, Çamlıdere'ye 15 km, Kızılcahamam'a 38 km ve Gerede'ye 50 km mesafede yer alıyor. Ankara'ya 68 km uzaklıkta bulunan Çubuk ilçesinde muazzam bir göl bulunuyor. Karagöl adı verilen bu doğa harikası yeri görünce Ankara'da olduğunuza gerçekten inanamayacaksınız. Karagöl çevresindeki piknik masalarını kullanarak doğanın tadını çıkartabilirsiniz. Karagöl'de içme suyu da bulunuyor. Tuvaletler oldukça temiz. Gölün etrafı da korkuluklar ile çevrilmiş. Karagöl'de mangal yakmak serbest. Civarda alışveriş yapabileceğiniz market bulunmuyor. Hazırlıklı gitmekte fayda var. Karagöl'ün etrafı yaklaşık 10 dakikada turlanıyor. Butik bir göl kendileri 🙂 Gölün etrafı ise şahane manzaralar sunan ormanlarla kaplı. Bu ormanların içinde de yürüyüş yolları bulunuyor. Karagöl Çubuk ilçesine ise 28 km uzaklıkta yer alıyor. Elmadağ Kayak Merkezi Ankaralıların resmen emniyet sibobu kayak noktası gibi. Bu sene Ankara'ya güzel de bir kar yağmasıyla bir hafta sonu ben de Elmadağ gezisi gerçekleştirdim. Bu geziyi de youtube kanalımda VLOG şeklinde anlattım. Elmadağ'daki kızak fiyatlarından Elmadağ'da neler yapılır, nerede ne yenir gibi tüm detaylı bilgilere Elmadağ Kayak Merkezi video'sundan ulaşabilirsiniz. Kırıkkale de Ankara'dan bir hafta sonu gezilecek yerler rotasına eklenmesi gereken yerlerden. Ben Kırıkkale'yi detaylı gezmedim henüz ancak şuradan Kırıkkale gezilecek yerlere göz atabilirsiniz. Özellikle Tarihi Çeşnigir Köprüsü ve Kanyonu mutlaka görülmeli. Bence bu saat süreleri asla çok değil. Önemli olan sadece konfor alanınızı terk etmek ve o totonuzu bir zahmet kaldırmak! 🙂 Zaten yola çıktığınızda ve yollarda olduğunuzda önemli olanın gidilmek istenen yere ulaşmak yerine yolda olmanın verdiği huzur ve mutluluk olduğunu birkaç seyahat sonrasında anlayacaksınız. hem ne demiş abimiz, Onun için üşenmeden hazırlıklarımızı yapıyoruz ve Ankara çevresinde gezilecek yerlere devam ediyoruz! Ankara'ya yakın gezilecek yerler yerine Ankara'ya yakın muazzam lezzetler tadılabilecek yerler olarak da düşünebilirsiniz Konya'yı.. Konya'ya dair gezi planı yapmak isterseniz alttaki linke tıklayabilirsiniz. Blog yazım dışında Konya görüntülerinin yer aldığı KONYA'DA 2 GÜNLÜK GEZİ youtube videomu da izleyebilirsiniz. Ankara'ya en yakın deniz nerede sorusunun cevabı olan bölgeye geldi sıra. Karadeniz bölgesinde Bartın'a bağlı bir ilçe olan Amasra Ankara'ya ortalama 3 saatlik bir mesafede yer alan şirin bir tatil kasabası. Amasra hem denize girmek için hem de tarihi gezilecek yerler için gerçekten güzel bir hafta sonu kaçamak noktası. Düşük bütçeli Amasra Gezisi videoma da göz atabilirsiniz 🙂 Ayrıca ağaçlı yolda fotoğraf ve video çekmeyi sakın unutmayın. Özellikle Ankara'ya yakın kayak merkezleri ve Ankara'dan kışın gidilecek yerler düşünüldüğünde akla ilk gelen yerlerden bir tanesi Kocaeli'de yer alan Kartepe Kayak Merkezi. Hem günübirlik hem de hafta sonu konaklama gidebileceğiniz harika bir kaçış noktası Kartepe. Ben kış mevsiminde gitmenizi öneririm ama hemen her mevsim gidilebilecek bir gezi rotası. Özellikle Kartepe zirvesine çıkarken yer alan sağlı sollu mekanlarda Sapanca Gölü manzaralar bir şeyler yiyip içmek size ayrı bir hava katacaktır! Türkiye'de turizm denildiğinde ilk akla gelen yerlerden biri olan Kapadokya yaz-kış hemen her mevsim ziyaret edilen şahane bir kaçış noktası. Şimdiye kadar gitmediyseniz hemen bir hafta sonu planı yapmalısınız. Kapadokya bölgesinin en popüler yerleri Ürgüp, Avanos, Göreme, Uçhisar, Ihlara Vadisi ve Aşk Vadisi. Ayrıca Kapadokya'da balon turlarından atv turlarına, at biniciliğine kadar çok sayıda yapılacak aktivite de bulunuyor. ben Kapadokya'ya en son 2018'i 2019'a bağlayan yılbaşında Erciyes-Kapadokya turu ile gitmiştim. Öğrenciyken de bol bol yaz ve bahar aylarında Kapadokya'ya gitme fırsatım olmuştu. Ankara'ya yakın gezilecek yerler denildiğinde ilk akla gelen yerlerden biri de tabii ki Eskişehir. Arabayla yaklaşık 2 buçuk saat süren Ankara-Eskişehir hızlı tren ile sadece ama sadece 1 buçuk saat sürüyor. Hızlı tren ile Ankara'dan Eskişehir'e günübirlik bile gidip gelebilirsiniz. Ben sayısız kez Eskişehir'e gittiğim için baarılı bir Eskişehir Gezi Rehberi oluşturduğumu düşünüyorum. Beni çekemeyen de anten taksındkdkdk. Eskişehir gezisi blog yazım dışında kesinlikle görmeniz gereken OMM Müzesinin yer aldığı görüntüleri ve Eskişehir yemeklerini de içeren Eskişehir Nasıl Gezilir videomu da izleyebilirsiniz. Ankara'ya yakın nefes alınacak yerlerin en başında Bolu geliyor. Bolu'nun muazzam doğası, Yedigöller'i, Abant'ı, Gölcük Milli Parkı hatta muazzam bir kayak merkezi olan Kartalkaya'sı Bolu'yu her mevsim ziyaret edilebilecek bir şehir yapıyor. Ve evet, saydığım tüm bu güzelliklerin üstelik müthiş Bolu bungalov konaklamalarının linkleri de hemen altta sırayla yer alıyor. Abant Gölü ve çevresinin muazzam doğası, Yedigöller Milli Parkı içindeki şahane doğal ortam, Bolu'yı Ankara'ya yakın gezilecek yerler kategorisinde resmen ilk sıraya taşıyan detaylar. Alttaki linke tıklayarak çok detaylı Bolu gezime göz atabilir; hem hafta sonu hem de günübirlik Bolu gezileriniz için seyahat planlamanızı, konaklamanızı tamamlayabilirsiniz. Linke tıklayarak Bolu bungalov evleri hakkında bilgi alabilir, evde konaklama için öğrenmeniz gereken tüm detaylara ulaşabilirsiniz. Ayrıca Habitat Mesire Bungalov Evler, Pisagor Evleri youtube videom ile de doğanın içine balıklama dalabilirsiniz 🙂 Evlerin içini, etrafını her yerini bu videomda anlattım. Tüm bu Bolu gezi planlarının yanında kış ayları için de Bolu'nun sizlere şahane bir hizmeti var: Kartalkaya Kayak Merkezi! Kartalkaya hem Türkiye'nin önde gelen kayak merkezlerinden biri hem de Ankara'ya en yakın kayak yapılacak yerlerden. Alttaki linke tıklayarak Kartalkaya gezisi hakkında tüm bilgilere ulaşabilir, güncel skipass fiyatlarına, konaklama önerilerine ve toplam kayak yapma maliyeti gibi detaylara göz atabilirsiniz. Sakarya ve İzmit çevresi, Ankara'ya bir tık uzak kaçsa da yolda olmayı seven gezginler, gezginillalar için pek problem olmayacak muazzam bir hafta sonu kaçamağı rotası. Sakarya ve İzmit gezisi blog yazım dışında, Sopeli Köyü, Ormanya, Yuvacık Barajı, Karaaslan ve Gölkay Park manzaralarının yer aldığı Sakarya İzmit Gezilecek Yerler videoma da göz atabilirsiniz. Gerçekten gezmek için harika yerler var. Ankara'dan sonbahar rotası yapacağız nereye gidelim sorusunun cevaplarından biri kesinlikle Küre Dağları Milli Parkı. Yahu size mevsimsel gezi rotası bile çıkarıyorum ha 😀 Ben Küre Dağlarını sonbahar gezi turu olarak planlamıştım ama hemen her mevsim gidilebilecek harika bir doğal ortam kendileri. Küre Dağları gezisi blog yazım dışında Küre Dağları Milli Parkı Gezisi Ulukaya Şelalesi Ilıca Şelalesi videoma da göz atabilirsiniz. Ankara'ya yakın gezilecek yerler düşünüldüğünde doğa severler kesinlikle Küre Dağlarını gezi rotasına eklemeli. Kabul ediyorum, Kerpe ne alaka Ankara ne alaka yaa diyeeceksiniz ama bir dakika 🙂 Ayrıca ne çok söylendiniz ya hu! Şöyle Cuma akşam iş çıkışı yola çıkıp Pazar akşam dönmeli Kerpe-Kefken Turu neden yapılmasın ki? Hayat gerçekten kısa arkadaşlar. Oraya üşen buraya üşen nereyi gezip hayatınızı yaşayacaksınız? Armada Hayat Sokağında takılmaya devam mı? :)) Timboo ağlıyo şu an.. Kerpe gezisi için de gezginilla blogunda güzel bir yazı bulunuyor. İlginizi çekerse alttaki linkten Kerpe gezi notlarına ulaşabilirsiniz. Kerpe blog yazısında bir de Ağva kaçamağı yer alıyor. Vaktiniz olursa o tarafa da bir kaçar gelirsiniz. Tam manitalı rota bu aradakfkfk. Hemen altta da Eskişehir tarafında yer alan Frig Vadisine dair görüntüler yer alıyor. Şunu söylemeliyim ki Afyon tarafındaki Frig Vadisi daha güzel 🙂 Afyon tarafındaki yere 2018 senesinde gittiğimden elimde video yok. Fotoğrafları vardı aslında ama instagramdan 2018 yılına kadar inmeye de üşendim. 7896 tane foto oluncafkfkfk. Ulubey Kanyonu cam teras da oldukça keyifli hissettiriyor. Sizler de güzel bir Afyon Uşak planı yaparak hafta sonunuza renk katıp güzel yemekler deneyimleyebilirsiniz. Yukarıda saymış olduğum çoğu yeri gezdiniz ve tarihe de ilginiz var. Evet sizi Çorum'a doğru alalım. Ne gülüyorsunuz Çorum deyince 😀 Çorum'un Boğazkale ilçesinde yer alan Hattuşaş, Hitit İmparatorluğuna ev sahipliği yapan Anadolu'nun ilk başkentlerinden bir tanesi. Hattuşaş arkeolojik yapısı nedeniyle UNESCO tarafından Dünya Mirasları listesine de dahil edilmiş. Hattuşaş Ankara'ya 200 km mesafede yer alıyor. Ankara'ya yakın denize girilecek yerlerden biri de Karadeniz kıyısının turistik ilçesi Akçakoca. Akçakoca Ankara' ya 270 km mesafede yer alıyor. Akçakoca sahili 35 km uzunluğunda, huzurlu ve sakin bir plaj. Yine 2 gece 3 günlük güzel bir hafta sonu planı ile bu bölgeye de gidilebilir. Mesela Kırıkkale'de yaşayan kişiler de bu yazıdan sonuna kadar faydalanabilir. Çünkü Kırıkkale Ankara arası saadece 1 saat. Hatta saydığım bazı gezilecek yerlere de Ankara'dan daha yakın. Alın size Kırıkkale'ye Yakın Gezilecek Yerler yazısı 🙂 Beni uğraştırmayın işte başka yazılar için. Ankara'yakın gezip görülmesi gereken yerler en fazla 2-3 saat uzaklıktaki konumlardan oluşuyor. İşte size tam bu noktada şahane bir önerim var. Yazı boyunca bahsettiğim bu tatil yerlerini karavan ile gezmek istemez miydiniz? Alttaki linke tıklayarak karavan kiralama, karavan tatili ve karavan kampı önerilerine dair tüm detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz. Yani Ankara öyle bir konumda ki hem hafta sonu hem de hafta içi günübirlik izinlerde, tatillerde İç Anadolu, Karadeniz ve Marmara bölgelerini kolaylıkla gezebilecek şekilde konumlanmış. Ankara'ya pek yakın sayılmaz ama Doğu ekspresi turu ile Kars seyahatleri de son dönemde bir hayli popüler. Doğu ekspresi turlarının kalkış ve varış noktası Ankara olduğundan doğu ekspresi seçeneğini de buraya eklemek istedim. 2022 yılına doğu ekspresinde girdiğim için bütün deneyimlerimi aktardığım blog yazımın linkini aşağıya bırakıyorum. Doğu ekspresi turu nasıl yapılır, bilet nasıl bulunur tüm detaylı bilgiler bu linkte! Ankara'ya yakın gezilecek yerlerin bir diğer özelliği de Ankara'ya göre bir hayli ucuz olması. Ankara'da yaşayanlar Ankara mekanlarındaki yüksek fiyatları zaten biliyor. Çevre illerdeki mekanlarda yemek yendiğinde Ankaralının yüzü hemen gülüyor. Çünkü gerçekten bariz bir fiyat farkı oluyor. Çevre illerdeki yeme içme fiyatları ve konaklama ücretleri de yine yukarıda paylaştığım ilgili linklerde yer alıyor. Öyle boş beleş gezmeyip fiyat bilgilerini de veriyorum yani. Yazıyı buraya kadar okuyanlar için şahane bir sürprizim var. Ankara'ya yakın tatil yerleri arayışında olanlar için hem havuzlu hem bungalovlu hem tenis kortlu hem yeşillikli hem ağaçlı hem sevgilili hem de çocuklu gidebileceğiniz bu mekanın ismi Ayfi Farm. Linke tıklayarak bu tatil köyünü YouTube ortamında gezebilir, çevreye, yemeklere, bungalovun içine göz atabilirsiniz. Ayfi Farm'da konaklama seçeneklerine ve diğer tüm bilgilere göz atmak için de yepyeni çıkan Ayfi Farm Blog yazısına tıklayabilirsiniz. Çevremden sürekli \"nereye kaçalım, nereye plan yapsak\" sorularına artık bu yazıyla, tek bir link ile cevap verebileceğim! 🙂 Herkese bol seyahatler dilerim.."} {"url": "https://gezginilla.com/arabayla-vizesiz-balkan-tu", "text": "Arabayla vizesiz Balkan turu gerçekleştirmek, ölmeden önce yapılması gerekenler listemizin başlarında yer alan ve bizi çok heyecanlandıran bir etkinlikti. Bu sene kesin yapalım, abi seneye banko gidiyoruz diye diye nihayet 2019 yılında vizesiz büyük Balkan Turu hazırlıklarına başlandı! Arabayla yolculuk etmeyi, kafa nereye biz oraya modunda spontan şekilde farklı yollara girmeyi sevenler; güzel yol şarkıları, listeleri hazırlayıp muhteşem doğayla birlikte yeni güzelliklere kucak açmak isteyenler bu yazı tam size göre! Arabayla vizesiz Balkan Turu nasıl yapılır, Balkan turu yapacaklara tavsiyeler, ipuçları, yorumlar, fiyatlar, çok detaylı vizesiz Balkan Turu gezi rehberi bu içerikte sizleri bekliyor. Arabayla vizesiz balkan turunda 11 günde 6 ülke, 10 şehir gezip 2100 km yol yaptık. Balkanlarda 8 gece, farklı şehirlerde ve otellerde uyanıp; 2 gece de otobanda yollarda yorgunluktan arabada uyuyakaldık! Her anımız harika geçti. - Balkan turu ön hazırlık - Balkanlar konaklama - Balkan turunda araba kiralama - Balkan turu kaç km - Arabayla Balkan turu rotası - Balkan turu internet ve navigasyon - Balkan ülkelerinde iletişim ve yabancı dil - Balkan turunda hangi şehirde kaç gün yeterli? - Vizesiz Balkanlar Turunda Gezilecek Yerler - Balkan turu yorumları - Balkan turunda kaç para harcadık Eğer ilk yurt dışı deneyiminiz olacaksa, Türkiye'deki bu döviz kurları ile yurt dışında ucuza nasıl gezilir, nelere dikkat edilir diye merak ediyorsanız alttaki yazıya tıklayarak yurt dışında ucuz tatilin nasıl yapılacağı hakkında faydalı bilgilere ulaşabilirsiniz. İlk kez 3 kişilik bir ekiple yurt dışı gezi planı hazırlığındaydık. Başta Avrupa tabi ki en cazip plan olarak göz kırpıyordu fakat schengen vizesi başvuru ücretlerinin 80 euro' ya çıkarılması, seyahat tarihimiz olan Temmuz ayına pek bir sürenin kalmaması, bir sürü belge toplama telaşesi ve diğer belge-başvuru ücretlerini de hesaba katarak vizesiz balkan ülkelerine doğru uzanmak istedik. Eğer size de bu cümleleri okurken afakanlar bastıysa kesinlikle doğru yerdesiniz! Ayrıca hem Uluslararası İlişkiler okumanın vermiş olduğu merak hem de uzun yıllar tarih derslerinden aşina olduğumuz Balkan ülkelerini, Balkan savaşlarının geçtiği yerleri, Balkan şehirlerinin dokusunu, Balkanlardaki Osmanlı mimarisini de aşırı merak ediyorduk. Bütün bu isteklerimizi gerçekleştirmek, balkan turunu hakkını vererek tamamlayabilmek için de vizesiz Balkan turu rotasını arabayla gerçekleştirmek istedik. Kafamızda Balkan Turunu netleştirdikten sonra Pegasusun kampanya yapmasını bekledik. Pegasus olmasa nası uçacaktık ya cağnım Pegasus. Size bu noktada bir iş kalmadı. Direkt İstanbul Tiran uçuşları için araştırma yapabilirsiniz. Balkanlara uçak bileti almak için kesinlikle acele etmeyin. Çünkü pegasus Balkan ülkelerine aşırı indirim uyguluyor. 2021 yılında bizim aldığımız uçak bileti fiyatından daha düşük fiyatlarda biletler bulabilirsiniz. Balkan turu rotasında büyük iş şimdi başlıyor. Gezilmesi gereken 6 tane Vizesiz Balkan Ülkesi ve binlerce kilometrelik yol bizi bekliyordu. Ben inceden Balkanlar rotasını çıkarmaya, Balkanlarda görülmesi gereken yerleri; yenmesi, tadılması gereken meşhur Balkan yemeklerinin listesini yapmaya başladım. E tabi araştırmalara başlamayıp google'a \"en iyi balkan turu hangisi\" yazmasını da bilirdik. Ets tura falan katılıp kötü bir seyahat deneyimi ile huzur evi turu gibi yaşlılarla otobüste takılabilirdik 🙂 Sakın arkadaşlar! en kötü otostop, otobüs falan yolunuza bakın çünkü nerde çoklukshdjd. Yani gitmeden şu planlamaları yapmak bile insana çok iyi geliyor, şiddetle tavsiye ederim. Akıllarda tek bir soru var, onca kilometre yol nasıl kat edilecek? Otobüs, otostop, araba? Öncesinde araba kiralama fikri aklımızda yoktu ve otobüsle veya en kötü otostopla gezebileceğimizi düşünmüştük. Bu noktada internetten ufak bir araştırma ile gideceğimiz balkan ülkeleri ile balkan şehirleri arasındaki otobüs fiyatlarını kontrol ettik. Tüm fiyatları kaba taslak hesapladığımızda yani diyelim ki otogar, otogardan sehir merkezi, ordan başka bir gezilecek yer sonra tekrar otogar vs. araç kiralamadan daha pahalıya geleceği sonucuna ulaştık. Balkan turu gezisinde 3 kişi olmanın bebeksiliği de var üzerimizde haliyle. Tek başına nasıl araba kiralayacaksın ya da 2 kişi? Euro, dolar kazanıyorsanız sefanız olsun ohh. Biz 15'ini bekliyoruz valla, komageneden %50'miz var hemkfdjd. Nihayetinde, Balkanları araba kiralayarak gezmek herkesin aklında olandı fakat fiyat olarak bu kadar pahalı olacağını düşünememiştik, malum euroo dolaar. Sonuçta 11 günlük bir araç kiralanacaktı.. Kiralama+benzin+yol ücretleri+ kaza bela durumları+sigorta vs.."} {"url": "https://gezginilla.com/ayfi-fa", "text": "Ayfi Farm Ankara'ya yakın havuzlu bungalov evleri araştırırken karşıma çıkan şahane bir tatil köyü. Araştırmamı yaparken temel önceliklerim Ankara'ya yakın olması, bol yeşilliği olması, mümkünse havuzu olması ve en önemlisi kafa dinleyebileceğim sakin huzurlu bir ortam olmasıydı. Bu özelliklerin hemen hepsini sunan, üstelik güler yüzlü hizmet anlayışıyla, aşırı ilgili davranışlarıyla ve kaliteli yemekleriyle, havuz manzaralı leziz kahvaltısıyla beklentilerimin çok üzerinde bir tesisle karşılaşmak beni çok mutlu etti. Ankara'da yaşayanların en büyük üzüntülerinden biri Ankara'ya yakın kafa dinlemelik çok fazla seçeneğin olmaması. Yani şöyle 'hadi şu sahile gidelim, şu havuzda güneşlenelim, şu bungalovda kafa dinleyelim' gibi kaçamaklar maalesef pek yapılamıyor. Yapılacaksa da en az 2-3 saatlik bir mesafeyi gözden çıkarmak gerekiyor. İşte tam bu noktada tüm bu ihtiyaçlarınızı karşılayabileceğiniz Ay Fi Farm imdadınıza yetişiyor! Gerçekten hiç abartmıyorum. Çünkü işletmeye girdiğiniz andan itibaren kendinizi resmen bir tatil köyünde hissediyorsunuz. Ankara'dan hafta sonu nereye kaçsak da kafa dinlesek diyenler Ay Fi Farm'a kesinlikle hayran kalacak, şimdiden uyarayım. Ayfi Farm hem gençleri hem de çocuklu aileleri kapsayacak şekilde planlanmış. Tesisteki havuz 1.40 metreden başlayıp 2 metreye kadar uzanıyor. Ayfi Farm'da konaklama için 2 seçeneğiniz bulunuyor. Bungalov evler ve tiny house şeklinde 2 çeşit konaklama imkanınız var. Tiny house'ların en temel farkı kendine özel banyosunun ve tuvaletinin bulunması. Ayrıca bungalovlara göre bir tık daha geniş olması. Bungalov evlerde ise ortak banyo ve tuvalet bulunuyor. Ortak banyo ve tuvalette rahat edemeyeceğinizi düşünebilirsiniz ama asla bu şekilde düşünmeyin. Çünkü bu ortak alan hem kalacağınız bungalovların dibinde hem de çok temiz. Üstelik Ayfi Farm butik bir işletme olduğundan sıra beklemek gibi bir durum da asla söz konusu değil. Biz bungalov evlerde konaklamayı tercih ettik. Bungalov evlerin şekli ve ambiyansı beni her zaman heyecanlandırmıştır. Bungalov deneyimi kalp ben. 🙂 Sabah kalkar kalkmaz bungalovun üçgen çatısından çam ağaçlarını izlemek gerçekten harika hissettiriyor. Ayfi Farm'da konaklama aldığınız zaman kahvaltıyı da ücretsiz alabiliyorsunuz. Ayfi Farm'da konaklama dışında günübirlik havuz kullanımı imkanı da sağlanıyor. Konaklama yapmayı düşünmeyenler Ankara'da günübirlik gidilecek yerler noktasında da bu tesisi değerlendirebilir. Günübirlik havuz kullanımı seçeneği de Ankara'nın griliğinden ve kalabalığından uzaklaşmak için harika bir tercih olacaktır. Yani Ankara'daki AVM'lerde benzinlik manzaralı mekanlarda vakit geçirmektense yeşilliğin, doğanın içinde günübirlik olarak havuz başında takılmak, hemen hemen aynı harcama miktarlarıyla burada vakit geçirmek çok daha tercih edilebilir gözüküyor. Kahvaltı dışında diğer zaman dilimlerinde, havuz başında uzanırken de Ayfi'nin mutfağında birçok seçenek ile istediğiniz çoğu lezzete ulaşabiliyorsunuz. Ayfi Farm'ın akşamları da gündüz kadar keyifli. Havuz manzaralı harika masalarda bir yandan yemeğinizi yiyip bir yandan da şahane ışıklandırılmış ortamı izleyip ağaçların altında doğanın keyfini çıkartıyorsunuz. Ayfi Farm'da tüm bu güzelliklerin yanı sıra sporseverler de unutulmamış. Doğanın içinde tenis kortu, spor sahaları ve 1 tane de spor salonu bulunuyor. Spor salonunun içinde çeşitli ağırlıklar ve masa tenisi imkanı da mevcut. İşletmenin ücretsiz olarak kullanabileceğiniz otoparkının hemen yanında küçükbaş hayvanlarının ve kümes hayvanlarının bulunduğu bir alan da yer alıyor. Özellikle Ankara'daki tenis grupları veya koşu grupları gibi etkinlik grupları için de oldukça elverişli bir tesis. Mesela bir sabah bir yoga grubuyla çimlerin üzerinde, çam ağaçlarının altında harika bir sabah egzersizi yapılabilir. Düğün, nişan veya toplu iş yemekleri için de etkinlikler düzenlenebiliyor. Tesiste ayrıca çocuklar için bir oyun parkı da bulunuyor. Ayfi Farm, Ankara'nın en meşhur kaçış noktalarından ve termal bölgelerinden biri olan Kızılcahamam çevresinde, Kurtboğazı Barajı bölgesinde bulunuyor. Son olarak Ayfi Farm'ın fiyatları kısmına da değinelim. Malum hemen herkesi ilgilendiren bir kısım. Özellikle Ankara'nın ve tüm Türkiye'nin bu pahalılığında artık herkes fiyatları konuşuyor. Maalesef tüm konuşmaların sonu hayat çok pahalı yeaa diye sonlanıyor. Hemen belirteyim, fiyatlar oldukça makul tutulmuş. Hatta diyorsunuz ki bu hizmete, güler yüze, Ankara'ya yakınlığına rağmen oldukça uygun seviyelerde bu fiyat. 🙂 Umarım bu şekilde devam ederler. Rezervasyon ve diğer tüm bilgiler için aşağıdaki telefon numarasından Ayfi Farm'a ulaşabilirsiniz. - Tel:+90 535 302 0288 - Ayfi Farm web sitesi"} {"url": "https://gezginilla.com/bahcelievler-cafe-onerile", "text": "Bahçelievler cafe önerileri Ankara'da gidilmesi gereken cafeler düşünüldüğünde hem Bahçeli'nin merkezi konumu hem de son dönemde açılan yeni nesil cafeler bakımından her Ankaralının hatta Ankara'ya gezmeye gelenlerin uğraması gereken yerler açısından oldukça önem taşıyor. Evet Dünya meselesi değil ama bence önemli. 😀 Hem kaliteli cafelere gitmek herkesin hakkı.. İşte benim motivasyonumdkdk.. Ankara'da gidilecek cafeler serisine Ankara'nın en popüler konumlarından biri olan Tunalı Hilmi Caddesindeki cafeleri kaleme alarak başladım. Tunalı civarındaki son dönemde açılan ve kalitesini asla bozmayan cafe önerilerini almak için alttaki linke tıklayabilirsiniz. - Tunalı Cafe Önerileri - Best Cafes in Ankara Ankara mekanlarının yanı sıra Ankara'da açık havada gidilmesi gereken yerler, parklar ve hatta Ankara yemek yerleri gibi blog yazılarını da keyifle, zevkle kaleme aldım. İşte Gezginilla farkı.. Onlar reels çeker ben yazarım. 🙂 Bir de şey vardı, herkes gideer biz kalırıız, biz ga la ta sa ray lı yııız!! Holiganilla.. Ankara'yı hakkıyla keşfetmek isteyenleri hemen alttaki linklere alabiliriz. 🙂 Eminim ki Ankara'da keşfetmediğiniz çok sayıda yer bulunuyor ve sizin asla bu yerlerden haberiniz yokk! - Ankara'ya yakın gezilecek yerler - Ankara'da Açık Hava Gezilecek Yerler - Gazi Parkı - 30 Ağustos Zafer Parkı - Cemal Süreya Parkı - Elmadağ Kayak Merkezi Ankara'da yeme içme önerilerinden bahsettiğim Youtube shorts kısa video listesi için de aşağıdaki linke tıklayabilirsiniz. Evet gelelim Bahçelievler Cafe Öneriler kısmına.. Bahçelievler diyorum ama Ankaralılar bu bölgeye genelde direkt Bahçeli diyor. Hatta abartıp hadi 7'ye gidelim diyenler bile oluyor. Bunun anlamı da Bahçelievler 7. Caddenin Ankara'nın en piyasa yerlerinden biri olması. Bahçelievler 7. caddede cafeler ve Bahçeli civarındaki mekanlar son dönemde inanılmaz bir atak yaptı. Artık saçmasapan bir sokakta bile aşırı iyi bir kahve mekanı ile karşılaşabiliyorsunuz. Ankara Bahçeli mekanları hem kıyıda köşede kalan hem de aşırı meşhurlu, yeni açılan öneriler ile başlıyor! Bahçeli'nin en güzel ve öne çıkan cafelerine liste halinde bakıp sonrasında detaylarına geçelim. - Latife Kahve - Piranha Cafe - Classic Cafe - Faust Coffee & Antique Shop - KANTA Coffee Shop - Varuna Gezgin Cafe - Cacao Reserve - Füme Cafe Sinema Kültür Sanat - Meow Cafe & Thailand Ice Cream - Drupe Coffee & Stuff - Lagetom Coffee - Coffeemania Next - Bonus 🙂 Sakinliği ve sıcaklığıyla Bahçelievler'in kıyıda köşesinde kalan, ayrıca müthiş tatlılarıyla ve leziz kahveleriyle hemen herkesi memnun eden Latife Kahve, Bahçelievler cafe önerileri blog yazımın ilk tavsiyesi. Tüm bu güzelliklerin yanında mekanın iç tasarımı da oldukça güzel. Hafif loş ışıklı dinlendirici ortamı ders çalışmak için de oldukça müsait. Piranha Cafe, internette Bahçeli civarında kaçırdığım bir mekan var mı acaba diye araştırırken yüksek puanı sonucu radarıma giren cafelerden biri. İlk girişte Piranha Cafe'nin açık hava bahçesi biraz hayal kırıklığı yaratsa da mekanın içine girdiğinizde resmen aklınız başınızdan oynuyor! Yani mekanın bahçesi güzel bu arada. Sakin sessiz ve mütevazi bir ortam. Ancak iç kısım gerçekten inanılmaz. O kadar çok eski parça ve ürün çeşitliliği var ki insan gerçekten hayret ediyor! Mesela bir masanın altı tamamen eski saatlerden oluşuyor. Diğer bir kısımda eski fotoğraf makineleri.. Nereye kafayı çevirseniz ağzınız açık bir şekilde izliyorsunuz. Ankara'da konsept cafe araşıyında olanlar, Instagram'a story atmalık mekanları sevenler Piranha Cafe'yi kesinlikle listesine eklemeli! Bahçelievler'in en klasik ve en şık kafelerinden biri sanırım Classic Cafe. 7. Caddede adımlarken aşırı tatlış abajurları görmemle beraber rotayı direkt Classic Cafe çevirmiştim. Mekanın hem içi hem de dışı aşırı iyi. Classic Cafe'ye akşam gitmenizi öneririm. Çünkü o şahane abajurlar eşliğinde kendinizi adeta bir Avrupa cafe'sinde hissediyorsunuz.. Ben denk gelmedim ama bazı akşamlar mekanda canlı müzik de oluyormuş. Burada kahvenin yanı sıra alkol de alabiliyorsunuz. Ankara cafe önerileri blog yazısının yıldızlarından biri kesinlikle Classic Cafe. Mutlaka planlarınıza ekleyiniz! Hiçbir yerde rastlamadığım, Ankaralıların muhtemelen \"henüz\" keşfedemediği bir mekan.. Faust Coffe ve Antique Shop. Mekanın sadece tabelası bile içeriye girip bir kahve içmek için yeterli bir sebep, aşırı davetkar.. Faust Coffee'nin içi de ayrı şahane. duvarlardaki silme kitaplar, tavandaki desenler ve avizenin ışıkları.. Bahçenin loşluğu ise ortama ayrı bir hava katıyor. Şahane kahvelerinin yanı sıra kasadaki bey baileys'li tatlı denemek ister misiniz diye sormuştu. Şaşkınlıkla içinde cidden baileys mi var diye sordum. Kendisi de bu alkol fiyatlarıyla içine ne kadar koyabiliriz kii bakışıyla kendini hemen ele verdi. Tabii ki kırmayıp baileys'li tatlıyı istedim. Evet içinde baileys'den eser yoktu 😀 ama tadı fena da değildi! Ankara'da güzel ve konsept mekan arayanlar mutlaka gidilmesi gereken cafeler listesine Faust Coffe'yi eklesin! Bahçeli 7. Caddenin yıldız kahvecilerinden biri olan Kanta Coffee Shop, sevimli ortamıyla, salıncaklarıyla ve leziz kahveleriyle Ankara'da en güzel cafeler sıralamasında ilk sıralarda yer alıyor. Kanta'nın personeli inanılmaz güler yüzlü. Nasılsınız, iyi misiniz şeklinde bir karşılama var. Nasılsınız sorusuna şaşıracağımı gerçekten hiç düşünmemiştim. Ne hallere kalmışız.. Kanta'nın eleştireceğim tek kısmı, köpeklerin başı boş bir şekilde mekanda dolaşmasına izin verilmesi. Hatta bazen köpekler birbiriyle dalaşıp acayip bir gürültü oluyor, insanları ürkütüyor. Köpekler mekana tabii ki alınsın ancak köpek sahiplerinin veya işletmenin bu duruma bir tık müdahale etmesi gerekiyor gibi. Varuna Gezgin Cafe'ye sanırım Ankara mekanları blog yazılarımın hemen hepsinde değineceğim. Çünkü mekanın içinde yok yok. Üstelik Varuna'nın dizaynı, kendilerinin zaten muazzam bir gezgin oluşu, onlarca ülkeden getirilen eşyalarla ortamın şahane bir hale çevrilmesi gibi etkenlerle Varuna Gezgin Cafe hem kahve hem alkol hem yemek hem kahvaltı hem de atıştırmalık için hemen her an Ankara'da gidilmesi gereken cafeler noktasında akıllarda olması gereken bir mekan. Varuna Gezgin Cafe'nin hikayesini bilmeyenler linkten mutlaka incelesin. İlk olarak Eskişehir'de açılan Varuna Gezgin, Türkiye'deki ilk gezi ve seyahat temalı mekanlardan bir tanesi. Benim gibi düşük bütçeli Gezginler için Varuna'da vakit geçirmek beni gerçekten iyi hissettiriyor. Mekanda 5 saniye geçirdiğinizde otomatik olarak uçak bileti bakıyorsunuzkkfkf. Ayrıca Bahçeli 7. Caddenin yoğunluğundan bunalanlar için de oldukça güzel bir alternatif. Tatlısı gelenler, çikolata krizine girenler Cacao Reserve'i mutlaka Ankara mekanları listesine eklemeli. Sinemaya ve kültür sanata ilgili olanlar bu kafa dinlemelik sakin mekanı kesinlikle ziyaret etmeli. Kedici tayfa toplanınn! Ankara'da kedi konseptli ilk mekan olan Meow Cafe, hem lezzetli kahveler hem de kedi mutfaklarında yapılan tatlılar için Ankara'da gidilecek kafeler listesine eklenmeyi hak eden bir mekan. Kafenin kedileri inanılmaz tatlış. Mekanın içi de kediler gibi oldukça sevimli. İşletme sahibi ve personelin müşteriye yaklaşımı da oldukça kibar ve ilgili. Meow Cafenin menüsüne buradan göz atabilirsiniz. Bahçelievler cafe önerileri listesinin en nezih ve ve samimi mekanlarından biri de Drupe Coffee. Ankara'da arkadaşlarınızla oturup saatlerce sohbet edebileceğiniz kaliteli bir işletme. Tam bir güzel müzik, güzel kahve, güzel tatlı ortamı. Menülerinde çok değişik ve çeşitli hem kahve hem de tatlılar bulunuyor. Süt reçelinden yapılan cheescake ve cold brew mutlaka denenmeli! Beşevler metrosunun yakınlarında arabayı park edip Bahçeli 3. Caddeye yürürken keşfettiğim Lagetom Coffee, şirin ortamıyla, taze tatlılarıyla ve leziz kahveleriyle Ankara Bahçeli'de gidilecek kafeler listesine adını kesinlikle yazdırıyor. Mekanın ismi sizin de dikkatinizi çekmedi mi? Lagetom'un internet sayfasından öğrendiğim kadarıyla Lagom, diğer dillere tam olarak çevrilemese de yaklaşık olarak \"ne çok az ne çok fazla, tam kararında\" anlamına geliyormuş. Şahane bir kelimeymiş.. Farklı kahve lezzeti arayanlar mint latteyi mutlaka denemeli. Kahveden nane tadı almak değişik ve güzel bir histi doğrusu. Ankara'daki 3. nesil kahveciler arasında gerçekten öne çıkan bir işletme. Civardaki Starbucks, Arabica gibi büyük kahve zincirlerinden sıkılanlar için harika bir alternatif. Bahçeli mekanlarının sonuna doğru geliyoruz. Şimdi sırada Bahçelievlerin en nezih ve sakin mekanlarından biri olan Coffeemania Next var. İnsanların tıkış tıkış olmadığı bir ortamda tatlış ışıklandırmaların eşliğinde kaliteli vakit geçirmek isteyen Ankaralıları oldukça mutlu edeceğini düşündüğüm bir işletme. Ankara'da İtalyan tatlılarını deneyimlemek isteyenler Bosco'ya kesinlikle uğramalı. Ankara'da fotoğraf çekilecek mekan arayaışında olanları da oldukça mutlu edecek bir mekan. Bahçeli cafe önerileri blog yazımı burada sonlandırırken sizlerden de güzel cafe önerilerini beklediğimi hatırlatmak isterim! Hatta direkt 2 lafın belini kırmalı cafe keşiflerini birlikte dahi yapabiliriz. Ankara'da yaşayanlar ne kadar da şanslıı. 😀 Bana instagram'dan da macitilla kullanıcı adım ile ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://gezginilla.com/belgrad-gezi-notla", "text": "Surbistan'ın en popüler ve turistik şehri Belgrad gezilecek ve görülecek yerler bakımından oldukça zengin bir şehir. Belgrad vizesiz gezilebilen ve bundan dolayı da çok tercih edilen bir Avrupa başkenti. Belgrad küçük olduğu için de gezmesi oldukça kolay. Ucuz, tarihi ve vizesiz harika bir şehir. Belgrad gezi blog yazısı, Temmuz ayında arabayla gerçekleştirmiş olduğumuz vizesiz Balkan turu kapsamı sonucunda Belgrad'da geçirmiş olduğumuz 1 gece 2 günlük bir geziyi kapsıyor. Şu an okumuş olduğunuz Belgrad gezi yazısına ek olarak aynı yıl Aralık ayında bir Belgrad gezi turu daha gerçekleştirdik. Aralık ayında gerçekleştirmiş olduğumuz Belgrad seyahatini de yine blog yazısı olarak blogumda paylaştım. - Kalemegdan - Knez Mihailova Caddesi - Aziz Sava Katedrali - Aziz Mark Kilisesi - Taş Meydan Maddeler halinde yazmış olduğum Belgrad gezi notları detaylı açıklamaları yazının devamında. Eğer ilk yurt dışı deneyiminiz olacaksa, Türkiye'deki bu döviz kurları ile yurt dışında ucuza nasıl gezilir, nelere dikkat edilir diye merak ediyorsanız alttaki yazıya tıklayarak yurt dışında ucuz tatilin nasıl yapılacağı hakkında faydalı bilgilere ulaşabilirsiniz. Belgrad Doğu Avrupa'da yer alan Sırbistan'ın başkenti. Tuna ve Sava nehirlerinin kesişme noktasında bulunuyor. Belgrad, Yeni Belgrad ve Eski Şehir olarak ikiye ayrılıyor. Sırbistan'ın başkenti Belgrad'ın resmi para birimi Sırbistan Dinarı. \"RSD\" olarak kısaltılıyor. Türkiye'ye göre fiyatlar bir tık daha ucuz. Sırbistan gece hayatı çok çok daha ucuz. Sırbistan yemekleri ile de hemen hemen aynı fiyattayız denilebilir. Türkiye ve Sırbistan ile yapılan anlaşmaya göre her iki ülke vatandaşları umuma mahsus pasaportlar ile vizesiz seyahat edebiliyor. İlk girişte 6 ay içerisinde 90 gün vizesiz kalınabiliyor. Kral hareket 🙂 Bir hafta sonu kaçmak yapmak için bile gidilebilecek harika bir vizesiz şehir Belgrad. Aslında Belgrad Gezi Notları hiç aklımda olmayan bir yazıydı. Balkan turunu planlarken Bosna Hersek'ten direk Makedonya'ya geçecektik. Bu geçiş esnasında arada 1-2 geceliğine Belgrad'a da uğrar mıyız durumu oldu fakat coğrafi olarak bir tık yukarıda kaldığından, ayrıca 1 güne sığdırmayalım abi yaa koca Belgrad muhabbetinden dolayı Belgrad'a gitmeyi başta düşünmedik(1 buçuk güne sığdırdılar). Hatta bu minvalde Belgrad'a gidememenin verdiği hüzünle Tiran gidiş-dönüş biletlerimizi alırken, 2019 Aralık ayı için 2 gece 3 günlük Belgrad bileti aldık. Evet seviyoruz bu hayatıı. Yukarıda bu durumu bahsetmiştim. İşte bu bilet sonrasında ikinci bir Belgrad gezi rehberi yazısı oluştu. Fakat şöyle bir durum oldu.. Efendim biz de bu vesileyle, madem Sırbistan'dan geçeceğiz 1 gün Belgrad'a uğranır, hem dinlenmiş oluruz hem de iki story atarız yeaa diyerek rotayı Belgrade'ye çevirdik. Saraybosna-Belgrad arası da sadece 300 km mesafede. Saraybosna diyorum çünkü Balkan turunda o sırada Saraybosna gezisi içindeyiz. balkan turu rotası anlık çizildiği için Belgrad gezisi hazırlığı da yapılmadı haliyle. Yani Belgrad'da nerde ne yenir, neler içilir falan filan yolda bakacağız artık. Bu yüzden Belgrad yazısı burda son buldkdkd. Şaka tabi kii, gezdik yine baya 🙂 Sürprizli, aşırı spontane bir Belgrad gezisi olacak. Saraybosna'dan yola koyulduk ve muazzam manzaralar eşliğinde Belgrad'a doğru yola çıktık. Her yer inanılmaz yeşil, spotify yol albümüm açık. Yolaçık yola çık mode on. Saraybosna'dan Belgrad'a doğru yol alırken, 1 buçuk saatlik yolculuğun ardından yeşilliklerin içinde yer alan güzel bir yerde kahve molası için duruyoruz. İnanılmaz yeşillikli mekanda kendimize 2 capuccinoo ve 1 Türk kahvesi söyledik. Manzaramız harika. Tabii inceden wifii'ye de düşüldü. 1 saat falan oyalandık. Mola verdiğimiz yerin ismi Suncanareka. Acil bir yerlere not alın. Mekanın içi de dışı da harika. Saraybosna'ya 68 km uzaklıkta. Yolunuz düşerse kesinlikle bir mola veriniz. Buraya tamamen elimizde kalan fazla Bosna Hersek marklarını eritmek için girdik ve doğasına, yeşilliğine bayıldık! Yolda giderken şans eseri gördüğümüz ve aa şurda kahve mi içsek zaten fazla markımız kaldı deyip uğradığımız ve bayıldığımız bir mola yeri oldu kendileri. 1 saatlik sürüş sonrasında tekrar ihtiyaç molası için durduk, sıkıştıkdkd. Durduğumuz yer bir otelmiş ve iç kısmında muazzam manzaralı bir restoranı var, nehir manzaralı. Bam diye girdik oteledjdjd. Güzel kokluyoruz mola yerlerini. Otelin wc'sini falan kullandık, turist olmak çok güzel ya bam güm her yere dalıyorsun ahahah. Avrupa'nın en eski başkentlerinden biri olan Belgrad'ın sınır kapısına geldik. 3 dakika sürmeyen bir sınır geçişi sonrasında maps. me uygulamasına Belgrad MeRkeZ yazıldı ve heyecanla yol almaya devam ettik. Biz Belgrad'a resmen geçerken uğradığımızdan ucuz yollu geceyi geçirebileceğimiz bir kalacak yer aradık. Kısa bir araştırma sonucunda da günlüğü kişi başı sadece 6 Euro olan bir hostelde, yukarıda bıraktığım link üzerinden rezervasyon yaptık. Belgrad'da tek gece kalacağımızdan sadece uyumalık bir konaklama yapmak istedik. Sıra geldi Belgrad gezi notları yazısında Belgrad'ın mutlaka görülmesi gereken yerlerine. Belgrad'ın en ünlü caddesi Knez Mihailova. Caddede işte alışveriş dükkanları, cafeler, starbuckslar ne ararsanız var. Nerden baksan güzel cadde. Knez Mihailova caddesinin sonu sizi Belgrad Kalesine götürüyor. Osmanlı'nın kente hakim olduğu 1521 yılından beri kalenin adı değişmemiş. Altında Atilla'nın mezarının bulunduğuna inanıyorlarmış. Evet kaleden bir çekim hissediyordumagjfk. Kralll burda uyuyormuş.. Belgrad Kale manzarası gerçekten aşırı iyi. Sava ve Tuna nehirlerinin seyir zevkini yaşatıyor bizlere. Işıklandırması harikaydı ve gündüz halini görmek için de çok heveslendik. Şehrin meydanı inşaat halinde olduğu için o bölgede bulunamadık. Devasa bir alan inşaat halindeydi. Hadi kardeşim bi bitirin de iki story atalım ya taa nerelerden gelmişiz.. Kalede dolaşırken birkaç Belgradlı sayesinde bir mekanda dans gecesi olduğunu öğrendik. Saolsunlar davet ettilerafdjdj. Muazzam kalabalıktı ve insanlar çılgınlar gibi dans ediyordu, yarınlar yokmuşçasına.. Ben tabi şey biliyorum, Ankara oyun havaları. Mekanın ismi Kalemegdanska Terasa. Valla bi uğrayın gündüz güzel manzara eşliğinde yemekler, gece de drinkkleer. Ambiyans 10 numara. Kale içinde biraz eğlendikten sonra da Bota adlı başka bir mekana geçiyoruz. Müzik çok başarılı, tam benim kalemim. Mekanın ambiyansı ve ışıklandırmalar harika, açık hava mekanı. Resmen dibimiz düştü. Orada da oturup birkaç drink yudumladık. Artık yorgunluk belirtileri salık verdi ve inceden hostelimizin yolunu tuttuk. Belgrad'da saatlerimizi sabah 7'ye kurup büfelerden araç park yeri fişi almak için uyandık. Saraybosna'da da aynı taktiği izlemiştik. Sabah 7'de fiş almazsanız aracınızı çekerlerr! Hepimizi çekerler. Belgrad da uyanma sırası bendeydi. Sabahın 7'sinde büfeden otopark fişini almak inanılmaz zordu 0 ingiliççe biliniyor. Belgrad park yeri sistemi çok değişik. Büfeden otopark kartını alıyorsunuz, geldiğiniz saati kendiniz işaretleyip aracın önüne koyuyorsunuz. Park yerleri de zone' lara ayrılmış. Bazı yerler 1 saatlik bazısı 2, bazısı 3 saatlik park etme hakkı tanıyor. Kendin park et kendin ye. Ben sabahın 7'sinde uyandım park yeri muhabbetine. Uyandıktan sonra da asla uyuyamam. Canım kendim. Arkaaşlar mışıl mışıl uykusunda. Ben de fırsattan istifade ana caddeye çıkıp şehri turlamaya başladım. Sabah saatlerinde(8'e geliyordu) insanların işe yetişme telaşını boş beleş adımlar eşliğinde izlemek çok keyifliydi. Günlerden sanıyorum Çarşamba. Tatildeyken asla günlerden, tarihlerden haberdar olmama kalp ben ya. Biraz daha adımlamamla birlikte karşıma güzel, büyük bir park çıktı. Parkın bitiş noktasında da harika bir kilise beni selamlıyordu. Aziz Mark Kilisesi. Belgrad gezi notları listemize ekliyoruz burayı da. Parkın yürüyüş yolu kısmının Taş Meydan olarak anıldığını sonradan öğrendim. Ahh ne kadar da araştırmacı bir beyfdsfsd. Meydanın bulunduğu alan, Roma döneminde şehrin inşası için gerekli taşların çıkartıldığı bir ocakmış. Bu sebepten Osmanlı'nın kente hakim olduğu dönemden itibaren bu alan şimdiki ismiyle anılmaya başlanmış. Benim aklıma da hemen şey geldi. Taşş kalbini aç da geel ne oluuuur?! Belgrad'da yaşayan Sırplar, özgürlükleri için Osmanlı yönetimine karşı ayaklandıklarında kamplarını buraya kurmuşlar. Bu ayaklanma sonucunda elde edilen özerklik ile ilgili duyuru da meydanın doğusunda yer alan bölümde okunmuş. İlgiinç. Çevresinde restoranlar, cafeler, spor alanları falan var. Gencolar sporunu yapıyorken, yaşlı tayfa da fino köpeklerini gezdiriyor, macitilla da artık marketlerin de açılmasıyla soğuk kahvesini alıp hostelin yolunu tutuyor. Gün sayımız az olduğu için Nikola Tesla müzesini de bir diğer geniş ziyarete saklıyoruz. Bayaa meşhur bir yer. Vaktimiz çok yok. Balkan turunda altıncı ve son ülkemiz olan Üsküp'e geçeceğiz daha 🙂 Ama vaktiniz varsa bu müzeyi asla atlamayınız. Ucuz yollu Belgrad konaklamasının ardından Hostelden çıkıp gece turladığımız Kalemegdan'a doğru gidiyoruz. Gündüz halini de görmek gerek değil mi ama? 🙂 Yalnız Temmuz ayında Belgrad acayip sıcak. Temmuzda falan gelmeyin! Kale gerçekten harika manzaralar sunuyor. Yaz aylarında gidilmez! Hele Temmuz'da hiç bulaşmayın! Aziz Sava Katedrali devasa boyutuyla bizi karşılıyor. Mimari görünümüyle Ayasofya'yı anımsatan katedral, özellikle II. Dünya Savaşı sırasında gerçekleşen Nazi bombardımanında neredeyse tamamen yıkılmış. Şimdi halen inşaatı devam ediyor. Bıktık be inşaatınızdan. Aziz Sava Katedrali Belgrad gezisine renk kattı. Çok da iyi oldu. Vizesiz Balkan ülkeleri ilginizi çektiyse yine vizesiz gidilebilen, pahalı olmayan ve Dünya'nın 7 harikasından biri olan Petra Antik kentinin, Dünya'da Mars'a en çok benzeyen yer olan Wadi Rum Çölünün, Dünyanın en derin bölgesi ve tuz gölü olan Ölü Denizin ve başkent Amman'ın bulunduğu Ürdün ülkesi sizi fazlasıyla mutlu edecektir. Alttaki linke tıklayarak Ürdün gezi planlamanıza bir an önce başlayabilirsiniz."} {"url": "https://gezginilla.com/belgrad-gezilecek-yerl", "text": "Aslında gittiğim yurt dışı şehirlerine tekrar gitme gibi bir huyum yok. Çünkü gezilecek dünya kadar ülke var, ömür yetmez. Onun için yeni şehirler, yeni ülkeler görüp keşfetme modunda takılmak benim her zaman ilk tercihim. Balkan Turundaysanız, öyle geçerken Belgrad'a bir uğradıysanız, 1 gününüz falan varsa ya da bizim yaptığımız gibi 2 gece 3 günlük bir hafta sonu kaçış rotası planladıysanız okumakta olduğunuz Belgrad gezi yazısı çok işinize yarar. Belgrad gezilecek yerlerin yanında muazzam da bir Belgrad gece hayatı rehberi olacak. Belgrad'a Temmuz ayında geçerken uğradığımız için gecelere pek düşememiştik 😇 Ayrıca bu gelişimizde efsane restoranlar da keşfettik. Belgrad gezi blog yazısıyla sırtınız yere gelmez. Pasaportunuzu alın, vizesin akın 😎 Dükkanın tabelasına yazdırılacak slogan oldu. - Belgrad Gezilecek Yerler Özet Liste - Belgrad Gece Kulüpleri Özet Liste - Belgrad Yemek Yerleri Özet Liste - Belgrad Nikola Tesla Havalimanından merkeze ulaşım Merkezden Belgrad Nikola Tesla Havalimanına Ulaşım - Belgrad Konaklama - Belgrad Gezilecek Yerler - Yurt dışında harita ve navigasyon - Belgrad Yemekleri ve Restoranları - Belgrad Geceleri - Özet tablolar - Knez Mihailova Caddesi - Kalemegdan - Aziz Sava Katedrali - Nikola Tesla Müzesi - Belgrad Cumhuriyet Meydanı - Skadarlija Caddesi - Branko Köprüsü - Zemun Bölgesi - Yugoslavya Müzesi - Savamala Bölgesi - Hyde Park - Nova Grad - Belgrad Sarayı Yazının hemen başında Belgrad gezilecek yerleri liste halinde paylaşıyorum. İlerleyen kısımda da detaylarıyla sizi bilgilendireceğim. - Brankow - Mladost, - Ludost, - Gajba, - Gadost, - Taman - Mr. stefan braun - Club angels - Beton - Plastic - Mint - Tube - Peron savamala - Red Bread kahvaltı - Kafe Kozmeticar kahvaltı - Restoran Cubura - Lorenzo & Kakalamba - Balkon - Cantina de Frida Sırpların havalimanında Türklere karşı tavrı baya ilginç. Sırbistan'a hem girişte hem de çıkışta aşırı bir pasaport kontrolü mevcut. Hatta polisler elinde büyüteçle pasaportu kontrol ediyor. Uçaktan iner inmez bir polis karşılayıp kontrol ediyor, niye geldin falan filan. Sonra biraz adımlayıp asıl pasaport kontrol noktasında da uzun uzun pasaportlar kontrol ediliyor. Sırbistan'a Türkiye'den vizesiz gidilebilmesine rağmen sanki bir şengen ülkesine giriyormuş gibi bir hava var. Sırplar neyin tribindesiniz acaba? 2 3 gün takılıp döneceğiz nihayetinde cağnımız Türkiye'mize. Hayret bir şey. Ayrıca İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanında check-in yaparken, dönüş biletlerinizin de çıktısını alın. Sırbistan geri gönderebiliyor şeklinde uyarıldık ve Pegasus ofisinden bilet çıktılarını aldık. Aklınızda olsun. Belgrad Nikola Tesla Havalimanından şehir merkezine ulaşmak çok kolay. Havalimanından çıkıp hemen sola dönüyorsunuz. Sizi kırmızı bir halk otobüsü bekliyor. Havalimanından Belgrad merkeze giden otobüsün numarası A1. Otobüs ücreti ise 300 Dinar (17 TL falan yapıyor) . Pek ucuz sayılmaz. İstanbul'da Sabiha Gökçen'den Taksim'e ulaşım 18 TL. Belgrad havalimanından şehir merkezine ulaşım 25-30 dakika civarı sürüyor. Nikola Tesla Havaalanı, Belgrad merkeze oldukça yakın. Artık taksiye falan binmeyin demiyorum. Yoksa 100$'ınızı direkt taksiye bayılırsınızkfkf. İner inmez başınıza üşüşüyorlar. Aman diyim kitlerler. Aynı şekilde Belgrad şehir merkezinden Nikola Tesla Havalimanından Belgrad şehir merkezine gelirken indiğiniz yerden tekrar biniyorsunuz otobüse. Otobüsün numarası yine A1. Belgrad A1 minibüs diye kime sorsanız gösteriyor. Yaklaşık her 20 dakikada bir sefer konulmuş merkezden Nikola Tesla Havaalanına gidişte. Belgrad Havalimanından şehir merkezine gelişte de otobüs dolunca kalkıyor. Belgrad'ın kalbi Knez Mihailova Caddesinden Tesla havalimanına giden otobüs durağı 20 dakika civarı sürüyor yürüyerek. Biz sırt çantalı gezginler olduğumuz için yürüdük. Büyük valiziniz varsa da taksi en fazla 20 falan yazar. 2021 Şubat ayı güncellemesi ile 100 Sırp Dinarı 7,50 TL ediyor. Tabii ki şaşırmadık, Türk lirası Sırp Dinarı karşısında bile resmen %50 değer kaybetmiş. Sırbistan sim kart konusu da, 2-3 günlüğüne gelenler için gereksiz bir ihtiyaç. Hemen hemen her noktada, restoranda, otelde wifi mevcut. Sim kart almanızı gerektirecek bir durum yok. Yurt dışı konaklamalarında kullandığım ve Türkçe kullanılabilen harika bir site var. Hemen aşağıya bırakacağım Booking. com linki üzerinden konaklamalarınızı gönül rahatlığı ile ayarlayabilirsiniz. Belgrad kalacak yer işini belirttiğim siteden hallettiğinizi düşünüyorum. Hem şimdiden rezervasyon yaparsanız baya da kar edersiniz. İptal seçenekleri de oldukça geniş. Öğlen 12'de Belgrad'ın göbeğine düştük. Hemen eşyalarımızdan kurtulup güzel bir yemek yiyelim düşüncesiyle Knez Mihailova Caddesine yürüyerek konaklama yapacağımız yere geldik. Belgrad'da kalcağımız yer apartmanın içinde bir ev. Resepsiyon falan da hak getire. Belgrad konaklama kısmında yazıdan bahsedeceğim şimdi bölmeyeyim burayıdkdkd. Artık aradaki 3 saati yemek yiyerek geçirmeye karar verdik. Bu düşünceyle kendimizi sırt çantalarımızla Knez Mihailova Caddesine attık. - Belgrad Yemekleri & Sıradışı Belgrad Restoran Önerileri Mama Shelter'de yediğimiz efsane pizzanın ve muazzam rahat koltukların ardından saati 15:00 yapmanın mutluluğuyla kiraladığımız eve doğru yol alıyoruz. Restorandan kalkmadan ev sahibesini aradım, kapıda tekrar madur olmamak için. Kendisine yemek yiyoruz 15 dakikaya orda oluruz dedim. Ben de yemek yemedim acele edin diye beni azarladıfkfkfk. Kendisiyle tanıştıktan sonra da çok şakacı olduğunu anladık. 1 saat kitledi bizi hatta. Aman neyse, eşyalarımızı eve bıraktık. Ufak bir dinlenme sonrasında kendimizi tekrar Belgrad sokaklarına doğru bıraktık. Belgrad'ın ara sokaklarında boş beleş gezinirken karnımızın inceden acıktığını fark ederek bizi en çok heyecanlandıran restoran olan Lorenzo & Kakalamba' nın yolunu tuttuk. Lorenzo Kakalamba şehir merkezine yaklaşık 15 dakikalık yürüyüş mesafesinde yer alıyor. Lorenzo'nun içinde çekmiş olduğum 3 dakikalık alttaki linkte yer alan video'yu kesinlikle izlemelisiniz! Lorenzo Kakalamba'da ördek eti ve beyaz şarap soslu tavuğumuzu yiyip Belgrad merkeze doğru tekrar yürümeye başladık. Lorenzo Kakalamba üzerine detaylı görüşlerimi, yemeklerin fiyatlarını, mekanın içini çektiğim 3 dakikalık videoyu, dev menüleri ve dev tuzluğu yukarıda paylaştığım Belgrad'da Ne Yenir, Nerelerde Yenir yazısında bulabilirsiniz. Bu efsane restoran ziyaretinin ardından inceden Belgrad sokaklarına düşüyoruz. Cuma akşamı biraz yerel takılalım düşüncesi ile önceden hakkında hiçbir düşünceye sahip olmadığımız ve güzel canlı müziğiyle bizi içine çeken Optimistic Bar'a giriş yapıyoruz. Belgrad canlı müzik mekanlarının başında geliyor burası. Böyle ara sokakta bir yerde kendileri. Burada yaklaşık 2-3 saat falan vakit geçirdik. Hem ingiliççe hem de Sırpça şarkılarla Sırp halkını ve gezginillaları oldukça eğlendirdi minnoş grubumuz. Biz de bu esnada yaklaşık 10 bira falan denedikdjdj. Arada da rakija denilen yerel içkileri geliyor, shot style. Leş gibi tadı var ama sağlam vuruyoradjk. Ardından daha önce not aldığım bir cluba doğru yürümeye başladık. Adı Stefan Braun. Mekana yaklaştıkça müzik sesi de artmaya başlıyor. Çünkü in cin top oynuyor dışarda. Bir tık kalabalık da arttı civarda ama beklentimiz oldukça düşük. Mekanın girişi de SSK işhanının içinden girer gibi. Ankaralılar bilirkfkf. Stefan Braun binanın terasına yer alan bir mekanmış. 5 tane falan izbanduttan sıyrılarak asansörle mekana ulaştık. Girişte 25 TL civarı bir ücret aldılar. İçeriye girdiğimizde oldukça şaşırdık. Tüm Belgrade buradaymış meğer dedik. İnceden bir Passage havası vardı mekanda, bilen bilir efsoo Passage, Ankara Kızılay. Mekanda 1-2 saat takıldıktan sonra artık yol yorgunluğu da baş gösterince evimize doğru yol aldık. Burada bir dipnot: Belgrad gecelerinin en muazzam dakikaları 2. günümüzde yaşandı ve yazının devamında detayları mevcut! Belgrad gezilecek yerler 2. gün kaldığı yerden devam ediyor. Cumartesi sabahına haliyle biraz geç başladık. Malum yol yorgunluğu, geceden kalma durumu, evin aşırı rahat ortamı vs. öğlen olmuş. Zaten Belgrad gezimiz tamamen dinlenme, yayılma, koşturmama üzerine kurulu olduğundan aşırı relaxız. Ya balkan turunda böyle miydi? Sabah saatleri kurup pıır diğer ülkeye geçiyorduk. Saatlerimiz öğlen vaktini gösterdiğinden kahvaltı ve öğle yemeğini birleştirip aşırı meşhur bir yerde hep özlemini çektiğimiz Balkan köftesine düşeceğiz. Bunun için çok heyecanlıyız. Çünkü arabayla vizesiz balkan turunda başımıza gelen en güzel şeylerden biri Balkan Köftesiydi. Özellikle de Saraybosna Gezisi yazımda bahsettiğim köfteler oof offf. Muazzam lezzetler gerçekten.. Balkan köftesi yiyeceğimiz mekanın adı Restoran Cubura Belgrad merkeze yaklaşık 30 dakikalık bir yürüme mesafesinde. Restorana yürürdük aslında ama Cumartesinin ilk saatlerinde botlarla yorgun düşmemek için hem de taksi yolculuğu da deneyimlemek için Belgrad merkezden taksiye binerek Cubura'ya ulaşıyoruz. Şimdi efendim Belgrad gezilecek yerlerin 2. gününde ilk durağımız, Balkan turunda dibimizi düşüren, sabah öğle akşam canımızın çektiği balkan köftecisi. Belgrad' ın en ünlü köftecisi Restoran Cubura. Buraya Knez Mihailova'dan taksiye binerek ulaştık. Taksici bey taksimetreyi açmayı unuttuğu için 300 dinar ödedik ama sanırım 400 dinar falan tutuyor. Biz de taksimetre açmayıp bize kitleycek zannettik. Günahını aldık. Güzel esnafçılık. Ha bu arada taksiler 170 dinardan açılıyor. Restoran Cubura'nın detaylarına, lezzet, fiyat vs. tüm bilgilere yine yukarıdaki Belgrad yemekleri linkinden ulaşabilirsiniz. Burada uzun uzun anlatmayacağım. Belgrad Restoran deneyimlerimi bilerek Belgrad gezi blog yazısı içine almıyorum çünkü 5 sayfa Belgrad yazısı oluyo. Zaten bu devirde kimsenin bir şey okuduğu falan da yok. Bu yazıyı da korkutucu hale getirmeyelim, sayfalarca olmasın, gerek yok. Taksiyle geldiğimiz Restoran Cubura'dan karın şişkinliğiyle buradan yürüyerek ayrılıyorz:) Zaten yol üzerinde uğramamız gereken Belgrad Gezilecek Yerler için önemli noktalar mevcut. Bu arada önemli bir tavsiye vereyim haritalar ile ilgili. Biz gittiğimiz ülkelerde çok fazla kalmayacaksak internet paketi almıyoruz. Telefonlara gömülüp şehri kaçırmak istemiyoruz. Bu doğrultuda şehirde gezerken kaybolmamak ve zamanı efektif kullanabilmek adına iki yol izliyoruz. Birincisi, balkan turumuzda aşırı işimize yarayan maps. me uygulaması. Ülkelere girmeden haritaları indirmek yeterli. Kıyı köşedeki hostelleri bile buluyor kral. İkinci yol da maps. me ile falan uğraştırma beni diyenler için. Tüm telefonlarda yüklü halde bulunan google haritalar uygulamasına yine gidilecek ülkenin haritasını indiriyoruz ve olay bitiyor. Dönüş yolundaki ilk noktamız, instagramda da yaz-kış olarak kaydırmalı şekilde paylaştığım Aziz Sava Katedrali. Instagram da pinterest de falan Belgrad yazınca karşınıza çıkan o efsane mimarili yer Aziz Sava Katedrali. Adını Sırp Ortodoks Kilisesi'nin Kurucusu olan Aziz Sava'dan alan katedral, Balkanların ve Sırbistan'ın en büyük Ortodoks Katedrali olarak ifade ediliyor. Aziz Sava Katedralinin inşasına ilk olarak 1935 senesinde başlanmış. Ancak İkinci Dünya Savaşı ortaya çıkınca şantiyeye ara veriliyor. Naziciler yerle bir ediyor katedrali. Bahtsız katedralin inşasına Yugoslavya döneminde de izin verilmiyor. Bundan dolayı da kilise inşaatı asla bitmiyor. Vizesiz Balkan Turu kapsamında Temmuz ayında uğradığımız Belgrad'da Aziz Sava Kilisesindeki inşaatı görünce de iyi bari Aralık ayına kadar bitirirler güzelce de gezeriz diye düşünmüştük ama o da ne! 6 ay sonra yine geldik yine inşaat! Yine her zamanki açımızdan fotoğraf çekip diğer Belgrad gezilecek yerler noktası olan Nikola Tesla Müzesine doğru yola koyulduk. Nikola Tesla Müzesi, Belgrad merkezine yakın konumuyla Krunska Caddesi üzerinde yer alıyor. Biz yürüyerek ulaştık Tesla Beyin müzesine. Belgrad gezilecek yerlerin çoğu birbirine yakın zaten ya. Çok da şey yapmayın. Tesla reyizin mekanına gelebildik sonunda. Nikola Tesla kii cep telefonu, uzaktan kumanda, x-ray, kablosuz cihazlar vs bir sürü aletin şeklini tasarlayan bilim adamı. Nikola Tesla müzesini hem kendiniz hem de turla gezebiliyorsunuz. Lakin müze içerisinde pek bir İngilizce bilgilendirmesi olmadığından, saat başı düzenlenen İngilizce rehberli turlarla müzeyi gezmek en mantıklı seçenek olarak görülüyor. Nikola Tesla Müzesi giriş ücreti 500 Dinar, İngilizce turu dahil. Rehberli tur yaklaşık 45 dakika sürüyor. Tur esnasında 15 dakikalık bir film izletimi yapılıyor. Ardından da motor gösterimleri, elektrik deneyleri falan boş beleş hareketler ile devam ediyor müze turu. Müze iki kısımdan oluşuyor. İlk kısımda Tesla'nın icatlarını ve fikirlerini inceleme imkanı buluyoruz. İkinci kısımda ise Tesla'nın kişisel eşyalarını ve kitaplarını keşfediyoruz. Nikola Tesla'nın kullanıcı adı \"Yıldırımların Efendisi\" imiş. Müzede de işte kendisine ait özel eşyalar sergileniyor. Çok da beklentiye girilmemeli. Kralla aynı burçmuşuz, 10 Temmuz 1856'da Hırvatistan'da doğmuş. Tesla'nın doğum günü de Sırbistan'da Bilim Günü olarak kutlanıyormuş. 10:00 20:00 arasında. Pazartesi günü hariç tüm günler açık. Belgrad gezilecek yerlerin merkez noktası Belgrad Cumhuriyet Meydanı. Tüm yollara meydan etrafından bağlanıyoruz. Cumhuriyet Meydanı'nın tam ortasında Osmanlı egemenliğine son veren Prens Mihailo' nun at üzerindeki anıtı bulunuyor. Belgrad Cumhuriyet Meydanı çok net bir Kızılay veya Taksim. Sırp halkı burada buluşuyor, burada kaynaşıyor adeta. Prens Mihailo Heykelinin etrafında 1869 yılında yapılan Ulusal Tiyatro Binası'nı, Sırbistan'ın en önemli kültürel yapılarından olan Sırbistan Ulusal Müzesi'ni görebilirsiniz. Prens Mihailo'yu ben Game of Thrones'daki Akgezenlerin liderine benzettim Allah affetsin. Belgrad gezilecek yerlerin belki de en bohem, en eski, en minnoş, en romantik caddesindeyiz. Skadarlija caddesi üzerinde sağlı sollu şık restoranlar bulunuyor. Bu restoranlar ağırlıklı olarak Sırbistan yerel lezzetlerini ve Sırp şaraplarını sunarak geleneksel Sırp müzikleri eşliğinde aşırı güzel bir ortam sunuyor. Bizdeki meyhane kültürüne benzetebiliriz ucundan. Skadarlija Caddesi üzerinde yer alan mekanlarda akşam saatlerinde vakit geçirmek isterseniz mutlaka ama mutlaka rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Yoksa bizim gibi cadde üzerinde yer alan tüm mekanları kapı kapı dolaşıp asla yer bulamazsınız. Skadarlija Caddesine takılan tayfa daha çok sanatçı, yazar, üst tabaka tayfa. Bu bölgeyi Paris'in Montmarte bölgesine benzetiyorlarmış. Ne bilelim kardeşim Montmarte'yi biz. - Dva Bela Goluba - Tri Sesira - Sesir Moj - Zlatni Bokal - Ima Dana - Dva Jelena Saydığım mekanlarda canlı müzik akşam 7-8 sularında başlayıp gece 3'lere kadar sürüyor. Belgrad'ın kalbi, her şeyi, en meşhur caddesi: Knez Mihailova. Çok net bir şehir merkezi caddesi kendileri. Sağlı sollu ünlü alışveriş markaları, yiyip içme mekanları, sokak sanatçıları, küçük tatlış kulübelerde satış yapan yerel dükkanlar.. Ne ararsanız var. Birkaç mağazaya girip fiyat kıyaslaması yaptık. Fiyatlar Türkiye ile hemen hemen aynı arkadaşlar. Hiç heyecan yapmayın. Ucuz olan tek şey alkol. Knez Mihailova Caddesi yemek için biçilmiş kaftan. Biz karnımızı doyurmak için caddenin sonunda yer alan ve yazının girişinde bahsettiğim Mama Shelter isimli tatlış restoranı seçtik. Güzel manzara güzel yemek vaadediyor. Belgrad gezilecek yerlere başlangıç noktası da diyebiliriz Knez Mihailova Caddesi için. Caddenin en sonuna kadar yürürseniz de Belgrad'ın bir diğer simge yapısı olan Kalemegdan bölgesine ulaşıyorsunuz. Şu cadde üzerinde hiçbir şey yapmadan sadece etrafı gözlemlemek bile çok iyi hissettiriyor. Farklı kültürler, değişik mimariler, çeşit çeşit insanlar.. Temmuz ayına kıyasla Aralık ayında daha fazla bir insan kalabalığıyla karşılaştık. Temmuzda Belgrad çok sıcaktı tabii. 3 turist biz vardık sadece sokaklardakfkfk. Tabii yaklaşan Noel'in ve yılbaşının da etkisi vardı caddede. Bu arada bir güncel bilgi: Sırbistan'ın yerel içkisi Rakija. Genellikle shot şeklinde getiriliyor. Leş gibi tadı varkgkhk. Her shot bir yandım anam! Bir de Belgrad alkol fiyatları durumu var. Fiyatlar Türkiye'den bir hayli ucuz. Mekanlardaki alkol fiyatları hemen hemen Migros fiyatlarında. İkinci durağımız da Branko köprüsünün hemen dibinde yer alan mekan oldu. Aslında mekanlar demeliyim, çünkü içeri bir girdik biz şok! 4 katlı bina ve her katı her odası ayrı bir mekan. Böyle bir şey ne gördüm ne duydum. Sanki şey, gece kulübü avmsi gibi bir ortam. Her mekandan farklı bir müzik geliyor falan. Nereye girip çıkacağımızı şaşırdık! Buraları nasıl hiçbir blog yazmaz ya? Bu efsane mekanların ismi: Mladost, Ludost, Gajba, Gadost, Taman. Hepsi birbirinden farklı tarzda çalan kaliteli mekanlar. Hepsi de aynı binanın içinde! Gece 6 saatimiz falan buralarda geçti 🙂 Şu linkten mekanlardaki programları da inceleyebilirsiniz. Saydığım mekanlar Branko Köprüsünün yanında. Merkezden rahatlıkla yürüyebilirsiniz. Hatta yukarıda anlattığım leş mekan Brankow da yolunuz üstünde kalıyor. Ayrıca bu mekanlara, Belgrad'da bir geceniz daha varsa 1. gün gittiğimiz Stefan Braun adlı mekanı da ekleyebilirsiniz. Buranın farklı bir enerjisi ortamı var, tavsiye edilir. En son üniversitede sıçtın mavisi durumlarında sabahlıyordum, vize-final zamanı. Uzun bir aradan sonra Belgrad'da 3. güne uyumadan başladım! Sabahın erken saatlerinde Branko Köprüsünde adımlamak, şehri izlemek güzel bir histi.. Belgrad'daki üçüncü ve son günümüze geceden kalma bir modda başladık. Öğlen 12 de İstanbul uçağımız vardı ve sadece kahvaltılık bir vaktimiz kalmıştı. İşi riske atmamak için konaklama yaptığımız yere gidip çantalarımızı aldık ve kahvaltı için yola koyulduk. Kahvaltı mekanımız, 2019 Temmuz ayında gelip bayıldığımız yer olan Red Bread adlı mekan. Yine Belgrad kahvaltı yerleri detayı için yukarıda paylaştığım Belgrad yemekleri yazısını inceleyebilirsiniz. Burada bir daha laf kalabalığı olmasın. İstanbul'a 2 saatlik uçuş mesafesinde yer alan Belgrad güzel bir hafta sonu kaçış rotası ve vizesiz gezilebilecek yurt dışı ülkelerinden bir tanesi. Kesinlikle gezi planlarınıza dahil etmelisiniz! Temmuz ayında yazdığım Belgrad Gezi Notları ve Aralık ayında kaleme alınan ve şu an okuduğunuz Belgrad Gezilecek Yerler yazıları, Belgrad gezileriniz için oldukça yararlı ve yeterli gezi rehberleri. Belgrad yapıalcak şeyler bu kadar. Belgrad gezilerinde harcama durumu da oldukça uygun. Bütçe dostu bir yurt dışı lokasyonu. Size kalan tek şey bir adet uçak bileti + pasaport. Vizesiz ve uygun bütçeli, Dünyanın 7 harikasından biri olan Petra Antik Kentine sahip olan Ürdün'e seyahat etmek isterseniz aradığınız tüm bilgiler bu yazıda! - Belgrad Gezi Notları videosu için linke tıklayın."} {"url": "https://gezginilla.com/belgrad-yemekle", "text": "Belgrad'da başımıza gelen en güzel şeylerden biri de efsane Belgrad yemekleri ve ilginç restoranlardı. Belgrad Gezisinde hayatımda ilk kez ördek eti yedim. Beyaz şarap soslu tavuğun tadına baktım. Benimle aynı boyda olan bir tuzluk! ile yemeğime tuz ekledim. Yine ilk kez 1 metreyi geçen boyutta bir tatlı menüsünden tatlı seçtim. Restoranın dizaynından ve restorandaki birbiriyle alakalı alakasız eşya yoğunluğundan dolayı ağzımız çoğu kez açık kaldı. Tabağımızda ilk kez hayran olduğumuz Balkan Köftesi bıraktık. Aklıma geldikçe gözlerim doluyor. O nasıl 1 porsiyon!! Muazzam pizzaların keyfini yaşadık. Bu saydığım yemek deneyimlerinin hepsini Belgrad'daki efsane restoranlarda yaşadık! - Arabayla vizesiz Balkan Turu"} {"url": "https://gezginilla.com/best-cafes-in-anka", "text": "The 10 Best Cafes in Ankara, Near Tunalı Hilmi Cd. Looking for the best cafes in Ankara to enjoy coffees and teas? This blog post will give you all the must-visit Ankara cafes near Tunalı Hilmi Avenue. Although we Ankara people call it Tunalı for short, this area, which is normally called Tunalı Hilmi Street, is one of the few famous places in Ankara where the heart of Ankara is officially beat and where the most beautiful cafes are located. When it comes to places to visit and places to visit in Ankara, there are many cafes to visit in the Tunalı region, which is one of the first places that comes to mind. In crowded meetings with friends, birthday organizations and even first dates from tinder, people naturally want the meeting place to be a little special. Those who are tired of sitting in chain coffee shops such as Starbucks and Coffee Lab and are tired of the same coffee and sweet tastes all the time want to try new alternatives. As David Lynch said, \"Even a bad cup of coffee is better than no coffee at all.\" You are so right David.. By the way, I suggest playing the coffee shop music list in the background while reading the blog about the best cafes in Ankara. At this point, your Ankara blogger Gezginilla has decided to start a series of cafes blog posts that you should go to in Ankara. At this point, I wanted to write my first blog post as the cafes that should be visited on Tunalı Hilmi Street, one of the most visited places in Ankara. I have finally started the series of the most beautiful cafes to visit in Ankara by passing these places through a deep filter for you! Let's take a look at cafe suggestions in Ankara near Tunalı Hilmi Avenue and what are the cafes that must be visited around Bestekar and Tunisia Street, first in a list and then in detail. Best Cafes in Ankara near Tunalı Hilmi Cd. - Kruvasante - Cafe Des Cafes - Amelie's Garden Succulent & Coffee - A4 Kahve - Cafemiz - Mojo and More - Cafe Botanica - Varuna Gezgin Cafe - Paper Roasting Coffee & Chocolate - Lou Cafe Bistro Kruvasante is the one of my favorite places in Ankara. They have the best croissant in Ankara. And of course, coffee is pretty good too. There are lots of coffee choices. Service is quite speedy and friendly. The prices are also reasonable. Kruvasante is quite popular in Tunalı area. You will definitely revisit this place! The whole experience is awesome in Cafe Des Cafes. The atmosphere is unique and the garden nice. The staff is friendly and helpful. They serve earl grey tea as well as good coffee. Highly recommended! We can say for Cafe Des Cafes that one of the best cafes in Ankara. Amelie's Garden Succulent & Coffee is of my favorite places in Ankara. Cozy place, good music, and super friendly staffs. Staff speaks English too! You will definitely come this place again. They sell local art work and cacti. You can buy a small cacti in a beautiful handmade ceramic pot. Great gift ideas! Super concept! Great coffee, delicious desserts. Place for you and your friends to chat and spend time together in the evenings. Definitely recommended A4 Kahve. Pleasant ambiance and good coffees. Perfect for meetings. Not only coffees, but also design, garden and atmosphere mesmerized me in Cafemiz. They have lovely atmospher with a little English style. Nice service and price. I'd highly recommend this cafe. Also, Cafemiz is great for breakfast. Sundays they have buffet brunch. I love the details and decor, filled with vintage items, it's really cosy yet classy inside. They have nice blended coffee and delicious foods. Staff was very friendly and spoke Turkish and English. Good place to chill out in Ankara. Lovely atmosphere, cozy and comfortable. Super nice staff. Botanica Cafe is a hidden gem in the middle of the Ankara. They have nice atmosphere with lots of plants. I love the Varuna Gezgin cafe because of the travel concept. You know, i am a travel blogger 😛 They have really good story about the their consept. Great atmosphere. Excellent service and fantastic menu. Eclectic decor. A neat place to chill out and catch up with friends. They have actually great beers and food, a lot of tasty international dishes as well as good coffees. I really liked the interior decor. Very close to Tunali Hilmi street. The coffees they prepare are outstanding and quality. Staff was very kind and helpful. Paper Roasting Coffee is super cute and has a really nice atmosphere. They have great vibes and interior decor. Great ambiance and delicious coffees in Lou Cafe Bistro. Wonderful decoration, polite personnel. Suitable for dates and gatherings. A bit pricey but totally ok for the location and quality. - Places to visit near Ankara - Best outdoor places in Ankara - Best burger places in Ankara - Best döner kebab, döner places in Ankara - Best cafes in Bahçelievler, Ankara - Best Restaurants In Ankara"} {"url": "https://gezginilla.com/bir-omur-nasil-yasan", "text": "İlber Ortaylı'nın son kitabı Bir Ömür Nasıl Yaşanır herkesin, özellikle de gençlerin tekrar tekrar okuması gereken harika bir kitap. Bir ömür nasıl yaşanır yorumu, konusu ve kitap alıntılarından önce İlber Ortaylı'ya ufak bir parantez açmak istiyorum. İlber Ortaylı, Türkiye'nin başına gelen en güzel şeylerden biri bence. Bilgi birikimiyle, entelektüel kişiliğiyle, seyyahlığıyla oldukça ilgi çekici bir insan. İlber Ortaylı sözleri dillere destan 🙂 Değinmeden olmaz. Mesela evlilik üzerine söylediği \"Mektebi bitirir bitirmez mobilyacı gezeceğinize, dünyayı gezin!\" sözüne bakar mısınız? Şiirler yazılır.. İlber Ortaylı'nın Yenal Bilgici ile yaptığı söyleşinin kaleme alınmış halini okuyoruz kitapta, soru cevap tarzında. Sorular her bölümde farklılık gösteriyor ve açık, sade anlatımla okuyucuyu asla sıkmıyor bir ömür nasıl yaşanır kitabı. Kitabın önsözünde İlber Ortaylı: \"faber est suae quisque fortunae\" diyerek başlıyor. Yani şey bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler.. Laissez-faire.. Yok yok bu iktisattaydıjdkdk. Adam Smith beni andı sanırım. Yani, herkes kendi talihinin mimarıdır. diyor İlber reyiz. Ne de güzel söylemiş. Ne ekersen onu biçersin vibes. Kitap sanki bir ders kitabı gibi elde fosforlu kalemlerle okutuyor kendini. En son KPSS ye çalışırken bu kadar çok fosforlu kalem kullanmıştım. Birkaç sayfada bir sağa sola notlar aldırıyor kitap istemsizce. İşte gezilecek yerler, okunması gereken kitaplar, dinlenmesi gereken müzikler.. Bilgi bombardımanı adeta kitap.. Kitabı okurken bir yandan da pişmanlık duygusuna kapılıyorsunuz. Ulan adam o yaşta neler yapmış ben de boş beleş takılmışım üniversite de diyee hayıflandırıyor insanı.. Böyle sohbet havasında gittiği için de asla sıkmıyor kitap. İlgiyle diğer sayfaları merak ediyorsunuz. Kitabı bitirdikten sonra da ara ara açıp bakıyorum tavsiyelerine, mutlaka gezin dediği yerlere.. Bir ömür nasıl yaşanır, her evde ve her gençte bulunması gereken tam bir baş ucu kitabı.. Son olarak kitapta hoşuma giden ve altını kazıyarak çizdiğim kısımları alıntılar şeklinde alt kısımda paylaşıyorum. Artık kitap yerine blogumu açar burdan okurum en sevdiğim cümleleri. Karantina günlerinde okunacak kitaplar denildiğinde ilk sıralara girecek bir kitap bir ömür nasıl yaşanır. Malum korona virüs yüzünden hepimiz evlere tıkılı kaldık ve dışarı çıkamıyoruz. Karantina süreci, ileriye dönük yaşantımızda ne gibi değiklikler istiyoruz, hatta ne yapmak istiyoruz sorularının en net şekilde sorulması gereken bir zaman. Bu kadar boş zamanı sanırım hayatımızın hiçbir döneminde yakalayamayız. Karantinada yapılacak aktiviteler olarak İlber Ortaylı kitaplarını okumak en şahane eylem sanıırım. - İyi bir yaşam için, sigara içiyorsanız bırakın, içki içiyorsanız çok azaltın. Yağlı yemeklerden tümden vazgeçin. Bir de muhakkak okuyun, hikaye ve romanın dinlendiren ve hafızayı açan gücünü ihmal etmeyin. En önemli Şey hafızadır. - Zaten Ankara'da başka türlü sıkılırsın, dil öğrenmeyip ne yapacaksın? - Bunca yıldan, bunca tavsiyeden çıkardığım kanaat şudur: Özel hayatınızla ilgili kimseyi dinlemeyeceksiniz! Anneniz babanız dahil. - Tavsiyeleri işe değil, kişiye bakan insanlardan almalısınız. Bu tipte insanlar sizin kim olduğunuza, nasıl bir birikimle geldiğinize, neye ihtiyaç duyduğunuza bakar. Yoksa ezbere tavsiye vermek çok kolaydır. - Farklı insanları arayıp bulun, dünyanız değişsin. - Yeni ve farklı ilişkiler kurmaya çalışın. Özellikle okulun dışında, emek isteyen, girişkenlik gerektiren ilişkiler kurduğunuzda, ummadığınız farklı dünyalara girersiniz. Görgünüz artar, bilginiz genişler, bakışınız derinleşir. - Çocuğunuzu, sadece kendisi olduğu, çocuğunuz olduğu için sevin. Bizdeki büyük yanılgılardan biri, insanlarımızın kendi başaramadıkları şeyleri çocuklarından beklemesidir. Bunu yapmayın, çocuklarınıza kendi yükünüzü yüklemeyin. - Üstünüze vazife olmayan şeylerle de ilgilenin! ... Entelektüel, üstüne vazife olmayan işlerle ilgilenen kişidir. - Kendinizi geliştirmek, yetiştirmek istiyorsanız, işinizle gücünüzle ilgili olmayan konularla da ilgileneceksiniz. Mühendis de olsanız coğrafyayla tarihle uğraşacaksınız, müzikten anlayacaksınız, dans edeceksiniz. Milletin halini dert edeceksiniz. - Dil, dünyanızı rahatlıkla değiştirir. Sizi farklı, belki hayal bile etmediğiniz yerlere taşıyabilir. Demek ki içinde bulunduğunuz çevreyi, öğrendiğiniz dil sayesinde yırtacaksınız. Ama unutmayın, tek bir dil öğrenmek asla yetmez. En az iki-üç dil bilmelisiniz. - Yalnız kalmayı öğrenirseniz, düşünmeyi de öğrenirsiniz. - Cesur olun. Kendinizi rahat hissettiğiniz alanın dışında bir pencere açın. O pencereyi açıp dışarıda farklı dünyalar görebilirseniz, bir eşiği de atlamış olursunuz. - Bizde kimse yerinden kıpırdamaz. Halbuki değişmeyi bileceksin. Konforundan vazgeçmeyi göze alacaksın. Bir insanın bittiği an, miskinliğe esir olduğu andır. Bir gezginilla olarak Bir Ömür Nasıl Yaşanır kitabının en sevdiğim bölümü burası. - Semerkand'ı, Floransa'yı, Buhara'yı, Roma'yı ve Kudüs'ü görmeden ölmeyin. - Bir şehri gezmek emek ister. Okuyacaksınız, harita bakacaksınız, notlar alacaksınız, fotoğraf çekeceksiniz ve defter tutacaksınız. (Yani kral diyor kii boş beleş gezmeyeceksiniz 🙂 - Bir yere ilk defa gitseniz de, orayı beşinci defa ziyaret etseniz de yapmanız gereken bir şey var: Şehre karışmak. Her yere gideceksiniz, her yere. Pazara da sokaklara da uğrayacak, insanların arasına karışacaksınız. En önemlisi yürüyeceksiniz. Öyle, \"taksiden indim, otele gittim,\" yok, yürüyeceksiniz. Gerçi ileri yaşlarda bu biraz sorun oluyor ama böyle bir maniniz yoksa yürüyeceksiniz. - E bunlar şey değil mi ya gezginilla nasıl geziyor? 🙂 Muazzam öneriler gerçekten. Bir de şunu eklemiş kral: Bir şehri ilk defa görüyorsanız dinlenmeyeceksiniz 🙂 - Okumuş insanın görmesi gereken beş şehir: Petra, Antakya, Palmira, Efes ve İskenderiye... İstanbul bile bu şehirlerden sonra ortaya çıkmıştır. Gidilecek inş ya.. - Batıyı anlamak için de en mühim şehir Floransa'dır demiş.. - Bir de şu var: Ben hep yalnız gezerim, seyahatlerimi kendime göre düzenlerim. - Şimdiki gençlere söylüyorum, zahmetten kaçmayın. Tren mi var atlayın, yol mu var gidin. O yaşlarda yeni yerleri görmenin zevki başkadır. Tecrübeyle görmek de güzeldir ama gençlik enerjisiyle dolaşmak başkadır. - İslamiyetin en hoş yaşandığı yer Saraybosna'dır. Orada müslümanlık, Osmanlılık ve medeniyet birleşmiştir. Ezan sade insan sesiyle okunur, pek güzeldir. - Operada üç ismi dinlemeden olmaz. Verdi, Donizetti, Puccini. Ben bunların arasında Verdi'ciyim. Ben de şey İlber Hocam Ferdi'ciyim 🙂 Rusların da operaları iyidir ama onların esas balesini izlemek gerekir. Hiç olmazsa Çaykovski'nin Kuğu Gölü'nü ve Fındıkkıran'ını izlemek, bir yerde çaldığında tanımak gerekir. Kuğu Gölü'ne asla bilet bulamadım fakat Fındıkkıran'ı karlı bir Ankara akşamında opera binasında gözlerimi kırpmadan hayranlıkla izledim.. Ahaha şu çok iyi ya: Dans bilmemek çok ayıptır. insan kendini bu alanda muhakkak yetiştirmelidir. Neyseki Ankara oyun havalarına hakimim.. - Arabayla Vizesiz Balkan Turu Nasıl Yapılır? 11 Günde 6 Ülke, 10 Şehir - Kuzey Işıkları Turu Nasıl Yapılır 11 Günde LAPLAND Turu - Martı kitap incelemesi - Siddhartha kitap incelemesi - İnceleme: Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı - İstif Çağı Kitap İncelemesi - Hayatın Anlamı Arthur Schopenhauer | Kitap İncelemesi - Orijinaller Kitabı İncelemesi Adam Grant - Koşmasaydım Yazamazdım Kitap İncelemesi Haruki Murakami - Pürüzlü Mükemmellik Kitap İncelemesi - Olumlu Sözcükler Etkili Sonuçlar Kitap İncelemesi Hal Urban - Bir Sanatçı Gibi Araklayın - Muhteşem Gatsby"} {"url": "https://gezginilla.com/bir-sanatci-gibi-araklay", "text": "Bir sanatçı gibi araklayın isimli şahane bir kitapla karşılaştım. Kitap elime ulaşır ulaşmaz yaklaşık 2 saatlik bir sürede kitabın tamamını bitirdim. Bir sanatçı gibi araklayın kitabı o kadar eğlenceli ve çekici yazılmış ki kitaptaki görseller, yazı stili ve yazar Austin Kleon'un üslubu kitabı resmen elinizden bıraktırmıyor! Yaratıcılığı geliştiren kitaplar veya kişisel gelişim kitap önerileri nelerdir şeklinde arayışı olanlar bir sanatçı gibi araklayın kitabını kesinlikle okumalılar. Hemen şunu da belirtmeliyim ki, klasik kişisel gelişim kitaplarıyla alakası yok. Her şeyi yaparım, sadece iste, evrene mesaj gönder gibi kişisel gelişim zırvalıkları kesinlikle yok! Diğer kitap inceleme yazılarımda olduğu gibi, Bir Sanatçı Gibi Araklayın kitabında da benim en çok hoşuma giden sözleri, en etkileyici kısımları buraya taşıyacağım. Bunu neden yapıyorsun yeaa sen gezi yazıları paylaş kitap inceleme ne alakaa diyenlere de peşin bir cevap vereyim. Çünkü kitap inceleme yazısı yazmayalı maalesef baya olmuş. Kitap inceleme yazıları yazmamın bir diğer sebebi de bu kitapları araştıranlara veya okumak isteyenlere ön bir bilgi oluşturmak. Hayat kötü kitap okumak için çok kısa! Evet yargı dağıtımının ardından Bir Sanatçı gibi Araklayın kitabının incelemesine geçiyorum. Öncelikle kitap hakkında tek olumsuz düşüncem yazım kurallarına uyulmaması. Şey'ler fark etmekler falan hep yanlış kullanılmış. Bunun dışında kitaba dair bir eleştirim yok, bol bol övgüler var 🙂 Gelelim kitabın güzel yanlarına. Öncelikle çeviri çok güzel yapılmış. Dil oldukça sade ve akışkan. Kitap sanki bir slayt gösterisi izliyormuşsunuz havasında. Hem ışık tutan hem de yol gösteren bir havası var. Ve bunu şahane çizimlerle yapıyor. Sizi adeta kitabın içine hapsediyor. Yeni bir şeylere başlamayı düşünenler ve bir şeylere nereden başlayacağını bilmeyenler için şahane bir kişisel gelişim kitabı aynı zamanda. Üstelik blogumun hemen hemen 1 yılını devirmişken bu tarz bir kitapla tanışmak benim için ekstra bir mutluluk kaynağı oldu. Bir şeyler üretmek isteyen ve nereden başlayacağını bilmeyenler için gerçekten muazzam bir kitap! \"İnceleyebileceğim tek sanat çalabileceklerimdir\" David Guetta şakaşakadsd David Bowie. Göreviniz iyi fikirler toplamak. Ne kadar çok iyi fikir toplarsanız, ilham alabileceğiniz o kadar çok fikriniz olur. \"Bir şeyi taklit etmeyi istemeyenler bir şey üretemezler\" Salvador Dali. Tam bu noktada gezginilla'dan bir örnek vermek hasıl oldu. Bu blogun ortaya çıkmasında birkaç gezginin ve onların blogunun elbette ki etkisi var. Sonuçta herhangi bir işe başlarken birilerinden etkileniyoruz veya esinleniyoruz. Zaten şimdiye kadar anlattıklarım ve alıntıladıklarım da bunu destekler nitelikte şeyler. Özellikle bizevdeyokuz'un blogu, gezme tarzları, hayat görüşleri beni oldukça etkiliyor. Şahane bir çift. Allah'ım nasip et be 🙂 Rotasız seyyah veya yol günlükleri gibi etkilendiğim farklı gezginler de var. Hatta son dönemde Mücahit Muğlunun instagram paylaşımları da oldukça ilgimi çektiğini söyleyebilirim. Yazar burada yine bir örnek ile devam ediyor. Rahmetli Kobe Bryant'da sahadaki hareketlerinin hepsini kendi kahramanlarının videolarından seyrederek öğrenilmiş hareketler olduğunu itiraf etmiş. Yazar ısrarla vurguluyor: \"Bildiğinizi değil istediğinizi yazın.\" Hemen bu cümleyi gezginilla'ya uyarlarsak şöyle diyebiliriz. Ben mesela uçarım meselaakkdfdk. Yok yok şey diyeceğim. Ben mesela gezi yazılarına hakimdim ve bolca yer gezdiğim için baya bir gezi birikimim oluşmuştu. Hatta blogun adı bile GEZGİNilla yani 🙂 Ama malum pandemi döneminde gezemediğimden okuduğum kitapları da yazmak İSTEDİM. Ve şimdiye kadar 10'a yakın kitap inceleme yazım oldu 🙂 İşte istemenin gücüüüü! - Bir Ömür Nasıl Yaşanır - Martı kitap incelemesi - Siddhartha kitap incelemesi - Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı - İstif Çağı - Hayatın Anlamı - Orijinaller Kitabı - Koşmasaydım Yazamazdım - Muhteşem Gatsby Yazar Austin Kleon odasını ikiye bölmüş. Bir kısımda bilgisayarlı masa diğer kısımda da böyle keçeli kalemli, postitli falan eşyasız bir masa. Bütün eserlerinin doğduğu yer bu analog masaymış. Dijital masasında da eserlerini düzenleyip yayınlıyormuş. Kitapta bu anı da resmetmiş. - Üretken olmayı hayata geçirin. - Pencereden dışarı bakın - Sokakları dolaşın - DIşarı çıkın - Bir sandviç yiyin - Birinci adım: Bir şeyi merak edin. - İkinci adım: Başkalarını da sizinle beraber merak etmeye çağırın. - Kendi dünyanızı yaratın. - Esaretin tadını çıkarın. - Evde oturmayın \"Mesafe ve farklılık yaratıcılığın gizli besleyicileridir. Eve geldiğimizde ev hala aynıdır. Ama kafamızda bir şeyler değişmiştir ve bu her şeyi değiştirir\" Jonah Lehrer. - Arkadaş edinin, düşmanlara aldırış etmeyin. - Bir övgü dosyası tutun Bunu instagramda da paylaşmıştım ve bi arkadaşım şey yazmıştı. \" Kanka kendine niye mesaj attıyosundfkfk\" Ya neden böylesiniz?? Aman neyse.. \"Bildiğim tek kural var; nazik olmak.\" -Kurt Vonnegut. Yalnız bu cümle Türkiye'de pek geçerli değil. Hatta bu konuda ekşi sözlükte sayısız başlık açılıyor. Daha dün şu başlık vardı. Ya da şuna da bakabilirsiniz. Kadınlar neden böylesiniz? 🙂 Haydaa konu nereye geldidjdj.. İhtiyacınız olanlar listesi ile devam edelim biz, - Merak - Nezaket - Dayanma güvü - Aptal görünmeye isteklilik HAHAHAAH Craig seni ayrıca araştıracağım kral! Bu arada hemen araştırdım tabii ki ve kendisinin şöyle bir buluşuna rastladım. Hayatın matematiği formüllerine de kesinlikle göz atmalısınız. Tanıştığım Amerikalı bir arkadaşımla haftada bir görüştüğümüzde bana her hafta sorduğu harika bir soru var. Bu haftanın en güzel olayı neydi? İnsanda müthiş bir farkındalık sağlıyor gerçekten. Düşünmenizi ve arkadaşlarınıza sormanızı tavsiye ederim! - Azla yetinin - Düzeni bozun ki düşünebilesiniz - Her şeyi yapabileceğizi düşünmekte ciddi tehlike vardır. - Hemen başlayın Kitabın son kısmında bir kitap listesi de yer alıyor. Ancak maalesef kitaplar ingiliççe. İlgi duyanlar, sular seller gibi ingilizce bilenler bu kitaplara da göz atabilir. Bir sanatçı gibi araklayın kitabı yorumlarım bu şekilde. Bu kitap kesinlikle en iyi kişisel gelişim kitapları arasına girmeyi hak ediyor. Üstelik sürükleyici kitap arayışında olanlar da bu kitabı kesinlikle sevecektir. Bir sanatçı gibi araklayın kitabına benzer şekilde çok etkilendiğim kitaplar olursa kitap tavsiyeleri blog yazılarıma devam edeceğim. Farklı kitap önerilerine ve mutlaka okumanız gereken kitaplara göz atmak isterseniz, bu tarzda oluşturmuş olduğum kitap tavsiyeleri ve kitap inceleme blog yazılarıma da yukarıda paylaştığım linklerden göz atabilirsiniz."} {"url": "https://gezginilla.com/bolu-gezilecek-yerl", "text": "Bolu gezilecek yerler, Bolu Abant Gezisi ve Bolu Yedigöller Gezisi ile Bolu'da nerede yemek yenir, Bolu'da hangi yemekler meşhur, Abant'a hangi mevsimde gidilir, Abant otelleri, Yedigöller nerede gibi aklınıza gelen tüm soruları cevaplayacak en faydalı Bolu Gezilecek Yerler blog yazısı sizlerle."} {"url": "https://gezginilla.com/budva-gezilecek-yerl", "text": "Budva gezilecek yerler Karadağ'ın kesinlikle görülmesi gereken en popüler yerlerinden biri olarak öne çıkıyor. Budva gezisi yazısında Karadağ hakkında gitmeden önce kesinlikle bilinmesi gereken bilgiler, Budva plajları, konaklamalar, uygun bütçeli konaklama ve yemek seçeneklerinden bahsedeceğim. Özellikle ilk kez yurt dışına çıkacaklar için Karadağ ülkesi vizesiz oluşuyla, nispeten ucuzluğuyla, mimarisiyle, doğal güzellikleriyle muazzam bir yurt dışı tatil noktası. Ben vize ile falan uğraşamam. Zaten İngilizcem de çok iyi değil. Ancak yurt dışını görmek çok istiyorum. E çok param da yok. Nereye gideyim? sorusunun en net cevabı: KARADAĞ! Karadağ, arabayla vizesiz Balkan Turumuzun ikinci ülkesi. Balkan turu rotamıza ilk gün Arnavutluk'un başkenti Tiran'da Tiran gezilecek yerler ile başlayıp sonrasında Karadağ ve Arnavutluk arasında efsane bir manzarası olan Rozafa Kalesinin yer aldığı İşkodra şehrinde İşkodra gezilecek yerler ile devam etmişti. Şimdi ise tertemiz havası ve atmosferi ile Adriyatik'in en ünlü tatil beldesi olan vizesiz ve ucuz ülke Karadağ'dayız. Karadağ gezi turu Budva gezisi ile başlayıp sonrasında Kotor gezisi ile devam edecek. Karadağ, el değmemiş doğasıyla, plajlarıyla, tarihi güzellikleriyle ve eski şehiri ile Balkan ülkeleri arasında en çok etkilendiğimiz ülkelerden biri oldu. Siz de tarihi dokuyu yaşamak, Adriyatik kıyılarında doğayla iç içe olan plajlarda denize girmek istemez misiniz? Cevabınız evet ise Budva Gezilecek Yerler başlıyor! Eğer ilk yurt dışı deneyiminiz olacaksa, Türkiye'deki bu döviz kurları ile yurt dışında ucuza nasıl gezilir, nelere dikkat edilir diye merak ediyorsanız alttaki yazıya tıklayarak yurt dışında ucuz tatilin nasıl yapılacağı hakkında faydalı bilgilere ulaşabilirsiniz. - Karadağ Genel Bilgiler - Budva'ya Nasıl Gidilir? - Budva Hangi Ülkede? - Karadağ Vize İstiyor mu? - Karadağ Para Birimi? - Budva mı Kotor mu? - Karadağ'da Sınır Kapısı Şoku! - Budva Konaklama - Budva'da Aracınıza Park Yeri Bulma Challenge - Karadağ'da İnternet Paketi: 500 GB! - Budva Old Town - Budva Plajları - Dans Eden Kız Heykeli - Budva'da Yemek - Sveti Stefan Adası - Budva Old Town - Sveti Stefan Adası - Budva Sahilleri - Slovenska Plajı - Mogren Plajı - Dans Eden Kız Heykeli Budva Budva gezilecek yerler hemen hemen bu maddeler etrafında şekilleniyor. Yazının devamında Budva gezisinin her bir noktasının detaylarına ulaşabilirsiniz. Şimdi Budva Turuna geçmeden önce ince bir Karadağ girizgahı yapalım ki boş beleş dolaşmayalım Karadağ'da. Karadağ'ın başkenti Podgorica. İnternette ufak bir araştırma yapıldığında başkentin B'si geçmiyor denilebilir. Varsa yoksa Kotor ve Budva! Bu başkentlerin kaderi sanırım ya, bak mesela cağnım Ankara.... Karadağ' da Orta Çağ dokusu inanılmaz derecede korunmuş. İnsanı büyülüyor gerçekten. Ülkenin nüfusu sadece 620 binmiş, şaşırtıcı. Ülkeyi oluşturan temel yapı taşları Budva ve Kotor olmuş. Adeta bir proteinin yapı taşlarını oluşturan aminoasitler gibi. Budva, yeni ve eski olmak üzere iki bölümden oluşuyor. Old Town adı verilen minnoş yerin tarihi 2500 yılına kadar uzanıyormuş. Old gibi old be. Masmavi Adriyatik Denizi kıyısında, eski şehrin tarihi dokusunun içerisinde Budva'da bulunmak gerçekten enfes hissettiriyor insana. Avrupa'nın yeni İbiza'sı olarak da anılan Budva, Güneydoğu Avrupa'da yer alan ve Karadağ'ın en önemli turizm şehirlerinden biri. Budva Adriyatik kıyısında yer almaktadır. Montenegro'nun anlamı da çok havalı. İtalyanca Monte 'dağ', negro ise 'kara' anlamına geliyor. İtalyan etkisi damarlarına kadar işlemiş Karadağ'ın. Budva, eşsiz ve ateş eden plajları ile son birkaç yıldır tatilcilerin, gezginillaların gözdesi konumunda. Budva' ya ulaşım nasıl derseniz eğer Karadağ'ın başkenti Podgorica Airport'ta inip oradan Budva' ya geçebilirsiniz. Yalnız Karadağ uçuşları bir tık pahalı. Biz Balkan turuna Arnavutluk'tan başladığımız için arabayla Budva'ya ulaştık. Türkiye ile Karadağ arasında Vize Muafiyeti Anlaşması mevcut. Yani güncel bir pasaporta sahipseniz eğer elinizi kolunuzu sallayarak Budva' ya, Kotor' a yani Karadağ'a VİZESİZ gidebilirsiniz. - Budva vize istemiyor 🙂 Üzülerek söylüyorum kii EURO. Evet, Avrupa Birliğine üye olmamalarına rağmen Karadağ'da Euro kullanılıyor. Vizesiz Balkan ülkelerinde Kosova ile birlikte Euro kullanılan diğer ülke de Karadağ. Karadağ'da gezip görülmesi yerler bakımından Budva ve Kotor en ön plana çıkan iki turistik şehir. İnsana sanki Orta çağ'a ışınlanmış gibi hissettiriyor Budva. Karadağ'ın en popüler şehrinin Budva olduğu söyleniyor fakat biz en çok Kotor' u beğendik. Çünkü cağnım Kotor. Hatta şöyle söylersem işin boyutunu daha iyi anlayabilirsiniz. Karadağ gezi turu boyunca Budva'da 1 gece, Kotor'da 3 gece konakladık. Yeri gelmişken Kotor gezilecek yerler için linke tıklayabilirsiniz. Budva gezilecek yerleri bitirmek için bence 1 gece 2 gün hayli yeterli. Çünkü biz Balkan Turu yapıyoruz nihayetinde ve görülecek çok sayıda ülke var sırada. Mesela Budva'ya direk tatile gitsen net 4-5 gün kalınır. Çok sayıda Budva plajı, denize girecek yer, efsane koy var. Özellikle deniz, kum, güneş severler için muazzam yerler. Balkan Turuna başladığımız nokta olan Tiran'dan sonra İşkodra şehrine gelmiştik. İşkodra'da da Rozafa Kalesi'ni gezip gece geç saatlerde Karadağ sınır kapısına geldik. İşkodra Budva arası yani Arnavutluk Karadağ arası yaklaşık 86 km sürüyor. Mesafe az fakat yol biraz kötü. Çok hızlı gidemiyorsunuz. Yorucu, tek şeritli, bozuk bir gece yolculuğunun ardından gece saat 2 sularında Karadağ sınır kapısına ulaştık. Sınır kapısı bomboştu tek araç bizdik. Zaten sınır olduğunu bile anlamıyorsunuz. 3 tane prefabrik gibi bir şey karşılıyor o kadar. Karadağ'da 5 dil konuşuluyormuş. Karadağca dili kentin resmi dili. Bunun dışında konuşulan diller de Sırpça, Boşnakça, Arnavutça ve Hırvatça. İnşallah kendi aranızda anlaşabiliyorsunuzdur ya ülkede. Neyse biz tabi anlamadık pasaportları uzattık. Polis bey tekrar gerildi ve bağırarak bir şeyler daha söyledi. Dedik herhalde ruhsat falan soruyor. Araçla alakalı bütün belgeleri verdik abimiz hala gergin. Arabanın içinde biz de gerildik. Bu ne diyo olum falan derken polis, arabanın tavanına 3-4 kez 'ottoo otoo' diyerek bağırdı. Polis bey asla İngilizce bilmiyor, asla anlaşamıyoruz. Birkaç şeyin ingiliççesini bari öğren ya. Biz Karadağca mı öğrenelim? Sonra aklımıza ehliyeti vermek geldi 😀 Bir vermediğimiz o kalmıştı, onu da verdik ve iş çözüldü. Adam akıllı anlatsana kardeşim niye bizi geriyosun gecenin bir vakti. Sanki biz sürekli ülke değiştiriyoruz, Karadağ'a girip çıkıyoruz ya hayret! Balkanlardaki En Sıkıntılı Sınır Kapısını Geride Bırakmanın Dayanılmaz Hafifliği ile, Bu 15 dakikalık gerginliğin ardından pasaportlarımıza damgaları bastırarak sınır kapısından geçip Budva' ya doğru yol alıyoruz. Budva gezilecek yerlere de inceden geçiyoruz. Bu arada Balkan ülkelerinde, sınır geçişlerinde yaşadığımız tek sıkıntılı olay buydu. Onun dışında Balkan turunda ülke değişikliklerinde herhangi bir gerginlik yaşamadık. Yolun durumu Karadağ sahillerine ulaşmamızla, Bar üzerinden Budva' ya yaklaştıkça düzelmeye başladı. En azından güzel bir asfalta kavuşabildik! Gece saat 3 gibi Budva'da konaklayacağımız! yere en yakın olan noktaya aracımızı çektik. Bu arada Budva konaklamamızı da Tiran'dan ayrılacağımız sabah, hostelde 1 gece konaklamalı olarak booking. com üzerinden ayarladık. Evet Budva kalacak yerimizi Budva' ya gelmeden 1 gün önce ayarladık. Çünkü sülalemiz rahat. Bunun sebebini de bir önceki yazımda anlatmıştım. tekrar anlatmayayım şimdi. Budva'da kalacağımız yer Budva Old Town'ın içinde yer alan Hostel Michel. Budva konaklaması tek gece 3 kişi için toplam 45 Euro tuttu. Şöyle bir sıkıntı yaşadık. Siz yaşamayın diye paylaşıyorum. Galibaa koca yürekli bir gezginilla. Tabi heyecanlıyız, genciz, enerjimiz vargjgj, yeni yerler keşfediyoruz, aşırı mutluyuz, anı yaşıyoruz falan.. Kimsenin aklına, gardeşim şimdi otele geç gideceğiz en azından adamları arayalım da odaları vermesinler madur olmayalım, gelmiyor. Aracı park ettik ki araç park etmek de epey sıkıntılı- ondan da bahsedeceğim. Otelin önüne geldiğimizde girişte bir abimiz demleniyordu. Tabi oraya gelirken de Türkçe konuşuyoruz, biraz da şaşkınız bu saatte kimi bulacağız falan derken girişteki abi bizi duydu gelin gelin dedi. Biz şok tabi. Otelin sahibi Sırpmış ve otelin idaresini de Türk abimize bırakmış. Biraz söylendi tabi bu saatte mi gelinir genşler falan. Tabii Arnavutluk'ta Rozafa Kalesinde güneş batırmadı konuşuyor. Hemen altta gördüğünüz fotoğraf, hostelde kalan arkadaşımızın oda penceresinden çektiği görüntü. Pek temiz olmadığını söyledi hostel için fakat konumu çok iyi ve fiyatı da 🙂 Aklınızda olsun. Hiç sormuyorsunuz siz nerede kaldınız diye. Aşk olsun. Biz kız arkadaşımızı hostele yatırdıktan sonra arabayı uygun bir yere çektik ve arabada uyuduk. Saat zaten gece 4 olmuştu. 3 saat uyuduktan sonra zaten Budva sahillerine doğru yola koyulduk. Ayrıca bu sayede 30 Euro cebimizde kaldıfdsafds. Budva'da otopark durumları oldukça can sıkıcı. Budva'da arabayı ücretsiz bırakcağınız bir yer yok! paralı otoparkların saati de en az 1 Euro. Budva'da büyük bir cadde var zaten Caddenin sağ tarafı full paralı otopark. Abartmıyorum yaklaşık 1 saat ucuz yollu otopark aradık. Otopark var ama saatlik 1 Euro olanlarda yer yok, diğer boş olanların da saati 2 Euro, hee oldu canımızı verelim bir de. Arabada uyuyan çocuklar verir mi saati 2 Euro'ya. Biz Angara bebesiyizkdjdj. Akşama kadar Budva'da olacağız sonuçta. Bir de tatilimizin daha 2. Günü, ülke full euro, para lazımafhfjf. Sonunda günlüğü sadece 5 Euro olan bir yer bulduk, ağacın altına arabamızı çektik. Budva'ya araba ile gelecekseniz eğer aracınızı direk bu mekanın karşısına çekiyorsunuz. At hafızaya. Budva gezilecek yerlerin en kilit bilgilerinden biri. Bu arada o büfenin karşısında da süpermarket var. Ordan da yukarıdaki kahvaltı fotoğrafındaki meyve suyunu aldık. Büfeden sadece ama sadece 5 Euro'ya vodafone' un turist paketini aldık. Camında da broşürü var bu hattın. Dikkat çekiyor baya, tourist packet yazmışlar. Bu şey değil mi ya gezginilla paketi. Ve inanamayacaksınız 5 euroya 500.000 mb internet aldık. Kullanım süresi de 15 gün. Karadağ sen nasıl bir bebeksin ya 5 Euro'ya bu hizmet.. Nasip et befdfsf.. Hattı kullanıma açmak bir tık zor. Cafe' deki krallar sayesinde o işimizi de çözdük. En son size kahve içmeye geleceğiz diyerek kafeden ayrıldık. Budva, çevresinde 8'i mavi bayraklı olmak üzere toplamda 30'dan fazla plaj barındırıyor. Budva sahilleri çok fazla ama bizim pek vaktimiz yok. Hemen hemen 1tam günümüz var. Diğer gün Kotor' da olmalıyız! Size harika haberlerim var. Budva sahillerine girişler ÜCRETSİZ. Plajlara girişler ÜCRETSİZ. Baya yazlıkçı modunda havlunuzu, şemsiyenizi açıp Budva'nın her sahilinde takılabiliyorsunuz. İnsan ne kadar üzülüyor ya. Bir de bizim sahillerimize bak! Adamlarda sıfır ya şu turistlere kitliyim, geçiriyim mantığı. Ki Budva plajlarında yer alan mekanların şezlong, alkol vs. fiyatları bile şu an ki Euro kuruna rağmen bize göre hala ucuz! Budva gezilecek yerler de Budva plajları tabi ki önemli bir yer ediniyor. Bu kapsamda ilk Budva plajımız Slovenska Plajı. Budva'da denize girdiğimiz yer Stari Grad'dan Park Hotel'e uzanan, Budva merkezdeki, 1600 metre uzunluğundaki Slovenska Plajı. Plaj adını 1900'lü yılların başında tatillerini burada geçirmeyi tercih eden Slovenyalılardan almış. İlerde tatilini Budva' da geçirmeyi seven Gezginilla Plajı olamaz mıı olabilirdkdjd. Slovenska Plajı, şehrin tam merkezinde yer alıyor. Denize girmek için çok iyi bir konumda. Plajda 2 şezlong+Şemsiye ortalama 5-10 Euro civarında ve onlarca mekan var. Biz az süre geçireceğimizden havlularımızın üstüne yayılacağımız bir yer bulup orada 2-3 saat takıldık yüzdük falan. Plajın hemen arkasında da büfeler var. Oradan da içecek, yiyecek ihtiyacınızı karşılayabiliyorsunuz. Slovenska plajından kalkıp Old Town' un hemen dibinde yer alan efsane bir beach'e geldik: Mogren Plajı. Ateş eden Budva sahili yapmışlar! Resmen Budva gezilecek yerler noktasında ne büyüleyici yerlerden biri. Taş yapılarla bezenmiş Orta Çağ sokaklarının arasından geçerek Mogren Plajına düştük. Buraya bayıldık çünkü sağımızda yeşille bezenmiş dağ manzarası var. solumuzda ise Orta çağ mimarisi. Şunu söylemeden geçmeyeyim Budva'nın suyu bayaa soğuktu. Gerçi ben Ayvalık'ta yazlıkçı takılan bir bey olarak soğuk seviyorum ama diğer arkadaşlar baya zor girdiler denize. Mogren Beach bir harika.. Mogren beach kesinlikle Budva gezi rehberinin en güzel noktalarından biri. Burada da 2-3 tane şezlonglu mekanlar var fakat biz tercihimizi yine havlularımıza yayılmaktan yana kullandık. Mogren Plajının yaklaşık 3'te 1'i bu şekilde ayrılmış ücretli ve ücretsiz olarak. Valla kral hareket. Meşhur bir plaj diyip her yere mekanı şezlongu dayayın, nargileyi falan masalara kitleyin kardeşim. Leş gibi happy hourlar kerimcanlar falan gelsinfdafd. Yazarken midem bulandı ya ahaha. Seri köz tayfadan bir kişi mi olmaz ya Karadağ'da? Harika bir Budva gezi rehberi oluyor 🙂 Çare Budva arkadaşlar. Mogren sahili gerçekten muazzam. Sanki orta çağda yüzmek için ışınlanmış gibi hissettiriyor insana.. Bu efsane koyda 2-3 saat yüzdükten sonra Mogren Plajının sağından, Budva'nın ikonu sayılan Dans eden kız heykeline doğru yol aldık. Orta çağ fonlu efsane fotoğraflar çektik. Budva gezilecek yerler olarak kesinlikle gidilmesi gereken bir yer. Budva'nın en meşhur noktalarından biri de dans eden kız heykeli. Heykelin olduğu kısımda Old Town manzaralı harika fotoğraflar çıkıyor. Mutlaka uğranması gereken bir nokta! Rivayete göre Budva' da boğulan bir kız heykeli olduğu söyleniyor. Budva yemek fiyatları ayaküstü yemek yerlerinde bir hayli uyguna geliyor. Budva'da yemek yenecek yerler Old Town içinde de çok fazla. yalnız buralar biraz kek turist mekanı. Budva gezilecek yerler rotasında son durağımız dünyaca ünlü Sveti Stefan Adası. 1442'de Osmanlı'nın Balkanlara sürekli düzenlediği seferlerden korunmak amacıyla adanın etrafını kale duvarları ile örmüşler. Sveti Stefan Adası, Budva merkeze arabayla sadece 15 dakika mesafede. Budva yönünden gelirken çok hoş bir ormanın içinden geçiyorsunuz. Yol aşırı dar ve gidiş geliş olması ilginç o darlıkta. Budva gezi rehberine renk katan harika bir ada kendileri. Abi Adamlar Adayı Otel mi Yapmış? tepkisini hemen herkes vermiştir sanırım. Adriyatik'in en ünlü tatil beldesi olan Budva'da yer alan Sveti Stefan Adası surlarla çevrili bir adacıkta kurulmuş lüks bir tatil yeri. Bugün otel olarak işletiliyor bu ada. Gitmek istersiniz diye linki üstte bıraktım. Sezonda günlük 900 Euro. Sveti Stefan adası Ana karaya kısa bir geçitle bağlı ve Karadağ'ın en ikonik manzaralarından birine sahip. Karadağ gezilecek yerlerde kesinlikle ilk üçe girer! İçeri girip gezmeniz için otel müşterisi olmanız gerekiyormuş. Adaya giremesek de kapısından sağından solundan güzel fotoğraflar çektik. Adanın hemen karşısında da otopark var. 3-5 Euro karşılığında aracınızı oraya bırakıp ada çevresini turlayabilirsiniz. Biz öyle yaptık. Adanın karayla bağlanan kısmının sağ ve sol taraflarında da denize girilebiliyor. Sağ taraftaki kısım ultra lüks bir plaj. Sveti Stefan adasının solundaki plaj ise daha çok halk plajı tadında. Orda da denize girmek isterdik lakin hava kararıyordu ve Kotor'a geçmemiz gerekiyordu. Bir otel faciası daha yaşayamazdık.. Budva gezilecek yerler yazısında Budva gece hayatına maalesef düşemedik. Yine de Budva gece hayatına değinelim. Yani değinemeyelimdjdj. Şöylee biz gece 3'te Budva'ya geldiğimiz için bırakın gece hayatını yatçak yerimiz yoktudskda. Vizesiz Balkan ülkeleri ilginizi çektiyse yine vizesiz gidilebilen, pahalı olmayan ve Dünya'nın 7 harikasından biri olan Petra Antik kentinin, Dünya'da Mars'a en çok benzeyen yer olan Wadi Rum Çölünün, Dünyanın en derin bölgesi ve tuz gölü olan Ölü Denizin ve başkent Amman'ın bulunduğu Ürdün ülkesi sizi fazlasıyla mutlu edecektir. Alttaki linke tıklayarak Ürdün gezi planlamanıza bir an önce başlayabilirsiniz."} {"url": "https://gezginilla.com/burhaniye-gezilecek-yerl", "text": "Burhaniye gezi rehberi yazısında Burhaniye'ye dair hemen her şeyi anlatacağım. Hatta Burhaniye'ye bağlı küçük bir cennet olan Pelitköy'e dair de bilgiler bulacaksınız. Burhaniye gezi yazısı sonrasında bu bölgeye kesinlikle gitmek isteyeceksiniz, demedi demeyin! Bu arada yazının devamında okuyacağınız Burhaniye'de gezilecek yerlerden olan Pelitköy sahil'deki Bağlarburnu mevkii'den ve İskele Mahallesinden çok güzel görüntülerin yer aldığı bir youtube video'su da sizleri bekliyor olacak. Fikir vermesi açısından muhakkak izlemenizi öneririm. - Burhaniye Nerede - Burhaniye Gezilecek Yerler - Burhaniye Kalacak Yer - Burhaniye Ören Nerede Kalınır?"} {"url": "https://gezginilla.com/bursa-gezi", "text": "Bursa gezisi şimdilerde oldukça popüler! Bursa'nın mutlaka gezilip görülmesi gerek ilçelerinden Gölyazı, Mudanya ve Trilye turistik geziler bakımından hem günübirlik hem de hafta sonu gezilecek yerler için harika lokasyonlar. Bursa merkezde gezilecek yerler zaten hemen her yerde anlatılmış. Ben bu yazıda daha çok Bursa'nın ilçelerine ve Bursa'da bilinmeyen gezilecek yerlere odaklanacağım. - Gölyazı - Mudanya - Tirilye Biz hafta sonu gezisi olarak Bursa'nın birbirine yakın ilçelerinden olan Gölyazı, Mudanya ve Trilye gezilerini gerçekleştirdik ve şahane bir Bursa gezi rotası ortaya çıktı. Bu gezi rotası günübirlik bile gerçekleştirilebilir. Mudanya'da kalacak yerlerden Mudanya restoranlarına, Gölyazı sandal turundan Gölyazı kahvaltı yerlerine, Tirilye sahillerinden harika deniz manzaralarına uzanan güzel bir gezi oldu. Bu geziye dair görüntülerin hepsi de hemen alttaki videoda! Bursa ilçeleri gezisi ile alakalı hemen hemen tüm görüntüler, bilgiler üstteki Bursa gezi videosunda yer alıyor. Şimdi de gezilecek yerlere maddeler halinde bakalım. - Sandal turu - Zambak Tepe - Aziz Panteleimon Kilisesi - Asırlık çınarı \"Ağlayan Çınar\" - Gölyazı Apolyont Et Balık Kahvaltı Restoran - Günbatımı et ve balık lokantası - Gönül Sofrası Mudanya gezilecek yerler olarak Bursa'nın en çok tercih edilen ilçelerinden. Bursa'da yaşayan insanların çok şanslı olduklarını düşünüyorum. Bursa çevresindeki ilçeler şahane gerçekten! - Girit Mahallesi şimdiki adıyla Halitpaşa Mahallesi - Mudanya Mütareke Evi Müzesi - Tarihi Apostoloi Kilisesi - Tahir Paşa Konağı - Taş Mektep - Yıldıztepe - Tirilye Muhallebicisi - Kıyı Balık - Coffee shot (Stockholm görünümlü kahveci 🙂 La Fontaine Otel. Buradan göz atabilirsiniz. Bursa'nın gezilecek ilçeleri olarak en tatlış yerlerden biri daha. Trilye sahili, doğası, ortamı gerçekten insana iyi geliyor. Hele o Çamlı Kahve'den türk kahvesi eşliğinde Tirilye manzarası yok mu! - Trilye Çınar - Tirilye'nin en çok fotoğraflanan evi - Taş mektep - Tabut ev - Trilye bağ evi - Çamlı Kahve - Gölyazı - Mudanya - Tirilye - Cumalıkızık - Uludağ - Misi Köyü - Suuçtu Şelalesi - İnkaya Çınarı - Cennet Kanyonu - Küre Dağları Gezilecek Yerler - Kartepe Kayak Merkezi - Bolu Gezilecek Yerler - Eskişehir Gezilecek Yerler - Amasra Gezi Rehberi - Çınarcık Gezi Rehberi - Safranbolu Gezi Planı - Kerpe Gezisi - Çınarcık Gezi Rehberi - KONYA GEZİSİ - Sakarya ve İzmit Çevresi Gezilecek Yerler Bursa kayak konusunda Uludağ sayesinde bir hayli şanslı. Ancak Uludağ'da kayak yapmaktan sıkılanlar ve farklılık arayanlar Türkiye'nin önde gelen kayak merkezleri arasında sayılan Kartepe ve Kartalkaya Kayak Merkezlerini de mutlaka ziyaret etmeli. Tüm detaylar, fiyat bilgileri ve konaklama önerileri için tıklayın. - Kartalkaya Kayak Merkezi Bolu - Kartepe Kayak Merkezi Kocaeli"} {"url": "https://gezginilla.com/cemal-sureya-par", "text": "Cemal Süreya Parkı Ankara'nın merkezinde, yeşilliklerin içinde, betonların ve resmi kurumların arasında dinlenebileceğiniz, rahat bir nefes alabileceğiniz şirin bir park. Ankara'da hangi parka gidilir, çocukla hafta sonu Ankara'da ne yapılır sorularının cevaplarından biri kesinlikle Cemal Süreya Parkı. Cemal Süreya Parkı 1978 yılında yapılmış ve şairin ölümünün ardından 1991 yılında Cemal Süreya ismini almış. Parkın hemen girişinde Cemal Süreya'nın şiirleri yer alıyor. Ayrıca kendisinin bir heykeli de mevcut. Cemal Süreya parkı nerede derseniz eğer, Dikmen caddesi üzerinde, Emniyet Genel Müdürlüğü ile TBMM arasında kalan yol üzerinde yer alıyor. Cemal Süreya Parkı dışarıdan küçük gözükmesine rağmen içi oldukça büyük ve çok ayrı kategorilerde yapılacak şeyler var. Ankara açık hava mekanları olarak kesinlikle değerlendirilmesi gereken bir park. Yazının en sonunda yer alan youtube videosuna göz atarak görsel anlamda da park hakkında detaylı bilgi edinebilirsiniz. Parkın en kuzeyinde ahşap ve baya farklı bir tarzda çocuklar için oyun alanları, parkı çevreleyen 300 metrelik koşu/yürüyüş parkuru, Ankara'da pek rastlamadığımız kay kay pisti, hayvanlar için özel olarak ayırılmış gezdirme ve eğitim alanı, çok çok fazla ve üstü hem kapalı hem açık olan, sosyal mesafeye uygun oturma alanları, parkın ortasında süs havuzları, basketbol sahası ve spor aletleri gibi çok sayıda yapılacak şey bulunuyor. Her mevsim kafa dinlenebilecek şirin bir park. Ankara parklarının kesinlikle en yeşil ve bakımlı parklarından bir tanesi. Çevredeki resmi kurumların, evlerin, betonların arasında caddenin tek parkı olması da Cemal Süreya parkını öne çıkaran bir detay. Özellikle çocuklu aileler Cemal Süreya parkında çok güzel vakit geçirebilir. Ankara'da çocuklar için gezilecek yerlerden bir tanesi olan Cemal Süreya parkında çocuklar için yapılan ahşap oyun parkuru tüm çocukları mutlu edebilecek cinsten. Bunun dışında yetişkin çocuklar da hem basket sahasında hem de spor aletleriyle güzel vakit geçirebilir. Benim gibi beyaz yakalı çalışanlar da en azından öğle arasını yeşillikler arasında geçirebilir. Ankara'da nerede yürüyüş yapılır diye düşünüyorsanız eğer Cemal Süreya parkını kesinlikle listenize eklemelisiniz. - Cemal Süreya Parkına gitmeden bir tur atmak, çevreye göz atmak isterseniz hemen alttaki youtube videosuna tıklayabilirsiniz: Cemal süreyya parkının çevresinde de kaliteli, 3. nesil kahveciler bulunuyor. Kahve severler parkın hemen yanındaki Bake & Joy ve Cafe Az Şekerli 'ye uğrayabilir. Cemal Süreya Parkını anlattık ancak şaire de en azından bir değinmek gerek diye düşünüyorum. Öncelikle şairin 20 saniyelik biyografisini buraya bırakalım. Cemal Süreyya'nın asıl ismi Cemalettin Seber. Şair ismini sevmediğinden çeşitli mahlaslar kullanıyor. Cemal Süreya hakkında detaylı bilgi almak için buraya tıklayabilirsiniz. Cemal Süreya'nın en meşhur 20 şiirini okumak için de buraya tıklayabilirsiniz. Hatta Kaz Dağları kahvaltı mekanları yazısını yazmama sebep olan da sözdür kendileri 🙂 Şimdi de Ankara kahvaltı mekanları yazısını oluşturuyorum. Var ol Süreya!"} {"url": "https://gezginilla.com/cinarcik-gezi-rehbe", "text": "Yeni normal adı altında maskelerimizle ve sosyal mesafelerimizle seyahatlerimize kaldığımız yerden devam ediyoruz! Yalova'nın Çınarcık ilçesinde gerçekleştirdiğimiz küçük hafta sonu tatilimiz yaklaşık 5 aylık karantina sonrasında oluşturduğumuz küçük bir tatil kaçamağı olarak ortaya çıktı. Yalova'da gezilecek yerler bakımından oldukça dikkat çeken bir ilçe Çınarcık. Detaylara yazının devamında bakacağız. Çınarcık tatili, evde kalmak dışında sokaklarda, caddelerde, sahillerde yapılan her şeyin değerini ekstra bilerek gerçekleştiğinden bu hafta sonu kaçamağının bizim için önemi de ayrı oldu. Ohh bee sene 2020 olmuş lükse bak, sokakta elimizi kolumuzu sallaya sallaya yürüyebiliyoruz yahu! Korona virüs süreci sonrasında karantina sonrası gidilecek yerler, karantina sonrası geziler, karantinada gezilebilecek yerler gibi konularda da ekstra seçici ve titiz bir hale geldik bu süreçte. Gezeceğimiz, vakit geçireceğimiz yerler kadar, korona virüs tehdidinden korunarak gezmek de artık çok çok önemli! Karantina günleri sonrasında nihayet ilk hafta sonu kaçamağını Yalova'nın şirin ilçesi Çınarcık'a doğru gerçekleştirdik. Korona virüsün hayatımıza girdiği günden itibaren hemen hemen 5 ay geçti ve gezginilla 5 aydır evde! Artık bir yerde dayanamayıp hayatın nispeten normalleşmesiyle bir hafta sonu planı olarak Çınarcık gezi rotası oluşturuldu. Çınarcık Yalova'nın en büyük ilçesi. Çınarcık Yalova'ya 17 km uzaklıkta yer alıyor ve özellikle bahar ve yaz aylarında turist akınına uğruyor. Deniz turizminin yanında kaplıcalarıyla ve yaylalarıyla da ilgi çeken bir seyahat noktası kendileri. Çınarcık büyük şehirlere yakın konumuyla, özellikle de İstanbul'a yakınlığıyla oldukça rağbet gören bir ilçe. Çınarcık'ta Yalova plakasından daha çok İstanbul plakasına rastlamanız mümkün. Yani Çınarcık İstanbul'a en yakın kaçış noktası olarak öne çıkan bir tatil yeri konumunda. İstanbul Çınarcık arası sadece 2 saat sürüyormuş ya çok iyi değil mi? Yani mesela hafta içi 1 gün izinli olanlar için bile günübirlik gidip gelinebilecek harika bir kaçış noktası. Ayrıca İstanbul'dan gelenler için de vapur seferleri mevcutmuş. İmkana bak mis gibi. Deniz otobüsü saatleri ve fiyatları için İDO sitesi sizleri bekliyor. Tabii ben yarışmaya Ankara'dan katılıyorum o ayrı. Evet, üşenmeyip sadece hafta sonu tatili için cumartesi sabah gidip Pazar akşam döndüm. Zaten gezginilla'yı takip edenler hafta sonu tatillerine alışkın. Bu gözler hafta sonu gezi kaçamakları için Hatay'ı, Şanlıurfa gezilecek yerler i, Mardin'i gördü yani. Yalova da kimmiş 🙂 Siz de çıkın çıkın gezin arkadaşlar hayat gerçekten çok kısa. Tabii korona virüs tehlikesini de hesaba katarak! - Besler İnegöl Köftecisi - Zeynel İnegöl Köftecisi Biz bu kez sabah 11 sularında İnegöl'de olduğumuz için o saatlerde açık olan Zeynel'i tercih ettik. Ortamı oldukça güzel. Kahvaltı İnegöl köfte ile mi yapılır yeaa demeyin saat 11 olmuş. Çınarcık gezi rehberi yazısına inegöl köfte molası ardından devam edelim. - Yalova il merkezi Çınarcık arası kaç km: 32 km - İstanbul Çınarcık arası kaç km: 110 km - Eskişehir Çınarcık arası kaç km: 230 km - Ankara Çınarcık arası kaç km: 433 km yazık ya 🙁 Evet ne diyorduk.. Çınarcık'a giriş yaptığınızda iddaalı bir tabela sizi karşılıyor: 'Marmara'nın incisine hoş geldiniz' Hoşbulduuk! Otele giriş saatimiz 14:00 olmasına rağmen 12 sularında otelimize giriş yapabiliyoruz. Çınarcık Otelleri konusunda kafanız oldukça rahat olsun. Çınarcık ilçesi zaten küçük bir yerleşim yeri olduğundan turizm anlamında pek bir yatırım yok. Birkaç tane otel ve pansiyondan oluşuyor. Gelmeden birkaç gün önce odanızı rezerve etmenizde fayda var. Çınarcık kalacak yerler anlamında oldukça hesaplı bir tatil bölgesi. Çınarcık'ta uygun ve ekonomik konaklamalar yapabilirsiniz. Pansiyonların fiyatları ortalama 200-250 TL civarında(2020) ve denize sıfır konumundalar. Biz Çınarcık kalacak yer için Grand Koru Otel'i tercih ettik. Bu tercihimizin temel sebebi de hem denize sıfır oluşu hem de otelin kendisine ait plajının olmasıydı. İlginç bir şekilde, konakladığımız otel fotoğraflardan daha iyi çıktı! Hayatımda ilk defa böyle bir şey başıma geliyor. Genelde fotoğraflara hayran kalıp fiyaskolarla karşılaştığımız için! Bu düşüncemi otel personeliyle de paylaştım, dedim şuraya 2 güzel fotoğraf koyun yaahahafdjk. Dikkate alacaklarını söylediler bakalım. Otel oda-kahvaltı şeklinde hizmet veriyor. Ayrıca gün içinde, sahilde yiyip içebileceğiniz geniş bir menüsü de mevcut. Kahvaltısı ve sıcakları fena değildi. Deniz manzarası eşliğinde güzel bir ortamda kahvaltı yapıyorsunuz. Yani manzara kahvaltıyı otomatik olarak güzelleştiriyor. Otelde yaşadığımız iki de sıkıntı oldu. Birincisi rezervasyonumuzu biraz geç ayarladığımızdan deniz manzaralı odalarda yer yoktu. Kaldığımız oda bize biraz küçük geldi. İkinci olarak da ütü istedik ve ütü pantolona yapıştıfkfkdf. Bunlar dışında fiyat/performans olarak tercih edilesi bir otel kendileri. Çınarcık kalacak yerler ve Çınarcık Konaklamaları için de yine bu linkten karşılaştırmalar yapabilirsiniz. Ancak pandemi sonrasında gayet güzel vakit geçirilebilir bir mekan bence. Hakkını da yemeyelim şimdi. Çınarcık'a gitmeden evvel yaptığım araştırmalar esnasında, Instagram'dan baktığım kadarıyla bize pek hitap etmeyen bir beach olduğu kanısına vardım. Daha çok seri köz tayfanın mekanı gibi. Sahilin arkasına büyük bir club alanı yapılmış ve saat 16'dan sonra dj kopartıyor ortalığı ve tıklım tıklım! Corona bunu beğendi. Biz Arkadaş Beach'i seçtik. Sahildeki şezlonglar birbirine oldukça yakındı. Yani sosyal mesafe namına hiçbir önlem alınmamış. Ayrıca ne maske takan var ne de bu durumları sallayan! Arkadaş beach'in güzel izole bir tarafı var ki o da işletmenin üst kısmı. Oraya şezlong ve şemsiye çıkarmışlar ve oldukça aralıklı bırakmışlar şezlongları. İnsan sayısı olarak da oldukça az kişi olunca oraya zıpladık resmen. Hem manzaramız da sahile göre daha iyi oldu. Kuşbakışı Çınarcık sahilini ve hemen karşıda yer alan İstsanbul'u seyrettik. Mekanda fiyatlar nispeten uygun. Güzel vakit geçirdik. Çınarcık denizi temiz mi, nasıl sorusu sanırım herkesin aklına geliyor. Malum Marmara Denizi asla bir Akdeniz değil hatta Ege hiç değil. Çınarcık sahillerinde hayatımda ilk defa bu kadar denizanası gördüm! Yani hemen kıyıda poşet gibi bembeyaz takılıyorlardı. Haliyle denizde çok vakit geçiremedik daha çok şezlong, güneş, d vitamini kısmındaydık işin. Ancak denizanalarını sallamayıp yüzen takılan çok fazla sayıda insan vardı. Neyse ki Çınarcık'taki ikinci günümüzde, kaldığımız otelin sahilinde denizanası yoktu. Pazar gününü mis gibi yüzerek geçirdik. Size tavsiyem şudur, Grand Koru Otel'de kalmasanız bile dışarıdan sahilini kullanabiliyorsunuz. Yani sahil dediğim de iskele üzerine şezlonglar atılmış. Ortam oldukça nezih, personel ilgili. Çınarcık küçük bir ilçe olduğundan çok bir mekan beklemeyin. Zaten internete de yazdığınızda tek tük balık yiyip manzara izleyebileceğiniz mekan çıkıyor. Bizim tercihimiz Karşı İstanbul mekanı oldu. Denize sıfır konumuyla ve meze çeşitliliğiyle oldukça memnun kalarak güzel bir akşam geçirdik. Diğer Çınarcık mekanları alternatiflerine de buradan göz atabilirsiniz. Çınarcık gezi rehberi Çınarcık deniz tatili dışında gezilecek ve görülecek yerler ile devam ediyor. Deniz, kum, güneş, rakı, balık dışında Çınarcık gezilecek yerler nelerdir diye baktığımızda deniz turizminin yanında farklı alternatifler de mevcut. - Erikli Yaylası - Delmece Yaylası - Hasanbaba Piknik Yeri - Bülbül Deresi - Erikli Şelalesi - Su Düşen Şelalesi - BONUS: Yürüyen Köşk Bahsetmeden de geçmeyelim, müthiş bir hikayesi var Yürüyen Köşk'ün. Çınar ağacının dalının kesildiğini gören Mustafa Kemal Atatürk, ağacın dallarının köşkün duvarlarına dayandığını bahçıvandan öğrenir ve duruma el atarak köşkün kaydırılmasını emreder. Böylece köşk yıkılmaktan kurtulur ve çınar ağacı yaşamaya devam eder.. Son olarak Çınarcık'ta Ne Yenir konusu ile Çınarcık Gezi Rehberini bitirelim. Araştırdığım kadarıyla aşırı özel bir yemeği yok Çınarcık'ın veya Yalova'nın. Yani tipik deniz kenarı tatil bölgesi işte. Güzel bir restoranda rakı balık meze sohbet muhabbet. İlla ben et yiyeceğimciler için de yine bir öneri de bulunalım hadi. Biz yemedik ama İrem Köfte Salonundaki köfte bölgede oldukça meşhurmuş. Şimdiden afiyetler olsun. - Burhaniye Gezilecek Yerler - Amasra Gezi Rehberi - İzmir Plajları - Sakarya ve İzmit çevresi gezilecek yerler - Karavan tatili Türkiye'yi karış karış keşfetmeye devam! Koronasız günler diliyorum.."} {"url": "https://gezginilla.com/degisen-tatil-anlayisi-ve-yazlikcil", "text": "Değişen Tatil Anlayışı ve Yazlıkçılık : Yaklaşık 6 yaşımdan beri bir yazlıkçılıktır gidiyor. Üniversiteye kadar hemen hemen her yaz gelinir 2-3 ay kalınır. Kapkara olunup Ankara'ya dönülür. Ankara ahalisine ohaa yine kapkara olmuşsun söyletilir. Aradan yaklaşık 23 -24 sene geçmiş ve ben hala bir şekilde bu yazlıkçılığın içindeyim. Artık gönül rahatlığıyla söyleyebiliyorum çünküü Yazlıkçılık Kazanacak! Üniversite yıllarına kadar muazzam bir çocukluk geçirdik burda. Gece yarılarına kadar saklambaçlar, top oynamalar, sahilde kaynatmalar.. 1 sene boyunca asla görüşmeyip de sadece yaz döneminde, sanki daha dün görüşmüş gibi devam eden arkadaşlıklar.. Cağnım 90's.. Şıpıdık terlikler.. Akşama kadar bir ön balkon, bir arka balkon, güneş batımında teras.. Sonraa efendim üniversiteye geçildi tabi. Hatta üniversite sonuçlarına bile burda internet kafede baktık. Evet o kör dönemsjdjd. Üniversiteden sonra da işlere güçlere girildi. Çocuklar rahata erdikten sonra anne baba inceden buraya yerleşti. Artık senenin 6-7 ayını burda, cennette geçiriyorlar.. Üniversite yıllarında yavaş yavaş ' yazlık ne yeaa' , 'öff bi mekan bile yok adam akıllı', 'huzur evi la burası' söylemleri artmaya başladı bizde, etrafı, piyasayı gördükçe. Ergenlique vibezz. Tabi ünide sürekli Alanyalar, Çeşmeler falan göz açıldı. Sonrasında da full yazlık tatilinden yarı zamanlı yazlığa geçildi. Buraya gelmeden evvel işte bi Antalya'ya, İzmir'e falan uğrayıp, akıp, eğlenip! öyle yazlığa gelmeye başladık. Burdaki tatile tatil demiyorduk. Sürgündü adetadjdkdk Açıkçası artık sevmiyorduk 🙁 Affet beni akşam üstü.."} {"url": "https://gezginilla.com/dogu-ekspresi-tu", "text": "Doğu Ekspresi turu şüphesiz, Türkiye'de yapılması gereken şeyler düşünüldüğünde ilk akla gelen deneyimlerden bir tanesi. Özellikle son birkaç yılda oldukça popüler bir yolculuk haline gelen Doğu Ekspresi turu, Türkiye'de ölmeden önce yapılması gerekenler listesinin ilk sıralarında yer alıyor. Turistik Doğu Ekspresi turunda yaşadığım anları @macitilla kullanıcı adımla Instagram hesabımdan da bol bol paylaştım. Ee yılbaşına rağmen bilet bulmuşum, seyahatimin şovunu da yapayım bi zahmet. Paylaşım yaptıkça da aslında merak edilen birçok soru olduğunu fark ettim. Bu yazıyı da bir nebze olsun sizlere yardımcı olması adına da hazırladım. En çok gelen soru Doğu Ekspresine bilet nasıl buldun oldu. Diğer çok sorulan sorular da ağırlıklı olarak Doğu Ekspresi'ne nasıl bilet alınır? Doğu ekspresi bilet fiyatları nedir? Turistik Doğu Ekspresi ile Doğu Ekspresi farkı nedir, Doğu Ekspresi kaç saat sürüyor vs şeklindeydi. Doğu ekspresi blog yazısında, Kars garından trene bindiğim andan itibaren Ankara'ya kadarki bütün yolculuğumu, deneyimlerimi, nelere dikkat edileceğini, yanınıza mutlaka almanız gerekenleri ve en önemlisi Turistik Doğu Ekspresi turunun ne kadara mal olduğunu, yemek vagonu fiyatlarını, dikkat edilmesi gereken her şeyi anlatacağım. Hazırsak başlayalım! - Turistik Doğu Ekspresi ile Doğu Ekspresinin Farkı"} {"url": "https://gezginilla.com/dogu-karadeniz-tu", "text": "Doğu Karadeniz Turu Türkiye'de ölmeden önce yapılması gerekenler listemde her zaman ilk sıralarda olan bir deneyimdi. Nihayet bu sene hayalini kurduğum bu muazzam coğrafyayı görebildim. Karadeniz o kadar büyülü bir bölge ki, Karadeniz'in doğası, ormanları, yeşilliği, şelaleleri, deniz havası, kendine özgü şahane lezzetleri kendisine resmen hayran bırakıyor. Üstelik Doğu Karadeniz'e doğru gittiğinizde bu güzellikler resmen ikiyle çarpılıyor!"} {"url": "https://gezginilla.com/elmadag-kayak-merke", "text": "Elmadağ Kayak Merkezi Ankaralıların kayak yapabileceği, kızak kayabileceği ve kar üzerinde sucuk ekmek keyfi yapabileceği en yakın kayak merkezi. Ankara şehir merkezine sadece 45 dakikalık bir mesafede bulunan Elmadağ Kayak Merkezi yetişkinlerden çocuklara kadar hemen her yaş grubunu mutlu eden bir kış turizmi noktası. Elmadağ hakkındaki tüm bilgileri detaylıca anlattığım Blog yazıma geçmeden önce Elmadağ Kayak Merkezi videomu mutlaka izlemelisiniz. Kızak alanı, yeme içme yerleri, yolların durumu ve ortam hakkında fikir sahibi olmak açısından alttaki video'yu izlemenizi öneririm. Yalnız, maalesef ki Elmadağ Kayak Merkezinin mevcut durumu biraz içler acısı.. Ankara'nın kayak merkezi Elmadağ, o kadar tesisleş memiş ve yatırım yapılmamış ki, Ankara'da yaşayanların veya doğma büyüme Ankaralıların kayak yapmak, kızak kaymak veya kar üzerinde keyif yapmak gibi aktiviteler asla akla gelmiyor. Elmadağ Kayak Merkezi blog yazısında, Elmadağ nerede, nasıl gidilir, Elmadağ kızak kiralama fiyatları, giriş ücreti kayak takımı fiyatları, konaklama var mı, Elmadağ mekanları nasıl, ne yenip içilir, Elmadağ kayak pisti, kayak dersleri gibi tüm detaylı bilgileri sizlerle paylaşacağım. Alttaki linklere tıklayarak Ankara günlerinizi bir nebze olsun yeşillendirebilir, havanızı değiştirebilirsiniz! - Ankara'da Açık Hava Gezilecek Yerler - Ankara'ya Yakın Gezilecek Yerler - Ankara Karagöl Tabiat Parkı - 30 Ağustos Zafer Parkı - Gazi Parkı Ankara İnternette çok fazla aratılan bir soru. Evet arkadaşlar, Elmadağ Kayak Merkezi AÇIK. Yol açık yola çık da denilebilir. 🙂 Hatta o kadar açık ki öğleden önce bölgeye giriş yapmazsanız upuzuuun bir araç kuyruğu sizleri bekliyor olacak. Ve haliyle zamanlı dönüş yapmazsanız Ankara merkeze dönüşte de uzun bir yolculuk da sizleri bekliyor! Hemen ilk önemli bilgiyi bu başlıkta verelim. Elmadağ Kayak Merkezine gitmek gibi bir düşüncesiniz varsa en ideal saatler sabah 11 ile akşam 3 arasında. Yani 11 de Elmadağ'a giriş yapmış olmanız, dönüşte de 3 gibi falan inceden toplanıp yola düşmeniz gerekiyor. Yoksa tek gidiş gelişli Elmadağ yollarında bol bool trafik beklersiniz. Elmadağ Kayak Merkezi Ankara'nın Elmadağ ilçesinde yer alıyor ve Ankara merkeze 26 kilometre uzaklıkta bulunuyor. Elmadağ Yakup Abdal köyünde yer alıyor. Elmadağ Kayak Merkezine giderken Yakup Abdal Köyünün içinden geçiyorsunuz. Elmadağ kayak merkezi konum olarak Samsun ve Kırıkkale karayolunun üzerinde bulunuyor. Öncelikle buraya ulaşım araçla oldukça kolay. Hemen alttaki konuma tıklayarak yol haritanızı oluşturup toplam yol mesafesini hesaplayabilirsiniz. Elmadağ' en yakın AVM olan Nata Vega Alışveriş Merkezi yanından veya Ikea'nın yanındaki yoldan Elmadağ Kayak Merkezine ulaşabiliyorsunuz Bu kısımda Elmadağ Kayak Merkezi tabelaları da size yardımcı olacaktır. Aracı olmayanlar da EGO'nun 336 numaralı otobüsü ile Yakup Abdal Köyüne gelebilir. Ankara kayak yerlerinden olan Elmadağ Kayak Merkezi'ne alttaki linke tıklayarak konum bilgisine ulaşabilir ve yol tarifi alabilirsiniz. Elmadağ kayak merkezinde kış aylarında kar kalınlığı 40-50 santimetreyi bulabiliyor. Hem Elmadağ hem de Türkiye'nin diğer tüm kayak merkezlerindeki kar kalınlığını bu linkten kontrol edebiliyorsunuz. Tarihe not olması açısından 2022 yılı Şubat ayında Ankara kayak merkezi Elmadağ'da kar kalınlığı 60 cm. Müthiş bir oran. Elmadağ Kayak Merkezi'nde kayak sezonu Aralık sonu ve Ocak ayı civarı başlıyor ve hemen hemen Nisan ayına kadar da sürüyor. Bu süre tabii ki o sene yağan kar oranıyla da oldukça bağlantılı. Mesela 2021 yılında kış sezonu baya kısa sürdü. Ancak 2022'de tüm Türkiye'ye inanılmaz bir kar yağdı! Elmadağ Kayak Merkezinde teleferik grubuna bağlı teleskilerin şu an çalışmadığını belirttim. Fikir vermesi açısından teleskinin geçen seneki fiyatları, - 5 Çıkış Skipass 19 TL. - 10 Çıkış Skipass 36 TL. - 15 Çıkış Skipass 48 TL. - 20 Çıkış Skipass 58 TL şeklindeymiş. Olur da açılırsa bu fiyatlara en az bir %50 koymanız gerekir. Evet, bu kısım çok önemli! Zaten bölgeye ulaşır ulaşmaz göreceksiniz. Hemen her yerde çocuklar, gençler ellerinde kızaklarla bekliyor. Tutturabildiklerine her fiyattan kızak kiralamaya çalışıyorlar. Öncelikle arabanızı park ettiğiniz alandan kesinlikle kızak kiralamıyorsunuz! Çünkü bu kısımda gün boyu kızak ücreti 50 TL'den başlıyor. Elmadağ Kayak Merkezine son bir eğimle çıkış yaptığınız bir alan var. İşe o kısımda kızak pazarlığı yapmaya başlayabilirsiniz. Elmadağ Kayak Merkezinin tam girişinde pazarlıkla tek kızağı 20 TL'ye çözebilirsiniz. Hayat kurtaran bilgilerde bugün! Bu bilgiyi yazarken aklıma Karadağ'ın Orta Çağ şehri Kotor'daki Kotor Kalesine tırmanma anımız geldi. Kotor Gezilecek Yerler yazımda da anlatmıştım. Kotor Kalesine çıkış kişi başı 8 Euro. Ancak sabah 8'den önce bölgeye giderseniz ücretsiz! Çünkü yetkili bey gişeye 8 buçuk gibi geliyor! İşte böyle böyle Gezginilla olunuyor arkadaşlar! 8 Euro veya 20 TL para değil demeden az çok tırtıklayarak belli bir birikim sağlanıyor! Aman ben diyim de, siz ne yapıyorsanız yapındskdk. Ya Elmadağ'dan Kotor'a nasıl geldik 🙂 Neyse devam.. Elmadağ Kayak Merkezi kızak için çok uygun ancak teleskiler çalıştığında veya ben kendim tırmanır kayarım diyenler kayak veya snowboard da tabii ki kayabilir. Kayak ve snowboard kiralarının ücretleri ise gün boyu 75 TL ve 100 TL arasında değişiyor. İlk defa kayak yapmak isteyenler için bölgede kayak eğitmenleri de bulunuyor. Kartalkaya veya Uludağ'a gitmeden Elmadağ'da ucuz yollu birkaç saat eğitim alabilir, pistlere ve kayağa inceden alışmaya başlayabilirsiniz. Kayak eğitim derslerinin fiyatları da ünlü kayak merkezlerine kıyasla oldukça uygun olacaktır. Şimdi geldik en merak edilen kısma. Ankara Elmadağ Kayak Merkezi Fiyatları nasıl? Gelin tüm fiyatlara birlikte bakalım. Elmadağ kayak Merkezine girişler ücretsiz. Otopark için de para alınmıyor. Siz sadece kiralayacağınız kızağınıza, yeme içmenize para ödüyorsunuz. Sucuk ekmek, kar üzerinde yenen en keyifli yiyecek. Burada da sağlı sollu çok sayıda cafe ve küçük işletmeler bulunuyor. Sucuk ekmeğin yanında köfte, tavuk gibi seçenekler de mevcut. Elmadağ kayak merkezinde sucuk ekmek fiyatları ortalama 25 30 TL. Yemeklerin yanında salep, kahve veya çay da içebiliyorsunuz. Onların fiyatları da kola 10 TL, çay 5 TL, salep kahve 10 TL şeklinde. Yıl olmuş 2022 ancak ne bir otopark alanı yapılmış ne de şöyle güzel bir yol.. Belli bir noktaya kadar asvalt üzerinden geliyorsunuz. Ancak Elmadağ Kayak Merkezi tabelasından sonra çamurlu, leş bir toprak yol sizleri bekliyor. Otoparkın çamurlar içindeki halini ve trafik keşmekeşini yukarıdaki Elmadağ VLOG videomdan görebilirsiniz. Kayak Merkezine en yakın konumdaki otopark yaklaşık 20-30 arabalık. Eğer erken saatlerde gitmediyseniz o trafiğe asla arabanızla girmemenizi tavsiye ederim. Tabelayı gördükten sonra arabanızı gördüğünüz ilk yere park edin ve adımlayarak merkeze ulaşın. Neyseki tüm bu rezilliğe otopark ücreti alınmıyor! En azından oradan yırtıyoruz.. Kızak kayabilir, zor da olsa kayak takımlarınızla kayak yapabilir, at binebilirsiniz. At binme fiyatı da 30 TL. Dağın çevresinde ortalama 5 dakika falan sizi gezdiriyorlar. - Ankara'nın tek kayak merkezi ve Ankara'ya en yakın kayak merkezi Elmadağ olduğundan, üstelik Elmadağ'a ulaşımın sadece tek gidiş ve geliş yoluyla yapıldığından haliyle yollarda çok fazla trafik oluyor. Bunun önüne geçebilmek için temel mottonuz \"erken gidip erken dönelim hayatım\" olmalı. En kötü erken dönüp ikea'yı dolaşırsınız. Hatta İkea'da İsveç köftesi yersiniz. Biliyorsunuz İkea bir İsveç markası. Biz kuzey ışıkları turu yaparken uçak gidiş dönüşümüzü İsveç'in başkenti Stockholm'den almıştık. Has İsveç köftesini de burada yemiştik. İşte alın size bedava İsveç köftesi! 🙂 - Bölgedeki en önemli sorun tuvaletler! Düşünebiliyor musunuz, koskoca Elmadağ Kayak Merkezinde sadece 1 tane tuvalet var. Orası da kulübede ve temzilik durumunu az çok tahmin edebiliyorsunuzdur! Ya cidden yazıklar olsun. Mesela paralı yapın da yapın be kardeşim. Bu halk nereye sıfjfkfk. Yani ona göre hazırlıklı gelin 🙂 - Çevrede Hacettepe ve Ankara Üniversitelerinin tesisleri mevcut. Ancak biz gittiğimizde kapalılardı. Gitmeden önce bu yerleri bir araştırabilirsiniz. - Kızakla çok hızlı bir şekilde kayıldığından çevreki insanlara ve kızakla yukarıdan gelenlere çok dikkat etmelisiniz. Yanımızdan sedyeyle birini taşıyorlardı akşama doğru. Aman dikkat! - Kayak merkezine girişte, araba park edilen yerde 7-8 tane üstü kapalı mangal alanı bulunuyor. Erken saatlerde gelirseniz bu yerlerde takılabilir, dağ manzaralı mangalınızı yakabilirsiniz. Biz mangalımızı biraz ilerde kalabalığın olmadığı bir noktada yakmayı tercih ettik. Çünkü öğleden sonra 3-4 gibi orası tam bir KAOS! 🙂 Türkiye'deki kayak merkezlerine ilgiliyseniz ve Ankara'ya yakın kayak merkezleri nelerdir merak ediyorsanız, aşağıdaki blog linklerine tıklayarak kayak merkezleri hakkında tüm bilgilere ulaşabilir, güncel fiyat bilgileri ile bir hafta sonu veya günü birlik kayak turu gerçekleştirebilirsiniz. - Kartalkaya Kayak Merkezi Bolu - Kartepe Kayak Merkezi Kocaeli - Palandöken Kayak Merkezi Erzurum"} {"url": "https://gezginilla.com/erzurum-gezilecek-yerl", "text": "Erzurum gezilecek yerler 1 günde nasıl biter ki sorusu başlığa bakar bakmaz akla gelen ilk soru. Gezginilla bu sorunun cevabını Erzurum gezi rehberi blog yazısında madde madde, sıralı bir şekilde sizlere aktaracak. Erzurum Havalimanında uçaktan indiğiniz andan itibaren Erzurum'u nereden gezmeye başlayacağınızı, Erzurum merkezde nerelerin gezileceğini, Erzurum ne yenir ne içilir sorusunu, en iyi cağ kebabını nerede yiyeceğinizi ve diğer Erzurum yemek yerlerini Erzurum gezisi blog yazısında masaya yatıracağız. Ayrıca 1 günde Erzurum gezisinin toplam maliyetini de yazının sonunda sizlerle paylaşacağım. Hemen her fırsatı değerlendirmek gerek, hayat çok kısaa diyip Erzurum gezilecek yerler nerelerdir, Erzurum'u gezmeye nereden başlanır sorularına cevap vermeye başlayalım. Şimdi hemen altta maddeler halinde sıralı olarak sabahtan akşama kadar nerelere uğrayıp hangi mekanlarda yeme içme işini halledeceğimizi aktaracağım. Sonrasında da başlıklar halinde kısaca bu yerleri açıklayıp adres, fiyat bilgileri gibi ufak detaylardan bahsedeceğim. Bu arada Erzurum gezi rehberi blog yazısında zaten her detayı aktaracağım ancak video halinde Erzurum Gezilecek Yerlere de göz atmak isterseniz alttaki video'dan sıralı halde blog'da anlatacağım tüm bilgilere ulaşabilirsiniz. Erzurum günübirlik turları araştırmak yerine video'daki şekliyle sıralı bir şekilde Erzurum gezinizi 1 günden tamamlayabilirsiniz. Şimdi hazırsanız, Erzurum Havalimanına uçağın ilk tekerinin değdiği andan itibaren neler yapılması gerektiğini anlatmaya başlıyorum. 1- Kemerlerinizi uçak park edene kadar açmayın! asgshs.. Erzurum'a şahane kar manzaraları eşliğinde harika bir uçak yolculuğu ile ulaşıyorsunuz. Erzurum Havalimanından Erzurum merkeze ulaşım konusunu da hemen halledip gezilecek yerlere geçelim. Kafada bir soru işareti kalmasın. Erzurum Havalimanından merkeze ulaşım oldukça kolay, rahat ve ucuz. Erzurum'a inen ve Erzurum'dan kalkan uçak saatlerine gore belediye otobüsleri bu saatlerden 2 saat öncesinde seferler düzenliyor. Erzurum Havalimanı ulaşım linkinden sefer saatlerine ve otobüslerin nereden kalktığına ulaşabilirsiniz. Erzurum Havalimanından şehir merkezine olan yolculuk ortalama 25 30 dakika sürüyor. - Erzurum Havalimanı şehir merkezi taşıma ücreti 10 TL. NOT: Hemen altta, maddeler halinde yazılan Erzurum gezilecek yerler sadece ama sadece yürüyerek tamamlanacak şekilde dizayn edilmiştir. Otobüs veya taksi asla kullanılmamıştır. - Koç Cağ Kebap Aile Salonu - Erzurum Kongre Binası - Bakırcılar Çarşısı - Taşhan Rüstempaşa Bedesteni - Erzurum Kalesi - Çift Minareli Medrese - Emirşeyh Nedim Köftecisi - Üç Kümbetler - Erzurum Evleri - Lalapaşa Camii - Yakutiye Medresesi - Atatürk Evi - Dönerci Hacibaba - MNG Alışveriş ve Yaşam Merkezi - Gelgör Çağ Kebap - Tavşanlı Aile Çay Bahçesi Günübirlik Erzurum gezilecek yerler maddeler halinde bu şekilde. Bu listede olmayıp gezip görülmesi gereken veya Erzurum yemeklerini denemeniz gereken farklı yerler de bulunuyor. Bu noktaları da yine yazının sonunda paylaşacağım. Başta da dediğim gibi, Erzurum gezisi blog yazısı günübirlik vakti olanlar için tasarlandı. Fazla vakti olanlar da bu saydığım yerleri geniş geniş bir hafta sonu tabii ki de gezebilir. Vakit nakittir diyip gezilecek yerlerin detaylarına ve yeme içme fiyat bilgilerine geçelim. Gezilecek yerlerin hemen altında adres/yol tarifi bulunuyor. Bu linklere tıklayarak Google haritalardan yerleri kaydedebilirsiniz. Erzurum 'da cağ kebabı nerede yenir sorusunun ilk cevabı Koç Aile Salonu. Kendileri cağ kebabının mucidi imiş. Yersen 🙂 Hemen altta ufak bir short video'su var. Bakın nasıl kesiyor eti ince incee.. Cağ kebabı gerçekten çok lezzetliydi. Yanında gelen mezeler de oldukça başarılıydı. Cağ kebabı üzerine de Erzurum'un en meşhur tatlısı olan kadayıf dolması geldi. Taze, çıtır çıtır, hafif bir tatlı. Her şey çok güzeldi. 1 şiş 13TL, Kadayıf Dolması 15TL, mezeler ve çay ikram. Erzurum'da gezilecek tarihi yerlerin en tarihi yerlerinden birindeyim.. Anaokulundan üniversite sonuna kadar hatta KPSS'de bile hayatımızın hemen her yerinde olan Erzurum Kongresi Binası Erzurum'da gezilecek yerlerin ilk sırasında yer alıyor. Erzurum Kongresi binasına girer girmez kafada hemen \"manda ve himaye kabul edilemez\" sözleri beliriyor. Burada alınan kararlar o kadar içimize işlemiş. Cumhuriyet tarihi bakımından oldukça önemli bir nokta. Erzurum gezisini tamamen yürüyerek tamamlayacağımızı söylemiştim. Erzurum Kongre Binası Koç Cağ Kebabının hemen çaprazında 2-3 dakikalık bir yürüme mesafesinde yer alıyor. Erzurum Kongre binasından ayrılarak Erzurum şehir merkezine doğru adımlıyorum. Yol üzerinde bakır eşyaların satıldığı, eski dükkanların olduğu çarşıdan geçiyorum. Osmanlı mimarisinin en güzel örneklerinden biri olan Taşhan da Erzurum'da mutlaka görülmesi gereken yerlerden biri. Kanuni Sultan Süleyman'ın sadrazamı olan Rüstem Paşa tarafından 1561 yılında yaptırılmış bedestende yolcuların her çeşit ihtiyacı karşılanıyormuş. Dışarıdan baya büyük gözükse de içi küçük. İçinde sıralı bir şekilde çok sayıda kuyumcu bulunuyor. Biliyorsunuz, Erzurum'un oltu taşı meşhur. Burada oltu taşından yapılan tespihlerden küpelere, kolyelere kadar çok sayıda hediyelik eşya bulabilirsiniz. Bedestenden çıktıktan sonra yine yürüyerek rotayı Erzurum Kalesine çeviriyoruz. Erzurum kalesinin geçmişi 2500 yıl öncesine, Urartulara kadar uzanıyor. Erzurum kalesinden çevredeki tarihi yerlerin çoğunu görebiliyorsunuz. Kalenin içinde bir de saat kulesi bulunuyor. Bu kaleye mutlaka çıkmalısınız. Çok güzel bir Erzurum manzarası sizi bekliyor olacak. Erzurum'da gezilecek yerlerin en ikonik yerlerinden biri Çift Minareli Medrese. Erzurum Kalesi ile hemen hemen yan yana bulunan bu efsane yapı insanı görür görmez gerçekten büyülüyor. Erzurum'un sembollerinden biri haline gelen Çifte minareli Medrese Selçuklular tarafından 13. YY'da yapılmış. İçerisinde sağlı sollu öğretmen ve öğrenci odaları bulunan medresenin içi de dışı kadar etkileyici güzellikte. Burada cağ kebabı yok, bol bol köfte var, diğer kebap seçenekleri var. Köfteleri gerçekten lezzetli. Gelen mezeler de başarılı. Mekanın dekarasyonu ve yapısı da şahane! Köftenin üzerine de pekmezli baklava istemeyi unutmayın. Tarihi Emirşeyh Köftecisinin hemen arkasında da Üç Kümbetler adı verilen tarihi eserler bulunuyor. Üç Kümbetlerin en büyüğünün 12. YY'da Emir Saltuk adına yapıldığı, diğerlerinin de 14. YY'da yapıldığı tahmin ediliyor. Erzurum'da gezilecek en güzel yerlerden biri de Erzurum evleri. Hem bir şeyler yiyip içmek hem de otantik bir ortamda takılıp Instagrama fotoğraf atmak için ideal bir nokta. Üstelik akşam giderseniz canlı müzik de yapılıyor. Canlı müzik ve yanında gelen patates ve meyveler toplam 40 TL tutuyor. Eğer içerde bir şeyler yiyip içmezseniz de gezme ücreti olarak 5 TL alıyorlar. Yorulmadınız değil mi? Bu noktaya kadar benimle devam ettiyseniz toplam bir 15 bin adım civarı atmış olmanız gerekiyor. Umarım biraz da acıkmışsınızdır. Çünkü az sonra Vedat Milor onaylı şahane bir et döner mekanına gideceğiz. Lalapaşa camii'nin özelliği, Osmanlı döneminde Erzurum'da yapılan ilk cami olması. Lala paşa ise Kanuni Sultan Süleyman'ın komutanı ve Kıbrıs Fatihi Lala Mustafa Paşa. Kıbrıs demişken, Gazi Magosa'da da Lala Mustafa Paşa'nın kiliseden çevrilmiş bi Camisi bulunuyor. Kıbrıs gezisi sırasında en sevdiğim yapılardan biri olmuştu. Lala Mustafa Paşa Camiinin hemen ilerisinde Erzurum'un simge yapılarından biri olan Yakutiye Medresesi yer alıyor. Erzurum'da gezilecek yerler arasında Çifte Minareli Medreseden sonra en beğendiğim yapı kesinlikle Yakutiye Medresesi. Yakutiye Medresesi, İlhanlı hükümdarı Sultan Olcayto döneminde Bolugan Hatun ve Gazan Han adına, Hoca Yakut Gazani tarafından 1310 yılında yaptırılmış. Gerçekten çok gösterişli bir yapı. Yakutiye Medresesesinin içinde küçük odacıklarda kadın erkek eşyaları, silahlar ve öğrenci odaları bulunuyor. - Yakutiye Medresesine girişlerde Müze Kart geçerli. - Müze kartı olmayanlar için ise Yakutiye Medresesine giriş ücreti 12,5 TL. Erzurum gezisinde mutlaka uğranması gereken yerlerden biri de Atatürk evi. Buranın aşırı tarihi bir önemi var. Atatürk'ün yakın arkadaşı ve silah arkadaşı olan Kazım Karabekir Paşa'ya Cumhuriyeti ilan edeceğini ilk söylediği yer bu ev. - Atatürk evine girişler ücretsiz. Sanıyorum tekrardan acıktık. 🙂 Şimdi Vedat Milor onaylı bir et döner yiyeceğiz. Tek sıkıntı, Erzurum'a göre fiyatlar bir tık pahalı. Hatta sipariş verirseniz 1 kg et döneri 500 TL'ye getiriyorlarmış. MNG AVM'de kahve ve instagram molasının ardından artık otelime doğru yavaş yavaş adımlamanın vakti geldi.. Vakti hala gelmemiş, sorry 🙂 İstasyon Caddesinden yukarı doğru adımlarken Erzurum'un en meşhur cağ kebapçılarından biri olan Gelgör Kebapta da bir cağ gömülür diyerek içeriye dalıyorum. Mekan oldukça şık. Cağ kebabın şişi birden 13 TL'den 20 TL'ye çıktı burada. Başıma bir iş gelmeyecekse sabah Koç Cağ Kebabındaki 13 TL'lik olanı ben daha çok beğendim. Ve son olarak yol üstü rastladığım bir mekandan bahsedip günübirlik Erzurum gezisinde gidilmesi gereken yerleri noktalayacağım. Tavşanlı aile cay bahçesinde ayrı ayrı 8-10 kişilik, sobalı, masalı küçük evler yapmışlar. Oldukça hoşuma gitti. Erzurum halkı tüm evleri doldurmuştu. Erzurum 1 günde nasıl gezilir sorusunun cevabı bu şekilde. Çok daha fazla vakti olanlar, altta belirteceğim gezilecek yerleri ve Erzurum yemek yerlerini Erzurum gezi rotasına ekleyebilir. Benim 1 günlük Erzurum gezisi listemde Erzurum'un doğal güzelliklerine pek yer kalmadı. Bu tarz yerler biliyorsunuz ki merkeze bir tık uzak. Ayrıca altınızda arabanız da olması gerek. Alttaki listeden bu yerlere ulaşabilirsiniz. - Aziziye Tabyası - Nene Hatun Tarihi Milli Parkı - Erzurum Gökkuşağı Tepeleri - Yedigöller - Tortum Gölü Seyir Alanı - Narman Peribacaları Sosyal Tesisi - Tarihi Köprü - Palandöken Kayak Merkezi - Çorbacı Sulfettin Usta - Üçler Kebap Salonu - Muammer Usta Cağ Kebap ve Kadayıf Dolması - Atlama Kulesi Teras Kafe Erzurum'da uygun bütçeli nerede kalınır merak ediyorsanız bu linke tıklayarak otellerin merkeze uzaklığına göre veya düşük fiyattan yükseğe şeklinde Erzurum otel önerilerine göz atabilirsiniz. 1 günde de gezilir, 2 günde de 🙂 Böyle kalıplara sığmadan, mümkün mertebe 1 gününüzü ayırdığınızda Erzurum'un çoğu yerini benim yaptığım gibi gezebilirsiniz. Bir hafta sonunuzu ayırabilirseniz ise tadından yenmez! Erzurum'u benim gezdiğim şekliyle sabahta akşama kadar 1 günde gezmenin bedeli ortalama 350 TL. Bu tutarın içinde yemek, içecek, tatlı ve kahve ücretleri bulunuyor. Fiyat performans olarak Erzurum'un nispeten ucuz bir şehir olduğunu söyleyebiliriz. Erzurum'da ne yenir, Erzurum yemekleri nelerdir, Erzurum en iyi Restaurant, Erzurum'da cağ kebabı nerede yenir ve Vedat Milor onaylı Erzurum lezzetlerini, yemek fiyatlarını ayrı bir blog yazısı olarak detaylıca alttaki linkte aktardım. Birazcık kilo alıp şehri adımlarken bu kiloların hepsini geri vereceğiz söz! Palandöken Kayak Merkezine bir paragraf açmak istiyorum. Çünkü olaylar olaylar. 🙂 Yazının başında da belirttiğim gibi, Erzurum'u 1 güne sığdıracak şekilde gezmemin sebebi Palandöken Kayak Merkezinde Dedeman Otelde 3 gece konaklayarak kayak tatili yapmaktı. Bu sebeple de otele girişten 1 gün önce Erzurum'a gelip şehri keşfetmiştim. Palandöken'de harika bir kayak tatili geçirirken 2. gün snowboard yaparken sen düş, kolunu kır. Evet tertemiz sol dirseğimi kırmışım. Hastane köşelerinde, bu sürecimi anlatan 2 farklı blog yazısı da kaleme almıştım. Kol kırığı nasıl olur, neler yaşanır, bir gezgin neler hisseder gibi birçok şeyin yer aldığı yazılarıma göz atmak isterseniz alttaki linklere tıklayabilirsiniz. Palandöken Kayak Merkezine dair tüm detaylı bilgileri, pist durumlarını, skipass fiyatlarını da Kartepe Kayak Merkezi ve Kartalkaya Kayak Merkezi blog yazılarımda olduğu gibi ayrıntılı bir şekilde blog'da paylaştım. Alttaki linke tıklayarak gerekli tüm bilgilere ulaşabilirsiniz. Bu arada 1 günde Erzurum gezisi blog yazım, Doğu Ekspresi turu yapacaklar için de oldukça faydalı olabilir. Eğer Turistik Doğu Ekspresi treni ile Ankara'dan Kars'a gidecekseniz Erzurum'da 3 saat kadar bir mola vereceksiniz. Bu mola süresinde yukarıda saydığım birçok yeri görebilirsiniz. Eğer Doğu Ekspresi turunu hala yapmadıysanız ve Turistik Doğu Ekspresi ile ilgili kafanıza takılan sorular varsa hemen her detayı anlattığım doğu ekspresi blog yazıma da göz atmanızı kesinlikle tavsiye ederim. Kars'tan Ankara'ya uzanan Doğu Ekspresinde yılbaşını kutladık. 2021'den 2022'ye turistik doğu Ekspresinin yemek vagonunda 10'dan geriye saymak da ayrı güzel bir deneyimdi bizim için. Turistik doğu ekspresi manzaralarına, yataklı vagon bilgilerine, yemek fiyatlarına ve yılbaşı görüntülerine de doğu ekspresi videosundan ulaşabilirsiniz. Erzurum gezilecek yerler blog yazısına Erzurum yemek fiyatları ve Palandöken Kayak Merkezi blog yazıları ile devam edeceğim. En kısa sürede Erzurum'u ziyaret etmelisiniz!"} {"url": "https://gezginilla.com/erzurum-yemekle", "text": "Bu arada, Erzurum yemekleri blog yazısı dışında Erzurum'da gezilip görülmesi gereken yerleri anlattığım bir blog yazım daha bulunuyor. 1 günlük vaktimde Erzurum'da gezilecek yerlerin çoğunu gezdim ve sıralı halde, gezmeye nereden ve nasıl başlanacağını kısa bilgilerle anlattım. Günübirlik Erzurum Gezi Rehberi için alttaki linke tıklayın. Beni okumayla uğraştırma, şöyle yattığımız yerden Erzurum görüntülerini ve yemeklerini izleyebileceğimiz bir video yok mu diyenleri de Erzurum Vlog linkine alabiliriz. - Erzurum konaklama önerileri için linke tıklayabilirsiniz. Erzurum'a asıl geliş sebebim Palandöken'de kayak yapmak olduğundan Erzurum'daki günlerimin çoğunu burada geçirdim. Haliyle de kapsamlı bir Palandöken kayak blog yazısı oluşturdum. Göz atmak için linke tıklayabilirsiniz. Bu arada hemen şu duruma da açıklık getireyim. Hemen her yemek blog yazımda gitmiş olduğum restoranlara eleştiri geliyor. Efendim orada kebap mı yenirmiş, şuraya neden gitmedimmiş gibi bir sürü şey duyuyorum. Ben hafta içi çalışıp sadece hafta sonları veya yıllık izinlerimde gezebilen part time bir Gezgin olduğumdan şehirlerdeki her lezzeti, yemeği veya tatlıyı deneyimleme şansım maalesef yok. Bundan dolayı da 1-2 günlük seyahatlerimde en çok beğenilen nokta atışı yerlerde yemek yemeye çalışıyorum. Araya da oralı olan bir arkadaşımdan local, kimsenin bilmediği bir tavsiye gelirse onu araya sıkıştırıyorum. Keşke çok vaktim olsa da tüm yemek mekanlarındaki lezzetleri tadabilsem! İnş cnm yhaa diyip Erzurum lezzetlerini anlatmaya başlıyorum. Erzurum Havalimanından iner inmez soluğu direkt Koç Cağ Kebabı Aile Salonunda aldım. Kendileri King of The Cağ Kebabı imiş. Sabah 10 sularında mekana geldiğimden cağ kebabı bulabilir miyim diye biraz endişeliydim ancak mekanda zaten 3-4 masa kebapları hüpletiyordu. Cağ kebabın şu güzelliğine bakar mısınız! Garsonlar ne yersiniz falan demeden önce mezeleri sonra da 1 şiş cağ kebabını direkt masama getirdi. İkinci şişi de gömdükten sonra daha 3 farklı restorana gideceğim aklıma geldi ve 3. şiş masaya geldiğinde çok üzülerek reddetmek zorunda kaldım.. 2 şişin üzerine de Erzurum'un en meşhur tatlısı olan kadayıf dolması sipariş ettim. Kadayıf dolmasını çok beğendim. Bir tatlıda aradığım tüm özellikler kadayıf dolmasında birleşmiş gibiydi. Hafif, iç malzemesi bol, çıtır ve lezzetli. Aslında bu tanım başka şeyler için de geçerlidjjdd neyse.. Kadayıf dolmasını da yedikten sonra kahvaltımı sonlandırdım. - 1 şiş cağ kebap 13 TL - Kadayıf Dolması 15 TL Cağ kebabı fiyatı ve kadayıf dolması fiyatı bana oldukça makul geldi. Ankara'da bir tavuk dönerin 25 30 TL bandında olduğunu düşünürsek löp bir etin bu fiyatı oldukça cazip. Ayrıca Koç Cağ Kebabın yeri Erzurum Kongresi Binasına da çok yakın. Aklınızda olsun. Koç cağ kebap salonundan sonra ikinci Erzurum restoranına yer açabilmek için Erzurum'da gezilecek yerleri yürüyerek dolaşarak midemi rahatlattım ve soluğu Çift Minareli Medresenin yanındaki Emirşeyh Nedim Köftecisinde aldım. Erzurum yemekleri turunda ikinci durağımız, köftesiyle ve tavanıyla oldukça meşhur olan Tarihi Emirşeyh Nedim Köftecisi. 1950 senesinde Nedim Usta bu köfteleri seyyar araba ile yapıyormuş. Yıllar geçtikçe köfte lezzeti Nedim Ustayı buralara kadar getirmiş. Çok da güzel olmuş. Emirşeyh Nedim Usta'nın menüsünde köfte dışında da hemen hemen tüm kebap çeşitleri bulunuyor. Ben tabii ki şiş köfte tercih ettim. Köfte gerçekten de çok lezzetliydi. Gelen mezelerle birlikte keyifli bir yemek yedim. Üstelik oturduğum masanın manzarası da Kümbetleri görüyordu. - Şiş köfte 35 TL - Pekmezli baklava 15 TL - Su 2 TL Köfte deneyiminden sonra bir diğer Erzurum lezzeti için Erzurum sokaklarını adımlamaya ve Erzurum'un tarihi yerlerini gezmeye devam ediyorum. 2-3 saatlik bir gezintinin ardından şimdiki durağımız ise Vedat Milor tavsiyesiyle Hacıbaba Döner. Erzurum yemekleri araştırıldığında karşınıza Vedat Milor onaylı bir et döner restoranı çıkıyor. 1964 yılında başlayan lezzet yolculuğu şimdilere kadar ulaşmış. Et dönerin yanında gelen lavaş da anında orada yapılıyor. Sıcacık servis ediliyor. Erzurum Vedat Milor olarak araştırma yapıldığında görüleceği gibi, et döner yapılışı Milor reyiz tarafından detaylıca anlatılmış. Tatlı olarak kadayıf dolması yerine direkt kadayıf sipariş ettim. Çay ile efsane gitti. - Et döner porsiyon 100 gr 40 TL - Tepsi kadayıf 18 TL - Ayran 7 TL Bu arada Hacı Baba Döner Türkiye'nin her noktasına sipariş gönderiyormuş. Buradan kg fiyatlarına göz atabilirsiniz. Karnım gün içinde üçüncü kez doydu. Eee bizde böyle. Hayat kısa, tatilimiz az.. Ekmeksiz, lavaşsız löp löp her yerde azar azar Erzurum lezzetlerini tadacağız. Şimdi yine Erzurum sokaklarında adımlamaya devam ediyoruz. Yine birkaç görülmesi gereken yerden ve kahve molasından sonra günübirlik Erzurum gezisinin kapanışını bir diğer meşhur cağ kebabı restoranlarından biri olan Gelgör Kebap ile yapıyoruz. Erzurum'un en meşhur cağ kebapçılarından biri olan Gel Gör Kebap 1982 yılından beri faaliyette olan bir işletme. Erzurum'un en işlek caddelerinden biri olan Terminal Caddesinde yer alan Gelgör Kebap, Erzurum'un bir diğer ünlü cağ kebapçısı ve kadayıfçısı Muammer Usta ile yanyanalar. Gel Gör Kebap diğer kebapçılara kıyasla oldukça şık bir işletme. Zaten yemek fiyatlarından da bu farkı hemen anlıyorsunuz. Tertemiz, ferah, konforlu bir kebapçı. Masaya oturur oturmaz mezeler hemen getiriliyor. Servis çok hızlı. Çok meşhur bir Erzurum kebapçısı olduğundan burada da kadayıf dolmasının tadına bakmak istedim. Kadayıf dolması konusunda lezzet olarak her yer birbirine yakın. Denediğim tüm tatlılar çok iyiydi. Ancak Erzurum Havalimanında aldığım paket kadayıf dolması hariç! Gelelim fiyatlara.. - 1 Şiş Cağ Kebap 20 TL - 1 kg kadayıf dolması 70 TL Yılbaşına Doğu Ekspresi yemek vagonunda girmiş gir Gezginilla olarak trene cağ kebabı siparişi durumlarına da değinmem gerek. Doğu Ekspresi trenine çağ kebap söylemek isteyenler Gelgör Cağ Kebap'tan bu linkten sipariş verebilir. Doğu ekspresi turu ile gelenler için de farklı menüler oluşturmuşlar. Doğu Ekspresi Erzurum cağ kebabı siparişi için Gel Gör Kebap güzel bir tercih. - Adres: Kazımkarabekir Mah, Terminal Cad. D:No: 39, 25240 Yakutiye/Erzurum - Telefon: (0442) 233 62 82 - Website:https://www. kadayifcimuammerusta. com. tr/ - Adres: Hacı Salih Efendi, 12 Mart Cad No:25, 25070 Palandöken/Erzurum - Website: ucleriskender. com. tr - Telefon: (0442) 315 64 65 - Adres: Kurtuluş Mahallesi 6. Demirciler Sokak No:12 Halkbankası Arkası Yakutiye, 25200 Merkez - Telefon: (0442) 242 23 57 - Adres: İbrahim Paşa Mh., Yüzbaşı Reşit Bey Sokak, 25200 Yakutiye/Erzurum - Telefon: (0442) 213 83 72 - NOT: Her akşam canlı müzik de yapılıyor. - Adres: Suyatağı, 25430 Tortum/Erzurum - Telefon: (0442) 772 23 70 - Adres: Ayazpaşa, İzzet Paşa Cad. No:2, 25100 Yakutiye/Erzurum - Telefon: (0442) 233 25 55 - Adres: Rabia Ana, Kevelciler Cd., 25030 Yakutiye/Erzurum - Aşotu Çorbası - Soğuk Ayran Aşı Çorbası - Kesme Aşı - Erzurum Ketesi - Su Böreği - Hingel Mantı - Tatar Böreği - Şalgam Dolması - Lor Dolması - Kelecoş - Lalanga - Kadayıf Dolması - Cağ Kebabı"} {"url": "https://gezginilla.com/eskisehir-gezilecek-yerl", "text": "Eskişehir gezilecek yerler için neredeyse bir 29 sene beklemem gerekti. Şimdi size senelerce beklemeyip neden bir an önce Eskişehir gezisi yapmanız gerektiğinden bahsedeceğim. Ufak bir spoiler verebilirim size yazının hemen başında."} {"url": "https://gezginilla.com/evde-yapilabilecek-seyl", "text": "Evde Yapılabilecek Şeyler sizce neler? Evde eğlenceli neler yapılır? Hangi netflix dizisini izlemeliyim, youtube tavsiye kanallar nelerdir, podcast tavsiyeleri ve kitap önerileri gibi başlıklarla sokağa çıkmanın yasak olduğu hafta sonu günlerinde ve akşam 9'dan sonraki zamanda evde neler yapabiliriz bu konuda bir blog yazısı yazmak istedim. Korona virüs sebebiyle evlerimize hapsolduğumuz günlerde vaktimizi nasıl geçirdiğimiz de oldukça önemli bir hal aldı. Şunun şurasında ne kadar ömrümüz kaldı ki değil mi ama? Hep bu şekilli bir yazı hazırlamak istiyordum karantina günlerine kısmetmiş. Bu duygularla evde yapılacak şeyler konulu ikinci karantina yazım da nihayet bitti. Herkes sevdiği netflix dizilerini, filmlerini, youtuberları, podcast yayıncılarını söylese fena mı olur. Hepimiz faydalanalım işte. Olmaz hep bana hep bana! Yazımı okuyan 8 kişi bile benim için oldukça değerli. Zaten bir önceki yazıda biraz bahsetmiştim. Tıklanma veya okunma sayıları ile pek işim yok, kendime yazıyorum falan diye. Zaten başarı kendiliğinden gelgjfdgdf. Alt tarafı bir blog arkadaşlar pek de bir anlam yüklememek lazım değil mi ama? Evet, karantina günlerinde evde hangi aktiviteler yapılabilir ile devam edelim biz. Aslında her zaman aklımdaydı. Boş zamanlarda yapılacaklar şeyler, hangi aktiviteler evde yapılır, kişisel gelişim için takip edilesi mecralar, kitap tavsiyeleri, izlediğim netflix dizileri, faydalı belgeseller, evde eğlenceli neler yapılır gibi tavsiyelerde bulunacağım bir yazı oluşturmak istiyordum. Karantina günlerine kısmetmiş. Karantinada yapılacak aktivitelere youtube tavsiye kanallar ile başlayalım. Evde yapılabilecek şeyler de başı çeken aktivite bence geniş konu ağıyla, çeşitliliğiyle, seyahat kanallarıyla oturduğumuz yerden gezdirmesiyle kesinlikle youtube. - Gezginilla Travel Vlogger 🙂 - Rotasız Seyyah - Emre Durmuş - Birhayalinpeşinde - Coşkun Aral Anlatıyor - Basak Kablan - 140journos - Ruhi Çenet - Sunay Akın - Oğuz Benlioğlu - Beyhan Budak - BBC News - Peter McKinnon - Rüstem Temriyev - Kamusal Mizah - Babala TV - Evrim Ağacı - Açık Beyin - Murat Muratoğlu - Ağırsağlam - Atilla Yeşilada - Emre Alkin - Cüneyt Özdemir - Hakan Akben - Barış Özcan - M. Serdar Kuzuloğlu Şimdi birkaç cümle ile youtuber'lardan bahsedelim, biraz fikir sahibi olalım. Ayrıca göz atmak isterseniz, listenin üzerindeki kişilere tıklayarak youtube kanallarına ulaşabilirsiniz. Youtube denilince akla gelen ilk isim tabii ki gezginilla 😀 Alla alla ne varmış ya gelemez mi? Arkadaşlar gezginilla bey gezdiği yerleri yazmakla kalmıyor, uygun bütçelerle nasıl gezilebildiğini, ucuza kaldığı konaklamaları da bir bir anlatıyor. Travel Vlogger'lardan konu açıldıysa en beğendiğim youtuber gezginlerin başında geliyor Emre Durmuş. Kendisi aşırı düşük bütçelerle dünya turuna çıktı ve sonrasında milyon takipçilere ulaştı. Çok da güzel geziyor, tavsiye edilir. Son dönemde güzel içeriklerin paylaşıldığı bir diğer gezgin kanalı olan bir hayalin peşinde, Karantina günlerinde gezmek isteyenler için takip edilesi seyahat kanallarından bir tanesi. Türkiye belgeselcilik tarihinin en önemli isimlerinden olan Coşkun Aral'ın kanalı da takibe değer youtube kanallarından biri. Dünyanın bambaşka coğrafyalarından, astronomiden gastronomiye, savaştan barışa, çok ilginç ve oldukça ilgi çekici şeyler anlatıyor kanalında. Takip ettiğim gezi youtube kanalları bu kadar. Gelelim diğer kanallara, Kendileri dobra bir kişilik. Çoğu kişinin konuşamadığı konuları bam bam anlatmasıyla yürüdü gitti youtube'da. Konulara bakış açısı oldukça farklı, dikkat çekici derecede izletiyor. Ayrıca dizi, film, kitap tavsiyelerinde de bulunuyor. Tarzı biraz farklı fakat takip edilesi bence. Bu aralar pek video paylaşmasalar da efsane içerikleri olan çok beğendiğim bir kanal. Çekim kaliteleri, ilgili kişilerle yapılan söyleşiler ve video editleri oldukça başarılı. Atarlı kardeşimiz Ruhi Çenet de fena içerikler çekmiyor değil. Çok aşırı sıkıldığınızda illa ki ilginizi çekecek bir videosuna kanalında rastlayabilirsiniz. Anlatmaya gerek yok görüyorsunuz. Kitapları, anlatımları, oluşturduğu içerikler 10 numara 5 yıldız. Acil abone olunmalı. Evinizin psikologu. Klinik Psikolog olan Beyhan Budak kanalında hayata, ilişkilere ve psikolojiye dair videolar paylaşıyor. Herhangi bir videosunun başlığı kesinlikle ilginizi çekecektir. Özellikle karantina günlerinde izlenmesi gereken bir kanal. Özellikle ruh hastası arkadaşlara tavsiye ediyorum. Oğuz Benlioğlu, Mikro İfadeler Youtube kanalında, Beden Dili, Yalan Yakalama, Mimikler, Karakter Analizi, Etkili Konuşma, Müzakere Becerileri ve Manipülasyon Teknikleri konularında videolar paylaşıyor. Takip edilmesi gereken faydalı bir kanal. Ortamlarda iş yapacak cinsten bilgiler var. Dünya gündemine dair anlık bilgi sağlayan BBC'nin youtube kanalı, ingilizce pratik açısından da oldukça faydalı. YDS gibi sınavlara çalışan arkadaşlara özellikle tavsiye ederim. Cümle yapıları hemen hemen sınav dilinde oluyor. Ayrıca telefonlara da uygulaması indirilerek reading ve listening için oldukça faydalı. BBC demişken belgesel kanalından da bahsetmemek olmaz. Çok keyifli videolar var kanalda. Hayvanlar alemini çok güzel yansıtıyorlar. Fotoğrafçılık ve sinema ile ilgili harika içerikler üretiyor ve oldukça eğlenceli. Ayrıca ara sıra vloglar da çekiyor ve mükemmel görüntüler sunuyor. Aşırı iyi kaliteli bir kanal. Yine ingilizce ile sıkıntısı olan kişiler kesinlikle takip etmeli bu kanalı. Konuları işleyiş tarzı çok iyi, konuşması da çok başarılı. Zaten bilmeyeniniz yoktur ama anmadan geçmeyelim kralları. Onlar yokken Batesmotelpro vardı.. Oğuzhan Uğur'un eğlenceli kanalı. Pinç ve Yeraltından Notlar favorilerim. Harika bir bilim sitesi. Corona virüs ile ilgili yaptığı paylaşımlar başta olmak üzere çoğu konuda bilimsel açıklamalar sunan aşırı faydalı bir youtube kanalı. Her mecradan takip ediyorum kendilerini. Güzel kafa açıyorlar. Evde g. t göbek olduk biraz sıkılaşalım yaa diyen vitaminsizleri de hemen ağırsağlam kanalına alalım. Beslenmeden fitness'a çoğu konuda güzel içerikleri var. Ekonomisiz olmaz. Malum yurt dışı gezilerimiz de çoğunlukta, euro dolar biriktirmemiz lazım. Hem Türkiye hem de Dünya gündemini çok iyi aktarıyor adaşım. Şahane yorumlarıyla ekonomi alanında özellikle de birikim yapmak adına şahane videoları var. Sanırım youtube'da en farklı tarzda ekonomi anlatan kişi. Kurguları o kadar iyi ki gözlerinizi ayırmadan izletiyor çektiği videoları. Çatır çatır anlatıyo ekonomi hakkındaki yorumlarını. Takibe değer. Kendisini kitaplarıyla tanıdığım Sinan Canan hocamın aşırı kafa açan kanalını takip edin acil. Yine anlatmaya gerek yok bir abimiz. Korona virüs günlerinde karantina gecelerimize hergün yapmış olduğu canlı yayınlarla dünyadan ve Türkiye'den haberlerle oldukça faydalı şeyler anlatan güzel bir kanalı var. Biraz da girişimcilik kanalı diyip Hakan Akben abimizi de listeye alalım. Yönelttiği sorularla, konuklarıyla, kitap tavsiyeleriyle takip edilesi bir abimiz. Geldik krallara. Bunlardan birincisi sanat, bilim ve teknolojiyi ağzından düşürmeyen Barış Özcan. Her Pazar sabahı videolarına öyle bir alıştırdı ki izlemeden edilmiyor resmen. Kesinlikle takip edilmeli. Yazının ilerleyen kısmında kendisinin blogundan bahsedecektim lakin son dönemde youtube'a yüklediği vidyolarla bu listeye girmeye hak kazandı S. Kuzuloğlu 🙂 İkinci youtube kralım da kendileri. Evde yapılabilecek şeyler konusunda bu boş vaktinizde Serdar Kuzuloğlu'nun youtube kanalını, blogunu, eski programlarını kısaca her içeriğini tüketmenizi şiddetle öneririm! Aşırı yoğun olduğundan youtube'a içerik üretmiyordu Kuzuloğlu, lakin karantina günlerinde evlere kapandığımızdan harika içerikler yükleyerek bizleri mest etti. Zihnimin kıvrımları serisi acilen izlenmeli! Artık başlığı açmışken Serdar Kuzuloğlu'nun bloguna da değinelim. Yani öyle bir blogu var ki ben baştan sona tüm yazılarını okudum. Her bir yazısı titizlikle hazırlanmış ve yazının içindeki linkler insanı bilgi bombardımanına tutuyor resmen. Şu an ki düşünce yapımın oluşmasında oldukça etkilendiğim bir kişi kendileri. Youtube, blog, twitter, instagram her yerden takipteyim! 🙂 Şu karantina günlerinde açın blogunu baştan okuyun, muazzam gerçekten.. Düşünmeye 2 dakikadan fazla zaman ayıranlar için hiçbir şey açık ve net değildir. Eski hali güzel olan tek şey cildinizdir. İzlenmesi gereken youtube tavsiye kanallar şimdilik bu kadar. Bu blog yazısını güncel tutmayı hedefliyorum. Unuttuklarımı, sonradan keşfettiklerimi yine bu yazıya eklemeyi düşünüyorum. Karantina günleri bittiğinde de başlığın ismini değiştirip yazının ekmeğini yemeye devam ederim, nasıl ama? 😀 Evet gelelim bir diğer efsane seri olan dinlenmesi gereken podcast yayınlarına. Evde Yapılabilecek En İyi Şeyler podcast yayınları ile devam ediyor, Evde yapılabilecek şeyler kategorisinde dinleyici kitlesi gittikçe artan podcast yayınlarına geldi sıra. - İnanç Ayar - Nilay Örnek - Ted Talks Daily - Fularsız Entellik - Yoldayız Geliyor musun - Mirgün Cabas - İbrahim Selim - Radyo Tiyatrosu TRT - Finansal Özgürlük Üzerilerine tıklayarak podcast yayınlarına bir göz atabilirsiniz. - İnanç Ayar Beni podcast'lere alıştıran kişi İnanç Ayar. Eminim çoğunuz tanımıyordur. Kendisi birçok alanda kendisini geliştiren ve oldukça donanımlı bir abimiz. O kadar güzel tavsiyelerde bulunuyor ki, bir şey yapmadan boşbeleş internette takılamıyorsunuz kendilerini dinledikten sonra. Karantina günleri öncesinde işe gidip gelirken yolda resmen sömürdüm podcast yayınlarını ve yaklaşık 180 bölümü 1-2 aylık sürede bitirdim. Ayrıca kendileri youtube kanalını açmama da vesile olmuştur. Buradan selam olsun krala.. - Nilay Örnek Yine podcast'lere alıştıran efsane bir isim daha. Nasıl Olunur? adlı podcast kanalıyla sektörün önde gelen isimleriyle yaptığı sohbetler harika gerçekten. Acil takip edilmeli. Ayrıca podcast yayınları sonrasında Nilay Örnek'in kitaplarına da dadandım. Kenidis ne düşünüyorsak ifade etmiş kitaplarında. Ayrıca blog yazıları da çok başarılı. Yine işe gidip gelirken 10-15 dakikalık ingilizce konuşmaları dinlediğim aşırı verimli bir kanal. İngilizcesini geliştirmek isteyenlerin kaçırmaması gereken bir podcast kanalı. Podcast dışında websitesinden de Türkçe altyazılı olarak efsane konuşmaları dinleyebilirsiniz. Çok sağlam analizleriyle, gözlemleriyle dinlenesi bir podcast yayını var. Ayrıca son dönemde Serdar Kuzuloğlu ile yaptığı korona virüs serisini kesinlikle dinlemeniz gerekiyor. Daha çok kadınlara hitap etmesine rağmen birkaç podcastini beğendim. Her şey çok iyi her şey çok güzel, mutlu olmak zorunda değiliz tadında podcastleri var. Özellikle kadınların ilgisini çekebilir. Gazeteci abimizi tanımayanınız yoktur sanırım. Podcastleri inanılmaz derecede bilgilendirici ve kafa açıcı. Başlıkta paylaştığım 3 podcast serisini de düzenli olarak dinliyorum. Özellikle ilk sayfası adlı programda kitapların ilk sayfaları okunuyor ve yazar kitabın her yönden hikayesini anlatıyor. Çok iyi bence. Bulunduğu her ortamın havasını değiştiren, enerji katan İbrahim Selim'in podcast serisi de oldukça eğlenceli. Toplu taşımada bakışları üzerinize çekeceksiniz kahkalarınızla 🙂 Tamam hadi arabanızda da. Özellikle dijital aşk bölümlerini ben çok beğendim. Köklü TRT Arşivinin sunulduğu ve Zeki Alasya, Tuncel Kurtiz, Kenan Işık ve daha birçok eşsiz sanatçının rol aldığı keyifli bir yolculuk sizleri bekliyor. Eskiye özlem duyanlara duyurulur. Özellikle ekonomi alanında bir şeyler dinleyeyim biraz da para biriktireyim hatta borsada çok para var diyorlar yaa ucundan biz de bulaşalım diyenler için faydalı bir podcast kanalı. Ayrıca 2021 yılında gezginilla da podcast dünyasına girmek için kolları sıvıyor 🙂 2021 yılı içerisinde blog içeriklerimi podcast olarak seslendirmek istiyorum. Bunun için nasıl podcast yapılır araştırmalarına şimdiden başladım! Evde Yapılabilecek En İyi Şeyler blog yazısında son bölümde netflix tavsiyeleri yer alıyor. Gelelim netflix tavsiyelerine. Evet bir ben kalmıştım netflix önerileri vermeyen. Napayım ya netflix önerisi vermeyen bloggerları dövüyorlarmışjfjdkfd. Hem gezginilla ne izliyor eminim halk merak ediyordur ahahha. Evet acaba hangisiyle başlasam. Karar verdim sanırım.. E en sevdiğimden başlayacağım heralde hayret bir şey! Evde yapılabilecek şeyler konusunda olmazsa olmaz netflix dizileri ve belgeselleri var! - Breaking Bad - La Casa De Papel - Stranger Things - Social Dilemma - Dark - Unorthodox - Narcos - Narcos Mexico - Marco Polo - Sex Education - Formula 1 Drive to Survive - Explained - Cinayet Süsü - Messiah - The Last Dance - The Playbook - Küba'nın Özgürlük Hikayesi - 2. Dünya Savaşının En Önemli Olayları - Rise of Empires: OTTOMAN - Roman Empire - Gezegenimiz - Wilde Wilde Country - Minimalism (1 sene boyunca kullanmadığınız şey size ait değildir!) - Minimalism Less is Now - Rick and Morty - Headspace - Final Table (10 bölümde Dünyanın en meşhur yemekleri yapılıyor) - Dave Chapelle (Amerika'nın en yüksek komedi ödülü olan Mark Twain ödülünü almış. 1 buçuk saatlik keyifli bir belgesel) - Queen's Gambit - The fix - Dark Tourist - Küfürler Tarihi (farklı 🙂 - Inside Bill's Brain - Fran Lebowitz: Bir yazarın portresi Listede yer alan yapımları bizzat izledim ve hemen hemen hepsine geçer not verdim. Netflix dizisi ve belgesel önerisi isteyenlere bu listeyi gönül rahatlığı ile gönderebilirsiniz. Boş beleş bir sürü dizi film de izledim onları da yazmıyorum. Direkt bunlardan devam edin işte. Yine aklıma geldikçe listeyi güncelleyeceğim. İsterseniz siz de yorumlarınızla listeye katkı sağlayabilirsiniz. Ayrıca netflix de yer alan beğendiğim filmleri de bir ara buraya eklerim. Netflix hangi film tavsiye edersin başlığı da yine burada olacak. Artık dizilerden filmlere kaymaya başladım. Ömür törpüsü gibi bitmiyor dizi bölümleri. Yavaş yavaş Türk dizilerine sarmaya başladı sanki? Yahu 7 sezon ve 24 bölümlük diziye mi başlanır? Yapacak bir sürü işimiz var 🙂 Güzel film önerilerinizi de bekleriz yorumlara. - Bir ömür nasıl yaşanır - Ustalık gerektiren kafaya takmama sanatı - İstif çağı - Hayatın anlamı - Siddhartha - Martı - Orijinaller - Koşmasaydım Yazamazdım - Pürüzlü Mükemmellik İstif çağı kitabı minimalizm alanında şahane bir kitap. Bu kitap ile beraber hemen yukarıda netflix dizi önerileri kısmında bahsettiğim 2 minimaliz belgeselini de izlerseniz oldukça etkili bir minimalist olabilirsiniz! Ayrıca karantina döneminde Milan Kundera'nın Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği kitabını ve Hal Urban'dan Olumlu Sözcükler Etkili Sonuçlar kitabını bitirdim. İlerleyen günlerde bu kitaplardan beğendiğim alıntıları da blogumda paylaşacağım. - Blog yaz - Youtube içerikleri oluştur Evde Yapılabilecek Şeyler diyerek youtube'larımızı izledik. Yollarda, işe gidişlerde, yürüyüşlerde podcastlerimizi dinledik. Akşam netflix dizilerimizi, belgesellerimizi izledik.. E hadi gün içinde birkaç sayfa kitap da okuduk.. Eeee? O kadar haklısınız ki 😀 Şu karantina günlerinde hepsi sıktı değil mi? Yani tamam evde olmak güzel bla bla da yeter kardeşim. Koronası da batsın karantinası da! Dışarlarda gezip dolaşmayı, boş yapmayı da çok özledik! Unutmadan TRT 2'de başlayan harika bir programdan bahsedeceğim: Yılmaz Erdoğan ile Öğrence. Yazmak ile ilgili her türlü bilginin, film ve kitasp tavsiyelerinin yer aldığı şahane bir seri. Şuradan tüm bölümlerini izleyebilirsiniz. Ben tüm bu tavsiyelerden ayrı olarak iki ayrı işle daha uğraşıyorum karantina günlerinde ve beni oldukça güçlü tutuyor. İkinci olarak da benim için çok yeni bir mecra olan youtube'a dadandım. Çünkü neden dadanmayayım 😀 Gezdiğim yerlerin fotoğraflarını ve videolarını birleştirmek, uygun bir müzik seçmek ve en başına güzel bir fragman oluşturmak o kadar zevkliymiş ki. Gezginilla youtube kanalım izlensin veya izlenmesin bu işlerle ilgilenmek çok keyifli. En başta zaten ne olursa olsun bir şeyler üretmiş olmak bile büyük bir haz. Yani sıkıldığın bir anda 2 sene önce çekmiş olduğun görüntüleri oturduğun yerden şıp diye youtube'dan açmak kral hareket 🙂 Çok iyi geliyor! Blog zaten maşallah her hafta veya 2 haftada bir karantina günleri öncesinde yazı paylaşıyordum. Bu süreçte blog yazılarına ayırdığım vaktin bir kısmını youtube aldı. Sıkılınca evde yapılabilecek şeyler bana göre aşağı yukarı bunlardan oluşuyor. Güzel günler göreceğiz, güneşli günler. Umarım karantina günleri geçtiğinde hayallerinize ulaşmak için gerekli adımları atarsınız.. - Instagram'a da bekleriz: @macitilla Evde yapılabilecek şeyler yazısı şimdilik bu kadar. Zamanla eklemeler yapılacak!"} {"url": "https://gezginilla.com/findikkiran-bale", "text": "Aylardan Aralık, mevsimlerden Ankara ayazı ve harika bir Ankara akşamı aktivitesi : Fındıkkıran balesi. Dünya'nın en popüler balelerinden biri olan Fındıkkıran balesi için sonunda bilet bulabilmiştim. Ankara Devlet Opera salonunun balkon kısmında zor bela bir yer bulabildiği için kendimi çok şanslı hissettim. Kolay da olmadı.. Alarmlar kuruldu, sayfa sürekli f5 halinde yenileniyor falan heycanlıydı baya. Sanki sınav sonucu için ösym'nin sitesinin başında bekliyordum. Yani fındıkkıran balesi Ankara'da oldukça zor izlenen bir bale. Bu şahane balenin tarihine bir bakalım, meşakatli yollardan gelinmiş.. Fındıkkıran ilk kez 1892'de Rusya'da sergilendiğinde, eleştirmenlerden pek olumlu yorumlar gelmiyor amaa 1960'ların sonuna doğru vazgeçilmez bale klasiklerden biri kabul ediliyor ve tüm büyük bale toplulukları tarafından özellikle Noel döneminde sahnelenmeye başlıyor. Hatta şöyle bir istatistik var ki; Amerika'nın en büyük bale topluluklarının yıllık gelirlerinin %40'ını Fındıkkıran balesi oluşturuyormuş. Gerçekten de sonuna kadar hak ettiğini söyleyebiliriz. Fındıkkıran balesi hikayesi ile, sahne dekorlarıyla, gerçekçiliğiyle, kostümleriyle, ortamıyla ve danslarıyla özenle hazırlanmış muazzam bir gosteriydi. Bilet bulması hayli zor ama her şeyiyle gerçekten rüyada gibi hissettirdi insana. Baleyle pek alakası olmayan birii olarak oyunu çok ama çok beğendim. Resmen sihirli bir 2 saat geçirdik. Hiç abartmıyorum peri masalı gibiydi. Emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler! Korona Virüs Dipnotu: Arkadaşlar malum karantina günlerindeyiz ve neredeyse çoğumuz evden çıkamıyoruz. Bu süreçte karantinada yapılacak aktiviteler de oldukça önem arz ediyor. Bu doğrultuda dünyaca ünlü çoğu opera ve bale oyunları internet üzerinden izleyicilere ücretsiz olarak sunuluyor."} {"url": "https://gezginilla.com/finlandiya-vize-scheng", "text": "Finlandiya vizesi almak zor mu kolay mı merak edilen bir soru. Finlandiya vize başvurusunu ve bu süreci baştan sona anlattığım bu yazıyı okuduğunuzda Fİnlandiya vizesi ile alakalı hemen hemen tüm bilgileri edineceksiniz. Biz Finlandiya vizesine turistik vize için başvurduk. Ancak diğer vize türlerinden başvuru yapmak isteyenler de bu yazıdan yararlanabilir. Benzer süreçler işliyor. Eğer bizim gibi bir kuzey ışığı hayaliniz varsa, Lapland bölgesinde efsane kış aktivitelerini yapmak istiyorsanız veya Finlandiya ülkesini gezmek istiyorsanız Finlandiya vize başvurusu yapıp, Finlandiya vizesi almanız gerekiyor. Vize alma süreci tam bir işkence. Finlandiya vize başvurusu da oldukça uğraştırıyor. Avrupa ülkeleri kağıtlar dolusu evraklar, maaş dökümleri, nüfus kayıt örnekleri gibi bir sürü şey istiyor. Bu evrakları bir bir yazının sonunda sıraladım. Hatta istenen yazıların ingilizceye çevrilmiş halini de bıraktım, hadi yine iyisiniz 🙂 Evrakların hepsinin ingilizce olması önemli. Çünkü Finlandiya Bey evrakların tamamını ingilizce istiyor. Bizim Lapland Turumuz İskandinavyanın göz bebeği olan 2 ülkede gerçekleşecek: İsveç ve Finlandiya. Lapland gezisi için toplam 11 günümüz var. Ohaa demeyin ya. Anca süre yetiyor tüm Lapland'ı dolaşıp kuzey ışıklarını yakalamak! Neyse gün detaylarını bir sonraki yazıda konuşacağız. Lapland gezisi demişken Finlandiya ve İsveç bölgelerinde gerçekleştireceğiniz seyahat için çok kullanışlı bir konaklama sitesi önermek istiyorum. Aşağıya bırakacağım linke tıklayarak uygun bütçelerde çok sayıda seçenek sunan booking. com üzerinden konaklamalarınızı gönül rahatlığı ile ayarlayabilirsiniz. Biz hemen her yurt dışı otel konaklamalarımızı bu link üzerinden gerçekleştiriyoruz. Şimdiye kadar da herhangi bir sıkıntı yaşamadık. Bu 11 günün büyük çoğunluğu Finlandiya'da geçeceğinden, giriş ülkemiz İsveç olmasına rağmen Finlandiya üzerinden schengen başvurumuzu gerçekleştirdik. Yani schengen vizesi alınan ülke dışında giriş yapacağımız ülke İsveç. Giriş ülkemizin İsveç olmasının sebebi de pegasusun uçtuğu en kuzey nokta olması. THY için paramız yok 🙂 Yani hangi ülkede daha fazla gün geçirecekseniz o ülkeden başvuru yapmanız gerekiyor. Önemli. Boş yapmadan şu şekilde özetin özeti yapıp hemen schengen vizesi almak, schengen vizesi nasıl alınır, schengen vizesi ücreti, gerekli evraklar, vize başvuru formu ve schengen vizesi süresi kısımlarına geçeceğiz. Sonrasında da Finlandiya vizesi almak zor mu sorusunun cevabını almış olacaksınız. Avrupa'daki 33 ülkeye tek bir vize ile girmemize izin veren ortak bir vize schengen vizesi. Bu kadar 🙂 Ben schengen vizesi olarak aktarıyorum ancak Finlandiya vizesi de zaten bu kapsamda olduğundan tekrar Finlandiya şeklinde belirtmiyorum. - PASAPORTUN GEÇERLİLİK TARİHİNİN KONTROL EDİLMESİ (En az 6 aylık bir sürenin olması gerekiyor) - SCHENGEN VİZESİ BAŞVURU FORMUNUN DOLDURULMASI - SCHENGEN VİZESİ İÇİN GEREKLİ EVRAKLARIN HAZIRLANMASI - SCHENGEN VİZESİ RANDEVUSUNUN ALINMASI - RANDEVU GÜNÜ( Başvuru sahibi kendi gitmeli, 15 dakika öncesinde orada hazır olunmalı, yine vize başvuru ücfretleri bu aşamada ödeniyor, yine bu aşamada parmak izi alımı ve fotoğraf çekimi yapılıyor, belge teslimi, İstiklal Marşı ve kapanış 🙂 - Tebrikler, artık vize başvurunuzu bekleme aşamasına geçebilirsiniz. En heyecanlı kısım da sanırım burası. Uçak biletleri genelde alınmış olur. Acaba vize zamanında çıkacak mı, hatta bana vize çıkacak mı düşünceleri ile gergin bir bekleyiş hakim olur. Şengen vizesi çıkma süresi yaklaşık olarak 15 gün şeklinde ifade ediliyor. Benim Finlandiya vize başvuru sürem, 10 gün sonunda elimde olmuştu. - Vize Başvuru Dilekçesi - Vize Ücreti Dekontu - Kimlik Fotokopisi - Schengen Vizesi Başvuru Formu - Biometrik Fotoğraf, 2 Adet - Şu anki Pasaportunuz ve varsa Eski Pasaportlarınız - Daha Önce Alınmış Schengen Vizelerinizin Fotokopileri - Otel ve Uçak Rezervasyonları - Seyahat Sigortası (Şuna bile bi 60-70 TL gidiyo ya bu şengenin her yeri para kardeşim gitmeden pişmanlık!) - Seyahat masraflarını karşılayacağınızı ispat edecek maaş, hesap çıktıları - Aile, arkadaş ziyareti yapıalcaksa eğer davet mektubu - Şöyle bir durum daha var. Vize başvurusu yapacak kişinin öğrenci mi çalışıyor mu durumuna göre ayrı belgeler isteniyor. O belgeleri de hemen aşağıda bulabilirsiniz: - İşveren kurum tarafından, kişinin seyahat sebebi, meslek durumu, pozisyonu, seyahat tarihleri gibi konuları içeren vize talebinde bulunulacak Schengen ülkesinin konsolosluğuna hitaben yazılmış, ıslak imzalı kaşeli, şirketin antetli kağıdına yazılmış bir vize talep dilekçesi, - Güncel vergi levhası fotokopisi, - Orijinal ve güncel, İngilizce faaliyet belgesi, - Ticaret Sicil Gazetesi fotokopisi, - Sigortalı işe giriş bildirgesi - SGK (4A) hizmet dökümü, - Son 3 ayı gösteren, kaşeli ve imzalı maaş bordrosu, - Kişi çiftçi ise, bağlı olduğu Ziraat Odası Kurumu'ndan Çiftçi Belgesi, kişi Avukat-Doktor-Eczacı-Diş Hekimi-Mühendis ise mesleğiyle ilgili oda kaydı ya da Meslek Kimlik Kartı fotokopisi. NOT: Finlandiya vize başvurusu için belgelerin hepsinin ingilizcesi isteniyor 🙁 Yalnız birebir çevirmenize gerek yok. Mesela maaş bordronuzu Türkçe aldınız. Türkçe metinlerin yanına ingilizcelerini yazarak halledebilirsiniz. Noter onay işlerine falan girmenize gerek yok. - Şirketin bağlı bulunduğu ticaret odasından alınacak faaliyet belgesi, - Kişi çiftçi ise, bağlı olduğu Ziraat Odası Kurumu'ndan Çiftçi Belgesi, kişi Avukat-Doktor-Eczacı-Diş Hekimi-Mühendis ise mesleğiyle ilgili oda kaydı ya da Meslek Kimlik Kartı fotokopisi, - Güncel ticaret sicil gazetesinin kopyası, - Şirketin vergi levhası kopyası. - Öğrenci Belgesi - Tüm masrafları sponsorun üstlendiğini belirten ve ilgili konsolosluğa hitaben yazılmış imzalı vize talep dilekçesi, - Öğrenciye sponsor olacak kişiye/kişilere ait maddi destek verebileceğine dair kanıtlayıcı ek evraklar. Bir kuzey ışığı için bütün bu tantanaya, uğraşa shengen vizesi almak mantıklı mı diye sorarsanız EVET! Valla değiyo hem de sonuna kadar! - Almanya - Avusturya - Belçika - Bulgaristan - Çek Cumhuriyeti - Danimarka - Estonya - Finlandiya - Fransa - Hollanda - Hırvatistan - Güney Kıbrıs - İzlanda - İtalya - İspanya - İsveç - İsviçre - Litvanya - Lihtenştayn - Letonya - Lüksemburg - Macaristan - Malta - Monako - Norveç - Polonya - Portekiz - Romanya - Slovakya - Slovenya - San Marino - Yunanistan - Vatikan Evet. Finlandiya Schengen üyesi ülkelerden biri. Dışişleri Bakanlığının sitesinde şöyle bir ifade bulunuyor: \"Türkiye ile Finlandiya arasındaki vize rejimine göre umuma mahsus pasaport hamili vatandaşlarımız vizeye tabidir. Diplomatik, hizmet ve hususi pasaport hamili vatandaşlarımız ise altı ay içinde üç ayı aşmamak kaydıyla, Finlandiya'ya yapacakları seyahatlerinde vizeden muaftır.\" Üç ay sınırına da ayrıca dikkat çekelim! Yaani, Finlandiya vize ister mi sorusunun cevabı maalesef evet 🙁 Finlandiya'ya seyahat edecek olan Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının Schengen bölgesi için vize alması gerekiyor. Avrupalılar açık açık bizleri ülkelerinde istemiyor, bu çok net. Bunu da en net şekilde şengen vizesi sürelerinden anlayabiliyoruz. Hatta gideceğiniz ülkeler Finlandiya, İsveç gibi refah seviyesi bir tık! yüksek ülkeler olduğunda şengen vize süresi düşmekle birlikte, vize almak da bir tık zorlaşıyor. Bu tarz ülkelerde haliyle Finlandiya vize sorunu ve Finladiya vize reddi gibi durumlar yaşanabiliyor. Finlandiya vize başvurusu öncesinde veya herhangi bir ülke üzerinden schengen vize başvurusu öncesinde vize red oranları, vize reddi sebepleri gibi etkenlerin incelenmesinde fayda var. Finlandiya vize başvurusu VFS Global üzerinden gerçekleşiyor. Bu şirket bütün evrakları ve pasaportunuzu Finlandiya Konsolosluğu na sizin yerinize gönderiyor. Baya banka gibi sıra fişi alıp belgelerinizi ilgili ülkenin masasına bırakıyorsunuz. VFS Global Finlandiya vize başvurusu sırasında Parmak izi, fotoğraf çekimi ve belge kontrolleri sonrası başvurunuzu alıyorlar. Eğer belgelerinizde eksiklik yoksa 15 dakika içinde başvurunuzu gerçekleştiriyorsunuz. - Finlandiya vizesi başvurusu yapmak ve diğer başvuru bilgileri için tıklayın - VFS Global Çağrı Merkezi: 0 212 373 58 12 - VFS Global Türkiye üzerinde Ankara, İstanbul ve Antalya şehirlerinden başvuru yapabiliyorsunuz. Ben başvurumu vfsglobal Ankara üzerinden gerçekleştirdim. - VFS internet sitesi üzerinden randevu alınmadan vize başvurusu yapılamıyor. - VFS'nin internet sayfası üzerinden vfs global başvuru formu doldurulması gerekiyor. Sorular Türkçe fakat sistemden dolayı bazen kayıt esnasında sıkıntılar yaşanabiliyor. Sıkıntı yaşamanız halinde randevu gününde VFS yetkilileri ücretsiz olarak başvuru formunuzu doldurabilirler. - Başvuru sahiplerinin Vize Başvuru Merkezine kendilerinin gelip başvuru yapması gerekiyor. Yaklaşık 1 gün süren evrak toplama, hazırlama evresinin ardından büyük umutlarla vfsglobal internet sayfasından vize başvurusu için randevularımızı aldık. Randevu günü geldiğinde bir evrak dolusu çantayla vize görüşmesine girerek belgelerimizi eksiksiz teslim ettik. Bu ne abi ya alt tarafı 11 gün ülkenizde gezeceğiz, resmen kağıt israfı! Hatta gezeceğimiz yerler de Finlandiya'nın en ıssız en seyrek hatta geyik nüfusunun insan nüfusundan fazla olduğu Lapland Bölgesinde geçireceğiz. Uğraştırmasanız bizi o kadar! Yok bordro yok maaş belgesi yok nüfus kayıt örneği. Şengen bizi bi sal gözünü seveyim ya! Kafanızda az çok Finlandiya vizesi almak zor mu sorusunun cevabı netleşiyordur sanırım. Neyse efendim söylene söylene Finlandiya vize başvurumuzu gerçekleştirdik. Hesapta paralar, iş güvencesi, geçmiş yıllardaki hem şengen ziyaretleri ve hem de diğer ülke ziyaretleri ile uzun süreli bir vize süresi çıkmasının beklentisiyle vize görüşmesinden ayrıldık. Evet, pasaportumu elime aldım, heyecanla Finlandiya vizesi sayfasına geldim. Finlandiya kaç gün vize vermiş biliyor musunuz? 11 gün! İnanılmaz.. Bu şey değil mi ya sen gelme ulan ayıfdjfdkfd. Yahu 3-4 sene önce şengenle 4 Avrupa ülkesi gezmişim, Amerika'da 4 ay kalmışım, 6 tane Balkan ülkesi gezmişim, sonuç ne? 11 gün. Hatta dördümüze de 11 gün çıktı. Diğer arkadaşların da bir sürü ülke ziyaretleri falan olmasına rağmen bu şekilde bir sonuç ortaya çıktı. İnanılmaz üzüldük. Ne planlarımız vardıı hepsi suya düştü. Vizesiz ülkelere devam arkadaşlar. Bizi çok net ülkelerinde istemiyorlar! Bizden 3 hafta sonra İsveç vizesi için yine aynı şekilde VFS üzerinden başvuru yapıldı. Onlara da 20 gün vize vermiş İsveç bey. Finlandiya vizesi için danışman şirketlere kesinlikle para kaptırmayın. Tamamen para tuzağı. İstenen belgeler, doldurulması gereken evraklar oldukça net. Bu arada vfs global de soruşturduğum kadarıyla en çok vizeyi Fransa ve Yunanistan veriyormuş. Olur da kafam karışıp tekrar vizeye başvurursam muhtemelen Yunanistan üzerinden başvurumu yapacağım! Sİzin de aklınızda olsun. Finlandiya vize yorumlarım bu şekilde. Yani Finlandiya vizesi almak zor mu sorusunun cevabını tüm bu yazıyı okuduktan sonra \"evet nispeten zor\" olarak yanıtladıysanız yukarıda saydığım ülkelerden birine başvurunuzu gerçekleştirmeniz daha yararlı görünüyor. - AİLE VE ARKADAŞ ZİYARETİ yapacaklar için schengen vizesi başvuru formu ve gerekli evraklar - TURİZM Finlandiya'yı görmek, eğlence ve gezi amacıyla ziyaret edecekler için schengen vizesi başvuru formu ve gerekli evraklar - İŞ Resmi ve iş gezisi için Finlandiya'yı ziyaret edecekler için schengen vizesi başvuru formu ve gerekli evraklar - EGİTİM, KÜLTÜREL VE SPORTİF FAALİYET Finlandiya'ya öğrenim, kültür ve spor amacıyla seyahat edecekler için schengen vizesi başvuru formu ve gerekli evraklar - Schengen Vizesi (12 yaş ve üzeri) : 525 TL 🙁 - 6-11 yaş arası çocuklar: 260 TL - 0-5 yaş arası çocuklar: Ücretsiz - Hizmet Masrafı : 162 TL - Kurye hizmeti: 60 TL Yukarıdaki fiyat tarifesi aynen Finlandiya Vize Başvurusu için de geçerli. VFS global vize ücreti kredi kartı ile ödeniyor yazıyor fakat oraya gittiğimizde kredi kartını kabul etmediler. Nakit ile gitmekte fayda var. I will appreciate your processing him visa application and granting him with Schengen visa. Bu çalışma izni vize yazısı fazlasıyla işinizi görecektir. Bu yazıyı çalıştığınız yerde imzalatıp VFS başvuru merkezine, idata başvuru merkezine veya başvuru yapacağınız ülkenin Konsolosluğuna iletebilirsiniz. Ben Finlandiya vize başvurumda bu yazı şablonunu kullandım. Öncelikle en kolay schengen vizesi nasıl alınırın cevabı yok arkadaşlar. Bize uzun çıkmadıysa kimseye çıkmazjdjdjd. Yani belgeleri zaten herkes toparlıyor. Banka hesapları da bi şekilde kabarık gösteriliyor. Mülakat esnasında zaten kedi gibiyiz. Geçmişte şengen vizesi de dahil birçok ülkeye gidilmiş. Bunların hepsi bir etken ama süreyi artırmıyor. Yani Finlandiya vizesi almak zor mu sorusunun cevabını tüm bu yazıyı okuduktan sonra \"evet nispeten zor\" olarak yanıtladıysanız yukarıda saydığım ülkelerden birine başvurunuzu gerçekleştirmeniz daha yararlı görünüyor. - Kuzey Işıkları Turu Nasıl Yapılır 11 Günde LAPLAND Turu Ayrıca Kuzey Işıkları Turunu planladıktan sonra, Lapland'daki aktiviteleri gerçekleştirmek için aşağıdaki linke de ihtiyacınız olacak! 11 günde yapmış olduğumuz efsane 15 Lapland aktivitesinin detaylarını da aşağıdaki linke bırakıyorum. Fiyatlarından internet sayfalarına, rezervasyon bilgilerine her türlü bilgiye bu linkten ulaşabilirsiniz! - Lapland Turu 15 Efsane Lapland aktivitesi Schengen vizesi almak biraz zahmetli iş kabul. Finlandiya vizesi almak zor mu zor evet ama şöyle de bir gerçek yok mu, en güzel vize zor olandır?kdfadsada. Yani o kuzey ışığı dansının 5 saniye izlenmesi bile tüm bu süreci unutturuyor. Neyse ben başka bir yere geleceğim. Tabii ilk kez yurt dışına çıkacaklar olacaktır ve bu süreç de onlar için fazla gelmiş olabilir. Hatta bu işlere hiç bulaşmak istemeyenler de olabilir. Sizler için harika bir haberim var: BALKANLAR! Eğer ilk yurt dışı deneyiminiz olacaksa, Türkiye'deki bu döviz kurları ile yurt dışında ucuza nasıl gezilir, nelere dikkat edilir diye merak ediyorsanız alttaki yazıya tıklayarak yurt dışında ucuz tatilin nasıl yapılacağı hakkında faydalı bilgilere ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://gezginilla.com/garip-ada", "text": "Garip Adası Türkiye'de denize girdiğim yerler içinde ilk üçe adını altın harflerle yazdırdı. Garip Adasının bembeyaz kumu, suyunun berraklığı, doğası, sadece tekneler ile ulaşım sağlanması ve üzerinde herhangi bir yapılaşma veya tesisin olmamasıyla beni resmen hayran bıraktı! Ada son yıllarda sosyal medyada bir hayli popüler. Daha 1-2 sene öncesine kadar kimsenin böyle bir adanın varlığından haberi yoktu, evet benim de! Geç olsun güç olmasın diyerek Adada yüzdüğüm için inanılmaz mutluyum. Garip Adasının isminin nerden geldiğine dair pek bir bilgi yok ancak ada antik dönemden izler taşıyor. Ünlü tarihçi Strabon Adadan \"Işık Saçan Adalar\" olarak bahsetmiş. Hemen yanı başındaki Kalem Adasını da bu kategoriye dahil etmiş. Bu bölgeler MÖ 400'lü yıllarda Spartalıların ve Atinalıların yaptığı büyük deniz savaşlarıyla meşhurmuş."} {"url": "https://gezginilla.com/gazi-parki-anka", "text": "Gazi Parkı Ankara Atatürk Orman Çiftliği arazisinde yer alan yepyeni, yemyeşil bir park. Gazi Park Atatürk Orman Çiftliği'nde yıllardır atıl halde bulunuyordu kii 30 Ağustos 2021 tarihinde Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından açılışı yapıldı. Gazi Parkı açıldı! Gazi Park Ankara yazısında \"Gazi Parkı nerede, giriş ücretli mi, spor sahaları açık mı, içerisinde neler var, nasıl gidilir, ulaşım nasıl sağlanır\" gibi soruların hepsinin cevabını bulacaksınız. Gazi Parkı sadece çocuklar için değil yetişkinler için de kullanılabilecek şahane bir park. Aşağıda detaylarına değineceğim ancak yetişkin spor alanları, piknik ve yürüyüş parkurları 7'den 70'e herkesi mutlu edecek cinsten tasarlanmış. Gazi Parkı Ankara açık hava gezilecek yerler bakımından da bir hayli ilgi çekecek bir park. Öncelikle Gazi parkının alanı bir hayli büyük. Parkın 29 bin metrekaresi ağaçlık alana, 15 bin metrekaresi ise piknik alanına ayrılmış. Parkın içinde 3 tane kaydıraklı, salıncaklı çocuk parkı yer alıyor. Park ayrıca otopark alanı için de oldukça güzel dizayn edilmiş. Parkın içinde 210 arabalık otopark bulunuyor. o kısım dolarsa yine parkın hemen üzerindeki alana da aracınızı park edebilirsiniz. Park genel hatlarıyla bu şekilde. Gelelim parkın ilgi çeken detaylarına. - Yüksek, kişiye özel sedirli çardaklar - Geniş hamaklar - Parkı boydan boya kaplayan bisiklet yolu - Kum Havuzu - 3 farklı alanda kaydıraklı, salıncaklı oyun parkı - Spor sahaları - Plaj voleybolu - Basketbol sahası - Çocuklar için basketbol ve tenis sahası - Tenis sahası - Badminton sahası - Nilüfer göleti - Dumansız piknik alanı - Evcil hayvan serbest gezinti alanı - Belpa - Tuvalet - Geniş çimlik alan Gazi Parkı Çiftlik Caddesi ile Güvercinlik Caddesi kesişiminde bulunuyor. Orası neresi oluyor yeaa diyenler panik yapmadan anlaşılır şekilde hemen açıklayayım. Ankaralılar zaten Atatürk Orman Çiftliğini gayet iyi bilirler. Ankara'da özellikle kokoreç konusunda AOÇ vazgeçilmez bir yerdir. İşte Gazi Parkı AOÇ'de kokoreç yediğiniz yerin hemen arkasında yer alıyor. Gazi Park Ankara merkezde yer alan konumuyla ulaşımı bir hayli kolay kılıyor. Çiftlik kavşağından Külliye'ye doğru giderken zaten Gazi park tabelalarını göreceksiniz. Tabii arabayla gidenler bu söylediklerimden faydalanıyor. Peki otobüs, dolmuş kullanan insanlar Gazi park'a nasıl ulaşacak? Böylü düşünceli 'blogger' tayfa kaldı mı yaa? 😀 Batıkent tarafından gelenler 220-221 no'lu otobüs ile Gazi Mah. Girişteki ilk durakta inip Gazi parka yürüyebilirler. Kızılay tarafından gelenler de yine Gazi Mah. Dolmuşlarına/otobüslerine binerek Gazi Parka ulaşabilir. AOÇ demişken bu konuya da açıklık getirelim. Çoğu Ankaralı Atatürk Orman Çiftliğinin kapalı olduğunu düşünüyor. AOÇ kapalı değil! 🙂 Kokoreç, midye, balık ve köfte lezzetleri ile siz Ankaralıları bekliyor. Gazi Parkı Ankara halkı için yeni bir nefes alanı. Farklı yeşil alanlarda vakit geçirmek isteyen, hamaklarda sallanarak geniş sedir alanlarında kendi bölgelerinde sosyal mesafeli piknik yapmak isteyen, Ankara'da hiçbir yerde olmayan kum havuzu ve plaj voleybolu gibi etkinliklerde bulunmak isteyen herkes Gazi Parkı kesinlikle ziyaret etmeli! - Ankara'da Açık Hava gezilecek yerler - Ankara'ya Yakın Gezilecek Yerler - 30 Ağustos Zafer Parkı - Cemal Süreya Parkı - Ankara Karagöl Tabiat Parkı - Elmadağ Kayak Merkezi - Eymir Gölü - 30 Ağustos Zafer Parkı - Cemal Süreya Parkı - Anıttepe Yürüyüş ve Koşu Parkuru - Botanik Parkı - Portakal Çiçeği Parkı - Karagöl Milli Parkı - Ankara'ya en yakın kayak merkezi Elmadağ Ankara'da nerede ne yenir, nereye gidilir merak ediyorsanız eğer kısa kısa çekmiş olduğum Ankara Mekanları video listesi tam size göre!"} {"url": "https://gezginilla.com/gezginilla-com-10-000-tiklan", "text": "Bir Gezginilla olarak gerçekten şaşkınım. Başlangıçta tamamen kendim için tuttuğum, gezdiğim yerleri ilerde hatırlamak, tattığım yemeklerin o ilk hissiyatını yıllar sonra da yaşamak ya da yeni bir yer keşfettiğimdeki o efsane hazzı birkaç yıl sonra baktığımda tekrar hatırlayabilmek için açmış olduğum blogum yaklaşık 7-8 aylık bir sürede 10 bin görüntülemeye gelmiş. Günümüzde halen birilerinin bir şeyler okuduğunu görebilmek oldukça güzel. Ben halen kendim için yazıyorum ve gezdikçe, yeni deneyimler, yeni lezzetler yakaladıkça da yazmaya devam edeceğim. Hatta bu karantina günlerinde şöyle geriye dönüp baktığımda iyi ki de yazmışım diyorum. Evden çıkamadığımız bu günlerde gezdiğim yerlerin fotoğraflarına bakmak ve o yerlerle ilgili yazdığım anıları okumak gerçekten harika bir his, anlayamazsınız😬 Ben burada mesela instagramda bir yazı paylaştığımda zaten ortalama 10-15 kişi o yazıya tıklıyor, eş dost sağolsunlar. Eminim ki gezmek isteyip de türlü türlü bahaneler bulup gezemeyen insan da çok. Bu konuda bir kişiye bile ilham olursam, ucuz yollu bir konaklama tavsiyesi sunarsam ya da mesela Kotor'da erken uyanırsanız Kotor Kalesine çıkmak için 8 euro vermezsiniz gibi önerilerle şimdinin kuruyla 60 kar ettirirsem benden mutlusu yok. Sanmayın ki bizim babamız fabrikatör. Türk filmine bağladısjsjs. Baya kendi maaşıyla gezmeye çalışan insanlarız. Eğer belirli şeylerden feragat edip hedefe odaklanırsanız gerçekten yapamayacağınız bir şey, gidemeyeceğiniz bir yer yok! Yani benim duyduğum en büyük bahane şey; döviz kuru, Euro, Dolar çok yüksek, biraz düşsün ben de çıkacağım yurt dışına gibi şeyler. Kardeşim öncelikle o kur düşmez. Yani birkaç kuruş oynar fakat düşmez. Türkiye de fiyatı düşen bir şey var mı ya? İnsanların değeri düşüyo evet o ayrıdkdk. Yani az çok demeyip 50 dolar 100 dolar 30 dolar neyse atın abi kenara, \"damlaya damlaya uçak bileti alınır ya\" gezginilla wilde. Ucuza gezmek diye bir şey var. Havalı bloggerların gezi bloglarını takip ediyorsanız o hayat zor. Ancaak gezginilla gibi anadolu bloggerı takip ediyorsanız işiniz kolaydkdkd. Kardeşim diyoruz ki airbnb 179 veriyo, şu linkten kayıt olursanız ilk rezervasyonda da kullanabiliyorsunuz. Hala tıklamamış, kayıt olmamış. Sonra şey, öyle evlerde nasıl kalıyorsunuz. Biz birkaç mail adresinden kayıt olup her konaklamamızda bu indirimden yararlanıyoruz mesela. Kim kime veriyo kardeşim 179 Türk Lirası? Ya da şey mesela korona virüsten önce en son Finlandiya ve İsveç ülkelerini gezdik. Kuzey ışıkları turu yapıp Lapland gezisi gerçekleştirdik. Hatta Kuzey Işıkları Turu yazısını kaleme alarak vatan millete sunduk 🙂 Şimdi haliyle Kuzey Avrupa'da her şey çok pahalı. Adam akıllı bir akşam yemeği yiyorsun 22 Euro, küçücük bir somonun fiyatı. İçeceksiz 🙂 Mesela kola almak şovdur o masada. Kola da 3 Euro. Kola Türkiye de var mı? Vaar içmeyin kardeşim kola. Ama Finlandiya somonu Türkiye'de yook. Türkiye de bol bol, yemlemeli tatlı su balıkları var. Peki biz her gün, her akşam yemeğine 22 Euro mu verdik? Hayır tabii ki. Peki 11 gün ne yedik söyleyeyim. Laponya gezisine çıkmadan bimlere, a101'lere gidip konserve yemeklerden, kaşar, salam, helvalardan, bisküvilerden sırt çantasına doluşturduk. İsim vermek istemiyorum domates getiren bile vardıdkdkd. Nası yedik ama mis gibi. Yani anlayacağınız 7 akşam mesela akşam yemeğine para vermedik. Biz burada yemek seyahati değil deneyim gezisi yapıyoruz. Umarım farkı anlayabiliyorsunuzdur. Mesela Mart ayı başlarında da Hatay gezisi yaptık. Bir insan Hatay'a neden gider? Tabii ki künefeler, tepsi kebapları, kağıt kebapları için. Heh işte Hatay'da açlığınızı yatıştırın ya. Tepsi kebabı 4 Euro, künefe 3 Euro, kola 0,5 cent 😀 Somona ek olarak bir de İnari şehrinde geyik eti yedik. Türkiye de olmayan şeyler yenecek, ondan kaçış yok. Onda da nasıl yaptık. Tadını bilmediğimizden 4 kişi 2 porsiyon yemek söyledik, herkes her şeyin tadına baktı. Sonuç, pek beğenmedik. Türkiye mutfağı > hepiniz. Bizi Türkiye dışında yemek konusunda çok da mutlu edemezsiniz arkadaş. Yani Finlandiya ve İsveç gibi ülkelere gidecekseniz böyle. Mesela uçak bilet durumu. Pegasusla uçuyoruz, saolsunlar biletleri ucuz diyorum ama onlar su bile ikram etmiyor diyo. Yahu sanane suyundan sen a noktasından b noktasına gitmeye çalışmıyor musun? Hem sen Mahmut Tuncer de değilsin ahahah. THY ile aralarında her zaman 4-5 kat fiyat oluyor. Madem öyle su ikram eden kazık hava yollarıyla uçmaya-uçamamaya-devam. Ya ben blogumun tıklanma sayısından nereye geldim. Hah tıklanma demişken şöyle bir istatistik de var elimde. Blogun tıklamasının yaklaşık %10'u falan instagram, twitter vs den geliyo. Yani yazı içeriklerim orjinal ve bir tık uzun olduğundan google bey sağolsun beni site sıralamalarına sokarak birkaç blog yazımda ilk sayfaya taşıdı ve tanımadığım binlerce insan sayesinde 10 bin görüntülenmeye eriştim. Bazıları için hiçbir şey ifade etmeyebilir ama benim için muazzam bir olay. Bir şeyler üretip, insanların hayatına etki etmek gerçekten güzel bir hismiş. Herkes gezecek, gezmekten mutlu olacak diye de bir şey yok. Adam nargilesiyle dünyanın en mutlu insanı mesela. Ne yapabilirsin ki? Onun için de ne yaptık, sitede kitap önerileri kısmı oluşturduk. Belki bir kitap okur, bakış açısı değişir, bir kitap alıntısı etki eder falan diye. Gezginilla. com da yer alan Kitap önerileri kısmını da yine okuduğum kitaplarda altını çizdiğim yerleri zamanla unuttuğumu fark ettiğimden hatırlayabilmek için oluşturdum. Sonra o bölüm de ilgi çekici oldu ve hergün yaklaşık 10-15 kişi google'dan gelip kitap tavsiyelerimi, paylaştığım alıntılarımı okuyor. Lakin şu korona virüs belası yüzünden site trafiği de haliyle dibe vurdu. Olsun düştüysek kalkarıız 🙂 Bu durum da asla moralimi bozmadı. Ben yine içerik üretmeye devam ediyorum. Hatta bu süreçte yeni bir hobi daha edindim. Youtuber'lık. Ahahha hobiye bak. Şimdi sanırım meslek bu ya. Bence hobi. Gezdiğim yerlerin videolarını editledikten sonra baktım, ortaya efsane bir video serisi çıktı. Video editlemeyi öğrendim mesela, ne kadar da kendini geliştiren bir erkekfdjksfjs. Zaten seyahatlere, yolculuklara çıkmadan evvel seyahat bloglarını, gezi vidyolarını bol bol izleyip bilgi topluyordum. Ve hep yaa şunu niye koymazlar ki falan diye düşünürken hopp gezginilla kanalı devreye girdi ve harika gezi videoları içerikleriyle yayın hayatına başladı 🙂 Yahu şu video kötü mü şimdi? Kim Laponya'ya gitmiş de 4500 km araba sürmüş? Laponya'yı evinize getirdik ya daha ne yapsın size bu gezginillaa? Laponya gezisi görünütüleri için linke tıklayabilirsiniz. Ben hem youtube'da hem blog'da anılarımı, deneyimleri biriktiriyorum. Ayrıca yukarıda da bahsettiğim gibi birkaç tavsiye verip, ucuz yollu nasıl gezilirin tüyolarını vermeye çalışıyorum. Daha dün gibi. 2019 yılı Temmuz ayında Balkan Turunu yaptıktan sonra blog yazma fikri aklıma gelmiş ve Balkan Turu Nasıl Planlanır yazısı ile blogun gezi içerikli ilk yazılarını oluşturmaya başlamıştım. Hatta yazıyı instada paylaştıktan sonra aşırı olumsuz tepkiler ışığında beni de ister istemez düşündürmüştü acaba çok mu kötü falan diye. Fakat gelinen noktada balkan turu planlama yazım google'da ilk sayfada hattaa ilk sırada yerini almış vaziyette. Neyse işte öyle. Ahh nasıl da mütevaziyimhdshdj. Gecenin bir yarısı siteden gelen 10 bini geçtin tebrikleer bildirimi sonrasında bir anda bunları yazmak geldi içimden. Yazılarım okunsun okunmasın pek umrumda değil ama bir şey üzerinde gösterilen emeğin karşılığını görmek oldukça güzel. Umarım bu karantina günleri, sokağa çıkma yasakları, korona virüslü günler geçer ve biz gezip tozmaya, yeni ülkeler görmeye, eksi 13 derece havada buz kaplı göle atlamalı! deneyimler yaşamaya devam ederiz. Gördüğünüz gibi hayat bomboş. Her an çok kıymetli. Bankada, cebinizde paranız var fakat harcayıp gezebiliyor musunuz? Hayır, yasssak. Ülkeler sınırlarını kapatmış. Devlet sokağa çıkma yasağı ilan etmiş. Onun için ileriye dönük hangi ülkelere gitmek istediğinizi planlamak için harika bir dönem. Hatta gezmek tozmak da değil, ileride ne yapmak istediğinizi, vaktinizi nasıl, ne şekilde, nerede geçirmek istediğinizi düşünmek için bulunmaz bir fırsat. Benim elim yoruldu. Bir anda yazdığım en uzun yazı oldu sanırım. Günlerce sosyalleşemeyince biraz dilim şişti galiba. Kanalıma abone olmayı unusjskdk şaka şaka. Herkes kendine çok iyi baksın, evde kalsın, coronadan uzak dursun. Güzel günler görüp, efsane geziler gerçekleştireceğiz. Hayat eve sığar, hayat bazen gezginilla. com ' a ve hatta onun youtube kanalına bile sığar 🙂 Sağlıklı günler!"} {"url": "https://gezginilla.com/gezginilla-com-50-000-tiklan", "text": "Tamamen tek başıma oluşturduğum, tepeden tırnağa kendi emeklerimle yazdığım, tasarladığım ve pozladığım şeyleri yine tamamen kendim için tarihe bir not, bir hatıra olarak kullandığım blog'um cağnım ciğerim gezginilla. com' um 50 bin görüntülemeye ulaşmış! Ya inanılmaz."} {"url": "https://gezginilla.com/gokceada-restoran-onerile", "text": "Gökçeada restoran önerileri ada gezinize renk katacak en önemli etkenlerden biri. Adanın muazzam gün batımlarına lezzetli yemekler, taverna müzikleri ve mezeler ile şahitlik edip kadehler tokuşturarak çok keyifli anılar biriktireceğinize kefil olabilirim. Gökçeada yeme içme konusunda beni aşırı mutlu eden bir lokasyon oldu. Zaten adanın manzarasına, koylarına, denize girilecek yerlerine diyecek fazla bir şey yok. Gökçeada yemek ve restoran konusunda da bizi aşırı derecede keyifli hissettirdi. Gökçeada'da yaşadığımız bir diğer sürpriz de deniz mahsullerinin yanı sıra et yemeklerinin de oldukça lezzetli olmasıydı. Adayı gezerken zaten göreceksiniz. Çoğu yerde keçiler, oğlaklar cirit atıyor. 🙂 Bu durum Gökçeada yemek kültürüne ve mekanlarına da yansımış ve çok lezzetli et yemekleri ortaya çıkmış. Gökçeada'nın hangi yemeği meşhur sorsuna verilecek ilk cevap oğlak tandır ve ada köftesi. Devamında da adaya özgü leziz mezeler ve tabii ki balıklar geliyor. Şu an yazarken bile o mekandaki gün batımı anı ve yemeklerin lezzetini tekrar yaşıyorum. Evet doğru bildiniz. Gökçeada'nın en imza, en şovlu, en manzaralı, en sunset'li mekanı olan İmroz Poseidon'dan bahsediyorum. Gökçeada en iyi restoranlar denildiğinde akla ilk gelen yer İmroz Poseidon! Gökçeada'da mutlaka gidilmesi gereken mekanlardan biri olan İmroz Poseidon'u anlatmaya nereden başlasam cidden bilemiyorum. Kaleköy'ün tepesinde bulunan Poseidon'un konumu inanılmaz bir yerde. Resmen Gökçeada'nın çatısı gibi konumlanmış. Güneş direkt kadehinizin veya balığınızın içine batıyor. 🙂 Karşınızda Yunan Semadrek adası bulunuyor. Çarşaf gibi deniz, gün batımı, şahane yemekler.. İmroz Poseidon menüsü de şahane. Özellikle balık simit olmazsa olmazlardan. Hizmet deseniz inanılmaz derecede iyi. Tüm garsonları aşırı güler yüzlü, tamamen müşteri odaklılar. Dikkat çekici derecede hızlılar. Böyle bir mekanda bu tarz bir hız hayal dahi edilemez. Çünkü mekan çok geniş ve aşırı kalabalık. Bunun yanında mekan müdürünün tek tek masaları gezip memnuniyet sormaları da oldukça ince bir düşünce. İmroz Poseidon fiyatlar noktasında da aşırı pahalı diyemeyiz. Gökçeada standartlarına göre tüm bu saydığım sebeplerden ötürü haliye bir tık pahalı. Ancak asla \"yuhhhh\" derecesinde değil. Hatta Ankara'daki benzinlik manzaralı meyhaneler Poseidon'dan daha pahalı.. İmroz Poseidon'a gitmeden önce mutlaka rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Eğer en iyi masada olmak isterseniz de en az 1-2 hafta öncesinden mekanı aramanız gerekiyor. Gökçeada restoran önerileri yazısının bir diğer iddialı mekanı da Barba Yorgo Taverna. Barba Yorgo zaten başlı başına Gökçeada'nın en eski isimlerinden biri. Fırsatınız olursa Barba Yorgo'nun hayatını dinlemenizi öneririm. Hatta mekana gittiğinizde Barba Yorgo ile karşılaşırsanız ne mutlu size. Biz maalesef kendisiyle karşılaşamadık. Gelelim yeme içme ve eğlence kısmına. Barba Yorgo'da yaz sezonu boyunca neredeyse her akşam canlı müzik oluyor. Linkten ve alttaki video'dan da göreceğiniz üzere hem slow hem de hareketli olmak üzere şahane bir müzik şöleni gerçekleştiriliyor. Bir yandan eğlenip diğer yandan da Ederlezi şarkısı ile kederleniyorsunuz.. Personel oldukça ilgili, güler yüzlü ve hızlı. Gökçeada Meyhane araştırmasında rahatlıkla tercih edilecek bir mekan. Barba Yorgo'nun önüne araç ile gidilemiyor. Aracınızı köyün girişine ücretli otoparka veya yol kenarına ücretsiz park edip köy içine yaklaşık 2-3 dakika yürüyorsunuz. Barba Yorgo'nun ilerisine de gitmişken bir yürüyüş yapmanızı öneririm. Barba Yorgo'da menü fiyatları ve bir gecenin maliyeti değişmekle birlikte ana yemekler 350-400 TL, şarap kadehleri 120-180 TL arası ve mezeler 120TL civarı değişmekte. Barba Yorgo taverna kelimenin tam anlamıyla şengensiz Yunanistan mekanı. 🙂 Gökçeada'da hem eğlenelim hem kaliteli bir şeyler yiyelim hem de Yunan ezgileri eşliğinde dans edelim diyenler için Barba Yorgo taverna şahane bir seçim olacaktır. Gökçeada'da canlı müzik ve taverna arayışında olanlar Barba Yorgo taverna'da mutlaka bir akşam geçirmeli. Menü çeşitliliği olarak emsallerine göre bir tık zayıf olsa da şahane gün batımı manzarasının yanında birkaç meze ve içeceğiniz ile Dimitri'de çok güzel vakit geçireceğinize eminim. Dimitri ada evinde ahtapot ızgara, ada otları ve ege karması mezesi söyleyip 2 duble rakı ile gün batımı keyfi yaşadık. Alkol almayan kişiler de asla gerilmesin. Hemen yan masada çocuklu bir aile limonatalar eşliğinde ada köfte gömüyordu. 🙂 Yani dümdüz bir akşam yemeği için bile Dimitri'yi tercih edebilirsiniz. Gökçeada alkolsüz restoranlar arayışında olanlar da burayı tercih edebilir. Çalışanlar nazik ve ilgiliydi. Biz genel olarak Dimitri'den keyif aldık. Hafif bir Yunan müziği eşliğinde Gökçeada gezinize renk katacak bu mekanı gezi rotanızın bir tarafına mutlaka ekleyin. Patika Balık, Gökçeada restoran önerileri yazısında yıldızlı mekan önerilerimden biri. Sokakta rastgele yürürken \"aa burada ne güzel Yunan müziği yapıyorlar hadi oturalım\" şeklinde mekana giriş yapıp sürpriz doğum günü kutlamamdan şahane mezelere uzanan harika bir akşam geçirdiğimiz Gökçeada restoranı olur kendileri. Gökçeada'da canlı müzik yapılan mekanlardan biri olan Patika Balık, yeme içme menüsünde de oldukça iddialı. Personel aşırı güler yüzlü ve hızlı. Mekanın atmosferi şahane. Meze fiyatları ortalama 100-130 TL bandında. Ürünler oldukça taze. Gittiğinizde Yunan sanatçıları da yakalarsanız sizden iyisi yok! Patika Balık'tan bir parça görüntüler alttaki linkte yer alıyor. Gökçeada'da sürpriz bir doğum günü kutlamak isterseniz de Patika Balık şahane bir seçenek olacaktır. Gökçeada'ya yine gitsem ilk uğrayacağım mekanlardan biri. Gökçeada'nın meşhur Rum tavernalarından biri de Angelikis. Tepeköy köy meydanında, açık havada Yunan ezgileri eşliğinde leziz mezelerin tadını çıkararak Angelikis'de eğlenceli bir ada akşamı geçirebilirsiniz. Denk gelirseniz gecenin ilerleyen saatlerinde sirtaki şovu da yapılıyor. Mekanın konumu ve atmosferi çok güzel. Hizmet anlamında diğer Gökçeada restoranlarına göre biraz yavaşlar. To Steki tis Angelikis'de canlı müzik yok ancak çalınan müzikler oldukça keyifli. Menü fiyatları da ada restoranları ile hemen hemen aynı. Örnek açısından, 5 çeşit meze, mekana özel soslu salata, çıtır kabak, paçanga böreği, saganaki ve 35'lik rakı hesabı ortalama 2500 TL civarı tutuyor. Son Vapur Gökçeada ne yenir diye Google'da baya aratılmış. Biz de gittik baktık Son Vapur'da ne yenir diye. Özellikle mezeler ve ara sıcaklar oldukça leziz. Ana yemek olarak da levrek ve oğlak tavsiye ederim. Öncelikle ikram olarak önden patatesli ekmek ve zeytin geliyor. Tabi sözde ikram ama hesapta kuver olarak sizden fazlasıyla bu ikramlar tahsil ediliyor. 🙂 Son Vapur'da fiyatlar Gökçeada'ya göre bir tık yüksek. Buraya gelmeden önce mutlaka rezervasyon yaptırmanız gerek. Mekanın ambiyansı çok güzel. Ayrıca bazı günler canlı müzik de yapılıyor. Son Vapur restoranı Zeytinliköy'e girmeden hemen sağ tarafta kalıyor. Gökçeada yemek mekanları yazısının belki de en mütevazi tavsiyesine geldi sıra. Gün batımı manzarası olmayan üstelik biraz da esnafvari bir havası olan Merkez lokantası Gökçeada yemek yerleri noktasında oldukça popüler bir mekan. Gökçeada'da güneşi batırıp mezeleri hüplettiniz, şahane ada lezzetlerini tadıp birkaç kadeh tokuşturarak günü bitirdiniz. İşte tam o anda gelen \"bir cila birası veya cila çayını\" karşılayacak bir öneri ile Gökçeada restoran önerileri blog yazısına son veriyorum. İşte o aranan adanın after mekanı: Karadut Bistro! Gökçeada'da ne yenir sorusunun cevapları haliyle Çanakkale'de ne yenir sorularının cevaplarını da karşılar nitelikte. Gökçeada dışında Türkiye'de mutlaka gidilmesi gereken değişik ve adı dahi pek duyulmamış adalar da bulunuyor. Bunlardan biri de İzmir'in Dikili ilçesinde bulunan Garip adası! Gezi detayları için alttaki linke göz atmayı unutmayın. Gökçeada mekanları blog yazısını buraya kadar okuduysanız alttaki blog yazılarım da sanıyorum ilginizi çekecektir! 🙂 Farklı bir deneyim yaşamak isteyenlere, karavan tatili deneyimini de şiddetle öneririm. Karavan tatili nasıl yapılır, karavan kiralarken nelere dikkat edilir, yanınıza neler alınır gibi tüm detaylar alttaki linkte! Çanakkale dışında farklı tatil rotası arayanlara Balıkesir'in keşfedilmemiş ilçesi Burhaniye gezi rotasını önerebilirim! Gökçeada seyahatinize ve diğer gezilerinize renk katacak kitap önerileri blog yazılarıma da mutlaka göz atmalısınız. Okuyacak kitap bulamayanlar için dev hizmet! 🙂 Kitap önerileri hemen alttaki linklerde. - Bir Ömür Nasıl Yaşanır İlber Ortaylı - Hayatın Anlamı Arthur Schopenhauer - Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı"} {"url": "https://gezginilla.com/gulet-kiralama-ile-mavi-yolculuk-turla", "text": "Lüks, seçkin ve aynı zamanda konforlu bir tatil yapmayı düşünenlerin tercihlerinden biri de gulet kiralamaktır. Mavi yolcuklarda en çok tercih edilen guletler, geleneksel yapıda üretilmiş ahşap yapıda olan yelkenli yatlardır. Genellikle Ege ve Akdeniz'de yaygın bulunan bu yatlar Ege ve Akdeniz ve hatta yurt dışında yapacağınız mavi turlar için elverişli araçlardır. Her türlü bütçeye uygun üretilen guletlerde pek çok seçeneğe rastlamak mümkündür. Ekonomik guletlerden tutun lüks guletler, de-lüks guletler gibi birçok seçeneği olan guletler sundukları hizmetler ile eşsiz bir tatil deneyimi yaşamanıza imkan tanıyor. Gulet kiralayarak çıkacağınız mavi yolculuklarda gideceğiniz rotalara bağlı olarak birçok farklı şey keşfetmeniz mümkün olacaktır. Ülkemiz mavi yolculuklar için oldukça elverişli ve bu yolculuğun her karesi ayrı bir güzellik barındırıyor olacak. Gulet ile çıkacağınız mavi yolculuklarda hem eğlenip hem de kelimenin tam anlamıyla oldukça lüks ve konforlu bir tatil deneyimi yaşayacaksınız. Yaklaşık 20 yıldır her yaz, hem yazlık tatili hem de Türkiye'nin çoğu turistik yerinde yaz tatili yapmış bir gezgin olarak söyleyebilirim ki, 1 haftalık tekne tatili yaptıktan sonra \"ben şimdiye kadar tatil yapmamışım\" dedim! Gulet, Ege ve Akdeniz kıyılarına özgü olan geleneksel ahşap yelkenli yatlara verilen isimdir. Geleneksel mimaride inşa edilen guletler ahşap, motorlu ve yelkenli bir yat türüdür. Bu yatların yapımına ilk kez Bodrum'da başlanmıştır. Genellikle kıyıya yakın mavi turlarda kullanılır. Ayrıca uzun deniz yolculuklarında da ideal olarak kullanılabilir. Konforlu bir tatil deneyimi yaşamak isteyenler için gulet ideal bir tercih olacaktır. Kamaraları ve yaşam alanları bakımından oldukça geniş ve ferah olan guletler, konforlu bir tatil deneyimi için oldukça uygundur. Günümüzde guletler Bodrum, Fethiye, Bozburun, Marmaris ve İstanbul'da üretilmektedir. Mavi yolculukta en çok tercih edilen yat tipi gulet yatlardır. Günümüzde birçok farklı şekilde gulet üretilmektedir. Guletlerin arka kısmında oturma alanı ve yemek masası bulunur. Ön kısmında müşterilerin güneşlenebilmesi için minderler ve sofa bulunur. Ayrıca guletlerin büyüklüğüne bağlı olarak her gulette kapalı salon ve yemek masası bulunmaktadır. Günümüzde birçok farklı tipte gulet üretilmektedir. En yaygın gulet tipleri ise şunlardır: Karpuz kıç, aynalı kıç, tirhandil gulettir. Bu gulet türlerinin her biri farklı avantajlara sahiptir ve farklı kıyılarda kullanıma uygundur. Günümüzde birçok insan tatil yapmak için gulet tercih etmektedir. Gulet ile yapılan tatiller konforludur ve bu tatilin kişilere sağlayacağı pek çok avantajı bulunur. Ayrıca tatilden maksimum keyif almak için de guletler tercih edilir. Fakat gulet fiyatlarının pahalı olması sebebi ile birçok kişi gulet tatili yapmaktan vazgeçiyor veya gulet tatiline çıkmayı dahi düşünemiyor. Fakat gulet ile tatil yapmak için ekonomik sebepler kısıtlayıcı bir unsur değil. Çünkü ekonomik sınıfa uygun olan ve nispeten daha düşük bütçelerle tatil yapabileceğiniz gulet charter da mevcuttur. Ekonomik guletler diğer guletlerden farklı olarak daha eski yıllarda üretilmiş olan yatlardır. Bu guletler 17-50 metre arasında bir uzunluğa sahiptir. Kamara sayıları ise en az 3 ve daha fazla sayıdadır. Ekonomik guletler uygun fiyatları ile birçok insan tarafından tercih edilmektedir. Aileniz veya dostlarınızla uygun fiyatlı tatil imkanı sunan ekonomik guletler pek çok avantaja sahiptir. Özellikle sıcak havalarda kullanmanız için klima olanağı dahi bulunur. Ancak bu klimalar için genellikle belirli bir kullanım süresi vardır. İnsanlar yat tatilinin çok pahalı tutacağını düşünse de birkaç arkadaş ile birleşildiğinde ekonomik bir gulet kiralama, 5 yıldızlı otel tatilinden daha ucuza bile getirilebilir. Lüks Guletler, normal teknelerden çok daha fazla imkan sunan yat çeşitleridir. Fiyatları bakımından son derece pahalı olan bu guletler, lüks bir yaşam için gereken her türlü donanıma sahiptir. Bu guletlerin en önemli özelliklerinden biri de her kabinde misafirlerin rahat edebilmesi için dizayn edilmiş banyo ve tuvaletlerin olmasıdır. Lüks guletlerin içerisi oldukça şık bir görünüme sahiptir. Ayrıca sıkıldığınızda vakit geçirebilmeniz için TV, müzik çalar, DVD gibi birçok ürün bulunur. Bu yatlarda size hizmet sağlayan mürettebat bulunur ve mürettebat ihtiyacınız olan her konuda size yardım edecektir. Lüks guletlerin size sağladığı en önemli avantajlardan biri de gece ve gündüz çalışan klimaların olmasıdır. Ayrıca bu guletlerde bulunan seyir cihazları sayesinde güvenli bir yolcuğa çıkabilirsiniz. Her türlü özel donanıma sahip lüks guletler 5 yıldızlı bir otel konforunu aratmaz. De-Lüks Gulet, lüks ve konforlu bir tatil yapmak isteyenlerin tercihi olan yatlardır. Bu yatlar aklınıza gelebilecek her türlü donanıma sahip yatlardır. De-Lüks guletler, lüks guletlerden farklı olarak daha fazla imkanla donatılmıştır. Ayrıca de-lüks guletlerde kamara sayısı azdır ve kamaralar oldukça geniştir. Kabin boyutları da yüksek olan bu guletler lüksü tam anlamıyla yaşatır. Bu tür guletlerin bütün kabinlerinde WC, banyo, mutfak, mini bar, TV, DVD gibi imkanlar bulunur. Ayrıca bazı kabinlerde jakuzi ve oturma grubu da bulunur. Güneşlenme ve oturma alanları da diğer gulet türlerine göre çok daha geniş olan de-lüks guletlerde güzel ve keyifli bir tatil geçirebilirsiniz. Gözlerden uzak, huzurlu ve sakin bir tatil geçirebileceğiniz bu guletlerin mürettebatları sizlerin tüm ihtiyacını karşılamak için size eşlik edecektir. De-lüks gulet ile çıkacağınız mavi turunuzda rotanızı kendiniz belirleyeceğinizden, istediğiniz tatil planını kendiniz hazırlayabilirsiniz. Exclusive Gulet, ultra lüks guletlerdir. Bu sınıfa dahil olan guletler en kaliteli ve en lüks hizmet sunan guletlerdir. Bu yatlarda konforlu bir tatil için gereken tüm donanımlar mevcuttur. TV, internet bağlantısı ve balık tutmak için şnorkel ekipmanları gibi boş zamanlarınızı değerlendirebileceğiniz her türlü ekipman bu yatlarda bulunur. Çok geniş alanı bulunan bu yatlar birden fazla kişinin seyahat edebilmesi için uygundur. Eşsiz ve keyifli bir tatil yapmak isteyenler exclusive guletleri tercih etmelidir. Günümüzde mavi yolculuk kavramına olan ilgi son zamanlarda artmıştır ve birçok insan tatilini mavi tur ile yapmayı düşünmektedir. Mavi yolculuklar için guletler oldukça sık tercih edilir. Ülkemizde uzun yıllardır ve farklı şekillerde üretilen guletlerin kiralanması oldukça basittir. Ülkemizde gulet üretiminin artmasıyla her bütçeye uygun gulet kiralamak mümkün hale gelmiştir. Gulet kiralamayı düşünüyorsanız yapmanız gereken ilk şey kiralayacağınız gulet için bütçenizi belirlemektir. Bütçenizi belirledikten sonra ise bütçenize uygun guleti bularak firmalarla iletişime geçip guletinizi kiralayabilirsiniz. Gulet kiralarken dikkat etmeniz gereken en önemli nokta gulet kiralayacak olduğunuz firmanın güvenilir bir firma olmasıdır. Firmanın köklü ve güvenilir olması mavi yolcuğunuzda herhangi bir sorunla karşılaşmanızı engelleyecektir. Mavi yolculuklar için ideal bir konumda olan ülkemizde, kiralık guletlerle masmavi koylar, yemyeşil ormanlar, birçok antik kent ve tarihi yapı ile karşılaşmak mümkün olacaktır. Her bütçeye uygun gulet çeşidi ile eşsiz bir tatil deneyimi yaşayabilir ve mavi yolcuktan tam anlamıyla verim alabilirsiniz. Mavi yolculuktan maksimum keyif almak için size uygun gulet seçeneklerini inceleyebilirsiniz. Mavi yolculuklarda sıklıkla tercih edilen guletler eşsiz yapıları ile dikkat çekiyor. Bambaşka ve konforlu bir tatil imkanı sunan bu yatlar ile Ege ve Akdeniz'in muhteşem koylarını gezebilir ve masmavi denizin keyfini doyasıya çıkarabilirsiniz. Her bütçeye uygun özel tasarımlı guletler ile 5 yıldızlı otel konforunda unutulmaz bir yacht charter deneyimi yaşayabilirsiniz."} {"url": "https://gezginilla.com/habitat-mesire-bungalov-evl", "text": "Habitat Mesire Bungalov Evlerinde hayatım boyunca unutamayacağım efsane bir doğa tatili yaşadım. Sabahın erken saatlerinde duyduğum birbirinden farklı kuş sesleri, gökyüzüne uzanan sayısız ağaçlar ve uzaktan gelen şelalenin sesi.. Tüm bunlar üzerine telefonların da çekmemesi eklenince hayatın tüm stresinden, koronanın ve karantinanın bıkkınlığından, sosyal medyadan uzaklaşıp tamamen doğanın sesini dinlemek, doğayı içime çekmek gerçekten muazzam hissettirdi. Doğayı sonuna kadar yaşamak ve başka bir şey düşünmeyip sadece anı yaşamak isteyenler için Yedigöller Milli Parkı içinde yer alan Habitat Mesire Yerleri kesinlikle en doğru tercih! - Yedigöller Ulaşım - Yedigöller Konaklama - Habitat Mesire Evleri Fiyat - Habitat Restoran - Habitat Mesire Bungalov Yorum"} {"url": "https://gezginilla.com/halfeti-gezi-rehbe", "text": "Halfeti Gezi Rehberi Şanlıurfa'da gezilecek yerlerin belki de en merak dolu yazısı. Halfeti gezisi, Güneydoğu Anadolu bölgesini ziyaret eden herkesin mutlaka planları arasına eklemesi gereken aktivitelerden biri. Halfeti'de gezilecek yerler \"Eski Halfeti\" denilen kısımları içeriyor. Halfeti'ye Urfa merkezden gidebilmek bir hayli zor. Otobüs seferleri de oldukça az. Şanlıurfa otogarının alt katından kalkan ilçe minibüsleriyle Halfeti'ye ulaşabiliyorsunuz. Halfeti minibüsleri 2021 yılında kişi başı 40 liraymış. Ben gün azlığından ve vakit darlığından dolayı, Halfeti'de güneşin batışını da kaçırmamak için, Şanlıurfa gezilecek yerleri yürüyüşle bitirip Göbeklitepe ve Halfeti gezileri için araba kiraladım. Urfa merkeze Halfeti'den geri dönüşü de düşündüm haliyle. Kalmayalım oralarda. Otostop falan da aklıma geldi tabi bir gezginilla olarak ama otostop da Urfa'da ne bileyim? Kafamda deli sorulaar. Urfa merkezden arabamı alıp hoop Halfeti'ye revan oluyorum. Şanlıurfa merkez Halfeti arası yaklaşık 100 km. Halfeti, Birecik Barajı'nın suları altında kalan bir yerleşim yeri. Güneşi batık şehir Halfeti'de batırmanın hesaplarıyla yola koyuldum. Yolculuk gayet güzel geçti. Yollar başarılı. Halfeti'nin çok ilginç bir özelliği var: Karagül efsanesi. Halfeti gezi rehberi sürprizlerle dolu! Bunca yıldır hiç haberim yoktu bu bilgiden. Yine çok gezen mi çok okuyan mı'nın galibi çok gezen oldu! Ülkemizde siyah gülün yetiştiği tek yer olma özelliğine sahip Halfeti. Halfeti karagül efsanesi olarak geçen siyah gülün hikayesini bu linkten okuyabilirsiniz. Fırat Nehri'nin yuttuğu Halfeti'de tekne turu yapmadan önce nehrin kenarını turladım. Siz de turlayınız, güzel manzaralar, asma köprüler sunuyor. Yolun sonunda sizi Halfeti asma köprü karşılıyor. Gayet hoş bir köprü, ortama uygun dizayn edilmiş. Halfeti kenarında turlarken dikkatimi cittaslow tabelası çekti. Çok havalı değil mi ? Cittaslow yavaş şehir ünvanı demek. Halfeti de bu ünvanı almış bir ilçe. Cittaslow ünvanı, İtalya' daki bir komite tarafından, şehirleşme ve küreselleşme karşısında, mimarisini, kültürünü, geleneklerini ve mutfağını olduğu gibi bugüne taşımayı başarmış nüfusu 50 binin altındaki yerleşkelere veriliyor. Küçük bir Halfeti yürüyüşünün ardından Halfeti tekne turu yapmak için Halfeti'nin hemen girişindeki limanımsı yere geliyorum. Göl suları üzerinde tekne turları yapılan Halfeti'de bu turlarla Rumkale ve tarihi Savaşan Köyü ziyaret ediliyor. Sabah 7'den Akşam 9'a kadar her saat başı tur düzenleniyor. Halfeti tekne turu rotası da şu şekilde: Kral Kızı Mağarası Rumkalesi Savaşan Köyü Merziman Çayı. Halfeti tekne turu 2021'de kaç tl derseniz, Eski Halfeti'den kalkan teknelerle kişi başı 25 liraya tekne turu yapabilirsiniz. Halfeti tekne turu 1 saate yakın sürüyor. Tekne için yeterli çoğunluk sağlandıktan sonra da Fırat'ın suyu üzerinde değişik bir tekne yolculuğuna çıkıyoruz. Halfeti'nin en meşhur yeri olan ve su altında kalan minare, Halfeti tekne turunun en muazzam anlarından biri oluyor benim için. Artık havanın da kararmasıyla tekrar Şanlıurfa merkeze doğru yola koyuluyoruz cağnım arabam ve ben. Ben kendimi Urfa merkezdeki lezzetlere sakladığım için Halfeti'de bir şey yemedim. Tabi bu demek değil ki siz yemeyeceksiniz. Vakti az olanlar tercihini haşhaş kebabından, lahmacundan yana kullandı fakat Halfeti'de aşağıdaki linkte de genişçe bahsettiğim şabut balığı ve erik tavası çok meşhurmuş. Şabut balığı yalnızca Fırat ve Dicle nehirlerinde yetişen bir tatlı su balığıymış. Şimdi düşününce pişman olmadım değil, gömsene bi balık yahu ne olacak! Hem omega 3 yani.. Erik tavası da kuşbaşı etli bişilermiş. - Halfeti tekne turu - Halfeti asma köprü - Halfeti etrafında cittaslow tabelasına kadar yürüyüş - Halfeti kıyı şeridinde yemek ya da kahve molası Şanlıurfa'nın Halfeti ilçesine aşağı yukarı 3-4 saat ayırmanız oldukça yeterli gelecektir. Halfeti'de konaklama yapmaya da hiç gerek yok bence."} {"url": "https://gezginilla.com/hatay-gezi", "text": "Hatay gezisi yıllardır hayalini kurduğum bir rotaydı. Özellikle Hatay yöresinin yemekleri ve tatlıları beni bu coğrafyaya çeken yegane şeylerdi. Hatay gezi turu yazısında Hatay 1 günlük gezi turu veya hafta sonu gezisi olarak aşağıda anlatacağım şekilde seyahatinizi planlayabilirsiniz. Diğer taraftan, yemekler dışında Titus Tünelini ve Hatay Arkeoloji Müzesinin içindeki Şuppiluliuma heykelini ve neşeli ol hayatını yaşa mozaiğini aşırı merak ediyordum. Nihayet tüm bu merakımı giderdim ve Hatay gezi turunu tamamladım. Peşinen şunu söyleyebilirim, \"Hatay künefesi\" dışında beklentilerimin çok üzerinde bir Hatay seyahati yaşadım. Bu yazıda Hatay nasıl gezilir, Hatay hangi mevsimde gezilir, kaç günde gezilir, nerelerde gezilir sorularına yanıt bulacaksınız. Evet nerede kalmıştık.. Öncelikle biz Hatay'a her zamanki gibi bir hafta sonumuzu ayırdık. Çünkü beyaz yakalılık bunu gerektirir. Hem 2 günlük tatiller farklı şehirlerde adeta 1 haftaymış izlenimi uyandırıyor. Benden söylemesi! Hatta long weekend denen bir olay var. Bir araştırın bence. Sonuçta hepimiz çalışıyoruz. Gezdiğimiz yerlere de günlerce vakit ayıramayız. Hem izinlerimiz az hem de Türkiye'de görülmesi gereken yerler çok fazla! Bu sebeple Hatay gezisi için 2 gece konaklamalı 3 günlük bir süre çok makul gibi duruyor. Biz de 2 gece kalarak güzel bir hafta sonu gezisi yaptık Hatay'da ve fazlasıyla da yetti. Biliyorsunuz Hatay coğrafi konumundan dolayı genelde sıcak bir şehir. Hatta yaz aylarında 35 derecelerin altına pek düşmüyor! Bu vesileyle size tavsiyem, Hatay'a ilkbahar veya sonbahar aylarında gitmeniz yönünde. Hatay gezisi düşünüyor ve en az 1 gece de kalmak istiyorsanız eğer şahane bir Hatay konaklama önerim var! Hatay'da nerede kalır? Hatay kalınacak yer? gibi sorularınıza bomba gibi bir cevabım var: Kalipso Park Otel. Hatay konaklama tavsiye istiyorsanız eğer kesinlikle göz atmanızı öneririm. Kalipso Park'ın Bungalov tarzındaki odaları ve etrafının yeşillikler içinde oluşu oldukça ilgi çekiciydi. Otelden instagrama story attığımda Hataylılardan ve çevre şehirlerden çoğu kişi Hatay'da böyle bir yer mi var yeaa diyerek şaşkınlıklarını benimle paylaştı. Evet var arkadaşlar, arayan bulur 🙂 çok gezen ve çok araştıran bilir! gezginilla wilde. Kalipso Park Otel, Hatay Arkeoloji Müzesinin resmen dibinde, arabayla 2 dakika falan sürüyor. Hatay konaklama fiyatları bakımından da oldukça uygun fiyatı var. Bir de Müze Otel açıldı biliyorsunuz Hatay'a yakın dönemde. Hatay Gezi Rehberi yazısının devamında detaylı olarak bahsedeceğim kendilerinden. Kalipso Otel, Müze Otel'e de oldukça yakın bir konumda. Ayrıca şehir merkezine de sadece 10 dakikalık araç mesafesinde. Konum olarak şahane yerde yani Hatay'da konaklama yapacağımız yer. Otelin konsepti oda-kahvaltı şeklinde ve fiyatı da makul seviyelerde. Otel, kahvaltısında çok çeşit barındırmıyor fakat Hatay mutfağından yöresel lezzetler sunuluyor. Otelin beğenmediğim tek tarafı ise temizlik konusu. Odalar bir tık eski ve yenilenmeye ihtiyacı var. Onun dışında farklı tarzda güzel bir konaklama yapacağınız bir yer. Eğer izlemediyseniz Hatay gezisi youtube videosunda detaylıca Hatay'da konaklama yaptığımız yeri çekmiştim. Şubatta mis gibi bir hava bizi karşılamıştı. Otelin etrafındaki yeşillik ve sallanan sandalyeler Ankara kışından sonra bana oldukça iyi geldi! Hatay'da mimarisiyle ve tarihiyle fark yaratan şahane bir otel yükseldi: Müze Otel. Hatay kalacak yerler bakımından oldukça keyifli bir seçenek olarak görünüyor. Fiyatları bir tık yüksek olsa da güzel bir deneyim sunuyor. Diğer bir Hatay konaklama tavsiyesi de Savon Otel. Fiyatı biraz yüksek ama mimarisi, ortamı gerçekten şahane bir otel! Hatay konaklamamızı hallettiğimize göre geçelim Hatay gezisine! - Hatay Arkeoloji Müzesi - Habib-i Neccar Camii - Antakya Tıbbi ve Aromatik Bitkiler Müzesi - Antakya Uzun Çarşı - Asi Nehri - Antakya Kalesi - Harbiye Şelalesi - Yeşilyazı Köyü ve Demir Köprü - St. Simeon Manastırı - Samandağ - Vakıflı Köyü - Musa Ağacı - TİTUS TÜNELİ - Beşikli Mağara - Çevlik Plajı Hatay gezilecek görülecek yerler bakımından hayli kolay bir şehir. Hatay'da gezilecek yerler birbirine çok yakın. Biz ilk olarak otelimizin dibinde olan ve en fazla vakit harcayacağımız yer olan Hatay Arkeoloji Müzesinden başladık gezmeye. Siz de burayı akşama bırakmasanız iyi edersiniz çünkü oldukça büyük ve bayaa vakit alıyor müzeyi gezmek. Hatay'daki en şahane yapıların başında Hatay Arkeoloji Müzesi geliyor. Birçok medeniyete ev sahipliği yapan Hatay, son yıllarda yapılan kazı çalışmalarıyla ve ortaya çıkan mozaiklerle oldukça ilgi çekerek yapılan kazılarda ortaya çıkan çalışmaları tek çatı altında toplamayı başarmıştır. Hatay arkeoloji müzesi genel hatlarıyla Prehistorik, Paleolitik Kültür, Amuk Kültürü, Helenistik Dönem, Roma Dönemi, Nekropol Kültürü, Bizans Dönemi, Hatay Orta Çağ Dönemi ve Dinler, Hatay Arkeolojisi tarihi, Güncel kazılar/sergiler olmak üzere dokuz farklı temadan oluşuyor. Türkiye'nin en büyük mozaik müzesi olan Hatay Arkeoloji Müzesine en az 2 saatinizi ayırmalısınız. Hatay gezisine buradan başlamanız tavsiye olunur. - Yaz Dönemi: 08:30-18:30 (1 Nisan-31 Ekim) - Kış Dönemi: 08:30- 16:30 (2 Ekim-14 Nisan) - Tatil Günleri: Haftanın her günü AÇIK Hatay Arkeoloji Müzesi sonrasında Hatay gezisi ikinci durağı St. Pierre Kilisesi. Kendilerinin önemi çok ama çok büyük. Hatay'da yer alan St. Pierre Kilisesi Dünya'nın ilk mağara kilisesi ve Hristiyan'lığın en eski kilisesi. Hadi buyur 10/10 bilgi. St Pierre Kilisesini hikayesi ise şu şekilde; St. Pierre, M. S. 29-40 yılları arasında Antakya'ya gelmiş ve ilk dini toplantısını burada yapmış. Ayrıca Hz. İsa'ya inananlara \"Hıristiyan\" adı ilk kez burada verilmiş. Hatay gezilecek yerlerin bir diğer tarihsel noktası da Anadolu'da inşa edilen ilk cami olarak kabul edilen Habib-i Neccar Camii. Antakya'nın 638 yılında Müslüman Arapların eline geçtiği dönemde inşa edilmiş. Kurtuluş Caddesi'nde bulunan cami, adını herkes tarafından sevilen bir marangoz olan Habib-i Neccar'dan alıyor. Habib-i Neccar Camisi'ni gezdikten sonra birbirine komşu olan Katolik Kilisesi, Sermaye Cami ve Musevi Havrasını da ziyaret edin. Hafta sonu için geldiğimizde vakit ayıramadık fakat vakti olanlar kesinlikle gezmeli. Hatay sokaklarında gezinirken illa ki uğrayacağınız çarşıdır kendileri. Şehrin dokusunu tamamen hissedebileceğiniz keyifli bir çarşı. Hatay gezisine aşırı güzellik katan bir nehir kendileri. Asi nehrini boydan boya dolaşabilir, akşam olduğunda şahane ışıklandırması ile güzel fotoğraflar çekebilirsiniz. Yine fazla vakti olanların uğraması gereken Hatay gezilecek yerlerden bir tanesi. Güzel bir Hatay manzarası sunuyor. Hatay gezisi sırasında kesinlikle görülmesi gereken bir yer. Şelalenin sesi, ortamın yeşilliği insana huzur veriyor. Ayrıca Harbiye şelalesinin çevresindeki cafelerde de oturabilir, güzel manzaralar eşliğinde kahvenizi yudumlayabilirsiniz. Hatay gezisinin bir doğal güzelliği de Yeşilyazı Köyü ve asma demir köprü. Yeşilliklerin içinde çok güzel fotoğraflar çıkıyor. Vakti olanlar kesinlikle uğramalı. İnanç turizminde oldukça önemli bir yeri olan Manastır, erken hıristiyanlığın hac merkezi olarak kullanılıyormuş. Vakıflı Köyü, Hatay'n Samandağ ilçesinde yer alan bir mahalle. Bu köyün önemli de bir özelliği var: Türkiye'deki son etnik Ermeni köyü. Uğramanızda fayda var. Yine oldukça popüler olan bir yer. Hatay'ın Samandağ İlçesi'nde yer alan Musa ağacı, Hz. Musa'nın toprağa diktiği asasının ölümsüzlük suyu sayesinde yeşermesiyle büyüdüğüne inanılıyor. Ayrıca ağacın 3 bin yıllık geçmişinin olduğu düşünülüyor. Buralara kadar gelmişken harika manzaralar sunan Musa Dağı Restaurant'ta mola vermemek de olmaz. Buranın Toros Patatesi çok meşhur. Ayrıca kendilerinin portakal bahçeleri var. Manzaradan onlar da görünüyor, çok tatlılar 🙂 Ortaya patates söyleyip yanına da kan portakal suyu istemeyi unutmayın! Hatay gezisi esnasında beni en çok heyecanlandıran yerlerden biri de Titus Tüneli. Hatay'ın Samandağ İlçesinde bulunan tünel İ. Ö.1'nci yüzyılda yapılmış. Titus tünelinin yapılma amacı da oldukça enteresan. Dağlardan inerek yaşamı tehdit eden sel ve taşkınlardan korunmak amacıyla Roma İmparatoru Vespasian bu akıntıların yönünü değiştirmesi için Titus tünelinin yapımını emrediyor. Ömrü de yetmeyince oğlu Titus tarafından bitiriliyor. Samandağ İlçesine 5 kilometre uzaklıkta olan Titus Tüneli'ne Samandağ'dan hareket eden servislerle ve Özel araçla yön tabelalarını takip ederek ulaşabilir. Titus tünelinin devamında yer alan ve 12 tane mezarın bulunduğu mağara. Görmeden dönmeyiniz. Türkiye'nin en uzun, Dünya'nın ise 10. en uzun plajı olan Çevik Plajı da gerçekten görülmeye değer. İskenderun Antakya'ya yakın konumuyla ziyareti kesinlikle hak ediyor. Ankara'ya uçak biletimiz sabaha karşı 5'te olduğundan Pazar akşamı için İskenderun'a doğru yola koyulduk. İskenderun'a gitme sebepleri arasına girecek harika bir yol lezzeti var: Belen Tava. Hatay ve İskenderun arasında yer alan KURTOĞLU RESTAURANT'da mola verip belen tava yemeyi unutmayın! İskenderun'da şöyle denize karşı rakı balık yapalım diyenler için de Sahil Restoran güzel bir öneri olabilir. - Payas Kalesi - Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi Hatay hangi yemekleri ile bilinmektedir sorusunun cevabı bir hayli geniş. Bizler hafta sonu gezginleri olarak nokta atışı Hatay yemeklerini tadıp kısa sürede bolca Hatay lezzeti deneyimlememiz gerekiyor. Bu durumda aşağıdaki gibi bir Hatay Ne Yenir, Nerede Yenir listesi oluştu. Ayrıca aşağıdaki listede yer alan Hatay yemek yerlerinin görüntülerine yazının başındaki video'dan da ulaşabilirsiniz. - PÖÇ Kasabı ve Kebap - Tugay Kasabı - Dönerci Tacettin Usta - Mısırlı Döner - Humusçu İbrahim Usta - Humusçu Nedim - Künefe: Sabri Ustanın Yeri veya Çınaraltı Künefe Yusuf Usta - Müze Otel - Musa Dağı Restaurant'ta Toros Patatesi - Petek pastanesi'nde hurmalı kömbe Müze Otel'de konaklama yapmadan da vakit geçirebilirsiniz. Şöyle ki, Müze Otel'in çok şık bir restoranı var. Rezervasyon yaparak muazzam Hatay mezeleri ve yemekleri eşliğinde mozaiklerin üzerinde güzel bir akşam geçirebilirsiniz."} {"url": "https://gezginilla.com/hayatin-anla", "text": "Hayatın anlamı, şüphesiz her insan tarafından hayatının bir bölümünde düşünülmüştür. Herkes için farklı anlamları içinde barındıran bu kavram filozofların dünyasında da hemen her dönemde ilgi çekici olmuştur. Hayatın anlamı üzerine derin düşüncelerde bulunan önde gelen filozofların biri de Arthur Schopenhauer. Arthur Schopenhauer ile ilk tanışmam Serdar Kuzuloğlu'nun blogu sayesinde oldu. Blogunda herhangi bir konu hakkında bir şeyler aktarırken sürekli Schopenhauer'den alıntılar paylaşması ve ona olan övgü dolu sözleriyle radarıma giren bir felsefeci oldu kendileri. Bu arada Serdar Kuzuloğlu'nun blogunu okumayanların çok şey kaçırdığını söyleyebilirim, muazzam ufuk açıcı amirim! Mesela Kuzuloğlu'nun konumuzla alakalı olan şu yazısı ile kendilerini takip etmeye başlayabilirsiniz. Ayrıca şu an da içinde bulunduğumuz karantina günlerinde hayatın anlamını sorgulamak ayrı bir önem kazandı sanki. Hemen hemen tüm dünya pandemi haline gelen corona virus yüzünden evlerine kapanmış durumda. Bizler de karantina günlerini en etkili şekilde geçirebilmek için kitaplara kucak açtık 🙂 Karantinada yapılacak aktiviteler olarak Hayatın Anlamı kitabı güzel bir tercih olabilir. Arthur Schopenhauer 'in Hayatın Anlamı kitap incelemesine geçmeden evvel yazarın kendisine ufak bir pencere açalım. Felsefe alanında önemli bir kişi kendileri. Alman filozof Schopenhauer (1788-1860), Alman felsefe dünyasının ilklerinden ve Nietzsche'nin ilk akıl hocası. Schopenhauer'in felsefesini anlamak için yaşadığı hayat hakkında bilgi sahibi olmak da oldukça önemli. Ben burada hayatını anlatmayacağım tabii ki, belki ilginizi çeker diye 🙂 Sonra Arthur Bey Berlin Üniversitesi'nde öğretim üyeliğine kabul ediliyor falan ve aynı okulda hoca olan Hegel için: \"Eserlerinin dörtte üçü safi saçmalık, dörtte biri de paradoks\" diyo. Ahahha 10/10 hareket! Sonra kral bir hareketle Hegel'in dersleri ile aynı saatte ders işliyo. İnsanların iki seçenekten kendisini seçmesini istiyo ama yanılıyo 🙁 Derslere gelen olmayınca da ben gezginilla olcam diyip seyahatlere çıkıyo. Kendisinin en önemli özelliklerinden birisi insan düşmanı olması ve tek dostunun köpekler olması! Dünyayı sefalet ve ıstırapla dolu bir yer olarak görmüş ve şu anki dünyanın da olabilecek en kötü dünya olduğu fikrindeymiş. Biraz iç karartıcı bi abimiz kendileri. \"Yalnızlığı sevmeyen özgürlüğü de sevmez. Kişi ancak yalnız olduğunda özgürdür çünkü.\" demiş. Bir de şey vardı yalnızlıık alıır götürüür vay benii yazıık bana Gülben Ergen.. Hadi kitaba geçelim. - Hayat: Istırap ve Sefalet - Yaşama İradesinin Tasdiki ve İnkarı - Hayatın Boşluğu Öğretisi Üzerine - İntihar Üzerine Aslında benim gibi hayata oldukça pozitif bakan ve çoğu şeyi kulak arkası etmeyi becerebilen birisi için oldukça tezat bir kişi Schopenhauer. Çünkü kendisi adeta karamsarlığın kitabını yazan, hayat üzerine olan karamsar düşünceleriyle de oldukça ünlü bir filozof. Aramızda çok net bir zıt kutuplar birbirini çeker durumu var! Schopenhauer'e göre insan istemekten vazgeçtiğinde kurtuluşa erecektir. Çünkü mutlu bir hayat ona göre imkansız.. Kitabın diline gelirsek, gereğinden fazla Almanca ve Latince kelime barındırıyor. Bu bakımdan kitabı okuması bir tık zor. Yazarın uslubu okumayı zorlaştırsa da Schopenhouer ile tanışmak için güzel bir kitap. Hayatın anlamı üzerine kafa yormak isteyenler için okunası bir eser. Yazarın kullandığı çoğu cümlede birkaç dakika duraksayıp düşünmeden edemiyorsunuz. Arada bu tarz, tabiri caizse tokat gibi çarpan ve kendi yaşantınızla pek uymasa da zıtlıklar sunan felsefe kitaplarını okumak oldukça iyi geliyor. Hele kii korona virüs günlerinde! Arthur Schopenhauer ile tanışmak ve onun felsefesi hakkında az çok bir fikir sahibi olmak isteyenler için oldukça güzel bir kitap. - Hayatimizin belli gunlerinin mutlu oldugu, dikkatimizi ancak bunlarin yerini mutsuz gunler aldiginda ceker. Zevkler ve hazlar arttikca bunlara karsi duyarliligimiz azalir; alistigimiz seyleri artik bir zevk olarak hissetmeyiz. Fakat aciya duyarliligimiz tam da bu sekilde artar; cunku alistigimiz seyin kesilmesini aci bicimde hissederiz. - Bulutun önünde ve arkasında her şey pırıl pırıldır, sadece kendisi her zaman gölge düşürür. Bundan dolayı içinde bulunulan an her zaman yetersizdir, ama gelecek belirsiz ve geçmiş geri dönülemezdir. - Can sıkıntısı, daha zeki hayvanların bile başının belasıdır. Çünkü kendi başına hayatın gerçek ve hakiki bir değeri yoktur, fakat ihtiyaçlar ve yanılsamalar aracılığıyla sadece devinim halinde tutulur. İhtiyaçlar ve yanılsamalar kaybolur kaybolmaz hayatın mutlak yavanlığının ve boşluğunun farkına varıveririz. - Var olmuş olan artık var değildir; hiç var olmamış olan kadar vardır ancak. Fakat var olan her şey, bir sonraki anda çoktan var olmuş kabul edilir. - Saatler ne kadar hoşça gecirilirse o kadar cabuk tukenir, ne kadar aciyla gecirilirse o olcude uzadikca uzar, gecmek bilmez, cunku muspet mahiyete sahip olan sey zevk degil acidir, onun bizzat mevcudiyeti kendisini hissettirir. Benzer sekilde eglendigimizde degil, sıkıldıgımızda zamanın farkına varırız. - Genclıklerınde arkadaş olup da hayat yollarını ayırdığı için bir daha görüşemeyen iki insan yaşlılıklarında tekrar karşılaşınca, eski zamanların hatırlanmasıyla birlikte, hissettikleri ilk şey hayatın bütünüyle ilgili tam bir düş kırıklığıdır. Gençliklerinin umut vadeden şafağı altında o eski zamanlarda hayat önlerinde beklentilerle öylesine dolu görünmüştü ki! onlara çok şey vadetmiş ama bunların çok azı gerçekleşmişti. Tekrar karşılaştıklarında bu duygu o kadar belirgin biçimde baskın ve hissedilirdir ki bunu sözcüklerle dile getirme lüzumu bile duymazlar fakat her ikisi de bunu içten içe varsayarlar ve ne konuşacaklarsa bu temel üzerine konuşurlar. - Şu çocuk dünyaya getirme işi şimdi olduğu gibi bir zorunluluk veya bedensel zevkin eşlik ettiği bir şey değilde tamamen düşünüp taşınarak akılla yapılan bir iş olsaydı acaba insan soyu gerçekten varlığını sürdürmek ister miydi? Bir insan gelecek nesle onu hayat yükünden kurtaracak kadar şefkat ve merhamet beslemez miydi? Ya da böyle bir yükü onun üzerine yükleme sorumluluğunu soğukkanlılıkla üstlenmeyi istemeyecek kadar ona yakınlık duymaz mıydı? - Bir gayenin elde edilmesi onun cazibesini dağıtır. Buna cinsel arzunun gayesi de dahildir: \"aşık olan herkes sonunda eriştiği hazzın ardında olağan dışı bir hayal kırıklığı yaşar.\" Bütün bunların sonucunda varacağımız nokta mutlak tatmin diye bir şeyin olmayacağıdır. İnsanlar iflah olmaz derecede yerlerinde duramayan yaratıklardır. \"Tatmin edilmiş her arzu yeni bir arzunun doğumuna neden olur. \" Dolayısıyla Schopenhauer'in kast ettiği anlamda bütün isteklerimizi ve ihtiyaçlarımızı ortadan kaldırabilecek erişilmiş belli bir mutluluk yoktur ve zaten hiç kimse uzun süre hayatta kalamayacaktır. Ancak buna rağmen biz sanki hem kalıcı hem de her şeyi halledecekmiş gibi mutluluk dediğimiz şeyin peşinden koşmaktan geri durmayız. - Mutluluk her zaman gelecekte, değilse geçmiştedir ve içinde bulunulan an, rüzgarın güneşli bir vadinin üzerinde sürüklediği küçük kara bir buluta benzetilebilir; bulutun önünde ve arkasında her şey pırıl pırıldır, sadece kendisi her zaman bir gölge düşürür. - \"Birine kim olduğunu sorarsan, ona senin de kim olduğunu bilme hakkı verirsin.\" Heyt bee - Bütün arzuları dilekleri daha doğar doğmaz yerine getirilmiş olsaydı eğer, insanlar ne ile doldururlardı hayatlarını ve ne ile geçirirlerdi zamanlarını? - Zevklerin binlercesi bir acıyı telafi edemez. - Bilgi arttıkça, ızdırap artar. - Hiç kimse kendinden fazlasını göremez. Herkes başkasında kendisi olabildiği kadarını görür, çünkü onu ancak kendi zekası ölçüsünde anlayabilir. - Hayattan bana kalan nedir? Hayatım dolu olduğunda dert ve tasa; eğer boşsa can sıkıntısı. - Tanrı için bile her şey mümkün değildir, zira kendini yok edemez. - Bu arada ben hayatın anlamını keşfettim: Hayatın anlamı, aslında hiçbir anlamı olmadığı... - Karantina Günleri #1: Korona Virüs sen mi büyüksün ben mi?!"} {"url": "https://gezginilla.com/inceleme-ustalik-gerektiren-kafaya-takmama-sana", "text": "- Siddhartha Kitap incelemesi - Bir Ömür Nasıl Yaşanır - İstif Çağı - Hayatın Anlamı"} {"url": "https://gezginilla.com/iskodra-gezilecek-yerl", "text": "İşkodra Gezilecek Yerler bize de sürpriz olan bir yazı. Balkan Turuna başladığımız Tiran'dan sonraki ikinci durak olan Arnavutluk' un kuzeyindeki en büyük şehir, İşkodra ile devam ediyoruz. Tiran İşkodra arası 100 km. Baya yakınlar. Karadağ'a giderken yol üstünde bizi karşılayan, hakkında pek bir bilgi sahibi de olmadığımız, içerisinde muazzam bir kale barındıran bir şehir İşkodra. İşkodra ya da Arnavutça Shkoder, M. Ö. 4. yüzyıla dayanan geçmişiyle Avrupa' da en eski yerleşim yerlerinden biri. Bizi ilgilendiren kısmı ise 15. yüzyılda Osmanlı topraklarına katılması ve 20. yüzyılda Balkan Savaşları sonunda Türk hakimiyetinden çıkması. Zaten Osmanlı'dan en son ayrılan ülke de Arnavutluk olmuş. Arnavutluk'ta kullanılan para birimi LEK. Kur yaklaşık 1 Euro = 121 LEK şeklinde. (2019 Temmuz) Türkiye ile Arnavutluk fiyatları birbirine çok yakın. Arnavutluk'un o eski ucuzlukları falan bitmiş. Tabi paramız da değer kaybetti! İşkodra'ya Karadağ yolculuğumuzda yol üzeri bir nokta olduğu için uğradık. Eğer siz de Balkan Turunuza Tiran'dan başlayıp Budva ve Kotor'a doğru devam edecekseniz veya Arnavutluk'ta birkaç saat boşluğunuz varsa, İşkodra gezilecek yerler yazısı tam size göre! Eğer ilk yurt dışı deneyiminiz olacaksa, Türkiye'deki bu döviz kurları ile yurt dışında ucuza nasıl gezilir, nelere dikkat edilir diye merak ediyorsanız alttaki yazıya tıklayarak yurt dışında ucuz tatilin nasıl yapılacağı hakkında faydalı bilgilere ulaşabilirsiniz. - Arnavutluk vizesi - Rozafa Kalesi - Kole Idromeno Caddesi - Kurşunlu Camii - Ebubekir Camii - İşkodra'da Konaklama Türkiye ile Arnavutluk Arasında Vizenin Karşılıklı Olarak Kaldırılmasına Dair Anlaşma 4 Şubat 2010 tarihinde yürürlüğe girmiş. Sadece pasaportunuzla, Arnavutluk'a vizesiz olarak giriş yapabilirsiniz. İşkodra nereler gezilir denildiğinde akla ilk gelen yer muazzam manzarası ve tarihi ile Rozafa kalesi. Yazının giriş kısmında değindiğim gibi, açıkçası İşkodra'ya uğrama gibi bir planımız yoktu fakat efsane bir Rozafa Kalesini barındırdığını öğrenince ve Karadağ yolu üzerinde yer alan bir şehir olmasından dolayı İşkodra şehri rotamıza eklendi. Arnavutluk Gezi Rehberine çok güzel bir renk kattı Rozafa Castle. Rozafa kalesi manzarasına göz atmak için buraya tıklayın. Ben kale ziyaretlerini genelde akşama doğruya bırakırım. Şehrin hem gündüzünü hem de güneşin batışını izleyebilmek için. Çünkü kaleler hep harika manzaralar verir Atilla Wilde. Mesela, New York' a gidip Empire State Building'e çıkarsanız yine akşam üstü gitmelisiniz, Newyork'da güneş batışı başkadır.. Ama niyeyse burası bana Van' daki efsane kaleyi hatırlattı, muazzam bir güneş batışı ve Van Gölünün süzülüşü.. Neyse. Bu kez vakti ayarlama şansımız yoktu fakat Tiran'da öğlen elbasan tavaya düşüş ve araba kiralama işleri, alışveriş falan derken bi şekilde güneş batmaya yakın Rozafa Kalesine düştük. Ahh nasıl şanslıyız ayarlasak bu kadar olurdu. Rozafa Kalesi, İşkodra merkezdeki Demokrasi Meydanı'na arabayla 10 dakika sürüyor. Yürüyerek de sanırım 30 dakika civarı sürer. Rozafa Kalesine giriş ücreti 10 TL civarı. Kale akşam 8'e kadar da açık. Gerçekten muazzam bir lokasyonda ve harika bir İşkodra Gölü manzarası sunuyor. Kale üzerinde katedralden camiye çevrilmiş olan Fatih Sultan Mehmet Camii'ye ait kalıntılar da bulunmaktadır. Ayrıca Rozafa Kalesi ilginç bir efsaneye sahip. Rozafa kalesi efsanesi, ülkenin en ilginç ve en üzücü efsanelerinden biriymiş. Rozafa Kalesi'nin Hikayesi için linke tıklayın. İşkodra Kalesi her açıdan büyüleyiciydi. Osmanlıdan izler bulmak, güzel hissettirdi. Ayrıca Game Of Thrones sahnesinde gibi hissettik kendimizi bir an. Gözler Khaleesi' yi aramadı desek yalan olur. Rozafa Kalesinden de görülebilen Kurşunlu Camii, İşkodra'da gezilmesi gereken önemli bir tarihi nokta. Kurşunlu camiinin özelliği, komünizm dönemindeki yıkımdan kurtulan tek cami olması. Arnavutluk'ta, komünist rejim döneminde ülkede dinin yasaklanmasıyla çok sayıda ibadethane kapatılmış ve yıkılmış. Ayakta kalan ve Osmanlıdan izler taşıyan Kurşunlu Cami, Rozafa Kalesine oldukça yakın. Şehrin en hareketli caddesi Kole Idromeno caddesi. Ben diyim Ankara 7. cadde. İşkodra'nın merkezinde bulunan ve her türlü bar, restoran vs. nin bulunduğu ve sadece yayalara ait bir cadde burası. Caddenin hemen girişinde güzel mimarisiyle sizi Ebu Bekir Camii karşılıyor. 18. yüzyılda yapılan Buşatlı Mehmet Paşa tarafından yapılan Ebubekir camii, 1995 yılında restore edilmiş. İşkodra şehir merkezinde yer alan Osmanlı mimari tarzında inşa edilen ve şehrin en büyük ibadet yeri. ilk halife Hz. Ebu Bekir'e ithafen yapılmış. İşkodra'da ne yenir, İşkodra yeme içme durumlarına gelirsek, biz sadece trileçe yiyip kahve içtik. Tiran'da elbasan tavaları gömdüğümüz için karnımız bir hayli toktu. Karadağ'a giden yol tek şeritli bir yol ve oldukça bozuk. Yol uzun ve pek dikenli çok uzun lan ben tükendim. hangi ünlü düşünür söz etmişti? Ceza?? Bizim gibi geç saate kalmayın diyeceğim de siz ondan da anlamazsinizsjsjsj Rozafa Kalesi bu yolu çekmeye değer. Ama dediğim gibi güneş batmaya yakın gidiniz! - Rozafa Kalesi - Kole Idromeno Caddesi - Ebu Bekir Camii - Bell italia Vizesiz Balkan ülkeleri ilginizi çektiyse yine vizesiz gidilebilen, pahalı olmayan ve Dünya'nın 7 harikasından biri olan Petra Antik kentinin, Dünya'da Mars'a en çok benzeyen yer olan Wadi Rum Çölünün, Dünyanın en derin bölgesi ve tuz gölü olan Ölü Denizin ve başkent Amman'ın bulunduğu Ürdün ülkesi sizi fazlasıyla mutlu edecektir. Alttaki linke tıklayarak Ürdün gezi planlamanıza bir an önce başlayabilirsiniz."} {"url": "https://gezginilla.com/istif-ca", "text": "İnternette gezinirken karşıma dikkat çekici kapağıyla şu kitap çıktı: İstif Çağı! Yavaş yavaş minimalizmi hayatıma uygulamaya çalıştığım bu dönemde istif çağı kitabı haliyle ilgimi çekti. Netflix de yayımlanan o efsane minimalizm belgeselinden sonra zaten inceden evimdeki, dolabımdaki fazla eşyalar oldukça gözüme batmaya başlamıştı. Ne çok istiflemişim modunda takılırken bu eşyalardan nasıl kurtulacağının arayışına girmiştim. Bu süreçte de tabii ki 'yarın lazım olur yeaa, ama bunun anısı vaar' falan diyerek hiçbir eşyam ile vedalaşamadımfdsfds. Ama bu süreçte bir alışkanlık edindim ki o da gereksiz alışverişi bırakmak! Çok şükür ihtiyacım olmayan hiçbir şeyi almamaya ve istifçilikten uzaklaşmaya başladım. İşte tam bu süreçte istif çağı kitabı ile karşılaştım ve bir an önce okumaya başladım. Evlerden çıkamadığımız ve karantina günlerini yaşadığımız şu günlerde kitap okumak, evde yapılacak en verimli birkaç aktiviteden biri sanırım. Karantina döneminde istif çağı kitabını okumak sanıyorum kitapta bahsedilen düşünceleri uygulamak için harika bir dönem. Yazının ilerleyen kısımlarında bu düşünceleri zaten anlayacaksınız, özetin özeti minimalistleşmek. Ayrıca minimalizm ile ilgili kitaplar denildiğinde de akla ilk gelen kitaplardan biri İstif çağı. Minimalizm kitap önerisi isteyenler bu kitabı kesinlikle edinmeli! İstif çağı kitabı harika bir zamanlamayla hayatıma giriş yaptı. Mesela bundan 2-3 sene önce bu kitapla karşılaşsaydım 'öff ne sıkıcı kitap diyip yaa' diyip çoktan bir yerlere bırakmıştım. Her şeyin bir zamanı var demek ki.. İstif çağı kitabı, çevresindeki fazla eşyadan sıkılanlara, sürekli alışveriş yapma isteğinde olan insanlara hatta gezip tozmak isteyip de parası olmadığından gezemeyen insanlara önerebileceğim güzel bir kitap. Özellikle alt kısımda da değindiğim eşya toplamak yerine deneyim biriktirmeyi anlattığı bölümler gerçekten harika. tam da deneyim biriktirme modunda olduğumuz bir dönemde gerçekten güzel hissettirdi 🙂 Deneyimlerin hastasıyız, eşyalar sizin olsun.. Fotoğrafın çekildiği yer, Finlandiya'nın Lapland bölgesinde yer alan bir ev. Kuzey ışıklarını görmek için çıktığımız Lapland turunda erkenden uyanıp kitap okumalarıma devam ettim. Çünkü çok gezerken çok okuyan bilir 🙂 İlginizi çekerse, Kuzey Işıkları Turu Nasıl Yapılır yazısının linkini aşağıya bırakıyorum. - Kuzey Işıkları Turu Nasıl Yapılır 11 Günde LAPLAND Turu - MARTI Kitap İncelemesi - Bir Ömür Nasıl Yaşanır Kitap İncelemesi - İnceleme: Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı - Orijinaller Kitabı İncelemesi Adam Grant - Koşmasaydım Yazamazdım Kitap İncelemesi Haruki Murakami - Pürüzlü Mükemmellik Kitap İncelemesi - Olumlu Sözcükler Etkili Sonuçlar Kitap İncelemesi Hal Urban - Muhteşem Gatsby - Bir Sanatçı Gibi Araklayın - Değişen Tatil Anlayışı ve Yazlıkçılık Bu blogda ağırlıkla gezi rehberleri ve gezilecek yerler yayınlanıyor. Bu yazılara ek olarak beni daha fazla gezip görmeye şevk eden, şehirler ve ülkeler arasında gelip giderken, efsane yol manzaraları eşliğinde okuduğum kitapların incelemelerine de yer vermek beni oldukça mutlu ediyor. Fırsat buldukça gezi blog yazılarının yanında kitap inceleme yazılarını da bloga koymaya gayret ediyorum. Hazır corona virüsü de ortalığı oldukça karıştırmışken ve seyahatlerimize engel olmuşken, bu süreçte kitap okumalarına ve kitap inceleme yazılarına ağırlık vermek istiyorum. Bu sürecin ilk örneği de istif çağı kitabı ve onun harika yazarı James Wallman. Öncelikle kitabın yazarı olan James Wallman yazar, gazeteci ve trend tahmini uzmanı bir kişilik. Bir anda evindeki eşyaları kolileyerek bir yerlere kaldırıyor ve içinden de sadece ihtiyaç duyduğu eşyaları çıkarıyor. Nerden baksan kral hareket 🙂 Sonrasındaki maceralarını kitapta saklayalım, her şey de anlatılmaz yahu. - Fakat isin asli biz o kadar cok calismak istemiyoruz! Zaten simdi bile istedigimizden fazla calisiyoruz. Oturma odasinda kitap okuyarak cocuklarla vakit gecirmeye bayiliyoruz. Cocuklar yattiktan sonra biraz televizyon seyretmek hosumuza gidiyor. Parka gitmeyi, arkadaslarla bulusmayi, mutevazi tatiller yapmayi ve genel olarak rahatlamayi seviyoruz. Kariyerlerimizde ilerlemek muhtemelen daha fazla is, daha fazla sorumluluk, daha yogun stres ve cocuklar oturma odasinda daha az vakit anlamina gelecek. - Deneyimi basa koymak, minimalizm, sade yasam ya da ortalama rahatlik surduren herkesi bu kitaptaki nihai ve en onemli yenilikci yasam tarzina daha cok yakinlastirir. - Cikan netice ortadaydi, varilan sonuc basitti: Deneyimler insanlari maddiyata sahip olmaktan daha mutlu eder. Deneyimlerin bizi sahip oldugumuz maddiyattan daha mutlu ettigini kanitlarla gostererek, maddecilik ile mutsuzluk arasindaki iliski bilmecesine cozum bulundu. Maddeciligin mutsuzluga yol actigi sonucuna varildi. Baska bir ifadeyle, yapmak ya da sahip olmak artik soru olmaktan cikmistir. Cevap nettir. Eger mutlu olmak istiyorsaniz paranizi, zamaninizi ve enerjinizi maddi seylere sahip olmak yerine deneyimler yasamaya harcamalisiniz. Deneyimlerin mutlu olmaniza yardim etme ihtimali yuksektir. - Neysee konudan sapmayalım, alıntılara devam ediyorum 🙂 - Neden? Neden deneyimler bizi mutlu etmede maddiyattan daha iyidir? Bununla alakali 5 temel sebep bulunmus. Fotograflar ile 5 temel sebebi asagida aktariyorum 1 ve 2: - Eger bir seye sahip olmak yerine bir sey yaparsaniz, sonunda anlatacak ilginc bir seyiniz olmasi muhtemeldir. Arastirmalar insanlarin maddiyattan ziyade deneyimlerinden konusmayi tercih ettigini ortaya koydu. Sonucta yeni arabasini mi yoksa son kamp gezisini anlatan birini mi dinlemeyi tercih edersiniz? - Deneyimlerin kimligimize katkida bulundugunu dusunmeye egilimliyizdir ve deneyimler bizi baskalariyla yakinlastirir. - Eger biri, \" son kirk yilini nasil nitelendirirdin?\" diye soracak olsa, cogu kimse aile, arkadaslar, kariyer, paradan bahseder. Ama benim icin oyle degil. Benim icin onemli olan gittigim yerler ve orada yasadigim deneyimler. - Ornegin bundan yirmi yil sonra 2011 ile ilgili sadece tek bir sey hatirlayacagim. Geri kalan her sey solup gitmis olacak. 2011, benim icin daima Iran'a bir Citroen 2CV surerek gittigim yil olacak. - Maddi urunler elbette hala statu gostergesidir. Ancak gecmisle kiyaslandiginda, sosyal medya sayesinde daha fazla insan esyalariniz yerine deneyimleriniz hakkinda bilgi sahibi olur ve deneyimleriniz nadirlik ilkesi nedeniyle daha buyuk bir sosyal sermayeye karsilik gelir. Sonuc olarak deneyimler artik daha gozle gorulur, daha somut, daha degerlidir ve statuye katkida bulunma ihtimalleri maddi urunlere oranla daha yuksektir. - Deneyimlerin bizi mutlu etme ihtimali daha yuksektir cunku onlardan sikilma ihtimalimiz daha dusuktur - Deneyimlere pembe gozluklerle bakmamiz ve onlari kimligimizin bir parcasi olarak gormemiz daha olasidir. - Bizi baskalarina yakinlastirmalari daha yuksek ihtimaldir - Karsilastirilmalari daha zordur. İlk fincan kahve çok hoşuna gitmesine rağmen ikincisinin çok daha az keyif verdiğini fark etti. Ekonomistlerin azalan marjinal fayda dediği bu olguyu sosyologlar hedonik kontrast etkisi olarak adlandırır. Bentham'ı anlamak için teknik terimlere ihtiyacımız yok. Bence bu basit gözlemiyle eşyada boğulma sorununu ve materyalizmin ikilemini özetlemiştir: Bir şeyin birazı iyidir ama siz iyi bir şeyin aşırısına kaçabilirsiniz. Çünkü her şey değişir. Teknoloji değişir. Kıyafetlerimiz ve kültürümüz, yediklerimiz ve düşündüklerimiz değişir. Yoksa arabaları, kameraları, kameralı telefonları, İspanyol paça ve dar pantolonları, atıştırmayı, aile yapısındaki değişimi ve aile yemeğinin yükseliş ve çöküşünü, kadınların oy kullanmasını nasıl açıklarsınız ? Değişim kaçınılmazdır. Bu gerçek göz önüne alındığında, \"Değişim olacak mı?\" sorusu yerini \"Değişim nasıl olacak?\" sorusuna bırakır. - Deneyimci olmak icin tek yapmaniz gereken, gelir seviyeniz ne olursa olsun bir secim soz konusu oldugunda esya yerine deneyimi tercih etmektir. - Hatiralar hayallerden uzun yasar. Kendine tatli bir hatira ver. Bol sans 🙂 - 1- Esyalardan kurtulun - 2- Esyada bogulmaya geri donmeyin - 3- Brewster'in milyonlari oyunu Harika oyun ya - Kitapta bu kisim uzunca anlatilmis, ben ozet gectim 🙂 - 1- Sahip olduklarimi ne siklikla kullaniyorum? - 2- Gercekten ne kadar esyaya ihtiyacim var? - 3- Sahip olduklarim beni mutlu edecek deneyimler sagliyor mu? Yoksa soruna, borca, strese ve depresyona mi yol aciyor? İstif çağı kitabında da önerilen Eşyaların Hikayesi kısa filmini de kesinlikle izlemelisiniz. Linki burada."} {"url": "https://gezginilla.com/izmir-plajla", "text": "İzmir plajları nasıl gezilir? İzmir'de nerede denize girilir? Güvenle gidebileceğimiz sakin plajlar, koylar nerelerdir? İzmir plaj yerleri, İzmir sahil kenarları gibi soruların tamamına yanıt bulabileceğiniz İzmir Plajları yazısı sizleri bekliyor. İzmir'de hafta sonu denize girilecek yerler, İzmir günübirlik denize girilebilecek plajlar, koylar için bile harika bir İzmir gezi rehberi ortaya çıktı. - İzmir Plajlarını dünya gözüyle izlemek için alttaki youtube videosuna alalım sizi. Yazı öncesi şöyle bir içimiz açılsın 🙂 - Karantina Adası - Urlice Vineyards - Karaburun Gezilecek Yerler - Balıklıova - Manal Koyu - Ayıbalığı Koyu - Ardıç sahili - Bodrum Koyu - Mimoza Koyu - Dolungaz Koyu - Sarpıncık Deniz Feneri - Sazak Eski Rum Köyü - Badem Bükü - Karaburun Mekanları Yeme içme Önerileri - Alaçatı, Çeşme Sahilleri - Ildır Köyü - Ilıca Plajı - Boyalık Plajı - Fly-inn Beach Club - Ayayorgi Koyu - Delikli Koy - Demircili Koyu - Garip Adası - Pissa Koyu - İzmir Koyları-Karaburun-Alaçatı UCUZ EKONOMİK Konaklama Önerileri Antalya civarları, Fethiye, Bodrum gibi yerleri 2018 yaz döneminde bitirdiğimizden gezilmedik sahil şeridi olarak İzmir'in Yarımada bölgesi, özellikle de Karaburun Koyları kalmıştı. Pandemiden dolayı sosyal mesafe kurallarına uyum sağlayarak gezmek tabii ki temel önceliğimiz oldu. Hem Diğer meşhur tatil yörelerine göre nispeten daha seyrek nüfuslu, instagram'da pek patlamamış, şekil şukul beachlerin olmadığı, güzel koyların ve sakin plajların yer aldığı bir bölge saptayıp hem de şimdiye kadar bulunmadığımız ve keşfetme ruhu ile seyahatimizi güzelleştirme düşüncesi ile nerede tatil yapabiliriz diyerek çıktığımız bu yolda karşımıza efsane bir İzmir gezi rotası çıktı. İzmir Yarımada'ya dair karşıma çıkan fotoğraflardan, gitmeden önce yaptığım araştırmalardan beni neyin beklediğini az çok kestirebiliyorum fakat internetteki fotoşoplu fotoğraflardan daha güzel görünen koyları dünya gözüyle görünce gerçekten çok şaşırdım. Ayrıca insan sayısının azlığı, bölgedeki koyların ve çevresinin hala bakir kalması gibi şeylere de oldukça şaşırdığımı söyleyebilirim. Bu devirde böylesine doğal ve bakir yerleri görünce insan gerçekten hayret ediyor! Neyse efendim gelelim İzmir'de Denize Girilebilecek En İyi Yerlere, Karaburun Koylarına, dolaştığımız İzmir plajlarına. Bizim yolculuğumuz Ankara'dan başladı. Ana hedefimiz Karaburun'un eşsiz koyları olmasına rağmen tabii ki yol üzerinde uğranabilecek yerleri de atlamadan gezimize başlıyoruz. Bu arada İzmir Plajları rotasını biz araba ile yaptık ama karavan ile de muazzam bir İzmir gezisi yapabilirsiniz. Gezginilla size hemen alttaki linkte karavan kiralama ile ilgili tüm detayları, karavan kampı önerilerini detaylıca anlattı! - Gezi rotamız tamamsa İzmir'de denize girilecek yakın yerlerin detaylarına geçelim.. Karaburun sahillerine gidiş rotamızda bulunan ve korona sebebiyle de ismiyle oldukça merak uyandıran Karantina Adası ile İzmir tatilimize başlıyoruz. İsminden de anlaşılacağı gibi Karantina Adası, olası bir hastalık durumunda salgınlar ve ölümlerin artmasını engellemek için Osmanlı döneminde Fransızlara inşa ettirilmiş. Yaklaşık 150 yıl boyunca hizmet veren Urla Karantina Adası 1950 yılına kadar da işlevini sürdürmüş. Ayrıca dünyada sadece Amerika Birleşik Devletleri'nin Elisa Adası ile Hırvatistan Dubrovnik'te bulunan Karantina Adası olarak 3 örneği varmış bu tarz bir adanın. Bu ince genel kültür bilgilerinden sonra gezimize dönelim. Karantina adasına büyük umutlarla gitmiştik lakin adanın girişi dışarıdan girişlere tamamen kapatılmış. Şu anda adada Türkiye Hudut ve Sahiller Sağlık Genel Müdürlüğü olarak hizmet veriliyor. Hüzün dolu bir iki hikaye çekip yolculuğumuza devam ediyoruz.. Uzun yoldan geldik, karnımız da haliyle acıktı. Yine yolumuz üzerinde bulunan Urlice Vineyards'a pizza-şarap yapmak için yola koyulduk. Farklı bir ambiyansta, manzaralı güzel bir yemek yemek istedik. Öğleden sonra 2 gibi Urlice'ye ulaştık ve kapıda hemen rezervasyon olup olmadığı soruldu. Erken bir saatte gittiğimizden masa ayarladılar fakat akşama doğru mekan full. Eğer akşam saatlerine doğru gidecekseniz rezervasyonsuz gitmemenizde fayda var. Biz kendi üretimleri olan roze şarap tercih ettik fakat bize biraz acı geldi, pek beğenmedik. Ortaya söylediğimiz 4 peynirli pizza ise oldukça lezzetliydi ve bir hayli büyük porsiyonluydu. Ayrıca mekandaki garsonlar mutsuz bir şekilde servis yaptılar, suratları 5 karıştı resmen. Bir daha gider miyiz sanmam ama farklı ambiyansı için bir kadeh bir şeyler içilebilir. Fiyat olarak da ortalamaydı. İzmir'in en güzel koylarına sahip Karaburun'da denize girilecek en güzel koylar ve plajlara doğru geçelim. Karaburun gezilecek Yerler olarak ben sadece plajlara ve koylara değineceğim. Yalnızca bir tane de deniz feneri var. Orası da zaten deniz kenarında ve efsane bir manzarası var. Karaburun denizi nasıl diye soracak olursanız eğer, o kadar çok koy ve sahil var ki hepsinin de ayrı güzellikleri var! Karnımızı doyurduktan sonra mutlu suratlarla yolculuğumuza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Balıklıova, İzmir ilinin Urla içesinde bulunan şirin bir mahalle. Çok tatlış da bir kıyı şeridi var. Balıklıova un kurabiyesi ile de aşırı ünlenmiş. Kurabiyenin tadına bakmadan olmaz diyip mahalleye dalıyoruz ve sahilde yemelik yarım kilo paketimiz ile ilk denize girme durağımız olan Manal Koyu'na geçiyoruz. İzmir'de yüzmek için en güzel koyların başında Manal Koyu geliyor. Ayrıca en güzel İzmir halk plajlarından biri. Manal Koyu'nun ünü ise Sezen Aksu'nun bu bölgede yer alan yazlığı. Kendisini göremedik fakat iyi bir lokasyon seçmiş kendileri. Sessiz, sakin mis gibi koy. Manal Koyu, Balıklıova ve Mordoğan arasında yer alıyor. Koyun en güzel yanı ücretsiz olarak şemsiyelerin bulunması. Manal Koyu'nun sahili biraz taşlık fakat su resmen dümdüz havuz gibi. Sessiz, sakin mis gibi bir koy. Manal Koyunda ayrıca bir tane büfe de bulunuyor. Fiyatlar ise deniz kıyısı işletmesine göre aşırı ucuz, resmen market fiyatına satış yapılıyor. Biz öğleden sonra Manal Koyu'na ulaştığımızdan boş şemsiye bulamadık fakat sandalyelerimiz ile bir palmiyenin altında, çimlerde denizin tadını çıkardık. Manal Koyu'ndaki yüzme molasının ardından küçük bir yol üzeri lezzet molası verdik. Oldukça meşhur olan bir tire köftecisi, ismi Problemin Yeri. Tadımlık olarak ortaya 1 tane söyledik, lezzet fena değil fakat internette biraz abartılmış bir mekan gibi geldi bize. Yine de deniz kenarında yemek yiyebilecek güzel bir mekan. Yaz aylarında denize girmek için gidebileceğiniz en güzel İzmir sahillerinden biri de Ayıbalığı Koyu. Evet ayıbalığısı 🙂 İsmi oldukça ilgi çekici bir koy olan Ayıbalığı Koyu, Akdeniz foklarının üreme alanıymış. Vay be bilgiye bak. Keşke görebilseydik de.. Ayıbalığı koyunda Seal Beach Club isimli bir işletme bulunyor. Biz beach tarzı takılmak istemediğimizden ve ziyaret edeceğimiz çok fazla koy olduğundan birer fotoğraf çekip diğer koylara doğru yol aldık. Yarımada oldukça girintili çıkıntılı olduğundan denize girilecek koy sayısı bir hayli fazla, seçenek çok! İzmir'de Denize Girilebilecek En İyi Yerlerden biri de Ardıç Plajı. Ardıç sahili, tam anlamıyla çocuklu aileler için oluşturulmuş gibi. Denizi oldukça sığ. Tıpkı Sarımsaklı Plajı gibi. Çoluğu çocuğu denize sal, deli gibi oynasınlar cinsinden bir plaj. Daha çok ailelere hitap ettiğinden ve dalgalı olduğundan yine birer fotoğraf çekip durmayarak bir diğer koy olan Bodrum Koyuna doğru devam ettik. Yine sahilin etrafında birkaç tane şezlonglu, şemsiyeli işletmeler bulunuyor. Tatile İzmir'e gidiyoruz, nerede denize girelim? Sorusunun en net iki cevabını oluşturan koylara geldi sıra: Bodrum Koyu ve Mimoza Koyu. Karaburun sahillerinin en meşhur ve en kalabalık koylarından biri olan Bodrum Koyu, dalgasız mis gibi suyuyla, hafif çakıl taşlarıyla aşırı ferah bir plaj. Ayrıca mavi bayraklı da bir plaj kendileri. Gerçekten tertemiz. Bodrum koyu uzunca bir sahil olarak uzanıyor ve koy boyunca birkaç tane büfe, cafe ve işletme de bulunuyor. Bodrum Koyuna yaklaşık 5 dakikalık yürüme mesafesinde yer alan Mimoza koyu da yine Bodrum Koyu gibi sahili çakıllı, denizde dalga yok, oldukça da berrak bir denizi var. Mimoza Koyunun hemen başlangıcında Ergin pansiyon bulunuyor. Hem konaklama hem şezlong hem de yeme içme olarak hizmet veriyor. Burayı görünce ''aa keşke burada konaklasaymışız'' dedik direk. Denize sıfır konumda bir pansiyon ve oldukça lezzetli mezeleri var. Mimoza Koyunda denize girdikten sonra Ergin pansiyonun deniz manzaralı masalarına geçip kalamar ve anneanne patates kızartması ile biralarımızı söyledik. Harika bir manzara eşliğinde aşırı lezzetli yemeklerimizi yedik. İzmir'de Yüzmek İçin Tercih Edebileceğiniz Koylardan belki de en muhteşemi Dolungaz Koyu. İzmir Karaburun'un Saklı Koyları'nın başında sanırım Dolungaz Koyu geliyor. Karaburun koyları arasında beğendiğimiz en güzel koy burası oldu. Yahu o nasıl deniz rengi o nasıl manzara.. İnsan gerçekten hayret ediyor, muazzam güzellikte! Dolungaz Koyu aşırı berrak suyu ve masmavi denizi ile kendine gerçekten hayran bırakıyor. Dolungaz Koyuna gidiş bir tık engebeli, toprak yoldan gidiliyor ama sonuna kadar değiyor, sakın toprak yolu görüp geri dönmeyin! Dolungaz Koyunun içinde Şirinbaba camping işletmesi de yer alıyor. Çadırı olanlara yer tahsisi yanında onların verdiği çadırlarda da konaklayabiliyorsunuz. Eğer bir tık lüks otelde kalmak isterseniz de bölgeye yakın konumda bulunan Lipsos Oteli'de değerlendirebilirsiniz. Dolungaz Koyunun ardından uğramanız gereken diğer nokta Sarpıncık deniz Feneri. Çok güzel gün batımı var, tavsiye edilir. Yine rotamız üzerinde bulunan, bol bol da gezme vakti olan gezginillalar için uğranması gereken tarihi bir köy. Sazak Eski Rum Köyünde yaşayan Rumlar, 1923 yılında Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan mübadele anlaşmasıyla bölgeden ayrılarak Sakız Adası'na göç etmiş. Köy boşalınca da haliyle yapılar zaman içinde büyük zarar görmüş. Değişik bir havası var köyün. Biz vakit azlığından uğrayamadık fakat gezi rotasına eklenebilir. Yarımadanın taaaa öbür tarafında kendi kendine takılan bir sahil kendileri. Alaçatı Çeşme'ye geçmeden evvel gezi rotamızın üzerinde bulunan Badem Bükü yolculuğu bir tık çetrefilli. Yollarda sürekli bir iniş çıkış var. Ayrıca aşırı virajlı. Yolun güzel yanı da muazzam manzaralar sunuyor olması. Badem bükü beklentilerimizin biraz altında kaldı. Yani efsane Karaburun sahillerinden sonra zaten çıta baya bi yükselmişti. Yani sessiz, aşırı sakin, kimselerin olmadığı bir koyda güneşleneyim, çocuklarımla, yeğenlerimle geniş geniş sahilde top oynayayaım firizbi atayım, geniş geniş yüzeyim derseniz eğer Karaburun'un en sakin koylarından olan Badem Bükü size göre. Ayrıca Badem Bükünde 1 işletme de faaliyet gösteriyor. Aklınızda bulunsun. En Güzel Karaburun Plajları bu şekilde. Karaburun taraflarındayken akşam nereye takılalım, nerede kaliteli yemekler, rakı-balıklar yapalım derseniz eğer Karaburun mekan tavsiyeleri olarak en meşhur mekanları aşağıya bırakıyorum. Rezervasyonsuz gitmemenizde fayda var. İzmir Karaburun Restoranları, Karaburun balıkçı, Mordoğan'da ne yenir sorularının cevabı için fazla kafa karıştırmadan aşağıda sıraladığım yerlerin birinde çok net keyfinize bakın. - Viramor restoran - Sardunya - Giritli Meyhanesi - Altın Tabak İsmet Usta Birkaç yıldır aşırı merak ettiğim Karaburun yarımada turumuz bu şekilde sona erdi. Beklentilerim çok çok üzerinde bir İzmir plajları gezi turu oldu. Mükemmel İzmir Koylarında yüzüp harika vakit geçirdik. Denize, doğaya, balığa, maviye tam anlamıyla doyduk. İzmir plajları gezi rotamız bitti mi tabii ki hayıır! Artık İzmir'in diğer kısmına, Çeşme, Alaçatı ve Urla tarafına doğru geçiyoruz. Bu taraflarda beni heyecanlandıran Delikli Koy'u çok merak ediyordum. Delikli Koy'da beklentilerimi tamamen karşıladı. Hadi gelin, detaylarına geçelim. Yarımada çıkışında Çeşme'ye gelmeden hemen önce İzmir'in Çeşme ilçesine bağlı bir mahalle üzerinden geçiliyor. Ildırı da diyorlar buraya. O kadar tatlış bir mahalle ki durup bir kahve molası vermeden geçmek istemedik. Deniz manzaralı çok şirin cafeler mevcut. Ayrıca köy pazarı tarzında doğal ürünler satılıyor ve hediyelik eşyacılar da oldukça çoğunlukta. Ildır Köyündeki kahve molasının ardından rotamızı Ilıca plajına doğru çeviriyoruz. Yol zaten sizi direk Ilıca Plajına çıkarıyor. Ilıca Plajı ücretsiz, halk plajı olarak kullanılabiliyor. İşletmeler de mevcut. Ilıca Plajının ardından Boyalık plajına doğru yola koyulduk. Karaburun sahillerinden sonra pek mutlu olamıyoruz, fark etmişsinizdir. Boyalık Plajında 2-3 tane dev otel bulunuyor fakat aşırı rüzgarlı bir bölge. Deniz çok dalgalı. Artık eeh diyip yol yorgunluğunun vermiş olduğu halsizlik ve hafif de açlıkla bir beach'e gidip yayılalım bir şeyler yiyelim diyerek rotayı çeşme'de bulunan Fly-Inn Beach'e doğru çeviriyoruz. Artık biraz kafa dinleyelim, chill vibes takılalım moduna girdiyseniz eğer aşırı sakin ortamıyla Fly-inn Beach'e alalım sizleri. Fly-Inn Beach Giriş ücreti 2020'de hafta içi kişi başı 110TL, hafta sonu ise 130 TL. Evet sadece şezlong için bu fiyatları ödüyorsunuz. Karaburun tarafındaki sıfır şezlong ve şemsiye ücretlerinin yerini 110 Tl'lik giriş ücreti aldı, yapacak bir şey yok. Biraz da biz yaşayalım bu hayatıfdfdwfds. Yani yollarda sürekli o koy senin bu sahil benim geziyoruz 3 gündür. Son günümüzü de akşama kadar yayılmalı olarak geçirmek istedik. Mekanda sosyal mesafe kuralına önem verilmiş. Şezlonglar bir hayli aralıklı ve oldukça rahat. Good Vibes modunda güzel müzikler çalıyor. Denizi aşırı soğuk ve çarşaf gibi. Her yer kum. Youtube vide'sunda güzel görüntüler var! Fly inn beach menü fiyatları ise haliyle bir tık kazık. Alkol fiyatları ise normal gibi. Yani yemek, alkol, giriş ücreti kişi başı en az 250 TL harcanacak bir mekan. Aman sefanız olsunfdsfsd. Hazır Çeşme taraflarına gelmişken Kumru yemeden olmaz! Çeşme'lere kadar gelmişken haliyle buraların en meşhur yemeği olan Kumru gömmeden dönmek olmaz. Fly-inn beach çıkışı sonrasında hafif bir şeyler yiyip otelimize geçelim modunda aşırı bayıldığım Çeşme Marina'da tekne ve gün batımı manzaralı kumru yemek için Kumrucu Hikmet'e geldik. 2017 yılında geldiğimde Kumrucu Şevki idi fakat zamanla Kumrucu Hikmet' e evrilmiş burası. Siz pokemon musunuz ya ahahdsjds. İlginç. 1 adet kumru 25TL ve lezzeti rezalet. Kupkuru ekmek, içindeki malzemeler lezzetsiz. O eski halinden eser yok be kumrucum. Ankara'da daha güzel yapıyorlar yahu. Kumru nerede yenir tavsiyesi için de yorumlara bekliyorum İzmir tayfayı. Bir şans daha vermek istiyorum Kumru olayına. - Gelelim bu tarafların yıldızına: Delikli Koy. Çeşme Alaçatı'da yer alan muazzam manzaralar ve fotoğraflar sunan çok başarılı bir koydayız, evet dediğim kadar var. 2-3 yıldır gitmek istediğim yerlerden bir olan Delikli Koy ile sonunda kavuştuğumuz için aşırı mutluyum. İzmir Plajlarının parlayan yıldızı adeta! Gerçekten muazzam bir koy kendileri. Adeta instagrama story atın, fotoğraf atın demek için yaratılmışfsdf. Yiyecek, içeceğiniz ve tabii ki şemsiyenizi alarak mis gibi yayılabilirsiniz efendim. İlginç bir şekilde, gittiğimizde çok kalabalık değildi. Tabii hafta içi gezmenin güzelliklerinden birini yaşadık burada. Ayrıca Delikli Koy'un hemen içinde küçük bir karavanda soğuk içecek hizmeti veriliyor. Bizm gibi biraları marketten taşıyıp da sıcacık etmeyin güzelim carlsbergleri. Şu bilgi de hiçbir yerde yok arkadaş, neyse 🙂 Ayrıca gözleme yapıp dağıtan ablalar bile var haberiniz olsun. Tuvalet ve şemsiye yok ama ona göre! - Tekrar Urla'ya giriş yapmış bulunuyoruz. Kafalar karışmasın! Hem yukarıda hem de youtube video'sunda İzmir Plajları Gezi Rotası mevcut! Urla'da nerede denize girmeli? Sorusunun bence ilk cevabı çok net Demircili Koyu. Bu sessiz sakin koy ayrıca kalabalıktan uzak denize girilecek yerlerin de başında geliyor. İzmir'in gizli cenneti, saklı cenneti gibi tabirleriyle son dönemde ön plana çıkan Demircili Koyu, efsane doğasıyla, dümdüz çarşaf gibi deniziyle, sahilin hemen arkasındaki bol ağaçlı ormanıyla harika bir kaçamak noktası gerçekten. Sessiz, sakin tam kafa dinlemelik bir plaj. Demircili Koyuna giriş 2'ye ayrılıyor bir tarafta melengeç plajı diğer tarafta da Deniz yıldızı işletmesinin olduğu kısım. Biz melengeç plajını ve hemen orada yer alan Melengeç Cafe'yi tercih ettik. Normalde mekana girer girmez şezlong fiyatlarından bahsediliyor, abimiz güzel güzel anlatıyor. O bitirince de ben başladım anlatmaya 😀 biz yarım saat denize gireceğiz ardından karnımızı doyurup gideceğiz dedim. Tamam gelin bari diyerekten Demircili Koyunun buz gibi suyuna atladık. Ardından da aşırı ama aşırı lezzetli yemeklere ve mezelere düştük. Börülce salatası sen nasıl bir kralsın ya? Yarım ekmek bandık sanırım sosuna, ayrıca köfte ve tavuk ızgara da çok lezzetliydi. 10/10 mekan gerçekten. Orada tam anlamıyla 1 gün geçirmek istedim. Demircili koyundaki son gezimiz ardından artık İzmir koyları seyahatimizin de sonuna gelmiş bulunuyoruz. Ben buradan Balıkesir Burhaniye'deki yazlığımıza geçiyorum. Yorucu fakat harika bir gezi rotasıydı gerçekten. Bu taraflara kadar gelmişken gezi listemde uğramak istediğim ve merak ettiğim 2 farklı yer daha bulunuyordu fakat vaktimiz kalmadığından gidemedik. Urla Şarapçılık'ta yine bir şarap-pizza-peynir deneyimlemek istiyordum ve hemen ardından da efsane bir doğa ortamı olan Uzbaş Çiftliğini dolaşmak istiyordum. Artık sonraki yaza kaldı buralar. - Garip Adası BLOG yazısı Bu yazıdan önce, 5 aylık bir ev oturmasının ardından hafta sonu tatili için Çınarcık bölgesine gitmiştik. Çınarcık gezilecek yerler olarak da o tarafları anlattım fakat tabii ki bu yazı kadar uzamadı. Bu tarafa yakın olanlar bir göz atabilir. Karaburun kalınacak yerler olarak ilk seçeneğiniz Denizkızı Pansiyon. Karaburun iskelede yer alan, fiyat/performans olarak oldukça memnun kaldığımız bir pansiyon. Odalar geniş, kahvaltı güzel. Tavsiye olunur. Karaburun nerede kalınır sorusunun ikinci cevabı da Aydeniz Pansiyon! Mükemmel bir doğaya sahip ve aile işletmesi olarak işletilen bungalov tarzında bir pansiyon. Badem Bükü çıkışında direk buraya gelip 1 gece doğanın içinde, denize sıfır konumuyla ağaç evlerde konaklama yaptık. Akşam yemeğini de pansiyonda yedik. Baya rakı masası kuruldu, çupralar yendi. Pansiyonda konaklayan tek biz vardık. Kimseler yoktu valla mis gibi vakit geçirdik doğanın içinde. Kahvaltısı da oldukça iyidi. Çoğu bahçeden sebzeler, organik reçeller, zeytinler.. çok memnun kaldık tavsiye edilir. Karaburun sahillerinin en beğendiğim koyu olan Dolungaz Koyunda yer alan efsane kamp mekanı. Bir dahaki Karaburun gezimde sanırım 1-2 günümü net burada ayıracağım. Efsane mekan gerçekten. Yine fiyat/performans olarak max. bir otel. Kahvaltıda gelen boyoz ekstra mutlu ediyor 🙂 Otelin yeri gayet iyi, odalar bir tık küçük. Önemli Not: Konaklamalar için direk oteli aramak yerine ETS uygulamasından anlık kampanyalar ile daha uygun oteller ayarlayabilirsiniz. Mesela başımıza şöyle bir olay geldi. Karaburun iskelede yer alan Denizkızı Pansiyon'u aradığımda deniz manzaralı odalarının olmadığı söylendi. Telefonu kapatıp şans eseri ETS uygulamasından baktığımda aynı fiyatta deniz manzaralı odayı görünce şok oldum. ETS üzerinden deniz manzaralı odayı bahçe manzaralı oda fiyatına satın aldım. Biz Ankara bebesiyiz ya hayırdır 😀 işletmeye bu durumu söylediğimde de telefonu garson açmıştır yeaa falan diyip olayı geçiştirdiler çok ilginç. Bu arada otelin deniz manzaralı odası manzarası da genişliği de çok iyi. Ayrıca kahvaltısı da yeterliydi. Denize sıfır konumda mis gibi kahvaltı yaptık. Karaburun Koyları ağırlıklı İzmir plajları gezi rotamız aşağı yukarı bu şekildeydi. Yazıda bahsettiğim gezi rotası 3 gece 4 gün sürdü. Sizler de gün sayınıza göre, tatil yapınıza göre hoşunuza giden işletmeyi, koyu, plajı, oteli listenize alarak kafanıza göre güzel bir rota planlayabilirsiniz. Umarım faydalı bir rehber olur. Şimdi \"aa şu tarafa niye gitmedin yuh şuraya da gitmemişsin\" tayfası gelmeden şu açıklamayı da yapayım. İzmir sahilleri çok geniş bir bölge ve çok fazla sayıda plaj, sahil ve koy var. Hepsini bitirebilmek mümkün değil. İzmir'in kuzeyinde Dikili, Foça, Aliağa; bizim turladığımız, bayılarak gezdiğimiz Yarımada Bölgesi'nde Çeşme, Urla, Karaburun, Seferihisar; güneyde ise Selçuk plajları gibi daha birçok plaj, koy, sahil bulunuyor. Zamanla diğer sahiller de gezilir, bu yazı da güncellenir. Mükemmel bir İzmir Koyları rotası oldu gerçekten. Nasıl bir şehirse yahu İzmir'de gezilecek Yerler asla bitmeyecek gibi. Bayıla bayıla gezdiğim gerçekten çok az yer olmuştur. Diğer taraftan benim İzmir plajları gezi rotamda bulunan ancak vakit kıtlığından uğrayamadığımız, İzmir'in pek bilinmeyen koyları olarak sayılan Pırlanta Plajı, Altınkum plajı ve Kleopatra Koyu da yine İzmir plajları açısından kesinlikle gidilip görülmesi gereken yerlerden. Aklınızda bulunsun. Bütün bunların yanında korona virüslü günlerde, hatta artan korona virüs vakalarında ve karantina sonrası gezilecek yerler anlamında yukarıda bahsetmiştim olduğum gezi rotası gerçekten aşırı mantıklı. Koylarda insan yoğunluğu çok az, hatta bazı yerlerde kimseler yok. Süpermarketten alışverişlerinizi yapın, katlanan sandalye ve masalarınızı hazır edin gerisi kolay. Herkes kendine aşırı dikkat etsin, sosyal mesafesini korusun. Çok yoğun sahillere ve beachlere de bulaşmayın. Anlattık işte koyları mis gibi çıkın çıkın gezin. Hadi bakalım benden bu kadar. İyi gezmeler! - Karaburun Yarımadası - Balıklıova - Manal Koyu - Ayıbalığı Koyu - Ardıç sahili - Bodrum Koyu - Mimoza Koyu - Dolungaz Koyu - Badem Bükü - Alaçatı Sahilleri - Çeşme Sahilleri - Ilıca Plajı - Boyalık Plajı - Fly-inn Beach Club - Ayayorgi Koyu - Delikli Koy - Demircili Koyu - Garip Adası - Pissa Koyu - Kral Koyu Delik Deniz - Habitat Mesire Bungalov Evler Yedigöller'de Doğayı Yaşamak - Sakarya ve İzmit çevresi gezilecek yerler - Gökçeada Restoran Önerileri"} {"url": "https://gezginilla.com/karantina-gunle", "text": "Karantina Günleri #1: Korona Virüs sen mi büyüksün ben mi?! Karantina günleri nasıl geçiyor? Ee hiç çıkıyor musunuz pazara, markete falan? Nasıl evlere tıkıldık ama 🙂 Gerçekten inanılmaz bir dönemden geçiyoruz. Her yerde maskeli insanlar, sokakta kuş sesleri dışında hiçbir sesin gelmemesi İnsanoğlu elini ayağını çektiğinde doğa nasıl güzelleşti ama güzellemelerine de bayılıyorum. Şu harika ahahah. Zaten internette, instagramda, twitterda, youtube da bir sürü içerikler dolaşıyor. Karantina günleri de neymiş, karantinada neler yapılır, nasıl vakit geçirilir, karantinada sıkılmamak için 10 hareket. Öff bizi bi salın kardeşim, sürekli bir dayatmaca, yok 5 yöntem yok 6 adımda 86 kilo ver. Vermiycem işte 😀 Ya günün 24 saati evde olan bir insan nasıl kilo verebilir? Buzdolabıyla inanılmaz bir aşk yaşıyoruzafkdjdk. Türkiye'de şu an, son geçen hafta sonu ve bu hafta sonu için sokağa çıkma yasağı ilan edilmiş durumda. Hafta içleri ise çoğu sektör ya evden home office şeklinde çalışıyor ya da dönüşümlü işe gidiyor. Tabii bir de hayatında hiçbir farklılık olmayan cefakar çalışanlar var. Bu korona günlerinde aynı gemideyiz diye kimse maval okumasın yani. Ronaldo ada almış, ünlüler boy boy fotoğraflarıyla evde kal diye şovunu yapıyor. Ulan nasıl evlerde oturuyorsunuz vicdansızlar? Neyse biz işimize bakalım, zenginin malı züğjdjsk. Karantina günlerinde günün tüm zamanını faydalı, efektif geçirebilmek zaten imkansız. En başta şuu telefonların kölesi olmuşuz ya. Telefonda korona günlerinde ekran süresi artmayanımız olmamıştır sanırım. Benim cep telefonuyla geçirdiğim sürem hemen hemen iki katına çıkmış durumda. Bu durum da bir hayli canımı sıkmaya başladı. Zaten telefondan süre sınırı koyduğunuzda uygulama uyarıyor süre doldu diye ama kim dinler. Tertemiz bugünlük iptal et'e basıp keşfette kaybolmaya devamfjdkfjdk. Şaka şaka valla tamamen ürettiğim içeriklerin paylaşımları, hashtagleri falan onlarla uğraşarak vakit geçiriyorum istigramda. Aaa öyle demeyin çok vakit alıyor o işler. Bir şeyler üretmeyenler anlayamazsınızdsadsa. Let the linç begin! Ekmek yapma storylerinizi mi izleyecemajfkjf. Üretim demişken gezginilla karantina günlerini nasıl geçiriyor? Ünlü blogger takipçilerine evde kal çağrısı yaptıahahah Zaten günün yarıdan fazlasının bir şeyler tüketerek, yiyip içerek geçtiğini konuştuk. Yemek yemek bu sürecin koparılamaz bir parçası 🙂 Onun dışındaa şimdi biliyorsunuz gezginilla bir travel blogger. Türkçe'sini anımsayamadım yalnız ya sunny side up mıydı? Yok o başka bir şeydijfdkfd. Karantina günleri öncesinde tertemiz geziyorduk, ahh lükse bakar mısınız ya? Bu seyahatler sonrasında da gezdiğim yerleri, seyahat önerilerini, ucuz konaklama yapılabilecek yerleri, mutlaka yapılması gereken aktiviteleri vs yazıyordum. Bu günler geçecek ve biz kaldığımız yerden gezmeye devam edeceğiz. Şöyle bir şey de yaşadım bu süreçte, Kuzey ışıkları yazısını arkadaşıma gönderdim oku diye-yakın ark-, bu dönemde ne gezisi yeaa dedi.. Size şöyle bir tüyo da vereyim. Gezilere, seyahatlere çıkmadan önce yapılan o araştırmalar, hazırlıklar o kadar keyifli ki sizi bambaşka bir dünyanın içine alıyor ve sadece o ana, yapacağınız geziye odaklanıyorsunuz. Tabii bu süreçten ben de etkilendim, corona virüs öncesi motivasyonla yazılar yazmaya devam edemedim. Her gün 30-45 dakika yazı yazıyorsam bu haftada 2-3'lere kadar düştü. Moral motivasyon olarak etkilenmenin yanında gezginilla. com 'un tıklanma oranlarının düşmesi de oldukça etkili oldu. Korona günlerinde insanlar gezi bloglarını mı okuyacak, değil mi ama?!! Ancak her şeye rağmen gezginilla. com korona virüs döneminde, açıldığı günden bu yana 10 bin tıklanmaya ulaştı! Caağnım blogum büyümüş de 10K olmuş ya. Daha dün gibiydi 100'ler 200'ler.. Alttaki linkten bu yolculuğa ortak olabilirsiniz. Yazı yazma motivasyonum bu süreçte başka bir etkinliğe evrildi. Evet etkinlik benim için, nedir nedir? YOUTUBE. Neyse kii içerik üretme bağımlılığım korona günlerinde halen devam ediyor. Evde kaldığımız bu günlerde karantina beni resmen youtuber'lığa soyundurdu. Yuutubırlık diye bir şey var sanırım ya biz yaşlandık çünkü 🙂 Yahu ne kadar keyifliymiş videoları editlemek, onu ona eklemek, yavaşlatmak, müzikler seçmek.. Instagram, unutmak istemediğim ve her an ulaşılabilecek konumda olmasını istediğim fotoğrafların yer aldığı bir mecra benim için. Boş vakitlerimde, sıkıldıkça, hatta bir kişiye gittiğim herhangi bir yerden bir restoran vs. önereceksem mesela hemen elimin altında pat diye ulaşabildiğim harika bir fotoğraf günlüğü. Hatta öne çıkarılanları ayrı bir seviyorum, beni adeta o ana ışınlıyor! Sadece gezmeniz de gerekmiyor ki. Biz gezmiyoruz ne yazacağız demeyin, duyuyorum. Mesela blogumda kitap önerileri kategorisi de var. Yine aynı hislerle oluşturuldu. Abi kitapları okuyorum, güzel altlarını da çiziyorum falan sonra hop çöp. Ne aklımda kalıyor ne bir şey. Yine çare nedir yazmak yazmak yazmak. İlgi duyduğunuz herhangi bir şey için hemen yazmaya başlayın bence. Kim ne der diye sormadan, kendiniz için yazacaksınız.. - Hemen şu kitap ile hayatın anlamını keşfetmeye ne dersiniz? Bu süreçte youtube'a girişim de instagramın fotoğraf versiyonu benim için. Biz gezerken çok fotoğraf çekmenin yanında videolar da çekiyoruz. Anılar önemli, biriktirmek gerek. Şunu da söylemeden geçmeyeyim, anı yaşayın bıt bıt diye konuşanlara da bakmayın. Gezip geliyorsunuz elinizde fotoğraflar, videolar kalıyor. Çok değerli bence. Karantina hangi günler ya kafa karışıklığını giderecek, karantina günleri yazısında karantinada yapılacak aktiviteler, karantinada izlencek filmler, netflix dizileri, belgeseller gibi boşbeleş! tavsiyelerde de bulunacaktım. Ancak yazı tahminimden fazla uzadı. Onun için bu kısmı Karantina Günleri 2 yazısına saklayayım artık. Güzel, faydalı youtube kanalları, takip edilmesi gereken ve ufukları açan birkaç insan hatta birkaç karantina kitap tavsiyesi de bir sonraki yazıda yer alacak."} {"url": "https://gezginilla.com/karavan-tati", "text": "Ve nihayet, bu sene o hayallerini kurduğum karavan tatilini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadım! Hayatımda son dönemde yaptığım çoğu şeyden sonra sıkça söylediğim 'yahu şimdiye kadar bunu nasıl denememişim veya burayı gezmemişim' pişmanlık cümlelerini karavan kampı tatili sonrasında da tabii ki söyledim! Karavan tatili nasıl yapılır blog yazımı okuduğunuzda karavan tatili hakkında bilmeniz gereken hemen her şey, karavan tatili için alınması gerekenler, karavan tatili fiyatları, maliyeti ve Türkiye'deki karavan kampı alanları başlıklarının tamamına hakim olup bir an önce eşe dosta haber edip karavan tatilinizi bir an önce planlamak isteyeceksiniz. 🙂 Bu saydığım başlıkların fazlası da tabii ki yazının devamında sizleri bekliyor olacak.. Neyse, bu yazıdaysanız muhtemelen karavan ile seyahat etmenin nasıl bir his olduğunu, karavan kiralarken nelere dikkat edileceğini veya karavan ile nerelere gidileceğini falan merak ediyorsunuzdur. Daha fazla boş yapmadan hemen bilgi bombardımanı başlıklarına geçiyorum. Fakat geçmeden önce, karavan kampını kanlı canlı izleyip neler yiyip içildiğini, yollarda sizi nasıl manzaraların beklediğini ve karavan parkı kamp alanları nasıl diye merak ediyorsanız alttaki Karavan Tatili Vlog videomu mutlaka izlemelisiniz!"} {"url": "https://gezginilla.com/kartalkaya-kayak-merke", "text": "Kartalkaya Kayak Merkezi ülkemizin en önemli kış turizmi noktalarından ve kayak merkezi yerlerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Bolu'da yer alan Kartalkaya Kayak Merkezi büyük şehirlere, özellikle de İstanbul ve Ankara'ya yakın konumuyla, rahat ulaşımıyla her kış mevsiminde tercih edilen Türkiye'nin önde gelen kayak merkezlerinden biri. Ben de Ankara'da yaşayan bir kayak sever ve kış sever bir Gezginilla olarak 2022 yılının ilk kayağını Bolu Kartalkaya'da yapmak istedim. Hem günübirlik hem de hafta sonu gezilecek yerler düşünüldüğünde Bolu, gerçekten her türlü tatil şekline uygun harika bir şehir konumunda. Kartalkaya Kayak Merkezine, pistlerine ve mekanlarına video olarak kısaca bir göz atmak için alttaki linke tıklayabilirsiniz. Bolu gezisi ile ilgili yukarıda saydığım tüm maddeleri gezginilla gezi blogunda ayrı yazı başlıkları halinde okuyabilirsin. Kartalkaya kayak bilgilerine geçmeden hemen önce alttaki linklere tıklayarak Bolu gezi planlarınızı bir an önce hayata geçirebilirsiniz. - Habitat Mesire Bungalov - Bolu Gezilecek Yerler Bu arada ben Kartalkaya gezisini Ankara çıkışlı bir tur firması ile gerçekleştirdim. Evet bizim Range'imiz yokfkfk. Ankara çıkışlı kayak turu 2 gün 1 geceden oluşuyordu. Turun ilk günü Kartepe Kayak Merkezinde, ikinci günü de Kartalkaya Kayak Merkezinde geçti. Kartalkaya blog yazısından önce ilk günkü durağımız olan Kartepe Kayak Merkezi yazımı okumak isterseniz alttaki linke tıklayabilirsiniz. Türkiye'de kayak yapmak biraz zengin işi arkadaşlar, bunu bir kabul edelim. Mesela ben kayak sporuna ilk kez Bursa Uludağ'da başladım. Çılgın arkadaşlarım beni direkt snowboard ile başlattılar. 4 günlük Uludağ tatilinin ikinci gününde ilginç bir şekilde baya kaymaya başladım. Ders mers almadan bu seviyeye gelmek cidden ilginç bir deneyimdi. Eğer hiçbir kayak deneyiminiz yoksa kesinlikle snowboard ile başlamanızı öneririm. Aşırı zevkli ve daha cool. Böyle ahkam kesitiğime de bakmayın. Senede 3 veya 4 kez 2-3 gün kayak yapıyorum sadece. Ve cidden hem çok keyif alıyorum hem de bu süreler bana yetiyor. Evet bu boş beleş bilgilerden sonra asıl merak ettiğiniz kısma geçebiliriz. Bu bilgileri de hiçbir seyahat blogger'ı anlatmıyor. Sanırsınız hepsi Kartalkaya'da dünyaya gelmiş, anne karnında snowboard yapıyor 😀 Burası survivor burada her şey gerçekgfkgkg. Kartalkaya günübirlikçi kayak severler için bir tık zor bir coğrafya. Yukarıda bahsetmiş olduğum gibi \"zengin tayfa\" bu bölgede kayak yaptığından ve gecelik bir otele sadece 4-5K bıraktığından günübirlikçiler de haliye bu bölgede pek sevilmiyor. Bu demek değil ki gitmeyelim! İnadına gideceğizz 😀 Biz mesela Bolu merkeze yakın bir konumda bulunan ve ilginç bir şekilde de tur firmasıyla anlaşması olan Hampton by Hilton Otel'de konakladık. Fiyatı kayak otellerine göre bir hayli uygundu. Özellikle kendi arabasıyla hafta sonu konaklamalı gidenler bu oteli seçebilir. Kartalkaya Kayak Merkezi içerisinde eğitime ve çeşitli zorluk derecelerine göre ayırılmış tam 25 tane pist bulunuyor! Kayak pistlerinin ortalama uzunluğu ise 40 KM. Ne kadar uzun değil mi? 🙂 Kartalkaya pisti kaç km sorusunu da cevaplamış olduk. Günübirlikçiler için Dorukkaya Otel'in pistini öneriyorum. Otele giriş çıkış yaparken asla çekinmeyin. Çünkü otel sizi kabul etmek zorunda. Zaten otelin lobisinde öyle bir kaos var ki inanın sizinle kimse ilgilenmeyecek 🙂 Alt kısımda detaylı olarak bahsedeceğim skipass biletlerinizi de yine Dorukkaya otelden eksi birinci kattan alabilirsiniz. Kartalkaya Kayak Merkezi skipass ücretleri 2023 yılında Dorukkaya Otel'in pistini kullanırsanız 350 TL, Kartal Otel'in pistini kullanırsanız 300 TL. Özellikle acemiler mutlaka Dorukkaya Pistini kullanmalı. Biz de buranın pistini kullandık. Hem bu sayede Palazzo Lounge'da da takılabilirsiniz. Kartalkaya Kayak Merkezinde kayak kiralamayı aklınızın ucundan bile geçirmeyin! Az sonra bahsedeceğim kayak kiralama mekanı olan Penguentepe'ye göre fiyatları en az 2 veya 3 ile çarpmaya hazır olun! Ankara tarafından gelenler için Penguentepe'yi sizlere önereceğim. Güler yüz, ilgi alaka ve sucuk ekmek ikramları ile şahane bir hizmet aldık kendilerinden! - Kayak ve Snowboard Seti 100TL 145TL - Kayak Kıyafetleri 50TL - Pantolon Mont. Elite montlar 90 TL - Kask 40TL - Gözlük 30TL - Eldiven 80TL Eğer ben taşımayla falan uğraşamam direkt otelden kiralarım derseniz de otelin içindeki fiyatlar için yukarıdaki fiyatları en az 2 ile çarpmayı unutmayınız! Kartalkaya Kayak Merkezine ilk kez gelenler için de hizmette sınır yok. İsterseniz kayak hocalarından özel ders alarak birkaç saatte kayak için hazır hale de gelebilirsiniz. Kartalkaya'da kayak eğitimi fiyatları da ortalama aşağıdaki şekilde. - 1 ile 4 kişi kişi başı kayak dersi 300 TL - 10 kişi ve üzeri kişi başı kayak dersi 175 TL - 1 ile 4 kişi snowboard ders ücreti: 500 TL - 10 kişi ve üzeri snowboard ders ücreti kişi başı: 250 TL Valla ben ders mers almadan düşe kalka snowboard yapmayı öğrendim. Snowboard görüntülerime bir bakın bakalım ya fena değilim bence! Kartalkaya Kayak Merkezi nerede kalınır sorusuna birkaç seçenek ile cevap vereceğiz. Öncelikle kış tatili otelleri seçiminde nelere dikkat edilir, önemli kriterler nelerdir sorularının cevapları için kış tatili linkine bir göz atmanızı öneririm. Kartalkaya'da konaklama yapmak için çok fazla seçenek var. Kartalkaya Kayak Merkezinde toplam 5 adet otel bulunuyor. - Kaya Palazzo Ski & Mountain Resort - Golden Key Kartalkaya - Dorukkaya Ski & Mountain Resort - Grand Kartal Otel - Kartal Otel Bu 5 otel ile ilgili açıkçası pek bilgim yok. Çünkü hiçbirinde konakla madım. 🙂 Bu otellerin yorumlarına Google'dan otel sayfalarından bakabilirsiniz. Ben biraz göz attım. İlginç bir şekilde çok fazla eleştiri var. Gecelik 5K ücret verdiğim yeri de eleştirmeyeyim ya diye düşünürüm ben! Dorukkaya Otel'in çok güzel bir özelliği var. Acemi pistinde kaydıktan sonra yukarı çıkmak için yürüyen bant koymuşlar. Kayağa yeni başlayanlar için gerçekten müthiş düşünülmüş. Bölgedeki başka bir otel olan Kaya Palazzo Ski & Mountain Resort Kartalkaya'dan örnek vermem gerekirse, Şubat ayında sömestir tatili olmayan sezonda 2 yetişkin ve 3 ve5 yaşında 2 çocuk için en düşük odada 3 geceye 6.500 TL ödemişler. Bu otelde Kayak dersi 50 dk 450tl, 2 kişi tek ders alırsa 660 tl. Kaya Palazzo Otel'in kalitesi de zaten Dorukkaya Otel'in pistini kullanan kişilerin bebek pistini kaydıktan sonra görebileceğibir alanda yer alan Palazzo Lounge adlı mekanda gösteriyor. Mekan detaylarını yeme içme fiyatları kısmında anlatacağım. Kartalkaya konum olarak birçok şehre yakın bir yerde bulunduğundan Kartalkaya Kayak Merkezi'ne ulaşım da bir hayli kolay sağlanıyor. Ortalama 2 buçuk 3 saatlik bir süre alıyor. İstanbul Kartalkaya arası yaklaşık 295 kilometre ve 3 buçuk saat sürmektedir. İzmir Kartalkaya arası yaklaşık 645 kilometre ve 8 saat 10 dakika sürmektedir. Büyük şehirlerin havalimanlarından Bolu Kartalkaya'ya ulaşım sürelerine örnek vermek gerekirse, - Ankara Esenboğa'dan : 2,5 saat - İstanbul Sabiha Gökçen'den : 2,5 saat, Bolu şehir merkezinden Kartalkaya Kayak Merkezi'ne gelmek isteyenler de kolay bir şekilde Bolu şehir merkezinden kayak tesislerine yaklaşık 30 dakikalık bir mesafe ile ulaşabilir. Kartalkaya Kayak Merkezi açılış saati: 09:00, kapanış saati: 17:30 civarında. Bu süreler hava şartlarına ve sezona göre bir tık değişebiliyor. Öncelikle peşinen şu bilgiyi vereyim. Kartalkaya'daki mekanlarda menü fiyatlarına daha sadece bakarken cebinizden 100 TL düşüyorfdfkf. Evet, öyle bir pahalılık! Kemerlerinizi bağlayın! Kartalkaya Kayak Merkezinde en meşhur 2 tane mekan bulunuyor. Dorukkaya Otel'den kayanlar, acemi pistinin hemen bitiminde Palazzo Lounge'u görecektir. Görmemenize zaten imkan yok. Mekan dışarıdan baya bir iddalı ve şık duruyor. Hemen önündeki Gezginilla'da fena değil sanki hahaha. Palazzo Lounge'ın içi de en az dışı kadar havalı. Mekanın ortasında dev gibi bir şömine ve yüksek tavanla şık bir mimari. Yerden tavana uzanan büyük camlardan bembeyaz dışarıyı izlemek gerçekten büyük bir haz veriyor. Zaten bu blogu takip edenler az çok bilir. Hemen yer gittiğimde fiyat performans olarak gezi planları yapmaya çalışırım. Mekanlardaki fiyat bilgilerini mümkün mertebe de vermeye çalışırım. Kartalkaya'nın pahalılığının vücut bulduğu mekan olan Palazzo'daki menü fiyatlarını sizin için SS yaptım. Aşağıda birkaçını bulabilirsiniz. Gezginilla burada ne yedi, içti diye soracak olursanız ben sıcak şarap içtim 150 TL'ye. Valla geçen ay İstanbul'a gittiğimde Nişantaşı'nda takıldığım Must adlı mekanda da bir kokteyle 150 TL vermiştim. Yeni normal bu fiyatlar sanırım.. Kartalkaya mekanlarından bir diğeri de Morino. Mekanın dekorasyonu baya iyi. Kaliteli ortamı ve iyi servisi ile bu mekanı da tercih edebilirsiniz. Ancak yemeklerin ve tatlıların kalitesi konusunda sanırım bir tık kötüler. - Kartalkaya'da neler yapılır sorusunun cevabına tabii ki kayak ile başlayalım. Tabi kayak diyorum ama içinde çok fazla tür olan bir kayak. Bilenler bilir, kayaklı koşu, skiboarding, kızak, kar motoru, serbest stil, snowboard, Alp disiplini gibi kış sporlarını bu bölgede gerçekleştirebiliyorsunuz. - Ayrıca Dorukkaya Otelin pistinde atlamalı, şovlu pistlerin bulunduğu snowpark alanında da keyifli vakit geçirebilir, kolu bacağı kırabilirsiniz 😀 - Bölgede snowmobile adı verilen paletli ATV'ler bulunuyor. Saat ücreti biraz şey yalnız, 1200 TL 🙂 Biz bu snowmobile deneyimini Finlandiya'nın Lapland bölgesinde Lapland turu gezimizde İnari şehrinde ve donmuş gölün üzerinde 100 Euro'ya yapmıştık. Euro o zaman 8-9 civarında idi 🙂 - Kartalkaya'da illa kayak yapmanıza da gerek yok! Şehrin havasından sıkılanlar için de burası oldukça güzel bir kaçış noktası. Kayak kiralama işlerine, skipass ücretlerine falan bulaşmadan kayak merkezinin meydanında bulunan alanda kızak kayabilir, sandalyelerinizde oturabilir ve dışarıdan, evinizden getirdiğiniz kahvenizi çayınızı keyifle yudumlayabilirsiniz. - Biz bu durumu geçen sene, Yedigöller Milli Parkında Habitat Mesire Evlerindeki konaklamamız sonrasında ailecek yapmıştık. Katlanan sandalyelerimizi alıp kar üzerinde kahve keyfi yapmıştık. 🙂 - Kartalkaya hava durumu, Kartalkaya kar kalınlığı gibi bilgilere de şu linkten ulaşabilir, Kartalkaya canlı görüntülere anlık şahit olabilirsiniz. Kartalkaya pist Durumunu bu şekilde takip edebilirsiniz. Kartalkaya'da kar kalınlığı ne kadar sorusunu da bu link ile hallediyoruz. - Kartalkaya hava durumunu da anlık olarak buradan kontrol edebilirsiniz. - Bolu Kartalkaya da teleferik var mı sorusuna cevap vermek gerekirse piste ilk girişlerde o turistik teleferik yok ancak bazı pistlerde 4'lü şekilde teleferik hizmeti sağlanıyor. - Köroğlu Dağlarının zirvesine çıkacağınızdan haliyle sağlam kıyafetler getirmeniz gerekiyor. Atkı, bere, içlik Allah ne verdiyse getiriniz, hasta olmayınız. - Kartalkaya'ya tur şirketi ile gelebilirsiniz. Biz çok memnun kaldık. Özellikle karlı yollarda araba sürme gerginliği yaşayanlar için güzel bir imkan. Yukarıda bahsetmiş olduğum fiyatlara canı sıkılanlar gerçekten üzülmesin. Evinizden, marketten hemen her yerden kendi yiyecek ve içeceklerinizi getirebilir, gönül rahatlığıyla her yerde yiyip içebilirsiniz. Mekanların içi hariç tabii 🙂 Yani bir de gezmeye çıkıyorsunuz. Malum kefenin cebi de yok 😀 Ona göre hehe! Gezginilla iyi hoş güzel anlatıyorsun da bu Kartalkaya Kayak tatilinin toplam maliyeti ne kadar dediğinizi de duyar gibiyim. Efendim bizde her şey şeffaf. Fiyatları şişirip şöyle gezdik böyle harcadık şovu tabii ki yapmıyorum. Hayat çok pahalı, paramızın değeri yok. Maliyetleri bilip ona göre seyahat etmek insanın elini rahatlatıyor. - Kartalkaya skipass ücreti: 350 TL - Kayak takımı kiralama ücreti: 140 TL - Palazzo Lounge'da pizza+sıcak şarap: 310 TL (azmış gibi %10'da kuver alıyorlarfkfk, kabaca 350 TL diyebiliriz) Toplamda Kartalkaya'da günübirlik bir kayak yapmak, birazda bir şeyler yiyip içmenin günlük maliyeti 840 TL. Ankara çıkışlı Kartalkaya turu ile bölgeye geldiğimizden toplam tur maliyetini de hemen altta paylaşacağım. Belirttiğim gibi, kayak gezisini Ankara çıkışlı bir tur firması ile gerçekleştirdiğimiz için en azından benzin maliyeti ve konaklama maliyeti gibi şeylerden nispeten tasarruf sağladık. Ankara çıkışlı kayak turu, yazının başında da anlattığım gibi ilk gün Kartepe, ikinci gün de Kartalkaya olmak üzere 1 gece 2 günlük bir turdan oluşuyor. Bu turun maliyeti de kişi başı 590 TL idi. Bu tutarın içinde neler var derseniz de, otobüste sabah kahvaltısı, tüm yolculuklar, Hampton by Hilton'da konaklama, yine bu otelde akşam yemeği ve sabah kahvaltısı. Bence baya uygun bir kayak turu 🙂 Zaten söylediğim otelin gecelik fiyatı 2 kişi sadece 1200 TL. Yani 590 TL tur fiyatı dışında diğer harcamalar sizin elinizde. Kayak yapmıyorsanız veya hava değişikliği ve kızak kaymak için falan Kartalkaya'ya veya Kartepe'ye gidecekseniz maliyetiniz bir hayli düşecektir. Bu arada gezginilla blog'unda tur şirketlerinin reklamını yapmıyorum. Dileyen olursa Instagram'dan bana ulaşarak sorabilir. Tur şirketinden de memnun kaldığımızı belirteyim. Son olarak Türkiye'deki kayak merkezlerine de göz atarak Kartalkaya blog yazısını noktalayalım. Kocaeli'de yer alan Kartepe Kayak Merkezi ziyaretimi ve deneyimlerimi zaten yazının başındaki linkte paylaşmıştım. 2022'nin son kayak tatilini de Erzurum'da Palandöken'de gerçekleştirdim. Bu tatilimin tüm detaylarına, fiyat ve konaklama bilgilerini de hemen alttaki linkten ulaşabilirsiniz. - Uludağ Kayak Merkezi / Bursa - Erciyes Kayak Merkezi / Kayseri - Sarıkamış Kayak Merkezi / Kars - Davraz Kayak Merkezi / Isparta - Saklıkent Kayak Merkezi / Antalya - Ilgaz Kayak Merkezi / Kastamonu - Denizli Kayak Merkezi / Denizli - Ergan Kayak Merkezi / Erzincan - Yıldız Dağı Kayak Merkezi / Sivas - Ve inanmayacaksınız ama Elmadağ Kayak Merkezi / Ankara 🙂"} {"url": "https://gezginilla.com/kartepe-kayak-merke", "text": "Kartepe Kayak Merkezi büyük şehirlere yakın konumuyla, kayak pistleriyle, içinde yer alan aktivite seçenekleriyle ve en önemlisi 2022 yılında diğer kayak pistlerine nazaran nispeten! ucuz fiyatlarıyla her kış ilgi odağı olan bir kış turizm noktası. Sizlere Kartepe gezi turundaki deneyimlerimi, Kartepe'de neler yapılır, fiyatlar kitlemece mi, kayak pistleri ve kayak yapılacak yerler gibi bilgileri aktaracağım. Kayak turu ilk gün Kartepe, ikinci gün de Kartalkaya Kayak Merkezini kapsadığından Kartepe Kayak Merkezi ile alakalı tüm detaylı bilgilere, güncel skipass fiyatlarına, konaklama seçeneklerine ve 2 günü kapsayan bu turun toplam maliyet bilgilerine ulaşabilirsiniz. Kış turizminde oldukça önemli kayak merkezlerinden biri olan Kartepe'de 14 tane doğal pist, 3 adet telesiyej ve 2 adet teleski bulunuyor. Bu sıkıcı bilgilerden sonra gelelim gerçeklere! 🙂 Eminim ki hemen herkes öncelikle Kartepe Kayak Merkezinde kaymanın, vakit geçirmenin ve bir şeyler yemenin maliyetini merak ediyor. - Depozito ücreti: 100 TL - Kartepe Sınırsız Skipass Fiyatı: 400 TL - Yarım Gün skipass: 350 TL - Tek Tur : 200 TL - Tek Tur : 100 TL Skipass fiyatlandırmalarında hafta içi veya hafta sonu ayrımı yapılmamış! Yarım günlük skipass fiyatı da 12:30'dan sonra gelenler için geçerli. Arkadaşlar küçücük bir sucuk ekmeğe tam 100 TL para aldılar. İnanılmaz değil mi? Bi kangal sucuk ne kadar ya? Üstelik BİM sucuğu tadı vardı yanijfkfk. Geçen seneki ekşi sözlük entry'lerine bakarken fark ettim ki 2020'de sucuk ekmek 25 TL imiş.. El insaf ya.. Diğer yemek çeşitlerine sucuk ekmek fiyat şokundan sonra zaten bakamadım! İçecekler de 25 30 TL seviyesinde.. Kartepe'ye boş beleş adımlamaya veya kızak kaymaya gelmeyenler için bir diğer kazık noktası da Kartepe kayak fiyatları arkadaşlar. Öncelikle size tavsiyem, kayak malzemelerinizi kesinlikle Kartepe'ye çıkmadan almanız. Kartepe'de kayak ekipmanları fiyatları Dağ'a ilk çıkış noktasındaki mekanlara göre ortalama 2-3 katı resmen. Biz kayak ekipmanlarını bu belirttiğim yerlerden aldık. Burada sıralı olarak 3-4 tane işletme bulunuyor. - Standart kayak/board: 220 TL - Kıyafetler adet başı 100 TL - Kask 75 TL - Gözlük 50 TL Bu arada kendi aracınız ile Kartepe'ye park etmenin maliyeti ise 50 TL. Tur şirketiyle gelenler bu tutardan yırtıyor tabi. Herkesin merak ettiği Kartepe kayak maliyeti bilgilerinden sonra gelelim Kartepe kayak pistleri nasıl sorusuna. Kartepe'de 3 farklı kayak alanı ve bu alanlardan uzanan kayak pistleri yer alıyor. Bizim kaymaktan en çok zevk aldığımız yer olan Geyik Alanı Tepesinden başlayalım. Geyik Alanı Tepesine 2'li telesiyejler ile çıkılıyor. Yaklaşık 7-8 dakikalık harika bir yolculuk ile yukarı tırmanıyorsunuz. İkinci kayak alanı Kartepe bölgesi. Bu noktaya da 3 kişilik telesiyejler ile çıkış sağlıyorsunuz. Zorlu bir pist kendileri, baya da dik.. Ona göre 🙂 Ama kayması çok zevkli. Kartepe Kayak Merkezi'nin üçüncü tepesi de Karlıtepe. Burası diğer tepelere nazaran biraz kısa ve nispeten tenha. - Kocaeli Kartepe arası 25 KM - Sakarya Kartepe arası 58 KM - İstanbul Kartepe arası 130 KM - Ankara kartepe arası 355 KM - İzmir Kartepe arası 470 KM Ben Ankara çıkışlı Kartepe yolculuğu yaptığımdan yol birazcık uzun geldi. Ancak, özellikle İstanbul ve civarındaki şehirlerden bölgeye ulaşmak bir hayli zahmetsiz görünüyor. Öncelikle kıştatili otelleri seçiminde nelere dikkat edilir, önemli kriterler nelerdir sorularının cevapları için kış tatili linkine bir göz atmanızı öneririm. Kartepe Kayak Merkezinin en meşhur oteli The Green Park Hotel. Tahmin edersiniz ki otel bir tık kazık. Kış sezonunda ortalama fiyatlar 2 kişi tek gece oda fiyatı 2500 TL civarında. Bu tutarı gereksiz bulanlar Kartepe'ye 15 -20 KM uzaklıktaki şu otel seçeneklerine de göz atabilir. Kartepe Kayak Merkezi'ne gelmişken çevredeki diğer güzellikleri de kesinlikle keşfetmelisiniz. Zaten Kartepe'ye çıkarken Maşukiye'nin yanından geçiyorsunuz. Özellikle Kartepe'de kayak dönüşünde Maşukiye'de kesinlikle güzel bir balık yiyip sonrasında da doğa yürüyüşü yapmanızı öneririm. Kartepe'ye kış turizmi için gittiyseniz kayak, snowboard yapabilir, bunlarla beni uğraştırma diyenler de kızak kiralayıp saldım çayıra modunda yirrmaağaa gidiyrumm tarzı kayışlar yapabilirsiniz. Kartepe Kayak Merkezinin kış turizmi dışında bu bölgeye yaz aylarında da pek tabii gelebilirsiniz. Özellikle Kartepe'ye çıkarken şahane manzaraların olduğu sağlı sollu çok sayıda işletme, restoran ve cafe bulunuyor. Bu yerlerde de manzaranın tadını çıkartabilir, Sapanca Gölü manzaralı bir şeyler yiyip içebilirsiniz. Ben Kartepe Kayak Merkezi seyahatimi Ankara çıkışlı bir tur firması ile gerçekleştirdim. Bu turun ilk gününü Kartepe ikinci günü ise Kartalkaya oluşturuyor. Öncelikle Kartepe hafta sonu inanılmaz kalabalık. Başıma bir iş gelmeyecekse bir daha hafta sonu kolay kolay Kartepe'ye gideceğimi düşünmüyorum. Bu yoğunluğun oluşmasında sömestir tatili olmasının da etkisi tabii ki vardır. Ancak araştırdığım kadarıyla da hemen herkes hafta sonu yoğunluğundan bahsetmiş. Tur şirketi ile kayak yapmaya gelenlerin kayak malzemeleri olmadığını düşünüyorum. (evet benim de yok. Zaten senede 2-3 sefer şovuna kayıyoruz snowboard mu alayımcfkfkf) Tur şirketlerinin anlaşmalı olduğu yerlerden kayak ekipmanlarını bir tık ucuza alıyorsunuz. Eğer kayak yapacaksanız mutlaka bu yerlerden alışverişinizi yapın. Kartepe'de full kitlemece çünkü! Kartepe'de yeme içme baya pahalı. Onun için küçük bir yiyecek içecek çantası yapmak oldukça yararlı olacaktır. Hatta kahveye 30-40 TL vermek istemiyorsanız termosunuzla bile gelebilirsiniz. Kartepe'ye çıkış noktasında, kayak malzemeleri satan dükkanların hemen yanında A101 ve Şok market bulunuyor. Kartepe Kayak Merkezi fiyatlarından da yukarıda zaten bahsetmiştim. Genel olarak Kartepe'yi beğendim. Ancak dediğim gibi, kalabalıkta pek keyfi olmuyor. Telesiyej sırası beklemekten imanımız gevrediffkkf. Türkiye'de kayak yapılabilecek kış turizmi noktalarından biri de Erzurum'da bulunan Palandöken Dağı. Palandöken Kayak Merkezi nasıl, skipass ve kayak kiralama ücretleri pahalı mı, konaklama seçenekleri nelerdir gibi tüm soruların cevapları için alttaki linke tıklayın. - Elmadağ Kayak Merkezi - Bursa Gezisi - Eskişehir Gezilecek Yerler - Bolu Gezilecek Yerler - Küre Dağları Gezilecek Yerler - Amasra Gezi Rehberi - Safranbolu Gezi Planı"} {"url": "https://gezginilla.com/kaz-daglari-kahval", "text": "Ahh Cemal Bey o kadara haklısınız ki! Genelde yaz tatili döneminde tercih edilen Kaz Dağları bölgesinde deniz, kum ve güneş dışında muazzam bir doğal ortam bulunuyor. Hal böyle olunca bu şahane doğanın içinde kahvaltı yapma düşüncesi de istemsizce ortaya çıkıyor. Tam bu noktada Balıkesir'in Güre, Çamlıbel mevkiinde yer alan bir kahvaltı mekanı önermek istiyorum. ismi de ortamı gibi oldukça iddialı: Düşler Vadisi.. Kaz Dağları kahvaltı fiyatları da piyasa fiyatlarına göre hemen hemen aynı. Wooaaw'lık bir durum söz konusu değil. Aşırı bir fiyat kitlemece durumu yok. Bence makul fiyatlar. Kaz dağlarında nerede kahvaltı yapılır denildiğinde Düşler Vadisi'ni listenize eklemenizi öneririm. Ve tabii ki mekana gitmeden önce rezervasyon yaptırmanız şart. Özellikle bayram gibi özel günlerde 2 gün öncesinden rezervasyonların dolduğunu da belirteyim. Bu linkten Düşler Vadisinde rezervasyon yapabilir ve iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz. Düşler Vadisi akşam 10'a kadar açık ve kahvaltı dışında da normal yemek yiyebiliyorsunuz. Manzarayla karın doymuyor dediğinizi de duyar gibiyim 🙂 Evet, mekan kahvaltı anlamında da oldukça zengin. El yapımı zeyinler, zeytinyağları, reçeller, sıcak çeşitleri hemen her şey masada yeterli görünüyor. Tüm bunların üzerine nazım Ustanın ve eşinin samimiyeti, güler yüzü ve güzel muhabbeti eklenince de mekandan alınan lezzet tavana çıkıyor resmen. Nazım ustanın Yeri küçük bir işletme olduğundan mekana gitmeden rezervasyon yaptırmanızda fayda var. - Çınaraltı Nazım Ustanın Yerinde kahvaltı fiyatı kişi başı 50 TL. Düşler Vadisi ve Çınaraltı Nazım Ustanın Yeri, Kaz Dağları kahvaltı alanında benim favori 2 mekanım. Kaz Dağlarında bu iki mekan dışında da çok sayıda kahvaltı mekanı bulunuyor. - Düşler Vadisi - Nazım Usta'nın Yeri - Naturland Restaurant Piknik Alanı - Serinyer Kahvaltı Ve Izgara - İkizler Köy Sofrası - Zeytinbağı Restaurant - Şarlak Deresi Köy Kahvaltı Yeri - Dostlar Restaurant Kahvaltı Ve Izgara Kaz Dağları bölgesi karavan tatili ve karavan kampı için de oldukça tercih edilen bir tatil noktası. Eğer sizler de karavan kiralamak istiyor ve nereden başlanacağını bilemiyorsanız alttaki linke tıklayarak karavan tatili nasıl yapılır ve karavan kampı önerileri nelerdir sorularına hemen yanıt bulabilirsiniz."} {"url": "https://gezginilla.com/kerpe-gezi", "text": "Kerpe Gezi planı ve Ağva kaçamağı tam bir hafta sonu gezisi düşüncesi ile ortaya çıktı. Kerpe gezisi blog yazısında, Kefken Kerpe gezilecek yerler, Kerpe nerede, hangi ile bağlı, hatta hangi denize bağlı, Kerpe çevresi gezilecek yerler, Kerpe'de nerede denize girilir, Kerpe'de ne yenir gibi akıllardaki tüm sorulara cevap bulacaksınız. Temmuz ayında çıktığımız Arabayla Vizesiz Balkan Turu sonrasında Türkiye sınırlarına keskin bir geçiş oldu. Sürekli yurt dışı da gez-e-miyoruz haliyle ve hafta sonları güzel kaçamaklar da yapılıyor Türkiye sınırları içinde😍 Bunlardan iki efsane kaçış rotası da Kerpe Gezisi ve Ağva Kaçamağı. Hemen alttaki videodan 2 dakikada Kerpe Gezisinden düşük bütçeli görüntülere ulaşabilirsiniz. Kerpe gezisi sırasında fark ettim ki benim bir hastalığım var! Bundan birkaç sene önce öff oraya kim gitçek buraya kim gitçek derken şimdi her fırsatta, hafta sonları veya Cumaya, Pazartesiye denk gelen tatlış bayramlarla 3 günlük tatilleri değerlendirmeden duramama hastalığına yakalandım. Yaklaşık 2017 yılından beri. 2017 güzel bir uyanış yılıydı. Bir ara o da anlatılır. Hatta bu hastalığın bilimsel bir açıklaması da varmış: Dromomania. Evet kesinlikle dromomaniam var. Zaten 5 gün overdoze Ankara alıyoruz. Mesailer, gri havalar, gergin suratlar, binalar, iz pas kir kömür lastik. Burdan Ankara'dan nefret ediyo izlenimi de vermek istemem tabi de. Doğduk, büyüdük, ekmeğini yiyoruz, yaşıyoruz. İnce bir bağ var aramızda.. Ankara is my bitch! Ama içimdeki keşfetme duygusu şu an her şeyin üzerinde. Herhangi bir hafta sonu Ankara'da kaldığımda ömürden gidiyormuş gibi hissediyorum. Ankara iyidir hojjtur amaa benana 🙁 Neyse Kerpe gezi yazısına devam edelim! Bu düşünceler eşliğinde 30 Ağustos Zafer Bayramının da Cuma gününe denk gelmesi vesilesiyle daha önce bulunmadığım, kendisinden pek bir haberimin de olmadığı Kocaeli'nin Kefken bölgesine revan olduk. Yok öyle sürekli yurt dışı gezi notları, ülkemiz de gezi yazıları hak ediyor🙃 yani en azından hafta sonları için ideal. Konuşamam sadece Kerpe gezi notları. Kerpe, Kocaeli'nin Kandıra ilçesi Kıncıllı Köyü'ne bağlı, Karadeniz kıyısında turistik bir belde olarak geçiyor. Kerpe'nin Kandıra'ya uzaklığı 10 km, İzmit'e de 50 km uzaklıktadır. Kefken Kerpe Bölgesine gelmeden önce yaptığım ufak bir araştırma sonucunda e burası bayaa bi tatil yeri ya şokuyla beraber, doğa olarak da cezbeden bir yer olduğu bilgisini edindim. Kerpe Denizinin mavi bayraklı oluşu da ekstra heycanlandırdı. Bu coğrafyada Kefken ve Kerpe olarak iki bölge yer alıyor. Kerpe daha hareketli olduğu için biz tercihimizi Kerpe'den yana kullandık. Vakti olanlar Kefken kısmını da gezi planlarına dahil edebilir. Kerpe'de kalacak yer oldukça kısıtlı. Onun için biraz erken davranacağız Kerpe konaklamasını ayarlamak için. Yaklaşık 3 saatlik yolculuğun ardından direk otelimize geçtik. Kerpe'de konaklama yaptığımız otel, Kerpe Gökhan Otel. Otele gelir gelmez Türk kahvesi ikramıyla, güler yüzle karşılandık ve 10-15 dakikalık bekleme süresinin ardından odalarımıza çıkıp hemen mayolarımızı giyerek Kerpe sahillerine düştük. Otel kahvaltı dahil konseptinde ve Kerpe sahile sadece 2-3 dakikalık yürüme mesafesinde. Ekstra otoparkı da var. Fiyat/performans olarak mutlu eden bir otel yani biz beğendik. Tavsiye ederim. Zaten Kerpe'ye gittiğinizde de göreceğiniz üzere çok fazla konaklama yapabileceğiniz yer yok. Gitmeden Kerpe'de kalacak yerinizi ayarlamanızda fayda var. Turistik olarak bölgeden pek bir beklentiniz olmasın. Genel manada yazlıkçı ve çevre illerden gelen kişilerin tatil yaptığını gözlemledik. Ahh yazlıkçılık kalp ben. Kendi şemsiyenizi veya sandalyenizi koyacağınız güzel sahiller, kayalıklar mevcut fakat biz yanımızda getirmediğimiz için Kerpe'nin en sonundaki Ceneviz Cafe Bar'ı tercih ettik şezlong vs için. Yani şezlong-şemsiye için, biraz yazlıkçı teyzelerde uzaklaşıp gençlerle takılmak hafif de müzik dinleyip bira patates yapalım derseniz sizi Ceneviz Kafe'ye alalım. Kerpe gezi yerleri bakımından bu iki cafe dışında pek sahil kenarında cafe aramayın, çünkü yok. Ceneviz Cafenin tam ortasında kocaman bir incir ağacı var ve bu ağaç 10 şezlonga falan gölge sağlıyor. Gölge etme başka ihsan istemem sen misin ? Biz şezlonglarda uzanırken arada ağaçtan incir falan düşüyo muazzam. Tabi küçücük, minnacık, sevimli kurtçuklar da düşmedi değil 😅 Doğa gibi doğa be! Ben suyun soğuk olacağını düşünmüştüm çünkü coğrafya dersinde kuzeye çıkıldıkça suyun sıcaklığının azaldığını öğrenmiştim fakat gezenin yine daha çok bilmesiyle sonuçlandı. Kerpe gezisinde kpss şoku! Su baya baya sıcaktı. Hele Ayvalık'ın suyuna göre Antalya sıcaklığı vardı! Tuz oranı biraz düştü haliyle ve bundan dolayı da yüzmek biraz zorlaştı çünkü su çok fazla kaldırmamaya başladı. Newton was here! Tabii suyun üzerinde kalmak için ekstra çaba sarf ediyorsunuz ve yoruyor haliyle. Yeşilliklerin içinde yüzmek çok keyifli her yer ağaçlarla kaplı. Etrafta saçmasapan yapılar, oteller falan yok! Kerpe sahillerinde yüzdük, ardından bir şeyler yedik içtik. Mekanda çok güzel müzikler çalıyor, kaliteli; hayvanlar da mutlu koşuyor hopluyorlar falan bayaa güzel ortam var. Tek hoşumuza gitmeyen şey tabii ki Türkiye'nin kanayan yarası saçmasapan şezlonglara fahişş fiyatlar ödemekti! Budva'da bu fiyatlar yok ya. Tr işletmecileri neden böylesiniz anlatsanıza biraz? 4 kişiden ağacın altında, şemsiyesi olmayan 4 şezlonga o paraları almak neyin kafası? Hayır zaten yiyip içiyoruz yani o kadar kitlemek ne eyy Ceneviz! Sen Kerpe'sin ya. Aman neyse ağzımızın tadı kaçmasın Ali Rıza Bey. - Pembe Kayalar - Bağırganlı Kayalıkları - Ağva Kerpe çevresi gezilecek yerlerin başında Pembe Kayalıklar yer alıyor. Evet pembe! 15-20 dakikalık sürüşün ardından saat 7 gibi kayalıklara geldik. Yetiştik güneşin batışına. Aşırıı kalabalık duyan gelmiş! Biz açıkçası pek bir pembelik göremedik. Güneşin ruh haline göre değişiyormuş. Biz gittiğimizde hava biraz bulutluydu. Güneş bizi sevmedi sanırım. Pembe kayalıkların etrafı o kadar pis ki şoklardayız. Gelen kitle zaten baya tırt. Bir de hafta sonu olunca falan duyan gelmiş. Bir de çok kalabalık olduğundan ne foto çekiliyor ne bir şey. Anlayacağınız koşarak uzaklaştık! Yine zoraaki birkaç fotoğraf faslının ardından güneşi batırıp Kerpemize geri dönüyoruz akşam yemeği için. Şöyle Kerpe'de denize nazır oturalım bir şeyler içelim falan derseniz eğer alkollü mekan olarak sadece Karagöz Restoran var. Hacivat bırakmış alkolü 🙁 Bencede kötü espri.. Geri kalan yerlerde de lahmacun ve ayran vardjdj. Karagöz Restoran bölgede tek olduğu için rezervasyon falan da yapmıyor. Gelin abi ayarlarız falan diyo. Biz gittiğimizde manzaralı tüm masalar doluydu. 15 dakika falan bekledik manzara için, deniz kenarındaki masayı bize ayarladı öğlen karides ayıklayan abimiz. Mekanın ortamı gayet hoş. Güzel balıklar, mezeler, drinkler eşliğinde geceyi bu şekilde kapattık. Fiyat olarak Ankara'dan bi tık daha ucuz diyebilirim. Bir de mezgiti ve sarımsalıklı peynirli bir salata yapmışlar😍 onu tavsiye ediyorum. Kerpe gezisi için Kerpe'de yemek yenecek yer, tek çare Karagöz Restoran. Çok iddialı bir Ağva Gezi Rehberi değil fakat Kerpe'ye yakın olduğundan günübirlik olarak gelinip gezilen bir Ağva gezisi önerilerinde bulunacağım. Ağva'da birkaç saat ne yapılır, günübirlik olarak geleceğiz Ağva'da ne yapalım sorusunun cevabını bu yazıda aktardım. Ağva ve Şile sahillerinde 2022 yılında karavan ile şahane bir deneyim yaşadım. Eğer sizlerin de karavan kiralama gibi bir düşüncesi varsa alttaki linke tıklayarak tüm detaylı bilgilere ulaşabilirsiniz. yazıda Ağva karavan kamp alanlarını da anlattım. Ağva ilginç bir şekilde İstanbul ili sınırları içinde yer alıyor. Kerpe gezi notlarının içinde Ağva ne alaka yeaa derseniz eğer, ki dersiniz.. Çünkü Ağva Kerpe'ye 30 km uzaklıkta ve hiç gitmemişim önceden ya, ilginç. İşte bu yüzden Ağva Gezisi de burada yerini aldı! Sabah otelde gayet doyurucu bir kahvaltının ardından rotamızı Ağva' ya doğru çeviriyoruz. Kerpe-Ağva arası 30 km falan bahsettiğim üzere. Zaten Kerpe'de fazla yapacak bir şey de yok. Kerpe'den Ağva'ya giden 2 yol bulunuyor ve biz tabii ki sahilden giden kıvrımlı yolu tercih ediyoruz. Siz de onu seçmelisiniz. Yol tam anlamıyla muazzam. Sağımız solumuz yemyeşil. İlerlerken yakışıklı kayalıklarla karşılaşıyoruz. Kerpe'den Ağva'ya giderken yolda tatlış bi yer keşfediyoruz : Bağırganlı Kayalıkları olarak geçiyormuş. Hemen bi fotoğraf molası veriyoruz. - Bağırganlı kaç km derseniz eğer Kerpe'ye 26 km uzaklıkta. - Bağırganlı Ağva arası ise 20 km mesafede. Nedir ne değildir burası derken \" Yakındaki Phuket : Bağırganlı \" bilgisine haiz olduk. Biraz fazla mı iddaalı sanki ya? Şey daha uygun sanki, Yakındaki Bağırganlı : Phuketdjdjd. Yine de nerden baksan güzel kayalık. Bağırganlı kayalıkları sonrasında Ağva'ya ulaşıyoruz. Ağva da küçük, minnoş bir yere benziyor. Aracımızı tabii ki paralı otoparka bırakmayıp ara sokakta ücretsiz bir noktaya park ederek sahile düşüyoruz. Gezginilla Rulez. Ağva'nın denizi aşırı dalgalı, giresimiz gelmedi. İnce bir sahil turunun ardından meşhur bir mantıcının izine düşüyoruz. Yemeğin ardından Ağva'nın en güzel manzarasına sahip olan sahilin hemen yanındaki yerlere geçiyoruz. We need some türk kahvesi. Burada 3-4 tane meyhane var sıra sıra ve en sonunda da cafe var. Hepsi suyun kenarında misss. Kahvemizi de içtiğimize göre artık dönüş yoluna düşüyoruz. Dönüşte İzmit üzerinden Eskişehir'e giderken bir benzinliğin kenarında yer alan İpek Pişmaniye' ye uğrayıp birkaç çeşit pişmaniyeye yumuluyoruz. Pişmaniyenin babası burasıymış, yersen! Ardından da Bozüyük'de BurgerKing molası vee Eskişehir'den hızlı trene binip tekrar Road to Ankara.. Hafta sonlarını bu şekil değerlendirmek gerçekten harika. Long weekend gibisi yok! - Doğu Karadeniz Turu - Küre Dağları Gezilecek Yerler - Bolu Gezilecek Yerler - Çınarcık Gezi Rehberi - İzmir Plajları - Habitat Mesire Bungalov - Sakarya ve İzmit Çevresi Gezilecek Yerler - Kral Koyu Delik Deniz"} {"url": "https://gezginilla.com/kibris-gezi", "text": "Kıbrıs'a gideceklere tavsiyeler, Kıbrıs kaç günde gezilir, nasıl gezilir, nereler gezilir aklınıza gelen tüm soruların yanıtı Kıbrıs Gezisi blog yazısında olacak! - Kuzey Kıbrıs ile ilgili baymayan genel bilgiler, - Kıbrıs'a Nasıl Giriş Yapılır - Ankara, İstanbul, Kıbrıs Kaç Saat - Kıbrıs'ta araba kiralama - Kıbrıs gezi rotası - Kıbrıs gezilecek yerler - Lefke, Girne, Gazimağusa, Lefkoşa gezilecek yerler, - Kapalı Maraş Bölgesi - Kıbrıs mutfağı, Kıbrıs yemekleri Şimdi efendim öncelikle Kıbrıs'a gitmek için herhangi bir vizeye falan gerek yok. TC vatandaşları TC kimlikleri ile KKTC'ye giriş yapabiliyor. Pasaportlarınızla da giriş yapabilirsiniz lakin ilerde Yunanistan'a gitme düşünceniz varsa eğer, pasaportunuzdaki Kıbrıs giriş çıkışı Yunanistan'a girişte sıkıntı yaratabilirmiş. Gerek yok heyecana, kimliklerimizle hava kapalıı ama akalıım. Ankara'dan direk Lefkoşa'ya 1 saat 15dk'lık kısa bir sürede iniş yaptık. Hayret gerçekten. Ankara'dan direk uçuş koymuşlar, İstanbul aktarmasız! Uçak ile gidilecekse eer uçuş süresi yaklaşık olarak 1 buçuk saat kadar. Çok iyi değil mi ya? Karşıya zor geçiyorsun bu sürelerle. Öncelikle şunu belirtmeden geçmeyelim. Kıbrıs gezisi gerçekleştirmek için araba kiralamak zorundasınız, çok net! Ulaşım baya sıkıntılı Kıbrıs'da. Lefkoşa'ya iner inmez araba kiralamak için havalimanı içindeki rent a car firmalarına yanaştık. Önceden ayarlamadık çünkü güvenemedik. Çok saçmadjdj. Avis falan da kazıktı, Balkanlarda olduğu gibi yine işi şansa bırakıp havaalanında halletmeye karar verdik. Ama inanıyorum ya bir gün ülkeye gelmeden araba kiralama işini halledip pat diye arabama kavuşacağım. Havaalanındaki araba kiralama firmaları sadece 4 tane. Hepsini baştan dolaşarak en sondakiyle anlaştık. Arabayı en az 3 günlüğüne alabiliyormuşsun, çok ilginç. Mesela tek gün dolaşacaksın, yine 3 gün parası veriyorsun. Önden depozito falan da alıyor. Tabii Kıbrıs'da yollar ters, direksiyon da ters Lise 1 vibes. Arabayı teslim almak için geldik ve adam anahtarı uzattı bize. Arkadaşımla göz göze gelip yazı-tura atmaya karar verdik. Bu eşsiz deneyimi ilk kim yaşayacaktı? Dıdıptısdıbıs.. Nasıl çılgınız ama! Ben kaybettim ve direksiyon bana kaldı🙃 Çok değişikli bir his. Kimin nereden çıktığı belli değil falan baya heyecanlı. Araba kiralama faslının ardından soluğu vakit kaybetmeden Lefke bölgesinde alacağız fakat araca aux kablosu almak için havaalanı yolu üzerinde bir avm bulup hemen dalıyoruz. Eee müziksiz asla.. Havalimanının yakınında yer alan 1001 Airport Mall Avm'yi gözümüze kestiriyoruz. Ankara'dan geldiğimizi de hemen belli ediyoruz tabii. Her yabancı yerde bir avm gezerizdjdjd. Avm'nin başka artıları da oldu bize. Avm önünde bi ablamız efsane bi tatlı satıyo, ballı böğreek, onu tattık ve tadı harikaydıı. Kıbrıs radyolarına kaldık anlayacağınız. Spotify üzgün, gözler yaşlı.. - Lefke - Girne - Karpaz - Gazi Mağusa - Lefkoşa Artık koltuklara yaslanılsın uçuşa geçiliyoor. Kıbrıs gezisinin ilk durağı olan Lefke'ye doğru yol alıyoruz. Kıbrıs gezisi başlıyor! - Öncelikle Kıbrıs'a geliş amacınızı belirlemeniz gerekiyor. Eğer diyorsanız ki ben otelden çıkmayıp kumara düşeceğim, boş beleş takılacağım. Size bir hafta sonu yeter. resetlenip dönersiniz geri. 2. Ancak bir gezginilla gibi gezmek isterseniz en az bir 3 gece gerekiyor Kuzey Kıbrıs'ı gezebilmke için. Kıbrıs'da gezip görülecek yerler birbirine yakın olmasına rağmen, yapılacak şeyler çok olduğundan baya vakit harcanıyor. - Vuni Sarayı - Aziz Mamas Kilisesi - Soli Harabeleri Kıbrıs gezisinin başlangıç noktası: Lefke. Lefke'de gideceğimiz 2 güzel nokta var. Birincisi efsane bir manzaraya sahip olan ve şu an maalesef kalıntılar halinde bizi karşılayan Vauni Palace. Deniz seviyesinden 270 m'lik yükseğine inşa edilen ve 137 odadan oluşan Vuni Sarayı, Marion kentinin Pers sempatizanı olan kralı Doxandros of Marion tarafından, civardaki Yunan taraftarı yerleşim birimlerinin kontrolü için 5. yy'da yaptırılmış. Harika bir manzarası var. Vauni Sarayı'nın ardından Lefke'deki diğer turistik noktamız olan Aziz Mamas Kilisesini ziyaret ettik. Çok selamı var. Bizans döneminin tanınmış azizlerinden olan Aziz Mamas birçok yeri gezmiş ama çoğunlukla Çankırı, Kapadokya ve Hasan Dağı eteklerinde yaşamış. Evet Çankırı, ne gülüyosunuz. Son olarak da Lefke içinde yer alan Soli Harabelerini gezerek Lefke gezilecek yerleri bitiriyoruz. - Girne yat limanı - Girne kalesi - Cratos - Eziç Peanuts Restorant - Marrakech Lush Club Lefke Girne arası sadece 75 km. Yine çok yakın. Sabahtan beri pek bir şey de yemedik. Artık karnımızın da acıkmasıyla Kıbrıs mutfağına düşmek için sabırsızlanıyoruz. Kıbrıs mutfağı için tercihimiz Girne'de yer alan, denize sıfır konumuyla ateş eden Eziç Peanuts Restorant. Gerek internette gerek de Kıbrıs'da okuyan arkadaşlarımızdan aldığımız tavsiyeler sonucu tüm oklar Eziç Restoranı gösterdi. E ayıp olurdu artık başka yerde yeseydik. Yemeğin ardından tekrar Girne merkeze düşüyoruz. Girne yat limanında falan dolaştık ettik. Artık inceden bi casinolara falan düşülsünn. Cratos'a geldik. Serdar Ortaç klibini burda çektiği için tercihimiz bu yönde oldufkfkfk. İçerisi baya ilginç bir ortam. Et dönerler, çiğ köfteler, ayranlar, alcoholler, ruletler falan kafalar karmakarışık. Oksijen basma muhabbeti doğruymuş. Hiçbir yerde saat falan yok. Garsonları öpücükle çağırıyorlarmış yaa da gerçek. Bir iki saat para kaybettikten sonra buralar bize göre değil baba söylemleri eşliğinde Kıbrıs gecelerine düşüyoruz. Mekanımız Marrakech Lush Club. Güzel, kaliteli bir mekan. Şarkılar treend. Sonraki güne malesef geç başladık malum casinolar clublarkfkf. Direk Girne merkeze doğru yol aldık. Çok değişik, ara sokaklarda falan hep butik kumarhaneler var. İlginç bir Kıbrıs gezisi oluyor. Girne limanında adımladıktan sonra Girne Kalesine çıkıyoruz. 7. yüzyılda Arap-İslam akınlarına karşı kentin korunması amacıyla Bizanslılar tarafından yapılan ve şehrin hemen girişinde bulunan Girne Kalesi şimdilerde müze olarak hizmet veriyor. Gerçekten güzel bir kale. Tabi bir Rozafa Kalesi değil. Girne sahilinde bulunan kale, limana hakim konumuyla da Kıbrıs'ın en güzel manzaralarından birini sunuyor. Güzel fotoğraflar, videolar çekip yavaştan Gazi Mağusa'ya doğru yol alıyoruz. - Lala Mustafa Paşa Camii - Namık Kemal Zindanı - Magusa Kaleiçi - Othello Kalesi - Kapalı Maraş (2021 itibariyle nispeten açık) Girne'den yaklaşık 80 km'lik bir yolculuğun ardından Gazimağusa'ya geliyoruz. Gazimagusa gezilecek yerler bakımından beni en çok heyecanlandıran şehir. Gördüğünüz gibi Kuzey Kıbrıs'da her yer birbirine çok yakın. Zaten KKTC küçük baya. Gazimağusa kumsalları, tarihi yerleri, limanı ve üniversitesi ile oldukça ilgi çeken bir şehir. Buraya gelir gelmez ilk durağımız efsane mimarisiyle bizi karşılayan Lala Mustafa Paşa Camii. Ya sen harika bi detaysın. Sana bayıldık! Hemen efsane fotoğraflar çekip, tarihini okuduk. Cami, Saraybosna'daki katedrale de çok benziyor. İkiniz de çok tatlısınız. Camiinin ardından hemen yol üzerindeki Namık Kemal Zindanına geliyoruz. Namık Kemal \"Vatan Yakut Silistre\" oyununun sergilenmesinden dolayı 1873 yılında buraya sürgün edilmiş. Burada 38 ay sürgün hayatı yaşamış. Orta Çağ mimarisinin canlı bir örneği olan Gazimağusa'da adımlamaya devam ederek Mağusa Kaleiçine geliyoruz. Karşılıklı çok tatlı mekanlar var. Dikkatimizi çeken ilk şey, İstanbul'un surlarına benzeyen surlar mevcut ve hemen ileride göze çarpan Othello Kalesi. Kıbrıs'ın İngiliz sömürgesinde olduğu dönemlerde Othello adını alan bu kale, ismini Shakespeare'in aynı adlı tragedyasından alıyor. Ve Kıbrıs Gezisinde merak ettiğim en fantastik yerlerden biri olan Kapalı Maraş bölgesine geliyoruz. Bölgeye giriş yasssak! 1974 senesi öncesinde Kıbrıs'ın ve Akdeniz'in en gözde merkezilerinden biri olarak kabul edilen turizm cenneti Maraş bölgesi, 1974 yılındaki 2. Kıbrıs Harekatı ile Türkler tarafından kurşun dahi sıkılmadan ele geçirilen bir bölge. Bir zamanlar lüks otomobillerin, pahalı evlerin, ülkenin en iyi plajlarının ve Hollywood yıldızlarının da gözdesi olan, 7 yıldızlı otellerin bulunduğu \"Hayalet Şehir\" Maraş mistik ve gizemli havasıyla oldukça ilgimizi çekiyor. Kapalı Maraş sahilinin en iyi izlendiği yer olan Arkın Palm Beach oteline gittik biz de. Otele bizim girdiğimiz gibi cart diye girebilirsiniz, kimse bir şey demiyor. Otelin lobisinden açılan balkondan Kapalı Maraş bölgesini izlemek gerçekten farklı bir his uyandırıyor. Çok acayip ya in cin top oynuyor bölgede. Çok farklı, esrarengiz ve aşırı merak uyandıran bir görüntü sunuyor. Bu fantastik Kapalı Maraş gezisinin ardından Mağusa'da yemek yemek için yine foursquare'e düşüp yüksek puanlı mekan arayışına girdik ve karşımıza Canbulat Kebap çıktı. Adana dürüm yapılıyor ve tadı efsane, eziçte olduğu gibi burada da büyük porsiyonlu harika bir adana yedik. Genel anlamda Kıbrıs'da ne yerseniz yiyin efsane porsiyonlar geliyor. Adananın yanında gelen yoğurt da muazzamdı. Yolunuz o taraflara düşerse kesinlikle uğranması gerek! Muhabbeti de harika abimizin, 20 küsür yıldır ordaymış. Mağusa bölgesindeki gezintinin ardından rotamızı Lefkoşa'ya çevirip The Wagon Bar adlı mekanda oturup bir şeyler içiyoruz. Lefkoşa'da da bir akşam geçirmedik demeyelim. Zaten konakladığımız yer olan Girne'ye gitmek için Lefkoşa'dan geçmek gerekiyor. Yol üstü güzel bi durak oldu. Lefkoşa'yı bir de akşam görelim derseniz bi mola verip Girne'ye geçersiniz siz de. Lefkoşa'yı da ertesi gün gezeceğiz tabii ki. Son güne bıraktık orayı. Malum oradan uçacağız. Kıbrıs gezimizin üçüncü ve son gününe uyanıp rotayı Girne American University' e çeviriyoruz. Bir iki eş dost dolaşacağız. Üniversite ortamı güzel, vize dönemine denk gelmişiz. Çalışın genşler çalışın. Ohuyun da memur olunfjfjf. Girne Üniversitesinin ardından rotayı tekrar her şeyin başladığı Lefkoşa'ya çeviriyoruz. Yol üzerinde, büyük övgü toplayan Yavuz Çıkarma Plajına uğruyoruz. Nisan ayında daha denize girilmiyor buralarda, sahiller bomboş. Ama şey iyi gelmez mi hiç deniz havası? Burada Escape Club var, sezonda akılıyormuş buralarda, ona göre. Bir yaz düşeriz artık buralara.. - Büyük Han - Selimiye Camii - Barbarlık Müzesi - Saçaklı Ev Kıbrıs gezisi Lefkoşa ile devam ediyor! Dünyadaki bölünmüş tek başkent olan Lefkoşa'dayız. Bakın güzel bilgi 🙂 Lefkoşa Kıbrıs adasının ortasında yer alan, Kıbrıs Cumhuriyeti ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin başkenti. Kıbrıs'ın en kalabalık kenti ve en önemli kültür, sanayi, ticaret ve ulaşım merkezi aynı zamanda. Lefkoşa' daki en önemli Türk eserlerinden biri Büyük Han. Han, Osmanlı Valisi Beylerbeyi Muzaffer Paşa tarafından 1572 yılında yaptırılan otantik bir mekan. Birleşik Krallık zamanında esirlerin hapsedildiği, sonrasında fakirlere ücretsiz yemeklerin dağıtıldığı, şimdi ise birçok sanatçının sanat eserlerine ev sahipliği yapan da bir han aynı zamanda. Yemek yemenin verdiği mutlulukla Lefkoşa gezisine devam ediyoruz. Bu doğrultuda Selimiye Camii'ne geliyoruz. Kıbrıs genelindeki en görkemli yapılardan biri olarak kabul edilen Selimiye Camii, aynı zamanda bölgenin nadir gotik eserlerinden biri olma özelliğine de sahip. Ardından yine Lefkoşa da yer alan ve moralleri bozan Barbarlık müzesine geliyoruz. 24 Aralık 1963'te yaşanan katliamın izlerini göreceğiniz ev burası. Rum çeteler tarafından silahlarla saldırıp evdeki insanların vahşice öldürüldüğü yerdeyiz. The Times: Cumhurbaşkanı Makarios'un dünkü açıklaması korkunç derece sorumsuzcaydı. Makarios ilk demecinde İngiltere, Yunanistan ve Türkiye arasındaki Garanti ve İttifak anlaşmasını sona erdirme kararı aldığını ifade etmiştir. İkinci demecinde ise bu kararı niyet deklarasyonuna çevirdiğini beyan etmiştir. Bu sulandırılmış şekli bile ortamı barut fıçısına çevirdi. Le Figaro: Bir evin banyosunda babaları bir Türk subayı olduğu için öldürülen üç küçük çocuk ve annelerini gördüm. Yine Lefkoşa sokaklarında adımlarken ara sokakların birinde Saçaklı Ev adı verilen bir yer keşfediyoruz. İçerisi tatlış, eski motiflerden oluşan eşyalar mevcut. Kıbrıs gezisi esnasında en çok bayıldığımız cafe'ye geldi sıra! Lefkoşa sokaklarını dolaştıktan sonra bir yorgunluk kahvesini hak ettik bence. Dolu dolu bir Kıbrıs gezi rehberinin ardından artık yavaş yavaş dönüş uçağı yaklaşıyordu. Yine foursquare incelemeleri neticesinde, o anda Luna Cafe Art Shop adında bir cafeyi keşfettik. Cafenin puanı 9'un üzerinde! Alla allaa neyi var ki yaa falan derken cafeye geldik ve tam anlamıyla büyülendik. İç dekor, çalan müzik, harika bir kahve kokusu, çalışanların tatlışlığı falan bayıldık mekana! 10/10 luk bir mekan! Lattelerimizi söyledik ve mekanın tadını çıkardık sonuna kadar. Bu haarika cafe'nin ardından artık Ercan Havaalanına doğru yol alıp, Ankara'ya yola koyuluyoruz. Çok güzel bir Kıbrıs gezisi geçirdiğimiz için mutluyuz. Kıbrıs'a gideceklere tavsiyelerim, Kıbrıs gezisi bu şekilde."} {"url": "https://gezginilla.com/kis-tatili-planlarinizda-otel-seci", "text": "Kendinizi yenilemek istediğiniz her an küçük kaçamaklar peşindeyseniz kış tatili tam size göredir. Tatilini bir mevsimle kısıtlamak istemeyen kişiler soğuk aylarda doğal güzelliğiyle büyüleyen şehirlere gitmeyi tercih edebilir. Tıpkı yaz mevsiminde olduğu gibi kış tatilinin de kendine özgü bazı güzellikleri bulunur. Soğuk havalarda da benzersiz bir tatil deneyimi yaşamak için kış otellerine rezervasyon yaptırabilirsiniz. Kış otelleri, tatilinizi unutulmaz hale getirmek için sundukları çeşitli imkanlarla öne çıkar. Çoğu kış otelinin sunduğu olanaklardan biri termal havuzdur. Sıcacık su sayesinde kış tatilinde de sevdiklerinizle yüzüp keyifli saatler geçirmeniz mümkün hale gelir. Doğanın sunduğu mucizevi termal su hem fiziksel hem de ruhsal anlamda arınmanıza yardımcı olur. Ayrıca kayak yapmayı mümkün kılan tesisler de kış tatilini ekstrem sporlarla uğraşarak geçirmenize olanak sağlar. Zengin aktiviteleriyle bir adım öne çıkan kış otelleri, dolu dolu bir tatil yaşamanıza imkan verir. Kış tatiliniz için otel seçerken tesisin aktivite olanaklarını gözden geçirebilirsiniz. - Her şey dahil - Tam pansiyon - Tam pansiyon plus Yeni seneye karla kaplı bir manzaraya uyanarak girmek isteyenler gönül rahatlığıyla Kartalkaya'daki tesisleri tercih edebilir. Yılbaşı konseptine sahip tesisler, yeni seneye girmenin coşkusunu doyasıya yaşamanıza yardımcı olur. Kış tatili önerileri arasında ön plana çıkan Kartalkaya'daki oteller, konforlu mobilyalarıyla da ev sıcaklığında bir deneyim yaşamanızı sağlar. Türkiye'nin dört mevsimi yaşayan iklimi sayesinde ülkede yıl boyunca tatil yapabilmeniz mümkündür. Bursa, Nevşehir, Kayseri ve Bolu gibi şehirler, kış tatil yerleri arasında sayılabilir. Bu şehirlerde bulunan tesisler, sundukları olanaklarla kış tatili yapmanıza yardımcı olur. Bolu'da yer alan Kartalkaya, kayak merkeziyle kışın harika bir tatilin kapılarını aralar. Bölgede bulunan oteller de kayak yapma imkanı sunarak tatilinizi unutulmaz hale getirir. Hemen hemen herkesin beklentilerine hitap eden Kartalkaya otellerinin birçoğu ücretsiz skipass hizmeti verir. Böylece misafirler, uluslararası standartlara uygun şekilde düzenlenmiş pistlerden yararlanabilir. Kayak ve kış sporlarının yanı sıra Kartalkaya'da bulunan oteller; ısıtmalı kapalı havuz, jakuzi ve sauna özellikleriyle öne çıkar. Üstelik sunulan SPA ve masaj hizmetlerinden yararlanarak tüm yorgunluğunuzu üzerinizden atabilirsiniz. Büyüleyici kar manzarasıyla kışın bambaşka bir görüntüye sahip olan Kartalkaya hem konforlu hem de romantik konaklama deneyimi vadeder. Tesislerin sunduğu aktivite olanakları sayesinde Bolu kış tatilinden yüksek verim almanız mümkün hale gelir. Setur'la Kartalkaya Otellerindeki Yerinizi Şimdi Ayırtın! Kartalkaya'da yer alan tesislere rezervasyon yaptırmak için Setur'u seçerek başta uygun fiyat olmak üzere birçok avantajdan faydalanabilirsiniz. Kullanıcı memnuniyeti odaklı hizmet veren Setur, %50'ye varan indirimleri ile bütçenizi zorlamadan planlarınıza en uygun tatile kolayca çıkmanıza yardımcı olur. Üstelik Setur, güvenli ödeme yöntemleriyle de ön plana çıkar. Rezervasyon yaptırırken tüm hassas bilgileriniz Setur ile güvende kalır. Sizin için de tatilin anlamı huzur ve eğlenceyse Setur'un avantajlarından yararlanarak Kartalkaya otellerindeki yerinizi hemen şimdi ayırtabilirsiniz."} {"url": "https://gezginilla.com/konya-gezi", "text": "Konya Gezisi ve Meşhur Yemekleri | 1 Günde Konya'yı Gez!"} {"url": "https://gezginilla.com/kosmasaydim-yazamazd", "text": "Koşmasaydım yazamazdım kitabının ismi oldukça ilgi çekici. Bu sıralar hem yazmaya, yazarlığa merak saldığımdan hem de korona virüs yüzünden evde daha çok vakit geçirdiğimden koşmasaydım yazamazdım kitabı oldukça ilgimi çekti. Sanki tam bu süreçte okumam gereken bir kitap gibi buluştuk kendisiyle. Kitabı youtube'da paylaştığı instagram konuşmalarında tavsiye eden Hakan Akben'e de teşekkürlerimi sunayım kitap incelemesine geçmeden. Oldukça ünlü bir roman yazarı olan Haruki Murakami'den bu denli bir koşu performası görmek beni inanılmaz büyüledi. 30'lu yaşlarında koşmaya başlayan yazarın bu tutkusunu ilerlemiş yaşına rağmen halen sürdürmesi (1949 doğumlu) takdire şayan gerçekten."} {"url": "https://gezginilla.com/kotor-gezi-bl", "text": "Kotor Gezi Blog | Vizesiz Kotor'da BUNLARI MUTLAKA YAPIN! Kotor gezi blog yazısında Kotor' da, özellikle de Kotor Körfezinde kesinlikle yapmanız gerekenlerden bahsedeceğim. Yani Kotor geziniz boyunca az sonra sayacağım Kotor güzelliklerini yaşamazsanız bir yanınız kesinlikle eksik kalır! Kotor gezilecek yerlerin en en en gezilecek yeri Kotor Körfezi! Şimdi çoğu yerde, blog yazılarında vizesiz gidilebilen Kotor anlatılıp geçilmiş lakin etrafındaki güzelliklerden bahsedilmemiş. Tabi leş turlarla gelirseniz 1-2 saat Kotor' da turlayıp dönersiniz. Ets tur bunu beğenmedi. Araba kiralayıp geldiyseniz veya 3-4 gününüzü Karadağ'a, Kotor'a ayırdıysanız başka tabi. Kotor körfezini didik didik gezersiniz. Araba kiralama imkanınız yoksa da otostop falan takılın kardeşim, insanlar minnoş buralarda, relax olabilirsiniz. Kotor'da hem merkeze yakın hem de uygun fiyatlı konaklama yapmak isterseniz de sizi alttaki linke alalım. Biz tüm balkan Turu konaklamamızı booking. com üzerinden gerçekleştirdik. Site hem çok kullanışlı hem de Türkçe! Eğer ilk yurt dışı deneyiminiz olacaksa, Türkiye'deki bu döviz kurları ile yurt dışında ucuza nasıl gezilir, nelere dikkat edilir diye merak ediyorsanız alttaki yazıya tıklayarak yurt dışında ucuz tatilin nasıl yapılacağı hakkında faydalı bilgilere ulaşabilirsiniz. - Tivat Gezilecek Yerler - Herceg Novi Gezilecek Yerler - Perast Gezilecek Yerler - Dobrota Gezilecek Yerler - Kotor Körfezinde Tekne Turu - Kotor sahillerinde yüzme molası - Kotor Kalesi - Konaklama Tavsiyesi Karadağ'da yer alan Kotor'da gezinizi planlarken Kotor körfezine ayrıca bir yoğunlaşmanız gerekiyor. Kotor körfezi haritasının en alt kısmında gördüğünüz gibi Kotor yazıyor. O kısım Kotor Old Town adı verilen ve hemen yerde anlatılan en klasik Kotor gezilecek yerleri barındıran kısım. Hatta Kotor'da kaldığımız yer de orada. Kotor'dan sonra ise sırasıyla, Karadağın tarihi ve turistik şehirlerinden Dobrota, Perast, Herceg Novi ve Tivat'a uğruyoruz. Kotor gezi rotamız bu şekilde. - Tivat - Herceg Novi - Perast - Dobrota Ve tekrar Kotor'a uzanan bir Kotor Körfezi turu yaptık. Hem de 1 gün içinde!. Kotor körfezindeki şehirlerin hemen hepsi birbirine ortalama 10-15 km uzaklıkta yer alıyor. Şimdi gelin Kotor Körfezi etrafındaki tarihi şehirlere yakından bakalım. Avrupa'nın vizesiz cenneti Kotor'da körfez gezintisine ilk olarak Tivat'tan başladık. Tivat'ta otopark parası vermemek bizi aşırı mutlu etti 🙂 Mutluluklar değişiyor Euro bölgesinde. Aracımızı park edip sahil yolundan yürüyerek Waikiki Beach'e geldik. Hayat sanaa vaykikii vay vaay yaptık tabi ki hep bir ağızdan. Mekan baya geniş. Hepinize yetecek kadar şezlong, masa var. Mekanda havlularla masaya çöreklenip öyle girdik denize. Şezlonglara para vermek kaldı mı ya 2-3 saat için 🙂 Tivat sahilinde kumu olan tek mekan Waikiki Beach. İnsanlar arabayı park ettiğimiz yerden yürüdüğümüz yoldaki sahilden de denize giriyordu fakat betondan giriyorlar merdiven yardımıyla. Gerek yok yahu kumlu beach var ilerde. Tivat aslında bir liman şehri. Efsane bir marinası var. Bodrum Yalıkavak marina tadında. Lüks restoranlar, cafeler, luiivitonlar falan. Kotor'un sosyetesi Tivat anlayacağınız. Bir akşam gidip kahve falan için yani en kötü. - Tivat Konaklama Önerileri için tıklayın Kotor körfezinin doğası muazzam. Şehirlerin dokusu asla bozulmamış. Leş gibi otelleri, yazlıkları bindirmemişler dağın eteklerine. Bayıla bayıla körfezdeki diğer durağımız olan Kotor turunun bir diğer bebeği Herceg Novi'ye geçiyoruz. 14. YY'da inşa edilen Herceg Novi, Kotor'dan 1300 yıl daha genç bir şehir. Adriyatik Denizi'nin en muhteşem manzarasını sunan Kotor körfezinde mavinin yeşille buluştuğu bir diğer harika şehir. - Herceg Novi konaklama önerileri için tıklayın Herceg Novi içerisinde Türkler tarafından 15. YY'da yapılan Kanlı kule adı verilen bir kuleyi barındırıyor. Adriyatik'e bakan en geniş kule olduğu söyleniyor. Tabi her güzel şeyin bir sonu var, sonrasında Venedikliler Osmanlılardan kaleyi almış. Evliya Çelebi bunları seyahatnamesinin 6. cildinde anlatıyor, öyle bakmayın. Yurt dışında Türkiye Haritalı Kalıcı Dövme Şoku! Feribotta etrafı izlerken yanımda bir kadın gördüm. Sol omzundaki dövme oldukça dikkatimi çekti. Mecbur yaklaştım görmek için, Ne yapayım? Yaklaştığımda da şok oldum. Kadın Bodrum'un haritasını omzuna dövme yaptırmış! Bodrum'u bu kadar seviyor musunuz gerçekten ya? İnanılmaz. Adriyatik üzerindeyiz ve Bodrum haritalı bir abla. Ben de Angara ve ilçelerini yaptırcamsjsjdj. Rusmuş kendisi. Tabi hoca durur mu. I like your tattoo diye yapıştırdı ablaya hemen. Sonra where r u fromlar falan. Abla Bodrum'da yaşıyormuş. Dedi ki aşk Bodrum'da yaşanıyoor güzelim. Demedi tabi 😀 Sonra bize eşini gösterdi eliyle o sırada. Eşi de Türk çıktı 🙂 Abimizi de tebrik ettik baya gurur verici bir olay. Sonra fotoğraf çekmek için izin istedim of course dedi. Bayrakları astık. Herceg Novi'de arabamızı saatlik 1 olan otoparka bıraktık. Yine efsane manzaralar eşliğinde derin bir merdiven inerek Herceg Novi kıyısında yürüyüşe başladık. Park cezası yiyeceğinden habersiz olarak uzun bir merdiven inişinin ardından Herceg Novi sahiline düştük. Burada yaklaşık 1 saat kadar adımladık, fotoğraflar çektik. Herceg Novi'yi de gezdikten sonra son durağımız olan Perast'a doğru yola koyulacaktık kii aracın sileceğinde dikdörtgen bir mektup ile karşılaştık. Ben tabi şey 'kanka kızın biri telini bırakmış yinedjdjdj' dedim. Aman tanrım yoksa ceza mı yemiştik! Biz geldiğimizde 2 saatlik fiş aldık makineye 2 attık. Ama sanki ilk kez araba park ediyormuş gibi otopark fişini de cebimize atmışız yani şey ben atmışım, bilememişim 🙁 otoparkçı abla da o fişi arabanın önünde göremeyince durur muu yapıştırmış 10 cezayı. Kotor gezi blog yazısının en şahane yerlerinden biri de Kotor Körfezinin eski şehirlerinden, rüya gibi bir Orta Çağ köyü görünümüyle Perast. Artık inceden hava kararıyordu. Körfezdeki son durağımız ve yemek yiyeceğimiz Dobrota'dan önceki son durağımız, vizesiz ülkeler arasında yer alan Karadağ'ın Perast bölgesine geldik. - Perast konaklama önerileri için tıklayın Perast'ın girişinde kocaman bir otopark var. Otopark ücreti 10 . Hava da kararmıştı Perast'a geldiğimizde. Severler yaa diyip park etmedik. Ahahah seviyorum bu ekibi ya. Kanka 40 yılda bir geldik otoparka 10 avro verelim diyen 1 arkadaşım yok çok şükür. Perast'a girmedik o akşam 10 Euro yüzünden ahahah. Amaa, Ertesi gün sürat teknemizle Perast'a tekne ile geldik hayırdırr yani? Zaten Orta Çağdan kalma küçük bir kasaba olan Perast' ı dolaşmak sadece 1 saat falan. Küçük bir şehir yani. Harika bir ambiyansı var Perast'ın. Baya kendinizi tarihi bir diziniz içinde hissediyorsunuz. Bir kordon boyuna kurulu Perast'ta denizin kenarında şık ve kaliteli restoranlar ve cafeler mevcut. Kotor gezi blog yazısının yemek yeme noktasındayız. Dobrota'dayız! - Dobrota konaklama önerileri için tıklayın Dobrota'ya uğramamızın temel sebebi Kotor Körfezine nazır konumuyla Konoba Portun restoranında akşam yemeği yemek. Rezervasyon şart! Konoba Portun'a gelmeden önce rezervasyon yaptırırken deniz kenarı istediğimi söyledim fakat o kısımda yer olmadığı söylendi. Malum artık son gecemiz de olduğundan it is okeey, that is fine 🙁 diyerek de durumu kabullenmiştik fakaat o da nee! Mekana geldik kral bizi deniz kenarına aldı direk. Ankara'dan geliyoruz deyince dayanamadı tabii. Siz nasıl bir kralsınız ya.. Düşük bütçeli 2 dakikalık bir video da var youtube kanalımda. Her şeye rağmen izlenir 🙂 1:20 dakikadan itibaren de Konoba Portun'dan görüntüler var 🙂 Bu linkten izleyebilirsiniz. Çok güzel seefoodlar yenildi, kaliteli rozelar içildi KonobaPortun'da. Bu mekan Adriyatik Denizi'nin En Güzel Manzarasını Sunan Şehir olan Kotor' da başımıza gelen en güzel şeylerden biri. Hizmet, güler yüzlü personel, yemekler, lezzetler, rozelar her şey 10 numara. Harika bir akşam geçirdik Adriyatik kıyısında. Yemeğin ardından da yine Perast'a benzeyen dokusuyla Dobrota sahilinde yürüyüş yapıp tekrar Kotor Old Town'ımıza, otelimize döndük. Kotor körfezinde sürat teknesine binmek olmazsa olmaz bir deneyim. Kotor gezi blog yazısında heyecanı biraz artırıyoruz! Kotor gezi blog yazısının mutlaka yapılması gereken aktivitelerinden biri de Kotor'da tekne turu yapmak! Körfezde tekne gezintisi yapmak için Kotor'un deniz kapısının karşısındaki tekne kiralama yerlerine gittik. Orada da ince bir pazarlık sonrasında teknemizi tuttuk. Satan kız dedi ki neymişsiniz yaadjdjd. 1 saat falan sürüyor tur. 30 dakika civarında da Perast'ta adımlama süreniz var. Neyse teknemiz geldi biz şok. Bayaa sürat teknesi ve 7 kişilik falan. Biz sanıyoruz ki bu 60 70 kişilik olanlar gelecek. Muazzam manzaralar eşliğinde yapay bir ada olduğu söylenen ve Perast'ta yer alan Our Lady of Rocks adası'na geliyoruz. Ada gerçekten muazzam. Karadağ'ın ortasında, yeşille bezeli dağlar etrafımızı çevirmiş ve Adriyatik'in derin maviliğiyle buluşan Kotor körfezinin bebeksiliği yüzlerimize vurmuş gibi. Adada 15 dakika falan turluyoruz, o sırada tanesi 2.5 olan magnumlarımıza uzanıyoruz. 15 liraya magnum keyff. Kotor gezisi magnumu. Adadan sonra uğradığımız diğer nokta da körfezin bir diğer bebeği Perast oluyor. Perast'ta sahil kenarında adımlarken bi seyyardan leş gibi bir sandviç yedik. Kötü şeyler de oluyordkdkd. Kilisenin önünde satıyor, bulaşmayın. 20 dakika civarı adımladıktan sonra da artık Kotor'a geri dönüyoruz. Old Town'ın girişinden kaptırıp dümdüz ilerlediğinizdeKotor'da denize girilen yerleri göreceksiniz. Bir 10 dakikalık adımlama ile Budva'daki suyun serinliğiyle hemen hemen aynı olan denizimize kavuşuyoruz. Kotor Körfezinde yüzmek bir harikaa dostum! Dünya'nın en güzel manzaralarından birini sunan Kotor Kalesi, ölmeden önce görülmesi gerek yerler listenizde yer alması gereken muazzam bir lokasyon. Kotor Kalesinin en tepesinde harika bir Kotor Körfezi manzarası sizleri bekliyor! 1 buçuk dakikalık video ile Kotor Kalesinin şahane manzarasına şahit olabilirsiniz. Kotor Kalesine çıkmak için 1300 basamaklı merdiveni aşmanız gerekiyor. Evet yanlış duymadınız bin üç yüz basamak! Ancak inanın bana bu manzara için attığınız her bir adıma değecek bir güzellikle karşılaşacaksınız. Az para mı ya, 2021 Şubat Euro kuru ile 72 TL yapıyor! Vizesiz ve uygun bütçeli, Dünyanın 7 harikasından biri olan Petra Antik Kentine sahip olan Ürdün'e seyahat etmek isterseniz aradığınız tüm bilgiler bu yazıda!"} {"url": "https://gezginilla.com/kotor-gezilecek-yerl", "text": "Kotor Gezilecek Yerler Balkan turu rotası boyunca en çok etkilendiğimiz noktalardan biri oldu. Kotor körfezindeki tarihi Orta Çağ şehirleri, Kotor kalesinin muazzam manzarası, Kotor Old Town'ın içindeki şahane ambiyans bizi Kotor'a resmen hayran bıraktı. O kadar ki 11 günlük vizesiz Balkan turu gezimizde Kotor, en çok vakit geçirdiğimiz (3 gece konakladık) şehir oldu. Adını yüksek dağlardan alan Karadağ'ın Adriyatik ile kucaklaştığı yerdeyiz. Evliya Çelebinin seyahatnamesinin 6. cildindeki anlatımıyla Kotor, rüzgarlardan ve dalgalardan korunan bir yer. Arnavut kaldırımlı sokakları ve Orta Çağ izleri taşıyan eserleriyle adeta bir filmin içinde hissettiriyor gezginlere, gezginillalara. Arabayla Vizesiz Balkan Turumuzun Arnavutluk'tan sonraki ikinci ülkesi Karadağ'dayız. 1 gece Tiran konaklaması, 1 gece de Budva konaklamasının ardından nihayet en çok merak ettiğimiz Kotor'a gelmiş bulunuyoruz. - Kotor Hakkında Kısa Bilgiler - Kotor Hangi Ülkede, Karadağ Nerede? - Karadağ Para Birimi"} {"url": "https://gezginilla.com/kral-koyu-delik-den", "text": "Kral Koyu Delik Deniz | Antalya Gazipaşa'da Bir Doğa Harikası! Kral Koyu Delik Deniz Türkiye'de denize girdiğim en güzel koyların başında yer alıyor. Antiochia Ad Cragum olarak da ifade edilen bölgenin antik kent olma özelliği de bulunuyor. Kral koyunun harika doğası, suyunun yeşile çalan turkuaz rengi, tarihi yapısı ve Delikli Kaya görüntüsü koyu adeta büyüleyici kılan başlıca etmenler. Bu yazıyı okuduktan sonra eminim ki Türkiye'nin gizli cenneti olarak ifade edilen Kral Koyuna bir an önce gitmek isteyeceksiniz! Öncelikle Kral Koyunun tarihinden kısaca bahsedelim. Kral Koyu çok iddalı bir isim çünkü 🙂 Dikkatinizi de çekmiştir, birkaç tane isim koymuşlar buraya. Kral koyu denmesinin sebebi antik dönemin kralı 1. Antiochos burada denize giriyormuş. Bu sebepten buraya Kral Koyu denmiş. Güzel koy seçmiş Kral Bey vesselam. Son olarak bir de Antiochia Ad Cragum Antik kentini açıklayalım. Çünkü bölgeye gelip aracınızı park ettiğinizde sizi hemen aşağıdaki tabela karşılıyor. Antiocheia Ad Cragum Antik Kenti Antalya'nın Gazipaşa İlçesinde Güneyköy Nohut Yeri mevkiindeki alanı kapsıyor. İsmini de Kommegene Kralı Antiochos'tan almış. Antik Kent, Bizans ve Roma dönemlerinde yerleşim yeri olarak kullanılmış. Bu bölgede kazı çalışmaları halen devam ediyor. Ufak tarih bilgisinin ardından Kral Koyu'na nasıl gidilir, Delik deniz nerede, Gazipaşa kral koyu yol tarifi gibi önemli bilgilerle devam edelim. Bir söz var duymuşsunuzdur ya da ben seyahatlerim sonucunda böyle bir söze ulaştım bilmiyorum. Şöyle ki, \"Bir yere giden yol ne kadar zorluysa karşınıza çıkan güzellik de o doğrultuda artıyor.\" Kral Koyu Delik deniz Gazipaşa bir cümle olsa kesinlikle bu cümle olurdu. Zaten Kral Koyunun bu denli bozulmadan kalmasının sebebi buraya ulaşımın nispeten meşakkatli olması. Ayak üstü bir yerde olsaydı ne halde olacağını az çok tahmin edebiliyoruz bence! Antalya'da denize girilecek en güzel koylardan biri olan Kral Koyu Delik Deniz Antalya'nın Gazipaşa ilçesinde yer alıyor. Kral Koyunu google maps'e yazdığınızda sizi direkt doğru yere götürüyor. Araba sürerken \"Antiochia Ad Cragum\" tabelasını kaçırmayın yeter 🙂 Buraya tıklayarak Kral Koyunun harita üzerinde nerede olduğuna bakabilirsiniz. Delik Deniz yol tarifi belirttiğim gibi oldukça basit. Kral Koyu Gazipaşa'ya 23 KM uzaklıkta yer almaktadır. Delik Deniz Alanya Arası 67 KM'dir. Antalya Delik Deniz arası 200 KM'lik bir mesafede yer alıyor. Son olarak Delik Denize Anamur üzerinden gelirseniz de Anamur Kral Koyu arası yaklaşık olarak 65 KM. Kral Koyuna ulaşım bir tık zor. Şöyle ki, dar topraklı bir yoldan muazzam manzaralar eşliğinde kıvrıla kıvrıla deniz seviyesine iniyorsunuz. Yüksek bir araçla gitmenizde fayda var. Ancak normal sedan araçlarla da inen kişileri gördük. Dikkatli olunduğunda pek sıkıntı çıkacağını sanmıyorum. Arabayla Delik Denizin bir kısmına kadar gelebiliyorsunuz. Aracınızı ücretsiz olarak park ettikten sonra yaklaşık 15 dakikalık bir yürüyüş daha sizleri bekliyor. Tüm bu süreci 10 dakikalık Kral Koyu youtube videomda anlattım. hemen alttaki linkten canlı canlı hem arabayla hem de yürüyüş yolunda şahit olabilirsiniz. Şunu da hemen belirteyim. Yaptığınız tüm yol her şeye değiyor! Kral koyuna gidişi de anlattığımıza göre artık krallar gibi yüzme vakti! Öncelikle kral koyunun kumluk bir sahili bulunmuyor. Kıyısı tamamen kayalıklardan oluşuyor. Yani yatayım güneşleneyimlik bir olayı yok. Kayalıklarda oturabilirsiniz ama. Kral Koyu resmen kapalı bir havuz görünümünde. Suyun rengi bile insanı cezbediyor. Resmen sudan çıkmak istemedim. Eminim siz de çok beğeneceksiniz. Kral Koyuna nasıl gidilir ve Kral Koyu nasıl bir yer gibi aklında soruları olanlar hemen alttaki video'dan detaylı bilgi edinebilir. Kral Koyu Delik Deniz sapağına döndüğüm andan itibaren iniş yolunun tamamını kayda aldım. Delik Deniz'e inen yol hakkında bu video'yu izleyerek detaylı bilgi edinebilirsiniz. Videonun ortalarına geldiğinizde ise çekilen tüm yolun muazzam bir noktaya çıktığına şahit olacaksınız! - Yukarıdaki video'dan da izlediğiniz gibi araba ile iniş biraz zorlayıcı. Yüksek bir araçla gitmekte fayda var. - Arabayı park ettikten sonra da nispeten zorlayıcı bir alanda yürüyüş yapmanız gerekiyor. Bu yürüyüşü ayakkabı ile yapmanızı tavsiye ediyorum. Ayrıca bu toprak patikayı inerken çocuklu aileler ekstra dikkatli olmalı. Yolun bazı kısımlarında düşme tehlikesi var. - Kral koyunda WC ve duş gibi imkanlar bulunmuyor. Ayrıca kral koyunda herhangi bir tesis, işletme de bulunmuyor. Bu sebepten yemek ve içecek gibi tüm ihtiyaçlarınızı yanınınızda getirmeniz gerek. - Kral Koyunun suyu Antalya civarına göre nispeten soğuk ve biraz fazla dalga alıyor. Çok açılmamakta fayda var. - Delik Deniz kamp için pek uygun bir yer değil. Hemen her yeri engebeli, kıyı şeridinde ise bol kayalık bulunuyor. - İnsansız hava sahası isterseniz kesinlikle günün erken saatlerinde yola çıkınız. Biz bayram günü gitmemize rağmen sabah 10 sularında Kral Koyundaydık ve 10 kişi civarında insan vardı. Kral Koyunda tek başıma yüzdüm resmen 😀 - Son olarak, çöplerinizi yanınızda taşıyıp doğayı kirletmemek oldukça önemli. Böyle doğa harikası yerlerde güzel vakit geçirebilmek için lütfen çevreyi kirletmeyelim 🙂 Antalya sahillerini karavan ile gezmek isteyenlere rehber niteliğinde şahane bir karavan kampı önerileri ve karavan kiralarken dikkat edilmesi gereken konulu bir blog yazısı bırakıyorum."} {"url": "https://gezginilla.com/kure-daglari-gezilecek-yerl", "text": "Şehrin stresinden uzaklaşıp doğaya, yeşilliğe, şelaleye doymak isteyenler için harika bir yazıyla karşınızdayım: Küre Dağları Gezilecek Yerler. Hafta sonu için Amasra veya Safranbolu gezisi yaptınız ve birkaç saat boşluğunuz mu kaldı? Ya da zaten bu şehirleri gezdiniz, huzurlu, sessiz ve sakin, insansız hava sahası olan gidilecek bir yer mi arıyorsunuz? Küre Dağları gezisi sizleri bekliyor! - Küre Dağları Milli Parkı - Ulukaya Şelalesi"} {"url": "https://gezginilla.com/kuzey-isiklari-tu", "text": "Kuzey ışıkları turu ölmeden önce yapılması gerekenler listemin ilk sıralarında yer alan bir hayaldi. Kuzey ışıklarının yanında Lapland bölgesinin o masal gibi coğrafyası ve sadece Lapland'da gerçekleştirilen muazzam kış aktiviteleri her zaman hayalimi süslüyordu. Yıllar yılları kovaladı, gezginilla Lapland turu hayaline ve kuzey ışıkları turuna nihayet kavuştu! - Kuzey Işıkları Hangi Ülkede - Lapland Neresi - Kuzey Işıkları Nedir - Kuzey Işıkları Hangi Tarihte Görülür - Kuzey Işıkları Turu Lapland Gezisi Ön Hazırlık - Lapland'a Nasıl Gidilir - Kuzey Işıkları Lapland Turu Hangi Vasıta ile yapılacak? Otobüs, Otostop, Araba Kiralama - Araba Kiralama - Kuzey Işıkları Otel - İnternet Navigasyon Durumu - Lapland'da İletişim, Yabancı Dil - Lapland Turunda Ne Giyilir, Kuzey Işıkları Avında Nasıl Giyinilir - Cep Telefonları Donuyor Mu Eğer ilk yurt dışı deneyiminiz olacaksa, Türkiye'deki bu döviz kurları ile yurt dışında ucuza nasıl gezilir, nelere dikkat edilir diye merak ediyorsanız alttaki yazıya tıklayarak yurt dışında ucuz tatilin nasıl yapılacağı hakkında faydalı bilgilere ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://gezginilla.com/lapland-tu", "text": "Lapland Turu yazısı Kuzey ışıkları turu serisinin ikinci yazısı. Yani Lapland aktivitelerinden önce Lapland'a Nasıl Gidilir ve Finlandiya Turu Kuzey Işıkları Nasıl Planlanır yazısını okumanızı öneririm."} {"url": "https://gezginilla.com/longosphere-glampi", "text": "Longosphere Glamping, 2020 yılında açılır açılmaz yapılacaklar listeme giren bir deneyim oldu. Çadırlar içindeki lüks yaşam, Longoz Ormanlarının efsanevi ortamı, tamamen ahşaptan yapılan restoran ve ağaçlardan neredeyse gökyüzünün gözükmediği bir ortam.. Hemen bir Trakya Gezi Rotası planladık ve bu rotaya Longosphere Glamping deneyimini de ekledik! İğneada'da Yeni Nesil Kamp Deneyimi olarak ortaya çıkan Longosphere, Türkiye'nin En Büyük Glamping Tesisi. Longosphere yorumlarımdan önce hemen alta kesinlikle izlemeniz gerek bir video bırakıyorum."} {"url": "https://gezginilla.com/marti-kitap-inceleme", "text": "Ardından birkaç arkadaşım : \" aa ben o kitabı ilkokulda okumuştum, aaa 20 yıl önce okumuştum tarzında mesajlar attı. Halbuki ben 1-2 haftadır falan bu kitabın varlığından haberdar değilim. Nasıl da kitap kurduyumm. Kitap okuma konusunda şimdiye kadar yani birkaç yıldır maalesef isteksizdim. Çünkü hayat sokaklardaydı 🙂 Artık daha çok evde takılmaya başlamıştık Bu doğrultuda daa 2019 yılında arayı kapatmak amacıyla bir yılda en az 50 kitap okuma challenge' ına 1 Ocak 2019 itibariyle başladım. Böylece internette araştırdığım, yorumlarını okuduğum, bana bir şeyler kazandıracak kitapları listeleyerek yola koyuldum. Bu uzun yolculuğun ilk durağı da Martı kitabı olduu 🙂 ( İncelediğim ikinci kitap olan Siddhartha'yı da buraya linkliyorum. Richard Bach tarafından yazılan \"Martı Jonathan Livingston\", fabl tarzında yazılan ve dünya klasikleri arasında gösterilen bir kitap. Martı kitabı, yaşadığımız karantina günlerinde kitap okumak ile arası iyi olmayan insanlar için harika bir başlangıç olabilir. Karantinada yapılacak aktivitelerin en başında tabii kitap okumak geliyor. Sürekli dizi, film, whatsapp, netflix, youtube da bir yere kadar. Karantina günlerinde okunacak kitaplar arayışında olanlar için martı kitabı oldukça uygun bir seçim olacaktır."} {"url": "https://gezginilla.com/matka-kanyo", "text": "Matka Kanyonu Arabayla çıktığımız vizesiz Balkan turunun altıncı ve son ülkesi, heykeller şehri Makedonya'nın başkenti Üsküp'te yer alan muazzam bir doğa harikası. Makedonya'da gezilecek ve görülecek yerler bakımından beni en çok heyecanlandıran yer Matka Kanyonu oldu. - Matka Kanyonu videosu için tıklayın"} {"url": "https://gezginilla.com/muhtesem-gats", "text": "Muhteşem Gatsby kitabı, yazarı ve bu kitabın uyarlama filmi bu blog yazısının 3 başlıklı konusu. Muhteşem Gatsby romanı ile tanışmam aslında kitabından uyarlanan film ile oldu. Filmi o kadar çok beğendim ki hemen kitabını alıp okumak istedim. Amerikalı yazar F. Scott Fitzgerald tarafından 10 Nisan 1925 yılında yazılmış bu güzel romandan, günümüzde \"Gatsbying\" adında etkisini yitirmeden halen bahsedilmesi de romanın başarısını ortaya koyan bir detay. Öğrencilik yıllarında oldukça tembelmiş. ABD 1. Dünya Savaşına girdiğinde üniversiteyi bırakıp orduya alınmış. Ordu'da olduğu dönemde \"Cennetin Bu Yanı\" kitabını yazmış ve üne kavuşmuş. O sırada da hayatının aşkı Zelda ile tanışmış. Oldukça ilgi çeken ve kıskanılan bu aşka Fitzgerald'ın alkolikliği gölge düşürmüş. Ernest Hemingway ile de Zelda ile ilişki problemlerini paylaşıp ölümüne kanka olmuş. Fitzgerald 44 yaşında 1941 yılında hayata gözlerini yummuş. Ayrıca Benjamin Button'nun Tuhaf Hikayesi filmi de kendisi tarafından yazılmış bir kitaptan uyarlanmıştır. 1920'ler Amerika'sının ekonomisini, dansını ve müziklerini ele alan bu romanda, genç yaşta ünlü ve zengin olan baş karakter Jay Gatsby üzerinden Amerikan rüyası eleştirel bir yaklaşımla okuyucuya sunuluyor. Fitzgerald'ın kendi gerçek yaşamıyla kitabın ana karakteri olan Jay Gatsby'nin yaşamında paralellikler bulunuyor. Gatsby'nin yıllaar yıllar önce terk etmek zorunda kaldığı sevgilisi zengin bir adamla evlenmiş. Gatsby kralı da sırf eski sevgilisi Daisy'e yakın olabilmek için yaşadığı yere yakın bir malikane satın almış. Kaldı mı ya böyle aşklar? Hep aynı aşklar, yalan telaşlar.. Ebru Gündeş, seni o kadar iyi anlıyorum ki.. Neyse, tüm bu olaylar da Gatsby'nin yakın arkadaşı Nick Carraway tarafından romanda güzel güzel anlatılıyor. Eleştirilerime gelirsek, en başta kitap bana biraz karmaşık geldi. Özellikle filmi izledikten sonra kitabı okuduğum için biraz sönük bir olay örgüsü ile karşılaştım. Bu olumsuzluklara rağmen kitaptaki betimlemeler çok güzeldi. Kitabın sade bir dil ile yazıldığını da belirtmeliyim. İlginç bir bilgi ile devam edelim. Muhteşem Gatsby kitabı ilk yayınladığı yıllarda hiç de popüler değilmiş. Kitabın üne kavuşması Fitzgerald'ın ölümü sonrasında 2. Dünya savaşı sırasında askerlere yollamasıyla olmuş. - Birini eleştirmeye kalkıştığında herkesin senin ayrıcalıklarına sahip olmadığını hatırla. - Hem içinde hem de dışındaydım, yaşamın durmak bilmez çeşitliliği karşısında hem büyüleniyordum hem de tiksiniyordum. - Kendimi çoğunlukla yabancıların arasında buluyorum, çünkü başımdan geçen hüzünlü olayı unutmaya çalışarak oradan oraya sürükleniyorum. - Yalnızca kovalanan, kovalayan, meşgul olan ve yorgun olan vardır. - Seni alıp şu pembe bulutlardan birinin içine koyup dolaştırmak isterdim. Muhteşem Gatsby Romanı 1970'lerde ilk defa sinemaya uyarlanmış. Sonrasında yine aynı adla çekilen ikinci film de 2013 yılında muazzam bir görsel şölen ile yapımı ve yönetmenliğini Baz Luhrmann'ın yaptığı film ile tekrar yapılmış. Muhteşem Gatsby filmini hdfilmcehenneminden falan uğraşmadan Netflix üzerinden izleyebilirsiniz. Filmin 1970 ve 2013 yılı yapımlarını kıyaslayan bir video bile var. Carey Mulligan ve Leonardo DiCaprio'nun başrollerini paylaştığı filmde 1920'lerin stil ve modası da günümüze çarpıcı bir şekilde taşınıyor.. Filmdeki erkek köstümlerinin ve aksesuarların çoğu Brooks Brothers ve Tiffany & Co. tarafından özel olarak tasarlanmış. Gerçekten herkes çok şık! Filmdeki erkek tarzlarının detaylarına da buradan göz atılabilir. Muhteşem Gatsby yıllarının geri geleceği konusu da gazete oksijende geçen ay işlenmiş. Küçük de bir anekdot vereyim. Midnight in Paris filminde kahramanımız bir davette F. Scott Fitzgerald ve onun güzeller güzeli eşi ile karşılaşıyor. Kitap inceleme blog yazısını yazarken bir anda filmdeki bu sahne aklıma geldi. Paylaşmak istedim. Konuya aşırı ilgisi olanlar bu makaleden de incelemelerde bulunabilir. Son olarak Muhteşem Gatsby'nin dizi uyarlamasının da yolda olduğunun haberini verelim. Kitap önerisi bulmakta zorlanıyorsanız, alttaki linklerdeki beğendiğim kitap inceleme yazılarıma da göz atmanızı tavsiye ederim. - Bir Ömür Nasıl Yaşanır - Martı kitap incelemesi - Siddhartha kitap incelemesi - Ustalık Gerektiren Kafaya Takmama Sanatı - İstif Çağı - Hayatın Anlamı - Orijinaller Kitabı - Koşmasaydım Yazamazdım - Bir Sanatçı Gibi Araklayın Sizin de kitap veya film gibi mutlaka izlemeli, okunmalı önerileriniz olursa hem buraya yorumlara hem de instagram'dan bana yazabilirsiniz."} {"url": "https://gezginilla.com/nemrut-dagi-milli-par", "text": "Nemrut Dağı Milli Parkı içinde Tanrı heykelleri ile Nemrut gün doğumu anına şahit olmak Türkiye'de yapılabilecek en fantastik deneyimlerden bir tanesi. Nemrut Dağı gezisi ölmeden önce yapılacaklar listemizin ilk sıralarında yer alıyordu ve nihayet bu efsane deneyimi yaşadık! Nemrut Dağı blog yazısında, Nemrut Dağı ücretli mi, Nemrut dağına arabayla çıkılır mı, çıkmak zor mu, kaç saatte gezilir, özellikleri nelerdir, nasıl bulundu gibi sorulara cevap vererek baştan sona yaşadığımız tüm deneyimleri heyecanla aktaracağım. - Nemrut Dağına Ulaşım - Nemrut Dağı Nerede - Nemrut Dağı Hikayesi - Nemrut Dağı heykelleri - Nemrut Dağı Heykelleri Nasıl Keşfedildi - Nemrut Dağı Özelliği - Nemrut Dağı Giriş Saatleri - Nemrut Dağı Giriş Ücreti - Nemrut Dağı için Önemli Bilgiler - Nemrut Dağı Milli Parkı İçinde Gezilecek Yerler - Karakuş Tümülüsü - Cendere Köprüsü - Arsemia Ören Yeri Öncelikle Nemrut Dağına 2 ayrı şehirden ulaşabiliyorsunuz.. Adıyaman ve Malatya üzerinden Nemrut Dağına 2 ayrı giriş mevcut. Biz Kahramanmaraş tarafından geldiğimizden Adıyaman girişini kullandık. Adıyaman girişinden gelirseniz eğer ilk durak noktasında yeni yapılan çok güzel bir tesis sizleri karşılıyor olacak. Bu alanda hem Nemrut Dağı giriş biletlerinizi alıyorsunuz hem de soluklanıp yeme içime, tuvalet gibi ihtiyaçlarınızı gideriyorsunuz. Tesiste battaniyeden kahveye hemen her şey bulabilirsiniz. Tesisin fiyatları nispeten uygun. - Malatya Nemrut Dağı arası 2 saat sürüyor ve 95 km uzaklıkta. - Adıyaman Nemrut Dağı arası 1 buçuk saat sürüyor ve 77 km uzaklıkta. - Adıyaman Havaalanı Nemrut Dağı arası 66 km - Adıyaman Kahta arası 34 km - Adıyaman Cendere Köprüsü arası 54 km Malatya tarafından gelecekler için bir şey söyleyemem ama Nemrut Dağı Milli Parkı içerisinde yer alan Cendere Köprüsü, Karakuş Tümülüsü ve Arsemia şehrini görmek isterseniz, ki ısrarla isteyiniz, Adıyaman tarafından ulaşım sağlamanız gerekir. Adıyaman Nemrut Dağı yolu bir tık virajlı ancak muazzam manzaralara şahit oluyorsunuz. Nemrut dağı nerede sorusu google'da ilginç bir şekilde çok fazla sorgulanmış. Nemrut Dağı Adıyaman'ın Kahta ilçesinde yer alıyor. Ancak Nemrut Dağına Malatya üzerinden de çıkılabiliyor. Biz Kahramanmaraş tarafından geldiğimizden Adıyaman girişini kullandık. Ayrıca bu iki şehir de birbiriyle Nemrut kavgası yapıyormuş, sana bağlı bana bağlı diye 🙂 Ya salın şu Nemrut'u be kardeşim. Antiços bırakmaz bak peşinizi! Kommagene Krallığı'nın en kralı I. Antiochus tanrılarına, eşe dosta, karıya kızadsfds minnettarlığını göstermek için sahip oldğu krallığın en en yüksek dağına hepinizin bildiği heykelleri ve tabii ki kendi mezarını yaptırmış. Kral hareket be! Kral hareket lafı en çok buraya yakıştı sanıırım. Daha da kullanmam bu kelimeyi ya çıtaya bak. I hım devam edelim.. Antiochus bu heykelleri iki ayrı bölüme yapmış. Heykellerin bir kısmını gün doğumunu karşılayacak şekilde; diğer kısmını da gün batımını selamlayacak şekilde gerçekleştirmiş. Nemrut Dağı heykelleri bu şekilde sıralanmış. Ya Antiochus kralına bakar mısınız. Hem sunset'çi hem de sunrise'çı. Gün doğumu demişken hızlı çekimle gerçekleştirdiğim 30 saniyelik Nemrut Dağı Gün Doğumu videosu arası verelim mi? Şöyle ortamı biraz mistik bir hale getirelim.. Böylelikle Nemrut Dağında neden gün doğumu veya gün batımı anlarına şahit olmak gerekiyormuş onu anladık. Ben genelde gün batımcıyımdır. Hahah gün batımcı.. Ancak Nemrut Dağında gün doğumunun daha fantastik olduğuna dair yazılar okuduğumdan biz Nemrut Dağı güneşin doğuşu anına şahit olmak istedik. Gecenin bir yarısı Nemrut Dağına tırmanmak da ayrı bir hazdı gerçekten. Tırmanırken ne kadar çok yorulsak da şahit olduğumuz gün doğumu anı her merdivene değdi gerçekten de! Gecenin bir yarısı gelip Doğu terasında tanrılarla birlikte gün doğumu için yerinizi alıyorsunuz. Nemrut Dağı zirvesinin serinliğinde, battaniyeler ile gün doğumu anını bekliyorsunuz. Gerçekten Türkiye'de yaşanması gereken 10/10 bir deneyim! Bu arada Komagene demişken olayın krallıktan çiğ köfte krallığına nasıl geldiğine şaşırmamak da elde değil cidden. Tamam çiğ köfte severiz ancak bu kadar heybetli bir krallığın çiğ köfte dürüm ayran 15TL seviyesine indirgenmesi biraz garip bence. Kommagene Krallığının ilk kralı Mithridates Bey. Ancak krallığın en parlak dönemi tabii ki 1. Antiochus döneminde yaşanıyor. İlginçtir ki Kral Antiochus'un mezarı halen bulunamamış. Kommagene Krallığı hoşgörülüğüyle, tüm inançları kucaklamasıyla ayakta kalan bir krallık. Hoşgörülülülük kazanacak.. - Aslan, Kartal, Antiochus, Kommagene, Zeus, Apollon ve Herakles. Bu arada kafa heykelleri aslında hemen alttaki fotoğrafta yer alan sütünların üzerinde vücud halinde bulunuyormuş. Ancak zamana yenik düşerek kafalar bedenden ayrılmış. Keşke heykellerin o vücutlu hallerini de görebilseydik. Bu heykellerin ortalama 8-9 metre uzunluğunda olduğu söyleniyor. Aslan, Kommagene Krallığının yeryüzündeki hakimiyetini; Kartal ise gökyüzü hakimiyetini simgeliyor. Kral antiochos'un kendisini tanrılarla yan yana heykelleştirmesinin sebebi öldükten sonra tanrı saygınlığına kavuşacağına inanmasıymış. Ben de kralı öpersem seyahat severlerin saygınlığını kazanacağıma inandım.. Çiğ köfte krallığını bir kenara bırakırsak, tanrılar dizinindeki bereket tanrıçası ve tek kadın heykeli Komagene Hanım. Apollon da Zeus'un oğlu. Hemen yan yana dizilmişler zaten. Apollon aydınlığı ve aklı simgeliyormuş. Herakles de Zeus'un oğluymuş. Herakles insanın doğaya karşı olan mücadelesini simgeliyormuş. Benim aklıma heykelleri görür görmez bu soru geldi. Nası yaa, nasıl buldunuz bu kafaları diye dolaştım Nemrut Dağı zirvesinde. Öğrendim ki Nemrut heykellerinden 1881 yılında ilk kez bahseden Alman Mühendis Karl Sester'miş. Yol çalışması sırasında keşfedilmiş. Nemrut Dağı hem doğal bir anıt hem de volkanik bir dağ. Nemrut Dağı ayrıca insan eliyle yapılan tarihi bir eser olma özelliğine de sahip. Tüm bu sebeplerden dolayı Nemrut Dağı Milli Parkı 1987 yılından itibaren UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alıyor. 30 TL Müze Kart ile giriş serbest. - Nemrut Dağına ya gün batımında ya da gün doğumunda çıkmalısınız. - Gün doğumu için Doğu Terası, Gün batımı için isi Batı Terasında yerlerinizi almanız gerek. Kafanız karışırsa kalabalığı takip edin 🙂 - Nemrut Dağına gelirken Müze Kartınızı almayı unutmayın. - Nemrut Dağı zirvesi bayaa soğuk. Biz Temmuz ayında çıkmamıza rağmen üşüdük. Sonuçta 2150 metre yükseliğe çıkıyorsunuz. Yola battaniyelerle çıktık. Güneş doğduğu an da inanılmaz ısınıyor hava. - Nemrut Dağı zirvesinde herhangi bir cafe vs de bulunmuyor. Tuvalet de yok. Yanınıza suyunuzu, termosunuzu, kahvenizi almanız tavsiye edilir. Yanımızda gün doğumunu bira ile karşılayanlar da vardı (: - Nemrut Dağı zirvesine çok sayıda merdiven basamağı ile ulaşacağınızdan rahat ayakkabılar ile tırmanışa hazır olmalısınız. Yoks ayarı yolda bayılır kalırsınız 😀 - Nemrut Dağında kamp yapmak yasak. Çevrede silahlı bekçiler dolanıyor. Aman ha 🙂 Nemrut Dağı hakkında öğrendiklerim, deneyimlerim bu kadar. Peki bitti mii, hayıır! Nemrut Dağı Milli Parkı içerisinde mutlaka görmeniz gereken başka yerler de bulunuyor. Yukarıda bahsetmiş olduğum gibi Adıyaman tarafından gelenler zaten yollarının üzerindeki bu yerleri rahatlıkla gezebilir. Nemrut Dağından çıkarken tabelaları takip ederek ulaşabileceğiniz yerlerden bir tanesi Karakuş Tümülüsü. Kommagene Krallığı kadınlarına ait bir anıt mezar olan Karakuş Tümülüsü 20 metre yüksekliğinde ve tepesinde bir kartal heykeli bulunuyor. Bu arada ben bu yazıyı hazırlarken şahane bir haberle karşılaştım. Evet bu tarz haberler, buluşlar beni heyecanlandırıyor. Karakuş Tümülüsünde yapılan son kazılarda muazzam bir buluşa imza atıldı. Kommagene Kralı Antiochus'un eşi İsas, kızı Antiokhis ve torunu Aka'ya ait mezarların bulunduğu yer tespit edildi. Hadi bakalım darısı kralın mezarının başına! Tabelaları takip ederek ulaşabileceğiniz bir diğer yer ise garip hikayesiyle Cendere Köprüsü. Köprü, Roma İmparatoru Septimius Severus'un emriyle yaptırılmış. Bu SSSS kuralı da Roma İmparatoru Severus zamanından gelmiş 😀 Köprü ilginç bi şekilde harç kullanılmadan inşa edilmiş. Nemrut Dağı Adıyaman çevresinde görmeniz gereken son yer de birkaç yazıtın ve heykelin bulunduğu, Kommagene Krallığının yazlık başkenti Arsameia Ören Yeri. Bu bölgede 3 ayrı yerde yazıt ve heykel bulunuyor.. 3'ünü de üşenmeden kesinlikle görmeniz gerek. - Mitras'ın Kabartma Stelini - Antiochos-Herakles'in tokalaşma stelini ve 158 metre derine inen korkunçlu tünel - Anadolu'nun bilinen en büyük Grekçe yazıt Arsemia antik kentindeki Antiochos-Herakles'in tokalaşma stelini gerçekten muazzam. Bu heykeli görür görmez tüylerimiz diken diken oldu hatta çığlık falan attık. Tokalaşma sahnesinin detayları ise ayrı şahane. Nemrut Dağı Milli Parkı gezimiz bu şekildeydi. Gece 1 'de başlayan Nemrut Dağı yolculuğumuz sabah 5'te tanrılarla birlikte güneşi karşılamayla devam edip devamında Nemrut Dağı eteklerindeki diğer yapıları da gezerek sabah 10 sularında Adıyaman merkezde kahvaltı için gittiğimiz çiğ köfteci Kenan Usta ile son buldu. Neden yüzünüzü buruşturdunuz ya? Adıyaman'a kadar gelmişim. Çiğ köfte yemeden mi dönecektim. Kahvaltıyı çiğ köfte ile yaparak ben de hayatımda bir ilki yaşadım. Çiğ köfte ile kahvaltı sonrasında da rotamızı Adıyaman gezilecek yerler bakımından çok öenmli olan Perre Antik Kente doğru çevirdik. Perre Antik Kenti Nemrut Dağında şahit olduklarımızdan sonra pek mutlu etmese de görmüş olmak önemliydi. Tabii uykusuz bir gecenin ardından artık bünye de iflas etmek üzereydi. Umarım herkes bir gün Nemrut Dağı Milli parkına gider ve Nemrut Dağı Tanrı heykelleri ile beraber gün doğumuna veya gün batımına şahitlik eder. Bu mistik deneyimi yaşamak gerçekten çok keyifliydi. Önce Kral Antiochus'a sonra da siz Gezginilla takipçilerine saygılarımla!"} {"url": "https://gezginilla.com/olumlu-sozcukler-etkili-sonucl", "text": "Olumlu Sözcükler Etkili Sonuçlar kitabı hem başlığıyla hem de kapağıyla oldukça ilgi çeken bir kitap. Özellikle evlere hapsolduğumuz korona virüslü, karantinalı günlerde zihinlerden kara bulutları uzaklaştırıp güzelliklere, olumlu şeylere, etkili sözcüklere odaklanabilmek için bu kitabı edindim. Kitap, hayata bakış açımı değiştirmesinin yanında sözcüklerin bu denli güçlü olduğunu fark etmemi sağladığından bu kitabın blogumun kitap önerileri kısmında kesinlikle yer alması gerektiğine karar verdim. Bu vesileyle de en azından bir iki insana faydalı olabilmek, küçük de olsa hayatlarına dokunabilmek, Olumlu Sözcükler Etkili Sonuçlar kitap incelemesi yazısının ortaya çıkışında önemli bir etken oldu. Açıkçası kitap beni oldukça etkiledi. 7'den 70'e tüm Türkiye bu kitabı okusa pamuk gibi olur herkes 🙂 Kişisel gelişim tadında olan bu kitap hayata ve insanlara bakış açısını kesinlikle değiştiriyor! Özellikle kişisel gelişim kitabı okumak isteyenlere ve hangi kişisel gelişim kitabı okunmalı diye düşünenlere önerebileceğim faydalı bir kitap. Hal Urban'ın yazmış olduğu kitabın orjinal ismi \"Positive Words, Powerful Results: Simple Ways to Honor, Affirm, and Celebrate Life\" Kitabın Türkçe çevirisi Dr. Bülent Akan tarafından yapılmış ve bence oldukça başarılı bir çeviri. Kolay anlatımı var, dili akıcı, dipnot kullanımları oldukça iyi. Ayrıca kitabın arka kapağında iade garantisi yer alıyor. Kitabı okuyup beğenmezseniz yayınevine iade edip paranızı geri alabiliyorsunuz. Çok sık rastladığım bir durum değil. Ben zaten kitabı çok beğendim de haberiniz olsun 🙂 Bu linkten kitaba göz atabilirsiniz. Yine her kitap inceleme yazımda olduğu gibi kitabın hoşuma giden bölümlerine yoğunlaşıp kitabı okurken altını çizdiğim iz bırakan alıntılar ile yazımı sonlandıracağım. Her zamanki gibi çok sıkmadan, kısa ve öz bir kitap inceleme yazısı olacak. O zaman dans! Kitap güzel bir örüntüde ilerliyor. Hemen bu kısımda yine güzel bir alıntı ile devam edelim. \"Aldığınız samimi bir iltifatın ardından kendinizi daha iyi hissetmemeniz imkansızdır. En az bunun kadar önemlisi, kendinizi daha iyi hissetmeden samimi bir iltifatta bulunmanız mümkün değildir.\" Zig Ziglar. O kadar haklı kii.. Uygun bir ortamda gerçekleşen hafif bir dokunuş veya şefkat dolu bir sarılış, sözcüklerimizi pekiştirmek için etkili bir yol olabilir. Kitabın hemen her bölümünde ünlü kişilerden alıntılar yer alıyor. Hoşuma gidenleri de yazının devamında paylaştım. - Toplumu bir arada tutan şey sözcüklerdir; onlar olmadan insan olamayız Stuart Chase - Sözcükler güçlüdür, yıkar da yapar da. Doğru ve güzel olduklarında onlar dünyamızı değiştirecek kadar etkilidir Buddha - \"Ateşe dikkat et\" herkesin bildiği iyi bir öğüttür. \"Sözcüklere dikkat et\" ise bundan onlarca kat daha iyi. - Sizi siz yapan şey zihninize girenlerdir Zig Ziglar - Sözcüklerin gücüne saygı gösterin. Onları özenle seçin. Çin Şans Kurabiyesi 🙂 - Bilgelik on aşamada ortaya çıkar, bunların dokuzu susmaktır. Onuncusu ise kısa ve özlü bir dil kullanmak. İskoç Atasözü - Sözcükler yaşamı olumlu yönde değiştirme gücüne sahiptirler. Onlar hayatın akışını değiştirebileceği gibi, hayatı yıkma gücüne de sahiptirler. Dikkatli olun ve kullandığınız sözcükleri seçerken akıllı davranın. Kim bilir belki de öğrencilerinizin yaşamı onlara bağlıdır. Deb Brown - Eleştiri süreci övgü ve içten bir takdir ile başlamalıdır. -Dale Carnegie - Çoğu insanın en büyük zaafı, başka insanlarla onlar hala hayattayken onları ne kadar çok sevdikelrini söylemekte gösterdikleri tereddüttür. O. A. Battista - Tüm arkadaşlarınız ve aile bireylerinizle sanki son kez konuşuyormuş gibi konuşun. - Sözcüklerimizin önemini ve gücünü küçümseme lüksümüz yok. Jeff Olson - Güzel bir söz söyleme şansını asla kaçırmayın. William Makepeace Thackeray - Daima söyleyecek güzel bir şeyiniz olsun Gezginilla 🙂"} {"url": "https://gezginilla.com/orijinaller-kita", "text": "Modus Kitap'tan, Barış Emre Alkım'ın çevirisiyle yayınlanan kitap 8 bölümden oluşuyor. Orjinaller kitabını okuma listeme almamın temel sebebi İnanç Ayar ve onun efsane girişimcilik podcastleri. Podcastlerinin çoğunda bahsettiği alıntılar öyle hoşuma gitmişti ki bu kitabı hemen edinmek istedim. Kitabı yaklaşık 4-5 günlük bir sürede bitirdim. Ayrıca İnanç Ayar'ın podcastlerini de yeri gelmişken şiddetle tavsiye edelim. Orijinaller kitabı 260 sayfalık bir kitap ve dili oldukça açık, sade ve akıcı. Dikkat çekici konular, başlıklar ve aforizmalar mevcut. Orijinaller kitabı incelemesine geçmeden önce kitabın yazarı olan Adam Grant'a da küçük bir yer ayırmak gerekiyor bence. Adam Grant, insanların işyerinde anlam ve motivasyon bulmalarına yardımcı olan bir örgütsel psikolog ve TED konuşmacısı. Şahane Tedx konuşmaları var. Kesinlikle göz atmalısınız. Aynı zamanda kendileri milyonlarca satan ve 35 dile çevrilen New York Times'ın en çok satan 4 kitabın da yazarı: Give and Take, Originals, Option B ve Power Moves. Biz hem eğlenceli hem de bir hayli ilginç olan orijinaller kitap incelemesine devam edelim.. Orijinaller kitabı birinci bölümde \"tası tarağı toplayıp yeni maceralara atılmayın, akıllı olun, yavaş gidin, mevcut işinizi hemen bırakmayın\" gibi telkinlerde bulunuluyor girişimci adaylara. - Tam zamanlı çalıştıkları işten ayrılmayan girişimcilerin başarısızlık oranı, işinden ayrılanlara kıyasla %33 daha düşük. - Bir alanda güvende olma duygusu, bize başka alanlarda orjinal olmamızı sağlayacak özgürlüğü sunar. \"Varsayılanlarda Kusur Bulmak\" başlığı altında çok güzel bir örnek olaydan bahsedilmiş. Özetle, müşteri hizmetleri çalışanlarının bilgisayar kullanımlarından yola çıkarak, bilgisayarları olduğu gibi kullananlar yani mesela internet explorer kurulu olarak gelen bilgisayarları kullananlar, bu uygulamaları kaldırıp chrome veya firefox kullananlara göre yaptıkları işlerde daha az başarılı olmuşlar. - Orjinalliğin ayırt edici özelliği, varsayılanı kabullenme dürtüsünü reddetmek ve daha iyi bir seçenek olup olmadığını araştırmayı seçmek. - Başlangıç noktası merak: Her şeyden önce, varsayılanın neden var olduğunu sorgulamak. \"Hırsın iki yüzü\" başlığında da dahilerin ve özel yetenekli çocukların özelliklerinden bahsediliyor. Çok ilgimi çeken bir bölüm. - Dahi çocukların büyüyüp dünyayı değiştirdiği çok ender görülür. Psikologlar dünyanın en önde gelen, en etkili insanların geçmişlerini incelediğinde birçoğunun çocukken sıradışı becerilere sahip olmadığı görülmüş! - Dahiler, büyüleyici Mozart melodilerini, harika Beethoven senfonilerini çalmayı öğrenir ancak asla kendi orjinal bestelerini yapamazlar. Hayatları boyunca ebeveynlerinin onayını, öğretmenlerinin takdirini kazanmak için çabalar dururlar. Araştırmalar gösteriyor ki, en yaratıcı çocuklar, öğretmenlerinin gözdesi olma olasılığı en düşük öğrencilerdir. - Başarıya ne kadar çok değer verirseniz başarısızlıktan o kadar korkarsınız. Kitabın 2. bölümünün ana konusunu \"orjinal fikirleri tanıma sanatı ve bilimi\" başlığı oluşturuyor. - \"Yaratıcılık hata yapmak için kendinize izin vermektir. Sanat ise bu hatalardan hangisinin saklanacağını bilmektir.\" Scott Adams Yazar Adam Grant bu bölümde çarpıcı bir Shakespeare örneği veriyor. Şekspir yirmi yıl içinde 37 tiyatro oyunu ve 154 sone yazmış. Bunun yanında Şekspir en popüler beş eserinden üçünü, yani Makbet, Kral Lear ve Othello'yu beş yıllık dilimde üretmiş. Hemen buradan da Edison örneğine geçiyoruz. Sonra konuyu bağlayacağız. Edison otuz ve otuz beş yaşları arasında ampulün, fonografın ve karbon telefonun öncüsü olmuş fakat bu süre içinde yüzden fazla icat için de başvuruda bulunmuş. Yani konuya kendi açımdan bakcak olursam, orijinaller kitabında bahsedilen bu konuyu zaten İnanç Ayar'ın podcastlerinde işlemiştik 🙂 Orijinaller kitabı ile de konu iyice pekişti bende. İşte bu doğrultuda yaklaşık 1 yıldır hem blogum hem de youtube kanalım için içerik ürettiğimi söyleyebilirim. Blogumda şu an da yaklaşık 40 yazı olmasına rağmen en çok tıklanan yazılarımın sayısı bir elin beş parmağını geçmiyor. Ne kadar da az önceki Şekspir örneği? Şekspirilla sen misin? 🙂 Bunu Mevlana'ya da yorarsak durumu şöyle izah edebiliriz: Ne olursan ol ÜRET! Ayrıca bu kısımda bol bol içerik üretmekten bahsediyorken Hakan Akben'i de anmamak olmaz. Özellikle pandeminin ilk çıktığı ve evlere kapandığımız dönemde yaklaşık 2 ay boyunca her gün yaptığı canlı yayınlar gerçekten çok faydalıydı. - İnsanların radikal, yaratıcı fikirlere en açık olduğu zaman, belli bir alanda ortalama deneyime sahip oldukları zamandır. Yani bir şeyle ne kadar çok vakit geçirirsek bizim için o kadar faydalı. Bu noktada yazar, kişilerin hayatlarındaki değişikliklerin ve farklılıkların da orjinalliklerinde dikkate değer bir fark yarattığından bahsetmiş. Mesela en yaratıcı moda koleksiyonları, yurt dışı deneyimi en fazla olan direktörlerin moda evlerinden çıkıyormuş. Diğer bir örnek, çocukluklarında akranlarından daha sık taşınmış, bu sayede farklı kültür ve değerlere maruz kalmış çocuklar yüksek derecede yaratıcılığa sahip oluyorlarmış. Bu konuda son bir örnek de yabancı kültür kişinin geldiği kültürden ne kadar farklıysa bu deneyimin o direktörün yaratıcılığına o kadar katkıda bulunması. Bu özellik sanırım bende de var 🙂 Yani üniversite yıllarında work and travel programı ile Amerika deneyimi ve sonrasında 11 ülkeye yapılmış olan seyahatler, farklı kültürler bu blogun oluşmasına ve youtube da farklı içerikler oluşturulmasına vesile oldu. - Eğer fikir seçim becerilerimizi geliştirmek istiyorsak insanların başarılı olup olmadıklarına bakmamalıyız. Neden başarılı olduklarının izini sürmeliyiz. - Bir şeye ne kadar çok maruz kalırsak o şeyi o kadar severiz. Salt maruz kalma etkisi defalarca tekrarlanmıştır. Bir yüze, harfe, rakama ya da Çin harfine ne kadar aşinalık kazanırsak onu o kadar severiz. - Alışkanlık bıkkınlığa yol açmaz, rahatlık sağlar. - Bir şeyi ne kadar çok görür, duyar ve ona dokunursak o kadar alışırız ve bizim için tehdit olmaktan çıkar. Orjinaller kitabının en beğendiğim ve bir o kadar da şaşırdığım bölümlerinden birindeyiz. Ana tema olarak herhangi bir şeyin \"ertelenmesi\" konusu işleniyor ve ertelemenin faydaları anlatılıyor. Evet yanlış duymadınız, faydaları! Bu bölümde uzun bir araştırma sonucunda ortaya çıkan sonuçlara göre işi erteleyenler %28 oranında daha yaratıcı çıkmış. Hayatta güzel şeyler de oluyor hahahdhasdd. - Uzmanlar Da Vinci'nin Mona Lisa tablosuna 1503'te başladığını, birkaç yıl içinde ara sıra tabloya devam ettiğini, sonra bitirmeden bıraktığını ve 1519'da ölmeden hemen önce tamamladığını tahmin ediyorlarmış. - Rus psikolog Bluma Zeigarnik, insanların yarıda kalan işleri tamamlanan işlerden daha iyi hatırladığını 1927'de kanıtlamış. Bir iş tamamlandığında onu düşünmeyi bırakırız. Ama yarıda ve eksik kalan işler zihnimizde etkin olarak bulunmayı sürdürür. - Ertelemenin yeni fikir üretmek için zaman sağlamasının yanı sıra bir faydası daha vardır. Bizi doğaçlamaya hazır hale getirir. Bir de bu bölüm içinde \"Düşmanlar, dost görünen düşmanlardan daha iyi müttefiktir\" başlıklı bir bölüm daha var. Oldukça ilgi çekici bilgiler barındırıyor. Orijinaller kitabının bu bölümünde Altın Saçlı Kız ve Truva Atı başlıklı bölümde Koalisyon Kurmak ve Sürdürmek, Küçük Farklılıklar, Yumuşatılmış Radikaller gibi ilgi çekici başlıklar bulunuyor. ayrıca bu bölümde Simon Sinek'in harika bir Tedx konuşması önerisi de bulunuyor. Bu bölümde yer alan Aslan Kral filmi örneği de kesinlikle tekrar tekrar okunmalı. - Orjinal olmak için risk almaya istekli olmamız gerekir. Kök salmış gelenekleri, adetleri alaşağı etmek için akıntıya karşı kürek çekerken başarıp başaramayacağımızdan asla emin olamayız. - İlk doğanlar daha baskın, özenli ve hırslı olma eğilimi sergileseler de sonradan doğanlar risk almaya, orjinal fikirleri benimsemeye daha açıktır. İlk doğanlar statükoyu korumaya meyillidir, sonradan doğanlar ise karşı çıkmaya. Bu bölümde güçlü kültür, farklı düşünme kültürü, doğruluk anı gibi konular işleniyor. - Uyuşmayan fikirler yanlış olsa bile faydalıdır. Orijinaller kitabının son bölümünün konusu, kaygıyı, isteksizliği, çelişkili duyguları ve öfkeyi yönetmek hakkında. - Sıradan insanlar korkularını sıraladıklarında, bir korkunun ölümden bile daha yaygın olduğu görülür: halkın karşısında konuşma, Jerry Seinfeld'in bir esprisinde geçtiği gibi, \"Eğer cenaze törenine katılıyorsanız, tabutta olmak veda konuşması yapmaktan iyidir\" Ahahahha o kadar haklısın ki Jerry! Konuşma yapacak öğrencilerin bir kısmına konuşmadan hemen önce \"sakinim\" , diğer kısmına da \"heyecanlıyım\" sözcükleri yükses sesle söyletilmiş. Öğrenciler konuşma öncesindeki duygularını \"heyecanlıyım\" olarak belirttiğinde konuşmaları %17 daha ikna edici ve %15 daha özgüvenli olmuş! Ayrıca konuşmalarının uzunluğu da %29 artmış. Olaya bak. Yani korkuyu yenmede heyecanlanmak sakinleşmeye göre daha çok işe yarıyor. Yazar bu durumda sakinleşmeyi, saatte 120 km hızla giden bir otomobilin frenine asılmak olarak örneklendiriyor. - Bir hedefe ulaşmak istediğimizde, bizi harekete geçiren şey, olduğumuz şeyle olmak istediğimiz şey arasındaki uçurumdur. Orijinaller kitabı incelemesi sayesinde kitabı bir kez daha okumuş gibi oldum. Ara ara kitap inceleme yazılarımı açıp hafızamı tazeliyorum. Çünkü cümleler, bilgiler akıldan uçup gidiyor. bu şekilde yazıya döküldüğünde ise kitapta yer alan düşünceleri hayatıma daha kolay uyarlayabiliyorum. Orijinaller kitabı herkese tavsiye edebileceğim hem ilginç hem de eğlenceli olan harika bir kitap. Özellikle bir şeyler üretmek isteyen ama bu konuda çekinceleri olanlar, süreklilik konusunda sıkıntı yaşayanlar ve girişimcilik üzerine ilgili olanların havada kapması gereken bir eser. Orijinaller kitabını sevdiyseniz alttaki kitap da tam size göre! - Bir Ömür Nasıl Yaşanır - İstif Çağı - Hayatın Anlamı - Koşmasaydım Yazamazdım - Pürüzlü Mükemmellik - Olumlu Sözcükler Etkili Sonuçlar - Muhteşem Gatsby"} {"url": "https://gezginilla.com/palandoken-kayak-merke", "text": "Palandöken Kayak Merkezi Türkiye'deki en iyi kayak pistleri nerede sorusunun cevabı niteliğinde bir kış turizm noktası. Ancak bu sorunun cevabı, güncel olarak, maalesef pek de iyi olmayan kayak pistlerinden biri olabilir. Başlığı aslında 'Erzurum'da sakatlanılacak Pist Yapmışlar' şeklinde düşünmüştüm. Ancak kayak severlerin aklını çelmemek ve pek de korkutmamak adına standart başlıkla devam etmek istedim. Bu durumu yazının sonunda açıklayacağım. Bilgi almaya gelen kayak severlere Palandöken Kayak Merkezi hakkındaki tüm bilgileri önden vermek istiyorum. Benim sakatlığımı da ne yapacaksınız değil mi ama? Gezginillalara sahip çıkalım.. Türkiye'nin önemki kış turizm merkezlerinden biri olan Palandöken Kayak Merkezinde hem konaklama yapacaklar hem de günübirlikçiler için işe yarar bilgileri vermeye başlayalım. - Tek Çıkış hafta içi ve hafta sonu 35 TL - Sınırsız tam gün 110 TL - Sezonluk skipass ücreti: 4000 TL - Kayak takımı kiralama ücreti: 80 TL - Ayakkabı kiralama ücreti: 55 TL - Kayak montu kiralama ücreti: 45 TL - Kayak kaskı kiralama ücreti: 30 TL - Snowboard kiralama ücreti: 75 TL - Kızak kiralama ücreti: 20 TL - Günlük eşyalarınız için dolap kiralama ücreti: 25 TL Bu fiyatları direkt 2 ile çarparsanız Dedeman kayak ekipman kira ücretlerine ulaşabilirsiniz. Erzurum şehir merkezinden kayak merkezine taksi ile ulaşım fiyatı 50 60 TL aralığında. Palandöken, 3.176 metrelik rakımıyla Türkiye'nin en yüksek kayak merkezi konumunda. Palandöken Kayak Merkezi ayrıca, 2011 yılında düzenlenen \"Dünya Üniversiteler Kış Olimpiyatları'na ev sahipliği yaptı ve adını tüm dünyaya duyurdu. Hatta hemen sonrasında New York Times dergisi tarafından hazırlanan \"Dünya Kayak Merkezleri\" listesinde de 18. sıraya kadar yükseldi. Ejder3200 pistinin namını da muhtemelen duymuşsunuzdur. Palandöken'in 3 bin metrenin üzerindeki zirvesi Ejder Tepesi olarak adlandırılıyor. Peki bunca övgüye rağmen Palandöken kayak pistlerinin 2023 yılında durumu nasıl? Bakımsız, güvenlik uyarıları çok az, kar neredeyse yok.. Pistte kayak yaparken çoğu yerde çamurlu toprak yüzey görünüyor. Kayak pistleri 70 km uzunluğunda. 29 tane, zorluk derecelerine göre pist var. Resmen başınız dönüyor. Hangi pist nerede, o an neredesiniz hiç anlaşılmıyor. Öncelikle kış otelleri seçiminde nelere dikkat edilir, önemli kriterler nelerdir sorularının cevapları için kış tatili linkine bir göz atmanızı öneririm. Palandöken'de konaklama yapabileceğiniz çok sayıda otel seçeneği bulunuyor. Biz Dedeman Otelde 3 gece 4 gün konakladık. Bölgede 2 farklı Dedeman Otel var. Girişteki yarım pansiyon, tepedeki ve bizim kaldığımız ise tam pansiyon olarak hizmet veriyor. Dedeman Otelin fiyatları için linke göz atabilirsiniz. Dedeman Otelde konakladığımız odanın pist manzarası oldukça güzeldi. Dedeman dışında bölgede Sway Hotels Polat Palandöken Palan Otel Snow Dora Ski Resort Hotels de bulunuyor. Civardaki Dedeman dışındaki ve fiyat olarak da nispeten daha uygun olan otellere de bu linkten göz atabilirsiniz. Kayak turizmi biliyorsunuz ki pahalı bir tatil. Kayak otelleri de 3-4 ay iş yapıyoruz yeaa diyerek fiyatları resmen arşa çıkartıyor. Palandöken Kayak Merkezinin şehre yakınlığını düşünürsek, Erzurum merkezde ucuz yollu konaklama yapıp günübirlik kayak yapmaya gidip gelmek de ayrı bir seçenek olabilir. Erzurum merkezdeki oteller kayak otellerine kıyasla bir hayli ucuz. Erzurum otellerine göz atmak için linke tıklayabilirsiniz. Palandöken Kayak Merkezinde yemek yiyip bir şeyler içebileceğiniz, after ski partilerle karın üzerinde müziğin tadını çıkartabileceğiniz birkaç tane cafe bulunuyor. Bazıları otellerin bünyesinde ama dışarıdan da girilebiliyor; bazıları ise kayak pistlerinde yer alıyor. Palandöken'deki yeme içme fiyatlarına örnek olması açısından Dedeman Otel'de bulunan Iglo Pub'ın menü fiyatlarını aşağıya bırakıyorum. Palandöken Kayak Pisti hafta içi sabah 9.00'da açılıyor akşam 17.00'da kapanıyor. Ancak bazı pistlerde akşam kayağı da yapılıyor. Pistlerin akşam aydınlatması bir hayli güzel. - Palandöken'de sezon Kasım ayında başlıyor ve Nisan ayı sonuna kadar uzanıyor. - Snowboard ve kayak Eğitim ücretleri ortalama 200 TL- 300 TL arasında değişiyor. - Palandöken kayak pistlerinin anlık hava durumunu buradan kontrol edebilirsiniz. - Hem çocuklar hem de yetişkinler için buz tırmanışı yapılabiliyor. Bunu Erzurum'a gelmişken başka neler yapalım olarak sorsak daha mantıklı olur. Palandöken Kayak Merkezinin Erzurum merkeze olan aşırı yakınlığı göz önüne alınırsa, Erzurum'da gezilip görülmesi gereken yerler için mutlaka zaman ayırmanız gerekiyor. İştahınızı kabartmak açısından sizleri 1 Günde Erzurum video'suna davet ediyorum! Benim otele girişim Pazar günü olduğundan Erzurum'u gezebilmek için Cumartesi sabahtan şehre geldim. 1 gün boyunca Erzurum'u gezip şahane Erzurum lezzetleri denedim. Ve tabii ki, tüm Erzurum deneyimlerimi blog yazısı olarak gezginilla. com'da paylaştım. 1 günde Erzurum nasıl gezilir, gezip görülmesi gereken yerler nerelerdir, gezmeye nereden başlayalım gibi tüm sorularınızın cevabı alttaki linkte! Erzurum'da gezilmesi gereken tarihi yerler dışında leziz Erzurum yemekleri ve cağ kebabı önerilerimi anlattığım, fiyat bilgilerini paylaştığım yazımın linki de hemen altta! - Kartepe Kayak Merkezi Kocaeli - Kartalkaya Kayak Merkezi Bolu - Elmadağ Kayak Merkezi Ankara Şimdi efendim, hayatta bazı anlar vardır. Bazı cümlelerin ardından hayırlı şeylerin olabileceği de pek görülmemiştir. Mesela 'dünyaya bi daha mı gelicez, abi biraz heyecan yeaa ya da şimdi değilse ne zaman' gibi.. Evet, bu cümlelerin hepsi ve daha niceleri o günden hemen önceki gece söylenen sözlerdi.. Hemen her makul düşünce gibi, herhangi bir şeyde uzmanlaştığınızda veya beginner seviyeyi aştğınızı düşündüğünüzde kendinizi bir sonraki aşamaya taşımak, geliştirmek isterseniz. Ben de bu düşünceler ile snowboard sürüşümü geliştirmeye, ufak tefek çılgınlıklar denemeye başlamıştım. Sen misin başlayan hahaha.. Sen bir güzel çakıl, radius başını kır.. Çok şükür kolum şu an iyileşme sürecinde. 1 aydır haliyle her hafta hastane kontrolleri falan oluyor. Ortopedi servisinde, her gittiğimde gözlemlediğim kadarıyla saniyede ortalama 1 kişi 1 yerlerini kırıyor sanırım. Ve tahmin edin bu kırıkların çoğu nasıl olmuş? Evde, bahçede, apartman merdivenlerinde veya banyoda. Bu bilgileri nerden öğrendin derseniz de her pansuman yapıldığında hanfendilerle muhabbet esnasında öğrendim. Haliyle hemen soruyorlar, nasıl becerdin bunu diye. Kayak yaparken düştüm diyince ince bir gülücükle 'oo zengin hastalığıı'nı patlatıveriyorlar 😀 Ben de diğer kırıklı insanların nasıl düştüğünü sorduğumda yukarıdaki düşüş sebeplerini öğrendim. Yani bu bela sizi hemen her yerde yakalayabilir dostlar. Siz tabii ki dikkat edecekseniz ama olan bir şekilde oluyor, sizi buluyor. Kadercilik Vibezz. Yine polyannacılık kazandı tabii ki. En azından sağ kolum sağlam da bu blog yazısını yazabiliyorum düşüncesi bana nasıl işledi ki? İnsan bir an olsun bunalıma falan girip slowtürk açmaz mı yashshs. Neyse yahu, bu da böyle bir anımdı işte. Türkiye'de kayak yapabileceğiniz yerlerden biri olan Palandöken'e şu snowboard video'su ile veda ettim.. Video'ya tıkladınız di mi? Baya iyiyim bencefgfg.."} {"url": "https://gezginilla.com/pristine-gezi-rehbe", "text": "Priştine gezi rehberi yazısı, 3-4 saatlik bir sürede Priştine'de neler yapılır, nereler gezilir sorularına cevap verecek bir yazı. Yazının devamında da anlatacağım üzere, sadece ama sadece \"ülke skor sayımızı\" artırmak için gittiğimiz Kosova'dan resmen koşarak uzaklaştık. Çünkü yapılacak pek bir şey yok! Yazının başlığına bakıp ne köftesi yaa ne diyorsun der gibisiniz, anlıyorum. Anlatacağım 🙂 Açıkçası Kosova ile ilgili pek bir fikrimiz yok. Ama durun bir dk😊 Yani yerini yurdunu, nokta atışlı görülecek yerlerini, köftesini biliyoruz fakat turizm anlamında bir çekicilik hissetmiyoruz. Mesela Üsküp Gezi Notları bir hayli geniş bir yazı oldu. Gezilecekler, görülecekler falan vaktimiz de boldu. Yeterince de gezdik, bir şeyler karaladık ama burası tamamen bir ülke kaçamağı. Kerpe Gezisi gibi düşünün. Hatta Ankara-Ağva arası 350 km, Priştine-Üsküp arası 60 km. Hani olmasa da olur amaa olursa da kral olur cinsinden. Şu linkten şöyle bir Priştine havası alabilirsiniz. Kosova sınır kapısından 5 dakikalık bir sürede geçiş yaptık. 40 dakikalık bir sürüş sonrasında da Priştine merkeze düştük. Kosova yolu gerçekten muazzamdı. En az 150-160 km hızla yapıştırdık. 3 şeritli yol yapmışlar mis. Bu vesileyle, yurt dışında bir Türk ile karşılaştığınızda yol durumunu falan sorun, en güzel bilgi onlarda. Hatta şurada köfte yiyin'ler falan da geldi abimizden, eyv kral. Priştine gezimize renk kattın thanks. E bize de yapıştırmak kaldı. Kosova minnoş, bebek bir ülke. 17 Şubat 2008 yılında tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan etmiş. Şimdi Sırplar düşünsün! Aferin be sana never give up! Kosova bağımsızlığını ilan ettiğinde, Amerika ve Arnavutluk'tan sonra onları tanıyan 3. ülke biz olduğumuz için Kosovalıların Türklere karşı ayrı bir sempatileri de var. Bunu hissediyorsunuz. Mesela yolda yürürken makas falan almaya çalışıyorlarjfjfj. Kosova'da çok fazla Türk varmış ve sayıları yaklaşık 10 bin civarıymış. Bu sebepten Türkçe konuşma oranı da baya yüksek. 3 yere girdik 3'ünde de Türkçe konuşuluyordu, tabi yabancı şiveli. Hatta savaştan önce Türkçe ve Sırpça resmi diller arasında sayılıyormuş ancak şu an sadece Arnavutça resmi dil olarak kabul ediliyor. Arnavut plakalı aracımıza minnoş bakışlarından anlamalıydık. Kosova'nın başkenti Priştine olmasına rağmen çoğu talihsiz başkent gibi Prizren şehri turistlerin ilgisini daha çok çekiyormuş. Netten araştırma yaptığımızda bizim de dikkatimizi çekti fakat bizim vaktimiz yok Ohri Gölüne yetişeceğiz. Zaten 2-3 saatlik Priştine gezisi bizi tatmin etti. Aracımızı her zamanki gibi göbek bir otoparka bıraktık. Otoparkın hemen yakınındaki Fatih Sultan Mehmet Cami ' ye giderken yol üzerinde başka bir Camii olan Yaşar Paşa Camii ' ye rastladık. TİKA' nın da katkılarıyla Türkiye, Kosova'daki Camilerin çoğunu restore etmiş. Bu güzel Camii den sonra ise hemen yanında yer alan Fatih Sultan Mehmet Camii ' ye geliyoruz. Priştine gezisi de tıpkı Bosna Hersek gezisinde olduğu gibi bol camili geçiyor, TR'de hissettiriyor. 1461 yılında bizzat Fatih Sultan Mehmet'in emriyle inşa edilen cami, günümüzde Priştine'de Osmanlı Devletinden kalan en önemli yapı olarak kabul ediliyor. Caminin hemen karşısında da saat kulesi var. Kosova'da börek çok meşhurmuş fakat biz börek hakkımızı Bosna'da kullandığımız için bayıldığımız Balkan lezzeti olan köfteden şaşmadık. Sen beniim başıma geleen en güzel şeeyffhfh. Böreğe doyduk amaa köfteye asla😋 Priştine gezi rehberi yazısında da bence en güzel şey yine Balkan köftesine kavuşmak. Kosova'nın en meşhur börekçisi Furra Prishtina diyorlar. Bizim vaktimiz az olduğu için böreklere yer kalmadı ama şimdi düşününce bir tadımlık yenirmiş be😔 Siz atlamayın, yiyiniz efendiler. Evet, Köfte tercihimizi Gjakova e Vjeter adlı restoranda kullandık. Mekanın sahibi Türkçe biliyor, tatlı bir şivesi var abinin. Menüyü istediğimizde köftelerin tane ile satıldığını görüp şaşırdık. Tanesi 0,50 centti sanırım, ilginç😊 Ve tabi ki yine harika köfteler yedik. Yanında da ajran içtik. Tadı damağımızda kaldı. Priştine gezisinin en güzel kısmı da köfte yenilen dakikalar oldu. Priştine gezilecek yerler yazısının başlığı da bu şekilde oluştu. Bu mini Priştine gezisinin ardından rotamızı artık Ohri Gölüne doğru çeviriyoruz. Dönüşte yine aynı otobandan bastırdık gidiyoruz, bir anda trafik başladı. Haydaa napçaz ya falan nidalarıyla modumuz hayli düştü. Gelirken 40 dakikada aldığımız yolu dönüşte 2 saatte tamamladık. Otobanı kapatıp tek şeritli bir köy yoluna verdiler yolu. Aksilik bununla da sınırlı kalmadı. Anlatacağım.. İmkanınız varsa Priştine'den Üsküp'e giriş yapmayın! Tekrar Makedonya sınır kapısına geldiğimizde görevli personel green card istedi. Hani şu Saraybosna gezisi yazısında anlattığım green card muhabbeti. Biz de Bosna Hersek'ten aldığımız green cardı gösterdik. Başka yerde de istemediler zaten. Hatta Makedonya'ya ilk girişimizde bile! Green card seyahat sigortası olmadan ülkeye girişinize izin verilmiyor. Yani arabayla giriş yapacaksanız paşa paşa alınıyor. Neyse işte Makedonya'ya girerken de almanız gerekiyordu dedi bize. E biz 2 gün önce Makedonya'ya giriş yaptık fakat kimse sınır kapısında bizden green card istemedi?? Adama bunu anlatmaya çalışıyoruz, gergin leş bir suratla tekrar tekrar bunu almanız gerekiyor dedi, pasaportlarımıza da el koydu, almazsanız pasaportlarınızı vermem falan. Makedonya bizi bi sal ya 2-3 saatliğine girip çıktık muameleye bak, yakışıyo mu sana? Green card ücreti koca bir 50 euro! Maalesef SEVE SEVE gidip 50 euroyu adamlara bayıldık. İçimize baya oturdu🤦🏽 Hayır ülkeye ilk girişte al, paşaa paşa ödeyelim de ikinci girişimizde mi aklınıza geldi? Yakışmadı be Makedonya.. 50 euro ödemenin ve yolda ekstra 2 saat kaybetmenin üzüntüsüyle Ohri Gölünün yolunu tuttuk. 11 günlük balkan turumuz boyunca sanırım başımıza gelen en üzücü olay buydu. Allah beterinden korusun ne diyelim. Sevinsek mi üzülsek mi bilemedik. Amaan başımızın gözümüzün sadakası olsun yeaa diyip en mutlu hissettiğimiz yollara tekrar düştük! Herkes kendine çok iyi baksın, Kosova'dan Makedonya'ya geçmesin! Vizesiz ve uygun bütçeli, Dünyanın 7 harikasından biri olan Petra Antik Kentine sahip olan, Wadi Rum Çölü ve Amman sokaklarıyla dikkat çeken Ürdün'e seyahat etmek isterseniz aradığınız tüm bilgiler bu yazıda!"} {"url": "https://gezginilla.com/puruzlu-mukemmell", "text": "Pürüzlü mükemmellik kitabının hem ismi hem de kapaktaki o çarpıcı cümle \"Yavaşlayarak Hız Kazanmak\" , kitabı alıp okuyun diye bağırıyor resmen! Pürüzlü mükemmellik kitabı ile tanışmam M. Serdar Kuzuluğlu sayesinde oldu. Kendisine yine bu efsane kitap tavsiyesi için teşekkürlerimi iletmiş olayım. Pürüzlü mükemmelik kitabı friksiyon kelimesinin anlatımı ile başta teknik bilgiler ile başlıyor. Açıkçası kitabın başlarında biraz şaşırıyorum. Sonrasında ise büyük firmaların friksiyonu yani yavaşlamayı nasıl uyguladığını anlatmasıyla, örneklerle kitap harika bir hal almaya başlıyor. Pürüzlü Mükemmellik kitabının ilginç bir şekide iki yazarı var. Mehmet R. Doğan ve Yiğit Ahmet Kurt. Yukarıda da bahsettiğim gibi kitap friksiyon kelimesinin tanımlanması ile başlıyor."} {"url": "https://gezginilla.com/safranbolu-gezi-pla", "text": "Safranbolu gezi planı şimdiye kadar oluşturmuş olduğum en güzel hafta sonu gezi planlarından biri oldu. Hatta Safranbolu günübirlik bile gezilebilecek harika bir lokasyon. Safranbolu gezilecek yerler beni o kadar şaşırttı ki gez gez bitmedi bu şahane Karabük ilinin turistik ilçesi! Safranbolu gezisini biz sonbahar rotası olarak Amasra-Küre Dağları-Safranbolu üçlüsü olarak planlamıştık. Bu doğrultuda da 1 gecemizi Safranbolu'ya ayırdık. Safranbolu gezisine Sonbahar mevsiminde çıktık. Sonbahar, muazzam manzaralar sunan, gözlere bayram ettiren, döktüğü yapraklarla yollarımızı güzelleştiren, Safranbolu gezisi için güzel manzaralar sunan harika bir mevsim. Biz Safranbolu gezisi için Sonbahar mevsimini seçtik fakat her mevsim gidip gezilebilecek harika bir yer Safranbolu. - Yazıya geçmeden önce Safranbolu videosunu izlemek için linke tıklayın. Bu düşüncelerle, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı tatilini de içine katarak 3 günlük harika bir sonbahar gezi turu gerçekleştirdik. Safranbolu 1994 yılında kültürel kategoride UNESCO Dünya Mirasları Listesi'ne dahil edilmiş. Ayrıca Avrupa ve Asya arasındaki ticarette de önemli bir merkez olmuş. Sonbahar rotası açısından düşünüldüğünde aşırı turistik bir yer olarak göz kırpıyor Safranbolu. Oldukça fazla da gezilecek yer var. Biz 1 buçuk günde zor kopabildik Safranbolu'dan 🙂 Yani planınızı yaparken en azından bir hafta sonunuzu buraya ayırın bence. Sonbaharda gezilecek yerler rotamızın başlangıç noktası Ankara. 3 günü içine alan, şu şekil bir sonbahar gezi rotası oluşturduk. Turumuz kabaca Safranbolu, Bartın, Amasra, Küre Dağları Milli Parkı ve Kastamonu civarlarında geçti. Nerden baksan güzel rota. Sonbahar road trip de ilk durağımız evleriyle ünlü Safranbolu. Safranbolu gezi planı listemiz bayaa bir uzun! Safranbolu'da gezilecek ve görülecek yerler o kadar fazla ki biz çok şaşırdık. Tarihi evler, mağaralar, kanyonlar, cam teraslar, efsane manzaralar ne ararsan var! - Kristal Teras - Tokatlı Kanyonu - İncekaya Su Kemeri - Bulak Mencilis Mağarası - Yörük Köyü - Safranbolu Evleri - Cinci Hanı ve Hamamı - Saklı Cennet Taş Değirmen Gizli Cennet - Safranbolu Kent Tarihi Müzesi - Kaymakamlar Gezi Evi - Hıdırlık Tepesi Safranbolu gezi planı Safranbolu'nun simge yapısı cam teras ile başlıyor! Safranbol denilince akla ilk gelen yer Kristal Teras. Safranbolu gezilecek yerlerin başlangıç noktası. Terastan izlenen harika manzara da biraz sonra ineceğimiz, bol yeşillikli manzaralar sunan Tokatlı Kanyonu. Kristal terasta manzaranın tadını çıakrttıktan sonra, 5 dakika yürüme mesafesinde yer alan ve terasta kuşbakışı izlediğimiz Tokatlı Kanyonuna geliyoruz. Tokatlı kanyonu yürüyüş parkuru olarak şahane bir seçenek! Tokatlı Kanyonunda 1-2 saat yürüdük, harika fotoğraflar çektik. Oksijene doyduk. Kanyonun ilerisinde de at çiftliği var. İsteyenler ata da binebilirler. İncekaya Su Kemeri, Tokatlı Kanyonunun hemen girişinde, heybetli görüntüsüyle ziyaretçilere hoşgeldin diyor adeta. Harika bir görüntüsü var kendilerinin. Kemer 17. Yüzyılda inşa edilmiş. Sadrazam İzzet Mehmet Paşa Safranbolu'ya su getirmek için yaptırmış. Kral adammış. Tokatlı Kanyonuna yaklaşık 8 km mesafede bulunan Bulak Mencilis Mağarasına geldi sıra. Ufak bir merdiven tırmanışı ile mağaranın önüne geldik. Bu kısımda bir 10-15 dakika içerdeki kafilenin çıkış yapmasını bekledik. Bulak Mağarası bir rehber tarafından gezdiriliyor. Mağara hakkında güzel bilgiler veriyor. Aklımda kalan bilgilere göre mağara yaklaşık 6 km'den oluşuyormuş. Olaya bak. Efendim 3 milyon yıl önce oluşmuş. Mağara 3 kattan oluşuyor. Triplex mağarası da diyebilirizasdsj. Bulak mağarasından çıkışta soluğu Yörük Köyünde aldık. Köyün merkeze uzaklığı 12 km civarında. Yörenin kültürel geçmişini, gelenek göreneklerini sergiliyor Yörük Köyü. Yani pek abartılacak bir kısmı da yok. Yörük Köyünün kahramanı Filiz Teyze! 300 yıllık geçmişe sahip Kasım Sipahioğlu Konağının sahibi. Köyün içerisinde Sipahioğlu Konağında bulunan Filiz Teyze, eski köy yaşamını anlatıyor konağı gezdirirken. Aşırı popüler kendileri. Konağın hemen yanında da bir şeyler yiyip içilebilecek otantik bir yer yapmışlar. Biz burada gözleme ve güya! ödüllü olan baklavanın tadına baktık. Gözleme güzeldi fakat baklava tam bir balon. Aşırı şekerli ve kuruydu. 18. Yüzyılda Osmanlının dokusunu yansıtan Safranbolu evleri, bölgenin en turistik yeri. Safranbolu evlerinin çoğu koruma altına alınmış ve uzun yıllara rağmen günümüze kadar korunmuş. Evleri izlemek oldukça keyifli, uzaktan bakıldığında da güzel bir görüntü sunuyor. Eski çarşının içinde yer alan Cinci Hanı, zamanın en büyük ve en görkemli kervansaraylarından biriymiş. Bir oturup safran çayı molası verebilirsiniz, mistik havası eşliğinde. Safranbolu evlerinin de yer aldığı, Safranbolu eski çarşı bölgesinin hem akşam hem de gündüz gezilmesi gerek. Safranbolu eski çarşı bölgesinde hediyelik eşyacılardan, Safranbolu mutfağına kadar hemen her şeyi bulabilirsiniz. Safranbolu gezi planı yaptığınızda kesinlikle eklemeniz gereken yerlerden biri de Gizli cennet. Safranbolu'dan ayrılmadan son olarak Gizli Cennet adı verilen yere uğradık. Safranbolu Eski Çarşıdan 15 dakikalık yürüme sonrasında ulaşılıyor Saklı Cennet Taş Değirmene. Saklı Cennet Taş Değirmenine 2021 yılında giriş ücreti olarak 3 TL alıyorlar. Yani şey, ismi oldukça iddaalı fakat çok anlam yüklenmemesi gereken tatlış bir yer. İnce bir şelale akıyor ve nehir kenarında da kahvaltı yapılıp kahve vs içiliyor. Hemen girişinde de taş değirmen var, canlı canlı un yapımı sergileniyor. Siyez unu vs. satışı da var. Vaktiniz varsa yeşilliğe karşı bir türk kahvesi içilir. Son olarak bölgedeki diğer gezilecek yerler olan Safranbolu Kent Tarihi Müzesi, Kaymakamlar Gezi Evi ve Hıdırlık Tepesi gibi yerleri de gezebilirsiniz. Biz bu yerlere gidemedik, pek vaktimiz de kalmadı açıkçası. Amasra bizi bekliyordu 🙂 Vaktiniz varsa Gezilecek yerlere bu üç yeri de ekleyebilirsiniz. Safranbolu gezi planı yazısında en beğendiğim yere geldi sıra. Safranbolu yemekleri! Safranbolu hangi yemeği ile meşhur derseniz eğer ilk akla gelen hamur işi yemekleri. Bunlar rum mantısı ve peruhi. Rum mantısı beni benden aldı gerçekten. Bir mantı lovers olarak hayatımda yediğim en güzel mantılardan biriydi. Mantının üzerine kuşbaşı etler ve jülyen biberler doğranmış ve inanılmaz bir lezzet oluşmuş. Safranbolu nerede hangi ile bağlı sorusunun cevabı Karabük. Pek akla gelmeyen bir ilimiz 🙂 Karabük ilinin aşırı turistik bir ilçesidir. Safranbolu ilçesi resmen Karabük'ün önüne geçmiş. Muazzam başarı. Safranbolu gezi planı bu kadar. Şimdi geldik Safranbolu konaklama durumlarına. - Doğu Karadeniz Turu - Karavan Tatili - Bolu Gezilecek Yerler - Sakarya ve İzmit Çevresi Gezilecek Yerler - Küre Dağları Gezilecek Yerler - Amasra Gezi Rehberi - Eskişehir Gezilecek Yerler - KONYA GEZİSİ - Kartepe Kayak Merkezi Kocaeli - Kartalkaya Kayak Merkezi Bolu - Instagram'a da bekleriz: @macitilla"} {"url": "https://gezginilla.com/sakarya-ve-izmit-cevresi-gezilecek-yerl", "text": "Sakarya ve İzmit Çevresi Gezilecek Yerler, hafta sonu nereye kaçsak da hem doğaya doysak şöyle mis gibi içimiz açılsa hem de manzaralı geniş geniş bir kahvaltı yapıp yeşillikler içinde güzel bir yürüyüş yapsak düşünceleri ile ortaya çıktı. Hafta sonu gezi planları kalp ben! - Sopeli Köyü, - Ormanya Gezisi, - Karaaslan Kamping, - Yuvacık Barajı, - Marangoz Bahçe Cafe'de Kahvaltı, - Gölkay Park Bu başlıkların detaylarından, fiyat, ulaşım, adres gibi bilgilerden yazının devamında bahsedeceğim. Yazıya geçmeden evvel 2 günde gerçekleştirmiş olduğumuz Sakarya İzmit Gezi VLOG'u izlemenizi öneririm. Görsel olarak muazzam kareler sizleri bekliyor! Ayrıca video'yu izledikten sonra gezdiğimiz yerlerle alakalı okumuş olacağınız bilgiler de görüntülerin üstüne oldukça faydalı olacaktır diye düşünüyorum. Sakarya İzmir gezi rehberini yola çıkmadan oluşturduk ve hızlı tren ile İzmit'e yola koyulduk. Cuma akşamı iş çıkışı yola koyulduğumuzdan akşam yemeği için ilk durağımız Sakarya'nın Sapanca ilçesinde yer alan Sopeli Köyü oldu. Ankara'dan başlayan hızlı tren yolculuğumuz İzmit'te son buldu. Oradan da akşam yemeği için Sakarya'nın Sapanca ilçesinde bulunan Sopeli Doğal Yaşam Köyü'ne doğru yola koyulduk. Sopeli nerede sorusunun cevabını da hemen vermiş olduk. Sopeli Köyü genelde kahvaltı için tercih ediliyor. Biz kahvaltı hakkımızı başka bir doğa harikası olan Yuvacık'da kullandık. O kısma da geleceğim. Sopeli Köyü'nün ambiyansı, doğası mükemmel. İçinde 2 tane şelale barındırıyor. Etraf alabildiğince yeşillik. 2 dağın eteğine kurulan şahane bir işletme yapılmış. Yemeklerimizi yedikten sonra etrafı turlamak için bir alan ve bu alanda hem bir cafe hem de hediyelik eşya satan dükkanlar yer alıyor. Yalnız bölgede son zamanda artan Arap nüfusu sonucunda tabelaların çoğu Arapça'ya dönmüş. Bu duruma biraz şaşırdık açıkçası. Tabi ki hiçbir şey almadan Sopeli Köyü'nü turladık birkaç fotoğraf çektik. Mutlu bir şekilde Cuma akşamını kapatmış olduk. Sakarya İzmit Gezi rotamız kapsamında ikinci durağımız muhteşem doğasıyla, hayvan çeşitliliğiyle, yürüyüş parkurlarıyla, bol yeşilliğiyle Ormanya oldu. Ormanya'yı aşırı merak ediyordum. Hobbit evleri ve değişik türden hayvanlar çok fazla merak uyandırıyordu. Sabahın erken saatlerinde yola koyularak Ormanya'ya ulaştık. Diğer taraftan Ormanya'da 12 farklı bölge bulunuyormuş. Gez gez bitmez yahu! Bu kısım beni adeta şok etti. Ormanya'ya giriş yaparken 5 kuruş para almıyorlar. Teşekkürler Kocaeli Belediyesi. Sadece otopark parası ödüyorsunuz. O da sanırım 15 TL idi. Ormanya o kadar büyük bir alana kurulmuş ki içinde yok yok neredeyse! Buraya en az 2-3 saat ayırmanız gerekiyor. Ormanya Pazartesi günleri hariç hergün açık. Yani Ormanya'ya Pazartesi günü dışında istediğiniz hergün gidebilirsiniz. Geldik Ormanya'yı en çekici kılan yere: Hobbit Evleri! Resmen instagram'ın yıldızı konumunda burası. Pandemi döneminde gittiğimizden insan sayısı nispeten azdı. Ancak yine de Hobbit Evlerinin önünde fotoğraf çekmek için biraz bekledik. Hobbit evleri Ormanya'nın neresinde derseniz eğer, Ormanya'nın girişinden dümdüz bir yere sapmadan ilerlediğinizde sol tarafa giden ince bir yoldan ulaşabiliyorsunuz. Ayrıca Gamonya Hayaller Ülkesi filmi Ormanya'da çekilmiş. Bu da gereksiz bir ek bilgidsdasd. Kahve molası için Yuvacık'ta yer alan Karaaslan Kamping'e uğruyoruz. Yine Sopeli Köyü tadında burası da Ormanın içinde kurulmuş harika bir tesis. İster konaklama ister restoran her iki seçenek için de kullanabilirsiniz. Karaaslan Kamping içinden akan dere de ortama ayrı bir hava katmış. Yolunuz düşerse kesinlikle uğrayın! Mekana rezervasyonsuz giderseniz manzaralı masalara asla oturamazsınız. Hatta en az 1-2 hafta öncesinde rezervasyon yapmanız gerekiyor. Evet ciddiyim. Kahvaltı kalitesi ise ortalama güzellikte. Ekstralara bulaşmadan gelen kahvaltı oldukça makuldü. Sıcakları yeterli idi. Güzel güneşli bir havada uzun uzun kahvaltı yapmak isteyeceğiniz bir mekan. Tavsiye edilir. Şu linkten kahvaltı rezervasyonlarınızı gerçekleştirebilirsiniz. Kahvaltı süreniz 2 saat ile sınırlı ona göre 🙂 Marangoz bahçe kafe yorumlar bu şekilde. Marangoz bahçe kafede kahvaltı dışında burayı meşhur kılan bir detay daha var: Salıncak! Yuvacık Barajına karşı uçma hissi uyandıran salıncaklar boomerang ve postlar için oldukça kullanışlı 😀 Biz de tabii ki videomuzu, fotoğrafımızı çektik. Video görüntüleri yukarıdaki youtube videomda mevcut. Sakarya İzmit Gezi rotası kapsamında uğranması gereken yerlerin bir diğeri de Gölkay Park. Doğal bir gölet üzerine inşa edilen ve içinde kablolu su kayağı pisti de barındıran Gölkay Park, bisiklet yolu, çocuk oyun alanı, spor alanı, dinlenme alanları ve balık tutma platformları ve yeşil alanları da bünyesinde barındıran büyük bir cazibe merkezi. Kayak sezonunu yakalayamadığımızdan hemen yanında yer alan Gölkay Doğa Park Cafe'de kahve molası veriyoruz. Cafe'nin girişi muazzam. Binanın her yerini çiçeklerle, sarmaşıklarla kaplamışlar. Cafe'ye aşık olduk resmen! Gölkay Doğa Park Cafe'nin içi de çok başarılı döşenmiş. Gölkay Park'a gidecekseniz eğer bu cafede kesinlikle bir kahve molası vermeniz gerekiyor. 2 gece 3 güne sığan Sakarya ve İzmit Çevresi Gezilecek Yerler rotamız bu şekilde. Sizler de gün sayınıza, tatilinize göre bu sayıyı ayarlayarak Sakarya ve İzmit çevresinde gezip görülecek yerleri tamamlayabilirsiniz. Gerçekten doğaya, yeşile, ağaca ve manzaraya doymalı bir gezi rotası oldu. Sakarye ve İzmit çevresini anlatmışken bölgeye oldukça yakın olan Kartepe'den ve şahane doğasındani zirvesinden bahsetmemek olmaz! Özellikle kış mevsiminde hem kayakçıların hem de kızakçıların oldukça ilgisini çeken Kartepe Kayak Merkezi kış turizmi anlamında kesinlikle gitmeniz gereken bir coğrafya. - Safranbolu gezi planı - Amasra gezi rehberi - Küre Dağları gezilecek yerler - Kerpe gezisi - Çınarcık Gezi Rehberi"} {"url": "https://gezginilla.com/sanliurfa-gezilecek-yerl", "text": "Şanlıurfa gezilecek yerler bakımından, arkeolojik kazılar sonucu ortaya çıkan buluntular ve zengin kültürel mirası açısından gerçekten de fark yaratan ve bir o kadar da büyüleyici bir coğrafya. Güneydoğu Anadolu, coğrafyasıyla, kültürüyle, geleneksel motifleriyle ve en önemlisi yemekleriyle her zaman ilgimi çeken bir bölgeydi. Bu bölgede en merak ettiğim şehirlerden biri de Peygamberler şehri Şanlıurfa oldu. Şanlıurfa gezilecek tarihi yerler bakımından, yemekleri, doğal güzellikleri ve kültürel özellikleri ile yerli ve yabancı birçok turistin ilgisini çekebilecek bir şehir. Yukarıda saydığım özellikleri göz önünde bulundurarak, Bu sene kesin gidelim abii, seneye banko gideriz yaa, bi plan yapalım da gidelim.\" söylemlerini, bir kenara bırakıp \"Eeh planınız batsın\" diyerek tek başıma Şanlıurfa gidiş-dönüş bileti aldım. Evet. Cuma akşam gidip Pazar akşam dönmeli harika bir Şanlıurfa gezisi oldu benim için. Cumartesi tüm gün Şanlıurfa'yı gezdim. Pazar günü de araba kiralayıp eski Mardin'e gidip geldim. Muazzam bir hafta sonu gezi rotası oldu benim için. Bu yüzden Şanlıurfa gezisi başlığını da 2 günde Şanlıurfa olarak attım. Sonra gelip de şuraya neden gitmedin, burası olmamış demeyin 🙂 Olduğu KADAR olmadığı KADER.. Günübirlikçiler, pek vakti olmayan beyaz yakalılar veya 1 gün kalacaklar için nokta atışlı Şanlıurfa'da Gezilecek En İyi 11 Yer yazısı da bu Urfa gezisi sonucunda oluştu. - Köprübaşı kahvaltı salonunda kahvaltı - Balıklıgöl ve çevresinde yürüyüş - Gümrük Han'da menengiç kahvesi - Urfa Kent Müzesi - Haleplibahçe Mozaik Müzesi - Göbeklitepe - Halfeti'de tekne turu - Çulcuoğlu'da haşhaş kebabı - Sevgi Ciğer Salonunda ciğer - Miroğlu Kadayıf'ta ararsam açmayın tabağı - Merkezde birkaç yerde sıra gecesi yapılıyor, çiğ köfteli falan. Ben katılamadım karın şişliğindenjfjfj ve vakit azlığından dolayı fakat vaktiniz varsa kesinlikle uğrayın. Her maddenin açıklaması yazının devamında yer alıyor. Hemen bu vesileyle Şanlıurfa kaç günde gezilir sorusunun cevabını da vermiş olalım. Günübirlik bir Şanlıurfa gezisinide bu yazıda bahsedeceğim yerlerin yüzde 90'ını tamamlayabilirsiniz. Yalnızca Göbeklitepe Şanlıurfa'nın biraz dışında kalıyor. Ya orayı erkenden gezeceksiniz ya da 1 gece Şanlıurfa'da kalıp ertesi gün Göbeklitepe'yi görmeye gideceksiniz. Ben Mart ayında gittim mesela. Hem uçak biletlerinin ucuzluğu hem de kışın sıkıcılığında aşırı iyi geldi Urfa! Harikaydı. Hadi adet yerini bulsun Urfa gezisi için en doğru zamanın ilkbahar ve sonbahar ayları olduğu söyleniyor. Aslında başlık şey olsa daha iyi olmaz mı ya, Şanlıurfa'ya ne zaman gitmemeli? Cevap veriyorum: Yaz ayları! Ankara'dan Şanlıurfa'ya yaklaşık 1 saatlik uçak yolculuğunun ardından saat 23:00 sularında iniş yaptım. Havaş sizi yaklaşık yarım saatlik bir sürede Urfa Havalimanından Urfa merkeze götürüyor. Ayrıca şehir merkezi ile GAP Havalimanı mesafesi 36 km'dir. Şanlıurfa GAP Havalimanı'ndan şehir merkezine, uçuş saatlerine paralel olarak Havaş konulmuş. Havaşta tanıştığım Urfalı bir abi, Şanlıurfa merkeze geç saatte geldiğimizden beni tek başıma bırakmak istemedi. Fazlasıyla ilgilenerek konaklama yapacağım yere kadar bana eşlik etti. Böylelikle Urfa'ya daha ayak basar basmaz yöre halkının misafirperverliğini ve sıcakkanlılığını görmüş oldum. Bu güzel başlangıcın ardından güzel bir uyku çekip Cumartesi sabahının ilk ışıklarında yola koyuldum. Şanlıurfa gezilecek yerlerin ilk durağı, kahvaltı için uğradığım Köprübaşı Kahvaltı Salonu. 👉 Kahvaltı içeriği, Şanlıurfa yemekleri ve Urfa mutfağı için ayrı bir yazım bulunuyor. Yazının sonundaki linklerde detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz. Kahvaltının ardından bir inanç turizmi şehri olan Şanlıurfa'da, merkeze doğru yürüyüşe başlıyorum. Yaklaşık 2 km falan gösteriyor ama tabi ki yürüyerek, keşfederek dolaşıyorum her yeri. İstikamet Balıklıgöl. Sokaklar yavaş yavaş hareketlenmeye başlıyor. Ara sokaklardan, ana yoldan, oradan buradan girip çıkarak nihayet Balıklıgöl'e yaklaşıyorum. Şanlıurfa gezilecek yerlerin en ilginç noktası: Balıkgöl. İnceden bir heyecan uyandırıyor içimde. Geniş bir araziye kurulu olan Balıklıgöl'ün hikayesi de oldukça ilginç. MÖ 2000'li yıllarda Hz. İbrahim'in yaşadığı dönemdeki zalimlikleri ile halkına çok çektiren Urfa Kralı Nemrut Bin Kenan ile İbrahim Peygamber arasında geçen olaylar sonucu oluştuğuna inanılıyor. Nemrut'un, Hz. İbrahim'i küçük bir tepenin üzerine kurdurduğu mancınık ile tepenin dibinde yanan ateşe fırlattığına ve İbrahim Peygamberin düştüğü yerdeki ateşin göle, ateşte yanan odunların da balığa dönüştüğüne inanılıyor. İbrahim Peygamberin, düştüğü yerde oluşan göle \"Halil-ür Rahman\" Gölü de denilmektedir. Hemen arkamda görünen tek minareli cami ise Rizvaniye Cami. Balıklıgöl'e efsane bir hava katmış. Balıklıgöl'ün etrafında gezinirken yem satan abilerden yem alıp göldeki siyah ve besili balıkları yemledim. Çok acıkmışlar. Caminin ardından Hz. İbrahim'in doğduğu mağara olan Mevlid-i Halil Mağarası'na geldim. Mevlid, kutlu doğum demek. O yüzden mağara bu ismi almış. Mağaranın içinde şifalı su var ve içilebiliyor. Şanlıurfa gezisi için çok önemli bir nokta. Mağara Mevlid-i Halil Cami'nin içinde yer alıyor. Cami, putperest tapınağından, havraya daha sonra da 1523 yılında Osmanlı döneminde Mustafa Salih Paşa tarafından camiye dönüştürülmüş. Şanlıurfa gezilecek yerlerin bir diğer önemli yapısı olan Gümrük Hanı'na menengiç kahvesi molası için uğruyorum. Her yere yürüyorum, inceden de yorulmuşum, bir yorgunluk menengiçinizi alırım Gümrük Han Bey! Şanlıurfa gezi notlarına bir menengiç molası. Etnik mimarisi, kiliseden çevrilmiş camileri, mağaraları ve gölü ile mistik şehir olan Şanlıurfa'da sıra Urfa müzelerine geldi. - Şanlıurfa Arkeoloji Müzesi - Haleplibahçe Mozaik Müzesi - Göbeklitepe Urfa'da bulunan tarihi eserler ateş ediyor gerçekten! Şanlıurfa gezisinde biraz da tarih diyerek rotamı Şanlıurfa Arkeoloji Müzesine çeviriyorum. Eskiden müze gezmek beni aşırı bayardı, keyif alamazdım. Artık işler tam tersine döndü. Şanlıurfa'nın tarihi yerlerine tanıklık etmek, diğer yandan da bilgilerle donanmak müthiş! Şanlıurfa Müzesi, yine merkeze hayli yakın bir noktada yer alıyor. Merkezden yürüyerek ulaşılabilen müzede müzekart da geçerli. Urfa müzesi, 34 bin metrekarelik kapalı alanıyla Türkiye' nin en büyük müzesi. Müzenin girişinde kulaklık almayı unutmayın. Okumak bir süre sonra bayabiliyor fakat heykelleri izlerken alttan bilgilendirme yapılması gayet hoş. Şanlıurfa Müzesine tam anlamıyla bayıldım. 3 katlı olan müzede 3 saate yakın vakit geçirdim. Harika eserler, ilgi çekici bilgilendirmeler.. Beklentilerimin çok üzerinde bir müze. Köklü tarihi ve kültürel zenginlikleri ile Anadolu'nun en değerli şehirlerinden biri olan Şanlıurfa, müzeleriyle, tarihi, mimari, doğal güzellikleriyle mutlaka gezilip görülmesi gereken eşsiz bir kent. Peygamberler şehri olarak bilinen Şanlıurfa'da, Güneydoğu Anadolu'nun mistik ve gizemli atmosferini Urfa müzelerinde yakından hissedebilirsiniz. Şanlıurfa Müzesinin hemen ilerisinde yürüyerek 5 dakikalık bir mesafede, Haleplibahçe Mozaik Müzesi isminde başka bir müze daha var. Haleplibahçe Mozaik Müzesi'ne de müzekart ile mis gibi girip tarih kokan mozaiklerin bakışlarını üzerimde hissederek şaşkınlıkla geziyorum. Şanlıurfa gezilecek yerler yazısının en tarihi, en dönüm noktası olan yerindeyiz. Tüyler diken! Tüm dünyanın konuştuğu, tarihin 0 noktası olarak kabul edilen Göbeklitepe'ye geldim. Şanlıurfa gezisinin en heyecan uyandıran noktası! Son dönemin en büyük keşiflerinden biri olan Göbeklitepe, Örencik Köyünde yer alıyor. Göbeklitepe'nin en önemli özelliklerinden biri T şeklinde yaklaşık 10-12 dikilitaş olmasıdı. Çoğu taşın üzerinde insan ve hayvan sembolleri yer almakta. Görülmeye değer bir yer. Ayrıca 2019 yılı da Göbeklitepe Yılı ilan edildi. KPSS'de falan çıkar, bu da benden size kıyak olsun 🙂 Göbeklitepe, Malta'daki dünyanın eski tapınaklarından Hypogeum Tapınağı'ndan 7 bin yıl, Mısır Piramitleri ve İngiltere'deki Stonehenge'ten neredeyse iki kat daha eski. Hadi buyur, bilgilere bak! Bir başkadır benim memleketim ya. Şanlıurfa'dan Göbeklitepe'ye ulaşım da baya sıkıntılı. Şehre 15 km civarı uzaklıkta fakat günde sadece 2 sefer konulmuş. Dünyanın konuştuğu bir yer ama araban yoksa pek ulaşamıyorsun, çok saçma! Dünyanın ilk tapınağı için çok değil mi ya? Ayrıca Tarihin akışını değiştiren Göbeklitepe hergün açıkmış."} {"url": "https://gezginilla.com/sanliurfa-yemekle", "text": "Şanlıurfa yemekleri, Urfa gezisinin adeta baş tacı. Tamam Göbeklitepeler, Halfetiler muazzam noktalar fakat aç ayı gezmez 🙂 Urfa yemekleri blog yazısında, Şanlıurfa'da nerede yemek yenir, Şanlıurfa hangi yemekleri meşhur gibi soruların cevapları özellikle günübirlik veya hafta sonu Şanlıurfa'ya gelen gezginler için verilecek. İlginç bir şekilde Urfa'da urfa kebap yerine haşhaş kebabı meşhur. Lahmacun da çiğköftenin önüne geçmiş diyebilirim. Şanlıurfa yemeklerine Şanlıurfa kahvaltı yapılacak yerler ile başlıyoruz."} {"url": "https://gezginilla.com/siddhartha-kitap-inceleme", "text": "Siddhartha Kitap incelemesi hem kendim için hem de faydalanmanız için oluşturulan bir kitap inceleme blog yazısı. Hermann Hesse efsaneler yaratmış Siddhartha kitabında. . Siddartha kitabının incelemesine geçmeden önce yazarı olan Herman Hesse hakkında bir şeyler söylemek istiyorum. Hak eden bir abimiz kendileri. Alman yazar Herman Hesse' nin baş yapıtı olan Siddhartha kitabı, Hesse'ye 1946 yılında Nobel ödülü getirmiş. Doğu edebiyatına ve mistisizmine düşkünlüğü, ayrıca bireysel bunalımlara çözümü Doğu felsefesinde arayışı, 1960 yıllarında canlanan Budizm ve Zen Budizm akımlarının da yardımıyla en çok okunan yazarlar arasına girmiştir. Savaş karşıtı olduğu icin Almanya'dan kaçmak zorunda kalmış ve 2. dünya savaşı esnasında İsviçre'de yaşamış. Savaşa karşıtlığına İsviçre'den devam etmiş ve Almanların nefretini kazanmıştır. bizim saygınlığımızı kazandın Ulu Hermann.."} {"url": "https://gezginilla.com/snowboa", "text": "Cidden vay canına.. Hayaller gezi rotası planlama hayatlar Bilkent Şehir Hastanesi.. İnsan hastane ortamını yaşamadan, sağlığını kaybetmeden gerçekten ne hastalanacağını düşünüyor ne de sağını solunu kıracağını. Evet, yazar burada Gezginilla'dan bahsediyor. Erzurum Palandöken Kayak Merkezinde snowboard yaparken olay nereye geldi.. Yahu en azından ameliyat gerektirmeyen bir kırık olsaydı da alçıyla falan atlatsaydık, hiç mi kurtarmıyordu? Olayı bilmeyenler 22.02.2022 başlıklı blog yazıma bir göz atabilir. Tabii buna da şükür. Hem az kullandığım kolum hem de bacak yerine kol kırığı olduğundan bir tık kötünün iyisi gözüyle bakıyorum durumuma. Ee polyanacılık huydur bende.. Insan cidden hastanede 'beterin beteri var' sözünü her an her saniye yaşıyor. Abi ne hayatlar var, insanlar ne acılar yaşıyor.. Gezip tozarken hayatın bu yönü asla akla gelmiyor, en azından benim pek gelmiyordu. İnşallah kolum eski güçlü haline dönerse sanırım ekstra tedbirli bir insan olarak hayatıma, seyahatlerime devam edeceğim. Şimdi bile sokakta en basic hareketlerde ürkek bir ceylan gibiyim. Ve sanırım eski hareketliliğe, çılgın denemelere ve avuca sığmama durumlarına da yavaş yavaş elveda demenin vakti gelmiş.. Yaş 32 yolun yarısı eder sen misin? Gezginilla Tarancı.. Yaşadığım kaza bende cidden bambaşka hisler ve duygular uyandırdı. Bunların hepsini buraya yazmak zaten zor ancak hayatın bu yönünün de unutulmaması için kendime bir not, bir uyarı veya 'bak ayağını denk al' mesajı olarak yaşananların Blog'da yer alması gerekiyor. Gezginilla. com' da gezilecek yerler dışında bazen duygu boşalmaları bazen de yaşama dair yazılar da ara sıra yer alıyor/alacak.. Efendilik arayan yallah Onedio'ya ahahassd. Bu yazıyı hastanede, ameliyata girmeden bir gün önce hastane yatağının üzerinde telefonun notlarına yazıyorum. Bir yandan kulağımda en sevdiğim çalma listelerinden biri çalıyor, diğer yandan Türkiye Kupasında Kayserispor Beşiktaş'ı 1-0 yeniyor 🙂 Hastane ortamının kasvetini zaten söylememe gerek yok.. Demem o kii her anın kıymetini bilerek yaşayın. Hayatın neler getireceği cidden hiç ama hiç belli değil. Evet ben kayak yaparken düştüm. Evinden asla çıkmayıp ot gibi yaşayan tayfa gitmeseydin kırılmazdı diyebilir ama hayatın hemen yerinde başımıza bir şey gelebilir değil mi? Mesela halı saha maçında, trafikte, apartmanın merdivenlerinde, yolda yürürken bir çukurda hatta şehir merkezine düşecek bir füzeyle.. -Bağlasan durmam.. E durur mu Can Yücel; Bağlanmayacaksın.. yok bu bambaşka bi şeyin konusu ona hiç girmiyimdkdk.. Herkese sağlıklı günler dileyip huzurlarınızdan ayrılıyorum.. Bu aradaa, Palandöken Kayak Merkezine gelmeden 1 gün önce Erzurum merkezi keşfedip güzel Erzurum yemekleri yemiştim. 1 günde Erzurum'da neler yapılır göz atmak, Erzurum lezzetlerini öğremek için alttaki linklere tıklayabilirsiniz."} {"url": "https://gezginilla.com/tekne-tati", "text": "Tekne tatili, korona virüs sonrası süreçte değişen tatil anlayışıyla beraber şu sıralar oldukça popüler. Biz de karantina sonrası dönemde, korona virüs yüzünden tatil tercihimizi kalabalık ortamlardan, otellerden tekne kiralamaya veya insan yoğunluğunun olmadığı koylara, sahillere doğru çevirdik. Gerçekten de kendinize özel bir alanda, kimselere karışmadan, istediğiniz gibi bir tatil yapmak için tekne kiralamak oldukça akıllıca bir tatil fikri. - Tekne Kiralama Hakkında Merak Ettiğiniz Her Şey - Tekne Kiralama Nereden Yapılır? - Marmaris'ten Bozburun'a Nasıl Gidilir? - Tekne Kiralama Nasıl Yapılır? - Tekne Tatiline Giderken Yanınıza Almanız Gerekenler"} {"url": "https://gezginilla.com/tiran-gezilecek-yerl", "text": "Tiran gezilecek yerler, arabayla vizesiz Balkan turu rotasının ilk ayağını oluşturuyor. Vizesiz Balkan turu macerasına başladığımız ilk durak Arnavutluk'un başkenti Tiran. Tiran gezi rehberi yazısında, Arnavutluk'un en büyük ve en turistik şehri olan Tiran'da gezip görmeniz gereken en popüler yerleri, uygun bütçeli konaklama seçeneklerini ve kesinlikle denenmesi gereken Tiran yemeklerini bulacaksınız. Tiran'da gezilecek yerler nispeten az olsa da \"Dünya'nın en ucuz şehirleri\" listesinde ilk 10'a girmesiyle Tiran, Balkan Turu Rotası planlarına dahil edilmeyi, gezip görülmeyi hak eden ucuz bir Balkan şehri. Arnavutluk Avrupa'da en fakir beş ülkeden biri olarak kabul ediliyor. Bunu Tiran caddelerini, sokaklarını gezerken gözlemleyebiliyorsunuz. Bunun sonucunda da Vizesiz Balkan turu yapmak isteyenler için rotaya eklenebilecek ekonomik, ucuz, az para harcanan bir ülke olarak listeye ekleniyor Arnavutluk'un ucuz başkenti."} {"url": "https://gezginilla.com/trakya-gezi", "text": "Trakya gezisi yapmak yıllardır hayalimdi. Efsane Trakya gezi rotasını nihayet hem 2019 hem de 2020 yılında gerçekleştirdiğim için oldukça mutluyum. Üst üste 2 sene gittiğim için Trakya gezilecek yerler konusunda haliyle biraz uzmanlaştım. Trakya gezisine dair tüm tecrübelerimi sizinle paylaşacağım. 5 günlük muazzam bir Trakya gezisi sonrasında 4 tane şahane youtube videosu da oluştu. Trakya gezi vlog'larını Trakya gezi rehberi tadında izleyebilir, gezi rotalarınızı bu videolar ile de şekillendirebilirsiniz. - TRAKYA TURU | Longoz Ormanlarında Kano ile Doğa Turu - LONGOSPHERE GLAMPING | Günübirlik Gezi Giriş ve Restoran Fiyatları - TRAKYA BAĞ ROTASI 🍷 | Barel Bağ Evi & Vino Dessera Bağ Evi & FİYATLAR - TRAKYA GEZİLECEK YERLER | Tekirdağ-Keşan -Edirne-Kırklareli-Mola Yerleri-Trakya Yemekleri Trakya gezisi kapsamında ilk durağımız Kırklareli'nin İğneada ilçesinde yer alan ve Mert Gölünden kalkan kanolar! Bu kanolarla yarım saatlik yolculuk ile Mert Gölü'nden başlıyorsunuz ve Longoz Ormanlarının derinliklerine doğru ilerliyoruz. Gerçekten muazzam bir deneyim! Longoz Ormanları Milli parkında kano yaparak harika bir deneyim yaşadık gerçekten. Kırklareli'nin İğneada ilçesinde yer alan ve dünyada sayıca çok az bulunan Longoz Ormanlarında kano sürmek gerçekten şahane bir his. Mert Gölü'nden Longoz Ormanlarına yaklaşık 20 dakika gibi bir sürede sürekli kürek çekiyorsunuz. Kollarınıza kuvvet! Mert Gölünden başlayan kano yolculuğu yaklaşık 1 buçuk saat sürüyor. İğneada kano fiyatları 2021 yılında kişi başı ücreti 50 . Otopark konusunda herhangi bir sıkıntı yok. Mert Gölünün girişine aracınızı ücretsiz olarak park edebilirsiniz. Ayrıca kano yapılan yerde küçük bir cafe de bulunuyor. Trakya gezisi kapsamında 2. durağımız ise şu sıralar oldukça popüler olan Longosphere. Trakya gezimizin ikinci durağı son dönemde oldukça ilgi çeken, Kırklareli'nin İğneada ilçesinde yer alan ve aşırı merak edilen bir yer olan Longosphere Glamping. Yeni nesil kamp anlayışı olarak ortaya çıkan Longosphere Glamping'in girişinden, park yerinden içeriye giriş; Kasaba ve konaklama ortamından restorana kadar Longosphere'e dair merak ettiğiniz her şey hemen alttaki video'da! Longosphere Glamping'de konaklamak şart değil. Vakti olmayanlar veya burada konaklama yapacak maddi durumu olmayanlar için Longosphere Glamping içinde günübirlik gezinti yapabilir, restoranını kullanarak doğal ortamın tadını istediğiniz kadar çıkartabilirsiniz. Longosphere Glampin'de konaklama yapmak isteyenler için de 2 seçenek mevcut. Sincap ve kaplumbağa adı verilen konaklama seçeneklerini tercih edebilirsiniz. Video'da nasıl göründüğüne göz attınız mı? Çok tatlılar! Longosphere giriş ücreti 2021 yılında 20 TL'dir. Bu tutarı Longosphere Glamping içinde yer alan restoranda harcayabiliyorsunuz. Yani giriş ücretsiz gibi bir şey oluyor. Güzel düşünmüşler. Yine Longosphere gezisi videosunda restoran menü fiyatlarına, restoran görüntülerine göz atabilirsiniz. Kırklarelinin İğneada ilçesinde yer alan Longosphere Glamping kesinlikle ziyaret edilmesi gereken harika bir doğal ortam. Trakya gezilecek yerlerin belki de yıldızı! - Adres: Yeni Mahalle, Sislioba Yolu No:8 İğneada, Demirköy\\KIRKLARELİ 39650 - 444 5267 Longosphere'de konaklama yapmak ve fiyat bilgisi almak için buraya tıklayabilirsiniz. Longosphere Glamping'de 1 gece konaklama fiyatları aşağı yukarı 700TL civarında. Evet biraz tuzlu.. Bu konuda da internette büyük bir merak var. Merakları hemen giderelim. Yaklaşık 20 milyon TL'lik bir yatırım ile Kınay Şirketler Grubu Longosphere Glamping'in sahibi. CEO ise Yiğit Kınay. Longosphere Glamping'deki günübirlik gezintimizin ardından bizi çok heyecanlandıran bir diğer deneyime geçiyoruz şimdi de, Trakya Bağ Rotasına! Trakya gezisinin en keyifli kısımlarından birindeyiz, efsaneleşen Trakya Bağlarındayız.. Trakya gezisinde sıra geldi şarap pizza yapmaya! Trakya gezi turunda son olarak, genel bir Trakya gezisine çıkartacağım sizleri. Bu gezide leziz Trakya yemeklerini, tarihi noktaları, Trakya'da mutlaka gezilip görülmesi gereken yerleri aktaracağım. Trakya'da mutlaka deneyimlenmesi gereken 3 başlıktan sonra sıra genel bir Trakya Gezi Rehberine geldi. Başlıkta yer alan şehirleri ve Trakya yemeklerini tek tek ayrı bir blog yazısında ayrı ayrı aktaracağım. Zaten hemen yukarıdaki video'da görsel olarak Trakya gezisini izleyebilirsiniz. Bu yazıda Trakya'da gezip görülecek yerleri başlık halinde anlatacağım. - Tekirdağ - Keşan - Uzunköprü - Edirne Yaprak ciğer - Selimiye Camii - Karaağaç Tren Garı Kara treen gecikiir - Lozan Anıtı - Kırklareli Şahane yol üstü molaları - Demirköy Samakof Restoran - Taş Mekan Demirköy 😛 - Kırklareli - Vize - Vize Kalesi - Kıyıköy - Sakarya Islama köfte ile kapanış 😛 İşte aşırı kapsamlı Trakya Gezisi bu şekilde. Sizler de vaktinize göre ister videolardaki tüm yerleri sırayla gezer isterseniz parça parça Trakya'da gezip görülecek yerleri tamamlayabilirsiniz. Son olarak da Trakya'da nerelerde kalır başlığına deyinip yazıyı sonlandıracağım. Detaylı Trakya seyahati de yakına blog'da olacak! Trakya gezinizi karavanla da yapabilirsiniz desem ne düşünürdünüz? Geçtiğimiz günlerde bir karavan kiraladım ve tüm karavan deneyimimi, nelere dikkat edileceğini br blog yazısı olarak kaleme aldım. karavan tatili ve karavan kampı yapma gibi bir düşüncesi olanlar alttaki linke mutlaka tıklasın! Trakya geziniz sonrası iyi bir ada tatili yapıp şahane restoranlarda leziz yemekler yemek isterseniz Gökçeada'dan şahane mekan önerileri sunduğum yazımı mutlaka okumalısınız! - Habitat Mesire Bungalov - Sakarya ve İzmit Çevresi Gezilecek Yerler - Bolu Gezilecek Yerler - Küre Dağları Gezilecek Yerler - Safranbolu Gezi Planı - Amasra Gezi Rehberi - Eskişehir Gezilecek Yerler"} {"url": "https://gezginilla.com/tunali-cafe-onerile", "text": "Tunalı cafe önerileri Ankara'da gidilecek cafeler konusunda oldukça önemli bir yer tutuyor. Biz Ankaralılar kısaca Tunalı olarak söylese de normalde Tunalı Hilmi Caddesi olarak geçen bu bölge Ankara'nın resmen kalbinin attığı ve en güzel kafelerin bulunduğu birkaç meşhur yerinden biri. Ankara'da gezilecek yerler ve gidilecek mekanlar denildiğinde akla ilk gelen yerlerden biri olan Tunalı bölgesinde gidilmesi gereken çok sayıda cafe bulunuyor. Arkadaşlarla kalabalık buluşmalarda, doğum günü organizasyonlarında ve hatta tinder'danjkjkj gelen ilk buluşmalarda insanlar haliyle buluşulan yerin bir tık özel olmasını istiyor. Starbucks, Coffee Lab gibi zincir kahvecilerde oturmaktan bıkıp sürekli aynı kahve ve tatlı lezzetlerinden sıkılanlar da yeni alternatifleri denemek istiyor. Şöyle demiş David Lynch.. \"Kötü bir kahve bile hiç kahve olmamasından iyidir.\" O kadar haklısın ki David.. İşte bu noktada da Ankara blogger'ınız Gezginilla, Ankara'da gidilmesi gereken cafeler blog yazısı serisine başlama kararı aldı. Bu noktada da ilk blog yazımı Ankara'nın en çok ziyaret edilen yerlerden biri olan Tunalı Hilmi Caddesinde gidilmesi gereken cafeler olarak yazmak istedim. Benim de işyerimin yakınlığı dolayısıyla Tunalı'da, Bestekar'da veya Tunus Caddesinde çok fazla vakit geçirdiğimden buradaki mekanların çoğunu deneyimleme fırsatı yakaladım. Sizler için bu mekanları derin bir süzgeçten geçirerek Ankara'da gidilmesi gereken en güzel cafeler serisine nihayet başladım! Bu arada yine aynı tema ile yazdığım, Ankara Bahçeli'deki gidilmesi gereken en güzel cafelere göz atmak için alttaki linke tıklayabilirsiniz. Tunalı kafe önerileri, Tunalı mekanları ve Bestekar Tunus Caddesi civarındaki mutlaka gidilmesi gereken cafeler nelerdir önce liste halinde sonra da detaylıca birlikte bakalım. - Kruvasante - Cafe Des Cafes - Amelie's Garden Succulent & Coffee - A4 Kahve - Cafemiz - Mojo and More - Cafe Botanica - Sardunya Cafe - Varuna Gezgin Cafe - Paper Roasting Coffee & Chocolate - Lou Cafe Bistro Tunalı'nın hatta Ankara'nın en kaliteli mekanlarından birinin Kruvasante olduğunu söylesem kesinlikle abartmış olmam. Şahane kahvelerinin yanında mekanın isminden de anlayabileceğiniz gibi muazzam kruvasanları tadabileceğiniz harika bir mekan Kruvasante. Mekanın ambiyansı çok güzel, dekorları şahane. Ben genelde kahve molası için uğrasam da menüleri yeme içme bakımından bir hayli geniş. Hem ailecek hem de arkadaş buluşmaları için tercih edilebilen güzel bir Tunalı mekanı. Amelie's Garden'ın bitkilerle bezenmiş ortamı sizi direkt etkileyen ilk şey. Ankara'nın konsept mekanları arayışında olanlar Amelie's Garden'a kesinlikle uğramalı. Mekanın içi oldukça güzel ve sakin bir ortama sahip. Personel de çok ilgili ve kibar. Bahsetmiş olduğum bitkilerin hediyelik olarak satıldığı tatlış bir bölüm de cafenin içinde mevcut. Tam bu noktada jennifer Aniston'un sözü aklıma geldi. Şöyle diyor, Kahvenizin yanında güzel de bir pasta söylemeyi ihmal etmeyin. Pastaları da kahveleri kadar başarılı. A4 Kahve'nin iç mekanında da eminim bir fotoğraf çekmek isteyeceksiniz. Gerçekten çok zevkli bir şekilde dekore edilmiş. Kuğulu Parkın hemen arkasında bulunan bu mekan Ankaralılar için güzel bir buluşma noktası dahi olabilir. Bir Ankara klasiği mekanlardan bir diğeri de Cafemiz. Tunalı Caddesinin hemen üzerindeki Arjantin Caddesinde tatlış bahçesiyle yıllardır yer alan Cafemiz, kahve buluşmaları için Ankaralıların en gözde mekanlarından biri. Son dönemde yiyeceklerinde ciddi bozulmaların olduğu konuşulsa da bizim gibi kahveci tayfayı oldukça mutlu edecek bir mekan olacaktır burası. Tunalı civarında en çok sevdiğim en güzel Ankara cafelerinden biri de Mojo and More. Eskiden Antika Cafe olan mekanın ismi şimdilerde çağımıza da uygun bir şekilde daha cool bir isimle Mojo and More olarak devam ediyor. Tunalı cafe önerileri denildiğinde aklıma ilk gelen yerlerden biri kesinlikle Mojo! Mekanın iç dizaynı ile ismini asla bağdaştıramasam da hem mekanın içinin güzelliği hem de bahçesinin tatlışlığı ile sürekli uğradığım bir mekan konumunda Mojo and More. Tunalı Hilmi Caddesi civarında çok sayıda cafe alternatifi bulunmasına rağmen Mojo and More'dan asla vazgeçemeyen bir Gezginilla bırakıyorum buraya. 🙂 Kesinlikle uğrayın, içini gezin. Pişman olmayacaksınız! İsminden de anlaşılacağı gibi doğayla iç içe olduğunuz harika bir cafe. Ankara'da bahçesi olan cafe önerisi isteyenler koşarak Cafe Botanica'yı ziyaret edebilir. Mekanın bahçe tasarımı konsepti çok başarılı. Ortam çok sıcak ve keyifli. Akşam bahçenin ışıklandırılmasıyla ortam bambaşka bir havaya bürünüyor. Ankara'da doğum günü mekanları arayanlar için de harika bir seçenek. Cafe Botanica'nın güncel menüsüne bu linkten ulaşabilirsiniz. Peşinen söyleyebilirim ki burası asla bir kahve mekanı değil! Ancak bu demek değil ki kahve içemeyeceğiz. Sardunya Cafe'nin asıl olayı şarap ve yemek. Ancak ortamı o kadar güzel ki Ankara cafe önerileri blog yazısında Sardunya Cafe'ye değinmeden edemedim. Kahve içmeye giderseniz de size kimse hayırdır ne kahvesi yaa falan da demez yani. 😀 Sardunya Cafenin ortamı çok ama çok güzel. Çalışanları güzel yüzlü, hizmet oldukça iyi. Ankara mekanları listenize mutlaka ekleyiniz! Normalde Varuna Gezgin Cafe'yi Ankara Pub'ları blog yazıma dahil edecektim ancak mekanın hikayesi, ortamı ve menüsünün çeşitliliğiyle, en önemlisi de ismindeki Gezgin kelimesiyle Ankara cafeleri yazısında da kendilerinden bahsetmek istedim. Tunalı cafe önerileri denildiğinde aklıma gelen en özel yerlerden biri Varuna Gezgin. Varuna Gezgin Cafe'nin hikayesine kesinlikle bir göz atmalısınız. Resmen hayallerimizi yaşayan bir kurucu kendileri. Mekanın dizaynı muazzam, atmosferi çok sıcak ve ilgi çekici. Mekanın hemen her yerinin fotoğrafını çekmek istiyorsunuz resmen. Ankara'da fotoğraf çekilebilecek mekanlara bir yenisini daha Varuna Gezgin ile ekleyebilirsiniz. Daha çok bira ve atıştırmalıklar için tercih edilen bir mekan olmasına rağmen rahatlıkla kahvenizi yudumlayıp ortamın tadını doyasıya çıkarabilirsiniz. Ankara'da keyifle gidip bir şeyler içebildiğim, bahçesinden keyif aldığım yerlerden biri de Paper Roasting Coffee. Tunalı'dan aşağı doğru sallandığınızda Bestekar Caddesinin bitiminde yer alan mekanda çok kaliteli kahveler sizleri bekliyor. Paper Roasting Coffee de Ankara'da gidilmesi gereken cafeler listesine mutlaka eklenmeli. Ayrıca bu linkten hem kahve çeşitlerini hem de kahve malzemelerini satın alabiliyorsunuz. Tunalı cafe önerileri bölümünün son önerisi Lou Cafe Bistro. Ankara cafe önerilerinin en şık cafelerinden biri kendileri. Bu arada Blogumu takip edenler bilir. Birkaç ay önce Ankara sınırları içinde en kaliteli ve en lezzetli mekanlar arayışına başlayarak Ankara mekanları ana başlığı ile yeni bir seriye başladım. Bu seriye de tabii ki Ankara'nın en meşhur yemeklerinden ve Ankara'da en düşkün olduğum şeylerden biri olan et döner mekanları ile başladım. Sonrasında da Ankara'da bir burger haritası çıkarabilmek adına Ankara'nın en leziz hamburger mekanları blog yazısını kaleme aldım. Bu okuduğunuz Ankara cafe önerileri yazım da Ankara mekanları serisinin üçüncü ayağını oluşturuyor. Tunalı cafe önerileri blog yazımı burada bu mekanlar ile sonlandırıyorum. Bu demek değil ki Tunalı mekanları burada bitecek. Ankara son dönemde yeni açılan konsept mekanlar konusunda inanılmaz bir atağa girişti. Neredeyse her hafta yeni bir mekan açılıyor. - Ankara'ya yakın gezilecek yerler - Ankara'da Açık Hava Gezilecek Yerler - Gazi Parkı - 30 Ağustos Zafer Parkı - Cemal Süreya Parkı - Elmadağ Kayak Merkezi Son olarak başta Ankara olmak üzere Türkiye'nin hemen yerinde hem yemek hem de gezilecek yerleri paylaştığım Youtube kanalıma da abone olup kısa videolarla yeni keşifler yaşayabilirsiniz."} {"url": "https://gezginilla.com/urdun-gezi-rehbe", "text": "Ürdün gezi rehberi blog yazısını kaleme alırken diğer yazılarıma kıyasla çok farklı hisler içindeydim. Ürdün gezisi beni öylesine etkiledi ki, orada yaşadıklarımız, Ürdün'de gezdiğimiz yerler, sokaklar, yemekler, o farklı kültür ve doku aklımdan asla çıkmıyor. Bu his en son 2020 yılında Kuzey Kutbuna, Lapland'a kuzey ışıkları turu için gittiğimde, kuzey ışıklarının gökyüzündeki muazzam dansı sonrasında oluşmuştu. Bu hisse resmen aşığım. Beni inanılmaz canlı tutan bir duygu. İşte bu duyguyla Ürdün gezilecek yerler blog yazısını sizlere sunmak için gerçekten sabırsızlanıyorum! Ürdün'den yurda döndüğüm günden itibaren hemen her gün, Dünya'nın yedi harikasından biri olan Petra Antik Kentindeki fotoğraflarıma, başkent Amman'daki yemek anılarıma, Kızıldeniz'e kıyısı olan Akabe şehrindeki tekne turuna, Kızıldeniz'in berrak sularındaki fantastik yüzme macerasına ve Ölüdeniz de denilen Dünyanın en derin bölgesi olan Lut Gölündeki çamur banyosu ve yoğun tuz oranından dolayı suya asla batmadığım anılarıma bakıyorum, gülümsüyorum ve düşünüyorum. Bu şahane Ürdün gezisinin nasıl planlanacağını, Ürdün'ü gezmeye nereden ve nasıl başlanacağını, hangi şehirde kaç gün kalınması gerektiğini ve Ürdün'de dikkat edilmesi gereken hemen her şeyi, önemli bilgileri sizlere Ürdün gezi rehberi blog yazısında detaylıca aktaracağım. Ayrıca bu yazıda Ürdün'de gezilecek yerlerin tarihi bilgilerine, detaylarına girmeyeceğim. Bu yazı tamamen hap bilgi olarak, Ürdün gezi planlaması şeklinde oluşacak. Detay tarihi bilgileri de zaten ayrı başlıklar halinde, her bir bölgenin blog yazısında önümüzdeki günlerde ayrıntılı bir şekilde kaleme alacağım. - Ürdün Vize İstiyor mu, Ürdün Vize ücreti? - Ürdün seyahat sigortası zorunlu mu? - Ürdün Para Birimi, 1 Ürdün Dinarı - Ürdün'de Yabancı Dil Sorunu - Ürdün Turla mı Gezilmeli Yoksa Kendi Başınıza mı? - Ürdün Kaç Günde Gezilir? - Ürdün Gezi Rotası Planlaması - Ürdün'de Ulaşım Nasıl, Araba Kiralanır mı? - Ürdün'de araba nereden ve nasıl Kiralanır? Yollar Nasıl, Güvenilir mi? - Ürdün'de Konaklama - Önemli Bilgiler Ürdün Türkiye'den vize istiyor mu, Ürdün Vizesi Nasıl Alınır veya Ürdün vize ücreti gibi başlıklar Ürdün gezi planı öncesi akla ilk gelen sorular. Ürdün'e girişlerde Türk vatandaşlarına herhangi bir vize uygulaması bulunmuyor. Ürdün'e seyahat edecek Türk vatandaşları vizeden muaf. Yurt dışı seyahatlerinde beni en çok mutlu eden şeylerden biri bu. Vizesiz girilen ülkeler kalp ben! Ürdün'e giriş yaparken seyahat sigortası yaptırmak zorunlu değil. Ancak sizi güvenceye alan bir işlem. Siz sigorta yaptırdınız mı diye soracak olursanız eğer cevabımız hayır. Ürdün vizesi işini tertemiz halletiğimize göre Ürdün gezi rehberi oluşturulurken akla gelen ikinci en önemli şey tabii ki Ürdün'ün para birimi ve Ürdün Dinarının kaç Lira olduğu. 1 Doların 18,60 Lira olup 1 Ürdün Dinarının 26 Lira olması gözünüzü korkutabilir ancak kazın ayağı öyle değil! Bu benzetmeyi hep kullanmak istemişimdirjff. Şöyle ki, Ürdün'de paranın satın alma gücü oldukça yüksek. Yeme içme gibi temel harcamalarınızı hemen hemen Türkiye'deki harcamalarınız ile bir tutabilirsiniz."} {"url": "https://gezginilla.com/uskup-gezi-notla", "text": "Üsküp gezi notları arabayla yapmış olduğumuz vizesiz Balkan turumuzun nihayet son Balkan turu gezi yazısı. Üsküp gezisi Balkan ülkelerindeki altıncı ve son gezimiz."} {"url": "https://gezginilla.com/yurt-disinda-ucuz-tat", "text": "Geçenlerde internette gezinirken ekşi sözlükte '5 bin TL ile yapılacak en iyi yurt dışı tatili' başlığına rastladım. Günlerden de epey sıkıcı bir Perşembe sabahıydı. Filtre kahvemi yudumlarken dayanamayıp birkaç cümleyle bir entry bıraktım başlığa. Başlıkta yazılan önceki yazılara da bir göz attım. Başlığa girilen entry'lerin yaklaşık %90'ı 'anca İstanbul'un Avrupa ilçelerini gezersin' veya 'o paraya anca evinin balkonuna çıkarsın' minvalinde aşırı komikli! şeylerdi. Şaşırmadım da. Çünkü Türkiye'de yurt dışı seyahati yapmak inanılmaz büyük bir olaymış gibi düşünülüyor. Neyse yeterince kendimi övdüğüme göre yurt dışında ucuz tatil için biraz hesap yapalım. Öncelikle yurt dışını ucuza gezebiliriz derken varoş veya evsiz gibi metrolarda yatın, 2 gün sadece su için falan demeyeceğim. Temel amacımız masrafları kısabileceğimiz her yerden kısarak deneyimlemek istenilen şeylere para ayırmak. Bu herkes için değişir. Kimisi konaklamaya harcadığı paradan kısmak istemez, kimisi de yemekten. Ona siz karar vereceksiniz. Yakın geçmişteki yurt dışı seyahatlerim ile başlayacağım. - Mesela 2019 yılında arabayla balkan turu yaptık. Dediler ki, Dolar 5 Lira iken nasıl yurt dışı tatili yapabiliyorsun... - 2020 yılı Şubat ayında hayallerimi süsleyen kuzey ışıkları turu yaptığımızda Dolar 9 Lira iken dediler kii, artık bu kurlarla yurt dışı seyahati hayal. Gezginilla artık anca Türkiye'de gezer. Ancak paşalar gibi düşük bütçeli gezip geldik. Hayaller gerçek oldu. - 2021 yılında maalesef lanet hastalık yüzünden yurt dışı tatili yapamadık. Ancak çok güzel yurt içi tatili yaparak Türkiye'de aşırı merak ettiğimiz yerleri görme fırsatı yakaladık. Bu süre zarfında da fark ettim ki Türkiye'yi gezmenin yurt dışını gezmeyle bütçe anlamında çok da farkı yok. 2021 senesinde de Nemrut Dağı Milli Parkı, Doğu Karadeniz Turu, Garip Adası, Kral Koyu Delik Deniz, Longosphere Glamping ve Trakya Gezisi gibi tematik Türkiye içi seyahatlerim oldu. Ucuza yurt dışı nasıl gezileceğinin yanı sıra Türkiye'de de ekonomik yollarla nasıl gezileceğini de anlatıyorum. Detaylar linklerde vebblogda mevcut. - 2022 yılında ise Dolar 18,18 Lira olduğunda artık değil yurt dışını, Türkiye'de bile zor gezersiniz yeaa söylemleri ile Ağustos ayında 8 günlük Rusya tatili, 4 gün Moskova'da, 4 gün ise St. Petersburg'da şahane bir yurt dışı tatili yaptık. Rusya gezimin blog yazısı şu an hazır değil ancak ilk fırsatta Rusya gezisi blog yazısını paylaşıp buraya da bir link ekleyeceğim. Takipte kalınız. 🙂 Yine 2022 yılı Eylül'ünde 4-5 günlük bir Kuveyt gezisi gerçekleştirdim. Kuveyt gezilecek yerler blog yazısı da henüz yolda.. 2022 yılında gerçekleştirdiğim en büyüleyici ve nispeten en ucuz yerlerden biri de Kasım ayında gerçekleştirdiğim Ürdün Gezisi oldu. Hem vizesiz oluşu hem de Dünyanın 7 harikasından biri olan Petra Antik Kentine sahip olması Ürdün'ü seçmeniz için 2 temel etken. Üstelik gezi maliyeti olarak da bir hayli uygun! Alttaki linke tıklayarak Ürdün nasıl gezilir, gezi planı nasıl yapılır az çok fikir sahibi olabilirsiniz. Bu noktada, tatil tarzınız, bütçeniz, para harcama yetiniz oldukça önemli. Herkesin tatil anlayışı ve para harcama biçimi bambaşka. Zaten zengin tayfa ve deli gibi para harcayıp Hilton'larda uyuyan arkadaşlar bu yazıda konu dışı. Bizim temel gayemiz ucuza da yurt dışının gezilebileceğini, çok da bir şeyden geri kalmadan güzel deneyimler elde edilebileceğini göstermek. Bu tayfa da tabii ki konu dışı arkadaşlar. Bunlar insanların enerjisini emen, hayatında yaşadığı şehirden, hatta mahallesinden, çıkmayan, ona buna laf söyleyip rahatlamaya çalışan insanlar. Bu insanları da adadan uğurladığımıza göre, düşük bütçelerimizle nasıl gezebileceğimize odaklanalım. Yurt dışı seyahati yapabilmenin temelde 2 ana harcaması var. - Uçak bileti - Vize Yurt dışına ucuz uçak bileti işini Türkiye'de en sevdiğim şirketlerden biri olan Pegasus Havayollarını kullanarak çözüyoruz Pegasus kralının senede en az 2-3 kez 1 EURO+Vergiler kampanyası oluyor. İşte bu kampanya dönemlerinde uçak bileti işimizi hallediyoruz. Yurt dışı seyahati için bir diğer önemli başlık da ucuz tatil için nereye gidilir. Buradan da hemen 2. maddeye geçelim. Evet, uçak biletimizi vize istemeyen bir ülkeye gidecek şekilde satın alıyoruz. Benim hep belirttiğim gibi, ilk kez yurt dışına çıkacak insanların kesinlikle Balkan ülkelerinden bu deneyime başlaması gerekiyor. Vizesiz gidebildiğiniz ülkelere de buradan göz atabilirsiniz. Balkan ülkeleri resmen bir gezgin başlangıç paketi gibi. Dil sorunu çok az, çoğu Avrupa ülkesine göre nispeten ucuz ve Türkiye'ye çok yakın. Mesela, Balkanlarda 6 ülkeye vizesiz şekilde gidebiliyorsunuz. Biz bu 6 vizesiz ülkeye de Türkiye'den en ucuz nereye uçulur araştırmasını yapıyoruz. 1 Euro 1 Euro'dur arkadaşlar! Biz bu kampanyadan Tiflis, Gürcistan uçak bileti aldık ama kampanyada Balkan ülkeleri de bulunuyordu. Çoğu Avrupa ülkesine de 1 Euro + Vergiler kampanyası vardı ancak Schengen vizemiz olmadığından (başvuru ücreti 100 Euro olmuş ve vize de vermiyorlarmış) vizesiz ülkelere odaklanıyoruz. Ben ille de Avrupa gezeceğim yeaa diyenleri de şengen vize başvurusu nasıl yapılır blog yazıma alabilirim. Orada tüm süreci detaylıca anlattım. - Finlandiya Vizesi Yurt dışı seyahati hesaplamasını, vizesiz gidilen balkan ülkelerinin en pahalı ve en güzel ülkesi olan ve para birimi EURO olan Karadağ ülkesi üzerinden yapacağım. Diğer Balkan ülkelerindeki harcama hesaplarınızı en az %20 düşebilirsiniz. Sözelciler ağlıyo şu anfjfjfj. - Vize Ücreti: 0 TL - Uçak Bileti: 926 TL - 3 Gece Konaklama: 450 TL = Günlük 850 TL harcama hakkımız var. Bu tutarı da 2022 yılının Ağustos ayı güncel Dolar kuru ile hesaplama yaparsak 850/18= 45 Dolar. Yani 3 gece 4 günlük bir yurt dışı tatilinde günlük yeme içme için 45 Dolar harcama hakkımız var. Bu ne yeaa 45 dolara ne yiyip içeceğiz demeyiniz. Asla küçümsenmeyecek bir rakam. Mesela Kotor'da veya Budva'da dev gibi aşırı leziz pizzalar 1-2 dolar. 2 dilimle doyuyorsunuz 🙂 Marketten atıştırmalıklar, bisküviler, kekler de keza 1-2 dolar seviyelerinde. Alttaki linklerde şehirlerin detaylı gezi rehberlerine de ulaşabilirsiniz. Böyle anlatıyorum ama 12 günlük Balkan turu gezimizde 3-4 akşam çok lüks yerlerde aşırı leziz yemekler yiyip kaliteli şaraplar da içtik. Homeless'lık bir durum yok arkadaşlar, hayatta her şey denge. Bir gece lüks takılmışsak diğer gece dilim pizza yiyoruz. Siz şimdi sadece dilim pizza veya sandviç tarzı besleneceksiniz. Size sonradan 'nasıl seyahat edileceği, nerede ne yenip içileceği' paketi de seyahat ettikçe eklenecek. 🙂 Bakmayın böyle gezeceksem hiç gezmem, şehrimde tavuk döner yerim'cilere. Kotor'un Orta Çağı andıran sokaklarında dondurma yiyip bir kahve içmek bile inanılmaz bir his. Anlayamazlar.. Yeme içme demişken, mesela Kuzey Kutbu'nda Lapland Turu yaparken kuzey ışıklarını izlemeye gittiğimizde sırt çantamızda BİM'den aldığımız barbunya pilaki ve sarma konserveleri ile yol almıştık. 12 günlük seyahatin 3-4 gününü bu şekilde geçirip diğer günler de bir akşam Sami Çadırında inanılmaz bir somon balığı, diğer bir akşam da Finlandiya'nın çok meşhur yemeği olan geyik eti deneyimi yaşadık. Diğer bir akşam da İsveç'te dayanamayıp McDonalds'a düştükfkfk. İşte benim seyahat CV özet. Yurt dışında ucuz tatil yazım dışında diğer tüm blog yazılarımda zaten bu konuya parmak basıyorum. Gitmek istediğiniz yerleri blog'un arama kısmında aratıp ya da google da gitmek istediğiniz yeri yazıp yanına gezginilla yazdığınızda o yerle ilgili hem blog yazılarıma hem de youtube video'larıma ulaşabilirsiniz. Evet youtuberilla da diyeceksiniz.. 1150 abonem olmuş bile hehe. Türkiye cidden çok pahalı arkadaşlar. Geçen hafta, EURO 18.15 iken Rusya tatilinden gelen bir Gezginilla olarak söylüyorum. Son olarak diğer tavsiyelerim ile aşırı uzayan bu yazımı sonlandıracağım. - Yurt dışına aşırı yüksek sezonda, uçak biletlerinin aşırı pahalı olduğu zamanlarda gitmeyin. - Interrail veya Eyobus gibi bir biletle Avrupa'nın tamamını gezebileceğiniz seçeneklere bir göz atın. - Couchsurfing, blabla car gibi seçenekleri değerlendirerek para tasarrufu yapın. - Eğer araç kiraladıysanız birkaç saat uyku için arabada da uyunabileceğini göz ardı etmeyin - Lüks konaklamalar yerine birkaç kişinin aynı alanda uyuduğu ve ortak banyonun kullanıldığı hostelleri tercih edin.(zaten gece 3-4 gibi gelip sabah 9-10 da yola koyuluyorsunuz. Konaklamaya para dökmeye ne gerek vaar??) - Citypass gibi sınırsız ulaşım kullanabileceğiniz seçenekleri araştırın.(Moskova seyahatimizde 3 günlük sınırsız bilet aldık, hayatımızı kurtardı) - Döviz bozdurma konusunda, havalimanında asla para bozdurmayın, bozduracaksanız sadece şehir merkezine gitmenize yetecek bir miktarı bozdurun Direkt Dolarınızı Euronuzu Türkiye'deki bankanızdan çözün. - Evet, turistik yerlerde hediyelik eşyacılarda gözünüz kalacak ama bu tarz alışverişlere asla bulaşmayın. Kendinize max 1 adet magnet alın. Minimalizm arkadaşlar, 2 sene sonra o aldıklarınız kim bilir nereden çıkacak. - Market alışverişi yapın. Eğer gideceğiniz yerde bir süre kalacaksınız başta su olmak üzere atıştırmalık tarzında şeyleri ucuz yollu marketten halledebilirsiniz.(Arabayla Balkan Turu yaparken 1.500 Liralık, 12 günlük su ve abur cubur alışverişi yapmıştıkfjfj) Suya market dışında asla para vermeyiz. Evet Türkiye'de herhangi bir mekanda bile. Kırmızı çizgimiz! - Pazarlık edin. Evet o dile dair hiçbir fikriniz olmamasına rağmen vücut dilinizle söylenen miktarın altına alışveriş yapabilirsiniz.(Rusça bilmememize rağmen 0 İngilizce ile St. Petersburg'da güzel pazarlıklar yapıldı..) - Son olarak, gezginilla. com gibi faydalı seyahat bloglarını takip edin! 😛 Umarım kafanızda yurt dışında ucuz tatil nasıl yapılır az çok bir şekillenme olmuştur. Kafanıza bir şey takıldıysa hem yorumlara hem de Instagram DM'ye beklerim. Cevaplamaktan memnuniyet duyacağım. It's a good article. Mythology and greek gods are an area that I've always been curious about."}