{"url": "https://cengizselcuk.com/4-modern-ibadet-yeri", "text": "Dünya üzerinde yer alan ibadethaneler her toplumun evi gibidir. İnsanlık tarihinin ilk başladığı zamanlarda bile avcı toplayıcı insanlar evlerini ve ibadethanelerini yaptılar. Göbeklitepe'de ortaya çıkan tapınak kalıntıları bunun apaçık bir göstergesidir. Çağımızın modern ibadet yerleri de aslında diğer ibadethaneler gibi Tanrı'ya ulaşmada sadece araçtırlar. Dünya üzerindeki bildiğimiz en eski ibadethaneler için Roma'daki Pantheon, İstanbul'daki Ayasofya, Vatikan'da yer alan Petrus Bazilikası'nı gösterebiliriz. Bunun yanında mimarlar dini yüceltmek ve saygın hale getirmek adına muazzam dini yapılar yapmışlardır. Floransa'daki Medici eseri Dome, Paris'teki Notre Dome veya üzerinden yüzyıllar geçmesine rağmen Mimar Sinan'ın ustalık eseri Edirne Selimiye Cami bunlardan sadece birkaçıdır. Örnekleri daha da uzatabiliriz ama asıl konumuza geri dönelim: Yahoo. com üzerinde geçtiğimiz hafta itibari ile mimarlık mesleğini yücelten ve mimarlık ödüllü 4 modern yapı architecturaldigest. com haberine göre yayımlandı. Dünya'da son dönem yapılan ve 4 adet muazzam mimariye sahip yapıdan biri de Türkiye'de İstanbul'da yer alıyordu. Bizim için de hala görememiş olmamız bir utanç kaynağı maalesef ama onu en sona sakladık. Şimdi aşağıda bu yapıları inceleyelim. 2009 Pritzker Ödülü sahibi Peter Zumthor tarafından tasarlanan Almanya'nın Bruder Klaus Field Şapeli, modern mimarinin ibadethaneler ile bütünleştiği yapılardan ilk örnek olarak yer ediniyor. 2007 yılında tamamlanan bu çarpıcı modern şapel, dini açıdan eğimli olmayanlar için bile popüler bir yer haline geldi."} {"url": "https://cengizselcuk.com/4k-turlar-ile-online-kesif-deneyimi", "text": "Sanal Müzeler, 3D turlar, eş zamanlı Faroe Adaları'nda doğa temalı yürüyüşlerden sonra 4K temalı yürüyüş turları ile online keşif deneyimi ilk sırayı aldı. Esasen bu hadise çok yeni değil, belki karşılaşmamış olabilirsiniz ancak keşfetmeye başladıkça ekrandan kendinizi alamıyorsunuz. Biz yayın hızını x2 yapıp daha fazla yer keşfetmek için zaman tasarrufu sağlıyoruz. Bakalım siz keyfini nasıl çıkaracaksınız. Aşağıda sanal 4K turları farklı kanallardan farklı deneyimler ile sırasıyla listeledik. Hepsi Youtube üzerinde ve ücretsiz. Biz her kanaldan bir video seçtik. Diğerlerini gönlüne göre kendin seçebilirsin. . Buna değer."} {"url": "https://cengizselcuk.com/5-kent-ulke-tat", "text": "Her ülkenin gözde bir şehri her şehrin de öne çıkan bir lezzeti var. Aşağıda 5 farklı ülkede 5 farklı şehrin kendine özgü tatlarını açıklayıp bu tatları nerede yiyeceğinize dair yönlendirmeler yaptık. Bakalım eğer beğenilirse bu tat turuna dair devam eden yazılar üretmeye devam edebiliriz. Batum Gürcistan'ın Karadeniz kıyısına komşu bir sahil kentidir. Batum'un kendine özgü meşhur birçok özelliği var. Bunlar nedir, nerede kalınır, nasıl gidilir ve gezilecek yerlere göz atmak isterseniz Batum Gezi Rehberi ve Batum Gezilecek Yerler yazılarımıza göz atabilirsiniz. Aşağıda Gürcü mutfağının önde gelen yemeğine dair bir seçim yaptık. Batum'da ne yenir sorusunun cevabı Gürcü Mantısı, Batum'a gelip de yemeden dönmeyin diye sıralanan özel bir yemeği. Mantı deyince bizdeki Kayseri mantısı gibi küçük mantı taneleri akla gelmesin. Batum'da bir porsiyon mantı söylediğinizde önünüze 4 büyük parçadan oluşan büyük bantı taneleri gelir. Gürcü mantısı bizdeki gibi sadece kıyma ile değil farklı porsiyon ve çeşitleri ile de yapıyor. Patatesli mantı, mantarlı mantı, peynirli mantı ve mantarlı Gürcü mantısı şeklinde seçenekleri var. Gürcü Mantısı'nı yapmak için biraz maharetli ellere ve pratik yapmaya ihtiyaç var sanırım. yoksa ona bohçe gibi şekilleri vermek ben gibi yemekle arası olmayan kişiler için zor bir durum. Eğer Batum'da Gürcü Mantısı Hinkali yemek isterseniz gideceğiniz mekanın adı Shemoikhede Genatsvale Restaurant. Noe Zhordania sokakta yer alan restoran sadece mantı değil tüm Gürcü lezzetleri için tercih edebilirsiniz. Google Konumu Bu restorana ünlü yemek eleştirmeni Vedat Milor'un da gittiğini belirtelim. Daha fazla Gürcü Yemeği veya Batum Yemekleri için Batum yeme-içme notlarımıza bakabilirsiniz. Peki gidemediniz diye yiyemeyecek misiniz? buyrun tarifi aşağıdaki gibi. - 1 kg orta yağlı kıyma - 2 adet iri kuru soğan - 1,5 kg buğday unu - 2 adet yumurta - 1 tatlı kaşığı pul biber - 1 tatlı kaşığı karabiber - 1 tatlı kaşığı tuz - Yeteri miktar su İlk olarak yoğurma kabınıza un, tuz yumurta ılık su ilave edip karıştırın. Katı hamuru yoğurun ve 20 dakika kadar dinlendirin. Diğer taraftan kıyma, ince doğranmış soğan ile tuz ve karabiberi bir kapta koyarak karıştırın. Dinlenmiş hamuru 5 santim genişliğinde çok ince olmayacak şekilde açın ve içine kıymalarınızı koyup bohça şeklinde kapatın. Hinkalinizi yaklaşık 7-10 dakika haşladıktan sonra servis edebilirsiniz. Kendi dilindeki ismi Hinkali olan Gürcü Mantısı'nın aşağıda yapılışını gösteren bir videosu var. Sıradaki şehrimiz için Balkanlar'ın bizden izler bulunduran kenti Saraybosna'ya. Saraybosna Bosna-Hersek'in başkenti olup Başçarşısı, doğal güzellikleri ile kesinlikle keşfe değer bir gizemi var. Saraybosna'da ne yenir, Saraybosna'da nerede kalınır, Saraybosna gezilecek yerler nelerdir soruları için hazırladığımız Saraybosna Gezi Rehberimize bakabilirsiniz. Aşağıda Bosna mutfağının önde gelen temsilcisi köftesini seçtik. Bosna'da ne yenir sorusunun cevabı olan köftedir. Sadece Saraybosna'nın değil Bosna Hersek'in de önde gelen lezzetlerinden olan Saraybosna köftesi havasından mı suyundan mı bilinmez tüm gidenlerin yeyip te öve öve bitiremediği bir lezzeti olarak öne çıkıyor. Olurda ben oraya kadar gidemem derseniz size İstanbul'da Cevabi yiyebileceğiniz bir mekan tavsiye edebiliriz. Köfteci Mirza Bayrampaşa Adapark'ın yakınındaki konumuyla yıllardır bu lezzeti sunmaya çalışan bir mekan. Hatta çalışanlar ve usta bile ağırlıklık olarak Boşnakça konuşuyor. en azından burada yemek yerken kendinizi balkanlarda hissetmeniz olası. Geldik ziyaret edipte tanıda baktığımız diğer şehir ve lezzetine. Yunanistan'ın Başkenti Atina kendine özgü lezeetleri ile damak tadımıza çok yakın lezzetler sunan bir şehir. Atina'da gezilecek yerler, Atina'da nerede kalınır, Atina'da ne yenir gibi soruların yer aldığı Atina Gezi Rehberimize göz atabilirsiniz. Sadece Atina'nın değil Yunanistan'ın önde gelen sokak lezzetlerinden birisi olan Sauvlaki, Atina'da ne yenir sorusuna lezzetiyle buraya gelipte yemeden dönmeyin tavsiyelerinin başında geliyor. Bir nevi bizdeki adana ve urfa kebap mantığı ile yapılıp dürüm yapılarak servis edilen Savuraki içine konulan süzme yoğurt ile bizdeki kebaptan ayrılıyor. Atina'da aç kalmazsınız diyen her şeyi bilen gezginimiz Ayhan Sicimoğlu, Sauvlakiyi de önde gelen lezzetler arasında sayar mı bilinmez ama Atina en sevdiği şehirler arasında yer alır. Sauvlaki'yi ise yiyebileceğiniz en ünlü mekan küçücük ocağıyla (1 metre maksimum) yıllardır hizmet veren Kostas. Google Konum Bilgisi Mekanda farklı çeşitte sauvlakiler yapılıyor, dana, tavuk ve domuz. Tercihlerinize dikkat ediniz."} {"url": "https://cengizselcuk.com/aegina", "text": "Eğer Atina'da bir gün fazla zamanınız varsa bu güzel fıstık adasını görmemeniz için hiçbir neden yok! İşte Aegina Adası."} {"url": "https://cengizselcuk.com/afrodisias", "text": "1958 yılında Ara Güler'in yolunu kaybedip gittiği bir köyde karşılaştığı Afrodisias 59 sene sonra Unesco'nun Dünya Mirası Listesi'nde yerini aldı. Afrodisias ile 17. değerimiz listede yer almış oldu. Antik Dünya'nın en önemli miraslarından biri olan Afrodisias Antik Kenti içinde yer alan heykel okulu ile diğer antik şehirlerden sıyrılır. Adını, aşk ve güzellik tanrıçası Afrodit'ten alan Afrodisias Antik Kenti'ne Salda Gölü ziyaretimizden sonra geldik. Rotamız Salda'dan hareketle Denizli Serinhisar üzerinden Aydın'a doğru devam ederek yaklaşık 1 saat 20 dakika kadar sürdü. Serinhisarda Türkiye'nin leblebi deposu olarak bilinen Denizli'den leblebilerimizi alarak yola devam ettik. Denizden yaklaşık 600 metre yükseklikte bir platoda yer alan kent Aydın Karacasu ilçesi sınırları içinde yer alıyor. Kente ulaşmak için hemen yakınındaki otoparka aracınızı park edip (10 TL ) traktöre bağlı bu turist aracı ile yaklaşık 500 metre gidiyorsunuz. Ören yerine giriş ücreti 15 TRY. Eğer müze kartına sahipseniz ücretsiz giriş yapabilirsiniz. Önerim 10 TRY daha bir masrafa katlanıp audioguide satın almanız. Müze ve Örenyeri içinde dolaştığınız süre boyunca kulağınız da canlı bir rehberiniz olacak. Adını kayıtlara kayıp kent olarak kayıt ettiren şehrin öyküsü ise oldukça dramatik. 1958 yılına kadar tarih sahnesinden kaybolan kentin, ünlü fotoğrafçı Ara Güler'in bölgeye gazeteci olarak bir baraj açılışına gitmesi ile öyküsü tekrar başlar. Gece dönüş yolunda kaybolan Ara Güler, yol üstündeki ne ile karşılaşacağından habersiz gece vakti Geyre Köyü'ne ulaştığında gözlerine inanaz. Köyde kahvehanede tarihi sütunların masa yapıldığı, lahit taşları arasında üzüm şırası süzüldüğü, şehir sütunlarının üstüne tahta sütunlar kullanılarak ev yapıldığını görür. Aşağıdaki linkten kentin 1958'teki halini gösteren fotoğrafları görebilirsiniz."} {"url": "https://cengizselcuk.com/alexandria-troas", "text": "Bozcaada'dan dönüş yılında bir de Assos'u göreyim deyip yol aldığımız güzergah içinde Dalyan Köyü sınırları içinde karşıladı bizi Alexandria Troas Antik Kenti. Belki de geçtiğimiz 2017 Temmuz'unda UNESCO Kültür Mirası'na dahil olan Afrodisias gibi Alexandria'nın da kaderi benzer olacağına dair hislerim var ama daha çok yolumuz var."} {"url": "https://cengizselcuk.com/amsterdam", "text": "Hollanda'nın başkenti Amsterdam'ı bir yılbaşı gününde keşfetmek için havalandık İstanbul'dan. Sokakları ot kokan, mutlu insanlar ülkesi diyebileceğiniz Amsterdam'da kanalları, bisikletleri ve müzeleri ile yaşam seviyesi yüksek bir kent. Amsterdam Gezi Rehberimiz ile birlikte hazırladığımız Amsterdam Gezilecek Yerler notlarımızın iyi bir rehber olmasını dileriz. Belirtmeliyim ki Amsterdam'da ekonomi yapmak isterseniz planlı gitmenizde fayda var. Amsterdam'ın pahalı bir şehir olduğunu söylemeden edemeyeceğim. Öyle ki otel ve yemek fiyatlarını gördüğünüzde bu durum biraz iştahınızı kesebilir. Amsterdam'daki otel fiyatları pek uygun değil, kaldı ki yılbaşı programları olanların yoğun olarak akın edeceği bir mekan olan şehir fiyatları da tırmandırıyor. Biz otel tercihimizi İbis Budget'tan yana kullandık. Otelin havalimanına shuttle seferlerinin olması, tercih etmemize neden oldu. Şehir merkezindeki otellerin fiyatları 3-4 gecelik fiyatları 2.000 TL gibi rakamları bulunca yarı fiyatına otel bulmak cazip edici idi. Burada farklı kanallardan da otel aramanızı öneririm. Örneğin İbis Budget otel için booking. com da oda bulmak mümkün değil iken otelin kendi sitesinde müsait oda bulabiliyorsunuz. O yüzden booking dışındaki kaynakları kontrol etmekte fayda var. Momando. com iyi bir alternatif olabilir. Amsterdam herkesin bildiği üzere özgürlüklerin üst sınırlarda olduğu bir şehir. Sokaklar da ot içen bir çok kişiyi görmenizden ziyade bütün sokaklar ot koktuğundan bu sizi rahatsız edebilir, hatta bir süre sonra farkında olmadan başınızı dönderebilir de. Amsterdam da belli oranlar dahilinde uyuşturucu madde serbest. Bu da şehri farklı bir görünüme sokuyor. Şehirde faydası dokunacak birkaç püf nokta vereyim. Şehir içinde önemli noktalara yaya olarakta ulaşabilirsiniz. Fakat bazen bu çekilmez olabilir. Şehrin bir düzeni var ve birçok şey şaşırtıcı derece de dakik. Her tramvay veya otobüs tam vaktinde yerinde oluyor. Hal böyle olunca onları kullanarak plan yapmakta kaçınılmaz."} {"url": "https://cengizselcuk.com/antalya", "text": "Antalya, bir ucunda Kaş, diğer ucunda Side ve Alanya ile tam bir tatil cenneti. Antalya Gezi Rehberimiz için her bir köşesi ayrı ayrı anlatılacak doğal ve kültür zenginlikleri ile ile öne çıkan kenti, bir konferans ziyaretimiz neticesinde kısa süreli de olsa keşfetme şansına eriştik. Antalya denilince aşırı sıcakların yanı sıra başta Rusya olmak üzere yılın neredeyse yılın 12 ayı turist ağırlayan bir kent olarak da akıllarda yer ediyor. Antalya denilince akla güneş, deniz, kum üçlüsü akla gelse de Antik dünyanın kapıları bu şehirde saklanıyor diyebiliriz. Antalya ve çevresinde 38 adet Antik Kent bulunur. Antalya il sınırları içinde 2 adet hava alanı olduğunu hatırlatalım, Biri Antalya, diğeri Gazipaşa havalimanı. Alanya bölgesi için Gazipaşa daha uygun bir seçenek olarak dururken batı kısmındaki Kemer, Kaş ve Antalya şehir merkezi için Antalya Havalimanı tercih edilmelidir. Buradan Havaş otobüslerini kullanarak şehir merkezine ulaşmanız mümkün. Antalya'ya bunun dışında otobüs ulaşımı sağlayan hemen hemen birçok firmanın seferleri mevcut. Araç ile D400 Mersin, D650 ve D685 yollarını kullanabilirsiniz. Antalya milat öncesi dönemde Bergama Kralı tarafından bugünkü Kaleiçi bölgesinde kurulmuştur. Kral Attalos emir verip bana bir cennet bulun dediği yere onun adı verilmiş. Milattan önce 2. yüzyıla tarihlenen Antalya, Bergama Krallığı'nın Roma'ya miras bırakılması ile Roma egemenliğine girmiştir. Roma ve takip eden dönemler itibari ile yoğun olarak antik dünyanın yerleşimlerine evsahipliği yapmış kentte belki nereye baksanız bir yer keşfetmiyor olmanız mümkün değil maalesef. Dört bir tarafı oteller ile kaplı olan Antalya, hem Türkiye'nin hem de tüm dünya vatandaşlarının tatillerini yaptığı bir bölge. Özellikle Belek, Side, Alanya, Kaş, Kemer ve adını sıralayamadığım bir çok ilçesinde tatil anlamında aradığınız ne varsa bulabilmeniz mümkün. Biz konferansımızın gerçekleştiği Regnum Carya Golf Resort'ta konakladık. Belek bölgesinde konaklama yapacaksanız bu bölgenin lüks konsepte hitap ettiğini belirtelim. Otelden bahsetmeden Belek bölgesinden bahsetmek istiyorum. Belek Antalya'nın Golf ve Spor sahalarının bulunduğu, uluslararası spor kulüplerinin kamp yaptığı, turnuvalar yaptığı bölgesi olarak ortaya çıkıyor."} {"url": "https://cengizselcuk.com/apollon-smintheion", "text": "Gelin hikayesi ile ünlü fantastik bir yere adım atalım. Bu ülkenin topraklarından doğan ve tarihte ilk aşk savaşını destanlaştıran büyük ozan Homeros'un İlyada'sına ait olan ve destanın gerçekliğinin küçük bir kanıtı olan bir yer burası. Endişeye veya tereddüte düşmeyin ne aşktan ne savaştan bahsedeceğiz. Bir kült olarak öne çıkan kavram olan Smitheius, farelere hükmeden bir Tanrıyı işaret etmesi nedeni ile mitolojide farklı bir yere konuluyor. Söz konusu Tanrı ise Apollon. Detaylarına ilerleyen paragraflarda değineceğiz. Apollon Smintheion Ören Yeri, Çanakkale'nin Gülpınar ilçesinde yer alır. Dönemin kutsal alanı olarak tanımlanan yerde bir tapınak, hamamlar ile bir de müze bulunur. Apollon Smitheus Tapınağı baştanrı Zeus'un oğlu Apollon'a adanmış olup mitolojide fare kültü ve farelere hükmeden tanrı olarak bilinen ilk mitolojik varlıktır. M. Ö. 2. yüzyıla tarihlenen kutsal alan ilk olarak 1853 yılında keşfedilmiştir. 1866'da R. P. Pullan tarafından arkeoloji dünyasına ayrıntılı bir şekilde duyurmuştur. 1980 yılında başlatılan kazı çalışmaları, dönemsel periyodlarda devam etmektedir. Büyük İskender'in kısa yaşamına (33. yaşında ölmüştür) ve Hellenistik döneme tarihlenen tapınak Anadolu'daki en güzel mimari örneklerinden birini dünyamıza hediye etmiştir. Mimar Hermogenes'in M. Ö 2. yüzyılda inşa ettiği yapı figürlü sütun tamburları ve frizleri ile ünlenmiştir."} {"url": "https://cengizselcuk.com/assos", "text": "Güneş'in batışını bir tanrı gözü ile görmek isterseniz, uygun olunacak en güzel yer Assos olur kanımca. Assos Gezilecek Yerler arasında Assos Antik Kenti, Assos Antik Limanı, plajları ve Behram Köyü ile Kazdağları bulunuyor."} {"url": "https://cengizselcuk.com/atina", "text": "Yunanistan'ın başkenti Atina, hemen denizin öbür ucunda sokakları, yaşam tarzı ve lezzetleri ile bizim içimizden bir kent gibi yabancılık çekmeyeceğimiz bir şehir. Bu samimi girişin ardından hazırladığımız Atina Gezi Rehberi ile Atina Gezilecek Yerler notlarımızı aşağıda keyifle okumanı için sıralıyoruz. Atina'da mitolojik dünyanın derinliklerine dalıp Zeus ve kabinesini tanımak, savurakisini, mezesini, ve tabernasını keşfetmek ile aradığınız mutlululuğu verebilir."} {"url": "https://cengizselcuk.com/avusturya-gezisi-ipuclari", "text": "Avrupa'nın tam ortasında yer alan Avusturya ile ilgili akıllara ilk gelen Avusturya Macaristan İmparatorluğu'na ait Osmanlı savaşları olsada Viyana'yı ele geçirememiş Merzifonlu Kara Mustafa Paşa ile yazımızın hiç bir konusu olmadığını belirterek giriş yapalım. Özellikle de ilk kez Avusturya'ya seyahat edecekler için paylaşmak istediğim ipuçlarımız ülkenin Viyana, Graz ve Salzburg şehirlerini ziyaret etmemiz, Hallstat, Bad Ischl gibi kasabalarını keşfetmemiz ile yaşadığımız 2 farklı Avusturya seyahatine dair deneyimlerimizi içerir. Avusturya hakkında bilinmesi gerekli ve gezinizde fayda sağlayacak notları aşağıda başlıklar halinde sıralıyoruz. Kah gülüp kah kendi kendinize not alacağınızı düşünüyoruz. 2014 yılında ilk yurtdışı seyahatimiz kez eşimle birlikte Avusturya'ya oldu. Sizde ilk kez Avusturya vizesi alacaksanız burada direkt kendi edindiğimiz tercübemizi paylaşalım. Eğer bizim gibi özel bir kurumda çalışıyorsanız ve ilk yurtdışı seyahatine çıkacaksınız benzer bir sıralamayı takip edeceksiniz. Avusturya Shengen Birliğine dahil olan bir ülkedir. Önemli not olarak iletelim: Avusturya vize işlemleri için ilk kez Shengen başvurusu yapacaklar vize ofislerine değil Avusturya Konsolosluğu'na başvurmak zorundadırlar. Tabi başvurmanız için pasaportunuz olması gerekiyor. Tek tek pasaport almak için ne gerekli derseniz şuraya yazdık. İlk Shengen başvurusunu yaptıysanız VFS ofislerinden randevu almalısınız. Avusturya Konsolosluğu İstanbul>Sarıyer>Yeniköy'de boğaza nazır konumda huzur dolu bir yerde bulunuyor. \"Eyvah burası konsolosluk farklı bir ülkenin toprağına ayak basıyorum bana ne yapacaklar soru soracaklar mı\" diye endişe etmeyiniz. Ha vize merkezine başvurdunuz, ha konsolosluğa. Avusturya burada başvuruya gelenleri ilk kez shengen başvurusu yapacaklarından olsa gerek canlı olarak görmek istiyor. Diğer ülkeler de muhtemelen benzer bir süreç izliyordur. - Pasaport - Vize Başvuru Formu - Biometrik Fotoğraf"} {"url": "https://cengizselcuk.com/ayvalik-cunda", "text": "Tertemiz Kazdağları havasının püfür püfür hissedildiği Edremit Körfezi'ne ve Midilli'ye komşu Ayvalık ve Cunda'dayız. Sokaklarında dolaşmanın, çeşit çeşit tatlarına bakmanın sakinliğin ve huzurun adresi Cunda ve Ayvalık'ta geçirdiğimiz zamanda yaptıklarımızı derleyip sizin için bir Ayvalık Gezi Rehberi, yanında da Cunda Gezi Rehberi'ni hazırladık. Bir ada olan Cunda Ayvalık'tan yapılmış bir köprü ile Ayvalık'ın bir parçası olmuş durumda."} {"url": "https://cengizselcuk.com/baazen-tantuni", "text": "Tantuni, sözlük anlamı ile küçük küçük doğranmış etin soğan, maydanoz, sivribiber, domatesle birlikte sacda pişirilmesi biçimindeki bir tür saç kavurma şeklinde tanımlanan yiyecek türüdür. Bununla beraber tantuninin yayıldığı yer ise Mersin olarak bilinir. Bu yazımda lezzetinden sunumuna kadar değerlendirmeye çalıştığımız Baazen Tantuni isimli mekandaydık. Tantuni Mersin'e özgü bir lezzet olarak bilinmekte olup Araplardan geldiğine dair bir genel bir kanı bulunur. Yalnız çok küçük kuşbaşı doğranan et haşlanarak kızdırılan sacta yağ ve toz biber eklenirek çevrilir ve bu sac içinde biraz su eklenerek karıştırılır. Burada sağlanan buhar ile lavaş veya ekmeğin nemli olması sağlanır. Dürüm ve ekmek arasına konan tantuni limon ve biber turşusu ile servis edilir. Bu yazının yazılmasına neden olan tantunici ise İstanbul Levent'te bulunuyor. Önünden birçok kere burada yaşayan insanların geçmiş olduğu tantunici bu lezzet konusunda oldukça iddaalı. Öyle ki tantuniye alternatif başka hiçbir lezzet yok. Yani sadece tantuni var. Bu da bir mekan için oldukça iddaalı. Ziyaret ettiğimiz mekanda tattığımız lezzetleri oldukça beğendik. Tantuni ve merak edilenleri aşağıda paylaşmaya çalıştık. Baazen tantini İstanbul Levent'te metro istasyonu durağında yer almaktadır. Biz ulaşım için şahsi aracımız ile gittik. Yan sokağında isparkın sokakta yer alan park yerlerine park ettik. Ayrıca Özdilek alışveriş merkezinin karşısındadır. Aşağıda google konum bilgisini görebilirsiniz. Yukarıda tantuni lezzet ve fiyatlarının makul olduğunu belirtmiştik. Ek olarak Dürüm ve ekmek tantuni fiyatı 19 TRY iken doğal kendi üretimleri ayran 3 TRY. Burada ziyaret ettiğimiz gündeki fiyatları paylaştım. Tantuni sonrası tatlıya hazıyır demedik ve künefe siparişi verdik. Hemen fiyatlarını da paylaşayım. Kadayıf 10, künefe 12 TRY. Burada tatlı konusunda çok övgü dolu sözler söyleyemeyeceğim. Sonuçta Hatay'da Asi künefelerinden tatmıyoruz ancak vasat da bulmadım. Ortalama bir künefeydi. Katmer deneyemedim, çünkü künefe mi katmer mi diye sorsalar sürekli katmer benim ilk tercihim olur. Umarım yolunuz düşer ve Baazen Tantuni'de lezzetlere giriş yapabilirsiniz."} {"url": "https://cengizselcuk.com/bahcekoy", "text": "Bilmeyen yoktur, bilmeyende Belgrad Ormanı diye biliyordur Bahçeköy'ü. Hafta sonu kahvaltılarının, pikniklerinin ve yürüyüşlerinin oksijen deposu, İstanbul'un ciğerleri Belgrad Ormanları Bahçeköy'de sizleri bekliyor. İşte İstanbul'da keyifli bir zaman geçirmek isteyenlerin tercih ettiği Bahçeköy, Belgrad Ormanları ile Bahçeköy Gezilecek Yerler'e lişkin gezi notlarımız."} {"url": "https://cengizselcuk.com/balat-istanbul-icinde-tarihi-bir-semt", "text": "Balat bitişik nizam sıralanan evleri, son dönem sıra sıra açılan butik kahve dükkanları, kafeleri, antikacıları ve fotoğraf çekmeye doyulamayacak sokakları ile adeta bir koca şehir içinde farklı bir şehir. İşte Balat Gezi Rehberi ile Balat Gezilecek Yerler. # Sokaklarını dolaşın. Sizi şaşırtacak renkli evler binalar göreceksiniz. # Yemek yeyin. Birçok butik ve konsept mekan var. Hepsinin ayrı bir havası var. # Tarihi mekanlarını görün. Rum Okulu, Bulgar Kilisesi, Fethiye Müzesi. # Kahvenizi yudumlayın. Artık hangi kahveciyi seçerseniz sizin göz zevkiniz olsun. # Mezat salonlarında açık arttırmalara katılın. Çok ucuza çok farklı şeyler satın alabilirsiniz."} {"url": "https://cengizselcuk.com/basel-yuruyus-rehberi", "text": "Basel İsviçre'nin kuzeybatısında bulunan bir tarafı Fransa'nın Mulhouse şehrine diğer tarafı Almanya'nın Freiburg şehrine komşu şehridir. 170.000 nüfusa sahiptir ve bu Basel'i İsviçre'nin 3. büyük kenti yapar. İsviçre 26 kantondan oluşur. Bu kantonların her birinin kendi kanunları, parlementoları ve mahkemeleri bulunur. Basel Yürüyüş Rehberimiz Basel'de geçireceğiniz bir gün için size yol gösterecek bir rehber olup Basel'e nasıl gidilir, ulaşım bilgileri ile Basel Gezilecek Yerler bilgilerini içerir. Basel şimdilerde Avrupa'nın neredeyse tam ortasında yer alması ve birçok kente de yakınlığı nedeniyle bir uğrak noktası olarak göze çarpıyor. Özellikle de Alsace gezilerinin son durağı veya ilk durağı olması muhtemel çünkü Basel Havalimanı Aeroport Fransa'nın Mulhouse ilinde yer alıyor. Yani Basel'e gelmek için Fransa'ya uçup yaklaşık 30-40 dakika sürecek bir otobüs yolcuğu yapıyorsunuz. Buda Basel'i sanki Alsace'nin bir parçası yapıyor. Basel bunun yanında bir sanat şehrine dönüşmüştür. Özellikle Art Basel isimli oluşum ister istemez sanat ve ilgi duyanların ziyareti için ana sebep. Bizim Basel'deki yolculuğumuz yaklaşık olarak 5 saate tekabül etti. Fransa'da Paris'e ulaşmış 2 günlük konaklamanın ardından Strasburg, Obernai, Colmar ve Mulhouse'taki birer gece konaklamamızın ardından Basel'de 5 saat geçirmiştik. Basel'deki zamanımız çok uzun süreleri kapsamadığından sınırlı bir bilgi paylaşımında bulunabileceğiz fakat bu bilgiler ana hatları ile sizin için bir Basel Gezi Rehberi olmaya yetecektir. Basel, yazımızın ilk paragrafında da belirttiğimiz gibi İsviçre'nin kuzeydoğusunda yer alır. Basel'e direkt gitmek isterseniz en uygun seçenek olan ve adı da Basel Airport olarak bilinen havalimanı Aeroport'a ulaşmak. Nispeten ülkemizden bir çok havayolu firmasının buraya direkt uçusu olduğu için fiyatları diğer Avrupa şehirlerine göre daha uygun oluyor. Basel Havalimanı'ndan şehir merkezine nasıl ulaşacaksınız ? Basel'den havalimanı arasındaki uzaklık yaklaşık olarak 8 km'dir. Her 10 dakikada bir havalimanı Basel arası hareket eden otobüsler bulunuyor. 50 nolu otobüsler ile ziyaret ettiğimiz 2017 Ekim ayında 4.70 CHF idi. Bu otobüsler ile şehir merkezine yakın noktada bulunan Basel Tren Garı'na ulaşıyorsunuz. Buradan şehir merkezine 10 dakikada yürümek mümkün. Eğer Basel'den Colmar planlarınız varsa yine bu tren garından ulaşım sağlayabilirsiniz. Biz Mulhouse Basel arası için 7,70 Euro karşılığında ulaşım sağlamıştık. Sadece Mulhouse için değil, Strasbourg'a kadar ulaşım mümkün. Şehir içi ulaşım için şunu söyleyebilirim. Basel tam anlamıyla tramvay şehri. Dört bir taraftan farklı renklerde cadde üzeri tramvaylarını görebilirsiniz. Ancak biz Basel'i yürüyerek keşfettik. açıkçası çok fazla miktarda da yokuş ile karşılaşmadığımızdan keyifli bir tur oldu. Tramvay ücretleri 3-5 Frank arasında değişiyor. Yine her Avrupa şehrinde olduğu gibi burada da ulaşımda geçen günlük biletler satılmakta. Detayları için takip ettiğimiz seyahat düşkünü Seyahatimgeldi'nin notlarına göz atabilirsiniz."} {"url": "https://cengizselcuk.com/batum", "text": "Batum şehri Gürcistan'a bağlı Türkiye'nin yakın komşusu bir şehir. Gürcistan özerk cumhuriyetlerden oluşan bir devlettir, Acara Özerk Bölgesinin başkenti ise Batum'dur. Ahbazya, Osetya diğer bilinen bölgeleridir. Ülkemizin sınır komşusu olan Gürcistan'ın en turistik noktalarından olan Batum için hazırladığımız Batum Gezi Rehberi. Batum genel olarak bakıldığında Türkiye'deki fiyatlara göre nispeten ucuz bir şehirdir. Emekli maaşlarının 200 GEL (300 TL) seviyelerinden başlağı bir yerde pahalı bir şehir olması düşünülemez sanırım. Örneğin 4 kişi gittiğimiz bir akşam yemeğinde tattığımız bir çok yemeğe rağmen ödediğimiz fiyat 60 GEL seviyesinde idi. Batum'da zengin-yoksul ayrımı 'da yoğun bir şekilde hissediliyor. Lüks rezidansların yanında yoksul evler içi içe. Batum'da çok sayıda hatta şehrin meydanlarından Piazza ve çevrelerinde yoğun miktarda Thai masaj salonu göreceksiniz. Thai masaj salonları ile dünyanın bir çok yerinde karşılaşabilirsiniz, yalnız buradaki talep fazla mıdır bilinmez bizde dönerci olan küçük dükkanlar Batum'da bir masaj salonuna dönüşmüş. Batum'da nüfus yoğunluğu olarak 1 Mayıs tarihini baz alırsak sokakların bomboş olduğunu söylemek gerekir. Sokaklarda gezenlerin tur ile gelen Türkler, tursuz gelen Türkler, Batum'a gelen turist Gürcüler olarak olduğunu söylemeliyim. işin şakası bir yana Türkiye'den çok sayıda günübirlik turlar ile buraya misafirler geliyor. Ben bir vatandaş olarak gezen yurttaşlarımı görünce çok seviniyorum. Bununla beraber Batum için Türkler çok önemli ve kesinlikle bir potansiyel bir gelir kapısı. Özellikle tatil sezonunun açılması ile Batum sahillerindeki lüks rezidanslar, devasal büyüklükteki oteller yoğun hizmet vermeye başladıkça, Batum'lular turizm'in ekmeğini yemeye başlıyorlar. Batum'da dikkat etmeniz gereken bir unsur ise taksiciler. Taksicilerin genelinde benzer sorunlar var dünyada ama neyse. Batum'da her taksici potansiyel bir tur rehberidir. Sarp'tan otelimize giderken, ertesi gün botanik parklar için bindiğimiz taksicide günlük tur düzenlediğini söyler ve sizinle anlaşmanın yollarını arar. Örneğin Türkçe konuşan bir taksici olan muhabbetimizde emekli olduğunu ama taksicilik yaptığını beyan etmişti. Yol sürecince emekli maaşlarından dahi söz ettik, ama bizden ayda 350 GEL emekli maaşını olduğunu söyleyen kişi bizden bir günlük tur için 100 GEL istedi. 4 kişi için 100 GEL uygun bir rakam sayılabilir, lakin Batum küçük bir şehir, pekala kendiniz çok rahat gezebilirsiniz. Aynı şekilde Botanik bahçeler için taksiciye fiyat sorduğumuzda 10 GEL isteyen taksici hedefe vardığımızda her birimiz için 10 GEL isteyebildi. Taksicilere dikkat. Yabancı dil bilmemeniz bu şehirde hiç sorun olmayacaktır, nitekim Batum'da yaşayan gürcülerin çoğunluğu Türkçe biliyorlar. Otelde, lokantada, çarşıda, birçok çalışan Türkçe biliyor. Bir Türk olarak belkide güzel bir şey bu, lakin kendinizi yabancı bir memlekette olduğunuzu hissettirmiyor. Mesela konakladığımız Leogrand Otelinde konaklayanların %80'inin Türk olduğunu söylemeliyim. Batum'da tüm Gürcistan'da olduğu gibi Gürcüce konuşulur. Gürcü alfabesindeki harfleri anlamak için ne kadar çaba sarf ettiysekte başarılı olamadık. bütün harfler sanki bir M harfi ve onun değişik kombine edilmiş hallerinden türemiş. Şehirde bununla alakası yok tabi ama bir de Alfabe Kulesi var. Yeri gelmiş iken anlatmış olalım. Sarp'tan Batum'a tüm şehirde döviz büroları var, döviz ile giderken USD bulundurmanızda fayda var, USD'nin diğer para birimlerine göre daha iyi komisyonla bozulduğunu test ettik. Türk Lirası'da geçerli bir para birimi fakat kur fiyatları biraz düşük, şehrin merkezindeki döviz büroları komisyon oranı olmadan bozdurma işlemininde daha iyi. 1 Mayıs 2017'nin pazartesi gününe denk gelmesi ile önceden planladığımız bir tatil yolculuğumuza cumartesi gününden Atatürk Havalimanı'ndan başlamış olduk. Biz de bir çok blog yazısında okuduğumuz gibi Hopa'dan Batum'a geçenler arasında bulduk kendimizi. Kendilerine buradan teesüflerimi iletirim. Çok üzdünüz bizi. Batum'a Türkiye'den ulaşmak için bir kaç farklı yöntem var."} {"url": "https://cengizselcuk.com/batum-gezilecek-yerler", "text": "Batum'da gezilecek yerleri sıralamaya başlamadan evvel şehrin turistik yönünün şehrin önüne geçebildiğini söylemek gerek. Beni en çok sevindiren şey ise burada hiç alışveriş merkezi yapılmamış olması idi. Başı sonu belli sınırları belli minik bir şehir Batum. Hal böyle olunca Batum Gezilecek Yerler küçük bir alanda gibi gözüksede az sayılmaz. Kosmopolit yapısı ile de az da olsa cami ve kliselerin yakınlığı bir Beyrut izlemini veriyor, lüks rezidanslar ile bakımsız binaların yakınlığı gibi. Batum'u gezmek için 2 günün fazlası ile yetebileceğini düşünmekteyim. Sırası ile bu şehirde neler yaptık, nereler görülmeli bakalım. Batum'u anlatırken ilk nedense buradan başlamayı seçtim. oldukça geniş bir alana yayılmış olan bu mekan merkezden yaklaşık 9 km uzaklıkta. Japon bitki türlerinden, bambulara kadar 5000 çeşitli türü 9 farklı bölgeye ayrılmış bölümde barındırıyor. Alan 1912 yılında kurulmuş ve zamanla büyümüş. Giriş ücreti 8 GEL kadar. bahçe büyük olduğundan hepsini gezmek isterseniz elektrikli otobüsleri kullanmakta fayda var. Yalnız elektrikli otobüsleri kullanabilmek için ise dik bir yokuştan sizi çıkarttırıyorlar ki o yokuştan otobüs çıkmayacağından siz çıkıyorsunuz, akabinde o otobüse bizim gibi binmek istemiyorsunuz. Neyse, elektrikli araçlar ise kişi başı 3 GEL kadar. Kamp yapmak isterseniz 15 GEL ücreti daha var. Buraya 31 numaralı minibüsler ile 1 GEL ödeyerek ulaşabilirsiniz. Taksilere dikkate en fazla 10 GEL ödeyin. Burası kaldığımız Leogrand Otel'in hemen yakınında limanda idi. 15 GEL ücret ile tepeye tırmanıyorsunuz. Anuria Dağında sonlanan yolculuk süresince denizden 250 metre yükseklikte seyahat edeceksiniz. Ulaştığınız noktada çok güzel bir Batum manzarası sizi karşılayacak. Bu keyfi sürdürmeniz içinde bölgede güzel bir de cafe var. buradan Batum gün batımını izleyebilirsiniz. Eğer şanslı iseniz de burada bir düğüne denk gelme şansınız da var. Biz denk geldik, çokta hoş oldu. Bu aslında bir aktivite, her ne kadar bir aktivite olsada Batum'un en güzel görüntüsünü denizden göreceksiniz. Bence bu deneyimi bizim gibi deneyin, pazarlık yapmayı unutmayın biz 45 dakikalık bir gezinti için 40 GEL ödedik. 10 GEL bir indirim yaptılar."} {"url": "https://cengizselcuk.com/batum-para-birimi", "text": "Gürcistan sınırları içerisinde yer alan Batum'da para birimi olarak Lari kullanılmaktadır. Batum'da Para Birimi olarak Lari kullanılır. Kısa ismi ile GEL olan Batum Para Birimi ve Gürcistan Para Birimi Lari, Gürcistan'ın Osetya ve Ahbazya dışında tüm şehirlerinde kullanılmaktadır. 1 Lari yaklaşık olarak 8,25 TL eder. Gürcistan 1993 senesinden itibaren Rus Rublesi'ni kullanmayı bırakmıştır. Solda Lari'nin Gürcü harfleri ile yazılışını görüyorsunuz. Allah'tan biz turistleri düşünmüşler de para değerlerini rakamlar ile yazmışlar. Batum'da çoğu yerde sıra sıra döviz bürosu göreceksiniz. Gürcistan'da döviz büroları Türkiye'deki gibi Hazine'ye bağlı değil, dolayısıyla her yerde para değişimi yapan dükkan var."} {"url": "https://cengizselcuk.com/batum-yeme-icme", "text": "Gürcistan mutfağı coğrafi yakınlık nedeniyle ülkemizden çokta uzak olmayan lezzetler barındırıyor. Gürcü pidesi haçapuri'den peynir çorbasına çeşitli peynirlerinden mantısına kadar birçok lezzeti tattık. Khachapuri : Bu bildiğimiz pide. Peynir, yağ ve yumurtayı içeriyor. Achma : İsim itibari ile açmayı andırsa da bu bir su böreği. Kuruti : Krema, süzme peynir ile yapılan güneşte kurulan bir kek. Baklava : Baklavayı bizden başka Yunanlılar yapar bilirdik. Gürcülerde yapıyor. Gozinaki : Ceviz ve bal ile yapılan bir tür tatlı. Pelamushi: Mısır unu ve üzüm suyundan yapılan bir tatlı."} {"url": "https://cengizselcuk.com/bedava-uc", "text": "Sadece harcamalarımızı doğru yerden ve zamanında yaptığımız sürece bazı avantajlar elde etmek mümkün tatil konusunda. Burada uçak biletlerini ve otel masraflarını ekonomik hale nasıl getirebileceğimizi anlayacağım. Ben başardım. Siz de vaşaracaksınız. Özetle bankaların seyahat özellikli kartlarını edineceğiz ve puan toplayacağız. Ancak aşağıdaki başlıktaki ipuçlarını mutlaka değerlendirin. Ardından kredi kartların ipuçlarına bakacağız. Zaman Planı : Zaman planı gerçekten çok önemlidir, planlarınızı mümkün olduğu kadar ilerleyen tarihlerde yapmaya çalışın. Türkiye'den 2-3 saat süren bir lokasyona ait planlamanızı size tavsiyem 6 ay önceden yapmanız. Zaman planı size çok uygun fiyatlar ile fırsatlar sunacaktır. Son 1 ayda yapacağınız planlar maalesefki yüksek uçak ve konaklama maliyeti oluşturacaktır. Şehir Haritalarını edinin : Gideceğiniz yerlerde turist info noktalarından turistik yerlerin içeriğini gösteren harita/lokasyon dokumanlarını ücretsiz alabilirsiniz. Çoğu şehirde tourist info noktaları bulunur. Buralardan ücretsiz şehir haritaları alabilirsiniz. Aynı şekilde kaldığınız otellerde aynı tip haritalar bulunur. Şehir Haritalarını Edinin : Online çalışan şehir haritaları hayat kurtarır. Map2go, Google Haritalar, citymapper gibi uygulamalar online çalışma özelliğine sahiptirler. Bunun sayesinde internet ihtiyacınız olmadan şehir haritası edinebilir, kaşiflerin önerdikleri mekanları haritanın yönlendirmesi sayesinde kolayca bulabilirsiniz. Hiç bilmediğiniz bir şehirde bir yeri aramak gerçekten güçtür. Kampanyaları takip edin ve puanlarınızı toplayın : Evet en önemli noktamız bu. Peki bunu nasıl yapalım ? Açıkçası aşağıdaki bölüme geçmeden önce şunu söyleyim. Harcama yapmadan önce hangi seyahat kartında bir kampanya var mutlaka bakın. Garanti Bankası kartlarında ödül varsa Garanti ile Yapı Kredi'de varsa yapı krediden harcamanızı yapacaksınız. Artık kampanyasız harcama yapmak yok! Eğer eşiniz veya arkadaşınız ile seyahat edecekseniz aynı bankaların aynı özellikteki kartlarını ikiniz birden edinin. Bir kartınız ile otel alabilirken diğeri ile biletinizi alabilirsiniz. Üst sınıf kartları talep etmeye gayret edin. Bankaların üst sınıfa ait kartlarına sağladığı avantajlar diğerlerine göre daha fazladır. Piyasada seyahat özellikli başlıca kartlar: Adios, Parafly, Vakıfbank Mil Plus ve Metal Kart, Tebbonus PLatinium, Maximiles, İng Pegasus Kart, Wings, Miles&SMiles 'dır. Şimdi sırası ile bunları incelemeden evvel elimde Adios, Parafly, Vakıfbank Mil Plus, kartlarının olduğunu not edeyim. Yapı Kredi Bankasının piyasadaki en popüler kartı 2 farklı türü bulunuyor. Normal Adios Kart ve Adios Premium Kart. # Adios kartı diğerlerinden ayıran en önemli özellik toplanan kart puanlarının silinmiyor olması. Bu özellik topladığınız puanların zamanı gelince uçup gitmemesi için kullanabilceğiniz çok güzel bir özellik. # Adios ile Uçak, Otel, Cruse, araba kiralama gibi hizmetlerden seyahat hattını arayarak gerçekleştirebilirsiniz. Peki kaba bir mantık ile bir lokasyon belirleyip ne kadar puana ihtiyacınız olduğunuzu hesaplayalım. Örnek olarak 25.10.2023 'te Atina -İstanbul uçusunun maliyetine bakalım. Aşağıda görebileceğiniz üzere 2000 TL gibi bir maliyet çıkardı ve gerçekten de çok ekonomik bir maliyet. Şimdi ise otelimizi seçelim. Sıradan bir otel seçtim. İdeali ise seyahatiniz için seyahat hattında fiyat aralıklarınızı belirleyip bir çalışma yapmalarını talep edin ve listeden seçiminizi yapın. Çünkü her otelin seyahat hattı ile bir anlaşması bulunmuyor. Görüldüğü üzere ileri tarihler seçilerek çok daha uygun fiyatlar ile planlama yapılabiliyor. Bu sayede hem seyahat rotanızı hem zaman planını yapmış oldunuz. Şimdi ise Adios'a ait kampanya puanları ile ne kadar puana ihtiyacımız var ona bakalım. Peki puan nasıl toplanacak. Işte adios için ise takip etmeniz gereken bir kaç püf noktası var. Düzenli olarak worldkard kampanya sayfalarını takip edin. Bazı e-ticaret siteleri, markalar ve market harcamalarına ilişkin düzenli kampanyalar çıkıyor. Bu kampanyaları takip ederseniz harcamalarınızı planlayarak yaklaşık 6 ayda bu puanı toplamanız mümkün. Bankanızdan harcama hedefi talep edin. Örneğin 5000 TL harcama yapacaksınız ne kadar puan verebilirsiniz diye sorun. Normal şartlarda bankalar % 1 bile olmayan pos puanları verirken banka bu hamlenize karşılık 100 puan ve üzeri kişiye özel kampanya yapabilir. Markalar ve market alışverişleriniz için hediye kartları kullanın. Arzu edersiniz ki kısa bir zamanda çok fazla ihtiyacınız olmayabilir ve harcama yapmanız güçleşebilir. Harcama hedefleriniz için ön ödemeli kartlarda kullanabilmesi avantaj sağlayabilmektedir. Adios belli dönemlerde belli bir puana karşılık kampanya yapar. Mesela Eylül ayında avrupa gidiş dönüş bileti 250 puana alabilirsiniz şeklinde.. bu tarz kampayalarda 4 kat ve üzeri puan kullanımı yapmak mümkün. Avanspuan fırsatı. Evet buda güzel bir özellik.. adios kart limitinizin yaklaşık % 5 i kadar avans puan kullanmanıza izin veriyor. Basit bir mantık ile 10.000 TL lik bir kredi kartı için 500 TL avans puan kullanabilirsiniz. Yani yukarıdaki örnekte hesaplanan seyahat için 100 puan toplamak bile yeterli olabilir anlamına geliyor. Avanspuanlarınızı 1 yıl içersinde kapatabilmeniz mümkün 1 yıl sonunca ise kapatamadığınız tutar ekstrenize yansır. Halkbank'asına ait seyahat avantajları ile teşvik edilen kart. Adios özelliklerinde anlattığım bir çok püf nokta bu kart içinde geçerli. Benzer örnekleri tekrar yazmaya aslında pek gerek yok. Parafpuanlarınızı da adiosta olduğu gibi belli katsayılar ile çarparak kullanabilirsiniz. Otel, uçak ve konaklama harcamalarınızı 2 kat ile seyahat tur paketleri araç kiralama, otobüs ve cruise harcamalarınızı 3 kat puan avantajı ile kullanabilirsiniz. Yine parafly ile de kart limitinizin % 5 I kadar avans puan kullanabilirsiniz. O açıdan yüksek limitli bir platin parafly kart çok daha işe yarayacağından daha yüksek avans puan kullanırsınız. Yine çalışan eşiniz veya arkadaşınızın aynı özellikte kartı olması seyahatinizi kolaylaştıracaktır. Bunun dışında farklı bir kaç özellik daha mevcut. Her yer lounge ile uçus günündeki harcamaların belli bir kısmını iade alabilir, yurtdışı alışverişlerde 5 kat puan kazanabilir, paraf günüm uygulaması ile ayın bir günü 5 kat puan avantajını yakalayabilir, Cumartesi günleri restoran indirimininden faydalanabilir, her ay belli bir adette isparktan ücretsiz parklama yapabilirsiniz. Ayrıca parafly puanları belli bir tarihe kadar silinmemekte idi. Ama son zamanlarda yapılan kampanyalar puanlarının süreli olduığunu belirtmek lazım. Burada ayrı bir püf noktası olarak önce avans puan ile borçlarıp daha sonar puanı kapatmak oldukça mantıklı gözüküyor. Son olarak farklı bir acenta ile çalışmaya başladı parafly. Seyahat hattını aramadan internet üzerinden direkt otel ve uçak bileti işlemlerinizi halledebiliyorsunuz. YKM Turizm. Parafly dönem dönem kendi lehine katlı puan kullanımlarını değiştirmekte... Buda ayrı bir eleştiri konusu.. örneğin en son bir yılda kullanılacak puanı 2500 ile aylık ise 2 defa kullanma ile sınırladı. Kısacası Parafly gözden düşmeye devam ediyor. Platinium kartlarda 1.800 TL normal kartlarda ise 900 TL tutarında avans puan kullanabilirsiniz. Yeni bir Avans Puan talebiniz için eski Avans Puan bakiyenizin %50'sini kapatmanız gerekiyor. Ücretsiz Lounge hizmeti, yurtdışı alışverişlerde % 5 indirim bazlı çok fazla değinilmeyecek detayları var. Onun dışında çok fazla anlatılacak özelliğe sahip değil. Püf noktası ise puan biriktirmek için uğraşmaya gerek yok. Avans puan kullanıp puanları kapatmaya çalışmak için bu kartı cüzdanınızda bulundurun. Mil toplamak puan toplamaktan daha kolay, yalnız miller ile yalnızca uçak biletlerini satın alabilirsiniz. Mil toplamak ise yine kampanya takip etmek ile mümkün. bunun için aşağıda verdiğim linki izleyebilirsiniz. Peki milleri harcarken nasıl hareket etmek lazım. Açıkçası miller ile ödül bilet almak biraz güç. Bence sadece yurt içi uçuşlarda son dakika alınan biletlerde avantaj sağlıyor. Bir arkadaşım ertesi gün uçuşu için gidiş dönüş Malatya yönüne 7.500 mil ve vergiler ile bir bilet almıştı. Burada biraz stratejik hareket etmek gerekiyor. Bazen ekonomi sınıfı yer dolduğunda business yer ile aynı mil harcama yaparak uçmanız mümkün oluyor. Ya da yine bir mil kampanyası ile saha ucuz mil ile de uçabilirsiniz. THY'den ödül bilet alırken ayrı ayrı bakmak şart. Son seçenek ise mil transferi. Bir arkadaşınızdan mil transferi yapabilirsiniz. Fakat burda da işlem ücreti alınıyor ki bu da mantıksız bir işlem. Burada en makul seçenek banka üzerinden avans mil almak ve 18 ay süre içinde eksik milinizi tamamlamak şeklinde. Arkadaştan mil transferinde ise arkadaşınızın mil hesabından ödül bilet de alabilirsiniz transfere gerek olmadığını belirtelim. Avans mil kullanımında stratejik davranmakta faydalı bir kaç hareket var. Yukarıda yaptığım açıklamalara ek eğer bilet bedeli mil değerinden çok yüksekse avans mil kullanmak mantıklı olabilir. Yani kullandığınız avans mil değeri 10.000 mil 0,04 kuruş=400 TL olsun.(1 mil 4 kuruştur) Vergiler de 300 TL olsun. biletiniz 1500 TL ise avans mili kapatamazsanız bile ödeyeceğiniz toplam tutar 700 TL olur. Bu hesabı avans mil kullanımında yapmanızda fayda var. Özetle mil değeri bilet fiyatını geçmesin. (mil değerini 0,04 kuruşa bölerek bulabilirsiniz). Avans milinizi alışverişleriniz ile 18 ayda kapatabilirsiniz. Kapatamazsanız da 0,04 kuruştan süre bitiminden parasını öderseniz. Müthiş değil mi ? havadan 18 ay cepte. Şöyle bile yapabilirsiniz : Kartınızdan maksimum avans mil çekin, 10 bin TL limitiniz ile 40.000 TL avans çekin, THY mil hesabınızda dursun. (1600 TL ye tekabül eder) Haritadan kendinize yer beğenin. Business olsun. Aşağıda sorularınız ile yorumlarda buluşalım. Bir de kartların çeşitleri var. Amex kartlar normal kartlara göre daha fazla mil kazandırır. Ayrıca http://tr. shopandmiles. com/ adresinden milleriniz ile hediye ürün alabilirsiniz. Belki de en güzel özelliği bu bile olabilir. Son olarak ise bilet upgrade özelliğinden bahsedelim. Belli bir mil karşılığında ekonomi sınıfı biletinizi business sınıfa yükseltebilirsiniz. Her ne kadar süper bir işlemmiş gibi gözükse de sıfırdan miller ile bilet almak nerede ise aynı mile tekabül ediyor. Bazen kampanyalar ile upgrade yapmak avantajlı olabiliyor. Bunun için mil avantajı sağlayan kampanyaları ayrıca takip etmek gerekir. Sanırım isim bulamama sorunu hasıl olan ING Pegasus Kartın ismi BoL BoL olmuş. 2 farklı tipte kullanıma sunulan kartların premimum ve classic olarak iki farklı çeşiti var. Premimum ile 100 TL harcamaya 50 Puan, Classic kartta ise her 100 TL harcamaya 40 Puan kazanırsınız. Classic cardlarda seyahat harcamaları ise x2 kat puan kazandırmaktadır. Premium kartlar yılda 6 kez fast track, Lounge ve Vale hizmetlerinden ücretsiz faydalanırlar. Karttan ücretsiz bilet kazanmak için yapmanız gereken öncelikli olarak kampanyaları takip etmek. Kartın yeni olması sebebi ve piysada yer etmesi sebebiyle çok kampanya yapılıyor. Bazı kampanyalarda %10'u aşan bir fayda sağlayabiliyorsunuz. Diğer en güzel özelliği ise her harcamaya mil kazanabilmeniz. Açıkçası açıklama yapmadığım kartları burada yazmak yada az bilgi vermek çok haksızlık olur mu bilmiyorum ama Maximiles, Wings üye olmadığım için çok fazla bilgi vermem kendi açımdan sizlere haksızlık olur diye düşünüyorum."} {"url": "https://cengizselcuk.com/bergama-gezi-rehberi", "text": "Unesco Dünya Kültür Mirası Listesi'nde 2014 yılında \"Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı\" olarak 999. miras olan Bergama, prehistorik dönemine kadar uzanan tarihi ve Pergamon Antik Kenti'ni barındırması ile ön plana çıkmaktadır. Tarih boyunca İyon, Helen, Roma, Bizans ve Osmanlı uygarlıklarının yaşam alanı olmuştur. Bergama'yı anlatmaya çalıştığımız Bergama gezi rehberimizde; Bergama ulaşımı, Bergama Tarihi, Bergama'da Yemek ve Bergama'da Gezilecek Yerler konularına değineceğiz. Bergama İzmir'e bağlı bir ilçedir. Doğusunda Manisa ve Kınık, güneyinde Aliağa yer alır. Batısında Dikili ve Ege Denizi yer alır. Bakırçay havzasında yer alan ilçenin nüfusu 100 bindir. Bergama adı mitolojiye göre Heraklesin oğlu tarafından kurulmuş ve adını da Troya kahramanı Akhilleus'un torunu torunu olan Pergamos'tan almıştır. Dünyada bir çok ilk Bergama'da ortaya çıkmıştır. Parşömen, Asya'daki ilk büyük kütüphane, ilk büyük hastane ve psikoterapi tedavisi Bergama'dan çıkmıştır. Bu ilkler onu ilgi çeken ve keşfetmeye yönelten bir neden olarak ortaya çıkıyor. Bergama İzmir'e bağlı bir ilçe olup İzmir kent merkezinin 110 km kuzeyinde yer alır. Dikili'ye 29 km, Ayvalık'a 63 km, Balıkesir'e 103 km ve Edremit Havalimanı'na 86 km uzaklıktadır. İstanbul'dan ulaşacaklar için yeni otoban ve köprüyle 390 km ve 4 saatlik bir uzaklıktadır. Bergama'da nerede kalınır sorusunun cevabı için farklı önerilerde bulunabiliriz. Akrapol ve eski Bergama evlerininin bulunduğu bölgede yer alan Bergama Taş Konak Otel, Akropolis Konuk Evi, Attalos Suites Hotel, Elaia Hotel ve Sanart Konukevi en çok yorum alan oteller olarak ön plana çıkıyor. Arzu ederseniz otel arama motoru Agoda'dan fiyat sorgulayabilir & rezervasyon yapabilirsiniz. Veyahut rotanıza uygunsa Ayvalık ve Dikili'de turunuza derinlik katabilir, Cunda ve Ayvalık Gezi notlarımıza bakabilirsiniz. Bergama denilince her yörenin olduğu gibi öne çıkan tatları bulunuyor. En çok öne çıkan lezzet ise çığırtma. Patlıcan sevenlerden iseniz deneyebilirsiniz. Yine bir çok yöre de olduğu gibi köftede ilçenin adını alarak Bergama Köftesi olarak adlanmış. Eğer kahvaltı arayışınız olursa ismi öne çıkan belkide tek isim Yenigün. Sahibi Eşref Bey işletmesini uzun yıllar işletmekteymiş. Bereket Kahvaltı Salonu ise alternatif olarak ballı sütlü Bergama Kahvaltısı sunan diğer bir işletme. Bankalar caddesi üzerinde bulunan Çiçeksever Köfte Salonu, Bergama Sofrası, Altın Kepçe Bergama Köfte ve Sarmaşık Lokantası ilçenin öne çıkan mekanları."} {"url": "https://cengizselcuk.com/berlin", "text": "Berlin için cümleye başlamak aslında oldukça güç. Nedense kurabileceğim ilk cümle sanki bu şehrin tarihi yokmuşta bir 2. Dünya savaşı geçirmesi gerekmiş ve şimdiki haline bürünmüş. Berlin Gezi Rehberi yazımıza bu düşünceler ile başlıyorum. Almanya Gezilecek Yerler denildiğinde ilk olarak akla gelen Berlin'de Spree nehrinin etrafında gelişen ve ağırlıklı olarak Nazi Almanya'sında yaşananları, Berlin duvarı ile parçalanan hayatların öykülerini ve geriye kalanlarını göreceksiniz. Berlin Almanya'nın doğu sınırında Polonya'ya komşu Almanya'nın başkenti olan şehirdir. Özellikle 2. dünya savaşı sonucunda Almanların savaşı kaybetmesi ile tanınmayacak ve yiyecek bulamaz hale gelen kent savaşı kazanan kuvvetlerin şehri paylaşmak için kenti ikiye bölen duvarı inşa etmesi ile tamamen parçalanmıştır. Kenti doğu ve batı olarak bölen Berlin Duvarı'nın doğusu sovyetlere aitti. Bugün hala yıkılan Berlin duvarı'nı ziyaret eden binlerce turist vardır. # Berlinde saat kaç ? Almanya ile Türkiye arasında 2 saatlik zaman dilimi farkı vardır. Türkiye'den 2 saat geride olan Berlin Türkiye'nin saat uygulamasından çıkması nedeniyle kış aylarında 3 saatlik fark oluşur. Almanya'nın başkenti Berlin'e ülkemizden direkt uçuş bulunmaktadır. Berlin'de 2 adet havalanı bulunur. Merkeze yakın olan havalimanı Tegel'dir. Diğeri ise güneyde Schönefeld'dir. Baştan söylemek lazım Tegel havalimanına metro ulaşımı yok. Ulaşımı taksiler ile yaklaşık 20-30 eur. Yada express otobüsler ile sağlayabilirsiniz. Açıkçası biz bu otobüsleri Alexanderplatz'ta bulamadık. Google haritalardaki tarifler de işe yaramadı, Almanlarla ile ingilizce konuşup almanca tarifler alınca taksiden başka alternatifimiz kalmamıştı. Schönefeld ise ulaşım için kanımca daha iyi. Direkt raylı sistem bağlantısı var ve daha pratik. Aynı şekilde otobüs ulaşımıda mümkün. Şehir içinde ulaşımın kolay olduğunu söyleyebilirim. Metro, otobüs hatlarının merkez ve gidilecek yerlere ulaşım ağı mevcut. Berlin-Brandenburg Havalimanı 2020 yılında açıldı. Havalimanı açılışı ile beraber Berlin'deki yukarıdaki havalimanları kapatıldı. Ancak Brandenburg havalimanı Google Maps'ten gördüğüm kadarı ile Schönefeld havalimanının hemen yanında. Sanki yeni bir pist eklenmiş gibi yorumladım. Neyse ki yukarıdaki karmaşık ulaşım şekillerini tek bir çerçevede toplamış oldu. Buradan Ulaşım içim FEX kodlu airport express hattı kullanılmaktaydmış. Standart ücreti 3,60 Euro olan hattın diğer ucu merkez tren istasyonuna ulaşıyor. Alternatif olarak merkezdeki Friedrichstraße istasyonundan RE7 nolu tren hattını rahatlıkla kullanabilirsiniz."} {"url": "https://cengizselcuk.com/berlin-gezilecek-yerler", "text": "Berlin'de yüksek olasılık ile dünya savaşında darmaduman olmuş bir kentten kalanları fazlasıyla göreceksiniz. Berlin'de yaşanan acının ve dramın izlerini her köşe başında hatırlatan bir çok öge var. Umarım Berlin'de Gezilecek farklı bir yer kalmamıştır."} {"url": "https://cengizselcuk.com/berlin-yeme-icme", "text": "Berlin'de bir gurme olamasakta Berlin'de ne yiyecebileceğinize yönelik fikir vermesi açısında test ettiğimiz mekanları aşağıda sıraladık. Berlin'de Ne Yenir sorusuna umarım bir yanıt vermiş oluruz."} {"url": "https://cengizselcuk.com/beyrut-gezilecek-yerler", "text": "Lübnan ve onun başkenti Beyrut birçok tarihsel ögeyi barındırır ve Doğal güzelliğe sahiptir. Aşağıda maddeler halinde Beyrut ve yakınındaki Beyrut Gezilecek Yerler listesini oluşturduk. İlk olarak ziyaret ettiğim mekanlardan biriydi. Kafamda bir üniversitede ne görebilirim ki sorusu oluşmasın, mimarisi, bahçesi, müzesi ve tarihi saati ile görmeyi hak eden bir mekan. 1902 de inşa edilen üniversite faaliyetine devam etmekte. Bliss Street üzerinde cafe ve restaurantlarda mola verebilirsiniz. Sahil boyunca uzanan geniş uzun bir cadde. Şehirdekiler özellikle sıcak akşamlarda yürüyüş ve koşu yapmak için bu caddeyi tercih ederler. Güneşli gündüz saatlerinde ise oldukça bunaltıcı, çünkü cadde üzerinde güneş almayan bir nokta maalesef yok.. Akdenizin güzelliği ile kıyı şeridini bu caddedeki yürüşüyüz ile keyiflendirin. Hamra Caddesi' ne yakın Lyon caddesindeki botanik park. Akdeniz bitkilerinin numuneleri bulunan parkın ortasında büyük bir su fiskiyesi var. Hamra'da yürürken yolunuzun üstünde uğrayabileceğiniz bir yer. Eğer Hamra'dan Downtown'a yürüyerek ilerlemek isterseniz Fakhreddine Street üzerinde karşılaşacağınız kilise. Mimarisi ile dikkatinizi çekecektir. Ben hala buradayım diyen savaşın izlerini taşıyan ve savaşın kötü olduğunu anlatan Holiday Inn Otelini Fakhreddine Street üzerinde görebilirsiniz. Aynı kaderi paylaşan diğer Holiday Inn Oteli ise Saraybosna'da gözümüze çarpmaktadır."} {"url": "https://cengizselcuk.com/bir-sanayi-devrimi-sanayi-1a", "text": "ilk yılını pandemi eşliğinde dolduran Sanayi 1A, hem konseptiyle hemde sunduğu seçeneklerle alternatifsiz bir mekan olarak öne çıkıyor. Sanayi 1A İstanbul Maslak Oto Sanayi Sitesi içinde yer alan oto servisinden bağımsız bir bira dükkanı. Amsterdam'da Heineken bira fabrikasında fantanstik bir bira yolculuğuna katılıp Brouwerij't isimli yel değirmeninde farklı çeşitleri görmüş, Berlin'de Oktoberfesti ve birahanelerini gezmiştik. Ancak Tanju Bey'in memleketin dört köşesinden getirdiği ve bu koleksiyonu ziyaretçilerine sunan benzer bir dükkana Türkiye'de rastlamamıştım. 1A ismi Sanayi sitesindeki kapı numarasının ismi aslında. Özellikle mi düşünüldü bilinmez ama güzel bir enstante oluşturduğu kesin. Bir asma kat olmak üzere 2 katlı olarak tasarlanan mekanın üst katı lavabolar ve soğutucular için ayrılmış. Alt katta ise bar taburelerinin karşılıklı eşlik ettiği masalar bulunuyor. Yine mekan girişinde 4-5 adet piknik masası ziyaretçilerini karşılıyor. Mekanı yemek için değil içecekler için tercih etmenizi söylemeye gerek yok. Ancak bu bilgi size dışarıdan yemek getiremezsiniz şeklinde bir önermeye dönüşmüyor. İster yemeksepeti, ister çevredeki mekanlardan veya evinizden marketten ne alırsanız getirebilirsiniz. Biz hemen yakınındaki seyyar minibüsten köfte ekmek sipariş ettik. Ayrıca bu sevimli minibüs farklı çeşit patates ve sosisten oluşan atıştırmalıkları ile dikkat çekiyor."} {"url": "https://cengizselcuk.com/birmingham-gezi-ve-yasam-rehberi", "text": "Birmingham, Birleşik Krallık sınırları içerisinde bulunan önemli bir şehirdir. Şehir hem Büyük Britanya, hem de İngiltere açısından büyük öneme sahiptir. Britanya'nın en köklü şehirlerinden biri olan Birmingham, bölgenin en eski yerleşim yeri olarak kabul edilmektedir. İngiltere'nin orta-batı hattı olarak adlandırılan bölgede yer alan şehir, kalabalık bir şehir olması ile de dikkat çeken bölgelerden biridir. Şehir ayrıca Londra'dan sonra en çok nüfus artışı ve göçün yaşandığı şehirdir. Bu kapsamda şehrin emlak potansiyeli oldukça yüksektir. Şehrin büyük ve köklü bir yerleşim yeri olmasından kaynaklı olarak buraya verilen çeşitli lakaplar vardır. Ticaret şehri, kuzeyin Venedik'i gibi lakaplarla şehir anılmaktadır. Ayrıca kimi kaynaklarda \"ileri\" anlamına gelen \"motto\" lakabının da bu şehre ait olduğu görülür."} {"url": "https://cengizselcuk.com/bologna-gezi-rehberi", "text": "Yılbaşı öncesi İtalya'da hem noel hemde yılbaşı renkliliğini görmek üzere kendimizi İtalya'ya seyahat ederken bulduk. Bologna ile yaptığımız başlangıcı Roma ile sonlandırdık. Bologna gezi rehberi'nde Bologna'da yılbaşı öncesi Bologna'nın güzellikleri ile yaşadığımız tecrübeleri paylaşarak Bologna'da Konaklama, Bologna'da yemek, Bologna'da ulaşım konularına değinerek Bologna Gezilecek Yerler'i sıraladık. Bologna için şişman diyorlar, adım başı bir makarnacı veya pizzacı görebilirsiniz. Bu görüntü onun bu sıfatını hak ettiğini gösteriyor. Bologna için kızıl şehir diyorlar. Şehri tepeden göreceğiniz kulelere veya bir kilise kulesine adım attığınızda bunu gözlemleyeceksiniz. Bologna için bilge diyorlar. Batının ilk üniversitesi hala burada çalışıyor. Bakalım siz ona ne diyeceksiniz? Bilge, şişman ve kızıl Bologna! Nedense ben seyahatimiz boyunca aklımda hep bir şarkı mırıldanıp ıslık çaldım. Adamlar grubundan koca yaşlı şişko dünya şarkısı artık benim için bilge kızıl şişko Bologna oldu. 14 Aralık Cumartesi günü ulaştığımız Bologna'da meydanlar ve sokaklar inanılmaz derecede kalabalıktı. Bolognalılar Avusturya ve diğer Avrupalılar gibi akşam dışarı çıkmamaktan hoşlanmıyorlar yada hafta sonu sebebiyle sokaktalar. Tüm caddeler ışıl ışıl, aynı caddeden defalarca kere yürüyebilirsiniz. Kahveninizi pizzanızı alıp sokakta yürümeye devam ederek vakit geçirebilir veya Bolognalılar gibi bir şişe şarap alıp arkadaşlarınızla portikolar altındaki mekanlara ait masalarda sohbet etmenin ve sosyalleşmenin dozunu yükseltebilirsiniz. Bologna İtalya'nın Emilia Romagna bölgesinin en önemli kentidir. İtalya'nın kuzeyinde yer alan kent her ne kadar İtalya'nın en turistik şehirleri olan Roma, Venedik, Floransa kadar turistik olmasada Verona, Venedik, Parma, Milano, Floransa ve ülke olan San Marino'ya yakındır. Dolayısıyla ülkemizden en uygun bilet bulma şansı veren Bologna ile bu yakın şehirleri de keşfetmeniz için de bir fırsatınız oluyor. Biz Venedik, Floransa ve Roma seyahatlerimizde ulaşım problemini tren ile hallettik. Flixbus otobüslerini de tercih edebilirsiniz. Yalnız kontrol ettiğimizde nispeten fiyatları daha uygun ama bazı şehirlerde saat ve durakları çok ters noktalarda idi. Tren bileti almak için Trenitalia veya https://www. italotreno. it/en 'ya bakın. ağrılıklı olarak bu firmalar düzenli sefer yapıyor. Ayrıca bilet fiyatlarına bakarken sorgulamanızı mutlaka farklı saatlere göre de yapın. Mesela seferleri 08:00'den itibaren sıralıyorsunuz ama 7:45 te daha ekonomik bir sefer olabilir. Bologna uçuşu ise İstanbul'dan yaklaşık olarak 2 saat 20 dakika sürüyor. İtalya yönüne genellikle uygun fiyatlı biletler Bologna ile beraber Milano şehrine oluyor. Bologna'da havalimanı ulaşımı için otobüsler ve taksileri kullanabilirsiniz. Pasaport kontrolünden sonra bagajlarınızı alın ve Aerobus tabelalarını takip edin. Otubüs ulaşımını havalimanından Aerobus otobüsleri ile sağlayabilirsiniz. Firmanın havalimanı çıkışında bilet almak için ATM şeklinde makineleri bulunuyor. Kredi kartı ve nakit vererek alabiliyorsunuz. Aerobus biletlerinin satışı internettende mümkün ama yine aldığınız biletlerin QR kodunu bu makinelere okutup bilete dönüştürmeniz gerekli. Yani 2 defa bilet almak gereksiz. Bu otomatik makineler ayrıca bozulmaya meyilliler. Var olan 4 makineden 2 si bozuk, biri toplu bilet vermiyor diğeri kredi kartı kabul etmiyordu. Bilet almak için o yoğun sırada yarım saat harcayıp yarım saatte otobüse binmek için sıra bekledik. 1 saatte otobüs Bologna tren istasyonuna ancak gidebildi. Otobüslerde çocuklara ait ücretlendirmeyi boya göre yapıyorlar. Eğer çocuğun boyu 1 metreden kısaysa ücretsiz, değilse ücrete tabi. Normal biletler ise 6 Euro. Eğer taksi kullanmak isterseniz yaklaşık 15 -20 Euroya merkeze ulaşabilirsiniz. Bence denenebilir çünkü otobüsler tam olarak merkezden değil merkeze yakın bir caddeden tren istasyonundaki son durağa yöneliyorlar. Hem zamandan hem efordan tasarruf edebilirsiniz."} {"url": "https://cengizselcuk.com/bozanin-adi-vefa", "text": "Boza darı irmiği, şeker ve sudan yapılmış bir içecek türüdür. Bir çok ev yapımı tarifte bulgur kullanılsa da esasında yapılan tarif darıdandır. Boza denilince akla balkanlar gelir, balkanlarda özellikle de Saraybosna'da tadına baktığımız boza daha sıvı halde ve ekşimsi tadı daha yoğun olarak servis edilmekte idi. Türkiye denilince akla gelen Vefa Bozacısı'nın tarifi ise biraz daha farklı. Daha koyu kıvamlı ve ekşi değil, hatta içmekten öte kaşık ile tüketiliyor. Aslında Vefa Bozacı'sının İstanbul ile buluşması da Hacı Sadık Bey'in Prizren'den İstanbul'a taşınması ile başlamış. Yıl 1876'yı gösterdiğinde ise Sadık Bey bozanın sıvı ve ekşimsi formülünü değiştirip daha koyu kıvamlı ve tatlı bir formül uygulayarak satmaya başlamış. Kısa sürede çok sevilen bu formül bozanın şöhretini arttırmış. İşletmesini Vefa'da açan Sadık Bey'in başlattığı bozacılık bugün aynı aile tarafından işletilmeye devam etmektedir. Boza tarifine gelecek olursak : Fermantasyon zamanına göre geçmişte iki çeşit üretilir imiş. Biri içeni sarhoş edecek derecede alkollü olan ekşi boza, diğeri ise günümüzde de tüketilen tatlı boza. O zamanki boza dükkanlarının şimdiki kahvehanelerden farkı yokmuş. İnsanları sarhoş ediyor diye Osmanlı zamanında çıkarılan bir fetva ile alkollü boza satılan işletmelerin kapatıldığı bilgisi de mevcuttur. Vefa sadece bir semt adı değil, bir ürüne ismini veren bir hissiyattır ayrıca. İstanbul'a yolu düşenlerin uğrak noktalarından biri olan Vefa Bozacısı günün her saati yoğun ve sirkülasyonu yüksek. Boza fiyatı bu yazının yazıldığı tarihte bir bardağı 3 TL idi.(Vefa bozacısı fiyat : 2021 7 TL) Tabi bunun yanında yanınıza hediyelik şekilde alabileceğiniz litrelik bozalar da var. Bozacının şahidi şıracı mı bilinmez ama Vefa Bozacısı çokta güzel şırada satıyor. Gelmişken edinebilirsiniz. Boza soğuk tüketilen bir içecektir. Her ne kadar içecek olsa da Vefa Bozası koyu kıvamlı olduğundan ancak kaşık ile yenilebiliyor. Kıvam arttırması açısından üzerine tarçın ve leblebi ile servis edilmesi tat zevkini arttırmaktadır. Vefa Bozacısının bulunduğu cadde olan Veda Caddesi oldukça aktif bir caddedir. Hemen karşısında bir kuruyemişçide her daim leblebi bulmanız mümkün. Boza leblebisiz de olur fakat ilk defa tadacak iseniz leblebi ile tatmanızı tavsiye ederiz. Yine aynı sokakta bir de gazozcumuz var. Türkiye'nin dört bir tarafında üretilen gazoz çeşitlerini burada bulabilirsiniz. vefa bozacısı çalışma saatleri: Vefa Bozacısının bilinen çalışma saatleri gece 24:00'de kadardır. Boza fazla içildiğinde kilo aldırır, aktif bakteri içerdiğinden kabızlık gibi sindirim sorunu yaşanlara da iyi geldiği bilinir. Ben bir Orhan Pamuk romanının bu kadar gönüle ve samimiyetine dahil olabileceğini düşünmemiştim. Şimdi boza ile Orhan Pamuk arasında ne bağlantı var diyebilirsiniz. Orhan Pamuk 6 yılda tamamladığı Kafamda Bir Tuhaflık isimli romanında işi bozacılık olan bir adamın aşk öyküsünü anlatıyor. Pamuk, Bozacı Mevlüt'ün çocukluktan başlayan yaşam öyküsünü yakın tarihte yaşan siyasi olayları da tarafsızca yorumlayarak anlatılmış. Boza demiş iken burada Mevlüt'ten bahsetmemek olmazdı. Hala okumadı iseniz edinin."} {"url": "https://cengizselcuk.com/bozcaada", "text": "Bozcaada, sahip olduğu eski ismi ile ise Tenedos. Bozcaada, Çanakkale seyahatimizin diğer bir durağı olmuştu. Özellikle butik bir şeyler arıyor ve çok fazla güneş deniz kum üçlüsünün yanında farklı şeyler de arıyorsanız ve de \"Bir Küçük Eylül Meselesi\" 'ni görme arzunuz varsa Bozcaada'dan hiç ayrılmak istemeyebilirsiniz. Tenedos, Lozan ile Türkiye'ye bırakılan Gökçeada ile birlikte Ege Denizi'ndeki Türkiye'nin yegane varlıklarından biri olmuştur. Türkiye'nin en büyük 3. adasıdır. Ada'da ilk yerleşimlerin Midilli'deki Aiolya halkının buraya yerleşmesi ile oluştuğu tahmin edilmektedir. Nekrapol kazılarında ilk yerleşimlerin Milattan önce 3000 lerde olduğu anlaşılmıştır. Pers İmparatorluğu'ndan Bergama'ya, Roma'dan Bizans'a kadar bir çok ülke egemenliğine girmiştir."} {"url": "https://cengizselcuk.com/bratislava", "text": "Tuna Nehri'nin hayat verdiği muhteşem şehirlerden biri olan Bratislava, Slovakya'nın Avusturya sınırındaki başkentidir. Sokaklarında dolaşmaktan son derece keyif alınan, bozulmamış tarihi görüntüsü ile Bratislava'nın nüfusu yurdumuzdaki çoğu ilçeden daha az, yaklaşık olarak 450.000 kişidir. Slovakya ve dolayısı ile Bratislava para birimi olarak Euro'yu kullanır. Bratislava Gezilecek Yerler bakımından Viyana ziyaretçilerinin uğrak noktalarındandır. Bratislava kenti ilk kez yurtdışı seyahatimize dahil olması nedeni ile bizim için önemli bir noktaydı. Baştan sona kısa bir sürede kente hakim olmuş Viyana ve Budapeşte ile beraber aklımıza kazınmıştı. Aşağıda Slovakya ve kent hakkında bilgilerden yemek, ulaşım ve gezilecek yerler konularına sırasıyla değinceğiz. Eski Çekoslovakya'nın bir parçası olan Slovakya 1993 yılında bağımsız bir devlet olmuştur. Avrupa Birliği üyesi olan ülke Avusturya, Macaristan, Çekya, Polonya ve Ukrayna ile komşudur. Seyahat severler genellikle direkt olarak Bratislava için seyahat etmezler, yüksek olasılıkla Viyana veyahut Budapeşte ile birleşen bir program yapmayı tercih ederler. Çünkü Bratislava küçük bir şehirdir, bizim gibi günübirlik olacak şekilde tren ile Viyana'dan ulaşıp aynı gün geri dönebilirsiniz. Bratislava'nın gelişmiş bir şehir olduğunu söylemek gerçekten güçtür. Ulaşım nostaljik sayılabilecek tramvaylar ile yapılmaktadır. Nüfus az olduğu için yenileme gereği de duyulmamış olsa gerek. Bratislava, web aramalarında en çok merak edilen şehirlerden bir tanesi olarak ön plana çıkmaktadır. Belki de bunun için burada olabilirsinizde. Klasik Avrupa Turları'nın rotası olan Viyana Prag Budapeşte rotasında hatta Viyana'ya 1 saat uzaklıktaki bu şehir hak ettiği güzellik sıralamasını komşu devletlerin başkentlerine kaptırmıştır. Aşağıda Bratislava'nın Nerede olduğunu harita üzerinde görebilirsiniz. Slovakya topraklarının sahibi olan Slavlar 5. Yüzyılda bu topraklara yerleşmişler ve Büyük Moravya İmparatorluğu'nun bir parçası olmuşlardır. 1000 yıl sonra ise Macar Egemenliği Slovak topraklarına hakim olmuştur. 1663'te Osmanlı'ya katılan Slovakya 1700 yılından 20. Yüzyıla kadar Avusturya İmparatorluğu'nun bir parçası olarak kalmıştır. 1. Dünya Savaşı sonunda imparatorluk parçalanınca Çekoslovakya bağımsızlığını kazanmıştır. 2. Dünya Savaşında Naziler ile anlaşan Slovakya Çekoslovakya'dan ayrılmıştır. 1948'den sonra ise 41 yıl süren bir rejim ülkeyi yönetmiştir.1989 daki devrim ile kapitalist bir rejim benimseyen ülke 1993 te ise barışçıl bir yol ile bağımsızlığını tekrar kazanmıştır. Bratislava'ya ne zaman gidilir sorusuna Bratislva'ya ne zaman gidilmez olarak cevap verebiliriz. Seyahat için uygun olmayan aylar Ekim ayı ile başlayıp, Nisan ayına kadar sürer, Bratislava orta Avrupa'da yer aldığından yaz aylarında bile akşamları ciddi serinlikler yaşatır."} {"url": "https://cengizselcuk.com/budapeste", "text": "Orta Avrupa'nın en güzide kenti demek abartılmış bir tabir olmaz sanırım Budapeşte için. Son zamanların yeni Avrupa Birliği üyesi kenti Budapeşte, tarihi, kültürel ve doğa güzellikleri ile aklınızdan çıkmayacak anıları birktirmek için inanılmaz bir fırsat sunuyor. Tuna Nehri'nin iki yanına sıralanmış, adeta parıldıyan bir zümrüt taşları gibi yapıları ile görsel şölen sunan Budapeşte'ye dair hazırladığımız Budapeşte Gezi Rehberi ve Budapeşte Gezilecek Yerler listesi. Budapeşte Tuna nehrinin karşılıklı iki tarafına kurulmuş iki farklı şehirdir, bir tarafı Buda kraliyetin ahalisinin kenti, diğer tarafı Pest ise halkın yaşadığı kesimdir. Mantık olarak Buda tarafında vakit geçirmeli diye düşünenler olsa da şehrin en güzel ve renkli tarafı Pest tarafında bulunuyor. Ancak ikisini birbirinden ayırmamak lazım. Kendi tabirimiz ile biz ona Buda+Best! diyoruz. Macarlar Orta Asya'dan göç ettiklerine inanılsa da onlar kendilerini Avrupa Hunları'nın bir parçası olarak görmektediler. Kendilerini Magjar olarak lanse eden Macarların uluslararası ortamda isimleri Hungary olarak geçer. . Macarlar ile tarhte çok sayıda savaş yaşanmasına rağmen Macar toplumu kendilerini Türk olarak nitelendirir ve Türkiye'yi siyasal ortamlarda destekler. Budapeşte yüzyıllar boyunca Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun yani Habsburg Hanedanlığının bir merkezi olmuştur. Viyana ve Bratislava'daki gibi Habsburg etkisi ve izleri şehirde oldukça fazladır. Osmanlı 1526 yılında Mohaç savaşı ile Macar topraklarını ele geçirmiş, 1699 yılındaki Karlofça anlaşması ile kaybetmiştir. Neredeyse 200 yıl hüküm süren Türkler'in şehirde pek fazla izi yoktur. Çünkü tüm Avrupa devletlerinin öngördüğü barbar kavramı Habsburglar etkisi ile burada da geçerli olmuştur. Budapeşte'ye en büyük kayıplarını verdiren Sovyet işgali Türkler kadar etki bırakmamıştır. Bu izleri görmek için aşağıda da bahsettiğimiz Terör Müzesini kayıtlarınıza alınız. Türkiye'den Budapeşte yönüne THY ve Pegasus'un düzenli seferleri bulunmaktadır. Bir dönem Avrupa'nın ekonomi uçuş şirketi Wizz Air'de Türkiye yönüne seferler başlaşmıştı fakat bu çok uzun sürmedi. Türkiye'nin vergi politikalarından kaynaklı sonlandığını düşündüğümüz seferler pek çok gezgin gibi bizleri de üzdü. Farklı bir ulaşım aracı olarak uygun fiyatları ile Flixbus otobüslerini tercih edebilirsiniz. Seyahat planlama açısından Budapeşte'yi civar ülke şehirleri ile birleştirip kendi turunuzu oluşturabilirsiniz. Orta Avrupa'nın en güzel şehirleri Viyana ve Prag size müthiş bir seyahat keyfi yaşatacaktır. Trenler şehrin ana tren istasyonu Keleti Palyuudvar isimli istasyondan yapılmaktadır. Merkez noktalar Deak Ferenc ter, Opera veya Astoria duraklarına yarım saatlik yürümeyle ulaşabilir veya metroyu kullanabilirsiniz. Fiyat : 350 Forint. Aynı zamanda Havalimanı tren ulaşımı da bulunuyor. Ancak biz kullanmadık, yanlış yönlendirme yapmamak adına bilgi vermeyelim."} {"url": "https://cengizselcuk.com/bulgaristan-plovdiv-gezilecek-yerler-rehberi", "text": "Bulgaristan Plovdiv şehri, ülkenin güneyinde yer alan tarihi ve kültürel yapısı ile ünlü olan bir yerleşim yeridir. Tarihi dokusu bozulmamış olan şehir, Bulgaristan için son derece önemli bir merkezdir. Öyle ki şehir, 2019 yılında Avrupa Kültür Başkenti ilan edilmiştir."} {"url": "https://cengizselcuk.com/burgazada-gezi-rehberi", "text": "Ada keşfine çıkanlar için kendimce nacizhane bir kaç not iletebilirim. # Adalar keşfi planı içinde iseniz Heybeli'den Büyükada'ya ordan Burgaz'a da uğrama şeklinde bir plan yapmayın. Evet adaları baştan sona turlamak çok zamanınızı almayacaktır lakin bunun keyfini yaşamayacak mısınız? Bu hafta Burgaz'ı, haftaya Büyükada'yı gezin. Bir kafeye kurulun, kahvenizi sipariş edin, sohbet edin, keyif yapın. # Adaya ulaşmak için en nostaljik hikaye İstanbul şehir hatları vapurlarını kullanmak. Kabataş, Beşiktaş ve Bostancı'dan düzenli seferler bulunuyor ve İstanbul kartınız ile kullanabilirsiniz. Mavi Marmara isimli özel motor işletmesinin de Bostancı'dan Adalar'a seferleri bulunuyor. Alternatif olarak kullanabilirsiniz. #Burgazada'yı 1 günlük bir zaman planı içinde rahatlıkla gezebilirsiniz. Yorulmak yok, söz! En iyi zaman ise tahmin edebileceğiniz üzere bahar ayları. # Ada içinde bulunan faytonlu seferler artık yok. Ada içi ulaşım onun yerine 8-10 kişi kapasiteli elektrikli araçlar ile yapılıyor. İstanbul kartınız ile bir tur atmak için ideal bir seçenek olsa gerek.(Ücret : 11 TL, 2021) Penceresiz olan araçlar hiç ses yapmadığı için yolda keyif yapan kedilere denk geldiği zaman şoför durup kedilerden yolu açması için ricada bulunuyor. 🙂 Bu araçlar iskele önünden kalkıp Burgazada'nın diğer ucu olan Kalpazankaya'ya kadar ulaşıp oradan geri dönüyor. İster orada inebilir, isterseniz aynı araçla başladığınız yere dönebilirsiniz. # Hiç adanın elektriği, interneti ve suyu nasıl tedarik ediliyor diye düşündünüz mü ? Seyahat sırasında minik Defne bunu sordu ve kötü durum şu oldu: Bilmiyorduk. Biraz araştırdık ve denizin altından iletim sağlandığını öğrendik. Mesela Kınalıada'ya ilk elektrik 1946 yılında gelmiş. Önceleri taşıma su ile hayat sürülmekte imiş. Bilginin ne zaman işe yarayacağı belli olmaz. # Prens Adaları olarak anılan Adalar, prenslerin ve imparatorların sürgün yeriymiş Bizans zamanında. Adanın tepesinde inşa edilen ancak şimdi olmayan kale Pyrgos adanın şimdiki adının hikayesini anlatır. Burgazada Prens Adaları içindeki en büyük 3. adadır. # Son dönemlerde ismini duyuran bir mekan Cennet Bahçesi Burgazada'nın etkinlik bahçesi olarak dikkat çekiyor. Haftasonları yerdeki çimenlere uzanıp konser dinlemek keyifli olabilir. Gönüllü caddesinde karşınıza çıkacaktır. # Burgazada'da kamp yapak için Düşler sahilplajı simli bir işletme bulunuyor. Alternatif olarak aklınızda bulunsun : Konumu Tabi düşler sahili denilince aklınıza düşlerinizdeki kumsallar gelmesin. öyle bir plaj adada bulunmuyor. Yakınında Mimi isimli koy denize girmek için bir alternatif sunan bir işletmeye ev sahipliği yapıyor. # Burgazda'da denize girme fikri yaz aylarında herkesin aklında olabilecek bir eylem. Esasen denize gireceğim kafasında iseniz yukarıda yer alan kamp alanında şezlongları göreceksiniz. Onun dışında Madam Martha, Çamakya ve Sualtı Sporları Kulübü denize girmek için tercih edebileceğiniz yerler."} {"url": "https://cengizselcuk.com/bursa-cumalikizik", "text": "Cumalıkızık Bursa'nın Yıldırım ilçesine bağlı olup, şehir merkezine 11 km. uzaklıktaki Uludağ eteklerine kurulmuş olan 5 kızık köyünden biridir. 2000 yılında Unesco tarafından Unesco Dünya Mirası geçici listesine alınan köy 2014 yılında Bursa kenti ile beraber Dünya Mirası olarak tescil edilmiştir."} {"url": "https://cengizselcuk.com/bursa-trilyede-gezilecek-yerler", "text": "Trilye, Bursa'nın Mudanya ilçesine bağlı bir beldedir. Değiştirilen ismi Zeytinbağı olsa da 2012'de alınan bir karar ile Tirilye ismini almıştır. Hazır Trilye isminden bahsetmişken Trilye'nin ne demek olduğunu açıklayalım : Trilye araştırdığımız ve kesin olmayan sonuçlara göre Barbun'un rumcası \"trigliya\" dan gelmekteymiş. Diğer bir sonuç ise aforoz edilmek istenen 3 rahipin buraya yerleştiği söyleniyor. Sanki barbun daha iyi bir sonuç."} {"url": "https://cengizselcuk.com/buyukadaya-nostalji-yolculugu", "text": "Bahar aylarının başlaması ile \"burası da İstanbul mu yahu\" cümlesi sıklıkla söylenen, Bostancı'dan Maltepe'den çıplak gözle gözlenen Büyükada'yı keşfe çıkıyoruz. Büyükada herkesin bildiği üzere eskiden İstanbul'da yaşayanların yazlık mekanı olarak ön plana çıkmakta imiş. Şimdiler de bunu az da olsa hissetmek mümkün olsada haftasonlarının yürüyüş ve etkinlik merkezlerinden biri. Büyükada Gezilecek Yerler ve Büyükada Gezi Rehberi'nde ulaşım, etkinlikler konaklama detaylarını bulacaksınız. Bizans hakimiyeti döneminde Prens anlamına gelen Prinkipo ismi ile anılan adalar, sürgüne gönderilenlerin mekanı olmuş. Büyükada 1984 yılından itibaren sit alanı olarak korunmaktadır. Sokaklarında motorlu taşıt sesinin duyulmadığı, her ne kadar ticari rant olarak kullanılmasına karşı olsak da faytonları atların çektiği, bisiklet kiralayıp dört bir tarafına pedal çevirip deniz havası soluyabileceğiniz bir ada burası. Adalar sıralı 5 takım adadan oluşmaktadır. Sedef, Kınalı, Burgaz, Heybeli ve en çok ziyaret edileni Büyükada. Adalar İstanbul'da yaşayanların bir arka bahçesi, evleri, sokakları faytonları ve bisikletleri ile masalsı bir Avrupa kasabası gibi. Adalara Ulaşım Eminönü, Bostancı Kadıköy Kabataş ve Beşiktaş'taki iskelelerden yapılıyor. Özel firmalarında da düzenlediği seferler olsa da \"Ada vapuru yandan çarklı\" şarkısını boşa yazmamış Sezen Aksu diyerek şehir hatlarını tercih etmeniz ulaşım için en güzeli olacaktır. Büyükada özellikle haftasonları vapurlar \"metrobüs kalabalığı\" yoğunluğunda oluyor. Vapur saatinin kalkmasına 15 dakika olsa bile kapasitesi dolan vapur kalkıyor. O yüzden 20 dakika evvel iskelede olmanızı öneririz. Özellikle de merkez rıhtım bölgesi baya kalabalık oluyor. Dolayısı ile eğer hafta sonu sessizlik arayanlardan iseniz bu sebeple rıhtımdan biraz uzaktaki konaklama seçenekleri sizin için uygun olacaktır. Biz bir konaklama gerçekleştirmedik, fakat gerçekleştirirsek aşağıdaki Prinkipos isimli ahşap otel olabilirdi. Hemen alttan adada otel sorgulaması yapabilirsiniz. ama Adanın en bilindik popüler oteli Splendid Palace Otel olarak öne çıkıyor. Büyükada da yapılacak/görülecek şeyler arasında eski ve tarihi yapıların yanında zamanı sokak aralarında kaybolarak geçirerek fotoğraflamak ön plana çıkacaktır. Büyük ada denilince akla gelen ilk yapı/gezi noktası bu kilise olarak öne çıkıyor.1751'de inşa edilen adanın ortasında tepede yer alan bu nokta ulaşım açısından kolay bir yer değil. Birlik meydanına kadar tekerlekli bir ulaşım aracını tercih etmek faydalı olacaktır. Buraya kadar çıktıktan sonra bir ödülü hak ettiğinizi söyleyelim. Burada manzaralı bir masaya kurulup artık keyif yapabilirsiniz. Adadaki heybetli ahşap yapısı ile görülmektedir. Otel olarak planlanmış yapı son dönemlerde bakımsızlık ve yok olma tehlikesi ile sık sık haber bültenlerine konu oluyor. Yetimhane Avrupa'daki en büyük ahşap yapılardan biri olarak karşımıza çıkmaktadır. Patrikhaneye bağlı olan yer, restorasyon için ilgililerin gözüne bakıyor. Yine bu bölgenin yakınında İsa Rum Manastırı bulunmaktadır. belki yürüyüş rotanızı birleştirebilirsiniz. Müze, Büyükada'nın geçmişten bugüne kadar olan zamandaki öyküsünü detaylıca incelemekle ile kalmayıp görsel bir şekilde de anlatıyor. Ayrıca adada yaşamış sanatçı ve yazarlara ilişkin de bir bölüm ayrılmış. Adalar Adliyesi'nin hemen karşı sırasında görülen Mizzi Köşkü George Mizzi tarafından inşa ettirilmiş. 1930 yılında sonra San Remo oteli olarak faaliyet göstermiş olup adanın dikkat çeken yapılardan biridir. Evet başından beri yazıyoruz, bu adada motorlu taşıt yok, bisiklet var, fayton var, sessizlik var. Tabi bunlar olmayınca aman sokaklar bizim deyip sokak ortasından geniş geniş yürüyemiyorsunuz. At nalı seslerine dikkat edin adada fayton ulaşımı çok yaygın. Dolayısı ile bir fotoğraf çekeceğim diye pozisyon alırken fayton çıkabilir karşınıza. Faytonlar adaya adımınızı atar atmaz saatli meydanın sol tarafında büyük bir alanda minibüs hesabı sıra ile kalkıyorlar. 2018 Mayıs ayında 75 TL olarak ücretlenen faytonlar yolcularını buradan alıp yaklaşık 1 saat süren bir tura çıkarıp başladığı yere geri getiriyor. Bunun dışında adada bisiklet kiralamak oldukça sık tercih edilen bir aktivite olarak öne çıkıyor. Zaten merkezde sokakları şöyle bir turlayım derseniz gözünüze çarpacaktır. Gelelim en çok sevdiğimiz etkinlik ise ada sokaklarında dolaşıp gördüklerimize şaşırıp fotoğraflama kısmına. Burada bir adres vermeyeceğiz adanın en çok şaşırtan yerleri evleri olduğu yadsınamaz bir gerçek."} {"url": "https://cengizselcuk.com/byzantium-1200", "text": "Dünyanın en eski tarihi kentlerinden biri olan İstanbul, 1200 yılındaki görüntüsü ile tekrar canlandırıldı. Bizans İmparatorluğu'nun başkenti Byzantium 1200 isimli çalışma İstanbul'u sizi geçmişte bir yolculuğa çıkaracak. Şimdi biraz tarih bilgisi verip sayfanın en altında çalışmayı izlemeye başlayalım. Büyük İskender ile başlayan hakimiyet sırası Roma İmparatorluğu, ardından Bizans ile devam etmiştir. Tarihler 1200 yılını gösterdiğinde ise dünyanın en güzel şehri İstanbul tüm güzelliği ile aşık eder dünyayı kendine. Şehir o kadar güzeldir ki başına gelen bu yılda başlayan olaylar onun güzel görüntüsünü çok kötü bir şekilde etkilemiştir. Sayfa sonundaki videoda bunu açıkça göreceksiniz. 1200 yılında Bizans taht kavgaları ile uğraşmaktadır. Katolik Hristiyanlar ise kutsal şehir Kudüs'e hakim olmak istemektedirler. Papa'nın planları arasında 4. Haçlı seferi'ni düzenleyip Mısır üzerinden Kudüs'e geçmek vardı. Bunu başarabilecek güce sahip tek kuvvet ve para ise sadece Venedik Doçlarında bulunuyordu. Yüksek maliyetler bu harekatı düşündürürken hesapta olmayan bir teklif planları değiştirdi. Bizans'ta rakip Angelos Hanedanı üyeleri bir teklifte bulunarak eğer ele geçirmelerine yardım edilirse tüm masrafları karşılayacaklarını belirttiler. İşte bu teklif Latin İmparatorluğu olarak karşımıza çıkacak olan devletin planlarını oluşturdu. Enrico Dandolo kendisine gelen teklifi kabul eder ve Latin Ordusu (4. Haçlı) İstanbul'a ulaşır. Tahtı ele geçirme taleplerini yerine getirilen ve isteklerinin sonu gelmeyen Latinler İstanbul'u terk etmedikleri gibi akıllarındaki Kudüs fikrinden de vazgeçerler. İstanbul'a kurulan ve gücü elinde bulunduran Dandolo ve Haçlılar kente dair güzel olan ne varsa yakıp yıkmaya, kentten kaçırmaya ve yağmalamaya başlarlar. O da yetmez üstüne neredeyse yarım asır sürecek Latin devletini kurarlar. Bu devlet varlığını 1261 yılına kadar varlığını sürdürmüştür. 25 Temmuz 1261 tarihinde ise parçalanan Bizans'ın bir kolu olan İznik İmparatoruğu'nun hükümdarı VIII. Mihail'in Konstantinopolis'i Haçlılardan geri almasıyla Latin devleti sona ermiştir. Dandolo Latin Devleti'ni kurulduktan bir yıl sonra hayatını kaybeder ve mezarı Ayasofya'ya defnedilir. Yıllar sonra ise bir filmde adına rastlarız bu Doç'un. Enrico Dandolo, Tom Hanks'in onun izlerini takip ettiği İstanbul'da onun izini sürecektir ve İnferno adlı filmi çekecektir. 12. yüzyılın İstanbul için büyük bir yıkım olduğunu belirtmiştik. İstanbul'un yağmalanan eserlerinin çoğu Venedik'e kaçırılmıştır. Eserler arasında bugünde hala Venedik San Marco Meydanı'na bakan aynı isimli bazilikanın üzerinde sergilenen 4 bronz at bulunur. Belki bir gün ait olduğu yurtlarına geri dönmesini diliyoruz. Aşağıdaki resme tıklayıp çalışmanın sonucunda ortaya çıkan İstanbul'u seyredin. Büyüleyici güzellikteki İstanbul Dünya'nın en güzel kenti imiş eğer bu Haçlı Seferi ve Latin İmparatorluğu olmasaymış. Yani İstanbul'u yıkan 14. yüzyıldaki fetih değil, 12. yüzyıldaki Haçlı İstilasıdır. Bu kadar çok İstanbul'dan bahsettikten sonra Haziran 2020 tarihindeki bir haberden bahsetmiş olalım. İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Fatih Sultan Mehmet Han'ın günümüze ulaşabilmiş 3 portresinden biri olan Bellini'nin 15. yüzyıla ait tablosunu 770.000 sterline satın aldı. İstanbul hakkındaki yazınız oldukça ilgi çekici bilgiler içeriyor. Ama, yazınızın son kısmına takıldım ben;şehir Latin istilasına uğramasaydı Roma'yı çoktan geçmiş olurdu diye yazdığınız kısmına. Evet, belki videodaki gibi göz alıcı yapılara sahip, şehir planlaması daha oturmuş bir İstanbul karşımıza çıkardı. Ancak, İstanbul belki de bugünkü hırçın ruhuna hiçbir zaman sahip olamazdı. Şehirlerde insanlar gibi canlı bence. Ve yaşanmışlıklardan izler barındırıyorlar. Yaralı, yıpranmış, bütün sorunları omuzlarında taşımaya çalışan bir hali var İstanbul'un. Tıpkı üzerinde yaşayanlar gibi. Belki de bütün mekanlar insan hikayeleriyle anlam kazanıyorlar. Hikayesiz bir mekanın ruhu olmuyor. Hiçbir yaşamda acıdan eksik kalmıyor. O istilada, İstanbul'un bugünkü ruhundaki anlamın nedenlerinden biridir belki. Merhaba, İlginiz için çok teşekkür ederim."} {"url": "https://cengizselcuk.com/canakkale-gezilecek-yerler", "text": "Bir önceki yazıda Çanakkale için bir gezi rehberi oluşturmaya çalıştık, bu yazıda Çanakkale'de gezilecek yerleri ele alıyoruz. Çanakkale'yi tam anlamı ile gezebilmek için 2 günün yeterli olabileceğini şehir dışında yer alan noktalar hariç söyleyebiliriz. # Çanakkale'nin özel mutfağından Sardalya ve Zeytinyağlılar'dan Peynir tatlısını tadabilir, # Kordon'da boğaz havası alıp kuledibinde sokaklarda gece yolculuğuna çıkabilir, # Bozcaada ve Gökçeada ile ada keyfini çıkarabilir, # Deniz ve yüzme keyfi yapabilir, # Tarihi Gelibolu Yarımadası'nda şehitliği gezebilir, # Troia, Troas, Apollon ve Assos'ta Antik dünyaya dalabilir,"} {"url": "https://cengizselcuk.com/carsilari-ile-meshur-kopruler", "text": "Bulundukları yer ve renkli görüntüleri nedeniyle birer simge haline köprülerden bazıları bir özelliği ile diğerlerinden ayrılıyor. Dünyada eski ve alışveriş yapmaya olanak sağlayan 6 adet köprü bulunuyor. Bu köprülerin üzerinde yer alan ve karşılıklı sıralanan dükkanlar birer pasaj görünümüne dönüşüyor. Çarşılı köprü diye isimlenen bu simge yapılar hem turistik hem de renkli görüntüleri ile fotoğraf sevenlerin bir uğrak noktası olarak karşımıza çıkıyor. İşte bu özellikte olan 6 köprü, yerleri ve görüntüleri. Listemizin ilk köprüsü Türkiye'den. Bursa Setbaşı Köprüsü ile aynı dere üzerinde yer alan Irgandı Köprüsü 1442 yılında Hacı Muslihiddin tarafından inşa edilmiştir. Eğer roranızda Irgandı Köprüsü'nü içeren bir plan varsa Bursa'nın Unesco tarafından korunan köyü Cumalıkızık köyüne uğrayabilirsiniz. Mudanya tarafında kalan eski bir Rum Köyü olan Trilye'de gezinize alternatif bir rota oluşturabilirsiniz. İznik notlarımıza da alternatif bir plan dahilinde bakabilirsiniz."} {"url": "https://cengizselcuk.com/colmar", "text": "Fransa'nın en çok ziyaret edilen bölgelerinden biri olan Alsace'nin Colmar kenti tüm yıl boyunca kendinizi ve dertlerinizi unutturmak üzere tasarlanmış ve masal kitaplarından derlenerek hazırlanmış gibi. Colmar'a başlamadan ne kadar da yazsak gözünüz ile görmeden gördüklerinize şaşırmadan bir tasvir hiç bir zaman gerçekçi olmayacaktır. Alsace seyahatinizdeki en önemli durak olan Colmar'da ihtiyacınız olacak bilgilieri kapsayan Colmar Gezi Rehberi'ni derledik. Büyülü bir atmosfere sahip kent baharda çiçeklere bürünürken, yazın üzümler, sonbaharda ise renkli yaprakları ile şenleniyor. Colmar sokaklarda dolanışırken gördüğünüz ve yemek ve tatlı isteğinizi coşturan şeker hamurundan yapma görüntüsü ile evler, o evlerden toprak saksılarda sarkan pembe ve kırmızı petunyalar, arnavut kaldırımlı sokaklara açılan meydanlar, dört bir tarafından akan nehirler yüzünüzü gülümsetirken çocukluğunuzdaki oyunları oynarkenki mutluluğunuzu hatırlatıyor olacak. Colmar Fransa'nın Almanya sınırı bölgesinde yer alan Rhine nehrinin kenarında kurulmuş Strasbourg ve Mulhouse ile birlikte bölgenin büyük kentlerinden biri. Onu güzel ve özel yapan ise yukarıda tasvirlediğimiz masalsı dokusu. Colmar'a Türkiye'den ulaşmak için en uygun seçenek Basel-Mulhouse-Freiburg Havalimanı'na ulaşmak. Euroairport Havalimanı 3 ülkenin ortak kullanımına sahip olup Fransa topraklarında yer alıyor. Yani buraya ulaştığınızda gitmek istediğiniz kente yönelen tabelaları takip edip pasaport kontrolünden geçtikten sonra çıkış sağlıyorsnuz. Havalimanı Ulaşımı : Havalimanından çıktıktan sonra size en yakın tren istasyonu olan Saint Louis'e gitmek için çok kısa bir otobüs yolcuğu yapıyorsunuz. Tren istasyonuna vardığınızda gişeden veya makinalardan biletinizi alabilirsiniz. Dönemine göre fiyatlar değişkenlik gösterebiliyor. tek yön fiyat 10-15 Euro arasında olup kredi kartı kullanabiliyorsunuz. Colmar Tren istasyonunda indikten sonra yaklaşık 10 dakikalık bir yürüyüş ile Colmar merkezine varabilirsiniz. Colmar ve çevresi: Colmar'dan Salestat, Stasbourg, Mulhouse, Basel ve köylere ulaşım bu tren istasyonundan sağlanıyor. Trenler sıklıkla hareket ederken yine gar önünde yer alan Colmar'a yakın şarap rotasının içinde yer alan meşhur köyleri buradan kalkan otobüsleri kullanarak ziyaret edebilirsiniz. Colmar'a en yakın köy olan Turckheim'i tren ile Eguisheim'i ise günübirlik buradan kalkan otobüsler ile ziyaret edebilirsiniz. Bizim rotamız Paris ile başlarken Strasbourg, Obernai, Colmar, Turckheim, Mulhouse ve Basel ile devam etti. Bölgede en çok kullanılan seyahat aracı araba olsada tren ve otobüsler ile bölgede köyleri gezebilmeniz mümkün. Eğer ki bizim gibi yurtdışında araç kiralama konusunda çekinenlerdenseniz. Colmar'da nerede kalınır sorusunun cevabına gelecek olursak eğer civar köyleri sıklıkla gezmek gibi bir derdiniz varsa ulaşım rahatlığı açısında Colmar tren istasyonu yakınındaki otelleri tercih edin. Eğer şehrin dokusunu ve mimarisini, çiçeklerini koklayım derseniz önerimiz St. Martin katedrali ve çevresini tercih etmeniz olacaktır. Geldik en çok sıkıntı yaşadığımız konuya. Eğer bir yabancı ülkedeyseniz ve bizim gibi yemek konusunda domuz eti gibi düşünceli hallere giriyorsanız aynı kafadayız demektir. Bir de sürekli yükselen döviz kurları yemek konusunu ayrı bir düşünmeye sebep oluyor. Colmar'da tabi ki çok çeşitli restoranlar ve yine onu aratmayacak şekilde Michelin yıldızlarını toplayan köylerde bile kaliteli restoranlar var. Tabi bizim gibi çok gezeyim az yiyim derdiniz varsa Michelin yıldızlarını çok düşünmüyorsunuz. Kaldı ki sıradan bir yerde bile Fransa'nın meşhur soğan çorbasının fiyatının 10 Euro'dan başladığını düşünürsek. Neyse Fransa genel olarak pahalı bir ülke efendim. Colmar'da kahvaltı dahil konaklama seçenekleri biraz pahalı. Kaldı ki bizim gözümüze hitap eden geniş serpme kahvaltı seçeneklerini unutmanız hatta çay bulabilmeniz bile zor. O yüzden daha çok kahvaltı seçenekleri arasında küçük fırınların hamur işleri ile sandwicleri ilk sırayı alıyor. Biz petite venice'teki kapalı pazar alanı Covered market of Colmar'ı kahvaltı için tercih ettik. Pazar alanı içinde sıralanmış peynir, şarküteri dükkanları ile küçük pastane tarzında hamurişleri satan dükkanlar var. Tercih edebilirsiniz. Yine sokaklarda krep yapan dükkanlarda var, ayaküstü alıp yürüyüşe devam ederken yiyebilirsiniz de. Akşam yemeği için ise otelin karşısında yer alan Schwendi isimli mekanı tercih ettik. Aşağıda resmini gördüğünüz Steak Hacne a Chev 12,8 Euro iken soğan çorbası 6 Euro ve Alsas Kolası 3 Euro olarak fiyatlanmıştı. Evet Alsace'nin şarabından başka kolası da var. Tabi Alsace denilince akla gelen lezzet Alsace pizzası olarak isimlenen Flammekueche. Pastırma, karamelize soğan ve kremsi bir baz, klasik Alman pizzası Flammkuchen'in tabanı kraker kadar ince, çıtır çıtır olmasıyla ünlüdür. Birçok noktada karşınıza gelmesi olası. Colmar'a ait gecilecek yerler alan olarak oldukça küçük bir yerde yoğunlaşıyor. Belirtmekte fayda var Colmar 2018 yılının Avrupa'daki en iyi 3 lokasyonundan biri seçilmiş. 1. lik ödülü Wroclaw 'a giderken 2. lik ödülü ise Bilbao'nun olmuş. Colmar'daki gezilecek yerleri sıralamadan önce Alsace bölgesine özgü Colmar ahşap evlerind bahsetmek istiyoruz. Alsace ve köylerin evleri kendine has bir mimariye sahipler. 1300-1700 tarihleri arasında inşa edildiği tahmin edilen evlerin ana malzemesi ağaçtır. Zaten evlere baktığınızda kolon ve kirişlerden bunları anlıyorsunuz. Dikey çarpraz ve yatay dizilen ahşapların arası balçık ile sıvanmış. Zaman içinde retore edilse de yanyana durduklarından birbirlerinden destek alarak ayakta kalabiliyorlar. Sanki büyük bir doğum günü pastası. Colmar'ın evlerinden bu kadar çok bahsetmişken Colmar'da evler kaç paradır sorusu aklımıza düştü ve Colmar'da hemen bir emlakçı bulduk. 70m2 bir ev 88.000 Eur iken 150 m2 bir ev ise 267.500 Euro idi. Artık bir gün kısmet olursa dedik. Merak edenler için açıklamış olalım. Aslında Colmar bir nevi açık hava müzesi. Belki de sokaklarda dolaştıkça müze gezmek, kapalı alanda durmak istemeyeceksiniz ama vaktinize göre harita üzerinde de keşfetmeniz için bir liste hazırladık. Resme tıklayıp açabilirsiniz. Şehrin en eski yapılarından biri olarak göze çarpar. Colmar şehrinin tam merkezinde inşa tarihi 13. yüzyıl olarak bilinen yapı geçirdiği yangın sonucu tekrar restore edilip günümüze ulaşmış. Şehir merkezinde yer alan bu gotik mimariyi görmemeniz imkansız. Küçük Venedik'in yanında yer alan kapalı pazarın içinde peynir, şarküteri, fırın ve sebze meyveden oluşan ürünleri satan küçük standlar ve dükkkanlar var. Biz bir öğün kahvaltı için buraya gelmiştik. İçinden ziyade dışındaki süslü evlere nazır kadrajlanan kareleri ile meşhur. Dört tarafı çerçeveli bir tablo düşünün. Yada düşünmeyin yapmayı hayal edin. Genelde ressam olmayan sıradan insanlar olarak resim denilince birkaç ev yanından akan bir nehir resmederiz. İşte Küçük Venedik için sıranızı bekledikten sonra fotoğraf çekip seyredaldığınız tablonuz hazır. Saatlerce durup sıkılmayacağınıza eminim. Küçük Venedik'in etrafı Alsace evleri ve dört bir tarafı çiçekler ile süslü. Biz denemedik ama burada yapılan küçük tekne turları da var. Saat akşam 18:00 de sonlanan turların fiyatı 6 Euro imiş. Colmar'ın merkezinde küçük Venedik'in yakınında yer alan ve sokaktan girişte geniş bir avluya açılan binanın en çok çatısı hoşumuza gitti. Birde binanın hemen önünde duran bir anıtsal çeşme schwendi var. Yukarıda yemek olarak bahsettiğim restoran da adını bu çeşmeden almış olsa gerek. Çeşme'nin mimarı ise Bartholdi. Rönesans dönemi mimarisini elde tutan kafalar evi bina üzerinde yer alan kafa heykelleri ile dikkat çekiyor.1609 yılında mimar Albert Schmidt tarafından tasarlanan yapı üzerinde 106 adet kafa var. Günümüzde restoran olarak kullanılmakta. Beklentinizi çok fazla yükseltmeyin burası sadece dışardan bakıldığında göze hoş gelen değişik bir bina. Colmar denilince akla gelen en bilindik fotoğrafların çekildiği yer burası. Bir ev düşünün ki inşa tarihi 1575 olsun. Günümüzde sadece ibadethanelerin ayakta kalabildiği tarihlerde inşa edilmiş olan ev sekizgen şekli ve görüntüsü ile Colmar'ın en çok kadrajlanan evlerinden biridir. 1283 yılında başlayan inşaat çalışmaları sonlandığında tarihler 14. yüzyılı gösteriyormuş. Yangın ve restorasyon süreçlerinden geçen yapının içini 1 Euro ücret ile gezebilirsiniz."} {"url": "https://cengizselcuk.com/dresden", "text": "Dresden Orta Avrupa'da Almanya sınırları içinde yer alıp Saksonya eyaletine başkentlik eder. Almanya Dresden şehri \"Elbe'nin Floransa'sı\" olarak anılır. Bizim Dresden ile tanışmamız Prag'dan Berlin'e geçişte kendisi ile selamlaşmamız ile başadı. Dresden Gezi Rehberi ve Dresden Gezilecek Yerler yazımızda Dresden Nerede, Dresden'de Gezilecek Yerler, Dresden Otelleri ve nerede kalınır ve Dresden tarihi hakkında bilgiler bulunmaktadır."} {"url": "https://cengizselcuk.com/dunya-tarihi-atlasi", "text": "Bir harita düşünün, istediğiniz tarihte istediğiniz bir şehirdeki hakimiyeti dörebileceğiniz. Böyle bir interaktif harita var. Ben ismine Dünya Tarihi Haritası'ndan hareketle Dünya Tarih Atlası ismini uygun gördüm. İşte Sizlere dünyanın herhangi bir yılındaki veya günündeki siyasi hareketliliği gösteren bir dijital dünya tarih atlasını paylaşmak istiyorum. Running Reality 'in hazırladığı dijital harita, ister Avrupa'da ister dünyanın herhangi bir yerindeki siyasal hareketliliği seçtiğiniz tarihler itibari ile anlatıyor. Aşağıdaki ekranda zaman çizelgesinde günlük, aylık, yıllık ve yüz yıllık olarak ileriye ve geriye tıklayarak ilerleyebiliyorsunuz. Sol baştaki 3 şeritli yatay çizgiye tıklayarak istediğiniz tarihi girip dünya üzerindeki hakimiyet haritasına ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://cengizselcuk.com/dunyanin-en-cok-ziyaret-edilen-sehirleri", "text": "Mastercard dünyanın en iyilerini açıkladı. 25 Eylül tarihinde Mastercard. com sitesinde yayımlanan çalışmada dünyanın en çok turist çeken lokasyonları sıralandı. 2018 Eylül ayında yapılan çalışmalar ve sonuçlara göre dünyanın en çok ziyaretçi çeken kenti Bangkok olacak gibi. Bangkok 20 Milyon turist sayısı ile geçen yıl birinci olurken onu 19,8 Milyonluk sayı ile Londra 17,4 Milyon Paris takip etti. Dünyanın en değerli pasaportuna sahip ülkelerinden Japonya ve Singapur listede ilk 10'da yer bulurken Türkiye'den 2 şehir İstanbul ve Antalya'da listede yer aldı. İstanbul toplamda 10.7 milyon ziyaretçi ile geçmiş dönemlerde olduğu gibi bu dönemde dünyanın en çok ziyaret edilen şehirler arasında yer alırken Antalya ise ilk 20'deki diğer Türkiye şehri oldu. Mastercard'ın çalışması sadece en çok ziyaret edilen şehirleri kapsamıyor. Aynı zamanda en çok ziyaret edilen şehirlerin ortalama harcamaları, bir önceki yılda yapılan harcamaları da kapsıyor. Yukarıdaki sıralama 2017'nin en çok ziyaret edilen şehirlerini 2018'deki büyüme yüzdesini ve ortalama kalınan gece sayısını gösteriyor. Dubai 537 USD ile en çok para harcanan şehir olurken en az para harcanan şehir 108 USD ile İstanbul oldu. İstanbul sıralamada en çok gecelik konaklama yapılan New York ve Tokyo'nun ardından 3. lüğü paylaşıyor olacak gibi. Türkiye'de 2018 yılında gerçekleşen Türk Lirası'nın değer kaybı ortalama harcamaları 100 USD seviyesinin de altına çekebilir. Çalışmada 2017'nin en çok para harcanan şehri Dubai olarak gerçekleştiği görünüyor. Toplamda 29,7 milyar USD'ye tekabül eden çalışmada en az harcama yapılan şehir olan İstanbul sıralamada kendine yer bulamamış. Listede ilnginç gelen diğer veriler ise İslamiyetin inanç merkezi konumunda ki Mekke 18,45 milyar dolarlık harcama ile Mollarca'nın ise yaklaşık 12 Milyar dolar ile yer alıyor olması. This is very interesting. Some places seem to be getting so crowded that I'm hearing it's best to visit January-March. Cok turistten daha cok, iyi ve kaliteli turiste ve turiste de para harcatacak atraksiyonlara ihtiyacimiz var. Bundan bir kac yil onceydi Avusturulyaya 5 milyon turist gitmesine ragmen, Avusturalya turizmden en cok gelir elde eden ulkeler arasinda ilk ondaydi. ilginc bir yazi Cengiz bey. Thanks, thast really kind of you."} {"url": "https://cengizselcuk.com/dunyanin-en-degerli-pasaportu", "text": "2020 yılına girerken dünyanın en değerli pasaportları sıralaması güncellendi. Japonya Pasaportu 191 ülke ile yapılan vizesiz seyahat serbestliği bakımından dünyanın en iyi pasaportu oldu. Henley'in güncel olarak tuttuğu listeye göre birinciliği kazanan ülke olan Japonya, birinciliğe Myanmar ile yaptığı anlaşma ile ulaştı. Buradan Japon dostlarımızı tebrik ederiz. Umarız ilerleyen yıllarda kendileri ile tatlı bir rekabet yaşarız. Japonya Pasaportu dünyanın 191 ülkesinde vizesiz giriş sağlıyor. En değerli pasaportlar sıralamasında birincili elinde bulunduran Singapur ise 1 basamak gerileyerek 2. sıraya düştü. En değerli pasaport sıralamasında ise ilk 5 ülke aşağıdaki gibi. Özellikle Avrupa Birliği'ne geçiş sürecinde Shengen ile zorlaşan vize işlemleri hem ektra bir maliyet oluştururken hem de seyahat tercihlerini değiştirmesi nedeniyle özgürlüğü kısıtlıyor. 2018 Ekim ayında 7 TRY olan Euro kuru ile 80 Euro vize masrafı ödemek Türk seyahatseverler için çok büyük bir engel. Buna rağmen ancak 55. ülke ile vizesiz seyahat imkanı sunan Türk Pasaportu'na en yakın komşu ülkelerin toplamı 2 elin parmaklarının sayısını maalesef geçemiyor. Aşağıda 2020'de Türk pasaportunun vizesiz girebileceği 111 ülkeyi sıraladık. Sıralamanın son durumunu hangi pasaportun nerede geçtiğini gösteren güncel listeye Henley'den bakabilirsiniz. Good information. Congratulations to Japan and I figure Singapore will remain at the top for years to come. Thanks roninjax🏁 I hope all citizens can free travel for all countries."} {"url": "https://cengizselcuk.com/dunyanin-ilgi-ceken-tepeleri", "text": "Hemen üzülmeyin sizi alternatifsiz bırakacak değiliz. Peki dünya üzerinde yer alan ve insanlarda merak uyandıran benzer veya farklı tepeler var mıdır ? Aşağıda bu alternatifleri derledik. Albert Dros isimli Hollandalı fotoğrafçı İtalya'nın Toskana bölgesinde yaptığı ziyarette çektiği fotoğraflar Windows XP'nin Bliss duvar kağıdına aşırı şekilde benzetilmiş. Gerçekten de ilk intiba buranın XP'nin olduğu şeklinde."} {"url": "https://cengizselcuk.com/edirne", "text": "Edirne uzun yıllar Osmanlı İmparatorluğu'na başkentlik yapmış (90 sene) ve içinde çok sayıda tarihi kervansaray, cami ve hamam barındıran Trakya'nın en büyük vilayetidir. Edirne Gezi Rehberi'mizde ulaşım, konaklama, yemek ve Edirne'de gezilecek Yerler listesi bulacaksınız. Edirne denilince ilk olarak akıllara ciğer veya Selimiye cami gelir ancak Edirne bundan çok daha fazlası. Kendimce Edirne hakkında şunu söyleyebilirim. İstanbul'a nispeten yakın olması avantaj olsa da bir sınır vilayeti ve havalimanına sahip olmuyor oluşu onu turizm pastasından yeteri kadar pay almamasına neden. Günümüzde ise adını sıklıkla sınır komşularımızın istila ettiği kent olarak duyuyoruz adını. Edirne fırsat yaratan ucuzluk manasında ziyaret edilecek bir kent kesinlikle değildir. Edirne'ye ulaşmak için en güzel seçenek hususi oto edinmek. İster kiralayın ister edinin. Edirne'ye otobüs yolculuğu da yaparbilirsiniz. Görülecek çoğu yerin merkezde olduğunu söyleyebiliriz. 1 gece konaklamalı 2 gün Edirne keşfi için yeterli olacaktır. Daha fazlası tempoyu düşürmek olacaktır. Edirne'ye yol tarifi bulunmak en kolayı olsa gerek. İstanbul'dan ulaşacaklar için her tabelada mutlaka Edirne kelimesini görürsünüz. İstanbul'a yaklaşık 240 km olan kente İstanbul'daki yoğun trafiği bertaraf ettikten sonra boş yollarda hız sabitleyiciyi kullanarak ulaşmak oldukça uygundur. Edirne'de farklı konaklama seçenekleri mevcut. Sorgulama yapmak isterseniz bizim de kullandığımız arama motoru Agoda'yı kullanabilirsiniz. Edirne'ye ilk yerleşimciler Trak kabileleridir. Meriç ve Tunca nehri boylarında ilk yerleşimler başlamıştır. Sırasıyla Akalar, Persler ve Odrisler hakimiyeti ile devam eden kent sonra Makedonların eline geçerek Orestia adı ile anıldı. MÖ 168 de Romalıların egemenliğine giren şehir sonrasında Bizans egemenliğinde 813 yılına kadar kaldı. Haçlı seferleri sırasında Latin imparatorluğu kente egemen olurlarken, 1261 de ise Bulgarlar kente hakim oldu. Edirne şehrinin nüfusu yaklaşık olarak 200.000'dir. Şehir yıllarca başkentlik yapması nedeniyle, camii saray han ve bedestenler ile süslenmiştir."} {"url": "https://cengizselcuk.com/en-iyi-seyahat-bloglari", "text": "Çoğu zaman gezi bloğu yazarları olarak ne kadar okunuyoruz? Ne kadar takip ediliyoruz şeklinde kafamızı kurcalayan sorular olur. İşte bu soruların yanıtını bulmak adına kafamda uzunca bir süredir oluşturmak istediğim bir çalışma vardı. Başta en çok beğendiklerim olmak üzere takip ettiklerim ve arama sonuçlarında ön planda olan kişisel gezi bloglarını toparlamaya çalıştım. Başlığı aslında en iyi gezi blogları olarak değil de en çok okunan gezi blogları olarak değiştirmek daha mantıklı olacaktı ama bu şekilde karar kıldım. Kendimiz için şunu söyleyebiliriz : \"Ne kadar uğraşsak da yazılarımızı herkes okusun görsün \" tarzı bir sürü söylemde bulunuyoruz. Ancak maalesef bu mümkün olmuyor. Bu işte dahi ciddi bir rekabet var. Aşağıdaki listede en çok okunan blogları Alexa sıralamasına göre sıraladık. Ancak Alexa'nın emekliliği vukuu bulunca kaynağı değiştirip similarweb. com adresine geçiş yaptık. Aylık olarak güncel tutmaya çalışacağız. Bir nevi blog ligi olarak sıralanan tabloda eksik bloglar da oldukça fazla. Fırsat buldukça güncelleyeceğiz. Tabi burada Instagram'da, Youtube'ta aşırı popüler ve seyahat içeriği üretenleri göremeyebilirsiniz. Sayfa sadece blog sitelerini içerir. Cengizselcuk. com olarak ise global sıralamada 2M gibi yerdeyiz. Bizden üstteki blogları kıskanıyor ve kem gözle bakıyoruz.:) Şaka bir yana hepsini seviyoruz. Büyüyünce hedefimiz belli: bizevdeyokuz!"} {"url": "https://cengizselcuk.com/faroe-adalarinda-doga-yuruyusu", "text": "Covid 19 salgını tüm dünyayı sıkıntıya boğmaya devam ediyor. Milyonlarca kişi evlerinde mahsur halde salgının izlerini geçmesini beklerken onlara yönelik birçok etkinlik, sanal turlar ve ücretiz müze turları düzenlenmeye başladı. Sanal turların en ilginç olanına ilişkin paylaşım ise Faroe Adaları'ndan geldi."} {"url": "https://cengizselcuk.com/floransa-gezi-notlari", "text": "Bir şehir için sanatın her türlüsü fazla olursa ziyaretlerin süresini uzatırsınız. Hani çocukken misafirliğe gittiğiniz evde süper olduğunu ya da bir lunaparkta olduğunuzu düşünün. Hiç ayrılmak istemezsiniz. İşte Floransa'da hissettiğiniz böyle bir his. Floransa küçük bir kent olmasına rağmen o kadar görkemli ki Floransa gezi rehberi'ni çıkarmak bloğun en zor işlerinden biri oldu. Çünkü ne kadar anlatsak bir şeyler eksik kalacaktı. Floransa'da bir şeyin daha farkına vardık bu sayede : Bir şehri güzelleştirmek isterseniz sanat aradığınız şey. Sanat ile tarihi doku uyuşmuş ve geniş bir yelpazede Floransa Gezilecek Yerler listesi kalabalıklaşmış. Floransa'da Rönesans'ın izlerini takip ettiğinizde şu yargıya varıyorsunuz: İtalyanların sanata olan saygılarımı yoksa tarihlerini sahiplenmeleri mi bu şehri güzel kılan? Bilemiyorum fakat Floransa'da her köşe başında bir heykel, her sokakta ve meydanda film dekorlarını andıran ferforjeli tabelalar, ışıklı renkli dükkanlar ve panjurlu koca koca ahşap kapılar göreceksiniz. İtibar kazanmak için yapılmış olduğunu düşündüğüm yüzyıla dayanmış heybetli görüntüleri ile büyüleyen, bizdeki tabiri ile konak gibi yada saray yavrusu diyebileceğimiz palazzolar ile Floransa'da Rönesans'a dair bahsedilecek çok şey var. Floransa'da neler yapılır? Floransa'ya geldiyseniz özetle size şunları yapmanızı/denemenizi öneririz. - Duomo Katedralini ve Giovanni Vaftizhanesini görün. Kentin en görkemli ve dikkat çeken noktasıdır. - Kentin ortasından ikiye bölen Arno nehri üzerindeki çarşılı köprü Vecchio'yu seyre dalın. - Kenti yükseklerden gören ve müthiş bir manzara keyfi sunan Michelengelo Tepesine çıkın ve manzarayı arkanıza alıp fotoğraf çektirin. - Floransa'nın ve İtalya'nın en güzel tatlarını tadın. Pizza, Makarna, Biftek, Dondurma ve Tramisu. - Rönesansın ve ortaçağın izlerini takip edin. Davut heykeli, Uffizi Galerisi, Pitti Sarayı, Duamo ve Palazzo Vecchio. Bir konuda iddaalı olmak gerek, Floransa'yı görmeden en sevdiğiniz şehri belirlemeyin! Aşağıda detaylara girmeden eğer Floransa ziyaretiniz varsa gitmeden önce bir solukta izleyebileceğiniz 2022 yapımı bir mini dizi var: From Stratch. Sanat tarihi ve yemeğe düşkün 2 kişinin Floransa'da aşka dönüşen öyküsünü bu muhteşem şehrin sokaklarında seyre dalabilirsiniz. Floransa'yı anlatıpta Medici'leri anlatmazsanız Medici'lere değil bu şehre haksızlık edersiniz. 14-17. yüzyıllar arasında hüküm süren ve dönemin önde gelen hanedanlarından olan Medici Hanedanlığı, Avrupa'nın Hasburgları gibi dönemin en varlıklı ailelerindenmiş. Bu aile o kadar çok zenginleşmiş ki ticaretten elde ettikleri ile evlerini saraylarını yaptırmışlar, içine bulabildikleri ne kadar sanat eseri varsa koymuşlar, sonrasında detayını gezilecek yerler listesinde aşağıda göreceğiniz Pizzi Sarayı'nı satın almışlar. Halk beni görmeden nasıl gideyim saraydan saraya diye düşünürken Ponte Vecchio'nun üstünden geçen kapalı bir yol yapmışlar. Floransa'da Mediciler'in hüküm sürdüğü döneme denk gelen bir çok tarihi yapı ve koleksiyonu olan müze var. Zaten şehrin en büyük güzelliği buradan geliyor. Ticaret ile başlayan zenginlik aileyi devlet başkanlığı, prens ve Dük'a sanlarını taşımalarına sebep olmuştur. Sanata dönemine göre aşırı değer veren Hanedan Floransa'dan dünyaya yayılan Rönesans hareketine öncülük etmiştir. Pek çok bilim adamı ve sanatçıyı himayelerine almışlardır. Bunlardan biri de Dünya yuvarlak diyen ve kilise tarafından aforoz edilen Galileo'dur. Aynı zamanda Leonardo da Vinci, Michalengelo, , Botticelli, Brunelleschi gibi sanatçılara çalışma imkanı sağlamışlardır. Papa'nın ve kilisenin gücünü bilen hanedan Vatikan'ıda elde tutabilmek için 3 papa yetiştirmiş, çok sayıda Floransa hükümdarı yaratmıştır. Bununla beraber evlilik yoluyla Avrupa'daki diğer hanedanlar ile aileler kurmuştur. Son dönemin önde gelen dizisi İskoç Kraliçesi Mary'in hayatının anlatıldığı Reign isimli dizide Fransa Kraliçesi Megan Follows'u Catherine de Medici olarak izlemekteydik. Yani aile sadece İtalya değil, Fransa'nında hanedan üyesi idi. Neyse bu kadar tarih kafi diyelim, aile üyelerini tanıtırsak bu rehberi kimse okumaz 🙂 Altta güzel bir fragman var. Belki bakarsınız. Tüm İtalya gibi Floransa'da İtalyan mutfağının en hakim özelliklerini barındıran bir şehir. Pizzalardan makarnalara biftekten dondurmalara ve tatlılara varan bir yelpaze var. Floransa'da değil İtalya'da sanırım tek sorun kahvaltı olsa gerek. Mediciler kente rönesansı getirmiş fakat kahvaltıyı getirememiş. Sabahları kruvasan yeyip durmuşlar. Floransa'da kahvaltı yapmak isterseniz konaklayacağınız otelde rahatlıkla kahvaltılı bir opsiyon tercih etmenizi öneririm. Onun dışında en uygun seçenek ise fırın anlamına gelen Forno'lar. Bizdeki fırın&pastane karışımı bir işlev gören forno'larda kruvasan, çörek, kek gibi çay-kahveye eşlik edecek birşeyler bulabilirsiniz. Floransa'da forno diye google maps'e yazınız ve yakınlardaki bir forno'ya ulaşınız. Yalnız kötü bir haber daha verelim, İtalyanlarımızın hamur işleri genellikle tatlı. Mesela bizim tatlı olmadığını düşündüğümüz açmaya benzeyen çörekleri yapış yapış şeker ile tatlanmıştı. Yapacak tek olumlu hareket buralardan bizdeki pideye benzeyen peynirli ve patatesli hamurişlerini almak olabilir. Yada marketlerde satılan kruvasanlardan da alabilirsiniz. Maalesef Cemal Süreya Floransa'ya uğramadığından kahvaltı ve mutluluk arasındaki ilişki burada henüz keşfedilmemiş. Yemek mevzularına giriş yapmışken biraz can sıkıcı bir durum olan Coperto uygulamasından bahsedelim. Bolonez sosu Bologna'lılar bulmuş ama Coperto gibi bir uygulamayı tüccar Floransalıların bulduğuna eminiz. Bir mekana girmeden önce kapıda yer alan menüsüne herkes gibi göz atarsınız, fiyatlara bakarsınız ve sizin için uygunsa mekana girersiniz. Yemeğinizi yediniz ve hesabı istediniz adisyonunuza baktınız ve copertoyu gördünüz. Coperto bir nevi bahşiş ve masa hazırlama ücreti olarak adisyonlara eklenen bir ücrettir. Hiç bir mekanda belli bir standartı olmayan bu ücret kimi zaman %10 kimi zaman %20 gibi boyutlara ulaşabiliyor. Mesela bizim yediğimiz 68 Euro'luk yemeğin 12,50 Euro'su coperto'ydu. Yorumsuz. Pizza üstüne gelin size bir de dondurma siparişi verdirelim. 14 senedir Floransa'da yaşayan Nedima'nın önerdiği mekan Galeteria La Carreria da alıyoruz soluğu. Ponte ala Carreria manzaralı dükkanın önünde aralık ayında sıra olduğunu görüyoruz. Neyseki burada cuver ücreti yok. 😉 Külahınızı istediğiniz boyutta seçip ve istediğiniz dondurmayı koydurun. Sonra dondurmalarını alıp Arno nehri üstündeki Carreria köprüsüne geçip çarşılı köprü Veccihio ile fotoğraf çektirin. Floransa'da birden fazla gününüz varsa buraya 2. kere geleceğinize eminiz. Akşam yemeği tercihimizi biz Bistrot 74'den yana kullandık. Dumo Katedrali'nin yan tarafındaki Via Dei Servi sokakta yer alan Bistrot 74'te makarnadan pizzaya birçok seçeneği bulabilirsiniz. Fiyatlarına bakacak olursak Gorgonzola Peynirli Gnocch Gorgonzola 9.50, 4 Peynirli Ravioli 11.50, Margherita 7.00, Pestolu Tagle 8.00. Nispeten sakin olan bir mekana gidemezseniz çok üzülmenize gerek yok. Aşağıda yeme-içme notları ile ilgili küçük ipuçlarını paylaşıyoruz. İtalyada çalışan Türk mühendis Fırattan öğrendiğim birkaç bilgiyi de ekleyeyim buraya kendisini anarak. Pizza al taglio diye google haritalar üzerinde arama yaparsanız dilim pizzacı bulabilirsiniz. Dünya'nın en iyi şarapları Fransa'da diyen Vedat Milor'a İtalya'da mı Fransa'da mı diye sorduklarında verdiği cevap bu. Ama bu İtalyan şaraplarının kalitesiz olduğu manasına gelmez. Toscana Şaraplarının ününü duydunuz tabiki. Akşam Vecchio manzaralı tadım yapacağınız yerin adı Signorvio. Dei Vardi 46."} {"url": "https://cengizselcuk.com/foca-gezi-rehberi-haftasonunda-focada-gezilecek-yerler", "text": "İyonya denilince akla gelen ilk yerleşim yeri olma özelliğini barındıran Foça, İzmir'de yaşayanların öncelikli olarak sonra da huzur arayanların uğrak noktası olarak göze çarpıyor. Oldukça sakin, tarihi ve dokusunu bozmamış olan Foça huzuru arayıp Foça'da bulanların buradan hiç gitmek istemeyecekleri bir yer. Hazırladığımız Foça Gezi Rehberi deneyimlerimizin yanı sıra Haftasonunda Foça'da Gezilecek Yerler listesini de oluşturur. Keyifli okumalar ve rehber olmasını dileriz. Başlarken şunu sormak gerek : Foça'dan beklentiniz ne olmalı ? Taş evlerin arasında biraz tarih soluyup deniz havası almak, stres atmak belki biraz dinlemek belkide denize girmek veyahut güzel bir akşam yemeği ile Ege'ye karşı uyanıp veya güzel bir kahvaltı ile uyanmak ise Foça size bunu verebilir. Doğru yerdesiniz. Fakat kafanızda gece diskoda tepinip üzerinize köpük dökülsün isterseniz aradığınız yer burası değil. Burası turizm açısından çok gelişmemiş olmakla birlikte butik kafeleri ve sevimli taş evleri ile ön plana çıkan bir balıkçı kasabası. Hal böyle olunca kuzey ülkelerinin turistleri tarafından tercih edilmekte. Özellikle Foça denilince akla gelen Eski Foça ile ilgili notlarımızı sizler için derledik. Notlara başlamadan Foça'nın tatihininden biraz bahsetmekte fayda var. Foça tarihi çok eskidir. İlk ismi Phocaea / Phokaia olan yerde ilk yerleşimler MÖ 750 yıllarına değin uzanıyor. Foça'nın eski şehir bölgesine dair kalıntılardan geriye açıkçası pek bir şey kalmamıştır. Ancak bu kentin eski mistik kokusunu hala koruduğunu söylemek mümkün. Aşağıda görülenlerin dışında Foça girişinde eski yel değirmenleri ile burda olduğu bilinen antik tiyatronun kalıntıları görülebilir. İyonların Ege'de kurmuş olduğu bir koloni devleti olan Foça, sırasıyla Perslerin, Makedon Komutan İskender'in ve Cenevizlerin yönetimine girmiş, sonrasında ise 15. yüzyıldan itibaren Osmanlı toprağı olarak kalmıştır. Bir diğer bilgi ise Foça'nın Antik adı olan Phokaia'nın isminin Akdeniz foklarından ileri geldiği şeklinde. Foça Siren kayalıklarında yaşama alanı olan foklar kentinde bir simgesi. Lafı uzatmadan Foça'da gezinirken ismine sıklıkla rastlayacağınız bir isimden bahsedeyim : Reha Midilli. Midilli adına yapılmış hastane, okul, sağlık ocağı ve hatta bir de ismi verilmiş bir cadde : Reha Midilli Caddesi. 1927 yılında doğan Reha Midilli soyadında anlaşılacağı üzere Midilli'den göç eden bir ailenin çocuğu. Babası gibi oda Foça adını verdiği hastane, okul gibi binaları yaptırmıştır. 2 dönem belediye başkanlığı yapan Reha Bey 2012 yılında hayatını kaybettiğinde Foça'da en büyük değerini kaybetti. TBMM üstün hizmet ödülünü alan Reha Bey yaşamı boyunca Foça'nın nüfusunun 25.000'ni geçmemesi gerektiğini savunmuş ve mevcut güzelliğinin korunması gerektiğini dile getirmiştir. Gerçekten Foça'yı keşfe çıkmak, sokaklarında dolaşıp vakit geçirmek çok güzel. İşte seyahatinizde yardımcı olacak ipuçları. Foça'ya gitmek için tercih edilecek en kolay yol kendi aracınız veya araç kiralama seçeneği olacaktır. İstanbul'dan Foça'ya ulaşmak için tercihinize göre Osmangazi Köprüsü, feribot veya körfezi dolandıktan sonra Bursa yoluyla Manisa'ya ulaşıp Menemen'den Foça'ya yola koyulabilirsiniz. Eğer bizler gibi uçak ile İzmir'e ulaştıysanız bizim gibi araç kiralayıp havalimanından yaklaşık 45 dakika süren yolculuk ile ulaşabilirsiniz. İzmir'den Foça'ya toplu taşıma ile ulaşmak isterseniz ise İzban treni ile Hatundere'deki 744 nolu otobüs hattı ile ulaşabilirsiniz. Burada ayrıca kafa karışıklığını gidermek için şunu söylemek mümkün, Foça'da 2 adet Foça var. Birincisi Antik Kent Foça diğeri sonradan daha çok yazlıkçı mekanı olan Yeni Foça. Yazlıkçı deyip bir kenara atmayalım en az Yeni Foça'da görülmeyi hak ediyor. Burada Foça'ya araba ile gitmek, hem yakın mesafeleri aşmak, koyları ziyaret edebilmek için mantıklı bir tercih, Eski ve Yeni Foça arasında görülesi denize girilesi çok güzel yerler var ve buralara araba ile ulaşmak problemsizdir. Foça'da butik tarzda konaklama yapabileceğiniz oteller ve pansiyonlar bulunuyor. Bu yerler daha çok sahilde sıralanmış olup özellikle birkaç butik otel görüntüleri ile fotoğraflanmayı hak etmektedir. Aşağıda Eski Foça'daki Otellerin harita üzerindeki konumlarını görebilirsiniz. Eski Foça dışında Yeni Foça'da da kalabilirsiniz. Eski-Yeni Foça arası ulaşım minibüsler ile sağlanmaktadır. Yine aynı şekilde güzel bir Ege köyünde uyanmak isterseniz Kozbeyli köyünde de konaklama yapabilirsiniz. Biz konaklama tercihimizi ertesi gün Sığacık ve Urla seyahati planladığımızdan İzmir merkez'de yaptık. Eğer benzer bir haftasonu planınız varsa İzmir merkezde daha uygun fiyatlı otel bulabilirsiniz. Her ne kadar \"Foça'da gece sıkılırsınız İzmir'de gece dışarı çıkabilirsiniz\" söylemleri olsada siz Foça'da kalmayı tercih edin deriz. Burada ayrıca bahsetmek istediğimiz diğer konu ise otopark. Maalesef Foça Otopark konusunda rahat edeceğiniz bir yer değil. Sakın ola ki merkeze araç ile girmeye çalışmayın, çıkamazsınız. Otopark için en uygun yer Otobüs terminalinin arka tarafındaki alan ve eğer şanlı iseniz Foça girişindeki meydan. Foça'da her öğün keyfinize göre bir mekan bulmak mümkün. Aslında burada kendi deneyimlediğimiz mekanları Foça Kahvaltı Önerileri olarak önereceğiz. Biz kahvaltı tercihimizi Kozbeyli Köyü'nden yana kullandık. Güzel bir Ege köyü olan Kozbeyli, turizmden pay alma yönünden ön plana çıkmış. Ağaçlı Ev isimli mekanda yaptığımız kahvaltının keyifli olduğunu söyleyebiliriz. Gerçekten de mekana girerken bahçede özenle seçilmiş ilginç süsler ve objeler göze çarpıyor. Yemyeşil ağaçların altında temiz damalı örtüler ile serilmiş masalardan birini gözümüze kestirip oturduk. Yine aynı köyde farklı kahvaltı seçenekleri bulabilirsiniz. Mavrova Kahvaltı Salonu, Kozbeyli Konağı & Antik Ev köyün en çok yorum alan mekanları. Kozbeyli köyünde en çok yapılan aktivitelerden biri de bir çok yazan arkadaşımızında önerdiği Şakir'in Dibek Kahvesi. Salaş bir mekan olan Şakir'in dükkanı köy meydanında yer alıyor. Mekan köye gelip de uğramadan gidilmeyecek yerlerden biri. Burada kahvaltı da yapabileceğiniz gibi yöresel taze ürünleri alabileceğiniz bir de tezgahı var. Kahvesine gelirsek, adına yakışır şekilde güzeldi. Köyde ayrıca kahvaltı ve yemek yiyeceğiniz farklı mekanlar var. Kozbeyli Konağı Otel, Kozbeyli Bizim Bahçe, Keyfi Seyir, Kozbeyli Sofrası gibi işletmelerde var. Tabi hazır İzmir'desiniz ve İzmir'in simgesi boyoz içeren bir kahvaltı yapmak isteyebilirsiniz. Açıkçası Foça'da \"Boyoz\" yiyebileceğiniz fırınlar bulunuyor, gezerken mutlaka denk gelirsiniz."} {"url": "https://cengizselcuk.com/gaziantep", "text": "Gaziantep Güneydoğu Anadolu bölgemizde yer alan, gerek gastronomi gerekse tarihi bakımından önemli şehirlerimizden biridir. Özellikle de gastronomi alanında Unesco Yaratıcı Şehirler Ağı'nda yer alan ve sadece bu özelliği ile gurme turlarına misafirlik eden de bir kent. . Sadece Yemek olarak bakmamak lazım tabi ki, Gaziantep'in sadece tarihi için sayfalar yazılır. Aşağıda tek başlıkta derlediğimiz Gaziantep Gezi Rehberi'ni paylaşıyoruz."} {"url": "https://cengizselcuk.com/gecmise-donus", "text": "Güneydoğu Avrupa, Batı Akdeniz, Yunanistan, Anadolu ve Güney İtalya. Aikaterini Laskaridis Vakfı'nın 15. yüzyıldan 19. yüzyıl başlarına kadar yazılmış büyük sayıda resimli seyahat kitabını görsellerini sergileyip bilgi veren uygulaması Travelogues gezginlerin ufkunu açıyor. Osmanlı Arşivi görevi de gören gerçek kanıtlar bu rehberde resmen toplanmış."} {"url": "https://cengizselcuk.com/gobeklitepe-tarihin-baslangic-noktasi", "text": "Bugüne kadar yazılan tarih kitaplarının hepsini çöpe attıran Göbeklitepe yaklaşık olarak 12.000 yıl öncesine uzanan tarihi ile dünyanın ilk yaşam izlerinin bulunduğu alan olarak adını hak ettiği yere yazdırdı. Tarihin 0 noktası olarak isimlenen Göbeklitepe ayrıca 2019 Turizm Yılı Göbeklitepe olarak ilan edilmiştir."} {"url": "https://cengizselcuk.com/gokceada-gezi-rehberi", "text": "Ülkemizin son dönemlerde ilgi çeken turizm noktalarından biri olan Çanakkale'nin ilçesi olan Gökçeada, Bozcaada'nın hemen arkasından alternatif bir ada gezisi fırsatı sunuyor. 3 gece konaklama yaptığımız Gökçeada'da yemek, ulaşım, konaklama ve gezilecek yerlerden derlediğimiz Gökçeada Gezi Rehberimizin seyahatiniz öncesi faydalı olacağını umuyoruz. Aşağıda küçük başlıklarda ile ada notları ve Gökçeada'da neler yapılır? konularını paylaşıp detaylara gireceğiz. # Gökçeada'nın eski ismi İmroz'dur. Adanın birçok yerinde bu ismi sıklıkla göreceksiniz. İmroz Kurtuluş Savaşı sonrası Lozan Antlaşması ile anavatana katılmış, 1970 yılında ise ismi Gökçeada olarak değiştirilmiştir. # Gökçeada'da gezilecek yerler ve plajlar birbirine uzak noktada bulunuyor. Ada içi ulaşımda rahat etmeniz için mutlaka bir araç gereklidir. # Gökçeada son dönemlerin popüler adası olmasının arkasında Ata Demirer'in payı var. Bunu ben değil adalılar söylüyor. Özellikle her resmi tatilde yer bulmanın güçleştiği adada, Ata Demirer'in başrolünü üstlendiği Hedefim Sensin isimli film Gökçeada'da çekilmiş ve dikkatleri üstüne çekmiştir. Geyikli, Seferihisar, Bozcaada'dan sonra turizm elçisi Ata Demirer'in son keşfi Gökçeada oldu. Aşağıda kısa bir fragmanı var, göz atabilirsiniz."} {"url": "https://cengizselcuk.com/google-haritalar", "text": "Seyahat edenlerin ortak sorunudur haritalar. Ancak Google haritalar seyahatinizi kolaylaştıracak çözümler sunuyor. Yazıya başlamadan yaşadığımız sorunlara bir bakarsak sıklıkla şu sorular ile boğuşmaca yaşarız."} {"url": "https://cengizselcuk.com/graz-gezi-rehberi", "text": "Avusturya'nın 2. büyük şehri olan Graz, orta çağdan kalma görüntüsü, tarihi ve çağdaş sanat ögelerini barındırmasının yanı sıra 1999 yılında Unesco kültür mirası listesine eklenmesi ile Avusturya'nın önde gelen turistik yerlerinin başında geliyor. Graz Gezi Rehberi merak ettiğiniz soruların cevabını veriyor olacak. Graz planlarımızın dışında güzel bir sürpriz olarak tüm şehrin katılımı ile düzenlenen bahar festivali Aufsteirern 2018 denk gelmesi nedeniyle seyahatimizin en renkli rotasını oluşturdu. Graz her ne kadar Avusturya'nın 2. büyük şehri olarak lanse edilse de nüfusu 290.000'dir. İstanbul'un küçük bir ilçesinden daha az. Graz'ın ismi ilk defa 1128'deki tarihi kayıtlarda gradec olarak rastlanmıştır. 1230 yılında şehir statüsü kazanırken 1440 yılında imparatorluğa evsahipliği yapmış. 1809 yılında Fransızlar tarafından kuşatılırken 1945'te 2. Dünya Savaşı'nda %15 lik kısmı hava saldırılarında tahrip olmuş. Graz'ı 1 gece konaklamalı yaklaşık 1,5 2 günde rahatlıkla gezebilirsiniz. Kent'te etkinlik ve festival zamanına denk gelirseniz ise son derece renkli bir seyahatiniz olacaktır. Çünkü Grazlılar eğlenme olayına oldukça hakimler desek ise de tüm Avusturya'lılar gibi gün geceye dönünce hemen evlerine dönüp sokaklarını sessizliğine bırakıyorlar. Graz'ı ziyaret etmek için bahar ve yaz aylarını tercih etmelisiniz. Graz'da sokaklarda dolaşırken mutlaka binaların pasajlarına kafanızı uzatın. İçeride geniş avluları görecek ve şaşkınlığınızı gizleyemeyeceksiniz. Graz ikiye bölerek ayıran nehrin adı Mur'dur. Kenttin old town olarak adlandırılan merkezi şehirde varlıklı kişilerin yaşadığı bölge imiş. Nehrin diğer tarafındaki yerler ise nispeten daha orta sınıfa hitap ediyor. Kentin en önemli caddesinin ismi ile sadece tramvaylara açık olan Hernengasse'dir. Graz'a ziyaretiniz boyunca buradan defalarca kere geçeceksiniz. Graz pahalı bir şehir mi sorusunun yanıtını vermeye çalışalım. Evet Graz diğer Avrupa şehirleri gibi pahalı bir şehir. Özellikle de son dönemlerdeki patlayan kurlardan sonra matematik ile baya bir uğraştırabilir. şehir içi ulaşım bilet fiyatları 2.40 Euro iken, kahveler ortalama 2-4 euro, hamburgerler8-10 eur, marketlerde 1 litre su 0,7 Eur. Bira ise sanırım Avrupa'da sizi alkolik yapacak cinsten fiyata sahip. Avusturya'nın ilk 5 kentinden biri olan Graz Macaristan ve Slovenya ile komşudur. Zagreb, Maribor, Viyana ve Salzburg gezi planlarınız ile rahatlıkla birleştirebilirsiniz. Graz Nerede derseniz aşağıdaki haritadan nerede olduğunu görebilirsiniz. Graz'a nasıl gidilir ve Graz ulaşımı ile ilgili sorulara aşağıda yanıt vermeye çalıştık. Graz'da ulaşım konusu her Avrupa kentindeki gibi alternatifli. Gerek Havalimanı ulaşımı gerekse diğer şehirler arasındaki ulaşımı konusunda zorluk çekmeyeceksiniz. Bizim Rotamız : Graz-Hallstatt-Salzburg-Munih şeklindeydi. Benzer bir rota çizebilirsiniz. Graz Havalimanı oldukça küçük. Abartmıyorum Kastamonu Havalimanı'ndan hallice. Gelgelim bu küçük havalimanı asabi polisleri barındırması ile de kendini bize tanıttı. Havalimanına inen uçak yolcularını indirdikten sonra pasaport kontrolüne geçtik. Polis memuru bir çağırdı, bir kovdu, meğerse çizginin ucunda bekle demek istiyormuş. Kaç gün kalacağımızdan nereden döneceğimize kadar sordu da sordu. Politik sorunlar diye düşündük. Bozuk para bulundurumanız faydanıza olur. Eğer bozuk paranız yoksa hemen havalimanına dönüp içerdeki süpermarketten birşeyler alabilirsiniz. Fiyatlar şehir merkezindeki fiyatlar ile aynı. Otobüs şehrin tam merkezine gidemiyor, yakınlardaki Jakominiplatz'a bırakıyor. Yol boyunca müstakil şirin Avusturya evlerini göreceksiniz. Graz'dan diğer şehirlere kolaylıkla geçebilirsiniz. Graz'dan Salzburg'a gitmek için şehrin ana ulaşım istasyonu olan tren garı Graz HBF'ye ulaşmanız gerekiyor. Şehir merkezine yakın bir uzaklıkta bulan tren garının hemen yanında bizim de kullandığımız otobüs garı var. Buraya ulaşmak için şehir merkezinden 1 nolu tramvayları kullanabilirsiniz yada bizim gibi yürüyebilirsiniz de. Graz'dan Viyana'ya gitmek için ve diğer Avusturya şehirlerine ulaşmak için kullanılacak yöntem yukarıda bahsettiğimiz yöntem ile aynı. Graz'da önemli meselelerden biri de konaklama. Graz'da nerede kalınır sorusuna cevap olarak nerede kalınmaz şeklinde de yanıt verebiliriz. Graz'da kalmak için her şehirde olduğu üzere kendin old town bölgesi ile Hernengasse caddesi ve yakınındaki yerleri tercih edin. Biz konaklama tercihimizi biraz daha ekonomik seçenek olan nehrin diğer tarafındaki Mariahilf Otel'de kullandık. Orta büyüklükteki odaları, kahvaltısı ve merkeze olan yakınlığı ile hiç zorluk çekmedik. Şehrin modern sanat müzesi Kunsthaus Graz'ın hemen arkasında yer alıyor. Agoda'dan bu seyahatimizde 2 farklı rezervasyon gerçekleştirdik ve booking tarzı sitelerden daha uygun fiyatları bulduk. Ayrıca Agoda seyahatiniz sonrasında birdahaki kullanım için hediye kartları da veriyor. Güvenebilirsiniz. Graz açıkçası yeme-içme konusunda bir çok alternatifi barındıran bir tarafı var. Çok uzun zaman kalmadığımız için sadece bir öğün yemek yeme şansımız oldu. Oda sevilen blog oitheblog'un tavsiyesi ile gittiğimiz Freigeist isimli hamburgerciydi. 2 kişi için çizburger ve içecekler için 25 eur ödedik. Mekan Herrengasse caddesinin sonunda bir ara sokakta yer alıyor. Yine bir bina avlusuna bakan bahçesi var. Burgerlere lezzet konusunda tam puan versekte kola satmadıklarını öğrenince üzüldük. Limonata söylediğimizde ise 5 farklı limonata türü sayıp \"Orange\" istediğimizi söylediğinde portakallı maden suyuna benzeyen tadı ile içine portakal dilimi atılmış bir limonata geldi. Açıkçası mutlu olmadık. Onun dışında kahvaltıyı dışarıda yapmadık eğer yapsaydık kent merkezinde güzel fırınlar gördük, muhtemelen birer sandoviç almayı düşünebilirdik. Lafı gelmişken şehirdeki en eski fırın Hafbackeri Edigger'i Hofgassede ziyaret ettik. Açıkçası dışardan göründüğü kadar içeri de zenginlik bulamadık. Fiyatlar pahalı, kraker tarzı küçük bir paket 4 Euro idi. Burayı Avusturya'daki en eski fırınlardan biri olması olduğunu öğrendik. (1569) Açıkçası gidip görülesi ve görkemli kapısına dokunalısı. Graz'da bunun yanında Yunan, İtalyan, Türk mutfağına ilişkin mekanları da gördük. Test etmediğimiz için açıkçası buraya gidin diyemiyoruz. Seyahatimizin en büyük süprizi aufsteirern isimli festival oldu. Graz halıkının sokaklara dökülüp saatlerce dans ettiği her meydanında ayrı bir konserin, her avlusunda ayrı bir müzik grubunun canlı müzik yaptığı ve şehrin tüm yollarının kapatıldığı bir etkink Aufsteirern. Aufsteirern için Graz planı yapmadan önce mutlaka sitesinden tam tarihlerini öğrenin. Şehrin içinde geleneksel kıyafetlerini giyip sokaklara dökülen halk Styrian halk kültürünü Avusturya'nın en büyük köy meydanına dönüştürüyor. Şehir merkezindeki cadde ve sokaklarda standlar kuruluyor. Çeşit çeşit peynirler, tatlılar, dondurmalar, biralar, içecekler eşliğinde insanların mutluluğunu görerek bu eğlenceye ortak oluyorsunuz. Graz'da Gezilecek Yerleri sıralamadan evvel şehri 2 ayrı bölümde kenti incelemek mantıklı olacaktır. Schlossberg Tepesi ile eski şehir merkezi. Burada kentin müzeleri ve ücretli alanlarına girmek için güzel bir uygulama olan Universalmuseum Joanneum düşünülmüş. 24 saatliği 13 Euro olan biletiniz ile aşağıda detaylarını vereceğimiz Eggenberg Sarayı, Kunsthaus, Neue, Styrian Armoury gibi 12 alanı kapsayan yere ücretsiz girebiliyorsunuz. Meydanları, sokakları, avluları ve gotik binaları ile dikkat çeken kent merkezinde Orta Avrupa'nın en iyi korunmuş şehir'ini bulacaksınız. Herrengasse caddesi kentin ana meydanı Hauptplatz ile Jakominiplatz arasında bulunur. Şehrin en işlek caddesi tramvay ve yayalara açık olup, kentin en güzel binalarını barındırır. Landeszeughaus yukarıdaki Landhaus'un yanında Herrengasse'de bulunur. Dünyanın en büyük tarihi silah kolaeksiyonlarından birine sahiptir. 30.000'den fazla eserin yer aldığı müzeyi Nisan ekim arası 10:00-17:00 saatleri arasında 9 Eur karşılığında ziyaret edebilirsiniz. Şehrin ana meydanı Hauptplatz Herrengasse'nin başında yer alır. Belediye Binası Rathaus bu meydanda bulunur. Meydanda Arşidük Johan'nın 1878'de yapılmış fiskiyeli havuzu bulunur. Bu meydanda köşe başında yer alan turuncu renkli bina dikkatinizi çekecektir. Savarovski'nin butiğine evsahipliği yapan süslü binaya dikkatlice bakın süslerin içinde saklanmış burun ve ağızlar göreceksiniz. Buradan yukarıya doğru uzanan Sporgasse sokağını takip ettiğiniz de 2 blok sonra geniş bir avluya açılan Töton Şövalyeleri Malikanesi bulunurken karşısında 1343 yılında Graz'ın en eski klisesi Stiegen bulunuyor. Hemen yan tarafta ise Saurau Sarayı 1566'da Windischgratz tarafında ihtişamlı bir şekilde inşa edilirken binanın çatısına bakmayı unutmayın. Bir Türk askeri yabancıları korkutmak için monte edilmiş. Burdan yolunuzu sağ taraftaki sokağa çevirebilirsiniz. Hofgasse sokağında yukarıda bahsettiğim saray fırını var. Bu sokağı takip ettiğinde Glockenspielplatz meydanında saat 11:00,15:00 ve 18:00 de çalan çanlar ile birlikte kuklaların gösterisi başlar. Bu meydandan ana cadde Herrengasse'ye Stempfer sokağından dönebilirsiniz. Bu sokakta butikler ve alışveriş yerleri bulunur. 1438/1464 yılları arasında saray katedrali olarak inşa edilmiştir. Graz Katedralinin içi de dışı gibi görkemli bir yapıya sahiptir. Katedralin önünde küçük bir alanda 1480 yılında kente musallat olan 3 afetin resmi bulunuyor. . Aynı yerde Habsburg Hanedanlığı'nın örkemli kraliyet mozelesi bulunur."} {"url": "https://cengizselcuk.com/halfeti-gezilecek-yerler", "text": "2000 yılında başlayan Birecik Barajı'nın su tutması ve yükselmesi bir batık şehir ortaya çıkardı. Halfeti geriye batan bir şehrin yanında hüzün hayal ve umutları bıraktı. Yalnız Şanlıurfa'ya bağlı olan Halfeti değildi sular altında kalan, batık cami olarak bilinen Savaşan Köyü ile Birecik Barajı yakınındaki mozaikleri ile ünlü Zeugma Antik Kenti'de barajdan nasibini aldı. Hatay ile başlayıp Midyat'a kadar süren 5 günlük bir Güney Anadolu Turu'nun bir noktası idi Halfeti bizim için. Hazırladığımız Halfeti Gezi Notları'nda bir Halfeti Gezi Rehberi oluşturduk, konaklama, tekne turu, ulaşım ve yemek konuları ile Halfeti'de Gezilecek Yerler Listesi yaptık. Fırat nehrinin kıyısında kurulu Halfeti, Şanlıurfa'ya bağlı bir ilçedir. Fırat'ın doğusu Şanlıurfa'ya batısı ise Gaziantep'e bağlıdır. İhtiyaçlarının büyük bir kısmını yakın olmasından dolayı Gaziantep'e yapan halk, resmi işler için Şanlıurfa'ya giderler. Kendine özgü yapısı, 3000 yıllık geçmişi ile bir kültür hazinesi olan Halfeti, sahip olduğu Karagül'leri ile dikkat çeker. Bu güller o kadar dikkat çekmiş ki bir dizinin ismi bile olmuş. 2013 ve 2016 yıllarında Ece Uslu ve Yavuz Bingöl'ün başrollerini paylaştığı Karagül dizisi Halfeti de çekilmiştir. Bununla beraber 19 farklı kategoride de ödül almıştır. Asur Kralı III. Salmanassar tarafından Rumkale'de kurulan Halfeti o zaman Şitamrat adını taşıyormuş. (M. Ö.855) Hitit, Pers ve Makedon himayesinde kalan şehir 2. yüzyılda Bizans hakimiyetine girmiştir. 1. Haçlı seferi ile 11. yüzyılda başlayan Haçlı hakimiyeti 12. yüzyılda İlhanlılar ve Memluklar ile devam etmiştir. Sonraki yıllarda Yavuz Sultan Selim ile Osmanlı topraklarına katılan kent Rumkale ismi ile Halep'e bağlanmıştır. Bu tarihten sonra sınır kenti olma özelliğini kaybeden şehir 19. yüzyılda nüfusunun azalmasından ötürü Fırat nehrinin karşı kıyısına nakil edilmiştir. 2020 yılı Halfeti nüfusu yaklaşık olarak 41 bindir. 1954 yılında ilçe olmuştur. Günümüzde Birecik Barajı nedeniyle bulunduğu bölgeden 15 km doğuya taşınmıştır. Halfeti'nin komşu ilçeleri Birecik ve Bozova'dır. Halfeti citta slow yani sakin şehir ünvanını edinen yerlerden bir tanesidir. Bununla beraber Nüfusu 50.000'nin altıda olan yerleşim yerlerinin kabul edildiği sistemde, 2023 yılı itibari ile Dünya'da 268, ülkemizde 22 kent bu ünvanı 72 kriteri sağlayarak almıştır."} {"url": "https://cengizselcuk.com/hallstatt-gezi-notlari-hallstatt-gezilecek-yerler-hallstat-nasil-gidilir", "text": "Hallstatt isimli Avusturya köyü kendi ismi ile anılan gölün kenarında kurulmuş, Avrupa'nın en eski yerleşim merkezlerinden biridir. Unesco Dünya Mirası olarak korunan bu sevimli kasaba adeta yeryüzündeki bir cennet. Hallstatt gezi notlarımızda ulaşım, Hallstatt gezilecek yerler ile bu sevimli kasaba hakkında Hallstatt gezi rehberi olacak detaylı bilgiler vereceğiz. Ben Avusturya'nın bu kadar güzel olduğunu bilmezdim demiş gezginler görmeden önce. Hakikaten Hallstatt, Avusturya'nın Mozart'tan sonra dünyaya hediye ettiği ve UNESCO kültür mirasında yer alan bir kasabasıdır. - Muhteşem göl manzarasını arkanıza alıp harika fotoğraflar çekebilirsiniz. - Füniküler ile dağların tepelerine tırmanıp cam terastan manzarayı seyredebilirsiniz. - Yine aynı füniküler ile Halsstatt'taki tuz madenlerine ulaşabilir, turlayabilirsiniz. - Göl'de nostaljik, huzurlu veyahut romantik bir bot turuna katılabilirsiniz. Artık hangisini seçmek isterseniz. - Hallstatt'ta yer alan kemik ve bölge tarihini anlatan Welterbemuseum'u gezebilirsiniz. - Hallstatt'da hediyelik eşya alabileceğiniz birçok dükkan mevcut. En başta tuz olmak üzere, yanınızda götürebileceğiniz hediyeler alabilirsiniz. - Göl kenarında huzuru daha fazla hissedebilmek için ne kadar oturup etrafı seyredebileceğinizi size bırakıyoruz. Oturduğunuz vakit size selam veren yanıbaşınızdan ayrılmayacak kuğu ve ördekleri görüyor olacaksınız. Umarım onlara verecek çantanızda birşeyler vardır. Bizim oluşturduğumuz rotaya gelince. Biraz uçak biletleri fiyatlarını araştırarak İstanbul'dan Graz gidiş Münih dönüş olacak şekilde planladık. 5 gece konaklama yapıp Graz, Salzburg, Hallstatt ve Münih'i gördük. Siz'de benzer bir rotayı yapıp Avusturya'nın muhteşem köyü Hallstatt'ı bu rota ile keşfedebilirsiniz. Avusturya Hallstatt'a nasıl gidilir ? : Bu soruya direkt bir çırpıda yanıt veremezsiniz. Çünkü buranın yakınında bir havalimanı yok. Yakınındaki şehirlere ulaşıp oradan özel araç, tur ve toplu ulaşım araçları ile gelebilirsiniz. Avusturya'nın küçük köyü Hallstatt'a ulaşmak için biraz meşakatli bir yolculuğu göze almanız gerekiyor. Meşakatli dediğimiz şey gözünüzü korkutmasın, harika doğa manzaraları eşliğinde çok güzel köylerden, kasabalardan göl manzaralı doğa temalı mekanlardan geçeceksiniz. Aşağıda Avusturya'nın çeşitli şehirlerden nasıl ulaşım sağlanacağına dair notları görebilirsiniz. Salzburg'a Avusturya'daki en yakın şehir Salzburg arkadaşlar. Eğer planlarınızda Münih veya Salzburg varsa rotanıza Halsstatt'ı katabilirsiniz. Otobüs ulaşımı buraya ulaşmak için en sık kullanılan yöntem. Bunun için yalnız birkaç vasıta değiştirmeniz gerekiyor. Önce Bad Ischl isimli kasabaya otobüs ile ulaşıp, ordan tren ile Halsstatt'a aktarmak yapıyorsunuz. Yalnız istasyondan indiğiniz vakit hemen geldik diyemiyorsunuz çünkü istasyon gölün karşısında yer alıyor. Dolayısı ile kısa bir feribot yolculuğunuz olacak. Yolculuk esasen biraz pahalı. Avusturya'da maalesef ulaşım da fiyatlar da maşallah dedirtiyor. Fiyatlar ise aşağıdaki gibi. 150 nolu otobüs 10,80 Eur, Tren 8,40 Eur, Feribot 2,5 Eur. Bunlar tek yön ücretler bir de dönerken bu ücretleri ödüyorsunuz. Otobüs biletinizi şöförden, Tren biletinizi otomat makinelerden feribotu ise girişte alabilirsiniz. Salzburg'tan trenler ile yine Hallstatt'a ulaşım sağlamak mümkün. Bunun için önce Attang-Puncheim isimli bölgeye trenle geçiyorsunuz. Sonra Hallstatt trenine aktarma yapıyorsunuz. Bu rota yukarıdaki ilk rotaya göre mesafesi daha fazla ve fiyatlarını bilmiyoruz ama hem uzun bir rota hemde tren ücretlerinin pahalılığı bu rotayı pek mantıklı kılmıyor. Viyana'dan buraya ulaşmakmak için ciddi bir mesafeyi katetmeniz gerektiğini belirtmek isteriz. Çünkü google maps üzerinden mesafe ölçümü yaptığınızda çıkan sonuç 300 km çıkıyor. Viyana'dan Hallstatt'a ulaşım yeri üzerinde Avusturya'nın büyük şehirlerinden Linz'de bulunuyor. Alternatif bir lokasyon olabilir. Yine buraya ulaşmak için Attang-Puncheim isimli istasyondan aktarma yapıp indikten sonra feribot ile Hallstatt'a ulaşabiliyorsunuz. Viyana'dan alternatif gidilecek yer arıyorsanız 1 saatlik mesafesi ile tercih edebileceğiniz Bratislava var. notlarımıza da bakabilirsiniz. Son olarak ulaşım ile ilgili son alternatif araç kiralamak. Bizim gibi yurtdışında araç kiralamak ile ilgili terddütleriniz yoksa ve biz Adana'larda kullandık hocam Avusturya neki derseniz kiralayın bir araba havalimanında yollar sizin olsun. Yol üstünde yemyeşil kasabalar ve gölleri görerek harika bir yol keyfi yaşayacaksınız. Burada ne zaman gidilir diye bir soru sormak aslında buranın kıymetini güzelliklerinin değerini düşüren bir soru olurdu. Her mevsim güzel olan bu şirin köy için gidilesi en güzel zaman kış ayları olmasa gerek. Mümkün mertebe dışarıda olacağınızdan ve sokakları arşınlayacağınızdan üşüyün istemeyiz. Bu yüzden bahar-yaz ayları en uygun dönem çünkü teleferik, tuz madenlerininde açık olduğu dönem bu dönem. Sadece Halsstatt'ı görüp Avusturya'dan ayrılacağınızı düşünmüyoruz, bu yüzden Hallstatt üzerinde konaklama yapmak hele ki aşırı fiyatları gördükten sonra bu fikre hakverebilirsiniz. Hallstatt için gezilecek yerler ve geçireceğiniz bir günün yeterli olacağını düşünüyoruz. Ama ben bu yerin sabahını da akşamını da görmeyelim diyenlerdenseniz aşağıdaki linke tıklayıp otel sorgulayabilirsiniz. Hallstatt'ta küçük bir yer, dolayısı ile baştan sona bütün sokakları dolaşın, karşınıza mutlaka ilginizi çekecek bir şey, obje, süslü bir ev çıkacaktır. Hallstatt Avusturya gezilecek noktalar aşağıda sırası ile alt alta sıraladık. Sadece Hallstatt değil yakınında ziyaret edebileceğiniz yerlerden de serpiştirdik. Feribottan iner inmez hemen karşınızda göreceksiniz. Köyün şirin meydanı. Hemen kilisenin karşısında yer alıyor. Saatlerce bakabilir, fotoğraf çekebilir oturabilir hatta hiç ayrılmak istemeyebilirsiniz. renkli evlerin sıralanmış balkonlarında renkli renkli çiçekleri görüp \"keşke benim olsa\" demeden kendinizi alamıyorsunuz. Aslında bu sevimli köyde görmek istemediğiniz bir yer neresi diye soracak olursak sanırım burasını gösterirdiniz. 17. yüzyıldan buyana mezarlıkta yer kalmadığı için ölü insanların kafataslarını alıp buraya yerleştirip çeşitli renklere boyamışlar. 1000'den fazla kafatası burada sergilenmeye başlanmış. Beinhaus köyün Katolik Kilisesi Maria Am Berg'in arka tarafındaki bahçede bulunuyor. Buraya gelmek için Kirchenweg'in merdivenlerini turmanmanız gerekiyor. Ayrıca buradan güzel manzara fotoğrafları kadrajlayabilirsiniz. Artık Hallstatt'daki aktivitelerin sonuncusuna yaklaşıyoruz. Efendim köy meydanından iskeleyi arkanıza alıp yürümeye devam ettiğinizde karşınıza sağ tarafınızda devasal bir yüksekliğe tırmanan bir füniküler göreceksiniz. Bu füniküler sistem sizi tepelere çıkarırken Skywalk denilen cam bir terasa ulaştıracak. Buradan tüm köyü ve hatta Avusturya'yı görebilirsiniz. Belki buradan ilerleyen zamanlarda bir yamaç paraşütü deneyimi sunabilirler. Tümünü kapsayan tur ise : 30 Eur. Eğer 2 kişi geldi iseniz fiyat 60 eur eder. Fiyat düşündürücü olunca biz şansımızı başka bir bahara bıraktık Zalım Halstatt diyerek. Salzwelten'in tur düzenlediği Hallstatt dışında 2 madeni daha var. Salzburg yakınlarındaki Hallein ve Altaussee. Eğer planlarınızda Salzburg varsa Hallein'de Salina Celtic Village isimli bir ortaçağ köyü oluşturulmuş. Daha fazla detay için https://www. salzwelten. at sitesini ziyaret edebilirsiniz. Halsstat'a gelirken yol üstünde otobüs camından gördüğümüz harika köyler var. Bazen keşke daha çok vaktimiz olsaydı diyoruz. Wolfgang Gölü kenarındaki St. Gilgen içinden tepelere doğru çıkan teleferik hattı ile gönlümüzü kazanırken Fuschlsee gölü kenarındaki Fusch am See köyü ise derin bir iç çekmemize neden oldu. Son durakta indiğimiz Bad Ischl köyü ise artık şehir mi demek gerek bilmiyorum içinde Mc donalds bile vardı ve dönüş yolunda kısa bir tur yapma şansına da nail olduk burada. Bad Isch Gezilecek Yerler açısından da zengin bir kent. Bad Ischl'de bir de saray pastanesi olarak dillendirdiğimiz bir pastane vardı. Adı Konditorei olan ve Pfarrgasse caddesinde yer alan bu pastanede gözümüzü doyurmaktan öte sayıda pasta gördük. Güzel tatlara sahip Konditorei'yi Bad Ischl'de tavsiye ederiz. Hallstatt'ın nüfusu yaklaşık olarak 1000 kişiden oluşur. Ancak burada o kadar fazla sayıda turisti ağırlıyor ki var olan nüfusu çok fazla katlıyor olabilir. Hallstatt uzakdoğuda o kadar çok sevilmiş ki buraya geldiğiniz de kendinizi bir uzakdoğu kasabasında sanabilirsiniz. Çok fazla sayıda asyalı turist göreceksiniz. Hatta Çin kendi ülkesinde birebir replikasını oluşturmuş. Görmek isterseniz: Çin'deki Hallstat Köyü. Hallstatt ucuz bir yer değil, sadece tek kişilik bir toplu ulaşım Salzburg'tan 35 Euro tutuyor, eğer 2 kişiden fazla iseniz araç kiralaması mantıklı olacaktır. Hallstatt dışında otopark noktalarına aracınızı bırakabilirsiniz. Halsstat'ta Füniküler'e doğru orta büyüklükte bir market var. Nispeten su ve atıştırmalıklarınızı buradan alabilirsiniz. Hallstatt'ta yemek yeme fırsatı bulamadık ama göl kenarındaki bu çınar altındaki mekan Braugasthof'u çok sevdik. Tatlı+kahve ikilisi konusunda iddaalı imiş. Bizden demesi. Teşekkürler, beğendiğinizi umuyoruz. Aşağıdan turunuza katkı sağlayacak diğer yazılarımızı okuyabilirsiniz. - 150 otobüs saatleri - avusturya hallstatt - avusturya kayak tatili - Bad Ischl gezi notları - en güzel köyler - güzel köy - hallstatt - Hallstatt - salzburg ulaşımı - hallstatt a nasıl gidilir - hallstatt avusturya - hallstatt gezilecek yerler - hallstatt hava durumu - Hallstatt maden turu fiyatları - hallstatt nasıl gidilir"} {"url": "https://cengizselcuk.com/hayaller-ve-mitler", "text": "Elgiz Müzesi Koleksiyonu 2001 yılında Dr. Mimar Can Elgiz ve Sevda Elgiz tarafından kurulmuş özel bir koleksiyon müzesidir. Gayrimenul yatırımları ile bilinen mimar İstanbul'daki \"Giz\" markalı gökdelenleri yapan iş adamı olarak bilinir. Bilinen diğer bir yönü ise tam bir sanat düşkünü olmasıdır. Midilli'den göçen ailesindeki kökenlerinde koleksiyonerlik olan Elgiz hakkında merak ettiklerinizi Can Elgiz ve Koleksiyonerlik isimli röportajından okuyabilirsiniz. 2010 yılında 2000 metrelik terasını her yıldan farklı bir tema ile genç ve deneyimli sanatçılara platform oluşturan açık hava heykel ve art sergi alanına dönüştürmüştür. Elgiz Müzesi Yenikapı Hacıosman Metrosu'nun İtü-Ayazağa İstasyonu Plazalar çıkışında, Maslak Meydan Sokak'taki Beybi Giz Plazanın girişinde bulunuyor. Pazar, Pazartesi ve resmi tatil günlerinde kapalı olan müze 10:00-16:00 saatleri arasında ücretsiz gezilebilir."} {"url": "https://cengizselcuk.com/hereke-gezilecek-yerler-hereke-gezi-notlari", "text": "Kocaeli'nin Körfez ilçesine bağlı Hereke, Gebze ve İzmit arasında Marmara Denizi kıyısında yer alır. Güneydeki deniz kıyısında ise Karamürsel yer alır. Aşağıda bir haftasonu kahvaltısında buluştuğumuz Hereke Gezilecek Yerler listemiz ve Hereke Gezi Notlarımız bulunuyor. Hereke denince akıllara halı gelir çünkü halı denilince de akıllara gelen Hereke'dir. Hereke Osmanlı zamanında ortaya çıkmış ve bu anlamda kendini tanıtan ilklerden biri olmuş. O zamanki dönemdeki sarayın konforuna yakışacak en güzel halılar burada dokunurmuş. Şimdilerin Hereke'si ise haftasonu kahvaltılarının yapıldığı, huzurlu sakin bir sahil semti olarak ön plana çıkıyor. Hereke Nerede ? : Hereke İzmit'in Körfez ilçesi ile Gebze arasındaki Marmara sahilinde yer alır. Ön tarafı sahile arkası ise yamaçlara bakar. Hereke'ye ulaşımanın en kolay yolu kendi aracınız iledir. Eğer İzmit tarafından gelecekseniz halk otobüsleri ile veya vapur ile ulaşabilirsiniz. Aynı vapurların Karamürsel, İzmit, Hereke arası seferleri de mevcuttur. Aslında Hereke için tüm gününüzü geçirecek kadar vakit harcamanın mantıklı olmayacağını söylemek gerek. Civardaki diğer rotalar ile birleştiğinde daha güzel sonuçlar ortaya çıkabilir. Ballı Kayalar Tabiat Parkı'da bu alternatiflerden bir tanesi. Gelelim Hereke rotamıza, ilk olarak tem otoyolu üzerinden giriş Hereke'ye giriş sağladık, ve sahil yolunu izledik. Sırasıyla yazının sonralarında bilgi vereceğim, Hereke Kalesini, Milli Saraylara ait dokuma fabrikasını ve Wilhelm Köşkünü gördükten sonra arabamızı genişçe bir yer olan ücretsiz otoparka bıraktık. Kahvaltı yapmak için ise Marina Cafe'ye yöneldik. Marina bölgesinde güzel bir koy içinde bir kordon boyu oluşmuş, bu kordon boyunda insanlar güneşi havanın tadını çıkararak yürüyüşler yapıp parklarda denizi seyre dalıyorlar. Marina Cafe hemen Marina'nın uç noktasında bulunuyor. oldukça güzel bir manzaraya da sahip. Buradan Wilhelm Köşkü'nü çok güzel bir şekilde kadrajlamanız mümkün. Marina Cafe'de kahvaltı menusü hem göze hem de damak tadına hitap ettiğini söylemeden geçemeyeceğim. iki kişilik bir menu fiyatı yazının yazıldığı tarih itibari ile 175 TL (Ocak23) içinde kavurmadan peynir tabağına, bal kaymaktan sınırsız çayın yanı sıra denize karşı keyif yapacağınız dakikaları içeriyor. Marina Cafe için rezervasyon yapmak isterseniz (0262) 511 29 49 telefondan bilgi alabilirsiniz. Ayrıca sahil boyunca piknik alanları, mevsim balıklarını tüketebileceğiniz balıkçılar, çay bahçeleri ve parklar var. Buraya sadece kahvaltı için değil diğer öğünler için de ziyaret edebilirsiniz. Bu ihtiyacı karşılayacak en popüler balık restoranı ise Halit Balık Restaurant. Fabrikanın tarihinin oldukça eski olduğunu belirtmekte fayda var. 1845 yılında kurulan fabrika, başta Dolmabahçe Sarayı olmak üzere kasır ve köşklere kumaş perde, yatak ve masa örtülerinden oluşan geniş bir üretim ağıyla ihtiyaçlarını karşılamış. 1891 de ise Sultan 2. Abdülhamit üretim kapasitesini arttırıp halı ustalarını Hereke'ye davet etmiş. Bu aşamadan sonra Hereke artık Osmanlı'nın bir markası olmuş. Cumhuriyet döneminde Sümerbank çatısı ile üretime devam eden fabrika 1955 yılında Milli Saraylar'a bağlanmıştır. Günümüzde bir müzeye dönüştürülmüş olan fabrika ziyarete açık. Müzekart geçerlidir. Tarihi Roma İmparatorluğu dönemine dayanan Hereke Kalesi'nin restorasyon çalışmalarıyla birlikte ziyarete açılmıştır. Matrakçı Nasuh'un minyatür çizimlerinden yararlanılarak Kale aslına uygun olarak düzenlenmiştir. Hereke Kalesi toplamda 350 metre sur uzunluğu, 5 metre sur yüksekliği, 9 metre burç yüksekliği ile 4500 metre kare alana sahiptir. 1884 yılında Alman İmparatoru 2. Wilhelm'in ziyareti nedeniyle Yıldız Sarayında yaptırılıp buraya monte edilmiştir. Halı Fabrikasının hemen yanında bulunan köşk ilk prepabrike özelliğini taşır, Wilhelm'in bu jest üzerine sonraki ziyaretinde İstanbul Kadıköy'deki boğa heykelini hediye ettiği bilinir."} {"url": "https://cengizselcuk.com/igneada", "text": "Aklımda bir dilime pelesenk Teoman şarkısı : Ruhidir benim adım, hiç çıkamam evimden... dostlar uydururum hayali/ mutluyum bu yüzden... bir çiçek dürbününden, insanlara bakarken.. bir gün bir istasyon gördüm.. tenleri geciken. Sözlere uygun bir yazı değil ama bu şarkı tam bir yol şarkısı... direksiyon başında söylemesi keyifli, eğerki sesinize tahammül edemeyen birileri yoksa da tehlikeli. İstanbul'un haftasonu rotası İğneadayı deneyimledik ve yapılacaklar ile ilgili İğneada Gezi Rehberi & iğneada Gezilecek Yerler notlarını çıkardık."} {"url": "https://cengizselcuk.com/inferis-seyahat-teftis-ve-cinayet-romani", "text": "Mahfi Eğilmez yılların eskitemediği ekonomi üstadımızı cinayet romanı yazarken bulmak günümüz Türkiye'si için sevindirici mi yoksa hazin bir görüntü mü karar veremedim. Benim gözümde Mahfi Hoca'nın kaleminden Dünya Ekonomi tarihini okuyup, faiz enflasyon para kavramlarının temellerini atmak her daim kolay olmuştu. İşin popülist tarafı hakkında cümle kurmak yerine İnferis'te neler anlatmış bu yazar onun detaylarına bakalım. Yazının bir bölümü kitap hakkında detay içereceğinden bundan rahatsızlık duyacaklar için baştan uyarımı yapmış olayım. Öykü iş adamı Mehmet H.'nın şüpheli ölümü üzerine tasfiye halindeki şirketini incelemek üzere görevlendirilen Murat'ın raporunu yazmaya kanıt araması ve teftişi ile başlıyor. Önce çok gizli ifadesi ile görevlendiriliyor Murat, ardından incelemesini yapmak üzere İstanbul'a taşınıyor. Mütevazi bir yaşama sahip olan Murat işini düzgün ve layığı ile yapmaya çalışan liyakat sahibi bir memur. Ancak teftiş sırasında öyle bilgi ve bulgulara ulaşıyor bazen bir cinayet masası komiseri, bazen de bir savcı gibi bütün işi çözmek için olağanüstü çaba ile çalışıyor. Bir rüşvet çarkını belirlemek üzere özel izin ile Cenevre'ye uçuyor, oradaki gizli banka hesaplarına ulaşmak için illegal yollara girip sözel bilgiler alıyor. Ardından küçük bir turistik gezi ile Lozan ve Montrö şehirlerini keşfe çıkıyor. Ardından Ankara'ya dönüp tehdit mektupları alıyor. Esasen cinayeti çözmek üzere Murat'ın yakaladığı 2 ipucunda biri modern polisiye romanlarının yeni keşfi olabilir. Biri Google Maps Timeline isimli telefon uygulaması üzerinden konum yakalama, diğeri ise İsviçre bankalarına bakanlar için yapılan rüşvetlerin tutulduğu defter. Bu iki ipucu Murat'ın en büyük kanıtı. Tabi iş adamının kızı Hale'nin topladığı kanıtları diğer bir kenara koyuyoruz. Kitap hakkında eleştiri yapılacak çok nokta var. Ancak ben Murat'ın mükemmel kişiliği hakkında bir kaç not iletmek isterim. İşini muhteşem yapan bu karakter aynı zamanda sanattan ve edebiyattan anlıyor, eğitimini geri planda bırakmadan bir de doktora yapıyor. Hatta bir bölümde Hose Saramago'dan Körlük ve Lizbon Kuşatması Tarihi ile ilgili Murat'ın ağzından bilgiler okuyoruz. k. Çok mu fazla harika karakter demekten kendimi alamıyorum. Bütün bu konulara girmişken Körlük ve Saramago'yu anımsamak kitabın kattığı güzel bir hediye. O yüzden onu anlatan ufak bir paylaşımı buradan yapayım Ünsal Ünlü aracılığı ile. Vaktiniz olursa dinleyin. Kitap bir çok polisiye öykü gibi akıcı. Tabi bunu yazarken beklentiniz Baş komiser Nevzat yada Osman Aysu akıcılığı olmasın. Çünkü her buluşmada filtre kahve içen karakterler, bir adrese ulaşmak için sürekli konum paylaşan bir kitaptan söz ediyoruz. Zaten kitabı okurken cinayeti kimin işleyeceğini az çok tahmin ediyorsunuz. Onu paylaşmıyorum."} {"url": "https://cengizselcuk.com/ipek-gezi-rehberi", "text": "Kosava'nın ve Balkanların güzel kenti İpek'teyiz. Onun bir çok adı var. Biz İpek diyoruz. Arnavutlar Peja, Sırplar Pec diyor. Kosova'nın gizli bir köşesinde ziyaretçilerini bekleyen İpek, yeşil doğası, temiz havası, tarihi geçmişi ve yöresel tatları ile güzel bir rota oluşturuyor. Rugova Kanyonu eteklerinde kurulu bu kenti bizde kısa süreli keşfetme şansına sahip olduk ve İpek Gezi Rehberi'ni hazırladık. . İpek bölgede 12. yüzyılda kurulan Sırp Ortadoks Kilisesi'nin patrikhanesinin kurulduğu yer olması nedeniyle Sırp tarihinde önemli bir yer tutar. İlk yerleşimler 6. ve 7 yüzyıllarda Slav göçleri ile yaşanmıştır. Bölgedeki Osmanlı hakimiyeti 1389 yılında Kosova Savaşı başlamıştır. Ancak bu tarihten önce de Müslüman olmayan Türk yerleşimleri bölgede olduğu çeşitli kaynaklardan doğrulanmıştır. Balkan Savaşları sonucunda kaybettiğimiz topraklar arasında kalan kent, 22 Mart 1913 Londra Sefirler Toplantısı sonucunda Sırbistan sınırları içinde kalmıştır. İpek'in ve Kosova'nın bağımsızlığı tıpkı Prizren gibi Yugoslavya'nın dağılması sonucu bölgedeki savaşların sonucu oluşmuştur. Hala Sırbistan sınırları içinde kalan ve balkanlardaki en kalabalık Müslüman nüfus'un yaşadığı Sancak Bölgesi bu şehrin çok yakınındadır. İpek tarihi ile ilgili diğer bir bilgi de şehrin içinde Osmanlı'dan yadigar yapıların olduğudur. Camiler, çarşılar ve diğer Osmanlı izleri onu bizden bir şehir yapmaya devam etmektedir. İstiklal marşı şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un babası İpekli Tahir Efendi'nin memleketi İpek'tir. İpek'e ülkemizden ulaşmak için en uygun seçenek Kosova'daki tek havalimanı olan Pristine Havalimanı'nı kullanmatır. İstanbul'dan Pristine'ye düzenli uçak seferleri yapılmaktadır."} {"url": "https://cengizselcuk.com/istanbulda-gezilecek-yerler", "text": "Türkiye'nin hemen her noktasından İstanbul uçak bileti alarak burada bulunan tarihi ve kültürel varlıkları yerinde görebilirsiniz. İzmir İstanbul otobüs bileti ya da farklı noktalardan alacağınız ulaşım alternatifleri ile bu şehre ulaşabilirsiniz. İstanbul'da gezip görmeniz gereken yerleri aşağıdaki başlıklarda bir araya getirdik. İstanbul denildiğinde akla gelen müzelerin başında Tarihi Yarımada'da bulunan Topkapı Sarayı gelir. İstanbul'un fethedilmesinden sonra inşa edilen bu müze, Osmanlı Devleti döneminde 400 yıl boyunca devletin idare merkezi unvanına da sahiptir. 3 Nisan 1924 yılında müzeye dönüştürülen bu saray, 300 bin metrekarelik bir alana konuşludur. İçerisinde 300 binden fazla eser bulunur. Saray, aynı zamanda dünyada bulunan en büyük saray müzesi olarak da bilinir. Bu sarayı hafta içi 10:00-17:30, hafta sonları ise 10:30-17:30 saatleri arasında ziyaret edebilirsiniz. Sultanahmet Camii, İstanbul'un ve Türkiye'nin en meşhur camisidir. Her yıl binlerce turistin ziyaret ettiği cami, Sultan 1. Ahmet döneminde yaptırılmıştır. Camiyi yapan mimar ise Mimar Sinan'ın öğrencisi olan Sedefkar Mehmet Ağa'dır. Ayasofya Camii ile karşılıklı olan caminin tam 16 adet şerefesi bulunur. Bu şerefeler Sultan 1. Ahmet'in Osmanlı Devleti'nin 16. Padişahı olmasını simgeler. 43 metre yüksekliğe sahip olan caminin kubbelerinin çapı ise 23,5 metredir. Cami, özellikle Cuma günleri, bayram günleri ve önemli cenaze törenlerinde çok kalabalık olur. Bu nedenle camiyi ziyaret etmek için sakin olduğu dönemleri tercih etmeniz çok daha mantıklı olacaktır."} {"url": "https://cengizselcuk.com/izmir", "text": "İzmir denilince yüzü gülenlerden misiniz? En azından ufak bir tebessüm. Biz İzmir ve İzmir Gezilecek Yerler isim tamlamasını görünce heyecan yapanlardanız. İzmir'de bir haftasonu ne yaparım derseniz İzmir Gezi Rehberi notlarımız size fikir verebilir. Takip eden bilir aslında. İzmir havayolu rekabetinin ve ulaşım süresinin kısa olması nedeniyle bir çoğumuzun listesinde olan ama uzakları bir görelim İzmir'e nasıl olsa bir gün gideriz yorumunun yapıldığı bir şehir. İşte biz de bu duygular ile İzmir'de 1 haftasonumuzu değerlendirdik. İstanbul Atatürk havalimanında cumartesi sabah THY ve 1 gün sonrasında Atlasglobal uçuşumuz ile bu güzel şehrimizi gezdik. Yolculuğumuz sabah 7:00 uçağı ile başladı, havada yazdan kalma bir gün, yaklaşık 40 dakika sonra inmiş oluyoruz. Araba kiralamayı uygun gördük, eğer GSM operatörleri ve Bankaların kart programlarını incelerseniz çok uygun fiyatlara araba kiralamanız mümkün olur."} {"url": "https://cengizselcuk.com/iznik", "text": "İznik etrafı çevrili surlarının içinde tarih kokan, sokaklarındaki çini dükkanları ile sanattan tarihe dalan, doğal güzelliklerinden gölü ile eşsiz huzuru barındırıyor. İznik Gezi Rehberi yazımızda tüm bu özelliklerin yanı sıra haftasonu alternatifi arayanların uğrak noktası. İznik Gezilecek Yerler ile birlikte bulabileceğiniz gezi rehberimizde İznik gölü kenarında bulunan Askania adlı işletmede neler yapabileceğinize dair notları da ekledik. Bursa'ya bağlı olan İznik gezinizde antik dünyadan başlayan bir yolculuğa uzanıp İznik Gölü'ne bakıp seyre dalacaksınız. İznik'te ilk yerleşimler M. Ö. 7. Yüzyıla uzanıyor. Büyük İskender'in komutanlarından Antigonos'tan ismini alan İznik, İskender'in ölümünden sonra İskender'in komutanlarından Lysimakhos'un eline geçmiştir. İşte Lysimakhos'un eşi Nicaea'nın adı kente bu tarihten sonra verilmiş. Anadolu'daki ilk şehirlerin kurulumunda İskender'in komutanlarının izleri vardır. Lysimakhos'un Efes'i, Antigonos'un Antigoniea'sı bunlardan bazılarıdır. İznik ayrıca Hristiyanlık için çok önemli bir olayı yaşamıştır. Hyristiyanlık dünyasının ilk toplantısının yapıldığı yer alan İznik'te, dünya üzerindeki 228 piskopos burada temel öğretileri oluşturmuşlar. Burada kutsal kitap İncil'in öğretileri değişmiştir ve antik döneme ait inanç sistemi de yerini Hristiyan inanç sistemine bırakmıştır. İznik Türk tarihi bakımından da önemli eserleri barındırır. Osmanlıya başkentlik etmiş olan kent içinde Osmanlı'ya ait birçok ilk sayılabilecek eser vardır. 11. yüzyılda ilk olarak Selçuklu egemenliğine giren kent ilk haçlı seferinden sonra tekrar Bizans hakimiyetine geçse de 14. yüzyılda Osmanlı Devleti buraya hakim olmuştur. Kentin bilinen bir diğer özelliği ise çini. Kent çarşılarında gezerken birçok çini satan dükkan ile karşılaşacaksınız. Kahvaltı kapları, vazolar ve niceleri. Hatta kendi çininizi yapabileceğiniz atölyelerde mevcut. Buradan ayrılırken yanınızda mutlaka bir çini obje alın. Kentin önemli bir özelliği ise gölü. Gölden tutulan yayın balığının tadına bakmanızı tavsiye ederiz. Ayrıca gölde kano ve tekne turu yapabilirsiniz. En güzeli de akşam gün batımını göle karşı seyretmek. Nisan aylarında gölde kano festivali düzenleniyor. İznik Bursa ilindeki İznik gölü kenarında kurulmuş tarihi bir kenttir. Orhangazi ve Gemlik Bursa'ya bağlı en yakın ilçelerdir. İznik'e ulaşım için en uygun ulaşım şekli arabadır. Çünkü İznik etrafında görülecek yerler olduğu için araçsız buralara ulaşım mümkün görünmüyor. İstanbul'dan ulaşım aşağıdaki şekillerde sağlanabilir. İstanbul'dan gelecekler için en iyi seçenek feribot. Yenikapı ve Pendik üzerinden İdo'nun arabalı feribotları ile ulaşım sağlayabilirsiniz. Ayrıca toplu taşıma kullanacaklar için Yalova'da feribottan indikten sonra kalkan minibüsler ile İznik'e ulaşabilirsiniz. Her saat kalkan bir araç bulunuyor."} {"url": "https://cengizselcuk.com/kampanyalar", "text": "Seyahat planlarının büyük bir kısmını uçak bileti ve konaklama harcamaları oluşturuyor. Banka ve hava yolu şirketlerinin kampanyalarını takip etmek ekonomik bir bütçe ile uçmak için olmazsa olmaz şartlar oldu artık. Hangi Kartı kullanmalısınız sorusu için kartları karşılaştırdığımız Kredi Kartları ile Bedava Uç sayfamıza göz atmanızı tavsiye ederiz. İşte bu ihtiyaca yardımcı olmak için sayfamızda kampanyalar sayfası oluşturmak istedik. Aşağıda bulacağınız linke tıkladığınızda bir EXCEL sayfası açılacak. Burada güncel kart kampanyalarını, uçuş fırsatlarını ve püf noktalarını paylaşacağız. Sizde dosyayı güncellemek ve fırsat girmek için tarafıma ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://cengizselcuk.com/kapadokya-balon", "text": "Deneyimini yaşadığımız kapadokya balon turunu ve tecrübelerini paylaşmak için bu yazıyı oluşturduk. Burada turlar ve teknik özelliklerinden çok balon turunu nasıl ekonomik bir fiyat ile bulduk onun bilgisini paylaşacağız. Öncelikle hangi balon firmaları faaliyette bulunuyor onlara bakalım. Kapadokya'da balon turu yapan 10'nu aşkın firma var. Şu andaki en çok bilinen firmalar Skyway Balloons, Atmosfer Balloons, Royal Balloon, Kapadokya Balloons, Anatolian Balloons, Voyager Balloons, Göreme Balloons, Göreme Balloons, Ürgüp Balloons, Kapadokya Balon Turca, Sultan Balloons, Kaya Balloons firmalarıdır. Bu firmaların dışında balon turu satan firmalar yüksek olasılık aracı acentalardır. Bu aracılar genellikle turu size satar ve komisyon alırlar. Genellikle tur günü ortadan kaybolan firmalar veya aracılar da olur. Bazı aracı firmalar güvenilirdir ve balon turu firmaları ile anlaşma yapıp daha uygun fiyatlı tur satabilirler. Sanırım burada da hangi balon firması ile uçtuğunuz son ana kadar belli olmaz. Tavsiyemiz rezervasyonu direkt balon turu firmalarından yapmanız şeklinde olacaktır. En çok kafa kurcalayan seçeneklerden biri de bu. Açıkçası ilk tercihiniz en uygun fiyatlı olan balon turu firmasını tercih etmek olacaktır. Biz balon turu ararken baya bir zorlandık. Çünkü şirket sayısı fazla ve belli bir fiyatın altına düşmeyen firmalar var. Tabiki de uçan balonun kalitesinden pilotun tecrübesine kadar bir çok etmen var. Lakin firmaların ciddi anlamda bu işe ehemmiyet gösterdiklerini gördük. Korkacak çok fazla bir şey yok eğer havalar çok kötü değilse. Havaların durumuna göre zaten uçuşların iptal olma olasığıda bulunuyor. Sırada Kapadokya Balon Turu fiyatları var. Öncelikle xxx Balloons' a gösterdiğiniz ilgi için teşekkür ederiz. Kapadokya'yı ziyaretiniz esnasında uçuş deneyimimizi bizimle paylaşmanızdan mutluluk duyarız. Standart Program; yolcularımızın kendi araçlarımızla merkezimize transferi ile başlar. Yolcularımız kayıt işlemlerini yapıp, çay, kahve, poğaça, kurabiye ikramlarını alırlarken pilotlarımız son yerel hava şartlarına göre rüzgar yönüne uygun müsait bir kalkış alanını seçerler. Burada balonların hazırlık aşamalarını seyrederler ve uçuş emniyeti ve uçuşla ilgili genel bilgilendirme pilotlar tarafından verildikten sonra uçuş başlar. Uçuş süresi 45 65 dakika civarındadır. Yolcu kapasitesi 20 kişidir. Uçuşun sonunda yer ekibimiz; sıcak hava balonculuğunun tüm dünyada geleneği haline gelmiş olan şampanya kokteyli veya meyve suyu ile kek ikramı yapar. Günün hatırası olarak tüm yolcularımıza sertifika verilir. Yolcularımızın otellerine dönüşleri yine kendi araçlarımız ile sağlanır. Ücreti kişi Başı Peşin Ödeme 130 Euro'dur. Fiyatlara KDV dahildir. Yolcu sigortası taşımaktayız. Visa/MasterCard/Amex ve birçok yabancı para birimi kabul edilmektedir. Uçuş tamamen hava koşullarına bağlı olup uçuş günü öncesinden balonun uçabileceği garanti edilemeyeceğinden kredi kartınız işleme alınmayacak sadece ayırmış olduğunuz yerleri garantilemek için tutulacaktır. Rezervasyon için ekte gönderdiğimiz ödeme formumuzu doldurup tarafımıza faks veya e-posta olarak göndermeniz halinde yer müsaitliğine göre rezervasyonunuz teyit edilecektir. Hava veya güvenlik nedeni ile uçuşun gerçekleştirilememesi halinde alınmış tüm ödemeler iade edilecektir. Tarafınızca yapılacak iptallerde uçuştan 48 saat öncesine kadar bizi haberdar etmeniz halinde herhangi bir ücret talep edilmez. Bu süreçten sonra yapılacak iptaller veya uçuşa katılmama durumu, son dakika iptali kapsamında tam ödemeye tabiidir. Herhangi bir sorunuz olması halinde yardımcı olmaktan memnuniyet duyarız. Bize söyledikleri fiyat 130 Euro idi. Biz İstanbul'dan Nevşehir'e 2 kişi o fiyattan aşağı uçmuştuk. 130 Euro ödemeyip nasıl uçabilirdik ? Diğer tur firmalarından da benzer dönüşler almıştık. Burada yeni bir bilgi öğrendik, balon firmaları anlaşma yapıp belli bir fiyat altına düşmemek için örgütlenmişler. Sanırım şöyle demiş olabilirler \"bu rekabetin bize faydası yok. Gelin birlik olalım nasıl olursa satacağız, en azından zarar etmeyiz\" bu fikri benimseyen firmalar tüketici dostu olmayan kararla birleşmişler. Dolayısı ile ucuz balon turu bulmak pek mümkün görünmüyor. Tur şirketlerine mail veya telefon ile ulaşın. Ne kadar erken zamanda ulaşabilirseniz o kadar fiyat avantajınız olabilir. Aldığınız fiyatları birbirleri ile karşılaştırın. Fiyatlar arasında az da olsa fiyat farkları olacağını göreceksiniz. Balon firması seçiminde seçtiğiniz turun yukarıda sıraladığımız firmalardan olması tercih nedeni olsun. Son olarak otelinizden mutlaka fiyat isteyip aracı olmasını isteyin. Otel müşterilerine balon firmalarının indirimleri olabiliyor. Balon turunu ucuza getiremediğinizi farz edin. Peki diğer masrafları nasıl azaltabilirsiniz ? Eğer az çok cengizselcuk. com sayfalarında yazılara denk geldiyseniz otel, uçak ve araç kiralama masraflarını genellikle kredi kartı sadakat programları ile gerçekleştirdiğimi bilirsiniz. Cüzdanımda bulunan 3-4 seyahat özellikli kredi kartı ile seyahatlerimizi puanlarla gerçekleştiriyorum. Araç kiralama işlemimizi Parafly kart ile gerçekleştirdik. Parafly kartın en güzel özelliği araç kiralama ve tur harcamalarında puanların 3 ile çarpılmasıdır. 150 4gün : 600 TL harcamayı ise 200 TL avans puan kullanarak gerçekleştirdik. Kapadokya'da balon ile uçmak için çok erken saatlerde uyanmak zorundasınız. Yani çok erken dediğim belki uyumamanız gerekebilir. Çünkü bizim otelden çıkış saatimiz saat 04:30'du. Sabah kalktığınızda üzerinize üşümeyeceğiniz bir şeyler alın mutlaka, çünkü ciddi şekilde serin olabiliyor. Tur firmasının servisi sabah sizi aldıktan sonra ilk önce toplanma merkezine götürüyor. Burada çay, kahve ve poğaça gibi ikramlarda bulunuluyor. Ardından yine aynı servisler ile balonların kalktığı alana gidiyorsunuz. Görsel bir şölene dönen alanda onlarca balon sırasıyla kalkıyor. Balonlar onu taşıyan arazi araçlarının kasasında bulunuyor. Tüm iniş ve kalkışlar bu aracın üstüne, veyahut yakınına yapılıyor. İlk önce sıcak hava balonu yere seriliyor ve vantilatörler ile içine sıcak hava basılıyor. Balon içindeki sıcak hava dolunca kalkışa hazır hale gelip pilotunuzun komutlarını bekliyorsunuz. Pilotlar uçmadan evvel nelere dikkat etmenizi gerektiğine dair açıklamalarda bulunuyor. iniş sırasında çömelmenizi kalkış sırasında sıkı tutunmanızı söyleyen yönergelerde bulunuyorlar. Açıkçası ilk aşamada korkmadık değil ama zamanla balondan inmek istemiyorsunuz. Burada kendimin yaşadığı bir tecrübeyi paylaşayım. Eğer aranızda benim gibi kel bireyler varsa balona binmeden evvel mutlaka bere yada şapka gibi bir kafanızı koruyan eşya bulundurun yanınızda. Çünkü uçuş sırasında sürekli sıcak hava basılması gerektiğinden kafanız sıcaktan rahatsız olabilir. Balon içinde farklı sürprizler sizleri bekliyor olabilir. Belki eşiniz ve sevdiğinizle balondasınızdır romantik bir uçuş aklınızda var. Fakat hiç susmayan telsiz sesi, yan taraftaki sürekli konuşan turistler bu tadı bozabilir. Eğer romantizm ölçüsünde Faruk Boran seviyeleriniz varsa balonu tek başınıza kiralayın:) Ayrıca olurda konsept bir evlilik teklifi için balon fikriniz varsa en azından balonu dolduracak kadar arkadaşınız yanınızda olsun deriz. Balon ile uçuş tecrübesini paylaşırken atlamadan geçmiş olmayalım balonumuzda bir evlilik teklifi de gerçekleştiğinden nasıl olur sorusunun cevabını paylaşabiliriz. Öncelikle pilot hiç çaktırmadan yerdeki ekip ile sürekli telsizde konuşuyor. Ardından balonun güzergahını bildirip ekibinde balonun önüne geçmesini bildiriyor. Yerden yaklaşık 20 metre kadar yukarıda uçan balonun önüne gelen ekip elinde pankartı balondakilerin göreceği şekilde açıyor. Ardından balonun içinde bir alkış, bir tufan ve woohooo'lar. Islık çalarak eşlik ettikten sonra pilotumuz tüm sabrıyla sorulan sorulara yanıt verdi. -Burdan Adana'ya uçabilir miyiz? + Eğer hava şartları uygunsa ve yeterli yakıt olursa olabilir. -Balona yönlendirmeyi bu iplerle mi yapıyorsunuz? +Evet, 2 farklı ip var. Biri balonun içindeki havayı baoşaltmaya yardım eder, diğeri yön vermeye yardımcı olur. Ama nereye gideceğimize rüzgarın yönü karar verir. Evet bu gibi soruların ardından ters yönden esen rüzgarın sıkıntı yaratabiliceğini düşünürken biz hiç rüzgarın esmemesi ile 1,5 saat havada kaldık. Sanırım 1 saati aşan uçuşlar VIP olarak adlandırılmakta. İstenilmeden avantajlı olmuş olduk. Uçuş süresi boyunca cümbüş eşliğinde yerde balonlara karşı fotoğraf çekmek ile meşgul onlarca kişiye İsmail Abi misali el salladık. Sanki uzaydan yeryüzüne ulaşan uzaylılar gibi Göreme'nin açık hava müzesinde farklı bir dünyayı keşfe gelmiş yaratıklardık. Yere nihayet indiğimizde balon ekibi bizi beklemekteydi. Masalar kuruldu, şampanyalar patlatıldıktan sonra hatıra fotoğrafları çekildi. Tabi bizim uçuşta ayrıca bir izdivaç hadisesi cereyan ettiğinden ek olarak bir pasta kestik. Ardından uçuş sertifikaları dağıtıldı. Uykulu başlayan günümüz servislerle otele bırakılmamızın ardından Kapadokya Üçhisar'daki kahvaltı ile devam etti. Kapadokya'da balonlar izin verilen 2-3 bölgede uçuş yapıyorlar. Ürgüp, Göreme, Avonos. Bölgelerdeki bütün balonlar aynı anda kalkamıyor. Kalkış süreleri farkı 1 saati bulabiliyor. Doğruluğu pek mümkün değil ama yalan da demiyelim, hani o çok kadrajlanan balonlara karşı kahvaltı konseptini bulmanız pek mümkün değil. Çünkü sözkonusu fotoğraflar genellikle otellere ait ve otellerde ortalama 08:00'de başlayor. O saatte pek havada balon göremezsiniz. Pilotlar konusuna değinirsek, yaklaşık 150 kişilik pilot kadrosu var. Bu pilatların sadece 9'u bayanmış. Biz şansımıza bir bayan pilot ile uçtuk. Eğer aranızda pilot olmak isteyenler varsa pilot maaşlarının 2000 Euro'dan başladığını belirtelim. Kapadokya'da sabah ve akşam olmak üzere 2 farklı uçuş var. En çok tercih edilen ise sabah uçuşları. Balonlar uçuş süresince yaklaşık olarak 600 metreye kadar yükselebilirler. Yükseklik korkusu olanlar için biraz sıkıntılı bir durum. Balon kapasiteleri 10 ila 20 kişi arasında değişmektedir. Balon sepetinde 2 kişinin sığabileceği büyüklükte bölmeler bulunur. En ortadaki bölme pilota aittir. Balonun üstünde bir de kamera bulunur. Tüm uçuşu ayrıca videoya çeker. Eğer 4 kişiden fazla bir grup iseniz bir tane uçuş videonuzun olduğu flash diski satın alabilirsiniz. Uçuş zamanında 100 TL ye satın alınabiliyordu. Uçuş için en uygun zaman bahar ayları. Eğer hava şartları kötüleşir ise uçuş ertelenir veya iptal olur. Onun için ziyaretinizin ilk günlerinde rezervasyon yapmaya gayret gösterin."} {"url": "https://cengizselcuk.com/kapadokya-gezi-rehberi", "text": "Kapadokya esasen bulunduğu bölge itibari ile geniş bir bölge olarak ön plana çıkıyor. Planınızı yaparken Kapadokya'nın hangi bölgelerinde olacağınızı planlamanız gerekecek. Kapadokya'yı üçgen veyahut bir kare şeklinde düşünebilirsiniz. Ortasında Göreme, Kuzeyinde Kızılırmak ve Avonos, doğusunda Ürgüp ve güneyinde Uçhisar ile Ortahisar. Kapadokya'nın farklı bölgelerinde görülecek yerler ve aktiviteler var. Bunun için planlarınızın içine mutlaka bir otomobil olsun ki rahat edin. Vaktinize göre Ihlara vadisine kadar gidebilmeniz mümkün. Kapadokya'ya giriş yaptıktan sonra peri bacaları konusundan bahsetmemek olmaz. Coğrafya bilgilerimize dönecek olursak bölgenin yakınlarında 2 farklı sönmüş yanardağ bulunuyor. Biri 3268 metre zirvesi ile Aksaray il sınırlarında kalan Hasan Dağı, diğeri 3916 metre zirvesi ile Kayseri sınırları içinde kalan Erciyes Dağı. Vaktiyle yanardağdan çıkan lavlar ve tüfler bölge üzerinde 100 metreyi aşkın bir tabaka oluşturmuş. Bu tabaka gerek rüzgar, gerekse yağışlar nedeniyle zaman içinde aşınarak şimdiki şapkalı sevimli halleri ile bu bacaları oluşturmuş. En güzel görüntülere sahip peri bacaları Paşabağlar bölgesinde dikkat çekiyor. Yazının gezilecek yerler bölümünde ayrıca değineceğim. Gerek yurt içinde gerekse yurt dışında Türkiye denildiğinde akla gelen ilk 10 tursitik aktivitenin içinde Kapadokya ve balon turu yer alır. Ancak bizim gündemdeki yeri ise balon turunun fiyatı olmuştur. İstanbul'a gelen turistlerin çoğu mutlaka 1-2 gününü Kapadokya turu ile tamamlayıp memleketine dönerler. Neyse konumuz bu değil. Bölgede Ürgüp, Göreme ve Uçhisar tarafında farklı şirketlere ait balon turu düzenleyen firmalar bulunuyor. Tavsiyem 30 ila 45 dakika süren bu deneyimi mutlaka yaşayın. Ben biraz bunu askerlik anısı gibi görüyorum. Askerlik biter anısı bitmez ya, balon turu da öyle. Zaman geçer ve hatırlarsınız. Olurda bir evlilik teklifi içindeyseniz daha da harika olur. Fiyatı biraz can sıkıyor maalesef. Kişi başı 100 Euro gibi bir bedel ödemeniz gerekiyor. Ancak buna değer. Genellikle sabah gündoğumu ile havalanan balonlara ulaşım otelinizden ilgili firma tarafından servisler ile alınıp hazırlık aşamalarına gitmeniz ile devam ediyor. Bu aktivite için Sabah 4:00 de uyanmayı göze almalısınız. Ufak bir atıştırma ve kahvaltıdan sonra balonlara binip havalanıyor ve bu enteresan coğrafyayı uzaydan gelen uzaylılar gibi havadan diğer balonlar ile beraber keşfediyorsunuz. Tecrübeli pilotlar sürekli telsizleri ile diğer pilotlar ile iritibat halindeler. Korkacağınız çok bir şey yok. Şahsen ben balkon korkuluğu gibi duran sepetin yan koruma alanı olunca nedense kendimi güvende hissediyorum. Sizde öyle denersiniz. Not: Sıcak hava balonlarına ait farklı rotalarda uçuşlar başladı. Pamukkale ve Göbeklitepe bunlardan 2 farklı alternatif ve maliyetlerinin daha ekonomik olduğunu öğrendik."} {"url": "https://cengizselcuk.com/karadeniz", "text": "3 gün ayırabildiğimiz bu Doğu Karadeniz turumuzda Trabzon ve Rize'de yeşile ve bol oksijene doyduk. Aşağıda maddeler halinde deneyimlerimizi aktarmaya çalıştık. Öncelikle bu seyehat için 3 günlük bir sürenin ideal olacağı düşüncesindeyiz. Trabzon Gezi Notları şehir merkezinden başlayarak butik bir şekilde aşağıdaki gibi."} {"url": "https://cengizselcuk.com/kastamonu", "text": "Batı Karadeniz denilince akla gelen şehirlerin başında yer alan Kastamonu, Küre Dağları'nın eşsiz doğasının yanı sıra yerel lezzetleri ile de gezi rotalarının arasında yer alıyor. Karaçomak Deresi vadisi üzerinde kurulu olan şehir ülkemizin Batı Karadeniz bölgesinde yer alıp, Anadolu'daki en eski şehirlerden biri olarak dikkat çeker. Bu yazımızda Kastamonu Havalima'nında başlayıp Safronbolu'ya uzanan Kastamonu Gezi Rehberi ve Kastamonu Gezilecek Yerler'i bulacaksınız. Esasen bizim Kastamonu maceramız ise pastırmalı ekmek yeme isteği ile başladı. Aslında her şey Emre'nin pastırmalı ekmek isteği ile başladı. Sonra bizim de gezi isteğimiz ile devam etti. İstanbul'dan uçak biletlerimizi almamız ile Kastamonu'ya uzanıp güzel bir haftasonu geçirdik. Kastamonu tereddüt edenleri pişman edecek bir şehirdir. - Ankara Kastamonu arası 238 km'dir. Çankırı ve Ilgaz üzerinden 3 saatte ulaşabilirsiniz. - İstanbul Kastamonu arası 500 km'dir. Düzce, Bolu, Ilgaz rotasından 5 saatte ulaşabilirsiniz. - Safranbolu Karabük Kastamonu arası 110 km'dir. D030'dan Araç ilçesinden geçerek 1 saatte ulaşabilirsiniz. - Çorum Kastamonu arası 200 km. dir. Osmancık ve Tosya üzerinden 3 saatte ulaşabilirsiniz. - Çankırı Kastamonu arası 107 km'dir. Ilgaz üzerinden 1:20 saatte ulaşabilirsiniz. - Sinop Kastamonu arası 183 km'dir. Bağlıca-Taşköprü üzerinden 2:20 saatte ulaşabilirsiniz."} {"url": "https://cengizselcuk.com/kavala", "text": "Osmanlı'nın derin izlerinin sahip olduğu Kavala, Selanik ve Thassos Ada turumunuzun ilk durağı olarak karşımıza çıktı. Özellikle de haftasonu gezilerinin gözde tatil rotalarından biri Olan Kavala'da samimiyeti bulacaksınız. Kavala Gezi Rehberi Kavala'ya ulaşım, yemek, Kavala tarihi ve Kavala Gezilecek Yerler notlarımızı içerir. İlk adı ile Neapolis (MÖ:750-MS:300) olan Kavala ile Thassos'tan gelen göçmenler tarafından kurulmuştur. Makedon egemenliğine giren şehre, Romalılar, Bizans ve 1387'den 1912'ye kadar Osmanlı hakim olmuştur. Balkan savaşları sonrasında başlayan Yunan Egemenliği 2. Dünya savaşında işgale uğrasa da devam etmiştir. Araç ile sınırdan geçip adaya ulaşmak niyetinde iseniz pasaportunuzda Schengen vizenizin olması, 2016 yılında yenilenen yeni bir ehliyet ile yeşil sigorta (60 Eur) denen bir trafik sigortası yaptırmanız gerekiyor. Otoban ücreti ise 2-5 eur arası değişiyor. Kavala'ya İstanbul Otogar'dan kalkan otobüs seferleri de var. Tek yön 700 TRY civarı fiyatla (2022) ulaşabilirsiniz. Selanik'e uçak ile geldiyseniz araç kiralaması yaparak buraya ulaşabilirsiniz. Kavala Thassos Adası arası feribot seferleri ile rotanıza Thassos'u eklemeniz mümkündür. Eğer tur ile katılım sağlamak isterseniz Selanik otobüs turları ile ilgili bilgileri otobüs turları isimli yazımızda aktarmaya çalıştık. Kavalalılar Hanedanlığı 1805-1953 yılları arasında Mısır'ı yöneten bir Türk Ailesidir."} {"url": "https://cengizselcuk.com/kazdaglar", "text": "Kuzey Ege'nin ve Türkiye'nin oksijen deposu Kazdağları'ndayız. Yakın zamanda 2. ziyaretimizi gerçekleştirdiğimiz Kazdağları'nın köylerini, güzelliklerini, görüp tatlarını tattık. Güncellediğimiz notlarımız ile beraber keyifli okumalar dilerim. Kazdağları doğuda Balıkesir sınırları içinde yer alan Zeytinli'den başlar ve Assos Antik Kenti'ne kadar devam eden kıyı şeridine bakan yüksek sıra dağlarından oluşur. Tertemiz havası, dereleri ve köyleri ile sizi tekrar tekrar çağıran Kazdağları gezimizde gördüklerimizi aşağıda sıraladık. Buradan hareketle Assos'a yakın konumdaki Kadırga'dan deniz tatili düşünenler için Metis Bungalov iyi bir seçenek olabilir. Kazdağları köylerini keşfedip taş evlerde konaklama tercih edersiniz Yeşilyurt ve Adatepe köyleri yaz kış yüksek rakımlı havalı birçok konaklama seçeneğini barındırıyor. Biz konaklamayı sahilde Küçükkuyu'daki Palm Beach'te yapmıştık. Günübirlik köyleri gezmek zor olmadı yakındı. İkinci ziyaretimizde ise biraz daha doğudaki köy olan Kızılkeçili'de yaptık. Jippe İda Dağ Evleri bungolov konsepti ve yardımsever ve içten çalışanları bizden iyi not aldı. Konum olarak Hasan Boğuldu ve Milli Park bölgesine yakındı. Alternatif olarak düşünebilirsiniz. Adını sıklıkla duyduğum ve burada paylaşmadan geçemeyeceğim birçok ünlü ismin de durağı olan Manastırhan, termal özelliği ile öne çıkan 1774 Kazdağı, usta sanatçı rahmetli Tuncel Kurtiz'in yadigarı Çamlıbel Köyü'ndeki Zeytinbağı göz atmanızı önereceğim diğer yerler. Burada küçük bir tüyo verelim Kazdağları bölgesini tamamıyla turlamak isterseniz Küçükkuyu, civarındaki birçok noktaya ulaşmak için size güzel bir lokasyon avantajı sunuyor. Otobüs firmalarının Küçükkuyu'ya seferleri bulunmakta ve aracınız olmasa bile buradan Assos, Adatepe, Yeşilyurt ve Kazdağları'na günübirlik gezi turlarına katılabilirsiniz. Sizde benzer bir rota yapabilirsiniz. Aşağıda bizimde kullandığımız Agoda uygulamasından otellere göz atabilirsiniz. Ancak belirtmekte fayda var. Türkiye'de rezervasyonu 4 türlü ekonomik hale getirebilirsiniz. 1- İnternetteki kaynaklardan farklı fiyatlar bularak, 2- Banka seyahat temalı kartları kullanıp avantajlardan yararlanarak, 3- Mekanı telefon ile arayıp fiyat sorarak,"} {"url": "https://cengizselcuk.com/kemerburgaz", "text": "İstanbul'da Levent'e neredeyse yarım saat uzaklıklıktaki kendini korumayı başarmış küçük bir yer olan Kemerburgaz'da lezzet yolcuuğuna hazır mısınız? Kemerburgaz doğal lezzetleri, samimiyeti ve şehre yakınlığı nedeniyle yeni dönem gezi noktası olmaya aday semti hafta sonu planlarınıza dahil etmenizi öneriyoruz. Kemerburgaz Gezi Rehberimiz Göktürk Gezilecek Yerler ile birlikte Kemerburgaz'da Gezilecek Yerler'i de içermektedir. Kemerburgaz İstanbul'a su ihtiyacını karşılayan eski bir Rum köyü imiş. Adını etrafında bulunan su kemerlerinden alır. Mimar Sinan'ın 1564 inşa ettiği Eğri Kemer Kemerburgaz'ın girişinde yer alır. Diğer bir Kemer ise Bahçeköy yolu üzerindeki Paşadere Kemeri'dir. Kemerburgaz 1924 yılındaki mübadele sonrası Selanik'ten önce Bandırmaya sonra buraya yerleştirilen Karacaova müslümanlarının yeni ikamet yeri olmuş. Aslında Kemerburgaz'da öne çıkan birkaç lezzet noktası var. Zaten Kemerburgaz'da yürüdüğünüzde gördüğünüz dükkanların esnaf lokantası, kahvehane gibi küçük yerler olduğunu göreceksiniz. Eskileri seversiniz. Bilindiği üzere dünyadaki en popüler mekanlar yeni açılan lüks yerlerden ziyade yıllardır adını ve lezzettini değiştirmemiş efsanelerdir. Bugün Avrupa'da birçok şehirde adını duyuran bu meşhur yerlerin hepsi eskidir ve başka bir şubesi yoktur."} {"url": "https://cengizselcuk.com/kervan-iskender-paladan-bir-seyahat-romani", "text": "Kervan isimli kitap İstanbul'dan 1818 yılının 18 Mayıs tarihinde yolculuğa başlayan bir kervanın 11 Ekim'de Mekke'ye ulaşmasını konu alan bir seyahati anlatıyor. Sırasıla İzmit, Söğüt, Konya, Adana, Antakya, Şam, Havran, Tebük, Medan-I salih, Medine ve Mekke ile sonlanıyor. Tabi bu sürenin dönüşünü kitapta okuyamıyoruz ancak yaklaşık 5 ay süren yolculuğun bir de dönüşü var. Sultan'ın hakimiyetinin olduğu topraklarda olsa da 50 bini aşkın insan inandığı imanın bir şartını yerine getirmek için bird eve kervanı yolu ile yollara düşüyor. Bu kervanda kimle yok ki; Bir müderris, bir kuşbaz, bir berber, bezirgan, deveci, seyis ve öykünün ana karakterlerinden biri olan meczub. Tabi bu seyahat yaya olarak devam ettiği için yazın sıcağında alev alan seraplar, kum fırtınaları, çekirge sürülerinin rotaları darken kitabı okurken bir sonrasında ne olacak diye size akıcı bir okuma sağlıyor. Öyküde belli karakterlerin belli görevleri ve amaçları var tabiki. Müderris mürekkebi ve kağıtları ile olayları kayıt etmek, kuşbaz haberleşmeyi sağlamak, sürre emini ve meczub. Onun amacı da kervandaki sevdiğine ulaşmak. Seyahat zamanı Arap topraklarında Vehhabilik akımlarının başladığı, insanların mevcut inanış şekillerinin sorgulandığı ve Kabul edilmediği zamanların başlangıcını anlatıyor. Bugün kü Suudi Arabistan yönetiminin başlattığı ilk ayrılıkları ogünkü karmaşa ile diyaloglarda bilgece yorumlamayı başaran yazar esasen bir kurgu romanın öyküsünü anlatmıyor her 2 tarafın gözünden de bu ayrılıkların mantıklıca sorgulanması gereken noktalarını da açıklıyor. Burada da yazarın eğitmen kişiliğine atıfta bulunabiliriz. Okuduğumuz tarihi bir seyahat ve inanç yolculuğunun yanın gerçekçi ögeleri de barındırıyor. Tabi bunların yanında yoldaki tehlikeler sadece doğa olayları değil. İnsanoğlunun hayatta olduğu süre boyunca ona en çok tehlike yaratan varlık hep insandır. Kitap bunu da pusuda bekleyen vehhabi dazlak çeteleri ve saldırıları ile betimlemiş. Yine tarihi figürler olan Kavalalı Mehmet Ali Paşa ve şehir komutanlarının seyahatin güvenli geçmesi için aldığı önlemleri ve saldırılarını kervan içindeki casuslar ile kervanda adaleti sağlamaya çalışanlarının birleşimiyle okuyoruz."} {"url": "https://cengizselcuk.com/konaklamada-yeni-donem-villa-kiralama", "text": "Pandemi aslında gündemde olmayan bir trendi ortaya çıkardı. Artık kalabalık otel ortamlarımda konaklama yerini müstakil konaklama şekli olan villa kiralamaya bıraktı. Gelin bu yeni dönemin detaylarına birlikte bakalım."} {"url": "https://cengizselcuk.com/kotu-bir-musteri-gezi-deneyimi", "text": "Bloğumda bugüne kadar yapmadığım bir şeyi yapacağım bu paylaşımımda. Öyle bir şey ki hala bu satırları buraya yazarken bile sinir katsayım yükseliyor. Her konuda anlayış göstersem de maalesef yaşadıklarımız bu yazıyı yazma ve paylaşma konusunda bana engel olamadı. Konuyu uzattıysam kusura bakmayın. Ancak 2020 henüz bitmemişti ve 30 Ekim 2020 tarihinde İzmir Depremi oldu. Bloğumu takip edenler bankaların kredi kartı sadakat platformlarını kullanıp Puan/Mil ile sıklıkla seyahat ettiğimiz hatırlarlar. Bu seyahatimiz de öyle oldu. Burada konunun muhataplarını açıklamak isterim. Garanti BBVA Shop&Fly : Garanti Bankası'nın Seyahat temalı tematik kartı. mil toplayıp ücretsiz seyahat edersiniz. Ancak kendisine öyle bir partner seçmiş ki bu deneyim de yer aldı kendisi. Karya Turizm : Banka'nın çalıştığı iş ortağı acenta. Sadece rezervasyon yapılan siteyi hazırlamış olmalılar diye düşünüyorum. Jolly Tur : Karya Turizm'in iş ortağı turizm şirketi acentası. Ne kadar çok muhatap var değil mi 🙂 Neyse özetle 29 Ekim ve sonraki geceye istinaden 2 gecelik rezervasyonu shopandfly sitesinden yaptırdık. Tabi biz buraya kadar banka üzerinden rezervasyon yaptırdığımızı sanıyorduk. Sonradan seyahat günü bir misafirimiz daha gezimize dahil oldu ve onun için ilgili otelde ekstradan kapıda 2 gecelik kredi kartı ile rezervasyon yaptık. Hilton İzmir Double Tree otelini özellikle temiz ve müşteri deneyimine önem veren bir otel olduğunu düşündüğümüzden ötürü tercih ettik. Gerçekten de Covid önlemi alınmış ve otel kapılarına bile sizin için temizlenmiş ve dezenfekte edilmiş diye kağıt yapıştırmışlar, TV kumandasını bile poşetlere sarmalamışlardı. Ancak eşim banyoda kullanılmış bir temizlik paketini açtı."} {"url": "https://cengizselcuk.com/kuba-tatili-birbirinden-degerli-tavsiyeler", "text": "Herkesin aklına Küba denildiğinde farklı şeyler belirebilir. Kimine dans, kimine özgürlük, kimine puro kimine ise Che. Aslında Küba dediğimiz bu akla gelen ilklerden çok daha fazlası. Sadece gezilecek görülecek yerler olarak tanımlanamaz Küba. Burada bambaşka bir yaşanmışlık ve çok farklı bir kültür var. Her ne kadar Amerikan ambargosu kalktığında tarihsel dokusu bozulacak dedikoduları çıksa dahi Küba herzamanki gibi ruhunu özgür hissedenlerin ülkesi benim gözümde. Trinidad, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan eşsiz bir şehirdir. Çoğu restore edilmiş olsa da tarihe ayna tutan tarihi yapıları ile ziyaretçileri etkileyen şehir, zamanda yolculuk yaptıran eşsiz bir atmosfere sahiptir. Sokaklarında turist yoğunluğu yaşanan şehirde bulunan müzeler, kiliseler ve galeriler oldukça ilgi çekicidir. Küba geziniz sırasında mutlaka görmeniz gereken bu muhteşem destinasyon mimari ışıltısıyla hafızalarınızda yer etmek için sizleri beklemekte. Küba'nın en iyi korunmuş şehirlerinden biri ve başkenti olan Havana UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan şehirlerden biridir. Arnavut kaldırımlı sokaklarının etrafına yerleşmiş Küba'ya özgü Barok ve Neoklasik yapılar arasında dolaşırken şehrin tarihini derinden hissetme şansı bulacaksınız. Oldukça detaylı gezme planı gerektiren Eski Havana bölgesinin her köşesi sanat kokmakta. Sayısız müzeye ev sahipliği yapan kent aynı zamanda UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Castillo de la Real Fuerza ve şehrin en önemli müzesi Palacio del Segundo Cabo başta olmak üzere sayısız turistik cazibe merkezine sahip. Küba'nın turizm cenneti Varadero, göz alıcı güzellikleri ile turistleri etkilemektedir. Uzun sahil şeridi, beyaz kumlarla bezenmiş plajları ve berrak denizi ile yaz tatillerinin bir numaralı adresidir. Pek çok otel zincirine de ev sahipliği yapan şehirde şık restoranlarda taptaze ve lezzetli deniz mahsullerinin tadına mutlaka bakmanızı öneririz. Varadero'yu görmeden kesinlikle Küba gezinizi sonlandırmamanızı şiddetle tavsiye ederiz. UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Vinales Milli Parkı, Pinar del Rio'nun kuzeyinde yer alan bir doğa harikasıdır. Göz alıcı yemyeşil vadiler arasında yetiştirilen meyve ve sebzeler ülkenin pazarlarına gönderilmektedir. Zamanlamanızı iyi ayarlarsanız ve şanslıysanız bu meyve sebzelerden taze taze burada tatma şansı bulabilirsiniz. Havana'dan günlük geziler düzenleyen turlar ile bu eşsiz vadilere gelmek oldukça kolaydır. Yeşilin her tonunu sunan muhteşem vadiyi tatil listenize mutlaka ekleyin. Doğu Küba'nın en önemli özelliklerinden biri de ülkenin en eski şehri olan Baracoa'ya ev sahipliği yapıyor olması denebilir. 1511'de Guantanamo eyaletinde kurulmuştur olan şehirde yine o dönemde ilk kilise inşaatı başlamış. Günümüzde de aktif şekilde kullanılmakta olan kilise şehre turizm açısından da değer katmakta. Baracoa'nın olabildiğince yeşil doğası içinde bulunan yamaç ise nadir bulunan kuş ve bitki türlerine ev sahipliği yapmakla dikkat çekerek UNESCO Biyosfer Rezervi'ne dahil edilmiş."} {"url": "https://cengizselcuk.com/kusbakisi-sehirler", "text": "Seyahatseverler gittikleri şehirleri yüksekten gören noktaları her zaman tercih ederler. Eğer seyahat seviyorsanız mutlaka bu tepelerin birinde kendinizi bulursunuz. Atina'nın görebileceğiniz en yüksek noktası. Buraya çıkmak için en uygun zaman akşam üstü, bildiğiniz üzere yeterince sıcak bir şehir, en iyi yöntem ise füniküler hat; her yarım saatte bir var, ücreti ise 7, . Tepede bir kilise ile bir de restoran bulunuyor. Atina manzarasına karşı gün batımını izlerken bir şeyler içmek gibisi de yok. Bir de akşam olup da şehrin ışıkları yanmaya başlayınca Akropolis'i buradan görmelisiz. İlk olarak yapımı 1700'lerde başlanan katedral birkaç defa yeniden tasarlanmış, II. Dünya Savaşı'nda hasar gören yapı 1981 yılında yeniden yapılmıştır. Katedralde piskopos olmadığından gerçek manada katedral görevini sürdürmemekte. Gezmek isterseniz 7 ödemeniz gerekiyor. Bu yapının terasına çıkıp Berlin'i mutlaka seyredin. Lizbon'un en güzel seyir noktası. Günün her saati faal. Kale ile ilgili ilk bulgular Demir Çağı'na kadar uzanmakta. Kaleden Lizbon'un tüm ihtişamını görebilmek mümkün. Justa Asansörü'nü, 29 Nisan Köprüsü'nü, meydanlarını. Yalnız söylemekte fayda var, kasım ayındaki akşamüstü ziyaretimizde güneşin açısı bizi biraz üzdü ki tam deklanşör ile kesişiyordu. Güzel fotoğraflar çekebilmek için sabah erken saatlerde çıkmak gerekebilir. Lakin harika bir günbatımını da buradan görebilirsiniz, köprünün diğer ucundaki Hz. İsa heykelini de. Kalenin arka tarafında bununla ilgili arkeolojik çalışmaların olduğu yerleri görüyor olacaksınız. Bunun dışında Kraliyet Sarayı'na ilişkin kalıntılar, sergi salonu ile tabii ki de şehri görebileceğiniz manzara sunuluyor. Ayrıca soluk alabileceğiniz bir de kafeterya mevcut. Harissa Beyrut'un olmazsa olmaz harika noktalarından biri. Ulaşabilmek için bu noktaya yaklaşık 10-15 dakika süren bir teleferik yolculuğu yapıyorsunuz. Ulaşırken binaların arasında ufak bir kaza yaşanmaması için dikkatli olmaya çalışabilirsiniz. Yolculuk sonunda yüksek bir noktada bulunan kafeteryalarda mola verebilir, manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Yine aynı noktada bulunan ve en tepesine çıkabileceğiniz merdivenleri bulunan şapelin üstünde ise bir bronz heykel yer alıyor. Notre Dame du Liban heykelinin uzunluğu 8 metreyi bulmakta ve 1906 yılında şehre getirilmiş. Burası şehrin en yeşil alanlarından biri. Petrin gözlem kulesine çıkmak için küçük mahalle tarafında füniküler hattını kullanabilirsiniz. 1891 yılında inşa edilen kule Paris'teki Eyfel Kulesi baz alınarak yapılmış ve 60 metre yüksekliğe sahip. Bulunduğu noktanın da yüksek olması nedeniyle tüm şehri kuş bakışı buradan gözlemleyebilirsiniz. Bilet ücreti 120 Karuna, öğrenci indirimi mevcut. Adına şarkılar yazılmış Champs Elysees caddesinin başında yükselen ve Paris'in 12 caddesinin buluştuğu bir alanda kurulu yapının yapımına Napolyon'un emri ile 1806 yılında başlanmış ve otuz yılda tamamlanmış. 12 Eur ücret ödeyerek metro yer altı bağlantısından ulaşabilen takının çatısına ulaşmak için aşağıdaki görülen merdivenleri tırmanmak durumundasınız. Ama yukarıda sizi harika bir manzara karşılıyor olacak. Eiffel'i en iyi kadrajlayabileceğiniz yerlerden biri. Şehrin Parlamentosu ile beraber simgelerinden. 1247 yılında bir saray olarak yapılmıştır.150 yıl Osmanlı hakimiyetinde kalmıştır. 2. dünya savaşında sonra Sovyet Rusyası rejim karşıtı bir simge gördüğünden burayı oldukça harap etmişlerdir. Teleferik ile ulaşmanız mümkün, kısa bir teleferik yolculuğu 100 HUF, yürüyüş yapmaya değmez ama bu manzara çok şeye değer. 147 yılında inşa edilmiş Aziz Stephan Katedrali Viyana'nın en önemli yapısı olarak öne çıkar. Gotik tarzda inşa edilmiş yapı 137 metre yüksekliğindedir. Katedral dönem mimarisinin özelliklerini taşımasının yanı sıra sonradan Osmanlının Viyana kuşatmasının izlerini de taşır. Katedralde Osmanlı yeniçerisini ayaklarının altına alarak resmedilmiş bir heykel de bulunur. Şehrin turistik noktalardan, Şehrin ilk kurulduğu yıllardan tutunda bugüne kadar gerçekleşen tüm evrimsel hikayesini buradan takip edebilmeniz mümkün. Ayrıca kalenin en uç noktalarına uzun uğraşlar sonunda çıkıp şehri tepeden görebilmeniz mümkün, kalenin içinde resim galerisinden tutunda antik kent kalıntılarına kadar bir çok tarihi eser mevcut. Sarı Tabya Osmanlı mirası bir eser olup yaklaşık 20 dakikalık bir yürüyüş ile Başçarşı'dan ulaşabileceğiniz bir noktadır. Kovaçi Şehitliği'nin arka tarafında kalan tabyaya gelmeden şehitlere ve Aliya İzzetbegoviç'e dua etmeyi unutmayın. Gün batımını izlemeniz için şehre hakim bir tepeden seyir terası vazifesi gören tabyada bir de çay bahçesi tarzında işletme var. Kimse size bir şey satmaya çalışmadığını belirtelim. Lütuf edip okuduğunuz için teşekkür ederiz. Beautiful photos! God bless you two! Çok güzel bir yazı olmuş. Tavsiyeler için teşekkürler. Büyük Blog Takip Etkinliğinden iade-i ziyarete geldim... Ne kadar güzel yerler gezmiş görmüşsünüz.."} {"url": "https://cengizselcuk.com/laufenburg-2-yakasi-bir-araya-gelmeyen-sehir", "text": "Laufenburg'ta inşaata başlanan köprünün bir ayağı Almanya diğer tarafı ise İsviçre kıyısına dikilir. Plana göre iki tarafın orta noktada buluşması hesaplanmıştır. Fakat evdeki hesap çarşıya uymamış, hesaplamalar yapılırken Almanya tarafındaki su seviyesi Kuzey Deniz'ine göre İsviçre'deki ise Akdeniz'e göre hesap edilmiş. İnşaat devam ederken tam iki yaka bir araya gelmek üzereyken bu 2 deniz arasındaki seviye farkı ancak anlaşılmış. Bu 2 deniz arasında 27 cm fark vardır ve Murphy kanunu ile çalışır. 27 cm olarak bilinen bu fark 2003 yılında köprünün açılacağı gün farkedildiğinde 2 yakanın arasındaki farkın 54 cm olduğu görülmüştür. Aslında bilinen hata değil bilinmeyen bir yanlışlık yapılmış, İsviçreli mühendisler yüksek olan taraftan 27 santimetre çıkarmak yerine 27 santim eklemiş ve 54 santimetrelik fark hesap bilmezlik olarak tarihe geçmiştir. Ren Nehri üzerinde kurulu Laufenburg'u bir gün görürseniz bu hikaye aklınızın bir köşesinde dursun. Ortamlarda paylaştığınız havalı bilgi olarak paylaşırsınız. Laufenburg Basel'e 45 km, Zürih'e 60 km uzaklıkta olup yaklaşık 45 dakikalık bir süre ile ulaşılabilir. Şehirde Heykeltraş Erwin Rehmann'ın en büyük koleksiyonuna evsahipliği yapan Rehmann Müzesi, eski şehir kalıntılarından giriş kapısı ve saat kulesinin yer aldığı Ruine Laufenburg kentin öne çıkan diğer simgeleri. Bölgenin konaklama ve restoran olarak hizmet veren noktası ise Wirtshaus Alte Post. Aşağıda kentin görüntülerinden oluşan kısa bir video bulunuyor. Keyifli seyirler diler ve aşağıdaki kanallardan beni takip etmenizi dilerim."} {"url": "https://cengizselcuk.com/lidyalilar", "text": "Tabi buradaki ilk amacım Lidyalılar'ı anlatmak değil, okuduğum Karun ve Anarşist isimli İskender Pala'nın kitabından bahsetmekti. Yalnız tarihe ve mitolojiye meraklı bir kişi olarak kendimi Lidya tarihini araştırırken bulunca biraz Lidya Devleti ve Lidyalılardan bahsetmek istedim. Lidyalılar Frigyalıların yıkılmasından sonra bölgeye hakim oldular ve bağımsız bir devlet kurdular. (M. Ö. 487) Başkenti Salihli yakınlarında bulunun Sard kentidir. Kral Giges'in zamanında ilk bağımsızlıklarına ulaşan Lidya toprakları güneyde Antalya, batıda Çanakkale ve İzmir, kuzeyde Samsun arasındaki bölgeye uzanmıştır. Son kralları Krezüs zamanında uygarlık en parlak dönemini yaşamıştır. Karun ünvanlı Aslan Kral Persler ile girdiği mücadelede başarılı olamamış ve Persler tarafından Lidya Krallığı yıkılmıştır.(M. Ö.546) Krezüs zenginliği ile o kadar nam salmıştır ki Karun ismi anılmıştır. Tarihte parayı kullanan ilk uygarlık Lidyalılardır. Tarihçi Heredot gümüş ve altın parayı ilk defa kullandığını yazmıştır. Paraya sikke ismini veren Lidyalılar, altın ve gümüş gibi metal alaşımların karışımları ile ilk sikkeleri üretmişlerdir. Krallığın simgesi Aslan olan sikkeler değiş tokuş yöntemini ortadan kaldırmış ticaret gelişmiştir. İlk borsa diyebileceğimiz serbest pazar Lidyalılar tarafından Sfrad'da kurulmuştur. Kral yolu olarak bilinen Efes'ten başlayıp Persepolis'e kadar uzanan ticaret yolu Lidya dönemine işaret eder. Lidyalılar Yunan Mitolojisi'ne ve tanrılarına inanıyorlardı. Artemis, Zeus ve Yunan tanrılarına inanış bölgede hakimdi. Ölülerini tümülüs adı verilen gizli odalara sahip tepelere gömerlerdi. 26 harfli bir alfabe kullanan Lidyalılar mimaride gelişmişlerdi. Kusursuz taş işçiliğinin yanında kuyumculuk da bu bölgede ilerlemişti. Yunan Mitolojisi'nde ilk kral Giges'ten bahsedilir. Lidya öncesi uygarlık olan Herakleslilerin son kralı Kandaulis karısını o kadar çok seviyormuş ki koruması Gigis'ten güzelliğini takdir etmesi için ısrar edip gece odasında gizlenmesini istemiştir. Gigis bunu kabul etmemiş ama ısrarlara dayanamamış odasında saklanmıştır. Ancak daha sonra karısı Gigis'i fark etmiş ve tehdit ederek ya kralı öldür yerine geç yoksa kendin ölürsün demiş. Gigis Kralı öldürüp sonradan yerine geçip Lidya Krallığı'nı kurmuştur. İskender Pala'nın kaleme aldığı kitap Lidya Devleti'nin son döneminde yaşayan 3 arkadaşın Edusa isimli bir kıza aşık olmaları ile başlayan öyküsünü anlatmakdadır. Tarih tekerrürden ibarettir kavramından hareketle \"tarih bir ayna\" diyen yazar, \"aynayı kaplayan bir sancılı bi çelişkiyi\" kaleme alır. Kitaba başlayıp Lidya tarihi sayfalarında gezinirken, yazar bizi 1979 yılında yaşanan bir cinayetin soruşturmasına götürür. Sadullah, Ethem, Asude ve Ufuk ile beraber Keriman Hoca'nın hikayesini anlatır. 1979'dan M. Ö. 5. yüzyıla geçiş yapıp farklı öykülerin tekerrür etmesini okumuş oluyoruz. Ancak kitap yazarın birçok kitabını okuyan biri olarak en zayıf çalışmalarından biri şeklinde yorumladım. Burada biraz sürprizbozan olarak isimlenen spoiler veriyorsam afola. Sadullah'tan Halludas Asude'den Edusa ve Nakata'dan Atakan üretmek büyük bir yaratıcılık olsa gerek. Esasen kitap çok iyi başlıyor özellikle antik tarihe meraklıysanız kitabın sonundaki haritaya bakıp burası neresi, Sfard neresi derken hem öğreniyor, hem Lidya tarihine selam veriyorsunuz. Ancak kitabın sona erişi, yakın tarih ile bağlantıları başarılı bulamadım. Hele şu isimleri tersten üretmeye gerek varmıydı? Neyse ki gönülleri fetih eden üstadın kaleminden Tebriz'i, Babil'i, İspanya'yı fetih ettiğimizden bu çok önemli bir detay değil. Burada bölümde kitaptan edindiğim bir kaç alıntı ve bilgi paylaşımı yapmak istiyorum. Benim altını çizdiğim noktalardı. - \"Güzeli sevmek nasıl bir ilahi nimet ise, güzeli sanat yolu ile anlatmak da o derece tanrısal olacaktır\". - \"Gülmek ile ağlamanın arası masumiyetin resmidir aslanım\" - \"Uğrunda ölebileceğim bir davam hala var, evet ama uğrunda öldürebileceğim hiçbir davam olmadı, olamaz\"..."} {"url": "https://cengizselcuk.com/lizbon", "text": "Futbol : Lizbon tam bir futbol şehri. Hangi mekana otursanız oturun, kafanızı hangi ekrana uzatırsanız uzatın tek bir şey göreceksiniz. MAÇ. Futbol aşkı bambaşka. Fiesta: Lizbon tipik bir Akdeniz şehri. Sıcaklıklar yüksek olunca öğle arası şekerlemesi kaçınılmaz. Fado: Lizbon'un Alfama bölgesi şehrin Fado merkezi olarak bilinir. Bir ağıt olarak bilinen ve kültürün simgesi olarak seslendirilen şarkılardır Fado. Lizbon, da mutlaka bir akşam Fado gecesine katılın. 1147 de Hristiyanlık tekrar bölgede hakim olurken,15. ve 16 yüzyıllarda coğrafi keşiflerle şehir altın çağını yaşamıştır. Çünkü Portekizli kaşifler dünyanın bir çok noktasında koloniler oluşturarak tüm Avrupa gibi buradaki zenginliği ülkelerine taşımışlardır. 1755 yılında şehrin büyük bir yıkım geçirmesine neden olan büyük bir deprem gerçekleşmiştir.90.000 kişinin ölümü ile sonuçlanan depremin izleri Lizbon'un şu anda arkeoloji müzesi olarak kullanılan eski katedralinde görmek mümkün. Marques de Pombal'ın şehir planlarına göre yeniden şekillenen kentte, kent merkezinde Pombal'ın heykelinin bulunduğu bir meydan var. Lizbon Avrupa Birliği üyesi bir devlettir. 1910 yılında bir daren şehir 1974 yılına geldiğinde bir darbe daha görecektir: Karanfil Devrimi. Şehir ayrıca 1994 yılında ise Avrupa Kültür başkentliğini yapmıştır."} {"url": "https://cengizselcuk.com/lizbon-gezilecek-yerler", "text": "Portekiz'in başkenti Lizbon'u gezmek için şöyle bir program yapabilirsiniz: Masallar diyarı olan Sintra, sahil semti Belem ve Lizbon'un asansörleri, Alfama, Baxia, kalesi ve güzel sokakları ile süslü merkezi. Aşağıda başlıklar Lizbon Gezilecek Yerleri sıralıyoruz. Eğer ilk olarak bu sayfayı okuyorsanız önce Lizbon Gezi Rehberimize göz atınız. Lizbon şehir merkezinde bulunan ve hoş bir şehir manzarası sunan St Jorge Kalesi ile ilgili ilk bulgular Demir Çağına kadar uzanmaktadır. Ziyaret ettiğinizde kalenin arka tarafında bununla ilgili arkeolojik çalışmaların olduğu yerleri görüyor olacaksınız. Bunun dışında Kraliyet Sarayına ilişkin kalıntılar, sergi salonu ile 180 derece şehri manzarası sizi karşılıyor olacak. Sıcak yaz günlerinde gün batımını burada geçirebilir, büfelerden alacağınız kahve/şarap ile günü sonlandırabilirsiniz. Ek diğer detayları da paylaşalım : Lizbon düz bir şehir değil, kaleye çıkmak için yürümenizi tavsiye etmiyoruz. İşte şehrin en yüksek tepesine kurulmuş kalenin giriş kapısı. Biz buraya ulaşmak için Rossio meydandan hareket eden nostaljik tramvayı kullandık. illaki yürümek isterseniz de Lizbon katedralinin olduğu caddeden ilerleyin nispeten daha düz."} {"url": "https://cengizselcuk.com/lizbonda-yemek", "text": "Lizbon'da alışveriş yapabileceğiniz alışveriş merkezlerinden ziyade alışveriş caddelerini göreceksiniz. Alışveriş merkezleri yok mu ? tabi ki var. ama artık tercihi nasıl yaparsanız."} {"url": "https://cengizselcuk.com/marmaris", "text": "Bu tecrübeyi elde etmek isterseniz mart ayı bunun için bire bir. Yoksa yaz günü ne yağmur görürsünüz nede sıcaktan Marmaris'te gezdiğinizi anlarsınız. Gelelim yolculuğumuza, yağmurla birlikte devam ederken yol rehberimiz Emre Kuru, Marmaris girişinde bir köye kırdı direksiyonunu. Köyün adı Akçapınar. Aslında Akçapınar bir nevi Marmaris yolunun üzerinde kalan bir köy. Köyün girişine sulak toprakları seven ağaçlar zamanında ekilerek bataklık olan yola bir nevi kurutulması sağlanarak ve çift taraflı güzel bir yol oluşturulmuş. İşte bu yola ağaçlı yol dendiğini öğrendik. Fotoğraf mekanı olarak sizde burdan geçebilirsiniz. Ardından ise köyün uğrak yeri Akçapınar tostçusuna uğruyoruz. Gece saatin 1 olmasına rağmen rağmen tostçunun henüz kapanmamış ve müşterilerin olduğunu farkettik. Çok mu açtık bilinmez lakin gece 1 de yenen tostun tadı mıdır bilemiyorum, bu mekanı size öneririm. Bahçesinde yeşillikler içinde keyif yapabilirsiniz. Aynı mekanın pidesinin ve ayranının popüler olduğunu söylemekte fayda var. Ayrıca köyün içinden geçen çaydan körfeze doğru tekne turlarının da yapıldığını belirtelim."} {"url": "https://cengizselcuk.com/maslak-kasirlari", "text": "Maslak Kasrı, İstanbul'da Tarabya ve İstinye kavşaklarının kesiştiği Büyükdere Caddesi üzerinde yer alıp adını bulunduğu semt Maslak'tan alan 170 hektar büyüklüğe ulaşan saraydır. Sultanların temiz hava bahçeleri şeklinde adlandırdığımız kasırlar şu anda bir müze, kahvaltı yapılabilecek bir bahçesi ve düğünlere evsahipliği yapıyor. Burayı önemli yapan ufak bir bilgi ise şu : Sultan Abdülhamit yeni hükümdar olduğunu burada öğrenmiştir. Bu bilgiden sonra mekan \"Maslak Çiftlikat-ı Hümayunu\" olarak anılmıştır. Av köşkü ve dinlenme yeri olarak kullanılmıştır. Maslak Kasırları'na dair ilk yapılaşmalar Sultan 2. Mahmut döneminde başlar, buradaki yapılar sultanların avlanma faaliyetlerden sonra dinlenmek için kullandıkları mekanlar olarak ortaya çıkmıştır. Günümüzde Maslak Kasırları yemyeşil bahçeler içinde korunan ve milli saraylara bağlı olarak ziyaretçilerini bekleyen bir yapı topluluğu olarak göze çarpar. Maslak Kasırları'nın yapım tarihleri tam olarak bilinmemektedir. Tahmin edilen tarih ise Sultan Abdülaziz dönemidir. (1861-1876) Kasırların olduğu bölümde genişçe bir otopark, Astubay Orduevi hizmet vermektedir. Bölgedeki su dağıtım merkezlerinin varlığı bu semtin Maslak olarak anılmasına yol açmıştır. Maslak Kasırları'na Levent yönünden Sarıyer'e hareket eden minibüs ve otobüsler ile ulaşabilirsiniz. En kolay ulaşım ise metro ile Atatürk Oto Sanayi İstasyonunu kullanarak ulaşmak. Hacıosman Taksim metrosu trafiksiz en kolay ulaşımı sağlıyor. Maslak Kasırları'nın ziyaret gün ve saatlerine değinecek olursak; Pazartesi günleri dışında her gün 09:00'dan 17:00'ye kadar ziyarete açık. Aracınız ile ulaşmak isterseniz içeriye girişte bir otopark mevcuttur. Maslak Kasırlarına ulaştıktan sonra kapıdaki girişlerden biletinizi alıyorusunuz. Tek kişilik bilet ile ücretli sesli rehber cihazı iveriliyor. Kasırları sesli rehber aracılığı ile numaralandırılmış alanları rehbere tuşlayarak ve dinleyerek geziyorsunuz. Tüm milli saraylara bağlı yerler müzekart ile ücretsiz ziyaret edilebilir. Cumhuriyet döneminde askeri ihtiyaçlar doğrultusunda kullanımlar olan kasırlar 1981 senesinde Milli Saraylar yönetimine devredilerek saray-müze olarak ziyaretçilere açılmıştır. Kasırlar 5 farklı yapı ve bölümden oluşur. 170bin metrekare büyüklüğe ulaşmaktadır."} {"url": "https://cengizselcuk.com/milli-saraylar-resim-muzesi", "text": "Dolmabahçe'ye yılın her günü binlerce kişi gelir, Beşiktaş Vodafone Park, bendeniz gibi futbol taraftarlarının uğrak noktası olurken, hemen karşısında ise Dünya'nın en görkemli saraylarından biri Dolmabahçe Sarayı binlerce turisti ağırlar. Sadece görkemden bahsedemezsiniz, burada Dünya'daki en güzel manzaralardan birine tanık olursunuz. İstanbul Boğazı ile bütünleşen Dolmabahçe Saat Kulesi ve Dolmabahçe Cami masalları andıran bir ortama ev sahipliği yapar. 1850-1900 yılları arasına tarihlenen yapılar Neobarok ve Ampir tarzında Saray Mimarı Sarkis Baylan'ın eserleridir. Konuya Dolmabahçe Caddesi üzerinden girmişken bu caddeden biraz bahsedelim. Bu yolun her iki tarafı kocaman çınar ağaçları ile süslüdür. Yürüyüş yapmaktan keyif alacağınız bir yer olarak hafızalarınıza dokunacaktır. Burada Dolmabahçe Sarayı'na açılan bir kapı önünde fotoğraf çekerken bulunmanız ise olasıdır. Ancak caddeden devam ettiğinizde gizli bir bahçeye açılan kapı daha göreceksiniz. İşte bahse konu Resim Müzesi burada bulunuyor. Yukarıda konuya giriş yaptıktan sonra Resim Müzesi'ne ulaşım bilgilerinden bahsedebiliriz. Buraya eğer özel aracınız ile gelmek isterseniz Dolmabahçe Sarayı önündeki otoparkı kullanmanız önerilir. Ardından buraya kısa bir yürüyüş yapabilirsiniz. Aynı şekilde toplu ulaşım ile de Hacıosman Yenikapı metrosu, Taksim istasyonundan Kabataş'a aktarma yapıp kısa bir yürüyüş ile ulaşabilirsiniz. Ayrıca Beyazıt Eminönü tramvaylarının son durağı Kabataş'tır. Eğer Beşiktaş'a toplu ulaşım ile ulaşırsanız Meydan'dan oldukça yakındır. Asya tarafından gelecekler için ise Üsküdar-Kabataş hattını veya Beşiktaş iskelesini kullanabilirsiniz. Dolmabahçe Sarayı'nın bir bölümünü oluşturan Veliahd Dairesi Tanzimat dönemi sonrası şehzadelerin serbest yaşama geçişlerinin bir simgesidir. Sarayın bu bölümü esasen Dolmabahçe Sarayı'ndan bağımsız olarak gezilebilmektedir. Dolayısı ile 2 farklı şekilde girilebilir. Ya Dolmabahçe ana giriş kapısından, yada giriş paragrafında bahsettiğimiz Dolmabahçe caddesi üzerindeki kapıdan. Dolmabahçe Sarayı'nı daha önceden birden fazla kere keşfetme şansını bulsak da sarayın bu bölümünü nedense hep pas geçmiştik. Şimdi bunun büyük bir eksiklik olduğunu keşfedince farkında vardık. Efendim Veliahd dairesi yıllardır Resim ve Heykel Müzesi olarak bilinmekte idi. Milli Sarayların burayı kendi koleksiyonu için devir alması ile 2021 Ocak ayında Cumhurbaşkanı'nın katılımı ile açılmıştır. 11 bin metrekarelik alanda 34 salon ve 553 adet eser sergilenmektedir. Koleksiyon Topkapı Sarayı depolarında muhafaza edilen tabloların envantere dahil edilmesi ile büyümüştür. Saray resminin tek temsilcisi olma özelliğini sahiplenen koleksiyon Konstantin Kapıdağlı, Rupen Manas, Stanislaw Chlebowski, Fausto Zonaro, Ivan Konstantinoviç Ayvazovski, Pierre Desire Guillemet, Eugene Fromentin, Stefano Ussi, Felix-Auguste Clement, Şeker Ahmed Paşa, Osman Hamdi Bey, Şevket Dağ ve Abdülmecid Efendi gibi ressamların eserlerini barındırıyor."} {"url": "https://cengizselcuk.com/miniaturk-nerede-nasil-gidilir-giris-ucreti-nedir", "text": "Antik Çağ'dan Roma'ya başta Anadolu olmak ve İstanbul olmak üzere bu ülkenin mirası belli başlı eserlerin minyatür versiyonlarının yer aldığı Miniatürk özellikle İstanbul'da çocukla gezilecek müzelerden biridir. Ayrıca Miniatürk'e Nasıl Gidilir, Miniatürk Giriş Ücreti nedir? ve Miniatürk Nerede soruları yazımızın konusunu oluşturuyor. Detayları aşağıda bulabilirsiniz. Miniatürk İstanbul Haliç'te yer alıyor. Beyoğlu Belediyesi'ne bağlı Sütlüce semti yakınında olup, Haliç'in Halıcıoğlu tarafındaki Nilüfer ve Haliç parkı arasında bulunuyor."} {"url": "https://cengizselcuk.com/mostar-gezilecek-yerler", "text": "Mostar Bosna'da Hersek bölgesinin en büyük şehri ve Neretva Kantonu'nun idari merkezidir. Bosna'ya seyahate gelenlerin uğrak şehri tabi ki de Mostar. Belki de Bosna denilince akla gelen ilk simge Mostar eski köprü ve Mostar. Deneyimlerimizi içeren Mostar Gezi Rehberimiz. Yazıya başlamadan evvel Saraybosna notlarımıza göz atmanızı tavsiye ederiz. Zaten oluşturacağınız rota da sanırım bizim gibi iki şehri birleştiren bir seyahat rotası olacaktır. Mostarın ünlü nehri Neretva şehri ikiye ayırır. Hala günümüzde de şehrin bir yakasında Müslümanlar diğer yakasında Hristiyanlar yaşamakta. Neretva işte bu iki tarafı birbirinden ayıran bir sınır iken Mostar Köprüsü de iki tarafı birbirine bağlayan bir bağ, bir zincir olarak dostluk nişanesi. Mostar, Saraybosna'daki gibi savaş sırasında çok büyük hasarlar almıştır. Şehrin birçok bölgesinde kurşun izlerini binaların üzerinde görebilirsiniz. Mostar Köprüsü de şavaş sırasında havaya uçurularak yıkılmış ve Avrupa Birliği restarasyon çalışmaları sırasında aslına uygun olarak yeniden inşa edilmiştir. Eski Köprü Türkiye, İtalya, Hırvatistan ve diğer katılımcıların oluşturduğu fonlar ile desteklenmiştir. Mostar eski bir Osmanlı şehri, dolayısı ile de Mostar'da görülecek yerlerin başında Osmanlı izlerini takip etmek gerekiyor. 2005 senesinde ise şehir UNESCO kültür mirası listesine alınmıştır. Otobüs Ulaşımı : Saraybosna'dan Mostar'a ulaşımı ise otobüs ve trenler ile sağlayabilirsiniz. Saraybosna Tren İstasyonun'nun hemen yanındaki otobüs terminalinden saat başı kalkan otobüsler Mostar'a hareket ediyor. Mostar'daki tren istasyonu önünden kalkan otobüsler de karşılıklı olarak Saraybosna'ya hareket ediyor."} {"url": "https://cengizselcuk.com/mulhouse", "text": "Mulhouse Fransa'nın Alsace bölgesinde yer alan Basel ve Colmar şehrine komşu olup, Alman-Fransa sınırını oluşturan Rhine nehrinin yakınında kurulmuş bir şehirdir. Mulhouse gezi rehberinde Mulhouse'dan Strasbourg'a uzanan Alsace Şarap Yolu'nun ilk durağının detaylarını bulacaksınız. Basel'den geleceklerin ilk olarak karşılacakları şehir olmasına rağmen gerek şarap rotasında olmayışı gerekse Alsace'nin kurabiye tadındaki evlerini ve köylerini barındırmaması nedeniyle pek tercih edilen bir gezi noktasında yer almıyor. Mulhouse her ne kadar Alsace Şarap Yolu rotasında yer almıyor desekte rotanın başladığı nokta Thann kent yakınında. Bu unsur kenti Alsace'de yer alması ve Colmar ve Strasbourg'a olan yakınlığı nedeni ile gezi rotalarında yer almasına neden oluyor. Özellikle alternatif konaklama fiyatları ile tercih edilen bir nokta olarak tercih edebilirsiniz. Mulhouse Fransa'nın İsviçre Basel şehrine komşu sınır ilidir. Kentin önemli özelliklerinden biri Almanya ve İsviçre'ye sınır komşusu olmasıdır. Mulhouse şehrine ulaşmak için en uygun seçenek tren kullanmak olabilir. Biz Alsace bölgesinde sürekli trenler ile ulaşım sağladık. Aşağıda Alternatif noktalardan nasıl ulaşım sağlayacağınıza dair başlıklar halinde notlarımızı sıraladık. Colmar'dan Mulhouse'a ulaşmak için kullanabileceğiniz en uygun ulaşım şekli trendir. Bilet kontrolü yapılmıyor fakat biletinizi mutlaka alın. Gar girişindeki makinelerden kredi kartınız ile kolaylıkla alabilirsiniz. 2017 Ekim ayında aldığımız biletin fiyatı aşağıda görüleceği üzere 8,90 Euro idi. Dönüş biletimiz birçok kişinin tercihi gibi Basel üzerinden oldu. Burada bir gece konakladıktan sonra kahvaltımızı yapıp istasyona yöneldik. Yine aynı şekilde biletlerimizi makinalardan aldık. Tek yön bilet Ekim 2017'de 7,70 Euro olarak fiyatlanmıştı. Mulhouse Basel-Mulhouse-Freiburg Havalimanına en yakın şehirdir. Biz dönüş için vaktiğimiz olduğu için son gün yaklaşık 5-6 saatimizi Basel'e ayırıp ordan otobüs ile havalimanına dönmüştük. Basel'den havalimanı dönüşler Basel tren garındaki 50 nolu otobüsler ile yapılıyor. Eğer Mulhouse, Colmar veya Strasbourg yönünden Havalimanı'na ulaşmak isterseniz Havalimanına en yakın durak olan Saint Louis'te inmeniz gerekiyor. Buradan havalimanına geçmek için 5 dakikalık bir otobüs yolculuğunuz olacak. Yada flixbus firmasının otobüslerini burada kullanabilirsiniz."} {"url": "https://cengizselcuk.com/munih-gezi-rehberi", "text": "Avrupa'nın ortasında yer alan Almanya'nın zengin Bavyera eyaletinin başkenti, zenginliğini geçmişi ile beraber sürdürmeye devam ediyor. Hazırlamaya çalıştığımız Münih Gezi Rehberi'nin Münih gezinizde size rehber olacağını umuyoruz. Avrupa'nın diğer yeşil kentleri gibi olan Münih, kanımızca Avrupa'nın yaşam seviyesi yüksek kentleri arasında yer alıyor. Münih şehrinin bilinen nüfusu yaklaşık olarak 1.500.000'dur. Bu rakam çevresinde ona bağlı şehirler ile 5.000.0000 rakamına ulaşır. Alplerin kuzeyinde İsar nehri kenarında kurulan kent yüksek yaşam standarları nedeniyle birçok kişinin yaşamak için tercih nedenini oluşturur. Bir bira şehri olan Münih adını tüm dünyanın bildiği bir festivale ev sahipliği yapar. Schneider, Fransizkaner, HB gibi ünlü bira üreticileri bu festivalde en çok dikkat çeken markalardır. Hofbrauhaus isimli birahane Hitler'in topluma ulaşmak için hitap ettiği mekanların başında gelir. Münih nüfusunun yaklaşık olarak % 40 kadarı katoliktir. Münih'in ayrıca yılbaşı öncesi sahipliğini yaptığı renkli noel pazarları birçok turistin ziyaret sebebini de oluşturur. Münih Otelleri hakkında deneyimimizin fazla olduğunu söyleyebiliriz. Münih'e gitmek bir dert otel bulmak ayrı bir dert. Nedeni ise kentin şaşırtıcı derecede pahalı oluşu. Özellikle bir de Octoberfest zamanı burada olmak istiyorsanız ciddi bir sorun ile karşı karşıyasınız demektir. Münih Şehir Merkezi Otelleri bu bölgede bulunuyor. Münih'te 100 Euro'nun altında bir otel buluyorsanız şanslı olduğunuzu kabul edin. Biz kaldığımız 2 gün için 2 farklı otelde konaklama yapmak durumunda kaldık. Çünkü bir otelin 2 gecelik fiyatınının ortalaması tek gecelik fiyatının ortalamasından yüksekti. Daha sonra 2 ayrı otelde kalabilir miyiz diye düşündük. Sonra her gece için farklı sorgulama yaptığımızda amaca ulaştık. Bu sayede hem gecelik fiyatlar düştü, hem de şehir merkezinde kalabildik. Denemenizde fayda var. ilk gece kalacağımız otel merkezdeki Otel Hotel Am Markt Munich olurken 2. gece kalacağımız otel de merkez tren garı Hauptbahnhof'taki Hotel Amba oldu. Otel isimlerine tıklayıp inceleyebilirsiniz. 2018 Eylül ayında konakladığımız fiyatlar ise Am Markt için 116 Eur, Amba için 90 Eur oldu. Not olarak Münih'te otelde kahvaltı seçeneğini düşünmedik, çünkü tek kişilik kahvaltı için talep edilen fiyatlar 15 Euro'dan aşağı değildi. Kahvaltı deyince aklınıza ballı tereyağlı bir kahvaltı gelmesin kesinlikle. Ufak bir büfe önünde servis edilen 3-5 çeşitten ve kruvasandan oluşan bir kahvaltı. Aşağıda Yeme-içme notlarında bahsediceğimiz küçük fırınları kullandık kahvaltı için."} {"url": "https://cengizselcuk.com/munih-gezilecek-yerler", "text": "Münih Gezi Rehberi yazımızı hazırladıktan sonra Münih'te olma sebebiniz olacak Münih Gezilecek Yerler listesi için yoğun bir program yapmanız gerekecek. Çünkü zengin Bawyera'lılar yaşadıkları kenti güzelleştirmek için hiç bir masraftan çekinmemişler. Sadece şehir merkezinde değil Münih'e yakın lokasyonlarda da görecek çok şey var. İtirafta bulunalım, Almanya'ya Berlin'den sonraki ikinci ziyaretimiz Münih ile oldu ama bir türlü hem Berlin'deki Oktoberfest'i hem de Münih'tekini nasıl olduysa denk getiremedik. Çok şansızız demeyelim yine de Graz'ın Bavyeralıları kıskandıran festivali Graz Aufsteirern i birkaç gün evvelinde yerinde yaşadık. Tarihleri yakın belki iki festivali birleştirebilirsiniz. Kısaca açıklayalım nedir bu festival ? Eylül ayının son cumartesi günü başlayan ve 2 hafta süren festival litrelerce biranın tüketildiği Theresienwiese isimli alanda yapılıyor. Konum Bilgisi Bu alan biraz Münih merkezinin dışında kalıyor ulaşmak için 4 duraklık bir metro bileti almanız gerekebilir. Eylül ayının son cumartesi günü büyük bir coşkuyla bira markalarının geçit törenine sahne olan Sonnenstrasse'de bando sesleri ve müzikleriyle bir nevi karnaval alanına dönüşüyor. Atlı ve gösterişli arabalar ile yürüyen kortejin açılışı belediye başkanının bir fıçıya çeşme takıp bira akıtmasıyla başlıyor ve tüm bira markası çadırlarında devam ediyor. Tabi festivale uygun giyinmek şart değil ama lederhosen denilen kıyafetler ile tüm festival alanı renkli bir görüntüye dönüşüyor. Bu kıyafetler sadece Münih'te değil Salzburg, Graz gibi Avusturya şehirlerinde de giyiliyor. İlk olarak 1810 yılında Kral Ludvig'in düğünü ile başlayan kutlamalar sonradan festivale dönüşmüştür. Festival alanında irili ufaklı 30 kadar çadır bulunuyor. En çok bilinen markalar Hacker, Schottenhamel, Marstall, Spatenbrau. Hepsini ayrı ayrı yazmaya gerek yok sanırım. Son olarak münih'te yemek biranın yanında bir garnitür olarak görünmekteymiş. Aşağıda bir harita ile baraber Münih gezilecek yerleri sıraladık. Münih'te ne yapılır sorusunun yanıtını bulabilirsiniz. Açıklamalardaki her yeri harita üzerinde işaretledik. Seyahatinizde gitmek istediğiniz yerlere aşağıdaki resme tıklayıp yönlendirmeleri Google Haritalardan Münih Gezileek Yerler Haritası alabilirsiniz. Marienplatz Münih şehrinin merkezidir. Dönüp dolaşıp kaybolduğunuz vakit buraya gelirsiniz. Platz kelimesini Münih ve Almanya şehrinin birçok yerinde duyacaksınız ki meydan manasına gelir. İşte Marienplatz şehrin kurulduğu zamandan bu yana şehrin kalbi durumundaymış. Zamanında burası suçluların idam edildiği bir lokasyon iken şimdilerde meraklı turistlerin ellerinden fotoğraf makinelerini düşürmediği bir nokta olarak göze çarpıyor. Meydan gün boyu çok hareketli çünkü hemen altında şehrin birçok noktasına ulaşabileceğiniz bir metro var. Marienplatz her şehir meydanında olduğu gibi bir buluşma noktası, gösteri merkezi ve siyasi eylem sahnesi. Meydanda sokak sanatçılarından tutun da akşam saatlerinde birşeyleri protesto eden kalabalıkları veyahut bir Bayern Münih maçı sonrası eğlenen taraftarları görebilirsiniz. Bu meydanda birden çok tarihi bina var. Bu binalar Münih ile özdeşleşmiş binalardır. Bunlardan ilki müthiş Mimarisi ile Münih Yeni Belediye Binası almancası ile Neues Rathaus(1867-1709). Burayı görünce bu hangi hanedanın sarayı diyebilirsiniz. Bu süslü binanın benzerini Prag ve Salzburg'ta gördüğümüz kuklarıyla dans eden bir gösterisi var. Glockenspiel denen bu saat hergün saat 11:00'de çalmaya başlıyor ve izleyicilerine güzel bir gösteri sunuyor. Bu bina üzerinden meydanı seyretmeniz de mümkün. Bina içine girdiğiniz de binanın seyir terasına çıkan bir asansörü var. Merdivenleri kullanabilirsiniz çünkü binanın içi de ayrı bir güzel. En üst katta 3 Euro karşılığında seyredeceğiniz bir Marienplatz manzarası var. Binanın arka tarafında ise geniş bir avluda güzel bir restoran var. Yeme içme notlarını Münih Gezi Rehberi yazımızda düzenlediğimizden bahsetmeyelim. Marienplatz meydanında Yeni Belediye Binası olduğunu söylemiştik. Peki Eski Belediye Binası'na ne olmuş. İşte 2. dünya savaşında bombalanan bina meydanın sağ tarafında bulunuyor ve aslına sadık kalınarak tekrar restore edilmiş. ilk yapımı 1310 yılına uzanan ve şimdilerde bir oyuncak müzesine evsahipliği yapan Altes Rathaus şirin mimarisi ve sempatik saat kulesi ile dikkat çekiyor. Yapım tarihi olarak 15. yüzyıla tarihlenen bu kilise Münih'in simge yapılarından biri. Yüksekliği 323 metre olup Jörg von Halsbach tarafından tasarlanmıştır. Maalesef bulunduğu nokta itibari ile yapıyı kadrajlamak çok güç ve seyahat ettiğimiz tarih itibari ile içine girip görme fırsatımız olmadı. Eğer siz müsait olursanız mutlaka ziyaret etmenizi öneririz. Bu kilise de Marienplatz'ın eski belediye binası tarafında kalır. Münih'in en eski kilisesi olarak lanse edilse de birçok kez tadilat görmüş bir yapıdır. Son tadilat 2000 yılına kadar tamamlanan kilisenin farklı bir özelliği daha var. Kilise içindeki kuleye eğer bir turistseniz bunu yapıp saat kulesine tırmanabilirsiniz. Tepeden güzel bir şehir manzarası görebilirsiniz. Kule 91 metre yükseklikte ve izleme alanı 50 metre yüksekliktedir. Son not: basamak sayısı 306'dır ve takriben 3 Euro ödemeniz gerekir. 1688 yılına kadar yapımı süregelen yapı Münih Residanz'ın yan tarafında Odeonplatz'da yer alır. İtalyan işçiliği göze çarpan barok yapıda kulelileri dikkat çekmektedir. Odeonplatz'da bir de büyük bir anıt bulunur. Bu anıt Kral Ludvig tarafından 1841 yılında Bavyera ordusuna yaptırmak istemesi ile yaptırılmıştır. Salonun ortasında ordu anıtı, merdiven başlarında 2 aslan bulunur. Hazır kiliselerden bahsetmişken son bir kilise daha paylaşalım. yapım tarihi olarak 1746 yılına tarihlenen yapı bir kiliseye benzemeyen dış yapısı nedeniyle pek farkedilmiyor. İçine girdiğiniz de ise yaratıcı süslü görünen yapı iki kardeşin yaptığı kişisel bir şapelmiş. Münih denilince en azından bizim aklımıza gelen yer Residenz olur. İlk olarak bir kale niteliğinde 1385'te yapılan yapı Bavyera Krallarının, soylularının ikametgahı olarak 1508 yılından 1. dünya savaşı sonuna kadar kullanılmıştır. Şimdilerin müzesi olan ve yapıya giriş 7 Euro olarak 2018'de fiyatlanmıştı. Münih Residence ziyaret edilirken insanın içinde olmayan bir Bavyera'lılık ortaya çıkıyor ve o zaman anlıyorsunuz ki Münih neden Avrupa'nın en pahalı şehirlerinden birisi. Tablo gibi duvara asılan halılar, kraliyet eşyaları, toplantı salonları, süslü eşyaları gördükçe buradan çıkmak istemeyeceksiniz. 10 Avlu, 100'ü aşan oda sayısı, hazine odası derken gözlerinize inanamayacaksınız."} {"url": "https://cengizselcuk.com/nemrut-dagi", "text": "Nemrut Dağı Adıyaman'ın Kahta illçesine bağlı 2150 metre yükseklikte olan bir gizemi hala devam eden bir dağdır. Nemrut'u önemli yapan unsur 2000 yıl öncesine dayanan uygarlık olan Kommagene Krallığı'nın bölgede kurulmuş olması ve kral mezarlarının da dağın zirvesinde bulunmasıdır. Nemrut Dağı Tümülüsü 1986 yılında UNESCO tarafından koruma altına alınmıştır. Antiochus geleceği mi gördü bilinmez Hz. İsa'nın daha dünyaya gelip ilahi bir dinin olmadığı coğrafyada hüküm süren Komagene Krallığı doğusunda Pers batısında Roma baskısı ile sıkışmıştı. Annesi Yunan babası Pers olan Antiochus ikili ilişkileri çok iyi yönetse de kendisinden sonra Kommagene Roma'ya bağlanmıştır. Bir gün öncesi akşamından rehberimiz Suphi duyurusunu yaptı : Yarın Nemrut'a kimler geliyor? Hemen katılımcıların isimlerini topladı ve \"gece 2:30 da uyandırma ve 2:40'da servis kapıda hazır olacak. \" duyurusunu yaptı. Nemrut Tümülüsü'nü ziyaret ettiğimiz tarih itibari ile güneşin 05:30'de doğduğunu ve otelimizden yolun 83km olduğunu görünce gece vakti yollara düşmekten başka çare olmadığını görüyoruz. Arabanız ile Nemrut Dağı'na ulaşmak için öncellikle Adıyaman Kahta ilçesine ulaşmanız ardından Nemrut Dağ Hizmet Bölgesine ulaşmanız gerekiyor. Burada aracınızı park edebileceğiniz yerler mevcut. Servis aracımız bizi de bu bölgeye getirdikten sonra gecenin ayazında koşar adım Hizmet bölgesindeki tesise yöneldik. Tesisten çıkar çıkmaz zirveye hareket eden minibüslere geçiyorsunuz. Bu minibüsler zirveye çokda yakın olmayan bir noktaya kadar sizi getiriyorlar.(5 TL-2019) Gün doğumuna yakın bir zamanda inanılmaz sert ve soğuk esen rüzgara karşı önce basamaklardan oluşan bir patikadan sonradan da yolun kayalık ve çakıl taşlarına dönüştüğü yoldan tırmanış gerçekleştiriyorsunuz. Burada uyarmakta fayda var. Yol engelebeli ve sabah gündoğumu için çocuklar ve yaşlılar zorlanabilirler. Bence küçük çocuklar ve yaşlılar için sadece zor değil tehlikeli de. 1 Mayıs tarihinde hala zirve de kar vardı. Ayrıca Nemrut Dağı'na gündoğumu için otellerden veya tur şirketlerinden destek almanız faydalı olabilir. Çünkü gecenin aşırı tenha saatlerinde buraya çıkacaksanız kendinizi güvende hissedersiniz. Saat 05:00'e doğru nihayet zirveye vardık ve yüzünü güneşe dönen devasal tanrılar ile birlikte sunak tarafında dizildik. Herkesin birbirine yakın durup soğuktan korunmaya çalıştığı yerde güneş yavaş yavaş belirmeye başladı. Yıllardır süregelen bir ritüel gibi güneşi elimizde kameralar ile karşıladık. Güneşin doğduğu mutlaka çok güzel yerler vardır dünya üzerinde ama 2150 metrede soğuğa karşı üstümüzde battaniyeler ile beklemek bambaşkaydı. Ülkemizde bu denli güzellikler varken tavsiyemiz bu deneyimi mutlaka yaşayın. Hatta ölmeden önce yapılacak 100 aktivitenin içine bunu da ekleyin. Tümülüsün detaylarını aşağıda detaylı bir şekilde bahsedeceğim. Buraya gündoğumu gibi günbatımı içinde Nemrut Dağı'na gelebilirsiniz. Tümülüsün diğer tarafında da aynı Komagene heykelleri aynı sırada sıralanıyor. Yani hem gündoğumu hem de günbatımını yad edebilirsiniz. Bunun nedeni ise ülkesinin bir tarafı Pers'lere diğer tarafı ise Roma'ya bakmaktadır. . Bu şekilde kendisini Tanrılar ile el sıkışırken resmetmiş ve ülkesine de kendisine dokunulmaması mesajını vermiştir. Buraya ölümünden sonra gelenler hemen önünde yer alan \"Altar\"da onun doğumgününü ve ölümgününü anan ayinler yapmışlardır. Şimdilerde ise yazının başında bahsettiğim Tanrı-Kral Antiochus'un kehaneti mi tutuyor bilinmez 1987 yılında UNESCO Dünya Mirasına alınan Nemrut Dağı'nda nerdeyse her sabah ve akşam bir ritüel oluşuyor."} {"url": "https://cengizselcuk.com/netflixin-mini-dizileri", "text": "Game Of Thrones'in son sezonunu izlemeyenler el kaldırsın. Dizi dediğin tek sezon olur ve biter, lütfen zamanımızı çalmayın sayın ilgililer. Sizin de uzun soluklu diziler çok mu zamanınızı alıyor? Yoksa kısa zamanda çok fazla mı dizi izlemek istiyorsunuz? Veyahut bir dizinin 5 sezon olması başladık hadi bitirelim serzenişine mi yol açıyor? İşte bu dertlerden sizi kurtaracak seyir keyfi yüksek bir liste : En İyi Netflix Mini Dizi Önerileri. Umarım sizi hayal kırıklığına uğratmayız. 2023 yılının fantastik film kategorisine bir tane Türk yapımı bir mini dizi bırakalım. Çağan Irmak'ın yönetmenliğinde çekilen dizi toplamda 8 bölümden oluşuyor. 19. yüzyıl Bursa ve İstanbul'un gösterildiği sahneler ve ortam inanılmaz düzeyde gerçekçi olmuş. Dizinin dialogları, doktorluk mesleğini geliştirmek isteyen yenilikçi yaklaşımların yorumlanması, fantastik olsada gerçekçiliğin yorumlanmasını çok başarılı buldum. Frankestein adlı yapımdan esinlenen dizide babası doktor olan Ziya'nın tıp eğitimi almak için Bursa'dan İstanbul'a uzanan öyküsünün içinde İhsan adlı radikal doktor ile karşılaşması sonucu gelişen olayları izliyoruz. Bir Brezilya yapımı ile karşı karşıyayız. Komşu Ev olarak lanse edilen yapımda Miranda'nın bir aile içi hesaplaşmasının, ilişkilerinin ve cinayetlerinin içine girdiğini görüyoruz. Mini dizi olarak lanse edilse de 10 bölümden oluşan yapım \"365 gün\" yapımlarını nazire yapan görüntüye de sahip."} {"url": "https://cengizselcuk.com/obernai", "text": "Fransa'nın Alsace bölgesinin sevimli kasabası Obernai; tertemiz sokakları, kurabiye tadında evleri ve ortaçağ görüntüsü ile aşık olunası bir masal kasabası. Obernai Gezilecek Yerler rehberimizde Obernai'de Yemek, konaklama, nasıl gidilir, nerede ve detaylı gezilecek yerler listesini bulacaksınız. Alsace turu içerisindeyseniz rotanıza bu kasabayı ekleyin. Eğer yöresel pazar görme sevdanız varsa gün olarak perşembe yi seçin. Obernai için tren ile ulaşmayı deneyin ki gayet pratik. Son olarak gülümseyin, inanın bunu söylemeye gerek yok çünkü artık bir masal kahramanısınız. Biz Fransa rotamızda Paris'ten başlayıp Strasbourg ve Colmar'ı gördükten sonra Basel'den dönmüştük. Obernai Strasbourg ve Colmar arasında kalan bir kasaba olduğundan bir gecemizi burada geçirmeye karar verdik. Perşembe günleri kasabada küçük bir pazar da kuruluyor. Eğer semt pazarları ilginizi çekiyorsa kurulan bu küçük pazar alışveriş için size alternatifler sunabilir. Obernai için, özellikle Strasbourg'ta geçireceğiniz 1 günden fazla bir zamanınız varsa mutlaka bu şirin kasabaya uğrayın. Günübirlik gezmeniz de mümkün. Aşağıda tren ulaşımına ait detayları okuyabilirsiniz. Eğer araç ile ulaşım sağlayacaksanız şehrin meydanına yakın bir noktada yer alan St. Poul kilisesinin arka tarafında geniş bir otopark mevcut. Strasbourg'tan Obernai bölgesine ulaşmak için Strasbourg Tren Garı'na ulaşmanız yeterli. Barr ve Salestat yönüne giden trenler Obernai'den geçmektedir. Biletinizi buradaki otomatik makinelerden rahatlıkla alabilirsiniz. Strasbourg-Obernai arasındaki ulaşım yaklaşık olarak yarım saat sürmektedir. Obernai tren istasyonu ise nispeten küçük bir istasyon. İstasyondan çıktıktan sonra çok rahat bir şekilde kasabanın merkezine yürüyebilirsiniz. Tren bileti fiyatı ise 2017 ekim ayında 6,50 Eur idi. Colmar-Obernai arasında direkt tren ulaşımının olmadığını belirtmek isteriz. Biz Obernai'den Colmar'a ulaşmak için aktarmalı bir bilet aldık. İlk önce Selestat'a gidip buradan peron değiştirip, Colmar trenine aktarma yapıyorsunuz. Biletinizi Colmar veya Obernai'daki makinelerden veya bilet gişesininden alabilirsiniz. Tek yön bilet için kişi başı 9,50 Eur ödeme yaptık. Bu arada trenlerde herhangi bir bilet kontrolüne rastlamadık. Obernai için hep kasaba, köy şeklinde tabirler de bulunmuş olsak da Obernai bizim Anadolu köylerinden bir hayli uzak. Daha çok Kazdağları'nın Adatepe ve Yeşilyurt köyleri gibi çiçekler ile süslenmiş. Biz Obernai'de farklı bir deneyim olsun diyerek kartondan yapılmış görüntüsü ile aşağıdaki Hotel de La Cloche'de konakladık. Otel bir aile işletmesi ve burada hepiniz birer Mösyö ve Madam oluyorsunuz. Bu kelimelere kulaklarınızı yabancılaştırmayın çünkü size sesleniyor olabilirler. Yukarıdaki tavsiyemize uydunuz ve burada konakladınız. Size güzel bir haber paylaşalım, Otelin sahip olduğu restoran tarafında güzel bir kahvaltı yapabilirsiniz. Portakal suyundan yöresel peynir çeşitlerine, tereyağ ve minik ekmekleri ile beraber çay veya kahve seçenekli kahvaltılarının fiyatı 7,50 Euro. Özellikle kahvaltı ile beraber kahvaltı sunumuna ait olan porselen tabaklar çok güzel seçilmişti sevgili Mösyö ve Madamlar. Kahvaltı olarak farklı bir seçenekte kasabadaki küçük fırın ve pastaneler. Şöyle bir kısa bir turun ardından istediğiniz bir mekanı seçmek size kalmış. Obernai'de yemek konusuna değinirsek aslında Fransız Mutfağının yanı sıra bir çok seçeneği bulabilirsiniz. Biz Restaurant Santa Maria isimli restoranı kapısında cadı resimli çorbayı görünce tercih ettik. Santa Maria'nın cadı çorbası balkabağından yapılıyor ve oldukça lezzetli. Biz iki adet çorba ile bir Margarita pizza sipariş ettik ve 25 Eur hesap ödedik."} {"url": "https://cengizselcuk.com/oto-sanayide-bir-kaburgaci-marcus", "text": "Maslak bölgesini bilirsiniz. Levent'teki iş kulelerine yer kalmayınca en yakın Maslak var deyip eski fabrika alanlarını plazalar ile doldurulması ile edinilen yeni bir iş merkezi olup çıktı. Hemen yanında ise devasal alanı ile Atatürk Oto Sanayi var. Eskiden Maslak bölgesinde in cin oynarken Padişah Abdülhamit'in nefes alan Maslak Kasrı'nın ve bahçelerinin bulunduğu bir alanmış Maslak. Şimdiler ise farklı tatlardan mutfaklara dönüşüyor. İşte onlardan birinin adı da Markus. Markus Ribs. Markus Ribs, Maslak'ta Atatürk Oto Sanayi içinde yer alıyor. 2. Kısım 3. Sokakta yer alan Markus 42 numaralı dükkanda hizmet veriyor. Eğer yolunuz Maslak ise orada ayıracağız zamanınız varsa mutlaka uğramanızı tavsiye ederiz. Konum olarak ise Maslak42 alışveriş merkezinin içinden de hızlıca geçebilirsiniz. NTV ve Doğuş Oto'nun arka tarafında yer alıyor. Markus'un ortalama fiyatlara sahip olduğunu söyleyebiliriz. Kaburgacı olduğunu yazının başında belirtmiştik. Dana ve kuzu kaburgalarının yanı sıra kaburgadan yaptıkları burgerler de dikkat çekici. Her ne kadar konsepti akşam iş çıkışı uğrayıp bir şeyler atıştıralım şekline dönüşsede farklı türde buluşmalar için de ideal bir tarzı var. Kaburga çeşitlerinden burgerlere mevsimsel çorbalarından tamamen el yapımı soslarına kadar dikkat çekici bir menusü olan Markus gastronomi avcılarının uğrak yerleri arasında yer almakta zorlanmayacağını garanti ediyor. Bu kapsamda bulunduğunuz arkadaş ortamına göre menünüzü çeşitlendirebilirsiniz. 3-5 kişilik arkadaşlar ile geldiyseniz hamburger&patates&içecek keyfi yapabilir, veyahut kaburga tadımlarından ortaya karışık farklı 3-5 çeşit yemek söyleyebilirsiniz. Biz öğle menusunu tercih edenlerden olduk."} {"url": "https://cengizselcuk.com/otobus-turlari", "text": "Tatil alternatiflerinden biri de tur ile seyahat. Eğer tur ile seyahat ediyorsanız bu seyahatin artılarını ve eksilerini bilmek gerek. Bizim katıldığımız ilk ve son olmasını umduğumuz otobüs ile tur seyahatimizde neler yaşadıklarımızı paylaşmak istedik."} {"url": "https://cengizselcuk.com/pamukkale", "text": "Çardak Havalimanı'nda başlayan turumuz Salda Gölü ve Afrodisias Antik Kenti ziyaretlerinden sonra Denizli ile devam etti. Dünya'da bir örneğini bulmak bir o kadar güç olan doğa harikası ülkemiz topraklarında Denizli'de bulunuyor. Mutlaka her Türk vatandaşının görmesini dilediğimiz ve hazrladığımız Pamukkale Gezi Rehberi nasıl gidilir sorusu ve ulaşım detayları ile başlıyor. Denizli konum itibari ile Muğla, Aydın, Antalya ve Burdur'un çevrelediği, bu şehirlere yaklaşık ortalama 2 saat uzaklıktaki bir kent. Denizli Çardak Havalimanı Denizli ile pek alakasız bir yerde olup 67 km. kadar uzaklıktadır. Havalanından ulaşım sağlayacaklar için özellikle yaz aylarında uçak sefer sayılarının arttığını söylemekte fayda var. Alternatif olarakta Isparta havalimanı uçuşlarınada bakabilirsiniz. Havalimanı Şehir ulaşımı için araba kiralayabilecekler için oldukça fazla seçenek olduğunu söylemeliyim. Toplu taşıma için Denizli ve Pamukkale'ye otobüs ulaşımını Bay-Tur isimli bir firma yapıyor. Taksi ulaşımını denememiş olsam da denizlitaxi sitesinde buraya yazamayacak kadar yüksek olduğunu belirtmek gerek. Pamukkale ulaşım için Pamukkale ve Karahayıt'a her yarım saatte bir Denizli santral garajdan belediyelere ait araçlar hareket etmektedir. Denizli'de Pamukkale ve şehir merkezinde konaklayabileceğiniz farklı seçenekler mevcut. Zamanınızın çoğunluğunu Pamukkale'de geçireceğinizden konaklamanızın burada olmasında ayda olacağı düşünmekteyiz. Biz Venüs Suite Otel'de kaldık. Gayet temiz, ekonomik ve harika kahvaltısının yanısıra güzel bir de havuzu vardı. Tavsiye ederiz. Denizli yeme-içme konusunda geniş bir yelpazeye sahiptir. Denizli bir üniversite şehri olunca çeşitlilik de çok fazla olmaktadır. Okuduk, araştırdık. Denizli'de ve Kebapçı Enver ismi ön plana ne yenir sorusuna ilk cevap olarak çıktı. Kayıtlara Denizli Kebabı olarak geçen kebabı burada test ettik. Altı ve üstü pideler ile çevrelenmiş kebabı çatal ve bıçak olmadan yemeniz gerekiyor ki usül böyle. Şunu da söylemek gerekir ki Denizli'ye gelindiğinde bu kebabı yemeniz tavsiye olunur. Denizli merkezde yer alan mekana erken saatlerde gidiniz."} {"url": "https://cengizselcuk.com/paris", "text": "Paris Avrupa'nın belki de dünyanın en romantik şehri olarak bilinen Fransa'nın başkenti. Paris Hakkında Bilgiler genellikle Eiffel'den Louvre'ye onu ünlü yapanların haricinde şaraplarından, yemeklerine kadar da popüler birde mutfağı olduğu yönünde. İşte sorularınızın cevaplarını bulabileceğiniz Paris Gezi Rehberi. Peki bu denli popüler turistik bir şehri gezmek her zaman mutlu eder mi ? Sanırım hayır. Mesela biz mutlu olamayanlar tarafındayız. Sadece Catacombes'te 4 saat mahsur kaldık. Siyahi Fransız vatandaşlar yolumuzu kesip parmaklarımıza ip dolayıp bir şeyler satmaya çalıştılar, kendimizi zor kurtardık. Gece 01:00'de otelin yangın alarmlarının çalması ile kendimizi sokağa attık meğerse yanlış bir alarm imiş. Paris saat farkı olarak Türkiye'den 2 saat geridedir. Türkiye yaz saati uygulaması kalıcı olduğundan eğer kış saati döneminde pariste saat kaç derseniz Paris'te saat 3 saat geridedir. Fransa'da kaldığımız 1 haftalık süreçte şöyle bir rota çizdik. Paris'e cumartesi iniş yaptık, pazar ve pazartesiyi Paris'te geçirip Alsace'ye geçtik. Son günümüzde ise Basel'i de günübirlik görerek Türkiye'ye döndük. Toplamda 6 gecelik bir gezimiz oldu, aslında sadece Alsace rotası çizecektik. fakat planlar biraz değişti. Eğer benzer bir rota yapmak isterseniz dolu dolu unutulmaz bir 7 gün yaşayacağınızı garanti ederiz. İşte Paris hakkında merak edilen en önemli konu başlığı ulaşım. Paris Uçak Bileti için en az 3 ila 6 ay evvelinde bilet bakmanızı tavsiye ederiz. Paris'te Türkiye'den ulaşım sağlanan 2 havalimanı olsada Paris'te toplamda 3 adet havalimanı olduğunu öncelikle söyleyelim. Türkiye'den THY ve Atlas Charles de Gaulle havalimanını kullanırken Pegasus genellikle Orly havalimanını kullanmaktadır. CDG'den şehre ulaşımı 3 farklı yol ile yapabilirsiniz. RER trenlerini kullanabilirsiniz, normal otobüs seferlerini tercih edebilirsiniz, RoissyBus gibi direkt geçiş yapabilirsiniz. Biz RoissyBus'u tercih ettik. Paris ulaşımı merkez baz alınıp çevreleyecek büyüklüklerde 5 farklı ulaşım bölgesine ayrılmıştır. Bu bölgelerden 1 ve 3 nolu bölgeler Paris'in merkezini oluşturur. Disneyland ve Varsay Sarayı 3 nolu bölge dışında kalır. Biletlerinizi bu bölge ayrımına göre almalısınız. Biz merkeze ulaştıktan sonra aşağıda bahsettiğimiz 10 adetlik cornet ulaşım kartlarını aldık. Bize Paris'te ulaşım konusunda en yardımcı olan şey Citymapper uygulaması oldu. Hangi metro saat kaçta hangi trenden inip hangisine gideceksiniz hepsini tek tek yazıyor. Öneririz. Paris'te şehir içi ulaşım oldukça gelişmiş metro ağı ile yapılıyor. Bu metro ağları o kadar karmaşık bir hale geliyor ki bazen super mario gibi birinden diğerine zıplıyorsunuz. Ama biraz alışınca keşfetmek bulmaca çözmek gibi oluyor. Biz ulaşımda Cornet denen 10 adet bileti toplu olarak makinelerden alıp bölüşerek kullandık. 1 adet 1.49 eur ücrete denk geliyor. 1 saat içinde ücretsiz aktarma avantajı da var. 1 günde yaklaşık maksimum 3-4 tane harcarsınız. Farklı uygulamalara çok gerek kalmıyor çünkü şehirdeki birçok noktaya yürüyerek ulaşım sağlayabiliyorsunuz. Ayrıca ulaşım için Paris Visite Pass card'ı da tercih edebilirsiniz. Tüm toplu ulaşım araçlarında geçerli günlük 1-3 zone bölgeleri arasında 13,20 Eur, 2 günlük 21,5 Eur. Detaylı bilgi sitesinde mevcut. Açıkçası çok ekonomik sayılmaz. Çok fazla sayıda metro kullanacaksanız tercih edebilirsiniz. En güzel uygulama ise Navigo Decouverte Card olsa gerek yalnız buda öyle bir uygulama ki her hafta başında süresi sonlanıyor. Pazartesi'den pazartesiye kullanıyorsunuz. Fiyatı 19,85 Eur. İtiraf ediyorum, ben hiçbir şehrin ulaşımını anlatırken bu kadar zorlanmadım. Bunlara ek bir de Mobilis denen farkli bir uygulama var. İstediğiniz bir Zone icin sınırsız günlük ulaşım sağlıyor. Orly havalimanından ulaşımı Orlybus otobüsler ile yapabilirsiniz. Her 15-20 dakikada bir 8,70 Eur. Onun dışındaki ulaşım yukarıda bahsettiğim gibi. Şu notlar Önemli : Biletlerinizi mutlaka makinalara giriste ve cikista okutun. Bazi hatta özellikle siyahi vatandaşlar arkanıza geçip siz bankodan geçerken sizi hızlıca iterek ücretsiz geçmeye çalışıyorlar. Nadir de olsa kontroller yapılıyor, eğer biletinizi bindikten sonra kaybederseniz kontroller sırasında size ceza keserler. Bir arkadaşım kullandım diye biletini atmıştı ve kontrollerde yeni kullanmadığı biletlerini gösterse bile gözünün yaşına bakmayıp 50 Eur ceza kesmişlerdi. Paris Otelleri konusunda ise ipucu verelim. Haritalarda Opera konumunu merkez alın. Paris Opera'yı merkez olacak şekilde kendinize bir daire çizin. Oteliniz o daire içinde ve metro duraklarına yakınsa o otelden rezervasyonuzu yapabilirsiniz. Biz Le Bon otelde kaldık. Biraz merkez ile arası olsada metro sayesinde kolay ulaşım sağlamıştık. Aşağıdan şehrinizi seçip göz atabilirsiniz. Paris civarındaki şehirler için farklı ulaşım seçenekleri sunuyor. Bu seçeneklerden biri de hızlı trenler. Trenler ne kadar hızlanırsa fiyatlar o kadar da maalesef artıyor. Hızlı trenler Paris'teki bir kaç büyük gardan hareket ediyor. Paris Nord garından Brüksel yönüne, Paris East garından Strasbourg yönüne, Paris Lyon garından Lyon ve Marsilya yönüne, Saint Lazare'den batıdan Nantes yönüne, Austerlitz'ten ise Toulouse yönüne trenler var. En güzeli ise Londra yönüne giden trenler sanırım. Chateau istasyonu da bu yöne gidecekler için. İşte Paris'te kafanız karışması için başka bir neden. Tabi biz ne yaptık? Avrupa'da hayat kurtaran diğer seçenek ise Oibus ve Flixbus kullanmak. Açıkçası biz oibus kullanarak 13 Euro'ya biletlerimizi aldık. 2 saatte değil 5 saatte gittik ama devir ekonomi devri değil mi ? Oibus ve Flixbus firmalarına ait otobüs terminaline Bercy Bus Station'dan hareket ediyor. Aynı şekilde Disneyland ve Amsterdam yönüne otobüslerinde bu gardan kalktığını gözlemledik. Yinede firma isimlerini yazdığımız yukarıdaki linklerden gideceğiniz yöne sorgulama yapın. Farklı tren istasyonları gibi Paris'te havalimanından ve Disneyland'dan hareket edebiliyorlar. Bir çok şehirde gördüğümüz turistik otobüslerimiz üstü açık halleri ile Paris'te de turluyorlar tabi ki. Aşağıda Big Bus firmasının rotası var. Paris Şehir Planı arıyorsanız işinizi görecektir. Tabi sadece tek firma yok alternatif olarak CitySightSeeing'e göz atmanızda fayda var. Paris'in Avrupa'nın en pahalı şehirlerinden olduğunu belirtmekte fayda var. Paris Pahalı mı ? Evet Pahalı! Hani o filmlerde gördüğümüz her köşe başındaki kafelerde bir şeyler yeyip içmek pek mümkün olmuyor. Şehirde soğan çorbasının fiyatının 10 Eur olduğunu hesaba katarsak köşe başındaki butik kafelerden ziyade köşe başlarında yer alan Carrefour marketlerini arıyor olmanız olası olacak. Carrefour demişken burada en uygun atıştırmalık kızarmış soslu fıstık. 150 gram fıstık 1,10 Eur. Haliyle fıstık susatır. Yine en uygun suyu Carrefour'da bulduk 0,20 Eur'ya 1,5lt. Eivan marka sular diğerlerine nispeten biraz daha pahalı. (Metrolardaki su otomatlarında yarım litre pet şişe su 2 Eur) Öğün aralarını marketten kruvasan tarzı bir şey alıp geçiştirmekte fayda var. Carrefour'da tanesi 1,90 Eur. Otelinizi mutlaka kahvaltılı almanızı tavsiye ederiz. Paris Woohoo! deyip kendinizi dışarda kahvaltıya kaptırırsanız Euro 5 TL oldu gençler deriz size. Fiyat olayına girmiş iken ne ne kadar kaç para imiş onun bilgisini verelim. Örneğin Burger King'de bir whopper 7,20 Eur, Double Steakhouse 8,90 Eur. Bir Starbucks görürseniz oturabilirsiniz. Chai Tea 4.85, Mocha 5.25, Muffin 2.95, Cookie 2.50 Eur. Orta düzey gittiğimiz pizzacı Oskian'da ise 2 pizza birer içecek sonucunda 29 Eur ödemiştik. Alışveriş olayından çok bahsetmek istemiyorum. Adına şarkılar yazılmış Şanzelize Caddesi resmen çöp. Caddenin başında yer alan takı olmasa hiç gitmeyin diye rahatlıkla söyleyebilirim. Pahalı markalar, uçuk fiyatlar. Bakmak serbest tabi. Onun dışında Paris'in de bizdeki 1 milyonculu mağazalara denk gelen özellikteki mağazası için TATI'yi seçtim. aklınıza gelecek herşeyin olduğu TATI bütçe dostu. Mutlaka ziyaret edeceğiniz Sacre-Coeur 'a ineceğiniz metro durağında. İllaki benim alışveriş yapmam derseniz yolda gezerken karşılaşabileceğiniz kadar çok Galeries Lafeyette mağazaları var. . Tabi burada hakkını yemeden etmeleyelim, çok güzel pasajlar var. Aşağıdaki de onlardan biri. Son olarak Paris'te kredi kartınızı rahatlıkla kullanabileceğinizi belirtelim. Dikkat etmeniz gereken şey ihtiyatlı davranıp nakit paranızı mümkün olduğunca harcamamak. Geri döndüğünüzde nakit paranızı karta yatırabilirsiniz. Ayrıca ekstrenizi de döviz ekstre yapın mutlaka. Döviz ekstre yapamazsanız kart kullanmayın. Bankalar yurt dışı işlemlerde yüksek döviz kuru uygularlar. Biraz Hiciv, biraz da her yerde bulunabilecek bilgiler olduğu için muzip bir başlık olarak ödüllendirdim sanırım. Great post and photos! I haven't been to Paris since 1985 so time for another visit. Thank you. I hope you can visit asap."} {"url": "https://cengizselcuk.com/paris-icin-gezilecek-noktalar-ve-ipuclari", "text": "Fransa'nın başkentini günlerce gezmeniz mümkün olmayabilir ama ayırabileceğiniz 3 günlük bir zaman en önemli yerleri görmek için yeterli olacaktır. Paris'te bulunduğumuz 3 gün içinde tecrübelerimizin size de bir Paris Gezi Rehberi olacağını düşünüyoruz. # Rotanız dışında dolaşmamaya özen göstermenizi tavsiye ederiz. Paris Avrupa'nın en büyük metropollerinden biri ve göçmen nüfusu da her metropol gibi fazla. Hırsızlık, taşkınlık gibi olaylar başınıza gelebilir. # Turistik bölgelerde size bir şeyler satmak isteyen özellikle'de canınızı sıkabilecek siyahi Fransızlar ile karşılaşabilirsiniz. Bizim parmaklarımıza doladıkları iplerden kurtulmak için baya bir çaba sarf etmiştik. # Şehrin her bir tarafında metroda, müzede kurallara uymaya gayret gösterin. Fransızlar kurallar konusunda çok hassaslar, metroya biletiniz olduğu halde okutmadığınız için yüklü bir ceza kesmede cüretkarlar. Ayrıca pazartesi günlerine dikkat edin, müzeler kapalı olsa da kapıları açık olabiliyor. İçeriye girmeyiniz. # Alışveriş yaparken kredi kartı kullanmanız faydalı olabilir, markette, restoranda kullanım oldukça yaygın zaten. Malum şehir oldukça pahalı, tatilin ortasında paranızın bitmesi hoş olmaz. # Müze ziyaretlerinde fazlaca bulunacaksınız ki Paris bunun için müsait müze kartlarını sipariş edebilirsiniz. Gerçi fiyatlar pek uygun değil bakmak isterseniz Paris Museum Pass ve Paris Pass. İtiraf etmek gerekirse biz bu kartları edinmeyecek kadar pahalı bulduk. Paris'te gezilecek yerler Sen nehri boyunca ağırlıklı olarak sıralanır. Aşağıda müthiş bir icat olan google haritaların çevrimdışı da çalışabilen bir haritasını paylaşıyoruz. Telefonunuzu uçuş moduna alın, kentte gezerken bu haritaya tıklayın ve internetsiz gezin. Haritayı wifi bağlantısına eriştiğinizde telefonunuza kurmayın unutmayın. Detaylar için tıklayın. Yapımı 2 yılda tamamlanan kule tamamlandığında tarihler 1889 yılını gösteriyormuş. Şimdilerin Eiffel'i bir şehrin değil bir ülkenin, aşkın ve romantizmin de sembolü olup her gün binlerce fotoğrafın çekildiği bir yapıdır. Bence Paris'in en önemli görülmesi gereken mekanı Louvre. Şu yukarıdaki teneke kuleyi boşverin diyoruz. Kuleyi gördünüz, hemen ön tarafındaki meydanda kalkan 3 tekerli motorlubisikletle bekleyen gençlere Louvre deyip istikametinizi belirleyin. Yürüyebilirsiniz de, uzak değil. Louvre'ye giriş yapmak için kullanacağınız 2 bölüm var. Ana giriş Louvre Piramidini cepheden gören Tuileries Bahçeleri tarafından. Bahçeler 1564'te başlayıp,1871'de yakılan ve kraliyet evi olan Tuileries Sarayı'nın kalıntıları imiş. Salı günleri mekan kapalı küçük bir not. Piramidi görüp yanına geldikten sonra türlü şirinlikler ile fotoğraf çektirmek serbest. Hemen yan tarafından kare ve onunde bir dikdörtgen bir yapıda olan Louvre'nin galerilerine doğru giriş yapıyorsunuz. Piramid'in hemen altına giriş yaptığınızda yürüyen merdivenlerden -2 nolu kata giriş yapıyorsunuz. Bu alanda kitaplık ve hediyelik eşyalar alabileceğiniz dükkan, elinizdeki çanta ve paltolarınızı koyabileceğiniz ücretsiz kilitli dolapları olan bir vestiyer odası var. Biletinizi yine bu alandan alıyorsunuz. Otomatik makinelerden kredi kartınız ile alabilirsiniz. Son bilet fiyatı sitesinde yazan bilgiye göre 17.00 Eur. Louvre Online Bilet alabilirsiniz. Ziyaret ettiğimizde 15 Eur idi. Primidin olduğu alanı arkanıza alıp hemen merdivenlerden -1 nolu kata çıkıyorsunuz. Sol tarafınızda 16. ve 17. yy Fransa dönemi heykelleri yer alırken, sağ tarafta Mısır sanat eserleri, islami sanat eserleri bulunur. Düz devam ettğinizde ise The Pavillon de I'Horloge bulunuyor. Zemin katta ise Mısır, Yunan, Roma dönemi eserleri ile karşılaşıyorsunuz. En önemli sanat eserleri ise 1. katta bulunuyor. En önemliden kast ettiğimiz 1250-1850 yıllarını kapsayan resim eserlerinin de bulunduğu kırmızı renkle belirtmiş bölüm. Britanya, Amerika, İspanya ve Fransa'nın ressamlarının en değerli tabloları da yine burada yer alıyor. Yine bu bölümde ağzı açık bırakan dekoratif sanatlar salonu burada. Son olarak dünyanın en çok ziyaret edilen müzelerinden olan Louvre'nin ziyaretçi sayısı yıllık 10 milyonun üstündedir. Paris'in yer altı mezarlarına değinmeden olmaz. Catacombes Paris'teki binaların yapımında ullanılan kalker taşlarının bulunduğu bir taş ocağı imiş. Bu taş ocaklarına ulaşan galeriler ve tüneller onradan salgın hastalıkların yayılmasını engellemek maksadıyla mezarların bu alanlara nakledilmeye başlamasıyla yer altı mezarlarına dönüşmüş. Adına şarkılar yazılmış Champs Elysees caddesinin başında yükselen ve Paris'in 12 caddesinin buluştuğu bir alanda kurulu yapının yapımına Napolyon'un emri ile 1806 yılında başlanmış ve otuz yılda tamamlanmış. 12 Eur ücret ödeyerek metro yer altı bağlantısından ulaşabilen takının çatısına ulaşmak için aşağıdaki görülen merdivenleri tırmanmak durumundasınız. Ama yukarıda sizi harika bir manzara karşılıyor olacak. Dünyada bir çağı açıp diğer çağı kapatan bir olay bildiğiniz üzere Fransa'da başlamıştır ki adı Fransız İhtilalidir. Conciergerie devrim ile ilgili izlerin bulunduğu bir hapishane olmaktan öte fikirlerin hapsedildiği bir yapı olarak öne çıkıyor. Cite adasında Marie Antoinette, Danton, Robespierra'nın da hapsedildiği yerleri görebilir, hücreler arasında geçiş yapıp devrim ile ilgili bilgiler alabilirsiniz. Yapım tarihi 13. yüzyıla uzanan Conciergerie, kraliyet sarayı olarak kullanılmış. Öyle etkileyici bir mimarisi var ki fotoğraflamamak için kendinizi tutmayınız. Salondan içeri girip üst kata çıktığınızda 1789'da başlayan ihtilal sonucunda hayatını kaybeden 2780 kişinin isimlerini salonda görüyorsunuz. Conciergerie hemen yanında aşağıda fotoğrafını gördüğünüz heybetli yapı Adalet sarayı ve diğer ucunda ise Sainte Chapelle bulunuyor. Conciergerie dışından görüldüğü heybeti kadar içinde gördükleriniz ile bir hayal kırıklığı da yaratabilmesi muhtemel. Eğer biletinizi Saint Chapelle bileti ile kombinlediğiniz zaman toplam 15 Eur'a her iki mekanı da görebiliyorsunuz. Küçük bir tüyo da verelim, ilk önce Conciergerie tarafından biletinizi Şapel ile birlikte alın. Şapele geldiğinizde biletinizi gösterin ve sıra beklemeden içeri girin. Şapel'e gelince, aslında burası hakkında çok bilgi edinmeden direkt giriş yapmanızı öneririm. Kısa da olsa biraz bilgi verelim hakkında. 1240 yılında IX. Louis'in emri ile yaptırılan şapele giriş için Adalet Sarayı'nın arka bahçesini kullanıyorsunuz. İçeri girdiğinizde vitraylar, renkli duvarlara işlenmiş betimlemelerden oldukça etkileceksiniz. Son olarak nehrin ortasındaki Cite adasındaki başka bir sanat eseri olan Notre-Dame Katedrali'ni göreceksiniz. Onu popüler yapan Victor Hugo Notre Dame'ın Kamburu'nda anlattığı öykü olsa gerek. 1345'te tamamlanan yapının başlangıç tarihi 1163 yılına kadar uzanmış. Tabi bu arada eklemeler ve ilaveler ile büyümüş ve şimdiki haline ulaşmış. Girişin ücretsiz olduğu katedralin önünde oluşan kuyruklar her daim var, kulelere tırmanmak isterseniz de ayrıca bir ücret ödemeniz gerekiyor."} {"url": "https://cengizselcuk.com/paris-yer-alti-mezarlarinda-4-saatb", "text": "Paris'in alt kısmı Paris'teki yapıların yapımında kullanılan sarı kalker ocaklarına ait tüneller ile doludur. 17. yüzyılın sonlarında ortaya çıkan salgın sonucunda bu ocaklar mezarlık olarak kullanılmıştır. Paris Yer Altı Mezarlığı olarak bilinen bu tüneller şimdi turistleri ağırlar. Paris yer altı mezarlarının fotoğraflarını ve hikayesini okuyup öğrenmiştik fakat görsel olarak karşılaşacağımız deneyim hiç bir zaman aynı tadı veremezdi. Çok fazla vakit kaybetmemek adına planımızı değiştirip ertesi gün uğramaya karar verdik. Yazının konusu paris yeraltı mezarlığı olunca biraz bilgi vermek mantıklı olacaktır. Burası Paris'teki binaların yapımında kullanılan sarı kalker taşının çıkarıldığı eski bir taş ocağı imiş. Paris'in altı bu taş ocaklarına ait tüneller ve galeriler ile kaplıdır ve günümüzde ancak 2 km'lik kısmı ziyarete açıktır. Bu kısımlar ise taş ocağı değil yeraltı mezarlığı olarak düzenlenmiş yerler olarak öne çıkıyor. Buraya geldiğiniz zaman yüzlerce kemikten oluşan toplu bir mezarlığın içine girmiş oluyorsunuz. Pazartesi günü Paris'in meşhur katedralini gördükten sonra rotamızı Paris Yeraltı Mezarlığı Catacombes'e çevirdik. 9 Ekim Pazartesi günü olağanüstü bir şey oldu. Catacombes'e geldiğimizde kapısında uzun kuyrukları göremedik ama kapısının açık olduğunu gördük. Herhalde dün yoğun turist grupları vardı hafta sonu olduğu için, işte çok şanslıyız bugün kimse yokmuş kanısıyla kapıya doğru yöneldik. Hatta önümüzde iki kişi bizden evvel içeri girmişti bile. İçeri girdiğimizde önden giren iki kişi etrafa bakınıyordu. Bizde etrafta konuşacak ve bilet alıp içeriye girmek için birilerini aradık, 15 dakika boyunca açık kapıdan kimse içeri girmedi. Sonrasında şu aşağıya doğru inen merdivenlerden aşağıda kimse var mı diye önden adım attık Bir de ne görelim ? Aşağıdaki mezarlara giriş kapısında etrafa bakınan 2 kişi daha var. Fransızca bir şeyler konuşup duvarlardaki fotoğraflara bakmakla meşguldüler. Büyük ihtimal ile yukarıda biraz bekleyip bizim gibi aşağı inmiş olmalılardı. Hemen köşede uzun koridorlarını gördüğümüz Catacombes ışıklandırılmış haliyle bizi davet etti ve içeriye doğru yürümeye başladık. Korktuk ama koridorlar ışıkla aydınlatılmıştı. Sonrada farketttik ki arkamızdan 2 Amerikalı ve hemen onun arkasında da 2 Fransız turist biz takibe başlamıştı bile. Yaklaşık 20 dakika boyunca nereye gittiğimizin farkında olmadan yürümeye devam ettik. Bir taraftan yürüyor diğer taraftan biraz da korkuyorduk, etrafta kimse yoktu ve karşımıza aniden bir şey çıksa çok korkacağımız garantiydi. Labirentte dolambaçlı koridorlar sona erdiğinde demir parmaklıklı farklı bir geçiş alanına ulaştık ama kapalıydı. Yapacak bir şey yoktu ve geri dönmeye başladık. Geldiğimiz koridordan geri dönerken yolda Fransız ve Amerikalı turistlere kapalı olduğunu söyledik ve hızlıca oradan ayrılmak üzere giriş kapısına yöneldik."} {"url": "https://cengizselcuk.com/pasaport-harc-ve-pasaport-cuzdan-ucretleri", "text": "2023 yılına ait herkesi ilgilendiren pasaport harçları ile defter ücretleri belli oldu. Buna göre 2023 yılında sadece defter ücreti 501 TL, 1 yıllık süreli pasaport 1008 TL oldu. Pasaport ücret ve harçları aşağıdaki şekilde gerçekleşti. Bir önceki yıla göre % 122 civarında artış oldu. Aşağıdaki karşılaştırmalı tabloda ücretleri bulabilirsiniz."} {"url": "https://cengizselcuk.com/pisa-gezi-notlari", "text": "Sadece İtalya'dan bahsederken değil, dünyanın simge yapılarından birine sahip olan Pisa kenti, Pisa Kulesi ile dünyadaki bilinirliği en fazla olan şehirlerin başında geliyor. Pisa Kules'ini ünlü yapan ise herkesin bildiği üzere bir doğum günü pastasından farksız olan eğik görüntüsü. Pisa Gezi Notları'da Pisa'ya nasıl gidilir? ve Pisa gezilecek yerler ile ilgili detayları bulabilirsiniz. Eğik görüntü demişken, İtalya'nın çok sık turist çekmesini ben buna bağlıyorum. Pisa kulesi eğik yıkıldı yıkılacak. Yıkılmadan görülmesi gerek. Nitekim Venedik. Sular altında kalacak, kalmadan mutlaka görülmesi gerekiyor! Akabinde Bologna'daki ikiz kuleler yıkılacak, onlar da yamuk. Hatta birini yarısından yıkılacak diye traşlamışlar. Onu da görmek gerek. Kimse de neden sağlam yapmıyorsunuz diye sormuyor. Hadi Pisa'yı görelim bir tekme bir kafa atma pozu verelim. Olmazsa bir külah dondurmanın üstüne koyup dondurma yeme pozu verelim. Evet bunlar klişe. Klişe de olsa bazı şeyler göreceli değil. O zaman başlayalım. Aslında bu başlığı böyle yazmazdık. Sırf siz Google'da böyle arıyorsunuz, aradığınızda açarsınız diye yazıyoruz. Yani açmazsanız da olur. Zaten bu bilgileri yazan 2138. kişi olacak beni o sayfalarda bulmanız pek mümkün değil ama yazalım ki okurken bize kızmayın. Efendim Pisa denilen yer İtalya'nın Toskana bölgesinde yer alıyor. Bu bölgenin batısı Tiren Denizi'ne bakarken doğu tarafında ise San Marino ülkesi ve Adriyatik Denizi bulunur. Pisa'ya ulaşmak için şehrin yakınında kentin hava limanı bulunuyor. Pisa Galileo Havalimanı için ülkemizden yaz aylarında direkt uçuş var. Ancak bu yazıyı yazdığım tarih itibari ile THY'nin Pisa yönüne Roma aktarmalı uçuşlarını gördüm. İtalya'ya sadece Pisa'yı görmek amacıyla geldiğinizi düşünmüyoruz. Pisa'ya geldiğiniz zaman içinde 5 müthiş köyü barındıran Cinque Terre veya Rönesans'ın izlerini süreceğiniz Floransa, buradan birazcık uzak olsada Venedik, ve Roma planınızda olmalı. Yani biletinize yazık olmasın. Pisa Galileo Havalimanı'ndan şehre ulaşmak için en uygun seçenek merkez tren istasyonuna ulaşmak. Bunun için S2 kodlu PisaMover isimli 10 dakikada bir hareket eden araçları kullanabilirsiniz. Aslında tren istasyonuna o kadar yakın havalimanı ki google bu sürenin 20 dakikada yürünebileceğini hesaplıyor. Peki buraya tren ile gelecek olsanız nasıl hareket etmek gerekir? Biz Floransa S. Novella İstasyonundan aldığımız biletler ile geldik. Buraya tren ile ulaşmak için alacağınız birçok biletler zaten Floransa aktarmalı olacaktır. . Ücretlerden de bahsedelim. Floransa'dan aldığımız tek yön biletler 8,70 Euro olarak fiyatlanmıştı (2019). Pisa tren bileti için önceden bilet almanıza gerek yok. Floransa'dan bu yöne neredeyse 15 dakikada bir tren bulabilirsiniz. Pisa'ya uğrayan trenler Livorno yönüne doğru hareket ediyorlar. Zamanınıza göre tren hattı üzerinde bulunan Empoli, Livorno gibi şehirlere 2-3 saatinizi ayırabilir, aynı zamanda yakınındaki Lucca kentini keşfedebilirsiniz. Pisa'ya en yakın denize girilecek noktayı merak eder de bir deniz tatili yapmak isterseniz en yakın plajların olduğu bölgeyi de belirtelim : Viareggio. Bütün bunlardan bahsetmişken Cinque Terre'nin hakkını yemiyelim. Biz gidemedik ama gideceğimizi hissediyoruz bir gün. Aşağıda Pisa ile ilgili detaylara girmeden burayı mutlaka planlarınıza dahil etmenizi öneririz. Çünkü yaklaşık olarak 1:30 saat uzaklıkta olan ve 5 adet falezler üzerine kurulmuş harika köyler göreceksiniz."} {"url": "https://cengizselcuk.com/pizza-emirgan", "text": "Pizza Emirgan, bir pazar günü TV'de Mehmet Yaşin ile Teoman'ın yemek turunda uğradıkları yerin adı olarak hafılarımıza kazındı. Tabi ki onlar aman reklam olmasın diye mekanın yerini söylemiyorlar ama biz bu mekanın neresini olduğunu öğrendiğimizde test etmek istedik. Araştırmacı gazeteci olmasak da araştırmayı severiz, işte yerde ararken onu gökte bulduk: Pizza Emirgan! Hafta içi bir öğlen gününde yerini bulduğumuz Emirgan Pizzacısı'nda tattığımız pizzaları doyurucu olmasa da lezzet bakımından iyi bir not aldılar. Bir gurmeye bir pizzadan beklentiniz ne diye sorsalar heralde Napoli pizzası olsun yeterli diyebilirdi. Napoli Pizzası'da nasıl olur diye düşünürken ortası ince kenarları kalın malzemesi doğal ve odun ateşinde pişmiş tabirlerini tarifinde bulundurmaktaymış. . İşte buradan hareketle İstanbul'da güzel pizza yapan yerlerin arasında yer edinmiş bir mekan olmuş Pizza Emirgan. 3 adet masası dışarıda, içeride 2 masası ile hizmet veren bu küçük fırının diğer bir ismi de Gizli Kalsın diye geçer. İçerde bulunan bir buzdolabının içinden geçilerek arkada küçük bir bara açılan salonu daha var mekanın. Meğerse pek çok ünlünün de uğrak yeri olan mekan gece eğlenceleri ile ünlüymüş. Adından anlaşılacağı üzere Emirgan Korusu'nun ön tarafında boğaza nazır bir lokasyonda bulunuyor. Manzara güzel ama bu küçücük pizzacı uzun saatler oturmak için uygun bir noktada bulunmadığını belirtelim. 3 farklı pizzayı deneyebildiğimiz mekanda ayrıca dilim pizza seçenekleri de mevcut. Yani 1 pizza yerine değişik bir kaç pizza tadımı yapabilirsiniz. Bakın bu güzel bir strateji! Pizzaların en güzel özelliği sıcak ve hızlı olarak servis edilmesi olarak göz çarpıyor. Mekanın fiyat dışında olumsuz tarafları da var tabi ki. Masa sayısının yetersiz oluşu, ve her ne kadar boğaz manzarası görsede işlek bir cadde üzerinde yer alması. Son olarak bu kadar mekandan bahsettikten sonra sipariş kanalıda belirtelim tam olsun. Aşağıdaki resme tıklayarak paket servis siparişinde bulunabilirsiniz. It looks yummy! Thank you for sharing! Yorumunuz için teşekkürler, yolunuzun düşmesini dileriz."} {"url": "https://cengizselcuk.com/polonezkoy", "text": "İnsan kendi söküğünü dikemezmiş sözünü yazının başında kullanmak istiyorum. Aslında tam olarak açıklayamadığım şey bu. İstanbul'da yaşıyorum ama bu şehri yazamıyorum. Sanki hiç olmayacak hiç yapamayacağım derken bir yerden başlama fikri ağır bastı ve bir turist gibi değilde yaşayan biri olarak bu şehri deneyimlediğim kadarı ile yazmak istedim. Olmayan bir şeyi yapamayız değil mi ?Gevezelik etmeyi bırakıp, baharın başlaması ile hava sıcaklarının artması insanı ister istemez şehrin gürültüsünden ve sıcağından uzaklaştırmak için alternatifler aratıyor. İstanbul'da yaşayanlar olarak bunu biz en çok hafta sonları gerçekleştirmeyi seviyoruz. Kahvaltılar ise çalışanların tabiki de olmazsa olmazı olarak göze çarpıyor. Gelin size bir kahvaltı önerisinde bulunalım. Ama kahvaltınızı dolabınızdan siz alıp getirecek, piknik sepetinize simit'inizi fırından böreğinizi börekçiden alıp çayınızı termosa dolduracaksınız. Zaten bunları hazırladıktan sonra size gidilecek bir rota lazım. Biz Polonezköy'ü seçtik. Bilmeyen yoktur sanırım buranın bir Polonya köyü olduğunu. Sistem karşıt görüşlü Polonya'lıların Osmanlı himayesinde yerleştikleri köy olmasından gelir ismi. Polonezköy etrafı ormanlar ile kaplı İstanbul'un yegane yerlerinden birisi. Anadolu yakasında Beykoz'a bağlı bir köy. Ulaşımınızı Kavacık'tan Polonezköy tabelalarını takip ederek yapabilirsiniz. Polonez Piknik Alanı Konumu Eğer Polonezköy'de kendiniz piknik yapmak isterseniz rotanızı Cumhuriyet köyüne doğru devam ettirmelisiniz. Eğer ben getiremem hazır isterim derseniz köy girişindeki mekanları tercih edebilirsiniz. Villa Polonez'den Ayşe Teyze Bağ-Bahçeye kadar pek çok alternatif göreceksiniz. Not: Polonezköy'e gitmek için uykunuzdan feragat edip saat 10:00 dan önce orada olmanız gerekiyor. Yoksa kötü bir trafik ile karşılaşabilirsiniz."} {"url": "https://cengizselcuk.com/prag-gezi-rehberi", "text": "Kafka'yı Kafka yapan içindeki Milena'ydı. Milena'yı Milena yapan Kafka'ya ulaşılmazlığıydı. Franz Kafka için bu cümleleri söylemek yanlış olmayacaktır. Prag Kafka için ne kadar önemli ise şehirde ona bir o kadar sevdalı. Tüm mana içerisinde Orta Avrupa'nın en güzel ve turistik kenti için bir Prag Gezi Rehberi hazırladık."} {"url": "https://cengizselcuk.com/prag-gezilecek-yerler", "text": "Pragı gezerken seyahat planınıza göre 2, 3 veya 4 bölüme ayırabilirsiniz. Eski şehir Meydanı ve Yahudi Mahallesi, Yeni Şehir, Kale Bölgesi ve Küçük Mahalle. Gezilecek yerlerdeki adımları bu plana göre inceleyebiliriz. İşte Prag Gezilecek Yerler Listesi. Eski şehir bölgesi Old Town olarak tanımlanır. Görülecek ana yapılar bu bölgededir. Birinci Yüzyıldan beri burdadır ve şehrin 13 kapısından biri olduğu söylenir. Kapı 17. Yüzyılda barut kapısı olarak kullanılmış olduğundan ismini buradan alır. Oyma süslemeleri oldukça dikkat çekici ve görkemlidir. Şimdilerde bir konser mekanı olarak kullanılmakta olan bina 1485 yılına kadar kralların ikametgahı olarak kullanıldı. Sarayın dış cephesi heykellerle süslüdür. Giriş katında tam olarak meydanı görebileceğiniz hoş bir cafe vardır. Bağımsız Çekoslovakya 1918'de burada ilan edilmiştir. Prag'ta çok sayıda klişe ve şapel ve katedral var. Birçoğunu görme fırsatım oldu. Ben en süslüsü ve etkileyici olanı bana bu klişe geldi. Barok mimari olarak 1689 da yanan yangından sonra yeniden inşa edilmiştir. Kont Vratislav'ın mezarı burada bulunur ve en ihtişamlı mezar olduğu söylenir. Uzun bir nefi olması nedeniyle akustik havası fazla ve pek çok konser verilir. Şehrin Meydanında dikkatinizi ilk şey bu gotik yapı olacaktır. Görkemli iki külahı, 1365 yılında yapımına başlanmış, 1620 yılında Prag'taki meşhur Huşçu isyanlarının merkezi olmuştur. Huşçu isyanları klise kurallarına karşı isyan eden bir akımın oluşturduğu güçlerle yapılan savaşları oluşturur. Huşçu Kral Jiri mezhebini buraya taşımış ve ön cepheye mezhebin sembolü olan ayin kadehini işlemiştir. Ön cephede gözüken Madonna Heykeli 1621 de bu kadeh ile oluşturulmuştur. Her klişede olduğu gibi burada da İsa Peygamber'in çilesinin anlatıldığı figürler ve resimler burada bulunur. Hemen Meydanda pembe beyaz renkli süslü binanın adıdır. 1768 yılında Kinsky Golz ailesinden Kinsky burayı satın almıştır. Franz Kafta burada burada babasının dükkanında çalışmıştır. Reformcu çek kahraman Jan Hus'un anıtının bulunduğu meydanda Hus'un inançlarından vazgeçmektense ölmeyi resmeden bir anlatımı vurgular."} {"url": "https://cengizselcuk.com/prizren-gezi-rehberi", "text": "500 yıl boyunca Osmanlı İmparatorluğunun bir parçası olmuş ve ondan izler taşıyan Prizren, Kosova'nın ve Balkanların ülkemize en samimi gelen güzel bir kentidir. Ayrıca eşimin doğduğu şehir olması nedeniyle bizim gönlümüzdeki yeride apayrıdır. Tarihi dokusu, lezzetleri ve doğal güzellikleri ile keşfe değer bu güzel şehir için Prizren Gezi Rehberi'mizde Prizren'e nasıl gidilir? Prizren'de nerede kalınır? Prizren'de yemek ve Prizren Gezilecek Yerler konularına değindik. Şimdiki Kosova toprakları yukarıda da bahsettiğimiz gibi 5 asır boyunca Osmanlı toprağı olarak kalmıştır. Osmanlı'nın son döneminde 1. Dünya savaşları sonucunda ise Yugoslavya'nın bir parçası olmuştur. Ancak çok uluslu bir devlet olan Yugoslavya, son lideri Tito'nun ölümünden sonra parçalanarak dağılmıştır. Bosna-Hersek, Sırbistan, Karadağ, Hırvatistan, Makedonya, Slovenya ve sonradan Kosova Yugoslavya'nın bir parçasıydı. Özellikle 1994 yılında başlayan iç savaş Avrupa'nın ortasında derin izler bıraktı. Şuan da hala savaşın izleri Yugoslavya üzerindeki topraklarda görülebilmektedir. Kosova, Yugoslavya'nın dağılması ile Sırbistan sınırları içinde yer alan Karadağ ile beraber Sırbistan'ın bir parçası olmuştur. Uzun yıllar Sırbistan Karadağ olarak bilinen ülke Kosova'nın ve Karadağ'ın ayrılması ile bölünmüştür. Sırbistan'ın milliyetçi ve baskıcı politikaları bu ayrılıkların en önemli sonucu olarak bilinir. Nitekim 1998 yılında Kosovalı Arnavutlar ile Sırplar arasında başlayan savaş NATO'nun müdahalesi ile sonuçlanmıştır. 10 yıl boyunca Birleşmiş Milletler'in idaresinde kalan Kosova, 17 Şubat 2008'de Kosova Meclisi'nde alınan kararla bağımsızlığını ilan etmiştir. Kosta Rika ile beraber Türkiye Kosova'yı tanıyan ilk ülke olmuştur. + Yaklaşık 200.000 nüfusa sahip bir şehir olup ülkenin 2. büyük ilidir."} {"url": "https://cengizselcuk.com/resmi-tatiller", "text": "Üşenmedik, elimize exceli alıp gün gün resmi tatiller takvimi çıkardık. 2023 resmi tatiller, dini tatiller ve bayramlar üstteki resimde işaretli. Önceki yıllarda aşağıda var. Fırsatları yakalayın! Fırsat her zaman gelmez. 1 Ocak, 23 Nisan 15, Temmuz ve 29 Ekim ile 31 Aralık hafta sonu tatillerine denk gelmiş. 20 Nisan Perşembe günü Ramazan Bayramı Arefesi. Önceki 3 gün ile birleştirecek bir izin kullanırsanız önündeki haftasonu ile 7 güne ulaşan bir izniniz olur. 1 Mayıs Pazartesi ise haftasonu ile birleşebilir. 3 günlük bir plan yapabilirsiniz. 27 Haziran Salı günü Kurban Bayramı Arifesi. Pazartesi günü izin alarak Cuma gününden başlayan 1 haftalık izniniz olabilir. 30 Ağustos Zafer Bayramı ise Çarşamba gününe denk geliyor. Önündeki ve takipeden 2 gün ilave izin ile haftasonu birleşir. 28 Ekim & 29 Ekim Cumartesi ve Pazar günlerine denk geliyor. Artık bu özel günde meydanlarda Cumhuriyeti kutlayacağız. 100. yılı kutlayan efsanevi nesil olarak gururluyuz. 31 Aralık 2022 tarihi ise Pazar gününe denk geliyor."} {"url": "https://cengizselcuk.com/roma-gezi-rehberi", "text": "Dünyanın en eski yerleşim yerlerinden biri olan Roma sadece İtalya'nın Başkenti sayılmaz, Dünyanın en küçük ülkesi Vatikan'a da evsahipliği yapar. Roma Gezi Notları'mızda önce Roma ve tarihinden bahsedip, herkesin ihtiyacı olan, Roma Nerede? , Roma'ya Nasıl Gidilir, Roma'da Nerede Kalınır, Roma'da Ne Yenir ve Roma'da Gezilecek Yerleri başlıklar halinde sıralayacağız. Roma herkesin bildiği üzere Dünya tarihinin en eski yerleşim yerlerinden birisidir. Bir İmparatorluğa verilen adı ve imparatorluğun kocaman bir Cihan devletine dönüşümü onu tüm zamanların en bilinen şehri yapar. Afrodit ilk görüşte çoban Ankhises'e aşık olur. Gizlice tanrı olduğunu söylemeden onunla birlikte olur. Bu birliktelikten Aeneas isimli bir bebekleri olur. Aeneas babasının yanında büyüyüp Troia ile birlikte Akha'lılara karşı Troya Savaşı'nda savaşır. Akha ordusu savaşı kazanıp şehri yıkınca bir kafile ile yola çıkan Aeneas, Altınoluk'a gelir ve beraberindeki gemiler ile Ege'ye açılır. Yıllar süren bir yurt arama sonucunda Pallatinus isimli bir tepeye yerleşirler. İşte burası Roma şehrinin kurulduğu yer olur. Daha Fazla Truva için : Truva Antik Kenti notlarımıza bakabilirsiniz. Tabi mitoloji bu. Yukarıdaki Yunan. Bir de Roma mitolojisi var. Bir Sepete konan Romulus ve Remus kardeşler bir sepet ile Roma'nın nehri Tiber'e bırakılmış. Onları bulan bir kurt büyütmüş. Kardeşler bir kent kurmak için anlaşamayınca Remus kardeşini öldürüp şehre ismini vermiş. Gerçi bu kardeşlerin atasının Aenas olduğu söylenir. Daha fazla detayı satır aralarında vermek üzere şimdilik kısa bir nokta koyup diğer başlığa geçelim. Roma'nın nerede olduğunu öğrendikten sonra nasıl gidileceğine dair detaylara da bakalım. Roma için ülkemizden sıklıkla seferler düzenleniyor. Roma planı yaparken süreyi uzun tutmanızda fayda var. Sadece Roma için en az 3 gece konaklamalı bir plan yapmanızı öneririz. Ayrıca hazır buralara kadar gelmişken çevre şehirleri de kapsayan bir plan yapın. Napoli, Floransa ve Bologna yakın şehirler olarak planlarınızda yer edebilir. Fikir vermesi açısından bizim ilk İtalya seferimiz Bologna ile başlayıp Venedik, Floransa, Pisa ve Roma ile 6 günlüktü. Bunun dışında birazda Roma içindeki ulaşımdan bahsedelim. Eğer hava güzel ve bahar aylarında iseniz Roma'yı sadece yürüyerek bile keşfedebilirsiniz. Çünkü Roma o kadar tarihi ve güzel bir şehir ki her köşe başında bir tarihi yapı, güzellik veya süslü bir meydan bulacaksınız. Tabi bu biraz da konaklayacağınız yere bağlı. Roma'nın metro haritası ise aşağıdaki gibi. Görüldüğü üzere en çok ziyaret edilen Koleyzum ve Vatikan turuncu ve mavi hatlar üzerindeler. Burada şunu ifade etmek isteriz. Termini istasyonu diğer şehirlerden gelecekler ve havalimanından ulaşacaklar için merkez istasyon gibi gözüksede şehrin tarihi alanlarına yakın değil. Eğer merkez bir lokasyonda konaklamanız varsa 30 dakika en az yürümeniz gerekir. Toplu taşıma için bilet fiyatlarını da açıklayalım. tek binişlik biletler 1.50 Euro iken günlük biletler 6 Euro'dur. 3 günlük biletler ise 16.50 euro olarak fiyatlanmaktadır. Eğer havalimanından ulaşım sağlayacaksanız birden fazla seçeneğe sahipsiniz. Roma Fiumicino Havalimanı'ndan merkeze ulaşmak için en çok tercih edilen seçenek tren. Bu havalimanında 3. terminali Türkiye uçuşları için kullanılmaktadır. Tren bileti ücreti 14 Euro'dur. Sorgulama için: Leonardo Express Onun dışında 6 Euro'ya Terravison, Sitbusshuttle gibi firmaların otobüsleri ile de 6 Euro karşılığında ulaşım sağlayabilirsiniz. Bunun yanında her şehirde olduğu gibi şehir kartları Roma Pass denen kartlar var. Eğer Roma'daki amaçlarınızdan biri de müzeler ise Roma Pass alabilirsiniz.48 ve 72 saatlik satılan kartlar 32 ve 52 Euro. İncelemek ve tüm müze listesi için: Romapass. Biz Vatikan müzelerinde geçmediği için bu faydalı kartı kullanmadık. Fiumicino Havalimanı, Termini tren terminali ve Novana Meydanı'nda bulunan info noktalarından alabilirsiniz. Diğer şehirlere ulaşım yapacaklar için en uygun seçenek tüm İtalya'da olduğu gibi tren. Trenitalia en geniş ağ iken italotreno. it adresinden de indirimli biletler bulabilirsiniz. Biz ikisini de kullandık. isimleri dışında çok farkları yok. Fiyat sorgularken tarih ve saat aralıklarını geniş tutun ki tüm indirimli fiyatları görün. Örneğin saat 08:00 de kalkan tren 30 Euro iken daha erken kalkan bir trende 14,90 Euro ya bilet bulmuştuk. Temkinli ve garantici olmak isterseniz biletinizi yukarıdaki belirttiğimiz adreslerden online alabilirsiniz. Otobüs ulaşımı merak edenler için Flixbus otobüsleri ise en uygun seçenektir. Ancak mutlaka terminallerini Google haritalar üzerinden kontrol edin. Bazı şehirlerdeki terminalleri şehir merkezinden uzak noktalarda yer alabiliyor. Roma'da kalınacak otel mi arıyorsunuz? Kalacağınız oteli seçerken birkaç noktaya dikkatinizi çekmek isteriz. Eğer Roma'dan diğer şehirlere seyahat edecekseniz otelinizin Termini isimli tren terminaline yakın olması size avantaj sağlayacaktır. Yalnız bu bölge İspanyol merdivenleri, aşk çesmesi gibi gözde noktalara 30 dk. kadar yürüyüş mesafesinde bulunuyor. Roma'da konaklama için en uygun seçenek Novana Meydanı ve İspanyol Merdivenleri'nin arasında kalan olsa gerek. Şehrin en hareketli bölgeleri buralarıdır ve bir yerden diğerine giderken çok fazla toplu taşıma kullanmaya gerek kalmayacaktır. Mesela biz konaklama tercihimizi Novana Meydanı'na yakınlığı için Pantheon Inn Otelinde yapmıştık. Konumu itibari ile birçok noktaya yürüyerek gittik. Sadece Vatikan ve Kolezyum için taksi kullandık. Ücretlerini yukarıda belirtmiştik. Otel personeli yardımsever, odaları temizdi. Ayrıca erken gelmiş olsak bile bavullarımız için yardımcı oldular. Odayı erken bile tahsis ettiler. Öneririz. Bizim de sıklıkla kullandığımız Agoda arama motoru uygun fiyatları sorgulamak için güzel bir seçenek."} {"url": "https://cengizselcuk.com/roma_imparatorlugu_dijital_atlasi", "text": "Bir harita hayalinizde canlandırın. Şuandaki dünya haritası olsun ama güncel tarihi şuandaki zaman olmasın. Bahsettiğim harita Roma İmparatorluğunun hakimiyet kurduğu yerlerin dünya üzerindeki tam olarak yerlerini gösteren bir harita. Oldukça ilgi çekici olan Roma İmparatorluğu atlası benim olduğu gibi tüm gezginlerin dikkatini çekecektir. Atlas'a şöyle bir göz attığınızda ki Roma dönemindeki tüm şehirlerin tiyatrosundan tapınaklarına kadar yerlerini harita üzerinde gösteriyor. Örneğin aşağıda yer alan bir şehir seçin. Tıkladığınızda sağ tarafta yer ile ilgili bilgileri göreceksiniz. kaydırma çubuğunu aşağıya doğru çekip Google maps, Wikimapia gibi linklere tıkladığınızda bu haritalar üzerindeki konumlarını size gösteriyor. Özellikle Wikimapia uygulamasındaki açıklamalar çok başarılı. 2015-2017 yılları arasında oluşturulmuş atlas'ı geniş ekranda incelemek isterseniz buraya da tıklayabilirsiniz. Not: Yalnız çok övdüğümüz klavuz kaptan Johan Ahlfeldt Göteborg Üniversitesi'ne transfer olunca harita da transfer oldu. Şu anda dijital olarak geze biliniyor fakat şehir detaylarına ulaşamıyoruz. Yakında ful kapasite tekrar çalışacak umuyoruz."} {"url": "https://cengizselcuk.com/safranbolu", "text": "Safranbolu, tarihi-kültürel yapısına özgü Safranbolu evleri, çarşıları mağarası, kanyonu ile ülkemizin UNESCO tarafından korumaya alınan bir değeri olarak binlerce kişi tarafından ziyaret edilen bir şehrimizdir. Eski adı Zafranbolu olan ilçen adını bölgede yetişen safran bitkisiden almıştır. Karabük'e bağlı olan Safrabolu korunmuş şehir mimarisini yansıtmasından ötürü UNESCO korumasına alınmıştır. Safranbolu Gezi Rehberimizde bölgesel tatlardan konaklamaya ve Safranbolu Gezilecek Yerler'in tanıtımını bulacaksınız.. Genellikle Safranbolu'yu ziyaret edecekler genellikle bizim tercih ettiğimiz gibi Kastamonu üzerinden ulaşım sağlamıyorlar, karayolu ile İstanbul'dan gelecekler olanlar için 400km, Ankara'dan ulaşacaklar için ise 200km yolun var olduğunu hatırlatalım. Safranbolu'nun yanında Karabük ve özellikle de Amasra gezisi gezginlerin vazgeçilmezlerinden. Sizde bizim gibi Kastamonu veyahut Amasra ile Safranbolu gezinizi tatlandırabilirsiniz. Kastamonu-Safranbolu arasında ise Araç ilçesinden geçtiğinizde ilçe merkezindeki tarihi Çınar'ın kanatları altında bizim gibi bir çay molası verebilmeniz de mümkün. Safranbolu konaklama açısından da çeşitli alternatiflere sahip. Safranbolu Otelleri gibi Sofranbolu'da konaklama yapmak isteyenler daha çok konakların otele dönüştürülmesi ilekarşılaşacaklardır. Biz liseye bağışlanmış olan Safranbolu KML uygulama otelinde kaldık. Gönül rahatlığı ile tavsiye edebiliriz. Eğer aracınız var ise bu işin eğitimini almakta olan gençlere de destek olmak isterseniz aşağıda fotoğrafı bulunan güzel evde kalabilirsiniz. Bu güzel şehrimiz iki vadi üzerine kurulmuş. Vadi üzerinde yer alan taş dar sokakları, konakları ve korunmuş kültürü sebebi ile Safranbolu Türkiye'nin Unesco Kültür Mirası Listesine kayıtlı değerlerinden biri ve korunuyor. Safran şehrin anlamına gelen ilçeye adını veren Safran bu bölgede yetiştirilebilmesi dolayısı ile kente ismini vermiş, Safran'dan şehrin içinde lokumdan pilava kadar bir çok şeyin safrandan yapıldığını göreceksiniz. Safrabolu şehir yerleşimin kesin tarihi bilinmesede bulunan ilk bulgular Paplagonya'yı işaret eder, Hititlerden Perslere, Romalılardan Selçuklulara kadar geniş bir uygarlığı barındırmaktadır. Açıkçası yöresel tatlar için bizim de test edip bayıldığımız bir mekan önereceğim. Zencefil Yöresel Lezzetler Lokantasında Musakka'dan safran pilavına, mantidan yaprak sarmasına ve cevizli eriştesini denedik. Pişman olmadık ve çok sevdik. Safranbolu Gezi Rehberi'nin en önemli kısmı da Safranbolu Gezilecek Yerler Listesi. Gelin bu küçük şirin evlerle birlikte ve etrafında neler var bakalım. Her evin kapısında 2 adet kapı tokmağı bulunurmuş, küçük olan kadınlar için düşünülmüştür. Her ev birbirinin güneşini engellemeyecek şekilde planlanarak yapılmıştır. Evlerin hemen hemen her odasında tuvalet-lavabo bulunmaktadır. Haremlik-Selamlık şeklinde oturma düzeni ayarlanmıştır. Mutfak ile erkelerin bulunduğu oda arasında dönme dolap bulunur ve yemekler bu şekilde taşınırmış. Bahçe duvarları yüksek ve pencereleri kafeslidir. Evlerin sokakları arnavut taşı ile döşenmiş ve korunmuştur. Bir şehri şehir yapan bence o şehrin çarşılarının olduğu ve insanların sosyalleştiği alanlardır kanımca. Safranbolu sokaklarında gezerken çarşılarında turlar iken bu hazzı fazlası ile alıyorsunuz. O çarşılardan Demirciler ve Yemeniciler Çarşısı yan yana sıralanmış dükkanların oluşturduğu çarşının tarihi 1661 yılına dek uzanıyor. Mutlaka burada yanınıza safranlı lokumlar, hediyelik havlu ve eşyalar alıyor olacaksınız. Safranbolu'ya uğrayanların mutlaka görmeden geçmedikleri ilk yer burası olsa gerek. Kanyon üzerinden bulunan su kemeri ilk başta dkkatinizi çekecektir. 19. yüzyılda yapıldığını öğrendiğimiz kemerler şehre su ikmalinde kullanılmış. Kanyona ise hemen yan tarafındaki merdivenleri kullanarak inebiliyorsunuz. Parkurun oldukça uzun olduğunu söylemekte fayda var, çok yorulmadan kendinize göre ayarlayabilirsiniz. Biz mağaralarda yeterince merdiven çıktığımız için tekrar bir merdiven çıkmayı göze alamadığımızı itiraf etmek isteriz. Biz kanyona cam teras'tan bakmak ile yetindik. Teras'a gelince öyle bir noktada ayaklarınız altında boylu boyunca uzanan kanyonu bastığınız yerden görüyorsunuz. Gerçekten o terasın nasıl oraya monte edildiğini düşünmeden edemiyorsunuz. 1796'da kesme taştan yapılan cami Safranbolu merkezde dikkatinizi çekecektir. Tarihi kokuyu almanız yüksek olasılık. Safranbolu'da eski şehir bölgesinde karşımıza çıkar Cinci Han. Kazasker Hüseyin Efendi tarafından yapılan Han ve Hamam'ın yapı 16. yüzyıla kadar uzanıyor. Handa 2 kat ile 62 oda bulunur. Eski ticaret yolu üzerinde bulunan Han, kervanların uğrak noktası olarak bilinmektedir. Şehri tepeden görebileceğiniz yer burası oluyor. Tepede var olan geniş düzlük üstünde kafelerden oluşuyor. Zaten Safranbolu'da iseniz mutlaka kendinizi bu tepede buluyor olacaksınız. 1797 yılından yapılmış olan saat kulesi 20 metre uzunluğu ile dikkat çekerken Anadolu'nun ilk saat kulesi olarak dikkat çeker. İzzet Mehmet Paşa tarafından yaptırılmıştır. 12 metre yüksekliğinde taş duvarlı ve içine çıkılabilir bir yapıdadır. Hükümet konağı olarak kullanılan ve kale denilen bölgeye inşa edilmiş olan yapı geçirdiği yangın nedeni ile kullanılmaz hale gelince Kültür Bakanlığı tarafından 2000 yılında restorasyon geçirmiştir. 6 yıl sonunda Safranbolu Kent Tarihi Müzesi olarak açılmıştır. Safranbolu'nun kültürünü ve sosyal yapısını anlatan müzede etnografik ögeler dikkat çekmektedir. 3 katlı yapının ilk katında Safranbolu Evleri tarihçesi, harita ve kültürel ögeleri yer alırken, ikinci katta kıyafetler sergileniyor. Numismatik meraklıları için de Roma'dan Cumhuriyet dönemine uzanan madeni paralar var. Safranbolu'nun diğer bir özelliği ise sahip olduğu kültürel zenginlik ve doğal güzellikleri. Bunlardan biri de Bulak Mağarası. Her ne kadar ulaşım konusunda biraz merdiven tırmanmanız gerekse de bu güzel mağarayı görmek için zaman ayırmanızı tavsiye ederiz. 400 metrelik kısmı gezilebilir olan mağara Türkiye'nin 4. büyük mağarasıdır. Yörük Köyü Safranbolu'ya yaklaşık 10 km uzaklıkta bulunan küçük bir köy. Köyün sahip olduğu tarihi dokusu nedeniyle köy koruma altına alınmıştır. Hazır buraya kadar gelmişken köyden doğal ürünlerini satın alıp yanınızda götürmeyi unutmayınız. Köyü gezerken konakların ve evlerin bahçelerinde yapılan divanlarda köşenize çekilip kendinize güzel bir kahve söyleyebilirsiniz. Eğer tarihi birkaç konak görmek isterseniz Sucu Hafız Evini bizim gibi gezebilirsiniz. En ince detayına kadar bilgi veren rehberimiz ile de bir hatıra fotoğrafı çektirmeyi ihmal etmedik."} {"url": "https://cengizselcuk.com/sakiz-adasi-koyleri-ve-gezilecek-yerler", "text": "Sakız Adası, Ege Denizi'nin kuzeydoğusunda yer alan ve Türkiye'ye sadece 8 km uzaklıkta olan bir Yunan adasıdır. Söz konusu ada, Midilli ve Samos adaları arasında yer alır. Sakız adası köyleri insan eli değmemiş doğa ve deniz tatili severlerin sıklıkla tercih ettiği rotalar arasındadır. Ada, Yunanistan'ın da 5. büyük adası olarak karşımıza çıkar. Gezilecek yer anlamında son derece derin bir tarih ve kültüre sahip olan Sakız Adası, eğlenceli vakit geçirebileceğiniz bir yerleşim yeridir. Ayrıca ulaşım kolaylığı ile son yıllarda Thasos adası yerine sıklıkla tercih ediliyor. Aşağıdaki söz konusu gezilecek yerlerin nereler olduğunu görebilirsiniz. Adanın en hareketli bölgesinde yer alan Chios Town, adaya gittiğinizde gezmeniz gereken yerlerin başında yer alıyor. Chios Town'un geçmişinin M. Ö. 1000 yılına dayandığı düşünülmektedir. Anadolu en yakın bölgede bulunan şehir, İyonlar tarafından kurulmuş ve birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Chios Town'u gezeceğiniz zaman başlayacağınız programa Plateia Vounakiou'dan başlamanızı tavsiye ediyoruz. Adaya yerleşimin kalbi olarak anılan şehirde Bayraklı, Mecidiye ve Osmaniye camilerinin yanı sıra Denizcilik, Bizans ve Arkeoloji müzesini de ziyaret edebilirsiniz."} {"url": "https://cengizselcuk.com/salda-golu", "text": "Salda Gölü, Burdur il sınırları içinde yer alan bembeyaz kumsalları ile Türkiye'nin Maldivleri olarak adlandırılan doğa harikası bir gölümüzdür. Turkuaz renginin hakim olduğu sahilleri ile mavinin birleşimi olan görüntüsü ile herkese cezbeden Salda Gölü bir krater gölü olup 184 metre derinliğe sahiptir. Salda ismi göl kenarındaki Salda isimli bir köyün adından geliyor. Zaten Salda kumsallarına ulaşmak için de bu köyün içinden geçerek göle ulaşıyorsunuz. En güzel kısım ise buradan sonra gerçekleşiyor. Nasıl olduysa kumsallarda herhangi bir yapı yok ve doğal olarak bu kumsalları korunmuş olarak buluyorsunuz. Göle yakın en yakın ilçe ise Burdur'a bağlı olan Yeşilova'dır. Salda Gölü Burdur'un Yeşilova ilçesi sınırlarında yer almakta olup 5km uzaklıktadır. Denizli Merkez'e yaklaşık olarak 100 km ve Burdur Merkez'e 60 km uzaklıktadır. Salda Gölü Denizli Çardak Havalimanı arası yaklaşık olarak 50 km'dir. Ortalama bir hız ile 45 dakika ile 1 saat arasında ulaşabilirsiniz. Yol boyunca köylerin içinden ve yakınından geçip Akgöl manzarası eşliğinde güzel bir yolculuk sizleri bekliyor. Havalimanı Salda arası ulaşım için sanırım tek seçenek araç kiralamak. Çardak havalimanında birden fazla rent a car firması mevcut. Aynı şekilde yakınlardaki Isparta Süleyman Demirel Havalimanı'ndan da ulaşım sağlayabilirsiniz. İki havalimanınıda buraya gelmek için kullanabilirsiniz. Göle ulaşım için en rahat ulaşım aracı araba. Eğer isterseniz Denizli otogardan Yeşilova yönüne minibüsler ile de ulaşım sağlıyor. Salda gölü sahip olduğu güzellikler nedeni ile koruma altında bir bölge. Dolayısı ile konaklama seçenekleri de sınırlı. Salda Gölü kenarında konaklama yapabileceğiniz ilk yapı logodisalda isimli bir otel. Otelde hamam, sauna ve restaurant mevcut. Ayrıca mevsimine göre kayak, bisiklet, yamaç paraşütü gibi Salda'yı içeren aktiviteleri de bulunuyor. Aşağıda sitesinden veya telefonundan detaylı bir bilgi alabilirsiniz. Eğer planlarınızda Denizli ve Pamukkale varsa Aşağıdaki haritaya tıklayıp bizim de kullandığımız Agoda uygulamasından rahatlıkla fiyat bilgisi öğrenebilir rezervasyonunuzu uygun fiyatlar ile yapabilirsiniz."} {"url": "https://cengizselcuk.com/salzburg-gezi-notlari", "text": "Avusturya'nın Almanya sınırı Münih'e yakın bir kent olan Salzburg, Salzburg nerede sorusunun cevabını oluşturur. Salzburg, Mozart'ın doğduğu kent olması dolayısı ile adını dünyaya duyurmuştur. Salzburg tarihi kent bölgesi barok mimarisini korumuştur ve 1997 senesinden beri Unesco Dünya Mirası Listesi'nde yer almaktadır. Salzburg Gezi notlarımızı paylaştığımız Salzburg gezi rehberi için keyifli okumalar. Avusturya'nın 4. büyük kenti Salzburg'u ziyaret ettiğinizde bu kısa adamın adını heryerde okumanın yanı sıra peluş oyuncaklarını, hediyelik eşyalarını ve çikolatalarını göreceksiniz. Mozart Nereli ? sorusunun cevabını arayan herkes için açıklayalım. Avusturya Salzburg doğumlu olan Mozart hayata gözlerini yumduğunda daha 40'lı yaşlarını görememiş. 1756 yılında dünyaya gelen müzisyen 35 yaşında hayatını kaybetmiş. Daha 5 yaşında piyano çalmaya başlayan müzik dehası daha çok yaşasa kim bilir hayata armağan edeceği ne kadar daha eseri olurmuş. Salzburg iki kelimenin birleşmesi ile türemiştir. Tuzkale manasına gelen Salzburg, ortaçağ'dan kalma kalesi, kenti ortadan ikiye bölen Salzach nehri ile Kapuzinerberg ve Mönchsberg tepeleri arasında yerleşmiş küçük bir kent olarak ortaya çıkıyor. Her ne kadar küçük bir kent desek de Avusturya Şehirleri arasında en büyük 4. şehir konumundadır. Salzburg'un nüfusu yaklaşık olarak 150.000 kişiden oluşuyor. Kente ilk yerleşimler 789 yılına uzanırken bölgedeki zengin tuz yatakları Salzburg'u zengin bir bölge yapmıştır. Salzburg tam bir haftasonu şehri. Ayıracağınız 1 gece 2 günlük bir gezi planı rahatlıkla gezebilirsiniz. Salzburg dünyanın bir çok bölgesinden mutfak çeşidi var, yani aç kalmazsınız. En çok tercih edileni tabiki İtalyan. Salzburg'ta konaklama için Mirabellgarten ile Salzburg Kalesi arasındaki bölgeyi tercih ederseniz herhangi bir ulaşım sıkıntısı yaşamazsınız. Buraya gelmeden evvel klasik müziği sevin, Çünkü Viyana'dan daha çok Mozart, doğduğu kent Salzburg'ta. Şehirde nehir turu da yapabiliryorsunuz. Aslında şehir o kadar küçük ki belki gerek bile duymayacaksınız. Salzbug ucuz bir şehir değil maalesef. Tek yön ulaşım bileti 2,70 Euro iken, ortalama bir mekanda kahve 3,50 Eur, çorba fiyatları 4,50 Eur'dan başlarken pizzalar 9 Eurodan başlıyor. Restorant'ta yemek yanına içeceğiniz bir kola ise 3,50 Eur olarak fiyatlanıyor. Salzburg'un işlek caddelerinde dolaşırken karşınıza çıkan pasajlara mutlaka kafanızı uzatın, içerde sizi şaşırtıcak avlular, restoranlar ve dükkanlar göreceksiniz. Salzburg, Avusturya'nın Almanya sınırındaki sınır kentidir. Salzburg, Avusturya'nın kuzeybatısında sınırında yer alır. Ülkenin en büyük 4. kenti olan Salzburg sanatın ve müziğin şehridir. Salzburg Nerede ve Salzburg'a Nasıl Gidilir sorularına cevaben Salzburg ulaşım notlarımızı aşağıda sıraladık. Salzburg ulaşım konusunda sizi üzmeyecek bir kent. Tabi burada fiyatları ayrı bir yere koyuyoruz. Biz Avusturya rotamızı Graz'dan başlatıp Salzburg'a Salzburg'tan günübirlik Hallstat turu yapıp Münih'e geçecek şekilde yaptık. Plandaki tüm transferleri toplu taşıma ile gerçekleştirdik. Salzburg şehir içi ulaşımını otobüsler ile gerçekleştirebilirsiniz. Biletlerini otobüs içindeki şöförlerden alabileceğiniz gibi bazı büyük duraklarda otomatik makinelerde bulunuyor. Tek kullanımlık biletler 2,70 Euro olarak fiyatlanırken, 24 saatlik biletler de mevcut. Tabi bu seçenekleri şehir merkezinde otel bulamayacağını düşünerek paylaşıyoruz. Havalimanı yolu ile Salzburg'a ulaşacaklar için 2 nolu otobüs ile şehir merkez tren garına ulaşabilirsiniz. Aynı şekilde Bus 180 de merkezdeki Mirabell'den geçmektedir."} {"url": "https://cengizselcuk.com/salzburg-gezilecek-yerler", "text": "Salzburg'u baştan sona 5 saatte yürüyüp arşınlayacağınız gibi, Salzburg'taki gezilecek yerlerin tamamına bakayım düşüncesi için ise belki biraz daha zamana ihtiyacınız olabilir. Salzburg Avusturya'nın en kalabalık 4. şehri olmak ile beraber Avusturya'yanın en bilindik şahsiyeti Mozart'ın da doğduğu yerdir. Kısa bir bilgi sonunda aşağıda Salzburg Gezilecek Yerler'i liste halinde sıraladık. Salzburg ne şehir ne de kasaba kıvamında olduğundan hem bir kasabadaki samimiyeti hem de şehirdeki sosyal yaşamı fazlası ile barındırıyor. Salzburg kenti sahip olduğu gezilecek yerler listesine ait bilet fiyatları ile sizi üzebilecek bir şehir mahiyetinde olduğunu söylebiliriz. İşte bunun farkına varmışlar mı bilinmez turistler için güzel bir kolaylık olan Salzburg City Card'ı kullanıma sunmuşlar. Gezilecek yerleri sıralamadan evvel mutlaka Salzburg gezi rehberimize bakmanızı öneririz. Salzburg'un bizce en önemli ve en eski yapısı. Kale 1077 yılında inşa edilmiş diğer bir tabir ile Türk'lerin Anadolu kapılarını açtığı 1071'den 6 sene sonra. Başpiskopos Gebhard Von Helfenstein tarafından inşa emri verilen kale Salzburg'un 542 metre yüksekliği ile en büyük tepesinde kurulmuş. Her ne kadar inşa tarihi 1077 olarak gözüksede ilk yerleşimler daha eskiye dayanıyor. Aşağıda kalenin geçirdiği evrelerin krolonojik sırasını görebileceğiniz bir görsel var. İlk gelen isim Roma imparatoru Valentinian I. Tarihler ise 370. Kaleye ise iki türlü ulaşım sağlayabilirsiniz. Birincisi yürüyerek ki bu yöntemi tercih etmeyin, ikincisi ise finüküler sistemi kullanarak. Finüküler sistemi kullanmak ise çok ucuz olmayan bir seçenek olsa da Salzburg'a gelmişken mutlaka buraya çıkmanızı öneririz. Finüküler gidiş-dönüş bilet fiyatı 12,20 Euro olarak ücretlendirilmiş. Aşağıda kalenin planını görebilirsiniz. Kaleye çıktığınızda Salzburg manzarasına vakıf olan avluya çıkıyorsunuz(14). Burada bir cafeterya var ve kenti arkanıza alıp sayısız fotoğraf çekeceğiniz yer burası. Ayrıca diğer turistler ile fotoğraf çektirme atraksiyonları yaşayabilirsiniz. Buraya gelip hemen geri dönmeyin, çünkü kalenin içinde görebileceğiniz farklı matrak şeyler var. Avludan merdivenler yolu ile kaleye giriş yapın veAudio-Guide turuna katılın Bu bölüm öyle gizli bir yer gibi kalmış ki kimse burayı görmeden gitsin gibi. Resimde kulenin burçlarına çıkabileceğiniz ve bir nevi Super Mario gibi kalenin iç bölümlerinde turlayabileceğiniz bir rota oluşturulmuş. . Burada gezilen bölümler kalenin tarihçesinde önemli yer tutan piskoposların hayatlarından kesitler, zindan ve 360 derece Salzburg panaroması sunan kale burcu olarak öne çıkıyor. Kalede ayrıca bir de kukla müzesi oluşturulmuş. Burada kalenin tarihini anlatan görsel videolar ile desteklenmiş sunumlar da var. Alacağınız bilete göre kalenin tiyatro bölümünü de gezebiliyorsunuz. Kentin en fiyakalı caddesi olarak isimlendirdik burayı. Baştan sona kısa bir sürede turlayacağınız cadde üzerinde ferforje demirden yapılmış süslü tabelalar, renkli ışıklı alışveriş mağazaları kafeleri barındırıyor. Bu caddeyi birden fazla kere gezeceğinize eminiz. Ayrıca bu cadde üzerindeki geniş kapılı pasajlara mutlaka kafanızı uzatın. İçerde sizi şaşırtacak geniş avlulu restoranlar kafeler bulmanız olası. En fiyakalı cadde olarak burayı seçtik, 2. olarak ise trafiğe kapalı nehrin diğer yakasındaki Linzergasse. Caddenin sonunda 1185 yılına tarihlenen St. Blasius hastane kilisesini göreceksiniz. Bu yapı Unesco Dünya Mirası listesinde yer alır. Yapı dik çatısı ile dikkat çekerken kentin cadde ile beraber en çok fotoğraflanan yerleri arasındadır. Kilisenin hemen arkasında ise modern sanatlar müzesine çıkan asansör bulunur. Buradaki Mönchsberg isimli tepe o kadar dik bir tepeki bir modern sanat müzesi için sanırım daha güzel bir yer olamazdı. Buraya kentin terası diyorlarmış, gerçekten de Salzburg Kalesi'ni bir yana koyarsak kenti en güzel gören noktalardan biri olsa gerek. Müzenin diğer koleksiyonu ise şehir merkezinde bulunuyor. Modern sanatın örneklerini görebileceğiniz müzede dönemsel sergiler düzenleniyor. Buraya çıkmak için Getreidegasse caddesinin sonundaki asansörleri kullabilirsiniz. (3-4 Euro arası)Tepede hizmet veren M32 ve Sarastro isimli restoranlar bulunuyor. Salzburg küçük bir şehir merkezine sahip olmasıyla minik meydanları ile de popülerdir. Kentin ve hatta Avusturya'nın en önemli kişisi Mozart'ın heykelinin yer aldığı güzel bir meydan olarak ortaya çıkar. Heykel 1844 yılında inşa edilmiş, Salzburg Katedrali Müzesine komşu meydana zaman zaman kültürürel etkinlikler düzenlebiliyor. Meydan demişken Almanca bilmiyenlerde anlamış olduğunu düşünerek platz'ın meydan olduğunu belirtmek isteriz. Mozartplatz'ın hemen yakınında 2 küçük meydan daha var. Küçük diyoruz çünkü bir başından sonuna yürümek 5 dakikayı almıyor. Residenzplatz'da bir anıtsal çeşme yer alırken Kapitelplatz'da Mozart'ın çikolatasının üstünde duran heykeli göreceksiniz. Matrak birşey yapmışlar ki sanırım bu Salzburg'ta göze çarpan tek modern yapı olabilir. Yapının yanında büyük satranç taşlarınının olduğu bir de satranç masası konmuş. Buradaki meydandan kalkan faytonlar ile de kısa bir şehir turu yapabilmeniz mümkün. Katedralin hemen çaprazında yer alan Salzburg Residence ile beraber bulunan Residenzgalerie Domquartier'ın bir parçası, içinde kraliyetin rezidans odaları ve mobilyaları, yine buraya ait resim koleksiyonlarını audio guide eşliğinde gezebiliyorsunuz. Manastır sahip olduğu tarih itibari ile ziyaret edilecek yerler listesinde yer alıyor. 970 yılına tarihlenen manastır girişinde yine eski bir mezarlık olan Petersfrieldhof karşılıyor. Her ne kadar mezarlıkla karşılaşınca içeri girmek istemiyorsunuz doğal olarak ama görülmeyi hak ediyor. Şimdi sırada nehrin diğer tarafı var. Bahçelerin tarihi 1600 yılına kadar uzanıyor. Bazı kaynaklarda imparator bahçeleri metresini etkilemek amacıyla yaptırıldığı söylense de bazı kaynaklarda ise Başpiskoposa hürmet göstermek için yaptırıldığı yazıyor. Açıkçası İmparator'un ne düşündüğü hakkında fikrimiz yok lakin görünen şey iyiki yapmış yorumunu barındırıyor. Mirabell Sarayı'nda dönemsel konser organizasyonları yapılıyor, ayrıca ücretsiz gezebileceğiniz saray binasının bir odası ziyretçilere açık, açıkçası binadan ve odadan daha çok sarayın merdivenlerindeki süslü heykellerden oldukça etkilendik. Yine bahçelerde sayısız fotoğraf çekeceğiniz labiretler, çiçekler ve süs havuzları bulunuyor. Avrupa'nın en büyük oyuncak müzesi olarak nam salmış Salzburg Oyuncak Müzesi'nin ilk açlış tarihi 1978. Bir eğlence merkezi olarak tasarlanmış müze için 4,50 Eur. 9'dan 5'e ziyaret edilebilir. Salzburg'ta ne kadar Mozart varsa o kadar da Redbul var. Redbul kurucusu Dietrich Mateschitz'na ait olan mekan havalimanı yakınında yer alıyor ve değerli bir koleksiyona sahip. Helikopterden uçağa, yarış arabalarına kadar olan koleksiyonu vaktiniz ölçüsünde değerlendirebilirsiniz. Aslında koymak istediğimiz başlık bu değildi ama akla ilk gelince yetinmek durumunda kaldık. Salzburg'u bir kenara koyalım Avusturya'nın o kadar temiz yeşil ve masalsı köyleri var ki Alsace bölgesini aratmıyor. Biz Salzburg'tan Hallstatt'a gittiğimiz günübirlik otobüs yolculuğunda göllerin kenarlarında kurulmuş o kadar güzel köylerden geçtik ki kendimizi inmemek için zor tuttuk. Keşke daha çok vaktimiz olsa dedik. Aklımızda kalanlar Fuschlisse gölü kenarındaki Fuschl, Wolfgangsee yanındaki St Gilgen ve Hallstatt'da varıştaki son durağımız olan Bad Ischl. Şimdi o köyleri düşündükçe neden şehirlerin nüfusları bu kadar az sorusunun cevabını buluyorum. Birçok köyde durup yolcu otobüsü camından gördüğümüz tertemiz çiçek kokan huzurlu yerlerdi. Eğer vaktiniz varsa St Gilgen ve Bad Ischl köylerine vakit ayırmanızı öneririz. Hallstatt ile ilgili blogta bir yazı buluyor olacaksınız. Son olarak bahsetmek istediğimiz aktivite ise kışın kayak yazın eşssiz bir dağ, mağara ile panoramik tur tecrübesi katan bir tur. Aşağıda panoramik bir haritası da olan tura ait fiyatlar 30 Eur'dan başlıyor. - Salzburg Gezi Rehberi - Münih Gezi Rehberi - Graz Gezi Rehberi -"} {"url": "https://cengizselcuk.com/sanal-muzeler", "text": "2020 yılına girerken dünyayı türlü bunalıma sokup milyonları eve hapseden virüs Corona, şüphesiz herkesin canını sıkmaya devam ediyor. Bizde evde bulunduğunuz süre içerisinde vaktinizi güzel değerlendirebileceğiniz bir çalışma yaptık. Sanal müzeler ile internet üzerinde ücretsiz olarak 3D müzeleri online olarak gezebiliyorsunuz. İşte aşağıda bu müzelerden birkaç örnek listeledik. Keyifli geziler. Küçükken Ninja Kaplumbağaların hayranı olanlar parmak kaldırsın. 4 ninja olan Michelengelo, Raffeel, Leonardo ve Donatello İtalya'da yaşayan Rönesans döneminin en güzide sanatçılarından olarak aklımızda yer etmiştir. Sadece bu değil Rönesans ve sanatın her türlüsünün yanı sıra birçok yapının da Floransa'da ve İtalya'da yapılmasına öncülük eden bir aile var. Medici Ailesi. Bu aile sanata o kadar çok değer vermiş ki günümüz Floransa'sında ne varsa hepsi onlarınmış. Yapılan bütün inşaatlar yarışma ile yapılır, her iş özenle seçilirmiş. Hepimiz onu kulağını kesen çılgın adam diye bilirdik. Meğerse Van Gogh bir çok ressam gibi değeri sonradan anlaşılan ressamlardan sadece bir tanesi. Eğer Amsterdam ziyaretinde bulunduysanız mutlaka burayı görmüşsünüzdür. İsterseniz Amsterdam gezi notlarımıza da bakabilirsiniz. Darvin'den evrime bir çok öge bu müzede sergilenmektedir. Ayrıca müzenin 3d modelinin çizildiği çalışmada müzeyi ziyaret edemezseniz de size güzel bir deneyim sunuyor. Tıklayıp açın ve numaralı ögelerin üstüne tıklayıp bilgi alın. Fare imlecini oynattıkça kendinizi Call of duty'nin bir bölümünde çatışmaya girdiğinizi hissetmeniz mümkün. Chicago'da bulunan müze Picasso'dan Dali'ye Van Gogh'tan Rembrant'a kadar pek çok koleksiyonu bünyesinde bulunduruyor. Aşağıdaki linkten 50.000 aşkın esere ulaşmanız mümkün. Kaplumbağa konusuna girmişken sanatı kamplumbağa ile ilişkirendiren ilk kişi Osman Hamdi Bey olsa gerek. Kaplumbağa terbiyecisi isimli tabloya evsahipliği yapan Pera Müzesi Suna&İnan Kıraç Vakfı koleksiyonuna evsahipliği yapıyor."} {"url": "https://cengizselcuk.com/sanat-facialari-sehir-heykelleri", "text": "Aşağıda Mersin'de Sinan Şamil, Diyarbakır'da Karpuz, Gemlik'te Zeytin, Vezirköprü, Denizli ve Konya'da harikalar görüyoruz. Özellikle Denizli şahsımı çok üzdü. Neden mi ? Aşağıda kendi gözlerim ile gördüğüm birkaç örnek paylaşacağım. Leodikea, Hirepolis gibi değerleri barındıran şehrin meydanında biber heykeli görmek. Yorumsuz. 1958 yılında fotoğraf sanatçısı Ara Güler'in yolunu kaybettiği Aydın Karacasu'da Geyre Köyü'nde ertesi günü beklemeye başlaması ile keşfedilen bir antik kenttir Afrodisias. Keşfinden 59 sene sonra Unesco Dünya Mirası Listesi'ne kabul eden antik kentin önemli bir özelliği vardı. Şehrin içinde bir heykel okulu bulunuyordu. Kentin tarihi M. Ö. 8. yüzyıla kadar uzanmaktadır. 2. Suppiluliuma. Birçok defa bu heykeli görmüşsünüzdür. Tarihteki ilk deniz savaşını kazanan Kral olarak bilinen Hitit Kralı Hatay Tayinat Höyüğünün kale kapısı alanında bulunmuştur. M. Ö. 9. Yüzyıla tarihlenen heykel kale girişlerine dikilerek kralın tanrı tarafından görevlendirilmiş bir koruyucu olduğunu simgelemektedir. 3 bin yaşına gelmiş Suppiluliuma öncelikle Hatay ve ülkemiz için müthiş bir değer ve simge olacak bir yapıt. Daha çok tanıtıma ihtiyacı olduğu aşikar. Böyle bir şeyin benzeri sanırım yok. Biraz'da Dünya'dan örnek verelim. Aşağıda Vatikan Müzeleri koleksiyonuna ait bir paylaşım var. En ince detaylarında bile estetik ögeler var. Sanat neden değerli olduğunu ve korunduğunu koleksiyonu keşfetme şansına sahip olanlar çok iyi anlayacaktır. Bir örnekte en ünlü eserlerden birinden olsun. Floransa'nın Dünya'nın en güzel şehirlerinden biri olmasını sağlayan sanattır. Sahip olduğu en önemli değer Michelangelo Rönesans heykel sanatının başyapıtı Davut heykelidir. 5 metre uzunluğunda 1504 yılında 3 yıllık süren çalışma sonucu tamamlanan eser Akademi Galerisinde sergileniyor. Şehrin 2 farklı yerinde de birer replikası bulunuyor. Geçmişten yakın dönemimize tekrar dönelim. Son yılların önemli anıtsal heykelleri ile tanınan Prof. Dr. Tankut Öktem'den bahsedelim. 1940 yılında Konya'da doğdu. Lise son sınıfta Dünya Genç Heykeltıraşlar Yarışması'nda birincilik ödülü aldı. İstanbul Devlet Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu'nda asistanlık ve öğretim üyeliği yaptı. Marmara Üniversitesi heykel bölümünü kurdu ve ilk başkanı oldu. 1999 yılında devlet sanatçısı seçildi. Ülkemizin birçok yerinde eserleri bulunan sanatçının hayatından, eserlerinden çok şey öğrenilmesi gerektiği çok açıktır. En önemli eseri Atatürk ve Harbiye Anıtı'dır. Ankara'da Harp Okulu önünde 1988 yılında tamamlanan anıt, 6 metre genişliğinde, 24 metre yüksekliğindedir. Dünyanın 5. büyük anıtı olup, Times dergisine kapak olmuştur. Sanatçının Manisa'da yaptığı Kuva-i Milliye anıtı Türkiye'nin en büyük Dünya'nın 3. büyük anıtı olarak bilinir. (1. ve 2. heykeller Amerika'daki Özgürlük Heykeli & Rio'daki İsa Heykeli ) 63 metre yükseklikteki yapıda ellerinde zeytin dalı tutan biri zeybek kıyafetli, diğeri çağdaş Türk kadınını temsil eden iki genç vardır. Sanatçı maalesef 2007 yılında geçirdiği bir trafik kazası sonucu hayatını kaybetmiştir. Sanatçının Kumla/Gemlik-Bursa'daki atölyesi müzeye dönüştürülmüş ve bulunduğu sokağa adı verilmiştir. Atölyesinin bulunduğu sokakta sıralı heykelleri görülebilmektedir. Yolunuzu düşürmenizi tavsiye ederiz. Ziyaretiniz sonrası sahilde kısa bir yürüyüş turu atabilirsiniz. Yazının başında paylaştığımız son zamanlarda da sosyal medyada sıklıkla gördüğümüz mimari facialar olarak paylaşılan estetik ve sanattan yoksun objelere dikkat çekmek için bu paylaşımda bulunmak istedim. Aslında aranan şey çok açık ve net olmalı: Liyakat. Bu olmadıkça biz daha çok facialar ile karşılaşacağımız olasıdır."} {"url": "https://cengizselcuk.com/sancaklar-cami-dogaya-ait-modern-ibadethane", "text": "Konsept dedim çünkü cami dediğimiz yapılar kavisli kubbeleri, avluları ve standart mimari özellikleri ile nispeten birbirlerine benzeyen yapılardır. En azından Dünya'nın dört bir tarafından birbirne benzeyen çok cami görürsünüz. Dünya'nın en çok camisine sahip İstanbul'da sıradışı bir yapı inşa etmek ve bunu bir konsept fikri oluşturmak, bu fikir üzerinde çalışmak da bir risk olsa gerek. Şimdi başlıklar halinde bu yapıyı inceleyelim. Sancaklar Cami İstanbul'un Büyükçekmece İlçesinde Hadımköy Tem gişelerine yakın noktadaki Karaağaç İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Yerleşkesi'ne yakın bir noktada bulunur."} {"url": "https://cengizselcuk.com/saraybosna", "text": "Miljacka nehri boyunca uzanan şehir olan Saraybosna, bir Osmanlı şehri olmasının yanında doğal güzellikleri, damak tatları ile de sizi mutlu edecek. ilki 2015 yılında ikincisi 2018 yılında olmak üzere ziyaret ettiğimiz şehirdeki notlarımızı da güncelledik. Saraybosna Gezi Rehberi isimli gezi notlarımız Saraybosna'ya ulaşım, yemek, konaklama ile Saraybosna'da Gezilecek Yerler konularını içeriyor. Buyrun başlayalım. Bosna tarihi ile ilgili bilgiler Neotik çağa kadar giderken, Romalılar, Hunlar, Avarlar, Sırplar, Bulgarlar, Macarlar bu topraklarda egemen olmuştur. Asıl kuruluş ise 1463 yılında II. Mehmed'in bölgenin hakimiyetini elde etmesi ile başlamıştır. 1878'te egemenliğini Avusturya-Macaristan'a bırakan şehir, 1918 yılından itibaren Yugoslavya topraklarına katılmıştır. 1992'de başlayan Bosna savaşı ile kuşatılan kent uzun süre çatışmaların ve acının şehri olmuştur. Saraybosna savaş sırasında harap olmuş binalar ile dolu olup binaların üzerinde hala kurşun izlerini görebilirsiniz. Acılar unutulmasın yaşansın diye de o binalar yenilenmemektedir. Aşağıda küçük başlıklar haline Bosna Hersek hakkında kısa bilgiler paylaştık. Gitmeden önce faydalı olacağını düşünüyoruz. - Günümüzde Bosna Hersek Federasyonu ve Sırp Cumhuriyeti olarak 2 küçük devlet ve bir özerk bölge olarak yönetilen ülke, kozmopolit yapısı nedeniyle oldukça güçlükler yaşamaktadır. Ülke periyodik olarak dönem başkanları tarafından yönetilir. Özerk ve cumhuriyet olan bölgeler iç ilişkilerinde serbest dışarıya karşı Bosna & Hersek olarak tanınırlar. - Ülke içindeki sınırlar çok karmaşıktır, Özerk Sırp Cumhuriyeti olarak geçen bölgelerin farklı polis gücü farklı bir bayrağı ve kuralları vardır. - Saraybosna'da yabancılık çekmezsiniz. Gezeceğiniz bir çok müze veya mekanda Türkçe yazılan açıklamaları görebileceksiniz. Türk Hükümeti tarafından finanse edilen TİKA sayesinde ülkedeki bir çok tarihi yerin restarasyonu yapılmıştır ve yapılmaya da devam etmektedir. - Şehirdeki turist info noktalarından gezilecek ve görülecek yerleri edinebilmeniz de mümkün. Saraybosna'da birçok kişi İngilizce konuşabilmektedir. Ayrıca ücretsiz günübirlik yürüyüş turları düzenlenmektedir. - Bosna'nın para birimi Mark'tır ve 2 Mark yaklaşık 1 Euro ya eşittir. Bu her yerde sabittir. Euro şehirdeki etkin diğer para birimi olsa da Mark kullanmanızı tavsiye ederiz. - Kozmopolit şehir yapıları gibi Sarajevo'da bu havayı solumanıza imkan tanımaktadır. Bir taraftan ezan seslerini duyarken diğer yandan çan seslerini duymanız mümkün. Şehir içi ulaşım tramvay ve elektrikli otobüsler ile yapılmaktadır. Açıkçası şehir içindeki bir çok noktaya yürüyerek gittiğimizden hiç binmedik. - Yugoslavya'da geçmişte yaşanan bankadaki paraya devletin el koyması gibi sorunlar yüzünden kredi kartı bir çok noktada geçmiyor. İşyerleri bankalara pek güvenmiyor. Bundan dolayı mümkün oldukça yanınızda nakit tutmanız önemli. Sonradan ATM arama derdiniz olmasın. - Saraybosna'da savaş sırasında oluşan bombalama sonucundaki kraterlerin içine kırmızı reçine doldurulması ile oluşturulan simgelere Saraybosna gülleri denir. Kırmızı renkli reçineler acıların hiç bir zaman unutulmayacağını ve taze kalacağını hatırlatır. Katedral önünde ve umut tünelinde görebilirsiniz. Saraybosna'ya gitmek için bir adet pasaport ve uçak bileti gereklidir 🙂 Gerçekten bunu biliyorsunuz. İstanbul'dan hem THY hem de Pegasus düzenli olarak Saraybosna'ya sefer düzenliyorlar. Sabiha Gökçen Havalimanı'nı Pegasus, İstanbul Havalimanı'nı ise Türk Hava Yolları kullanmaktadır. Saraybosna Havalimanı küçük bir havalimanı. Ulaşım ise terminaldeki taksiler ile yapılıyor. Taksiler merkez olan Başçarşı'ya yaklaşık olarak 30 Mark (15 Euro) kadar ücret talep ederler. Fiyat sormanıza pek gerek yok ama mutlaka taksimetreyi açtırın. Saraybosna'dan diğer şehirlerarası yolculuk genel olarak biraz sıkıntılı. Otobüsler ülkemizdeki gibi rahat ve konforlu olmadığı gibi eski tip otobüslerdir. Çoğunlukla minibüs mantığı ile çalışıyorlar ve ucuz olduklarını söyleyemeyeceğiz. Saraybosna'da gezilecek yerler birbirlerine çok yakın olduğu için rahatlıkla yürüyerek gezebilirsiniz. Eğer tramvay kullanmak isterseniz 1,80 KM tek yön ulaşım kartlarını araç içinden temin edebilirsiniz. Karadağ'a Saraybosna'dan otobüs ile ulaşabilirsiniz. Bilet fiyatı 2018 Ağustos ayında 27 Euro olarak belirlenmişti. Yolculuk yaklaşık olarak 8 saat sürer. İnternet üzerinden bilet satışı veya sorgulama bu tarihte maalesef mümkün değildi. Saraybosna Belgrad ulaşımı için yine şehirlerarası otobüs terminalini kullanmanız gerekiyor. Bir arkadaşım bu seyahati gerçekleştirmiş ve 10 Euro ödemişti. Sefer yaklaşık olarak 8 saat sürüyor. Şehirlerarası ulaşım için mutlaka gideceğiniz günden birgün evvel terminalden biletinizi almanızı öneririz."} {"url": "https://cengizselcuk.com/sariyer-pideban-karadeniz-pidecisi", "text": "İstanbul'da bir Karadeniz Havası alamazsınız ama Karadeniz tadında bir pide yiyebilirsiniz. Karadeniz Pide denilince akla gelen Pide ban Trabzon Meşhur Pideci olarak hizmet veriyor. Pideban Sarıyer kesinlikle işinin hakkını veren bir işletme. Aslında gurme olmak zor bir meziyet, fakat buradaki pideleri beğenip tam not vermemek için gurme olmaya ihtiyaç yok. Bir öğle vaktinde uğradığımız Pideban aklımızda iyice yer edince sayfalarımızda kendine yer bulması zor olmadı. Pideban Sarıyer adıda üzerinde olduğu için Sarıyer'de. Maslak Büyükdere caddesinden Sarıyer yönüne doğru devam edip sahil yoluna ulaştığınız da sola Sarıyer'e devam ettiğinizde köşedeki benzincinin arkasına gizlenmiş bir halde bulacaksınız onu. Küçük bir gitmeden telefon ile siparişlerinizi vermenizde fayda var. Zamandan kazanırsınız (0212) 242 19 46. Konumunu da burdan paylaşalım."} {"url": "https://cengizselcuk.com/selanik", "text": "Selanik Yunanistan'ın 2. büyük kenti olup içinde Önder Mustafa Kemal Atatürk'ümüzün de doğduğu yer olması nedeni tarafımızdan ayrı bir öneme sahiptir. Tur ile ziyaret ettiğimiz şehirde rotamız Kavala ile başlayıp Selanik sonrasında Thassos ile devam etti. Yazımızda Selanik'te ne yenir, nerede konaklanır, nasıl gidilir sorularının yanı sıra Selanik Tarihi ve Selanik gezilecek yerler listesinin yer aldığı kapsamlı bir Selanik Gezi Rehberi'ni bulacaksınız. Selanik denilince aklımıza tek bir isim gelir muhakkak. Bizim de aklımızda Atatürk'ten başka bir isim gelmezdi. Ziyaret ettiğimiz Atatürk'ün evi ile beraber, Selanik'in damak lezzetleri, tarihi eserleri ve doğal güzellikleri bizi kendisine hayran bıraktı. Selanik'ten 2 önemli lider çıkmıştır. İlki M. Ö. 336'da dünyaya gelen Büyük İskender, diğeri ise 1881'de bir ulusun kaderini çizen Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Sadece Selanik ile ilgili 2 liderden bahsetsek sayfalar dolusu dökuman hazırlamış oluruz galiba ki yine de yeterli olmaz sanırım. Kent M. Ö. 315 yılında Kassandros tarafından kurulmuştur. İsmi ise yukarıda bahsettiğimiz İmparatorun kız kardeşi Thessalonike'den gelmektedir. Kassandros Makedon tahtında söz sahibi olmak için yapmış bunu. İskender ile başlayan Makedon hakimiyeti, M. Ö 168'de Roma, sonrasında sırasıyla Bizans, Osmanlı ve Yunan hakimiyeti ile devam etmiştir. Osmanlı döneminde devletin en büyük 2. kenti olan kent Osmanlı'nın izlediği politikalar ile tamamen bir ticaret şehrine dönüşmüş. Kozmopolit bir yapıdaki kentte yıllarca Rumlar, Türkler ve Yahudi toplumu birlikte yaşamış. Özellikle Yahudiler İspanya'da yaşanan Engizisyon 'dan kaçarak Osmanlı'ya sığınmışlardır. İşte 1492'de ki İspanya'dan kovulan Yahudilerin sığındığı şehirlerden biri de Selanik olmuş."} {"url": "https://cengizselcuk.com/seyahat-alisverisi", "text": "Neden seyahat edersiniz ? Merak, keyif, dinlenmek veya keşfetmek isteği. Seyahatin ve keşfetmenin çeşitliliği çok farklı nedenler olsa da aslında seyahat ederken farklı bir aktivitede bulunuruz. Alışveriş yapmak. Esasen bir alışveriş tutkunu değilim, kimi zaman sevdiğim bir tişörtü modası geçti diye değil sevdiğim için kullanılmayacak dereceye gelinceye kadar giyerim. Ancak keşfe çıkılan şehirlerde veya ülkelerde oraya özgü bir şeyleri yanımda götürmek isterim. İşte bu yazı da bu konuyu ele alan bir paylaşım olacak. Seo hedeflerinden bağımsız tek düzen paylaşacağız, İşte Seyahat Alışverişi konusuna girizgah yapıyoruz."} {"url": "https://cengizselcuk.com/sezgin-izgara", "text": "Yol üstü lokantalarını sever misiniz? Hani şu şehirler arası otobüslerin uğradıkları mekanlardan. Kimisinde taze bir yemek, açlığı bastıran ve yola devam etmenizi sağlayan atıştırmalıkların bulunduğu mekanlar. Sezgin Izgara hem lezzet hem de mideniz için bir şölene dönüşen bir ortamı sayesinde favoriniz olacak. Yol üstü açtığı mekanlar ile ünlenen, çoğu kişinin tadını test ettiği ve yaklaşık 20 şubesi olan Köfteci Yusuf'a yeni bir rakip mi geliyor diye akıllara soru işareti oluşturan yeni açılan bir mekandan bahsetmek istiyorum. Köfteci Yusuf'a benzetmekteki kastımız ise toplam 11 şubesinin Bursa'da olması ve yeni açılan Sezgin Izgara'nın ise aynı şehirde Orhangazi'de açılmış olması. Sezgin Izgara, yıllardır Bursa Orhangazi'de yer alan bilenlerin müptelası olan bir mekandır. Bursaspor yönetim kurulu üyesi Sezer Sezgin'in sahibi olduğu ve Orhangazi'de Orhangazi/Bursa yolunda Marzim tesislerinde yeni şubesinin açılışına Bursaspor Başkanı'ndan milletvekillerine kadar geniş bir katılım olmuş. Mekan oldukça geniş ve modern bir tarzda dizayn edilmiş çocuklar da unutulmamış tabi. onlar için de bir oyu alanı var. Daha geniş ve kalabalık katılımlar için ise 3 adet üst katta salon oluşturulmuş. Peki menüde neler var ? Aşağıdaki karede de görüleceği üzere kuzu şişten Antrikota biftekten beytiye, köfteden sucuğa kadar geniş bir seçenek var. Üretimini kendilerinin yaptığı ürünleri masanıza sunuyorlar. En çok hoşumuza giden şey ise zamanlama. Siparişinizi verir vermez çok hızlı bir şekilde her şeyi masanızda dumanı tüterken buluyorsunuz. Bu özellik bu yazıyı paylaşmama neden olan bir deneyim oldu. Mekanda sadece yemek yok. Türkiye'nin turşu kaynağı Gedelek Turşuları ile bölgenin zeytinleri ve zeytinyağlarını buradan temin edebiliyorsunuz. Eğer yolunuz Bursa'ya geçerse uğrarsanız pişmanlık duymayacağınızı söyleyebiliriz. Fiyatlara gelirsek, eğer köfte ve sucuktan oluşan bir porsiyon alırsanız ortalama bir kişi için yemek ve içecek fiyatı 20-25 TRY arası değişiyor, yine kalabalık bir grup ile giderseniz kilo ile de masaya sipariş verebiliyorsunuz. Biz 9 kişilik gittiğimiz masa için 1,5 kilo köfte ve 1 kilo sucuk, içecekler ve salata dahil toplamda 200 tl hesap ödedik."} {"url": "https://cengizselcuk.com/sigacik-seferihisar-gezi-rehberi", "text": "Aslında Sığacık Seferihisar tarafı İstanbul'da yaşayım da bir gün Ege'ye taşınayım diyenlerin hedeflediği bir bölge olarak göze çarpıyor. Sığacık'ı ön plana çıkaran günümüze uzanan birkaç unsur oldu şimdiye kadar. Birincisi yukarıda bahsettiğimiz sakin şehir ünvanı diğeri ise bölgede çevrilen dizi ve filmler. Ata Demirer'in son filmlerinden Olanlar Oldu ve bir çok ünlü ismi meşhur eden dizi Kavak Yelleri Sığacık'tan çıkmış. Pelin Karahan ve Aslı Enver gibi isimlerin kariyerlerinin başlangıcı buradan olmuş. Yine son dönemin popüler dizisi Ayça Ayşin Turan ve Alp Navruz'un Ada Masalı burada çekildi. Seferihisarlı diğer bir ünlü ise yönetmen Çağan Irmak. Aslında Sığacık'ı bu kadar ön plana çıkaran, şimdilerin İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer'i de tebrik etmek gerek. Seferihisar'da belediye başkanı iken buranın restorasyonunda ciddi emek sarf etmişler. Şu anda belkide Seferihisar Tunç Soyer'e ne kadar borçlu ise oda karşılıklı olarak borçlu olsa gerek. Simit-Gevrek atışması için \"Simit denizde olur\" yanıtını alan Vedat Milor, Neriman Tokdil karafırınında yediği gevrek için \" Gerçekten de İstanbul'da seyyar satıcıların sattığı simit ile ya da pastane simiti ile ilgisi yok. Yanında güzel bir çay ve tam yağlı beyaz peynir ile basit ama unutulmaz bir kahvaltı.\" yorumunda bulunmuş. Yani Sığacık'ta kendi ilginize göre ne ararsanız onu bulmanız olası. İşte Çeşme ve Alaçatı'ya oldukça yakın ve bir o kadar bağımsız Salyangoz resimli Sığacık, Türkiye'nin ilk Citta-Slow ünvanına sahip sakin şehir ünvanıı alan bir semti. Tabi Sakin şehir denilince akıllara kimsenin bir şey yapmayıp yan gelip yatmanın müthiş olduğu bir eylem gelmesin, Sığacık'a gittiğinizde zaman zaman izdihama dönen kalabalıklar ile karşılaşacaksınız. Bunun için en uygun keşif süresini hafta içi ile birlikte deneyimlemeniz faydanıza olur. Kanımızca İzmir'i keşfetmeye bizim gibi uçak ile geldiyseniz yapacağanız en iyi şey kendiniz içinde araç kiralamak olacaktır. Aracınızı uçuş gününüzden 15 gün öncesine kadar kiralarsanız oldukça avantaj elde ederseniz. Sığacık İzmir'e yaklaşık olarak 54, Alaçatı'ya ise 62 km uzaklıkta bulunuyor. İzmir'in Foça'sını Dikili'sini de düşününce İzmir'in nerdeyse bir cumhuriyet olabileceğini düşünmeden edemiyoruz. Eğer toplu taşıma kullanmak isterseniz İzmir Göztepe Vapur İskelesi yakınında bulunan Üçkuyular semtinden dolmuşlar ile ulaşabilirsiniz. Kanımca Sığacık'ta konaklama yapmak için en uygun yer kaleiçi bölgesindeki renkli, çiçekli sevimli butik oteller. Yalnız denize girme planlarınız varsa plaja yakın yer tercihi sizi bu düşünceden başka bir düşünceye döndürebilir. Aşağıda bizim de kullandığımız otel arama portalı Agoda var. Resme tıklayıp sorgulama yapabilirsiniz. Sığacık'ı keşfetmek için en uygun gün pazarının da olduğu gün pazar günü olsada burada bir konaklama planı yapıp bir önceki gün ile sonraki günü de görmenizi tavsiye ederiz. Özellikle bahar ve yaz aylarında kaleiçi bölgesi dolup taşıyor ve kalabalık ister istemez rahatsız edici bir hal alabilir. Sığacık'ın kaleiçi bölgesindeki küçük sokaklarında dolaşmak, renkli evlerini çiçeklerini fotoğraflamak çok keyifli. Özellikle Sığacık Cami'nin etrafında yer alan sokakları mutlaka dolaşın. Sokaklarda dolaştıkça fotoğraf çekmeye ve Sığacık'ta olmaya doyamayacaksınız. Sığacık Kalesi yapımı Selçuklular'a kadar uzanan tarihi bir yapı olarak bilinsede bilinen son tarih 1522'de Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırıldığı şeklinde. Aslında yukarıda bahsedilen sokaklar kalenin içinde. Kalenin burçlarına tırmanıp şöyle tepeden bakayım derseniz rahatlıkla tırmanabilirsiniz. Burada güvenlik bilet tarzı uygulamalar yok, ama yine de dikkatli olun bir yerlerden düşmeyin. Nihayetinde Super Mario değilsiniz. Sıra en geldi en güzel tatları gözlemlemek için burada olma nedenlerinizden birini daha görmeye. Aslında bu sakin şehir hareketinin bir armağanı olan bu eylem pazar günlerinin en güzeli. Ayşe teyzelerden sarmalar, Fatma teyzeden börekler derken her tezgahtan elinize poşetinize yolluk alıp sokakları turluyorsunuz. Belki en çok eleştirilecek tarafı kalabalık olması ama kalabalık olmasa o kadar tencere yemeği böreği kim yiyecek değil mi ? İsterseniz Urla sahilde bizim gibi kahvaltı yaptıktan sonra Sığacık'ı keşfe dalabilirsiniz, Tatlarına baktığınız lezzetlerden yanınıza yolluk almayı unutmayın. Yaprak sarmaları, börekler ile karadut suları favorilerimiz. Ayrıca Seferihisar katmeri 'de öne çıkan tatlardan birisi. Malum bölgenin dört tarafı deniz ve burada ayıracağınız birden fazla gününüz var. Haliyle hava sıcak ve denize girme isteiği had safhada. Bunun için önerimiz yakında bulunan plajlar var. . En yakını mavi bayraklı Akkum Plajı olarak göze çarpıyor. Akkum plajına giriş ücretsiz. Akkum plajına komşu özel işletilen diğer plaj ise Mukka Beach. Giriş ücreti 60 TL olarak belirlenmiş. Bölgeye yakınında yer almayan Akarca, Ekmeksiz plajları ise uzaklığından dolayı pek tercih edilesi özelliği bulunmuyor. Yine bu Akkum plajına yakın olan diğer görülesi nokta ise kayalıkların üzerindeki manzarası ile yeldeğirmeni. Bildiğiniz üzere yel değirmenleri un öğütmek için yapılmış yapılardandır. İşte onlardan bir tanesi de Akkum Plajı'nın yakınında bulunuyor. Sığacık bölgesinde bol miktarda ismini okuyup nedir bu Teos derseniz buranın bir Antik Kent olduğunu bilmeniz gerekir. Bölgenin en eski yerleşim yerlerinden biri olan Teos M. Ö. 1000'leri aşa bir tarihe sahip. Yalnız Antik Kent'te seyre ve keşfe değer bir yapıt kalmamış. Kent içinde yürüyüş mesafeleri biraz fazla. Çok fazla bilgi ve yönlendirme tabelaları bulunmadığından beklentilerinizi çok yüksek tutmamanızı tavsiye ederiz. Kentin en önemli yapısı olan Dionysos Tapınağı 12 Olimpos Tanrısı'ndan biri olan Dionysos adına yaptırılmıştır. Zeus ve Semele'nin oğlu olan Dionysos şarap, eğlence ve tiyatro tanrısı olarak bilinir. Tanrı Dionysos, Zeus'un baldırında büyümüştür. İlginç bir hikaye oda aslında. Zeus'un eşi Hera Zeus'un çapkınlıklarından usanmış bir şekilde Semele'nin hamile olduğunu görünce ona Zeus'tan güçlerini göstermesini istetmiş. Semele'ye yakan Zeus bebeği ise kurtarabilmiş ve baldırına sarıp hayatta kalmasını sağlamış. Düşünün böyle bir hikayeye inanlar olmuş ve o Dionysos adına bir tapınak yaptırılmış. Dionysos kültüne mütakip kent ve çevresindeMÖ 3. yüzyılda, şair, müzisyen, tiyatrocu ve şarkıcılardan oluşan Dionysos Sanatçılar Birliği Teos'ta kurulmuştur. Şairler Anakreon, Antimakhos, Epikuros, Nausiphanes, Apellikon ve tarihçi Hekataios Teos'ta yaşamış antik çağın önemli filozof ve sanatçılarındandır. İyonya bölgesinin 12 Antik Kenti'nden biri olan Teos, 65 Hektar alana kurulu antik limanı ile beraber 3.7 km uzunluğunda kent surları ile çevreleniyor. Teos'un içerisinde Hellenistik ve Roma dönemi kalıntıları, Dionysos Tapınağı, agora, tiyatro ve antik liman yapıları yer alıyor. Ankara Üniversitesi başkanlığında yapılan kazılardan gelen son haberler ise sevindirici. 2019 Haziran ayında İş bankası'nın kazı çalışmalarını destekleyen bir haberi Hurriyet'te yayımlandı. Öncelikli olarak Dionysos Tapınağı tamamen günyüzüne çıkarılacak. Desteği ve emeği geçenlere teşekkür ederiz."} {"url": "https://cengizselcuk.com/sile-gezi-rehberi-agva-sakligol-ve-sile-gezilecek-yerler", "text": "Eskiden İstanbul'a komşu yazlıkçı yerler gündemden düşmezdi. Belki ilk başlarda Bayramoğlu, sonrasında Kumburgaz-Selimpaşa derken İstanbul'da yaşayanlar kendilerine sürekli bir yazlıkçılık mekanı arayıp durdular. İşte bu yazlıkçı mekanlarından bir tanesi de belki kabul etmeyenlerde çıkabilir ama sanırım Şile. Şile Gezi Rehberi'nde Şile Hakkında bilgiler verdikten sonra Şile Nerede?, Nasıl Gidilir? Şile'de Nerede Kalınır?, Şile'de yemek, Şile'de Gezilecek Yerler ile Ağva'da Gezilecek Yerler Rehberi başlığına bakacağız. Ağva Şile'ye bağlı bir sahil kasabası ve birçok konuda Şile'nin de önüne geçmektedir."} {"url": "https://cengizselcuk.com/sintra-portekiz", "text": "Önceki yazılarda Lizbon hakkında genel bilgiler ile Lizbon şehir merkezinde gezilecek yerler hakkında bilgiler vermiştik. Şu anda ise sıra Lizbon'a en güzel yerlerine geldi. Lizbon Gezilecek Yerler listesi sıralamalarında karşınıza çıkacak bölge: Sintra Gezilecek Yerler. Sintra Lizbon'dan farklı olarak bir tren yolculuğu ile yaklaşık 45 dakika süren bir yer. Sintra Portekiz'in en çok turist çeken bölgelerinden biridir. Sintra'ya gelecek trenler Lizbon Rossio'daki tren istasyonundan kalmakta. Lizbon kartınız ile ücretsiz faydalanacağız bu seyahat için sabah erken saatleri hatta 9:00'dan önce hareket etmiş olun. Sintra'daki olağandışı kalabalığı görünce buna hak vereceksiniz ve kalelerden saraylardan vaktin nasıl geçtiğini anlayamacaksınız. Olurda Lizbon'a gelipte burayı görmezseniz çok şey kaçırırsınız ve seyahatiniz eksik kalmış olur. Bir Masal Diyarı arıyorsanız mutlaka Sintra'yı ziyaret etmelisiniz. Lizbon için genellikle 3 veya 4 günü dolu dolu değerlendirebilirsiniz. Gezi programını yapan arkadaşlar Lizbon turlarına Porto'yu da ekleyip Sintra'yı es geçebiliyorlar. Şunu söylemek gerek ki Sintra kesinlikle pas geçilecek bir yer değil. Sintra kesinlikle görmeniz gereken 3 farklı yer var. Bunlar, Pena Sarayı, Mouros Kalesi ve Qinta ve Regaleira. Sintra'dan trenden iner inmez bu yerleri görmek için otobüsleri kullanmanız gerekecek. 5 Euro karşılığında otobüsler sizi Pena'ya götüreceklerdir. Eğer farklı bir deneyim yaşamak isterseniz 3 tekerlikli motorlu bisikletler de çok havalı kişi başı 5 Euro'ya tek yön gidebilirsiniz. Sintra Sarayı Pena ve Kalenin aksine Sintra'nın içinde merkezinde yer alır. Tarihi Emevilerin bölgedeki hakimiyetine kadar uzansada asıl inşaa 14. yüzyılda Kral I. John zamanında yapıldı. Birçok defa tarih içinde restore edilen saray en son 1940'larda saray mobilyaları ile dekore edilerek restore edilmiştir. Pena Sarayı, kraliyet ailesinin de ikametgahı olduğu bir saraymış. Kraliyet Sarayından öte Pena içerdeği pastel renkleri ile Sintra'nın tartışmasız en güzide yeri. Pena Portekiz'in turistik olarak en çok ziyaret edilen tarihi bir ögesidir. Pena'ya giriş biletiniz Lisboa Card ile %10 indirimli, eğer bilet aldığınız noktadan tepedeki en yüksek noktadaki Penaya çıkma arzunuz yoksa 3 Eur karşılığında bir turistik bir minübüsü tercih edebilirsiniz. Pena'nın öyküsü 12. yüzyıla değin uzanır. Burada varlığını sürdüren bir şapel, 1838'de Portekiz Kralı bu şapelin yanına bir saray inşa etme emrini veriyor. İçerdiği bahçesileriyle övgüyü hakeden Pena sizi masalsı dünyasına davet ediyor. Aşağıda Sinra ve çevresindeki ulusal park ve sarayları gösteren bir harita var. Sarayın dışı kadar içi de ayrı bir güzel, saray mobilyaları, avlusu, mutfağı ve salonu ile içeride harika bir gezi turu sizi bekliyor. Şahsımı inanılmaz etkileyen Carvalho Monteiro'nun yazlık malikane olarak kullandığı mekan, bahçelerinden mimarisine inanılmaz bir keşif mekanı olarak gözlerinize hitap edecek. Lizbon denilince akıllardan çıkmayacak Quinta da Regaleira, bahçenin bir bölümünden diğer bölümüne giden tünelleri, dört bir tarafından akan suları ile sizi bir masal dünyasının içinde huzuru ellerinize bırakıveriyor. Geniş bir alanda kurulu bahçeler tüneller ile birbirine bağlanırken kendinizi egzotik bir gezinin içinde buluyorsunuz. Aşağıda yukarıda planını paylaştığımız konutun önündeki şakınlık pozumuzu görebilirsiniz. Sintra'daki diğer önemli durak ise Moorish Castle. tarihi 10. yüzyıla müslümanların hakimiyetine kadar uzanıyor. İçeride geçereceğiniz zaman içinde etrafı 360 derece fotoğraflayabileceğiniz bir kuleden diğerine Super Mario tarzında koşuyorsunuz. Aşağıda Mağrabi Kalesi'nin planını görebilirsiniz. Kale burçlarından birinden diğerine geçip keyifli bir yürüyüş yapıyorsunuz. Etkileyici görüntüye sahip Mağribi Kalesi'ne giriş ücreti tabiki Lisboa Card ile %15 indirimli 5,52 Eur. Açıkçası yazının buradan sonraki bölümlerine gitmek için zaman ayıramadık. Ama diğer bölgeleri de yazmazsak eksik kalır."} {"url": "https://cengizselcuk.com/strasbourg", "text": "Fransa'nın Alsace bölgesinin en büyük şehri ve başkenti olan Strasbourg içinden fışkıran bir dünya masalı ve görsel güzellikleri ile Fransa-Almanya sınırını oluşturan Ren nehrinin kenarında bulunuyor. Strasbourg Gezi Rehberi'inde yemek, ulaşum, konaklama ve Strasbourg Gezilecek Yerler konularına değindik. Muhteşem mimarı yapısı ile Notre Dame Katedralini görün. Petite France'ta dört bir taraftan akan sular ile birlikte harika evleri fotoğraflayın. Meraklı gözler ile sakaklarında kaybolun, çünkü bu şehirde her köşe başında masalsı bir ev, butik bir dükkan ve görebileceğiniz maksimum sayıda çiçek bulacaksınız. Strasbourg'da, Colmar'da ve Alsace'nin tüm köylerinde çiçekleri göreceksiniz. Strasbourg'a farklı yol ve yöntemlerle ulaşma imkanları çeşitli. Uzun süredir Türkiye'den bu kente direct uçuş yoktu. THY Strasbourg havalimanına yönüne yakın dönem içinde direct uçuşları başlattı. Yine kente ulaşmak için Alsace rotası içinde Basel Aeroport havalimanı kullanılabilir. Fransa'nın raylı sistemleri gelişmiş olduğu için gün içinde sık seferler ile geçiş yapabiliyorsunuz. Öncelikle Paris'ten Strasbourg'a nasıl ulaştığımız ile konuya girelim. Bizim rotamız Paris'ten başlayıp Basel'den dönecek şekilde idi. Paris-Strasbourg hızlı trenleri ile 2 saatten az bir sürede ulaşım sağlayabilirsiniz. Yine civar şehirlerden Oibus ve Flixbus otobüslerinin düzenli seferleri bulunuyor. 2 şehir arasında ekonomik olarak seyahat edebileceğiniz bizim de kullandığımız Oibus var. Her iki alternatif içinde seyahat öncesi bilet almanızı öneririz. Son dakikaya kadar özellikle trenlerin fiyatları 150 Eur'a kadar yükseliyor. Otobüsler merkeze yakın noktadaki bir park olan Parc de I'Etoile'den hareket ediyorlar. Rahatlıkla yürüyebilirsiniz. Ayrıca civar bölgeler için dışarıdan bakıldığında bir stadyumu andıran Strasbourg tren garından Colmar ve civar kasabalara rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Alsace bölgesine Basel tarafından ulaşacaklar için ise kısaca konuya değinelim. Basel-Mulhouse-Freiburg havalimanı Euroairport olarak geçer, Fransa sınırları içinde kalır ve 3 ülke ortak kullanır. Dikkat etmeniz gereken hangi ülkeye geçecekseniz o ülkenin çıkış kapısına yönelmeniz. Fransa-Mulhouse, İsviçre-Basel, Almanya-Freiburg. Havaalanında Fransa tarafındaki en yakın istasyon olan Saint Louis'e kısa bir otobüs yolculuğu ile ulaşabilirsiniz. Ardından SCNF trenleri ile ortalama-20-30 eur arası ücretle Colmar'a, Strasbourg'a geçebilirsiniz. Kullanmadık ama Flixbus'un da burada Strasbourg yönüne 20 Eur gibi fiyatlar ile otobüs seferleri var. Biz havalimanından ülkeye dönerken Basel'de kısa bir tur attıktan sonra Basel tren istasyonundan kalkan tarifeli belediye otobüslerini kullanmıştık. Açıkçası son olarak yolda kalmayacağınız kadar alternatif olduğunu söyleyebiliriz. Burada araç kiralamakta uygun bir seçenek olabilir. Lakin şehir merkezlerinde araba ile dolaşmak sıkıntılı ve sürekli bir otopark arama derdiniz olacağından en uygunu Colmar ve civarındaki köyleri dolaşırken bu işlemi yapın. Ayrıca en küçük köylere bile otobüs ve trenler çalışıyor, belki ihtiyaç bile duymayacaksınız. Strasbourg'ta yemek konusuna farklı alternatifler bulabilirsiniz. Eğer ben Türk'üm yabancı bir şey yiyemem derseniz çiğ köfteciden dönerciye kadar farklı mekanlar var. Hatta ocakbaşı bile gördük. Fransa mutfağı derseniz Alsace şarabı ile Fransız yemeklerinin tadına bakabilirsiniz. Yok ben fazla masraf etmeyim geçiştireyim derseniz sevimli küçük fırınlarda hamur işleri ve sandviçler de bulabilirsiniz. 1,5 günümüzü ayırdığımız şehirde kahvaltı için L'atelier 116 isimli sevimli fırını tercih ettik. L'atelier'de göze hitap edecek o kadar çok şey var ki karnınızın tok gözünüzün aç olduğunu hissedeceksiniz. Sabahları bizim gibi çay içmeden uyanamıyorsanız güzel bir haber paylaşamayacağım. Bir mekanda çay istediğinizde masanıza sıcak su ile sallama çay geliyor. Hadi idare ederiz dediniz 2 çay için gelen fiyat minimum 7 Eur. Evet maalesef Fransa pahalı bir ülke. Yemeği yediniz, yok mu bu şehirde bir kahveci, dondurmacı derseniz onun için de bir fikrimiz olabilir sizin için. Biz bu tatlı ihtiyacını karşılayacak bir yer ararken Prag'ta karşılaştığımız Amorino tam da Notre Dome Katedralinin karşı sokağında karşımıza çıktı. Deneyin. Yine Amorino'nun tam karşısında şehir havasını alıp meydana karşı keyif yapabileceğiniz Christian Tea Room var. 3-4 Euro gibi fiyatlar ile küçük pastanızı alıp burada soluklanabilirsiniz. Yemek demişken Alsace bölgesi dünyanın en iyi şaraplarının üretildiği bir bölge. Konunun üzerinde iken Fransız mutfağını iyi bilen Vedat Milor'a sorulan bir soru ile yemek konusuna nokta koyalım. Bu not işe yarayabilir. - Şarabı tatmadan şişesinden iyi olduğunu nasıl anlarız ? - Çok alacalı-bulacalı ise o şarabı almayın. Manzaralı lokantalar gibi."} {"url": "https://cengizselcuk.com/tanri-savaslari", "text": "binlerce yıldır insanlar özgürlüklerini kazanmak için savaştı, hayatlarını koruması ve korkuları için inandıkları tanrıya veya tanrılara ibadet ettiler. Her topluluğun tanrısı farklıydı, güneş, yıldızlar, ateş, çok tanrılı mitolojiler ve ilahi dinler. Aşağıda konuya kısa bir giriş yapıp Türkiye ve Dünya üzerindeki farklı inanışlara ait ibadethanelere göz atacağız. \"Yaşamın kendisi sıra dışı değil mi zaten? Yaşamla barışık olmak için ölümle yüzleşmek gerekir. Ölümle yüzleşmemiş biri gerçekten özgür olmaz... Felsefe yapmak aslında ölmeyi öğrenmektir... Din ve felsefe aynı ağacın iki dalıdır. Ölüm korkusu ilkel insanda iki şeyi ortaya çıkardı. Ölümden korkanlar kendilerine bir tanrı ve cennet yarattılar, ölümle yüzleşmeyi seçenler ise felsefenin doğuşunu sağladılar."} {"url": "https://cengizselcuk.com/thassos", "text": "Thassos, Tasos veya Türkçe'si ile Taşöz. Ege Denizi'nin kuzeyinde yer alan Yunanistan'a bağlı bir adadır. Özellikle yaz sıcaklarının bastırması ile turist akınına uğrayan bir ada olan Thassos'u Selanik, Kavala ile beraber turumuzun son günü keşfettik. Aşağıdaki Thassos Gezi Rehberimizde Ulaşım, Yemek ve Thassos Gezilecek Yerler başlıklarını bulacaksınız. Ada'ya ulaşım İstanbul'dan 500 km uzaklıkta. İpsala sınır kapısından pasaport ve sınır işlemlerinizi tamamladıktan sonra Yunan Otoyolu Egnatia Odos'a oradan da Keramoti çıkışına yönlendirecektir. Oradan feribot tabelaları limana ulaşıyorsunuz. Araç ile sınırdan geçip adaya ulaşmak niyetinde iseniz pasaportunuzda Schengen vizenizin olması, 2016 yılında yenilenen yeni bir ehliyet ile yeşil sigorta denen trafik sigortası yaptırmanız gerekiyor. Eğer tur ile katılım sağlamak isterseniz Selanik otobüs turları ile ilgili bilgileri otobüs turları isimli yazımızda aktarmaya çalıştık. Adaya ulaşım yalnızca feribot ile sağlandığını belirtmek isterim. Araç ile geçiş yapmak isterseniz ücretinin 21 Eur olduğunu ve her kişi başı için 3 Eur fiyat alındığını hatırlatalım."} {"url": "https://cengizselcuk.com/tum-ucuslari-takip-edin", "text": "Bilmeyen varsa öğrensin dileğiyle müthiş bir icattan bahsetmek istiyoruz ki ismi Flightradar24. Trafficradar ile havada nasıl bir uçan cisim varsa göreceksiniz. Tüm havayolu akışını takip etmek, bilgi almak hiç bu kadar kolay olmamıştı. Flightradar dünya üzerindeki aktif uçuşları, hava alanlarını, havadaki uçakları, uçağın kalkış ve varış sürelerini net olarak öğrenmenizi sağlayan bir araçtır. Aşağıda Türkiye'deki aktif hava limanlarının listesini görebilirsiniz. Flightradar24 adlı site'nin kullanıcı deneyimi açısından oldukça rahat. Harita üzerinde istediğiniz bir havalimanına tıklayın. Kalkacak ve inecek uçakları rahatlıkla görebilirsiniz. Aynı şekilde havada gördüğünüz bir uçağa tıklayın. Nereden kalkıp nereye gideceğini, rotasını, ne kadar sürede havada kalacağını evet ve hatta uçağın teknik bilgilerine kadar her şeyini öğrenebiliyorsunuz. Aslında Flightradar24 ucuz uçak bileti alma konusunda yardımı dokunabilir sizlere. Artık nasıl kullanmak isterseniz. Ben ucuz uçak bileti çıkar mı diye farklı havayollarını görmek maksadıyla bile kullanıyorum."} {"url": "https://cengizselcuk.com/turckheim", "text": "Turckheim zengin tarihi mirası, evleri ve şarapları ile ünlü olan bir köy olup aynı zamanda dört bir köşesindeki süslü çiçekleri ile farklı bir dünyaya ziyaretçilerini davet ediyor. Alsace Gezilecek Yerler ve Alsace Şarap Yolu rotasının uğrak noktlarından olan Turckheim Gezi Rehberi'nde bu masal köyü hakkında gizemli bir yola çıkıyor olacağız. Alsace'nin şarap rotası üzerinde yer alan Turckheim için Colmar'a kadar gelipte yakında gezebilecek birkaç yer aradığınızda bulabileceğiniz bir uzaklıkta buluuyor. Ayıracağınız 2-3 saat ile rahatlıkla bu köyün dört bir köşesini gezebilirsiniz. Öğrenebildiğimiz kadarı ile bu köy zamanında Alman İmparatorluğuna bağlı imiş. Almanca'daki karşılığı Türkheim imiş, yani manası Türk Yurdu demekmiş. Açıkçası neden böyle bir ismi var çok anlayamasak da adı ile gönlümüzü fetheden köyün Türkler ile pek alakalı olduğunu sanmıyoruz. Olur da Turckheim'e uğrar ve burada yaşayacağım derseniz işte o aranılan Türk siz olacaksınız."} {"url": "https://cengizselcuk.com/turkiyedeki-unesco-dunya-mirasi", "text": "UNESCO, Birleşmiş Milletler bünyesinde kurulmuş olan eğitim, kültür ve bilim örgütüdür. UNESCO 17. Genel Konferansı, Paris'te toplanmış ve 16 Kasım 1972 tarihinde \"Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunmasına Dair Sözleşme\"yi kabul etmiştir. Türkiye Sözleşmeyi 1983 yılında onaylayarak taraf olmuştur. Dünya Mirası Komistesi tarafından oluşturulan Dünya Mirası Listesi'nde 1100 adete ulaşan miras bulunur. Kültürel, doğal ve karma olarak 3 farklı kategori olarak gruplanan miraslar içinde Türkiye'den 18 kültürel ve 2 karma olmak üzere 20 miras bulunur. Her gezginin hayallerini süsleyen Miras Listesi'nde neler yok ki. Her gün sosyal medyada mutlaka bir tanesinin fotoğrafına denk geldiğimiz miras listesinde herkesin hayalini süsleyen Piramitler, Machu Picchu, Stonehedge, Petra, Acropolis, Collesseum gibi popüler yerler bulunuyor. Türkiye'nin Miras Listesi'ne ilk girdiği tarih 1985 olmuştur. Bu yılda Divriği Ulu Cami ve Darüşşifası, İstanbul'un tarihi alanları ve Kapadokya listeye girmiştir. Bugün itibari ile listedeki miras adeti 20 olmuştur. Aşağıdaki link bulunan satırlar ile ilgili sitemizde gezi notumuz bulunuyor. Umarım hepsi için bir gün olacaktır. - Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası (1985) - İstanbul'un Tarihi Alanları (1985) - Göreme Milli Parkı ve Kapadokya (1985) - Hattuşa: -Hitit Başkenti (1986) - Nemrut Dağı (1987) - Hieropolis-Pamukkale (1988) - Safranbolu Şehri(1994) - Truva Arkeolojik Alanı (1998) - Edirne Selimiye Camii ve Külliyesi (2011) - Çatalhöyük Neolitik Alanı (2012) - Bursa ve Cumalıkızık: Osmanlı İmparatorluğunun Doğuşu (2014) - Bergama Çok Katmanlı Kültürel Peyzaj Alanı (2014) - Diyarbakır Kalesi ve Hevsel Bahçeleri Kültürel Peyzajı (2015) - Efes (2015) - Ani Arkeolojik Alanı (2016) - Aphrodisias (2017) - Göbekli Tepe (2018) - Arslantepe Höyüğü (2021) - Gordion Antik Kenti (2023) Unesco'nun adaylık süreci devam eden ve tamamlanmayan 173 devletin 1650 mirası yer alır. Türkiye'nin bu listede Kültürel, Doğal ve Karma olarak 77 mirası yer alır. - Karain Mağarası 1994 - Urartu ve Osmanlı Eski Yerleşimi Ahlat Mezar Taşları 2000 - Alahan Manastırı 2000 - Alanya 2000 - Harran ve Şanlıurfa 2000 - İshakpaşa Sarayı 2000 - Konya Selçuklu Başkenti 2000 - Mardin Kültürel Peyzajı 2000 - Selçuklu Kervansarayları Denizli-Doğubayazıt Güzergahı 2000 - St. Nicholas Kilisesi 2000 - St. Paul Kilisesi, St. Paul Kuyusu ve Tarihi Çevresi 2000 - Sümela Manastırı 2000 - Likya Uygarlığı Antik Kentleri 2009 - Perge Arkeolojik Alanı 2009 - Sagalassos Arkeolojik Alanı 2009 - Eşrefoğlu Camii 2011 - Hatay, St. Pierre Kilisesi 2011 - Aizanoi Antik Kenti 2012 - Beçin Ortaçağ Kenti 2012 - Birgi Tarihi Kenti 2012 - Gordion 2012 20. Miras olarak listede -2023- - Hacı Bektaş Veli Külliyesi 2012 - Hekatomnos Anıt Mezarı ve Kutsal Alanı 2012 - Niğde'nin Tarihi Anıtları 2012 - Mamure Kalesi 2012 - Odunpazarı Tarihi Kent Merkezi 2012 - Yesemek Taş Ocağı ve Heykel Atölyesi 2012 - Zeugma Arkeolojik Alanı 2012 - Sardes Antik Kenti ve Bintepeler Lidya Tümülüsleri 2013 - Laodikeia Arkeolojik Alanı 2013 - Akdeniz'den Karadeniz'e Kadar Ceneviz Ticaret Yolu'nda Kale ve Sur Yerleşimleri 2013 - Anadolu Selçuklu Medreseleri 2014 - Anavarza Antik Kenti 2014 - Kaunos Antik Kenti 2014 - Korykos Antik Kenti 2014 - Arslantepe Arkeolojik Alanı 2014 19. Miras olarak Listede 2021 - Kültepe Kanesh Arkeolojik Alanı 2014 - Çanakkale ve Gelibolu 1. Dünya Savaşı Alanları 2014 - Eflatun Pınar: Hitit Kaya Anıtı 2014 - İznik 2014 - Mahmutbey Camii 2014 - Ahi Evran Türbesi 2014 - Vespasianus Titus Tüneli 2014 - Zeynel Abidin Camii ve Mor Yakup Kilisesi 2014 - Akdamar Kilisesi 2015 - Aspendos Antik Kenti Tiyatrosu ve Su Kemerleri 2015 - Eshab-ı Kehf Külliyesi 2015 - Mudurnu Tarihi Ahi Kenti 2015 - Harşena Dağı ve Pontus Kralları Kaya Mezarları 2015 - Dağlık Frigya 2015 - Stratonikeia Antik Kenti 2015 - Uzunköprü 2015 - İsmail Fakirullah Türbesi ve Işık Kırılma Mekanizması 2015 - Yıldız Sarayı Kompleksi 2015 - Bodrum Kalesi 2016 - Sivrihisar Ulu Camii 2016 - Hacı Bayram Camii ve Çevresindeki Tarihi Alanlar 2016 - Sultan II. Beyazıd Han Külliyesi 2016 - Nuruosmaniye Külliyesi 2016 - Malabadi Köprüsü 2016 - Tuşpa/Van Kalesi, Van Tarihi Kenti ve Höyüğü 2016 - Kibyra Antik Kenti 2016 - Yivli Minare Camii 2016 - Assos Arkeolojik Alanı 2017 - Ayvalık Endüstriyel Peyzajı 2017 - İvriz Kültürel Peyzajı 2017 - Priene Arkeolojik Alanı 2018 - Gaziantep Yeraltı Suyu Yapıları: Livas ve Kasteller 2018 - Erken Dönem Anadolu Türk Mirası: Danişmend Beyliği Başkenti Niksar 2018 - Justinian Köprüsü 2018 - Sarıkaya Roma Hamamı 2018 - Harput Tarihi Kenti 2018 - Anadolu'daki Ahşap Çatılı ve Ahşap Taşıyıcılı Camiiler 2018 - İzmir Tarihi Liman Kenti (2020) - Koramaz Vadisi (2020) - Zerzevan Kalesi (2020) - Karatepe Arslantaş Arkeolojik Alanı (2020) - Beypazarı Tarihi Kenti (2020) - Güllük Dağı Termessos Antalya (2000) Karma Miras - Kekova Antalya (2000) Karma Miras - Tuz Gölü Ankara-Konya-Aksaray (2013) Doğal Miras - Kızılırmak Deltası Samsun 2016 Doğal Miras - Ballıca Mağarası Tabiat Parkı Tokat- 2019 Doğal Miras Tüm gezenlere, gezmeyi sevenlere başta Türkiye olmak üzere tüm miras alanlarını görmeyi dileriz. - dünya miras listesi - kültür mirası nedir - kültürel miras nedir - Türkiye Unesco Dünya Mirası Listesi - Türkiye'nin Unesco Dünya Mirası Geçici Listesi - türkiyedeki doğal güzellikler - ülkemizdeki doğal varlıklar - unesco anlamı - unesco dünya miras listesi - Unesco Dünya Mirası Listesi - unesco ne demek - unesco nedir - unesco türkiye Bu kültürel yazı harika olmuş. Güzel bir bilgilendirme! Değerli yorumunuz için teşekkürler. Umarım en kısa zamanda görebilir herkes. Came back to comment. I am hearing more Americans talking about traveling to Turkey specifically for these sites. It's nice to see your photos of them. 🙂 Blessings!! Güzel bir soru sordunuz. Aşağıdaki gibi bir sonuca ulaştım. İnsanın yaratıcı dehasının üst düzeyde bir temsilcisi olması, Dünyanın bir kültür bölgesinde veya bir dönemde mimarlık veya teknoloji, anıtsal sanatlar, kent planlama veya peyzaj tasarımı alanlarında önemli gelişmelere ilişkin insani değer alışverişlerine tanıklık etmesi, Yaşayan veya yok olan bir kültür geleneğinin veya uygarlığın istisnai, ender rastlanan bir temsilcisi olması, Özellikle geri dönülmez bir değişimin etkisi altında hassaslaşmış olan çevre ile insan etkileşiminin veya bir kültürün/kültürlerin temsilcisi olan, geleneksel insan yerleşimi, arazi kullanımı veya deniz kullanımının istisnai bir örneği olması, Üstün doğal görüngelere veya eşsiz doğal güzelliklere ve estetik öneme sahip alanları içermesi, Yaşamın kaydı, yer şekillerinin oluşumunda devam eden önemli jeolojik süreçler veya önemli jeomorfik veya fizyografik özellikler dahil dünya tarihinin önemli aşamalarını temsil eden istisnai örnekler olması, Kara, tatlı su, kıyı ve deniz ekosistemleri ve hayvan ve bitki topluluklarının evrim ve gelişiminde devam eden önemli ekolojik ve biyolojik süreçleri sunan istisnai örnekler olması, Bilim veya koruma açısından istisnai evrensel değere sahip tehlike altındaki türleri içeren yerler de dahil, biyolojik çeşitliliğin yerinde korunması için en önemli ve dikkat çeken doğal habitatları içermesi. Wow that is very Unique 👍 it's beautiful."} {"url": "https://cengizselcuk.com/vatikan-gezi-rehberi", "text": "Roma'yı ziyaret edenlerin uğrak noktası olaran Vatikan, Katolik Hristiyanların kutsal ve yönetim merkezi olarak 1929'da imzalanan Lateran Anlaşması ile bağımsız bir ülke olmuştur. Dünyanın en küçük ülkesi olması, 1 km2'nin yarısı kadar toprak büyüklüğü ve Roma'nın merkezinde yer alması sebebi ile Roma Gezi Rehber'lerinin ve Roma'da Gezilecek Yerler'in tamamında yer alır veyahut başlı başına Vatikan Gezi Rehberi yazısı olur."} {"url": "https://cengizselcuk.com/venedik-gezi-notlari", "text": "Venedik İtalya'nın ve dünyanın en çok ziyaret edilen lokasyonlarından biri olan adalar şehridir. Eğer Venedik'teki zamanınız kısıtlı ise yani burada kalmayacak ve günübirlik bir seyahatte bulunacaksanız doğru yerdesiniz. Çünkü bizde Venedik için Bologna'dan günlük bir tur yaptık. 15 Aralık Pazar günü soğuk ve yalancı güneşi ile sokaklarını arşınladığımız Venedik için ne zaman gidilmeli sorusunu soranlara Aralık ayında gidilmemeli diye cevap veriyoruz. Venedik için ayıracağınız zaman zaten maksimum 2 gün olmalı. Daha fazla keyif yapayım, daha fazla romantik insan olayım derseniz süreyi uzatmak tamamen sizin elinizde. En iyi ziyaret etme zamanları ise bahar ve yaz ayları. Ayrıca Ocak-Mart dönemi karnaval dönemi. bu tarihler arasında yüzleri maskeli bir çok kişiyi sokaklarda göreceksiniz. İster günübirlik civar şehirlerden ister konaklamalı Venedik keşfi yapın, adım adım hazıladığımız Venedik Gezi Rehberi ile Venedik Gezilecek Yerler notlarımız güzel bir rehber olacaktır."} {"url": "https://cengizselcuk.com/yalova", "text": "Yaz sıcakları bunaltıyor, bünye serinlik, yeni yerler görmek istiyor, işte size yıllık izinlerinizi harcamadan günübirlik gezinti yapabileceğiniz bir rota olarak hazırladığımız Yalova Gezi Rehberimiz. Bir sahil şehri olan Yalova, Marmara'nın güneydoğu kıyıları boyunca uzanır. Temiz caddeleri, yeşil dokusu ve sahili boyunca uzanan kafeleri ile sevimli küçük bir şehirdir. Son yıllarda kalabalık hale gelse de doğa turizmi, trekking, kamp turizmi sevenlerin popüler noktası olmaya devam etmektedir. Aşağıda Yalova'da gezilecek yerleri başlıkları ile özetlemeye çalıştık."} {"url": "https://cengizselcuk.com/yuvacik-aytepe", "text": "İstanbul ve çevresinde ikamet edenler için Karadeniz yaylalarına ulaşmak biraz zor olsa da bulutlara dokunmak çok uzak değil. Bu yazımızda çok uzak yollara düşmeden yaz mevsiminde üşümenin ve nispeten bir yayla deneyimi yaşayabilmenin alternatif bir yolunu paylaşacağız. İzmit şehir merkezine 30km uzaklıktaki Aytepe sabah kuş sesleri uyanabilmenin verdiği huzur ile sizi davet ederken butik Aytepe Yuvacık Gezi Rehberi'mize sayfamızda dönüşüyor. Kocaeli ve Sakarya illerinin sınırları içinde yer alan ve yeşilin farklı tonlarının hakim olduğu Aytepe İnönü Yaylası'na da komşu bir konumda bulunmaktadır. Beşkayalar Tabiat Parkı, Sapanca Gölü, Kartepe Kayak Merkezi ile Yuvacık Barajı'nı oluşturan Kirazlıdere büyük bir doğa harikasının birer ögelerini oluşturur."} {"url": "https://cengizselcuk.com/zamanin-kesfi", "text": "Yazıyı hazırlamamdaki asıl nedenlerden biri Sayın Serdal Kuzuloğlu'nun zamanın keşfine dair hazırladığı bilgilendirici çalışması. En aşağıda incelmeniz için linkini bırakacağım. İkincisi ise zamansız bir eser olan Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Saatleri ayarlama Enstitüsü isimli kitabı. Son olarak da keşfettiğim bir çok kentin ana meydanında bulunan tarihi saat kuleleri. Tarihte sadece Güneş Saatleri ile zamanı ölçmek sürekli mümkün olmamış tabiki. Güneşin olmadığı zamanlarda kapalı, yağmurlu havalarda ve gecelerde zamanı ölçmek için farklı bir ihtiyaçlar doğmuş. Buradaki ihtiyaçtanda kum saati icat edilmiştir. Yer çekimine göre ayarlanan kum saatleri size belli bir işi belli bir sürede yapma zamanı verirdi. (3dk, 5 dk veya 1 saat) Bulunduğumuz zaman içinde sadece çalışma masalarımızda dekoratif olarak göze çarpan kum saatleri dönemin en büyük ihtiyacıydı. Sümer ve Babil toplumları 60'lık denen matematiksel hesapları sonraki dönemlerdeki zaman hesaplamalarına kaynak olmuştur. Kum saatlerinden sonra ise su saatleri ortaya çıkmıştır. Mısır'da konik bir kap içine doldurulan su, boşaltılarak bir zaman ölçülmesi yapılmakta imiş. M. Ö. 2. yüzyılda ise Yunanlı Ctebisius yine su ile zamanı ölçmeye yarayan icatlarını göstermiştir. En mekanik icatlara ise 12. yüzyılda Artuklu Sarayı'nda çalışan mühendis Cezeri ile rastlıyoruz. Suyla dolan kap tekniği, batan kap tekniği gibi teknikler kullanılmıştır. Peki bu sistemle yapılmış bir saat nasıl gözüküyordu ? Filli saat olarak da farklı bir çeşidi olan Cezeri saati uyarlaması Mardin'de görülebilir. Şurada kısa bir tanıtımını Sayın Talha Uğurluel yapmış. Kum Saatleri ve Su Saatlerinden sonraki dönemlerde ise artık mekanik saatlerin dönemleri başlamıştır. Burada Avrupa'nın ön plana çıktığını görmekteyiz. Kiliselerin çanları ile hayata adım atan ve belirleyici unsur olan çanlar belli saatlerde çalarak zamanı hatırlatır, ticaret başlar, işler sonlanır ve ayarlanırdı. Bu dönemde ortaya çıkan Sarkaçlı Saatler çok uzun süre kullanılmıştır. Bu saatlerin mucidi Hollandalı Bilimci Christiaan Huygens'dir. İtalyan Pisa'lı Galileo'nun teorisini geliştiren Huygens 17. yüzyılda icad edilen günümüzde hala kullanılan sarkaçlı antika saatlerin mucididir. Bu saatin icadı ile saat/zaman hataları 15 saniyeye inmiştir. 17. yüzyılda icad edilen saatlerden sonra 1920'li yıllara hayatımıza kuvars saatler girmiştir. İlk kuvars saati 1927'de Warren Marrison ve J. W. Horton tarafından icat edilmiştir. Kuvars kristaline bir pil ile verilen elektrikten oluşan titreşim ile kusursuz bir şekilde zamanı ölçmek mümkün olmuştur. Bell Labaratuvarında keşfedilen kuvars kristaline geçiş, sarkaçlı saatlerden 2 asır sonradır. Japon Sekio 1969 yılında ilk olarak bu sistemi kullanmıştır. Not: Kol saatleri ilk olarak kadınlar için üretilmiştir. Erkekler bileziğe benzediği için kol saati takmayı ilk zamanlarda red etmişlerdir. Saatler Osmanlı döneminde 2'ye ayrılmaktaydı. Alaturka&Alafranga saatler. Çoğumuzun aklına tuvalet çeşidi olarak gelen bu kavramın farklı bir kullanım alanı vardı. Alaturka Saatler akşam namaz vaktini ve günbatımını temel alan sistemdi. Yani Güneş ne zaman batarsa gün bitmekteydi, saat 21:00 de güneş batıyorsa ertesi gün 00:00 ile başlamaktaydı. Tanzimat dönemi ile beraber Alafranga yani şimdiki modern saate geçilmiştir. Burada saatler üretilirken her iki zamanı da gösteren çift kadranlı saatler kullanılmıştır. Osmanlı'da saate en meraklı padişah II. Abdülhamit'ti. Ogünün Osmanlı sınırları içinde 144 saat kulesi yapmıştır. Bunlardan 72 tanesi Türkiye sınırları içinde kalmış ve 53 tanesi halen ayaktadır. Bu devirde saat kuleleri, zamanı haber vermenin yanı sıra, devletin, giderek azalan otoritesinin de sembolü vazifesini görmüştür. Zamandan ve saatlerin öyküsünden kısaca bahsetmeye çalıştım. Zamanı öğrenmek tarih içinde çok önemli bir mesele olmuştur. Bu mesele ilk zamanlardan itibaren önemli meydanlara dikilen güneş saatleri ardından saat kuleleri ile çözülmete çalışılmıştır. Şimdilerde şehirleri ve fotoğraflarımızı süsleyen bir estetik bir eser niteliği kazanmıştır. # Bugün ayaktaki en eski saat kulesi M. Ö. 50 yılında Atina yaptırılan ve içinde su saati bulunan Rüzgar Kulesi'dir. Çin'de Kaifeng'de 1088 yılında Su Sung'un yaptırdığı kule, astronomik saat kulelerinin en eskisidir. Big Ben diye bilinen Avrupa'da bilinen en eski mekanik saati, Londra'da 1288'de Westminster Kulesi'ne konulmuştur. # Prag'ta 1490 yılında yapılmış astoronomik saat Orloj bugün her saat başı çalan ve kukla gösterisi ile etrafına kalabalıkları toplayan bir saat olarak ilgi çeker. Saat her saat başı çalar ve gösteride İsa Peygamberin 12 havarisi sıra ile geçit töreni yapar. Saat'in solunda iskelet ölümü simgeler ve elinde tuttuğu ipi çeker, sol elinde ise bir kum saati vardır. Ayrıca başını sallayan bir Osmanlı figürü aynada kendine bakan bir de Yahudi tefeci açgözlülüğü resmeder. # Günümüzde binlerce turistin yıkılmasın diye ittirdiği Pisa'daki Çan Kulesi'nin amacı zamanı hatırlatmaktı. 1173 yılında inşa edilen ve eğik kule olarak bilinen yapı bulunduğu zemin nedeni ile yapımından itibaren eğik bir şekilde kalmış. Ha yıkıldı yıkılacak derken uzun uğraşlar sonucu bir noktada sabitlemeyi başarmışlar. 56 metre uzunluğuna sahip yapı yaklaşık 5 derece açı ile eğik bir durumda durabilmeye çalışıyor. Birkaç örnek verdiğimiz saat ve çan kulelerine Dünya'nın birçok notasında rastlıyoruz. Eminim sizlerinde sıralayacağı ve fotoğrafınızı süsleyen sayısız örneğiniz vardır. Zamana ve saat kulelerine değinmişken sadece bu başlık başlı başına bir yazı olacağının farkındayım. Osmanlılar zamanında, büyük camilerde muvakkitler çalışmaktaydılar. Yani vakit ayarlama uzmanları. Bunların bürosuna da muvakkithane denirdi. Ancak maalesef ki çok önemli bu iş kaybolan meslekler olarak tarihte yerini almıştır. Osmanlı topraklarında sıklıkla görülen saat kulelerinin önemli sebebi II. Abdülhamid'in tahta çıkışının 25. yıldönümünde valilere, saat kulesi yapımıyla ilgili göndermiş olduğu fermandır. Ancak II. Abdülhamit döneminden evvel de Osmanlı topraklarında saat kulesi vardı. Şimdi kısaca bu kulelere değinelim. 17. yüzyılın son yıllarında inşa edilen saat kulesi Osmanlı topraklarında bir ilk olarak hala çalışmaktadır. Sadrazam İzzet Mehmed Paşa tarafından yaptırılmıştır. İzmir'in sembolü olan saat kulesi İzmir Konak'ta Kemeraltı Çarşısı önünde 1901 yılında İzmir Valisi Kıbrıslı Kamil Paşa, oğlu Bahriye Mirlivası Said Paşa ve Belediye Reisi Eşref Paşa'dan oluşan bir komisyon tarafından yaptırılmıştır. 25 metre yükseliğindeki kule 4 katlı olup sekizgen planlıdır. Saat Kulesinin saatlerini Alman İmparator II. Wilhelm hediye etmiştir. Kule o kadar beğenilmiştir ki Batum'da bir replikası bile bulunmaktadır. Çanakkale Saat Kulesi'nin yapımı 1897 yılında İtalyan Konsolosluğu da yapan Vitalis isimli bir tüccar tarafından yaptırılmıştır. Kare planlı kule şehrin limanının yakınında merkezde yer alır. 4 tarafındada birer saat bulunur. 1885 yılında şehrin hakim tepesi Sarayüstü Tepesi'nde yapılan Kastamonu Saat Kulesi şehrin önemli abideleri arasında yer alır. 13 metre yükseliğindeki yapı Vali Abdurrahman Paşa tarafından inşa ettirilmiştir. 1901 yılında II. Abdülhamid fermanı ile yaptırılan diğer bir kule Antalya Saat Kulesi'dir. Kaleiçi mevkisinde bulunan saat kulesi Sadrazam Sait Paşa tarafından inşa ettirilmiştir. Dolmabahçe Sarayı'nın bulunduğu İstanbul Beşiktaş ilçesinde en az saray kadar ön plana çıkan güzellikte bir de saat kulesi vardır. Özellikle geceleri ışıklandırmaları ile apayrı bir güzelliğe dönüşen saat kulesi saray mimarı Sarkis Balyan'a yaptırılmıştır. Kule, köşelerinde birer fıskiyeli havuzun olduğu bir platform üzerinde dört katlı olarak inşa edilmiştir. 27 metre uzunluğundaki saat kulesi 1890-1895 yılları arasında, Neobarok ve Ampir tarzında, yükseldikçe daralan bir forma sahip olmakla beraber her yüzünde bir saate sahiptir. Beşiktaş'ın stadyumu, İstanbul Boğazı ve Dolmabahçe Sarayı ile beraber kentin en güzel görünüme sahip noktalarından birini oluşturur. Saat kulesi olarak inşa edilmese de İçkale camisinin minaresi olarak yapılmış, Kırım Savaşı sonrasında saat yerleştirilmesi ile şimdiki adını almıştır. 1174 yılında Saltuklu Emirlerinden İnanç Biygu Alp Tuğrul Bey tarafından yaptırıldığını bilinmektedir. 19. yüzyıl başlarında Sultan Abdülaziz tarafından yaptırılan ve deprem nedeniyle yılıldığı bilinen Bursa Tophane Saat Kulesi Abdülhamid döneminde tekrar yaptırılmıştır. 1905 yılında Vali Reşit Mümtaz Paşa tarafından hizmete açılmıştır. Kule son dönem pilastik pencere restorasyonu ile gündeme gelmişti. Açıkçası bende kuledeki saatin neden bu kadar küçük olduğunu düşünenlerdenim. Saraybosna'ya gidenler Gazi Hüsrev Bey Vakfı'na ait ve kent merkezinde bulunan cami, bedesten, kütüphane ve medresiyi hatırlarlar. Osmanlı Sancak Beyi Gazi Hüsrev döneminde aralarında Mimar Sinan'a da yaptırdığı cami de bulunan bu eserlerin hemen yanında bir saat kulesi bulunur. 16. yüzyıla ait olan ve ay takvimine göre çalışan bu saat hala ayakta ve kentin en güzel simgelerinden biridir. Osmanlıların 1897 yılında inşa edilen saat kulesi Beyrut'un en önemli meydanlarından biri olarak göze çarpıyor. Bu bölge Lübnan Parlemento binasının da yer almasından dolayı sıkı bir güvenlik ile korunmaktadır. Sahat Kula olarak bilinen yapı 18. yüzyılda Venedikli mimar Cornaro'ya yaptırılmıştır. Kalemegdan olarak bilinen Belgrad Kalesi'nin İstanbul Kapısı üzerinde yer alır. Osmanlı Saati olarak bilinen saat kulesi, Mexico City'nin merkezinde, çinilerle bezenmiştir. Saat kulesinin üzerinde \"La Colonia Otomana a Mexico Septiembre de 1910\" (Osmanlı Cemaatinden Meksika'ya Eylül 1910) ibaresi yazılı levha bulunmaktadır. Kule 1910 yılında Osmanlı vatandaşı Antonio Letayf tarafından yaptırılmıştır. Osmanlı'nın saat kulelerini saymak ile bitiremiyoruz. 1577'de yapılan Kuzey Makedonya/Üsküp, 1667'deki Karadağ/Podgorica, 1822'deki Arnavutluk/Tiran, 1882'de Irak/Musul, 1901'de Lübnan/Trablus, yine aynı tarihe işaret eden İsrail/Tel Aviv ve Kudüs, sadece Bosna Hersek'te sayıları 30'u bulan kuleler zamansız Osmanlı Mirasını simgelemekteler. # Benim zaman ile hatırladığım ilk imtihanım ortaokulda ingilizce dersleri ile beraber öğretmenimin \"haftasonu Sultanahmet'e gidin, turistler ile konuşun ingilizceniz gelişir\" önermesi ile Sultanahmet'te gördüğüm tüm turistlere -Excuseme, What time is it ? sorusu ile başlamıştı. Başarılı olamamış, işe yaramamıştı tabiki. Yazımın sonunda Türkiye'deki Saat Kuleleri'nin bir listesini paylaşarak bitirmeden evvel Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nden Halit Ayarcı ve Hayri İrdal'ın bir diyaloğunu paylaşıyorum. \"Halit Ayarcı:Bize tayfa, yolcu ve fare gerekiyor işe almak için. Umarım Zamanın Keşfine dair notlarımızı beğenmişsinizdir. Aşağıdaki kanallardan bizi takip edersiniz pek memnun oluruz. Aşağıda Türkiye'deki Saat Kuleleri'nin listesini bulabilirsiniz."}