{"url": "https://dijitalgezgin.com/4-adimda-ideal-wordpress-temasini-bulmak", "text": "Akıllardaki soruları yanıtlamak ve yol haritası isteyenlere fikirlerimi sunmak istedim. Öncelikle ben bu rehberi güvendiğim ve dünyada yıl içerisinde milyar dolarlarca tema satan ThemeForest üzerinden anlatacağım, tema almak isteyenlere de tavsiyem burası olacaktır. Çünkü dünyanın en büyük tema satış platformu burası, ayrıca binlerce satış yapan yazar ve yüzlerce destek ekibi mevcut. Burada şunu belirteyim, ThemeForest'ta temaları satan kişilerin hepsi farklı insanlar. Bu nedenle tema satın aldığınızda destek için ilgili yazara ulaşmanız gerekiyor, merak etmeyin çok basit. Hadi tema bakmaya başlayalım! Öncelikle web sitenizin ne olacağını belirleyin. Her siteye her tema uymayabilir. Varsayalım bir çeviri ofisiniz var, WordPress için çeviri ofisi teması arayacaksınız. Buradan ThemeForest web sitesine gidin, ardından arama kutusuna sektörünüzün adını yazın. Örneğin, okul için \"School\", kurumsal şirketiniz için \"Business\" veya ajansınız için \"Agency\" diyerek arama yapabilirsiniz. Önemli olan İngilizce kelimeler ile arama yapabilmek, çünkü satış platformu İngilizce tabanlı hazırlanmış. Sitem Türkçe olacak diyorsanız, problem değil, bunun açıklamasını ilerleyen adımlarda yapacağım. Örnek olarak \"Translate Office\" kelimesi ile aratıyorum. Arama sonuçlarından çıkan temaların tasarımlarını inceleyin, beğendiğiniz tasarımların linklerini not defterine kayıt edin. Arama yaparken sol panelden filtreleme seçeneklerini kullanabilirsiniz. Tema kategorisini, fiyat, desteklediği eklentiler gibi özellikleri filtreleme seçeneklerinden bulabilirsiniz. Tema satın alırken en büyük hatalardan biri tema detaylarını iyi incelememek. Birçok kişi sadece tasarımı beğenip, hemen satın alıyor. Ardından pişman olabiliyor. Öncelikle temanın açıklamalarına bakın, neler var neler yok. Kullanımı nasıl, sayfa oluşturucu gibi özellikleri var mı? Ekstra eklentiler ve düzenleme seçenekleri nasıldır? Bunlar hakkında fikir edinin. Hemen yukarıda bir örnek resim paylaştım, sol taraftan temanın açıklamalarına ve özelliklerine bakabilirsiniz. Sağ taraftaki sütun ise temanın desteklediği WordPress sürümleri, responsive durumu, sütun sayısı ve diğer ayrıntıları kapsıyor. Seçtiğiniz temaları bu süzgeçten geçirdikten sonra diğer aşamaya geçebilirsiniz. Ayrıca Documentation bölümünden temanın dokümantasyon dosyasının olup olmadığını mutlaka kontrol edin. Temayı kullanırken bu dosya size rehber olacaktır. Tema ayrıntılarındaki Reviews bölümünden müşteri yorumlarını inceleyebiliyorsunuz. Burada temayı alan müşterilerin memnuniyet oranını ve destek hizmetinin kalitesini anlayabilirsiniz. 5 iyi, 1 kötü yorum varsa o tema alınabilir. Burada önemli olan genel çoğunluğun memnuniyetidir. Comments bölümden de sorulara yanıt verilmiş mi, yorumlar nasıl diye incelemenizi öneririm. Hatta merak ettiğiniz sorular olursa Comments kısmından yazara soru sorabilirsiniz; örneğin, \"Türkçe diline çeviri yapabilir miyim?\", \"X eklenti ile uyumlu mu?\" gibi. Bazı yazarlar geri dönüş konusunda berbat hatta berbat ötesi olabiliyor, kimi yazar standart derecede iyi kimisi ise çok çok iyi olabiliyor. Support sekmesinden de tema satıcısının bir destek hizmeti verip, vermediğini kontrol edin. Bu hizmet yaşadığınız sorunları çözmek çok önemli. Temanın sağ tarafında bulunan alandan temanın yayın tarihini ve son güncellenme tarihini bulabilirsiniz. Buradan temanın en son ne zaman güncellendiğini öğrenebilirsiniz. Son güncellenmesi 4-5-6 aydan fazla olan temaları pek tercih etmenizi önermem, genellikle sürekli güncel olan temaları tercih etmekte fayda var. Çünkü temayı ve eklentileri güncel tutuyorlar demektir. İşte bu kadar! 🙂 Bundan sonrası Buy Now butonuna basıp üyelik oluşturmak ve ardından kredi kartı ya da PayPal ile ödeme yapmak (2016'da PayPal, Türkiye'den çekilmişti. 2017'nin ilk çeyreğindeyiz ve maalesef henüz PayPal geri dönmedi. Bu nedenle Türkiye'den PayPal ile ödeme yapamıyoruz). Bu arada incelediğim temanın linkini isteyen olursa buraya tıklayabilir. O halde, sonraki yazımda görüşmek üzere. Güzel makale, güzel viral sevdin sen bu işi. Teşekkürler Yalçın, evet blog işi çok hoşuma gitti. Devam ettireceğim inşallah."} {"url": "https://dijitalgezgin.com/amsterdam-gezi-rehberi", "text": "Amsterdam denildiğinde aklınıza öyle sıkıcı ve soğuk Avrupa şehirleri gelmemeli demek yanlış olmaz. Tam bir özgürlükler şehri olduğunu söyleyebileceğimiz. Amsterdam dünyanın her yerinden insanın rahat edebileceği bir hoşgörü anlayışına sahiptir. Buraya turist olarak gelecekler için Amsterdam Gezi Rehberi sayesinde Amsterdam'ı planlı gezebilir ve gideceğiniz yerleri zaman kaybetmeden keşfedebilirsiniz. Avrupa'nın ilk önce ticaret amaçlı kurulmuş olan ve sonrasında romantik atmosferiyle insanları kendine çeken şehri Amsterdam tarihi 13. YY'a dayanan bir geçmişe sahiptir. Kendini dışarıya açma konusunda her zaman etkinliğini sürdüren Hollanda'nın Amsterdam kenti, Avrupa'nın yüz ölçümü olarak en küçüklerinden biri diyebiliriz. Hollanda'nın başkenti olmasıyla birlikte, oldukça kozmopolitliği ile herkesi kucaklayan yapısını uzun süredir korumaktadır. Bu yazımızda Amsterdam nerede, nasıl gidilir, ne yenir, içilir, nerede kalınır ve alınır konularında bilgilenmenizi sağlayacağız. Amsterdam coğrafi konumu ve komşuları bakımından da şanslıdır. Dünyaya kolayca açılabileceği bir jeolojik yapıya sahiptir. Doğusu Almanya, Güneyi Belçika olması nedeniyle de ticari trafiği de yoğun şekilde devam ettirebilmektedir. Batısındaki Kuzey Denizi ziyaretçilerine enfes bir görsel şölen sunmaktadır. Amsterdam nerede? Sorusunun cevabını aldıktan sonra başka önemli bir konu da şehre nasıl gidilebileceğidir. Amsterdam Gezi Rehberi ile bilmek istediğiniz ilk soru ulaşım sorunu yaşayıp yaşamayacağınız olacaktır. Süre sıkıntısı yaşanıp yaşanmayacağı, pek çok insanın aslında gitmeden önce merak ettiği konular olmaktadır. Amsterdam kanallarıyla bilinen bir kent olduğu için şehir içi gezilerde de kanallar oldukça revaçtadır. Amsterdam'a yolculuk yapmak istediğinizde öncelikle nasıl ulaşım sağlayacağınız konusunda bilgi sahibi olmak istersiniz. Amsterdam Havaalanı bulunduğu için pek çok ülkeden buraya ulaşım mevcuttur. Farklı şehirlerden ve ülkemizden Amsterdam'a direkt olarak uçuşlar bulunduğu için ulaşım sorunu yaşanmamaktadır. Dünyanın dört bir yanından gelen turistler kenti daha da canlı hale getirmektedir. Şehirde ulaşım sorunu bulunmamaktadır. Şehir içi ulaşım da metro, otobüs, tramvay sıklıkla kullanılmaktadır. Amsterdam'a nasıl gidilir diye araştırdığımızda THY, Atlasglobal, Pegasus firmaları Amsterdam'a direkt uçuş sağlamaktadır. Amsterdam Gezi Rehberi ile aklınızdaki sorulara rahatlıkla cevap bulabilirsiniz. Bunlar hangi aylar ve mevsimlerin bu kentte turist olmak için uygun olduğuna dair belli bilgileri içermektedir. Amsterdam'a gitmek için bahar ve yaz aylarını tercih etmek makul olabilmektedir. Kış aylarının burada şiddetli olmasından dolayı bahar aylarını tercih edebilirsiniz. Okyanus ikliminin etkili olduğu bu coğrafyada batı rüzgarlarının hakimiyetiyle karşılaşmak mümkündür. Amsterdam'a gitmek için belli bir zaman belirlemek gerekse öyle bir kısıtlama yapmak aslında doğru olmaz. Ancak özellikle mayıs ayı yaz sezonun başlamasından ve bitmesinden önce olduğu için tercih edilebilecek bir zaman dilimidir. Amsterdam bir festival şehri olduğu için de festivalleri kaçırmamak isteyenlerin neredeyse her gün gerçekleşen bu etkinlikleri etkinlik dönemlerini takip etmesi de önerilmektedir. Açık hava konserlerine denk geldiğinizde bu konuda şanslı zamanlarda Amsterdam'dasınız demektir. Amsterdam'a ne zaman gidilir sorusuna yanıt olarak mayıs ayı Amsterdam'da lalelerin büyüleyici görüntüsü ve kokusunu da kaçırmamak için son derece uygun denilebilir. Amsterdam'da gezip görülebilecek yerlerin sayısı kesinlikle sanat ve mimari açısından çok fazla. Müzelerini gördükçe belki de sonra sayısını hatırlamakta zorluk çekebilirsiniz. Dünyadaki ülkelerin kişi başına müze sayısı Amsterdam'la pek boy ölçülecek nitelikte değil. Van Gogh Müzesi, Amsterdam Müzeleri, Rijksmuseum ve Stedeljik müzeleri bu konuda sizi sanata ve tarihe doyuracak nitelikte demek mümkündür. Bu büyük müzelerin yanında enteresan ve küçük müzeleri de oldukça etkileyicidir. Cinsiyet, İşkence, Kenevir, Cenaze ve bira müzesi gezilip görülmeye değer niteliğe sahip. Şehrin özgürlüğünden bahsederken elbette oldukça enteresan deneyimler de yaşayabilirsiniz. Amsterdam'da en bilinen binalardan biri de Anna Frank'in evidir. Oldukça hüzünlü bir hayat hikayesine sahip Anne Frank'in evini ziyaret edip, İkinci Dünya Savaşı yıllarına gidebilirsiniz. Amsterdam'da gezilecek yerler denildiğinde onlarca Amsterdam kanalını görebilirsiniz. Amsterdam'ı keşfetmek isteyenler için en iyi yollar bisiklet kiralayarak ve kanal turlarına katılarak gezi yapmak oldukça keyifli olmaktadır. Amsterdam şehir yapısı olarak kanal gezileri için oldukça uygundur. Turistik açıdan renkli bir kent olmasıyla keşfedilmeye değer kent, aslında bir balıkçı köyü olarak inşa edilmiştir diyebiliriz. Amsterdam gezi rehberi burada yapılacaklar konusunda fikir sahibi olabilirsiniz. Amsterdam'a geldiğinizde ücretli ya da ücretsiz yürüyüş grupları da bu konuda en güzel seçeneklerden biri olabilir. Rehberler size yürüyüşlerinizin keyifli hale gelmesini sağlamaktadır. Bu konuda gerçekten deneyimli ve bilgili rehberler doyurucu bir geziye hazır olmanız tavsiye edilir. Bisiklet buranın olmazsa olmazı demek yanlış olmaz. En çok görebileceğiniz taşıt bisiklettir. Kanal gezintilerini de bütçenize uygun programlarla gerçekleştirebiliyorsunuz. Tekne gezintilerini deneyimlemenin yanında tarihi yerlerini bisiklet turlarıyla da süsleyebilirsiniz. Amsterdam'da ne yapılır sorusuna en ideal yanıtlardan biri de müzeleri keşfetmek olabilir. Amsterdam gezi rehberi içeriğinde mutlaka ulaşım konusuna da yer verilmektedir. Küçük şehirleri gezme avantajı ya bisikletle ya da yürüyerek olmaktadır. Türkiye'den Amsterdam'a ulaştığınızda burada fikir sahibi olmanız ulaşım konusunu sizin için rahatlatacaktır. Havaalanından şehir merkezine ulaşım oldukça kolaydır ve bu nedenle taksi kullanma gereği de yoktur. Gideceğiniz yer yakınsa tren tercih etmeniz de iyi bir alternatif olacaktır. Amsterdam'ı ziyaret etmek istediğinizde çok fazla şehir dışı otelleri tercih etmediğinizde bu konuda genelde sorun yaşamazsınız. Bölgenin yerel halkıyla birlikte yakın temas kurduğunuzda halk sizi bisikletlerinin arkasına alıp keyifli bir şehir turu da rahatlıkla attırabilmektedir. Bu insanlar 'backie' diye tanınır. Bu şekilde seslendiğinizde yerlilerle tanışma fırsatı elde edersiniz. Şehir içi ulaşım da metro, otobüs, tramvay sıklıkla kullanılmaktadır. Amsterdam'da ulaşım denildiğinde şehre geldikten sonra şehir içi ulaşımda ulaşım kartları kullanılmakta ve aslında kanallardan dolayı şehir merkezinin dışına doğru kayan yapılaşmada ulaşım sorunu da ortadan kaldırma amaçlıdır. Amsterdam'da ne yenir denildiğinde Amsterdam gezi rehberi size iyi bir içerik alternatifi sunmaktadır. Amsterdam'a gittiğinizde buraya özgü yemekleri tatmayıp, sonrasında yemediğinize pişman olacağınız yemek kalmasın istiyorsanız, yazı size damak zevkinizin peşinden sürükleyecektir. Amsterdam aslında aperatif lezzetlerin çok revaçta olduğu bir kenttir. Özellikle sandviç cenneti diyebiliriz. Ringa balığı sandviçi herkesin damak zevkine uymayabilir ancak özellikle seviyorsanız, mutlaka deneyebilirsiniz. Değişik balıklardan yapılan sandviçler de turşu ve soğanla birlikte şehri gezerken karnınız acıktığında damak zevkinize hitap edebilen lezzetler arasında yer almaktadır. Bitterballen diye bilinen çıtır köfteler de adeta bir damak çatlatan olarak sizi neşelendirecek diye düşünüyoruz. Özellikle barlarda şu meşhur birasının yanında oldukça lezzetli bir eşlikçi olduğunu deneyimleyebilirsiniz. Birde elbette aslında bu küçük ülkenin en büyük lezzetlerinden Hollanda peyniriyle tanışmanız kesinlikle tavsiye edilir. Buradaki peynir pazarları ve dükkanları kesinlikle aradığınız peyniri bulmanızda size bol bol seçenek sunacak demek mümkündür. Amsterdam'da ne yenir denildiğinde ilk akla gelenlerden Kaas adıyla bilinen Hollanda peynirleri aslında sabah kahvaltılarında tüketilirken gün içinde atıştırmalık olarak insanların tükettiği bir çeşittir. Bol kalorili ve doyurucu bir atıştırmalık için kesinlikle Amsterdam'ın patates kızartması olarak bilinen Patat, ketçap ve mayonez eşliğinde zevkle yenebilecek yiyeceklerdendir. Tatlı konusunda da iki ince gofretin arasında stroop doldurularak karamelli bir tatlı deneyimlemek isteyenler için stroopwafel ağzınızda karamelize lezzetin hoş etkisini bırakmaktadır. Amsterdam gezi rehberi denildiğinde akla ne satın alacağımızı öğrenmek gelir. Özellikle peynir hem hediyelik olarak hem de ülkenize dönerken kendiniz için alabileceğiniz en ideal alışveriş seçeneğidir. Bunun dışında özellikle buranın en önemli figürlerinden lale desenli eşyalar, tahta ayakkabılar, porselen eşyalar şehrin en çok tercih edilen alışveriş seçeneklerinden olmaktadır. Lale soğanları da dönerken götürebileceğiniz iyi bir alternatif olarak değerlendirilebilir. Amsterdam'da alışveriş denildiğinde yel değirmenleri ve Hollanda evleri farklı alternatif arayanlar için değerlendirilebilir. Amsterdam gezi rehberi size gezi esnasında daha bilinçli bir gezi yapmanız için oluşturulmuştur. Gecesiyle gündüzle her yerinden canlılık fışkıran Amsterdam gece hayatını birlikte inceleyelim. Buranın gecelerinin en bilindik özelliği bir özgürlükler şehri olması demek yanlış olmaz. Eşcinselliğin evliliklerin rahatlıkla gerçekleştirildiği, gay merkezi olarak rahatlıkla adlandırılabilen kent, çok farklı kültürdeki insanların bir arada huzurlu yaşayabilecekleri bir ortama sahiptir. Oldukça hareketli bu yapıdaki kent her mevsim keyfini çıkarabileceğiniz kültürel zenginliği baş döndürücüdür. Farklılıklar burada hiçbir sorun yaratmadığı için çok kültürlü yapısı gece-gündüz insanların güven ve rahat içinde yaşaması konusunda etkili olmaktadır. Amsterdam gece hayatı denilince akla red ligt district ile çılgın partilemeler gelmektedir. Bu meşhur geceleri deneyimlemek istediğinizde geceleri kırmızı olan sokaklar özgürce yaşanabilir."} {"url": "https://dijitalgezgin.com/atina-gezi-rehberi", "text": "Avrupa başkentlerinden bahsederken aklınıza genellikle Londra, Paris, belki Roma ya da Madrid gelir. Peki ya Atina? Yunanistan'ın başkenti, dünyanın en eski şehirlerinden biridir ve antik çağlardan beri birçok insanı kendine çeken ve memnun eden bir yerdir. Komşumuz Yunanistan'ın başkenti Atina yılda milyonlarca yerli yabancı turisti ağırlar. Yurt dışı tatil planlarını Avrupa'da yapmayı planlayan insanlar mutlaka Atina alternatifini değerlendirmeye alırlar. Tarihi mekanları, gece hayatı, leziz yemekleri ile Atina, her daim ilgi odağı olmuştur. Atina özellikle antik yunan kalıntıları ve buna ait müzeleri ile tarihe, felsefeye ve sanata meraklı insanların tatil hayalindeki en önemli şehirlerden biridir. Atina nerede sorusuna karşılık olarak ilk bilmemiz gereken, Türkiye'den Atina'ya yolculuğun kapı komşumuz olması sebebiyle çok kısa sürmesidir. İstanbul ve İzmir'den Atina'ya direkt uçuş mevcuttur. Bu uçuş İstanbul'dan 1 saat 15 dakika, İzmir'den ise sadece 55 dakikadır. Atina'ya ulaşımınızı otobüs ile de gerçekleştirebilirsiniz. Atina ulaşım otobüs ile İstanbul Esenler otogarından gerçekleşir ve İpsala- Kavala güzergahı takip edilerek Selanik'e ulaşılır. Buradan aktarma yaparak Atina'ya ulaşabilirsiniz. Sınırda bekleme süresini dışarıda bırakırsak İstanbul-Selanik arası 8 saat, Selanik-Atina arası ise 4 saat sürmektedir. Feribotu, bir başka ulaşım aracı olarak değerlendirebilirsiniz. Feribotla ulaşım biraz zor olmaktadır. Çünkü Türkiye'den Atina'ya direkt sefer bulunmuyor. Bu ulaşımı cruise gemilerinden alacağınız bir turla gerçekleştirebilirsiniz. Atina gezilecek yerler, sadece sanat ve tarih turizminden ibaret değildir. Popülaritesini sanat ve tarihi turizm merkezlerine borçlu olsa da, çok daha fazlasını Atina'da bulabilirsiniz. En önemli yerlerin tadını çıkararak gezebilmek için Atina'yı ziyaret etmek için en az bir hafta sonu planlamalısınız. Ancak özellikle tarihle ilgileniyorsanız, bölgede günü birlik bir geziye çıkmak istiyorsanız veya sadece şehri daha iyi tanımak istiyorsanız, Atina'da dört veya daha fazla gün geçirmenizi tavsiye edilir. Atina gezi rehberi içerisinde mutlaka ziyaret etmeniz geren yerler şunlardır. - Akropolis - Akropolis müzesi - PhilopapposTepesi - Ares Tepesi - Antik Agora - Sintagma Meydanı - Panathinaic Stadyumu UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Akropolis başta olmak üzere Anafiotika, Plaka, Monastiraki ve Thissio'nun eteklerinde yer alan alanlar, harika Neoklasik yapılar, şık ve geleneksel kafeler ve mağazalar, dar virajlı sokaklar ve Akropolis'in inanılmaz manzaralarına ev sahipliği yapan Atina, küçük Ortodoks kiliseleriyle de oldukça güzel bir şehir. Atina'nın en iyi manzarasını görmek için Lykavittos Tepesi'nin zirvesine gidin. En tepede bütün şehri, Pire Limanını ve açık bir günde Aegina Adası ile Peloponnese'yi görebilirsiniz. Oradaki kafelerde bir şeyler içip St. George Şapeli'ni ziyaret edebilirsiniz. Antik Agora'da en iyi korunmuş antik Yunan tapınağı olan Hephaestus Tapınağı'nı, yeniden inşa edilmiş eski bir yapı olan agoranın müzesi olan Attalos Stoa'yı göreceksiniz. Agora'dan Akropolis'e doğru yürüyebilirsiniz. Agora'nın uzantısı ise Roma Forumu. Ayırca Syntagma Meydanı ve Atina'nın antik mezarlık alanı olan Kerameikos'u da mutlaka görün. Olympian Zeus Tapınağı, Panathinaiko Stadyumu, Lycabettus Tepesi ise kentin görülmesi gereken tarihi dokuları. Parnitha Milli Parkı, Atina Ulusal Bahçesi, Aeropagitou Caddesi, Atina Tepeleri ve Ulusal Arkeoloji Müzesi yakınlarındaki yaklaşık 30 hektarlık Pedion tou Areos yürüyüş için harika yerler. Akropolis, Atina'daki yüksek bir tepede güçlü bir şekilde yükselir. Yunanistan'ın en önemli antik arkeolojik alanlarından biridir ve Atina'nın simgesidir. Akropolis, 1986'dan beri UNESCO Dünya mirası listesinde. Her yıl 3 milyondan fazla insan bu mimari şaheseri ziyaret ediyor. Mümkünse sabah saatlerinde ziyareti gerçekleştirmeniz tavsiye edilir. Aksi takdirde, kalabalığın arasında kaybolabilirsiniz. Ayrıca öğle saatlerinde sıcaktan bunalabilir, ziyaretinizi eksik tamamlayabilirsiniz. Akropolis'in eteğinde bulunan Akropolis Müzesi, yılda beş milyon ziyaretçi ile Atina'nın en popüler ve görülmeye değer müzelerinden biridir. Mevcut bina 2009 yılında açıldı ve farklı yaşlara ve sergilere ayrılmış dört kattan oluşuyor. Akropolis'in güneybatısında, 147 metre yüksekliğindeki Philopappos Tepesi ya da Türkçe adıyla İlham Perileri Tepesi bulunur. Gölgeli ağaçlar sizi kısa bir mola vermeye davet eder. Tepenin doğu tarafında, halk arasında Sokrates hapishanesi olarak bilinen iki kaya mağarasını bulacaksınız. Ancak antik odaların asıl amacı bilinmemektedir. Tepeden Akropolis'in ve şehrin geri kalanının yanı sıra çevredeki dağların ve denizin mükemmel manzarasını seyredebilirsiniz. Philopappos tepesini Atina gezilecek yerler arasına mutlaka almalısınız. Tarihi öneme sahip bir diğer tepe ise Ares tepesidir. Antik çağda, Areopagus adını da taşıyan yüksek konseyin toplanma yeriydi. Bugün bile, Yunanistan'daki en yüksek mahkemeye bu isim verilmiştir. Ancak kalıntılar artık kayanın üzerinde değildir. Adalet sarayında sergilenmektedir. Yine de, Akropolis'in manzarası nedeniyle kayaya bir ziyaret önerilir. Ancak tırmanırken dikkatli olun, çünkü pürüzsüz taşlar çok kaygan olabilir! Akropolis veya Philapappos Tepesi'nden çok uzakta olmayan Antik Agora, ona çok yakın olan Roma Agorası ile karıştırılmamalıdır. Antik çağda Atinalıların tüm kamusal yaşamı 2500 yıllık pazar meydanında geçermiş. Aynı zamanda bir ticaret merkezi, tartışmalar ve seçimler için bir buluşma yeri ve diğer vatandaşlarla tanışmak ve yeni bağlantılar kurmak için bir sosyal platformdu. Agora bir zamanlar 30'dan fazla yapı barındırıyordu ve bunlardan ikisi bugün hala korunuyor. Antik Agora'yı mutlaka ziyaret etmelisiniz. Burada insanlar kendilerini başka bir zamanda yaşıyormuş gibi hissederler ve ayrıca burada antik Yunan'daki günlük yaşamın izini sürebilirsiniz. Syntagma Meydanı, Atina'nın merkez meydanıdır ve hem turistler hem de yerliler için popüler bir buluşma yeridir. Ayrıca Atina Noel pazarı gibi çeşitli etkinlikler de burada gerçekleşmektedir. Meydan, adını Kral Otto'nun bir ayaklanma sonucunda anayasal monarşiye rıza gösterdiğini açıklamasıyla almıştır. Burası aynı zamanda Atina'nın ana alışveriş caddelerinden biri olan ve çok sayıda tasarımcı mağazasının yanı sıra daha uygun fiyatlı mağazaların sıralandığı Ermou Caddesi'nin başladığı yerdir. Alışveriş havasındaysanız Ermou Caddesi'nde emin ellerdesiniz. Panathinaiko stadyumu, şehir merkezinin kenarında yer almaktadır. İlk modern Olimpiyat oyunları 1896'da burada gerçekleştirilmiştir. Antik stadyumun temelleri üzerine inşa edilmiş ve beyaz mermerden yapılmıştır. Atina Maratonu'nun sporcuları, 1982'den beri maratonu her yıl burada bitirir ve tribünlerde binlerce kişi tarafından alkışlanır. Antik çağ ve etkisi nedeniyle müzeler ve galerilerle dolu Atina'da Ulusal Arkeoloji Müzesi, Yeni Akropolis Müzesi, Benaki ve Kiklad Sanatı Müzesi, Agora Müzesi ile Kanellopoulos ve Halk Sanatları Müzeleri bunların başlıcaları. Yunanistan'ın en önemli sanat kurumlarından biri olan Ulusal Sanat Galerisi'ni de fırsatınız varsa mutlaka ziyaret edin. Yunan mutfağı çok çeşitlidir ve bu yüzden Atina veya Yunanistan'da mutlaka denemeniz gereken yemekler vardır. Popüler pide dönerinin yanı sıra, ızgaradan başka birçok spesiyal bulunur. Souvlaki, \"küçük şiş\" veya \"şiş\" olarak tercüme edilir. Bifteki, ayrıca balık çipura veya ızgara sardalya gibi yemekler yaygın olarak yenir. Popüler bir başlangıç olarak, pirinçle doldurulmuş asma yaprakları olan dolmadakia önerilir. Patlıcanlı ve kıymalı güveç musakka ve erişteli güveç pastitsio çok lezzetli yemeklerdendir. Tabii ki vejetaryenler de aç kalmak zorunda değiller. Gemista ve Briam tavsiye edilir. Taverna Bairaktaris, 1879'dan beri Yunan mutfağından birçok tipik yemek sunmaktadır. Sokak lezzetlerine meraklıysanız çok daha ucuz olan ve sizi doyuran (yaklaşık 3 avroya mal olan) inanılmaz lezzetli pide dönerlerini sorabilirsiniz. Oi Filoi, lezzetli yemekler sunan popüler bir kafe olarak hizmet vermektedir. Aponisos adlı balık lokantası balık severlerin mutlaka uğraması gereken bir balık lokantası olarak göze çarpıyor. Atina sokaklarında birçok hediye alma imkanı sunan hediyelik eşya dükkanı mevcuttur. Alınacak ilk hediye Yunanistan'ın milli içkisi Uzo'dur. Bunun dışında antik Yunan'da giyilen sandaletler, mermer heykeller ve yine antik Yunan vazoları satın alınabilecek hediyeler arasındadır. Enstrüman çalmaya meraklıysanız Yunanistan'ın milli çalgısı Bouziki'yi hediye olarak satın alabilirsiniz. Atina zengin tarihinden dolayı genel olarak, antikalar, müze reprodüksiyonları, nakış, halk sanatı ve Yunan tarzı atıştırmalıklar ve içecekler gibi özel ürünler satan çok sayıda antika dükkanına sahip. Kentin alışveriş merkezleri ise, Athens Heart, Athens Metro Mall ve Attika. Çok sayıda hediyelik eşya dükkanı bulunan Atina'nın bir bölgesi olan Plaka, sokaklarda mal satan çok sayıda satıcısı ve sokak sanatçılarına ev sahipliği yapıyor. Atina'nın tüm alışveriş bölgeleri içerisinde en ünlüsü olan Kolonaki'de ise en iyi markaları, lüks kahve dükkanlarını, pahalı butikleri bulabilirsiniz. Bir yaya caddesi olan The Ermou Walkway ile Monastiraki Meydanı'nda yer alan Monastiraki Bit Pazarı'nda ise aklınıza gelmeyecek çeşitli hediyelikleriyle ünlü. Atina Gece hayatı çok renkli ve eğlenceli bir şehirdir. Merkezde birçok kafe, bar ve eğlence merkezleri bulunmaktadır. Günün yorgunluğunu atmak ve Philopappos tepesi manzarası eşliğinde içkinizi yudumlamak isterseniz, sizin için en ideal mekan A Liar Man olarak önerilebilir. İçkimin yanında leziz bir yemek tercihinde bulunmak isterseniz Azul sizin için en ideal mekan olarak gözüküyor. Bolux cafe, Atina'nın banliyösünde ve sahile yakın çok şık bardır. Cafe-Bar Mousa çok hoş bir atmosfere sahip ve kokteylleri ile ünlüdür. Red Lion Pub, Atina'daki türünün en eski mekanlarından biridir. Günün yorgunluğuna rağmen hala enerjinizi koruyorsanız Atina merkezde sabahın ilk ışıklarına kadar açık olan gece kulüpleri vardır. DJ performans sanatçıları burada hip-hop müziği eşliğinde misafirlerine eşsiz bir gece yaşatırlar. Atina her yıl, yüzlerce, binlerce yerli ve yabancı ziyaretçiyi bir araya getiren farklı bir dizi etkinlik ve festivale sahne oluyor. Bunların en önemlileri Art-Athina, Athens Photo Festival, International Comics Festival, Athens Epidaurus Festival, Rockwave Festival, Athens Open-Air Film Festival, Athens Technopolis Jazz Festival, August Full Moon Festival, Athens International Film Festival ve Athens Book Fair. Efsaneye göre şehir, adını tanrıça Athena'dan almıştır. Atina şehrinin yerleşim tarihi yaklaşık 7500 yıl öncesine kadar, yani Neolitik Çağ'a kadar uzanıyor. Demokrasinin beşiği olarak kabul edilen şehir, antik çağlardan beri önemli bir kültür merkezi olmuştur. 1985 yılında Atina ilk Avrupa Kültür Başkenti seçilmiştir. Atina yaklaşık 3,9 milyon nüfusa sahiptir. Atina'yı üç taraftan dağ sıraları çevreler ve bu nedenle Yunanistan'ın en sıcak ve kurak bölgesi olarak bilinir. Yaz aylarında, gündüz 45 dereceye kadar sıcaklıklara ulaşılır. Bu nedenle, şehri ziyaret ederken Temmuz ve Ağustos aylarından kaçınmanız önerilir. Görülecek yerlerin çoğu eski şehirde bulunduğundan, yürüyerek pek çok konuma ulaşabilirsiniz. Yorgun düşmeniz halinde otobüs, tramvay veya metroya binebilirsiniz. Tek kişilik bilet fiyatı, 90 dakika geçerli olmak üzere 1,40 Euro'dur. 4,50 Euro'ya 24 saatlik bir bilet de mevcuttur. Buna ek olarak, Atina'da taksiye binmek oldukça ucuzdur ve bu nedenle bir cazibe noktasından diğerine ulaşmanın başka bir alternatif yoludur. Ancak yoğun trafiği mutlaka hesaba katmalısınız."} {"url": "https://dijitalgezgin.com/balkan-turu-ilk-yurt-disi-seyahatim", "text": "- Gün: İstanbul, Üsküp - Gün: Üsküp, Ohrid - Gün: Ohrid, Struga, Ohrid - Gün: Ohrid, Tiran, İskodra - Gün: Sv. Stefan, Budva, Kotor, Mostar - Gün: Mostar, Saraybosna - Gün: Saraybosna, Belgrad - Gün: Belgrad, İstanbul - Üsküp - Rumeli Balkan Gecesi - Ohrid - Makedon Gecesi - St Naum & Resne-Manastır Turu - Saraybosna - Umut Tüneli ve VreloBosna Turu Ekstra gezilerin sadece bi' tanesine katıldım, nedeni ise hem saatlerin çok sıkışık olması hem de daha sonra tekrardan bu ülkelere geldiğimizde keyifimizce daha rahat bir zamanda gezme fikriydi. Çektiğim güzel anıların fotoğrafları ile günbegün anlatacağım birazdan deneyimlerimi. Bu arada bu güzel yolculukta bana eşlik eden Abbas Kılıç'a teşekkür ederim. Kendisi dayımdır ama her zaman iki dost gibiyiz, olmaya da devam edeceğiz. Seviliyorsun cancağızım. Yeni İstanbul Havalimanı'dan Üsküp'e Türk Hava Yolları ile yolculuğumuz başladı. Genel tur ücretini düşündüğümde konaklama, THY ile yolculuk ve diğer detayları işin içine katınca fiyat/performans açısından çok iyiydi. Muhtemelen kendimiz gitsek bu fiyatın yarısını belki sadece gidiş/dönüş için uçak biletlerine verebilirdik. Her neyse, fena olmayan bi' uçak kahvaltısı ve rahat bir uçuşun ardından Üsküp'e geldik. Üsküp Büyük İskender Havalimanı'nından Üsküp merkeze yolculuk yarım saat civarı sürüyor. Üsküp'ün o tarihi dokusunun güzelliği içinde epey bi' yürüdük. Her zaman böyle yapıları görünce kendi adıma en üzüldüğüm nokta bizim ülke olarak mimari eksiğimiz. Ne tarihi dokumuza sahip çıkabildik doğru düzgün ne yeni yapılan binalarda estetik standardı belirledik... Umarım gelecek zamanlarda bunlar düzelir. Çünkü sadece Üsküp değil birçok Avrupa ülkesinde bu tarihi doku şehrin ruhunu çok güzel bir şekilde yaşatıyor. Makedonya Meydanı denilen bu alan Üsküp'ün kalbinin attığı bölge. Bir yanında Vardar Nehri akan meydan adeta tarihi doku ile harmanlanmış bir güzellik abidesi. Büyük paralar harcanarak yapılan bu heykeller yanlış hatırlamıyorsam büyük desteklerle yapılmış ve şehrin tarihi geçmişi için inşa edilmeye devam edecek. Yeni binaların yapımı ve bazı yerlerin restorasyon işlemleri de hala devam ediyor. Tarihi çarşıya gitmeden ve yemek molası vermeden önce bu güzel meydanda epey bir vakit geçirdik. Ülkenin etnik gruplarının yansımasının aksine sanki bu coğrafyada yaşamış önceki uygarlıkların ve halkların hissiyatı verilmek isteniyor gibi de gelmedi değil. Yıllarca burada yaşamış Osmanlı'dan çok fazla iz göremedim açıkçası. Daha çok Avrupa'nın Orta Çağ hissiyatını bana verdi. Sadece binalar değil, özenle hazırlanmış heykeller ve peyzaj çalışmaları meydanın ve şehrin dokusunu çok güzel yansıtıyor. Bol bol fotoğraf çekip, şehri izleyebildiğim kadar izledim. Belki gördüğüm en güzel yer değildi ama gittiğim en güzel yerlerden biriydi burası. Bu meydanı kesen Vardar Nehri üzerinde sıralanmış çok güzel kafeler, barlar ve restoranlar var. Özellikle akşamları şehrin kalbi burada atmaya devam ediyor. Özellikle diğer Avrupa ülkelerine oranla burada hayat epey ucuz. Bunu şöyle özetleyebilirim; bu yazıyı yazdığım sıralar 1 Türk Lirası eşittir 7,30 Makedonya Dinarı. Kur böyleydi ki benim gittiğimde 1 Türk Lirası, 9.5971 Makedonya Dinarı'na eşitti. Bu nedenle Türkiye'den gidecek için gayet ucuz bir şehir. Şehri ikiye bölen Vardar Nehri üzerinde bir Osmanlı köprüsü olan Taşköprü geçiyor. Bu köprünün diğer adı ise Fatih Sultan Mehmet Köprüsü. Ortak tarihimizin buluştuğu noktalardan birisi de bu köprü. Bu köprü ile şehrin diğer bölümüne geçiyorsunuz. Burada yine yeni yapılar var ki yukarıda bahsettiğim Kuzey Makedonya Arkeoloji Müzesi burada bulunuyor. Tarihi Türk Çarşısı'na da buradan geçiyorsunuz. Bu çarşıda farklı kültürden restoranlar ve çeşitli hediyelik dükkanlar var. Biz de artık günün ortası gelmişken epey meşhur olan Destan'da köftemizi yedik. Gerçekten harika bir tadı var, ayrıca tüm çalışanlar Türkçe biliyor ve Müslüman olan insanların rahatça yemek yiyebileceği bir yer. Bu çarşı yine Osmanlı döneminden kalma ve şehrin en güzel renklerinden birisi. Birçok ara sokağı, içinde kaybolduğunuz yolları ile inanılmaz güzel bir yer. Ayrıca burada Osmanlı döneminden kalan bir de kervansaray bulunuyor. Kurşunlu Han olarak bilinen bu kervansarayın tarihi 16. yüzyıla kadar dayanıyor ve dokusu ile insanı mest ediyor adeta. Şimdi hemen hemen popülerliğini kaybetse de gördüğüm kadarıyla turistlerin uğradığı bir yer. Yine buradaki çayevlerinde güzel bir Türk çayı içebilirsiniz. Alışveriş ve yemek sonrası ise şehrin güzelliğini yaşamaya devam etmek gerek tabii ki. Buranın bir yukarısında Üsküp Kalesi bulunuyor. Bu kale Roma döneminden kalma ve MS 6. yüzyıl gibi bir tarihe dayandığı söyleniyor. İnanılmaz bir geçmişi var ve kale hala çok güzel. Buranın üzerinde yaşamış ve göçmüş milyonlarca insanı bana hissettiriyor. Öğleden sonrasında ise otele geçmeden Üsküp'te bol bol gezmeye devam ettik. Özellikle akşamları meydan özel ışıklandırmalar ve sokak lambalarının renkleri ile bambaşka bir hal alıyor. Yaz akşamları insanlar burada kafelere, barlara giderken kimileri de sokaklarda ve nehir kenarında yürüyüş yapıyor. Bizde hem güzel bir akşam yemeği yiyip hem de güzel bir şeyler içip akşamın keyfini çıkardık. Turun en negatif tarafınlarından birisi istediğimiz kadar zamanı istediğimiz yerlerde geçirememek oldu. Örneğin müzeleri ve bazı yerleri gezemedik. Tabii bunun çok da büyük bir önemi yok, gelecek yıllarda tekrardan Üsküp'e gitmeyi planlıyorum ve o zaman daha geniş bir zaman diliminde bunları görme fırsatım olacaktır. Sabah kahvaltı sonrası Makedonya'nın en büyük ikinci şehrine yolculuğumuz başladı. Bitola yine tarihi bir şehir dokusuna sahip ve turistlerin uğrak yerlerinden. Bu şehrin bizim için en önemli anlamlarından biri ise Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün buradaki Manastır Askeri İdadisi'nde eğitim alması. Bu bina müze olarak aktif durumda ve ben de burayı görme şansına eriştim. Çok güzel bi' şekilde korunmuş ve dönemine ait bir çok eser burada sergileniyor. Şehrin içinde gezerken yemek yemek için birçok mekan şansınız var ve çoğu mekan gayet kaliteli. Akdeniz mutfağı burada fena olmayan bir şekilde sunuluyor. Öğle vakti yediğim pizza belki en iyi deneyimim değildi ama gayet iyiydi. Restoranın adı Korzo'ydu. Servisin yavaşlığını hala unutamıyorum bu arada :). Buranın kalbi ise üstteki fotoğrafta göreceğiniz Şirok Sokak. Kafeler, barlar ve alışveriş yapabileceğiniz dükkanlar burada. Yine mimarisi ile gözalıcı bir güzelliğe sahip bir sokak burası. Araç trafiğine kapalı olduğu için insan trafiği özellikle çok fazla. Üsküpte gördüğümüz heykelleri belki Üsküp'teki kadar göremesek de Bitola'da da birçok heykel mevcut. Ayrıca saat kulesi ve Osmanlı döneminden kalan bir çok tarihi eser burada mevcut. Uzun bir sokak yürüyüşünden sonra insan yoğunluğu azalıyor ve buranın en önemli noktalarından birine varıyoruz. Az önce belirttiğim Mustafa Kemal Atatürk'ün eğitim aldığı idadi bu sokağın sonunda. Burada Osmanlı ve daha öncesi dönemlere ait bir çok eserin sergilendiği ufak bir müze de oluşturulmuş. Hem duygusal açıdan hem görsel açıdan güzel anılara sahip bir mekan. Buradan bazı fotoğrafları paylaşmak çok mutluluk verici. Tabii tüm müzeyi burada göstermem mümkün değil ama birkaç güzel fotoğrafı size göstermek istiyorum. İdadiyi de gezdikten sonra bir sonraki durağımız için yola çıkıyoruz. Buradan sonraki hedefimiz Makedonya'nın en güzel noktası Ohrid. Ancak Ohrid yolculuğu sırasında bizi enteresan bir tarihi konağa götürdüler. Bu konak bir Osmanlı askeri Resneli Niyazi Bey'e ait. Niyazi Bey bir İttihat ve Terakki Cemiyeti üyesi ve Osmanlı-Yunan savaşında önemli işler yapmış Osmanlı askeri, döneminin ünlü şahsiyetlerinden de birisi. Kendisi ile ilgili öykülere internetten de erişebilirsiniz. Enteresan bir yaşam öyküsü var, tıpkı konağı gibi. Bir gün Ahmed Niyazi Bey, Paris'te yaşayan bir arkadaşından kartpostal alır ve kartpostalın üzerinde çok şık bir konak vardır. Ahmed Niyazi Bey bu konağı çok beğenir ve benzer bir konak yaptırır kendisine ama ne yazık ki Arnavutluk'ta uğradığı bir saldırı sonucu hayata gözlerini yumar ve bu sarayı göremez. Düşündüğünüzde kendi dönemine göre gayet başarılı bir eser. Ya inanır mısınız bilmiyorum ama belki dünyanın en güzel 10 yerinden biridir. Öyledir diyemiyorum çünkü göremediğim çok yer var. Ancak inanılmaz güzel bir dokusu olan bir şehir Ohrid. Hatta Ohrid için \"Cenetten bir köşe\" diyenler varmış. Ohri Gölü'nün etrafına inşa edilmiş, tarihi geçmişi ile ülkenin en güzel noktalarından biri olan Ohrid'e akşam üstü vardık. UNESCO'nun kültür mirasları listesinde bulunan bu şehir, birçok kilise, tarihi mekan, hisar ve daha fazlasına sahip. Orta Çağ'dan bu yana kalan kiliseler ve şapeller mevcut. Akşam üstü geldiğimiz Ohrid'de ilk önce biraz fotoğraf çekindik, gölün kenarında dinlendik. Ardından göl manzaralı mekanların birinde yemek yedik. Yemek kalitesi fena değildi. Zaten turizm şehrinde buna dikkat ediyorlar. Ayrıca göl manzaraları kafeler ve bistrolar mevcut. Bu kafelerde çay-kahve gibi içecekler haricinde çok güzel tatlı-kek çeşitleri de mevcut. Mutlaka deneyin derim ben! Ohrid'de şehrin içine doğru yürüyüş yaptığımızda her ne kadar Orta Çağ'dan kalan Hristiyanlık eserlerine rastlasak da Osmanlı döneminden birçok eser var. Surlar, evler ve birçok mimari yapı bizim geçmişimizden kalma. Orta Çağ Avrupa mimarisi ile Osmanlı mimarisi iç içe farklı bir tema oluşturmuş. Görülmeye değer gerçekten. Yerli bir rehberin bizi götürdüğü bir kilisenin Noel Baba'ya ait olduğu, döneminde burada hastaların iyileştirildiği, hristiyanlar tarafından kutsal olarak görüldüğü bir kiliseye götürüldük. Değişik bir havası olduğunu söyleyebilirim. Turizm şehri olmasından mütevellit ki şehirde çok fazla şarap ve mücevherat dükkanı var. Makedonya'da şarap kültürü yaygın epeyce. Gelen turistler şarap denemeleri yapıp, farklı şaraplardan satın alıyorlar. Hediyelik eşya ve takı konusunda güzel satışlar yapan yerler de var. Şehrin üst noktalarına çıkarken sağlı sollu kiliselerin dizilmesi çok enteresan geldi, aslında ufak şapeller de diyebiliriz. Biraz ilerledikten sonra burada tarihi bir arenaya rastladık. Rehberin söylediğine göre burası Hristiyanlık öncesi pagan Roma döneminde kullanılan, Hristiyanların katledildiği ve yüzlerce insanın kanının döküldüğü bir yermiş. Kazılar sonucu sonradan keşfedilmiş bir yer. Ne garip değil mi? Koyu bir Hristiyan olan Avrupa'nın zamanında Hristiyan olduğu için insanları arenalar da katletmesi ve ne garip ki şu an bize yakın coğrafyalarda mezheplerinden ötürü katledilen insanlar gibi. Umarım herkes bir gün aydınlanır... Burayı görmek çok üzmüştü beni. Ohrid'in iç bölgelerini gezip, hava kararmadan önce birer kahve içip otelimize döndük. Yarın güzel yerler bizi bekliyordu, dinlenmek gerekiyordu. Son olarak Saint Naum Manastır'ına geldik. Burası Ohrid'in en eşsiz yerlerinden birisi. Dünyada bile eşi benzeri çok az yer vardır. Hristiyanlık dönemi eserleri ile doğanın harika bir birleşmesi adeta. Görsel bir şölen adeta bu yer. Günün yarısını buraya ayırmıştık. Sabah otelde hızlıca bir kahvaltıdan sonra yola çıktık. Bu arada belirteyim hemen hemen her otelin kahvaltısı güzeldi, ETS bu konuda misafirlerine iyi hizmet veriyordu, hep çalıştıkları ve güvendikleri yerlere getiriyorlar, teşekkür etmek lazım. Tabii burada bakış açısı olarak fiyat/performans olmalı. Yine de sonuç kısmında genel olarak yorumlayacağım. Artık güzelim Ohrid'e veda vaktiydi. Otelden ayrıldıktan sonra, güzel bi' kahve molası verdik. Nehir üzerine kurulmuş bu tatlı kafede biraz soluklandıktan sonra yolumuza devam ettik ve öğle sıralarında çok fazla kalmadığımız Tiran'a geldik. Tiran, Arnavutluk'un başkenti. Başkent olması hasebiyle birazcık o bürokrasi havası şehirde mevcut. Tarihteki çeşitli acı olayların izlerini taşıyor. Örneğin eski baskıcı liderinin anıtına karşı saldırı yapılmış ve epey hasar verilmiş. Hatta hasarlı hali hala duruyordu. Sanırım insanlar unutmak istemiyor bazı şeyleri. Burada şehir içinde biraz yürüyüş yapıp, şehri gezdik ve ardından öğle yemeği için mekan baktık. Açıkçası çok içimize sinen bi' yer bulamadık ama yine de ortalama bi' mekanda öğle yemeğimizi yedik. Servis çok yavaştı, ayrıca lezzet de vasattı. Sanırım bu tur boyunca en kötü yemek deneyimim burada olmuştu. Yemeğin ardından İskodra'ya yolculuk için seyahatimiz devam etti. Akşam üzeri İskodra'ya vardık. Epey yorgunduk ama günün geri kalanını kaybetmemek için valizlerimizi otele yerleştirdikten sonra hemen bi' taksi çağırdık ve Rozafa Kalesi'ne doğru yola çıktık. Tabii gelirken nereye gidebiliriz diye öncesinde bi' bakmıştık ve tarihi dokusundan ötürü burası bizi cezbetmişti. 🙂 Kapanmasına az bi' süre kalmıştı ama sanırım en güzel saatinde kaleye ulaştık. O kadar güzel bir manzara vardı ki, kelimelerle anlatamam. Belki bir saat boyunca manzarayı izledik, hava biraz serindi. Kaleyi gezdik ve artık akşam karanlığı bastırınca kalenin kapanma saatinde buradan ayrıldık. Ardından şehir merkezine döndük, zaten otelimiz şehir merkezindeydi ve ortalama kalitede, iyiydi. Buranın sokakları çok şıktı, güzel planlama yapılmıştı. Biraz mağazalarda ve sokaklarda gezdikten sonra güzel bi' akşam yemeği gibisi yoktu açıkçası. Bol bol fotoğraf çekip, kütüphaneleri, kiliseleri ve birçok tarihi mekanı görme şansımız oldu. Çok güzel fotoğraflar çektim ama tabii hepsini paylaşma şansım yok. Bu güzel şehirdeki tatlı vakitten sonra Kotor'a doğru yola devam ettik. Ben Ohrid'ten sonra bu kadar güzel şehir göremeyiz demiştim ama en az o kadar güzel bir şehir olan Kotor'u görünce şaşkına döndüm. Bir liman şehri misali deniz kenarına kurulmuş, canlı ve harika bir şehir. İnsanın yaşayabileceği tarzda, güzel, çok güzel bir şehir burası. 1350 basamaklı ve 300 metre kadar uzanan bir yolculuğu göze alarak St John Kalesi'ne çıkmaya karar verdik. Havanın sıcaklığından ötürü de çok yorulduk ama zirveye çıktığımızdaki manzara her şeye değerdi elbette. 9. Yüzyıl eseri olan bu kalede harika anılar biriktirdik tabii. Burada geçirdiğimiz güzel zamandan sonra aşağıya inip şehirde dolaştık. Yediğim en güzel dondurmalardan birini ve hamur işi ürünlerini burada yedim. Çok lezzetliydiler cidden. Akşam üstü Mostar'a yolcuğumuz başladı. Bosna Hersek'in en güzel şehirlerinden birisi Mostar, Osmanlı dönemini de görmüş, geçmişi derin bir şehir. Şehrin tam ortasından Neretva Nehri geçiyor ve üstünden insanların atladığı ve çeşitli yarışmaların düzenlediği bir köprü var. Bu köprü şehrin en yoğun yerlerinden. Bolca Osmanlı dönemi yapısı görebileceğiniz şehirde hiç yabancılık çekmeyeceksiniz, Türkiye esintileri var. Zaten Bosna Hersek'in nüfusunun yarısı neredeyse Müslüman ve çok sayıda Türk burada yaşıyor. O nedenle hem yemek kültürü hem yaşantı bizden uzak değil. Çeşitli hediyelik eşyalar alıp, şehrin içinde kaybolduktan sonra dondurmalarımızı alıp Saraybosna'ya doğru yola çıktık. Yolda rehberimizin tavsiyesi ile kuzu çevirme yapan bir restoranda mola verdik. Odun ateşinde yapılan bu kuzular lokum gibiydi gerçekten. Çok lezzetlilerdi, ayrıca o dönemki dolar kurundan ötürü de çok uygundu. Bosna Hersek'te fiyatlar Türk misafirler için genel olarak iyiydi. Öğleden sonra geldiğimizde havanın gayet güzel olduğu Saraybosna bizi bekliyordu. Şehir yine Osmanlı dönemi ve öncesi dönem eserleri ile dolu. Osmanlı döneminden kalan, şehrin merkezindeki eski çarşıda bolca vakit geçirdik. Burada Türklerin işlettiği çaycılar, restoranlar ve börekçiler çokça mevcut. Yemediğimiz şey kalmadı, et yemekleri, çeşitli börekler, tatlılar ve daha fazlası. Burada çok fazla Osmanlı dönemi camisi de bulunuyor ve Osmanlı'nın Balkanları kaybetmeden önce son topraklarından birisi de buraydı, belki de son dayanak noktalarından. İnsanların hala Türkiye'ye ve geçmişine olan sevgisi ve saygısı ise muhteşem derecede güzel. Ardından şehrin içinde gezintiye çıktık saatlerce, en sonunda ise kalbimizin her zaman sızlamasına neden olan bir noktaya gittik. Vahşice katledilen ve vatanları için direnen binlerce Bosnalı kardeşimizin anıtlarının olduğu Kovaçi Şehitlik Mezarlığı'na geldik. Aliya İzzetbegoviç'in de kabrine ev sahipliği yapan bu yer binlerce şehidin de yattığı yerdir. Onların kanları sayesinde Bosna'da hala milyonlarca Müslüman ve Türk yaşayabiliyor. Ruhları şad olsun. Akşam üstü ise Belgard'a yolculuğumuz başladı. Gece hayatının aktığı yerlerden birisi Belgrad. Sırbistan'ın merkezi olan Belgrad'ta güzel bi' akşam yemeği yedik ve ardından bir şeyler içmek ve gecenin keyfini çıkarmak için bir pub aradık, sahil kenarında insanların zaman geçirdiği bir çok güzel mekan mevcuttu. Belgard, gelişmiş, büyük bir şehir. Sırbistan'ın başkenti olması nedeniyle de en önemli noktalardan. İnsanların sürekli yaşamın içinde olduğu, özellikle akşamları eğlendiği bir nokta. Burada en çok dikkatimi çeken şeylerden biri de insanların fizikleri. Hem kadın hem erkekler genellikle iri yarı, uzun boylu ve aşırı bakımlılardı. Son günümüzde Sırbistan'da bir çok tarihi kale gezdik. Ayrıca şans eseri de olsa bir Hristiyan düğününe katıldık. Kilise gezimizde bir düğün merasimi vardı biz de buna denk geldik. Çok keyifliydi açıkçası. Nikola Tesla'nın memleketi olan Sırbistan'da Tesla için bir müze yapılmış. Epey yoğun olan bu müzeye girebilmek için saatlerce bekledik ve sonunda buna ulaştık. Çok büyük olmayan bu müze de çeşitli elektrik şovları ve tarihle alakalı bazı gösterimler yapılıyor. Giderseniz uğrayabileceğiniz bir nokta. Artık akşam üstüne yaklaşıyordu saat ve yemek için molamızın ardından birkaç saat şehri keşfe çıktık. Son günümüzde bu şekilde içi dolu geçmişti. İlk yurt dışı gezimi bu şekilde yapmak bana mantıklı gelmişti. Hem birçok şey hakkında fikir sahibi olacaktım hem de birçok yer gezebilecektim. Totalde ödediğimiz paraya oranla çok fazlasını almıştık. F/P olarak çok kaliteli bir geziydi. Tek kötü yanı tur olduğu için çok fazla acele ediyorsunuz ve istediğiniz yerde istediğiniz gibi vakit geçiremiyorsunuz. Bu nedenle mutlaka bu şehirlere tekrar gideceğim ve en güzellerine çok fazla zaman ayırıp daha fazla gezeceğim. Sevgiler."} {"url": "https://dijitalgezgin.com/barcelona-gezi-rehberi", "text": "Sıra dışı mimarisi yapısı, havası, doğası ve kültürel özellikleri ile gezmeyi severlerin yurtdışı seyahatlerinde ilk olarak tercih ettikleri yerlerden bir tanesi Barcelona'dır. Barcelona'ya gelindiği zaman hem etkinlik, hem gezip görülebilecek hem de birbirinden farklı yemekleri ile eşsiz lezzetleri tadabileceğiniz bir yerdir. Aynı zamanda her yaştan insanlara uygun olarak dizayn edilen eğlence kültürü ile hemen hemen herkes burada keyifli vakit geçirebilir. Birbirinden zengin plaj çeşitleri ile deniz severlerin yaz tatilinde gözdesi konumunda olan Barcelona, konaklama ve ulaşım seçenekleri bakımından da oldukça tatmin edici bir yapıdadır. Barcelona'ya tatil amaçlı gitmek isteyen insanlar ilk olarak Barcelona'da ne şekilde vakit geçireceğini, oranın kültürlerini, hangi noktaların gezip görülmesi gerektiğini araştırırlar. Tatilinizin eğlenceli olması ve keşfetmek istediğiniz ülkeyi tam anlamıyla tanımak için o ülkenin en ünlü lokasyonlarını gezerek buralar hakkında bilgi sahibi olmanız gerekir. Barcelona gezi rehberi ile sizlerde Barcelona hakkında detaylı bilgilere sahip olabilir ve tatilinizin en güzel şekilde geçmesine olanak sağlayabilirsiniz. Barcelona nerede? Hangi noktalara yakın ve benzeri sorular gezmeyi severlerin merak ettiği unsurlar arasında yer alıyor. Barcelona, söylentilere göre; Eski dönemlerde bir balıkçı köyü olarak biliniyor. Aynı zamanda Milattan önce Kartacalı Komutan Hannibal'ın babası tarafından kurulduğu söylenen Barcelona, İspanya'ya yakın bir Katalonya topluluğunun sınırları arasında yerini alıyor. Barcelona'nın komşusu olan Fransa'ya uzaklığı yaklaşık olarak 150 kilometredir. Barcelona, yüz ölçümü bakımından değerlendirildiğinde oldukça büyük bir yüz ölçümüne sahiptir. Besos ile LIobregat nehirlerinin büyük bir kısmı Barcelona kısmında yer almaktadır. Barcelona'nın en önemli ticaret merkezlerinden bir tanesi olan Tibidabo Tepesi, Barcelona'nın en kültürel noktaları arasındadır. Turistik bir tepe olan Tibidabo, dünyanın birçok yerinden gelen kişileri misafir ederek turizme büyük bir katkı sağlıyor. Barcelona'nın kuzeyinde kalan Gracia ile Akdeniz bölgesine yakın olan Sants-Monjuic beldeleri başlarda Barcelona ile bağımsız olarak kurulup yerleşim alanı haline gelse de ilerideki dönemlerde Barcelona sınırlarına dahil edilmiştir. Mimari yapıları ile ünlenen Barcelona, düzenli kent yerleşim planlamaları sayesinde kendine hayran bırakıyor. Barcelona hem tarihi hem de kuruluş döneminden bugüne dek birçok kişiyi misafir etmiş ve turizm alanında her geçen gün büyüme kaydetmiştir. Son dönem verilerine bakıldığında büyük ilgi odağı olan Barcelona, gezip görülebilecek en güzel yerlerden bir tanesidir. Tatilinizi alışılagelmiş noktalardan ziyade Barcelona gezi rehberi katkısı ile planlayarak Barcelona'nın en güzel noktalarını görme fırsatı elde edinebilirsiniz. Havayolu ile ulaşım: Barcelona tam olarak 3 farklı lokasyonlarda havalimanına sahiptir. Hem ticari hem de turistik açıdan birçok çalışmalar yapan Barcelona'ya ulaşım için en çok havayolu seçenekleri tercih ediliyor. Barcelona uluslararası kent havalimanı en çok yolcu indiren ve tercih edilen havalimanıdır. Kent merkezine yaklaşık olarak 17 kilometre uzaklıkta bulunan bu havalimanı Barcelona'nın sahip olduğu en büyük ve en yoğun havalimanıdır. Kente uzaklığı yaklaşık olarak 20 kilometre olan Sadabell Havalimanı, Fransa'ya yakın bir konumdadır. Aynı zamanda bu havalimanında uçuş eğitimleri veriliyor ve özel jetler tarafından kullanılıyor. Tren ile ulaşım: Avrupa'da yer alan farklı lokasyonlardan Barcelona'ya ulaşım için tercih edebileceğiniz en kolay ulaşım aracı trendir. Hem hızlı hem de konforlu yapısı sayesinde büyük kolaylık sağlıyor. Yurtdışı seyahatlerine Barcelona'yı eklemek isteyen gezginciler, gezdikleri yerlerden keyif almak ve doyasıya gezebilmek için Barcelona'ya ne zaman gidilir sorusunun cevabını arıyor. Barcelona iklim olarak Akdeniz iklimine sahip bir nokta olmasından dolayı mayıs ve kasım ayına kadar ortalama sıcaklıkların üzerinde seyreder. Yılın geriye kalan süreçlerinde ise güneş ve açık olmaksızın daha yağmurlu zamanlara bırakıyor. Barcelona gezi rehberi, en uygun Barcelona seyahatlerinin eylül, ekim ayında yapılarak ortalama sıcaklıklarda geziden daha fazla keyif almanızı tavsiye ediyor. Park Güell: Barcelona gezi rehberi tavsiyesi olan Park Güell, Unesco dünya mirası listesine girmeye hak kazanmış bir noktadır. Renkli ve eşsiz mimari yapısı ile mutlaka gezip görülmesi gereken bir yer olan Park Güell, her yaştan kişilere hitap ediyor. Park içerisinde; oyun alanları, su parkurları, köprüler, renkli merdivenler ile size geçmişte yolculuk yaptıracak olan bu noktayı Barcelona gezi rehberi rotasına ekleyerek doyasıya eğlenebilirsiniz. La Rambla Caddesi: Kentin en kalabalık noktası olan La Rambla Caddesi, yürüyüş yapmak için ideal bir konumda yer alıyor. Aynı zamanda geniş bir alana kurulu olmasından dolayı rahatlıkla kalabalığın içerisinde gezerek doyasıya alışveriş yapabileceğiniz bir yer olan bu cadde Barcelona gezi rehberi notlarınıza eklemeniz gereken bir yerdir. Casa Batllo: Modern mimari yapısı ile kendisine hayran bırakan Casa Batllo, her yıl binlerce turisti misafir ediyor. Bu yapı oldukça gösterişli renklerin cümbüşü ile oluşmuş bir yapıdır. Yapının pencereleri klasik pencerelerden uzakta bir görünüm sunmakla birlikte, hobbit evlerine benzer yapısı ile de dikkat çekiyor. Sizler de Barcelona gezi rehberi içerisine Casa Batllo dahil ederek güzel bir gezi programı oluşturabilirsiniz. - Barri Gothic - Sagra da Familia - El Born Bölgesi - Casa Mila - La Boqueria - Poble Espanyol - Port Vell - Picasso Museum - Barcelona Museum - Montjuic Barcelona bölgesine binlerce turist gelmesi ve her birinin eğlence anlayışı birbirinden farklı olmasından dolayı Barcelona'da ne yapılır? Eğlence sektörü nasıldır gibi konular en çok araştırılan konulardan bir tanesidir. Barcelona'da yapabileceğiniz birçok aktiviteler arasında ilk olarak tarihi bölgeleri gezmeniz tavsiye edilir. Barcelona gezi rehberi rotanıza mutlaka müzelere yer vermenizde fayda vardır. Barcelona plajları oldukça ünlüdür ve sizler yaz döneminde tatil programı yapıyorsanız mutlaka plajına gidin. Eğlence sektörü arasında en çok tercih edilen konser etkinliklerine Barcelona'da katılın. Küresel lezzetleri arasında yer alan Tapas'ın tadına bakın. Barcelona'da ulaşım için herkesin tercihlerine uygun olan seçenekler mevcuttur. Öncelikle en çok tercih edilen ulaşım seçenekleri uçaklardır. Ancak, şehir içi rotanızda Aerobus A1 ve A2 hatlar kullanılıyor. Oldukça cüzi rakamlara binebileceğiniz bu ulaşım hatları ile Barcelona'nın en ünlü lokasyonlarına gidebilirsiniz. Tapas ve paella İspanya'ya özgü bir lezzet olan ve tüm dünya tarafından bilinen bir yemektir. Ancak tapas, her ne kadar yemek olarak bilinse de içki ile tüketilebilecek bir atıştırmalık türüdür. Aynı zamanda gazpacho çorbası da buranın en ünlü çorbası olarak biliniyor. Kahvaltı olarak da burada yaygın olan bir kültür olan kahve ve kruvasan kahvaltıların vazgeçilmez ürünüdür. Barcelona gezi rehberi rotanızda Barcelona'nın en ünlü mekanlarını tercih ederek buranın lezzetlerini keşfedebilirsiniz. Barcelona gezi rehberi içerisinde eklenecek olan en önemli başlıklardan bir tanesi Barcelona'da alışveriş seçenekleridir. Her bütçeye ve her zevke uygun olan birbirinden farklı ürün seçenekleri ile aradığınız tüm her şeyi bulabileceğiniz AVM, pazar, cadde üzeri mağazaları ile hediyelik alışverişi yapabilirsiniz. Birçok popüler markayı barındıran caddeleri ile ihtiyacınız olan tüm ürünleri burada bulabilir ve aynı zamanda 90 EUR ve üzeri alışverişleriniz için havalimanında gümrük belgesi alarak vergiyi iade alabilirsiniz. Her türlü eğlence kültürünü barındıran Barcelona gece hayatı her kesimden kişilere hitap ediyor. Sakin ve dingin bir akşam geçirmek isteyenler için uygun olan Gotik mahallede yer alan ara sokakları tercih ederek dilediğiniz kadar eğlenebilirsiniz. Tematik partilerin kurucusu olan Barcelona'da, her pazartesi ve Salı Opimum Bar, Apolla Barda yerinizi ayırtarak bu partilere katılım sağlayabilir ve saatlerce eğlenebilirsiniz. Bar ve eğlence dışında gösteri tarzı bir eğlence rotası oluşturmak için Flamenko gösterilerini izleyebilirsiniz."} {"url": "https://dijitalgezgin.com/bavul-hazirlatan-20-gezgin-filmi", "text": "Her film, bir yolcuğu konu alır esasında. Ancak bazı filmler vardır ki, yolculukların ne kadar keyifli ve aksiyon dolu olduğunu bizlere kanıtlar. Bu tür filmler, izleyiciye bavul dahil hazırlatır. Bu nedenle sizler için 20 gezgin filmi tavsiyesini derledik. Gelin sırasıyla göz atalım. Romantik komedi türündeki bu film, oldukça komik sahneleri ile hem gezgin filmi hem de komedi filmi olarak izlenebilir. Frances Mayes, San Francisco'lu bir yazardır. Harika giden hayatı, ani bir gelişme ile yıkılır. Verdiği bir parti sırasında, ondan nefret eden yazarlardan birisi kocasının aldattığı haberini verir. Frances, bu haber sonrasında boşanma kararı alır. Boşanma süreci ise tam bir felakettir. Bu süreç sonlandığında yazmaya küsen Frances, bir türlü kendini toparlayamaz. En yakın arkadaşlarından biri olan Patti, onun bu durumuna içerlenir ve tatile çıkması için onu ikna eder. Frances için bu tatilin anlamı büyüktür. Tatil ile birlikte hayatına yeni bir sayfa açmaya çalışan yazar, dileklerini gerçekleştirmek için bu tatil yolculuğunda zorlu bir süreçten geçer. Romantik komedi türündeki filmin başrol karakterini Diane Lane oynamıştır. Dr. Fred Jones, balıkçılık konusunda ustalaşmış biridir. Pek çok balık türü hakkında bilgi sahibi olan Fred, Yemenli bir şeyhin Yemen'de somon yetiştirme teklifini çürütmek için inanılmaz bir çaba gösterir. Ancak diplomatik sorunlar, onun bu sürece dahil olmasına neden olur. Proje boyunca kendi iç hesaplaşmasını yapmaya başlayan Fred, monotonlaşmış hayatını sorgulamaya başlar. Romantik komedi türündeki filmin başrol karakterini, Ewan McGregor oynamıştır. İkinci Dünya Savaşı'nda ülkesinden kaçan Avusturyalı Heinrich Harrer, Himalayalar'a gider. Geride bıraktığı çocuğunu düşünen Harrer, bu yolculuk sırasında Tibet'e yakın bir yer olan Lhasa'ya ulaşır. Bu yasak bölgede, Dalai Lama adındaki kutsal liderle tanışır. Ancak bu lider henüz çocuk yaşındadır. Ortama adapte olmaya çalışan Harrer, bu süreçte Tibet toplumunun Çin tarafından uğradığı zulme şahitlik eder. Dalai Lama ise halkının bu durumdan kurtulması için Harrer'dan yardım ister. Bu nedenle kendini geliştirmek ve eğitmek amacıyla Avusturyalı Heinrich Harrer'dan destek bekler. Macera ve biyografi türündeki bu filmin başrolünü ünlü oyuncu Brad Pitt üstlenmiştir. Ben Tyler, genç bir ilkokul öğretmenidir. Bir gün, vücudundaki kanser nedeniyle sadece 2 yıl hayatta kalabileceğini öğrenir. Bu haber üzerine hayatını dolu dolu yaşamak isteyen Ben, bir motosiklet alarak Toronto'dan Vancouver'a doğru seyahate çıkar. Bu seyahatten önce her şeyini geride bırakan genç öğretmen, yolculuk boyunca yaklaşık olarak 4 bin 500 kilometre yol kat edecektir. Seyahat sırasında hayata olan bakış açısı değişen genç öğretmen, geçmişindeki korkularla yüzleşerek yolcuğun onu değiştirmesine de müsaade eder. Dram ve macera türündeki bu filmin başrol karakterini, Joshua Jackson üstlenmiştir. Cheryl, zor dönemlerden geçmektedir. Yaşadığı hayattan memnun olmayan Cheryl, hayatını sorgulamak ve geçmişteki hatalarını fark edebilmek adına uzun bir yolculuğa çıkar. Bin milden uzun olan bu yolculukta, bazen geçmişindeki hataları fark ederken bazen de kendi ile hesaplaşır. Bu durumlar, onun neden yolculuğa çıktığını da sürekli olarak kendisine anımsatır. Hayatında yeni bir sayfa açmaya kararlı olan Cheryl, bu uzun yolculuğu tamamlamak için elinden gelen her şeyi yapmaya hazırdır. Macera ve biyografi türündeki bu filmin başrolünü, Reese Witherspoon üstlenmiştir. Sıradaki gezgin filmi diğerlerinden biraz daha farklı. Tom, Amerikalı bir doktordur. Oğlunun Camino de Santiago'da yürürken çıkan bir fırtınada kaybetmesi üzerine, cenazeyi almaya gider. Bu sırada, geri dönmeyi düşünmeden yolculuğa da devam etme kararı alır. Çünkü oğlunun yarım bıraktığı bir yolu kendisi tamamlayarak onun vazifesini yerine getirmek ister. Ancak bu yol, onu derinden etkileyecektir. Zira yolculukta yalnız başına değildir. Olayları duyan ve dünyanın dört bir yanından gelen insanlar, Tom'a bu yolculukta eşlik ederler. Her biri farklı hayat hikayesine sahip olan insanlar, Tom ile birlikte hayatı yeniden sorgular. Oldukça dramatik olan bu filmin başrolünü, ünlü oyuncu Martin Sheen üstlenmiştir. Gezgin filmi olarak sunabileceğimiz en iyi eserler arasında yer alan Easy Rider, iki motosikletlinin yolculuğunu ele almaktadır. Amerika'nın güneyine doğru yola çıkan bu iki gezgin, yol boyunca türlü olayla karşılaşır. Birbirinden farklı otostopçular, ilginç mola durakları ve görülmeye değer manzaralar filmde yer almaktadır. İki gezginin yaşadığı bu ilginç olaylar, onları yolculuğa daha da bağlayacaktır. Louise, erkek arkadaşı ile birlikte yaşadığı hayatından oldukça sıkılmıştır. Aynı durumdaki arkadaşı Thelma'yı da kocasından ayartarak bir yolculuğa çıkmak ister. Bu sayede Thelma ve Louise, sıkıcı hayatlarından kurtularak bir hafta sonu seyahatine çıkar. Araba ile başlayan bu yolculuk, onlara unutmayacakları bir deneyim kazandırır. Edward Cole, ünlü bir şirket sahibidir. Milyoner olan Edward, lüks bir hayat içerisindeyken, hiç beklenmedik bir olay yaşanır ve bir araba tamircisi olan Carter Chambers ile aynı hastane odasını paylaşır. İkili bu süreçte birbirleri ile iletişime geçme fırsatı bulur. Hayatın değerini anlayan bu ikili, hastaneden çıktıktan sonra hep yapmak istedikleri şeyleri yapmaya karar verirler. Bu karar neticesinde, hiç unutmayacakları bir yolculuğa çıkarlar. Yolculuk sırasında birbirlerini iyice tanırlar ve dostlukları pekişir. Sonrasında yolculuğun ambiyansına kapılarak oradan oraya sürüklenirler. Filmde araba tamircisi Carter'ı Morgan Freeman ve ünlü milyoner Edward'ı da Jack Nicholson oynamaktadır. Etkileyici müzikleri ve kadrosu ile dikkate değer bir gezgin filmi olduğunu söyleyebiliriz. Daniel, kendi halinde yaşayan bir öğretmendir. Çevresi öğrencileri tarafından pek ciddiye alınmayan Daniel, Juli ile tanıştığında tüm hayatı değişmeye başlar. Çünkü Juli, görür görmez Daniel'e aşık olur. Daniel'in falına bakarken onun hayatının aşkı ile tanışacağını söyleyen Juli, fala inandırmak için var gücüyle. Ancak Juli, çabalarının karşılığını alamaz. Çünkü Daniel o sırada Türk kızı olan Melek'e aşık olur. Aşkının peşinden İstanbul'a kadar gelen Daniel, Juli'nin de peşinden geldiğini fark eder. Almanya'da başlayan bu yolculuk, Ortaköy'e kadar sürer. Bu yolculuk sırasında ikili, tesadüflerin ve aşkın pençesinde uzun bir yolculuk geçirir. Filmin oyuncuları arasında; Moritz Bleibtreu, Christiane Paul ve İdil Üner yer almaktadır. Ünlü devrimci Che'yi tanımayan yoktur. Ancak Che, yaptıkları kadar geçmişi ile de ün salmıştır. 1952 yılında en yakın arkadaşı Alberto Granado ile motosiklet üzerinde yolculuğa çıkan Che, Latin Amerika'daki salgın hastalıkları, çarpık kentleşmeyi ve sefil hayatları görür. Bu durumdan oldukça etkilenen Che, yolculuk boyunca geleceklerini de şekillendiren olaylarla karşılaşır. Buenos Aires'ten başlayan yolculuk esnasında, ikilinin motoru bozulur. Bu nedenle ikili, mola sırasında pek çok olayla yüzleşecektir. Che'nin kaderini şekillendiren bu olaylar dizisi, geçmişten geleceğe de ışık tutmaktadır. Oscar ödüllü gezgin filmi olan Motosiklet Günlüğü'nde Che karakterini Gael Garcia Bernal üstlenmiştir. Martin ve Rudi, kanser hastası iki gençtir. Hastalıklarının ileri safhada olduğunu hastanede öğrenen iki adam, makus talihlerine isyan edercesine alkolün bataklığına düşerler. Bu dönemde deniz kıyısında yolculuk yapmak isteyen Martin ve Rudi, eski model bir Mercedes çalarak yola koyulurlar. Ancak bilmedikleri bir şey vardır: Çaldıkları araç, bir gangster çetesine aittir. Bu durumu arabanın torpido gözündeki silahtan anlayan iki genç, yaptıkları hatanın farkına vardıklarında iş işten geçmiştir. Prenses Ann, saraylarda büyütülen genç bir kadındır. Bunca lüks ve şatafattan sıkılan Prenses Ann, Avrupa turunun Roma ayağında bir karar alır. Bu karar neticesinde kimseye haber vermeden saraydan ayrılan prenses, felekten bir gece çalar. Bir bankta uyuyakaldığı sırada, yardımsever birisi onu kendi evine alır. Bu sayede geceyi yardımsever bu adamın evinde geçiren prensesin başına bir şey gelmez. İşin kötü yanı, yardımsever bu adam ülkenin en iyi gazetecilerinden birisi olan Joe Bradley'dir. Yaptığı bu çılgınlık haberlere manşet olmak üzereyken prenses yaptığı hatayı fark eder ve düzeltmek için uzun bir maceraya koyulur. 3 dalda Oscar sahibi olan Roma Tatili filminde başrollleri; Gregory Peck ve Audrey Hepburn üstlenmiştir. Düğün öncesi veda partisi düzenleyen 4 kafadar, felekten bir gece çalarlar. Gecenin sabahında ise olayların sarpa sardığını görürler. Çünkü odada kaplan, tavuklar ve dolapta ağlayan küçük bir bebekle karşılaşırlar. İşin daha da kötüsü, damat kayıptır. Uzun bir maceraya koyulan üç arkadaş, olayların nerede sarpa sardığını çözmek için yollara düşer. Bu sırada düğün vakti yaklaşmıştır ve damat hala kayıptır. Kafadarların en önemli görevi, damadı bularak Los Angeles'taki düğüne yetiştirmektir. Ezber bozan bir Hollywood filmi olan Hangover, gezgin filmi olarak değerlendirebileceğimiz filmler arasında yer almaktadır. Viktor Navorski, Krakozhia ülkesinin vatandaşıdır. JFK havalimanına giriş yaptığı anda, ABD topraklarına giriş hakkını kaybeder. Çünkü pasaportu geçersiz sayılır. Ülkesine geri dönmek zorunda kalan bu adam, bu sırada ülkesinde iç savaş çıktığı haberini görür. Bu durum neticesinde ABD artık Viktor Navorski'nin ülkesini tanımamaktadır. Yani talihsiz adam, ABD karasularına giremediği gibi ülkesine de dönememektedir. Pasaportu ve aynı zamanda kimliği geçersiz sayılan Viktor, bu politik kriz çözülene dek havalimanı terminalinde yaşamak zorunda kalacaktır. Ancak ne dil bilen ne de nüfuz sahibi olan bu adam, zorlu bir maceranın içerisinde oradan oraya sürüklenir. Politik bir komedi filmi olan The Terminal'de Viktor Navorski karakterini, ünlü oyuncu Tom Hanks üstlenmiştir. İngiliz bir mucit, dünyanın çevresinin 80 günde aşılabileceğine dair bir bahse girmiştir. Bu nedenle Çinli uşağı ve Fransız bir sanatçı ile tehlikelerle dolu bu yolculuğa bir an önce başlarlar. Mucidin tek amacı, dünyanın çevresini 80 günde aşmaktır. Ancak yoldaki engeller, bu yolculuğun o kadar da zahmetsiz olmayacağını kanıtlamaktadır. 2004 yapımı, aynı isimli romandan uyarlama filmin oyuncuları arasında; Jackie Chan, Steve Coogan, Jim Broadbent ve Kathy Bates yer almaktadır. İyi bir üniversiteden mezun olan Christopher, aynı zamanda kendinden emin bir atlettir. Üniversite mezuniyetinden sonra katıldığı bir davette, yaşamak istediği hayatın bu olmadığını ailesine söyler. Bu nedenle tüm servetini hayır kurumlarına bağışlayarak uzun bir yolculuğa çıkar. Alaska'nın kimsesiz ormanlarında sonlanacak olan bu yolculuk sırasında, hayatını tamamen değiştirecek pek çok şey yaşar. Özellikle de yolculuk esnasında ve sonrasında çok sayıda insanla tanışması, hayata olan bakış açısını da kökten değiştirir. Bu yolculuk deneyimi sonrasında ölümün kaçınılmaz tarafıyla yüzleşen Christopher, yola çıkmadan önceki halinden bambaşka birisi olur. En iyi gezgin filmi listesinde yer alması gereken filmlerden olan Into the Wild'in başrollerini Emile Hirsch ve Vince Vaughn paylaşmaktadır. Rick Dalton, başarılı bir dizi aktörüdür. Ancak dizi sektöründeki ilerlemesini onu pek tatmin etmez. Bu nedenle film sektörüne de atılmak ister. Dublörü olan Cliff Booth da bu konuda onunla hemfikirdir. Ancak ikilinin yaşları ilerlemiştir. Bu nedenle sektörde kendilerine yer bulabilmek pek de kolay değildir. Hollywood'un ünlü oyuncularından olan Sharon Tate, aynı zamanda Rick Dalton'un da komşusudur. Fakat bu şöhret fazla sürmeyecektir. Çünkü Tate ve dört arkadaşı, Charles Manson tarikatı tarafından katledilir. Katledilenler arasında, ünlü Polonyalı yönetmen Roman Polanski de yer almaktadır. Filmin oyuncuları arasında; Bradd Pitt, Kurt Russel, Leonardo DiCaprio, Al Pacino, Michael Madsen ve Margot Robbie gibi aktörler yer almaktadır. Pek çok kadının arzuladığı hayata sahip olan Elizhabet, iyi bir işe ve güzel bir eve sahiptir. Ancak günün birince Elizhabet, kocasıyla boşanma sürecine girer. Bu süreç, Elizhabet'i derinden yaralar. Bu acılı boşanma sonrası kendini toparlayabilmek adına ülke ülke dolaşmaya başlar. İtalya, Hindistan ve Bali'yi kapsayan bu geniş rotada Elizhabet, hiç beklemediği bir durumla karşılaşır. Yolculuk sırasında, Latin bir erkek olan Felipe ile tanışır. Bu tanışma sonrasında Elizhabet, Felipe'ye aşık olur ve yeni bir aşk hikayesi başlar. Özellikle de kadınları yolculuğa çıkma konusunda teşvik eden \"Ye, Dua et, Sev\" filmi, en iyi 20 gezgin filmi listesi arasında belki de en iyilerinden birisidir. Özellikle de verdiği mesajlarla insanı güçlü tutan filmin başrolünü, ünlü oyuncu Julia Roberts üstlenmiştir. En iyi 20 gezgin filmi listemizde yer alan filmler bunlardır. Elbette bu liste daha da uzatılabilir ve hatta pek çok film bu listeyi hak ediyor olabilir. Eğer aklınıza gelen kaliteli bir gezgin filmi ya da yol filmi varsa, yorumlarda yer verebilirsiniz. Böylece, en iyi 20 gezgin filmi listesini birlikte zenginleştirebiliriz."} {"url": "https://dijitalgezgin.com/berlin-gezi-rehberi", "text": "Sizlere öncelikle Berlin'in tarihinden bahsetmek istiyoruz. Yaklaşık olarak üç buçuk milyon nüfusuyla dünyanın en gelişmiş ülkelerinden olan Almanya'nın başkenti olan Berlin ülkenin en büyük kentidir. Bin dokuz yüz kırk dokuz yılında doğu ve batı Berlin olarak ikiye bölünmüştür. Yıllarca böyle devam etmiş en son bin dokuz yüz doksan yılında komünizm çökmüş ve Berlin'in \"utanç duvarı\" diye anılan duvar yıkılmış şehir yeniden birleşmiştir. Kentin mimarisi ve sanatsal yönü oldukça değerlidir. Tarihi mimarileriyle olsun anıtlarıyla, müzeleriyle olsun geçmişten savrulan hüzünlü esintiler taşıyan kültürel bir şehirdir. Sokaklarındaki tarihi doku sizleri derinden etkileyeceğine emin olabilirsiniz. Zamanında ülkenin ağır savaşlarda yer almış olmasına rağmen harabeye dönen şehir tekrardan kendini toparlayıp, yıkıma uğramış yapıları restore ederek dünyadaki en kültürel şehirlerarasında yerini almıştır. Günümüzde çok hareketli gece hayatıyla ve gezilecek olan külteler yapıları dolasıyla binlerce turistin gözdesi halindedir. Ayrıca yeşil ve temiz yapısıyla sokakları insana ormanda dolaşıyor hissi vermektedir. Dört yüz bin civarında Türk göçmen yaşadığı için her an Türkçe konuşan birileriyle karşılaşma olasılığınız çok yüksektir. Türk göçmenler genellikle Berlin'in Kreuzberg, Neukölln Weddinkg gibi bölgelerde yaşamaktadırlar. Almanya'nın başkenti ve en büyük şehri olan Berlin nerede, nasıl gidilir? Berlin Almanya'nın kuzey doğu tarafında bulunmaktadır. Berlin eyaleti, tek komşusu olan Brandenburg eyaletiyle çevrili. Polonya sınırına ise sadece 70 km uzaklıkta bulunuyor. Başkent olmasına rağmen nüfusu fazla artmamış ulaşım çok rahattır. Şehirde bir noktadan bir noktaya çok kolay bir şekilde ulaşabilirsiniz. Toplu taşıma oldukça gelişmiş olmasına rağmen şehirde yaşayanlar yaygın olarak bisiklet kullanırlar. Temiz havasıyla milyonlarca turist ziyaret gelmekte ve şehrin konforuyla tanışmaktadır. Şehirle yeni tanışacak olanlar asla ulaşım konusunda bir sorun yaşamayacaklardır. Son günlerde yıldızı yükselen yoğun ilgi görmeye başlayan şehre ulaşım hava yoluyla olmaktadır. İstanbul Havalimanı'ndan Türk Hava Yolları'nın Tegel'e seferi bulunmaktadır. Ayrıca İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'na direk seferleri vardır. Üç saat on dakikada Berlin'de olabiliyorsunuz. Berlin gezi rehberi sizlere kafa karışıklığı yaratmadan tüm ulaşım hizmetini sunmaktadır. Ülkemizden Berlin'e doğrudan uçuşlar bulunmaktadır. Türkiye'den üç saat içerisinde varılacak eşsiz ve tarihi bir güzelliğe sahip olan bu şehre yılın bütün mevsimleri gidilebilir. Her mevsim ayrı bir güzelliğe bürünen şehir sizleri büyüleyip kendisine hayran bırakacaktır. Ama siz illa Berlin'e ne zaman gidilir derseniz mayıs eylül arası bir zamanı sizlere önerebiliriz. Sizleri en hüzünlü haliyle karşılayıp içinize derinden işleyeceğine emin olabilirsiniz. Savaşta yaşamış olduğu yıkımın kıyıda köşede sinili kalmış hüznünü sizlerde şehirle birlikte yaşayacaksınız. - Brandenburg Kapısı - Holocaust Denkmal - Pergamon Museum - Siegessaule - Tiergarten Charlie - Checkpoint Charlie - Reichstag: - Gendarmenmarkt Meydanı - Kreuzberg - Kaiser Wilhelm Gedachtniskirche Brandenburg Kapısı: Brandenburg kapısı başkentin en önemli tarihi sembollerden biridir. Bin yedi yüz seksen sekiz, bin yedi yüz doksan bir senesinde inşa edilmiştir. Tarihi dokusuyla adeta sizleri büyüleyecektir. Ziyaretçiler tarihi dokusunu oldukça beğenmektedir. Holocaust Denkmal: Yani Katledilmiş Avrupalı Yahudiler Anıtı. Burayı ziyaret eden turistler daha çok utanıp, utanç tablosunu anıyorlar. Pergamon Museum: Burası bizler için çok önemlidir. Mutlaka ziyaret edin deriz. Çünkü ülkemiz topraklarında bulunan Milet ve Bergama yöresinden çıkarılan eserler sergilenmektedir. Siegessaule: Yani Zafer Anıtı. Şehre gelen ziyaretçileri büyüleyen bir diğer yerde burasıdır. Başkentin merkezinde yer alan bu eser muhteşem görüntüsüyle sizleri oldukça etkileyecektir. Geziyi bitirdiğinizde arkadaşlarınıza en fazla anlatacağınız yerler arasında olacağını söyleyebiliriz. Tiergarten Charlie: Parkında dinlenebilirsiniz. Berlin gezi rehberi sizleri kolaylıkla buraya ulaştırır. Checkpoint Charlie: geçmişte ikiye bölünen şehirde insanlar geçiş yapmak için bu kapıyı kullanmışlardır. Tarihin ayak izleriyle dolu bu yerde asker elbiseleri giymiş çocukları görebilir ve alacağınız hediyelikleri buradan temin edebilirsiniz. Reichstag: İki binli yıllarda yapılan restorasyon çalışmalarından sonra meclis binası olarak kullanılmaya başlanmıştır. Ayrıyeten buradaki cam kubbeli alan herkes tarafından ziyaret edilebiliyor. Gendarmenmarkt Meydanı: Tiyatro, konser binası, Alman katedrali, Fransız katedrali bu meydanda yer almaktadır. Berlin ziyaretinde şehrin en önemli meydanı olan bu yeri ziyaret etmeden asla dönmeyin. Kreuzberg: kendinizi hiç yabancı hissetmeyeceğiniz yerlerden birisidir. Çünkü ülkemizden Almanya'ya göç edenlerin yoğunlukla yaşadığı bir yerdir. Karnınızı rahatlıkla burada doyurabilirsiniz. Kaiser Wilhelm Gedachtniskirche: Berlin'de yaşamlarını sürdüren Yahudilerin tarihi bir mekanı olan bu sinagog yapısıyla sizlere adeta El Hamra Sarayı'nı hatırlatacak. Berlin'de ne yapılır, tavsiyeler nelerdir sorusuna en güzel yanıt rehberimizde bulunmaktadır. Festivallere, ve spor olaylarını kapsayan programlara, sene boyunca heyecan verici haldedir. Ayrıca Berlin Uluslararası Film Festivali'nden Kültürler Karnavalı'na, Berlin Maratonu'ndan, Brandenburg Kapısı'ndaki muhteşem yeni yıl kutlamalarına kadar birçok değişik aktiviteye katılabilirsiniz. Berlin gezi rehberi olarak Berlin'de toplu taşıma ve raylı sistemler biraz karışık gözükse de Berlin'in toplu taşıma sistemi dünyanın en gelişmiş sistemleri arasında yer almaktadır diyebiliriz. Şehrin her yanına toplu taşımayla ulaşım sağlanmıştır. En işlevsel olarak metro hatları arası bağlantılarıdır. Bunu size önerebiliriz. Ayrıca otobüs en vazgeçilmez ulaşım araçları arasındadır. Şehir içi otobüsler çok sık sefer düzenlemektedir. İki katlın otobüsler de sokaklara ayrı bir hava katmaktadır. Eğer Berlin'de otobüse binmek isterseniz biletlerinizi otomatlardan alabilirsiniz. Berlin gezi rehberi takip edildiği sürece Berlin'de ulaşım oldukça kolaydır. Berlin'de ne yenir? sorusunu merak edenler için Berlin gezi rehberi olarak yanıtlarsak Berlin mutfağı her damak tadına uygun diyebiliriz. Çünkü uluslararası mutfaktan bir sürü örnekler bulunur. Birçok ülkenin yemekleriyle çok farklı lezzetlerle herkesin damak tadına hitap eder. Berlin'de kendinizi yurtdışın da gibi hissetmeyeceksiniz çünkü damak tatları bize çok benzemektedir. En ünlü yemekleri patates salatası, kızartılmış ya da ham kıymalı ekmek ve siyah puding. Ve tabi bira çeşitlerinin birçoğu bu şehirde bulunmaktadır. Berlin'in eşsiz manzaraları eşlinde çeşit çeşit lezzetlerin, kahvaltıların ve mükemmel Berlin pizzasının sunulduğu çok sayıda restoranlarla karşılaşabilirsiniz Berlin gezi rehberi ile kolay bir şekilde ulaşabilirsiniz. Berlin gezi rehberi olarak öncelikle şunu söyleyelim Berlin'de alışveriş ve hediyelik eşyalar denince arayıp da bulamayacağınız asla bir şey yoktur. Çeşit, çeşit süs eşyaları, en pahalı antika eşyalar, en son moda elbiseler, pahalı eşyalar olduğu kadar bitpazarlarında satılan sıradan eşyalara kadar her şeyi bulmanız mümkün. Dünyaca ünlü alışveriş caddesi Kurfürstendamn, meşhur Kaufhaus des Westens ve birçok butiği ile Friedrichstrase ve Potsdamer Platz'daki yeni alışveriş merkezleriyle uygun fiyatlara ve orjinal modaya has ürünler bulabileceğiniz birçok mağazaları ile alışveriş sizin için kolay ve keyifli bir hale gelecektir. Berlin'in sokaklarında Berlin Gezi Rehberi ile dolanırken sizi çağıracak gözünüze bütçenize hitap eden birçok mağazayı kolayca bulabilirsiniz. Son zamanlarda kültürel ve sanatsal yönüyle dünyanın en önemli şehirleri arasında yer alan Berlin'de gece hayatı çılgınlıkları yıkma adına geri çekilerek daha makul eğlence tarzına talip olmasına rağmen Berlin gece hayatı, geceleri ve eğlence Hayatı Avrupa'nın en hareketli gecelerin yaşandığı şehirdir diyebiliriz. En önce Berlin sokaklarında gezdiğinizde şiir ve duygusallık adına ne varsa yaşayacağınız için vazgeçilmezleriniz arasına katılacağının garantisini verebiliriz. Berlin'in kulüplerinde her daim yüksek ses müzik dinlemeyi yadırgamayın, alışmaya çalışmalısınız. Berlin'in gece hayatı çoğu Avrupa şehrinde olduğundan çok farklıdır. Eğer Bodrum ya da Boğaz'daki mekanlarda, fit bir şekilde giyinip locadan eller havaya yapıyorsanız Berlin kesinlikle sizi açmayacaktır. Berlin tam kafa dağıtmalık eğlenceleri sizlere sunar. Koskoca bir ülkenin en büyük şehri olmasına karşın gece hayatının en uygun olduğunu da sizlere söylemeden geçmek istemeyiz. Çünkü çoğu gece kulübünde giriş ücreti alınmıyor alınanlarda ise giriş 10-15 Euro'yu geçmiyor. Ayrıca eğlence sonrasında karnınızı sokak lezzetleriyle hem damak zevkinize uygun, hem cebinize uygun bir fiyatla doyurabilirsiniz. Alkolün ise sudan ucuz olduğunu hatırlatmamıza gerek yok sanırsam. Gece hayatından vakit bulursanız şehri bisikletle turlamanızı tavsiye ederiz. Bu hem çok zevkli hem şehri gezip dolaşmak için en pratik yol Berlin gezi rehberi olarak bizi takip etmektir."} {"url": "https://dijitalgezgin.com/budapeste-gezi-rehberi", "text": "Avrupa'nın en güzel şehirlerinden biri olan Macaristan'ın başkenti Budapeşte ziyaretçilerini büyüleyen bir güzelliğe sahiptir. Zengin tarihi yapısıyla adını şehrin Buda ve Peşte yakalarının birleşimi ile almıştır. Gündüzü ayrı gecesi ayrı güzellikte olan şehir görenleri kendine hayran bırakan cinstendir. İki yakayı birbirine bağlayan nehirde tur yaparak şehrin en güzel noktalarını gözlemlemek mümkün. Manzarası, mimari yapıları ve zengin tarihi ile harmanlanmış bu şehri Budapeşte gezi rehberi aracılığıyla yakından tanıma fırsatı bulacaksınız. Tuna nehrinin incisi diye adlandırılan Budapeşte nerede sorusunun cevabını yazımızın içerisinde bulabilirsiniz. Şehir Macaristan'ın kuzeyinde yer almaktadır. Orta Avrupa'nın ikinci en büyük şehri olan Budapeşte 1.7 milyonluk bir nüfusa sahiptir. Ülkenin siyasi, ekonomik ve ticari olarak da başkentliğini yapmaktadır. Uzun yıllar boyunca iki farklı şehir olan Buda ve Peşte nehrin üzerinden gecen Zincirli köprünün yapımıyla birbirine bağlanarak tek bir şehir olarak yönetilmeye başlanmıştır. Bu güzel şehri görmek isteyip de Budapeşte'ye nasıl gidilir diye düşünenler için Budapeşte gezi rehberi sizler için araştırdı. Budapeşte konumu nedeniyle ulaşımı kolay bir şehirdir. Ayrıca turistik olması ve turistler tarafından çok fazla rağbet görmesi şehre ulaşımı daha da kolaylaştırmıştır. Budapeşte havalimanı merkeze 16 km uzaklıkta olup merkeze ulaşımı da kolaydır. Havaalanındaki 2 numaralı terminal binasında A ve B bölümleri tüm tarifeli uçak seferleri için kullanılır. 2A Schengen bölgesi olarak kullanılırken 2B ise Schengen harici ülke ve kıtaların ulaşımı için kullanılır. Ülkemizden hava yolu ile aktarmalı ve aktarmasız uçuşlar mevcuttur. Vaktini yolda harcamak istemeyenler için hava yolu ulaşım aracı iyi bir seçim olacaktır. Ancak doğal güzelliklere tanık olmak isteyen yolculuk yapmayı sevenler için tren ve otobüs gibi kara yolu ulaşım araçları daha uygun olacaktır. Hava yolu ulaşımına oranla çok daha ekonomik bir yolculuk olacaktır. Trenle ulaşım Orta ve Doğu Avrupa'nın her ülkesinden düzenli olarak tren seferi yapılır. Otobüsle seyahatlerde ise terminaller kent merkezinin dışında kalmaktadır. Planlarınızda Budapeşte'yi gezip görmek var ancak Budapeşte'ye ne zaman gidilir diye düşünmekten kendinizi alamıyorsanız doğru adrestesiniz demektir. Budapeşte gezi rehberi bu şehrin ziyaret edilme dönemlerini sizinle paylaşacaktır. Budapeşte iklim olarak nemli karasal iklime sahiptir. Bu nedenle yıl boyunca genelde soğuktur. Ancak kış aylarında da turistlerin kente ilgisi yoğundur. Şehrin termal kaynaklara sahip olması nedeniyle Aralık ve Şubat ayları arasında da turistlerin ziyaret noktalarından biridir. Baharın gelişiyle birlikte Budapeşte için doğal güzelliklerin zirvede olduğu dönem başlar. Şehirde düzenlenen festivallerle birlikte kentin kalabalıklaştığı dönemdir. Yaz mevsimi zaman zaman yağış alsa da genellikle güneşlidir. Budapeşte en yoğun günlerini yaz aylarında yaşar. Tarihin meraklıları, gezmeyi ve eğlenmeyi sevenler için en ideal dönem yaz aylarıdır diyebiliriz. Havaların etkisiyle mekanlarda düzenlenen etkinliklerde yaz aylarında artış gösterir. Örneğin Budapeşte Uluslararası Şarap Günleri düzenlenmektedir. Festivalde şarap taşımlarının yanı sıra konser gibi etkinlikler de yer alır. Yine Ağustos ayında düzenlenen Sziget Festivali kapsamında konser organizasyonları yapılır. Budapeşte gezi rehberi olarak sizler için şehrin en iyi destinasyonlarını derledik. Budapeşte Orta Avrupa'da tarihiyle en zengin şehirlerin başında gelir. İki yakadan oluşan şehri Tuna nehri taçlandırmaktadır. Buda tarihi alanlarıyla Peşte ise daha modern yapılarıyla birbirini tamamlar. Bu iki yakayı gezmeden önce bir planlama yapmak zamanınızı daha verimli kullanmanızı sağlar. Listede Budapeşte gezilecek yerler içinde başı Buda Kalesi çeker. Buda Kalesi mimari yapısıyla görenleri kendisine hayran bırakır. Günümüzde kalede Ulusal Galeri ve Macar Askeri Tarih ve Müzik müzeleri yer alıyor. Kalenin hemen yanında yer alan Trinity Meydanı, Matthias Kilisesi ve Balıkçı Tabyası ziyaret edilecek diğer yerlerdir. Milenyum Anıtı'nın bulunduğu Kahramanlar Meydanı Macarların Avrupa'ya gelişlerinin 1000. Yıldönümünde inşa edilmesi nedeniyle gezginlerin en çok ilgisini çeken önemli yapılardandır. Yaz Müzik Festivali'ne ve Noel pazarına ev sahipliği yapması ve mimari yapısıyla ünlenen Vajdahunyad Kalesi mutlaka görülmesi gereken yapılardan biridir. Kent, Nazi ve Sovyet yönetimlerinin izlerini hala taşımaktadır. Momento Park ve Terör Evi Müzesi bu dönemlere ait bilgi edinmek için görülmesi gereken yerlerdir. Kenti ayaklarınızın altında görmek isterseniz özellikle aksam saatlerinde mutlaka Gellert Tepesine veya Zincir Köprüye çıkmalısınız. Daha huzurlu bir tatil hayal edenler için Margaret Adası güzel bir tercih olacaktır. - Tarihi yapıları ziyaret ederek tarihi bir keşif yapabilirsiniz. - Kaplıcaların şifalı sularının keyfini çıkarabilirsiniz. - Tuna Nehri'nde çıkacağınız tekne gezintisi ile şehrin güzelliğinin tadını çıkarın. - Eğlenmeyi sevenler şehirdeki eğlence merkezlerini ziyaret edebilir. - Macaristan'ın sahip olduğu lezzetli mutfak ile yeni tatlar denemekten korkmayın. - Gellert Tepesini ziyaret ederek şehri en güzel manzaradan görün. - Şehirde düzenlenen çeşitli festivallere katılarak eğlenceli anlar yaşayabilirsiniz. Budapeşte içerisinde daha birçok güzelliği içinde barındıran bir şehirdir. Her bir sokağı ve caddesiyle sizleri kendine hayran bırakacaktır. Budapeşte'de ulaşım için şehrin en gelişmiş konularından biridir diyebiliriz. Budapeşte gezi rehberi ulaşım seçeneklerini bir araya getirdi. Şehir içinde otobüs seferlerinden yararlanılabilir. Havaalanından 16 km uzaklıkta olan kent merkezine otobüs yardımıyla gitmek oldukça ekonomik olacaktır. Daha konforlu bir ulaşım içinse resmi izni olan Fötaxi ve MiniBUD hizmet vermektedir. Bunun dışında havaalanından hareket eden otellerin ulaşım araçları vardır. Bu araçlarda ulaşım için bir diğer alternatiftir. Şehirde kalacağınız oteli merkezden seçmeniz halinde birçok noktaya yürüyerek ulaşabilirsiniz. Kent içinde troleybüs, tramvay, otobüs ve metro gibi ulaşım seçenekleri mevcuttur. Budapeşte gezi rehberi oluştururken daha ekonomik bir ulaşım seçeneği arıyorsanız Big Bus ve Giraffe tarafından düzenlenen şehir turlarına katılabilirsiniz. Bu turlar 24 saatten 72 saate kadar sürebilir. Big Bus otobüsleri 20 noktada, Giraffe otobüsleri ise 53 noktada duraklamaktadır. Macaristan uzun süre Osmanlı egemenliğinde kalmış bir ülkedir. Bu nedenle Budapeşte'de ne yenir diye bir araştırma yaparsanız yemek kültürümüzün ortak özelliklere sahip olduğunu göreceksiniz. Mesela her yemeğin ekmek tüketilmesi, kırmızı biberin yemeklerde sık kullanımı ve kuru soğanın yağda terbiye edilmesi gibi birçok örnek verilebilir. Ülke aynı zamanda komşu ülkelerden de etkilenmiş lezzetli bir mutfağa sahiptir. Budapeşte gezi rehberi yazımızda sizlere şehrin gözde yemeklerini ve birazda olsa Budapeşte mutfağını tanıtmaya çalıştık. Çorba Budapeşte'de oturmuş bir kültürdür. Öğle ve akşam yemeklerinin başlangıcı genellikle çorba olur. Etli ve sebzeli birçok seçeneği olan çorbaları Türk damak tadına da hitap eder. Budapeşte et severler için iyi bir seçim yeri olacaktır. Özellikle kırmızı biber ile hazırlanmış soslu etlerin tadı damağınızda kalacaktır. Yemek çeşitlerine birkaç örnek verecek olursak Etli lahana sarması olan Töltött Kaposzta, sulu sebze yemeği Fözelek, tavuk yemeği Chicken Paprikash en keyif alacağınız yemeklerdendir. Tatlı severler Budapeşte'nin en ünlü tatlılarından biri olan çikolata ve karamelli keknDobos Torta'yı denemeden dönmemeliler. Budapeşte gezi rehberi yazımızda alışveriş kısmına değinmeden geçemedik. Budapeşte'de alışveriş yapmak isteyenler için her bütçeye uygun alışveriş noktaları vardır. Araç trafiğine kapalı olarak dizayn edilmiş olan Vaci Utca caddesi en popüler alışveriş alanlarından biridir. Pazar kültürünün meraklıları içinde geniş ürün yelpazesiyle çeşitli pazarlar kente kurulur. Buralarda antika eşyalardan çiftlik ürünlerine kadar birçok çeşit ürün satılmaktadır. Kent içerisinde yer alan birkaç AVM'de alışveriş sevenler için hizmet vermektedir. Macaristan'ın genç bir nüfusa sahip olması Budapeşte gece hayatı hakkında merak edenler için hareketli bir hale getirdiği söylenebilir. Gündüz şehri gezerken gece ise kendinizi müziğin ritmine bırakmak için mekanları tercih edebilirsiniz. Bu mekanlara en ünlüleri olan TÜTÜ Budapest, Corvinteto, Ötkert ve Szimpla örnek verilebilir. Hem yemekleri hem de keyifli ortamı ile gece hayatını renklendiren bu mekanlar Budapeşte gezi rehberine eklenmesi gereken yerlerdir. Açık alan sevenler için Tuna nehrinde tekne partilerine katılmak çok keyifli olacaktır. Yaz aksamlarının serinliğiyle kendinizi dansın büyüsüne bırakarak gezinizi taçlandırabilirsiniz."} {"url": "https://dijitalgezgin.com/evde-ve-yolda-sinema-keyfi-netflix", "text": "Girişleri yazmak, içeriği yazmaktan daha zor geliyor, o yüzden direk yazıya başlıyorum. 🙂 Yaklaşık dört aydır kullandığım harika bir dizi ve film uygulaması üzerine yazmak istedim. Aslında başka bir yazı yazmıştım ama içime sinmedi, onu baştan yazıp öyle yayınlamayı planlıyorum. Çünkü çok sevileceğini düşündüğüm bir içeriğe sahip, neyse sürpriz olsun. Uzatmadan uygulamaya geçeyim. Çok fazla yabancı dizi izliyorum, şu ana kadar bitirdiğim ve izlemeye devam ettiğim dizi sayısı 60-70 civarı, evet, iyi bir rakam. Eskiden çok daha fazla dizi izliyordum ancak şu sıralar günde bir bölüm ancak izleyebiliyorum. Hal böyleyken sürekli internet üzerinden dizi bulmak, reklamlarla uğraşmak bir süreden sonra zor gelmeye başlıyor. Ayrıca bu şekilde izlemek içime sinmiyordu, ortada bir hak söz konusu ve yasal olmasını istiyordum. Video oyunlarımı ve Photoshop vb. işim için gerekli programları lisanslı kullanırken dizi ve film için de yasal bir uygulama arıyordum ki, karşıma Netflix çıktı! Önceden ismini duymuştum ancak hiç detaylarına bakmamıştım. Netflix ile ilgili bir haber okumuştum ve uygulamayı denemek için tabletime uygulamasını indirip, sistemi inceledim ve çok hoşuma gitti. Cidden beğendim çünkü birçok film ve diziyi içerisinde barındırıyor. Üstelik tamamen yasal bir uygulama, kimsenin hakkını yememiş oluyorsunuz ve ayrıca güzel bir sinema keyfi yaşıyorsunuz. Netflix kendi yapımı olan ve haklarını aldığı dizileri uygulamasına ekliyor. Her geçen gün yeni içerikler eklenmeye devam ediyor. Yanlış hatırlamıyorsam geçen yıl Türkiye servisini aktif etmişlerdi. Birçok filmin ve dizinin Türkçe dublajlı versiyonları mevcut. Ayrıca gördüğüm ve izlediğim tüm içeriklerin Türkçe alt yazıları da mevcut. Dublajlı ve alt yazılı tercihlerinin yanı sıra yabancı dil tercihleri de mevcut. Tamamen içeriğe bağlı bir durum; örneğin, bazı dizilerde Arapça desteği de var. Uygulama 17 dil için hizmet veriyor. Şu an baktığımda uygulamayı şu dillere çevirebiliyorum; Danca, Almanca, İngilizce, İspanyolca, Fransızca, İtalyanca, Felemenkçe, Norveççe, Lehçe, Portekizce, Fince, İsveççe, Türkçe, Arapça, Çince, Japonca ve Korece. Denemedim ama muhtemelen bu dillerin de alt yazıları ve dublajları mevcut. Ben tek kullanıcı olduğum için 1. plan bana yeterli oluyor, gelecekte istersem paketimi yükseltebiliyorum. Standart çözünürlüğü nasıl derseniz, iPad Mini 4 ile kullanıyorum, gayet yeterli diyebilirim. Bilgisayar kullanıcıları için 2. paketi öneririm, çünkü bilgisayarda HD kalite olması daha iyi olur. Fiyatlar bu kadar film ve dizi için çok uygun. On binlerce içeriğe sahip bir uygulamada sınırsız film ve dizi izliyorsunuz, sadece 16 TL ödüyorsunuz. Muhteşem! Netflix, sistem içerisinde birçok liste oluşturmuş durumda. Örneğin; Zombi Yapımları, Hayatta Kalma Filmleri gibi listeler. Böylece izleyecek bir şeyler ararken istediğinizi çok daha kolay bulabiliyorsunuz. Panelden kategorilere göre içerik arayabiliyorsunuz; örneğin, korku, aksiyon, bilim kurgu gibi kategoriler mevcut. Ben başka şeyler izlemek istiyorum derseniz detaylı arama sayfasında istediğiniz içeriği aratabiliyorsunuz. Bu konuda eleştiri olarak şunu söyleyebilirim, arama kısmını daha kullanışlı ve kolay yapabilirlermiş. Biraz zor ve karışık geliyor bana. İsterseniz kendi listelerinizi oluşturabiliyorsunuz, sevdiğiniz içerikleri listenizde saklamak güzel oluyor. Bildirim sistemi ile yeni çıkan içerikleri size göstermesi de ekstra güzel. Ayrıca Netlflix, uygulama ana sayfasında ve listeler kısmında sizin izlediğiniz içeriklere uygun tavsiyeler yapıyor. Örneğin, bilim kurgu yapımlarını çok izlediyseniz otomatikman bu tür ve bu tür benzeri yapımları öneriyor. Netflix, ana sayfada büyük bir banner ile yeni çıkan veya popüler yapımlardan öneriler sunuyor, böylece güncel kalmanızı sağlıyor. Örneğin, bugün bana bunu önermiş; Daredevil! İçeriklerin fragmanına, detaylarına, oyuncu kadrosuna, türüne ve çeşitli ayrıntılarına Türkçe olarak erişebiliyorsunuz. Çevrimdışı izlemek istiyorsanız, içerikleri cihazına indirebiliyorsunuz. Bence bu çok güzel bi' özellik! Uzun yolculuklarda vs. çok işe yarıyor. Peki AKK var kardeşim, içerik boyutları ne diyorsanız, şöyle bir açıklama buldum; \"Netflix üzerinden dizi, film veya program izlenirken standart çözünürlükteki video yayınları için saatte yaklaşık 1 GB, HD video yayınları için ise saatte yaklaşık 3 GB veri kullanılır.\" Son olarak belirteyim, eğer TV cihazınızda Netflix uygulaması varsa Netflix'i televizyondan da izleyebiliyorsunuz. Bunun için TV cihazınızı kontrol etmelisiniz, eğer bu konuda başka sorularınız varsa buraya tıklayabilirsiniz. Bu arada deneme süresi var, bir ay ücretsiz deneyebiliyorsunuz. Ardından satın alıp almamak size kalıyor. Ne dersiniz? Bence denemelisiniz."} {"url": "https://dijitalgezgin.com/fethiyede-parasut-ile-atladim", "text": "Selamlar, son video ve yazı paylaşımından bu yana biraz fazla zaman geçti. Neden? Çünkü 2 haftadan fazladır İstanbul, Antalya, Muğla ve Bursa gibi birçok şehri gezdim, tatil yaptım. Bu süreçte tabii ki birçok video çektim ancak montaj için zaman bulamadım. Şu an İstanbul'dayım ve bulduğum ilk fırsatta hemen video montajı yapıp videoyu paylaşmak istedim. Tatil duraklarımdan biri olan Fethiye'de uzun zamandır yapmak istediğim yamaç paraşütünü yapma fırsatını buldum. Paraşüt ile atlamak mı? Ben mi? Aslında çok fazla yükseklik korkusu olan ben, bunu nasıl yaptım bilmiyorum. Çünkü 3. kattan bile başı dönen biriyim ama bi' cesaretle karar verdim. Bu arada fiyatlar 300 350 TL'den başlıyor, değer mi siz karar verin. Sabah saat 10:00 gibi servise bindik ve inanılmaz korkutucu bir yolculukla Babadağ'a çıktık. Dapdar yolda, inanılmaz hızlı ve tehlikeli bir yolculuk yaptık. Şu kadarını belirteyim, paraşütten korktuğumun 100 katını giderken zaten korktum. Aslında çoğumuz aynı fikirdeyiz. Her neyse, zirveye ulaştık ve yaklaşık 7-8 dakika içinde atlayış hazırlığına başladık. Bana yardımcı olan paraşütçü ağabeyimiz uzun yıllardır deneyimli olan biriydi, birkaç dakika içinde gerekli güvenlik önlemlerini aldık ve uçuşa geçtik. Zaten yüksekten korkuyorum ama videoda göreceksiniz aşağı doğru eğimli bir yer var oradan koşmak çok korkunçtu. Ancak ayağım yerden kesildikten sonra çok fazla rahatladım ve korkacak bir şey olmadığını hissettim. Çünkü korkacak bir şey yoktu! Zaten birçok güvenlik önlemi alınmıştı ve bunu hissettim. Yaklaşık 20 25 dakika civarı havada kaldık. Zaman çok çabuk geçti, hiç anlamadım. Bir kaç \"ekşın\" yaşadıktan sonra inişe geçtik. Paraşüt ile inerken dağı selamlayarak indik, çok hoştu aslında. İnerken insanlara el salladım, onlar da bana el salladı ve güzel bir iniş yaptık. Hiç bir sıkıntı olmadı. Genel olarak beklediğim kadar bir heyecan ve korku duymadım, objektif olursam beklediğim heyecanı alamadım. Ancak herkesin mutlaka denemesini tavsiye ederim. Çünkü çok farklı bir deneyim ve duygu. Fiyat olarak 350 TL civarı bir ücret ödedim ancak değer mi? Bence değmez, çok büyük para değil belki ama 350 TL edecek bir etkinlik de değil bence. Beklediğim adrenalini almış olsaydım belki evet değer derdim ama şu an düşününce değmediğini söyleyebilirim. Ancak dediğim gibi herkesin mutlaka denemesini, bu duyguyu tatmasını isterim, içinde kalmamalı bence. Burada bir kaç fotoğraf paylaşacağım, fikir edinebilirsiniz. Ekstra olarak aşağıya uçuş videomu ekledim. Video hoşunuza giderse beğenmeyi, bana destek olmak için kanala abone olmayı unutmayın. Bu arada tavsiyelerinizi yorumlardan paylaşabilirsiniz."} {"url": "https://dijitalgezgin.com/floransa-gezi-rehberi", "text": "Floransa İtalya'nın kuzeyinde bulunan bir şehirdir. Aynı zamanda bir başkenttir. Yakınında yer alan Arno Nehri'nin kıyısında konumlanmıştır. Bulunduğu bölge itibari ile ticari gelişimlere de ev sahipliği yapmaktadır. Bu sayede gelişmiş bir şehir imajı oluşturmaktadır. Floransa gezi rehberi sayesinde şehri daha yakından tanıyacak, en ince detaylara varana kadar fikir sahibi olacaksınız. Bu şehrin eski adı Florantia'dır. Sanatsal tarzı ile dikkat çekmektedir. Rönesans'ın İtalya içerisinde filizlenmesi bu geleceğin hazırlanmasına katkı sağlamıştır. Floransa'yı gezmek, görmek, tanımak isteyenler için dört ya da beş gün yeterli olacaktır. Yemeğinden gezilecek yerlerine, tarihinden nasıl gidileceğine kadar pek çok bilgiyi bu yazıda bulabilirsiniz. Floransa harita üzerinde bakıldığı zaman İtalya'nın kuzeyinde yer alan bir şehirdir. Toskana bölgesinin de başkentidir. Doğal güzellikleri, tarihi, lezzetleri ile gezilecek yerler arasında yer almaktadır. UNESCO'nun Floransa şehrini korumaya aldığı da bilinmektedir. Floransa gezi rehberi, her açıdan ziyarete gitmek isteyenlere yardımcı olmaktadır. Bunlardan ilki ise bu şehre nasıl gidileceğidir. Ülkemizden çeşitli yollar aracılığı ile bu güzel kente gitmek mümkündür. Hava, kara ve demiryolu bu seçeneklerdir. Bir Avrupa şehri olduğu için ulaşım ağı da gelişmiştir. Tabi bunda hem konumu hem tarihi hem de iklimi etkilidir. Doğal güzelliklerini söylemeye gerek bile yoktur. Floransa nerede diye merak ediyor iseniz yazımızı okuyarak pek çok bilgiyi edinebilirsiniz. Bu kentin dokusunu hissetmek istiyorsanız bir kara yolu taşıtı ya da uçak seçeneklerini düşünebilirsiniz. Her ne kadar uçak ile gitmek biraz daha maliyetli olsa da zamandan tasarruf etmenizi sağlayacaktır. Demiryolu ise en uygun ulaşım aracı olarak sizleri bu güzel kente ulaştırmaktadır. Floransa gezi rehberi sayesinde buraya gitmek için detaylı bir plan yapabilirsiniz. Burada ne yiyeceğinizi, rotanızı, alacaklarınızı gitmeden önce belirleyebilirsiniz. Böylece maliyetinizi de hesaplayarak hareket etmiş olursunuz. Floransa'ya nasıl gidilir sorusuna verilecek ilk cevabı yukarıda paylaştık. Havayolunu tercih ederseniz direk bu şehre iniş yapamazsınız. İstanbul'dan Bologna Guglielmo'ya gidebilirsiniz. Bu yaklaşık iki buçuk saat sürecek bir yolculuktur. Daha sonra bu şehirden Floransa'ya geçiş yapabilirsiniz. 100 km uzaklıkta olan bu iki şehri karayolu ile gidebilirsiniz. Floransa gezi rehberi yazılarında en çok merak edilen bir başka konu da bu kente ne zaman gidileceğidir. Akdeniz iklimi hakim olan bir yer olduğu için her mevsim gidilebilir. Ancak bazı dönemler gezmek için daha uygun olacaktır. Örneğin baharın başı olan Mart ve Nisan ayları kültür gezileri için ideal zamanlardır. Mayıs ayı ise açık havada gezmek, Floransa'nın doğasını tadabilmek için en güzel aylardan biridir. Floransa'ya ne zaman gidilir sorusunun cevabı tabii ki her mevsimdir. Buna karşılık yaz ayları en çok tercih edilen zamanlardır. Sıcak havada gezmek zor geliyor ise güz döneminde gezerek buranın sonbaharını da yaşayabilirsiniz. Floransa'nın yerel eğlence ve festivali için haziran ayında ziyaret edebilirsiniz. St. John the Baptist isimli bu festival 24 haziranda kutlanmaktadır. Planlamanızı bu tarihe göre yaparak bu eğlenceye de katılabilirsiniz. Floransa gezi rehberi arayışında iseniz burada en çok merak edilen ve görülmesi gereken yerleri de araştırıyor olabilirsiniz. Müzelerin, tarihi alanların çok fazla olduğu bu şehirde tabii ki listede müzeler de bulunacaktır. Gezilecek yerlerin ilki Signoria Meydanı'dır. Kentin merkezinde yer almaktadır. Burada Neptün Havuzu bulunmaktadır. Bu havuzun içinde ise Neptün Heykeli konumlanmıştır. Burada mermerden yapılmış olan denizkızları, atlar ve erkek deniz tanrıları yer almaktadır. Floransa Katedrali buranın en büyük, en ihtişamlı dini oluşumudur. Giriş için bilet gerekmektedir. Bu neden ile de biletinizi önceden temin ederek uzun kuyruklarda beklememiş olursunuz. Uffuzi Galerisi görülmesi gereken bir başka yerdir. Bir müze edasında olan bu yer için yine biletinizi önceden alabilirsiniz. Piazzale Michelangelo bütün şehri gören bir noktadır. Michelangelo'nun eserlerini sergilemek için düşünülmüştür. Pitti Sarayı 1457'de inşa edilmiştir. Pek çok tarihi olaya da ev sahipliği yapmıştır. Vecchio Sarayı da yine tarihi olayların yaşandığı bir yerdir. Pek çok sanatçının eseri burada sergilenmektedir. Floransa gezilecek yerler en iyi on listesinin yedinci sırasında ise Giotto'nun Çan Kulesi bulunmaktadır. Floransa Katadrali'nin yanında bulunan bir yapıdır. Tüm şehre hakim görüntüsü ile şaşırtıcı derecede olan güzellikleri sunmaktadır. Boboli Bahçeleri, Pitti Sarayı'nın arkasında yer almaktadır. Hem yeşil görüntüsü hem de Roma zamanından kalan eserleri ile ziyaretçilerini kendine hayran bırakıyor. Piazza della Repubblica da listede dokuzuncu sırayı almıştır. Bunu Roma zamanında şehrin merkezi olması sayesinde elde etmektedir. En lüks meydan denilebilir. Piazza del Duomo bu listenin son gezilecek yeridir. Binaların ortaçağı yansıtması, havası ile gelenleri büyülüyor. Floransa gezi rehberi seçeneklerine bakıldığı zaman çoğu yer tarihidir. Dünyaca ünlü sanatçıların, dünyaca ünlü tablolarını burada bulabilirsiniz. Michelangelo'nun eserlerinden Roma kalıntılarına ve hatta yapılarına kadar pek çok tarihi eseri burada inceleyebilirsiniz. Floransa'da ne yapılır sorusunun en iyi yanıtı gezmektir. Katedrallerini, müzelerini, saraylarını, tarihini gezmek en iyi yapılacak iştir. Bunun için bir hafta yeterli bir süre olacaktır. Bir haftada bütün yerleri gezebilir, hakkını sonuna kadar verebilirsiniz. Gezilecek yerlerin listesini çıkararak daha verimli bir gezi programı oluşturabilirsiniz. Floransa gezi rehberi içerisinde merak edilen bir diğer nokta da ulaşımın nasıl olacağıdır. Havayolu ile bu kente gitmek istiyor iseniz direk buraya uçak bulunmamaktadır. 100 km uzaklıktaki Bologna Guglielmo'ya gidebilirsiniz. Sonrasında ise pek çok seçenek ile Floransa'ya geçebilirsiniz. Floransa'ya ulaşım seçenekleri arasında otobüs, taksi, tramvay, araba kiralama, otelin özel arabaları gibi pek çok yol bulunmaktadır. Havaalanı otobüsleri sabahın erken saatlerinden başlayarak gece yarısına kadar hizmet vermektedir. Sabah 05.30'da başlayan bu seferler gece 01.00'da bitmektedir. Tramvay da diğer bir seçenektir. Tramvay hatlarından biri havaalanından geçmektedir. Hem uygun fiyat hem de ulaşım isteyenlerin tercihi olmaktadır. Terminalden uzaklaşmadan ulaşım aracına binmek isterseniz taksiler de bir başka yoldur. Floransa gezi rehberi arayışında iseniz bir diğer merak ettiğiniz konu da burada ne yiyeceğiniz olabilir. Lezzet bakımından bizim damak zevkimize uygun bir mutfağa sahiptir. Akdeniz mutfağının hafifliği, İtalyan mutfağının lezzeti ile harmanlanmıştır. İtalyan mutfağının en iyi örneklerini burada yiyebilirsiniz. Peyniri bol olan bu mutfakta, zeytinyağı, trüf mantarı da bulmak mümkündür. Makarna çeşitlerini de tercih edebilirsiniz. Floransa'da ne yenir sorusunu soruyor iseniz Bistecca alla Fiorentina buna verilecek ilk cevap olmaktadır. Bir et yemeğidir. Et severler gönül rahatlığı ile tercih edebilir. Lampredotto da sakatat yemeği olmaktadır. İnek bağırsağının ekmek arası olarak tüketildiği bir yemektir. Gelato ise bir dondurmadır. Romanın meşhur dondurması olarak bilinir. Bakliyat ve sebze ağırlıklı bir yemek istiyor iseniz Ribollita sizi tatmin edecektir. Bir tatlı arıyor ve buraya özgü olsun diyorsanız da Schiacciata Fiorentina isimli tatlıyı deneyebilirsiniz. Fegato ise karaciğer ile yapılmış bir meze türü yemektir. Hafif bir yemek istiyor iseniz de salata tarzı olan Panzanella'yı tadabilirsiniz. Yerel yemek olarak daha pek çok isim sıralanabilir. Bir yeri geziyorsak oradan mutlaka bir hatıra almak isteriz. Hem kendimiz hem de sevdiklerimiz için hediyelikler seçeriz. Floransa gezi rehberi içerisinde buna da yer vermek gerekmektedir. Eşinize dostunuza hediyelik bir şeyler almak istiyor iseniz zeytinyağı, trüf mantarı, çikolata, balzamik sirke, makarna çeşitleri bunlardan bazısı olabilir. Çabuk bozulmayacak olan ürünleri hediyelik alabilirsiniz. Floransa'da alışveriş deyince akla ilk yiyecekler gelmektedir. Burada kırtasiye malzemeleri de meşhur ürünlerdendir. Pinokyo temalı hediyelikler de yine alınabilecek ürünler içindedir. Buranın binalarını, yapılarını ve eserlerini konu alan magnetler de satın alınabilir. Bu şehre gelenler sadece gündüzleri değil geceleri de gezmek ve eğlenmek istemektedir. Floransa gezi rehberi arayanlar bu eğlenceli hayatı da merak etmektedir. Tarihi, binaları, sarayları ve müzeleri ile ünlü olan bu kent gece hayatında çok aktif değildir. Floransa gece hayatı denilince akla öğrenciler gelmektedir. Yurt dışından gelen öğrenciler gece hayatını canlı tutmaktadır. Club ve barlar gece hayatının yaşandığı yerlerdir. Şehir merkezinde yer alan bu mekanlara genelde Erasmus öğrencileri gelmektedir. Bu mekanların çok uygun fiyatlı olmadığı söylenebilir. Gitmeden önce araştırma yapmak en iyisi olacaktır."} {"url": "https://dijitalgezgin.com/gercekten-akilli-bileklik-xiaomi-mi-band-2", "text": "Kafam rahat, acil bir projem yok ve blog yazmak istedim! Ve yeni aldığım, çok beğendiğim bir ürünü tanıtayım dedim. Bir hafta önce arkadaşımın bloğunda gördüğüm ve hemen satın almaya karar verdiğim güzel bir bileklik var; Xiaomi Mi Band 2. Ürünü görünce çok sevdim! Çok küçük, hoş ve kullanışlı. Öncelikle çok hafif, sanki iplikten bir bileklik takıyormuş hissi veriyor. Küçücük bir şeyin içine deli özellikler eklenmiş. Ayrıca 6 adet farklı renk seçeneği mevcut, ben siyah olanı tercih ettim. Teknik özelliklerine gelirsek, öncelikle gelen arama olduğunda uyarı vermesi harika! Örneğin; mutfakta yemek yiyorsunuz telefonunuz odanızda ve arama geliyor, duymazsanız bile kolunuzda size uyarı veren bir saatin olması çok güzel bir şey. Ayrıca WhatsApp, Instagram, Facebook, Twitter ve Skype gibi uygulamalardan da anlık mesaj bildirimi alabiliyorsunuz. Günlük yürüdüğünüz adım sayısını, anlık kalp ritminizi ve yaktığınız kalori miktarını ölçüyor. iPhone 7 ile uyumlu olarak kullanıyorum ve iPhone 7 ile gelen Sağlık uygulamasını da bilekliğin uygulamasına entegre edebiliyorsunuz. Ayrıca çok fazla oturduğunuzda yürümeniz için size uyarı veriyor. Bazen bilgisayar başında dalıp gidiyorum, bu özelliğin olması benim gibi bilgisayar başında çok zaman geçirenler için harika bir şey. Xiaomi Mi Band 2 ile uyku düzeninizi takip etmeniz çok kolay oluyor. Uygulamayı çalıştırdığınızda seçtiğiniz verilere göre uyku düzeninizi ayarlayabiliyor ve daha verimli uyumanızı sağlayabiliyorsunuz. Beğendiğim diğer özellik ise sarj süresi. Bilgisayarınızdan USB bağlantısı ile tam şarj yaptığınızda 20 gün civarı bir kullanım sağlayabiliyorsunuz. Ayrıca kullanmadığınız zaman kendisini uyku moduna alıyor, kolunuzu kaldırdığınızda çalışmaya başlıyor. Su geçirmeme ve telefonunuzun kilidini de açmaya yarayan bilekliğe 90-100 TL gibi fiyatlara sahip olabiliyorsunuz. Diğer akıllı bilekliklere baktım, Samsung'un 300 400 TL civarında olan bileklikleri mevcut. Birkaç fazla özelliği var ancak estetik açıdan bana daha çok hitap etti. Ayrıca fiyat ve özellik olarak baktığımda Xiaomi Mi Band 2 daha iyi. O zaman? Bir sonraki yazıda görüşmek üzere. Peki güzel kardeşim bu akıllı arkadaş ile telefonunun şarjı daha çabuk bitmez mi ? iPhone 7 ile kullanırken ve kullanmaz iken tecrübelerini de yazar mısın tşk. Açıkçası o konuda gözlem yapmadım, ancak Bluetooth üzerinden veri alıp, veriyor. Çok fazla bir etkisinin olacağını düşünmüyorum. Çünkü bileklik tam şarj ile baya uzun süre kullanılıyor, ayrıca kullanmadığın zaman uyku moduna geçiyor. O yüzden çok yoracağını sanmıyorum ama Bluetooth'dan dolayı etkisi ne olur bilemiyorum."} {"url": "https://dijitalgezgin.com/gezginler-icin-aksiyon-kamera-cantasi", "text": "Gezmeye başladığımdan beri ihtiyaç duyduğum şeyleri belli aralıklarla fark ediyorum. Ne kadar hazırlıklı olsak da her deneyimimizde gerekli olan bir şeyleri fark ediyoruz. Birkaç gün önce Antalya'daydım, sırt çantama düzenli koyduğum aksiyon kameramı ve ekipmanlarımın hep dağıldığını fark ettim, ne kadar düzenlesem de her seferinde aynı sorun ile karşılaşıyordum. Bu can sıkıcı duruma güzel bi' çözüm buldum. Emre Durmuş'un bu videosunda güzel bir tavsiye vardı. Emre bunun için ufak bi' çanta almış. Böylelikle ekipmanlar dağılmıyor. Hemen internette araştırma yaptım, ne tür şeyler var, bütçeler nedir diye. Büyük kameralar için farklı, aksiyon kameralar için farklı çantalar mevcuttu, ki hala mevcut :). Çok satılanlarda fiyatı uygun, güzel ve sade bir çanta gördüm. Çok kullanışlı bi' tane buldum, çantanın ismi; Sjcam Taşıma Çantası Orta Boy. HepsiBurada'dan hemen sipariş ettim, ben ettiğimde 35 TL gibi bir fiyata sahipti, siz de aynı isimle aratıp bakabilirsiniz. Çanta gelir gelmez hemen çamaşır makinesine attım, hızlı bir yıkama yeterli, kumaş olmasından ötürü rahatlıkla yıkanabiliyor. Çantanın ana kısmında bölmelere ayrılmış çıkarılabilen bir sünger mevcut, bu sünger sayesinde kamera, kablo gibi ekipmanları koyup, çanta içinde sabitlenmesini sağlayabiliyorsunuz. Ayrıca çantada kamera savrulmuyor, tabii dilerseniz süngeri kaldırıp özgürce içerisini kullanabilirsiniz. Diğer kısmında ise fileli bir kısım mevcut. Buraya sığmayan ekipmanlarınızı koyabilirsiniz, örneğin bu alana tablet, el tripodu ve kablo gibi şeyleri koyabilirsiniz. Kumaşı gayet kaliteli ve rahatlıkla makinede yıkanabilir. Ayrıca 35 TL'lik fiyatı ile kalitesini düşündüğünüzde bence gayet iyi. Ben aksiyon kamerası olarak Sony FDR-X3000 kullanıyorum. Çantanın tam olarak bu kameraya uygun bir yapısı var, GoPro kullananlar ve diğer benzer boyut kameralar için uygun. Şimdi ekipmanları yerleştirip çantamı kaldırıyorum. 🙂 Bu ürün için daha fazla yazabileceğim bir şey yok, son olarak şunu söyleyeyim; eğer bu tarz bir çanta arıyorsanız kesinlikle öneririm. Sevgiyle kalın. seyahatte kameraları taşıma sorunu için güzel bir öneri olmuş. teşekkür ederim."} {"url": "https://dijitalgezgin.com/gobeklitepe-tarihi", "text": "Göbeklitepe, insanlık tarihinin ilk yapılarını araştırmak için harika bir örnektir. Zira 12 bin yıllık geçmişiyle Gökbeklitepe tarihi, medeniyetin başlangıcına ışık tutmaktadır. Bu özelliği nedeniyle dünyayı derinden etkileyen Göbeklitepe tarihi hakkında tüm merak edilenleri ise bu rehberde derledik. Bu sayede Gökbeklitepe'yi ziyaret etmek ya da Göbeklitepe hakkında bilinenleri öğrenmek istiyorsanız, cevapları da beraber keşfedebiliriz. Göbeklitepe, Şanlıurfa'nın Örencik Köyü yakınlarında yer almaktadır. Şehir merkezine 18 kilometre uzaklıkta yer alan bölge, dünyanın bilinen en eski dini yapılarından birisidir. Bu özelliği nedeniyle, insanlığın yerleşik hayata geçmeden önce din olgusu ile tanıştığını kanıtlamaktadır. Önemi nedeniyle de UNESCO Dünya Mirası listesi içerisinde yer almaktadır. Günümüzde ziyaretçi kabul eden bölge, oldukça iyi bir şekilde korunmaktadır. Göbeklitepe, adından da anlaşılacağı üzere bir tepe üzerinde yer almaktadır. 300X300 metrelik bir alanı kapsayan bölge, kurulu olduğu platodan yaklaşık olarak 15 metre yüksekliktedir. Bu nedenle çevreyi geniş bir açı ile izlemenize olanak sağlamaktadır. Göbeklitepe, bir dizi yapının birleşiminden oluşmaktadır. T şeklindeki 10-12 adet arası değişen dikili taşlardan oluşan yapılar, yuvarlak bir alanı kapsamaktadır. Bu yapılar, üzerinde insanlara ve hayvanlara ait semboller de barındırmaktadır. Yapıların merkezinde, diğer taşlardan daha büyük iki adet taş yer almaktadır. Bu yapının bir bütün olarak bir mesaj ifade ettiği düşünülmektedir. Yapının bir toplanma alanı olarak oluşturulduğu düşünülmektedir. Göbeklitepe esasen oldukça geniş bir alanı kapsamaktadır. Ancak kazı çalışmaları hala devam ettiği için, gün yüzüne çıkan bölge oldukça küçük bir alandır. Göbeklitepe tarihi bu nedenden dolayı henüz yeteri kadar aydınlatılmış değildir. Ne yazık ki Göbeklitepe, başlarda önemi anlaşılamamış bir yapıdır. Bu nedenle uzun yıllar boyunca keşfedilmeyi beklemiştir. İlk olarak 1983 yılında bir çiftçinin tarlasını sürerken keşfettiği oymalı taş, Göbeklitepe'nin varlığı hakkında bilim insanlarına ilk sinyalleri vermiştir. Akabinde Alman arkeolog Klaus Schmidt'in 1995'te bu taşı incelemesiyle Göbeklitepe'nin değeri anlaşılmıştır. Bu dönemden itibaren Göbeklitepe alanında kazılar yapılmaya başlanmıştır. Ardından Amerikalı arkeolog Peter Benedict'in bir makalesinde Göbeklitepe'ye atıfta bulunması, bu yerin dünya genelinde de tanınmasına yardımcı olmuştur. Göbeklitepe tarihi konusunda bu gelişme, bölgedeki kazıların sayısını artırmıştır. Elbette Göbeklitepe'nin gizemi tam olarak aydınlatılmış değil. Bu durum, bölge ve yapılar hakkında da şehir efsanelerinin doğmasına neden olmaktadır. Ancak Göbeklitepe kazılarından çıkan bazı bulgular, bizlere pek çok bilgiyi de vermektedir. Örneğin kazı alanından çıkartılan insan kafatası, kırılma ile oluşmayacak kadar düzgün kesilmiştir. Bu durum, kafatasının ilkel bir delgi aleti ile açıldığı izlenimi uyandırmaktadır. Sonuç olarak Göbeklitepe, ilk beyin ameliyatının yapıldığı yer olabilir. Göbeklitepe hakkındaki bir diğer dikkat çekici durum, alanın bunca yıl nasıl korunduğudur. Sonuç olarak 12 bin yıllık bir yapının günümüze kadar çok iyi bir şekilde korunması akıllarda soru işaretleri uyandırmaktadır. En yaygın inanış, bu bölgenin insanlar tarafından bilinçli bir şekilde gömüldüğüdür. Zira yapılan kazılarda elde edilen sonuçlar da, bu bölgedeki toprak yapısı ile oynandığı izlenimi uyandırmıştır. Haliyle bölge hakkındaki gizemler de kazıların seyri ile şekillenmektedir. Bilinen en önemli şey ise, bu bölgenin insan medeniyetinin ilk yapıları arasında yer aldığıdır. Göbeklitepe, esasen bir yerleşim yeri değildir. Zira yapı genel itibari ile bir toplanma merkezi işlevselliğinde oluşturulmuştur. Yaklaşık olarak 12 bin yıl önce yapıldığı düşünen yapıların, aradan geçen 4 bin yılın ardından terk edildiği düşünülmektedir. Bu nedenle yapının tek bir amaçla kullanıldığı ve sonrasında kaderine terk edildiği düşünülmektedir. Göbeklitepe tarihi hakkında dikkat çekici noktalardan birisi de, kazılarda hala yeni sonuçların elde edildiğidir. Zira bu bölge tam anlamıyla keşfedilmiş değildir. Göbeklitepe'deki kazılar ilerledikçe, bölge hakkında daha fazla bilgi de gün yüzüne çıkmaktadır. Göbeklitepe, kurulduğu dönem ve yapısı itibariyle oldukça dikkat çeken bir yapıdır. Tahmini kuruluş yılı M. Ö. 11400 olan yapı, Çanak Çömleksiz Neolitik dönem aralığında kurulmuştur. Peki bu bilgiler ne ifade ediyor? En basit tabir ile, Göbeklitepe yapılarının o döneme göre fazla iyi olduğunu söyleyebiliriz. Zira bu dönem, insanların hala avcılık ile uğraştığı ve tam olarak yerleşik yaşama geçmediği dönemler arasındadır. Daha çanak çömlek yapamayan insanoğlu, usta bir işçilikle aslan ve insan motifleri oluşturmayı başarmıştır. İlk kentlerden birisi olan Çatalhöyük de bu dönem içerisinde oluşturulmuştur. Ancak Çatalhöyük'ün kuruluş tarihi, günümüzden yaklaşık olarak 9 bin yıl öncesine tekabül etmektedir. Bu haliyle Göbeklitepe, Çatalhöyük'ten daha eski bir yapıdır. Göbeklitepe, yalnızca turistik bir bölge olarak değerlendirilemez. Zira bulunduğu genel coğrafya itibariyle de Göbeklitepe, insanlığın ilk yerleşim bölgelerine ışık tutmaktadır. Göbeklitepe kazıları, tarih öncesi dönemin büyük gizemlerini de ortadan kaldırmıştır. Örneğin, avcı-toplayıcı grubun kazılardan önce daha küçük ve ilkel topluluklar olduğu düşünülüyordu. Ancak kazılar sonrasında ortaya çıkan kabartmalar, aslında avcı-toplayıcı toplulukların daha gelişmiş bir yapıya sahip olduğunu göstermektedir. Ek olarak bu toplulukların sosyal açından bakıldığında bile daha gelişmiş olduğu görülmektedir. Bu bulgular, bilim dünyasının da avcı-toplayıcı topluluklara olan bakış açısını derinden değiştirmiştir. Göbeklitepe'de yapılan kazılara başkanlık eden Klaus Schmidt, bu bölgeden çıkan bulguların insanlık geçmişini daha da değiştireceğini belirtmektedir. Zira Göbeklitepe, kazılardan çıkan parçalara göre tarım toplumu tarafından değil, avcı-toplayıcı toplum tarafından kurulmuştur. Bu durum, avcı-toplayıcı grubun bir süreliğine de olsa avlanmaktan uzak kaldığını kanıtlamaktadır. Zira Göbeklitepe'de yer alan dikilitaşlar, hem yüzlerce kilo ağırlığındadır hem de uzak bir mesafeden getirilmiştir. Kazı başkanı Schmidt bu nedenden dolayı Göbeklitepe inşasında en azından 500 kadar insanın çalıştığını düşündüklerini ifade etmiştir. Bu noktada, avcı toplayıcı gruba dahil 500 kişinin bu yapıyı yaparken nasıl beslendikleri sorusu ortaya çıkmaktadır. Zira o dönemde, günümüzdeki gibi istifleme durumu yoktu. İşte bu çıkmaz, o dönemki insanların tarım toplumuna zorlandığını düşündürmektedir. Zira bir yapıyı inşa ederken aynı zamanda avlanacak kadar enerjiyi biriktirmek mümkün değildir. Bu bilgileri desteklemek üzere, Göbeklitepe kazılarında ortaya çıkan hayvan kemiği parçalarını gösterebiliriz. Yüksek sayıda bulunan hayvan kemiği parçaları, Göbeklitepe'de oldukça yüksek sayıda hayvanın olduğunu göstermektedir. Bu bulgular, Göbeklitepe'de et tüketiminin de oldukça yüksek olduğunu göstermektedir. Hem ayinlerde kurban edilen hem de çalışanların ihtiyacını karşılayan hayvanlar, işte bu bulguların da tamamlayıcısıdır. Bu durum, arkeolog Ian Hodder'in de dikkatini çekmiştir. Bu nedenle kendisi, tarımdan önce \"tarım kültürü\"nün gelişmeye başladığını ifade etmektedir. Göbeklitepe'de yer alan dikilitaşlar, üzerinde pek çok kabartma bulundurmaktadır. Örneğin yabani sığır, tilki ve turna kabartmaları olan dikilitaşı gösterebiliriz. Aynı zamanda insan figürleri, el ve kol gibi kabartmalar da yer almaktadır. Bu kabartmalar, o dönem toplulukları açısından bakıldığında profesyonel bir çalışma olarak nitelendirilebilir. Zira her bir kabartma, günümüzde bile net bir şekilde anlaşılmaktadır. Göbeklitepe'den çıkan buluntular sadece dikilitaşlar değildir. Aynı zamanda C ve D yapılarında da pek çok buluntu keşfedilmiştir. Bu yapılar, kasıtlı bir şekilde insan eliyle gömülmüştür. Ancak neden gömüldüğü bilinmemektedir. Gömülen yapılar arasında, insan ve hayvan kemik parçalarına da rastlanmıştır. Bu bulgular, Göbeklitepe'de insanların öldükten sonra gömüldüğüne işaret olabilir. Aynı zamanda insan yamyamlığına da işaret olabileceği göz önünde bulundurulmalıdır. Her ne olursa olsun bu bulgular, o döneme ait insanların aslında zannedildiği kadar ilkel olmadığını bizlere göstermektedir. Göbeklitepe tarihi açısından bu durum, medeniyetin ilk izlerini de baştan aşağı değiştirmiştir. Göbeklitepe'yi gizemli kılan buluntular ise, obsidiyen taşından yapılan aletlerdir. Bu aletlerde kullanılan pek çok taş, Bingöl, Kapadokya ve Van Gölü çevresinden getirildiği bilinmektedir. Bu nedenle Göbeklitepe'deki bilmecelerden birisi de, bu taşların buraya nasıl getirildiğidir. Taş aletlerin yanı sıra, Göbeklitepe'de pek çok heykel de bulunmuştur. Kireçten yapılan heykeller çoğunlukta olsa da, totem benzeri eserlere de rastlanmıştır. 2011 yılında yapılan kazılardan birinde çıkan benzer figürler, bu totem benzeri eserlerin yaygın bir şekilde Göbeklitepe'de yer aldığını göstermektedir. Göbeklitepe tarihi bu açıdan bakıldığında hala gizemini korumaktadır. Zira pek çok bulgu, güncel kazılarda keşfedilmiştir ve hala kazılmayan yerler bulunmaktadır. Ek olarak yabani buğday, badem ve yerfıstığı gibi bitkiler de kazılar esnasında keşfedilmiştir. Ancak bu bulgular, tarım toplumuna geçişin kanıtı değildir. Zira o dönemde tahılın evcilleştirildiğine dair herhangi bir kanıt yoktur. Kim bilir, belki de ileri zamanki kazılarda tarihin seyrini değiştirecek pek çok bulgu ortaya çıkarılabilir. Göbeklitepe tarihi hakkında bunca bilgiden sonra, bir de buraya nasıl gidilebileceğine göz atalım. Göbeklitepe bölgesine araçla yaklaşmak yasak. Bu nedenle bir noktadan sonra, yürüyerek devam etmeniz gerekmektedir. Ek olarak kazı alanları, her gün belirli saatler aralığında ziyaretçi kabul etmektedir. 15 Nisan ile 2 Ekim arası 08.00-19.00 saatlerinde ziyaret edebilirsiniz. 3 Ekim ve 14 Nisan arası tarihlerde ise 08.00-17.00 arasında ziyaret edebilirsiniz. Eğer buraya toplu taşıma ile ulaşmak istiyorsanız, merkezden ulaşım sağlayabilirsiniz. 100 numaralı otobüse binerek, Örencik bölgesine ulaşabilirsiniz. Göbeklitepe kazı alanına direkt girişin yasak olduğunu ve platform üzerinden burayı ziyaret edebileceğinizi de hatırlatalım. Bu nedenle bu bölgeye yaklaşık olarak 1 saat kadar zaman ayırabilirsiniz. Zira görsellerde görünen o ufak alan dışında görebileceğiniz başka bir yer yoktur. Göbeklitepe tarihi ve yeri hakkındaki bu bilgilere ek olarak, Göbeklitepe'nin Gaziantep merkezden araba ile 2, Diyarbakır merkezden 2,5 ve Mardin merkezden 3 saat uzaklıkta olduğunu da belirtelim."} {"url": "https://dijitalgezgin.com/hesaplarinizi-guvene-almak-icin-3-basit-adim", "text": "Sosyal medya kullanıcılarının basit güvenlik hataları son dönemlerde en çok rahatsız olduğum şeylerden birisi. Bundan dolayı bilgilendirici bir yazı yazmak istedim. Birçok insanın sosyal medya hesapları kolayca ele geçirilebiliyor, buna genellikle halkımız arasında \"hacklenme\" deniyor. Peki bu işlem bu kadar kolay mı? Hayır değil. Basit bir örnek verebilirim; eğer bu işlem bu kadar basit olsaydı, tüm insanların sosyal medya hesapları ve tüm internet siteleri hacklenebilirdi. Genellikle bu tarz basit saldırılar ve hesapların ele geçirilmesi kullanıcıların hatasından kaynaklanıyor. Öncelikle şunu belirteyim, en büyük yanlışlardan birisi tüm sitelerde aynı şifreyi kullanmaktır. Bir sitede şifre güvenliğinizi kaybettiğinizde tüm hesaplarınız saldırıya uğrayabilir. Bu nedenle tüm hesaplarınızın şifresi farklı ve zor olmalıdır. Benim ortalama 500 sitede, 500 farklı şifrem ve 500 farklı kombinasyonum mevcut. Bu şifreleri hatırlamak için Google E-Tablosu oluşturabilir ya da KeePass gibi uygulamalar kullanabilirsiniz. Doğum tarihi, 123456 veya ad soyad gibi basit şifreler kullanmamalısınız. Şifrenizde büyük harf, küçük harf, rakam ve özel karakter kullanmanızı öneririm. Örneğin; aH6! Si! faceBo!6565Ok gibi bir şifrenin kırılması çok zordur. Şifrelerinizi bu şekilde oluşturup not ettiğinizde, hem hesaplarınızı güvene almış olursunuz hem de kopyala yapıştır yaparak hızlıca hesaplarınıza giriş yapabilirsiniz. Ayrıca her bilgisayarda hesaplarınıza giriş yapmayın, giriş yaptıysanız işiniz bittiğinde çıkış yapıp, ardından tarayıcı verilerinizi temizlemelisiniz. Başta e-posta adresleriniz olmak üzere tüm hesaplarınızın SMS doğrulamasını aktif etmelisiniz, böylelikle şifreniz ele geçirilse bile SMS onayı almadıkça kimse hesabınıza erişemeyecektir. Ayrıca tek bir e-posta adresiyle tüm hesaplarınıza üye olun, bu e-posta adresinizde de tüm güvenlik önlemlerini almalısınız. Böylelikle telefonunuz ele geçirilmedikçe hesaplarınız güvende olacaktır. Bilgisayarınızda ve telefonunuzda ekstra güvenlik önlemi almak çok faydalı olacaktır. Anti-virüs ve diğer güvenlik yazılımları ile verilerinizin ve hesaplarınızın güvenliğini arttırabilirsiniz. Ayrıca VPN gibi uygulamalarla internette gizlenebilirsiniz."} {"url": "https://dijitalgezgin.com/istanbulda-gezilecek-yerler", "text": "Tarihi ve kültürel zenginlikleriyle İstanbul, ülkemizdeki en canlı şehirlerin başında yer almaktadır. Bu nedenle her yıl milyonlarca turist, çağ değişikliklerine şahitlik eden bu şehri ziyaret etmektedir. Çünkü İstanbul, imparatorluklara başkentlik yapmış bir metropoldür. Elbette tarihin kokusunu içine çekmek isteyenler, bu şehri gezmeden yeteri kadar bilgi sahibi olamaz. Sonuç olarak İstanbul'da gezilecek yerler arıyorsanız, bu rehberimize göz atabilirsiniz. Bu sayede İstanbul turu yapmak isteyenler geniş alternatiflere göz atabilir. Saraylar, müzeler, camiler, kuleler ve daha fazlası... Hepsi, İstanbul'da sizleri beklemektedir. Ancak İstanbul, iki yakası bir araya gelmeyen bir şehirdir. Bu nedenle İstanbul Avrupa yakası ve Anadolu yakası gezilecek yerler açısından farklı ele alınmalıdır. Gelin ilk olarak İstanbul Anadolu yakası gezilecek yerler listesine göz atalım. Daha sonrasında, İstanbul Avrupa yakası gezilecek yerler listesine değinelim. Bu sayede daha sağlıklı bir rota oluşturabilirsiniz. İstanbul Anadolu Yakası'nda gezilecek yerler oldukça geniştir. Bu nedenle Anadolu Yakası'nı baştan aşağı gezmek için en az iki günlük bir süre gereklidir. Bu sayede İstanbul'un sembollerini tek tek ziyaret edebilir ve fotoğraf çektirebilirsiniz. Gelin İstanbul Anadolu Yakası'nda gezilecek yerlere bir göz atalım. İstanbul'da gezilecek yerler listesinde belki de en önemli sembollerden birisi, Kız Kulesi'dir. Üsküdar'ın Salacak açıklarında yer alan Kız Kulesi, binlerce yıldır tarihi rivayetlere konu olmuştur. Özellikle de Bizans Dönemi'nden kalma bir yapı olan Kız Kulesi, aşıklar için de ayrı bir anlam ifade etmektedir. 1995 yılında yapılan restorasyon çalışmalarından sonra Kız Kulesi, günümüzdeki görünümünü kazanmıştır. Günümüzde ise hem restoran hem de müze olarak ziyaretçilerini kabul etmektedir. Eğer İstanbul'da romantik bir akşam yemeği yemek istiyorsanız, Kız Kulesi sizler için biçilmiş kaftandır. Eğer Kız Kulesi'ne ulaşmak istiyorsanız, 09.15 ile 18.30 arasında her 15 dakika bir Salacak'tan kalkan teknelere binebilirsiniz. Bunun yanı sıra, Kabataş'tan da 09.00 ile 18.45 saatleri arasında kalkan seferler mevcuttur. Beylerbeyi Sarayı, adından da anlaşılacağı üzere İstanbul'un en heybetli yapılarından birisidir. Üsküdar ilçesinde denize nazır bir saray olan Beylerbeyi Sarayı, günümüzde ziyaretçilere açıktır. Elbette burayı ziyaret etmek isteyenler, 09.00 ile 18.00 arası uygun bir zaman dilimini seçmelidir. Bu sayede sarayın Mabeyn ve Harem bölümlerini rahatlıkla gezebilir ve fotoğraf çektirebilirsiniz. Gelin biraz da saray hakkında bilgiler verelim. Beylerbeyi Sarayı, 19. yüzyılda Sultan Abdülaziz'in isteği üzerine mimar Sarkis Balyan tarafından inşa edilmiştir. Yapının inşasında, doğu ve batı mimari özellikleri harmanlanmıştır. Bu nedenle sarayın dış mimarisinde barok anlayışı hakimdir. Elbette müze statüsünde olan Beylerbeyi Sarayı, girişi ücretli olan yerler arasındadır. Bu nedenle 2021 yılı itibariyle yapıyı ziyaret etmek isteyenler, 60 TL tam bilet bedelini ödemek zorundadır. Dileyenler müze kart ile giriş yapabilirler. \"Boğazı yakından gördük, bir de tepeden bakalım.\" diyenler, Çamlıca Tepesi'ni ziyaret ederek İstanbul'u geniş bir açıdan izleyebilir. Zira 369 metrelik yüksekliği ile Çamlıca Tepesi, İstanbul'un en yüksek noktalarından birisidir. Üsküdar'da yer alan Çamlıca Tepesi, ücretsiz ziyaret edilebilen yerler arasındadır. Dileyenle burada kahvaltı yapabilirler. Ek olarak piknik severler, İBB Çamlıca Tepesi Sosyal Tesisleri'nde piknik yapabilir. Çamlıca Tepesi'ni ziyaret edenler, Marmara Denizi, Prens Adaları, Karadeniz ve Haliç'i panoramik olarak izleyebilirler. Elbette buraya gelmişken fotoğraf çektirmeden gitmek de olmaz. Bu nedenle akşam manzarasında İstanbul'un en güzel fotoğraflarını çekebilirsiniz. Anadolu Hisarı, Yıldırım Beyazıt tarafından inşa ettirilen bir kaledir. Zamanında boğazdan geçen gemileri kontrol etmek amacıyla inşa edilen kale, İstanbul'un fethi sonrasında stratejik değerini kaybetmiştir. Ancak yapısal anlamda İstanbul'un en büyük sembollerinden birisidir. Bu nedenle Anadolu Yakası'nda gezilecek yerler listesinde mutlaka yer almalıdır. Ek olarak Göksu Deresi kenarında yer alan cafelerde bir şeyler yiyip içme imkanı da sunmaktadır. Aynı zamanda buradan tekne turuna da çıkabilirsiniz. Göksü Deresi'nin hemen kıyısında yer alan yapılardan birisi de Küçüksu Kasrı'dır. Bu yapı, Sultan I. Mahmut tarafından inşa ettirilmiştir. Ahşap bir yapı olan Küçüksu Kasrı, Sultan Abdülmecit tarafından onarılmıştır. İstanbul Boğazı manzarasını görmek için en iyi yerlerden birisi olan Küçüksu Kasrı, Batı mimarisi ile inşa edilmiştir. Bu nedenle içerisindeki eşyalar da dahil olmak üzere her şey İtalyan mimarisi başta olmak üzere Batı tarzında dizayn edilmiştir. Burayı ziyaret ettikten sonra, Küçüksu Kasrı cafesinde boğazı izlemenizi ve soluklanmanızı tavsiye ederiz. Hababam Sınıfı efsanesinin çekildiği yer olan Adile Sultan Sarayı, adını Osmanlı hanedanının divan yazarı tek kadın şairi olan Adile Sultan'dan almıştır. Sultan Abdülmecit tarafından inşa ettirilen bu yapı, kız kardeşine hediye olarak verilmiştir. Adile Sultan'ın ölümünden sonra ise burası yatılı okul statüsüne kavuşturmuştur. Ancak sarayda çıkan yangın sonrasında harap olan yapı, bir süre sonra restore edilmiştir. Üsküdar'da yer alan Adile Sultan Sarayı, günümüzde Hababam Sınıfı Müzesi'ni de içerisinde barındırmaktadır. Burada oyuncuların bal mumu heykellerine bakabilir ve tarihin kokusunu içinize çekebilirsiniz. Aynı zamanda nikah ve düğün gibi etkinlikler için de bu saray günümüzde kullanılmakta ve restoran özelliği de bulunmaktadır. Adından sıkça söz edilen moda sahili, İstanbul'da gezilecek yerler arasında vazgeçilmezdir. Sahilde deniz havasını içine çekmek isteyen herkes, burayı ziyaret etmelidir. Ek olarak sahil şeridine yakın bir konumda olan Barış Manço Müze Evi'ni de ziyaret edebilirsiniz. Aynı zamanda sabah yürüyüşleri ve piknik için de moda sahili en iyi alternatiflerden birisidir. İstanbul Anadolu Yakası'nda gezilecek yerler listesinde Polonezköy, ailecek piknik yapmak isteyenler için harika bir alternatiftir. Özellikle de doğaya dönmek isteyenler için İstanbul içerisindeki sayılı mekanlardan olan Polonezköy'de aile kahvaltısı yapabilirsiniz. Adını Osmanlı Dönemi içerisinde buraya gelen Polonyalılardan alan Polonezköy, Anadolu Yakası'nın kuzeyinde yer alır. Bu nedenle rota seçiminde Polonezköy'e özel bir yer ayırmanızı ve temiz havayı ciğerlerinize çekmenizi tavsiye ederiz. Zira Polonezköy Tabiat Parkı, tüm ziyaretçilere açıktır. İstanbul'da gezilecek yerler listesinde en dikkat çeken yapılardan birisi de Oyuncak Müzesi'dir. Bu müze, 2005 yılında Sunay Akın tarafından özel olarak kurulmuştur. İçerisinde ise 18. yüzyıldan kalma oyuncakların da bulunduğu toplam 4 bin adet oyuncak sergilenmektedir. Eğer eski oyuncaklara merakınız varsa, Kadıköy Göztepe Mahallesi'nde yer alan bu yapıyı ziyaret edebilirsiniz. İstanbul Oyuncak Müzesi, ziyareti ücretli olan müzeler arasında yer almaktadır. Elbette Kadıköy'den bahsederken \"Barlar Sokağı\"nı göz ardı etmemek gerekir. Zira Barlar Sokağı, Anadolu Yakası'nın en canlı yüzlerinden birisidir. Gece hayatı açısından zengin olan Barlar Sokağı, şehrin en ikonik sembolleri arasında yer almaktadır. Burada her telden müzik çalan mekanlarda farklı içki seçeneklerini tadabilir ve özellikle de sokağın kendine has atmosferiyle büyülenebilirsiniz. Bağdat Caddesi, Anadolu Yakası'nın en aktif ve kalabalık caddelerinden birisidir. Avrupa Yakası'ndaki İstiklal Caddesi'ne benzetilse de, buranın havası bir başkadır. Burada açık hava alışverişin tadını çıkarabilir ve zengin kahve seçeneklerinden faydalanabilirsiniz. Çünkü Bağdat Caddesi üzerinde yer alan alışveriş merkezlerinin hemen başucunda, ünlü kahve zincirlerinin şubeleri yer almaktadır. Bağdat Caddesi'ne yakın olan Caddebostan Sahili, alışveriş sonrası deniz havası almak isteyenlerin uğrak yeridir. İstanbul'da yeşilin mavi ile buluştuğu sahillerden biri olan Caddebostan Sahili'nde aynı zamanda ünlü simaları görmek de mümkündür. Geniş çimenleri ile uçsuz bucaksız dinlenme alanı sunan Caddebostan Sahili, şehirden kaçmak isteyenler için iyi bir alternatiftir. Ek olarak burada bisiklet yolu da mevcuttur. İstanbul'da gezilecek yerler listesi içerisinde Haydarpaşa Garı, tarihi geçmişiyle ziyaretçileri büyülemektedir. Zira Haydarpaşa Garı, zamanında İstanbul'un giriş kapısıydı. Üstelik İstanbul'u yeneceğini iddia edenler, o meşhur \"Ey İstanbul, sen mi büyüksün ben mi?\" sözünü de burada söylemektedir. II. Abdülhamit tarafından inşa ettirilen tren garı, 1908 yılında faaliyete başlamıştır. Faaliyete geçtikten sonra türlü türlü zarar gören tren garı, 2010 yılındaki büyük yangından sonra tren seferlerine kapatılmıştır. Restorasyon çalışmaları devam ederken farklı ulaşım alternatiflerinin oluşması nedeniyle tren garı tamamen kullanıma kapatılmıştır. Günümüzde Haydarpaşa Garı ziyarete kapalıdır. Ancak her yıl düzenlenen kitap fuarı sayesinde burayı ziyaret edebilirsiniz. Elbette deniz yoluyla da binayı dışarıdan görebilirsiniz. - Kuzguncuk: Ekmek Teknesi ve Perihan Abla gibi ünlü dizilerin çekildiği yerdir. - Kanlıca: Meşhur Kanlıca yoğurdunu tatmak isteyenlerin ziyaret etmek gereken yerdir. - Fenerbahçe Parkı: Kadıköy'ün merkezinde yer alan ve sakinliğiyle bilinen parktır. - Otağtepe Parkı: Beykoz'da yer alan ve İstanbul'un en yüksek noktalarından biri olan parktır. - Göztepe 60. Yıl Parkı: Bağdat Caddesi'nin hemen yanında yer alan bir parktır. Lale ve gül bahçeleriyle ünlüdür. - Selimiye Kışlası: 3. Selim tarafından yaptırılan kışladır. İsyan sırasında yıkılan kışla, II. Mahmut tarafından yeniden yaptırılmıştır. Günümüzde ise müze statüsünde yer almaktadır. - Dragos Tepesi: Prens Adaları'nı görmek isteyenler için tavsiye edilen İstanbul'un en yüksek noktalarından birisidir. 08.30 ile 23.00 arasında ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz. - Adalar: Büyükada, Burgazada, Kınalıada, Sedefadası, Heybeliada, Tavşanadası ve Sivriada'nın yer aldığı bu geniş alana, İstanbul Adaları ya da Prens Adaları adı verilmektedir. İstanbul gezilecek yerler sadece Anadolu Yakası ile sınırlı değildir. Zira Avrupa Yakası da en az diğer yaka kadar geniş alternatiflere sahiptir. Özellikle de Osmanlı Dönemi'ne ait yapıların burada daha çok yer alması nedeniyle Avrupa Yakası, tarih turizmi için daha geniş seçenekler barındırmaktadır. Gelin onlara bir göz atalım. Beyazıt Meydanı, İstanbul Üniversitesi'nin Beyazıt Kampüsü'nün bulunduğu tarihi meydandır. Burada ünlü sahaflar çarşısını gezerek sayısız kitap seçeneğine göz atabilirsiniz. Ek olarak Kapalıçarşı'nın girişi burada yer aldığından çarşıyı bu yol üzerinden gezebilirsiniz. Kapalıçarşı üzerinden Mısır Çarşısı ve Eminönü'ne doğru tarih kokulu bir yürüyüşe çıkabilirsiniz. Beyazıt'ta yer alan cami, Kanuni Sultan Süleyman tarafından Mimar Sinan'a yaptırılmıştır. Geniş bir alanda yer alan Süleymaniye Külliyesi, içerisinde medrese, hastane, sıbyan mektebi, hamam, imarethane ve kütüphane gibi farklı dükkanlar da barındırmaktadır. Ek olarak burada, Sultan Süleyman ile Hürrem Sultan türbeleri de yer almaktadır. Cami, Mimar Sinan'ın dahi yüzünü de görmek için eşsiz bir fırsattır. Zira camide hazırladığı akustik ortam ve yağ kandillerinin isinden mürekkep üretmesi, bu camide gerçekleşmiştir. Sultanahmet Meydanı, Avrupa Yakası'nın en önemli yerlerinden birisidir. Zira hem Bizans hem de Osmanlı Dönemi içerisinde bu meydan şehrin en kalabalık yerlerinden birisiydi. Keza günümüzde de Sultanahmet Meydanı en kalabalık bölgelerden birisidir. Sultanahmet Meydanı'nı ziyaret ederek; Ayasofya Camii, Yerebatan Sarnıcı ve Sultanahmet Camii'yi gezebilirsiniz. - Ayasofya Hürrem Sultan Hamamı - Türk ve İslam Eserleri Müzesi - Sultan III. Mehmed Türbesi - Caferağa Medresesi - Aya İrini - Sultan III. Ahmet Çeşmesi Sultanahmet meydanı, çevredeki meşhur tarihi köftecilerle de ünlüdür. Bu nedenle yapıları ziyaret ederken yemek de yiyebilirsiniz. Topkapı Sarayı, Sultanahmet Meydanı'nın kuzeyinde yer almaktadır. Meydandan yürüyerek buraya ulaşmak mümkündür. Bu sayede Topkapı Sarayı Müzesi'ni gezebilir ve Gülhane Parkı'nda soluklanabilirsiniz. Ek olarak burada; İstanbul Arkeoloji Müzesi, Bağdat Köşkü, İstanbul Türbeler Müzesi, Eski Şark Eserleri Müzesi ve Darphane-i Amire'yi gezebilirsiniz. Eğer sahile doğru yürürseniz, Bizans surlarını ve Filantropos Kilisesi Kalıntılarını da görebilirsiniz. Tarihi ise kısaca şöyle: Topkapı Sarayı, İstanbul'un fethi sonrasında inşa ettirilen saraydır. 1460 yılında inşası tamamlanmıştır. Osmanlı İmparatorluğu, 400 yıl boyunca bu saraydan yönetilmiştir. Ayrıca bu dönemde sarayda 4 bin kadar insan yaşamıştır. İstanbul'un fethinden hemen sonra inşa ettirilen cami, Osmanlı Dönemi'nin İstanbul'da başladığının en büyük işaretidir. Fatih Camii, Mimar Yusuf Sinan tarafından Fatih'in emri ile inşa ettirilmiştir. İstanbul'un 7 tepesinden dördüncüsünde yer almaktadır. Ancak 18. yüzyılın ortalarında meydana gelen büyük bir deprem, caminin zarar görmesine neden olmuştur. Bu nedenle günümüzdeki hali, 1771'de tamamlanmıştır. Cami içerisinde Fatih Sultan Mehmet'in ve daha pek çok Osmanlı devlet adamının mezarı yer almaktadır. Galata, İstanbul Avrupa Yakası'nda gezilecek yerler arasında en önemli alternatifler arasındadır. Zira burada yer alan Galata Kulesi, İstanbul'un en güzel görüntülerini sunmaktadır. Elbette Galata Kulesi'ne çıkmak ücretlidir ve müze kart geçerlidir. Galata Kulesi, 5. yüzyıldan kalma bir kule ve zindandır. Bizans Dönemi'ne ait yapı, aşıklar için de ayrı bir önem arz etmektedir. Rivayete göre Galata Kulesi, Kız Kulesi'ne aşıktır. Ancak İstanbul Boğazı, aşıkların kavuşmasını engellemektedir. Bu nedenle Galata Kulesi, aşkı için yıllarca mektuplar yazar ve Kız Kulesi'ne duyduğu özlemini bu mektuplarla dile getirir. Şiirlere ve romanlara da konu olan bu efsane, Galata Kulesi ve Kız Kulesi'nin aşkı olarak bilinmektedir. Eğer Galata'yı ziyaret ettiyseniz, sırada İstiklal Caddesi var demektir. İstiklal Caddesi, Osmanlı'dan beri en işlek caddelerden birisidir. Trafiğe kapalı olan bu cadde, bünyesinde en ünlü markalara ait şubeler barındırmaktadır. Bu nedenle alışveriş için en iyi seçeneklerden birisidir. Ek olarak İstiklal Caddesi, bünyesinde pek çok kiliseyi de barındırmaktadır. Sent Antuan Kilisesi, bunlardan birisidir. Ek olarak cadde üzerinde Galatasaray Lisesi de yer almaktadır. Nasıl ki Anadolu Yakası'nda Anadolu Hisarı varsa, Avrupa Yakası'na da Rumeli Hisarı yer almaktadır. Fatih Sultan Mehmet tarafından inşa ettirilen bu kale, Bizans'ın fethini kolaylaştırmak amacıyla sadece 3 ayda tamamlandı. Rumeli Hisarı'nın bir diğer adı ise, Boğazkesen Hisarı'dır. Bir dönem GSM operatörlerinin reklamlarına da konu olan Yedikule Zindanları, Bizans Dönemi'ne ait bir yapıdır. Ancak bu zindan, ilk ve son kez bir Osmanlı padişahının öldürüldüğü zindandır. O padişahın adı ise, II. Osman yani Genç Osman'dır. Bu nedenle Yedikule Zindanları, Osmanlı tarihine yakın bir bakış atmak isteyenler için farklı bir alternatiftir. Günümüzde ücretsiz ziyaret edilebilen zindanın iki bölümü açıktır. Bunlardan birisi de Genç Osman'ın atıldığı zindandır. Batı mimarisinden esinlenerek yapılan Dolmabahçe Sarayı, Sultan Abdülmecit tarafından 1856 yılında inşa ettirilmiştir. Beşiktaş'ta yer alan saray, pazartesi günleri dışında 09.00 ile 16.00 saatleri arasında ziyarete açıktır. Elbette sarayın farklı bölümlerine girmek farklı ücretlendirmelere neden olmaktadır. Mesela Selamlık ve Harem bölümlerini de ziyaret etmek isterseniz, ek ücret ödemeniz gerekmektedir. Ancak Dolmabahçe Sarayı, bilet fiyatına değer bir yapıdır. Çünkü Mustafa Kemal Atatürk'ün de son dönemleri bu sarayda geçmiştir. Balat'ta yer alan patrikhane, Haliç kıyısında bulunmaktadır. İstanbul'da gezilecek yerler arasında tarihi dokusuyla dikkat çekmektedir. 1461 yılında kurulmuştur. 17. yüzyılın başında Sadrazam Ali Paşa Caddesinden buraya taşınmış ve sonrasında 19. yüzyılda yapılan restorasyonla bugünkü görünümünü kazanmıştır. Patrikhane, pazar 09.15 ile 12.20 arası ziyarete kapalıdır. Zira bu saatlerde ayin yapılmaktadır. Onun dışında 08.30 ile 16.00 arası ziyarete açıktır. Haliç'te yer alan Eyüp Sultan Camii, İstanbul'un fethinden hemen sonra Fatih Sultan Mehmet'in isteği üzerine inşa edilmiştir. Eyüp Sultan Türbesi'nin hemen yanına inşa edilen cami, İstanbul'un en önemli simgeleri arasında yer almaktadır. İstanbul'un akciğerleri, Belgrad Ormanı'dır. Büyük bir alanı kapsayan orman, içerisinde vahşi hayvanları da barındırmaktadır. Bu nedenle doğal dokusundan hiçbir şey kaybetmemiştir. İstanbul gibi bir yerde kafa dinlemek ve ailecek tatil yapmak isteyenler, biraz uzaklaşarak burayı ziyaret edebilir. İstanbul'un kuzeyinde yer alan Belgrat Ormanları, uzun koşu parkurlarına da sahiptir. Bu nedenle İstanbul'da gezilecek yerler arasında en sakin alternatiflerden birisidir. - Bozdoğan Kemeri: Romalılardan kalma bir tarihi su kemeri. - Çemberlitaş: I. Konstantin anısına dikilmiş bir sütundur. Yedi tepeden birinde yer alır. - Ahrida Sinagogu: Balat'ta yer alan İstanbul'un en büyük sinagogudur. - Alman Çeşmesi: Türk-Alman dostluğunu pekiştirmek amacıyla II. Wilhelm tarafından hediye edilen çeşme. 1901 yılında inşa edilmiştir. - Ortaköy Camii: Ortaköy Meydanı'nda yer almaktadır. İstanbul'un en güzel manzaralarından birine de sahiptir. - Eminönü Yeni Camii: 400 yıllık cami, adının tam tersi tarihi bir değer taşımaktadır. IV. Mehmet Dönemi içerisinde inşaatı tamamlanmıştır. - Nuruosmaniye Camii: Çemberlitaş üzerinden Kapalıçarşı'ya girerken solda kalan cami, 7 tepeli şehrin ikinci tepesinde yer alır. Aynı zamanda Osmanlı'nın ilk barok camisidir. - Pierre Loti Tepesi: Eyüpsultan'ta bulunan tepe, Haliç'e nazırdır. İstanbul'un en ikonik manzaralarından bazıları da bu tepeden kaydedilmektedir. - Bakırköy Botanik Parkı: E-5'in başucunda bulunan park, İstanbul'daki en büyük parklardan birisidir. - Emirgan Korusu: İstanbul'un sembollerinden biri olan \"lale\", Emigan Korusu'nda sıklıkla görülmektedir. - Sevgililer Ormanı: Eyüpsultan'da yer alan bir ormandır. İstanbul'un göbeğinde, doğa ile iç içe olmak isteyenler için harika bir yerdir. - Yıldız Parkı: Ortaköy Camii'nin yanı başında bulunan ve 19. yüzyıldan kalma bir Osmanlı parkıdır. - Gezi Parkı: Taksim'in göbeğinde yer alan park, İstanbul'un yeşil sembollerinden birisidir. Aynı zamanda \"Gezi Olayları\"na da konu olmuştur. - Yıldız Parkı Korusu: Yıldız Sarayı'nın bir parçası olarak kullanılmış parktır. Girişi ücretsizdir İstanbul'da gezilecek yerler, alternatifleri de sıraladığımızda başlıca bunlardır. Elbette daha pek çok gezilecek yer mevcut olsa da, her birini gezmek için yeteri kadar zaman çoğu zaman olmaz. Bu nedenle İstanbul gezilecek yerler listemizde, tarihi ve doğal değeri bulunan yapı ve mekanları ekledik. Bu sayede İstanbul'u baştan aşağı gezebilir ve binlerce yıllık tarihi gözlerinizle görebilirsiniz. Merhaba, gününüz güzel olsun. Yazdığınız yazılar emekli bir kadın öğretmen olan benim için oldukça yol gösterici. Bu yazınızdaki tüm bilgileri not aldım. Teşekkür ederim, lütfen devam edin."} {"url": "https://dijitalgezgin.com/kapadokya-gezi-rehberi", "text": "Yağmur ve rüzgarın büyük bir sabırla, uzun yıllar boyunca işlediği lav tabakaları, günümüzün mistik yer altı şehirlerini ortaya çıkardı. Böyle söyleyen biri elbette ki, \"Güzel Atlar Diyarı\" Kapadokya'dan bahsediyordur. Erciyes, Hasan Dağı ve Güllü Dağ'ın püskürttüğü lavlar, bölgenin inşasında en önemli etken olmuştur. 60 milyon yıllık bir oluşum süreci söz konusu... Hatta hala da devam ediyor bu dönüşüm. Kapadokya dediğimiz bölge oldukça geniş bir alana yayılıyor. Nevşehir, Aksaray, Kırşehir, Niğde ve Kayseri'nin sınırlarına kadar ulaşmış, büyük bir bölge... Her mevsim ayrı bir güzelliğe sahip olan Kapadokya, ister kısa turlarla, ister uzun ve keyifli gezilerle keşfedilebilir. Kendi zamanınıza, bütçenize ve zevkinize uygun bir gezi planı oluşturabilir ve burada yeni deneyimler ile keyifli zaman geçirebilirsiniz. Ancak her şeyden önce gezip görmeniz gereken, dünyaca ünlü Kapadokya duraklarını bilmeniz gereke. Kapadokya'da gezilecek yerler listesi, bu seyahatte yolunuzu aydınlatmak üzere hazırlandı. Sonrasında ise yolculuğunuzu kolaylaştıracak, ulaşım, yeme içme ve benzeri ile ilgili bilgileri almayı unutmayın. Hadi başlayalım! Tarihi ve doğal güzelliğinin yanı sıra, son yıllardaki turistlere hitap eden gelişimi, iyi bir gezi durağı olmasını sağladı. Göreme'de çokça seçenek sizi bekliyor. Göreme Tarihi Milli Parkı ve Açık Hava Müzesi, bu bölgenin odak noktasıdır. Bir günde, hızlıca gezilebilecek bir bölge olmadığından, gezinizin en geniş zamanını Göreme'ye ayırmanızı öneririz. Burada Elmalı Kilise, Aziz Basil Şapeli, Azize Catherine Şapeli, Karanlık Kilise, Yılanlı Kilise ve Tokatlı Kilise, Hıristiyanlık tarihine dair önemli yapıları görebilirsiniz. Diğer taraftan Aşk Vadisi, 4900 metre uzunluğunda göz kamaştırıcı bir doğal harika... Burayı sıcak hava balonu ile seyretmek ise nefes kesici bir deneyim olacaktır. Tabi bunun için o gün havanın uygun olması gerekiyor. Bunun dışında vadide yürüyüş yapmak da mümkün. Yine uygun havada keyifli bir gezi yapılabilir. Vadinin adını veren hikayeleri ise yerinde dinlemeli ve adeta bunu hissetmelisiniz. Güllüdere Vadisi ise görülmeye değer bir başka doğal harikadır. Trekking yapmak için tarihle dolu harika bir rota... Kilise, manastır, yaşam alanları ve peri bacaları, vadinin en önemli zenginlikleridir. 4 km uzunluğunda, oldukça büyük ve zengin bir gezi noktası olacaktır. Demir oksit oranın yüksek olduğu bu killi topraklar, özellikle de yağışların bol olduğu zamanlarda bölgeden geçen Kızılırmak'ı kırmızıya boyuyor. Nehrin adı da buradan geliyor. Peri bacaları, vadiler ve yer altı şehirleri ile donatılmış şehir, çanakçılık, halıcılık ve şarapçılık gibi kültürel değerlerle zenginleşiyor. Bu sebeple de burada denemek isteyeceğiniz, görmek isteyeceğiniz çok fazla değer var. Paşabağları Müze ve Örenyeri, mutlaka bu bölgede ilk görülecek yer olmalıdır. Peri bacalarının, şapkalı karakteristik görünümü bu bölgeyi farklı kılıyor. Geçmiş zamanlarda keşişlerin inziva yeri olan bölge, bugün hala o mistik atmosferini koruyor. Devrent Vadisi ise bir diğer görülesi durak. Çünkü burada insan siluetlerine benzer doğal oluşumlar var bu hali ile adeta bir devler ülkesi görünümüne sahip. Dünyanın ilk ve tek yeraltı seramik müzesini görmek isterseniz ise Güray Museum bir sonraki durağınız olmalıdır. Dünyaca ünlü Türk seramik sanatçılarının eserlerini burada görebilirsiniz. Kapadokya'nın en yüksek bölgesine kurulmuş bir şehir... Panaromik bir manzara sunan Uçhisar, görkemli bir kaleye sahip. Üstelik burada oldukça fazla konaklama noktası var. Özellikle Lüks Cave otelleri bu bölgede bulabilir ve bölgenin adeta kuş yuvası konumunda olan Uçhisar'da konaklayabilirsiniz. Burada 360 derece görüş açısı ile bölgeyi seyredebilirsiniz. Bölgenin bir başka gözde etkinliği ise Uçhisar'dan Göremeye uzanan Güvercinlik Vadisinde Trekking yapmaktır. 4100 metrelik vadi, oyulmuş güvercin yuvalarından adını alıyor. Bölgenin tarihinde de yer edinen güvercinler, adeta geçmişten kalan bir miras burada. Güvercin gübresi ile zenginleşen toprakta yetişen çeşit çeşit üzümler ise çok sayıda şarap üreticisini karşımıza çıkarıyor. Yani burada farklı lezzette şaraplar deneyebilir, hatta sevdiklerinize hediye olarak alabilirsiniz. Bizans'ın dini merkezi, Selçukluların kalesi, Osmanlıların Kadılık merkezi... Ürgüp, tarihte her zaman değerli görülmüş bir coğrafyadır. Bu sebeple de farklı tarihlere ve farklı kültürlere ait kalıntıları ile zevkli bir gezi sunar. Kısaca Ürgüp'te görülmesi gereken yerleri listeleyecek olursak ise öncelikli olarak şunlardan bahsedebiliriz; Temenni tepesi, Üç Güzeller, Kadı Kalesi, Taşkın Paşa Camii, Rum Hamamı, Ürgüp Müzesi, Kepez Kilisesi, Üzengi Vadisi, Paebe Vadi ve Balkan Kiliseleri. Temenni Tepesi, Selçuklu dönemine ait anıt mezarların yer aldığı anlamlı bir tepeyken, Üç Güzeller adeta bölgenin simgesidir. İki büyük ve bir de küçük peri bacasından oluşan sembolik peri bacaları, turistik fotoğrafların da olmazsa olmazıdır. Bu sebeple görmek isteyebilir, siz de kendi perspektifinizden bu görüntüyü fotoğraflayabilirsiniz. Bu bölgede, geleneksel yöresel yaşam el değmemiş şekilde sürüyor. Bu sebeple de bölgeye gelen turistlerin ilgisini çekiyor. Son zamanlarda restore edilmeye başlanan eski binalar, artık daha da ihtişamlı görünüyor. Bunun yanı sıra bölgenin altından geçen Balkan deresi, hala sağlamlığını koruyan taş evleri ve simge olan kaleyi de unutmamak gerekiyor. Tüm bu değerleri görürken, Etnografya müzesine uğrayabilir, Hallaç Dere Manastırı'nı görebilir, sıcak butik otellerde konaklayabilirsiniz. Daha çok yöresel yaşama ilgi duyanların uğrak noktası olan Ortahisar'da, benzersiz fotoğraflar çekebilir, zamanın yavaş aktığı birkaç gün geçirebilirsiniz. Melendiz Çayının etkisi ile oluşmuş, 14 km uzunluğunda ve 200 metreye kadar derinliği olan muhteşem bir vadi... Bunun yanı sıra Ihlara Vadisi, her iki yamacına oyulmuş freskli kiliseleri ile büyüleyici görünüyor. Bu özelliği ile benzersiz olan bu doğal alanı mutlaka seyahat planınıza eklemelisiniz. Bir tür tarihi miras olan bölge, rahatça ziyaret edilebiliyor ve kiliseler ziyaret edilebiliyor. Nevşehir'in 50 km kadar kuzeyinde yer alan Hacı Bektaş-ı Veli Türbesi, seyahatinizi anlamlı kılacak bir duraktır. İnsan, evren, tanrı ve hoşgörü temellerine dayalı felsefesi ile tüm insanlığa örnek olan Hacı Bektaş-ı Veli, Kapadokya'nın en özel tarihsel kişilerinden biridir. Bu sebeple de Kapadokya'ya gelmişken mutlaka türbesini ziyaret etmeli, felsefesinin pozitif enerjisini hissetmelisiniz. Kapadokya'ya giderken, havayolu ve karayolu imkanlarından faydalanabilirsiniz. Diğer taraftan Kapadokya içerisinde ulaşımda ise toplu ulaşım çok fazla gelişmediğinden taksi ya da araç kiralama seçenekleri değerlendirilmelidir. Taksi seçeneği de biraz masraflı olabileceğinden, araç kiralayarak özgürce gezebilirsiniz. Bu şekilde hem ekonomik, hem keyifli, hem de özgür bir gezi gerçekleştirmiş olursunuz. Üstelik her mevsim en konforlu ulaşım şekli bu olacaktır. Kapadokya'ya gitmek için belli bir mevsimi ya da zamanı beklemenize gerek yok. Hatta imkanınız varsa her mevsimde mutlaka görmelisiniz bu büyülü coğrafyayı. Yazın güneşi ile sararan bölge adeta göz kamaştırıcıdır ve sıcak hava balonları ile muhteşem bir deneyim sunar. Aynı zamanda kışın kar örtüsü, sıcacık Cave oteller de bambaşka bir Kapadokya ile tanıştırır sizi. İşte bu yüzden ister ilkbahar, ister sonbahar, isterseniz de yaz ya da kış aylarında, hatta mümkünse ilk fırsat bulduğunuzda Kapadokya'yı ziyaret etmelisiniz. Dünyanın dört bir yanından ziyaretçi çeken bu eşsiz topraklar, sizin için yakın ama keyifli bir seyahat rotası olacaktır. Küçücük de bir ipucu verelim; kış aylarında Kapadokya'nın karlar altında nasıl göründüğünü merak ediyorsanız Nuri Bilge Ceylan'ın \"Kış Uykusu\" filmini izleyebilirsiniz. Kapadokya'ya aşık olmak için geçerli bir sebebiniz daha var artık. Etli yemekleri sevenler için benzersiz bir diğer deneyim ise Kayısı Yahnisi. Anadolu'nun etle meyveleri buluşturan özel tariflerinden biri olan Kayısı Yahnisi, sadece burada deneyebileceğiniz özel yemeklerden biri. Kuzu etini, kayısı ile buluşturan tarif lezzetli bir deneyim olacaktır. Meyve ve etin buluştuğu bir diğer yemek seçeneği ise Ayva Dolması... Bu toprakların mutlaka denenmesi gerekenlerinden biri olan muhteşem lezzet, tatilinizi güzelleştirecektir. Ayva ve etin böylesine bir uyum içerisinde olması ise sizi oldukça şaşırtacak. Son olarak ise Kapadokya gezinizin bir bölümünde denemeniz gereken Zerdeli Pilav'dan söz edelim. Yine meyvelerle bezenmiş bir tarif... İç pilava benzeyen muhteşem bir lezzet. Bunların dışında daha pek çok özel lezzeti burada deneyimleme fırsatı bulabilirsiniz. Çok sayıda mekan size bu lezzetleri sunacaktır. Ancak bölge bölge ünlü restoran ve kafelere örnek verebiliriz. Örneğin; Uçhisar'da Lil'a ve Seki Restoran birer seçenektir. Diğer taraftan Ortahisar'da Tandır'ı ziyaret edebilirsiniz. Ürgüp'te de Old Greek Restoran oldukça ünlü bir alternatif. Kapadokya'da hareketli bir seyahat gerçekleştirebilirsiniz. Burada pek çok farklı deneyimi yaşama imkanınız var. Öncelikle tarihi alanları gezmek ve trekking yapmak, burada yapacağınız en doğal aktivitedir. Diğer taraftan Balon turu, olmazsa olmazlarınızdan biri olacaktır. Ancak balon turu, hava şartlarına göre değişiklik gösterebilir. Yani bazı günlerde bu aktivite mümkün olmayabilir. Bu konuda bilgi almalısınız. Şüphesiz ki, bu mistik toprakları yukarıdan kuşbakışı görmek, muhteşem bir deneyim olacaktır. El sanatlarına meraklıysanız ise mutlaka Avanos'ta çömlek yapımını öğrenmelisiniz. Burada kısa eğitimler ile işi ustasından öğrenebilir, toprağa değmenin verdiği huzurla gezinizi güzelleştirebilirsiniz. ATV ya da at sırtında safari yapmak ise en keyifli aktivitelerden bir diğeridir. Gezip görülecek oldukça geniş bir alandan söz ediyoruz Kapadokya'da... Bu geniş alanın tamamını yürüyerek gezmek oldukça zaman alıcı ve de yorucu olacaktır. Bu şekilde hem eğlenebilir, hem de bu toprakları keşfedebilirsiniz. Şarap tadım atölyeleri ise ilgisi olan kişiler için tam bir gurme deneyimdir. Bölgenin ünlü üzüm bağları sayesinde şarapçılık gelişmiştir ve çeşitli butik üreticileri ziyaret etmek mümkündür. Oldukça keyifli bir aktivite olabilir. Bunların dışında Türk gecelerine katılmak, muhteşem bir eğlence olacaktır. Kültürel şovlar ve yiyecekler, gecenizi güzelleştirecektir. Bu sayede akşamlarınızı eğlenceli hale getirebilirsiniz. Hem bir aktivite seçeneği olan, hem de bir tavsiye niteliği taşıyan önerimiz ise bağ bozumu zamanı Kapadokya'yı ziyaret etmektir. Bu dönemde bölge inanılmaz güzel bir atmosfere kavuşuyor. Burada 50 yıldır Ürgüp Bağ Bozumu Festivali düzenleniyor. Üç Güzeller bölgesinde gerçekleşen festival, oldukça hareketli ve keyifli geçiyor. Gösteriler, konserler ve tadımlar festivalin en can alıcı noktaları... Ayrıca en hızlı üzüm yeme yarışması gibi eğlenceli aktiviteler de olmuyor değil. Ayrıca Bağ Bozumu Festivaline geldiğiniz dönemde, Bisiklet Festivalini de yakalayabilirsiniz. Burada Eylül ayında uluslararası katılım da alan Bisiklet Festivali düzenleniyor. Bu festival, hem amatör hem de profesyonel bisikletçilerin ilgisini çekiyor. Buram buram tarih kokan sokaklarda pedal çevirmek muhteşem bir deneyim... Festivale katılmak için ise gelmeden önce kayıt olmanız yeterli. Son olarak ise dolunay yürüyüşünü öneriyoruz. Yanlış okumadınız. Güllüdere Vadisinde gece dolunay yürüyüşü turuna katılabilirsiniz. Nisan ayından Ekim ayına kadar burada neredeyse her dolunayda gece yürüyüşleri düzenleniyor. Katılımcıların hayran kaldığı ve çokça da seveni olan bu aktivite, farklı deneyimler yaşamak isteyenlere hitap ediyor. 20.30'da başlayan turda, kayıt işlemleri ve benzeri işlerin ardından 1 saatlik yürüyüş gerçekleştiriliyor. Müzik dinletisi ve ikramların ardından ise 40 dakikalık bir yürüyüş daha gerçekleştiriliyor. Dolunay yürüyüşünün oldukça orijinal ve ilgi çekici bir aktivite olduğunu kabul etmek gerek. Kapadokya'da konaklamak seçenekleri oldukça geniş... Klasik tarzda otel ve pansiyon gibi seçeneklerin yanı sıra muhteşem peri bacaları manzarasına sahip otellerde konaklayabilirsiniz. Üstelik bu muhteşem manzaralar sadece lüks otellerde bulunmuyor. Pek çok bütçe dostu konaklama alternatifi de mevcut. Taş evler ise bölgenin bir diğer karakteristik özelliği. Bu tür villalar, konaklamak için cazip alternatifler olacaktır. Hem yazın serin, kışın sıcak tutan bu villalar, son derece keyifli geziler vadediyor. Üstelik kalabalık gruplar halinde konaklayabilir, ev konforunda tatil yapabilirsiniz. İstediğiniz özelliklere sahip evi bulup, gezi planınızı buna göre yapın, Kapadokya'nın tüm güzelliklerine tıpkı evinizdeymiş gibi şahit olun. Genel olarak konaklamada, konuma önem vermek doğru bir hareket olacaktır. Eğer turistik bir gezi gerçekleştirecekseniz, yani çevreyi görmek istiyorsanız, gezip görülecek yerlere yakın konumda olmalısınız. Bu yüzden de konaklama için en cazip lokasyonları sıraladık. Bunlar; Avanos, Uçhisar, Göreme, Ortahisar ve Ürgüp'tür. Diğer taraftan Nevşehir'in merkezi ise oldukça uzak bir konumda kaldığından, turistik gezi hedefleyenlere pek önermiyoruz. Kapadokya'da bölgeye özgü çeşitli eşyaları ve ürünleri satın alabilirsiniz. Eviniz için dekor ürünleri, sevdikleriniz için küçük hediyeler ve çok daha fazlası... Peki, bizi burada neler bekliyor? Kapadokya bölgesinden çıkarılan Onyx taşı, ışığı yansıtma özelliği ile harika dekor ürünleri tasarlanmasını sağlıyor. Bu tür ürünler hem evinize götürebileceğiniz harika Kapadokya hatıraları olacaktır, hem de sevdikleriniz için küçük hatıralar... Yine kültürel detaylarla harmanlanmış, el emeği göz nuru takılar, burada karşılaşacağınız ürünlerdir. Alışveriş tutkunlarının, farklı ve değerli ürünleri satın almak isteyenlerin tercih edebileceği takılar, hayatınızın geri kalanında Kapadokya için bir hatırlatıcı olacaktır. Kapadokya'da alışverişi eğlenceli ve keyifli kılan ürünlerden biri de çömlektir. Kapadokya'ya gelen herkes bilir ki, Chez Ali, ünlü çömlek ustalarındandır. Buradan harika çömlekler satın alabilirsiniz. İsterseniz çömlek yapımını da burada öğrenmeniz mümkün. Kapadokya'nın meşhur üzüm bağları, çok sayıda butik şarap üreticisini ortaya çıkarmış durumdadır. Böylece farklı lezzetlerde şaraplar deneyebilir, hediyelik olarak da satın alabilirsiniz. Kapadokya'nın yöresel üzümleri, böylece en önemli ekonomik değeri haline gelmiştir ve bugün özellikle gidenlerin önerdiği Kocabağ ve Turasan, en önemli şarap üreticileri olarak karşımıza çıkıyor. Anadolu'nun acısını, kederini, sevincini, kısacası tüm duygularını yansıtan halı ve kilimleri, dünyaca ünlü değerleridir. Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinden bu yana bölgenin önemli bir değeri olan bu zanaat, bugün evlerimizi süsleyecek harika halı ve kilimlere ulaşmamızı sağlıyor. Renk renk, desen desen halı ve kilimleri görmeden, hatta bir tane de satın almadan buradan ayrılmanız oldukça zor görünüyor. Hatta Göreme'de bir etnik halı ve kilim galerisi olan Galerie İkman da mutlaka ziyaret etmeniz gereken bir adrestir. Yüzünüze çarpan rüzgarın serinliği ile bulutların arasından sarı ve kızıla boyanmış muhteşem bir manzaraya süzüldüğünüzü hayal edin. Hatta hayal olarak kalmasın, Kapadokya'ya gelin, balon turu ile bu hayalinizi gerçeğe dönüştürün. Özellikle evlilik teklifi, doğum günü sürprizi gibi özel zamanlarda da bu seçeneği değerlendirebilirsiniz. Ancak unutmamalısınız ki, hava muhalefetinin olduğu zamanlarda balon turu yapmak mümkün olmayacaktır. Balon turu yapmak istediğiniz tarihten önce mutlaka rezervasyon yaptırmanız gerekiyor. Hatta ortalama 1 hafta öncesinden rezervasyonunuz olmalı. Konaklama yapacağınız otel de bu konuda yardımcı olacaktır. Acentelerden ve otellerden bu konuda destek olabilirsiniz. Fiyat merak edenler için güncel olarak 700TL/70Euro diyebiliriz, ancak fiyatlar değişken olabiliyor. Rezervasyon yaptırırken net bir fiyat bilgisine ulaşabilirsiniz. Balon turları, gün doğumunda yapılır ve güneşin adım adım aydınlattığı bu sihirli topraklar, en muhteşem görünümüne kavuşur. İşte bu manzarayı gören birinin Kapadokya'ya aşık olmaması mümkün değil. Böylesine büyülü bir ana şahit olmak, sizi daha canlı kılacak, gezmek ve yeni deneyimler keşfetmek için daha da motive edecektir. Çünkü balon üzerinden gün doğumunda göreceğiniz Kapadokya dünyanın en güzel manzarası olacaktır. Balon turu, rüzgar engeli olmadığı sürece havada 1 saat kadar sürmektedir. Toplam aktivite süresi ise ortalama 2,5 3 saat kadar sürecektir. Aperatif kahvaltı, uçuş sonrası şampanya ile kutlama ve benzeri aktivite kapsamında yer alır. Bu tür balon uçuşlarında mutlaka uçuş sigortaları yapılmaktadır ve bu önemlidir de. Bu sebeple balon turu öncesinde bu tür detaylar ile ilgili net bilgi almış olmalısınız. Kapadokya'da en azından 2 tam gün geçirmeniz ama mümkünse 1 hafta kadar konaklamanız önerilir. Çünkü burada önemli gezi merkezleri var ve mutlaka her birini ziyaret etmelisiniz ki, Kapadokya'yı görmüş olun. Diğer taraftan Kapadokya'ya ulaşım için farklı rotalar tercih etmeniz mümkün. Uçakla civardaki farklı havalimanlarına ulaşabilir ve buradan karayolu ile devam edebilirsiniz. Ancak mümkünse, yakın bir şehirden geliyorsanız kendi aracınız ile gelmelisiniz. Böylece şehir içinde gezmeniz de daha kolay olur. Çünkü Kapadokya, şehir içi ulaşımın pek de gelişmiş olduğu bir yer değil. Uçakla gelmiş olsanız dahi, mutlaka şehri keşfederken araç kiralamalı ya da taksi ile gezmelisiniz. Kapadokya'da yapılabilecek aktivitelerin en az birkaç tanesini denemelisiniz. Başta balon turu olmak üzere, bölgenin adeta karakteristik bir parçası haline gelen şarap tadımı gibi aktiviteler, gerçek bir Kapadokya turu yapmanızı sağlar. Hani denir ya; \"Kapadokya'ya gidince şunları yapmadan dönme!\" işte bu aktiviteleri yaptığınızdan emin olmalısınız. Konaklama alternatiflerinin çokluğu biraz aklınızı karıştırabilir. Ancak bütçenize uygun olacak şekilde seçim yapabilirsiniz. Konaklama noktanızın, gezip görmek istediğiniz turistik lokasyonlara olan uzaklığı da önemli bir etken olacaktır. - Akşamları yaz aylarında dahi hava erkenden soğuduğundan yanınızda kalın giysiler bulundurun. - Müze kartı edinin. - Vadilerde trekking yapmak için uygun kıyafet götürün. - Trekking'e uygun bilekleri saran ve rahat ayakkabılar önemli. - Kol çantası yerine hareket kabiliyeti sağlayan sırt çantası gezilerinizde işinizi kolaylaştıracaktır. Peribacalarının oluşumunu merak edenleri, on milyon yıl öncesine götürüyoruz. Bu dönemde yaşanan aktif volkan hareketleri ile yanardağlardan çıkan lavlar göller, platolar ve akarsular üzerinde kalın bir katman oluşturmuştur. Bu yapılar ise zamanlar rüzgarın, akarsuların ve yağışların etkisi ile aşınmıştır. Adeta doğa bu bölgede bir heykeltıraş gibi ince ince büyük bir özenle çalışmış, bugün Peri bacaları adını verdiğimiz yapıları ortaya çıkarmıştır. Bugün hayranlıkla seyrettiğimiz bu doğa harikaları, aslında uzun yıllar boyunca süren bir sanatın nihai sonucu olarak karşımıza çıkmış bulunuyor. Sel sularının hareketleri, şapkalı peri bacalarının oluşumundaki en önemli etken olarak görülüyor. Dik yamaçlardan aşağıya kendine yol bulan sel suları, sert kayaların çatlaması ve kopmasına sebep olmuştur. Alt kısımların ise daha kolay aşınması, bu konik şapkalı yapıları geride bırakmıştır. Yani özellikle Paşabağı bölgesinde gördüğümüz o büyüleyici peri bacaları görünümü, böylesine bir doğa olayının hatırasıdır. Her bir noktasında farklı bir doğal dokunuşun izlerini görebiliyor, bölgenin bir bütün olarak ilahi bir el tarafından şekillendirildiğini anlayabiliyor. Kapadokya ziyaretiniz öncesinde, bu bilgilere sahip olmak, seyahatinizi daha anlamlı kılacak, bilerek gezmenin özgüveni ile daha keyifli olacaktır. Kapadokya, çokça gezilecek yeri olan, harika bir coğrafya. Hemen hemen her zevke hitap eden gezi noktaları sayesinde, adeta pişman olmayacağınız bir rota. Bu sebeple de Kapadokya geziniz için mümkün olduğunca fazla zaman ayırmanız gerekiyor. Elbette 2 günlük bir gezi dahi planlayabilirsiniz. Ancak bu oldukça kısıtlı bir seyahat olacaktır ve muhtemelen bu muhteşem topraklara tekrar geleceksiniz. Bunun yerine ortalama 1 haftalık bir program, size unutulmaz anılar bırakabilir. Üstelik eksiksiz bir gezi de gerçekleştirebilirsiniz. Hem yeme içme, hem turistik gezi, hem aktiviteler, hem de tatil anlamında aradığınız her şeyi burada bulabileceksiniz. Ortalama 1 haftalık bir planla buranın tadını çıkarın en iyisi. Yoksa geri döndüğünüzde bir miktar iç burukluğu hissedebilir ve yeniden gitmek için fırsat kollamaya başlayabilirsiniz. Kapadokya, Türkiye'nin İç Anadolu bölgesinde konumlanmış, adeta tarihin gizli kalmış aynası konumunda olan bir bölge. Nevşehir'e bağlı olmasına karşın, geniş bir alana yayıldığından çevre illere de oldukça yakındır. Aksaray'a sadece 75 km uzaklıkta yer alıyor. Kayseri'ye ise 80 km mesafede... Bunun yanı sıra Niğde'ye 85 km uzaklıkta. Kısacası, çevre illere de oldukça yakın durumdadır. Konya, Mersin ve Ankara'dan ise 200 küsur km yol giderek ulaşılabilir. Yani bu şehirlerden de çok uzak olduğu söylenemez. Kapadokya, çevre şehirlere olan yakınlığı sayesinde kolay ulaşılabilir bir bölge haline geliyor. Bu şehirlerde yer alan havalimanlarını kullanarak kolayca ulaşabilirsiniz. Hatta uçak bileti fiyatlarını takip edip, en uygun fiyatlısını tercih edebilirsiniz. Bu şekilde hem keyifli hem de hesaplı bir gezi gerçekleştirmiş olursunuz. Unutmayın ki, ulaşım imkanları sayesinde Kapadokya hemen hemen her şehirden kolay ulaşılabilir bir gezi rotasıdır. Kapadokya, daha çok kültürel değerleri, tarihi, doğal yapıları ve de el sanatları ile ön plana çıkan bir bölge. Bunun yanı sıra mutfak kültürü, şarap çeşitliliği ve aktivite alternatifleri sayesince cazip hale geliyor. Ancak gece hayatı için, şehir yaşamındaki gibi hareketli seçeneklerin olduğunu söylemek pek mümkün değil. Ancak bazı otellerin bu tür seçenekler sunduğunu da biliyoruz. Yani oteller kapsamında bu tür şehir seçenekleri karşınıza çıkabilir. Bunun dışında Kapadokya'da gece hayatı denilince akla gelen, meşhur Türk geceleri olacaktır. Bu organizasyonlarda bölgenin ünlü yemekleri yenir, kültürel şovlar izlenir ve keyifli zaman geçirilir. Kültürün, lezzetin, müziğin ve keyfin eksik olmadığı bu geceler turistlerin oldukça ilgisini çekiyor. Unutulmaz anılar biriktirebilir, dostlarınızla keyifli zaman geçirebilir ve benzersiz lezzetler denemiş olursunuz. Bu sebeple Kapadokya gece hayatı denildiğinde akla gelmesi gereken meşhur Türk geceleridir."} {"url": "https://dijitalgezgin.com/kaputas-plaji-turkuazin-kumlarla-dansi", "text": "Bloğumun içeriğini değiştirdikten sonra ilk seyahat yazım. Azıcık heyecanlıyım, bunun nedenini bir sonraki yazıda açıklayacağım, çok güzel bir hayalim vardı ve ona adım attım, yazıyı bekleyin mutlaka. 🙂 Hemen yazıya geçeyim, 2017 yazında gittiğim Antalya, Kaş'ta uğradığım yerlerden biri Kaputaş Plajı oldu. Turkuaz renkli denizin bize merhaba dediği o anda denizin aslında ne kadar güzel olduğunu tekrardan hatırladım. Muhteşem bi' renge sahipti ve ayrıca kum plaj ile çok güzel bir uyumu vardı. Bence Türkiye'nin en güzel plajlarından biri. Biraz tehlikeli görünse de yol kenarına aracınızı park ettikten sonra merdivenden plaja iniyorsunuz. Hemen sağ tarafta belediyenin hizmet verdiği bir kafe var, buraya birazdan değineceğim. Sol tarafta ise şezlonglar var, eğer şezlong bulamazsanız kumların üzerine havlu sereceksiniz, o nedenle biraz erken giderseniz iyi olur. Şezlonglar yanlış hatırlamıyorsam kafeteryadan kiralanabiliyor. Cüzi bir ücreti vardı. Kum plajları her zaman daha çok sevmişimdir, tek sorunu her yerimin kum olması. 🙂 Yine de daha iyi, ayrıca deniz ile görsel uyumu insanın içini okşuyor. Dağların o otantik havası ile güzel bir uyumu olan plajın denizi de bambaşka. Turkuaz rengin ilerledikçe daha koyu bir maviye yaklaştığını görüyorsunuz. Suyun altında ise her şeyi netlikle görebiliyoruz; balıklar, taşlar, kumlar ve daha fazlası.. Özellikle iyi bir yüzücü iseniz palet kullanıp biraz ilerledikten sonra balıkların o ahengini izleyebiliyorsunuz, denizin altı o kadar net ki balıklar sizi selamlıyor. 🙂 Yalnız dalganın fazla olması o gün beni çok zorlamıştı, o yüzden bayağı bir zorlandım, umarım hep öyle değildir. Bu harika plajda denize girip, güneşlendikten sonra belediyenin hizmet verdiği kafede yemek yiyip, bir şeyler içtik. Belediyenin hizmet vermesi hem fiyatları daha uygun kılıyor hem de daha temiz olabilmesine olanak sağlıyor. Bu sayede tüm gün denizde olmak isteyenlere güzel bir olanak sağlıyor. Ben şahsen denizde çok fazla kalmayı sevmeyen tiplerdenim, yine de 2-3 saat kaldığınızda bile acıkıyorsunuz, o nedenle her plajda olması gereken şeylerin başında kafeler ve restoranlar geliyor."} {"url": "https://dijitalgezgin.com/londra-gezi-rehberi", "text": "Birleşik Krallık'ın başkenti ve en kalabalık şehri olan Londra, uzun yıllardır gerek kendi bölgesinden gerekse dünyanın dört bir yanından turist akınına uğramaktadır. Londra; eğlence, sanat, finans, ticaret ve moda gibi birçok alanda önde gelen şehirlerden bir tanesi olmaktadır. Birçok alanda öne çıkan bu şehir eğitim anlamında da öne çıkmaktadır. Akademik alanda yükseköğretim kurumları oldukça değerli olan Londra üniversiteleri uzun yıllardır yurt dışından binlerce öğrenci yetiştirmektedir. Avrupa'nın en büyük yükseköğretim enstitülerinden oluşan üniversiteleri ile eğitim alnında birçok bölgeye örnek olmaktadır. Tüm bunların yanı sıra Londra, dünyanın en büyük beş büyükşehir bölgeleri sıralamasına da girmiştir. Sizler için hazırlamış olduğumuz Londra gezi rehberi yazımızda bu güzel şehrin tüm detaylarına hakim olmanızı sağlayacağız. Londra'ya gitme amacınız eğer gezmek ve doya doya tadını çıkarmak ise; gitmeniz gereken yerlerden almanız gereken hediyelik eşyalara, gece hayatından ulaşım şekline kadar her ayrıntıyı Londra gezi rehberi içerisinde derlemiş olacağız. Gitmeden önce muhakkak okumanız gereken Londra gezi rehberi sizlere orada kaliteli vakit geçirmenizi sağlayacak en kapsamlı ve eğlenceli yol haritası olacaktır. Dünyanın en gözde şehirlerinden birisi olan Londra yıllardır turist akınına uğramaktadır. Peki, bu kadar tercih edilen ve birçok alana öncülük eden Londra nerede? Londra, Birleşik Krallık'ın ve İngiltere'nin başkenti olmaktadır. Fakat burada dikkat edilmesi gereken husus şudur ki; İngiltere alt ülke olarak geçmektedir. Asıl ülke adı ise Birleşik Krallık olarak literatürde yerini almıştır. Avrupa Kıtası'nda yer alan Londra için birçok farklı kanal aracılığı ile ulaşım mümkündür. Dört bir yanından denize kıyısı olan Londra bu anlamda da oldukça tercih edilmekte ve beğenilmektedir. Peki, Londra'ya nasıl gidilir? Londra'da 5 farklı havaalanı bulunuyor. Bunlardan ilki ve en sık kullanımı tercih edilen havaalanı, Heathrow Havaalanı'dır. İkinci olarak en çok trafiğe sahip havaalanı ise, Gatwick Havalimanı olmaktadır. Londra'da özellikle havaalanı tercihi yapılırken seyahatin gerçekleşeceği dönem de göz önünde bulundurulmalıdır. Zira London City Havalimanı, Güney Avrupa'da yer alan tatil bölgelerine daha rahat bir erişim olanağı sunan uçak seferleri için yoğun trafik almaktadır. Ve bu yoğun trafik de tahmin edilebileceği gibi yaz sezonlarında olmaktadır. Bunun yanı sıra şehirde 2 havalimanı daha bulunmakta. Stansted Havaalanı ve Luton Havalimanı daha çok, uygun fiyatlar üzerinden ulaşım olanağı sunan hava yolu şirketleri tarafından tercih edilmektedir. Londra gezi rehberi özellikle ulaşımda bütçeyi de göz önünde bulundurmanızı sağlayarak seyahat planlamanızı düzenlemenizde bu ayrımları sizler için derlemiştir. Türkiye üzerinden hava yolu ile doğrudan Londra'ya gitmek oldukça mümkündür. İstanbul kalkışlı hava yolu seferleri ile yaklaşık 4 saat 30 dakika gibi bir süre içerisinde Londra'ya gidilebilmektedir. Londra'ya hava yolu ile ulaşım sağlayan uçak firmaları ise; Türk Hava Yolları, Pegasus Hava Yolları ve Atlas Global olmaktadır. Londra gezi rehberi içerisinde Londra hakkında her ayrıntıyı bulabileceğiniz gibi, Londra'ya ne zaman gidilir sorusunun cevabını da bulabilirsiniz. Londra o meşhur yağmurlu ve nemli havası ile bilinmektedir. Dört bir yanında deniz bulabileceğimiz bu güzel şehirde, deniz iklimi unsurları görülmektedir. Yaz aylarında bile yağış görmek mümkün olan bu şehirde eğer amacınız yalnızca gezmek ise; kış mevsimi dışında kalan ilkbahar, yaz ve sonbahar mevsimi dönemlerinde gidilmesi oldukça güzel olacaktır. Kış aylarında da kar yağma ihtimalini göze alabilen her birey Londra'da güzel bir kış seyahati geçirecektir. Bunun için seyahat planlamanız eğer kış zamanına denk gelecek ise hava durumunu takip etmenizi tavsiye edebiliriz. Yaz aylarında özellikle Güney Avrupa'da güzel bir tatil planı oluşturabilirsiniz. Tüm bunlar göz önünde bulundurulduğunda, gezi planı mı yoksa tatil planı mı olacak şekilde Londra ziyaretinizde ayrım yapmanız yeterli olacaktır. Londra gece ve gündüzü ile hiç bitmeyen ve sürekli yaşayan bir şehirdir. Dünyanın en önde gelen şehirleri arasında kalan Londra için hazırlamış olduğumuz, Londra gezi rehberi içerisinde mutlaka gitmeniz gereken yerler bulunmaktadır. Londra'da gezilecek yerler listesinde ilk olarak elbette, London's Eye gelmektedir. London's Eye, Avrupa'da yer alan en yüksek dönme dolap olmaktadır. Ziyaretçilerinin akınına uğrayan bu yer, sosyal medyada da oldukça popülerdir. Dolayısıyla bu kadar fazla ziyaretçinin gözdesi olan London Eye keyfi yapabilmeniz için öncelikle bir randevu almanız gerekmektedir. Randevunuzu seyahat takviminize uygun bir plan içerisinde alabilmeniz için erkenden aramanızda fayda olacaktır. Gidilmesi gereken ikinci yer ise, Big Ben adı ile bilinmekte olan şehrin en meşhur saat kulesidir. Bu saat kulesi Westminster Sarayı'nın yanında yer almaktadır. Saat çanının 14 tona yakın olduğu bilinen bu saat kulesi çaldığı anda 15 km uzaklığında yer alan bir kişinin duyması da mümkündür. Üçüncü olarak Londra'da görülmesi gereken yer ise, Aziz Paul Katedrali olmakta. Aziz Paul Katedrali epey hayranlık uyandıran görkemli bir yapıya sahiptir. Kraliyete ait birçok dini tören burada yapılmakta olup, bu yapı aynı zamanda Londra Piskoposluğu'nun da merkezi olmaktadır. Tabiri caiz ise kent insanının ve ziyaretçilerin buluşma noktası haline gelmiş Trafalgar Meydanı ise görülmesi gereken yerlerden bir diğeri olmaktadır. Bu meydanda birçok farklı kültüre şahitlik etmek ve renkli anlara rastlamak mümkündür. Westminster Sarayı, Londra'nın sembolü haline gelen yapılardan bir tanesi olmaktadır. Bu yapı oldukça hayranlık uyandıran bir mimariye sahiptir. Westminster Sarayı oldukça görkemli ve harika manzarası ile Parlamento Binası olarak kullanılmaktadır. Londra'da yer alan Kraliyet parkları arasında en büyük ve güzeli olan Hyde Park Londra'dan gitmeden görülmesi gereken diğer bir mekandır. Ağaçlar ile bürünmüş yeşil doğal alan sporseverlerin ve bir mola verip nefes almak isteyenlerin tercih ettiği ilk yerler arasındadır. İçerisinde bir göl bulunan bu güzel park birçok ana da şahitlik etmektedir. 1753 yılında inşa edilen British Museum dünyanın her tarafından gelmekte olan eski antik çağa ait görsel yapılara ev sahipliği yapmaktadır. Buraya özellikle sanatseverlerin uğraması şiddetle tavsiye edilmektedir. Şehrin en bilinen adreslerinden bir diğeri ise elbette Tower Bridge olmaktadır. Londra'ya seyahat edenlerin görmeden gitmediği adresler arasında yer alan bu köprü birçok fotoğraf karesinde de yer almaktadır. Londra gezi rehberi olarak hazırlamış olduğumuz bu içerikte bir diğer görmeniz gereken ve hatta görmeden dönmemeniz gereken yer ise, tabii ki Buckingham Sarayı. Kraliyet ailesinin yaşamakta olduğu bu saray mimari yapısı ile büyülemektedir. Buckingham Sarayı'nın bir bölümü ziyaretçiler için belirli saatler aralığında açık olmaktadır. Londra'da ne yapılır sorusu için önerebileceğimiz birçok farklı alternatif bulunmaktadır. Bunlardan ilki elbette birçok harika yapıya ev sahipliği yapan bu güzel şehri gezmek olacaktır. Diğer yapılabilecek olan faaliyet ise önceden randevu alarak London Eye deneyimi kazanmaktır. Şehir içerisinde yer alan müzeler muhakkak gidilmesi ve fikir sahibi olunması gereken yerler arasında. Gecesi ve gündüzü ile hiç bitmeyen bu şehirde harika sokak gösterilerine de eşlik edilmelidir. Londra'da ulaşım için birçok farklı alternatif bulunmaktadır. Bunlardan ilki ve tabii ki en meşhuru Londra metroları olmaktadır. Transport for London şirketi, şehrin tüm ulaşımını idare etmektedir. Bu ulaşım şirketi 24 saat boyun şehre gelen turistler için kolaylaştırıcı işlemler yapmaktadır. Gişelerde bulabileceğiniz tek seferlik ulaşım biletleri ile dilediğiniz yere gidebilmek mümkündür. Bunun yanı sıra eğer yeniden gelmek gibi bir planınız var ise, ulaşım şirketinin sunmuş olduğu Oyster Card'a 5 Euro karşılığında sahip olabilirsiniz. Daha sonrasında ise kullanacağınız tutarda karta para yüklemesi yapabilirsiniz. Sabah 5.30'dan gece yarısına kadar hizmet veren Londra Metroları ile bu şekilde ulaşım sağlayabilirsiniz. Londra gezi rehberi içerisinde hazırlamış olduğumuz Londra'da ne yenir içeriği için ilk vereceğimiz cevap elbette İngilizlerin geleneksel yemeklerinden bir tanesi olan Stew of Meat olacaktır. Leziz bir kuzu kıyması ve sebzeler eşliğinde harmanlanan bu yemek oldukça tercih edilen yiyecekler arasındadır. Yeni bir günü en güzel şekilde başlatabileceğiniz İngiliz Kahvaltısı da gitmeden tatmanız gereken lezzetler arasındadır. Londra'da alışveriş ve hediyelik eşya için adım attığınız hemen her alanda şehrin sembolü haline gelmiş yapıların minyatür hediyeliklerini satın alabilirsiniz. Hem uygun fiyatlı hem de şehri sembolleştiren bu ürünler birçok turist tarafından oldukça tercih edilmektedir. Londra gezi rehberi için hazırlamış olduğumuz son içerik ise Londra'da gece hayatı olmaktadır. Gecesi ve gündüzü ile hiç bitmeyen bu şehir, geceleri ışıkları ile muazzam bir hal almaktadır. Ayriyeten hemen her sokakta müzik seslerine ve hatta sokakta dans edenlere rastlamak mümkündür. Tüm bunlara ayak uydurmanız ve anı yaşamanız, Londra'da gece yapabileceğiniz en güzel şeydir."} {"url": "https://dijitalgezgin.com/muthis-resim-optimizasyon-uygulamasi-tinypng", "text": "Yazıya başlamadan bi' haber vereyim, bulutozturk. com üzerindeki bloğumu dijitalgezgin. com'a taşıdım. Nedeni ise gelecek planlarım ve uzun vadede bu domainin daha iyi olacağını düşünmem. Bloğumun ismi için ilham olan Cafer Alkan'a teşekkür ederim, eyvallah abi, Cafer Alkan'ın bloğuna da buradan ulaşabilirsiniz. Böyle bir başlangıç yaptım, çünkü nasıl başlasam yine bilemedim ama iyi oldu, güzel oldu. 🙂 Uzun zamandır kullandığım bir uygulama var, projelerimde çok işime yaradı. TinyPNG ya da TinyJPG isimli bu uygulama, gördüğüm en iyi resim optimizasyon uygulaması. Yükleyeceğiniz PNG ve JPG uzantılı resimleri çok iyi derecede optimize ediyor, hem de kalite kaybı olmadan. Eğer o gün bir web sitesi veya tema içeriği hazırlıyorsam, tarayıcımın bir sekmesinde TinyPNG kesin açıktır. Çünkü büyük, küçük tüm resimleri her daim optimize etmek gibi bir alışkanlığım var, çok güzel bir alışkanlık. Diyebilirsiniz; 400 ile 375 KB arasında ne fark edecek? Çok şey, uzun vadede resim yükledikçe bu farkı daha fazla hissedeceksiniz, resim sayısı arttıkça aradaki farkı hesaplayabilirsiniz. Ayrıca sitelerinizin açılmasında 25 KB'lar çok fark edecektir. Tabii bu bir örnek, 6 MB'lık bir resmi 300-400 KB'ta da düşürebiliyor. Örneğin hemen alt tarafa bir karşılaştırma görseli ekledim. 1920x1440 boyutunda, JPG formatında bir resim yükledim. Yüklemeden önce 3.2 MB olan resim, optimizasyondan sonra 203.6 KB boyutuna düştü. Arada inanılmaz bir boyut farkı var. Böylece hem disk alanınızdan tasarruf etmiş olacaksınız hem de web sitenizin açılma hızını arttırmış olacaksınız. Ücretsiz kullanımlar sınırsız olsa da, aynı anda sadece 20 resim (Bir resmin maksimum boyutu 5 MB olabilir) yükleyebiliyorsunuz. 1 hafta önce yaklaşık 2-3 bin resim optimize etmem gerekiyordu, o nedenle premium lisansını aldım. Bir yıllık lisans ücreti $25.00, benim gibi çok fazla optimize resim optimize ediyorsanız fiyatı gayet uygun. Premium verisyonu ile birlikte sınırsız resim yükleyebiliyorsunuz (Bir resmin maksimum boyutu 25 MB olabilir). Premium ile ilgili şunu söyleyebilirim; aynı anda yüzlerce resim yükledim, Google Chrome'da herhangi bir hata mesajı almadım, web sitesinde de bir sorun yaşamadım. Cidden eklenti güzel optimize etmiş, bu arada Netflix yazımdaki resmi optimize etmeyi unutmuşum, onu da optimize etmiş ama sanırım görselin boyutu çok büyük, istediğim kadar edememiş. 🙂 Kısıtlamalar haricinde bence en iyi optimizasyon uygulaması TinyPNG. Bu arada tema demolarımdaki resimleri aynı şekilde optimize edeceğim, ilgili sonuçları yazıya daha sonra ekleyeceğim."} {"url": "https://dijitalgezgin.com/nasil-duzenli-blog-yazabilirim-bloglar-icin-ipuclari-ve-oneriler", "text": "Selamlar! Çok yararlı olacağını düşündüğüm bir blog yazısı yazmaya karar verdim. Bu yazının konusunu dün Twitter'da tweet atarken buldum aslında. Bu arada Twitter hesabıma sağ üstteki sosyal medya linklerinden ulaşabilirsiniz, takip ederseniz tabii ki tadından yenmez :). Neyse bıdı bıdı kısmını geçip yazının asıl konusuna giriş yapayım. Dediğim gibi dün Twitter'da düzenli blog yazmak üzerine bir kaç tweet atarken \"Aaaa niye bununla ilgili geniş bi' blog yazısı yazmıyorum?\" dedim. Tabii ki yazacaklarım benim şahsi düşüncelerim, bence doğru olan şeyler. İş hayatımda uyguladığım ve başarılı olduğumu düşündüğüm tavsiyeler. Maddeler halinde yazarsam daha iyi olacak diye düşünüyorum. Bu arada 14-15 yaşımdan beri blog yazıyorum, başlangıç olarak oyun sitelerim için başlamıştım. Ardından sinema blogum ve kişisel bloğum için yazmıştım ama hiçbir zaman düzenli blog yazamamıştım. Bunun nedeni 3 yıl öncesine kadar hem zamanımın hem de web bilgimin az olmasıydı. Son üç yılda hem web hem de blog yazma konusunda geliştiğimi düşünüyorum. İş düzenimin ve zamanımın da olması buna katkı sağladı. Aslında zaman çok problem değil, hatta bahane! Düzenli ve istekli olsaydım hatta şimdiki bildiklerimi bilseydim o zaman da yazabilirdim. Hayat öğrenmek ve evrimleşmek üzerine değil mi ki? O yüzden son zamanlarda aldığım kararlar ve öğrendiklerimden dolayı şu an buyum, belki gelecekte daha farklı noktalarda olabilirim ve farklı şeyler öğrenebilirim. Şimdi gelelim benim naçizane tavsiyelerime. - İçerik ve Alan Adı: Öncelikle ne yazacağınıza karar vermelisiniz. Benim ilk projelerimden birisi SineTurkiye. Com'du. Hala içimde ukde kalan bir projedir, bunun öyküsünü gelecekte yazmayı planlıyorum. Güzel başlayan ama kötü biten bir proje örneği. İçeriğiniz en önemli şeylerden birisidir. Çünkü ne yazacağınız hem alacağınız alan adını etkiler hem de uzun vadede sitenizin konumu belirler. Örneğin siz bir oyun bloğu açtınız, adını tamamen sallıyorum, diyelim bulutoyunda. com. Bir yıl yazdınız ama zevkleriniz veya uzmanlık alanlarınız değişmeye başladı ya da daha farklı konularda da yazmak istediniz. Bu isimdeki bir blog içerisine gelecekte gezi, finans, spor veya sizin ilgilendiğiniz bir başka konu ile ilgili yazı yazmanız doğru olmayacaktır, çünkü isim ve markayla çok alakasız olacaktır. Yeni bir alan adına da taşınmak ziyaretçi ve SEO kaybına neden olacaktır. Örneğin Burak Oyunda kanalına ekonomi videoları eklemek saçma olacaktır :). Bu nedenle uzun vadeli düşünüp, acele etmeden kaliteli bir alan adı ve doğru içerik planlaması yapmak gerekiyor. - Tasarım: Alan adınızı aldınız, WordPress'i kurdunuz. Sıradaki önemli şey; tasarım! Blog konunuza uygun, modern ve kaliteli bir tema seçin. Bu tema içinize sinsin, sevin, aşık olun ki daha sonra sürekli tema ile uğraşmayın. Çünkü hem zaman hem bütçe hem de ziyaretçi kaybına neden olabilir. Büyük siteler sürekli tasarım değiştirmez. Çünkü insanlar o tasarıma alışır ve değişimi zor kabullenir. Ufak eklemeler, değişiklikler olabilir tabii ama köklü değişiklikleri bir iki yılda bir yapın. Ayrıca yazıların okunabilirliği ve sitenin kullanılabilirliği önemli. Tasarımda bunlara dikkat etmeniz uzun vadede sizi rahatlatacaktır. - Kategoriler ve Düzen: Buraya kadar genellikle teknik şeyleri çözümlemiş olduk. İçerik girmeye başlayacağız ama makalelerden önce yazı kategorilerini düzenli ve planlı şekilde oluşturmanızı öneririm. Sürekli kategorileri değiştirmek hem ziyaretçi hem de SEO kaybına neden olacaktır. O nedenle doğru planlamanız ve uzun vadeli düşünmeniz gerekiyor. Kategoriler tamamlanınca kendinize bir tablo yapın. Haftada kaç kere, hangi günler yazacağınızı belirleyin. Her gün aynı saatte yazmak hem takipçi kitlenizi memnun eder hem de verimli olmanızı sağlar. Hatta mümkünse kendinize çalışma saatleri oluşturmanızı ve o saatler arasında yazmanızı öneririm. - Taslaklar: Aklınıza gelen konuları hemen not edin ya da yazı taslağı halinde sitenize ekleyin, böylelikle konu bulmakta sıkıntı yaşamazsınız. Ayrıca aklınıza gelen fikirleri not etmiş olursunuz. O hafta çok içerik girdiyseniz yazdığınız yazıları taslak olarak kayıt edip gelecekte yayımlayabilirsiniz. Taslak olarak oluşturduğunuz yazıları, yazı yazamadığınız dönemlerde yayımlayabilirsiniz. - Tarz: Herkesin kendi tarzını yaratması gerekiyor bence, hemen olmayabilir ama zamanla oturacaktır. Ben de zamanla kendi dilimi ve anlatış tarzımı buldum, bu önemli. - Ekstra: Son madde için bunu düşündüm. Çünkü gerçekten önemli. Yaptığınız işin önemli olduğunu ve bunun profesyonel bir iş olduğunu kavrayın. Önemseyin ve uzun vadede getirisi olacağını hesaplayın. Böylelikle hem konsantre olursunuz hem de daha ciddi çalışırsınız. Evet, genel olarak benim tavsiyelerim bunlar. Bunlara uyarsanız eminim ki başarı için gerekli birçok şeyi yapmış olursunuz. Tabii ki yine belirteyim benim kişisel önerilerim bunlar, sizlerin farklı önerileri varsa yorum bölümünden belirtebilirsiniz. Umarım işinize yarar bir yazı olmuştur/olur."} {"url": "https://dijitalgezgin.com/paris-gezi-rehberi", "text": "Tam anlamıyla aşıklar şehri olarak bilinen Paris, her çift tarafından mutlaka gezip görülmesi gereken yerler arasında yer almalıdır. Her geçen gün turistik yönünü artıran yapısı, mimarisi, gezip görülecek birçok farklı rotası ile seyahat severlerin yurtdışı rotaları arasında ilk sırada Paris yer alıyor. Paris, her yıl binlerce turisti evinde misafir ediyor. Turistik anlamda gelişme kaydeden ve eğlence sektörü ile her yaştan kişilere hitap eden Paris'te güzel bir tatil yaparak muhteşem bir süreç yaşayabilirsiniz. Paris gezi rehberi rotanızda mutlaka eklemeniz gereken gezilecek yerleri ile Paris'i daha yakından tanıma imkanı elde edebilirsiniz. Paris nerede sorusu turistler tarafından en çok araştırılan konulardan bir tanesidir. Paris, Fransa'nın başkenti olmakla birlikte en büyük şehridir. Paris şehri, Londra beldesine yaklaşık olarak 287 kilometre uzaklığa sahip olmakla birlikte Brüksel'e ise 305 kilometre uzaklıkta yer alıyor. Amsterdam'a ise 505 kilometre mesafede bulunan Paris birbirinden farklı ulaşım seçenekleri ile kısa süre içerisinde dilediğiniz tüm noktalara ulaşmanıza imkan tanıyor. Paris, yapılan son araştırmalara göre nüfus olarak 2 milyon 245 civarındadır. Ancak bu oran yaz ayları geldiği zaman değişkenlik göstermekle beraber daha fazla artmaktadır. Paris'te yaz aylarında yapılan ziyaretler yaklaşık olarak 16 milyon kişiyi aşkındır. Dünyanın birçok noktasından akın akın gelinen Paris, görülmeye değer yapısı ile gelenleri kendine hayran bırakacak nitelikte. Sizler de Paris gezi rehberi ile Paris hakkında birçok bilgi edinerek yaz tatilinizi burada geçirebilirsiniz. Hem hızlı hem de konforlu bir ulaşım seçeneği olan uçaklar, en çok tercih edilen ulaşım seçenekleri arasında yer alıyor. Paris'te iki adet havalimanı mevcuttur. Bu havalimanları farklı lokasyonlarda yer almasından dolayı şehir merkezine daha yakın olan havalimanını seçerek Paris gezi rehberi planlamanızı bu havalimanına göre yapabilirsiniz. Havaalanı içerisinde havaalanı servisleri de yer almasından dolayı uçaktan indikten sonra direkt olarak servisleri kullanarak gitmek istediğiniz noktaya ulaşabilirsiniz. Charles de Gaulle şehir merkezine 23 kilometre uzaklıkta bulunur. Türkiye üzerinden yapılan uçuşlar bu havalimanına iniş yapar. Rer ile ulaşım: Şehir içi ve havalimanı inişlerinde tercih edilen ulaşım araçlarında Rer sıklıkla kullanılan bir ulaşım seçeneğidir. Paris'te ulaşım için kullanılan Rer, öğlen saatlerinde kalabalık olsa da oldukça uygun fiyatlara bu araçları kullanarak Paris'in en güzel noktalarına gidebilirsiniz. Metro ile ulaşım: Paris'te her bir noktayı keşfetmek ve kısa sürede ulaşım sağlamak için metro kullanılıyor. Metrolar hemen hemen her 5 dakikada bir kalkıyor. Paris'in yaklaşık 62 noktasına giden metrolar ile seyahatlerinizi planlayarak metro kullanabilir ve düşük maliyetli bir tatil rotası oluşturabilirsiniz. Paris'i gezip görmek isteyen, doyasıya her bir noktasını keşfetmek isteyen insanlar için hava durumu oldukça önem arz eder. Paris'e ne zaman gidilir sorusu da tatile gidecek olan kişilerin plan programlamasını hava durumuna göre yapmasından dolayı en çok araştırdığı konuların başında geliyor. Paris gezi rehberi ile merak ettiğiniz soruların cevabını alabilirsiniz. Paris yapısı gereği değişken bir hava durumuna sahiptir. Ancak her mevsim ayrı bir havası olmasından dolayı hem kış hem de yaz aylarında kişilere ayrı bir keyif verir. Paris, genel olarak yaz aylarında ve Noel zamanlarında tercih edilen bir noktadır. Paris iklim bakımından yarı okyanussal, yarı kırsal iklime sahiptir. Kışları ılık ve yağmurlu olmakla birlikte, yazları 25, 30 derece arasında değişen sıcaklığa sahiptir. Yapılan araştırmalara göre Paris, 111 gün boyunca yağış almaktadır. Bu nedenle ilkbahar ya da yaz aylarında Paris'i ziyaret edebilirsiniz. Eyfel Kulesi: Paris'in en ilgi odağı olan noktası istisnasız Eyfel Kulesi'dir. Sahip olduğu eşsiz manzarası ile gelen turistlerin ilgi odağı olan Eyfel Kulesi, Paris gezi rehberi rotanızda yer alması gereken ilk noktadır. Tam olarak 3 şehir terasına sahip olan Eyfel Kulesi, şehrin her bir detayını görebilmenize imkan tanıyor. Yaklaşık olarak 324 metrelik bir yüksekliğe sahip olan Eyfel Kulesi görülmeye değer güzelliği ile gelen turistleri misafir ediyor. Romantik anların yaşanmasına da imkan tanıyan Eyfel Kulesi, Paris'in sembolü haline gelmiştir. Notre Dema Katedrali: Eyfel Kulesi'nin ardından Paris gezi rehberi içerisine dahil edebileceğiniz rotalardan birisi olan Notre Dema Katedrali, mimari yapısı ile oldukça zarif bir görünüme sahiptir. Yapımı 1163 ve 1334 yılı olan Notre Dema Katedrali Romalılar tarafından da kutsal ilan edilmiştir. - Eyfel Kulesi - Louvre Müzesi - Montmartre - Sacre Coeur Bazilikası - Şanzelize Caddesi - Zafer Takı - Disneyland - Versay Sarayı ve Bahçeleri - Orsay Müzesi - Sen Nehri - Öncelik olarak çocuklu ailelerin mutlaka katılması gereken aktivitelerden bir tanesi Disneyland'dır. Disneyland, sadece çocukların eğlenebileceği bir nokta değil, yetişkinlerin de zamanda yolculuk yapabileceği bir aktivitedir. Paris'e geldiğiniz zaman mutlaka Paris gezi rehberi rotanıza eklemeniz gereken bir yerdir. - Sen nehrine giderek burada tekne turlarına katılabilir ve nehir turu yapabilirsiniz. - Yürümekten hoşlanmıyorsanız Paris'te en çok tercih edilen turistik otobüsleri tercih ederek otobüs ile şehrin her bir noktasını gezebilirsiniz. - Ressamlar sokağı Paris'in en ünlü sokaklarından birisidir. Buraya geldiğiniz zaman mutlaka bu sokakları gezmenizde fayda vardır. - Paris'e yakın olan köy ve kasabaları keşfederek buranın mimari yapılarını inceleyin. Paris, ünlü bir şehir olmasından dolayı ulaşım seçenekleri de gelişmiştir. Paris gezi rehberi rotanızda isterseniz otobüs ile yolculuk yaparak şehrin her bir noktasını gezebilir, isterseniz metro gibi hızlı ulaşım araçları ile kısa süre de merak ettiğiniz tüm noktalara ulaşabilirsiniz. Aynı zamanda Paris'te taksiler de sizlere hizmet veriyor. Konforlu bir yolculuk için taksi tercihinde bulunabilirsiniz. Paris kendine özgü lezzetleri ile çeşit bakımından zengin ürün ağına sahiptir. Paris'e geldiğiniz zaman burada tatmanız gereken en önemli yiyeceklerden bir tanesi soğan çorbasıdır. Soğan çorbası, et suyu ile harmanlanarak yapılan bir çorbadır. Eşsiz bir lezzete sahiptir. Paris'e özgü bir diğer farklı lezzetlerden bir tanesi Ördek confittir. Soğuk kış aylarının vazgeçilmez yemeği olan Ördek confit, düşük ısıda kendi yağında pişirilen bir yemektir. Farklı lezzetleri tatmaktan hoşlanan insanlar için salyangoz mutlaka denenmesi gereken bir yemektir. Salyangoz çok fazla üretilmediği için lüks yemek alternatifleri arasında yer alıyor. Kendine has farklı bir lezzete sahip olan bu yemeği mutlaka yemeniz tavsiye edilir. Paris'te ne yenir seçeneklerine bakarak kendi damak zevkinize uygun olan yemek türlerini seçebilirsiniz. Paris'te alışveriş yapabileceğiniz birçok alternatif mevcuttur. Kendine özgü sembol ürünleri ile seyahat severlerin gözdesi olan hediyelik eşyalar, birbirinden farklı lokasyonlarda yer alıyor. Paris'ten alabileceğiniz en güzel hediye alternatiflerinden bir tanesi Paris sembolü olarak bilinen Eyfel kulesi anahtarlıklardır. Çeşit çeşit modelleri ile fiyat bakımından da uygun olan bu alternatiflerden yararlanabilirsiniz. Paris gece hayatı denildiği zaman akla ilk gelen noktalardan bir tanesi Bastille bölgesidir. Burada en ünlü gece kulüpleri bulunur. Barrio Latina dört katlı bir mekandır ve her bir katında farklı tarzda müzikler çalar. Hem dekoru hem de eğlenceli tarzı ile Paris'e gelenlerin ilk tercihi olan Bastille bölgesindeki mekanları tercih ederek dilediğiniz kadar eğlenebilir ve tatil yapabilirsiniz."} {"url": "https://dijitalgezgin.com/pasaport-nasil-alinir-gerekli-evraklar-ve-tum-detaylar", "text": "Yurt dışına herhangi bir seyahat düşünüyorsanız her şeyden önce bir pasaport gerekiyor. Pasaport ülke içinde ve dışında sizin kimliğiniz olacaktır. Ancak gözünüzün korkmasına pek gerek yok. Eskiden çok zahmetli olan bu pasaport işlemleri artık çok basitleşti. Evrak ve başvuru işleminiz en fazla 10-15 dakika sürecek. Bende size adım adım, en basit şekilde yapmanız gerekenleri anlatmaya çalışacağım. Haydi başlayalım. Randevu almadan, işlemlere başlamadan önce aşağıdaki evraklarınızın hazır olduğundan emin olun. Eksik evraklarınız varsa tamamlayıp diğer aşamaya o şekilde geçin. - Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartınızın aslı. Her ihtimale karşı bir de fotokopisi yanınızda olursa iyi olur. - 2 adet biyometrik fotoğraf. Fotoğrafınızın son 6 ay içinde çekilmiş olduğuna dikkat edin. - Eğer varsa eski pasaportlarınızın tamamı. - Pasaport ücretlerinin ödendiğine dair dekontlar. Dekont çıktılarını yanınızda bulundurmanız gerekmeyebiliyor ancak her şeye rağmen çıktısını yanınızda bulundurmanızda fayda var. - 18 yaşından küçükler ve engelli bireyler için muvafakatname. Evraklarınız tamamsa bundan sonrası sadece Nüfus ve Vatandaşlık İşleri'nin web sitesinden isteğe bağlı bir randevu almaya kalıyor. - İlk olarak NVI'nin web sitesine gitmek için buraya tıklayın. - Anasayfa'daki kutucuklardan \"Pasaport\" seçeneğinin üzerine tıklayın. Eğer bulamadıysanız buraya tıklayabilirsiniz. - Sonra \"Pasaport Randevu Sistemi\" seçeneğine tıklayın. Seçeneği bulamadıysanız buraya tıklayabilirsiniz. - Açılan listeden tekrardan \"Pasaport\" seçeneğine tıklıyoruz. - Ufak bir bilgi kutusu açılacak, \"Kabul Ediyorum\" seçeneğine tıklayıp onaylıyoruz. - Ardından ilk olarak hangi renk pasaport için başvuracağımızı seçiyoruz. Eğer renkler konusunda bilginiz yoksa buraya tıklayarak öğrenebilirsiniz. Eğer resmi bir göreviniz yoksa, örneğin bir gezgin, öğrenci iseniz \"Bordo\" rengi seçiyorsunuz. - Devamında gerekli kutucuları dolduruyoruz. Burada karşımıza ad, soyad, doğum tarihi, telefon gibi bilgiler gelecek. Bunları doldurup \"Devam Et\" butouna basacağız. - Bu adımda size en yakın il ve ilçeleri seçiyoruz. Bu seçilen yerler görüşmeye gideceğimiz nüfus daireleri olacağı için size yakın olanı seçmeye dikkat edin. Ayrıca ilçelerin yanındaki tarihlere dikkat edin, bu tarihler en yakın müsaitlik tarihi. Seçimi yaptıktan sonra \"İleri\" butonuna basıyoruz. - Bu adımda aynı hanede ikamet edilen bireylerin listesi çıkıyor. Eğer sadece kendiniz pasaport alacaksanız sadece kendinizi seçeceksiniz ama birden fazla kişi için pasaport alacaksınız almak istediğiniz kişileri listeye ekleyebilirsiniz. İşlemi tamamladıktan sonra \"İleri\" butonuna basıyoruz. - Bu adımda işlem yapmak istediğimiz kişiyi seçip randevu için saat seçiyoruz. Eğer birden fazla kişi varsa her kişi için saat seçimi yapacaksınız. Aynı saati seçebilirsiniz. Bu arada randevu saatine 30 dakika erken gitmeniz gerekiyor, gişeden tekrar sıra alacaksınız. İşlemi tamamladıktan sonra \"İleri\" butonuna basıyoruz. - Son adımda cep telefonunuza onay kodu gönderilecek, bu onay kodunu ekrandaki kutucuğa ekleyip \"İleri\" butonuna basıp işlemimizi tamamlıyoruz. Randevumuzu aldıktan sonra yapmamız gereken sadece gerekli iki ödemeyi yapmak. Bunlar defter bedeli ve harçtır. Devam ediyoruz o halde. Öncelikle ne kadar bir ödeme yapacağına bakalım. 6 aydan başlayan 5 farklı pasaport süresi mevcut, istediğinizi seçebilirsiniz. Ancak bir not; eğer vizeli ülkelere gideceksiniz 6 aylık pasaport sorun yaratıyor, tavsiyem daha fazla süreli olanları tercih etmenizdir. Benim tavsiyem hem fiyat hem de resmi işlemlerdeki kolaylık açısından 10 yıllık almanızdır. Ödemeyi iki türlü yapabilirsiniz. İsterseniz online kredi kartı/banka kartı ile ödeme yapabilir veya anlaşmalı bankalar aracılığı ile bankamatik/şube üzerinden ödeme yapabilirsiniz. Benim tavsiyem online kredi kartı/banka kartı ile ödeme yapılmasıdır. Ekstra bir enerji harcamanıza gerek yok, 2 dakikada yapabiliyorsunuz bu işlemi. - Öncelikle İnteraktif Vergi Dairesi'nin web sitesine gidiyoruz. Siteye ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz. - Açılan siteden hızlı ödeme bölümü ile karşılacaksınız. Bu alandan \"Harç ve Değerli Kağıt Bedeli Ödeme\" butonuna tıklıyoruz. - Bizi ilgilendiren iki adet ödeme var. Bunlar \"Umuma Mahsus Pasaport Harcı Ödeme\" ve \"Pasaport Değerli Kağıt Bedeli Ödeme\". İlk olarak \"Umuma Mahsus Pasaport Harcı Ödeme\" seçeneğine tıklıyoruz. - Bize sorulan kişisel alanları doldurduktan sonra \"Öde\" butonuna basıyoruz. Bu arada iki ödemede de \"Pasaport Süresi\" alanına dikkat etmeyi unutmayın. Ödememizi kredi kartı veya banka kartı ile yapıyoruz. Dekont dosyasını indirmeyi unutmayın. - Dördüncü adımdaki işlemin aynısını \"Umuma Mahsus Pasaport Harcı Ödeme\" için de yapıyoruz. Dekont dosyasını indirmeyi unutmayın. Bunun için anlaşmalı bankaların bankamatikleri veya çalışma saatleri arasında banka şubelerine gidip ödeme yapabilirsiniz. Peki hangi bankalar geçerli? Hemen aşağıdaki tabloya bakabilirsiniz. Bu işlemlerden sonra 3 iş günü içinde pasaportum elime ulaşmıştı. Eğer merkez ilçede değilseniz 4 iş günü, köyde ikamet ediyorsanız 7 iş günü içinde anlaşmalı kurum tarafından pasaportunuz tarafınıza teslim edilecektir. Eğer başvuru sırasında belirttiğiniz başka biri varsa o kişiye de teslim edilebilir. Pasaportunuz çok seyahat etmekten ya da geçerlilik tarihi dolduğu için ömrünü yitirecektir. Bu durumda pasaportunuzu yenilemek zorundasınız. Yine yeni pasaport alma adımlarını tekrarlayıp, gerekli ücretleri yatırıp randevu saatinde başvuru yerinde bulunmanız gerekecektir. Ekstra bir bilgi; geçerliliği devam eden pasaportun yenilenmesi halinde kalan süre düzenlenecek olan yeni pasaporta aktarılmaktadır. Yani eğer pasaportunuzu sayfası dolduğu için değiştiriyorsanız ve süresi henüz dolmadıysa kalan süre pasaportunuza eklenecektir. Özellikle öğrencilik döneminde muhakkak pasaport almak çok avantajlı. Harçsız pasaport temin etmek son derece kolay. Paylaşım için teşekkürler!"} {"url": "https://dijitalgezgin.com/prag-gezi-rehberi", "text": "Prag, gezginlerin uğrak noktası olan bir masallar kenti olarak anılır. Avrupa'da yaşanan savaştan zarar görmeden çıkmayı başaran kent zaman makinesinden fırlamış hissini gezginlere sağlamaktadır. Kentte yer alan mimari ve kültür ile tüm güzelliğini gözler önüne sermektedir. Prag gezi rehberi olarak kent hakkındaki tüm detaylara yazımızdan ulaşabilirsiniz. Prag nerede sorusunun cevabı gezginler için oldukça önemlidir. Gerekli vizelerin ve pasaportların sağlanması için sorunun cevaplanması gerekir. Prag, Çek Cumhuriyeti'nde yer alan en büyük şehirdir. Sahip olduğu atmosfer ve büyüsü ile gezginlerin uğrak noktası olan bir şehirdir. Çek Cumhuriyeti'nin başkenti olan şehir en kalabalık nüfusa sahip olan kenttir. Prag şehri denildiği zaman akıllara gelen pek çok benzetme bulunur. \"Avrupa'nın Kenti\", \"Masallar Şehri\", \"Altın Şehir\" olarak pek çok benzetmeye tabi tutulmuştur. Şehir dünya edebiyatında önemli bir yeri olan Franz Kafka ile turist çekmektedir. Şehir sahip olduğu atmosfer ile 5 Nobel ödülüne sahip olmuştur. Prag gezi rehberi bilgileriniz arasında şehrin anılan isimlerinin yanı sıra hikayesini bilmeniz gerekir. Çekçe dilinde \"Praha\" olarak anılan şehir bazı rivayetlere göre ismini nehirden geçen pervazlardan almaktadır. Savaş yıllarında ekonomik açıdan zarar görmüş olan şehir tarihi mimarilerini zararsız olarak atlatmıştır. Bu yüzden gezginlerin şehre ulaştıktan sonra zaman makinesini andıran bir mimari yapı ile karşılaşması ve tarihin sokaklarında dolaşması mümkündür. Prag'a nasıl gidilir sorusunun cevabına göre gezginlerin bütçelerini hazırlaması ve planlama yapması mümkündür. Tarihi bir atmosferde Avrupa'nın Kenti'ni ziyaret etmek isteyen ziyaretçilerin yeşil pasaporta sahip olması gerekir. Yeşil pasaportunuz yoksa bir diğer seçenek ise Schengen Vizesi alınmasıdır. Alınan pasaport veya vizeye göre Prag için yolculuğa çıkılması mümkündür. Prag gezi rehberi bilgileriniz arasına Prag'da tek bir havalimanı olduğunu eklemelisiniz. Şehrin sahip olduğu havalimanı merkezin 20 km güneyinde kalır. Havalimanın ismi ise Vaclav Havel Havalimanı'dır. İstanbul şehrinden Prag şehrine direkt olarak uçuş bulunmaktadır ve uçuş saati 2 saat 40 dakikadır. Uçak ile şehrin büyüsüne kapılmak isterseniz aynı zamanda aktarmalı uçuş seçenekleri bulunuyor. Aktarmalar ile farklı şehirlere uğrayarak yaklaşık olarak 6-7 saatlik yolculuk yapmak gerekiyor. Prag şehrine ulaşım aynı zamanda bazı Avrupa ülkelerinden kalkan trenler ile sağlanabiliyor. Almanya, Hollanda, Fransa ve Belçika gibi ülkelerden düzenli olarak Prag'e giden otobüs ve tren seferleri bulunuyor. Prag'a ne zaman gidilir sorusu için kesin bir yanıt yoktur. Şehrin her mevsimi oldukça güzel ve özel anların yaşanmasına yardımcı olur. Sahip olduğu yapılar her mevsim ayrı bir güzellik ve atmosfer ile gezginleri karşılar. Şehre kışın gitmek isterseniz unutmamanız gereken bir nokta şehrin kışlarının oldukça sert geçtiğidir. Ocak ve şubat aylarında şehrin sıcaklığı en düşük olan dereceleri görmektedir. Bu aylarda kenti ziyaret edecek olan kişilerin kazaklarını ve kalın giyeceklerini yanına alması önerilir. Prag şehrinde hava durumunu tahmin etmek oldukça zordur. Kar yağışlarının yoğun olduğu şehirde bazen kar yağışı aralık ayında başlar ve mayıs ayına kadar devam eder. Prag gezi rehberi notlarına göre eğer turistlerin yoğun olduğu zamanlarda şehre gitmek istemiyorsanız kış en uygun olan zamandır. Ancak soğuk havaları sevmiyorsanız şehri yaz aylarında ziyaret edebilirsiniz. Yaz aylarında özellikle haziran ve ağustos ayları şehrin en sıcak olduğu aylardır. Yaz aylarında şehir kuraktır ama geceleri yağması muhtemel olan yağmurlara sahiptir. Yaz aylarında bile akşam yağmurlarına karşı gezginlerin yanlarına hırka gibi eşyalar alması önerilir. Prag gezi rehberi notlarınız arasında mutlaka bulunması gereken gezilecek yerler arasında Old Town Meydanı yer alır. Bu meydan tarihin pek çok olayına şahitlik etmiştir ve Franz Kafka'nın yaşadığı yerde bu meydandadır. Meydanın asıl ismi \"Statomestske Namesti\" şeklindedir. Meydanda yer alan mimari yapılar savaşlardan ve birçok tarihi olaydan sağ çıkarak günümüze kadar gelmiştir. Prag'a giden kişilerin mutlaka gezilecek yerler listene bu meydanı eklemesi önerilir. Astronomik Saat, Eski Belediye Sarayı ve Jan Hus Anıtı ile çevrili olan meydan oldukça dikkat çekicidir. Prag gezilecek yerler arasında Franz Kafka Anıtı bulunur. Anıt, Quadrio adındaki alışveriş merkezinin girişinde yer alır. Çelik ve aynaların birleştiği anıt gün boyunca hareket ederek 15 farklı şekilde poz oluşturur. Prag'da gezilecek yerler arasında Charles Köprüsü'nü eklemenizde fayda vardır. Panaromik bir manzaranın hakim olduğu köprü gezginlerin uğrak noktası olan alanlardan biridir. Kral 4. Charles tarafından yaptırılmış olan köprü üzerinde yer alan heykelleri ile dikkatleri çekiyor. Prag'da gezilecek yerler listenize eklemeniz gereken bir diğer yer ise John Lennon Duvarı. Özgürlük simgesi olarak kabul edilen bu duvar özgürlük duygusunu içinizde hissedebileceğiniz yerlerden biridir. 1980 yılında öldürülen sanatçıya ithafen yapılmış grafiklerle dolu olan duvar bir anıt haline gelmiştir ve gezginlerin uğrak noktası olan bir yerdir. Prag Kalesi şehrin en önemli mimari eserlerinden biridir. Şehre giden her gezginin Prag Kalesi'ni ziyaret etmesi önerilir. Kale uzun süredir kullanıldığı için pek çok milletin mimari yapısını içerisinde barındırıyor. Mimari dönemlerin izlerini yakından görmek için kalenin ziyaret edilmesi yeterlidir. Prag gezi rehberi listenize eklemeniz gereken bir diğer yer ise Prag Dans Eden Ev'dir. Bu evin önünde çekilmeye çalışılan fotoğraflar oldukça meşhurdur ve yaratıcılığın öne çıkabileceği yerler arasındadır. Şehirde hakim olan tarihi yapıya göre dans eden ev oldukça modern bir havaya sahiptir. Gezginlerin görmesi için önerilen yerler arasında yer alan evi görmeden Prag'dan ayrılmamanız tavsiye edilir. Asimetrik Kuleli Tyn Kilisesi masalsı ve destansı görüntüsü ile dikkat çekmektedir. Kilisenin görüntüsü öyle büyüleyicidir ki Disney şatosunun buradan ilham alındığı dolaşan efsaneler arasında yer alır. Şehrin her yerinden gözüken kilise oldukça dikkat çekicidir. Prag aynı zamanda müzelerin öne çıktığı bir şehirdir. Sahip olduğu müzelerin her biri önemlidir ve ziyaret edilmesi önerilir. Ancak müzeler arasında en fazla öne çıkanlar Mumya Müzesi, İşkence Müzesi, Karel Zeman Müzesi, Mucha Müzesi ve Komünizm Müzesi'dir. - Prag şehrine giden herkesin mutlaka şehrin tarihine ışık tutan yapıları ziyaret etmesi önerilir. - Gotik mimariye ilgi duyan veya yakından bir Gotik mimari örneği görmek isteyen gezginler için Katedral ve kiliseleri ziyaret etmesi önerilir. - Şehrin Petrin Tepesi'ne giderek enfes bir manzara izleme keyfine ulaşabilirsiniz. - David Cerny'nin kente özgürlük kattığı heykelleri yakından görerek tarihi yakından izleyebilirsiniz. - Dans Eden Evi ve Bebek İsa'yı ziyaret ederek yaratıcı ve ilgi çekici fotoğraflar çekilebilirsiniz. - Eski Kent Meydanı'na giderek bol bol fotoğraf çekilebilirsiniz. Prag'a ulaşım oldukça çeşitlidir ve kolaylıkla sağlanabilir. Şehir bir havalimanına sahiptir. Kent merkezi ve kentin içinde yolculuk yapabilmek için pek çok seçenek bulunur. Havalimanı ulaşımlarının yanı sıra şehirde demiryolu ile ulaşım yapabilme şansı bulunur. Aynı zamanda gece ve gündüz sürekli seferler yapan otobüsler bulunur. Prag gezi rehberi listenize göre yürüme mesafesinde olan yerleri yürüyerek ziyaret edebilirsiniz. Şehirde aynı zamanda metro ve taksi ile ulaşım yapılabilme şansı bulunur. Prag'da ne yenir sorusu gezginlerin en çok merak ettiği sorular arasında yer alır. Şehirde gezerken yemek kokularının geldiği sokaklarda doğru ve yöresel yiyecekleri yiyerek gezi keyfinizi zirveye taşıyabilirsiniz. Prag'ın her sokağında hemen hemen bir sosisçi vardır. Gezileriniz esnasında sosisçilerden alınacak yiyecekler ile buluşabilirsiniz. Prag yöresel lezzetleri arasında 'trdelnik' ismi verilen tatlı yer alır. Sokak lezzetleri arasında olan tatlıyı deneyerek gezinizi tatlandırabilirsiniz. Prag gezi rehberi ile gezdiğiniz yerlerden alışveriş ve hediyelik eşya almak isterseniz seçenekleriniz oldukça fazladır. Prag'da alışveriş denildiği zaman Old Town Meydanı öne çıkar. Caletna Caddesi ve Na Prikope Caddesi alışveriş için oldukça fazla dükkanın olduğu yerler arasında bulunuyor. Wenceslas Meydanı ve Lucerna Pasajı alışveriş için uğranabilecek olan yerler arasındadır. Prag gece hayatı oldukça hareketlidir. Gezginlerin eğlenmesi için pek çok gece kulübü yer alır ve şehirdeki hareket hiç bitmez. Ünlü DJ'lerin geldiği barlar gece geç saatlere kadar açık olarak misafirlerini ağırlıyor. Gezginlerin gece hayatını yaşabileceği şehir Avrupa'nın en güvenli olan şehirlerinden biridir. Şehirde gezginlerin eğlenmek için değerlendirebileceği pek çok bar, gece kulübü ve eğlence merkezi bulunur."} {"url": "https://dijitalgezgin.com/roma-gezi-rehberi", "text": "İtalya'nın başkenti olan Roma pek çok açıdan gezginlerin ilgisini çeken bir kenttir. Hız kesmeyen ve renkli gece hayatı, mimari yapıları ve sahip olduğu ambiyans ile Roma gezginlerin ziyaret edilecek yerler listesinde ilk sırada yer alır. Romantizm, eğlence ve konforlu bir gezi için Roma'yı tercih edecek olan gezginlere yönelik olarak tüm detayları Roma gezi rehberi yazımızda bulabilirsiniz. Roma nerede sorusunun cevabını öğrenerek geziniz için tüm hazırlıkları yapabilirsiniz. Roma şehri Güney Avrupa'da, İtalya ülkesinde yer alır. İtalya'nın başkenti olan şehir renkli yapısı ile dikkat çeker. Akdeniz bölgesinin yakınında yer alan Roma şehri, Tiber ve Aniane nehirlerinin arasındadır. Şehrin komşu olduğu şehirler ise Floransa, Perugia ve Pescare'dir. Roma'ya nasıl gidilir sorusunun cevabına göre gezinin planlaması yapılabilmektedir. Roma'yı ziyaret etmek isteyen gezginlerin değerlendirebileceği çeşitli yolculuk seçenekleri vardır. Roma şehrine havalimanı veya tren ile ulaşım sağlamak mümkündür. Havalimanı ile Roma şehrine gidecekseniz eğer Türkiye'den direkt olarak Roma'ya giden uçaklar bulunmaktadır. Fiumicio Havalimanı'nda inerek şehre ayak basmış olacaksınız. Türkiye'den Roma'ya giden uçak yolculuğu yaklaşık olarak 2 saat 15 dakika sürmektedir. Havalimanına iniş yaptıktan sonra ise taksi veya diğer ulaşım araçları ile kent meydanına geçiş sağlayabilirsiniz. Roma şehrine aktarmalı olarak başka ülkelerden uçuş yaparak ulaşım sağlamakta mümkündür. Roma gezi rehberi listenize başka ülkelerden geçiş yapmak isterseniz kullanabileceğiniz bir diğer havalimanı Ciampino Airport'tur. Türkiye'den bu havalimanına direkt olarak uçuş bulunmamaktadır. Diğer ülkelerden uçuşlar için ise bu havalimanı kullanılabilmektedir. Aynı zamanda başka ülkelerden Roma'ya gelecekseniz tercih edebileceğiniz bir diğer ulaşım seçeneği tren yolculuğudur. Avrupa'da yer alan ülkelerden Roma'ya tren ile gelmek istiyorsanız Termini İstasyonu'na geleceksiniz. Roma'ya Avrupa ülkelerinden birinden ulaşım sağlamak isterseniz değerlendirebileceğiniz seçenekler arasında otobüs yolculuğu bulunur. Otobüs ile yolculuk trene oranla daha konforlu olması nedeniyle daha çok tercih edilmektedir. Roma'ya kalkan çoğu otobüs Tiburtina istasyonuna gelmektedir. İstasyonlara ulaştıktan sonra ise toplu taşımaların veya taksilerin kullanılarak şehir merkezine kısa sürede ulaşılması mümkün oluyor. Gezginlerin en keyifli anları yaşabilmek için sıklıkla sordukları sorular arasında Roma'ya ne zaman gidilir sorusu yer alır. Doğru zamanda giderek şehrin tadını çıkarmak isteyen gezginler için seçenekler bulunur. Roma şehrinde ılıman Akdeniz iklimi hakimdir ve her mevsim gezginler için ziyaret edilmeye uygundur. Şehirde kış ve yaz aylarında zorlu olan hava şartlarının bulunmaması istenilen zamanda şehre ulaşım sağlanmasına imkan sağlıyor. Roma şehrine gelen gezginler genellikle yaz aylarını tercih etmektedir. Kalabalık olan alanlarda gezmek istemezseniz eğer yaz aylarını tercih etmemeyi düşünebilirsiniz. Daha çok sonbahar ve ilkbahar aylarını tercih ederek kalabalıktan uzak kalabilirsiniz. Roma gezi rehberi oluşturan kişiler için bilinmesi gereken bir noktada şehirde her ayık ilk pazar gününde tarihi yerlerin ve müzelerin girişlerinin ücretsiz olduğudur. Aynı zamanda müze ve tarihi alanlar pazartesi günlerinde kapalıdır. Özellikle müzelerin belirli tarihlerde kapalı olduğunun belirtilmesi gerekir. 25 Aralık, 1 Mayıs ve 1 Ocak gibi resmi tatil günlerinde müzeler ve tarihi yerler kapalıdır. Gezginlerin belirtilen detaylara göre gezilerini planlaması önerilir. Eğer Roma'ya gitmek için en uygun zamanı merak ediyorsanız eylül, ekim, kasım, nisan ve mayıs aylarını değerlendirebilirsiniz. Kolezyum, Roma'nın en önemli simgeleri arsanda yer alır. M. S 72 yılında inşa edilmiş olan yapı tarihin izlerini taşıyan görkemli bir binadır. Koleyzum daha çok \"Flavianus Amfitiyatro\" ismi ile tanınmaktadır ve gladyatör dövüşleri ile anımsanmaktadır. Roma gezi rehberi listesinde ilk sırada yer alan tarihi yapı her yıl oldukça yoğun bir ilginin olduğu alandır. Tüm Tanrıların Tapınağı olarak anılan bir yapıyı ziyaret etmek isterseniz Pantheon'u kaçırmamanız gerekir. Hayranlık uyandıran bir yapıya sahip olan Pantheon 118-125 yılları arasında inşa edilmiştir. Eğer Roma'da gideceksiniz mutlaka uğramanız gereken bir yapıdır. İmparator Hadrian tarafından inşa ettirilmiş olan tarihi yapı pek çok hükümdarın, sanatçının ve mimarın mezarına ev sahipliği yapmaktadır. Kiliseye dönüştürüldükten sonra pek çok detaya hakim olan yapı Roma'da gezginler tarafından oldukça dikkat çekmektedir. Trevi Çeşmesi, bir diğer adı ile Aşk Çeşmesi Roma'ya giden herkesin görmesi gereken bir yerdir. Çeşmenin kelime anlamı üç yoldur. 1732-1752 yılları arasında inşa edilmiş olan çeşme aşıkların sıklıkla ziyaret ettiği bir yerdir. Sahip olduğu güzellik ile hem gezginler hem de fotoğrafçıların dikkatini çekmektedir. Nicola Salvi'nin imzasını taşıyan çeşmeyi ziyaret eden gezginler dilek için çeşmeye para atabilmektedir. Roma gezi rehberi listenize eklemeniz gereken bir diğer yer ise Roma Forumu'dur. Şehrin tarihini yakından görmek isteyen kişiler için Roma Forumu oldukça uygundur. Roma'da yaşayan halkın yapıya verdiği isim ise Forum Magnum'dur. Septimus Severus Zafer Takı, Veste Tapınağı ve Vesta Bakireleri Evi, Curia, Kastor ve Polluks Tapınağı forumda olan yapı kırıntıları arasında yer alıyor. Navona Meydanı yerel halkın gözlemlenebileceği en ideal alanlardan biridir. Meydanda durup dinlenmek ve fotoğraf çekilmek için pek çok alan bulunur. Meydan Dört Nehir Çeşmesi adındaki yapıya ev sahipliği yapıyor. Roma şehrini ziyaret ederken mimari yapısı ile hayranlık uyandıran Aziz Petrus Bazilikası'nı atlamamanız gerekir. Hem ibadet yapılabilen hem de heykellerin tadının kaçılabildiği yapı gezginlerin ilgilisini çeken önemli yerler arasındadır. Baldaken, VII. Alexander Anıtı ve Aziz Petrus Heykeli ile oldukça göz alıcı bir yapıdır. Roma gezi rehberi listesi oluşturan kişiler için eklenebilecek diğer yerler ise İspanyol Merdivenleri, Castel Sant'Angelo, Borghese Galerisi, Campo de Fiori'dir. Şehir pek sıralanan yerler dışında gezilebilecek pek çok alana sahiptir. - Roma sahip olduğu tarihi atmosfer ile gezginleri etkilemektedir. Bu nedenle Roma'da tarihi sokakları keşfederek gezintinizin en keyifli anlarını yaşayabilirsiniz. - Roma'da gezilecek yerler arasında yer alan ve önemli bir yapı olan Kolezyum'u gezebilirsiniz. - Şehir pek çok müzeye sahiptir ve her müze gezginlerin dikkatini çekebilecek niteliktedir. Şehirde yer alan müzeleri ziyaret ederek verimli zaman geçirebilirsiniz. - Roma şehrini ziyaret ettiğinizde mutlaka bir operaya giderek sanatı yakından hissedebilirsiniz. - Şehirde yer alan Trevi Çeşmesi'ni ziyaret ederseniz mutlaka dilek tutma ritüelini gerçekleştirmelisiniz. - Roma meydanları her zaman dolu ve ışıl ışıldır. Gezgin olarak sokaklarda yer alan cafelerde kahve ve şarap içerek zaman geçirebilirsiniz. - İtalya mutfağı dünyada pek çok ürünü ile öne çıkmaktadır. Roma'da dünya mutfağı arasında yer alan makarna, tiramusu, pizza ve kahve ürünlerini denemelisiniz. Roma'da ulaşım oldukça çeşitli ve kolay şekilde yapılabilir. Roma gezi rehberi listenizi ulaşım bilgilerine göre şekillendirerek kaliteli zaman geçirebilirsiniz. Roma şehri gezginler için metro, otobüs ve tren hatlarını sağlayabilmektedir. Şehir içi ulaşım toplu taşıma araçları ile kolaylıkla yapılmaktadır. Sabah erken saatlerde başlayan toplu taşıma araçları belirli bir saate kadar ulaşım için hizmet sunmaktadır. Roma'da ulaşım için tercih edilebilecek olan bir diğer ulaşım seçeneğini ise taksi, bisiklet ve motorlar oluşturur. Gezginler kendileri için en uygun olan ulaşım seçeneğini değerlendirerek gezilerini gerçekleştirebilir. - Pasta alla Carbonara - Carfofi alla Giudia - Fried Zucchini Flowers - Bruschetta - Suppli - Gnocchi alla Romana - Pizza alla Romana - Gelato Roma'da alışveriş için pek çok seçenek bulunur. Şehirde olan gezginlerin Via Condotti, Via del Corso, Boschetto, Rienzo sokaklarında alışveriş yapması mümkündür. Lüks sayılan bu yerler alışveriş ve hediyelik eşya açısından oldukça önemlidir. Roma şehri outlet alışveriş açısından gelişmiştir ve gezginlerin Castel Romano Outlet'i ziyaret ederek alışveriş yapması mümkündür. Roma gezi rehberi listenize alışveriş yapılacak olan yerleri ekleyerek oldukça eğlenceli alışverişleri yapabilirsiniz. Roma gece hayatı açısından oldukça fazla seçeneğin olduğu bir şehirdir. Gece ışıklandırmaları ile göz alıcı derecede bir eğlence sunar. Roma'da gece hayatı için öne çıkan bölge ise Testaccio bölgesidir. Hiç hız kesmeyen ve sürekli eğlencenin hakim olduğu bölgede gezginlerin sonuna kadar eğlenmesi mümkündür. Roma gezi rehberi listesine mutlaka bu bölgelerin eklenmesi ve gezginlerin ziyarette bulunması önerilir."} {"url": "https://dijitalgezgin.com/sevdigim-memnun-kaldigim-banka-enpara-com", "text": "Bugün ne yazsam dedim ve aklıma Enpara. com geldi. 2016'nın ilk ayında hesap açtırdığım ve 1,5 yıldır kullandığım Enpara, memnun kaldığım tek bankadır. Daha önce Türkiye'den iki farklı bankadan hizmet almıştım. Biri mor biri lacivert diyeyim. Hiç memnun kalmadım. Neden mi? Hesap açtırırken olmayacak dedikleri her şey oldu. Hesap kullanım ücretleri, şu ücreti, bu ücreti derken birçok kesinti yapmaları. EFT ve havale gibi günümüzün en büyük ihtiyaçlarından ve bundan ücret almaları da ayrıca sinir bozucuydu. Ayrıca saatlerce müşteri temsilcilerini telefonda beklemek, karışık internet şubeleri ve hatalarını kabul etmeyen müşteri temsilcileri oldu. Ben sadece iki bankayı kullandım ve kötü tecrübeler yaşadım. Bu arada Enpara. com, QNB Finansbank'a ait, bununla ilgili ayrıntıları aşağıda vereceğim. Bi' gün arkadaşımdan banka tavsiyesi istedim, onun bir çok bankada hesabı vardı ve bana Enpara. com'dan bahsetti, bazı avantajlarını söyledi. Diğer gün hemen online başvuru formunu doldurdum ve benim belirlediğim gün içerisinde müşteri temsilcisi evime geldi. Siz isterseniz ofisinize veya başka bir yere çağırabilirsiniz. Genç bir müşteri temsilcisi gelmişti, çayımızı içerken beş dakikada tüm işlemleri halletti, işlemler bittikten 20 dakika gibi bi' sürede banka hesabım aktifleşti. Ayrıca sözleşmeyi imzalarken verdikleri dosyalar, kalem gibi küçük ama tatlı şeylerin güzelliği insana mutluluk veriyor. Maddi değeri olmayabilir ama çok şirin şeyler, sizi önemli hissettiriyor. Şunu da ekleyeyim, iki hesap açtırdık, iki farklı zamanda gelen iki müşteri temsilcisi de çok güler yüzlü insanlardı. Enpara. com, QNB Finansbank'a ait demiştim, evet, QNB Finansbank'a ait dijital bir banka diyebiliriz. Aynı şekilde denetleniyor ve tamamen yasal. Ayrıca para çekme işlemlerini vs. QNB Finansbank şubelerinden yapabiliyorsunuz, diğer banka ATM'lerinden de ücretsiz para çekebiliyorsunuz. Bunu çok seviyorum çünkü ATM aramak çok sıkıcı bir iş. - EFT/Havale ücreti yok. - Şubeye gitmeden internetten anında kredi veriyor, ayrıntılar için buraya tıklayabilirsiniz. - Yüksek oranlarda mevduat faizleri veriyor, ayrıntılar ve oranlar için buraya tıklayabilirsiniz. - Netflix, iTunes, App Store, Google Play, Windows Store, Apple Music, Deezer ve diğer birçok uygulamada indirim sağlıyor. Bu kampanyanın güncel indirim oranları için buraya tıklayabilirsiniz. - Kitapyurdu. com'da 30 TL üzeri alışverişlerde 15 TL indirim kampanyası bulunuyor, ayrıntılar için buraya tıklayabilirsiniz. - Diğer banka ATM'lerinden para çekimi ücretsiz, ayrıntılar için buraya tıklayabilirsiniz. - Birikim hesabı oluşturup, birikim yapabilir, ayrıca ekstra kazanç elde edebilirsiniz. Birikim hesaplarına ek faiz oranı mevcut, ayrıntılar ve oranlar için buraya tıklayabilirsiniz. - Ayın Enparalısı olursanız birçok ekstra kampanyadan faydalanabiliyorsunuz. Ayrıntılar için buraya tıklayabilirsiniz. - Altın hesabı oluşturabiliyorsunuz, ayrıntılar için buraya tıklayabilirsiniz. - Vadeli ya da vadesiz mevduat hesabı oluşturabilirsiniz. Ayrıca USD ve Euro gibi döviz hesaplarını mobil uygulamadan açabiliyorsunuz. - En yüksek kurdan dövizlerinizi bozabiliyorsunuz, kur oranlarını en iyi veren bankalardan birisi, belki de en iyisi. - Kısa dönemlik krediler için Ekpara hizmetinden yararlanabilirsiniz, ayrıntılar için buraya tıklayabilirsiniz. - Fatura ödeme, kredi kartı ödeme, cep telefonu TL yükleme, şans oyunları ödemeleri gibi işlemleri yapabiliyorsunuz. - Tüm bu işlemleri mobil uygulamadan ya da internet bankacılığından yapabiliyorsunuz. Harika değil mi? 🙂 - Kredi kartı hizmeti mevcut ve tüm avantajlar orada da devam ediyor. Genel olarak avantajlarını yazdım, ayrıca dönemsel olarak kampanyaları takip ederseniz ekstra uçak bileti, e-ticaret indirimleri gibi fırsatlardan yararlanabilirsiniz. Şu an kredi kartı özelliği bulunmasa da bu yıl içerisinde kredi kartı hizmeti vermeye başlayacaklar. Şu an bildiğim kadarıyla kredi kartı alt yapısını hazırlamaya çalışıyorlar, şu an banka kartınız ile online ödeme veya pos ile ödeme yapabiliyorsunuz. Ben tüm ödemelerimi böyle yapıyorum, mümkün olduğunca nakit taşımamaya çalışıyorum. Böylesi hem daha kazançlı hem daha güvenli oluyor. Bu arada sosyal medya hesaplarını çok iyi yönetiyorlar, bu konuda da iyi bir alkışı hak ettiklerini düşünüyorum. 08 Ağustos 2018 tarihi itibariyle bu yazıyı güncelliyorum. Birkaç aydır Enpara. com kredi kartını kullanıyorum. Normalde kredi kartım yoktu, banka kartımı kredi kartı gibi kullanıyordum. Her neyse, birçok otomatik ödememi kredi kartıma taşıdım, sorunsuz kullanıyorum. Bence en önemli eksikleri buydu ve şu an muhteşem bir şekilde ilerliyorlar. Enpara. com'daki tüm avantajlar kredi kartında da geçerli durumda, örneğin; Netflix, Spotify indirimleri vs. Eğer kredi kartı kullanacaksanız kesinlikle öneririm. Sektörde \"Feedback\" dediğimiz müşteri geri dönüş oranı harika! Özellikle Twitter ve Facebook sayfalarındaki yorumlardan bunu gözlemleyebiliyoruz, kullanan tüm arkadaşlarım da aynı fikirde. Uzun yazının, özeti; eğer banka hesabı açacaksanız Enpara. com en karlı çıkacağınız ve mutlu olabileceğiniz bankadır. 1,5 yıllık deneyimimle tavsiye ediyorum, umarım hep bu şekilde büyümeye devam ederler. Çok teşekkür ederim tavsiyenize uyup hemen enpara'ya geçiyorum. Yazıyı bu kadar çabuk okuyup, karar vermeniz takdire şayan. 🙂 Şimdiden hayırlı olur umarım."} {"url": "https://dijitalgezgin.com/termessos-antik-kenti", "text": "2018 yazında mümkün olduğunca antik kent gezdim, bunlardan birisi de Termessos Ören Yeri'ydi. Termessos ile ilgili bilinmesi gereken en önemli şeylerden biri Türkiye'nin en iyi korunmuş ören yerlerinden biri olduğudur. Kentin bulunduğu konum itibariyle çok farklı bir havası ve doğasının olduğunu fark ediyorsunuz zaten. Uzatmadan yaşadıklarıma geçeyim. Öncelikle kente gidiş için araç şart, yürüyerek ulaşım imkansıza yakın çünkü yüksek bir dağa tırmanıyorsunuz. 1.150 metre civarı bir yükseliğe çıkmak kolay değil, özellikle Antalya sıcağını düşündüğünüzde daha da zor. Dağa aracınız ile tırmandıktan sonra sizi bir su yolu, eski bir tapınak ve asker mezarları karşılıyor. Burası ilk kalıntıların olduğu yer, ardından kente Müze Kart ile giriş yapmıştım, Müze Kart ile ücretsiz giriş yapabiliyorsunuz ama kartınız yoksa ufak bir ücretle de giriş yapabiliyorsunuz. Asıl zorlu yürüyüş burada başlıyor, eski bir patikadan 1500 metre yürüyorsunuz, çünkü giriş ile kentin merkezi farklı konumdalar. Yüksek sıcaklık, fazlaca nem ve kötü bir patika işleri zorlaştırıyor, bu nedenle akşamüstü gitmenizi tavsiye ederim. Serinlikte biraz daha kolaylaşıyor işler, ayrıca suyunuzu unutmayın. Benim gidiş saatim 17:00 civarıydı, kapanış 19:00'daydı. Hava biraz daha iyiydi ama acele etmemiz gerekiyordu, çünkü çok fazla zamanımız yoktu. Şehre çıktığımızda hava daha da serinlemişti ve bu muhteşem kentin doğa ile harmanlanmış görüntüsü beni muhteşem iyi hissettirmişti. O kadar güzel ki, bir yanda tarih bir yanda doğa, yükselen dağların bulutların içinde antik bir kent, tiyatro ve kuleler. Gördüğüm en güzel manzaralardan biriydi. Tarih severler için paha biçilemez bir görüntü. Şehrin bir çok yeri korunmuş durumda, sanırım bu kadar yüksekte olması da korunmasına yardımcı olmuş. Şehirde beni en çok etkileyen kısım ise yüzyıllar önce sahip oldukları teknoloji, matematik ve planlama bilgisi. İnsan hayret ediyor, şu an bile düşünülmeyen bir çok şey o zaman düşünülmüş, yapılmış. Cidden harika! Su yolları, muhteşem bir şekilde kesilmiş taşlar, yapılmış binalar ve harika şekilde planlanmış yapıtlar. Bu nedenle kesinlikle ziyaret etmenizi öneririm. Doğa ile kalın!"} {"url": "https://dijitalgezgin.com/venedik-gezi-rehberi", "text": "Venedik denilince akla ilk romantizm gelmektedir. Tarihi, doğası, gondolları ile aşıkların şehridir. İtalya'nın kuzeyinde bulunan bu tatlı kent pek çok turiste ev sahipliği yapmaktadır. Venedik gezi rehberi ile siz de Venedik'i yakından tanıyabilirsiniz. Gezilecek yerleri keşfedebilir, planınızı oluşturabilirsiniz. Bu şehrin Adriyatik Denizi'ne kıyısı bulunmaktadır. Kentin yerleşimi, tarihi milattan önceye dayanmaktadır. 118 adaya sahiptir. Denizde başarıları bilinen bu kentin, Türkler ile iletişimi de iyidir. Ticari pek çok anlaşma yapılmıştır. Bir İtalyan şehri olduğu için ana dil İtalyanca olmaktadır. Buna karşılık yoğun denebilecek sayıda İngilizce konuşanlar da vardır. Bunun nedeni ise turizmdir. Çok sayıda turiste ev sahipliği yaptığı için İngilizce de ana dilin yanında kullanılmaktadır. Bu yazımızda Venedik nerede, nasıl gidilir, ne yenir, ne içilir, ne alınır, nerede kalınır ve daha pek çok sorunun cevabı mevcuttur. Böyle bir tatil planlıyor ama nereden, nasıl gideceğinizi bilmiyor iseniz yazımıza bir göz atabilirsiniz. Venedik gezi rehberi hizmetinde ilk aranan soru ve cevap, gidilmek istenen yerin nerede olduğudur. Ne kadar sürede varılacağı ve hangi yollar ile gidilebileceği de diğer merak edilenlerdir. Venedik İtalya'nın kuzeyinde yer alan bir şehirdir. Adaları, köprüleri ile bilinmektedir. Adriyatik Denizi'ne olan kıyısı ve tüm diğer özellikleri sayesinde bolca turist çekmektedir. Venedik nerede sorusunun cevabını aldıktan sonra bir diğer husus ise buraya nasıl gidileceğidir. Venedik'te havayolu bulunmaktadır. Ülkemizden de direk olarak bu şehre havayolu aracılığı ile gidilebilmektedir. Türk Hava Yolları'nın uçağı ile yaklaşık üç saatte bu şehre iniş yapabilirsiniz. Pegasus'un uçakları ile de Milano'ya iniş yapabilirsiniz. Buradan Venedik'e geçebilirsiniz. Tren ile de yine iki şehir arasını seyahat edebilirsiniz. Böylece varış sürenin uzasa bile daha uyguna Türkiye'den Venedik'e gitmiş olursunuz. Venedik'e nasıl gidilir sorusunun bir diğer cevabı ise uygun uçak firmaları ile Venedik'e yakın şehirlere ulaşıp daha sonra otobüs ile bu şehre geçmektir. Burada otobüs yerine taksi, kiralanan araçlar, tren gibi ulaşım araçları da tercih edilebilir. Venedik gezi rehberi ile aklınızdaki pek çok soruya cevap bulmaktasınız. Buraya hangi aylarda ya da hangi mevsimlerde gideceğiniz de bu bilgilerden sadece birkaçı olmaktadır. Bilindiği üzere bu şehir İtalya'nın kuzeyinde yer almaktadır. Akdeniz iklimi hakim olan bir yerdir. Sert bir iklimi yoktur. Venedik'e ne zaman gidilir sorusunun cevabı da her mevsim olmaktadır. Akdeniz'in ılıman yapısı nedeni ile dört mevsim de ziyaret edilip gezilebilir. Tabi yazın çok sıcaklarında gezmek istemiyorum; ama soğuk da olmasın derseniz nisan, mayıs, haziran ayları tam da size uygun aylar olacaktır. Nisan ayında giderseniz San Marco Festvali'ne de denk gelebilirsiniz. Bir ay sonra yani mayısta ise Vogalonga ve Festa Medioevale de vino Soave Bianco Soave bu iki festivalin tadını çıkarabilirsiniz. Hem ilkbahar hem de sonbahar aylarının tadını Venedik'te çıkarabilirsiniz. Eylül ayı da serinleyen havası ile en iyi zamanlardan biridir. Yaz ayları turistlerin en yoğun geldiği zamanlardır. Kalabalık yerine biraz daha sakin bir zaman da gitmek isterseniz kış mevsimini de seçebilirsiniz. Kısacası bu kentin her mevsimi ayrı bir güzel olacaktır. Venedik gezi rehberi yazısı ile aklınıza takılan soruların cevaplarına ulaşabilirsiniz. 118 ada üzerine kurulan bu güzel şehirde gezip görülecek çok yer vardır. Bilindiği üzere Rönesans İtalya'da başlamıştır. Etkileri ise Venedik'te de görülmektedir. Mimari yapısı, sanat anlayışı, burada bulunan sanat eserleri Rönesans'tan izler taşımaktadır. Burada gezip görülecek ile yer San Marco Meydanı'dır. Burası şehrin merkezi konumundadır. Eski dönemlerde tüccarların geçiş yeri olduğu için ticari açıdan da önemli bir yerdir. San Marco Bazilikası Bizans esintileri in Gotik tarzda yansıtılması ile inşa edilmiştir. Haçlıların İstanbul'dan aldıkları daha doğrusu yağmaladıkları eserler de burada sergilenmektedir. Dükler Sarayı dünyanın merkezinde yer alan yapı olarak nitelendirilmektedir. Denizyolu ile şehre gelenleri karşılayan ilk bu saraydır. Büyük Kanal ve Rialto Köprüsü, Venedik denildiği zaman gözde canlanan iki yerdir. Venedik'in ortasından akan Büyük Kanal görkemli binaların yanı başında akmaktadır. Kanal üzerinde seyahat etmek için pek çok yol vardır. Gondol bunlardan en çok bilinendir. Deniz otobüsü, su taksisi, özel bot da diğer seçeneklerdir. Rialto Köprüsü ise bu kanal üzerinde inşa edilen, gondol ile altından geçilen o bilindik köprüdür. Üzerinde ise hediyelik eşya satıcıları bulunmaktadır. Santa Maria della Salute Bazilikası Barok tarzında Hz. Meryem'e ithafen yapılmıştır. Aziz Mark'ın Çan Kulesi 99 metre yüksekliğindedir. Beş adet çanı bulunmaktadır. Hepsinin amacı birbirinden farklıdır. Ahlar Köprüsü kalker taşı ile yapılmıştır. Büyük Kanal üzerinde yer almaktadır. Accademia ise müze gezmek isteyenler için oldukça iyi bir seçenektir. Heykelden resme pek çok sanat eseri burada sergilenmektedir. Venedik gezilecek yerler içinde tabii ki adalar da yer almaktadır. Murano Adası cam atölyeleri ve rengarenk binaları ile bilinmektedir. Burano Adası da yine Murano gibi renkli binalar ile bezenmiştir. Bunun yanında dantelleri ile ünlüdür. Venedik'in şehir yapısı bakımından su gezintileri oldukça yaygındır. Venedik gezi rehberi hizmeti ile burada neler yapabilir, nerelere gidebilirsiniz cevabını bulacaksınız. Buraya gelmeden önce yazımızı okuyarak daha verimli bir gezi planı oluşturabilirsiniz. Venedik'te ne yapılır sorusunun ilk cevabı Büyük Kanalı gezmek olmalıdır. İster bir gondol ister bir deniz otobüsü ister farklı bir araç ile kanalda gezebilirsiniz. Böylece tarihi köprüleri ve binaları da görmüş olacaksınız. Müzeler gezilmesi gereken diğer yerler. Tarihi eserleri ve sanat eserlerini seviyor iseniz mutlaka müzelerini de gezmelisiniz. Venedik gezi rehberi içinde tabii ki ulaşıma da yer verilmektedir. Türkiye'den Venedik'e ulaştıktan sonra, orada nasıl ulaşım sağlayacaksınız bilmelisiniz. Bunun için öncelik ile ulaşım araçları hakkında fikir sahibi olmalısınız. Venedik içinde binalar birbirine çok yakın ve sokaklar oldukça dardır. Bu neden ile de ulaşım genellik ile suyolu ile yapılmaktadır. Venedik'te ulaşım denilince akla tabii ki ilk gondollar gelmektedir. Bunun dışında yürümek en iyi yöntemlerden biridir. Bir diğeri ise vaporetto denilen su otobüsleridir. Havaalanından kentin içine de bu araç ile ulaşım vardır. Tragetto ise özel olarak gondol kiralayamayacak olanlar için bir çözüm yoludur. Gondoldan daha geniş bir taşıttır. Venedik gezi rehberi içerisinde yemek olmazsa olmazdır. Gezilip görülen yerlerde oraya özgü yemekler de mutlaka tadılır. Türk milleti olarak damak zevkimiz de oldukça gelişmiştir. Yeni tadlara bakmak ve oranın kültürünü daha iyi anlamak için bu kısım da önemlidir. Venedik'te ne yenir denilince akla yine İtalyan mutfağı gelmektedir. Makarna, deniz ürünleri, sebzeler bunlardan sadece birkaçıdır. Sarde in Saor isimli yemek bir deniz mahsulünden yapılmaktadır. Sardalya, kuş üzümü, soğan, çam fıstığı bu yemeğin ana malzemeleridir. Morina balığının krema haline getirilmesi ile Baccala Mantecato isimli yemek yapılmaktadır. Bigoli in Salsa ise yine deniz ürünü kullanılan bir makarna yemeğidir. Bezelye ve pirinç ile yapılan Risi e bisi yemeği de pirinç severlere hitap edecektir. Fegato Alla Veneziana ise bir karaciğer yemeğidir. Spaghetti in Nero Di Seppia ise mürekkep balığı ile pişirilen bir makarna türüdür. Rengi siyahtır. Görüldüğü üzere Venedik yemekleri deniz ürünleri temalıdır. Hem sebze hem de makarna diğer ürünlerdir. Venedik gezi rehberi ile öğrenilmek istenen bir diğer konu da neler alınabileceğidir. Buradan buraya özgü yiyecekler alınabilir. Hem kendiniz hem de sevdiklerine hediye olarak makarna, cam, kapı tokmağı alınabilir. Pinokyo figürlü nesneler de yine diğer alınabilecek ürünlerdir. Venedik'te alışveriş yaparken buraya özgü, her zaman bulunamayacak eşyalar alabilirsiniz. Venedik figürlü ürünler, magnetler de diğer hediyelik eşyalardır. Murano'nun camını, Burano'nun ise dantelini listenize eklemeyi unutmayınız. Venedik maskeleri ise bir başka alınabilecek ürünlerdir. Hem farklı hem dekoratif olarak kullanılabilir. Venedik gezi rehberi sizlere geziniz sırasında yol göstermek için oluşturulmuştur. Burada yazan bilgileri takip ederek daha verimli gezebilirsiniz. Venedik gece hayatı da merak edilen bir diğer konudur. Gündüz gezmeler kadar burada gece hayatı da meşhurdur. Club ya da barlara girip eğlenmeyi düşünüyor iseniz mutlaka kıyafetinize dikkat etmelisiniz. Günlük kıyafetler ile bu tür yerlere gitmek yasaktır."}