{"url": "https://celebialper.com/afrika-dans-muzikleri/", "text": "Afrika dans müzikleri hakkında bilgi içeren bu yazıda, kıtada izlediğim dans figürleri, kostümleri, Afrika müzik kültürü ve türleri, çektiğim dans videoları ve fotoğrafları, isimleri var. Afrika dansları poliritim denen aynı anda çoklu figürler ve beden hareketleri sergilenen, renkli kültürel kostümler giyilen çok çeşitli oyunlar içeriyor. Sosyal değerler, çalışma, yaşam, olgunlaşma, gurur, şükretme, rekabet, tarih, atasözleri, şiirler, tanrılar, dinler hakkında; festivallerde, cenazelerde, düğünlerde ve kutlamalarda çalınan ve oynanan Afrika müzik ve dansları var. Geleneksel, zengin ve çok çeşitli Afrika dans müzikleri, geniş kıtada farklılıklar gösteren ülke, bölge ve uluslara ait kültürlere göre şekilleniyor. Afrika kıtasındaki geleneksel müziklerin çoğu yazılı olmayıp kuşaklar arasında sözel olarak aktarılıyor. Sahra Altı Afrika müzik gelenekleri en başta insan sesine dayanıyor. En yaygın müzik aletleri arasında davullar başta olmak üzere çeşitli vurmalı çalgılar, ksilofon, mbira, parmak piyanosu var. Başka kıtalara göç eden Afrikalılar, Afrika müzik geleneklerini de beraberlerinde götürerek diğer ülkelere taşıdılar; örneğin Afrika etkili Amerikan müzikleri; Küba gibi Karayip; Brezilya, Arjantin, Uruguay gibi Latin Amerika ülkelerindeki Soca, Calypso, Zouk, Bachata, Danzon, Samba, Rumba, Salsa, Tango, Cumbia, Bomba del Chota, Candombe, Mambo, Merengue, Regi, Milonga, Son, Punta, Ça Ça Ça, Plena, Conga ve diğer ritim tabanlı Afrika müzik ve dansları. Afrikalı ve Batılı müzisyenler, müzikologlar ve araştırmacılar Afrika kıtasının derin ve zengin müziğine ışık tutuyor. Bu kıtada yer alan müzik kültürel dokuyla ayırt edilemeyecek kadar iç içe. Son dönemde bunun bilincinde olan pek çok Afrikalı sanatçı bu kültürlere ait müziği tüm dünyaya tanıtıyor. Afrika ritimlerini Batı melodileri ile harmanlayan Salif Keita, Fela Kuti, Mory Kante, Youssou N'dour ve Toumani Diabete gibi müzisyenler uluslararası alanda üne sahipler. Öte yandan bu yerel ritimleri Batı'ya taşıyan popüler akımın içerisinde yer alan sanatçılar da var ki bunların arasında ilk dikkati çeken Paul Simon. Paul Simon'ın Graceland albümü, Batı ile Afrika arasında gerçek anlamda müzik bağını oluşturan ilk çalışma. Bu albüm sayesinde pek çok müziksever Afrika müziği ile tanışma imkanını yakaladı. Vokal melisma ve vodel gibi tekniklerin kullanıldığı insan sesinin ağırlıklı olduğu geleneksel müziklerde geniş çeşitlilikte Afrika müzik aletleri yer alıyor. Afrika müzik enstrümanları arasında çeşitli davullar, ziller, çanlar, çıngıraklar, çift çanlar, arp, kora, keman, ksilofon, lamellophone, mbira, flüt, trampet, bougarabou, djembe, ngoma, engoma, kosika ve sallamalı çalgılar var. Geleneksel Afrika dansları kişiler ve çiftler arasında değil, toplu olarak, toplum yaşamını vurgulayan oyunlar ve figürler şeklinde gerçekleştiriliyor. Erkek ve kadın çiftler arasında dans, Afrika geleneklerinin ahlak anlayışında, Afrika kültüründe uygun görülmez. Afrika kültürleri içerisinde, ritimle akan enerji ve zarif güzelliğin somut ifadesi olan dansın önemli bir yeri var. Afrika dansları yaşam deneyimlerini ifade etmenin, verimli mahsuller dilemenin, kralları ve kraliçeleri onurlandırmanın, düğünleri kutlamanın, dini ayinler yapmanın, ya da sadece eğlenmenin bir yöntemi. Maskelerle yapılan ritüel danslarda tanrılarla iletişim kuruluyor. Modern ekonomik ve politik koşulların Afrika kültürü üzerindeki etkileri dansa da yansıyor. Dans jest ve mimikten daha güçlü, sözden daha etkili, yazıdan daha zengin, eksiksiz ve kendine özgü bir dil ve ifade yöntemi. Duygu içermeyen Afrika dansı yoktur; neşe, aşk, sevgi, hüzün, umut, coşku doludur. Afrika dansları genel olarak üç ana türe ayrılabilir; ritüel danslar, kutlama dansları ve efsane dansları. Afrika kıtası dünya karaları yüz ölçümünün beşte birini ve nüfusunun sekizde birini kapsıyor. 53 tane bağımsız ülke ve devlet var. Afrika halkı çeşitli kökenlerden gelen birçok kültür temeline sahip farklı toplumsal gruplara ayrılıyor. Kıtada her biri kendi dil, kültür, din ve yaşam tarzına sahip sekiz yüzden fazla etnik grup var. Geniş kıtada yüzlerce çeşit dans türü, ritüeli, tekniği, müziği ve figürü var. Umhlanga veya İngilizce uluslararası söylenişiyle Reed Dance, bir Swazi ve Zulu kültürü geleneksel dans türü ve festivali. On binlerce hiç evlenmemiş ve çocuksuz Swazi kızı çeşitli kabilelerden Ludzidzini Kraliyet Köyü'ne gelerek sekiz gün süren kutlamalara katılıyor. Genç kızlar sıkı bir disiplin altına alınıyor ve bu süreçten sonra evlilik dışı hamile kalan kızların ailelerine bir inek ceza ödetiliyor. Ülkenin en ünlü kültür etkinliği olan Umhlanga festivali sırasında 30.000 ila 40.000 genç kız renkli geleneksel kıyafetleriyle dans ediyorlar. Güney Yarımküre'nin en küçük ülkesi Svaziland zengin bir kültüre sahip. Swaziland nüfusunun yüzde yetmişinden fazlasını oluşturan etnik grupların günlük yaşamında gelenekler, inançlar, yerel kıyafetler ve etkinlikler yer alıyor. Svaziland Krallığı gezim sırasında izleyip çektiğim aşağıdaki dans videosunda erkekler bacaklarını güçleri yettiğince yukarı kaldırmaya çalışıyorlar, geleneğe göre bacağını en yukarı kaldırabilen en güzel kızı alabiliyor. Swazi halkının en önemli ve ünlü geleneklerinden birisi dans. Yıl boyu gerçekleştirilen, en meşhur ve büyükleri Incwala ve Umhlanga olan etkinlik, toplantı ve kutlamalarda, kadınlar ve erkekler birbirlerine saygı ifadeleri göstererek dans ediyorlar. Başka bir Afrika dans türü olan Sibhaca, çok sayıda erkek tarafından oynanıyor, geleneksel ve tarihi Afrika dansları arasında yer alıyor. Incwala \"ilk meyveler\" demek. Bu dans etkinliğinde erkekler gururla figürler sergiliyorlar. geleneksel Afrika dansının süreci, ayın evreleriyle belirleniyor. Boğa kurban ediliyor. Incwala festivalinin son günü kral da geleneksel kıyafetiyle dans ediyor ve mevsimin ilk meyvesini yemek üzere kulübesine dönüyor. Afrika yerlisine Trakya ritmi öğretmek çok zor. Afrika dans kültürü ve müzikleri konusunda bilgi vermesini umarım. Yazılarınızı takip ediyorum. Güzel anlatımlarınız için teşekkür ederim. Yeni yerler ve yeni kültürler ile bizleri buluşturmanız dileğiyle, saygılarımı sunarım. Umarım Afrika dans müzik ve videolarını beğenmişsinizdir Turgay Bey. Blog gezi yazılarıma ilginize çok teşekkür ederim. aids gerçekten duyduğum kadar yaygın mı, halkın 3 te 1 i gibi, oradan biriyle ilişki yaşamaya şahsen cesaret edebilir misiniz. Evet doğru, Afrika'da AIDS en çok Sahra altı bölgede yaygın, en yüksek AIDS hastası oranı Svaziland'da. Tamda böyle müziklerin listesini arıyordum, süper oldu. Eline sağlık abi. Afrika müziğinin orijinalliğini iliklerimizde hissedebileceğimiz özünü kaybetmemiş bir müzik türü. Çok güzel bilgiler vermişsiniz teşekkür ediyoruz. Ben de ilginize teşekkür ederim Melike Hanım. Müzik Afrika kültüründe önemli bir yere sahip."} {"url": "https://celebialper.com/afrika-gezisi/", "text": "Afrika gezisi yaklaşıyor! Bu yaz yine tek başıma bir ay yollarda olacağım. Afrika kıtası kocaman; hangi ülkelere gidilir diye araştırdım ve en güneyine, kış mevsimine gitmeye karar verdim, Türkiye sıcaktan bunalırken Afrika'da kışı yaşayacağım. Afrika gezileri kıtanın kendine özgü riskleri nedeniyle çoğunlukla turlarla yapılıyor olsa da bağımsız gitmek mümkün. İşte size bir Afrika gezi rotası ve Afrika turu planı. Güney Afrika'daki Johannesburg kentine THY direkt uçuş yapıyor ama ben 350 Avro daha ucuz olduğu için Emirates'ten Dubai aktarmalı bir İstanbul-Johannesburg uçak bileti aldım. Gidişte Dubai'de 12:30 saat beklemem var ve ne yapacağımı bilmiyorum, saat gezmeye uygun değil, akşam 22:00'de ineceğim. Havalimanı otellerine kısaca baktım, 73 dolar çok para. Havaalanında rahatça zaman geçirmek veya yakınında ucuz konaklama konusunda bilgi bulanlar olursa yorum olarak yazmalarını rica ediyorum. Afrika'da gezilecek yerler arasında bana en cazip Güney Afrika, Svaziland Krallığı ve Botsvana geldi. Kıtanın kuzeyinde mevsim yaz, sıcaklık 50 dereceyi buluyor. Yazın Mısır'da yaşamış ve Fas'a gezmeye gitmiş arkadaşlarımdan dinlediklerim hiç iç açıcı değil, yere yapışmaktansa ben güneye yöneldim. Afrika kıtasındaki ülkeler arasında Tanzanya ve Kenya çok tercih ediliyor fakat ekvator hattındaki bu ülkelere bence yazın gidilmez. Mozambik, Zimbabve, Lesotho ve Namibya vize istediği için planıma katmadım ama belli olmaz, belki bu Afrika ülkeleri arasından birini seçip geçiş yapabilirim. Lesotho 150 dolar, Mozambik 80 dolar, Zimbabve 60 sterlin vize ücreti istiyor. Çoğu Afrika gezisi sanıldığı kadar ucuza mal olmuyor. Temmuz ve Ağustos aylarında Afrika'da mevsim kuzeyi ve ortasında yaz, güneyinde kış. Benim gezeceğim güneydeki Svaziland, Botsvana ve Güney Afrika hava durumu serin ve soğuk olarak seyredecek. Çöl ikliminin yaşandığı Botsvana'da kışın hava sıcaklığı ortalama gece 3, gündüz 23 derece olsa da bulut hiç olmadığı için geceleri sıfırın altına düşüyor ve don oluyor. Svaziland küçük bir ülke, kış mevsimi kuru ve serin, hava sıcaklığı gündüz 22, gece 8 derece civarında. Yüzölçümü Türkiye'nin yaklaşık 1,5 katı olan Güney Afrika büyük bir ülke, güneyde Akdeniz iklimi, iç bölgelerde ılıman, kuzey doğuda ise alt tropikal iklim hakim. Kışın hava sıcaklığı gece -2 ila 7 derece, gündüz 16 ile 25 derece arasında değişiyor. Afrika seyahati boyunca gece-gündüz sıcaklık farkları çok fazla olacak. Afrika gezisi için yine de iyi bir mevsim. Latin Amerika gezim de Güney Yarıküre'de Temmuz-Ağustos kış mevsimindeydi. Her yurt dışı seyahatime Türkiye'ye özgü hediyeler götürüp gittiğim ülkelerde tanıştığım insanlara veriyorum. Mutlaka bir bakır cezvem ve çok sayıda paket kahvem oluyor, her kaldığım evde cezvemle pişirerek tarif ediyorum, bir paket hediye bırakıyorum. Rakı, lokum, tespih, kağıt helva, nazar boncuğu, baharatlar, çerez, işlemeli para çantası, şalgam suyu, seramikler de Türkiye'den yurt dışına hediye için uygun seçenekler. DVD film, CD müzik, ayran, peynir de yurt dışına hediye götürdüklerim arasında. Burada Brezilya'da evinde kaldığım Natassja'nın ona Türk kahvesi pişirmeyi öğretirken çektiği videoyu izleyebilirsiniz: Porto Alegre'de Yaşam. Yakında çıkacağım Afrika gezisi için hazırlıklarım diğer uzun seyahatlerimden farklı gidiyor. Normalde 3-4 ay öncesinden araştırmaya başlar, gideceğim ülkeler hakkında bilgi toplarım, fakat bu kez yapamadım, zaman bulamadım, belki biraz da böyle olmasını istedim. Henüz birkaç gün önce Güney Afrika, Svaziland Krallığı ve Botsvana ile ilgili seyahat kitapları ve çıktıları edinip Afrika gezi notları almaya başladım. Güney Afrika kıtanın en batılı ve ekonomisi en güçlü ülkesi. Geniş coğrafyasında harikalar sunuyor, giden arkadaşlarımdan hayran olmayan yok. Güney Afrika'da ülkenin kuzey doğusundan güney batı ucuna, Johannesburg Cape Town arasında uzun ve güzel bir tren yolculuğu buldum. 27 saat süren bu 1.600 kilometrelik yataklı tren yolculuğu üç sınıfta yapılabiliyor; ekonomik tren 125TL (630 Rand), birinci sınıf 580TL, çok lüks tren ise 2.200TL ediyor. Sizce ben hangi treni tercih edeyim? Aşağıya yorumlarınızı beklerim. Birinci sınıf olanı yapmamı yazanlara katkıları için hesap numaramı göndereceğim. Lüks olanı ise parasını verseniz yapmam. Botsvana sıradışı vahşi yaşam alanlarına sahip; dünyada en çok fil bu ülkede. Ne yazık ki dünyada en yüksek AIDS oranı Svaziland'da, ülke halkının üçte biri kayıtlı AIDS/HIV hastası, test edilmemiş olanlar da tahminen katılırsa ülkenin yarısı AIDS'li. Her yıl toplam ölümlerin yaklaşık %65'inin nedeni AIDS. Birleşmiş Milletler ülkenin yakında yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu rapor etti. Korkmayın, kimseyle kan kardeşi olmaya veya aşk yaşamaya niyetim yok. Güney Afrika'daki Johannesburg'a yakınlığı ve turistik olmayan bir Afrika ülkesi olduğu için gideceğim. Ayrıca Kuzey Kore'den sonra bir de krallık iyi gider. Swaziland'da AIDS ile mücadele için bağış yapmak istiyorum, küçük de olsa katkıda bulunmak isteyenler benle iletişime geçebilirler. Yapacağım Afrika gezisi rotasındaki ülkelerde sarı humma pek yok. Sıtmaya karşı sinek kovucu sprey ve bileklik aldım. Ayrıca Seyahat Sağlığı Merkezi'ne gittim ve sıtma ilacı almam söylendi. İlk kez bir yurt dışı gezi öncesi sağlık tedbiri alıyorum. Yapacağım Afrika gezisi için önümüzdeki günlerde edineceğim diğer bilgileri ve gitmeye karar verdiğim yerleri bu yazıya ekleyeceğim. Şimdi sıra ucuz gezi olması için kalacak yerler bulmak ve arkadaş edinmek amacıyla CouchSurfing üyelerine yazmaya geldi, geç bile kaldım. Bilgi ve önerilerinizi yorum olarak yazarsanız sevinirim. Merhaba, bugün yazınızı görünce bu kadar tesadüf olur dedim kendi kendime. Çünkü biz de bu sene sizin rotanıza benzer bir rota oluşturduk kendimiz için. Küçük bir farkla: Biz Namibya'yı programımıza dahil ettik. yaklaşık 3,5 hafta planlıyoruz ve Aralık Ayı içinde yapacağız kısmetse. Yakın çevremde Afrika'yı gezip gören iş arkadaşlarımın verdiği bilgiler ışığında tatil öncesi bölgeyi tanımaya çalışıyoruz. Kalacağınız yer hakkında yardımcı olamasam da nereleri görülmeli, safari için hangi national parklar daha iyidir tarzında seve seve bilgi alış-verişinde bulunabiliriz. Size şimdiden iyi tatiller diliyorum. Yazılarınızı muhakkak okuyacağım. Selamlar Gökçe. Super! İlgi ve merakla yeni maceranızı bekliyorum! Merhaba, biz Cape Town'a uçmayı planlıyoruz. Orada 3-4 gün vakit geçirdikten sonraki rotamız: Cedarberg, Oranje River, Fish River Canyon, Namib Çölü, Swakopmund, Cape Cross, Brandberg, Etosha National Park, Winthoek, Kalahari Çölü, Okavango Deltası, Makgadikgadi Tuz Çölü, Chobe National Park, Viktoria Şelaleleri. Biz genel olarak Afrika'nın güney doğu kısmını gezmeyi planlıyoruz. Bu kısımda medeniyet çok daha az. Biz turla yapmayı planlıyoruz ve çadırlarda kalacağız. Sizin yapmayı düşündüğünüz taraf medeniyetin daha gelişmiş olduğu kısım. Tek başına gezmesi bu nedenle daha rahat olacaktır. Kruger National Park'ın çok iyi olduğunu duydum. Benim yazdığımı yerler de gitmeyi planladığımız bölgedeki görülmesi gereken önemli yerler. İsterseniz bir göz atabilirsiniz. İyi tatiiler. Merhaba, biz Afrika'yı hedef olarak seçtikten sonra o bölgeyi gezen 3 arkadaşla konuştuk. İkisi ayrı zamanlarda bizim rotaya benzer bir rotayla tek başlarına gezmişler. Şunu söylediler: Eğer şehir değil daha çok doğa, safari odaklı bir tatil olacaksa tek başına gezmek heyecan yaratabilir. Sonuçta doğadasınız ve aracınız bozulursa sıkıntı olabilir :)) Diğer arkadaşım ise eşiyle birlikte geçen sene sizin seçtiğiniz bölgeyi gezdi. Onlar da tur satın almadan herşeyi kendi planladılar. Yeme-içme açısından bölgenin çok iyi olduğunu söylediler. Biz anlatınlar ışığında güney batıyı hedef olarak seçtik. Çünkü uzun tatillerimizi daha çok doğa odaklı planlıyoruz. Biz turumuzu Alman bir firmadan satın almayı planlıyoruz. Ben, hangi ülke olursa olsun Afrika'nın çok farklı, güzel bir deneyim sunacağını düşünüyorum. Sizin yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyorum. Eminim ki sizden de farklı tüyolar alacağız :)) Münih'ten selamlar. Bilgiler için çok teşekkürler, Afrika heyecanını paylaşmak güzel.:) İrtibatta kalalım, bilgi paylaşalım. Bilgi için teşekkür ederim. Benim 12:30 saatlik beklemem gece olduğu için havaalanında zaman geçireceğim. Afrika gezisi için değer deyip katlanacağım. Saygılar. Kruger'a gideceksen araba kiralayıp bağımsız gezmek yerine tur ve rehberle katılmanı öneririm; hem alan büyük, hem de vahşi hayvanları bulmak için bence deneyimli bir rehber gerekiyor. Afrika gezisi önerilerin için teşekkürler, değerlendireceğim. ordayken misira ve etiyopyaya gittik kisa tatillerde. adis ababa 2700m rakimda havasi muthis bir yer. Merhaba Murat Bey. Dediklerinizi burada goruyorum, haklisiniz, Guney Afrika tehlikeli bir ulke. Tesekkurler. Namibya ve Botswana en öncelikli hayallerim arasında, yazacakların benim için çok önemli, keyifli anılarla dolu bir seyahat olmasını dilerim. Teşekkürler Oya Hanım. Afrika seyahatim devam ediyor. Buradaki müthiş paylaşımlar için Alper ve diğer arkadaşlara teşekkür ederek başlayayım öncelikle. 20-29 Haziran 2014 tarihleri arasında ben de Johannesburg Sun City Cape Town'a gittim. Eğer küçük ve doğal bir Las Vegas görmek isterseniz Johannesburg'dan araçla yaklaşık 2 saatlik mesafede Sun City'e mutlak gidilmeli. Safariye katılmak isterseniz \"Private Game Lodge\" denilen özel safari programlarına temkinli yaklaşın derim zira bizim Cape Town'dan katıldığımız aquilasafari isimli safari çok büyük bir hayvanat bahçesinden farklı birşey değildi zira amacınız belgesellerde gördüğümüz aslan -leopar çitalara karşı ceylan, geyik, zebra türü av sahneleri ise bu gibi özel parklarda otoburlarla etoburlar aynı ortamda değiller. En azından bizimkinde öyle değildi. Kruger Milli Parkı gibi yerlere gitmek Safari tabirinin tam karşılığını almak için ideal. Cape Town güzel bir şehir ama şehrin yüksekten gece fotoğraflarını çekme arzum \"Table Mountain\"'a çıkan teleferiğin belli saatten sonra çalışmaması ve yürüme güzergahının da güvensiz olmasından dolayı izin verilmemesinden dolayı kursağımda kaldı açıkçası. Neyse ki taksi tutarak daha alçak bir noktaya çıkıp fotoğraf çekebildim. Afrikanın en güney noktası ise Cape Agulhas denilen burun ki Cape Town'ın yaklaşık 100 mil kadar doğusunda, Hint Okyanusu kıyısında yer alıyor. Bilginize. Cape Town'a gideceklere 20 yıla yakındır orada yaşayan Rizeli rehberimiz Necati'yi bulmalarını şiddetle tavsiye ederim zira 5-6 farklı yerli rehberin verdiği bilgilerde tutarsızlık mevcuttu. umarım \"ebola\"dan sonra kararınızı gözden geçirip afrika seyahatini başka bir zamana ertelemişsinizdir. Ertelemedim Emre Bey, 25 gündür Afrika gezime devam ediyorum. Teşekkürler Nilay Hanım. Afrika'nın sadece bazı ülkelerinde ebola hastalığı var. Alper abi her gün sayfanızı yenilemekten sayfa eskidi, yazılarınızı merakla ve heyecanla bekliyorum. ebolaya dikkat edin. Ebola salgını daha çok kuzeybatı Afrika'da görülüyor. Afrika'nın güneyinde bir salgın yok bildiğim kadarıyla. O konuda rahat olabilirsiniz. HIV bildiğiniz gibi çok yaygın. Ama belirli şeylere dikkat ettikten sonra bulaşması imkansız. Güvenlik konusuna dikkat edin. Gerçi genelde öldürmüyorlarmış, soyup bırakıyorlarmış. 🙂 Bütün bunlara çok fazla takılmayın bence. Gezinizin tadını çıkarın. Teşekkürler Ahmet Bey, Afrika gezi notlarımı yakında yazacağım. Yakında Afrika gezi yazılarımı hazırlayacağım Barış Bey. İlginize teşekkürler. Haklısınız, seyahatin bir kez keyfini alınca vazgeçmek zor. Bir Afrika gezisi de öneririm. İlginize teşekkürler, saygılar. Alper Bey tam olarak hayal ettiğim gibi yaşıyorsunuz, ne mutlu size... Merakla gezi notlarınızı bekliyorum. Teşekkürler Merve Hanım. Yakında Afrika gezi yazılarım blogumda olacak. Hayalinizi gerçekleştirmenizi umarım. Gün veremem Mehmet Bey, ilk fırsatta başlarım, çok yazım olacak. İyi günler. İki yıldır arabam ile Asya ve Avrupa'yı dolaşarak 45.000 km yol yaptım. Bu yaz Güney Afrik'aya arabamla gideceğim. Daha önce araba ile giden arkadaşların bilgilerine ihtiyacım var, şimdiden teşekkürler. Facebook sayfanızda afrika gezinizi takip ediyordum, ayrıntılı yazıyıda bekliyorum teşekkürler. Afrika gezi notlarımı yazmakta geç bile kaldım. Yakında başlarım. Teşekkürler. Yakında Afrika gezi notları yazmaya başlayacağım. Teşekkürler. ne kadar gezseniz bitiremeyeceğiniz farklı bir coğrafya farklı bir kültür hiç alışık olmadığımız aşırı güvenlik önlemleri altında bir yaşam tarzı. Türkiye den sonra yaşamak istediğim tek ülke.. Çok haklısınız Süleyman Bey, Afrika gezi notlarımı fazla geciktirdim.:) İlginize teşekkürler. Yakında başlarım. Arkadaşlar özel arabamla Güney Afrikaya gideceğim. Temmuz 2015 te. Arabası ile bu geziye katılmak isteyen arkadaşların cevaplarını bekliyorum. Geçen yıl Asya bu yıl da Avrupayı arabamla gezdim. 50000 km civarında yol yaptım. Afrika gezisi 35000 km kadar olacak 50 gün olarak planlandı. İlgilenen arkadaşlar 5054575721 arayabilirler. Harika bir yazı. Ayrıca giden arkadaşlarında fikirlerini belirtmesi çok güzel olmuş. Elinize ve ayağınıza sağlık. Sadece Cape Town'a gidecekken fikrim değişti. Kurban Bayramında gitmek isteyen aileler varsa, bize katılabilirler. Teşekkürler Nursen Hanım. Ben Afrika gezimden büyük keyif aldım. Güney Afrika, Svaziland ve Botsvana'ya gittim. Umarım bayramda ilginç bir seyahat gerçekleştirirsiniz. Merhaba Ahmet Bey. Güney Afrika şehirleri içinde güvenlik ve güzellik açısından en yaşanılır şehir Cape Town. Durban'dan daha güvenli olduğu kesin. Dil okullarını bilmiyorum ama Cape Town'da kaldığım pansiyonda kalanların çoğu Türkiye'den dil öğrenmeye gidenler. Orada kalırsanız yardımcı olurlar diye tahmin ediyorum. Abi İsrail-Filistin yazını artık ne zaman yazacaksın ? Çok ama çok uzun zamandır sabırsızlıkla bekliyorum. Abi bu arada sen kaç dil biliyordun ayıptır sorması ?Fethetmediğin yer kalmadı maşallah. Alper bey, eşimin işi nedeniyle güney afrikaya gidicez. Bahsettiğiniz çok güvenlikli tellerle çevrili evlerde kalıcaz. Bazı okuduklarımdan dolayı endişeliyim, iki çocugum var çünkü. ama orda da sitelerin içi çok donanımlıymış galiba. benim merak ettiğim iyi hastaneleri var mı. araba sürebilir miyim. biraz endişelerimi azaltır mısınız. Merhaba Sevim Hanım. Endişenizi azaltmaya çalışırsam bu dürüstçe olmaz, Güney Afrika tehlikeli bir ülke, bu kesinlikle doğru. İnsanlar sitelerinden arabalarına binip gidecekleri yere öyle varıyorlar. Hangi kente gidiyorsunuz? Hastaneye hiç işim düşmedi ama Afrika'nın en gelişmiş ülkesi, parasını ödedikten sonra mutlaka iyi hastaneleri vardır. Araba sürmek durumundasınız zaten, ama riskli noktalarda durmamak ve kapıları hep kilitli tutmak gerekiyor. Güney Afrika yazılarımı okumanızı öneririm. 2016 Ocak ayında Cape Town'a gitmeyi planlıyorum. Bunun öncesinde sizinle konuşup, tavsiye alma ve soru sorma fırsatını verirseniz çok sevinirim. Aşı gerekiyor mu, hastalık konusunda endişelenmem gereken bir durum var mı? Zehirli böcek ya da yılan gibi durumlar nasıl ve alınabilecek önlemler nedir? Kalınacak yerler açısından bir tavsiyeniz olur mu ya da uzak dur diyebileceğiniz tekin olmayan yerler var mı? Aşağı yukarı nasıl bir bütçe gerekir 10 gün ya da 1 hafta kalmak için, hayat pahalı mı ucuz mu? Bunların hepsini cape town için soruyorum başka bir afrika ülkesine gitmeyi düşünmüyorum. Ben Temmuz Ağustos aylarında yani kışın gittim, aşı olmadığım gibi Karaköy Seyahat Sağlığı Merkezi'nin yazdığı sıtma ilacını da içmedim, sivrisinek olmuyor. Yazın sivrisinek olma durumu var, bahsettiğim sağlık merkezine danışmakta yarar var. Cape Town Güney Afrika'nın en modern ve gelişmiş kenti, ama yine de tehlikeli, dikkatli olmalı, merkezi semtlerden ayrılmamalısınız Güney Afrika'da Yaşam ve Suç yazımı okumanızı öneririm. Güney Afrika Türkiye'den ucuz bir ülke. Rakam veremem. Pansiyon işleten bir Türk var, ben orada kaldım, güvenli bir semtte, isterseniz iletişim bilgisini size veririm. Çok teşekkürler, iletişim bilgilerini de verebilirseniz süper olur. Eşimle bir dün 06.12.15 2 haftalık Güney Afrika gezisinden döndük. Gitmeden önce yerli ve yabancı bir çok siteden bilgiler okudum ve Johannesburg'a vardigimizda okuduğumuz bilgiler ışığında çok ürkek davrandı ama gerçek hicde öyle olmadı. Özellikle Cape Town mükemmel bir şehir vede çevresinde gezilecek çok yer var. Daha fazla bilgi edinmek isteyen olursa cevaplarim. Güney Afrika izleniminizi paylaştığınız için teşekkürler. Merhaba. Güney Afrika sokak suçu, soygun ve cinayette korkunç tehlikeli bir ülke. Cape Town ülkenin en güvenli büyük şehri olmasına rağmen dikkatli olmak gerekiyor. Seyahatinizden vazgeçmeyin, eşyalarınıza dikkat ederek ve akşamları merkezdeki ana caddelerden uzaklaşmayarak güvenle gezebilirsiniz. Cape Town çok güzel bir kent. Hızlı cevabınız için çok tşk. Ederim, yazık aslında böyle şehirler için, özgürce dolaşmak istiyorsunuz ama sokaklar tehlikeli olduğu için dolaşamıyorsunuz, aynısı Rio içinde geçerli bütün uyarılara rağmen gittim herşey çok güzel geçmişti tam havaalanına 100 metre kala zorla cep telefonumu gasp ettiler, pasaportumu zor kurtardım ellerinden, bütün gün boyunca çektiğim güzel resimlerde gitti tabikii telefonla birlikte, mecburen bir daha gideceğim aynı resimleri çekmek için;), Rica ederim. Geçmiş olsun, üzgünüm. Ben de Uruguay'da güpegündüz parka insanların içinde silahlı soygun yaşadım, ayrıntılı var ilgili yazımda. Moğolistan'da ise yankesiciler cüzdanımı çaldı. Afrika'ya Yaşam ve Suç adlı yazımla Cape Town Gezi Notları yazımı okudunuz sanırım, tavsiye ederim. Cape Town dönüşünüzde Cape Town yazılarımın altına izlenimlerinizi yazar mısınız? Güncel bilgi olarak katkı olur, sevinirim. Elbette eğer gidersem tabikii yazarım, sizce butik otelmi tercih etmeliyim marka yıldızlı otelmi, bookingde bakıyorumda birçok otelin değerlendirme puanları yüksek diğer şehirlere göre, Villa tarzı evleri butik otel tarzında yapmışlar genelde, nokta atışı olarak en güvenli bölge neresini tavsiye edersiniz, Waterfront tarafları daha emniyetli diye düşünüyorum siz ne dersiniz. Ben güvenli ve renkli Müslüman mahallesi Bo-Kaap'ta pansiyon işleten Sevinç Hanım'ın yerinde kaldım. Kentin ana caddesine yürümek 5 dakika. Fiyatlar makul. Cape Town Gezi Notları yazımda ayrıntılar var. Orası hakkında olduğu için ilgili yazıların altında yazışırsak, gidecek olanların görebilmeleri açısından daha yararlı olur. Cape Town gezisi hakkında bilgiler için teşekkürler İrfan bey. Ters akan trafik gerçekten şaşırtıcı bir durum. Dönüşte de yazmanız iyi olur. Biz Avis'den 10 gün araç kiraladık, navigasyon dahil 750 TL ödedik. Havaalanından çıkarken biraz dikkat ettik ve daha sonra ters trafikte hiçbir sıkıntı yaşamadık. Cape Town bölgesinde yollar çok genis vede bakımlı. Trafikde saygı Avrupa ülkeleri gibi. Akaryakıt ucuz (1 litre benzin 2TL) yani depoyu 100 TL ye fulledik. İyi restaurantlar da akşam yemeği (başlangıç, ana yemek, tatlı ve içecek 2 kişi ortalama 100-120TL ödedik. Waterfront bölgesinde çok güzel, alışveriş merkezleri ve guzel restaurantlar var. İnsanlar çok saygılı, restaurantlarda servis çok iyi. Masa dağına teleferikle çıkmak kişi başı 250zar (50tl) toplu ulaşım fazla yok, taksi de az ama UBER çok yaygın ve de taksinin yarı fiyatına. Cape Town 'da tane casino var, burasi aynı zamanda büyük bir compleks, içinde restaurantlar falan var. İnsan girdiği zaman epey vakit geçiriyor. Güney Afrika parası bizden düşük olduğu için çoğu şey Avrupa 'dan çok ucuz. Para bozduracak olursaniz kesinlikle bankada bozdurun, döviz bürolarinda hem kur düşük hem de %7 komisyon kesiyorlar. Mağaza harici tüm alışverişlerinizde pazarlık yapmanızı tavsiye ederim. Şarap seviyorsanız Stellanbosch kasabası müthiş bir yer, Cape Town'a 1 saat uzaklıkta ve de yol boyunca manzara çok güzel. Güney Afrika gezi bilgileri için çok teşekkürler. Bu yorumu Cape Town yazılarımın birinin altına da kopyalarsanız memnun olurum. Sevgiler. Cape Town'dan herkese merhaba, nihayet bugün vardık bu güzel şehre, izlenimlerimi daha sonra yazacağım ama burdan çocukla seyahat edeceklere çok önemli bir uyarım var, Güney Afrika yönetimi 1 Hazirandan itibaren çocukla seyahat edeceklerden ya nüfus kayıt örneği, ya doğum belgesi ya da muvafakatname istiyorlar, bizim böyle bir şeyden haberimiz yoktu, tam İstanbul'dan uçağa geçmek için boarding sırası bize gelmişken görevli şak diye bu soruyu sordu, uçağın kalkmasına 40 dakika var saat gece 01:00 olmuş bizden bu saydığım belgeleri istediler, tabi ki haberimiz olmadığı için yok dedik, bizi uçuşa alamayacaklarını söylediler, aklıma tek gelen şey kızımın doğduğu hastaneyi arayıp doğum evrağını mail atmalarını istemek oldu, allahtan özel bir hastane olduğu için belgeyi 5 dakika içinde mail attılar devlet hastanesi olsaydı o da olmazdı, uçağın kapılarının kapanmasına 3 dakika kala gelen maili görevliye göstererek uçağa geçtik, fakat ızdırap henüz bitmemişti, doğum belgesinde çocuğun adı yazmadığı için bu sefer Cape Town'a inişimizden sonra pasaport polisi her şeyi sorarak çocuğun adı yazmıyor dedi, ben belgenin doğduğu gün düzenlendiğini söyleyerek isminin aynı gün içinde yazılmasının mümkün olmadığını söyledim, anne ismi ve doğum tarihinden yola çıkarak bizim çocuğumuz olduğunu kanıtladık, burdaki tek amaç çocuğun gerçekten yanında seyahat ettiği kişilerin çocuğu olup olmadığını kanıtlamakmış, çünkü güney Afrika'da çocuk kaçırma olayları çok fazla olduğundan böyle bir tedbir almışlar, yani kısacası kendi çocuğuyla bile olsa anne babası beraber seyahat ediyor bile olsa bu belgelerden birini yanınızda bulundurun yoksa ülkeyi bırakın İstanbul'dan uçağa bile binemezsiniz, neyse çok yazdım sanırım, gezi notlarımı daha sonra yazacağım. Bülent Bey Güney Afrika'ya çocukla seyahat hakkında bu önemli bilgi için çok teşekkürler, hiç de fazla yazmadınız, bir çok kişiyi sorun yaşamaktan kurtaracak yazınız. Gezi notlarınızı da bekliyoruz. Keyifli geziler. Merhaba. Ben Afrika'nın Güneyinde Temmuz ve Ağustos aylarında, kış mevsiminde gezdim ve memnunum. Balina görmeye ilgim olmadığı için bilmiyorum. Uçak biletinizi aktarmayı önemsemeden mümkün olan en ucuz şekilde satın alır ve hostellerde kalırsanız bahsettiğiniz paralarla gezebilirsiniz. Güney Afrika'da şehirlerarası ulaşım için başlıca 5 otobüs firmasının biletlerini Computicket sitesinden veya Shoprite ve Checkers bürolarından satın alabilirsiniz. Ayrıca sırt çantalı ve ucuzcu gezginlerin kullandıkları Baz Bus adlı hop-on hop-off denen araçlarla şehirler arası gezebilirsiniz. Trenler için Shosholoza Meyl demiryolları idaresinin sitesine bakın. Uber taksiler de mümkün ama şehirler arası pahalıya gelir sanırım, ben hiç kullanmadım. Bütün Güney Afrika yazılarımı okumanızı öneririm. Umarım Afrika seyahatiniz harika geçer. Ben Afrika'da Uzakdoğu'daki kadar ucuz otel hiç görmedim, haklısınız. Ben Güney Afrika'da çok yerde kaldım, yazılarımda var. Bazılarında tavsiye ettiğim yerler var. Airbnb ile hiç kalmadım, fikrim yok. Söz konusu Afrika olunca güvenlik önemli, o nedenle kıtanın çeşitli ülkelerine gidip dönenler Afrika'da seyahat etmenin ucuz bir şey olmadığı konusunda hemfikir. Merhaba. Yelkenli ile Afrika kıyılarını gezmek büyük macera. Afrika'nın en tehlikeli ülkesi Nijerya'da Boko Haram ve MEND örgütleri sadece tesislere değil yabancılara da saldırıyor. Güney Afrika'da silahlı sokak soygunlarından sokağa çıkılamıyor, bu ülkedeki durumu anlatan yazıma bakmanızı öneririm. Sudan da çatışmaların yaşandığı bir ülke. Somali ve Libya da çatışmaların yoğun olduğu ülkeler. Aslında Afrika kıyılarında Tüm Sahra altında sıtma riski var, aşı yaptırmanızı öneririm. Aslında Afrika kıyılarında 5 güvenli ülke var; Sierra Leone, Gana, Namibya, Tanzanya ve ada ülkesi Madagaskar. Aşırı sıcaktan kaçınmak için mevsimleri iyi ayarlamak gerek. Kıtanın en güneyinde bizim yazımız olan Haziran, temmuz Ağustos Kış olduğu için ben rahat ettim örneğin. Bu aylarda Orta ve Kuzey Afrika cehennem sıcağıdır. kişi başı bütçemiz uçak biletleri dahil 5-6 bin tl arasında olacak. genel olarak yapmayı düşündüğümüz aktiviteler kruger parkta safari, penguen, köpek balığı dalışı muhabbetleri ve biraz da gece eğlencesi normal olarak. barınma konusunda lüks arayışımız yok olabildiğince az bütçe ayırıcaz bu konuda araştırma yapıp. eğer bu kampanyadan yararlanırsak cape town-johannesburg arası bi uçak bileti alırız diye düşünüyoruz ekstra olarak. bu bütçeye göre olabildiğince fazla gün kalıp yapabileceğimiz tüm aktiviteleri yapmak istiyoruz. bu bütçe ve isteklere göre ortalama kaç günlük bir tatil yapmamızı önerirsiniz? bizim aklımızda 15-20 gün aralığında bir şey var ve mümkün olursa 20yi de zorlayabilmek olabildiğince. sizden fikir almak istedik çünkü bu kampanya 8 mayısa kadar geçerli yani karar vermemiz gerek acilen. şimdiden çok teşekkür ederiz. Merhaba. İdareli giderseniz 20 günlük bir Güney Afrika tatili yapabilirsiniz. Örneğin ilgili yazımda Cape Town'da güvenli bir semtte bir Türkün hoş ve uygun fiyatlı pansiyonunun fotoğrafları ve iletişim bilgisi var. Kaç günde ne kadar para gerektiği sorusunun yanıtı net değil, herkese göre değişir. uçak bileti harici 4-4,5 bin tl arası bir bütçe ile kruger safari, köpekbalığı kafes dalışı penguen island cape town çevresi gezinti gibi aktiviteleri yapacak şekilde kaç gün kalabiliriz sizce güney afrikada? ve ulaşım için araba kiralamayacağımızdan ulaşıma da biraz fazladan para gideceğini düşünerek soruyorum bunu. teşekkürler şimdiden. Dediğim gibi, sizin harcama tarzınıza bağlı. 15-20 gün için yeterli görünüyor. Merhaba, biz de bu eylül Johannesburg'a gitmeyi planlıyoruz fakat gezi yazılarında gördüğüm kadarıyla herkes tehlikeli bir yer oldugunu söylemiş. bu nedenle orada yerli ya da Türk olursa çok daha güzel olur tabii, önerebileceğiniz bir rehber var mıdır? belki üyelerden de bilen vardır diye buraya yazmak istedim. yardımcı olabilirseniz çok sevinirim. Merhaba. Evet, Jonhannesburg suçun yaygın olduğu, tehlikeli bir kent. Bildiğim bir rehber yok. Burada görüp yardımcı olan çıkabilir, ama Johannesburg yazılarıma da bu durumu yorum olarak yazmanızı tavsiye ederim, olasılık artar. Merhabalar G. Afrika ya turla gitmeyi planladık. 1-10 temmuz arasında soğuk olur mu bir de ilaç almasak cibinlik ve spreyler işimizi görür mü? 9 yaşındaki çocuk almasa yan etkisinden korkuyoruz da. Alper bey, kıtanın kendine özgü ne gibi riskleri var ? Macera dolu bir ülke gibi görünse de insan gitmeye korkuyor. Afrika ülkelerinin bazılarında iç savaş var, gitmek delilik olur. barış halindeki ülkelerden bazılarında ise cinayet, hırsızlık, tecavüz ve sokak suçları çok yaygın. Güney Afrika'da Yaşam ve Suç yazımda uzun anlattım. Merhaba. Botsvana'nın başkenti Gaborone'den Güney Afrika'nın Johannesburg şehrine otobüsler var. Otobüs şirketinin adı FlightConnect. Gaborone Riverwalk Mall yanından kalkıyor. Ben de bu otobüslerle seyahat ettim. Sabah 6 ve akşam sekizde var."} {"url": "https://celebialper.com/afrika-safari/", "text": "Güney Afrika'da safari turları yaygın ama ben organize ve turistik bir safari turu yapmak yerine kendim Kruger Milli Parkı'nda ve parka giderken yollarda, doğal ortamlarında vahşi hayvan ve safari görüntüleri yakalamayı, daha ucuz bir safari turu yapmayı tercih ettim. En çok gördüğüm Afrika hayvanları gergedan, fil, zebra, ceylan, geyik ve antilop oldu. Videolar da çektim. Kruger Milli Parkı Güney Afrika'nın en heyecan verici Afrika safari bölgesi. Burada geniş toprakları, doğa manzaraları, Afrika hayvanları, vahşi yaşamı keşfedebilirsiniz. Limpopo ve Mpumalanga illerinin topraklarında yer alan Kruger National Park adlı doğa koruma alanının genişliği 19.485 kilometre kare, yani geniş Urfa ilinin yüzölçümünden daha geniş, Antalya'nınkine yakın bir alan vahşi yaşam gözlem alanı. Kuzeyden güneye 360 kilometre, doğudan batıya 65 kilometreye yayılan vahşi hayvan gözlem bölgesi ilk olarak 1898 yılında koruma altına alındı. 1926'da Güney Afrika'nın ilk milli parkı haline geldi. Yönetim merkezi Skuzuza'da yer alan vahşi hayvan ve safari alanının dokuz giriş kapısı var; UNESCO koruması altında. Park Johannesburg kentine 504 kilometre uzaklıkta ve N4 karayolu üzerinden 6 saat sürüyor. Durban şehrinden gitmek arabayla 10 saat sürüyor ve R33 karayolu ile 853 kilometre. Güney Afrika tatili yapan turistler için cazip ve ünlü bir seyahat noktası. Kruger Afrika vahşi hayvan ve yaşam alanında bufalo, gergedan, suaygırı, zebra, çita, zürafa, fil, leopar, antilop, ceylan, aslan, sırtlan, impala, kara mamba yılanı, timsah, çeşitli Afrika kuşları ve balıkları yaşıyor. Yemlerini ve avlarını kendileri, doğal yollarla buluyorlar. Afrika vahşi yaşam ve hayvan görmek için büyük imkanlar sunuyor. Arkadaşımın arabasıyla şehirlerarası karayolunda ilerlerken yolun kenarından biraz uzakta iki gergedan görünce heyecanlandım, söyleyince durdu, yanlarına gittim. Bir gergedana bu kadar yaklaşmanın biraz ürkütücü olduğunu itiraf etmeliyim. Afrika fili Loxodonta fil ailesine ait olup iki türü var; çalılık fili ve orman fili. Çalılık fili bugün karada yaşayan en büyük hayvan. Büyük gövdelerini bodur bacakları taşıyor. Bizans ve Osmanlı mimarisinde kubbeli yapıların dev sütunlarına boşuna fil ayağı dememişler. Geniş kulakları sıcak mevsimde ısı kaybetmelerine yarıyor. Üst dudak ve burunlarının oluşturduğu uzun organa hortum deniyor. Fillerin hortumları beşinci bir bacak ve kol, ses yükselteci ve dokunma organı işlevi görüyor. Bu kadar yaklaşıp çektim. Afrika filinin boyu 4 metreye kadar çıkıyor, ağırlıkları 3 ile 6 ton arasında. Şimdiye dek en ağır fil 10 ton olarak ölçüldü. Bu da gördüğüm başka bir Afrika fili. Güney Afrika safari gezim sırasında karşılaştığım fille çevreci konuşmamın videosu aşağıda, safari görüntüleri. Bir başka fil anne ve bebeğiyle yemekte sohbetim, safari videosu. Zürafa, zürafagiller familyasından bir Afrika memeli hayvanı. Dünyanın en uzun boylu kara hayvanı. Beyaz-krem tenleri üzerinde siyah ve kahverengi arasında beneklerden oluşan bir bedene sahipler. Boy uzunlukları 4 ile 6 metre arasında değişiyor. Zürafalar Afrika'da yaşıyor. Güney Afrika ve Kuzey Afrika en çok bulundukları bölgeler. Genelde savanlarda, otlaklarda ve açık ormanlarda yaşamlarını sürdürüyorlar. Akasya ağacının yetiştiği bölgeleri seviyorlar. Sulak yerde büyüdükleri için selvi boylular. Mutlu zürafa çiftimizin romantik anlarını yakaladım. Tamamı Afrika kıtasında yaşayan dünyanın en uzun kara hayvanı zürafanın Güney Afrika Zürafası, Somali Zürafası, Angola Zürafası, Maasai Zürafası, Nubian Zürafası, Batı Afrika Zürafası alt türleri var. Çektiğim zürafa videoları aşağıda. Zebra atgiller familyasını oluşturan tek cins Equus'un Hippotigris alt cinsinde sınıflanan canlı türlerinin ortak adı. Atın yakın akrabalarından olan zebralar siyah ve beyaz çizgili postlarından ötürü kolayca tanınıyorlar. Sadece Afrika'da bulunan bu hayvanlar seyrek ağaçlı ve otlarla kaplı açık alanlarda yaşıyorlar ve sık sık antiloplarla birlikte sürüler oluşturuyorlar. Zebralar atlar gibi yele denilen saçlara sahipler; vücut yapıları da atlara benziyor ve en az onlar kadar hızlı koşuyorlar. Tüm zebraların çizgilerinin yapısı ve sayısı birbirinden farklı. Zebraların dikey çizgileri aynı zamanda önemli bir savunma unsuru. Bir arada durdukları zaman kendilerini avlamak isteyen aslan gibi yırtıcılar bu çizgilerden dolayı sürüyü bir bütün olarak algılıyorlar. Bu durumda avcı, avlayacağı zebrayı seçmekte güçlük çekiyor. Zebralar yaşamlarını sürdürebilmek için su ve ot ile besleniyorlar. Zebralar atlar gibi otçullar. Zebra ile at çiftleştiğinde doğan yavruya zebrat adı veriliyor. Zebralar hangi takımı tutar diye bir soru sanırım epey saçma olurdu. Antilop Bovidae familyası içerisindeki 100 kadar otçul hayvan türüne verilen ad. Zarif yapılı olan antiloplar, sığırlar gibi çift toynaklı ve geviş getiren hayvanlar. Fosiller bize Asya ve Avrupa'nın birçok yerinde antilop yaşamış olduğunu gösteriyor ama antilop türlerinin çoğu Afrika'da, sadece 8 türü Asya'da yaşıyor. Ceylan ya da gazal boynuzlugiller familyasından Gazella cinsini oluşturan çift toynaklılara verilen ad. Uzunluğu 100-130, yüksekliği 60, kuyruğu 20 cm. Boynuzları yay biçiminde, gözleri iri bir vahşi hayvan. Derisi toprak rengine benziyor. İnce ve güzel görünüşlü, çevik bir hayvan türü. Afrika ve Batı Asya'da çöl ve bozkırlarda yaşıyor. Geyik, geyikgiller familyasında geviş getiren otçul memeli hayvanların ortak adı. Çift toynaklılar takımında bulunan akraba familyalardaki benzer hayvanlar da genel olarak geyik diye adlandırılıyor. Afrika gezisi yapan hemen herkes bir safari turu yapmak istiyor. Güney Afrika Kruger Milli Parkı içerisinde üstü açık 4x4 araçla ve deneyimli bir rehberle tam gün safari turları fiyatları 1400 rand yani 315 lira veya 105 Amerikan Dolarından başlıyor. Yarım günlük safari turları fiyatları ise 1110 rand'dan başlıyor. Akşam saat 17:00 ile 20:00 arasında 3 saatlik safari turu fiyatı 540 rand. Johannesburg'dan uçak, park içinde kara ulaşımı, bungalovda 2 gece konaklama ve yemekler dahil 3 günlük safari turları fiyatları ise 10.300 rand ve üzerinde. Güney Afrika turu için önerilerim arasında. Bu dışkının hangi hayvandan çıktığını tahmin edenler aşağıya yorum olarak yazsınlar lütfen. Doğru tahmin edenlerden bir kişiye Afrika'dan aldığım müzik CD'sini hediye edeceğim. Fil çok acayip bir hayvan. Aşırı ot yediği için biraz kırgınım ama saygı duyuyorum. Alper abi ben büyük hissediyorum ve fil diyorum. Hocam, bu nadide ürünün benzerlerini çok gördük o yüzden ineğin öküzün yakın akrabası bufalonun olabilir. Türlü türlü Afrika hayvanı var safari alanı ve diğer bölgelerde, çoğu da büyük. Merhaba. Kruger safari ve vahşi yaşam alanına beni arkadaşım arabayla götürdü, ulaşımı bilmiyorum. hazırlık veya rezervasyon yapmadık, doğrudan gittik. Bölgedeki oteller tur yapıyor ve bilgi veriyor. Anladım. O halde biz otelimizi ayarlarız muhtemelen onlar ulaşım konusunda da yardımcı olurlar. Peki bu yazı konusuyla biraz alakasız olacak ama hazır buraya yazmışken aklımdaki bikaç soru işaretini daha sorayım. Cape Town ve çevresi için daha az gün ayırabilirsiniz bence, örneğin altı gün. Bokaap'ta bir Türkün pansiyonu var tavsiye derim, yazımda telefonu var. Johannesburg 3 gün mantıklı, ilgili yazılarımda önemli gezilecek yerler var. Paranızın yetmesi gerekir. Yok ben tursuz gittim diye hava atarak bahesiyorsun. Sanirsin yuruyerek sirtinda canta ile Kruger Ulusal Parkina gittin kampta falan kaldin. Herkezin gittigi ulkede bir arkadasi olsa tabi ki tursuz sehayat eder. Tek basima seyahat ediyorum diyecegine Arkadas buluyorum onlar gezdiriyorlar beni de ve de lutfen durust ol. Saadet Hanım tek başıma seyahat ediyorum, kırk yılda bir arkadaşım bir yere götürdü, neden zorunuza gittiğini anlamadım, yürüyerek gitmediğim yazıyor zaten. Afrika'ya gidemeyebilirsiniz ama binin otobüse bir Bulgaristan'a gidin, olmuyorsa sahilde hava alın rahatlayın. Çekememezlik zordur, insanı yorar. Ben de daha yeni geldim Afrika dan Kruger parka da gittim çok güzel bir safari idi hatta aslanların bir zürafayı devirip yediklerine şahit olduk sanki TRT Belgesel de belgesel izliyordum ama bir farkla resmen canlı idi izlediğim harika bir geziydi biz Mafikent de kaldık orası biraz daha güvenli bir mekandı ama tespitleriniz çok doğru tehlikeli bir ülke. Fotodaki sanırım aslan dışkısı Alper bey. Gergedan diye tahminler olmuştu ama o da mümkündür sanırım Sonay Bey."} {"url": "https://celebialper.com/afrika-timsahlari/", "text": "Afrika timsahları görmek için Güney Afrika'da arkadaşlarım beni büyük bir timsah koruma alanına götürdü. Scottburgh kenti yakınlarındaki bu Afrika timsahları çiftliğinde çok sayıda Nil timsahı, yılan, kuş, kaplumbağa var. Timsahlara yaklaşmak, fotoğraf ve videolarını çekmek heyecan verici. Bir Afrika turu sırasında yapılacak şeyler arasında elbette vahşi hayvanlar ve Afrika timsahları görmek de var. Bu gezi yazımda bolca timsah videosu ve fotoğrafı, timsahlarla yaşadığım diyaloglar, daha doğrusu monologlar var. Afrika macerası devam ediyor. Güney Afrika ülkesinin Durban şehrinden arabayla 40 dakika uzaklıktaki Crocworld Conservation Center adlı Afrika timsahları koruma merkezi sabah saat sekizden akşam 16:30'a kadar açık. Sadece Noel günü kapalı. Giriş ücreti tam bilet 60 Rand (12 TL), çocuk bileti 40 Rand (8 TL). Burada Cüce Timsah, İnce Burunlu Timsah, Nil Timsahı ve Alligator timsah türleri yaşıyor. Afrika gezisi planlayanlara tavsiye ederim. Johannesburg kentinden otobüsle 10 saat, trenle 14 saat, arabayla 7 saat sürüyor. Johannesburg'dan Durban uçakla 1 saat 10 dakika. İngilizcesi Dwarf Crocodile, Latincesi Osteolaemus Tetraspis olan Cüce Timsah, Afrika Cücesi, Geniş Burunlu Timsah veya Kemikli Timsah olarak da adlandırılıyor. Dünyanın en küçük timsah türü olan Cüce Timsah, en fazla 190 santime kadar büyüyebiliyor, ortalama 150 santim oluyor. Yetişkinlerin sırtları siyah, yanları sarımsı, altlarında siyah lekeler var. Yavruların renkleri daha açık olup, kahverengi-sarı karışımı. Tatlı suda, tropik yağmur ormanlarında ve tropik çayırlarda yaşıyor; balık, kurbağa, yengeç ve tatlı su ıstakozu kerevit yiyorlar. Sanırım Güney Afrika timsahları arasında en masumu bu. İngilizcesi Slender-Snouted African Crocodile, Latincesi Mecistops Cataphractus olan İnce Burunlu Afrika Timsahı orta boylu bir tür ve 3-4 metre uzunluğa kadar büyüyor. Avlarını ince çenesiyle yakalıyor ve dişleri çok keskin. Savan veya savana adı verilen geniş çayırlarda ve dağlık alanlarda yaşıyor. Kır tavşanı, kuş, yaban faresi, böcek, balık ve kurbağa ile besleniyor. Afrika timsahları pek sevimli ve sempatik. İngilizcesi Nile Crocodile, Latincesi Crocodylus Niloticus olan Nil Timsahı Afrika'nın çoğu bölgesinde yaşayan, dört kısa bacaklı ve uzun kaslı kuyruklu bir timsah türü. Yavrularının renkleri koyu zeytin renginden kahverengiye kadar değişiyor ve üzerlerinde daha koyu şeritler oluyor. Yetişkinleri daha düz koyu renkliler. En büyük Afrika timsah türü olan bu ilkel vahşi hayvanlar 6 metre uzunluğa ve 730 kilo ağırlığa erişebiliyorlar. Nil Timsahı tatlı su, göl, nehir, bataklık, az tuzlu deniz kıyılarında yaşıyor. Balık, zebra, su aygırı, kirpi, leş ve insan yiyor utanmaz şeyler. Afrika timsahları arasında en vahşilerinden. Alligatoridae timsah ailesinden Alligator abiler kemik kırarak yiyen güçlü çene ve dişleriyle ünlüler. Dünya üzerinde 200 milyon yıldır var olan adeta canlı fosiller. 450 kilo ve 4.5 metreye kadar büyüyebiliyorlar. Ortalama 75 tane dişleriyle 50 yıl yaşıyorlar. Göl, bataklık, sulak alan, nehir ve az tuzlu suda yaşıyorlar. Balık, böcek, yılan, kabuklu hayvan, solucan, karga, turna balığı, antilop, leş, memeli hayvan ve insan yiyor oburlar. Yaşlı timsah Henry 1900 doğumlu olup bilinen en yaşlı timsah. 4 metre uzunluğunda ve 750 kilo ağırlığında. Okavango Deltası'nda yaşıyor ve buradaki yerli kabilelere dehşet saçıyor, çocukları yiyordu. Bir kabile tarafından fil avcısı Sir Henry'ye öldürmesi için timsahı yakalama görevi verildi. Ancak kabile üyeleri ölmüş atalarının ruhlarına danıştı ve ataları onu öldürmeyip ömür boyu hapis cezasına çarptırmalarını söylediler. Daha sonra buraya getirildi. Bugün 10 karısıyla yaşıyor, yılda 400 yavru timsah doğurtuyor. 114. yaş günü pasta ve balonlarla kutlandı. Afrika timsahları ve dünya timsahları arasında saygın bir yeri var. Crocworld Conservation Center adlı Afrika vahşi hayvan koruma alanında birçok zehirli yılan türü de var. Burayı Güney Afrika turu yapanlara öneriyorum. Doğu Yeşil Mamba Yılanı türünün gövdesi ince ve parlak yeşil. Uzunlukları ortalama 2 metre olup, 3.7 metreye kadar uzayabiliyorlar. Her zaman yeşil kalıp yaprak dökmeyen ormanlarda, ağaçlarda, alçak dallarda yaşıyor. Kuş, kemirgen, kurbağa ve kertenkele yiyor. Dendroaspis Polylepis çok zehirli ve tehlikeli, en korkulan Afrika yılanlarından birisi. Rengi siyah olmayıp, Kara Mamba adını siyah ağzından alıyor. Siyah zeytin, yeşil zeytin, gri-kahve ve metalik renkleri var. Boyları 2.5 metre ile 4.5 metre arasında değişiyor. Savan, ağaçlık ve kaya alanlarda yaşıyor. Kemirgen, tarla sincabı ve memeli hayvan yiyor. Tehlikeli bir zehirli yılan. Sarı Piton Yılanı dünyanın en büyük yılanlarından birisi. Sulak alanlarda ve vazen de ağaçlarda görülüyor. 3.7 ile 5.7 metre arasında uzunluğa sahip bir yılan türü. İngilizcesi Toco Toucan, Latincesi Ramphastos Toco olan Toko Tukan kuşu, gövdesi siyah, boynu beyaz, göz alıcı bir süslü kuş turu. En dikkat çekici özelliği dev gagası. Erkekleri dişilerinden biraz daha büyük. Orman, savan, orman kenarı, ağaçlı bahçe ve diğer seyrek ağaçlı alanlarda yaşıyor. Meyve, böcek, yavru kuş ve kuş yumurtası yiyor. Eğlenceli bir büyük gagalı kuş türü. Flamingo, flamingolar takımının flamingogiller familyasından Phoenicopterus cinsini oluşturan 6 kuş türünün ortak adı. Avrupa türü, Rosa türü, kendi içinde ve çaprazlama üreyebildiklerinden 2 alt türü olan Küba türü ve buradaki gibi Afrika türü flamingo var. Flamingolar büyük topluluklar halinde, durgun sulara sahip göl, tuz gölü ya da lagünlerde yaşıyorlar. Diğer hayvan türlerinin az bulunduğu, sıra dışı doğa koşullarının olduğu yerlere geliyorlar. Genelde yengeç, karides, artemia gibi eklem bacaklı hayvanlar, karınca larvası ve yosun yiyorlar. Aşağı doğru eğik gagası sayesinde, yiyecekleri çok zor ortamlarından dahi çıkarabiliyorlar. Gri Taçlı Turna Güney Afrika'nın kurak savanlarında yaşıyor. Nehir kenarlarındaki ıslak çayırlarda da görülüyor. Göç etmeyen bir kuş türü. Leopar Kaplumbağası, ağırlığı 40 kiloyu, uzunluğu 70 santimetreyi aşabilen, oynak kısmı olmayan kabuğu kubbeli ve hafif çıkıntılı, ensesi olmayan bir Afrika hayvanı. Kurak çalılıklardan ıslak arazilere kadar çok çeşitli alanlarda yaşıyor. Kuru ve ıslak ot, sırtlan dışkısı yiyor. Bloğunuzdaki yazıları okurken sizin bu bitmek bilmeyen macera tutkunuza hayran kaldım. Timsahları seyretmek çok eğlenceli olsa gerek. Afrikanın her yeri ilginçtir bence. Artık yazılarınızı okuyarak öğreneceğiz. Bende beklerim. İyi gezmeler.. Afrika gezilerimi okuduğunuz için teşekkürler Funda Hanım. merhaba. yazılarınızı zevkle okuyorum ama afrikada hani trene binip seyahat hani diğer afrika ülkeleri nları gezmedinizmi henüz yahut gezdinizde yazmadınızmı. saygılar. Merhaba Halil Bey. Afrika'da Güney Afrika, Svaziland ve Botsvana'ya gittim, ancak henüz yazılarımı tamamlayamadım, yazacağım. O konuda kesinlikle haklısınız, Güney Afrika maalesef tehlikeli bir ülke. Egzotik bir seyahat isterseniz Fas olabilir. Kara Afrika'da benim de geçtiğimiz yaz gittiğim ve güvende hissettiğim Botsvana Afrika'nın en güvenli ülkesi olarak geçiyor. Ruanda, Uganda, Tanzanya, Etiyopya, Svaziland, Namibya oldukça güvenli ülkeler. Kenya safari için çok popüler, Türkiye'den turlarla epey giden var. Afrika'da Orta Sahra bölgesi güvenli değil; İslami terör, soygunculuk ve çatışmaların yoğun olduğu tehlikeli bir bir bölge, bir çok sınır kapalı. Somali, Orta Afrika Cumhuriyeti, Kongo, Mali, Nijerya, Nijer, Moritanya, Libya, Sudan, Çad, Sierra Leone, Liberya, Gine Afrika'da tehlikeli ülkeler. Evet, Botsvana'da Afrika'nın vahşi hayvanlarını görebilirsiniz."} {"url": "https://celebialper.com/agva-istanbul-cevresinde-hafta-sonu/", "text": "Ağva sadece 2 günlük hafta sonu deniz tatili için değil, İstanbulluların uzun soluklu tatillerinde bile tercih ettiği bir belde. Şehrin hengamesinden, stresinden ve koşuşturmacasından çok uzaktaki Ağva; sakin atmosferi, denizi, Göksu deresi, yemyeşil ortamıyla dünyadan bir yer ama değilmiş de gibi. İstanbul'un arka bahçesi Ağva huzur dolu ortamı ile sizi çağırıyor. Bu gezi yazısında güzel tatil yeri neresi, nasıl gidilir, nereye bağlı, nerede alınır, gezilecek yerler nereleri sorularının yanıtları var. Ağva'ya kendi aracınızla giderken öncelikle bir mahalle olarak bağlı olduğu, İstanbul'dan 1.5 saat uzaklıktaki Şile ilçesine ulaşıyorsunuz. Şile'den sonra tabelaları takip ederek yaklaşık yarım saat sonra da mahalleye varıyorsunuz. Özel aracınız yoksa daha önceden bilet için rezervasyon yaptıracağınız Üsküdar Harem'den kalkan Şile Ağva otobüslerine binebilir ya da Üsküdar Şemsipaşa durağından kalkan İETT'nin 139A numaralı otobüsüyle kasabanın merkezine kadar ulaşabilirsiniz. Bu noktada bizim tavsiyemiz eğer ehliyetiniz varsa araç kiralamanız yönünde. Huzura kaçış için ilk basamak bu güzel tatil yerinde bütçenize ve konaklama zevkinize göre bir tesis bulmak olsa gerek. Ağva'da otel seçenekleri arasında ilk göze çarpan tesisler Göksu Deresi kenarında sıralanmış butik oteller. Bu tesisler konumları, fiyatları ve misafirlerine sunduğu hizmetler bakımından değişiklik gösteriyor. Bölgede en çok ilgi gören diğer mevki de denize ve plaja yakın olan tesisler. Ağva'da uygun oteller olduğu gibi daha lüks ve konaklama fiyatı diğerlerine göre daha yüksek tesisler de bulunuyor. Bütçenize göre konaklamak istediğiniz tesisi de ayarladıktan sonra geriye sadece hafta sonu tatilinizi en keyifli şekilde nasıl geçirebileceğiniz ve keşfedilecek gezilecek yerler kalıyor. Ağva'ya gelenlerin doğa ile iç içe yaptıkları aktivitelerin ve gezilecek yerler listesinin başında ilk olarak Göksu Deresi'nde gezintiye çıkmak geliyor. Kumanya ve şarabın eşlik ettiği bu tura katılanlara, 90 dakika boyunca Göksu Deresi sonsuz huzurun ve cennet gibi bir doğanın tadını sunuyor. Peki bu şirin beldede sadece dere gezintisi ile mi doğanın keyfini çıkarabilirsiniz? Tabi ki hayır. Nehirlerle ve ormanlarla çevri bu arka bahçede doğanın kucağında adımlar atabileceğiniz pek çok doğa yürüyüş parkurları ve gezilecek yerler var. Kilimli Parkuru, Kurfallı Orman Parkuru, Dubabayırı Tepesi ve Hacıllı Parkuru zorluk derecesine göre değişen parkurlar ve bu yürüyüş rotaları doğa tutkunlarının favorisi. Ayrıca Hacıllı Şelaleleri de Ağva tatilinizde keşfedebileceğiniz diğer bir doğa harikası yer. Yürüyüş yapmak yerine daha sakin bir aktivite ile dinlenmek isteyenlerin ise tercihi olta balıkçılığı oluyor. İster amatörce bu işi yapın ister profesyonel, kasaba balıkçılık için oldukça ideal bir yer. Öyle ki bölge halkı Yeşilçay Deresi'nin daha çok profesyonellere, Göksu Deresi'nin ise amatörlere hitap ettiğini söyleyerek ayrım bile yapmış durumda. Arka bahçe olarak adlandırdığım bu güzel sahil yerinde mevsim yazsa ve havalar da sıcaksa bölgedeki plajların ve denizin tadını çıkarma zamanı gelmiş demektir. Altın sarısı renkteki incecik kumlara sahip geniş kumsalı, güneşin tadını çıkarmak ve bronzlaşmak için oldukça ideal. Belde; irili ufaklı, gözden uzak, ıssız birçok koya ev sahipliği de yapıyor. Kurfal Altı Plajı ve Falezi, Kilimli Koyu ve Falezleri, Kadırga Koyu ve Anfikayalar, Ağva'da denize girebileceğiniz gezilecek yerler, plaj ve koylardan sadece birkaçı. Keyifli bir Ağva tatili dilerim. Yakın zamanda Ağva'ya gideceğim. Çok güzel yer."} {"url": "https://celebialper.com/amsterdam-gezi-rehberi/", "text": "İki kez gittiğim Amsterdam Hollanda'nın ekonomi, kültür, sanat ve turizm merkezi. Hakkında Amsterdam gezi notları yazdığım bu güzel kent kanalları, tarihi evleri, sanat müzeleri, modern yaşamı, kozmopolit halkı, gece eğlencesiyle Türkiye'den en çok gidilmek istenen yerlerden biri. İster tarih-kültür meraklısı olun, ister özgürce eğlenmek isteyin veya peynir gurmesi olun, Amsterdam'ı seveceksiniz. Hiçbiri size göre değilse, bu tarihi Avrupa kentinin sakinlik ve zarifliğini beğeneceksiniz. İşte size bir Amsterdam gezisi için bilgiler, pratik bir Amsterdam gezi rehberi. Havalimanından merkezdeki Central Station'a giden tren için biletinizi sarı-mavi makinelerden 3.90 Avroya alabilirsiniz, gişeden alırsanız yarım Avro daha pahalı. Çoğu makine banka ve kredi kartı da kabul ediyor. \"Comfort class\" bilet almaya gerek yok, \"second class\" bilet Sprinter, Intercity ve gece trenlerinde geçerli, sadece Thalys için değil. İstasyon havaalanının altında ve iki farklı hat var. Merkezdeki Centraal istasyonuna gitmek için Amsterdam Centraal veya Amsterdam CS yazana binmeniz gerekiyor. Hafta içi gece 1 ile 5 arası saatte bir tren var, onun dışında sık. 197 numaralı otobüsle Leidseplein'e gidebilirsiniz, OV-chipkaart ile bu yolculuk 2.38, biletle ise 4 Avroya mal olur. Mecbur kalmadıkça taksi tutmayın, 40-50 Avro tutar, kötü bir taksiciye denk gelmezseniz. Amsterdam gezilmesi kolay bir kent. Gezilecek görülecek yerlerin tamamına yakını, merkezinde Central Station olan yarım daire içerisinde. Buradaki Old Center eşmerkezli altı tane iç içe kanalla çevreleniyor; Singel, Herengracht, Keizersgracht, Prinsengracht, Lijnbaansgracht ve Singelgracht. Bunlar Canal Ring'i oluşturuyor. Bahsettiğim 2km yarıçaplı yarım dairenin içerisinde bütün önemli turistik yerler, oteller, ünlü gezilecek yerler bulunuyor. Kent nüfusunun yüzde doksanı, turistlerin hiç gitmediği, bu alanın dışında yaşıyor. Zamanınız varsa yürüyüş ve yemek için dışını da tavsiye ederim. Birçok kişi Amsterdam'ı özgürlük ve hoşgörü konusundaki ünü nedeniyle ziyaret ediyor. Fuhuş yasal, yaygın ve görülür durumda. Küçük miktarda esrar satışı ve kullanımına izin veriliyor. Ancak bunlar \"ne istersem yaparım\" anlamına gelmiyor. Her türlü eğlencenin, görüşün, cinsel eğilimin, insanın yadırganmadan kabul gördüğü bu kentte sorumlu davranalım. Örneğin bisikletleriyle kuğu gibi süzülen insanların yolunu kapatmayalım. Bu arada Hollanda'nın bir uyuşturucu ülkesi veya esrarın tamamen serbest olduğu bir yer olduğuna dair yanlış bir genel kanı var. Dünyada esrarın üretimini, dağıtımını ve satışını yasallaştıran tek ülke Uruguay olup, ülkeyi merak edenler gezi yazılarımı okuyabilir. Gelelim Amsterdam gezi rehberi olarak yazdıklarıma. Hollanda Türkiye'ye göre Kuzeyde kalıyor ve doğal olarak daha soğuk. Başkent tüm yıl boyunca gidilmeye uygun olsa da kışın günler kısa ve saatlerce yürümek için oldukça soğuk. Kışın sıcaklık -2 ile 5 derece arasında. Yazın ortalama 22-24 derece ve ideal. Gitmek için en iyi mevsim yaz, ilkbahar da iyi. Sonbaharda akşamları sıkı giyinmek gerekiyor. Laleleri görmek isterseniz, bildiğiniz gibi ilkbaharda açıyorlar. Amsterdam gezilecek yerler bakımından zengin ve renkli bir kent. Çoğu yere yürüyerek gidebilirsiniz. Şehrin kalbi olan Dam Meydanı görülmeden olmaz. 1808 yılında Napolyon ve birlikleri kenti işgal ettiğinde yönetimi bu meydanda devraldılar. Meydana hakim Kraliyet Sarayı eskiden belediye binasıydı. Klasik tarzdaki ön cephesi ve güzel heykelleri, kente ve yönetimine övgü için yapılmış. Dam Meydanı bugün rengarenk, huzurlu ve ünlü bir yer. Bu fotoğrafım ilk gidişimden olduğu için eski. Dam Meydanı'nda bulunan alışveriş merkezinin üst dört katındaki Madame Tussauds Müzesi'nde Hollanda tarihini canlandıran sergiler ve hem Hollanda'dan hem de uluslararası ünlü kişilerin, sanatçı, oyuncu ve politikacıların balmumu heykelleri var. Burayı bir müzeden çok eğlence yeri olarak görebiliriz. Bilet ücreti yetişkinler için 22 Avro, çocuklar için 18 Avro. Bu fotoğraf da ilk gidişimden ama yazıdaki bilgiler güncel. Hollanda'daki dünyanın en büyük ve seçkin sanat müzelerinden olan Rijkmuseum eşsiz bir tablo, baskı ve fotoğraf koleksiyonuna sahip. Kısa süre önce yenilenen, Museumstraat Caddesi'nde yer alan müzedeki sanat eserleri Orta Çağdan Rönesans'a ve yirminci yüzyıla kadar kronolojik bir sırayla dört katta sergileniyor. Müzenin girişi 18 yaş üzerine 15 Avro, 18 yaş altındakiler ve Museumkaart sahiplerine ücretsiz. Yılın 365 günü 09:00 ile 16:30 arası açık olan müzenin girişinde çok sıra oluyor. Museumkaart veya e-bilet alırsanız ya da biletinizi otelden alırsanız sadece dışarıdaki herkesin beklediği sıraya girer, gişe sırasına girmezsiniz. Central Station'dan 2 veya 5, ya da Zuid istasyonundan 5 numaralı tramvaya binip Hobbemastraat durağında inerek ulaşabilirsiniz. Amsterdam'da görülecek yerler arasında en ünlülerden biri kuşkusuz Anne Frank Evi. Kanal kenarı evlerinden birindeki gizli ilave bölümde iki Yahudi aile İkinci Dünya Savaşı'nda 2 yıl Nazilerden saklandı. İhbar edilip yakalanarak Bergen-Belsen toplama kampına götürüldüler. Kampta öldüğünde 15 yaşında olan Anne Frank, bu evde yazdığı günlüğüyle tüm dünyaca tanınır hale geldi. Anne Frank Müzesi'nde gizli odaları, günlüğün orijinalini ve Nazi dönemindeki nefreti anlatan bir sergiyi görebilirsiniz. Sabah 09:00'da açılan müze kışın 19:00, yazın 21:00'de kapanıyor. Giriş yetişkinlere 9 Avro, 10-17 yaşlara 4.5 Avro, küçüklere ücretsiz. Kent merkezindeki Prinsengracht Caddesi 263 numaradaki Anne Frank Evi'ne Central Station'dan yürüyerek en fazla 20 dakikada gidebilirsiniz. 13, 14, 17 numaralı tramvaylar ve 170, 172, 174 numaralı otobüslerle Westermarkt durağında inilerek de ulaşılabilir. Van Gogh Müzesi'nin ilginç Mimarili iki binasından biri Hollandalı Gerrit Rietveld, diğeri Japon Kisho Kurokawa imzalı. Dünyanın en zengin Vincent Van Gogh koleksiyonunun yanı sıra 19. yüzyıldan diğer sanatçıların eserleri de sergileniyor. Yetişkin bilet ücreti 17 Avro olup, 18 yaş altı ve I amsterdam kartı sahiplerine ücretsiz. 09:00 ile 17:00 arasında açık olan Van Gogh Müzesi, Cumaları 22:00'de kapanıyor. Paulus Potterstraat Caddesi 7 numaradaki müzeye 2 veya 5 numaralı tramvaya binip Van Baerlestraat durağında inerek gidebilirsiniz. Kendi kulağını kesen büyük ressama saygılar. Dünyanın en zengin modern sanat koleksiyonlarından birine sahip Stedelijk Müzesi veya Belediye Müzesi, küvete benzeyen acayip bir binada. Doksan bin modern resim, heykel, fotoğraf, grafik, tasarım ve video sergilenen Stedelijk Müzesi Amsterdam'da gezilecek yerler arasında en önemlilerinden birisi. Tam bilet 15 Avro, öğrenci 7.5 Avro, 18 yaş altı ücretsiz. 10:00-18:00 arası açık olan müze, Perşembeleri 22:00'de kapanıyor. 2 veya 5 numaralı tramvaya binip Van Baerlestraat durağında inerek ulaşabilirsiniz. Kent güzel kanalları sayesinde \"Kuzeyin Venedik'i\" olarak anılıyor. Kanal tursuz bir Amsterdam gezisi eksik kalır. Kanalları ve eski evleri iyice görebilmek için gündüz, büyüleyici ve romantik bir gezi için ise köprülerin ve evlerin aydınlatıldığı akşam saatlerini tercih etmek uygun olur. Amsterdam kanallarının merkezdeki en önemlileri, Prinsengracht, Herengracht, Keizersgracht ve Singel adlı ana kanallar. Jordaan semtinde de çok sayıda küçük ve güzel kanal var. Kentte kanal turu yapan çok sayıda firmanın teknelerini merkezde görmek mümkün. Örneğin bir kanal gezisini yukarıdaki gibi teknelerle gündüz 13 Avro, akşam 15 Avroya yapabilir, ya da 60 Avroya şık bir teknede iyi bir akşam yemeği eşliğinde kanalların keyfine varabilirsiniz. Eski evlerle çevrili bu avluda Orta Çağ'dan kalma bir kilise ve 34 numarada Amsterdam'ın en eski evi var. Dam Meydanı'na çok yakın olan Begijnhof'da eskiden rahibeler yaşarmış, bugün de bekar kadınlar yaşıyor. Sakinleri rahatsız etmemek için gürültüden kaçınmak gerekiyor. Hollanda'da sakin bir yaşam adası. Amsterdam'ın ünlü kırmızı ışık semti Red Light District fuhuş semtinden çok turist ailelerin bile güvenle gezdiği bir eğlence merkezi gibi. Kanal kenarındaki evlerin kırmızı ışıklı pencerelerinde çalışan kızlar kendilerini sergiliyorlar. Fotoğraf çekmek yasak, makineniz elden gidebilir. Çok güvenli ve sürekli kamerayla polis gözetiminde bir bölge olsa da gece ve ara sokaklardan geçerken dikkatli olmakta yarar var. Yasal fuhuşun merkezi olmasına rağmen bir yaşam alanı olmayı da sürdüren Red Light District kafe, bar, genelev, lokanta, sex shop, gece kulübü dolu. İlginç görülecek yerler arasında. Rembrantplein Meydanı heykelleri, pub'ları, lokantaları, kefeleri ve otelleriyle turistler için görülmesi gereken yerler arasında yer alıyor. Gerçek Hollanda müziği çalan geleneksel barlar var. Yazın teras kafeler dolup taşıyor. Meydandaki küçük parkta banka oturup dinlenerek etrafı seyretmek hoş. Bu parkta, semtte yaşamış olan ressam Rembrandt'ın en ünlü eseri Gece Nöbeti tablosu dökme bronz heykellerle temsil ediliyor. Hemen arkasında gördüğünüz yüksek olan ise Rembrandt'ın heykeli. Gece kulüpleri, barlar, pırlanta ve hediyelik eşya dükkanları var. Leidseplein Meydanı ve çevresi Amsterdam'ın en ünlü gece hayatı semti. Restoranlar, kulüpler, canlı jazz ve blues çalan barlar, Coffee Shop'lar, sinema ve tiyatrolarıyla renkli ve canlı bir bölge. Sokak müzisyenleri, hokkabazlar, ateş yutanlar, çeşit çeşit göstericiler gece meydanı şenlendiriyor. Kent merkezindeki müze Amsterdam tarihini anlatıyor. Sabit sanat eserlerinin yanı sıra halk, sanat, moda, el sanatları üzerine süreli sergiler de düzenleniyor. 1578'den itibaren yetimhane olarak kullanılan binası 18. yüzyılda klasik tarzda yenilendi, 1976'da Amsterdam Tarih Müzesi oldu. 10:00-17:00 arası açık olan müzenin tam bilet ücreti 10 Avro. 5-18 yaşlara 5 Avro, 65 yaş üzerine 7.5 Avro. 5 yaş altı çocuklara, Museumkaart, I amsterdam City Card sahiplerine ücretsiz. Dam Meydanı'ndan birkaç dakikada yürünebiliyor; Kalverstraat Caddesi, 92 numarada. Coffeshop'lar Hollanda hükümetinin 1970'lerde \"sert\" ve \"hafif\" uyuşturucuları yasada ayırmasından bu yana Amsterdam'da bulunuyor. Normal kafelerle karıştırılmaması gereken, pencerelerinde resmi çıkartma olan Coffeeshop'larda sınırlı miktarda esrar ve haşhaş satılıyor. Ortamı görmek için bir tanesine girilebilir, içmeyin sakın. Hollanda deyince akla yeldeğirmeni gelir ve Amsterdam merkezinde bile sekiz tane var ama sadece ikisi ziyaret edilebiliyor. Bunlardan birisi aşağıda gördüğünüz Molen van Stolen adlı, Akersluis Caddesi'ndeki ünlü ve turistik yeldeğirmeni. Ancak ben çok daha az bilinen De Otter yeldeğirmenini tavsiye ederim. Jordaan semtinin Ledenberchstraat Caddesi'nde ve Dam Meydanı'ndan yürüyerek 15 dakika sürüyor. Sahibi burada lüks apartmanlar inşa etmek isteyen kent planlamacılarıyla mücadele ediyor. Testere işi olarak türünün son örneği olan bu yeldeğirmeni her an yok olabilir. Zamanınız varsa Oude Kerk Kilisesi, Magere Brug Köprüsü, Albert Cuypmarkt pazarı, Artis ZOO hayvanat bahçesi, Vondelpark, Hortus Botanik Bahçesi, Scheepvaartmuseum Denizcilik Müzesi, Nieuwe Kerk Kilisesi, Gizli Amstelkring Kilisesi, Nieuw Dakota Sanat Merkezi, Allard Pierson Müzesi, Yahudi Tarihi Müzesi, Jordaanmuseum, Rembrandt Evi, Het Grachtenhuis Kanal Evi Müzesi, Yazar Multatuli Müzesi, içinde sahibi ailenin yaşadığı özel Museum van Loon kanal evi, Verzetsmuseum II. Dünya Savaşı Direniş Müzesi, Erotic Museum, Hash, Marijuana and Hemp Museum, Heineken Bira Müzesi, Sex Museum, Dövme Müzesi, World Peace Museum, Tassen Museum Hendrikje Çanta Müzesi, Peynir Müzesi, Uitvaart Museum Tot Zover Cenaze Müzesi, Pijpenkabinet Pipo Müzesi, EYE Film Institute Film Müzesi, De Appel Sanat Merkezi, Amstelhof Hermitage Amsterdam Müzesi de Amsterdam'da gezilecek görülecek yerler arasında. Museum Card bazılarını yukarıda anlattığım, Hollanda'daki dört yüzden fazla müzeye ücretsiz giriş sağlıyor. Bir yıl geçerli müze kartı yetişkinlere 59.90 Avro, 18 yaş altına 32.45 Avro. Bir form doldurup parasını ödeyince, yanında avantajlarını anlatan bir kitapçıkla birlikte hemen veriliyor. Müze kartı müzelerden ve Leidseplein 26 numaradaki Uitburo'dan alınabiliyor. Kısa süreli ziyaretler için ise I amsterdam Card mantıklı olabilir. Bu kart kentteki müzelere ve toplu taşımaya ücretsiz erişim ve birçok turistik yerde indirim sağlıyor, yanında bir de kent haritası veriliyor. Bu I amsterdam City Card veya Amsterdam Card adlı indirim kartının ücretleri süreye göre değişiyor; 48 saat geçerli I amsterdam City Card ücreti 59 euro, 72 saat geçerli I amsterdam City Card indirim kartı fiyatı 69 euro, ve 96 saat geçerli Amsterdam Kart ücreti 79 euro. Bu turist indirim kartı ile süresi boyunca tüm toplu taşımadan ücretsiz yararlanabilirsiniz, ki 48 saatlik ulaşım kartı 12 eurodur. Ayrıca ücretsiz bir Volendam Marken arası kanal gezisi (normalde fiyatı 16 euro) yapabilir, Van Gogh Müzesi (17 avro), De Nieuwe Kerk (15 euro), Artis Royal Zoo (19.95 euro), Stedelijk Museum (15 euro) ve Het Scheepvaartmuseum (15 euro) adlı turistik yerleri parasız ziyaret ederek kartsız 110 euro tutacak bir Amsterdam gezisini bedava gerçekleştirebilirsiniz. I amsterdam City Card adlı indirim kartını Schiphol Havaalanı Arrivals 2 terminalindeki Holland Tourist Information bürosundan, Arrivals 4 terminalindeki Connexxion Help Desk yardım masasından, kent merkezindeki Central Station karşısındaki Stationsplein'den, Museumplein 4'te Museumshop'tan, Waterlooplein'deki Operadan ve bir çok müzeden satın alabilirsiniz. Hollanda dünyada yaşam kalitesi en yüksek ülkeler arasında yer alıyor. - Para harcamadan bir gün: Kanalları dolaşın, Bloemenmarket çiçek pazarını ve Albert Cuypstraat pazarını ziyaret edin, Magere Brug Köprüsü'nü görün ve akşam üzeri Vondelpark'ta dinlenin. - The Eye Film Museum: Alt katında ücretsiz sergi var. - River IJ GVB tekneleri: Central Station'un Kuzey tarafından kalkan teknelerle gezi bedava. - Ücretsiz öğle vakti konserleri: Concertgebouw (her Çarşamba 12:30), Het muziektheater (her Salı 12:00), MuziekGebouw aan't IJ (ayın ikinci Salısı 12:30), Ignatiushuis (her Salı 12:30), Westerkerk Kilisesi (her Cuma org konseri, 13:00). - Cuma akşamı paten: Her hafta farklı bir rota izleyen, ücretsiz ve neşeli paten turu. - Nemo Science Müzesi Terası: Yazları müzenin terasından manzarayı izleyebilirsiniz. - OBA Amsterdam Halk Kütüphanesi: Oosterdokskade'deki kütüphanede gazete-dergi okuyup dinlenebilirsiniz. En üst kattaki terasının manzarası güzel. - Rijksmuseum'un bahçesi: Mimari örnekleri. - Schuttersgallerij: On yedinci yüzyıl tabloları sergileniyor. - Vondelpark open-air theatre: Açık hava tiyatrosunda yazları Cuma akşamları, Cumartesi ve Pazar günleri etkinlikler yapılıyor. - Bostheater open-air theatre: Amsterdam Kalesi'ndeki açık hava tiyatrosunda Pazarları ücretsiz karaoke partileri oluyor. Yiyeceğinizi götürürseniz buradaki mangalları kullanabilirsiniz. Başka bir yazımda Amsterdam'da eğlence, yeme-içme ve alışverişten bahsedeceğim. En ideali havaalanından, fazla kafa yormamak adına 52 Euro'ya 2 günlük I'm Amsterdam kart almak. Üzüldüğüm noktalardan birisi Red Light District'de çok fazlaca duyduğum Türkçe kelimeleri ne yazık ki bu müze bölgesinde pek duymamak sizleri olduğu gibi beni de şaşırtmadı. fatih beye bende katılıyorum. umarım sadece resimlerde değil canlı görmek bizede nasip olur. Hollanda çok güzel bir ülke, ben de gidebilmenizi umarım. Merhaba, ben de 2 Ocak'ta Amsterdamdaydım. Yılbaşı tatili için gitmiştim. Çok güzel bir yer gerçekten. Gezinizi incelerken tekrar o günleri yaşadım. Bir de akşam yemeği için gittiğim bir yer vardı. Hem kaliteli hem fiyatları makul. Paylaşmak isterim.. Çok güzel bir anlatım olmuş. Uygun bilet ayarlayabilirsem gitmek istiyorum. Ellerinize sağlık detaylı ve güzel bir anlatım olmuş. Hollanda serin bir Kuzey Avrupa ülkesi. Ekim ayının başında bizdeki Kasım-Aralık benzeri bir hava bekleyebilirsiniz. İngilizce bilmiyorsanız Hollanda'ya Amsterdam turları ile gitmenizi öneririm Sevgi hanım. Buna sevindim Simla Hanım, teşekkürler yorumunuz için.:) Şahane bir Amsterdam gezisi olsun. Çok güzel anlatımlı, çok güzel bir yazı olmuş. Tebrikler. Ekim ayının başında Amsterdam'daydım, hava akşamları bile kısa kollu tişörtle gezebilecek kadar iyiydi. Merkeze yakın olmak kaygısıyla küçücük otel odalarında kalmaktansa, neredeyse bütün önemli noktalardan geçen 2 numaralı tramvay güzergahında daha dışarıda, daha büyük ve ferah odalara sahip bir otelde kalmak daha mantıklı bence. Teşekkürler Murat Bey; hem ilginize, hem de Amsterdam'da hava durumu hakkında bilgi vermenize. Ben çoğu ülkede olduğu gibi Amsterdam'da konaklamaya para vermedim ama otelde kalacaksam küçük ve basit de olsa merkez otellerini tercih ediyorum. Her yere yürüyerek gitmeyi, kentin içinde olmayı seviyorum. Teşekkürler Sercan Bey. Size de bir Amsterdam seyahati dilerim. Amsterdam'da ulaşım, gezilecek yerler, hava durumu hakkında bilgiler için teşekkürler. Parasız yapılacak şeyleri yazmanız çok iyi olmuş. Ben de Amsterdam gezi notlarımı okuduğunuz için teşekkür ederim Ebru Hanım. İlgine teşekkürler. Amsterdam gece gündüz canlı ve eğlenceli bir şehir. Bence bu fırsatı kaçırma, kent merkezine git ve gez. Biz 4 bayan kurban bayram tatilinde amsterdama gitmeyi planlıyoruz fakat bize birkaç amsterdam ile ilgili kötü yorumlar geldi. aşağıda sıralayacağım sorunlara cvp verirseniz çok memnun oluruz. bu güzel blog içinde ayrıca teşekkür ederiz. kendi imkanlarımızla gezeceğimiz için tren yolculuklarının hiç güvenli olmadığını ve başımızın belaya girebileceğini söylediler. Amsterdam seyahat yazımı ve gezi blogumu okuduğunuz için teşekkür ederim. Amsterdam güvenlidir, endişe etmeyin. Gece geç saatte tekin görünmeyen tipler görebilirsiniz ama korkmayın, güvenlik düzeyi yüksek bir şehirdir. Elbette genel olarak dikkatli olun, her yerde olduğu gibi. Trenlerde kötü bir olay yaşayana rastlamadım, eşyalarınıza dikkat edin yeter. Bence Amsterdam'a tursuz ve bağımsız gidin, daha ucuz ve keyifli olur. Merhaba. Ben tursuz ve rehbersiz gezdiğim için Hollanda'da bildiğim rehber yok, üzgünüm. Merhaba, bende tek başıma yurtdışı gezi yapacağım ama yabancı dilim yok sayılır. Dil olmadan bu geziyi yapabilirmiyim. Merhaba Harun Bey. Yapabilirsiniz ama çok zorluk çekersiniz. Orta derecede İngilizce şart derim ben. Merhaba. Ben hayatımda hiç araba kiralamadım, bilemiyorum. Amsterdam Schiphol Havalimanı'ndan kent merkezine tren veya otobüsle gidebilirsiniz, yazımda anlattım. Mevsim yaz olmasa da gidilir bence. Keyifli bir Amsterdam seyahati dilerim. Merhaba, Mayısın 2. haftasında gitmeyi düşünüyorum acaba havalar ısınmış olur mu? Bi de turların Programı'nda Günebillik Brugge gezisi var. ben de 4günlük tatilimde Brugge için kendi imkanım ile nasıl gidebilirm ? zaman kalır mı ve buna değer mi?çok teşekkürler. Mayıs ayında Amsterdam'da hava durumu serindir, gündüz sıcaklık 12 16 derece arasında olup, gece 7 dereceye kadar düşebilir. Parçalı bulutlu bir hava beklenir. Amsterdam ile Brugge arasında tren rahat bulursunuz, epey var. Trenin türü ve aktarma olup olmamasına bağlı olarak yolculuk 3 ile 4.5 saat arasında değişir. Fakat trenler epey pahalı, otobüsle giderseniz 2 saat daha yolunuz uzar ve 5 saat sürer, ancak trenden çok daha ucuza gelir. Değer mi sorusuna benim yanıtım hayır, tarzım yavaş gezmek. Merhaba, haziran 15 de hollandaya gidiyoruz. kızım amsterdamda ben ve oğlum dodtrech`de kalacağız abimde. dolayısıyle amsterdamda buluşup gezilerimizi yapmayı bu arada civar ülkelere geçeriz diye düşünüyoruz. parasal olarak pahalı olur mu yorgunluğa değer mi görüşünüzü alabili miyim. teşekkürler.. Merhaba Gönül Hanım. Hollanda pahalı bir ülkedir, çevresi de malum, Batı Avrupa, fiyatlar yüksek. Paranız ve zamanınız varsa gezin elbette, değer. Merhaba I Amsterdam City Card ile Volendam ve Marken'e ücretsiz ulaşım yok; ancak Volendams Museum'u ücretsiz ziyaret edebilir, Volendam Turist Bilgi Ofisinden ücretsiz küçük bir hediye alabilir, Volendam'dan Marken'e tekneyle ücretsiz gidebilirsiniz. Ayrıca kartla Volendam'da Restaurant De Pieterman'da öğle yemeği menüsünde %25 indirim, Marken'de Cafe Restaurant de Visscher'de yemeklerde %25 indirim var. Amsterdam bilgileri için teşekkürler Bekir Bey. Merhaba! Gezi yazılarınızı severek okuyorum. Prag seyahatimde ilgili yazınız çok yardımcı oldu. Bunun icin tesekkurler! Temmuz sonunda 3 arkadas Amsterdam a gidiyoruz. Yaklasik 8 günümüz var. Bu süre sadece Amsterdam icin çok fazla oldugundan yakin sehirleri gormeyi de istiyoruz. Size sorum hangi sehir veya kasabalari gormemizi onerirsiniz. Hollanda veya Belçika hatta Almanya dahil, tren veya otobusle gidip görülmeye deger, konaklamamizi tavsiye edebileceğiniz yerler var mi ? Simdiden Tesekkurler! Merhaba Özge Hanım. İlginize teşekkürler. Hollanda'da Amsterdam'dan Rotterdam ve/veya Utrecht'i öneririm. Rotterdam'ı tercih ederseniz Belçika'nın başkenti Brüksel'i, diğer tarafı seçerseniz Almanya'ya geçip Düsseldorf veya Köln'ü görebilirsiniz. Tren ve otobüsleri kolayca bulursunuz. Ben olsam Amsterdam Rotterdam Utrecht şeklinde tam bir Hollanda gezisi yapardım.:) iyi yolculuklar. Merhaba, balayı için Amsterdam'ı istedik ağustosda gideceğiz, çok güzel bir bilgilendirme oldu öncelikle teşekkür ederim, bu yazıyı daha önce okusaydım tur ile değil münferit organize ederdim seyehatimi, en azından bu yazı sayesinde tur ile dolaşmak yerine kendimiz rahatca dolaşabiliriz şehri, varsa tur ile seyehat edenler için tavsiyeleriniz onlarıda öğrenmek isterim. sevgiler.. Bunu duyduğuma sevindim Ali Bey. Amsterdam turu ile gidenlere tur ücretine dahil kısa şehir turuna katıldıktan sonra ekstra turları almayıp kendilerinin ayrı gezmelerini öneririm. Umarım oteliniz merkezi bir yerde olur. Balayı için Amsterdam doğru bir seçim. Mutluluk dilerim. Merhaba, biz 4 arkadaş Hollanda da başlamak üzere 10 gün interrail yapacağız. İçinde Paris, Berlin'de olacak. Cep telefonu, kredi Kartı yanımıza almalımıyız? Birde Avrupa'da ki hıç tanımadığımız Türk vatandaşlarından yardım almak konusunda nee dusunuyorsunuz? Saygılarımla. Teşekkürler Alper bey, telefonla ilgili Kısım tablettende Kaynaklı olabilir görüntülemiyor. Ilgi ve alakanız çok sağolun. Bir PC veya dizüstü bilgisayarda izleyebilirsiniz. Rica ederim. Merhaba Ceren Hanım. Çok teşekkürler, buna sevindim! Prag dışında diğer kentleriniz pahalı, Amsterdam ucuz değil, zaten duymuşsunuzdur. Günde 25-30 euro hostellere verseniz yaklaşık 300 euro yani 900 lira eder. Kalan günde yüz lira yeme-içme-az da müzeye yeter ama yol paralarını da düşününce bence yetmez. Müzeler hakkında kişisel durumum şöyle: Gezdiğim ilk 10 ülkede Japon turist gibi bütün müzeleri gezdim, ama sonra sıkıldım, zaten hepsi aklımda kalmıyor ve çok zengin ve ilginç tarihe sahip olan kentler dışındaki müzeler birbirine benziyor. Bana sorarsanız bu dört kentte ikişer müze, veya birer müze birer de kültür merkezi/etkinliği seçin, onun dışında cadde ve sokak gezin, ben çok severim sokak gezmeyi. Amsterdam harika bir şehir, ayrıca Prag yazılarımı da okuyun. Sorularınız olursa orada ve burada beklerim. Avrupa'yı ucuza gezmek için interrail biletleri uygun. 600 lira da bilet için düşün, kaldı 500 lira. :)) Evet, ucuz yemeklerle idare ederek yetebilir. Yaz mevsiminde çok yürürken suya ihtiyacınız olacak, sık sık yarım litrelik su almak çok pahalıya mal olur. Kaldığınız yerde 3 veya 5 litrelik su alıp çıkmadan önce şişelere bölerseniz daha ucuza gelir. Çoğu Avrupa kentinde olduğu gibi Amsterdam'da da ucuz dilim pizzalar yemek uygun oluyor. Ben olsam Amsterdam'da daha fazla kalırdım. Brüksel için yeterli. Rica ederim, her zaman. Amsterdam yemek ve gezi bilgileri için teşekkürler Murat Bey. \"Saldırgan\" demişsiniz, ben öyle bir duruma hiç rastlamadım. Bana hiç öyle gelmediler. 🙂 Çok zarif buluyorum Hollanda insanını, kuzeyliler hep öyle zaten. Nice seyahatler dilerim. Merhaba. Amsterdam'da tramvaylar hafta içi sabah 06:00, hafta sonu 07:00'de çalışmaya başlayıp gece yarısı civarı bitiyor. Oud-West merkeze yakın bir semt, yürüyebilirsiniz. Merhaba, yazı için teşekkürler, kafamda netleşmeyen bir kaç şey var. Yarın yola çıkacağız 5 günlük tatil için. Amsterdamcard ile müze kart arasında baya gidip geldik ama hala karar veremedik. Müzelerde sıra bekletmeyen ve uygun olan hangisi sizce? Yoksa bütün müzeler için ücretsiz de olsa randevu mu almak gerekir? Örneğin Van Gogh için baktım, müze kart için randevu veriyor ve ücretsiz girişi belirtiyor ama amsterdamcard'da ücretsiz giriş yazmasına rağmen müze sitesinde randevu vermiyor? Bir de bu zamanlarda hava yağmurlu gösteriyor ama tişört üstüne yağmurluk yeterli olur mu sizce? Yoksa kazak vs götürmek gerekir mi? Şimdiden teşekkürler cevabınız için.. Merhaba. Kısa süreli bir Amsterdam tatili için I Amsterdam Card almanız daha mantıklı olur. Yaz mevsimi için tişört ve yağmurluk yeterli olur. İyi yolculuklar. Merhaba yaklaşık 3 hafta Amsterdam da kaldık Şahane bir yer bayıldık. Elimizde 2 müze kart ve 2 ovchipkaart var. Uzun süre kalmayı Düşünen varsa tavsiye ederim çok daha ucuza verebilirim. Müze kartlar 30 temmuz 2016ya kadar geçerlidir. Yazılarınız çok çok bilgilendirici tam da ihtiyacım olsn noktalara değinmişsiniz paylaşımınız için yürekten teşekkürler ve bol gezili güzel bir hayat diliyorum. Ben de Amsterdam yazımı okuduğunuz ve iyi dilekleriniz için teşekkür ederim Funda Hanım. Yolunuz açık olsun. Hayır öyle değil. Amsterdam'da 48 saatlik şehir içi ulaşım kartı 12 euro; müzelere ücretsiz giriş ve ücretsiz ulaşım ile bazı yerlere indirim sağlayan Amsterdam Kart ise 59 euro. Amsterdam hakkında bilgi ve gezi önerileriniz için teşekkür ederim. Bence de güzel bir şehir. Amsterdam'da ortalama kaç paraya yemek yediniz?Yolunuz açık olsun. Bir öğün 6 euro. 2 öğünse ortalama 13 euro ya denk geldi. Genelde gezi boyunca yemek olayını soğuk sandwich ile çözmeye çalıştık. Saygılarımla. Amsterdam'da ucuz yemek fiyatlarını öğrenmek isteyenler için güncel bilgi oldu, teşekkürler. Yılbaşında Amsterdam hava durumu soğuk olur; sıcaklık ortalama 0 ila 5 derece arasında olur. Bence Hollanda yılbaşı tatili için iyi bir seçenek. Merhaba. Bence Amsterdam için en az 2 gün ayırmak gerekir. Süreniz kısıtlı olmasa daha fazla derdim. Merhaba. Eşim ve ben 17. Kasımda 4 günlük Amsterdam gezisi yapacağız. Yaşlarımız 70-75, dilimiz az ingilizce. Otel ve uçak biletlerimizi ayarladık. Sizin gezi notlarınızı yanıma alacağım. Bilgileriniz için çok teşekkür ederim. I amsterdam kartının 65 yaş üstü için indirimi varmı acaba? Bilgi verebilirseniz çok memnun olurum. Merhaba. I Amsterdam Card için yaş indirimi yok. Az İngilizce yeterli olur. Taksiye ihtiyacınız olursa Türk olmamasına dikkat edin, çoğu dolandırıcıdır. Dönüşte izlenimlerinizi buraya yazarsanız çok sevinirim. İlginize teşekkürler. Hollanda'yı seveceksiniz. Merhaba. Ben olsam 2 günde sadece Amsterdam'ı gezerdim. Amsterdam'dan Bruges'e Thalys hızlı trenleri var. Brüksel'e de Thalys veya Intercity Brussels trenleriyle gidebilirsiniz. İyi yolculuklar. Oncellikle yaziniz cok yararli, tesekkur ederim. Ben hayatimda ilk defa yurt disina cikicagim bir arkadasim davet etti cumartesi pazartesiye kadar kolnde kalicam. Daha sonra Turkiye'ye donmek icin 1 haftam olucak. Sonrasinda almanyanin sehirlerini gezmemi mi yoksa hollanda ve belcika yapmami onerirsiniz? Hangisi daha ekonomik ve eglenceli olur, yardimlariniz icin simdiden tesekkurler. Ben Almanya'da sadece Berlin'e gittim, tavsiye ederim ama size uzak. Hollanda çok güzel bir ülke, bence o kadar yakın ve zamanınız varken kaçırmayın. Amsterdam, Roterdam ve Brüksel olabilir. 3 gün Amsterdam, diğer şehirler ikişer gün uygun olur. Çok ucuz ya da ücretsiz kalacak yer yok. Pansiyon ve hostel aratın, en ucuz onlar olur. Miktar veremem, kişiye göre çok değişir. Brüksel şehir merkezinden Charleroi Havaalanı'na gitmek için code 814 bilet alıp Charleroi Sud tren istasyonuna gitmeniz gerekiyor. Oradan Bus A ile havalimanına gidiliyor. Daha kolay ve hızlı olsun derseniz merkezden Brussels-Midi istasyonundan 13 avroya direkt havalimanı servisleri var, saat başı. iyi yolculuklar. Amsterdam gezi yazımı beğenmenize sevindim. 🙂 Teşekkürler. I Amsterdam City Card bütün müzelere değil ama çoğuna ücretsiz giriş içeriyor. Kartı Schiphol Havaalanı Arrivals 2 terminalindeki Holland Tourist Information bürosundan, Arrivlas4 terminalindelki Connexxion Help Desk yardım masasından, kent merkezindeki Central Station karşısındaki Stationsplein'den, Museumplein 4'te Museumshop'tan, Waterlooplein'deki Operadan ve bir çok müzeden satın alabilirsiniz. Amsterdam Card ile Volendam ve Marken arası kanal gezisi ücretsiz. Rota size kalmış, yarım gün yeter. Rica ederim, güzel bir Hollanda seyahati dilerim. Amsterdam Rotterdam arasında THA veya ICD trenlerini kullanabilirsiniz, 40 dakika sürer. Bir gün yeterli ama ben zamanım varsa kalırdım, aceleye gerek yok. Terör konusunda tahminde bulunmak zor, ancak IŞİD'e karşı savaşa katılan ülkelerin büyük kentleri hedefte. İyi yolculuklar. Alper bey, vermiş olduğunuz bilgiler gezimizi çok kolaylaştırdı. I amsterdam kart alarak 3 gün çok güzel gezdik. Kanal turu, Van Gogh Müzesi hayvanat bahçesi diğer birkaç müze, otobüs ve tramvay kullanımı hava alanına kadar bol bol istifade ettik. Volendam gezisi için 10 euro fark ödeyerek 3 günlük kartı 79+10=89 euroya aldık. Bu arada Volendam ve Markene bayıldık. . Kart fiyatları da değişmiş. 59-69-79 euro. Günlükler de 7,5-12-16 euro. Ekonomik yemek alternatifi olarak AlbertKline gibi bir marketi tavsiye edebilirim. Amsterdam gezi yorumunuz için çok teşekkür ederim Asuman Hanım. I amsterdam City Card fiyatları yazımda da 59, 69, 79 avro şeklinde. Hollanda hava durumu genelde bulutlu ve kapalı ama dediğiniz gibi çok güzel. İlginize teşekkürler, nice seyahatlere. Kısmet olursa Berlin'e bir gezi yapmak istiyoruz. Berlinle ilgili yazılarınızıda okudum. Çok faydalı, güzel bilgiler vermişsiniz. Gidersem yanıma printlerini alacağım. Teşekkürler, yeni güzel seyahatler dilerim. İlginize teşekkür ederim Asuman Hanım. Yazdıklarımın işe yaraması ne güzel. Amsterdam da harika bir kenttir. Yolunuz açık olsun. İyi günler 24 ocakta amsterdama seyahat edicem. önceden gitmiştim ancak fazla kalmamıştım. I amsterdam kartla hangi müzelere giriliyor. 1 2 programda bazı müzelere online bilet alın diyordu. O müzelerede I amsterdam kartla giriliyor mu Alper bey? Şehir merkezinde önerdiğiniz oteller var mı eşimle kalıcam. Yazınız için teşekkürler. İyi günler Hakan Bey. I Amsterdam Card ile ücretsiz girilen müzeler ve indirimli yapılacak şeylerin bir kısmı yazımda var. Tam liste için yazıdaki bağlantıya bakabilirsiniz. Evet, online bilet almanız avantajlarını engellemez. Ben bazen şehir dışında, bazen de evde kaldığım için merkezi bir otel öneremeyeceğim maalesef. Fakat burada biri görüp de yazarsa iyi olur. İlginize teşekkürler, iyi yolculuklar. Merhaba Kenan Bey. Bloguma ilginize memnun oldum, çok teşekkür ederim. Orta düzeyde İngilizce ile Hollanda'da işinizi görebilirsiniz, rahat olun. Hollanda vizesine başvururken teorik olarak gideceğiniz diğer ülkeler de formda sorulur, ancak yazmazsanız sorun çıkmaz. Önemli olan Schengen vizesini hangi ülkenin konsolosluğundan aldıysanız ilk o ülkeye giriş yapmanız. Ailece harika bir Amsterdam gezisi diler, dönüşte buraya izlenimlerinizi beklerim. Var olun. Yolunuz açık olsun. Alper Bey iyi günler. Biz de Eylül 2016 da 10 günlük Amsterdam gezisi ayarladık. Ama orada merkezi yer neresidir, nerede kalırsak daha iyi olur bilmiyoruz. Yardımcı olursanız sevinirim. Ayrıca 10 gün çok uzun diye Kopenhag'a da gidip gelmeyi düşünüyoruz, ne dersiniz ve en iyi gidiş yolu nedir? Teşekkürler. amsterdamı ara tatilde gezdim. sitenizdeki notlar çok yardımcı oldu. çok kolay bir şehir tranvayla heryere ulaşım var. Amsterdam'ı gezmenize sevindim. Bence de kolay ve güzel bir şehir. Hollanda küçük bir ülke, yolları düzgün. Rahatça gezersiniz. Başkent Amsterdam, eski semtleri ve köşkleriyle Arnhem, seramikleriyle ünlü tarihi şehir Delft, eğlenceli gece hayatı ile öğrenci kenti Groningen, müzeleriyle Leiden, mimarisi ve kültürü ile Maastricht, modern mimarisi ve sanat dünyasıyla Rotterdam, değirmenleriyle Zaanse Schans açık hava müzesi, çiçek bahçeleriyle Keukenhof, Hollanda'da gezilecek yerler arasında yer alıyor. Amsterdam'da kaç gün kalma konusu sizin seyahat anlayışınıza göre değişir. Kenti zamanı verimli kullanarak 2 günde gezebilirsiniz, ama tadıp koklamak, hissetmek için bence en az 5 gün kalmak gerekir. Öncelikle blogunuz ve detaylı yazılarınız için ne kadar teşekkür etsem azdır, ne zaman seyahate çıkacak olsam önce blogunuzu ziyaret ediyorum. Yazın Haziran aylarında kız arkadaşımla Amsterdam yolculuğu düşünüyoruz, Haziran aylarında. Şimdiden bir fiyat araştırması yaptım ancak günlük ortalama ne kadar harcama yaparız onu kestiremiyorum. Merhaba. Amsterdam için yazdığınız harcama miktarları yeterli. Otel seçiminiz önemli tabii. merhabalar 18-21 mayısta amsterdamda olacagız. Zaanse Schans, haarlem, volendam- marken görmek istiyorum. nasıl plan yapsam bilemedim. zamanı en verimli nasıl planlarım. yardımcı olursanız sevinirim. Merhaba. Hollanda gezisi için 3, belki 2.5 gününüz var. Amsterdam zaten çok güzel bir şehir, ben olsam merkezden ayrılmazdım bu kadar kısa bir sürede. Zaanse Schans, Haarlem, Volendam ile Marken kentin dışında ve sırasıyla Batı, Kuzey ve Kuzeydoğu olmak üzere üç farklı yönde. Ben olsam bu üç bölgeden ikisinden vazgeçer ve daha rahat gezerdim. orta avrupa tur ile ilgili bilgiler için yazışmıştık.. Merhaba Tanya Hanım. Ben Amsterdam'a ilk gittiğimde bir defasında uygun olsun diye taa Vianen adlı bir kasabada otelde kalmıştım, epey mesafe var, tavsiye etmem. Daha sonra ise bir tanıdığın evinde makul bir ücretle kaldım. Otelleri bilmiyorum o nedenle. En iyisi merkezde bir hostel bulmak. Merhaba Dilek hanım. Bunu duyduğuma sevindim, teşekkürler. 🙂 Eğlenceli bir Hollanda gezisi dilerim. Alper Bey merhaba, yazınızı ilgiyle okudum; bilgiler gerçekten çok faydalı ve benim amsterdamla ilgili daha önce internetten yaptığım araştırmayla birebir örtüşüyor. Bizde haziran ayında eşimle birlikte amsterdamda olacağız ve şehir merkezinde bir otelde kalacağız; benim sormak istediğim Schiphol havalimanından şehir merkezindeki tren garına gitmeden-zira kalacağımız yer merkez istasyona uzak başka nasıl ulaşabiliriz. Merhaba. Amsterdam Schiphol Havalimanından kent merkezine yine trenle gidip merkez istasyondan tramvayla otele gitmeniz gerekiyor. Başka bir yol varsa da bilemiyorum. İlginize teşekkürler, iyi yolculuklar. Merhaba alper bey yazilarinizi okumadan yurt dışına çıkımiyoruz kasim ayında eşimle amsterdam Brüksel Köln rotası düşünüyoruz. gidiş bileti Amsterdam aldık. dönüş Kölnden düşünüyoruz. gezimize kaç gün ayirmaliyiz sizce. (3gun Amsterdam 2 gun Brüksel 2 gun Köln yeterli olur mu) sizce uygun mu. alternatif rota önerebilir misiniz. Merhaba Hicran Hanım. Rotanız gayet mantıklı. Brüksel'e gitmedim ama Avrupa'nın en sevilen veya ilginç kentleri arasında olmadığı kesin. Gideceğiniz 3 şehir arasında açık arayla en güzeli Amsterdam olduğu için 1 gün fazla ayırmanız iyi olmuş. Rica ederim, Hollanda'yı seveceğinize eminim, iyi yolculuklar. Merhaba. Amsterdam Nijmegen arası 88 kilometre, otobüs 1 saat 40 dakika, tren 1 saat 20 dakika sürer. OV-chipkaart otobüs, tren ve tramvaylarda geçerli. Kartı sarı-lacivert makinelerde doldurabilirsiniz. Nijmegen Hollanda'nın en eski şehri. Erasmus için Hollanda'yı seçmekle iyi yapmışsınız, çok güzel bir ülke. Rotterdam ile Nijmegen arası otobüsle 1.5 saat. Hollanda ve genel olarak Avrupa'da trenler pahalı; Interrail ya da diğer bir indirim kartınız yoksa otobüsle seyahat edin. Paris'e gitmedim, bilmiyorum. Evet alabilirsiniz. Hollanda ve çevre ülkeleri gezmek istiyorsunuz. Interrail Global Pass bileti 200 avrodan başlıyor ama Hollanda ve Interrail üyesi diğer 29 ülkeye seyahat özgürlüğü sağlıyor. Interrail Benelux Pass bileti ise Belçika, Hollanda ve Lüksemburg'da istediğiniz kadar gezme imkanı verir, bilet fiyatı 87 avrodan başlar. Interrail sitesinden alabilirsiniz. Merhaba. Hollanda'da şehirler arası ulaşımda indirim sağlayan Holland Pass kart var. Ayrıca bir günlük sınırsız tren seyahati için DAY train ticket veya NS train-day ticket bileti de mevcut. Seyahat yazılarınız gerçekten çok bilgilendirici ve yararlı oluyor. Haftaya ailecek Amsterdama gidiyoruz. Almanya dan araba kiralayıp gideceğiz. Zaandam da ücretsiz otoparkı olan bir otelde kalacağiz. Çevreyi gezmek için araba rahatlık olacak ama Amsterdamın içine toplu taşımayla gidip döneceğiz park sorunu yüzünden. Zaandam ayrı bölge sayıldığı için sanırım günlük toplu taşım kartları geçerli olmuyor. Bana Zaandam a ulaşım ve bilet konusunda bilgi verebilir misiniz. Merhaba. Seyahat blog yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Zaandam ile şehir merkezindeki Amsterdam Central Station arasında iki istasyon var. Bilet fiyatı 2.6 avro ve 11-13 dakika sürüyor. Zaandam'dan Alkmaar, Den Helder, Nijmegen ve Maastricht kentlerine de direkt trenler var. Amsterdam Central Station'dan Zaandam'a R-Net 392 ve 394 numaralı otobüsler de gidip geliyor ama trenden daha uzun sürüyor. Merhaba Alper bey, yazılarınızdan çok istifade ediyoruz. teşekkür ederiz. aslında ben ve eşim de bir gezginiz belki bir gün bir blog açabilirim. benim sorum Brüksel Amsterdam arası tren biletini online aldım internet sitesinden. Hızlı tren değil dolayısı ile koltuk rezarvasyonu yapamadım. koltuk rezv. gerekli mi brüksele gidince istasyondan yapabilir miyim. biz genelde uçuyoruz. ilk defa şehirler arsı tren kullanıcaz. teşekkür ederim. Rica ederim. Ben de titiz ve tez canlı biriyim, erkenden giderim istasyona veya havalimanına.:) Keyifli ve rahat bir Amsterdam ve Avrupa turu dilerim. Dönüşte izlenimlerinizi buraya yazarsanız sevinirim. Esenlikle. Merhaba Alper Bey, Ağustos'un 13'inde kuzenimle Amsterdam'a gideceğiz ve bir akrabamızın yanında 5 Eylül'e kadar kalacağız. Ancak benim hiç yurtdışı tecrübem yok, kuzenim de sadece Avusturya'ya gitti. Adana'dan bineceğiz, ancak aktarma ve Amsterdam konularında çok endişeleniyoruz. Kalacağımız yer Utrecht'te, bu bizim için sorun yaratır mı? dipnot: Ben yurtdışı seviyesinde C1 seviyesinde ingilizce ve orta halli flemenkçe biliyorum. Ancak kuzenim çok az İngilizce biliyor. Bu bizim için bir sorun mu yoksa ben tek başıma halledebilir miyim? Saygılar, Gece K. Merhaba. Hollanda'da 23 gün tatil! Şanslısınız. Utrecht'e gittim ben, Hollanda'nın dördüncü büyük şehri, orta büyüklükte güzel bir kent. Aktarma için endişelenmeyin, aktarma yapacak yolcular için tabelayı takip edersiniz. çeşitli adlı sayfamda seyahat edecekler için yararlı genel bilgiler var. Orta seviye İngilizce yeterli. Kuzeniniz tek başına bir yere gideceği zaman gerekebilecek bazı cümleleri yazarsınız, yanında taşısın; bilet ücreti ne kadar, bu adrese nasıl gidebilirim, Utrecht treni nerede gibi. Hollanda Amsterdam Schiphol Havalimanı'na indiğinizde şehir merkezine gitmenize gerek kalmadan direkt Utrecht'e tren var, bilet ücreti 8 avro. Utrecht'ten Köln, Frankfurt ve Basel'e de direkt trenler var. Otobüs de çok. Saygılar. Merhaba. Evet, Hırvatistan kategorisinde ilgili yazım var. Çok teşekkürler verdiğiniz bilgiler için.. Kız arkadaşımla beraber PRAG-ALMANYA-HOLLANDA Gezisi yapıyoruz.. Tecrubeleriniz oldukça faydalı oluyor.. Vondelpark ile Amsterdam kent merkezi arası yaklaşık 3.5 kilometre, bisikletle gidebilir ve gezebilirsiniz. Yürüyerek de ulaşım mümkün. Bisiklet kiraları günlük 10 ile 15 avro arasında değişiyor. Ücretsiz park yerleri yaygın. Ben de GVB kart aldım, ama havaalanından şehir merkezine bir de tren ücreti ödememek için şöyle bir yol izledim. Havaalanından kalkan 69 numaralı otobüsü var GVB'nin. Ona bitip son durağında inerseniz metroya ulaşıyorsunuz. Ekstra tren parası ödemenize gerek kalmıyor. Amsterdam Havalimanı ile şehir merkezi arası ucuz ulaşım bilgisi için teşekkürler Yakup Bey. Merhaba. Rotterdam'da Markthal Pazarı, Kunsthal, Museum Boijmans Van Beuningen, Wereldmuseum, Erasmus Heykeli, De Ster ve De Lelie yeldeğirmenleri, Eski Liman, Grote of Sint Laurenskerk Kilisesi, Maeslantkering en önemli gezilecek yerler. Amsterdam, Utrecht ve Maastricht Hollanda'nın en güzel şehirleri. Merhaba. Aralık ayının başında Amsterdam'da hava durumu soğuk olur ama sıcaklık gündüz 7 ila gece 3 derece arasında seyreder, aşırı bir soğuk değil. Dışarıda gezmek için kalın bir kaban, şapka veya kapşon, kaşkol gerekir. Yazın gitmek daha keyifli olur ama zamanınız Kışın varsa yine de kaçırmayın derim, o da iyi olur. Merhaba cok guzel bir yazi olmus, Ellerinize saglik 28/30 kasim Amsterdama bilet aldim, Merhaba. Amsterdam'da Mevlana Hotel'i biliyordum. Kalmadım ama bir kez tabelayı görünce yakınlık hissedip oda fiyatlarını sormak için girdim. Hiç tekin olmayan kaba saba tipler vardı, soruma yanıt bile vermediler. I Amsterdam Card Schiphol Havalimanı ile şehir merkezi arasında geçerli değil. Çok müze ziyaret edecekseniz almaya değer. Orta düzeyde İngilizce bilgisi yeterli olur. Amerikan fast food zincirlerinde ya da Türk ve Arap dönercilerde ucuz yemek yiyebilirsiniz. Ben de Amsterdam gezi yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. bloğunuzu arada bir takip ediyorum. Yurtdışında gezip kalacak yer ile ilgili arkadaşlara ufak bir tavsiyem olacaktı. 2 veya daha fazla kişi geziyorsanız airbnb ile kalacak uygun yerler bulmak mümkün. 2016 Haziranında tüm fransayı 15 gün boyunca iki aile olarak gezdik ve neredeyse %50 otel masraflarımızı azalttık diyebilirim. Yani tek gezmiyor biraz kalabalık iseniz airbnbden de ev bakmayı düşünebilirsiniz. Ayrıca Paris'de kaldığımız ev hariç diğer evlerin tamamı otel konforunu aratmadı diyebilirim. Merhaba. 48 saat geçerli I Amsterdam City Card 59 avro. 48 saatlik şehir içi ulaşım kartı bedeli 12 avro. Evet, Schiphol Havalimanı'nda nasıl alacağınızı yazımda açıkladım. iyi yolculuklar, blog yazılarıma ilginize teşekkürler. Amsterdam güvenli bir şehirdir, endişe etmeyin. Hemen her turistik kent gibi hırsızlığa karşı dikkatli olun. Rica ederim. Umarım güzel bir Amsterdam seyahati yaşarsınız. Güzel bir anlatım olmuş. Akıcı ve insanı sıkmayan. Tebrik ederim. Amsterdam seyahat bilgileri yazıma ilginize teşekkür ederim. Merhabalar, yazınız çok güzel olmuş. Ocak ayında eşimle amsterdama gideceğiz. Havaalanından merkeze gitmek için ve merkezde toplu taşımaya binmek için hangi kartı almamız gerekiyor. Teşekkürler. Merhaba. Amsterdam Havalimanı'ndan kent merkezine gitmek için gereken bilet ve şehir içi ulaşım için I amsterdam Card adlı ulaşım ve müzelere giriş kartını yazımda ayrıntılı anlattım. İyi yolculuklar. Merhaba Demet Hanım. İngilizcenizin az olması sizi Hollanda'ya tursuz gitmekten alıkoymasın, idare edebilirsiniz. Bence bunu bir fırsat olarak değerlendirip eşinizle birlikte seyahatte işinize yarayacak temel İngilizce çalışın. Lokanta, otel, müzelerde gerekecek sözcüklerden ayda 10 tane öğrenseniz çok işinize yarar. Elinizde minik bir sözlük ya da telefonunuzda sözlük veya çeviri uygulaması da işe yarar. Mrb alper bey. 26 nisan da amsterdama gidiyoruz. O gun de kral gunu etkinlikleri var. Metro calismiyormus merkeze nasil ulasim saglayabiliriz. Turk bir taksici 50 euro ya goturebilecegini soyledi. ayrica bu ozel gun hakkinda bilgilendiriseniz sevinirim tesekkurler. Merhaba. Kral Günü Amsterdam'daki en büyük sokak partisi, kent turuncu renge bürünüyor. Turuncu eğlenceli kıyafetler giyen binlerce kişi yürüyüş geçidi yapıyor. Canlı müzik konserleri ve DJ performansları gerçekleştiriliyor, tüm şehre yayılan sokak pazarı vrijmarkt kuruluyor. Yüz boyama, spor, oyunlar, eğlenceler düzenleniyor. Müzelerin çoğu kapanıyor. Ulaşımda taksi, otobüs ve tramvaylarda kısıtlamalar var, treni tercih etmelisiniz. Amsterdam RAI ve Amsterdam Science Park istasyonlarına hiçbir metro veya tren gitmiyor. Havaalanından şehir merkezine tren çalışıyor, ama kalabalık olacaktır. Sorun olmaz sadece ulaşmanız biraz gecikebilir. Merhabalar Alper bey yazınızı ilgiyle okudum. Avrupa turu kapsamında bir gün de Amsterdam'da bulunacagım bir gün içinde kesinlikle gezin görün diyebileceğiğniz nereler vardır. Bir de amsterdamda her yer yürüme mesafesinde midir teşekkürler. Rica ederim. Oteliniz mutlaka şehir merkezinde olsun. Merhaba. Hollanda içi indirimli tren biletleri için nsinternational ve amsterdamtips sitelerine bakabilir, Dal Voordeel, Altijd Voordeel, Dal Vrij, Weekend Vrij indirimlerini inceleyebilirsiniz. Belçika için ise Grensabonnement diye bir kart duydum. Belki okurlarım daha faza bilgi verebilir. Keyifli bir Amsterdam seyahati dilerim. Teşekkürler Alper Bey, bakacağım. Sonucu sizinle paylaşırım. Alper bey. merhaba Hollanda'da şirket kurdum. Yakında Ankara anlaşması ile gidiyorum. Daha önde hep yaz aylarında gittim. Benim genç yaşıma rağmen romatizmal hastalıklarım var. Türkiye'de Kasım Aralık Ocak sadece zorlu geçiyor. Şubat sonu hava 20 derecelere çıktığı için iyiyim. Hollanda yıl boyunca çok mu soğuk oluyor. Bahar aylarında hava sıcaklığı ılık mı? Teşekkür ederim. Merhaba. Hollanda hava durumu ve iklimi için genel olarak soğuk bir ülke diyebiliriz. En sıcak ay Ağustos sıcaklık ortalaması 17 C. En soğuk Ocak ayı ortalama 3 derece. Ortalama 90mm ile en yağmurlu ay Kasım. Aralık, Ocak, Şubat aylarında Kış mevsimi sıcaklıkları gece en düşük 1 C, gündüz en yüksek 7 C olur. Eylül ve Ekimde en yüksek 17 C, en soğuk 10 derece olur. Nisanda en sıcak 12, en soğuk 4 derece olur. Çok güzel bir yazı hazırlamışsınız, çok faydalı oldu. Ben de bir kaç gün sonra 4 günlüğüne Hollanda'ya gidiyorum. İki gün Amsterdam ve iki gün de Utrecht'te kalıcam. Yanımda 8 yaşındaki kızım da olacak. Acaba çocuklar için de ilginç olabilecek neler yapabiliriz her iki şehirde? Çok teşekkür ederim. Merhaba. Amsterdam'da çocuk için NEMO bilim müzesi, ARTIS Kraliyet Hayvanat Bahçesi, Madame Tussauds mumya heykel müzesi, Geitenboerderij Ridammerhoeve keçi çiftliği, Amsterdam Dungeon, Vondelpark çocuk parkı eğlenceli yerler. Utrecht kentinde Domtoren rondleiding kulesi ve Maximapark güzel olur. Hollanda seyahat yazıma ilginize teşekkür ederim. Çok teşekkür ederim cevabınıza. İnşallah dönüşte izlenimlerimi paylaşabilirim. Rica ederim. Keyifli bir Hollanda turu dilerim. Ben de gezimizle ilgili biseyler yazayım. 8 yasindaki kizim Amsterdam'ı çok sevdi. Botla kanal turu yaptık, Van Gogh Müzesi'nde bir workshop'a katildik, Rijks muzesinin arkasindaki alan cok keyifli ve orada zaman gecirdik. Leidseplein denilen meydanda zaman gecirdik; sokak gösterileri yapanlar vardi, cok eglendik. Sehir icinde en kolay ulasim tramvayla oluyor. Soforleri cok yardimci oluyor. Amsterdam'da yenecek bisey kesinlikle \"Poffertjes\" denilen kucuk bombe pancake'ler. Yaninda tereyag ve pudra sekeri ile, ve istenirse krema, cilek falan gibi seylerle yeniyor ve nefis. Daha sonar kızım bir gunu de Efteling Park'ta gecirdi ve cok eglendi. Amsterdam gezi yorumlarınız ve özellikle çocukla yapılacak şeyler hakkında bilgiler için çok teşekkür ederim. Eğlenmenize sevindim. Yazınızı dikkatle okudum. Okurken Amsterdam'da gezdim adeta. Eindhoven'da bir etkinliğe katılacağım Haziran sonunda. Amsterdam havalananından nasıl ulaşabilirim? Ulaşım maliyeti hakkında da bilgi verebilir misiniz? Dönüşte 1,5 günlük zamanım olacak Amsterdam için, yazınızın çıktısını şimdiden aldım yanıma. Paylaşım için teşekkürler. Merhaba. Amsterdam gezi yazımı beğenmenize sevindim. Amsterdam ile Eindhoven arasında trenler ve otobüsler var. Tren biraz daha hızlı gidiyor. Hayır doğru değil. Amsterdam Museum Card Hollandalılara 1 yıl, turistlere 31 gün geçerli. Amsterdam info sitesinden bilgi edinebilirsiniz. Merhaba Sena Hanım. Hollanda'dan Köln, Hamburg, paris gibi şehirlere gitmek mümkün ama dediğiniz gibi Hollanda çok güzel bir ülke. Amsterdam küçük bir kent olmasına rağmen kanalları, sanat müzeleri, atmosferi, eğlencesi, renkleri ile sadece gezilecek yerler arasında koşturmayı değil, saatlerce sokaklarında dolaşmayı hak ediyor. Kinderdijk, Zaanse Schans, Schiedam değirmenleri ve tarihi geleneksel dokusuyla görülmeye değer; Waterland and Zaan bölgesi tipik Hollanda sembolleri olan tahta ayakkabı, peynir, yeşil ahşap evler, kanallar ve değirmenlerle tam bir geleneksel Hollanda yaşamını yansıtıyor ve Amsterdam'a çok yakın. Volendam ve Marken balıkçı yaşamı ve kıyafetleriyle çok beğenilen yerler. South Limburg tartihi kaleleri ve evleriyle ünlü bir turistik yer. Utrecht, Leiden, Hague, hepsi güzel kentler. İkisine de gitmedim fakat Bruges masallar kenti gibi, herkes hayran. Amsterdam'daqn Antwerp aktarmalı trenlerle 3-3,5 saatte gidilebiliyor. İlginize teşekkür ederim, verdiğiniz bilgiler çok işimize yarayacak. İyi günler dilerim. Rica ederim. Şahane bir Hollanda gezisi dilerim. Merhaba, haftaya cumartesi ve pazar günleri 2 günlüğüne Amsterdam da olacağız. sizin de tavsiye ettiğiniz gibi, çılgınlıklar peşinde değiliz, 2 kız şehrin keyfini çıkarmak istiyoruz. bir çok gezilecek yer yazmışsınız. Sloterdijk Station civarında kalacağız. bu 2 günde mutlaka gitmelisiniz dediğiniz yerler varsa yönlendirebilir misiniz? çok teşekkürler. Merhaba. Amsterdam'da iki gün için gezilecek yerler olarak Dam Meydanı, su kanalları, Van Gogh Müzesi, Rembrantplein Meydanı, Leidseplein Meydanı ve Albert Cuypstraat Pazarını tavsiye ederim. Merhaba Alper bey, öncelikle detaylı Amsterdam yazınız için teşekkürler, emeğinize sağlık. Eşimle önümüzdeki hafta 4 gece 5 günlük Amsterdam seyahatine çıkacağız. Çok fazla müze olmasına rağmen, adet yerini bulsun diye 1-2 müzeyi gezmeyi, onun dışındaki vaktimizi de, yürümeyi çokça sevdiğimizden sokaklarda kaybolarak ve bisiklete binerek geçirmeyi planlıyoruz:) Önerdiğiniz gibi Amsterdam için 3 gün, bunun dışındaki yakın yerler için de 2 gün ayırmayı düşünüyoruz. Çok fazla müze gezisi yapmayacağımız için, ulaşımda en ekonomik yöntem kart tipidir? Ayrıca Amsterdam'a yakın olan ve günübirlik görmemizi önerdiğiniz yerler nereleridir? Şimdiden teşekkürler.. Merhaba. Amsterdam küçük bir şehir, pek müze gezmeyeceğinize ve yürümeyi sevdiğinize göre Museum Card almanız mantıklı olmaz. I Amsterdam Card için ise yazdığım süre ve fiyatları düşünerek kabaca bir hesap yapın, ona göre karar verin, bence o da size gereksiz görünüyor. Amsterdam çevresinde gezilecek yerler olarak trenle yarım saat süren Alkmaar adlı tarihi ve turistik kasaba ve buradaki peynir pazarı; trenle 25 dakikada gidilen Ortaçağ Kenti Hoorn; sadece 15 dakika uzaklıktaki Haarlem; Broek adlı güzel köy tavsiye edilebilir. Merhaba. Hollanda vizesi için yetkili firma VFS Global. Kişisel başvuru kabul ettiklerini sanmıyorum ama yine de (0212) 393 21 21 numaralı telefonu arayıp Hollanda İstanbul Konsolosluğu'na sormanızı tavsiye ederim. Merhabalar uzun zamandır yorum yok. Vie ge boş diye bı kamp alanı gördüm güvenli uygun ulaşım kolay mıdır. Camping Vliegenbos'a Amsterdam merkezinden 20 dakikada yürüyebilirsiniz. Kalmak hoş olur. Merhaba Alpr bey... Öncelikle yazınız için teşekkürler ciddi anlamda açıklayıcı ve faydalı oldu. Ben Tur ile Amsterdama gidiyorum fakat 1 günlük Amsterdam günümüzde 2 iç tur koyulmuş ben eşimle beraber gezip şehri yaşamak istiyorum. Sakin bi şekilde sokaklarda gezerek. Sorum ise herhangi bir kart almadan tek kullanımlık tramvay biletleri alıp Dam meydana ulaşabiliyormuyuz. Otelim NP Schipol Airport otel. Merhabalar. Şubat ayında yapacağım 6 günlük gezi için bazı sorularım olacak. Gidiş dönüş Amsterdam olduğu için ilk 3 gün iamsterdam Card ile Amsterdam'da vakit geçirir daha sonra da Brugge gibi yakın şehirlere günübirlik tur yaparım diye düşündüm. İnternette gördüğüm tren bilet fiyatları tek yön mü yoksa gidiş dönüş için geçerli olur mu ayrıca 2 kişi konaklayacağımız için Amsterdam merkez yerine Zaandam ya da Haarlem ulaşım maliyeti açısından mantıklı olur mu? Teşekkür ederim. Merhaba. Amsterdam'dan Brugge'a tekneyle gidemezsiniz, Brugge'un denize kıyısı yok. I Amsterdam Card iyi olur. Tren çok pahalı, bence otobüsle gidip gelin Flixbus ve Ouibus otobüsleri en ucuz ulaşım seçenekleri. Tren biletleri siz \"return\" seçmedikçe tek yönlü gösterilir. Amsterdam'ın merkezinde konaklamak pahalı olsa da bence hiç uzaklaşmayın, yürüyerek gezmek en iyisi. Ama biz zaten Zaandam veya Haarlem'i mutlaka görmek istiyoruz derseniz belki. Rica ederim. Alper bey Amsterdam seyahatim öncesi verdiğiniz bilgiler çok faydalı oldu, bir çok gezi yazısında gördüğüm gereksiz uzatmalardan uzak sade, faydalı ve güzel bir özet olmuş. ellerinize sağlık. Merhaba. Park and Ride sistemi Amsterdam'ın çevresinde, otobanların yakınlarındaki otoparklara araba park edip toplu taşıma araçları ile şehir merkezine ulaşım imkanı veren bir yöntem. P+R ile araç park etmek 24 saat için 1 ila 8 avro arasında bir paraya mal oluyor ve 96 saat ile sınırlı. Şehir merkezine seyahat için gereken P+R GVB kartının, park ettikten sonraki 1 saat içerisinde satın alınması gerekiyor. Gezilebilecek lokasyonların adresleri oldukça faydalı olmuş. Yazıyı okurken neler yapabileceğimizi düşündüm; gözümde canlandı. Teşekkür ederiz. Ben de uzun yıllara yurt dışına yapmış olduğum geziler sonrası İngiltere'ye yerleşme kararı verdim. Bu sebeple Ankara anlaşmasına başvurdum ve şimdi İngiltere de sevdiğim iş yaparak hem geziyorum hem çalışıyorum. Sizde böyle bir deneyime evet diyorsanız, benim sürecimi çok başarılı şekilde devam ettiren sms-legal. com un profesyonel avukatlarına ücretsiz olarak danışabilirsiniz."} {"url": "https://celebialper.com/andorra-hakkinda-bilgi/", "text": "Andorra hakkında bilgi kaynağı olarak hazırladığım bu blog yazımda Andorra hakkında ilginç bilgiler, ülkenin haritası, konumu, tarihi, para birimi, nüfusu, yüzölçümü, bayrağı, coğrafyası, ekonomisi, kültürü hakkında bilinmesi gerekenler var. Bir zamanlar dünyadan yalıtılmış yaşayan, bugün bir turizm ve vergi cenneti olan küçük ülke Andorra Prensliği, en çok turisti komşu olduğu Fransa ile İspanya'dan alıyor. Nüfusa oranladığımızda kişi başına düşen turist sayısında dünya birincisi. - Dağlık ülkede havalimanı, demir yolu, otoyol yok. - Dünyanın en güvenli ülkeleri arasında. - Ortalama yaşam 84 yıl ile dünyada birinci. - Dünyanın on dördüncü en eski ülkesi. - Hiç savaşmayan ordusu 12 kişi. - Gelir vergisi ve veraset vergisi yok. - Küçücük ülkeye yılda 10 milyon turist geliyor. - İşsizlik yok. - Resmi dili Katalanca olan tek ülke. - Kişi başına düşen gelir 53 bin dolar. - Dünyanın coğrafi olarak 16, nüfus olarak 11. en küçük ülkesi. - Andorra la Vella 1023 metreyle Avrupa'nın en yüksek başkenti. Andorra Prensliği İber Yarımadası'nda denize kıyısı olmayan, çok küçük bir bağımsız ülke. Resmi dili Katalanca olup, halkın çoğu İspanyolca, Portekizce, Fransızca da konuşuyor. Avrupa Birliği üyesi değil ama para birimi avro. Yönetim şekli prenslik ama tek prens yok, bir tür eş-prenslik diyebiliriz. Kendi prensleri, Fransa devlet başkanı ve Katalonya piskoposu, ülkenin prensleri. I. Dünya savaşında boyuna posuna bakmadan Almanya İmparatorluğu'na savaş ilan edecek kadar yürekli bir ülke. Gerçi hiç savaşmadı ama olsun, niyet önemli. 6 Temmuz 1934 tarihinde Beyaz Rusyalı maceraperest Boris Skossyreff kendini Andorra Kralı I. Boris ilan edince 2 hafta sonra tutuklanıp ülkeden kovulmuş. Ne diyelim, iyi deneme. Andorra havası suyu temiz, barışçıl, huzurlu, sakin, güzel doğası, köyleri, kaplıcalarıyla yaşanacak bir ülke. Dağlık ülkenin en yüksek noktası Comapedrosa Zirvesi 2.942 metre, en alçak noktası Ruuner Nehri 840 metre. Toprakları %38 orman, %26 yüksek dağlık çayır, %20 çakıl ve kayalık, %5 kentler ve altyapı tesisleriyle kaplı. Andorra \"insani gelişim endeksi çok yüksek\" 49 ülkeden biri, ve yaşam kalitesi en yüksek ülkeler arasında yer alıyor. Birleşmiş Milletler Gelişim Programı 2015 İnsani Gelişim Raporuna göre Andorra 35, Norveç 1, Avustralya 2, İsviçre 3, Danimarka 4, Hollanda 5, ABD 8, Türkiye 64. sırada. Freedom House adlı kuruluşun derecelendirmesine göre Andorra 100 üzerinden 96 puanla özgür ülkeler arasında 16. sırada. Uluslararası insan hakları kuruluşu Freedom House 1973 yılından beri kendi yöntemleriyle hesaplayıp ülkelerdeki özgürlük koşullarını yayınlıyor. Dünya Bankası raporuna göre Andorra \"politik kararlılık\" ve \"suçsuzluk\" açısından dünya beşincisi. Örneğin komşusu İspanya otuz birinci sırada. Organize suçlardan yankesicilik, araba hırsızlığı gibi sokak suçlarına kadar, kabahatler dahil suç oranı sıfıra yakın dünyanın en güvenli beşinci ülkesi. İzlanda dünyanın en güvenli ülkesi. Üke bağımsızlığını Şarlman'ın MS 803 yılında bölgeyi Müslümanlardan kurtarmasıyla elde etti. Bağımsızlık önderlerinden diğeri, ülke halkına özgürlük karakterini kazandıran Şarlman'ın oğlu I. Louis. Şarlman'ın torunu II. Charles ülkeye Urgel'i kazandırdı. 1278 yılında ülke biri İspanya, öteki Fransa'da bulunan iki prensin ortaklaşa yönetimine bağlandı, ülkenin sınırları netleşti ve bugüne dek hiç değişmedi. Kurulan feodal düzen, Fransız Devrimi sırasında geçici olarak kesintiye uğrasa da, 1806'da Napolyon tarafından yeniden kuruldu. Andorra, o günden bu yana İspanyol Urgel piskoposu ve Fransa devlet başkanı tarafından ortaklaşa yönetiliyor; ikisine de her yıl sembolik bir vergi ödeniyor. Feodal devlet sistemi 1993 yılına kadar hiç değişmeden sürdükten sonra bir anayasa benimsenerek prenslerin güç ve yetkileri azaltıldı; kuvvetler ayrılığına dayalı bir yasama, yürütme, yargı devlet organları sistemi kuruldu. Andorra 1993'te Birleşmiş Milletler, 1994'te Avrupa Konseyi'ne katıldı. Andorra Avrupa'nın güneybatısında, İber Yarımadası'nda, doğu Pirene Dağları'nda; kuzeyinde Fransa, güneyinde İspanya ile komşu, denizi olmayan çok küçük bir dağlık ülke. Sınırları İspanya ile 63,7, Fransa ile 56,6 kilometre uzunluğunda. Pireneler'de olduğu için ülke çoğu engebeli dağlarla kaplı ve en yükseği 2.942 metre yüksekteki Coma Pedrosa Dağı. Ülkenin deniz seviyesinden ortalama yüksekliği 1.996 metre. Dağlar Y şeklinde üç vadiyle bölünüyor. Ana vadi Gran Valira, ülkenin en alçak noktası 840 metre yükseklikte ülkeden ayrılarak İspanya'ya devam ediyor. Ülke bitki örtüsü coğrafyası fitocoğrafya olarak Kuzey Boreal yarımkürenin Circumboreal Bölgesinin Atlantik Avrupa kısmına ait. WWF'ye göre ülke Pireneler kozalaklı ağaç ve karma orman ekoloji bölgesine ait. Ülkede yüksekliğe bağlı olarak dağ, karasal ve okyanus iklimler hakim. Yüksek ülkede ortalama olarak kışın karlı, nem oranı düşük ve yazın serin. En çok yağmur Mayıs, Haziran, Ağustos aylarında yağıyor. Coğrafyanın çeşitliliği, vadilerin farkı yönlerde olmaları ve düzensiz iniş çıkışlar, Andorra iklimini yüksek dağ ikliminin tamamen hakim olmasını önleyen çeşitli mikroiklimler oluşturuyor. En düşük ve en yüksek noktalar arasındaki büyük farklara Akdeniz ikliminin de etkisinin eklenmesiyle Pirenelere özgü bir Andorra iklimi oluşuyor. Andorra'nın yüzölçümü 468 kilometre kare veya 181 mil kare. Avrupa'nın altıncı en küçük ülkesi. Nüfusu 77,281 kişi. Andorra halkı Latin halklarından Katalan etnik kökenli ve anadilleri Katalanca. Ülkede yaşayan insanlar etnik oran olarak %49 Andorralı Katalan, %24.6 İspanyol, %14.3 Portekizli, %3.9 Fransız, %8.2 diğer kökenlerden. Ülkede yaşayanların üçte ikisi Andorra vatandaşı değil ve seçimlerde oy kullanamıyor, başbakan seçilemiyor, bir şirketin %33'ünden fazlasına sahip olamıyor. Andorra bayrağı bu biçimiyle 1866 ylında kabul edildi. Dikey mavi, sarı ve kırmızı üç şerit ile ortada ülkenin arması yer alıyor. Ortadaki sarı şerit diğer ikisinden az daha geniş. Bayrak Fransa, İspanya, Katalonya ve Foix bayraklarından esinlenerek tasarlandı. Üç şeritli olması birçok ülke tarafından bayraklarına kopyalanan Fransız Üç Renk tasarımından, orta şeritin geniş olması İspanyol bayrağından, mavi ve kırmızı renkler yine Fransız bayrağından, kırmızı ve sarı Katalan bayrağından, arma ise Foix ilinin bayrağından geliyor. Armadaki Virtus Unita Fortior yazısı, \"birleşik erdem daha güçlüdür\" anlamına geliyor. Tasarım Romanya, Moldova ve Çad bayraklarına da benziyor. Hepsinde dikey mavi, sarı ve kırmızı üç renk şerit var, ama eşit genişlikte. Yılda 10,2 milyon turist ağırlayan Andorra ekonomisinin gayrisafi yurtiçi hasılasının yaklaşık %80'i turizm gelirlerinden oluşuyor. Tarımsal alanda toprak alanının sadece %2'si ekilebilir olan ülkede tütün tarımı ağırlıkta. Hayvancılık faaliyetinde yerli koyunların yetiştirildiği ülkenin imalat sanayisini sigara, puro ve mobilya üretimi oluşturuyor. Avrupa Birliği üyesi olmadığı halde Avrupa Birliği ülkeleriyle doğrudan ihracat faaliyetinde bulunan ülkenin kendine ait bir para birimi bulunmayıp ülkeyi çevreleyen Avrupa Birliği ülkesi İspanya ve Fransa'nın para birimi avro kullanılıyor. %100 istihdam gösteren, dünyanın en düşük işsizlik oranına sahip ülkelerinden birisi. Ülkede Katalan kültürü ve dili hakim. Geleneksel halk dansları contrapas, marratxa, sardana ve saint anne's ülkenin kültüründe önemli bir yere sahip. Milli bayramı 8 Eylül Our Lady of Meritxell Day. En önemli gelenekler ve festivaller Mayısta Canolich Buluşması, Temmuzda Roser d'Ordino, Meritxell Bayramı, Andorra la Vella Fuarı, Sant Jordi Day, Santa Llucia Fuarı, La Candelera Canillo Festivali, Encamp Karnavalı, Sung of Caramelles, Sant Esteve Festivali ve Festa del Poble. Popüler halk kültüründeki en ünlü efsaneler Charlemagne Efsanesi, White Lady of Auvinya, Buner d'Ordino, Engolasters Gölü Efsanesi ve Our Lady of Meritxel Efsanesi. Roma öncesi ve Romanesk sanat ülkenin en önemli sanatsal dışa vurum ve karakteristiği. Romanesk sanat ve tarz, toplulukların oluşumu, sosyal ve politik güç ilişkileri, ulusal kültür bakımından Andorra hakkında bilgi veriyor. Roma döneminden kalma toplam 40 kilise, köprüler, ormanlar ve malikaneler var. Andorra dünyada 3 farklı eğitim sistemi olan tek ülke; Andorralı, İspanyol ve Fransız. Okuma yazma oranı %100. Eğitim giderleri gayri safi milli hasılanın %3,8'i kadar. İlkokul, orta okul ve liseden ilk ikisi zorunlu ve Andorra vatandaşları ile oturma izni olanlara ücretsiz. Üç sistemli eğitimde 3.300 öğrenci Fransız, 3.100 öğrenci İspanyol, 10.825 öğrenci Andorralı eğitim alıyor. Derslerin çoğu devam ettikleri sisteme göre Fransızca, İspanyolca ve Katalanca. Tüm okullar ülke yönetimince kurulup destekleniyor, ama Fransız ve İspanyol okullarındaki öğretmenlerin maaşlarını Fransa ve İspanya ödüyor. Ülkedeki tek üniversite olan Universitat d'Andorra 1997'de kurulan bir devlet üniversitesi. Hemşirelik, bilgisayar bilimi, işletme ve eğitim bilimler bölümlerinde yüksek öğretim veriyor. Hemşirelik ve bilgisayar bilimi ana bilim dallarında yüksek lisans, sadece bilgisayar bilimi alanında doktora yapılabiliyor. Ülkenin coğrafi zorlukları ve öğrenci sayısının azlığı yüzünden Andorra Üniversitesi tam bir akademik program geliştiremiyor ve temelde İspanyol ve Fransız üniversitelerine bağlı bir sanal öğrenim veya uzaktan eğitim merkezi olarak hizmet veriyor. Üniversitedeki Centre d'Estudis Virtuals lisans ve lisans üstü düzeyde turizm, hukuk, Katalan dili, sosyal bilimler, psikoloji, politik bilimler, görsel-işitsel iletişim, telekomünikasyon mühendisliği ve Doğu Asya araştırmaları alanlarında eğitim veriyor. Andorra hakkında bilgi yazımdan sonra gezi notlarım gelecek. Tası tarağı toplayıp.... diye bir yorum yapmayacağım, şaka şaka! Onun yeri belli. Uruguay, yersen 😀 Git gez gel yeriymiş Andorra, şahane bir anlatım olmuş Alpercim. Ağzına, kalemine sağlık! Burayı da listeye ekliyorum mecburen 😉 Sevgiler.. Bu tip blogları çok seviyorum hem öğretici hem bilgilendirici sanki bizler de sizinle beraber geziyoruz. Seyahat planı yapmadan evvel yazılarınızı okuyup ona göre plan yapıyoruz iyi ki varsınız tşk. Hocam iyi günler şöyle bizim için gizemli olan Nepal, Tibet, Vietnam gibi Hindistan gitseniz yazsanız iyi olur bir de buralarda sporla ilgili yazılar bekliyoruz iyi günler. Merhaba. Andorra Türk vatandaşlarından vize istemiyor. Fakat havalimanı olmadığı ve sadece karadan Fransa ve İspanya'dan gidilebildiği için Schengen vizesi gerekiyor. Evet var. Merhaba Enes. Bazı yazılarım macera ağırlıklı, bazıları ise tamamen gidecek olanlara biigi rehberi. İlgine çok teşekkür ederim."} {"url": "https://celebialper.com/arjantin-yemekleri/", "text": "Arjantinliler kahvaltıyı çok hafif geçiştiriyor, hatta çoğu zaman bir kahveyle yetiniyorlar. Akşam yemeğini geç yedikleri için öğle yemeklerini genelde öğlenden biraz sonra ve kuvvetli yiyorlar. Dünyaca ünlü Arjantin bifteği, ülke mutfağının en önemli malzemesi. Dünyada kişi başına en çok et tüketilen ülkeler Arjantin ve Uruguay. Arjantin'de ne yenir? İşte benim yediklerim, Arjantin yemekleri. Yeme içme konusunda Türkler için sorunsuz ve keyifli bir ülke. Bugün Buenos Aires'te kaldığım mahallede geleneksel bir Arjantin lokantasına gittim: Parrilla. Önce tasta çoban salata geldi, nefis, ekmeği banarak yedim: bizimkinden farkı, zeytinyağı çok daha bol ve salatalık yok, ama olsun, iyidir, pek sevindim. Bir tabak patates kızartması, bir kan sosisi, bir et sosisi, bir litre kola ve kocaman tabakta bol havuç, marul, roka ve domatesle birlikte en hasından Arjantin bifteği, seçmeli dondurma/kahve. 59 Peso, 24 TL, öğlen menüsü. Siga la Vaca Parrilla lokantası, Belgrano Mahallesi, Monroe Caddesi. Solda kan sosisi, sağda et sosisi. Arjantin mutfağının lezzetlerini tadıyorum. Biftek kocaman ve kalın. Arjantin mutfağı için et en önemli malzeme. Yeme içme deneyimi devam ediyor. Monroe Caddesi'ndeki Siga la Vaca Parrilla lokantasında yemek yerken çektim bunu; çoban salatadan sonra, sosislerden önce. Ben aşağıdaki menüden menü parrilla yani mangal menüsü aldım. Arjantin yemekleri isimleri ve fiyatları. Yukarıdaki menüde iki farklı fiyat görüyorsunuz, benim mükellef yemeği gündüz olduğu için 59 pesoya yedim, akşam yeseydim 83 Peso ödeyecektim. Arjantin mutfağını ve yemeklerini keşfetmeye başlamak için parrilla ideal. Arjantin yemek kültürü Türkler için uygun. Uruguay ve Arjantin mutfaklarının en ünlü tatlısı olan dulce de leche için Türkçe tatlı süt veya süt reçeli diyebiliriz. Tadını karamelize olan şekerden alan ve sütün uzun süre kaynatılmasıyla elde edilen bu tatlının ayrıntısını ve pişirme tarifini YEDİKLERİM sayfamda görebilirsiniz. Bugün Buenos Aires'te Empanada yiyerek akşam yemeğimi ucuza getirdim. Bol kıyma, az soğan, yumurta ve yeşil zeytinle dolu bu Empanada 6.5 Peso, yaklaşık 3 TL. Arjantin yemekleri lezzetli. Bizde 3 Liraya bu kadar malzemeli bir yiyeceği satın alamazsınız. Yaşasın Arjantin yemekleri. Bizde sandviç basit bir atıştırmalık olsa da Arjantin mutfağında ciddi bir ana yemek. Adını Buenos Aires'in limanından alan Puerto Madero'da Churrasquito adlı bir sandviç yedim, akıllara zarar. Ekmek arası mangalda 3 parça nefis dana eti, sahanda yumurta, peynir eritme, domates, marul, karamelize pişmiş soğan. 24 Peso = 10 TL. Bizde pişirmeyi ve diğer tüm malzemeyi çıkar, sadece bu kadar eti 10 Liraya kasapta bile vermezler. Aşağıda gördüğünüz etler sadece ben ve arkadaşım Diogo için, yani 2 tane Churrasquito sandviçe konacak, düşünün artık. (Bu fotoğrafı yukarıdakilerden 9 dakika önce çektim). Puerto Madero, Buenos Aires. Churrasquito adlı beygirdoyuran sandviçi üç ayrı şekilde alabilirsiniz: Simple, Completa, Super; benimki \"super\" olanından: ekmek arası 3 parça etle beraber listede yazdığı gibi lechuga, tomate, huevo, cebolla queso. 10 TL! Kocaman bir Arjantin yemeği. Buenos Aires'in Palermo Mahallesi'nde yemeğimi tezgahtan yedim. Ucuz yemek seçeneği. 3 Liraya mangalda hamburger. Arjantin'de ucuz yemek. Rosario'da evinde karşılıksız kaldığım Nadia ile gittiğim Mc Namara Bar'da bu yemekleri yedik. Bu barda canlı dinlediğimiz müziklerin videoları bu yazımda: Rosario'da Eğlence, Çocuklar Ve Marihuana. Arjantin mutfağından acılı sos çeşitleri. Güney Amerika mutfağı. Bugün gene ziyafet tadında bir sandviç yedim. Lomito adli bu kocaman şeyin içinde dana biftek, sahanda yumurta, peynir, jambon, criolla adli soğanlı sos ve diğer baharatlı soslar, marul, domates var. 24 Peso = 10 TL. . Pek aç değildik, Nadia ile paylaştık bu sandviçi. Arjantin yemekleri başta İtalyan ve İspanyol etkisinde olup, çok miktarda et ve tarım ürünlerine dayanıyor. Yemekler aşağı yukarı damak tadımıza uygunmuş.. Üstelik epey de lezzetli görünüyor.. Şu gece-gündüz tarifeli menü de çok ilginç. Teşekkürler, güzel bir yazı olmuş.. Sitenizi tesadüfen buldum. Harika bir gezi yazısı olmuş. Tebrik ederim.. Sana göre öyle olabilir ama bu beni bağlamaz. Arjantin yemekleri ve mutfağı hakkında uzman değilim, sadece yediklerimi yazdım. Blogumdaki İletişim formundan yazarsanız e-posta olarak alır ve yanıtlarım, veya buradan da yazışabiliriz, nasıl isterseniz. Ben de ilginize teşekkür ederim, memnun oldum. Arjantin yemekleri lezzetli görünüyor. Türklerin Arjantin yemekleri hakkında sıkıntı çekmeyeceğini düşünüyorum. Arjantin yemekleri hakkında duyduklarım doğruymuş, çok et yiyorlar. Latin Amerika'nın liseden beri müziğini, üniversiteden beri edebiyatını-edebiyatçılarını severdim. Arjantin yemeklerini de okuduktan sonra artık mutfağını da sever oldum. Cidden düşününce Amerika'nın kuzeyinden çok güneyine inmek için daha çekici nedenler buluyor insan. İçimde oraların yolunu tutmak için güçlü bir istek var. Ben daha ikisine de gitmeden Güney Amerika'yı Kuzey Amerika'dan daha güzel ve cazip buluyordum. Latin Amerika'ya gidip Arjantin mutfağı lezzetlerini tatmanızı umarım. Afiyet olsun.:) Arjantin yemekleri lezzetli, etleri güzel. Buenos Aires şehrinin güzelliği sizi memleketten soğutur.:) İyi şanslar. Gelişmeleri yine Arjantin yazılarımın altına yazarsanız hem benim merakımı giderir, hem de gidecek olanlara ışık olursunuz. Gidenlerden ucuz ulaşım hakkında öneri bekliyoruz. Maalesef Arjantin'e gitmek için ucuz bilet yok. New York üzerinden biraz uygun biletler olabiliyor. Buenos Aires seyahati istiyorsanız İlkbahar ve Sonbahar iyidir. Arjantin yemekleri lezzetli, umarım gidebilirsiniz. Neden donuz eti yerken rahatsiz olunsun ki diyemeden gecemedim... Ben hep soyle dusun musumdur, ikamesi oldugu icin vazgecilmesi cok kolay.. Alper bey kesin bir sekilde yediğiniz sandiviçlerde domuz yok değil mi sığır eti yok mu lütfen cevap verin."} {"url": "https://celebialper.com/arnavutluk-gezisi/", "text": "Arnavutluk, komünizm döneminde dünyanın en kapalı ülkelerinden biriydi. 50 yıl boyunca bu ülkeye tek bir yabancı girmedi ve tek bir Arnavut yurt dışına çıkamadı. İşte Arnavutluk gezi notlarım ve gezilecek yerler. Makedonya'dan Arnavutluk'a geçiş biraz zorluydu, sıcak havada ıssız sınır yolunu yürüdüm. Sınır kontrol noktası basit bir kulübeden ibaretti ve bilgisayar yoktu. Herkesin ödemesi gereken 15 Avroluk ayakbastı parasını ödemedim, görevli polis Ankara Polis Koleji mezunuymuş, çaktırmadan benden almadı parayı. Buna Arnavutluk vizesi demiyorlar, bu bir \"giriş ücreti\". Makedonya'dan zorlu bir yolculukla Avrupa'nin en yoksul ve geri ülkesi Arnavutluk'a geldim. Sınıra yakın Pogradec'den minibüsle ülkeyi doğudan batıya enine kat ettikten sonra Arnavutluk başkenti Tiran'a geldim. Küçükken okuduğum ansiklopedilerden belleğimde özel bir yer bırakan, hala komünizmin izlerini taşıdığını bilerek geldiğim bu kentteki ilk turum beni hayal kırıklığına ugrattı. Enver Hoca pek çirkinleştirmiş bu kenti. Merkezdeki kamu binaları dışında estetikten uzak, zevksiz ve kişiliksiz binalar, gri bir kent. Sivil mimarisi ülkem Türkiye ile çirkinlikte yarışır düzeyde. Şimdi size Arnavutluk resimlerim eşliğinde Arnavutluk tarihinden de bahsederek gördüklerimi anlatayım. Tiran Osmanlı İmparatorluğu döneminde Mullet köylüsü olan Süleyman Paşa tarafından 1614 yılında kuruldu. Süleyman Paşa o dönemde bir cami, fırın ve hamam inşa ettirdi. Tiran İslam ve Bektaşiliğin de yayılmasıyla Arnavutluk'un din, sanat ve kültür merkezi haline geldi. Arnavutluk başkenti Tiran'da 20 Dolara güzel bir daire tuttum. 1 Dolara bir porsiyon biftek yedim. Arnavutluk para birimi Lek, ve 1 TL = 20 Lek ediyor. Arnavutluk gezisi çok ucuza getirilebilir.. Etrafta benden başka yabancı yok. İş saatlerinde kent merkezinde kimse yoktu, akşam piyasaya çıktılar. Ülkenin en büyük müzesi olan Ulusal Tarih Müzesi 1981 yılında Arnavut mimar Enver Faja tarafından tasarlandı ve belediye binası yıkılarak yerine inşa edildi. Ön tarafındaki \"Arnavutlar\" adlı sosyalist-gerçekçi tarzı dev mozaik, İliryalılar'dan komünist partizanlara kadar Arnavutluk tarihinin gelişimini temsil ediyor. Sağ taraftakiler Osmanlı'ya karşı bağımsızlık mücadesi veren silahlı kahramanlar. Mozaikte vatansever Arnavutlar tarih boyunca marş söylüyorlar. Komünist rejim çöktükten sonra ortada gördüğünüz kırmızı bayraktaki yıldız silindi. Aşağıda gördüğünüz Parlamento, 1920'lerde İtalyanlar tarafından inşa edildi. Ülkede İtalyan etkisi yoğun. Göç etmek için birincil cazibe ve zenginlik umudu merkezi İtalya. Tarih boyu İtalyan etkisi Arnavutluk mutfağına, diline, kültürüne etki etmiş. Bir Arnavutluk gezisi sırasında başkent Tiran'da kalmadan olmaz tabii. Tiran'da gezilecek yerler için bir gün yetse de ben birkaç gün kalıp kenti tanımayı öneriyorum. Arnavutluk Devlet Başkanı Enver Hoca \"ülkemize kapitalistler saldıracak\" paranoyasıyla ülkenin her yerine mantar gibi askeri koruganlar yaptırmış. Sağlamlığını denemek için bu koruganları tasarlamakla görevlendirdiği mühendis subayı, örnek olarak ilkini yaptıktan sonra içine sokup ağır bombardımana tutmuş. Adama bir şey olmamış, korugan sağlam çıkmış. Enver Hoca da bu küçücük ülkeye bunlardan 700.000 tane yaptırmış! Devir kapandı ama bunlar o kadar sağlam ki ne yıkılabiliyor, ne de sökülebiliyor. Bazen gençler bunları sevişmek icin kullanıyor, tam da \"savaşma seviş\" misali. İyi olmuş ama 700.000 tane fazla. Tiran'dan minibüsle İşkodra'ya gittim. Arnavutçası Shkoder veya Shkodra. Burada köfte, pilav ve yoğurt yedim. Kasabadan Karadağ sınırına gidebilmek için ne yapmam gerektiğini öğrenmek için epey uğraştım. Neyse ki esnaf bana okumuş bir çocuk buldu. Sınıra en yakın köye giden minibüse bindim, az bir ücret farkı ödedim, adam beni sınır noktasına kadar götürdü. Buradan Arnavutluk'a veda ediyorum. Çok farklı bir ülke Arnavutluk.. Ben de 15 günümü geçirdim orada.. Köfte, pilav, yoğurt derken fotoğraflardan anladığım bizim kültüre çok benziyorlar. Korugan hikayesi çok acayipmiş, bilmiyordum, teşekkürler. Bence de acayip. Büyük para ve iş gücü harcanmış. Hala fazla giden yok ülkeye bildiğim kadarıyla. Makedonya'da yaşarken defalarca gittiğim bir ülke idi Arnavutluk. Tavsiyem şu: Gitmeyin; hatta araçla bile geçmeye kalkmayın. Tamamı Apaçi dolu bir ülke. Kosova da aynı. Trafik inanılmaz düzensiz. Çok pis ve tehlikeli bir ülke. Umumi tuvaletleri b. k götürüyor. Sabun bile yok; çoğunda OMO tarzı deterjan var el yıkamak için. İtalyan hayranlığı had safhada. İtalyanca biliyorsanız sizi severler. Düzen yok, kanuna ve insana saygı yok. Ultra aşırı milliyetçiliği her yerde hissediyorsunuz. Pek beğenmediğim Makedonya bile Arnavutluk yanında Polonya, Avusturya vb agibi kalıyor. Aksine Arnavutluk bozulmadan kalabilmis ender ulkelerden birisi. Hakan isimli arkadasin yazdiklari acimasiz olmus. Hic kimse ne olursa olsun baska bir ulke icin bu tarz bir yorum yapmamali. Her gittiginiz ulke Avusturya yada Fransa gibi duzenli piril piril bir avrupa sehri olamaz. Hepsi farkli kulturlerin yasadigi bir yer ki zaten bu sekilde gezen bir kisi bosuna gitmesin bu mantikla hic bir yere. Yaklasik bir ay once 4 gun kaldik bu guzel ulkede. Her sey inanilmaz ucuz. Insanlari yardimsever. Yemekleri muthis lezzetli ve inanilmaz ucuz. Hatta su ana kadara gezdigim ulkeler arasinda en ucuzu. ARNAVUTLUK Tiran dan ibaret degil ki Tiran da cok farkli bir sehir kesfetmeyi bilirsen. Berat, Gjirokastre gibi Osmanli sehirleri var. En guneyin de inanilmaz dogasi ve kumsallari ile Khsamil var. Vlore var. Dhermi var. Himare var. Bu kadar acimasiz yorumlar yapmayin lutfen. Ya da siz en iyisi gezmeyin nasil olsa bakis aciniz degismeyecek. Saygilar. Merhaba. Ben Arnavutluk'a turistik seyahat yapmadım. İş için defalarca bulundum. Deneyimlerim birkaç günlük bir seyahat sonucu oluşmadı Arnavutluk hakkında. Fransa ya da Avrupa hayranı değilim. Marsilya Fransa'da olmasına rağmen benim için Arnavutluk'tan farklı bir yer değil. Medeniyet denilen şey Avrupa demek değil benim için. Medeniyetin belirli olmazsa olmazları vardır: Kadın hakalarına saygı, insan haklarına saygı, ifade özgürlüğüne saygı, tartışma kültürü, siyasi görüşlerini ifade edebilme özgürlüğü, engellilerin haklarına riayet edilmesi gibi. Bunların olmadığı yer benim için medeni değildir. Gerçekler acıtır, acımasız görünse de. Sırbistan'ın da Arnavutluk'tan ya da Bulgaristan'dan bir farkı yok benim için. Aşırı milliyetçilikten gözleri ve vicdanları kör olmuş insanlara tahammül edemiyorum. Dinleri ve dilleri ne olursa olsun. Birinin Büyük Arnavutluk hayali var, bir diğerinin büyük Sırbistan. Yunaistan'ın da Megalo Idea'sı var. Tursitik yerlerde hissedemezsiniz bunları çocu zaman, ancak o insanların içine girince bu tür sabit fikirleri, tahammülsüzlükleri ve yobazlıkları dayanılmaz oluyor. Trafikte makas atıp çoluğunuzu çocuğunuzu öldürme riski olan insanlarla dolu bir yere gidip hayatını size emanet eden sevdiklerinizi hiçe sayan ülkeleri ziyaret etmek istiyorsanız, buyrun edin. Herkes özgür. Arnavutlar barbardır Osmanlıyı satmayan tek Millettir. Arnavut olmaktan gurur ve şeref duyuyorum. hem arnavutlar barbardır diyorsun hem gurur duyuyorsun.. nasıl oluyor bu.. Koruganlar kültür mantarı üretmek için kullanılamaz mı? O kadar masraf ve emeğin ürünleri atıl kalmamalı. Arnavutluk korugan dolu bir ülke, şekilleri mantara benzetiliyor. Çok iyi dediniz, değerlendirmek gerek. Restoran, göçmen barınağı, kafe, pizza fırını, mantar çiftliği, arı kovanı, kumsal kabini, çiçek serası, hostel, büfe olarak kullanılanlar ve bu yönde kullanılması için öneriler var. Ama bunlar tek tük küçük girişimler halinde maalesef, devlet desteği veya organizasyonuyla bu yüzbinlerce koruganın değerlendirilmesi gerek bence. İstanbul'da da yapılmış ikinci dünya savaşı sırasında ve atıl vaziyette duruyor. Bizim Trakya'da Gelibolu çevresi ve yolunda çok var ama İstanbul'da korugan olduğunu duymamıştım. Bazı ülkelerde oluyor ama bir şekilde anlaşıyorum. Arnavutluk gezimde de hiç bilmeyenlere rastladım örneğin, ama sorun yaşamadım. Merhaba. Otobüs bulursunuz, sorun yok. Ben Arnavutluk'ta iken Karadağ'a direkt otobüs yoktu. Otobüs ücretşerini bizdeki aynı mesafelerden biraz daha ucuz olarak düşünebilirsiniz. İyi yolculuklar. Endişe etmeyin, Arnavutluk gezinizde sorun yaşayacağınızı sanmıyorum, birçok gezgin seyahat ediyor. Para olarak miktar veremem, ama Türkiye'den ucuz bir ülke. Benim de Tiranda yemek yediğim bir mekan da- Mekan Bakanlıkların orda bir İtalyan restauranttı avm gibi bir yerin giriş katındaydı ve arka kapısı parka açılıyordu yemeğin içinden tırnak çıkmıştı, arkadaşımınkinden de saç çıktı. Ahh keşke isim verebilsem ama gitmeyin oraya!!! 500 yıl aradan sonra = 50 komunist enver \"hoca\" zülmüden kurtulmadı için malesef!!! avrupalı ırkların üzerinde gerçekleşen en iğrenç deneydi! Bazı yorumlar gerçekten acımasız geldi bana. Geçen yıl ben de makedonyaya geçiş için tirana bilet almıştım. Tek bir günümü ayırdığım tiranda oldukça güzel vakit geçirdim. Herkes inanılmaz yardımseverdi. Ohrid ye geçmek için bilet ararken nereden alacağımı sorduğum tüm insanlar bizim için seferber oldu adeta. Hatta dükkanını kilitleyip bizi otobüs firmasına kadar götürdü. Kaldığımız hostelde ingilizce bilmiyorlardı. Bloglardan edindiğimiz bilgiye göre italyan kültürünün kente nüfus ettiğini ve italyanca konuşulduğunu okumuştum. İtalyancamı kullanarak hostelde derdimi anlattım. Trafiği gerçekten çılgın, gündüzü sıcak gecesi buz gibiydi. Ama ben sevdim tiranı. Üzerinde hala atamadığı yorgunluk var. zamanla avrupaya uyum sağlayacağını düşünüyorum. Henüz gitme fırsatım olmasa da arnavutlukta görülmeye değer berat, ergiri, vlora ve durres de listemde. selamlar alper bey feyz alıyorum yazılarınızdan. arnavutluk durresde şirketim var. arnavutlar türk dostudur çoğu türkçe bilir ülkenin bürokrat kısmının çoğu türkiye'de evi olan türkiyede yetişmiştir her ülke kadar güvenli ve güvensiz yanları vardır beş yıldır arnavutlukda arabamı kitlemem türk plakalı almanya'da soyuldum. Merhaba Tan Bey. Arnavutluk'ta yaşam hakkında oraya yerleşmiş bir Türkten bilgi almak ne güzel. Arnavutluk tarihi ve kültürel olarak bize yakın bir ülke. Hangi sektörde iş yapıyorsunuz? Durres'te yaşıyorsunuz sanırım, nasıl bir şehirdir? Arnavutluk kültürüne alışmanız kolay oldu mu? Selamlar. Merhabalar. Bu sayfayı geç buldum o yüzden sorduğum soruya cevap alabilecek miyim bilmiyorum ama ben de yurt dışında yaşamak için girişimlerde bulunmak istiyorum o yüzden sizden bilgi almak istemiştim. Çok teşekkürler şimdiden. şunu da eklemek isterim arnavutlukta özellikle herhangi bir kötü muameleye maruz kalırsanız türk büyük elçiliği dünyada olduğu gibi anında müdahale ediyor gerekirse o ülkenin yeraltı yerüstü insanlarıyla temas kurup yada kurdurup olmazları olduruyor. sizin de söylemlerinizde belirttiniz gibi vatandaşlarımızın hiç çekinmeden her yere gitmeleri. Ben de ülkede iyi davranışlar gördüm. Arnavutluk'ta yaşam ve işiniz hakkında bilgiler için teşekkür ederim. Saygılar. Arnavutluk ve Tiran hakkında yardım teklifiniz için teşekkürler. İyi seyahatler. İş konusunda bilgim yok ama Arnavutluk'ta iş kuran veya çalışan okurlarım bilgi verebilirler belki. Alperbeyin uyarısı üzerine doğru yerdeyim sanırım iyi bir internet kullanıcısı olamadım. Engin bey biz onyıla yakın Arnavutluk dures gemi işletme ve yakıt sektöründe çalışıyoruz bilgi edinmek istediniz her konuda elimizden geleni yaparız selamlar. bilginize: kırımdan savaşından kaçan kırım müsevileri arnavutluğa yerleşti ve fazla zaman geçmeden memlekettin en önemli yerlerini ve makamlarına göz koydu. komunist diktatör enver hoca aracılığıyla arnavutları katletti ve neredeyse tamamen kendi insanlardan meclis kurdu! başka bir detay bugün hala israel-arnavutluk arası vizesiz seyahat ediliyor? israel neden bu fakir ülkeden vize istemiyor acaba? uzun lafın kısası arnavut milleti de bu bedeli de çok ağır ödediği bügün ortada!!! Merhaba. Türkiye'den birçok turist uçakla Tiran'a gidip araba kiralayarak Arnavutluk ve Karadağ'ı geziyor, sorun olmaz. Eğer çoksa direk Karadağa bilet alacağım çünkü bilgi verirseniz sevinirim. Tiran'dan Karadağ'a ulaşımın maliyetinin kaç para olduğunu hatırlamıyorum ama burada sorunuzu gören okurlarımdan yeni gitmiş olanlar yanıtlayabilirler. İyi yolculuklar. alper bey öncelikle yazılarınız için teşekkürler. Merhaba. Tiran'dan Ohrid'e geçmek için minibüsle Pogradec'e, oradan da sınıra taksiyle gitmek gerekiyor. Sınırı yürüyerek geçtikten sonra Ohrid minibüsleri var. Ben bu kadar günde bu kadar yer gezilebileceğini düşünmüyorum. Şehir listenizi kısaltmanızı öneririm. Paranın yeterli olacağını sanmıyorum. Sınır geçişlerinin masrafı, yukarıdaki Arnavutluk Makedonya sınırı gibi taksi gerektirmesi veya ülkelerarası minibüs veya otobüsün olup olmamasına bağlı. Merhaba. Arnavutluk'ta hiç araba kullanmadım ama aracıyla gitmiş olup sa sorun yaşayan duymadım. Rica ederim. 🙂 Evet, Sırbistan ve Karadağ arasında birçok şehirden diğerine direkt otobüs ve minibüsler var, sorun yaşamazsınız. Balkanlar seyahatinizden dönünce yorumlarınızı ve izlenimlerinizi beklerim. Arnavutluk Türkiye'den ucuz bir ülke. 10 lira civarına denk gelir. Burda da aynı fiyata eger borek yemek istiyorsan- okadar da ucuz değil. Sizde 15 tl döner simit yemekler var ama burda böyle yemekler yok tabiki. Merhaba Alper Bey su anda ailemle turkiye den bulgaristan a tatile geldim. devaminda sofya uskup tiran dures yunanistan olarak dusunuyorum. yol. para. konaklama ile ilgili onerkilerinizi paylasirsaniz cok sevinirim. tesekkurle. Merhaba. Sofya'da Üsküp'e çok rahat otobüs bulursunuz. Üsküp'ten Ohrid'e gidip minibüsle Arnavutluk sınırına gidersiniz. Yürüyerek sınırı geçip Arnavut tarafından taksiyle en yakın şehir Pogradec'e geçersiniz. Sofya'da güzel bir daire kiraladım ben, ilgili yazımda var, tavsiye ederim. Üsküp'te kötü bir otelde kaldım, tavsiye edemem. Para konusu kişiye göre değişir ama Arnavutluk ve diğer üç ülke Türkiye'den ucuz. Alper bey sizi tekrar rahatsız edeceğim. Arnavutluktan Karadağ'a geçişiniz ne kadar tutmuştu. Sormamın nedeni Karadağda bir hostelin transfer servisi var 35 euro karşılığında. Tutar hemen hemen aynıysa hostelin transferini kullanmayı düşünüyorum. Maalesef ne kadar ödediğimi hatırlamıyorum ama 35 avrodan daha ucuz olduğu kesin. Bu sorunuzu görüp çok yakında Arnavutluk'tan Karadağ'a geçmiş olanlar bilgi verebilir. Merhaba Enver Bey. Arnavutluk'ta başkent Tiran dışında en ilginç gezilecek yerler arasında Osmanlı evleri, camileri, tekkeleriyle Berat var. Kruje Kalesi de ülke tarihinde önemli bir yere sahip. Deniz tatili isterseniz Saranda güzel. Ben araba kullanmayı bilmediğim için araç rotası bilmem. Karadağ'a geçmenizi öneririm, çok güzel; Budva ve Kotor harikadır. Diğer tarafta Makedonya'da Ohrid var göl kıyısında. Arnavutluk para birimi lek Türk Lirası ve Amerikan Dolarından düşüktür. 1 Türk Lirası 40 Arnavutluk Leki ediyor. 1 Amerikan Doları 125 lek ediyor. Sizinki saçma. Dünyada hala en çok ilgimi çeken bir ülke. Özellikle Enver Hıca döneminde görmek isterdim. Bildiğim kadarıyla komünizmin yıkılışından önce de Arnavutluk'a turlar vardı. Bende hala 80li yılların broşürleri var. Skype adım samiertaga. Eklerseniz resim gönderebilirim. mümkünse bosna ile arnavutluğu kıyaslar mısınız? ekonomi, insan davranışları, trafik, doğa. Merhaba. Tiran daha sakin, az gidilen, biraz daha küçük bir şehir. İkisinin de çevresinde güzel doğa var. Tiran denize daha yakın. Merhabalar, ben arnavut göçmeni bir aileden geliyorum. Ve bu aralar arnavutluktan vatandaşlık alsakmı diye düşünüyoruz gerekli görüşmeleri yaptık kolay gibi duruyor dedem arnavut vatandaşı olduğu için. fakat değer mi değmez mi orda yaşanır mı yaşanmaz mı bilemiyoruz. tek avantajı avrupa ülkelerine vize gibi duruyor. sizce düşünceleriniz neler yaşanılır biyer mi yorumları eskiden yeniye okudum git gide bir gelişme olmuş sanki. Yurt dışına yerleşmeyi düşünmediğim için o gözle bakmadım, pek bir şey diyemeyeceğim. Ekonomisi pek gelişmiş olmasa da terör olmayan bir ülke. Bence önce bir gezmeye gidip bir süre kalmanız iyi olur. Merhaba. Karavan tecrübem yok bilemiyorum ama sorun çıkacağını sanmıyorum. Arnavutluk'ta doğal güzellik olarak gezilecek yerler arasında tüm Arnavutluk sahileri, Skadar Gölü, Dajt Dağı, Koman Gölü, Vrella e Shoshanit, Peshkopi, Lura, Delvine, Ksamil Adaları sayılabilir. Merhaba ek bilgi olarak tiran-ohrid arası sınır geçişi için biz tirandan hakbus adlı bir firma ile strugaya geçip strugadan taksiyle 10 euro ya ohrid ye ulaşmıştık. bu yolculuk pasaport kontrolleri ile birlikte 4 saat sürmüştü, araçlardan da çanta kontrolü için inmiştik sadece, yürüyerek geçmedik sınırı. bu firma ile struga ya da ohrid ye ulaşılabiliyor, epey araştırdık ama başka firma bulamamıştık. bizim gitmek istediğimiz gün ohrid ye bilet kalmadığı için struga aracına binmiştik. Arnavutluk Makedonya ulaşım bilgisi için teşekkürler. Merhaba Mehmet Bey. Tiran'dan Podgorica'ya tarifeli direkt otobüs yok. Önce İşkodra, sonra sınıra ya da Uljinc otobüsüne binebilirsiniz. Oradan başka bir minibüsle devam edersiniz. Ancak Montenegro Hostel Travel Agency adlı firma Ethem Bey Camii'nin yanından saat 14:00'te direkt Budva, Kotor ve Podgorica'ya minibüs kaldırıyor, 35 avro. Tirana International Hotel'in arkasındaki Drita Travel da Karadağ'a aktarmasız minibüs kaldırıyor, Podgorica ve Budva 25 avro; Kotor ve Tivat 30 avro. Balkan ülkeleri izlenimleriniz ve bloguma ilginiz için teşekkür ederim. Çok teşekkürler. Arnavutluk başkenti Tiran'da merkezi ve modern 2 oda 1 salon dairelerin kiraları 300 avro civarında. Ülkenin diğer şehirlerinde daha düşük. Alper Bey merhaba. Yazılarınız insanın ufkunu açıyor. Arnavutluk'da Dures şehrine gitmiştim. İnsanlar çok sıcak kanlı ve Türkleri çok seviyorlar. Hatta tanıştığım birisi Türkiye'de bizim nüfusumuzdan daha çok Arnavut yaşıyor demişti. Haklı olabilir. Bir de bizdeki büfelere benzer dükkanlar vardı ama onlar kitap satıyordu. Çok hoşuma gitmişti. Kazasız belasız ve keyifli seyahatler dilerim. Merhaba İrfan Bey. Blog yazılarıma ilginize teşekkürler. Evet Arnavutlar Türkiye ile epey ilgili. Keyif almanıza sevindim. Yolunuz açık olsun. Sadece 1 kaç saat geçirdim orada pek donuk geldi bana Tiran ama alışveriş merkezi gibi bir yerde yemek yedik pek de esprisi yoktu. ya bizden fazla para aldılar ya da Türkiye'den fiyat olarak bir farkı yok. bir daha gider miyim gitmem sanırım. Arnavutluk Türkiye'den ucuz bir ülke ama sanırım lüks bir yer denk gelmiş size. İyi seyahatler. Balkan ülkelerinden Arnavutluk, Bosna-Hersek, Karadağ, Sırbistan ve Kosova'ya vize yok, diğerlerine var. Bunların hepsi Türkiye'den ucuz. Öğrenciyim tek başıma gezeceğim ama olsun zevkli olacağını düşünüyorum. Merhaba Nurullah bu yaz ben de balkan turu düşünüyorum, öğrenciyim aynı sekilde, tek gitmeyi düşünüyorum ben de zevkli olabilir. Arnavut kökenli biri olarak ben de ucuz ve stratejik olması sebebiyle Tiran'a gittim. Tiran çok kasvetli o komunizm zamanından kalan binalar insanın içini karartıyor. Pek düzenli ve temiz bir yer değil. Sokakları lağım kokuyor insanları çok iyi fakat çok hır tipler de var. Durres e ve Shkodraya da gittim. Durres çok vasat hiçbirş ey yok limandan başka Shkoder daha sakin ve düzenli insanları çok daha düzgün. Ama en güzeli Ulqin. Karadağ'da Balkanların Antalyası gibi baya uzun plajları var. Halkı çoğunlukla Müslüman ve çok sevecen çok görgülü temiz hoş insanlar. Güney taraflarını Dermi Himara Ksamil çok güzel anlatıyorlar ama bi Budva Kotor Ulqin olamıyor maalesef vaktinde kalan komunizmin kotü sohretinden. Amma velakin kesinlikle gitmeyin demem muhakkak gidin Karadağa Makedonyaya gidecekseniz de Tirandan gidin hem daha ucuz hem daha akıllıca ve en güzel tarafı Karadağa Bosnaya göre ucuz olması. Merhaba Reyhan Hanım. Tiran'dan Atina'ya tren yok. Zogu i Pare Caddesi'ndeki birçok acenteden otobüs bileti bulabilirsiniz. Otobüs yolculuğu 17-18 saat sürer. Merhaba. Dıraç'a gitmedim. Arnavutluk turizmi örneğin bir Yunanistan ile karşılaştırılamayacak düzeyde, çevresindeki Karadağ veya Bulgaristan'dan da zayıf, ama gelişiyor, hoş bir tarih ve deniz tatili potansiyeli var. Dıraç'a gitmedim. Yollar bizdeki gibi kesinlikle değil ama fazla sürat yapmadan olur bence, ama motor konusunda deneyimsizim, motor tutkunlarının forumlarında sormakta yarar var. Rica ederim. ohrid'den tirana geçmek için aşatırmalarım sonucu yaz döneminde çok erken saatlerde otobüs olduğu yada struga'dan otobüs olduğu bilgisi var. Merhaba. Ohrid'den Arnavutluk sinirina giden minibusler var. Oradan taksi ve minibusle devam edersiniz. Direkt minibus ise bildigim kadariyla 16:40 ve 17:00'de var. Bir cok yer gezdim dolastim, ancak ilk baslarda hosuma gidip yerlesme karari aldigim yerleri tanimaya baslayinca, bircok acidan bizlere uygun olmadigini gorup oradan ayrıldim. Şu an Gurcistan Tiflis'teyim ancak Tiflis doga olarak guzel olmasina ragmem insanlarinin yabancilara karsi tutumlarinin pek hos olmamasi ve her firsatta dolandirmaga calismalari nedeniyle burda da kalamayacagima karar vwrdim ve bir arkadasimin tavsiyesi ile Arnavutluk'a gitmeyi ve hatta mumkunse orda bir hostel acmayi dusunuyorum. Bu acidan, sizden ricam bu konuda biraz bilgi vermeniz, mesela hostel acmak icin yasal zorluklar var midir veya bu is icin en uygun sehir hangisidir, vb gibi. Teşekkür ederim. Merhaba. Arnavutluk gezmek için gittiğim bir ülke, iş kurma koşullarını bilmiyorum. Ancak sorularınızı gören okurlarımdan bu konuda bilgisi olanlar varsa yazarlar. Arnavutluk ta iş kurmak için hakan beyin yazısını gördüm. Bu konu için Tiran da bulunan avukat arkadaşıma yönlendirme yapabilirim. Merhaba. Arnavutluk'ta iş kurma koşullarını bilmiyorum. Okurlarımdan bilgisi olan varsa yanıtlasın lütfen. Merhaba. Balkan ülkeleri gezi yazılarıma ilginize teşekkürler. Ben fazla fiyat isteme veya pahalı yemek fiyatına rastlamadım, tanıdıklarımdan da duymadım. Hangi ülke, şehir, otel ve lokantada bunları yaşadıklarını sorup buraya yazmanızı rica ederim ki gidecek olanlar bu turistik tesislerden kaçınsınlar. Alper bey Sırbistan da Belgrad da yaşamışlar bu sıkıntıyı. bahsettiğim yerler semt lokantaları ve pansiyonlar, yani otel değil. Turist olanlar anlaşılınca fiyat listesinde atıyorum; 5 lira yazmasına rağmen arkadaşlardan 10 lira istemişler bir de erken rezervasyon durumu yüzünden extra para ödemek zorunda kalmışlar. Ben dil farkından dolayı birbirlerini yanlış anladıkları yüzünden orta yol bulamadıklarını düşünüyorum. Umarim öyledir zira gider gitmez bir kültür şoku ;)) yaşamak istemem. Daha önce Belgrad ile ilgili böyle bir şey duymamıştım. Mekanların adını yazmak sağlıklı olacaktır. Size bir sorum vara ama öncelikle Alper Bey'e güzel gezi yazıları için teşekkür etmek istiyorum. Sorumu Alper Bey'e değil de size sormamın sebebi sizin orada yaşıyor olmanız, dolayısı ile güncel bilgiler alabilecek olmam. Ben 4-6 Ekim 2018 de Tiran, Durres ve İşkodra şehirlerini gezdikten sonra Makedonya Ohri'ye geçmek istiyorum. Hem bu şehirler arası ulaşım hem de Ohri'ye kolay ve ucuz ulaşım için tavsiyenizi öğrenmek isterim. Aslında mail adresinizi paylaşırsanız daha detaylı sorularım olacak. Merhaba Sema Hanım. Bloguma ilginize sevindim, teşekkürler. Vizesiz bir ülkeden diğer vizesiz ülkelere giriş yapabilirsiniz sorun yok. Merhaba. Bu ülkeye göre değişir. Örneğin Arnavutluk'ta Türkiye'den daha ucuz bir tatil yapabilirsiniz. Merhaba Göktürk Bey. Hayır öyle bir şey yok, yalan söylemiş. Alper bey merhaba, ben 6 günlük bir gezi planlıyordum, 2 gün Tiran ve 4 gün Saranda Ksamil şeklinde, ama Arnavutluk kendi halinde bir ülke sanırım, o yüzden Arnavutluk'a gitmeden evvel şu şu ülkeleri görmelisiniz önce deseniz ilk 10 sıralamanız nasıl olurdu? Teşekkürler. Merhaba Fatma Hanım. Rica ederim. Blog yazılarımın işe yaraması ne güzel. Ben de sürekli gezemiyorum maalesef, sadece tatillerde. Gittiğiniz ülkelerin hepsi güzel bence. 2020 yazı için şimdiden plan yapmanız ne güzel, ben hiç bu kadar öncesinde karar verip bilet almadım. Gidiş uçuşunuz Atina'ya, dönüş uçuşunuz Tiran'dan olduğuna göre bu bir çoklu bilet, genelde pahalı olurlar, ne kadar şu anda bilet? Arada hiç uçuş olacak mı? Tiran Korfu arasını otobüs + gemi şeklinde mi düşündünüz?Değişik bir plan. Benim gördüklerim ve bloguma yazanların çoğu Tiran'a bilet alıp Arnavutluk, Karadağ, Sırbistan ve Makedonya'yı gezenler. Bence hoş bir tatil planı, gerçekleştirin. o 3 uçuş 1300 liraya çok uygun, sanırım uzun zaman sonraya olduğu için. Bölgede klasik güzel bir rota olarak Arnavutluk, Karadağ, Sırbistan, Bosna-Hersek, Makedonya olabilir; aralardaki yolculuklar minibüs ve otobüsle. Zamanınız 1 hafta ise kısıtlı ise bu beş ülkeden ikisi veya en fazla üçü seçilerek küçük bir Balkan turu yapılabilir. Merhaba. Gezi yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Arnavutluk ve Karadağ Türk vatandaşlarından vize istemiyor, Arnavutluk'tan Karadağ'a geçerken de bundan yararlanma hakkınız var, sorun olmaz. Tedbiren otel veya ev rezervasyonu ile dönüş biletinizin çıktıları yanınızda olsun. Türkiye'den birçok kişi bu sınır geçişini yapıyor. Yorumları okudum kimi olumlu kimi olumsuz yorumlamış. 2 yıl önce Arnavutluk'a yolum düştü. Ama asıl istediğim Kosova oradan Makedonya idi. Modern olmasalar da hele Prizren buram buram Osmanlı izleri. Dil sorunu yok. Çoğu Türkçe konuşuyor. İlk başlangıcı Bosna Mostar ordan Kosova'ya ordan Makedonya'ya geçtim. Kısmet olursa önümüzdeki Yaz Arnavutluk Karadağ planlıyorum. Tabi ben Almanya'dan arabamla çıkıyorum harika oluyor herkese tavsiye ederim. Ecdad kokusu alın. O Müslüman mezarlıkları ay yıldızlı taşlar, herkese iyi gezmeler."} {"url": "https://celebialper.com/atilla-dorsay-ile-film-analizi/", "text": "Hürriyet gazetesinin Bumerang Deneyim Günleri adlı etkinliklerinden olan Atilla Dorsay ile film analizi için seçilen blog yazarlarından biri olduğum için sevindim. İki kez izlemiş olduğum Sunset Bulvarı filmini bir kez de Atilla Dorsay ile izleyip hakkında konuşmaktan onur duydum. İzlediğimiz film, film analizi, Hollywood, Türk ve dünya sineması hakkında konuştuk. Daha önce de Sinematek'te film analizi etkinliğine katılmıştım. Türkiye'nin önde gelen sinema eleştirmeni Atilla Dorsay ile olmak, birlikte şahane bir Hollywood klasiği izlemek heyecan verici. Türkiye'nin bence en iyi sinema eleştirmeni olan Dorsay, Hitchcock, Kusturica, Angelopoulos gibi dev yönetmenleri şahsen tanıyan, yurt dışında da saygın bir isim. Geçmişte Sinematek'i kurarak ülkeye Potemkin Zırhlısı, Yurttaş Kane, Sunset Bulvarı gibi şaheserleri kazandıran, uzun yıllar boyunca artık olmayan kültür-sanat kanalı TRT-2'deki sadık izleyicisi olduğum programında muhteşem filmler sunan, çoğu sinema üzerine 50'den fazla kitabıyla en üretken sinema eleştirmenimiz Atilla Dorsay, müzik, yemek kültürü, seyahat ve şehircilik alanında da saygın bir isim. Her yere olduğu gibi film analizi etkinliğine de erkenden gittim, yoğunluğu nedeniyle son anda geleceğini tahmin ettiğim duayen eleştirmen oradaydı. Bumerang'dan sevgili Hilal ve Ahmet, ustaya beni \"gezgin\" olarak tanıştırırlarken heyecanlandım. Seyahatlerimden, kitaplarından ve seyahatlerinden konuştuk; 50 ülkede bulunmuş. Atilla Dorsay film analizi etkinliğinde benim de çok sevdiğim iki Türk yönetmenden bahsetti. Reha Erdem'in Beş Vakit, Kosmos ve Hayat Var filmlerini beğeniyor. Üçünün de DVD'si koleksiyonumda var ve severek izledim. Dorsay, Nuri Bilge Ceylan'ın Üç Maymun ve Uzak filmlerini başarılı buluyor, Kasaba'yı beğenmemiş. Nuri Bilge Ceylan'ın Uzak başta olmak üzere tüm filmleri harika. Fakat yıllarca ünlü olmayan, hatta oyuncu bile olmayan kişilerle çektiği, bence dünyanın en saygın sanat filmleri festivali Cannes'dan ödüller toplayan filmlerinden sonra Üç Maymun'da türkücü oynatmaya neden ihtiyaç duyduğunu anlamıyorum. Sinema eleştirmeni bir arkadaşım Yavuz Bingöl'ün dizi oyunculuğunda bile başarısız olduğunu söylemişti; bırakın adam türkü söylesin. Nuri Bilge Ceylan sonraki filminde de Yılmaz Erdoğan'ı oynattı; bırak adam komedi filmi çeksin. Hayranı olduğum Ceylan bence bu ülkede yetişen en iyi yönetmenlerden; fakat bu popülerlik merakı Ata Demirer ve Şahan Gökbakar'a kadar giderse ben ve benim gibi düşünen birçok sinemasever izlemeyi bırakırız. Atilla Dorsay film analizi etkinliğinde senaryosunu Orhan Kemal'in eserinden Vedat Türkali'nin yazdığı, Lütfi Akad ile Memduh Ün'ün yönettikleri 3 Tekerlekli Bisiklet filmi ile Attila İlhan'ın yazıp Ömer Lütfi Akad'ın yönettiği Yalnızlar Rıhtımı filmini, Türk sinemasında edebiyatçıların yazdığı film sayısının ne kadar az olduğunu vurgulayarak örnek gösterdi. Atilla Dorsay kısa süre önce bir etkinlikte tek bir film seçmesini isteyen gereksiz bir soru alır. \"İzin verin de iki tane seçeyim\" der ve bunlardan biri klasik, biri modern olur: Efsanevi klasik Kazablanka ve modern sinema çağının kült filmi 2001: Bir Uzay Destanı. İnsanlığın macerasını Darwinist bir temelde, derin felsefi göndermelerle işleyen Stanley Kubrick, 2001 filminde gerçekten destan yazıyor. Dorsay, A Spacey Odyssey filmi için asla \"bu filmi yeterince izledim ve tamamen anladım\" denemeyeceğini söyledi. Ben de ikinci izleyişimden sonra aynı şeyi düşünmüştüm; tıpkı Andrei Tarkovsky'nin Solaris'i gibi. 1968 yapımı başyapıt, hala dünyanın en iyi bilim-kurgu filmi kabul ediliyor. Bir gün bu filmlerin ele alınacağı bir film analizi etkinliğine katılmak ne güzel olurdu. Atilla Dorsay film analizi etkinliğinde sinema sanatının doğuşunun 100. yılına armağan ettiği 100 Yılın 100 Filmi adlı kitabındaki bazı filmlerden bahsetti, Hollywood ve Türk sineması hakkındaki görüşlerini anlattı bize. Hollywood'un dünya sinema endüstrisini kurduğunu ve sinema sanatına büyük katkılar yaptığını söyledi. Hollywood filmlerindeki, melodramlarındaki karakterlerin ne kadar güçlü ve karmaşık olduğunu, oysa Yeşilçam'ınkilerin son derece sığ ve düz olduğunu vurguladı: \"Yeşilçam melodramları için son zamanlarda 'samimi' deniyor, sanatta samimiyetin nasıl bir yeri olabilir?\" Yeşilçam klasiklerini nostaljik ve hoş bulabiliriz, ama önemli birer sanat yapıtı olduklarını söylemek saf dillik olur bence. Dorsay'ın da film inceleme etkinliğinde anlattığı gibi korku filmi izlemek bir ihtiyaçtan kaynaklanıyor. İnsan izlerken \"orada ne kadar korkunç şeyler oluyor, bense burada güvendeyim\" hissine kapılıyor. Psikologlar korku filmi izlemeyi sakıncalı bulmak bir yana, neredeyse öneriyorlar. Atilla Dorsay popüler filmlere karşı değil; sinemanın örneğin bir resimden farklı olarak kitlesel bir sanat dalı olduğunu, her yapımın bir sanat filmi olmak zorunda olmadığını söylüyor. Türk sinemasında son dönemde çekilen tarihi film sayısının ve bunlara ilginin artmasını olumlu buluyor. Yakın geçmişten İstanbul Kanatlarımın Altında filmini beğeniyor. Son çıkan 100 Yılın 100 Türk Filmi adlı kitabına Devrim Arabaları ve Fetih 1453'ü de dahil etmiş. Usta eleştirmen birikimi ve işi gereği filme tarafsız bakıyor, bense meraklı bir izleyici ve amatörce yazan biri olarak yanlış bulduğum yaklaşımı nedeniyle filmi tamamen kötü ve ırkçı buluyorum. Aslında \"ırkçı\" sözcüğü pek uygun değil, Osmanlı diye bir ırk yok; Türk de değiller. Ümmetçilik-ayrımcılık-şovenizm ekseninde bir yapım denilebilir. Film analizi etkinliğinde Dorsay'a Amerikan sineması dışında filmlerine ilgi duyduğu diğer ülkeler soruldu. Dorsay'a göre Amerikan sineması teknolojik açıdan dünya sinemasına en büyük katkıyı yaptı. Onun hemen ardından Fransız sineması, sanat filmleriyle önde geliyor; ilk film eleştirisi, \"7. sanat\" deyimi, tür sinemacılığı Fransa'da doğdu. Fransız sinemacılar ilk sinemateki ve ciddi film arşivini kurarak dünya sinemasına büyük katkıda bulundular, benim de sevdiğim Yeni Dalga akımı onların eseri. İngiliz sineması belgesel sinema ve tiyatro uyarlamaları ile öne çıkıyor. Alman sineması 1920'lerdeki dışavurumculuk akımından sonra günümüzde hala durgun. İtalyanlar eski dönem tarihi filmler ve 1940'ların Neorrealismo akımıyla dikkat çekici. Bunların yanında Güney Kore, İran ve Çin de başarılı filmler üretiyor. Atilla Dorsay ile film analizi etkinliğinde Hollywood klasiği Sunset Bulvarı filmini izledik. 1950 yapımı Sunset Boulevard filmi Türkiye'deki sinemalarda gösterime girmedi ve Dorsay'ın çabalarıyla 1970'lerin sonunda televizyon ekranında ilk kez TRT'de gösterildi. Türkiye'de aynı konuyu işleyen bir film yok. Sunset Bulvarı on bir dalda Oscar'a aday gösterildi ve üçünü kazandı. Sunset Boulevard, Los Angeles'ta ünlü bir cadde. Downtown Los Angeles'tan Hollywood, West Hollywood ile Beverly Hills'in içinden geçip Santa Monica'ya kadar gidiyor ve 35 kilometre uzunlukta. Hollywood kültürü ikonu olup kentin en meşhur caddelerinden, ben de Hollywood gezim sırasında gittim. Film inceleme toplantısı sayesinde yeniden hatırladım. Sunset Bulvarı Atilla Dorsay'a göre türsüz, ayrıksı ve eşsiz bir yapım. En çok kara film türüne koyabileceğimiz Sunset Bulvarı için bir çeşit melodram da denilebilir. Kara filmlerin özelliği olan karamsarlık, endişe, umutsuzluk taşıyor; hiçbir şey eğlenceli ve pespembe değil. Billy Wilder'ın yönettiği Sunset Bulvarı filminde, William Holden başarısız senaryo yazarı Joe Gillis, Gloria Swanson eski sessiz film yıldızı Norma Desmond, Erich von Stroheim ise Norma'nın uşağı Max Von Mayerling rolünde oynuyor. Nancy Olson, Fred Clark, Lloyd Gough ve Jack Webb yardımcı rollerdeler. Yönetmen Cecil B. DeMille ile köşe yazarı Hedda Hopper kendilerini oynuyorlar. Filmde ünlü sessiz sinema oyuncuları Buster Keaton, H. B. Warner ve Anna Q. Nilsson de sembolik ve kısaca görünüyorlar. Film bir havuzda cesedi bulunan adam, cinayet kurbanının çevresindeki polis ve gazeteciler ile eve doluşan meraklı komşuların görüntüsüyle başlıyor. Bu sahne aslında filmin en sonu. Anlatıcı bu cinayetin nasıl işlendiğini göstermek için bizi altı ay öncesine götürüyor. Sunset Bulvarı, iş bulmakta sorun yaşayan, maddi bakımdan hayli zor durumdaki Hollywood senaristi Joe Gills ile unutulmuş ve hınç dolu eski bir Hollywood sessiz film yıldızı olan Norma Desmond'ın hayatlarının kesişmesini anlatıyor. Joe zor durumda olduğu için Norma'nın yazdığı hikayeyi senaryo haline getirmeyi iyi bir ücret karşılığında kabul eder, ardından kadının aşırı isteği sonucu onunla birlikte olmaya başlar. Zaman içinde senaryosunu kendi yazdığı film ile Hollywood'a muhteşem bir dönüş planlayan Norma'yı daha iyi tanımaya başlar. Norma evdeki hizmetçisi Max dışında kimseyle görüşmeden yaşadığı ve yaşlandığı uzun yıllar içinde gerçeklik algısı zayıflamış biridir. Unutulmuş bir yıldız olduğunu kendine itiraf etmektense kendini yalanlarla avutmayı seçmiştir. Joe bir yandan Norma'nın histerik ve depresif halleriyle uğraşırken, genç ve hevesli Betty ile kendi senaryosunu yazmaktadır. Filmin tam öyküsünü anlatmak yerine ilginç bilgiler vereyim. Sunset Bulvarı Amerikan Film Enstitüsü tarafından En İyi 100 Amerikan Filmi listesinde 12. sıraya layık görüldü. Sadece başrol değil yardımcı oyuncular da ünlü sanatçılar ve vurucu karakterler sergiliyorlar. Gloria Swanson aşırı hareketler ve yüz ifadeleri sergiliyor, ama bu bir sessiz sinema yıldızı oluşundan geliyor; o zaman söz yoktu. Sunset Bulvarı filminde Joe eczaneden Abdullah marka Türk sigarası istiyor. Yabancı filmlerde Türkiye'den bir şey görmeyi pek severiz. Filmin yönetmeni Billy Wilder aslında bir Avusturyalı ama Marilyn Monroe ile Tony Curtis'in başrollerini oynadıkları Bazılar Sıcak Sever gibi \"tam bir Amerikan filmi\" diyeceğimiz yapımlara imza attı. Yönetmenin Sunset Bulvarı filmi aslında artık devri kapanmış olan sessiz sinemaya bir saygı duruşu. Sesli sinemaya geçişle işsiz kalan bir yıldızın yalnızlığının öyküsü. Sunset Bulvarı filminin müthiş final sahnesi aşağıda. Siz eskiden büyük bir yıldızdınız. Ben hala büyüğüm, ama artık filmler küçüldü. Sunset Bulvarı filminin tamamını izleyin bence. Final sürprizi şaşırtıcı ve başka hiçbir filmde olmayan bir tekniğin kullanıldığını anlamamızı sağlıyor. - En İyi Sanat Yönetmeni, siyah beyaz - En İyi Müzik - En İyi Özgün Senaryo Ben, Fetih 1453'ü izlemek için birçoklarının aksine sinemaya koşarak değil ancak merak ederek gitmiş ve sinemadan gözyaşları içinde alkışlayarak değil mutsuz bir halde oflayarak çıkmıştım. Film; kurgusu, efektleri, eksikleri, yanlışlarıyla tam bir hayal kırıklığı yaratmıştı bende. O günlerde bana kendimi bir parça iyi hissettiren şeyse bazı öğrencilerimin görüşleriyle beni yalnız bırakmamaları olmuştu. Film analizi yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Fetih 1453 konusunda aynı düşünüyoruz."} {"url": "https://celebialper.com/azerbaycan-gezi-rehberi/", "text": "Azerbaycan Kafkaslar'ın güneyinde, Hazar Denizi kıyısında yer alıyor ve resmi adı Az rbaycan Respublikası. Türkiye gibi Avrupa ve Asya'nın arasında kalan Azerbaycan, bazen Asya bazen de Avrupa ülkesi olarak kabul ediliyor. Azerbaycan'a bağlı Nahçıvan Özerk Cumhuriyeti'nin kuzeyinde Ermenistan, güneyinde İran var ve Türkiye ile de kısa bir sınırı bulunuyor. Azerbaycan tarihi zenginliği, bize benzeyen ama farklılıkları da olan kültürü, lezzetli yemekleri, uygun fiyatları, kardeşçe ve yardımsever halkıyla Türkler için gezmeye değer bir ülke. İşte pratik bir Azerbaycan gezi rehberi. Bir ay süren Gürcistan Azerbaycan Ermenistan seyahatim sırasında gezdiğim Azerbaycan zengin bir kültüre sahip. Çoğunluğu Müslüman olan ülkeler arasında opera ve tiyatronun ilk geliştiği ülke olan Azerbaycan, caz sevgisinin yaygın olduğu bir ülke. Vaqif Mustafazade, Aziza Mustafazade, Hacıbaba Huseyinov, Enver Sadiqov gibi önde gelen caz müzisyenlerine sahip Azerbaycan'ın başkentinde her yıl yapılan Bakü Caz Festivali, birçok ülkeden sanatçı ve caz tutkununu çekiyor. Ben Azerbaycan'a Gürcistan'ın başkenti Tiflis'ten yataklı trenle gittim. Trenin benim tercih ettiğim dört yataklı kopartımanındaki ikinci sınıf ücreti 25 Manat (65TL). İki yataklı birinci sınıf ücreti bunun iki katı. Azerbaycan para birimi Manat olup, 1 Manat = 3.3 TL, yani yaklaşık 0.5 Avro ediyor. Yataklı tren 16 saat sürüyor, sınırda saatlerce bekleniyor. Bakü'ye THY'nin İstanbul, Ankara ve Antalya'dan, fiyatları daha düşük olan Azeri Havayolları'nın ise İstanbul'dan ve Ankara'dan uçuşları var. Genelde 200-300 Dolar fiyatlarla bilet bulunuyor. Haydar Aliyev Havalimanı'ndan Bakü'nün merkezindeki Samed Vurgun Parkı'na giden 16 numaralı otobüsün fiyatı 1 Manat (1AZN). Havalimanı trafik merkezine kadar 10-15 dakika yürürseniz 135 numaralı minibüs 0.40 Manata kentteki 28 Mayıs Metro İstasyonu'na götürüyor. Taksi fiyatları değişik; en ucuzu 15, en pahalısı 50 Manat tutuyor. İstanbul'dan Bakü'ye direkt otobüsler var ama çok uzun bir yol. Türkiye'nin doğusunda iseniz Iğdır'dan Nahçıvan'a geçip uçakla Bakü'ye gidebilirsiniz. Azerbaycan yeşil pasaporta vize istemiyor ama normal pasaporta istiyor. Uçakla gidecekseniz Azerbaycan vizesi Bakü Havalimanı'nda 11 Dolara alınabiliyor ama karadan gidecekseniz vizeyi önceden almak gerekiyor. Yanınızda bir fotoğraf ve kalacağınız yerin adresi olsun. Vizeyi nakit veya kredi kartıyla alabilirsiniz, ülkeden çıkana kadar saklayın. Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Ankara büyükelçiliğinin verdiği bilgiye göre 25 Şubat 2020 yılında yapılan anlaşmaya göre her iki ülke vatandaşlarının umuma mahsus normal pasaportla 30 günlük vizesiz kalma süresi 90 güne çıkartılmıştır yani bordo normal pasaportu olan Türk vatandaşları 13 Ağustos 2020 tarihinden itibaren Azerbaycan'da 90 gün vizesiz kalabiliyorlar. Azerbaycan'da gezilecek yerler çok olsa da ben önemli yerlerin bazılarından burada bahsedeyim. Bakü'de gezilecek-görülecek yerler arasında Kız Kulesi, Şirvan Şah Sarayı, Taza Pir Camii, Şehitler Yolu, Devlet Sanat Müzesi, Nizami Azerbaycan Edebiyat Müzesi, Halı Müzesi, Rus Kilisesi, Rostropovich Müzesi, TV Kulesi, Bakü Filarmoni Binası, Nariman Narimanov Evi Müzesi, El Yazmaları Müzesi, Dom Sovyet, Tagiyev Tarih Müzesi, Bakü Bulvarı, Nizami Caddesi, Havuzlu Meydan, Ermeni Kilisesi'ni sayabilirim. Azerbaycan'ın ikinci büyük kenti Gence'de Şah Abbas Kervansarayı, Juma Camii, Han Bağı, Ermeni Kilisesi, Rus Ortodoks Kilisesi, Kafkas Arnavut Kilisesi var. Selçuk İmparatorluğu döneminde Gence'de yaşayan Nizami Gencevi Leyla ile Mecnun ve diğer önemli eserlerini Farsça yazdı ve burada bir anıt mezarı var. Büyük Kafkas Dağları'nın eteklerinde yer alan Şeki, Han Sarayı, Kervansarayı, İpek Yolu tarihi, arkadaş canlısı halkıyla görülmeye değer bir kasaba. Ali Bayramlı olan adı 2008'de değiştirilen Şirvan gezmeye gidilen bir yer olmasa da ben yabancıların gitmediği küçük kasabaları sevdiğim için gittim. Ülkenin önemli tarihi yerlerinden biri olan Bakü'ye 64 km uzaklıktaki Gobustan'da antik mağaralar, kalıntılar, çamur volkanları ve grizu kayası oluşumları var. Bölgedeki dağlar Büyüktaş, Küçüktaş, Jıngırdağ ve Yazılı Tepe devletin koruması altında. Çok eski kaya oymalarının çokluğu ve kalitesi nedeniyle \"olağanüstü evrensel değer\" olarak kabul edilerek UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne alındı. Gobustan'daki kaya oyma ve resimleri tarih öncesi ortaçağ dönemlerindeki avcılık, yaşam, hayvanlar ve bitki örtüsü hakkında önemli bilgiler veriyor. Naftalan bir sağlık turizmi merkezi. Naftalan'ın adının kökeni olan petrol türevi koyu renkli ve kıvamlı neft, kemik-kas, sinir, damar hastalıkları, deri hastalıkları, üroloji hastalıklarının ve kısırlığın tedavisinde oldukça etkili bir madde olarak biliniyor. Buradaki \"sanatoryum\" denen oteller tedavi ve dinlenmeye gelenlere tam pansiyon hizmet veriyor. Küçük Naftalan kasabasının bir özelliği yok, sadece bu petrol spa'ları için geliniyor. Bakü'ye 157km uzaklıktaki Haçmaz kumsalları ve ormanlarıyla Azerbaycan'ın en turistik yeri. Haçmaz'da Bronz Çağı'ndan kalma Sarkartapa arkeoloji alanı, tarihi Khudat Kalesi, dördüncü yüzyıldan kalma Kafkas Arnavut Camii, on altıncı yüzyıldan kalma Şah Abbas Medrese ve Camii, Demir Kapısı erişilmezliğiyle ünlü olan Derbent Kalesi, gezilecek yerler arasında. Azerbaycan yemekleri bol miktarda mevsim sebzeleri ve yeşillik içerir. Nane, kişniş, dereotu, fesleğen, maydanoz, tarhun, pırasa, kekik, frenk soğanı, mercanköşk, taze soğan gibi taze otlar çok yaygın tüketilir ve ana yemeklere eşlik eder. En çok koyun ve dana eti yenir. Pilav çok önemli bir yemek ve safranlısı gibi birçok çeşidi yapılır. Azeri mutfağında safranlı yapılan 50 çeşit yemek var. Azeriler yoğurt, peynir, ekmek, salata severler. Ülkede Türkiye'de olduğu gibi siyah çay çok içiliyor. Bizim \"ince belli\" tabir ettiğimiz çay bardağına onlar armuda benzerliği nedeniyle armudu diyorlar. Her yerde çay evi var. Ülkede ayran da içiliyor. Bu yazım Azerbaycan gezisi için genel bir rehber. Ülkenin kent ve kasabalarında yaşadıklarımı ve kişisel izlenimlerimi, Azerbaycan Turu yazımda anlattım. Bendeniz 8 yıldır Azeri bir Hanımla evli olmasına rağmen henüz Azerbaycana gitmemiş birisi olarak ilgiyle okudum yazdıklarınızı ve ilk fırsatta gitmeye karar verdim. teşekkürler dostum. Buna sevindim Davut Bey, iyi yolculuk ve mutluluk dilerim. Çok sevimli ve sıcak insanlrı var bende bi gün gidip görmek ve gezmek istyorm.. İnşallah.. Yeni internet yasası ile gidip yaşayacak ülke arıyorduk galiba bulduk. Dilimizde hemen hemen aynı zaten. Slam Davut kardeşim. ben 4 yıl AZ. Bir kızla çıktım 5 kere AZ. gittim. sonuç olarak iki kere de istemeye gittim, Annemle ve teyzemle. ama babası vermedi sebebi uzak dedi ve yaş farkı var dedi. kız kaçarım dedi ama babası elinden kimliğini aldı kaçmasın diye. yani sen benden çok şanslıymışsın. aradaki farkı göz önünde bulundurursak. git gör gez oraları çok güzel yerler. Azerbaycan yeşil pasaporta vize istemiyor ama normal pasaporta istiyor. Uçakla gidecekseniz Azerbaycan vizesini Bakü Havalimanı'nda 10 Dolara alabilirsiniz ama karadan gidecekseniz önceden almak gerekiyor. duşbara, börek değil kardeşim. Bir nevi mantının sulu halidir. Teşekkürler bilgi için Rauf bey, düzeltiyorum hemen. Ben de ilginize teşekkür ederim. Şeki'ye kısaca değindim, ayrıca bir yazıda anlatacağım. Selamlar. Keşke gitmişken Kebele'ye da gitseydiniz. G lin Az rbaycana. Gözümüzün üstünd yeriniz var. Çok sağ olun Sevinç Hanım, aynı şekilde burada da öyle. Yararlı bir Azerbaycan seyahat rehberi yazmışsınız. Azerbaycan'a gitmek isteyenler için iyi bilgiler içeriyor. Azerbaycan hakkında bilgiler için teşekkürler. Ayrıntıları bekliyorum. Tam 1 yıl oldu döneli. 1 yıl önce 1 ay boyunca arşın arşın gezmiştim ülkeyi. 2. ailem dediğim bir aileyi bulmuştum bu memlekette. Tike kebabının tadı hala damağımda. Pitiyi orada çok sevmemiştim ama dönünce canım istedi nedense 🙂 Bir memleket sanata bu kadar açık olabilir mi diye sorgulamıştım hep. Kimle tanışsam bir enstrüman çalabiliyordu. Türküm dediğinde kardeş gibi kucaklıyorlar insanı. Erkekleri bayanlara karşı en terbiyeli ülke olarak gösterebiliriz Azerbaycan'ı. Bu kadar güzel bi bilgi için teşekkürler!!! Alper abi, t ş kkürl r. Ölk miz haqqında çox göz l yazmısınız. Lap f xr el dim. Allah siz ömür versin. Blogunuz da çox maraqlı alınıb. Teşekkürler Ali kardeşim. Azerbaycan gezimi daha yazacağım. Teşekkür ederim. İsterim tabii ama masraflı olur bu, çok pahalı bir ülke. Yaziniz güzel olmuş fakat tam bilgilendirememişsiniz. evet azerbaycan guzel yer fakat çok paraya düşkün kardeş ülke ona sözümüz yok ama kotu yanlarını da yazayım. Taksiler özellikle!! Türk gördüklerinde yüksek fiyat çekerler, 5 manatlık yola 15 azn alırlar kazıklamada bir numaralar. 28 tarafta bol masaj salonu olan fakat hiç masaj yapılmayan yerler var anlamışsınızdır umarım. Sicakkanli insanlar orda var ayda 200-300 manat maaşla yasayan ama mutlu, hak yemeyen hakki olmayanı istemeyen insanlar da var. Gence den gerisi türkiye adetlerine vs daha yakin. Merak eden varsa soru sorabilir. Saygilar. Site de cok güzel olmuş okumaya doyamıyorum. Tesekkurler. Havalimanındaki güvenlik beni taksi diye birine yönlendirdi. Taksici sandığım adam hemen valizimi Aldı. Bende KARDEŞ ülke hürmeti sandım! Benim yönlendirildiğim taksi değil normal araçmış ve taksimetresi yoktu. Korktum ama birşey de yapamadım. Terbiyemden valizim adamın elindeydi. 5 Manatlık yola 35 dolar istedi 5 dolar kendiliğinden ikram etti. Sonuç çok dediysemde 30 dolar ödedim. Ece hanım Bakü Havaalanı'nda yaşadığınız dolandırıcılık için üzgünüm. Birçok ülkede böyle yabancılara yönelik aldatmalar oluyor. Valizinizi alıp o arabaya binmemeliydiniz. Binseniz de adamın istediği parayı vermemeniz gerekiyordu, size bir şey yapamazdı. Azerbaycan gezi yazımı beğenmenize sevindim. İstanbul'da Eminönü ucuz alışveriş semtidir, har yer dükkan dolu, kalabalık ve ucuzdur. Sultaniye neresi bilmiyorum. Süleymaniye ile Sirkeci farklı semtler ama. Atatürk Havalimanı'ndan Süleymaniye yaklaşık 40TL yazar, Sirkeci de buna yakın tutar. Havalimanındaki metro istasyonundan İstanbulKart alıp metroyla Aksaray'a gidip oradan Sirkeci tramvayına binerseniz daha ucuza gelir. Dolar getirin. Yaklaşık 4 Yıldır Azerbaycan da yaşıyorum. Sanırım bütün şehirlerini gezmişimdir. Şu Bakü'yü kötüleyen bir arkadaş var, acaba İstanbul'da taksimde erkek olduğu halde gece tek başına rahat rahat sokaklarında dolaşabiliyor mu ? Kardeşlik hikaye olay maddiyat demişsin ya, eskilerden kaç tane adam gibi TC Vatandaşı işe karşılaştın. Bağımsızlık Döneminde ne kadar dolandırıcı işsiz sapsız varsa buraya gelip bu güzel insanları sömürmüş. Elbette artık eskisi gibi güvenmiyorlar. Lakin hala çek senet değil sözün geçerli olduğu bir ülke. Adam gibi adam çok yani. Havalimanı ya da turistik bölgelerde illaki fırsatçılar oluyor. Dünya'nın her yerinde değişmez kaidedir. Gezmek için gelecek arkadaşlar çok kaliteli en az 3 tane lens ile gelsinler. Gecesi farklı, Gündüzü farklı olur bu memleketin. Şahdağ da ve tufan dağ da çok güzel kayak merkezleri yapıldı. Kış turizmi için çok güzel yerler. Lerik şehrini mutlaka görmeniz lazım. Qax şehrini de. Sonuç olarak Türkiye'den 10 kat daha fazla yaşanacak bir ülkedir burası. Bireysel silahlanma yok, hırsızlık yok, kavga döğüş yok, yan kesicilik yok, gecenin köründe ıssız sokaklardan geçerken korkmak yok. Berkan Bey katkınız ve Azerbaycan hakkında bilgiler için çok teşekkür ederim. Güzel ülkeye selamlar. Tiflis Bakü treninde temiz çarşaf takımı veriyorlar. Temiz. Tuvaletsiz yataklı tren olmaz. Restoran veya büfe yok, yanımda yiyecek ve içecek götürdüm. Trenden çıkılabiliyor. Polisler pasaport kontrolünü trende yapıyorlar. Ben de okuduğunuz için teşekkür ederim. Daha yazacağım. Hello Herlina. The time difference between Jakarta and Baku is 2 hours. Direct flight takes 13 hours. Azerbaycan'da C ve F tipi prizler var, yani bizimkilere uyumlu. Bu tamamen size bağlı Emre Bey. Bakü eskiden epey ucuzdu ama artık pahalıca. İstanbul ile karşılaştırdığınızda bazı şeyler biraz pahalı, bazıları biraz daha ucuz, ama ortalama fiyat endeksleri birbirine eşit. Basit bir otel veya hostelde 50 liraya, biraz daha düzgün küçük otellerde 100 liraya, 3 yıldızlı otellerde ise 150 liraya oda bulabilirsiniz. Azerbaycan para birimi manat olup 1 manat 2.6 Türk Lirası ediyor. Merhaba Mesut Bey Hocam. Bakü'ye giden uçak şirketleri ve fiyatları yazımda var. Otel veya ev sizin tercihinize bağlı; bir evde kalmak isterseniz günlük daire kiralayabilirsiniz. Hizmet almak isterseniz otel daha iyi olur. Yemek için belli bir yere yönelmek yerine Bakü merkezinde dolaşıp aklınıza yatan lokantaları deneyin bence. iyi yolculuklar, saygılar. Bilgilenmemizi sağladığınız için öncelikle teşekkürler. Seyahat tarihinizi paylaşmanız daha iyi kıyaslama yapmamızı sağlardı. İyi geziler dilerim. Seyahatlerimin tarihleri Ülkeler adlı sayfada yazıyor, fakat Azerbaycan gezi yazımdaki ücret ve fiyat bilgileri güncel ve yeni. Gezi yorumlarımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Ben 26 yaşında öğretmenim. Alper bey bilgiler için teşekkürler. Kısmet olursa ben de bu hafta 7 günlüğüne gence ye gideceğim. Umarım Eğlenceli bir gezi olur. Eşim azeri ama türkiyede büyümüş bende bu yaz ona süpriz yapıp oraya götürmek istiyorum.. fakat uçak yolculuğumu yoksa karadan mı gitsek karar veremedim tavsiyeleriniz neler.. Merhaba. Zamanınız bolsa otobüsle Azerbaycan'a gidebilirsiniz, kısa ise uçakla daha mantıklı olur. Rakam veremem ama Azerbaycan pek ucuz bir ülke değil. Örneğin Bakü'de fiyatlar İstanbul'a benzer. Ben çok şaşırdım Gürcistan'a pasaport bile gerekmezken 2. milletimiz Azerbaycan'a vize isteniyor. Keske gidebilsek.. Çok istiyorum.. ama nasıl.. Azerbaycan'a gitmek zor değil. Otobüs ve uçakla mümkün. Merhaba. Ben oraya gitmedim, bilmiyorum. Azerbaycan ucuz bir ülke değil. Başkent Bakü dışındaki yerler daha ucuz tabii. Yeter diye tahmin ediyorum. Teshekkurler guzel sozler icin. Her kesi Bakude agirlamakdan memnun oluruz. Her ulkede problemli gorunur sheyler var. Mesela benden tavsiye taksiye binerken London taksiye binin. Patlican renginde oldugundan biz ona patlican taksi deriz 🙂 taksimetresi var. 1km=0,70 azn. Ne yazarsa onu oderseniz. Ben de ilginize teşekkür ederim. Patlıcan taksi iyimiş. 🙂 Dost şehir Bakü'ye selamlar. İyi fiyata olmuş uçak biletleriniz. Keyifli seyahatler dilerim. Herkese selamlar azeri bir hanım ile evlenen birisi var ise lütfen irtibata geçsin bir kaç sorum olacak emrahmaverick @gmail. com birde Sevil Öz hanım siz o kadar uygun fiyata nasıl buldunuz ben bu yıl ağustos 20 de kız arkadaşımın yanına gideceğim, erkenden bile alsam tek kişi gidiş dönüş 1.200 TL den aşağıya yok. Merhaba. Azerbaycan'a gittiğinizde kendi telefonunuza bir hat alıp sim kartı tanıttığınızda kullanabilirsiniz; telefon almanıza gerek yok. Merhaba. Azeri vatandaşlarının Türkiye'de oturma ve vatandaşlık koşulları hakkında bilgim yok ne yazık ki. Sorunuzu gören bir okurum belki yanıtlar. Emniyet Müdürlüğü yabancılar şubesine sormanızı öneririm. Azerbaycan yasasında çifte vatandaşlık yok. Türkiye de var. Yani sanırım. Mesela Türksün Azerbaycan vatandaşı olmak istiyorsun gerekli koşullara sahipsin ama TC vatandaşlıktan çıkman gerekecek. Ama Azerbaycanlısın Türk vatandaşı olmak istiyorsun olabiliyorsun Türkiye Cumhuriyeti yasasında çifte vatandaşlık var. Azerbaycanlı Türk biri ile evlenince önce oturum izni almak zorunda. Sanırım 5 yıl aile hukuku bozulmadan Türkiye'de ikamet etmeli, sonrasında Türk vatandaşlığı için başvurabiliyor, bu süreçte 1 yıl sürer gerekli araştırmalar vs. Tabi evlilik dedin de evlilikte bayağı bir bürokrasi ile uğraşmanız gerekecek bu da 1 aya sığması zor.. Evlenecek olanlara tavsiyem önce 1 yıl turistik oturum izni almaları. Ardından geniş geniş gerekli evrakları temin edip nikah kıymanızdır. ALLAH yardım etsin. Yani oturum izininden nikah sürecine olan uğraşmayı mücadeleyi önceden bilse insan evlenmekten vazgeçenler olur derim o kadar yani. Cebiniz şişkin olsun. Azerbaycan Türkiye evlilik ve vatandaşlık bilgileri için teşekkürler. Merhaba. Bakü Haydar Aliyev Havalimanı'nda 10 dolar karşılığında Azerbaycan vizesi alabilirsiniz. Yanınızda 2 fotoğraf ile pasaportunuzun resimli kimlik sayfasının fotokopisini bulundurmanız yeterli. Sorun yaşamazsınız. Azerbaycan vizesi hakkında bilgi ve gereken belgeler konusunda katkınız için çok teşekkürler Ertunç Bey, birçok kişiye yararlı olacak. Keyifli bir seyahat dilerim. Buna sevinirim, Azerbaycan izlenim ve yorumlarınızı burada bekleyeceğim. 🙂 Çok teşekkürler, yolunuz açık olsun. Yahu şu Azerbeycan devletine de bak kendini Avrupa ülkesi sanıyor.. sanki Almanya'ya Kanada ya Gidiyorum. AnLadım ilginize teşekkürler bende gidince etraflıca halk ile bir röportaj yapacağım. Tüm donanım ve ekipmanlar ile birlikte bende size iyi yolculuklar diliyorum. Orada tecrübe ettiğiniz olayları buraya yazın lütfen. Emrah bey, sosyal iletişim mail vs size gönderebilir sizde çıktılarını alıp konsolosluğa başvuru yapabilirsiniz arkası beyaz fonlu biometrik foto 2 adet bunuda eklerseniz belgelere sizde vize alırsınız avrupa ülkesi gibi değil normal prosedürler uygulanıyor görevliler oldukça yardımseverdi. Bilgiler için çok teşekkür ederim. Fakat migrasyon uygulaması benim bildiğim 3 gündü 10 gün işe sorun olmayacak çünkü 7 gün kalacağım. Evet mail yolu ile dediğiniz gibi halledebilirim. Evet Azerbaycan Havayollari. Ben Kanada'da yasiyorum, buradan direkt ucuslar cok pahaliydi noel zamani, en ucuzu New York uzerinden Baku aktarmali gelmekti. O bahaneyle Baku'yu de gezerim diye dusundum. Havaalanindaki formda kalacak yer soruluyor mu? Tek girisli degil de transit vize verirlerse, onunla da Baku'yu gezebilir miyim? Genelde sinir kapilarinda hep sikinti yasadigim icin bir fobi olustu bende. Ben Azerbaycan'a karadan giriş ve çıkış yaptığım için kalacak yer sorulup sorulmadığını bilmiyorum ama kesin soruluyordur ve önemsizdir. Sorun yaşayan hiç duymadım. Azerbaycan en çok gitmek istediğim ülkeydi Allah nasip etti gittik geldik hayırlısıyla. fiyatına gezmiş oldum hem de çoğu yeri taksiyle. bahşişi bitti. Hava alanı Bakü taksi ben 25 manat verdım ama ertesi gün gelen birisi 10 manata gelmiş. 120 Euro gidiş dönüş uçak bileti, 25 dolar otelin günlüğü, kahvaltılı bosfor otel. Ulaşım zaten çok uygun hulasa i kelam 7 gün kaldım. Bin dolarla gittim bir kısmını da geri getirdim. Not; bileti biraz erken almak gerekiyor. Daha önce Haçmaz'a gitmiştim. Bu sene nasipse tekrar gideceğim. Geçen yıl Bakü Seki gazisi yaptık harikaydı yine gidiyorum bu sefer Gence'den başlıyoruz çok güzel dostluklar ve anılarla döndük. En önemlisi aynı dili konuşuyor olmamız ve sevgiydi. Neden batı anlamıyorum. Çok büyük paralar da gerekmiyor. Azerbaycan'a gitmekle ne iyi etmişsiniz. Ben de sevdim. İyi yolculuklar. Azerbaycan'a ben ilk gittiğim zaman çok fazla gezme fırsatım olmadı. Iceri şehir ve kısa bir deniz kenarı yürüyüşü oldu. Kimi insanların çok samimi ve sıcak kimisinin ise resim çektiğimde gözleri ile çek git buradan çekme resim diyorlardı. Polislerini sevmedim. Otobüs yolculuğu ile geldim. Otobüs yolculuğunu sevmedim. Gidenlere tavsiyem uçakla gidin 3 gün gezip dönün. Azerbaycan seyahat yorum ve önerileriniz için teşekkürler. Celebialper selam. Azerbeycan'a şahsi arabam ile gitmek istiyorum. Sınır kapısında geçerken nasıl bir prosedür ile karşılaşırım? arabama harici bir işlem yaptırmam gerekir mi? Cevap için teşekkürler şimdiden. Merhaba. Azerbaycan'a ozel aracla giriste 10 manat sigorta ve 10 manat yol vergisi aliniyor. Baska bir isleme gerek yok. Iyi yolculuklar. Rica ederim. Iyi bir Azerbaycan seyahati dilerim. Hayır tek yön bilet sorun yaratmaz. Ama bunun garantisini kimse veremez, sınır polisinin tutumu olumsuz olabilir. Rica ederim. Tiflis'e yavaş bir yerel trenle gittim, ilginç oldu. Tiflis'ten Bakü'ye yataklı trenle gittim, bence siz de tersi yönde bu trenle yolculuk edin, keyifliydi. 25 Aralık-07 Ocak Baku-Gence-Tiflis-Batum gibi bir seyahat planım var. Ancak Gence-Tiflis arası tren ile herhangi bir bilgi bulamadım. Gence'den Tiflis'e giden herhangi bir tren mevcut mu? Bakü'den kalkan Tiflis gece treni Gence istasyonuna uğruyor mu? Bu konularda bilginiz varsa veya bilgisi olan arkadaşlar varsa yardımcı olurlarsa sevinirim. Merhaba. Gence'ye Tiflis, Batum ve Bakü'den trenle gidilebiliyor. Bakü'den akşam kalkan Tiflis gece treni yaklaşık 7 saat sonra Gence istasyonunda duruyor. Ayrıca Gence otobüs terminalinden Tiflis'e sabah dokuzda minibüs var. İyi günler. Merhaba Alper bey, 2 motokaravan ile Gürcistan üzerinden Azerbaycan ve İran gezisi yapmak istiyoruz. , İlk olasılık için Türkiye'de vize almak istiyorum. Birçok belge (tapu, son 6 ay banka hesap hareketi gibi) ayrıca 15 gün önceden başvuruda bulunup, 30 gün süre ile vize verildiğini okudum. Vize tarihi işlemin bitirildiği andan geçerli olur diye düşünüyorum. Ayrıca min. 15 gün orada bulunacağımızı sanıyorum. Gezi planını yaparken görülmesi gereken yerleri araştırıp, rotayı buna göre düzenlemeye çalışıyorum. Ancak küçük yerleşimler için yol koşullarını nasıl araştırabilirim? Doğa güzellikleri önceliğimiz, buna göre önerilerinizi alabilir miyim ? Teşekkürler. Merhaba. Azerbaycan yeşil pasaporttan vize istemediği için başvurmadım, bilmiyorum. İran ve Gürcistan ise vizesiz. Vizelerin süresi üzerinde yazar, bu verildiği tarih de olabilir, ülkeye giriş yapacağınız gün de. Yol koşullarını en iyisi en yakın şehirdeyken halka sormak. Gürcistan'ın kuzeyi doğa bakımından zengin. Azerbaycan doğa severler için Siyazan, Gobustan, Qusar, Şahdağ, Qabala, Şuşa, Quba, Afurdzhi, Maralgöl, İlisu, İstisu, Goygöl, Zagatala adlı doğal güzellikleri sunuyor. Mrb. Arkadaşlar ben de yakın zamanda Nahçıvan'a gittim eşim ile.. Şunu bizzat test ettik. Bir yerde bir şeyler yedik tabi ben kendimi ifşa ederek Türk olduğunu anladıklarında hesap katmerli geldi hep. Eşim oralı başka bir yerde hem de havuzlu manzaralı bir yerde 2 su bir soda bir semaverde çay içtik bunları eşim istedi sipariş verdi ben ses etmedim 3.5 manat verdik yani bizim para ile 7,8 TL bir şey. Ben isteseydim kesin 10 manat verirdik.. Onlar ülkemizdeki fiyatları biliyorlar Türk olduğunu anladiklari an hesap hep bizim ülkemize yakın oluyor.. Yoksa sıcak kanlı insanlar cana yakın bize göre oldukça ucuz memleket. Mesela otobüs 30 kuruş yani TL de 65 kuruş. Şehir içinden bir başka noktaya taksi 2 manat en fazla 3 manat alıyor. Çok güzel bir yerde lüle kebap dahil 3 çeşit kebap yedik yanında bir sürü meze salata sodaya benzer su ayran yok yok.. 24 Manat verdik ama siparişi ben vermiştim..) ekmeği bile yaziyorlar. Taksi dişinda özel araçlar sizden fazla almak için bekler havalimanı otogarda.. Taksi görmeden valizinizi vermeyin. Dönerken 3 karton sigara getirme hakkın var.. Winston 11 TL orada 4 TL aldım.. Orada otomobiller oldukça ucuz. 2. el bizde 40 bin olan orada 22 25 bin civarı.. Benzini mazotu malum oldukça ucuz.. Orda yaşayan Türkler var muhtemelen emekliler ev almiş oldukça rahat yaşıyorlar.. insanlar orda aylık 250 300 manata çalışıyor 1500 TL sabit gelirin olsa orda senden rahatı olmaz. Eee tabi herkese oturum izni verilmiyor gerekli şartlara uygun olman lazım. Onlara bir getirin olman lazım ya da ora ile bir bağın evlilik gibi. He Nahçıvanlılara sorarsan orda yaşanmaz.. Çünkü hayat orada onlara pahallı çoğu Türkiye'de çalışma yaşama isteğinde.. Bir öğretmene bağlanan maaş 300 350 manat yeniyse 250.. Bizimkilere bağlanan maaşın 6/1.. Orada hayat onlara zor.. aynı Avrupa'dan gelip ülkemizde misler gibi gezip tozan gibi.. Azerbaycan fiyat, maliyet, yemek ve yaşam bilgileri için teşekkürler. Merhaba. Sınır geçişleri için Gürcistan ve İran rahat ama Azerbaycan vize istiyor, gitmeden önce alın. Pasaport sürelerinizin istenen uzunlukta olması yeterli. Ben araba kullanmayı bilmiyorum deneyimim yok ama 3 Kafkas ülkesi yazılarımdan birinin altında arabasıyla gitmiş birinin yaşadığı deneyim ve gerekli belgeler var. Türk Lirası ile Azerbaycan'da manat satın alabilirsiniz. Dolar zaten her yerde işe yarar. Diğer seçenek de mevduat hesabınızda para bulundurup Azerbaycan'da ATM banka makinelerinden Azeri para birimi manat karşılığını çekmek. Azerbaycam vizesi için başvuracağım fakat vize başvuru formunda, Kayıt yaptıramıyorum çünkü önce Tebriz'e gidip oradan Bakü'ye geçeceğim ve hangi gün gideceğim net değil. Bulacağım otobüse bağlı olacak. Bu sabah elçiliğe gittim ve vize için kalacağım yerin rezervini istediler maalesef. Artık kalacak yeri ayarlayıp tekrar vize için gitmem gerekecek. Bu belki Ankara elçilikten vize işlemi için geçerlidir sadece. Havaalanında herkes rahatça giriyormuş anlaşılan ama son güncel bilgi budur. Konsolosluk da neden vize alıyorsunuz? Uçakla gidecekseniz havaalanında rahatlıkla sorgusuz vize alabiliyorsunuz. Karadan gidecekseniz otel adı vermenize gerek yok ve Azerbaycan'a ait bir telefon verebilirsiniz ben öyle aldım vizeyi. Merhabalar Alper bey bana telefonunuzu göndermenizde sakınca yoksa gönderir misiniz? Aralık 18 de kısmetse orada olacağım. Azerbaycan'da harcamalarımızı hangi para birimi ile yapabiliyoruz? Saygılarımla. 05324412353. Merhaba. Azerbaycan'da harcamalarınız için Azerbaycan Manatı gerekiyor. Bugün bir manat 3,2 TL ediyor."} {"url": "https://celebialper.com/azerbaycan-turu/", "text": "Azerbaycan turu yapmak için ister benim gibi bağımsız seyahat edebilir, ister Azerbaycan turları düzenleyen turizm acentalarıyla gezebilirsiniz. Başkent Bakü olmayan bir Azerbaycan turu çok eksik kalır ama sadece Bakü ile yetinmeyip diğer Azerbaycan şehirleri ve kasabalarındaki gezilecek yerleri de öneririm. Bu yazımda ülkede gezdiğim kentlerden Şirvan, Gence ve Şeki gezi notlarım, tarihi ve turistik yerler ve bilgiler var. Azerbaycan turu yaparken modern ulaşım araçlarının yanı sıra Sovyet döneminden kalma eski minibüs ve otobüslere de çok bindim. Önce Bakü olmak üzere Azerbaycan şehirlerini 1 ay süren Gürcistan Azerbaycan Ermenistan seyahatim sırasında gezdim. Şeki, Azerbaycan'ın kuzeyinde, başkent Bakü'nün 325 km kuzeybatısında Büyük Kafkas Sıradağları eteğinde yer alan ve Şeki Rayonu'nun merkezi olan şehir. Azerbaycan'ın en eski şehirlerinden ve önemli turistik bölgelerinden birisi. Kiş Çayı'nın kıyısındaki eski şehri 1772'de sel suları yıktıktan sonra kent halkı şimdiki alana yerleşti. Azerbaycan'a giden yabancıların çok azı başkent Bakü dışındaki şehirleri ziyaret ediyor, ama başkent dışına da çıkan bir Azerbaycan turu veya gezisi yapanlar için Şeki en turistik şehir. Şeki İslami mimarisi, doğa yürüyüşü için ormanlık tepeleri, çayhaneleri ve dostane insanlarıyla görülmeye değer. 63.000 nüfuslu bir şehir. Bakü'den Şeki'ye otobüs 6 saat, minibüs 5 saat sürüyor, ikisinin de bilet fiyatı 6 manat (17 lira). Şeki'de beni uluslararası konukseverlik ağı HospitalityClub üyesi Faruk evinde misafir etti. Türkiye Türkçesini mükemmele yakın konuşan Faruk, Bakü'de coğrafya öğretmenliği okuyor. 82 yaşındaki tar ustası ve tamircisi amcanın küçücük dükkanı tarih kokuyor. Beni kırmayıp biraz tar çaldı. Kervansaray Şeki hanları tarafından İpek Yolu üzerinde, Çin yolundaki kervanlar için yaptırıldı. Transkafkasya bölgesinin en büyük kervansarayı bugün bir otel ve lokanta. M. F. Akhundov Caddesi, 185 numara. 1745-1750 yıllarında inşa edilen Juma Mescid 40 metre yüksekliğinde bir minareye ve güzel geometrik süslemelere sahip. Şehrin Şeki Hanlığı olarak bağımsız olduğu dönemde Hüseyin Han tarafından yaptırılan saray, bahçeler ve surlar, Şeki Hanlarının yazlık sarayı idi. Yakınında eski bir kilise içinde basit bir müze var. Sheki Han Sarayı, Kervansaray ve bir kaç küçük müzesiyle bir Azerbaycan turu sırasında görülmeye değer. Tarihi ve sakin bir gezi noktası. Gezilecek yerler bitince akşam evinde kaldığım arkadaşıma bir bara gidelim dedim, yokmuş. Eğlenmek için beni her akşam 2-3 düğüne götürdü. Kapıda soruyor \"İstanbul'dan misafirim var, girebilir miyiz?\" diye. Girmek ne kelime, hemen buyur ediliyoruz, önümüze kebaplar, şaşlık, votka, meyve ikramları konuluyor. \"Xoş gelmisiniz, biz qardaşıq\" diyorlar. Şeki kentinde bir çok düğüne gittim. Geleneksel Azeri düğünleri ilginç. Muhafazakar toplumsal yaşam nedeniyle kadınlar ve erkekler düğün salonunun iki tarafında ayrı oturuyorlar, oynamaya ayrı kalkıyorlar. Ama başörtülü kadın görmedim, ve hemen herkes votka içiyor. Şirvan 1938 1954 yılları arasında kasaba iken, 28 Temmuz 1954 yılında şehir statüsü aldı. Nüfusu 73.700 kişi olan küçük şehre, Hacıqehremanlı ve Bayramlı kasabaları bağlı. Şirvan nüfusunun %98,5'i Azeriler, çok küçük bir kısmı ise Ruslar, Ukraynalılar, Tatarlar ve Türklerden oluşuyor. Azerbaycan'da Şirvan ışık adası, nur şehri kabul ediliyor. Şirvan kentinin çevresindeki arkeolojik buluntular, yaşamın ilk çağlara kadar eskiden başlamış olduğunu gösteriyor. Şirvan'ın adı 1938 yılından önce Zubovka'ydı. 1938'de Ali bayramlı adı verilen kasaba 25 Nisan 2008 tarihinde Şirvan oldu. Şirvan Sovyetler zamanında kurulmuş bir petrol ve endüstri kenti, daha doğrusu kasabası. Ben hiç turistik yeri olmayan, çok az gidilen kasabaları sevdiğim için kaldım. Aşağıda Azerice bir ev ilanı görüyorsunuz. Oradan bir otobüse bindim ki ne otobüs. Adamlar arka beşlinin yerine evden koca bir kanepe getirip koymuşlar, 3 kişilikten bile büyük. 4 kisilik bir aile, ben ve bir adam bu kanepede yolculuk ettik. Kanepenin kenarları camlara kadar upuzun; nasıl içeri sokmuşlar, nasıl oraya yerleştirmişler sorularının yanıtlarını yol boyunca bulamadım. Azerbaycan'ın ikinci büyük şehri Gence, 1804 ile 1918 yılları arasında Yelizavetpol, 1918 -1935 yıllarında Gence, 1935 yılında Kirovabad adını aldıktan sonra 1989'da yeniden Gence oldu. Bağlı olduğu yerlerle birlikte nüfusu 1.054.962 kişi. Gence'deki ucuz otele girdiğimde resepsiyondaki iki adam piyade olup olmadığımı sordular, asker olmadığımı söyledim. Yine \"piyade\" dediler bir çok kez. Bir süre sonra çözdük ki Azerice'de piyade yaya demekmiş, yayan mı geziyorsun diye soruyorlar. Şehir Gence Çayı, Kür Nehri'nin güneyinde tarım yönünden zengin bir bölgede yer alıyor. Gence uzun süre Azerbaycan'ın ana sanayi merkezlerinden biri oldu. Gence Devlet Üniversitesi, Azerbaycan Devlet Tarım Üniversitesi, Azerbaycan Teknoloji Üniversitesi, aşağıdaki Milli Bilimler Akademisi gibi yüksek öğretim kurumları, AZVAPA Programlama ve Eğitim Merkezi, Gence Özel Türk Lisesi bu şehirde bulunan kurumlar arasında. 1578-1590 Osmanlı-İran Savaşı sırasında 1578'de Osmanlıların eline geçen Gence, 3 Temmuz 1606'da Şah I. Abbas tarafından geri alındı. 1804 yılında Rusya İmparatorluğu tarafından işgal edilip, 1826-1828 yılları arasında Rusya'nın elinden alındıysa da 1828 yılında kesin olarak Rusya İmparatorluğu topraklarına ilhak edildi. 1991 yılında Sovyetler Birliği'nin dağılması ve Azerbaycan'ın bağımsızlığını kazanmasıyla ülkenin ikinci büyük şehri olan Gence şehrinin adının kökeni Azerice \"geniş\" veya \"geniş yer\" anlamına gelen sözcükten geliyor. Gence bölgesi Gence'nin batı yarısını ve Kuşkara, Sevinj ve Yeni Gence köylerini içeriyor. Doğu-güneydoğu yarısı Köygöl Rayonu'nda yer alıyor. Kuzey-kuzey doğusu ise Samukh Rayonu'na ait. Gence'de gezilecek yerler arasında Bayrak Meydanı, Hemse Mimarlık Kompleksi, Haydar Aliyev Meydanı, Haydar Aliyev Parkı, Kale, Etnografya Kompleksi, Modern Sanat Müzesi, Çocuk Yaratıcılık Merkezi, Şah Abbas Kervansarayı, Cavad Han Medresesi, Çukur Hamam, Han Bağı Kültür Parkı, Azerbaycan Cumhuriyeti Gence Teşkilatı binası, Nizami Medresesi, Şah Abbas Camii, İmamzade Kompleksi sayılabilir. Gence'de şehir içi minibüse bindim, amcalar teyzeler bana subay dediler. \"Değilim\" dedim, öğretim görevlisi, teacher, muallim, öğretmen, lecturer, instructor, ne varsa söyledim ama hala \"subay\" dediler. Epey uğraştıktan sonra anladım, subay Azerice'de bekar demekmiş, tamam dedim doğru, bekarım. İzniniz olursa Gence'de gezilecek yerler listesine bir katkı da ben yapmak istiyorum; Azerbaycan'ın milli şairi Genceli Nizami'nin muhteşem türbesi. Çiçek ve güllerle çevrili müze ve anıt mezar bence görülmeye değer. Çok teşekkürler. Güzel bir Azerbaycan turu dilerim. Dediğinizi anladım kuzum, latife yaptım. 🙂 Yakında yazacağım. Yolcular ozlerini evlerindeki kimi hiss etsin deye koymuslar kanepeni ora 😀 . Evet katılıyorum, ev gibiydi. 🙂 Ben de okuduğunuz için teşekkür ederim. Merhaba. Azerbaycan'a gitmek için bu sıralarda Bakü'ye tek yön uçak bileti 350 lira, gidiş dönüş uçak bileti 600 liraya bulabilirsiniz. İstanbul'dan Bakü'ye direkt otobüsler var ama çok uzun süren bir yol. İş durumunu bilmiyorum, ben gazmeye gittim. Belki orada yaşayan Türklerden görüp yardımcı olan çıkar. Selamlar. Siz azerbaycana gelseZ quba qebele oguz ismayilli. sehirlerine gelin Gorun burda ne manzaralar vardir. Otobuslere gelince biz rayon diyoruk siz köy sozliyorsuz. Bazi koylerde otobusler eskidir size quba ismayilli qebeleni oneriyorum. Merhaba. Azerbaycan tur önerileri için çok teşekkürler. Bir dahaki gelişimde oraları gezerim. Merhaba Azerbaycan gezime 10 gun ayirdim. Merhaba Alper Bey, gittiğiniz iki ülke olan Azerbaycan ve Bosna-Hersek ile ilgili bir sorum var. İki ülkeyi karşılaştırdığınızda, refah seviyesi Vb. hangi ülke daha gelişmiş? Soruyu sormamın nedeni arkadaşlarımla beraber bu iki ülkeden birinde Üniversite eğitimi almayı planlıyor olmam. İyi günler. Merhaba. Azerbaycan ve Bosna-Hersek Türkler için tanıdık, yakın, yabancılık hissedilmeyecek ülkeler. Üniversite okumak için gidilecekse bence öğrenciler için fiyatlar önemli. Aralarında çok ciddi maliyet farkları olmasa da genel olarak Azerbaycan %10 civarı daha ucuz diyebiliriz. Örneğin ekmek, peynir, yumurta, tavuk, et, marul, soğan, ulaşım, barlar, Azerbaycan'da daha ucuz iken; lokantalar, kafeler, domates, portakal, süt, Bosna-Hersek'te daha ucuz. Merhabalar Alper bey daha önce Balkan gezimde çok yardımcı oldunuz sayenizde çok rahat gezdim yabancılık çekmeden size bir sorum daha olacak Azerbaycan'a kara yoluyla giriş yapacağım için sanırım kapıda vize uygulaması yok konsolosluktan alırsam diğer ülkelerdeki gibi sıkıcı evrak toplamam gerekecek mi bir de Batum, Tiflis, Gence ve Bakü yu gezmek için 6 gün yeterli olur mu? Şimdiden teşekkürler. Merhaba. Bordo pasaportu olan Türkiye vatandaşları Azerbaycan'a gitmek için Türkiye`de vize almazlarsa, Bakü`de H. Aliyev Uluslararası Hava Limanında, Gence Uluslararası Hava Limanında, Nahçivan Uluslararası Hava Limanında ve Türkiye-Azerbaycan sınır kapısında giriş vizesi ala biliyorlar. Vize başvurusu için doldurulmuş başvuru formu, pasaportun aslı ve kimlik bilgileri olan sayfanın kopyası, 3x4 ölçülerinde 2 adet fotoğraf, ve 10 ABD doları gerekiyor. Ancak önceden almak daha avantajlı, yukarıdaki belgeler gerekiyor ama ücretsiz. Konsolosluğa gitmeden evisa. gov. az/en/ adresinden elektronik vize alabilirsiniz. Bu dört Gürcü ve Azeri kentini gezmek için 8 gün öneririm ama zamanınız kısıtlı ise 6 gün de yeterli olur. Batum 1 Tiflis 2 Gence 1 Bakü 2 gece kalmak en mantıklısı olur bence. Azerbaycan'a sanırım Tiflis'ten otobüs ya da trenle gideceksiniz, bu durumda sınırda alamazsınız, en kolayı e-vize. Merhaba. Gence'de tek kişilik otel oda fiyatları 100 liradan başlıyor, en lüks otelde 300 lira. Bakü'de ucuz otel odaları 70 liradan başlar, lüks otel seçenekleri epey var. Merhaba. Azerbaycan'da sadece 2 kent görmek istiyorsanız Bakü'ye ek olarak ikinci büyük şehir Gence'yi değil Şeki'yi tavsiye ederim. Daha küçük ve yerel bir kasaba, geleneksel yaşamı görmek için güzel. 2 kent yerine 1 kent 1 kasaba görmek daha iyi bence. Merhaba. Sanırım \"Bakü den AZERBAYACAN'a ulaşım var mı?\" derken başka bir şehir yerine yanlışlıkla Bakü yazdınız. Merhaba Alper bey ben de tam Azerbaycan'a gidicektim Gürcistan üzerinden savaş çıktı. burada kimse önermiyor ertele diyorlar, ama mutlaka gezmek istediğim bir ülke. alper bey yurtdışında 180 gün içinde 90 günü asmamak şartı ile vize serbestisi olan bir ülkede 90 günün ardından o yıl içerisinde bir daha giriş olmuyor mu? nette yazmışlar ama hiç birşey anlamadım. ben bu şekilde 1 sene bir ülkede kalmayi planlanmıştim. giriş çıkış yaparak. Merhaba Gökhan Bey. Azerbaycan bence de görülmesi gereken bir ülke. Maalesef savaş çıktı, erteleseniziyi olur gibi görünüyor. 90 günün ardından aynı yıl yine doksan gün kalabilirsiniz ama arada 90 gün geçmesi gerekiyor. Onun için \"180 gün içerisinde 90 günü aşmamak\" şeklinde koşul. 1 sene kalamıyorsunuz. Bu kuralın geçerli olduğu ülkelerde tabii."} {"url": "https://celebialper.com/baku-gezi-notlari/", "text": "Azerbaycan'ın başkenti ve Kafkasların en büyük kenti Bakü'nün nüfusu 2 milyonun üzerinde. Şehir Hazar Denizi kıyısında, Abşeron Yarımadası'nın güney ucunda yer alıyor. Bakü üç bölgeye ayrılabilir; tarihi yerlerin olduğu eski kent yani İçeri Şehir, Sovyetler döneminde inşa edilen kısım ve modern Bakü. Başkentin merkezini yürüyerek gezebilirsiniz. Metro, minibüs ve otobüsle 0.20 Manata şehir içi ulaşım mümkün. Bakü gezi notları ve gezi rehberi olarak hazırladığım bu yazıda Bakü hava durumu, haritası, konumu, yaşam, gezilecek yerler ve gece hayatı var. Bakü hava durumu yazları sıcak ve nemli, kışları soğuk, yağışlı ve rüzgarlı seyrediyor. Hazar Denizi nedeniyle mevsimler arası sıcaklık farklılıkları aynı enlemdeki birçok karadan daha az. Örneğin Temmuz ve Ağustos aylarında hava sıcaklıkları 22 ve 32 derece arasında, Ocak ve Şubatta ise 2 ile 7 derece arasında seyrediyor. Bakü hava durumu hakkında ilginç bir bilgi, yıllık ortalama sıcaklık 14.2 derece olup bunun tüm dünya karalarının ortalama sıcaklığına eşit olması. Bakü şehri Güney Kafkaslar bölgesinde, Azerbaycan'ın doğusunda, Hazar Denizi'nin batı kıyısında yer alıyor. Azerbaycan başkenti rüzgarların şehri olarak da biliniyor. Bakü'ye hangi mevsimde veya ayda gidilir diye merak edenler için en iyi zaman Nisan, Mayıs, Haziran ve Eylül diyebilirim. Temmuz ve Ağustos epey sıcak. En az yağış Ocak, Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül ve Ekimde olur. En soğuk ay Ocak. En çok yağmur Kasımda, en az Temmuzda yağar. Azerbaycan ve başkenti Bakü'ye nasıl gidildiğini Azerbaycan Gezi Rehberi adlı yazımda anlattım. Burada kendi yolculuğumdan bahsedeyim. Ben Bakü'ye 1 ay süren Gürcistan Azerbaycan Ermenistan gezim sırasında Gürcistan'ın başkenti Tiflis'ten yataklı trenle gittim. Trenin benim tercih ettiğim dört yataklı kopartımanındaki ikinci sınıf ücreti 25 Manat (65TL). İki yataklı birinci sınıf ücreti bunun iki katı. Azerbaycan para birimi Manat olup, 1 Manat = 2.6 TL, yani yaklaşık 1 Avro ediyor. Yataklı tren 16 saat sürüyor, sınırda saatlerce bekleniyor. Aşağıda trendeki ücretsiz semaveri görüyorsunuz. Tiflis-Bakü trenini sınırda Gürcü polisi 3 saat bekletti. Durulamayacak kadar sıcak kompartımanlardan dışarı kaçtık, yüzlerce kişi etlerimize vurarak ve zıplayarak sivrisineklerden kurtulmaya çalıştık, ama nafile, hepimiz kolay yem olduk ve delik deşik halde kaşındık. Aşırı sıcağı göze alıp koşarak vagona girdim, sivrisinek kovucu kremimi aldım, kendim ve çevremdeki bir çok kişi onunla kurtulduk. Aşağıdaki 8o yaşında kompartıman arkadaşım defalarca bana elle ameliyat işareti yapınca Bakü'ye ameliyata gittiğini sandım. Fakat sonra İngilizce bilen yukarıdaki Gürcü çiftin çevirisiyle öğrendim ki amca cerrah imiş! İkinci Dünya Savaşı'nda babası savaştayken kız kardeşlerini ve annesini hırsızlık yaparak geçindirmiş, sonra iyi çocuk olmaya karar verip tıp okumuş ve cerrah olmuş, uzun yıllar hastane müdürlüğü yapmış. Bakü şehir merkezinde, döküntü ama pahalıca otelime yerleşip kenti keşfe çıktığımda Türklerin, Türk lokantalarının ve şirketlerinin çokluğu beni şaşırttı. İngilizce mi yoksa Türkçe mi konuşayım derken kısa sürede Türkçe konuşmam gerektiğini anladım. Azeriler bana çok yakın ve sıcak davrandılar, yardım ettiler. Bir Türk Azerbaycan'da başka bir ülkede değilmiş gibi hissediyor adeta. Mezhepleri ve uzunca Sovyet dönemi nedeniyle din etkisi oldukça az, ezan sesi duyulmuyor, başı kapalı kadın yok, cami sayısı çok az. Öte yandan sosyal yaşamda kadın erkek ayrılığı Türkiye'ye benziyor. Hiç bir kentte ve kasabada şort giyene rastlamadım, burada tuhafmış, hatta bir kez lokantada sohbet ettiğim adamlar \"biz burada şort giymeyiz\" dediler, ki şortum bileklerime kadar. Fakat 35 derece sıcakta gündüzleri hep şort giydim. Türk pembe dizileri, şarkıcıları burada pek popüler. Kurtlar vadisini duymuştum da, adini bilmediğim bir çok dizi saydılar bana, yeni bölümlerini sordular. Azerice ve Türkçe aynı kökenden gelen, birbirlerine oldukça yakın ve benzer diller. Türkler Azericeyi anlamakta biraz daha fazla zorluk çekerken, Azeriler Türkiye Türkçesini daha rahat anlıyor ve konuşuyorlar. Azerbaycan başkentinde tanıştığım biri, arkadaşlarıma göndereceğim seyahat e-postasını Azericeye çevirdi, ben de her iki dilde gönderdim. Tiflis-Baku katarı 16 saat vaht apardı. Menim kupemdeki 80 yaşındaki emmi cerrah idi. O, 2. Dünya Muharibesinde anası ve bacısını oqurluk ederek dolandırmış. Gürcüler katarı serhedde 3 saat gözlatdılar. Katar diyararken içi çoh isti olur. Küç d ise yüzlerce kurban saatlarca ağcaqanadlara yem oldular. Bakıda katardan düşdüyumda Elinin iş yoldaşı meni ofise apardı. 2 ucuz otele bahdım ve merkezde olanı seçdim. 45 Liraya yahşi olmayan bir otel. Her yer Türk yemeyhanase ile dolu idi. Köhne tarihi gözal binaların cohluğu harice Türkiye şeherlerine ohşuyur. Semiçka çıtlıyırlar, n rd oynuyurlar, mobilni telefonlarından mahnı çalıyırlar. Bir çok Azeri ile sohbet ettim; garson, öğretmen, aşçı, üniversite öğrencisi, müze müdürü. Bazılarına Ermenistan'a da gideceğimi söyledim. Herkes gitmememi söyledi. Sarayda çalışan, epey sohbet ettiğim ve bana yardımcı olan, cana yakın, yukarıdaki yazıyı çeviren modern üniversite öğrencisi bana Ermenistan'a gidemeyeceğimi, daha sınır kapısında Türk olduğum için beni öldüreceklerini söyledi. Bakü'de gezilecek yerler arasında en önemlilerini yazdım. Bakü'de gezilecek yerler arasında en önemli ve turistik olanı kuşkusuz Eski Kent yani İçeri Şehir, Azerice yazılışı İç ri Ş h r. Buradaki UNESCO Dünya Mirası olan kaleyi yürüyerek rahatlıkla gezebilirsiniz. Orta Doğu'nun en eski yerleşim yerlerinden biri. Kazılar bu bölgeye insanların Tunç Devrinde yerleşmeye başladıklarını gösteriyor. Bakü'deki bazı gece hayatı ve eğlence mekanları. Azza Cafe I. Safarli Caddesi, Fountains Meydanı. Hezz Bar Nazım Hikmet Caddesi, no:27. Opera Lounge Nargile kafe, bar, restoran, İzmir Caddesi, no:9. Cafe Caramel Alizade Caddesi, no:7. Caspian Bar Tiflis Bulvarı, 1025/30. Finnegan's Bar A. Alizadeh Caddesi, no:4. The Phoenix Bar Mammadaliyev Caddesi, no:10. Otto Club T rlan eliyarb yov Caddesi, no:3. Caravan Jazz Club Aliyev Caddesi. Room 103 Canlı caz, 103 Neftiçil r Prospekti, no:103. Çok teşekkürler. Onu sormak aklıma gelmedi ama \"hayır öldürmeyecekler, ben onlara bir şey yapmadım\" dedim. Nedeni yakın tarihte savaş ve acılar yaşamaları. Bugün Azerbaycan'da yaşayan Ermeni ve Ermenistan'da yaşayan Azeri yok. Ermenistanla olan sorunumuz tarihe dayanıyor, Sovyet döneminde sınırlar açıktı ve hatta kardeş ülke olarak biliniyordu, ama 1. ve 2. Karabağ savaşlarından ve bir çok rayonumuzun işgalindan sonra sınırlar doğal olarak kapatıldı. bu yüzden size sınırı geçemeyeceyinizi söylemişler, çünkü sınırda askerler var ve sürekli silahlı atışmalar oluyor. Bu arada, yazınız için teşekkür ederim, çok güzel olmuş. ellerinize, yüreğinize sağlık. Ben de okuduğunuz ve bilgi verdiğiniz için teşekkür ederim. Azerbaycan'da diğer gezdiğim şehirleri de yazacağım. Teşekkür ederim, ben de okumanıza sevindim. Azerbaycan'da diğer gezdiğim şehirlerden de yazacağım. Alper abi, Bakü seyahetinizde size eşlik etmek isterdim. inşaAllah bir dahakı sefer. Ben Rusyada şu an yaıyor ve turizm mastır okumaktayım. Şayet Kazan yolunuz düşerse sizi görmek, bir çay içmek isterdim. Mail adresinden bana ulaşa bilirsniz. Saygılar, sevgiler. İlgine çok teşekkür ederim Fuad. Kazan için iyi şeyler duydum, güzel şehir derler. Sevgiler. Merhaba, yazınız için teşekkürler. Tüm yazılarınızı okuyorum. Bakü'de bulunduğum sürede hiç gece hayatına bakmadığımı anladım 🙂 Keşke yazdığınız mekanları görmeden gelmeseydim. Ben de Bakü gezi yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Baku ile ilgili yazinizi okudum. Ben kendim lisansi Istanbul universitesinde okudum. Bir dahaki sefere ne zaman gelirseniz size seve seve eslik etmek isterim. Geldiginizde mutlaka haber verirseniz sevinirim. İlginize çok teşekkür ederim Tural Bey. Bir daha gelecek olursam önceden haber veririm. Selamlar. Canim kardesim sanirim baku pahali oldugundan pek cok keşf edememişin. Yolun bir daha duşerse bana ulaş masraflarin benden sana bakunu gezdireyim. Ukalalik yapmiyorum gibi anlama turkçem iyi degil belki o yuzden yalniş anlaşilirim. İlginize ve davetinize çok teşekkür ederim Behruz Bey. Azerbaycan'a bir daha gelirsem önceden size haber vereceğim. Selamlar. Merhaba, efendim. Sitenizdeki gezi notlarını okumak zevkli. Özellikle Kuzey Kore yazınızı ilginç buldum, şaşırdığım yerler çok oldu. Azerbaycanın İncisi Qarabağ bizden alındı. ermeniler tarafından. İnsanlar yurdsuz, topraksız, evsiz kaldı. Qarabağ hep Azerbaycanındı, sonsuzadek de bizim yurdumuz. Şu an Azerbaycanda ermeniler yaşıyor. Onları kimse de rahatsız etmiyor. Ama ermenistanda Azeri yok. Olsaydı eğer orada hiç bir şekilde yaşayamazdı. Bu bir gerçek. S iz orda bir süre kaldınız ama uzun süre olsaydınız hiç te sizi iyi karşılamazdılar. Emin olun. Merhaba Pehi Hanım. Katkınız ve bilgiler için teşekkür ederim. Kardeş Azerbaycan'a sevgiler. Merhaba. Ben bir gün önceden Tiflis Bakü tren bileti rahatlıkla buldum, fakat Bakü Tiflis tren yolculuğu yapmadım. Bence Bakü'ye vardığınız gün tren biletinizi alın. Daha sonra bilet ve yolculuğunuz hakkında bilgi burada paylaşırsanız memnun olurum. İyi yolculuklar. Merhabalar ben Azerbaycan'a gitmek istiyorum üniversite öğrencisiyim sevgilim Azerbaycan'da ve 7aydır birbirimizi görmüyoruz onun tekrar buraya gelebilmesi ve burda yaşaması için önümüze çıkan engellerden dolayı en para gibi mesela ve onu çok seviyorum o kadar özlüyorum ki bir kere görsem bile yeter Oraya gitmem için ne kadar para gerekiyor ben bir bayanım hangi ulaşım yolu benim için güvenli olur sorularıma cevap verirseniz çok mutlu olurum şimdiden teşekkürler. Merhaba Tuğçe Hanım. Sorularınızın yanıtları Azerbaycan Gezi Rehberi adlı yazımda var. Merhaba Begüm Hanım. Bakü'de Abdulla Şaiq adına Az rbaycan Dövl t Kukla Teatrı adlı kukla tiyatrosunu gördüm ama oyun izlemedim. Neftchiler Bulvarı'nda yer alıyor. Kuklateatri nokta az sitesine baktım, internetten bilet seçeneği yok. Martın hangi günleri orada olacaksınız? Bakü'de her üç para birimini de Azerbaycan para birimi manata çevirebilirsiniz. Bilgi için teşekkürler. Tiyatro biletine yerine gidip bakarım artık. 4-8 Mart arası oradayız. 21 Mart'ta Nevruz kutlamaları oluyormuş, kaçıracağız. O hafta oteller iki katı fiyattı. Rica ederim. Sitede henüz Mart programı yayınlanmamış, umarım sizin günlerinize bir oyun denk gelir. Bakü eskisi gibi değil artık, epey pahalı bir hale geldi. Dönüşte burada Bakü seyahat izlenimlerinizi yazarsnız çok sevinirim, güncel bilgi olur. Teşekkürler güzel rehberiniz için daha önce Bakü'de bulundum ancak sonraki seyahatim için tamamlayacağım yerler olacak. Ben de Bakü yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Yolunuz hep açık olsun. Okudugum kadarıyla Azerbaycan gezisinden sonra Ermenistan'a gitmişsiniz.. Sunu hatirlatiyim ki, bir daha Azerbaycan'a gelebilmeniz zor olabilir. Cunkü Azerbaycan pasaportunuzda Ermenistan gümruk muhuru olan birini ulkemize kabul etmiyor yani vize vermiyor. Vize verirken de Ermenistan'a daha once gidip gitmediginizi arastiriyor. Ermenistan'a gitmenizde bir sorun yok, Dağlık Karabağ'a gittiyseniz eğer bir daha Azerbaycan'a gelmeniz zor olabilir ancak. State Migration Service of the Republic of Azerbaijan informs that foreigners or stateless persons intending to stay temporarily in the Republic of Azerbaijan for more than 15 days should get registered upon place of stay within 15 days after arrival in the country. For registration you can apply through official website http://www. migration. gov. az or in person to regional migration departments, or \"ASAN service\" centers. Azerbaycan Cumhuriyeti 'nin devlet göç hizmeti, 15 günden fazla süredir Azerbaycan Cumhuriyeti' nde geçici olarak kalmaya niyetli yabancılar veya vatansız kişilerin ülkeye gelişinden sonra 15 gün içinde kalması gerektiğini bildirdi. Kayıt için resmi web sitesi http://www. migration. gov. az veya bizzat bölgesel göç bölüm veya \"asan hizmet\" Merkezlerine geçerli. Hatırlatmakta fayda var Azerbaycan'da e-visa alınırsa 11$ büyükelçilikte vize alınırsa ücretsiz olduğunu hatırlatmak isterim ve ayrıca Bakü H ydar Aliyev Havalimanı'nda, Gence ve Naxçivan havalimanlarında kurulan kiosk vasıtası ile kredi kartı veya peşin olarak da vize alınabilecek bu sayede sırasız bir şekilde Türk vatandaşları 11 dolar gibi bir ücretle vize alabileceklerdir yukarıdaki aldığım kaynaklar doğrultusunda 10 günden 15 güne çıkartılmıştır devlet göç ofisine kayıt olma şartı bunu da sizinle paylaşmak istedim. Güncel Azerbaycan vize bilgileri için teşekkürler. Azerbaycan'a gezmek amacıyla gitmek istiyorum arkadaşlar sadece 1 haftalığa bana rehberlik yapacak kişiye ihtiyacım var yardımcı olursanız sevinirim. Güzel ve bilgilendirici bir yazı olmuş. Yazdığınız bazı şeyler gittiğimizde gerçekten çok işimize yaradı. Özellikle Bakü-Tiflis trenini kullanmak bizim için çok heyecanlı bir seyahatti. Sizin aksinize biz Bakü'den binip Tiflis'e ulaşmıştık. Yazı için teşekkürler. Blog yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Bakü Tiflis treni iyidir. Nice yollara. Merhaba. Bakü'de 5 yıldızlı oteller 500-600 TL; 4 yıldızlı otel fiyatları 400-500 TL, 3 yıldızlı otellerde tek kişilik oda fiyatları 150-250 TL civarında. Ucuz otellerde 70 liradan başlayan fiyatlarla küçük ve ucuz odalar bulabilirsiniz. Ben de Bakü'de ucuz bir otelde kaldım, eski bir oda idi. Şimdi baktığımda aynı fiyata daha düzgün odalar görüyorum. Beklentiniz yüksek değilse bence ekonomik konaklama için yeterli olur. Tekrar merhaba Alper Bey. Tiflis-Bakü trenindeki havalandırma sanırım klimalı, çünkü sınırları geçene kadar nemden ve sıcaktan pencereler buğulanırken, sınırı geçtikten sonra gece 03:00 sıralarından üşüyerek uyandım. Sanırım sistem anacak tren normal hızına gelince çalışacak şekilde ayarlanmış. Bakü gezimden genel olarak memnunum, sonuçta havaların bunaltıcı olması Bakü'nün suçu değil 🙂 Ancak açık olmak gerekirse Tiflis kentini ve Gürcistan'ın Kafkasya eteklerindeki Kazbegi, Mestia gibi kasabaları çok daha güzel. Bakü'yü bizim Türk lokantaları, tatlıcıları sarmış, ama çok sayıda Arap ve Paki-Hindu lokantası da gözüme çarptı. Azeri yemekleri için uygun ücretli, geleneksel yerel lokantalar da var; piti, lüle kebabı ve qutabın tadına baktım, beğendim. İçecek olarak Gürcülerin natahtari armut suyu içeceğini düşes ismi ile satıyorlar, serinletici, az şekerli bir içecek. Azericeye gelince, bizlere göre hoş, eğlenceli bir şive olabilir ama orada bu konuda şakalar yapmayın, gülmeyin, anlamaya çalışın, Azerice konuşmaya çalışmaya gerek yok, Azeriler Türkiye Türkçesini iyi anlarlar, bazıları da iyi konuşur. Bakü'ye gideceklere milli sanatçıları meşhur Reşid Behbudov'un şarkılarını dinleyerek gezmelerini tavsiye ederim. Tiflis Bakü treni dururken aşırı sıcaktı ama gece üşümedim. Ben Bakü'de ilk gün esnafla İngilizce konuşmaya çalışmıştım da anlayınca \"ne İngilizce konuşuyorsun\" demişlerdi. Ben ne bileyim hemen hepsinin Türkçe konuşabildiğini, ama işte Türk dizileri ve filmleri. 🙂 Bakü gezi bilgileri için çok teşekkürler. Bir de Bakü yakınlarında yüzülecek yer var mıdır bildiğiniz? Halk plajı bile olabilir.. Merhaba. Gence ikinci büyük kent ama bence Şeki daha güzel ve otantik. Bakü yakınlarında yüzülecek plajlar var. Sakin ve temiz bir yerde güneşlenip denize girmek isterseniz Nardaran'da SeaZone Beach Baku var. Amburan Beach Club ise daha popüler bir beach club. Bilgah kumsalı is bir halk plajı. Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Ankara'daki büyükelçiliğinden aldığım bilgiye göre 25 Şubat 2020 yılında yapılan anlaşmaya göre her iki ülke vatandaşlarının umuma mahsus normal pasaportlu vatandaşların 30 günlük vizesiz kalma süresi 90 güne çıkartılmıştır yani bordo normal pasaportu olan Türk vatandaşları 13 Ağustos 2020 tarihinden itibaren Azerbaycan'da 90 gün vizesiz kalabilecektir. Azerbaycan vize ve kalış süre bilgisi için teşekkürler."} {"url": "https://celebialper.com/barselona-gezi-rehberi/", "text": "Barselona gezi notları olarak hazırladığım bu yazı, seyahat programı ve gezi planı yapmak isteyenler için bilgi, gezi notları ve yorumları içeren bir rehber. Barselona İspanya'nın ikinci büyük şehri ve Katalonya'nın başkenti. Dünyanın en güzel şehirlerinden biri kabul edilen Barselona gezi amacıyla gelen milyonlarca turist ve gezgini kendine çekiyor. Merkezi 1.6 milyon, il olarak 5 milyon nüfusuyla Avrupa'nın Akdeniz kıyısındaki en büyük kenti. Uzak ülkelerde zorlu coğrafyalardan sonra bu güzel ve modern şehri göreyim dedim. İspanya'nın Kuzeydoğu Akdeniz kıyısında yer alan Barselona, tarih boyunca Roma, Arap, Frank ve İspanyol yönetimlerinde kaldı. Sahillerinde endüstriyel tesisler varken 1992 Olimpiyatlarına hazırlık sürecinde kumsallar açıldı ev sahipliği yaptığı etkinlik sayesinde meşhur olarak turistik bir yer haline geldi. Bu sayede başlayan büyük değişim bugün şehrin yenilenen mahallelerinde hissediliyor; kamu binalarında, müzelerde, heykellerinde, parklarında ve sanat etkinliklerinde görülüyor. Tarihi eserlerin korunduğu, modernizmin kurulduğu Barselona gezi için ideal bir kent. İspanya seyahati yapanlar için vazgeçilmez bir yer. Barselona diğer Avrupa şehirleri gibi pazarları, restoranları, mağazaları, müzeleri, kiliseleri, trafiğe kapalı yürüyüş caddeleri ve her noktaya ulaşım sağlayan gelişmiş metro sistemiyle seyahat etmek için cazip bir turistik şehir. Ana merkezi Ciutat Vella olan Eski Kent, Barselona yaşam ve kültürünü keşfetmek, kumsalları sıcak yaz aylarında güneşlenmek, denize girmek ve dinlenmek için harika. Şehir en çok mimari güzelliğiyle öne çıkıyor. Havaalanında T1 ve T2 adlı iki terminal var ve aralarında servis otobüsü sık gidip geliyor, 12 dakika sürüyor. Barselona Havalimanı'ndan şehir merkezine gitmek için Aerobus adlı otobüsler var; A1 otobüsü Terminal 1'den, A2 otobüsü Terminal 2'den hareket edip trafik yoksa yarım saatte şehir merkezine gidiyor; Plaça Espanya, Gran Via Urgell, Plaça Universitat ve Plaça de Catalunya duraklarında inilebiliyor. Bilet ücreti 5.90 avro. Daha ucuz ulaşım seçeneği 46 numaralı otobüsün bilet fiyatı 2 avro. Havaalanından şehir merkezine trenle ulaşım için yarım saatte bir RENFE R2 Nord treni kalkıyor ve merkezdeki Sants (18 dakika), Passeig de Gracia (24 dakika), El Clot-Arago (30 dakika) istasyonlarına götürüyor. T2 terminalina yakın istasyondan kalkan trenin bilet fiyatı 4.10 avro. İspanyollar iki katlı tren yapmışlar. Barselona'ya indim, havaalanında ücretsiz bir harita aldım. RENFE treniyle şehir merkezindeki Passeig de Gracia istasyonunda inip biraz yürüyerek hostelimin olduğu merkezi Eixample semtine geldim. Hostelim Eixample semtinde tarihi ve güzel bir binada, tek kişilik odamın fiyatı 14 avro. İlk kaldığımda fena değildi ama Endülüs dönüşü kaldığımda oldukça pisti. Sabah Kadıköy'de çorbacıdan arttırdığı ekmeğe akşam Barselona'da 1 avroya aldığı sucuğu katık eden ucuzcu gezgin Çelebi Alper'in dramı. Ben istemez miyim paellalar tapaslar sangrialar paylaşmak? Üzülmeyin, o da olacak. Güzel kent beni düşünen boğa heykeliyle karşıladı. İspanya bu, ekonomik kriz var tabii. Rambla Catalunya ile Gran Via Caddeleri'nin kesiştiği alanda, Rambla de Catalunya Meydanı'nda. Oturan Boğa adlı heykel Josep Granyer tarafından 1972 yılında yapıldı. İspanya'daki ilk gecemde milletçe rezil olduk. Pansiyonda banyodan 5 liralık örümcek adam pijamamla çıkıp odama giderken koridorda İsveçli kız görüp güldü. It has a spiritual value falan dedim. Halbuki paraya kıyıp çizgili pijama almış olsaydım, beyaz akletle birlikte ihtişamla endam ederken Türk erkeğinin karizmasını görecekti. İspanyollar içip içip yamuk yumuk binalar yapmışlar. İlginç bir zürafa heykeli. Rambla de Catalunya, Barcelona. Josep Granyer i Giralt'ın eserinin adı La Girafa Coqueta, Türkçesi İşveli Zürafa. İspanya'da bu akşamki spesiyalim; ince dilimlenmiş İspanyol suntası eşliğinde servis edilen marine yeşil zeytin, Katalan köy tereyağı, organik peynir, 1 avroluk sucuk, litresi 1.2 avro şarap. Aslında 0.8 avroya şarap var ama kaliteden taviz vermem, özellikle seyahatlerimde har vurup harman savurarak harcamaktan keyif alırım. Yüz yıldır şu kilisenin inşaatını bitiremediler. La Sagrada Familia, halk arasında Bitmeyen Kilise olarak adlandırılıyor. Bu kibar arkadaş bir dükkanın girişinde karşıladı beni, alışveriş meraklısı olmasam da sağ olsun. Şehirde alışveriş yapmak isteyenler için hediyelik eşya dükkanları yaygın. Sabit pazar ise gıda alışverişi için rengarenk bir ortam. Taze et, sebze, çeşitli yemekler satın alabilirsiniz. Mercat de Sant Josep/ La Boqueria adlı gıda alışveriş merkezi, La Rambla de Sant Josep adresinde. Şehirde Türk lokantaları arayanlar sorun yaşamaz, merkezi semtlerde çok sayıda Türk lokantası var. Aşağıdaki Luna de Istanbul adlı kebap ve Türk yemekleri satan lokanta Carrer Gran de Gracia 160 numaralı adreste. Şehir iyi planlanmış caddeleri, yaya yolları ve kare planıyla güzel bir mimariye sahip. Barcelona için güzel bir yazı olmuş gitmiş kadar olduk, umarım bu yazılarınıza devam edersiniz, takip ediyoruz. İstanbul Barselona biletimi THY'den 500 liraya aldım. Ben de gezi yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Güzel bir anlatımla güzel bir şehir. Teşekkürler Alper Hocam. Ben de okuduğunuz için teşekkür ederim. Barselona gezi yazılarım devam edecek. Ucuz bilet bulursanız Bence kaçırmayın, Barselona gezmek için harika bir şehir. Ben booking sitesinden buldum. 14 avroya kötü bir hostel odası idi. Daha ucuza getirmek isterseniz hostellerde 6 kişilik odalara bakabilirsiniz. Salvador Dali nin muzesinin bulundugu Figueres ten bahsetmemissiniz.. Bence kesinlikle gidilmesi gerekn bir yer.. Ha bastan soyleyeyim asagida ismini verdigim otel haricinde ama yine o otelin bolgesinde bir otelde kalin kesinlikle!! Merhaba. Madrid ve Barselona arasında İspanyol demir yolları idaresi RENFE'nin günde 35 tane tren seferi var, yolculuk rotaya göre iki buçuk saatten altı buçuk saate kadar değişiyor. Tren bilet fiyatları 40-50 avrodan başlıyor. İspanya'da trenler pahalı. CostaSur firmasının otobüsleri 7-8 saat sürüyor ve biletler 32 avro civarında. İspanyol yerel hava yolu Vueling'den 44 avroya uçak bileti bulabilirsiniz. İstanbuldan barcelona ya saat 17:00 de iniyoruz. aynı gece valencia da olmamız gerekiyor Barcelona hava alanından valencia 'ya tiren 19:30 da şehir merkezinden kalkıyor. bagaj işlemleri vb. süresini de hesaplıyarak soruyorum. Merhaba. İstanbul Barselona uçağınız zamanında inerse rahatlıkla 19:30'dan önce şehir merkezinde olursunuz. Yazdığım otobüs ve tren seçeneklerinden başka havalimanından kent merkezine ucuz ulaşım yok. Merhaba. İlginize teşekkürler, zaman bulunca Barselona ve İspanya'dan yazacağım daha. 🙂 Barselona'da Ocak ayında yani Kış mevsiminde hava durumu çok da soğuk olmaz, gündüz 10-14 derece, gece 5-10 derece civarında seyreder. Günışığı kısadır, sadece 6 saat sürer. Ocak ayında yağmur olasılığı sadece 3 gün. 5 günlük İspanya turu için fazla yolculuk yapmak istemezseniz Zaragoza veya Tarragona olabilir. Ben asıl hedefim Endülüs olduğu için güneye indim; Malaga, Granada ve Cordoba'yı gezdim. İspanya'da uzak mesafelere otobüs ve trenler çok pahalı ama yerel Vueling Hava Yolunun ucuz uçuşları var. 7 gün yapamaz mısınız onu? 🙂 Sevgiler. Merhaba. İspanya gezi planınız ve günler mantıklı. Barselona'da Ra Rambla çevresinde kalmak avantajlı olur tabii, şehir merkezi. Ben Eixample semtinde kaldım ve çok memnunum, hemen her yere yürüyerek gittim. Diğerlerine gitmedim. 1) Birçok sitede hem Madrid hem Barselona için yankesiciler için dikkat edilmesi gerektiği yazılmış. Her iki şehirde oldukça güvenli gözüküyor. Standart tedbirleri aldığınızda kötü bir olayla karşılaşma şansınız oldukça az. 3)Kaldığımız 10 günde hava gezmeye çok elverişli idi. Ekim ayında gündüz çok rahatlıkla şort-tshirt giyilir, akşamları da sweatshirt yeterli oluyor. 4)Şehir çok pahalı değil fakat türk parasının değersizliği sebebi ile harcarken ister istemez yoruyor. 5)Hediyelik eşya alırken pazarlık yapın. Bu tip dükkanların çoğunu hintlilerin işlettiğini gördük. Hediyeliklerin üzerine yedirirsek diye yüksekten fiyatlar yazmışlar, itibar etmeyin, pazarlık yapın. Ara sokaklarda daha ucuz ürünler bulabilirsiniz. 6) Müze vs için internetten önceden biletinizi alın, çıktısı yanınızda olsun, kafanız rahat etsin. 7)La Rambla çok kalabalık, mutlaka bir iki tur atılır ama bana daha keyif veren caddeler, Rambla de Catalunya, Passeig de Gracia oldu. Rambla de Catalunya üzerinde güzel mekanlar var, yenir, içilir. Çoğu insan bu caddede birşey yok der ama ben Avinguda Diagonal'i çok beğendim. Boylu boyunca uzayan yeşil bir cadde. 8)Tibidabo mutlaka görülmeli. Gidişi zahmetli değil ama masraflı olabiliyor. Metro ile Tibidabo durağında indikten sonra taksi ile tepeye gidiş en ucuz yollu ulaşım. Diğer türlü füniküler ile çıkmak isterseniz kelle başı 7 eur. Tibidabo'ki eğlence parkı çok güzel, yeşillikler içinde, şehir manzarası müthiş. Mümkünse açık havada gitmeye çalışın. Tepe olması sebebi ile esiyor ve hava 2-3 derece soğuk, kılık kıyafeti buna göre ayarlamakta fayda var. 9)Gotik Bölge; çok özel bir yer, yaşanmalı, ara sokaklarda saatler geçirilir. 10)Barselona çok güzel ve özel bir şehir olarak hafızamıza kazındı. Barselona için 2-3 gün yeterli süreler değil, 6 gün bize yetmedi, ağzımıza bir parça bal gibi oldu, hakkı 10 gündür. Barselona seyahat ve gezilecek yer bilgileri için çok teşekkürler, ayağınıza elinize sağlık. Elinize sağlık, çok güzel bir yazı. Barselona metrosu turistler için gezilip görülesi hemen her yerden geçiyor. Bu nedenle Barselona şehir merkezinde metro istasyonuna yakın hemen her otelde kalabilirsiniz. Ama eğer tam aksiyonun içinde olmak istiyorsanız La Rambla ya da Barri Gotic civarında kalmaya bakın. 27 Ocak 3 Şubat tarihleri arasında Barselona'daydık. Katkı sağlamak için bir kaç ufak bilgi de ben vermek istedim. 1) Müze giriş ücretleri oldukça yüksek ancak belli günlerde akşam saatleri ücretsiz oluyor. Biz bu şekilde bir kaç müzeyi ücretsiz gezdik, gezi planlaması yapılırken internet sitelerinden kontrol etmekte fayda var. Ayrıca öğrenciler, öğrenci kimliklerini götürerek öğrenci bileti talep edebilir ama biz bu yöntemi pek kullanamadık. 2) Müze biletlerini internetten aldığınızda gişedekine göre daha uygun oluyor. 3) Söylendiği kadar hırsızlık riski fazla gibi gelmedi bize. Biraz dikkatle sorun olmayacaktır, özellikle çantaların rasgele bırakılmaması ve hesabın garsona ödenmesi konularındaki uyarılara dikkat ederek sorun yaşamadan tatilimizi tamamladık. 4) Ocak ayında gitmiş olmamıza rağmen hava sıcaklığı gezmek için çok uygundu ama oldukça rüzgarlı bir yer. Kış dönemi için şapka, bere ve şemsiye mutlaka bavulda olması gereken eşyalar. 5) Barselona çok büyük ve çok güzel bir şehir. Her tarz için yapılacak çok şey var. 7 gün bize yetmedi, 2-3 gün kesinlikle yeterli değil. Barselona seyahati için müze biletleri, güvenlik ve hava durumu bilgi ve önerileriniz için çok teşekkürler. Gerçekten büyük ve güzel bir şehir."} {"url": "https://celebialper.com/barselona-gezilecek-yerler/", "text": "Barselona gezilecek yerler bakımından son derece zengin; Gaudi eserleri, futbol takımı, maçları, Katalan kültürüyle ünlü, büyük ve güzel bir şehir. İspanya'nın kuzeydoğusunda yer alan Barselona gezilecek yerler, görülecek noktalar, etkinlikler, gece hayatı, alışveriş, yeme içme, tarih ve kültürüyle tam bir turizm merkezi. Bu yazımda bir gezi planı oluşturabilecek şekilde Barselona'da gezilecek yerler listesi ve bu noktalar hakkında bilgi var. Aşağıdaki Barselona haritası şehir merkezinin semtlerini, en önemli gezilecek yerlerini ve ana caddelerini gösteriyor. Bu harita ise kentin en önemli metro ve tren istasyonları ile bölgelerini gösteriyor. Büyük bir şehir olduğu için Barselona gezilecek yerler için ana bölgelere ayrılarak plan yapıp gezilebilir. İspanya gezi planı için vazgeçilmez bir şehir. Barselona'nın en merkezi bölgesi olan tarihi ve turistik Ciutat Vella dört semte ayrılıyor; Barceloneta, Barri Gotic, La Ribera ve El Raval. Gezilecek yerler bu bölgede yoğunlaşıyor. Palau de la Musica Catalana C/Sant Pere mes Alt no:13. Tarihi şehirdeki en önemli mimari eser olan güzel konser salonu Ramon Muntaner tarafından tasarlandı ve Katalan Modernist mimarinin başyapıtı. Basilica of Santa Maria del Mar Plaça de Santa Maria. Katalan Gotik mimarisinin örneği kilise, 1383 yılında tamamlandı. Carrer Montcada Born. Güzel Gotik tarzda evler, turistik gezilecek yerler arasında. Picasso Museum Montcada, 15-23. Sabah 10:00 ile akşam 20:00 arasında açık Picasso Müzesi bilet ücreti 9 avro. Her ayın ilk Pazar günü ücretsiz. Passeig del Born Santa Maria del Mar Kilisesinden Born pazarına kadar uzanan geniş ve uzun bir tarihi cadde, turistler için görülecek noktalar arasında. Mercat del Born Tarihi pazar yerinin kalıntıları. Guell Palace Gaudi tasarımı güzel bir saray. Plaça Sant Jaume İspanya ve Katalan tarihinde politik öneme sahip aşağıdaki meydanda belediye binası, Palau de la Generalitat Sarayı, belediyenin solunda turizm danışma bürosu var. Plaça Reial Meydan güzel mimarisi, gece hayatı, teras restoran ve barlarıyla ünlü. Cathedral of Santa Eulalia Capellans Cad, no:4. Kentin ana Gotik kilisesi. Plaça Sant Felip Neri Şehrin romantik meydanı. Antonio Gaudi 1928 yılında bu kiliseye giderken yolda trafik kazasında öldü. Sant Felip Neri Kilisesi, on dördüncü yüzyıldan kalma bir saray ve meydanın ortasında dekoratif bir havuz var. Plaça del Pi Bu güzel meydandaki Santa Maria del Pi Kilisesinde konserler veriliyor. Carrer Petritxol Plaça del Pi Meydanı'ndan başlayan dar sokakta tarihi çikolata ve sıcak çikolata dükkanları, Picasso'nın ilk sergisini açtığı Sala Pares adlı ücretsiz sanat galerisi var. Sinagog C/Fruita Caddesi, no:5. Roma döneminden kalma sinagog sadece sabahları açık ve Barcelona'da ücretsiz gezilecek yerler arasında. Museo de Historia de Barcelona Plaça del Rei. MUHBA kısaltmalı Kent Tarihi Müzesi'nden yeraltı Roma kalıntılarına ve Barri Gotic merkezindeki tarihi binalara da erişiliyor. Museum de l'Erotica de Barcelona La Rambla. Erotik ve tensel eserler müzesi. Eski Kama Sutra tabloları dışında gitmeye değmez. La Rambla Barcelona deyince ilk akla gelen, Raval semtindeki merkezi, ünlü, turistik, canlı ve hareketli cadde. Limandan La Plaça Catalunya Meydanı'na kadar uzanıyor. Sokak gösterileri, çiçekçiler, gazete ve kitapçılar, kuşlar, müzisyenlerle şenlenen bulvar, turistler için mutlaka görülmesi gereken yerler arasında. Yankesicilere dikkat edilmesi gerekiyor. La Boqueria Market Rambla Caddesi, no:91. Üstü kapatılmış açık hava gıda pazarı La Boqueria rengarenk. Kentte yiyecek alışverişi için harika bir yer. Meyveler, meyve suları, tapaslar, taze ve kurutulmuş sebzeler, taze ve kuru etler, türlü deniz ürünleri, balıklar, midyeler, kalamarlar, ahtapotlar, şekerlemeler, baharatlar, hamur işleri, hem yerli hem yabancı turistleri bu lezzet merkezine çekiyor. Drassanes Av. de les Drassanes, no:1, Raval. Gotik tersane bugün deniz müzesi. Hospital de la Santa Creu C/Hospital no:56. Gotik binadaki tarihi hastanede bugün Ulusal Kütüphane yer alıyor. Saint Paul of the Fields C/Sant Pau 101. Şehirdeki en güzel Roma mimarisi eseri. Arap tarzını andıran manastıra giriş 2 avro. MACBA, Museu d'Art Contemporani de Barcelona Raval, Plaça dels Angels, 1 numara. Modern Sanatlar Müzesi'nin giriş bilet ücreti 4 avro. Pazar günleri erken, 15:00'te kapanıyor. Olympic Port Barceloneta. Restoranlar, barlar ve Barcelona Casino. Parc de la Ciutadella Barceloneta. Barselona'nın en merkezi parkının 74 dönüm alanında Katalan Parlamentosu, Arc del Triomf anıtı, müzeler, sera ve bir göl yer alıyor. Spor ve yürüyüş için ideal. Zoo-Barcelona Parc de la Ciudadella, Barceloneta. Hayvanat bahçesi ve bilim müzesi, 16 avro. Parc de la Ciutadella Barceloneta. Barselona'nın en merkezi parkının 74 dönüm alanında Katalan Parlamentosu, Arc del Triomf anıtı, müzeler, sera ve bir göl yer alıyor. Spor ve yürüyüş için ideal. Parc de la Ciutadella Barceloneta. Barselona'nın en merkezi parkının 74 dönüm alanında Katalan Parlamentosu, Arc del Triomf anıtı, müzeler, sera ve bir göl yer alıyor. Spor ve yürüyüş için ideal. Columbus Anıtı 1888 yılında Barcelona Limanı'nın önünde inşa edilen 60 metre yükseklikteki anıt. Katalanca adı Monument a Colom olan anıtın bulunduğu Plaça Portal de la Pau Liman Meydanı aşağıda. Limanda Robert Llimos'un eseri olan Miraestels adlı iki yüzer heykel var; heykeltıraş bu sanat eserinde Joan Brossa'nın El Saltamarti şiirinden esinlenmiş. La Plaça Catalunya Kentin ana caddeleri aşağıdaki bu meydanda birleşiyor. Şık havuzları ve heykelleriyle gezilecek yerler arasında yer alan meydan, şehir halkının buluşma noktası. Turistik yerler için bir merkez. Teatre del Liceu Liceu Opera Barcelona, İspanya. Kaldığım Eixample bölgesi 19. yüzyılın ortasında Ildefons Cerda tarafından tasarlandı. Çok geniş bir alanda dikdörtgen bloklar, benzer şık mimarili binalarıyla kaybolmaya çok müsait bir semt. la Pedrera, Casa Batllo ve La Sagrada Familia gibi modernist binaların çoğu burada. Planlı kentsel gelişmeye iyi bir örnek ve gezilecek yerler bakımından keyifli. Sagrada Familia Bir türlü bitmeyen dev katedral özellikle geceleri aydınlatmalı olarak çok güzel görünüyor, kemiklerden yapılmış tabirinin haklılığı ortaya çıkıyor. Kuleye çıkan asansörün ücreti 3 avro, katedralin giriş bilet ücreti 13 avro. İki asansör var; Nativity asansörü daha alçak ama iki farklı kuleye çıkılabiliyor ve ünlü merdivenler görülebiliyor; Passion asansörü ise 85 metre yüksek kuleye çıkıyor ve Barselona manzarası seyredilebiliyor. La Sagrada Familia Kilisesi, modern mimarinin öncülerinden Antoni Gaudi'nin 1883 yılında devraldığı fakat 1926 yılında bir tramvayın altında kalarak ölmesi sonucu yarım kalan bir bazilika. Yapımı halen devam ediyor ve halk arasında bitmeyen kilise olarak da biliniyor. 1882 yılında halkın yardımlarıyla yapımına başlanan mimari eserin bitmemesinin nedeni, hala sembolik olarak halkın yardımlarıyla yapımına devam edilmesi ve Gaudi'nin karmaşık mimari tarzının çözülmesinin zorluğu. Ayrıca binanın çizimlerinin ve ilk yapım yöntemlerinin de 19. yüzyıldan kalması nedeniyle günümüz teknolojisine uyarlanması bir başka zorluk. 2026-2028 yılları arasında bitmesi tahmin edilen kilise, yardımseverlerin katkılarıyla inşa ediliyor. Gaudi, bazilikadaki büyük kulelerden bir tanesinin bitimini görebildi. Kuleleri tasarladıktan sonra bu kulelerin Barselona'ya gelecek olan gezginler için mükemmel bir karşılama olacağına inandığını belirtmiş ve kulelerin tepesindeki süslemelerin cennet ile yeryüzü arasında bir bağlantı sağlarmış gibi göründüğünü söylemişti. Kilisenin iç yapısını ayakta tutan kolonlar dallanıp budaklanan ağaçlar şeklinde tasarlanmış. Yapının içine girildiğinde ormanda dolaşıyor hissi veriyor. Gaudi şehirde yaptığı bütün yapılardan elde edilen geliri bu yapıya yatırdı. Casa Batllo Passeig de Gracia no:43 adresindeki Casa Batllo adlı bina, yine bir Antoni Gaudi başyapıtı. Evde hiç düz çizgi ve dik açı yok. Sesli rehber cihazı dahil bilet ücreti 16.5 avro. La Pedrera Passeig de Gracia no:92, Diagonal metro istasyonu. Antoni Gaudi'nin en uçuk, egzantrik, ilgi çekici mimari eserlerinden biri. Gaudi'yi tanımaya başlamak için iyi bir sergi içeriyor, ünlü mimarın sanatının incelikleri öğrenilebiliyor. Giriş ücreti 16.5 avro. Aşağıdaki haritada 12 önemli Gaudi eserinin resimlerini ve yerlerini görebilir, bir Gaudi eserleri turu yapabilirsiniz. Barcelona Sant Pau Recinte Modernista Barcelona Sant Pau Art Nouveau Site. Sürdürülebilirlik, sağlık, eğitim ve sanat alanlarında etkinlik gösteren başlıca kurumların bilgi merkezi olan güzel tarihi binada, günümüz toplumunun yaşadığı sorunlara çözümler üretmek için çalışılıyor. Eskiden Hospital de Sant Pau adıyla hastane olarak kullanılan aşağıdaki binayı Mimar Lluis Domenech i Montaner tasarladı ve yapımı 1902 yılından 1930'a kadar sürdü. Casa Amatller Passeig de Gracia 41 numara. Mimarı Josep Puig i Cadafalch. Casa Lleo-Morera Passeig de Gracia no:35. Lluis Domenech i Montaner. Hotel Majestic Passeig Gracia no:68. Lobideki asansörle teras katına çıkıp manzara izlenebilir. Üniversite İlginç binalar, kütüphaneler ve bahçeler var. Şehir merkezinden 1 kilometre kuzeydeki Gracia semtine rahatça ve keyifle yürünebiliyor. Merkezin kozmopolit havasından çok daha yerel Katalan bir ortamı var. Güell Park Lesseps metro istasyonunda inip tepeye yürüyerek ulaşılan Güell Park bütün bir panoramik Barselona manzarası sunuyor. Park iki kısımdan oluşuyor; pek ünlü bir turistik yer olmayan, daha sakin doğal alan; ve ünlü turistik heykel parkı. Bu heykel parkı ve ünlü teras, Gaudi'nin renkli sanat anlayışını yansıtıyor. Şehir hakkında daha fazla bilgi Barselona Hakkında İlginç Bilgiler yazımda. Casa Vicens C/de les Carolines no:24, Gracia. Şehir merkezinden 22, 24, 31, 32 numaralı otobüslerle gidilebilen bina, Gaudi'nin kentte ilk kendi inşa ettiği eseri. Özel mülkiyet olduğu için her yıl 22 Mayıs ziyaret günü hariç sadece dışarıdan görülebiliyor. Mies van der Rohe Pavilion Av. Francesc Ferrer i Guardia no:7, Parc de Montjuic. Her gün 10:00 ile 20:00 arası açık olan 1929 Mies van der Rohe eseri Alman Köşkü, yirminci yüzyılın referans ve önemli bir mimari eseri. Bilet ücreti tam 4,75 avro, öğrenci 2,6 avro, 16 yaş altına ücretsiz. CaixaForum Avda. Marques de Comillas no:6-8, Plaça Espanya. Çoğu modern sanat eserlerinden oluşan iyi sergiler oluyor. Giriş ücreti 4 avro. kafesinde yemek fiyatları uygun. Joan Miro Museum Parc de Montjuic s/n. L3 metro hattı Parallel istasyonunda inip funikülerle gidiliyor. İlginç geçici sergiler oluyor. Ücret 8,5 avro. MNAC Palau Nacional. Katalonya Ulusal Sanat Müzesi dünyanın en iyi Romanesk sanat koleksiyonuna ve Gotik eserlere ev sahipliği yapıyor. Her ayın ilk pazarı 14:30'a kadar ücretsiz. Katalan Arkeoloji Müzesi Katalonya'da bulunan arkeolojik eserleri görmek 65 yaş üzeri ve 16 yaş altındakilere ücretsiz, diğerlerine 3 avro. Museu Etnologic Passeig Santa Madrona, no:16. Katalan Etnografya Müzesi'nde Katalan denizcilerin yeni dünya Amerika keşiflerinden getirdikleri sergileniyor. El Museu de l'Esport Olimpic Olimpiyat ve Spor Müzesi. Museu Picasso Carrer de Montcada no:15. Picasso Müzesi sanatçının şehirde yaşadığı erken döneminden ve ünlü eserlerini verdiği dönemden çok sayıda resim içeriyor. FC Barcelona Futbol seviyorsanız mutlaka Camp Nou adlı şehrin en büyük ve ünlü takımının sahasını ve Avrupa'nın en önemli futbol statlarından birini görmelisiniz. FCB formalarına reklam almayan dünyadaki tek büyük futbol takımı. FC Barcelona her yıl UNESCO'ya milyonlarca avro para bağışlıyor. FCB takımı Katalan ulusal kimliğinin sembolü. Camp Nou 98.600 kişi kapasitesiyle Avrupa'nın en büyük stadı. Dünyanın en büyük stadını burada yazdım. Miramar Limandan teleferikle gidilen, güller ve kaktüslerle, dekoratif havuzlarla dolu, manzaralı bir yer. Plaça d'Espanya 1929 World Exhibition için inşa edilen güzel İspanya Meydanı'nın ortasında şık bir heykelli havuz var. Gerek Barselona gerek diger ulkelere tursuz bagimsiz gitmek Daha ucuz. Merhaba. Diger Avrupa Birligi ülkelerinin coguna göre Ispanya vizesi kolay. Randevu ve basvurudan sonra genelde 5 is günü icinde Ispanya vizesi veriliyor. İlham verici fotoğraflar ile süslü güzel bir yazı olmuş. Barselona ile ilgili çok faydalı ve bilgilendirici bir rehber. Teşekkürler. Siteniz oldukça bilgilendirici. Seyahatlarimde yararlanıyorum. Barcelona'ya Kasım ayında gitmeyi planlıyorum. Acaba kaç gün ayırmam gerekir bu şehre? Tam olarak emin olamadım ve size danışmak istedim. Merhaba Mustafa Bey. Seyahat blog yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Barselona için zamanınız varsa 5 gün ayırmanızı öneririm, anıtlarını müzelerini çarşılarını rahatça gezmek için. Zaman kısıtlı ise 3 günde de epey görülebilir. Rica ederim. Keyifli bir Barselona gezisi dilerim. Merhaba. Barselona gezilecek yerler açısından çok zengin, büyük ve turistik bir şehir. Zaman varsa 1 hafta gezmeyi öneririm, ama yoksa 3 günde de iyi bir Barselona turu yapılabilir."} {"url": "https://celebialper.com/barselona-hakkinda-ilginc-bilgiler/", "text": "23 Nisanda kutlanan La Diada de San Jordi adlı Sevgililer Günü Barselona'da en önemli festivallerden biri olup, aşka ve okumaya adanmıştır; yakınlarına ve sevgililerine gül ve kitap hediye ederler. UNESCO 23 Nisanı Uluslararası Kitap Günü olarak ilan etti. FC Barcelona futbol takımının Camp Nou stadı, 100.000 kişi kapasitesiyle Avrupa'nın en büyük, dünyanın üçüncü en büyük stadyumu. Dünyanın en büyük stadyumu ise Kuzey Kore'de. İspanya tarihi hakkında daha fazla bilgi İspanya Gezi Rehberi yazımda var. Barselona'da 1992 Olimpiyatlarına dek kumsal yoktu, sahili endüstriyel alandı. Bugün National Geographic ve Discovery Channel Barselona kumsallarını dünyanın en iyi on kumsalı arasında listeliyor. Mısır'daki Büyük Piramit'in inşası antik aletlerle 20 yıl sürmüştü, oysa La Sagrada Familia 135 yıldır modern teknolojiyle hala tamamlanamadı. Binanın ana karakteri, tamamlandığında 170 metreye ulaşacak yüksekliği. Gaudi kentteki en yüksek noktanın Tanrı'nın yarattığı, doğal bir yapı olması gerektiğine inanıyordu ve kast ettiği Montjuic Tepesi 184,8 metre yükseklikte. Kilisenin tasarımından Mimar Francisco de Paula del Villar sorumluydu ve temelleri 1882 yılında atılmaya başlandı, Gaudi ise proje üzerinde 1883'te çalışmaya başladı ve aynı yıl Villar emekli olunca tasarımın sorumluluğunu o aldı. 1888 yılında Barcelona Limanı'nın önünde inşa edilen 60 metre yükseklikteki Columbus anıtının nereye baktığı hakkında farklı yorumlar var. Yaygın bir inanışa göre Amerika'ya bakıyor ama Amerika tam tersi tarafta. Bazıları Kolomb heykelinin elinin denizi göstererek denizcilikteki başarılarını ifade ettiğini söylüyor. Bir görüşe göre keşfe çıktığında hedeflediği Hindistan'a doğru bakıyor. Diğerleri ise memleketi Cenova'ya baktığını iddia ediyorlar. Barça olarak da ifade edilen İspanya FC Barcelona futbol takımının müzesi, şehirde en çok ziyaret edilen müze. Kentin kalbi, Gothic Quarter'daki Las Ramblas, restoranları, kafeleri, hediyelik eşya dükkanları, canlı atmosferiyle bir buluşma noktası. Tek cadde olarak düşünülse de aslında beş caddeden oluşuyor; Rambla de Canaletes, Rambla dels Estudis, Rambla de Sant Josep, Rambla dels Caputxins ve Rambla de Santa Monica. Eixample semti kare ızgara planı ve güzel binalarıyla tüm dünyadan mimarları ilham almak için kendine çekiyor. Bölgenin caddeleri on dokuzuncu yüzyılın ortasında şehir planlamacı Ildefons Cerda tarafından tasarlandı. Geniş dönüş açılı buharlı tramvay için tasarlanmıştı, ama bu tramvay hiç gerçekleşmedi ve elektrikli tramvaylar dönebilsin diye blokların köşeleri kesilmek zorunda kalındı. Ayrıca her blokun ortada kendi yeşil alanına sahip, kendine yeten topluluklar olması düşünülmüştü ama bu da olmadı. Bu semtte kaldığım yer ve yaşadıklarım Barselona Gezi Notları adlı yazımda. Şehirde bugün 12 tane terk edilmiş metro istasyonu var ve içlerine girebilenler hayaletler, gölgeler gördüklerini iddia ediyorlar. Gaudi'nin başyapıtlarından olan Casa Mila, havalandırma işlevi gören heykellere sahip. Kıvrımlı, eğimli ve dönüşlü iç mimarisi yaşayan bir organizmaya benzediği için Yaşayan Ev olarak anılıyor. İngiliz Kraliyet Mimarlar Enstitüsü tarafından Kraliyet Altın Madalyası verilen dünyadaki ilk ve tek kent. Kentte 19 saniyede bir trafik kazası oluyor, hafta sonları saniyede bir kazaya kadar çıkabiliyor. Bu nedenle Barselona'da araba kullanmaktansa yürümek çok daha güvenli. 260 futbol sahası kadar alan kaplayan caddeler yayalara ayrılmış durumda. Eski kentin merkezi Barri Gotic'deki binaların bazıları Roma döneminden kalma. Orta Çağ mimarisinin korunduğu bölgeyi her hafta bir milyondan fazla turist geziyor. İspanya'da en çok yürünen cadde olan Portal de l'Angel'de 1 saatte yaklaşık 3500 kişi yürüyor. İspanya Flamenko dansı ile ünlü olsa da, Barselona'da geleneksel veya yaygın değil, Katalan şehir halkı rock müziği daha çok seviyor. Barselona iş kurmak ve ticaret yapmak için dünyanın en kolay ve rahat dördüncü kenti. Pablo Picasso, Joan Miro, Salvador Dali, Enrique Tabara gibi dünyanın en ünlü ressamlarından bir çoğu bu şehirde yaşadı ve halen yaşıyor. Opera sanatçıları Jose Carreras ve Montserrat Caballe de adı anılmaya değer ünlü sanatçılar. Montjuic Park İspanya'daki en geniş park. Şehrin %10'u park. Kentin limanı Akdeniz'in en büyük limanı ve Avrupa'nın en büyük gemi limanı. Her sene 3.6 milyon gemi yolcusu bu limana geliyor. Barselona Avrupa'nın en büyük Akdeniz kenti ve Paris, Londra, Ruhr, Madrid ve Milano'dan sonra altıncı en büyük şehri. Eyfel Kulesi aslında Barselona'ya inşa edilmek istendi ama şehir bu projeyi kabul etmedi. Kentte konuşulan, İspanyolca ve Katalanca karışımı Katanyol adlı bir dil var. Barselona yılda sekiz milyon turistle Avrupa'da Londra ve Paris'ten sonra en çok gezmeye gidilen şehir. UNESCO koruması altındaki Palau de la Musica Catalana, dünyanın en güzel ve önemli konser salonlarından birisi. Barselona gezimden daha yazacağım, ilginize teşekkürler. Henüz yazmadım, yakında yazarım. Sayın hocam, keyifle okuyası, okutturulası paylaşım olmuş. Emeğinize sağlık! Harika. Alper Bey Merhaba, sitenizi uzun zamandır takip ediyorum ve iki kız orta Avrupa turuna çıkmaya karar verdik kurban bayramında. Sizin bir çok yorumda belirttiğiniz gibi ekstra turları almayacağız kendimiz gezeceğiz ama gruppal diye bir turizm firması gördüm sayfanızda önerir misiniz? ben ilk defa duyduğum için sizin yorumlarınızı merak ediyorum. Şimdiden teşekkürler. Merhaba Sümeyye Hanım. Elbette öneririm, Gruppal tatil ve turizm konusunda uzman ve güvenilir bir firmadır; arkadaşlarımdan gidenler memnun kaldılar. Şimdi baktım da Kurban Bayramı Orta Avrupa turunun planı güzel ve fiyatı gayet makul. Ömrüm yeterse La Sagrada Familia son halini çok merak ediyorum. Barselona mutlaka gezilmesi gereken bir yer. Şehri gezdikten sonra kolayca Mallorca, İbiza gibi adalarada geçip günübirlik gezip dönebilirsiniz. Faydalı makale için teşekkür ederim. harika resimler insanın çıkıp hemen gidesi geliyor. tebrikler."} {"url": "https://celebialper.com/batum-seyahat-rehberi/", "text": "Gürcistan'ın Karadeniz kıyısındaki kenti Batum, benim 1 ay süren Gürcistan Azerbaycan Ermenistan seyahatimin ilk durağı. Batum Türkiye'nin Sarp Sınır Kapısı'na sadece 20km uzaklıkta. Türk vatandaşları Gürcistan'a vize ve pasaport gerekmeden girebiliyor. Acara Özerk Cumhuriyeti'nin başkenti Batum'un tipik Karadeniz iklimi değil subtropik bir iklime sahip olması, tüm Kafkaslar bölgesi için cazip bir turizm merkezi haline getiriyor. Görülecek yerleri, yakınlığı ve uygun fiyatları, yazın bunaltmayan havası, kumsal bar, disko ve kulüpleri ile Gürcülerin yanında Türkler, Azeriler ve Ermeniler için bir tatil merkezi. Gürcistan para birimi Lari ve 1 Lari=1,6 TL ediyor. Batum gezi notları olarak hazırladığım bu yazı pratik bir Batum seyahat rehberi. Batum'a hem havayolu hem de karayolu ile ulaşım seçenekleri var. İstanbul'dan Batum'a THY ve Pegasus'un çok sayıda direkt uçuşu var ve 1 saat 50 dakika sürüyor. Pasaport bile gerekmediği için kolay bir yolculuk. Uçak biletini ucuza getirmek isterseniz aynı uçaklardan Hopa'ya yurt içi bilet almanız gerekiyor. Uçaklar aynı, inilen havalimanı aynı, ama biri İstanbul-Batum yurt dışı pahalı uçak bileti, diğeri İstanbul-Hopa yurt içi ucuz uçak bileti. Hopa bileti alırsanız kente indikten sonra havalimanı otobüsüyle sizi Hopa'ya götürürler, sonra ister minibüs ister taksi ile tekrar Batum'a gidersiniz. Dönüşte tam tersi, yine aynı yöntem. Mantıksız ama ucuz. Türkiye'nin her yerinden Gürcistan-Batum'a otobüsle direkt veya aktarmalı ulaşabilirsiniz. Örneğin Trabzon-Batum otobüsle 1.5 saat, İstanbul-Batum ise 20 saat sürer. Sınırı kendiniz de geçebilirsiniz, o halde Hopa'dan Sarp sınır kapısına gidip yürüyerek Gürcistan tarafına geçtikten sonra Batum'a minibüs sadece 1 Lari. Küçük bir kent olduğu için Batum'da gezilecek yerler yürüyerek ulaşılabilir mesafede. On dokuzuncu yüzyılın sonlarında Osmanlılar döneminde Acara Beyi Aslan bey tarafından inşa ettirilen Orta Camii, bugün Batum'daki tek Müslüman ibadethanesi. İçerisinde canlı renklerden oluşan motifler bulunuyor. Orta Camii civarında yaşayan Müslüman ve Türkler, Türk lokantaları, dükkanları, otelleri var. Bahçesinde fotoğraflarını çekerken amcalar uyuklayan arkadaşlarını uyarıyor: \"uyan, bak resim çekiyor\". Batum deniz tatili için gidilen bir kıyı kenti. Aşağıda kumsalı güneşli bir günde görüyorsunuz. Ama kapalı ve yağışlı bir günde sahilde benden başka kimse yoktu. Kentte çok sayıda kilise ziyaret edebilirsiniz. Ben özellikle düğüne denk gelirsem kaçırmam. Gittiğim Hagia Maria Kilisesi'nde düğün vardı. St. Nikola Kilisesi'ni de ziyaret ettim. Aziz Nikola Kilisesi'nin papazı ve çalışanı ile Çelebi Alper. Era Caddesi'ndeki Acara Devlet Sanat Müzesi'nde Gürcü, Avrupalı ve Rus sanatçıların eserleri var. On dokuzuncu ve yirminci yüzyıldan kalma yapıtları sergileyen müzedeki eserlerin çoğu 1950 sonrasına ait. Müzede Elena Akhvlediani, Niko Pirosmani, Lado Gudiashvili, Gia Bughadze, Dimitri Chkvaidze, Alexander Maghlakelidze gibi önemli Gürcü sanatçılarının eserleri var. Pushkin Caddesi'ndeki Stalin müzesi, Gürcistan gezimin sonraki günlerinde gideceğim doğum yeri Gori'deki Stalin Müzesi'nden çok daha küçük. Genç Stalin rafineri işçilerini örgütlerken bir süre bu evde kaldı. 3 Lari ücretle ziyaret edilen müzede birkaç Stalin heykeli ve tablosu, bazı fotoğraf ve kitapları var. Nasıl da küçücük kalmışım Stalin'in önünde. Bir zamanlar \"Güneş\"ti. Rustaveli Caddesi'ndeki tiyatroda bir gösteri yakalayabilirseniz kaçırmayın, uğrayıp programa bakmakta yarar var. Kentteki Yahudi cemaati 1899 yılında Rus İmparatoru'undan bir sinagog kurma izni aldı ve bu sinagog 1904 yılında Semyon Vulkovich tarafından inşa edildi. Sovyet döneminde spor organizasyonlarına ev sahipliği yaptıktan sonra 1998'de yeniden açıldı. Ara sokakları gezerken sarhoş bir Ermeni amca beni ve arkadaşımı evine davet etti. Gittik, güpegündüz votka açıldı, Ermeni denizci, berber, saatçi, ayakkabıcı ile bol çevirili ama sıcak bir sohbet oluştu, denizci olan İngilizce konuşuyor. Saatçi amca ile eşinin evi bir blok içerisinde tek oda. Ne banyo var, ne mutfak, ne tuvalet. Binanın açık ortak alanında basit bir çeşme ve tuvalet var. Yoksul odada kaynaşıverdik amcalarla. Bi ara votka azalınca ben de bir jest yapmak istedim ve tuvalete gidiyorum bahanesiyle çıktım, Narodnaya adlı aynı votkadan bir süre aradıktan sonra bir köşedeki Ermeni bakkalda buldum, biraz da sucuk kestirdim, döndüm eve. Onlar da ben geciktim diye şakalaşıyormuş \"bizden kurtulmak için kaçtı\" diye. Evsahibi saatçi amca bana evinden ikonalı ahşap bir tütsülük hediye etti, almak istemesem de kıramadım. Kafkaslar seyahatimden döndükten sonra bu fotoğrafı çoğalttım, daha sonra İstanbul'a beni ziyarete gelen oralı arkadaşlarıma gösterince birisi ayakkabıcıyı tanıdı, fotoğrafları ona verdim, döndükten sonra onlara ulaştırmış ama bir eksikle; saatçi amca ölmüş maalesef. Aşağıdaki Sovyet sivil mimarisi şaheserindeki birbirinin aynı iki daireyi bulunuz. Bulabilen yorum olarak yazsın lütfen. Kentin merkezinde, aşağıdaki binada küçük ve basit bir daire kiralayıp kaldım. Batum gezi notları ve tatili. Metro Bar: Melashvili Cad, No:11. Kentin modern insanları ve yabancı İngilizce öğretmenlerinin gittiği, genelde canlı müzik yapılan bir bar. Vinyl Bar: Dumbadze Cad, Avrupa Meydanı. Bira, pizza, canlı müzik için gidilen küçük ve hoş bir bar. Eredeli's Bar: N. Baratashvili Cad, Avrupa Meydanı, tabela yok, alt katta, WiFi var. Yerli ve yabancıların gittiği, bazı geceler canlı müzik de olan, güzel bir bar. Quiet Woman Pub: Mazniashvili Caddesi, Piazza Meydanı. Çok çeşitli biralar ve yiyecek de olan, büyük ekranda spor gösterilen, popüler bir Irish Pub. Tarabua Beach Club: Kumsalda, rahat bir açık hava kulübü. Intourist Discorium Club: Intourist Hotel'in içinde, beğenilen bir kulüp. One Minute: Sahibi Türk olan bir disko. Sublime Nightclub: Shota Rustaveli Caddesi'nde 20 numaradaki disko. Önemli bir kısmı Türk ve İranlı olan ve buraya akın eden erkekler nedeniyle güzel kent son yıllarda maalesef bir kumar ve fuhuş turizmi merkezi haline geldi. Bu tip insanların çoğunluğunun tahmin edebileceğiniz davranış tarzı nedeniyle Gürcistan'daki Türk algısının iyi olduğu söylenemez. Ülkeye seks turizmi için gidenler ve yaptıkları nedeniyle yakında vize konması şaşırtıcı olmaz. Kente kumar için giden Türklerin çoğu, hepsi Ninoshvili Caddesi'ndeki Sheraton, Radisson Blue ve Grand Palace Intourist otellerinin casinolarını tercih ediyor. Kentteki yabancıların çoğu Türk. Lezzetli Gürcü mutfağının en ünlü iki yemeği haçapuri adlı peynirli pide ve khinkali adlı dev mantı. Gürcü mantısı için KHINKALI yazıma bakabilirsiniz. Şaşlık da yaygın bir Gürcü yemeği. Gürcü şarapları hem bölgede hem de Avrupa'da kaliteleriyle biliniyor. Ghvezeli adlı etli, patatesli, peynirli börek, lezzetli ve ucuz bir seçenek. Shemoikhede Restaurant: Zhordania Caddesi, 8 numarada. Khinkal, haçapuri, çorba ve diğer Gürcü yemekleri. Zaqara Restaurant: Pushkin Caddesi'ndeki geleneksel Gürcü lokantası havalı olmasına rağmen uygun fiyatlı. Khinkali, haçapuri, adjaruli ve Gürcü şarapları. San Remo Restaurant: Deniz kenarındaki lokantada Gürcü ve yabancı mutfaklardan yemekler satılıyor. Green Palm: Sahildeki kafe-bar-restoranın sahibi İngilizce biliyor. Batum'da Türk lokantaları yaygın. Arhavi Lokantası ve Karabak Lokantası gibi birçok Türk lokantasını bulmak zor değil. Oldukça ucuz fiyatlılar bulabileceğiniz gibi, ben ünlü iki tanesini yazıyorum. Grand Grill Restaurant: Argadani Gölü, Khimshiashvili Caddesi'ndeki göl, Karadeniz ve dağ manzaralı Türk lokantasında Gürcü ve Türk yemekleri, kebaplar, balık çeşitleri var. Çok çeşitli yemekler bulunuyor. Çorbalar 5 Lari, salatalar 8 Lari, mezeler 6-13 Lari, pideler 10-13 Lari, balıklar 8-35 Lari, kebaplar 13-25 Lari, 35'lik Yeni Rakı 38 Lari. White Restaurant: Sahibinden çalışanına herkesin Laz olduğu 2 katlı restoran, ters olarak inşa edilmiş. Türkiye'den gelenlerden ilgi görüyor. Kafkaslar seyahatimin Gürcistan kısmının bir sonraki durağı Kutaisi gezisi BURADA. Hocam yazınızı merakla bekliyordum görünce çok sevindim 🙂 küçük bir ekleme yapıcam nikah fotografının olduğu kilise Meryem ana kilisesi, özelliğide Sovyetler'den sağ çıkan tek kilise Batum un... Gürcistan hakkındaki yazınızın devamınıda merakla bekliyorum. Maalesef Avrupa'da bize karşı ön yargının farklı bir boyutunu da Rusya ve çevre ülkelerinde yaşıyoruz. Ne güzel bi fotoğraf, amcalarla olan 🙂 Saatçi amca üzdü ama. Eşsiz mimariye ise bayıldım, komunizmden kalan bu kadar güzel bir bina görmemiştim. Konakladığınız yerin imkanları ve fiyatı, iletişim bilgileri hakkında bilgi verir misiniz? Aile olarak gidip 3-5 gün kalmak istiyoruz, temiz, güvenli bir konaklama için Gürcistan şehirleri ve tüm gezilerinizde tavsiye ve telefon paylaşırsanız sevinirim. Selamlarla.. Batum'da kaldığım evi oralı bir arkadaşım buldu, iletişim bilgisi yok. Gori'de 3-5 Liraya pis bir yerde kaldım, size hiç uygun olmaz. Kutaisi'de de kötü bir pansiyonda kaldım. Tiflis'te 35 dolara kaldığım Dzveli Ubani Hotel'in yeri mükemmel ve konforu da hiç fena değil, tel: 922404. Ben de ilginize teşekkür ederim. Selamlar. Dolar, Avro veya Lira bozdurabilirsiniz, sıkıntı yok. Rehber derken İngilizceniz varsa Lonelyplanet'in Georgia, Armenia & Azerbaijan kitabını alabilirsiniz. Banka kartlarını çoğu yerde kullanabilirsiniz. Dun aksam Kuzey koreyle ılgılı bır bılgı ararrken sayfanızı tesadufen kesfettım hocam. sansını kendısı yaratan sanslı dunyalısınız bence, bende 8 9 ulke gezdım ama ıtıraf etmelyımkı sızınkıler kadar keyıflı olmamıstır. Amerıkan vatandaslıgımda olmasına ragmen sızı kıskandım esımden dolayı yesıl pasaportlu olmanın avantajını sızın kadar yasıyamadım henuz. Iyı gezıler hocam.. Teşekkürler Tayyip Bey, ben de size nice seyahatler dilerim. Batum'daki Stalin Müzesi ilginizi çektiyse o halde en kısa zamanda Stalin'in doğum yerinden, asıl büyük Stalin Müzesi'nden yazımı tamamlayıp yayınlayacağım. Takip etmenizi öneririm. Müzede Stalin yüceltilmiyor, nötr olarak anlatılıyor. Evet, Gürcistan'da Stalin'e diğer SSCB ülkelerinden daha fazla sahip çıkılıyor. Ancak yakın dönemdeki Rusya ile yaşanan Güney Osetya Savaşı'nda sonra bu ilgi halk tarafından olmasa da devlet tarafından azaldı. Ayrıntılı, bilgilendirici cevabınız için teşekkür ederim. Daha fazlası için sonraki yazınızı okumayı merakla bekliyorum. Blogunuz şahane. slm. arkadaşlar EKİM ayından sonra batum yada kabuleti de 6 ay kadar kalmak istiyorum. buralarda tanıdığı olan yada ev arkadaşlığı yapacak yada evini paylaşacak arkadaşların bilgilerini bekliyorum, rotabatum@gmail. com adresinden irtibata gecerlerse sevinirim tşk, Bakıyorum da orada bulunan tüm kürt ve türklerin işletmelerini saymışsın insanlar orada söğüşlensin diye. Türkiyede yaptığınız soygunu orada da yapabilmek için muhtemelen. Gürcistan'a sık sık giderim ve Türkiyeli işletme ve sansarlardan uzak dururum. Türkiyeden daha güvenli, ucuz ve sakin bir yer. Yemekleri şatafatlı değil ama güzel. Tam bir Batum gezi rehberi olmuş, özellikle gezilecek yerler, yemekler ve gece hayatı hakkında bilgi için teşekkürler. Gürcistan a eğlenmeye gelenlerin konaklamak için ilk tercih ettikleri yerler otellerdir. Ama ailece gelenler veya düzgün yerde kalmak isteyenler genelde günlük ev kiralıyorlar. Hem otelden daha temiz, hemde daha hesaplı oluyor. Tabi ki temiz olmayan evler de mevcut. Haklısınız, Gürcistan gibi eski sosyalist ülkelerde ev kiralamak yaygın. Hem otelden daha ucuza geliyor, hem de alışveriş yapıp evde yemek yenebiliyor. Ben de Batum merkezinde uygun fiyatlı bir kiralık dairede kaldım. Ben şu anda Gürcistan Batum dan yazıyorum. Buraya gelmeden önce bu ve benzeri yazıları defalarca okudum. Çok istifade ettim. Emeği geçen herkese teşekkür ederim. Şimdi ise Batum da yaşıyorum. Bu siteye ve fayda gördüğüm diğer yerlere elimden gelen katkıyı sunmaya çalışacağım. O kadar güzel yazmışsınız ki, Gürcistan a gelmek isteyen herkese bu yazdıklarınızı okumayı şiddetle tavsiye ediyorum. Gürcistan'a yerleşmek eskiden çok kolaymış. Ama Bizimkilerden talep oldukça yoğun gelince işleri bayağı değiştirmişler. Şimdi yerleşme şartları çok ağır. Birkaç açıdan oturum alabilmek mümkün. Ancak bilinenin aksine burdan biriyle evlenince öyle hemen oturum verilmiyor. Erkek hangi ülke vatandaşı ise bayan o ülkeden oturum alabiliyor. Ama Erkek, bayanın ülkesinden oturum alamıyor. Burdan evli ve çocuk sahibi olan erkekler bile, diğer şartları yerine getiremeyince oturum alamıyor. Bilgiler için çok teşekkürler Mehmet Bey. Demek Gürcistan'a yerleşmek gezmeye gitme kolaylığının aksine çok zormuş, bilmiyordum. Dediğiniz gibi Gürcistan, gezmek için gidilebilecek en kolay ve en rahat ülkelerden biridir. Deniz, Sahil, boğucu ve aşırı nemli olmayan yaz günleri, Farklı tercihler için Tarihi ve Kültürel yapıları, Alabildiğince Gece hayatı, sınırsız eğlence.. Türkiye de bulabilecekleriniz bence dünyanın hiçbir yerinde yoktur, Ülkemizdeki güzellikler ve imkanlar çok çok iyidir. Ama yurtdışı deneyimi için en müsait ülke olarak Gürcistan seçilebilir. Katılıyorum. Gürcistan yakın, vizesiz, güvenli, ucuz ve eğlenceli. Zengin bir kültüre sahip. .. Sayın Alper bey.. samımi ve etraflı yazılarınız emeğiniz için teşekkur ederi.. Fakat, şunu belirtmek isterimki.. biz seyahatmeraklıları için fiyatlar en önemli kısmını teşkil ediyor bu yazıların metinlerin.. Siz ise atlıyorsunuz.. .. atlamış da olabilirim.. ama yine de.. rica etsem.. fiyatlar konusunu belirtseniz.. herşey için teşekkurler.. Merhaba Engin Bey. Batum'da kiraladığım basit ve küçük dairenin fiyatı 30 dolar idi. Bundan sonra fiyat bilgileri de yazarım. İlginize teşekkürler. Merhaba Salih Bey. İlginize teşekkür ederim. Benim kaldığım evi bir tanıdık bulmuştu. Yanınıza İngilizce bilen birini alıp \"Batum rent apartment\" şeklinde İnternet'te aratırsanız birçok seçenek gelir. Olmazsa Türkçe \"Batum kiralık ev\" yazın, yine mümkün. Yazımda bahsettiğim Batum Türk lokantalarında güvenle yemek yiyebilirsiniz. Seyahatinizin masrafı konusunda rakam veremem, bunun miktarı size bağlı. Türkiye'den ucuz olduğunu söyleyebilirim. Batum güvenlidir, endişe etmeyin. Arkadaşlar öncelikle net ve kesin bir şekilde belirtmeliyim ki bu yorum tamamen bağımsız bir şekilde 3 günlük Batum gezisi sonrası hür irademle yazılmış bir yorumdur. Anlık karar verip kafa dengi arkadaşlarımla Batum'a gitme planı yaptık. Nette gece yarısı araştırma yaparken gezi nasıl olur ne yapmalı vs. konularına daldım, bir kaç yorum ve blog okuduktan sonra hem endişe oluştu hemde kesinlikle gitmem lazım şeklinde düşünmeye başladım. Daha önceden turdan bağımsız yurt dışı gezisi yaptığımdan tecrübe sahibiyim ki dilini bilmediğin ülkede sen ve Allah baş başa kalıyorsun 🙂 Yapayalnızlık hissi ve maksimum endişe, acaba duyguları, yanlış mekanda yanlış yollarda kaybolmalarla geçen ziyan olan paralar ve tatil günleri... Bundan dolayı Batum'a yani deplasmana giderken mutlak surette yanımda şehri ve ülkeyi bilen kişinin olması gerektiğinden emindim. Nette yazdığım aramada karşıma çıkan rehberle iletişime geçtim, anında geri dönüş yaptı ve kafa dengi bir arkadaş olduğuna kanaat getirdim konuşma süresince. Bu gezide bize destek sağlayacağı kanaatine vardım. Tavsiye 2: -Yolculuk yormuştur, araç, uçak vs. size masaj iyi gelir, gelin masaja gidelim... Bu tavsiyeyi ikiletmeden tüm ekip kabul ettik. Masaj salonuna kardeşimle kendi aracıyla gittik, orada rehber bizi bekliyordu. Her ikisini bir arada görmek güzel oldu. Salonda tamamen orijinal China Massage hizmeti mevcut olduğunu görünce resmen çağlayan şelale misali aktık ortama. Harika bir masaj. Tavsiye 3: Abi mekanların aktif saatine kadar oturup sohbet edelim birşeyler içelim. Doğru zamanda doğru mekanda olacağız sıkıntı yok... Bizim ekip ile harika keyifli bir sohbet kafa dengi elemanlar ya harbiden dedirten tanışmanın dozunu artıran ve güven sağlayan atmosfer. Tavsiye 4: Abi şu mekana gidelim, şuan orada sıkıntı yok ve çok hareketli zamanları başladı... Sorgulamadan direk kardeşimin tavsiye ettiği bir mekana gittik. Ortam patlıyor, hatun sayısı erkeklerin 3 katı, güzellik seviyesi Türkiye'nin 10 katı 🙂 fizikler gayet düzgün, birleşmiş milletler konseyi sanki, potansiyel atmosfer maksimum seviyelerde. Yalnız şu dikkatimi çekiyor, ortama girerken arkadaş önden rot balans ayarı veriyor \"benle birlikteler, misafirlerimdir gibisinden..\" kapıda ve mekanda locaya gelen garsonlara bir kaç bir şeyler söylüyor. Sonra masa fulleniyor, meyve tabakları, votkalar, biralar, çerezler, masada yer kalmıyor telefonu koyacak... Saatler geçiyor, masadaki sayımızı hatırlayamıyorum cidden, içkiler viskiler hatunlar vs. vs. masaya bakan biri derki aha bu masa göçtü ocakları söndü 🙂 ama asla öyle bir şey olmuyor. Hesap geldiğinde ağzım açık kaldı onca şey hatunlar ve bizim masada hatunlarla içilen viskilere rağmen gelen hesap çok ama çoook ucuz kişi başı 50 lari yani yaklaşık 60 TL. Resmen şok yaşıyorum o anda kardeşimin doğru tercih olduğu gelen hesapla belgeleniyor (Mekana girmeden söylediği ortalama gelecek olan hesap ile gelen hesap aynı 🙂 . Mekandan tanıştığımız hatunlarla birlikte bizi mutlu mesut bir şekilde güvenli rezidansımıza bırakıyor sağolsun, o alkol kafasıyla taksici çakallarla dialoga girmeden hatunlarla gece devam ediyor. Dakika 2, Gol 2. Tavsiye 5: Abi burda şura şura görülmelidir, hediye alacaksanız gün içi o işleri halledelim bu gecede aksiyon devam edecek, Casinolara gidelim, oynasanızda oynamasınızda mekanı görün... Şehir turu, yenmesi gereken yemekler, Casino faslı. Tavsiye 6: 2. gün olan cumartesi, casino sonrası striptiz club zamanıdır.. 10 lari bahşişle ilik gibi hatunların kucak dansları.. hadi oraya gidelim, bir görün... Sorgulamadan mekandayız, tüm bu ulaşım noktasal atış ve problemsiz X5 konforuyla. Pazar günü güzel bir kahvaltı ve Batum'dan sorunsuz çıkış işlemleri.. Merhabalar herkese oncelikle gercekten herseyi ozetleyen cok bagdastirici bir site olmus adminimi tebrik ediyorum. Biz 3 arkadas biraz gece hayati odakli bir batum tatili yaptik. Seyahat insana sihhat verir derler, bende bu soze inananlardanim. Iste keyifli ve unutamadigim bir gezi anilarima Gurcistan'in Batum sehrini de eklemis bulunmaktayim. Gurcistan ismini etrafimizdaki insanlar tarafindan cok siklikla duyariz ama hep bir gerekceler arkasina veya korkularimizin bize verdigi negatif hissiyatla nedense gezip gormeyi hic istemeyiz. Bende bu korkulari ve gereksiz gerekceleri umursamayip Batum yollarina dustum. Oncelikle Karadeniz'imizin o essiz manzarasi ve sehirlerimizin guzelligiyle baslayalim. Ankara'dan Corum, Corum'dan Amasya, Amasya'dan Samsun, Samsun'dan Ordu, Giresun, Trabzon, Rize Artvin ve Sarp sinir kapisi. Tabi ki buraya kadar olan saatleri ve dakikalari ayri ayri yazmak istersem bu bir kac saatimi alabilir. Bu saydigim sehirleri tek tek gezerek ve sehirlerimizin icinde gorulmesi gereken yerleri gorererek Batuma geldim. Oncelikle Gurcistan'a sadece kimliginizle dahi girebiliyorsunuz. Arkadaslar eger Batum gezisi yapmayi dusunurseniz hic tereddutsuz tavsiye ederim. Korkularinizin yersiz ve gereksiz oldugunu goreceksiniz. Bir Istanbul'dan emin olun ki daha guvenilir ve daha emniyetli bir yerdir Batum. Çok güzel yerler var biz yanlışlıkla EFES HOTEL diye biryere düştük sakın ha gitmeyin. Adamlar mafya gibi kendilerinin diskosuna zorla götürüp yanına iki kadın oturtuyor 4 bardak da bira 5600 lari hesap geldi bize nasıl olur falan tartıştık. Arkaya çektiler zorla tehdit ettiler yoksa dövüyorlar kaç kişi dayak yedi. Biz paralarını verdik hemen otelden de ayrıldık hemde 5 günlük peşin vermişken. Batum güzel yer fakat çok tehlikeli uyanık olun. Taksicilere de güvenmeyin!!100tl 73 lari paramız değersiz. Gerçekten katılıyorum bizimde önümüzdeki ay bir planımız var fakat çekiniyoruz rehber refakati yapalım diyoruz. Daha önce giden uzaktan akraba bir yakınımız arkadaşlarıyla beraber furkan diye bir rehberle gezmiş ama memnun değiller nabıcaz bilmiyoruz adam herkesle anlaşmalı aman dediler casino otel casino otel başka birşey yok bu yüzden giden gelen arkadaşlar daha çok paylaşım yaparsa bizim içinde iyi olur internetde baya araştırdım herşey iyi görünüyor ama bizimkiler yazı yazmış yayınlamamış. Ondan sonra anladım. Masaj 120demiş gitmişler 80 yazıyo abi eski fiyat demiş o. 40lira hesabını başta yapan gece klübünü anlatmıyorum bile. Başlangıç buysa sonumuz hiç iyi değil. Kimsenin ekmeğiyle işimiz yok ama yurt dışında türk türke yapmasın. Kievde selim nas var öğrenci bir arkadaşla gezdim adamın dibi öyle ilgi alaka o kadar koruyor ki tek fark ne Gürcistan Ukrayna farkımı yoksa 40lira peşine düşen çakal mı. Gezimiz dışında soru işaretlerimiz araştırdım Mikonos ve Yalta da alternatif olabilir bilgisi olan varsa yardımcı olursa sevinirim. Şimdiden teşekkürler. Merhaba herkese, Batum'a olumsuz anlamda bakan arkadaşlarım için konuşuyorum ; gezmek ve eğlenmek bu kadar basit değil yani Batum Botanik parktan ibaret değil. Sabah saatlerinde sıkıntısız şekilde sırasız giriş yapıp daha sonra eli yüzü düzgün bir taksici bulup onun birikiminden faydalanmaya başlayabilirsiniz. Şehir turuna başlamadan yemek olarak Acaruli, Megruli ya da İmeruli Peynirli pidelerinden birini tercih edebilir yanında da her yerde duyduğunuz armut suyunu tadabilirsiniz. Şehir turu zaten sahilden başlayıp şuanda Metro Turizmin sahibi olan Galip Öztürkün yeni yaptırdığı şehre tanık olarak şehrin 3-4 sene içinde ne şekilde gelişebileceğini de görebilirsiniz. Daha sonra solunuza bakarsanız Mapa inşaatın yaptığı fakat 3 yıldır açılmayan müthiş mimariye sahip olan yapıyı, ilerisinde hemen Roma Colessium'unun kopyası Collesium Otel'in karşısında bir selfie yapabilirsiniz. Meşhur ters restorantı görmeden olmaz tabi onun devamında da eski Hollanda evini andıran ve gece klubu olarak kullanılan yapının yanında da bir resim iyi gider. Şehir turuna Batum bulvarında devam edip Poseidon heykeli veya Alfabe Kulesi gibi mimarisi harikalar yaratan eserlerle fotoğraf merakınızı maksimum düzeyde geliştirebilirsiniz. Kısacası Batum bulvarında bunlardan hariç daha 10larca tarihi eser var yani sadece şehir merkezinden aldıklarınız şimdilik bir oh çekmenizi sağlayacaktır. Daha sonra botanik park ve Gürcistan'ın köylerine doğru yol alabilirsiniz, doğanın kokusunu içinize ferahlıkla çekebilirsiniz. Alkolle arası iyi olan arkadaşlarıma Gürcistanın geleneksel içkisi çaçayı da tavsiye ederim ama 3 bardaktan ileriye gitmeyin uyku yapar. Akşam yemeği için şehir merkezinde Puşkin sokakta Ajara Palace restoranta gidip meşhur Gürcü mantısı hinkaliyi tadabilirsiniz. (4 yıldır burdayım en güzel yemekler burda) Ve eğer konaklayacaksanız ki ailenizle geldiyseniz otelleri tercih etmeyin. Çünkü Batum daha çok fuhuşa yönelik bir yer olduğu için rahatsızlık hissedebilirsiniz. Bunun için günlük kiralık evler ya da rezidansları tercih edebilirsiniz. Konaklama yapmadığınızı düşünürsek şuanda sınır kapısında ne kadar yazsa da 3 gğn kalmadan alkol ve sigara çıkışı yok. Bu hikaye. . Zaten muhattabımız Türk gümrüğü olduğundan bize çok fazla bir kontrol yapmıyorlar ve izin veriyorlar ama abartmamak şartıyla. Günübirlik geldiyseniz 2 karton sigara ve 1 litre alkole kimse birşey demez. Ama dönüşünüze koli şeklinde 20lik armut sularından alabilir en azından Batuma gittim de eli boş geldim demezsiniz kimseye. Umarım yararlı bir yazı olmuştur. Kötü deneyimlerin olduğunu tahmin ediyordum.. anlatılanlarda bunu doğruluyor. Bunları azaltıp tecrübelerinden faydalanmak için, İyi niyetli ve dürüst Rehber, kiralık apartman dairesi hatta Gürcü taxicilerin telefon ve bilgilerini yaşamış arkadaşlar burada paylaşırsa çok faydalı olurdu. teşekkürler."} {"url": "https://celebialper.com/belgrad-gezi-notlari/", "text": "Belgrad Balkanların en önemli kentlerinden birisi. Batı Balkanlar gezim sırasında Novi Sad'dan otobüsle gittiğim kentte Sırp arkadaşım Mira'nın evinde kaldım, ailesi ve dostlarıyla tanıştım ve bu sıcak insanlarla çok eğlendim. Sırbistan başkenti Belgrad Balkanların merkezi. Bu rehber yazımda Belgrad gezi notları, arkadaşlarım, gezilecek yerler, kafeler, barlar, kulüpler, lokantalar ve Belgrad gece hayatı var. Sırbistan ucuzluğu, vize gerektirmemesi ve arkadaş canlısı insanlarıyla Türkiye'den gitmek için cazip bir ülke. Daha önce İstanbul'da tanıştığım arkadaşım sayesinde Sırbistan'da birçok yeni arkadaş edindim, tek başıma gezdiğim kentlerde de Sırplar bana dostane davrandı, ilgi gösterdi. Balkan insanının geneli gibi Sırplar da mesafesiz, cana yakın, eğlenceli insanlar. Nikola Tesla gibi yüksek ahlaklı bir bilim insanının Sırp olmasıyla haklı olarak gurur duyuyorlar. Sırpların Türklere bakışı ön yargılı değil. Mira ve arkadaşlarıyla Sırbistan ve Türkiye'den bahsederken konu herkesin bildiği gibi Sırp kadınlarının komşu ülkelerdekilerden daha güzel olmasına geliyor. Mira'nın arkadaşı \"Türkler Sırbistan'ı yönetirken Sırp kadınlarını çok beğenip almışlar, belki o nedenle biz bu kadar güzel olduk\" diyerek ülkesini işgal etmiş imparatorluğun mirasçısı Türkiye'den gelen bir konuğa esprili bir jest yapıyor. Novi Sad'dan Belgrad'a gelip Mira'nın merkezi konumdaki evini buluyorum. Kendisi henüz gelmediği halde hiç tanışmadığım kız kardeşi Marija ve arkadaşları beni arkadaşça karşılıyor ve Batı Balkanlar gezim hakkında konuşuyoruz. Az sonra Mira geliyor, 4 yıldır görüşmediğimiz ve bu arada çok az haberleştiğimiz halde Balkan sıcaklığı evi kaplıyor. Sohbetten sonra Mira ile yemeğe çıkıp güzel bir yerel lokantada Sırp yemekleri yiyoruz. Biraz dolaşıp eve dönüyoruz. Başka arkadaşlar da geldikten sonra Mira'nın planladığı şekilde sinemaya gidiyoruz, orada grubumuzun sayısı artıyor. Kendimi bir sinema koltuğunda, ev sahiplerim tarafından sol elime patlamış mısır, sağ elime kola tutuşturulmuş şekilde mankenlerle birlikte Amerikan filmi izlerken buluyorum. Mira tanıştığımız yıl ülkenin mankenler kraliçesi, ABD Los Angeles'daki yarışmada ise dünya üçüncüsü seçildi. Gazete ve dergilerde söyleşileri ve fotoğrafları artınca, yeteneğiyle değil bedeniyle ünlü olmak ahlak anlayışına uymadığı için Sırbistan'da çalışmayı bıraktı. Genellikle Milano, Viyana ve Paris'te defilede oluyor; neyse ki benim Belgrad gezi günlerim tatiline rastladı. Neyse ki filmden sonra bir rock bara gidip iyi müzik, kaliteli ve ucuz bira eşliğinde eğleniyoruz. Ertesi gün hafif bir kahvaltıdan sonra Mira'nın ailesinin evine gidiyoruz. Annesi Marina şahane Sırp yemekleri hazırlamış. Hep beraber neşeli bir yemek yiyoruz, Marina dil bilmediği halde beni pek seviyor, asla unutmayacağım sözlerini Mira çeviriyor: \"Bu çocuğu sevmem için konuşabilmem gerekmiyor, ifadesi yeter.\" Mira, ailesi ve arkadaşları beni sevdi ve benimsedi, bu güzel insanlarla mutlu oldum, hem eğlenceli hem de duygusal anlar yaşadım. Sırbistan'daki müstakil evlerde furun adlı böyle dev sobalar var. Bir tarafı salonda, diğer tarafı yatak odasında. Hastasıyım. Belgrad'da gezilecek yerler Mira'nın rehberliğinde keyifli. Görülecek yerlerden bazılarını bu yazıma koyuyorum, diğer gezimin yazısında da bahsedeceğim. Turistik yerlerin çoğu Kalemegdan, Knez Mihajlova Caddesi ve Skadarska Cadddesi'nin arasında kalıyor ve yürüyerek gezilebiliyor. Bu fotoğrafı Maja habersiz çekti. Belgrad'da gezilecek yerler arasında Kalemegdan başta geliyor. Tarihi Keltlere kadar uzanan kaleyi Romalılar genişletti. Yüzyıllar boyunca saldırıya uğradı, yıkıldı ve yeniden yapıldı. Kalemegdan bölgede gücün merkezi oldu, 115 kez savaş yaşadı. Bugünkü kalenin büyük bölümü on dokuzuncu yüzyılda Avusturya Macaristan ve Osmanlı İmparatorluklarının gerçekleştirdiği restorasyonlardan kalma. Merkezi olan üst kaleye açılan büyük kapıları ve ahşap köprüleri var. Bugünkü ana girişi, 1750 yılında Osmanlılarca inşa edilen İstanbul Kapısı, Sırpçası Stambol Kapiya. Belgrad Askeri Müzesi Kalemegdan'da ve giriş ücreti 130 Sırp Dinarı. Sırbistan para birimi dinar Türk Lirası'nın yaklaşık on sekizde biri ediyor, 1 Sırp Dinarı=0.056 TL, 1 TL=18 Sırp Dinarı. Müzede 30.000 eser ve 100.000'den fazla fotoğraf sergileniyor. Knez Mihailova Caddesi dükkan ve kafelerle dolu, Belgrad'ın gece-gündüz kalabalık ana yaya caddesi. Kalemegdan'ın güneyindeki eski kent Stari Grad karma bir mimariye sahip. Yapıların çoğu Osmanlı İmparatorluğu hakimiyeti sonrasındaki Avusturya-Macaristan İmparatorluğu döneminden kalma. Mira ile keyifle dolaşıyoruz. Belgrad'da gezilecek yerler arasında kentin iki nehri de var. Mira, annesi ve erkek kardeşi beni Tuna ve Sava Nehirlerinde tekne gezisine götürüyor. Küçük ve az kişi alan teknede güzel bir nehir gezisi yapıyoruz. Yugoslavya Başkanı Mareşal Josip Broz Tito anıt mezarı, Yugoslavya Tarihi Müzesi ve Çiçek Bahçesi için toplam bilet ücreti 200 Sırp Dinarı. Sadece Tito anıt mezarı ücretsiz. Mira, erkek kardeşi Miloş ve babası ile Yugoslavya Lideri Mareşal Tito anıt mezarını ziyaret ediyoruz, anı defterine yazıyorum. Ulusal Müze Cumhuriyet Meydanı'nda ve giriş bileti ücreti 200 Sırp Dinarı, yani 11TL. Pablo Picasso, Claude Monet, Renoir, Matisse, Cezanne, Van Gogh, Rembrandt, Klimt, Kandinsky, Sisley, Chagall gibi Avrupa ve Nadezeta Petroviç, Uros Predic gibi Yugoslavya sanatı eserleri var. Geçen yüzyılda bohem sanatçı ve entelektüellerin müdavimi oldukları arnavut kaldırımlı Skadarska Caddesi Balkan tavernaları, lokantaları, sokak müzisyenleri ve sanat galerileri ile ünlü. Yazın açık havadaki masalarla şenleniyor, müzik ve kabare gösterileri yapılıyor. Buradaki restoranların değişik adları var: Tri Şeşira, Dva Jelena, Dva Bela Goluba ve Seşir Moj. Mira beni en iyi restoran olan Seşir Moj'a götürüyor, lezzet çılgını bir Sırp yemeği yiyoruz. Belgrad'da yemek fiyatları nasıl diye merak edenler için, yukarıda bahsettiğim restoranda iki kişi güzel bir Sırp yemeği ve içki yaklaşık 2500 dinar tutuyor. Canlı müzik çalınan, 19. yüzyıldan beri çalışan, ünlü bir lokanta olduğunu düşünürsek Türkiye'den çok daha ucuz. Dünyanın en büyük Ortodoks kilisesi olduğu söylenen Sveti Sava, Türklerin Aziz Sava'nın kutsal emanetlerini yaktıkları yerde inşa edildi. On ikinci yüzyıl Sırp hükümdarının en küçük oğlu olan Sveti Sava, bağımsız Sırp Ortodoks kilisesinin kurucusu. Aya Sofya ile karşılaştırmak için merak edip Mira'ya kubbe ölçülerini sorduruyorum ama görevli net rakam veremiyor. Heykelini gördüğünüz Karacorce lakaplı Corce Petroviç, Osmanlılara karşı savaşmış, Sırbistan'ın ulusal kahramanı. Mira'nın evinin olduğu Kralja Aleksandra Bulvarı'ndaki Sveti Marko Kilisesi'ni Maja ve Mira ile gezerken tarihini anlatıyorum, dersimi çalıştım. Mira \"sen bana İstanbul'u gezdirirken her şeyi ne güzel anlatmıştın, bense bu tip şeyleri pek bilmiyorum\" diyerek mahcubiyetini ifade ediyor, gülüyoruz. Yekpare dev sütunları dikkat çekici olan kilisede, İmparator Duşan'ın türbesi var. Hemen arkasında, Bolşevik Ekim Devrimi'nden kaçıp gelenlerin inşa ettikleri mavi kubbeli Rus Kilisesi var. Taşmaydan Park'ta. Evet, Taş Meydan. Belgrad'ın merkezindeki Nikola Paşiç Meydanı'nda yer alan eski Yugoslavya Meclisi ve bugünkü Sırbistan Ulusal Parlamentosu şık bir neo-barok bina. İnşasına 1907'de başlansa da Balkan Savaşları ve Birinci Dünya Savaşı nedeniyle uzun yıllar sonra tamamlanabildi. Nikola Tesla Müzesi Krunska Caddesi, 51 numarada ve giriş ücreti 500 Sırp Dinarı. Nikola Tesla elektrik mühendisliği, alternatif akım, uzun mesafeye yüksek enerji aktarımı, AC motorlar ve radyo haberleşmesi alanlarına çok büyük katkılarda bulunan, alçak gönüllü bir bilim insanı. Bugünkü mobil haberleşmenin temellerini Nikola Tesla attı. Müzenin yarısında kişisel yaşamı, diğer yarısında buluşları sergileniyor. İngilizce bilen Belgrad Üniversitesi öğrencileri gezdiriyor. Nikola Tesla buluşlarıyla zengin olma yolunu seçmeyip kendini insanlığın yararına adadı, yoksul öldü. Etnografya Müzesi : Studentski Trg, 60 Sırp Dinarı. Sırp geleneksel yaşamı, kültürü ve kıyafetleri. Fresk Galerisi : Cara Uroşa 20 numara, 50 Sırp Dinarı. Kilise ve manastır tabloları. Prenses Ljubice Sarayı : Kneza Sime Markoviça 8 numara, giriş 50 Sırp Dinarı. Mobilyalar, halılar, tablolar sergilenen Balkan mimarisi tarzı saray. Otomobil Müzesi: Majke Jevrocime 30 numara, giriş ücreti 200 Sırp Dinarı. Tito'nun otomobili dahil motosiklet ve arabaların sergilendiği müze. Ada Ciganlija: Sava Nehri içindeki ada parkına diğer Belgrad gezimde daha çok gittim. Cumhuriyet Meydanı: : Mihailo Obrenovic atlı heykeli, Ulusal Tiyatro ve Ulusal Müze'nin olduğu meydan, buluşmak için çok tercih ediliyor. Eski Kraliyet Sarayı : Nikola Pasic Meydanı. 1881'de inşa edilen eski saray Sırp krallarının evi iken, bugün belediye binası. Yeni Saray : Eski Saray'ın yanında, Andricev Venac Meydanı'nda. 1911-1922. Bugün Sırbistan Devlet Başkanı'nın resmi bürosu. Belgrad Katedrali : Kalemegdan yakınında. 1840'ta inşa edilen katedralin karşısında Patrikhane var. Avala: Meçhul Asker Anıtı'nın olduğu Avala'ya Mira ile diğer Belgrad seyahatimde gittiğim için ilgili yazıda anlatacağım. Sırp yemekleri satılan Belgrad lokantaları arasında yukarıda anlattığım Skadarska'da Seşir Moj, daha pratik ve ucuz yemek için ise Autokomanda'da Stepin Vajat ve Duff, Republic Square'de Mega Mesko, Zarkovo'da Iva adlı lokantaları tavsiye edebilirim. Despota Stefana Caddesi 21 numaradaki To Je To adlı lokantanın köftesi lezzetli ve ucuz. Mike Alasa no:54 adresindeki Gradska'da ucuz Sırp yemekleri yiyebilirsiniz. Vojvode Şupljikca 34 numaradaki Çobanov Odmor adlı mekanda Sırp fast-food satılıyor. Marsala Birjuzova Caddesi 14 numaradaki Restaurant Mikan yemekleri lezzetli, fiyatları uygun, servisi çok iyi bir Sırp lokantası. Cara Dusana Caddesi 18 numaradaki Sta Je Tu Je makul fiyatlarla geleneksel Balkan ve Sırp yemekleri satıyor. Skadarska no:32 adresindeki Dva Jelena adlı restoran orta düzeyde fiyatlarla geleneksel ve tipik Yugoslav yemekleri sunuyor. Kafana Sırpça meyhane demek. Bazıları salaş ve ucuz, bazıları daha şık ve pahalı. Oraç Meyhanesi Mekenzijeva Caddesi 81 numarada, geleneksel ve yerel Sırp yemekleri ve mangal sunan bir restoran. Uzun Kralja Aleksandra Caddesi no:122'deki Oraşac eski ve geleneksel Sırp yemekleri için uygun, bahçeli bir restoran. Srpska Kafana yani Sırp Meyhanesi ev yemekleri, mangal gibi geleneksel Sırp mutfağı sunan, bohem bir mekan. Belgrad ucuz bir şehir, illa pahalı bir restoran isterim derseniz Karadjordjev Park'taki Trpeza çok şık, sakin ve lüks. Belgrad gece hayatı renkli ve Balkanlarda ünlü. Batı Avrupa'dan bile Belgrad gece hayatı için gelenler var. Tuna ve Sava nehri üzerinde kurulu sayısız bar ve kulüp var, her gece birkaç tanesine götürüyorlar beni. Bira ucuz, insanlar neşeli, Belgrad geceleri eğlenceli. Sırplar eğlenmeyi iyi biliyor. Sırplar birayı seviyor. Jelen, MB gibi yerli biraların yanı sıra Efes Pilsen de çok beğeniliyor. İyi şarapları da var ama yaygın içilmiyor. Geleneksel içkisi rakiya, sadece üzümden değil kayısı, erik, vişne ve armuttan da yapılıyor. Sırpça \"ziveli\" şerefe demek. Z bizimkiyle aynı değil ama, şapkalı, hani şu bizde olmayan z ve c arasındaki ses. Sırplar çok Türk kahvesi içiyor ve cezve ve fincanın hem biçimleri hem de isimleri bizdekiyle aynı. Elbette her ülkeye olduğu gibi Sırbistan'a da paketlerce kahve götürüp pişirerek hediye ettim. Belgrad'da gece hayatı için kafeleriyle ünlü Strahinjica Bana Caddesi ideal. Özellikle Cuma akşamları Belgrad'ın \"trendy\" gençleri burada toplanıyor. Insomnia, KontrBar, Ipanema, Cosy ve Nachos, buradaki güzel kafeler arasında. Obilicev Venac Caddesi'nde de kafeler var. Simbol, Jelena, Irish Pub ve Iron, buradaki kafelerden bazıları. Bir de Zemun'daki Hotel Yugoslavya civarında yüzen kafe, bar ve diskolar var. Belgrad'daki eğlence yerleri ünlü Batı müziklerini çalıyor, house, hip-hop, R&B, drum'n'bus çalan DJ'ler çalıştırıyor ve konuk ediyor. Ayrıca biraz hafife alınan, pop-arabeske benzetebileceğimiz müzik türü turbofolk çalıyorlar. Belgrad gece hayatı yüzen kulüp ve barlarıyla ünlü. Amsterdam Nehir Kulübü Tuna Nehri kıyısındaki Zemun semtinde, Kej Oslobodenja Caddesi'nde. Acapulco Yüzer Kulüp her akşam canlı müzik olan, kız-erkek arkadaş bulmak isteyenler arasında popüler bir mekan; yine aynı caddede. Sound Club ise güzel ortamıyla kaliteli bir eğlence sunuyor ve sadece yazın açık; Brodarska Caddesi'nde. Belgrad gece hayatı hareketli ve eğlenceli kulüpleriyle ünlü. 180 yıllık bu bar-club bohem atmosferiyle eski Belgrad'ı ve kozmopolit ruhunu sevenlerin gece mekanı. Geleneksel Sırp yemekleri ve şarapları da var. Yukarıda bahsettiğim Skadarska'da. Eğlenceli ve enerjik bir gece hayatı mekanı. Karadjordjeva Caddesi 9 numarada. Büyük bir depo binasındaki gece kulübü Belgrad'ın en ünlü eğlence yeri ve diskosu denebilir. Klub Magacin Sava ve Tuna Nehri'nin birleştiği yerde. Karadjordjeva Caddesi 2 numarada. Nemanjina Caddesi'ndeki kulüp, Belgrad'ın en eğlenceli gece mekanlarından. Kayakla ilgili olmadığım için bir şey diyemem, ama Türkiye'den daha ucuza kayak tatili yapılabileceğini tahmin ediyorum. İkinci sorunuza ise rahatlıkla \"evet, güvenli\" diyebilirim. Belgrad son derece güvenli, İstanbul'dan ve birçok Avrupa kentinden daha iyi bu konuda. Aşırı milliyetçi azınlığa rastlamışsınız Sırbistan'da, üzgünüm, şanssızlık. Avro ile gitmek daha iyi olur. Yurt dışında para konusunda ayrıntılı anlatımlarım, Çeşitli sayfamda var. Tren ve otobüs garlarında oda kiralamak için bekleyen teyzeler olur. Süper bir paylaşım olmuş, vize olmaması da çok kolaylık. Yılbaşı için eşimle gitmeyi düşünüyoruz. Bende Ekim'de gidecegim, cok guzel bir yazi olmus, tesekkurler. Ben teşekkür ederim Serhat Bey. Keyifli bir Belgrad gezisi dilerim. Balkanları gezmek doğru seçim Rıdvan Bey, güvenli ve ucuz. Keyifli bir Balkanlar gezisi olacağına inanıyorum. Belgrad gezi için harika bir kent. İyi yolculuklar. Merhaba. Bence Belgrad'da otel yerine ev kiralayın, çok daha rahat olur. Yabancılara kiralanan evler güvenli olur. Ayrıca Belgrad son derece güvenli bir şehir. İyi seyahatler. Yazınızı beğendim ancak geldikten sonra okuduğum için azıcık pişman oldum. 1-kaleye çıkmanızı şiddetle tavsiye ederim. Şu sıralar dinozor müzesi de eklenmiş ve muhteşem bir manzarası var. 2-bisiklet kiralayıp çingene adasına gitmenizi tavsiye ederim. 15 km lik bir parkuru var. Hatta durumunuz uygun ise o adada 1100 dinara adventure park isminde bir atraksiyon mevcut. Ağaçlarda güzelce sallanıp ordan oraya zıplayabilirsiniz. Direk kaleden adaya kadar uzun bir bisiklet yolu mevcut. Tuna yanından kıvrıla kıvrıla gezersiniz. Ayrıca burda plaj da var. 5. Parlemento binasının olduğu caddede öğrenci merkezi tadında bir yer var. En son gittiğimizde game of thrones ve lord of the rings gibi hikayelerin cosplayi vardı. Girdik eğlendik. Arada bakın değişik aktiviteler olabilir. 6. Taksi şehrin geneli gibi ucuz ve ziyadesiyle dürüst. (3 kez bindik ve birinde euro bozdurmak zorunda kaldık. Direk kur üzerinden bozdurdu) Yorulduğunuzda binin. 250 dinarlık yol için dahi almamazlık etmiyorlar. 7. Tranvayda genelde şöförler dahi para veya bilet istemiyor. 2 kere bindik ve biletimizin olmadığını söyledik gerek yok dediler. 8. Gençlerin büyük çoğunluğu ingilizce biliyor. Soracaksanız onlara sorun. 9. Zemun tarafındaki restoranlar güzel dense de biz iyisine denk gelemedik. Old city de çok daha iyileri var. 10. Çeşme suyu içiliyor. Bir mekanda su isterseniz çeşmeden doldurup getirebiliyorlar. Ona keza şişe suyu da ilk iki gün bize yavan geldi. Ama ister istemez alıştık. Hassas bünyelerde sorun çıkartabilir. Hazırlıklı gidin. İlginiz ve katkınız için çok teşekkür ederim, verdiğiniz Belgrad hakkında bilgiler eminim yüzlerce kişinin işine yarayacak, Belgrad gezisi öncesi yararlı olacak. İyi seyahatler. Yazılarınızı büyük bir hayranlıkla takip ediyorum. Hangisine gitmem iyi olur ilki için. İlginize teşekkür ederim. Her ikisi de güzel birer Sırp ülkesi. Deniz tatili aramıyorsanız kışın Sırbistan gezisi daha iyi olur. Yazın gidecekseniz Karadağ derim. Zamanınız varsa her ikisi de. ben yarı bulgar yarı türk biri olarak sırbistana her gittiğimde türk olduğumu söylediğim her yerde sorun yaşadım suratları asıldı keyifleri kaçtı hatta ciddiye bile alınmadığım yerler oldu. yazınıza bayıldım 😀 3 kere gittim hepsinde de hasta oldum. yataktan cıkamadım. hiç gezemedim :/ belgrad şehrini tarif ederken şöyle diyorum 🙂 \" bütün şehrin istiklal caddesi kıvamında olduğunu düşünün \" diyorum. yaza tekrar gidecem sizden daha çok bilgi alırsam memnun olurum. Sırbistan'da sevimsiz insanlarla karşılaşmanıza üzüldüm, genelde dostane insanlardır. Hastalanmanız da büyük şanssızlık olmuş. Elbette, merak ettiğiniz bilgileri buyrun sorun. Merhaba Katya Ben Belgrad'da rehberlik yapiyorum ve uzun süredir burada yaşıyorum ve insanlar çok sıcak kanlı özellikle Türklere karşı fakat gezemediğini yazmana rağmen suratlarının asıldığını yazmışsın 🙂 Aksine ama belki Bulgar tarafın canlarını sıkmış olabilir çünkü araç ile Bulgaristan a giden Sırplar çok sorun yaşıyorlar. Balkan turunuz için blogumdaki gezi yazılarımdan yararlanabilirsiniz, ancak rehberlik hizmetim yok. biz de bu yıl eşimle ulusarası bir otel sitesinden otel ayarlayıp 4 günlüğüne Belgrada gittik.. Neredeyse tüm Avrupa başkentlerini görmemize rağmen Belgrad bize çok sıcak ve samimi geldi. insanlar çok yardımsever ve genelde ingilizce biliyorlar.. sabahları parlamento binası önünde gönüllü sırp gençleri rehberliğinde şehri geziyor ve profesyonelce bilgi alabiliyorsunuz. Yemekler çok ucuz ve lezzetli bizim damak tadımıza çok uygun. şehir çok güvenli.. oteli siteden rezerve ettiğimizden kapı fiyatının onda biri fiyata kaldık 300 yıllık unesco korumasında ve her odası neredeyse 150 metrekare olan süper tarihi bir binaydı. Belgrada girişte hiç sorun yaşamadık.. havaalanından şehir merkezine de 72 no'lu otobüse biletsiz bindiğimiz halde sorun olmadı zaten genelde toplu taşımada bilet sorulmuyor. bizim unutamayacağımız bir tatil oldu... tavsiye edilir. Katkınız için teşekkürler İbrahim Bey. Bence de Belgrad ucuz, güvenli, güzel ve eğlenceli bir şehir. Üstelik vize de yok. Belgrad güvenli bir kent. Yine de geç saatte tren istasyonu ve çok ıssız yerlerde bulunmamakta yarar var. Son olarak plak koleksiyoncusu olmamdan ötürü Belgrad'da plak mağazası hiç gördünüz mü onu merak ediyorum. Belgrad şehir merkezi Republic Square, National Theater, Kalemegdan, Kneza Mihajlova Caddesi ve Skadarska Caddesi'nin olduğu bölgedir ve bunların hepsi birbirine yakın. Kentin en merkezi yeri Terazije ve yaya Kneza Mihajlova Caddesi. Evet Kadir Bey, Belgrad'ı gezdiren gençler üniversite öğrencisi ve hepsi İngilizce biliyor. Alper Bey çok güzel bir bilgilendirme oldu. Belgrad'da plakçı olmasıda ayrı bir güzel hepsini ziyaret edeceğim 🙂 Teşekkürler. 13-16 Şubat, nasipse Belgradtayız. Şimdilik araştırmalar sürüyor, yazınızda hem eğlenceli hem bilgilendiriciydi.. Size birşey sormak istiyorum, Belgradta konaklama için, otel mi yoksa apart daire mi tercih etmeliyiz? Teşekkürler.. Belgrad'da konaklarken alışveriş yapıp evde yemek yapmak isterseniz apart veya daire daha iyi olur. Uğraşmak istemezseniz uygun bir otel daha rahat olabilir. İyi yolculuklar. Belgrad'ın görülecek önemli yerleri iki için iki gün yeterli ama bu güzel, güvenli ve ucuz kentte imkanınız varsa en az 5 gün geçirmenizi öneririm Sedat Bey. Hayır öyle bir durum yok Sedat Bey. Sırbistan son zamanlarda dönüş bileti olmayanları geri gönderebiliyor. Pegasus tedbir olarak böyle yapmış. THY veriyor örneğin. Garanti olması için Belgrad'a gidiş-dönüş bilet almakta yarar var. Alper Bey merhaba, Şubat sonu 5 günlüğüne Belgrad'a yalnız gitmeyi düşünüyorum. http://www. belgradegreeters. rs diye bir site var, burası gönüllüler ile turistleri buluşturan bir site, gönüllüler turistlere bedava rehberlik ediyormuş. Başvuru yaptım ancak siteden ses seda yok, galiba uygulama bitmiş. Sizin önerebileceğiniz başka bir kanal var mı, bana ingilizce bilen ve rehberlik yapacak arkadaşa ihtiyacım var. Ayrıca ücretsiz Belgrad tramvay turu var, 1 saat sürüyor. Ücretsiz şehir turu tramvayı Mayıs Ekim ayları arasında hizmet veriyor. Belgrad şehir turu her Cuma 19:00'da Sırpça, 20:00'da İngilizce rehber ve Cumartesi 17:00'da Sırpça, 18:00'da İngilizce rehber sunuyor. Her tur 25 kişiyle sınırlı olduğu için tura katılım için Knez Mihailova No:5 adresinde bulunan Turizm Bilgi Ofisi'ne başvurabilirsiniz. (Pazartesi Cumartesi 09:00 21:00, Pazar 10:00 15:00 arası açık). Ben de size teşekkür ederim İbrahim Bey, dönüşte de yorumlarınızı beklerim. 🙂 Güzel bir Belgrad gezisi dilerim. Şubat 27 şinde 3 gun için Belgrad biletimi aldım. Araba kiralama konusunda tavsiyeniz nedir. Tek kişi için ne dersiniz. Hayatımda hiç araba kiralamadım Ali Bey, bilgim yok. Alper Bey teşekkürler. Site fena değil, güzel bir gezi olacak inşallah. Belgrad gezisinden yazmanıza sevindim. Lokantada genel olarak yeyip içtiklerinizi ve hesabı yazarsanız sevinirim, güncel bilgi olur. Sırbistan'a giriş çok kolaydı ama son zamanlarda dönüş bileti olmayanları pasaport kontrolünden geçirmeyip geri gönderebiliyorlar. Dönüş biletiniz varsa sorun yaşayacağınızı sanmıyorum. Sırbistan vize istemiyor, orası kesin. Onu hiç duymadım Rasim Bey, ve uygulanan bir kural olduğunu hiç sanmıyorum. Yine de elçiliği arayıp sormakta yarar var. 72 saat konusu otel veya benzeri yerler haricinde bir yerde konaklama içindir. Yani tanıdık arkadas vs birinin yanında kalacaksanız kalacağınız ev sahibi oradaki resmi yerlere bildirecek. ellerinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş. Bizde eşimle Mayıs ayında gitmeyi düşünüyoruz. Sorma istediğim bir soru var. Bizim bu tatil için ayırdığımız sterlinlerimiz var. Belgrad'da direk olarak sterlinden dinara çevirtebilir miyiz? Yoksa sadece euro veya dolar mı olması gerekiyor. Şimdiden teşekkürler. Belgrad'da en yaygın yabancı paralar avro ve dolar olsa da evet, sterlin de bozdurabilirsiniz. Döviz bürosu Sırpça Menjacnica demek, döviz kurları ise kursna lista demek. Döviz büroları Pazar günleri kapalı, Cumartesi günleri 15:00'e kadar, hafta içi ise akşam sekize kadar açık. Ayrıca döviz bozma makinelerini 24 saat kullanabilirsiniz. Bunlar sadece avro, dolar ve sterlin kabul ediyor. Alper Bey merhabalar, sitenize bayıldım gerçekten harika. bizde 8 martta Belgrad a gidiyoruz. O kadar faydalı oldu ki yazınız hepsini Word e kopyalayıp çıktısını aldım 🙂 Belgrad dan size yazacağım. Size ve tüm yorum yapanlara çok teşekkürler. Çok teşekkürler Merve Hanım, sevindim. 🙂 Kadınlar gününüzü şimdiden kutlar, Belgrad'dan haberlerinizi beklerim. da cok iyi;ben yakın zamanda Belgrad merkez de kalınacak ev otel tarzı yerin adresini alabilirmiyim. Teşekkürler Erhan Bey. Ben Belgrad'a her gittiğimde, yazımda bahsettiğim arkadaşımda kaldım. Umarım Belgrad'da ev kiralayan kişi yorumunuzu görür ve yanıtlar. Alper Bey daireyi airbnb üzerinden geceliği 80 TL ye kiraladık. Bizim için gayet uygun oldu. merhaba, 2-8 mart tarihleri arasında Belgrad'da idim. Tatilimin tek olumsuz tarafı 4 gün yagmur ve soğuk olmasıydı. Bunun dışında olumlu şeyleri paylaşayım; Öncelikle yemeklerden başlayayım. Zemun'da Şaran restaurant var kesinlikle tavsye ediyorum; çok güzel balık çorbası yapıyorlar ana öğünde yediğim balık ise Tuna nehrinden Sırpça SMUD diye hatırlıyorum harikaydı, Şaran'ı asla es geçmeyin. Lovac adında bir av lokantası keşfettim. Nerede olduğunu -tarif etmem zor geyik ve ayı eti yedim, burada ne arasanız var. Bunların dışında Sadakarska da Şeşir Moj ve Dva Lejena adlı restaurantlar aklımda kalmış. Sırp ymekleri bir harika, özellikle Dva Jelena'da yediğim eti asla unutamam. Sdakarska'da Şeşir Moj restaurantın yanında birde kahve içebileceğiniz bir cafe var yeraltında kesinlikle uğrayın derim, el yapımı likörlu bir kahveleri var harikaydı. Yine Sava nehri kıyısında Fidero'uda eklemeliyim. Taksi ucuz, heryere taksiyle gidebilirsiniz hiç çekinmeyin, en az 20 kez taksiye binmişimdir sadece bir tane sahtekara denkgeldim oda Faslıydı 🙂 Sırplarda hiç kelek görmedim 🙂 Belgrade Art otelde kaldım, tavsiye ederim, Knez Mihailova'nın tam üzerinde ancak fiyatı yuksek, daha ucuza başka oteller de bulunabilir. Sırpların muzikte ne kadar iyi olduğunu gördüm, özellikle Jazz ve blues. Ptica jazz club, ilk sırada. Ancak 15 martta kapanıyormus, başka yere taşınacakmış. Buranın sahibiyle tanıştım. Mirko adında harika bir insan. Muha Bar Knez Mihailovanın göbeğinde çok iyi canlı performanslar oluyor. Sinnermans club ise bir başka, burada Milan Petrovic adında sırplı bir muzisynle tanıştım, Milan Petroviç quartet diye bir grubu var, harika çalıyorlar. Jazz Bar Centar, Jazz Basta, Bitef diğer tavsiye edebileceğim kulüpler. Eğer blues seviyoesanız Vox club var, burası bambaşka bir yer. Sırplar Jazz ve blues da istanbuldan daha iyiler. Şehrin tarihsel yerleri ile pek ilgilenemedim ama Sava temple ve kale meydan ilk gidilecek yerler. Başka aklıma bir şey gelmiyor şimdilik olursa yarazım, Alper Bey'e de teşekkür ederim, Ptica Jazz kulübü onun tavisyesi ile buldum. İyi gezmeler. Selamlar belgraddan daha yeni geldim:) guzel, iyi kelimeleri az kalir mukemmeldi.. yine gitmek icin can atiyorum. Merkeze cok yakin CENTRAL PARK RESIDENCE ta kaldik 4 gece 2 kisi 516 tl odedik. Kalemeydanin hemen yaninda superdi. Tertemizdi tavsiye ederim. Herkes ingilizce biliyor, cok yardimseverler. Turkleri seviyorlar ve osmanliyi asla unutmuyorlar ve seviyorlar. Yemek ve taksi asiri ucuz. Kiyafet pahali yani bizimle ayni. Muhakkak Grand casino ya gidin derim cok eglendik. 1000 dinarla = 25 tl ile 3 saat oyun oynadik. Belgrad gezi yorumları ve bilgiler için çok teşekkürler Fatih Bey, eminim birçok kişiye ulaşacak ve yardımcı olacak. Gayet iyi, keyifli gezmişsiniz. Ben de yabancı kent ve kasabalarda çok yürümeyi seviyorum. Atina'ya gitmedim ben, Selanik'e gittim. Alper Bey kusura bakmayın. Daha önce görmüştüm ama Atina olarak kalmış aklımda. Rica ederim ne kusuru:) Belgrad notlarınıza minnettarım. Belgrad'da Nisan ayında hava sıcaklığı gece en düşük altı derece, gündüz ise 15 ile 22 derece arasında seyreder. Sorularınız olursa yazın, dönüşte de izlenimlerinizi burada paylaşırsanız sevinirim. İyi yolculuklar. Gitmemiz gerekn yerleri özet geçerseniz çok sevinirim. Belgrad gezmek için güzel bir şehirdir, beğeneceksiniz. Facetime kullanmadım ama bilgisayar veya tabletle gitmeyecekseniz telefon gerekir elbette. Prizler aynı, adaptöre gerek yok. Gidilmesi gereken yerler yukarıdaki yazımda var. iyi yolculuklar. Merhabalar.. Bende 1 temmuzda gidecegim nasip olursa belgrada ve 8 gün kalacağım. Gelecek kimseyi bulamadığım için tek gitmek zorunda kaldım ama eğnceli ve zevkli gececegini umuyorum. gezilebilecek tüm noktalara otobüsle mi gitmeliyim yoksa taksi ile mi bunu merak ettim. ve tek basına gidenler için neler tavsiye edersiniz ? Şimdiden çok teşekkürler.. Belgrad'da taksi ucuz, otobüs de öyle, ama 8 gün gezmek için çok yeterli bir süre, çoğu turist daha az kalıyor. Her gün belli bir bölgeyi seçip rahatça yürüyebilirsiniz. Tek başına gidenler için yukarıdakiler dışında özel bir tavsiyem yok. Belgrad güzeldir, seveceksiniz. Belgraddan dün döndük. Hava geceleri 10-12, gündüzleri 25-26 derece. Çok keyifli, güvenli, rahat bir şehir. İnsanları saygılı, sıcakkanlı ve dostcanlısı. İngilizceyi özellikle gençler biliyorlar. Hotel Garni Srbija da kaldık oldukça temiz ve merkeze yakındı. Novi sad'a ve İndija ya otobüs ile gittik. Keyifli bir geziydi. Skadarlija harika bir yer. Knez Mihajilova rahat ve keyifli bir cadde. Toma pekara süper, kesin gidin. Bizim sabah kahvaltı mekanımızdı. Tri şeşira'da cevap ciciyi kaymaklısından yiyin. Pizzalarında mutlaka tadın. Türkiyeye göre oldukça ucuz bir şehir. Memnun kalırsınız. Biz sevdik. Sırbistan gezinizden memnun kalmanıza sevindim Feridun Bey. Belgrad ve Novi Sad çok güzel, ucuz ve güvenli, eğlenceli. Sırp yemekleri de lezzetli, epey kaymak yiyorlar. Katkınız için teşekkür ederim. Bol seyahatler. Alper bey, belgrad hakkında çok önemli bir konuda size danışmak istiyorum. Ama özel bir konu olduğu için buraya yazamadım. Bana mail adresi üzerinden ulaşabilirmisiniz. Belgrad hakkında bilgi almak istediğiniz konuyu iletmeniz için size e-posta gönderim Mustafa Bey. Merhaba Melih Bey. Belgrad gezmek için rahat, güzel ve güvenli bir şehirdir, endişe etmeyin. Ben her defasında arkadaşlarımda kaldığım için bir yer tavsiye edemem. Belgrade rent apartment yazıp aratırsanız bulursunuz. Belgrad ucuz bir şehir Melih Bey, çok rahat yeter. Merhaba Selçuk Bey. Sadece Belgrad gidiş bileti değil dönüş biletinizi de aldığınız için sorun olmaz. Belgrad'da kalacağınız yerin rezervasyon çıktısını alırsanız garanti olur, içiniz rahat eder. Dönüşte izlenimlerinizi buraya yazarsanız sevinirim. İyi yolculuklar. arkadaşlarımızla Sırbistan'a bir gezi düzenlemeyi düşüyoruz. Daha önce birçok Balkan ülkesini ve Avrupa'nın çok fazla ülkesini gezdik. Fakat Sırbistan konusundan sürekli şöyle bir uyarı alıyoruz. \"Başörtülü insanlara karşı çok kabalar ve çok fazla küfür ediyorlar\" yazınızı ve tüm yorumları okudum ama bu konuda bana yardımcı olabilecek net bilgilere sahip olamadım. Bu konuda bir gözleminiz varsa ya da dikkatinizi çeken bir unsur varsa, fikirlerinizi almak isterim. Sırbistan hakkında böyle bir sorunu ilk kez duyuyorum Sude Hanım. Bence endişe etmeyin. İyi tatiller. Merhaba. Hayır böyle şeyler gerekmiyor, sorun olmaz. alper bey merhabalar. Öncelikle önerileriniz çok teşekkürler. Biz üç kafadar her yıl sürekli bir yerlere tatile gidiyoruz. Sırbıstan olarak bu yıl rota çizmek istiyorz. Ortalama kişi başı bütçemiz ne kdar olmalı 1 haftalık seyahat için.. Uçak da dahil. Teşekkürler şimdiden. Merhaba Emre Bey. Belli bir rakam vermekten kaçınırım, çünkü herkesin harcama tarzı farklıdır. Yazımdaki müze ve yemek fiyatlarından, yorumlardaki diğer fiyat ve harcama bilgilerinden Belgrad gezi masrafı yaklaşık bir bütçe belirleyebilirsiniz. Sırbistan'da yemek ve taksi fiyatları Türkiye'den epey ucuzdur. Sorularınız olursa beklerim. İlginize teşekkürler. Merhaba Erhan Bey. Ben de sizin hassasiyetinize ve ilginize çok teşekkür ederim. Belgrad için bence en iyi mevsim İlkbahar sonu ve yaz başı, yani Nisan, Mayıs ve Haziran ayları. Eylül de güzel. Kuzey Yarıküredeki çoğu yer gibi. Belgrad'da Aralık ayında hava durumu soğuktur, gündüz sıcaklık ortalama 3 ila 7 derece arasında, gece ise 1 ila -3 derece arasında seyreder. Gündüzler kısadır ve 9 saatten biraz daha kısa sürer, hava akşam üzeri saat beşe doğru kararır. Aralık ayında herhangi bir günde kar yağma olasılığı %20, yağmur yağma olasılığı %30. Sırbistan kara iklimi hakim bir ülke. Yanıtım daha sıcak bir mevsimde gitme imkanınız varsa tarihinizi değiştirin, ama yoksa kışın yine de gidin, vazgeçmeyin. Saygılar. Merhaba Erhan Bey. Belgrad'a gitmenize ve beğenmenize sevindim. Blog rehber yazılarıma ilginize ve özeninize teşekkür ederim. Saygılar. Merhaba, Belgrad en çok sevdiğim Avrupa şehirlerinden birisi. Alper Bey'e verdiği bilgilerden dolayı teşekkür ederim. Ben Şubat ayının sonunda gitmiştim. Hava güneşli olmasına rağmen soğuktu. Özellikle akşamları çok üşütüyordu. Soğuktan ziyade, Belgrad dümdüz bir ovada kurulmuş bir şehir, dolayısıyla rüzgarı sert. Ağustos ayında bira festivaline gidiyorum, bakalım yazın nasıl oluyor. Diğer yandan, ben de bir iki tecrübe paylaşmak isterim; taksi olarak \"pink taksi\" leri kullanın. Üzerlerindeki ışıklı tabela pembe renkli. Bunlar bir şirket ve ücret konusunda standartları var. Diğerlerinde sürprizler olabiliyormuş. Ayrıca bir eşyanızı falan unutursanız başvuracağınız merci belli. Güvenlik anlamında olumsuz bir durum olmadı. Grand Casino ve tri şeşira yı çok beğendim. Vaktiniz olursa, Novi Sad bölgesinde Karlofça' yı da mutlaka görün derim. Belgrad'a yaklaşık 2-3 saat mesafede. Oranın meşhur bal ve Bermet şarabından alabilirsiniz. Ayrıca yaz aylarında daha güzel olduğunu söylüyorlar. Karlofça malum, Osmanlı' nın toprak kaybı ile sonuçlanan Karlofça anlaşmasının imzalandığı yer. Herkese iyi geziler dilerim. Belgrad hakkında bilgiler için çok teşekkürler Murat Bey. Merhaba Sıddık Bey. Esnaf lokantası olarak bilmiyorum ama Sırpların yemek yediği, Sırp yemekleri satılan Belgrad lokantaların yazıma ekledim. Ekim ayında havalar konusunda bir fikriniz var mı? ada ciganlija'da yüzme ihtimalimiz olabilir mi sizce? ve yazınızda ada ciganlija ile ilgili bir şeyler göremedim. Orayla ilgili bilginiz var mıdır? Teşekkürler. Merhaba. Ekim ayında Belgrad'da hava durumu gezi için uygun, gündüz sıcaklık 19-14 derece arasında, gece ise 10-6 derece arasında seyreder. İnce veya orta kalınlıkta bir ceket işinizi görür. Ada Ciganlija Sava Nehri'nde, sonradan yapay olarak karaya bağlanmış güzel bir ada. Kentin merkezinde nefes almak için harika bir olanak. Çepeçevre bir yürüyüş yolu var, ben de Sırp arkadaşımla yürüdüm. Ekim ayında Belgrad'da yüzemezsiniz, ayın başlarında orada olur ve şansınız yardım ederse güneşli ve ılık günler görebilirsiniz ama yine de yüzecek kadar sıcak hissedeceğinizi sanmıyorum. Polis tarafından kalıcak yer ve dönüş biletlerimizin gösterilmesi istendi, şansımıza Wizz Air ile uçacağımız için bileti gösterebildik ve kalacağımız yerin adresini de şans eseri kağıda yazdığımız için gösterebildik ve sorun yaşamadık. Hazırlıksız yakalansaydık büyük ihtimalle ülkeye giremeyecektik. Bu \"ciddi bir sorgu sual\" değil, sıradan bir kontrol. Her ülkeye girişte bu ikisine ihtiyacınız olabilir. İyi seyahatler. Merhaba Alper Bey; 21 Ekimde 6 günlük bir Belgrad gezisi yapacağım. Yazınız çok yardımcı oldu. Benim merak ettiğim konu; yemek konusu. Temiz ve helal olması önemli benim için. Balkanlarda genel olarak bu konuda sıkıntı çekmesem de Sırbistan hakkında bir fikrim yok. Bir bilginiz var mı? Teşekkürler. Merhaba Gülsüm Hanım. Belgrad'da helal lokanta var mı bilmiyorum. Sırbistan yemekleri diğer Balkan ülkelerinin yemeklerine benzer, özellikle eski Yugoslavya ülkeleriyle neredeyse aynı. Sıkıntı çekeceğinizi sanmıyorum. Yemek yiyeceğiniz zaman \"no pork please\" veya İngilizce bilmiyorsa \"nema svinjetine molim\" derseniz size yardımcı olurlar. Belgrad gezinizden sonra bu konudaki ve kentle ilgili deneyiminizi yine burada yazarsanız çok memnun olurum, bu konuda hassas okuyucularıma yardımcı olursunuz. Yine de sizin \"sorguya önem vermiyorlar\" demenize güvenerek rahat bir şekilde ülkeye girmeye çalışan deneyimsiz gezginlerimiz için kötü bir tecrübe olabilir. İyi akşamlar. Merhaba Alper Bey, Eylül Ayında Belgrad gezisi yapmayı planlıyorum. Seyahatiniz ile ilgili bilgilendirmeniz çok işime yarayacağını düşünüyorum. Ancak birşey sormak istiyorum. Türkler Sırbistan'da herhangi bir sözlü tacize ya da güvenlik problemiyle karşılaşıyorlar mı? 9 ay önce Budapeşte'ye gittiğimde cok güzel bir ortamla karşı karşıya kaldım. Budapeşte de sanki evimdeymişim gibi zaman geçirdim. Belgrad da da aynı durumu yaşayabilir miyim? Iyi günler dilerim. Merhaba Volkan Bey. Ne kendim Belgrad ziyaretlerim sırasında böyle bir şey yaşadım, ne de henüz yaşayana rastladım. İçiniz rahat olsun, herhangi bir kötü davranış olmaz. Havalimanı sınır polisine göstermek için dönüş biletiniz ve kalacağınız yerin adresi yanınızda olsun. İyi yolculuklar. Mrb Alper bey mayıs ayında Prag tatili yaptım ve 1 senelik pasaport almıştım yani eşimle birlikte 30 mart 2016 da süremiz doluyor. 20 martta Sırbistan tatili düşünüyoruz 4 günlük sorun olur mu. Pasaport açısından diye sormak üstelik. teşekkürler şimdiden. Merhaba Tuba Hanım. Süresinin bitmesine 10 gün kalmış bir pasaportla Sırbistan veya herhangi bir ülkeye kabul edilme olasılığınız sıfıra yakın. Uzatmanız gerekir. 13/18 Eylül Sırbistan gezimizi eşimle birlikte tamamladık. Takipçisi Olduğum bu faydalı siteye ufak tefek katkım olması adına görüşlerimi yazmak isterim. Belgrad hakkında çeşitli kaynaklarda binalar çok eski şöyle böyle diye yazılınca herhalde sokakta yürürken kafamıza tuğla vs düşücek dedim. Kötüleyici yazılara itibar etmeyin. Sırbistan enfes doğası, sıcak kanlı insanları, temiz düzenli sokakları, ucuzluğu ile bizi mutlu etti. Belgrad genç/yaşlı, evli/bekar her kesime güzel anlar sunabilecek bir şehir. Şehir son derece güvenli, geç saatlerde dahi ara sokaklarda kadınlar tek başlarına yürüyorlar, bizde Kaldığımız zaman içinde hiçbir tedirginlik duymadık. Sırplarla ilgili herhangi bir olumsuzluk yaşamadık, dialog içinde olduğumuz insanlardan hep yakınlık ve güleryüz gördük. Şehrin park ve bahçeleri eşsiz. Yürüyüşlerde yorulduğunuz zaman mutlaka yakınlarınızda bir park oluyor. Şehir içi ulaşım bedava değil ama kimse kart okutmuyor, bu işi çözemedik. Kaldığımız otel, Moskva, nın 20 mt yanında idi, lokasyon olarak harika idi. 5 gece için 750 TL ödedik. Yeme içme heryerde belirtildiği gibi ucuz. Kalbur üstü bir rest'da kelle başı 30-40 TL'ye karın doyurulur. Gene çeşitli kaynaklarda Knez Mihailova'nın istiklal caddesine benzediği yazılmış. Knez Mihailova eşinizle çocuğunuzla huzurla yürüyüp kafelerinde vakit geçirebileceğiniz bir cadde iken Istiklal Caddesi arka cepten cüzdanımı çekecekler tereddütü ile kalabalıktan yürüme imkanınızın bulunmadığı it/kopuk kalabalığıdır benim nazarımda. Hızlı hızlı gezerseniz Belgrad 2 günde gezilir, doğru. Fakat bizim yurtdışı gezme anlayışımız önemli yerleri görme dışında şehrin kafelerinde uzun uzadıya oturma, sokaklarda aylak aylak gezinme olması sebebi ile 5 gece bulunduk. 5 gün için toplam harcamamız 150 eur kadar oldu. Özetle, Belgrad ve NoviSad görülmeye değer şehirler. Mutluhan Bey zaman ayırıp Sırbistan izlenimlerinizi yazdığınız için çok teşekkür ederim. Son derece güzel ve güvenli bir ülke. Her satırınıza katılıyorum. Notlarınız Belgrad'a gitmek isteyen birçok kişiye yararlı olacak. Sağ olun, yolunuz açık olsun. Merhaba Mehmet Bey. Elinizde dönüş bileti ve otel rezervasyonu çıktısı olursa Sırbistan'a girişte sorun yaşamazsınız. Site size işlemin sonucunu verir. Dönüşte buraya deneyiminizi de yazarsanız sevinirim, bilgi olur. İyi bir Belgrad turu dilerim. Alper Bey merhaba. Belgrad gezimiz bu ay sonunda. Günlerdir açıp açıp gezi notlarinizi okuyorum. Öncelikle verdiğiniz bilgiler için çok teşekkürler. Yazinizda bir rock bardan bahsetmişsiniz. Konumunu yazabilir misiniz? Teşekkürler.. Merhaba Merve Hanım. O rock barın adını ve yerini un unuttum. Ancak Belgrad gece hayatı kısmına yazdığım barlara bakabilirsiniz, yorumlarda da jazz barlar var. Ayrıca Propeler Rock Bar ve Gun Club da ilginçtir. gezi yazılarıma ilginize teşekkürler. Sırbistan dönüşü izlenimlerinizi buraya yazarsanız sevinirim. Merhaba Hakan Bey. Belgrad'da Türl Lirası bozan bir yer bulsanız dahi uluslararası yaygın kabul gören bir para birimi olmadığı için zarar edersiniz, euro veya dolar ile gidin. Sırbistan'a girişte sigorta sorulduğuna hiç rastlamadım. Kongre katılım belgeniz işi çok kolaylaştırır, ama siz yine de otel rezervasyon ve dönüş uçak bileti çıktınızı yanınızda bulundurun. Dönüşte izlenimlerinizi buraya yazarsanız sevinirim. Güzel bir Belgrad seyahati dilerim. Öncelikle Alper Bey'e blogtan ve mail yoluyla aldığım bilgiler için teşekkür ederim. 4-9 Ekim tarihleri arasında balayı amaçlı Belgrad'a gittik. Bundan önceki tek yurtdışı seyahatim ABD idi. Kıyaslamamı bundan dolayı sadece Türkiye ile yapacağım. Nikola Tesla'ya indikten sonra sadece 20 Euro bozdurdum. Havaalanında 1 euro 112 dinar iken, dışarda 119 dinar. Sadece şehir merkezine gidebilecek kadar para bozdurmanız yeterli olacaktır. 72 numara ile Zeleni Venac'a geliyorsunuz yani Knez Mihailova'ya sadece 500 metre uzaklıkta oluyor. Yaklaşık 30-40 dakika sürüyor. Kalemegdan ile Knez Mihailova arasında bir daire kiraladık. Otelden çok farklı değildi. Tek sıkıntımız temizlikti. 1+0 daire tipi. Ocak, buzdolabı, klima vs. vardı. 5 gece için 140 euro anlaştık. Gecelik vergi ile 150 euro oldu. Belgrad'ı gezerken rahat bir ayakkabı, sırt çantası ve geniş bir örtü alın. O kadar çok park var ki hemen hemen çimenlere yatıp uzanmak isteyeceksinizdir. Gezilecek yerler ile çok bilgi vermeyeceğim. Geceleri gezmek tehlikeli gözükmüyor rahatça gezebilirsiniz. 2 numaralı tren/tramvay ile şehir turu yapınız. Gayet zevkli. Güzergahı Nikola Tesla Müzesi'nden geçiyor. Türkiye'den maddi olarak çok farklı değil. 1 lira yaklaşık 35 dinara geliyor. Yemekler falan Türkiye ile hemen hemen aynı. Domuz eti çok yaygın. Bu konuda tedirginseniz somadan sipariş vermeyiniz. En garantisi tavuk gözüküyor. Cevapcici on the Kaymak diye güzel bir yemekleri var. Kaymak tuzlu. 10 adet köfteden oluşuyor, aşırı doyurucu bir yemek. Dana ve domuz eti karışık bir yemek. Sadece Dana etinden yapan yerler de var. sormadan yemeyiniz. Kırmızı şarap ile iyi gidiyor. Bizim inegöl köfte kıvamında diyebilirim. Ayaküstü pizzacıları meşhur. Yine burada domuz eti karşımıza çıkıyor. Vejetaryen pizzalar da denenebilir. 37 numara ile Ada Ciganlija'ya gidebilirsiniz. Ada Ciganlija mükemmel bir yer olarak gözüküyor. Kesinlikle mevsiminde gitmeniz gerekiyor. Ekim geç bir tarih. can alıcı nokta otobüsler. Otobüsler her durakta duruyor. Herkes bulduğu kapıdan biniyor ve kimse kart basmıyor, para vermiyor. Oradan birinin dediğine göre hepsinin kartı var. Eğer KONTROL YAPAN GÖREVLİ gelirse o zaman gösteriyorlarmış. Biz bu riski alarak bindiğimiz ilk otobüs hariç diğerlerinde hiç para vermedik. Bu riski alırız derseniz, tavsiye ederim. Hatıra namına alınacak çok fazla şey yok. Knez Caddesi'nde Souvenir Shop ve ortadaki büfeler var. Buralardan magnet alabilirsiniz. Ya da Tourist Information'ın hemen yanında kermes gibi bir yer var. Oradan takı vs. alabilirsiniz. Burger King ve KFC'de bizdeki gibi menüler yok. Ketçap, mayonez, içecek, ekmek vs. paralı. Belirtiniz. Hatta ekmek hemen hemen her yerde ekstra paralı. Ne kadar ekmek yiyeceğinizi belirtin. Novi Sad'a gitme imkanım olmadı. Görmeden gelmeyin'li çok tavsiye aldım. Ben de size vereyim bu tavsiyeyi. Gittiğimde maçlar yoktu. Partizan maçına denk gelirseniz, kesin gidin. Çok güzel basketbol kültürleri var. Kendinize güveniyorsanız, gençlerin arasına takılıp oynayabilirsiniz. Mert Bey Belgrad izlenim ve önerileriniz için çok teşekkür ederim, Sırbistan'a gezmeye gidecek olanlara güncel bilgi olacak. Sağ olun, yolunuz hep açık olsun. Ek: Pasaport polislerinden çekinecek bir durum yok. Neden geldiniz ve nerede kalacaksınız diye soru soruyor. Dönüş biletiniz ve booking. com rezervasyonunun çıktısını gösterin yeter. Merhabalar, ben ekim sonunda 5 günlüğüne Sırbistan'a gideceğim. Jazz festivali var sanıyorum birkaç konsere gideceğim. Tek başıma gideceğim için biraz tereddütüm var ama daha önce de dünyanın pek çok yerine tek gittim, umarım ki bu gezim de aynı güzellikte geçer. Tavsiyeleriniz için teşekkürler. Merhaba. Sırbistan güvenli bir ülkedir, rahat olun. Güzel bir seyahat dilerim. İlginize teşekkürler. Merhaba. Sırbistan veya herhangi bir ülkede çok iyi İngilizce bilmek şart değil, orta ve hatta başlangıç seviyesi işinizi görür. Belgrad havaalanı sınır polisi otel veya daire rezervasyonunun çıktısını, dönüş uçak biletini sorabiliyor, yanınızda olsun. Sırbistan'a karadan girerken de bu durum geçerli. Merhaba Ali Bey. Belgrad şehir merkezinden Vozdovac'a 18, 25, 25P ve 39 numaralı otobüsler gidiyor. Nereden binip hangi durakta ineceğiniz konusunda otele yazarsanız bilgi verirler. İyi yolculuklar. Alper bey merhaba, yurt dışına ilk çıkışım olucak gidiş dönüş biletim booking. comdan aldığım hostel rezervasyon çıktısı var. Tek korkum ingilizceyi çat pat bilmem. Sıkıntı yaşarmıyım hava alanında. 2gece 3gün kalacağım. 150 euro yeterli olur galiba yazınızı okudum belgrad seyahatiyle ilgili yorumlarıda tek tek okudum bir de size yazmam istedim.. tek başıma gidiceğim için neler yapmamı önerirsiniz. Ve bu zamanlarda belgrad nasıl oluyor ortam olarak. Merhaba. Az İngilizce yeterli olur, yeter ki rahat davranın. Belgrad her zaman güzel. Hava durumu gündüz 15, gece 7 derece civarında olur. Güzel bir Sırbistan seyahati dilerim. Şehirdeki dükkanlarda daha ucuz. Belgrad izlenimlerinizi burada yazarsanız sevinirim. İyi yolculuklar. Doğan bey ben Belgrad'a her gidişimde arkadaşlarımda kaldım, otelleri bilemiyorum, üzgünüm. Yorumlarda yazılmış olabilir. Bu yazınızda kullanmış olduğunuz Old Sava Bridge fotoğrafını o açıdan çekilmiş bir şekilde googleda aradım ama sizin bloğunuzda denk geldi. Bende kendi bloğumda Belgrad la alakalı bir yazı hazırladım, taslak halinde bloğumda duruyor. Altına sizin sitenizden alıntı olduğuna dair bir ibare kullandım. FotoğrafI kullanamamda müsade var mıdır? Sevgiler.. Evet izin var. İlginize teşekkürler, iyi seyahatler. Evet, Belgrad'da bugün hala ayakta ve ibadete açık bir cami var. 1575 yılında Osmanlılar tarafından inşa edilen Bayraklı Camii, Dorcol semtindeki Gospodar Jevremova Caddesi'nde. İlginize teşekkürler. Belgrad'da şık ve ünlü bir restoranda 30 liraya, ucuz ve pratik lokantalarda 10 liraya yemek yiyebilirsiniz. Merhaba. Belgrad'da 18 yaşın altındakiler, dünyanın çoğu ülkesinde olduğu gibi bar ve gece kulüplerine giremezler. Ancak pub ve restoran tarzı yerlere sizin eşliğinizde girmelerine engel olmazlar. belgrad a yeni yıl (2016) da gittim. taksicilere çok çok dikkat edin. iki kez taksiye bindik, ilkinde adam 700 dinar lık yeri 2200 dinar yaptı, otelin resepsiyonuna söyledik ve 1000 dinar olarak durumu kurtardı resepsiyonist sağolsun. ikinci taksi maceramız daha da fenaydı. taksiye binmeden pazarlığımızı yaptık, 1000 dinar kadar tutar dedi.. 1200 dinar tuttu, adama 1200 dinar ı verdim, parayı elimden aldı, elini bacağının arasına götürdü ve dedi ki 400 (200+200) dinar verdiniz.. gerisi nerede paranın dedi.(bu arada 1000 ve 200 dinar kırmızı banknot) eminim adama 1000 dinar ı da verdiğime.. paramı istiyorum diye bağırıyor adam biz üç bayana. dedim ki bu bir el hareketi yaptı, paraya bir şey yaptı kalk yerinden dedim ve 1000 dinarı ayağının altına atmış. diyeceğim o ki, taksicilerin hepsi böyle. çok dikkat edin. Gönül Hanım Belgrad'da taksicilerle yaşadığınız kötü deneyimler nedeniyle üzüldüm. Ben düzgün olan taksilere denk gelmişim demek ki, ki çok az kullandım. Belgrad gezi yazımı epey okunuyor, bu bilgiler ve dolandırma yöntemini yazmanız boşa gitmeyecek emin olun. Çok teşekkürler. Merhabalar, biz kızımla (3) Belgrad gezisi planlıyoruz. Novi sad için önceden bilet almalısınız? Bilet fiyatı yaklaşık ne kadardır? Teşekkürler. Merhaba Gizem Hanım. Belgrad Novi Sad arasında tren ve çok sayıda otobüs seferi ile ulaşım var, önceden bilet almanıza gerek yok. Oradayken ertesi gün için alsanız iyi olur. Belgrad'dan Novi Sad'da tren bileti fiyatı 15-20 lira civarı tutar, otobüsler biraz daha ucuz ve daha hızlı gider. Merhaba. Ben hayatımda hiç araba kiralamadım ancak Sırbistan'da otomobil kiralayan okurlarımdan bu yorumu görürlerse yardımcı olmalarını rica ederim. İyi yolculuklar. Merhaba, deneyimlerinizi bizlerle paylaştığınız için teşekkürler. Gezime gitmeden önce notlarınızın çıktısını yanıma alacağım. Belgrad'a ilk defa gideceğiz ablamla, Oda+kahvaltı bir otelmi mantıklıdır yoksa ev kiralamakmı. 4 gün kalacağız. Kiralık evler güvenilirmi sizce. Merhaba. ben de Belgrad seyahat tavsiyelerimi okuduğunuz için teşekkür ederim. Yorumlarda da epey bilgi var. Kiralık evler güvenli, endişe etmeyin. Bence konumu şehir merkezi olmak üzere orta düzeyde konforlu otel veya daire hangisini bulursanız onda kalın. İki kişi olunca genelde küçük bir ev daha ekonomik olur. Rica ederim. İşiniz zor. Bence Temel 30-40 İngilizce sözcük Sırbistan veya herhangi bir ülkeye gitmek için şart. İyi şanslar. Merhaba. Normalde sorun yoktur ama son zamanlarda maalesef Makedonya mutlaka dönüş biletinin de Makedonya'dan olması şartını koyuyor ve Sırbistan girişte dönüş bileti ve otel rezervasyonu soruyor. Belki sizin gibi yapmış biri görüp daha güncel bilgi verir. Ben olsam Sırbistan Konsolosluğu'nu mutlaka arayıp sorardım. Merhaba Mustafa Bey. Bir süredir Sırbistan'a girişte otel rezervasyonu soruyorlar, bence Belgrad'da kalacak bir yer seçip ücretsiz ve kredi kartı istemeyen bir yerden rezervasyon yaptırıp çıktısını alın, önce oraya gider, beğenmezseniz başka bir hotel veya daire bakarsınız. Böyle tercih etmezseniz en azından bir yerin adresini yanınızda bulundurun. Kızılyıldız hakkında pek bilgim yok, ancak Euroleague basketbol maçlarının biletleri maça ve koltuk yerine göre 17 ila 60 avro arasında değişiyor. Rica ederim. Dönüşte Belgrad izlenimlerinizi ve izleyebilirseniz Kızılyıldız maçı hakkında bilgi rica ederim. Hostelde kalmayı tercih eden okurlar için ilk olarak Knez Mihailova üzerinde bulunan Hostel 360 'ı tavsiye ederim. Yeri çok iyi ve çalışanları ilgili. Onun dışında tren garı ile aynı caddede bulunan Hostel Fair'i tavsiye edebilirim. İlk onerdigimden daha konforlu olup merkeze 20dk yürüyerek ulaşabilirsiniz. Tramvay ya da otobüs ile de gidersiniz. Cevap biraz geç oldu. Evet Alper Bey ikisinde de kaldım. Hatta son 4-6 mart haftasonu gezimde 360'ta yine kaldım. Saygılar. Merhaba Mehmet Bey. Sırbistan'a girişte yanınızda olması gereken beli bir para miktarı yok, herkese sormazlar, ben sadece tek bir okuruma sorulduğunu biliyorum ve yanında epey az para varmış, sorun çıkarmışlar. Yanınızda birkaç yüz avro olsun. Gidiş-dönüş uçak bileti çıktısı ve otel rezervasyonu gerekiyor. Merhaba Tugba Hanım. ben de Sırbistan gezi yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Belgrad'da hava durumu Temmuz ayında sıcak geçer, sıcaklık gündüz 25 ile 30 derece arasında olur ama bazen otuzu biraz geçebilir. İzlenim be bilgilerinizi burada paylaşırsanız çok iyi olur. 🙂 İlginize teşekkürler. Kendi tecrübemden biliyorum sırt çantası ile uzun sure yürünemeyecek kadar sıcak oluyor. Alper Bey merhabaİ 2013 haziranında Belgraddaydım. 4 gün kaldım. Sırplar ile hiçbir sorun yaşamadım. Aksine çok yardımsever ve iyi davrandılar. Ben çok memnun kalmıştım. bir dahaki sefere eşimle beraber tekrar gitmek istiyorum. Herkese tavsiye ederim. Ayrıca Belgradı gayet güzel anlatmışsınız. Merhaba Cem Bey. Sırplar ve Belgrad hakkında yorumunuz için teşekkür ederim. Umarım tekrar gidersiniz. Selamlar. havalimanı ile oteller arası ulaşım nasıl sağlanıyor? Önerdiğiniz uygun oteller var mıdır? Ulaşımı kolay olan. Belgrad Nikola Tesla Havalimanı'ndan şehir merkezine ulaşım için A1 minibüsleri Slavija Meydanı'na kadar götürüyor ve bilet fiyatı 300 dinar. PTC 72 otobüsü havaalanından kent merkezindeki Zeleni venac meydanına gidiyor ve bilet ücreti otobüste alınırsa 150 dinar, bilet büfesinde 89 dinar. Ben her gidişimde arkadaşlarımın evinde kaldığım için otel öneremiyorum. Eşimle bu yaz Belgrad ile, ilk birlikte Avrupa tecrübemizi yaşamayı planlıyoruz. Yazılan onlarca yorumu okudum ve kafamdaki bir çok soru, cevabını buldu. Banka hesabımızda olması zorunlu bir para var mı? Malum bazı ülkeler şart koşuyor. Merhaba Murat Bey. Belgrad'a seyahati seçmekle iyi bir karar vermişsiniz. 🙂 Havalimanı veya kara sınır polisleri banka hesabınızdaki parayla ilgilenmezler, ancak son zamanlarda Türkiye'den giden turistlerden bazılarından ceplerindeki nakit parayı göstermeleri isteniyor. Cebinizde birkaç yüz avro bulundurursanız iyi olur, belki 200. Evet, buradaki mevduat hesabınızdaki parayı Sırbistan'da dinar karşılığı olarak çekebilirsiniz. Türkiye'den Sırp parası dinar alırsanız zararınız büyük olur. Avroyla gitmeniz en mantıklısı. Ben yakın ülkelere giderken yanıma genelde 200 avro alıyorum, kuru iyi olan bir döviz bürosunda yüzünü yerel paraya çevirip harcıyorum, azalınca banka hesabımda tuttuğum paradan yerel para çekiyorum. Banka küçük bir komisyon keser ama bütün paranızı nakit olarak cebinizde taşıma riskine karşı değer. banka makinelerinden paranızı küçük küçük çekmeyin; çünkü örneğin 100 birim çektiğinizde banka 1 birim komisyon kesiyorsa, 200 para birimi çektiğinizde komisyon 2 değil 1.5 birim olur. Son dönemde otel veya daire rezervasyonu soruyorlar, peşin ücret almayan bir yerden rezervasyon çıktınız yanınızda olsun. Ben de Belgrad gezi yazıma ilginize teşekkür ederim. Bu 4 martta gittiğimde bana dönüşümü, otel rezervasyonumu ve paramı sordular. Hazırlıklı olduğumdan belgeleri gosterdim. Para olarak 70 avro ve hesap kartlarim olduğunu söyledim ve gectim hepsi 1 dakikadan fazla surmemistir. 2 hafta önce belgraddaydım, para konusundan başlayarak hayatınızı kolaylaştıracak bir iki bilgi de ben vereyim. Yanıma 300 aldım ama sadece havalanında 20 sunu bozdurdum. Kalanını ise ATM'den nakit çekerek kullandım. Unicredit bank'ın yapıkredi ile anlaşması var bu nedenle yapı kredi banka kartınızla Unicredit atm'lerinden para çektiğinizde hiçbir masraf alınmıyor. bu sayede ihtiyacım oldukça 3000er dinar çekerek çok rahat ettim. Zaten bir çok yerde kredi kartı geçiyor, geçmeyen yerlerde bu nakitle ödeme yaptım. Bir kaç günlük ulaşım biletleri oldukça mantıklı. Starigrad bölgesi yürüyerek gezilir ama benim gibi bir ayağınız novi beograd tarafında kalırsa kalacağınız süre için mutlaka bu sınırsız biletlerden alın. Normalde tek biniş 300 dinarken 5 günlük sınırsız bilet 1000 dinar. Benim çok işime yaradı. Ada hava soğuk olduğu için hareketli değil ama bir bisiklet turu yapabilirsiniz. çevresi yaklaşık 10 km. 1 saatlik bir turla adayı dolaşabiliyorsunuz. saati 250 dinara adanın hemen girişindeki bisikletçiden bisiklet kiraladık ve biz yağmur altında olmasına karşın çok keyif aldık. Novi Sad'a araba kiralayarak gitmeyi düşünmüştüm ama gittiğimizde çok sık tren olduğunu görünce trenle gittik. Sabah 8:20 treni ile gidip akşam 18:30 treni ile döndük. Bütün kenti yürüyerek gezdik gani gani zamanımız yetti. capajebo'nun börekleri ve sarajevo kebapçıları çok başarılı, sucuki yiyin mutlaka. Tri Sesira'yı bulun ve mutlaka bir akşam orada yemek yiyin tri sesira steak çok çok başarılı. Lüks sayılabilecek bir restaurant ama yemeğinden şarabına tatlısına yedik içtik iki kişi 160 lira hesap ödedik. Bütün restaurant ve cafeler'de içerde sigara içiliyor. Göreceli şanslıysanız sigara içilmeyen alanlı bir yere denk gelirseniz biraz olsun rahat edebiliyorsunuz. benim gibi sigara içmeyen biriyseniz ve kışın oradaysanız bu durum çok can sıkıcı olabiliyor. Özellikle üste sinen koku. Yanınızda sırt çantası taşıyorsanız böyle bir yere girince mont hırka vs çantanıza tıkarsanız biraz olsun bu durumdan kurtarıyorsunuz. Jelen Biraları çok başarılı mutlaka tadın. Stari grada yakın bir yerde kalmak isterseniz hotel vozarev'i mutlaka öneririm, 1 dk'lık yürümeyle hem tren hem otobüs hem de troleybüs ağına ulaşıyorsunuz otobüsler neredeyse metro sıklığında, bu nedenle çok rahat ettik. otel çalışanları çok pozitifti ve hiç problem yaşamadığımız gibi ayrılırken neredeyse arkamızdan su dökeceklerdi 🙂 @Alper Bey, yazınızdan ben çok faydalandım size bir kere daha teşekkürler. sevgiler. Ömer Bey bu Sırbistan gezi bilgileri ve Belgrad notları için çok teşekkürler, güzel güncel tavsiyeler oldu. Sevgiler. Sırbistan seyahati ve Belgrad gezisi hakkında bilgiler için çok teşekkürler Emre Bey. Sırbistan ve Belgrad seyahat yorumları için teşekkürler. Ne güzel yaşıyorsunuz hayatı 🙂 Yazılarınızı çok sevdim. Merhaba. Maalesef Belgrad'da Mayıs ayında bir şarap festivali olacağına dair bir bilgiye erişemedim. Şubatta şarap fuarı görünüyor. Sevgiler. M. Biçer Bey ben Belgrad'a dört kez gittim. Birçok tanıdığım da defalarca gittiler. Türkiye'ye nazaran çok daha güvenli bir yer. İçiniz rahat olsun. Merhaba. Belgrad'da 3 gün kalıp otobüsle Novi Sad'a geçersiniz. Oradan Saraybosna'ya direkt otobüs var. Bu üç şehre giderseniz rahat bir Balkan gezisi olur. Bir yer daha görmek isterseniz Saraybosna'dan trenle Mostar, veya biraz daha uzun bir yolculukla Karadağ'da Budva veya Kotor çok güzel. Rica ederim. Merhaba. Belgrad'da Mayıs ayında hava durumu soğuk değildir; gündüz sıcaklık ortalama 20-22 derece, gece ise 11-14 derece arasında seyreder. Akşam için orta halli bir mont giymek işinizi görür. Zamanınız olduğu için rahat bir Sırbistan seyahati yapabilirsiniz. Novi Sad, Loznica, Sabac, Trsıç, Vrsaç, Niş şehirlerine gidebilirsiniz. Ya da sadece Belgrad ve Novi Sad'ı gezip diğer günleri Bosna-Hersek veya Karadağ için ayırabilirsiniz. Bilet için blogumdaki uçak bileti bağlantısını deneyebilirsiniz. M. Biçer Bey, yukarıda yazmıştım. Hostel olarak 360 ve Fair'i öneririm Belgrad'da. Sayın Arman, süreniz yani 14 gün süper. İster Sırbistan'ı ayrıntılı olarak tanırsınız, ister yakın ülkelerden birini daha gezersiniz. Gittiğiniz tarihte yani mayısın ikinci yarısında hava durumu ile ilgili sorun yaşayacağınızı zannetmiyorum. İyi tatiller. Belgrad'dan sonrası için epey zamanınız var. Bosna-Hersek ve Makedonya vize istemiyor. Komşu ülkeler, uzak değil. Alper Bey Merhabalar, daha önceki yorumumda bahsettiğim Belgrad Kahve Rehberi yazısını tamamladım, yazıda sizden de bahsedip backlink verdim ki bu sayfa gerçekten bir çok ihtiyacı karşılıyor. Sizin için sakıncası yoksa Belgrad'a gidecek kahve tutkunları için de yazının linkini paylaşmak isterim. Sevgiler selamlar. Sayın Alper Metin Bey, öncelikle merhabalar.. Sizin siteniz ve yurt dışı paylaşımlarınızı uzun zamandır takip etmekteyim. Gittiğiniz ülkelerde gezi tarzınız ilgi çekici, izlenimleriniz ve aktarımlarınız duyarlı ve kaliteli. İnanın yürekten kutlarım. Bütün doğu blokunu gezdim güney balkanlar hariç. Ancak oralarda ilk gitmek istediğim ülke hangisi olması gerek derken, yine sizin sitenize bir bakayım dedim. Sırbistan ve Belgrad izlenimleriniz yol gösterici oldu. Teşekkürler.. Saygılar.. Merhaba Aydın Bey. Seyahat yazılarıma ilginize çok teşekkür ederim, memnun oldum. Sırbistan gezmek için ideal bir ülke, Belgrad'ı seveceksiniz. hangi şehirleri düşünüyorsunuz? Eğer zamanınız varsa Karadağ da şahanedir. Saygılar. Buna memnun olurum Mehmet Bey. Şahane bir Sırbistan seyahati dilerim, iyi yolculuklar. Uçak biletlerini pasaport çıkartmadan alırsak sıkıntı yaşarmıyız. pasaportu daha sonra çıkartacağız. Bu keyifli yazı için teşekkürler. Belgrad yazımı okuduğunuz için asıl ben teşekkür ederim. Elbette uçak biletinizi pasaport çıkartmadan önce alabilirsiniz. Tabii havayolu şirketi pasaport numarası isteyen bir firma değilse. Merhaba Erol Bey. Herkesin harcama tarzı ve seyahatten beklentileri farklı olduğu için gezi bütçesi hakkında sorulara yanıt vermekten çekinirim ama bu kez tereddütsüz evet diyebilirim, Belgrad'da beş gün için 350 avro rahatlıkla yeterli. Günde 70 avro harcayarak rahatça gezebilir, yiyip içebilirsiniz. Lükse kaçmadan tabii. Merhaba Duygu Hanım. Airbnb'den hiç ev kiralamadım ama güvenlidir, kullanan arkadaşlarım var. 3 kişi ev kiralamak ekonomik açıdan çok mantıklı, bence kaçırmayın. Sırbistan ucuzdur, tatil için Belgrad'ı seçmekle iyi yapmışsınız. Herkesin harcama tarzı farklı olduğu için rakam vermekten kaçınırım, ancak Türkiye'den ucuz olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Yazımda benim ve yorumlarda okurlarımın verdiği fiyatlar size genel bir bilgi verir. Örneğin yukarıda biri konaklama hariç günde 70 avro yeter mi diye soruyor ki bu çok fazla bile. Merhaba. EXIT festivali Novi Sad yazımda geçiyor. Kiraladığınız dairenin rezervasyon çıktısı yanınızda olursa yeterli. Belgrad Havaalanından şehşr merkeziine giden A1 minibüsü gece en son saat 02:00'de kalkıyor ve sabah 05:00'te yeniden başlıyor. PTC Belgrad 72 otobüsü ise sabah 04:50'de başlayıp gece yarısı en son 24:00 seferiyle bitiyor. İyi yolculuklar. Selamlar. Gidiş biletini saraybosna dönüşü belgrad dan alsak sıkıntı yaparlar mı acaba. Merhaba. Dönüş biletiniz olduğu için sorun yaratmamaları gerekir. Garantisi yok tabii. Merhaba. Bayram tatili için Belgrad'ı seçmekle iyi yapmışsınız, beğeneceğinizi tahmin ediyorum. Sırp yemekleri lezzetlidir. İçkili ve şık bir restoran veya meyhanede yemek kişi başı 30 lira, daha basit ama yine lezzetli yemekler sunan ucuz lokantalarda ise 10 liraya yemek yiyebilirsiniz. İçkiler de ucuzdur. Mekana göre yukarıdaki fiyatlar değişebilir tabii, ama garanti verebileceğim şey, mutlaka Türkiye'den ucuz olduğu. Günübirlik Novi Sad şehrine gidebilirsiniz 1 saat uzaklıkta.1 gününüzü Ada Cigannica'da yüzme ve bisiklete ayırabilirsiniz. Dukat isimli Türk restoranı var merkezde, demleme çay içerek kahvaltı yapmak isterseniz tavsiye ederim. Ben de ilginize ve katkınıza teşekkür ederim Tuna Bey ve Emre Bey. Sırbistan seyahat bilgileri ve gezilecek yer önerileri hakkında bilgi için çok teşekkürler Mehmet Bey. Sadece Belgrad ile kalmayıp Novi Sad'a da gitmenize sevindim. Esenlikler. Merhaba. Ilk durak Sirbistan olmasi kaydiyla, vizesiz Balkanlari gezmek istiyorum. Ilk yurtdisi deneyimim olacak. 7-10 gunluk bir gezi dusunuyorum. Vizesiz 6 ulke var gozume kestirdigim. Sirbistan, Karadag, Bosna-Hersek, Arnavutluk, Kosova, Makedonya. Cihad Bey, o bölgeyi çok gezen birisi olarak bazı bilgiler verebilirim. 7 gün için 2 ülke, 10 gün için 3 ülke gezilebilir. Özellikle Arnavutluk 'ta ulaşım şartları kötü sizi yavaşlatabilir. Hem Sırbistan hem de Kosova'yı listeye almanızı tavsiye etmem. Çünkü sorun çıkabiliyormuş. Ayrıca vizesiz geçeceğiniz için Hırvatistan 'dan geçen otobüslere aman dikkat. Biz Bosna'dan Karadağ'a geçmeye çalışırken araç Hırvatistan 'dan geçiyormuş indirip geri gönderdiler. Merhaba, Kosova yi sanirim siyasal sebeplerden dolayi onermediniz? Ikinci ve/veya ucuncu ulkeleri ve sehirleri tavsiye edersiniz? Cunku ulkelerin duz mantikla en kalabalik sehirlwrini listeye aliyorum ama bu formul her zaman tutmayabilir 🙁 Tren ile ulasim ya da oradayken uygun fiyata ucak bileti bulma ihtimali var midir? Gerci uzun mesafeler degil sanirim o yuzden ucus olmayabilir. Merhaba Cem. Evet gidebilirsin, Belgrad güvenli bir kent. Ancak 18 yaşını doldurmadığın için ailenden muvafakatname alman gerekir. Evet, Sırplar sıcak ve yardımsever insanlardır. Avro bozdurabilirsiniz. Merhaba Yağızhan Bey. Sevdiğine sürpriz candır. 🙂 Blogumun sağ üst köşesindeki Facebook bağlantısından bana ulaşabilirsiniz. İyi akşamlar. Merhaba. Her türlü paket gıda getirebilirsiniz. Açık yiyecekleri de uygun ambalajlarla check-in bagajında getirirseniz sorun olmaz. Yazı ve bilgileriniz için çok teşekkürler. Ben de Belgrad gezi yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim Celal Bey. Hayır seyahat sigortasını sadece bazı ülkeler zorunlu olarak istiyor. Bu sadece sizin tercihiniz. Belgrad'dan Üsküp'e rahatlıkla otobüs bulabilirsiniz, ben de öyle gittim. Terminale uğrayıp biletinizi 1 gün önceden almanızı öneririm. Ercüment Bey, o güzergahta iki kere otobüs yolculuğu yaptım Niş Ekspres ile. İkisinde de pişman oldum. Otobüsler çok konforsuz. Bizdeki 25 yıl önceki firmaları düşünün aynı öyle. Saatiniz uygunsa akşam kalkan treni öneririm. Trenler çok iyi değil ama en azından kuşetli vagondan alarak uyuyabikirsiniz. Naçizane tavsiyem bu şekilde. Merhaba. Evet dediğiniz gibi uçakla Belgrad'a gidip karadan diğer Balkan ülkelerini gezdikten sonra başka bir ülke ve şehirden Türkiye'ye dönenler çok. Ancak son günlerde tek yön bilet sonuçları uyarı veriyorsa Sırbistan Büyüklelçiliği veya Konsolosluğunu mutlaka arayıp sormanızı öneririm. Yakında gitmiş olanlar da bilgi versin lütfen. Merhaba Ece Hanım. Elbette bu mümkün. Ben Belgrad'da motor kiralamadım ama arama motorlarında belgrade motorbike rental yazıp aratırsanız epey seçenek geliyor. Biraz fazla geldi ucreti ama temiz, guvenilir bir firma. En azindan ben sorun yasamadim. Scooter disinda bir turde motosiklet kiralamayi dusunuyorsaniz bilmiyorum. Ben otomobil pek kullanamadigim icin scooter tercih ettim. Iletisim kisminda Whatsapp tan da ulasabilirsiniz. Merhaba Alper Abi. Belgrad'a gitme kararı aldıktan sonra senin sitenden özellikle yorumlardan çok fazla bilgi alarak Belgrad'ı 16-20 eylül arasında gezme fırsatı buldum ve güncel fiyatları da paylaşmamızı istediğin için özellikle fiyat indeksli bilgilerimi okuyucularla paylaşmak istiyorum ki rahat etsinler. Öncelikle belgrad ulaşımına değinmek istiyorum. gidecek olanlar nicola tesla havalimanını seçsinler merkeze en yakını o. havalimanının önünden A1 numaralı otobüsler kalkıyor ve merkezdeki slavija meydanına kadar gidiyorlar. Gardan da geçiyorlar orada da inebilirsiniz. Bu otobüsün fiyatı kişi başı 300 dinar. merkeze geldikten sonra merkezdeki ulaşım inanılmaz rahat. yaklaşık 15 farklı hatta sahip bir tramvay ağı şehri sarıyor. tramvay duraklarında tüm kapılar açılıyor ve istediğiniz kapıdan biniyorsunuz. taksiye binmediğimiz için onunla ilgili birşey söyleyemeyeceğim tek bildiğim taksilerde kart geçiyor. değinmek istediğim diğer konu alkol fiyatları. yerel bira olan jelen marka şişe 0,50 lik bira marketlerde 59 dinar. yani yaklaşık 1,50 tl. bira markalarına göre fiyatlar değişiyor ama genellikle fiyatlar şişe biralarda 150 dinarı geçmiyor. mekanlarda ise bira fiyatları 150-350 dinar arasında. marketlerde alkol dışında diğer yiyecek ürünleri türkiyeyle hemen hemen aynı. müze fiyatlarını söyleyecek olursam titonun mezarı kişibaşı öğrenciler için 200 dinardı. nicola tesla 600 dinardı. kalemegdan içindeki hayvanat bahçesi 300 dinar. aziz sava katedrali zaten ücretsiz halka açık. kalemegdana giriş de ücretsiz ancak ücretsiz kısım sadece kale avlusu için geçerli. ücretli kesim 5 tane ve 150 ila 500 dinar arasında değişiyor. son olarak belgradtaki günlük hayata değinmek istiyorum. belgradta günlük hayat çok sakin, huzurlu ve güvenli. 5 günde en ufak bir olayla karşılaşmadık ve bütün gün gece geç saatlere kadar sokaklardaydık. herşey çok güzeldi ve kafamızı hiçbirşeye takmadan rahat rahat dolaşabildik. insanları çok yardımsever ve canayakın. özetle belgrad ucuza ve güvenli, huzurlu bir şekilde tatil yapmak için çok güzel bir yer. biz beş gün boyunca en ufak bir sorunla karşılaşmadık. önyargısı olanların gittikleri anda önyargılarından kurtulacaklarından eminim. Son olarak burada paylaşılanlardan ötürü Alper abiye ve yorum yapan insanlara bize yorumlarıyla yardımcı oldukları için teşekkür ederim. Umarım benim paylaştıklarımın da bir yararı olur. Merhaba Atılgan. Zamanını ayırıp yazdığın ayrıntılı Belgrad yorum ve bilgileri için çok teşekkürler. Sırbistan güvenli, ucuz, eğlenceli bir tatil için ideal. Yazdıkların bilgiler kesinlikle bir çok kişiye yararlı olacak. Yolun hep açık olsun. Sevgiler. Gezi yazılarını ilgiyle okuyorum. Belgrade ile ilgili daha detaylı bilgi edinmek amacıyla kişisel mail adresini veya mobil tel numaranı yazabilir misin? Teşekkürler. Merhaba. Blogumun iletişim sayfasından yazdığınızda ben e-posta olarak alıyorum. ilginize teşekkürler. Alper bey ben şubatta gideceğim Belgrad'a oraya TL ile gidip havaalanında Sırp dinarına çevirebilir miyim? TL-EURO-DİNAR daha dezavantajlı gibi geldi. Türk Lirası uluslararası hakim bir para birimi olmadığı için yurt dışında çoğu yerde döviz büroları almaz, alanlar da kötü bir kurla işlem yapar. Ya avro ile gidip Sırp Dinarı alın, ya da kendi mevduat hesabınızdaki Türk Lirasından orada ATM makinelerinden dinar çekin. Arkadaşlar netten araştırmalarınız sırasında denk gelir diye buraya yazıyorum: Belgrad gezimin en güzel günü cumartesi gecesini melih'e ayırdım arkadaşımla beraber. Gün içerisinde insanların sıcak davranışları gecenin ne kadar güzel geçer kim bilir dedirtecek seviyedeydi fakat yediğimiz kazık yanımıza kar kaldı ve gecemiz mahvoldu. Yukarıda yazılmıs en güzel mekanlara direk giriş diye eğer rezervasyon yaptırır şişe açtıracağız derseniz hiçbir mekan yoktur ki sizi içeri almasın. Kızlara gelince Melih'in dediğine göre kızları o ayarlamıyor başka bir arkadaşı ayarlıyor peki kızlar ne yapıyor sizin açtırdığınız şişelerin dışında alkolsuz veya daha az alkollu içecekler söyleyip sizin başta anlaştığınız hesabın çok üstüne çıkmanızı sağlıyor aksaray konst. mantığı ve siz ne yaparsanız yapın sizinle ilgilenmiyor. şimdi şunu diyenler var duyar gibiyim sen işini bilmezsen kızlar pas vermez diye öyle bir şey yok kızlar sadece yemeğe içmeye gelmiş karşınızda dans bile etmiyor mekandaki herkesle ediyor siz hariç ama sizin paranızı yiyor neymiş melih bizim masamıza kız getirmiş. bide koruma diye gelen sırp uşağın yediği içtiği cabası 2 şişeden 2 side neredeyse bitmedi ama biz toplamda 500 euro para verdik. 2 kişi aldığımız tek hizmet boktan bir arabayla otelden alınmamız olmuştur. bizim ingilizce seviyemiz iyi mi diye alaylı soru soran melih gelen kızlardan 3 ünün ingilizce bilmemesine ne diyeceksin diye sorunca abi ben ayarlamadım kızları dıyor. uzun lafın kısası melih ve türevlerine inanıp kendinizi paranızı yakmayın belgrad da insanlar çok sıcak bir sürü insanla tanışabilirsiniz. kaldığınız otele nereye gidelim diye sorabilirsiniz ya da foursquare kullanın kendi yolunuzu kendiniz bulun. Ha illa kazık yemek istiyorum sırf yalandan masamda kız olsun paramı yesin diyorsanız ona diyecek bir şey yok.. Sırbistan vize istemiyor ama havalimanında çoğunlukla dönüş bileti ve otel veya daire rezervasyonu soruyorlar. Rezervasyon çıktısı yeterli olur, parasını varınca ödemeniz sorun yaratmaz. sırbistan'a gitmenizi önermiyorum. görülecek çok az şey var. insanları asık suratlı. ve en önemlisi polisi hırsız. bizim burnumuzdan geldi. ben dünyada elliden fazla ülke gezdim böyle bir devlet görmedim. hepsi haydut. burada değil bir gece klübünde sıradan bir tren yolculuğunda bile polis tarafından gaspedilme ihtimaliniz çok yüksek. Merhaba. Seyahat yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Novi Sad şehrine yakın gidilebilecek güzel Romanya kenti Temeşvar var. Vize sorun olursa Bosna-Hersek, Karadağ, Makedonya uygun olur. uzun yol yapmayıp Sırbistan içinde kalmak isterseniz Belgrad ve Novi Sad'ın yanı sıra Vrsac ve Sabac hoş kentler, ama iddialı değiller. Uzun otobüs yolculukları beni sıkmaz derseniz Saraybosna, Mostar, Budva ve/veya Kotor'a gitmenizi tavsiye ederim. Sirplar icin iki cesit Turk var, birisi sevdikleri bizler, ikincide hic sevmedikleri Turk dedikleri Bosnaklar.. Sirplar Yunanlilar gibi kompleksli degiller, bizimle kiran kirana savasan bunlar Yunanlilar gibi kolay teslim olmadilar ama 400 kusur senelik Turk isgalini ve idaresini tarihi bir gercek olarak goruyorlar, bir cok kelime dillerinde Turkce olarak kalmis, bircok adet hala Turk adeti... Alman ve Avusturyalilari hic sevmezler Belgrad kale onundeki devasa ciplak bir erkek heykeli icin arkasina Turkler, onunede Avucturyalilar gecmis bunun diye dalga gecerler )) Belgrad in unlu Iskodra caddesinde geceleri hayat baskadir muzisyenler masada Turk gorunce gelip illaki Uskadara giderirkeni soylerler, guzel sehir, guzel insanlar, hele o sulun gibi kadinlar velhasili guzel ulke. Skadarska Sırpça İşkodra mı demek? Bilmiyordum. Öyle bir Sırp yemeği yedik ama adını ya o söylemedi, ya da ben hatırlamıyorum. Genel olarak Sırbistan yemekleri güzel bence. Sayin Ozkan size hic katilmiyorum Sirp polis Balkanlarda en durust olanidir,, Sirplar Turklere bizim Musluman Bosnak lardan cok daha samimi olarak yaklasir her turlu kolayligi saglar Sirbistan ve Belgrad cok guvenlidir, kimbilir siz onlara nasil yaklastinizda onlarda size ters yaptilar, haketmissinizdir! ayrica bu dedikleriniz 30 sene onceydi belki ama o zamanlar bile Balkanda rafahi en yuksek ulke olarak transit gecen Turke en durust davranan yine Yugoslav sinir ve gumruk polisiydi... ama icimizdeki densiz, maganda, asik suratli maco tipli saygisiz iki kelime tesekkuru beceremeyen ve yamuklara elbet hakettikleri muameleyi cekerdiler... Ben ve tur arkadaslarim gecen seneki Tiflis donusumuzde Posof Turk gozu sinir kapisinda kendi polis ve gumrukculerden cektigimizi Gurcuden cekmemistik! Sayenizde öğrenmiş oldum ve hiç tahmin etmezdim. :)) Selam olsun İstanbul adı yakışır diyen dostane Sırplara. Belgrad'ı çok severim, Sırplar sıcak insanlar. Bugün Belgrad'dan yeni döndüm. Çokfazla bilgi vermek isterdim ama yabancı dilim olmadığı için gezme işini doğaçlama yaptım nereleri gezdiğimi tam bilemiyorum ama kalemeydana gittim ve oraya giden cadde bizim İstiklal caddesine benziyor. Nehir üstünde köprüleri geçerek karşı kıyıyı gezdim otel Yugoslavya nın önünde ki yolda yürüdüm dediğim gibi yabancı dilim olmadığı için kimseye bir şey soramadığımdan öylece sokaklarda gezdim kombank arenanın ordan geri döndüm. Belgrad seyahat izlenimlerinizi yazdığınız, yorum eklediğiniz için teşekkür ederim. Bizimle paylaşabilirseniz mutlu ve minnettar olurum. Sizin programınızı yazdım ona göre gezeceğiz ama önerilerinizi mahsuru yoksa bekliyoruz. Ne güzel düşünmüşsünüz. Skadarska'daki Seşir Moj çok iyi bir restoran. Tarihi Dva Jelena hem lokanta, hem bar hem de gece kulübü olarak iyi bir seçenek olur. Big Dill Jazz Club da şık bir seçenek. Belgrad güzel ve insana güven veren bir şehir, beğeneceğinizi sanıyorum. Saygılar. Belgrad'da o kadar eski bir restoran bilmiyorum. Geleneksel kıyafetli canlı müzik için yine Skadarska Caddesindeki köklü geçmişe sahip restoranları tavsiye edebilirim. Anlattığınıza benzer bir atmosfer, Tuna ve Sava nehirlerinin birleştiği suda yüzer restaurant Carda Stara Koliba'da var, ahşap ağırlıklı dekorasyon. 1932'de açılan, Bulevar Oslobodenja'daki Kovaç da tarihi bir ortamda yemek için iyidir ama daha modernize ve zarif, lüks bir salonu var. Alper bey merhaba. Eşimle beraber hafta sonu için 2 günlüğüne Belgrad'daydık. Yazınız sayesinde yardıma ihtiyaç duymadan çok az olan ingilizcemizle sorunsuz her yeri gezdik. yorumlarda vardır belki ama izniniz olursa bir kaç katkıda ben yapmak istiyorum. Alper bey yazılarınız için teşekkür ederim. İyi seyahatler diliyorum. Merhaba Halim Bey. Belgrad seyahat yazımdan yararlanmanız beni memnun etti. Yorumunuz ve Belgrad gezi ve yemek önerileriniz için teşekkür ederim. Emin olun Polislerin çok ciddi başlattıkları bu süreç eğer doğru yönetilirse ve hazırlıklı olursanız çok kibar bir şekilde uğurlamalarıyla son buluyor. Sırbistan seyahat ve polis kontrol bilgileri için çok teşekkürler, tarafsız yorumunuz için de. Size katılıyorum. Sırbistan'da Türk turist ve gezginlere karşı en ufak bir olumsuz davranış yok. Yolunuz hep açık olsun. Merhaba Alper Bey, site içeriği ve devamında tüm yorumları takip edip cevapladığınız için teşekkürler. Buraya yapılan katkılar sayesinde şubat sonu kız arkadaşımla yapıcağım gezimde kendimi çok rahat hissediyor olucağım. Hemen hemen istediğim her bilgiyi aldım geriye sadece gitmek kaldı. biletlerim de tamam.. Şubat sonu deneyimlerimi ben de paylaşmak isterim. Teşekkürler. Merhaba. Tercihlerinizden Belgrad'da kalacak yer olarak size daire gerektiği açık. Hostelden daha pahalıya gelir ama rahat edersiniz. Bence küçük bir ev kiralayın. Merhaba. Belgrad`da gece veya gunduz sorun yasayacaginizi sanmiyorum, guvenli bir sehir. Pasaportunuzun kimlik sayfasinin fotokopisini tasiyin. Yurt disinda Turk operatorunun internetini kullanmayin asiri pahali olur. Sırbistan için zorunlu seyahat sigortası yok, sizin tercihinize kalmış. Hayır şart değil, Sırbistan'da hem dolar hem de avro bozdurabilirsiniz. Mevduat hesabınızda para varsa ATM banka makinelerinden doğrudan Sırp para birimi dinar olarak karşılığını kolayca çekebilirsiniz. Ama yanınızda bir miktar döviz olsun, çünkü havalimanında sınır polisi bazen nakit para sorabiliyor. Merhaba. Bosna-Hersek'ten Sırbistan'a geçişte sınır kontrolü olacak ve pasaportunuza Sırp polisi çıkış, Boşnak polisi giriş damgası basacak. Merak etmeyin sorun olmaz. Merhaba. Belgrad'dan Avala'ya 401, 407 ve 408 numaralı belediye otobüsleriyle Vozdovac/Banjica terminalinden gidebilirsiniz. Tepeye ister yürüyebilir, ister 400L ile çıkabilirsiniz. Ayrıca Lasta firmasının üstü açık turist otobüsü hafta sonları Nikola Paşiç Meydanı'ndan Avala'ya götürüyor, gündüzleri 4 tane kalkıyor bu otobüsten. Merhaba. Belgrad gidiş Saraybosna dönüş, ve tam tersi uçak biletlerine bakın, hangisi ucuzsa onu satın alın bence. Be blogumdaki uçak bileti banner bağlantılarından denedim, şu an birinci seçenek biraz daha ucuz görünüyor. Saatler de önemli tabii. Daha önceki yazılan yorumları ve rehberinizi baştan sona okudum. Şehirlerarası yolculuklarda işi şansa bırakmadan 1 gün önceden otobüs bileti almak gerektiğini yazmışsınız. O tavsiyeye uyacağım bende. Evet Sırbistan'da ülke içi şehirler arası veya ülkeler arası biletleri en az 1 gün önceden almakta yarar var. Bir sonraki kente gideceğiniz zamana karar verir vermez almak en iyisi. Belgrad Saraybosna otobüs yolculuğu 7 saat sürüyor; gece veya gündüz otobüsü olmasına ve sınır bekleme süresine bağlı olarak biraz daha kısa veya uzun sürebiliyor. Rica ederim. Burak Bey Saraybosna- Mostar ulaşımı çok kolay. her gün bolca otobüs ve tren var. Tren daha hesaplı ve muhteşem doğayı izleyerek gidiyorsunuz. Hele gidiş- dönüş alırsanız çok çok ucuz. Yalnız bir konuda dikkat etmenizi rica edeceğim. Saraybosna'da iki tane otogar var. Büyük olandan Belgrad'a günlük çok az sefer var. Diğer küçük terminal Sırplara ait. Oradan bolca Belgrad seferi var. O otobüsler Sırp cumhuriyetinin birçok ilçesine uğruyor, yol uzuyor biraz. Diğer otogardan kalkan o kadar dolaşmıyor diye duydum. Otobüste bagaj parası alıyorlar, yanılmıyorsam parça başı 1.5 KM idi. Mostar Saraybosna yolculuğumu ben de trenle yaptım, keyifli bir seyahat, katılıyorum. Ulaşım bilgisi için teşekkürler Emre Bey. Merhaba. Bu yaşadığınız sınır geçiş sorununa çok üzüldüm, ilk kez duyuyorum. yazmanız iyi oldu bilgi açısından. Belki blog okurlarımdan benzer deneyimi yaşamış olan varsa yorum yapar. Yolunuz açık olsun. Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Merhaba Alper Bey Belgrad ile ilgili bilgi ararken yazınızı buldum herkes gibi ve inanın çok keyifle okudum. öncelikle verdiğiniz bilgiler için teşekkürler. Biz mart sonunda 4 gece Belgrad seyahati planlıyoruz. kalacak yer olarak nehir üzerindeki otellerden birinde rezervasyon yaptırdık ama bazı çekincelerim var. Öncelikle Mart sonu soğuk olur mu? özellikle gece otelde üşürmüyüz diye düşünüyorum. bir de kalacağımız yer bir otel değil hostel olarak geçiyor ancak paylaşımlı odada değil özel odada kalacağız, duş için sıcak su vs'de sorun yaşarmıyız. Otel adresi Novi Beograd olarak geçiyor, booking. com'da merkeze yakın olduğu yazıyor ancak sizin de yorumunuzu almak isterim. Şimdiden teşekkürler. Merhaba. Belgrad gezi yazımı beğenmenize sevindim. Novi Beograd kentin epey geniş bir bölgesi, eğer hosteliniz doğusundaysa merkeze çok yakın hatta merkezde, en batısındaysa yaklaşık 10 kilometre uzak olursunuz. İsterseniz cadde adı da yazın bildiğim bir semt olabilir. Mart ayında Beşgrad'da hava durumu serindir ama pek de soğuk değil, sıcaklık gündüz 10-15 derece, gece 0 ile 5 derece arasında seyreder. Seyahatten keyif almanızı pek de engelleyecek soğuklukta bir hava değil. Ancak Mart yağmurlu mevsim, neredeyse her 2 günde bir az ya da çok yağmur yağar. Oteliniz sıcak olacaktır, sıcak susuz herhangi bir konaklama tesisi de olduğunu sanmıyorum. Pasaport sınır kontrol sırasına birlikte girin, polis bankosuna teker teker ama art arda gidin. Yarın saat 15:40 ta uçuyoruz Cuma saat 11:20 de dönüyoruz ev kiraladık. İyi yolculuklar. Dönüşte Belgrad seyahat izlenimlerinizi burada yazarsanız sevinirim. Rica ederim. Nikole Tesle Bulvarı Belgrad şehir merkezinde yer alıyor, iyi bir konum. 🙂 Keşiflerinizi burada görmek isterim. Selamlar. Merhaba Ezgi Hanım. Belgrad ve Sırbistan güzeldir, kutlarım. Türkiye'de Sırp para birimi dinar alırsanız zarar edersiniz, uluslararası geçerliliği olmayan paraları pahalıya satarlar. Dolar kullanılmıyor. Siz dolar veya avro ile gidip Sırbistan'da dinar alabilirsiniz. En iyisi birkaç yüz avro ile gitmek, ama mevduat hesabımızda TL bulundurup Belgrad'da ATM banka makinelerinden karşılığı kadar dinar çekmek. Çok miktarda dövizle gezmekten iyidir. İngilizce bilgisi Türkiye'den çok daha yaygın, gençlerin hemen hepsi konuşabiliyor. Ne güzel bir heyecan! :)) Ben de izlenimlerinizi burada görmek için sabırsızlanıyorum. Merhaba Alper bey Pazartesi Cuma günleri arası Belgrad'da turistik amaçlı konakladım kız arkadaşımla beraber. Konakladığımız yer Students Garden'ın yanındaydı yani şehrin merkezindeydi. Belgrad'a iner inmez doğu bloğunun izlerini açık bir şekilde gördüm estetik kaygısından ziyade kullanışlı ve çok insanın kullanabileceği kocaman bloklar vardı Sovyet stili ekonomik anlamda bir geri kalmışlık bariz vardı diğer blok ülkeleri gibi. Şehir merkezi gerçekten güzeldi gidilebilecek yerlerin hepsi yürüme mesafesindeydi sadece Tito'nun mezarının bulunduğu müze ve Kızılyıldız ve Partizan stadları uzaktı görülmeye değer yerler olarak onun dışında oldukça yakındı. Alkol ve yiyecek fiyatları gerçekten çok ucuz Türkiye ekonomisinin çok ciddi değer kaybı yaşamasına rağmen yine de ucuzdu giysi-ayakkabı-elektronik şeylerle ilgilenecekler varsa hiç uğraşmasınlar Türkiye ile daha ucuz veya aynı fiyatlarda. İnsanların hemen hemen hepsi İngilizce biliyor yani nereye gideceğini nasıl gideceğini temel iletişim için gerekli olacak seviyeye neredeyse herkes sahip bir zorluk yaşanmaz bu konuda. Ulaşım konusunda otobüse binin eğer bir aciliyeti yoksa yani havaalanına gitmek zorundasınız ve aceleniz var o zaman ön kapıdan binip bilet alabilirsiniz ama onun dışında gerek yok zaten kimse basmıyor bilet sırplar da kullanmıyor defalarca otobüse bindik sadece bir kere bilet kontrolü oldu o da sabah 6-7 gibi ilk seferlerdeydi biletiniz yoksa sizi atıyorlar biz otobüste 15 kişiydik herkes kontrol başlayınca aşağı indi bizede biletsiz duramazsın dedi görevli bizde indik bazıları yürüdü bazıları yeni otobüs bekledi dert değil çok gerekli değil para fazla geliyorsa alabilirsiniz. Onun dışında Students gardenın yakınında walter diye biryer var sırp tanıdıklarımız önerdi cevapcici diye birşey var bizdeki inegöl köftesi gibi çok güzel bir mekan çok güzel bir yemek çok ucuz fiyatlar bence kesinlikle yenmeli 5 günde 2-3 kilo almış olabilirim yemekleri gerçekten lezzetli. Bir de yaşadığım bir olayı anlatmak istiyorum. Biz club tarzı bir yere gitmek istedik fakat cuma cumartesileri açık çoğu mekan bazıları da yazın açılıyor sadece ama mladost ludost isimli güzel mekanlar var bir mekanda oturuyorduk yanımızdaki çocuklardan biri ben Türkçe anlıyorum biraz konuşuyorum dedi nasıl öğrendin falan dedik muhteşem yüzyıl izliyormuş ordan biraz biraz öğrenmiş çok iyi değil ama temel şeyleri öğrenmiş gerçekten onlarla sosyal medyadan takipleştik bizi ertesi gün arkadaşlarının evine davet ettiler Filip bizi almaya geldi ve biz içecek birşeyler alıp eve gittik Sırp stili öğrenci eğlencesi diyebilirim evde 5-6 kız 5-6 erkek masada börek poğaça tarzı şeyler ve yerel alkolleri ile bira vardı haftada bir böyle toplanırlarmış genelde bu tarz eğlenirlermiş çünkü dışarıya hep para vermeye gerek yokmuş Sırp şarkıları dinledik böyle yunan şarkılarına benziyordu Serbian folk music tarzı sanırım onlara eşlik ederek söylediler. Gayet eğlenceli bir ortamdı sabah 5-6 gibi evin sahipleri dışında herkes ayrıldık ve evimize gittik böyle yaşayış biçimleri ile ilgili bir etkinlik görmek çok güzeldi. Ayrıca herkes gerçekten çok alkol tüketiyor ucuz olmasından kaynaklı gerçekten tüketim çok yüksek Türkiye'nin çeyreği civarı fiyatlara alınabiliyor. Son olarak Sırp kadınları gerçekten çok güzeller kadın erkek boyları uzun erkekleri yakışıklı diyemem yunan erkekleri çok daha iyi ama sırp kadınları gerçekten beni hayretlere düşürecek kadar güzeldi. Filipe dedim memnun musun? çok şanslısınız bence dedim. Memnunum tabi gerçekten çok güzeller çok şanslıyız dedi benim İngiliz, Alman arkadaşlarımda buraya geldiklerinde bunu söyledi herkes Sırp kadınlarını çok beğeniyor dedi. Benim Belgrad ile ilgili paylaşacaklarım bu kadar tarihi yerler müzeler gibi yerlerin ne olduğu zaten belli ve kolay öğrenilebilir ve yukarıda da yazıyor o yüzden bu konulara girmedim. Merhaba. Belgrad gezi yorumlarınız ve bilgiler için çok teşekkür ederim, gidecek olanlara yararlı olacak. Haklısınız giyimde Türkiye bir cennet zaten birçok ülkeden tekstil almaya gelip kendi ülkelerinde satıyorlar. Sırbistan yeme içme konusunda ucuz. İngilizce bilenlerin oranı bizden çok daha yüksek. En çok sevindiğim şey Sırp arkadaşlar edinmeniz oldu. benim yurt dışındayken en sevdiğim şeydir, sıradan halktan arkadaş edinmek, birlikte zaman geçirmek ve en önemlisi bir evde konuk olmak. Sırp kadınlarının güzelliği konusunda hepimiz aynı görüşteyiz. Tabii ki, gezilecek yerler belli zaten, yazımda da anlattım; asıl değerli olan sizinki gibi izlenim, deneyim ve yorumlar. Çok sağ olun. Yolunuz hep açık olsun. Yukarıda ayakkabı-giyim ve elektronik kısmında anlatım bozukluğu yapmışım Türkiye daha ucuz arkadaşlar orada gerçekten bu tip şeyler ya aynı yada daha pahalı. alper bey nisan ayında belgradda olacağız bize son zamanlarda oranın popüler bar clup isimlerini yazabilir misiniz rica etsem?3 gecemiz olacak 3 ayrı mekana gidelim diyoruz. Merhaba. Belgrad gezi yazımdaki bar ve kulüp bilgileri güncel. Ayrıca yorumlarda da var. Merhaba. Evet TC ehliyetinizle yurt dışında araba kullanabilirsiniz, genelde bunun bir süresi vardır, Sırbistan için ne kadar olduğunu bilmiyorum. Evet Sırbistan vizesiz bir ülke, Avrupa Birliği üyesi Macaristan ise Schengen bölgesinde, Schengen vizesi kontrolÜ olacak. Merhaba. Nisan sonu gibi Belgrad gezimiz var 4 gün. Gözlük ve saat fiyatları Türkiye'ye göre nasıldır. Merhaba. Sırbistan'da saat ve gözlük fiyatlarını bilmiyorum, okurlarımdan forumda yorumunuzu görüp yazan olabilir. Türkiye'den ucuz bir ülke olduğu için onların da bizden daha ucuz olması muhtemel. Bu konuda kesin bir sey soylemek dogru olmaz. Kisiye gore degisir. Sirp kizlarindan tersleme pek olmaz da sokakta konusursaniz hos karsilanmama olasiligi bardakinden daha fazla. Merhaba. Sırbistan ve Karadağ iki komşu ve akraba ülke, her gün çok sayıda otobüs var. Her iki ülke de Türklerden vize istemiyor. bas. rs sitesinden otobüs sefer ve saatlerini öğrenebilirsiniz. arkadaşlar merhaba. belgraddan dün geldim. söylendiği gibi değil pahalı bir şehir. aman dikkat derim. biz geçen hafta belgraddaydık, yukarıda ali arkadaş pahalı bulmuş kendisi heralde ukrayna şehirleriyle kıyaslamış belgradı, kesinlikle pahalı değil. 2 kişi en güzel yerde balık yedik yanında içkisi kalamarı ahtapotu karidesi salatası 250 tl hesap geldi. başka bir yerde 2 kişi 2 porsiyon köfte 1 porsiyon sucuk içkiler dahil 35 tl. Alper bey bu arada bilgileriniz çok yararlı oldu tşk ederiz. Ada Lake bilgilerinizde bulamadım ama gidecek olan orayı görsün, tarihi yer değil ama nehrin sahili var yanında cafeler, yazın iğne atsanız yere düşmüyormuş o kadar canlı, yanyana beach clublar düşünün millet nehire giriyor kum yok ama ufak taşlar var şezlong vs. Belgrad hakkında bilgiler için teşekkürler. Sırbistan ucuz bir ülke. Ada Ciganlija güzel bir yer, gittim, bir sonraki yazımda bahsederim artık. Merhaba. Belgrad'da Tuna ve Sava nehirlerinde tekne turu yapmak için Tuna Nehri'nin modern Belgrad tarafındaki Jahting klub Kej, Usce bb'ye gidebilirsiniz, her gün 18:0 ve 20:00'de nehir tekne turları var, bir buçuk saat sürüyor ve fiyatı 800 Sırbistan Dinarı. Boat Trajan teknesiyle nehir gezisi ise Dunavski kej bb adresinde, Hotel Yugoslavya'nın yanındaki Gabbiano Restaurant'tan başlıyor; 100 dakika süren turların bilet ücreti 500 Sırp Dinarı, yemekli olanlar 2000 dinar. Bir de Rusya'nın hediyesi enteresan Ortaçağ şövalye gemisi Slavjana ile tekne turları var, Knez Mihailova No:5 adresindeki Turizm Danışma Bürosu'ndan bilet alınıyor. Saat 12:0, 14:00, 16:00 ve 18:00'de Sava Nehri kıyısından kalkıyor, süresi 90 dakika, fiyatı 10 avro. İlgilenenler olursa Alper beyin izniyle burdan bilgi verebilirim. Merhaba. Çevapçici etinde dana, koyun ve domuz etinin üçünün ya da ikisinin karışımı oluyor. Belgrad'da gittiğiniz lokantada domuz eti olma ihtimali var, hangi mekanların kullandığını bilmiyorum, o nedenle önceden sormanız iyi olur. Merhaba. Belgrad'da sabah 04:00'e kadar çalışan gece otobüsleri var, numaralarının başında N olur. Gündüz otobüslerinden pahalıdır ama pek de bir şey değil, en son 69 dinardı. Belgrad gece yürümek için son derece güvenli bir şehir, çok uzakta kalmıyorsanız otobüs veya taksiye ihtiyacınız yok. BusPlus Android uygulaması işinize yarar, busplus rs sitesinden ayrıntılı bilgi alabilirsiniz. Sema Hanım biz Knez Mihailova caddesindeki hostelimize hep yürüyerek dönüyorduk. Güvenlik sorunu yok. Sadece köprüye çıkmak için kullanılan merdivenlerde çöp vs. oluyor. Taksiden de çok çekinmeyin sadece binmeden fiyatta anlaşın. Bence de yeriniz çok uzak değilse Belgrad'da taksiye gerek yok. Takside de sorun yaşamadım ama birçok ülkede olduğu gibi Sırbistan'da da yabancılardan fazla para alan taksiciler var, ama bir İstanbul kadar korkunç değil durum. Biz 13 temmuz bosna hersek 19 temmuz sırbistan donus aldik kalacagimiz yerleri bookingden kiraladik sinir gecisinde sikinti olur mu 4 arkadaş gidecegiz 3 kişi 10 yillik pasaport cikardik 1 arkadaş 6 aylik cikardi bosna hersekten sirbistana otobus mu iyidir tren mi iyidir. İlk kez yabanci ulkeye gideceegimiz icin o ulkeye almazlar diye tereddutlerimiz var. Merhaba Uğur Bey. Bosna-Hersek'ten Sırbistan gitmek için otobüs kullanın. Dönüş uçak biletlerinizin çıktıları ve booking rezervasyon çıktılarınız yanınızda olsun. Sınır polisi soru sorabilir ama geri çevrilmezsiniz rahat olun yeter. Güzel bir rota, iki ülkeyi de beğeneceğinize adeta eminim. Merhaba. Mostar ve Saraybosna otobüs terminallerinden Sırbistan'ın belgrad ve Novi Sad şehirlerine otobüs bileti alabilirsiniz. İnternetten alınabildiğini sanmıyorum. Gideceğiniz güne karar verdiğinizde oradan alırsınız, son güne bırakmazsanız bilet bulmak kolay. 20 avroya yakın tutar. Bu konuyla ilgili sorum olacaktı. Önümüzdeki ay balayı için gideceğiz. 3 gün için Bosna'ya geçmek istiyoruz. Bavulumuzu Belgrad otobüs terminalinde bırakabileceğimiz ya da daha alternatifli bir yer mevcut mudur? Şimdiden çok teşekkürler. Merhaba Engin Bey. Evet hem Belgrad Otobüs Terminalinde hem de Tren Garında emanetçi var. Rica ederim, iyi yolculuklar. Tren garlarindaki dolaplarin ortalama maliyeti nedir? Net bilmemekle beraber arkadaslarim hostelde birakmaktan daha pahalı tutacağını tahmin ediyor da. Emin değilim ama tren garındaki emanetçi sanırım 24 saati 4 liraya denk geliyor. Saraybosna'da iki otobüs terminali var. Küçük olanı Sırplar kullanıyor. Orada Begrad'a daha sık sefer düzenleniyor. Büyük terminalde seferler seyrek. Belgrad'da 24 saat kaldık ama yetti. Keşke haritalı bir rapor olsa dedim ve bunu yaptım. Merhaba. Blog yazımdaki Belgrad eğlence yerleri dışında diğer mekanlar ve yılbaşı programları hakkında bilgim yok maalesef. Belki okurlarımdan Belgrad'da yılbaşını kutlayan varsa yanıtlayabilir. Geleneksel bir Sırp yemeği ve eğlencesi için Skadarska Caddesindeki müzikli restoran ve kafanaları, ardından da nehir kenarındaki bar ve gece kulüplerini sitelerinden incelemenizi öneririm. Hocam iyi geceler diliyorum göz gezdirmek için girdiğim Sırbistan yazınıza öyle dalmışım ki saat iki buçuk olmuş 🙂 Şimdi size bir kaç sorum olacak. Merhaba. Her ülke insana kültürel açıdan bir şeyler katar. Belgrad kültür olarak zengin bir kent, Sırbistan tarihi köklü. Ancak İngilizce öğrenmek için doğru seçim değil. Merhaba İngilizce geliştirmen için tavsiye etmem genelde konuşulan dil Sırpça, bilseler bile konuşmuyorlar bence çok milliyetçi bir toplum benim izlenimlerim. Merhaba Alper Bey, 4 Haziran'da kısmetse Sırbistan'a doğru uçuyor olacağım. Macaristan'a yakın bir şehir keşfettim Szabadka isminde, oraya seyahat edeceğim. Yaşayanların hatırı sayılır bir oranı Macarmış, bu sebepten mimarisi çok etkileyici Katolik-Protestan kiliseleri de var. Binalar, yapılar vs bana Macaristan'ı anımsattı. Tekrar giderseniz buraya gitmenizi tavsiye ederim. 🙂 Size birkaç sorum vardı, gideceğim tarihte hava ortalama nasıldır? Ve yanıma nakit ne kadar euro almalıyım? Çünkü Sırbistan euro kullanmıyor, nakit Türk Lirası kartıma yükleyip o şekilde harcamayı düşünüyorum fakat havaalanında polis sorgusu da oluyormuş bu sebepten euro bulundurmak istiyorum yanımda. Merhaba. Sırbistan'ın kuzeyindeki güzel şehrin Sırpça adı Subotica, o ismiyle duymuştum. Novi Sad'a benziyor, iyi fikir, öneri için teşekkürler. 🙂 Kuzey Sırbistan'da Haziran ayı başında hava durumu sıcak olur, gündüz 28-30 derece ama gece 14-15 dereceye düşebiliyor, o nedenle ince bir mont almak iyi olur. Yeşil pasaportum olduğu için Sırbistan'a girişte hiç soru sorulmadı ama okurlarımdan biliyorum ki nakit para sorabiliyorlar. 200 avro garanti olur, ama 50 avro gösterip geçen de olduğunu biliyorum. Bankamatiklerden para çekebiliyorsun kredi kartlarıyla Halkbank vardı ben ondan çektim hangi kart olursa olsun fark etmiyor 500 Türk Lirası karşılığında 12500 dinar veriyor 50 TL komisyon alıyor 550 olarak ödüyorsun bankana döviz bürosunda bozdursan da yaklaşık aynı komisyonu buluyor bilginize. Sırbistan para ve banka bilgileri için teşekkürler. Merhaba. 16 Marta az zaman kalmasına ve Cuma-Pazar en çok satın alınan uçuşlar olmasına rağmen şu anda İstanbul-Belgrad gidiş dönüş THY uçak biletleri 830TL. Dolayısıyla satın aldığınız Belgrad turu oldukça pahalı. 3 yıldızlı otellerde 2 kişilik oda veya daire kira ücretleri 2 gün için 500 lira civarında. Olsun, İngilizce veya Sırpça bilmediğinize göre tur daha rahat olur. Mart ayında Belgrad'da hava durumu soğuk olur, gündüz sıcaklıklar 10-12 derece, gece 2-4 derece arasında seyreder. Ortalama her üç günde bir yağmur veya sulu kar yağar, Kışlık kıyafetlerle gidin, şemsiye de alın. 11-16 Mart için eşim ve 15 aylık bebeğim ile 5 günlük bir tatil planladık. Tamamen bireysel olarak gezeceğiz, dil olarak mükemmel olmasa da İngilizcemizin yeteceğini düşünüyoruz. Benim asıl merak ettiğim yeme-içme konusunda. Özellikle domuz eti ile ilgili tereddütlerim var. Bu konuyla ilgili herhangi bir uyarı var mı restoranlarda. Merhaba. Aynı yerde kalmadım sadece dışarıdan gördüm. İyi duruyor. Restoranlarda domuz eti uyarısı olmaz, onlar için normal bir şey. Bizde de başka kültürlerde yenmeyen şeyler için uyarı yoktur. Siz \"no pork\" diyerek hassasiyetinizi belirtirsiniz, ona göre uygun yemekleri söylerler. Gençlerin çoğu İngilizce bilir. Keyifli bir Belgrad tatili dilerim. Şu an Belgrad'dayız. Eşim ve 1,5 yaşında kızımla birlikte. Biz yine idare ediyoruz fakat çocuk için yemek bulmakta zorluk yaşıyoruz. Türk usulü ev yemekleri yapan acil bir yer bulmam gerek. Acil bilgi verebilirsiniz sevinirim. Peraya gittik taşınmış. Dukat ve kale baklava diye bir yer duydum. Onlarda sadece baklava var. Merhaba. Böyle bir yer bilmiyorum maalesef, ama umarım blog okurlarımdan yardımcı olan çıkar. Merhaba Alper Bey. 14-21 Nisan tarihleri arasında Belgrad'da olacağım. Diğer şehirlerini de gezmek istiyorum. Hangilerini tavsiye edersiniz. Bu süre içinde ne kadar Euro bulundurmam yeterli olur? Hediyelik veya kendim için ne getirebilirim. Şehirlerarası ulaşım nasıl?Tren/otobüs hangisini tavsiye edersiniz? Ayrıca gezi esnasında özellikle dikkat edilmesi gereken hususlar var mı? Teşekkür ederim. Merhaba Erhan Bey. Çok iyi etmişsiniz, Sırbistan güzel ve güvenli bir ülke, seveceğinizi tahmin ediyorum. Belgrad başta olmak üzere kesinlikle Novi Sad'ı tavsiye ederim, bir çokları için Sırbistan'ın başkentinden daha güzel bir şehir. Üçüncü bir yere daha gitmek isterseniz Sırbistan Turu yazımdaki yerlerden tarihi Trşiç ve turistik olmayan Şabac'a bakın, birini seçin, hatta ikisi de mümkün. Ben fazla yol sevmem, uzun kalıp rahatça gezmeyi tercih ederim derseniz sadece Belgrad ve Novi Sad yeterince güzel ve eğlenceli. 1 haftada ne kadar para gerekeceği konusunda rakam vermekten kaçınırım, çünkü herkesin harcama tarzı ve beklentileri farklıdır. Ancak genel bilgi verebilirim, Sırbistan Türkiye'den ucuz bir ülke. Bu yazımda ve altındaki yorumlarda epey bilgi ve fiyat paylaşım ve yorumları var, okumanız size yaklaşık bir rakam tahmini yapma imkanı verir. Ayrıca mevduat hesabınızda mutlaka TL bulunsun, Sırbistan'da nakitiniz biterse ATM banka makinelerinden Sırp Dinarı olarak karşılığını çekersiniz. Şehirler arası ulaşımda sorun yok, ama Türkiye'deki gibi yepyeni otobüsler, geniş otobanlar, pürüzsüz yollar beklemeyin. Otobüsle ulaşım daha pratik olur. Merhaba Vildan Hanım. Elbette, Sırbistan'da rahatlıkla dolar bozdurabilirsiniz. Son altı aydan önce epey ucuzdu ama değer kaybından sonra artık çok ucuz olmasa da hala Türkler için uygun. Tavsiye ederim. İyi günler Alper bey, Sırbistan'da mobil hat almak için pasaport kaydettirmeme, kontrata gerek var mı? Harita ve çeşitli taksi uygulamaları için internete gerek duyuyorum. Merhaba. Sırbistan'da mobil telefon ve internet hattı satın almak için pasaport veya kimlik gerekmiyor. Sırbistan mobil operatörleri mts, Telenor ve VIP. örnek olarak MTS Telekom şirketinin Super Tourist SIM paketi en hızlı 10GB internet, 30 dakika yurt dışı arama, 120 dakika yurt içi arama sağlar ve ücreti 1.800 Sırp Dinarı. Telenor Simple SIM hazır kart 300 Sırp dinarı ücretle 30 dinar kontör sunar; aramanın dakikası 11.90 dinar, sms 6 dinar tutar ve ilk doldurmada 2GB ücretsiz internet verir. Ben de 21-24 nisan 2019 tarihleri arasında gittim. İnsanları Türklere karşı çok sevecen. Dediğiniz gibi gençler ve orta yaşlılar ingilizce biliyor. Türkiye'ye göre sadece alkol anlamında uygun olup yemek, tekstil, teknoloji bunlar aynı hatta bazıları pahalı bile. Ancak ulaşım konusunda gerçekten bilet alınmazsa vay halimize mesela biz son gün almadık ve otobüsten indiriliyorduk az daha sağ olsun bir kadın bize parayı bozdu. Kişi başı 2000 RSD olup başka para birimi kabul etmiyor memurlar!! Ayrıca işlerini yapmalarına rağmen üslupları çok çirkin açıkcası biz bu konuda turistlere bayağı anlayışlıymışız. Bus card almak için kiosklara uğrananabilir, her yerdeler ancak birçoğu size yok diyor aslında sizi anlamadıklarından dolayı bus ticket veya card demek lazım çünkü biri ticket biri card deyince veriyor:) Tek günlük 250 RSD'ydi sanırım şoförden tek basımlık alırsanız 115 RSD oluyor, pahalıya geliyor. Ayrıca sakın otobüste kart almadıysanız da boş kartı basmayın anında memurlara sinyal gidiyor ve otobüse bir anda binip size cezayı kesiyorlar. Öyle yürüme mesafeli değil her yer bu arada. Ayrıca en önemlisi biranızı marketlerden alırsanız baya uygun mesela Jelen markette 54 RSD, dışarda 200 RSD gibi. Ayrıca marketlerden aldıktan sonra fişinizi atmayın şişeleri götürüp depozito alıyorsunuz ama fişi aldığınız markete gitmeniz gerekiyor. 6 biraya 3 bira alıyorsunuz ya da paranızı veriyorlar. Ulaşım konusunda da 72 havalimanından merkeze kadar geliyor ama 1 saatte bir ancak geliyor o nedenle 72 ye binecekseniz dikkatli olunmalı ve iyi hesap yapılmalı. 2 veya 2L hat aynı olup her yere gidebilirsiniz. Akşam yemeği için de biz Lorenzo & Kakalamba ya gittik, bir tık pahalı ama gitmeye değer. Biz kahvaltıyı evde kaldığımız için marketten alışveriş yapıp kendimiz yaptık çünkü bizim gibi kahvaltı kültürü dışarıda yok malesef. Kuru şeyler yemek istemedik. Kahve fiyatları 150-200 RSD bira ile aynı dışarda 🙂 Bu arada su sorununa gelirsek ROSA marka su bizim suyumuz ile aynı. Ayrıca paranızı mutlaka şehir içinde bozdurun çünkü havalimanı ve avm lerde azcık zararda oluyorsunuz. Ama havalimanında siz yine de tek kişi olarak 10-15 euro bozdurun ne olur ne olmaz. Duty free konusunda yeni havalimanı ile beraber giderken alkol alın derim dönüşte alırım diye düşünmeyin çünkü döndüğünüzde fiyasko ile karşılaşıyorsunuz, birçok ürün ve alkol yok. Oranın duty free si de pahalı bu arada bizim dış hat gidişe göre. Bavullara bakıldığını görmedik Sırbistan da ama alkol sınırına göre ayarlayarak yanınızda alıp gidin bence. Telefon hattı almanıza gerek yok internet duraklarda, otobüs içlerinde bile var."} {"url": "https://celebialper.com/ben-kimim/", "text": "Merhaba seyahat ve gezi meraklıları! Tek başıma, tursuz, rezervasyonsuz, ucuz, özgürce seyahat ediyorum. Bir gezgin olarak henüz Roma'ya gitmedim, Eyfel Kulesi'ni arkama alarak fotoğraf çektirmedim. Ama Küba'nın turist geçmeyen kasabalarına, Ermenistan'ın virajlı yollarına, Moğolistan'ın ıssız bozkırlarına gittim, Orhun Yazıtları'nı gördüm. Finlandiya kırında kamp yaptım, İsrail'in Necef Çölü'nde dolaştım, Moldova'da köy düğününde halay çektim, Litvanya'nın köyünde av eti yedim, puslu dağdaki Çin Seddi'ne tırmandım, Minsk'teki Sovyet mimarisini, Filistin'deki Arap mimarisini Kuzey Kore'de dünyanın en büyük gösterisini gördüm. Yurtdışı seyahat benim tutkum. Gezi planı yapmak isteyenler için ülkelerle ilgili bilgi, rehber, gezilecek yerler, öneriler, ekonomik seyahat tavsiyeleri, farklı ülkelerden yurt dışında yemekler, fiyatlar, tatlar, insanlar, videolar içeren gezi blog notları yazıyorum, seyahat blogumda paylaşıyorum. Az gidilen ülkeleri daha çok tercih ediyorum. Gezi yorumları içeren, seyahat yazıları paylaştığım gezi rehberi bloguma hoş geldiniz, dünyayı gezmek isteyenlere cesaret vermesini umarım. Güzel memleketim Şarköy ilçesinde çocukluğum yazları her gün denizde ve eğlenceli geçer, kışları soğuk ve ıssız bir yalnızlığa bürünürdü. Bu yıllar boyunca her çocuk gibi oyun oynamak ve komşunun ağacından erik çalmakla beraber beni en çok mutlu eden şey okumak oldu. Edebiyat ve tarih okumaya başladığım yaşlardan daha önce, özellikle coğrafya ansiklopedilerine uzun saatler boyu dalar, okuduğum ülkeleri hayal ederdim. Ulan Bator, Sivastopol, Kudüs, Hollywood, Budapeşte gibi ismi bile tuhaf gelen yerlere gidebileceğim aklımın ucundan bile geçmezdi. Orhon Abideleri'ni, Çin Seddi'ni, Che Guevara'nın Anıt Mezarı'nı görebilmek o zamanlar imkansızdı. Yıllar sonra keşfetme tutkumu gerçeğe dönüştürmeye başladım ve seyahat etmeye devam ediyorum. Onlarca ülkede birbirinden ilginç insanlar tanıdım, unutamayacağım diyaloglar yaşadım, çeşit çeşit yerlerde kaldım. Bazen karlı yollarda, bazen kızgın güneşin altında günde 7-8 saat yürüdüm, ıssız Gobi Çölü'nde kum fırtınası yüzüme vurdu, Çin Seddi'nde yağmura yakalanıp iliklerime kadar ıslandım, Uruguay'da silahlı soyguna uğradım. Ama hiç şikayet etmedim, gezdiğim şimdilik 60 ülkeden \"keşke gelmeseydim\" dediğim tek bir yer bile yok. Bir gezgin olarak nasıl mı bu kadar çok ülke geziyorum? Aşağıda yazdım. Sitemde gezdiğim ülkelerden gezi notları, maceralar, fotoğraflar içeren bir gezi rehberi bulacaksınız. Gezdiğim ülkelerin, kent ve köylerin listesini ÜLKELER sayfasından görebilir, üzerlerine tıklayarak veya ana sayfadaki bayraklı ülkeler menüsünden yazılarımı okuyabilirsiniz. Bütün ülkeleri gezerken yazdıklarım ve çektiklerim arşivimde. Artık sürekli bunları düzenleyip siteme koyacağım, takip etmenizi öneririm. Gezi blog sayfalarımda gezi notları ve maceralarımı yazıyorum. Yurt dışı seyahat benim tutkum; tek başına gezmek, keşfetmek, yazmak, tatmak. Yalnız seyahat etmenin avantajlarını aşağıda yazdım. İşimden her yaz 1 ay iznim var. Baharda gezeceğim ülkelere karar verip 2 -3 ay buraları araştırıyorum, okuyorum. Her yaz 1 ay süren seyahatlerimin dışında yıl içinde 9 güne uzayan bayram tatillerinde de tek bir ülke seçip gidiyorum. Uzun tatilimde yurt dışı gezi, kısa tatillerimde bazen yurt içi, bazen yine yurt dışı gezi yapıyorum. Uzun yurt dışı seyahat için genelde komşu birkaç ülke seçiyorum. Korkmuyorum, ama dikkatli olmaya çalışıyorum. Yurt dışı seyahat elbette evde oturmaktan ve Antalya'daki tatil köylerine gitmekten daha riskli, ama bunu göze alıyorum. 1. Özgürce geziyorum, istediğim kararları hızlı alabiliyorum ve ne istersem onu yapıyorum. 2. Tek başına gezerken daha fazla yerel insanlarla tanışılır; otobüste, kafede, sokakta soru sorarken, dükkanda, barda, her yerde. Bazı ülkelerde bir ailenin evinde oda kiralıyorum. Bazı ülkelerde ucuzsa küçük bir daire kiralıyorum. Bazılarında ucuz otellerde kalıyorum. Üyesi olduğum ve tüm dünyadan gezginlerin karşılık beklemeden gezginleri evlerinde konuk etmelerine yönelik ağlar sayesinde yerel insanların evlerinde kalıyorum; hem konaklama masrafım olmuyor, hem de gittiğim kentte ilk anda bir arkadaş edinmiş oluyorum. Örneğin Baltık ülkeleri seyahatimde tamamen bu yöntemle 1 ay boyunca hiç kalacak yer masrafım olmadı. Moğolistan'da göçebe çadırı, Estonya'da komün evi gibi sıradışı yerlerde de kaldım. Yurt dışı gezi için bazı şeylerden fedakarlık ediyorum. Yemek konusu benim için zor değil. Malesef bizim insanımızın büyük çoğunluğu farklı tatlara karşı kapalı. En iyi mutfak Türk mutfağıdır, ötekiler kokuyor, iyi pişmemiş, ağır, lezzetsiz, vs.. Türklerin çoğu yurt dışında yerel yemek yiyemeyip Amerikan hızlı yemek veya pizza lokantalarına abone oluyor. Bizim mutfağımızın zengin ve lezzetli olduğu kesin, ama ben gittiğim her yerde yerel yemekler yiyorum, bazen bana en yabancı olanları seçiyorum. Resimlerini çekiyorum. Birçok ülkede yediğim envai çeşit yemeklerin fotoğraf ve bilgilerini, Yediklerim sayfasında bulabilirsiniz. Bu soruya tek yanıt veremem. Her ülke farklıdır ve ilginçtir. Gezdiğim yerden keyif almam için şık caddeleri ve binaları, dev mimari eserleri olması gerekmiyor. Benim için özel, sıradışı veya güzel birkaçını saymam gerekirse Küba, Moğolistan, Karadağ, İsrail, Finlandiya, Sırbistan, Makedonya ve Uruguay diyebilirim. Yurt dışı seyahatlerimde özellikle az gidilen ülke, kendine özgü özellikleri olan ülke seçmeye çalışıyorum. İşim sayesinde 10 yıldan fazladır yeşil pasaportum var ve dünyanın birçok ülkesine vize gerekmiyor. Pasaportuma vize isteyen ülkelere de ben gitmiyorum, birkaç istisna dışında. Dünyadaki her ülkenin Türk vatandaşlarından hangi pasaporta vize isteyip istemedeğini ve başvururken dikkat edilmesi gerekenleri burada ayrıntılı görebilirsiniz: VİZE UYGULAMALARI. Vize istemeyen ülkeler yazıyor. Bütün paramı yanımda taşımıyorum. ATM kartımla her ülkede oranın yerel parasından çekiyorum. Yurt dışında para ve banka kartı kullanımı hakkında bilgileri burada anlatıyorum."} {"url": "https://celebialper.com/berlin-duvari/", "text": "Berlin Duvarı Doğu Almanya vatandaşlarının Batı Almanya'ya kaçmalarını önlemek için Doğu Alman meclisinin kararı ile 13 Ağustos 1961 yılında Berlin'de yapımına başlanan 43 km uzunluğundaki sınır duvarı. Soğuk Savaş döneminin en belirgin sembolü olup Batı'da yıllarca Utanç Duvarı olarak da anılan ve Batı Berlin'i abluka altına alan bu beton sınır, 9 Kasım 1989'da Doğu Almanya'nın, isteyen vatandaşların Batı'ya gidebileceğini açıklamasının ardından tüm tesisleriyle birlikte yıkıldı. Bu yazımda Berlin Duvarı neden yapıldı, nasıl ve neden yıkıldı sorularının yanıtları, çektiğim Berlin Duvarı fotoğrafları, ve yıkılışı belgesel filmleri var. II. Dünya Savaşı'nın sonunda savaşı kaybeden Almanya ve başkenti Berlin işgal kuvvetlerince Amerikan, Fransız, İngiliz ve Sovyet bölgesi olarak dörde bölündü. Kısa süre sonra Batı ittifakı benzer olan yönetim birimlerini birleştirdi ve tek bir yönetim bölümüne dönüştürdü. Sovyetler Birliği ise bu birleşmeye karşı çıktı. Batılı işgal kuvvetleri Sovyetler'e karşı Almanya'yı tekrar inşaya girişip komünizme karşı karakol kurmayı amaçladı. Sovyetler de bu girişime karşı Doğu Almanya'da yeni bir rejim kurdu. Ekonomisi sosyalizme dayanan, siyasi yönetimi otoriter olan Doğu Almanya'dan Batı'ya kaçışlar büyük ölçüde Berlin'den gerçekleşiyordu. Doğu ile Batı Almanya arasındaki katı sınır aslında 1952'de çizilmişti. 1950'lerin başında büyük bir ekonomik büyüme yakalayan Batı Almanya'ya sadece Berlin Metrosu'nu kullanarak Doğu Almanya'dan 1955 yılına kadar 270 bin insan kaçtı. Zamanla tel örgü ve yasalar Batı'ya kaçışı engelleyemez duruma geldi. Bunun üzerine bu kaçışları engelleyici bir duvar örme fikri, dönemin Sosyalist Birlik Partisi lideri Walter Ulbricht'in bir şeyler yapılması gerektiği konusunda Sovyet liderlerine danışması ve onaylarını alması sonucu ortaya atıldı. Sovyetler Birliği, Batı Berlin'i Doğu Almanya sınırları içinde bir fesat yuvası, kapitalizmin kalesi, karşı propaganda merkezi olarak gördüğü için Berlin Duvarı'nı örmeyi çözüm olarak benimsedi. Berlin Duvarı Doğu Almanya'nın içinde ABD güdümünde kapitalist Batı Berlin'i çevrelemek için, Doğu Almanya meclisinin kararıyla 12-13 Ağustos 1961'de bir gecede dikenli tel olarak örüldü. Planları tamamen gizlilik içinde gerçekleştirildi. Öyle ki SED genel sekreteri Walter Ulbricht'in 15 Haziran 1961'de, Doğu Berlin'deki bir konferansta Batı Berlinli muhabir Annamarie Doherr'in sorusuna verdiği yanıtta geçen \"Niemand hat die Absicht, eine Mauer zu errichten\" cümlesi bunun açık kanıtı. Berlin Duvarı'nın ilk hali geçişleri engellemeye yetmeyince yükseltilerek, mayınlar, köpekli askerler ve gözcü kuleleriyle geçiş tamamen engellendi. Yazımdaki renkli duvar fotoğraflarının tamamı benim çektiklerim, siyah beyaz olanlar ise tarihi resimler. Aslında Berlin Duvarı'nın yapılışı tek seferde gerçekleşmedi; yıllar içerisinde dört farklı süreç ve şekilde inşa edildi. - Tel örgü (1961) - Güçlendirilmiş tel örgü (1962 1965) - Beton duvar (1965 1975) - Grenzmauer 75 (Border Wall 75, Sınır Duvarı 75) (1975 1989) Resmi adı Stützwandelement UL 12.11 olan dördüncü duvar, Berlin Duvarı deyince en çok akla gelen, en gelişmiş ve son hali. Yapımına 1975'te başlanıp 1980'de tamamlanan Berlin Duvarı her biri 3.6 metre yükseklik ve 1.2 metre genişlikte 45.000 adet güçlendirilmiş beton bloktan oluşuyordu ve 16.155.000 Doğu Alman Markı, yaklaşık 3.638.000 Amerikan Dolarına mal oldu. Savaş çıkarsa Doğu Alman ve Sovyet zırhlı araçlarının kolayca yıkıp karşıya geçebilmeleri için Berlin Duvarı bazı stratejik noktalarda daha zayıf yapılandırıldı. Berlin Duvarı ile ilgili Doğu'dan Batı'ya kaçışlarda en büyük dramlardan biri Bernauer Strasse'de yaşandı. Nitekim bu sokaktaki evler Doğu'da yer almalarına rağmen ön cepheleri Batı'daydı. İlk başlarda pencerelerden yaralanmayı ve sakatlanmayı göze alan kaçışlar oldu, sonraları bunu önlemek için evlerin pencereleri tuğlalandı. Kısa bir süre sonra ise bu evler tamamen yıkılarak yerlerine duvar örüldü. Doğu'dan Batı'ya kaçmak isterken yaşamını yitiren ilk kişi olarak bilinen Ida Siekmann, 22 Ağustos 1961'de burada can verdi. Günümüzde eski Berlin Duvarı'nın bu bölgesinde duvarın bazı kalıntıları ve konuyla ilgili bir müze bulunuyor. Bavyeralı asker Hans Conrad Schumann Berlin Duvarı'nın yapımından sonraki ilk kaçaklardan. Dikenli tellerin üzerinden atladığı fotoğrafı soğuk savaşın en bilinen fotoğraflarından. Hatta kaçış videosu bile çekildi. 24 Ağustos 1961'de ise ilk kez silah gücüyle, 24 yaşındaki Günter Litfin'in Spree Nehri üzerinden kaçışı ölümcül olarak engellendi. Sınır nöbetçilerinin mermileriyle yaşamını yitiren son kişi ise, duvarın yıkılmasından 9 ay kadar önce 6 Şubat 1989'te kaçmaya çalışan Chris Gueffroy oldu. Berlin duvarını aşmak isterken can verenlerin sayısı hala kesin olarak bilinmemekle birlikte, en az 86 en fazla ise 238 kişi olduğu tahmin ediliyor. Duvar boyunca, burada yaşamını yitirenleri anımsatan pek çok küçük anıta rastlamak mümkün. Batı Berlin'den Doğu Berlin'e kaçmaya çalışan ilk kişi yakalandı. İfadesinde \"bi komünizme bakıp çıkıcaktım\" diyen şahsın Türk olduğu anlaşıldı. Doğu Alman hükümeti son dönemine kadar bu duvarı, sosyalist Doğu'yu kapitalist Batı'ya karşı koruyan bir kalkan olarak gösterdi ve meşrulaştırmaya çalıştı. Oysa bu duvar ve Doğu Almanya'nın diğer sınırları kendi yurttaşlarının seyahat özgürlüğünü kısıtlayarak ülkeden çıkışlarını engelliyordu. 1989 yılı başlarında Alman Demokratik Cumhuriyeti Hükümeti, isteyen Doğu Almanya vatandaşlarının Sovyetler Birliği dahilindeki diğer Doğu Bloğu ülkelerine geçiş yapabilmesine izin verdi. Bu iznin çıkmasıyla beraber binlerce Doğu Alman vatandaşı Polonya, Çekoslavakya, Macaristan, Yugoslavya gibi ülkelerin başkentlerine akın etti ve buralarda bulunan Amerika, İngiltere, Fransa büyükelçiliklerine sığındı. Daha sonra bu sığınmacılar özel trenlerle Doğu Bloku dışındaki ülkelere kaçmaya başladılar. Kaçışın bu kadar yoğun olduğu bir durumda Doğu Almanya Hükümeti duruma bir çözüm bulmak için toplandı. Burada yaşayan insanlar artık bu şekilde zaten Doğu Almanya'dan çıkabildiklerine göre duvarın bir anlamı kalmamıştı. Soğuk Savaş dönemini sona erdiren Sovyetler Birliği Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov. Doğu Almanya Hükümeti duvarın yıkılmasına onay verdi. 9 Kasım 1989'da bu kararı halka açıklamak üzere bir basın toplantısı düzenlendi. Duvarın yıkılışı kararı açıklandığı andan itibaren duvarın iki tarafında yüz binlerce insan birikmeye başladı. Gece yarısına doğru hükümet ilk olarak Brandenburg Kapısı'ndan başlayarak barikatları ve geçiş önlemlerini kaldırdı. Her iki Almanya tarafından yaklaşan insanlar duvarın üzerinde buluştular. İnsan seli bir saat içinde yüz binlere ulaştı. Duvarın yıkımına resmi olarak 13 Haziran 1990'da, daha önce de burada adı geçen Bernauer Strasse'de 300 Doğu Alman sınır askeri tarafından başlandı. Alman Demokratik Cumhuriyeti de duvarın yıkımından sonra çok fazla dayanamadı ve 13 Ekim 1990'da resmen sona erdi. Duvarın şehrin içinden geçen kısmı aynı yılın Kasım ayına kadar neredeyse tamamen ortadan kaldırıldı. Berlinliler onlarca yıl bölünmüşlüğün yara izlerini bir an önce sarmak istiyordu. Almanya'nın birleşmesinden sonra Batı Almanya'dan ve uluslararası sermaye çevrelerinden Doğu'ya sermaye akışı gerçekleşti. Emeğin daha ucuz olduğu bu bölgelerde ücretler hala Almanya'nın batı bölgelerine göre daha düşük seyrediyor. Halen Almanya'nın en yüksek işsizlik oranları doğu şehirlerinde. Aşağıda duvarda yıkılan ilk blok ve bir devrin kapanışının belgeseli görülüyor. - Bernauer Strasse/Ackerstrasse - Bernauer Strasse/Gartenstrasse - Bösebrücke, Bornholmer Strasse - Checkpoint Charlie sınır geçiş kapısı, buradaki ABD sektörüne ait kontrol kulübesi orijinal değil, orijinali Müttefikler Müzesi'nde. - Friedrichstrasse/Zimmerstrasse - Schützenstrasse - East Side Gallery, Ostbahnhof ve Warschauer Platz arasında Spree ırmağı kıyısınca uzanıyor. - Invalidenfriedhof, Scharnhorststrasse 25 - Mauerpark, Eberswalder Strasse/Schwedter Strasse - Niederkirchner Strasse/Wilhelmstrasse - Parlament der Baume, Konrad-Adenauer-Strasse, buradaki duvar kalıntıları Berlin'in farklı kesimlerinden getirildi. Sadece buradan geçen yol, gerçekten de iç ve dış duvarın arasında yer alıyordu. - Potsdamer Platz - Leipziger Platz - Stresemannstrasse - Erna-Berger-Strasse - Schwartzkopffstrasse/Pflugstrasse, evlerin arka bahçesinde. - St.-Hedwigs-Friedhof / Liesenstrasse Yukarıda adı geçen kalıntılardan bir kısmı önümüzdeki dönemde de yerlerinden sökülmeye devam edecek. İç ve ama genelde daha çok dış duvarın geçtiği yerler, genel olarak asfalt ya da çimenler üzerinde özel taşlarla, ara ara da yere Berliner Mauer 1961-1989 yazısı işlenmiş bronzdan levhalarla işaretli. Özel olarak dikilen tabelalarda, duvara ilişkin bilgiler var. Eski duvar hattı boyunca yer alan çok sayıda müzede duvar hakkında önemli belge, fotoğraf ve benzeri kaynaklar yer alıyor. Sokak köşelerinde rastlanabilecek gri-beyaz \"Mauerweg\" levhaları da bir zamanlar buradan duvarın geçtiğini gösteriyor. 43 kilometrelik duvarın kimi blok parçaları Brandenburg eyaletinde bir depoda; ancak duvar kalıntılarının bir kısmı başta ABD olmak üzere çeşitli ülkelere satıldı ve o ülkelerde birbirinden farklı amaçlı mekanlarda sergileniyor. Bende de kartpostalın ortasındaki saydam bölmeye yerleştirilmiş bir parça var, daha önce Alman arkadaşım vermişti. Komünist ülkelerin devlet adamları ve başkanları arasında, sosyalist devletler arasındaki özel bağı gösteren sosyalist kardeşlik öpüşü denen bir selamlaşma şekli vardı. Normalde sarılarak üç kez yanaktan öpme şeklindeydi. Nadir durumlarda iki lider çok yakın olduklarını göstermek için dudaktan da öpüşürdü. Doğu Almanya lideri Erich Honecker ve Sovyetler Birliği Başkanı Leonid Brejnev dudaktan öpüşerek bu fotoğrafı dünyaca ünlü hale getirdiler. Duvarda graffiti olarak bunun resmi de var ve adı My God, Help Me to Survive This Deadly Love yani Tanrım Bu Ölümcül Aşka Dayanmam İçin Yardım Et. - Treptow ile Kreuzberg ilçeleri arasında, günümüzde park haline getirilmiş sınır bölgesinde, Puschkinallee'nin bitiminde. - Kieler Strasse'de Federal Askeri Hastane'nin ziyaretçi otoparkı ile kanal arasındaki ara bölgede. Günter Litfin'e ithaf edilmiş. - Potsdamer Platz'ın hemen yakınında Erna-Berger-Strasse'de. Trafiği engellediği için asıl yerinden birkaç metre kaydırılmış. - Henningsdorf ilçesinde, Havel'in kuzey uzantısı Nieder Neuendorf gölünün doğu kıyısında. Burada iki Almanya arasındaki sınır tesislerini konu alan sürekli bir sergi var. - Berlin'in kuzeyindeki banliyölerinden Hohen Neuendorf'ta şehir sınırında, yeniden yeşillendirilen ve Alman çevreci gençler kulübüne ait park alanında. Berlin Duvarı'nın Türkiye'yi yakından ilgilendiren ve pek bahsedilmeyen bir yönü de var. Duvar yapılmadan önce Batı Almanya endüstrisi ucuz ve niteliksiz iş gücünü Doğu Berlin'den kaçanlardan sağlıyordu. Duvarın inşası ile birlikte kaçışlar büyük oranda azaldı ve Batı Almanya devleti Türkiye'den işçi istedi. Türkiye önemli bir işsiz nüfusunu Almanya'ya gönderdi. Almanya'da yaşayan ve çalışan göçmen Türk işçileri biriktirdikleri paraları Türkiye'ye göndererek ülkeye ciddi bir varlık akışı yarattılar. - Der Himmel Über Berlin, 1987, Batı Almanya - Der Tunnel, 2001, Almanya - Good Bye Lenin! , 2003, Almanya sinema filmi - Das Leben der Anderen, 2006, Almanya - Die Frau vom Checkpoint Charlie, 2007, Almanya - Das Wunder von, 2008, Almanya - Gotcha!, 1985, ABD - Polizei, 1988, Türkiye-Batı Almanya Berlin Duvarı Türkçe 3 boyutlu anlatımı. Bu kısım gerçek mi, resime şaka olsun diye mi yazdınız? Konuyla ilgili haber, makele aradım çıkmadı. Merhaba. Fotoğrafta Berlin Duvarı'na tırmanmaya çalışır gibi yapan kişi benim, sadece şaka. Berlin Duvarı 1990 yılında yıkıldı. Berlin Duvarı'nın yapımının 1989'lara kada sürdüğünü bilmiyordum. 60'lı yıllarda bitti sanırdım. Çok ilginç. Evet, uzun yıllara yayılan bir inşa süreci Berlin Duvarı'nınki. Ben de önceden bu kadar sürdüğünü bilmiyordum. Ne çok maceraya sahne olmuş; ayrılıklar, kaçışlar, kavuşmalar. İlginize teşekkürler."} {"url": "https://celebialper.com/berlin-gezi-notlari/", "text": "Berlin gezi notları ve şehir rehberi olarak hazırladığım bu yazı, Berlin seyahat planı yapmak ve gezi rotası çizmek isteyenler için rehber niteliğinde. Almanya'nın başkenti Berlin aynı zamanda Almanya Federal Cumhuriyeti'nin 16 eyaletinden biri. Enternasyonalizm, hoşgörü, canlı gece hayatı, kafeleri, barları, gece kulüpleri, sokak sanatları, müzeleri, sarayları ve diğer tarihi yerleri ile ünlü Berlin gezi tutkunlarını kendine çekiyor. İşte bir Berlin gezi yazısı. Berlin'in semtleri ve mahalleleri altı bölge olarak ele alınıp ona göre bir gezi rotası ve planı belirlenebilir. Berlin'in tarihi merkezi Mitte turistik ve tarihi yerlerin yanı sıra kafeler, restoranlar, müzeler, galeriler ve gece kulüpleri ile dolu. Eskiden Doğu Berlin'in merkezi idi. Bilirsiniz fotoğraflarım amatör ve efektsizdir, profesyonel makine kullanmam. Aşağıdaki Berlin fotoğrafım nadiren beğendiğim görsellerimden biri oldu, çünkü Altes Müzesi'nin merdivenlerinden kentin üç sembolünü bir arada yakaladım; atlı heykeli, TV kulesi ve Berliner Dom Katedrali. Tauentzienstrasse Caddesi ve Ku'Damm alışveriş bölgesiyle Charlottenburg, Wilmersdorf, Schöneberg, Tiergarten, Moabit mahallelerinde kaliteli restoranlar ve oteller var. City West bölgesinde Charlottenburg Sarayı, Kulturforum, Tiergarten ve Olimpik Stadyum da yer alıyor. Tarihi ve güzel binalarla dolu Schöneberg semti LGBT, hippi, bohem ve genç ailelerin yaşadığı sakin bir bölge. Ben de Berlin seyahatimin ilk günlerinde, uzun süre Türkiye'de yaşamış olan Alman arkadaşım Thomas'ın bu semtte yer alan aşağıdaki evinde kaldım. Berlin'in kuzey bölgesinde Spandau, Tegel, Reinickendorf, Pankow, Weissensee, Gesundbrunnen ve Wedding semtleri var. Spandau ve Reinickendorf hoş yerler. Pankow eskiden Doğu Almanya hükumetinin merkezi idi ve SED liderlerinin villaları hala duruyor. Friedrichshain, Kreuzberg ve Prenzlauer Berg semtlerinin olduğu şehir merkezinin doğu bölgesi sol görüşlü gençler, öğrenciler, medya çalışanları, sanatçılar ve Türk göçmenleri barındırıyor. Kafeler, barlar, gece kulüpleri, son moda dükkanları ile Berlin kentinin en hareketli ve gürültülü bölgesi. Berlin gezi planına mutlaka dahil edilmeli. Lichtenberg, Hohenschönhausen, Marzahn ve Hellersdorf semtlerini içeren doğu bölgesinde Doğu Almanya tarihine meraklı olanların Berlin gezi rotası içerisine katmaları gereken 1945 Sovyet Ordusu'na teslim olma müzesi ve eski Doğu Almanya gizli servisi Stasi hapishanesi bulunuyor. Gardens of the World adlı büyük park da burada. Steglitz, Zehlendorf, Tempelhof, Neukölln, Treptow ve Köpenick mahalleleri Berlin'in güneyinde kalıyor. Zehlendorf şehrin en yeşil ve zengin mahallelerinden birisiyken, Neukölln en yoksullarından. Köpenick'de Berlin'in en büyük gölünü orman çevreliyor. Köpenick'in eski kısmı ile Müggelsee bisikletle ve metroyla keşfedilmesi hoş semtler. Almanya'nın başkenti Berlin gezi için ideal bir şehir; ulaşım gelişmiş ve kolay, her bölgesi ayrı bir renge ve enerjiye sahip. Almanya'ya gideceğimi sosyal medyada duyurunca İzmirli okurum Gamze yazdı, o da yaklaşık aynı günlerde başkentte olacakmış, 2 gün birlikte gezdik. Bu arada Almanya dünyada yaşam kalitesi en yüksek ülkeler arasında yer alıyor. Berlin'den İstanbul'a döner dönmez başka bir okurum Instagram'dan yazdı: \"Merhaba, sizinle aynı dönemde Berlin'deydik ve farkında olmadan resminizi çekmişim\" diyerek Gamze ile parkta dinlenirken biz fark etmeden çektiği aşağıdaki fotoğrafı gönderdi. Hilal Hanım'a park fotoğrafı teşekkürler. Birçok Avrupa kentinde olduğu gibi Berlin'de de yaşamla iç içe sokak heykelleri var. Burası Almanya parlamentosu Reichstag. Meclisi işgal eylemim sırasında. Almanlar yeşil kola yapmışlar, içince sakinleştim. Eskiden Batı Berlin ile Doğu Berlin'i ayıran Berlin Duvarı bugün adeta dev bir sanat merkezi. Doğu Almanya üretimi küçük ve sevimli Trabant otomobiller. Bu fotoğrafı Berlin Katedrali'nin ana kubbesinden çektim. Berlin'de ne yenir? Bazen Türk lokantalarında yemek yedim. Almanya'da Türkler lahmacunun içine döner koyup dürüm yapıyorlar. Berlin'de yaramaz çocuklar yazı yazmasınlar diye toplu taşıma araçlarındaki koltuklar desenli. Eski Doğu Berlin Batı Berlin sınır noktası Checkpoint Charlie. Teşekkürler. Yedi tane ayrıntılı Berlin gezi yazısı hazırlıyorum, çok yakında yayınlayacağım. Parklarıyla, sistemli yaşamıyla, Türk ürünleri bulabilme lüksü ile, müzeler adasıyla dünyanın en güzel şehridir, Berlin huzur demek benim için, her sene gidiyoruz birkaç yıla taşınmak istiyoruz."} {"url": "https://celebialper.com/berlin-turlari/", "text": "Berlin'e bağımsız ve hatta turla gidenlerin yararlanabileceği şehir turu olanakları var. Tur rehberi eşliğinde, çok çeşitli tur programı seçenekleri sunan şirketler veya organizasyonlarla Berlin turları yapmak mümkün. Bazıları ücretsiz, bazıları uygun fiyatlı, bir kısmı da özel uzmanlar rehberliğinde veya tekneli olduğu için pahalı olan Berlin turu programları bulunuyor. 100 ve 200 numaralı belediye otobüsleriyle ucuz Berlin turu yapmanız mümkün. Şehir turu otobüsleri Zoologischer Garten tren/metro istasyonundan kalkıyor, gezdirdikten sonra Alexanderplatz Meydanı tren/metro istasyonunda bırakıyor. BVG tekli bilet 2.7, günlük bilet 6.9 euro. Seçkin Alman mimarlar rehberliğinde mimari rotalı turlar. Almanca, İngilizce, Fransızca, İtalyanca veya İspanyolca konuşabilen mimarlar, isteğe göre özel şehir turu da düzenliyorlar. Almanya mimarisi hakkında bilgi edinmek isteyenler için ideal Berlin turları. Berlin tarihi, mimarisi, kültürü hakkında ayrıntılı yürüyüş turları. Bu uzman Berlin turları az bilinen keyifli noktalar ve detaylar sunuyor. Özellikle Deconstruction/Construction Tour adlı Berlin turu modern Berlin'i sıra dışı bir yönden tanıtıyor. Özel araçla veya yürüyüş turları sunuyorlar. Yetkili ve birçok dil konuşan tur rehberi eşliğinde 3-4 saatlik Berlin şehir turu yürüyüşü, bir arada Berlin turu ve nehir gezisi, gece Berlin turu, yeni Berlin turu, Berlin Duvarı sınır yürüyüş gezisi yapmak mümkün. Tur fiyatları yetişkinler için 17 euro, çocuklar için 7.5 euro ve üzerinde. Denetyimli tur rehberi eşliğinde yürüyüşle Berlin şehir turu, Sachsenhausen Toplama Kampı'na ücretsiz tur, 1963 Olimpiyat Stadı dahil Third Reich Tour olarak üç çeşit tur programı ile Berlin şehir turu yapmak mümkün. Berlin'in en büyük tekne şirketi göl ve nehir turları düzenliyor. Köprü turu, akşam köprü turu, tarihi şehir turu, yedi göller turu, Havel ve Spree nehir ve göllerinde tekne turları ve tur programı seçenekleri sunuyor. Wasserkarte adlı fiyatı 34.8 euro olan kartlar satın alınarak isteğe göre tur rehberi eşliğinde Berlin ve Brandenburg'da çeşitli turlar yapılabiliyor. Ücretsiz Berlin turu yapmak isteyenler için şehirdeki günlük parasız gezilecek yerler, partiler, eğlenceler ve kültürel etkinlikleri veren web sitesi. Artık kullanılmayan ünlü Tempelhof Havaalanı turları düzenliyor. Mimari, Üçüncü Reich tarihi, Berlin havacılık gibi özel konularda rehber ve tur programı edinmek mümkün. Kent hakkında izlenimlerimi Berlin Gezi Notları yazımda görebilirsiniz. berlin gidip gezdigim yerlerin icinde en tatsiz tuzsuz sehirlerden biri. saat 6dan sonra hayalet sehir gibi. Şaşırdım doğrusu. Berlin bana göre canlı bir şehir, gitmeden önce de herkesten aynı şeyi duymuştum."} {"url": "https://celebialper.com/berlin-ulasim-rehberi/", "text": "Berlin ulaşım rehberi olarak hazırladığım bu yazıda havaalanından şehir merkezine ulaşım, şehir içi ulaşım ağı, toplu taşıma araçları, metro, tren, tramvay ve otobüs bilet fiyatları, turist ve indirim kartları ile ücretleri var. Berlin'deki toplu taşıma ve raylı sistem haritası ilk bakışta karışık görünebilir ama aslında şehir içi ulaşım sistemi dünyanın en iyilerinden biri. Hatlar arasındaki bağlantılar oldukça kolay ve şehrin her yerine toplu taşıma araçlarıyla gitmek mümkün. İşte Berlin ulaşım bilgileri. Şehirde dolaşırken mutlaka yanınızda bir raylı sistem ve ulaşım ağı haritası olsun. Bu haritaları havaalanındaki turist danışma bürolarından ya da tren istasyonlarındaki BVG bürolarından edinebilirsiniz. Ayrıca otobüslerdeki ya da istasyonlardaki standlarda ücretsiz haritalar ve etkinlik rehberleri oluyor. Çoğu haritada sadece U harfiyle gösterilen metro ve S harfiyle gösterilen banliyö tren hatları görünüyor. Tramvay hatları ayrı bir haritada gösteriliyor. Haritaların bir tarafında Berlin kent planı, diğer tarafında raylı toplu taşıma planı ve Berlin ulaşım ağı bilgileri bulunuyor. Berlin'deki yüksek Türk nüfusu nedeniyle Türkiye'den Berlin'e uçmak ucuz ve kolay. Birçok havayolu firmasının hemen her gün düzenlenen Berlin seferleri var. Avrupa'nın diğer belli başlı şehirlerinden de Berlin'e rahat ve uygun fiyata uçmak mümkün. Ancak kıtalar arası uçuşlar, havaalanları küçük olduğu için pek sık yapılmıyor. Bu uçuşlar genelde Frankfurt üzerinden aktarmalı düzenleniyor. Çin başkenti Pekin ve Moğolistan başkenti Ulan Bator şehirlerinden kıtalar arası Berlin uçuşları mevcut. THY ile İstanbul Atatürk Havalimanı'ndan aktarmasız olarak haftanın her günü Berlin Tegel Havalimanı'na veya Pegasus Havayolları ile İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan Berlin Schönefeld Havalimanı'na yaklaşık 2 saat 50 dakikada direkt uçmak mümkün. Onur Air, Lufthansa ve SunExpress havayolları da Türkiye'den Berlin'e aktarmasız direkt uçuşlar gerçekleştiriyor. Zaten Avrupa'da seyahat etmekteyseniz Austrian, British Airways, Air France, KLM, United, LOT, EasyJet, Ryanair and Germanwings, AirBerlin, Finnair, Iberia Express, Air Canada, Transaero, American Airlines, Cathay Pasific, Norwegian, Belavia, Alitalia, SAS, Adria, El Al, Rossiya, Vueling, Az Al havayollarının Berlin uçuşları var. Ayrıca diğer Almanya kentlerinden ve Avrupa'nın diğer yerlerinden Berlin'e demiryoluyla ulaşmak da mümkün. Berlin merkez garı, Avrupa'nın en büyük garı olma özelliğini taşıyor. ICE, InterCity ve EuroCity trenleriyle hizmet veren Alman ulusal demiryolu kuruluşu Deutsche Bahn, Berlin ana Hauptbahnhof Garı ile Almanya ve Avrupa şehirleri arasında tren biletleri satıyor. Amsterdam, Zürih, Viyana ve Budapeşte'ye her gün gece trenleri var. Önceden alınırsa 29 euro fiyata kadar ucuz tren bileti alınabiliyor. Kaliningrad, Kiev, Moskova, St. Petersburg ve Varşova ile Hauptbahnhof arasında uzun mesafeli trenler de var. Haftada bir kalkan Sibirjak treni Asya'daki Rusya kentlerine ve Kazakistan'a gidiyor. Berlin'de iki küçük havaalanı yer alıyor. Türk havayolları seferleri çoğunlukla Berlin Tegel'e düzenlenirken, diğer seferler Schönefeld'e düzenleniyor. Berlin Tegel Havaalanı'ndan şehrin önemli merkezlerine kalkan otobüsler var. TXL adlı otobüs 20 dakika içinde merkez garda, X9 no'lu otobüs 20 dakikada, 109 no'lu otobüs ise 30 dakika içinde Zoologischer Garten'da, 128 no'lu otobüs 25 dakikada Osloerstrasse metro istasyonunda oluyor. Otobüslerin varış noktalarından kentin dört bir yanına metro, banliyö treni, otobüs ve metrobüs seferleri düzenleniyor. Schönefeld Havaalanı'ndan şehre otobüslerin yanı sıra banliyö trenleriyle de (S9 ve S45) ulaşmak mümkün. Ancak tren istasyonu ile havaalanı arasındaki yürüme mesafesinden ötürü, hemen çıkıştaki otobüslere binmek daha kolay. Havaalanından şehir merkezine gitmek için 171, X7, N7 numaralı otobüslerle Rudow metro istasyonuna gidip Berlin merkezine metro ile ulaşmak mümkün. Geceleri ise U7 no'lu metro hattı yerine işleyen N7 no'lu gece otobüsü havaalanına kadar geliyor. Schönefeld Havalimanı'ndan Berlin merkezine taksi ücreti 40 avro civarında tutuyor. Berlin ulaşım açısından çok gelişmiş bir şehir. BVG'nin web sitesinde kent içi ulaşımınızı kolaylaştıracak mükemmel bir hizmet yer alıyor. Sitenin sağ üst köşesinde yer alan kutucuklara kalkış ve varış noktalarınızı yazdığınızda, sistem size en hızlı ve en pratik bağlantıları; bunların kalkış ve varış saatlerini gösteriyor. Bu kutucuklara durak isimlerini yazabileceğiniz gibi, doğrudan gitmek istediğiniz sokağın ismini, hatta binaya ait sokak numarasını dahi yazıp ona göre bilgi edinebiliyorsunuz. Berlin ulaşım sistemi dahilindeki toplu taşıtlara binmeden önce bilet almanız gerekiyor. Otobüslerde ise biletinizi doğrudan şoförden alabiliyorsunuz. Toplu taşıma sistemi üç bölgeye ayrılmış durumda: A, B ve C. Schönefeld Havaalanına inecekseniz ABC'yi kapsayan bir bilet almanız gerekiyor. Onun dışında eğer sadece kent içinde dolaşacaksanız AB bileti almanız yeterli. Her U-Bahn ve S-Bahn istasyonunda bilet otomatları yer alıyor. Bu arada bilet otomatlarında Türkçe seçenek de var. Bu otomatlardan aldığınız biletleri toplu taşıtlara binmeden önce \"Entwerter\" denilen küçük cihazlara sokup damgalatmanız, geçerli hale getirmeniz gerekiyor. Bu arada tek yön sefer ücreti 2,7 Avro iken, günlük biletin ücreti 6,9 Avro. Tageskarte almanız hem daha ucuz hem daha pratik olacaktır. Berlin'deki kent içi ulaşım araçlarından biri olan otobüsler üç gruba ayrılıyor. Genelde iki katlı olan metrobüsler, tıpkı metro seferleri gibi çok sık düzenleniyor. Bunun dışında sadece \"Bus\" olarak belirtilen ve metrobüse oranla daha seyrek geçen otobüs seferleriyle, N harfiyle belirtilen gece otobüsleri yer alıyor. Metro ve banliyö hatları Cuma ve Cumartesi gecesi dışında, haftanın geri kalan günlerinde 01.00'e ya da en geç 01.30'kadar çalıştığı için, o hatların yerine bu gece otobüsleri devreye giriyor. Gece otobüsleri raylı sistemler tekrar çalışmaya başlayana kadar (genelde sabah 05.00'e kadar) yarım saatte bir geçiyor. Almanya'nın diğer şehirlerinde olduğu Berlin'de de metro hatları U harfiyle, banliyö hatları ise S harfiyle gösteriliyor. Bu iki hat birçok noktada kesişiyor. Aralarındaki fark ise banliyö hatlarının şehrin çevresindeki yerleşimlere gitmesi, metro seferlerinin ise kent içinde düzenleniyor oluşu. Bütün bu taşıtların yanı sıra Berlin'de bir de tramvay var. Tramvaylar sadece Doğu Berlin'de işliyor. Batı Berlinliler zamanında tramvay hatlarını söküp yerine metro inşa etmişler. Dolayısıyla tramvay gördüğünüz anda, eski Doğu Almanya sınırları içinde olduğunuzu anlayın. Tramvayların iyi tarafı 24 saat çalışmaları. Dolayısıyla şehrin doğu semtlerinde kalacaksanız gece ulaşımınız tramvaylar sayesinde pratik hale geliyor. Tramvay hatlarının hepsinin metro ve banliyö hatlarıyla bağlantıları var. Berlin'deki taksiler, Avrupa'nın diğer kentlerine oranla daha ucuz. Eğer kısa mesafe gidecekseniz (2 km), yoldan geçen bir taksiyi durdurup 5 Avro'ya yolculuk edebiliyorsunuz. Kurzstrecke denilen bu hizmetten ancak yolda hareket halinde bulunan bir taksiyi çevirdiğinizde yararlanabiliyorsunuz. Ancak 2 kilometreyi geçtiğinizde taksiden inmeniz ya da aradaki farkı ödemeniz gerekiyor. Bu arada normal seferlerde taksimetre 3.20 Avro'dan açılıyor. Berlin ulaşım sistemi bölgelere ayrılıyor. Çoğunlukla A ve B bölgelerinde geçerli bilet almak yeterli, ancak Potsdam veya Schönefeld için ABC bilet almak gerekiyor. U-Bahn metro, S-Bahn banliyö treni, otobüs, tramvay ve bölgesel trenlerde aynı biletler geçiyor. A ve B bölgelerinde geçerli standart tek yön bilet ücreti 2.8 euro ve iki saat içinde başka bilet almadan istediğiniz kadar aktarma yapabilirsiniz. Tekli yolculuk için 1.7 euro fiyatlı Kurzstrecke bilet alınabilir ama aktarmalarda geçerli değil; U-Bahn veya S-Bahn ile 3 durak, otobüs veya tramvay ile 6 durak gidebilirsiniz. Yolunuz uzak değilse ucuz ulaşım için alınabilir. Berlin şehir içi ulaşım biletlerinde 6-14 yaş arası çocuklara indirim, 6 yaş altına ise ücretsiz ulaşım var. Sınırsız seyahat için seçenekler var. Aşağıdaki A ve B bölgeleri için bilet fiyatları, C dahil olursa, görüldüğü gibi az miktarda artıyor. Tekli bilet Berlin AB: 2,8 euro, Potsdam dahil ABC 3,4 euro. Kentte istediğiniz toplu taşıma araçlarıyla 2 saat süreyle yolculuk etme imkanı verir. Başlangıç noktası yönüne doğru gitmek yasaktır, başka bir bilet daha gerektirir. Berlin CityTourCard Tüm şehir içi Berlin ulaşım hizmetleri ücretsiz, birçok turistik görülecek yer indirimli. 48 saat 17.4 euro, 72 saat 24.5 euro, 5 gün 31.9 euro. Broşür, Berlin kent haritası, S-Bahn ve U-Bahn ağı haritası ile birlikte veriliyor. Bütün BVG bilet gişelerinden, bilet makinelerinden, otellerden, havaalanlarındaki turizm danışma bürolarından ve Hauptbahnhof Berlin istasyonundan satın alınabiliyor. Berlin WelcomeCard AB 2/3/5 günlük 19.5/26.7/34.5 euro, ABC ise 21.5/28.7/39.5 euro. Ben kentte gezilecek yerlerin çoğunluğunu ilk 3 günde göreceğim için 28.7 euro ödeyerek 3 günlük Berlin WelcomeCard aldım. Tüm Berlin ulaşım araçları ücretsiz; 200 turistik ve kültürel yerde indirim; cep rehber kitapçığı; kent planı ve ulaşım ağı planı sağlıyor. Havaalanından aldığım kart ve birlikte verilen rehber kitapçık aşağıda. Berlin WelcomeCard Museum Island AB bölgesinde 40.5, ABC bölgesinde 42.5 euro karşılığında 72 saat ücretsiz ulaşım ve Museuminsel adlı müzeler adasındaki tüm müzelere ücretsiz giriş sağlıyor. Kent ve ulaşım haritası da veriliyor. Havaalanlarından, otellerden, İnternet'ten alınabiliyor. Nerelere gideceğinizi ayrıntılı Berlin'de Gezilecek Yerler yazımı okuyup planlayabilirsiniz. Monatskarte Aylık kart AB bölgesi için 77 euro. Ay içinde geçerli (örneğin 1-31 Kasım) veya ortasından itibaren 1 ay geçerli (15 Ekim-14 Kasım) alınabiliyor. Berlin ulaşım ağının tamamında geçerli. Küçük grup bileti 5 kişiye kadar grup olarak beraber geziyorsanız günlük bilet 16.9 euro. En az 3 kişiyseniz avantajlı. Tüm biletler U-Bahn metro ve S-Bahn tren platformlarından satın alınabiliyor. Bilet makinelerinin dil seçenekleri arasında Türkçe de var. Yerel banka kartlarıyla, kağıt ve metal paralarla ödeme yapılıyor. Çoğu makine 10 avrodan büyük para kabul etmiyor. Büyük istasyonlarda insanlı bilet gişeleri de var. Otobüslerde şoförden tekli ve günlük bilet satın alınabiliyor, para üstü veriliyor. Biletinizi satın aldıktan sonra metro ve banliyö tren platformlarında veya otobüslerdeki küçük makinelerde onaylatarak geçerli hale getirmeniz gerekiyor. Makine biletin üzerine tarih ve saati damgalıyor, biletin geçerlilik süresi başlamış oluyor. Bir kez damgalattıktan sonra geçerli olduğu diğer yolculuklarda bir şey yapmak gerekmiyor, sadece kontrol görevlileri sorarsa göstermelisiniz. Kentin semt bilgileri, izlenim ve görsellerim Berlin Gezi Notları yazımda var. Onaylanmamış biletle veya biletsiz seyahat etmenin cezası 60 euro. Sivil giyimli BVG denetçileri biletinizi sorabilir. Yakalanırsanız pasaport veya kimlik numaranız, isim ve ülkenizdeki adresiniz alınarak 60 euro ceza kesiliyor. Ülkeden çıksanız da bu cezanın yasal yollarla tahsil edildiğini okudum. Eksiksiz bir Berlin ulaşım rehberi olmuş, teşekkürler. Bir şehirde ulaşım bu kadar mı planlı ve sorunsuz olur, akıllı durakları ile, saniye sekmeyen toplu taşıması ve birbirinin hakkına yan bile bakmayan ahlaktaki insanları ile yine huzur şehridir Berlin. Berlin ulaşım sistemi çok gelişmiş ve kolay. Yaşamak güzel olsa gerek. İlginize çok teşekkürler. Merhaba. Berlin toplu taşıma biletlerinden 1 günlük olanı 24 saat geçerli, yani ertesi gün aynı saate kadar kullanabilirsiniz. Onaylattığınız gün bittiğinde geçersiz hale gelmiyor. Rica ederim. Merhaba Murat Bey. Berlin'de kalacağınız süre 6 gün olduğu için ulaşımda grup bileti size pahalıya gelir. Yedi gün geçerli bilet 7-Tage-Karte sadece ulaşımda kullanılıyor ve ABC bölgesi için fiyatı 36.5 avro. Bu durumda 5 günlük Berlin WelcomeCard alıp hem ulaşımdan sınırsız yararlanmak, rehber kitapçık ve Berlin haritası edinmek, hem de önemli müzeleri indirimli ziyaret etmek mantıklı olur. Söylediğiniz gibi Berlin WelcomeCard seçeneği çok mantıklı gözüküyor. Kalan gün için ise günlük bilet alırız. Merhaba alper bey. Öncelikle vermiş olduğunuz bilgilerden dolayı teşşekür ederim. Benim bir sorum olacaktı. Ben maltaya dil eğitimine gideceğim. Oradanda eğitimim bittikten sonra berlin e 1 günlüğüne geçmek istiyorum. Malta schengen vizem ile geçiş yapabilirmiyim ? Ve bir de berlin schönefeld havalanından alexenderplatz galleria alışveriş merkezine nasıl geçebilirim ? Ve geri havaalanına nasıl dönerim ? beni bilgilendirirseniz çok memnun olurum alper bey İyi günler. Merhaba. Malta Konsolosluğu'ndan aldığınız vizeyle önce Malta'ya gittiğiniz için Almanya'ya giriş yapmanızda sorun yok, evet gidebilirsiniz. Berlin Schönefeld Havalimanı'ndan şehir merkezindeki Alexanderplatz meydanına RE 7 veya RB 14 trenleriyle gidip geri dönebilirsiniz. İyi yolculuklar. Merhaba Alper bey. En net ve sağlıklı bilgileri sizin sayfanızda buldum. Teşekkürler emeklerinize. Eşimle birlikte 8-9 günlük turistik amaçlı bir gezi programladık Berlin'e. Merkezde bir otelde kalacağız. Hangi bilet türünü önerirsiniz bize. Şimdiden teşekkürler. 1. 5 günlük Berlin WelcomeCard alıp gezilecek görülecek yerlerin çoğunu bu 5 günde bitirip kalan günler sadece yürüyerek ya da günde bir bölge seçip tek bilet alarak orayı gezmek, 2. \"Biz müze, saray, kiliseden çok yaşamı görmek istiyoruz\" derseniz 3 günlük Berlin WelcomeCard alıp gezilecek görülecek yerlerin en önemlilerini bu 3 günde tamamlayıp kalan günler sadece uzun yürüyüşler yaparak ya da bazı günler bir bölge seçip tek bilet alarak orayı gezmek olur bence. Merhaba. Evet, havalimanındaki danışma masasından ulaşım için bilet alabilirsiniz. Berlin'de öğrenci indiriminden yararlanmak için orada okuyor olmanız ve üniversite aracılığıyla Semesterticket almanız gerekiyor. Yani indirimden yararlanamazsınız. Evet hazır paketler içeren telefon ve internet hatlarını kolayca alabilirsiniz. İyi seyahatler. Rica ederim. Keyifli bir Berlin seyahati dilerim. Merhaba. Berlin'de sınırsız ulaşım ve indirimli ziyaretler için alacağınız her WelcomeCard için 14 yaşına kadar 3 çocuk ücretsiz ulaşımdan yararlanabiliyor. İndirimler de aynı şekilde geçerli. Kart almanız sizin için çok avantajlı. Rica ederim. Merhaba. Berlin'de merkezi semt olarak Alexanderplatz çevresinde kalmanız iyi olur. Tegel Havalimanı'ndan JetExpressBus TXL otobüsü ile şehir merkezindeki Alexanderplatz'a 35 dakikada gidebilirsiniz. Merhaba. Evet, 14 yaşa kadar olan çocuklarınız Berlin'de sizinle birlikte toplu taşıma araçlarından ücretsiz yararlanabiliyor. Benim açımdan Berlin WelcomeCard mantıkı oldu, hepsine değil ama epey müzeye gittim. Çok sayıda müze gezecekseniz Berlin WelcomeCard Museum Island daha uygun olur. İndirim oranları değişiyor. Müzeler Adası'nda Bergama Müzesi'nin yanı sıra Bode-Museum ve Neues Museum'u tavsiye ederim. İyi yolculuklar. Çok yararlı ve ayrıntılı bilgiler için çok teşekkürler. Berlin ulaşım rehberi yazımı yararlı bulmanıza sevindim, yorumunuz için teşekkürler. Merhaba. Evet doğru, 5 günlük AB WelcomeCard aldıktan sonra artık size sınırsız ulaşım araçları kullanımı ve ulaşım haritası ücretsiz. Ayrıca 200 tane gezilecek yerde indirim var. Merhaba Alper bey. Verdiğiniz bilgiler çok yardımcı. En baştan teşekkür ediyorum. Benim sorum ise şu, Checkpoint Charlie'de bir otelde kalacağız. Yalnız havalimanından merkeze hangi yolla ulaşmalıyım diye kafamız karıştı? Mitte bölgesindeyiz. Merhaba Can Bey. Berlin seyahat yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Schönefeld Havaalanı'ndan 71, X7, N7 numaralı otobüslerle Rudow metro istasyonuna gidip Berlin merkezine metro ile ulaşmak mümkün. U Rudow'dan U7 metrosuna S+U Rathaus Spandau yönünde binin, zaten tek yön var. U Mehringdamm istasyonunda inip U6 metro hattına U Franzoesische Str yönünde binin. Metro station U Kochstr./Checkpoint Charlie istasyonunda inin. 1. Berlin CityTourCard Tüm şehir içi Berlin ulaşım hizmetleri ücretsiz, birçok turistik görülecek yer indirimli. 48 saaat 17.4 euro. Broşür, Berlin kent haritası, S-Bahn ve U-Bahn ağı haritası ile birlikte veriliyor. 2. Berlin WelcomeCard AB bölgesi 2 günlük 19.5 euro, ABC ise 21.5 euro. Tüm Berlin ulaşım araçları ücretsiz; 200 turistik ve kültürel yerde indirim; cep rehber kitapçığı; kent planı ve ulaşım ağı planı sağlıyor. 3. Berlin WelcomeCard Museum Island AB bölgesinde 40.5, ABC bölgesinde 42.5 euro karşılığında 72 saat ücretsiz ulaşım ve Museuminsel adlı müzeler adasındaki tüm müzelere ücretsiz giriş sağlıyor. Kent ve ulaşım haritası da veriliyor. Müzeler adasındaki tüm müzelere gireceksiniz üçüncü seçenek size daha uygun, hepsini gezmek şart değilse 2 günlük WelcomeCard daha uygun olur. Merhaba Nermin Hanım. Endişelenecek bir durum yok. Berlin Schönefeld Havaalanı'ndan şehir merkezine N7 gece otobüsüyle gitmek mümkün. Dönüşünüz için zaten gece 23:00-23:30 civarı havalimanında olmanız gerektiği için gece yarısına kalmayacaksınız. Bence oteliniz merkezde olsun. Zaten 2 geceniz var taşınmaya gerek yok. Alper bey mrhb, verdiğiniz bilgiler ile gerçekten kafamıza takılan birçok konuya açıklık getirmiş durumdasınız. bizde Berlin için eşim, 15 ve 11 yaşlarındaki 2 çocuğumla 9 günlük turistik amaçlı bir gezi planladık. Uçağımız Tegel havalimanına iniş yapacak, kalacağımız oteli de Sickingenstrabe bölgesinde ayarladık. öncelikle bize şehir içi ulaşım için uygun hangi bilet türünü önerirsiniz. 5 günlük welcomcard mı 5 günlük citytourcard mı, yoksa 7 günlük kart mı bize uygun olur? karar veremedik. ayrıca otel bölgesine ve hava limanına ulaşmak için hangi araçları kullanmalıyız. cevabınız ve ilginiz için teşekkür ediyorum. Merhaba. Berlin Flughafen Tegel Havalimanı'ndan Mitte semtine gitmek için TXL JetExpressBus otobüsüne binebilirsiniz, 25 dakika sürer, ama caddeyi bilmiyorum, yine de haritadan bir bakın. Aile olduğunuz için taksi seçeneğini de göz önünde bulundurmak isterseniz 25 avro civarı tutar. 9 gün uzun bir süre, şehri iyice gezebilir, acelesiz tadını çıkarabilirsiniz. 5 günlük Berlin WelcomeCard daha iyi olur, bu sayede ilk 5 gün gezilecek görülecek yerleri tamamlayıp, sonraki günler çoğunlukla yürüyerek; uzak bölgelere gideceğiniz bir gün ise 16.9 avroya günlük sınırsız grup bileti almanız uygun olur. Rica ederim. Ekim 2017 tarihinde 4 günlük Berlin gezisinden sonra, Trenle geçmeyi düşünüyoruz. Tren biletini en uygun hangi siteden almamızın önerirsiniz. Teşekkür Ederim. Alexanderplatz civarında bir hotelde kalmayı planlıyoruz. Uçak biletini aldık. Kalacağımız yeri ayarlamak üzereyiz. Trenle Berlin'den Münih'e geçip 4 günde Münih'te kalıp (1 günü Salzburg'a tren ile sabah gidip akşam dönmek üzere) İstanbul dönüşünü buradan yapacağız. Düşüncem bu yönde. Almanya ya daha önce gitmedik. Ocak 2017 de 5 gün Amsterdam, 15 gün önce de İtalya (Milano, Como gölü, Venedik, Roma ve Floransa da idik. Eşimle beraber gidiyoruz. Organizasyonu ben yapıyorum. Amsterdam ve İtalya için zorlanmadım. İtalya şehirlerarası ren biletlerini internetten kolay aldım. Fakat Almanya için zorlandım. Sanırım 3 ay önceden bilet satılmıyor. Bir bilen olarak yardımınızı rica ediyorum. Teşekkürler. Merhaba Mustafa Bey. İyi düşünmüşsünüz, Berlin güzel bir şehir. Ben az önce bahn nokta com sitesinden denedim Münih'e tren bileti satın alınabiliyor Ekim ayı için. Merhaba. Berlin WelcomeCard Museum Island sadece Müzeler Adası içerisindeki müzelere ücretsiz giriş ve sınırsız toplu taşıma sağlıyor. Berlin WelcomeCard bahsettiğim bölgelerde sınırsız ulaşım içeriyor ama müzelere sadece bir miktar indirim var, ücretsiz giriş yok. Merhaba Alper bey. 25 temmuzda eşimle birlikte 1 haftalığına Berlin'e gidiyoruz. Otelimiz Kurfurstendamm bölgesinde ve biz Schönefeld havaalanına iniyoruz. Anladığım kadarıyla otobusle u rudowa ordanda otele geçebiliriz. Peki kalacagımız süre içersinde hangi kartı almak bize uygun olur. Tam anlamıyla Berlin'i gezmek ve adet yerindeyse her taşın altına bakmak istiyoruz. Yardımlarınız için şimdiden teşekkürler. Merhaba. Berlin Schönefeld Havalimanı'ndan Kurfürstendamm semtine Airport Express otobüsüyle ya da S-Bahn (S9 tren hattı, Spandau yönüne) ile Zoologischer Garten istasyonunda inerek gidebilirsiniz. 5 günlük ABC Berlin WelcomeCard alıp bol gezmeniz, kalan günlerde ise otele yakın yerlerde yürüşe ağırlık vermeniz mantıklı olur. İyi yolculuklar. Rica ederim. Mitte daha merkezi bir semt Berlin'de. Japonya!'dan selamlar. Merhaba Alper Bey, eşimle 22 temmuz-25 temmuz arası Berlin'de bulunacağız. Ucuz olduğu için Lichtenberg'te otel rezervasyonu yaptım. Tegel'de inecez. Müze adasında belki sadece Bergama müzesini gezeriz çok büyük olduğu için en fazla 1 günü müzeye ayırabiliriz diye düşünüyorum. Ardından sabah sabah 6'da Barcelona'ya Schonefeld Havalimanından gidecez. Sizce ulaşımı nasıl yapmalıyız? Hangi kartı almalıyız? Ve sabah 6 uçağı için toplu taşıma bulabilir miyiz? Şimdiden teşekkürler. Merhaba. Berlin Schönefeld Havalimanı'na gece veya sabaha karşı gitmek için N7 gece otobüsüne binmeniz gerekiyor. Gece otobüsünün güzergahı S+U Spandau U Jakob-Kaiser-Platz U Hermannplatz U Rudow S Flughafen Schönefeld Flughafen Schönefeld Terminal şeklinde. Bu istasyonlardan hangisine en kolay gidebileceğini otel resepsiyonuna sorarsanız söylerler. 2 günlük Berlin CityTourCard veya ABC Berlin WelcomeCard sizin için uygun olur. Berlin WelcomeCard, City Tour Card'dan daha fazla yerde ve oranda indirim sağlıyor. Bu arada Tegel Havalimanı için AB bölgesi yeterliyken, Schönefeld için ABC bölgesi ulaşım bileti almak gerekiyor. Merhaba. Evet, Berlin'de 13 yaşında çocuk için ulaşım indirimli. Grup bileti almak için \"Berlin indirimli grup ulaşım bileti\" adlı fotoğrafta tam da ekranda parmakla gösterilen seçeneği tıklamanız gerekiyor. Keyifli bir Berlin turu dilerim. Rica ederim. Yazdıklarını okudum öncelikle böyle açıklamaları okumak çok iyi oldu teşekkür ederim. Ben de ilk kez Almanya'ya seyahat edeceğim Tegel Havaalanı'nda ineceğim Friedrichshafen sehrine gececeğim otelim orada hangi ulaşım aracıyla geçmeliyim sizce, yardımcı olursanız sevinirim teşekkür ederim şimdiden. Merhaba Arzu. Berlin Tegel Havalimanı'ından 109 numaralı otobüsle Tegeler Weg/S Jungfernheide durağına git. Olberstrase adlı caddede yürüyüp 120 metre sonra önce sola sonra sağa döndüğünde S-Bahnsteig istasyonua geleceksin. Buradan S42 treniyle S Messe Nord/ICC'ye gidip 200 metre kadar yürüyüp Messedamm'a vardığında kısaca ZOB diye yazılan Berlin Merkezi Otobüs Terminaline git. Flixbus firmasının Friedrichshafen sehrine otobüsleri var. Tren ve uçakla da ulaşım mümkün, ama otobüsten daha pahalı olur. Rica ederim. Berlinden Münihe 15 Ekim 2017 tarihi için 2 kişilik Bahn. de den 01.06.2017 tarihinde tren bileti almıştım. Bugün mail adresime tren şti. den uyarı maili geldi. Tam olarak yapmam gerekenleri anlayamadım. Yardımcı olabilir misiniz. Mailinizi gönderebilirseniz Biletimi ve gelen uyarıyı gönderebilirim. Merhaba. Alman tren şirketinden gelen uyarı İngilizce mi? Almancam yok çünkü, Almanca ise buraya yazmanız iyi olur, görüp cevaplayanlar çıkabilir. İngilizce ise buradan bilgi verin, e-posta adresimi yazayım. İngilizce yazmışlar. tercüme etmeye çalıştım. Fakat kesin anlayamadım. Birde sizin gözünüzle bakmanızı rica ederim. Mail adresinizi gönderirseniz. Teşekkürler. Berlin Münih tren biletinizdeki değişiklik için gelen e-postadaki \"Access current timetable\" adlı sekmeye tıkladığınızda Berlin'den 08:28'de kalkan trenin Münih'e bilette yazdığı gibi 14:46'da değil, 15:01'de varacağı görülüyor. Bu arada Göttingen'de 10:53'te olacak aktarmanız için istasyonda 9 dakikanız var. Treniniz de ICE 279 olarak değişmiş. Yine de içiniz rahat etmezse Timetable changes konulu mesaja \"Could you please clarfy the exact change for my train ticket and journey? Is it only about the new train name ICE 279 and 2 minutes delay on departure, and 15 minutes delay at arrival time?\" yazarak sorun. Yardımlarınız için tekrar tekrar tşk ederim. Anladığım kadarı ile, direkt Berlin'den Münih'e giden bu tren Göttingen'de aktarma olacak. Aktarmada peron ve kalkış saatini göstermiş. Anlayamadığım şey, aktarma olunca vagon ve koltuk yerleri sizce değişir mi? Bu konuda bilgisi olanlar da cevaplarsa sevinirim. Rica ederim. Aktarmada vagon ve koltuk numaranız değişir. Berlin tren garında bilet gişesinden öğrenebilirsiniz. Yazmış oldunuz rehber niteliğindeki açıklamalar için teşekkür ederim. Bütün Berlin ile ilgili yazılarınız okudum. Merhaba Ahmet Bey. Berlin seyahat, bilgi ve ulaşım yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Berlin WelcomeCard Museum Island kartınızı internet sitesinden alırken girmeniz istenen başlangıç tarihinde geçerli hale gelecek, istasyonlardaki ve otobüslerdeki makinelerde okuttuğunuzda değil. Havalimanından alacaksanız görevliden ertesi gün başlatmasını isteyebilirsiniz. Saygılar. Merhaba. Berlin Münih trenleri epey pahalı, çok daha ucuza otobüs biletleri var, ayrıca eurowings gibi uçak bileti sitelerinden ucuz bilet bulabilirsiniz. Bence internetten en ucuz otobüs veya uçak seferine bilet alın şimdiden. Biz otobüs seçeneğinde karar kılıp, 2 gün Würzburg şaraplarını tatmaya ve gezmeye ayırarak yolu ikiye bölmeye karar verdik. Sonrasında da 3 gün Berlin olacak:) Mutlaka yapın diyeceğiniz bir şeyler varsa öneriye açığız. Çok çok teşekkürler. Almanya geziniz keyifli geçeceğe benziyor. 🙂 Berlin'de Gezilecek Yerler adlı yazımda anlattığım tüm noktaları beğendim ben, en çok East Side Gallery, DDR Müzesi ve Berliner Dom etkileyici bence. Rica ederim. Merhaba Pınar. Evet, Berlin WelcomeCard 14 yaşına kadar çocuklar için ücretsiz ulaşım sağlıyor, 14 yaş dahil. Berlin seyahati için tam zamanıymış. 🙂 Elbette, her yorumu ve soruyu yanıtlıyorum, temel bir saygı kuralı bence. İstanbul'dan sevgiler. Merhaba Pınar. Berlin'de trende ceza yememenize sevindim, kontrol oluyor. 4 gün yakışmış Almanya'nın başkentine, geri dönüş için teşekkürler. 🙂 Nice yollara, sevgiler. Hocam elinize ağzınıza sağlık çok güzel anlatmışsınız üşenmeden tüm yazdıklarınızı okudum ve herkese sıkılmadan cevap yazmışsınız bravo. 15 Şubat ta Leipzig'e inip oradan Berlin'e geçeceğim trene baktığımda çok pahalı ancak saat başı otobüs gözüküyor 7 Euro ya bir hafta Berlin'de kalacağım sanırım welcome card almak mantıklı bu kart ile metro tramvay ve tüm ulaşım araçlarına ücretsiz mi biniliyor ben 5 günlük almayı düşünüyorum ve otobüse falan bindiğimizde okutuluyor mu yoksa göstermemiz yeterli oluyor mu bileti ABC ve AB arasındaki fark neler şimdiden cevap için teşekkürler. Berlin yazılarıma ilginize teşekkürler. Evet Berlin WelcomeCard ile tüm ulaşım araçları ücretsiz ve sınırsız. Makineye okutuluyor. AB bölgesi şehir merkezi ve Tegel Havalimanı için olup, ABC bölgesi kart şehir merkezi, Potsdam ve Schönefeld Havaalanı'nı da kapsıyor. Merhaba. Berlin şehir merkezindeki Mitte semtinden Schönefeld Havaalanı'na taksi 40 avroya yakın tutar. Şehir merkezi ile Tegel Havalimanı arası ise taksiyle 30 avro. Berlin WelcomeCard turist danışma bürolarından, havalimanlarından, otellerin birçoğundan ve bilet satış makinelerinden satın alınabiliyor. Merhaba Seçil Hanım. Berlin'de Aralık ayında hava durumu soğuk olur, sıcaklıklar gündüz 2-6 derece, gece ise 1 ila -2 derece arasında olur. Aynur Hanımın da deneyimini bekleriz tabii. Merhaba Alper bey Budapeşte üzerinden otobüsle 1 gece konaklamalı Berlin'e gidip 31 Aralıkta uçakla dönmek istiyorum vizem de 31 Aralıkta bitiyor bu sorun yaratır mı? Berlin'de en merkezi olarak 1 gece tek bay nerede konaklayabilirim. Tegel Havalimanı'na ulaşımı nasıl sağlarım? Bir de l gece konaklamada nereler görülebilir şimdiden çok teşekkür ederim. Merhaba. Vizenizin son günü seyahatinize dahildir, son gün dönmek sorun yaratmaz. Berlin'de merkezi Alexanderplatz bölgesinde kalmanız iyi olur. Tegel Havalimanı'na TXL, X9, 109 ve 128 numaralı otobüsler gidiyor. Müzeler Adası, Berliner Dom, Bundestag ve Brandenburg Kapısı 1 günde ancak görülebilir. Rica ederim. Ocak ayında 3 günlüğüne Berlin'de olacağım ve sizin verdiğiniz bilgiler doğrultusunda 3 günlük Berlin WelcomeCard alacağım. Size sormak istediğim bu aldığım welcome card'ı her bindiğimiz araçta Entwerter adlı cihaza damgalatmamız gerekiyor mu? Yoksa ilk bindiğimiz araçta damgalatmak yeterli mi? Cevabınız için şimdiden teşekkürler. Merhaba Cem Bey. Berlin WelcomeCard'ı ilk kullanımdan hemen önce makinede tarih damgasıyla onaylatmanız yeterli, artık süresi başlamış olacak ve 72 saat sonra dolacak, tekrar onaya gerek yok. Ama hep yanınızda olsun tabii, denetçiler kontrol için sorarlarsa göstermeniz gerekiyor. İyi yolculuklar. Alper bey merhaba, son zamanlarda okuduğum en yararlı yazı olabilir. eşim ile yılbaşında Berlin'de olacağız ve küçük ayrıntılar için sizlere teşekkür ederim. Merhaba Özge Hanım. Berlin ulaşım rehberi yazımın işe yaramasından memnun olacağım, geri dönüşünüz için teşekkürler. 🙂 Eşinize selamlar, harika bir yılbaşı dilerim. Yazınızın kızımla birlikte Ocak ayında çıkacağımız 2 günlük Berlin seyahatimizde çok yararlı olacağına inanıyorum. Aydınlatıcı bilgilerinizin çıktısını yanımızdan ayırmayacağım. hep turla gezdik, bu bizim için ilk deneyim, biraz korkmuyor değilim. Kalacağımız tesis bilgileri şöyle: Tesis, Alexanderplatz'a 600 metre ve UNESCO Müze Adası'na 300 metre uzaklıktadır. Hackescher Markt S-Bahn tren istasyonu sadece 2 dakikalık yürüme mesafesindedir. Öncelikle bilgilendirmeleriniz için teşekkür ederiz. Uzun soluklu bir yazı olmuş. Merhaba. Berlin Schönefeld Havaalanından şehir merkezine gitmek için 171, X7 veya N7 numaralı otobüsle Rudow metro istasyonuna gidip oradaki istasyondan Berlin merkezine metro ile ulaşmak mümkün. Geceleri ise U7 no'lu metro hattı yerine işleyen N7 no'lu gece otobüsü havaalanına kadar gidiyor. Schönefeld Havalimanı'ndan Berlin merkezine taksi ücreti 40 avro civarında tutuyor. RB7 ekspres treni Schönefeld'den Mitte'ye epey hızlı gidiyor ve sabah beşten gece 23:30'a kadar yarım saatte bir kalkıyor. Berlin WelcomeCard ücretsiz ulaşım ve 200 turistik yerde sadece indirim sunuyor. Müzeler Adasındaki tüm müzelere ücretsiz giriş için ise Berlin WelcomeCard Museum Island almanız gerekiyor. Alper Bey, yazınız gerçekten çok yararlı. 24-28 Ocak tarihleri arasında eşimle Berlin seyahati yapacağız. En optimum ulaşım ve müze girişleri için yardımınızı rica ediyorum. Schönefeld'e inip oradan döneceğiz. Mitte de kalacağız. Tamamen toplu taşımayı kullanacağız ve müzeler adası dışında birkaç yer daha gezeceğiz. Sorun şu: en optimum çözümü bulamadım. Welcome Card ABC 72 saat alıp son gün 1 günlük bilet alarak mı havaalanına dönmeliyiz? Onun yerine 4 günlük City Tour Card alıp, ayrıca Müze Kard mı almalıyız? 4 gün geçerli kartlarda 4. gün 96. saatte mi bitiyor, yoksa 4. günün gecesi mi bitiyor? Bunu anlamadım. 5 günlük ulaşım kartı mı almalıyım? Bana yardımcı olursanız çok sevinirim. Merhaba. Berlin ulaşım bilgilerimin yararlı olmasına sevindim. Kartların geçerlilik süresi saate dayalı, yani 4 günlükse dördüncü günün gecesi değil, ilk kullanımdan 96 saat sonra geçersiz hale geliyor. Az sayıda müze görmek isteyenler için Berlin CityTourCard veya Berlin WelcomeCard uygun, ama müze gezmeyi seviyorsanız Berlin WelcomeCard Museum Island almak daha mantıklı olur, son gün sadece normal biletle havalimanına gidersiniz. Sadece 10 gün kalmış, her seyahat öncesi bir heyecandır, ne mutlu size. Dönüşte deneyim ve izlenimlerinizi de blogumda paylaşırsanız memnun olurum. 4 günlük Berlin seyahatimiz için öncesinde web üzerinde araştırma yapmış, sizin sayfanızı da dikkatlice okumuş ve fikrinizi almıştım. Çok teşekkür ederim. Öncelikle şunu belirtmek istiyorum ki Berlin Ulaşım Rehberi olarak Google'da sorgulayınca sizin blogunuz çıkıyor. Bunu da hakediyor, çünkü her soruya cevap vererek bizleri çok doğru bir şekilde bilgilendiriyorsunuz. Emeğinize sağlık diyorum. 1. Öncelikle Berlin içinde gezmek için aldığımız ulaşım kartı son derece faydalı oldu. BVG'nin uygulamasını cep telefonumuza indirdik. Bu hayatımızı çok kolaylaştırdı. Ulaşım haritasına bile bakmaya gerek yok. Gideceğiniz yeri yazmanız yeterli, program sizi aktarmalarla en optimum sürede ulaştırıyor. 2. Yalnız Alexanderplatz gibi yerlerde aktarma zor oluyor. Etrafı tanımadığınız için U Bahn dan inip nerede otobüse bineceksiniz, ya da S Bahn hangi hatta gideceksiniz anlamak zor. Bu sebeple aktarmaları daha sakin yerlerde planlamak en doğrusu. 3. S-Bahn'lar şehir dışına çıkabiliyor, uçakta karşılaştığımız bir Türk aile bizi uyardı, asgari düzeyde kullanmamızı tavsiye etti. Evet bir kez de yanlış yönde binince şehir dışına doğru çıktık. Fark edince ilk durduğu istasyonda ters yöndekine binerek devam ettik. 4. Kaldığımız otel Mitte semtindeydi. Tram, U Bahn ve otobüs ulaşımı vardı. Ancak hangi Tram'a bineceksiniz çok dikkat etmek gerekiyor. Çünkü durakları farklı farklı. Doğru yönü ve doğru durağı bulmanız çok önemli. Bizim gibi ilk kez gidenler için başarılı olduk diyebilirim. Çünkü gece-gündüz aktarmalar dahil günlük bindiğimiz araç adedi 11-16 arasındaydı. 5. Museum Pass neredeyse tamamen Devlet Müzelerinde geçerli. Museum Island'daki müzeler dışında yalnızca Spy Museum ve Gemaldegallerie bu kartı kabul etti. Popüler olan DDR Museum, hatta Siegessaule bile MuseumPass'ı kabul etmedi. Checkpoint Charlie deki müzeler özel ve bu kart geçmiyor. 3 günde zaten 6-7 müze gezerek büyük bir performans gerçekleştirdik. 72 saatlik WelcomeCard inc. Museum Island alsak daha iyi olabilirmiş. 7. Şu konuyu size tekrar sormak isterim: Günlük biletler 24 saatlik mi yoksa kullanıldığı gün akşam bitiyor mu? Bence ikincisi doğru. Bilet otomatının Türkçe menülerini incelediğimde günlük biletin ertesi gün saat sabah 3'te bittiğini açıkça yazıyor. Bu konuyu tekrar kontrol etseniz çok iyi olur. 8. Berlin Almanya'nın başkenti olmakla birlikte sınırlı sayıda Almanla karşılaşıyorsunuz. Devlet görevlileri, polisler vs. dışında çoğunlukla göçmen. Alman zannettiğiniz kişiler Polonyalı, Çek, Sırp vs. genellikle. Ama en çok yerleşik olanlar Türkler. Kaldığımız otelin bir yanında dönerci, karşısında ise hem döner hem pide yapan bir yer vardı. Dönercinin yanındaki tekel shop yine Türk bir bayana aitti. Kreuzberg'e de gittik. Orası bir Türk mahallesinden çok popüler avantgarde bir semt haline gelmiş. Mustafa Gemüse Kebap'a olan talep hemen yanındaki Currywurst sosiscisinden çok çok fazla. Merhaba Burak Bey. Güncel Berlin seyahat ve ulaşım deneyimleriniz ve bilgileriniz için çok teşekkürler, elinize sağlık. Dopdolu bir Berlin gezisi yaşamışsınız, harika. Günlük bilet yazımda belirttiğim gibi ertesi sabah 03:00'te geçersiz hale geliyor. Sevgiler. Yazınız gerçekten çok faydalı, böyle bir site bulunmaz bir nimet, hiç üşenmeden çok faydalı bilgiler vermişsiniz emeğinize sağlık. Size danışmak istediğimiz bir durum var. Arkadaşım ile 3 gün 2 gece berlinde olacağım. Berlin'e gelişimiz Münih'ten otobüs aracılığıyla olacağı için Berlin Central Bus Station'da ineceğiz sabah. Gezmeyi düşündüğümüz yerler genelde şehrin Mitte bölgesinde kalıyor. Reinickendorf bölgesinde konaklayacağız, Tegel havaalanına yakın olduğu için 3. gün taksi kullanırız diye düşünmüştük. Berlin CityTour Card almakla iki kere Tageskarte almak arasında karar veremedik. Sizce hangisi daha iyi olur tecrübelerinize dayanarak veya önereceğiniz alternatif yol var mıdır vakit ayırıp yardımcı olabilirseniz çok sevinirim. Merhaba. Berlin ulaşım rehberimi yararlı bulmanıza sevindim, teşekkürler. Berlin CityTourCard size ayrıntılı bir Berlin haritası, metro ve tren haritası ve pratik gezilecek yer bilgileri verir. Tageskarte sadece bilet. Basit kent haritası her otelden veya danışma bürolarından da edinebilirsiniz ama bence 3.6 avro fazla verip Berlin CityTourCard alarak bazı müzelere indirim kazanmak daha mantıklı. Dönüşte izlenimlerinizi bloguma beklerim. Yazınız gerçekten çok faydalı oldu benim için çok teşekkür ediyorum. Biz 3 kişi Berlinde 2 gece kalacağız. 1. Tegel Havalimanı Berlin Tourist Info Centre, ii tane var, birinin yeri ana salon, diğeri Terminal A, Gate 1. 2. Berlin Tourist Info Centre, Europa-Center, Tauentzienstraße Caddesi no:9. 3. Berlin Tourist Info Centre, Berlin Central Station, Europaplatz. 4. Berlin Tourist Info Centre, Brandenburg Gate Pariser Platz Southern Torhaus. Her iki kart da sınırsız ulaşım sağlar ama Berlin Welcome Card gezilecek yerlerde biraz daha fazla mekan için indirim sağlar. Kart bir kez makinede tarih bastırılıp geçerli hale getirildikten sonra sadece yanınızda taşımak ve kontrol olduğunda göstermek yetiyor. Denetçiler yakalarsa 50 avro cezası var. Mitte'ye ben otobüsle gittim rahattı, sanırım pek fark etmez. Yeşil pasaportla gireceğim Berlin'e. Pasaport polisi kalacağım gün kadar, günlük 45 euro teminat mı isteyecek? Büyükelçiliğin sayfasında öyle yazıyor da. Merhaba Pınar Hanım. Hayır öyle bir şey yok. Almanya'ya yeşil pasaportla rahatça girersiniz. Merhaba. Berlin'de en az 4 tam gününüz varsa 5 günlük, 3 tam gününüz varsa 3 günlük Berlin WelcomeCard en uygun ve mantıklı ulaşım seçeneği olur. Rica ederim. Keyifli bir Berlin seyahati dilerim. Çok yararlı bir yazı olmuş, öncelikle teşekkürler. Merhaba. Evet, Hauptbahnhof Berlin merkez Tren Garı oluyor, aynı yer. Merhaba bilgiler için çok teşekkürler. ABC bölgelerini kapsayan biletler Schönefeld Havalimanı'nın içinden alınabiliyor mu? Buna dair bir bilgi bulamadım bir türlü.. Alexander Platz a yaklaşık 900m uzaklıkta bir otel ayarladık. 7 günlük bilet alacağım. Alper Bey Merhaba, öncelikle faydalı açıklamalarınız için teşekkürler, keşke biz de gitmeden okuyup faydalanabilseydik. 4 günlük Berlin seyahatimizde ne zaman ihtiyaç duysak bilet makinesinden Türkçe dilini seçip indirimli bilet aldık. Son günümüzde Schönefeld Havalimanına s-9 hattı ile giderken tren her durakta en az 5 dakika bekledi ve son durak havalimanı olmasına rağmen havalimanına bir iki durak kalmışken geri hareket etmeye başladı. Muhtemelen Almanca anons yaptılar rota değişikliğine ilişkin ancak dili bilmediğimiz için tren değiştirmemiz gerektiğini anlamadık. Tren geri dönmeye başladığı için durduğu ilk durakta inip tekrar s-9 ile havaalimanı yönüne hareket ettik. Havalimanına vardığımız son durakta görevli biletlerimizi görmek isteyince hemen biletlerimizi çıkarıp biran önce havalimanına gitmek istedik çünkü uçağımızın kalkışına yarım saat kalmıştı. Görevli biletin geçersiz olduğunu AB değil ABC bölgesini kapsaması gerektiğini ayrıca indirimli bilet olması nedeniyle de hatalı olduğunu belirterek pasaport bilgilerimizi aldı ve 60 Euro ceza kesti. Öncelikle makinelerde ABC yönü bileti almamız gerektiğine ilişkin bir yönlendirme olmadı, ikincisi indirimli biletin öğrenciler için geçerli olduğunu sanıyorduk oysa çocuklar içinmiş. Amacımız kaçak binmek olsaydı elimizde bilet olmazdı. Sonuç olarak trenin her durakta beklemesi, bir anda geri dönmeye başlaması ve memurla yaşananlar neticesinde uçağımızı kaçırdık ve aynı gün içinde dönmemiz gerektiği için kişi başı 2000.00 TL ek masrafımız oldu. Bir de bunun üstüne haksız yere bu cezayı ödemek adil gelmiyor. Cezanın bize nasıl yansıyacağı hakkında bilginiz var mı? Ayrıca bütün bu talihsizlikleri dile getirebileceğimiz bir itiraz mekanizması varsa ve bildirebilirseniz de çok memnun olurum. Şimdiden teşekkürler desteğiniz için. Merhaba Ezgi Hanım. Berlin'de yaşadığınız bu kötü deneyim için üzgünüm, inanın çok iyi anlıyorum, üzülmemek, sinirlenmemek elde değil. Berlin Ulaşım Rehberi yazımda Schönefeld Havalimanı için ABC bilet gerektiği, indirimli biletlerin 6-14 yaş arası çocuklar için olduğu bilgileri var, keşke gitmeden önce rastlayıp okuyabilseydiniz. Tamam orası Avrupa, kurallara bağlılık var, anladık da öğrenciler minik bir bilgi eksikliği yüzünden biletlerin kendileri için indirimli olduğunu düşünmüş, kötü niyetli olsalar ellerinde AB bölgesi bileti de olmazdı, bilseler aradaki küçük farkı ödeyip ABC alacakları ortada; bir hoşgörü seni Almanlıktan mı çıkarır? Uçağı kaçırıp yeni bilet alarak harcamak zorunda kaldığınız 2.000 liranın telafisinin maalesef hiç yolu yok, 60 avro cezanın iptali de zor görünüyor ama derdinizi Berlin toplu taşıma idaresi BVG'nin info@ bvg. de adresine e-posta ile anlatıp uğradığınız büyük zararı da söyleyip cezanın iptalini istemeye değer. İngilizce yazı konusunda zorluk çekerseniz burada bana belirtin, size e-posta yoluyla yardım ederim. Cezanın nasıl ödetileceği konusunda emin olmamakla birlikte Berlin'de iken duyduğum kadarıyla adresinize bildirilecek. Ödenmezse Avrupa Birliği'ne veya Almanya'ya girişte sorun olacak. Alper Bey, yanıtınız için çok teşekkür ederiz. İngilizce e-posta mesajı konusunda yardımcı olursanız da çok seviniriz. Bunun için hazır taslağınız varsa çok faydalı olur. Onun dışında sizi yormak istemeyiz tabi. Rica ederim. Daha önce böyle bir yazı yazmadım, siz yazın, ben düzeltir veya ekleme yaparım. Biz gittik, döndük. Çok keyifliydi. 3 gece, 4 gün kaldık, yorucu oldu biraz daha uzun kalınabilir. Hava soğuktu ama Ankara'dan alışkınız soğuğa. Sıkı giyindik, bol bol yürüdük. Otelimiz Mitte bölgesindeydi. Bölge olarak iyi bir seçim olmuş. Otelimiz metroya 150 m mesafede idi. Havalimanından otele ulaşım çok kolay oldu. Tabii bunda sizin yönlendirmeniz bize yardımcı oldu. Size çok teşekkür ederim. Bundan sonra gideceğim yerlerin seçiminde acaba sizi mi takip etsem. Önce Sicilya, sonra Malta mesela. Aydınlatıcı bilgileriniz için teşekkürler. Bana farklı gelen bir uygulama; Schnönefeld Havaalanında pasaport kontrol kapılarda oluyor. Merhaba Pınar Hanım. Berlin ulaşım bilgilerimin yardımcı olmasına sevindim. Mitte'de ben de kaldım, güzel ve merkezi bir bölge. Sicilya ve Malta'yı da öneririm, takip etmeniz ve ilginize teşekkür ederim. Merhaba faydalı bilgiler için çok teşekkür ederim. 4 yetişkin olarak Berlin gezimizi tam olarak 2,5 gün olarak planladım. 1 adet küçük grup bileti 4 kişi için gece 03 e kadar SINIRSIZ olarak kullanılabiliyor değil mi? Son yarım gün için tek yön bileti yeterli olacaktır sanırım. Yoksa 4 adet Welcome kart almam mı yeterli olur? Son gün sadece Kurfürstendamm dan Berlin ZOB otubüs garına gitmeyi planlıyorum Şimdiden teşekkür ederim. Merhaba. Evet, küçük grup bileti dördünüze de Berlin'de tüm gün sınırsız ulaşım olanağı sağlıyor. Son gün yapacağınız yolculuk sadece Busbahnhof Zentraler Omnibusbahnhof Berlin ZOB otogarına olacağına göre tek bilet yeterli olur. Hesaplarsak 2 gün için 16,9+16,9=33,8 avro ediyor. 4 tane 3 günlük Berlin WelcomeCard alırsanız 26,7X3=80,1 avro yapar. Hiç müze ziyaret etmeyeceğinize göre grup bileti çok daha uygun. Rica ederim. gayet güzel bir bilgi öncellikle teşekkür ederim. Merhaba Faruk Bey. Berlin Schönefeld Havaalanı'ndan şehir merkezine gece N7 gece otobüsüyle gidebilirsiniz. İki günlük gezi için 48 saatlik Berlin CityTourCard almanız mantıklı olur. Merhaba Banu Hanım. 🙂 Berlin'de harika bir konumda kalacaksınız, oteli ne kadara ayarladınız? Evet Türk dolu, mutlaka rastlayacaksınız. 🙂 3 günlük Berlin WelcomeCard Museum Island size sınırsız ulaşım, Müzeler Adasındaki müzelere ücretsiz giriş, ve birçok müze, kafe, lokanta, tur ve mağazada indirim sağlar. Evet dönüş için tekli bilet yeterli olur. Potsdam ABC bölgelerini içeren kart alıp almamanız dönüş havalimanına bağlı, Tegel ise gerekmez, Schönefeld ise iyi olur. Bence 3 gününüz dolu dolu geçecek zaten, CharlottenburgSarayı'na ayrıca masraf yapıp ve zaman ayırmanıza gerek yok, çok ülke ve şehir gezince müzelerin akılda kalıcılığı azalıyor, zaten Avrupa'dakilerin hepsi birbirine benziyor. 🙂 \"Berlin'de döner Türkiye'dekinden lezzetli\" diye bir efsane var, inanmayın, ben denedim. 🙂 Berliner Dom etkileyici, ve DDR Museum bence çok hoş. Kreuzberg semtinde mutlaka dolaşın, ilgili yazımda ayrıntılar var. Merhaba. Rica ederim. Tegel Havalimanı'ndan ZOB merkez otobüs terminali taksiyle 10 dakika sürer ve ücreti 18 avro tutar. Toplu taşımayla ise Tegel'den TXL otobüsü ile Beusselstraße durağına gidip orada S-Bahn trenine binerek S Messe-Nord istasyonuna gitmeniz gerekiyor. Sonra da birkaç dakika yürüyüş var. Diğer bir seçenek de X9 otobüsüyle Jungfernheide'ye gidip S42 ring hattıyla Messe Nord'a geçmek. Merhaba. Berlin'de Havalimanından önce otobüs, sonra tren ve tramvaya binmeniz söylenmiş. 2,80 avroluk tekli bilet size aktarmalar dahil 2 saat boyunca yolculuk etme imkanı verir. Merhaba Tuğba Hanım. Seyahat blog yazılarıma ilginize çok teşekkür ederim, işe yaramasına sevindim. Berlin gezinizi müzelerin ücretsiz olduğu günlere denk getirmeniz çok iyi olmuş. Evet, günlük sınırsız ulaşım bileti Tageskarte tüm ulaşım araçlarında, tren, metro, tramvay ve otobüslerde geçerli. Potsdam'a gideceğiniz günün biletini ABC olarak almanız gerekiyor. Merhabalar Alper bey, 23-27 Mayıs tarihlerinde Berlinde olucam, Son Tugba Yildiz hanımın belirttiği müzeler haftası tam olarak hangi günleri kapsiyor ? Arastirdim fakat bulamadım. Merhaba. Ben de bulamadım, Tuğba hanımdan bilgi rica edelim. Bisiklet konusunda ne iyi kaynak berlinandbike sitesi ve hizmetleri diye biliyorum. Alper bey aynı zamanda Potsdam'a günübirlik gitmeyi planlıyoruz. Tavsiyeleriniz nelerdir bura ile ilgili? Arastirmalarim sonucu S7 treni gidiyormuş. Günlük aldigim sınırsız Tageskarte ABC kartı ile buraya gidip dönebilir miyim? Teşekkürler. Potsdam'a S-Bahn S7 treniyle veya Regionalexpress RE1 treniyle gidebilirsiniz. ABC bileti Potsdam'ı kapsar. Filmpark Babelsberg film tema parkı, Prusya tarihi üzerine Haus der Brandenburgisch-Preußischen Geschichte müzesi, Krongut Bornstedt mimari kompleksi, tarihi Alter Markt pazarı görülebilir. Rica ederim. 8 yaşındaki oğlumla perşembe 13:40 Berlin'de olacağız dönüşümüz pazar 13:30. Merhaba. Berlin Hayvanat Bahçesi şehrin Mitte bölgesinde, Gezilecek Yerler yazımda bilgiler var. Dinozor Bölümü olan Doğa Tarihi Müzesi (Museum für Naturkunde, bilet tam 6 avro, çocuk 3,5 avro) Mitte'nin daha merkezi bir konumunda yer alıyor, ikisinin arası 5 kilometreye yakın ama bence geze geze en fazla bir saatte keyifle yürürsünüz. Yorgun olursanız ulaşım kolay; S3, S7, S9 tren hatlarıyla gidebilirsiniz. Potsdam için alacağınız toplu taşıma ulaşım kartlarının sadece AB değil ABC bölgelerini kapsaması gerekiyor. Görmek istediğiniz yerlerin ücretlerini yukarıda bahsettiğim yazımdan hesaplayıp, yürüme eya metro-tren-otobüs tercihlerinizi de hesaba katarak Berlin CityTourCard, Berlin WelcomeCard veya MuseumPass alabilirsiniz. Mitte semti sizin için kalmak için uygun. Kaiser Wilhelm Gedachtniskirche Kilisesi, Hard Rock cafe Berlin, Hansaviertel, Tiergarten Parkı, Potsdamer Platz Meydanı, Reichstagsgebaude, Berlin Merkez Tren İstasyonu, Inlidenpark gibi yerlerin yakınları otelde kalmak için ideal bölgeler. 1. Tegel'den X9 otobüsü ile U Jakob Kaiser Platz Meydanı. 2. U Jakob Kaiser Platz'dan bineceğiniz U7 metro hattı ile U Rudow. 3. U Rudow'dan X7 adlı otobüsle Flughafen Schönefeld Terminal. Bu ulaşım normal şartlarda 1 saat 10 dakika sürüyor. Tegel'de iniş, pasaport kontrolü vs, Schönefeld'e gidiş, işlemler zaman alacak. Kent merkezinde geçirebilecek 1 saate yakın zamanınız olsa bile ben doğrudan havalimanına gitmenizi öneririm, risk almaya değmez. Merhaba. Fransa seyahatinde oldugum icin Berlin ulasim sorunuzu gec gordum uzgunum. Umarim Wacken Muzik Festivali iyi gecmistir. Iyi gunler. Şu an bir aydır Berlin'deyim ve daha Ağustos ayının 24'üne kadar buradayım ancak bugün otobüse kaçak binmem yüzünden 60 euro ceza yedim. Cezayı kesen adamla konuştum, parayı ödemek istemediğimi söyledim ve cevabı 'Türkiye'ye dönüp tekrar Almanya'ya gelmeyeceksen sorun olmaz' oldu. Ama bir daha Avrupa'ya girişimde sıkıntı çıkar mı bilmek istiyorum? Daha doğrusu bu 60 euro fiyatına herhangi bir zam olayı eklenir mi? Bilginiz var mıdır acaba? Malum öğrenciyim ve 60 euro'yu gerçekten ödemek istemiyorum lütfen bilgilendirin. Merhaba. Berlin'de metroya biletsiz binen öğrenci arkadaşım ceza yedi, ertesi gün Berlin ulaşım merkezine gitti, benim Berlin WelcomeCard uaşım biletimi onunmuş gibi gösterdi, hostelde kalmış dün dedi, sadece 5 avro işlem ücreti alıp cezayı iptal ettiler. Böyle yapmaya çalışın, yoksa bir daha Avrupa'ya girişte sorun olur diye duydum. 1. Ulaşım, müzeler, ziyaret yerleri, geziler, her şey dahil Hamburg City Pass. 2. Ulaşım ve bazı indirimler için Hamburg CARD. Merhabalar, berlin sxf'den berlin Zob. En hızlı şekilde nasıl gidebilirim taxi hariç. Yetişmem gereken bir otobüs olacak. Şimdiden çok teşekkürler. Merhaba Flughafen Schönefeld Airport Terminal'den X7 otobüsüyle U Rudow istasyonuna gitmeniz gerekiyor. U Rudow'dan U7 metrosuna binip S+U Neukölln istasyonunda inin. Oradan trenle S Messe Nord/ICC istasyonuna, sonra da M49 otobüsüyle Masurenallee/ZOB durağına gidebilirsiniz. Toplam 1 saat sürer. ZOB Messedamm istasyonuna gitmek için ise havalimanından yukarıdaki otobüs ve metro ile S+U Neukölln istasyonuna geldikten sonra S41 treniyle S Messe Nord ICC istasyonuna gidebilirsiniz. Bu güzergah da 1 saat sürer. Berlin'den Prag'a Flixbus, Regiojet, Eurlonies ve Infobus firmalarının otobüsleri var, bilet fiyatları 15 ile 25 avro arasında değişiyor ve yol beş saat sürüyor. Trenler dört saat sürüyor ve ücretleri 40 ile 70 avro arasında. Berlin Schönefeld Havalimanı C bölgesinde olduğu için biletlerinizin ABC bölgelerini kapsaması gerekiyor. 6 kişi ulaşıma epey para vereceksiniz, yazımda bahsettiğim kartlardan hangisinden alacağınıza, gezme tercihinize göre karar vermeniz mantıklı olur. Çok müze ziyaret edecek misiniz bilemiyorum. 3 günlük Berlin WelcomeCard uygun görünüyor. Havalimanından tren istasyonuna kapalı bir yoldan 5 dakikada yürünüyor. İlk 3 gün için küçük grup bileti+indirimli çocuk bileti alırsak, son gün içinde hava alanı ulaşımı için tek kullanımlık bilet alırsak 4 günlük aile başı ulaşımı toplam 40 Euro civarına hallediyoruz. En ekonomik seçenek olmuş. Ben de grup bileti önerecektim ama 6 kişisiniz diye yazmadım. 🙂 Keyifli bir Berlin seyahati dilerim. Rica ederim. Merhaba. Berlin ulaşım bilgilerimi yararlı bulmanıza sevindim. Evet Berlin WelcomeCard kullanışlı olur. Berlin Szczecin arası tren biletleri 20 avrodan başlıyor. Ne kadar önceden alacağınıza ve günün saatlerine bağlı olarak 8 avroya kadar ucuz otobüs bileti bulabilirsiniz. Merhaba. Berlin Schönefeld Havalimanı'ndan ZOB otobüs terminaline direkt toplu taşıma yok, aktarmalı olarak 1 saat sürer. Aceleniz varsa taksiyle en fazla yarım saatte ulaşım sağlayabilirsiniz, 48-50 avro tutar. Öncelikle yeni yılınız kutlu olsun, 7-25 Ocak tarihleri arasında bir arkadaşımla yapacağım hem eğitim hem de turistik gezi için bir çok forum ve sitelerde Berlin'le ilgili yazılar okurken sizin sitenize denk geldim ve açıkçası en çok memnun kaldığım site sizinki oldu verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim. Herkes gibi bende ilk defa Almanya ya gideceğim ve ister istemez kafamda sorular oluştu, bu sorulara en iyi sizin cevap verebileceğinizi düşündüm. 3) Charlottenburg da Berlin Teknik Üniversitesinin yakınlarında konaklama yapacağım, o bölge hakkında metro veya otobüs hakkında bilginiz varsa paylaşırsanız çok sevinirim.. Merhaba. Almanya blog yazılarıma ilginize teşekkür ederim. 1. Tegel Havalimanı'ndan 109 numaralı otobüsle 20 dakikada S Charlottenburg'a kolayca gidebilirsiniz. 2. Aylık ulaşım kartı Monatskarte 77 avro, 2 tane haftalık + 4 tane günlük bilet ise yaklaşık 87 avro, aylık daha avantajlı. Metro: Ernst-Reuter-Platz, Hat 2. Otobüs: Ernst-Reuter-Platz, Hat M45, 245 ve X9. Steinplatz, Hat M45 ile 245. S-Bahn : Zoologischer Garten, Hatlar S5, S7, S75. Tiergarten, Hatlar S5, S7, S75. Günaydın Alper bey biz iki kişi üç günlük Berlin tatili yapacağız rosentahlerstr ye Schönefeld Havaalanı'ndan en rahat nasıl gidebiliriz teşekkürler iyi günler. Merhaba. Sanırım Rosenthaler Strasse'yi kast ediyorsunuz. Berlin Schönefeld Havalimanı'ndan Rosenthaler Caddesine gitmek için önce 600 metre yürüyerek S Flughafen Berlin-Schönefeld Bhf istasyonundan RE7 trenine binip Alexanderplatz'a gitmek gerekiyor. Burada istasyondan çıkarak metro istasyonuna yürüyüp U8 metrosuyla U Weinmeisterstr istasyonunda indikten sonra 200 metre kadar yürüyerek Rosenthaler Caddesine varabilirsiniz. Tamamı 40-45 dakikanızı alır. Merhaba Alexanderplatz'dan Berlin Schönefeld Havalimanı'na nasıl gidebilirim acaba? Çok teşekkürler. Merhaba Yağmur Hanım. Alexanderplatz'dan Berlin Schönefeld Havalimanı'na Alexanderplatz Bhf istasyonundan RE7 havaalanı ekspres treniyle, tek vesaitle gidebilirsiniz. Yalnız S Flughafen Berlin-Schönefeld Bhf istasyonunda indikten sonra 600 metreye yakın yürümek gerekiyor ama endişe etmeyin, yürüyüş platformu belli ve zaten herkes o yöne yürüyor olacak. Merkezdeki tren istasyonundan hareket etmenizden itibaren yürümeniz dahil yol 30 dakika sürer, ama siz yine de biraz fazladan zaman bırakın tabii. Merhaba. Sadece doğum tarihli öğrenci kimliğiyle birlikte geçerlidir diyor. Varsa sorun olmaz. Öncelikle şimdiden yardımınız için teşekkür ederim. Merhaba. Berlin Flughafen Tegel Havalimanı'ndan X9 otobüsüne binin, S+U Jungfernheide Bhf durağında inin. Buradan RB10 otobüsüyle Hauptbahnhof durağına kolayca gidebilirsiniz. Tüm yol toplam 20 dakika sürer. Ücreti Berlin'de ulaşım için yazımdaki indirimli kartlardan almanıza veya tekli bilet ile otobüse binmenize bağlı olarak değişir. Bence taksiye hiç gerek yok ama yükünüz çoksa ve otobüsle aktarma yapmak istemezseniz taksi ücreti taksi firmasına, aracın standart veya lüks olmasına, normal veya çok fazla bavulunuz olmasına bağlı olarak 27 ile 40 avro arasında değişir. Merhaba. Evet Berlin Welcomecard Museum toplu taşımayı da kapsıyor. Ayrıca açılan haritalı bir rehber kitapçığınız da olacak. Tegel Havalimanı'nda Terminal A'da ve ana salonda Berlin Tourist Info Centre danışma bürolarından satın alabilirsiniz. Tegel'den TXL otobüsüyle S Beusselstr tren istasyonuna, buradan S+U Wedding istasyonuna, oradan da U6 metrosuyla U Stadmitte istasyonuna gidip yukarı çıktıktan sonra 400 metre yürüyerek otelinize gidebilirsiniz. Araç değiştireceksiniz ama fazla yol değil aslında, tamamı 40 dakika civarında sürer. Diyelim ki müzeleri gezmicez şehir turu yapıcaz o zaman sürekli olarak günlük bilet almak mantıklı. Vereceğiniz bilgiler için teşekkür ederim. vermiş olduklarınız da bayağı faydalıydı çok teşekkürler. Merhaba Elçin Hanım. Berlin Schönefeld Havalimanı'ndan Mitte'de Kurfürstenstr Caddesi 78 numaradaki otelinize gitmek için önce terminalden çıkıp X7 otobüsüyle U Rudow metro istasyonuna gitmeniz gerekiyor. Buradan U7 metrosuna binip U Johannisthaler Chaussee istasyonunda inerek X11 otobüsüyle S Buckower Chaussee tren istasyonuna gidip S2 metrosuyla S+U Yorckstr istasyonunda inerek, M19 otobüsüyle U Bülowsrt metro istasyonuna gitmek gerekiyor. Buradan 106 numaralı otobüsle Schillstr durağına gitmelisiniz. Oteliniz buraya 250 metre. Bu yolculuk toplam 70 dakikanızı alır. Yukarıdaki çok vesait oldu ama en nokta tarif böyle. Daha az araç değiştirerek gitmek isterseniz terminalden 600 metre yürüyüp RE7 otobüsüyle S Ostkreuz Bhf tren istasyonuna gidip buradan S3 metrosuyla S+U Warschauer Str istasyonuna giderek U1 metrosuyla Kurfürstenstr Caddesi istasyonunda inebilirsiniz (50 dakika sürer), ama bu kez Kurfürstenstr Caddesi boyunca düz 1 kilometre yürümeniz gerekir. Ne kadar ve nereleri gezmeyi planladığınıza göre Tageskarte günlük bilet, Berlin WelcomeCard Museum Island ve küçük grup bileti seçeneklerini değerlendirip en mantıklısını satın almanızı öneririm. Yabancı dil konusunda sıkıntım var arkadaşlara vize çıkmadı onlarla gidecektik dil sıkıntı olmayacaktı ama şimdi eğer yalnız gidersek ne diyorsunuz problem yaşar mıyım herkes Türk birileriyle karşılaşırsın her noktada diyor ama çok tedirginim. Yanımda bi sözlük taşıyacağım acaba internet paketli bi hat mı alsam gerçi onu nasıl isteyeceğim o da meçhul. Evet Türk çok var ama yine de temel İngilizce sözcükleri bilmeniz işinizi kolaylaştırır. Rica ederim. Keyifli bir Berlin seyahati dilerim. Merhabalar. Öncelikle çok değerli ve aydınlatıcı açıklamalarınız ile kafamızdaki bir çok soruyu aydınlattığınız için çok teşekkürler. Benimde bir sorum olacak. Kızım Erasmus programı ile Berlin teknik üniversitesinde bir dönem eğitim alacağından Berlin'e geleceğiz. Ben Hotel Pension Elegia Berlin, Nahe Kurfürstendamm, Niebuhrstraße'de iki gün kalacağım. Schönefeld Havalimanı'ndan S9 banliyösü ile Charlottenburg a gidip oradan otele taksi ile gitmem mi uygun olur. Şimdiden çok teşekkür ederim. Merhaba. Ben de Berlin blog yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Schönefeld Havalimanı'ndan Kurfürstendamm'a önce RE7 treni ile Ostkreuz'a, oradan da S7 treniyle Warschauer istasyonunda inip U1 metrosuna binerek gidebilirsiniz. Evet, S9 treni ile Charlottenburg'a aktarmasız gitmek de mümkün, oradan tahminimce taksi 7 avro civarı tutar.. Kızınız eğitim kalitesi çok yüksek bir üniversitede okuyacak, kutlarım. Tegel havaalanından Mariendorf a nasıl toplu taşıma araçları ile giderim yardımcı olursanız sevinirim teşekkürler. Tegel Havalimanı'ndan Mariendorf'a gitmek için önce 128 numaralı otobüsle Kurt-Schumacher-Platz metro istasyonuna gidip oradan U6 metro hattına binerek Alt-Mariendorf istasyonunda inmeniz gerekiyor. 45-50 dakika sürer. Merhabalar. 2 günlük bir seyahatimiz olacak. Schönefeld Havalimanı'ndan Holiday Inn Express Berlin City Centre-West CI Kurfuerstenstrasse 78 8 -10787 bulunuyor acaba nasıl gidebiliriz. İlk defa şehre gideceğiz. 2 günümüz var özellikle müzeler adasını ve genel bir şehir gezisi düşünüyoruz. Tavsiyelerinizi rica edebilir miyim. İlginiz için teşekkürler. Merhaba. Berlin Schönefeld Havalimanı'ndan Kurfuerstenstrasse Caddesindeki Holiday Inn Express Berlin City Centre-West oteline gitmek için önce X7 otobüsüyle U Rudow metro istasyonuna gitmeniz gerekiyor. Buradan U7 metrosuyla Kleistpark istasyonuna gidip dışarı çıktıktan sonra 187 numaralı otobüse binip Schillstr durağında inince otelinize 250 metre yürüyüş mesafesi kalıyor. Berlin gezi önerileri için diğer ayrıntılı Berlin seyahat blog yazılarıma bakabilirsiniz. Hocam merhabalar, birşey sormak için değil teşekkür etmek için yazıyorum. Berlin'den bugün döndük ve bloğunuzdan fevkalade faydalandık. 2 günlüğüne gittiğimiz ve günleri sadece müze gezisi ile geçirmek istemediğimiz için welcome card yerine city tour card aldık. Zaten ikisinin arasındaki fark biri 200 yerde indirim yaparken diğeri 10 yerde indirim yapıyor. Önemli olan insanın o indirimli yerlere girip girmeyeceği. Merhaba Ömer Bey. Berlin ulaşım bilgi yazımdan yararlanmanıza çok sevindim. Elbette, gidilmeyecek yerleri, kullanılmayacak indirimleri kapsayan bir kent kartı almaya gerek yok. Rica ederim. Keyifli seyahatler. Alper Bey, eşimle önümüzdeki ay 4 gün Berlin de olacağız. Tüm yazılarınızı okudum. Şehirle ilgili hiçbir soru işaretim yok gibi sayenizde. Ellerinize sağlık, teşekkürler bilgilendirmeleriniz için./// Benim bir sorum ise şöyle olacak; Gözümden kaçmadı ise berlin pass ile welcome card mukayesesini bulamadım. Bu iki kart arasında bir öneriniz var mıdır? Teşekkürler. Merhaba. Berlin seyahat notlarıma ilginize teşekkürler. Berlin CityTourCard ile Berlin WelcomeCard arasında pek fark yok, sadece ikinciye biraz daha fazla yerde indirim var. Herhangi biri işinizi görür. Ulaşım bakımından aynılar; ikisiyle de şehir içi ulaşım sınırsız ve ek ücretsiz. Merhaba Alper bey benim sorumu da cevaplarsanız çok sevinirim biz 2 kişi Tegel değil diğer hava alanına ineceğiz Pegasus'la gidiyoruz çünkü. 1 gün kalıp ordan başka bir yere geçeceğimiz için 1 günlük abc kartı alsak 7 euro olandan ertesi gün yine havaalanına 24 saat dolmadan dönebiliyor muyuz günlük kartla? Bu arada kapsamlı yazınız çok bilgilendirici, ve teşekkürler. Merhaba Gülçin Hanım. Berlin günlük sınırsız ulaşım bileti Tageskarte 24 saat geçerli bir bilet değil; günlük bilet, day pass sınıfına giriyor ve ertesi gün 03:00'e kadar geçerli. Bileti örneğin saat 23:59'da kullanmaya başlayıp damgalatırsanız ertesi gün 03:00'e kadar 3 saat 1 dakika kullanabilirsiniz. Ama gece yarısı 00:00'da kullanmaya başlarsanız yine ertesi gün 03:00'e kadar ama bu kez 27 saat kullanabilirsiniz. Alper bey merhabalar oğlum Tegel havaalanından polskibus ile Wroclaw'a gidecek. Bunun için sanırım Berlin ZOB terminaline gitmesi gerekiyormuş. Nasıl gidebilir aydınlatırsanız çok sevinirim. Eksik olmayın ne olursa sizin sayenizde olacak şimdiden teşekkürler. Merhaba Tegel Havalimanından Berlin ZOB otobüs terminaline gitmek için önce TXL otobüsüne binip Beusselstraße'de inerek S-Bahn S42 trenine binmek S Messe-Noed istasyonunda inmek gerekiyor. Diğer bir yol, X9 otobüsüyle to Jungfernheide'a gidip oradan yine S42 ring treniyle to Messe Nord'a gitmek. Fakat Flixbus ve Busradar firmalarının Tegel'den Wroclaw'a direkt otobüsleri var, onlara da bakın derim. Alper bey merhaba, yazınız çok bilgilendirici olmuş. Benim size bir sorum olacaktı. Merhaba Azra Hanım. Berlin'de özel dil kursu öğrencilerine öğrenci ulaşım kartı Semesterticket verilip verilmediğini bilmiyorum maalesef. Dil kursuna e-posta ile sormanızı öneririm, onlar biliyordur. Alper Bey merhaba. Tüm tatillerde olduğu gibi yine bu siteyi incelemeden yola çıkmıyorum. İlginize sabrınız yardımseverliğinize teşekkür ederim. Ben eşim 16 ve 6 yaşındaki çocuklarımla seyahat edeceğim Berlin'e. Şehir içinde metro ve otobüslerle ulaşımı sağlarken indirimli veya ücretsiz olan çocuk konusunda beni aydınlatırsanız çok sevinirim. Yolunuz uzun, yolculuğunuz keyifli olsun. Merhaba. Seyahat yazılarıma ilginize çok teşekkür ederim. Berlin şehir içi ulaşım biletlerinde 6-14 yaş arası çocuklara indirim, 6 yaş altına ise ücretsiz ulaşım var. Kısa mesafe tek bilet çocuklara 1.30 avro, tek AB bilet 1.70 avro. Beş yaş dahil altıdan küçük çocuklara bilet almaya gerek yok. Alper bey merhaba. Ben Berlin'deyken biletsiz gezdiğim için şirketin nezaket yoksunu sözde Türk görevlilerinden ceza yedim. Fakat adresimi yanlış aldılar hatta 2 ismim varken faturaya tek yazdılar. Yanı sarı çizmeli mehmet ağa ara ki bulsunlar beni. Sorum şu ben adıma kayıtlı borç var mı nerden bulabilirim? Çünkü ismimi bile doğru dürüst almadan fatura kestiler. Kestikleri faturayı eskaza kaybetmem halinde istesem de ödeyemem. Çünkü adresime tebliğ etmediler ki bu onların suçu yine. Merhaba. Berlin'de beraber gezdiğimiz arkadaşımın başına geldi, cezası 60 avro. Kimliğinizi veya pasaportunuzu alıp numarasını yazdılarsa o ceza sizi bulur. Doğrudan ceza yeyip sonra sorun yaşayan bir tanıdığım yok ama duyduğum kadarıyla bir daha Avrupa Birliği ülkelerine gitmeye kalktığınızda bu cezayı ödetiyorlar. Kısaca yediğiniz ceza sonucu ileride ne olacağı konusunda kesin bir bilgim yok. Rica ederim. Evet, ABC bölgelerini kapsayan 7,4 avroluk günlük biletle Tegel Havalimanına gidebilirsiniz. Zaten AB bölgesinde yer alıyor, Merhaba. 1 tane Berlin WelcomeCard veya City Tour card 1 yetişkin ve 14 yaşına kadar 3 çocuk için geçerli, yani çocuklara ulaşım ücretsiz. Rica ederim. keyifli bir Berlin seyahati dilerim. Merhaba. Frankfurt'tan Berlin'e Flixbus ile gitmek trenden ucuz. Çocuklar 14 yaşın üzerinde oldukları anne veya babalarının Berlin Welcome Card gibi sınırsız ulaşım sağlayan kartlarından ücretsiz yararlanamıyorlar. Bu durumda evet grup bileti size uygun olur. Müze sayınızı ve masrafınızı az tutun bence, zaten sadece 2 gününüz var, 2 müze yeterli olabilir. 5 erişkin, iki 14 yaşında çocuk ile bavullarımız olduğu için fazla yürüyemeyaceğimiz varsayılırsa Schönefeld havaalanından Köpenicker strabe 47 adresine en hesaplı nasıl gidebiliriz? Peşinen teşekkürler. Merhaba. Çok teşekkür ederim. Schönefeld Havalimanından 500 metre yürüdükten sonra Bahnhof Flughafen Berlin-Schönefeld tren istasyonundan RB14 trenine binip 2 durak sonra Berlin Ostbahnhof istasyonunda inerek 850 metre yürüdükten sonra Köpenicker Str. 47 adresine kolayca ulaşabilirsiniz. Merhaba Bengi Hanım. Rica ederim. Berlin Filarmoni'nin kıyafet kuralı yok ama çoğunlukla erkekler takım elbise, kadınlar şık elbiseler giyiyorlar. Kot, tişört gibi spor kıyafet giyenler azınlıkta. Klasik müzik konseri sizin için önemli ise bu özel mekanda şık giyinmeniz hoş olur. Size kalmış. Hem Berlin WelcomeCard hem de Berlin WelcomeCard Museum Island gereksiz olur, ikincisi birinciyi kapsıyor çünkü. Sadece Berlin WelcomeCard Museum Island hem sınırsız ulaşım hem de Müzeler Adasındaki müzelere ücretsiz giriş sağlıyor. Ayrıca 3 günlük Museum Pass var ama sizin planınıza göre ona da gerek yok. Keyifli bir Berlin seyahati dilerim. Başkaları için küçük bir not: Tegel havalimanına önceden gelmenize hiç gerek yok. İstanbul'daki gibi düşünüp uçuştan 3 saat önce orada olacak şekilde program yapmıştım. Free shopa vs bakarım diye:)) duty free çok küçük. Valiz teslim etme hemen açılmıyor. Bence 1 saat önce burda olsanız yeter. Google maps çok işime yaradı. bvg uygulamasında yer seçimini çok beceremedim. Maliyeti yüksek oluyor. Hala yurt dışında hattımızı ekonomik kullanmanın bir yolu yok ne yazık ki. Merhaba Şerife Hanım. Berlin gezi yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Evet, Tegel Havalimanından gidip geleceğinize göre size AB bölgesi bilet ve kartları yeterli. Berlin WelcomeCard alırken Museum Island dahil olanı alıp almayacağınıza bence müze ücretlerini hesaplayarak karar verin. Pergamon Müzesi giriş bilet ücreti 19 avro, Neues Müzesi bileti 12 avro. Müzeler Adasındaki tüm müzelere bir gün içinde giriş sağlayan Museum Island Pass toplu bilet 18 avro. Bu durumda sizin için Berlin WelcomeCard Museum Island daha mantıklı görünüyor. Bergama Tapınağı'nın bir gün kendi toprağına dönmesi umuduyla, keyifli bir Berlin seyahati dilerim. Paylaştığınız bilgiler için öncelikle teşekkür ederim, hemen hemen her detayı yazmışsınız. Mail adresinizi paylaşabilirseniz 3 gece 4 gün için hazırladığım gezi programımı paylaşmak ve görüşlerinizi almak isterim. Merhaba. Ben de gezi yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Berlin gezi planınızı burada paylaşırsanız benden başkaları da görüş yazıp katkıda bulunabilir. Buraya koymayı tercih etmiyorsanız e-posta adresimi yazarım tabii. Bergama Müzesi 2013 yılından beri tadilatta. Bu onarım kapsamında Bergama sunağının sergilendiği salon 2023 yılına kadar kapalı kalacak. Bergama Müzesi'nin İştar Kapısı, Alay Yolu ve Milet Pazar Kapısı'nın yer aldığı güney kanadı ve ayrıca İslam Sanatları Müzesi açık. Yani bu 4 bölümü görebilirsiniz; bizim Bergama Tapınağı olarak en iyi bildiğimiz Bergama Zeus Sunağı ziyarete kapalı. Berlin ve çevresi için toplu taşıma hizmetleri veren Verkehrsverbund Berlin-Brandenburg kuruluşunun iletişim e-posta adresi info@vbb. de. Nasıl yanlış bir bilet aldınız? Sonucu da buradan bildirirseniz memnun olurum, bilgi sağlar. Sevgiler. Merhabalar ben Berlin'e Yeni geldim toplu taşımardan pek çok anlamadım 1 aylık bilet almak istiyorum sadece Berlin için hangisini almam gerekiyor? Saygılarımla. Merhaba Muhammed Bey. Berlin'de 1 ay geçerli olan sınırsız Monatskarte almanız en mantıklı seçenek olur. Bu aylık kart AB bölgesi için 77 euro. Ay içinde geçerli (örneğin 1-31 Ocak) veya ayın ortasından itibaren 1 ay geçerli (15 Ocak-14 Ocak) alınabiliyor. Berlin ulaşım ağının tamamında geçerli. 1) Anladığım kadarıyla \"4 yolculuk biletinin\" ve \"4-kısa yolculuk biletinin\" kullanılması için gün sınırı yok. Örneğin 4 gün boyunca kullanılabilir, benim ikisini de alıp, duruma göre kullanmaya niyetim var. 2) Anladığım kadarıyla 4 yolculuk biletini \"her bir kullanış öncesinde\" metro-banliyö-tramvay platformlarındaki ve otobüslerdeki küçük makinelerde onaylatarak hem geçerli hale getirmemiz hem de bilet sayısının azalmasını sağlamamız gerekiyor. 1. Evet doğru. Berlin 4-Fahrten-Karte adlı 4 yolculuk bileti ve 4 kısa yolculuk biletinin kullanım zamanlarında sınır yok. Örneğin tek bir günde yoğun ulaşım kullanacaklar için uygun maliyetli olan Tageskarte adlı günlük bilet ve benzerleri için gün ve saat sınırları var, ama 4-Fahrten-Karte bileti ile ulaşım süresi değil kullanım sayısı satın alıyorsunuz. 2. Evet, ulaşım sistemi böylece bileti kullanım sayınızı işliyor. 3. Doğru, kısa yolculuk biletinde her defasında istasyon adedi sınırı olduğu için onaylatmak gerekiyor. Rica ederim. Dönüşte izlenimlerinizi burada paylaşırsanız güncel bilgi olur. İyi yolculuklar. Berlin Welcome Card ulaşım kartınızı internetten satın aldıktan sonra makbuzun çıktısını alın. Berlin'deki turizm danışma bürolarından birine verip ulaşım kartınızı alın. Bunu yapabileceğiniz tüm noktalar, satın aldığınız sayfada gösteriliyor. Örneğin Tegel Havalimanı A Terminali ve merkezi otobüs terminali ZOB. Evet, kullanmadan önce yazımda gördüğünüz makinelerde onaylatıp tarih ve saat damgası astırmanız gerekiyor, çünkü süresi sınırlı bir ulaşım bileti. Günlük indi bindi gezi otobüsleri için biletleri güne göre satın alıyorsunuz. O gün istediğiniz gibi gezebilirsiniz, ayrıca rezervasyon yaptırmaya gerek yok. Dönüşte izleneim ve deneyimlerinizi burada paylaşmanızı rica ederim. İyi yolculuklar. Cevap için çok teşekkür ederim. Tabi dönüşte paylaşacağım."} {"url": "https://celebialper.com/berlinde-gezilecek-yerler/", "text": "Berlin gezilecek yerler açısından son derece zengin tarihi, modern ve eğlenceli seçenekler sunuyor. Almanya'nın başkenti Berlin gece hayatı, müzeler adası, Berlin Duvarı, müzeleri, kiliseleri, sanat galerileri ve alışveriş merkezleriyle tüm dünyadan turist ve gezginleri kendine çeken ilginç, büyük ve eğlenceli bir şehir. Bu yazımda Almanya gezi planı için vazgeçilmez bir seyahat noktası olan Berlin'de gezilecek yerler ve noktalar hakkında bilgi ve görülecek yerler listesi bulabilirsiniz. Berlin'de gezilecek yerler arasında çok sayıda müze var. Giriş biletleri 18 yaş altına ücretsiz, yetişkinlere genellikle 6 ila 10 euro arasında ücretli. Çoğu müze Pazartesi günleri kapalı. Müzeler Adası'nda Mısır ve antik koleksiyonların sergilendiği tarihi Altes Museum, 19. yüzyıl Alman resim sanatı eserlerinin sergilendiği Alte Nationalgalerie, müthiş heykelleri ve Bizans sanat eserleriyle Bode-Museum ve Mısır, Neandertal ve tarih öncesi arkeolojik kalıntıları ve Truva hazinelerinin bir kısmını içeren yeni Neues Museum var. Almanya'da gezilecek yerler arasında en önemlilerden biri. Müzeler Adası Bodestrasse Caddesi, Mitte semtinde; tüm müzeler için tam bilet 18 euro, indirimli ücret 9 euro. S5, S7, S75 S-Bahn trenleri; 100, 200, N2 otobüsleri; 12 ve M2 tramvayları geçiyor. Almanya gezi rotası için mutlaka görülmesi gereken bir yer. Müzeler Adası'ndaki hem Türkiye hem dünya tarihi için en önemli müze Pergamon-Museum. Bergama Müzesi antik Yunan, antik Orta Doğu ve İslam sanatı ve mimari eserleriyle dolu. İzmir'in kuzeyindeki Pergamon antik kentinde M. Ö. 2. yüzyılda inşa edilen Bergama Zeus Sunağı ya da Zeus Altar'ı mermer bir dini yapı olup içinde ve dışındaki freskler sanat tarihinin en önemli yapıtları arasında. Bergama Zeus Sunağı'nın kalıntıları 1870'lerde Alman mühendis Carl Humann tarafından II. Abdülhamit'in izniyle o zamanın Prusya'sına götürüldü. Bugün Berlin'de bulunan Pergamon Müzesi'nde sergileniyor ve her yıl binlerce turist tarafından ziyaret ediliyor. Almanya eserleri geri vermeyi kabul etmiyor. Kulturforum'un yer aldığı merkezi Potsdamer Platz'da Almanya için önemli kültürel binalar ve müzeler var. Tarihi Avrupa 13.-18. yüzyıl resim sanatı eserleri içeren Gemaldegalerie, 20. yüzyıl sanatının sergilendiği Neue Nationalgalerie, tarihi ve sıra dışı müzik aletlerinin sergilendiği Musikinstrumenten-Museum burada. M48, M85 ve N2 otobüsleriyle gidiliyor. Dahlem'de üç müze var; Avrupa'da türünün en büyüğü olan Avrupa Kültürleri Müzesi, Colomb'un Amerika keşfi öncesi arkeoloji eserleri içeren Etnoloji Müzesi ve Asya Sanat Müzesi. U3 metro hattı geçiyor. Mitte bölgesinde, Zeughaus'daki Unter den Linden Caddesi'nde yer alan Deutsches Historisches Museum tarih öncesinden bugünkü Almanya tarihine kadar eserlerin sergilendiği, önemli bir müze. U2 metro hattına binip Hausvogteiplatz istasyonunda inilerek gidiliyor. Tam bilet 8, indirimli 4 euro. Moabit, Invalidenstrasse 50 numaradaki modern Almanya sanat müzesi, eski tren istasyonu binasında. 1960'lı yıllardan itibaren sanat eserleri sergileniyor. U55 metro, S5 ve S7 tren hatlarıyla gidilip Berlin Hauptbahnhof istasyonunda iniliyor. Jüdisches Museum Almanya Yahudilerinin 2000 yıllık tarihini anlatıyor. Kreuzberg semtinde, Lindenstrasse 9 numarada. 248 ve N42 otobüsleriyle gidiliyor. Giriş ücreti tam bilet 8 euro, indirimli 3 euro. Yahudi Müzesi'ne çok yakın, modern sanat, mimari, tasarım kent müzesi, görülecek noktalar arasında. Trebbiner Strasse 9 numara; U12 veya U2 metrosuyla Gleisdreieck durağında. Buharlı trenler, buharlı makineler, uçaklar, gemiler, denizcilik üzerine. Gedenkstatte Berliner Mauer anıtı Bernauer Strasse 119 numarada. Giriş ücretsiz olup S1, S2, S25 trenlerinden Nordbahnhof S-Bahn istasyonunda inilerek gidiliyor. Doğu Berlin ile Batı Berlin arasındaki en önemli sınır kontrol noktası Checkpoint Charlie ve buradaki müze. Müzeye giriş 12.5 euro, öğrenci bileti 9.5 euro. Friedrichstr no:43. Nazı rejimi tarafından uygulanan terörü anlatan açık hava müzesi. Ücretsiz müzeye U6 metro hattından Kochstrasse istasyonunda, veya U2 hattından Potsdamer Platz istasyonunda inilerek gidiliyor. Doğu Almanya Müzesi eski Demokratik Alman Cumhuriyeti'ndeki günlük yaşamı sergiliyor. Karl-Liebknecht-Strasse, 1 numara. Bence gezilecek yerler arasında en ilginçlerden biri. Doğu Almanya malı kişisel bakım ürünleri. Bugün hastane ve kliniklerin olduğu binaların tümü komünist dönemde gizli servis Stasi tarafından geniş donanımlarıyla Doğu Alman vatandaşlarını dinlemek için kullanılıyordu. Frankfurter Allee ve Ruschestrasse caddelerinin köşesinde, U5 metrosuyla gidilebilir. Tam bilet 6, indirimli 4.5 euro. Berlin'e 35 kilometre mesafedeki Oranienburg'da, Gedenkstatte Sachsenhausen Strasse Caddesi'nde yer alan müze, 1936-1945 arasında Nazi kamplarının idari merkeziydi. Patoloji laboratuvarı ve gaz odası da var. Ücretsiz. Berlin'de gezilecek yerler arasında tarihi ve mimarisiyle ilginç bazı kiliseler var. Kentin en büyük ve etkileyici kilisesi Berlin Katedrali yirminci yüzyılın başında tamamlandı. Müzeler Adası yakınındaki güzel yapıya S5, S7, S75 trenleriyle gidiliyor; tam bilet 7 euro, indirimli 4 euro. En az 1 saat ayırmak gerek. Berlin'de mutlaka görülmesi gereken yerler arasında. Berliner Dom kentte gezilecek görülecek yerler arasında en ünlü ve turistik olanlarından biri. Kent merkezindeki meydanda Alman Katedrali ile Fransız Katedrali karşılıklı birbirine bakıyor. Meydanın diğer iki tarafından biri cadde, diğerinde ise Konzerthaus konser salonu var. Yıkık Kilise de denen 1891-1906 yapımı tarihi Kaiser Wilhelm Kilisesi'nin yanında Egon Eiermann tarafından tasarlanan iki de modern bina var; altıgen bir çan kulesi ve sekizgen bir ibadet salonu. Alexanderplatz yakınında, içerisinde eski değerli eserler olan 90 metre kuleli tarihi kilise. Berlin'deki en eski kilisenin temelleri 13. yüzyıldan kalma. Giriş ücretsiz ve sık sık sergiler oluyor. Berlin dopdolu bir kent; seyahat etmek ve blog yazmak için Avrupa'nın en zengin şehirlerinden biri. Almanya Meclis Binası Reichstag, Brandenburg Kapısı'na yakın. 1999 yılında Sir Norman Foster tarafından yenilenip cam kubbeli olarak açıldı. Rezervasyon yapılıp sırada bekleyerek katılınabilen turlar ücretsiz. Brandenburg Kapısı Almanya başkenti Berlin şehrinin en önemli sembolü. Hemen kuzeyinde Reichstag var. Soğuk savaş boyunca Reichstag Batı Berlin'de, Brandenburg Kapısı Doğu Berlin'de kalıyordu. Anıtsal kapı 1788-1791 yılları arasında yapıldı. Katledilen Avrupalı Yahudiler Anıtı veya Holokost Anıtı Almanya'nın başkenti Berlin'de Holokost'da hayatlarını kaybetmiş Yahudilere adanmış bir anıt mezar. Yer altındaki ücretsiz Soykırım Müzesi'ni de ziyaret ettim ama loş ortamda fotoğraflarım iyi olmadı. ABD kökenli mimar Peter Eisenman ve Birleşik Krallık kökenli mühendislik firması Buro Happold tarafından tasarlanmış olan anıt mezar, 19.000 metrekarelik bir alana yayılmış 2.711 adet beton bloktan oluşuyor. Bu betonarme bloklara dik enine yükselen yekpare kütleler olmaları nedeniyle stel de deniyor. Her biri 2.38 metre uzunluğunda, 0.95 metre genişliğinde ve 0.2 ile 4.8 metre arası değişen yüksekliğe sahip bu beton kütlelerin üzerinde Yahudi medeni kanunu, tören kuralları ve efsanelerini kapsayan dini metinlerden oluşan Talmud'un birer sayfası yer alıyor. Anıt mezarın tasarımcısı Peter Eisenman'a göre bu tasarımın amacı oldukça rahatsız edici ve kafa karıştırıcı bir ortam yaratmak; böylelikle bu tasarımlar sözde düzenli olan bir sistemin insanlıkla bağının kopmasını simgeliyor. Berlin'de yapılacak şeyler, görülecek diğer yerler, parklar, etkinlikler, müzik, konser, tiyatro, opera, sinema, festival, sanat. Berlin seyahat planı için Berlin Gezi Notları yazıma da bakabilirsiniz. Alexanderplatz Meydanı'ndaki televizyon kulesi 368 metre boyuyla Almanya'nın en yüksek yapısı. Gözlem katı yerden 204 metre yüksekte. Tam bilet ücreti 13.5 euro, benim gibi WelcomeCard sahiplerine %25 indirimli. Epey sıra oluyor. Önce giriş katında bilet sırasına girdim, aldıktan sonra bilet numaranıza göre yaklaşık kaç dakika sonra kuleye çıkabileceğiniz ekranda yazıyor. Ben ve arkadaşım biletlerimizi alınca 40-50 dakika sonra asansöre gidebileceğimizi görünce dışarı çıkıp meydanda oturduk. 30 dakikada 360 derece dönen bir restoran da var ama bu tip yerlerde pahalı olacağını bildiğim için yemek fiyatlarını merak bile etmedim. Akşam en son asansör 23:00'te çıkıyor. Gözlem katındaki pencerelerin önlerinde, bakmakta olduğunuz yöndeki semt ve yapılar hakkında Almanca ve İngilizce bilgiler yazıyor. Kalın ve tam anlamıyla saydam olmayan camlardan net fotoğraf çekemeyeceğimi düşündüm ama öyle olmadı, oldukça net Berlin fotoğrafları çekilebiliyor. Berlin kentinde iki hayvanat bahçesi ve bir akvaryum var. Tarihi Berlin Zoo kentin ortasında kocaman bir vaha gibi. Dünyada en çok tür barındıran hayvanat bahçesi. Ben karşı olduğum için girmedim, sadece fil kapısı adlı girişinin fotoğrafını çektim, ama buradaki hayvanların tipik bir hayvanat bahçesine göre daha geniş ve doğala yakın yaşam alanlarının olduğunu okudum. Yeri: Hardenbergplatz, Mitte bölgesi. Ulaşım: U-Bahn S5, S7, S75 metro hatları. Tam giriş bilet fiyatı 13 euro, WelcomeCard sahiplerine %25 indirim. Öğrencilere 10 euro. Berlin Zoo dahilindeki Aquarium Budapester Strasse'de. Bilet ücreti yine 13 euro, Hayvanat bahçesi ile birlikte kombine tam bilet 16.75 euro. Bir de Friedrichsfelde'de Tierpark adlı çok büyük ve 50 senelik bir hayvanat bahçesi var. Şehrin en büyük parkında bir çok aile mangal yapıyor. S5, S7, S75 trenleriyle Tiergarten istasyonunda, U55 metro hattıyla Bundestag istasyonunda inerek, ya da 100, 200, M41, M85 numaralı otobüslerle gidiliyor. Kreuzberg semtindeki parktan güzel bir Berlin manzarası izlenebiliyor. Schinkel ulusal anıtı bulunan parka 140 numaralı otobüse binip Kreuzberg Wasserfall durağında inerek gidebilirsiniz. Eskiden havaalanıydı ama kapatıldı, bugün 3.030.000 metre karelik çok büyük bir park. Terk edilen uçuş pistlerinde paten kayabilir veya uçurtma uçurabilirsiniz. Berlin Film Festivali kuşkusuz kentin en büyük kültürel etkinliği ve dünyanın en önemli sinema organizasyonlarından biri. Her yıl yaklaşık 250.000 bilet satılıyor, 400 film gösteriliyor, partiler ve etkinlikler yapılıyor. Diğer ünlü film festivali Cannes'dan farklı olarak Berlin Film Festivali kapsamındaki tüm gösterimler halka açık. Yarışmaya katılmayan Berlinale Panorama ve International Forum of Young Film gösterimleri için biletler pahalı değil. Berlinale Film Festivali yarışmalarında verilen en büyük ödül Altın Ayı üç kez Türkiye'ye gitti. 1964 yılında Altın Ayı alan ilk Türk filmi olan İsmail Metin Erksan'ın Susuz Yaz filmi; 2004'te Fatih Akın'ın yönettiği Alman-Türk ortak yapımı Duvara Karşı ; ve 2010 Semih Kaplanoğlu filmi Bal. Büyük ödül dışında çeşitli ödüller alan Türk filmleri de oldu. Örneğin Reis Çelik'in yazıp yönettiği ve İlyas Salman'ın baş rolde yer aldığı Lal Gece adlı film, \"Generation 14plus\" yarışma jürisinin seçtiği gençlik filmleri kategorisinde en iyi film seçilerek Kristal Ayı ödülüne layık görüldü. Berlinale Film Festivali'nde ödül alan bir diğer Türk filmiyse Emir Alper'in çektiği Tepenin Ardı yapımı oldu. Uluslararası Bira Festivali Biermeile Ağustosun ilk hafta sonu Almanya'nın milli içkisi bira ve bira geleneğinin kutlandığı üç günlük bir eğlence. Friedrichshain bölgesindeki Karl-Marx-Allee Caddesi'nde kutlanan festivalde her yıl yaklaşık 87 ülkeden 340 bira üreticisi 2.400 çeşit bira sunuyor. Paskalyadan sonraki yedinci Pazar günü kutlanan Kültürler Karnavalı şehrin çeşitli etnik unsurlarının geleneksel müzik, giysi ve danslarını sergiliyor. Alternatif ve politik gruplar da katılıyor. İngilizce tiyatro oyunları ve müzikler sunuluyor. Dünyanın en büyük tiyatro sahnesinde kentin en büyük gösterisini yüzden fazla sanatçı sergiliyor. Berlin Filarmoni Orkestrası dünyanın en iyi filarmonisi olarak kabul ediliyor. Potsdamer-Platz'daki Sony Center içerisinde yer alan CineStar Original sinemasında filmler orijinal dillerinde ve altyazısız gösteriliyor. Tarihi sinemada popüler olmayan filmler gösteriliyor. Almanya'nın en eski sineması 1907 yılında inşa edildi. Kottbusser Damm 22 numarada. Berlin gece hayatı Avrupa'nın en eğlenceli kentlerinden biri. Çok çeşitli müziklerin çalındığı ve farklı atmosferlere sahip kafe, bar, gece kulübü, alternatif eğlence yerleriyle dolu bir şehir. Alman biraları dünyaca ünlü. Mitte, Friedrichshain, Kreuzberg bölgeleri gece yaşamı ile ünlü eğlence merkezleri sunuyor. Videoda gece çektiğim sokak hip hop müzik var. S-Bahn tren ve U-Bahn metro ile aynı adlı durakta inerek gidebileceğiniz Warschauer Strasse adlı cadde, Simon-Dach-Strasse ve Boxhagener Platz çevresinde çok sayıda gece hayatı eğlence mekanları var. Warschauer, Ostkreuz ve Frankfurter Caddesi de Berlinlilerin buluşup eğlence yerlerine gittikleri popüler yerler. Alternatif underground houseprojects tarzı gece eğlence yeri tercih edenler için Traveplatz Meydanı Jessnerstreet'te Supamolly, Scharnweberstreet'te Scharni38, Revaler'de R. A. W., Simplonstreet'te Lovelite ilginç gece kulüpleri sunuyor. U7 metrosuyla Südstern istasyonunda inerek gidilebilen Gneisenaustrasse 58 numaradaki Die Legende von Paula und Ben adlı barda çeşitli kokteyller, sert içkiler, puro ve şaraplar var. Tapas yemek de mümkün. Cafe Einstein ortalama fiyatlarıyla ve ev yapımı kahveleriyle çok ünlü bir kafe. Brauhaus adlı bira üreticisinin Alman biraları için Gaffel Haus, Brauhaus Georgbraeu, Brauhaus Mitte, Brauhaus Spandau ve Brauhaus Lemke adlı ünlü ve kaliteli bira evleri var. U2 metrosunun Bülowstr istasyonu yakınındaki Green Mango Avrupa'nın en büyük karaoke barı. Europa Center'daki Irish Pub'ın barının Berlin'in en uzun barı olduğu söyleniyor. Berlinliler gece kulübü tarzı gece hayatı mekanlarına gitmeden önce kokteyl içmeyi seviyorlar. Prenzlauer Berg, Kreuzberg, Schöneberg, ve Friedrichshain kokteyl içmek için güzel barlara sahip yerler. Berlin gece kulüpleri tüm Avrupa'da en büyük ve ileri eğlence dünyasını sunuyor. Kulüplere giriş ücretleri genelde 5 veya 10 euro olup ilk içki dahil değil. En eğlenceli ve renkli gece kulübü bölgeleri Mitte, Friedrichshain-Kreuzberg ve Prenzlauer Berg. Charlottenburg ve Potsdamer Platz'da da ünlü gece mekanları var. Berlin gece hayatı en çok elektronik, tekno, progresif DJ müzikleri ve canlı müzik yapılan eğlence yerleri ile tanınıyor. 60'lar ve alternatif rock müzikleri yapan yerler de çok. Hafta sonları 2 gün süren ve Pazartesi sabahına kadar süren gece eğlenceleri var. Ostbahnhof tren istasyonuna yakın Berghain Berlin'in en ünlü tekno kulübü ve eğlence yeri. Birçoklarına göre dünyanın en ünlü ve en çılgın kulübü olan mekana gece üçten önce giden olmuyor ve içeri girmek zor. Çok sayıda gay müşterinin de gittiği kulübe fotoğraf makinesi sokmak yasak. üst katında bir de Panorama Bar var. Week-end adlı Am Alexanderplatz 5 numaradaki gece kulübü 12. kattan çok güzel gece manzaraları sunuyor. Electro, techno ve house müzik çalınan ve gençlerin gittiği eğlence yeri sabaha kadar açık. Aynı binanın 15. katında bir afterhours kulüp ve teras bar var. Watergate adlı kulüp Falckensteinstrasse 49 numarada. Spree Nehri manzarasına sahip iki katlı elektronik müzik kulübü Çarşamba, Cuma ve Cumartesi geceleri açık. Köpenicker Str. 76 numaradaki KitKatClub cinsel özgürlük konusunda ün yapmış, techno, electro, trance müzik çalınan çılgın bir eğlence yeri. Friedrichshain semtindeki RAW Gelande'de yer alan electro/techno/house club Crack Bellmer adlı eğlence yerinin içerisi canlı ve hareketli, bahçesi ise sessiz ve sakin. Evinde kaldığım Tayfun ile gece on ikiye doğru gidip arkadaşlarıyla buluştuk, geç saatte çıkıp metroyla eve döndük. Aşırı sistemli oluşundan hep diken üstünde hissetirse de Berlin her anlamda nefistir. Merhaba Emre Bey. Hayır, Berlin'de gece barlara girişte pasaport sorulduğuna rastlamadım. Merhaba. Müzeler Adası'nda bir veya en fazla iki müze seçip hemen yakındaki Berliner Dom Katedrali'ni ziyaret edebilirsiniz; gezilecek görülecek yerler arasında en turistik ve önemli olanları. Diğer gününüzde Reichstag ve yakındaki Brandenburger Tor Kapısı iyi olur. Yetiştirebilirseniz nehir kenarındaki East Side Gallery adlı Berlin Duvarı güzel. Berlin çok soğuk bir şehir, aynı insanları gibi, Merhaba. Berlin için 3 gün yetmez ama olsun, daha fazla zaman yoksa gitmeye değer, en önemli yerler görülebilir. Sevgili Alper Hocam. Yeni işim gereği 1 ay kadar Berlin'de kalacağım. Daha ilk gün havaalanından otele gidişime akabinde gezilecek yerler, yenilecek yemekler gibi bir çok konuda soru işaretlerim vardı. Direkt aklıma siz geldiniz ve gerçekten müthiş yazmışsınız. İki gün sonra Berlin'de olacağım ve neredeyse hiçbir soru işaretim kalmadı. İşte bu yüzden buraya yorum yapmak istedim. Sizi tanıdığım için gerçekten çok şanslı hissediyorum. Elinize, emeğinize sağlık. Sevgi ve saygılarımla. Sevgili Meriç ben de seni tanıdığım için mutluyum. Berlin gezim dönüşü 7 uzun bilgi yazısı yazdım, keşke gittiğim her kent için bu kadar yazacak zamanım olsa ama imkansız. İşe yarayacak olmasına sevindim. Berlin'i seveceğini tahmin ediyorum. Sevgiler. Berlin seyahat ve bilgi yazılarıma ilginize çok teşekkür ederim, beğenmenize sevindim. Merhaba çok güzel anlatınız teşekkürler Mayısta gitmeyi düşünüyoruz bir arkadaşınız var mı 2 gün bize yardımcı olacak ücretiyle. Berlin'de yaşayan arkadaşıma e-posta adresinizi verdim, haberleşirsiniz. Canlı müzik yapan restorana gitmedim ama kozmopolit Kreuzberg semtindeki Yorckschlösschen Jazz Bar'da yemek yiyebilirsiniz. Merhaba verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederiz Biz arkadaşımla kongre için geldik beş gün Berlin'deyiz Berlin Welcome Card alsak mı yoksa müze giriş card özellikli olanı mı alsak hangisini tavsiye edersiniz günlük biletler 7 euro'luk beş gün welcome cardla aynı bir avantajı var mı acaba bir de alışveriş için öneriniz olur mu sevgiler. Merhaba. 7 avroluk günlük biletten 5 tane almaktansa aynı fiyata 5 günlük Berlin Welcome Card almak daha mantıklı; iyi bir haritanız ile müzelere indirim olanağı elde ederseniz. Berlin WelcomeCard Museum Island ise Müzeler Adası'ndaki tüm müzeleri gezmek istiyorsanız avantajlı, ama 3 gün geçerli. Merhaba. Profesyonel rehber tanıdığım yok ama Berlin'de yaşayan ve kenti iyi bilen bir Türk tanıdığım var. Haberleşmek isterseniz iletişim kurabilirim. Merhaba 28 Aralık 1 Ocak tarihlerinde Berlin de olacağız. Acaba Noel Pazar'ları bu tarihlerde kaldırılmış olur mu? 31 Ocak gecesi meydanlarda herhangi bir açık hava kutlaması var mıdır? Bize bir gün için gezi rehberi olabilecek bir arkadaş tavsiye edebilir misiniz? Şimdiden teşekkürler. Merhaba. Berlin Noel pazarlarından çoğu 23, 26 ve 30 Aralıkta bitiyor. Sadece Gendarmenmarkt Noel Pazarı 31 Aralık, Potsdamer Platz Noel Pazarı 6 Ocak tarihine kadar devam ediyor. Tanıdığım rehber yok. Avrupa'nın en büyük ve eğlenceli sokak partileri Berlin'de olur, Brandenburg Gate ile Victory Column arasında yeni yıla girmenin heyecanını yaşayın. Yeni yıla Berlin'de girmek harikadır, şanslısınız. Merhaba Alper abi, Berlin'de 5 gün geçireceğiz, Potsdam'a da 1 günlük gitmeli miyiz sizce? Yazılarınızı severek okuyorum, çok teşekkürler. Merhaba Deniz. Blog yazılarıma ilginize teşekkürler. Berlin kent merkezi 5 günü fazlasıyla dolduracak kadar büyük ve zengin. Bence ya Potsdam'a gitmeden Berlin'i rahatça gezin, ya da özellikle istiyorsanız 1 gece kalmadan günübirlik gidip Sanssouci Parkı ve Alter Markt'ı görüp merkeze geri dönün. Berlin merkez tren istasyonundan S7 treniyle 40 dakikada gidebilirsiniz veya Alexanderplatz istasyonundan RE1 treniyle de olur. Yalnız Potsdam Hbf istasyonunda değil de sonraki Charlottenhof istasyonunda inerseniz gezilecek yerler daha yakın olur. Merhaba Alper bey 2 günlüğüne Berlin'e gitmek istiyorum ama ne Almancam ne de İngilizcem var. Daha önce Avrupa'da bazı şehirlerde bulundum ama hep yanımda orda yaşayan birileri vardı. Size sorum tek başına gezebilir miyim? Bir de nerede kalırsam en azından simge yapıları yürüyerek dolaşabilirim? Bir de şunu sorayım günlük kart bütün ulaşım araçlarında geçiyor mu? Son olarak tavsiye edeceğiniz bölgeye Schönefeld havalimanından nasıl giderim, teşekkür ederim. Merhaba Yılmaz Bey. Hiç Almanca veya İngilizce bilmeden çok zor. Bence adres sorma, kendinizi tanıtma, yemek, otel, ulaşımla ilgili 40-50 tane Almanca sözcük ezberledikten sonra gidin. Ayrıca her taraf Türk olacak, bu bir avantaj sizin için. Berlin'de gezilecek yerler için en iyi konaklama bölgesi veya semti Mitte. Friedrichshain-Kreuzberg bölgesi de çok merkezi. Yakın olmanız gereken yerler Berliner Dom, ESMT, Alexanderplatz, Belediye, Neues Museum, Bebelplatz, Pergamonmuseum, DDR Museum gibi gezilecek görülecek yerler ve bunların civarındaki yakın bölgeler. Berlin günlük ulaşım kartı tüm ulaşım araçlarında geçerli. Schönefeld Havalimanı'ndan Berlin kent merkezi Alexanderplatz'a S9, RB 14 veya RE 7 treniyle gidebilirsiniz. Merhaba. Evet Berlin Bergama Müzesi'ne de giriş hakkı var. Biletin üzerindeki son kullanma tarihine bakın, geçmemişse veya yoksa denemeye değer."} {"url": "https://celebialper.com/beyaz-rusya-gezisi-belarus/", "text": "Beyaz Rusya için Belarus da deniyor ama Türkçe ve resmi adı Beyaz Rusya. Eski Sovyet cumhuriyetlerinden biri olan Doğu Avrupa ülkesi Beyaz Rusya denize kıyısı olmayan, turizm sektörünün pek gelişmediği bir ülke. Ancak kırsalın yemyeşil ormanları ve ahşap köy evleriyle, tertemiz başkent Minsk'in Sovyet mimarisiyle, Brest'in rengarenk ahşap evleriyle, Vitebsk'in Slav müzik festivaliyle, uygun fiyatlarıyla, Beyaz Rusya gidilmeye değer ve güzel bir ülke. Bu yazımda Beyaz Rusya gezisi yapmak isteyenler için rehber niteliğinde bilgi ve önerilerim, harita, hava durumu, Belarus turu için şehirler ve gezilecek yerler hakkında bilgi var. Eskiden Kiev Dükalığı'nın bir parçası olan Beyaz Rusya daha sonra 18. yüzyıldaki ayrılmaya dek Lehistan-Litvanya Birliği içerisinde kaldı. Yüz yıldan fazla süren Rus hakimiyetinin ardından Sovyetler Birliği'ne katıldı ve 1991'de ayrıldı. Eski Sovyet Cumhuriyetleri içerisinde Rusya ile en yakın politik ve ekonomik ilişkiler sürdüren ülke Belarus. Sovyetler Birliği döneminde üç Baltık devleti hariç en gelişmiş cumhuriyet olan Belarus, bugün Avrupa'nın en yoksul ülkelerinden biri. Ülke kısa süre önce para biriminden 4 sıfır attı. Beyaz Rusya para birimi Yeni Belarus Rublesi olup 1 Türk Lirası 0,35 Belarus Rublesi ediyor; yani 1 ruble 2,8 lira. 1 Avroya 2,7 Belarus Rublesi alabilirsiniz. Ülkede fiyatlar genel olarak Türkiye'den ucuz. Beyaz Rusya'nın yüzölçümü 207.6km ve nüfusu 12 milyona yakın. Resmi dilleri Beyaz Rusça ve Rusça. Doğal kaynaklar açısından oldukça kısıtlı olan Beyaz Rusya'da, hafif ve ağır makine sanayi, tarım, hayvancılık, bilim ve kültür oldukça gelişmiş. Optik, motor, otomobil, traktör alanlarında da iyi bir düzeyde. Seyahat açısından baktığımızda ülkenin Rusya ve bazı eski Sovyet cumhuriyetlerinden önemli bir farkı var; Beyaz Rusya güvenli bir ülke. Genel olarak suç oranı çok düşük. Turistlere yönelik saldırı veya soygun gibi olaylar sıfıra yakın. Devletin önceliklerinden birisi güvenlik. Resmi polisten daha fazla sivil polis olduğu ve her mekana yayıldıkları söyleniyor. Ayrıca halkı yabancılara karşı ayrımcılık yapmıyor ve iyi davranıyor. Ülkedeki turistik yerler cazip. THY'nın İstanbul'dan Minsk'e haftada dört gün uçuşları var ve fiyatları 1.000TL civarında. Beyaz Rusya Havayolu Belavia İstanbul'dan Minsk'e haftada üç gün uçuş yapıyor ve fiyatları 350 dolar civarında. İstanbul-Minsk uçuş süresi 2 saat 20 dakika. Yaz mevsiminde Minsk ile Antalya, İzmir, Bodrum arasında tarifesiz seferler yapılıyor. Zamanınız varsa ve ucuza gitmek isterseniz Moskova aktarmalı Aeroflot uçuşlarını veya UIA biletlerini 200-250 avro civarında bulabilirsiniz, ancak uçuş süreniz 9 ila 14 saate uzar. Ben Minsk'e oldukça uygun bir fiyata tek yön bilet aldım ve serbestçe gezdikten sonra ülkeden trenle ayrıldım. Güncelleme: 2 Haziran 2014 itibariyle Beyaz Rusya için vize kalkmıştır. Beyaz Rusya seyahati hakkında bilgi için gerekirse Ankara'daki büyük elçiliğe veya İstanbul'daki fahri konsolosluğa başvurabilirsiniz. Beyaz Rusya İstanbul Fahri Konsolosluğu adresi: Tarlabaşı Bulvarı, Güzel İzmir Apt, 20/8. Tel: 0 212 237 19 07. Beyaz Rusya bize göre bir kuzey ülkesi. Avrupa kıtasının ortasında yer alıyor. Beyaz Rusya'ya komşu ülkeler; doğuda Rusya, batıda Polonya, kuzeyde Litvanya ve Letonya, güneyde ise Ukrayna. Beyaz Rusya karasal iklime sahip ve güney batısından kuzey doğusuna doğru gittikçe soğuyor. Ocak ayında ortalama sıcaklık -6 derece olup, -15 dereceye kadar düşebiliyor ve yılın 5-6 ayı don oluyor. Sonbahar soğuk, ilkbahar serince. En iyisi yazın gitmek, en sıcak ay Temmuz'da ortalama sıcaklıklar 20-25 derece, gezmek için ideal. Ben Beyaz Rusya'ya Temmuz'da gittim ve rahat ettim. Gündüz uzun şort ve kısa kollu, gece pantolon ve ince bir uzun kollu ideal. Yağış için bir yağmurluk iyi olur. En yağmurlu aylar Haziran ve Ağustos. Beyaz Rusya hava durumu, ne zaman gidilir sorusuna en iyi yanıt olarak yaz veya ilkbahar Mevsimlerini sunuyor. İşte başlıca Beyaz Rusya şehirleri ve buralardaki gezilecek, görülecek yerler. Beyaz Rusya'da gezilecek yerler hakkında pratik bilgiler. Polonya sınırına yakın ve Beyaz Rusya'nın altı bölgesinden birinin başkenti olan Brest'te gezilecek yerler arasında tarihi yaya sokakları, renkli ahşap evleri, II. Dünya Savaşı Anıtı, Brest Kalesi ve Müzesi, Nikalaivsky Kilisesi, Bereste Arkeoloji Müzesi, Çalınmış Sanat Eserleri Müzesi, Demiryolu Teknolojisi Müzesi, St Nikolaiv Kilisesi, Lenin Heykeli, Polonya Katolik Kilises, St Simeon Katedrali, Brest Tarihi Müzesi, Naberezhnaya ve Brest Kent Parkı var. Brest'te Puschkin Devlet Üniversitesi ve Devlet Teknik Üniversitesi bulunuyor. Minsk'ten Brest'e her gün yirmiye yakın tren var. Ülkenin ikinci büyük kenti Gomel'deki gezilecek yerler arasında ilginç bir askeri müze var. P. O. Sukhoy Homiel Devlet Teknik Üniversitesi ve Homiel Devlet Tıp Üniversitesi, tüm dünyadan birçok ülkeden öğrenci çekiyor. Rusça ve İngilizce eğitim veren Gomel'deki bu üniversitelerde ünlü bilim insanları ders veriyor. Başkent Minsk'ten Gomel'e her gün çok sayıda tren kalkıyor ve ortalama beş saat sürüyor. Grodno'nun gezilecek yerlerinin en önemlileri Ortaçağ'dan kalma Eski Kale, on dokuzuncu yüzyıldan kalma Yeni Kale ve Barok tarzda St Francis Xavier Katedrali. Günümüzde Grodno önemli bir sanayi merkezi. Özellikle kimyasal gübre, sentetik elyaf ve çeşitli tüketim maddeleri üretilen kentte tıp ve tarım fakülteleri ile öğretmen enstitüleri var. Minsk Merkez Tren İstasyonu'ndan Grodno'ya farklı tipte trenler var, 5:30 ila 7:00 saat arasında sürüyor ve bilet fiyatları uygun. Tren istasyonunun yakınındaki otobüs terminalinden sabah erken saatlerden itibaren ortalama yarım saatte bir Grodno'ya otobüs kalkıyor ve 5:30 saat sürüyor. Minibüsler 4 saatte gidiyor ama daha pahalı. Kültürel ve endüstriyel bir merkez olan Vitebsk'e ben Slav Müzik Festivali için gittim. Bu festivale Slav dilleri konuşulan bütün ülkelerden gelenler oluyor. Vitebsk'deki gezilecek yerler arasında Yakub Kolas Ulusal Akademik Drama Tiyatrosu, Ratusha Kent Sarayı ve Saat Kulesi, St Barbara Katolik Kilisesi, Aleksandr Nevsky Kilisesi, Dvina Nehri, Marc Chagall Müzesi ve Vitebsk Bölge Müzesi var. Minsk'ten Vitebsk'e tren 4:30 saat sürüyor. Otobüs ve minibüsler de çalışıyor. Vitebsk gezi yazım burada: Vitebsk Gezisi ve Festival. Ülkenin doğusundaki Mogilev'in görülecek yerleri arasında Belediye Sarayı, Barok tarzda St. Stanislav Katedrali, Neo Rönesans Tiyatro var. Minsk'ten Mogilev'e otobüs 3 saat sürüyor. Başkentten Mogilev'e günde iki tren var; trenler biraz daha uzun sürüyor ama daha ucuz. Öğleden sonra üçte kalkan tren 4:30 saat, akşam üzeri yedide kalkan ise 3:45 saat sürüyor. Yemyeşil ülke Beyaz Rusya'daki köyleri görünce olumlu yönde şaşırdım. Büyük ahşap evler, bahçeleri, ahşap çitleri pek güzel. Fırsatını bulursanız bir köye gidin. Beyaz Rusya mutfağı kültüründe krema ve mantarla beraber çömlekte pişirilen domuz güveç, turna balığı çorbası, kızarmış jambonlu patates köftesini geleneksel yemekler arasında sayabiliriz. Ülkedeki en önemli bitkisel ürün patatesten bin çeşitten fazla yemek yapılıyor. Kızarmış, kaynamış, güveç ve püre patates hem ana yemek hem de garnitür olarak kullanılıyor. Beyaz Rusya mutfağında pancar, arpa, mantar, böğürtlen ailesinden yemişler, et, tavuk, beyaz peynir krema, çavdar ekmeği ve turşu da yaygın kullanılıyor. Beyaz Rusya yemekleri bol yağlı ve soslu. Kvas Çavdar ekmeğinin mayalanmasıyla yapılan alkolsüz malt içeceği. Tüm eski Sovyet ülkelerinin kültüründe önemli bir yere sahip, eski bir içecektir, Ukrayna ve Rusya için de gelenekseldir. Hem şişelenmiş, hem de sokaklarda varilden açık olarak bardağa konarak satılır. Fyodor Dostoyevski'nin Karamazov Kardeşler romanında, Anton Çehov'un Vişne Bahçesi oyununda, Leo Tolstoy'un birçok eserinde kvas geçer; örneğin Savaş ve Barış'ta Türklerle yapılan barış için şükran ayininden sonra kalabalık katedralden çıktığında Kvas, zencefilli ekmek ve haşhaş tohumu tatlısı satan işportacılar kalabalığa doğru üşüşür. Minsk'ta barlar ve gece hayatı: Coyote Bar, Mojito Bar, Bar 13, Blackhall Bar, TNT Rock Club, Gosti Bar, Next Club, Madison, Dozari, The Loft, Overtime, NLO, The Black Door, Africa. Brest'te barlar: La Suite, Discotheque les Tritons, Red Dragon. Vitebsk'te barlar: Energy Club, Vegas Nightclub, Zebra, Beatles Club, Mustang. Gomel'de barlar: Plaz Club, Club Nemo, Krasnaya Zhara. Grodno'da barlar: Stop Line, Flint, Metro, Kazanova, Elis, Epolet. Mogilev'de barlar: Club Raduga, Liga, Joker, Metro, Rodina. Bu yazım Beyaz Rusya gezisi isteyenler için bir rehber oldu. Kendi maceralarımı ve izlenimlerimi ülkeden diğer yazılarımda görebilirsiniz. .. gayet guzel.. hiç laf kalabalığı yok.. son derece yaralı.. ve yeterli.. teşekkur ederiz.. Ben de ilginize teşekkür ederim Engin Bey. Merhaba. Beyaz Rusya'da pastacılık sektörü ve piyasası üzerine bilgim yok, ama okurlarımdan orada yaşamakta olanlar belki yanıtlayabilirler. çok teşekkürler emeğinize sağlık.. gezmeyi seven biri olarak böyle rehber yazılar gerçekten çok faydalı oluyor. Hakan Bey \"iyi derecede Rusça bilmiyorum\" derken orta derecede bildiğinizi kast ediyorsanız bu iyi. Ben hiç bilmeden gezdim, İngilizce konuştum. Ne bakımdan yardım edebilirim, bahsederseniz elimden geldiğince bilgilendiririm. Beyaz Rusya güvenli. Rusya'da biraz dikkat gerekir. Ukrayna'nın doğusu ve güneyi biraz riskli. selamlar. minsk e 2010 da gitmiştim. mükemmel ortamı var. vize kalkıyor malumunuz. ucuz bileti bulup uçucam güzellere. yorumunuz çok sade ve net teşekkürler. buraya alternatif eğlenceli şehir neresi olabilir sizce. bakirlik anlamında.. Vitebsk'i öneririm İsa Bey. Yazısı blogumda var. Zaman bulup yazarsanız çok sevinirim, olmadı canınız sağolsun. Blogunuzu görmek bana yetti. Minsk'e uçakla gidip Bobryjskaya Caddesi 12 numaradaki Merkezi Otobüs Terminali'nden sabah altıdan akşam sekiz buçuğa kadar Grodno'ya her 30-40 dakikada bir otobüs var. Otobüsle 5:40 saatte, özel minibüsle 3:45 saatte gidebilirsiniz. Minibüs yaklaşık 17 dolara denk geliyor, otobüs biraz daha ucuz. Trenlerin ise en hızlısı 5:30, en yavaşı 9:00 saat sürer, ve otobüs-minibüsten oldukça ucuza gelir. Ben otelde değil evde kaldım. Yazımda gördüğünüz binada 30 dolara mütevazi ama yeri mükemmel bir daire kiraladım. Arkadaşım ayarladı, o yüzden iletişim bilgisi yok ama Minsk rent apartment diye aratırsanız seçenek çok. İyi yolculuklar. Uzun suredir Belarus'a gitmek istiyorum fakat malum THY fiyatlari yuzunden bu cok zor. Vize olmamasina ragmen boyle bi fiyat durumu zaten sifira indiriyor tatil ve gezi sansimi. Bu yuzden size sorum su olacak ; sizcede Pegasus ile Ukrayna-Lviv Airport'a veya Moskova'ya gitsem ve oradan da Belarus'a trenle gitsem daha ucuz ve mantikli olmaz mi yoksa yazinizda ki charter gibi ucuz yollar daha da mi mantikli olur? Bir turlu isin icinden cikamadim 🙁 Lutfen yardim edin. Ben kapali bi bayanim ve cok eskiden beri gezmek istedigim bi yer. Acaba bas ortusu konusunda problem yasar miyim. Bu konuda özellikle bilgim yok ama sorun yaşayacağınızı hiç sanmıyorum Beyza hanım, bunun için bir neden yok. Güzel ve güvenli bir ülke, bence harekete geçin. Rus kültürü zengin, tarihi köklü. Kırım çok güzel, daha en az 5-6 yazı yazmam gerek oradan. Belarus üniversitelerini araştırmadım. Alper bey tekrar merhaba, suan da en uygun bileti su seveneklerle buldum. Izmir'den, Istanbul aktarmali Moskova'ya Pegasus ile ucacagim 590 ve ardindan Moskova'dan da Minsk'e 30$'a Rus Havayollari ile ucmak. Harici charter vs kesinlikle bulamiyorum, hele hele Izmir veya Bodrum'dan. Zaten son ucak olaylari vs ardindan herhangi bir Rus veya Slav hava yollari ile ucmam ve Ukrayna'ya felan transfer icin gitmem. Arkadasim gecen hafta 30$'a bilet bulup geldi. Fakat 90$ Corba parasi vermedigi icin ucagini kaciriyordu. Belarus'a gitmek için İzmir-İstanbul-Moskova-Minsk uçuşları uzun sürer ama fiyat için değer tabii. Hiç şişe açtırmadım ve locada oturmadım, bilmiyorum. Ancak Beyaz Rusya'da gece hayatı ve içki fiyatları bizden ucuzdur, o kesin. Alternatif olarak Minsk-Brest trenle geçip 1 gece konaklama, ertesi gün Brest'ten Lviv'e otobus düşünüyorum. Brestten Lviv'e otobus var mı? Saat ve ücret bilgisini alabilirsem müteşekkür olurum. Minsk Lviv arasında direkt otobüs yok diye biliyorum. Bence gece treni daha iyidir. Brest Lviv arasında otobüs var. Sabah Brest kalkış saati 08:45, Lviv varış saati 17:30. Lviv otobüsünün fiyatı 20 dolara yakın bir şeydi, değiştiyse de çok farklı olamaz. Her yer gibi Minsk ve Brest gece kulüpleri ve barları da hafta içi sakince olur. Belarus Türklerden vize istemiyor, herhangi bir belgeye ihtiyacınız yok. Merhaba. Evet Belarus Türk vatandaşlarından vize istemiyor, pasaport yeterli. Yanınızda dönüş biletiniz ve kalacağınız yerin adresi olsun. Mrb Alper bey sizden bir ricam olacak ben Belarusus Minsk gidecem kız arkadaşım var orada 15 gün kalacam ne yapmam gerek havaalanında sorun olur mu ne yapmam gerek sizden rica etsem bilgi almak istiyorum. Merhaba. Bir sorun yaşayacağınızı sanmıyorum. Halavimanında beyaz Rusya zorunlu sağlık sigortası yaptırmanız gerekiyor, zaten hemen herkes yaptıracak, kolay. Bu gezi yazımın tamamını ve altındaki yorumları okursanız epey yararlı bilgi var. Kiev'den direkt geçebilirsin pasaport kontrolü var. Minsk'e geldim bir de Rusya'ya geçeyim demeyin bu sefer Rusya'da kaçak durumda kalırsınız. İsmi yeşil rusya olsa daha çok uyardı. Çok beğendiğim bir ülke umarım gidebilirim. Beyaz Rusya şehirleri, hava durumu, yemekleri ve gezilecek yerleri hakkında bilgi için teşekkürler. Güvenli ve ucuz olması çok iyi. Belarus hakkında bilgi için teşekkürler. Beyaz Rusya'nın gezilecek yerleri ve yemekleri güzelmiş. Ben de hiç Rusça bilmeden gezdim. Orta yaş üzerinde İngilizce bilen çok azdır, sürücüler de bilmez ama gençlerin çoğu konuşabiliyor, sorun olmaz. Bir yerde anlaşamadığınızda çevrede çevirecek birileri olur. İyi yolculuklar. Belarus ucuz mu? Arkadaşlar 2 kere bulundum, biri dil eğitimi, bir diğeri ise arkadaş ziyareti. Yanlış bilgiler var.. Belarus ulaşım direk çok pahalı.. THY ve Belavia gidiş geliş 1000 lira. Vize kalktı ama sigorta ve registre zorunluluğu var, ekstra masraf. Minsk'te günlük daireler 30-200 dolar, aylık daireler 300-2000 dolar arasında. Sebebi? ülke casino, disco ülkesi, kumar için zenginler gidiyor, Avrupalı, Rus, Arap, Türk zengin iş adamları. Ulaşım, ev kiraları vs pahalı. Yeme içme de hiç ucuz değil, ben Moldova ve Ukrayna'da bulundum.. Minsk'te hafta sonu discolar 15-20-25 dolar gider.. Ukrayna'da 5 dolara discoya girdiğimi bilirim. Yazıdaki bilgiler günceldir. Tercihleri farklı kişiler aynı ülkede aynı süreyi çok farklı maliyetlerle yaşayabilirler. Bazı arkadaşlar Rusya ve Ukrayna üzerinden geçiş sormuş, biliyorum o konuyu. Rusya havalimanı aktarmalı gitmekte skıntı yok, Aerflot var, ama Rusya'ya uçak ile gidip kara veya tren ile geçerseniz, pasaporta işlem yapılmazsa kaçak duruma düşerseniz o zaman sıkıntı yaratır.. Moskova'dan Minsk tek yön tren, otobüs 50-70 dolar arasında. Ukrayna Lviv'den, Minsk'e otobüs yok, tren var, ama çok uzun sürüyor, eski Sovyet trenleri, dayanabilirseniz tamam. Önce lviv'e uçacaksınız, oradan tren garına geçeceksiniz taksi ile. Tren Lviv Minsk tek yön 4 kişilik yataklı 50-60 dolar, 2 kişilik 90-100 dolar.. ( 15-16 saat sürüyor) eski tren, hızlı tren falan değil. Trende Ukrayna'dan geçerken işlem yaparlar, kaçak durumu olmaz Rusya gibi. Bir de sigorta var, onu yaptırmadan inemiyorsunuz. Belarus'ta sağlık sigortası ve registre şart. Sigorta günlük 2 euro, kaç gün kalacaksınız ödüyorsunuz sigortacıya, sağlık sigortası alıyorsunuz. Registre oraya gittiğinizde otelde kalacaksanız, otel yapıyor, evde kalacaksınız ev sahibi ile ovire gidip, ücret ödeyip registre yaptırıyorsunuz. Sigorta Minsk Havalimanında yapılıyor. Her iki parayı da Belarus'ta rubleye çevirebilirsiniz. Rica ederim Alper hocam. Sadece güncel bilgileri geçmek istedim. Belarus'ta 30 gün vizesiz kalabilirsiniz, 1 yılda 90 günü aşmamak kaydı ile, tek seferde 30 gün. 30. günden sonra çıkış yapmak zorundasınız. Öğrenci, ticari, misafir amaçlı gidecekler uygun vizeyi yaptırmak zorunda. Vizesiz sadece turistik geziler için. Pahalı konusunu size hitaben yazmadım, yorumlarda çelişkiler var bazı arkadaşların.. Belarus eski SSCB ülkeleri arasında en pahalı ulaşıma sahip, çünkü tek havalimanları var uluslararası, o da Minsk'te, ve Belarus devleti Minsk'e inen uçaklardan yüksek vergiler alıyor, o yüzden çok pahalı biletler. 2. pahalı konuda barınma, otel ve ev kiraları, başkent Minsk'te aşırı pahalı, sebebi kumar ve disco bolluğu, 2011 seçimlerini kazanan Lukaşenko, çıkardığı kapsamlı yasa ile Rusya'nın kapanan casinoları Minsk'e taşındı, o yüzden otel, ev kiraları piyasası yüksek, tabi karşılaştırmayı diğer SSCB ülkelerine göre yapıyorum. Tavsiye edebileceğim, Polonya sınırında Brest şehri, Ukrayna sınırında Gomel şehiri var gezilebilir, zaten 6 büyük Oblast var.. Ama Belarus'ta her şeyin en iyisi Minsk'tedir, çünkü başkenttir, eğer gezmek, eğlenmek gibi amacınız varsa, diğer şehirler sıkıcı gelebilir, küçüktür ortalama 400-500 bin nüfusludur.. Bilgiler için çok teşekkürler. Hala eski Sovyet ülkelerinde \"100 dolara 1 ay yaşanırmış\" diye düşünenler kaldıysa öğrenmiş olurlar. Doğu Avrupa hala Batı Avrupa'dan ucuz olsa da fiyatlar artıyor tabii. Gidipte tecrübe sahibi olmuş arkadaşlar görüşlerini paylaşmaya devam etsinler lütfen. Gerçekten faydalı oluyor. Teşekkürler. Arkadaşlar gene yanlış bilgi vermeyelim Belarus'a uçakla da trenle de neyle giderseniz gidin kaçak duruma düşersiniz, nedeni Belarus ve Rusya'nın yaptığı ikili anlaşmalar gereği vatandaşları kimlikle girebiliyor, yani bizim Kıbrıs'la olan durum gibi, ama yabancılar bu haktan yararlanamaz. Rusya'dan direkt geçerseniz kaçak duruma düşersiniz, bu da demek olur ki ya sınırdışı pasaporta işlenmesi, şansınız varsa para cezası. Ben bilmiyordum falan diyemezsiniz Belarus kanunlarına göre onun için dikkatli olun. Ucuzluk falan Belarus ekonomisi iyi değil, devalüasyon falan enflasyon var, bizim 90 yıllarda yaşadığımızı onlar şimdi yaşıyorlar. 100 $ öyle bir hafta 1 ay kalayım hayallerine dalmayın, barınma pahalı, gıda pahalı, dışarıda yemek restaurant olayı da pahalı, ucuzluk geçmişteydi, üstüne bir de casino olayı fiyatları otomatikman yukarı çekti ayrıca Belarus'u Rusya ve Ukrayna ile kıyaslayıp amaç Belaruslu kızlara takılalım diyenler avucunu yalar. Eğer bu amaçla gidecekseniz tekrar düşünün ya da ancak next veya bazı cluplerde içki ısmarlayıcısı olursunuz. Böyle bir amacınız varsa Odesa'ya gidin baharda. Odesa bu konuda sizin için daha avantajlı olur. Minsk kendine has havası var amacınız gerçekten sakin dingin stressiz bir yerde bir kaç gün kafa dinlemekse biçilmiş kaftan. Faruk hocam.. Rusya üzerinden aktarmalı havayolu ile giderseniz sıkıntı yok.. Aeroflot var, Türkiye'den önce Moskova, sonra Minsk.. daha ucuz oluyor thy ve Belavia göre.. Tecrübe ile sabit!! Karayolu ve Tren yolu olayına katılıyorum, Rusya ve belarus kanunlarında kontrol yok, aynı biz ve KKTC gibi.. Gideyim ucuza gireyim Belarus'a derseniz, Moskova'ya uçup oradan Belarus'a kara yolu veya trenle gitmeyi düşünüyorsanız, pasaport işlem yapılmadı mı, hapı yuttunuz, kaçak durumuna düşersiniz, her girişin bir çıkışı var. 🙂 Çıkışta mahkemeye çıkarırlar hemen, ya büyük para cezası, yada deport olur 2-3 sene!! işte bu şekilde ucuz olur direkt gitmeye göre çokta değil tabi.. ama hem uçak+bekleme+tren yolculuk 1 gün gidiş,1 gün geliş.. toplamda 2 gününüz yollarda geçer. Lviv uçak bilet + taksi ile tren garı +tren bileti işte hesabı yapın direkt gitmekten eh biraz daha ucuz, ama baya yorucu yolculuk, ayrıca yemesi içmesi ekstra masraf da var, trende aç aç gidemezsiniz ya 🙂 Tren eskidir, Sovyet treni, wc leş, genelde Ukraynalı, Belaruslular olur, yabancılar azdır.. Benim bildiklerim bu. Sıkıntıya giremem diyen, alırım biletimi 2 saat sonra Minsk'te olayım diyenler, Belarus hava yolları, Belavia'dan veya kendi havayolumuz THY direkt bilete ulaşabilir. Admin arkadaş kadar gezmesem de, baya bir ülke görmüşlüğüm var.. Belarus eskisi gibi değil. 2011 yılından sonra inanılmaz pahalandı, ülke içi yaşam, ev kiraları, oteller. Bildiğiniz kumar ülkesi, evet ortada para dönüyor, kara parada çok kumara gelen para, sürekli fiyatlar ülke içinde artıyor, bu yüzden bir sürü Belarus vatandaşı ülkesini terk edip Rusya veya batı Avrupa'ya gitme peşinde. Ne 100 doları arkadaşlar 1 hafta falan makara mı? Minskte günlük eli yüzü düzgün evler 50 dolar. Mc donalds menüler 5-10 dolar arasında, restoranlar daha da pahalı girmeyeyim o konuya, discolar hafta içi giriş 7-15 dolar, hafa sonu 10-25 dolar, içeride içkiler ayrı ödersiniz. Bize göre ucuz olan sigara, alkol, benzin. Diğer tüm şeyler Türkiye'ye göre pahalıdır!! Metinden vize gerekmediği anlaşılıyor, endişeye gerek yok. Ben de cevaplayayım.. Benim bir arkadaşım da bulmuştu, Almanya üzerinden ucuz bilet Minsk'e, ama transit vize istiyor Almanya. Maalesef arkadaşım da vize almak zorunda kalmıştı. 2013 yılında yaşandı bu olay. Yine de siz vize almadan gitmeyin, yani kısaca mail falan sallayın, direk elçiliği arayın sorun, aksi takdirde başınız ağrıyabilir.. Ayrica direkt Belarusa gitmek pahalı geliyorsa, Rusya ve Ukrayna tren, otobüs, yorucu uzun geliyorsa alternatif var. Moskova aktarmalı biletler var, daha ucuza geliyor direkt gitmekten, bekleme süreleri uygun girip skyscanner bakabilirsiniz, 700-800 tl arası Istanbul-Moskova-Minsk gidiş dönüş. Firma ismi Aeroflot! Aslında tren yolculuğu yapmayı isterim. Dışarıyı görmek ve otobüsten daha rahat olacağı için. Ama hiç Rusça bilmiyorum. Sadece İngilizcem var. Ayrıca hiç tanımadığım bir ülke ve kültür topluluğunda, üstelik de dillerini hiç bilmezken otobüs veya tren biraz tedirgin ediyor beni. O yüzden uçak daha cazip şu aşamada. Skyscanner'ı ben de kullanıyorum, güzel bir servis doğrusu. Fiyatlara baktım, Aeroflot Lufthansa'dan sonra ikinci en iyi teklifi yapıyor. Bunları THY izliyor Belavia ile birlikte. Dediğiniz gibi Aeroflot uçuşlarını detaylı bir şekilde incelemekte fayda var galiba. Almanlar'a vize için yalvarmanın ve para ödemenin bir anlamı yok. Gerçi 1999 yazında Frankfurt aktarmalı bir Toronto seyahatim olmuştu ve Frankfurt'ta transit vize sorulmamıştı. O zaman da Lufthansa ile uçmuştum. Sadece Frankfurt'a indiğimde transfer yapacağım uçağa binmeden hemen önce görevliler diğer yolculara yaptıklarını hatırlamadığım şekilde benim pasaportumu alıp, bilgisayarda sorgulamış ve bana dikkatli bir şekilde bakmışlardı, ya da ben öyle hissetmiştim, bilemiyorum. Her neyse, her ikinize de cevaplarınız için teşekkür ediyorum. Beyaz Rusya ve uçaklar hakkında değerli bilgileriniz için teşekkür ederim. Cem çelik hocam, tren ile Lviv'den geçebilirsiniz Minske.. eğer ucuz ulaşım istiyorsanız, ama çok yorucu yolculuktur, ben kendim seyahat yaptim minskte dil eğitimi alırken ukrayna vizeleri kaldırmıştı, gitmiştik gezmeye lvive. Ama yazın ve arkadaşımla ukrayna asıllı oda minskte okuyordu, ben detaylı anlatayım ozaman. Türkiyeden önce uçak ile lvive gitmeniz lazım.. thy ve pegasus var.. siz pegasus tercih edeceksiniz, thy zaten tercih edecekseniz, direkt thy minsk bileti alırsınız. Pegasusta biletler 1-2 ay sonraya almak uygun, gün yaklaştikça biletler pahalaniyor. neyse kış sezonunda geceye geçiyor pegasus, gece 2 gibi lvivde olacak yanlış bilmiyorsam. Tren 19.30 civarı lvive geliyor günde tek sefer, 17 saat beklemek zorundasınız treni, yani gidip ev kiralayacaksınız bir gün veya pansiyon, motel felan dinlenmeniz lazım. Gelelim trene, 19.30 lvive geliyor tren.. sabah 10.30 minskte olur..15-16 saat civarı sürüyor yolculuk, eski tren sscb den kalanlar, uzun yolculuk, ayrica trende yine yeme içme masraf yapacaksınız, yollarda baya zaman kaybedersiniz.. diğer olayda, ukrayna-rusya problemi var.. sınırları çok sıkı kontrol, indirip tüm valizleri arayıp açma hakları var, biz giderken yapmadılar ama, şuan karışık ukrayna sınırları, malezya uçaği düşürüldü, onlar da sınırlarda güvenliği sıkı tutuyor ülkeye trenle, kara yolu ile sızmalar olmasın diye, onları da anlamak lazım iç savaş yaşıyorlar. Amacım iyice bilgilendirmek yönlendirmek değil, işte hesabınız yapin, liveve uçak bileti, ordan gelceksiniz merkeze taksi ile, sonra tren bileti alacaksınız, eğer uçak gece lvivde olacaksa, 1 günde lvivde konaklamanız lazım, çünkü minske giden tren akşam 19.30 oluyor ve tek sefer, başka yok. Kısaca, siz uçakla lvive, orda eğer gece olacaksınız, 17 saat bekleme, sonra 15 saat tren yolculugu bunları göze katın, trende mesafa uzun oldugundan ucuz değil, 4 kişilik yerde, sizden başka 3 kişi daha oluyor, kişi başı 50-60 dolar tek yön, eğer iki kişi bilet alırsanız daha rahat gitmek için tek kişi 90-100 dolar.. birde bunun dönüşü var, hesabı size kalmış.. Ayrica rusça bilmekte lazım tabi derdinizi anlatmanız için. Yazıyı okuyan, yeşil pasaportu olan arkadaşlara tavsiyem, litvanyaya ucuz bilet bulurlarsa, vilnius başkent, vilniuse gidip, ordan minske otobüsle daha ucuz ve mesafe kısa 3-4 saate minske geçersiniz, ama litvanya ab ülkesi oldugundan normal pasaporta shengen vizesi ister, ama yeşil pasaportu olanlar bu yolu kullanabilir. Rusyaya gidip tren otobüsle geçmek, kaçak durumu sıkıntısı var, rusyaya uçakla geçip rusya üzeri aktarma yine uçakla yukarda belirttim, bundan başka seçenekte yok belarus için. Çok teşekkür ederim Onur. Kafam epey netleşti. Ya THY ya da Aeroflot olacak. THY 830, Aeroflot 720 lira civarında şu aralar. THY 2,5 saat sürerken Aeroflot minimum 7 saat Moskova aktarmalı olduğu için. Çok kişisel bir soru ve belki de saçma ama, ziyaretine gideceğim arkadaşım bayan. Kendisi mütevazi biri ve aklı başında. Ben de bu konularda pek bir cahilim, acaba hediye olarak ne götürülebilir ? Şöyle bizim kültürümüzün, ülkemizin simgelerinden birşeyler... Mesela Türk kahvesi fincanı takımı gibi. Başka neler olabilir ? Tavsiyelere açığım. Teşekkürler. Cem Bey sorunuz hiç de saçma değil. Kendimden örnek vereyim, ben 1 ay süren seyahatlerimde genelde birçok evde kaldığım için ağırlığı az, bize özgü şeyler götürüyorum. Bir şişe rakı oluyor genelde, ağır ve kırılgan olduğu için ilk gittiğim kişiye veriyorum. Kağıt helva, tespih, lokum, baharatlar, süslemeli nazar boncuğu, çerez, seramik nihale götürüyorum. Yanımda çok sayıda paket kahve ve bir tane de bakır cezve taşıyorum. Her evde pişirerek öğretip bir paket hediye ediyorum, cezveyi en son kaldığım evde bırakıyorum. Siz sanırım tek bir kişiye yönelik gidiyorsunuz, bu nedenle hediyeniz pahaca daha değerli ve ağır olabilir. Kahve fincanı takımı şahane bir fikir, ama yanında bakır bir cezve ve birkaç paket kahve ile. Kırık renkli kare camlardan çok güzel mumluklar var, hatta fiyatları yüksek ama abajurları şahane. Zevkle iştirak ederim yazılarınıza. Bir ricam olacak sizden. Umarım yanlış anlaşılmam. Ben, bana sadece ismimle hitap edildiği zaman daha rahat hissediyorum kendimi. Belki benden yaşça çok küçük olanlar ismimin sonuna \"abi\" ilave edebilirler. Bir türlü alışamadım resmi ve mesafeli hitaplara. Videolardan anladığım kadarıyla hemen hemen aynı yaşlarda olabiliriz diye düşünüyorum. Ben 76'lıyım. Sizce de sakıncası yoksa bundan sonra size isminizle hitap etmek isterim. Hoşçakalın. Tabii ki Cem. Beklerim yorumlarını. Hoşçakal. Ben yaklaşık 3 hafta sonra Minsk'e gideceğim Rusça kursu için. Ama bilmediğim çok şey var bu konuda beni biraz aydınlatırsanız memnun olurum. İngilizce konuşuyorum Rusça'da yeteri kadar var anlaşıyorum konuşuyorum. Orda yurtta kalacağım. Minsk Teknoloji Üniversitesi ve hemen yanında yurdu varmış. Burdan giderken neler götürmem lazım orda ne yiyebilirim hiç bir fikrim yok. Sigara ve Alkol alışkanlığım hiç yok. Gece hayatı bana uzak olan birşey. Zaten haftasonları Moskova Sibirya ve Petersburg dan misafirlerim olacak. Pratik yapma açısından bana yardımcı olacaklar. Daha önce Moskova Sibirya ziyaretlerim oldu tecrübe sahibiyim. Bana neler önerebilirsiniz ? Teşekkür ederim şimdiden. HOŞÇAKALIN. Ben Beyaz Rusya'ya sadece gezmeye gittiğim için yerleşmek konusunu pek bilmiyorum. Herhangi bir ülkeye giderken götüreceğiniz kişisel eşyalarla gidin. Yemekler konusunda yukarıdaki yazımda bilgi var. Sıkıntı yaşamazsınız. Buraya yorum yazanlardan Minsk'te yaşamış olanların yardımını ve katkısını rica ediyorum size. Başarılar. Ne yazık ki bunu hiç kimse garanti edemez. Fakat sorun yaşamanız için bir neden yok, çok büyük olasılıkla rahatça gidersiniz. İnternet'ten bir otel rezervasyonu çıktısı alırsanız bu olasılığı daha da artırırsınız. Rica ederim, iyi yolculuklar. Arkadaslar minsk te bir hafta gibi bi süre kaldım. gece hayatı dışında gezilicek cok fazla güzel yerler var. benim en çok dikkatimi çeken 2. savaş müzesi olmuştu. açık hava bir müze ve eski bir tank kullanma ve eski bir paletkıran silahını ateşleme şansı bile elde ettim. ayrıca bir dipnot olarak ekliyeyim gidicek arkadaşlar gece hayatı için üzerilerine kesinlikle formal kıyafetler alsınlar. aksi halde bir çok barın gece klübünün kapısından geri çevirilirsiniz. kesinlikle rahat kıyafetlerle almıyorlar. ayakkabılara çok dikkat ediyorlar haberiniz olsun. Aşırı güvenli bir yer olması gece geç saatlerde tek başınıza yürümenizde kafanız rahat ediyor. ben bütün bir şehri tek başıma dolaştım. gece geç saatlerde kimse size musallat olmuyor. ayrıca slav ırkından olmaları kızların rahat oldugunun anlamına da gelmiyor. ukraynada da bulundum ama minskteki kızlar aşırı güzel ve hiçbiri rahat kızlar değil öyle eğlencelik kızlar bulmak zor. ama imkansız değil. Merhaba. Minsk'te 120-150 liraya pansiyon veya dairede oda, 150 liradan başlayan fiyatlarla daire, 150-200 liraya ucuz otel, 400 liraya 3 yıldızlı otelde konaklamak mümkün. \"Konaklama hariç günlük 30 dolar\" derken ne demek istediğinizi anlamadım. ayrıca ben otel minsk diye bir otelde kaldım tam merkezde. ama bir daha gidersem kesinlikle daire kiralicam. otele para vermek cok yersiz otel 4 yıldızlıydı ancak size kattığı pek bişey yok. daire de daha rahat edersiniz. Alper hocam.. ben anlatayım eğitim alacak arkadaşa.. ben bu konuda bilgi sahibiyim kendimde minsk'de dil eğitimi aldım.. 1. Dil bilip bilmemen önemli değil, oraya gittiğinde kendi yerel dili dışında bişey bilmeyenler de olacak okulda, öğretmenler bunu biliyor ona göre davranıyor, senin İngilizce bilmemen avantaj. Zaten Rusçanı geliştirmeye gidiyorsun. 2. Minsk tekonoloji Üniversitesi duymadım yeni açılmış olabilir.. Ama Belarus teknoloji üniversitesi var Minsk'te, vakzalın orda.. tren garı demek vakzal.. merkezi yerde o okul.. evet yurtlar da oraya yakın.. okulun tam ismini söylerseniz bilgi verebilirim. 3. Burdan giderken ne götüreceksin, kışın gidiyorsun orda hava soğuk kalın elbiseler, mont, bere, bot, eldiven, kalın çorap,. içlik elbise olayını burda hallet.. Bbelarusta tekstil Türkiyeye göre 2-3 kat pahalı.. Onun dışında grip, ağrı kesici ilaç yanına alırsın, bazı ürünler bulamayabilirsin baharat, Türk kahvesi, damak tadına göre kuru gıda alabilirsin. 3. Belarusta öyle Türkiye bol kepçe lokantalar, 5 lira döner felan yok.. zaten Türkiye mantığı olmasın, cadde başı avm, lokanta vs yok.. tabi pizza, suşi, yine arap, türk yerel mekanlar var ama pahalı, mc donalds var öğrenci işi, öyle türkiyede öğrenci işi gideyim 5 lira döner+ayran yok, o konularda ülkemiz cennet.. okul kantininde yemekler çıkıyor ama vasat, domuz da kullanılır etli yemeklerde, eğer tercih etmiyorsan belirtmen lazım. 4. Sigara alkol alışkanlığın olmaması ve discoya gitmezsen tabi ki iyi öğrenci için.. ama yine de Belarus'ta yaş sebze meyve bir sürü ürün Türkiye göre pahalı, Türkiyede 2 liralık bir şey orda 5-6 lira olabilir, o rda kg işi de yok, tane işi alabilirsin 2 domates, 3 patates, normaldir orda.. Yurtlarda ayrıca yemek yapmak için mutfaklar var, burdan alet götürmene gerek yok, git orada tava, tencere alırsın kullanırsın, dönerken verirsin birine afrikalı, çinliler ister.. ya da atarsın.. 5. Misafirlerin gelebilir, ama yurtta yukarıda kalacağını belirtmişsin, öyle sende gelip 3-4 gün kalamazlar.. yurtlara öğrenciler dışardan birini sokma saatleri sabah 9 akşam 11, gece 11 den sonra yabancılar kalamazlar çıkmak zorundalar, ayrıca giren kişiler yurda pasaportunu veya kimlik kartı gibi bir belge sunmak zorunda, dingonun ahırı değil önüne gelen giremez. Senin misafirlerinin Belarus'ta ayrı evleri vardır veya sen onlar için günlük ev veya otel odası kiralayacaksan ayrı, ama öğrenci yurtları için yukarıda bahsettiğim kurallar var. Onur Bey Belarus bilgileri için çok teşekkür ederim. Okumaya gidecek kardeşimize yararlı olacaktır. Alper ve Onur bey gerçekten ilginize hayranım ve teşekkür ediyorum. Belarus Teknoloji Üniversitesi olabilir doğrudur. Rusça'yı yine de konuşuyorum konuşmuyorum desem yalan söylemiş olurum. Yemek konusunda tava vs gibi ihtiyaçlarımı burda karşıladım. Kışlık herşeyimi iğneden ipliğe hazırladım. Kampçı olduğum için sürekli herşeyimi hazır bulunduruyorum. İlaçlarımı doktora yazdırdım vitamin'den antibiyotiğe kadar. Evet sigaram ve alkolüm yok gece hayatı bana uzak olan kavramlar. Arkadaşlarım Moskova Ekaterinburg gibi şehirlerden gelecekler ve ben daire kiralamayı düşünüyorum bazı hafta sonları için.. Benim için iyi olacağını düşündüğünüz başka bilgiler var ise sabırsızlıkla bekliyorum. 3 gün sonra gidiyorum ben. Tekrar çok teşekkür ederim.. Bu heyecan verici Belarus yolculuğunda iyi şanslar ve başarılar dilerim Oğuzhan Bey. Oradan da izlenim ve deneyimlerinizi yazarsanız memnun olurum. Okul, Belarus teknoloji universitesi ise, merkeze çok yakın yüreyerek bile gidersin birçok yere, metro ile tek istasyon tam merkeze gidersin.. okulla-yurtlar arası yürüme mesafesi 5 dk felan. Rusça bilerek gitmen kursa tabiki senin için daha yararlı olacak, bu avantaj. Başka tavsiyem, tl hesbaı açtir bankadan, ailen burdan para yatirinca orda bankamatiklerden belarus rublesi çekebiliyorsun, kesinti oluyor, ama en ucuz para transferi bu şekilde. Başka okuyan arkadaşlarda olacak yazıyı, malesef döviz yükseldi, yurtdışına turist veya öğrenci adamı ilgilendirir döviz kurları, o yüzden paranızı iyi harcayin, şuan 1 dolar = 2,3 TL hesabınızı iyi yapin ona göre gidin derim. Gereksiz maceralara girmeyin, gurbet orası ve zora düştüğünüz aileniz dişinda kimse sahip çıkmaz. Moskova bir nevi yakında minske, ekatarinburg minske baya uzak, seni ziyaret etmek istiyorlarsa tabi ayrı o, daire kiralama yaparsın, minskte daireler pahalı sebebini söylemiştim casino merkezi belarus, kumarın döndüğü yerde pahalı oluyor emlak piyasaı, ona göre ayarlama yaparsın, merkez eşyasına oda sayısına göre fiyatlar değişken minskte. Zamanım var, admin arkadaşında izniyle birşeyler karalayım, hem turist hem öğrenci arkadaşlar için. Diyeceksiniz hep anlattın olumsuz yönleri, evet olumsuz ama gerçekleri anlattım neyse o. Yokmu bu ülkede olumlu şeyleri tabiki var. Belarus, 9 milyon nüfuslu ufak bir ülke, Türkiyeden büyük bir şehirden atmosferinden gidiyorsanız, sessiz sakinlik istiyorsanız belarus birebir bu konuda, kimse kimseye karişmaz, zaten popülasyon olarak azlar. Sakin bir ülke belarus. Belarus, %30 ormanlarla kapli, hava iyiken bol bol gezin, yeşile doyacaksınız, ciğelerinize oksijen dolsun, bina yığını olmayan çok yer var, minskte tavsiye edeceğim, gorki parkı, nemiga nehri, park çelisinkov, insanlar park anlayışı farklı o parklarda 7-70 kadar yaş grublarında insanlar vardır. Ben eski doğu blok ülkelerinin çogunu gezdim, inanın belarus pahalı, ama en kaliteli ülke, sokaklar temizdir, çok önem verirler temizliğie, belarusu yöneten lukaşenko zaten eski bir rektördür, gerçekten ulaşım sistemi olsun, temizlik olsun o konuda diğer eski doğu blok ülkelerinin önünde. Yine doğu blok ülkelerinde olay, kavga, ırkçılar olur belarustada varda ama çok az oran, dünyada olaysız memleket yok, bazılarında az bazılarında çok, belarusta olay, vukuat sayısı azdır, ama yinede olaylar olmuyor anlamına gelmesin, dikkatli hareket etmek lazım, gurbette oldugunuzu unutmayın. Geçen sene dünya buz hokkey şampiyonası yapildi belarusta, ülkede en sevilen spor dallarında biridir buz hokeyi, ordayken gidip buz hokkey maçı izleyebilirsiniz, gerçekten zevkli, buz hokeyi ülkemizden pek bilinmeyen bir spor dalı. Dünyaca ünlü viktoriya azarenka belarus vatandaşıdır, ama kendisi uzun süredir yurt dışında yaşiyor. Demek istediğim popülasyonu az bir ülkeden dünyaca ünlü sporcu çıkarmıştır. Belarus lokasyon olarak çok iyi konumda, rusya, ukrayna, litvanya, polonya, letonya sınır.. Rusya ve ukrayna vizesiz tüm pasaportlara gidip gezebilirsiniz. Yeşil pasaportu olan veya shengen vizesi yaparsanız, litvanya, polonya, letonya sınırda olan ülkeler gidip gezebilirsiniz. Minsk başkent, diğer büyük şehirler ise gomel, brest, vitebsk, mogilev, grodno.. Gezilebilecek şehirler. Futbol olarak, eski dinamo minsk güçlü takımdan eser yok, ama bu siralar en popüler takımları bate borisov, minske bağlı borisov şehri takımı bate.. 2 saat uzaklikta borisov minske, gerçi bu sene bate elendi, genelde avrupada mücadele ediyor, firsatınız olursa çok ucuza şampiyonlar ligi maçı izleyebilirsiniz. Arada türk takımları, belarusun voleybol, basketbol takımları eşleşir gidip destek verirseniz, ülke takımlarımızı yanlız bırakmamış olursunuz. Gelelim gece hayatı olayına, eskisi gibi ucuz değil, ama belarus türkiye göre yine ucuz, clublerde dam olayı yok, giriş bileti alip girebiliyorsunuz, içki fiyatları discosuna, barına göre değişir, eğlence sevilir bu tarz ülkelerde, hiç sıkıntıya, ezilip büzülmeye girmeyin, istediğiniz şekilde eğlenebilirsiniz, edepli bir şekilde, istenmeyen bir durum varsa, hiç israr etmeyen kızlar konusunda, kibarca red ederler, oradan ayrılırsınız, üstemeleye gerek yok. Tek disco, bar kültüründe arkadaşlık kurulmaz, sokakta yüyürken, bankta otururken, parkta, cafede insanlarla tanişabilirsiniz, hiç tanımadıgınız insan gelip size selam verebilir, saygı çerçevesinde muhabet ettikten sonra sıkıntı olmaz.. Ukrayna, rusya, moldovada çok turist ve öğrenci vardır yabancı olarak.. Belarus o şekilde değil, çok katı vize uygulaması var, bizede işte bu sene kaldırdılar vizeyi, ama fazla turist çeken yer değil, casinolar var oraya hep zengin insanlar geliyor, yani bir ukrayna değil, örnek ukraynada şehirlerde birsürü arap, iranlı, afrikalı, kafkas turist, öğrenci doludur, belarus bu şekilde bir ülke değil. Gidip görülmesi gerek bir ülke, tabiki para ve boş zamanıza bağlı olan birşey, bu devirde parasız hiçbirşey olmuyor. Belarus hakkında değerli bilgileriniz için çok teşekkür ederim. Pasaport, uçak biletim ve kalacağım Minsk'teki otelin rezervasyon çıktısı, sigorta dahil hepsi hazır. Bir hafta kalacağım ve turist olduğum için konsolosluk vs.. herhangi bir yere başvurmadım.. bir sorun yaşanması ihtimali var mıdır?.. tşkler.. Bunu kimse garanti edemez ama herhangi bir sorun yaşamanız için neden yok bu durumda, hazırlanmışsınız. İyi yolculuklar. Beyaz Rusça ve Rusça arasında çok az fark var, gramer olarak hemen hemen aynı diller ama telaffuz biraz farklı. Birbirlerini anlarlar. Resmen ayrı ülkeler oldukları için farklı diller olarak adlandırılırlar ama aslında Rusça ile Beyaz Rusça aynı kökenden gelen, çok benzer Slav dilleridir. Teşekkürler, Ukraynaca gibi farklı mı diye merak etmiştim, aslında Ukraynaca da Rusça'ya çok benzer ve çok kişi farklı diller olduğunu bilmez. Rusça, Beyaz Rusça ve Ukraynaca aynı kökeni, benzer diller. Ukraynaca diğer ikisinden biraz daha farklı. Rica ederim. Öncelikle çok teşekkür ederim size gayet aydınlatıcı bilgiler vermişsiniz. Rica ederim Mehmet Bey, Belarus'a gitmek isteyenlere yararlı bilgi olursa ne mutlu bana. Haziran ayında 16 yaşındaki oğlumla 1 haftalık Minsk kültür gezisi yapacağım. Önceki yıl Saint Petersburg gezimiz çok keyifliydi. Minsk kent merkezinde Nyezalyezhnastsi Caddesi ve civarını tavsiye ederim, her yeri yürüyerek gezebilirsiniz. Çok uzun bir caddedir, güneybatısında Lenin heykeli ile kuzeydoğusunda Svisloch Nehri'nin arasında kalmak ideal olur. 2 odalı güzel dairelerin günlük fiyatları 45 avro ile 100 dolar arasında. Ukrayna'nın doğusundaki birkaç kentte ateşkes imzalansa da gerilim sürüyor, ama Kiev'de bu sıra sorun veya tehlike yok. Donetsk ve Lugansk ile çevresinde gerginlik ve yer yer çatışmalar sürüyor. Alper bey, yakın ilginize, çabuk cevabınıza ve önerilerinize çok teşekür ederim. Rica ederim, Minsk güzel ve güvenli bir kenttir, tertemizdir, iyi geziler. Alper Bey merhaba, Haziran sonu ile temmuzun ilk haftası gibi toplamda 1 haftalık eşimle tatil planı yapıyoruz. Aklımızdan geçen rota İstanbul'dan önce Lviv'e oradan da Belarus/Minsk'e geçmeyi düşünüyoruz ancak lviv'den direk tren otobüs v. s varmıdır minsk kentine ben bulamadım internette bir bilginiz var mı. Bu arada Lviv Kiev gibi şehirler şu sıralar güvenli midir acaba ? Tşk ederim. Bildiğim kadarıyla Lviv Minsk arasında 14 saat süren, haftanın çift numaralı günlerinde saat 19:00'da, tek günlerinde ise saat 23:12'de direkt tren var. Kiev treni ise çok var, Kiev'e gidip oradan Belarus trenleriyle Minsk'e de gidilebiliyor. Lviv Minsk arasında direkt otobüs yok, Kiev'den gitmeniz gerekiyor. Lviv Ukrayna'nın en batısında kalan bir şehir, sorun yok. Kiev de güvenli. Ukrayna'da sadece en doğudaki Donetsk ve Luhansk. Buralara gitmezseniz tehlikesiz, güvenli seyahat edebilirsiniz. Bu tartışmalı bir konu. Beyaz Rusların da Ukraynalıların da bir kısmı kendini Rus olarak, bir kısmı da ayrı bir ulus olarak kabul ediyor. Dilleri ve kültürleri birbirlerine çok yakın. Bence de aynı milletler. En \"farklıyız\" diyenlerin bile inkar edemeyecekleri şey, çok yakın akraba oldukları. Bizden örnek vermem gerekirse Türkiye Türkleriyle Azeriler veya Türkmenler arasındaki fark, Beyaz Ruslar, Ruslar ve Ukraynalılar arasındaki farktan çok daha fazla. Tam olarak aynı şey değil ama bizimle Kıbrıs Türkleri kadar aynı veya yakınlar diyebiliriz. Beyaz Rusya bence güzel bir ülke. Ben 2 hafta ayırdım gezmek için. Elbette tatilinizin uzunluğu önemli. Alper Bey yazınızı ilgiyle okudum çok güzel bilgiler vermişsiniz sağolun, ayrıca her yoruma verdiğiniz cevap takdire şayan, Teşekkürler Ayşenur Hanım. Tüm yorum ve mesajlara yanıt veriyorum. Belarus'a girişte otel rezervasyonu gerekmiyor, ancak kalacağınız yerin açık adresi yanınızda olsun. Bunaltıcı yaz ayında Minsk size iyi gelecek. Hava durumu ideal seyrediyor genelde. Ben olsam Belarus'ta başka kentlere giderdim. Beyaz Rusya'ya komşu ülke başkentlerinden birini göreyim diyorsanız en mantıklısı Vilnius, çünkü hem yakın hem de güzel.:) Minsk'ten Beyaz Rusya'ya giden trenler: sabah 08:40 805 numaralı tren, 11:18 803 numaralı tren ve 19:50 807 numaralı tren. Minsk Vilnius arası 3:30 ila 3:50 saat sürüyor. Otobüsler de var ve yaklaşık aynı sürede gidiyorlar. Vilnius'a giderseniz çok yakın ve güzel Trakai'yi de görmenizi, Beyaz Rusya içinde gezmeye karar verirseniz ya Kuzey Doğuda Vitebsk ve Orşa, ya da Güney Doğuda Babruysk ve Gomel'e gitmenizi tavsiye ederim. Minsk güzel bir kent ama 10 gününüz olduğuna göre başka yerleri de görmenizi mutlaka öneririm. Bende yeşil olduğu için vize aklıma gelmedi, haklısınız tabii, vizesiz bir yer daha mantıklı. Moskova'da güvenlik için endişelenmeyin bence, birçok kadın tek başına gidip keyifle gezerek geri dönüyor. Rica ederim. Seyahat izlenimlerinizi burada beklerim. Merhaba. Benim bildiğim kadarıyla Beyaz Rusya'dan Rusya'ya veya tam tersi girişlerde sorun yok. Farklı bir deneyim yaşamış olan varsa belki burada yazabilir. Merhaba Zafer Bey. Evet, Minsk'ten Vitebsk'e otobüsler Merkezi Otobüs Terminalinden kalkıyor. Ben de Rusça bilmiyorum. Vitebsk'de gençlerin çoğu orta düzeyde İngilizce biliyor. İngilizce konuşma oranı Minsk'ten biraz daha az olsa da sorun yaşamaz, anlaşırsınız. Belarus seyahatinizin iyi geçmesini umarım. saygılar. Merhaba Metin Bey. Minsk havaalanı ile şehir merkezi arasında 300 numaralı otobüs çalışıyor, merkezdeki Centralny otobüs istasyonuna götürüyor. Havalimanından çıkar çıkmaz hemen solda görebilirsiniz. Ücreti 35.000 Belarus Rublesi. Merkeze giden tren de var ve ücreti 25.000 beyaz Rusya Rublesi, ama günde sadece 5 kez kalkıyor. Taksiyle gitmek isterseniz 25 euro civarı alıyorlar, bence gerek yok. Yuarıda yazdığım gibi Minsk'ten Gomel'e tren 5 saat sürüyor ve türüne ve sınıfına göre 50.000 ile 80.000 Belarus Rublesi arasında değişiyor. Vitebks'ten Minsk'e giden otobüsler Kosmonavtov Caddesi'ndeki otobüs terminalinden kalkıyor. Tren istasyonu da hemen yakınında. Evet, kontörlü hat alabilirsiniz, ben de öyle yaptım. Rica ederim Zafer Bey, memnuniyetle. Belarus seyahatinizin keyifli geçmesini dilerim. Oradayken veya dönüşte izlenimlerinizi de yazarsanız sevinirim. Saygılar.. Beklerim Zafer Bey. Sağolun. İyi yolculuklar. Merhaba. Beyaz Rusya Minsk Havalimanı'nda otel veya ev adresi göstermek resmi bir zorunluluk olmasa da bulundurmakta yarar var, sorun yaşama riskine karşı çok kolay bir önlem. Başka evrak gerekmiyor. Trabzon veya Eskişehir den nasıl Belarus'a gidebilirim. Merhaba Murat Bey. Yazımda bahsettiğim gibi, İstanbul'dan Belarus'un başkenti Minsk'e uçakla gidebilirsiniz. selam arkadaşlar öncelikle minsk şehri pahalı bir şehir hiç yurtdışına cıkmayan arkadaşlara tavsiyem ucuz ülkelerle başlasınlar ve rusca bilen birileriyle gitsinler çok zorlanırlar.. Bir sorun yaşayacağınızı sanmıyorum. Minsk'te kalacağınız otel veya yerin rezervasyon çıktısı, evde kalacaksanız adresi, ve dönüş biletiniz veya çıktısı yanınızda olsun. Güzel bir Belarus seyahati dilerim. Merhaba. Belarus'a girişte otel rezervasyonunuzun çıktısı veya kalacağınız yerin adresi ile dönüş biletiniz yanınızda olsun. Sorun yaşama olasılığınız düşük. Yorumunuz için çok teşekkür ederim. Belarus son derece yeşil, temiz ve güvenli bir ülke. Ne yazık ki Türkiye'den beyaz Rusya'ya bir süredir ucuz uçak bileti yok. THY ve Belavia havayollarının biletleri pahalı. UIA veya Aeroflot ile daha ucuz biletler var ama yolculuk süreniz uzar. Merhaba, ben 10.11'de 2 gün için minsk'e gitmeyi planlıyorum. Oradan litvanya, letonya, estonya ve son olarak St. petersburg'a geçeceğim. Öncelikle Avrupa ülkelerinde yaşamadığım dil sorununu, Odessa'ya gittiğim dönemde yaşamış yaşayan insanların ingilizce bilmemesinden dolayı zorlanmıştım. Bahsettiğim ülkelerin tamamı hakkında gezi yazılarınızı okudum ve tek yerden sormak daha mantıklı geldi. Şimdiden cevap ve fikirleriniz için teşekkür ederim. Merhaba. Minsk'te Kasım ayında hava durumu gündüz 2 ila 5 derece, gece 0 ila -3 derece arasında seyreder, soğuktur. Litvanya'da da hava buna benzer, ancak kuzeye doğru gittikçe daha da soğuk olur. Beyaz Rusya'da İngilizce seviyesi Ukrayna'ya benzer, ama Baltıklarda daha yaygın. Ben olsam 10 günde beş ülkeye değil 1 veya 2 ülkeye giderdim, Belarus'u gezerdim. Ama mümkün tabii, sadece başkentleri kısaca görmek isterseniz olur. Rica ederim. Başka sorularınız olursa beklerim. St. Petersburg'a zaten mecburen gitmem gerekiyor 3 gün kesin oradayım. Belarus ve Rusya yapabilirim dediğiniz gibi. Dil konusunda yine zorlanmamak için en mantıklısı CS'den ingilizce bilen bir couch ayarlamaya çalışmak olacak sanırım. Cevabınız için teşekkür ederim. Rica ederim. Güzel bir Belarus seyahati dilerim. Merhaba Alper Bey Aralık son hafta Ukrayna aktarmalı olarak Minsk'e gideceğim, arkadaşımın evinde kalacağım Minsk'te, havalimanında bir form doldurmak ve havalimanında sigorta yaptırma zorunluluğu var diye bir söylenti var böyle bir durum varmıdır ? , otelde değilde evde kalacağımı göstermem bir problem yaratır mı sizce malumunuz Beyaz Rusya vize uygulamasada ülkeye girişte çok sıkıntı çıkartıyorlarmış, zaman ayırdığınız için şimdiden Teşekkür Ederim Saygılarımla. Merhaba Erdi Bey. Evet böyle bir durum var. Evde kalacak olmanız sorun yaratmaz ancak adres yanınızda olsun. Dönüş biletinizin çıktısı da. İyi yolculuklar, keyifli bir Belarus seyahati dilerim. Merhaba. Tanıdığım bir tercüman yok Belarus'ta çalışan. Şu an bu ülkedeyim, oldukça pahalı.. hayat şartları çok zor bir ülke.. ama oldukça güvenli, iklimi çok soğuk. Bu arada ülkeye ismi haricinde Beyaz Rusya diyen bi biz varız. Her yerde adı Belarus. Ne akla hizmet Beyaz Rusya koymuşuz bilmiyorum. Eşime söylediğimde çok kızıyor. Belarus sözcüğünün Türkçesi Beyaz Rusya, böyle adlandırmamız normal. Simdiden cok tesekkur ederim tekrardan EMEGINIZE SAGLIK.. Merhaba. Altı günlük bir Beyaz Rusya turu için ben olsam başkent Minsk'te kalıp kentin güzelliğini rahatça yaşardım. Başka bir yer de görmek isterseniz Vitebsk iyidir. Üçüncü bir şehir de görmek isterseniz rotanıza ters olmayan Orsha var, ama daha güzel bir kent olsun derseniz biraz güneyde Mogilev daha iyi bir seçenek olur. Bence ya 6 gün Minsk, ya 4 gün Minsk 2 gün Vitebsk, ya da 3 gün Minsk, 2 gün Vitebsk, 1 gün Mogilev veya Orsha olabilir. Hiç araç kiralamadım ama pratik olur tabii. Bir miktar nakit olsun, geçen yerlerde kredi kartı kullanırsınız. Ben mevduat hesabımda TL bulundurup gittiğim ülkelerde ATM makinelerinden oranın para biriminden çekiyorum. Küçük bir komisyon karşılığı güvenli yöntem. Belarus için dolar daha uygun olur. ne kadar harcayacağınıza dair rakam veremem. Belarus gezisini bir kişi günde 100 liraya mal edebilirken diğeri 500 lira da harcayabilir. İyi yolculuklar. Dönüşte rotanızı ve izlenimlerinizi buraya yazarsanız yararlı güncel bilgi olur. Bu arada uzun ve ayrıntılı bir Minsk yazısı hazırlıyorum, bugün-yarın yayınlarım sanırım, kontrol edin. Yazinizi merakla bekliyorum gitmeden once en guncel yorumlari alacagim icinde ayrica mutluyum tesekkur ederim. Alper bey son olarak birseyden daha emin olmak istiyorum ucak biletlerini kiev aktarmali alicam fakat arkadasim hususi pasaport sahibi bende ise yesil pasaport var. Sorum su acaba kiev aktarmasi sirasinda arkadasim herhangi bir sorunla karsilasirmi ? yanimizda bulundurmamiz gerekebilecek evraklar nelerdir. Hususi pasaport yeşil pasaportun asıl resmi adı, aynı şey. Ukrayna hem bordo hem de yeşil pasaporta vize istemiyor. Sorun yaşamazsınız. Beyaz Rusya için yanınızda dönüş biletiniz ve kalacağınız otelin veya dairenin rezervasyon çıktısı olsun. Ben de ilginize teşekkür ederim. Merhaba Hasan Bey. Evet beyaz Rusya vize istemiyor. Ancak otel veya daire rezervasyon çıktınız ile dönüş biletiniz yanınızda olsun. Çok uzun ve ayrıntılı bir Minsk yazısı hazırlıyorum, bitmek üzere. Bu akşam veya yarın akşam yayınlayacağım, okumanızı öneririm. Merhaba. Minsk gezi rehberi yazımı yayınladım. Merhababalar, ben su anda belarus vitebskteyim burasi gercekten cok guzel ben 4 gun icin geldim ve hic bir zorluk gormedim giriste 4 dolar odeme yaptim fakat bir haftadan fazla kalacaklar icin belli donemlerde polise gitmeleri gerek, bu arada bu mevsimde burasi gercekten cok guzel, herkesin gormesi gereken sirin bir ulke. Merhaba. Ayrıca Vitebsk yazım da var, tavsiye ederim. Belarus'a selamlar. Merhaba. Her iki ülkeye de vize yok, ancak farklı ülkeler, Beyaz Rusya'dan Rusya'ya gidişte elbette sınır pasaport kontrolü oluyor. Bugünlerde Türkiye ile Rusya arasındaki sorun nedeniyle polis geri gönderebiliyor ama bu Belarus seyahatinizi etkilemez. Beyaz Rusya'da Türklere karşı olumsuz bir davranış duymadım. Belki şu anda orada turist olan veya yaşayanlardan güncel bilgi gelir. İyi tatiller. Merhaba. Türk vatandaşlarına Belarus vizesi gerekmiyor. Bordo pasaport için de vize istenmiyor. hayır beyaz Rusya konsolosluğuna gitmeniz gerekmiyor. belarus sağlık sigortasını havaalanında kolayca atın alabilirsiniz. Evet, otel rezervasyonu çıktısı, pasaport kontrol polisi için yeterli olur. Dolar götürüp orada bozdurabilir, ya da kendi mevduat hesabınızda TL bulundurup Minsk'te banka makinelerinden karşılığı değerinde Belarus Rublesi çekebilirsiniz. Miktar veremem, harcamalar kişisel tercihlere göre değişir. Uçak biletinizi alın, otelden oda satın alıp çıktı alın ve gidin. İlginize teşekkürler. 2-Türk pasaportuyla giriş yapacagım ülkeye fakat vilniusa geçme planim çifte vatandaşım ama Alman pasaportum yok alman kimligiyle vilniusa gecebilirmiyim?Ve yolda kontrol varmi cünkü kız arkadaşımın vizesi olmiyacak.. Merhaba Emre Bey. Belarus sağlık sigortası Minsk havalimanında, pasaport kontrolünden hemen önce yapılıyor. Pasaportunuz olmadan, kimlikle Avrupa Birliği ülkelerine giriş yapamazsınız. Kız arkadaşınız vize olmadan Litvanya'ya giremez. Minsk havaalanı ile şehir merkezi arasında 300 numaralı otobüs çalışıyor, merkezdeki Centralny otobüs istasyonuna götürüyor. Havalimanından çıkar çıkmaz hemen solda görebilirsiniz. Ücreti 35.000 Belarus Rublesi. Merkeze giden tren de var ve ücreti 25.000 Beyaz Rusya Rublesi, ama günde sadece 5 kez kalkıyor. Taksiyle gitmek isterseniz 25 euro civarı alıyorlar, bence çok pahalı. Ne kadar para gerekeceği harcama tarzınıza bağlı, rakam veremem, ama bence Beyaz Rusya'da 12 gün için 400 dolar az. Minsk Vilnius trenlerinin bilet fiyatları sınıfına göre 15 ile 20 avro arasında tutuyor. Minsk'ten Gomel'e tren 5 saat sürüyor ve türüne ve sınıfına göre 50.000 ile 80.000 Belarus Rublesi arasında değişiyor. Bu ücretlere göre diğer mesafeleri yaklaşık tahmin edebilirsiniz. İyi yolculuklar. Merhabalar Alper Bey Belarus tanitim yaziniz cok guzel olmus ben 4 yildir minskte yasiyorum esim kendiside belaruslu buraya gelmek isteyen vatandaslarimizi bilgilendirmek isterim belarusta rusyadaki gibi problemler yok arkadaslar giris cikislarda hicbir engelle aksilikle karsilasmazsiniz iciniz rahat olabilir belaruslular sicak insanlardir merak etmeyin hic bir sekilde problem yasamazsiniz alkolu severler gece gunduz icerler ama sizleri rahatsiz edecek bir harekette bulunmazlar evet dediginiz gibi belarusta guvenlik cok yuksek derecede suc orani yok denebilecek kadar az gelmek isteyen vatandaslarimiz gonul rahatligiyla belarusa gelebilirler iyi gunler dilerim. Merhaba Barış Bey. Yorumunuz için çok teşekkür ederim, Belarus bence de çok güzel ve huzurlu bir ülke. Eşinizle tanıştıktan sonra mı Beyaz Rusya'ya taşınmaya karar verdiniz, yoksa orada yaşarken mi tanıştınız? Ne işle uğraştığınızı paylaşır mısınız? Bir Türk olarak Minsk'te yaşamak nasıl bir duygu, nasıl bir çevre edindiniz? Gitmek isteyenlere bilgi olur diye düşündüm. Saygılar. Çok güzel resimler çekmişsiniz, harika kareler. Dünya'da gezmekten en çok zevk alınacak ülkelerden birini ziyaret ettiğiniz için şanslısınız. Henüz keşfedilmemiş cennet sayılabilecek nadir destinasyonlardan biridir Belarus. Özellikle zaman ayırıp tarihi yerleri gezebilmek de büyük özveri. Selamlar. Iyi aksamlar alper bey tekrardan merhabalar oncelikle ben esimle burada yasarken tanistim ilk olarak dil okulu icin gelmistim belarusa fakat daha sonradan yani esimle tanistiktan sonra burada kalmaya karar verdim bir turk olarak belarusta yasam bence muhtesem tabi herkese gore bu degisir fakat geldigim gunden beri ben hic bir problemle karsilasmadim bu ulkede gercekten huzur dolu bir ulke ozelliklede minsk piril piril insanlarida ayni sekilde cok nazik ve mutevaziler tabi heryerin bir iyisi ve kotusu vardir bunlar istisna ama genel olarak gercekten belaruslular nezaketi ve mutevaziligi yasayan ve yasatan insanlar ben burada cok huzurlu ve mutlu bir yasam surmekteyim buraya geldigim ilk gunden beri is ile ilgili bir cok alani arastirdim en sonunda tekstil isi yapmaya karar verdim cunku burada is yapmak gercekten kolay degil gida sektoru zor tabi yapabilen var yapamayan var ben yapmaya cekindim acikcasi en sonunda burada esimin bir arkadasiyla tanistim oda kendisi tekstil ile ugrasiyordu kendisine ortak ariyormus bende bunu duyduguma cok sevindim ve kendimize ufak bir magaza actik sukurler olsun kendi yagimizda kavrulabiliyoruz sormak istediginiz baska seyler var ise yardimci olmaya calisirim elimden geldigi kadar alper bey iyi aksamlar saygilarimla. Belarus'taki yaşamınız hakkında bilgi verdiğiniz için teşekkür ederim. Huzurlu bir ülke olduğu kesin, başkent Minsk'te bile insan tehlike veya korku hissetmiyor, diğer şehirler daha da sakin. Türkiye'de bile bence zor olan lokantacılık yurt dışında daha da zor olmalı; yabancı bir ülke gıda maddelerini edinmek, en önemlisi de iyi aşçı bulmak. Bana da giyim dükkanı daha mantıklı geldi. Yakında bir planım yok ama tekrar yolum düşerse bir kahvenizi içmek isterim. Ben hiç ticaret yapmadığım gibi, özel sektörde bile çalışmadım, o nedenle olsa gerek, yurt dışında iş kuran Türklerin cesaretine hep hayran olmuşumdur. Tekstil ürünlerinizi Türkiye'den mi getiriyorsunuz? Beyaz Rusların alım gücü pek de iyi olmadığını düşünürsek, mantıklı bir karla satış yapabiliyor musunuz? Saygılar. Latif Bey yakın zamanda haber aldım, Belarus'a giden Türkler sorun yaşamıyor. İstanbul Minsk uçak bilet bilgileri yazımda var Latif Bey. Rica ederim. Alper Bey merhabalar. Beyaz Rusyaya Ukrayna üzerinden geçmek istiyorum. Türkiyeye geri dönüşümde tekrar Ukrayna üzerinden olacak. Benim sorum Ukraynadan çıkıp Beyaz rusyayı gezdikten sonra tekrar ukraynaya girebilirmiyiz. Çıktığımız için tekrar girişte problem yaşarmıyız. Bu konuda bilgi rica edebilirmiyim. Merhaba. Beyaz Rusya'dan Ukrayna'ya girişte sorun yaşamanız için bir neden tok. Güzel bir Belarus seyahati dilerim. Merhaba Alper bey Ocak ayında Beyaz Rusya'da bulundum, yeni gitmiş biri olarak müsaadeniz olursa forumunuz üzerinden arkadaşlara bilgi vermek isterim. Kiev üzerinden aktarmalı gittim, Ukraynadan aktarma sırasında herhangi bir problem yaşanmıyor Ukraynada Türklere gayet nazik ve kibar davranıyorlar, Beyaz Rusyada malumunuz uçakta iken bir form veriliyor ve dolduruyoruz inincede sigorta yaptırılıyor 7 gün için 8,5 Amerikan Doları ödedim yanınızda mutlaka bozuk para bulundurun 100 veya 50 usd ya da euro uzattığınızda bozamıyoruz diyorlar ancak kredi kartı da geçiyor, sigorta form ile pasaport polisine gidiliyor zaten pasaport polisleri İngilizce bilmiyor pek, dönüş uçak biletini de gösteriyorsunuz pasaporta mühür basıp doldurduğumuz formu kaşeleyip bir nüshasını veriyor aman dikkat bu formu sigorta ile beraber iyi saklayın çıkarken istiyorlar, 5 günden fazla kalırsanız kayıt yaptırmanız gerekiyor yabancı polisine, genelde oteller sizin adınıza yapıyor ben arkadaşımın evinde kalmıştım beraber polise kayıt yaptırdık, çıkışta problem oluyor biraz çıkarken genelde Türklere üzerinizde ne kadar para var ve nereye gidiyorsunuz diye soruyorlar, benim üzerimde çıkarken 700 usd vardı, görmek istedi çıkardım beraber saydık, teşekkür etti geçirdi, anlayacağınız her ülkede olan şeyler telaş yapmaya gerek yok, dönüşte Kiev aktarmalı dönerken İstanbul uçağıma 6 saat vardı, 6 saat içinde Ukrayna'ya girdim, Ukrayna pasaport polisine 6 saat sonra uçağınız olduğunu söylüyorsunuz ya da bileti gösteriyorsunuz sorunsuz bir şekilde giriyorsunuz, 20 usd bozdurdum yedim içtim para bile arttı ülkede fiyatlar uygun, Alper bey Beyaz Rusya yazınız için teşekkür ederim, Beyaz Rusyada bizim için çok iyi rehber oldu, ülke güzel insanlar saygılı, ve en önemlisi saygılı, polisler turistlere saygı gösteriyor yardımcı oluyor, tek eksik İngilizce bilmiyorlar restoranlarda barlarda biraz anlaşmak sıkıntı oluyor o kadar, genel olarak ülke yeme içme de ucuz ancak oteller biraz pahalı galiba, barlarda votka ve bira çok uygun diğer içecekler genelde pahalı, ülkenin milli votkası var şişe olarak alırsanız çok uygun oluyor. Merhaba Alper Bey, Minsk'e Kiev aktarmalı olarak Ukrayna Havayolları ile gittim Ocak ayında gidiş dönüş 220 USD ödedim bileti seyahatten 1 ay önce almıştım. Arkadaşımın evinde kaldığım için otel için bir ücret ödemedim, toplamda 7 gün için 300 USD harcadım, çok ekstra harcamalar yapmadım metro ve otobüs kullandım, yemekleri uygun restoranlarda doyurucu şeyler yiyerek çok ucuza hallettim. Minskte kent içinde minik çaplı bir kayak merkezi var gayet uygun fiyata kayak takımı kiralanabiliyor, en çok harcamayı bale ve sirke verdim, ülkede bale ve sirklere inanılmaz talep var yer bulmak oldukça zor biletler 30 ila 150 usd arası, Minsk dışında Brest kentine gittim orada eski bir kaleyi gezdik, bir de hayvanat bahçesini ziyaret ettik, genel olarak ülke kültür turları açısından daha uygun, müzeler vs oldukça fazla insanlar kültürlü, gece hayatı bizim ülkemize göre çok iyi değil, gece discolar dışında Minsk merkezde bile insan görmek neredeyse mümkün değil, ülkede en çok alkol ve sigara uygun, örnek verirsem bizim ülkemizde 9 TL olan bir sigara markası Beyaz Rusyada 3 TL, aynı şekilde alkolde de hemen hemen oran orantı bu şekilde, Alper Bey sayfanızda görüşlerime yer verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Erdi Bey üşenmeyip Beyaz Rusya hakkında bunca değerli bilgiyi yazdığınız için çok teşekkür ederim, boşa gitmeyeceği kesin, birçok kişi okuyacak. Sağ olun, yolunuz hep açık olsun. Merhaba öncelikle vereceğiniz bilgiden dolayı teşekkür ederek cevaplarınızı rica ediyorum.. Merhaba. Belarus tüm pasaport çeşitleri için vize istemiyor. Sigortayı inince havalimanında alıyorsunuz. Yanınızda dönüş biletinizin ve otel veya daire rezervasyonunuzun çıktısı olsun. Keyifli bir Beyaz Rusya turu dilerim. Belarus seyahat bilgisi için teşekkürler Hasan Bey. Çok teşekkürler, güzel bir Belarus seyahati dilerim. Merhaba. Evet, kalacağınız yerin açık adresi olması yeterli. Havalimanında polis nerede kalacağınızı sorar. merhabalar belarusda spor ayakkabının ucuz oldugunu duymustum doğru mudur bilgisi olan var mı ya da baska ne alınabilir saygılar. Merhaba. Beyaz Rusya'dan ayakkabı almadım ama Minskli bir misafirimle İstanbul'da gezerken taklit bir çift spor ayakkabı aldım, kız \"Belarus'ta orijinali bu fiyat\" dedi. Merhaba. Brest'teki arkadaşınızın açık adresi, telefon numarası ve dönüş biletiniz Belarus'a giriş için yeterli belgeler. Beyaz Rusya'ya giden yabancıların resmen 5 gün içinde Göçmenlik ve Vatandaşlık Bürosuna kayıt yaptırmaları gerekiyor ama ben yaptırmadım, sorun yaşamadım. Evet, seyahat sigortası gerekli ve sınır kapılarında satılıyor. Merhaba. Evet Beyaz Rusya'ya girişte sigorta satın almak zorunlu. Sınırda yaptırabilirsiniz. Ben karakola gitmedim ama böyle bir yasal formalite var. Adres bildirmek gerekiyor, Couchsurfing evsahibinin adresini verebilirsiniz, beli değilse herhangi bir otel adresi yazın. Rusya vize istiyor, giremezsiniz. Merhaba. Beyaz Rusya'ya girişte kara sınır kontrol noktasında seyahat sigortası satın alabilirsiniz. Lviv'de kaldığınız otelin rezervasyon çıktısını yanınıza almanız iyi olur. Merhaba. 18 yaşından küçüklerin yurt dışına çıkabilmeleri için ebeveyn izni gerekiyor. Belarus veya herhangi bir ülke için anne veya babanız seyahatte yanınızda değilse noterden muvafakatname vermeleri gerekiyor. Sigortada sorun olmaz. Tabii, her seyahatte ayrı izin gerekmiyor. Merhaba. Türkiye'de Belarus seyahat sigortası yapan olduğunu sanmıyorum. Siz Türk veya uluslararası bir firmaya sigorta yaptırsanız bile Beyaz Rusya kabul etmeyip kendi sigortasını zorunlu olarak satıyor. Bilmiyordum. O halde ek bir ücret almıyorlarsa yaptırın, alıyorlarsa gerek yok. Merhaba kesinlike burdan sigorta yaptırmanızı tavsiye etmem, gittiğimde o şekilde yaptıranlar vardı pasaport polisi anlamıyorum burada ne yazıyor vs diyor problem çıkarıyor, zaten polisler pek ingilizce bilmiyor, eğer havayolu ile gidecekseniz Minsk'te pasaport kontrolden önce hemen sağ tarafta sigorta bankosu var ordan pasaport ile 1 dakika içinde yapıyorlar günlüğü 1,5-2 usd civarı, Zorunlu Belarus sigortası hakkında bilgi için teşekkürler Erdi Bey. Merhaba. Beyaz Rusya'nın zorunlu tuttuğu seyahat sağlık sigortasını sınır kapısından alabilirsiniz. Merhaba. Kiraladığınız dairenin rezervasyon çıktısı iyi olur, ama yoksa bir kağıtta adres yazılı yanınızda olsun. Kalacağınız yeri sorarlar. Merhaba. Beyaz Rusya'ya gittiğimde benim de pasaportumun dış kapağındaki yazılar epey silinmişti ama tamamen değil, zemindeki iz duruyordu. Bence Belarus'un Türkiye elçiliğini arayıp sormakta yarar var. Merhaba. Ben bir arkadaşımla 13 temmuzda Lviv'den trenle Minsk'e gitmeyi planlıyorum. Çarşamba gününe denk geliyor ve bir aksilik çıkmazsa 1-1.5 saat önce tren garında olacağız. Sizce bilet kalmama durumu olabilir mi? İnternet sitelerinden bilet alsam güvenli olur mu? Biraz Rusçam var ancak güvenilir midir bu online bilet satışı? Konu ile ilgili bilgisi olan arkadaşlar varsa yazmalarını rica ederim. Saygılarımla. Merhaba. Lviv Minsk treninde son saate kadar boş yer kalacağının garantisi yok, internetten alabilirsiniz. Merhaba. Belarus'ta ben de polise kayıt yaptırmadım ve sorun olmadı, fakat kesinlikle garanti veremem. Alper bey ben hiç birşey sormayacağım )) yillardir hiç üşenmeden sabırla tüm sorulara vermiş olduğunuz cevaplar degerli bilgilendirmeler için size saygi ve tesekkurlerimi sunarim.. Belarus migration card uçakta size verilir. Verilmezse havalimanında sınır polisi kontrolünden hemen önce alabilirsiniz. Kartı siz doldurmalısınız. Merhaba. Ben Beyaz Rusya'ya Minsk Havalimanı'ndan tek yön uçak bileti ile giriş yaptım ve bu konuda herhangi bir şey sormadılar, ama garanti veremem tabii. Blogumdaki iki uçak bileti görselini tıklayarak bağlanabileceğiniz bilet siteleri iyidir. Arda Bey, sorun yaşamamak için iptal edilebilir dönüş bileti alıp ülkeye girişten sonra biletini iptal edenler oluyor. Belki öyle bir yöntem uygulayabilirsiniz. Beyaz Rusya'dan Polonya'ya geçişte vizeniz varsa sorun yaşamanız için bir neden yok Arda Bey. yazımda belirttiğim havayollarına bakabilirsiniz, ya da blogumda yer alan uçak bileti alanlarını tıklayıp tüm firmaların biletlerine aynı anda bakabilirsiniz. Alper bey merhaba Belarus Minsk ve Mogilev gittim ve dun döndüm öncelikle sizin buradan yazdığınız şeylerden çok faydalandım teşekkur etmek istedim ve izlenimlerimi uygun görurseniz yazmak istedım. Gecen hafta Mınsk uctum 2 saat gibi uçak yolculugunda migrasyon kartını uçak personeli dagıttı ve dolduramayanlara yardımcı oldu çok basit adınızı soyadınızı pasaport numaranızı doğum tarihinizi ve nerede kalacağınla ilgili kimse stres olmasın ben yabancı dil hiç bilmediğim halde problem yasamadım. Uçaktan indikten sonra havaalanı giriste sağda ve solda sigorta vezneleri duruyor o mıgrasyon kartını ve pasaportunuzu verdiğinizde poliçeniz hazırlanıyor ve odemenizi dolar olarak yapıyorsunuz ben 7 gun için 9 dolar ödedım. Sonra hemen 2 metre ilerde pasaport kontrolune giriyorsunuz orada pasaport migrasyon kartı ve poliçenize bakıyor hiç bişey sormadan pasaportu kaşeleyip ok diyor ve işiniz bitiyor. Minsk çok güzel 100 lerce kilometre gidiyorsunuz ne bir yokus ne bir viraj ne de trafik var insanlar guler yuzlu her taraf yemyesil parklar ve çiçeklerle dolu.. Oradaki insanların yaşam alanları çok geniş herkes güler yüzlü.. 5 günden fazla kalanlar polise kayt yaptırması gerekiyor.. Ben kaldığım evin sahibi ile gittim ve beni bankaya gönderdiler polis 10 dolar 21 brb gibi yatırmadan dekontu görmeden o evrakı bana vermedi migrasyo kartının arka tarafına kase imza yapıyor hepsi bu.. Yanlız şunu söylemek isterim içki ve sigaranın ve ulaşımın dışında her şey çok pahalı burada 10 TL aldığınız şey orada 10 dolar. Şimdiden gidecek arkadaşlara iyi eğlenceler dilerim. Merhaba Hakan Bey. Beyaz Rusya seyahatiniz hakkında değerli bilgiler için çok teşekkürler. Migrasyon kartı, zorunlu sigorta ve polis kaydı hakkında sorun yaşayabileceğini düşünen çok kişi var, yazdıklarınız çok yararlı oldu. Belarus yemyeşil ve huzurlu bir ülke, ancak son yıllarda fiyatlar maalesef epey yükseldi. Yolunuz açık olsun. Saygılar. Merhaba. Evet, Minsk'te bar ve restoranların çoğunda kredi kartı geçerli. Rusya ve Belarus sınırında pasaport kontrolü özel durumlar hariç yok. Ancak Rusya Beyaz Rusya kara sınırı yoğunluk nedeniyle üçüncü ülkelerin vatandaşlarına önerilmiyor, 24 saate kadar bekleyenler var. Bu yolculuğu yapacaksanız pasaportunuz yanınızda olsun. Belarus migration card almanız gerekiyor. Öncelikle burada tecrübe ve bilgilerini paylaşan herkese teşekkür ederim. 23-24 Kasım gibi Lviv'e gidip, 3 gece konaklamanın ardından Lviv'den trenle Minsk'e geçmeyi planlıyorum. 3 gece Minsk konaklamasının ardından Minsk'den uçakla yurda dönmeyi planlıyorum. Fakat trenle Lviv'den Minsk'e geçmek ne kadar emniyetli ve güvenli şüphelerim var. Ayrıca trenle Minsk'e girişte sorun olur mu? Bu konular hakkında bilgi ve tecrübesi olan gezgindaşlardan yardım bekliyorum. Teşekkürler. Lviv'den Minsk'e 372 numaralı tren çalışıyor, yolculuk 15 saat sürüyor. Bir sorun olacağını sanmıyorum. Belki okurlardan yeni gitmiş biri yazabilir. Merhaba. havalimanından Minsk şehir merkezine 300 numaralı otobüsle ucuza gidebilirsiniz. Rota ve diğer seçenekleri Minsk yazıma koydum. casinoları bilmiyorum. Belarus'ta Rusça dil kursları hakkında bilgim yok, ama okurlarımdan bilenler yazabilirler, takip ediniz. Şans ve başarı dilerim. Alper Metin Bey geçen ay Minsk de yaşadıgım bir tecrübeyi, diger arkadaşlar içinde ders olması için burda paylaşmıştım. ama şimdi gördügüm kadarıyla bu paylaşımım silinmiş. bunun nedeni sistemsel bir arızamıdır, yoksa sizin tasarrufunuz mudur ögrenmek istedim. Merhaba Yalçın Bey. Baktım, Minsk gece hayatı hakkında yorum ve deneyiminiz duruyor, silinmedi. Merhaba. Kara yolundan girişlerde pek rezervasyon sormazlar ama ben yine de ücret kesilmeyen bir rezervasyon çıktısı almanızı tavsiye ederim. Yeşil pasaportum ve Rusya vizem var. Merhaba Aydın Bey. Evet Rusya'ya gidip Beyaz Rusya'dan Türkiye'ye dönebilirsiniz. Merhaba Yakup Bey. Belarus'ta Rusça veya İngilizce bilmezseniz elbette anlaşma, insanlara derdinizi anlatma zorluğu yaşarsınız. Hayır Türkçe ile rahatça gezemezsiniz. Bence bir an önce önemli Rusça sözcükleri ezberlemeye başlayın. Rica ederim. beyaz Rusya'da takım elbise giymenizin herhangi bir avantajı olacağını sanmıyorum. Resmi bir görevli değilseniz buna gerek yok. Merhaba. Minsk havalimaninda yapmaniz gerekenler ve sehir merkezine ulasim hakkindabilgiler Minsk Gezi Notlari adli yazimda var. Rica ederim. Merhaba. 5 günden sonra değil ilk gün kayıt yaptırma kuralı var. Ceza keserler mi bilmiyorum ama yaptırıp rahat etmekte yarar var. Otelde kalacaksanız otel yetkilileri yaptırıyor evde kalacaksanız ev sahibi ile birlikte polise gidiyorsunuz polis size bir hesap numarası veriyor onunla bankaya gidiyorsunuz ve yaklaşık 10 dolar para yatırıyorsunuz (ben 7 gün için 11 dolar yatırdım) sonra dekont ile aynı polise gidiyorsunuz o belgeyi düzenleyip size geri veriyor. pasaport kontrolünde bazen istiyorlar bazen de istemiyorlar bu şans.. Belarus turist kaydı bilgileri için teşekkürler. Merhaba ben Vilnius'a seyahat edeceğim üç gün kalmayı planlıyorum. oradan Minsk'e gitmek istiyorum sonra da tekrar Vilniusa döneceğim ya da oradan ucacagım acaba Minsk gezmem kac gün sürer ve Vilnius'tan nasıl gidebilirim. Yardımcı olursanız sevinirim. Merhaba. Minsk ile Vilnius arasında hem Vilnius Minsk trenleri hem de Vilnius Moskova trenleri çalışıyor. Trenine göre iki buçuk ila dört buçuk saat arasında sürer yol; en hızlıları 804T ve 806T trenleri. Her gün 3 hızlı 5 yavaş tren olduğu için rahatça gidebilirsiniz. Bilet fiyatları 32 ile 65 Belarus Rublesi arasında değişiyor. Bahsettiğim hızlı trenler 37 belarus Rublesi. Vilnius'tan Minsk'e giden Minsko AP2 otobüsleri 4 saat, EuroLines otobüsleri 3 saat 40 dakika sürüyor, 11 avro. Günde 11 tane otobüs var. Evet form dolduracaksınız. Otobüs veya trenle kara yoluyla girerken de kara sınır kapılarında zorunlu sigorta yaptırılıyor. Size verilecek zaten. Alper bey merhaba öncelikle büyük bir titizlik ve sabırla vermiş olduğunuz cevaplarınızdan dolayı size çok teşekkür ediyorum. Benim sizden ricam 2 kişiyiz Lviv Minsk ve Minsk Kiev arası trenle seyahat etmek istiyoruz. İnternetten bu bilgilere ulaşamadım saat ve ücretleri konusunda bilginiz varsa yardım rica ediyorum. Kolay gelsin..... Merhaba. Lviv'den Minsk'e 18:58'de 372 numaralı tren var. Minsk Kiev arası 094 numaralı Minsk Pasazyrski Odesa-Holovna treni Salı ve Cuma günleri 14:13'te kalkıyor, Kiev'de saat 02:06'da oluyor. 284 numaralı Baranavicy Palieskija Kherson treni ayın tek sayılı günlerinde 14:13'te kalkıyor. Benim seyahat ettiğim 086 numaralı Minsk Pasazyrski Kyiv-Pasazhyrsky treni ise saat her akşam 22:40'ta hareket ediyor, ertesi sabah 08:40'ta Kiev'e varıyor. İlk 2 tren 13 saat, gece treni 10 saat sürüyor. Keyifli bir Beyaz Rusya ve Ukrayna seyahati dilerim. Merhaba. Minsk Kiev arası 094 numaralı Minsk Pasazyrski Odesa-Holovna treni Salı ve Cuma günleri 14:13'te kalkıyor, Kiev'de saat 02:06'da oluyor. 284 numaralı Baranavicy Palieskija Kherson treni ayın tek sayılı günlerinde 14:13'te kalkıyor. Benim seyahat ettiğim 086 numaralı Minsk Pasazyrski Kyiv-Pasazhyrsky treni ise saat her akşam 22:40'ta hareket ediyor, ertesi sabah 08:40'ta Kiev'e varıyor. İlk 2 tren 13 saat, gece treni 10 saat sürüyor. Kiev'den Kişinev'e 20:30'da kalkan otobüs ertesi sabah 09:15'te Kişinev'e varıyor ve bilet fiyatı 400 Ukrayna Grivnası. 341 numaralı Moskova Kiev Kişinev treni Kiev'den her gün 02:19'da kalkıyor, Kişinev'e 20:14'te varıyor. 47 numaralı Moskova Kiev Kişinev treni Kiev'den her gün 08:57'da kalkıyor, Kişinev'e gece yarısı 00:14'te varıyor. 65 numaralı Moskova Kiev Kişinev treni çift sayılı günlerde Kiev'den 05:42'de kalkıyor, Kişinev'e 19:15'te varıyor. Güzel bir Belarus Ukrayna Moldova gezisi dilerim. Merhaba Erol Bey. Elbette, Belarus normal bordo pasaporta da vize istemeyen bir ülke, ihtiyacınız yok. Ben de seyahat yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Alper bey bilgilendirme için çok teşekkür ederim. Rica ederim Erol Bey, güzel bir Belarus gezisi dilerim. Merhaba Erol bey acaba Belarus'ta 3 gün kalacağım ne kadar dolar almam gerekir yanıma buarada Vilnius-Belarus Belarus Vilnius arası otobus ya da tren hangisi ucuz ve tarifelerini yazabilir misiniz teşekkurler. Merhaba. Minsk ile Vilnius arasında günde 9 tren çalışıyor. Bir kısmı sadece Vilnius Minsk Pasazyrski trenleri, bazıları da Moskova ve Kaliningrad trenleri olup Minsk ve Vilnius'tan geçenler. Bunların bazıları her gün, diğerleri ise haftanın beli günleri kalkıyor. En hızlıları olan 805 ve 807 trenleri iki buçuk saat sürüyor. En yavaşı 425 treni ise 5 saat. Lüks kompartıman bilet ücreti 65 Belarus Rublesi, yataklı 40 Belarus Rublesi BYN, normal koltuk 37 BYN, üçüncü sınıf vagon 31 BYN. Kısa bir yolculuk, bence normal koltuklu vagon en mantıklısı. Minsk Vilnius otobüsleri 3,5-4 saat sürüyor ve fiyatları 11-13 avroya denk geliyor. Alper bey, Beyaz Rus kız arkadaşım var. Ama çok kısa bir tanisikligim oldu iki hafta felan. Onunla evlenmeyi dusunuyom. Bana Beyaz Rusya, kulturu, kizlari nasil dusunuyor Turklere nasil bakiyorlar. Kızın babası ben Türk Müslüman olduğum icin karsi cikiyormus. Dugunleri nasil oluyor kiz isteme var mi? vs biraz bilgi vermeni istiyorum bu konuda. Merhaba Mesut Bey. İki haftadır tanıdığınız hiç kimseyle evlenmemenizi öneririm. Beyaz Rusya kızlarının Türklere bakış açısı elbette kişiye göre değişir. Belarus geleneklerinde düğünler iki tarafın babası tarafından düzenlenir ve üç gün sürer; 1.5 gün gelinin, 1.5 gün damadın evinde. Düğünden önce gelinin ailesi damadın ailesine hediyeler verir. Nikah resmi nikah dairesinde olur, bazı dindar çiftler kilisede de aile, arkadaş ve yakınlarıyla tören yaparlar. Gelin koluna bir havlu bağlı olarak kilisede yürür, havlunun diğer ucunun yeri süpürerek açtığı yolu gelinin bekar kız arkadaşları takip eder, evliliğe gidecekleri yolu gösterir. Ayrıca gelin ve damat nikah töreni sırasında padnozhnik adlı başka bir havlunun üzerinde dururlar, onun bıraktığı iz de birlikte başladıkları yeni yaşamı temsil eder. Gelinin nedimeleri olur. Modern nikahlardan sonra genelde bir restorana gidip, yeme içme eşliğinde dans edip eğlenilir, evde düğün olmaz. Evlilik çöreği yenir, genelde ekmekten yapılır ve bereketi bolluğu temsil eder. Beyaz Rusya Konsolosluğuna herhangi bir şey bildirmeniz gerekmiyor. İyi günler!!! Öncelikle rehber niteliğindeki bu yazınız için teşekkür ediyorum. Benim kafama takılan bir husus var. Eylül ayı içerisinde Belarus'a gitmeyi planlıyorum ve en azından 3 şehir gezmek istiyorum. Benim en büyük tereddüdüm iletişim. Minsk'le alakalı çok da kafama taktığım bir şey olmamakla beraber diğer şehirlerde de çat pat da insanlarla İngilizce iletişim kurabilir miyim??? Bu beni düşündüren, çok önem verdiğim bir husus. Bu konuda bilgi verebilirseniz çok sevinirim. Şimdiden teşekkürler. Esenlikler diliyorum. Merhaba. Beyaz Rusya'da İngilizce konuşma oranı pek yüksek olmasa da gençler az ya da çok bilirler, endişe etmeyin anlaşırsınız. Çok teşekkür ediyorum Alper Bey. Geçen sene Ukrayna'ya giderken de aynı endişeyi taşıyordum, fakat korktuğum gibi olmadı ve orda insanlarla bir şekilde anlaştım. Umarım dediğiniz gibi olur ve bir iletişim problemi yaşamam. Eski Sovyet ülkeleri 25 yıl önce İngilizceden habersizken bu konuda çoğu bizi geçti. Rica ederim. Harika bir Belarus seyahati dilerim. merhaba. ben belaruslu bir bayanla evliyim ve 3 yaşında bir cocugumuz var. sıklıkla gidip gelmekteyim. en son seferde esimi ve cocugumu kiev aktarmalı ucakla gönderdim. belarus ve belarus halkı gercekten cok iyi insanlar, diğer sscb ülkelerinden cok farklılar. ben rusların avrupalıları diyorum. ilk gidişimde biraz korkarak gittim diğer rusya tecrübelerinden dolayı. ama 1. günümün sonunda kendimi çok rahat hissettim. diğer yorumlarda olduğu gibi eskisi gibi ucuz değil. ama ucuz hale getirebilirsiniz. ev kiralama, market alışverişi, başka şehirlere giderken trene binecekseniz en arka vagon. havaalanında minske giderken 3-4 kişi beraber taksi tutmak. ( taksi 40 dolar ). dil konusunda ingilizce bilen çok az. az ruscanız varsa sizi çok iyi biliyormuş gibi konuşuyorlar, anladınız anladınız, anlamazsanız fazla uğraşmazlar. yaşlı kadınlardan fazla yardım beklemeyin 2. sorunuzda sinirlenirler. yaşlı adam ve genç kızlardan yardım isteyim. yoldan geçen bir taksiyi durduramazsınız; telefonla santrali arayıp adresi ve adınızı bildirmeniz gerekli, onlarda kaç dakika sonra geleceğini ve taksi numarasını söylüyorlar. dil konusunda çoçugunuzu gözünüz arkada kalmadan gönderebilirsiniz, hem güvenliği açısından hemde çok iyi arkadaşlar edinebilirler. sokakları çok temiz ve trafik kurallarında titizler, sizde onlara uyum sağlıyorsunuz. tavsiyem temmuz ayının ortalarında gitmeniz. kışını gördüğüm için tavsiye etmem. birkaç tane sahibi türk olan oteller var, konsolosluğa ulaşmanız imkansız. ukraynada ki gibi gece klupleri beklemeyin, bir şişe votkayla herşeyi yapabileceğiniz kızlar yok. gerçekten güzel bir şehir ve doğa görebileceğiniz bir ülke. yemek konusunda patates ve domuz eti çoğunlukta. şansınıza orda yaşayan ahıska türkleri ve çeçenlere denk gelirseniz bir miktar para vererek sizi gezdirebilirler fazla alkol içip dağıtmazsanız başınıza bir olay gelmez. türkiyedeki gibi girlmez mahalleler yoktur. başınıza bir olay gelirse haklı olsanız bile önce sizi suçlarlar. şimdilik aklıma gelen bunlar. sorusu olan varsa yanıtlayabilirim. Belarus hakkinda bilgi ve oneriler icin cok tesekkurler. Alper bey: güzel anlatımınız için teşekkürler. ben de yakında gelmeyin düşünüyorum. sizinle de görüşmek isterim orada. nasıl ulaşabilirim yazarsanız sevinirim.. Belarus seyahat yazima ilginize tesekkur ederim. Beyaz Rusya yasadigim ulke degil sadece gesmeye gittim. Merhaba geçen sene bu siteden bilgi alarak Azerbaycan'a gitmiştim hatta bir kaç prosedürde düzenleme yapmıştım hatırlarsanız yine Beyaz Rusya Belarus'a gittim 10/08/2017 13/08/2017 sadece başkent Minsk'e gittim bir kaç önemli husustan bahsetmek istiyorum öncelikle THY'dan Belavia daha uygundur ben Ukrayna Kiev'den Belarus Minsk International Airport'a giriş yaptım Belavia ile gerçekleştirdim uçuşu yaklaşık Kiev'e gidiş dönüş 176 dolardı 3 gün öncesinden aldığım için Kiev Zhulyany Airport Belarus'a 30 gün vizesiz giriş yapılabiliyor sağlık sigortası yaptırmak zorunlu pasaport kontrolden önce sağlık sigortası yaptırmak için yer var ama 1-3 gün arasında kalacaklar 4 Euro ve kalacak gün sayısı kadar sigorta fiyatı değişkenlik gösteriyor ve çok önemli bir noktalardan biri Türkiye İş Bankasından veya Türkiye'den yaptırdığınız 30.000 Euro teminatlı dünya ülkelerini kapsayan AB'de olmadığı için dünya ülkelerini kapsayan seyahat sigortası yaptırdığınızda sınırda kabul ediliyor bunu ben bizzat yaşadım boşuna para vermemiş oldum biz gezginler için önemlidir para harcamak uçakta size migration form veriyorlar Belavia uçağında kendi dergilerinde nasıl doldurulacağını gösteriyor tabi İngilizce ve Rusça yazıyor adınız soyadınız doğum tarihiniz pasaportunuzun geçerlilik tarihi pasaport numaranız kaç gün kalacağınız ve kalacağınız yerin adı gibi şeyler içeren bir kağıt, polis bu kağıda da kaşe vuruyor ve o kağıdı kaybetmeyiniz pasaportun arasında kalsın çıkarken o kağıtı da istiyorlar ve çıkarken onlarda kalıyor o kağıt ve 5 günden fazla kalacaklar için migration office'de register kayıt olmak zorundasınız 5 günden fazla kalmadığım için bir tecrübem yok güvenilir bir ülke Victory Square ve Victory Park görülmesi gereken yer Victory Park'da tekne turu var 7 Belarus rublesi bir kişi gayet güzel bisiklet scooter tarzı şeyler kiralayıp Victory Nehrinde dolaşabilirsiniz Victoria Square yakın küçük bir kafe var büfenin yakınında ordan da mutlaka geleneksel turtalarını denemelisiniz ve uber programı kullanılabiliyor ama bu programdan Belarus için sadece kredi kartı ile ödeme istiyor kullanımı çok basit bir program tavsiye ederim ama Ukrayna'da kredi kart ve nakit de ödeyebiliyorsunuz Victory Square'a havalimanından yaklaşık 45 TL tutuyor uber programını kullanırsanız ama uberi kullanmazsanız daha fazla tutuyor kesinlikle öneririm aklıma gelen ve izlenimlerim bunlardı başka bir ülkede seneye bilgilendirmeye devam edeceğim Alper bey size de sonsuz teşekkürler. Merhaba Ertunç Bey. Beyaz Rusya seyahati konusunda yazdığınız ayrıntılı bilgi ve öneriler için çok teşekkürler, böyle güncel bilgiler gidecek olanlara çok yararlı oluyor. Var olun. Belarus'ta yeme içme ve diğer genel fiyatlar hakkında ne düşünüyorsunuz? Malum son dönemde fiyatlar eskiye göre epey arttı. Yorumlarınızın devamını beklerim. Yolunuz hep açık olsun. Alper bey benim gittiğim dönem yakın gerçekten Belarus rublesi 1 BYN 1.83 TL yapıyordu yemek fiyatları değişkenlik göstermekle birlikte Burger King'de hamburger fiyatı yaklaşık 6 ruble yani totalde iki kişi için patates ve içecek dahil 12-13 ruble civarında orada lifecell kullandım 4G orada vardı 30 gb internet olan bir hat aldım turist hattı değil kendi üstüne açıyorlar pasaportta gerekli fotoğraf da çekiyorlar yaklaşık 13 ruble tuttu 23 TL ben internet hızı gayet iyiydi sigaralardan Parliament ve Marlboro yok yani pall mall var kent var Winston var 2.50 byn yapıyor sigaralarda Türkiye'den o konuda ucuz kafede oturup birşeyler yediğinde ve çay içtiğinde iki kişi için Türk lirası olarak 35 tl tutuyor kredi kartı ile alışveriş yapmak daha iyi oluyor ve güvenli miles&smiles kredi kartı kullanıyorum Türk hava yollarının aynı zamanda mil de birikiyor bence gezginlerin mutlaka kullanması gerekli aynı zamanda Pegasus plus kartımda var bu şekilde kullanabilir gidecek arkadaşlar Belarus Sovyetler'in Avrupa'sı ama Sovyet ülkelerinde bizdeki ateş isteme gibi alışkanlık var ama onlar farklı sigara istiyorlar alkollü insanları görmek mümkün yasaları ağır Avrupa'da idam olan tek ülke Belarus %95 üniversite mezunu Türk işadamları var tekstil vs işlerle uğraşan ama Türkler orda az güvenilir ülke nieto dediğiniz zaman sigara isteyen insan sizden uzaklaşabiliyor ama benden tavsiye 1 tane dağıtmak için sigara bulundurun çünkü bunlarda ateş istemek gibi birşey ama Ukrayna'ya göre insanları daha düzgün ve kaliteli mutlaka görülmesi gereken yerlere bu ülkeyi de ekleyin ama hediyelik eşya vs fiyatları biraz pahalıydı Alper bey sizin sayenizde sizden ilham alarak 8 ülke gördüm herşey için teşekkür eder sizi sevgiyle selamlıyorum. Bunu duymak ne güzel, mutlu oldum! Belarus bilgileri için teşekkürler. Sevgiler. Merhaba Mustafa Bey. 1 Belarus Rublesi şu anda 1,9 Türk Lirası ediyor. Beyaz Rusya para birimi rubleden 4 sıfır atıldı ve para biriminin kodu BYN oldu. 1 Türk Lirası 0,52 Belarus Rublesi ediyor. Fiyatlar Türkiye'den ucuz ama son yıllarda epey yükseldi maalesef, pek de ucuz değil. Rica ederim. Keyifli bir Beyaz Rusya seyahati dilerim. Merhabalar yazınız gerçekten güzel olmuş. Ben de Baranovichi şehrinde yaşıyorum. Buraya gelen arkadaşları bir çayımı içmeye beklerim. Merhaba. Hayır Beyaz Rusya'da yaşamıyorum. Gezmeye gittim. Selam arkadaşlar; çok uzun yıllardır Tayland'da yaşıyorum fakat burda sut badem gibi turist Slav kizlari gorunce ufak tefek kara kuru Tay kizlari fena halde gozumden dusuyor dogrusu.. fark cok buyuk gercekten.. Rus ve Ukraynali kizlar cok cok guzel fakat % 80 inde karakter problemi var; 1. cok gorgusuzler ve lux duskunuler 2. sonradan gorme; materyalist;ruhsuz ve kabalar 3. romantik yanlari cok zayif.. ANCAK dunyanin cesitli yerlerinde tanistigim BELARUS lu kizlar Ruslardan ve Ukraynalılardan cok farkli geldi bana karakter olarak; cok daha gorgulu; terbiyeli edepli ve kulturluler. Dunyanin cesitli yerlerinde en az 20 farkli Belaruslu kizla tanistim ve ayni dili konusmalarina ragmen Ruslardan cok daha farkli olduklarini gordum; bati Avrupalı gibiler; Ruslar gibi kiro kizlar degiller. bundan dolayi onumuzdeki yaz Belarusa 2-3 ayligina tatil yapip ortaligi adam akilli kolacan etmeye karar verdim oralarda. Dunyada gezmedigim yer kalmadi nerdeyse bu tecrübeden yola cıkarak; genelde baskentlerdeki kızlar daha dejenere ve simarik oluyor; bunun yaninda yabanci turistlerin cogu % 90 oranda baskentlere tatile gittigi icin; oralarin insani yabanci adamlara iyice asina oluyorlar ve ilgi azaliyor; o yuzden ikinci ucuncu hatta dorduncu sehirlerde ilgi alaka cok daha fazla oluyor. Şimdi: Belarus'un baskenti disi haricinde; diger sehirler konusunda bilgisi tecrubesi+tavsiyesi olan var mi? oralari begenirsem sayet; emniyetli bir yer oldugunu da gozlemlersem; oraya yerlesip bir bahceli ev bile satin alabilirim; Rus ve rusvari ulkelerde Turk turlarla calisan bar pavyon ortamlarindaki kizlar robot gibi olmuslar artik.. Yabancinin az geldigi daha organik bir sehirde organik bir Belaruslu kiz bulup evlenebilirim bile )) Ancak tabi ki bu 1-2 haftada olacak bir is değil; en az 3 ay kalacagim. Tecrubesi ve tavsiyeleri olan arkadaşlardan bilgi gelirse sevinirim. Hatunlar nasıl usta ondan bahsedin gerisinin önemi yok bi yerde güzel kızlar varsa orası en iyi yerdir lütfen bu yerlerin adreslerini paylaşın. Merhabalar. Otobüsle Kiev'den Minsk'e gideceğim. Otobüsle sınır geçişinde sigorta yapılıyor mu? Lütfen yardım. Merhaba. Ben Beyaz Rusya'ya hiç karadan girmedim, ama kara yoluyla seyahat eden okurlarımdan bilgi rica edelim. Merhaba... Ben 2019 da Belarus'a gitmeyi düşünüyorum. İlk kez gideceğim ve Rusça bilmiyorum bu konuda ciddi problem yasar miyim sizce. Yani İngilizce orada bi hafta geçirmek için yeterli olur mu yoksa gitmeden vazgeçeceğim. Merhabalar çok farklı bir tarzda bir sorum olacaktı. Bir yerde okuduğuma göre şöyle aktarayım: Belarus Bilim ve Teknoloji Devlet Komitesi Başkan Yardımcısı Shcherbakov, ülkesinin tıp alanında yoğun araştırmalar yaptığını, biyokimya dalında ilerlemelerin kaydedildiğini söyledi. Kanser hastaları için lokal kanser tedavisinin geliştirildiğini belirten Shcherbakov, \"Kimya terapide tümörün parçalarını öldürebilen özel ilaçlar keşfettik. Böylece çok sayıda insanın hayatını artık kurtarabiliyoruz. ABD'de benzer ilaçların fiyatı Belarus'a göre katbekat daha pahalı. Türkiye, bu alana ilgi gösteriyor.\" diye konuştu. Siz oradayken böyle bir duyum aldınız mı? Sağlık Turizmi açısından farklı bir seçenek mi sunuyor? Teşekkürler. Merhaba. hayır, Belarus'un kanserle mücadelede ileri bir ülke olduğunu bilmiyordum. İlginize teşekkürler. Merhabalar. Yukarıda sigorta ile ilgili sorum vardı. Yardımcı olmak için tecrübemi paylaşmak istedim. Kiev'den Minsk'e Ecolines adlı otobüs şirketi gidiyor. Biletleri internetten alabilirsiniz. Sigorta işini çok önemsiyorlar. Benim tavsiyem Kiev merkez otobüs istasyonuna erken gelip orada yaptırmanız. Bunun için Ecolines çalışanlarından yardım isteyin. Eğer oarda yaptıramadıysanız Kiev merkezden yaklaşık yarım saat sonra başka bir istasyona geliyor otobüs. Burada hosteslerden yardım isteyin. İçerideki bankolardan yapıyorlar. Ülkeye giriş için bu şart. Aksi taktirde problem yaşarsınız. Konaklama yaptığınız tesisten alacağınız belge de çıkışta çok önemli. Bu konulara lütfen dikkat edin. Çünkü pasaport geçişleri olması gerekenden çok daha sıkı. Kiev'den daha pahalı maalesef. Parklarda sigara içmek yasak. Bunların haricinde huzurlu bir şehir, tertemiz sokaklar, büyük parklar, güzel Sovyet yapıları ve güzel bir halk sizi bekliyor olacak. Rica ederim. Biz nereye gitsek buraya bakmadan gitmiyoruz ki zaten siz gitmiş ve notları hazırlamış oluyorsunuz. Onun için ben çok teşekkür ederim size. Aklımda kalanları yazayım. 4 kişilik bir apart otel Lenin metro durağı yanında yani merkezde gecelik fiyat yaklaşık 500 TL idi. Metro tek biniş 0.60 ruble sanırım yaklaşık 1.8 tl idi. Yemek olarak zincir fast foodlar da iki kişi 60 tl civarı idi. Ukrayna'dan sonra pahalı idi. Yalnız harika bir şehir, yeşil içine inşa edilmiş, geniş tertemiz caddeler kısacası hepsine değerdi. 2. Dünya Savaşı'nda neredeyse yok olmuş bir şehrin Sovyetler tarafından nasıl inşa edildiğine şahit olmak güzeldi. Bloguma olan ilginiz ve güncel Belarus bilgileri için çok teşekkür ederim. Merhaba. Ben de bloguma ilginize teşekkür ederim. Bankalar Belarus Rublesi almaz, uluslararası geçerliliği olan bir para birimi değil. Ancak Kapalıçarşı'da bozdurabilirsiniz ama bu kurdan değil düşük bozarlar. Nereden elinize geçti bu para? Gidecek olan biri denk gelse ne iyi olur. Bende çok teşekkür ederim oğlum yurt dışına cıkmıştı dört sene önce oradan kalma. Düşük bozar derken kaça gider bilemiyorum umarım çok zarar etmeyiz ihtiyaçtan bozdurmak istiyoruz. Tekrar teşekkür ederim. Kapalıçarşı'da 2 döviz bürosunu aradım ikisi de fiyat vermedi, \"gelin yardımcı oluruz, evet alıyoruz\" dediler. Rica ederim. Harikaymış telefon no verme şansınız var mı acaba çok teşekkür ederim. Belarus Rublesi bozdurmak için Özaydın Döviz veya Haznedar Dövizi arayabilirsiniz. Rica ederim. Rica ederim. Belarus Rublesini kaçtan bozdurduğunuzu buraya yazarsanız sevinirim, merak edeceğim. Hem de benzer durumda kişilere bilgi olur. İyi günler. Merhaba bendeki para eski para olduğu için almadılar iyi para ediyor fakat maalesef bozduramadım. Demek ki sizdeki 2016 yılı sonunda tedavülden kalkan eski Beyaz Rusya Rublesi. Devlet 2016 yılında eski Belarus Rublesinden 4 sıfır attı, 1 BYN = 10,000 BYR ediyor, elinizdeki 5000 BYR 1,25 Türk Lirası ediyor. Beyaz Rusya'ya girerken pasaport kontrolü sınırda yapılacak. Sağlık sigortası sınırda alınıyor, Minsk'e gitmeden önce. Daha önceden bankalardan da sigorta şirketlerden de yaptıracağın yurt dışı sağlık sigortası geçerli oluyor 2017 yılında Türkiye'den yaptırdığım tüm ülkeleri kapsayan sağlık sigortasıyla bir sorun yaşamadım poliçe yanınızda olursa bir sorun yaşamazsınız imigration form'u çıkarken de sizden alıyorlar kaybetmemeniz eksiksiz olarak doldurmanız ve 5 günden fazla kalacaksanız migration office'de kayıt olmanız gerekiyor oteller ve hosteller kendileri yapıyormuş ama evde kalma durumunda sizin yaptırmanız gerekiyor. Belarus sağlık sigortası ve imigration polis kayıt işlem bilgileri için teşekkürler. Geçen yaz \"yapmaya çalıştığım\" Belarus gezisi ile ilgili önemli bir şey paylaşmak istiyorum. Biz iki arkadaş Ukrayna'nın Odesa şehrinden trenle Minsk'e gidecektik. Biletlerimizi önceden aldık. Sigortayı gümrükte yaptıracağımızı zannettiğimiz için her şeyin yolunda olduğunu sanıyorduk. Saatler süren yolculuğun sonunda Beyaz Rusya sınırına geldik. Görevli bize, sigortamızın olmadığını ve sigortanın demiryolunda yapılmadığını ve bu nedenle trenden inmemiz gerektiğini söyledi. Bizi kara yolu sınırına götüreceklerini söylediler. Tren biletinin arkasına bir şeyler yazdılar ve bunların dönüşte iadesini alabileceğimizi söylediler. Bizi istasyonun yanındaki askeri kışlaya götürdüler. Telefonları kapattırdılar. Orada tam 5 saat beklettiler. Yiyecek, içecek hiçbir ikram yok tabii. Tuvalete bile birer kez o da sırayla gidebildik. Beş saatin sonunda bizi askeri jipe bindirdiler ve yanımıza 4 asker verdiler. Tam 40 km ötedeki sınıra götürdüler. Oradaki görevliye şimdi sigorta yaptırırsak Minsk'e nasıl gideceğimizi sorduk. O da denk gelirse otobüs, olmazsa otostopla gidersiniz, dedi. Zaten iki gün kalacaktık, yarım gün gitti. Minsk'e daha 8 saat falan var o da araç bulabilirsek. Ülkeniz sizin olsun dedik sigorta yaptırmadan yürüyerek Ukrayna sınırına geçtik. Orada yürüyerek gelen iki kişi görünce şüphelendiler tabii. Ben dilim döndüğünce başımızdan geçenleri Rusça olarak anlattım. Ona rağmen çantalarımızı aradılar ve pasaport kontrolünü epey uzattılar. Onaydan sonra Ukrayna'ya dönmek için de araç bulmak lazım tabi. Otobüslere soruyorum yer yok. En son bir otomobil aldı bizi. Gomelli yaşlı bir adam tek başına seyahat ediyordu. Biz Çernigev ya da Kiev'e gitmek istediğimizi anlattık. O da 50 dolar karşılığında Kiev'e bırakabileceğini söyledi. Biraz pahalı da olsa perişan vaziyette olduğumuz için kabul ettik ve Kiev'e geçtik. Sonuç olarak Belarus'a aman ha trenle gitmeyin. Gidecekseniz de sigortanızı önceden yaptırın. Teşekkür ederim Alper Bey. Tren Belarus sınırlarına girdiğinde pek yolcu kalmamıştı. Kalanlar da anladığım kadarıyla Beyaz Rus idi. Bizden başka kimseyi indirmediler. Hen ben hem de arkadaşım Beyaz Rusya ile ilgili çok araştırma yapmıştık ancak hiçbir yerde böyle bir bilgiye rastlamadık. Ukrayna'da bu sigorta yaptırılabiliyor diye duydum ama nereden nasıl oluyor, öğrenemedim. Buradan sizlere ricam tanıdıklarınızıbu konuda uyarınız. Belarus'a giderken treni tercih etmesinler. Keşke geçen yaz sıcağı sıcağına yazsaydım bu yaşadıklarımı. Umarım arada başka kimsenin başına gelmemiştir. Bilgiler için çok teşekkürler. Buradan Beyaz Rusya seyahati düşünen çok sayıda kişiye ulaşacak. Merhaba. Sağlık sigortası Beyaz Rusya'ya girişte zorunlu. Moldova ve Ukrayna'ya birden çok defalar gittim soran, isteyen olmadı. Koray Bey Belarus'a trenle gidecekseniz aman dikkat edin. Benim başıma geleni siz de yaşamayın. Yukarıda ayrıntılı olarak anlattım. Beyaz Rusya seyahat sigortasını ülkeye giriş kapısında, Belarus sınırında yaptırabilirsiniz. Ukrayna'da yaptırabileceğinize dair bir bilgim yok. Yukarıdaki yorumlarda blog okurlarımın deneyimleri var, okumanızı öneririm. Belarus'ta bulunan \"Yabancılar ve vatansızların hukuksal durumunu\" düzenleyen kanunda yapılan değişiklikle, 1 Temmuz 2020 tarihinden itibaren yabancı ülke vatandaşlarının geçici adres beyanında bulunabilme süresi 5 günden 10 güne çıkartılmıştır. Bilgi için çok teşekkürler Ertunç Bey. Beyaz Rusya'ya 10 güne kadar gidenlerin işi böylece kolaylaştı."} {"url": "https://celebialper.com/bombon-kopek-carlos-sorin-arjantin/", "text": "Bombon Köpek filminde Türk kahvesiyle bakılan fala dikkat! 2 kez izlediğim bu duru Arjantin filmi, yaşamın zorluklarına rağmen sevgi, neşe ve dostluğu bulabileceğimizi derin ama yumuşak bir dille anlatıyor. Ben Juan Villegas'ın naif ve sevecen yüz ifadelerini etkileyici buldum. Yönetmen Carlos Sorin filmde abartısız Arjantin manzaraları sunuyor. 20 yıldır aynı işi yapan ve hayatını Patagonya'da ıssız bir benzincide çalışarak geçiren Juan, 52 yaşında kendini kapının önünde bulur. Bir anda ne yapacağını şaşıran yaşlı adam, önce en iyi bildiği işi dener ve işlemeli bıçaklar yapıp satmaya başlar. Ancak bu konuda da başarısız olur. Yaşlı bir kadının kocasından kalan arabayı tamir ettiği gün Juan'ın hayatında dönüm noktası olacaktır. Yaşlı kadın ona armağan olarak bir köpek hediye eder. Bu hediyeyle birlikte yaşamaya başlayan Juan, zamanla köpeğinin yeni ekmek kapısı olabileceğini fark eder. Sadık dostu hem şansının dönmesini hem de para kazanmaya başlamasını sağlamıştır. Orijinal Adı: El Perro: Bombon. 2004. Juan Villegas (yaş 52) hayatının son yirmi yılında Patagonya'daki ıssız bir yolda bulunan bir benzin istasyonunda çalışmıştır. Benzin istasyonu el değiştirmiştir ve yeni sahipleri orayı modernleştirmeye niyetlidir. Diğer çalışanlarla birlikte Juan da işten çıkarılır. Bir yandan başka bir iş ararken bir yandan da eski bir hobisi sayesinde geçinmeye çalışmaktadır: Sapı işlemeli bıçaklar yapmaktadır. Ama işler iyi gitmemektedir. Ne iş bulabilmiş, ne de tek bir bıçak satabilmiştir. İşsizliğin zorluklarını en trajik haliyle yaşamaktadır. Yaşı geçkin ve vasıfsız olduğu için dünyanın onu gözden çıkardığını düşünmeye başlamıştır. Şans eseri, bir çiftlikte eski bir araba üzerinde ufak bir tamirat yapar. Çiftlik sahibi yaşlı hanım vefat eden eşine ait olan bu arabayı satmak zorundadır, çünkü kendisi de paraya muhtaçtır. Juan işini bitirince çiftlik sahibi ona olan borcu karşılığında bir köpek vermeyi teklif eder. Ama bu köpek herhangi bir köpek değildir, eşinin bir köpek üretme çiftliği kurma düşüncesiyle satın aldığı müthiş bir Dogo Arjantin'dir. Juan, işsiz olduğunu ve iri cüssesiyle köpeğin kendisinden çok yemek yiyeceğini söyleyerek karşı çıkacak olsa da, dul kadın köpeğin çok değerli bir hayvan olduğunda ısrarlıdır, Juan gibi tek başına yaşayan birine iyi bir can yoldaşı olacağını söyleyerek onu ikna eder. O andan sonra Juan'ın şansı açılmaya başlar. Dikkat çekici olduğu şüphe götürmeyen köpek herkes tarafından övülür, artık köpeğin sahibi olan Juan da kendine bundan gurur payı çıkarır. Köpek sayesinde geçici bir iş bulur, bir Dogo Argentino hayranı olan banka müdürü bile, ücretini almaya gittiğinde onu ofisine çağırır. Juan kısa zamanda geleceğinin bu köpekte yattığını anlayıp, boş zamanlarında köpekleri yarışmaya hazırlayan Walter'le temas kurar. Köpeğin bir sürü ödül kazanacağından emin olan Walter ona şöyle bir teklifte bulunur: Hizmetine karşılık köpeğin kazanacağı ödüllerin yarısını alacaktır. Sonra, hem köpek hem de Walter'in deyişiyle işsizlikten kurtulup yeni bir işe adım atan Juan için uzun bir eğitim dönemi başlar. İlk gösteride işler çok iyi gider ve köpek üçüncülük ödülünü kazanır. Bir Lübnan lokantasında gürültülü bir kutlama yaparlar, Juan orada Arap asıllı bir kadın şarkıcıyla tanışır, ondan hoşlanmıştır. Kadın orada Juan'a Türk kahvesiyle fal bakar. Köpek ve şarkıcı sayesinde Juan kendini bulutların üstünde hissetmektedir. Ama kısa zamanda içgüdülerin kötü oyunlar oynayabileceğini anlar. Bence iyi bir sinema filmi. Yoksulluğa ve yalnızlığa rağmen Arjantin bombon cinsi köpek ile kurduğu dostluk ve iyimserlik çok iyi, izle izle için ısınsın. Arjantin bombon köpeği olan bir arkadaşım izle dediği için seyrettim ve beğendim. Bombon Köpek filmini izleyip beğenmenize sevindim. Dogo Argentino'lu Bombon Köpek benim de sevdiğim filmlerden. Arjantin'i yakın hissetmekte haklısın, sıcak insanlar. Ben de sinema önerimi dikkate alıp filmi izlediğin için teşekkür ederim Aysun."} {"url": "https://celebialper.com/brezilyada-atistirmaliklar-ve-pazarlar/", "text": "Brezilya'da ne yenir sorusuna yanıt olarak Brezilya'da karşılaştığım veya yediğim yemeklerden bazılarının fotoğraf ve adlarını buraya koyuyorum. Daha fazla çarşı-pazar görmek isterseniz Brezilya yazılarıma bakabilirsiniz. Brezilya'da önce Porto Alegre'de beni evinde konuk eden CS üyesi Natassja'nın pişirdiği yemekten başlayalım, bakalım Brezilya mutfağı hakkında bilgilere ve özelliklerine. İşte bir yeme içme rehberi. Yurt dışında yemek sorunu yaşayan Türkler için Brezilya yemekleri rahatça yenebilir lezzet ve türde. Porto Alegre'de evinde kaldığım Natassja ev eriştesi, ve üzerine dana etiyle öğütülmüş soğandan sote pişirdi, peynir rendeleyip serpti. Ben de memleketten getirip verdiğim pul biberden ekledim, afiyetle gitti. Brezilya yemekleri üzerine Türkiye'den çeşni. Bakliyat ne güzeldir; protein ve vitamin verir, üstelik hayvanları öldürmeden. Bu pazarda Brezilya yemekleri ve Latin Amerika mutfağı malzemeleri bol. Brezilya'da bakliyat fiyatları: Yeşil mercimek ve nohut 8 Lira, bezelye 6 Lira, bulgur 3 Lira, kuru fasülye 5 Lira. Sao Paulo'nun rengarenk manavlarından birisi. Brezilya meyveleri. Patlıcan 4 Lira fena değil ama biber 12 Lira pahalı. Brezilya'da alışveriş ve fiyatlar. Şeker kamışı suyu isterseniz bardağı 1.5 Real. Brezilya mutfağı bizim alışık olmadığımız gıdalar da içeriyor. H2OH! marka 1.5 litre limonlu gazoz 2.6 TL. Oh be, Brezilya'da ucuz bir şeyler almak iyi geldi. Super Muffato Market, Juscelino Kubitscheck Caddesi, Foz do Iguaçu. Sao Paulo Merkez Pazarı'nda zeytinler aşağıda, zeytinyağları yukarıda. Berezilya mutfağı malzemeleri ve Brezilya mutfağı hakkında bilgiler. Mahallenizin manavı daha ucuzdur. Brezilya sebzeleri. Zeytinyağlı beyaz İtalyan ekmeği içinde soğan, biber, peynir, domates, sosis ve peperonili sandviç. Armelin Confeitaria Pastanesi, Avenida Otto Niemayer Caddesi, Porto Alegre. Brezilya mutfağı örnekleri. Aşağıda solda süzme peynir kroket, sağda jambonlu palmiye kızartması. Armelin Pastanesi, kaldığım binanın giriş katında, Avenida Otto Niemayer no 2436. Brezilya mutfağı Avrupa'dan çok izler taşıyor, özellikle İtalya, Portekiz, İspanya mutfaklarından. Solda tavuk köftesi, sağda frenk soğanı köftesi. Armelin Pastanesi. Pratik Brezilya mutfağı yemekleri. Etli pastel, etli börek. Bol miktarda ve kalın çekilmiş dana kıyması, az miktarda haşlanmış yumurta, yeşil zeytin, sarımsak, maydanoz, frenk soğanı, tuz, karabiber ve soğandan oluşan malzeme, hamurun içinde kızartılıyor. Brezilya'nın Foz do Iguaçu kentinde dönerci menüsü. Shawarma Arapça döner demek. Shawarma misto : 7 Real. Brezilya'da lokantalarda gördüğüm ve yediğim yemekler için TIKLAYIN. Ben de okuduğunuz için teşekkür ederim. Brezilya'da ne yenir diye aratırken buldum gezi blogunuzu. Brezilya mutfağı için et önemli görünüyor. Brezilya yemekleri bol et içeriyor genelde. Brezilya yiyecekleri pahalı görünüyor. Halbuki Latin Amerika'yı genelde çok ucuz sanıyoruz. Latin Amerika'da 1 Ayda 4 Mevsim adlı yazımda toplam harcadığım parayı ve bazı fiyatları yazdım. Sp şehri dilini bilmiyoruz haliyle zorluk çekeceğiz tek başımıza gezmemiz güvenli mi sizce güvenilir oteler var mıdır bilgilendirirseniz çok memnun olurum. Sao Paulo'da ben otelde değil evde kaldım. her kentte olduğu gibi iyi ve güvenli oteller var. Brezilya şehirlerinde silahlı soygun yaygındır dikkat etmeniz gerekiyor."} {"url": "https://celebialper.com/brezilyada-lokantalar/", "text": "Sao Paulo'da evinde kaldığım Janaina bana iyi yemekler yemeyi seven, yemek için para harcamaktan çekinmeyen birisi olduğunu söyledi. Birlikte onun sevdiği ve kaliteli yerlerde yemek yedik, aynı zamanda tattığım lezzetler Brezilya yemekleri hakkında bilgi sahibi oldum. Brezilya gezim lezzetli yemeklerle ve yeme içme deneyimleriyle devam ediyor. İşte yediğim Brezilya yemekleri ve isimleri, Güney Amerika mutfağı. Yurt dışında yeme içme sorunu yaşayan Türkler için bence sıkıntısız ve lezzetli bir mutfak. Janaina ile sık gittiği, Vila Madalena semtindeki büyük bahçeli Pe De Manga adlı lokantaya gittik. Bahçede elektrik sobasının yakınına oturduk, açık büfe yedik. Fiyatı kişi başı 40 Real, yaklaşık 40TL. Brezilya kıtanın en pahalı ülkesi. Aşağıda gördüğünüz tabakta solda çiğ ve haşlanmış sebzeler, sos, peynir var. Üstte kuş yumurtaları, sağında peynirli ve sebzeli kiş : İtalyan kökenli, ekmek üzerine süt, yumurta, krema, peynir, sebze ve bazen de deniz ürünleri eklenerek pişirilen tuzlu bir turta, veya \"tart\". Yukarıdaki fotoğrafımda, sağ altta gördüğünüz carpaccio da İtalya'dan Brezilya'ya gelmiş bir yiyecek. Lafı uzatmadan söylemek gerekirse düpedüz çiğ et. Sığır, geyik, somon veya ton balığı etinden yapılıyor, iştah açıcı başlangıç olarak yeniliyor. Hikayesi tuhaf. 1950 yılında kontes Amalia Nani Mocenigo Venedik'te Harry's Bar'a gider. Barın sahibine, vejetaryen doktorunun kendisine sadece çiğ et yemesini önerdiğini söyler. Barın sahibi Giuseppe Cipriani, ince kesilmiş dana etini ünlü Fransız Dijon hardalı ile hazırladığı bir sosla beraber kontese sunar. Hazırladığı yemeğin renkleri ona Venedikli ressam Vittore Carpaccio tablolarını anımsattığı için bu yemeğe Carpaccio adını verir. Yıllar sonra bu yiyecek, Brezilya'ya göçen İtalyanlarca Latin Amerika'ya gelir. 2012 yılında gezgin Alper'in Brezilyalı arkadaşı Janaina ile gittiği yemekte \"senin için çiğ dana yerim\" diyerek tatmasıyla, Carpaccio'nun öyküsü devam eder. Yukarıda ana yemeği görüyorsunuz. Dünyanın her yerinde modern bir lokantada yenebilecek bir yemek, özel bir şey değil. Ancak pirincin işlenmemiş esmer pirinç olduğuna dikkat çekerim. Ülkece fena halde zararlı beyaz pirinç yiyoruz Türkiye'de. Latin Amerika kıtasındaki ilk kahvaltımı, dün New York- Sao Paulo uçağında verilen kahvaltıyı saymazsak Sao Paulo'da Janaina'nın evinde yedim. Janaina bir akşam beni çok sevdiği lokanta Tordesilhas'a götürdü. Hizmet mükemmel, ortam zarif, yemekler kusursuz. Bir de soğuk olmasa, Brezilya yemekleri daha lezzetli gelecek. Güney Amerika yemekleri için gittiğim şık lokanta. Aşağıda Janaina'nın yediği güveçte pato no tucupi, Kuzey Brezilya Belem yöresinin yemeği. Tordesilhas Restaurant, Rua Bela Cintra Caddesi, no 465. Sao Paulo. Aşağıda gördüğünüz sebzenin adı Jilo, patlican familyasından. Solda tazesi, sağda kızarmışı var. Ben kızartmasını beğenip merak edince garson göreyim diye tazesinden de getirdi. Janaina pek sevmiyormuş, yemedi ama ben bayıldım lezzetine. İşte size Brezilya yemekleri ve isimleri. Renkli malagueta biberleri. Sarı olanı hafif ve kararında acılı, ama kırmızısı insana feleğini şaşırtan cinsten. Güney Amerika mutfağı lezzetlerinden. Brezilya'nın milli içkisi Cachaça, Brezilya dışında pek bilinmeyen, futbol, karnaval ve samba gibi kültürel önemi olan, damıtma yoluyla elde edilen bir içki. Her ne kadar Brezilyalı olmayanlar cachaça'yı romla karıştırsalar da ikisinin tek benzerliği, her ikisinin de şeker kamışı kaynaklı olması. İlk olarak köleler ve köylüler arasında Brezilya'nın sömürge döneminde yaygınlık kazanmış Cachaça, yerel ve uluslararası olarak beğenilen bir içki. Aşağıda gördüğünüz, en iyilerinden iki çeşit cachaça tattım. Aşağıda görülen, Salinas yöresinden yıllanmış, %44 alkollü Cachaça Canarinha. En yaygın Brezilya içkisi. Brezilya'nın ünlü kokteyli caipirinha'nın ana içkisi olan Cachaça, şeker kamışından elde edilen alkolün damıtılmasıyla üretiliyor. Bu içki sek olarak içilmesinin yanı sıra başta caipirinha olmak üzere çeşitli kokteyllerin hazırlanmasında da kullanılıyor. Caipirinha misket limonu, esmer şeker, cachaça ve kırılmış buz ile yapılan, Brezilya kökenli bir içki. Aşağıdaki, Ribeirao das Neves'ten yıllanmış, %40 alkollü Cachaça Aurea Custodio. Aşağıdaki fotoğrafta sol üstte pazı, yanında siyah fasülye, sağda pilav görüyorsunuz. Büyük tabakta kızarmış soğanın altında dana eti var. Sağdaki patatese benzeyen manyok, buharda veya suda haşlandıktan sonra derin yağda kızartılıyor. Bence patatesten lezzetli. Brezilya yemekleri Türkler için tuhaf değil. cassava, yuca, mogo, manioc, mandioca, tapioca ve kamoting kahoy. Odunsu bir çalı olan manyok, sütleğen familyasından, Güney Amerika'ya özgü bir bitki. Tropik ve alttropik bölgelerde karbonhidrat kaynağı bir gıda olarak çok miktarda yetiştiriliyor. Kurutulup toz haline getirilmişine tapioca, fermente ve ince dilimlenmiş haline garri deniyor. Manyok tropik bölgelerde en çok yenen üçüncü karbonhidrat kaynağı. Gelişmekte olan ülkeler dünyasındaki 500 milyondan fazla insanın temel gıdası ve Brezilya yemek kültürü içerisinde önemli bir yere sahip. Bu şıklığın, özenin ve lezzetlerin bir bedeli var elbette. Janaina ile Tordesilhas'ta yediğimiz yemeğe bahşiş dahil 115'er TL (119 Real, Brezilya para birimi) ödedik. Buralarda bahşiş uygulaması bizden farklı ve daha iyi. %10 bahşiş yemeklerin fişinde yazmayıp ayrı, ikinci bir fişle geliyor. Müşteri eğer hizmetten memnunsa bahşişi ödüyor, değilse veya istemezse ödemiyor. Porto Alegre'de evinde kaldığım Natassja daha sade yaşayan biri. 24 saatini birlikte geçirdiğimiz, yaşamındaki günlük işlerin çoğuna katıldığım bir gün beni sık yemek yediği esnaf-işçi lokantası Vianei'ye götürdü. Brezilya yemekleri gerçekten lezzetli, ve yerini bulana ucuz. Bakın ucuz lokantalarda Brezilya'da ne yenir. Natassja ile Vianei'de birer öğle menüsü yedik: siyah fasulye, guarani gazozu, salata, pilav, dana eti, patates, sahanda yumurta. Kişi başı 8 Real, gayet ucuz ve lezzetli bir yemek. Brezilya'da ne yenir? İşte bunlar! Brezilya'nın Foz do Iguaçu kentinde gittiğim Churrascaria do Gaucho adlı lokantada 18 Liraya (19 Real, Brezilya para birimi) patlayıncaya dek yiyebilirsiniz. Iguaçu Şelaleleri'ni görmeye gidecek olanlara şiddetle tavsiye ederim. R. Taroba Caddesi'nde 632 numara, Republica Argentina Caddesi ile kesişen köşede. Brezilya yemekleri için ucuz ve kaliteli bir yer. Başka bir akşam kaldığım pansiyondan Simone ve Carolina ile Churrascaria do Gaucho lokantasına tekrar gittim. Yine sınırsız yemek 18 TL. Latin Amerika yemekleri çok uygun bir fiyatla sunuluyor burada. Churrascaria do Gaucho lokantasında zeytinyağlıları, sulu yemekleri, salataları, dondurmaları istediğiniz kadar kendiniz alıyorsunuz. Dev mangalda pişen etleri ise garsonlar büyük şişler ellerinde dolaşarak masaya getiriyor, istediğiniz kadar söylüyorsunuz, kesip veriyorlar. Onlarca garsondan her biri farklı bir tür et şiş ile her masayı dolaşıp ne kadar istediğinizi soruyor. Biri dana bilmem ne ile geziyor, diğeri tavuk yüreği, öteki domuz, sosis, ananas, pirzola, boyun, kalça... Hiçbir sınır yok, dur-durak yok. Güney Amerika yemekleri için bir cennet. Yeter beeeee! Aksırıncaya, tıksırıncaya kadar yiyin. Ucuz Brezilya yemekleri. Brezilya'da \"son yemek\".. Latin Amerika'da 1 Ayda 4 Mevsim seyahatimin sonunda tekrar Sao Paulo'ya gittim. Janaina veda etmek için benle havalimanında buluştu ve yemek yedik. Şık bir lokantaya gittik. Janaina bana yemekleri alırken asla çantalarımı yalnız bırakmamamı söyledi. Bu lokantada ve diğerlerinde her gün çok sayıda hırsızlık oluyormuş. Takım elbiseli tipler, yemek alan insanların çantalarını çalmak için lokantaları dolaşıyorlarmış. Güney Amerika yemekleri Türkler için tanıdık ve lezzetli. Bazı baharatlar var ama bizden çok daha az kullanılıyor Brezilya mutfağında. \"Yiyin efendiler yiyin, bu han-ı iştiha sizin, Evet, batıdaki insanların genel olarak pirinç yediği su götürmez bir gerçek. Ama bu biraz da aile yapısından kaynaklanıyor. Zira ben bir Egeli olarak beyaz pirincin zararlarını bilen bir annenin elinde bulgur sevdirilerek yetiştirildiğim için kendimi şanslı sayıyorum. Brezilya'da kafelerde 600ml biralar 5 ila 7 real (Brezilya para birimi, yaklaşık 1 lira) fiyatlarla satılıyor, meşrubat 3 real. Sert içkiler biraz daha pahalı. Verdiginiz bilgiler icin tesekkur ederim.. kizim bir sosyal sorumluluk projesi icin 2 ay kadar Natal da kalacak.. program onumuzdeki hafta başlayacak... anlattiklariniz ve resimler sayesinde hic yabancilik yasamayacak... sagolun.. Kızınız Natal'da Kış mevsimini yaşayacak ama iklim yumuşak, Haziranın ikinci yarısı sıcaklık gündüz 28-30, gece 22 derece civarı seyreder. En soğuk ay Temmuz, hava durumu gündüz 26-28, gece 20-22 derece yaşanır. Ağustosta aynı sıcaklıklar devam eder ama rüzgar biraz artar, yağmur yağmaz. Yılın en yağmurlu ayı Temmuz ama aşırı değil, 3-4 günde bir yağmur yağar. Latin Amerika silahlı sokak soygunları ile ünlü bir kıta, özellikle de Brezilya'da bu tür suç yüksek. Natal Brezilya'nın ne en tehlikeli kenti, ne de en güvenlisi; ortalama. Bu nedenle dikkatli olmak gerekiyor. Forte dos Reis Magos ile Praia Forte bölgelerinde silahlı turist soygun ve cinayetleri yaygın, buralarda yürümemek gerek. Ponta Negra Plajı ve Bulvarı da tehlikeli. Gündüz vakti kumsalda silahlı soygun oluyor. Bulvarda evsiz ve alkolikler rahatsız edebiliyor. Brezilya uçk biletine epey para vermişsiniz. 2018 itibariyle Türk Lirasının değer kaybı bizim için tüm dünyayı iki kat pahalı hale getirdi ne yazık ki. Ben de Kolombiya Ekvador Peru Bolivya bakıyorum, 6000 liradan aşağı bilet yok. Diğer birkaç uzak rota da var aklımda. Rica ederim. Kızınıza iyi yolculuklar. Hersey icin cok tesekkurler... size de simdiden iyi yolculuklar...."} {"url": "https://celebialper.com/budapeste-gezi-notlari/", "text": "Budapeşte gezi notları olarak hazırladığım bu yazı, kentteki gezilecek yerler, hava durumu, gezi planı, para birimi, gece hayatı hakkında bilgi içeren bir rehber. Mimarisi, sokakları, insanlarıyla en sevdiğim kentlerden biri olan Macaristan başkenti Budapeşte kendine özgü genç ve enerjik havası, dünya kalitesinde klasik müzik sanatı, zengin tarihi, doğal termal sulu hamamları ve hareketli gece hayatı ile önemli bir gezi ve turizm merkezi. Macarlar güzel başkentleri Budapeşte, Avrupa kültürüne katkıları ve kıtada konuşulan diğer dillerden farklı Macarca ile gurur duyuyorlar. İşte bir Budapeşte gezi planı için görülecek yerler rehberi ve gezi rotası. Avrupa'nın en güzel şehirlerinden biri olan Budapeşte, manzaraları ve mimarisi nedeniyle Doğu'nun Paris'i olarak da anılıyor ama biliyorsunuzdur, bu ünvanı taşıyan tek kent değil. Tuna Nehri kıyıları, Buda Kalesi ve çevresi, Andrassy Caddesi'nin kültürel ve mimari önemi sayesinde UNESCO Dünya Mirası Listesinde. Sütö utca no 2, Dek Meydanı. 08:00 ile 20:00 arası açık. Olof Palme setany no 5, City Park Ice Rink binası. 09:00 ile 19:00 arası açık. Liszt Ferenc International Airport Terminal 2A ve 2B. İkisi de saat 08:00 23:00 arası açık. Macaristan para birimi forint yani HUF. 1 Türk Lirası 60 Macar Forinti ediyor. 2 milyon nüfuslu kenti her yıl 2.7 milyon kişi gezi, tur, eğlence ve iş için ziyaret ediyor. Diğer Orta Avrupa şehirleri gibi Budapeşte hava durumu kış mevsiminde karlı ve soğuk geçiyor. Budapeşte iklimi ılıman ve geçiş iklimi olarak adlandırılıyor. Aralık, Ocak ve Şubat aylarındaki kış mevsimi boyunca hava sıcaklığı gece ortalama -2, gündüz 2 derece. Ocak ayında birkaç derece daha soğuk oluyor. Aralıkta günde sadece 1,5 saat güneş ışığı alıyor. Kente gitmek için kış mevsimi uygun bir zaman değil. Nisan, Mayıs, Temmuz, Ağustos aylarında Budapeşte'da yaz mevsimi boyunca hava sıcaklıkları gündüz ortalama 20-23 derece, gece 16-18 derece oluyor. Temmuz en sıcak ay, 28 dereceye kadar çıkıyor. Haziran kentte en çok yağmur yağan ay. Bence Budapeşte seyahati için en iyi zaman yaz mevsimi. Budapeşteliler Sonbahar için \"yaşlı kadının yazı\" diyorlar; hava sıcaklığı genelde 12-16 derece civarında seyrediyor ama Eylül ile Kasım arasında hava durumu farkı epey fazla. İlkbaharda Budapeşte gezi için uygun; hava genelde güzeldir. Bugünkü Budapeşte aslında Buda ve Peşte adlı iki ayrı kentin ve daha küçük ve biraz uzak olan Obuda şehrinin tarihsel birleşmelerinin bir sonucu oluştu. Budapeşteliler bizim İstanbul'un iki yakasından bahsederken yaptığımız gibi \"Buda yakası\" veya \"Peşte tarafı\" olarak bir \"karşı\" kavramı kullanıyorlar. Şehir isim değil numaralı olarak 23 semte ayrılıyor. Budapeşte gezi planı yaparken siz de Buda ile Peşte yakalarını ayrı günlerde gezebilir, ya da onun yerine gün içinde Tuna Nehri üzerindeki güzel köprüleri yürüme keyfini yaşayabilirsiniz. Budapeşte'de tarihi yerlerin çoğu Buda yakasında, ama Peşte tarafı da şık mimarisiyle çok güzel. Tuna Nehri'nin batısındaki Buda tarafında I, II, III, XI, XII. XXII numaralı bölgeler, Kale Tepesi, Buda Tepeleri, kuzeyde Obuda var. Tuna'nın doğusundaki Peşte tarafında ise IV, V, VI, VII, VIII, IX numaralı mahalleler yer alıyor. Budapeşte gezi için bence harika bir şehir; ben büyük keyif aldım, iyi insanlarla tanıştım. Macarlar yardımsever, sıcak, dostane insanlar. Ne zaman elime Budapeşte gezi haritamı alıp baksam hemen birileri yaklaşıp yardıma ihtiyacım olup olmadığımı veya nereyi aradığımı sordu. Hatta bir defasında küçük bir meydanda sadece ben ve bankta öpüşen genç bir çift vardı, gideceğim yerin adresi için haritama bakacaktım, \"şimdi bu çift haritaya baktığımı görürse keyifli anlarını bölüp bana yardım etmek isteyebilirler\" diye biraz uzaklaşıp arkamı dönerek haritaya baktım ama birkaç saniye sonra iki yanıma gelip yardım etmeyi teklif ettiler. Daha ilk akşam açık hava barında buralı Macar ve gezgin Finlandiyalı arkadaşlar edindim. Kaldığım sürenin iki gününde Judit, Ivett ve Opsolya bizi gezdirdiler. İlber Ortaylı'nın dediğine göre Osmanlı hakimiyetinde yaşamış ülkeler arasında hem tarihçileri hem halklarıyla Türklere karşı hiç antipati duyulmayan iki ülke İsrail ve Macaristan. Budapeşte gezilecek yerler bakımından çok zengin bir şehir. Bence en az üç gün kalmak gerekir ama zamanınız varsa benim gibi daha fazla kalın. Ben şehri yaptığım Macaristan Budapeşte, Avusturya Viyana, Çek Cumhuriyeti Prag gezisi sırasında ziyaret ettim. Macaristan Parlamento binası Avrupa'nın en büyüğü ve mimar Imre Steindl tarafından tasarlanıp 1880-1902 yıllarında inşa edildi. İngiliz Parlamentosu örnek alınarak, ama onu geçmek için birer metre daha uzun ve geniş olarak yapıldı. Tuna Nehri kıyısındaki alüvyonlu toprağın zayıflığı nedeniyle beton temelle güçlendirildi. İçerisinde 691 oda olan Gotik Macar Parlamentosu binasının üzerinde ulusal liderler, prensler ve komutanlara ait 88 tane heykel var. Adres: Kossuth Lajos ter meydanı, Peşte tarafı. Budapeşte gezi planı aşağıdaki muhteşem binayı görmeden eksik kalır. Macar Kraliyet Sarayı alanına giriş ücretsiz ama bazı görülecek yerlere giriş ücrete tabi. Füniküler, 16 numaralı otobüs veya yürüyerek gidilebiliyor. Ben Kemal Atatürk adlı güzel yürüyüş yolundan çıktım kaleye. Bugünkü sarayın olduğu yerdeki ilk binalar Anjou Dükü Stephen tarafından inşa edildi, altın çağını Kral Matthias döneminde yaşadı. Efsaneye göre Osmanlı büyükelçisi geldiğinde sarayın muazzamlığını ve zenginliğini görünce kutlama konuşmasını unutur ve sadece \"Padişah saygılarını gönderdi\" der. Bugünkü saray Alajos Hauszmann ile Miklos Ybl tarafından tasarlandı. Tarihte Macar krallarının yanı sıra kenti işgal eden Osmanlı İmparatorluğu paşalarına da ev sahipliği yaptı. Macar Kraliyet Sarayı'nda bugün Ulusal Galeri, Aslanlı Avlu, Macar Ulusal Müzesi, Budapeşte Tarih Müzesi, Ulusal Szechenyi Kütüphanesi, Hunyadi Bahçesi, Matyas Fountain, Savoyai Terası, Avusturya Savoy Prensi Eugene heykeli, Hussar Generali Andras Hadik heykeli, Mary Magdalene Kulesi, Osmanlı döneminde camiye çevrilmeden bırakılmış tek kilise, Viyana Kapısı var. Aşağıda Macar Kralı Stephen heykelini görüyorsunuz. Aşağıda 1697'de Zenta Savaşı'ında Macaristan'daki son Türk ordusunu yenen Savoy Prensi Eugene heykelini görüyorsunuz. Heykel Jozsef Rona tarafından 19. yüzyılda yapıldı. Heykelin alt kısmının iki yanında, prensin ayaklarına kapanan Osmanlıların kabartmaları var. Buradaki terastan güzel Tuna ve Peşte manzarası izlenebiliyor. Neo-Gotik yapıyı 1905 yılında mimar Frigyes Schulek inşa etti. Yedi tane kule, yedi Macar kavminin liderlerini temsil ediyor. Macarca adı Vajdahunyad vara olan kalenin Gotik, Roma ve Barok tarzı üç kısmı var. Kentin Buda ve Peşte yakalarını birleştiren farklı mimari tarzlardaki köprülerde yürümek güzel manzaralar sunuyor. Arpad, Margared, Chain, Elisabeth, Szabadsag, Petöfi ve Rakoczi köprüleri Tuna Nehri üzerindeki şık köprülerin adları. Aşağıda Szabadsag hid adlı köprü görülüyor. Budapeşte'de yapılacak şeyler ve etkinlikler arasında gençleri en çok çeken şey Sziget Festivali. Ağustos ayında Obudai Adası'ında gerçekleşen mutfak, kültür ve müzik festivali Avrupa'nın en ünlü etkinliklerinden. Günlük bilet ücreti 45 avro, tüm festival bileti çadır kurma dahil Hazirandan önce alınırsa 200 avro, sonra ise 230 avro. Gidenlerin çoğu çadırda kalmayı tercih ediyor. değerli eşyalar için kasalar var. Özgürlük Adası da denen yerdeki festival Ağustosun ortasına yakın başlayıp 1 hafta sürüyor. XI. bölge, Sztregova u. 3 numaralı adresteki müzik ve dans merkezine Moricz Zsigmond körter'den 18, 41 veya 47 numaralı tramvaya binip Kalotaszeg utca durağında inilerek gidiliyor. Konserler, folklor dansları ve tanchaz adı verilen geleneksel Macar dans etkinlikleri oluyor. Budapeşte gece hayatı çok çeşitli ortamlara sahip, pahalı ve ucuz bar, pub, gece kulübü ve disko sunuyor. Geleneksel bir Macar gecesi için borozo adlı şarap içilen meyhaneler var. Ucuz ama iyi açık Macar şarapları satılıyor, turistik bölgenin dışındakiler iyice ucuz. Ünlü Macar şarapları arasında kırmızıların en iyileri Kekfrankos ve Egri Bikaver, beyaz şaraplar ise Szürkebarat ve Chardonnay olarak biliniyor. Macar içkisi palinka ise erik, kayısı, vişne veya armut gibi meyvelerden yapılıyor. En ünlü alkolsüz Macar içecekleri beyaz üzümlü gazoz Traubi Szoda ile vişneli gazoz Marka. Budapeşte gece hayatı epey hareketli ve renkli eğlence yerleri sunuyor. Zöld Pardon Buda yakasında, Rakoczy Köprüsü'ne yakın, Tuna Nehri kıyısındaki açık hava barı benim en sevdiğim gece mekanı oldu. Yukarıdaki arkadaşlarımın hepsiyle burada tanıştım. Hemen her gece canlı konser oluyor, geniş ve rahat bir gece hayatı eğlence yeri. A38 Eski bir gemiyi müzik kulübüne dönüştürmüşler, Tuna Nehri üzerinde yüzen eğlence sunuyor ve bir çoklarına göre Budapeşte gece yaşamı içerisindeki en kaliteli eğlence yeri. Buda tarafında, Petöfi Köprüsü'ne yakın. Dokk Beach Club Hem Macarlar hem de yabancıların gittiği açık hava müzik kulübü Tuna Nehri'nin ortasındaki bir ada. 6 tane gece kulübü var ve on bine yakın kişi gidebiliyor. For Sale Pub Peşte tarafı, Vamhaz körüt, no:2. Szabadsag Köprüsü kenarındaki barda güzel yemekler, çeşitli biralar ve canlı müzik var. Duvarlara adınızı yazabilir, para yapıştırabilirsiniz. Gödör Klub Erzsebet Meydanı'nda, Deak Ferenc ter metro istasyonunun yanındaki bar ve kültür merkezi dinlenmek ve rahatça müzik dinlemek için uygun. Kuplung Bar Peşte, Kiraly utka caddesi, no:46. Eski bir garajdaki underground tarzı bar uygun fiyatlı içkiler, dans ve canlı müzik sunuyor. Duvar resimli gece hayatı mekanında langırt da var. Hayır. Günün çoğu kapalı, bulutlu geçiyor. Hostel sorunuzu unutmuşum. Budapeşte ve Prag'da kaldığım hosteller kötüydü, tavsiye edemem. Ama Viyana'da kaldığım Strawberry Hostel merkezi ve tertemiz, çok iyi. Fiyatı pek ucuz değil ama şehir pahalı, yapacak bir şey yok. Merhaba. Budapeşte'de Macaristan para birimi forint almak için yanınızda euro veya dolar götürmeniz gerekir, Türk Lirası alan yer yoktur, olsa bile mutlaka zarar edeceğiniz bir kur farkı ile alırlar. Güzel bir Budapeşte gezisi dilerim. Budapeşte'de 24 saat açık Pizzaparadicsom var, Vörösvari ut caddesinde. Oktogon'daki McDonald's da 24 saat açık. Nagyi Palacsintazoja 0-24 adlı küçük büfe tipi yerler de gece gündüz açık, Petöfi Sandor utca no: 17-19 ve Batthsny ter 5 numarada var. Viyana'da Bitzinger sosisçisi iyidir, geç saatte açık ama kaça kadar bilmiyorum. Naschmarkt bölgesindeki Cafe Drechsler (Linke Wienzeile 22) Avusturya yemekleri, ON Market (Linke Wienzeile 36) Güney Asya yemekleri ve Restaurant Beograd (Schikanedergasse 7) Sırp yemekleri satıyor ve gece saat bire kadar açık. Zollergasse Caddesi 8 numaradaki ünlü Cafe Europa gece gündüz açık diye biliyorum ama emin değilim, gece çok geç saatte kapatıyor olabilir. Budapeşte harikadır. Pahalı ülkelere pek gitmiyorum, ama kıyı köyleri düşüncesi hoş geldi, bir bakayım ben oralara. İlginize teşekkürler. Rica ederim.. seneler önce budapestede rüya gibi bir gün geçirmiştim. yazınızı okurken o günlere gittim. çok farklı heyecanı olan bir şehir. uçakla budapesteye inerken havadan şehri seyrederkenki heyecanım hala çok çok taze hafizamda... gül baba turbesinde turkiyenin herhangi bir sehrindeydik sanki.... hey gidi günler. bu arada ulaşımı hitchhiking le hallederseniz fransa seyehati ucuza gelebilir. yemeklerde carrefourdan baget arasına peynir domates tarzı olursa tamamdır bu iş. Budapeşte mimarisini çok beğendim. İnsanları da sıcak ve yardımsever. Peynir domates hayat kurtarır. Teşekkürler. Siteniz çok aydınlatıcı şimdiden vereceğiniz bilgiler için teşekkürler. 29/5-05/06 tarihleri arasında. Eşimle budapeşte 3 viyana 2 prag 2 gün gezisi yapacağız. Merhaba. Gezi yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Bahsettiğiniz otelleri bilmiyorum. Budapeşte şehrinin Peşte tarafındaki Kerület V, VI ve VII numaralı bölgelerin hepsi merkezi semtler. Kerület V Lipotvaros Tuna Nehri kıyısında çok merkezi bir mahalle; Kerület VI Terezvaros ve Kerület VII Erzsebetvaros adlı bölgeler de ona komşu, Budapeşte'de konaklama için uygun yerler. Tekrar merhaba sormaya unuttum viyadadali strawberry hotel rezv. siteten gerçekleştirdiniz. Viyanadaki strawberry otel için rezv. Nereden yaptınız. Merhaba. Prag 1 veya 2 (Praha 1 ve Praha 2) semtlerinde kalmanız avantajlı olur. Strawberry Hostel'in sitesini arama motorlarında kolayca bulup yer ayırtabilirsiniz. Rica ederim. Budapeşte çok güzel, beğeneceğinize eminim. Su anda kendi capimda Avrupa turu yapıyorum. Prag Budapeşte Viyana ve Bratislava bu gezimin durakları. Şunu üzülerek söylemeliyim ki Macaristan turistlere hiç iyi davranmayan bir ülke. Metro cikisinda bilet kontrolü yapılıp çıkış biletini gösteremeyen turistlere 8000 HUF ceza kesiliyor. Ödemekten bileti son anda cebimin bir köşesinde bulmamla kurtuldum ki havalimanında trenle şehir merkezine ilk kez gidisimdi ve eminim bu konuda hic bir yerde ingilizce uyarı yok. Budapesteden Bratislava ya tren ile seyahatim sirasinda Macar Konduktor biletlerini internetten alan iki Çinli turisti, çıktı almadiklari için kaçak yolcu saydı adam başı 70 euro ceza kesip ilk durakta indirtti. Durağa gelene kadar ise trene binilen bölgede ayakta yolcu ettirdi. Üstelik tren boştu. Bu yüzden kimseye Macaristan seyahati önermiyorum. Saygılarımla. Merhaba. Macaristan'da ulaşımda konusunda Çinli turistlerin yaşadıklarına üzüldüm. Budapeşte metrosu çıkışında bilet kontrolü birçok şehirde yapılan bir uygulama ve normal. Macar halkı canayakın ve yardımseverdir, iyi arkadaşlar edindim. Ben herkese Macaristan gezisi tavsiye ederim. İyi günler. 1 aya yakın Budapeştede kalmayı düşünüyorum. Erasmusla gelen öğrencilerin mekana dalıp arkadaş edinip ingilizcemi pratiğe dokmeyi düşünüyorum. Zaten herkes sosyalleşmek yeni insanlar tanımak istiyor. 7-10 euro arası günlük fiyatlardan bahsediliyor. Booking. comda 30-45 lira arası. Yani aslında uygun gibi. Sizce nerde kalıp, nerelerde takılmalıyım? Gezilecek yerler haricinde. Alkol ve sigara kullanmıyorum. Tamamen 1 aylık tatil tadında bir Budapeşte düşünüyorum. Merhaba Fatih. Budapeşte'de kalmak için iyi semtleri saymak gerekirse Peşte tarafındaki Kerület V yani Belvaros mahallesi hareketlidir, VI ve VII numaralı bölgeler de merkezi semtler ve öğrenciler sever. Kerület V Lipotvaros Tuna Nehri kıyısında çok merkezi bir mahalle; Kerület VI Terezvaros ve Kerület VII Erzsebetvaros adlı bölgeler de ona komşu, Budapeşte'de konaklama için uygun yerler. Erasmus öğrencileri ruin bar denen VI ve VII numaralı mahallelerdeki eski binaların avlularındaki barlara giderler, örneğin Szimpla ve Instant adlı barlar var, yazımdaki eğlence mekanlarına da bak. Hayır etmez. Ben Budapeşte'den Viyana'ya otobüs biletimi 1 gün önce, oradan da Prag'a tren biletimi 2 gün önce rahatlıkla aldım. Merhaba. Budapeşte'de lens ve bilgisayar fiyatlarını özellikle incelemedim ama notebook ve laptop fiyatlarının Türkiye'ye yakın olduğunu duydum. Sanırım değmez. Budapeşte inanılmaz... İlk seyahatimde biraz hazırlıksızdım. Bu sefer daha iyi bir keşif için sizin notlarınızdan da yararlanacağım! Merhaba. Budapeşte'nin seyahat açısından kendine özgü bir zorluğu yok, diğer Avrupa kentleri gibi modern. Bebekle gezmenin zorlukları var tabii ama olsun, bence gidin görün. Merhaba. Budapeşte veya diğer iki şehirde elektronik mağazalarına hiç bakmadım. Viyana'da pahalı olacağı kesin. Diğer ikisine gidince bizzat bakmak en iyisi. Budapeste'yi yazilarinizla calisip gittik. Arti sehirde Turkce rehber tuttuk detayli dinlemek gayet zevkliydi. Cok yorulmayalim diye yarim gunluk aracli turlarini almistik gayet ekonomikti. Gelmisken cigan gecesi ve Estergon'a da gidin derim. Herkese iyi eglenceler. Budapeşte veya başka bir şehirde arabayla gezmedim, kullanmayı bilmiyorum. Otomobilin yurt dışı çıkış işlemlerini yaptırdıktan sonra elbette olur. Turing merkezlerinden alınacak uluslararası ehliyet, ve yeşil sigorta yaptırmak gerekiyor. Uzun süre gezmek iyidir, ne mutlu size. 🙂 Balkanlar ve Doğu Avrupa'yı çok severim, ucuz, samimi, güvenli. Kullanırken keyif verir ama büyük şehirlerde park ve güvenlik sorunu yorar tabii. Merhaba. Budapeşte civarında yakın gezilecek yerler arasında Balaton Gölü ve kıyısındaki Siöfok kenti; Osmanlı eserlerinin olduğu Eger; kilisesi ve kalesiyle ünlü turistik Estergon, sarayıyla ünlü Gödöllö; tarihi şehir Visegrad var. Ağustos ayı sonlarına doğru 3 gece 4 gün Budapeşte gezisi planlamaktayım. Tur ile katılmak istemiyorum kendim spontane gezmek istiyorum oralardaki günlük turlar falan. İlk defa yurt dışına çıkacağım kafamda deli sorular tek başıma yapamazsam diye de düşünüyorum umarım vazgeçmem. Sormak istediğim nerden nasıl başlamalıyım. Aklıma ilk gelen yer kalacak yer hostel falan diyolar ama nasıl bi yer oluyo onu da bilmiyorum. Bildiğim sadece ucuz ve çok beklenti yüksek bir yer değil. Siz ilk bilmediğiniz yere gittiğinizde nasıl yaptınız? Direkt kalacak yer mi ayarladınız oraya mı gittiniz? Öncesinde nasıl bir plan yapmalıyım? Tripadvisor'dan gezi rehberi oluşturmaya çalışıyorum. Öyle başladım ben de. Herkesin yorumları kısa benim bilmeyince böyle kafamda deli sorular olduğu için çok uzun olmuş yorumum. 😀 yardımlarınızı bekliyorum. Alper Bey, ben de en taze Budapeşte bilgileri ile katkıda bulunayım. Budapeşte için 3 günlük bir gezinin yeterli olacağını düşünüyorum. Eurolarınızı havaalanında bozdurmamalısınız. Otobüs biletini bile kredi kartı ile alabilirsiniz. Bu nedenle şehirde daha uygun kurdan bozdurun. Havaalanı şehir transferi için 200E otobüsünü kullanın. Szent İstvan Katedrali bölgesi merkezi, otel için uygun bölge, Dear Ferenc Ter bölgesi, 3 metronun kesiştiği ve yiyecek içecek açısından uygun, canlı bir bölge. Özellikle park bölgesi akşamları çok hareketli. Gulaş çorbasını denemelisiniz. Ben langoş yemedim, zamanım olmadı, çok şey kaçırdığımı zannetmiyorum. Balıkçılar Tabyası ve Buda Kalesi mutlaka görülmeli harika manzaralar sunuyor. Tuna tekne gezisi, Zincirli- Erzebet Köprülerinde yürüyüş yapmak güzel olacaktır. Fırsat bulduğunuzda Tuna Nehri kıyısındaki cafelerin birinde kendinize bir bira ısmarlayıp Tuna manzarasını seyredin. Ben Osmanlı tarihine ilgi duyduğumdan Estergon Kalesine de gittim, çok etkileyiciydi. Budapeşte şehir içi ulaşım açısından günlük veya 72 saat geçerli bilet almak daha mantıklı. Gece hayatına gelirsek; Szimpla Kert turistik, ilginç bir bar, çok yoğun talep görüyor ancak benim favori mekanım Instant oldu. Tabi kuyrukta beklemekten sıkılmayıp sabrederseniz, içeri girebilirsiniz. Bir başka yolculuk anılarında buluşmak dileğiyle. Mesut Bey Budapeşte gezi, yemek, eğlence ve gece hayatı bilgi ve önerileri için çok teşekkürler. Böyle yararlı ve özenli yorumlarınızı her zaman beklerim. Yolunuz açık olsun. Selamlar Alper Bey, Ağustos sonunda eşimle birlikte 4 günlük Budapeşte seyahati planladım. Uçak ve otel rezervasyonlarım tamam. Hiçbir hazırlığım yok tamamen spontane bir gezi olacak. Yazılarınız ve yorumlarınız benim için çok aydınlatıcı oldu sonsuz teşekkürler. Kalacağım otel Bohem Art, Szabadsag köprüsüne çok yakın, sanıyorum uygun bir mevkide kalacağız. Bir akşam çigan gecesi düşünüyorum. Tavsiye edebileceğiniz bir mekan var mıdır? Çok teşekkürler saygılar. Merhaba. Budapeşte için çok iyi ve merkezi bir kalacak yer seçmişsiniz. Szabadsag Hid (Özgürlük Köprüsü her şeyin ortasında. Budapeşte gezi yazılarımı okumanıza sevindim. Çigan mekanı bilmiyorum. Budapeşte'yi seveceksiniz çok güzel. Dönüşte yorumlarınızı beklerim. Saygılar. Arkadaşlar Budapeşte veya genel olarak Macaristan'da İnterchange adlı portakal renkli change ofislerde para change yapmayın. Yaklaşık yüzde 20 dolandırıyorlar haberiniz olsun. Budapeşte'de döviz bürolarında para bozdurma hakkında bilgi için teşekkürler. Mart 20 de Budapeşte'de olacağım ve 3 gece 4 gün kalacağım. Sizce günlük kaç euro almalıyım yanıma hostelde kalacağım sadece müze girişleri ve yeme içme için. Merhaba. Budapeşte seyahati için harcama miktarı vermem doğru olmaz, herkesin harcama ve gezme tarzı farklıdır. Budapeşte Türkiye'deki büyük kentlerden biraz daha ucuz, bazı fiyatlar aynı. Macaristan başkenti Budapeşte benim en sevdiğim kentlerden, uzun kalmayı tavsiye ederim ama 4 gün önemli yerleri görmek için yeterli. Gerçekten incelediklerim içinde en detaylı bilgileri sizin yazilarinizda buldum teşekkürler. Ben Pazartesi Budapeşte Viyana Prag bir haftalık turla gidiyorum. Sormak istedigim şu kredi kartı geçmeyen yerler icin iki gunluk Budapeşte icin 50 euro yu huf'a çevirmek yeterli mi fazla mı? Elimde huf kalsin istemiyorum çunku kart gecen yerlerde kart kullanacağım lakin cogu yerde gecmiyor diye bahsediliyor. Merhaba Esin Hanım. Budapeşte gezi blog yazımı beğenmenize sevindim. 50 avro karşılığı Macar Forinti fazla gelmez, artarsa da Macaristan'dan Türkiye'ye getirmek üzere bir şeyler alırsınız. Instagram: celebialpermetin. Merhaba. Budapeşte V. Bölge Oktober 6. utca 14 adresindeki Kisharang Etkezde adlı küçük lokantada uygun fiyatlı Macar yemekleri yiyebilirsiniz. VI. Bölge Jokai utca caddesi 20 numaradaki Karcsi Vendeglö lokantasında da yerel Macar mutfağı lezzetleri ucuz fiyatlarla yenebilir; seçenekli günlük menüler oluyor. Belgrad rakpart 18 numaradaki Magyar Qtr Restaurant Macar yemekleri için güzel bir mekan ama biraz daha pahalıdır. Merhaba. Bebekle seyahatin zorlukları var tabii, ama yapan çok. 1 yaşında çocuk gördüğü hiçbir şeyi hatırlamayacağına göre ben olsam bir yakınıma bırakırdım. Ama hevesinizi kırmayayım, bu sadece çocuksuz biri olarak kişisel görüşüm. Budapeşte 2 Viyana 2 Prag 2 gün şeklinde ayarladım bir de araya 1 gün sıkıştırabilirsem Bratislava olucak. İlk Schengenim olacağı için biraz temkinli yaklaşıyorum sınırda sorun cıkmazsa eger. Çok gidilen ve tatil için tercih edilen Budapeşte-Viyana-Prag turu yapacaksınız, Schengen vizesi aldığınız ülkeden giriş yapıyorsunuz, günleriniz belli ve elinizde dönüş bileti var. Yani her şey normal, sorun yaşamanız için bir neden yok. Sizin yazılanınız ışığında 2016 yılından bugüne Avrupa'nın muhtelif şehirlerine eşimle beraber, tüm orginizasyonları kendimiz yaparak seyahat ettik. Mayıs 2020 ayında Budapeşte ziyaretimiz var. Yine sizin yazılarınız rehberimiz olacaktır. Hususi pasaportumuz olduğu için vize sorunu yaşamıyoruz. Bugüne kadar ziyaretlerde seyahat sigortası yaptırmadık. Ocak ayında Madrid'te idik. Ülkeye girişte seyahat sigortası sorulmadı. Fakat son zamanlarda sosyal medyada hayli dikkat çekici yazılar görüyorum. Budapeşte ziyaretinde yaptırayım mı? Tereddütte kaldım. Bu konu da yardımızı rica ediyorum. Tşk. Bu yorumunuz beni mutlu etti, etkiledi, var olun. Ben şimdiye dek hiç seyahat sigortası yaptırmadım. Küçük de olsa bir risk almış oluyoruz elbette, hastalanırsak pahalıya mal olur. Hususi pasaporta seyahat kısıtlaması getirileceği hakkında haberleri kast ediyorsanız onlar yalan. Sağlık sigortasıyla ilgili yazılarsa duymadım, ne konuda? Budapeşte harika bir şehir, en sevdiklerimden."} {"url": "https://celebialper.com/budapestede-turk-izleri-osmanli-eserleri/", "text": "Bu yazımda, Budapeşte-Viyana-Prag seyahatim sırasında kaldığım Macaristan'ın güzel başkenti Budapeşte'deki Osmanlı eserlerini ve Türk etkilerini anlatacağım. Osmanlı döneminde İstanbul, Bursa ve Edirne'den sonra en sevilen şehir olduğu için \"Nazlı Budin\" olarak adlandırılan \"Buda\" ile \"Peşte\" ve \"Obuda\" şehirlerinin 1873'te birleşmeleriyle oluşan Budapeşte, Tuna Nehri'nin ikiye böldüğü bir kent. Kanuni Sultan Süleyman'ın Macar Kralı II. Lajos'u yendiği Mohaç Savaşı sonrası ele geçirilen ve \"Budin\" adı verilen Budapeşte'de 145 yıl süren Osmanlı dönemi yaşandı. Budapeşte gezisi sırasında gördüğüm Türk eserleri, birer Türk Macar dostluğu göstergesi adeta. Gül Baba, sadece Türkler değil, Macarlar tarafından da çok sevilen, elinde tahta kılıcı, sarığında gülü eksik olmayan bir Osmanlı dervişi. Yeniçerilerin Hacı Bektaş-ı Veli'yi Pir olarak kabul etmeleri ve Bektaşi dervişlerine büyük saygı göstermeleri nedeniyle Gül Baba'nın ordu üzerinde de etkisi büyüktü. Gül Baba 1526 yılında Kanuni Sultan Süleyman'ın daveti üzerine Budin seferine katılır. Budin alındıktan sonra Gül Baba geri dönmez ve Budin'de 10 yıl yaşar. 1 Eylül 1541 yılında ölür. Evliya Çelebi'nin anlattığına göre Gül Baba'nın cenaze namazına Kanuni Sultan Süleyman dahil 200.000 kişi katılır. Çağdaş gezginlerden Çelebi Alper de Gül Baba'ın izini sürer. Gül Baba, geçmişte ve bugün Macarlar tarafından da sevilir. Gül Baba Macar edebiyatına girmiş, adına operalar, şiirler, tiyatro oyunları yazılmış ve hayatı filme alınmıştır. Asıl adı Cafer olan, Amasya Merzifon doğumlu Gül Baba, Kanuni Sultan Süleyman döneminde Avrupa seferlerine katılan önemli bir Bektaşi babası. Katıldığı seferlerde başından hiç gül eksik olmadığı için böyle anılmış Gül Baba. Aşağıda gördüğünüz Gül Baba Sokağı'nı ben pek beğendim. Gül Baba Türbesi şehrin Buda yakasında, Margit Köprüsü'ne yakın Türk Caddesi'nden girilen dar Gül Baba Sokağı'nın sonunda, Rozsakert semtinde, merkezi bir konumda. Mescet Utca Caddesi'nden de çıkılabiliyor. Gül Baba'nın ölümünü tasvir eden aşağıdaki tablo, Macaristan'ın Türkiye Büyükelçiliği'nde bulunuyor. Budin Kalesi'nde 145 yıllık Türk egemenliğinin son Osmanlı Valisi ve Paşası Arnavut Abdurrahman Abdi Paşa'nın mezarı var. Osmanlı'nın 1683 Viyana yenilgisinden sonra Buda'yı uzun süre savunan Abdurrahman Abdi Paşa, 70 yaşında savaşırken ölür. Macarların yiğitliğine saygı duydukları paşa için Buda Kalesi'ne yaptıkları mezarında Macarca ve Osmanlıca olarak şöyle yazar: \"145 yıllık Türk egemenliğinin son Budin Valisi Abdurrahman Abdi Paşa, bu yerin yakınında 1686 Eylül ayının ikinci günü öğleden sonra yaşamının 70. yılında maktul düştü. Kahraman düşmandı, rahat uyusun.\" Düşmanına kahraman diyebilen Macar halkına selam olsun. Buda Kalesi'nin olduğu tepeden aşağıya inmeye başlayınca basit bir parmaklıkla çevrilmiş bir Osmanlı akıncı mezarlığı var. Bir grup genç, o civarda koşu yaparken tarihi taşların olduğunu fark eder ve dikkatle bakınca bunların Osmanlı döneminden kalma mezar taşları olduğunu anlarlar. Bu durum hemen Türk Büyükelçiliği'ne haber verilir, gerekli resmi işlemlerden sonra o alan koruma altına alınır. İsmine de Akıncılar Mezarlığı denir. Bu sabah kahvaltıda kent haritama bakarak gideceğim yeri planlarken \"Kemal Atatürk\" adını görünce heyecanlandım. Budapeşte'nin Buda tarafındaki Taban semtinden kaleye doğru giden Attila Caddesi ile Kraliyet Sarayı'nı çevreleyen kalenin arasında paralel giderek kaleye tırmanan, Kemal Atatürk adlı sakin, yeşil ve şık bir yürüyüş yolu var. Ben de Buda Kalesi'ne Kemal Atatürk Yolu'ndan yürüyerek çıktım. Aşağıda şehir merkezinde, Margit Köprüsü'nün Buda tarafındaki Türk Caddesi'ni görüyorsunuz. Tabela fotoğrafın tam ortasında, uzaktan çektiğim için okunmuyor. Gül baba Türbesi'nin olduğu Gül Baba Sokağı, Türk Caddesi'nden biraz ilerleyince hemen solda. Not: Macarca Török=Türk, cadde=utca, bölge=kerület demek. I. Dünya Savaşı sırasında Galiçya cephesinde 1916-1917 yıllarında Alman Güney Ordusu'na bağlı olarak görev yapan 15. Türk Kolordusu çok sayıda şehit verir. Galiçya ve Macaristan'ın çeşitli bölgelerinde şehit düşen askerlerin bazılarının naaşları, 1926 yılında kurulan Budapeşte Türk Şehitliği'ne nakledilir. Budapeşte Türk Şehitliği'nde on biri meçhul asker olmak üzere 480 mezar var. Şehitliğin toplam alanı 4598 metrekare. Galiçya Türk Şehitliği Peşte tarafında, merkeze biraz uzak, Ujköztemetö, X. Kozma Utca 8-10 adresinde yer alıyor. Merkezdeki Astoria veya başka bir metro istasyonundan binip Örs vezer tere'de indikten sonra 2 dakika yürüyüp 161 nolu otobüse binip Athenaeum Nyomda durağında inmek gerekiyor, oradan mezarlık çok yakın. Macar Ulusal Müzesi 1847 yılında bu amaçla inşa edilen neoklasik binasında Macar ulusunun en önemli eserlerini barındırıyor. Öğretim görevlisi kimliğimle öğrenci bileti almayı başardığım müzelerden biri. 29 Ağustos 1526'da, Osmanlı İmparatorluğu ve Macaristan Krallığı orduları arasında meydana gelen ve Macaristan'ın büyük bölümünün Osmanlı hakimiyetine girmesiyle sonuçlanan Mohaç Meydan Savaşı'nı temsil eden bu eser, Macar Ulusal Müzesi'nde sergileniyor. Bertalan Szekely adlı ressamın 1866'da yaptığı ve Macar Ulusal Galerisi'nde sergilenen Mohaç Meydan Savaşı tablosu. Macaristan başkentinde bugün faal olan dört Osmanlı hamamından ikisi orijinal yapılarını büyük ölçüde korumuş, diğer ikisi ise aynı yerde olmakla beraber çok büyük değişim geçirmiş. Kiraly Hamamı on altıncı yüzyılın ikinci yarısında Osmanlılar tarafından inşa edildi. Bugün Türk tipi kubbesi ve sekizgen şekliyle hala bir Türk hamamının yapı ve özelliklerini koruyor. Fö Caddesi ile Ganz Caddesi'nin kesiştikleri köşede. Kiraly Hamamı'nın termal suyu yüksek miktarda sodyum, kalsiyum, magnezyum bikarbonat, sülfat-klorid ve florid içeriyor. Dört ayrı şifalı su havuzundaki suların sıcaklıklar 26 ila 40 derece arasında değişiyor. Gellert Tepesi ile Tuna Nehri arasında kalan, Osmanlıların 1550 yıllarında inşa ettiği Rudas Hamamı, Sokullu Mehmet Paşa tarafından 1566 yılında yeniden yapıldı. Sekizgen merkez havuzunu kapatan 10 metre çaplı kubbesini, sekiz tane sütun destekliyor. Macarlar Rudas Hamamı'nı en güzel Türk hamamı olarak kabul ediyor. Salı kadınlara, Pazartesi-Çarşamba-Perşembe-Cuma erkeklere, Cumartesi ve Pazar mayo giymek şartıyla her iki cinse açık. Gellert Hamamı ve Oteli'nin olduğu yerde Orta çağ'da bir hastane, Osmanlı döneminde ise bir Türk hamamı vardı. 1918'de inşa edilen otel-hamam kompleksine havuzlar da eklendi. Buda tarafındaki Lukacs Hamamı da Osmanlı döneminde bir Türk hamamı olarak inşa edilip çok uzun zaman aslını korusa da 1919 yılında yenilendi ve spa ile tedavi merkezi eklendi. 1950'lerden bu yana entelektüellerin ve sanatçıların tercih ettikleri hamam. ben gecen hafta sekiz günlügüne Budapest`dede tatil yaptim. Cok güzel bir kent ve cok güzel dostlar gördüm. Benim Türk oldugumu anladiklarinda sokakda boynuma sarilan, kardesi gibi kucaklayan bes kisiyle tanisdim. Atalarinin Türk olduklarini unutmamislar, bundan gurur duyuyorlar. Heryeri gezdim gördüm. Ayaklarimin tabani catladi. Kalenin cevresinde akincilar mezarligini cok aradim ama bulamadim. Budapeşte'yi beğenmene sevindim. Katkın için çok teşekkürler, yazıya ekledim. Resimler cok canli tekrar gitmi skadar oldum. Budapeste sonrasinda Estergon kalesinede gitme sansi bulmustum. Acikcasi huzunlenmemek elde degil. Siteniz bilgilendirici ve gezginler için bir rehber niteliğinde. oldukça faydalandık. sağolun. Geçen hafta gittiğim Budapeşte şehrinde Galiçya Türk Şehitliğini ziyaret ettik arkadaşlarımla. Ancak çok aramamıza rağmen Akıncılar Türk Mezarlığı ve Abdurrahman Abdi Paşanın mezar yerini Buda Kalesi etrafında bulamadım. Budapeşte şehir haritası üzerinde işaretleyerek mailime atabilir misiniz. aralık 2013 tarihinde budapeşteyi 7 günlük ziyaretim oldu. kış vakti biraz soğuktu ama macar halkının sıcaklığı beni ısıttı. geçmişte türk ve rus işgalinin etkilerini üzerlerinden atıp sanki biraz alman ekotarzına daha yakın gibi geldi bana macarlar. ama macar gençlerinin akşam vakti türk restorantlarını doldurması ve restorant önünde kalabalık oluşturmaları görülmeye değer. türk olduğunuzu anladıkları anda inanılmaz saygı gösteriyorlar. eylül ayında tekrar macaristanda olacağım pecs, eger ve szigetvar şehirlerine gezilerim olacak. yazılarınızı ilgi ile takip ediyorum ve devamını merakla bekliyorum. Budapeşte gezimden ben de büyük keyif aldım, insanlar sıcak ve yardımsever. İlginize teşekkür ederim. Macaristan'daki Türk ve Osmanlı eserlerini anlatmanız iyi olmuş, Budapeşte'ye gezmeye giden birçok Türkün merak ettiği bilgiler. Budapeşte'deki Türk eserleri listesi iyi olmuş. Güzel bir gezi yazısı olmuş teşekkürler. Merhaba Alper Bey, yazılarınız çok güzel, elinize sağlık. Sormak istediğim bir şey var benim de. Bu kış eşimle sizin rotanızla aynı bir program yaptık. İst-Budapeşte- trenle Viyana sonra tekrar trenle Prag-İst. Fakat otel rezervasyonlarını nerede kaç gün geçirsek karar veremediğimiz için henüz yapamadık. Sizin ayırdığınız süreler nasıldı? Ne önerirsiniz? Çok teşekkürler şimdiden. yazmayı unutmuşum:istanbul gidiş gelişleri çıkarırsak toplamda net 6 günümüz var. Bence aralarında en güzel olanı Budapeşte. Ben Budapeşte Viyana Prag gezimi 2 haftada yapmıştım, fakat sizin zamanınız az. İkişer gün gezmeniz mantıklı olacak. Ben en çok günü Budapeşte'ye, ona yakın zamanı Prag'a, en az günü Viyana'ya ayırdım. Bunda hem Viyana'nın pahalı olması, hem de bence anlatıldığı kadar güzel olmamasının rolü var. Merhaba Alper Bey. Bu güzel bilgilendirici site için bende size teşekkür etmek isterim. Birkaç konuda fikirlerinize ihtiyacım var. Tur ile pahalıya çıkan Eszterom-Visegrad-Szentendre gezisine kendim gitmek istiyorum. Gidişte Arpad Hid terminalinden otobüs ile direk Esztergom'a ordan yine otobüsle önce Visagrad ve sonrasında Szentendre'ye ulaşmayı istiyorum. Oradan kalkan banliyo treni ile de Batthyany metro durağına gelip Budapeşte'ye dönmeyi planlıyorum. Sizce bu güzerhag mantıklı bir güzergah mıdır yoksa daha kolay bir gidiş dönüş alternatifiniz var mı?Ayrıca Esztergom'dan Visegrad Szentendre geçişlerinde kaç numaralı otobüslere zaman olarak ne kadar sıklıklarda binebilirim?Bu konularda bilginiz varsa ve paylaşırsanız çok mutlu olurum. . Merhaba Sinan Bey, maalesef bahsettiğiniz yerlere ben gitmedim, bilmiyorum. Budapeşte'deki Türk eserlerinin hepsini görmenizi dilerim. Alakanız için tekrar teşekkür ederim Alper Bey. Zamanımız yettiğince birçok eseri görmeyi planlıyoruz. Bence Budapeşte'de en az 3 gün kalmalı, ama ben 1 hafta öneririm. Bazı Türkologlara göre Macarların atalarının eski Türk kavmi Hunlardan geldiği zannedilmektedir. Onların Türklerle olan yakın ilişkisinden dolayı aralarında tarihten bu yana bir kültür bağı oluşmuştur. Macaristan'ın Kanuni Sultan Süleyman döneminde alınmasından sonra 145 sene Osmanlı hakimiyeti altında kalması da bizim açımızdan ne kadar önemli bir ülke olduğunu ortaya koymaktadır. Macaristan'a nasip olur da yolum düşerse Osmanlı ve Türk eserlerini elbette görmeyi çok isteyeceğim ve yazınız bana kesinlikle yol gösterecek. Yüreğinize, zihninize sağlık. Çok teşekkürler Ayça Hanım. Şahane bir Macaristan gezisi dilerim. İlginize çok teşekkürler Cengishan Bey, şahane bir Budapeşte turu yapmanızı dilerim. İsminizden dolayı Moğolistan yazılarımı da okumanızı öneririm. İyi seyahatler. Alper Bey, bu temmuz başında Budapeşte'ye gitmeyi planlıyoruz 2 arkadaş, acaba uygun fiyata kalacak bir yer önerebilir misiniz? Teşekkürler.. Ramazan Bey benim kaldığım hosteli aradım ama İnternet'te geçmiyor, demek ki kapanmış. Budapeşte'te kalacağınız otel ister Buda ister Peşte tarafında olsun Tuna Nehri'ne yakın olmasını tercih edin, gezilecek yerlere yürüyerek rahatça gidersiniz. Oteliniz kuzeyde Margit Köprüsü'nden daha kuzeyde, güneyde Petöfi Köprüsü'nden daha güneyde olmasın. En ideali bu ikisinin arasında kalan Szechenyi Lanchid, Erzsebed veya Szabadsag köprülerine yakın bir otel olur. Buda tarafı daha tarihi, Peşte tarafı daha moderndir, ama modern deyince bizim kentlerimiz gibi bir çirkinlik aklınıza gelmesin, caddeler eski, kişilikli, dekoratif ve şık binalarla dolu. Belli bir otel tavsiye edemiyorum bu durumda, ama merkezi ve uygun bir yer bulursunuz. İyi yolculuklar. Rica eder, keyifli bir Budapeşte seyahati dilerim. Budapeste harika bir şehir. Yazılarınız çok faydalı oldu. Merhabalar, güzel ve bilgilendirici yorumlar için çok teşekkürler. 20 sene Budapeşte'de yaşamış biri olarak içinde Türk kelimesi geçen sokak isimleri ile ilgili bir düzeltme yapmak isterim. Kendimin de bir süre ikamet ettiği Törökvesz ut anlamındadır. Macar dostlarımın bu konudaki şakalarına defalarca maruz kaldığımı da gayet iyi hatırlıyorum. Bu güzel yazılarınızın devamını dilerim. Saygılarımla. Ben de Macaristan'da yasiyorum, Budapeste'ye her gidisimizde Buda Kalesinin etrafinda dönüyoruz lakin Abdurrahman Abdi Pasa ile akincilar mezarligini bi turlu bulamadik. Harita uzerinde isaretleyip bana mail atabilir misiniz? Aslinda siteye de koymaniz yararli olur diye dusunuyorum, daha onceki yorumlarda da vardi bu tarz istekler. Ayrica siteniz gercekten cok yararli keyifli, ellerinize saglik. Mezarlar Kemal Atatürk Yolu üzerinde, adresi I. Toth Arpad setany no: 40. Koordinatları 47 30'18.3 N 19 01'41.6 E. Osmanlı Akıncılar Mezarlığı, adres Kemal Atatürk setaut. Koordinatlar 47 29'38.61 N 19 2'31.46 E. merhaba, prag için sorduğum soruya hızlı cevabınız için çok teşekkür ederim. Bir sorum da budapeşte için olacak:) prag'dan budapeşte'ye sabah 5 sularında varacağız ancak sadece 1 gece konaklayacağımız için vaktimizi ziyan etmek istemiyoruz. hostelimize bavul bırakacak saat aralığına kadar orada yapabileceğimiz bir şey önerir misiniz?şimdiden teşekkür ederim tekrar. merhaba tekrar. açıkcası sabah 5 çok erken bir saat olduğu için kimseye ulaşamayacağımızı ya da hiç bir yer açık olmaz diye düşündük. Merhaba Ceren Hanım. Hosteller 24 saat açık olur. Budapeşte'ye otobüsle gideceksiniz Nepliget otobüs terminalinden Metro 3 hattını kullanabilirsiniz. Prag'dan Budapeşte'ye trenle gidecekseniz Keleti veya Deli istasyonundan Metro 2, Nyugati tren istasyonundan Metro 3 hattına binebilirsiniz. Hostele yerleştikten sonra çıkıp gezer, Tuna Nehri çevresinde ve merkezdeki güzel caddelerde fotoğraf çekersiniz. Merhaba Engin Bey. Ben Markos adlı bir hostelde kaldım ama kötüydü, öneremem. Arkadaşlarım Tuna Nehri'nde yüzen, Margitsziget Adası'na yakın bir tekne otelde kaldılar. Hem fiyatı uygundu hem de memnun kaldılar. Öyle aratın bakalım, bulamazsanız arkadaşlarımla haberleşip adını sorayım. Merhaba Nehir Hanım. Ben o turları gördüm Budapeşte'de. İhtiyacınız yok, yürüyerek gezebilirsiniz. Döviz bozdurmada Prag'da dolandırıcılık var ama ben Budapeşte'de rastlamadım. Yazılarımı okuduğunuz için teşekkürler. Sorularınız olursa beklerim, iyi yolculuklar. Merhaba Alper. Acaba Macaristanda para birimi olarak ne kullandiniz?. Doviz bürosunda onlarin biriminimi kullandiniz eger oyle ise kaziklanma durumu soz konusumu? . Tesekkur ederim simdiden. Merhaba. Macar para birimi forint kullandım. Banka makinelerinden kendi mevduat hesabımdan Türk Lirası karşılığı Macar Forinti çektim. budapeşte harika. yolculuk kısa sürüyor. şehir kasvetli binalar ve heykellerden oluşuyor. şehir içi ulaşım çok seri. bahar bir başka güzeldi macaristanda. akasya ağaçlarının bolluğu dikkatimi çekti. insanlarını ruhsuz buldum. ama tanıştığım macarların sıcakkanlılığı da şaşırtmadı değil. tekrar gitmek ve gezmek isterim. Budapeşte gezi yorumu için teşekkürler Hakan Bey. Öncelikle canli resimlere baktikca tekrar gitmis kadar oldum. elinize saglik. emekliler toplulugu olarak 5 kisi budapeste yolunu tuttuk. bu yasta hem tarihini ogrendik hem de cok eglendik. estergon ve cigan gecesi arti bizim favorilerimiz oldu. Merhaba. Gül Baba Türbesi Budapeşte şehrinin Buda yakasında, Margit Köprüsü'ne yakın Türk Caddesi'nden girilen dar Gül Baba Sokağı'nın sonunda, Rozsakert semtinde, merkezi bir konumda. Mescet Utca Caddesi'nden de çıkılabiliyor. Galiçya Türk Şehitliği Peşte tarafında, merkeze biraz uzak, Ujköztemetö, X. Kozma Utca 8-10 adresinde. Akıncılar Mezarlığı adresi: Buda tarafı, Attila Caddesi'ne yakın Kemal Atatürk setaut yürüyüş yolu; koordinatlar 47 29'38.61 N 19 2'31.46 E. İyi bir Budapeşte seyahati dilerim. Budapeşte yürümesi çok zevkli bir kent, Gellert Tepesi'nden Gül Baba Türbesi yaklaşık 3,5 kilometre mesafede, ben defalarca yürüdüm. Bence yürüyerek rahatlıkla gezilebilir. Merhaba. Abdurrahman Abdi Paşa'nın mezarının adresi 1014 Budapest, I. Toth Arpad setany 40 numara. Koordinatları 47 30' 15.42 N, 19 1' 37.48 E. Sayenizde Budapeşte'deki Türk-İslam eserlerinin yerini kolaylıkla bulabildim, sağolun. Yazımın Budapeşte'deki Türk ve İslam eserlerini bulmanıza yardımcı olmasına sevindim, siz de sağ olun. İyi seyahatler. Merhaba. turun tamamını nereden bulabilirim, aynı rota üzerinde tura çıkıcaz budapesteye ineceğiz viyana ve arkasından prag dan geri dönüş şeklinde.. Merhaba. Budapeşte Viyana Prag turumun tamamının olduğu tek bir tur yazım yok, ilgili şu anda mevcut 4 yazımı okumanızı tavsiye ederim. Ben de sizinle aynı rotayı izledim, Budapeşte'ye önce gittim. Merhaba. Budapeşte Viyana otobüsleri 2,5 ila 3,5 saat sürüyor. 1 gün için gidebilirsiniz ama ben olsam Budapeşte'yi rahatça gezerdim, çok güzel bir şehir. Bu hafta bir konferans için Budapeşte'ye gideceğim ve 1 hafta-10 gün kadar kalacağım. Gezi sitelerinden orayla ilgili bilgi edinmeye çalışıyorum. Bütün gezi sayfalarında hangi barda hangi içkinin içileceği veya bunun gibi işler anlatılırken, aradığım şey olan, Osmanlımın izlerini bu kadar net ifade eden yazınız için çok teşekkür ederim. Saygılarımla. Budapeşte'de Türk ve Osmanlı eserleriyle ilgili yazımın doğru kişiye ulaşmış olmasına ve işe yaramasına sevindim. Güzel bir Macaristan gezisi dilerim. Teşekkürler. Selamun aleyküm beyler, ben 1. ayda 3 haftalığına Budapeşte inşallah gidecem. Apartman kiraladım, ve Türk market ve helal kasap bulmak mutlu mümkün mü. Şimdiden teşekkürler. Merhabalar Alper bey.9 Ağustos da eşimle birlikte Bratislava ya giderek 7 günlük orta Avrupa turuna çıkıyoruz. size sorum şu olacak gezimize ilk Budapeşte den başlayarak Viyana ve Prag mı yapmalıyım yoksa Prag dan başlayıp Viyana ve Budapeşte mi yapmalıyım. donusumuz ise ayın 16 sında yine Bratislava dan olacak. biraz uzun oldu ama ilginize şimdiden çok teşekkür ederiz.. Merhaba Emrah Bey. Orta Avrupa turunuzda yazdığınız her iki seçenekte de Prag ile Budapeşte arası mesafeyi 2 kez katetmek zorundasınız, herhangi birisi kilometre miktarını azaltmıyor. Bana kalırsa Bratislava'ya inince hemen Budapeşte'ye gidip varış kentinizi Prag ve Viyana'dan sonra en sona bırakın; gecikme olasılığına karşı dönüşte uçağa bineceğiniz şehri sona bırakmak daha mantıklı olur, Bratislava'yı yeterince gezememek, uçağı kaçırmak veya seyahatiniz boyunca tedirgin olmaktan daha iyidir benin düşünceme göre. Bu turunuz için en iyisi Budapeşte gidiş Prag dönüş biletleri olurdu ama eminim siz de bu biletlere bakmışsınızdır, \"çoklu bilet\" türüne giriyor ve fiyatları pahalı oluyor. Rica ederim. Rica ederim. Araba kiralamak size hızlı hareket etme avantajını getirir ama bence öncelikle kiralık otomobil ve yakıt masrafı ile otobüs-tren biletlerinin toplam fiyatlarını yaklaşık olarak hesaplayıp karşılaştırarak ona göre karar vermek daha mantıklı olur. Emrah bey merhaba, yaziniz cok keyifli ve bilgilendirici olmus. Benim sorum arac ile İstanbul-brno yapacagim. Budapeste den geçerken bahsettiğiniz yerlere uğramak isterim. Bu bölgelerde arac park, konaklama vs. konusunda izlenimleriniz nasıl? Tavsiyelerinizi almak isterim. Gardaş eline sağlık, bugün arkadaşlarla Budapeste'ye uçuyoruz nasipse, gezdiğin Osmanlı eserlerini iyi tarif etmişsin, inşallah kolay buluruz. Bazılarına muhakkak gitmeye çalışacağız. En çok da Abdurrahman Abdi Paşa nın mezarlığını görmek ve Fatiha okumak isterim. Ecdadımıza en büyük kötülüğü onları unutmakla yapmış oluruz. Rica ederim. Budapeşte Türk ve Osmanlı eserleri yazıma ilginiz için asıl ben teşekkür ederim. İyi yolculuklar."} {"url": "https://celebialper.com/budva-turu-montenegro/", "text": "Avrupalı turistlerin yirmi yıldır yaz aylarındaki en gözde tatil bölgelerinden biri olan Montenegro, resmi Türkçe adıyla Karadağ, artık Türk turistler tarafından da keşfediliyor. Deniz-kum-güneş-doğa-eğlence tatili arayanlara Montenegro ve en beğenilen tatil kendi Budva, berrak denizi, oya gibi işlenmiş kıyıları, sıcak güneşi, yeşil doğası ve gece eğlencesiyle hem ekonomik hem de güvenli tatil olanakları sunuyor. Daha önce gezip çok beğendiğim, anlata anlata bitiremediğim bu güzel Adriyatik ülkesine, bu kez de BinRota'nın şahane programlı bir Budva turu davetiyle seyahat ettim ve kısa ama dopdolu ve keyifli bir Montenegro tatili yaptım. Yüzölçümü küçük bir ülke olsa da Montenegro turu renkli bir tatil sunuyor. Yazın Budva turu sırasında sıcak sizi bunaltacak olursa sadece iki saat sürecek bir yolculukla kayak yapmaya gidebilirsiniz! Ben kayak sevmem derseniz bu güzel ülkenin yemyeşil ve serin doğa yürüyüş rotaları sizi bekliyor. THY'nin İstanbul'dan her gün Montenegro başkenti Podgorica'ya uçuşları var, ve yakında haftada 10 uçuşa çıkacak. Budva turu grubumuzda sıcak ve dostane bir atmosfer oluştu. Tarihi dokusu iyi korunmuş kentin sokaklarını birlikte dolaştık. Montenegro turizminin merkezi konumundaki Budva, 2500 yıllık geçmişiyle Adriyatik Denizi kıyısındaki en eski yerleşim yerlerinden biri. Yerleşik nüfusun iki ağırlıklı unsuru olan Karadağlı ve Sırpların yanı sıra, küçük oranlarda Arnavut ve Hırvatlar da Budva kentinin etnik renklerinden. Daha önce Makedonya Arnavutluk Karadağ Hırvatistan Bosna-Hersek Sırbistan gezim sırasında Budva'danın arka mahallesinde 10 avroya minik bir odada kalmıştım, bu defa BinRota sayesinde katıldığım Budva turu sırasında kaldığım Avala Hotel'deki odamdan manzara aşağıda. Moğolistan'da göçebe çadırında, Estonya'da komün evinin tavan arasında kalmış bünyemi biraz sarstı ama sağ olsunlar ekipten Kaan ve Dilek aspirin verdiler, geçti. Otel şık ve konumu mükemmel; hani Budva haritası verip \"nerede kalmak istersen göster\" deseler tam burasını seçerdim. Budva'ya 5km mesafedeki Sveti Stefan adası bir yol ile karaya başlanmış. 1960'lı yıllardan itibaren 30 yıl boyunca yabancı ünlülerin gözden ırak bir eğlence yeriydi. Liz Taylor, Sophia Loren, Marliyn Monroe, Orson Welles ve Kirk Douglas, Sveti Stefan adasında deniz tatili yapan ünlülerden. Tarihi taş evlerle dolu Sveti Stefan adasının tamamı bugün otel. Tesisin adı Aman Sveti Stefan, karadaki kısmı ise Villa Miloçer. Sadece yazın açık, ziyaretçilere ise hep kapalı, özel izinle girdik, bu mevsim ıssız. Oda+kahvaltı en ucuz yatak 1000, en pahalı 4200 avro. Ülkenin en pahalı yeri, ABD ve Avrupalı ünlüler geliyor. Montenegro'nun aşağıdaki sahilinde gezerken Türkçe konuşan bir çift gördüm, fotoğraf çekiyorlardı, \"merhaba, ben ikinizi beraber çekeyim\" dedim, sevindiler Türk görünce. Bi baktım benim blogdan Karadağ yazımın çıktısı ellerinde geziyorlar. O benim dedim, üçümüz de sevindik. Düşünsenize, bir gezginin izinden giderken pat diye önünüze çıkıp fotoğrafınızı çekeyim diyor. Şahane bir duygu! Tivat'taki Porto Montenegro lüks bir yat limanı ve kıyı şeridi yerleşimi. Esiden Arsenal adlı askeri tersane iken Yugoslavya'nın dağılmasıyla kullanım dışı kaldı ve bugün büyük oranda Kanadalı Peter Munk'un sahibi olduğu yedi ortaklı bir şirket. İlginize teşekkürler. Hayır, ne demek istediğinizi anlamadım. Buyurun Budva ve Karadağ hakkında burada sorabilirsiniz. Bence de öyle Ezgi Hanım, küçücük ülkede öyle çok güzellik var ki. Bir model yapmadım, sadece bir süredir berbere gitmedim.:) Teşekkür ederim, yeni gezi yazılarım gelecek. İsmini bile duymamıştım. Adeta cennetten bir köşe. Merhaba Didem Hanım. Budva pek pahalı bir yer değil. Çok ucuz da değil ama Türkiye'deki ünlü bir turistik tatil merkeziyle karşılaştırdığınızda ucuz. Alper Bey yorumlar için teşekkürler. Temmuz ayında araç kiralayıp 6 günlük Bosna-Karadağ gezisi yapacağım ağırlığı Karadağ sahillerine vereceğim. Uçak gidiş dönüş saraybosna'dan olacak şöyle bir güzergah çıkardım sizcede uygun mudur. Sarajevo-Mostar-HercegNovi-Kotor-Budva-Ucinj-Virpazar-Cetinje-Sarajevo. Rota hakkında görüş ve tavsiyeleriniz nedir acaba. Ekleme yada çıkarmam gereken yerler varmı sizce. Birde bu rota üzerinde görülecek yer tavsiyeleriniz nedir Birde konaklama konusunda otel tavsiyeniz var mıdır. Aile olarak seyahat edeceğimizden hostel değilde otel kullanmayı düşünüyorum. Konaklamaları hangi nokatalrda yapsa iyi olur. Rotanız güzel. Perast için 1 saat yeterli. Ben yavaş gezmeyi sevdiğim için 6 günlük bir geziye daha fazlasını eklemezdim. Listenizdeki yerlerin bir kısmını günübirlik gezdim, diğerlerinde ise konakladım. Kaldığım şehirler olan Mostar, Saraybosna, Kotor ve Budva'da hep oda kiraladım. Tren istasyonlarında ve otobüs terminallerinde elinde soba yazan teyzeler oluyor, onlarla gidip kaldım. Mostar'da 10 avro, Saraybosna'da 15 avro, Budva'da 10, Kotor'da 15 avroya, aile yanında oda kiraladım. Otelleri bilmiyorum. Yukarıda konuk olarak kaldığım Budva Avala Hotel şahane, oda fiyatlarına bir bakın isterseniz. Bence kalacağınız yerler Saraybosna 2, Mostar 1, Kotor 1 Budva 2 gece iyi olur. Alper Bey yazdıklarınız için çok teşekkürler ben ve arkadaşım bir delilik yapıp hiç incelemeden sadece otel sitelerinden bakarak Budva'ya gitmeye karar verdik. Daha sonra sizin yazınızı okuduğumda derin bir nefes aldım diyebilirim. Gayet güzel bir seçim yaptığımı düşünüyorum artık 🙂 Sizin önerilerinizi değerlendireceğim mutlaka. Umarım keyifli bir tatil olacak.. 19-28 Temmuzda oradayız.. Karadağ çok güzel bir ülke Samet Bey, tatil için Budva'yı seçtiğinize pişman olmayacaksınız. Gezi yazımı okuduğunuz için teşekkürler. 9 günde Montenegro'nun tamamına yakınını gezebilirsiniz, ya da tatilinizin yarısını sadece deniz, kum, dinlenme ve eğlenmeye ayırıp diğer yarısında yazımdaki yerleri gezebilirsiniz. Dönüşte izlenimlerinizi de yazarsanız sevinirim. Keyifli bir Budva turu dilerim. Merhaba Ozan Bey. Tiran'dan Budva'ya ulaşım bilgisi Karadağ yazımda var. İyi yolculuklar. İlginize teşekkürler. Montenegro Türk turist ve gezginler için gerçekten ideal bir ülke. Merhaba Didem Hanım. Karadağ ve Budva'yı beğenmenize sevindim, geri dönüşünüz için teşekkürler. Güncel bilgi olması için kaldığınız pansiyonda nasıl bir oda tuttuğunuzu ve fiyatını da yazarsanız sevinirim. Kotor'a da gitmeniz iyi olmuş, hayran olduğum bir yer. Budva'da kaldığımız pansiyon merkezden biraz uzak, aşağı yukarı yürüyerek 20 dk falan bayağı dik bir yokuşu çıkmak zorundasınız ama taksi ile de ulaşım rahat sessiz sakin marinayı kuş bakışı gören bir pansiyondu 28-29 ve 30 haziran tarihleri için oda fiyatı 30 Euro, 1, 2, 3 Temmuz tarihleri için ise günlük 35 Euro ödedik odalarımızda bir adet çift kişilik bir adet de tek kişilik yatak vardı bir de küçük bir mutfak tezgahımız elektrikli ocak ve buzdolabımız vardı pansiyon kahvaltı vermiyor zaten küçük bir aile işletmesi ama biz gayet memnun kaldık, bir de budva da genel de beachler ücretli iki şezlong ve bir şemsiye 8-10 Euro. Budva bilgileri için çok teşekkürler Didem Hanım. Merhaba Gizem Hanım. Ben Batı Balkan ülkelerini bir ayda gezdim. Süreniz çok az. Bence Tiran, Budva, Kotor, Perast ve Mostar olabilir. Bu şekilde biraz dinlenirsiniz. Saraybosna'yı da görmenizi isterim tabii ama yollarda çok zamanınız geçer. Ya da sadece dinlenmek isterseniz Karadağ turu yeterli. Budva'da Eylül ayında hava durumu güzeldir, sıcaklık gündüz 20-26 derece, gece 17-20 derece arasında seyreder. Şansınıza birkaç gün serin olabilir ama büyük olasılıkla deniz havası olur. Akşam için ince bir ceket tavsiye ederim. Merhaba Alper bey, bizde Budva turumuzdan İstanbul'a yeni geldik. Ayni sekilde Avala hotelde konakladik. Temizligi ve lokasyonu cok guzeldi. Esimle tek eksik buldugumuz nokta otelin yemekleriydi. Bizce türklere cok fazla hitap etmiyor. Eğer yolu Montenegro'ya düsecek olan varsa tavsiyem kesinlikle rafting turuna katilmalaridir. Yolculuk yaparkende cok keyif aliyorsunuz manzara olağanüstü! Geceleri Budva'yı sessiz ce sakin bulmaniz imkansiz, mekanlar cok guzel. Eklemek istediğimde rehber Bojan beyin inanilmaz ilgili ve sicakkanli olmasi. Ne ihtiyaciniz olursa Bojan yaninizda 🙂 Kendisini tanidigimiza cok memnunuz. Merhaba Zeki Bey. Evet, Podrorica Havaalanı'ndan araç kiralayan firmaların sitelerini kullanabilirsiniz. Ben yapmadım ama kiralayanlar oluyor. İnternet'e Wi Fi olan yerlerden bağlandım, ama yerel sim kartı da alabilirsiniz, kolay. Alper bey cok tesekkurler. Size cok sorum olacak bu arada. umarim rahatsizlik vermeyiz. Merhaba. Evet Karadağ küçük bir ülke, tek şehirde kalarak diğer gezilecek yerleri günübirlik gezebilirsiniz. Kalmak için en güzel yer Budva. Ben ilk gidişimde otobüs terminalinde oda kiralamak için bekleyen kişilerden birinin evinde ucuza konakladım. Son gidişimde ise Avala Hotel'de misafir olarak kaldım, bütçenize uygunsa çok şık bir otel. Güvenlik konusunda sorun yok. Terminallerde elinde yazan kişiler göreceksiniz. Ben henüz bulamayana hiç rastlamadım. Ama içiniz daha rahat etsin diye İnternet üzerinden de Budva'da oda veya ev kiralayabilirsiniz. İyi bir Budva ve Balkanlar gezi rotası. Yol paraları fazla tutmaz. Kasım 2015 tarihinde bu ziyareti yapma ve güzel ülkeyi görme şansım oldu... Hayranlığımızı tarif edemiyorum. Eşim ve oğlum ile İstanbulu bırakıp Karadağa yerleşmeyi bile düşünüyoruz. Ancak kurulu bir düzen ve okuyan bir çocuk sahibi olmak bazı sorumlulukları ön plana çıkarıyor. Kotor veya Budva dan küçük te olsa bir ev almayı bile düşünüyor ve bu konuyu araştırıyorum:))))) İşkodra Gölü kenarında çok güzel şarap üreten bağ evleri bulduk.... Kısacası mutlaka gidilmesi ve görülmesi gereken bir ülke... Hatta yaşanması.... Merhaba Serkan Bey. Karadağ hem yakın hem de çok güzel ve güvenli. Beğenmenize sevindim. Ev konusunda bir gelişme olursa yine burada paylaşın lütfen:) Sevgiler. Merhaba Burçak Hanım. Karadağ'ın vatandaşlık ve oturma izni koşullarını bilmiyorum. Ancak bu sorunuzu gören okurlarımdan yanıt veren olabilir. Merhaba Alper bey. Karadağ gezimi geçen hafta tamamladım. Gayet güzel geçti. Herkese tavsiye ederim. Merhaba Cem Bey. Karadağ'ı sevmenize sevindim. Teşekkürler. Merhaba Alper Bey, 4 gece 5 günümüz var. Saraybosna da 2 gece kalıyoruz ardından mostar, blagay, poçiteli gibi yerleri geziyoruz geriye kalan 1,5 gün civarı vaktimizde kotor budva yapsak sıkışık olur mu yoksa ayrıca karadağa gidip detaylı dağ deniz kanyon mu gezmek daha iyidir. Acaba kalan 1,5 günü sırbistan tarafında veya bosna hersek detaylarında mı geçirmek daha mantıklı olur. Merhaba Emre Bey. Bence Karadağ'a geçmek fazla acele bir seyahat olur. Karadağ çok güzel bir ülke, ayrıca gitmeye değer. Sırbistan da pek yakın kalmıyor size. Ama yoğun çalışan ve çok az seyahate zaman ayırabilen biriyseniz Kotor'u da görmek mümkün. Tekrar Balkanlara gidebileceksiniz bence hiç koşuşturmayın. Ben de seyahat yazılarımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Budva'dan Herceg Novi üzerinden Dubrovnik'e gitmeniz zor olmaz, ancak vize gerekiyor. Ayrıca Hırvatistan'a gitmektense şahane Kotor'u görmeniz çok daha kolay ve hoş olur. Hem daha ucuz. Merhaba 1 haftalık bir geziye çıkıyoruz. Saraybosna'dan başlayacak ve bitecek. Araç kiralayıp Saraybosna Mostar kotor Budva'yı görüp tekrar Saraybosna'ya döneceğiz. Çok detaylı bilgi bulamadım. Dönüş yolunda da geldiğimiz yoldan mı dönelim yoksa başka bir güzergah önerir misiniz? Dönüşte 2 gece Saraybosna'da kalacağımız için budvadan Saraybosna'ya daha kısa bir dönüş yolu varsa onu tercih ederiz. Çok teşekkürler. Merhaba. Budva'dan Saraybosna'ya Kotor Grahovo Vilusi Petrovici Deleusa Bileça Krivaca Selista Avtovac Drazljevo Prijedel Nestro Miljevina Trnovo Bogatiçi yoluyla ya da başkent Podgorica Nikşiç Vucevo Foça Trnovo Bogatiçi üzerinden gidebilirsiniz. İyi yolculuklar. Montenegro para birimi olarak avro kullanıyor. Uygun fiyatlı konaklama isterseniz ailelerin yanlarında oda kiralayabilirsiniz. Karadağ'da gittiğim şehir ve kasabaların otobüs terminallerinde oda kiralamak için bekleyenlerden birini seçerek yer buldum. Önceden hiç ayırtmadım. Bulmam kolay oldu. Tamamen yazılarınızdan etkilenerek, hiç gündemimde olmadığı halde, 25 Ekim-7 Kasım 2016 tarihleri arasında; Podgorica, Budva, Kotor ve Ulcinj olmak üzere 4 şehri kapsayan, 13 günlük bir Montenegro seyahati yaptım. İnanılmaz memnun kaldım. İyi ki gitmişim. İyi ki varsınız. Çok teşekkür ederim. Bu konudaki duygularımı dile getirmek ve Web sitenizin ne kadar güzel şeylere vesile olduğunu tekrar hatırlatmak istedim. Sağolun, varolun. Merhaba Ferhat Bey. Bunu duymak ne güzel, yorumunuzla beni mutlu ettiniz. Montenegro'yu beğenmenize sevindim. Genellikle 5-6 gün gidiyorlar, 4 kente 13 gün güzel olmuş, koşuşturmadan. Sevgiler. Özür diler, düzeltilerek okunmasını rica ederim. Evet biraz yogun ama ulkelerin her sehrini degil de en guzel iki sehrin en guzel yerlerini gezmeyi dusunuyoruz cok kosusturmadan. Budvada aile yaninda 10 yazmissiniz bizde oyle yerler bulabilirsek her gittigimiz ulkede oyle ucuza konaklamayi dusunuyoruz belki referansi cok olan bir kiside couchsurfing bile yapilabilir 30 bir gece kalmaya vermeyi dusunmuyoruz ogrenciyiz cunku. Karadağ Budva'da minibüsten indiğimde ellerinde kağıt tutarak evlerinde uygun fiyata oda kiralayan kişilerden biriyle gittim, hep oluyor, onlardan yararlanabilirsiniz. CouchSurfing ile ücretsiz konaklıyorum, Çeşitli sayfamdaki ilgili yazıda ayrıntılı anlattım. Balkanlar güzeldir seveceğinize eminim. Eşimle evlendikten sonra ilk tatilimizdi. Hatta size de sorularım olmuştu. Düşünüyoruzda o kadar gezimiz oldu yine de en güzel tatilimizdi Karadağ. Uçak biletleri çok uygun olmadığı için tekrar gitme fırsatımız olmadı ama yıl boyu biletleri takipteyim. İlk fırsatta tekrar gideceğiz :)Bu ülkeyi gördüğümüz için çok şanslı olduğumuzu düşünüyorum. Karadağ'ı seveceğinize neredeyse emindim Gamze Hanım. ) Buna sevindim. Tekrar gidilir! Sevgiler. Alper bey, Karadağ güvenli bir ülkem mi? Soruma vermiş olduğunuz cevap için tesekkur ederim. Karadağ çok güvenli bir ülke Handan Hanım, gönül rahatlığıyla gidebilirsiniz. mrb alper bey türk konsolosluguna yakın bir yerde tavsiye edebileceginiz bir otel yada pansiyon ismi verebilir misiniz. saygılar. Merhaba. Karadağ Türkiye Büyükelçiliği başkent Podgorica'da Radosava Burica, BB, Zabjelo adresinde fakat orada bildiğim veya kaldığım bir otel yok. Selamunaleyküm Alper bey.. ne güzel.. teşekkürler... Dedemin köyde lakabı Karadağlı imiş. Babama varınca dallı'ya dönmüş.. Agalarıma sorduğumda dedelerimiz Karadağ göçmeni olduğunu söylediler.. Babam pek konuşmazdı böyle konularda.. Kim bilir belki uzaktan kuzenlerim yaşıyordur oralarda 🙂 Paylaşımınız için tekrar teşekkür ederim.. Merhaba Sedat Bey. Karadağ çok güzel bir memleket. Atalarınızın ülkesine gidip görmek size yakışır, beğenirsiniz. Rica ederim, yüreğinize sağlık. Alper Bey, Merhabalar. Karadağ'a yerleşip bir iş kurmak istiyorum bu işe kalkışmadan önce gidip görmek en iyisi fakat bundan da önce butik bir dükkan açıp başlangıçta 1 veya 2 çeşit menülü bir yer düşünüyorum. Oradaki kültür ve turistik yerler buna uygun mudur sizce? Bir turist olarak fikrinizi paylaşırsanız sevinirim. Merhaba. Evet Karadağ bunun için uygun bir ülke. Gidip dükkan açmış kişilerden koşullar hakkında bilgi yazan olmasını umarım. Merhaba Alper bey Ekim başlarında Üsküp ten başlayıp Ohrid, İşkodra, Budva, Kotor gezisi düşünüyoruz, dönüş Podgorica dan, acaba Makedonya dan Arnavutluk a oradan Karadağ a geçiş kolay oluyor mu, işlemler ne kadar sürüyor, teşekkürler. Merhaba, Alper bey Makedonya, Arnavutluk, Karadağ arasındaki sınır geçişlerinde problem oluyor mu, işlemler ne kadar sürüyor, teşekkürler. Merhaba. Bu vizesiz Balkan ülkeleri arasında sınır geçişleri kolay. Yoğunluğa bağlı olarak 20 dakika ile 1 saat arası sürebilir. Alper bey merhabalar, Üsküp'ten kiraladığımız arabayı Karadağ'da aynı firmaya teslim edebilirsiniz, Makedonya, Arnavutluk ve Karadağ arasındaki yollar duble yol mu, ülke geçişlerinde minibüs, otobüs sık sık bulunuyor mu, bir de bu ülkeler de Euro geçiyor mu, çok teşekkürler. Merhaba, Alper bey Üsküp havaalanına indigimizde hemen araba kiralama mümkün oluyor mu yoksa önceden rezervasyon mu yapmak gerekir, rezervasyon gerekiyorsa ne kadar önceden rezervasyon yaptırmak gerekir. Teşekkürler. Merhaba. Kiralık araba genelde rahat bulunsa da, garanti olması için önceden ayırtmanızı öneririm. Örneğin 10 gün önceden. Eylül sonu Karadağ gezisi planlıyorum. Kosova'ya uçak ile gideceğiz. Sonrasında araba kiralayacağız. Planımız Podgorica, Budva ve Kotor'a kadar gitmek. Yönlendirmeleriniz olursa çok memnun olurum. Pardon yazdım zannediyordum yazmamışım. 23 Eylül sabahı Kosova'dayım. 27 Eylül yine Kosova'dan 19:10'da dönüş. Zamanınız kısa ama olsun, gayet keyifli bir gezi olacak. Podrorica'da zaman harcamanıza gerek yok, isterseniz bir-iki saat dolaşın. Otel veya pansiyon değiştirmek istemezseniz 3 gece için kalış merkeziniz Budva olur, Priştine'den arabayla 6 saat sürer, sabah direkt gidip yerleştikten sonra Budva'da güzel bir akşam geçirir, ertesi gün arabayla günübirlik Kotor, oradan güzel kıyı boyunca Perast'a kadar gezersiniz, çok hoş bir kasaba. Akşam Budva'nın çok iyi korunmuş tarihi sokakları ve kıyı kafelerinde zaman geçirebilirsiniz. 25 Eylülde ise Sveti Stefan ve devamındaki güney kıyısını gezersiniz. 26 Eylülde tarihe meraklıysanız yolunuzun üzerindeki Cetinje'yi gezip akşam Priştine'de kalarak ertesi gün uçağa yetişme telaşı olmadan Kosova'nın başkentini rahatça gezersiniz. 2 gece Budva, 2 gece Kotor. Çok teşekkür ederim detaylı yönlendirmeniz için. Ben de Pristine'yi geri dönüşe saklamak gerekir diye düşünmüştüm. Budva merkezli bir Karadağ gezisi olacak gibi duruyor. Dönüşte sizi de bilgilendirmeye çalışıcam. Tekrar teşekkür ederim. İyi günler dilerim.. Rica ederim. Dönüşte burada paylaşımlarınızı beklerim. İyi yolculuklar."} {"url": "https://celebialper.com/buenos-aires-3-arjantinde-alisveris/", "text": "Arjantin ve Türkiye arasında fiyatlarda büyük bir fark olmasa da, genel olarak Arjantin daha ucuz. 1 Türk Lirası=2.6 Arjantin Pesosu ediyor ama bunu 2.5 kabul ettim, bu yuvarlama benim yararıma. Arjantin para birimi pesonun kodu ARS ve sembolü $ şeklinde. 1 ARS = 100 centavo adlı küçük para birimi kadar ediyor. Enflasyon arttıkça çeşitli dönemlerde birkaç sıfır atılan peso'dan, 1969 yılından bu yana tam 13 sıfır atıldı. Arjantin'de yaşamı merak edenler, Arjantin gezisi yapmak isteyenler için bazı fiyatları yazmayı yararlı gördüm. Seyahatlerimizi ucuza getirsek de hiç bir şey satın almadan gezmek mümkün değil, o yüzden Arjantin'de alışveriş yerleri ve izlenimlerimi, yiyecek ve market fiyatlarını paylaşıyorum. Cihaz atıklarından yapılmış heykelcikler sokak tezgahında. Florida Caddesi 343 numaradaki Galeria Mitre, Cizvit etkili barok tarzı mimarisi ve süslemeleriyle dikkat çekiyor. Ön cephesindeki dekor, Cizvitlerin 1580'lerde birçok misyon çalışmaları yaptıkları kuzeyin yerlilerinin sanatından ilham alıyor. Taş süslemeler mükemmel korunmuş, görüntüyü tek bozan şey olan yeşil tabelanın sahibi Şilili Falabella mağazası 2005 yılından bu yana burada. 6.000 metre karelik alana sahip Galeria Mitre 1930 yılında mimar Estanislao Pirovano tasarımıyla Arjantin'in en önemli gazetesi La Nacion için inşa edildi. Bugünkü Evita Müzesi'ni de tasarlayan Estanislao Pirovano, Buenos Aires'e Gotik Uyanış ve Tudor (16. yüzyıl İngiltere) mimari tarzlarını getirmesiyle tanınıyor. Falabella'da tipik bir mağazada bulabileceğiniz her şeyi görebilirsiniz; mücevherat, kozmetik, giysi, ev ürünleri, lüks ürünler, telefon vs. Buenos Aires'in en lüks ve ünlü alışveriş merkezi Galerias Pacifico, Buenos Aires'in uzun yaya caddesi Florida ile Cordoba Caddeleri'nin kesiştiği yerdeki Edificio del Pacificio binasında bulunuyor. Fransız Beaux Arts tarzı bina, mimarlar Emilio Agrelo and Roland Le Vacher tarafından Paris'in Le Bon Marche adlı en ünlü mağazası model alınarak 1889 yılında Argentine Bon Marche mağazası için tasarlandı. 1896 yılında binanın bir kısmı müzeye çevrildi, ve daha sonra İngiliz Buenos Aires and Pacific demiryolu şirketi taşındı. Şirketin adı Buenos Aires ile Şili'deki Valparaiso kenti arasına bir tren koyarak taa Pasifik Okyanusu'na ulaşma hedefinden kaynaklanıyor. O zamandan günümüze bina Edificio Pacifico olarak adlandırılıyor. Bence Buenos Aires'te gezilecek yerler arasında tarihi, kişilikli, zarif mimarili alışveriş merkezleri de var. Arjantin'de ne alınır diye merak edenler gezebilir. Arjantin'de 1976 1983 yıllarındaki askeri cunta döneminde Edificio del Pacificio işkence merkezlerinden biri olarak kullanıldı. The Shock Doctrine adlı kitabında Naomi Klein, 1987 yılında binanın bodrumunda film çeken bir ekibin bu terk edilmiş işkence merkezini, mahkumların duvarlardaki isim, tarih ve yardım isteği yazılarını bulduklarını yazıyor. 1989 yılında ulusal tarihi anıt olarak ilan edilen Edificio del Pacificio binası yıllarca terk edildikten sonra Juan Carlos Lopez tarafından onarıldı ve Galerias Pacifico olarak açıldı. İçerisinde alışveriş merkezinden başka Jorge Luis Borges Kültür Merkezi ve Julio Bocca Dance Studio da var. Alışveriş merkezinde Polo Ralph Lauren, Christian Lacroix, Christian Dior, Lacoste, Tommy Hilfiger, Hugo Boss ve La Martina gibi birçok lüks markanın dükkanı var. Buenos Aires Galilei Gökevi bahçesinde seyyar satıcılar. Buenos Aires'in bohem San Telmo semtindeki şahane tasarım dükkanlarından birisi. Arjantin'de alışveriş keyfi. Toplam 98 peso = 40 TL. İstanbul'da alsaydım kaç lira tutacaktı? : 160 TL. Arjantin pahalı mı? Hayır ucuz. Gittiğim ülkelerde market, pazar, çarşı gezmeyi seviyorum. Aşağıda sucuk çeşitleri görüyorsunuz. Arjantin'in en ünlü ve sevilen tatlısı Dulce de leche çeşitleri aşağıda. Uruguay'ın da milli tatlısı olan Dulce de leche'nin ayrıntısı ve tarifini ilgili yazımda okuyabilirsiniz. Brezilya ve Uruguay'da olduğu gibi Buenos Aires'te de binalarda kalorifer olmadığını yazmıştım. Haftalardır donuyorum buralarda. Elektrik sobası fiyatlarına bir bakayım dedim ki gözlerime inanamadım. Genel olarak Türkiye'den daha ucuz olan Arjantin'de ısıtıcılar çok pahalı. İthal olduklarını sanarak hepsine tek tek baktım, aşağıdakilerin hepsi Arjantin malı. Aşağıda gördüğünüz, Türkiye'de 30 TL'ye satılan küçük elektrikli ısıtıcı burada 299 ARS yani 125 TL! Arjantin'de üretilmiş elektrikli soba 1000 TL (2419 ARS). Arjantin genel olarak Türkiye'den ucuz ama bu elektrik sobaları pahalı. Yerli malı klima 6.679 Arjantin Pesosu, yaklaşık 2.750 TL. Ateş pahası. Arjantin malı mikrodalga fırın peşin alırsanız 1.239 ARS, yani yaklaşık 500 TL. Elektrikli soba 459 Arjantin Pesosu, yaklaşık 200 TL. Bizde çok daha ucuz. Latin Amerika gezisi yapmak isteyenler için maliyet elbette gidecekleri ülkelere göre değişir. Arjantin kıtada yaşamın ucuz olduğu ülkelerden. Gerçekten çok hoş ve açıklayıcı bir yazı olmuş. 🙂 Ayrıca resimlerin güzelliği de bir ayrı tat katmış.. Teşekkürler. Arjantin ve Buenos Aires'te fiyatlar hakkında bilgi vermeniz iyi olmuş. Arjantin Türkiye'den ucuzmuş. Gördüğüm kadarıyla Arjantin'de fiyatlar ve yaşam Türkiye'den ucuz. Teşekkürler. Çok teşekkür ederiz. Gerçekten çok yararlı oldu. Keyifli bir Arjantin gezisi dilerim Erol Bey. Alper bey merhaba, genel bilgilendirmeniz için teşekkür ederim. Size bi sorum olacak; üç aylık bi arjantin ziyareti düşünüyorum. Bir kaç gün içinde. Buenos Aires'te konaklama fiyatlarının uygun olduğu yerleri ve bu süre içinde ne kadar param olsa idare eder.. Buenos Aires'te otelde değil evde kaldım, konaklamaya para vermedim. Çeşitli sayfamdaki Couchsurfing başlıklı yazımda nasıl kalındığını anlatıyorum. Merkezi bir semtte kalmanızı öneririm. Buenos Aires gezi yazılarımın tamamını okuyarak bir semt seçebilirsiniz. masraf tamamen size göre değişir. Arjanti Türkiye'den ucuz bir ülke. İyi yolculuklar. Bu bilgilendirici yazı için elinize sağlık. Bueons Air'in pek güvenli bir şehir olmadığını, soygun ve taksi vs gibi yerlerde dolandırıcılığın da çok olduğunu okuyorum. Gitmeyi planlıyorum ama bu biraz gözümü korkuttu. İstanbul'la kıyaslarsanız ne derece güvenli ve siz herhangi bir şey yaşadınız mı? Genel yorumunuz ne olur, şimdiden teşekkür ederim. Silahlı soygun İstanbul'dan çok daha yaygın, ama bir yabancının genel olarak başına gelebilecekler bakımından İstanbul ile benzer düzeyde veya biraz daha iyi diyebilirim. Benim başıma bir şey gelmedi ama gece yalnız dışarı çıkmadım hiç. Evinde kaldığım Arjantinli arkadaşım son 3 yılda 3 kez sokakta silahlı soygun yaşamış biri. Arjantin'e gezmeye gittim ben, iş ve sığınma şartlarını bilmiyorum. Arjantinde Resmi ve Gayriresmi Doviz vardır. 1 doları resmi olarak bozdurursan 8 peso Resmi olmayan yerlerden bozdurursan 13.5 14 peso civarındadır. bu bozduracağın para miktarına göre düşebilir 13 olabilir yükselebilir 15'te olabilir bunun için ne kadar bozduracaksın diye sana sorar resmi olmayan yerde yani Cambiocular var oradan Cambio Cambio diye bağırıyorlar Nasipse 15 20 kasımda oradayım. yaklaşık 1.5 sene kalıcam. Merhaba. Ben de yurt dışında kendi hesabımdan çekiyorum, siz de Arjantin bankalarının ATM makinelerinden Arjantin pesosu çekebilirsiniz. Komisyon oranları bankaya göre değişir ama yanınızda toplu para taşıma riskini göze almayacak kadar düşük. Kredi kartınızı da kullanabilir, Arjantin'te alışveriş veya yemeklerde yararlanabilirsiniz. Çeşitli adlı sayfamda yurt dışında para kullanımı hakkındaki videolu yazım size yararlı olur. Fani dünyada Arjantin gibi memlekete gidiyorsun helal olsun. Allah'ın imkan verdiği kulusun. Maşallah. İmendim doğrusu. Saygılar. Arjantin büyük ve güzel bir ülke, Buenos Aires harika bir şehir, iyi ki gittim. İlginize teşekkür ederim. Saygılar. Selam ben de Arjantin'e gidecem evlilik için orada evlenip kalabilir miyim yoksa Türkiye'de evlenelim."} {"url": "https://celebialper.com/buenos-aires-4-la-boca-ve-san-telmo/", "text": "Arjantin'de gezilecek yerler arasındaki La Boca Buenos Aires'in 48 mahallesinin en ünlüsü. Riachuelo Nehri'nin dünyanın en geniş nehri Rio de la Plata'ya açıldığı ağızda yer alıyor, İspanyolcada La Boca ağız demek. Dışa açık kişiliğiyle Buenos Aires'in en renkli mahallesi olarak kabul ediliyor. Barrio de La Boca semtini saatlerce keyifle gezdim. Arjantin gezisi sırasında gördüğüm en renkli mahalle burası diyebilirim. İşte Buenos Aires gezi notları. La Boca Arjantin'e gelen turistleri en çok çeken yer. Rengarenk evleri, Caminito adlı yaya sokağı hoş. La Boca'da La Ribera tiyatrosu, birçok tango kulübü ve İtalyan tavernası var. Buenos Aires'te duvar resimleri çok yaygın. Aşağıdaki etkileyici duvar resminin bu mahallede olan bir yangını anmak için yapıldığını tahmin ettim, sonra öğrendim ki tahminim doğruymuş. Aşağıda Arjantin'in dünyaca en ünlü kişileri bir arada: Maradona, Evita ve Gardel. Ünlü futbolcu Diego Maradona'dan bahsetmeme gerek yok. Evita'yı da herkes biliyor ve mezarını ziyaret ederken bahsedeceğim. Carlos Gardel'den biraz bahsedeyim size. Uruguay doğumlu Carlos Gardel tango tarihinin en unutulmaz kişiliği. Kendisine \"Carlitos\", \"Tango'nun Kralı\", \"El Mago\" ve ironik bir biçimde \"El Mudo\" gibi isimler yakıştırılıyor. Gardel'in Alfredo La Pera ile birlikte ortaya çıkardıkları günümüzde artık klasikleşmiş tangolar arasından en önemlileri şunlar: Mi Buenos Aires querido, Cuesta abajo, Amores de estudiante, Soledad, Volver, Por una cabeza ve El dia que me quieras. La Boca orijinal evleri ile ünlü. Bu evler batık ve eski gemilerin saçlarından inşa edilmiş ve tekne boyası ile rengarenk boyanmışlar. Bir çok sanatçının eserleri El Caminito Sokağı'nın kaldırımlarında görülüyor. Mahalle Arjantin'de gezilecek yerler arasında en turistik olanlardan biri. Semt İtalyan göçmenler tarafından kurulduğundan İtalyan etkisi kuvvetli olarak hissediliyor. Mahallenin diğer sakinleri İspanyol, Alman, Fransız, Arap ve Bask. La Boca güçlü bir Avrupa havasına sahip, ilk sakinlerinin çoğu İtalya kenti Cenova'dan buraya göç eden insanlar. Bazıları adının Ceneviz mahallesi Boccadasse'den geldiğini söylüyorlar. 1882 yılında uzun bir genel grevin ardından La Boca Arjantin'den bağımsızlığını ilan etti ve isyancılar Ceneviz bayrağını göndere çektiler, ancak kısa süre sonra bayrak bizzat Arjantin Devlet Başkanı Julio Argentino Roca tarafından yırtıldı. Buenos Aires gezi notları devam ediyor. Aşağıda 1899 yılında inşa edilen binadaki Bar La Perla veya La Perla Cafe, Pedro de Mendoza Caddesi 1899 numarada. Eskiden genelev olan bu iki katlı binanın rustik iç dekorasyonunda ahşap tavan ve masalar, yerel sanatçılardan tablolar var. La Boca politik açıdan Arjantin'de radikalliğin merkezi. Arjantin Kongresi'nin ilk sosyalist üyesi Alfredo Palacios'u 1935 yılında La Boca halkı seçti. Şiddetli 2011 ekonomik krizinde de haberlerde izlediğimiz birçok gösteri burada yapıldı. Buenos Aires'in en eski mahallesi San Telmo dar, Arnavut kaldırımlı taş sokakları, demirden şık fenerleri ve korunmuş kolonyal tarzı evleriyle bohem ve güzel bir semt. Buenos Aires'te gezilecek yerler arasında bence mutlaka yer almalı. Gezerken Buenos Aires'in tarihini hissettiğim San Telmo, hareketli bir underground gece hayatını da barındırıyor. Uzun adı Saint Pedro Gonzalez Telmo olan mahallede şık kafeler, antika ve modern tasarım dükkanları, sanatçı ve tango dansçılarıyla sokaklar var. San Telmo futbol takımı da dünyada epey ünlüymüş. Buenos Aires mimarisinin güzelliğiyle etkileyici. Bilgi: belediye otobüsü 50 Kuruş (1.25 ARS). Brezilya'da 3 TL, Uruguay'da 1.5 TL idi. Arjantin'de yediğim yemekleri ve fiyatlarını görmek isterseniz: Arjantin Yemekleri. Eğitimin tamamen parasız ve çok yüksek kaliteli olduğu Buenos Aires Üniversitesi'ne bağlı aşağıdaki Mühendislik Fakültesi binası 1951 yılında Eva Peron Vakfı için inşa edilmeye başlandı. Juan Domingo Peron'un 1955 darbesiyle iktidardan düşmesinden sonra 1956 yılında Mühendislik Fakültesi'ne verildi. Reserva Ecologica de Buenos Aires adlı geniş yeşil ve sulak alan, Puerto Madero Limanı'nın hemen doğusunda, dünyanın en geniş nehri Rio de la Plata kıyısında bulunuyor. Resmi adı Reserva Ecologica Costanera Sur olan kent merkezindeki bu yeşil alan özellikle hafta sonları piknik, temiz hava, bisiklet, yürüyüş ve manzara için ideal. Bazen karşınıza bir bataklık kunduzu veya nehir kaplumbağası çıkabiliyor. Doğa koruma alanını dinlenmeden çepeçevre dolaştım, 2.5 saat sürdü. Buenos Aires gezimin devamı için tıklayın: Arjantinlilere Türk yemekleri pişirdim. Buenos Aires gezi bilgileri için teşekkürler. Tango öğrenmek için en harika şehir. Renkli evler, renkli insanlar ve renkli bir hayat. Teşekkürler. Ben de okuduğunuz için teşekkür ederim. Abicim arjantini tam anlamıyla gezmişsin, gecekondu semtleri şehirlerin kalplerinin öteki yarasıdır onları gezmeden bir şehri tam anlamıyla gezmemiş olursun, özümseyemezsin. Gezmeyi iyi bilen adamsın bu da bence bir sanattır.. Sınava çalışmam gerekirken merakla ve heyecanla okuyorum maceralarını."} {"url": "https://celebialper.com/buenos-aires-5-arjantinli-arkadaslarima-turk-yemekleri-pisirdim/", "text": "Bu yazımda Buenos Aires gece hayatı, tanıştığım Arjantinli arkadaşlar, eğlence, bar, ev partisi var. İşte Buenos Aires'te kaldığım ev ve arkadaşlarım. Samimiler, çok ve aynı anda konuşuyorlar, gülüyorlar, öpüyorlar, dokunuyorlar, kaynaşıyorlar. Bizim gibi. Burada olmak, Batı Avrupa veya Kuzey Amerika'da olmaktan çok daha yakın bir duygu. Latin Amerika gezisi sıcak insanları sayesinde güzelleşiyor. My friends and home in Buenos Aires. They are friendly, they talk a lot and sometimes all together, they laugh, kiss, touch, socialize easily. As we do at home. Being here is much closer than being in West Europe or North America. Not as the distance, but the feeling. Dün akşam ev sahibim Sebastian ve arkadaşlarına yemek hazırladım; 9 kişiydik, 3 kişi mutfakta çalıştık. Sebastian ve Euge ile yemek hazırlamak keyifli. Sebastian közle ve tencereyle ilgilenirken, Euge söylediğim her şeyi doğradı. Zaten Euge her yemek yapılışında \"doğrayıcı\" görevini severek üstleniyormuş. Büyük bir çoban salata, tunçilik, közlenmiş etli kırmızı ve yeşil biberlerden sarımsaklı, sirkeli ve zeytinyağlı meze. Patlıcan ve biberleri ocakta közledim. \"Patlıcanın bu kadar lezzetli olabileceğini bilmezdik\" dediler. Hepsi kokusunu ve lezzetini beğendi, değişik ve leziz buldular, daha önce hiç közlememişler. Ara sıcak olarak mantarların saplarını kopardığımda oluşan çukurlarına minicik tereyağ, rendelenmiş çedar ve mozarella peyniri doldurdum. Üzerine az kırmızı toz biber serptim, fırına verdik, bu yöntemi ve peynirli mantarın lezzetini beğendiler. 2.5 kilo etten tas kebabı pişirdik beraber. Daha önce bu kadar çok etle tencere yemeği yapmamıştım. Türkiye'den getirdiğim kırmızı biberden de ekledim, hafif acımsı oldu, lezzetli buldular. Yemek pişirmeyi az bildiğim halde yaptıklarımı beğenmeleri beni pek mutlu etti. Dünyanın öbür ucunda Türk yemekleriyle bu sıcacık Arjantinlileri mutlu etmek harika bir duygu. Arjantin de komşuları Brezilya ve Uruguay gibi etin çok sevilip tüketildiği bir ülke. Ama yeşillik yedikleri de oluyor elbette. Aşağıdaki otu bizde olmadığı için tanıyamadım ama sanırım maydanozla aynı familyadan bir bitki. Buenos Aires'te evinde kaldığım Sebastian 5 yıldır bu kentte yaşıyor, güvenli ve nezih Belgrano semtinde. 5 yılda 3 kez silahlı soyguna uğramış. Latin Amerika'da 1 Ayda 4 Mevsim gezimin dahilindeki 4 ülkeden en güvenli olanı Uruguay, fakat kötü şans, orada silahlı soyguna uğradık. Birlikte soyulduğum Uruguaylı arkadaşım \"Lütfen burada soygunların sık olduğunu düşünme, benim son 1 yıldır bu sadece üçüncü soyulmam\" dedi. Buenos Aires'te gece yalnız dışarı çıkmaya hiç niyetim yok. Ama Latin Amerika gezisi yaparken Buenos Aires gece hayatını görmeden de ayrılmam. Modern Palermo Mahallesi, kaldığım Belgrano Mahallesi ile Buenos Aires merkezinin arasında, yaklaşık ortalarda bir yerde. Barlar, restoranlar, eğlence yerleri ve butiklerle dolu bu güzel mahallenin, Palermo-Viejo, Palermo-SoHo, Palermo-Hollywood gibi semtleri var. Evinde kaldığım arkadaşım Sebastian'ın arabasıyla Palermo'daki Sugar Bar'a gittik ve diğer arkadaşlarla buluştuk. Sugar Bar, Costa Rica Caddesi'nde 4619 numarada, Armenia Caddesi ile kesiştiği yerde. Buenos Aires gece hayatı için iyi bir mekan. İstanbul'da benzeri bir mekanla kıyasla yiyecekler burada biraz daha ucuz, içkiler çok daha ucuz. Sugar Bar hem Buenos Aireslilerin hem de burada yaşayan yabancıların gittiği bir mekan. Aynı zamanda bir spor bar olan ve mağara gibi kaba duvarlara sahip Sugar Bar, 19:00 ile 00:00 arasındaki \"happy hour\" sayesinde hafta içi de doluyor. Arjantin gezisi yapanlara öneririm. Perşembe akşamları kızlar küçük bir giriş ücreti ödeyerek gece yarısına kadar sınırsız içki içebiliyorlar. Sugar Bar'da sık sık kostümlü \"canavar partisi\" yapılıyor. Eğlencesiz bir Latin Amerika gezisi olmaz tabii, Buenos Aires gece hayatını görmek gerek. Sugar Bar'ın iki büyük salonundaki alçak tabureleri ve döşekleri, birbirini tanımayan grupların kaynaşmalarını kolaylaştırıyor. Kısılan kırmızı ışık, alkolle de birleşince insanları olduklarından biraz daha güzel gösteriyor; bütün dünyada aynı taktik. Nadia Türk işi nazar boncuğu sayesinde kem gözlerden korunuyor. Aşağıda Daniela'yı Türkiye'den hediyem nazar boncuğuyla görüyorsunuz. Bir dakika ama, bütün Latin Amerika kıtasına nazar boncuğu dağıtıyorum! Küçük olasılık ama Emel Sayın'ın söylediği Alaeddin Şensoy bestesi \"Mavi boncuk kimdeyse, benim gönlüm ondadır\" şarkısı Latin Amerika'da duyulursa durum karmaşık bir hal alabilir. Pisuvar kurnalarını kafes içine aldıklarına göre daha önce birileri bunları kırmış olmalı. Buenos Aires'in muazzam güzellikteki Recoleta Mezarlığı'nı ve Evita'nın mezarını görmek için TIKLAYIN. slm. ben ankaradan yasin aksoy. arjantinde bir türkün bana yol göstermesini bekliyorum. konu mobilya. ben oralara hiç gitmediğim için küçük bir desteğe ihtiyaç duyuyorum. eğer yardım ederseniz sevinirim ve bana yazın lütfen aşağıda telefon numaramı da veriyorum. 00 90 532 66651.. Ben yukarıda görüldüğü gibi Arjantin'e gezmeye gittim, mobilya piyasasını bilmem. Ayrıca orada yaşamıyorum ve yaşayan Türk tanıdığım yok. Üzgünüm, yardımcı olamayacağım. İyi şanslar. Ne mutlu size. Uruguay güzel bir ülke, zaman ayırmanızı öneririm. Paraguay da az gidilen ama ilginç bir ülke. Geceleri Buenos Aires ve Sao Paulo'da sokak soygunları yaygındır, dikkat. Ben evlerde kaldığım için otelleri bilmiyorum. 2 ay olduğuna göre Şili, Bolivya ve Peru'yu görmeniz iyi olur. :))) 4 mevsim gezisinin en guvenli ayagi Uruguay hakkatten çok guvenliymis adamin \"lutfen yazma ben pek saldiriya ugramadim sadece 1 yilda 3 kez\" demesi çok güldürdü beni yinede cesaret edip gece hayatini bizler için goruntulemeniz çok hostu farkındayım tuhaf bir yorum anlayisim var fakat super, mukemmel deyip sözü oylece ortada yalin bir halde birakmak tarzim degil :)) ben boyle bir takipçinizim. Onu diyen bir kadın, ve \"yazma\" demedi. Buenos Aires gece hayatı için maalesef güvenli diyemeyeceğim. Barlarda sorun yok ama gece yolda yürürken silahlı soygun riski yüksek. Arjantin'de Türk yemekleri pişirmek. 🙂 Buenos Aires gece hayatı hakkında bilgi vermeniz iyi olmuş. selam.. ben de daha çok şunu merak ediyorum genel yaşam aylık ortalama kaç dolar malıyetlı örnek.. ortalama ev kiraları insanların aylık geliri... bunları belirtirseniz çok mutlu olurum. kolay gelsin. Arjantin'de aylık ortalama gelir 1.000 Amerikan Doları civarında. Büyük bir evin kirası 700 dolar, küçük bir dairenin kirası 400 dolar. Arjantin yeme-içme, genel giderler, lokanta, manav gibi yaşam masrafları bakımından Türkiye'den %20 ila %50 daha ucuz. SELAM SAHİbİNDEN COM GİBİ BİR SAYFA VARMI.. Kiralık satılık yerler ile ilgili bilgi alabileceğimiz. Kiralık daire için belli bir site bilmiyorum, Google yoluyla bulabilirsiniz. merhaba arkadaslar ben baris 24 yasindayim 3 aydir arjantin buenos aires te yasiyorum ve dahada uzun bir sure burada kalacagim avenia mayo kaldigim hostel gunluk 5 saat geceleri otelde calisiyorum ayrica gunduz calisabilecegim para kazanabilecegim bir is ariyorum burada yasiyan turk insanlar ile tanismak istiyorum acil olarak is bulabilmek icin yardima ihtiyacim var saat araliklari onemli degil uzun bir sure burada yasamaya kararliyim biraz ispanyolca ve orta halde ingilizce konusabiliyorum inanin acil olarak yardima ihtiyacim var telefon numaram kompany personal lutfen en kisa surede benim le iletisime gecmenizi istiyorum sevgiler ve saygilar +54 113088-8659 baris dagdeviren facebook adresim hepinize basarilar simdiden cok tesekkur ediyorum vize konusunda sikintim yok her 3 ayda bir uruguaya girdi cikti yapiyorum daha gecen gun bu islemi gerceklestirdim uzun bir sure vaktim daha var sevgiler saygilar herkese...!! Baris computrabajo, zonajobs, bumeran ve craigslist'e bak da bana kalirsa ispanyolca yerine ingilizceni gelistir cunku Turk arayanlar da turizm de Ingilizce bilen birini aramakta. Bir de git UBA'ya universite okumak istiyorum de sana 2 yil ispanyolca kursu verecekler, bedava. Sonra bakarsin. Eskiden kolaymis da simdi Uruguay'da 6 saat kal yeter diye bir sey yok. Her an bu turist vizeni degistir diye uyari alabilirsin. Gir universiteye, calisiyorum hocam de hem DNI al hem de bedava ispanyolca ogren bence. Isi de en rahat soho da mesela yukaridaki sugarbar veya unicorn gibi yerlerde ya da sal telmo, microcentro gibi yerlerde sabah calismak icin bakarsan bulursun. OLX ve Capital IQ'da Turk alir. Elcilige de bir sor. Ben hic birini yapmadim sadece orada ders alip bir miktar da calismistim. Arjantin'de yaşam, okuma, dil öğrenme ve çalışma hakkında bilgiler için teşekkürler Yasemin Hanım. Merhaba. Buenos Aires kentindeki arkadaşlarımın hepsi cana yakın ve iyi insanlardı. Çeşitli sayfamdaki Couchsurfing yazımda anlattığım sistemden evinde kalacağım kişi buldum, onun arkadaşlarıyla da tanıştım. Ayrıca gece barda, gündüz gezilecek yerlerde de Arjantinlilerle tanıştım. Bu nasıl iş yahu. Googleden çevirsen daha anlaşılır olurdu! Ben sadece Türkçe yazıyorum. Sizin otomatik çeviri seçeneğiniz açık, onu kapatın. Buenos Aires'e selamlar. Hep yurt dışı isteği vardı içimde ben okulda ingilizce ve almanca gördüm hiç bişey bilmiyorum diyecek kadar zayıfım y bi gün faceden bi arjantinli biri ile tanıştım tam 5 ay aralıksız googleden çeviri yaptım sonra yavaş yavaş anlamaya başladım sonra diğer ispanyolca konuşan ülkelerden arkadaşlar edindim konuştum konuştum 8 aya geldiğinde dilim çok iyidi tuhaf olan şu ki arjantine gelene kadar kimseyle yüz yüze konuşmamıştım. Es una historia re onda pero es verdad jaja."} {"url": "https://celebialper.com/buenos-aires-7-recoleta-ve-palermoda-sanat-ve-mimari/", "text": "Arjantin gezi notları ve rehberi yazmaya ayrıntılı bir şekilde devam ediyorum. Arjantin seyahatimde geldiğim ilk şehir olan başkent Buenos Aires'te CS aracılığıyla karşılıksız kaldığım evin bulunduğu konut ağırlıklı, güvenli Belgrano semti dükkanlar, kafeler, lokantalar, mimari eserler, geniş yeşil alanlarla dolu, kentin en seçkin bölgelerinden birisi. Ama bu durum Latin Amerika gerçeğini değiştirmiyor; ev sahibim Sebastian sadece birkaç yıldır Buenos Aires'te yaşıyor ve 3 kez silahlı soyguna uğramış. Eskiden başka yerde olan Ulusal Güzel Sanatlar Müzesi, 1870 yapımı bu binaya Mimar Alejandro Bustillo tarafından düzenlendikten sonra 1933 yılında taşındı. Çeşitli yenilemeler geçiren müze bugün 4.610 metrekarelik sergi alanında 34 salona sahip. Sabit koleksiyonunda 688 önemli sanat eserinin yanında 12.000 adet eskiz, parça, çömlek ve diğer küçük eserler bulunuyor. 150.000 kitaplı bir sanat kütüphanesi ve konferans salonu da var. Museo Nacional de Bellas Artes'de fotoğraf çekmek yasak. Aşağıdakini çekebilmek için görevliyle uzun bir süre sinsice saklambaç oynadım. Adamın beni göremediği o kör noktayı yakalamak çok uğraştırdı. Ahh neler çekiyorum ben; hepsi sanat için ve sizin için. Arjantin gezi maceraları işte. Arjantin Ulusal Güzel Sanatlar Müzesi'nde tuvalete girdiğimde hem kendi ekseni etrafında hem de lavabonun üzerinde dönen dahice sabunlar beni şaşırttı ve eğlendirdi. Arjantin gezisi eğlenceli. Akşam arkadaşlara gösterdim bu sabunları, meğer Arjantin'de oldukça eski ve yaygın bir icatmış. Okudukları okullarda, kurumların tuvaletlerinde hep bunlardan varmış. Sıvı sabunlar yaygınlaşınca azalmış. Buenos Aires Üniversitesi oldukça kaliteli ve tamamen ücretsiz; dünyada ilk 300 üniversite arasında yer alıyor. Ernesto Che Guevera'nın da tıp okuduğu Buenos Aires Üniversitesi'nden, Arjantin'in şu ana kadarki devlet başkanlarından on beşi mezun oldu. Değişik dallarda 5 adet Nobel Ödülü'ne sahip. Çoğu seyahatimde olduğu gibi Arjantin gezisi sırasında da üniversite ve okullara giriyorum. Arjantin gezi notları devam ediyor. Buenos Aires Üniversitesi Hukuk Fakültesi, bir dekan ve yönetim kurulu tarafından yönetiliyor. Yönetim kurulunda hocalarca seçilen 8 üye, öğrencilerce seçilen 4 fakülte öğrencisi ve 4 danışman hoca yer alıyor. Hukuk Fakültesi yönetimi dört bölüm şeklinde düzenlenmiş: Akademik; Araştırma; Dış Birimler İdaresi; Finans ve Yönetim. Tespit: Latin Amerika'da 1 Ayda 4 Mevsim seyahatimde Kuzeyden Güneye inerken giderek mimari zarifleşiyor, yemekler nefisleşiyor, fiyatlar ucuzluyor, kadınlar güzelleşiyor. Sonuç: Artık rotanı Kuzeye çevir, daha Güneye inme, yoksa eve dönemeyebilirsin. Buenos Aires'in en büyük mahallesi Palermo, benim kaldığım Belgrano ile Recoleta arasında kalıyor. Palermo-Viejo, Palermo-SoHo, Palermo-Hollywood gibi \"alt mahalleleri\" var. Lokanta, bar ve giyim mağazalarıyla dolu, güzel bir bölge. Buenos Aires'te gezilecek yerler arasında şık bir semt. Arjantin'de ne yenir diye merak ediyorsanız ilgili yazım: Arjantin Yemekleri. Palermo'da resmi adı Parque Tres de Febrero olan ama yaygın olarak Bosques de Palermo olarak adlandırılan çok büyük bir kent ormanı ve park var, Buenos Aires'in en geniş yeşil alanı. Arjantin gezisi keyifli gidiyor. Buenos Aires Galileo Galilei Gökevi Planetario'nun müze kısmında Apollo XI uzay gemisiyle Ay'dan getirilen ve buraya ABD Başkanı Richard Nixon tarafında getirilen bir kaya parçası var. Müzede Arjantin'in Neuquen ilinden getirilen 100 milyon yıllık deniz yaşamı ve amino asit fosilleri de sergileniyor. Girişteki terasta, Chaco ilinden getirilen bir metalik meteor var. Palermo Mahallesi'nin Plaza Almirante Fernandez Meydanı'nda süs havuzu. Aşağıdaki görkemli Monumento a la Carta Magna y las Cuatro Regiones Argentinas, adlı anıt, kısaca İspanyol Anıtı olarak biliniyor. 1910 yılında dikilen İspanyol Anıtı, Sarmiento ile Libertador Caddelerinin kesiştiği Plaza Almirante Fernandez Meydanı'nda. Saygılar. Buenos Aires'in zarif mimarisine, geniş caddelerine, kibar insanlarına, yaya geçitlerinde mutlaka duran sürücülerine, yemeklerine hayranım. Otobüste metal param olmadığında kartından biletimi ödeyip karşılığında paramı almayı reddedenler, adres tarifi için seferber olan, her iş yerinde gülümseyen insanlar. Otobüste yaşlılara yer vermek bizde de yaygın bir davranış, ama daha önce çantam olduğu için bana yer verildiğini Türkiye veya başka bir ülkede hatırlamıyorum. Fakat birinin bu arkadaşlara kalorifer kavramını anlatması gerekiyor. 16 gündür bedenim ısınmadı. Üşüyorum.. Arjantin'de alışveriş yapmak, fiyatlar hakkında bilgi edinmek isterseniz ilgili yazım: Arjantin'de Alışveriş. Aşağıda Kral Fahd Camii ve İslam Merkezi'ni görüyorsunuz, tüm Güney Amerika kıtasının en büyük camii. Başkan Carlos Menem, Suudi Arabistan'ı ziyaretinin ardından 1995'te 34.000 metrekare alanı camiye verdi. Mimarı Zuhair Faiz. 1989-1999 arasında Arjantin devlet başkanlığı yapan hukukçu Carlos Saul Menem de Suriyeli bir göçmen ailenin oğlu olduğu için hepinizin bildiği gibi El Turcoolarak adlandırılıyor. Hakkında küresel şirketlerden rüşvet aldığına dair onlarca iddia bulunan; iktidardayken Arjantin'e ait tüm kamu kuruluşlarını özelleştiren devlet adamı. 1992 yılında Türkiye'ye yaptığı resmi ziyaret sırasında babasının Osmanlı vatandaşı olduğunu ve bu nedenle Arjantin'de El Turco olarak çağrıldığını söyleyerek Demirel'i kafalayıp Türk pasaportu istedi ve Arjantin'e cebinde kırmızı Türk pasaportuyla döndü. Buenos Aires'e veda etme vakti geldi. Aşağıdaki Retiro otobüs terminalinden Rosario'ya giden otobüse bineceğim. Arjantin gezi macerası bitiyor. Buenos Aires Rosario otobüsünün tuvaletindeki yazıyı İspanyolca bilmeyen biri olarak çözdüm. Baştaki \"pasajeros\" sözcüğü İngilizcedeki \"passengers\"a benziyor, o halde \"sayın yolcular\" olmalı. - \"Bano\" bize de geçen \"banyo\" demek, \"liquidos\" İngilizce \"liquid\"e benziyor, demek ki \"sıvı\". \"Orinar\" da belli ki \"urinate\", yani idrar. Sadece su dökebilirsiniz diyor, \"sıçmayın\" yani. - \"Por favor\" Küba'dan aklımda kalmış, \"lütfen\" demek. \"Papeles\" sözcüğü \"paper\"a benzediğine göre \"lütfen kağıt atmayın\" diyor. - \"Fumar\" da Küba'dan aklımda, sigara içmek demek. İçmeyin. Buralarda şehirlerarası otobüslerin hepsinde bulunan bacak yastığı, konforu denemeden tahmin edemeyeceğiniz kadar artırıyor; açılıp kapanabiliyor da. Buenos Aires gezim sona eriyor.. Buenos Aires Retiro Otobüs Terminali'nde beklerken tanıştığım Şilili Andrea ile yol boyunca sohbet ettik. Buenos Aires'le ilgili bütün yazılarınızı okudum ve gerçekten imrendim doğrusu. Bahsetmiş olduğunuz lokasyonları ben de gezdim ancak sizin gibi yazılar yazmak aklıma gelmedi doğrusu. Gerçekten harika bir iş çıkarmışsınız, tebrik ediyorum ve gezileriniz bol ve eğlenceli olsun diyorum. Arjantin gezi notları için teşekkürler. Ayrıntılı bilgiler yazmışsınız. Buenos Aires yazıların hepsini okudum, çok güzel bir yer olduğunu yazılarınızdan anladım, emeğiniz için teşekkürler hocam. Ayrıntılı Arjantin gezi notları gitmek için ilham verici. Teşekkürler. Alper Metin Bey. Ben de yazılarınızı zevkle okuyorum. Arjantin ile ilgili yazdıklarınız çok doğru ve isabetli. Naçizane ibr şey de ben ilave etmek istiyorum. Eskilerin de dediği çok güzel bir laf var: Boğulacaksan büyük denizde boğul. Uruguay gibi minik ülkeleri hayal edeceğinize Ajantin gibi büyük ülkelerde deneyin şansınızı. Şu an için Arjantin ekonomisi zorda; sıkı dolar poltikası vb. var ancak şimdiki hükümetleri gelecek seçimi kaybedecek ve yeni hükümetle her şey çok daha serbest olacak. Güzel ve modern şehirleri, ekstrem doğası, futbolu, heyecanı ile insanın en az bir kere görmesi gereken bir ülke. Bloguma değerli katkılarınız için çok teşekkür ederin. Arjantin kırsalını gezecek zamanım yoktu ama kentlerine hayran oldum. Ben de herkesin Arjantin'e gitmek için bir şans ya da imkan yakalamasını isterim. İnsan Buenos Aires'i görünce Türkiye şehirlerinin çirkinliğini anlıyor. Pazar gunu Tigre'ye kesinlikle gidin, eger 1 haftaniz Buenos Aires içinse. Hatta alabildiğiniz kadar da hediyelik deri eşya alin bence. Arjantin ekonomisi zorda demeyelim isterseniz, universite mezunlarinin hepsinin ve yabancilarin is bulduğu ama lüks tüketim mallarinin vergisi sebebiyle ancak Ciuadad del Este gibi yerlerden rahat alindigini düşünürsek, petrol gelirleri azalsa da Guney Amerika ulkeleri Sili hariç eğitim ve calisma için cok güzel ülkeler. Ozellikle Arjantin her Mercosur ülkesinden öğrenci ve mezun çekmekte. Ben de tekrar yolum düşse de yasasam isterim. Patagonia veya Kuzey de hem eğitim hem de gezmek için ucuz sayilir fakat BA kadar değil. Arjantin hakkında bilgiler için teşekkürler Yasemin Hanım, lütfen katkıda bulunmaya devam edin, ilgili insanlara ulaşır. Uzun mesafe otobüslerde küçük tuvalet ihtiyacı için tuvalet var mı? Yakında Patagonia da Ushuaia otobüsle gezeceğim. En azından Ushuaia El Calafate arası tabii böle böle. ama iki kasaba arası 8 -10 saat tutuyor. E-posta ile de bilgi verirseniz sevinirim. Para bozdurmak için oteller öneriliyor doğru mu. Nadir 6.2.19. Arjantin'de uzun mesafe otobüslerinde tuvalet var. Hiç otelde para bozdurmadım, bilemiyorum."} {"url": "https://celebialper.com/buenos-aires-arjantin-tarihi-mimari-evita-ve-flamenko/", "text": "Buenos Aires Arjantin'in başkenti ve Latin Amerika'da 1 Ayda 4 Mevsim seyahatimin en başında kaldığım Sao Paulo'dan sonra Güney Amerika'nın ikinci büyük kenti. İspanyolcada \"Güzel Havalar\" anlamına gelen ve Arjantin'in en büyük kenti olan Buenos Aires'in nüfusu 13 milyona yakın. Kent halkının çoğunluğu İspanyol ve İtalyan kökenli olmakla birlikte, Arap, Musevi, Gürcü, Ermeni, Çin ve Kore kökenliler de yaşıyor. Buenos Aires 2 Şubat 1536 tarihinde Pedro de Mendoza tarafından Puerto de Nuestra Senora Santa Maria del Buen Ayre adıyla kuruldu.. Aşağıdaki varili görünce Arjantinlilerin halka açık alternatif tıp tekniğine hayran oldum. İşte Buenos Aires'te gezilecek yerler ve gezi notlarım. Aşağıda heykelini gördüğünüz Giuseppe Mazzini (d. 1805, Cenova ö. 1872, Pisa, İtalya), Yeni İtalya adlı gizli devrimci örgütün (1932) kurucusu ve Risorgimento hareketinin önderi İtalyan vatansever ve devrimci. Uzlaşmaz bir cumhuriyetçi olarak, İtalya'nın birliğinin ve bağımsızlığının sağlanmasının (1861) ardından Savoie hanedanı önderliğinde kurulan meşruti monarşi yönetimine katılmayı reddetti. Arjantin ve Uruguay'ın ulusal demokratik hareketleri ve romantik entelektüelleri üzerinde önemli etkiler yaptı. Heykeli Avenida Santa Fe Caddesi, İtalya Meydanı'nda. Buenos Aires'te gezilecek yerler çok, adım adım dolaşmaya devam ediyorum. Microcentro semti Buenos Aires'te borsa ve büyük şirketlerin bulunduğu merkezi bir bölge. Aşağıda Avenida Leandro N. Alem Caddesi'ni görüyorsunuz. Sağdaki Buenos Aires Ticaret Borsası binası Norveç asıllı Arjantinli mimar Alejandro Christophersen tarafından 1913 yılında tasarlandı ve 1916'da inşası tamamlandı. Arjantinli mimar Mario Roberto Alvarez 1977 yılında ilaveler yaptı. Aşağıdaki fotoğrafın solunda Arjantin Savunma Bakanlığı'nın yer aldığı, 1943 yılında inşası biten muazzam Libertador binasını, sağda Başkanlık Sarayı'nı görüyorsunuz. Buenos Aires'te gezilecek yerler arasında başta geliyor. Arjantin Ulusal Bankası binası 1938 yılında tasarlandı, inşası 1955'te tamamlandı. Devlete ait bankanın Arjantin'deki 624 şubesinden başka, 16 ülkede de şubeleri var. Plaza del Mayo Meydanı'nda yer alıyor. Çocuklar her yerde güzel. Öğretmenlerinin eşliğinde Arjantin Başkanlık Sarayı'nı gezmeye gelmişler. Saray onlar için de Buenos Aires'te gezilecek yerler arasında. Arjantin Başkanı Julio Roca 1882 yılında mimar Enrique Aberg'i eskiden burada bulunan başkanlık binasının yerine yakındaki postaneye benzeyen yeni bir bina tasarlaması için görevlendirdi. Daha sonra mimar Francesco Tamburini ikisinin arasına ekler yaptı ve iki bina bütünleştirildi, böylece La Casa Rosada meydana geldi. Pembe Ev olarak adlandırılan bina bugünkü biçimini 1898 yılında aldı. Sarayın Arjantin tarihi için önemli bir yeri var. Arjantin Devlet Başkanı'nın La Casa Rosada adlı Pembe Ev'inin resmi adı Casa de Gobierno, \"Devlet Evi\" demek. Casa Rosada Buenos Aires'in en sembolik binalarından birisi. İçerisinde eski Arjantin başkanlarının eşyalarının bulunduğu bir müze de var. Aşağıdaki fotoğrafımda gördüğünüz Plaza Del Mayo, adını Arjantin'de bağımsızlığa giden yolu açan 25 Mayıs 1810 devriminden alıyor. Yakın tarihte ülke dışında da duyulmasının nedeni, 1976 ve 1982 yılları arasında, darbe sonucu ülke yönetimini ele geçiren generallerin hapishaneye attıkları hariç otuz binden fazla insanı ortadan kaldırdığı askeri yönetim oldu. Ülkede her şey Hıristiyan değerleri korumak ve komünizmi engellemek adı altında yasaklanmıştı, iki kişiden fazlasının yan yana gelmesi ve konuşması suçtu. Ancak 1977'de bir grup anne ve büyükanne hükümet binası önünde bulunan Plaza del Mayo'da herşeyi göze alarak bir araya gelmeye başladı. Kayıp olan oğullarını, kardeşlerini ve torunlarını seslerini hiç çıkarmadan sadece hükümet binasının karşısında durarak talep ediyorlardı. Sayıları giderek arttı, birçok soruşturmaya ve dayağa maruz kaldılar, ancak başlarına beyaz başörtülerini takıp meydana çıkmaktan vazgeçmediler ve tüm dünya onları bu şekilde tanıdı. Ülke normal yönetimine kavuştuktan sonra yapılan araştırmalar kayıpların çoktan öldüğünü ve cesetlerinin yok edildiğini ortaya çıkardı, ancak bu anneler generallerden hesap sorulması için eylemlerine devam ettiler. Arjantin'de Asociacion Madres de Plaza de Mayo olarak anılan kadınlardan esinlenen ve 27 Mayıs 1995'den beri Cumartesi günleri Galatasaray Meydanı'nda toplanan Türkiye'deki kadınların adı Cumartesi Anneleri. Aşağıda Plaza del Mayo Meydanı'nda granit kaide üzerindeki bronz heykelini gördüğünüz General Manuel Belgrano, Arjantin'in kurucu atalarından birisi. 1810 ile 1818 yılları arasındaki Arjantin Bağımsızlık Savaşı'nın lideri ve ulusal Arjantin bayrağının tasarımcısı. Buenos Aires'te kalmakta olduğum güzel Belgrano semtine ve Avenida Belgrano Caddesi'ne adını veren liderin asıl ve tam adı Manuel Jose Joaquin del Corazon de Jesus Belgrano. Buenos Aires'te gezilecek yerler, gezi notları. Buenos Aires'te gezilecek yerler çok fazla. Bir Buenos Aires turu satın almaktansa bağımsız gelip uzun uzun gezmenizi öneririm. Buenos Aires kentinin en eski ulusal anıtı Piramide de Mayo Plaza del Mayo Meydanı'nın tam ortasında yükseliyor. 1811 yılında Primera Junta tarafından Mayıs Devrimi'nin birinci yıl dönümünü kutlamak için emredildi. Prilidiano Pueyrredon trafından 1856 yılında onarıldı. Birçok değişikliğe uğradıktan sonra, gelecekte çevresine çok daha büyük bir anıt inşa edileceği düşüncesiyle 63 metre doğuya, meydanın daha geniş olan ortasına taşındı ama bu çevreleyen dev anıt projesi hiçbir zaman gerçekleşmedi. 18.76 metre boyundaki Piramide de Mayo'nun tepesinde, Fransız heykeltraş Joseph Dubourdieu tarafından yapılan ve özgürlüğü temsil eden bir heykel var. Buenos Aires gezi notları devam ediyor.. Buenos Aires Cabildo İspanyol İmparatorluğu'nun Amerika kıtasındaki en son ve en kısa süren Virreinato del Rio de la Plata adlı genel valiliğinin ve kolonyal belediye konseyinin yönetim binasıydı. Burada ilk bina 1610 yılında inşa edildi ve ileride birçok ilaveler yapıldı. Cabildo binası bugün bir müze olup, Ulusal Cabildo Müzesi ve Mayıs Devrimi Müzesi'ni barındırıyor. Arjantin tarihi için önemli bir müze. Plaza del Mayo Meydanı'nın biraz güneybatısında ve Montserrat semtindeki Buenos Aires Kent Konseyi Sarayı binasının tasarımı bir yarışma sonucunda mimar Hector Ayerza'ya verildi. Fransız neoklasik mimarisinden etkilenen Ayerza tasarımı binanın inşası Ağustos 1927'de başladı ve yeni Buenos Aires Kent Konseyi Ekim 1931 günü açıldı. 1943 yılında bir hükümet darbesiyle başa geçen Juan Peron İşçi ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nı kurdu ve bu binanın bir kısmını bakanlığa ayırdı. 1946 seçimlerini kazanan Juan Peron, Leguslatura binasını bir ulusal tarihi anıt olarak ilan etti ve eşi \"first lady\" Evita'nın bakanlık kısmını Eva Peron Vakfı için kullanmasına izin verdi. Hayırseverlik vakfı 1955 yılında Peron iktidarının devrilmesine dek kent konseyi binasında kaldı. Arjantinli asker ve siyasetçi Juan Domingo Peron üç kez Arjantin devlet başkanı seçildi ve 1946-1955 ile 1973-1974 arasında görev yaptı. Peron ve eşi Eva Peron Arjantin halkının bir bölümünce oldukça fazla sevildi. Peron'un yandaşları yoksulluğu yoketmek ve emeği saygınlaştırmak için yaptıklarına övgüler dizerken karşıtları ise onu demagog ve diktatör olarak görüyor. Günümüzde Arjantin'de hala yaygın olan ve kapitalizm ile sosyalizm arasında üçüncü bir yol olduğunu iddia eden siyasal Peronizm hareketini başlattı. Evita ve eşinin mezarını ziyaret ettiğim muhteşem güzellikteki Recoleta Mezarlığı yazıma bakabilirsiniz. Buenos Aires'in şahane mimarisinden bir ayrıntı. Yapmakta olduğum bir aylık Latin Amerika gezisi sırasında en güzel mimariyi Buenos Aires'te görüyorum. Yaya Florida Caddesi'ni kesen Gral Juan D. Peron Caddesi. Florida Caddesi ile Diagonal Norte Caddesi'nin kesiştiği yerdeki küçük üçgen meydandaki binaları pek beğendim. Buenos Aires mimarisinin önemli bir kısmı 19. yüzyılın başında Paris merkezine benzeyecek biçimde inşa edildi. Önemli ve anıtsal yapıların her yerden görülmeleri sağlandı. 1927'de Eduardo Le Monnie'nin tasarladığı Edificio Bencich binasının önündeki 1936 yapımı art-deko tarzı anıt, eski başkan Roque Saenz Pena onuruna, Arjantin'de her vatandaş için gizli ve zorunlu oy kullanmayı başlatması anısına inşa edildi. Heykel Arjantin'den götürülen tek parça taştan, Paris'te Jose Fioriavanti tarafından yapıldı. Dizinde kitapla oturan adam, devlet adamını temsil ediyor. Çocuğa sarılan adam ve kadın, Arjantin'in göçmenlere kucak açmasını gösteriyor. Çektiğim fotoğrafta görünmeyen yazıtlı ve kılıçlı adam, zorunlu seçimleri temsil ediyor. Anıtın İspanyolca adı Monumento a Roque Saenz Pena. Avenida Cordoba ve Esmeralda Caddeleri'nin kesiştiği yerdeki bu bina da yukarıdaki gibi Bencich Kardeşler için Fransız mimar Eduardo Le Monnier tarafından 1927 yılında tasarlandı. Eklektik tarzdaki bina çok büyük ve kırmızı kuleleri güzel. Plaza Fuerza Aerea Argentina Meydanı'ndaki Torre de los Ingleses veya Torre Monumental adlı saat kulesi, Buenos Aires'in Retiro Mahallesi'nde, Avenida del Libertador adlı ana caddesinin yanında. Kaldığım ev de 25 kilometre uzunluğundaki Avenida del Libertador Caddesi'nde, ama buraya çok uzak. Buenos Aires'te yaşayan İngilizler tarafından 1810 Mayıs Devrimi'nin yüzüncü yıldönümü anısına 1910 yılında kente bir hediye olarak inşa edildi. 1982 yılındaki Falkland Savaşı'ndan sonra adı değiştirilerek Torre Monumental oldu. Florida Caddesi 801 numaradaki 1914 yapımı bu güzel bina, Arjantin Deniz Kuvvetleri Merkezi. 1882 yılında kurulan ve bugün bu binadaki Deniz Kuvvetleri Kulübü bahriyeliler arasında saygınlığı artırmayı amaçlayan, sivil bir grup. Latin Amerika'nın en güzel kenti Buenos Aires'ten yazılarımın devamı için TIKLAYIN. gözlemlerinizdeki detaylar, anlatımınızdaki espri, gösterdiğiniz bakış açısı hayranlık uyandırıcı. geç farketmişim sizi. iyi yolculuklar. İncelikli yorumunuz için teşekkür ederim. Yolculuklara devam edeceğim. Buenos Aires'te gezilecek yerler genelde merkezde olsa da büyük bir kent ve bazen otobüse binmek gerekiyor. Yazılarımın her birinde birbirine yakın yerleri yazdım, o şekilde düşünebilirsiniz bir kent haritasına bakarak. Arjantin tarihi hakkında bilgi için teşekkürler. Bize benzer bir dönem yaşamışlar. Alper bey sizi severek takip ediyorum, gezileriniz, yazılarınız rotamı belirliyor, teşekkürler. Her ne kadar hiç yorum yazmasam da neredeyse tüm yazılarınızı heyecanla okudum. umarım bir gün bende sizin gibi hayellerime ulaşıp tek başıma \"Güzel Havalar\"da dolaşıp bu muhteşem mimarilere hayranlıkla bakarım. Teşekkürler Emin Bey. En kısa zamanda bir Arjantin turu veya gezisi dilerim. Mutlaka gideceğim Alper Bey bende şu an hazırlık aşamasındayım önümüzdeki yaz mutlaka yurtdışı gezilerine çıkacağım, sizin sayenizde gitmek istediğim yerler hakkında ayrıntılı bilgi sahibi oldum. teşekkürler. Gezi yazilarina olan ilgim sitenizi veya Facebook sayfanizi bulmama aracilik etti. Ne zaman gunluk hayattan bunalsam bu sayfalara yolculuk ediyorum ve bu beni gercekten rahatlatiyor. Umarim bu yazmak askiniz hicbir zaman sona ermez. Çok teşekkürler Caner Bey. Gezi yazıları yazmaya devam edeceğim. \"Beni bu güzel havalar mahvetti\" der ya Orhan VELİ, onu tezatlaştırırmışçasına güzel bir kent gördük sayenizde. İrdelercesine art-deco, post-modern mimarisi, plastik eserleri öyle güzel yakalanmış ki tarafınızdan... Teşekkürler Alper Bey. Kaleminize, gözünüze, ayağınıza sağlık. Buenos Aires gerçekten de güzel bir şehirdir. Güvenlikle ilgili konular bazen çok abartılıyor. La Boca semti gibi yerlerde geç saatlerde gezmediğiniz sürece başınıza bir şey gelme ihtimali İstanbul'dan azdır. Size otobüsten çok metroyu tavsiye ederim. Her yere metro yok tabii, örneğin limana, ancak çok daha pratiktir. Tabii ki döküntü ötesi vagonlardan oluşan bir metroya hazır olun. Pembe kadife kumaştan çek yat tarzı koltuklar ilkgörüşte sizi şok edecektir, ya da Nuh nebiden kalma vantilatör tarzı havalandırmalar. Bu demek değil ki Buenos Aires döküntü bir şehir. Hayır, oldukça düzenlidir. Yokuşu yoktur, o nedenle bisiklete bineni de spor yapanı da çoktur. Çok düz bir şehir olduğu için biraz fazla yağmur yağınca kaçınılmaz olarak su baskınları olur. Turistik yerlrden kaçıpşehri kendiniz keşfe çıkınca çok daha fazla zevk alırsınız. Avrupa İspanyolcası biliyorsanız bir yere kadar idare edersiniz. Buenos dias yerine Buen dia diyen insanlar diyarıdır Arjantin. Telaffuzları feci farklıdır, alışırsınız ama zorlanırsınız ilk başlarda. İngilizcenize güvenmeyin. Çin'den iyidir tabii ki ama yine de pek işinize yaramaz İngilizce. Gençler bile pek bilmez İngilizceyi. Alper Bey'in dediği gibi imkanınız varsa gidin gezin Arjantin'i. Şehirlerle sınırlı kalmayın. Güney Amerika'nın tadı uçsuz bucaksız pampalarda, bulutlara ulaşan trenlerde, And Dağları'nın kasabalarında ve köylerinde çıkar. Yoksa bütün metropoller birbirine benzer dünyada. Buenos Aires gezi bilgileri için çok teşekkürler Hakan Bey. İlginç bir fantezi olmuş. Şaşırıp kalırlardı muhteşem, zarif, güzel ve renkli Buenos Aires'te."} {"url": "https://celebialper.com/buenos-aires-evim-muazzam-tiyatro-ve-dunyanin-en-genis-caddesi/", "text": "Buenos Aires gezisi için Uruguay'dan gemiyle dünyanın en geniş nehri Rio de la Plata'yı geçerek Arjantin'in başkenti Buenos Aires'e geldim. Burada evinde kalacağım Sebastian'ın numaralarını yazdığı otobüslerin nereden geçtiğini bulmak için biraz yürüdüm. Birilerine sordum, tarif ettiler. Otobüse bindim, aylık kartınız yoksa makineye para atıp bilet alınıyor. Uruguay'da gemiye binmeden önce Arjantin Pesosu aldım ama madeni param yoktu, şoför beni ücretsiz kabul etti. Ayakta çantalarımı bir kenara yerleştirdim, en yakınımdaki kişiye elimdeki adresi sordum. Gidip şoföre sordu ve döndü, yaklaşınca bana haber vereceklerini söyledi. Başka bir tarafta yer boşaldı, oturdum. Epey gittikten sonra kız inerken yanıma geldi, telefonundan tarif öğrenip bir not kağıdına yazmış, adresteki caddeye gitmek için uzun ve geniş Avenida del Libertador Bulvarı'nda kaç numaradan sonraki durakta ineceğimi anlatarak indi. Doğru durakta indim, bir bakkaldan Arjantin romu alıp adresi buldum, Monroe Caddesi'nde, modern bir bina. Brezilya ve Uruguay'ın Temmuz kışında kalorifersiz evlerde iki hafta üşüdükten sonra daha da güneye, yani daha soğuğa geldim. Buenos Aires tüm Latin Amerika kıtasının en güzel, modern ve Avrupai kenti. Baktım Belgrano güzel semt, bina da şık, hava buz gibi, kesin kalorifer vardır dedim. Dış kapıda Sebastian'ın dairesinin numarasını çift butona basarak zili çaldım. Hem sayı butonları, hem de harf butonları var. Katı gösteren rakam butonuna ve daireyi gösteren harf butonuna aynı anda basılıyor. Sebastian evde yok, aradım, yoldaymış, 5 dakika sonra geldi, eve girdik ve yine aynı acı gerçekle karşılaştım: kalorifer burada da yok. Buenos Aires gezisi yapacak olanlara kışın yani Mayıs-Eylül arası gelmemelerini öneririm. Evde önce Sebastian ve bana Türk kahvesi pişirdim. Sebastian rahat, sıcak ve konuşkan birisi. Gece olduğunda 6 saat aralıksız konuştuğumuzu fark ettim. Türkiye, Arjantin, seyahat, güvenlik, iş, eğlence, ekonomi ve Buenos Aires hakkında konuştuk. Arjantin romu içtik. Sebastian'ın babasının anne ve babası İtalyan, biri Montini'li, diğeri Sicilya doğumlu. Annesinin anne ve babası ise İspanyol; Navarra ve Castillalılar. Bu durumda Sebastian tipik bir Arjantinli, veya Latin Amerikalı. İtalya bir süredir kökenlerinde İtalyan olanlara İtalya pasaportu veriyor. Sebastian İtalya ile bir ilgisi olmamasına rağmen kendi ülkesininkinden başka İtalyan pasaportuna da sahip. Sabah Sebastian işe gittikten sonra kalktım. Gömleğimi asacak elbise askısı aramak için giysi dolabını açtım, çiçek çıktı. Kış mevsimi soğuk tabii, demek ki balkonda çiçek yetişmiyor. Lamba bile koymuş ısınsın diye. Benim halimi düşünün artık, ne kadar üşüyorum buralarda. When my Argentinian friend was at work I opened his wardrobe to find a hanger for my shirt, but I saw a flower inside. Their winter is so cold there, I understood that they can't grow flowers in balcony. He even put a lamb to keep the flower warm. Imagine how much I am cold there. Dışarı çıkmadan önce ocağı, masayı ve tezgahı temizledim, bulaşıkları yıkadım. Seyahat ederken kaldığım evlerde zamanım olunca böyle küçük jestler yapmak hoşuma gidiyor. Sebastian iyi bir semt olan Belgrano'da, modern bir binada, dubleks dairede yaşıyor. Bir de kalorifer olsaydı. Aşağıdaki Plaza Libertad, Buenos Aires'in merkezi San Nicolas bölgesinin Retiro Mahallesi'nde ve kentin en eski meydanlarından birisi. 1810 yılında Kral VII. Fernando onuruna ve adına açıldı, 1822 yılında Plaza Libertad adını aldı. Önceleri tehlikeli bir yermiş ve gazetelere soygun haberleriyle çıkarmış. Ancak on dokuzuncu yüzyılın sonunda bu bölgenin gelişmesi ve zenginlerin taşınmasıyla değişmiş. Solda Teatro Colon, sağda Escuela Presidente Roca İlkokulu görülüyor. Meydana Plaza Lavalle de deniyor. Meydan Buenos Aires'te gezilecek yerler arasında. Escuela Presidente Roca İlkokulu mimar Carlos Morra tarafından Yunan tapınağı tarzında tasarlandı ve 1904 yılında açıldı. Dor tarzı sütunlara sahip bu güzel binayı, okumasam bir sanat merkezi veya önemli bir kamu binası zannederdim. Üst katında çocuklar için bir tiyatro salonu ve etkinlik merkezi var. Anıtsal ön cephesinde yekpare gri granit sütunların üzerinde duran katta gördüğünüz heykeller Giovanni Arduino'nun. Buenos Aires'te gezilecek yerler çok. Daha sonra Arjantin'in devlet başkanı olacak eylemci, entelektüel, yazar Domingo Faustino Sarmiento, 1849 yılında kitabında şöyle der: \"okullarımız çocuklara her gün entelektüel katkıda bulunacak, beğenilerini, bedenlerini ve eğilimlerini eğitecek biçimde inşa edilmelidir.\" Bu fikir Escuela Presidente Roca İlkokulu'nun güzel anıtsal binasının temelini açıklıyor. Bu görkemli ve gösterişli binanın amacı önemli, çünkü Sarmiento'nun teorisine göre mimari bir eğitim aracıdır. Okul binası eğitimle ilgili değerleri yansıtıyor. Toplumsal eğitimin ve çocukların önemini vurguluyor; Arjantin'de yaygın, laik ve bilimsel eğitimin yerleşmesinin bir sembolü. Kentin en önemli opera salonu olan Teatro Colon dünyanın akustik açıdan en iyi beş konser salonundan birisi. Burada ilk konser salonu 1857 yılında açılmış. On dokuzuncu yüzyılın sonunda yetersiz kalınca şimdiki salon 25 Mayıs 1908 tarihinde Giuseppe Verdi'nin ünlü Aida Operası sahnelenerek açılmış. Teatro Colon her zaman dönemin en ünlü sanatçıları tarafından ziyaret edildi. En son büyük tadilat 2006'dan 2010'a kadar sürdü ve 24 Mayıs 2010 tarihinde yeni sezon programı ile yeniden açıldı. Buenos Aires gezi notları devam ediyor. Aşağıdaki fotoğrafı Buenos Aires haritasına bakarken sağ elimdeki makinemle yanlışlıkla çekmişim. Aşağıda gördüğünüz Avenida 9 de Julio dünyanın en geniş caddesi. Adını Arjantin'in bağımsızlık günü olan 9 Temmuz 1816 tarihinden alıyor. 1 kilometre uzunluğundaki Avenida 9 de Juliokuzeyde RetiroMahallesi'nden güneyde Constitucion İstasyonu'na kadar uzanıyor. Her iki yönde yedişer olmak üzere 14 şeritli bir bulvar. 110 metrelik genişliği, Buenos Aires'te standart ölçü olan iki cadde arası tam bir blok kadar. New York'taki Manhattan'dan daha geniş. Arjantin'de alışveriş ve fiyatları anlattığım yazım: Arjantin'de Alışveriş. Buenos Aires gezilecek yerler bakımından çok zengin, bitmiyor. Arjantin gezisi için merkez kent. Obelisk'teki yazı, Arjantin ulusal bayrağının ilk kez 23 Ağustos 1812 tarihinde burada göndere çekildiğini belirtiyor. Aşağıda Arjantin Ulusal Kongresi görülüyor. İtalyan mimar Vittorio Meano tarafından 1898 yılında tasarlanıp Arjantinli mimar Julio Dormal tarafından 1906'da tamamlanan binanın bugünkü estetik ayrıntıları 1946 yılında tamamlandı. Girişin en üstünde, bayrağın arkasındaki dört atlı savaş arabası heykeltraş Victor de Pol'ün eseri. Heykeltraş Lola Mora binanın dışı ve salonları için çok sayıda alegorik bronz heykel yaptı. Muhteşem bina. . Mate çayı Arjantin'de de içiliyor, ama kesinlikle Uruguay'daki kadar değil. Güney Amerika seyahati sırasında çok görüyorum. Adliye Sarayı Palacio de Justicia aşağıda. Palacio de Tribunales olarak da adlandırılan muhteşem bina, yargıtay ve diğer mahkemelere ev sahipliği ediyor. Mimar French Norbert Maillart tarafından 1889 yılında tasarlanan bina, 1890 Paniği (Panico de 1890) olarak adlandırılan, ulusal bankanın batması ve büyük politik bunalıma yol açan ekonomik kriz nedeniyle ertelendi ve ancak 1905'te inşasına başlandı. 1910'da kısmen açılan dev bina bu kez de Birinci Dünya Savaşı engeline takıldı. Ancak 1925'te açılabilen Palacio de Tribunales, günümüze dek birçok defa onarım ve eklemeye uğradı. Buenos Aires turu keyifli. Arkadaşım Sebastian'ın evinin balkonundan manzara Latin Amerika gezisi keyifli. Arjantin'de yediğim yemekleri ve fiyatlarını görmek isterseniz bu yazımda anlatıyorum: Arjantin Yemekleri. Sebastian ve kız arkadaşı Anita, evde Türkiye'den küçük hediyeleriyle: Türk kahvesi, pul biber ve Kardeş Türküler. o dolap icindeki cicek degil ama!!! Ne mate çayıymış be. Hastalık galiba. Güzel bir Buenos Aires gezi notları yazısı olmuş, teşekkürler. Buenos Aires büyük ve çok güzel bir kent. Turistik yerleri 2 günde gezebilecek olsanız da o muazzam mimarisini iyice görmek için en az 4 gün kalmanızı öneririm. Güney yarım kürede mevsim kış, Buenos Aires soğuktur. Rio epey kuzeyde kalıyor, ılık olur. Buenos Aires'ten gemiyle günübirlik ziyaret olsa da MV güzel bir kent, daha fazla zaman ayırmanızı öneririm. o kadar gezmisin marihuananin ne oldugunu bilmiyon birde dolapta cicek yetistiriyo diye anlatiyon. bide adres vermisin resimle beraber adamin basinida yakican durduk yere. Buenos Aires'in mimarisi çok güzel. Yeşilliği de seviyorlar. 1. si çiçek yetiştiriyorlar muhabbetine çok güldüm. 3. sü ya hacı Sebastian Arjantinde o kadar hatun varken onu mu buldun diye sorasım geldi.. Merhaba. Arjantin gezi yazılarımda üniversiteden biraz bahsettim, daha fazlasını bilmiyorum ama yardımcı olmaya çalışırım, sorun. Merhaba. gezi blog yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Elbette olmaya çalışırım. Buradan sorarsanız Arjantin hakkında bilgi sahibi ve gitmiş olan okurlarım da yardım edebilirler. Arjantin, Güney Brezilya, Uruguay'da hep üşüdüm. Hayır çözemedim, kimi \"bizim kışımız sıcak\" dedi, üzerinde hırkalar polarlarla evinde otururken, kimisi \"bizde elektrik pahalı\" dedi, baktım bizden pahalı değil. Evde soğukta oturmak bir eziyet, maddi durumu iyi insanlar da üşüyor. Anlamadım."} {"url": "https://celebialper.com/buenos-aires-gezisi-rehberi/", "text": "Buenos Aires gezisi rehberi olarak hazırladığım bu video blog yazısında Buenos Aires hakkında bilgi, tarihi, mimarisi, dili, ekonomisi, nüfusu, konumu, nasıl gidildiği, uçuşlar, kış ve yaz mevsimleri, hava durumu, ne zaman gidilmesi gerektiği, görülmesi gereken yerler, güvenlik, saat farkı, dikkat edilmesi gereken sorunlar, gece hayatı, tango dans mekanları, tango gösterisi izlenebilecek yerler, tango kursları var. Şimdi bu güzel Latin Amerika insanlarının yaşadığı kente sorular ve Buenos Aires gezisi rehberi niteliğindeki yanıtlarımla bakalım. Buenos Aires Arjantin'in başkenti mi? Buenos Aires büyük bir şehir mi? Mimarisi nasıl? Arjantin'de hangi dil konuşuluyor? Ekonomisi nasıl? İklimi ve hava durumu nasıl? Tarihi, nüfusu, adının anlamı, insanları, konumu. Arjantin'in başkenti Buenos Aires, Sao Paulo'dan sonra Güney Amerika kıtasının ikinci büyük kenti. Adı İspanyolca \"güzel havalar\" anlamına gelen ve Arjantin'in en büyük kenti olan Buenos Aires'in nüfusu 13 milyona yakın; büyük bir şehir. Şehir halkının çoğunluğu İspanya ve İtalya kökenli olmakla birlikte, Arap, Musevi, Gürcü, Ermeni, Çin ve Kore kökenliler de yaşıyor. İspanyolca konuşuluyor. Eklektik bir mimarisi var; şehir birçoklarınca Paris, Barselona ve Madrid'in birleşmesine benzetiliyor. Buenos Aires şehri 1536 yılında Pedro de Mendoza tarafından \"Sevgili Anamız Güzel Hava Bakiresi Meryem'in Limanı\" adıyla kuruldu. Uzun yıllar İspanyol hakimiyeti yaşandı. 1880 yılında başkent oldu. Buenos Aires 1998 ve 2003 yılları arasında ekonomik kriz yaşayan Arjantin'de büyük gösterilerin merkezi oldu. Arjantin'in ekonomik, politik, ticari ve kültürel merkezi. Buenos Aires Limanı Arjantin, Brezilya, Uruguay ve Paraguay ile yoğun bağlantılar ve ticaret hacmine sahip. Güney Yarımküre'de, Latin Amerika'nın güney doğusunda yer alan Arjantin ve başkentinde bizim yazımızda mevsim kış, bizde mevsim kış iken ise yaz. Kışın hava durumu ortalama 5 10 derece sıcaklıklarla, yazın ise 25 30 derece civarında sıcaklıklarla geçiyor. Patagonya'nın güneyi çok daha soğuk oluyor, kuzeye gittikçe ısınıyor. Arjantin vize istemeyen bir ülke. Türk Hava Yolları Sao Paulo duraklamalı olarak uçuyor. İstanbul Buenos Aires uçak yolculuğu 17 saat sürüyor. Uçak bilet fiyatları 2500 lira civarında. Birçok yabancı hava yolu ile aktarmalı olarak 2000 TL ve üzerinde bilet fiyatlarıyla gidilebiliyor, aktarmadaki beklemeye bağlı olarak 19 ila 30 saat sürüyor. Arjantin ile Türkiye arasında 6 saat fark var, Arjantin 6 saat geride. Yani orada saat 12:00 iken Türkiye'de saat 18:00. Buenos Aires'e gitmek için en iyi zaman İlkbahar mevsimi ve Sonbahar mevsimi. Kışın soğuk oluyor. Dikkat, Arjantin'de evlerde, lokantalarda, müzelerde, dükkanlarda, sanat merkezlerinde kalorifer yok, ben çok üşüdüm. Bazen nemli ve sıcak olsa da yaz mevsimi de iyidir. Ocak ve Şubat ayları yoğun turist sezonu olduğu için otel fiyatları yükseliyor, ama halk tatile çıktığı için şehirde trafik azalıyor. Haziran, Temmuz ve Ağustos ayları soğuk ve düşük sezon. Buenos Aires gezisi sırasında gezilecek en önemli yerler Plaza del Mayo Meydanı'ndaki Casa Rosada adlı başkanlık sarayı ve müze ile 25 Mayıs 1810 devrimini temsil eden Mayıs Piramidi. Meydan tarihi ve siyasi açıdan çok önemli. 9 Temmuz Caddesi dünyanın en geniş caddesi. 14 şeritli ve 110 metre genişlikte. 1906 yapımı Arjantin Kongresi müthiş bir bina. Plaza Libertad'daki Teatro Colon, dünyanın en iyi akustikli salonlarından birisi. Şehrin en eski mahallesi San Telmo, Arnavut kaldırımlı taş sokakları, şık demir fenerleri ve kolonyal tarzı evleriyle güzel bir semt. Antikacılar, tango kulüpleri ve tasarım dükkanları var. Florida Caddesi yayalar için yürümesi keyifli, güzel binalar ve dükkanlarla dolu, sokak dans ve müzikleri seyredilebilen, kalabalık ve turistik bir cadde. Buenos Aires gezisi yapanlar için görülmesi şart olan rengarenk La Boca semti, en çok El Caminito Sokağı'ndaki renkli evleriyle ünlü. Şehrin diğer tarafındaki Recoleta Mezarlığı heykellerle dolu ve çok güzel. Yakınında Ulusal Güzel Sanatlar Müzesi var. İlerisindeki Palermo modern bir mahalle, parklar, lokantalar, lüks giyim mağazaları ve barlarla dolu. Kalabalık caddelerde hırsızlara dikkat etmek gerekiyor. Silahlı gasp, kapkaç, cadde ve lokantalarda silahlı soygun yaygın, bu bir Latin Amerika gerçeği. Dikkat çekici ziynet eşyası, lüks kıyafet çok miktarda para ile dolaşmayın. Lokanta, durak ve istasyonlarda eşyalarınıza dikkat edin. Turistlere karşı şöyle bir hırsızlık taktiği var; biri size sprey sıkar, başka biri yardım edermiş gibi yapıp panik anınızda paranızı çalar. Sprey genelde sadece deodoranttır. Turistik yerlerin önünden değil bir sokak öteden taksiye binin. Yoksa fazla dolaştırabilirler veya ustaca hareketlerle sahte para üstü verebilirler. Sizin verdiğiniz taksi parasını sahtesiyle değiştirip geri uzatabilirler. Sokak soygunlarının yaygın olduğu ülkeler için mutlaka bir pasaport çantası öneriyorum. Gece hayatı için Başkanlık Sarayı'na yakın Puerto Madero, gündüz gece güvenli bir semt. Recoleta turistik barlar, Palermo şık ve genç ağırlıklı barlar ve külüplerle dolu. San Telmo ise bohem ve eğlenceli bir gece hayatı sunuyor. Palermo'da popüler ama lüks olmayan, ucuz ve rahat Sugar Bar'a gittim. İşte Gece Hayatı yazım. Ulusal bir dans olsa da tango aslında Arjantin değil bir Buenos Aires dansı. Gündüz La Boca ve San Telmo'da izleyebilirsiniz. Suipacha Caddesi'ndeki Confiteria Ideal, iyi bir tango mekanı. Milonga adı verilen tango dans gösterisi ve dersi verilen mekanlar meşhur. Hem gündüz hem gece oluyor. Matinee Milonga'lar öğleden sonra başlıyor, akşam saat sekiz-on civarı kapanıyor. Buralarda halk size tango öğretmekten keyif alıyor. Gece Milongaları ise gece saat 23:00'te başlıyor, ikide doluyor, sabah altıda kapanıyor. Ünlü Milongalar arasında Salon Canning, El Beso ve Porteno y Bailarin var. Ücretsiz Tango Map Guide, Milongaların adlarını, yerlerini ve saatlerini gösteriyor. Late Night Tango gecelerinde ise akşam yemeğinin ardından profesyonel dans gösterisi yapılıyor ve tango kursu veriliyor. Modern bir ülke olan Arjantin'de hem ucuz ve basit hem de son derece şık ve pahalı oteller bulabilirsiniz. Bütçeniz orta seviyedeyse orta halli oteller de var. Ucuz konaklama için çok sayıda hostel var. Buenos Aires'in San Telmo bölgesinde ucuz otel çok. Palermo ve Recoleta semtleri ise şıktır, lüks ve pahalı oteller yer alır. Buenos Aires'te yüz elliden fazla hostel var. 4 veya 8 kişilik yatakhane tipi odalarda diğer gezginlerle birlikte 10 dolara, tek kişilik özel odalarda 20 dolara kalabilirsiniz. Mayıs Bulvarı'nda onlarca hostel var. Bağımsız kalmak isterseniz kent merkezinde küçük bir daire kiralanabilir. Ya da benim gibi hiç ücretsiz konaklamak isterseniz, CouchSurfing sayesinde yerel halkın evlerinde bedava kalabilirsiniz. merhaba ben latin amerika ülkesi peru görmek istiyorum galiba siz de daha peru ya gitme fırsatı bulamamışsınız onunla ilgili bilgi almak istiyorum nerede kalabilirim güvenli bir ülke mi bunun gibi güvenlik ve uygun fiyata kalabileceğim yerlerle ilgili bilgiler öğrenmek istemiştim. Merhaba, Peru ucuz ve oldukça güvenli bir ülke. Henüz gitmedim. 22.09 ist sao paolo ve 03.10 sao paolo istanbul biletimiz var. iki arkadaş aşağıdaki yerleri gezip görmek için yola çıkıyoruz. Rota oluşturmayı bir türlü başaramadık. sizden ricam en efektif şekilde kısaca bir rota oluşturabilir misiniz? şimdiden çok teşekkürler. bol ve keyifli seyahatler. Merhaba. Gezi blog yazilarima ilginize tesekkurler. Rio haric benim yazilarimi izleyerek gezebilirsiniz. Riop kuzeyde ters kaliyor. Bence ya orayi rotadan cikarin ya da Sao Paulo'dan ucakla gidip gelin. Digerleri cok komforlu otobuslerle olur. Sao Paulo Uruguay Buenos Aires Paraguay Iguazu seklinde. Gerçekten tam anlamıyla rüya bir şehir Buenos Aires. Gitmeyi çok istiyorum. Asya ve Avrupa'da birçok yeri gezdim ve Latin Amerika içimde ukte kaldı. Arjantin planlamasında yazınızdan yararlanacağımı düşünüyorum. Elinize sağlık. Cok tesekkurler, harikasiniz. Su an Buenos Aieres teyiz. Bilgilerinizden faydalanacagiz. Tekrar tesekkurler. 16-25 Şubat arasında Buenos Aires te olacağım. 3-4 kişi olacağız. Kalacak yer ayarlamadık henüz iyi bir rehber bulabilirsek onun yardımcı olmasını umuyoruz bu konuda. Doğa harikalarından Iguazu Şelaleleri otobüsle uzun sürer, ancak uçakla hızlı olur. Uzak yere gitmek istemiyorsanız ben gemiyle Uruguay'a gitmenizi öneririm; tarihi güzel kasaba Colonia del Sacramento veya başkent Montevideo hoş bir gezi olur. Merhaba tek yön bilet alınabilir mi? Bir plan yok ne zaman döneceğimle ilgili. Çünkü gideceğim diğer vizesiz G. Amerika ülkeleri de var. Teşekkür ederim. Merhaba Yunus Bey. Buenos Aires'teki kız arkadaşınızla nasıl tanıştınız? Ben gezmeye gittim, oturum izni ve iş olanaklarını bilmiyorum ama oradaki arkadaşlarıma sorabilirim."} {"url": "https://celebialper.com/bukres-gezisi-icin-bilgi-videolarim/", "text": "İki kez gittiğim Romanya yazılarımı henüz siteme koyamadım ama Uzman TV Bükreş gezisi hakkında çekim yapmak isteyince kentin ne kadar güzel, ucuz, eğlenceli ve güvenli olduğunu bir kez daha hatırladım. Bükreş'e ucuz uçak da bulunabiliyor. Kesinlikle öneririm. Şimdilik Uzman TV'nin yaptığı çekimleri paylaşayım, daha sonra ayrıntılı yazı ve fotoğraflarım gelecek. Bükreş'i karlar altında iken gezdim. İşte Bükreş'te gezilecek yerler ve yaşam hakkında anlatımlarım. Bükreş kentin eski yüzünü değiştirmekte olan birçok büyük altyapı projesiyle büyüyen bir kent. Eski ve yeninin birbirine karıştığı, bize pek de yabancı olmayan bir kent. Yüzlerce yıllık kiliseler, çelik ve camdan iş merkezleri, çok geniş meydanlar, komünist dönemden çok katlı apartmanlar, merkezindeki şık mimari, dikkat çeken yönlerinden. Bükreş'in en şık ve önemli caddesi olan Calea Victoriei'de bir Atatürk heykeli var. Heykelin kaidesinde Türkçe ve Romence olarak \"Türkiye Cumhuriyeti'nin Kurucusu\", doğum ve ölüm yılları, biraz daha alt kısmında yine iki dilde \"Yurtta Barış Dünyada Barış\" sözü yazılı. Avrupa Birliği destekleriyle Bükreş'in tarihi Lipscani semti gibi birçok yeri onarılarak modernleştirildi. Bükreş'te gece hayatı da oldukça renkli. Romence bugün konuşulmakta olan dillerden Antik Latince'ye en yakın olanı, ancak Slav dillerinden de birçok sözcük girmiş. Gençlerin büyük çoğunluğu İngilizce biliyor. Teşekkür ederim, yararlı olduysa ne mutlu bana. Google'a \"bucharest apartment rent\" yazarsanız birçok seçenek geliyor. Uzman TV deki videolarinizi keyifle izledik. Romanya`dan keyif aldiginizi dusunuyoruz. Bükreş'te gezilecek yerler, alışveriş, gece hayatı, Romanya yemekleri hakkında bilgi ararken buldum gezi bilgilerinizi. Teşekkürler. Romanya Türkiye'den ucuz bir ülke, doğru. Merhaba. Bükreş Budapeşte arasında çalışan birçok tren var. Bükreş'teki Nord Gara tren garından Budapeşte'deki Keleti istasyonuna giden trenler 15 ila 19 saat arası sürüyor. Bükreş'ten 05:30, 14:00, 16:45, 17:35, 21:45, 23:45 ve 00:15'te trenler kalkıyor. Bu trenlere İnternet'ten bilet alınamıyor. Bazıları sadece koltuklu (örneğin 05:30), bazıları yataklı (örneğin 17:35) trenler. Fiyatları yataklı olup olmamasına, yataklıysa birinci sınıf veya kaç kişilik kompartımanda olmasına göre değişiyor. İyi yolculuklar. Alper bey iyi günler.. Bizde ailemle birlikte 10 gün sonra Bükreş ve brasov seyahati yapacağız. Herşey ayarlandı ve sektör 1 bölgesinde bir ev tuttum. Ancak geçen gün Dışişleri bakanlığının sitesinde Romanya bölümünde özel evlerde kalmayın uyarısı vardı. Ben de evi tutmuş bulunmaktayım biraz tereddütde kaldım açıkcası... güvenlikle ilgili bir sıkıntı yaşar mıyız.. bu konuda cevabınızı bekliyorum. Şimdiden teşekkür ederim. Herhangi bi açıklama yapılmamış Alper bey, bütün ülkelerde dikkat edilmesi gerekenleri yazmışlar Romanya'da ev konusunu gündeme getirmişler... cevabınız için teşekkürler, umarım güzel güzel gider geliriz. Ben de Romanya gezi bilgilerimi okuduğunuz için teşekkür ederim. Romanya vizesi ve Bükreş hakkında bilgi ve öneriler için teşekkürler Gürkan Bey. Ben yeşil pasaportum olduğu için vize almadım. Romanya vizesi alma süreci ve işlemlerini burada paylaşırsanız okuyuculara güncel bilgi olur. Romanya vize ve seyahat bilgileri için çok teşekkürler. Teşekkür ederiz Gürkan bey... şimdi döndük sıcağı sıcağına yazıyorum. Biz de herhangi bir sıkıntı yaşamadık, benim de yeşil pasaportum olduğu için vize sorunumuz olmadı. Bükreş gerçekten tarih kokan bir şehir, yalnız gidecek olanlara önerim parlamento binasını gezmeye kalkmayın... biraz yorucu oldu ve çok da gerekli değil 🙂 özellikle önerdiğim ise \"Caru cu bere \" adında bir restaurant. Caru cu bere piata unirii bölgesinde yer alıyor ve muhteşem bir yer.. Multimesc teşekkür ederim, larevedere de iyi günler demek... en çok kullandıklarımız:) gideceklere duyurulur.... hmm bu arada Atheneul Romana'da konsere gittik, unutulmaz bir deneyim ve unutulmaz bir mekan, şiddetle tavsiye ederim. Biz kahvaltıya gittik ve üç kahvaltı tabağı, omlet ve üç çay için 65 lei verdik.. çok uygundu... yemek fiyatlarini da inceledim, etli yemekler 35-40 lei den başlıyor 70 lei'ye kadar var. hemen hemen buradaki normal bir restaurant gibi ama oradaki ortam harika... akşam yemeklerine biz üç kişi genelde en fazla 100 lei verdik... şu anda 1 tl 1,5 lei.. Bükreş'in en güzel ve özel restoranında, Türkiye'de sıradan bir kafe ya da lokantada ödenecek kadar hesap vermişsiniz. Ben de yemekleri lezzetli ve fiyatları uygun buldum. Bükreş'te nerede yemek yenir sorusuna tereddütsüz bir yanıt Caru cu Bere. Bilgi için çok teşekkürler, Romanya ve her yerde yolunuz açık olsun. Tesekkur ederim. Bundan sonraki seyahatimizde ilk başvuru adresim sizsiniz.. böyle bir site olusturdugunuz içinde tekrar tesekkurler. Arkadaşlar ben 25gün kaldım pantelimon da golden kebab resteurant var diye biliniyor. Bükreş'te Türk lokantası bilgisi için teşekkürler. Merhaba. Çavuşesku dönemini özleyenler var ama azınlıkta. Komünizmin sağladığı iş aş ev garantisi ortadan kalktı ama baskı da kalktı. Romanya bende ilginç, huzurlu, sakin ve romantik bir ülke izlenimi uyandırmıştır hep. Zaman buldukça yazarım, umarım birkaç ay içinde. Romanya'yı severim ben de. Maalesef henüz gezi yazılarımı hazırlayamadım. İlginize teşekkürler, yazacağım. Merhaba Alper Bey. Yeşil pasaportum var. Ancak Romanya'ya giriş için sağlık sigortası gerektiğini öğrendim. Mevcut sağlık sigortasını nasıl temin edebilirim? Türkiye'de herhangi bir sigorta şirketinden edindiğim bir sağlık sigortası Romanya'ya giriş için geçerli olur mu? Belarus'ta sanırım sadece havaalanında alınan sigorta geçerli oluyor. Romanya için böyle bir durum söz konusu olur mu? Ayrıca Romanya'ya giriş için başka belgeler gerekiyor mu? Bilgilendirirseniz sevinirim. Merhaba. Romanya icin saglik sigortasi zorunlu degil. Belge gerekmez ama kalacaginiz yerin adresi yaninizda olsun. Merhaba. Bence Bükreş seyahati için iyi bir kalma süresi, başka bir ülke ve şehir çok sıkışık ve acele olur. Bahsettiğiniz yere haritada baktım, merkezi değil. Kent merkezine 4 kilometreye yakın mesafede, bence orada kalmayın. Ben Kraliyet Sarayı'nın karşısında küçük bir daire kiraladım, 1 kez görmek için metro dışında hemen her yere yürüdüm. Rica ederim. Keyifli bir Bükreş turu dilerim."} {"url": "https://celebialper.com/buones-aires-6-recoleta-mezarligi-ve-evita/", "text": "Buenos Aires'te kaldığım Belgrano semtinden bindiğim 130 numaralı belediye otobüsünde makineden 1.25 Peso (50 Kuruş) değerinde bilet alıp Recoleta semtine geldim. Müthiş güzellikteki Recoleta Mezarlığı'nı ziyaretimin hemen öncesinde, yanındaki 1752 yılında inşa edilmiş Los Claustros Kilisesi'nin günah çıkarma tarifesinde kampanya olduğunu görünce şöyle bir arınayım dedim. Ne de olsa mezarlık öncesi. Alper: Müsaitseniz bir küçük günah çıkaracaktım peder. Alper: Peder, üç haftadır çok hayvan yedim ben, lütfen tanrı günahlarımı affetsin. Peder: Olum bak git, onlar zaten yemek için. Los Claustros Kilisesi'nin diğer adı Nuestra Senora del Pilar Kilisesi. Recoleta Mezarlığı'nın aşağıda gördüğünüz neo-klasik tarzı kapısının uzun Yunan Dor usulü sütunları var ve üzerinde bizim Zincirlikuyu Mezarlığı'nın girişindeki gibi HER CANLI ÖLÜMÜ TADACAKTIR yazıyor. Şaka, şaka 😀 \"Huzur içinde yatsınlar\" yazıyor. Buenos Aires'te gezilecek yerler arasında en güzellerden birisi Recoleta Mezarlığı. Buenos Aires kentinin Recoleta mahallesinde bulunan Recoleta Mezarlığı'nın düzeni, 1822 yılında Fransız inşaat mühendisi Prospero Catelin tarafından tasarlandı. 5.5 hektar alan kaplayan mezarlıkta, tümü toprağın üzerinde 4691 mezar odası var. Recoleta Mezarlığı en son 1881 yılında belediye başkanı Torcuato de Alvear zamanında İtalyan Mimar Juan Antonio Buschiazzo tarafından düzenlendi. Buenos Aires gezi mekanları arasında harika bir yer. Aşağıda Pedro Anchoreno aile mezarını görüyorsunuz. Retiro Mahallesi'ndeki Plaza San Martin Meydanı'nda Palacio Anchoreno adlı sarayın sahibi olan Anchoreno ailesi, 200 yıl boyunca Arjantin'in en zengin ailesiydi. Aşağıdaki güzelim üzgün melek heykeli, Francisco Gomez aile mezarının duvarında oturuyor. Maria Eva Duarte de Peron, Arjantin Başkanı Juan Domingo Peron'un ikinci eşiydi. Arjantin halkının çok sevdiği Eva Peron, İspanyolca \"Küçük Eva\" anlamına gelen Evita lakabıyla bilinirdi. Evita, kocasının diktatörlüğü döneminde kadın hakları için çalıştı ve aktif anlamda siyasetin içinde yer almamasına karşılık, her zaman siyasetle ve halkla iç içe oldu. İşçi sendikalarının örgütlenmesinde önemli rol üstlendi ve 1947 yılında kadınların oy verme hakkı elde etmesini sağladı. Fakir halka yiyecek, para ve ilaç yardımında bulundu, çocuklar için de yardım kampanyaları düzenledi. Evita Peron, 26 Temmuz 1952'de 33 yaşında kanserden öldü. Peron'un iktidardan düşmesinden sonra gömüldüğü yerden çıkartılan cesedi 16 yıl saklandıktan sonra önce eşinin yanına, sonra da Recoleta'daki aile mezarlığına defnedildi. Hayatını anlatan Evita Müzikali yıllar sonra sahnelendi. Madonna daha sonra bu müzikalin beyaz perde uyarlamasında rol aldı. Eserin en önemli parçası Don't Cry for Me Argentina! . Peron ve eşi Eva Arjantin halkının bir bölümünce oldukça fazla seviliyor, diğer kısmı ise nefret ediyor, ortası yok. Peron'un yandaşları yoksulluğu yok etmek ve emeği saygınlaştırmak için yaptıklarına övgüler dizerken, karşıtları ise onu demagog ve diktatör olarak görüyor. Juan Peron günümüzde Arjantin'de hala yaygın olan ve kapitalizm ile sosyalizm arasında üçüncü bir yol olduğunu iddia eden siyasal Peronizm hareketini başlattı. Yukarıda gördüğünüz Eva Peron mezarı, Recoleta Mezarlı'ğın en çok ziyaretçi çeken Peron aile mezarında. Aşağıda merdiveninde oturmakta olduğum mezarı beğendim ben, alasım geldi, sordum öğrendim ki fotoğrafımdakini bırakın, basit bir mezar yerinin bile fiyatı 200 bin Dolardan başlıyor. Yeri satın almakla işin bitmediği bu mezarlıkta, yıllık bakım ücretini de ödemek zorundasınız. Tabi bu yıllık ücretlerin ödenmesi artık ölmüş bir kişi olarak benden beklenemeyecek bir durum olduğundan, ailem bu borcu ödemek zorunda kalacak. Üç kuşak sonraki torunum vefasızlık eder ya da aynı torun, dev mirasımı çatır çatır yerse, ya da zaten torun torba sahibi olmadan ölürsem, bu cennet mekanda başıma gelebilecek en iyi şey, mezarımın zarar görmeden unutulmuşluğa teslim olması; en kötü şey ise kırılmış kapım, çökmüş duvarlarımla, içeriye dolan çöplerle kıyamet gününü beklemek olur. Bundan daha da kötüsü ise, torunumun -ya da olmayan torunumun- aidat ödemekten vazgeçmesi, ödeyecek akrabamın da kalmaması sonucunda, mezar yerimin satılığa çıkarılması ve tabutumla birlikte kemiklerimin bir bilinmeze doğru yolculuğa çıkması. Yok, vazgeçtim ben, almıyorum.. Recoleta Mezarlığı'ndaki anıt mezarların çoğu bakımlı ama bazıları onarımsız kalmış; camları kırık, içlerine çöp atılmış. Heykeller Lola Mora ve Luis Perlotti gibi ünlü Arjantinli heykeltraşlar tarafından yapılmış. Bey, şu torun aidatı yatırsa da kapıyı yaptırsak, çatı da akıyor. Ara kattan alalım demiştim sana zamanında, dinlemedin lafımı. Azcık yana kay, kapıdan dışarı çıkacam artık. Sus be kadın, başımın etini yedin 135 yıldır. Susun be, bi huzur vermediniz. Ya da yakılmayı tercih ederseniz, 850 derecede 30-40 dakikada yanacağınız fırın için 500 Dolar civarında bir masrafınız olur ama aşağıdaki çekmecelerde az yer kaplarsınız. Çocuklarınıza aidat ödetmek istemezseniz küllerinizi toprağa ya da okyanusa serpmelerini vasiyet edebilirsiniz. Yüz iki yüz yıllık anıt mezarları ve Evita gibi ünlü konukları ile tarih, gezi ve mimarlık kitaplarına geçmiş olan Cementerio de la Recoleta, ne yaparsak yapalım, ölüm karşısındaki mutlak ve kaçınılmaz mağlubiyetimizi bir kez daha gözler önüne seriyor. Aşağıdaki mezar ne güzel, ama içindekinin bundan haberi bile yok. Bugünün metropolü Buenos Aires 200 yıl önce 55.000 nüfuslu, sokakları toprak, temel belediye hizmetleri olmayan, basit bir kasabaydı. Hijyen için kiliselerin içine veya yanına cenaze gömmek yasaklandı ve kentin ilk kamusal mezarlık alanı Recolate Mezarlığı 1822 yılında açıldı. 1822 yılında kurulmuş labirentimsi bir mezarlık olan Cementerio de la Recoleta, şehrin en eski mezarlığı. Çoğu tarihi eser kabul edilmiş yüzlerce anıtsal mezar var. Eva Peron ve ailesi, Napoleon Bonaparte'ın torunu, birçok ünlü Arjantin siyasetçisi ve sanatçısı burada yatanlar arasında. Sabah sekizde açılan mezarlık, saat 17:30 a kadar gezilebiliyor. Her ayın son pazarında İspanyolca rehberler eşliğinde gezebileceğiniz turlar da var. 1822 yılında açılan mezarlık, zaman içinde varlıklı ailelerin gösteriş yarışına girdikleri, alışageldiğimiz mezarlar yerine üzerleri heykellerle, iç kısımları resimlerle süslü kiliseciklerin sıralandığı bir yere dönüşmüş. Recoleta Mezarlığı, Buenos Aires gezisi yapanların mutlaka ziyaret etmeleri gereken bir yer bence. Aşağıdaki mezar yapısı ise Nobel Kimya Ödülü sahibi Luis Federico Leloir için yapılmış. Dededen şöyle bir yer kalsaydı müthiş olurdu. Katların birini kendime alıp diğerlerini kiraya verdin mi, gel keyfim gel. Dorrego-Ortiz Basualdo (1849-1920) ailesinin tapınak-mezarı, Recoleta Mezarlığı'ndaki sanırım en değerli eser. Güzel vitraylara, İtalyan işi heykellere ve sembolizmine sahip anıtın önünde Meryem Ana, yedi kollu bir şamdanı yakıyor. Yedi kollu şamdan, ruhsal aydınlanma ve ahiretteki ebedi kurtuluşu temsil ediyor. Recoleta Mezarlığı, Arjantin sanatında etkili olan Art Deco, Art Nouveau, Barok ve Neo-Gotik tarzı ayrıntılı ve özenli mermer anıt mezarlarla dolu. Mezarların yapımında kullanılan mermerlerin çoğu 100 ila 150 yıl önce Paris ve Milano'dan getirildi. Mezarlık bir kent gibi üç şeritli anayollar ve anıt mezarlarla dolu ara sokaklardan oluşuyor. Güzel sanatlar Müzesi'nin dahice sabunları, geceleri kapanan dev çiçek, dansözle oynayan El Turco! Evet, Eva Peron'un mezarını görmek ilginç. Benim gördüğüm en güzel mezarlık Recoleta, ama başka ülkelerde de bu tarz güzel mezarlıklar da var. Ne güzel bir mezarlık! Evita Peron'un mezarını görmek isterdim. Bence de Bayram Bey, en güzel mezarlık. Evet çoğunun tabutu gören bir penceresi var. Müthiş bir gezi tanıtımı olmuş. Bilgiler muhteşem. Tebrik ederim. Recoleta dünyanın en güzel mezarlıklarından biri, görmek keyifli. İlgi ve bilgi için teşekkürler."} {"url": "https://celebialper.com/cabo-polonioda-kurklu-foklar-fener-ve-okyanus/", "text": "Uruguay gezi rotam yolu, elektriği ve su tesisatı olmayan bu harika köyle devam ediyor. Fotoğrafçı Stephane San Quirce'in Cabo Polonio adlı kitabına göre buranın adı muhtemelen 1753 yazında Cadix adlı gemisinin yönünü buradaki kayalıklara çeviren Kaptan Joseph Polloni'den geliyor. On sekizinci yüzyılda korsanlara ve kaçakçılara sığınaklık yapan Cabo Polonio, dünyada benzeri olmayan bir yer. Atlantik Okyanusu ile bir kum tepeleri denizi arasındaki gizli bir ada adeta. Uruguay sahilleri oldukça bakir ve güzel. Cabo Polonio'nun önceden \"doğal koruma alanı\" olan statüsü 2009 yılında \"ulusal park alanı\" olarak değiştirildi. Uruguay Çevre Bakanlığı bu alanı coğrafi konumu ve eşsiz ekosistemi nedeniyle korumakta kararlı. Adeta dünyanın dışında hissi veren bu güzel yerde oturanların ve gezmeye gidenlerin sayısı sınırlandırılmış durumda. \"Param var, bu cennet mekana yerleşeyim\" diyene yer yok. Deniz aslanı veya kürklü fok dediğimiz bu memeli hayvanlar belli dönemlerde insansız kumsallarda ve kayalıklarda eşleşmek ve üremek için toplanıyorlar. Dişisi emzirme günlerinden sonra yavru fok sütten kesilince günlerce süren avlanma dalışlarına gidiyor. Çokeşli olan erkek kürklü fok balığı ise diğer dişilerden ve hakimiyet kurduğu alandan vazgeçmemek için üreme mevsimi boyunca aç kalıyor. Uruguay'da çok sayıda bulunan bu hayvanlar üreme dışındaki tüm yıl boyunca açık denizlerde orta boy balıklar, mürekkepbalığı ve küçük kabuklularla besleniyorlar, kıyıya uğramıyorlar. Düşmanları ise köpekbalığı, katil balina ve bazen de daha büyük olan deniz aslanları. Kürklerinin kalınlığı nedeniyle özellikle 19. yüzyılda kitleler halinde öldürülen Arctocephalus Australis, bugünkü avlanma yasakları ve insanın pek ulaşamadığı ortamlarda yaşaması sayesinde tehlike altında bir tür değil. Cabo Polonio'da yaz Aralik ortasından Mart ortasına kadar sürüyor, bu sezonda çoğunlukla hippi tarzı, alternatif tarzlı gençler olmak üzere gelenlerin sayısı bine yaklaşıyor. Uruguay'ın Atlantik kıyısında kendini yalnız hisseden Cabo Polonio Deniz Feneri, bizim Poseidon Felsefe Feneri'nin \"kardeş fener\" olma teklifini mutlulukla karşıladı. Hatta kayalıklardaki deniz aslanları da sesleriyle bunu onayladılar. Ben de buna aracılık ettiğim için mutlu oldum. Tek sorun Poseidon Felsefe Feneri tişörtüm görünsün diye kabanı birkaç saniye çıkarmam gerekmesiydi. Neyse ki gün ortasında kış güneşi bana yardımcı oldu. Cabo Polonio'da kış mevsiminin dinginliği ve huzurunu yaşadım. Dünyamızın ender köşelerinden olan Cabo Polonio'yu görmenizi isterim. Burada olma hissi görsellerle tam olarak anlatılamaz. Uruguay'da yaşam keyifli, hele bu cennet köyü gördükten sonra insanın içinden Uruguay vatandaşı olmak geliyor. Güney Amerika seyahat yazılarınızı okumak ilginç. Latin Amerika hakkında bilgi ediniyorum. Okumanıza sevindim. Latin Amerika hakkında bilgi verebiliyorsam ne mutlu bana. Sıra dışı bir Güney Amerika gezisi. Teşekkürler. Ben de Uruguay gezi notlarımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Ne yazık ki Latin Amerika'ya ucuz uçak bileti yok. Satan şirkete göre fiyat pek fark etmiyor. Hem birçok havayolunu aratan sisteme üye bilet şirketlerinin, hem de Aeroflot, Air France, Emirates, Delta Air gibi kıtaya aktarmalı uçuşları olan havayollarının kendi sitelerini ayda birkaç kez kontrol etmenizi öneririm. Hocam tüm yazıyı zevkle heyecanla okudum cabo polonio ya bende kesinlikle gideceğim! tam benim hayal ettiğim bir yer özellikle teknolojinin olmaması açısından. Teşekkürler. Harika bir ıssız köy burası. Ben de çok sevdim."} {"url": "https://celebialper.com/cabo-polonioda-yasam-evler-ve-insanlar/", "text": "Yolu olmayan Cabo Polonio'ya modifiye arazi aracı ile tek yolcu olarak geldikten sonra kışın açık olan 2 pansiyondan birine gittim. Buradaki tüm evler gibi son derece basit ve küçük, tek katlı bir yapı. Bazıları tek yataklı, bazıları 3 ranzalı küçük odalarda 15 kişinin kalabileceği pansiyonda benden başka kimse olmadığı için en beğendiğim odayı seçtim; çift cepheden okyanusa bakan, kumsalın dibinde, diğerleri gibi sade, büyük yataklı ama yürümeye yer olmayan bir oda. Tahmin etiğiniz gibi, bu ıssız okyanus köyünde CouchSurfing üyesi yok. Uruguay'a gitmek isteyenler için bence ülkenin en özel yeri. Bakın bu güzel yerde, Uruguay'da yaşam nasıl. Basit kahvaltı dahil gecelik 15 Dolar. Sormadım ama fiyatların yazın biraz daha yüksek olduğunu duymuştum. Ben en ölü sezonda geldim. Aşağıdaki fotoğrafın en solunda, mavi-beyaz pansiyonum görülüyor. Uruguay'ın ıssız köyü Cabo Polonio'da kaldığım oda \"okyanusa sıfır\". Uruguay'ın Atlantik Okyanusu kıyısında, Rocha kasabası sınırları içerisindeki Cabo Polonio'da elektrik, su, kanalizasyon sistemi yok. Kışın nüfusu 70 kişi. Yazın Uruguaylı, biraz da Arjantin ve Brezilyalı, çoğu hippi tarzı gencin dinlenme ve eğlenme yeri, yoğun sezonda nüfusu bine yaklaşıyor. Güçlü Atlantik rüzgarlarıyla buz gibi olan Mayıstan Eylüle kadarki ölü kış sezonunda yerli balıkçı halk dışında bazen balina ve fokları araştıran bilim insanları, dış dünyadan kaçan birkaç şair dışında geleni olmuyor. Ta ki buz gibi bir Temmuz sabahı çılgın gezgin Çelebi Alper gelinceye dek. Hemen Türkiye tanıtımıma başladım. Aşağıda Cabo Polonio köylüsü Fatima bakır cezvemle benden Türk kahvesi pişirmeyi öğrenirken görülüyor. İngilizcesi pek yoktu ama anlattım işte bir şekilde. (Tezgahta, Fatima'nın tam koltukaltına denk gelen yerde, Cabo Polonio'lulara hediyem Türk kahvesi paketi görülüyor. Buz gibi havada ve ıssızlıkta 4.5 saat yapayalnız bekleyip sallanarak geldiğim Cabo Polonio'daki pansiyonumda kış güneşinin tadını Atlantik kıyısındaki hamakta çıkarmayı hak ettim. Bir yanımda okyanus, diğer yanımda teras ve odam. Cabo Polonio'da kışın La Golosa adlı tek lokanta açık, o da yarım gün. Uruguay, Brezilya ve biraz da Akdeniz yemekleri satan lokanta La Golosa'nın sahibi ile sohbet ettim. Son derece renkli bir kişilik olan bu avukat birçok iş yapmış, Türkiye dahil dünyanın çoğu ülkesine gitmiş. Bir süre önce burada lokanta açarak inzivaya çekilmiş. Kendisinden başka bir çalışanı yok. La Golosa'da öğle güneşinden yararlanıp bahçede oturdum, kabanım üzerimde elbette. Aşağıdaki fotoğrafta yediklerim var: sol üst köşede köy ekmeği, yanında zeytinyağı, yanında peynir rendesi, sağda koka çayı. Büyük tabakta köpekbalıklı ve yengeçli pilav. Yukarıda gördüğünüz coca bitki çayı, Güney Amerika kökenli coca bitkisinin sarımsı yeşil taze yapraklarından yapılıyor. Azcık acımsı, yeşil çaya benzer ama daha tatlı bir lezzeti var. Meğer Coca bitkisinin yaprakları, kokainin hammaddesi alkaloid içeriyormuş. Ancak yeşil yapraklardaki alkaloid miktarı düşük. Bir fincan coca çayında yaklaşık 4 miligram alkaloid varmış, insanı etkileyen miktarda kokainde ise en az 30 miligrammış. Lokantacının anlattığına göre coca çayının etkisi çay ve kahve gibi, aynı seviyede hafif bir uyarıcı şeklinde. Coca çayından alınan alkaloid insanı etkilemeyecek kadar az olmasına rağmen bir uyuşturucu testinin sonucunu pozitif çıkarmaya yetecek miktardaymış. Bunu öğrenince ne olur ne olmaz diye eve E-5'ten değil TEM'den döndüm.. Coca çayı bazı ülkelerde yasal, bazılarında yasak. Temmuz kışında yalnız kumsalda kilometrelerce dolaşmak değişik bir duygu. Latin Amerika gezimin en özel yeri Cabo Polonio oldu. Uruguay'a yerleşmek için harika bir yer. Yine güzel bir Cabo Polonio evi. 1.5 katlı. Daha büyüğüne izin yok. Zaten bir süre önce Cabo Polonio'da küçük veya büyük, her türlü yapı kurmak yasaklanmış. Daha fazla büyümeyecek. \"Benim çok param var, villa yaptıracağım\" deyince olmuyor yani. Bu cennet köyü görünce Uruguay'a yerleşmek, Uruguay vatandaşlığına geçmek isteyenler olacaktır diye tahmin ediyorum. Cabo Polonio'nun dış dünyadan kendini korumasının önemli bir nedeni, yolu olmadığı için ulaşım zorluğu. Ulusal Park statüsü elektrik ve su tesisatını yasaklıyor. Gideceğiniz yere yürüyorsunuz, evinizi mumla aydınlatıyorsunuz, tuvalette deliğe kovayla su döküyorsunuz. Büyülü gecelerde yıldızlar inanılmaz bir parlaklıkta size göz kırpıyor. Dumur 1: Yurdum insanının girişimcilik ve ticari cesaretine şaşıyorum. Cabo Polonio'ya gezmeye gelen benden başka sadece Arjantin'in kuzeyindeki Cordoba'dan gelen üç genç kız vardı. Çantayı görünce şaşırdım, sordum, Arjantin'de bu marka eşya almışlar, oradanmış. Dumur 2: Cabo Polonio'da bazı evlerin tepesinde güneşle su ısıtma sistemi var. Tamamı Türk malıymış. Başkent Montevideo'da yaşayan ve iş tutan bir Türkiyeli satıp kurmuş hepsini. Kaldığım pansiyonun sahibi Fabiana, İsviçreli eşiyle evli olduğu sürece İsviçre'de birkaç yıl yaşamış, sonra ayrılıp Uruguay'a geri dönmüş. Kızının orta öğrenimi süresince başkent Montevideo'da kalsa da kızı 18 yaşına gelince tekrar Cabo Polonio'ya dönmüş. Cabo Polonio'da kaldığım Fabiana'nın evini fırtınadan, Atlantik Okyanusu'nun dalgalarından, soğuk kış gecelerinden ve uğursuzluktan artık Türkiyeli bir nazar boncuğu koruyacak. Köyde bar var mı diye sordum, bir tane varmış, adı Lo de Joselo. Hava felaketti ama yakınmış, bir bakayım dedim. Kör olan Josello'nun barının ve aynı zamanda minik evinin içi dışı floripondios çiçekleriyle dolu ama yazın açtıkları için çiçeklerini ben göremedim. Ben gideceğim diye haber ulaşmış, el lambamla zifiri karanlıkta çiçeklerden zor girilen mekana ben girerken Josello el yordamıyla yarısı kırık bir cam şişede mum yakıyor, yani \"barı açıyordu\". Yarı açık mekanda soğuktan durmak mümkün değildi, adamla dillerimizi de anlamadığımız için kalmayıp eve döndüm. Zamanın dışında bir yerdi; karanlıkta yemyeşil, buz gibi, kimsenin olmadığı ilkel bir bar ve yıllardır tek başına burayı işleten ve her işini gören kör bir yalnız adam. Fabiana gece bana aşağıdaki soğanlı ve sarımsaklı midye turşusundan ikram etti. Buzdolabı olmadığına göre dayanıklı gıdalar yapmak gerek. Fabiana geceleri 4 yorganla uyuyormuş. Bana da 4 yorgan verip odasına uyumaya gitti. Ben yorganlardan birini yatağa serip üçüyle üzerimi örterek uyudum. Cabo Polonio'da kürklü fokları, fener ve okyanus kıyısındaki ıssız kumsalları izlemek için tıklayın. Muhteşem yerler. yerleşmek gibi bir isteğim var oralara. Bence sıkılmıyorlardır. Issız köyde olanaklar kısıtlı, işlerin çoğu makineyle değil kol gücüyle yapılıyor. Ne rahat bir hayat! Uruguay'da yaşamak için ideal bir yer. Cabo Polonio'da yaşamak isterdim, sessiz ve huzur dolu bir yet. Tüm Uruguay yazılarımı okumanızı öneririm. Göç konusunda gereken resmi işlemleri bilmiyorum. Cabo Polonio sıra dışı bir yer, huzur dolu bir kaçış noktası."} {"url": "https://celebialper.com/cabo-polonionun-soguk-ve-zorlu-yolu/", "text": "Brezilya'nın Porto Alegre kentinden önceki yazımın sonunda gördüğünüz otobüsle uzun bir yolculuk sonunda sınırı geçerek Uruguay'a giriş yaptım. Otobüsüm anayoldan başkent Montevideo'ya gideceği için ben Chuy adlı kasabada sınırı geçtikten sonra indim. Chuy'un yarısı Brezilya'ya, diğer yarısı Uruguay'a ait. Sınırdaki caddesinin bir tarafı Brezilya, diğer tarafı Uruguay'da kalıyor. Uruguay'a gitmek heyecan verici. Otobüsteki tek gerçek yabancı bendim. Aşağıdaki fotoğrafta, soldaki çanta arama platformunda sadece benim çantam var. Brezilya Uruguay otobüsünün önceki yazımda konuşmasını izlediğiniz hostesi beni sahiplendi, yardım etti. Sınırda işlemlerimi yaptı, beni Castillos'a giden bir otobüse bindirmeleri için gümrük görevlilerine sıkı sıkı tembih etti. Ayrılırken içten bir sarılmayla öperek veda etti. Otobüsün camındaki \"salida\" kalkış demek, dün geceki hareket saatimiz, o anki saati göstermiyor. Chuy'dan başka bir otobüse binip sabaha karşı beşte Castillos'a vardım. Cabo Polonio'ya yol olan en yakın yere uğrayan otobüsün kalkmasına saatler varmış. Otobüs yazıhanesini biraz sonra kapatıp herkes gitti, ben karanlıkta küçücük kasabada tek başıma kaldım, etrafta kimseler yok. Mecburen biraz dolaştım ısınabilmek için, bir sokakta içinde sürücüsü uyumakta olan bir taksi görünce sevindim. 30km yolun ücretinin karşılığı yaklaşık 15 Dolar olduğunu onayladık ve yola çıktık. Karanlıkta dar bir asfaltta yol aldık, camlar sürekli buğulanıyordu, sürücü ve ben sürekli ön camı sildik. Kibar bir adamdı. Beni ıssız bir yerde, bir çitin kenarında bıraktı ve uzaktaki tek katlı binayı göstererek Cabo Polonio'ya oradan gidebileceğimi tarif etti. Issızlıkta, soğukta, ortak dil bilmemek fark etmez. İnsan insana sarılır; suyunu, bisküvisini, sigaraşını paylaşır. Yoldaş olur, güvenir. Hava buz gibi, kırağı kapladı her yanı. Uruguay gezisi devam ediyor, macera dolu. Milli Park sınırındaki noktadan Cabo Polonio'ya gidilebilen bu araçların çift yön bileti 150 Uruguay Pesosu. Yaklaşık 14 TL. Bundan sonra sürekli göreceğim, Uruguay'da herkesin yanında gezdirdiği mate çayının özel bardağı, metal pipeti ve termosu. Uruguay'da her yerde, bütün gün mate çayı içilir. Uruguay turları ile değil benim gibi bağımsız giderseniz gerçek yaşamın içine girersiniz. Uruguay vize istemiyor. Cabo Polonio'nun güzelliklerini görmek için tıklayın: CABO POLONIO'DA YAŞAM. Üstteki yeşil kamyonet boyana, boyana; boya kalın bir tabaka oluşturmuş sanki. Üstadım buraya benzer bir yer daha var. Neredeyse bakir ve zaptedilmemiş bir bölge, Nowaya Zemlya. Gidiş rotasını ve yollarını araştırıyorum. Riskli bir seyahat ilginizi çekerse size de neticeyi gönderirim. Muhteşem bir deneyim olacaktır 🙂 Sevgiler.. Haberdarım ama araştırmadım, sonucu bekliyorum o halde, teşekkürler. Güney Amerika gezisi sizin için hem zorlu hem de keyifli geçmiş. Latin Amerika turu yazıları okumuştum daha önce, sizinki onlara hiç benzemiyor, tam macera. Uruguayda ne işin var, oraya vereceğin parayı hindistan seyahatine versen ya bro, ne bileyim pakistana git, yeni kaledonya ya git sonra oraya tekneyle 2.5 saatlik minik insan müdahalesi olmayan sadece bir kaç macera perestin ve yeni caledonia halkının yapayanliz piknikseverlerinin gittiği o ıssız dev ev ağaçların olduğu adalarına gitsene...."} {"url": "https://celebialper.com/california-los-angeles-seyahatim/", "text": "ABD'nin Kaliforniya eyaletinin Los Angeles kenti ve Hollywood'a gidiyorum! Bir Amerikan firması, sinema-TV konusunda bazı dergilerde yayınlanan yazılarıma rastlamış ve bu sayede beni HD görüntü konusunda düzenlediği foruma davet etti. Konferans, sunum, forum, yemek ve gösterimlerden oluşacak 3 günlük bu etkinliği gerçekleştiren firma, uçak, otel ve yemek masraflarımı ödüyor! ABD benim \"gidilecek yerler\" listemde yok, gitsem mi acaba diye düşünürken bilge halkımızın ücretsiz sirkenin lezzetiyle ilgili deyişini hatırlayıp bu daveti kabul etmeye karar verdim. Bu yazımda Los Angeles gezi notları, Kaliforniya seyahat bilgileri, gezilecek yerler, ucuz alışveriş yerleri ve şehir hakkında bilgi var. ABD firması 3 günlük uçuş ve otel ödüyordu, ben \"o kadar yolu 3 günlüğüne gelemem, en az 5 gün kalmak istiyorum, sizin karşıladığınız otelde gecelik oda ücreti nedir, fazladan günleri uygunsa ben öderim?\" diye sorunca beni otelde 5 gün konuk edeceklerini söylediler. Kaymaklı ekmek kadayıfı buna deniyor sanırım. Eh, beş günü bedavaya getirdim ya, bir-iki gün de fazladan kalıp gezeyim dedim. Arkadaşıma bahsederken ABD'li bir arkadaşının Hollywood'da yaşadığını söyledi, uygun otel veya motel sormam için e-posta adresini verdi, yazdım ve sağolsun Ellen orada evinde kalabileceğimi söyledi. Kaliforniya seyahatimin son kısmında Hollywood'da kalacağım. Los Angeles Hollywood gezim Londra aktarmalı uçuşlarla beraber 8 gün sürecek. Londra aktarmalı uzun uçuşlardan sonra Los Angeles Uluslararası Havaalanı'na indim. Beni davet eden firma havalimanından alınacağımı yazmıştı. Bagaj çıkışında baktım siyah takım elbiseli bir adam adımın yazılı olduğu bir kağıdı tutuyor, yanına gittim, çantamı taşımak istedi, vermedim. Dışarıya çıktık ki ne göreyim, bir limuzin! Haydaa, ilk ABD seyahatimde limuzinle karşılanmak varmış. Adam bagajı açınca çantama davrandı, ben çevik bir hamleyle çantayı kapıp hop diye attım bagaja. Yaşlı başlı adama bavulumu taşıtamam, alışkın değilim böyle şeylere. Koskoca adam benim için araba kullanacakken arka koltuğa yayılmak aklımdan bile geçmedi, hemen yanına, ön koltuğa oturdum. \"Burada mı oturacaksınız?\" diye sordu, \"evet\" dedim. Yola çıkınca filmlerden limuzine binen herkesin arka koltuğa oturup yayıldığını hatırladım, ama ben öyle rahat edemem. Genç biri olsa belki de, adam 60 civarı yaşlarda. Ben hemen \"memleket neresi abi\" sohbetine giriverdim. İsrailli bir gurbetçiymiş, 10 yıl kadar önce biraz daha fazla kazanabilmek için buraya göç etmiş. İsrail'de kalmışlığım var, \"neresinden\" diye sorunca memleketi olan kente gittiğim ortaya çıktı. Yol boyunca sohbet ettik. Burbank semtindeki otelime yerleştim. Gelmeden önce gezgin ve turistlerin dünyanın her yerinden soru-yanıt forumlarıyla bilgi alışverişinde bulunduğu VirtualTourist'ten bilgi aldığım birkaç üyeden Marie bana buluşup gezdirmeyi önermişti. Mesajlaştık, sağ olsun Orange County'den otelime kadar geldi. Bende jetlag diye bir kavram yok zaten, dünyanın neresine uçarsam uçayım orada saat kaçsa hemen uyum gösteriyorum, saat farkından dolayı bir uçuş sersemliği yaşamıyorum. Küba, Brezilya, Çin, Tayland, Japonya, hiç fark etmiyor. Marie ile lobide buluşup biraz sohbet ettikten sonra gezmeye çıktık. Önce bir restoran-barda birşeyler yedik. Çevrede yürüyüş yaptıktan sonra hava karardı, bir bara gidelim dedik. Kapı görevlisi kimlik sordu. Yahu arkadaş, benim 21 yaşından küçük halim mi var? Kimlikle pasaportum otelde. Yanımda öğretim görevlisi kimliğim vardı, onu gösterdim, \"öğrenci kimliği bu\" dedi. Neyse asık suratla zar zor \"bu seferlik\" diyerek içeri aldı. Ertesi gün Marie beni kent merkezine gezmeye götürdü. Malum ABD alışveriş cenneti, Marie ile önce kentin ucuz alışveriş bölgesi Fashion District'e gittik. Adında \"moda\" var diye sizi yanıltmasın, modern bir yer değil, onlarca caddeye yayılmış çok sayıda birbirine bitişik ve basit dükkandan oluşan bir semt; sadece alçak binalar ve tekstil dükkanları var. Aşağıdaki kabanı görünce inanamadım, içi kalın peluş, koskoca kışlık kaban 10 Dolar! Nasıl olur bu derken bir tane denedim, dükkanda ayna yok, bedeni oldu mu nasıl anlayacağım derken Marie \"fotoğrafını çekerim, bakarsın\" dedi. Vay be, Amerikalılar ne akıllı, ben 40 yıl düşünsem aklıma gelmez, kız makinemle fotoğrafımı çekti, ben de baktım olmuş, aldım bir tane. Taşıma derdi olmasa al 20 tane eşe dosta dağıt. Kent merkezinde su almak için girdiğimiz bakkalda Rize çayı görünce şaşırdım, bakkal Ermeniymiş. Şehir merkezindeki Broadway'de bir konser-tiyatro binası. Broadway'de yürümek de varmış. Eskiden beri Kızılderililerin yaşadığı şehri İspanyollar 1781'de keşfetti. Kasabaya Nuestra Senora de los Angeles de la Porciuncula, sonra da İtalya-Assisi'deki şapeldeki Meryem'in meleklerle çevrili freskinden esinlenilerek El Pueblo de Nuestra Senora la Reina de los Angeles de Porciuncula, sonra da kısaca El Pueblo de Los Angeles dendi. Ancak \"Los Angeles\" ifadesi aslında yanlış, İspanyolca'da sözcükler eril ve dişil olarak ayrılır, buna göre adının ya eril olarak \"Los Angelos\" ya da dişil olarak \"Las Angeles\" olması gerekli, ama melekler erkek ya da dişi olmadıkları için bu ad garip bir biçimde \"Los Angeles\" oldu, anlamı Melekler Şehri. Los Angeles kent merkezindeki meydan Pershing Square'de çektiğim fotoğrafları görüyorsunuz, ardından tarihi semte gidiyoruz. 430 North Main Street'teki Pico House binası. LA Plaza'nın karşısındaki bu eski bina Alta California'nın son Meksikalı valisi ve iş adamı Pio Pico tarafından 1870 yılında mimar Ezra F. Kysor'a o zaman küçük bir kasaba olan LA'ın ilk lüks oteli olarak yaptırıldı. Star Trek, The Mentalist, Ghost Adventures gibi sinema ve televizyon yapımlarında çekim mekanı olarak kullanıldı. Marie beni kentin tarihi semtine götürdü, Olvera Street'e. kentteki en eski evi korumaya almışlar, ABD ulusal tarihi anıtsal yapılar listesinde bulunuyor. Basit ahşap bir ev. 1818 yapımı, çok tarihi. Etkilendim. Eski kent El Pueblo de Los Angeles adıyla burada kuruldu, Olvera Street ve Pueblo Plaza'da. Kaliforniya seyahatim sırasında Los Angeles merkezinden başka Hollywood gezi yazımı da okuyabilirsiniz. Gerçekten müthiş, bir gün buraları görme şansı bize de güler mi? doğduğum paralel ve meridyenlerin dışına çıkmadan ölmek acı verici olur. Çok güzel anlatmışsınız. Film ya da belgesel izler gibi dolaştım sitenizde. Teşekkürler Aysel Hanım, sevindim. Daha çok yazacağım. Hepsini gezmedim ama Kaliforniya'ya iki kez gittim, genel olarak çok güzel bir eyalet olarak kabul ediliyor. Amerika'nın en güzel eyaleti denebilir sanırım. güzel olmuş, beğendim... limuzinde ön koltukta oturarak, Türklerin ne kadar alçak gönüllü olduklarını ispat etmişsiniz. Kusura bakmayın sarı kaban biraz büyük gelmiş... çöp toplayan işçilere dönmüşsünüz. keyifle okudum. yurtdışına gönderilen türk çayları daha kaliteli oluyormuş. Avusturyaya giden bir arkadaşım ordan türk çayı alır getirir. montunuzda güzel. iyi günler dilerim. Teşekkürler Songül Hanım. Ben de size bir Los Angeles gezisi dilerim. Ben ABD ve diğer ülkelere ucuz uçak bileti ararken blogumda logosu olan sistemi kullanıyorum, ayrıca ben en uygun Delta ile uçmuştum. Merhaba. Bana seyahat blogumdan değil, dergilerde yazdığım sinema-televizyon teknolojileri üzerine yazılarımdan ulaşıp Los Angeles ve Hollywood'a davet ettiler. mrb! LA'da yaşamak istiyorum e2 vizesi için para biriktiriyorum ama bu 5 yıl zamanımı alacak daha kısa bir yolu yokmu acaba ? ilginize şimdiden teşekkürler. Ogrenci olarak gelip burada calisip sonrasinda e2 vizesi alabilirsiniz. Bu daha kolay bir yontem. Los angelesta yabanci iseniz ve Kaliforniya ehliyetiniz yoksa ve de 25 yas alti iseniz, arac kiralama fiyatlari gunluk 70$ i gecebiliyor. Once fiyatlari dusuk soyluyorlar, ozellikle de araba fiyatlarini. Lakin arabayi kiraladiginiz vakit sigorta, vergi ve bilimum seyler bahane edilerek size aracin 2-4 kati fiyat ekleniyor. Bir yanlışınızı düzelteyim: İspanyolcada \"melek\" kelimesi \"angel\" dir. Artikeli de \"el\" olduğu için çoğulu \"los angeles\" olur, \"los angelos\" diye bir şey yoktur. Pazartesi LA deyim insallah. Kucuk bir gezinti yapiyim dedim meksikaya gecmeden once ve bilgilerinizi yararli buldum, tesekkurler. Teşekkürler Murat Bey. Daha sonra Los Angeles izlenimlerinizi ve Meksika'ya nereden ve nasıl geçtiğinizi buraya yazarsanız çok memnun olurum. İyi yolculuklar. Merhaba arkadaslar ben los angeles gideceğim fakat bir bilgim nasıl konaklarim yaşam nasıl bir bilgim pek yok bana yardımcı olabilecek orada yaşamış birileri varsa ulasabilirse cok mutlu olurum. Los Angeles'ta bildiğim kadarıyla gecekondu mahallesi yok, ben görmedim. Los Angeles! Nasıl gidip Kaliforniya'ya yerleştiğiniz konusunda bilgi verirseniz sevinirim. Amerika çalışma ve vatandaşlık bilgileri için çok teşekkürler. Kanada uçağına biniş kartınızı polise ve uçağa binişte göstermek zorundasınız. Vizesiz biniş kartı vermezler. Öğretmenim. Kışın ara tatilde 10-15 gün için ABD'de nereye ya da nerelere gitmemi tavsiye edersiniz? Miami düşünüyorum ama 10-15 gün orası için biraz fazla olur gibi. Mümkünse ılık/sıcak olması ilk kriterim."} {"url": "https://celebialper.com/cape-town-gezi-notlari/", "text": "Cape Town gezi notları olarak hazırladığım bu yazı bir Cape Town seyahat planı yapmak ve gezi rotası çizmek isteyenler için gezi rehberi niteliğinde. Güney Afrika Cumhuriyeti'nin üç başkentinden biri ve Western Cape ilinin başkenti olan Cape Town birçok yerli, turist ve gezgin tarafından ülkenin en güzel ve rahat şehri olarak kabul ediliyor. Afrika'nın güneybatı ucunda yer alan 3,5 milyon nüfuslu Cape Town hem modern semtleri hem de gecekondu mahalleleriyle zıtlıkları barındıran, çevresinde doğal güzellikler sunan bir şehir. İşte Cape Town hakkında bilgi, gezilecek noktalar, hava durumu, fotoğrafları, dil okulları, gece hayatı ve yorumları içeren bir gezi yazısı. Avrupa'ya ve Türkiye'ye en uzak Afrika kenti olan Cape Town Afrika, Hollanda ve İngiltere kültürlerini bir araya getiriyor. Şehirde yüz binlerce Müslüman ve 300 civarı Türk yaşıyor. Ben de epey Türkle tanıştım, hatta şehre varır varmaz. Cape Town'da yaşayan Türkler arasında benim tanıştıklarımın çoğu dil okullarına gidenler, bir kısmı da iş kurmuş esnaf veya ücretli çalışanlardı. 1488'de Portekizli kaşif Bartelemeu Dias tarafından keşfedilen şehir, sırasıyla Boerler ve İngilizlerin eline geçti.1652'de Güney Afrika'da kurulan ilk Avrupa yerleşim yeri oldu. İlk Müslümanlar 1700'lerde Malay dünyasından Hollanda'ya karşı mücadele eden ve yakalanıp sürgün edilen Şeyh Yusuf ve 49 müridi oldu. Güney Afrika Birliği kurulduktan sonra ülkenin yasama başkenti seçildi. 1945'ten sonra ırkçı Apartheid rejimi beyaz olmayanların tüm haklarını kısıtladı. 1990'da ırk ayrımı bitip ANC iktidara geldikten sonra beyaz olmayanlar daha çok topluma çıktı ve resmi görevlere getirildi. Cape Town nüfusunun %42'si melez, %16'sı beyaz, %39'u siyah, %2'den azı ise çoğu Hintli olmak üzere Asyalı; ırk ayrımı yönetimi sırasında daha \"beyaz\" bir şehirdi. Halkın konuştuğu ana dillere bakarsak %38 Afrikaan, %30 Xhosa ve %28 İngilizce. The New York Times ve The Telegraph gazetelerine göre Cape Town gezi için dünyanın en güzel yeri. Dünyanın tasarım başkenti seçilen şehir Güney Afrika'da yaşamak isteyen yabancılarin en çok tercih ettikleri yer. Johannesburg'dan sonra Güney Afrika'nın ikinci en büyük kenti Cape Town; üçüncü ise Durban. Güney Afrika tatili yapanların veya Güney Afrika turu planlayanların en çok görmek istedikleri şehir. Aralık, Ocak, Şubat olan yaz ayları epey sıcak olur ama nem fazla değil; yazın gece ortalama sıcaklık 15, gündüz 25-27 derece civarında olur. Güney Afrika'da kış mevsimi Haziran, Temmuz, Ağustos aylarındadır ve ben de kışın gezdim. Temmuz ve Ağustos aylarında gündüz hava sıcaklığı 12-17 derece civarı ama gece soğuk oluyor, ortalama 5-7 derece; bazı geceler sıfır dereceyi gördüm. Kış genelde bulutlu geçiyor, Cape Town'da sık yağmur yağıyor. Güney Afrika'nın en güzel ve turistik kenti Cape Town gezi için en iyi zamanı Ekim ve Kasım aylarındaki İlkbaharda sunuyor, biraz rüzgarlı olsa da hava durumu iyi gidiyor. Aralık, Ocak ve Şubat aylarındaki sıcak yaz mevsimi de bir gezi turu veya Güney Afrika tatili için ideal; denize girmek için en iyi mevsim. Mart, Nisan, Mayıs aylarındaki Sonbahar mevsimi ise yağmurlu ve serin, ama en az turist giden zaman olduğu için otel, yemek ve diğer turistik hizmetlerde uygun fiyatlar yakalamak mümkün. Johannesburg'dan Kulula Havayolu'nun fıstık yeşili renkte ve üzerinde eğlenceli yazılar bulunan uçağıyla şehre indikten sonra otobüsle şehir merkezine gelirken tesadüfen İsmail ile tanıştım, burada yaşıyormuş, beni kalacağım Müslüman mahallesi Bo-Kaap'a getirdi, zaten çok merkezi, 5 dakikada yürüdük. Burada bir Türkün işlettiği pansiyona yerleşip dışarı çıktım. Bo-Kaap'taki sokağımda bulunan Keşmirli bakkaldan ilk alışverişim: 1 litre süt, 6 yumurta, 800 gram tam tahıl ekmeği, 1 limon, 250gr tereyağı, 420gr köfte, 100gr fıstık, 200gr çedar peyniri, toplam 102 Rand = 20 TL. Cape Town merkezinde, Cnr Shortmarket ve Burg caddelerinin kesiştiği yerdeki Green Market Square'de Afrika işi hediyelik ve hatıra eşyalar satın alabilirsiniz; rengarenk, keyifli bir alışveriş pazarı. Güney Afrika'dan ne alınır deyince akla Afrika maskeleri geliyor. Güney Afrika'nın incik boncuk ve kolyeleri de ünlü. Adderley Street'teki Golden Acre alışveriş merkezi ve St. George's Mall, antika, giysi, elmas ve hediyelik eşya dükkanlarıyla dolu. Long Street'te elden düşme kitaplar ve eski giysiler satan yerler var. Grand Parade'deki bit pazarında renkli parlak Afrika kumaşları satılıyor. V&A Waterfront'taki Victoria and Alfred Mall ile Victoria Wharf Shopping Center alışveriş merkezleri, Waterfront Craft Market adlı liman el işi pazarında kaliteli Afrika ürünleri bulabilirsiniz. Cape Town hakkında bilgi ve ücretsiz kent haritası almak için kent merkezinde, Burg Caddesi, The Pinnacle Building binasında bulunan resmi turizm bürosuna gittim. Personel kibar ve yardımcı olmaya istekli, epey gezi bilgisi edindim. Güney Afrika Dünya Kupasına katılan ülkelerin bayraklarıyla süslü boncuktan kramponlar yapmışlar. İşte Kuzey Kore, Yunanistan ve Güney Kore futbol ayakkabıları. Turist danışma merkezi hoş bir mekan, hiç resmi bir yere benzemiyor. Atık plastik şişelerden abajur yapmışlar. Bir dükkanın girişindeki bu kapı sinekliği, atık renkli şişe kapaklarından yapılmış, hoş olmuş. Cape Town gezi rotası kentin ana caddesi olan Long Street'siz olmaz. Barlar, restoranlar, kafeler, lokantalar, çeşitli dükkanlarla dolu Long Street'e yolunuz bir Cape Town gezi turu sırasında mutlaka pek çok kez düşer. Cape Town gezi için Güney Afrika'nın en güvenli şehri ama bu dikkatli olmanız gerekmez anlamına gelmiyor, Güney Afrika suç oranının çok yüksek olduğu, tehlikeli bir ülke. Örneğin şehir merkezindeki Long Street'te bu dükkan ilgimi çekti, girmek istedim, demir parmaklıklı kapı açık ama gördüğünüz gibi iç kapıda da demir kapı var ve kilitli, içeri baktım, dükkanın sahibi kadınla göz göze geldik, bir süre beni süzdükten sonra düğmeye basarak otomatik kapıyı açtı. Neden böyle bir şey olduğunu sorunca \"Burası Güney Afrika, diğer dükkanlara da bakın, hepsinde var\" dedi. Soyguna karşı bir önlem. Güney Afrika gezi planı yapanların Güney Afrika'da Yaşam ve Suç yazımı okumalarını tavsiye ediyorum. Couchsurfing adlı gezginler yardımlaşma ve konuk etme ağıyla tanıştığım Antea beni evine akşam yemeğine davet etti. Türkiye'den hediyelerim tespih ve kekik. Kent turu sırasında Afrika müzik ve dansları görme olasılığınız yüksek. Kente dil okulları ve kursları için gelip İngilizce öğrenmek isteyen çok sayıda Türk var. Güney Afrika'nın vize istememesi, ülkenin ucuz olması dil okulları için Cape Town'a gelmeyi cazip hale getiriyor. EC Cape Town, Good Hope Studies, English Language School of Cape Town, Cape Town School of English, Kurus English, Language Link College gibi İngilizce dil okulları ve kursları, Güney Afrik'da İngilizce öğrenmek için seçenekler sunuyor. Aşağıdaki fotoğrafı çektikten sonra binanın tepesindeki çocukların Türkçe konuştuklarını duyunca selam verdim. Türkiye'den Cape Town'a İngilizce dil okulları için gelen kurs öğrencileriymiş. Bir aya kadar vizesiz Güney Afrika'yı ziyaret edebilir, dört haftaya kadar olan kurslarda vizesiz İngilizce eğitim alabilirsiniz. Güney Afrika Türk vatandaşlarına 30 güne kadar vizesiz kalma hakkı tanıyor. 1-3 ay arası eğitim görecek olanlar turist vizesi ile kalabiliyor, ama daha uzun kalacak olanların öğrenci vizesi ile başvuru yapmaları gerekiyor. Ben Cape Town'da kalacak yer aramadım. Bir okurum sağ olsun kentte pansiyon işleten İzmirli bir Türk tanıyormuş, iletişim bilgisini verdi, orada konakladım ve memnun kaldım. En önemlisi güvenli bir semt olan Bo-Kaap'ta iki yeri olan Sevinç Hanım cana yakın bir insan ve herkesle ilgileniyor. Pansiyonunda İngilizce dil okulları için gelen Türk öğrencilerden çok kalan var. Cape Town'da kalacak yer arıyorsanız tavsiye ederim. Yemekli olarak da kalınabiliyor. Güncel bilgi: Pansiyon, başka ülkeye taşınma nedeniyle kapandı. Cape Town gece hayatı ve eğlence yaşamı tüm Güney Afrika'nın en ünlü ve en iyisi. Kent merkezindeki Long Street'te barlar, kafeler, restoranlar ve kulüpler var. Birçok ırktan ve etnik kökenden insanı bir araya getiren bir gece hayatı ve eğlence caddesi. 169 on Long adlı jazz bar ve restoran, Blushlounge bar lounge ve gece kulübü, üç yüzden fazla şarap çeşidi tadılabilen Caveau Wine Bar & Deli, Afrika müzikleri çalan Club Georgia, yerel halkın gittiği ucuz içki ve pizza satan rahat mekan Rafiki's Bar, gezgin ve turistlerin tercih ettiği Zanzi-Bar, indie, drum'n'bass ve elektronik müzik çalan Fiction Bar Club, canlı Dünya müzikleri yapılan Mercury Live & Lounge, arkadaşım Giorgos'un mekanı Plan B Cafe Bar, ve bir Cape Town klasiği olan Mama Africa, şehrin en iyi bar ve gece kulüplerinden. Cape Town gece hayatı için restoran bar Mama Africa vazgeçilmez bir eğlence yeri. Sevinç Hanımın yerinde kalan ve burada yaşayan Ebru sağ olsun akşamları bana zaman ayırıp gezdirdi. Kentte tanınan, çok sosyal bir insan, onunla gezmek keyifli, herkes tanıyor. Şişelerden yapılmış dev avize geceyi aydınlatıyor. Uzak Doğudan sonra en sevdiğim yer... İnsanlar saygılı, düzenli, gezilecek çok yer var. Araba kiralamak en mantıklısı, mesafeler biraz uzak. Korkulacak bi durumla da karşılaşmadık gece çok geç saatlere kalmadık. Deniz ürünleri cenneti. Ocean Basket muhteşemdi. Cape Town güzel şehir, haklısınız. Gezilecek yer dolu, ve doğa kentle iç içe. Yolunuz açık olsun. Cape Town seyahat tavsiyesi için teşekkürler. Rica ederim Alper abi. MARAŞA'da bekleriz dondurma yemeye:)ama ben haftaya cape town'dayım inş. Çok teşekkür ederim. Geçen ay Maraş'taydım, yazımı bugün-yarın yayınlarım:) Cape Town'da iyi şanslar, şahane bir Güney Afrika macerası dilerim. Cape town'a yalnız seyahat etmeyi düşünüyorum ve kararımdan vazgeçmezsem yarın geceki uçuşa katılacağım. Ilk yalnız seyahatim olacağı için çekincelerim var, yalnız gidersem çok sıkıcı olur mu, yalnız kalır mıyım dite tedirginim. Merhaba. Cape Town güzel, büyük, renkli ve eğlenceli bir şehir, yalnız seyahat etmekten çekinmeyin. Güvenlik konusunda dikkatli olmanız gerekir, ama sıkıcı olmaz. Cape Town Havalimanı'ndan şehir merkezine MyCiti otobüsleriyle gidebilirsiniz. Long Street, Bo-Kaap ve V&A Waterfront sahili görece güvenlidir ama her yerde dikkatli olmanız gerekir. Alışveriş için Long Street ve Green Market Square iyi. Güney Afrika Türkiye'den ucuz bir ülke. Merhaba. Qatar Hava Yolları ile Güney Afrika'ya giderken Doha aktarması için vize gerekmiyor. Havalimanından çıkıp gezecek kadar zamanınız varsa da oradan kolayca ücretsiz vize alınabiliyor. Selamlar, Cape Town için ilk defa 'acaba gidilir mi?' dedikten sonra, sizin blogunuzu okumuştum. Yaklaşık 1 ay önceydi. Az önce THY 6/12 için biletimi aldım. Bilgi amaçlı olarak, bazı tarihlerde, THY diğer hava yollarından ucuz. Yazınız için teşekkürler. Cape Town gezi yazıma ilginiz ve bilet bilgisi için teşekkürler. Güzel bir şehir, sevindim. Yazılarınızı okudum. Gerçekten kısa ve net bildiler var, teşekkür ediyorum. 24 Kasım 02 Aralık tarihinde biz de oradayız. Uçuşa 4 gün kaldı. Cape Town güzel bir şehir, beğenirsiniz. Güvenlik konusunda dikkat edin. iyi yolculuklar. Merhaba Alper bey numarasını yazdığınız Sevinç Hanım pansiyonunu kapatmış sizin bize önerebileceğiniz bir yer var mı aile için uygun güvenli olan. Merhaba. Cape Town'da başka yerde kalmadım, bilemiyorum maalesef. Tavsiyeniz üzere Şubat başı Sevınc Hnm da kaldık. Çok memnun kaldık. Tesekkurler. Kısmetse Filipinler'de göreceğiz. Cape Town'da tavsiye ettiğim yerde kalmanıza sevindim. Rio'ya gitmedim, Sao Paulo'da Couchsurfing ağıyla gönüllü bir üyenin evinde kaldım. Copacabana Rio arası yarım saat, pek zor olmaz. Alper Bey merhaba! Sitenizi bugun kesfettim cok icten insanlarla ozenle ilgilenen birisiniz ayni zamanda hemserimsiniz ben de Tekirdagliyim mutlaka Tekirdag dan ortak tanidiklarimiz da vardir. istanbulda ikamet ediyorum. İnsallah birgun yuz yuze tanisma imkanimiz da olur diliyorum. Merhaba Sule Hanim. Ben de Sarkoyluyum. Memnun oldum. Mayıs ayı çok mu keyifsiz olur yağış gri hava mı olur siz de kış vakti gitmiştiniz ben de mayısta gitmeyi düşünüyorum emin olamadım siz de kışın gitmiş biri olarak görüşleriniz önemli. Mayıs ayında Cape Town'da hava serin olur, sıcaklık gündüz 17-19 derece, gece 10 derece civarında seyreder. Ayın ortalama 10-11 günü yağmur yağar. Diğer günler çoğunlukla parçalı bulutlu geçer. bence rahatsız edici bir hava değil. Merhabalar yazınızı ilgiyle okuduk ve çok beğendik. Emeğiniz için teşekkür ederiz. Biz de 19 Temmuzda gideceğiz ve 10 gün kalacağız. Hava şartları, kıyafet seçimlerimiz ve yağmur durumu hakkında bize bilgi verir misiniz? Köpek balığı dalışları hakkında bilginiz var mı? Tecrübe ettiniz mi? Şimdiden çok teşekkürler. Merhaba. Cape Town gezi blog yazılarıma ilginize teşekkürler. Temmuz ayı Güney Afrika'da Kış mevsimi, iyi bir zaman çünkü aşırı sıcak hava ve sivrisinek sorunu yok. Hava sıcaklığı gündüzleri 15-17 derece ama geceleri 7 ile 10 derece arasında serin olur, rüzgar da yapabilir, montsuz gidilmez. Ayrıca yağmur da hiç seyrek sayılmaz, şemsiye götürmenizi de tavsiye ederim. Tekne ile köpekbalığı dalış turları 2000 Güney Afrika Randı. Ben yapmadım. Dalışlar için sharkcagediving net, sharkdiving capetown co za ve sharkdiving co sitelerine bakabilirsiniz. Merhaba Yeşim Hanım. Güney Afrika dünyanın en tehlikeli ülkelerinden biri olduğu için Cape Town ve Johannesburg yazılarımda belirtmekle kalmayıp, sırf bu konuda ayrı bir yazı yazmayı da adeta bir görev, sorumluluk olarak hissettim. Gidin veya gitmeyin diyemem; çok güzel bir ülke, maliyetler uygun, insanı kibar. Ama suç çok yaygın. Cape Town daha güvenli ama sadece \"daha güvenli\", yoksa \"güvenli\" değil. Safari için en iyi yer Kruger Milli Parkı, ilgili yazımda ayrıntılı anlatıyorum."} {"url": "https://celebialper.com/cape-townda-gezilecek-yerler/", "text": "Cape Town'da gezilecek yerler oldukça fazla. Hem tarihi ve turistik yerleri ve değerleri, hem de doğal güzellikleri ile, vizesiz gidebilen, Türk gezginler için cazip bir seyahat noktası. Güney Afrika'nın pahalı bir ülke olmaması gerçeğini ve ülkenin en güzel kentinin Cape Town olduğunu da düşündüğümüzde tatil ve gezi için bu kadar çok turist çekmesi şaşırtıcı değil. Bu yazım Cape Town'da gezilecek yerler, fotoğraflar, görülecek noktalar, turlar hakkında bilgi içeren bir rehber niteliğinde olup Güney Afrika gezi notları dizimin devamı. Cape Town şehrine İstanbul'dan THY ile aktarmasız direkt 11 saatte, Emirates ile Dubai aktarmalı olarak bekleme saatlerinize bağlı olarak daha uzun sürede gidebilirsiniz. İki aktarmayı göze alırsanız Qatar Airways, Etihad Havayolları ve British Airways uçuşlarının fiyatlarına da bakabilirsiniz ama uçuşunuzun toplam süresi epey uzar. Kente Hollanda, Almanya, Botsvana, BAE, İngiltere ve Fransa'dan da direkt uçuşlar var. Benim gibi zaten bir Güney Afrika turu yapıyorsanız Cape Town kentine yurt içi uçuşlarla Johannesburg, Durban ve diğer Güney Afrika şehirlerinden South African Airways, Mango Airlines, Kulula, Safair, Comair havayolları ile gidebilirsiniz. Ülke içerisinde yerel havayolları ile oldukça ucuz uçuşlar bulunabiliyor, uzun mesafelerde tren veya otobüse pek gerek kalmıyor. Şehri kolay ve keyifli gezmek için City Sightseeing adlı firmanın iki katlı kırmızı otobüslerini kullanabilirsiniz. Şehir merkezindeki Long Street 81 numaradaki bürodan Cape Town turu biletlerini satın alıp Hop On Hop Off olarak adlandırılan turlarla gezebilirsiniz; istediğiniz durakta inip istediğiniz zaman sonraki otobüslerle devam etme özgürlüğü olduğu için böyle adlandırılıyor. En ünlü Cape Town turu olan Red City Tour 11 durakta duruyor, otobüsten hiç inmezseniz 90 dakika sürüyor ama hava durumu çok kötü değilse böyle yapmayıp duraklarda inerek ve gezilecek yerleri ziyaret ederek bütün gün gezebilirsiniz. Otobüslerde WiFi ve Türkçe dahil 15 dilde gezilecek yerler hakkında bilgiler dinleyebileceğiniz kulaklıklı Cape Town rehberi ses sistemi var. Bu tur V&A Waterfront Aquarium, The Clock Tower, Cape Town International Convention Centre, Long Street no:81, Jewel Africa, Table Mountain Cableway, Camps Bay, The President Hotel Bantry Bay, St John's Road Sea Point, Winchester Mansions, Green Point Urban Park adlı gezilecek yerler ve bu noktalardaki duraklarda duruyor. 15 dakikada yeni bir otobüs geçtiği için tur zamanınızı istediğiniz gibi ayarlayabilirsiniz. Red City Tour adlı Cape Town turu gezi rotası aşağıda. Cape Town turu fiyatları gezilecek yerler ve bölgelere göre değişiyor. Şehir merkezi ağırlıklı tüm Red City Tour ve Yellow Tour otobüslerinde geçerli günlük sınırsız bilet fiyatı 180 rand (35 lira), iki günlük tur bileti 280 rand. Ayrıca günbatımı turu 120 rand, liman turu 40 rand, LaGuGu kasaba turu 290 rand, 25 dakika helikopter içeren tur 1850 rand, tam gün Cape Point turu 3450 rand, 2 saatlik romantik tur 1720 rand. Tur biletlerini bürodan değil İnternet'ten alırsanız biraz indirim var. Cape Town'da gezilecek yerler hem merkezinde toplanmış, hem de kentin çevresine dağılmış durumda. Gezilecek noktalar bittikten sonra bu güzel Güney Afrika şehrinin tadına varabilmek için en az 5 gün kalmayı öneriyorum. Kaldığım şehir merkezindeki Bo-Kaap Mahallesinde çoğunlukla Güney Doğu Asya'lı kölelerin torunları yaşadığı için eskiden Malay Quarter da deniyordu. Rengarenk hoş binaları, güzel sokakları, camileri, Cape Town manzaraları, çeşitli yemekleri ve güvenli bir bölge oluşu nedeniyle gezilecek yerler arasında ilgi gören bir semt. Bo-Kaap Museum, baharat dükkanı Atlas Trading, küçük kafe ve lokantalar, saatlerce keyifle geziliyor. Signal Tepesi'nin eteklerindeki Bo-Kaap bugün zengin bir tarihe sahip, çok kültürlü bir mahalle. kentin ekonomik gelişimi, büyümesi, Güney Afrika apartheid ırk ayrımı rejiminin çökmesi sonucunda Bo-Kaap hoş sokakları ve kendine özgü mimarisiyle ilgi gören bir yer haline geldi. Zenginler şehir merkezinde ucuz evler almaya başlayınca bölgenin kapalı, birbirine sıkı bağlı yapısı değişti ve bazı mülk sahipleri binalarını satınca uzun süredir burada kirada oturanlar terk etmek zorunda kaldı. 1844 yapımı Nurul Islam Mosque Camii de bu semtte. Buitenkant Caddesi'ndeki Güney Afrika'nın en eski yapısı olan Good Hope Kalesi 1666 ile 1679 yılları arasında inşa edildi. Yerel halk tarafından The Castle yani kale olarak anılan tarihi yerde askeri araçlar, kalenin tarihi ve William Fehr sanat koleksiyonu sergileniyor. Giriş ücreti 28 rand. Kirstenbosch Botanik Bahçeleri Newlands Rhodes Drive'da yer alıyor ve her gün saat 08:00 ile 18:00 arası açık, bilet fiyatı 40 rand. Çok zengin bir bitki ve çiçek çeşitliliği olan bahçelerde değişik Afrika ağaçları, şifalı bitkiler, heykeller, hediyelik eşya dükkanı, biyoloji enstitüsü var ve amfitiyatroda filarmoni ve rock konserleri yapılıyor. Robben Adası Güney Afrika'da ırk ayrımı rejimi döneminde Nelson Mandela ve Walter Sisulu dahil siyasi mahkumların hapsedildiği bir cezaevi adasıydı. Turlar V&A Waterfront'taki saat kulesinin yanından tekneyle her gün saat 9:00, 11:00 ve 13:00'te başlıyor, ücreti 250 rand ve 3.5 saat sürüyor. Adada otobüsle tur yaptıktan sonra burada hapis yatmış eski bir siyasi mahkum hapishaneyi gezdiriyor. Ülkenin yakın tarihi ve politik sistemi hakkında bilgi kazandıran ücretsiz turlar yapılıyor. V&A Waterfront'taki akvaryuma giriş bileti fiyatı 125 rand. Her gün saat altıya kadar açık, pazar günleri 15:00'te köpek balıkları beslenirken izlenebiliyor. Dalış da var. V&A Waterfront liman ve kordon boyu Masa Dağı eteklerinde turistik bir alışveriş, yemek ve eğlence yeri. Darling Caddesi'ndeki Belediye Binası, Mandela'nın hapisten çıktıktan sonra ilk balkon konuşmasını yaptığı yer. İtalyan Rönesans tarzı yapıda Kent Kütüphanesi ve Senfoni Orkestrası var. Hollanda Reform Kilisesi ya da Büyük Kilise'nin ilk binası 1678 yapımı ama bugünkü kilise 1841 yılında inşa edildi. Güney Afrika Kültür Tarihi Müzesi eskiden köle nöbet kulübesi iken daha sonra bir genelev, 1810'da ise yargıtay binası oldu. İlk yerleşimcilerden kalma silahlar, mobilyalar, seramikler, oyuncaklar, kabile sanatı eserleri var. Güney Afrika Kütüphanesi dünyanın ilk ücretsiz kitaplıklarından biri. Güney Afrika Müzesi ülkenin en büyük ve en eski müzesi olup doğa tarihi üzerine gezilecek yerler arasında yer alıyor. Dört katlı balina Kuyusu içinde dev bir mavi balina iskeleti var. San kabile hayatı, deniz hayvanları, kaya sanatı örnekleri sergileniyor. Güney Afrika gezim sırasında beni koruyan Afrika büyücüsü. Dinozora o acı gerçeği açıkladığım an. Güney Afrika Ulusal Galerisi Government Bulvarı'nda ve Pazartesi hariç her gün açık, giriş ücreti 10 rand. Modern Güney Afrika sanat eserleri ve geleneksel kabile oyma ve boncuk işleri sergileniyor. District Six 1960'lara kadar melezlerin çoğunlukta olduğu, çeşitli ırkların yaşadığı bir bölgeydi ama 1966'da beyazlara ait bölge olmasına karar verildi ve beyaz olmayanlar gecekondu mahallelerine yerleştirilmeye başlandı. Güney Afrika ve yurt dışında bu uygulamaya karşı büyük öfke oluştu, hükumet sonunda mahalleyi toptan yıktı. Alana yapılması planlanan lüks evler yapılamadı. Buitenkant Caddesi no:25A adresindeki District Six Museum, köklerinden koparılan insanların öykülerini ve apartheid yani ırk ayrımı dönemini anlatıyor. Cape Town gezi rotası kentin ana caddesi olan Long Street'siz olmaz. Barlar, restoranlar, kafeler, lokantalar, çeşitli dükkanlarla dolu şehir merkezi Long Street'te mimari çeşitlilik, George ve Victoria dönemi evleri, New Orleans mimarisi, elden düşme kitap ve giysi dükkanları yer alıyor. Aziz George Katedrali Desmond Tutu'nun dini makamı olarak biliniyor ve 1989'da buradan 30.000 kişiyi ünlü \"biz gökkuşağı insanlarıyız\" şarkısını söylediği City Hall'a sürükledi. Afrika maskeleri, oymalar, kumaşlar, el sanatları ürünleri satılıyor. Şehrin simgesi olan dağ, üç km uzunluğunda düz bir zirveye sahip olması nedeniyle Masa Dağı ismini taşıyor. Gerçekten de uzaktan bakınca dağ bir masayı andırıyor. Zaman zaman dağın tepesini bulutlar kaplıyor ve zirve gözden kayboluyor. Zirveyi kaplayan bu bulut için de masa örtüsü benzetmesi yapılıyor. Aşağıda kaldığım yerden çektiğim Masa Dağı fotoğrafım var. Cape Town'da yapılması gereken aktivitelerin başında Masa Dağı'nın tepesine çıkarak manzarayı seyretmek geliyor. Ama yukarı çıkabilmek için de hava durumunun uygun olması gerekiyor. Masa Dağı'na Waterfront'tan binebileceğiniz, yukarıda bahsettiğim kırmızı tur otobüsleriyle ulaşabilirsiniz. Tur otobüsüne binerseniz hem şehri gezmiş, hem de ilginç tarihi hakkında bilgi almış olacaksınız. Dağın zirvesine aynı anda 65 kişiyi taşıyabilen bir teleferikle çıkılıyor. Teleferik hareket etmeye başladıktan sonra herkes fotoğraf çekmeye başlıyor. 1929 yılında hizmete giren teleferiğin bir özelliği de kendi etrafında dönmesi; bu sayede yerinizi değiştirmek zorunda kalmadan 360 derecelik bir seyir şansını yakalıyorsunuz. Bugün kullanılan teleferik 1997'de İsviçre teknolojisiyle yenilendi. 1086 yüksekliğe sahip Masa Dağı'na ulaştığınızda sizi Atlas Okyanusu ve birbirinden güzel sahil manzaraları karşılıyor. Nefes kesici bir güzellik. Tüm Güney Afrika'nın en çok turist çeken yeri ve gezilecek yerler arasında bir numara. Masa Dağı'nda, yürüyüş, dağ bisikleti veya kaya tırmanışı gibi doğa etkinlikleri yapmanız mümkün. Dağın tepesinde yemek yiyebileceğiniz ya da hediyelik eşya alışverişi yapabileceğiniz mekanlar bulunuyor. Cape Town şehrinin kuzey kısmındaki geniş Cape Flats bölgesinde gecekondu mahalleleri var. Bugün bir milyondan fazla kişi bu yasal olmayan gecekondularda yaşıyor. Kültürel çeşitliliği ve renkleriyle, kentin modern merkezine olan zıtlığıyla gezilecek yerler arasında yer alıyor. Cape Flats gecekondu bölgesindeki mahalleler arasında Athlone, Belhar, Bonteheuwel, Cape Flats Dune, Strandveld, Cape Flats Sand Fynbos, Elsies River, Manenberg, Heideveld, Hanover Park, Mitchell's Plain, Lavender Hill, Vrygrond, Capricorn. Overcome Heights, Sea Winds, Retreat, Grassy Park ve Lansdowne var. Ümit Burnu için yolculuk False Körfezi kıyısından Cape Town'a dönüş, şahane plajlar, balıkçı limanları, dağ ve okyanus manzaraları, çeşitli flora ve fauna, yabani hayvanlar görebileceğiniz bir günlük gezi olur. Araçlarla uğraşmak istemezseniz diğer Cape Town yazımda anlattığım turizm bürosu sizi uygun fiyatlı günlük turlara yönlendiriyor. Giysilerimizden anlaşılacağı üzere Güney Afrika'da mevsim kış, aylardan Ağustos. Şehir merkezinden yola çıkınca Beach Road, Queens Road, Bantry Körfezi, Clifton, Victoria Road manzaraları ve lüks evler görülüyor. Daha sonra Twelve Apostles eteklerinden devam ediliyor, buranın sahilindeki gemi enkazları dalış için oldukça popüler. Chapman Peak Drive yolu boyunca manzara çok güzel. Cape of Good Hope Nature Reserve adlı Ümit Burnu Doğa Koruma Alanı 8.094 hektar genişlikte, rüzgarlı bir doğal güzellik. Cape Town'da gezilecek yerler arasında görülmesi gereken, kaçırılmayacak bir nokta. Simon's Town kasabasında Boulders Beach yakından penguen izlemek için ideal bir yer. Afrika pengueni veya beyaz gözlüklü penguen olarak adlandırılan penguenler çok sevimli. Ücret 60 rand. Afrika pengueni bazen jackass penguen veya siyak ayaklı penguen olarak da adlandırılıyor ve kıtanın en güney sularında yaşayan bir tür. Bugün yaşayan tüm penguenler gibi uçamayan, düz bedenli, kanatları deniz yaşamı için sertleşmiş ve düzleşerek yüzgeçlerinin içine geçmiş durumda. Yetişkin Afrika penguenleri 2.2-3.5 kg ağırlıkta ve 60-70 cm boyda olup, gözlerinin üst tarafında pembe lekelere ve yüzlerinde siyah maskeye sahipler. Afrika pengueni dalgıç bir tür olup balık ve mürekkepbalığı ile besleniyor. Eskiden çok fazla olan penguenler bugün soyu tükenme tehlikesi altındalar ve koruma alanlarında turistlerin büyük ilgisini çekiyorlar. Batı Cape'in en turistik bölgesi olan Garden Route, Tsitsikamma Dağları, balinalar, yunuslarla dolu, nefes kesici Hint Okyanusu kıyı şeridinin arasında uzanan yokuşlu tepeleri kaplayan gür bitkiler ve ormanlar nedeniyle bu adı taşıyor. Genelde Cape Town kentinden Elizabeth Port'a kadar 800 km uzanan bölge kastediliyor ama aslında coğrafi olarak kentin 400 km doğusundaki Mossel Körfezi'nden başlayıp 190 km daha doğudaki Storms Nehri'nde biten bölge. Dünyada karadan balina gözlemek için en iyi yer Hermanus bölgesi. Dev memeli hayvanlar olan balinaları 30 metre mesafeden görmek mümkün. Yazınızı ilgiyle okudum Alper hocam. Elinize, ayağınıza, aklınıza sağlık. Cape Town'a bir gün gitmeyi çok istiyorum. Eğer başarabilirsem, tavsiyelerinize dikkat edeceğim. Yolunuz açık olsun. Selamlar. Çok teşekkürler Rüveyda Hocam. Cape Town çok güzel bir şehir, şimdiye dek gidip de sevmeyene rastlamadım. Nice yollara. Saygılar. Bana göre Dünya'nın en güzel doğasına sahiptir Cape Town. Hayallerim arasında bir gün Cape Town 'u ziyaret etmekde var. 🙂 Nasip olsun. Çok güzel bir derleme olmuş. Keyifle okudum. Cape Town gezi yazıma ilginize teşekkürler. Gidebilmenizi umarım. Biz Avis'den 10 gün araç kiraladık, navigasyon dahil 750 TL ödedik. Havaalanından çıkarken biraz dikkat ettik ve daha sonra ters trafikte hiçbir sıkıntı yaşamadık. Cape Town bölgesinde yollar çok genis vede bakımlı. Trafikde saygı Avrupa ülkeleri gibi. Akaryakıt ucuz (1 litre benzin 2TL) yani depoyu 100 TL ye fulledik. İyi restaurantlar da akşam yemeği (başlangıç, ana yemek, tatlı ve içecek 2 kişi ortalama 100-120TL ödedik. Waterfront bölgesinde çok güzel, alışveriş merkezleri ve guzel restaurantlar var. İnsanlar çok saygılı, restaurantlarda servis çok iyi. Masa dağına teleferikle çıkmak kişi başı 250zar (50tl) toplu ulaşım fazla yok, taksi de az ama UBER çok yaygın ve de taksinin yarı fiyatına. Cape Town 'da tane casino var, burasi aynı zamanda büyük bir compleks, içinde restaurantlar falan var. İnsan girdiği zaman epey vakit geçiriyor. Güney Afrika parası bizden düşük olduğu için çoğu şey Avrupa 'dan çok ucuz. Para bozduracak olursaniz kesinlikle bankada bozdurun, döviz bürolarinda hem kur düşük hem de %7 komisyon kesiyorlar. Mağaza harici tüm alışverişlerinizde pazarlık yapmanızı tavsiye ederim. Şarap seviyorsanız Stellanbosch kasabası müthiş bir yer, Cape Town'a 1 saat uzaklıkta ve de yol boyunca manzara çok güzel. Cape Town gezisi hakkında değerli bilgiler için teşekkürler. Cape Town'a gidip de beğenmeyene ben henüz rastlamadım. Yerleşip yaşayan tanıdıklarım da oldu. Sadece Güney Afrika'nın en güzel kenti değil, Afrika'nın en güzel şehirlerinden biri demek sanırım yanlış olmaz. Yolunuz açık olsun. Ne kadar da şirin ve güzel bir yer... Gitmek istediğim ülkelere bu da eklendi. Cape Town Güney Afrika'nın en güzel ve ev turistik şehri, çevresi de güzelliklerle dolu. Umarım gidebilirsiniz. Merhaba Elif. Evet epey Türk var. Yardım konusunu bilemiyorum ama kalacak yere ihtiyacınız varsa bir önceki yazımda Cape Town'da pansiyonu olan Sevinç Hanım'ın iletişim bilgisi var. Kentin güvenli ve merkezi bir semtinde. Gezimi aralık ayında 6 gün Cape Town 3 gün Joha olarak planladım. Hava çok sıcak olmasa da 28 derecelerde ve yanınıza koruyucu mutlaka alın. Sevinç ablada yer olmayınca suit evlerden oluşan best western cape suites hotelden rocketmiles sitesinden günlük 250 ye kiraladık. (rocketmiles hoşgeldin bonusu ile 6.000 miles verdi.) Kahvaltı dahil mutfaklı odalar otoparklı güvenlikli havuzlu içinde kendi barı olan bir tesis. Havaalanı transferi ücretsiz. uber çok çok ucuz. Hiç düşünmeden uberden başka birşey kullanmayın. Havaalanı şehire transfer uber ile 160 rand. Havalanında internet var. hemen çıkışta solda kapalı parkın içine geliyor araçlar. Sağdan direksiyonu malta gezimde tecrübe etmiştim 1 ay öncesinde o yüzden sorun yaşamadım. Malta da 1,5-2 günde alışmıştım. Araç kullanırken dalmayın yeter sizi sağ doğru götürüyor bilinçaltınız. Cape Town Johannesburg biletimi mango havayollarından 200tl aldım 1 ay kala. Temiz rahat bir havayolu. Daha erken zamanda daha ucuza alınabilir. İst- Doha Cape Town / Johannesburg Doha İstanbul biletlerini Nisanda 1.650tl almıştım qatar airways'den. O zaman bana pahalıya aldım gibi gelmişti ama şimdiki fiyatları görünce iyi fiyata aldığımı düşünüyorum. Biletlerin en iyi yanı cuma aksam çıkışlı-p. tesi sabah erken dönüşlü olması ve aktarmalardaki beklemenin 1.5 saat olması idi. Böylece bütün yolculuklarımı gece yapıp gün kaybetmemiş oldum. Genelde gezilerimde marketten alışveriş yapıp evde kendim yaparım. Ama burası çok ucuz. Markette hazır pişmemiş köfte kg fiyatı 70 rand idi. Ancak orta üstü bir yerde 2 500gr t-bone 1 şişe şarap aparatifler toplam 450 rand gelince ben ne yaptım dedim 🙂 hele joha da alper beyin tavsiye ettiği lüks mekanda 500 rand gelince evde yaptığım yemeklere pişman oldum. Olsun ama özümüzü kaybetmeyelim. Bunun daha zurih reykjavik şehirleri var. Ne demek Ömer Bey, aksine uzun olması daha iyi, zahmet edip buradan binlerce kişiye bilgi veriyorsunuz. Cape Town gezi, kredi kartı, para, ulaşım ve yemek hakkında verdiğiniz değerli bilgiler için çok teşekkür ederim. Cape Town ve etrafı aktivite bakımından bol seçeneği olan bir yer. Benim 2 a. b. d. gezim dahil en yüksek masraf ettiğim gezim olmayı başardı. Ama pişman değilim. transfer istemeden arabamız ile Gansbaai kasabasına gidiyoruz. Herkes görüp tatmin olana kadar denizde kalıyoruz. 10:30 gibi şirketin merkezine geri dönüyoruz. Yine karşımızda sıcak aparatifler karşılıyor. Ama herkes 1 saat gibi kendine gelmeye çalışıyor. Merkez rahat bir yer biz transferle şehre dönmediğimizden bir güzel 1 saatte uyuyorum. Genel olarak çok büyük korku veren bir olay değil. Ben yaptıysam herkes yapar merak etmeyin. 1 hafta öncesinden şirketlerin internet sitesinden rezervasyon yapmanızda yarar var. Shark Diving Unlimited şirketinden satın aldık ama o koyda 4-5 şirket var ve birbirinden farkı yok gibi. Şimdi gelelim çokta uygun ücretle neden transfer almadığımıza. Saat 11 de geri transfer olsa 1 de cape towna dönsek o yorunlukla kesin uyuyup kalacaz ve günü kaybetmiş olacaktık. Biz 11 den sonra programa üzüm bağları ile ünlü Franschhoek kasabasını aldık. Rotamız Gansbaai Hermanus Franschhoek. Hermanus ve onun etrafındaki bütün kasabalarda balina gözlem yeri mevcut. Nacak bizim gittiğimiz mevsimde değil. Ama küçük bir sahil kasabası gidip üzüm bağları yoluna çıkmadan dinlenmek için bire bir. Hermanus Franschhoek yolu 2 saat sürüyor. Google maps bir ara toprak yola sokuyor sizi ama telaşlanmayın yolun keyfini çıkarın. Benzininizi fulleyin dağ yolu çok yakıyor Franschhoek kadar benzinci yok. Aracınız var ise Franschhoek Wine Tram gibi aktivitelere gerek yok bence internetten bağları gezin gideceklerini işaretleyin. Bizim gittiğimiz çiftlikte premium şarap tadımı 4 kadeh 40 rand. Flagship 4 kadeh şarap tadımı 100 rand. 2 çeşit zeytinyağı testi 60 rand. En iyi kırmızı şarabı bizim çiftliğin 320 rand. Bağların arasında keyfinize bakın ruhunuz kafeş dalışından sonra bir rahatlasın. Toplamda 5-6 saat ve 400km yol yapıp sabah 4 de cıkıp aksam 7 gibi otelimize geri dönüyoruz. Güney Afrika köpek balığı dalışı, balina gözleme, bağ turu ve şarap tadımı bilgileri için çok sağ olun. Cape Town'da yapılacak şeyler ve çevresindeki gezilecek yerler hakkında şahane tavsiyeler verdiniz. Dalış pahalıymış bu arada, ama insan böyle şeyleri hayatında bir defa yaşıyor, iyi yapmışsınız bence de. ilk araç günümüzdeki planımız ümüt burnu oldu. Ümit burnu gezisi sadece bununla kısıtlı olmayan giderken ve dönerken kısmen ayrı rotaların kullanıldığı 1 gününüzün tamamını alan bir rota. 180km civarı 4 saat civarı kullanım süresi var. Muizenberg : Daha sonra buray özel geleceğim için sadece tepeden manzarasına baktık. Enfes bir manzara çıkacak karşınıza oturun biraz soluklanın. Simon's Town : Eski bir kasaba biz çok zaman kaybetmeden şöyle bir göz ucuyla baktık. Ümit burnu için sabırsız. Boulders Beach : Penguenleri çok yakından görebileceğimiz yer. 2 ayrı yer var beach ve gözlem yeri. Gözlem yeri 70 rand. Hava çok sıcak ama çokta sevimliler. Cape Point : Özlenen yere ulaşmış bulunuyoruz. Araç ile belgrad ormanı gibi giriş yaparken ücret ödüyoruz. 135rand/kişi başı. Fünikülerle çıkılan yerden sonra patika birazda yorucu bir yol daha var eski yerleşkeye giden. onuda mutlaka yapın derim. Şimdi dönüş yoluna geçiyoruz. Burada 2 seçenek var güneşi Chapmans Peak yada Camps Bay'de batırmak. O yüzden daha ağırdan alıyoruz herşeyi. Scarborough : Güzel bir koy çıkıyor karşınıza. Slangkop Lighthouse :Deniz feneri. Saat 15.00'de kapandığından biz içini göremedik. Kommetjie : Sanırım hollandalılar burada kendine bir yaşam alanı kurmuş. Bambaşka bir hayat yaşıyorlar. Sörf yapan epey insan izledik bu sahilde. Buradan birazdan göreceğimiz enfes manzaranın ilk sinyallerini alıyoruz. Noordhoek Beach : Karşımıza daha büyük bir koy ve azgın deniz çıkıyor. Chapmans Peak : Chapman's peak drive sahile sıfır hele gün batımına yakın muhtesem manzarası olan dağ içi oyularak yapılan yolu. Yolun tam ortasında bir izleme yeri mevcut. Gün batımına 1 saat kala buradan geçmekte yarar var. Manzara güneş ışığının geliş açısının yardımı ile de muhteşem. Otur izle fotoğraf çek video çek. İnsanın ayrılmak isteği gelmiyor. Karşısı Hout Bay koyu. Bu yol gariptir ücretli. 42rand. Üstümüzde rand yoktu bir yerlerden pos makinası bulup çektiler. Her yerde k. k. geçiyor bu ülkede. Hout Bay : Şirin bir kasaba. Güzel bir koyu var. Bizim için önemi seal island fok balıkları gezisi. 70rand. Ben 15.15 son gezi teknesi sanıyordum ama bizden sonra 16.00 gezisi yapıldı. Saat 19.30 olduğundan bu turu başka bir gün yapmanız lazım. Biz Masa dağına çıkacağımız günü ile birleştirip bir gün önce yapmıştık. Camps Bay : Benim cape townda en güvenli hissetiğim yer. 3 ay önce maiamide bulunduğumdan mıdır miami ye çok benzettim burasını. Akşamları tek canlı ve güvenli olan yer bana göre. Bir gece önce cape town da gasba uğradığımızdan mıdır çok tedirginiz erkenden eve gitme isteğimiz var. Sea Point : Gün batımını izlenecek güzel yerlerden biri ama biz tercihimizi Chapmans Peak yana kullandık. Şehir saat 21:00 ölü gibi duruyor. verdiginiz bilgiler icin tekrar tesekkur ederim. Rica ederim. Keyifli bir Cape Town turu dilerim. Öncelikle güvenliğe çok dikkat etmenizi öderirim. Uber kullanmıyorsanız mutlaka yükleyin. Şehirde uber çok ucuz. Kısa mesafelerde bile yürümek yerine belli bir saatten sonra uber tercih edin. (5tl civarı tutacaktır) Şehirde gün erken başlayıp erken bitiyor buna ayak uydurun derim. Hop off yanında otobüs ağı ile de Hout bay koyu dahil bir çok yeri ucuz ve güvenli gezebilirsiniz. BU yöntemle gidemeyeceğiniz Ümit Burnu ve üzüm bağları ile ünlü Franschhoek köyü var. Uygun bir konaklama bulabilirseniz Franschhoek köyünde 2 gün konaklamanızı tavsiye ederim. Bütçe ayırabilirseniz beyaz köpek balığı dalışını yapmanızı öneririm. Cape Town kredi kartı kullanımı açısından dünyada çok ileridedir. Hout Bay koyundaki fok balık turu harici heryerde k. k. kullandım. Döviz bozumu bankalarda ve pasaport ibrazı gerekiyor. Nakit çekimler için de FBN bankı tavsiye ederim. Bol bol steak yeyin derim bizim buralara göre çok çok ucuz. Cape Town taksi, otobüs, gezilecek yerler, para, banka, yemek önerileri için teşekkürler Ömer Bey. Ömer bey merhaba size ulasabilecegim sosyal medya hesabınız var mı? Varsa yazabilir misiniz bir kaç sorum olacaktı. Ve Alper bey sizin de emeğinize sağlık ben de Mart in ilk haftasi Tanzanya Kilimanjaro dan baslayıp Cape Town dan ist. la dönmeyi planlıyorum ve tek çıkacagım bir seyahat olacak inanılmaz heyecan ve panik halindeyim neyse verdiğiniz bilgiler için çok tesekkürler. Güzel bilgiler için çok teşekkür ederiz. Ben ve ailem daha önce cape town da bulunduk gezdik ve çok sevdik. Fakat orada iş le ilgili bir durum gelişti. Üç çocuğum var biri ortaokul diğeri lise çağlarında, orada turistik gezi başka yaşamak çok başka. Ürkmedim desem yalan olur, aklıma gezdiğim gördüğüm güzel yerler değilde direk elektrik telleriyle çevresi örülmüş evler geldi. Güvenlik konusunda fikirlerinizi paylaşabilirimsiniz. Şimdiden çok teşekkür ederim. Güney Afrika gezi yazıları ve yorumlarımı okuduğunuz için ben teşekkür ederim. Güney Afrika'da Yaşam ve Suç yazımı okumanızı öneriyorum. Sormak istediğim bir şey var. Biz Ağustosta Cape Town'da olacaz. 1 haftalık bir tatil dusunuyoruz. Suç yazınızda Johannesburg'un tehlıkelı oldugunu yazmıstınız. Sadece Cape Town yeter mi yoksa diğer şehirlere de gitmeyi düşünelim mi. Merhaba. Cape Town Güney Afrika'nın en güvenli kenti ama orada da suç var. Dikkatli olun. Cape Town ve çevresi 1 hafta için yeterli olur. Biz de Ocak 2018 de Cape Town a gidip araba kiralayıp dolaşmayı planlıyoruz ancak ülkede karışıklıklardan ötürü sıkıntı çekeceğimiz, ayrıca gasp, hırsızlık gibi olayların çok olduğu ve tabii ki hastalık kapma riski olduğu belirtiliyor ve endişeleniyoruz. Bu konuda biraz bilgi vermenizi rica ederiz. Güney Afrika'daki politik durumun size bir etkisi olmaz, ancak hırsızlık, başta gasp olmak üzere sokak suçu yaygın bir ülke. Hastalık riski turistler için düşük. Gasp için dikkatli olmanız gerekiyor, arabanızın kapıları daima kilitli olsun. Güney Afrika'da Yaşam ve Suç adlı yazımı ve diğer Cape Town yazımı da okumanızı öneririm. Açıkçası sadece Cape Town olarak düşünmüştüm fakat önerileriniz olursa değerlendirmek isterim. Henüz net bir planım yok fakat net 7 günüm var. İstanbuldan direk Cape Town'a gitmeyi düşünüyorum çünkü totalde 7 günüm olduğu için olabilecek en hızlı seçeneği tercih edeceğim sanırım. Haklısınız, direkt gidip 7 günde Cape Town ve çevresini kapsayan rahat bir seyahat güzel olur. Dönüşte izlenimlerinizi buraya yazarsanız memnun olurum. Buna sevindim. Cape Town çok güzel bir şehir. Evet Johannesburg yazılarım var blogumda, okumanızı öneririm. Alper bey sizi takip ediyorum. Gezinden çok etkilendim. Anlayamadığım iki konu var. Ümit Burnu gezisi ve Masa Dağı gezisi Red City ve Yellov tur otobüsleriyle günlük sınırsız bilet alırsam yapabiliyor muyum? Bilgilendirirsen sevinirim. Biz de kızım ve eşim ile 05-12 Kasım-2007 tarihlerinde Cape Town, Sun City ve Johannesburg turu yapmak istiyorum.. Bütçemiz sınırlı olduğu için güvenli ve uygun otel önerilerinizi alabir miyim.. Merhaba. Cape Town'da pansiyon işleten bir Türkün yerinde kaldım ama artık başka ülkeye taşındı. Bookap semtindeydi, nispeten güvenlidir, Long Street, Green Point, Pinelands, Camps Bay, Oudekraal, Fish Hoek, Simon's Town ve Port of Cape Town bölgeleri de öyle. Johannesburg çok çok tehlikeli; biri merkezde diğeri banliyöde 2 arkadaşımda kaldım, hiç arabasız ve yalnız bırakmadılar. Sandton, Central Business District CBD, Newtown, Market Theatre ve Melville, biraz güvenli, kısmen yolda yürünebilen semtler."} {"url": "https://celebialper.com/cin-mogolistan-seyahatine-hazirlik-ve-on-bilgi/", "text": "Aşağıda Moğolistan haritası ve yaklaşık seyahat rotamı görebilirsiniz. Bu arada yeşil pasaportum olduğu için Moğolistan vizesi ve Çin vizesi almam gerekmiyor. Moğolistan seyahatimin macera dolu geçeceğine eminim. Moğolistan turları ile değil bağımsız ve tek başıma gitmek heyecan verici. Moğolistan'a gitmek için uzun bir tren yolculuğunu seçmem heyecan verici. Çin devasa bir ülke, Pekin ve çevresindeki birkaç yerde kalmayı düşünüyorum. Moğolistan gezisi çok daha heyecan verici. Türkiye'nin tam 2 kati büyüklüğündeki ülkede sadece 2,7 milyon insan yaşıyor. Ülkedeki tek kent başkent, diğerleri kasaba ve çadırlar. Başkentin nüfusu 1 milyon ve yarısı çadırlarda yaşıyor; ülkenin tüm nüfusunun yarısı gibi. Türkiye'deki asfalt yol uzunluğu 62000km, Moğolistan'da 1500km! Başkentten birkaç yere asfalt var, o kadar. Tarifeli otobüs de sadece bu birkaç kasabaya var. Ülkede ulaşım çölde minibüs, at, deve, cip, vs ile yapılıyor. En \"sırt çantalı\" gezginler için bile turistik çadır kamplarında kalmak yaygın, ama benim hiç niyetim yok yapay yerlerde kalmaya. Seyahat edenlerin karşılıksız birbirini konuk ettiği sisteme üye sayısı son derece az, bazı yerlerde beni misafir edecek kişiler buldum, onların çadırı varsa kalırım. Çin Moğolistan gezimin yazıları burada: Çin Pekin Gezisi. This time I am traveling to China and Mongolia, again for one month. Next week I am flying to Beijing. After staying there 4 days I will go to Ulan Bator by Transmongolia part of the famous Transsiberia Express, stay there some days and take a local sleeper train to Erdenet town, with the only railway line except the Transsiberia in Mongolia. After that town it is not possible to calculate my days, because no road to my next destination. A minibus may depart in an uncertain day of the week and drive on the moor. Unless the driver drinks too much kumiss and vehicle breakdown, I will arrive to Tsetserleg town in 10 hours. After some days I will head to Kharkhorin, Orkhon Kültigin Monuments, tents on the desert, no-man lands, with whatever I can find. I am willing to cross Gobi desert without the train back to China. Tourists rent a jeep with guide or take a tour, but I will not. I am excited about my coming China Mongolia travel. selam kardeşim öncelikle iyi yolculuklar ve bol şanslar diliyorum. lütfen benim bloğumdan 1-2 ülke tanıtımı oku ve senin dönüşünü ve aktarcağın bilgileri bekleyen gezginci arkadaşlarına ayrıntılı bilgiler ver. iyi yolculuklar. En azından orta düzeyde İngilizce konuşamazsan zor olur. Çin ve Moğolistan ben de çok istiyorum. Merhaba, moğolistan gezinizden etkilenmedim desem yalan olur. Bayıldım! 🙂 Peki Moğolca' yı nasıl hallettiniz, gerek duydunuz mu? Merak ediyorum.. Moğolca bilmiyorum. Bilenlerle İngilizce konuştum, bilmeyenlerle Tarzanca. 🙂 Moğolistan seyahat kitabımda bazı temel sözcüklerin Moğolcası vardı, çok sıkışınca ondan yararlandım. İlginize çok teşekkür ederim. Umarım siz de Moğolistan'a gidebilirsiniz. Merhaba Rıfat Bey. Rica ederim, neden ayıp olsun. Ben 1 ay Çin ve Moğolistan gezisi yaptım, üçte ikisinde Moğolistan'ı gezdim. 6.000 liraya yakın para harcadım, neredeyse en pahalı seyahatim oldu, bunu ben de çözemedim. Sanırım ucuz ülkeler olduğu için biraz ölçüsüz harcadım. Merhaba Nilüfer Hanım. Ben bağımsız geziyorum, Moğolistan'a da tursuz, tek başıma gittim. Tursuz gitmekten çekinir misiniz? saygılar. Evet çekindim açıkçası. Yolların durumunu çok güzel açıklamışsınız 🙂 2016 yazına kadar gelişme olur belki. Moğolistan eşi benzeri olmayan bir güzel ülke. Umarım gidebilirsiniz. Yolunuz açık olsun. Gezilerin detaylı olarak kaça mal olduğunuda yazarsanız sevinirim. Yani uçak biletlerini ve şehirlerarası uçak biletlerini tren ve otobüs biletlerini.. Bloguma ilginize teşekkür ederim. Bundan sonra yazmaya çalışırım. Şimdilik Çin ve Moğolistan'ın Türkiye'den ucuz ülkeler olduklarını bilgi olarak yazayım. Sayın Alper bey, içinde bulunup faaliyet gösterdiğim grup olan 'Sınır tanımayan dağcılar spor klübü' Bursa olarak 2016 yazı Ağustos ayında Mogolistan Orhun Vadisi birde bölge dağlarından birinde bir zirve tırmanışı yapacağız. Bu ülkede diyalog kurabileceğimiz güvenli kişi veya kurumlardan bildirecekleriniz olursa sevinirim. selamlar teşekkürler. Moğolistan'da ben kullanmadım ama başkent Ulan Bator'da tur şirketleri var, onlarla temas kurup rehber ve araç desteği alabilirsiniz. Alper Bey küçüklüğümde dört seneye yakın Moğolistan'da yaşadım;(1998-2001). Yalnız o yaşlarda doğal olarak Orhun Abideleri'nden habersiz olduğum için Orhun Vadisi'ndeki yazıtları görme imkanım olmadı bu yüzden tekrar gitmeyi palnlarsanız bana haber verirseniz sevinirim; çünkü Moğolcayı küçük yaşlarda öğrendiğim için hala unutmadım ve gayet iyi bir şekilde konuşabiliyorum. Bana dönerseniz sevinirim. Merhaba. Moğolistan'da yaşama nedeniniz neydi? Ne mutlu size Moğolca öğrenmişsiniz. merhaba. temmuzda orhun anıtlarını görmek için gideceğim. havaalanına indikten sonra 6 tam günüm olacak. bu süre içinde anıtlara gidip gelebilirmiyim. ben başkentte tur + rehber kiralamak istiyorum. ancak internetten fazla bilgi bulamadım. tek kişi için tur + rehber fiyatı ne kadar olur tahmini. gece konaklama olayı nasıl oluyor. bildiğim kadarı ile otel yok. çadırlarda kalınıyor. sonuçta çöl diyebileceğimiz bir ülkede gece kalacak çadırı nasıl bulacağız. birde anıtların orjinalleri müzede diye biliyorum. hangi müzede. oraya da gitmek istiyorum. Merhaba. Moğolistan'da altı gün içerisinde Orhun Anıtları'nı kesinlikle görebilirsiniz. Ben rehber kiralamadım hiç, sizin de buna ihtiyacınız yok. otel var. Temmuz'da Moğolistan'da hava durumu genelde ılık ve güneşli, gece için bir mont alın yeter. El feneri kesinlikle çok gerekli. Anıtların orijinalleri, asıl yerlerinin hemen yanında. Orhun Yazıtları adlı yazımda ayrıntıları anlattım. O yazımı ve diğer tüm Moğolistan yazılarımı okumanızı öneririm. HOCAM bir yanlışlık var Çin Seddi TÜRK akınlarına karşı yapılmış ve ayrıca Moğolların TÜRK olduğu ispatlandı ve kabul ediliyor."} {"url": "https://celebialper.com/cin-mutfagi/", "text": "Dünyanın en zengin mutfağını, \"Çin'de Yemediklerim\" yazımdaki gibi bize fazla uzak veya itici olanlar dışında elimden geldiğince denedim. Çin mutfağı Kuzey Güney Doğu Batı olarak dörde ayrılıyor. Bunlar arasında önemli farklar olsa da, sos ve sebze ağırlıklı yemekler, yemeklerin wok adı verilen çukur tavalarda pişirilmesi ve yemeklerin yemek çubuklarıyla yenmesi, Çin mutfağının en önemli ve ortak özellikleri arasında. Pekin Kuzeyde olsa da tüm ülkenin yemeklerini başkentte tatmak mümkün. Uzakdoğu mutfağında bana tek itici gelen şey, yemeklere şeker ve tatlı soslar katmaları. Yoğun tatlara, acıya, baharata, ekşiye alışkınız biz; yurt dışında yemek sorunu yaşayanlar hariç lezzetli bir mutfak. İşte Çin'de ne yenir sorusuna yanıt olarak tattığım Çin yemekleri ve yaşadığım yeme içme deneyimleri. Çin mutfağında kullanılmayan malzeme hemen hemen yok gibi, ve Çinliler çok çeşitli şeyler yemekle gurur duyuyorlar. Dünyanın diğer mutfaklarında kullanılan malzemelerin yanı sıra Çin mutfağının kendine özgün bazı malzemeleri var. Bu malzemeler arasında soya fasulyesi ve soya fasulyesinden türeyen malzemeler özel bir önem taşıyor. Bunların arasında soya sosu, soya sütü, fasulye filizi ve tofu yer alıyor. Soya sosu soya fasulyesinin su, tuz ve tahıllarla birlikte fermentasyona uğratılması sonucu elde edilen bir sos ve Çin yemeklerinde yaygın olarak kullanılıyor. Soya sütü ise kuru soya fasulyesinin suyla birlikte öğütülmesi sonucu elde edilen yüksek proteinli bir içecek. Fasulye filizi fasulye tanelerinin yeni filizlenmiş şekli. Tofu ise soya sütünün lor peyniri gibi ısıtma ve çökeltmeye uğratılması sonucu elde edilen yumuşak ve katı bir yiyecek maddesi. Aşağıda yosun salatası, beyaz, krema kıvamında ama tadını hiçbir şeye benzetemediğim bir şey ve geleneksel Hot Pot. İçi sıcak sos dolu bir tencerenin içinde gelmek üzere bidolu ahşap şiş seçeneği var, doğaçlama seçiliyor. 20 küsur şiş seçti arkadaşım Feng. Bazılarının ne olduğunu anlatabildi, bazılarını anlatamadı. Çeşit çeşit yosun, hayvan derisi, mantar, köfte, balık, ot, kabuk, kim bilir ne. Hepsini itinayla tattım. Çin yemekleri çok çeşitli ve rengarenk. Pekin gezisi devam ediyor. Öğle yemeğim Shuangjing semti, Pekin. My lunch at Shuangjing Daije, Beijing. Bir Çin mutfağı klasiği: hot pot. Ögle yemeğim Shuangjing Pekin. Çin mutfağında pilavlar ve pirinçten türeyen malzemeler de önemli. Çinliler ekmek yemeyip, onun yerine doyurucu madde olarak pilav tüketiyorlar. Ayrıca pirinçten yapılan pirinç unu makarnası ve pirinç şarabı da yemeklerde yaygın olarak kullanılıyor. Undan yapılan yiyecekler arasında Çin mantısı ve Çin böreği yer alıyor. Feng ile başka bir lokantada pilav, çorba, vs yanında dana kavurma söyledik, hevesle bekledim, maalesef şekerli sosu vardı. Masalarda tuz yok burada, istedik de zar zor bir tabak içinde getirdiler. Feng domuz etli bir yemek de söyledi, Mao Zedung'un en sevdiği yemekmiş. Tamam dedim ama o da şekerli çıktı. Feng ile akşam yemeğim. Dongçeng, Pekin. My dinner with Feng. Dongcheng, Beijing. Çin mutfağının kendine has birçok sebzesi var. Bunların arasında körpe mısır koçanı, Çin lahanası, çeşitli mantar çeşitleri, Çin brokolisi, körpe bambu çubukları, Çin su kestanesi, su teresi gibi sebzeler var. Başka bir gün Çinli arkadaşım Coco Liu ile mantı ağırlıklı bir yemek yedik, incir kadar mantılar, buharda pismiş. Başka acayip şeyler de söyledi, denizanası kıvamında beyaz bir şey vardı, onun ne olduğunu anlatamadı. Olsun, madem Çin'deyim, Çin yemekleri yenilecek. Aşağıda Coco Liu ile ögle yemegimi görüyorsunuz. Dazhalan, Pekin. My lunch with Coco Liu. Dazhalan, Beijing. Etler arasında en yaygın kullanılanlar domuz eti ve tavuk eti. Ayrıca 13. yüzyıldan bu yana Pekin civarında hazırlanmakta olan Pekin Ördeği Çin Halk Cumhuriyeti'nin milli yemeği olarak kabul ediliyor. Fırınlanıp kurutulmuş bir tane bütün Pekin Ördeği satın alıp İstanbul'a getirdim. Buzdolabımın en zor görülen bir yerine yerleştirdiğim Pekin Ördeği'ni fark ettiğimde tarihi geçmişti maalesef. Aşağıdaki yemeğimi çubuklarla yemeğe çalışıp beceremeyen perişan halimi izleyen karşı masadaki Çinliler, çalışan elemana söylediler de sağda bir kısmı görünen çorba kaşığını getirdi. Turistik olmayan lokantalarda pek çatal-bıçak olmaz Çin'de. Sadece çorba için küçük porselen kaşık kullanılır. Ögle yemeğim, ginseng çorbası, marul salatası, pilav, tavuk sote. Chongwenmenwai Dajie, Beijing. Pekin, Çin. Çin mutfağında sebze, makarna ve etlerin pişirilmesinde en sık kullanılan yöntem yüksek ateşle yağda kavrulma yöntemi. Yemeğin malzemeleri kavrulmadan önce hem pişmeyi çabuklaştırmak, hem de sofrada yemek çubuklarıyla yenmeyi kolaylaştırmak için lokma büyüklüğünde parçalar halinde kesiliyor. Malzemeler vok adı verilen orta bölümü çukur tavada, kızgın yağda pişiriliyor. Yüksek sıcaktaki yağ gıdaların içindeki şekerin karamelleşmesine yol açarak lezzeti arttırıyor. Ancak kavrulan sebzelerin tamamıyla yumuşamasına izin verilmeyip, dış kısmı kızarmış sebzelerin iç kısmı genellikle diri bırakılıyor. Böylece hazırlanan sebzelerin vitamin ve diğer besleyici değerleri kaybolmuyor. Çin yemekleri hem çeşit hem de pişirme tekniği bakımından çok zengin. Tianjin kentinde Peggy Chen ve arkadaşıyla gittiğimiz lokantada et güveç ve sarımsaklı ekmeğim. Çin mutfağında kullanılan diğer bir yaygın yöntem ise buğulama, yani buharda pişirme. Buğulama kapları geleneksel olarak bambudan yapılıyor. Buğulama yöntemi özellikle sebze, balık eti ve Çin mantısının hazırlanmasında kullanılıyor. Buğulama kabı iki kısımdan oluşuyor. Alttaki kapta su kaynıyor, üstteki kaba konan malzemeler alt kaptan yükselen ve delikler aracılığıyla üst kaba geçen buhar ile pişiyor. Sokakta akşam yemeği yediğimiz tezgah. Tianjin, Çin. Dinner at street. Tianjin, China. Tianjin'de kalırken beni evinde konuk eden Peggy Chen ile bir akşam yemeğimizi sokakta tezgahtan yedik. El arabasında yüzlerce çeşit cöp şiş var, adamın verdiği tepsiye istediklerinden koyuyorsun, mangalda pişiriyor. Tavuk, domuz, sığır, kuzu, yengeç, ot, biber şişleri seçtik. Lahana şiş vardı, onu pişirmemesini söylettim Peggy'ye. Adam pişirmemeye zor ikna oldu, neyse biraz çiğ yeşillik yemiş oldum. Birer tepsi şiş yedik, yaklaşık on beşer tane, birer de bira içtik, kişi başı 4 Lira verdik. Ucuz Çin yemekleri yedik, Çin mutfağı içerisinde sokak yemekleri önemli bir yere sahip. Çorbalar dışındaki bütün Çin yemekleri geleneksel olarak yemek çubukları yardımıyla yeniyor. Çatal ve bıçak kullanılmıyor. Çin yemekleri yemek çubuklarıyla yenmeyi kolaylaştıracak şekilde lokma büyüklüğünde parçalar halinde hazırlanıyor. Pekin'e ikinci gidişimde yemeğe çıktım, bidolu lokanta var ama İngilizce isimleri bile yazılı değil, bakındım bir süre. Turistik olmayan bölgede kalmak istedim, bunlara katlanmak benim için daha çekici. Neyse birine girdim mecburen, tek kelime İngilizce bilen yok tabii. Canım tavuk istedi, mecburen gıdakladım, taze soğanlı, acı küçük kırmızı biberli, soslu tavuk sote geldi, yanında tabii ki pirinç pilavı. Koka kola ile beraber hepsi 4.5 Lira. Dongsanhuan Zhonglu Caddesi, Pekin. Guomao semtindeki modern bir lokantada akşam yemeğim. Pekin. My dinner in a modern restaurant at Guomao district. Beijing. Çin lokantası. Bu yumurta çorbasını Çin Seddi gezim sırasında yedim. Bu dev kapta gelen çorba pek lezzetli olmasa da ucuzdu. Afiyet olsun, Alper Çelebi. Çin'de yemediklerim kısmını okurken bu insanların hiç aç kalmayacaklarına inancım katlandı. Bir savaş olsa adamlar hiç yemek sıkıntısı çekmez. Ben bu Çin yemekleri içerisinden ancak iki veya üç tanesini yiyebilirdim sanırım. Çin mutfağı resimleri için teşekkürler. Yabancı yemekler konusunda pek zorluk çekmiyorum genel olarak. Çin mutfağı da benim için ilginç. 24 Agustosta Çine gidiyorum. Yazdıklarınız benim için hem merakımı kamçılayan, hem de en azından elde bir bilgi mantığıyla hareket etmemi sağlayacak şeylerdi. Keşke ipek pazarlarını da gösterseydiniz... Elinize ayağınıza sağlık. Görsellikler cuk oturmuş... Teşekkür ederim. Çin'den daha çok yazacaklarım var, zaman bulamadım henüz. Ben de size teşekkür ederim, iyi yolculuklar. Yedim ve bir şey olmadı Canan Hanım, olan kişiler varsa nedeni psikolojiktir. Ben de okuduğunuz için teşekkür ederim. Çin'in zengin mutfağı karşısında Türk kültür ve ananeleri karşısında ilginç bir yerde olduğunu söylemek isterim. Yemeklerin görüntüleri ne kadar tuhaf olsa da yemeğe başlayınca aslında görüntüye aldanmamak gerektiğini anlıyorsunuz.. Sayın Hüsnü bey ben Haram olmadığını söylemiyorum ki Haramdır. Fakat Haram olduğunu bile bile zina yapan, içki içen, kumar oynayan ve hak yiyen bir toplumun iş Domuz eti yemeye geldiğinde Dindar kesilmelerini anlamıyorum. Domuz etini bende yemem fakat sadece Haram olduğu için değil Hayvanın görünüşü itibari ile de bana itici geliyor. Ayetler hakkında sizin kadar bilgi sahibi olmama rağmen açıklayıcı yorumunuz için teşekkürler. Müslüman Türk olarak ben bu geziye katılsaydım, sırf deneme amaçlı ne bulduysam yemezdim. Sakat. Çünkü insanın yedikleri karakterini ve düşünce dünyasını esnetebiliyor diye düşünüyorum. Ama yine de yeni yerler tanıtıp içimizdeki seyyahı diri tuttuğunuz için teşekkür ederim. Sorma, ben de onu anlamadım. Çin'de gittiğim hiç bir lokantada söylediği yemekleri bitiren bir masaya rastlamadım. Kocaman tabaklarda çeşit çeşit yemeklerle masaları donatıp sonra da bırakıyorlar. Gittiğim ülkelerin mutfaklarını ve yemek kültürlerini yazmaya devam edeceğim Ayça. Yurt dışı seyahatte yabancı mutfaklar önemli bir konu. 🙂 Sevgiler. Özellikle onu vurgulamadım, ne gördüysem, ne yediysem onu yazdım. Rahatsız olmanıza hiç gerek yok. Blogumu sadece Müslümanlar okumuyor. Yemekler gayet lezzetli görünüyor. TR'de 1.5 adana 20 TL içecek 5 TL kişi başı toplam 25 TL tutar normal bir lokantada, ancak orada 15 tane çöp şiş ve birayla birlikte kişi başı 4 TL ödemişsiniz isyan etmemek elde değil halen bizimkiler domuz eti falan diye kendilerini uyutuyorlar. Bence domuz eti haram diyerek kendimizi avutuyoruz o et acısından pismidir şöyledirki sindirim sisteminden dolayı domuzun tum yedikleri etinin içine direk geçebiliyor yani tam olarak sindirilmeden yiyip yememek size kalmış ama denediğinizde düşündüğünüz kadar \"iğrenç\" olmadığını söylemek isterim. Çin yemeklerinin damak zevkimize uygun olmadığını düşünürdüm. Ancak bu yazınızı okuduktan sonra aslında çok leziz yemekler varmış. Canım çekti demesem yalan olur. Dünyanın en zengin mutfağı Çin mutfağı. Yemek ve malzeme çeşitliliğinde rakipsizler. Çin tecrübesi daha çok ve kültürlerine hakim olan biri olarak bir kaç cümlede ben katmak isterim. Yaklaşık 6 senedir Çin'de ikamet ediyorum. Yemeklerden içiniz kalkmasa dahi kokudan ve kirlilikten mideniz kalkması olası. Pekin Çin in en temiz bölgelerinden olmasına rağmen beklediğimiz temizliği Çin restaurantlarda nadiren bulabiliyoruz. Hele hele diğer bölgelerde insanların gece mesai bitiminde içinde yattığı mutfaklarda hazırlanan yemeklerin mevcudiyetinden haberdar olmak bile rastgele lokantaya gitmememize sebep oluyor. Genel olarak İtalyan, Türk, Vegetarian vb yabancı lokantalar haricinde seçkin Çin restaurantlarına gittiğiniz sürece yiyecekte en ufak bir sıkıntı çekmezsiniz. Bütçeniz kısıtlı ise kolaylıkla Çinlilerin açtığı helal restaurantları bulabilirsiniz. Büyük bir kısmı bizim ağız tadımıza uygun. Hot potu birde onlarda denemenizi tavsiye ederim. Bizim güveç usulünde lakin çeşidi ve aroması daha farklı. Kahvaltıda Türk kahvaltısı düşkünüyseniz burda kolaylıkla bulabileceğiniz bir şey değil. O yüzden ki bütün ikamet eden Türkler Çine gelirken yanlarında kahvaltılık peynir, zeytin vs tercihlerini yanlarında getiriyorlar. Çin yemekleri, mutfağı, lokantalar ve yemek kültürü hakkında bilgiler için teşekkürler. Kaç yıldır çindeyim 4 liraya 10 tane şiş falan görmedim. hadi ordan demek geliyor içimden. Şişin tanesi başına 4 lira ödemeniz muhtemel. Pekinde normal ev kiraları 10bin tl civarındayken bana ucuzluktan bahsetmeyin. Ben Çin'de fotoğraftaki şişlere ödediğim ücreti yazdım, siz daha pahalı yemiş olabilirsiniz. Mao Zedong'un en sevdiği yemeğin tatlı olmasının nedeni Çin'in güneyinde yaşayanların talı yemek yemeyi sevmesinden dolayıdır. Kuzeydekiler tuzlu, Sichuan şehrindekiler ise acı yemeği seviyorlar. Çin mutfağı hakkında bilgi ve katkınız için teşekkürler. Alper abi kalemine ve yüreğine sağlık. Muhteşem bir yazı olmuş. Sanırım internette Çin mutfağı ve yemeklerine yönelik sen daha iyisini yazana kadar en iyi kaynak bu olacak. Tebrikler. Çin Mutfağı yazıma ilgini teşekkür ederim. Nice yollara ve lezzetlere."} {"url": "https://celebialper.com/cin-seddi-hakkinda-bilgi-rehber-kac-km/", "text": "Çin Seddi dünyanın en büyük insan yapısı olup uzunluğu 8.850 kilometre, yeni bir arkeolojik araştırmaya göre 21,196 kilometre. İnşası yüzyıllarca süren, çağlara yayılan surlar, bugün dünyanın en ünlü ve turistik yerleri, araştırma konuları arasında yer alıyor. Benim yaptığım gibi Pekin'den ziyaret edilmesi kolay olan Çin Seddi hakkında bilgi içeren bu gezi yazısı, duvar neden yapıldı, kimler nasıl inşa etti, uzunluğu ne kadar, tarihi, nerede, nasıl gidilir, uzaydan görünür mü gibi soruların yanıtlarını ve gezi notları içeriyor. Çin Seddi Çin'in kuzeyinde, doğu-batı yönünde uzanan dev savunma surları Po Hay Körfezi'nde deniz kıyısında başlıyor, batıya doğru uçsuz bucaksız coğrafyaları geçerek uzanıyor. Ülkenin 15 iline yayılıyor. Doğuda Hebei vilayetindeki Şangay Geçidi'nden batıda Gansu ili Jiayu Geçidi'ne kadar gidiyor. Size kötü bir haberim var; Çin Seddi'ne gitmek için maalesef taa Çin'e kadar gitmek gerekiyor. Çin Seddi'ne nasıl gidilir sorusunu yanıtlamadan ve gezi rehber notları vermeden önce zamanınıza göre Pekin'den surların hangi kısmına gideceğinize karar vermeniz için başkentten gidiş süreleri aşağıdaki haritada. Badaling, Juyong Geçidi, Huanghuacheng, Jiankou, Mutianyu, Gubeikou, Jinshanting, Simatai ve Huangya geçidi bölümleri kolayca ve günübirlik ziyaret edilebiliyor. Surların 630 kilometresi Pekin ili içerisinde yer alıyor. Pekin'den kolayca yapılabilecek bir Çin Seddi gezisi için Mutianyu Surları tercih edilebilir. Kent merkezindeki Dongzhimen otobüs durağından 916 Express (tam bilet ücreti 12 CNY, Beijing Transportation Card ile 6 CNY, yani Çin para birimi Yuan, Renminbi) veya 916 otobüsüne binip Huairou North Avenue'deki Huairou Beidajie durağında indikten sonra h23, h24, h35 veya h36 otobüsüyle Mutianyu Roundabout kavşağına gelerek 450 metre yürüdükten sonra bilet satış bürosuna ulaşılıyor. Tam bilet ücreti 45 yuan, 60 yaş üzeri ve çocuklara 25 yuan, 120 santimden kısa boylu çocuklara ücretsiz, ne acayip bir fiyatlandırma şaştım. Pekin Merkez Tren Garı'ndan Mutianyu Surlarına ulaşım için 2 numaralı metro ile Dongzhimen istasyonuna gidip E çıkışından yüzeye çıkarak yine 916 Express otobüsüne binebilirsiniz. Surlara yürüyerek tırmanmak isterseniz yarım saat kadar yürüyerek, ya da enerjinizi surları gezmeye saklamak veya daha yüksek bir noktaya erişmek isterseniz teleferikle 14 numaralı kuleye çıkabilirsiniz. Benim gibi teleferiği kullanmanızı öneriyorum, çünkü hem zaten tepeye kadar epey yürümüş olacaksınız, hem de teleferik kabininden manzara güzel. 5.400 metre uzunluktaki Mutianyu Suru ilk olarak Kuzey Qi hanedanlığı (550-557) tarafından inşa edildi. Ming Hanedanlığı'ndan vatanseverlikleriyle ünlü generaller Tan Lun ile Qi Jiguang surları yeniden inşa ederek savunma potansiyelini güçlendirdiler. Surlar kuşaklar boyunca Çin için kuzey koruma kalkanı oldu, başkenti ve imparatorların anıt mezarlarını savundu. Çoğu granit levhalarla yapılan Mutianyu Duvarları 7 ila 8 metre yükseklik, 4 ila 5 metre genişliğe sahip. Siper duvarlarının bazıları normal dikdörtgen değil testere dişi şeklinde. Siper duvarlarının altında, üstleri geleneksel yuvarlak mazgallardan farklı olarak kavisli kare mazgallar var. Surlara evlilik fotoğrafı çektirmek için gelen çift ricamı kırmayıp bana da poz verdi. Mutianyu Surları'nda bir kısmı ana surda, bazıları da iç ve dışındaki yan kollarda olmak üzere toplam 23 gözetleme kulesi var. 6 numaralı gözetleme kulesi Zhengguan 40 metre uzunluk, 30 metre genişlik, 20 metre yükseklikte. Sisli ve kapalı havada dünyanın en büyük insan yapısını adımladım, dik basamakları çıktım. Duvarın bu kısmında ziyaretçi az, olanların da çoğu Çinli, turist değil. Bağımsız seyahat etmek beni heyecanlandırıyor. Dönüşte yürürken ve teleferikte yoğun bir yağmur yağdı, dört tarafımda ve altımda sisten zor seçilen ağaçlar, yukarıda surların puslu silueti, teleferiğin camlarına vuran damlalar eşliğinde indim; gözümün görebildiği tek kabin benimkiydi. Badaling Surlarına gitmek için 2 numaralı metro hattının Jishuitan metro istasyonu Exit B2 çıkışından 5-10 dakika yürüyerek ulaşabileceğiniz Deshengmen'den sabah 06:30 öğle 12:30 arası kalkan 877 numaralı otobüse binebilirsiniz. 12 Yuan bilet ücreti olan ve 1 saat süren bu direkt otobüsün son durağından girişe biraz yürümek ya da kızağa benzer raylı koltuklarla gitmek gerekiyor. Diğer bir ulaşım seçeneği Tiananmen Meydanı'nın güney tarafındaki Qianmen Ok Kulesi'nin güneybatısından kalkan 1 numaralı turist otobüsü. Ücreti 20 yuan olan tur otobüsünde rehber var; yarım saatte bir kalkıyor ve 100 dakika sürüyor. 919 numaralı otobüs de var ama birçok durakta durduğu için uzun sürüyor, gerek yok. Trenle gitmek isterseniz Huangtudian istasyonundan kalkan S2 trenine (6 yuan, 1.5 saat) binip Badaling tren istasyonunda indikten sonra 15 dakike yürüyebilir ya da istasyondan ücretsiz servis otobüsleriyle teleferiğe gidebilirsiniz. Badaling Seddi 7,6 kilometre uzunlukta. Bilet ücreti 45 yuan, teleferik 40 yuan. Restoranlar, hızlı yemek zinciri lokantası, oteller, Çin Seddi Müzesi, dairesel ekranlı bir sinema ve dükkanlar var. Dünyanın en büyük yapısını ziyaret eden çok ünlü var, örneğin ABD Başkanı Obama, İngiltere Başbakanı Cameron, Arjantinli futbolcu Maradona, Los Angeles Lakers NBA süperstarı Bryant, İsrail Başbakanı Rabin, Rusya Devlet Başkanı Putin, Romanya Başbakanı Dascalescu, Güney Afrika Başkanı Mandela, Küba Devlet Başkanı Castro, İspanya Kralı Carlos. Çin Seddi'nin temeli Çin'in Savaşan Beylikler Döneminde (MÖ 770 MÖ 221) 20'den çok krallık tarafından atıldı. Chu, Qi, Yan, Wei, Han, Zhao, Qin krallıkları birbirlerinden korumak için sınırlarında ilk setler inşa ettiler. Qin, Zhao, Yan kralıkları ise XiongNu, DongHu, LinHu, Hiung-nu'ların saldırılarını durdurmak ve ülkenin kuzey sınırlarını korumak amacıyla inşa ettiler. Çin'in ilk İmparatoru Qin Shi Huang ülkenin kuzeyini boydan boya aşılmaz bir savunma duvarıyla korumaya karar verdi. Bu devasa inşaatın neden yapıldığı, amacı konusunda farklı görüşler var; ülkenin sınırlarını başta Hiung-nu olmak üzere kuzeyden Çin'e karşı Moğol ve Türk boylarının saldırılarına karşı savunmak; uzun savaşlar sonunda yıkılan beyliklerin esir düşen yöneticilerini sürgün ve ağır işlerde cezalandırmak; ülkeden kaçışları önlemek; ülkenin tek yönetim altında birleştiğini halka ve dışarıya göstermek. Seddin kalınlık ve yüksekliği yer yer değişiyor. Çin Seddi'nin tamamı tuğla ve kayalardan oluşmayıp, bazı yerleri çok zayıf, harç içerisine çevrede bulunabilen toprak, taş, ahşap, tuğla parçaları, kil veya kireç gibi malzemeler katılarak yapılmış, devleti saldırılardan koruyabilecek güçte değil, ancak düşmanı yavaşlatacak nitelikte. Genellikle duvarın yüksekliği 4-6 metre, taban kalınlığı 7 metre ve üst kalınlığı 6 metre civarında. Geniş olan yerlerin üzerinde atlar ve arabalar gidebiliyor. Kalın duvarlar boyunca siperlik ve okçu delikleri var. 200 metrede bir gözetleme kulesi veya kale; 9 kilometrede bir fener kulesi bulunuyor. Duvar üzerinde yer yer saray ve tapınaklar da inşa edilmiş. Bazı yerlerde setler, kademeli savunmaya olanak verecek şekilde birkaç sıra halinde yapılmış. Tarihi yapı, 1987 yılında UNESCO Dünya Mirası, 7 Temmuz 2007 tarihinde Dünyanın Yeni Yedi Harikası'ndan biri olarak seçildi. Çincedeki adları Wanli Changcheng \"10.000 Mil Uzunluğunda Duvar\" ve Changcheng \"Uzun Duvar\" anlamına geliyor. Resmi olmayan, edebiyat ve efsanelerde geçen isimleri ise Zi Sai ve Tu Long. Uzunluğu resmi ve güncel bilgilere göre 21,196 kilometre. Dünyanın en büyük yapısı hakkında çok kitap yazıldı, araştırma yapıldı, film çekildi. Bugün en popüler olan film 2016 yapımı, yönetmeni Yimou Zhang, başrol oyuncuları Matt Damon, Willem Dafoe, Andy Lau, Pedro Pascal ve Eddie Peng olan ABD ve Çin yapımı The Great Wall adlı 104 dakikalık tarihi fantastik dram ve macera türü film. 150 milyon dolar bütçesiyle Çin'de bugüne dek çekilen en pahalı film. İşte Çin Seddi hakkında ilginç bilgiler ve az bilinen gerçekler. 1. Çin Seddi uzaydan görülebilir söylentisi yalan olup sadece 1.5 km yukarıdan bile çıplak gözle görmek zor. Bazı astronotlar gördüklerini iddia ettiler ancak daha sonra bunların nehir olduğu anlaşıldı. 2. Tamamlanması 2 bin yıldan uzun sürdü. 3. 2.300 yıllık bir yapı olsa da, dünyanın geri kalanı bundan habersizdi. Avrupalılar böyle bir yapı olduğunu 1605 yılında Portekizli kaşif Bento de Gois aracılığıyla öğrendiler. 4. Kesin bir rakam bilinmese de yapılan bazı çalışmalar yapımında 8.000 kişinin çalıştığını gösteriyor. Bunlar askerler, zorla toplanıp getirilen köylüler, suçlu mahkumlar ve savaş esirlerinden oluşuyordu. 5. Efsaneye göre duvarın yapım güzergahı, çalışmaları izleyen bir ejderhanın bıraktığı izler takip edilerek oluşturuldu. Bazılarına göre duvarın kendisi de dağların üzerinde kıvrılmış yatan bir ejderha şeklinde. 6. 1987 yılında İngiliz maratoncu William Lindesay tek başına duvar üzerinde 2400 km koştu. 7. Çin Seddi'nin en yüksek noktası Pekin yakınlarındaki Heita Dağı üzerinde ve deniz seviyesinden 1.525 metre yüksekte. 8. Dünyanın en uzun mezarlığı. Yapımı sırasında ölen binlerce işçi inşaata gömüldü. Bazılarının bizzat duvarın içine gömüldüğü düşünülüyor. Duvarın harcında insan kemikleri kullanılmış efsanesi buradan doğmuş olabilir. 9. Efsaneye göre Meng Jiangnv kocası duvarın inşaatında öldükten sonra öylesine ağladı ki duvarın o kısmı çöküp eşinin kemikleri ortaya çıktı ve alıp defnetti. 10. 1966 1976 Kültür Devrimi sırasında duvarın tuğlalarından bazıları ev, çiftlik ve depo yapımlarında kullanıldı. 11. En ünlü kısmı Badaling'i üç yüzden fazla devlet başkanı ve üst düzey yönetici ziyaret etti. 12. Ming Hanedanlığı'nın yaptığı surlar Liaoning, Hebei, Tianjin, Beijing, İç Moğolistan, Shanxi, Shaanxi, Ningxia ve Gansu eyaletlerinden geçiyor ve 8.850 kilometre uzunluğunda. 13. Surların üçte biri hiç iz kalmadan yok oldu. 14. Ölçüm, hesap ve tahminlere göre 3,873,000,000 tane tuğla kullanıldı ve toplam 58 milyon ton ağırlığında. 15. Yılda on milyonlarca ziyaretçi üzerinde yürüyor. \"Çin Seddi asla yıkılmaz, Sarı Nehir sonsuza dek akar.\" Anonim atasözü. \"Duvarın yüksekliği, temelin derinliğine bağlıdır.\" Anonim. \"Surların tuğlalarından kim bilir ne rüzgarlar yağmurlar geçti bilinmez.\" Anonim. Dağlar nehirler göller çöller aştın da geldin ey yüce sur, sonun böyle mi olacaktı? Burası Çin Seddi'nin Xinjiang eyaletindeki ucu. Çin Seddi hakkında bilgi ve seyahat önerisi olmasını umarım. Çin Seddi dünyanın en ilginç ve muazzam yerlerinden. Gidebilmenizi umarım. Alper hocam yine çok güzel bilgiler paylaşmışsınız teşekkür ediyorum. Çin Seddi muazzam bir yapı. ben de okuduğunuz için teşekkür ederim. Güzel bir rehber olmuş, aklıma bir anda esti acaba Çin Setti nasıl bir şey diye, bu bilgiler beni tatmin etti. Çin Seddi yazıma ilginize teşekkür ederim. Umarım bir gün gidip görebilirsiniz. Sayfanızdaki detaylı bilgiler süper benim ricam babam 77 yaşında ve Çin'e gitmeyi kafaya koymuş en iyi ve en rahat yol tarifi yapabilir misiniz iki alternatiften fazla olmasın yollayacağınız rotayı babama göndericem rahatça okuyup rehber olabilsin çok özel oldu belki ama yazılarınız detaylı olunca rica edebilirim gibi geldi şimdiden teşekkürler. Merhaba. Doğru anladıysam Çin'e kara yoluyla gitmek için rota istiyorsunuz, değil mi? Bu son derece uzun ve zorlu bir yol."} {"url": "https://celebialper.com/cin-seyahati/", "text": "Pekin'e inip metroyla CS gönüllüsü evsahibim Kuan'ın sitesine gittim. Kuan havuzlu Phoenix City sitesinde, 29. katta oturuyor, İngiliz bir ev arkadaşı varmış ama tatilde. Asansördeki kat düğmelerinde 4 yoktu, 3'ten 5'e geçiyordu, nedenini sordum, Çince'de dört ve ölüm sözcüklerinin okunuşları neredeyse aynı olduğu için uğursuzluk getirmesin diye binalarda 4. kat ve 4'lü katlar olmazmış onlarda. Gösterdi, sadece 4. değil, 14., 24. ve 34. katlar da yok binada. Ne tuhaf şu Çinliler. Halbuki yap sen binayı, sırasıyla numaralandır, 4'lü olan katlara tabak kadar nazar boncuklarını as, bak bir şey oluyor mu. İşte size bir Pekin gezisi yazısı ve gezilecek yerler, Pekin hakkında bilgi, gezilecek görülecek noktalar. İlk aksam Kuan beni yemeğe götürdü, temiz nezih bir Çin lokantası. Benden başka yabancı yoktu, İngilizce menü de yoktu ama yemeklerin resimleri var neyse ki. Güzel bir et gördüm alalım mı bundan dedim, eşek etiymiş, sevmezmiş. Güvece benzer bir şey hoşuma gitti gösterdim, kurbağa yemeğiymiş, sadece annesinin yaptığı bir usulde olursa yermiş beyefendi. Of ya ne kibar Çinliye denk geldim. Neyse, çeşnili patlıcan kızartması, taze soğanlı fıstıklı soslu tavuk, yine soslu domuz eti söyledik. Herkes ortaya soyluyor, birlikte yeniyor, ama tabakları pek büyük. Üç tabak yemeğin yarısı kaldı. Yan masa kalkarken baktım, yemeklerin çoğu kalmıştı. Öteki taraftaki masada oturan 3 kişi bidolu tabak söylediler, biri bebek havuzu kadardı. Onlar da bitiremedi yemeklerini. Kuan belli ki bir \"Beyaz Çinli\". Avrupa Birliği merkezinde çalışıyor, evinin kirası 1000 Avroymuş ki buranın standartlarının çok üzerinde. Aksam on birde lokantadan çıkıp eve geldik. Bu ne yaa tatil aksamı. Ertesi gün CS'den beni gezdirmek isteyen Feng ile buluştum, lokantaya gittik, o yemişti ama ben açtım. Bidolu şey söyledi, yeter dedim dinlemedi. Yosun salatası, beyaz, krema kıvamında ama tadını hiçbir şeye benzetemediğim bir şey ve geleneksel Hot Pot. İçi sıcak sos dolu bir tencerenin içinde gelmek üzere bidolu ahşap şiş seçeneği var, doğaçlama seçiliyor. 20 küsur şiş seçti Feng, hepsini yiyemem dedim, dinletemedim. Bazılarının ne olduğunu anlatabildi, bazılarını anlatamadı. Çeşit çeşit yosun, hayvan derisi, mantar, köfte, balık, ot, kabuk, kim bilir ne. Hepsini itinayla tattım. Tuhaf gelenlere \"fena değil\" dedim, fena olmayanlara \"güzel\". Ben arada birer tavuk kanat şiş, karides şiş ve patates şiş söylemiştim, onlar afiyetle gitti. Yemeklerin yarıdan çoğunu bırakıp kalktık, Pekin'de gezilecek yerleri beraber görmeye başladık. İşte kenti gezerken yazdığım Pekin gezi notları. Aşağıda gördüğünüz Drum Tower, Pekin'de görülecek yerler arasında en dikkat çekici olanlardan birisi. Bidolu cadde ve sokak dolaştık. büyük Houhai Gölü ve parkını gezdik. Uzakdoğu mutfağında bana tek itici gelen şey, yemeklere şeker ve tatlı soslar katmaları. Akşam yemeğinde pilav, çorba, vs yanında dana kavurma söyledik, hevesle bekledim, maalesef şekerli sosu vardı. Masalarda tuz yok burada, istedik de zar zor bir tabak içinde getirdiler. Feng domuz etli bir yemek de söyledi, Mao Zedung'un en sevdiği yemekmiş. Tamam dedim ama o da şekerli çıktı, ıyyy. Kardeşim ben bir Türk olarak domuz yemekle zaten yeterince liberallik ediyorum, ama şekerlisini de yememi istemeyin benden. Mao'ya saygısızlık etmek istemem ama tattım, yiyemedim. Yine yemeklerin çoğu kaldı zaten, bu Çinliler böyle galiba. Çin gezi notları devam ediyor. Pekin'de çok tuhaf bulup tatmadığım yemekler burada: Pekin'de Yemediklerim. Feng fazla hareketli; sürekli zıplıyor, birileriyle konuşuyor, tanıdık ya da tanımadık. \"Beni herkes tanır, herkes sever, özel biriyim\" dedi. \"Güzel olduğunuz kadar küstahsınız da\" dedim, tuhaf karşıladı. \"Yeşilçam\" dedim, bilmiyormuş, vazgeçtim.. Metroda da 2 kişiyle sohbete daldı, ben de yanımda nasılsa yerli var diye takip etmedim, istasyonu kaçırdık: hem de iki istasyon. İnip karşıdan geri yöne bindik, orada da 5 kişiyle sohbete daldı, bu kez kontrolü ele aldım, kaçırmadık. Akşam ben istedim diye barlar bölgesine gittik fakat Feng hayatında hiç bara gitmemiş, mekan falan bilmiyor, Pekin gece hayatı hakkında bilgisi yok. Bizim Nevizade gibi bir yere girdik, duramadı garip, izin isteyip eve gitti. Ben de bir bira içip eve döneyim dedim. Kuan'ın planı vardı geç gelecekti, binanın güvenlik görevlisine dairenin anahtarını bırakmış. Phoenix City sitesine gittim fakat bahçe kapıları kartla açılıyor ve bende yok, görevli de yok ortada. Çevreden geçen birilerine \"resepsiyon, security\" falan dedim, diğer tarafı işaret ettiler. Sitenin çevresinde epeyce yürüdüm, görevli yok. Ne siteymiş, yarım saatten fazla yürüdüm, yine de başladığım yere gelemedim. Arada kapılar vardı ama kapalı ve kartlı. Bir demir kapı üzerinden tırmanıp geçmeye uygundu ama kamera varsa geceyi nezarette geçirme fikri pek cazip gelmedi, Çinli polislerle yarenlik etmemi sağlayacak lisan bilgim yok zira. Yine bir girişe rastladım, enine parmaklıklı turnike. İttim açılmadı tabii ki, kartlı. Cama vurdum görevli yok. Kuan'ı arasam gecenin bir vakti, kim bilir nerelerde eğleniyordur. İleride bir adam gördüm, sokakta tek başına dolanıyordu amaçsızca, pek tekin bir tip değildi ama denize düşen yılana sarılır, el kol işaretleriyle içeri girmem gerektiğini anlattım, \"resepsiyon\" dedim. Adam bir şeyler anlattı Çince, sonra şöyle bir gerildi, koştu, turnikeye bir geçirdi, aralandı biraz turnike. Zorla sıyrılarak geçtim, iyi ki şekerli domuzu yememişim, geçemezdim. Dönüp adama baktım, omzunu tutuyordu ama yüzünde başarmanın gururu vardı. Bloğu bulup görevliden anahtarı aldım. Phoenix City sitesinin bakkalından 2 bira 1 patates cipsi aldım, cips tatlı çıktı maalesef. Kuan'ın 29. kattaki dairesinin balkon denemeyecek, daracık bir çıkıntısı var, ayak zor sığıyor, orada aşağı bakmadan 1 sigara içtim. Havuzlu lüks sitede kalıyoruz eziyetlere bak. Zaten banyo duvarlarındaki mermer ne güzelmiş diye şöyle bir elimle tıklattığımda sok olmuştum, çakmaymış mermerler, ama iyi benzetmişler. Çin'de yaşam pek ilginç. Çin günlüğü yazılarım devam ediyor. Ertesi gün yine CouchSurfing gönüllüm Liu ile buluştum, son derece kibar ve eğitimli bir kız, Pekin rehberim oldu. Çin mantısı ağırlıklı bir yemek yedik, incir kadar mantılar, buharda pişmiş. Başka acayip şeyler de söyledi, denizanası kıvamında beyaz bişey vardı onun ne olduğunu anlatamadı. Yine yemeklerin çoğu kaldı. Çin'de yediklerimin ayrıntılı resimleri ve bilgileri BURADA. Şimdi Liu ile yaptığımız Pekin gezisini anlatayım. Liu Pekin'e geleli 1 yıl olmuş, bana rehberlik etmeye çalıştı ama genelde çevredekilere sorarak, bu durumda Pekin'de gezilecek yerler hakkında bilgi vermek bana düştü. Tiananmen Meydanı'na gittiğimizde ben ona anlattım \"Meydan 440.000 metrekaredir, soldaki Halk Evi, sağdaki Ulusal Müzedir\" vs. diye. Tiananmen dünyanın en büyük meydanı. Ülkesinde meydan olmayan biri için ise daha da anlamlı. Bakmayın bize Taksim Meydanı, Kızılay Meydanı diye yutturduklarına, onların hiçbiri meydan değil. Kaç sene önceydi hatırlamıyorum, başbakan ağzından kaçırıp \"maalesef Türkiye'mizde bir meydanımız yok\" diye ama pek ilgi görmedi sanırım. Benim Türkiye'de gördüğüm en 'meydan', kasabam Şarköy'deki İskele Meydanı, daha genişini görmedim. Pekin'de gezilecek görülecek yerler arasında mutlaka Tiananmen Meydanı var. Aşağıda Çin Devrimi'nin lideri Mao Zedung için inşa edilen anıt mezar görülüyor. Bugün en önemli tapınak olan Temple of Heaven'a gittim. 1420 yılında yapılan tapınak, hem Ming hem de Qing hanedanlığının imparatorlarının özellikle iyi bir hasat için tapınmaya geldikleri yermiş. Pekin gezisi sırasında mutlaka görülmesi gereken bir yer. Tanıştığım bütün Çinlilerin İngilizce takma adları var. Bizim Kuan kendine Javier Oliver ismini seçmiş, yabancılarla çalışmak için gerekiyormuş, kartviziti, her şey takma ismiyle. Liu'nun takma adi Coco, Feng'inki Michelle. Her yerde takma ad kullanıyorlar, sadece işte değil, günlük yaşamda da. Gelmeden önce haberleştiğim Bei Cheng vardı, buraya geldim adı Charles Cheng olmuş adamın, ne iştir diye sordum, işe başvurmak için değiştirmiş. Hepsi benden İngilizce adlarıyla hitap etmemi istiyor, ben inatla Çince adlarını söylüyorum. Ne tuhaf yahu. Düşünsenize ise başvurmadan önce isminizi değiştirmeniz gerekecek. Bize uymaz valla: \"Emeğimi satın alabilirsin ama ismimi asla\". Aşağıdaki dev ekran, dünyanın en büyük LCD ekranı. Çeşitli hareketli desenler, tanıtımlar, gösterimler yapıldığı gibi, cep telefonunuzdan kısa mesaj da gönderebiliyorsunuz. \"Seni seviyorum aşkitom Zang Yang\", \"Wang şu anda çekirgelerini yiyor, birazdan aleme akıcak\", \"Eminim Mao'yu seven 1 milyar kişi bulabilirim.\" gibi. Çin'de Facebook yasak, bununla idare edin. 20 milyonluk devasa kent Pekin'i şimdilik sadece tadıyorum, kokluyorum, tanıyorum. Seyahatimin son kısmında bu kente daha fazla gün ayırıp keşfedeceğim. Şu en başta Fransa olmak üzere Avrupa'nın birçok ülkesinde gösterilen ünlü \"Pekin Express\" macera programını henüz izleyemedim ama, umudum dönüşte. I am staying in my CS member host Kuan's home in Beijing, in a compound, 29th floor. I am tasting different Chinese food, meeting friends, having fun. I will stay in Beijing more at the end of my travel. Tomorrow morning I am taking the 32-hour Transmongolia train to Ulan Bator. Herşey çok güzel de sanırım korkulu rüyanız yemekler ve aç kalmak olacak. Başarılar. Trafik yoğunluğu oluyor ama İstanbul'dakinden çok daha az. Teşekkür ederim, sevindim. Çatalla yedim. 🙂 Domuz eti farklı tabii, pişirme şekline göre değişiyor, bence tadı iyi. Çin'de yaşadığım deneyimlerimi paylaştığım bir blog yazımı sizinle paylaşmak isterim. Keyifle okumanız dileğiyle. Pekin, Tianjin ve Erlian'a gittim. Tek saat kullanılma nedeni, yönetimin standartlığı ve kolaylığı. Rusya da bir süre önce ülkedeki saat dilimi sayısını bu amaçla azalttı. Ayrıntılı yazı için teşekkürler. Adım adım anlatmanız, bize de beraber geziyor hissini veriyor. 200 Dolar civarında. Acentalar demiryolları idaresinden usulsüz bir şekilde biletleri topluca satın alarak pahalıya satıyorlar. Fakat Moğolistan'da demiryolları idaresi sattığı için daha uygun. Gerçekten çok şanslısınız demek istiyorum yeniden. Sitenizi yeni keşfettim fakat çok mutluyum bulduğum için. Çinde yaşamak en büyük hayallerimden biri, keşke gerçek olsa diyorum. Gitmeyi çok isterdim... Harika bir yazı olmuş yine. Muhteşem yazılar!.. O da Pekin'de yaşayan batılıların batıl inancı nedeniyle yok. Çin'de yaşamak dileğinizi gerçekleştirmenizi umarım Hande Hanım. Rengarenk ve dev bir ülke, kadim bir kültür. Ne tuhaf yahu. Düşünsenize ise başvurmadan önce isminizi değiştirmeniz gerekecek. Yanlış bir cümle olmuş. Kimse nüfus müdürlüğüne gidip de ismini değiştirmiyor, zaten o yabancı isimleri kendi dillerinde yazamazlar. Yabancılarla iletişim halinde olanlar kendilerine takma isim buluyorlar, nedeni ise yabancıların Çinlilerin isimlerini telaffuz edememesidir (Çincedeki tonlama farkını dört-ölüm zaten söylemiştiniz. Ben de Çinlilerin isimlerini resmen değiştirdiklerini kast etmedim. Teşekkürler açıklama için. Arkadaşınız Pekin gece hayatı hakkında doğru söylemiş. Belki başka bir yazımda bahsederim. Alper Bey, Çin Seddi'nin Moğol saldırılarına karşı inşa edildiğini yazmışsınız. Benim bildiğim kadarıyla tek başına Moğol değil aynı zaman da Türk saldırılarına karşı da inşa edilmiştir. Ben de öyle biliyordum ama değilmiş. Orada bizzat bulunduğunuz için size inanmak istiyorum. Yine de bu konuda tereddütlerim var. Araştırmalarıma geri dönüp bilgilerimi tekrar gözden geçireceğim. Bulgularınızı burada paylaşırsanız sevinirim Ayça Hanım. Çin Seddi hakkında elimde ne kadar bilgi varsa hepsini en baştan okudum, neredeyse tek tek her cümlenin üzerinde durdum ve neden sadece Moğollara karşı dendiğini inanın anlayamadım. \"Sadece Türklere karşı yapıldı\" demek de kısmen yanlış elbette. Hatta sadece savunma amaçlı yapıldığını söylemek dahi eksik olur. Denilir ki, yapılışında askeri sebepler kadar siyasi sebepler de etkili olmuştur. Fakat ben şu an -çok uzun olacağından- o kısımlara girmeden savunma amaçlı olduğu noktasında neden \"sadece Moğol saldırılarına karşı yapıldı\" dendiğini anlayamadığımı izah etmek istiyorum. Şöyle ki; kuzeyde sürekli olarak gelişip güçlenen ve Çin üzerine akınlar düzenleyen Büyük Hun İmparatorluğu'nu durdurabilmek, saldırılarından korunabilmek için ilk Çin İmparatorluğu Hükümdarı tarafından yapılması emri verilmiştir. Bilindiği üzere Büyük Hun İmparatorluğu ilk Türk İmparatorluğu'dur. Ancak bu imparatorluk içinde Türklerle birlikte Moğollar da yaşamaktadır ve o dönemde Türklerle Moğollar birbirinden henüz kesin olarak ayrılmamıştır. Çin Seddi'nin Moğollara karşı inşa edildiğini savunanlar gerekçe olarak en fazla Türk adının henüz ortaya çıkmamış olmasını gösterebilirler. Ama bu çürütülemez bir iddia değil. Çünkü Moğol adının ortaya çıkışı, Türk adının ortaya çıkmasından sonraki zamanlara uzanır. Üstelik Türk toplumunun henüz bugünkü adını almamış olması, onun tarih sahnesinde var olmadığını ispatlayamaz. O zamanlar Mogol ve Turk ayriminin yapilmadigi bence de olasi. Ayrica Çin seddinin ticari kaygilarla yapilmis olma etkisi de çok. O zamanki gumruk vergi sistemi ve kaçakciliga karsi. Büyük macera, kutlarım. Ben de o arada çalışan bir gemi bilmiyorum. Teşekkürler Fatih Bey. Başkentin konumu hakkında bilgim yok. Çin'de bana da insanlar sıcak davrandı. Altay bölgesine henüz yolum düşmedi. Hayır Çin mantısı. Uygurlar ve Kazaklar Çinlilerden öğrenmiş, ne mutlu onlara. Afiyet olsun. Merhaba Nilüfer Hanım. Ben 1 ayda 6000 lira harcadım, Çin ucuz olduğu halde en pahalı seyahatim oldu. Sanırım ucuz diye rahat harcadığım ve epey alışveriş yaptığım için. Tabii ki canım, bize ucuz olsun da, 12 saat nedir? 🙂 Pekin'den Ulan Bator'a tren 33 saat sürdü, bir 33 daha giderdim, şikayetim olmaz. Rica ederim, takipte kalın, hazırlık çalışmalarınızı ve haberlerinizi beklerim buraya, sevgiler. Öyle bir şey yok Nilüfer Hanım, rahat olun, Çin'de herhangi bir baskı ile karşılaşmazsınız. Merhaba. Bloguma ilginize teşekkür ederim. Çin'de epey CS üyesi var ama konu etme ve yanıt verme oranı daha az. Seyahat planınızı yapar yapmaz üyelere yazmanızı tavsiye derim, bir kaç gün yanıt gelmeyince yeni üyelere yazmanız gerekecek çünkü. Ben toplam 20 civarı üyeye yazdım, sadece dördü yanıtladı, biri de kabul etti. Çeşitli adlı sayfamda CS hakkında ayrıntı bilgi var. Fazla kalabalık bence. Ne diyeyim, kendileri bilir. Merhaba. Evet doğru, Pekin'de yoğun bir hava kirliliği var, ben de kaldığım yüksek binadan gözümle gördüm ve sokaklarda gezerken soludum. Gezmek için gidecekseniz kısa süre maruz kalmanız sorun olmaz, ama Pekin'de yaşamak gibi bir durum söz konusu ise bir kez daha düşünmenizi tavsiye ederim. Merhaba, yazın bir öğrenci projesiyle Çin'e gideceğim ve 1,5 ay kalacağım. Yeşil pasaportum var ve Çin yeşil pasaporta 30 güne kadar vize istemiyor. Kalma süresi sorunumu giriş çıkış yaparak çözmeyi planlıyorum. Bu yolla daha önce sorun yaşayan olmuş mu ya da daha mantıklı bir seçenek var mı, bilgi verirseniz çok sevinirim. Eylül de pekin e gitmeyi planladık. yiyecekleri yanımızda götürmeyi planladık. orada ev tipi otellere de baktık. İyi gibi göründü gözümüze. Alışveriş için elektronik ve marka ürünler çantalar saatler gözlükler vs. için nereyi önerirsiniz. Merhaba. Pekin'de her damağa uygun yemek bulabilirsiniz, Türkiye'den taşımanıza gerek yok. Elektronik ürünler için birbirine çok yakın Bainaohui/Buynow Computer Shopping Mall ve Wonderful Electronic Shopping Mall alışveriş merkezleri var; Chaoyangmen metro istasyonunun hemen doğusunda. Wangfujing Street'in köşesinde Asya'nın ikinci büyük alışveriş merkezi Oriental Plaza'da ünlü giyim markaları, altın ve mücevherat var. Beijing Glasses City tam bir gözlük cenneti. HongQiao Pearl Market elektronik, saat, ipek, giyim, iç giyim, ayakkabı, çanta ve bavul alışverişi için iyi. Yabancıların alışveriş için çok tercih ettikleri Silk Market ipek, ayakkabı, kemer, çanta, ünlü marka giyim, elektronik, saat, Çin el sanatları ürünleri var; burada inatçı olun ve ısrarla pazarlık yapın. Ucuz Çin malları biraz da şans işi, benim saatler hala çalışıyor. Evet ısrarlı satıcılar var Pekin'de. Merhaba, hocam çinde ingilizce bilen kesit ne kadardır sizce? Daha doğrusu gittiğiniz, seyahat ettiğiniz kesitlerin genellemesini yaparsak ne kadarı biliyor? Merak ediyorum, Üniversite'yi orda okumak ve geri kalan yaşımımı orda sürdürmek istiyorum. Gitmeden önce ne tür eğitimler almam gerekiyor, bilginiz var mı? Çok soru sordum kusura bakmayın, hatam varsa affola. Merhaba. Rica ederim ne hatası. Çin'de İngilizce dil bilme oranı batı dünyasına göre çok düşük ama büyük şehirlerde, üniversite okuyan gençlerin çoğu konuşabiliyor. Uluslararası ya da yurt dışıyla iş yapan şirketlerde çalışanların yabancı dili var. Fakat bunların dışındaki geniş kitlelerin İngilizceyle en ufak bir ilgileri yok. Çin nüfusunun %0.8'inin İngilizce konuşabildiği belirtiliyor. Alperbey ben eşim ve oğlum pekine gideceğiz çalışmaya bize ne gibi tavsiyeleriniz olur teşekkürler. Çin dünyanın en kalabalık ülkesi ve Pekin en büyük kentlerden birisi. Bambaşka bir kültür, mutfak, kafa yapısı, tarih. Kalacak evi şirketiniz mi ayarlıyor, masrafını verip size mi bırakıyor? Dev Pekin'de yaşamak için merkezi semtleri tavsiye ederim. 1st Ring Road içerisinde harika olur, ama 2nd Ring Road içinde olursa da gayet iyi. Heyecanlı olmalısınız. Pekin'e 3 kez gittim; hareketli, canlı, renkli bir şehir. Ne güzel. Pekin hakkında sorularınız varsa yanıtlamaya çalışırım. Gittiğiniz ülkeler hakkındaki bilgi ve tecrübelerinizi bir bizlerle paylaştığınız için bir kez daha teşekkür ederim. Ben de blog yazılarımı okuduğunuz için teşekkür ederim Hande Hanım. Merhaba Yasin Bey. Pekin gezi yazımı beğenmenize sevindim. Elbette gezebilirsiniz. Ancak Çin son 1 yıldır Türk vatandaşlarına kişisel, bağımsız vizeyi durdurdu, sadece grup ve turla giden turistlere veriyor. Bu durumu serbest bırakıp bırakmadıklarını öğrenmek için elçiliği arayıp sormak gerek. Domuz eti haram dinimize gore musluman misin acaba bu arada blogun guzel ben almanya ve amerikaya gitmeyi dusunuyorum. Degilim. Oralara da gittim ama Cin bambaska bir dunya. Seyahat her yere guzel."} {"url": "https://celebialper.com/cinde-istah-acici-atistirmaliklar-2/", "text": "Pekin'in Di'anmen semtinde Çin mutfağının eşsiz lezzetlerinden birkaçı. Soldakiler sanırım bir mahlukatın yumurtası; yoksa ipekböceği kozası mı? Ortadakiler bizim balını yediğimiz arıcıklar. Sağda minik akrepler. Çin mutfağı pek cazip.. Bu sayfaya bakıp \"bir daha görüşmeyelim\" diyenlerin sayısı artınca bu cümleyi eklemek zorunda kaldım: Çin'de envai çeşit şey yedim ama bu resimdekilerden yemedim. Çin yemek kültürü bizimkinden epey farklı. İşte bazı Çin yemekleri. Yurt dışında yemek sorunu yaşayanlar için kabusa dönüşebilir. Çin'de diğer yemediğim ama gördüğüm yemeklerden seçmeler. Değişik Çin yemekleri. Her ne kadar bize farklı ve tuhaf gelse de dev ve köklü bir Çin yemekleri kültürü var ve buna saygı göstermemiz gerekiyor. Ben çok itici gelmeyenleri tattım, ama bir fare veya akrep, böcek yemedim. Wangfujing'de canlı akrepler, Pekin. Alive scorpions in Wangfujing, Beijing. Akreplerin canlı olduklarına inanmıyorsanız izleyin. Çok yazık hayvanlara, bariz işkence bu. Çin yemekleri videoları. Kim bilir bunlar ne. Wangfujing Dongcheng, Pekin'de Çin yemekleri. Birbirinden acayip Çin yemek ürünleri. Kuş mu, fare mi, nedir bunlar? Wangfujing Dongcheng. Ne butu bunlar bilmiyorum. Yurt dışında yeme içme sorunu yaşayanlar için gitmeden önce iki kez düşünülmesi gereken bir ülke. Daha tüyler ürpertici şeyler bekliyordum, maymun beyni, cenin gibi. Hiç gördün mü bunları yiyen ya da satışı yapılan yer, yoksa uydurma mı bunlar? Ki ben öyle olmasını umuyorum, maymun canlıyken yiyorlarmış beynini, çok vahşice.. Hayır öyle bir şey görmedim ve duymadım. Ya uydurma ya da geçmişte birkaç kez olmuş, istisnai şeyler olabilir. En baştaki soldakiler ve ortadakiler böcek pupası :)Kurt olduktan sonraki halleri. kelebek, arı veya sinek olabilirler. Cenin yendigi yalan olsa da luks restoranlarda maymun yendigi dogru.. çinli bir aşçıya sormuşlar çinliler ne yer ne yemez diye.. çinli aşçı demiş ki, \" sırtı gökyüzüne dönük olan ve hareket eden herşeyi yeriz, ne yemediğimize gelince ben de bilmiyorum \" demiş :D. doğruymuş meğer.. En sondaki toplar balık köftesi olabilir. Ben yemiştim tadı güzel. Bu Çin yemeklerini yemiş olsaydınız sizi takip etmeyi bırakabilirdim. 🙂 Çok iğrenç Çin yemekleri. Bu yazımdaki Çin yemekleri arasında hiçbirini yemedim. Bloğunuzu epeydir takip ediyorum, eğlenceli ve güzel bir gezi bloğu, paylaştıklarınız için teşekkürler. Size katılıyorum Öykü Hanım. Teşekkürler. Stockholm'e selamlar. Alper bey bu sayfa bizim kültürümüze göre biraz iğrenç. bu arada sizi kıskanıyorum. Kütahyalıyım daha 70 km uzaklıktaki ilçemiz Çavdarhisar' a gitmedim. Farklı bir kültür Ahmet Bey, Çin yemekleri bizim mutfağımızdan çok farklı. İlginize teşekkür ederim, Çin'e gidemeseniz de ülkemizi gezmenizi dilerim. Her şeyi yiyorlar, üstüne üstlük bir de şeker katıyorlar! Çinliler böylesine geniş mideleri varken kendileriyle ne kadar gurur duysalar azdır cidden. Çin mutfağı bu, her malzeme kullanılabilir. Çin yemekleri klasik Türk damak tadına uygun değil ama çoğu bence lezzetli."} {"url": "https://celebialper.com/cinden-trenle-mogolistana-transmongolya-ve-ulan-bator/", "text": "Pekin'den bindiğim Transmoğolistan trenimde 4 kişilik kompartımanımda 2 yatak boştu, rahat ettim. Ulan Bator'dan haberleştiğim Moğol CS üyesinin ablasının eşi de aynı trendeymiş tesadüf, epey sohbet ettik, adi Baavgai. Çeşitli ülkelerden tren arkadaşları edindim, seyahatlerden, ülkelerden bahsettik. Kompartıman arkadaşım ABD'li kadın, komşu kompartımanlardan tanıştığım İtalyan bir çift, İngiliz 2 öğrenci, Danimarkalı ve Moğollar. Ulan Bator gezisi için Moğolistan yoluna düşmek heyecan verici. Moğolistan'da gezilecek yerler arasında ilk sırada başkent Ulan Bator var. Moğolistan'a nasıl gidilir? Pekin'den trenle gidebilirsiniz. Hosoo Transmongolia adlı grup, \"gırtlak müziği\" denen özel bir eski Moğol şarkı söyleme tekniğini kullanıyor. Grubun çaldığı geleneksel müzik aletleri morin khuur, ikh khuur, ever buree ve geleneksel Moğol davulu. Hosoo Transmongolia grubunun şarkılarının çoğu Moğol bozkırlarında yaşam, atlar ve Şamanizm üzerine. Transmongolia trenlerinde 3 sınıf var: sert yataklı, yumuşak yataklı ve delüks. Tüm gezginler gibi ben de sert yataklıda yolculuk ettim, zaten diğer sınıflardan çok az yer var. Sert dedikleri yatak pek de sert değil aslında. Transsibirya hattının Transmoğolistan kısmının yaklaşık yarısı Çin'de, diğer yarısı Moğolistan'da geçiyor. Şahane doğa manzaraları, bozkırlar, yoksul ve zamanın dışında kasabalar, hayvanlar, dev Gobi Çölü, trenden baksa hiçbir şeyin geçmediği Moğol kasabaları. Çölde yol alırken aniden kısa kum fırtınaları çıktı, camlarımızı kapamak zorunda kaldık. Çölü tek başıma adım adım aşarım dönüşte demiştim ya, buradaki Moğollarla konuştum, akıllı işi değilmiş. Yol boyunca akbabaların kemirdiği at iskeletlerini, kemirmekte olduğu at ölülerini görmemin de etkisiyle ben çölü dönüşte yine trenle geçmeye karar verdim, affola. Pekin'den Moğolistan başkenti Ulan Bator 33 saat sürdü. Yeşil pasaportum sayesinde ülkeye Moğolistan vizesi almadan girdim. Ulan Bator'un anlamı Kızıl Kahraman. Kentin adı önceden Türkçe'de Ulan Batur olarak geçiyordu, sonra Batı dillerindeki gibi Ulan Bator denmeye başladı. Dışişlerinin sitesinde de böyle geçtiği için ben de ikincisini kullanmayı tercih ettim. Moğolca yazılışı , okunuşu Ulaanbaatar. Moğolistan gezisi birçok yönüyle heyecan verici. Burası Moğolistan başkenti Başkent Ulan Bator'un ana caddesi Barış Bulvarı Enkh Taivny Örgön Çölöö. Aşağıda Moğolistan'da yediğim ilk yemeği görüyorsunuz. Bol koyun etli, az makarna ve sebzeli sulu yemek, üstte solda koyun etli mantı, sağda ekmek istediğimde öyle bir şey olmadığını zar zor anladıktan sonra onun yerine verilen löp hamur. Moğolistan başkenti Ulan Bator karmaşık bir kent, bir tane ana caddesi var, kaldırım ya toprak ya da delik deşik beton. Geleneksel Moğol kıyafeti DEL giyenler hala var, özellikle yaşlılardan. Resimdeki del giymiş insanlar bana şirinlik olsun diye giymediler, günlük kıyafetleri öyle.. Moğolların yarısı dinsiz, diğer yarısı ise Şamanizm etkisindeki Budizm'e inanıyor. Şaman çadırlarına, Budist manastırlarına gittim. Ulan Bator gezisi heyecan verici. Bugün öğlende Sarançeçeg ile birlikte arkadaşı Burmaa'nın evine gittik, kesif bir koyun eti kokusu vardı, Moğolistan'da her evin böyle koktuğunu duymuştum. Sağ olsun yemek hazırlamış; turşu, koyun eti, mantı çorbası. Koyun eti masaya geldi öylece kaldık, meğer adettenmiş, misafir eti parçalayıp verirmiş. Ben bıçakla kırmızı kısımları kesip yemeye çalışırken hatunlar koca kemikleri iki elle kapıp yağ ve kıkırdak bırakmadılar. Bu arada ilk kımızımı heyecanla içtim. Kımıza Moğollar AYRAG diyor. Kazak azınlık bizim gibi kımız diyor, ama Moğolcası Ayrag. Moğolistan başkenti Ulan Bator'da ilk gün gezdikten sonra CS arkadaşım Bayarmaa ve arkadaşlarıyla buluştum, yemek yedik. Şık bir bara gittik. Arkadaşı İstanbul'da 5 yıl ev hizmetçiliği yapmış. Türkleri çok methetti. \"Türkler öyle kibar insanlar ki, alışveriş yaptıkları dükkandan 'hayırlı işler' veya 'iyi günler' gibi sözler söylemeden çıkmıyorlar. Hatta bir kez patronum sokakta belediyenin temizlik işçisine 'kolay gelsin' dedi.\" diye hayranlıkla anlattı Türkiye'yi. Bindiğim kaçak taksiden çektiğim Ulan Bator görüntüsü aşağıda: Moğolistan videoları. Başkent Ulan Batur'daki Sühbaatar Meydanı'nda bulunan Moğol Parlamentosu. Ulan Bator'da gece hayatı hareketliymiş, kaç gecedir Bayarmaa, Dulamsuren, Batbold ve diğerleriyle pek eğleniyoruz. Dün gece kaderimde karaoke vardı maalesef ama yine de eğlendim, hatta insanları birbirleriyle tanıştırıp kaynaştırdım. 🙂 Tutturdular geleneksel bir Türk şarkısı söyle diye, olmaz dedim, direndim fayda etmedi. Cengiz Han marka votkanın da etkisiyle Şarköy Türküsü'nü söyledim Moğollara, beğendiler. Bu arada Moğolistan kızları hiç tahmin etmediğim kadar zarif, kibar ve hoş. Strings Club'da çektiğim canlı müzik görüntüsü aşağıda: Moğolistan gece hayatı. Yıllardır güzel haberlerimi alıyorsunuz, bu kez kötü bir haberim de var. Yankesiciler ön cebimden cüzdanımı çaldı; kimlik, Tugrik, ABD Doları, TL, kredi kartları vs içindeydi. Fark eder etmez İş Bankasını aramaya çalıştım, çıkmadı. Ne yapacağımı bilmez halde dolaşırken bir baktım karşımda bir Türk bayrağı. Moğolistan Türkiye Büyükelçiliği'nin önüne gelmişim, polise işaretlerle anlattım, görevli çağırdı, anlattım, içeri aldılar, sabit telefondan bankayı aradık, iptal ettirdim. Neyse ki Garanti ATM kartım çantamdaydı. Birkaç saat üzüldüm ama sonra geçti, çok param gitti ama keyifle devam ediyorum gezime. Ulan Bator yankesicilikte dünyada sayılı kentlerden biri. Tüm konuştuklarım arasında henüz çarpılmamış biri neredeyse hiç çıkmadı. Moğolistan başkenti Ulan Bator'un en merkezi ve modern yerinde bulunan Türk Moğol Dostluk Parkı aşağıda. Türkiye'nin Moğolistan Büyükelçiliği de kentin en iyi noktasında. Türkler için gezilecek yerler arasında bulunuyor. Ülkede gezilecek yerler arasında en önemlilerinden olan Moğolistan Ulusal Müzesi'ni gezdim. Birinci Salon antik tarih salonu. M. Ö. 800.000 yıl öncesine kadar giden taş aletler, Demir ve Bronz Çağlarına ait buluntular sergileniyor. İkinci Salonda Moğolistan'da eskiden kurulmuş olan devletlerden buluntular var. Sırasıyla Hun, Türk, Uygur ve Khidan İmparatorluklarından eserler. Ulusal Müze'nin ikinci katındaki Üçüncü Salon'da geleneksel giyim ve takılar sergileniyor. Müzenin kitabına göre Moğolistan'da yaşayan 20 etnik grubun kökenleri Moğol ve Türk uluslarından geliyor. Üçüncü katta Cengiz Han'ın dünyanın en büyük imparatorluğu haline getirdiği Moğol İmparatorluğu eserleri var. Beşinci Salon'da geleneksel Moğol kültürü, yedincide Mançu hakimiyeti dönemi, sekizincide Bogd Han dönemi, dokuzuncuda 1921 1989 arası sosyalist dönem, Onuncu Salon'da ise Demokratik Moğolistan ile ilgili eserler ve sergiler bulunuyor. Moğolistan gece hayatı hareketli, ancak diskolarda kavga sık rastlanan bir durum, dikkat. Durun, Ulan Bator bir şey değil, vahşi Moğol kırsalında yaşadığım göçebe maceralarımı okuyun asıl. Uruguay, mogolistan.. Silahlı soygun, yankesici!. Aman dikkat dostum. Elbette tadını kaçırma hiçbir zaman ama dikkat ve bol şans!.. Hepimize.. Yollar açık ola!.. Evet tanık oldum ve kendim de yaşadım. Yabancıları sevmeyen gruplar var. İnsanların çoğu Vilnius'u seçerdi ama Ulan Bator da kendine has ülke Moğolistan'ı görmek için ilginç olabilir. Alper Bey selamlar, sitenizi tesadüfen buldum ve açıkçası yeryüzünde bir insanın hayallerini gerçekleştirdiğini görmek güzel. Moğolistan sıra dışı bir ülke. Hostel ve turist kamplarında kalır, acenteyle gezerseniz oldukça güvenli. Başkentte yankesici çok, barlarında kavga çıkar. Kırsalda bağımsız gezerseniz zorluklarına katlanmalısınız. Bence gitmeye değer. Bazı noktalara dikkat ederseniz pek sorun yaşamazsınız. Tekrar merhaba Alper Bey, benim yıllık 15 günlük iznim var dolayısı ile mümkün olduğunca hızlı ve çok yer görebilmek gibi bir düşüncem var. Bu yüzden direk Ulan Bator'a uçakla gidip Ulanbator, Kustai Milli Parkı, Kugnuka, Karakorum, Orhun Vadisi ve Ugi Gölü diye düşünüyorum.. Tabi bu pratikte 15 güne sığabilecek bir rota mıdır açıkçası çok araştırdım ancak acentesiz oldukça zor olduğu fikrine kapıldım.. Ben hayatımda hiçbir ülkeye turla gitmedim o yüzden pek yanaşmıyorum acente kısmına ama mecbur kalırsam düşünebilirim tabi ki.. Khulstai ters tarafta kalıyor, onun dışındaki rotayı 15 günde rahatlıkla gezebilirsiniz. Kugnuka'ya bilmiyorum ve bulamadım. Evet okudum 🙂 aslında hepsini imrenerek okudum diyebilirim. Neden nasıl olduğunu bilemediğim ama beni sürekli çeken bir şey var o ülkede.. Ne olduğunu belki gidince öğrenebilirim. Verdiğiniz bilgiler ve tavsiyeleriniz için çok teşekkürler. Gezegenimizde daha nice yerler görmeniz gezmeniz dileklerimle.. Yola düşmeye karar verdiğinizde haber edin yine, elimden geldiğince bilgi vereyim. Dileğiniz için teşekkür ederim, ben de size nice yolculuklar dilerim. Moğolistan birçok kişinin hayali. Ne mutlu size. Hiç sıkılmadım, bidolu gezginle tanıştım, çok eğlendim. Hep gitmek istediğim birrrr yerrrrrrr. Çok şanslısınız. Harika bir yazı. Paylaştığınız için çok teşekkür ederim. Moğolistanı çok seviyorum, moğol halkınıda çok seviyorum. Teşekkür ederim Hande Hanım. Size en kısa zamanda Transsibirya Ekspresi ile rüya gibi bir Moğolistan gezisi dilerim. Çok uzun bir yolculuk olmuş ama değmiş, ulan batur benim de merak ettiğim bir yer gitmeye çalışacam. Ulan Bator çok değişik bir başkent. Sıradışı bir gezi deneyimi olur. Pekin-Ulan Batur treni için ne kadar ödedin?Bileti istasyondanmı aldın?İnternet üzerinden oldukça pahalı. Pekin Ulan Bator treni biletlerini Çinli firmalar demiryolu idaresinden haksız biçimde topluca alarak kapatıyorlar, ciddi komisyon ekleyerek satıyorlar. Böyle bir sistematik dolandırıcılık var. Gitmeden önce 210 dolara aldım. Gercekten cok guzel gecmis. Turlardan, turistik restoranlardan ziyade ulkelerin kalbi olan mahalleleri, arka sokaklari gezmeniz ve direkt halkla iletisim kurmaniz gercekten cok eglenceli ve daha samimi. Yazilariniz icin tesekkur ederim. Moğolistan yolculuğumda ve her yerde yaşamın içine girmeye çalışıyorum Samet Bey, okuduğunuz için çok teşekkürler. imkanım olsa mogol. nepal. tibet. k. kore- favori ülkelerim hocam sizi kıskanıyorum inanın. Çok teşekkür ediyorum. Ben de Asya ve özellikle Orta Asya ülkelerini seviyorum. Umarım hepsini gidebilirsiniz. Çin'in başkenti Pekin'den Moğolistan başkenti Ulan Batur'a tren biletimi gitmeden önce banka havalesi yoluyla aldım. Acentalar biletleri satışa çıkar çıkmaz alıp kar koyarak satıyorlar maalesef, böyle bir tezgah var. Birkaç acenta var, yazışıp parayı yatırıyorsunuz, 30 gün öncesi içerisinde alınabiliyor, yedi gün kala basılıyor. İster ek para gönderip size postalanmasını isteyebilir, ister Pekin'e gittiğinizde adresinize kuryeyle göndertebilirsiniz. Moğolistan veya Rusya tarafından yola çıkacaksanız demir yollarından alabilirsiniz. Transmongolia treninin bilet ücretleri ben gittiğimde Pekin'den Ulan Bator'a 105 Amerikan Doları, Ulan Bator'dan Pekin'e 70 dolar civarı idi ama maalesef yakın zamanda çok pahalı oldu; şu anda Pekin'den Ulan Bator'a 240 avro, Ulan Bator'dan Pekin'e 140 avro. Diğer bir seçenek Transsibirya trenlerini kullanmayıp Ulan Bator Zamiin Uud yerel treniyle (bilet 20 avrodan az) Çin sınırına gelip minibüsle Çin'deki Erlian'a geçmek. Buradan 25 avroya Pekin'e yataklı otobüs var. Toplam 50 avro, 36 saat. Benim ekspress ise 33 saat."} {"url": "https://celebialper.com/colonia-del-sacramento-uruguay/", "text": "Uruguay'ın başkenti Montevideo'dan ülkenin Batısındaki Colonia del Sacramento adlı kasabasına geldim. 190 kilometrelik bu yolculuk COT firmasıyla 3 saate yakın sürdü, bilet 220 UYU, yaklaşık 20 TL. Montevideo'dan buraya 4 ayrı firmanın her gün çok sayıda otobüsü var. İşte gezi notlarım. Eski Portekizce adı Colonia do Sacramento olan sakin ve güzel Colonia, Uruguay'ın en eski kasabası. 1680 yılında Portekizli Manuel Lobo tarafından kuruldu, kısa süre sonra İspanyollarca alındı. Arjantin'e hakim İspanyollar ve Brezilya'ya hakim Portekizliler arasında birçok kez el değiştirdi. Colonia del Sacramento 1825'te Uruguay'ın bağımsızlığını kazanmasından kısa bir süre sonra ülke topraklarına katıldı ve bugün 22.000 nüfuslu, Uruguay'ın en çok ziyaret edilen kenti. Kısaca Colonia olarak da anılan bu küçük kasabayı ben yürüyerek gezdim, bisikletle de keyifli olabilir. Güney Amerika gezisi sırasında nefes alınabilecek, rahat, güzel ve güvenli bir kasaba. Colonia del Sacramento'nun eski mahallesi Barrio Historico 1995 yılında UNESCO tarafından Dünya Mirası olarak ilan edildi. Barrio Historico mahallesi nehir kenarı ve kasabanın merkezini kapsıyor. Colonio'nun özellikleri, eski Portekiz tarzı kolonyal bina ve evleri, dar Arnavut kaldırımlı taş sokakları, nehir kenarındaki uzun yürüyüş yolları, birkaç küçük sevimli meydanı. Gezilecek yerleri görelim şimdi. Colonia'da turizmin gelişmesinde kasabanın güzelliğinin yanında halkının da katkısı var; ziyaretçilere kibar, saygılı davranmaları, fiyatları abartmamaları. Turistlerin büyük çoğunluğu Arjantin'den günübirlik gelenler. Colonia Deniz Feneri'nden burun ve Rio de la Plata nehri fotoğrafım. Rio de la Plata dünyanın en geniş nehri. Karşı kıyıda Arjantin'in başkenti, Buenos Aires var. Rio de la Plata, Uruguay ve Arjantin'i ayıran nehir. Uruguay'ın, ilk ve ortaokul öğrencilerinin tamamına bedava dizüstü bilgisayar ve İnternet erişimi dağıtan dünyanın ilk ülkesi olduğunu biliyor muydunuz? Gitmeden önceki araştırma ve planlarımı içeren Uruguay Hayalim yazımda bundan ve Uruguay'ın diğer şaşırtıcı olumlu özelliklerinden bahsediyorum. İşte bu şanslı küçüklerden birisi. Colonia, Arjantin Uruguay arasında seyahat edenler için bir geçiş noktası ve ideal bir dinlenme noktası. Vasconcellos Sokağı'nda bulunan 1860 yapımı Basilica del Sanctisimo Sacramento, tüm Uruguay'ın en eski kilisesi. Buradaki ilk kilise saman ve çamurdan yapılmıştı ve İspanyollarla Portekizliler arasındaki bitmek bilmez savaşlarda defalarca hasar görüp onarıldı. Latin Amerika gezisi devam ediyor. Bugünkü bina orijinal Portekiz tarzı tek nave tasarımını koruyor; taş ve tuğla duvarlar 1808 yılından kalma ve mimar Tomas Toribio tasarımı. Dış yüzey ve çanı en son 1957'de restore edildi. Basilica Del Sanctisimo Sacramento. Diğer adı Iglesia Matriz Kilisesi. Kasabanın limanı aşağıda. Buradan dünyanın en geniş nehri Rio de la Plata'yı aşıp Arjantin'e gidiliyor. Tursuz, rezervasyonsuz gezmenin büyük avantajları ve lezzetinin yanında küçük sürprizleri de oluyor tabii. Colonia del Sacramento'dan Buenos Aires'e seferleri olan firmalardan ucuz ve 3 saat sürenlerin saatleri bana uymadı. Pahalı ve 1 saat süren Buquebus katamaran vapurunda yer vardı, ama normal ve business class yer kalmamış. Sadece VIP kısmında boş yer vardı. Diğerleri yaklaşık 900 ve 1000 küsur civarı, VIP ise 1420 UYU fiyatlıydı. Yaklaşık 130TL karşılığı olan VIP biletimi aldıktan sonra kasabayı gezip yukarıdaki fotoğrafları çektim. Limandaki döviz bürosu kötu kur uyguladığı için tekrar az ilerideki otobüs terminaline dönerek Uruguay Pesolarımı Arjantin Pesosuna çevirdim ve limana gittim. Aşağıda Colonia uluslararası liman gümrüğünde pasaport kontrolü ve Uruguay'dan çıkış salonunu görüyorsunuz. Fotoğraf çekmek yasaktı ama böyle küçük yaramazlıkları severim. Gemiye bindiğimde üst kattaki VIP salonuna alındım, hemen bir kadeh şampanya geldi. Bu iş şampanyayla başlarsa bunun yemeği, hizmeti şahane olacak diye düşündüm ama bütün VIP'liğim bu kadarmış meğer, diğer her şey cepten. Buquebus gemisinin VIP salonunda koltuklar geniş ve rahat. Gemide free shop var ama fiyatlar yüksek. Bu arada bir Uruguay maçı izlemeden memleketten ayrılıyorum arkadaş. My dear Uruguayan friends, I feel sad to leave your country. This was not enough. Thanks for being so friendly to me. Please keep kissing and hugging each other all the time. Don't loose your sincere smile that turns your cold apartments into warm homes. Keep your mate tradition. Sing your national anthem joyful. Appreciate your unique president Jose Mujica. Never build a road to Cabo Polonio.. You have a friend who will always talk good things about you and your country in Turkey and the world. I love you. Sevgili Uruguaylı arkadaşlarım, ülkenizden ayrıldığım için üzgünüm, bu kadar kalmak yetmedi. Bana böylesine sıcak davrandığınız için teşekkürler. Lütfen birbirinizi her gördüğünüzde öpüp sarılmaya devam edin. Soğuk evlerinizi sıcak yuvaya dönüştüren içten gülümsemenizi hiç kaybetmeyin. Mate çayı geleneğinizi sürdürün. Ulusal marşınızı neşe içinde söyleyin. Benzersiz başkanınız Jose Mujica'nın değerini bilin. Cabo Polonio'ya asla yol yapmayın.. Türkiye'de ve dünyada sizden ve ülkenizden iyi sözlerle bahsedecek bir arkadaşınız oldu. Sizi seviyorum. Dünyanın en geniş nehri Rio de Plata'yı aşıp Arjantin'e vardım. Özellikle arjantinden colonia'ya ya geçenlerin kur farkından etkilenmemeleri adına yanlarına önceden Uruguay pesosu bulundurmak yada ödemeyi KK ile yapmak gerekir. Yoksa Arjantin pesosu ile öderseniz ki biz bu hatayı yaptık kur farkından 2 kat ücret ödersiniz. harika ayrıntılarla dolu çok güzel bir yazı olmuş, tebrik ediyorum, gidip gezesim geldi, umarım bir gün ben de Uruguay'a giderim, bu güzel konu için teşekkürler. Demek dünyanın en geniş nehri Arjantin ile Uruguay arasında. Teşekkürler. İyi bir Latin Amerika gezisi, tebrikler. Deniz fenerinin yanında resim çekiyoruz. Arkadaşla kameramı fotoğraf makinasımı derken... Yanımızda 50-55 yaşlarında bir kadın vardı. İsterseniz ben çekebilirim dedi. Dünya gerçekten küçük. Teşekkürler. Dünyanın en yoksul devlet başkanı Jose Mujica ve güzel Uruguay. Uruguay çok güzel bir ülke. Orada umarım Türkçe konuşan insanlara rastladınız. Lahmacun bile bulmak mümkün bu Latin Amerika ülkesinde. Sizin yazılarınızı takip ediyorum umarım bir gün beraber seyahat ederiz. Saygılarla. Teşekkürler Hikmet Bey. Uruguay'a gitmek uçak biletlerinin pahalılığı nedeniyle kolay değil, ama bence değer. Umarım siz de istediğiniz ülkelere seyahat edersiniz. Saygılar. Dünyanın en geniş nehri La Plata'yı gemiyle geçmek güzel."} {"url": "https://celebialper.com/dogu-almanya/", "text": "Doğu Almanya, Demokratik Almanya ya da resmi adıyla Alman Demokratik Cumhuriyeti, II. Dünya Savaşı'ndan sonra Sovyet denetimi altındaki bölgede kurulan sosyalist bir cumhuriyet (1949-1990). 1952 yılında Almanya'nın yeniden birleştirilmesini isteyen Stalin Notası'nın ABD tarafından reddedilmesinin ardından Sovyetler Birliği etkisindeki Doğu Almanya tam egemenliğini ilan etti (1954). Bu yazımda Berlin gezimde kentin doğu bölgesinde ve Doğu Almanya Müzesi'nde çektiğim fotoğrafların yanı sıra tarihi görseller eşliğinde ülke hakkında bilgi veriyorum. Doğu Almanya Varşova Paktı üyesi ülkeler arasında yer alıyordu ve Çekoslovakya'yı işgal eden 5 devletten biri oldu. 18 Ekim 1990'daki seçimlerde yönetimdeki Sovyet yanlısı Sosyalist Birlik Partisi Volkskammer'deki çoğunluğunu kaybetti. 3 Ekim 1990'da Volkskammer, Doğu Alman toprağında Federal Alman Cumhuriyeti yasalarının geçerliliğini kabul etti. İki cumhuriyetin birleşmesiyle 1990 yılı içinde Alman Demokratik Cumhuriyeti'nin varlığı sona erdi. Doğu Almanya haritası üzerinde görüldüğü gibi batısında Batı Almanya, doğusunda Polonya, güneyinde Çekoslovakya ile sınırları olan bir ülke idi. - Doğu Berlin (1,200,000) - Leipzig (556,000) - Dresden (520,000) - Karl-Marx-Stadt (317,000) - Magdeburg (290,000) - Rostock (250,000) - Halle (236,000) - Erfurt (215,000) - Potsdam (140,000) Doğu Almanya'da yaşam tüm Doğu Bloku ülkeleri gibi yurt dışı seyahat, politik etkinlik, mülk edinme konularında kısıtlamalar içeriyordu. Ancak Doğu Almanya'da hayat bir çok komünist ülkeye göre daha rahat ve refah idi. Aşağıda komünizm zulmü altında inleyen Doğu Alman gençleri görüyorsunuz. Berlin, Alexanderplatz. Kaliteli kreş, çocuk bakımı ve okul öncesi eğitim Doğu Almanya'da düzenli ve yaygındı. Çalışan kadın ve anne oranı Batı Almanya'dan çok daha yüksekti ve her çocuk için doğumdan sadece bir kaç hafta sonra başlayan ücretsiz bakım merkezleri vardı. Aile her doğan çocuk için 1000 Doğu Alman Markı yardım, bakım evlerinde ücretsiz kahvaltı ve öğle yemeği elde ediyordu. Her çocuk Noelde devletten hediyeler alıyordu. Bugün birleşik Almanya'da çocuk bakımı konusunda ciddi eksikler ve 120.000 hemşire açığı var. Demokratik Almanya'da çevre endişesiyle değil hammadde sıkıntısı nedeniyle geri dönüşüm kaçınılmaz ve öncelikli bir endüstri dalıydı. Çocuklar teneke kutu, kese kağıdı, kitap, cam, film, alüminyum folyo gibi atıkları toplayınca harçlık kazanıyorlardı. Bir çocuk iki saatte küçük el arabasını doldurup 8-10 mark kazanabiliyordu ve bu para 20 öğün yemek yemeğe yetiyordu. Elbette geri dönüşüm sadece çocuklarla yürütülmeyip, sistemli bir devlet politikasıydı. 1990 yılında komünizm çökünce Doğu Almanya geri dönüşüm idaresi atıklar için ödeme yapmayı durdurdu ve toplanan malzeme miktarı hemen %90 azaldı. 16.000 geri dönüşüm merkezi kapatıldı ve 11.000 personel işten atıldı. Çocukluk yemeklerini kim özlemez? Ketçaplı, acı baharatlı sosisli sandviç Doğu Berlin'de bir klasik idi. O zamanki sosislerin bugünkü Alman sosislerinden daha lezzetli oldukları söyleniyor. Orta ve Doğu Avrupalılar en iyi fıkraların komünist rejimleri eleştirenler olduklarını söylüyorlar. Doğu Almanya'da en çok gülünen şaka ve fıkralar devlet başkanı Erich Honecker, ürün sıkıntıları, Komünist Parti ve batı Almanlarla dalga geçenlerdi. Çünkü kaçmak için gereken Trabant otomobil için 12 yıl beklemek gerekir. Tilki zekidir ama aptal taklidi yapar, Batı Alman ise aptaldır ama zekiymiş gibi yapar. Doğu Alman Batı Almana der ki, Doğu Almanya'da emzirme dönemindeki anneler, bebekleri erken doğduğu veya kendileri hasta oldukları için süt veremeyen annelere süt bağışı yaparlardı. Evlerden bisikletli görevliler anne sütü toplayıp süt merkezlerine götürür, sütü alınan annelere ödeme yapılırdı. 1989 yılında Doğu Almanya anneleri 200.000 litre süt bağışladı. Süt bankaları 1990 yılında komünizm yıkılınca kapatıldı. O dönem süt veremeyen Batı Almanya anneleri çok daha sağlıksız olan süt tozu kullanıyorlardı. Bugün birleşik Almanya'da 15 anne sütü bankası var. Fransa ve Finlandiya ise onlarca yıldır süt bankalarına sahip. Doğu Almanya'da aileler çoluk çocuk, komşularıyla beraber Baltık Denizi kıyısında ve Mecklenburg göller bölgesinde çıplak yüzer, güneşlenir, pin-pon oynarlardı ve kimse gözünü dikmezdi. Bu geleneğin kökleri 1920'lerin solcu, avangart kültüründen geliyordu. Düşünceleri burjuva karşıtı ve eşitlikçiydi; doğduğunda herkes eşit kıyafetle doğar. Çıplaklar için kamplar, çiftlikler, tatil turları vardı. Doğu Almanya'da model kadınlar sıska değil ortalama kadınlardı, Kate Moss gibisi yoktu. Für Dich ve Modische Maschen gibi kadın ve moda dergilerinde modeller bedenlerini çok daha az gösteren, az makyajlı, doğal ve her gün sokakta görülebilen kadınlardı. Seks hakkında öneriler değil annelik, çalışma hayatı, erdem ve sosyalizm üzerine bilgiler olurdu. Doğu Almanyalılar eskiden çok daha güçlü bir yoldaşlık, dostluk ve ortak kimlik olduğunu söylüyorlar. Bunun parayı önceliğe koyan neoliberalizm tarafından bozulduğunu ifade ediyorlar. Ama gizli Stasi polisinin, fabrika müdürünün, öğretmenlerin kendilerini takip ve kontrol etmelerini özlemiyorlar elbette. Karl-Liebknecht-Str. 1 numarada, Spree Nehri kıyısındaki etkileşimli DDR Museum Almanya başkenti Berlin'in en çok ziyaret edilen müzelerinden birisi. Sosyalist Doğu Almanya'da yaşam, insanlar, evler, eşyalar, ürünler hakkında bilgi ve tarih dinamik olarak sergileniyor. Müzenin fütürist teknolojisi ve ödüllü tasarımı, bir müze ziyaretini zamanda geriye eğlenceli bir yolculuğa dönüştürüyor. Doğu Alman üretimi ünlü Trabant otomobilde. Doğu Almanya döneminde tipik bir ev ve yaşam sergileniyor, kız anlatıyor. Duvar kağıdı, vitrin, televizyon ve sehpa o dönem bizdekilerin neredeyse aynıları. Trabi görmek ne güzel! Bu sosyalist Doğu Almanya üretimi Trabant otomobiller dünyada geri dönüşümlü malzemeyle üretilen ilk otomobil. Trabant'ların kaportası, Rusya'dan gelen pamuk atıkları ve Doğu Almanya'nın boya endüstrisinin atıklarından elde edilen duroplast malzemesinden üretildi. Darbelerde ezilmeyen, asla çürümeyen bir araç. Adını üretime başladığı yıllarda uzaya fırlatılan Sputnik'ten alan ve Almanca uydu anlamına gelen Trabant'ın üretimine 1957'de başlandı. Trabantlar, sosyalist rejimin statü sembollerindendi. Halk arasında Trabant'ı olanlar ve olmayanlar diye bir ayrım vardı. Trabant'ı olanlar şanslıydı. Zira Trabant'a yani Almanya'da halk arasındaki adıyla Trabi'ye sahip olmak o kadar kolay değildi. Trabi sahibi olmak için önce devlete bu talep iletiliyor daha sonra da teslimat için sıraya giriliyordu. 1947 yılında Sovyet Albay Sergej Tjulpanov'un önerisiyle Sovyet Kültürü Çalışmaları Derneği kuruldu. Kuruluşun asıl amacı Doğu Almanya halkı arasında yaygın olan Sovyet antipatisini ortadan kaldırmaktı. Birçok kültür evi açıldı, 1949'da adı Alman-Sovyet Dostluk Derneği oldu. Seksenlerin sonunda Sovyetler Birliği'nde glasnost politikası başladı. Doğu Almanya liderleri komünist rejimde değişime gitmek istemedi. Ünlü Sovyet dergisi Sputnik, Stalin'i eleştirdiği için Doğu Almanya'da sansürlendi. Mayıs 1945'te Üçüncü Reich'ın kayıtsız şartsız tesliminden sonra Haziran Potsdam Konferansı'nda eski Almanya topraklarının Oder ve Neisse ırmaklarının doğusu ve Danzig kentinin Polonya'ya bırakılması kararlaştırıldı. Doğu Prusya'nın kuzey yarısı SSCB denetimine verilince Doğu Almanya tarihi bakımından ilk önemli aşama gerçekleşti. Sonuçta Almanya, Bağlaşıklar arasında işgal bölgelerine ayrıldı. Ülkenin doğu kesiminin idaresi Sovyet Askeri Yönetimi'ne bırakıldı. Yeni yönetim önce özel bankaları ve şirketleri devletleştirdi. Herkesin elindeki paraları, külçe altınları, senetleri ve değerli eşyaları teslim etmesi istendi. Sökülen fabrikalar, vagonlar, lokomotifler ve hatta raylar savaş tazminatı olarak SSCB'ye götürüldü. Ayrıca 100 hektarın üzerindeki bütün topraklara karşılıksız olarak el kondu. Böylece eskiden yaklaşık 3 bin büyük toprak sahibinin elinde bulunan topraklar tarım işçilerinin, küçük işletmecilerin ve mültecilerin eline geçti. 1945 yazında bütün Nazi ve faşizm karşıtı partiler serbest bırakıldı. Ekim 1946'da Almanya Komünist Partisi ve Sosyal Demokrat grupların birleşmesiyle Almanya Sosyalist Birlik Partisi kuruldu. SED'in 1948'de toplanan kongresinde yeni anayasayı hazırlamakla görevli Volksrat adlı Halk Konseyi oluşturuldu. Bağlaşıklar'ın yeni Almanya'nın biçimlendirilmesi üzerine görüşmeleri başarısızlığa uğrayınca; ABD, Fransa ve İngiltere Eylül 1949'da kendi işgal bölgelerinde Federal Almanya Cumhuriyeti'nin kurulduğunu açıkladılar. Bunun üzerine, 7 Ekim 1949'da Sovyet bölgesinde Demokratik Alman Cumhuriyeti'nin kurulduğu açıklandı ve böylece Doğu Almanya tarihi başlamış oldu. Yeni anayasa ekim 1949'da yürürlüğe girdi. Halk Konseyi Halk Meclisi adını aldı ve ayrıca bir Eyaletler Meclisi oluşturuldu. İlk genel seçimleri oyların %66,1'ini alan SED ve bağlaşıkları kazandı. Hristiyan Demokrat ve Liberal Demokrat ortaklığı %33,9 aldı. 11 Ekim 1949'da Wilhelm Pieck devlet başkanlığına getirildi. Ertesi gün Otto Grotewohl başbakanlığa seçildi. Bununla birlikte gerçek güç başbakan yardımcısı ve SED birinci sekreteri Walter Ulbricht'in elinde kaldı. 1950'de geniş kitle örgütleri ve politik partiler şemsiyesi altında Ulusal Cephe kuruldu. Ekim 1952'de ülkedeki beş eyalet 15 ile ayrıldı ve Eyalet Meclisleri kaldırıldı. Alman Ulusal Halk Ordusu Hava Kuvvetleri savaş uçağı. Doğu Alman atletler, en solda 24 yaşındaki Ines Geipel ve takım arkadaşları, 1984'te 4x100 metre bayrak yarışını 42.2 saniyede tamamlayarak kadınlar dünya rekorunu kırdılar. 1989 yılında Doğu Bloku ülkelerinde komünist rejimler dalga halinde yıkıldı. 18 Mart 1990 seçimlerini sağın kazanması, birleşme lehine yapılmış bir plebisit olarak kabul edildi. Hristiyan demokrat Lothar de Maiziere 12 Nisanda, sosyal demokrat ve liberallerle bir koalisyon hükumeti kurdu. Nisanda Kohl, iki Alman Markının eşitleneceğine dair ilk işareti verdi. Para birliğinin 1 Temmuzda başlatılması kararlaştırıldı. Başlangıçta güç geçeceği izlenimi veren 2+4 konferansı 22 Hazirandaki ikinci toplantısından sonra çözüldü. 16 Temmuz 1990'da Helmut Kohl gene Moskova'da tarihli bir antlaşmayı gerçekleştirdi: Gorbaçov birleşik Almanya'nın NATO üyesi kalmasına olan itirazını geri almıştı. Buna karşılık Bonn, gelecekteki Alman ordusu mevcudunun 870.000 kişiyi aşmayacağını taahhüt etti ve 38.000 Sovyet askerinin 1994 sonuna kadar ülkelerine dönme giderlerini karşılamayı kabul etti. Bonn, 14 Kasımda Polonya ile sınır antlaşmasını imzaladı. 31 Ağustos'ta AFC ile ADC birleşme antlaşması gerçekleşti ve 20 Eylül'de iki taraf meclislerince onaylandı. 2+4 konferansı aynı amaçla 12 Eylül'de Moskova'da bir antlaşma imzaladı ve 3 Ekim 1990 günü, coşkulu törenlerle Doğu Almanya ve Batı Almanya birleşti, planlanan birleşme gerçekleşti. Doğu Berlin'i burada yazdığım Berlin Turları ile görebilir, veya Berlin Ulaşım Rehberi yazımdan yararlanarak kendiniz bağımsız gezebilirsiniz. Bilimsel çalışmaların odaklandığı yer Berlin'deki Bilimler Akademisi idi. Bilimsel-teknolojik araştırmalarda toplumsal ilerleme hedefi belirleyiciydi. Diğer sosyalist ülkelerle geniş çaplı bilgi alışverişi ve ortak çalışmalar sürdürülürdü. II. Dünya Savaşı'ndan sonra bazı yazarlar Doğu Almanya'ya döndü. Bu kişiler arasında en ünlüsü 1933'te Nazi Almanyası'nı terk etmek zorunda kalan Brecht'tir. Uzun yıllar ABD'de yaşayan Brecht, 1948'de döndü ve ölümüne dek (1956) eşi Helene Weigel ile Berlin'deki Berliner Ensemble adlı tiyatroyu yönetti. Brecht'in Marksist yöntemle çağdaş toplum yapısını eleştirmesi ve tiyatro sanatına katkıları bütün dünyada etkili oldu. Anna Seghers (1990-1983) ise romanlarıyla acılı Nazi dönemini sergilediği kadar, sosyalist gerçekçi kalemiyle yol gösterici oldu. Sinema sanatında da olumlu gelişmeler görüldü. Güçlü yönetmenlerden Wolfgang Sataudte, Kurt Maetzig ve Dubow sayılabilir. - Bertolt Brecht, (dramaturg, şair ve yönetmen, 1949'da Doğu Almanya'da \"Berliner Ensemble\"ı kurdu, Nazi döneminin önde gelen komünist sürgünü ve direnişin sembollerinden) - Jureck Becker - Franz Fühmann - Hermann Kant - Heiner Müller - Christa Wolf Werner Tübke adlı Doğu Alman ressamın Alman İşçi Hareketi adlı tablosu. Yeni ve eski Doğu Almanya sinema filmleri örnekleri. Doğu Almanya hakkında bilgi edinmek isteyenlere kaynak olması umuduyla. Yine çok başarılı bir yazı olmuş, tebrik ederim sizi Alper Bey. Alper bey blogunuzla ilgili konuşmak istediğim birşey var, bana ulaşabilir misiniz. İletişim kısmında Captcha sorunu yaşıyorum anlayamadığım bir sebepten ötürü, yazamıyorum size. Çok teşekkürler Umut Bey. E-posta gönderiyorum. Hocam, merhabalar. Ben, Almanya ve Kuzey Kore hastasıyım. Hastasıyım derken, bu ülkeleri çok severim. Sizde, bu ülkeleri mükemmel bir biçimde anlatmışsınız. Helal olsun, çok teşekkürler. Size Kuzey Kore hakkında, birkaç soru soracağım. Umarım görür ve cevaplarsınız. 3-Ülkenin ekonomisi battı, batacak gibi. Sizce, Kim-jong-un, uluslararası ilişkilere hız verir mi?Bu konular hakkında neler düşünüyorsunuz. Merhaba. Doğu Almanya ve diğer yazılarımı okuduğunuz için teşekkür ederim. 1. Elbette. Jimnastik ve dansta çok başarılılar. 2. Hepsi birleşmek istiyor, ancak lider kendi koşullarında bunu istiyor, iki taraf da diğerinin şartlarını kabul etmekten çok uzak. 3. Rejimin yürümesi ve kapalılığı için uluslararası ilişkiler çok sınırlı kalmak durumunda. Merhaba Emre Bey. 1 hafta kaldım. Doğu Almanya fotoğraflarının bir kısmı bana ait. Çok aydınlatıcı bir yazı olmuş. Doğu Almanya'ya her zaman ilgi duymuşumdur. Doğu Almanya benim de merak ettiğim bir ülke, yıkılmadan önce görebilmek isterdim. Okuduğunuz ve yorumunuz için teşekkürler. Merhaba, onlarca ülke gezdim ama Almanyaya hiç gitmek istememiştim. Beni hiç çekmemişti. Ama doğu almanya gözüyle de bakmamıştım. Senelerdir inatla Almanyayı es geçerken yazınızı bugün okudum ve az önce biletimi aldım. Berline gidiyorum 15 gün sonra. Teşekkürler yazı için. Daha nice keyifli geziler dilerim. Merhaba. Benim de Almanya planım yoktu ama Berlin tipik bir Avrupa kentinden daha renkli ve kozmopolit bir şehir. Doğu Almanya yazımın size ilham vermesine çok sevindim. Artık olmayan bu ülkenin izini sürdükten sonra dönüşte buraya veya diğer Berlin yazılarıma yorum olarak yazarsanız sevinirim. İyi yolculuklar."} {"url": "https://celebialper.com/dubai-deniz-alisveris-eglence-luks/", "text": "Dubai! Birçoğu için bir alışveriş cenneti, kış soğuğundan kaçış yeri. Genç çiftlerin balayı mekanı, bazıları içinse yüksek kazanç kapısı. Birleşik Arap Emirlikleri'ni oluşturan yedi emirlikten biri olan Dubai, emirliklerin tartışmasız en moderni ve aslında bağımsız bir kent devleti gibi, özellikle turizm ve ticaret sektörlerinde inanılmaz bir hızla büyüyüp ve gelişiyor. Bu şehir rehberi yazımda gitmek isteyenler için Dubai hakkında bilgi ve gezi notları var. Dubai gezi, alışveriş, eğlence, güneşlenme, yüzme, yeme-içme, spor ve gece hayatı amaçlı kısa tatiller için çok tercih edilen bir yer. Bir \"en\"ler kenti: en büyük, en yüksek, en geniş... Dünyada göçmen nüfusu oranı en yüksek şehir. Resmi tatil günü Cuma olup, buna bir süre önce Cumartesi de eklendi. Dubai yani Birleşik Arap Emirlikleri para birimi Dirhem'in uluslararası sembolü AED, yerel yazılışı ise Dhs. 1 TL = 2 AED ettiği için alışveriş ederken hesaplamak kolay. İstanbul'dan Dubai'ye THY veya FlyDubai ile direkt uçuşlarla 4.5 saatte gidebilirsiniz. Azerbaycan Havayolları, Royal Jordanian, Gulf Air, Qatar Airways, EgyptAir ve Air Arabia'nın ise aktarmalı uçuşları var. Dubai hususi/yeşil, diplomatik ve hizmet pasaportlarından vize istemiyor. Normal pasaporta vize almak ise otel rezervasyonu ve uçak bileti ile son derece kolay. Kurak bir iklime sahip kentin sıcak ve nemli yazında hava sıcaklığı ortalaması gündüz 42 derece, gece 28 derece. Sonbahar ve İlkbahar mevsimleri de 30 40 derecelerde sıcak. Kışları ise gündüz 23 25 derece sıcaklıkla ideal. Ben Mart'ta gittim ve hava güzeldi. Deniz suyunun bile 37 dereceye çıktığı yaz mevsiminde gitmenizi asla tavsiye etmem. Seyahat etmek için en uygun mevsim Kış ayları. BAE Dubai Uluslararası Havalimanı'ndan kent merkezine taksi ile gitmek isterseniz açılış 25 Dhs. Terminal 1 ve Terminal 3'ten metro var. Bagajınızı alıp çıkar çıkmaz otobüs var ve bilet 3 Dhs (1.5TL). 401 numaralı otobüs Al Sabkha, 402 ise Al Ghubaiba'ya gidiyor. Uçağınız havaalanı çok yoğun olduğu için kullanılan Şarjah Uluslararası Havaalanı'na ise Dubai'ye karayolu aslında 30 dakika olmakla beraber Şarjah Emirliği'nden sınır geçişinin yoğun olduğu saatlerde 1.5 2 saati buluyor. Biletiniz Air Arabia'dansa Şarjah havaalanına inersiniz. Dubai'ye otobüs değil taksi ile gitmek isterseniz 50 Dhs tutar. Air Arabia'nın Şarjah Havalimanı'ndan Dubai Uluslararası Havalimanı'ndaki Rashidiya Metro İstasyonu'na otobüsü var. Dubai demek alışveriş demek. Düşük vergiler, limana gelip giden dev miktarlarda kargo ve düşük tarifeler, burada hemen her şeyi uygun fiyatla bulabilmenizi sağlıyor. Fakat Dirhem'in yükselişi ve akın akın gelen alışverişçiler nedeniyle artık burası çok ucuz bir yer olmaktan çıkıyor. Batılı ünlü marka zincirlerinin dükkanlarındaki orijinal avro ve sterlin etiketlerindeki fiyatları dirheme çevirdiklerinde %25 civarında yükseltiyorlar. Kentten alınabilecek en uygun şeyler tekstil, elektronik ve altın. Elektronik eşya çok ucuz olduğu için, tekstil ve altın ise çok çeşit ve uygun fiyat nedeniyle rağbet görüyor. Ocak ve Şubat aylarında dükkanların tamamında indirim var. Dubai'de modern alışveriş merkezlerinde az, geleneksel dükkanlarda çok olmak üzere hala birçok yerde pazarlık yapılabiliyor, Türk olarak pazarlık gücünüzü kullanmayı unutmayın! Tekstil için Satwa semti ideal. Burada kumaş satıp hemen terziye elbise diktiren dükkanlar da var. Dükkan sahiplerinin birçoğu Hintli, Filipinli ve Pakistanlı. Satıcı size indirim sunuyor olsa bile Satwa'da mutlaka pazarlık yapın. Hintli ise \"Avaramu\"yu söylüyorsunuz, Pakistanlı ise \"Paakistaaan, Paakistaan, ciive Paakistan\"ı. Gold Souk: altın ve antika pazarı. The Dubai Mall Kentin ve dünyanın en büyük alışveriş merkezi. Mercato İtalyan tarzı; Top Shop, Mango, Hugo Boss var. Town Centre Jumeirah açık, aydınlık, rahat, modern. Mall of the Emirates uluslararası lüks markalar, kafeler. Ibn Battuta Mall pahalı markalar yok, sineması çok ve sabit bir İslam bilimleri sergisi var. Souk Madinat Jumeirah diskosu ve barlarında alkol satılabilen, yabancılara yönelik merkez. Deira City Centre Emirliğin en ünlü alışveriş merkezi, çok sayıda kafe, lokanta ve sineması var, hem Batılı lüks hem de Arap tarzı giyim dükkanları, Carrefour. Wafi Mall sadece lüks markalar ve mücevherat. Emirates Towers Boulevard barları ve diskoları olan, en pahalı alışveriş merkezi. Gold & Diamond Park altın ve pırlanta. Al Ain Plaza bilgisayar ve parçaları. Outlet Mall indirimli fabrika satış mağazaları. Marina Mall kitap, cep telefonu, fotoğraf makinesi ve kartları, oyuncak, saat, giyim, hatıra ve hediyelik. Festival City elektronik dükkanları ve IKEA. - Al Ahmadiya School, Deira. 1912 yapımı, şehrin ilk okulu. Giriş ücretsiz ve tuvaletleri temiz. - Bastakiya District. Eski binalar olan semt gezilecek yerler arasında. - Dubai Museum, Al Ibn Abi Talib Road. Müze deyince bizim müzelerimiz gibi bir şey beklemeyin, ama görmeye değer. Bilet 3 dirhem. - Jumeirah Camii, Jumeirah Road, Jumeirah 1, Palm Strip Mall karşısı. Kentin en büyük camisi olup Müslüman olmayanların ziyaretine açık birkaç camisinden biri. Arap kaligrafi sanatıyla bezeli. - Burj Dubai : 828 metre yükseklikte, 160 katlı, dünyanın en yüksek binasında dokuz tane otel var. Günün sonraki saatlerine veya başka güne bilet kesiyorlar ve 100 dirhem (50TL). Beklemek istemezseniz ise 400 dirhem ödemeniz gerekiyor. Manzara için 452 metre yükseklikteki balkona çıkarıyorlar. Gezilecek yerler arasında. - The Dubai Fountain: Burj Dubai Gölü'nde bulunan 270 metre uzunluğundaki dünyanın en büyük fıskiyesi, suyu 150 metre yükseğe fırlatıyor. Her 30 dakikada bir müzik eşliğinde muazzam su gösterisi var. - Burj al-Arab Hotel: Dünyanın tek 7 yıldızlı oteli. Gezmek için rezervasyon gerekiyor. Oda için yaklaşık bir ay önceden yer ayırtmak gerekiyor. Gezilecek görülecek yerler arasında en turistik olanı. - Dubai Marina: Yürüyüş yolları, kafeler, oteller, kumsal, lokantalar ve dükkanlarıyla yerel halkın ve turistlerin gezinti yeri. - Palm Islands: Palmiye Adaları, dünyanın en büyük yapay adaları ve görülecek yerler arasında. - Kumsallar ve deniz: Her türlü su sporları ve bembeyaz kumsallar var. - Çölde Safari: Arazi aracı ve özel şoförüyle kum tepelerinde sürüş, günbatımı ve müzikli-danslı çöl yemeği. Kentte şehir içi ulaşım otomobil ağırlıklı olsa da Orta Doğu'nun en iyi toplu taşıma sistemine sahip. Metro ve otobüslerde 1 gün sınırsız geçerli bilet 14 dirhem (7TL). Nol Silver adlı 20 dirheme satılan kart ise hem günlük kullanım hem de metro ve otobüslerde yüzde on indirim sağlıyor. Bir günden fazla kalanlar için Silver kart daha avantajlı. Metroda Red Line ve Green Line var, tek bilet 2 ila 8.5 dirhem arasında değişiyor. Taksilerde sadece havaalanından açılış 25 Dhs, şehirde ise her yerde gündüz 3 dirhem, gece 3.5 dirhem. Taksi gece tarifesi 22:00 ile 06:00 arasında geçerli. Kilometrede 1.75 dirhem (90 Kuruş) atıyor. Taksimetre yoksa binmeyin, resmi değildir. Taksicilerin çoğu Pakistanlı olduğu için ben biner binmez Şehnaz Begüm'ün \"Paakistaaan, Paakistaan, ciive Paakistan\" şarkısını söyleyip sempati kazandım. Longs Bar Towers Rotana. The Rooftop Swimming Pool Hilton Dubai Creek. The Cocktail Bar Şık bir gece hayatı mekanı, Jumeirah Beach Hotel, 24. kat. 360 Manzaralı bir gece hayatı merkezi, Jumeirah Beach Hotel Complex. Sky View Bar Ultra modern tasarımlı, manzaralı lüks gece hayatı mekanı, Burj Al Arab, Jumeirah Beach Road. N'Dulge Night Club Renkli ışıklandırmalı bir eğlence ve gece hayatı mekanı, gece kulübü, Atlantis The Palm, Crescent Road, Palm Island. Red Square Night Club Canlı müzik çalınan yemekli eğlence yeri, Moscow Hotel, Al Maktoum Street, Deira. Czar Russian Night Club Canlı müzikli gece eğlence yeri, Capitol Hotel, Al Mina Road. Umarım yararlı bir gezi rehberi olur. Fotograflar sanki 1980 lerden kalma gibi görünüyor. Analog film li bir makine mi kullanıyorsunuz.... Bu gezimin fotoğraflarını filmli makineyle çektim, doğru. Merhaba, ben de Dubai'ye Şubat ayı'nda gittim. Dubai her yönüyle harika bir yer. Lüks, ihtişam, son model arabalar, avm'ler, gökdelenler, palmiyeler, gündüz eğlenceleri için aqua parkları, gece eğlenceleri için çeşit çeşit barları klüpleri, harika yemekleri, çöl safarisi, plajları, marinaları, Lübnan tavernaları, Burj al Arab'ı ve Burj Khalifa'sıyla gerçekten eşsiz bir yer, çok güzel geçti, tavsiye ederim. Dubai çok pahalı diyorlar ama öyle görnmüyor, Dubai genel olarak pahalı değil. Çok lüks yerleri pahalı. Dubai hakkında bilgi ararken buldum yazınızı. Başlık çok uygun olmuş, Dubai bir alışveriş, eğlence, lüks ve deniz tatili kenti. Dubai tatil için çok güzel bir yer. Üstelik pahalı değil. Emrah Bey çok teşekkür ederim, memnun oldum! Merhaba, Bu akşam ilk kez Dubai ye uçuyorum. Tecrubeli arkadaşlardan bilgi edinmek için yazınızı okudum. Çok aydınlatıcı bilgiler vermişsiniz. Ellerinize sağlık. Teşekkür ederim. Ben de ilginize ve yorumunuza teşekkür ederim Ayşe Hanım. Güzel bir Dubai turu dilerim. Dönüşte burada izlenimlerinizi de paylaşırsanız çok sevinirim. vize ile alakali bir sorum olucakti, taylandda yasiyorum ve bunyaz Tr'ye gelirken katar air ile biletimi aldim, geliste doha aktarma 3 gun dubai yapicam. arastrdgm kadari ile transit vize almam gerekiyor(4gune kadr) tr'farkli sirketler farkli fiyat verdiler. sanirim dubaide hotel lerde boyle bir visa servisi yapabiliyorlar. bu konuda yardmci olablrsenz sevnrm. Emirates, THY ve Pegasus bilet alan yolcuları için BAE Dubai vizesi işlerini hallediyor. Bence Katar Air'e bir sorun. Dubai vizesi kolaydır. Umarım daha ucuz bir BAE vizesi bulursunuz. İyi yolculuklar. Hocam benim bildiğim şeriatla yönetiliyor ama öyle anlaşılıyor ki katı bir yönetim yok. Birleşik Arap Emirlikleri İslami kurallara göre yönetiliyor ama Dubai'de daha toleranslı bir idare var. Merhaba. Dubai'de telefon ve diğer elektronik ürünlerin olduğu alışveriş merkezlerini yukarıda yazdım. Kendi pasaportunuzla Türkiye'de 1 tane telefon kaydettirebilirsiniz. Adet sınırı olduğunu sanmıyorum. Önemli olan Türkiye dönüşü havalimanındaki gümrük memurlarının çantanıza bakıp bakmaması. Bakarlarsa Dubai'den getirdiklerinizin memurlarda ticaret yapıyorsunuz izlenimi uyandırmaması gerekiyor. Alışveriş merkezleri dışında ticaretin elektronik eşyaların yoğun olduğu yerlerde daha ucuz olur diye düşünüyorum toptan misali öyle bir yer var mı varsa neresi teşekkürler. Al Fahidi Caddesi üzerinde çok sayıda telefon, bilgisayar, kamera, fotoğraf makinesi ve ev elektroniği satan dükkan var. Dubai'de harcamak için buradan dirhem alırsanız zarar edersiniz, pahalıya satarlar. Dolarla gidip orada bozdurmak, ya da kendi mevduat hesabınızdaki liradan banka makinelerinde dirhem çekmeniz daha uygun. Ben de öyle duymuştum. Keyifli bir Dubai seyahati dilerim. Alper bey merhaba. ben Dubai'e gitmeyi düşünüyorum ticaret için cep telefonu alacam kişi başına adet önemli mi sadece Türkiye dönüşü havalimanında sorun yaşar mıyım akrabalarım Dubai'den binlerce telefon getiriyorlar ama ticaret sır diye bana hiç yardımcı olmuyorlar bu konuda ilgilenseniz benimle sevinirim teşekkürler. Merhaba. Dubai yani Birleşik Arap Emirlikleri veya diğer ülkelerden gelirken Türkiye'ye bir tane cep telefonu getirme hakkınız var. Bunun amacı ticari amaçla getirip burada satamamanız. Ancak havalimanında çıkış kapısından hemen önce bekleyen gümrük görevlileri şüphelenip bakmadığı sürece çantanıza sığdığı kadar telefon veya diğer elektronik eşyayı getirebilirsiniz, risk almak size kalmış. Rica ederim. Keyifli bir Dubai turu dilerim. Hey gidi hey zamane bebeleri )) .... siz o çöl sehrini 1980 lerde gorecektiniz.. tabii, dogal otantik, bazi transit yolcular ve genelde Suudi Arabistan ve Iranda calisan yabancilar olarak oraya deniz ve kine giderdik.... o cografyada otellerinde icki icilen, kadinlarin otomobil kullanabildikleri ilk ulke orasiydi!! Nefis ve kaliteli ama mutevazi guzel hizmet veren oteller vardi, simdiki o cirkin Burj Arabin ardinda hemen sahilde simdi yerle bir olan Chicago Beach diye bir tane, bir de Jebel Ali de hotel Jebel Ali vardi ve hala var ama asla gitmem onu Marina ile kapanmis artikiz haliyle bakire degil.. tekne kirliligi irna gecmis adeta. o yorede o zamanlar o cirkin suni palmiye denilen deniz uzeri dolgu mahalleler yoktu.. bire insanlarin oraya gitme sebebi o meshur cok unlu havalanindaki Duty Free dukkanlardi Suudi Arabistanda iyi para kazananlar oradan elektronik ve Hong Kong tan ucuz olan Rolex saatler almaya giderdiler evet bir iki bilindik bizim Galeria tarzi mutavazi alis veris merkezi vardi ama onlar da komsu emirlik Sharjah ta idiler vs.. Dubai bence bana gore cok suni ve cirkin bir yer olmus cikmis ustelik cok pahali.. Arap ulkeleri icin randevu evi gibi fahise kayniyor! kontrol yok hastalik ihtimali yuksek! Neticede ne kadar boyasan cizsen yine Arab yuzu modernlik ve cagdaslik ile kafa uymuyor zitlik ve simarikca civikligi goren biliyor ve anliyor vesselam.. ama elbet hala eski kalabilmis mekanlar var souk lar balikci limani ve tekne ler cazip bence.. ama hepsi o bence Umman cok daha oryental kalan bir ulke. Merhaba. Dubai'de harcayacaginiz paranin miktari kisisel tercihlerinize gore cok degisir rakam vermem dogru olmaz. Genel olarak eskisi kadar ucuz olmadigini soyleyebilirim. Ağustos ayında Dubai'de 19 gün kaldım. Havası çok sıcak, ancak kış aylarında gitmek daha mantıklı. Hayat birazcık pahalı... Örneğin markette domates 20 dirhem, salatalık 25 dirhem ancak muz 6 dirhem ithal edilen ürünler pahalı ancak elektronik vergi olmadığından ucuz. Dubai'ye Yaz mevsiminde gitmeyi düşünemiyorum, nasıl dayanabildiniz, çok rahatsız oldunuz mu? Evet Dubai'de sebze ucuz. Elektronik eskisi kadar ucuz olmasa da hala uygun. Bilgilendirici yazınız için öncelikle teşekkür ederiz. Dubai ye Şubat ortası veya Mart ortasında gidebilme seçeneğimiz var. Denize Mart ayında girilebiliyor mu acaba? Martta girilmiyorsa bir ay daha beklemeyip Şubatta gitmeyi değerlendireceğim. Cevabınız için teşekkürler."} {"url": "https://celebialper.com/dunyanin-en-buyuk-gosterisi/", "text": "Dünyanın en büyük gösterisi Kuzey Kore'de yapıldı ve bunu 27 Temmuz Zafer Bayramı günü izleme şansını elde ettim. Korece adı Arirang adlı bu muazzam festivalin dünyanın en büyük gösterisi olduğu Guinness dünya rekoru olarak onaylandı ve belgelendi. Arirang Festival gösterileri dünyanın en büyük stadı olan Pyongyang Rungrado 1 Mayıs Stadyumu'nda gerçekleştiriliyor. Ben de yaptığım Kuzey Kore seyahati sırasında dünyanın en büyük festivali olan bu dev organizasyonu ve gösteriyi izledim, Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile aynı ortamda. Fotoğraf çekmek serbest, video yasak ama ben epey çektim, nasıl yaptığımı aşağıda yazdım. İşte siz değerli okurlarıma Kuzey Kore videoları ile dolu ilginç ve uzun bir yazı. Dünyanın en büyük gösterisi Arirang, Arirang Mass Games, Arirang Festival ve Arirang Büyük Kitlesel Jimnastik ve Artistik Performansı olarak da biliniyor. 150.000 izleyici, 120.000 gösterici kapasiteli, açık arayla dünyanın en büyük stadyumu olan Rungrado'daki jimnastik, dans, artistik oyunlarıyla Kore ulusunun destansı öyküsü, acılarla dolu bir tarihin sonu, ve Arirang şarkısıyla onurlu bir milletin doğuşu anlatılıyor. Sovyetler Birliği'nin en güçlü döneminde bile Moskova'nın bu boyutta bir gösteri düzenlemediği biliniyor. Dünyanın en büyük gösterisi olan dev festivalin adı Arirang, bir Kore halk hikayesi. Öyküdeki kötü bir toprak ağasının genç bir çifti birbirinden ayırması, festivalde Kore'nin bölünmesini, yani Kuzey Kore Güney Kore ayrışmasını temsil ediyor. Dünyanın en büyük gösterisi Kore İşçi Partisi, Kuzey Kore Ordusu, Kim Il-sung ve Kim Jong-il'i öven önemli ideolojik karakterler içeriyor. Kuzey Kore propaganda sanatını, sembol ve tasvirlerini bilmeyenler için Arirang Festivalindeki mesajlar anlaşılamayabilir. Bir silah göründüğünde, Kim Il-sung'un oğlu Kim Jong-il'e verdiği silahı temsil eder. Kırmızı renk işçi sınıfını, mor renk ve kırmızı çiçekler Kim Il-sung ile Kim Jong-il'in sembolleridir. Kimilsungia adı verilen çiçek mor bir orkide, Kimjongilia adlı çiçek ise kırmızı bir begonyadır. Göl bulunan karlı dağ, Kim Jong-il'in doğduğu resmi olarak söylenen kütük kulübenin olduğu Paektu Dağı'dır. Beş yaşında çocuklar dahil olmak üzere yüz binden fazla kişi yetenek seviyelerine göre yıllarca dünyanın en büyük festivali için çalışmak üzere seçiliyor. Birçoğu için bu gösteri emekli olana dek Kuzey Kore'de yaşam biçimi oluyor. Yazılarım adeta bir Kuzey Kore belgeseli oluşturan, geniş bir bilgi kaynağı ve belgesel oldu. Arirang kitle gösterilerinde sahanın arkasında, karşıda gördüğünüz dev mozaik resimler, her biri renkli kartlar taşıyan otuz bine yakın iyi eğimli, disiplinli okul çocuğu tarafından oluşturuluyor, her bir çocuk bu muazzam görüntülerde bir piksel, noktacık oluşturuyor. Görüntülere yüz bine yakın jimnastikçi ve dansçı, karmaşık ve yoğun koreografi içeren performanslarla eşlik ederek ortaya dünyanın en büyük festivali olan Arirang kitlesel oyunlarını çıkarıyorlar. Kim Jong-un benden yaklaşık 30 metre mesafede ve özel bir bölmede bir çok ülkeden devlet büyüğüyle bir arada gösterileri izledi, fotoğrafını çekmem mümkün değil, o yüzden yukarıdaki fotoğraf alıntı, ama o akşamdan, stadyumdan. Aşağıdakiler de o akşam Kore Halk Ordusu Yüce Kumandanı'nı görünce çırpınan ve ağlaşan gaziler. Dünyanın en büyük gösterisi sırasında küçük amatör fotoğraf makinemle bu derece ayrıntıyı görselleştiremediğim için aşağıdaki iki fotoğrafı The Guardian'dan aldım. Bundan üç görsel yukarıdaki en büyük festival adlı fotoğrafımda gördüğünüz dev resmin bir ayrıntısı aşağıda. Sadece bu çocuk yüzünü oluşturan pikselleri yani öğrencileri kabaca saydım, 7.000 kişi civarında. Dünyanın en büyük gösterisi Arirang benim Kuzey Kore'ye gittiğim Zafer Bayramı döneminden sonra 2014 yılında yapılmadı ve 2015'te de yok. İleride belirsiz bir tarihte yeniden yapılıp yapılmayacağına dair bilgi yok. Dünyanın en büyük gösterisi olan kitlesel oyunlar, yoğun politik mesajlar içeren, müzik ve efektlerin eşlik ettiği, 120.000 civarı kişinin 90 dakika boyunca jimnastik, dans, akrobasi ve dramatik performans sergilediği, senkronize bir sosyalist gerçekçi olağanüstü festival olarak tanımlanıyor. Dünyanın başka hiç bir yerinde buna benzer bir gösteri izlemek mümkün değil ve buna kendi gözlerimle şahit olmak tarifsiz bir duygu. Kuzey Kore'nin dünyaya en büyük gövde gösterisi olan Arirang oyunları başladıktan sonra 2-3 dakika içinde elektrik kesildi, rezillik. En büyük günde çeşitli ülkelerden bidolu devlet başkanı ve üst düzey politikacı var; ve ben bu başlangıç ile elektriğin kesildiği anların videosunu çektim. Hep yaramazlık, hinlik. O videoyu koyup koymamayı çok düşündüm, koymamaya karar verdim; 120.000 kişinin emeği var. Festival gösterilerinde özellikle genç kadın askerlerle Kuzey Kore ordusu ve gücü de sergileniyor. Ülkede Kim Jong-il'in oluşturduğu Songun politikası gereği askeri güce büyük önem veriliyor. Dünyanın en büyük festivali bana pahalıya mal oldu. Stadı çaprazdan izleyen 3. sınıf sandalyeler 80 avro, orta ile çapraz arası 2. sınıf sandalyeler 100 avro, tam karşıdan izleyen 1. sınıf masalı koltuklar 150 avro, su ve kahve ikram edilen, şık koltuk ve masalı az sayıdaki VIP yer ise 300 avro. Ben 15 kişilik grubumuzda en çok kişinin tercih ettiği 1. sınıf koltuk aldım, nedeni birinci sınıf olması değil, kişi başına en az görevli düşecek olması ve bu sayede video çekebilme isteğim. Görevliler arada koltukları dolaşıp kontrol ettiler ama ben en uzak koltuktaydım ve beni göremedikleri zamanlarda video çektim. Stadyumdaki video yasağı çok sıkı değil ama örneğin VIP koltuk satın alan tek arkadaşımızın başına ona özel bir görevli düştüğü için hiç video çekmesine izin vermedi. Dünyanın en büyük gösterisi Arirang ülkede bir sosyalleşme etkinliği. Bizim bildiğimiz özgürlüklerin, sosyal yaşam ve etkinliklerin, eğlencelerin, ilişkilerin, buluşmaların bir çoğu olmayan Kuzey Kore'de gençler bu sayede birbirleriyle tanışıyor ve konuşuyor. Dünyanın en büyük gösterisi sırasında çektiğim Kuzey Kore videoları heyecan verici. Bu şov bir dünya rekoru. En muazzam görsel şölen. Kore Halk Ordusu Bayrağı, Kuzey Kore Bayrağı, Kore İşçi Partisi Bayrağına övgü. Askeri gösteri, kadın askerler. Kuzey Kore videoları. Kuzey Kore liderlerine övgü ve saygı. Çocukların aritmetik gösterisi. Dünyanın en büyük festivali Arirang. Kuzey Kore videoları. Dünyanın en büyük festivali, ip atlama gösterisi. North Korea Arirang Mass Games. The greatest show on Earth. 120.000 people performed in the biggest stadium in the world. North Korea videos. Aşağıdaki gösteri teknoloji hakkında. Muazzam bir emek, eşi benzeri olmayan bir gösteri. Bu gösteride Kore dövüş sanatları veya teknikleri var ama hiç anlamadığım bir konu; hapkido, tekvando, hankido, kumdo, yusul, taekyon mu yoksa başka bir şey mi, bilen varsa yorum olarak yazmasını rica ediyorum. Kuzey Kore ile Güney Kore birleşmesini temsil eden, barış konulu gösteri. Kuzey Kore videoları. Ve o görkemli final! Dünyanın en güzel gösterisi bence. Dünyanın en büyük gösterisi Kuzey Kore'de gerçekleştirildi, çok istedim, gittim, izledim. Cesaretinizi ve etkileyici gösteriyi ne kadar tebrik etsek azdır Alper Hocam. Kuzey Kore hakkında araştırma yaparken sizin blog karşıma çıktı. Bulabildiğim en geniş kapsamlı bilgiler açık ara sizin yazılarınızda, hepsi bir belgesel niteliğinde, çok keyfili ve bilgilendirici, özellikle ben Moğolistan hakkındaki yazılarınızı da çok beğendim, çok ilgimi çekti. Verdiğiniz ayrıntılar ve kattığınız yorumlarla süpersiniz. Sizi canı gönülden tebrik ederim. Bu bilgileri bizimle paylaştığınız için de çok teşekkür ederim. Çok teşekkür ederim, beni memnun ettiniz. Kuzey Kore yazılarım devam edecek. Dünyanın en büyük ve en muazzam gösterisini yazmasam olmazdı:) Ben de Kuzey Kore yazılarımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Dünyanın en büyük gösterisi muhteşemdi Gökhan Bey. İlginize teşekkür ederim. Çok güzel bir yazı ve video demeti olmuş. Teşekkür ederim Sami Bey. Gösteri başlarken elektrik kesildi ve epey bir süre karanlıkta bekledik. Çok teşekkürler Meral Hanım. Daha en az 4 yazı yazmam gerekiyor, zaman bulamadım. Bunları anlattıktan sonra bir daha gidemem. Maalesef Küba Kuzey Kore büyükelçisini aramama izin vermediler. yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Tebrik ederim. Profosyonel seviyenin üzerinde bir belgesel oluşturmuşsunuz."} {"url": "https://celebialper.com/dunyanin-en-buyuk-stadi/", "text": "Dünyanın en büyük stadı Kuzey Kore'nin başkenti Pyongyang'daki Rungrado 1 Mayıs Stadyumu. 1 Mayıs 1989 günü tamamlanıp açılan bu çok amaçlı stadyum 207.000 metrekareden fazla alan kaplıyor ve 150.000 kişi kapasitesiyle dünyanın en büyük stadyumu. Kuzey Kore ziyaretim sırasında Rungrado Stadı'nda dünyanın en büyük gösterisi sergilendi ve heyecanla izledim. Dünyanın en büyük stadı futbol maçları, atletik etkinlikler ve Arirang adlı kitlesel jimnastik, kareografi ve dans festivali için kullanılıyor. Adını Pyongyang'ı ikiye bölen Taedong Nehri'ndeki Rungrado adlı adacıktan ve 1 Mayıs İşçi Bayramı'ndan alıyor. Deniz kabuğunu andıran çatısında halka biçimli 16 kemer var ve manolya çiçeğine benziyor. Dünyanın en büyük stadı 22.500 metrekareden geniş bir ana futbol sahası içeriyor. Kapladığı alan 207.000 metrekare (2.2 milyon feet). Sekiz katlı yapının çatısının yarım kubbeleri yerden 60 metre yüksekte. Dünyanın en büyük stadı benim de gidip izlediğim Arirang Mass Games adlı Guiness rekoru olarak onaylanmış dünyanın en büyük gösterisi için kullanıldı, en çok bu yönüyle biliniyor. Muazzam gösteriden yazı, fotoğraf ve videolarımı yazımda görebilirsiniz. Dünyanın en büyük stadyumu nerede sorusunun yanıtı net, çünkü Rungrado 1 Mayıs Stadyumu (Rungrado 1st of May Stadium, 5 1 ) 150.000 kişilik izleyici kapasitesiyle ABD'deki ikinci en büyük 107,601 kişilik Michigan Stadium ve üçüncü en büyük 107,282 kişilik Beaver Stadium'a açık arayla fark atıyor. Rungrado'nun özel gösteri amaçlı yapısı nedeniyle 120.000 kişilik gösterici kapasitesi de eklendiğinde bu fark daha da açılıyor. En büyük stadyumlar arasında öne çıkıyor. Şimdiki Başkan Kim Jong-un'un babası Kim Jong-il döneminde çok sayıda Kuzey Kore Ordusu generali Kim Jong-il'e suikast planı yapma suçuyla dünyanın en büyük stadı içerisinde yakılarak idam edildi. Kim Jong-il 2000 yılında ABD Devlet Bakanı Madeleine Albright'ı Rungrado Stadyumu'nda misafir edip eğlence düzenledi. World Championship Wrestling ve New Japan Pro Wrestling güreş organizasyonlarıyla Kuzey Kore devletinin ortak projesi olan Collision in Korea adlı, ücretle izlenen dünyanın en büyük profesyonel güreş turnuvası bu stadda gerçekleştirildi. 28 ve 29 Nisan 1995 tarihinde yapılan bu güreş karşılaşmalarını ilk gün 150.000, ikinci gün 190.000 kişi izleyerek rekor kırıldı. Aşağıda Kuzey Kore 27 Temmuz Zafer Bayramı kutlamaları çerçevesinde dünyanın en büyük stadı Rungrado'da gerçekleştirilen yeryüzünün en büyük gösterisinde çektiğim videolardan birini görebilirsiniz, daha fazlası ise ilgili yazımda. Dünyanın en büyük stadyumu hangisi sorusuna yanıt olması dileğiyle. Alper Bey yazınızı ilgiyle ve hayretle okudum, ancak komutanların yakıldığı bilgisinin kaynağını da verebilirseniz daha inandırıcı olur. Teşekkür ederim. Sitenizi cok beğendim sizin gibi gezginler tanışmak benim gibi gezgin ruhlu biri için cok sevindirici bi olay. daha önce avrupa ya hiç gitmedim asya seyahatlerim olmustu. bende sizin yaptığınız gibi Litvanya-Letonya-Estonya gezisi yapmak istiyorum tabi vaktim biraz daha kısa olacak sizinkinden(1ay değil). 13 gün sadece 🙁 sorum olacaktı size. 30000 teminatlı seyaht sigortası için 30000 mu verecez yoksa 30000 luk teminat mı göstereccez yani ev araba gibi? cevaplarsanız cok sevinirim. Merhaba. Litvanya Letonya Estonya çok güzel bir rota. Seyahat sigortası için para göstermeniz gerekmiyor. Sadece sigorta ücretini ödemeniz gerekiyor, genelde 20-30-40 avro civarıdır. Bu ülkelerle ilgili sorularınız olursa ilgili yazılarımın altına yazabilirsiniz. İyi seyahatler. Evet, dünyanın en büyük stadyumu, rakamlar beli. 🙂 Gidebilmenizi umarım. İlginize teşekkürler. her daim yazılarınızı okuyorum vekaçırmıyorum. Özellikle Kuzey kore yazınızın hastasıyım. Benımde bir sitem var ve yazılarınızı kullanmak istiyorum. Kaynak belirterek kullanmak için sizden izin istiyorum. Bu güzel bilgiler için teşekkürler. Elinize kolunuza sağlık. Dünyanın en büyük stadyumunda olmak heyecan vericiydi. Ben de okuduğunuz için teşekkür ederim Alptekin Bey. Evet bir zamanlar öyleymiş ama artık stadyum değil."} {"url": "https://celebialper.com/dunyanin-en-soguk-kenti/", "text": "Dünyanın en soğuk kenti Yakutsk Rusya'nın uçsuz bucaksız Sibirya bölgesindeki Yakutistan Özerk Cumhuriyeti'nin başkenti. Çok geniş bir coğrafyadaki tek kent olan, tüm kaynaklara göre dünyanın en soğuk şehri Yakutsk, turistik bir yer olmasa da bu özelliğiyle dikkat çekici ve sıra dışı. Ben de dünyanın en soğuk ülkesi neresidir, Sibirya'da yaşam nasıldır diye merakımı yenemeyip biletimi aldım. Az gidilen yerlere gitmek bana heyecan veriyor. Dünyanın en soğuk kenti Yakutsk için en mantıklı seçenek Rus Havayolları Aeroflot ile Moskova aktarmalı uçuş. İstanbul'dan Moskova'ya Aeroflot veya THY ile gidip bu şehirden Yakutistan Havayolları veya Transaero Airlines ile gitmek de mümkün. Polar Airlines ise sadece Yakutistan içi seferler yapıyor. Ben biletimi Aeroflot'tan 515 Avroya aldım, yaklaşık 1.500TL. Mesafeye göre uygun bir fiyat. 600 Lirası tek kredi kartımda uzun süredir biriken mil puanımla, 900 Lirası ise avans mil ile oldu. 1 yıl sonra en fazla 400 Liralık puan birikse, bilet bana 500 Liraya mal olacak. Rusya vize istemiyor bu arada. İstanbul-Moskova-Yakutsk uçuşları, benim gibi aktarmada kısa beklemeli bir uçuş bulursanız toplam 14 saat sürüyor. Dünyanın en soğuk kenti Yakutsk'ta toprak 25 metre derine kadar buz tutmuş durumdadır. Size uçağın penceresinden buz pistte iniş ve kalkış videoları çekmeyi düşünmüştüm ama pencerenin hali bu. Bu arada kente tren yok, bozuk karayoluyla ise kış mevsiminde gitmek hiç akıl karı değil. Yakutsk'ta havada genelde buz sisi olur. Seyahat kaynaklarında \"Rus pilotlar Yakutsk'a inip kalkmakta pek cesur olsalar da bazen koşullar öyle kötü olur ki Rus pilotlar bile inmeyi deneyemez, en yakın kent Magadan'a inip bilgi, yemek, otel sağlamadan günlerce bırakırlar\" yazıyor. Ben de \"eh öyle olursa minibüse atlar Yakutsk'a giderim\" diye düşündüm, sıkıntı yapmadım. Ne minibüsü? Dönüşte merak edip baktım, Magadan-Yakutsk arası 1985 kilometre ve arabayla 27 saatmiş! Rusya yolları buzdan ayrıca. Yakutsk havaalanındaki manzaraya bakınız. Yakutsk Havaalına'na sorunsuz indik, herkes çok soğuk hava nedeniyle hemen çantalarından kürklerini paltolarını çıkarıp harıl harıl giyinmeye koyuldu. Ben de öyle yapacaktım ama İstanbul'da çantam büyükçe olduğu için yanıma almama izin vermediler. Bu ihtimale karşı ayağımda kalın yün çorap ve ugg bot, bacağımda içlik ve kot, üzerimde termal içlik, kalın üstler ve kaban, omuz çantamda maske, eldiven ve kaşkol var, kabanım da kalın. Burası için kesinlikle yetersiz bir kıyafet ama yapacak bir şey yok, otele taksiyle gideceğim. Couchsurfing üyesi Darina sağ olsun kendi isteğiyle sabahın köründe havaalanına geleceğini söyledi, beklemeye başladım. Dışarı şöyle bir bakıp heyecanlandım ama çıkmadım, \"Sibiryalı gelene kadar sabret\" dedim kendi kendime. Darina geldi, telefonla taksi çağırdı, dışarı çıktık ve şoku yedim, çok soğuk. 20 metre ileride bekleyen taksiye kadar yürüdük ve yola çıktık, araba sıcak. Taksi ücreti 200 Ruble (8 Lira), ben merak edip havaalanındaki taksicilere sormuştum az önce, 500 Ruble (20 Lira) istediler. Yer ayırttığım otele vardık, içeri zor atım kendimi. CS'den evi kalmaya uygun olan üye bulamadım, bulamayınca ucuz yerlerde kalırım ama bu kez dünyanın en soğuk kenti diye biraz pahalıca bir otelde yer ayırttım. Kredi kartımla ödemeyi yapıp eşyalarımı bırakmam ve sıkı giyinmem için odaya çıktık. Güzel bir oda, fakat banyonun kapısı açılmıyor, resepsiyonu arayım dedim ama telefon yok odada, inip söyledim, bir adam gelip tornavidayla açtı. Ardından İnternet'i kontrol ettim, çalışmıyor, aşağı inip söyledim, biraz uğraştılar, ben de uğraştım, yok. E-posta ile yer ayırtmadan önce \"Wi-Fi'niz iyi çalışıyor mu?\" diye sormuştum, evet demişlerdi. \"Ben İnternet'iniz çalışıyor diye buraya geldim ama yok, bu durumda burada kalmak istemiyorum, lütfen paramı iade edin\" dedim. Saat sabah yedi oldu bu arada, dokuzda çalışacağını söylediler ama buna inanmadığımı söyledim, neyse ki sorun çıkarmadan ama epey uğraşarak kartıma parayı iade ettiler. Yukarı çıkıp durumu Darina'ya anlattım, \"üzgünüm ama bana bir yer bulmamız gerekiyor\" dedim, eşyamı alıp aşağı indik, yan taraftaki kafede kahvaltı ettik, telefonundan bağlanıp yer aradı, bir tane uygun fiyatlı pansiyon bulup aradı, yer varmış. Taksi çağırmasını söyledim ama \"gerek yok, yakın\" dedi, yürümeye başladık, 100 metre sonra çok üşüdüm, 150. metrede artık dayanamayacağımı söyledim, en yakın bankaya soktu beni sağ olsun. Gelmeden iletişim kurduğum Ludmila bana bir yer bulmuş, ama beğenmemiştim, onu aradım, zor durumda olduğumu anlattım, orayı aradı, yer varmış. Darina'ya söyledim, taksi çağırdı, taksici 3 dakika sonra kapıda olacağını söyledi, 3 dakika bekleyip kapıya çıktık ama araba yok, 2 dakika geç geldi, çok zor geçti o 2 dakika, sürekli hareket ettim donmamak için. Kent merkezindeki bir avludan girilen pansiyonun olduğu apartmana vardık, 3 kapıdan binaya girdik, tipik bir Rus apartmanı, dökülüyor. Merdiven ve koridorlar taştan, parmaklık ve duvarlar boyasız. Giriş katın zemini buz kaplı, tutunarak yürüdüm. Arkadaşlarımın evlerinin olduğu apartmanların da giriş katlarının zeminleri buz tutmuş durumda. Pansiyon 4 odalı bir daire, dandik bir yer. Tuvaletinde lavabo yok, çıkınca el yıkamaya banyoya gidiliyor, orada da lavabo yok, küvette el yıkanıyor. Odalar basit ve vasat, dolaplı oda 1700 Ruble (65TL), dolapsız ve küçük olan 1200 Ruble (45TL), dolapsızı seçtim. Eski ve büyük bir yatak, TV sehpası ve küçük televizyon, 1 sandalye ve duvarda askılar var, yer at kılı halı kaplı. Çabucak yerleştim ve giyindim. Dünyanın en soğuk kenti Yakutsk için kıyafetim şöyle; ayağımda ithal kalın termal çorap, üzerine kalın yün dede çorabı, içi tüylü ugg çizme ve üzerine kaymayı önleyen ayakkabı zinciri. Bacağımda kaliteli ithal termal içlik, üzerine Beyoğlu Terkos Pasajı'ndan 5 Liraya aldığım örümcek adam desenli içlik, üzerine polarlı sağlam bir kar pantolonu. Üzerimde ithal kaliteli termal içlik, üzerine pamuklu bir uzunkollu, üzerine ithal polar mont ve kalın kaban. Başımda balaklava maske ve kapşon. Elimde ince termal eldiven, üzerine biraz daha kalınca ithal termal eldiven, en dışta 5 Liralık çakma kayak eldiveni. Yazarken yoruldum, siz giyinip soyunmayı düşünün artık. Yakutsk'da sıcaklık kışın ortalama -42, yazın +19 derece. Kaydedilmiş en düşük sıcaklık -64.4, en yüksek +36 derece. Bu da 100 derecelik bir aralık demek ki bu durum hayatı daha da zorlaştırıyor. Örneğin İstanbul'da ortalama en yüksek ve en düşük sıcaklık aralığı 30 derece, rekorları da katarsak 50 derece. Dünyanın en soğuk kenti Yakutsk iklimi altkutup olarak adlandırılıyor, kışlar uzun ve aşırı soğuk, yazlar ılık ve kısa. Toprağı sürekli donuk olan bölgelerdeki en büyük yerleşim yeri. Binalar uzun beton kazıklar üzerine inşa ediliyor. Yakutistan zorlu bir coğrafyada. Dünyanın en soğuk şehri Yakutsk'ta mezar kazmak üç gün sürüyor. Mezar yerinde kömür yakılıyor, birkaç saat sonra ateş kenara itilip eriyen toprak 10-15cm kazılabiliyor, ardından açılan bu yerde tekrar kömür yakılıyor, birkaç saat sonra tekrar kenara itilip biraz daha kazılıyor, 2 metre derine erişene kadar tekrar tekrar bu işlem yapılıyor. Sibirya'dan sevgiler. Love from Siberia. İstediğim kadar giyineyim, o kirpikler ve burun içi donuyor. Yakut efsanesine göre Tanrı dünyayı yarattıktan sonra uçarak her bölgeye doğal zenginliklerin bir kısmını dağıtmaktadır, ama Yakutistan'a gelince elleri donar ve her şeyi düşürür. O yüzden periyodik element tablosundakilerin hepsi bu ülkede bulunur. Herkese birer nehir ve göl düşer. Dünyanın en soğuk kenti Yakutsk'da her yerde böyle buzdan heykeller var, sıkıntı yok, erimezler. Bilgi: Burada okullar sadece 55 derecenin altında tatil oluyor. Bizim bunu Türkiye'de hayal etmemiz bile zor. Şu anda İstanbul ve İzmit'te +3 derece ve okullar tatil. Sibirya beni bağrına bastı. Dünyanın en soğuk kentinde heykeller bile beni koruyor. Hello from the coldest city on Earth, Yakutsk. Dünyanın en soğuk kenti Yakutsk'ta doğalgaz faturası ne kadar geliyor diye çok sorulduğu için arkadaşımdan öğrendim. Büyük (3+1) bir daireye 4000 Ruble=140TL geliyormuş. Fotoğraf odamın penceresinden görünüm ve bizim mahallenin doğalgaz yakım merkezi. Öyle her binada ayrı ateş yanmıyor, her mahallede doğalgaz yakım merkezi var, sıcak su borularla binalara dağıtılıyor. Bizde her binada ayrı ateşten her daireye ayrı sisteme geçildi. Bizde doğalgaz bol tabii, Rusya yoksulluktan böyle yapıyor. Burada hemen herkesin geyik kürkü çizmesi var, kadınlarınki böyle süslü. Dünyanın en soğuk kentinde yaşam topuklu çizme, klasik bot, ayakkabı ile mümkün değil. Soğuk ülkede yaşamak kolay değil, dünyanın en soğuk ülkesi Yakutistan. Dünyanın en soğuk kenti Yakutsk bugün bana sürpriz yaptı, sıcaklık normalin üzerine, 30'a çıktı, habire geziyorum. Burası Türkiye'den 7 saat ileride, hava saat dörtte kararmaya başlıyor. Ama Yakutsk dünyanın en soğuk kenti, kışın hava sıcaklığı eksi 35-64 derece arasında seyrediyor. İlk gün hava sıcaklığı -37 idi, ki burada iyi bir hava durumu. En soğuk ülkede ilk gece dışarı çıkışımın videosu. Sibirya'da fotoğraf çekerken telefonumun ne zaman donacağını sonunda keşfettim. \"Düşük ısı nedeniyle flaş kullanılamıyor\" uyarısını verdiğinde eve koşuyorum. Her türlü elektronik cihaz dünyanın en soğuk şehri Yakutsk'da dışarıda bir veya birkaç dakikada donuyor. Dünyanın en soğuk kenti Yakutsk'ta arkadaşlarımın evine gittim. Balkon kapalı olduğu halde derin dondurucu işlevi görüyor. Balkondan donmuş bir balık aldık, donuk şekilde dilimlediler ve çiğ balık yedik. Arkadaş hatırına çiğ balık yedim. Yediklerim sayfamda. Yakutsk'ta otomobiller çalışmadığı zamanlarda ısıtmalı kapalı garajlarda tutuluyor. Isıtmalı garajı olmayanların arabaları aşağıdaki gibi yaza kadar donmuş durumda bekliyor veya özel tekniklerle çalıştırılabiliyor. Çalıştırmak çok zor olduğu için sahipleri arabaların motorlarını durdurmuyor, otoparklarda ve yollarda çalışır durumda uzun süre bırakılmış çok araba gördüm. Ve işte soğuk havada donan sıcak su deneyi. Arkadaşımın balkonundan aşağı sıcak suyu dökünce havada donup buz zerreleri haline geldi! Yakutistan'ın soğuk iklimi tarıma elverişli olmadığı için sebze ve meyveler dışarıdan geliyor ve pahalı. Yakutsk şehri Lena Nehri'nin kenarında kurulmuş olup, nehir yılın birkaç ayı dışında donar ve üzerinde yürünebilir, arabayla gidilebilir. Donmuş nehirde yürüdüm. Yakutsk kentini 1632 yılında kuran Yenisey Kazakı Pyotr Beketov heykeli ve arkasındaki anıt. Dünyanın en soğuk ülkesinde millet kayıp düşerek kafasını gözünü yarmasın diye her binanın girişinde böyle ev halıları var. Yurdumun yapay çim halı üreticisi için büyük pazar var burada. Yakutsk açık pazarında satılan her şey soğuktan donmuştur, bayatlamaz. Bu pazarda satış yapan insanlar çok sıkı giyinmek zorunda. Sibirya'da donmuş satılan balıklar donmuş halde ve çiğ yenir. Arkadaşım Darina vejetaryen olduğu için çoğunluk gibi kürk giymiyor. Yakut arkadaşlarım Darina ve Ayaan ile buzdan saraya gittik. Kentin biraz dışında dev bir buzdan dünya kurmuşlar, sayısız tünel, koridor, heykel, dekor var buz müzesi içerisinde. Buzdan bara da gittik, her şey buzdan, bardaklar bile. Arkadaşlara \"bekarlık zor, yatağım buz gibi soğuk\" deyince \"e buzdan yatakta yatma o zaman\" dediler, sanırım haklılar. Buzdan saray içinde yatak da buzdan. Dünyanın en soğuk kenti Yakutsk havası böyle işte. Aşağıda diğer Sibirya yazılarım var. Teşekkürler Çağdaş Bey ve Güler Hanım. Kaydedilmiş en düşük sıcaklık -64 derece! Dile kolay! Türkiye ile kıyaslanamaz bile! Yakutistan'a varmadan \"ben soğuk gördüm\" diyene inanmam bundan gayrı. Yine fevkalade bir yazı! Anlattığınız Yakut efsanesine, ifadelerinizdeki mizah gücüne, ustaca yaptığınız ironiye, aksiyon dolu yerleşmenize bayıldım! Ve açıkçası ben de üzerinize neler giydiğinizi okurken yoruldum. Donmuş nehirde yürüdüğünüzü okurken \"benim içim üşüdü\" desem abartmış olmam. Darina'yı da takdir ettim doğrusu. Yakutsk'ta hayat onun için diğer insanlara göre çok daha zor olmasına rağmen iklimin sert, sebzelerin pahalı olması gibi baskılar onu yıldıramıyor. Yakutsk yazımı özenle okuduğunuza sevindim. Malum dünyanın en soğuk şehri, dışarı çıkmak başlı başına bir iş, giy giy bitmiyor. Darina için hem giysi, hem de et yoğun beslenilen bir yer olması bakımından hayat zor, ama duyarlı insanlar bunlarla başa çıkabiliyor. Merhaba ben de gitmek istiyorum oraya bana yardım edebilir misin nasıl oralar merak ediyorum. Bende bir tane kredi kartı var, diğerlerini bilmiyorum. Ama en avantajlının İş Bankası Maximiles kartı olmadığını çok kredi kartı kullanan arkadaşlarımdan biliyorum. Yakutsk'da ölmek zor, toprak 25 metre derine kadar buz. Her yazınızı özenle okuduğuma emin olabilirsiniz. Bizler evlerimizde doğalgaz faturasından tasarruf edebilmek için sıkı giyinirken Yakutsk'ta özellikle de sokakta dolaşılacaksa kat kat giyinmek kadar normal bir şey olamaz. Angora yünü... 🙂 Ankara tavşanlarından elde ediliyormuş. Ankara'ya da eskiden Angora deniliyormuş. Klasik Yunanca 'Anküra' olarak telaffuz edilen şehrin adı Türklerin Anadolu'ya gelmesinden sonra Ankara olarak değişime uğramış, Batı dillerine de Angora olarak geçmiş. Haritayı hazırlayanlar da bundan mütevellit Angora yazmış olabilirler. Anladım Alper Bey 🙂 Teşekkürler size de Ayça Hanım'a da. Benden de sizlere ve ilginize teşekkürler. Rica ederim Ömer Bey, Alper Bey. Bir konuda bir parça bilgim varsa hem insaniyet, hem meslek icabı suskun kalmayı sevmem ve güzel bir şey ortaya konmuşsa ne ilgimi ne beğenimi esirgemem. Sıcacık evimizde harika bir gezi okuduk sayenizde. Dünyanın en soğuk kenti Yakutsk yazımı okuyup yorum yazdığınız için teşekkür ederim Arif Bey. Sibirya'dan yazmaya devam edeceğim. Yazılarınızı hiç bitmesin tadında okuyor ve keyif alıyoruz. Okurken sanki sizinleyiz. Alper bey benim merak ettiğim yakut Türkleri Alper Tunga destanı biliyorlar mı? Çünkü tv ye her çıkan bundan bahsediyor ama hakkında konuşulan halkın gerçekten bundan haberi var mı merak ediyorum! Şimdiden teşekkürler ederim. Kolay gelsin. Yakutsk yazılarımı okuduğunuz için teşekkürler Erkan Bey. Hayır, Yakut Türkleri bu destandan habersiz. Hem oralı arkadaşıma, hem de Türk kültürüyle özel olarak ilgili üniversite hocasına sordum, duymamışlar. Rica ederim. Bu tekrarlama benim de hoşlanmadığım bir şey ama ne yazık ki Google ve diğer arama motorları bunu istiyor. O kadar tekrarlamasaydım sadece benim çevrem yazıdan haberdar olacak, siz veya diğer binlerce kişinin haberi olmayacaktı. Arama motorları yazıdaki ana hedef ifadenin, toplam sözcük sayısının %1 ila %4.5'i oranında tekrarlanmasını istiyor, ben sadece %1 oranında tekrarladım. Yazılarımın daha çok kişiye ulaşması için bir kısmında bu tekrarlamayı yapıyorum. Arama motorları daha akıllı algoritmalar geliştirebilirse ben de bu saçma kuralı uygulamam. İlginize teşekkürler. Alper bey yazılarınızı çok büyük bir keyifle okuyorum. size bir sorum olacak. şimdiye kadar dört ülkeye gittim ama hep birileriyle beraber. bundan sonra yalnız gitmek istiyorum. özellikle güvenlik açısından problem olmayacak, vizesiz ülkeleri yazabilirseniz memnun olurum. Sorularınız olursa ilgili yazılarımın altına yazın, yanıtlarım. Vallahi tebrikler Alper Bey.. Seyahat aşkı dedikleri bu olsa gerek.. Tercihinizi onaylamasam da, cesaret ve azminizi takdir ettim.. Teşekkürler Ferhat Bey. Dünyanın en soğuk ülkesi hakkında daha yazacağım. Müthiş bir deneyim paylaşmışsınız, zevkle okudum! Bir ara üşüyüp kendime sıcak çay koydum, daha da keyiflendim. Çok da bilgilendim. Cesaretinizden ötürü sizi tebrik ederim, paylaşımlarınızın devamını dilerim. Teşekkürler Melike Hanım, Sibirya'da gezmek sıra dışı, iyi ki gittim. Nice yollara. Çok teşekkürler Tuğçe Hanım. Aslında güneylere bilet bakıyordum, bir anda aklına dünyanın en soğuk kenti neresi diye düştü, baktım Yakutsk imiş, hop aldım bir bilet.:) Yeni yazılarım çok yakında gelecek. Alper Bey, Yakutsk maceranız harika. üşüdüm, eğlendim. bu arada blogunuzu yeni keşfeden biri olarak, süpersiniz diyorum. iyi gezmeler.. Teşekkürler Şennur Hanım. Daha çok gezecek ve yazacağım. Size de iyi gezmeler. Çok merak ettim, vejetaryen arkadaşınız orada ne yiyebiliyor? Sebze meyve mümkün değildir o hava koşullarında, etten başka seçenek yok gibi. Sibirya'nın en soğuk bölgesi, haklısınız, tarım yok. Dışarıdan gelen sebze-meyveler var. Bu sizin ne istediğinize bağlı. Rusya dünyanın en büyük ülkesi, muazzam doğası, kentleri, kaynakları, kültürü ve tarihi var. Rahat bir yaşam sağlayacak iş bulursanız neden olmasın. Rusya'da çalışma koşullarını ve sizin mesleğiniz için iş olanaklarını araştırmanızı öneririm. Alper bey çok teşekkür ederim bilgilendirici merak uyandırıcı bir yazı olmuş. Yalnız kaybolduğunuz zaman biraz güldüm. Düşünsenize o saatte kimin kapısını çalacaktınız. Rusya, Kazakistan, Özbekistan hakkında daha daha makaleler bekliyoruz. Saygılar. Ben de okuduğunuz için teşekkür ederim. Birkaç dakika sonra evi bulamasaydım arkadaşımı arayıp beni kurtarmasını isteyecektim, dünyanın en soğuk şehri ne de olsa, Sibirya'da dışarıda fazla kalınamıyor. İlginize teşekkürler. Türkiye'de sözde soğuktan titremek bize haramdır bundan böyle. Alper bey bu delice ama bir o kadar da tutkulu merakınızı gerçekleştirdiğiniz için sizin adınıza sevindim. Bizim dinimizde tesadüf yoktur, tevafuk vardır. Yani bu sıradışı anınızı okumam benim hayatım açısından anlamlı bir ilişkiye delalet ediyor. Sayenizde bir nebze de olsa maceranızı tüm okurlar olarak tatdık. Entelektüel ve diksyonlu birinin ağzından da didaktik ve keyifli bir paylaşım olmuş. Esen kalın Alper bey. Yolunuz açık ve ferah olsun. Dünyanın en soğuk şehrine yaptığım seyahat yaşamın ne kadar zorlu koşullarda olabileceğini anlamamı sağladı Sinan Bey, anlamlı bulmanıza ve blog yazılarıma ilginize sevindim. Çok teşekkür ederim, esenlikler dilerim. En çok gitmek istediğim yerlerden biri de Yakutsk şehri. Yakutistan da sanırım dünyanını en ilginç ve kapalı yerlerinden biri, ya da bize uzak olduğu için öyle sanıyoruz. Wikitravel biraz abartmış sanırım çünkü insanlar caddelerde rahatça geziyor. On dakikadan fazla dışarıda kalmayın uyarısı bana pek mantıklı gelmedi. Yakutsk'a gittiğim için mutluyum. İnsanlar geziyor ama dışarıda fazla kalınamıyor, uyarı doğru. Dünyanın en soğuk şehrinde olmak sıra dışı bir deneyimdi. Ben de yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Seyahat blog yazılarıma ilginize çok teşekkür ederim. Yakutistan özerk bir cumhuriyet ama Rusya'ya bağlı, Rus vizesi almanız gerekiyor. Hayır havalimanında alamazsınız, Türkiye'deki elçilik veya konsolosluktan alınabiliyor. Yolunuz açık olsun. Evet, yapacak bir şeyleri yok, dünyanın en soğuk kentinde yaşam devam etmek zorunda. alper abi diyecegim benden buyuksunuz ve resmi konusmalari hic sevmem kb. bir sonraki gezinize benide goturun. tek gidemiyorum dil sıkıntım var. okudugum en guzel ve samimi gezi yazilarindan birisi. cok tesekkurler. iskandinavya ülkelerine gitmek istiyorum özellikle Norveç. Üzüldüm yalnız gezmenize kısmet değilmiş. yeni gezi yazılarınızı bekliyorum. Sağlıcakla kalın. Daha kuzeyde yasam olabilir ama Daha soguk kent yok. Bildiğim kadarıyla Norilsk şehri soğukluk bakımından Yakutsk'la yarışıyor, ya da geçiyor. Rusya'da donmuş toprak bölgesi denilen yerde nüfusu 100.000'i geçen üç büyük şehir varmış. Yakutsk, Norilsk ve Vorkuta. Merhaba Sami Bey. Doğrudur, Yakutsk dünyanın en soğuk şehri, diğerleri de en soğuk kentleri olarak geçiyor. \"Donmuş toprak\" ifadesi iyi bence, yılın 356 günü buz tutmuş durumdaki topraklara hep permafrost deniyor, ben de Türkçesini kullanayım. Bilgiler için teşekkürler. Bir bilgi daha aktarayım, aslında Yakutsk'tan daha soğuk yerler de var. Oymyakon, Verkhoyansk gibi. Termometre -70 dereceleri gösteriyor. Fakat büyük şehir olamdıkları, daha küçük yerleşim birimleri oldukları için, dünyanın en soğuk kenti Yakutsk olarak geçiyor. Yazılarınızı çok dikkatlice okudum ve resimleri dikkatlice inceledim. Balıkların kesimi, lezzeti, mide bulantısı yapıp yapmaması gibi şeyler yönünden merak ettim. Merhaba. Seyahat blog yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Donmuş balık hiçbir işlem yapılmadan sadece kesilip doğrudan yeniyor. Ben rahatsızlık yaşamadım. Çiğ balık birçok ülkede yeniyor. Dünyanın en soğuk kenti olan Yakutsk'un Kış mevsimini yaşamak istedim, aşırılığı. Cevabınız için teşekkür ederim Alper Bey. Yine cok enteresan, guzel ama belli ki buzzzzz gibi bir deneyim olmus... bir cirpida okudum yine:))) cok tesekkurler.. Adı üstünde, dünyanın en soğuk kenti Yakutsk, şakası yok. :)) Seyahat yazılarıma ilginize çok teşekkür ederim. Merhaba Alper bey, cesaretinden dolayı öncelikle tebrik ederim. Bizleri bilgilendirdiğin için ayrıca teşekkür ederim. Yakutsk ta Rus dilinin yanında Türk dili bilen sayısı çok mu ve elmas yer altı zenginlikleri ile alakalı bir bilgin varsa paylaşır mısın lütfen? Başarılar dilerim!! Merhaba Murat Bey. Tüm Yakutlar ana dilleri Yakutça ve Rusça konuşuyorlar, Türkçe bilen 1, meraklı olan 1 kişiyle tanıştım ben, yaygın diller arasında yer almıyor. Rusya'da elmasın %99'u, dünya çapında %25'i Yakutistan'ın batı bölgelerinde çıkıyor. Aldan, Indigirka, ve Yana'da altın, gümüş, yakut madenleri var. Kalay, tungsten, cıva, katran, doğalgaz, petrol, maden suyu kaynakları da zengin. Teşekkürler. Alper bey öncelikle çok teşekkürler paylaşımlar için, bi fırsat bulup bu deneyimi yaşamak için plan yapmaktayım, öncelikle normal yemek için alternatifler nelerdir? ve alışveriş için özellikle bu kadar maden çıkan şehirde altın v. b gibi takılar alımı yapabilir miyim? saygılarımla.. Merhaba. Rica ederim, blog yazılarımın işe yaraması beni mutlu ediyor. Yakutsk sıra dışı bir kent, yemek konusu kesinlikle sizi vazgeçirmemeli; çiğ balık veya et yemek zorunda değilsiniz. Bizim beğenebileceğimiz yerel Yakut yemekleri ve Rus yemekleri veren lokantalar var. Ayrıca Batı tarzı pizza, hamburger gibi yiyecekler de bulabilirsiniz. Yeter ki sıkı giyinin. 🙂 Evet tabii, altın, gümüş ve elmas satın alabilirsiniz. Ben Sivas'ta -40'ı gördüm ama Yakutsk daha muazzam. Umarım bir gün orada çok daha düşük sıcaklıkları deneyimleme şansım olur. Sırf dünyanın en soğuk kenti diye gittim Melike Hanım, Yakutsk sıra dışı bir şehir. İnanılmaz bir deneyim. Gidebilmenizi umarım. Merhaba. Yakutsk'a gitmek için Rusya vizesi almanız gerekiyor. Turkey mid ru Rusya Elçiliği resmi sitesinde gerekenler yazıyor. Uğraşmak istemezseniz EAGVS firması ek ücret karşılığında sadece pasaport ve 2 fotoğrafla 48 saat içinde hızlı Rusya vizesi çıkartabiliyor."} {"url": "https://celebialper.com/dunyanin-en-ucuz-kenti/", "text": "Dünyanın en ucuz kenti neresi? Paraguay'ın para birimi Guarani ve uluslararası yazılışı PYG, Paraguay'da ise Gs. 1 TL yaklaşık 2.500 Paraguay Guaranisi ediyor, hesaplaması kolay oldu. Karşılaştırmalı fiyat endeksleri yayınlayan Mercer Consulting verilerine göre Asuncion dünyanın en ucuz başkenti. Mercer Consulting, beş yıldır Asuncion'u dünyanın en ucuz kenti olarak açıklıyor. Fakat ucuz diye istediğim gibi alışveriş yapamıyorum elbette. Zaten 1 aylık eşya taşıdığım çantamda, sadece gezerken verdiğim hediyelerden boşalan yer kadar alışveriş yapabiliyorum. Asuncion'da bir müzik dükkanının duvar resmi. Dünyanın en ucuz şehri Asuncion'da yaptığım bir alışveriş aşağıda. Fiyatlarını da yazdım. Dünyada daha ucuz bir yer olmadığını kesinlikle iddia etmiyorum, sadece yukarıda bahsettiğim araştırma sonucunun bilgisini ve kendi gördüklerimi paylaşıyorum. Paraguay'ın yerel el işlerini yapıp satan yerliler. Yerba mate bitkisinden demlendikten sonra soğuk içilen terere çayı takımları. Paraguay'da satılan çeşitli hediyelik eşyalar. Dünyanın en ucuz şehri Asuncion. Paraguay'dan alınacak en ünlü şey hamak, ama benim buna yerim yok tabii. Bir ülkenin en ünlü ürünü hamak ise ben o milletin tembel olduğundan şüphelenirim arkadaş. Paraguay'ın başkenti Asuncion'da belediye otobüsü bileti 2000 Gs, yani bizim paramızla 80 Kuruş. Her biri rengarenk bu otobüslerle ilgili ayrıca bir yazı hazırladım. Bir elektronik dükkanı için bu kadar janjan fazla değil mi? Latin Amerika'da yaşam rengarenk. Aslında o televizyon korsan DVD'cinin sattıklarını göstermesi için orada, ama maç olunca iş güç duruyor burada. Dünyanın en ucuz kenti bu, elbette korsan DVD de satılacak. Asuncion otobüs terminalinde bir dükkan. Latin Amerika gezim boyunca çok sayıda terminal görüyorum doğal olarak. Asuncion'un şık ve seçkin semti Carmelitas'taki Marical Lopez Caddesi'nde bulunan Villa Mora alışveriş merkezi. Dünyanın en ucuz kenti. Latin Amerika seyahatim boyunca dükkanları incelemeyi ilginç buluyorum. Hele dünyanın en ucuz kenti Asuncion olunca. Asuncion'da gezilecek yerler bu yazımda. Paraguay'dan yazılarımın devamı: Rengarenk, eşsiz otobüsler. Yurt dışında notlar alıyor, sosyal medyada paylaşımlar yapıyorum. Dönünce bloguma yazıyorum. arkadaşım tamamını okuyamadım. bu kadar yeri gezmek işiniz mi? yoksa hobi mi? bilemedim. gözlerin olasım geldi. olursa bir seyahatinizde beni de alır mısınız? kendi paramı kazanıyorum. yeşil pasaportumda var. VE Haberinizi bekliyorum. LÜTFEN YAZDIKLARIMI CİDİYE ALIN EMEĞİNİZE SAĞLIK. Birkaç işle ilgili seyahatim dışında hepsi hobinin de ötesinde seyahat tutkum nedeniyle oldu. \"Ben Kimim\" sayfamda anlatıyorum. İlginize çok teşekkürler, ancak ben yalnız geziyorum. Teşekkürler Biray Hanım. İşimle ilgisi yok, hobim. Dünyanın en ucuz kenti çok cazip ve ilginç geliyor. Güney Amerika'da yaşam ve fiyatlar hakkında bilgi verdiğinizi için teşekkürler. Merhaba. Maalesef Paraguay'da iş kurmak konusunda bilgim yok, sadece gezmeye gittim. 23 mayıs 27 mayıs 2017 İstanbul fuarında eğer ki orda olursanız standımıza bekliyorum."} {"url": "https://celebialper.com/dunyayi-kurtaran-adam/", "text": "Dünyanı kurtaran adam kimdir, bilir misiniz? Hayır, Cüneyt Arkın değil. Dünyayı kurtaran adam, emre itaatsizlik edip askeri kariyerinin bitmesini göze alan yürekli bir Sovyet subayı. Zamanının en gelişmiş askeri haber alma sistemine güvenmeyip sağduyu, akıl yürütme ve cesaretiyle gezegenimizin en büyük felaketi yaşamasını önleyen Stanislav Petrov, dünyayı kurtaran adam oldu. 1939 doğumlu Stanislav Yevgrafovich Petrov, Rusya Stratejik Roket Kuvvetleri'nden emekli bir Rus yarbay. Stanislav Petrov, 26 Eylül 1983 tarihinde Moskova yakınlarında bulunan Serpukhov-15 istasyonunda görev yapıyordu. Petrov'un ana görevi orduya ait füze erken uyarı sistemini izlemek ve herhangi bir saldırı alarmı verildiğinde en hızlı yoldan üstlerini durumdan haberdar etmekti. Soğuk savaş yıllarında Sovyetler Birliği'nin resmi prosedürü, herhangi bir erken füze saldırısı uyarısı alındığında hemen otomatik bir karşı atağın hayata geçirilmesi ve bu sayede karşı taraf ABD'ye kesin kayıp verdirilmesi idi. Birkaç hafta önce Sovyetler Birliği bir Güney Kore sivil yolcu uşağını düşürmüş, çoğu ABD vatandaşı olan 269 kişi ölmüştü ve Soğuk Savaş'ın en gergin dönemlerinden biri yaşanıyordu; bir nükleer savaş olası idi. Rus füze erken uyarı sistemi, sabaha karşı 00:40 sularında SSCB'ye ABD'den gönderilmiş 1 adet kıtasal balistik füze algılandığı uyarısını vermeye başladı. Petrov bu uyarının bir hata olduğundan şüphelendi; Sovyetler Birliği'nin bunu göreceğini bildiği halde ABD'nin tek bir nükleer füze göndermesi mantıklı değildi, çok daha büyük ve yıkıcı bir saldırı yapması gerekirdi. Dünyayı Kurtaran Adam Nükleer Füzeleri Kaale Almıyor! Petrov bu düşünceleri doğrultusunda üstlerine herhangi bir bilgilendirmede bulunmayarak suç işledi. İlk alarmın ardından sistem bu sefer ayrıca 4 adet füzenin daha Rusya'ya doğru geldiği uyarısında bulundu. Petrov, hiçbir dayanağı olmamasına rağmen bir kez daha sistemin uyarısından şüphelenerek füzelerin varlığından kesin olarak emin olmak adına karadaki Sovyet radarlarının ufuk çizgisinden alacağı sinyalleri beklemeye başladı. Bu bekleme süreci, Sovyet ordusunun olası bir karşı atağı gerçekleştirmesini neredeyse imkansız duruma getirmişti; zira yer radarlarının füzeleri algılamaya başlaması, söz konusu füzelerin ancak radarın görebildiği ufuk çizgisi sınırını geçmesi ile mümkün olacaktı ve bu durumda herhangi bir karşı atak yapılamadan ABD füzeleri SSCB'deki hedeflerine varacaklardı. Ancak bu çok ciddi olasılığa rağmen Petrov hemen düğmeye basacak olan üstlerini uyarmadı ve beklemeye devam etti. Sonuç olarak ilk uyarıdan dakikalar geçmesine rağmen füzelere ait herhangi bir kanıt görülemedi ve Petrov haklı çıktı: Ortada herhangi bir füze yoktu ve uydular ile iletişimde olan erken uyarı bilgisayarları hata yapmıştı. Hemen sonrasında yapılan incelemelerde bu hatanın oldukça nadir görülen bir sorun sonucunda meydana geldiği, uyduların Molniya yörüngesi ile yüksek atmosferde bulunan bazı bulutların üzerine düşen gün ışığı arasındaki bir hizalanma ile oluştuğu anlaşıldı. Dünyayı kurtaran adam Stanislav Petrov haklı çıktı. Petrov'un bu kararı, kendisinin askeri kariyerini bitirmekle beraber ABD'ye SSCB tarafından yapılması olası bir nükleer saldırıyı önledi ve bu sayede bir nükleer savaş felaketini engelledi. İşte dünyayı kim kurtardı sorusunun gerçek yanıtı. Petrov'un üstleri meydana gelen olaydan tamamen Petrov'u sorumlu tuttular. Petrov'a Sovyet ordusu tarafından \"belgeleri eksik bırakmak\" suçu altında bir kınama cezası verildi ve böylece askeri kariyer yapması engellendi. Daha küçük bir göreve atandı ve bir süre sonra da sağlık sorunları bahane edilerek emekli edildi. Olay Sovyet Hava Misil Kuvvetleri generali Yury Votintsev'in 90'lı yıllarda anılarını yayınlamasıyla önce Rusya sonra dünya için sır olmaktan çıkıp duyuldu. Dünyayı kurtaran adam Petrov bugün Moskova yakınlarında aylık 200 dolara yakın emekli maaşıyla yaşıyor. Mayıs 2004'te San Francisco'da faaliyet gösteren Association of World Citizens kurumu tarafından Dünya Vatandaşı ödülü olarak ve bir faciayı önlediği için 1000 dolar verildi. 2011 yılında daha önce Nelson Mandela, Kofi Annan ve Dalai Lama'nın almış olduğu Almanya Medya Ödülü verildi. Dünyayı kurtaran adam 2013'te Almanya'nın savaş karşıtı Dresden Ödülü'ne layık görüldü. 1945'de Dresden'in bombalanmasının yıl dönümü nedeniyle düzenlenen törenler için Rusya'dan Almanya'ya davet edilen Petrov'a 25 bin Avro ödül verildi. Bugün hayatta olan hemen herkes Petrov'a teşekkür borçlu. O bir 25-26 Eylül gecesi dünyanın mahvolmasını engelledi. Saygıyla analım, adının en azından bir pop şarkıcısı kadar bilinir olmasını umalım. BBC'nin Rusya servisine olayın 30. yıl dönümünde konuşan Petrov, \"Süregitmekte olan bir füze saldırısının olduğuna dair bütün veriler elimdeydi. Eğer durumu komuta zincirinin üstlerine bildirseydim, kimse bunu sorgulamazdı\" diye belirtti. \"Bir dakika sonra siren tekrar çalmaya başladı. İkinci füze fırlatılmıştı. Sonra da üçüncüsü, dördüncüsü ve beşincisi. Bilgisayarlar alarmlarını \"fırlatma\"dan, \"füze saldırısı\" durumuna çevirmişti. Saldırıyı bildirmeden önce ne kadar süre düşünmeye izin verildiği hakkında bir emir yoktu. Ancak her geciken saniyenin değerli bir zaman olduğunu biliyorduk. Sovyetler Birliği'nin askeri ve siyasi liderleri, gecikmeden bilgilendirilmeliydi. Bütün yapmam gereken, üst düzey komutanlara bağlanan hattı açmak için telefona uzanmaktı. Ancak hareket edemedim. Sıcak bir kızartma tavasının üstünde oturuyorum gibi hissetmiştim.\" Dünyayı kurtarmak herkese \"kısmet\" olmaz, zor iş. Petrov şimdi, şansının yarı yarıya olduğunu düşündüğünü belirterek, alarmın yanlış olduğundan kesinlikle emin olmadığını kabul ediyor. Ekibindeki sivil bir eğitim alan tek kişi olduğunu belirten Petrov, \"Meslektaşlarım profesyonel askerlerdi. Emir vermek ve emirlere itaat etmek için eğitilmişlerdi\" dedi. Dünyayı kurtaran adam Petrov'a göre, eğer o anda başka bir subay olsaydı komutanlara hemen bildirirdi. Yaşanan olaydan sonra 10 yıl suskunluğunu koruyan Petrov, \"Sistemimizin bu şekilde başarısız olmasının Sovyet ordusu için utanç verici olduğunu düşünüyordum\" diye belirtti. Ancak Sovyetler Birliği'nin çökmesinin ardından hikaye Rusya ve dünya basınında yer buldu ve Petrov, uluslararası ödüllere layık görüldü. Dünyayı kurtaran adam burada sanki \"Ne yaptım ben, aptal kafam, keşke bitirseydim bu zalim dünyayı!\" der gibi. Rusya'da iş tutmuş bir Türk Orhan Gencebay dinletmiş olabilir az önce. Dünyayı kurtaran adam Rusya'da yalnız ve sakin bir hayat sürüyor. Rusya ve Moskova'ya yolunuz düşerse ziyaret edip elini öpün, selam söyleyin. Çok etkileyici bir olay. Teşekkürler Petrov. Sevgiler Alper. Ben de okuduğun için teşekkür ederim Devrim. Sevgiyle. Ben de önemseyip okumanıza teşekkür ederim Ergun Bey. Saygılar. Gercekten hayran kaldım. Petrov çok büyük bir adammış. Dünyayı kurtaran adam sayesinde hayattayız Hasan Bey. Okumanıza sevindim. Stanislav Petrov'un yerine kendimi koymayı denedim de ben sinyal viykk ettiği anda o düğmeye basar dünyayı ayağa kaldırırdım heralde. Soğukkanlı davranmış, sebep sonuç ve verinin geçerliliğini o anda tartıp hareket etmiş, bravo demekten alamıyorum kendimi. Sağ olsun dünyayı kurtardı. Teşekkürler sevgili Varol. Gerçekten çok etkilendim. Görevini tam yapan kaliteli bir insanmış. Velit Bey ne mutlu bana, günümü şenlendirdiniz. Dünyayı kurtaran adam da keşke onu okuduğunuzu öğrenebilseydi. Ben de size bol seyahat dilerim, saygılar. Çok etkili bir yazı. Tebrik eder, yazı ve başarılarınızın devamını dilerim. Gerçek dünyayı kurtaran adam kim diye merak edip okuduğunuz için ben teşekkür ederim Mustafa Bey. Hayır dünyayı kurtaran adamı görmedim, ama Moskova'ya gidersem mutlaka ziyaret ederim. Çok teşekkür ederim Gül Hanım. Ben de size bol gezmeli ve fotoğraflı günler dilerim. Elbette gezmeye devam. En iyi askerler, kumandanlar, yöneticiler ismini bilmediklerimiz-miş çünkü onlar savaşa girmeden meseleleri hallederler. Bugün onlardan birisini öğrendik. Teşekkürler. Ne şahane bir yorum bu. Katılıyorum. Dünyaya kurtaran adama saygılar. İlginize teşekkürler. Bence vatan haini. Ya düşündüğü gibi olmasaydı yanlışlık olmasaydı da o nukleer bomba Moskova ya dusseydi ne olurdu. Bide dunyayi kurtardi falan yalan. Olay rusya ile abd arasinda geçiyor. Tabi diger dunya devletleride etkilenirdi ama bu iki devlet cok gerilerdi. Ben Rus olsam bu adama vatan haini olarak bakarım. Ya bilgisayar yanlis gostermeseydi ya da abd tek bir bomba göndersek tek bomba gondermeyecemizi dusunmezler deyip atsaydi. Nitekim hirosima ve nagazakiye de sadece birer nükleer bomba atildi. Sonuç.. Adamın yaptığıda bayağı tartışılacak bir konu. belki o an donup kaldı veya sakin kalıp aklını kullandı, adamın yaptığı Latif Ömerin yazdığı gibi de olabilir mantıklı. sonuç olarak %50 şans ile böyle bir felaket önlenmiş oldu, iyide oldu binlerce kişi kurtuldu en azından diyelim. Hayret, daha önce nasıl duymamışım böyle bir olayı. Eğer doğruysa ve kurgulama değilse, ve alarmı üstlerime bildirseydi, binlerce kişi değil, Kuzey Amerika, Avrupa'nın tamamına yakını, Avrupa Rusyası ve Asya Rusya'sını büyük bir kısmı zarar görür ve milyonlarca kişi hayatını kaybederdi. Haklısınız Sami Bey, dünyanın en büyük felaketini önlemiş adam, tam anlamıyla dünyayı kurtaran adam. Bir televizyon programında bu olayı anlatmışlardı hatta Petrov'un o gün izinli olduğu ve şans eseri orda olduğunu söylemişlerdi. Buna benzer bir olay da 1959'da Amerika'da olmuş. Amerika o yıl Varşova, Moskova, Pekin gibi komünist başkentleri nükleer füzelerle aynı anda vurmaya niyetlenmiş. Son anda vazgeçmiş. Bunu Soğuk Savaş konulu bir belgeselde izlemiştim. Tam hatırlayamıyorum şu anda neden vazgeçtiklerini. Muhtemelen savaşın, hele nükleer savaşın her iki taraf için de büyük zararları olacağını anladıkları için vazgeçmişlerdir. Onun yerine savaşmadan ekonomik olarak çökerttiler Sovyetleri. Çin de aynı şeyin kendi başına gelmemesi için doksanlardan itibaren liberal ekonomiye geçmiş. Haklısınız. Soğuk Savaş döneminde dünyanın iki dev askeri gücü ABD ve Sovyetler Birliği, her iki tarafın da bir savaş durumunda karşı tarafı felakete götürecek güce sahip olduğunu bildiği için bir savaşı göze alamadı, neyse ki öyle oldu ve gezegenimiz yaşamaya devam ediyor. Sovyetler Birliği çok güçlü olmasına rağmen karşıdaki dev düşmanına karşı silahlanma ve uzay yarışları yüzünden halkına yeterince refah ve özgürlük sağlayamadı. Çin büyük bir hamleyle kapitalist üretimi benimseyip çöküşten kurtuldu."} {"url": "https://celebialper.com/durban-gezi-notlari/", "text": "Durban gezi için Türkiye'de pek popüler bir yer olmasa da Güney Afrika'nın ikinci büyük kenti ve tüm Afrika kıtasının en önemli ve işlek limanı. Durban gezi notları olarak hazırladığım bu yazıda Durban'da gezilecek yerler, gördüklerim ve yaşadıklarım var. Johannesburg'da evinde kaldığım Don beni Durban'a giden yakınlarının arabasıyla ailesine gönderdi. Sabah erkenden yola çıktık, hava soğuktu. Anne ve babasının yaşadığı eve gittik. Biraz dinlenip sohbet ettikten sonra gezmeye çıktık. Durban şehri Güney Afrika'nın doğu kıyısında, KwaZulu-Natal ilinde, 3.5 milyon nüfuslu eThekwini belediyesine bağlı bir kent. İngiliz yerleşimciler tarafından Port Natal adıyla kurulan kente şeker kamışı tarlalarında çalıştırmak üzere çok sayıda Hintli işçi getirildi, dünyada Hindistan dışında en çok Hintli nüfusun yaşadığı kentlerden biri haline geldi. İngilizce ve yerli Zulu dili yaygın. Büyük bir kültür, ticaret, turizm ve de sanayi merkezi olan şehir ılık alt tropik iklimi ve geniş kumsallarıyla turist çekiyor. Golden Mile adlı sahilinde çok sayıda otel ve park var. Botanik bahçeleri ve uShaka Marine World adlı dünyadaki en büyüklerinden biri olarak kabul edilen Akvaryum da sahilde yer alıyor. Önceden ülkenin en önemli turizm merkeziydi ama 90'lı yıllardan sonra bu özelliğini Cape Town şehrine kaptırdı. The International Convention Centre ismiyle bilinen kongre merkezi, Afrika'nın en önemli, 2005 yılında ise dünyada dördüncü en büyük Kongre merkezi seçildi. Durban Tourism resmi turizm danışma bürosundan (160 Monty Naicker Road) harita, otel bilgileri, genel şehir bilgileri, tur rehberi edinebilirsiniz. Güney Afrika yurt dışı seyahat için ucuz ve cazip bir ülke. Durban ve çevresinde beni hep arkadaşımın yakınları gezdirdi. Üçüncü gün \"ben böyle gezmeye alışık değilim, sizin de zamanınızı almak istemem, ben bir kent haritası bulup kendim gezerim\" dedim, \"biz bile gezemiyoruz, çok tehlikeli, hele yabancı olduğunu anladıklarında soyulman an meselesi\" dediler, ben de onların sözünü dinledim. Johannesburg gibi Durban da suç oranı yüksek, hırsızlık, cinayet ve tecavüz olayları fazla bir şehir. Güney Afrika genel olarak güvenlik sorunu yaşanan bir ülke. Ama merak etmeyin, Afrika seyahatim sırasında beni aşağıdaki büyücü koruyor. Güney Afrika'daki her ev gibi arkadaşımın ailesinin evi de özel güvenlik şirketine bağlı. Evlerdeki tabelalarda böyle uyarılar yazıyor. \"Girmeye çalışanlara silahlı tepki verilir ve yasal işlem yapılır\" diyor. Durban'da görülecek yerler arasında yer alan uShaka Marine World adlı deniz parkında dünyanın en büyük akvaryumlarından birinde çok sayıda köpek balığı var. Ben bir \"Sea World\" bileti aldım, fiyatı 150 Rand, yani 30 TL. Burası büyük bir turistik yer, ve bilet fiyatları görmek istediğiniz kısımlara göre 45 ile 246 Rand arasında değişiyor. Güney Afrika parası Rand, Türk Lirasının beşte biri kadar ediyor. Güney Afrika gezisi sırasında bu dev akvaryumda güvenli olduğumu bilsem de köpek balıklarına bu kadar yakın olmak tuhaf bir duygu. Daha küçük ve değişik balıkların olduğu akvaryumlar da var. Durban'da gezilecek yerler arasında yer alan bu deniz parkında koruma altındaki penguenler var. Cape Town'da ise penguenleri doğal ortamlarında göreceğim. Moses Mabhida Stadyumu, Güney Afrika'nın Durban şehrinde bulunan çok amaçlı stadyum olup, 2010 FIFA Dünya Kupası'ndaki maçlara ev sahipliği yapmış 10 stadyumdan birisi. KwaZulu-Natal'ın işçi sınıfı kahramanlarından birinin adını taşıyan stadyumun temeli 2006 yılında atıldı. Stadyumun tepesindeki 360 derecelik Durban manzarası izleme platformuna çıkan çelik raylı SkyCar var. İki dakika süren tek kabinli SkyCar ücreti Güney Afrika parasıyla 55 Rand, Türk parasıyla 11 Lira. İnişi kendi ağırlığıyla yapacak şekilde tasarlandığı için elektrik kesilse bile durmuyor. Hem turistler hem yerliler için gezilecek yerler arasında başı çekiyor. Stadyuma adını veren Yoldaş Baba unvanlı Moses Mbheki Mncane Mabhida yaşamını ırk ayrımına karşı mücadele etmeye adamış bir Güney Afrika özgürlük savaşçısı. Güney Afrika Komünist Partisi lideri Moses Mabhida uzun yıllar sürgünde yaşamak zorunda kaldı, 1986'da öldükten 20 yıl sonra cenazesi ülkeye getirilerek Slangspruit Kahramanlar Mezarlığı'na gömüldü. Aşağıda heykeliyle fotoğrafımı görüyorsunuz. Güney Afrika stadyumunun tepesinden şehir manzarası videosu. Stadyumdaki 160 metre yüksekte bulunan manzara noktasından fotoğrafım. Müslüman mahallesi Overport City'ye de gittim. İslami giysiler satan Bayan Dubai Butik bu. Durban sahilindeki tezgahlarda yerli Zulu hasır işleri, tel örgü işleri, boncuk el işleri, ahşap heykeller, kolye, incik-boncuk, çanta, tamtam, giysi, eşarp, tekstil ürünleri gibi turistik hediyelik eşyalar satılıyor. Buralardan alışveriş yapabilirsiniz, fiyatlar uygun. Güney Afrika'da hep böyle vahşi hayvanlara karşı cesurca mücadele ettim. Arkadaşımın kız kardeşinin merkezi Zimbali semtindeki evine giderken yol kenarında bu geyik oturuyordu. Kırsalda değil, büyük şehrin merkezindeyiz. Ziyaret ettiğimiz korumalı bir sitedeki lüks ve büyük ev. Havuzu da var. Bu evden sonra arkadaşımın diğer yakınlarını da ziyaret ettik. Öğretmen kadın Güney Afrika'da tecavüzün ne kadar yaygın olduğunu, sınıfında her zaman birkaç hamile kız çocuğu olduğunu, tecavüz edenlerin kızları umursamadıklarını anlattı. Yediğim yemekleri Yediklerim sayfamda ayrıntılı anlatacağım. Türkiye ile saat kuşağı aynı, zaman farkı yok. Güney Afrika turu için öneriyorum. Kentin sadece merkezini değil, çevresini de gezdim. Hepsini yazacağım. Durban'da gezilecek yerler listesi ve görülecek yerler hakkında kısa bilgiler. Eleştiri olarak söylemiyorum ama bu gezinizde bir şeyler eksik gibi, ne olduğunu hissediyorum ama dile getiremiyorum. Ya coğrafyanın ve şehirlerin turistik manada sunabildikleri bizim alıştıklarımızdan farklı veya siz tam eğlenerek bir gezi yapamamışsınız veya bambaşka bir sebep. Yine de ilgi ve zevkle okudum. devamını bekliyorum. Ben 0cak 2015 te Güney afrika'ya gitmek istiyorum. Durban ve Mzuzu seyahatımın içerisinde olacak. Benim öğrenmek istediğim, Durban'da ekonomik olarak nerede kalabilirim? Öğrendiğime göre oteller çok pahalı imiş. Ben dört yıldan beri Brezilya, Arjantin, Uruguay, Paraguay ülkelerini ziyaret ediyorum. Bir zorluk çekmedim. Fakat, South Africa tecrübem yok, çünkü ilk defa gideceğim. Vereceğiniz bilgiler için şimdiden size teşekkür eder, saygılar sunarım. Merhaba. Ben arkadaşlarda kaldım, otel bilmiyorum. Üzerlerinde kalın siyah ve ince sarı şerit olan beyaz minibüslerle Durban şehir merkezine gidebilirsiniz. iyi yolculuklar."} {"url": "https://celebialper.com/elly-hakkinda-asghar-farhadi-iran/", "text": "Darbareye Elly, yaz tatili için İran'ın kuzeyine, uzun süredir terk edilmiş durumdaki yazlık evlerine giden üç İranlı ailenin öyküsünü anlatıyor. Filmin merkezinde bu yazlık ev ve bu evde yaşanan olaylar var. Bu üç dost ailenin yazlık eve gidiş sebebi aslında aile fertlerinden olan Sepideh'in yakın geçmişte Almanya'dan dönmüş olan Ahmad'a kızının öğretmeni Elly'yi tanıştırmak istemesidir. Almanya'daki mutsuz evliliğinden henüz kurtulmuş olan Ahmad, İranlı bir kadınla evlenmek istemektedir. İlk görüşte Ahmad ve Elly birbirlerinden hoşlanırlar. Bu durum evdeki üç aileyi sevindirir. Fakat her şey Elly'nin aniden ortadan kayboluşuyla bambaşka bir yola girer. Mutlu ve normal ilerleyen film, bir anda heyecan kazanır ve tepetaklak olur. İlerleyen dakikalar boyunca Elly'nin kayboluşunun ardından ortaya çıkacak kimi sırlar, filmdeki bazı karakterlerin hayatını değiştirecektir. İran filmleri çok iyi. Modern İran sineması başarılı filmler üretiyor, izlemek gerek. Bu İran filmi de bence en iyiler arasında. İran filmleri özellikle son 15 yıldır başarılı. Evet, İran sineması iyi filmler üretiyor. Elly Hakkında; yazdığınız üzere mutlaka izlenmesi gereken çok başarılı bir film, bir klasik. Siz de çok başarılı anlatmışsınız, daha iyi nasıl bahsedilirdi bilmiyorum, zannediyorum ben bu kadar hakkını veremezdim. Latin Amerika Sineması, Bağımsız Avrupa Sineması, Yunan Sineması, Hint Sineması, Rus Sineması ve Japon Sineması kadar ben de pek severim İran Sinemasını. Majid Majidi'ye olan hayranlığım da en az sizinki kadar büyük. Serçelerin Şarkısı, Cennetin Rengi ve Baran bence mükemmel filmler. Sinema yazılarıma ilginize çok teşekkür ederim, amatörce izlenimlerimi yazdım. Cennetin Rengi harika, diğerleri de etkileyici. Abbas Kiarostami'nin Kirazın Tadı'nı izlediniz mi? . Elly hakkında harika bir film. bir ayrılık, çarşamba ateşi ve geçmişi de çok beğendim. Farhadiyi çok seviyorum. Modern İran sineması şahane. Çarşamba Ateşi'ni izlemedim Yeşim Hanım, yakında izlerim, tavsiye için teşekkürler. Ne güzel ve doğru bir yorum bu! İran toplumuyla benzer yönlerimiz filmlerine de yansıyor. Ruh halleri, davranış tarzları, heyecanları, beyaz yalanları. Çok teşekkür ederim. Gerçekten öyle. Benzer yönlerimiz epey var ve filmlerinden de açıkça anlaşılıyor. Önce Brad Pitt'in bir filmini izledim, sonrasında da bir İran filmini. Amerikan filmindekiler, ne kadar onların davrandığı şekilde davranmayacağımız tipler ise İran filmlerindekiler de bir o kadar bizdenler. Kirazın Tadı'nı da izledim ve bu realist filmi beğendim. Bunun için de ayrıca teşekkür ederim. merhaba alper bey. iranliyim ve bursada 2009-2013 arasinda yasiyordum. tekrar nisan ayinda 1-2 haftalik icin turkiyeye gelecem. butun yazilariniz okudum. tipki cogu kisi gibi, kuzey kore yaziniz 2-3 defa okudum. hala doymadim! diger yazilariniz de cok iyiydi. keske darbe olmasaydida, gronland yazinizida bitirmis olabilseydiniz. basarilarinizin devamini dilerim. Merhaba Morteza Bey. Bir İranlıdan yorum almak ne güzel, sevindim. Blog gezi ve sinema yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Geçen ay Norveç İzlanda Grönland'a gittim. Bugünlerde yazacağım, şimdilik Oslo'yu yazdım."} {"url": "https://celebialper.com/en-guzel-otobusler/", "text": "Paraguay'ın başkenti Asuncion rengarenk bir kent. Tek veya birkaç katlı eski binalar canlı renklerle boyanmış. En çok beğendiğim şeylerden biri, her biri adeta sanat eseri olan belediye otobüsleri. Çoğu kırk yıldan daha eski otobüsler rengarenk. Asuncion'da bu güzel otobüslerin fotoğraflarını çekmeyi hem kendime görev edindim hem de bundan keyif aldım. Colectivo olarak adlandırılan bu harikaların biletleri 2000 Gs, yani 80 Kuruş. Benim bugüne dek gördüğüm en güzel otobüsler Paraguay'da idi. Aşağıda Linea 24 (Hat 24) Limpio Artigas Filosofia güzergahı otobüslerini görüyorsunuz. Paraguay renkli bir ülke ve bu otobüslerine de yansımış. Renkli otobüsleri fotoğraflamaya devam. Her gün 2-3 kez bu otobüsleri fotoğraflamak için değişik duraklarda pusuya yatıyorum. Kedi gibi halkın arasında sessizce otobüs bekliyorum, avım yaklaşınca makinemi çıkarıp kaplan gibi atılıyorum. İki tane aynı boyalı belediye otobüsü bulmayı hedef edinmiştim kendime günlerdir, ama bulamadım. Kentte şehir içi ulaşım SETAMA tarafından yönetiliyor. Aşağıda Linea 21 numaralı hattın Azara, Sajonia, Fdo de la Mora, Pettirossi ve Plaza de Justicia'ya giden otobüsleri var. Aşağıdaki otobüsün burnunda \"Güvendiğim İsa\" yazıyor. Latin Amerika'da 1 Ayda 4 Mevsim. Asuncion'da ellerinde sepet veya termoslarla gezen meşrubat satıcıları her yerde dolaşıyorlar, otobüslere de giriyorlar. Küçük cam şişe gazoz veya kola 1000 Gs, yani 40 Kuruş. Araştırmalara göre Asuncion Dünyanın en ucuz kenti. 19 numaralı hat Cimbomlu. Azara, Asuncion, San Lorenzo, Colon, Clinica ve Multiplaza'ya çalışıyor. Linea 31 Sajonia, Lambare, Terminal'e gidiyor. Hat 28 çok başarılı. Bunlar nasıl bir kafayla otobüsleri bu denli özenle ve rengarenk boyuyorlar, anlamadım. Eh, burası Latin Amerika.. Linea 28, Marical Lopez, Clinicas, Azara, Sajonia ve Luque'ye çalışıyor. Asuncion'da eski ve yeni belediye otobüsleri yan yana. Linea 16.2 (Hat 16.2) Loma Pyta ve Tacumbu'ya gidiyor. Paraguay rengarenk bir ülke, Latin Amerika'nın ortasında olduğumu hissediyorum. Artigas ve Colon'a giden Linea 13.2 hattının otobüsü. Tacumbu, Mercado 4 ve Terminal'e giden hat 13. Linea 37 daha farklı bir tasarım geliştirmiş. Saeta, Loma Pyta ve Plaza de Justicia'ya gidiyor. Lacimet'e giden Linea 6 otobüsleri yanıyor. Linea 1 otobüsleri Santa Maria, Jardin Botanico ve Sajonia'ya gidiyor. Linea 2 Sajonia, Limpio, Librada'ya gider. 12 numara, S. Lorenzo'ya gider. En güzel otobüsler arasında. Linea 30 otobüsleri Luque, Asuncion, Espana, Marical Lopez, Aeropuerto yani havalimanına gidiyor. Aşağıdaki benim kullandığım, kaldığım yerdeki otobüs durağım. Asuncion, San Lorenzo, Multiplaza'ya giden 29 numaralı otobüs. Çok güzeller, özellikle ben Linea 28 hattını sevdim. Eski ve şık. Tablo gibiler.. Latin Amerika'da 5 ülkeye gittim. Diğerlerine de gidebilirim zamanla."} {"url": "https://celebialper.com/en-uzun-yasanan-ulkeler/", "text": "En uzun yaşanan ülkeler hangileri? Dünyanın en uzun ömürlü insanları hangi ülkelerde yaşıyor, yaşam süresi en uzun olan ülkeler ve yerler nereler? Ülkelere göre en uzun yaşam süreleri listesi yayınlayan farklı kaynaklar ve kuruluşlar var, aralarında az farklar olsa da en üst sıradakilerin genel olarak aynı, refah ve huzur düzeyi yüksek ülkeler olduklarını görüyoruz. Şimdi en uzun yaşam süresi olan ülkeler, en uzun yaşayan insanlar ve halklar, dünyanın en uzun yaşayan insanı, uzun ömürlü insanların sırları, dünyanın en yaşlı insanı kim ve kaç yaşında, ortalama yaşam süresi, en kısa yaşanan ülkeler gibi ilginç bilgilere bakalım. Aşağıdaki en uzun yaşanan ülkeler görselinde yazan kaynaklara göre dünyada en uzun yaşanan ülke Andorra. En uzun ömürlü insanların ülkesi olma nedenleri olarak havasının ve suyunun temizliği, sıfıra yakın suç oranıyla huzuru ve ekonomik refahı gösteriliyor. Spor ve jimnastik salonları devlet ödenekli, maaşları yüksek; işsizlik, askerlik, vergi olmayan, zengin bir ülke. Üstelik Avrupa standartlarına göre ucuz. Öte yandan sigara içmek çok yaygın olduğu halde en uzun yaşayan insanlar olması şaşırtıcı. En uzun ömürlü ülkeler listesine göre ilk on sırada bu küçük ülkenin ardından San Marino, Japonya, Singapur, Avustralya, İsviçre, İsveç, Hong Kong, Kanada ve İzlanda da en uzun yaşanan ülkeler arasında yer alıyor. Bu on ülkede ortalama yaşam süresi çok yüksek olup, yaşam kalitesi en yüksek ülkeler arasında yer alıyorlar. Bu kaynaklara göre ortalama yaşam süresi veya beklentisi olarak Türkiye 76, Arnavutluk 78, Arjantin 77, Ermenistan 75, Avusturya 82, Azerbaycan 72, Beyaz Rusya 74, Bosna-Hersek 77, Botsvana 68, Brezilya 76, Bulgaristan 75, Çin 76, Hırvatistan 78, Küba 80, Kıbrıs 81, Çekya 79, Danimarka 81, Estonya 78, Svaziland 58, Finlandiya 81, Fransa 83, Gürcistan 73, Almanya 81, Yunanistan 81, Grönland 71, Macaristan 76, İzlanda 82, İsrail 83, İtalya 83, Japonya 84, Kuzey Kore 72, Güney Kore 83, Kırgızistan 71, Letonya 75, Litvanya 75, Malta 82, Moldova 72, Moğolistan 69, Karadağ 77, Nepal 71, Hollanda 82, Makedonya 76, Norveç 83, Paraguay 73, Peru 75, Romanya 75, Rusya 72, Sırbistan 76, Singapur 83, Güney Afrika 63, İspanya 83, İsveç 82, İsviçre 84, Tayland 75, Ukrayna 72, Birleşik Arap Emirlikleri 77, Birleşik Krallık 81, ABD 79, Uruguay 78, Vietnam 76, Filistin 74 yıl ile en uzun yaşanan ülkeler listesinde farklı yerlere sahipler. Yine yukarıdaki kaynakların verilerine göre 1960 yılından 2019 yılına kadar dünyada ortalama yaşam süresi hızlı bir şekilde arttı ve artmaya devam ediyor, insan ömrü giderek uzuyor. Daha öncesine baktığımızda ortalama yaşam süresinin çok daha büyük oranda arttığını görüyoruz. Çünkü günümüzde, geçmişte olduğu gibi her gün hayatta kalma, günü kurtarma mücadelesi vermiyoruz. Taş Devrinde ortalama yaşam süresi 20, Bronz Çağda 26, Orta Çağda 30 yıl civarıydı. Bugün dünya çapında ortalama yaşam süresi 72. İnsanın bugünkü haline yaklaşık 100.000 yıl önce evrildiğini kabul edersek, ırkımızın tarihinin %98'den fazlasında ortalama 26 yıl yaşıyorduk. World Data Info'ya göre kadın ve erkek için ortalama yaşam süresi beklentisi en yüksek ülkeler aşağıda. Örneğin en uzun yaşanan ülkeler sıralamasında 42. sıradaki Amerika Birleşik Devletleri'nde doğan bir erkek çocuk ortalama 76.1 yıl yaşayacak; kadınlar ise 5 yıl daha fazla yaşıyor. Dünya yaşam süresi ortalaması erkeklerde 70.1, kadınlarda 74.5 yıl. Avrupa birliği ülkelerinde ortalama yaşam süresi erkekler için 78.4, kadınlar için 83.8 yıl. World Population Review'a göre en uzun yaşam süresi olan ülkeler aşağıda. En uzun yaşanılan ülke Andorra listeye katılmamış nedense. Buna göre en uzun yaşanan ülkeler Hong Kong, Japonya, İtalya, Singapur, İsviçre, İspanya, İzlanda, İsrail, Avustralya, Fransa. CIA World Factbook kaynağına göre dünyada en uzun ömürlü insanlar ve ülkeler sıralaması bu şekilde. Birleşmiş Milletler Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre dünyada yaşam süresi ortalaması 72 yıl; kadınların ortalama yaşam süresi 72 yıl 8 ay, erkeklerin ortalama yaşam süresi 68 yıl 4 ay. Kuruluşun en uzun yaşanan ülkeler ve yaşam beklentisi listesi aşağıda. Örgütün araştırmalarına göre dünyanın tüm ülkeleri ve bölgelerinde kadınlar erkeklerden uzun yaşıyor, iki istisna hariç; Mali ve Svaziland'da erkekler kadınlardan daha uzun yaşıyor. İnsan ömrü bugün her zamankinden daha uzun. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre dünyanın çoğunluğu sağ salim altmışlı yıllarını yaşayabiliyor. Akdeniz ülkelerinin yanı sıra Japonlar ve Doğu Asya halkları da uzun ömürlü insanlar. Bu ülkelerde güçlü ekonomi ve gelişmiş sağlık sistemi olduğunu görüyoruz. Araştırmalarda 60 yaşında insanların gelecek yaşam süresi beklentileri de hesaplanıyor. 60 yaşında kişilerin yaşam beklentileri hesaplanırken çocukluk hastalıkları ve geçmişte yaşadıkları sorunlar düşülüyor ama uzun ömür daha çok kişinin yaşlılığındaki yaşam tarzına ve ortamına bağlı. 60 yaşına gelmiş Japonlar ortalama 86 yıl yaşıyor, uzun ömürlü oluyor. Bu kuşak için Japonlar dünyanın en uzun ömürlü insanları. Bugün ülke nüfusunun çeyreğinden fazlası 64 yaşın üzerinde. Dünyada 100 yaşını aşmış kişi oranı en fazla Okinawa'da. Bunun bir nedeni geleneksel Japon mutfağı. Çok miktarda taze balık ve sebze, çok az et ve doymuş yağ yiyorlar. Yaşam tarzı da Japonların uzun ömürlü olmalarında ve tansiyon sorunu pek yaşamamalarında etkili. Halkın açık havada zaman geçirmesine uygun geniş kırsal alanlar ve gelişmiş sağlık hizmetleri altyapısı sayesinde yaşlı Japonlar aktif ve hareketli yaşam sürüyorlar. Güçlü aile bağları, stres gideren kültürel etkinlikleri var. Ekonomik ve sosyal eşitsizliği birçok ülkeden daha az. Avrupa'da bugün yaşlı sayısı genç sayısını geçti. Özellikle güneyde Akdeniz mutfağı etkisiyle kıta nüfusunun yarısından fazlası seksenli yaşların ortalarına kadar yaşayabiliyor. Az miktarda kırmızı şarap, taze sebzeler, zeytinyağı ve az miktarda et ve doymuş yağ içeren Akdeniz yemekleri diyetine yaşlılıkta başlansa bile yararı görülebiliyor. Bu beslenme tipi, Kuzey Avrupa'da daha çok görülen bol et, kızartma ve içki tüketiminden çok daha sağlıklı. Akdeniz dışında yaşayan ülkelerde uzun ömür, refah yaşam koşulları, güçlü ekonomi ve gelişmiş sağlık sisteminden geliyor. Monako, Singapur, Andorra, Avustralya, Kanada, Lüksemburg, Yeni Zelanda ve İsviçre halkları da 60 yaşını aşmışlarsa ortalama 85 yıl yaşıyorlar. Monako'ya zenginler göç ediyor ve göç de bir ülkenin mutfağını ve yaşamın uzun ömürlü olmasını etkileyebiliyor. Avustralya, Kanada ve Yeni Zelanda'da yaşayanların çoğu Avrupalı olduğu için benzer yemekler yiyorlar. Dünyada GRG tarafından doğum ve ölüm tarihleri resmen tespit edilip onaylanmış en uzun yaşayan insanlar aşağıda. Ama durum bundan ibaret değil. Doğum günü bilinmese de yerli kaynaklara ve bazı yabancı kaynaklara göre dünyada en uzun yaşayan insan Zaro Ağa. Dünyanın en uzun ömürlü insanlarından biri olan Zaro Ağa, 1770'li yıllarda doğdu ve 160 yıl yaşadı. Doğum tarihi 1774 olarak kabul ediliyor. Bitlis Muthi Meydan Köyü'nde dünyaya gelen Zaro Ağa'nın asıl adı ise Zaza. Zaro Ağa yaşadığı süre boyunca 2 ayrı rejime tanıklık etti. 160 yıllık ömrüne 10 Osmanlı padişahı ve 1 cumhurbaşkanı sığdırdı: I. Abdülhamit, III. Selim, IV. Mustafa, II. Mahmut, Abdülmecit, Abdülaziz, V. Murat, II. Abdülhamit, Mehmet Reşat, Vahdettin ve Mustafa Kemal Atatürk. Kaç kez evlendiği tam olarak bilinmese de Zaro Ağa'nın 5'i kız olmak üzere 13 çocuğu, 29 torunu olduğu söyleniyor. Zaro Ağa \"Neden bu kadar çok evleniyorsun?\" diye sorulduğunda, \"Ne yapayım, aldığım kadınlar çabuk ihtiyarlayıp ölüyorlar\" şeklinde yanıtlar. 1799'da Cezzar Ahmet Paşa'nın ordusunda savaşan Zaro Ağa, 1826'da Yeniçeri Ocağı'nın kaldırılışı sırasında yeraltı tünellerinde saklandı. Selimiye Kışlası, Ortaköy Camii, Tophane Camii gibi İstanbul'un simgesi niteliğindeki birçok yapıda Zaro Ağa'nın emeği var. Bu yapıların inşaatında çalıştıktan sonra memleketine dönen Zaro Ağa, bir süre sonra para kazanmak için yeniden İstanbul'a döndü. Her zaman güçlü fiziği ile dikkat çekti. Bu nedenle askerliğini sarayda yaptı. Ömrü boyunca birçok savaşa katılan Zaro Ağa, gümrüklerde hamal olarak çalıştı. Daha sonra hamalların kahyası oldu ve bir süre sonra da Hamallar Teşkilatı'nı kurdu. Sonraki yıllarda, o dönem şehremini olan Emin Bey, Zaro Ağa'nın belediyede çalışmasını sağladı. Ağa belediyenin baş hademesi oldu ve ömrünün sonuna kadar çalıştı. Zaro Ağa'nın nasıl beslendiği ile ilgili de birçok rivayet var. En çok bulgur ve yoğurt yediği söylenen Ağa, akşam yemeklerini erken saatlerde yerdi. Sofrasında sadece ekmek, yanında yoğurt veya ayran olurdu. Dünyanın en uzun süre yaşayan insanı olarak İtalya, Yunanistan, İngiltere, ABD'ye davet edildi ve New York'ta bir süre kaldı. Amerika'da büyük bir törenle karşılanan Zaro Ağa'yı götürenlerin niyeti, onun üzerinden para kazanmaktı. Özel bir kostüm giydirilip, \"dünyanın en yaşlı insanı\" olarak gösterilen Zaro Ağa için bir kampanya başlatıldı: \"Fotoğraf çektirmek 10, öpmek 15 cent.\" 150 yaşındayken New York'ta bir süre yaşayan Ağa, parasız bir şekilde İstanbul'a döndü. Zaro Ağa, Şişli Etfal Hastanesi'nde 29 Haziran 1934'te öldü. Ölüm haberi neredeyse tüm dünya medyasında yer aldı. Ağa'nın otopsisi yapıldıktan sonra, damar tıkanıklığı, kalp büyümesi ve üç böbreği olması gibi hastalıkları ortaya çıktı. Bütün bu hastalıklara rağmen uzun süre yaşaması herkesi şaşırttı. Ölümünde kızının ağıt yaktığını gören yabancı bir gazeteci ne dediğini sorar ve çevirirler: \"Dünyaya doyamadan gitti babacığım!\". Zaro Ağa'nın mezarı Eyüp Mezarlığı'nda bulunuyor; yeri Pierre Loti Kahvesi'ne çıkan yokuşun ortalarında, yolun ikiye ayrıldığı yerde, sol tarafta. Üzerinde \"Bitlisli Şemsi Ağa oğlu 160 yaşında ölen Zaro Ağa'nın ruhuna Fatiha\" yazısı yer alıyor. Li Ching Yuen, Çin'in Szechuan eyaletinde dünyaya geldiğinde takvimler 1677 yılını gösteriyordu. Ona göre ise bu yıl 1736. 256 yıllık ömründe 23 kez evlenen ve 200 kadar çocuğun babası olan adam hakkında bilgi, Chengdu Üniversitesi'nden Profesör Wu Chung-chieh'in araştırmaları sonucunda yeniden ortaya çıktı. Çinlinin daha sonra 1877 yılında 200. doğum gününü kutladığına dair kayıtlara da rastlandı. Profesörün Çin hükumetinin imparatorluk kayıtları üzerinde yaptığı araştırmaya göre 1827'de kendisinin 150. yıl doğum günü kutlandı. 1928'de New York Times'ın muhabirinin mülakatına göre yaşlı adamın komşularından olan pek çok yaşlı kişi büyük babalarının çocukluklarından beri Li'yi tanıdığını ve çocuklukları sırasında Li'nin yetişkin biri olduğunu söylüyorlar. 10 yaşından itibaren dağlarda şifalı bitkiler toplayan ve aktarlık yapan dünyanın en uzun yaşayan insanı, yıllarca Kansu, Şansi, Tibet, Annam, Siam, Mançurya bölgelerini gezip bitkiler toplamaya devam etti. Reishi mantarı, kurt üzümü, gotu kola, yabani ginseng, he shou wu, pirinç şarabı ile beslendi. Szechuan'da 6 Mayıs 1933 tarihinde ölürken son sözleri \"bu dünyada yapmam gereken her şeyi yaptım\" oldu. Bugün hayattaki en yaşlı insan 2 Ocak 1903 doğumlu Fukuokalı Japon Kane Tanaka. Japon belgeleri ve Guinness tarafından resmi olarak onaylı en yaşlı kişi olan kadın, Kumakichi ve Kuma Ota'nın yedinci çocukları. Dünyanın en yaşlı kişisi Kane Tanaka 19 yaşında iken 6 Ocak 1922'de görücü usulüyle evlendi ve eşini ilk olarak düğünde gördü. Kane ve Hideo'nun dört çocukları oldu, bir de evlat edindiler. Hideo'nun Tanaka Mochiya adlı aile şirketi zenzai adlı pirinçli Japon tatlısı ve udon noodle üretiyordu. Katarakt ve kolon kanseri ameliyatları geçirse de Kane bugün Fukuoka'da bir huzurevinde sakin bir yaşam sürüyor. Sabah altıda kalkıyor, matematik çalışmayı ve Othello adlı taşlı oyunu oynamayı seviyor. Yaşam süresi en kısa ülkeler Çad, Sierra-Leone, Gine-Bissau, Afganistan, Gabon, Svaziland, Angola, Zambiya, Somali, Fildişi Sahili, Orta Afrika Cumhuriyeti, Lesotho, Kamerun, Güney Sudan, Mali ve Mozambik. Çok kısa ömürlü insanların yaşadığı bu ülkelerde AIDS ve diğer ölümcül hastalıklar, savaş, iç savaş ve terör yüzünden yaşam süresi kısa. İnsanların büyük çoğunluğu yaşlanamadan ölüyor, ortalama yaşam süresi 50 yıl. En uzun yaşanan ülkeler, en uzun yaşayan insanlar hakkında bilgi olmasını umuyorum. İçerik güzel hazırlanmış. İlgi çekici bir yazı olmuş emeğinize sağlık."} {"url": "https://celebialper.com/endulus-bilgi-gezi-rehberi/", "text": "Endülüs hakkında bilgi ve gezi rehberi olarak hazırladığım bu yazı, Endülüs tarihi, devleti, haritası, gezilecek yerler ve şehirleri üzerine gezi notları ve bilgiler içeriyor. İngilizce adı Andalusia, İspanyolcası Andalucia olan İspanya'nın güneyindeki bölge, antik şehirleri, çölleri, Costa del Sol ve Costa de la Luz sahillerindeki güzel plajları, Avrupa'nın en güneydeki kayak merkezinin olduğu Sierra Nevada Sıradağları ile zıtlıkları içinde barındıran, tüm dünyadan ilgi gören turistik bir yer. 87.268 kilometre kare yüz ölçümü ve sekiz milyona nüfusuyla Endülüs İspanya'nın neredeyse tüm güneyini kaplıyor. Endülüs, Müslüman Arapların Güney Batı Avrupa'yı işgal ettikten sonra bu topraklar için kullandıkları coğrafi bir isim. Eskiden İberya adıyla anılan ve Cebelitarık Boğazı ve Atlas Okyanusu'ndan Pirene Dağları'na kadar olan bu bölgeye Yunanlılar tarafından Bateka, İspanya, Spania ve Hispania adları verildi. Al-Andalus adı, beşinci yüzyılda İspanya'nın güneyinde kısa süre yerleşmiş olan Vandallar'ın adından, yani Vandalların ülkesi anlamına gelen Vandalucia'dan türetildi. İberya Yarımadası'nda Müslümanların işgal ettikleri bütün topraklar, \"Müslüman İspanya\" kastedilerek Andalucia adıyla anılırken, Hristiyanların etkili olarak 1085 yılında başarmaya başladıkları Reconquista ile birlikte toprak kaybı hızlandıktan sonra sadece İslam hakimiyetindeki yerler bu isimle anılır oldu. Avrupa'nın güney batısındaki Endülüs'ün batısında Portekiz, güneyinde Cadiz ili ve İngiliz toprağı Cebelitarık şehri, bunların güneyindeki birkaç mil Cebelitarık Boğazı'nın karşısında ise Afrika kıtası ve Fas var. İşte haritası. Ben Türkiye'den İspanya'ya en ucuz uçak biletini bulduğum Barselona gezimden sonra ucuz Vueling Hava Yolu ile Malaga'ya uçtum, gidiş 33, dönüş 33 avro. İspanya gezim sırasında bölgedeki şehirler arası tüm yolculuklarımı otobüslerle yaptım, fiyatları makul, hepsinde WiFi var, modern ve rahatlar. Bilet fiyatları sizin için önemli değilse THY'nin direkt Malaga'ya uçuşları var. Başkent Madrid ve Barselona şehirlerine hem THY hem de Pegasus aktarmasız uçuyor. Bu şehirlerden güneye otobüs ve trenle gitmek, bahsettiğim uçuşlardan daha pahalı. Neandertal insanın 50.000 yıl önce Gibraltar Kayası'nda yaşadığı biliniyor. M. Ö. 8000 yıllarında bugün İberyalı olarak adlandırılan Kuzey Afrikalı kabileler Andalucia bölgesinde tarım yaparak yerleşim yerleri kurdular. Bölgenin kıyıları ise M. Ö. 1100 yılında Avrupa'nın en eski şehri Cadiz limanını kuran Fenikelilerin hakimiyetindeydi. Daha sonra Keltler, Tartessuslar, Yunanlar, Kartacalılar, ve M. Ö. 206 yılında Romalılar yarımadaya hakim oldular. Romalılar Endülüs'ü Betis olarak adlandırdılar, amforalarla zeytinyağı ve şarap ticareti yaptılar. Dördüncü yüzyılda İspanya Hristiyan oldu ve Latinceye en yakın dillerin başında gelen İspanyolca bugünkü şeklini aldı. Roma İmparatorluğu yıkıldıktan sonra Andalusia, Almanya kökenli Vandallar gibi Kuzey Avrupalı barbar kabileler tarafından yağmalanıp yıkıldı, Vizigotlar hakim duruma geçti. Bu savaşçı ulus İber Yarımadası'nı karmaşa dolu iki yüz yıla yakın yönettikten sonra terk etti. 711 yılında Tarık bin Ziyad öncülüğündeki Arabistan ve Kuzey Afrikalı savaşçılar, Vizigotlar ile arası bozuk olan Sebte Valisi Julianos'un da yardımıyla İspanya'yı işgal ettiler ve bölgeye Al-Andalus adını verdiler. Endülüs Emevileri bölgeye sekiz yüz yıl hakim oldular ve Kordoba Camii ve Elhamra Sarayı başta olmak üzere görkemli eserler inşa ettiler. 800 yıl boyunca Emevi Endülüs Devleti Valileri, Emevi Emirleri, Emevi Halifeleri, Hammudiler, Tavaif-i Müluk, Murabıtin, Muvahhidin ve son olarak Gırnata Beni Ahmer İslam Devleti'nin hüküm sürdüğü bu topraklarda aynı zamanda Muhyiddin ibni Arabi, İbni Rüşd, İbni Bace, Zerkali gibi birçok alim yetişti. Endülüs büyük bir ekonomik kalkınma ve kültürel zenginlik yaşadı. Ortaçağ Avrupası hatta dünya tarihini değiştiren bu medeniyet 1492 yılında bütün kütüphaneleri yıkılıp kitapları yakılarak yok edildi. Amerika'nın keşfi yolculukları Andalucia'da başladı ve 16 ile 17. yüzyıllarda Yeni Dünya'dan gelen altınlar Sevilla'ya getirildi. İspanya Hapsburg Krallığı bu zenginliğin çoğunu Kuzey Avrupalı Protestan ülkelere ve Akdeniz'de Osmanlı İmparatorluğu'na karşı savaşlar için harcadı. On sekizinci yüzyılın başında İspanya taht kavgaları, yüz yıl sonra da Napolyon işgali ve Trafalgar Savaşı yaşandı. İlk İspanyol Anayasası La Pepa 19 Mart 1812'de Cadiz'de oluşturuldu. Birçok sömürgesini kaybetmiş İspanya, Küba ve Filipinler'in de bağımsızlıklarını kazanmalarıyla yoksullaştı. 1913 yılında Blas Infante bağımsız Endülüs devleti için savaş başlattı. Kral XIII. Alfonso'ya karşı muhalefet arttı ve 1936'da İç Savaş başladı. Cumhuriyetçiler yenildi ve ülke 1975'teki ölümüne kadar Franco diktatörlüğüyle yönetildi, ardından Andalucia kendi bölgesel yönetimine sahip bir özerk bölge halini aldı. Bugün AB üyesi olan İspanya, bölgedeki yoksulluğu büyük ölçüde ortadan kaldırdı. Seville Başkent ve flamenko merkezi. 28 Mart'ta paskalya başlayınca Sevilla tam bir masal kentine dönüşüyor. Binlerce çiçekle süslü dev İsa ve Meryem figürleri ile Ku Klux Klan benzeri kıyafetliler caddeleri dolduruyor. Sekiz gün boyunca unutulmaz bir şölen yaşanıyor. Caddelerindeki portakal ve limon ağaçları çiçek açıyor ve tüm kenti baş döndürücü güzellikte bir koku kaplıyor. Cordoba İslam halifesine başkentlik yapmış şehir. Bölgenin en güzel şehirleri arasında. Granada Efsanevi El Hamra Sarayı'nın bulunduğu tarihi kent. Malaga Costa del Sol sahilindeki büyük liman kenti. Almeria Orta Çağ kalıntıları ve kaleleri ile gezilecek yerler arasında. Tepesinde Mağriplilerden kalma görkemli bir kalenin bulunduğu yüksek bir dağın eteklerindeki şehir, 955 yılında Emevi Halifesi III. Abdurrahman tarafından kuruldu. Şehir adını bu kaleden alıyor. Cadiz İber Yarımadası'ndaki ve muhtemelen tüm güney batı Avrupa'daki kesintisiz yaşanan en eski kent. İspanya Donanmasına ev sahipliği yapan şehir, Andalucia'nın 8 eyaletinden biri olan Cadiz'e bağlı 44 belediyeden biri. Cadiz, sahillerinin yanı sıra sahip olduğu tarihi eserleri ile turistik bir merkez. Huelva İspanya'nın en eski futbol takımına sahip, denizcilik ve liman kenti. Portekiz'e komşu, Atlas Okyanusu kıyısında. Jaen Dünyanın zeytinyağı başkenti ve kültür turizmi merkezi. Ekimde festival oluyor. 550 bin hektar alana yayılan zeytin tarlaları, İspanya'da üretilen zeytinyağının yarısını, dünya üretiminin yüzde yirmisini karşılıyor. Jerez de la Frontera Sherry adlı beyaz ve kızıl kahverengi İspanyol şarabının merkezi. Sakin ve daracık sokaklarında yürürken demir kapıların ardında, avluların içindeki evleri görülüyor. Huzurlu bir küçük şehir. Marbella Costa del Sol sahilindeki zengin deniz tatil yeri. İspanya kralı Juan Carlos'un burada kendisine bir ev yaptırmasından sonra popüler olmuş ultra lüks sahil kasabası. Gezilecek yerler bakımından zengin olan turistik bölgedeki bazı gezilecek noktalar. El Hamra Sarayı Ülkenin en önemli ve turistik yerlerinden La Alhambra. Alhama de Granada Bir dağ geçidinin üzerindeki tarihi kaplıca suyu köyü. Baza Milli Parkı 53,649 dönüm ulusal park. Donana Milli Parkı UNESCO Dünya Mirası Alanı. Cabo de Gata Nijar Doğa Parkı da ülkede gezilecek yerler, görülecek noktalar arasında. Costa del Sol İspanya'nın güneyindeki güneşli kumsallar, güzel köyler ve deniz tatili merkezleri. La Alpujarra Sierra Nevada'nın güneyindeki dağlık bölgede yürüyüş ve kamp yapılıyor, ata biniliyor. La Axarchia Malaga'nın kuzey doğusundaki yeni keşfedilen, bembeyaz köyleri ve dağ manzaraları olan bozulmamış bölge. Sierra Nevada İber Yarımadası'nın en yüksek dağları, kayak ve yürüyüş için mükemmel. Vejer de la Frontera İlginç mimarili küçük bir şehir. Negratin Gölü Jabalcon Dağı'nın eteklerindeki büyük gölde gece müthiş bir ay manzarası oluyor. Pembe filamingolar görülebiliyor. Seron Tepedeki kaleden başlayıp aşağıya uzanan, jambonu ve geleneksel yaşamıyla ünlü bir kasaba. Las Menas 30 yıl önce terk edilen eski maden köyü. Tarifa İspanya'nın güney ucundaki rüzgar sörfü ve uçurtma merkezi. Museo del Baile Flamenco Sevilla'daki flamenko merkezinde Cuma ve Cumartesi akşamları saat 19:30'da Latin danslarından flamenko dans gösterisi var. Fuente Vaqueros Büyük İspanyol şairi Federico Garcia Lorca'nın doğum yeri olan köy. Bundan sonra gezdiğim Endülüs şehirlerini ayrıca anlatacağım. Merhaba. Sakın ha. Endülüs yazın fena sıcak olur, eziyet çekersiniz."} {"url": "https://celebialper.com/erdenet-ve-kasaba-festivali/", "text": "Ulan Bator'dan 12 saatlik yataklı tren yolculuğuyla Erdenet kasabasına geldim. Trende tek İngilizce konuşabilen kişi \"My English too small\" dedi, yine de sevindim bunu duyduğuma önce, fakat hakikaten öyleymiş, en çok söylediği laf bu oldu. Ertesi sabah Erdenet'te Sumyabayar'ın akrabası beni alıp eve götürdü. Kasabadaki büyük bakır madeninde çalışan mühendis çift, ahşap evde oturuyor. Elektrik var ama su yok. Ağzı açık bir varildeki pek temiz olmayan suyu kullanıyorlar. Moğolistan'da yaşam kolay değil. Evet, Moğolistan gezisi doludizgin devam ediyor. Moğolistan'da göçebeler çadırda, yerleşik olanlar ise kent ve kasabalarda merkezdeki beton binalarda ve merkezin çevresindeki çadırlarda ve ahşap evlerde yaşıyor. Bunların çoğunda elektrik var ama su tesisatı yok. Bahçeleri nedense oldukça yüksek ahşap veya tenekelerle çevrili, tuvaletleri dışarıda. Barakanın biraz iyisi. Yollarda beton veya asfalt sözkonusu bile değil. Erdenet ülkenin kuzeyinde, varlığının tek nedeni buradaki büyük bakır madeni olan bir kasaba. 1974 yılında Sovyetler Birliği tarafından kurulmuş ve ülkenin ikinci en büyük \"kenti\". Bizim küçük bir Anadolu ilçesini andıran kasabayı SSCB eski haritalarda bilerek yanlış yerde gösterir, gizli tutarmış. Erdenet'te DEL giyen Moğol ve modern giyinen hayırsız oğlu. DEL giymemiş ama Moğol geleneğine uygun olarak büyüğünün önünde yürüyor. Akşam üzeri Moğol arkadaşlarla kamyonete atlayıp anne-babasının yaşadığı kırsaldaki çadıra uğradık, oradaki sürüden epey uğraşarak bir koyun yakaladılar, kasabaya götürmek üzere yola çıktık. Yolda lastik patladı, iki tekerleğin arasına taş sıkışmış. Tamire kalkıştılar ama gerekli İngiliz anahtarı yoktu. Şöyle bir düşündüler en yakin çadır nerededir diye, sonra kafadan bir yöne doğru kaptırdık arazide epey gittik dambara dumbara. Arabamız bozulunca mecburen ezbere bir süre yol alıp ilk rastladığımız göçebe çadırına yöneldik. O kesede süt süzülüyor, üstte kalan kurutuluyor. Bir çadıra vardık, anahtar varmış. Buyur edildik, çadıra girdik, hemen taze kaymak, ekmek, çay geldi. Moğol çayı şöyle yapılıyor: her çadırın ortasında kurulu sobanın üzerindeki kazana üçte iki süt, üçte bir su konuyor, dallarıyla beraber bir tutam çay atılıyor ve tuz eklenip kaynatılıyor. Bütün gün bunu içiyorlar. Yöreye veya duruma göre çaya un, tereyağ, pirinç ve mantının küçük çeşidinden katılıyor. O zaman çayın adı mantılı çay oluyor. Yan yana iki çadırda yaşayan akraba iki ailenin erkekleri yoktu, belki hala hayvanlarıyla beraber uzakta, belki de kasabadaydılar, ama Moğol kadınları \"beyim çadırda yok, ben bilmem, beyim bilir\" demeyip bize yardım ettiler ve yakın davrandılar. Ben bu kadınların sıcaklığını, doğallığını, fotoğraflarını çekerkenki gülümsemesini sevdim. Anneler geleneksel Moğol kıyafetleriyle, çocuklar ise Çin malı Adidas vs. Kuşak farkı. Neyse ki biz içeride hasbihal ederken diğer iki arkadaş lastiği değiştirdiler ve kasabaya gittik. Moğolistan'ın en büyük ve önemli etkinliği geleneksel Naadam Festivali. Bu festivalde Moğolların üç ana sporu yapılıyor: okçuluk, güreş ve binicilik. En büyük Naadam 11-12 Temmuz'da Ulan Bator'da yapılıyor ve ülkeye en çok turist o zaman geliyor. Ben onu görmedim ama şanslıyım çünkü bu kasabanın yerel Naadam Festivalinin bir kısmına denk geldim. Turistik bir şey olmadığı için kasabaya yabancılardan pek uğrayan da yok, festivalde yabancı olarak sadece birkaç İspanyol vardı, onlarla tanıştım. Moğol kültürü içerisinde güreş önemli. Ben güreşe denk gelmedim ama Moğolistan'da güreş önemli. Ülkede güreşin başlangıcının 7.000 yıl öncesine kadar gittiğini söyleyen tarihçiler var. Güreşte yaş sınırı, kilo sıkletleri falan yok. Amaç rakibin dengesini bozup yere devirmek. Moğol güreşinin Moğolcası Bökh; bugünkü Moğolca: veya . Monta benzeyen geleneksel güreşçi giysisinin arkası kapalı, önü açık, belden iple bağlanıyor. Nedeni ilginç. Uzun yıllar önce bir güreş musabakası yapılmış, sonra şampiyon olan kişinin bir kadın olduğu anlaşılmış, erkekler rezil rüsva olmuş. Ondan sonra güreşlere kadınlar çaktırmadan katılamasınlar diye bu önü açık tuhaf montu icat etmişler ve şart olmuş. Güreşçilerin giydikleri külotun adı Shuudag, deri çizmelerinki ise Gutal. Festivalden kısa bir görüntü: Moğolistan videoları. Bugün 2 kıymalı börek yedim, yanında bir kocaman bardak kımızla birlikte 90 Kuruş (700 Tugrik, Moğolistan para birimi), mis gibi. Başka bir defasında kasabada kafeye benzer bir yer buldum, yemek yemeğe çalıştım, hiç anlaşamadık, çıktım. Bir avluda, ikinci katta anne-kızın işlettiği bir lokanta bulup girdim. Moğollar çok koyun eti yer, ben de bu kez tavuk yesem dedim. İngilizce anlatamadım yine derdimi, menüden de anlamam. Üçümüz epey çaba gösterip bir yere varamayınca ben gıdakladım, anladılar, güldüler ve tavuğumu pişirdiler. Erdenet kasabasında diskoya gittiğim gece telefonumla çektiğim kısa görüntü: Moğolistan gece hayatı. Gelelim Moğolistan'da gece hayatı notlarıma. Gece kasabanın tek diskosuna gittim. Başkentteki moğol arkadaşlar ülkedeki kadın sayısının erkek sayısından fazla olduğunu söylemişlerdi ama pek inanmamıştım. Bundan sonra gezdiğim yerlerde dikkat etmemi söylediler. Diskoda kız sayısı oğlan sayısından epey fazlaydı, üşenmeyip saydım kız/oğlan oranı 8/1 çıktı. Elbette mekandaki tek yabancı bendim. Önce biraz barda oturdum, sonra asma kata çıkıp kasabalı Moğol gençlerin eğlenmesini izledim. Bir ara yabancı olduğumu fark eden bir oğlan yanıma gelip nereli olduğumu sordu, bir süre Türk okulunda okumuş, benle tanıştığına sevindi, sempatiyle biraz sohbet ettik. Pisti izlerken biraz sonra da yanıma bir kız geldi, nereli olduğumu sordu, konuşmak istedi. Üniversiteyi Rusya'da okumuş ve İngilizcesi çok iyi olan bu kızla oturup sohbet ettik. Pistte iki kız arkadaşı vardı, bir ara onların yanına gittik ama bizimle ilgilenmediler nedense. Sonra yine yukarı çıkıp oturduk, geceyarısı oldu ve disko kapanmaya başladı. Arkadaşları geldi ve kıza iyi geceler bile demeden masadaki sigaralarını alıp aniden gittiler. Biz konuşarak dışarı çıkarken baktım arkada bir güruh bağrışıyor, az önce benle konuşan oğlan kollarını iki yana açmış kalabalığı durdurmaya çalışarak bana birşeyler anlatmaya çalışıyor, ne olduğunu anlamadım, umursamadım. Kız \"özür dilerim buradan senle birlikte çıkamam, malesef burada durum bu\" dedi ve gitti. Ben dışarı çıktığımda 30-35 oğlan toplanmış beni bekliyordu. Bir tane İngilizce bilen sözcü seçmişler, \"bizimle dövüşecek misin, eve mi gideceksin?\" diye sakince sordu. Konuyu anlamaya çalışmak için biraz konuştum, \"Moğolistan kızları bizimdir\" gibi birşeyler söyledi. Saçmaladığını söyleyip oradan ayrıldım. O kadar oğlan içeride bile yoktu, nasıl toplaştılar bunlar, bu nasıl bir zihniyettir, anlamadım. Moğol kızları kibar ama Moğolistan erkeklerinin bir kısmı epey hödük sanırım. Gitmeden okuduğum Wikitravel'da \"barlara yalnız gitmeyin, yanınızda Moğol olsun, karanlıkta yalnız yürümeyin, şu mekanlardan sakının\" gibi uyarılar vardı, nedenini tam olarak anlamamıştım. Ulan Bator'da tanıştığım Koreli oğlan sürekli kalabalıktan uzak duruyordu. CS'den tanıştığım bir kız, bara gitmeden önce mutlaka arkadaşlarını arıyor, \"yanımızda en az bir Moğol erkek olması iyi olur\" diyordu. Bu konudan daha sonra da bahsedeceğim. Gelelim \"Dokuz Beyaz Yak Kuyruğu\" adlı sembole. Aşağıda gördüğünüz tug veya sulde, tepesinde dairesel at veya yak kuyruğu kılı olan, Moğolistan'da önemli bir sembol. Beyaz olan \"Yöson Khölt Tsagaan Tug\" Dokuz Direkli Beyaz Sancak barış zamanını temsil ediyor ve eskiden hanlar çadırlarının önüne koyarlardı. Dokuz tane olması, Cengiz ve Timuçin zamanlarında orduda dokuz generalle temsil edilen dokuz Moğol göçebe kabilesinden geliyor. \"Dörvön Khölt Khar Sulde\" Dört Direkli Siyah Sancak ise savaş zamanında kullanılırdı. Orta Asya Türkleri bunlara bunçuk ve kuta derlerdi. Bundan sonra kırsalda, göçebe çadırında kalacağım.. Moğolistan yolculuğumun devamı için tıklayın: Keçi kesimi ve çadır yapımı. Çok güzel bir yazı olmuş, seninle birlikte ben de gezdim, çaydan içtim. Eline, yüreğine, ayağına sağlık. Sevgili Alper \"Moğol tuvaletlerini ben çözemedim. İki tane ayak yeri, bir tane de delik olması gerekmez mi düz mantıkla? İki tane delik ve üç tane ayak yeri neden?\" demişsin. İlginç bir duygu elbette, sert bir ekşiliği var. Festival zamanları güreş izlenebiliyor. Moğolistan kültürü hakkında bilgi veren bir yazı olmuş, kaleminize sağlık. Cesaretinize hayran kaldım, böyle yerlerde tek başına gezmek oldukça tehlikeli olmalı. Moğolistan gibi ülkelerde tek başına gezmek zorluklar taşıyor ama bünye heyecan ve macera istiyor işte. Teşekkürler. Orhun Yazıtları, Tsetserleg, Karakurum ve bir tane daha Ulan Bator olmak üzere en az 4 Moğolistan gezi yazısı daha yazacağım. Yazıya bayıldım 🙂 Harika bir yazı ve dolu dolu bi Tarihçe olmuş. Festivallere yeniden gittim. Erdenet sokaklarnda yeniden dolaştım sayenizde... Okuduktan sonra hemen sütlü çay yapmaya koyuldum özlemişm 🙂 Bar olayna gelnce Alper bey muhtemelen sizin o kıza zarar vereceğinz hissine kaplmslar Moğol erigtechuud 🙂 negatif elektrik almışlar nedense yoksa öyle davranmazlardi bence. kızlarınn sizr karşı çok kibar olmaları da Türk erkeklerine bayılıyor olmalarndandr bence. şahsi fikrim 🙂 Onları çok iyi tanıyorm 🙂 ve Ulanbataarda Oyuncak müzesi var orayı gezmenizi tavsiye ederim 🙂 ve şayet gezersenz çok iyi fotograflar yakalayacagnzdan ve bunları bizlerle paylasa cagnzdan şüphem yok 🙂 kolay gelsin. umarım daha çok eğlenirsnz 🙂 ben de diger arkadaslar gbi yazılarınzi bekliyor olacağım. Teşekkürler İrem 🙂 Moğolistan gezimden yazmaya devam edeceğim. Harika bir anlatim. yaşanmış gibi olduk teşekkür ederiz. Moğolistan yazımı okumanıza ve güzel yorumunuza teşekkür ederim Eda Hanım. Çok teşekkürler. Moğolistan çok ilginç kültür ve geleneklere sahip. Umarım siz de gidebilirsiniz. Alper bey. Ben Erdenet'te doğmuş büyümüş biriyim. Sizin yazılarınıza saygım var ama şu tuvalet meselesi bence biraz aşağilayaci. Sanki bütün sehirde oyleymiş gibi. Ben 37 yaşında birisiyim evimde hic oyle tuvalet olmadi. Evet şehrin dısında ve koylerde oyle. Moğol erkeklerine gençlerine gelince türk erkekleri sevmiyorlar. Nedenini söylemeye gerek yok. Kadınlar kızlar da türklere bayılmiyorlar. Çin malı adidas filan diyirsunuz da ben 19 senedir Türkiye'de olan biriyim Turkiye'de de hersey made in China. Bunu sizin söyluyor olmaniz tuhaf. En iyi markanin kendi magazalarina gidin hepsi ya made in China ya da başka bi asya ulkesi yaftalıdır. Çok gezen biro olarak bilmeniz gerek. Geziyorsunuz iyi hoş biraz gızlemlerinizi daha dikkatli yapin. Bende anadolu'da köylerdeki yasamlari butun türkiye boyleymiş gibi yazsam siz de bi tepki verirsiniz herhalde. Tabi ki Türkiye ekonomi olarak büyuk bi ulke. Ama eger araştirdiysanız bizde okuma yazma oranı %99'dur. O begenmediginiz tuvaletleri kullanan çin mali giyen çocuklarımiz var ya kaç km uzakta olurlarsa hava şartlari ne olurlarsa olsunlar at sirtinda okula giderler. Biz kendi halimizde yaşayan kendi yagımızda kavrulan sade bi ulkeyiz. Merhaba. Kimseyi aşağılamadım, benim yazım tarzım ironi ve esprilidir, okurlarımın hoşuna gidiyor. Çin malından neden alındığınızı anlamadım, bütün dünya Çin malı giyiyor ve kullanıyoruz, ben de öyle. Orada kuşak farkını eğlenceli bir dille vurguladım. Moğolistan'daki okuma yazma oranını biliyorum. Benzersiz ve kültürünü koruyan ülkenize saygı duyuyorum. Sağ olun. Merhaba Alper bey yazınız cok güzel olmuş ellerineze saglık ama hep kırsal yaşamdan hayatın zor olan kısımlarını anlatmıssınız. Erdenet moğolistanın en temız en sakin en güzel olan şehri 5 yılım orda geçti bazı arkadaslar oralarda tek başına gezmek zor ve tehlikeli diye yorum yapmışlar. o insanlar ki o kadar temiz o kadar temiz o kadar saflar ki zarar gelmez onlardan dinleri budizm hiç bişey bilmeden yapıyolar ama biz müslüman oldugumuz halde bildiğiğmiz halde bir çok seyi dine uygun olmadan yapıyoruz. onların yaptıklarını cok görmeyin bilmiyorlar yani. Merhaba. Ben Erdenet'i sevdim, iyi insanlarla tanıştım. Türkiye'den farklı ve kökenlerimizle ilgili olduğu için kırsal göçebe yaşamından daha fazla bahsettim. Bizden farklı olarak yaptıkları şeyler için yanlış demedim, sadece farklılıklarını vurguladım. Bence doğa yaşamı ve hayvanları bizden çok daha iyi biliyorlar. Doğruluk ve yanlışlık kavramı benim için dine uygunluktan farklı bir ölçüt, dünyada yüzlerce din var ve hepsi kendi dininin doğru olduğuna inanıyor. İlginize teşekkürler. Oncelikle Alper Bey'e olan uslubunuz yanlis. Turkleri elestirmek yerine bir yabanci erkegin gittigi yabanci bir ulkede ilgi gorebilecegini kabul etmeniz gerekiyor. Siz de Tayland veya herhangi bir Asya ulkesine gidebilir ve bayanlarla sohbet edebilirsiniz. Alper Bey gittigi ulkede onyargilari umursamayan ve cool bir gezgin. Siz biraz da Amerikan; Batili expatlarin ulkeniz hakkindaki yorumlarini okuyun bence, ondan sonra Alper Bey gibi seviyeli gezginlerin yorumlarini okuyunca sukredersiniz. Çunku biz Turkler size saygi duyuyoruz fakat siz duymuyorsunuz, ulkenizde Kore ve Japonya'ya gitmek isteyen gencler kayniyor, acaba neden?Cinggis Haan'in Ongud damatlari vardi. Akil hocasi Kidan, cocuklarinin hocasi Uygur, darugaci ve baskaklar Mogol ve diger milletlerdendi. Mahmud Yalavac Harzemliydi, orduda Mogol, Turk, Cinliler vardi. Bugun Mogolistan'da Halh ve bazi diger Mogollar irkcilik yapiyorlar ama unuttuklari bir sey var Mongol liderler hic de oyle irkci degillerdi. Ugedei Haan da guclu bir liderdi. Yaziyi tekrar okursaniz Alper Bey'in ne kadar bilgilendirici yazdigini farkeder, daha iyi anlarsiniz. Bayarlala. Moğolistan'daki \"gelişmiş ülke\" algısı Güney Kore çünkü. Kore malı ürün kalite demek. Japonya ise en üst düzeyde gelişmiş ülke."} {"url": "https://celebialper.com/erivan-gezi-notlari/", "text": "Erivan Ermenistan'ın başkenti ve en büyük şehri. Nüfusu 1.060.000 olan şehir, erken Sovyet mimarisi ile modern Ermeni ve Sovyet mimarilerinin güzel eserleriyle dolu. Çevre ülkelerin başkentlerine göre daha modern ve batılı bir yapıya ve yaşam tarzına sahip kent, binaların yapımında kullanılan taşın rengi ve genç nüfusun havalı hayat tarzı nedeniyle Pembe Şehir olarak da anılıyor. Erivan gezi notları olarak hazırladığım bu yazıda Erivan'da gezilecek yerler ve bir gezi rehberi olabilecek bilgiler var. Erivan tarihi 3000 yıllık Erebuni Kalesi'ne dayansa da, Hrazdan Nehri kıyıları, Erebuni, Karmir Berd ve Avan kazılarında çok az kalıntı bulunabildi. Ermenistan ve başkent Erivan uzun yıllar Osmanlı, Pers ve Rus imparatorluklarının savaş alanı oldu. Bu savaşlar ve depremler nedeniyle çok defa yerle bir oldu. Eski Erivan'dan günümüze çok az bina kaldı. Şehir 1918 yılında Ermenistan'ın bağımsızlığını kazandığı zaman 20.000 nüfuslu küçük bir kentti. Erivan Sovyet döneminde dev bir yeniden yapılanma sürecine girdi. Mimar Alexander Tamanyan'ın yeni planlarıyla mükemmel bir şehir haline getirilmesi hedeflendi. Amaç Saint Petersburg ve Viyana caddelerine benzer, Neo Klasik tarzda iki yüz bin nüfuslu bir şehir yaratmaktı. Erivan'da gezilecek yerler çoğunlukla merkezde ve yürüyerek gezilebilir. Başkenti görmeden bir Ermenistan gezisi çok eksik kalır. Ben kenti ve ülkeyi 1 ayda Gürcistan ve Azerbaycan ile birlikte gezdim. Komşu ülke başkentleri Tiflis, Bakü ve Ankara'ya göre daha modern, daha batılı bir şehir. Heykel Parkı Opera binasının hemen kuzeyindeki küçük bir yeşil alan. Fernando Botero ve diğer uluslararası sanatçıların heykelleri var. Park Cafesjian Muzesi'nin bir kısmını oluşturuyor, diğer kısmı Cascade'de. Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin ellinci yılı için inşa edilen Cascade adlı anıtpark, yeşillikler, fıskiye ve yapay şelalelerle süslü dev bir merdiven. Tepesinden Ağrı Dağı ve şehir manzarası görülebiliyor. Tepeye ister benim gibi yürüyerek, ister ücretsiz asansörle çıkabilirsiniz. Cascade şehrin Kentron adlı merkezi ile Monument bölgesini birbirine bağlıyor. Jim Torosyan, Aslan Mkhitaryan ve Sargis Gurzadyan adlı mimarların tasarladığı anıtın inşası Sovyet döneminde 1971 yılında başladı ve 1980'de tamamlandı. 2002 ile 2009 yılları arasında Gerard Cafesjian tarafından onarım ve eklemeler yapıldı. Cumhuriyet Meydanı Sovyet ve Neo Klasik Ermeni mimarilerinin güzel örnekleriyle çevrili. Şehrin tam merkezi olan meydandaki Hükumet Binası, İletişim Bakanlığı ve Marriott Hotel daha eski Neo Klasik binalar olup, Dışişleri Bakanlığı ve Sanat Galerisi ise daha sonraki döneme ait, öncekilerin modern benzerleri. Cumhuriyet Meydanı'ndaki aynı binada bulunan iki önemli müze. Sanat Galerisi'nde ülkelerine göre düzenlenmiş, çoğu resim olmak üzere sanat eserleriyle dolu bir çok kat ve salon var. Ermeni sanat koleksiyonu çok zengin. Kandinsky, Serov, Chagall gibi Rus ressamların eserleri var. Avrupa sanatı eserleri de sergileniyor. Ermenistan Tarih Müzesi arkeoloji, nümizmatik, etnografya, modern tarih ve restorasyon şeklinde beş bölümden oluşuyor. Müzedeki sergi salonlarında 9-14. Yüzyıllarda Ani, Ermeni Uygulamalı Sanatları, Cenaze Törenlerinin Gizemi, Ermeni Halıları, Ermeni Kilise Hazineleri, Metalin Cazibesi ve Güzelliği, Ermeni Seramikleri, Heykel ve Kabartmalar, Ermeni Soykırımı 90, Tarihi Haritalarda Ermenistan, Armenia Sacra, Paleolitikten Bronz Çağa, Milattan Önce 11-8. Yüzyıllarda Dvin, Kuşaklar Arası Köprü, Van Nakışları, Deri Ayakkabılar, Arakelots Manastırı Kapısı, Urartu Van Krallığı, Nerkin Naver, Sovyet Ermenistanı, Bağımsız Ermenistan Cumhuriyeti, Pullar ve Hatıra Paraları, Ani Tarihi ve Kültürü, Yazının Sonsuzluğu, Geleneksel Ermeni Giysileri, 1915 Kültür Soykırımı, Sürülen Aileler adlı ve daha bir çok sergi var. Müzede tarihi Ermenistan ve Türkiye haritaları sergileniyor. Yerevan'ın kuruluşunda inşa edilen 3000 yıllık kale kazıları ve müzesi. Urartu döneminden hala kısmen ayakta kalabilmiş bir kale. Kuzey Bulvarı adlı yaya caddesi Opera ile Cumhuriyet Meydanı'nı birleştiriyor. II. Dünya Savaşı sonrası kenti şekillendiren Sovyet mimarisine Post Modern bir yanıt adeta; Sayat-Nova, Terian, Tumanian ve Abovian caddeleri gibi bir alışveriş merkezi. Ermenistan Cumhuriyeti'nin Belle Epoque döneminden kalan Art Nouveau, Modern ve Moorish Revival mimari tarzlarında yapılar var. Opera binasının içinde opera ve bale salonu. Ülkenin en eski fabrikasında dünyaca ünlü Ararat Konyağı üretiliyor. Ermenistan turu yapanların mutlaka gittikleri bir yer. Geleneksel ürünlerin satıldığı pazardan hediyelik veya hatıra bakır cezve, semaver, çatal-kaşık, heykel, resim, şapka, yelek, çanta, biblo gibi eşyalar satın alabilirsiniz. Şehirde ucuz fiyatlarla tablo alıp dışarıda daha pahalı satmak mümkün diye duydum. Ermenistan gece hayatı hareketli olup, sokakta içki içmek serbest. Kafeler, barlar, restoranlar, gece kulüplerinde en çok votka, şarap, bira, şampanya, brendi ve konyak içiliyor. Ermenistan kadınları iş, bilim, sanat dünyasında oldukça eşit ve aktif oldukları gibi, eğlence dünyasında da erkeklerle eşit bir sosyal konumda yer alıyorlar. Araba kullananlara sıfır alkol yasağı var ve cezalar yüksek. Ermenistan içecekleri arasında ayran da var ve Ermenicesi tan. Yazın en popüler gece hayatı ve eğlence mekanları, çoğu Opera çevresinde ve Cumhuriyet Meydanı'ndaki açık hava kafe barları. Aşağıda Sayat Nova Poghota semtinde Ermeni arkadaşlarımla gidip geleneksel Ermeni müzikleri dinlediğimiz Köyümüz adlı restoran görülüyor. Cheers Pub Yerevan Abovyan Caddesi 3 numaradaki bar yerel halk, turistler ve şehirde yaşayan yabancılar için en popüler gece hayatı mekanı. Purpur Cafe Parpetsi Caddesi'nde bulunan bar erken saatlerden gece yarısına kadar açık. Irish 26 Pub Parpetsi Caddesi. Woodrock Pub Parpetsi Caddesi 26 numaradaki canlı müzik yapılan gece hayatı mekanı aşağıda. Calumet Ethnic Lounge Bar Pushkin Caddesi no:56A adresindeki bara yabancılar, diaspora ve Erivanlılar gidiyor. Wild West Pub Tumanyan Caddesi. Kentteki diğer gece hayatı ve eğlence yerleri arasında Tro's Pub, Troll Pub, Jazzve Cafe, Bunker Club, Opera Club, Kami Club, Ego Club, The Club, Tochka Club, Stop Club, Tornado Club adlı bar, disco ve gece kulüpleri var. elinize sağlık Alper bey. ancak yazılarınızda bir Türk olarak karşılaştığınız durumlara da yer verirseniz daha hoş olur. teşekkürler. Bir önceki, Ermenistan Gezi Notları adlı yazımda yaşadığım ilginç durumları anlattım. İlginize teşekkürler. Mrb. gezdiğiniz ülkeler arasında yaşamak isterseniz hangi ülkeyi seçerdiniz:? neden.? TEŞEKKÜRLER. Merhaba. Erivan güzel bir şehir, çok beğendim ama gelir düzeyi düşük bir ülke olduğu halde fiyatlar ucuz ama aynı oranda düşük değil. Uruguay, Küba, Makedonya, Karadağ, Macaristan, Sırbistan yaşamak isteyeceğim ülkeler arasında. nedenleri ilgili yazılarımda var. Rica ederim. Lokanta adı aklımda kalmadı ama Ermeni mutfak kültürünün zayıf olduğu fikrine katılmıyorum. Anadolu ve Güney Kafkas tarz ve malzemeleriyle yapılan güzel yemekleri var. Onlar da bizim gibi kuzu eti, patlıcan, lavaş ekmeği, pastırma, sucuk, lahmacun, bulgur, pirinç, nohut, kuru fasulye, taze sebze, cacık, keşkek, yaprak sarması yerler. Bence yolunuza çıkan lokanta ve restoranları deneyin. Merhaba ben tiflisten ermenistanın alaverdi şehrine geçeceğim, alaverdiye nasıl gidebilirim tiflis erivan minibüsüyle gitsem alaverdide insem olur mu ? Tiflis erivan minibüs yol rotası alaverdiden geçiyor mu ? Birde kışın her saat var mı? Teşekkürler. Merhaba. Evet, Tiflis'ten Alaverdi'ye minibüsler var. Ortachala otobüs terminalinden Erivan minibüsüyle gidebilirsiniz. Alaverdi'den geçiyor. Saatlerini bilmiyorum, genelde dolunca kalkıyorlar. Alaverdi çok küçük ve sakin bir şehir, aslında bir kasaba. Son 25 yılda nüfusu göçler nedeniyle yarıya düştü. Az gidiler yerleri severim ben, ilginç olacak. Teleferiğe binmeyi unutmayın. Birkaç manastır da gezmek iyi olur. Ocak ve Şubat aylarında Ermenistan'da kış mevsimi soğuk geçer. Sıcaklık +2 ile -8 derece arasında seyreder, kar olasılığı var. Belli bir günde kar yağma ihtimali %24. Ulaşımı karın şiddeti etkiler tabii. Aşırı ise Tiflis'ten yola çıkmazlar zaten. Ben Erivan'da epey kaldım, günlük yaşamı gözlemlemek, sokakları gezmek hoşuma gitti. Amaç kısıtlı bir zamanda önemli yerleri görmek ise 2 tam gün yeterli. zaman sorunu yoksa en az 4 gün derim. Merhabalar ben Tiflis'ten Erivan'a kendi aracımla bir ihtimal eşimle birlikte geçmek istiyorum bu konuda bilginiz var mı?. Güvenli midir ya da sıkıntı yaşar mıyım? Teşekkürler. Merhaba. Tiflis'ten Erivan'a birçok Türk otomobiliyle gitti, Ermenistan'da seyahat etti ve sorun yaşamadı. Güvenlik sorunu olma ihtimali çok düşük, ancak Ermenistan'da bizdeki gibi kara yolları yok, arabayı yavaş kullanmanız tavsiye edilir. Bir de polisler rüşvet alıyor, her köşebaşında durdurulmuş bir araba ve polis. Merhabalar Ermnistan'a gidiyorum ağustos 20 de 4 gün orda kalmam gerekiyor. Gece hayatı nasıl dışarıda bizlere sorun çıkarır mı halkı ya da polisten yana bir sorun yaşar mıyız. Durduk yere biz iş olmazlar sanırım yani gece dışarda olmamız ve eğlenmemiz bir sorun teşkil ediyor mu Formunuzu çok beğendim benim sorumu da yanıtlarsanız sevinirim. Merhaba. Ermenistan'da gece hayatı eğlencelidir. Polisin ve halkın Türklere karşı olumsuz davranışları yok. Selamlar Apler Hocam. Yaziniz icin tesekkurler. Sayat Nova Poghota semtinde Ermeni arkadaşlarınizla gittiginiz ve geleneksel Ermeni müzikleri dinlediginiz Köyümüz adlı restorani bulamadim, acaba tam ismi nedir? Yarin Erivan'da olacagiz ve canli muzik dinlemeyi istiyoruz. Merhaba Neslihan Hanım. Ermenice ismi Mer Gyugh olarak aratın. No:32 Tumanyan Caddesi adresi."} {"url": "https://celebialper.com/ermeni-soykirimi-muzesi/", "text": "Ermeni Soykırımı Müzesi ve Soykırım Anıtı Ermenistan'ın başkenti Erivan'daki Tsitsernakaberd Tepesi'nde yer alıyor. Müze Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Ermeni Tehciri veya Sözde Ermeni Soykırımı, Ermenistan Cumhuriyeti Devleti ve diğer 28 ülkenin Ermeni Soykırımı olarak adlandırdıkları 1915 olaylarının 80. yıldönümünde, 1995 yılında açıldı. Müzenin tasarımı mimarlar A. Kalaşyan, A. Tarkhanyan ve heykeltraş A. Arekelyan tarafından yapıldı. Ermeniler soykırım veya tehciri geleneksel olarak Medz Yeghern veya Büyük Felaket olarak adlandırıyorlar. Yazımın konusu Ermeni soykırımı nedir, var mı, oldu mu gibi soruların yanıtları değil, müze hakkında bilgi ve gördüklerim. Ermeni Soykırımı Anıtı Ermenicede Tsitsernakaberd olarak adlandırılıyor ve anıtın ismi, \"küçük kırlangıçların hisarı\" anlamına geliyor; tsitsernak kırlangıç, berd ise hisar demek. 1965 yılının 24 Nisanında birçok ülkede Ermeni Soykırımı'nın 50. yılı anılırken Erivan ve diğer büyük şehirlerin meydanlarında eylemler yapıldı. Halkın isteklerine kulak veren SSCB Bakanlar Kurulu 16 Nisan1965'de soykırım şehitlerinin anısını ölümsüzleştirmek için Ermeni Soykırım Anıtı'nın inşasına izin verdi. Ermenistan Komünist Partisi Merkez Komitesi birinci sekreteri Hakop Zarobyan Moskova'yı Ermeni Soykırım Anıtı'nın yapılması için ikna etti. Anıtın Ermenice tam adı Hayots tseghaspanut'yan zoheri hushahamalir. 1965 senesinde Soykırım Anıtı Mimari Projesi için bir yarışma düzenlendi. Yarışma ilanında \"Anıt yaratıcı Ermeni halkının gelgitlerle dolu hayatını, bitmeyen yaşam savaşını, bugünü ve parlak geleceğini simgelerken Büyük Soykırımda hayatını kaybeden milyonlarca şehidin anısını ölümsüzleştirmelidir\" yazıyordu. Yarışmaya Ermenistanlı ve Diaspora'dan 69 mimarın eseri katıldı. Eserlerden bazılarının isimleri Kaya, Pyunik, Muş, Ateş ve Kırmızı Çiçek idi. Tasarımlar arasından Arthur Tarkhanyan ve Saşur Kalaşyan'ın \"Ermenistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Bayrağı\" adlı projesi birinci oldu. Anıtın yerini mimarlar seçtiler, inşa projesinin yöneticisi mühendis Ardavazd Ordukhanyan oldu. Anıtın açılışı 1967 yılının 29 Kasım günü yapıldı, bu aynı zamanda Sovyet Ermenistan'ın kuruluşunun 47. yıldönümü olduğundan açılış siyasi ve kültürel bir kutlamaya dönüştü. Ermeni Soykırım Anıtı'nın açılışına Sovyet Ermenistanı'nın üst düzey yöneticileri katıldı. Her sene 24 Nisan günü binlerce insan Ermeni Soykırım Anıtı'nı ziyarete geliyorlar. 44 metre uzunluktaki anıt Ermeni halkının \"yeniden doğuş\"unu simgeliyor. Anıtta daire şeklinde, Ermenilerin Türkiye'de terk ettikleri ve Batı Ermenistan olarak adlandırdıkları 12 ili simgeleyen 12 adet duvar var. Bu dairenin ortasında 1.5 metre derinliğinde \"sonsuza dek sönmeyen ateş\" yanıyor. Ermeni Soykırımı Müzesi içerisinde Ermenice, Rusça, İngilizce, Fransızca ve Almanca dillerinde rehberlik yardımı almak mümkün. Müzenin iki katlı binası Soykırım anıtının etkili görüntüsünü bozmamak için tepenin diğer tarafına inşa edilmiş. Müzenin bulunduğu yerden eşsiz Ararat ovası ve heybetli Ağrı Dağı gözüküyor. Müzenin ilk katı yer altında olup burada müzenin idari ve teknik bölümleri ve 170 kişi kapasiteli Komitas anısına yapılmış salon bulunuyor. Bu katta kütüphane, okuma bölümü ve müze deposu da var. 1000 metre kare alan üzerine kurulmuş olan sergi salonu müzenin ikinci katında olup 3 kapalı ve 1 açık salonu bulunuyor. Ermenistan gezisi sırasında ziyaret ettiğim, Erivan şehri yakınındaki Ermeni Soykırımı Müzesi ve Enstitüsü Müdürü Hayk Demoyan'ın odasına gidip kendimi tanıttığımda bana çok dostane davrandı. Hemen \"Türk kahvesi içer misiniz?\" diye sorup hazırlattı. Acılardan ve Büyük Felaket'ten hiç bahsetmedi. En çok doktora tezi olarak hazırlamakta olduğu Osmanlı İmparatorluğu'nda Ermeni Sporu ve Beden Eğitimi adlı kitaptan bahsetti, biraz da Türkiye, Ermenistan ve barış hakkında konuştuk. O sırada içeri yaşlı bir adam girdi. Elinde eski bir fotoğraf vardı. Fotoğraftaki 4 kişiden üçü Adana'da öldürülmüş, kurtulan dördüncü kişi ise dedesiymiş. Kısa bir süre konuştular, fotoğrafı bir belge olarak Hayk'a teslim etti. O yıllarda benim dedelerimin Makedonya, Yunanistan ve Bulgaristan'da verdikleri yaşam mücadelesinden biraz bahsettim. O da ailesi ve yaşamı hakkında bilgi verdi. Sonra müzeye götürüp müdür yardımcısından bana müzeyi gezdirmesini rica etti. Kadın o ana kadar müzede gördüğü ilk Türkün ben olduğumu söyledi. Girişinde sembolik bir mezar olan müze Adalet Mahkemesi kavramıyla tasarlanmış. Kurbanlar, mağdurlar, kurtulanlar, tanıklıklar, Ölüm Yürüyüşü olarak da adlandırılan Ermeni Tehciri, toplu katliamlar hakkında bilgi, belge ve fotoğraflar var. Müzede fotoğraf çekmek ne yazık ki yasak. Aşağıdaki fotoğrafı girişte çektim. Erzurum'daki bir Ermeni toplu mezarı fotoğrafı, İngiliz gazetesinden alınmış. Yanında Adana'da Ermenilerin evlerinde, ahırlarda ve Ermeni kiliselerine kapatılarak yakıldıklarını anlatan fotoğraf ve bunun hakkında yazılmış kitaplar, yanında Lübnan'da iki bin Ermeni yetimini gösteren bir fotoğraf var. Danimarkalı bir misyoner bu çocuklar için Kırlangıcın Yuvası adlı bir yetimhane kurmuş. Müzede anavatanlarında katledilen Ermeniler için yoğun yaşadıkları altı vilayetten getirilmiş topraklar var, üzerlerinde Sivas, Diyarbakır, Van, Erzurum, Harput ve Bitlis yazıyor. 24 Nisan 1915'te 240 Ermeni aydının tutuklanmasıyla başlayan, 2345 tutuklunun Haydarpaşa'dan trenle Ayaş ve Çankırı'ya sürülmeleri, Ermeni toplumunun imhasını uluslararası kamuoyuna duyurmamaları için çoğunun yargılanmadan öldürüldükleri anlatılıyor. Ermeni Soykırımı Müzesi içerisindeki bir başka bölümde I. Dünya Savaşı'na katılan ülkelerle ilgili kaynaklar var. Kıyımın birinci aşamasında Ermenilerin güçlü unsurlarının ortadan kaldırılması için 18 ile 54 yaş arasındaki erkeklerin askere silahsız olarak alınıp zorla ağır işlerde çalıştırıldıktan sonra öldürüldükleri anlatılıyor. Müzede Talat Paşa, Enver Paşa ve Cemal Paşa'nın fotoğrafları, Osmanlıca telgraflar var. Talat Paşa tarafından Halep valisine gönderilen bir telgrafta Ermenilerin yaşına ve durumuna bakılmaksızın hepsinin ortadan kaldırılmaları yönünde bir talimat var. Talat Paşa ile yapılmış iki röportajdan birinde \"Ben başa geçince Ermeni meselesi hallolacaktır\", tehcir sonrası diğerinde \"Ermeni meselemiz yok, Ermeni meselesi hallolmuştur\" yazıyor. Burada müzenin resmi sayfasından bazı fotoğraflar var. Aşağıda Victor Pitchman tarafından çekilmiş bir Ermeni Tehciri fotoğrafı görülüyor. Aşağıdaki görsel aç Ermeni çocuklara ekmek gösteren bir Osmanlı görevlisinin fotoğrafıymış. Lazar Mkhitarian Congregation koleksiyonu, 1915. \"Ermenilerin kafatasları ile fotoğraf çektiren Alman ve Osmanlı askerleri\" etiketli fotoğraf. Müze koleksiyonundaki bu fotoğrafta \"Bitlis'te tecavüz ve işkence edildikten sonra başı kesilen Ermeni kadın\" yazıyor. Bugün Tehciri Ermeni Soykırımı olarak resmen tanıyan ülkeler Almanya, Arjantin, Avusturya, Belçika, Bolivya, Brezilya, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Ermenistan, Fransa, Hollanda, İsveç, İsviçre, İtalya, Kanada, Kıbrıs Cumhuriyeti, Litvanya, Lübnan, Lüksemburg, Paraguay, Polonya, Rusya, Slovakya, Suriye, Şili, Uruguay, Vatikan, Venezuela ve Yunanistan. ABD'nin 41 eyaleti olayları soykırım olarak kabul ediyor. Soykırım olarak resmen tanımayan ülkeler ise Azerbaycan, İsrail, Birleşik Krallık ve Danimarka. Ermeni Tehciri'ni soykırım olarak kabul eden kuruluşlar arasında BM Ayrımcılığın Önlenmesi ve Azınlıkların Korunması Alt Komisyonu, Avrupa Konseyi, Avrupa Parlamentosu, Dünya Kiliseler Konseyi, İnsan Hakları Derneği, YMCA Avrupa Birliği, Permanent Peoples' Tribunal var. Bu konunun ayrintilarini bende cok merak ediyorum, ve soykirim umarim olmamistir bunu temenni ediyorum. Politic science okudugum icin birkac sey eklemek istedim. Çoğu için hassas olan bir konuda objektif bir yazı yazabilmişsiniz. Tebrik ederim. Ermeni Soykırımı Müzesi yazımı okuduğunuz için asıl ben teşekkür ederim. Osmanlı kayıtlarıa göre o zamanda topraklarımızda 1.25 milyon ermeni yaşıyordu. 300bin-500bin ermeni tehcir sırasında ve sonrasında yaşanan olaylarda can vermiştir. Ama bu olaydan bahsedilirken söylenmeyen şey 2-3milyon müslüman türkün rusya destekli ermeni ve ermeni çeteleri tarafından öldürülmesidir. Zaten bu olaylardan sonra halk ermenilerle çatışmaya başlamış ve sonunda tehcir kararı çıkmıştır. Ben de yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Alper bey önceki yazılarınızı keyifle okumuştum ancak bu yazınızı keyifle okumadım. Yazının başında soykırımın olup olmadığından bahsetmeyeceğim sadece müzeden bahsedeceğim demenize rağmen defalarca soykırım ve ermeni soykırımı ifadesini kullanmışsınız. Alper bey bildiğim kadarıyla siz öğretim üyesisiniz. Olmamış ve katılmadığınız veya iftira niteliğindeki şeyleri aktarırken \"...\" kullanılır. Ermeni soykırımı ve bu manadaki kelime ve kelime gruplarını tırnak işareti içine almanız lazımdı. Yazınızı bu şekilde tekrar tanzim edeceğinizi ümit ederim. Ayrıca ermenilerin karşılıklı yapılan katliamları ermeni soykırımı olarak nitelendirmeleri kesinlikle kabul edilemez bir iftiradır. Bir kere tehcire konu olan ermeni sayısı 900 bindir. Bunların 120-150 arasındaki kişilerin akibeti bilinmemektedir. Yani ölen ermeni sayısı en fazla 150 bindir. Ayrıca ermeni soykırımı iddiasının hedeflerinden biri Türkiye' den toprak almaktır. Ermenistan Cumhurbaşkanı bir okul ziyaretinde özet olarak \"biz Karabağ' ı aldı, siz de Ağrı Dağı' nı alacaksınız\" dedi. Bir diğer hedefte İstanbul başta olmak üzere bugünkü değeri milyar tl ile ifade edilen arsa ve gayrimenkulleri geri almaktır. Bir diğer hedef de Türkiye' nin milyarlarca dolar tazminat ödemesidir. ahmet ağır arkadaşımın dediklerine aynen katılıyorum. bu işi tarihçilere bırakalım. soykırım kelimesi çok ağır kaçıyor. Hocam merhabalar. Ben sitenizi tesadüfen Kuzey kore ile ilgili araştırma yaparken buldum ve hızımı alamayıp kuzey kore gezi yazılarınızı okuduktan sonra diğer yazılarınız bir çoğunu okudum. Açıkçası hayran kaldım cesaretinize ve azminize. Ben şuana kadar Sadece Irak, Afganistan, Cezayir ve Çin'e gidebildim. Tabi sizin gezilerinizin yanında kıyaslanamaz. Ama idolüm oldunuz 🙂 Yazılarınız için teşekkürler ve devamını bekliyoruz. Merhaba. Siz de ilginç ve sıra dışı ülkelere gitmişsiniz. Çok teşekkür ederim. 🙂 Yolunuz açık olsun. Çok teşekkürler Erdinç Bey, Ermenistan gezi yazılarımı okumanıza sevindim. Merhaba Alper, yurtdışında gezdiğin ülkeler içinde sadece İngilizce'yi kullanarak mı iletişim kuruyorsun? Kaç dili akıcı olarak biliyorsunuz sorabilir miyim? Yurtdışına gezi planlıyorum fakat yabancı dilimin yetersiz kalacağından şüpheleniyorum. Sadece ingilizce biliyorum. Merhaba. Evet tek yabancı dilim İngilizce. Ermenistan gibi eski Sovyet ve Doğu Bloku ülkelerinde Rusça, Güney Amerika'da İspanyolca bilmek çok iyi olurdu. Bence çekinmeyin, bir şekilde anlaşılıyor. Ermenilerden ders almak lazım. Öncelikle şu an Amerika'da ve Fransa'da sefa içindeki Ermeniler, tehcirle gelen ataları sayesinde oradalar. Yoksa Ermenistan gibi bir ülkede sürüneceklerdi halen. Bu laflara kızacak olabilir, kimseye hakaret etmiyorum sadece gerçekleri söylüyorum. Ermenistan diasporayla beslenen, sınır komşuları olan Türkiye ve Azerbaycan ile iyi geçinmek yerine 101 sene sonra bile hala daha mazlumluktan nemalanmaya çalışan bir halk. Fakat Amerika'da, Fransa'da çok müthiş bir mazlum lobisi yapmışlar. Şimdi bunlara destek verip de kimse gelip \"ama milliyetçilik çok fenadır\" demesin. Adamlar ağır milliyetçilik sayesinde ellerindeki bütün para ve güçle her organizasyonda lobiciliğe devam ediyorlar. Almanya ve Japonya dünya savaşlarından sonra kendilerine gelip toparlanıp çalışarak dünya gücü oldular, bunlar 500 sene de geçse \"soykırım yapılmış zavallı topluluk\" olmaya devam edecekler. Başka gezegenlere koloni kurmaya gidilse \"bizi de alın, bize soykırım yapıldı\" diye milletin gemisine binecekler. Demek ki insan toplulukları da hayvan türleri gibi. Her biri farklı şekilde yaşamını sürdürüyor. Bu çok hassas konu hakkında yorum yapmak için karşı tarafı da dinlemek araştırmak gerekir. Iğdırda da soykırım anıtı var ziyaret edip oradaki resimlere ve belgelere de bakılırsa daha objektif bir yazı yazılabilir. Bu tip yorumları tarihçilere bırakmakta fayda var. Alper Bey elinize sağlık, önemli ve değerli bir yazı olmuş. Özellikle müze yetkilisinin anlattıklarını duymak önemliydi. Bir de bu \"tarihi tarihçilere bırakalım\" safsatası çok popüler. Mealen \"biz kendimizi nasıl savunacağımızı bilemiyoruz belki bizim tarihçiler bir şeyler bulur\" demektir. Tarih dediğiniz \"insanoğlu\"nun hikayesidir ki bu da hepimizin işidir. O yüzden aynen devam etmenizi dilerim. Gördüğümüz gibi adamlar yalan dolanla çok kişiyi kandırabiliyorlar. Gerçekten ne biçim bir insanlık anlayamıyorum. Bunların hepsini geçtim 4-5 sene öncesine kadar en tepemizden bile destek alıyorlardı. Şimdi en azından devlet mücadeleye girdi bunlarla ama normal mücadele çok yetersiz. Fikir mücadelesi lazım. Saraya harcanan parayla insanlara doğrular anlatılabilirdi. Bizde sıkıntı burada. Bir sey yazmak isterdim ben de. Soykırım nerede yapılır ? Bir halkın, bir toplumun kendi vatanında, başka bir toplum tarafından yapılır öyle degil mi? Ermenilere yapılan soykırımı turkler Ermenistanınmı topragında yapdılar? Eger denildigine gore soykirim varsa yani bir halkın soyunu kurutmak istemislerse, neden bu halk kendine ait soyunda kokunde ne bileyim topraklarinda deyil de baska bir halkin arazisinde katl edilmis? Bir bunu dusunmek lazim? Komsum evime gelmis ona evimi acmisim bir kac ay bende kalmis zamani geldiyinde git artik evine deyildiyinde hadi canim ben burada 2 ay kaldigim icin buradan bana da hak var mi anlamina mi geliyor soykırım. Meraktan soruyorum; neden dosyaları orada bir avuc insana sergilemek varken Avrupa adalet divanına getirmiyorlar ? Bu soruyu benim merak ettiğim gibi, Manukyanda öğretim üyesi olan ve her yaz izmir de misafir ettiğim Ermeni dostum kendi yönetimine soruyor her fırsatta. Sonuç ? yok. 1930 50 döneminde tek bir soykırım sözcüğü bulabilir misiniz ? 1950 92 ? bulamazsınız. Çünkü lobicilik ne zaman sovyetler dağıldı ve ülke tek başına kaldı, işte o zaman bir mağduriyet hissedildi. Adına kendilerinin dahi göç dedikleri bir olay insanlık suçu değil, olsa olsa kültür suçudur ve bunu açık yüreklilikle herkes kabul eder. Dileğim şu, 3 milyon nüfuslu bir avuc ülke de o sır gibi saklanılan iştahla anlatılan tüm tarihsel gerçekler lahey'e getirilsin. bunu Türkiye koalisyon döneminde de dile getirdi fakat sonuç hep aynı: \"sen bana soykırım yaptın, ben burda bunları anıyorum getiremem.\" İsmail Saymaz Beyaz Hüzün Sarıkamış kitabına bir göz atın, Rusya ile savaş halinde olan orduya halkın içerisinden yapılanları okuyun aynı zamanda aynı tarihsel süreci anlatan ermenice kitaplarıda okuyun ve arada ki kültürel anlatımın gerçekliğine kendiniz karar verin. Henüz fes'i çıkarmanın yasak olduğu bir ortamda, beyaz gömlekli ve kravatlı bir bey köylüleri öldürürken fotoğraf çektiriyor ve biz bugün bununla hüzün duyuyoruz. Kendinize gelin biraz, ayrıca başlıkta yer alan soykırım ibarelerinin başına \"iddaa\" ibaresinide eklemnizi dilerdim Alper bey. Çünkü kanıtlanmamış duyumlar, duyurumlar ile ne Türk ne Ermeni ne de bir başkası, hiçbir toplum yargılanamaz. Soykırım görmek isteyen Srebrenica da yapılan temizliğe baksın, her yıl kesintisiz Bosna Hersek tarafından Lahey'e sunulan belgeleri okusun. Holokostun ardından nazi avcılarını okuyun bunlar birer belgedir. Adalet divanı tarafından kesinleşmiş ve mahkum edilmiş belgelerdir saygım bu tarz mantıklı yaklaşımlara saygım sonsuz. Aksi halde \"duydum\" \"gördüm\" \"-miş\" \"-mış\" \"belgeler burda ülke dışına çıkaramam\" \"ortak komisyon kurmam\" tarzında tüm ifadelerin hiçbir değeri yok gözümde. Sağlıcakla ve mantıkla kalın. İlginize teşekkür ederim. Ben müzede gördüklerimi yazdım, konuyla ilgili yapabileceğim bir şey yok. Müze yönetimine yazarsanız yanıt alabilirsiniz. Esenlikler. Karmaşık ve tartışmalı bir konu, uzman olmadığım bir alan. Müzede neler sergilendiği bilinsin istedim. Umarım yakın gelecekte tüm gerçekler açığa çıkar ve iki ülke arasında barış sağlanır. Fotoğraf konusunda isterseniz müzeye yazın. İlginize teşekkürler. Ermeniler Karabağ'dan çekilmedikçe iki ülke arasında barış sağlanmayacaktır Alper Bey. Karabağ'da Ermeni işgali ne zaman son bulursa Türkiye ile Ermenistan ilişkileri ancak o zaman düzelme yoluna girer. Azerbaycan notlarınıza da baktım, Azeri soykırımını anlatan bir bilgi bulamadım. Keşke bir yazı da Hocalı'ya ayırsaydınız. Saygılar. Merhaba. Haklısınız Karabağ sorununun çözülmesi şart. Ben gittiğim yerleri anlatıyorum, Hocalı'ya gidersem orayı da yazarım. İlginize teşekkürler. Iki tarafin da digerini dinlemedigi, neler hissetigini yok saydigi bir konuda kim ne yapti ne yapmadi konusuna girmeden guzel ve bilgilendirici bir yazi yazmissiniz. Cok tesekkurler. Seyahatlerinizin devamini dilerim. Ermeni Soykırımı Müzesi'nde gördüklerimi ve okuduklarımı elimden geldiğince tarafsız anlatmaya çalıştım. Çok teşekkür ederim, memnun oldum. Jön Türkler hükümeti diye bir hükümet hiçbir dönemde olmamıştır bir de fotoğrafların bir bölümü daha iyi incelenmeli diye düşünüyorum, tarihi olguların gün yüzüne çıkması olumlu bir durum muhakkak, ancak günlük siyasetin bir aracı haline geldiğinde, tarihi olayın özü erezyona uğruyor sanırım, T. C. Bu olayların iki ülkenin de aktif katıldığı, arşivlerin açılarak inceleneceği, başka ülkelerden tarihçilerin de olduğu bir tarih komisyonu kurulup bu komisyon ile araştırılarak tespit yapılması önerisini yaklaşık yirmi beş senedir yineliyor, , ancak bu akılcıl ve bilimsel yaklaşıma aklın, bilimin ve demokrasinin beşiği olan hiçbir batılı ülke destek vermiyor, ayrımcılığın ve propaganda'nın onlarca yöntemi var. Korkum bu yöntemlerin bazılarının bugün hala tarihin ile yüzleş baskısı ile yürüyor olması. Bugün Anadolu topraklarında o günkü olaylara katılmış kimse yaşamıyor. Sevgili Hrant Dink in konuya yaklaşımı Anadolu halkları adına beni daima duygulandırmıştır. Ne olursa olsun paylaşımınız en az adı geçen ama tarihsel olarak en yakın komşumuz Ermenistan da neler olduğuna dair oldukça net bilgiler içeriyor, bu sebep ile teşekkürler. Konu nereye gider bilinmez, ama ne ekersek onu biçiyoruz bunu biliyoruz, sevgiler. Siz herhangi bir ülkeden gelen turist gibi gezip sohbet etmişsiniz, bir Türk olarak böyle hassas bir konuda araştırma yapıp, yukarıdaki sorular ve daha fazlasını sorabilecekken Smithsonian Doğa Tarihi Müzesini gezer gibi gezmişsiniz, pes. \"Ermeni Soykırımı Müzesi'nde gördüklerimi ve okuduklarımı elimden geldiğince tarafsız anlatmaya çalıştım.\" demişsiniz de pek de tarafsız değil gibisiniz. İlk ve son iki paragrafınızdan gayet anlaşılıyor."} {"url": "https://celebialper.com/ermenistan-dini/", "text": "Ermenistan dini MS 301 yılında Aydınlatıcı olarak anılan Aziz Gregor'un liderliğinde Hıristiyanlık halini aldı. Dünyada Hıristiyan dinini benimseyen ilk ulusal topluluk Ermeniler ve ilk ülke Ermenistan. Fakat İstanbul merkezli Bizans kilisesi ile Ermeni kiliseleri arasında doğan doktrin farkları ve siyasi çekişmeler nedeniyle Ermeni kilisesi 451 yılında Ortodoks ve Katolik mezheplerinden ayrılarak ayrı bir ulusal mezhep olarak örgütlendi. Ermenistan dini kurumu Apostolik Kilisesi adını alan ulusal kilisenin inancı, Gregoryen mezhebi olarak adlandırılıyor. Bu yazımda Ermeni dini inancı nedir diye merak edenler için Ermeni dini hakkında bilgi ve ziyaret ettiğim Ermenistan dini merkezi var. Hristiyanlığın benimsenmesinden önce Ermenistan dini çok tanrılı Paganizm idi. Bugün Ermenilerin çoğunluğu Ermeni Apostolik Kilisesine mensup Gregoryen mezhebinden. Bunun yanı sıra 17. yüzyılda ortaya çıkan Katolik Ermeni cemaati ve az sayıda Protestan Ermeni de var. 428 yılında eski Ermeni Krallığı'nın yıkılması ile birlikte Ermeni Apostolik Kilisesine mensup olmak Ermeniliğin başlıca tanımlayıcı unsuru olarak değerlendirilmeye başlandı. Böylece, ulusal mezhebi terk ederek örneğin Ortodoks kilisesine bağlanan Ermeniler, Rum olarak kabul edilmişler, yine aynı şekilde Malazgirt Savaşı'ndan önce ve sonra Müslümanlığı kabul eden Ermeniler de zamanla Arap, Fars, Türk ya da Kürt kimliklerini benimsemişlerdi. Ermenistan dini merkezi Echmiadzin 1995 yılında Vagharshapat adını almış olsa da halen halk arasında ve resmi yazışmalarda çoğunlukla Echmiadzin olarak geçiyor. Erivan şehrindeki Mashdots Caddesi'nde yer alan Pag Shuka adlı kapalı çarşının önünden kalkan otobüsler Zvarnots Harabeleri ve daha sonra S. Hripsime'den geçerek Echmiadzin şehrine gidiyor, başkente 18 kilometre uzaklıkta. Mashdots Caddesi'nin köşesindeki duraktan 111 numaralı otobüsle, veya merkezi otobüs terminalinden minibüsle de gidilebiliyor. Yaptığım Ermenistan gezisi sırasında ziyaret ettiğim 46.000 nüfuslu Echmiadzin, Ermenistan'ın dördüncü büyük şehri. Ermeni dini inanç merkezinin bahçesinde Ermenistan ve yurt dışından getirilmiş khachkar adlı anıtlar var. Taştan Ermeni haçı Khachkar kabartma haç ve çevresinde çeşitli motiflerden oluşuyor. Khachkar Orta Çağ Hristiyan Ermeni sanatının karakteristiği ve Ermeni dini inancının sembolü. Buradaki khachkar taş işlemelerinin bazıları Azerbaycan Jugha'dan getirilmiş. Khachkar sözcüğü Ermenice haç ve kar sözcüklerinden oluşuyor. Mayr Tachar Surp Ejmiatsin Kilisesi dünya çapında Ermeni dini kurumu Apostolik Kilisesi ve tüm Ermenilerin Yüksek Patrikliği merkezi olan See of Holy Etchmiadzin adlı kompleks içerisine yer alıyor. Aşağıda Saint Gregory Kapısı görülüyor. Gürcistan Azerbaycan Ermenistan seyahatim sırasında gördüğüm bu en önemli Ermenistan dini merkezinde ana katedralin yanı sıra Saint Hripsime Kilisesi, Saint Gayane ve Saint Shoghakat Kilisesi, Piskopos Konutları, Zvartnots arkeolojik alanı, İdari Merkez Divanatoon, King Trdat Kapısı, Alex ve Marie Manoogian Hazine Müzesi, Khrimian Müzesi, Yeremian Keşiş Odaları, Eğitim Merkezi, Saat Kulesi, aşağıdaki Vatche ve Tamar Manoukian Elyazması Kütüphanesi ve kitap mağazası gibi yapılar var. Gevorkian Seminary Mother See Ermeni dini kompleksi içerisinde Catholicos Gevork IV tarafından 1874 yılında kurulan bir Ermeni Apostolik Kilisesi dini okulu. 630 yılında Catholicos Ezra I tarafından yapılan Aziz Gayane Kilisesi uyumlu orantıları ile ünlü. Kilisenin içini üçe bölen dört iç sütun üzerinde duran sekizgen kasnaklı, üç nefli kubbeye sahip bir bazilika. 1652 yılında bazı onarımlar yapılsa da ana tasarım ve yapısı günümüze kadar değişmeden kaldı. Catholicos Simeon I döneminde 1767 yılında inşa edilen Tanrının Kutsal Anası katedrali Mother See of Holy Etchmiadzin adlı Ermenistan dini merkezinin kuzeyinde, modern Vagharshapat kentinin merkezinde yer alıyor. Sovyet döneminde ibadete açık kaldı ve 1986 yılında Catholicos Vazgen I tarafından onarıldı. Bugün Ermeni Apostolik Kilise'sinin Armavir Piskoposluğu merkezi. Gerçi bu sorular kişiye göre değişir, sizin gezi tarzınıza göre daha kapalı küçük bilinmedik yerlerde keyifli vakit geçirebiliyorsunuz ama ben daha turistik ve bilinen görmeye değer şehir ve yapıları tercih ediyorum. Merhaba. Hayır katedral de Vagharshapat kentindeki Ermenistan dini merkezi içerisinde yer alıyor, aynı komplekste. Başkent Erivan'dan minibüsler var, yazımda nereden kalktıklarını yazdım. Yarımşar saat gidiş ve dönüş sürer, gezmesi de aceleniz varsa 2 saat, her yeri ayrıntılı incelemek isterseniz 4 saat sürer. Erken kalkarsanız yarım günde gezersiniz. tarih ve kültüre meraklıysanız kesinlikle değer, tüm dünya Ermenilerinin en önemli dini merkezini ve yapılarını görmüş olacaksınız. Ermenistan için zamanınız az ise 4 gün, genişse 10 gün ayırmanızı öneririm. Ben Erivan'ın atmosferini sevdim, ama yazın keyifli; kışın soğukta açık hava kafeleri ve parklar, caddeler aynı enerji ve canlılıkta olmaz. Yolunuz açık olsun. Hayır Ermenistan'dan sonra Azerbaycan olmaz, Azeri sınır polisi sorun çıkarıyor. Dönüş için erkenden Erivan'dan uçak bileti bakabilirsiniz. Ayrıca Erivan tren istasyonu ben oradayken çalışmıyordu, arıza vardı. Trenle Tiflis'e gidip oradan başka trenle veya otobüsle devam edebilirsiniz. Şu anda Erivan'dan Batum'a Pazartesi ve Cuma günleri saat 07:00'de otobüs var, 12 saat sürüyor. Hostel Avrupa gibi yaygın değil ama var."} {"url": "https://celebialper.com/ermenistan-gezi-yorumlari/", "text": "Ermenistan gezi notları olarak hazırladığım bu yazıda bir gezi rehberi de olabilecek Ermenistan gezi yorumları, tanıştığım insanlar, gördüklerim ve yaşadıklarım, Ermenistan hakkında bilgi ve yorumlar var. Ermenistan MS 301 yılında dünyanın ilk Hristiyan ülkesi oldu. Kafkasya bölgesinde Avrupa ile Asya'nın arasında, eski bir Sovyet cumhuriyeti olan ülke antik ve zengin bir tarihe ve kültüre sahip. Ülke Diaspora olarak adlandırılan, başka ülkelerde yaşayan geniş bir nüfusa sahip. Türkiye, Gürcistan, Azerbaycan ve İran ile komşu Ermenistan yüzölçümünün yüzde beşini Sevan Gölü oluşturuyor. Dağlık ülkede hem çorak araziler, hem verimli topraklar, hem de ormanlar var. Ermenistan dini inancı Hristiyanlığın Gregoryen mezhebidir. Ülke genel olarak güvenli. En turistik yerleri, tarihi manastırları ve kiliseleri. Tatev, Noravank, Haghartsin, Haghpad ve Geghard gibi manastırlar, doğası çok güzel alanlarda yer alıyor. 3000 yıldan eskiye dayanan tarih ve kültür, antik mimari eserler, gezilecek yerler ve sanatı ile turist ve gezginlerin ilgisini çekiyor. Gürcistan Azerbaycan Ermenistan seyahatime çıkmadan önce evdeki Ermenistan'a dair şeylerden bazılarını gözden geçirdim. Azerbaycan'da son olarak kaldığım Gence adlı kentten eski bir minibüsle Gürcistan'a döndüm, çünkü Azeri Ermeni sınırı kapalı. Tiflis otobüs terminalinde Erivan minibüsüne çantamı koydum, yarım saat sonra hareket edeceği söylendi, 4 saat sonra etti. Ermenistan'a girişte vizeyi kolayca aldım. Polis rüşvet istedi ama gülerek ve sevimli bir davranışla; ben de gülerek vermeyeceğimi söyledim, sorun yaratmadılar. Ermenistan'da minibüsle epeyce yol aldık. Nükleer savaştan çıkmış gibi ıssız, gri, terk edilmiş Sovyet fabrikaları ve kasabalar, bozuk yollar, tek tük insanlar gördüm. Gezi planımın ilk noktası olan Erivan 1.060.000 nüfuslu bir başkent ve Ermenistan'da gezilecek yerler arasında başta geliyor. Ermenistan turu için gitmek şart. Minibüs eski ve koltuk araları çok dar, yan durmak zorundayım. Sadece bir Rus yolcu az İngilizce konuşabiliyor. Alaverdi civarında mola verileceğini, yemek siparişinin önceden yapılacağını söyledi. Herkes şoföre ne yemek istediğini söyledi, o da telefon edip siparişi verdi. Ben zaten zor iletişim kurabildiğimiz için konuyu uzatmadan hemen bildiğim şaşlık dedim. Varınca yemekler hazır olmak üzereydi. Yol ile dağ kenarındaki küçük bir düzlükte, basit bir aile lokantası. Erivan'a yaklaşırken saat epeyce geç oldu. İneceğimiz yerde taksi veya otobüs olup olmadığını sorup, gideceğim HospitalityClub üyesinin adresini gösterdim. Rus yolcu beni bir Ermeni adama emanet etti, \"o da taksi tutacak, beraber biner, ücreti paylaşırsınız, yardımcı olacak\" dedi. Gece vakti bir caddede indik, etrafta kimse yok, adam telefon ederek taksi çağırdı. \"Türk?\" diye sordu \"yes\" deyip başımı sallayarak onayladım. Tek diyaloğumuz bu oldu ve bir daha yüzüme bakmadı. Epey bekledik, tedirgin oldum. Sonunda kaçak bir taksi geldi, adam önde, ben arkada yola koyulduk. Epey gittik, şehrin modern merkezi kısmından çıktık, karanlık ve bakımsız sokaklardan geçtik. Taksi ücreti çok tutacak diye düşündüm tabii, ama neyse ki iki kişiyiz. Arka mahallelerde çok yol aldıktan sonra durduk, adamın ailesi sokağa sandalye ve masa koymuş, çay demlemiş bekliyorlardı. Adam para vermeden ve arkasına bile dönmeden indi, \"taxi money\" dedim ama bakmadı bile. Yapacak bir şey yok gecenin köründe, biz yola devam ettik. Eline adresi verdiğim halde şoför evi bulamıyor. Çok dolaştık. Evinde kalacağım kişiyi arayıp konuşturdum, tarif ediyor ama adam bulamıyor, uluslararası telefon ücreti epey yazdı tabii. En sonunda evi buldu, 20 dolar istedi, 10 dolar verdim, arkamdan bağırırken binaya kendimi attım. Birlikte yaşayan çift Haşmik ve Mihran yaşadığıma üzüldüler ama üzerinde durmadım, seyahatte olur böyle şeyler. Gece diğer misafirler de dahil seyahatler, Ermenistan, Türkiye, kültürler hakkında konuştuk. Baktım evde Atatürk'ü anlatan İngilizce bir kitap var. Kadın Atatürk'ü inceleyen, devrimlerini onaylayan biriymiş, \"Ermenistan'a da Atatürk gibi bir lider gerek\" dedi, Mihran ise sevmiyormuş. Haşmik bir çiçek ismi, Mihran ise ateş demek. Ülkede bir çok kişiyle tanıştım; Haşmik, Mihran, Gohar, Gevorg, Arpine, Armen. Arkadaş olduklarımın hepsi bana çok iyi davrandı ama Ermenistan gezi meleğim Gohar oldu, her konuda yardım etti. Gohar inci anlamına geliyor. Bir gün üniversitede Robert Fisk'in soykırım konulu bir konferansını izledik. Şüphesiz tek Türk bendim. Aşağıda Cumhuriyet Meydanı, Hanrapetutyan Hraparak, Republic Square. Tanıştığım çoğu Ermeni hayatında ilk kez bir Türk görüyor. \"Buraya neden geldiniz?\", \"Burada olmaktan korkmuyor musunuz?\" gibi sorularla karşılaşıyorum. Korkup korkmadığımı soran mimar çocuğa \"hayır korkmuyorum, ben size bir şey yapmadım, siz de bana yapmazsınız\" dedim. Aşağıda Ermeni arkadaşlarla fotoğrafımın arka planında onların Ararat olarak adlandırdığı Ağrı Dağı silueti belli belirsiz görünüyor. Ermeniler ile genelde kaynaşıyoruz. Bir gece 20 kişi barda eğleniyorduk, arkadaşlardan biri barda aşağıdaki yazıyı görüp görmediğimi sordu ve gösterdi: \"Burada Türkçe müzik çalınmaz\". Fotoğrafını çekerken garson aniden el işaretiyle bu yasağı protesto ettiğini gösterdi. Tekrar çekecektim, ama \"bence böyle daha iyi oldu\" deyince vazgeçtim. Bu sadece tek yerde var, genel bir durum değil. Bir çok Ermeni Türk müziği seviyor ve dinliyor. Türkiye'nin doğusundan \"Batı Ermenistan\" diye söz ediyorlar ve bir kısmı buraların bir gün geri alınacağından emin. Kitapçıdayken eserleri Ermeniceye çevrilen Orhan Pamuk ile ilgili ne düşündüğünü söyledi bir adam: \"Ben Türkleri okumam. Dedemi ve ninemi öldürdüler, ben asla Türkleri okumam\". Kaç gündür beraber gezip görüşüyoruz, iyi birisi, Türkiyeli olabilir ama Türk değildir. Ben de öyle sanıp özellikle sordum, Türkmüş. Bu diyaloğu hiç unutmayacağım. Gecenin sonlarına doğru ikisi de bana sarılıyorlardı. Gohar söylediklerini bu kez gizlemeden çevirdi: \"Sen Türksün ve iyisin\". Ben de okuduğunuz için teşekkür ederim. Ermenistan gezi yazılarım devam edecek. Tum yazilarinizi okuyorum ve inanilmaz keyif aliyorum. Gitmeye omrumun yetmeyecegini bildigim yerlere gitmis kadar oluyorum. Çok teşekkürler Engin Bey. Size uzun ve maceralı yolculuklar dilerim, Ermenistan dahil. Ermenistan'da iş amaçlı ben de bir hafta bulundum. Tercümanım benim gibi jeoloji mühendisi olan bir genç bayandı. Ailesi ve çevresi ona nasıl bir Türkle beraber geziyorsun, seni her an öldürebilir dese de bu ülkede herhangi bir sıkıntı yaşamadım. Ancak hemen hepsi bir gün Batı Ermenistan'ı alacaklarını düşünüyorlar. Yolları, fabrikaları çok kötü, Sovyet döneminden kalma. Ülke batıdan Türkiye, doğudan da Azerbaycan'ın ablukası altında. Bir gezginin mutlak görmesi gerektiğini düşünüyorum. Ülkede Türkçe bilen epey Türkiye göçmeni bulunuyor. Ermenistan hakkında benzer şeyler düşünüyoruz. Bence de görülmesi gereken bir ülke. Şu bir gerçek ki ölümler olmuştur ancak buna soykırım denilmez. Her şeyden evvel ilk çeteleri kurup baskınlar yapanlar kendileriydi. Hatta anasının karnından daha doğmamış bebeğin cenini koparıp ve bunu da elinde tutarak dönemin Fransız gazetesinde yayınlatan işbu yine Ermenileri düşünecek olursak sanırım aslında onların bizlere vahşi bir soykırım yaptığını da söylemek pek yanlış olmayacaktır bu gibi noktalarda. En son olarak ise gönül isterdi ki bunların hiç biri olmasın ancak hem bizim tarafımızca da hem onlar tarafınca da ölümler bizim topraklarımızda yaşandı. Anladığım kadarıyla onlar gelecek nesil, çocuklarını nefret söylemleriyle büyütüyorlar. Ama bu böyle devam ederse iki millet hiç bir yol alamaz, olduğumuz yerde sayar dururuz. Zaten dış politikamıza da baktığımızda bunu söylemek yanlış olmayacak. Umarım bunlar zamanla doğru adımlarla aşılır ve birbirimizin ülkesine geçmişimizi ardımızda bırakarak ve saygı da göstererek girip çıkabiliriz. Sonunda beklediğim gezi. İki Ermeninin arasında geçen diyalog bence de çok etkileyici, bir Türk 'ün iyi bir insan olabileceğine ihtimal bile verilmiyor orada demek ki. Devamını merakla bekliyorum. Size katılıyorum. Ülkelerin \"milli mesele\"leri olur ya, örneğin bizde 4-5 tane vardır, Ermenistan'da mili mesele sadece soykırım. İnsan her yerde iyidir, yeter ki anlayışlı ve açık görüşlü olsun. Ben Ermenistan'ı beğendim. Merhabalar. Bir Ermeni tarihçisi olarak yazınızı ilgiyle okudum. Oradaki sosyal yapıyı, gençlerin sosyal imkanlarını ve Türklere, geçmişe bakış açılarını biraz daha yansıtırsanız çok sevinirim 🙂 şimdiden teşekkürler iyi gezmeler kendinize dikkat edin. Merhaba. Bir sonraki Ermenistan yazımda bahsetmeye çalışırım. İlginize çok teşekkürler. Umarım yakında. Gecikme için üzgünüm, ilginize teşekkür ederim. Yazılarınızı beğeniyle takip ediyorum, burada da güzel bir yazı kaleme almışssınız. Kuzey Kore hakkında verdiğiniz bilgiler harika, özellikle. Seyahat yazılarıma ilginize teşekkür ederim Ahmet Bey. Ermenistan gezimden bir yazı daha hazırlıyorum. Ermenistan çok ilgimi çeken ve çok da uzak olmayan bir gelecekte görmeyi planladığım bir ülke. Zevkle okudum, cesaret verdi yazınız, teşekkürler. Ermenistan gezi yazıma ilginize teşekkür ederim. Ortalama bir yıl önce yazmışım bu yorumu, \"cesaret verdi yazınız\" demişim, Ermenistan'ı da içeren seyahatim için biletleri aldım, Mayıs ayında gitmeyi planlıyorum. Tekrar teşekkür ederim. Görüp, anlatmak için sabırsızlanıyorum. 3 gün Erivan'da kalacağım, iki gününü Erivan'a ayırdım, bir gün de çevredeki manastırları gezerim diye planladım. Aslında bir başka şehir de görmek istemiştim, ama Gürcistan'ın Kazbegi'si aklımı çeldi. Beş günü Gürcistan'a, üç günü Ermenistan'a ayırdım bunun üzerine. Ermenistan için 3 gün az ama olsun, gitmemekten çok daha iyi. Keyifli bir seyahat dilerim. Merhaba. İlkini hazırlamaya başladım. İlginize teşekkürler. Abi merhaba bu yaz Ermenistan'a gideceğim, orda kaba saba tipler yok değil mi? Türküm ama salak bir ırkçı değilim. Merhaba Vartan Bey. Ben araba kullanmayı bilmem, hiç otomobille gezmedim ama Ermenistan ve Gürcistan'a tek ve ailece kendi arabalarıyla gidip gezenler var. Henüz sorun yaşayan duymadım. Karayolları Türkiye'dekinden daha eski ve dardır ve ona göre daha yavaş gidiliyor, şehirlerarası yolculuklar biraz daha uzun sürüyor. Bence iyi bir plan. Sorularınız olursa ben ve burada okurlarım yanıtlamaya çalışırız. Saygılar. Merhaba. Ben Ermenistan'a gittiğimde hususi pasaportla kara sınırında kolayca vize alınabiliyordu, ama şimdi yeşile sınırda vize vermiyorlar, normal pasaporta veriyorlar. Yeşil için önceden almak gerekiyor. Gürcistan Azerbaycan Ermenistan Seyahati adlı yazımda vize bilgisi ve başvuru bağlantısı var. The E-VISA applications were declined, because citizens of Turkey holding OFFICIAL PASSPORTS need to have an INVITATION to apply for the visa. b) authorities of Armenia and diplomatic representations or international organizations or their representatives. Invitation must be submitted by a person, who is interested in the applicant's visit to Armenia. Citizens of Turkey holding OFFICIAL PASSPORTS are NOT ELIGIBLE to apply for E-VISA and CANNOT obtain the visa upon arrival in Armenia. If you need any further assistance or have questions regarding your visit to Armenia, please do not hesitate to contact us. Merhaba. Ne yazık ki yeşil, gri ve siyah pasaport sahipleri artık Ermenistan vizesini gümrük kapılarında ve elektronik ortamda alamıyor. Davet zorunluluğu da koymuşlar. Bilgi için teşekkürler. Merhaba. Alaverdi küçük bir şehir ama ıssız olmaz merak etmeyin. Ermenistan vizeli bir Türk pasaportu Azerbaycan sınırında sorun olabiliyor. Bu nedenle gitmeye niyetiniz varsa önce Azerbaycan, sonra Ermenistan'a gitmenizi öneriyorum. Tiflis Vanadzor arası minibüs 4 saat sürüyor. Tam merkezinden değil ama evet geçiyor. Biraz kalbim kırıldı okurken ama türkiyeli ermenileri anlamış oldum az çok. hrank dink'in askerlikte yaşadıkları geldi aklıma. sonra bunu büyük britanyadaki milletlerin neden yaşamadığını düşündüm çok basit şeylerle gönül kırıyoruz. ortadoğu ağzına kadar acı dolu bir bölge. Merhaba. Ermenistan'a seyahat etmiş olmaktan mutluyum, 1 kişi hariç herkes bana iyi davrandı. Erivan bence de güzel. İyi günler. Teşekkürler. Selamlar. Keyifle okuduğum bir seyahat yazısı, detaylı olmasa da Ermenistan hakkında hiç bir bilgiye sahip olmayana bana iyi yönde katkıda bulundunuz. Temmuz ayının başlarında iki fotoğrafçı ve bir yazar arkadaşımla \"kısmi\" Avrupa Birliği katkısıyla gerçekleştirmeyi düşündüğümüz Ermenistan, Ermenistan el sanatları ve ortak kültür değerlerimizi içeren projemizle umarım biz de Türk \\ Ermeni halkları kaynaşmasına bir nebze de olsa katkıda bulunuruz. Ermenistan seyahat yazıma ilginize teşekkürler. Fotoğraf gezinizin ilginç geçeceğine eminim. Başarılar. Ben Tiflis üzerinden kendi arabamla gittim Ermenistan'a. Giderken sınırda vize aldım toplamda 20 dk surdu. Yollar Türkiye ile kiyaslarsak kotu ama asfalt. Bir tane bile polis durdurmadı Gurcu polis gibi değiller. Bir hatan yoksa kimse sana karismaz. 4 gun kaldim kisacasi hicbir sorun yasamadim. Özellikle Sevan Gölü kiyisinda balik yemenizi tavsiye ederim. Ermenistan'a özel otomobille seyahat, yol ve güvenlik bilgileri için teşekkürler Mehmet Bey. Bu ırkçılık ve nefretle dolup taşan ülkeyi ben de çok merak ediyorum aslında fakat kesinlikle gitmeye cesaret edemem herhalde. Sizi tebrik ederim. Güzel inceleme yazısı olmuş. Ben ülkemde bir ermeni ile karşılaşsam, herhangi başka bir ülkenin vatandaşına karşı ne hissedersem ondan fazlası veya eksiği olmaz. Ama malesef onlarda bu yok. Bize karşı ne kadar önyargılı olduklarını gözler önüne sermiş ve bunu başarılı şekilde yoketmişsiniz. Sistematik biçimde insanların fikirlerinin ve hislerinin ne kadar körleştirilebildiğinin de en güzel kanıtı aynı zamanda. Ermenistan yazıma ilginize teşekkür ederim. Ermenistan'a gitmekten çekinmenize gerek yok, son zamanlarda birçok Türk gezgin seyahat ediyor ve sorunsuz dönüyor. İlginç bir deneyim olur. Selamlar. Merhabalar Ermenistan'a uçak bileti aldım normal bordo pasaportum var oradaki havaalanından vize alabilir miyiz? Şimdiden teşekkürler herkese iyi yolculuklar diliyorum. Merhaba Melih Bey. Evet, normal TC pasaportunuzla Erivan Zvartnots Uluslararası Havalimanı'nda Ermenistan vizesi kolayca alabilirsiniz. Seyahat izlenimlerinizi burada paylaşırsanız memnun olurum, gideceklere bilgi olur. İyi yolculuklar. Merhaba. Normal bordo pasaportlular Ermenistan'a giriş yapacakları sınır kapısında Ermensiatan vizesi alabiliyorlar. Ama yeşil, hizmet ve diplomatik pasaport sahibi Türk vatandaşları ise sınırda vize alamayıp, Ermenistan'a seyahat etmeden önce ülkenin diplomatik temsilciliklerinden mutlaka vize almaları gerekiyor. Ben yeşille rahatça kapıda vize almıştım ama bir süre önce değişti. İnternet üzerinden vize başvuru formu, Gürcistan Azerbaycan Ermenistan Seyahati adlı bir önceki yazımda var. Vize alamayan henüz duymadım. Merhaba Alper bey hala pasaportta ermeni damgası olması Azerbaycan'a giriş için sorun oluşturuyor mu ? Gezgin olarak iki ülkeye de gitmek istiyorum ama ermenistan sonrası azerbaycan'a girişte pasaportun üstünün çizilmesinden veya sorun çıkarmalarından korkuyorum. Merhaba. Ermenistan ile savaş durumu nedeniyle, Ermenistan Cumhuriyeti vatandaşları ve diğer Ermeni kökenli ve Ermeni asıllı yabancı ülke vatandaşlarının Azerbaycan Cumhuriyeti'ne girişi yasak. Ayrıca eğer bir kişinin pasaportunda Dağlık Karabağ vizesi, damgası ya da oraya seyahat ile herhangi bir kanıt var ise, Azerbaycan Cumhuriyeti'ne girişi kalıcı olarak yasaklanır ve \"persona non grata\" listesine dahil edilir. Azerbaycan'ın şu anda Ermenistan damgalı pasaport sahiplerini ülkeye kabul edip etmeme konusunda resmi bir açıklaması yok, 0 212 325 80 42-45 telefon numaralarından Azerbaycan İstanbul Başkonsolosluğunu arayıp bilgi almanızı tavsiye ederim."} {"url": "https://celebialper.com/ermenistan-turu/", "text": "Ermenistan Turu yapmak isteyenler için gezilecek ve görülecek yerlere ulaşım ya turistik turlarla ya da benim yaptığım bağımsız Ermenistan turu sırasında olduğu gibi minibüslerle sağlanabiliyor. Son yıllarda Türkiye'den Ermenistan'ı görmek isteyenler için bazı Türk turizm şirketleri Ermenistan turları düzenliyor. Tursuz gezmek benim için her zaman daha cazip ve maceralı. Bu yazımda bağımsız gerçekleştirdiğim Ermenistan turu sırasında gördüğüm bazı yerler ve gezi için ülkedeki diğer görülecek yerler ve şehirler var. Garni Ermenistan'ın Kotayk adlı ilinde yer alan, 7.000 nüfuslu küçük bir kasaba. Garni en çok Garni Tapınağı ile biliniyor. Surb Astvatsatsin Kilisesi, Mashtots Hayrapet Kilisesi ile Tukh Manuk, Aziz Sargis ve Kraliçe Katranide türbeleri de burada. Ermenistan turu planı içerisinde mutlaka görülecek yerler arasında yer alıyor. Milattan Sonra I. yüzyılda inşa edilen Garni Tapınağı bir pagan tapınağı. Klasik Yunan tapınak tarzında onarılan Garni, Ermenistan ve eski Sovyetler döneminin Yunan-Roma tarzı sütunlu tek binası. Ülkenin Hristiyanlık öncesi dönemden kalan en ünlü yapısı olan Garni, Kral Tiridates tarafından MS I. yüzyılda güneş tanrısı Mihr için inşa edildi. Ermenistan 301 yılında Hristiyanlığa geçince, Kral III. Tiridates'in kız kardeşi Khosrovidukth'un yazlık sarayına çevrildi. Bazı kaynaklara göre Garni bir tapınak değil türbeydi ve bu sayede her yerdeki pagan yapıların yıkımından kurtuldu. Büyük 1679 depreminde çöktü. Son şeklini 1969 ve 1975 yılları arasında aldı. Bugün Ermenistan'ın en turistik yerlerinden biri ve ülkedeki yeni paganizmin merkezi. Geghard bir kısmı dağın içine oyulmuş, kayalıklarla çevrili bir Orta Çağ manastırı ve UNESCO Dünya Mirası Alanı. Ana şapeli 1215 yılında inşa edilen manastır, dördüncü yüzyılda Aziz Gregory tarafından bir mağaranın içindeki gizli su kaynağının olduğu yerde kurulduğu için eskiden Ayrivank olarak adlandırılıyordu. Tapınağın bugünkü adı Geghard veya Geghardavank, Mızrak Manastırı anlamına geliyor. Söylentiye göre İsa'nın çarmıha gerilişi sırasında yaralandığı mızrak Apostle Jude tarafından buraya getirilmişti ve bugün Echmiadzin hazinesinde sergileniyor. Azat Nehri Geçidi'nin bir kısmını oluşturan yüksek kayalıklar manastırı çevreliyor. Manastır kompleksindeki bazı kiliseler tamamen falez kayalıklarının oyulmasından ibaret, bazıları küçük mağaralar, diğerleri ise daha özenli yapılar. Duvarlı mimari yapıların hepsi kayalıkların derinliklerine inşa edilmiş eserler. Ermenistan'da görülmesi gereken yerlerden birisi. Ermeniler de Türkler gibi oynak insanlardır. Ermenistan idari olarak on tane ile ayrılıyor; Aragatsotn Marz, Ararat Marz, Armavir Marz, Gegharkunik Marz, Kotayk, Lori, Shirak, Syunik, Tavush, Vayots Dzor ve Erivan Marz illeri. Yerevan Ermenistan başkenti Erivan ülkenin tek büyük şehri. Gyumri Gümrü ülkenin ikinci büyük kenti. Dilijan Ormanlık dinlenme ve tatil bölgesi içeren bir Ermenistan gezi bölgesi. Jermuk Maden suları ve sıcak kaplıca suları ile ünlü bir yer. Tsaghkadzor Ermenistan'ın kayak tatili merkezi. Sevan Dinlenme ve yüzme ağırlıklı bir Ermenistan tatili yapmak isteyenler için Sevan Gölü kıyısındaki kasaba. Gürcistan Azerbaycan Ermenistan seyahatim 1 ayı doldurunca artık Erivan'dan İstanbul'a dönmek istedim. Ermenistan Azerbaycan sınırı gibi Ermenistan Türkiye sınırı da kapalı olduğu için Gürcistan üzerinden dönmem gerekiyor. Otobüs araştırdım, yokmuş. Minibüsler var ama isim ve telefon alıyorlar, belirsiz hareket gününden önceki akşam arayıp \"yarın gidiyoruz\" diye haber veriyorlarmış. Ben Türkiye'ye dönüşümün planlı olmasını istedim. Kent merkezinde Ermeni turistleri Batum'a otobüsle tatile götüren bir turizm şirketi buldum ama Türk olduğumu öğrenince kabul etmediler. Trenle gideyim dedim, yukarıdaki Erivan tren garına gittim, hiç kimse yok, tuhaf. Ermeni arkadaşım Gohar'ı arayıp sordum, tren bozukmuş. Paraya kıyıp uçakla İstanbul'a gideyim diye havayolları bilet acentasına gittim ama uçaklar doluymuş. Türkiye'de kaçak veya yasal olarak çalışan, dükkanlarına Türkiye'den mal almaya giden Ermenileri taşıyan Ermenistan Türkiye otobüs seferleri varmış, buldum. Ertesi gün için bir bilet aldım, laz şoförle de biraz sohbet ettim. Otobüsün saati 17:00, adam \"sen altıda falan gel\" deyince \"ama bilette beş yazıyor\" karşılığını verdim. \"Burası Türkiye değil, hem seni almadan gitmeyiz\" dedi. 40 saate yakın sürüyormuş Erivan İstanbul otobüs yolculuğu. Karadan Ermenistan turu yapmak isteyenler için uygun. İstanbul Aksaray Emniyet Otogarı ile başkent Erivan arasında otobüs seferleri 38-40 saat sürüyor. Ertesi gün saat dört buçukta otobüs terminaline gittim. Hava çok sıcak. Büro kalabalık, karmaşık ve bunaltıcı olduğu için genelde dışarıda, otobüsün gölgesinde durdum. Görevli bir Ermeni adam gülerek eliyle içme işareti yaptı, azcık Ermenice bilen şoför çevirdi, \"gel sana büfede 100 gram votka ısmarlayayım\" diyormuş. Güpegündüz ve bu sıcakta içemem dedim. Saat beşi geçti, altı oldu, altı buçuğa yaklaştı. Şoföre sürekli \"hadi artık hareket edelim\" diyorum, adam gülerek \"ben sana demedim mi, bunları kolay kolay toparlayamazsın\" diyor. Kimi pasaportunu evde unutmuş, kimisi koltuğunun yerinden şikayet ediyor, diğerinin parası çıkışmıyor, öteki yemek yemeğe gitmiş, bir türlü otobüs hazır olamıyor. Kalkışımız yediyi buldu. Muavin Ermeni kadın pasaportlarımızı topladı ama Ermenistan Gürcistan kara sınırına kadar Türk olduğumu anlamamışlar, polis \"otobüste Türk var\" deyince kadın \"hayır İngiliz var\" demiş. Yanımdaki Türkçe bilen teyze çevirdi. Pasaportum eski ve üzerinde kılıf var; İngilizce konuştuğum için beni İngiliz sanmışlar. Ermenistan ve Gürcistan yollarında mola verdiğimiz basit lokantalarda para harcayan sadece benim. Ermeniler masalara yerleşip evde hazırladıkları pastırmalı ve sucuklu dürümleri yiyorlar. Onlarınkiler sarımsaksız olduğu için kokmuyor, otobüste de yiyorlar. Molalar aslında 20 dakika olsa da 40 dakikadan önce hareket edemiyoruz. Muavine \"20 dakika bitti, hadi gidelim\" deyince, \"nasılsa gideceğiz, ne acelen var?\" diyor. Son güne kadar uluslararası konukseverlik ağları HospitalityClub ve CouchSurfing sayesinde hep eğitimli, İngilizce bilen, dış dünyaya açık Ermenilerle tanıştım. Oysa İstanbul otobüsündekiler bir kaç kuruş para kazanabilmek için evini bırakıp bu uzun yolculukla İstanbul'a giderek bebek ve hasta bakıcılığı, tezgahtarlık, işçilik yapan yoksullar. Bebek bakmaya giden kadınların arasında bir kimyager de vardı. Gece yolculuğu sırasında otobüsün tuvaletine gitmek için kalkınca yumuşak bir şeye bastım, teyzelerden biri koridorda yatıyordu, neyse ki çabuk fark edip tek ayağımla bastıktan sonra hızla çekildim. Ucuz olsun diye koltuksuz mu seyahat ediyordu, yoksa daha rahat olur diye mi gece yerde uyuyordu, bilmiyorum. Durduğumuz kır lokantalarından birinde böyle metalden bir uzay gemisi var, merdivenle çıkıp içindeki masada yemek yeniyor. Vay be dedim. Yemek yemek için tasarlanan uzay gemisinin içi. Hopa sınır kapısından giriş yaptığımızda sadece ben değil herkes rahatladı, yüzler güldü. İçinde sabun ve kağıt olan, fayans kaplı tuvalet, demli çay, market, hepimize iyi geldi. Ermenistan Türkiye otobüsü Erivan'dan İstanbul'a 40 saat sürdü. Ermenistan gezi yazılarıma ilginiz için teşekkür ederim. Merhaba Yavuz Bey. Ermenistan'a gitme kararınıza sevindim, görülmeye değer bir ülke. Bildiğiniz gibi Almanca İngilizceden çok daha az yaygın konuşulan bir dil, bizdeki gibi Almanya'da yaşadıktan sonra Ermenistan'a dönmüş kişiler dışında pek sanmıyorum. Rehber veya tercüman tanıdığım yok maalesef. Alper bey motosiklet ile balkanlar Avrupa gezileri yaptık. Acaba motosiklet ile olası Ermenistan gezisinde sıkıntı yaşayabilir miyiz. Merhaba İzzet Bey. Motosiklet ile Ermenistan gezisi sırasında sorun yaşayacağınızı sanmıyorum. Motosiklet ile seyahat deneyiminiz var. Yol koşulları, güvenlik, fiyatlar gezdiğiniz coğrafyadan çok farklı değil, biraz daha doğulu sadece. Arkadaşım, Ermenistan'ın yolları berbat. Motorsikletle çok zorlanır ve kaza yaparsınız. Bakın kaza yapma ihtimaliniz var demiyorum, yaparsınız. Şehirlerarası yollarda koca koca delikler var, araç trafiği yoğun değil ancak yollar çok kötü. Hele gece seyahatini hiç düşünmeyin bile. Kendi arabamla gitmem o yollara ben. Erivan şehir merkezi hariç çoğu şehirlerde kenar mahallelerde bile asfalt yok, yol üstündeki köylerden hiç bahsetmeyeceğim. Ayrıca Türklere bu yazıda anlatıldığı kadar iyi gözle bakmıyorlar. Ermenistan seyahat bilgi, öneri ve yorumları için teşekkürler. Sitenize tesadüfen denk geldim, paylaşımlarınız için teşekkürler. Çok detaylı ve bilgilendirici bir yazı olmuş. Elinize sağlık. 40 saatlik Ermenistan otobüsü sizi fena yorar o halde:). Ben de sabırla okuduğunuz için teşekkür ederim. Ermenistan'da Türk olarak polis veya vize ya da ulaşım sorunu yaşamazsınız. 3 gün kalabildim erivandaydım ben hep erivanda ki pek çok yeri gezdim ama şimdi bu yazıyla anılar depreşti tekrardan daha gümrüyü vanadzoru garniyi sevan gölünü içeren daha detaylı bir ermenistan gezisi düşünüyorum. alper hocam yeni yerler gezip yazdıkça kendim gezmiş kadar keyifleniyorum. Umarım Ermenistan'ı başkent dışında da gezme fırsatınız olur. İlginize çok teşekkürler. Alper bey ben temmuz ayında kendi arabamla ermenistana gitmeyi düşünüyorum eşim ermeni yanımda eşimde olucak. her kafadan bişeyler söylüyolar. sizce bi sıkıntı olurmu türküm diye. Endişe etmeyin, Ermenistan güvenli bir ülke. Türk olduğunuz için seyahatiniz sırasında sorun yaşamazsınız ama malum hassas konu ile ilgili tartışmaya girmekten kaçının. Merhaba Ersan Bey. Son yıllarda Türkiye'den Ermenistan'a gezmeye giden epey var ve memnunlar. Evet gidebilirsiniz. Ben de sorun yaşamadım. İyi akşamlar Alper bey. Erivan dışındaki lokasyonlara ulaşım konusunda bilgi verebilir misiniz? Para birimi ve döviz büroları konusunda da bizleri bilgilendirirseniz seviniriz. Merhaba Sırrı Bey. Ermenistan'da şehirlerarası ulaşımda genelde minibüsler kullanılıyor. Erivan otobüs terminalinden gidebilirsiniz. Ermenistan para birimi dram olup 1 Türk Lirası 160 Ermenistan Dramı ediyor. Döviz bürolarından avro veya dolar karşılığında dram alabilir, ya da mevduat hesabınızda nakit lira ya da dolar bulundurup ATM makinelerinden Ermeni parası karşılığını çekebilirsiniz. Merhaba. Evetb gittim, doğası ve manastırları güzel. Tiflis'ten Erivan'a giden tüm ulaşım araçları Alaverdi'den geçiyor. Tren de var. Taksiyle de gidebilirsiniz ama biraz pahalı olur tabii. Alper bey merhaba. 2016 yazı Baltık gezimizde sitenizden çok faydalandık. 2017 yazı için Gürcistan ve Ermenistan planlıyoruz ancak eşim ve kızımın güvenlik endişeleri var. Merhaba Göktuğ Bey. Blog yazılarımdan yararlanmanıza sevindim. Gürcistan ve Ermenistan sıradanın üzerinde tehlike içeren ülkeler değil. Tabii bir Batı veya Kuzey Avrupa değil ama örneğin Brezilya veya Güney Afrika'dan çok daha güvenli ülkeler. Sadece Ermenistan'da malum hassas konu hakkında tartışmaya girmemenizi öneririm, yeterli. Bu ay sonu tiflis'ten erivan'a geçeceğiz. dönüşte direk batuma geçmek istiyorum ama mümkün mü bu emin değilim. tren ile 16 saat olduğunu okudum. Yazın Haziran ortasından Eylül sonuna kadar kadar Erivan'dan Batum'a 201 numaralı tren yaklaşık 16 saat sürüyor. İlkbahar, Sonbahar, Kış mevsimlerinde direkt tren yok. Erivan Tiflis treni 10:30 saat sürüyor. Tiflis Batum treni ise 5 saat sürüyor. Bu yazınızda detaylıca Erivan dışındaki görmeye değer yerleri anlatmışsınız ben yeni gördüm ve okudum. Sanırım en az 4-5 gün ayırmak gerekiyor Ermenistan için. Evet 4 günden kısa olmaz. Ermenistan başkenti Erivan otobüs terminalinden Tiflis'e otobüs 12 saat sürüyor. Minibüsler daha pahalı ama çok daha hızlı gidiyor. Türk olduğum için beni almayan otobüs sıradan bir yolcu otobüsü değil, bir turist otobüsü idi; terminalden böyle bir durum yaşamazsınız kesinlikle. Teorik olarak kalkış saatleri var ve 09:00'dan başlayıp tek sayılı saatlerde olmak üzere 2 saatte bir, ama bu kalkış saatlerine uyulduğu pek görülmüş bir şey değil. 7 kişilik rahat Mercedes Benz minivanlar da var, bilet fiyatı Ermenistan para birimi dram ile 8.000 AMD yani 60TL. Otobüsler ise 5000 dram civarı. Tiflis'e gitmeye karar verdiğiniz günden bir gün önce gidip yer ayırtmanızı öneririm. Bilet veya rezervasyonsuz gidip Kilikia Otobüs Terminali'nde rastgele araç bulmayı düşünürseniz sabah saatlerinde gitmeniz önerilir. Alper Bey, detaylı yanıtınız için teşekkürler. Yanıt yazdığım sayfaya otomatik abone olma seçeneği vardı eskiden yanlış hatırlamıyorsam. Tabi istediğimiz zaman kapatabilme özgürlüğüyle. Rica ederim. Yorum yaparken altta \"gelecek yorumlardan beni haberdar et\" seçeneği var, o kutuyu tıklarsanız size bildirim e-posta olarak gitmesi gerekiyor. Yorum kutucuğunun altında güvenlik kodunu girdiğim küçük bir kutu var sadece, başka bir seçenek görünmüyor. Ermenistan Turu yazıma yorum yazarken yaşadığınız sorunu çözdüm. 24 Nisanda Ermenistan'a gitmek için herhangi bir sakınca yok. Ermenistan'da Türk olarak seyahat ederken sorun yaşamazsınız. Kritik konularda tartışmaya girmekten kaçınmanızı öneririm yine de tedbir olarak. Tabii ki, kritik konulara girmem tabii ki sadece onların gözünde nede olsa ön yargı olabileceği varsayımdan yola çıkılacağı düşünülerek merak etmiştim Zaten amacımız dostluk sevgi ve turizm. Çok iyi dediniz, amacımız ülkelerini görmek ve dostluk kurmak. Ermenistan'da sorun yaşayacağınızı hiç sanmıyorum. Orada olmak sıra dışı, ilginç anlar yaşayacağınızı tahmin ediyorum. Ermenistan sınırına bir kaç kez gittim ama Ermenistan'a hiç gidemedim. Bu yazıyı okuduktan sonra gitmiş kadar oldum. Teşekkürler. Ermenistan yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Karadan rahatça giriş yapılabilen bir ülke, umarım gidersiniz. İyi günler. Merhaba Alper abi görüşmeyeli çok oldu. Facebook'ta bu Ermenistan durumunu gördüm. açtım şu an nerelere gittiğini okuyorum çok güzel yazmışssın devamınını diler tebriklerimi sunarım umarım ileride banada yurt dışı için yardım edersin.. Merhaba Cenker. Gezi yazılarımı okuduğun için teşekkür ederim. Yakında gitmek için uzaklarda ülkeler bakıyorum yine. Elbette yardım ederim. Blogunuzu severek takip ediyorum bu yaziniza da bayildim. Kuzey Kore ve Mogolistan da cadirda yediğiniz o garip yiyecekler icin ayrica tebrik ediyorum hepsini bizim icin deneyimlemeniz ayricalik basarilarinizin devamini dilerken bir yeni zelanda ve avustralya alabiliriz diye umit ediyorum ilerde. Çok teşekkür ediyorum, Ermenistan ve diğer seyahat yazılarımı beğenmenize sevindim. Yeni Zelanda Avustralya ve Papua Yeni Gine için 1 aylık bilet baktım bu yaz için ama çok fazla tutuyor. Ama vazgeçmiş değilim. Esenlikler. Uzun zamandır Ermenistan üzerine gezi planı çıkartmaya çalışıyorum. Yerevan'dan Sevan gölüne gitmeyi planlıyoruz. Ancak tur kullanmak istemiyoruz. Otobüs vs gibi imkanlar mevcut mu? Maalesef detayı hiç bir blogda bulamıyorum. Merhaba. Isahakyan Caddesindeki Drama Tiyatrosunun onunden Sevana minibusler kalkiyor. Sasuntsi David Tren Istasyonundan da tren var. 1 saat kadar suruyor minibus yolculugu. Jaqponyadan selamlar. Öncelikle ayrıntılı seyahat notları için teşekkürler. Zvartnots havalimanından şehir merkezine 24 saat giden otobüs veya minibüsler var mı? Taksiye binip kazıklanmak istemiyorum. Merhaba Erivan Zvartnots Havalimanından şehir merkezine sadece gündüz 18 numaralı minibüsler 201 numaralı otobüs çalışıyor maalesef, geceyi bırakın akşam bile çalışmıyorlar. Önceden Taxoline veya GGtaxi firmalarından rezervasyon yapılınca, havaalanı taksi şirketi AeroTaxi'nin yarısından az para tutar. Teşekkür ederim. Farklı yerler görmek ve değişik kültürler tanımak hoşuma gidiyor ve bunun da insanı manevi anlamda zenginleştirdiğine inanıyorum. Tam olarak katılıyorum size, ben de aynı şeyi düşünüyorum seyahat hakkında. Öğretici ve eğlenceli bir Ermenistan seyahati dilerim. Alper Bey, yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum, pekte yorum yapmam ancak bu yazıda ve yorumlarda tehlikeli olabilecek derecede güvenli ilan etmişsiniz Ermenistan'ı. Evet, Ermeniler gerçekten misafirperver, hoşgörülü ve zararsız insanlar ancaaaaak, Türk olduğunuzu anladıkları anda bu tavırlar birdenbire değişiveriyor. 2015 yılında Ermenistandaydım hemde tam sözde ermeni soykırımının 100. anmaları ertesinde. Sınırda herkes geçtiği halde ben ve eşim yarım saat kadar bekletildik, sırf TC pasaportu yüzünden. Oradan İran'a geçerkende 20 dakikaya yakın bekletildik ve şansımıza pasaport polisinin telefon açtığı kişiye ulaşamaması sayesinde. Ermeni ana heykeli altındaki Müzede Türk olduğumuzu öğrendikten sonra müze görevlisinin peşimize taktığı kişi tarafından takip edildik adım adım. Sokaklarda, dükkanlarda, metro istasyonlarında her yerde boy boy katil Türkiye posterleri, Kan damlayan Türk Bayrağı görselleri vardı. Aynı yerden bahsettiğimize emin misiniz? Bunlarda benim kendi gözlerimle gördüklerim. O yüzden yerel halkla sohbet bile etmedik, gezi planımızı erken bitirip ikinci günde İran'a geçtik. Ermenistan gezi bilgi, deneyim ve yorumlarınız ile katkınız için teşekkürler. Erivan güzel bir şehir, gençlerin dolu olduğu, canlı ama en çok da sanat dolu bir şehir. Bu nedenle gitmenizi, keşfetmenizi öneririm. Merhaba Duygu Hanım. Ermenistan turu yorum ve deneyim paylaşımınız için teşekkürler. Ülkede nereleri gördünüz? Türkiye'den gidenler genelde birkaç gün kalıyorlar, uzun kalmakla ne iyi etmişsiniz. her yerde ırkçı insanlar var. türkiye'de var. sizinki şanssızlık olmuş. Elbette. Büyütülecek bir şey değil zaten. Ermenistan'a gitmekten mutluyum. Druga, siz de gitmek istiyorsunuz sanırım diğer yorumlarınızdan gördüğüm kadarıyla. En iyisi gidip geldikten sora güncel bilgilerinizi bizimle paylaşın, öğrenmiş oluruz. İyi seyahatler. Duygu hanım sanırım siz de sınırdan sorunsuz bir şekilde geçtiniz, demek ki beni ve başka diğer gezginleri bulmuş aksi insanlar. Bir gezgin çift yazısında Goris'te bakkalda etrafının sarıldığından ve yerel bir tanıdıkları sayesinde kurtulduklarını da yazmıştı. Katkılarınız önemli, Ermenistan'a seyahat eden Türklere Ermenilerin davranışları konusunda duyduklarımın tamamına yakını olumlu idi. Umarım her iki ülke halkı diğerine daha fazla seyahat eder ve birbirini tanır. Merhaba, Alper Metin. Ermenistan'la ilgili detaylı yazılarını okudum ellerine sağlık güzel olmuş. Merhaba. Ermenistan özel otomobille ülkeye girişte 80 dolar sigorta ve yol vergisi, çıkışta 50 dolar yakıt vergisi alıyor. Ermenistan vizesi ücreti 10 dolar. Merhaba. Evet sınır kapalı olduğu için Ermenistan'a Türkiye'den kara yoluyla gitmek zor, uzun sürüyor. Doğu Anadolu'dan Ermenistan'a, Batum'a gidip Bütün Gürcistan'ı dolaşmadan gidilebilir mi diye ben de merak edip araştırdım. Direkt otobüs yok; Aktaş Sınır Kapısı'ndan geçene de rastlamadım. Az önce telefonla ulaştığım bir yerel Kars otobüs firmasının her sabah saat dokuzda Tiflis'e otobüs seferi var ve Türkgözü Sınır Kapısı'ndan geçiyor, ücreti 70 lira, 6 saat sürüyor. Ben yaklaşık 2 yılı aşkın süre Kars-Arpaçay'da görev yapıyorum. Defalarca Arpaçay'dan Kars'a giderken Lüx Karadeniz firmasının ERİVAN tabelalı otobüslerini ara sıra görüyorum. En son yine 08.11.2017 çarşamba günü de gördüm. Bilginiz olsun. Ermenistan ulaşım ve otobüs bilgisi için teşekkürler. Alper abi Bu yazını moleküllerine kadar okudum çünkü Ermenistan'a gitme hayalim var. 18 yaşındayım annemle gitmek istiyorum. Ve İngilizce biliyorum ama cümle tam olarak kuramıyorum. Sadece Yerevan'da 10 gün kalmak Cascade'i dolaşmak Ağrı manzarasını görmek istiyorum. Ve uçakla gitmeyi duşunuyorum. Abi sence ne kadar bütçe ayırmalıyız 10 gün için ve diğer sorum benim Türk olduğumu fark ettiklerinde anneme veya bana ne yaparlar bilmiyorum. Laf anlatabilir miyim bu insanlara beni dinlerler mi? Cunku ben onlara zarar vermek icin gitmeyecegim sadece gezmek icin yardimci olursan sevinirim abi. Merhaba Halilcan kardeşim. Diğer Ermenistan seyahat ve bilgi yazılarımı da okumanı tavsiye ederim. Bütçe olarak rakam vermekten ve bu sorumluluğu almaktan her zaman kaçınırım. Ermenistan Türkiye'den ucuz bir ülke. Genel olarak yeme içme, market, ulaşım gibi ürün ve hizmet fiyatlarının bizdekinden %30 civarı daha ucuz olduğunu söyleyebilirim. Türk olarak Ermenilerden kötü davranış görmezsiniz. Zarar vermezler. Sert siyasi tartışmalara girmekten yine de kaçının. Merhaba. Ermenistan seyahat bilgileri için teşekkürler. Tren biletini online mı aldınız gardan mı? Online olarak bir türlü bulamadım bileti. Merhaba. Ermenistan'da hiç tren kullanmadım, bozuktu. Gürcistan geçişlerini ve ülke içi ulaşımı minibüslerle yaptım. Merhaba, tren biletini Tiflis'deki tren garından aldık. Öğle saatlerinde aynı günün gecesi için bilet bulmuştuk. ... face veya internet üzerinden yazışmak istiyorum. Türk ehliyetiniz geçerli. Ermenistan veya Gürcistan yazılarımdan birinde kendi arabasıyla gitmiş birinin ayrıntılı bilgi yorumu var bu konuda, bulursanız yararlı olur. Araç kiralayabilirsiniz. Merhaba. Türkiye Ermenistan sınırı kapalı, hiçbir sınır kapısından geçiş yok. İran ya da Gürcistan üzerinden gidebilirsiniz. Tek seferde değil ama aktarmayla otobüslerle gidebilirsiniz. Örneğin Tiflis'ten minibüsler var. Kürt olmanız sorun yaratmaz. merhaba alper bey muhteşem gezi siteniz harika bizlere ilham veriyorsunuz bende sayenizde ilk defa yurtdışı seyahati yapıcam. alper bey bir şeyi netleştiremedim. bir ülkede bulunma suresi 30 gun olduğu zaman o ülkeye aynı yıl içinde tekrar 30 gün için girebilecek miyim yoksa sonraki sene için mi geçerli. bu mantığı bana açıklayabilir misiniz rica ederim önemli. Merhaba. Gezi sitesi yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Belli bir ülkeden bahsedersek daha net olur ama genel olarak ülkelerin çok büyük çoğunluğu için 90 gün içinde 30 gün kalabilme kuralı. 30 gün veya buna yakın kaldığınız bir ülkeye, giriş tarihinizden itibaren 90 gün geçtikten sonra yeniden 1 ay için gidebilirsiniz. Yani yılda 4 tane 90 gün olduğuna göre, farklı zamanlarda aynı ülkede 4 ay yani 120 gün kalabilirsiniz."} {"url": "https://celebialper.com/estonya-gezi-notlari/", "text": "Estonya gezi notları olarak hazırladığım bu yazımda Estonya hakkında bilgi vererek gitmek isteyenlere bir Estonya gezi rehberi olmasını umuyorum. Ülkede kaldığım yerlerde yaşadıklarımı da ayrı ayrı yazacağım. Ben 1 ay süren Estonya Litvanya Letonya seyahatim sırasında CouchSurfing sayesinde konaklama masrafı hiç yapmadım ve ilginç arkadaşlar edindim. Küçük, güzel, güvenli, eğlenceli ve sakin bir ülke. - Nüfusu 1.3 milyon. - Estonca, Türkçenin de bağlı olduğu Ural-Altay dil ailesinin Ural kolunun Fin-Ugor grubunda. - Estonca, komşu ülkelerin dilleri olan İsveççe, Litvanca ve Rusça'dan tamamen farklı bir dil olup, gramer yapısı Fince ve Türkçeye benzer. - Ülke halkı, Küba ile birlikte dünyada en yüksek (%99,8) okuma yazma oranına sahip. - Ülke nüfusunun dörtte biri Rus kökenli. - Estonya hava durumu kışın soğuk, yazın gezmek için ideal. - Topraklarının yarısı ormanlarla kaplı. - Ülkede 1.500'den fazla ada var. Türk Hava Yolları'nın İstanbul'dan başkent Tallinn'e Cuma hariç 6 gün gidiş-dönüş uçuşları var. Bunların bazıları direkt, diğerleri Vilnius duraklamalı. THY Vilnius ve Tallinn uçuşlarını ortak yapıyor. Tallinn gidiş-dönüş bilet fiyatları 700TL civarında ve direkt uçuşlar 3 saat 15 dakika, duraklamalı olanlar beş saate yakın sürüyor. Lufthansa ve Aeroflot ile aktarmalı da gidilebilir ama hem daha pahalı hem de uzun olduğu için gerek yok. Ben Estonya'ya Baltıklar gezim sırasında Letonya'dan otobüsle gittim. 1. A Tipi: Havaalanı transit vize. 2. C Tipi: Schengen vizesi, 60 Avro. 3. D Tipi: Ulusal vize, 80 Avro. Eğitim, iş, aile gibi nedenlerle 6 aydan az kalacak iş adamı veya Erasmus öğrencileri için gerekli vize. 3. Oturma izni: 6 aydan fazla kalacak Erasmus öğrencileri ve çalışanlar için vize. Estonya hava durumu büyük ölçüde Baltık Denizi'nin etkisinde. Yaz mevsiminde ortalama sıcaklık 17 derece, gündüzleri 20-22 derece civarında ve gezmek için ideal, gündüz yaz kıyafeti ve gece için hafif bir ceket yeterli; nadiren 30 dereceye de yaklaşabiliyor. Yazın 19 saate kadar gündüz oluyor, beyaz geceler yaşanıyor. İlkbahar ve sonbaharda aşırı olmasa da yağmurlar yaşandığı için bir yağmurluk iyi olur. Kışın soğuktur, ona göre giyinmek gerek. Şubatta ortalama sıcaklıklar -5 ile 0 derece, Nisanda ise 0 ile 10 derece arasında değişiyor. Estonya bir Kuzey Avrupa ve Baltık ülkesi. Doğusunda Rusya, güneyinde Letonya ile kara sınırı var. Kuzeyi Finlandiya Körfezi, Doğusu Baltık Denizi ile çevrili. En büyük iki adası Baltık Denizi'ndeki Saaremaa ile Hiiumaa. Küçük ve güzel coğrafyası rahatça gezilebiliyor. Estonya para birimi kroon 2011 yılında terk edildi ve Avroya geçildi. Ülkede fiyatlar pahalı değil ama pek ucuz bir ülke de sayılmaz. Örneğin ucuz bir lokantada yemek yaklaşık 3-5 Avro, orta halli lokantada üç kap yemek 12-15 Avro, litrelik süt 0.5 Avro, 1,5 litrelik su 0.7 Avro, yerli bira 1 Avro, ekmek 0.5 Avro, 1 litre benzin 1,3 Avro, peynirin kilosu 6 Avro. Aylık ortalama net gelir 700 Avro. Estonya'da gezilecek yerler hakkında pratik bilgiler vereyim, sonra da ayrıntılı yazacağım. Esyonya'nın başkenti Tallinn'in Orta Çağı yaşatan ünlü tarihi merkezi Toompea Tepesi arnavut kaldırımlı sokaklar ve tarihi evlerle dolu. Tarihi Kent UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alıyor ve surlarının çevresinde güzel parklar var. Başkent Tallinn'de içinde belli bir anda kaç kişinin yaşadığını hiç kimsenin bilmediği üç katlı ahşap komün evinde kalmak benim için sıra dışı bir deneyimdi. Başkenti görmeden Estonya gezisi olmaz elbette. Gece hayatı nasıl diye merak edenler için eski kentte güzel barlar ve eğlence yerleri var. Ülkenin ikinci büyük ve en eski kenti Tartu, üniversiteleri ve entelektüel yaşamı ile ünlü bir yer. Gençlerin tamamı iyi İngilizce konuşuyor, yaşlılar bile anlıyor. Başkent ve birçok yerden otobüsle kolayca gidilebiliyor. Örneğin Tallinn-Tartu otobüsleri 3 saat sürüyor ve bilet fiyatları 10 Avro civarında. Başkentten Tartu'ya giden Edelarautee treni de 3 saat sürüyor; birinci sınıf bilet fiyatı 13 Avro, ikinci sınıf 9 Avro. Ben Tartu'da CouchSurfing arkadaşım Kadi'nin kırmızı ahşap evinde kaldım. Ülkede yaz tatilinin en ünlü kenti Parnu beyaz kumsalları, kaplıcaları ve güzel parklarıyla görülecek yerler arasında. Çok sayıda konser, tiyatro ve konferans da yapılıyor. Başkentten tren veya otobüsle 2,5 saatte gidilebiliyor. Parnu'da gezilecek yerler arasında Orta Çağdan kalma Eski Kent, ahşap villalar, Modern Sanat Müzesi, Belediye Binası, Jekaterina Kilisesi, Seegi Maja, müzisyen Raimond Valgre heykeli var. Turistik ve hoş bir yer. Batı kıyısındaki deniz tatili merkezi Haapsalu tarihi, ılık denizi, çamur banyoları, yürüyüş yolları, piknik parkları, kibar insanları ile Estonya'da gezilecek yerler arasında yer alıyor. Haapsalu'da görülmesi gereken yerler arasında Laanemaa Müzesi, Demiryolu Müzesi, Sovyet Kiltsi Askeri Havaalanı, Cyrillus Kreek Müzesi, Maria Magdaleena Kilisesi, Haapsalu Shawl Müzesi, Afrika Plajı ve İsveç Pazarı var. Küçük ve sakin şehirde Punk Müzik Festivali, uluslararası Green Christmas Müzik festivali, ve iki yılda bir Baltoscandal adlı uluslararası tiyatro festivali yapılıyor. Hip-hop ve elektronik müzik hayranlarıyla dolu Rakvere'de gezilecek yerler arasında Kale, Tarvas heykeli, kent meydanı, Barok Holy Trinity Kilisesi, Theotokos Ortodoks Kilisesi, Kohala Manor var. Burada da CS sayesinde ahşap bir evde konuk oldum. Bence ülkedeki görülecek yerler arasında yer alıyor. Ülkenin en büyük adası Saaremaa'daki tek kasaba Kuressaare. Adada sekiz bin yıldır insan yerleşimi var. Tarih boyu birçok savaş ve Almanya, Danimarka, İsveç ve Rusya işgallerini yaşadı. Geleneksel olarak adanın erkekleri denizdeyken kadınları toprakla uğraşıyor. Komşu ada Hiiumaa ile dalga geçen fıkraları, hala çalışan yeldeğirmenleri, ev yapımı biraları ünlü. Küçük tarihi kasabadaki en önemli turistik görülecek yer merkezdeki Kuressaare Kalesi. Kalede Saaremaa Müzesi de var. Kasabadaki en önemli etkinlik Viljandi Folk Müzik Festivali. Gezilecek yerler arasında Viljandi Kalesi, Trepimagi Merdiven Tepesi, art novoVaikemoisa binası, St. Paul Kilisesi ve Heimtali Müzesi var. Ülkenin ikinci büyük adası Hiiumaa deniz fenerleri, bakir doğası, Haç Tepesi, insanlarının espri anlayışı ile ünlü bir yer. Pühalepa Kilisesi, meşe ormanı, Askeri Müze, Kuriste Kilisesi, Tahkuna Deniz Feneri, Suuremoisa küla Kalesi, adada gezilecek yerler. Estonya yemekleri İskandinavya, Rusya ve Almanya mutfaklarının da lezzetlerini taşıyor. Et, sosis, patates, krema, turşu, salatalar ve esmer ekmek Estonya mutfağı ana malzemelerinden bazıları. Estonya'nın milli ve ünlü yemeği kan sosisi ve yanında lahana turşusu yemeği mulgikapsad. Estonya mutfağı Sovyet döneminde birçok Rus yemeğini kültürüne kattı. Örneğin Rusçası metana olan ekşimsi krema hapukoor, kartulisalat ve patates salatasına katılıyor. Ülke Sovyetler Birliği döneminde bir gıda üretim merkeziydi. Estonya yemekleri arasında yaban domuzu, büyük boynuzlu geyik, geyik mangal, ayı eti de var. Ülkede Kalev çikolataları ünlü yiyecekler arasında. Kohuke adlı tatlı, aromalı lorun çikolata ile kaplanması ile yapılıyor. Estonya'nın milli tatlısı kama, pişirilip kurutulmuş çavdar, arpa, bezelye, süt, şeker ve baldan yapılıyor. Ülkenin milli içkileri Saku veya A. Le Coq bira, Viru Valge votka ve roma benzeyen bitkisel Vana Tallinn likörü. Alkolsüz içecek kali mayalı esmer ekmekten üretiliyor ve Rus içeceği kvass ile aynı. Kefir de içiliyor. Estonya gayet güzel bir ülkeymiş teşekürler. Tallin den Helsinki ye denizyolu geçişinde Otobüs için Feribot var mı. Helsinki Tallinn gemileri çok büyük ve rahatça otobüs alabilir, ama ben otobüs girdiğini şahsen görmedim. Rica ederim. Estonya'da mayıs ayında hava durumu iyileşmeye başlar. Ortalama hava sıcaklığı 11 derece olup, gündüz 17 dereceye kadar çıkabilir, gece ise 5 dereceye kadar düşebilir. Akşam için iyi bir mont ya da ceket gerekir. Kuzey ülkesi olduğu için günler uzundur, akşam dokuzdan sonra hava kararmaya başlar. Ortalama her üç günde bir yağmur yağar, belli bir günde yağmur yağma olasılığı %30 civarında. Estonya güzel bir ülke, iyi seyahatler dilerim. Ben gitmek istiyorum ama okumak için üniversiteleri nasıl onlar hakkında bilgi edinmek istiyorum. Estonya üniversiteleri kaliteli eğitim veriyor. Uluslararası standartlara uygunlar. Web sitelerini inceleyip bilgi için e-posta yazabilirsiniz. Estonya Türkiye'ye çok uzak. Trenle gitmek için birçok kez aktarma yapmanız gerekir. estonya dan finlandiya ya serbestçe geçilebiliyor mu mesela italyadan fransaya geçilebildiği gibi bir de yunanistan konsolosluğundan alınan shengen vizesi ile estonya ve diğer baltık ülkelerine seyahat etmek mümkün mü teşekkürler. Evet Estonya'dan Finlandiya'ya kolayca geçebilirsiniz, Schengen bölgesindeler. Bir Schengen ülkesinden alınan vize ile başka bir Schengen ülkesine giriş konusu standart değil. Bazı ülkeler Avrupa'ya ilk girişin vize alınan ülkeye yapılması koşulu uyguluyorlar. Yunan vizesi ilk Schengen vizesi ise önce Yunanistan'a giriş yapmanız gerekiyor. Çeşitli sayfamdaki pasaport ve vizeler hakkındaki yazıma bakabilirsiniz. Türkiye'den Estonya'ya uçuşlar ve uçak biletlerinin fiyatları hakkında sorunuzun yanıtı yazımda var. Rahatsız etmiyorsunuz, istediğinizi sorun, yorumlar onun için var:) Estonya doğası temiz, yeşili bol, güvenli, yemekleri lezzetli, rahat ve güzel bir ülke. Estonya yemekleri arasında domuz eti yaygındır. Rica ederim. Estonya'da keyifli bir yaşam ve verimli bir Erasmus eğitimi dilerim. Oğlumun Tallinn'de üniversite eğitimi alma olasılığı var. Bazı yazılarda \"İngilizce konuşamıyorlar\" yazmış gezginler. Bense tam tersi biliyordum. Yani hemen herkesin ingilizce konuşabildiğini duymuştum. Sizce durum nedir? Çok teşekkürler. Merhaba Sezer Hanım. Doğru değil, haklısınız. Estonya'da ve özellikle de başkent Tallinn'de genç ve orta yaşlıların çoğu İngilizce konuşabiliyor. İngilizce düzeyi Türkiye'nin çok üzerinde. Başarı dilerim. Bunu ben de isterim ama zaman gerektiriyor. 🙂 Bloguma ilginize çok teşekkürler. Estonya vatandaşlık koşulları hakkında bilgi sahibi değilim, ancak okurlarımdan bilgi veren olmasını umarım. Merhaba. Helsinki'den Tallinn'e Vikingline ve Tallink firmalarının gemileri var. Vikingline gemisiyle yolculuk ettim ben, gayet iyi. Çok büyük gemileri var. Araba kiralama konusunu bilmiyorum. Merhaba Alper bey blogunuz basarili olmus, 16 senedir evliyim esim Rakvereli, su anda Estonyadim ve ilk defa yaz ayinda ziyaret ediyorum. Alper bey aslen Aksaray liyim ve bu bolgede \"Setu \" bolgesinde bir muzeye gittim ve gorduklerim karsisinda biraz hayrete dustum, bu bolgedeki bir muzede gordugunuz hersey bizim kulturumuze cok benzer. Halilar, gelenekler, hali uzerindeki semboller, yayik, ceyiz takimi vs gibi bir cok ornek var. Eger gorduyseniz bu konudaki dusunceleriniz nedir? Gormediyseniz bizzat arastirmanizi tavsiye ederim. Estonya halki icin birkac ornek vermek istiyorum eger herkese yardimci olacaksa. Ben bir arastirmaci olmadigim icin belki yorumlarim degisik olabilir. Estonya gercekden guvenli bir yer, yemekleri fena degil, pork mamulleri cok yaygin, pastirmaya benzeyen inek eti cok guzel. Ilk defa toplayip yedigim blue berries gercekden cok guzel. Insanlari ilk soguk duruyo olabilirler ama birazcik yakinlikdan sonra sizlere yaklasirlar. Turkler gibi hemen dost olup hemen kusme gibi bir huylari yok, Estonyada arkadas ve dostluk uzun zaman aliyor ama omur boyu suruyor ve herkesin fazla dost veya arkadas yapma gibi bir derdi yok. Bircok sehirini bizzat gezdim, gecenin 12 sinde bir bayanin tek basina kosu yaptigini gordugum an bu ulkenin gercekden cok guvenli bur ulke oldugu kanaatina vardim. Cok avrupa ulkesi gezdim fakat Estonyalilar kadar sokaklari temiz, trafikde saygilisini gormedim. Yillar gectikcede dahada guzellesiyor. Gelen arkadaslara tavsiyem lutfen yerlere cop atmayin, on yargi yapmadan gezin. Surusuyle yuzebileceginiz gol var, kesin 7 gunluk campervan kiralayin ve butun ulkeyi gezin. Fiyatlar o kadar ucuz degil ama pahalida degil. Kahraman bey be güzel ve içten yazmışsınız. Rakvere'ye gittim, sakin ve hoş bir kasaba. Estonya güvenli bir ülke, insanları saygılı. Mutluluk dilerim. Selamlar. Merhabalar, Sadama/Haapsalu daki bir nörolojik rehabilitasyon merkezine gönüllü staj için gitme durumum var. Oraya direkt uçuş var mıdır yoksa başkentten mi gidilmesi gerekiyor? Hem yazınızda hemde diğer yorumlarda Estonya nın güvenli ve güzel bir yer olduğuna dair bir izlenim oluştu 🙂 20 gün veya 1 ay Estonya için fazla mıdır sıkılır mıyım acaba ona göre kararımı değiştirmek zorunda kalabilirim. Merhaba. Hayır direkt uçuş yok, başkent Tallinn'den kara yoluyla gitmeniz gerekiyor. Estonya güvenli ve güzel bir ülke, 1 ay kalma imkanım olsa hemen kabul ederdim. Fazla değil bence, bir ülkeyi ve kültürü tanımak için en az 1 ay gerekir. Rica ederim. Rica ederim. Haapsalu'ya başkent Tallinn, Parnu ve Kardla'dan direkt ve düzenli otobüsler var. Gece Kalmadım, günübirlik gittim. Küçük bir şehir, her yere yürüyerek gidebilirsiniz. Tallinn'den Haapsalu'ya otobüsler sabah 08:0'de başlıyor, akşam 21:00'e kadar günde 25 tane otobüs kalkıyor. Merhaba. Mayıs ayında Estonya'da hava durumu ılık olur. Gündüz sıcaklıklar ortalama 17-22 santigrad derece, gece ise 6-9 derece arasında seyreder. Deniz suyu sıcaklığı 7-8 derece olur, denize girerseniz üşürsünüz. Merhaba. Hayır Estonya halkı kendi arasında İngilizce konuşmuyor. Üniversite öğrencileri yabancı arkadaşlarının yanında İngilizce konuşuyorlar. Alper hocam; Estonya' da turistler bazen kazıklanıyormuş. Doğru bir bilgi midir ? Sizin yazınıza baktığımda aslında insanları iyi ve sıcak görünüyor. Ben hiç yaşamadım ama duyduysanız doğrudur, bazı ülkelerdeki turistik yerlerde kazıklama var maalesef. Imkanim var midir ?? Tesekkur ederim simdiden uzun bir yazi oldu ama... affola.. marmaristen sevgiler saygilar. Merhaba. Estonya gezi rehberi yazımı beğenmenize sevindim. İngilizce bilgisi Türkiye'den çok daha yaygındır. Yine de anadili veya resmi dili İngilizce olan bir ülkede dil kursuna gitmek daha mantıklı olur. İş konusunda bilgim yok. İstanbul'dan sevgiler. Merhaba. Helsinki daha önemli bir şehir ama Tallinn de güzel. Estonya'nın daha ucuz bir ülke olduğunu da hesaba katınca bence Tallinn olsun. Istanbul`daki Karakoyu kuranlarin Karaim ler yani Musevi Turklerin Avrupa kitasindaki son yerlesim yeri.. Hala Turkce konusan eski Turk Musevi Kagan liginin cocuklarina selam olsun! merhaba Alper bey, yazınız çok güzel olmuş emeğinize sağlık. Yabancı dilim falan yok ama estonya ya çocuklarımın eğitimi için ilgi duyuyorum acaba oraya nasıl yerleşebilirim, mesleğim sağlık memuruyum 13 senede tsk da sağlık personeli olarak görev yaptım. yani çalışma izni falan alabilirmiyim. şimdiden teşekkürler. Merhaba Ahmet Bey. Estonya hakkında yazımı beğenmenize sevindim. Eğitim düzeyi yüksek, güvenli yaşam koşullarına sahip bir ülke. Ancak yerleşme, göçmenlik, eğitim ve vatandaşlık konularını bilmiyorum maalesef. Estonya Büyükelçiliği'ne danışmanızı tavsiye ederim. Çok teşekkür ederim Alper bey. Allah razı olsun. Tallinn ve Riga'dan güvenlik açısından endişeliyim biraz. O zaman niye gidiyorsunuz derseniz... Avrupa'da ayak basmadığım son yerler olduğu için görmek istedim:)))).. Zira 2 bayan gideceğiz... Her 2 şehirde de Hop on hop off var mı acaba? Tren sistemi nasıl? Haziran sonunda gece hava kaçta kararıyor ve sıcaklık nasıl? İngilizcemiz anadilimiz gibi ama bilen var mıdır ki? Mağdur kalmak istemiyoruz zira... Yanıtlarınız için şimdiden tşkler.. Merhaba. Tallinn küçük bir şehir, yürüyerek rahatça gezersiniz. Tercihen Old Town, olmazsa modern kent merkezi daha iyi olur kalmak için. Tallinn Helsinki arasında Viking Line, Silja Line ve Eckerö Line firmalarının gemileri var. Ben Viking Line ile yolculuk ettim, fiyatları normal ve gayet memnun kaldım. Bir Linda Line görüyorum şu an, bilmiyordum, fiyatları epey düşük. Gemi yolculuğu 1 saat 40 dakika ile 2,5 saat arasında değişiyor. Günübirlik rahatlıkla gidip dönebilirsiniz. Ayrica ulkenin cok pahali olmamasi beni sevindirdi fakat is imkanlari nasil sence ? issizlik oranlari ile ilgili arastirma da yaptim fakat istatistikler genelde alandan farkli olabiliyor. part time calisarak okumak mumkun mu Estonia da ? bu konuda da bilgin varsa veya onerebilecegin bir kaynak rehber varsa cok sevinirim. tabi bunlari iyice ogrenip yuksek lisans basvurumu ona gore yapacagim. Estonya gayet sakin temiz ve bariscil bir ulke. ama hava soguksa orda nasil bas ederim bilemiyorum. Merhaba Damla. Estonya'ya gezmeye gittim ama eğitimiyle ilgili pek bilgim yok, sadece yaygın ve kaliteli diye biliyorum. Evet Bir Kuzey Avrupa ülkesi, hatta İskandinavya Yarımadası'na yakın, soğuk. Bir Sibirya soğuğu değil elbet, normal bizim İstanbul'da Kışın giydiklerimiz yeterli, ama bir güneyli için fazla soğuk gelebilir. İş imkanlarını bilmiyorum. Part time çalışanların İngiltere, İsviçre gibi en refah ülkelerdeki kadar gelir elde edebildiğini sanmıyorum. Bildiğim belli bir kaynak yok, en iyisi oraya öğrenci gönderen bir eğitim danışmanlık şirketi ve elbette Estonya Büyükelçiliği ile yazışmak. Doğrudan üniversiteye yazıp da bilgi alabilirsin elbette. Selamlar. Estonya ile alakalı girişimcilik şirketlerinden vergi alınmaması hususunda araştırma yaparken blogunuza denk geldim. Nasıl mutlu oldum anlatamam... Birçok gezgin var aslında Türkiye'de ama sizin gibi salt özet hazırlayanı okumadım. Tebrik ve teşekkür ediyorum. Ziyadesiyle istifade ettim. Merhaba Enes Bey. Estonya rehber yazımı beğenmenize sevindim. Gittiğim kasaba ve kentlerden gezi notlarımı da yazacağım ama henüz zamanım olmadı. Çok teşekkür ederim. Merhaba. Estonya'da okumak ve yaşamak için bir öğrencinin masrafı kalacağı yere ve yeme içme tercihlerine göre değişir. Ucuz bir lokantada 3-6 avroya yemek yenebilir. Fast food menüleri 5 euro civarında. Yurtlarda kalmak aylık 100 avro, daire kiraları 250-500 avro civarında. Markette 1 kilo domates 1.5 avro, ekmek 0.6 avro, 1 kilo tavuk 4 avro, kafede bir kahve 2.5 avro, peynirin kilosu 6 euro. Bu fiyatlar genel bir bilgi verebilir. Neden kitap yazmıyorsunuz. Bu kadar bilgi birikimi ölümsüzleştirmek gerekmiyor mu? Sizi takip eden biri olarak söylüyorum gezi kitabınızı bekliyoruz umarım bu gerçekleşir. Naçizane fikrim iki farklı kitap yazmanızdır. Kitaplardan biri gezerken yaşadığınız tüm hikayeleriniz serüvenlerinizi içermeli diğer kitap ise gezdiğiniz yerlerle ilgili rehber niteliğinde olmalı diye düşünüyorum. Takip ettiğim kadarıyla çok uzun süredir bir çok ülke gezmişsiniz. Bence çok fazla hikayeniz vardır. Ayrıca Gezdiğiniz tüm ülkeler kitaba konmaya değer özellikle Kuzey Kore, Güney Afrika, Kazakistan, Yakutistan bunlar benim en çok beğendiklerim. Takipçilerinizin görüşlerine önem vermeniz çok zarif bir davranış. Umarım tüm hayalleriniz gerçekleşir. Ayaklarınıza sağlık. Alper Bey İstanbul'dayım epeydir. Farklı sıra dışı yerleri sizinle gezmiş olduk. Umarım tüm hayalleriniz gerçek olur. Ayaklarınıza yüreğinize sağlık. Çok teşekkür ederim, umarım her istediğiniz ülkeye gidebilirsiniz. Tallinn'deki Rocca Al Mare alışveriş merkezinde yer alan Fashionista Outlet adlı mağazada Chanel, D&G, Fendi, Gucci, Joop, Just Cavalli, Moschino, Versace gibi lüks markaların ikinci el giysileri satılıyor. Viru Keskus Alışveriş Merkezi'nde lüks markalar ve ürünler var. Modern ve şık Rotermann City'de bazı lüks markaların mağazaları var. Merhaba. Sanırım Eestonya'nın Saaremaa Adası'ndaki Kuressaare kasabasını kast ediyorsunuz. Orta çağ'dan kalma kalesinde Saaremaa Müzesi var. Hoş bir küçük kasaba. ne tür bir proje olacak? İngilizce düzeyiniz nasıl? Konsolosluk bu konuda yardımcı olmaz. Merhaba. Estonya'nın başkenti Tallinn ile Stockholm arasında Tallink gemileri çalışıyor. Merhabalar, sizinle daha önce yurt dışında eğitim üzerine kısa bir mailleşmemiz olmuştu. Neticesinde Estonya'da eğitim hayatım başladı. Ve şu an okulun verdiği belgesel projesi için bir alt kültür tanıtımı hazırlamak istiyorum. Tallinn'deki komün ev ile ilgili nasıl bilgi toplayabilirim veya orada yaşayanlarla nasıl iletişime geçerim ? Bilgilendirmeleriniz çok yardımcı olacaktır. Merhaba. Ne yazık ki komün evi artık yok. Ama yine de bilgi almak isterseniz Estonyalı arkadaşlarımla haberleştirebilirim. Güzel olur, Estonya bir Baltık ülkesi ama nisanda pek soğuk olmaz. Merhaba, haziran ilk haftası 5 gün Tallinn düşünüyorum, nasıldır, 5 gün fazla mıdır, nasıl degerlendirebilirim acaba? Teşekkür ederim. Merhaba. Estonya'da başkent Tallinn'den sonra en güzel kent Tartu. Otobüsler ve saatleri için Tpilet, trenler için Elron sitelerine bakabilirsiniz. 2.5 saat sürer. Daha yakın ve deniz kıyısı tatil yeri isterseniz Haapsalu güzeldir. Tallinn'i 2 günde gezebilirsiniz. Merhaba Alper Bey Estonya ile ilgili bilgileriniz çok değerli uzun zamandır araştırıyorum İzmir'de öğrenciyim ve okul sonunda Estonya'ya yerleşmek istiyorum bunun için neler yapabilirim ne tür bir yol izleyebilirim nasıl olabilir teşekkürler. 🙂 İstanbul'da radyo televizyon bölümündeydim Beykent Üniversitesi. Fakat İzmir'e dönüş yapmam gerekti okulun yarısında. Ve zaman kaybetmeden bir bölüme yerleştim matematik hocam sayesinde. Şu anda Eser Koruma bölümünde okuyorum. DGS için yerleştim buraya mimarlık bölümüne geçiş yapacağım bu yıl sonu. Sanırım mimarlık 2 3 sene daha beni çıkartmayacak ülke dışına. Abim tercüman kendisi ve yazılım işiyle ilgileniyor. Asteğmen şuanda görevi bitince hemen gitmeyi planlıyor. Estonya onunda çok hoşuna gitti sanırım 10 yıl sonra dünyanın gözü olacak. Sabırsızlıkla bekliyorum yazınızı. Estonya birkaç yıl önce İspanya'dan epey daha ucuzdu ama artık büyük bir fark yok, ama hala daha ucuz. 400-600 oranından daha az fark var. Başkent Madrid Tallinn'den %30 daha pahalı, ama orta büyüklükte İspanya kentleri, örneğin Malaga'da ortalama fiyatlar Tallinn ile aynı. Sayın Alper Metin bey ben şu an 52 yaşındayım Estonya'da iş bulabilir miyim iki sene sonra? Şu an Türkiye'de çalışıyorum bulabilirsem şirketler mi var iş için yoksa şahıslar mı var gezmek ve çalışmak istiyorum Parnu'ya gitmek görmek tatile gitmek istiyorum yoksa ordan birilerini mi bulmamız gerekiyor iş icabı geçersem daha iyi olur seramik döşeme ustasıyım ben bilgi verirseniz sevinirim teşekkürler saygılar e postama cevap beklerim. Merhaba İsmail bey. Estonya'da iş arama deneyimim hiç olmadı, ne yazık ki pek bilemiyorum. Önce bir gezmeye gidip ortamı ve koşulları görmekte yarar var."} {"url": "https://celebialper.com/finlandiya-gezi-rehberi/", "text": "Finlandiya gezi için keyifli, son derece refah, güvenli, modern, yeşil ve temiz bir İskandinav ülkesi. Fin arkadaşlarımın davetiyle gittiğim Finlandiya'da gezmekten büyük keyif aldım. Finlandiya coğrafyası yaklaşık 188.000 göl ve bir o kadar da adaya sahip. Gür ormanları, şirin kasabaları, planlı kentleri, tasarım sanatı, ahşap sivil mimarisi görülmeye değer. Finlandiya sakin, dürüst ve alçak gönüllü insanıyla, yemyeşil doğasıyla, refah ama lükse kaçmayan yaşam tarzıyla, eğitim kalitesiyle hayran olduğum bir ülke. Bu yazımı ülkeye gitmek isteyenler için bir Finlandiya gezi rehberi olması için yazıyorum. Finlandiya iklimi soğuk bir kuzey ülkesi. Karanlık kışlarında hava sıcaklığı Güneyde bazen -30 C, Kuzeyde ise -40 C'ye kadar düşebiliyor. Kısa Finlandiya yazları gündüz +20 ila +28 C arasında değişiyor ve gitmek için ideal mevsim. Ben en sıcak ay olan Temmuzda gittim. Nisanda karlar erimeye başlar ve kayak mevsimidir. Islak ve karanlık Sonbahar ise seyahat için en tatsız mevsim. Yazın Kuzeyde güneş hiç batmaz, Güneyde ise çok geç batar ve tamamen karanlık olmaz. Kışın Kuzeyde güneş hiç doğmaz, başkent dahil Güneyde günde birkaç saat görünür. Bir İskandinav ülkesi ve Norveç, İsveç, Rusya ile komşu. İsveç ve Norveç'ten farklı olarak düzlük ve alçak bir ülke. Kuzeydeki en yüksek noktası 1.328 metre. Ülkenin Güney ve Güneybatısını Baltık Denizi çevreliyor. Dünyanın teknolojisi en gelişmiş ülkelerinden biri olsa da Finlandiyalılar sıcak aylarda sade ahşap yaz evlerine gidip teknolojiden uzak yaşamayı severler. Bu evlerin çoğu göl kenarındadır ve Finler sauna, yüzme, balık avlama ve mangal yapmayı severler. Diğer Kuzey Avrupa ülkelerinden farklı olan Fince Ural-Altay dil ailesine ait ve grameri Türkçeye benziyor, sondan eklemeli. Finler Korvatunturi Dağı'nın Noel Baba'nın memleketi olduğunu söylüyorlar. Finlandiya'da fiyatlar epey pahalı. Ancak ülkenin \"herkesin hakkı\" politikası doğrultusunda bazı temel gıda maddeleri ucuzdur ve özel mülkiyet olsa da arazileri izinsiz kullanmak serbesttir. Gezi notlarımın içerisinde epeyce Finlandiya hakkında bilgi var. Bugün THY ve İskandinav Havayolları'nın direkt İstanbul-Helsinki uçuşları var ve üç buçuk saat sürüyor. 200 Avroya bilet bulunabiliyor. Bir ara Finnair da direkt uçuşlar yapmıştı ama şimdi yok. Ben Helsinki'ye Amsterdam aktarmalı gittim. Atatürk Havalimanı'nda aprondan uçağa girerken son anda aceleyle bir adam geldi, ellerindeki dolu poşetler buram buram pastırma-sucuk kokuyor. Ben uçağa almazlar onları diye düşünürken adam diplomatik pasaportunu gösterip girdi. Amsterdam'da pasaport kontrolünden geçerken polis bir şey demeden beni karakola götürdü. Kapının önündeki sandalyeye oturup beklememi rica etti, ben de uçuşum olduğunu söyledim. Camekanlı karakolda polis pasaportumu şu katlar arasında eşya alışverişi için kullanılan tuhaf aletin içine soktu, \"plooop\" diye bir ses geldi, pasaport alt kata gitti. 15 dakika kadar bekledikten sonra gelip beni sıranın en önüne kibarca götürdü. Pasaportuma imza atmayı unutmuşum, o nedenle kontrol etmişler. Amsterdam'dan bindiğim uçakta aynı kişi yanıma denk geldi, meğer Hollanda'ya değil o da benim gibi Helsinki'ye gidiyormuş. Türkiye'nin İskandinav ülkeleri askeri ataşesi imiş. Sohbet ettik; Finlandiya'daki yaşamı, görevi, benim yaptığım Finlandiya seyahati hakkında konuştuk. Beni ve Fin arkadaşımı TC Büyükelçiliği'ne davet etti sağolsun. Uçakta alçalırken ülkenin yeşilliği harika. Modern ve sakin havaalanında arkadaşlarım Mikko ve Satu beni karşıladılar. Yeni arkadaşımı arabalarıyla gideceği yere bırakıp bırakamayacağımızı sordum, yolumuzun üzerinde olmasa da ricamı kabul ettiler ve dördümüz arabaya bindik, ataşeyi büyükelçiliğe bırakıp görüşmek üzere ayrıldık. Finlandiya pahalı bir ülke. Neyse ki benim kalacak yerim var. En ucuz otel 50 Avrodan başlar, orta halli oteller 100 Avro civarındadır. 15-25 Avroya hostelde kalabilir, mevsim uygunsa 10-20 Avroya çadır kiralayabilirsiniz. Grup halinde geziyorsanız göl kenarındaki yazlık evlerden kiralayıp kişi başına 15 Avroya getirebilirsiniz. Elbette benim çok kullandığım, evlerde bedava kalma ağı CouchSurfing seçeneği de var. Müzeler ve turistik yerlerin giriş ücretleri 5-25 Avro arasında değişiyor. Kent içi ulaşım günde birkaç Avro tutuyor. Markette 1 litre süt 1 Avro. Finler çok süt içer ve yukarıda bahsettiğim \"herkesin hakkı\" kapsamında bir ürün. Fiyatlar için örnek olarak yarım kiloluk somun ekmek 2 Avro, yerli peynirin kilosu 8 Avro, 1kg tavuk eti 10 Avro, domates 3 Avro, 1.5 litre su 2 Avro civarında. Örneğin İstanbul ile Helsinki fiyatlarını karşılaştırırsak Helsinki İstanbul'dan tüketici fiyatlarında %100, kiralarda %180, lokantalarda %160, genel olarak ise %120 daha pahalı. Ucuz bir lokantada 10 Avroya, orta halli bir restoranda 60-70 Avroya yemek yiyebilirsiniz. Çok çeşitli olmasa da neyse ki sokak yemekleri var. Ülke dünyada yaşam kalitesi en yüksek ülkeler arasında yer alıyor. Başlıca şehirler arasında otobüs ve trenle seyahat 20-100 Avro arasında değişiyor. Örneğin Helsinki'den Tampere'ye trenle gitmek isterseniz 180km mesafe için ulaşım fiyatları ve yolculuk süreleri şöyle. Otobüs firması Matkahuolto şehirler arası yaygın seferler yapıyor. Yabancı öğrenciler de indirimden yararlanabiliyor. ISIC kartınız olması veya Matkahuolto'dan 5 Avroya öğrenci kartı almanız gerekiyor. Firmanın BusPass seyahat kartı 150 Avroya 1 hafta, 250 Avroya 2 hafta sınırsız gezi imkanı veriyor. Omnibus adlı biraz daha ucuz bir otobüs firması da var. Finlandiya şehirleri son derece güvenli, temiz ve güzel. Fin halkının karakterine paralel biçimde gösterişten uzak ama zarif. Finlandiya'da gezilecek yerler için genel bilgi vereyim. Finlandiya'nın başkenti Helsinki'yi yazın gezmenizi öneriyorum. Müzeleri, parkları, güzel sokakları, sakin atmosferiyle küçük ama önemli bir şehir. Helsinki merkezinden 15 dakika süren bir tekneyle gittiğim Suomenlinna Adası ve Kalesi görülecek yerler arasında başta geliyor. Arkadaşlarım Mikko ve Satu'nun götürdüğü Turku ve çevresinde güzel bir gün geçirdim, üstelik Türkiye-Finlandiya Dostluk Derneği'nin yöneticilerinden biriyle tanıştım. Başkentin 150km batısında olup, Matkahuolto otobüsleri veya İnterCity2 (30-40 Avro) treniyle gidilebilir. Ülkenin ikinci en eski kenti Porvoo'daki ahşap evleri çok beğendim. Başkentin 50km doğusundaki Porvoo'ya Helsinki Kamppi terminalinden otobüsle, ya da Market Meydanı'ndan J. L. Runeberg veya RoyalCat tekneleriyle gidilebiliyor. Finli arkadaşlarımın memleketi Kotka'ya gidip üç katlı Fin tarzı ahşap evlerinde kalmak, festivali izlemek harikaydı. Evlerindeki aile saunasında da ter attık. Başka bir yazımda anlatacağım. Bu fotoğrafım Kotka Parkı'nda. Finlandiya'nın Doğusundaki Göller Bölgesi'nde 60.000 civarı göl ve ada var, çok güzel. Ormana, göle gitmeden yapılan bir Finlandiya gezisi eksik kalır. Savonlinna'daki Olavinlinna Kalesi özellikle Opera Festivali sırasında güzelleşiyor. Helsinki'ye 330km uzaklıktaki kente otobüsle başkentten 5 saatte (48 Avro), Mikkeli'den 1,5 saatte (20 Avro) gidilebiliyor. Helsinki'den trenle beş saatte (48 Avro) Parikkala'ya gidip oradan otobüsle veya yerel trenle de Savonlinna'ya gidilebilir. Hameenlinna kalesi ülkenin en eski kalesi ve 13. yüzyıldan kalma. Helsinki'den trenle (8-15 Avro) 1 saatte gidilebilir. Helsinki-Tampere otobüsleri de Hameenlinna'da duruyor. Özellikle tipik ahşap bir Fin evinde sauna deneyimi, saunanın ana vatanında harikaydı. Birçok kişinin hayali olan Kuzey Işıkları, Saariselka'da görülebilir. Tarihi ahşap lunapark treni, raylar üzerinde sadece yerçekiminin etkisiyle duruyor. Frenleri çekmek için her vagonda bir görevli var. Zamanınız yeterliyse Helsinki'den benim gibi Stockholm veya Tallinn kentlerine keyifli bir gemi yolculuğu yapabilirsiniz. Ayrıntılar yazımda. Finlandiya mutfağı ana malzemelerine baktığımızda patates, ekmek, balık, et, süt ve krema öne çıkıyor. Fin arkadaşlarım her öğünde süt içiyorlar. Silakka Baltık ringa balığı. Küçük ve lezzetli balığı turşu, marine, tütsülü, mangal yapıyorlar. Muikku Kızartılarak yenen küçük balık. Graavilohi Çiğ tuzlama somon. Karjalanpaisti Dana veya domuz eti, havuç ve soğandan yapılan güveç. Lenkkimakkara Fin hardalı sinappi ve bira eşliğinde yenen halka sosis. Poro Ren geyiği eti sotesi. Makkara \"Fin erkeğinin sebzesi\" denen geleneksel Finlandiya sosisi. Maksalaatikko Fırında ince ciğer, pirinç ve kuru üzüm. Karjalanpiirakka Çavdarlı, pirinç lapalı, patates püreli, tereyağlı börek. Puuro Yulaf, arpa ve çavdardan yapılan kahvaltılık lapa. Hernekeitto Özellikle Perşembeleri yenen geleneksel bezelye çorbası. Finler dünyanın en çok kahve tüketen halkı. Dediğim gibi sütü de çok seviyorlar. Ayrıca böğürtlen çeşitleri suyu, ayrana benzer viili, kaymaklı süt de içiyorlar. Finlandiya'da biradan sert olan tüm içkileri sadece devletin Alko adlı dükkanları satıyor. İçkinin pahalılığıyla ünlü bir ülke. Markette bir bira 1 Avro civarında, barda 3-5 Avro. Marketlerden saat 21:00'e kadar bira alınabiliyor ve yaş sınırı 18, Alko'lardan diğer içkiler için ise 20. Bira Lapin Kulta, Karjala, Olvi, Koff ve Karhu biraları yaygın. Elma şarabı Aromalı, biraya benzer tatlı içkiler. Finlandia Vodka %40 alkollü ünlü Fin votkası. Koskenkorva Votkaya benzer ama biraz şeker ilaveli, %38 alkollü içki. Salmiakki-Kossu Finlandiya'nın ünlü siyah tuzlu meyan kökü şekerlemesi salmiakki içeren acayip bir içki. Bunun ülkeyi merak edenler için bir Finlandiya gezi rehberi olmasını umuyorum. Gezdiklerimi ve diğer yaşadıklarımı da zaman buldukça yazacağım. Çok teşekkür ederim güzel anlatımınız, bilgileriniz ve emeğiniz için. Sevgili Alper bey, Finlandiya'yı gerçekten güzel anlatmışsınız, teşekkürler. Teşekkürler Özkan Bey. İskandinavya hakkında daha yazacağım. Faydalı bir Finlandiya gezi yazısı olduysa ne mutlu bana, ben de okuduğunuz için teşekkür ederim. Nokia'ya gitmedim ama yanından geçtim. 🙂 Finlandiya'da gittiğim yerleri ve yaşadıklarımı yazacağım zaman bulunca. Okuduğunuz için teşekkürler. Finlandiya soğuk ve pahalı olsa da çok güzel, huzurlu, güvenli, temiz ve zengin bir ülke. Finlandiya'ya gitmek gerek. gezmek degil de yasamaya gıdın ozaman anlarsınız açık hava hapishanesınden farksız bır ulke.. Merhaba. Kuzey Işıklarını Finlandiya, Norveç, Grönland, İzlanda, Kanada, Alaska ve Sibirya'nın kuzey kıyılarından görebilirsiniz. Zaman olarak tüm yıl boyu oluşabiliyor ancak kışın görme olasılığı çok daha fazla. Kendim yapmadığım için tur önermem doğru olmaz. Sadece mevsim olarak kışa getirmek doğru olur diyebilirim. İlginize teşekkürler. Finlandiya harika bir ülke. Alper bey gercekten güzel resimler ve güzel anlatımlar yapmıştım ellerine sağlık gitmeyi çok istiyorum... Ama bir türlü gidemiyorum. Derler ya davulun sesi uzaktan hoş gelir. Özel şirketim yok ki gidiyimm veya özel bir yerde çalışmiyorum sıradan bir vatandaşım nasıl giderim Alper bey. Haklısınız, en ucuz yolla seyahat bile bir miktar maliyet gerektiriyor. Finlandiya gezisi hayalinizi gerçekleştirebilmenizi umut ederim. Merhaba Alper bey, Finlandiya'ya göçmen olarak başvuruda bulunmak için hangi şartlara sahip olmak gerekir? Sanırım her şeyden önce ekonomik geçimimizi temin için bir işe sahip olmak gerekir. İlk kez gitmek istesek ve bu imkanımız da yoksa Finlandiya'da sürekli oturma iznini nasıl sağlayabilirim. Buı arada blogunuzu ilgi ve büyük bir keyifle takip ediyorum. Merhaba Hakan Bey. Finlandiya'ya gezmeye gittim ama göçmenlik konusunu maalesef bilmiyorum. İlginize teşekkür ederim. ilginç. hayatımda taksim meydanında biri bana havanın sıcak olduğunu ima etti. finlandiyalıymış sevimli, biriydi. dikkatimi çeken satu bizim bölgede kadın ismi olarak çok yaygın. demek ki orada da isim olarak kullanılıyor. Merhaba. Finlandiya'da asgari ücret yok. Maaşlar sendikalar ve işveren örgütleri arasındaki pazarlıklarla varılan anlaşmalarla belirleniyor. Çalışanların büyük çoğunluğu bu anlaşmalara göre maaş alıyor ve maaşlar yüksek. Finlandiya'da ortalama kişi başı gelir 2300 ile 3300 euro arasında. Evet pahalı bir ülke. Karar sizin, yepyeni bir kültür, yabancı bir dil. Türkiye'de ortalama rahatlıkta bir hayatınız varsa bence denemeye gerek yok. Merhaba. Alper bey genel olarak yazılarınızı okuyorum ve beğeniyorum yazılarınızda gittiğiniz ülkede ne kadar bütçeyle gidileceğini de eklerseniz çok sevinirm. Merhaba Hüseyin Bey. Evet haklısınız, bütçe de yararlı bir bilgi olabilir. İlginize teşekkürler. Finlandiya yazıma ilginize ve katkınıza çok teşekkür ederim. Saygılar. Çok teşekkür ederim İbrahim Bey. Finlandiya'da yaşayan Türklere karşı herhangi bir olumsuz veya ayrımcı tutum yok, Finler son derece barışçıl ve iyi insanlar. Dünyanın bir başka cennet köşesi de kuzey ülkeleri. İnsanlar o kadar sakin ve rahat ki neredeyse fısıldayarak konuştuklarını duymuştum. Bir de nedense bu tür kuzey ülkelerinde sanırım aşırı refahın getirdiği bir boşluk ya da bazen bir amaç kalmamasından dolayı olabilir, intihar oranı yüksekmiş. İskandinav ülkeleri son derece huzurlu, düşünceli ve sakin, en önemlisi de halkları dürüst. Haklısınız, örneğin Finlandiya'da intihar oranı çok yüksek. Monotonluk, yalnızlık, uzun geceler, yabancılaşma. Grigory Petrov'un \"Ak Zambaklar Ülkesi Finlandiya'da\"Kitabını epey uzun zaman önce okumuştum. Ama o zamanki aklımla ağır gelmişti. Şu an kitaplığımda duruyor mu bakmam lazım. Yoksa tekrar edinip okumayı düşünüyorum. Tekrar okumak iyi fikir Sami Bey, Finlandiya çok başarılı bir ülke. yılbaşı için helsinkiye gidiyoruz. Noel zamanında yapılan kutlamalarını görmek istedik. Ama hava o tarihlerde hep karanlık mı olur ve gitmişken kuzey ışıklarını da görebilir miyiz gibi sorularımız var. Bu konuda bilginiz varsa ve paylaşırsanız çok seviniriz. Güzel bilgileriniz için teşekkür ediyoruz. Geçmişten günümüze kadar kadın haklarına çok önem vermiş bir ülke aynı zamanda. Gitmeyi çok isterim. Ben de Finlandiya yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Gezdiğim yerleri henüz yazamadım ama zaman bulunca ayrı ayrı anlatacağım. Gidebilmenizi umarım. Merhaba Sena. Evet Finlandiya'da yazın geceler, kışın gündüzler çok kısa olur. Bence sorun yok, değişik bir yaşam deneyimi. :)) Finlandiya pahalı ama çok güzel bir ülke. nerelerde yiyeceğine göre çok değişeceği için fiyat ve maliyetler için rakam vermem doğru olmaz. Ancak lokantaların bir Türkiye şehrine göre %150, marketlerin %100 daha pahalı olduğunu söyleyebilirim genel olarak. Dışarıda yemek yerine Lidl, Sale, Alepa ve K-Market adlı uygun fiyatlı süpermarketleri tercih edebilirsin, en ucuzu Lidl. Son kullanma tarihi yaklaşan ürünlerin üzerinde turuncu etiket olur ve ortalama yarı fiyata satılır. Kauppahalli adlı sabit pazarda güzel gıdalar oluyor. Lihakauppias kasap, kalakauppa balıkçı, vihanneskauppias manav, tukku toptancı, ravintola restoran, halpa ucuz, kallis pahalı, raha para demek. Finlandiya'da dışarıda en ucuz yemek öğle saatlerinde kebap ve pizza. slm alper usta laperant ta türk esnaf var mı teşekkürler. Merhaba. Lappeenranta kentinde Türk esnaf olup olmadığını bilmiyorum. Genel olarak Finlandiya çevre ülkelere göre az göçmen alan bir ülke. Donmazsınız Deniz Hanım, şöyle moralinizi yükselteyim; Rusya kategorisi altındaki dünyanın en soğuk kentinden 3 yazımı okuyunuz. 🙂 Finlandiya harika bir ülke, ne mutlu size. Alper bey merhaba, Şu anda elimde 2 yıllık Finlandiya schengen vizesi olması nedeni ile bir an önce finlandiyaya giriş çıkış yapmak istiyorum. 2 gece kalıp ülkeye giriş çıkış yapmak lazım fakat kafama takılan bir sorum olacak size. Yazınızda Amsterdam aktarmalı gittiğinizi yazmışsınız. Bende aktarmalı uçuş bakıyorum fakat avrupa üzerinden aktarmalı uçuş baktığımda mesela Amsterdam Helsinki arası. Helsinkide ab vatandaşları inince genellikle pasaport kontrolü olmadan direk geçiş yapılıyor. Fakat benim mutlaka pasaport kontrolüne girmem lazım ki giriş çıkış mühürüm vizemde olması gerekiyor. Bunun için THY uçuşları maalesef çok yüksek fakat almak zorunda kalacağım. KLM ve Ukranian Airlies uçuşları da var daha uygun fiyata alırsam eğer acaba pasaport kontrolüne girer miyim ? Emin olamadım size sormak istedim. Geri dönüşünüzü bekleyeceğim. Merhaba. Helsinki uçuşunuz Amsterdam aktarmalı ise orada mutlaka pasaport kontrolünden geçiş yapmak zorundasınız, Avrupa Birliği'ne gireceksiniz. Finlandiya'da pasaport kontrolünden geçmeyeceksiniz. Kiev'de pasaportunuza basılacak damga Finlandiya seyahatinizi etkilemez, Schengen bölgesine ilk girişiniz Helsinki olacak çünkü. Helsinki'de pasaport kontrolünden mutlaka geçeceksiniz, çünkü Schengen Bölgesi'ne ilk giriş noktanız burası. Merhaba.. Merak ettiğim bazı detayları sizin sayenizde öğrendim.. çok teşekkürler.. İnsanin caninin yarısı orada yaşayınca bir başka oluyormuş.. Geçen yaz seminer için arkadaşım oradaydı.. Finlandiya yazıma ilginize teşekkür ederim Şenay Hanım. Gerçekten çok güzel bir ülke. Ben de mutlu oldum. Sevgiler. Merhaba Sedat Bey. Evet Finlandıyalılar oldukça içe dönük, çekingen, mesafeli bir halk. Fin dostlarım var, belki biraz soğuklar ama arkadaşlarını da unutmuyorlar. Son derece dürüst ve ahlaklılar. Yazımı beğenmenize sevindim, ayrıca şehirleri de yazacağım. Cevabınız için çok teşekkür ederim.. İnşallah günün birinde bize de gidip görmek hatta bir kaç yıl yaşamak nasip olur.. Konuşmadan anlaşmak ne güzel.. veya gereksiz konuşmamak.. Finlandiya'ya gidebilmenizi içtenlikle umarım. Rica ederim. Merhaba. Finlandiya'da saygıyla anılan bir isim. Merhabalar, her ne kadar Fin'ler aksini söylese de Finlandiya bir İskandinav ülkesi değildir. 2018 yazında Finlandiya üzerinden Estonya, Litvanya ve Letonya'ya geçmek istiyorum. Merhaba. Helsinki'den gemiyle Tallinn@e gecip uc Baltik ulkesini otobuslerle rahatca gezebilirsiniz. Finlandiya, Bizim gibi Finlandiya'da yaşayanlar için pahalı bir ülke değil aslında. 1500 2000 alt grup maaşlar buna karşın elektrik, su, internet, cep telefonu vs faturaların toplamına 100 150 euro veriyoruz aylık. Biz bu Finlandiya'da kahve dükkanı açmakla ilgili bir proje yürütüyoruz oradaki bir dükkan açma maliyetiyle alakalı bir bilgi almak istiyorum Alper Bey. Araştırma yaparken sizin gezi rehberliğinize rastladım. Dükkan kiraları hakkında da bilgi verirseniz sevinirim. Finlandiya'da dükkan kiraları ve iş kurma koşulları hakkında bilgim yok. Ancak blog okurlarımdan sorunuzu görüp de bilgisi olan çıkarsa yanıt verebilir. Yaklaşık 25 yıldır Helsinki'de yaşıyorum, ülke adım başı kahve shoplari ile dolu Finliler gerçekten çok kahve tüketiyor fakat son zamanlarda her alanda olduğu gibi Finliler yapar Amerikalılar gelir konar, sadece klasik kahvenin yüksek bir karı yok hele merkez bir yer ise kirayı çıkarman bile zor, dükkan kiraları mükemmel pahalı, ülkede büyük şehirlere mükemmel göç var.. Şehir merkezlerinin çok ufak olması da talepleri karsilamiyor zaten güzel çalısan bir yerin boş kalması durumunda malum büyük firmalar franchise anında konuyor.. Finliler garantiyi seven insanlar senin is fikrinden ziyade paranın durumuna bakarlar yani paran varsa böyle bir yer kiralayabilirsin mesela merkezi bir yerin kirası 15000 50000 eu arası değişir kahvenin fiyatı da 1,5 e olduğuna göre bayağı iş yapman lazım ki Finler bildiği markayı kullanmayı tercih ederler, bunun üstüne birde Finlandiya'da yükselen faşizm iflas etmiş ekonomi ve İsrail yanlısı politika ve Finlandiya'da tek olan siyonist bir medyanın her gun gazetelerindeki mansetlerle yabancı düşmanlığını hazmedebilmen gerekiyor. Gezmek görmek için ideal bir memleket fakat yaşamak için rezalet bir ülke.. Çok ilginç dünyada yasanabilecek en iyi ülke diyorlar fakat son ankette Finlilerin yüzde yetmişi ülkeyi terk etmek istiyor. Finlandiya hakkında bilgiler, yaşam ve ekonomi üzerine yorumlar için çok teşekkürler. Finlandiya güzel bir ülke, tavsiye ederim. Hastalanırsanız bir sağlık kuruluşuna giderseniz, konsolosluğun ciddi olaylar dışında seyahat esnasında hastalanan vatandaşlarla ilgileneceğini sanmıyorum. Biz Ağustos ayında gitmek istiyoruz, 1 haftalık tatil planlıyoruz ama hangi şehirde kalmamız gerektiği konusunda önerilerinizi alabilir miyiz? Diğer şehirlere ulaşımın kolay olduğu, veya müzelerin ağırlıkta olduğu şehirleri düşünüyorum. Tavsiyeleriniz için teşekkürler. Merhaba. Finlandiya'nın başkenti Helsinki'de Mannerheim Müzesi, Suomenlinna Oyuncak Müzesi, Didrichsen Sanat Müzesi, Ateneum Sanat Müzesi, Tasarım Müzesi, Kiasma Çağdaş Sanat Müzesi, Finlandiya Ulusal Müzesi ve Helsinki Şehir Müzesi var. Helsinki'ye yakın olan ve tarihi ahşap evleri, kiliseleri, müzeleriyle Turku, Naantali, Porvoo ve Kotka'yı öneririm. İlk ikisi batıda, diğerleri doğuda, az yolculuk etmek isterseniz sadece bir tarafı gezmeyi de tercih edebilirsiniz, ama 1 haftada hepsi mümkün. Merhaba, ben 22 Ocakta Levı-Kittila ya gidiyorum. Şu ana kadar oraya giden birilerini bulamadım. Kuzey ışıkları için ideal bir yer olduğunu söylediler. Küçük bir kasaba. Bir tane ev kiraladık. Helsinki den direk Kittila bileti aldık. Bir tur şirketi buldum ve 5 gunluk organizasyon yaptık. Benim için değişik bir seyehat olacak bu kadar kuzeye hiç gitmemiştim. Merhaba. Kittila'ya ben de gitmedim. ne iyi etmişsiniz, umarım kuzey ışıkları size gülümser, görebilmek epey zor çünkü. Nasıl bir evi, günlüğü ne kadara kiraladınız? İzlenimlerinizi merakla bekleyeceğim. 25 Mayıs'ta Tampere'ye gideceğim ve 28'ine kadar Finlandiya'da kalacağım. Çok fazla zamanım yok o yüzden sizce hangi şehirleri görmeliyim? Aklımda Turku, Tampere, Helsinki var şimdilik. Finlandiya ruhunu yaşatacak güzel bir şehir görmek istiyorum özellikle. Tavsiyeler için şimdiden teşekkürler. Merhaba. Finlandiya'da kalış süreniz kısa, bence Tampere ve Helsinki görülebilir. Turku güzel bir Finlandiya kenti, zaman ayırabilirseniz çok yakınındaki Naantali kasabası keyifli bir günübirlik gezi olur. Merhaba. Kittila'ya iki uçuşla bile gitmek zor, tek seçenek Helsinki aktarmalı. 3 uçuşlar zaten aşırı uzatıyor yolculuğu. 10 Ocak THY + Finnair ile 14:45 gidiş, 20 Ocak Finnair + THY ile 09:15 dönüş en uygunu. Gidişte 8, dönüşte 7 saat bekleme var. Finlandiya harika bir ülke, en sevdiklerimden. Şanslısınız."} {"url": "https://celebialper.com/foz-do-iguacu-gezi/", "text": "Latin Amerika seyahatim Iguaçu'ya devam ediyor. Paraguay'ın başkenti Asuncion'dan bindiğim otobüsle geldiğim, bütün kaynaklarda güvenli olmadığı belirtilen Ciudad del Este'de sınırı geçerek Brezilya'ya giriş yapıyorum. Latin Amerika'da 1 Ayda 4 Mevsim seyahatime başladığım ülkeye yeniden geliyorum, fakat bu kez Parana adlı eyaletin Foz do Iguaçu kentine. Paraguay'dan e-posta ile yer ayırttığım Iguassu Hostel, otobüs terminaline yakın Rua Naipi Caddesi'nde. Haritama bakarak kolayca buluyorum, zaten bulamasam da sorun yok, Brezilyalılar çok kibar insanlar, bakın böyle sokak tabelalarına cep numaralarını yazıyorlar, bulamazsanız arıyorsunuz. Formalarını beğendiğim bu öğrenciler, fotoğraflarını çekme ricamı memnuniyetle karşılıyorlar. Iguassu Hostel'deki bu odada kalıyorum, gecelik 30 USD. 4 veya 6 kişilik odada başkalarıyla kalırsanız elbette bu fiyat düşüyor. Hostelime yerleştikten sonra ilk hedefim Latin Amerika kıtasının en büyük camilerinden olan Hz. Ömer Camisi. Kaldığım yere çok uzak olan camiye epeyce yürüyorum, hızlı yürüyen biri olduğum halde çok uzun sürüyor. Güney Amerika kıtasının ikinci en büyük camisinde cemaat iftardan sonra namazda. Latin Amerika'nın en büyük camisini Arjantin yazımda anlattım. Hz. Ömer Camisi'nin mahyasında Brezilya'nın dili olan Portekizce \"Ramazan mübarek olsun\" yazıyor. Caminin bahçesinde cemaatin büyükleri sohbet ederken yemek yedikleri masaları topluyor, minikleri oynuyor. Minik yavrusunu taşıyan Brezilyalı, Iguazu. Kentin İspanyolca adı Iguazu. Brezilya gezi için harika bir ülke. Çok yürüdüm, biraz hamak keyfi iyidir. Seyahatlerimde bakır cezvemle ve paketlerce kahveyle dolaşıyorum ve tanıştığım insanlara Türk kahvesi pişirerek öğretiyorum, o paketi hediye ediyorum. Evinde kaldığım CS üyesi arkadaşıma Türk kahvesi pişirmeyi anlattığım görüntüm Porto Alegre'de Yaşam adlı yazımda var. Türk kahvemizi pişirmeyi Simone'ye de öğretiyorum. Iguazu, Brezilya. Türk kahvesinin köpüğünü eşit paylaştırmak ve ülkemizi iyi temsil etmek gerek. Okul bandosu için prova yapan öğrencileri kısa süreyle çektim. Latin Amerika'da 1 Ayda 4 Mevsim seyahatim boyunca gördüğüm parmaklık-dikenli tel-elektrikli tel miktarı, şimdiye kadar görüp göreceklerimden bile daha fazla. Bakın kaldığım Iguaçu Hostel'de de çok yüksek duvarlar olması yetmiyor, onun üzerinde elektrikli teller var. Brezilya suç oranı yüksek bir ülke. Iguazu Super Muffato Market'ten yaptığım alışverişin fotoğrafını, listesini ve tek tek fiyatlarını Brezilya'da Pazarlar yazımda görebilirsiniz. Aşağıdaki Churrascaria do Gaucho lokantasında 18 Liraya sınırsız yemek yeniyor, mangal da sınırsız, çeşit çeşit. Brezilya'da Lokantalar adlı yazımda ayrıntılı anlatıyorum. Foz do Iguaçu'da gittiğim açık hava kafesinde biralar ve fiyatları. Brezilya para birimi Real, R$ olarak yazılıyor, değeri Türk Lirasının biraz altında. Listedeki biraların 600ml olduğunu hesaba katarsak fiyatlar bizdekinin üçte biri kadar. Şişe biram solda gördüğünüz termosun içinde geldi, burada ısınmasın diye böyle getiriyorlar masaya. Şilili arkadaşıma bir nazar boncuğu hediye ettim, o da bana çalıştığı üniversitenin rozetini verdi. Iguazu, Brezilya. Kemal Bey soğuk olmaz, ben de benzer mevsimde gittim, endişe etmeyin. İkisine birer gün ayırırsanız yeterlidir. tşk ederim Alper bey 2 sene önce ekim ayında gitmiştim gayet iyiydi ama şimdi çocuk olunca onu düşünüyorum. 6 güne ben o kadar çok mesafeyi ve büyük kenti sıkıştırmazdım. Bence yetmez. ben dedigim gibi buenos airesten oraya gececem dunya kupasi finali icin orayla ilgili bilgilerinize bakayim dedim ama gecmediniz oraya sanirim. Doğru, Rio'ya gitmedim. Foz do Iguaçu'dan Sao Paulo'ya dönerek Güney Amerika gezimi tamamladım. Herkese selam. tüm gezi meraklılarına sevgi ve saygılar. dünya kupasında 10 gün brezilya (sao paulo, rio de jenerio, foz do iguassu, 4 gün por da iguassu ve curitiba gezdik. türkiye'den direk tek gidiş sao paulo olduğu için sao paulo'da 2 gece kaldık. ama tavsiyem odur ki rio de jenerio varken sao paulo'ya gerek yok. gezilecek en güzel yerler RIO VE FOZDA IGUASSU. SAO PAULO VAKİT KAYBI BENCE. İguasuda ki İTAİPU BARAJINI DA mutlaka gezi listenize eklemnizi tavsiye ederim. Ne güzel ya bayıldım iki kültür de bir etkileşim olmuş Türk kahvesini onlar da yapar artık. Brezilyalılar kahvemizi beğendiler. Bidolu ülkeye götürdüm."} {"url": "https://celebialper.com/frankfurt-bilgi-gezi-notlari-rehber-yazisi/", "text": "Frankfurt am Main yani Main üzerindeki Frankfurt, Almanya Main nehri kıyısında yer alan, 736.000 kişi nüfusuyla Hessen eyaletinin en büyük şehri. Bugün şehir gökdelenleri, iş merkezleri, fuarları, bankaları, otobanları, havalimanı ile Avrupa'nın en önemli ekonomi, ticaret, ulaşım merkezlerinden biri. Bu gezi notları yazısı Frankfurt nerede, ne yenir, ne alınır sorularını yanıtlayan, Frankfurt hakkında bilgi, etkinlikler, gezilecek yerler, şehir turları, harita, ilçeler ve semtler, nüfus, göçmenler, yakın şehirler, alışveriş, gece hayatı, kalacak yer, Türk toplumu konularında bir Frankfurt gezi rehberi ve gezi yazısı. Ortaçağ'dan bu yana Almanya'nın en önemli kent merkezlerinden biri olan Frankfurt, 794 yılında bağımsız bir imparator şehri, 1562'den itibaren Kutsal Roma-Cermen İmparatorluğu'nun taç giyme töreni şehri oldu. 1816-1866 yıllarında Alman Birliği'ne ve 1848-1849 yılları arasında ilk bağımsız seçilmiş Almanya Parlamentosu'na ev sahipliği yaptı. Ünlü Alman kenti sadece Almanya değil, Avrupa çapında önemli bir finans, fuar ve hizmet merkezi ve Alpha World Cities olarak adlandırılan tek Alman büyük şehri. Kent, Avrupa Merkez Bankası, Almanya Merkez Bankası, Frankfurt Borsası ve Frankfurt Fuarı'na ev sahipliği yapıyor. Merkezi konumu, yoğun havaalanı, Merkez Gar ve otoyolların kesişme noktası ile Avrupa'nın en önemli trafik düğüm noktalarından biri. İlk kez 1875 yılında nüfusu 100.000'i bulan şehrin merkezinde bugün 736 bin kişi, Rhein-Main bölgesinin tümünde ise 6 milyon kişi yaşıyor. Berlin, Hamburg, Münih ve Köln'den sonra Almanya'nın beşinci büyük şehri. Frankfurt Avrupa'nın en yüksek gökdelenlerine sahip. Gökdelenlerin çoğu bankalara ait. En yükseği Commerzbank Tower olan bu binaların çoğu son 20 sene içinde yapıldı. Frankfurt Goethe Universitesi, UAS, FUMPA, ve lisansüstü Frankfurt Maliye ve İşletme Okulu gibi önemli eğitim kurumlarına sahip. Ünlü tiyatro salonları, tarihi eserler, değerli müzeler ve parkları ile seyahat etmeye değer bir şehir. Eintracht Frankfurt futbol takımı ve kulübü, Frankfurt Skyliners basketbol takımı, Ironman Germany ve maratonu ile sporda da söz sahibi bir kent. Alman olimpiyat, futbol ve motor sporları birliklerinin merkezleri burada. Pek turistik bir kent sayılmasa da ünlü kültür merkezleri arasında konser salonu Alte Oper, kıta Avrupa'sının en büyük İngilizce tiyatrosu English Theatre, kiliseleri, kültür merkezleri, parkları, etkinlikleri ile epey turist alan bir şehir. Ben teknik bir sempozyuma davet alınca çok az masrafla bu kenti görme fırsatını kaçırmadım. Merkez Tren İstasyonu Hauptbahnhof, kentte hem ulaşım hem de yön bulma için önemli bir ulaşım noktası. Kentin yer aldığı 21.115 kilometre kare genişliğindeki Hessen eyaleti Almanya'nın orta batı bölgesinde. Hessen eyaletinin kuzeyinde Aşağı Saksonya, doğusunda Thuringia, güneydoğusunda Bavyera, güneyinde Baden-Württemberg, batısında Rhineland-Palatinate, kuzey batısında North Rhine-Westphalia eyaletleri bulunuyor. İçerisinde volkanik Vogels Dağlarının bulunduğu eyaletin batısında Yukarı Rhine Platosu, doğusunda Thuringian Ormanı yer alıyor. Şehir Aşağı Main'ın her iki yakası ile Taunus'un güneyinde, orta Almanya'nın güney batısında yer alıyor. Kentin güneyinde şehir ormanları var. En yüksek noktası Berger tepesinde kurulu Seckbach semti, deniz seviyesinden 212 metre yükseklikte. Kentin konumu Basel'den Yukarı Ren düzlüğüne kadar yayılan Ren Nehri havzasının en kuzey noktasında. Kuzeyinde ünlü Kronbergile Königstein derebeylik kentleri, batısında Hessen eyaletinin başkenti Wiesbaden ve Rheinland-Pfalz eyaletinin başkenti Mainz, güneyinde ise üniversite şehri Darmstadt var. Frankfurt, Hessen eyaletinin en büyük şehri. Frankfurt Main Nehri'nin her iki yakasında, Taunus Sıradağları'nın güneydoğusunda bir konuma sahip. Şehir merkezi nehrin kuzeyindeki Altstadt bölgesi ile onu çevreleyen Innenstadt semti. Coğrafi merkezi West Station yakınındaki Bockenheim. Gezi haritası üzerinde numaralı gezilecek yerler var, listesi altında. Gezi rehberi yazımın daha ilerisinde gezilecek yerler ayrıntılı bilgilerle var. - 1. Cathedral - 2. Archaeological Garden - 3. Linen House - 4. Iron Bridge - 5. Customs Tower - 6. Wertheim House - 7. Historisches Museum Frankfurt - 8. Old Nikolai Church - 9. Römerberg - 10. Fountain of Justice - 11. Römer - 12. Stone House - 13. St. Paul's Church - 14. St. Leonhard's Church - 15. Carmelite Monastery - 16. Goethe House - 17. St. Catherine's church - 18. Hauptwache - 19. Old Opera House - 20. Nebbien's Garden House - 21. Eschenheim Tower - 22. St. Peter's Cemetry - 23. Staufer Wall - 24. Jewish Cemetery İzlediğim bir ses ve ışık gösterisi videosu. Uzun yıllar önce Alman devleti bira fiyatlarını yükseltme kararı alınca halk sokaklara dökülüp karar geri alınana dek içme eylemi yapar, 20 kişi bira uğruna aşağıdaki Paulsplatz Meydanı'nda can verir, devlet geri adım atar. Almanya, bira uğruna ölenleri unutmaz. Frankfurt'ta karşıya, Anadolu yakasına geçtim. Bu taraf daha nezih, trafiği, eroinmanı, gürültüsü az. Biraz uzak ama ne olacak arada bir Main Nehri var, aylık akbille gider gelirim işe diyorum, yolda simit çay falan. Lodos yaparsa da köprüde yürümek serbest zaten. Resmen Avrupa'ya geldim, inanmazsanız işte tabelası. Ben zor inandım çünkü, bu kadar bıyıklı, küfür eden adam İstanbul'da görmedim. Her gece otel odamda yatağımda çikolata buluyorum. Bu Almanlar ne demek istiyor? Masaya koy, sehpaya koy; yatağa neden koyuyorsun arkadaşım, ben muhafazakar bir insanım. Emeği ve emekçileri temsil eden Çekiç Sallayan Adam heykelinin kolu motorlu, hareket ediyor. 1991 Jonathan Borofsky tasarımı. 21 metre, 32 ton. Richard Hess tarafından 1983 yılında yapılan Davut ve Calut heykeli. Şimdi gezilecek yerler, görülecek noktalar, ünlü turistik ziyaret yerlerine bakalım. Gründerzeit tarzı binalarıyla kentin en meşhur ve güzel caddesi. Küçük dükkanlar, restoranlar ve kafeler var. Eiserner Steg Köprüsünün kuzeyi ve kent merkezindeki 14. ve 15. yüzyıldan kalma binaların çoğu II. Dünya Savaşı'nda yıkılıp yeniden yapıldı. Römerplatz Meydanında Goldener Schwan ve aşağıdaki Römer adlı tarihi belediye binaları, 1290 yapımı Alte Nikolaikirche Kilisesi, restoranlar, kafeler, turistik hediyelik dükkanları var. Main Nehrine doğru yürüyünce Sachsenhausen'e giden 19. yüzyılda inşa edilen Eiserne Steg Köprüsü, ve 15. yüzyıldan kalma Gotik Rententurm Kulesi ve yanında 12. yüzyıldan kalma tarihi Saalhof Kalesi, Frankfurt'ta gezilecek yerler arasında en önemli ve turistik olan tarihi eserler olarak görülüyor. 1869 yılında yapılan yaya köprüsü, güzel nehir, gökyüzü ve şehir manzaraları için gezilecek yerler arasında. Karşı yakada müzeleri ve tarihi barlarıyla meşhur Sachsenhausen bölgesi var. Şehir içi ulaşım istasyonu ve merkezi konumu nedeniyle modern kentin merkezi kabul edilen meydan, Zeil Alışveriş Merkezi, Eschenheimer Tor ve Rossmarkt Meydanının yanında. Adını aldığı 1730 yapımı Hauptwache adlı bina, Frankfurt bağımsız bir şehirken askeri milis merkezi idi; Prusya'ya bağlandıktan sonra ilk işlevini kaybetti. 1905 yılından bu yana bir kafe. Katharinenkirche ve Palais Thurn-und-Taxis Sarayı binaları da burada. Main Nehrinin güneyindeki bölgenin tarihi kısmı Alt-Sachsenhausen, elma şarabı barlarıyla ünlü gezilecek yerler arasında. Alman Mimarisi Müzesi Schaumainkai 43 adresinde yer alıyor. Pazartesileri kapalı. Giriş bileti ücreti 9 avro. Schaumainkai Caddesi 41 numaradaki Alman Film Müzesi Pazartesileri kapalı; bilet ücreti tam 6, çocuk 3 avro. Bölgesel tarihi sanat ve kültür müzesi, Schaumainkai 83. Resim, fotoğraf, heykel, grafik sanatları, mimari ve uygulamalı sanat eserleri. Pazartesi hariç rehberli turlarla gezilebiliyor; tam 4, çocuk 2 avro. Skulpturensammlung, Schaumainkai 71. Tüm dünyadan heykeller sergileniyor Bahçede çok hoş bir kafe var. Pazartesi kapalı. Doğa Müzesi, Senckenberganlage 25, her gün açık. Bitkiler, hayvanlar, madenler, dinozor iskeletleri. Tam 8, çocuk 4 avro. Kent ve insanları hakkında tarih müzesi, Saalgasse 19. Aile bileti 15 avro. Kentin en büyük parkı iki üniversite kampüsüne yakın olduğu için gençlerle dolu. Johann Wolfgang Goethe Üniversitesi'nin mimari açıdan ilginç kampüsü. Untermainanlage 11, tarihi Alte Oper değil, opera izlemeye gidilen modern opera binası. Am Bornheimer Hang 4 (7 numaralı U-Bahn metro hattı) buz pateni sahası. Amatörler ve yerel takımların buz hokeyi oyunları için buz pisti. Gallusanlage 7, Willy-Brandt-Platz. Kıta Avrupa'sının İngilizce oyunlar sergilenen en büyük tiyatrosu. Kentin güneyindeki 48 kilometre kare orman, 6 çocuk bahçesi ve dokuz yapay gölüyle hem yerel hem de turistik gezilecek yerler arasında. Ailece yapılacak etkinlikler arasında ideal olan ormana, Frankfurt Süd istasyonundan 14 numaralı tramvayla gidiliyor. Sinema, Eschenheimer Tor. Almancanın yanı sıra İngilizce filmler de gösteriyor. Titus-Thermen ve Rebstockbad yüzme havuzları. Jakuzi ve saunaları da var. Spor tesisinde yüksek ip parkurları, golf sahası, kapalı tırmanma, kaya tırmanışı, duvar tenisi ve diğer sportif etkinlikler yapılıyor. Gözlem kulesi var. Merkez Tren İstasyonundan trenle Königsstein istasyonuna gidip oradan Parkstraße Otobüs Terminalinden gidiliyor. Kulesinde kremalı sıcak çikolata satılıyor. Doğa yürüyüşü gibi etkinlikler için gezilecek yerler arasında. Merkez Tren Garının hemen doğusundaki fuhuş ve uyuşturucu bölgesi. Genelevler, seks sinemaları, sex shoplar ve barlar var. Turistler için bir tur atmak ilginç oluyor, yürümek gece bile güvenli. Amsterdam gibi vitrinler yok. Frankfurt Kitap Fuarı dünya yayıncılık sektörünün en büyük etkinliği. Geçmişi 1485 yılına, Gutenberg matbaası dönemine kadar giden kitap fuarı, Ekim ayının ortasında gerçekleştiriliyor. Son iki gün Cumartesi ve Pazar halka açılıyor, kitap satışı sadece Pazar günü yapılıyor. Günlük bilet 12 avro. Bu Alman şehrinden ne alınır diye düşünenler, yerel hatıra, hediyelik eşya veya yiyecek içecek satın alabilirler. Şehir adını dünya çapında frankfurter olarak bilinen ünlü domuz sosisine vermiş. Tazesi tercih edilse de, konserve olarak hediyelik de alınabiliyor. 1894 yılında kurulan Gref-Völsings Rindswurst sosisleri kentin her yerinde süpermarketlerde, benzin istasyonlarında, restoranlarda ve kasaplarda bulunuyor. 6 sosisli konserve kavanozlarının fiyatı 6 avro. Kleinmarkthalle, Hasengasse 7 adresindeki pazarda yer alan Metzgerei Ullmann ve Schoen adlı kasaplarda hem taze hem konservesi, An der Kleinmarkthalle 7-9 numaradaki pazarın hemen dışındaki Kulturothek'te konservesi satın alınabiliyor. Şehrin 13 kilometre dışındaki Bad Homburg resmen bir spa bölgesi ve toplumu. Sağlıklı havası ve suyu nedeniyle buraya gelen daha sonra King Edward VII olacak Galler Prensi, buradan yerel bir şapka alır ve tüm dünya şapkaya Homburg adını verir. 1990'larda hip hop sanatçıları şapkayı yeniden keşfedip popüler hale getirir. Orijinal Homburger Hutsalon şapkaları Rathausstraße Caddesi no:8 adresinden alınabilir. Frankfurt Hauptbahnhof'dan kasabaya S5 ile 20 dakikada gidiliyor. Kulplu çömlek sürahi bembel, sıcak yaz aylarında serin tuttuğu için elma şarabı servisinde kullanılıyor. Lokantalarda elma şarabı bu sürahide masaya bırakılıyor, karıştırmak için bir şişe de maden suyu veriliyor. Şehrin geleneksel ve turistik sembolü olan bembel, hediyelik biblo veya saksı olarak da kullanılabilen, Frankfurt'tan ne alınır diye düşünenler için güzel bir hatıra. Toepferei Maurer ailesinin ürettikleri ünlü olup, Wallstrasse 5 adresindeki dükkanlarında fiyatları 12 ile 20 avro arasında değişiyor. Dippemarkt (Fahrgasse 80) da bu hediyelik eşyayı almak için başka bir yer. Elma şarabı kültürünün kalbi olan kentin çevresinde şekersiz mayalanarak üretilen bu içkinin alkol oranı %5,5. Zaten hafif olan içki maden suyuyla karıştırılarak içiliyor. Tüm marketlerde bulunan tipik yerel elma şarabının 1 litrelik şişesi 1,6 avro ama 4-5 avroya kadar olanlar da var. Kentin Lohrberg ve Hochheim bağlarında üretilen üzüm şarapları da meşhur. Roemerberg Limpurgergasse 2 adresindeki şarap mağazasından alınabilir. 1982 yılında bir plakçı çalışanı, Alman Kraftwerk ve İngiliz Depeche Mode gibi bambaşka elektronik müzik gruplarını sınıflandırmaya karar verir. Teknoloji sözcüğü çok uzun olduğu için isim tekno olarak kısaltılır ve şehir bu ABD kökenli müziğin Almanya'daki merkezi haline gelir. En ünlü DJ'ler Talla 2XLC ve Sven Vaeth'in albümleri internet sitelerinden veya Brueckenstr Caddesi 36 numaradaki Freebase adlı müzik dükkanından alınabiliyor. Kentteki alışveriş merkezleri, caddeleri ve meydanlarının büyük çoğunluğu merkezde, yürüyerek gidilebilecek uzaklıkta. Kentin merkezi yaya alışveriş caddesinin batı ucunda Hauptwache Meydanı, doğu ucunda Konstablerwache Meydanı var. Münih Kaufingerstraße'den sonra Almanya'da dükkan kiralarının en yüksek olduğu caddede H&M, Saturn, Esprit, Zara, Peek & Cloppenburg, C&A ve NewYorker gibi ünlü markaların giyim mağazaları; MyZeil, Zeilgalerie, Galeria Kaufhof ve Karstadt alışveriş merkezleri var. Şehrin en pahalı alışveriş caddesinde Louis Vuitton, Prada, Gucci, Tiffany, Giorgio Armani, Versace, Cartier, Burberry, Vertu ve Bulgari gibi lüks giyim markalarının mağazaları var. Goetheplatz ile Opernplatz meydanları arasında bir konuma sahip. Kent merkezinde Börsenstraße ile Opernplatz arasında yer alan yaya caddesinde hem lezzetli yeme içme mekanları, hem de alışveriş için Apple Store, Hugo Boss, Porsche Design mağazaları var. Kentin en uzun alışveriş caddesi merkezden başlayıp Nordend ve Bornheim üzerinden giderek Seckbach'de sona eriyor. Küçük dükkanlar, lokantalar, kafeler var. Bockenheim mahallesindeki alışveriş caddesinden günlük ihtiyaçlar giderilebiliyor. Tarihi yerlere yakın Altstadt mahallesinde yer alan caddede sanat galerileri, ikinci el kitapçılar ve antikacılar var. Bahnhofsviertel semtindeki caddede en çok Türkiye, Orta Doğu ve Asya'dan ithal ürünler satılıyor. Merkez Tren Garı ile Willy-Brandt-Platz arasında. Şehrin en büyük pazarında taze gıdalar ve çiçekler satılıyor. Asıl adı Grosse Bockenheimer Strasse olup yerel halkın \"çiğneme sokağı\" anlamında Fressgass olarak adlandırdığı caddede kafeler, restoranlar, şarküteri ve mezeciler var. Metrodan Hauptwache veya Alte Oper istasyonunda iniliyor. Mayıs sonu veya Haziran başında yapılan festivalde yemek tezgahları, ucuz bira ve canlı müzik oluyor. Eğer yeme içme meraklısı bir gurme iseniz Frankfurt Geht Aus yemek ve restoran dergisini kitapçılardan, gazete büfelerinden ve Merkez Tren Garındaki Turizm Danışma Bürosundan alabilirsiniz. Moselstrasse 25. Uluslararası müşterileri olan, lezzetli büyük porsiyonların ucuza servis edildiği küçük Çin yemekleri lokantası. En ünlü Alman fast food yemeklerinden olan ketçap ve köri baharatlı dilimli dana sosisi Curry-Wurst ile meşhur bir zincir. Sandalye değil sadece tezgahlar var. Çok acı baharatlar bulunan lokanta işletmesi, sosisli sandviç yeme yarışmaları düzenliyor. Grüneburgweg 37, Niddacorso 3, Berger Straße 80, Mergenthalerallee 2, Augustinerstraße 11, Zeil 104 adreslerindekiler gibi toplam 25 yemek mekanı var. Bu fırın kafede Alman kahvaltısı yapayım dedim ama Türk olduğum için abarttım. Beşi 6 avro. Çok oldu bu kadar şey ama yetmiyor, zeytin yok çünkü. Çok çeşitli hamur işleri, sandviçler, ekmek, kruvasan, sosis, tahıl gevreği, meyve, kek yenebilen self servis ucuz yemek zinciri. Am Hauptbahnhof 8 / Kaiserstraße 81. Ginnheimer Stadtweg 120. Taze Alman mutfağı yemekleri. Schweizer Strasse 67. İstanbul'da yıllarca yaşayıp öğretmenlik yaptıktan sonra ülkesine dönen Alman arkadaşım Michaela sağ olsun yaşadığı kentten gelip beni bu sevdiği geleneksel Alman yemekleri restoranına götürdü. Bu Alman kentine gelince ne yenir sorusuna mükemmel bir yanıt. Şimdi bakalım burada yediğim geleneksel Alman yemekleri neler. Aşağıdaki kıyılmış soğan ve sirkeli Harzer peynirinden oluşan geleneksel Frankfurt yemeğinin adı Handkas mit Musik. Buradaki \"müzikli\" ifadesinin nedeni, yedikten sonra gaz çıkarttıran bir yemek olması. Kornmarkt 11. Merkezi konumda, geleneksel Alman yemekleri. Almanya'da Türk döneri yemeyi de ihmal etmedim, o da çoktandır burada yemek kültürünün bir parçası. Bir kez de kaldığım sokakta Balkan köftesi yedim. Bu ise açık büfe yediğim bir yemek. Özelikle Bahnhofsviertel bölgesi, Merkez Tren Garı'nın karşısında başlayan Kaiserstraße ve Munchener Strasse olmak üzere her yerde çok sayıda Türk lokantası var. Weißfrauenstr 18 Innenstadt. Lahmacun, dürüm, kebap. Zuckschwerdtstraße 16. Zeytinyağlılar, mezeler, et ve tavuk yemekleri, hünkar beğendi, kuzu incik, kuzu gerdan, hamsi tava, karides, ahtapot tandır, felafel, tirit kebabı. Münchener Str. 29. Lahmacun, kebaplar, pideler. 736.000 nüfuslu kentin %51.2'si göçmen olup, Almanya'da nüfusunun çoğu göçmen olan ilk şehir. Altı yaşın altındaki her dört çocuktan üçü göçmen kökenli. Yaşayanların %27,7'si halen yabancı ülke vatandaşlarından oluşuyor. 180 ülkeden insana ev sahipliği yapan çok kültürlü Frankfurt, tam bir göçmen kenti. En fazla göçmen Türkiye, Hırvatistan, İtalya, Polonya, Romanya, Sırbistan, Bulgaristan, Yunanistan, Makedonya, Rusya, Lübnan, Afganistan, Bosna-Hersek, İspanya, Portekiz, Fransa, Çin, Kore, Japonya, Amerika Birleşik Devletleri, Avusturya, İngiltere, Pakistan, Fas ve Hindistan'dan var. Son derece kozmopolit, nüfusunun yüzde elli biri yabancı bir kent. Almanya'da yaşayan Türkler için vazgeçilmez şehir Frankfurt, ülkede Türklerin en fazla yaşadığı kentlerden. Yerli Almanlar artık nüfusun yarısının altına düştü ve Türkler %13 ile en geniş azınlık göçmen grubunu oluşturuyor. Almanya'da Türkler en çok nerede yaşıyor? Frankfurt. Türklerin kentin ve Almanya'nın ekonomik yaşamında rolü önemli. Avrupa'daki Türk nüfusunun yaklaşık yüzde 25-30'luk kısmının gastronomi ile uğraştıklarını görüyoruz. Bunun yüzde 60'ı döner sektöründe yer alıyor. Almanya genelinde yaklaşık 20 bin, Avrupa genelinde ise yaklaşık 40 bin döner büfesi var. Döner sektörü Almanya genelinde yaklaşık 180-200 bin kişiye istihdam sağlıyor. Almanya döner sektörünün yıllık cirosu 3 milyar euro, Avrupa genelinde ise 4 milyar euro'yu buluyor. Almanya çapında günlük üretilen döner ortalama 300 ton. Almanya'nın en zengin kenti Frankfurt'u zirveye taşıyan 16.000 şirketin yedide biri Türk. Günde 50 ton döner satan da var, bilgisayar oyunu üretip 800 işçi çalıştıran da. 40 tona kadar dev TIR'ları süren Rukiye Tunç Tuygar'ın kurduğu Tunç Trans şirketi, 120 çalışanı ve günde 60.000 kilometre yapan araçlarıyla hizmet veriyor. Şirket müdiresi 32 yaşındaki Rukiye Hanım iki çocuk annesi ve bir çocuk kitabı yazarı. 40 yıllık Kuaför Salonu Lamprecht'in şefi bir Türk kızı; 23 yaşındaki Çiğdem Pamuk. Frankfurt Belediye Başkanı'nın ziyaret edip \"işte yaşayan uyum\" dediği Çiğdem de Almanyalı Türklerin gururlarından biri. 1999 yılında kurulan Crytek firmasının sahibi üç Türk kardeş, bilgisayar oyunları programcılığı yapıyor. Başarı 2004'teki Far Cry ile gelmiş, 2007'de bir üçlemeye dönen oyunun ilk bölümü Crysis piyasaya çıkmış. Üç kardeş bugün 800 kişi çalıştırıyor ve akıllı telefonlar için yeni kısa oyunlar ve buna bağlı yüksek kazançlar hedefliyor. Frankfurt'un en büyük Türk markalarından olan Karmez Döner, şu anda dünyanın en büyük döner üreten şirketi. Bergen Enkheim'daki fabrikada günde 50 ton döner üretiliyor. Yıllık ciro 50 milyon euro. Mavi Jeans'i Almanya'ya getiren Dr. Emin Cezairli, 1996'da bir arkadaşının kendisini Mavi Jeans'in Almanya temsilcisi olması için çağırıp getirdiğini, ilk yıl 1600 kot sattıklarını şimdi ise milyonları aştıklarını anlatıyor. Günübirlik geziler için Frankfurt'a yakın şehirler, batısındaki Main-Taunus-Kreis'in Landkreis ilçesinde Hattersheim am Main, Kriftel, Hofheim am Taunus, Kelkheim, Liederbach am Taunus, Sulzbach, Schwalbach am Taunus ve Eschborn şehirleri ile kasabaları. Kuzeybatısındaki yakın şehirler Hochtaunuskreis, Steinbach, Oberursel ve Bad Homburg vor der Höhe. Kuzeyindeki Wetteraukreis, Karben ile Bad Vilbel, Frankfurt'a yakın şehirler. Kuzeydoğudaki yakın şehirler Main-Kinzig-Kreis, Niederdorfelden ve Maintal; güneydoğuda Offenbach am Main; güneyde Kreis Offenbach ve Neu-Isenburg; güneybatıda ise Kreis Groß-Gerau with Mörfelden-Walldorf, Rüsselsheim ve Kelsterbach şehirleri oldukça yakın. Daha büyük Hanau, Rodgau, Dreieich, Langen ile birlikte şehir, Stadtregion Frankfurt adlı geniş kentsel alanı oluşturuyor. Frankfurt gece hayatı oldukça eğlenceli ve hareketli, bu genç şehirde partiler hep gündemde. Şehir merkezi ile Sachsenhausen, Bockenheim, Bornheim, Nordend bölgelerinde gece hayatı yoğun. Bankalar ve seyahat eden iş adamları nedeniyle Frankfurt gece hayatı ikiye ayrılabilir; yüksek gelir düzeyindekilere yönelik lüks parti ve eğlence yerleri ile, alternatif öğrenci partileri. Cumartesi geceleri lüks gece kulüpleri sabaha kadar açık olsa da, barlar 23:00-01:00 arası saatlerde, küçük kulüp ve diskolar 03:00 ile 04:00 arasında kapatıyorlar. Tüm geceyi ayakta geçirmek isteyenler için Alt-Sachsenhausen semtindeki birçok bar sabaha kadar açık. Main nehrinin güneyindeki banliyö Sachsenhausen'ın bir bölgesi olan Alt-Sachsenhausen, yerel içki elma şarabı satan Kneipen adlı bar türüyle ünlü. Buraya turistler de elma şarabı içmeye gidiyor. Burada Dauth-Schneider, Struwwelpeter ve Lorsbacher Thal adlı barlar en iyileri. Textorstrasse caddesinden birkaç dakika güneye yürüyünce turistlerin pek bilmediği, yerel halkın gece hayatı için tercih ettiği Germania, Kanonensteppel ve Feuerraedchen adlı barlar var. Şehir 1980'lerden beri elektronik müzikte ileri bir konumda. Bu müzik dalında ünlü DJ'ler Sven Vath, Marc Trauner, Scot Project, Kai Tracid; ve Dorian Gray, U60311, Omen ve Cocoon adlı kulüpler var. Cafe & Bar Celona, Holzgraben 31. Hafta içi 09:00-01:00, Cuma Cumartesi 09:00-02:00 saatleri arasında açık İspanyol tarzı bar şehrin tam merkezinde. Gençlerin buluşma mekanı. Yerel halk arasında popüler Cafe Karin, Walden ve diğer kafeler var. İş adamlarına hizmet eden ve kurumsal partiler düzenleyen birçok gece kulübü var. Elektronik müzik çalan eğlence yeri çok. Alternatif müzik de yapılıyor. Velvet Club, Weißfrauenstr. 12 -16. Merkezi konumdaki gece kulübünün iç tasarımı hoş. House ve elektronik müzik. Jazzkeller, Kleinen Bockenheimer Straße Nr. 18a. 1952 yılında açılan jazz müzik kulübü. Bazen özel konserler oluyor. Odeon Club, Seilerstraße 34. Belli günlerde temalı partiler oluyor, Pazartesi Afrika müzikleri partisi, Perşembe öğrenci partisi gibi. Cumartesi geceleri öğrenciler tanışma ve eğlence için çok gidiyorlar. Clubkeller, Textorstrasse Cad. Hoş ortam, indie müzik. Pulse Club Gay dans kulübü. Batschkapp Rock ve alternatif müzik mekanı. Nachtleben Hoş kafe bar ve alt katta rock, punk, metal konser salonu. Kente teknik bir etkinlik için davet edildim, uçak ve otel ücretsiz sunuldu ama ben daha fazla kalmak istedim. Etkinlik öncesi günlerde bulabildiğim en ucuz merkezi otel Pension Alpha Frankfurt City'de (Karlsruher Str. 7, Gutleutviertel) kaldım. Basit bir otel, bana yeterli, yeri merkezi. Evsiz, eroin, fuhuş, dilenci, kaçakçı semti, ama kimseye zararları yok. Sokağımda sadece siyahların gittiği bir bakkal-bar, bir Türk bakkal-bar, berber, yedek parçacı, Boşnak köfteci, işçi kıyafetçisi var. Ama daha sonra beni davet eden etkinliğin ısmarladığı lüks otele geçeceğim. Bir gün tesadüfen önünden geçtim, tur rehberleri anlatıyordu, tarihi değeri olan ve en lüks otel diye, vay be. Cebimden kaldığım Frankfurt'un en ucuz otelinden çıkıp eroin şırıngaları ve evsizlerin arasından sekerek Tarlabaşı'dan Nişantaşı'na gelir gibi oldum, davet eden konferansın konuk ettiği, kentin en lüks oteline yerleştim. Bünyem biraz şaştı ama hemen uyum sağladım. Heykelli, kütüphaneli, tablolu, tarihi bir otel. Lüks otelin adı Steigenberger Frankfurter Hof. Liverpool Üniversitesi'nin araştırmasınanda kişi başına satın alma gücü paritesine göre Avrupa'nın en zengin kenti olarak sayılıyor. 2008 yılı Mercer yaşam standartlarına göre yaşam kalitesi en yüksek, en yaşanabilir kentler sıralamasında yedinci. Bunun yanında Almanya'nın en yoğun iş bölgesi. Frankfurt am Main ve Ren-Main havzasında büyük sanayi tesisleri var. Özellikle kimya ve ilaç sanayisi önde geliyor. Otomotiv sanayisinde çalışan başlı başına isim yapmış şirketlerle, mühendislik ve şirket danışmanlık firmaları bulunuyor. Bazı önemli bilişim şirketleri de Frankfurt'un merkezi konumu, mükemmel ulaşım ve iş imkanlarından yararlanmak için burada. Şehirde hizmet dalındaki şirketlerin yanında büyük bankalar da var. Bankalar şehri olarak bilinen kent, Almanya ve Avrupa çapında faaliyette bulunan finans şirketlerinin Avrupa merkezi. Burada Avrupa Merkez Bankası da bulunuyor. En büyük işveren, Frankfurt havaalanı yönetim şirketi. Almanya'da hızlı tren sistemi ICE'nin Köln şehrine bağlantısı bulunuyor. Bu tren hattı ile dev yük tren garı ve nehir limanına da sahip. Frankfurt hakkında bilgi ve gezi rehberi olmasını umarım. Baştan sona tam bir rehber olmuş Hocam. Elinize sağlık, Frankfurt güzel bir şehirmiş. Umarım rotamız bir gün düşer. Geçen ay Frankfurt'a gitmiştim hocam bahsetiğiniz gibi tekrar canlandı gözümde anılar. Ellerinize sağlık çok güzel yazı olmuş. Teşekkürler. 8 metre Frankfurt gezi yazısı oldu, çok emek verdim. Yorumda da belirtmişsiniz erkanın gerçekten çok güzel olmuş. Güzel yazı ve emeğinizden dolayı teşekkür ederim."} {"url": "https://celebialper.com/fransa-gezi-rehberi/", "text": "Fransa gezi için en çok kişinin tercih ettiği, dünyanın en turistik ülkesi, günümüzde yılda ortalama 85 milyon kişiyle en çok turist çeken ülke. Sayısız kaliteli restoranları, tablo güzelliğinde köyleri, dünyaca ünlü mutfağı ve güzel doğası, hemen her seyahat meraklısının rüyası. Bazıları içinse Fransa büyük düşünürleri, yazarları, sanatçıları, kültürü, romantik ve güzel dili Fransızca ile gezilecek görülecek bir ülke. Coğrafi çeşitliliği, dev sıradağları, çok uzun kıyıları, harika tarım arazisi manzaraları ile güzel bir ülke. Bu Fransa gezi rehberi yazımda Fransa hakkında ilginç bilgiler, Fransa haritası ve konumu, hava durumu ve iklimi, gitmek için uygun zamanlar, bölgeleri, bölge haritaları ve isimleri, en güzel şehirleri, uçakla, trenle ve otobüsle nasıl gidildiği hakkında rehber bilgiler ve gezi notları var. Bazıları az bilinen, bazıları ünlü, Fransa hakkında ilginç bilgiler. - 4,807 metre yüksekliğindeki Mont Blanc hem Fransa'nın hem de Avrupa'nın en yüksek dağı. - İstatistiklere göre her beş kişiden birinin depresyon geçirdiği ülke, dünyanın en depresif ülkesi. - 19. Louis sadece 20 dakika Fransa Kralı olarak hüküm sürdü. - Arabalara plaka takılması bu ülkede başladı. - Yasalar bir ölüyle evlenmeye izin veriyor. - 1748 ile 1772 yılları arasında cüzzam yaptığı sanıldığından Fransa'da patates yetiştirmek, satmak ve yemek yasaktı. - Ülkede bir domuza Napolyon adını vermek yasak. - I. John, doğumundan 5 ay önce Fransa Kralı ilan edildi, fakat doğduktan sonra sadece 5 gün yaşadı. - Bikini bir Fransız icadı ve adını Güney Pasifik'teki nükleer test alanı Bikini Atoll'dan alıyor. - Fransız manikürünün kökü aslında ABD'nin Kaliforniya eyaletindeki Hollywood şehrine dayanmakta. - 1814 1830 yılları arasında Fransa Krallığı'nın bayrağı düz beyazdı. - Uygulanmamış bir yasa olsa da 2012 yılına kadar 214 yıl boyunca kadınların pantolon giymesi resmen yasaktı. - Afrika kıtasında Fransızca konuşan kişi sayısı Fransa'dan fazla. - Tüm şampanya üretimi Fransa'nın Champagne bölgesinde gerçekleşiyor. Bölge dışında üretilenler şampanya adını kullanamayıp, köpüklü şarap olarak adlandırılıyor. - Standart bir şampanya şişesinde 49 milyon baloncuk var. - Dünyada en çok ziyaret edilen müze yıllık 9,3 milyon ziyaretçisiyle Paris'te bulunan Louvre Müzesi. - 29 bin kilometre uzunluğundaki demir yolları ağı ile Fransa, bu alanda Almanya'dan sonra Avrupa'da ikinci sırada. - Binden fazla peynir türü var! - 1 Nisan şakası geleneği bu ülkede doğdu. - Louvre Müzesi 1190 yılında Vikinglere karşı savunma amaçlı inşa edildi. - Fransa ile bütünleşmiş kruvasan, aslında Avusturya icadı. - 1996 yılında alınan bir kararla Fransız radyolarında çalan müziklerin en az %40'ı Fransız kökenli olmalı. - Fransa İmparatorluğu tüm dünyanın yüzde 8,6'sını yönetiyordu. - En çok Nobel Ödülü kazanan ülke. - Eğer Fransa'da yüksek hızlı trende yanınızda salyangoz taşırsanız, onlar için de bilet almak zorundasınız. - 'Ekmek yoksa pasta yesinler' sözü muhtemelen Marie-Antoinette tarafından söylenmemişti fakat daha sonra Jean-Jacques Rousseau tarafından uyduruldu. - Chateauneuf-du-Pape kasabasının üzerinden UFO geçmesi, iniş yapması yasaktır. - Paris'te sadece bir tane DUR trafik levhası var. - Eyfel Kulesi gibi Gustave Eiffel tarafından inşa edilen Özgürlük Heykeli, Fransız halkının ABD halkına bir hediyesi. - Fransızlar yılda 500 milyon salyangoz yiyorlar. - 2014 yılında Hong Kong'da bir şişe Fransız şarabı 1.45 milyon avroya satıldı. - Fransa'nın en uzun sınırı Brezilya ile ve Fransız Guyanası arasında 730 kilometre. - İlk film yapımcıları Auguste ve Louis Lumiere kardeşler. - Dünyanın en uzun romanı, Fransız yazar Marcel Proust'un yazdığı Kayıp Zamanın İzinde, bir milyon iki yüz elli bin sözcük, 3000 sayfa ve yedi ciltlik bir eser. - Kot pantolon aslında bu ülkede icat edildi. - Konserveyi Fransız mucit Nicolas Appert 1809 yılında icat etti. - Fransız eğitimci görme engelli Louis Braille, dünya çapında kullanılan körler alfabesini icat etti. - Montgolfier kardeşler, ketenden bir torbayı sıcak havayla doldurarak ilk balonlu uçuşu yaptılar. - Fransız kuaför Alexander-Ferdinand Godefroy, 1888'de saç kurutma makinesini icat etti. Dünyanın en çok turist giden ülkesi olmasında, Avrupa'nın en sevilen ziyaret merkezi Disneyland Paris eğlencesini yaşamak için sık sık hafta sonu tatiline gelen yabancılar önemli bir yer tutuyor. Rusya ve Ukrayna'dan sonra Avrupa'nın yüzölçümü en geniş ülkesi Fransa 551,695 kilometre kare; Avrupa dışındaki topraklarıyla beraber 643,801 kilometre kare. Şık başkent Paris, güneşli tatil bölgesi Fransız Rivierası, uzun Atlantik kumsalları, Fransız Alpleri'ndeki kayak ve diğer kış sporları merkezleri, Loire Valley şatoları, Breton Kelt bölgesi, Normandiya tarihi ve zengin kültürel mirasıyla dünya turizminde, kültüründe ve uygarlığında önemli bir yere sahip. Fransa güçlü coşku ve duyguların olduğu kadar akılcı düşüncenin, aydınlanmanın ve uygarlaşmanın da ülkesi olarak hem dünya sahnesinde önemli bir rol oynamaya hem de en turistik ülke olmaya devam ediyor. Ülke Batı Avrupa'da yer alıyor; batısında Atlantik Okyanusu, kuzeyinde Manş Denizi, Belçika, Lüksemburg, doğusunda Almanya, İsviçre, İtalya, güneyinde İspanya, Andorra ve Akdeniz ile çevrili. Büyük ülkede hava durumu değişken ama çoğunda ılıman kış mevsimi, ılık ve sıcak kış ayları hakim. Akdeniz kıyılarında ve kışın çok yağmur yağan güneybatı bölgesinde kışlar ılık ve yazlar epey sıcak geçiyor. Kuzeybatıdaki Breton bölgesinde yağmurlu ılıman kışlar ve serin yazlar yaşanıyor. Alsas tarafı ise serin ve soğuk kış mevsimi ve sıcak yaz mevsimi yaşanan bir iklim sunuyor. Rhone Vadisi boyunca kuzeyden batıya doğru esen mistral adlı şiddetli, soğuk ve kuru bir rüzgar esiyor. Alpler, Pireneler, Auvergne gibi dağlık bölgelere kışın yoğun kar yağıyor. Aşağıda şehirlerdeki kış, bahar, yaz ve sonbahar mevsimlerinde yaşanan hava durumu bilgisi olarak ocak, nisan, temmuz ve ekim ayları sıcaklık ortalamaları ve yıllık ortalamaları görüyorsunuz. Santigrad derece olarak sıcaklıklar gündüz-gece ortalamasıdır, bu nedenle gece daha soğuk, gündüz daha sıcak olarak düşünüp ona göre kıyafet götürmek gerekiyor. Okulların tatil olduğu Paskalya zamanı oteller, trenler, otobüsler, uçaklar dolu, yollarda trafik yoğun olur, mümkünse gitmeyin. Tatiller bölgelere göre bazı değişiklikler gösteriyor. Kış sömestr tatili genellikle 10 Şubat ile 10 Mart arası; İlkbahar sömestr tatili 10 Nisan ile 10 Mayıs arasında oluyor. Ulusal Bayram 14 Temmuz Bastille Günü seyahat zor olur. Bu tarihlerde, hele cuma akşamları yollarda onlarca kilometre uzunluğunda tıkanıp durmuş trafik oluyor. 1 Mayıs, 8 Mayıs, 11 Kasım, Paskalya ve Ascension (İsa'nın göğe yükselişi, 2019'da 30 Mayıs, 2020'de 21 Mayıs. Her yıl günü değişir) günleri oteller dolu, yollarda yoğun trafik olur. Kısaca Fransa'ya ne zaman gidilir sorusunun yanıtı sıcak veya serin sevenlere, kayak ya da deniz tatili isteyenlere, romantik veya doğa ile iç içe bir Fransa gezisi isteyenlere göre ve yıllık izin alınabilen mevsime bağlı olarak değişir, ama ne zaman gidilmez sorusunun yanıtı yukarıda. Kış zamanı gitmek isteyenlere özellikle kuzey ve yüksek bölgeler için soğuk havaya dayanıklı kıyafetler gerekiyor. Yazın Güney Fransa sahilleri boyunca dünyaca ünlü turistik yerler çok sıcak olur; şapka, güneş gözlüğü, şort, açık renk pamuklu tişört, uzun süre rahat yürünebilen terlik veya sandalet götürmek iyi olur. Fransa gezi notları ve rehberi devam ediyor. Fransa resmi ve siyasi olarak 13 bölge; coğrafya ve kentler olarak 22 bölge; kültürel açıdan ise 7 bölgeye ayrılıyor. Nord-Pas de Calais, Picardy, Normandiya bölgelerini içeren, en çok dünya savaşlarının açtığı yaralarla anılan kısım. Alsace, Lorraine, Champagne-Ardenne, Franche-Comte. Geniş Avrupa kültürü ve özellikle Alman kültürünün Fransız kültürü ile buluşup kaynaştığı yöre. Brittany, Pays de la Loire dahil, kültürü antik Kelt halkından etkilenen, okyanus kıyısındaki tarım bölgesi. Aquitaine ve Midi-Pyrenees. Atlantik Okyanusu kıyısında güzel plajlar, deniz, şarap, dağlar. Rhone-Alpes, Languedoc-Roussillon, Provence-Alpes-Cote d'Azur, Corsica. Ülkenin başkent Paris dışında en turistik bölgesi, fena para harcadım. Güneyinde gökmavisi deniz, güzel kumsallar, manzaralar, lüks tatil yerleri, sıcak hava; kuzeyinde ise Fransız Alpleri. Daha ayrıntılı bakarsak 22 bölge ve bu bölgelerdeki en büyük Fransız kentleri şunlar. Bunlar da yönetim bölgeleri olarak resmi siyasi bölgeler, adları ve haritası. Yukarıdaki her siyasi bölge, departement adlı farklı sayılarda kısımlara ayrılıyor. 69 kısım anavatanda, 5 kısım da denizaşırı topraklarda var. Her departement iki haneli bir kod numarasına sahip. Bu numara posta kodunun ilk 2 rakamını oluşturuyor. Departement'ler 334 arrondissement'e, bunlar da en küçük birim olan 4,055 kantona ayrılıyor. Ülkede 36,681 commune var. Fransa gezi planı yapanlar için işte Fransa'nın en güzel şehirleri. Romantizm, aşk, sanat, Eyfel Kulesi ile meşhur başkent. Bazılarına göre Fransa'nın en güzel kenti, büyüleyici bir rüya, \"ışıklar şehri\"; diğerleri için sokakları pis, kalabalık şehir. Şarap, geleneksel taş konaklar ve teraslarla ünlü güzel şehir. UNESCO Dünya Mirası listesindeki katedrali, kanalları ve bahçeleriyle Fransa'nın en güzel şehirleri arasında. Çok hoş kent merkezi ve aktif kültürel yaşamı ile ünlü dinamik kuzey şehri. Roma döneminden kalma tarihi eserler ve II. Dünya Savaşı sırasındaki efsane Fransız Direnişi ile ünlü şehri. Alsas şarap başkenti olarak anılan tarihi kent, Fransa'nın en güzel şehri kabul ediliyor. Provence bölgesinin merkezi olarak büyük limanıyla bilinen kalabalık, göçmen nüfusu yoğun Akdeniz kenti. Duvar resimleri bol. Bazılarına göre Avrupa'da yaşamak için en iyi şehir. Ülkenin en yeşil kenti. Güzel bir tarihi merkeze sahip şehirde birçok Avrupa enstitüsü bulunuyor. Kendine özgü tuğlalı mimarisi nedeniyle Pembe Şehir olarak adlandırılıyor. Müzeler, doğal alanlar, Fransız Rivierası ile en turistik şehirler arasında. Dünyanın en iyi film festivalinin yapıldığı deniz tatili kenti. Gezdiklerim arasında tatil için bence en güzel Fransız şehri Cannes. Parklar, eğlence ve dinlenme merkezleri, kanallar, göller, bahçelerle ailece tatil için ideal. Kumsal ve deniz tatili için ideal kentte temalı park, akvaryum ve klasik sanat müzesi var. Hayvanat bahçesi ve etkileyici sergilerin olduğu sanat ve bilim müzesi ile ünlü bir turistik şehir. Güzel mimarisi ve Orta Çağ şatoları ile en güzel Fransız şehirler arasında yer alıyor. La Panacee Müzesi, zooloji parkı, Amazon serası, her yaşa hitap eden ziyaret yerleriyle Fransa'da ailece tatile uygun. Altın yaldızlı Versay Sarayı, bahçeleri, Coach Gallery sanat galerisi, Musee Lambinet kent müzesi. Gelişmiş ve önemli bir Avrupa ülkesi olan Fransa'ya gitmek için seçenek çok. İstanbul'dan Paris'e Air France, Atlas Global, THY, Pegasus hava yolları ile aktarmasız, direkt gidebilirsiniz. Uçuş süresi 3 saat 20 dakika ile 3 saat 40 dakika arasında değişiyor. THY'nin Ankara Paris aktarmasız uçuşları da var, 4 saat sürüyor. Avrupa'da seyahat etmekteyseniz hemen her şehirden Fransa'ya ucuz uçak bileti bulabilirsiniz. Ülke içinde uçakla şehirler arası seyahat için Air France hava yolunun yanı sıra ucuz uçak biletleri için Hop!, Air Corsica, Twin Jet, easyJet, Ryanair, Eastern Airways, Hex'Air, Heli Securite, hava yolları ile ucuz ulaşım sağlayabilirsiniz. Birleşik Krallık ve Belçika'dan yüksek hızlı tren seferleri. Paris Gare du Nord İstasyonu Londra St Pancras International İstasyonu (2 saat 15 dakika), Ebbsfleet Ashford, ve Lille üzerinden Brüksel Zuid-Midi İstasyonu. Lille Europe istasyonu Londra St Pancras International İstasyonu (1 saat 20 dakika), Ebbsfleet, Ashford, ve Brüksel. Calais Frethun İstasyonu Londra St Pancras International İstasyonu (1 saat 2 dakika), Ebbsfleet (44 dakika), Ashford (35 dk), ve Brüksel (1 s 9 dk). Yüksek hızlı TGV trenleriyle Paris'ten Brüksel, ardından Amsterdam, Rotterdam, Schiphol; Cenevre, Lozan, Zürih; Malaga, Cordoba, Granada, Barselona; Toulouse'da TER trenine aktarmayla Andorra; Frankfurt, Karlsruhe'de Nightjet trenine aktarmalı Berlin; TGV + ICE trenleri aktarmalı Viyana; Paris TGV + Karlsruhe Nightjet + Hamburg ICE trenleri aktarmalı Kopenhag; Köln ve Hamburg aktarmalı Stockholm; trenle Kiel + Color Line gemisiyle Oslo; Zürih aktarmalı Prag; Paris TGV + Münih EuroNight trenleriyle Budapeşte; Milano aktarmalı Hırvatistan; Münih ve Budapeşte'de tren değiştirerek Belgrad, Sofya, Budva; Berlin ve Varşova aktarmalı Kiev; Münih Budapeşte Bükreş aktarmalı İstanbul; trenle Fransa'ya seyahat seçenekleri sunuyor. Paris Brüksel arası tren 2 saat 30 dakika sürüyor ama biletler daha ucuz. İspanya ve Portekiz dahil Avrupa'nın her yerinden Fransa'ya trenle gidilebiliyor. SNCF klasik tenleri. Le Shuttle olarak da adlandırılan tren İngiltere Kent ile Fransa Calais arasında, Manş Tüneli yoluyla yolcu, otomobil, minibüs, eşya ve mal taşıyor. Saatte ortalama 4 sefer var ve 35 dakika sürüyor. Yılda 10 milyondan fazla kişi Manş Denizi demir yolu hizmetini kullanıyor. Eurolines otobüsleriyle birçok Avrupa kentinden Fransa'ya gidilebiliyor. Fransa'da doksanın üzerinde otobüs terminal noktasına sahip Eurolines otobüsleriyle 23 Avrupa ülkesinden Fransa'ya otobüsle gidiliyor. Örneğin Belgrad'dan Paris'e direkt otobüs 10:45'te kalkıyor ve 26:30 saat sürüyor, bilet ücreti 98 avro. Sofya Paris otobüsü sabah saat dokuzda kalkıyor ve 34 saat sürüyor, bilet 122 avro. Otobüsle Budapeşte Paris 22 saat, fiyatı 58 avro. Berlin Paris otobüsü 23 saat, 43 avro. Milano'dan Paris otobüsü 16 saat, 50 eu. Fransa'ya direkt otobüs olan ülkeler: Avusturya, Belçika, Bosna Hersek, Bulgaristan, Hırvatistan, Çek Cumhuriyeti, Almanya, Macaristan, İtalya, Litvanya, Hollanda, Polonya, Portekiz, Romanya, Sırbistan, Slovakya, İspanya, İsviçre, Birleşik Krallık, Ukrayna. Fransızlar İngilizce konuşmaz, İngilizce bilseler bile İngilizce soru soran yabancılara Fransızca yanıt verirler görüş ve deneyimini yıllardır duyuyordum ama ben hiç yaşamadım. Ben mi çok şanslıyım, Fransızların İngilizce konuşmaması çok mu abartıldı bilmiyorum; ama ben kime soru sorsam elinden geldiğince İngilizce konuştu. Bir esnafa soru sorduğumda İngilizce bilmiyorsa bilen esnaf arkadaşına götürüp beni emanet eden, yolda haritaya bakarken görünce durup yardıma ihtiyacım olup olmadığını soran Fransızlarla karşılaştım. Oldukça güzel ve özet bir yazı olmuş. Fotoğraflara bakarken bazen gözüm doldu. Özellikle Avignon'daki kale o kadar güzel görünüyor ki.. Gitmek isterdim. Paris'te çok kısa süre de olsa bulundum. Gerçekten de benimle İngilizce konuşmamaya direnen ve İngilizce konuştuğum an başından savan insanlarla karşılaştım. Çok da abartılmıyor bence bir gerçeklik payı var. Fransa gezi rehberi yazıma ilginize teşekkür ederim. Gezdiğim şehirleri ayrı ayrı yazacağım. İngilizce konusunda sorun vardır ama ben şanslıydım, karşılaşmadım. Sayende bir çok ülke hakkında bilgi sahibi oluyor, duyduğumuz çoğu şeyin asılsız olduğunu görüyoruz. Fransa gezi rehberi yazıma ilginize teşekkür ederim. Şehirleri de yazacağım. Sağ olun. Ben de size bol seyahatler dilerim. Maalesef çok tehlikeli bir ülke son dönemde. Fransa'ya iki kere gittim, hala keşfedilecek çok fazla yer var. Harika bir kaynak olmuş emeklerinize sağlık. İlginize teşekkürler Ali Bey. Fransa seyahat yazılarım devam edecek. Fransa gezisi planı yapıyordum. Notre-Dame yangını çok üzdü. Umarım aslına uygun olarak restore edilir."} {"url": "https://celebialper.com/fransa-gezilecek-yerler/", "text": "Fransa gezilecek yerler açısından son derece zengin, güzel şehirleri, doğası, mutfağı ile gelişmiş bir turizm sektörüne sahip, tatil için çok tercih edilen, güzel bir ülke. Geniş topraklara sahip bir ülke olduğu için Fransa'da gezilecek yerler için epey zaman ayırmak, seyahat etmek gerekiyor. Nasıl bir yer olduğunu ve görülecek noktalarını ve şehirlerini merak edenler için şimdi bakalım dünyanın en çok turist giden ülkesinin 72 milleti kendine çeken güzellikleri neler. Bu Fransa seyahat blog yazımda Fransa'da gezilecek yerler, yapılacak şeyler, gezilecek yerler haritası ve listesi, tarihi ve turistik yerler, kayak merkezleri, en ünlü ve güzel yerler, tatil önerileri ve önemli müze, sanat merkezi, kilise, park, saray gibi görülecek noktalar var. Fransa gezilecek yerler ile dopdolu, büyük ve turistik bir ülke olarak uzun ve keyifli tatil olanakları sunuyor. Fransa'da gezilecek yerler ve yapılacak şeyler denince ilk akla gelen en ünlü turistik yerler Eyfel Kulesi, Arc de Triomphe, Mona Lisa tablosu, tarihte büyük entelektüellerin zaman geçirdiği Paris kafelerinde kahve içmek, sakin ama harika bir köyde kruvasan yemek, şatolar, lavanta tarlaları, üzüm bağları, Cote D'Azur sahillerindeki şık tatil yerleri akla geliyor. Bunlar sadece buz dağının görünen yüzü tabii. Aşağıdaki görsel bir Fransa gezilecek yerler haritası olarak kullanılabilir. Bu boyuta tüm gezilecek görülecek yerleri sığdırmak olası değilse de genel bir görünüm veriyor. Şimdi turizm merkezi Fransa'da gezilecek yerler listesi şeklinde rehber olabilecek önerilere bakalım. Fransa'daki en ünlü turistik şehir açık ara ile Paris. Dünyanın en romantik kenti olarak Eyfel Kulesi, şık caddeleri, dünya kalitesinde yemekler ve şaraplar sunulan restoranları ile eşi benzeri olmayan bir şehir. Aşkın başkenti ve romantizmin metropolü, turizm merkezi olarak kabul ediliyor. - Notre-Dame Katedrali Cathedrale de Notre Dame de Paris: Gotik mimari başyapıt. - Louvre Müzesi Musee du Louvre: Leonardo da Vinci'nin Mona Lisa'sı dahil 35.000 eser. - Eyfel Kulesi La Tour Eiffel: 1889 yapımı kulenin inşası için 3.000 işçi 26 ay boyunca 18.038 adet demir parçayı 2,5 milyon perçinle bir araya getirdi. Hiç ölüm olayı yaşanmamış olması, o günün şartlarında şaşırtıcı bir durum. - Tarihi Le Marais bölgesi, bugün lüks alışveriş yerleriyle de dolu. - Sacred Heart Basilica of Montmartre Sacre-Coeur: Harika bir Roma-Bizans eseri. - Versay Sarayı Chateau de Versailles: Hall of Mirrors, Royal Opera House, King's Chamber, Royal Chapel ve harika bahçeler. - Büyük Cami Grand Mosque, 1926, Latin Quarter. - Shakespeare & Company Kitabevi: Sylvia Beach'in kurduğu ünlü kitapçıya James Joyce ve Ernest Hemingway sık gelirmiş. - Musee d'Orsay: Degas, Van Gogh, Monet, Cezanne gibi ünlü ressamların resimleri, fotoğraf, heykel, mobilya eserlerin sergilendiği müze, Paris'te gezilecek yerler arasında. - Pere-Lachaise Mezarlığı: Etkileyici heykellerle süslü mezar odaları, ağaçlar, Arnavut kaldırımlı yollar. Jim Morrison ve Oscar Wilde gibi dünyaca ünlü sanatçıların yattığı mezarlıkta Türkiye'den Yılmaz Güney ve Ahmet Kaya var. - Palais Garnier: Phantom of the Opera müzikali ile ünlü güzel salon. - Lüksemburg Bahçeleri: Theatre des Marionettes'de kukla gösterisi, Musee de Luxembourg, 106 heykel barındıran büyük park. - Şanzelize Champs-Elysees: Alışveriş cenneti geniş ve şık cadde, Paris'te gezilecek yerler arasında en turistik ve en ünlü ilk 5 arasında. - Arc de Triomphe: Napolyon Savaşları'na saygı sunan heykellerle bezeli büyük anıt. - St. Martin Kanalı: Cafeler ve manzara. - Le Perchoir Marais: BHV alışveriş merkezinin tepesindeki manzaralı teras bar. - Promenade Plantee: Çiçeklerle dolu 4.5 kilometre yürüyüş yolu. - Petite Ceinture: 1852 1934 yıllar arasında çalışmış eski demir yolu. - Marche Bastille: Taze peynir, et, sebze, meyve, baget ekmek pazarı. - Centre Pompidou: Picasso, Andy Warhol, Matisse eserlerinin de sergilendiği modern sanat müzesi. Önemli bir endüstri kenti Lyon, Fransa tatili sırasında görülmesi gereken yerler arasında. La Place Bellecour meydanında tiyatro gösterileri yapılıyor. Belediyenin Lyon Güzel Sanatlar Müzesi de görülmeye değer. - Basilica of Notre-Dame de Fourviere: Sekizgen planlı 4 kulesi, dini sanatlar müzesi olan 19. yüzyıldan kalma bazilikada halen düzenli Katolik ayinleri yapılıyor. - Vieux Lyon: Kentin en eski tarihi bölgesi ve en geniş Rönesans mahallesi. - Parc de la Tete d'or: Altıncı bölgedeki 290 dönüm genişliğinde park. - Place Bellecour Meydanı. - La Croix-Rousse Tepesi ve Mahallesi. Fransa'nın en turistik kentlerinden Nice, müzeler ve doğal güzelliklerle dolu. Deniz ve doğa manzaraları sevenler için Fransız Rivierası, tarih ve sanatseverler için Villa Massena en önemli gezilecek görülecek yerler. Aşağıdaki fotoğrafı kentin ana caddesi Avenue Jean Medecin'de çektim. - Promenade des Anglais - Vieille Ville - Parc de la Colline du Chateau - Musee Marc Chagall - Nice Cathedral Ünlü film festivali, lüks otelleri, kumsalları ve spa merkezleriyle çok şık bir Avrupa kenti olan Cannes, zengin turistleri kendine çeken dünyaca ünlü bir turizm merkezi. - Boulevard de la Croisette Bulvarı - Tarihi Eski Kent Le Suquet - Notre-Dame de l'Esperance Kilisesi - Musee de la Castre - Kumsallar Güney Fransa'daki liman kentinde önemli sembolik binalar ve tarihi yerler var. La Vielle Charite kültür merkezinde birçok müze bulunuyor. - Eski Marsilya Limanı Vieux-Port de Marseille: Ana cadde Canebiere'in sonunda. - Notre-Dame de la Garde - Calanques Ulusal Parkı Parc National des Calanques - If Kalesi Chateau d'If - Avrupa ve Akdeniz Uygarlıkları Müzesi Musee des Civilisations de l'Europe et de la Mediterranee Pembe Kent olarak da adlandırılan Toulouse, Fransa turu yapanlar için mutlaka gezilmesi gereken yerler arasında. Eski ve modern mimarilerin bir arada olmasıyla ünlü kentte belediye başkanlığı ve tiyatro olarak hizmet veren Capitole de Toulouse ile meşhur bir katedral var. - Basilique Saint-Sernin: 1080-1120 yıllarında Romanesk tarzda inşa edildi. - Capitole de Toulouse Belediye. - Cite de l'espace: 1997'de kurulan, uzay ve uzayın keşfi konulu park. - Musee des Augustins: Orta Çağ'dan 20. yüzyılın başına kadar resim ve heykellerin sergilendiği güzel sanatlar müzesi. - Pont Neuf: Garonne Nehrindeki tarihi köprü 1544-1632 yılları arasında inşa edildi. Güzel parkları, dinlenme ve eğlence yerleriyle ailece Fransa tatili yapanlar için ideal. Halka açık Jardin Massey parkı kanalları, gölleri, bahçeleriyle doğal güzellikler sunuyor. Bizans mimarisi tarzı Rosary Basilica kilisesi, 128 azizden eski eserleri ve Dikenli Taç'ın bir parçası olduğuna inanılan dikeniyle önemli bir Orta Çağ bazilikası. - Sanctuary of Our Lady of Lourdes Meryem Ana İbadethanesi - Massabielle Grotto Meryem Ana'nın 1858'de St. Bernadett'ye görünüp bir şifalı su kaynağını gösterdiğine inanılan yer. - Rosary Basilica Roman Katolik bazilikası - Chateau fort de Lourdes Hiç işgal edilememiş 1000 yıllık kalede botanik bahçesi ve müze de var. - Basilica of St. Pius X Yeraltı kilisesi Grand Est bölgesinin başkenti Strazburg, tarihi yerleri sevenler için inanılmaz gotik mimarisi ve müzeleriyle Fransa'da gezilecek yerler arasında üst sıralarda geliyor. Nehirleri ve kanalları kentin manzarasını güzelleştiriyor. - Petite France Quartier des Tanneurs: Kentin güzel tarihi merkezi. - Notre-Dame Katedrali Cathedrale Notre-Dame-de-Strasbourg: İnşası 1015'te başlayıp 1439'da biten Romanesk ve Gotik tarz mimari eser, dünyanın altıncı en yüksek kilisesi. - Palais Rohan: 1730'larda Robert de Cotte tarafından tasarlanan saray, prens piskoposların ve kardinallerin konutuydu. - Place Kleber: Şehrin geniş, merkezi meydanı. - Barrage Vauban: 17. yüzyıldan kalma köprü, su bendi ve savunma yapısı. Bağcılık ve şarapçılık bölgesinde yer alan Bordeaux, etkileyici bir mimariye sahip. Kemerli taş köprü Pont de Pierre, 1820'li yıllarda inşa edildi. - Place de la Bourse: Mimar Ange-Jacques Gabriel tarafından tasarlanıp 1730-1775 yılları arasında inşa edilen meydanda şık binalar, bir süs havuzu ile geniş bir ayna gibi yansıtan havuz var. - Grand Theatre de Bordeaux: Büyük Bordeaux Tiyatrosu, eski binası yanınca Mareşal Louis François Armand de Vignerot du Plessis'in valiliği sırasında, Mimar Victor Louis tarafından yapımı gerçekleştirilip 7 Nisan 1780 tarihinde Jean Racine'in Athalie trajedisi ile açıldı. - Bordeaux Cathedral: Tarihi 11. yüzyıla kadar uzanan, düzenli ayin ve org resitallerine ev sahipliği yapan yüksek Roma katedrali. - Pey Berland: 1440 yılında yapılan çan kulesine 229 basamakla çıkılıyor ve manzarası güzel. - Basilica of St. Michael: Flamboyant Gotik kilise. Fransız Rivierası'ndaki Antibes, deniz-kumsal tatili için ideal. Tüm dünyadan çok sayıda aile tatil için Antibes'e geliyor. Tema parkı, Marineland adlı akvaryum, Mougins Klasik sanat Müzesi var. - Picasso Müzesi: Picasso'nun, 1946'da yaşadığı ve çalıştığı şato müzesinde sergilenen şahane koleksiyonu. - Fort Carre: Sıra dışı yıldız şekline sahip, manzaralı, arazisinde çeşitli bitki ve hayvanlar yaşayan 16. yüzyıldan kalma kale. - Marineland: 1970 yılında Roland de La Poype tarafından kurulan dev akvaryum, yunus akvaryumu, su oyun parkı, mini golf ve üç yıldızlı otel. - Aquasplash: Büyük su parkının su kayaklarının uzunluğu 2000 metreden fazla. - Route Napoleon: Golfe Juan'dan başlayıp Grenoble'de biten 300 kilometreden uzun yol, Napolyon'un 1814 yılında sürgünden dönüp 1000 askeriyle yürüdüğü rota. Kayak ve snowboard sevenlerin macera tatili tercihi Mont Blanc Dağı, eşsiz manzaralarıyla Fransa'nın en ünlü kayak merkezi. Lac Cornu Gölü çevresi kayak için ideal. - Mont Blanc: İtalya ile Fransa arasında yönetimi tartışmalı olan Avrupa'nın en yüksek dağı, granit. - Aiguille du Midi: 3.777 metre yüksekteki manzaralı terasta teleferik var ve 360 derece İsviçre, Fransa, İtalya Alpleri görülebiliyor. - Mer de Glace: Chamonix Vadisindeki ülkenin en büyük buzulu 7 kilometre uzunlukta ve 200 metre derinlikte. Bir buz mağarası var. - Le Brevent: 2525 yüksekteki dağdan çılgınlar wingsuit ile vadiye atlıyorlar. - Lac Blanc: Kayak merkezi. Ülkenin güneydoğu köşesindeki Avignon müzeleri ve tarihi yerleri sevenler için harika bir Fransa tatili sunuyor. 12. yüzyılda yapılan Avignon Katedrali, müzeleri, sergileriyle önemli bir turizm merkezi. - Palais des Papes: Avrupa'da Orta Çağ'dan kalma en büyük ve en önemli Gotik yapılardan olan Papalık Sarayı, eskiden bir kale ve saray olan papalık konutu olarak 14. yüzyılda Batı Hıristiyanlığının merkeziydi. - Pont d'Avignon: Pont Saint-Benezet olarak da bilinen ünlü Orta Çağ köprüsü. - Avignon Katedrali: Tepesinde yaldızlı Meryem Ana heykeli ve Avignon papalarının mezarları olan 12. yüzyıl katedrali. - Rocher des Doms: Manzaralı tarihi tepe. - Musee du Petit Palais: 1976'da açılan müze ve sanat galerisi Ülkedeki en turistik yerlerden Lille'de egzotik hayvanların olduğu büyük bir hayvanat bahçesi, etkileyici sergilerin bulunduğu bir sanat ve bilim müzesi var. 1930'lu yıllardan kalma modernist mimarili Villa Cavrois, güzel bahçelerle çevrili. - Palais des Beaux-Arts de Lille: Antik çağlardan modern döneme kadar, zengin bir Avrupa sanatları koleksiyonuna sahip büyük müze. - Lille Katedrali: Yeraltı mezarı ve Warhol ile Baselitz eserlerinin olduğu bir dini sanat müzesine sahip 19. yüzyıl kilisesi. - Vieille Bourse: 1652-1653 yıllarında inşa edilen Eski Borsa kentin en güzel binası. Kemerli bir avlusu, ikinci el kitapçı, satranç merkezi ve tango gösterisi var. - Zoo Lille: Ayrı bölgelerde kuş, memeli ve sürüngenlere ev sahipliği yapan küçük hayvanat bahçesine giriş ücretsiz. - Hospice Comtesse Museum: On yedinci yüzyılda yapılan Rue de la Monnaie'deki hastanede eskiden ağır hastalara bakılırken, bugün bir müze. Ülkenin güneyindeki Carcassonne, güzel mimarisi ve Orta çağ kaleleriyle meşhur. - Canal du Midi: 17. yüzyıldan kalma 240 kilometre uzunluğunda su kanalı. - Cite de Carcassonne: Aude Nehri kıyısındaki tepede yer alan Orta Çağ kalesi. - Basilica of Saints Nazarius and Celsus Basilique des Saints Nazaire et Celse: Kaledeki Gotik-Romanesk tarzda kilise. La Panacee Müzesi, Amazon seralı Montpellier Zooloji Parkı, her yaşa uygun gezilecek görülecek yerleriyle aileler için uygun bir tatil ve turizm merkezi. - Musee Fabre: Montpellierli ressam François-Xavier Fabre tarafından 1825 yılında kurulan güzel sanatlar müzesi. Müzede, 2003 yılında başlanıp, Ocak 2007'de tamamlanan 61,2 milyon avroluk bir yenilenme yapıldı. - Place de la Comedie: Montpellier kent merkezindeki meydan, Avrupa'nın en geniş yaya alanlarından birisi. - Porte du Peyrou: Jardin de Peyrou parkının doğusundaki anıt François Dorbay tarafından 1693 yılında tasarlandı, 1715'te Kral XIV. Louis eklemeler yaptırdı. - Promenade du Peyrou: Deniz ve kara manzaralı, yüksek gezinti parkı. - Jardin des plantes de Montpellier: 1593'te kurulan ve 2.000 tür barındıran, arboretum, kış serası ve botanik bahçesi. Güzel bahçeleri, XIV. Loui'nin altın yaldızlı sarayı, Ulusal Arkeoloji Müzesi, Coach Gallery sanat galerisi, Musee Lambinet şehir müzesi ile Versay Fransa'da gezilecek yerler arasında yerini almayı hak ediyor. - Versay Sarayı ve Parkı: Yapımına 1661'de başlanıp sonra genişletilen muazzam saray. Zamanın asillik anlayışında asiller istediği yerde ihtiyaçlarını giderebildiği için tuvaletsiz inşa edildi. - Petit Trianon: Versay Sarayı arazileri üzerindeki küçük bir şato. Fransa kralı XV. Louis'nin emriyle, metresi Madam de Pompadour için, Ange-Jacques Gabriel tarafından tasarlanarak 1762-1768 yılları arasında inşa edildi. - Versailles Bahçeleri: Sarayın kendisi kadar ünlü bahçeleri. - Aynalar Galerisi: Dekor Le Brun tarafından yapılan galeri, saraya yumuşak bir barok hava katıyor. Bütün duvar uzunluğu boyunca kullanılan aynalar sayesinde penceresiz duvarın pencereli duvar kadar aydınlık olması sağlanmış. Yeşil mermerle kaplı salonda I. Dünya Savaşı sonunda yenilen Almanya ile galip müttefikler arasındaki ünlü anlaşma bu salonda imzalandı. - Grand Trianon: Jules Hardouin-Mansart tarafından 1687 yılında yapılan küçük saray. Popüler turistik kenti her yıl tüm dünyadan milyonlarca kişi başta Nantes Katedrali olmak üzere ilginç tarihi yerleri nedeniyle ziyaret ediyor. Jules Verne Müzesi'nde binlerce yazarın kitap ve el yazmalarından oluşan bir koleksiyon var. Doğa tarihi Müzesi de önemli görülmesi gereken noktalar arasında. - Chateau des ducs de Bretagne: 1207 ve 1466 yıllarında inşa edilen kale. - Machines of the Isle of Nantes: Jules Verne ve Leonardo da Vinci'den ilham alınan dev fil ve kuş mekanizmalı heykelleri olan sanat parkı. - Nantes Katedrali: 1434 ile 19. yüzyıl sonları arasında inşa edilmiş, oyma mezarlara ve vitraylı camlara sahip Katolik katedral. - Passage Pommeraye: Louis Pommeraye tarafında yapılan, Rue Santeuil ile Rue de la Fosse caddeleri arasındaki pasaj ve alışveriş merkezi. - Jardin des plantes de Nantes: Rue Stanislas Baudry'deki 73,280 metre kare botanik bahçe. Brittany'deki liman kentindeki küçük adada 1689 yılında yapılan bir kale, Musee d'Histoire de la Ville et du Pays Malouin adlı akvaryumlu müze, Fransa'da tatil yapan aileler için uygun. - Grand Be: Rance Nehri ağzındaki, üzerinde antik bir kalenin kalıntıları bulunan gelgit adasına Bon-Secours kumsalından cezir zamanı yürünebiliyor. Fransız Yazar François-Rene de Chateaubriand'ın mezarı burada. - Petit Be: Grand Be'ye yakın bu daha küçük adaya da aynı kumsaldan yürünüyor ve üzerinde Fransız devletinin 1667 yılında yaptığı küçük bir kale var. - Great Aquarium Saint-Malo: Köpekbalıklarının yakından görülebildiği, mini denizaltı turu ve korsan sergileri olan modern kapalı akvaryum. - Fort National: Sadece gelgitle sular çekilince görülen kayalar üzerine 17. yüzyılda yapılmış granit kale. - Saint-Malo Katedrali: Roma, Gotik ve Rönesans tarz mimarili, şehrin tarihinin resmedildiği vitraylara sahip katedral. Güney Fransa'daki üniversite kentinde turistler için de ilginç yerler var. Pavillon Vendome sanat müzesi, daha önce toplama kampı olan Camp des Milles müzesi ve Fondation Vasarely, gezilecek yerler arasında. - Cours Mirabeau: 440 metre uzunluğunda, 42 metre genişliğindeki popüler caddede yer alan Les Deux Garçons kafenin müdavimleri arasında Paul Cezanne, Emile Zola ve Albert Camus var. - Granet Müzesi: Rembrandt, Ingres ve Cezanne eserlerinin sergilendiği, eski adı Knights of Malta olan sanat ve heykel müzesi. - Cezanne'nin Stüdyosu: Ünlü ressam Paul Cezanne'ın mobilyaları, natürmort modelleri ve çalışma araçlarının bulunduğu atölyesi. - Aix Katedrali: Orta Çağ vaftiz bölümü, Romanesk manastırlar ve 1400'lü yıllardan başyapıt bir üç kanatlı resim bulunan ilginç bir katedral. - Hotel de Caumont: Tarihi otel bugün kültür merkezi. Fransa'nın Bahçesi olarak anılan Loire Vadisi, eskiden kralların avlanmak için geldikleri oyun alanıydı. UNESCO Dünya Mirası koruması altındaki bölge, mimari zenginliği, şatoları ve tarihi kasabalarıyla Fransa gezilecek yerler listesinde önemli bir konuma sahip. - Chateaux de Montsoreau Şatosu: Montsoreau Şatosu ya da Sarayı, Fransa'da Maine-et-Loire ilinde Loire Vadisi'nin Montsoreau kasabasındaki bir Rönesans dönemi şatosu. - Amboise Şatosu: Indre-et-Loire departmanındaki kraliyet konutu. - Montsoreau: Fransa'nın en güzel köylerinden biri. - Blois: Loir-et-Cher ilinin başkenti olan tarihi ve turistik güzel şehir. Loire Nehri kıyısında ve Tours'un kuzeydoğusunda yer alıyor. - Orleans: Centre bölgesinin ve Loiret ilinin merkezi, Fransa'nın en eski şehirlerinden biri olan Orleans, otantik turizm olanakları sunuyor. Fransa'da nereye gidilir, nerelere gidelim diye merak edenler için yukarıdakilerin yanı sıra aşağıdaki kent ve köyler de görülmesi gereken turizm merkezleri arasında. Cher ile Loire nehirleri arasında yer alan Tours, ünlü katedrali, müzeleri ve tarihi binalarıyla turist çekiyor. En iyi ve arı Fransızca dilinin burada konuşulduğu kabul ediliyor. Sadece 50 kişinin yaşadığı Mont Saint-Michel, bütün ülkenin en küçük köylerinden biri olsa da Fransa'da gezilecek yerler arasında konumu ve mimarisiyle en özel olanlar arasında. Güney sahilindeki tatil kasabasında Aqualand Sainte-Maxime, Pampelonne Beach, müzeler ve sanat galerileri var. Güzel kiliseleri, uzun beyaz kumsalları, tırmanış rotaları ve tarihi Tropaeum Alpium anıtı var. Kuzeydeki Amiens güzel parkları, etkileyici tarihi eserlerle dolu müzeleri, Amiens katedrali ve Botanik bahçesiyle gezginleri kendine çekiyor. Doğu Fransa'daki Annecy, en iyi kayak, yürüyüş ve kızak olanaklarını sunuyor. Doğa etkinliklerini sevenler için Semnoz Dağı en ünlü gezilecek yerler arasında. St. Martin's Kilisesi ve Maison Pfister Evi gibi turistik yerlerin olduğu Colmar, Unterlinden Museum ve Oyuncak Müzesi ile Fransa tarihinin ayrıntılarını merak edenler için görülecek yerler arasında. Ülkenin doğusundaki Eguisheim köyü en romantik yerlerden birisi. Arnavut kaldırımlı sokakları ve küçük hoş dükkan ve kafeleri olan köy, Fransa'da balayı tatili için popüler. Güneydoğudaki Vaucluse bölgesinde yer alan Gordes belediyesi sınırları içindeki St. Firmin Mağaraları aileler için eğlenceli bir yer. Tarihi Chateau de Gordes kalesi de güzel. Bouches-du-Rhone departmanında yer alan Cassis, falezleri ve korunaklı küçük koylarıyla ünlü bir turistik tatil yeri. Beyaz ve pembe şarapları ile biliniyor. Aşağıdaki, Nice'e 12.5 kilometre uzaklıktaki dağlık güzel Fransız köyü Eze, tarihi taş evleri, dar sokakları, tepeden deniz manzarası ve botanik bahçesiyle Fransa'da gezilecek yerler arasında en ünlü ve turistik olanlar arasında. Fransa'da nereye gidilir diye soranlar için çok iyi bir tavsiye bence. Güneydeki Alpes-Maritimes departmanında yer alan dağlık Saint-Paul-de-Vence, manzarası, sanat galerileri ve çok güzel taş evleriyle, gittiğim Fransa köyleri arasında en beğendiğim oldu. Perpignan, Fransa'nın Languedoc-Roussillon bölgesinde Pyrenees-Orientales departmanındaki bir kent. Perpignan eski Katalonya'nın Roussilion Komarka'sının başkenti ve 13. ve 14. yüzyılda eski Mayorka Krallığının Avrupa karası üzerindeki merkezi idi. Katedrali ve kalesi gezilecek yerler arasında. 2 gün kaldım. Tarihi Lourmarin kasabasının çevresi ile Luberon Doğa Parkı, güzel doğa yürüyüşü ve açık hava etkinlikleri olanakları sunuyor. II. Dünya Savaşı'nda müttefiklerin 6 Haziran 1944 tarihinde gerçekleştirdikleri D-Day Normandiya Çıkarması'nın yapıldığı sahil ve kumsalda anıtlar ve müzeler var. Korugan ve istihkamların bazıları hala duruyor. Almanya kuvvetlerine karşı ABD, İngiltere, Kanada, Çekoslovakya, Avustralya, Fransa, Norveç, Polonya, Hollanda, Yeni Zelanda, Yunanistan, Belçika birlikleri Normandiya Çıkarması'nda yer aldı. Arles'de arabayla girilebilen parklar ve doğa koruma alanları var. Tarihi gezilecek yerler arasında ise Orta Çağ kilisesi ve eski mezarlık var. Fransa yapılacak şeyler açısından son derece zengin olanaklar sunuyor. - Paris'in geniş ve şık bulvarlarında dolaşmak. - Montmartre Tepesi'ne çıkmak. - Paris La Defense bölgesindeki modern mimari. - Villette Park'taki Bilim Müzesi. - TGV trenleriyle seyahat. - Normandiya'da D-day çıkarma kumsalında yürümek. - Mont Saint Michel dağına tırmanış. - Alsace bölgesinin ilginç ve farklılığını yaşamak. - Fransız Rivierası'nda güneşlenmek. - Bazen kırmızıya dönüşen Camargue Nehri. - Oradour-sur-Glane anıtında dolaşmak. - Ünlü peynir ve şaraplarını tatmak. - Fransız köylerini gezmek. Fransa gezilecek yerler öneri listesi olmasını umuyorum. Bundan sonra gezdiğim yerleri ayrı ayrı yazacağım. Harika güzel paylaşımınız için teşekkür ederiz. Eğer daha önce Avrupayı gezmediyseniz otobüsle Avrupa turu yapmanızı tavsiye ederim. Mantık olarak Avrupa hakkında en geniş bilgiye en uygun fiyata ulaşmanızı sağlar. Firma olarak Avrupa Rüyası' nı incelemenizi tavsiye ederim."} {"url": "https://celebialper.com/gazimagusa-magosa/", "text": "Gazimağusa ya da Mağusa, Türkiye'de bazen kullanılan adıyla Magosa, Kıbrıs Adası'nda bir liman kenti. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin Mağusa Bölgesi'nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin Gazimağusa İlçesi'nin yönetim merkezi. Türkiye'de en çok bilinen üç özelliği; limanı, gezilecek yerler ve üniversitesi. Gazimağusa kumsalları tatil için turist, tarihi gezilecek yerleri gezgin, ve üniversitesi okumak için öğrenci çeken bir Kıbrıs şehri. Mağusa Limanı, Kıbrıs'ın tek derinsu limanı ve Akdeniz'in en fazla güçlendirilmiş limanlarından biri. Mağusa'nın esas gelişimi Lüzinyanlar devrine rastlıyor. Yakındoğu'dan şehre yerleşenler, kültür ve değerleriyle kent sakinlerine yeni bir güç ve dinamizm kattılar. Son nüfus sayımına göre kent, 69.741 kişilik nüfusa sahip. Doğu Akdeniz Üniversitesi de Gazimağusa kentinde bulunuyor. Gazimağusa'nın altın kumsalları dünyanın en iyi bilinen plajları arasında. Şehirde her yıl düzenli olarak Gazimağusa Belediyesi ve Doğu Akdeniz Üniversitesi'nce gerçekleştirilen Uluslararası Mağusa Kültür ve Sanat Festivali yapılıyor. Gazimağusa tarihi bir şehir, liman kenti ve bölgesel merkez olma özelliklerinin yanında bir üniversite kenti olma özelliğine de sahip. Mağusa kentinin günümüzdeki konumu, mevcut koşullar uyarınca tarihsel misyonunun devamı niteliğinde. Bugünkü konumuyla Kıbrıs'ın iki bölgeli ada oluşu dahi Gazimağusa'nın öneminden birşey almış değil. Bugün KKTC'nin en büyük limanına ve tek Serbest Limanı'na ev sahipliği yapan Gazimağusa, yalnızca ekonomik anlamda değil, iletişim, bilim, teknoloji, kültür ve benzer alanlarda da liman konumunda. Gazimağusa Kıbrıs'ın doğusunda, Akdeniz kıyısında bir liman, eğitim ve turizm şehri. Başkent Lefkoşa ile arasındaki mesafe 65km olup arabayla 1 saat, Girne ile 79km ve 1 saat 15 dakika sürüyor. Güzelyurt ise 92km. Gazimağusa şehrinin hem merkezinde hem de yakın çevresinde gezilecek yerler var. Lüzinyanlar döneminde, 1298 1312 yılları arasında inşa edilen yapı, tüm Akdeniz dünyasının en güzel Gotik yapılarından. Lüzinyan kralları, önce Lefkoşa'da St. Sophia Katedrali'nde Kıbrıs Kralı, sonra da Mağusa'da St. Nicholas Katedrali'nde Kudüs Kralı olarak taç giyerlermiş. 1571 yılında Osmanlılar tarafından cami haline getirilene dek, bu törenler yapılmış. Katedralin en güzel ve en iyi korunmuş olan batı cephesinin mimarisi Fransa topraklarındaki Reims Katedrali'nden etkilenmiş. Gotik tarzda işlemeli eşsiz bir penceresi bulunan katedralin 16'ıncı yüzyıl Venedik galerisi avluda yer alıyor ve günümüzde şadırvan olarak kullanılıyor. Girişteki yuvarlak pencerelerin üzerinde bir Venedik arması var. Bazı hayvan figürleriyle süslü kabartmanın Salamis'teki bir tapınaktan geldiği sanılıyor. Katedralin apsiti, çoğu Kıbrıs kiliselerinde olduğu gibi, Doğu üslubunda ve üç bölmeli. Yapı Gazimağusa kentindeki en turistik gezilecek yerler arasında. Yukarıdaki pencereler iyi korunmuş olup, batı cephesinde ve yanda iki şapel bulunuyor. Yapının önünde bulunan tarihi cümbez ağacı adanın kuzeyinde çok az bulunmakta olan tropik bir incir türü. Bu ağacın, inşaat başladığı zaman dikildiği ve katedral ile yaşıt olduğu söyleniyor. Ağacın en belirgin özelliği yılda yedi kez meyve vermesi. Magosa kentinde 14'üncü Yüzyılda Lüzinyanlar tarafından inşa edilen Othello Kalesi, Mağusa kentinin ana girişlerinden biri olarak kullanılıyordu. Kale girişi üzerinde asılı olan St. Mark Aslanı kabartmasının altında kaleyi yeniden biçimlendiren kaptan Nicolo Foscari'nin adı ve 1492 tarihi görülüyor. Etrafı derin bir hendekle çevrili olan kalenin yapısında kuleler ve topçu bataryalarıyla biten koridorlar bulunuyor. Kale avlusunda bir kısmı Osmanlılara, bir kısmı İspanyollara ait toplar, demir gülleler ve taş gülleler var. Kara Kapısı bir Ravelin'le korunmuş. Buradaki geçitler ve top yuvalarına ek olarak bir şapel ve zindan olarak kullanılan yeraltı odaları bulunuyor. Kalenin bugünkü adı İngiliz döneminde kullanılmaya başlanmış. Sheakespeare'in ünlü trajedyasının bir bölümü Kıbrıs'ta bir liman kentinde geçiyor. Oyunun kahramanı Othello, Faslı biri olarak tanıtılıyor. Yazarın, adanın Venedikli valisinin soyadının anlamı 'Moor' olan Christophoro Moro'nun adını duyduğu ve yanılarak onun bir Faslı olduğunu düşündüğü sanılıyor. Kale içerisinde bulunan salon günümüzde bir çok sanat ve kültürel etkinliğe evsahipliği yapıyor. Gazimağusa Belediyesi'nin düzenlediği geleneksel Mağusa Kültür, Sanat ve Turizm Festivali'nin de birçok etkinliği burada oluyor. Gazimağusa şehrinin sembollerinden biri. Gazimağusa Limanı ya da Mağusa Limanı, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin, Gazimağusa İlçesi'nin yönetim merkezi olan Gazimağusa'da yer alan ticari bir liman. Bölgedeki limanın inşasına ilk olarak 1902 yılında Britanya Kıbrısı yönetimi altında başlanmış ve ilk liman hizmeti 1904 yılında verilmeye başlanmış. O yıldan bu zamana liman, iki kere genişletme, bir kere de yenilemeden geçmiş. Limanın iskele uzunluğu 99 metre. İç Liman'ın rıhtımı 540, Dış Liman'ın rıhtımı ise 655 metre uzunluğunda. Rıhtımların denizden yüksekliği 1.8 metre. Limanın sağladığı kar 2003 yılından bu yana bakıldığında genel bir artış izliyor. Aynı zamanda Gazimağusa Limanı, ismini verdiği, 103,000 m 'lik Gazimağusa Serbest Liman ve Bölgesi adındaki serbest ticaret alanının da merkezinde yer alıyor ve bu alan yerli ve yabancı ticari yatırım ve transit faaliyete açık. KKTC Limanlar Dairesi Müdürlüğü verilerine bakılarak hesaplamalar yapıldığında, Gazimağusa Limanı aylık ortalama 80 yerli veya yabancı gemiye hizmet veriyor. 13'üncü yüzyılda Lusignanlar tarafından Kraliyet Sarayı olarak inşa edilen yapı, Namık Kemal Meydanı'nın batısında yer alıyor. II. Peter\"in 1369 yılında başlayan saltanatına kadar Kıbrıs Kralları bu sarayda oturuyorlardı. Deprem sonucu yıkılan saraydan günümüze, 16. yüzyılın başlarından kalma \"L\" biçimindeki bir yapıya sahip batı kısmı ve Salamis'ten getirilen dört sütunun taşımakta olduğu üç kemerli giriş gelebilmiş. Ortadaki kemerin üst başında, 1552 yılında Kıbrıs'ta yönetici olan yüzbaşı Giovanni Renier'in arması var. Gazimağusa şehrindeki Namık Kemal Meydanı'nın batısındaki Venedik Sarayı'nın avlusunda yer alan, dikdörtgen planlı ve iki katlı küçük bir yapı. Tek olan hücrenin kapısı Venedik Sarayı'nın avlusuna açılıyor. Üst kattaki dikdörtgen planlı odanın önünde bir sahın bulunuyor. Namık Kemal, \"Vatan Yahut Silistre\" oyununun 9 Nisan 1873 tarihinde İstanbul Gedik Paşa tiyatrosunda oynanmasından sonra 5 Nisan 1873 tarihinde Kıbrıs'a sürüldü. Önceleri alt kattaki zindana kapatılan şair, bir süre sonra Kıbrıs Mutasarrıfı Veyis Paşa'nın izni ile üst kata çıkarıldı. 3 Haziran 1876 tarihinde de V. Murat tarafından affedilerek İstanbul'a geri döndü. \"Namık Kemal Zindanı ve Müzesi\"nin restorasyon ve çevre düzenleme çalışmaları 1993 yılında Eski Eserler ve Müzeler Dairesi Rölöve ve Restorasyon Şubesi tarafından gerçekleştirilerek ziyarete açıldı. Kıbrıs'a 1226 yılında gelen ve bir ara pek çok araziye sahip oldukları bilinen Franciscan tarikatına bağlı keşişler tarafından kurulan manastırın bir bölümü, Del Proveditore Sarayı'nın yanında yer alıyor. Yapı, Kıbrıs Kralı II. Henry'nin yardımıyla yapıldı. Üç bölümlü bir nef ve bunun sonundaki çok güzel bir koro kısmından oluşuyor. Şu anda harabe olan kilisenin en önemli bölümü, bir zamanlar içerisinde sunak ve bir kısmı 1314-1447 yıllarına ait mezar taşlarının bulunduğu güney şapeli. 13. yy. sonlarında inşa edilmiş, Gotik üslubun güzel örneklerinden. Salamis yıkıntılarından getirilen malzemelerin kullanıldığı, mimarisinde Paris'teki St. Chapelle kilisesinden esinlenildiği düşünülüyor. Beş bölümlü bir nefi olup, bir koro yeri de bulunuyor. Günümüze kadar ulaşan, bu koro yeri ve kuzey duvarı. Geniş ve uzun pencereleri bir zamanlar Gotik oymalarla süslüymüş. Kilisenin şehrin surlarının yapımından önce inşa edildiği, sur özelliği taşıyan yapısından anlaşılıyor. 14. yy'da inşa edilmiş olan iki kiliseden büyük olan Templar şövalyelerine ait. Templar şövalyeliği 1313 yılında Papa tarafından kaldırılınca kilise bitişikteki binaya sahip olan Hospitaler şövalyelerine kalmış. Günümüzde restore edilmiş yapı Kıbrıs Sanat Derneği olarak kullanılıyor. 1489 yılına dek Mağusa şehrini çevreleyen Lüzinyan surları, çok yüksek olmalarına karşın ince bir yapıya sahipti. Ardından Kıbrıs'ı ele geçiren Venedikliler, özellikle Osmanlılara karşı önlem almak ve surları ateşli silahlara karşı sağlamlaştırmak amacıyla 1550'li yıllarda Venedik'ten getirilen mühendis Giovanni Girolamo Sanmichele ile kaptan Nikolao Foskanini tarafından elden geçirildi. Özellikle deniz tarafındaki surlar, Martinengo Tabyası ve Kara Kapısı bu dönemde inşa edilmiş. Ayrıca surun şehir dışındaki kısmına 46 m genişliğinde hendek açılarak içerisi su ile doldurulmuş. İri kesme taştan inşa edilen 3 km uzunluğundaki bu surların yüksekliği 18 m, genişliği bazı yerlerde 9 m kadar. Duvarlarda, burçlar, kapılar, rampalar, mangallar, cephanelik, depo ve ahırlar bulunuyor. Ayrıca bir iç kale olarak Othello binası ve orijinal iki giriş kapısı olarak Kara Kapısı ve Deniz Kapısı yer alıyor. Mağusa'nın Osmanlılar tarafından fethi sırasında harap olan surlar, fetih sonrası Osmanlılarca onarılmış. Orijinal Kara Kapısına ulaşılan kemerli geçidin şehre bakan tarafında yer alıyor. Kesme taştan yapılmış olan Mescid burada görevli muhafızlar için inşa edilmiş. Mescidin orijinal kapısı harap olduğundan 18'inci yüzyılda yeniden yapılmış. Kapının üst kısmında bulunan mermer üzerinde 1619 tarihi ve Kuran'dan bir ayet (LXXII/18) kayıtlı. Lusignan dönemi öncesinde Kıbrıs'a yerleşmiş olan Ermeniler'in Kıbrısta biri Lefkoşa'da, diğeri ise Mağusa'da iki piskoposları vardı. M. S. 14'üncü yüzyılda yapılan kilisenin içerisinde akustiği sağlamak amacı ile tavana küpler yerleştirilmiş. Suriçi Somuncuoğlu Sokak'ta yer alan kilisenin duvarlarında zamanla kısmen tahrip olmuş duvar resimleri ve Ermenice yazılar var. 12. yüzyılda Suriye'deki Karmel dağında kurulan Karmel tarikatına ait. Bu tarikata rahibe olarak hizmet veren Azize Mary'nin adı bu kiliseye verilmiş. Kesin inşa tarihi bilinmemeyen bu yapı Gazimağusa Suriçi Somuncuoğlu Sokak'ta. Namık Kemal Meydanı'nın kuzey batısındaki hamamın Evkaf Dairesi arşivindeki belgelerde 1601 yılında inşa edildiği kayıtlı. Lusignan dönemine ait St. Fransis Kilisesi'nin avlusunda bulunan yapı kesme taştan inşa edilmiş. Plan ve mimari üslubu Osmanlı dönemi yapı özelliklerini yansıtıyor. Sadece \"Soyunmalık\" odası Orta Çağa ait St. Fransis kilisesinin orjinal odalarından birisi. Güney duvarındaki basık bir kapıdan girilen bu odanın üstü haç tonozla örtülü. Tavanın ortasında ve duvarda bulunan üç pencere ile aydınlanmakta. Soyunmalık bölümünün kuzey duvarında bulunan bir kapıdan yarım tonozla örtülü \"L\" planlı bir ara geçide ve buradan da hamamın ılıklık bölümüne giriliyor. Ilıklığın üstü beşik tonozla örtülü. Ilıklıktaki bir kapıdan hamamın sıcaklık bölümüne giriliyor. Sıcaklık bölümünde kubbeli bir orta mekana açılan tonozlu dört Eyvan ve dört köşede kubbeli birer oda bulunuyor. Dostum Murat Gazimağusa'da ünlü Petek Pastanesi'ne gitmeden olmaz dedi, bazı Kıbrıs lezzetlerini tattık. Gazimağusa şehrine 11km uzaklıktaki antik Salamis kenti Bronz Çağı sonlarında başlayan göçler sırasında, Anadolu'dan gelen kavimler ve bunlara Yunanistan'dan gelerek Kilikya'da katılan Akalar tarafından kurulmuş. Truva kahramanlarından ve Salamis Adası Kralı Telamon'un oğlu Tefkros, şehrin kurucusu olarak biliniyor. M. Ö. 707 yılında gerçekleşen Asur hakimiyetinden sonra M. Ö. 560 yılında bastırılan sikkelerden, Salamis Kralı Evelthon'un adanın idaresini ele geçirdiği anlaşılıyor. M. Ö. 499 yılında Atinalı Kimon'un Kıbrıs'taki Pers hakimiyetine son vermek için düzenlediği sefer başarısızlıkla son bulmuş ve Kimon'un ölümü üzerine Atinalılar, Kıbrıs'ı alma girişiminden vazgeçmişler. Bundan sonra Fenikeli idareciler başa geçer, fakat ticaret ve diğer konularda gerileme başlar. M. Ö. 411 yılında Tefkros ailesinin üyelerinden Evagoras, Salamis krallığını ele geçirir. Tüm adayı hakimiyeti altına almak isteyince Salamis şehri Persler tarafından kuşatılır ve Evagoras Pers Krallığına vergi ödemek zorunda bırakılır. Bu durum İskender devrine dek sürer. İskender döneminde Salamis kralı olan Pyntagoras, İskender'e askeri yardımlarda bulunduğundan kendisine Tamusus şehri verilerek ödüllendirilir. İskender'in ölümü sonrasında Salamis sürekli el değiştirir. M. Ö. 294 yılında zor şartlar altında Kıbrıs'ı alan Ptoleme Krallığı idaresi sırasında ada huzura kavuşur ve bu tarihten itibaren Salamis baş şehir olma niteliğini kazanır. Kentin bu parlak dönemi Roma egemenliği süresince de devam eder. Günümüzdeki kalıntıların çoğu Roma dönemine ait. Roma idaresi altında şehrin bir halk meclisi, bir senato ve ihtiyar meclisi bulunuyor. M. S. 76 ve 77 yıllarındaki depremler ve M. S.116 yılındaki Yahudi isyanları ile şehir epeyce tahrip olur. Daha sonra ada Antakya vilayetine bağlanır ve Salamis limanı, Suriye gemilerince ilk uğrak limanı olduğundan, şehirde bir ferahlama görülür. M. S. 232 ve 342 yıllarındaki depremler şehre yine büyük zararlar verir. Bundan sonra Bizans İmparatoru Konstantinus şehri küçük bir planda inşa ettirerek, Konstantinus adını verir. Şehir Kıbrıs'ın baş şehri olarak Baf'ın yerini alır. Daha sonra şehir M. S. 647 yılındaki Arap akınları ve yer sarsıntıları nedeniyle terkedilerek, bugünkü Mağusa şehrini oluşturan bölgeye halk göç etmek durumunda kalır. Salamis'te doğmuş Yahudi bir ailenin oğlu olan St. Barnabas, Kudüs'te eğitim gördükten sonra Kıbrıs'a döner ve Hıristiyanlığı yaymak için M. S.45 yılında St. Paul ile çalışmaya başlar. Bu faaliyetlerden dolayı vatandaşlar tarafından öldürülüp, cesedi denize atılmak üzere bir bataklığa saklanır. St. Barnabas'ın öğrencileri olayları izleyip, cesedi Salamis'in batısında bir yeraltı mağarasına gömerler ve göğsüne de St. Mathews'un yaptığı incilin kopyasını koyarlar. Cesedin yeri bilinmediğinden uzun yıllar gizli kalır. 432 yıl sonra piskopos Anthemios, mezarı rüyasında gördüğünü söyleyerek, açılmasını ister. Mezar açıldığında St. Mathews incili dolayısıyla, St. Barnabas teşhis edilmiş olur. Bu keşif sonrasında Piskopos, İstanbul'a giderek İmparator Zeno'yu bilgilendirir ve Kıbrıs kilisesinin özerkliğini kazanır. İmparator, gömütün bulunduğu yerde bir manastır inşası için yeterince bağışta bulunur. Manastır M. S. 477'de inşa edilir. Manastır bir kilise, avlu ve avlunun üç yanında bir zamanlar papazların yaşadığı odalardan meydana geliyor. Manastır Gazimağusa kentine 4km mesafede yer alıyor. Aşağıda Murat fotoğrafımı çekerken yukarıda bir ışık gördüğüm anın fotoğrafı var. St. Barnabas İkon ve Arkeoloji Müzesi: St. Barnabas kilisesinde çoğunluğu 18. yy'dan kalma zengin bir ikon koleksiyonu bulunuyor. Manastırın avlusunda bulunan bazalt değirmen Enkomi yerleşim bölgesinden, diğer sütun ve taşlar ise Salamis'ten gelmiş. Papazların yaşamlarını sürdürdüğü odalar ise restore edilerek Arkeoloji Müzesi haline getirilmiş. Müzede Kıbrıs'ın Neolitik döneminden Roma dönemine dek geniş bir çizgideki tarihsel sürece ait çeşitli eserleri görebilmek mümkün. Ayrıca tunç ve mermer eserler de müzede sergileniyor. Kantara Kalesi, Kıbrıs'taki Beşparmak Dağları'nda bir kale. Adanın kuzey kıyısıyla Mesarya Ovası'nı kontrol edebilmek için inşa edilmiş. Karayoluyla Gazimağusa şehrinin 42km kuzeyinde yer alıyor. \"Kantara\" sözcüğü Arapça \"köprü\" anlamına geliyor. Kesin olarak hangi tarihte yapıldığı bilinmese de çoğu kaynağa göre Bizanslılar tarafından Arap saldırılarının sona erdiği 965 yılından sonra yapılmış. Buna karşın İngiliz Kralı I. Richard'ın adayı aldığı tarihe kadar kale hakkında herhangi bir kayıt yok. Bu kayıt kendini Kıbrıs kralı ilan eden İsaakios Komnenos'un Guy de Lusignan yönetimindeki İngiliz ordularından kaçmak için buraya sığındığı, daha sonra Girne Kalesi düştükten sonra kaleyi terk edip teslim olduğu yönünde. 1373 yılında Cenevizlilerin adaya saldırısı sırasında Lefkoşa ve Mağusa düşse de, Kantara Kalesi konumunun da yardımıyla Kıbrıs Kralı II. Peter'in elinde kaldı. Ceneviz istilasının sona ermesinden ve Mağusa'nın Cenevizlilerin elinde kalmasından sonra, 1391 yılında I. James kalenin surlarını güçlendirdi. Bu dönemde kale önemini korumaktaydı. Daha sonra Mağusa'nın geri alınmasından sonra bile kale korunmaya devam etti. 1489 yılında ada Venedikliler tarafından ele geçirildi. Bu tarihten itibaren kale önemini kaybetmeye başladı. Beşparmak Dağları'ndaki Kantara, St. Hilarion ve Buffavento kaleleri Venedikliler tarafından önemli kabul edilmediği ve asker azlığının da bir etkisi olarak terk edildi. Bazı kaynaklara göre kale 1525 yılında terk edildi. Ancak bazı diğer kaynaklar kalenin 1529 yılında sağlam bir kale olduğunu yazıyor. Kalenin terk edilişine ilişkin kesin bir tarih olmasa da 1562 yılında bir diğer yazar kalenin harabe halinde olduğunu söylüyor. Kale 1914 yılında aslına sadık kalınarak onarıldı ve sağlamlaştırıldı. Eski öğrencim Kıbrıslı Gökhan beni Mağusa'ya bağlı Vadili adlı köydeki ailesinin evine götürdü. Sevimli bir ailesi var, Kıbrıs'ın yerlileri. Misafirperver ve sıcak davrandılar. Bahçede böyle bir toprak fırın var. Sağ olsunlar Kıbrıs yemekleri ikram ettiler. 1979 yılında kurulan Doğu Akdeniz Üniversitesi Türkiye'den Kıbrıs'ta okumak isteyenlerce epey tercih edilen bir üniversite. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin tek devlet üniversitesi olan Doğu Akdeniz Üniversitesi, tüm programları TC YÖK tarafından onaylanmış bir yüksek öğretim kurumu. Doğu Akdeniz Üniversitesi 106 farklı ülkeden 20,000 öğrenci ve 35 farklı ülkeden 1,100'ün üzerinde öğretim elemanı ile çok kültürlü bir ortamda eğitim veriyor. DAÜ, 3000 dönüm arazinin üzerine yayılmış eğitim binaları ve laboratuvarlarıyla, kapalı ve açık spor salonları ve kültür faaliyetleriyle, iyi bir kampüs üniversitesi. DAÜ'de 11 Fakülte ve 5 Yüksek Okulda toplam, 95 ön lisans ve lisans, 77 yüksek lisans ve doktora programı eğitim veriyor. Kampüsteki modern yurtlarda 7500 öğrenciye barınma imkanı sağlanırken, kentte yaşamak isteyen öğrencilerin konutları da üniversite tarafından kiralanıyor."} {"url": "https://celebialper.com/girne-gezi-notlari/", "text": "Girne veya Rumca adıyla Kyrenia Kuzey Kıbrıs'ta güzel bir limanı olan, 62.000 nüfuslu bir şehir. Kuzeyinde Akdeniz, güneyinde Beşparmak Dağları olan Girne, KKTC'nin en popüler ve sevilen gezi, tatil ve tur noktası. Roma dönemindeki adı Corineum olan kent ülkede turizmin merkezi olup önemli bir ekonomi ve kültür şehri. Limanı, otelleri, gece hayatı, sanat festivalleri ve Türkiye'den okumak için giden 14.000 üniversite öğrencisiyle canlı bir kent. Bu yazımda hava durumu, gezilecek yerler, üniversiteler, tatil ve gezi noktaları, harita ve gece hayatı, Kıbrıs yemekleri hakkında gezi rehberi niteliğinde bilgiler var. Girne hava durumu Kıbrıs adasının tamamına yakını gibi Mayıstan Ekime kadar süren yazlar sıcak ve kurak, Aralıktan Şubata kadar süren kışlar soğuk olmayan ama yağmurlu geçen Akdeniz iklimi etkisinde. Deniz ve kumsal tatili, su sporları için çok uygun bir turistik yer. Deniz tatili değil de bisiklet, doğa yürüyüşü, tarihi yerler içeren bir Kıbrıs gezisi düşünenler için aşırı sıcak yaz mevsimi değil ilkbahar ve sonbahar daha iyi mevsimler. Yaz mevsimi aşırı sıcak; Temmuz ve Ağustos aylarında ortalama sıcaklık 29 derece olup gündüz genelde 35, bazen 40 dereceye kadar çıkıyor. Sonbaharda tatil yapanların çoğu ayrılmış olduğu için sakinleşen Girne'de hava durumu hala güneşli ama daha rahat. Gündüz 23-25, gece 13-15 derece sıcaklıklar ölçülüyor. Kış en yağmurlu mevsim olup gündüz ortalama sıcaklık 15, gece 7 derece. Türk Hava Yolları, Pegasus, Borajet ve Atlas Jet hava yolları ile İstanbul'dan 1 saat 35 dakika, Ankara'dan 1 saat 10 dakikada başkent Lefkoşa'ya uçup Ercan Havalimanı'ndan otobüsle Girne'ye gitmek mümkün, yol yaklaşık 40 dakika sürüyor. Gemiyle gitmek için Fergün Shipping firmasının Mersin yakınlarındaki Taşucu Limanı'ndan her gün 2 saat süren ve bilet fiyatı 69 TL olan vapur, Alanya'dan haftada iki gün 3,5 saat süren fiyatı 78 TL olan vapur seferleri var. Arabayla gitmek için Taşucu'dan feribot 8 saat sürüyor ve otomobil 150 TL, kişi başı 59 TL. Girne şehir içi ve çevresini gezmek için araba kiralayabilir, batı yönündeki kumsallara Lapta dolmuşları ile gidebilirsiniz. Lefkoşa ve Gazimağusa'dan otobüsler var. Magosa dolmuşları 9,5 TL ve 1 saat 30 dakika sürüyor. Güzelyurt tarafı için 7 kişilik Çimen Taksi dolmuşları çalışıyor. Girne küçük bir şehir. Herhangi bir otel resepsiyonundan ücretsiz alabileceğiniz bir Girne şehir haritası ile kolayca gezebilirsiniz. Facebook Çelebi Alper sayfamda 4 günlük tatil için nereye gitsem diye fikir sorunca Kıbrıslı eski öğrencim sevgili Gökhan Kıbrıs'a gelmemi önerdi, aklımda hiç yoktu ama ucuz bilet bulunca aldım. Kıbrıs'ta doktor olarak görev yapan değerli arkadaşım Murat da geleceğime sevindi. İş arkadaşı Funda, arkadaşları, hepsi benle çok ilgilendi ve gezdirdi. Kıbrıs gezilmesi keyifli, doğası güzel, güvenli bir ada. Girne'de gezilecek yerler şehir içinde birbirine yakın, ama çevredeki görülecek noktalar için araca ihtiyacınız olur. Limanın yanındaki kalenin yapılışı hakkında bilgi kesin değil ama yedinci yüzyılda Bizanslılar tarafından inşa edildiği tahmin ediliyor. Aslan Yürekli Richard uzun Kudüs yolculuğunda muhtemelen aslan sütü içip coştuktan sonra kaleyi ve tüm Kıbrıs'ı 1191 yılında ele geçirdi. Kale daha sonra Lüsinyenler, Venedikliler, Osmanlılar, İngilizler, en son da Türkler aldı. Gezilecek yerler arasında şart. Girne Kalesi içindeki müzede sergilenen Milattan Önce 306 yılından kalma ahşap ticaret gemisi batığı, 1967 yılında bulunduğunda 400 amfora tipi testi dolusu zeytin ve badem halen duruyormuş. Kıbrıs Cumhuriyeti 50, 20 ve 10 cent madeni paralarında geminin resmi var. Girne Limanı'nın yanındaki tepede 1860 yılında yapılmış Ortodoks Archangelos Kilisesi, çeşitli ikon örneklerinin görülebileceği, Hristiyanlık tarihi ile ilgili zengin arşive sahip bir müze. Kilisenin yapımından 25 yıl sonra eklenen kule, şehrin her yerinden görülebilen bir sembol olması amacıyla yapılmış. Girne ve çevresinden toplanan 17.-19. yüzyıllar arasında yapılmış güzel ikonlar kilisenin üç ayrı katında sergileniyor. Kıbrıs'a deniz yolu ile ulaşımda önemli bir yeri olan liman, geçmişte de ana karaya yakınlığından dolayı Girne Kalesi ile korunması arttırılmış ve Venedikliler tarafından bugünkü şekline getirilmiş. Kalenin yanında, limandan kent merkezine çıkan rampalı ve taş döşemeli bir sokakta bulunan Ağa Cafer Paşa Camii Kıbrıs Valisi Ağa Cafer Paşa tarafından 1589 yılında yaptırıldı. 1974 yılında barış harekatında ölen askerler anısına yapılan bir müze. 50. Piyade Alay Komutanı Albay H. İbrahim Karaoğlanoğlu ile Pilot Binbaşı Fehmi Ercan'ın öldüğü ev ile askeri araç ve silahların açık havada sergilendiği bu müze ile birlikte Girne'de Boğaz Şehitliği, Deniz Şehitleri Anıtı, Karaoğlanoğlu Şehitliği, Taşkent Şehitler Anıtı, Limasol Şehitler Anıtı da var. Limandaki 18. yüzyıldan kalma tarihi evde dokuma tezgahı, zeytinyağı mengeneleri, küp, döğen, karasaban, el sanat eserleri, tığ işleri, işlemeli masa ve yatak örtüleri, oymalı çeyiz sandıkları, gelinlikler, baş örtüleri, yün çoraplar, dolaplar, yastıklar, sargılar, hamur teknesi sergileniyor. İki kilise de Lambousa Yarımadası'nda yer alıyor. 16. yüzyılda başka bir kilisenin kalıntılarının üstüne inşa edilen Agios Evlalios Kilisesi Lambousa psikoposuna adanmış. Franko-Bizans tarzında yapılmış kilisenin günümüzde ayakta kalan mozaik döşemelerine bakıldığında büyük bir kompleksin parçası olduğu anlaşılıyor. Agios Evlambios Kilisesi ise daha içerde kayaya oyularak yapılmış bir şapel. Manastır, 6. yüzyıla ait bir Hristiyan bazilikasının kalıntıları üzerine inşa edilmiş. Çeşitli zamanlarda eklemeler yapılmış olup Erken Hristiyan, Bizans ve Lüzinyan mimarisinin özelliklerini taşıyor. Ana mabed yapısı 11. yüzyılda yapılmış. Bölgenin dini merkezi olan manastır 1222 yılına dek adanın 15 piskoposluğundan biri olan Lambousa psikoposluğunun merkezi olarak kullanılmış. 20. yüzyılın başlarında manastırda hiç keşişin kalmaması üzerine işlevi sona ermiş. 1960 yılından bu yana manastırın içinde bulunduğu alan askeri bölge olarak kullanılıyor. Girne'nin 34 km batısında bulunan Maronit köyü Kormacit, nüfusu 309 olan, bölgenin en çok yağış alan köyü. Bu nedenle köyde tahıl ekildiği gibi, sulu tarım da yapılıyor. Köyde hayvancılık da gelişmiş ve bölgenin diğer köylerine göre oldukça ileri durumda. Köy arazilerinde çok sayıda zeytin ve harup ağacı da var. Kıbrıs Marunileri ya da Kıbrıs Maronitleri, Orta Çağ'da Levant'tan dini ve siyasi çatışmalar sebebiyle kaçarak, Kıbrıs'a yerleşen ve Maruni Kilisesi üyesi olan, günümüzde de varlıklarını devam ettiren topluluk. Ana dilleri Arapça olmak üzere Yunanca ile Türkçe de konuşuyorlar. İbadet ve ayinlerini Arapça yapıyorlar. Doğu Katolik Kilisesi ve Batı Suriye Ayini'ne bağlı olmakla birlikte, topluluk olarak Roma Katolik Kilisesi'ne mensuplar. Maronit köyündeki Saint George Katedrali etkileyici bir yapı. Katedralin güzel bir mimariye sahip iki çan kulesi var. Planı ve dizaynı Malta adalı mimar Fenec ve yine Maltalı inşaat mühendisi Cafiero tarafından yapılmış. İçerisinde değerli ikonlar ve eski dini eşyalar bulunuyor. Aziz George'a adanan katedral, 1974'ten önce Kıbrıs Maronit Kilisesi'nin resmi kilisesiydi. Katedral, köyde ve Güney Kıbrıs'ta yaşayan Maronitler tarafından günümüzde de kullanılıyor. Beşparmak Dağları'nın kuzey eteklerinde inşa edilen St. Hilarion Kalesi'nin burçlarından Girne manzaraları izlenebiliyor. Girne'ye 10 km uzakta olan kaleye çıkan yol pek iyi durumda değil ama 700 metre yükseklikte bulunan 480 basamak tırmanılarak kaleye ulaşıldığında değer. Kıbrıs Türk mutfağı deniz ürünleri, kebaplar, mezeler, zeytinyağlılar, meyve macunları içeren; Türk, Yunan, Akdeniz ve Orta Doğu mutfaklarının lezzetli bir karışımı. Molehiya, Enginar Dolması, Kolokas, Bullez, Çiçek Dolması, Magarina-Bulli, Pilav, Bulgur Köftesi, Mucendra, Humus Çorbası, Hellim Peyniri, Hellimli, Hellim Böreği ve Pirohu, Kıbrıs yemekleri arasında sayılabilir. Murat beni ilk akşam Girne'de meyhaneye götürdü. Burası Karaoğlanoğlu semtindeki The Meyhane. İşte mezeler. Kıbrıs'ta restoran ve meyhanelerde genelde 50 TL sabit fiyatla meze, salata, zeytinyağlı, et ve kebap çeşitleri içeren bidolu Kıbrıs yemekleri veriyorlar. İçki içerseniz ayrıca bu yemek fiyatına ekleniyor. Kıbrıs genel olarak ucuz bir ülke denemez ancak yeme-içme fiyatları pahalı değil. Başka bir akşam hep beraber Girne'nin Zeytinlik köyündeki Veranlar Meyhane adlı geleneksel Kıbrıs lokantasında yedik. Gördüğünüz gibi siyah zeytini çöp şişe dizip mangalda pişiriyorlar. Tüm yemeklerin toplam fiyatı 50 lira ve delicesine getiriyorlar, \"amca yeter patladık\" dedim, \"olsun, fiyata dahil hep\" dedi. Kıbrıs'ta içki fiyatları Türkiye'den çok daha ucuz. Akdeniz adası olan turunçgil ülkesi Kıbrıs'ta taze portakal suyu içtik. Murat sağ olsun bir sabah müdavimi olduğu Fransız tarzı pastane-kafeye kahvaltıya götürdü. Girne'de hepsi vakıf malı yani özel olan 3 üniversite bulunuyor ve Türkiye'den okumak için burada yaşayan bir çok öğrenci var. Kentteki üniversiteler Girne Amerikan Üniversitesi, Girne Üniversitesi ve Lefkoşa İngiliz Üniversitesi. Girne Üniversitesi Yakın Doğu Üniversitesi'nin kardeş kuruluşu olup akademik faaliyetlerine 4 fakülte, 16 bölüm, 2 yüksekokul, 1 enstitü ile ön lisans, lisans ve yüksek lisans düzeyinde denizcilik ve havacılık konuları üzerinde yoğunlaşarak devam ediyor. 1985 yılında Kurulan Girne Amerikan Üniversitesi, Eğitim Fakültesi, İletişim Fakültesi, Beşeri Bilimler Fakültesi, İşletme & Ekonomi Fakültesi, Mühendislik Fakültesi, Mimarlık, Tasarım ve Güzel Sanatlar Fakültesi, Hukuk Fakültesi, Spor ve Rekreasyon Yüksekokulu, Sahne Sanatları Yüksekokulu ile eğitim veriyor. Lefkoşa İngiliz Üniversitesi ya da kısaca LİÜ, 2014 yılında Girne'de faaliyetlerine başlayan bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vakıf üniversitesi. Hem turistik olması hem de bir öğrenci kenti oluşu nedeniyle Girne gece hayatı hareketli. Renkli bir eğlence yaşamı sunan şehirde bir çok kafe, restoran, bar ve gece kulübü var. Şans oyunları ve kumar oynanan casinolar Türkiye'de yasaklanınca Kıbrıs için önemli bir casino turizmi kaynağı doğdu ve Türkiye'den Kıbrıs'a casinolarda kumar oynamaya giden binlerce turist var. - Sempati Bar - Runch Bar - Roxanne - Riverside Ranch Bar - The Valley Restaurant ve Clubbers Bar - Alevkayasi Forest Cafe - Adi Meyhane Lapta - Aeria Cafe Bar Lapta - Aged House Bellapais - Club Tropicana - Castle Bar - Five Fingers Bar - Hideaway Club Edremit - Shayna Beach Club Çatalköy - Casablanca Bar"} {"url": "https://celebialper.com/gocebe-oyunlari-yarislari/", "text": "Göçebe oyunları ve yarışmaları Orta Asya Türk halkları yaşam ve kültüründe önemli bir tarihe ve yere sahip. Konuk olarak davet edildiğim Kırgızistan tarafından düzenlenen 2. Dünya Göçebe Oyunları adlı etnik ve kültür festivalinde, geleneksel oyunlar ve yarışmalar izledim, Türk halklarının oyunlarını, yarışmalarını, geleneklerini yakından tanıdım. Geleneksel göçebe etkinliklerinde at yarışı, atlı okçuluk, avcılık, kuş ve köpekli avcılık, yer okçuluğu, cirit, güreş, uzun mesafeli at yarışları, at üstünde güreş, kök börü, ordo ve zeka oyunu yarışmaları yapıldı, konserler ve danslar sunuldu. Kırgızistan'ın kuzeyindeki Çolpon-Ata kentindeki hipodrom ve tesis ile 40 kilometre uzaklıktaki Tanrı Dağı Kırçın Yaylası'nda gerçekleştirilen II. Dünya Göçebe Oyunları festivali, etnik göçebe kültürü ve sporu ile göçebe uygarlığını tüm dünyaya tanıtmayı amaçlıyor. Dünya Göçebe Oyunları açılış tören ve gösterisine birçok ülkeden devlet adamı, konuk, yerli ve yabancı ziyaretçi ve turist katıldı. Etkinliklerin hedefi göçebe uygarlığının kültürel mirasını korumak ve tüm dünyada etnik spor hareketini desteklemek; göçebe halkların etnik sporlarını, geleneksel oyunlarını ve yarışmalarını geliştirip yaygınlaştırmak; dünyanın etnik kültürünü korumak ve geliştirmek; etnik ilerlemenin bilimsel, örgütsel ve yöntemsel temellerine katkıda bulunmak; dünya halkları arasında dostluğu, uyumu ve işbirliğini daha fazla geliştirmek ve güçlendirmek. Arka planda Türk tarihi ve Türk halklarının en büyük liderlerinin sunulduğu aşağıdaki videoda, 8 ve 20. saniyeler arasında sol tarafta Mustafa Kemal Atatürk görülüyor. Aşağıdaki videoda Kırgızistan müzikleri, çok güzel iki geleneksel Kırgız şarkısı var. Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi Devlet Başkanları Konseyi tarafından hangi ülkede yapılacağına karar verilen ve iki yılda bir gerçekleştirilen Dünya Göçebe Oyunları etkinliğinin benim de katıldığım sonuncusuna 62 ülke katıldı, büyük açılış ve kapanış törenleri, heyecan ve merak uyandırıcı oyunlar, yarışmalar, gösteriler yapıldı. Türkiye ekibi oyunlara cirit, aba güreşi, mangala, rahvan at yarışı ve gökbörü dallarında katıldı. \"Ak sütüm\" sözcükleriyle başlayan Kırgız şarkısında, Türkçe ve Kırgızca ortak başka sözcükler de yakalayabilirsiniz. Kırgız müziği eşliğinde bedenlerinde ateş yanan atlı Kırgız savaşçılar. Kırgızistan Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev, açılış konuşması yapıyor. Takımda 10 kişi var; 7 oyuncu, 1 yedek oyuncu, 1 koç, 1 önder. Benim de çocukken oynadığım aşık kemikleriyle oynanan, Türk dünyasında çeşitlerine rastlanan bir Kırgız oyunu. Ordo sözcüğü han sarayı anlamına geliyor ve oyun sarayı ele geçirmeye yönelik. Orta Asya Türk halklarının geleneksel at yarışı türleri. 2 binici, 1 koç ve 1 veterinerden oluşan 4 kişilik ekiplerin mücadele ettikleri 80 kilometrelik at yarışı. Anlamı \"uzak mesafeye yarış\". 2 binici, 1 koçtan oluşan takımlara 12 yaşını geçen çocuklar da katılabiliyor. Atların üç yaşından büyük olmaları zorunlu. 22 kilometre. 11 kilometre mesafeli, rahvan giden at yarışı. 12 yaş üzeri katılabiliyor. 2 ile 3 yaş arası atlar, 12 yaş üzeri kişilerin katılabildiği 11km at yarışı. 17 kişilik takımda 12 oyuncu, 1 önder, 1 koç, 3 binici oluyor. İki takım başsız bir koyunu rakibinin kalesine atmaya çalışıyor. Sert bir oyun. Koyunun etini kazanan takımın üyeleri yiyor. Orta Asya gelenekleri uyarınca eskiden kök börü oynamak isteyen bir çocuk bir çobana gidip kafası kesilmiş bir koyun veya keçi ister. Oyundan sonra bir teşekkür olarak hayvanı sahibine geri verir. Hayvanın eti bu sert oyun sırasında yumuşadığı için önemli bir hediye olur. Efendi gibi tribünden gökbörü izlemek yerine türlü numaralarla hipodroma girersen böyle olur işte. 70, 90 ve 90 kilo 3 atlet ve 1 koçtan oluşan 4 kişilik takımla oynanan at üzerinde güreş karşılaşması. Bire bir güreş ediliyor. Zaten zor bir spor olan güreş yetmiyorsa, neden at üstünde mücadele edip daha da zorlaştırmayalım? Orta Asya meydan savaşlarında doğan, askeri bir Türk ve Kırgız geleneği. Beyaz çizgilerle belirlenmiş 120x40 sahada at üstünde cirit adlı sopalarla oynanıyor. Her takımda 7 binici ve 2 yardımcı var. Kırkar dakikalık iki devre arası 10 dakika mola veriliyor. Tarihi bir Türk geleneği olan cirit, etkinlikte de doğal olarak Türkiye sporu şeklinde geçiyor ve tanıtılıyor. At üzerinde yüzyıllardır oynana ata sporu cirit, at üzerindeki sporcunun süngü veya mızrağını rakibe karşı isabetli bir şekilde atmasını, muharebe anında kendisine ve atına olan hakimiyetini ve bu yolla rakibine üstün gelmesini amaç edinen, kuralları olan bir spor dalı. Atalarımız barış zamanında at ve askerlerini zinde, çevik ve güçlü tutabilmek için atlı cirit sporunu icat etmiş, insanları ruh ve bedenen eğiterek yarınlara hazırlamışlar. Atlı ciritte hiçbir spor karşılaşmasında bulunmayan rakibi bağışlama şeklinde bir davranış var. Rakibinin önünü kesip, ona ciritle vurma olanağı varken vurmayıp bağışlayan sporcu puan kazanır. Bu yönüyle spor ve erdemin birlikte anıldığı bir gelenek taşıyor, göçebe Türk gelenekleri arasında yer alıyor. Güreş sporunun tarihine bakıldığında en eski güreş türü olarak Aba Güresi görülüyor. Bu güreş türü İskit, Saka, Uygur, Karahan, Moğol, Özbek, Kazak, Çağatay, bugünkü sınırlar içerisinde de Gaziantep, Antakya yörelerinde yaşayan Kızık Türklerince yapılıyor. Aba güreşi, dünyada giysilerle yapılan ilk güreş türlerinden. Orta Asya'da mücadele ve askeri eğitim aracı olarak yapılan güreş sporu M. Ö. 4 yy 'da Türk topluluklarınca Çinlilere öğretilmiş. Hatta Uzak Doğu yakın boğuşma sporlarından olan Judo'nun, Aba Güreş'inin biraz değiştirilerek modernize edilmiş sekli olduğunu düşünenler var. Bugün İsveç'te yapılmakta olan pantolon güreşinin de, Orta Asya'da yapılan göçler sırasında Baltık bölgesine yerleşen Hunlar tarafından yapıldığı tahmin ediliyor. Her yıl Nisan ayında Hatay Altınözü'nde geleneksel aba güreşi karşılaşmaları yapılıyor. Türkmen güreşinde matın üzerindeki rakipler bacaklarına dokunmadan birbirlerini yere sermek için uğraşıyorlar. Azerbaycan tarafından temsil edilen sporda, güreşçi kavrama, çekme ve fırlatma hareketleriyle diğerini omzunun üzerinden atıyor. Bir sopa çekiş yarışı olan sporda iki güreşçi yüz yüze, ayakları yerde sabit ahşap bir panoya dayalı, bir sopayı kendilerine çekiyor. Sopayı kendi tarafına çeken galip geliyor. Bu Yakutistan geleneği, bağlı olduğu Rusya olarak temsil ediliyor. Güreşçilerin belden yukarıları çıplak mücadele ettikleri Kırgız güreşi kuroş sporunda hedef, rakibi omuzun üzerinden atmak. Bir mat üzerinde yüz yüze edilen güreşte, iki elle birbirlerinin kuşağını tutarak kaldırmaya çalışıyorlar. Güreşçiler başlarını birbirlerinin omuzlarına koyuyor ve iki elle birbirlerinin kemerlerini çekiyorlar. Amaç rakibin kemerini indirip yere oturtmak. Geleneksel güreş kıyafeti giyen Kazak güreşçiler, birbirlerini yere sermeye çalışıyor. Dağa çıkılıp ok ve yayla yapılan avcılık. Toplu, ekipler halinde nişan hedeflenerek atılan okçuluk. Toguz sözcüğü Türkçedeki gibi dokuz, korgool ise keçi boku anlamına geliyor. Her oyuncunun dokuz deliği var ve amaç mümkün olduğunca çok keçi boku toplamak. Mangala Türk zeka ve strateji oyunu iki kişi ile oynanıyor. Oyun tahtası üzerinde karşılıklı altışar adet olmak üzere 12 delik ve her oyuncunun taşlarını toplayacağı birer büyük hazine bulunuyor. Oyuncular 48 taşı her bir kuyuya dörder adet olmak üzere dağıtıyorlar. Oyunda her oyuncunun önünde bulunan yan yana 6 küçük kuyu, o oyuncunun bölgesi; karşısında bulunan 6 küçük kuyu rakibinin bölgesi. Oyuncular hazinelerinde en fazla taşı biriktirmeye çalışıyorlar. Oyun sonunda en çok taşı toplayan oyuncu oyun setini kazanmış oluyor. Oyuna kura ile başlanıyor. Kırgızca Salbuurun denen, kuşlarla ve köpeklerle avcılık yarışmaları izledim. Berkutçi adlı kartallı avcı takımlarıyla yapılan yarışmalar. Undok adlı türünde kartallar 200 metre mesafeye konuyor. Hakemin işaretiyle avcı yem tutarak kendi kartalına seslenip çağırıyor, amaç kartalın hızla gelip avcıya konması. Çırga isimli kartallı avcılık yarışmasında ise kartalın tilki derisinden yapılmış bir hedefi kapıp getirmesi gerekiyor. Geleneksel Spor Dalları Federasyonu Başkanı Prof. Dr. Alpaslan Ceylan, \"Göçebe Oyunları sadece bir spor organizasyonu değildir. Göçebe Oyunları Orta Asya'dan Anadolu'ya Balkanlardan, İran'a kadar binlerce yıldır beraber fakat ayrı coğrafyalarda yaşayan bütün Türklerin kardeşlik ve dostluk bağlarını geliştirdikleri ve hasret giderdikleri önemli bir kültürel etkinliktir. Burada amaç sportif rekabetin yanında ata sporlarımızı yaşatmak ve gelecek nesillere ortak bir kültürel miras olarak bırakmaktır\" şeklinde konuştu. Etkinlik sırasında sadece geleneksel Türk sporları değil, göçebe uygarlığını sergileyen konser, folklor gösterileri gibi kültürel etkinlikler de yer aldı. Göçebe halkların geleneklerinden olan kız isteme seremonisi, han seçimi töreni, usta ozanların ağzından Manas Destanı gibi birçok etkinliği izleme şansı buldum. Alper Bey. Gezi yazılarınızı kitap haline getirmeyi düşünüyor musunuz ? Veya kitabınız var mı? Şimdiden cevabınız için teşekkür ediyorum. İlginize çok teşekkür ederim Harun Bey. Seyahat kitabım yok ama düşünüyorum. Çok zaman alacak bir iş tabii. Kırgız kültürü çok ilgimi çekiyor seyahat hayallerimin içinde vat en çok da yerinde kımız içmeyi hayal ediyorum. Göçebe oyunları yazımı beğenmenize sevindim Aziz Bey. Kırgızistan bizim ortak köklerimiz olan, güzel ve bakir bir ülke, geleneklerine bağlılar. Kırgızlar adlı yazımı da tavsiye ederim. Sizin bulunduğuz zaman bende oradaydım. Çok kaliteli bir yazı hazırlamışsınız. Tebrikler. Merhaba! bu bilgilendirici güzel yazı için teşekkürler. Nasıl yerlerde konaklayıp, göçebe oyunlarının yapıldığı yerlere ulaşımın nasıl olduğunu da yazabilir misiniz lütfen? Teşekkürler. Merhaba. Ben Çolpon Ata kentine yakın Kapriz Resort'ta kaldım, ana etkinlik yerlerine minibüsler var.. Dünya Göçebe Oyunları festivaline gidecekseniz bir an önce yer ayırtmanız gerekiyor, yoğun ilgi var. Mükemmel bir blog emeğinize sağlık. Keyifle izledim, okudum. Göçebe oyunları ve sporları ile ilgili yazıma ilginize teşekkürler."} {"url": "https://celebialper.com/gori-stalinin-memleketi-gezi/", "text": "Gori Gürcistan'ın içlerinde, küçük bir kent. Gürcistan Azerbaycan Ermenistan seyahatim sırasında gezdiğim Gori, Sovyet liderlerinden Stalin'in doğum yeri ve en önemli özelliği Stalin Müzesi ve Evi. Gori bugün de Sovyetler Birliği'nin Stalin tarafından yönetildiği dönemdekinden pek farklı değil. Gori Gürcücede tepe anlamına geliyor. Eskiden çok daha fazla olan nüfusu bugün 54.000. Gori'ye Kutaisi'den eski bir otobüsle geldim. Gori'de 3TL eşdeğeri lari karşılığında yaşlı bir teyzenin bahçesindeki döküntü odada kaldım. Teyze banyo için su doldurduğu şişe ve kovaları bahçede gün boyu güneş nereye ışırsa oraya taşıyor. Tuvalet de berbat. Bir daha savaş koşulları dışında böyle bir yerde kalmamaya karar verdim. Sabah sokağa çıktığımda kullanılmış şırıngalar gördüm. Kentte Bronz Çağı'ndan itibaren insan yaşamı var. Gürcü Krallığı'nın yıkılmasından sonra sık sık saldırı ve işgal yaşadı. Ak Koyunlular, Moğollar, Gürcüler, Osmanlılar, Persler, Ruslar arasında çok defa el değiştirdi. Sovyet döneminde önemli bir endüstri merkezi haline gelen kent, dağılmadan sonra ekonomik olarak çöktü ve nüfusunun çoğu terk etmek zorunda kaldı. Gürcistan ile Rusya arasındaki Osetya anlaşmazlığı sonucunda çıkan 2008 Güney Osetya Savaşı sırasında Rusya, Gori'deki askeri ve sivil alanlara hava saldırısı düzenledi ve kent önemli hasar gördü. Gürcistan Abhazya ve Güney Osetya'daki sınırlı denetimini tamamen kaybetti. Rusya, tek yanlı olarak bağımsızlıklarını ilan eden Abhazya ve Güney Osetya'yı tanıdığını açıkladı. Gürcistan ise Rusya'yla tüm diplomatik ilişkilerini kesti ve Bağımsız Devletler Topluluğu örgütünden ayrıldı. Bu fotoğraf alıntıdır. Gori'de gezilecek yerler belli: Stalin Müzesi, Stalin Caddesi ve Kale. Gürcistan'ın çoğunluğundan farklı olarak burada çoğu kişi Stalin'i saygıyla anıyor. Stalin Caddesi'ndeki Stalin Müzesi için giriş 10 Lari, trenini de görmek isterseniz ayrıca 5 Lari. Müzede Stalin'e ait eşyalar, hayatını belgeleyen malzemeler ve kendisine sunulan hediyeler çoğunlukta. Aşağıda Stalin'in treninde, onun sandalyesinde oturuyorum. Eserlerin etiketlerinin çoğu Gürcüce ve Rusça ama görevli teyzeler bu az ziyaret edilen müzeyi orta düzeyde İngilizceleriyle anlatmaktan memnun oluyor. Stalin öldüğünde yüzünden kalıp alınan alçı maske de burada. Stalin'in doğduğu ev bugün neoklasik Dor tarzı sütunlarla çevreleniyor. Stalin'in asıl adı Joseph Vissarionovich Jughashvili. Bu da yatağı. Kentin ana meydanındaki Stalin Heykeli, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra halka açık bir yerde kalan tek Stalin heykeli oldu. Bu dev Stalin Heykeli 2010 yılında kent halkının ve yöneticilerinin itirazlarına karşın hükumet tarafından bir gece söküldü. Heykeli Stalin Müzesi'ne dikme yönünde planlar var. Gori Kalesi kentin ortasındaki bir tepede yer alıyor. M. Ö. birinci yüzyılda Romalı General Pompei tarafından işgal edildi. Bugünkü yapının çoğu, Moğol işgalinden sonra inşa edildi. Kalenin girişinde yedi tane heykel var. Bu 7 oturan adam, II. Dünya Savaşı'nda Alman hava saldırısında ölen 8 kardeşi temsil ediyor. Gori'de gezilecek yerler arasında ayrıca Uplistsikhe antik kenti, Etnografya Müzesi, Büyük Vatanseverlik Savaşı Müzesi, Akademik Tiyatro, Stalin Parkı da var. Batum Kutaisi arasındaki dolmuş eziyeti ve Kutaisi-Gori arasındaki otobüs cehenneminden sonra Gürcistan'ın başkentine gitmek için bu kez de treni deniyeyim dedim. 82 kilometre uzaklıktaki Tiflis'e biletin 80 kuruşa tekabül etmesi beni biraz huylandırdıysa da \"olsun canım, tren işte, halk taşıma aracı, normaldir\" diye teselli ettim kendimi. Vagona girdiğimde şaşırdım; oturacak yer yok, oturaklar tahta bank şeklinde, ve her taraf teyzelerin kente satmak için götürdükleri meyve sepetleriyle dolu, vagonun bazı camları yok, duvarları dökülüyor. 1 saat süreceği söylenen yolun 2. saatinde bir kişilik yer boşalınca kaptım. Fakat bankların tasarımı son derece dahiyane. Hani sırt yapımız üstte çıkıntı belde girintilidir ve oturaklar da sırtımız otursun diye bunun tam tersi yapılır hep. Bunları tasarlayan dahi Sovyet mühendis ise \"nasıl yapsam da halkımı en rahatsız etsem\" diye düşünmüş olsa gerek ki bankları sırt seklinde yapmış, dolayısıyla bel kısmı girinti, sırt kısmı çıkıntı. Hiç masraf yapmayıp dümdüz tahta koysalar kesinlikle daha az rahatsız olacakmış. Kullanılmış şırıngalar uyuşturucu kullanımından mı ya da başka bir amaçla mı bırakılmış merak ettim doğrusu, tenha yerlerde çok şey olur ayrıca ülke çok geri kalmış durumda, sanırım siz Stalin'e olan sevginiz için gittiniz bu Gori'ye yoksa yanından geçilebilecek bir yer değil. Evet, sokakta uyuşturucu kullanıp atmışlar. Stalin'i çok sevdiğimi söyleyemem ama Gori'ye onun için gittiğim kesin, başka bir özelliği yok. Yazının devamı ne zaman gelecek? Özellikle Ermenistan kısmını çok merak ediyorum. Sibirya'dan yeni döndüm, orayı ve Afrika'yı bitirince Gürcistan gezimin devamını ve Ermenistan'ı yazarım. Hocam vatana hoş geldiniz:) Ben de Ağrı'da çalışan bir meslektaşınızım. Bloğunuzu Kuzey Kore ile ilgili bir tarama yaparken keşfettim ve zevkle takip ediyorum. Ağrı'ya yolunuz düşerse beraber Doğubeyazıt'a gideriz inşallah. Hocam bekleriz her zaman. Ağrı Dağı muhteşem. Doğubeyazıt'a has Abdigor köfteyi yemenizi özellikle öneririm. Görüşmek üzere. Ben Tiflis ile Bakü arasını yataklı trenle gittim. Batum'dan Tiflis'e de tren var, şu halde Batum-Bakü yolculuğunu trenle yapmak mümkün, tek ve doğrudan bir tren olduğunu sanmıyorum, Tiflis'te başka trene binmek gerekebilir. Tiflis-Erivan treni haftanın tek sayılı günlerinde, yani haftada 4 gün var. Ermenistan'dan İran'a tren yok, otobüs ve uçak var. İyi yolculuklar. Stalin, tam bir insan kasabıdır. Yüz binlerce Kırım ve Ahıska Türkü'nü bir gece içinde evlerinden alıp uzak diyarlara süren Stalin'dir. Türkistan'dan ve Azerbaycan'dan binlerce soydaşımızı toprağa gömdüren odur."} {"url": "https://celebialper.com/gronland-gezi-rehberi/", "text": "Grönland sıra dışı coğrafyaları gezmeyi, acayip ve uzak yerlere gitmeyi sevdiğim için beni kendine çekti. Bu uçsuz bucaksız dev buzul adası, turistik bir ülke değil. Hele benim gibi kışın en soğuk ay ocakta giderseniz gezmeye gelen pek göremezsiniz, ancak iş veya aile ziyareti nedeniyle yurt dışı seyahat edenler oluyor. Kuzey Kutbu'nda yer alan Grönland çok geniş coğrafyasında son derece az sayıda insanın yaşadığı, buzullar, balinalar, foklar, ren geyikleri ile farklı seyahatlerin heyecanını yaşamak isteyenler için harika bir ülke. İşte size Grönland gezi notları, seyahat rehberi, gezi bilgileri içeren bir blog yazısı. Grönland'a gitmek için yazın birkaç seçenek var ama kışın ben sadece İzlanda'dan uçak bulabildim, ki zaten İzlanda bu seyahatimin içerisinde olan bir ülke. Biletler ne yazık ki pahalı. Bulabildiğim en ucuz uçak biletinin fiyatı, Reykjavik kentinden bagaj haksız 3000TL oldu. Hayatımın en pahalı uçak bileti bu, ama olsun, değer. THY ile Norveç Oslo, oradan Norveç Hava Yolu ile İzlanda, sonra da Air Iceland Connect ile Nuuk şeklinde aktarmalarla ve kalarak gittim. Uçak şehir içindeki eski küçük havalimanından kalkacakmış, yürüyerek gittim. Sadece 6kg el bagaj hakkım var, çantam 12kg tuttu ve boyut deneme kabına sığmadı. Küçük uçakmış sığması imkansızmış. Check in bagajına ücretli almam gerekiyor dedi bankodaki teyze. \"Hayatımın en pahalı uçuşu bu, lütfen yardım edin\" dedim gözlerine bakarak. Yan bankoda görevli kıza eğilerek epey konuştular. Teyze parasız aldı çantamı. O sırada yan bankodaki kız, çantası ağır gelen adamın kartından cazır cuzur ekstra ücret kesiyordu. Uçak ne kadar küçük acaba, pırpır olmasa bari düşünmeye başladım. Küçücük bir pırpır uçakla heyecanlı bir gece uçuşuyla bu Kuzey Kutbu adasına geldim. Bu pervane saatlerce tor tor tor kafamı ütüledi. Uçağın pilot hariç tek personeli yetmişine yakın, ince uzun, kel, beyaz kaşlı, Hollywood sineması filmlerindeki o usta, bilge ve zarif uşaklara benzeyen adam çay kahve verdi. Çöpleri ufak bir bakkal poşetiyle topladı. Türkiye'den 6 saat geride burası. Ülkeye küçük pervaneli uçaklardan daha büyük uçaklarla okyanus ötesi uçuşlar yalnız Kangerlussuaq ve Narsarsuaq kentlerine yapılabiliyor. Ilulissat ve başkent Nuuk şehirlerine benimki gibi küçük uçaklarla gidilebiliyor. Sadece Danimarka ve İzlanda'dan gidilebilen ülkeye uçak biletleri pahalı. Ülkeye 2 hava yolu ile gidilebiliyor. Air Iceland Connect ile Reykjavik'ten tarifeli uçuşlarla Kulusuk ve Nuuk'a, yazın da ek olarak Narsarsuaq ve Ilulissat'a gidilebiliyor. Ülkenin resmi hava yolu kuruluşu Air Greenland yıl boyu Kopenhag ile Kangerlussaq, yaz mevsiminde de Narsarsuaq arasında uçuşlar yapıyor; yaz mevsiminde İzlanda Keflavik Havalimanı'ndan Nuuk ve Ilulissat'a da uçuşları var. Air Greenland sadece kendi web sitesinden bilet satıyor, uluslararası uçak bileti arama sitelerinde yer almıyor. Kanada, ABD veya diğer Amerika ülkelerinden Grönland'a ancak önce İzlanda'ya kadar gidip oradan geri yönde uçarak seyahat edilebiliyor. Ülkenin ulusal havalimanları işletmesi Mittarfeqarfiit denetimindeki tek bir kısa pisti ve küçük bir binası olan Nuuk Havalimanı'na indim. Uçakta yanımda oturan, 1 yıldır iş için adada görev yapan ve sohbet ettiğimiz Danimarkalı kadın sağ olsun kent merkezine ulaşım için tek seçenek olan taksiye birlikte binmemizi önerdi. Takside de Grönland hakkında bilgi verdi. Benim otelim onun evinden daha ileride olduğu halde inerken şoföre taksimetreden daha fazla para bıraktı, olmaz dedim ama nasılsa şirket ödüyor benimkini dedi. Gece otelime vardığımda dev buzullar ülkesine gelmenin heyecanını duydum, çıkıp karlar üzerinde, okyanus kenarında dolaştım. Buz tutmuş okyanusta yürüyorum! Arkadaki kara Grönland. Grönlandlı arkadaşlarım var benim! Solda Türk kahvesiyle Ulda, sağda acı pul biberiyle Sikkersok. İkisi de adanın yerlisi olarak bana kültürlerinden bahsettiler. Bu kadar küçük nüfuslu bir ulusun tip ve dil çeşitliliği şaşırtıcı; her kasabanın farklı bir diyalekti varmış. Bu arada kendilerinin, dünyanın genelinin yaptığı gibi Eskimo olarak adlandırılmasından hoşlanmıyorlarmış; Inuit asıllılar, Inuit veya Greenlandic ifadesini kullanıyorlar. Çok kibar ve zarif insanlar. Aynı halktan ne kadar farklı tipler. Sikkersok Doğu Asyalı gibi, Ulda'yı ise Maraş'a koysak \"bacım\" derler. Grönlandlı Inuit arkadaşlarla belediyenin SHL Katuaq Kültür Merkezi'ndeki kafesine geldik. Türkiye'nin üç katı genişlikteki dünyanın en büyük adası Grönland, devasa bir buz örtüsüyle kaplı. Adanın merkezinde buz neredeyse üç kilometre kalınlıkta. Soğuk ve sessiz bir dünya. Safir mavisi renkli erime gölleri bir değişimin gerçekleşmekte olduğunun işareti. Her göl birkaç gün içinde oluşuyor, büyüyor ve taşmaya başlıyor. Akan su buzu oyarak kendine yol açıyor. Buzdan bir delta oluşturuyor ve soğukkanlı bir canavarın damarlarındaki kan gibi akıyor, bir dev canlanıyor. Ve su aniden bir kuyuya dökülüyor. 1,5 kilometre boyunca dimdik ilerleyerek buz tabakasının kalbine iniyor. Eriyen suların şaşırtıcı bir etkisi var; buz ile altındaki kayanın arasını kayganlaştırıyor. Böylece bütün buz tabakası harekete geçiyor, okyanusa doğru kayıyor. Bakınız arkamdaki bulut değil buzul. Jakobshavn Isbrae buzulu, dünyanın en hızlı hareket eden buzulu. Günde yaklaşık 40 metre hızla ilerliyor. İlerledikçe yolundaki her şeyi yok ediyor. Hatta bu yolculuğu sırasında büyük dağ sıralarını bile oyup geçiyor. Dağları kesip geçen ve kıta seviyelerini değiştiren muazzam bir güç. Grönland buzulları büyüleyici. Her yıl ülkedeki buzullarından on binlerce buzdağı oluşuyor. Ve atmosfer ısınmaya devam ettikçe sayıları giderek artıyor. Kopan dağlar, Arktik koyları heykellerle dolduruyor. Aynı zamanda çok büyük miktarda soğuk ve tatlı suyu da denize döküyor. Eriyen suları okyanus akıntılarını değiştiriyor. Bu da dünya çapında hava koşullarını etkiliyor. Aşağıda çektiğim buz adası adeta okyanusla renk dansı ediyor. Dev kutup adasının güneyindeki çok sayıdaki buzul, yıllardır hızla eriyor. ABD'nin Colorado eyaletindeki Ulusal Kar ve Buz Veri Merkezi'nden Ted Scambos, yaşanan buzul kaybının geçmişe kıyasla çok büyük bir orana ulaştığını belirtti. ABD'li jeolog Scambos, Grönland'ın kuzeyi ve Kanada'daki hava sıcaklığı artışının, küresel sıcaklık ortalamasının beş kat üzerinde olduğunu söyledi. Geophysical Research Letters dergisinde yayınlanan makaleye göre, erimekte olan Grönland dağ buzulları ve buz örtüsü sadece 2003 ile 2008 yılları arasında okyanuslara 50 milyar ton su ekledi. Ülkenin en büyük buzulu Mittivakkat ciddi kütle kayıpları yaşadı. Hellheim dağ buzulu ve Petermann buzulu parçalandı. Arkamdaki aslında bir şelale, ama kışın akamıyor. Teknede Eskimo arkadaşa acıktım dedim, buzuldan tencereye parçalar koparıp al ye diye önüme koydu. Türkiye'ye gelsin buna bayat yavan ekmek çok bile. Grönland'ın başkenti Nuuk, dünyanın en küçük başkenti. Kent eskiden Inuit yerleşimlerinin olduğu alanda 1728 yılında Norveçli misyoner Hans Egede tarafından \"iyi umut\" anlamına gelen Godthab adıyla kuruldu. Grönland'ın özerkliğini kazandığı 1979 yılında adı Nuuk'a çevrildi, ama Danca ile Norveççede halen Godthab adı kullanılıyor. Aşağıda başkentin ana caddesi Imaneq görülüyor. Dünyanın en büyük adası Grönland'da sadece 57 bin kişi, dünyanın en küçük başkenti Nuuk'ta 17.316 kişi yaşıyor. 4500 yıldır insan yaşayan, yılda 5 ay güneşin hiç batmadığı adanın Inuit halkı Kuzey Kanadalı ve Doğu Asyalı Şaman kökenli. Ülkede hiç kara ve demir yolu yok. Bu sıra dışı özel ülkede olmaktan mutluyum. Okyanus kıyısındaki küçük bir tepeden çektim bunu. Başkent olmanın yanı sıra Sermersooq belediyesinin de merkezi olan Nuuk, Labrador Denizi'nin doğu kıyısındaki Nuup Kangerlua fiyordunun sonunda yer alıyor. Konum olarak dünyanın en kuzeydeki başkenti. Kent merkeziyle Nuussuaq, Qinngorput, Qernertunnguit ve Quassussuup Tungaa mahalleleri arasında Nuup Bussii otobüsleri çalışıyor. Kentin elektriği, 5.376 metre uzaklıktaki Buksefjord hidroelektrik enerji santralinden geliyor. Aşağıda başkent Nuuk'ta tipik bir cadde görüyorsunuz. Grönlandçası Nunatta Atuagaateqarfia olan kütüphane, ülkenin kültürel mirasını ve tarihini korumak için kurulmuş. Kitapların bir kısmı burada, diğerleri ise Nuussuaq bölgesindeki Ilisimatusarfik adlı üniversitenin Ilimmarfik Kampüsünde. Grönland Ulusal Kütüphanesi'nde gördüğüm dev tablo: Den Gronlandske Kulturigdlo. Alt ve sağda Şaman maskeleri var, Ulusal Müzede asıllarını gördüklerimden. Kütüphanede oturup süreli yayınlara baktım, meğer pek de bilinmeyen bir ülke değilmişiz burada. 15 dakikada çeşitli dergilerde 4 Türkiye haberi gördüm. Ülkede para birimi olarak Danimarka kronu kullanılıyor ama Danimarka Krallığı ülkeye kendi parasını basma yetkisi verdi, ileride Grönland Kronu basılması planlanıyor. Bugünkü para birimine göre 1 Türk Lirası 1,5 kron ediyor. 1 avro 7,5 krona eşit. Grönland'da Inuit kardeşlerimizin anlattığına göre binlerce yıldır balık, yüksek protein ve yağla beslenip sebze-meyve bilmeyen Inuit halkında kalp, damar, astım, kireçlenme, kanser, şeker hastalığı yokmuş. Çok yakında ekmek, hamburger, paket gıdaların gelmesiyle bu hastalıklar görülmeye başlanmış. Nuuk'un tek alışveriş merkezi Nuuk Center'daki süpermarkette çektim aşağıdaki fotoğrafı. Grönland mutfağı geleneksel olarak deniz memelileri, av hayvanları, kuşlar ve balık çeşitleri, yani protein ağırlıklı. İşgallerden sonra yemek kültürü Danimarka, İngiltere, ABD ve Kanada mutfaklarından etkilendi. Tatlı olarak üzümlü Kalaallit Kaagiat adlı geleneksel kek var. Ülkenin milli yemeği suasaat adlı aşağıdaki çorba. Fok, balina, ren geyiği, deniz kuşu etleri ile pişiriliyor. Çoğunlukla pirinç, soğan ve patates de katılıp baharat olarak sadece tuz ve karabiber, bazen de defne yaprağı ekleniyor. Inuitlerin gıdası çoğunlukla deniz ürünlerinden geliyor. Tütsülü balıklar, fok, midye, karides, somona benzeyen ammassat, pisi balığı, kızıl kaya balığı, deniz tavşanı, morina balığı ve beyaz balina, Grönland'da yenen balıklar. Aşağıda solda fileto morina balığı görüyorsunuz, sağdakini bilmiyorum, büyük kafalı bir dip balığı yazıyor sözlükte; yarım kilo fiyatı 30 kron, yani 20 lira. Soğuk iklim balıklarından üstte qaleralik kilo fiyatı 40 kron; altta solda helleflynder yarım kilo fiyatı 40 kron; sağda sorte tigerrejer 20 kron. Rodfisk yarım kilogram ücreti bütün 20 kron; fileto 30 kron. Bu kızıl-turuncu balığın ve onun altındakinin adlarını bilen varsa aşağıya yorum olarak yazsın lütfen, ben bilmiyorum. Grönland denizlerinde muazzam miktarlarda fok balığı yaşıyor ve Eskimoların en önemli gıdasını oluşturuyor. Çoğu halkalı fok, kutup foku ve balonlu fok türleri. Ursuk ve Kuzey Atlantik foku da var. Grönlandlılar doğa ve hayvanlarla saygılı bir yaşamı ilke edinen Şaman kökenliler, bu nedenle örneğin Kanada'da görülen kitlesel bebek fok avı burada asla yapılmaz. Fok eti yüksek protein oranlı, şekersiz, düşük kolesterollü, zengin bir demir, magnezyum ve çinko kaynağı. Grönland çok pahalı bir ülke. Nordik ülkelerden sonra gittiğim, pahalılığıyla ünlü Japonya, buranın yanında epey ucuz kaldı. Bir tabak makarnaya 100 lira vermek içime oturdu. Bu garnitürlü eti kaldığım otelde yedim, dışarıya göre daha uygun fiyatlar. Yanımda paket çorba, organik tam buğday ekmeği, bisküvi gibi gıdalar getirmeseymişim simdi bu pozu vermek yerine elimde otelden yürüttüğüm çatalla burada balina avlıyor olabilirdim Grönland'ın pahalılığı yüzünden. Etlerden domuz bacon kilosu 240 kron, dana antrikot kilosu 217 kron. Grönland'da konaklama çok pahalı olduğu için yazdığım 3 yerden ikisi sağ olsunlar kiralık oda ve evlerini ücretsiz sundular. Bu otel ise büyük indirim yaptı, gecelik seksen lira alırım dedi ki bu orada para değil. Balıkçılar derneğiyle çalışan, yoksul çocuklara yardım başta olmak üzere iyilikler yapan Seamen's Home'da kalmayı tercih ettim. Hiçbir lüksü olmayan, tertemiz bir yer. Koca çizmeli balıkçı amcaların kahkahaları eşliğinde kahvaltı hoşuma gitti. Hotel Somandshjemmeni'de oda fiyatlarına açık büfe kahvaltı dahil. Grönland resmen Danimarka'ya bağlı olsa da aslında tam bağımsıza çok yakın bir özerkliğe sahip, genellikle kendi kararlarını uyguluyor ve Avrupa Birliği üyesi değil. Schengen vizesi geçerli değil, Danimarka'dan alınmış olsa bile. Danimarka konsolosluklarından ayrı bir Grönland vizesi almak gerekiyor. Ben yeşil pasaportumla vizesiz girdim. Grönland'da Cumartesi Pazar öğle 13:00, hafta içi ise 18:00'den sonra dükkanlardan alkollü içki satın almak yasak. Gece hayatı aslında burada birçokları için gündüz başlıyor, barlarda gündüz saatlerinde içenleri görmek mümkün. Aşağıda bir kez gittiğim Daddy's Pub var. Daddy's Bar Yukarıda. Imaneq 30. Katuaq Kültür Merkezi Konserler oluyor. Imaneq 21. Kristinemut Başkent Nuuk'taki ilk bar, kovboy temalı. Aqqusinersuaq Caddesi, 7 numara. Takuss Folk müzik karaoke bar. Imaneq. Skyline Bar Hotel Hans Egede'deki şık piyano bar. Aqqusinersuaq 1-5. Hayır aşırı soğuk değil aslında. 🙂 Ben epey eğlendim ama sıkı giyinmek gerek tabii. Grönland yazımı okuduğunuz için asıl ben teşekkür ederim. Grönland halkı için Urfa pul biberi değişik bir şey olduğu için. 🙂 Türk kahvesi ve elimde gördüğünüz salep gibi. Türk müzik CD'leri, diğer baharatlar, yemeni, süslemeli para çantası, nazar boncuğu da götürüyorum. Başka önerileriniz de olursa sevinirim. Valla helal olsun gez toz takıl iyi böyle. Teşekkür ederim. Grönland gibi uzak ve sıra dışı ülkelere seyahat etmeyi seviyorum. Grönland kesinlikle gezegenimizin sıra dışı ülkelerinden. Merhaba. Grönland enerji kaynakları olarak petrol, hidroelektrik santral, güneş enerjisi ve rüzgar tribünü kullanıyor. Grönland'da ulaşım için kara ve demir yolu yok. İnsan yerleşimi sadece kıyılardaki kasabalarda var ve tekne, gemi, uçaklarla ulaşım sağlanıyor. Karada köpek kızakları kullanılıyor. alper hocam faroe adalarını'da öneririm size. doğal güzellikleri ile gittiğinize pişman olmazsınız. tahmin edeceğiniz üzere biraz pahalı bir ülke ama. Evet bakmıştım biraz çok güzel ve ilginç görünüyor. Pahalı olduğu kesin. Neden olmasın? Öneri için teşekkürler. Beyefendi o kırmızı balığın ismi truckerfish, soğuk iklimleri özellikle buzullu yerleri seven bir balık, tropik özelliklere sahip ancak Grönland balığıdır. Kırmızı rengini tropik sevmesinden alır hoşçakalın. Bilgi ve Grönland yazıma ilginiz için teşekkürler Damla Hanım. Alper bey, sıradan, halktan kimselerle yazışıyorum. Gerçi akademisyenleri de pek konuşmayı sevmiyorlar. Dillerini öğrenmeye başlayınca konuşmaya da başladılar çok arkadaş edinemedim henüz. Sizin gibi ben de gitmek istiyorum, ancak kültürümüzü öğrenmeni istemiyoruz dedi bazıları. O yüzden önyargı var mı diye sordum. Kalaallit Nunaat ın anlamını bile sorunca terslediler. İlginç insanlar, lisanları gibi zorlar. Sanat eserlerine rastladınız mı seyahatinizde? Teşekkür ederim. Saygılar. Alper bey, cevabınıza teşekkür ederim Adım Mehmet Taragay Ayçe :).. İnternet ortamında konuştum. Nunavut'lular daha cana yakın ve konuşkan. Grönlandlılar kültürümüzü çalıyorlar vermek istemiyoruz gibi garip bir şey söylediler. Devam ediyorum iletişim kurmaya.. ve dillerini öğrenmeye. Henüz ümidim kırılmadı.. bu arada intihar oranları çok fazla ülkede. Memnun oldum. Grönland ile ilgilenmeniz ilginç. Gittiğim için mutluyum, sıra dışı bir coğrafya ve halk. İntihar oranı yüksek, haklısınız, az önce wikipedia istatistiklerine baktım."} {"url": "https://celebialper.com/gronland-yasam-sehirler-insanlar-iklim/", "text": "Grönland dünyanın en büyük adası olup, resmi olarak Danimarka'ya bağlı ama kendi devleti olan, bağımsıza yakın bir özerk bölge. Atlas Okyanusunun kuzeyinde, Kuzey Kutbundaki en büyük buz tabakasıyla kaplı dev adanın yüzölçümü 2.166.086 km . Kalınlığı 2 kilometre, bazı yerlerde 3 kilometreyi geçen buz tabakasının tabanı deniz seviyesinin altında. Grönland adasının Inuit dilindeki adı Kalaallit Nunaat, İngilizcesi Greenland, Dancası Gronland. Bu blog yazımda ülkenin nerede ve nasıl bir yer olduğunu merak edenler için Grönland'da yaşam, şehirleri, haritası, nüfusu, insanları, kültürü, konumu, iklimi, hava durumu hakkında bilgiler var. Atlas Okyanusu'nun kutup bölgesinde yer alan buzlar ülkesi, kuzeyinde Kuzey Buz Denizi, batısında Kanada'nın Ellesmere Adası ve Baffin Körfezi, güneydoğusunda İzlanda, doğusunda Grönland Denizi ile çevrili çok geniş bir ada. En yakın olduğu kara parçası, Ellesmere Adası. Coğrafi konumu 64 10 Kuzey, 51 43 Batı koordinatlarında. %81'i buzullarla kaplı. İşte haritası. Grönland hangi kıtada diye oldukça merak ediliyor. Coğrafi olarak Kuzey Amerika kıtasında, ama kültürel ve siyasi bağları Kuzey Avrupa ile daha güçlü. Bu dev buzlar adasının adı bir yalancı yüzünden Yeşil Ülke. Norveçli Viking babası ülkeden atılıp İzlanda'ya yerleşen Kızıl Erik, buradaki suçları ve serserilikleri yüzünden İzlanda'dan kovulunca şansa bu kutup ülkesini keşfedip yerleşir. 3 yıl sürgünden sonra İzlanda'ya döner ve milleti \"çok güzel yeşil bi ülke buldum hadi hep beraber gidelim\" diye kandırır. 25 gemi insan doldurur, 11'i yolda telef olur. Erik Thorvaldsson 14 gemi insanla buraya yerleşip zengin olur, sefa sürer. Ülkeye ilk gelen insanlar, MÖ 2500 yıllarında Doğu Asya ve Kuzey Amerika kıtasından, Kanada üzerinden, aradaki donan boğazın üzerinde yürüyerek Thule'ye varanlar. Farklı göç dalgalarıyla adaya altı farklı Inuit halkı ve kültürü göç etti. Son Inuit göçü, 982 yılında gelen Kızıl Erik'ten sonra gelen Vikinglerle yaklaşık aynı zamanda gerçekleşti. Saga adlı İzlanda sözlü edebiyatı öykülerinde bu Viking göçü ayrıntılı anlatılıyor. Viking nüfusu buzlar adasından MS 1500 yılı civarında yok oldu ve nedenleri hala tam olarak açıklanamadı, çok sayıda teori ve iddia var. Adanın güneyindeki ovalarda, dağlarda ve Nuuk'ta günümüze kadar kalan Viking yerleşim kalıntıları var. Viking dönemi kalıntıları, bu kültüre meraklı turistleri ülkeye çekiyor. Dünyanın en büyük koruma altındaki doğa alanı ve ulusal parkı olan Kuzey Greenland Ulusal Parkı Kalaallit Nunaanni Nuna Eqqissisimatitaq tam 972,000 kilometre kare olup, 29 ülkenin yüzölçümünden daha geniş. Adanın yüzölçümü 2.166.086 km . Ulusal Müze ve Arşiv başkent Nuuk'taki Hans Egedesvej Caddesi No:8 adresinde. Adresi epey arayıp yol üzerinde bulamayınca, sokakta soracak insan olmadığı için bir kapıyı çaldım. Açan adam içeri davet etti, içecek ikramında bulundu, su içtim. Sonra hem harita üzerinde gösterdi hem de kapının önünden tarif etti. Kalacak yer için yazdığım kişilerden geleceğimi öğrenip e-posta ile beni davet eden Kalaallit Nunaat Ulusal Müzesi Müdürü Ujammiugaq eğlenceli ve samimi biri. Kış günü benden başka ziyaretçi olmayan müzeyi gezdirip tarihlerinin ilginç aşamalarını anlattı, ülkesi hakkında bilgi verdi. Inuitler'in bir kısmının Doğu Asya'dan geldiklerini söylüyor, bizim taraflılarmış! Nazik müdüre lokum ve kahvemizden hediye ettim. 1972 yılında Uummannaq şehrinin yakınındaki Qilakitsoq yerleşim yerinin hemen dışında bulunan mumyalar 1475 yılında gömülmüş. Sekiz mumyadan dördü bu müzede sergileniyor. Yakın akraba 3 kuşaktan insanlardan oluşuyor. Ölüm nedenleri bilinmemekle birlikte, kış yerleşimine geldikten kısa bir süre sonra, Sonbahar sonunda öldükleri düşünülüyor ve çok soğuk bir havada donarak kurudukları için uzun ömürlü olmuşlar. Aşağıda 6 aylık oğlan çocuğunun mumyasını görüyorsunuz. Mumyalar tamamen giyinik ve kürke sarılı. Ölüler ülkesine yapacakları uzun yolculuk için geleneklere uygun olarak, özenle hazırlanmışlar. Güvenli bir yolculuk ve ölüler ülkesinde iyi bir yaşam için, yedek elbise ve kürkleri de var. Beş kadının yüzünde, akrabalıklarını ve sosyal statülerini gösteren benzer dövmeler var. 20 yaşlarındaki kadında, büyük olasılıkla evli ve çocuk sahibi olmadığı için dövme yok. Inuit kadınlarında dövme, binlerce yıldır yaygın bir gelenek. Eskimo ve Inuitler aşırı soğuk hava koşullarında hayatta kalabilmek için fok derisi giysiler dikerler. Bunlar daha yakın dönemden Inuit kıyafetleri. Aşağıda büyük olasılıkla dünyanın ilk tangasını görüyorsunuz, fok derisinden. Kokar o be. Inuitler zorlu Kutup koşullarında ulaşım için denizde ren geyiği ve fok derisinden yapılan Eskimo kayığı umiak ve kano, karada köpek kızakları kullanırlardı. Dalgaların kıyıya getirdiği odun parçaları, av hayvanlarının derilerinden yaptıkları kayıkları, kirişler, hayvan dişleri, balina kemikleriyle sağlamlaştırırlardı. Grönland halkı Şaman kökenli. Müzede çok miktarda Şaman maskesi, davulu ve nesneleri var. Inuitler doğadaki her şeye bir inua tarafından can verildiğine inanırlar. Sözcük \"sahibi\" anlamına geliyor; nesnelerin, insanların, hayvanların doğalarında birer sahipleri, yani ruhları vardır. Bu nedenle inua, doğanın ışığı, gücü, aurası ve ruhudur. Yakın tarihte Hristiyanlığa geçen Inuitler de var. Günümüzde dinin yaşamda herhangi bir önemi yok. Kalaallit Nunaat dini inancı nesneleri olan Şaman maskeleri. Şaman davulu eğlenceden insanlar arasındaki anlaşmazlıkların çözümüne kadar çok çeşitli amaçlarla kullanılır. Şaman kişi davullu ruh çağırma seanslarında kendinden geçip trans haline girer. Davullara Inngerutit adlı Inuit şarkıları, melodileri ve konuşmaları eşlik eder. Tivaneq dansı edilir, iverneq şarkıları söylenir. Şaman ruhları. Tupilak adlı \"ruh nesneleri\". Grönland'da yaşam koşulları zorlu. Eskiden Inuitler içinde yaşadıkları tupiq adlı çadırları fok ve ren geyiği derilerinden yaparlardı. Çadır için ugjuk adlı foklardan 5 ila 10 tane avlamak gerekirdi. 5 fokun derisinden küçük bir çadır yapılırken, bir aile yaşam çadırı için ise 10 fokun derisi gerekirdi. Elbette fokun eti yenir, karaciğeriyle balığa çıkarken giyilen kabanların yüzeyleri yağlanıp su geçirmez hale getirilirdi. Inuit ve Eskimo yaşamında fokun yeri çok önemli. Aşağıda palto yapmak için balina bağırsağını işlerken kullanmak üzere çocuklarının idrarını biriktirdikleri kabı görüyorsunuz. Maligait takip edilmesi gereken şeyler. Bugünkü Grönland'da yaşam içerisinde yoğun balıkçı limanları, yükselen binalar, modern girişimler, eğitim kurumları, kafeler ve sinemalar göze çarpıyor. Eski ve yeniyi bir arada barındırıyor. Kimliğini, orijinal halkını koruyabilmiş bir ülke. Küçük şehirlerinde ve kasabalarında ana geçim kaynağı hala balıkçılık ve fok avcılığı. Bugün 2.500 kişi geçimini sadece foklardan sağlıyor. Dünyanın en küçük başkenti Nuuk'ta hemen herkes birbirini tanıyor. Sürekli aynı kişilerle karşılaşıyorum. Küçük olmasına rağmen çok sayıda kültür etkinliği, festival ve konser gerçekleştiriliyor. Nuuk'taki Grönland Üniversitesi, ülkenin yüksek öğretim kurumu. Ülkede suların ve gökyüzünün renkleri, dağları ve karın beyazlığı güzel. Kışın siyah gökyüzünden kuzey ışıkları parlıyor. Başkentte güneş kuzeydeki gibi Kışın tamamen kaybolmuyor; bu mevsimde günde birkaç saat aydınlık yaşadım. Yazın ise aylarca hep güneşli. Halkın tamamına yakını hem Grönland dili Kalaallit hem de Danca konuşuyor, İngilizce de yaygın. Kalaallit 2009 yılında tek resmi dil haline gelse de, uygulamada Danca yönetimde, üniversitelerde ve yayıncılıkta hala kullanılıyor. Ülkenin geleceğinde Kalaallit Nunaat yerlilerinin ve Danimarkalıların rolü hakkında tartışmalar devam ediyor. Eskimo Aleut dil ailesinden Kalaallit dilinin imla kuralları 1851 yılında oluşturulup yayınlandı, 1973'te yeniden düzenlendi. Greenland'de okuma yazma oranı %100. Kalaallit halkı ülkenin batısında yaşıyor ve çoğunluk olarak Kalaallisut dili konuşuyor. Tunumiit halkı doğuda yaşıyor ve Tunumiit Oraasiat konuşuyor, 3000 insan var. Inughuit halkı kuzeyde yaşam sürüyor ve Inuktun dili konuşuyor, yaklaşık 1000 kişiler. Inuit dilinin tınısını duyun diye televizyondan çektim bu videoyu. Grönland geleneklerinde erkek ava çıkıp kadın etleri ve deri malzemeleri hazırlardı, ama günümüzde kadın erkek eşitliği sağlanmış durumda. İnsanlar ailelerinden bağımsız, özgürce eşlerini seçebiliyorlar. Geniş aile kültürü hala önemli olsa da, ortalama çocuk sayısı bugün iki. Ülkenin yerel dildeki adı Kalaalit Nunaat, halkın ülkesi anlamına geliyor. Grönland kültürü bugün Inuit ve İskandinavya kültürlerinin bir karışımı. Kalaallit kültürü, kökleri binlerce yıl öncesine giden güçlü bir sanat geleneğine sahip. Tupilak veya \"ruh nesnesi\" olarak adlandırılan heykelcikler yapıyorlar. Geleneksel sanat eserleri en çok Ammassalik Adasında yapılıyor. Oymacılık sanatında en büyük dişli balina olan sperm balinası dişleri kullanılıyor. Ülkenin müzik kültürü de başarılı. Ünlü Kalaallit Nunaat müzik grupları ve sanatçıları arasında Sume, Chilly Friday, Nanook, Siissisoq, Nuuk Posse ve Rasmus Lyberth var. Geleneksel Inuit müziği de ülkenin kültüründe önemli bir yere sahip. Dünyanın en büyük on ikinci ülkesi olmasına rağmen Grönland nüfusu 57.000. Kilometre kareye 0,08 kişiyle dünyada nüfus yoğunluğu en düşük ülke. Ayrı bir ülke olarak kabul etmezsek ise en düşük nüfus yoğunluklu ülke Moğolistan. Nüfusun %88'i Inuit, diğerlerinin çoğu Danimarkalı. Çoğunluk adanın güneybatısındaki fiyortlarda yer alan kasabalarda yaşıyor. Grönland şehirleri demek ne kadar doğru bilemiyorum, başkent bile kasaba çünkü. Bakınız başkent Nuuk'un ana caddesi. Şehrin göbeğinde yaşamak zor tabii, trafikti, gürültüydü. Nuuk Sermersooq Belediyesi. Nüfusu 17.316. Sisimiut Qeqqata Belediyesine bağlı bir şehir. Nüfusu 5.598. Ilulissat Avannata Belediyesi. 4.541 kişi. Kulusuk Sermersooq ilinde yer alan bir şehir, nüfusu 267. Kalaallit Nunaat başkenti Nuuk'ta tipik bir cadde. Büyük çoğunluğu buz tabakasıyla kaplı adanın tüm flora ve faunası, kıyı kesimlerdeki sürekli buz tabakası altında olmayan küçük bölgelerinde yer alıyor ve insanlar da buralarda yaşıyor. Kuzey Kutup Denizi iklimi sertleştiriyor. Ülkede iklim bölgeye göre değişse de, tamamen kutup iklimi hakim ve ağaçlar yaşayamaz. Kuzeybatısı ile Kuzey Amerika kıtası arasında buzlu bir deniz var. Adanın güneyi ise Atlantik Okyanusu'nda. Batı ve doğu kıyılarında yaz mevsiminde hava sıcaklıkları kuzeyden güneye gidince sadece birkaç derece değişiyor. Toplam 2.600 kilometre mesafeyi düşününce ilginç bir durum. Bunun nedeni, yazın kuzeydeki gece güneşi. Buna karşın kış karanlığı ve sıcak su akıntılarının olmaması, kış mevsiminin güneyde ve kuzeydeki uzunluklarını çok fark ettiriyor. Açık deniz kıyıları ile daha iç bölgelerdeki fiyortlar arasında da önemli hava sıcaklık farkları var. Yazın kıyılarda sürüklenen buz kütleleri ve soğuk su, fiyortların daha sıcak olmasıyla sonuçlanıyor. Kışın bu durum tam tersine dönüyor; açık deniz kıyıları daha sıcak oluyor. En sıcak yaz aylarında hava sıcaklıkları 10 dereceyi geçmiyor; ama yazın uzun fiyortların en dip kısımlarında sıcaklık 20 dereceye yaklaşabiliyor. Hava kalitesi en iyi ülkelerden biri ve nem oranı çok düşük olduğu için çok uzak mesafeleri net görebiliyorum. Başkentte hava sıcaklıkları ocak ayında gündüz -6 gece -10, en sıcak ay temmuzda gündüz 10 gece 4 derece civarında oluyor. En kuzeyde sıcaklıklar martta -35, temmuzda 2 derece seyrediyor. Ilulissat'ta sıcaklıklar ocakta gündüz -11 gece -17, mayısta gündüz 3 gece -3 derece oluyor. Yerli Thue Christiansen tarafından tasarlanan Grönland bayrağı üstte beyaz aşağıda kırmızı olmak üzere iki yatay bant ve göndere yakın tarafta bulunan büyük bir diskten oluşuyor. Diskin renkleri bayrak zeminin tersine üstte kırmızı ve altta beyaz. Yerel dildeki adı Erfalasorput \"bayrağımız\" anlamına geliyor. Kırmızı anlamında Aappalaartoq olarak da adlandırılıyor. Nordik Haç olmayan tek Nordik ülke bayrağı. Bilgileriniz için teşekkür ederim. Merak edilen bir yer. Grönland yazımı okuduğunuz için asıl ben teşekkür ederim. Sıra dışı bir ülke, iyi ki gittim. tşk ederim böyle bir yeri gidip görmeniz bizlere de kılavuzluk ettiğiniz için ayrıca tşk ederim. Grönland'ı görmek sıra dışı bir deneyim oldu. Ben de seyahat yazıma ilginiz ve yorum yazdığınız için teşekkür ederim. slmlar Alper bey.. ilginç gezilerinizin takipçisiyim.. çok da beğeniyorum ve özeniyorum.. emeğinize, tebrikler ve teşekkürler. sorum şu.. Grönland da Türklere karşı ön yargı var mı.. akademik oalrak sormak istediklerim oldu, kendimi tanıttım da.. ama ya ilgilenmediler ya da engellediler. Merhaba Mehmet Bey. Gezilerime ilginize teşekkür ederim. Grönland'da Türklere karşı herhangi bir önyargıya rastlamadım. Bende petrol var galiba bu adada diye düşünürdüm özellikle de Nuuk şehrini görünce bu düşünce oluşmuştu, yoğun şehirleşme modern apartmanlar fala, meğerse balıkçılıkmış ana geçim kaynakları. Bilgilendirme için teşekkürler. Bu özenle hazırlanmış özgün metin için candan teşekkürler. Bu özerk bölge/ülke hakkında ilk defa böylesine zengin bilgilendim. Grönland gezi ve yaşam yazıma ilginize teşekkür ederim, okumanıza sevindim."} {"url": "https://celebialper.com/guney-afrika-tatili/", "text": "Güney Afrika tatili için gezilecek ve görülecek yerler çok; tek yazıya sığmayacağı için bölümler halinde yazıyorum. Geniş ve güzel bir ülke olan Güney Afrika tatil yerleri bakımından çok zengin seçenekler sunuyor, son yıllarda Türkiye'den epey turist ve gezgini çekiyor, gerek konaklama gerekse gezilecek yerler hakkında gezi yorumları okunuyor. Bu yazımda Güney Afrika tatili sırasında KwaZulu-Natal ilinde gezdiğim yerlerden bazılarını anlatıyorum. Bölge Afrika'nın deniz, doğa ve kültür bakımından zengin seyahat seçenekleri sunan yerlerinden. Güney Afrika tatil yerleri için aslında 3 ay zor yeter ama ben yaptığım Afrika tatili için 1 aylık iznimi kullandım ve çoğunu Güney Afrika, az bir kısmını da Svaziland ile Botsvana için ayırdım. Güney Afrika'da gezilecek yerler olarak Safari için Kruger Milli Parkı, Wild Coast, KZN, False Bay, Gansbaai, Addo Milli Fil Parkı, Kgalagadi Sınır Ötesi Parkı, iSimangaliso Wetland Park, Sodwana Körfezi, Hermanus Balina Rotası, Zilkaatsnek Doğa Koruma Alanı, Cape Town Masa Dağı ve Ümit Burnu, Western Cape Garden Route, Eastern Cape Tsitsikamma, Northern Cape Augrabies Şelaleleri, Ai-Ais/Richtersveld Transfrontier Park, KwaZulu-Natal Ukhahlamba Drakensberg Park, Blyde River Kanyon, Robben Adası, Stellenbosch Cape Winelands, Güney Afrika tatil yerleri arasında en turistik ve ünlü noktalar. Namibya sınırındaki Orange River Nehri rafting turları için çok popüler bir yer. Vioolsdrif'de bulunan tur şirketleri, şişme botlarla zorlu rafting ve yıldızların altında kamp içeren 4 ila 6 günlük turlar yapıyor. Bu bölgedeki Aurabies Şelaleleri yakınında daha az zorlu rafting yerleri var. Orange Nehri'nin Gorge kısmı teknik bilgi isteyen, dev ve hızlı dalgalarla mücadele gerektiren bir rafting ve kano rotası. Nehrin Vaal kolu ise eğlenceli küçük dalgalar sunduğu ve Johannesburg kentine yakınlığı nedeniyle Afrika rafting turları için popüler. Western Cape'de Doring Nehri'nin soğuk ve beyaz suyu da Afrika rafting ve kano tutkunlarını çekiyor. Güney Afrika tatili için deniz ve kumsal önceliği olanlar şanslı, ülkenin hava durumu yılın çoğu döneminde buna uygun. Eğlenmek, dinlenmek, yüzmek ve güneşlenmek için özellikle Western Cape, Eastern Cape ve KwaZulu-Natal bölgeleri tatil yerleri ile dolu. Western Cape'te Hermanus ve Langebaan, Garden Route'da Plettenberg Bay ve Knysna, KwaZulu kuzey kıyısında Umhlanga Rocks ve St Lucia, KwaZulu güney kıyısında Margate ve Hibberdene, Eastern Cape'te Jeffrey's Bay, deniz kenarında Afrika tatili için turistik ve popüler noktalar. Durban Beachfront adlı sahilin kumsalı güzel ve kent içinde olduğu için avantajlı. Güney Afrikalılar Durban şehrini kumsalları nedeniyle \"Durbs by the sea\" olarak adlandırıyor. Durban sahilindeki hemen her otel ve iş yeri deniz manzaralı. Kış aylarında Gauteng ve Western Cape daha soğukken, Durban Beachfront sıcak suyu ve heyecan verici dalgalarıyla Afrika tatili meraklılarını çekiyor. Aşağıdaki şopar kıyafeti almış ama parası tek palete yetmiş. Golden Mile veya sadece The Mile olarak adlandırılan Durban kumsalında gezinti yolu var ve South Beach'den başlayıp kuzeyde Suncoast Casino and Ertertainment World'de bitiyor. Bu sahilde Battery plajı, Snake Park, Plenty Körfezi, North Beach, Dairy, Wedge ve cankurtaran kabinleri var. Denizde köpekbalıkları için ağ bulunuyor. Durban Beachfront altın gibi kumsalı, iskeleleri, alt tropikal güneşi ve Hint Okyanusu'nun ılık sularıyla binlerce deniz tatilcisini ve sörf meralısını kendine çekiyor. Uluslararası kalitede, ultra modern ve sömürge dönemi tarzı oteller ve lokantalar var. Sahildeki lunaparklar, eğlence merkezleri, şık restoranlar, uygun fiyatlı pratik lokantalar, dev akvaryumlar, hem eğlenceli hem de aile tarzı bir Afrika tatili için ideal. Hibberdene KwaZulu-Natal ilinin güney kıyısında yer alan 4000 nüfuslu küçük bir kasaba. Johannesburg şehrine 656 kilometre, Durban kentine ise 97 kilometre mesafede. Yerli ve yabancı turistler için popüler bir tatil merkezi olan Hibberdene denizi, kumsalları ve ucuz tatil yeri olmasıyla tanınıyor. Beş popüler kumsalından dördü ağlarla çevrili olduğu için yüzmek güvenli. Yaz sezonunda bütün kumsallarda cankurtaran varmış ama şimdi Temmuz yani kış olduğu için yok. Hava durumu serin, denize giren çok az var. Lake Eland vahşi hayvan ve yaşam koruma alanının adı, aşağıda gördüğünüz Eland adlı Afrika Geyiğinden ve Afrika'nın güneyinde yaşayan kısa boylu göçebe San halkının bu antilop türüne verdiği sembolik anlamdan geliyor. Lake Eland tamamen huzur ve sessizliğin hakim olduğu bir Afrika tatili yeri. 2.5 hektar (25 dönüm) alana yayılan bu doğal araziye Port Shepstone şehrinden N2 South karayoluyla 40 dakikada gelinebiliyor. Bakımlı yolları sayesinde arabayla veya doğa parkının kendi vahşi yaşam gözlem araçlarıyla vahşi hayvanlar ve bitki örtüsü rahatça görülebiliyor. Lake Eland Game Reserve aile tarzı bir Afrika tatili, romantik bir kaçış veya benim yaptığım gibi günübirlik bir gezi için ideal. Oribi Gorge'un manzaraları, vahşi yaşam alanı, çocuk bahçesi, ata binme, yürüyüş ve bisiklet yolları, paint ball, 4x4 araçlar, 80 metrelik heyecanlı asma köprü yürüyüşü ile Afrika'da görülecek yerler arasında yer alıyor. Ben de asma köprü heyecanını kaçırmadım elbette. Lake Eland Game Reserve'de dünyanın en uzun ve hızlı zipline'ı var. Zipline yüksek bir noktadan, alçak bir noktaya çekilmiş çelik halat vasıtası ile harness giyerek kendi ağırlığınızla yerçekimi yardımıyla kayma aktivitesine deniyor. Tekerlekli bir makara çelik halata bağlanarak hızlanma sağlanıyor. Buradaki 14 zipline hattından en heyecanlısı olan 6 numaralı hat 33 metre yüksekte olup 2.5 saate kadar sürüyor, saatte 160 kilometreye kadar hıza çıkılıyor. Aşağıda durduğum noktadan başlıyor. Lake Eland Game Reserve günlük ziyaret giriş ücreti 50 rand (10 lira), çocuklara 30 rand. Kalmak isterseniz göl kenarındaki güzel 2 kişilik yataklı ahşap kabinler normalde 500 rand (100 lira), tatil ve hafta sonları 750 rand. Buyük su borularının içindeki sevimli iki kişilik kabinler 350 rand, elektriksiz 4 kişilik balıkçı kulübeleri ise 500 rand. Kamp yapmak isterseniz kişi başı 100 rand (20 lira). Lake Eland Game Reserve vahşi hayvan ve yaşam alanında babun, geyikgil antilop, küçük mavi Afrika antilopu, bükük boynuzlu Afrika antilopu, vaşak, gri Afrika antilopu, boğa antilopu, kurbağa, zürafa, Afrika antilopu, Afrika ceylanı, dağ antilopu, spiral boynuzlu antilop, küçük Afrika antilopu, oklu kirpi, kırmızı inek antilopu, mavi maymun, Afrika maymunu, Afrika yaban domuzu, büyük Afrika antilopu, Afrika antilopu, zebra, Afrika faresi gibi vahşi hayvanlar görebilirsiniz. Zebra at ailesinden, siyah beyaz şeritleriyle bilinen, çeşitli türleri olan bir Afrika hayvanı. Her zebranın şerit desenleri farklı. Zebralar sürüler halinde veya harem içerisinde yaşayan sosyal hayvanlar. Zoolojide uluslararası bir terim olarak kullanılan harem, bir grup dişi hayvan, çocukları, bir veya iki erkek hayvandan oluşan bir sosyal yapı. En yakın akrabaları atlar ve eşeklerden farklı olarak, asla evcilleştirilemediler. Afrika maymunu veya siyah yüzlü maymun Cercopithecidae ailesinden bir maymun türü olup Afrika'nın güneyinde beş alt türü var. Erkekleri 50 santim, dişileri 40 santime kadar boyda olan Afrika maymunları büyük çoğunlukla vejetaryen. Afrika maymunu ilginç davranışları nedeniyle araştırmalar için insan türünün genetik ve sosyal davranışlarını anlamakta insan olmayan bir primat modeli oluşturuyor. Yüksek tansiyon, kaygı, sosyal alkol kullanımı ve bağımlı alkolizm gibi insansı davranışlar gösteriyor. 10 ila 70 kişilik sosyal gruplar halinde yaşayan Afrika maymunlarının erkekleri, cinsel üreme olgunluğuna eriştiklerinde grup değiştiriyorlar. Özellikle akraba ve grup tanıma, belli yırtıcı hayvanlarla ilgili iletişim ve uyarı sesleri üzerine önemli araştırmalar yapıldı. Afrika antilopu tüylü kuyruklu, kısa ve eğimli boynuzlu, sakallı bir antilop türü, vahşi Afrika hayvanı. Kalabalık gruplar halinde yaşayan Afrika antilopu, gnu veya wildebai olarak da adlandırılıyor. Deniz kenarındaki Margate, KwaZulu-Natal South Coast kıyısında, Port Shepstone kentine 20 kilometre uzakta bir tatil kasabası. Margate'te denize dökülen nehrin adı Nkhongweni, \"yalvarma yeri\" anlamına geliyor; söylentiye göre buranın yerlileri öyle kabaymış ki gezmeye gelenler girebilmek için yalvarmak zorunda kalırlarmış. 1908 yılında burayı düzenleyen İngiliz kadastrocu Henry Richardson, kasabanın adını İngiltere'nin Kent ilçesindeki deniz tatili kasabasının adı olan Margate olarak koymuş. Güney Afrika tatili için ideal bir kasaba. Margate yüzme, şnorkel ve sörf için mavi bayraklı plajlara sahip. Daire kiralamanın yaygın olduğu kasaba, bir alışveriş merkezi, birçok lokanta, bar ve gece kulübüyle bir yeme-içme ve gece hayatı merkezi. Güney Afrikalıların ve yabancıların Afrika tatili için tercih ettikleri bir yer. Noel ve Easter zamanları yoğun oluyor. Güney Afrika turu planlayanlara tavsiye ediyorum. Margate 1922 yılında dev, beyaz, kürklü, fil gövdeli olduğu için Trunko adı verilen bir yaratığın kumsalda yıkanması haberiyle basında ünlü oldu. Söylentiye göre Margate Canavarı çok parçalı bir yaratık olduğu için tam olarak tanımlanamamış."} {"url": "https://celebialper.com/guney-afrika-turu/", "text": "Güney Afrika turu seyahat ve tur firmalarıyla veya benimki gibi bağımsız bir gezi olarak yapılabilir. Ülkede bazen tek başıma gezdim, bazen de arkadaşım arabasıyla gezdirdi. Güney Afrika büyük bir ülke ve gezilecek yerler açısından zengin. Fiyatlar genel olarak Türkiye'den düşük olduğu için ekonomik seyahat mümkün. İşte bir Güney Afrika turu planı ve rota önerisi. Ülkenin çeşitli bölgelerini, turistik ve doğal güzelliklerini içeren Güney Afrika turları var. Arkadaşım ve yakınları bana çok yer gezdirdi. Bu yazımda Blyde River Canyon, Mpumalanga Sabie, Nelspruit ve Crocodile River adlı gezilecek ve görülecek yerlere yaptığımız Güney Afrika turu var. Dünyanın üçüncü en büyük kanyonu ve en büyük yeşil kanyonu olan Blyde River Canyon Güney Afrika'nın Mpumalanga ilinde yer alıyor ve Drakensberg kayalıklarının kuzeyini oluşturuyor. Uzunluğu 25 kilometre, derinliği ortalama 570 metre. Blyderivierpoort Barajı bu kanyonda. Afrika kıtasının en önemli doğa harikalarından olan kanyonda Rondavel adı verilen bir yerli halk yaşıyor. Blyde River mutlu nehir anlamına geliyor. Kanyonda çeşitli balık türleri, antilop, gergedan, timsah, maymun, kara kartal, taçlı kartal, akbaba, güvercin, baykuş, şahin ve daha birçok vahşi hayvan yaşıyor. Blyde River Canyon doğa koruma alanında yaşayan binden fazla bitki türünden bazıları endemik, yani dünyanın sadece bu bölgesinde rastlanıyor. 70 metre yükseklikteki Mac Mac Falls şelalelerinin adı, buraya 1870'lerde yaşanan altına hücum sırasında gelen İskoçyalı madencilerden geliyor. Mpumalanga ilindeki Sabie kasabası yakınlarında. İsmi İskoçyalılardan geliyor dedim ama onlar koymamış. 1873'te burayı ziyaret eden Başkan Thomas Burger madencilerin çoğunun isminin Mac ile başladığını görüp şaşırarak bölgeye Mac Mac adını vermiş. Araba başına giriş bileti 10 rand, yani 2 lira. Teyzem bana bir çorba pişir. Anlat bana o yılları, beyazlarla aynı yerde yürüyemediğin, aynı yerlere giremediğin günleri. Çocuklarının gecekondudan okula gidemediği yılları anlat. Anlatırken \"beyazlardan nefret etmiyorum, onların değil, yöneticilerinin hatası\" demen, bu gülümsemen. Seni seviyorum ak yürekli siyah kadın. Şelaleden 2 kilometre uzakta, çalılıkların aralarında Mac Mac Pools adlı küçük göller var. Burada kızılgergedan, ardıç kuşu, guguk kuşu, katip kuşu ve yılan türleri yaşıyor. Giriş ücreti kişi başı 20 rand (4 TL). Göllerde yüzmek serbest. Mangal ve piknik yeri var. Pilgrim's Rest koruma altında bir tarihi kasaba. Transvaal altın madenlerinin ikincisi olup madencilik 1873 yılında başlamış ve 1970'lerden itibaren turistik hale gelmiş bir Güney Afrika turu ziyaret noktası. Pilgrim's Rest'te altını ilk olarak Alec Patterson keşfetmiş ve bir süre kimseye söylemeden altınları kendisi almış ama bu uzun sürmemiş ve aniden 1.500 kişi buraya yerleşip altına hücum etmiş. Güney Afrika tatili yapanların geldiği, ünlü bir turistik yer. Madencilik 1971'de sona ermiş ve köylü madenciler burayı devlete satmış, ulusal müze haline getirilmiş. 15 Mayıs 2004'te UNESCO Dünya Mirası listesine kültürel değer kategorisinde alınmış. Güney Afrika'nın kuzey doğusundaki Nelspruit adlı şehir, Mpumalanga ilinin başkenti. Johannesburg kentine 330 kilometre, Cape Town kentine 1743 km, Durban şehrine 697 kilometre uzaklıkta. Şehrin üzerinde anlaşmazlık olan diğer adı Mbombela. Nelspruit Kruger Milli Parkı'na safari için gitmekte olan turistler için bir duraklama noktası; ben de çevreyi gezmek için burada kaldım. Mozambik ve Svaziland'dan birçok kişi buraya bakkal market alışverişi için geliyor. Nelspruit şehrinde merkezin dışında, ağaçlık içinde küçük bir otelde kaldım, başka da müşteri yoktu. Nelspruit kentinde Alkmaar Yarış Pisti, 2010 FIFA Dünya Kupası'na ev sahipliği yapan tesislerden Mbombela Stadyumu, Innibos Sanat Festivali, Lowveld Botanik Bahçeleri, Emnotweni Casino, Mpumalanga Üniversitesi ve Lowveld Ziraat Koleji önemli ve gezilecek yerler arasında. Merhaba Özlem Hanım. Güney Afrika'ye gezmek güzeldi ama yaşamak için asla düşünmeyeceğim bir ülke. Hele iki çocuklu bir aile için. Güney Afrika'da Yaşam ve Suç adlı yazımı okumanızı tavsiye ederim. Ben İstanbul Teknik Üniversite Metalurji ve Malzeme Mühendisliği öğrencisi Mert Mutlu. 2004 yılından bu yana devam eden güneş arabası projesinin şimdiki takım liderlerinden biriyim. Merhaba. Kisa sure onceye kadar Cape Town'da vardi ama tasindi. Yaptiginiz bu guzel iste basari ve sans dilerim."} {"url": "https://celebialper.com/guney-afrikada-yasam-ve-suc/", "text": "Güney Afrika'da yaşam geniş çeşitlilikte kültürler, diller, dinler içeriyor ve çoklu etnik kökenlerle şekilleniyor. Çok dilli hayatın bir yansıması olarak anayasasında 11 resmi dil kabul ediliyor ve dünyada en fazla sayıda resmi dili olan ülke. Irk ayrımının ortadan kalkmasından bu yana çok şey değişse de Güney Afrika'da yaşam koşulları hala pek parlak değil. Afrika kıtasının en gelişmiş ve ikinci en büyük ekonomisine sahip ülkesi Güney Afrika'da yaşamak nasıldır, yaşam tarzı ve şartları ne durumda diye merak edenler için gezdiğim yerlerden bazıları eşliğinde yazdım. Güney Afrika'da konuşulan dillerden ikisi Avrupa kaynaklı: Hollanda dili Flemenkçeden türetilen Afrikaan dili çoğu beyaz ve melez Güney Afrikalının ana dili. İngiliz sömürge döneminden kalan İngilizce toplum ve ticaret hayatında yaygın kullanılıyor olsa da en çok konuşulan ana diller arasında dördüncü sırada. Güney Afrika halkının yüzde sekseni Sahra Altı Afrika kökenli. Bu insanlar dokuzu resmi statüye sahip çeşitli Bantu dillerinde konuşan dokuz etnik gruba ayrılıyor. Yüzde yirmi nüfus ise Afrika'nın en kalabalık Avrupalı beyaz, Asyalı ve melez kökenli topluluklarını oluşturuyor. 1994 yılından bu yana tüm etnik ve dil grupları parlamenter demokrasi ve dokuz ilin oluşturduğu anayasal demokraside temsil hakkına sahip. Güney Afrika çoğu zaman başpiskopos Desmond Tutu tarafından ilk olarak ortaya atılan ve daha sonra apartheid rejiminin bitmesiyle devlet başkanı olan Nelson Mandela tarafından da kullanılan Gökkuşağı Ulusu deyimiyle anılıyor. Afrika'da yaşam deyince akla savaş, açlık, kuraklık, yoksulluk, diktatörlük geliyor ama kıtada hiç askeri darbe yaşamamış birkaç ülkeden biri olan Güney Afrika'da yaklaşık yüz yıldır düzenli olarak seçim yapılıyor. Yirminci yüzyıl boyunca siyah çoğunluk, hakim beyaz azınlıktan haklarını almak için mücadele etti ve bu kavga Güney Afrika'nın tarihinde ve siyasi yaşamında önemli bir rol oynadı. Ulusal Parti zaten var olan ırk ayrımını 1948'de anayasaya koyarak apartheid rejimini resmileştirdi. Afrika Ulusal Kongresi ve diğer ırk ayrımı karşıtı eylemcilerin şiddet de içeren mücadeleleri sonucunda ırk ayrımı içeren kanunlar 1994 yılından sonra kaldırıldı. Güney Afrika üst orta gelirli ekonomiye sahip, yeni endüstrileşmiş bir ülke olarak nitelendiriliyor. Ülke Afrika'da kişi başına düşen milli gelirde yedinci sırada ama Güney Afrika'da yaşam hala milyonlar için çok zor; nüfusun dörtte biri işsiz ve günde 1.25 dolardan daha az parayla hayatını sürdürmek zorunda ve yetersiz koşullarda yaşıyor. Ülke uluslararası ilişkilerde orta seviyede güçlü kabul ediliyor ve bölgede önemli bir etkiye sahip. Port Shepstone KwaZulu-Natal ilinin güney kıyısında, Mzimkulu Nehri'nin denize döküldüğü yerde bulunuyor. Nehrin adı \"tüm nehirlerin büyük yuvası\" anlamına geliyor. Port Shepstone Güney Natal'ın yönetim, eğitim ve ticaret merkezi. Aşağıda kaldığım evi görüyorsunuz. Evlerinde konuk olduğum Hint asıllı Güney Afrikalı aile Hindu. Evleri çok büyük. Büyük evlerde böyle bir Hinduizm tapınma odası, küçük evlerde ise Hinduizm köşesi oluyor. Ülkede şehirlerde bile çeşitli hayvanlar görmek mümkün. Kaldığım evin kaldırımında maymunlar dolaşıyor. Ben şaşırdım ama buralı arkadaşlarım için son derece normal. Güney Afrika'da yaşam hem zor hem de eğlenceli. Şehir 1867 yılında mermer bulunduğu için kuruldu ve daha sonra Natal eyaletinin valisi olan Sir Theophilus Shepstone'un soyadı verildi. William Bazley 1880'de ilk limanı inşa etti. 1882 yılında 246 Norveçli Port Shepstone'a yerleşti ve bölgenin gelişmesinde önemli bir rol oynadı. 1901'de Durban'a demiryolu gelince liman önemini kaybetti. 27.000 mumluk ışık şiddetine sahip deniz feneri Mzimkulu Nehri'nin ağzında hala duruyor. Gittiğim hemen her yerde olduğu gibi burada da kaldığım eve kahve hediye ettim, şalgam suyu da verdim. Port Shepstone temiz kumsallara, zengin denizcilik yaşamına imkan veren ılık sulara sahip. Denizi balıkçılık, şnorkel, tüplü dalış, sörf, su kayağı, deniz motoru ve yüzme için ideal. Tekne turlarıyla balinaları izlemek ve yunuslarla yüzmek mümkün. Johannesburg şehrine 683 kilometre, Durban kentine 124 kilometre uzaklıkta. Durban kentinin 58km güneyindeki Scottburgh bir tatil kasabası. Scottburgh Main, Pennington ve Park Rynie adlı mavi bayraklı plajları var. Güney Afrika'da yaşam nasıl diye görmek ve sakin bir tatil yapmak için uygun, karavan parkı ve kamp alanları olan bir yer. Güney Afrika tatili yazımda anlattığım Margate, KwaZulu-Natal South Coast kıyısında, Port Shepstone kentine 20 kilometre uzakta bir tatil kasabası. Margate'te denize dökülen nehrin adı Nkhongweni, \"yalvarma yeri\" anlamına geliyor; söylentiye göre buranın yerlileri öyle kabaymış ki gezmeye gelenler girebilmek için yalvarmak zorunda kalırlarmış. 1908 yılında burayı düzenleyen İngiliz kadastrocu Henry Richardson, kasabanın adını İngiltere'nin Kent ilçesindeki deniz tatili kasabasının adı olan Margate olarak koymuş. Güney Afrika'da yaşam tarzını merak edenler için güzel ve güvenli bir yer. Marburg Güney Afrika'nın KwaZulu-Natal iline bağlı Ugu District Belediyesi'nin küçük bir kasabası. Port Shepstone yakınındaki yerleşim yeri 1882 yılında Norveçli göçmenler tarafından kuruldu. İsmi muhtemelen Frankfurt şehrinin 74 kilometre kuzeyindeki Marburg kentinden geliyor. Kasabada Norveçli yerleşimcilerinin bir kilisesi var. Illovo Sugar adlı büyük bir şeker firmasının şeker kamışından üretim yaptığı şeker fabrikasına uğradım. Firma Afrika'nın en büyük şeker üreticisi olup, altı Afrika ülkesinde tesisleri bulunuyor. Grup elektrik enerjisi ihtiyacının %90'ını kendi yenilenebilir kaynaklarından sağlıyor. Ne yazık ki kıtada birçok eğitimsiz insan hastalıklardan Afrika büyüleri yoluyla, batıl inançlarla kurtulmaya çalışıyor, dertlerine çare arıyor. Çok sayıda büyücü var ve ciddi iş yapıyorlar. Güney Afrika'da arkadaşımın arabasındayken bir \"doktor\"un camdan verdiği kartında uzmanlık alanları ve uyguladığı Afrika büyüleri yazıyor. Kayıp Aşk Büyüleri: Aşkınızı kaybettiniz ve tüm çabalarınız işe yaramadıysa. Boşanma Büyüleri: Boşanmak veya mutsuz evliliğinizi kurtarmak için. Hızlı Mal Satma Büyüleri: Mülkünüzü çabuk satabilmeniz için. Cazibe Büyüleri: Aşk, iş, şans ve arkadaş çekmek için. Kartın arkasında göğüs büyütme, kilo verme/alma, AIDS iyileştirme, kötü şans giderme, penis büyütme, maddi sorun giderme ve mahkeme kazanma büyüleri var. Yazmak pek içimden gelmiyor ama Afrika seyahatim sırasında defalarca duydum ve sonra da okudum, Afrika'da cinsel yaşam dahilinde korkunç bir gerçek var. Afrika'nın güneyindeki birçok ülkede, HIV virüsü taşıyan bir erkeğin bakire bir kızla seks yaparak AIDS hastalığından kurtulacağına inanılıyor. Buna İngilizcede virgin cleansing myth veya virgin rape myth deniyor. Güney Afrika'da ve bölgedeki diğer ülkelerde çocuk tecavüzlerinin bir çoğunun kaynağı bu efsane. Yaşları nedeniyle bakire olacakları varsayılarak kız çocuklarına tecavüz edildiği gibi, engellilerin cinsel yaşamları olmadığı ve bu nedenle bakire oldukları düşünülerek kör, sağır, fiziksel engelli ve akıl hastası kadınlara da tecavüz ediliyor. Öğrenciler, kamuda ve kurumlaşmış şirketlerde çalışanlar testten geçirilerek tedavi için ilaç veriliyor, ama hastaların bir kısmı büyücüye veya geleneksel şifacılara gidince aldıkları yanıt \"o ilaçları beyazlar soyunuzu tüketmek için veriyor, içmeyin, bakire bir kızla seks yapın\" oluyor. Afrika'da yaşam gerçekleri bazen insanın içini acıtıyor. Babalwa Tembani'ye amcası AIDS hastalığından kurtulmak amacıyla 14 yaşında iken döverek tecavüz etti. Babalwa kısa bir süre sonra ağır bir AIDS hastası oldu, hastaneye yattı ama bir süre sonra kovuldu. Gidecek bir yer ararken ölümcül hastaların bakıldığı Rahibe Teresa Düşkünlerevi'ne ulaştı. Okula gidebilecek kadar düzeldikten sonra Sınır Tanımayan Doktorlar'ı duydu. Onların sayesinde antiretroviral ilaç tedavisine başladı. Bugün iyi hissediyor, okuluna devam ediyor, ve bir avukat olup tecavüzleri önlemek, tecavüze uğrayanlara yardım etmek istiyor. Güney Afrika'da yaşamak kesinlikle tehlikeli. Ziyaret ettiğim lise öğretmeni kadın, sınıfında her zaman tecavüze uğramış hamile birkaç kız çocuğu bulunduğunu, siyahlar arasında tecavüzün sıradan bir suç olduğunu anlattı. Kimisi kız çocuklarını bir hambugerle kandırıp ilişkiye giriyor, çoğu da arabayla giderken yolda yürüyen kızları zorla arabaya çekip tecavüz ediyor. Irk ayrımının bitmesi elbette çoktan gerekiyordu; hiç olmamalıydı. Ancak gelin bir de madalyonun diğer yüzüne bakalım. Siyahlar iktidara geldikten sonra Güney Afrika'da yaşam suç, şiddet, yolsuzluk, soygun, tecavüz ve cinayet ile doldu. Apartheid döneminde ülke neredeyse İsviçre kadar huzurlu, ama ırk ayrımı olduğu için ahlaksızdı. Bugün ırksal ahlakın dünyadaki öncüsü ama Kongo ve Liberya kadar tehlikeli. Güney Afrika'daki en büyük endüstri suç; ne altın, ne elmas, ne de üretim. Çalınan ürünlerin yenileri satın alındığı için tüketimi körüklüyor; sigorta ve güvenlik sektörlerini devleştiriyor, doktorları ve cenaze levazımatçılarını zengin ediyor. Devlet çalınıp yenileri alınan ürünlerden her yıl milyarlarca rand katma değer vergisi kazanıyor. Suç para getiriyor. \"Onları beyaz oldukları için öldürdüm\". Bu sözleri Clifford Rawstorne'u nişanlısı, bebeği, annesiyle birlikte ailece öldüren siyahlardan William Kekana söyledi. Kayla bebeği birinci doğum gününde kafasına kurşun sıkarak öldürenlerin, nişanlıyı ve anneyi öldürmeden önce tecavüz ettiklerini söylemeye bile gerek olmayan bir ülke burası. Basında pek de yer almadı, sıradan bir olay. William Kekana ve cinayet işbirlikçisi Charles Fido Baloyi, Güney Afrika'da şiddet suçlarının tamamına yakınını işleyen genç siyah ve melez erkekler grubundan. Resmi özgeçmişinde eskiden garson olduğunu gururla vurgulayan Güney Afrika Güvenlik ve Eğitim Bakanı Charles Nqakula, dünyanın en yüksek cinayet oranına sahip ülkede ciddi bir suç sorunu olmadığını hiç utanmadan söyledi. Güney Afrika'da yılda ortalama 32.000 kişi şiddet suçundan ölüyor. Bunların yanında yaralanan, sakatlanan, travma geçiren, soyulan, tecavüz edilen kişi sayısı bunun çok üzerinde. Güney Afrika'da yaşam risklerle dolu. Bugün Güney Afrika'da katillerin sadece %10'u tutuklanıyor ve %6'sı suçlu bulunup mahkum ediliyor. Bir katilin ceza almama şansı %94. Bir mucize olup da ülkedeki tüm ciddi suç işleyenler hapse atılsaydı, hapishanedeki nüfusun bugün zaten dünya standartlarına göre yüksek olan 200.000'in dört katı olacağı tahmin ediliyor. Bu hem mevcut koşularda imkansız, hem de ülkeyi yöneten siyahların partisi ANC için seçimlerde kendisini destekleyen çok sayıda suçlu genç siyah erkeği hapse atmak dezavantajlı. Güney Afrika'da trafik kazalarında ölenlerin oranı Türkiye'nin bile üzerinde; dünyada nüfusa göre trafik kazalarında ölüm oranı en yüksek birkaç ülkeden biri olduğu halde cinayetten ölenlerin oranı bunun iki katı. Ehliyetlerin önemli bir kısmı rüşvetle satın alınıyor. Ülkede polis sayısının üç katı özel güvenlik görevlisi var ama ülkeyi Afrika kıtasının savaşsız ölüm tarlası olmaktan kurtaramıyorlar. Güney Afrika'da yaşam gerçekleri zor. Güney Afrika dünyanın suç merkezi olarak ünlü. Johannesburg şehrinin Hillbrow ve Berea semtleri, Interpol tarafından dünyanın en yüksek cinayet oranlarına (100.000 kişide 600 cinayet kurbanı) sahip yerleri olarak rapor edildi. Bu rakam çoğu Amerika Birleşik Devletleri vatandaşı için asla gidilmez olarak nitelendirilen gettolardan 12 kat fazla. ABD'de cinayet oranının epey yüksek olduğunu biliyoruz. Arabasında üç kez silahlı soyguna uğrayan Güney Afrikalı bir İngiliz göçmen, yüzüne Kalaşnikof dayanmasına artık alıştığını söylüyor. Ülkede herkesin öldürülmüş veya en azından şiddet suçu yaşamış bir yakını veya arkadaşı var. Güney Afrika'da hiç kimse elektrikli tellerin, dikenli tellerin, yüksek duvarların, demir parmaklıkların ve güvenlik kameralarının olmadığı bir hayatı hayal bile edemez. Güney Afrika turu planlayanlara güvenlik konusunu dikkate almalarını öneriyorum. Ülkenin en güvenli şehri Cape Town. Edebiyat editörü François Smith, Wellington'daki evinin yanında 16 yaşında siyah bir çocuk tarafından tornavidayla öldürüldü. Cape Town Ünversitesi akademisyeni Brian Hahn, Maleafisha Steve Tladi tarafından saldırıya uğrayıp öldü, Tladi ise 500 rand (100 lira) kefalet karşılığında serbest bırakıldı. Ülkenin en iyi jeoloji uzmanlarından Louw Rabie ve kardeşi yazar Jan Rabie, bir parmaklık demiriyle dövülerek öldürüldü. Louw 80 yaşında, ülkenin en saygın entellektüellerinden biriydi. Afrikalıların bir atasözü vardır, \"yaşlı biri öldüğünde, bir kütüphane yanmış demektir\". Güney Afrika'da çiftçilik dünyanın en tehlikeli mesleklerinden birisi. 1994'ten bu yana çoğu canavarca olmak üzere 1.600'den fazla çiftçi çalışırken öldürüldü. Ülkede bisiklet kullanan birçok kişi, genç siyah erkekler tarafından silahla vurularak öldürüldü. Aşağıda saldırıya uğrayıp hayatta kalacak kadar şanslı olan bir çiftçi aile ve saldırganlar görülüyor (kaynak: whisnews21. com). Güney Afrika'da araba veya ev soygunu bugün normal bir durum, çoğu kişi soygun sırasında hayatını kurtarmak için soygunculara iyi davranmak zorunda kalıyor, para ve eşyalarını soyguncunun arabasına taşımaya yardım ediyor, daha sonra tanımamak için yüzüne bakmıyor ki öldürmesin. - Otel ve taksi ikilisinden vazgeçmemenizi, birkaç çok modern meydan ve çevresi dışında yolda yürümemenizi öneririm. Sandton, CBD, Newtown, Morningside, Rivonia, Sunninghill, Parkmor gibi neredeyse yalıtılmış, güvenli bölgeler dışında yolda yürümeyin, akşam sokağa çıkmayın. - Çeşitli adlı sayfamdaki Yurt Dışında Neler Taşıyorum yazımdaki gibi bir pasaport çantası alın. - Cüzdan taşımayın, yanınıza yetecek kadar para alın. Fazla para taşımanız gerekiyorsa pasaport çantası, 2 ön cep, giyiyorsanız montun iç cebi ve çorap içi arasında dağıtın. - Cep telefonunu dışarıdan fark edilmesin. - Bir şey taşımanız gerekirse şık bir çantada değil market poşetinde taşıyın. - Yürüyecekseniz rotanızı önceden çizin ve etrafa bakınan bir turist görüntüsünden kaçının. - Hillbrow, Yeoville, Alexandra ve Berea semtlerine gündüz bile asla girmeyin. - Araba kullanırken kapılar hep kilitli olsun. - Toplu taşıma sakın kullanmayın, tehlikelidir. - Daima uyanık olun, eşyanıza sahip çıkın. - Soyguncuyla karşılaşırsanız direnmeyin, tartışmayın, yüzüne bakmadan paranızı verin. Mandela ve partisi ANC iktidara geldikten itibaren Güney Afrika'nın dördüncü devlet başkanı olan Jacob Zuma (1942) bir tecavüz, organize şantaj ve yolsuzluk suçlusu. Oğlu Duduzane Zuma Porsche arabasıyla bir kadını öldürüp üç kişiyi yaraladı ama hala mahkemeye çıkmadı. Güney Afrika Devlet Başkanı yolsuzluk, rüşvet, usulsüzlük, sahtekarlık ve tecavüz suçlarının bir kısmından yargılandı, bir kısmı düştü, bir kısmı da devam ediyor. Hiçbirinden ceza almadı. Tecavüz ettiği genç kadının kendi rızasıyla ilişkiye girdiğini söyledi, kadının AIDS'li olduğunu biliyordu ve mahkemede neden prezervatif kullanmadığı sorulduğunda \"Evet, AIDS hastası olduğunu biliyordum ama bulaşmaması için ilişkiden sonra duş aldım\" dedi. Gertrude Sizakele Khumalo birlikteler, çocukları yok. Nkosazana Dlamini-Zuma ayrıldılar, 4 çocukları var. Kate Mantsho Mozambikli, intihar etti, beş çocukları var. Nompumelelo Ntuli 1975 doğumlu, Zuma'dan 33 yaş genç, üç çocukları var, birlikteler. Thobeka Stacie Madiba 2007'de Zuma Madiba'yı kabilesinden satın aldı, aynı yıl çocukları oldu, 2010'da evlendiler, birlikteler. Gloria Bongekile Ngema 2012'de evlendikleri düğüne diğer 3 eşi de katıldı, bir çocukları var ve birlikteler. Aşağıdaki Güney Afrika Başkanı Zuma'nın fotoğrafı timeslive. co. za sitesinden alıntı. Zuma Svaziland Prensesi Sebentile Dlamini için başlık parası olarak on adet sığır ödedi. Zuma'nın tecavüz davasında gizli aşk ilişkisi nedeniyle redd-i hakim isteyen, yargıç Jeremiah Shongwe'nin kızkardeşi Minah Shongwe'den bir oğlu var. Priscilla Nonkwaleko Mhlongo'dan iki kızı, ismi bilinmeyen iki kadından dört diğer çocuğu var. Sonona Khoza'dan da bir kızı olan Zuma, Khoza'nın ailesine evlilik dışı hamile bırakma parasını ödediğini söyledi. Büyük ve güzel Güney Afrika halkı bunca suçu, cinayeti ve yolsuzluğu hiçbir ülke halkı gibi hak etmiyor. Suça eğilimli insanların eğitimi için ciddi adımlar atılması dileğiyle, umarım Güney Afrika'da yaşam daha huzurlu bir hale gelir. İlgine çok teşekkür ederim isimsiz kardeşim, merakını hiç yitirmemeni ve bütün dünyayı gezmeni umarım. Güney Afrika'da sokak soygunu çok yaygın. Arkadaşlarım beni sürekli arabayla gezdirdiler ve birbirlerine emanet ettiler. Harika bilgiler içeren yazı için teşekkür ederim. Ben de Güney Afrika yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Anatoli TURKISH Restaurantı bilir misiniz? Ben garsonluk yapmıştım orada. Afrika'da yaşamak deyince öncelik hayatta kalmak oluyor. 🙂 Johannesburg'da iki farklı ve daha önce birbirlerini tanımayan arkadaşım beni neredeyse hiç yalnız bırakmadılar. Hep telefonlaştılar, \"Alper'i şu saatte şuraya getiriyorum, orada ol\" diye birbirlerine emanet ettiler. Arabayla tabii. Merhaba. Güney Afrika'da beyaz değil de Hintli görünümü ve izlenimi vermeniz mutlaka yerli sanılmanız nedeniyle bir avantaj oluşturur ama çok da değil. Durban'da evlerinde kaldığım Hint kökenli aile beni yalnız sokağa salmadı, \"Bırakın da bir gün kendim dolaşayım\" deyince \"Biz dolaşamıyoruz, sen nasıl dolaşacaksın? Hele yabancı olduğunu anladıklarında hiç şansın yok\" dediler. Her saat mi oluyor bu? Akşamı, geceyi, hadi sabahın erken saatlerini anlarım da gün ortası merkezi bir yerde olsak da mı? Gerçi İstanbul'da da Sultanahmet ve Taksim'de güpegündüz bomba patlattılar. \"Biz Türkiye'den sağ kurtulmuşuz, demirden korksak trene binmeyiz\" yaklaşımına girmemiz kolay oluyor. Tabii ki gece daha tehlikeli ama gündüz de suç oranı epey yüksek. -İlk defa mı Manila'ya gidiyorsunuz? -Evet. -Dikkat edin, burası Manila. -Olur ederim. Ben de İstanbul'dan geldim, bizim ora da sakin değil. -Olsun, burası Manila. Başka yere benzemez. Sizi kim alacak? -Kendim taksiyle gideceğim. -Evet!?! -Dikkat edin. Sonrasında ise gece yarısı Manila'da ıssız sokaklarda bile gezmeme rağmen hiçbir saldırıya falan uğramadım. Yan bakan bile olmadı. Tabi ilk günlerde yanıma gelen dilenciye seri katil muamelesi yapmışlığım var ama sonradan geçti. Bu arada Filipinler'deki standart fast food restoranlarında bile silahlı koruma bulunması güvenlik durumu hakkında bir fikir veriyor. Lakin \"sakınılan göze çöp batması\" mı ne, sadece azami dikkat gösterip paranoya yapmadığım hiçbir seyahatimde başıma bir şey gelmedi. Yerel halktaki yabancı misafirlerini kollama içgüdüsü belki de, Rusya'ya gittiğimde de internetten tanıştığım arkadaşım aldı beni, \"şimdi senin Rusça seviyen de henüz az, ortamı tanımıyorsun\" diye gezimin Yekaterinburg ayağında akşama kadar beni bırakmadı. İşten izin almış hatta. Bilemiyorum, belki standarttan biraz fazla tedbirle durumu kotarabilir, o gündüz saatlerindeki suç oranından bile nasip almayabilirdiniz. Şimdilik Güney Afrika fikri sadece aklımdaki bir düşünce zaten. Netleşince başka şeyler de sorarım. Teşekkürler. Önlem ve şans işi. Dünyada her gidenin başına bela geldiği hiçbir ülke yok. Olasılığın kat kat fazla olduğu ülkeler var, Güney Afrika dünyanın en tehlikeli ülkelerinden biri. Rica ederim. Ben de yeni bir hayat kurmak ve ticaret için johannesburga yerleşmeyi düşünüyorum, türklerin çoğunlukta olduğu bir sitede bir ev tutmayı düşünüyorum. G. Afrika konusunda çok çelişkili bilgilere ulaştım. En son gorustuklerimden biri şiddet olaylarının daha ziyade amerika gibi belli bölgelerde olduğunu söyledi. Açıkçası anlayamadığım bu suç oranı ile nasil bu kadar gelişmiş ve beyazlar tarafından aftikada en fazla rağbet gören yer olmuş. Arkadaşlarınızın sürekli size eşlik etmesi yanlış bir bölgeye girip güvenlik sorunu ya da kaybolabileceğinizden mi yoksa her yerde güvenlik sorunu var mı. Nizamiye Camiinde tanışıp sohbet ettiğim Türkler \"buranın kapısından çıktığın an tehlikedesin, ne olacağını bilemezsin, yerel arkadaşların haklı, burada arabasız gezilmez\" dediler. Tam, tersi şiddet olaylarının daha az yaşandığı belli bölgeler var asıl. Beyazlar yönetirken suç oranı yüksek değildi, siyahlar başa geçince yükseldi. Yüzlerce yıldır Güney Afrika'da yaşayan Afrikaan beyazlar için ata topraklarını terk edip göçmek kolay değil. Kaybolma söz konusu değil, elimde kent haritası olunca kaybolmam. Tehlike nedeniyle yalnız bırakmadılar. Bence 3 kez düşünün, Alper bey selamlar, okuduklarım beni şok etti gerçekten. Airbnb'den ev vs. bile bulmuştum. Gelişmiş bir ülke olduğunu düşündüğüm için güvenliği hiç dert etmiyordum.. Ayrıca Cemre hnm taşındınız mı acaba? Güncel izlenimleriniz varsa ve siz de paylaşırsanız sevinirim. Merhaba Cihan Bey. Keşke bu yazıdakiler doğru olmasaydı da ben de gidecek olanları uyarma sorumluluğu hissedip bu tatsız ve tehlike dolu yazıyı kaleme almasaydım. Güney Afrika'da Airbnb veya CS yoluyla kalmaktan vazgeçmeyin, ancak ev sahibinizin güvenlik öğütlerine uyun. Türkiye'den ucuz bir ülke. Ben Johannesburg'da arkadaşlarımda kaldım, otelleri bilmiyorum. Alper bey, bu yazınız gerçekten çok güzel olmuş. Bence bu tür durumlar hemen hemen her yerde yaşanabiliyor artık. Teşekkür ederim. Her yerde olabilir ama Güney Afrika'da çok yaygın. Merhaba Oğuz. Güney Afrika son derece tehlikeli bir ülke, Cape Town en güvenli şehir ama yine de sokak suçu, şiddet var. Merkezden uzaklaşmaz ve dikkatli olursanız başınıza bir şey gelme olasılığı çok düşük. Bence gidin. merhaba şu an cape town'dan 6 saat sonra johannesburg'a geçecek hafif tedirgin birisi olarak yazıyorum. cape town'da 6 gece konakladık. 3. gece gaspa uğradık allahtan kaptırdığımız çantada önemli şeyler yoktu. akşam saat 9:30 gibi kent meydanında kapkaçtan daha farklı resmen 7-8 kişinin saldırısına uğradık. bir çantamızı bırakıp yanımızda yürüyen yerli bir amcanın sayesinde kaçtık. kaçtık derken her yer evsiz dolu kaçamadık başı kesik tavuk gibi ordan oraya koşarken turist güvenliklerine denk geldik onlarla beraber karakola kadar gittik ama sanırım olayın içindeki bir eleman da güvenliğin yanına gelip yol boyunca bir şeyler anlatıp yürüdü. karakol zaten ana baba günü 1 saat bekleyip sakinleştikten sonra baktık ki polisler işin goygoyunda 500mt uzaklıktaki otele uber çağırdık. gece biraz sıkıntılı geçti ama sabahına toparlanıp programa devam ettik. biz 3 gün halka karışalım araba kiralayamalım diğer 3 gün arabayla civar yerlere geçeriz diye düşündük. ama ne yapıp edin arabasız gezmeyin. akşam dışarı çıkmayın. arguscarhire den 3 gün 132 ye kiraladık. maltadan sağdan direksiyon tecrübem vardı zorlanmadım ama ben kullanamam derseniz uber cok cok ucuz başka bir ulaşım aracınıza ihtiyacınız yok. bende yukarıdaki arkadaş gibi g. amerika şehirlerinden, abd nin zenci mahallelerinden çıktım korkmaya mahal yok demiştim ama başımıza gelmiş oldu. cape town güne erken başlayan ve erken bitiren bir şehir. şu an yaz olmasına rağmen 17.00 den sonra acık yer bulmak zor. campas bay harici gece güvenli yer olduğunu düşünmüyorum. ilk gün beğenmeyip gasptan sonra insnaların neden gittiğini anladığımız waterfront'a arabanızla gidip gece otaparktan çıkıp evinize gidebilirsiniz. Ömer Bey yaşadığınız gasp için çok üzgünüm. Neyse ki ucuz kurtulmuşsunuz. Düşünün işte tehlikeyi; Cape Town Güney Afrika'nın en güvenli şehri. Bu saldırı ve soygun tam olarak nerede oldu? Bilgi ve güvenlik önerileri için okurlarım adına size çok teşekkür ederim. Sağolun Alper Bey. Gezimizi bitirip ülkeye döndük ama ülkede pek güvenli değil. Tam şehir meydanı City Hall önünde olay meydana geldi. Birgün önce konser vardı meydanda orda geç saate kadar eğlenince güvenlik tedbirini biraz boşladık. Sanırım bizi otobüs durağından takip edip evsizlerin olduğu yerde gerçekleştirdiler. Herşeye rağmen abartı olmaz ise şimdiye kadarki en verimli gezim oldu. Hiç durmayın gidin. Araba kiralayın ve gece sokakta bulunmayın. Gündüzü size dolu dolu yeter cape town ve çevresinin. Johannesburg'da dakika bir gol olurcasına havaalanı katlı otoparkından daha çıkmadan polis çevirdi. ve stop yazılan yerde durmadığımı cezasının 1.000 rand olduğunu karakola geleceğimi söyledi. Aslında bizim gibi biraz da ürkek turistleri sağmaya çalışan polislerdi ama çokta ısrar etmek mantıksızdı 200 rand rüşvet verip geçtim. Dikkat edin trafik polisleri tam bir arsız. Bu arada izlanda programı yaparken senin yazılarını okuyum dedim malum olaydan yurtdışına çıkamamıssın üzüldüm. Geçmiş olsun. O kadar biletleme plandan sonra çok kötü olmuştur. Güney Afrika güvenlik bilgileri ve tavsiyeleri için çok teşekkürler Ömer Bey. Bu güzel kaynak için Alper beye ve yorumlarıyla yaşadıklarını anlatan herkese teşekkürler. 2017 ocak ayında 5 günlük tatilde 3 ailece Cape Town a gideceğiz. Umarım kötü şeyler yaşamayız. Anladığım arabasiz dolaşma, gece geçe kalma, bilmediğin yere keşfe gitme. Herkese selamlar. Merhaba İbrahim Bey. Değerli eşyalarınıza sahip çıkın, dikkatli olun. Üzerinizde çok para taşımayın. Güney Afrika yazılarıma ilginize teşekkürler. Cape Town yazılarımda ve altındaki yorumlarda ayrıntılı bilgi ve öneriler var, okumanızı tavsiye ederim. Dönüşte sizin de yorumlarınızı beklerim. İyi tatiller. Alper bey merhaba, Cape Town başlıklarınızın içerisinde bir gezgin yazmıştı. Onun sayesinde bilgimiz oldu. \"Yanında 18 yaşında küçük çocuğunuz ile ülkeye girişte doğum kağıdı isteniyor\" diye. İlgili yazıyı bulamadın. Bizde ay sonu gideceğiz ve çocuğum için doğum kağıdını çıkardım. Aşağıdaki linki eklemek istemiştim. Genel bilgi olarak sizde bilgi olarak sitenize ekleyebilirsiniz. Merhaba. Cape Town Gezi Notlari yazimda pansiyon bilgisi var. Gerçekten çok faydalı bilgiler paylaştınız... Biz de 11-12 Temmuz 2017'de Johannesburg'da fuara katılacağız. Yeoville, Morningside, Rivonia, Sunninghill, Parkmor gibi neredeyse yalıtılmış, güvenli bölgeler dışında yolda yürümeyin, Yeoville Johannesburg'da güvenli olmayan yerlerden biri. Hemen düzelteceğim. Güvenli olarak yazdığım semtlerde bile dikkatli olmalısınız. Merhaba Alper bey ben de cidden büyük umutlarla dil okuluna gidebilirim dediğim Cape Town dan vazgeçmem gerektiğini anlıyorum. Siz gerçekleri yaşayıp tecrübe ettiğinizden ötürü verdiğiniz bu bilgiler gerçekten çok önemli oldu teşekkür ediyorum. Ama şunu da biliyorum Cape Town'daki dil okulları çok kaliteli ve verimli eğitimler veriyor. İngilizce seviyesi ciddi oranda artıyor. Merhaba. Güney Afrika'daki güvenlik sorunu ve tehlikelerle ilgili blog yazımı okuyup ciddiye aldığınız için teşekkür ederim. Evet bu bir gerçek, Güney Afrika suç oranının yüksek olduğu riskli bir ülke ancak bunun sizi İngilizce dil eğitim, inden vazgeçirmesini istemem, çok sayıda Türk Cape Town'da aylarca kalarak İngilizce öğrenip mutlu ayrılıyor, yine de tekrar düşünün bence. Malta'ya gitmediğim için pek bir şey diyemem ama Güney Afrika'dan çok daha güvenli ve huzurlu bir ülke olduğu tartışılmaz bir gerçek. Sanırım suç konusunda Güney Afrika'nın diğer Afrika ülkelerinden farkı, daha modern görünümlü olması. Saçma gelebilir fakat hem zenginliğin hem fakirliğin yan yana olması fakirler için katlanılmaz olabiliyor. Mesela Şırnak Adana'dan gelir bakımından çok fazla geride olmasına rağmen Adana'da daha çok suç işleniyor. Çünkü Şırnak'ta yaşayan bir zenginlik görmüyor ki onu talep etsin. ama Adana'daki zengini görüyor ve talep ediyor. Böylece suç başlıyor, Güney Afrika'nın hali de buna benziyor. Diğer Afrika ülkelerinde Güney Afrika'da olduğu gibi modern semtler yok. Haklısınız. Güney Afrika'da suç oranının yüksek olmasında gelir dağılımı eşitsizliğinin rolü büyük. Epey tehlikeli bir ülke, cinayet ve silahlı soygun yaygın. Alper gardas ben orada altın madeni şantiyesinde çalıştım benim tüyüme zarar veren olursa hepinizi kılıçtan geçiririm sizi kömür diye yakarım dedim hiçbisey yapamadılar. Ben de, Cape Town da İngilizce eğitimi almayı düşünüyordum, soru işaretlerindeyim şu an. Bugün bir danışmanlık firmasını aradım, çok tehlikeli bir yer olduğunu söylüyorlar diye, öyle olduğunu söylüyorlar ama bizim karşı okullardan aldığımız bilgilere göre, öğrencilerine gereken uyarıları yapıyorlarmış, şuralara şu saatten sonra gitmeyin, belirlediğimiz yerlerin dışında gezmeyin diye. Biz bayan öğrenci de gönderdik diyorlar, ilginç. Tabii, Türkiye'den Cape Town'a İngilizce öğrenmek için çok giden var. Gitmeyin diyemem, ama dikkatli olmak şart. Cape Town Güney Afrika'nın görece daha güvenli bir kenti, ama sokak suçu yine de yaygın. Dil kursunun verdiği talimat ve önerilere uyarsanız sokak soygunu, gasp yaşama riskini azaltırsınız. Şimdi aklıma geldi, Cape Town yazılarımdan birine riskli ve güvenli mahalleleri gösteren bir güvenlik haritası koyayım. Maalesef evet. Benim pırlanta evlilik yüzüğüm, alışverişlerim, arkadaşlarımızın rolexleri ve çantaları. Üzgünüm. Güney Afrika çok tehlikeli. Üstelik açıkta değil taksidesiniz, güvende olmanız gereken bir aracın içinde. Geçmiş olsun. Sizlere kısaca şu bilgiyi vermek istiyorum. Güney Afrika dil okulu için gidilebilecek ve gidilmesi gereken en sonuncu yerdir. Sizlere bu bilgiyi orada 6 ay dil okuluna gitmiş ve sonrasında 3 yıl orada yaşamış biri olarak bunu söylüyorum. Haa turist olarak gitmek istiyorum derseniz, dünyada görülmesi gereken nadir yerlerden bir tanesi. Hoşça kalın. Merhaba Mehmet Ali Bey benim de aklımda olan Cape Town'daki dil okulları bu yorumunuz kafamda soru işaretine sebep oldu, kaldı ki onlarca dil okulu var gerçekten bu kadar sıkıntılı bir şehir ise bu dil okulları neden hala orada hizmet veriyorlar? Sizin okuduğunuz okul hangisi idi ve konaklama tercihiniz nasıldı? Teşekkürler. Kardeşim öncelikle sorunu geç yanıtladığım için özür dilerim. Kemoterapi hastam var. Fazla meşgul olamıyorum. Öncelikle güzel kardeşim maddi durumun orta düzeyde ise istediğin şekilde, kendine uygun bir konaklama, kalacak yer bulman gerçekten çok büyük bir problem. Ne yazık ki durum böyle, neden diye soracaksın; çünkü kiralar inanılmaz derecede astronomik Cape Town'da. 2. olarak; kardeşim dil okulunda şuna emin ol ki konuşmak babında yani pratik anlamında buradaki dil okulunda pek farkı yok. Yazmayı fazla sevmiyorum. Dilersen bana telden ulaşabilirsin. İyi geceler Erdin diyeceğim artık. 🙂 Bu N harfinin sonu ne olur bilmiyorum artık hahaha. Dilerim hakkında en güzeli olur. Dubai güzel fikir. Gidersen şayet arkadaşım var orada Emirates'de kabin amiri. 10 yıldır orada yaşıyor. Bi ihtiyacın olur ise yazabilirsin oraya gittiğinde, elimden geldiğince yardımcı olurum ok. Estağfurullah, bana dua edin yeter ve butun iyi insanlar için. Benim için zevk. Yazınız aydınlatıcı ve bir o kadar da şaşırtıcı, sagolun. Güney Afrika'da suç işleme oranının fazlalığı kadar yoksulluk oranı da fazla ki insanı bambaşka düşüncelere sevk ediyor. Mesela ekonomik yoksulluk suç işleme eğilimini arttırıyor mu, suç işlemede en büyük etken ekonomik yoksulluk mu, yönetim şekli, iktidar gibi sebepler insanı suça mı teşvik ediyor veya daha başka bir soru olarak bu insanlar yasaların hükumetin verdiği kararları caydırıcı bulmuyor ve zevk için mi onlar için sıradan olan suçları işliyor. Buraya kadar okuduysanız şayet teşekkür ederim. Düşüncelerinizi zevkle okuyacağım. Güney Afrika'da yaşam ve suç konusunda yazıma ilginize teşekkürler. Güney Afrika Türkiye gibi gelir dağılımı eşitliğinde dünyanın en kötü ülkeleri arasında yer alıyor. Suç oranının yüksekliğini sadece bununla açıklayamayız, zire Türkiye'den çok daha tehlikeli bir ülke olduğu, sokak suçu, soygun, cinayet sayısının açık ara daha fazla olduğu bir gerçek. Güney Afrika'da soygunculuk dev bir sektör; ev soygunları sayesinde elektronik ve elektrikli eşya üreticileri muazzam sayıda satışlar yapıyor. Siyahların yönettiği ülkede devlet, seçmen kitlesinin önemli bir kısmını oluşturan suçluları cezalandırma konusunda sabıkalı. Cinayet işleyenler arasında ceza alanların oranı son derece düşük; bu durumda \"soyarım, öldürürüm ve yaptıklarım yanıma kalır\" düşüncesi yaygın; zira araştırmalar insan türünün özünde kötü bir canlı olduğunu, ancak eğitim ve ceza korkusu yoluyla kötülük yapmasının kısmen engellenebildiğini gösteriyor. Irk ayrımına elbette karşıyım, fakat Güney Afrika'nın beyaz ırk ayrımı apartheid yönetimi döneminde huzurlu ve güvenli bir ülke olduğu ret edilemeyen bir gerçek. Ben suç oranının yoksullukla ilişkilendirilip bırakılacak kadar basit bir konu olmayıp, 1994 yılından beri iktidarda olan ANC partisinin sorumluluğunda olduğunu düşünüyorum. Merhabalar Alper ya BEYAZLARIN sorumlulukları ne olacak?!!! Bu konida size kesinllikle katilmiyorum. O insanları sörüren beyazlardır, o insanlara her türlü kötü muameleyi reva gören yine beyazlardır.!!! Ama siz ANC diyorsunuz bu çok acı ve çok komik. Ve bu nasıl bir cümledir Alper Apartheid döneminde ülke daha güvenliymiş. Sizi kınıyorum o ülkede 4 yıl yaşamış ve o ülkenin müzelerini gezmiş, okumuş bir insan olarak. Apartheid döneminde ülkenin daha güvenli olduğunu rakamlar, belgeler, raporlar açıkça gösteriyor. Sizin aksini istiyor olmanız durumu değiştirmez. Beyazların ırk ayrımını öven herhangi bir ifadem yok. Sinirlenmeyin, sakin olun. Ben çok sakinim:)Rakamlar öyle söylüyor onu ben de biliyorum!!! Ama bu kaosu douran, bunun tek sorumlusu BEYAZLARDIR. Ben aksini istemiyorum dostum ne münasebet:))Benim eleştirdiğim nokta sorulu olarak ANC'yi göstermeniz.!!! Bence bu kadar gezip görüyorsunuz güz3l ama benim sizlere nacizane tavsiyem, bu kadar sığ ve basit ve taraflı yorumlar yapmayın. ANC'yi sorumlu göstermeniz komikliktir. Hoşcakalın. \"Sığ\" sözcüğünü size iade ediyorum, açıkça görünüyor. Dünyanın en güvenli ülkelerinden birini iktidarda olduğu 25 yıldır dünyanın en tehlikeli ülkelerinden biri haline getiren ANC elbette sorumludur. Hoşça kalın. Merhaba. Cape Town'da Waterfront ile birlikte merkez Long Street ve Bokaap bölgeleri de görece güvenlidir ama buralarda sokak soygunu yaşamayacağınız anlamına gelmiyor. Yazılarımdan birinin altında var, kalabalık oldukları halde akşam erken bir saatte tam merkezde silahlı soygun yaşayan okurlarım yorum yazdılar. Şans işi. Cebinizde bir miktar para bulunsun, hırsızlara verip kurtulmak için. Yanınızda fazla para taşımayın. Akıllı telefonlar için yapacak pek bir şey yok, onsuz çıksanız fotoğraf çekemezsiniz, profesyonel makine taşısanız hırsızlara belirgin hedef olursunuz. Gece çıkmayın. Ne biçim bir yermiş anlamadım, Allahtan İngilizce eğitimi için Malta vizesi çıktı da buraya gitmekten kurtuldum. Merhaba Funda Hanım. Güney Afrika dünyanın en tehlikeli ülkelerinden biri, tüm kaynaklara göre gitmek, gezmek ve yaşamak riskli. Pretoria'ya gitmedim. Ancak sizin için araştırdım ve The South African gazetesinde yayınlanan \"Concerns raised as six SA cities listed amongst 'world's most dangerous'\" başlıklı yazıdaki araştırmaya göre Pretoria Güney Afrika'nın entehlikeli, dünyanın ikinci en tehlikeli şehri. Güney Afrika'nın tüm büyük kentleri, dünyanın en riskli şehirleri listesinde en üst sıralarda. Ancak bu her gidenin başına kötü şeyler geleceği anlamına gelmiyor. Eşiniz elçiliğin koruması altında çalışacak, ona elçiliğin önereceği güvenlikli bir konutta yaşayacak, belli semtlerin dışına çıkmayacak."} {"url": "https://celebialper.com/guney-kore-devlet-baskani-kuzey-koreli/", "text": "Güney Kore devlet başkanı seçimini 4 Mayıs 2017 tarihinde başlayıp 5 gün süren seçimle Kuzey Kore kökenli aday Moon Jae-in kazandı. 64 yaşındaki sol görüşlü demokrat aday Moon Jae-in %41.08 oy oranı ve 13,423,800 sayısıyla Güney Kore Başkanı olarak seçildi ve ülkenin yeni lideri oldu. En büyük rakibi muhafazakar Ahn Cheol-Soo ise yüzde 23 civarında oy aldı. Adının yolsuzluk skandalına karışmasının ardından eski Güney Kore Devlet Başkanı Park Geun-hye, Kasım ayında görevinden uzaklaştırılarak yargı kararıyla görevden alınan ilk Güney Kore lideri olmuştu. Yeni Kore lideri Moon Jae-in, Seul'un tarihi Gwanghwamun Meydanı'nda \"halkın başkanı\" olacağını açıkladı. Kuzey Kore ile yakınlaşmayı savunan solcu aday Moon Jae-In, seçimin favorisiydi. Kurduğu Demokratik Parti'nin lideri olan yeni Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae-In kampanyasında, mevcut Güney Kore yönetiminin tam aksine Kuzey Kore ile temasların artırılmasını vadetmişti. Eski bir insan hakları avukatı olan Moon Jae-In'in bir diğer vaadi de ekonominin canlandırılması için 10 trilyon wonluk (8,8 milyar dolar) bir ek bütçe hazırlamak. Yeni Kore Başkanı Kuzey Kore Güney Kore Sınırı yakınındaki kapatılan ortak Kaesong endüstri tesisinin yeniden açılmasını desteklediğini açıkladı. Yeni kurduğu sol eğilimli Demokratik Parti'nin lideri Jae-In, seçim kampanyasında yıllardır anlaşmazlık yaşanan ve zaman zaman savaşın eşiğine gelinen Kuzey Kore ile diyalog kurma vaadinde bulundu. 2012'de yapılan seçimi Park karşısında az bir oy farkıyla kaybeden yeni Kore Cumhurbaşkanı Moon, daha önceki iki muhafazakar yönetimi Kuzey Kore'nin nükleer silah programına engel olamamakla eleştiriyor. Aşağıda Güney Kore Devlet Başkanı Moon Jae-In ve eşi Kim Jung-sook, halka beraber özçekim sırasında görülüyor. Güney Kore Cumhurbaşkanı Moon Jae-In ve vaat ettiği politikalara, bu ülkeye kaçan bazı Kuzey Koreliler endişe ile bakıyor. Güney Kore'ye sığınan bu kişiler, Moon'un politikalarının kendileri için ağır sonuçları olabileceğini açıkladılar. Onlara göre bu açılım politikası devreye sokulursa, Kuzey Koreli suikastçiler rahat bir şekilde bu ülkeye gelip kaçakları hedef alabilir. Başkent Seul'de yaptıkları ortak bir açıklama ile bu tartışmayı başlatan kaçaklar, seçim öncesinde Moon Jae-in'e oy verilmemesini istediler. Güney Kore başkenti Seul'deki Mavi Saray'a yerleşmeyi hak ederek başkan seçilen Moon, Kuzey Kore ile yakınlaşma politikası izleyeceğini söylüyor ve Pyongyang'ın Kuzey Kore Ordusu nükleer ve balistik programları konusunda ABD Başkanı Donald Trump ile aynı görüşleri paylaşmayabileceği tahmin ediliyor. Öte yandan Moon, The Washington Post gazetesinde yayınlanan bir söyleşisinde Trump için \"algılandığından daha mantıklı biri\" ifadesini kullandı. Kore Başkanı Moon Jae-In, Güney Kore'nin güney kıyılarındaki Kuzey Kore'den kaçarak gelen göçmenlerin yaşadığı küçük Geoje Adası'nda doğdu. Yoksulluk içinde geçen çocukluğuna rağmen üniversiteyi kazandı ve 1970'li yıllarda Seul'de hukuk okudu. Devrik Eski Güney Kore Devlet Başkanı Park Geun-hye'nin aksine, halk arasında geçmişi temiz ve dürüst bir politikacı olarak tanınıyor. Seyahat etmek isteyenler için Güney Kore Gezi Rehberim burada. Adamlar gelişmiş ülke, sadece ekonomi değil; hukuk ve insan hakları anlamında da batı Avrupa ülkelerini yakalamış bir ülke. Bizde olsa hakim ve savcılar görevden alınıp, hapse atılırlar; halk yine yolsuzluk yapanları ve çalanları seçer. Ek olarak Kore ve Japonya insanı gerçekten çok bilgili ve halkın eğitim seviyesinin dünyada en iyi olduğu iki ülke. Bu nedenle adayın nereli olduğundan bağımsız bir şekilde dürüstlüğü ve çalışkanlığı nedeniyle seçmişlerdir. Merhaba Alper Bey, konuyla alakası yok ama sormak istediğim bir şey var, yurtdışına ilk defa çıkacağım inşallah ama havaalanında gidiş ve varış aşamalarını merak ediyorum. Ayrıntılı olarak yazabilir misiniz ? Mesela buradan Atatürk Havalimanı ndan çıkış yapacağım ve Güney Kore Incheon da ineceğim. Adım adım ne işlemler yapmam lazım, havalimanında nerede ne var vs. Heyecanlıyım ve stresliyim o yüzden kafam karışık olarak değil bilgili gitmek istiyorum. Şimdiden teşekkür ederim. Merhaba. Atatürk Havalimanı'ndaki check-in işleminden sonra pasaport polisi kontrolünden geçeceksiniz. Biniş kartınızın üzerinde saat kaçta kapıya gitmeniz gerektiği yazar. Seul Incheon Havalimanı'na indiğinizde diğer yolcularla birlikte pasaport kontrolünden geçeceksiniz, göreceksiniz her şey çok kolay, sadece diğerlerini takip edin. Pasaporttan sonra dijital panoda bagajınızı hangi platformdan alacağınız yazacak, oradan alıp çıkışa gideceksiniz. Çeşitli adlı sayfamdaki \"Yurt dışı tatillerinde dikkat edilmesi gerekenler\" yazımı okumanızı öneririm. Rica ederim. Keyifli bir Kore seyahati dilerim."} {"url": "https://celebialper.com/guney-kore-gezi-rehberi/", "text": "Güney Kore, resmi adı Kore Cumhuriyeti olsa da çoğunlukla sadece Kore olarak anılan, Kore Yarımadası'nın güneyinde kalan bir Doğu Asya ülkesi. Bu yazım ülkeye gezmeye gitmeyi düşünenler için bir Güney Kore gezi rehberi niteliğinde görüntülü anlatım ve bilgilerimden oluşuyor; Kore bayrağı, haritası, konumu, tarihi, hava durumu, gelenekleri, yaşam, yemekler, oteller, gezilecek yerler hakkında bilgi içeriyor. Güney Kore halkının Türklere duyduğu sempatiyi seyahatim sırasında bana gösterdikleri yardımseverlik ve sıcaklıkla yaşadım. Önce Kuzey Kore, ardından Güney'e gidip iki ülkeyi de gördüm. İşte Güney Kore gezi videoları ve yazısı ile Güney Kore hakkında ilginç bilgiler içeren blog notları ve yorumları. Fotoğrafımda gördüğünüz Kore bayrağı doğu felsefesindeki yin ve yang ilkesini sembolize ediyor. Ortadaki iki eşit kısma bölünmüş Tegıki çemberinin kırmızı üst kısmı yang'ın ileriye dönük, aktif evrensel gücünü, mavi alt kısmı ise yin'in uyumlu ve durağan evrensel gücünü temsil ediyor. Bu iki güç birlikte, sonsuzluk küresini nitelendiren sürekli devinim, denge ve uyum kavramlarını somutlaştırıyor. Çemberin çevresindeki dört trigram evrendeki elementleri temsil ediyor: gökyüzü, yeryüzü, ateş ve su. Bayrağın beyaz zemini ise Kore halkının katıksız arılığını ve barışsever kişiliğini anlatıyor. Bayrağın bütünü, Kore halkının evrenle uyum içinde yaşama ülküsünü simgeliyor. Başkenti Seul olan Güney Kore'nin batısında Çin Halk Cumhuriyeti, doğusunda Japonya ve kuzeyinde Kuzey Kore var. Doğu Asya'nın en önemli ve etkili ülkelerinden birisi. Güney Kore oldukça sanayileşmiş, büyük bir ekonomiye sahip, standartları epey yüksek bir ülke. Ülkenin ekonomisi ihracata dayalı, özellikle elektronik, otomotiv, gemi inşası, makina, petrokimya ve robotik endüstrilerinde güçlü. Ülkenin en büyük sorunu 1948 yılından bu yana Kuzey Kore ile yaşadığı bölünmüşlük ve gerginlik. Türkiye için de önemi olan Kore Savaşı, Kore tarihi açısından en önemli olaylardan biri. 100 binden biraz az kilometrekarelik yüzölçümüne rağmen 50 milyon nüfusuyla kalabalık bir ülke. Ülkenin güney ve batı kıyıları çok girintili ve çıkıntılı, bir çok yarımada ve küçük adalarla çevrili. Doğu bölümü dağlık olmasına rağmen, batı bölümü geniş alanlar, ovalar ve tepelerle kaplı. Genç ve orta yaşlıların büyük çoğunluğu İngilizce biliyor. 1 TL = 400 Kore para birimi won ediyor. Bu gezi yazısı ve videolarında Güney Kore hakkında bilgi edinebilir, gezilecek görülecek yerleri öğrenebilirsiniz. Güney Kore gezi rehberi olarak hazırladığım bilgi ve videolarımın Türkiye'de Kore'yi merak eden, gitmek isteyen, Kore filmlerini ve dizilerini izleyen, Kore'de okumayı düşünen, bu ülkeye yakınlık duyan çok sayıda kişiye bilgi vereceğini umuyorum. Türkiye ve Güney Kore devletleri arasındaki olumlu ilişki de ülkemizden Kore'ye olan ilgiyi artırıyor. Kore tarihi de ülkemizde oldukça ilgi gören bir konu. Kore'ye uçak biletleri ucuz değil ama aşağıda verdiğim bilgilerle bir Kore seyahatini mümkün olduğunca ucuza getirmek mümkün. Güney Kore nasıl bir ülke? Nerede yer alır? Nasıl bir tarihi var? Nasıl bir mimarisi var? Nasıl bir iklimi var? Hangi mevsimde gitmek gerekir? Kore gelenekleri, eğitimi, gençliği, yapıları, mevsimleri. Kore gezi videoları. Japonya ve Çin arasında yer alan bir Doğu Asya ülkesi olan Güney Kore için zıtlıklar ülkesi demek yanlış olmaz. Bir yanda eski geleneklerin sürdürüldüğünü, diğer bir yanda ise çok gelişmiş teknolojiyi görmeniz mümkün. Disiplinli bir eğitim sistemine sahip ülkenin gençliği canlı bir gece hayatıyla eğleniyor ve modayı yakından takip ediyor. Türkiye'den Güney Kore'ye direkt uçuşu olan üç havayolu şirketi var: Türk Havayolları, Kore Havayolları, Asiana Havayolları. Aktarmalı olarak gidebileceğiniz diğer havayolları ise Malezya Havayolları, China Southern, Emirates, Singapur Havayolları, Özbek Havayolları, Katar Havayolları, KLM ve AIR France. Ben Seul'e aktarmalı olarak China Southern ile gittim. Giderken önce Kuzey Kore için Pekin'de 11 gün kalmalı, çoklu uçuş olmasına rağmen Istanbul-Urumçi-Pekin-Seul gidiş-dönüş biletimin fiyatı 1.450TL, uçuş sayısı ve mesafeye göre oldukça ucuz. Kore'ye ucuz bilet için iyi bir seçenek. Güney Kore vize istemediği için biletinizi alıp rahatça gidebilirsiniz. Başkent Seul Incheon Havalimanı'ndan kent merkezine AREX treniyle 8000 Won karşılığında gidebilirsiniz. Sabah 5 ile gece 12 arasında çalışan Arex treni, merkezdeki Seoul Station'a götürüyor. Normal taksi 50.000 Won, delüks taksi ise 70.000 Won tutar. Kore yemekleri nasıl? Güney Kore'nin ünlü yemekleri neler? Ne tür içecekler var? Daha çok hangi baharatlar ağırlıklı? Türk damak tadına uygun yiyecekler var mı? Kore'de neler yiyebiliriz? Ne tür restoranlara gidebiliriz? Kore mutfağı, kullanılan malzemeler, turşu, yemekler, mezeler, ezmeler, Kore'de yemek fiyatları, ucuz lokantalar, köpek eti. Kore mutfağında baharat, turşu, sarımsak, çiğ balık çok kullanılıyor. Yağı az ama tuzu fazla yemekleri çok. Temel olarak çorba ve pirinç, yanında balık veya et tüketiliyor. Banchan adlı mezeleri her yemekte en az 3, bazen 20 çeşit olabiliyor. Kimchi adlı acılı lahana turşusu çok yaygın ve her yerde. Beyaz turp, salatalık, frenk soğanı ve çeşitli sebzelerden de yapılıyor. Güney Kore yemekleri bizimkilerden çok farklı. Kore'de fasülye filizi, ıspanak, kurutulmuş balık da yenir. Doenjang adlı soya fasülyesi turşusu ezmeleri, Gochujang adlı acı biber ezmeleri var. Genelde çelik çubuklarla yemek yeniyor, bunlar bazen ahşap veya plastik de olabiliyor. Fastfood lokantaları uygun ve çok çeşitli; yemekler 2.000-9.000 Won arasında değişiyor. Barbekü lokantalarında bol et ve meze çeşitleri veriyorlar. Köpek etinden genelde çorba yapılıyor. Güney Kore yemeklerini beğenmeyip Türk yemekleri tercih ederseniz Itaewon semtinde, metro istasyonu yakınında Türk lokantaları var. Burada Maraş dondurmacısı, kebap ve pide lokantası, hemen yanında başka bir Türk lokantası bulunuyor. Burada başka helal yemek lokantaları da bulabilirsiniz. Güney Kore'de nerelerde kalabiliriz? Konaklama pahalı mı? Lüks oteller var mı? Hostellerde kalabilir miyiz? Yöreye ait geleneksel konaklama yerleri var mı? Başka nerelerde kalabiliriz? Kore'de oteller, hosteller, pansiyonlar, yataklı saunalar, yerleri ve fiyatları. Bedava konaklama yöntemi. Kore'de pansiyon ve hostellerin fiyatları 20.000 ila 100.000 Won değişiyor. Jjimjilbang adlı saunalarda çok yataklı salonlardaki yer yataklarında ucuza (12.000 Won = 30 TL) kalabilirsiniz. Buralarda size bir dolap verilir, sauna ve duşu kullanabilirsiniz. Yeogwan adlı Kore tarzı moteller bütün ülkede var ve rezervasyon gerekmez, fiyatları 20.000-25.000 Won civarında. Bedava konaklamak için ise Couchsurfing ağını kullanabilirsiniz, ben öyle yaptım. Bu arada Güney Kore dünyada yaşam kalitesi en yüksek ülkeler arasında yer alıyor. Güney Kore'de hangi şehirleri gezelim? Kore'de nereleri gezelim? Görülecek yerler nereleri? Yöreye ait neleri görmeliyiz? Nasıl müzeler var? Nasıl doğal güzellikler var? Tarihi güzellikler ve turistik yerler nelerdir? Güney Kore başkenti Seul'de saraylar, Olimpik Park, tapınaklar, Inwang Dağı, Dünya Komedi Fuarı, Namdaemun Kapısı, Seodaemun hapishanesi, Namsan Kulesi, Kore Ulusal Müzesi, Gangnam. Cheonan'da Kore Bağımsızlık Müzesi. Busan'da Türk Şehitliği. Jeju Adası, Daegu, DMZ Kuzey Kore sınırı. Güney Kore'de gezilecek yerler. Eski adı Pusan olan Busan Güney Kore'nin güney doğusunda yer alan önemli bir liman kenti ve ülkenin Seul'den sonra ikinci büyük şehri; merkez nüfusu 3.5 milyon olup, çevresiyle birlikte 4.5 milyon civarında olan kent, Kore Savaşı'nda zarar görmedi. Busan deniz ürünleri yemekleri, plajları ve deniz tatili ile ünlü bir şehir olup, Türkiye vatandaşları için Kore Savaşı'nda görev yapan Türk askerlerinin gömüldüğü Busan Türk Şehitliği nedeniyle önemli. Busan'a gitmek için yüksek hızlı tren tavsiye ederim. Seul Busan arasında çalışan ve 3 saat süren hızlı trenlerde standart bilet 44.800 Kore Wonu, birinci sınıf bilet 62.700 Kore Wonu. Busan trenleri Seoul Station'dan kalkıyor, Yongsan Station'dan değil. Seul'den Busan'a otobüsle gitmek isterseniz Dong Seoul Bus Terminal'den günde 10 tane otobüs kalkıyor ve fiyatları 20.000 ile 30.000 won arasında, ama 4 saat 20 dakika sürüyor. Zamanınız kısıtlı değilse ekonomik yolculuk için tercih edilebilir. First Class vagonlarda ücretsiz su veriyorlar ve her sırada 3 koltuk var, böylece koltuklar biraz daha geniş. Standart Class vagonlarda her sırada 4 koltuk var; birinci sınıf gibi gayet modern ve temiz. Kore'deki hızlı trenlerde biletin üzerinde koltuğun ileri mi geri yöne mi doğru olduğu da yazar. Aileler için karşılıklı ikişer koltuklu dörtlü grup bilet de alınabiliyor. Numaralı biletlerin yanında numarasız olan koltuklar da var. Birleşmiş Milletler tarafından Kore Savaşı'nda ölen askerler için 18 Ocak 1951'de yapılan Kore Savaş Mezarlığı'ndaki Kore Türk Şehitliği veya Pusan Türk Şehitliği içerisinde 462 Türk şehit mezarı var. Kore Savaşı Mezarlığı'nda Türk şehitlerin yanı sıra ABD, Hollanda, Yeni Zelanda, Avustralya, Kanada, Fransa, Norveç, Güney Kore, Güney Afrika, İngiltereli askerlerin ve ülkesi bilinmeyen 15 kişinin mezarı bulunuyor. Kore Türk Şehitliği'ne gitmek için 2 numaralı yeşil renkli metro hattını (Line 2 Kyungsung University ve Pukyong National University Station) kullanabilirsiniz. Dünyada Birleşmiş Milletler tarafından yönetilen tek mezarlık olan şehitliğe giderken metrodan Daeyeon Station'da indikten sonra Exit 3'ten çıkıp 10-15 dakika yürüyebilir veya Memorial Park önünden otobüse binebilirsiniz. 1. Seomyeon durağından 68 numaralı otobüse binip UN Park otobüs durağında inmek. 2. Busan Station'dan 134 numaralı otobüse binip yine UN Park Bus Stop durağında inmek. Kore Savaşı Mezarlığı sabah saat 09:00 ile akşam üzeri 18:00 arasında açık ve giriş ücretsiz. Parmak arası terlik, mini etek, şort gibi açık giysilerle içeri girilmiyor. Bu yazım ülkeye gitmeyi düşünenler için bir Kore gezi rehberi oldu. Kendi maceralarımı diğer Kore yazılarımda anlatacağım. Evet, LP Kore kitabı çok yararlı olur. Bir de ücretsiz kaynak olarak Wikitravel sayfalarının çıktısını almak da iyi oluyor. Alper Bey süper olmus yazı 🙂 yazının devamını bekliyoruz. Teşekkürler Şeyma Hanım 🙂 Gamsahamnida! Güney'i de yazacağım ama şimdilik Kuzey Yazılarımı okuyun. Benim rehbere ihtiyacım olmadı ama aratırsanız bence çıkar. Bulamazsanız yine burada yazın, orada okuyan Türk öğrencilerle temas kurmaya çalışayım. Ben Güney Kore'de konaklama masrafı yapmadım, evlerde bedavaya kaldım, belli bir otel öneremem. Bahsettiğim ucuz seçenekleri deneyin bence. Ben de Kore gezi yazılarımı okuduğunuz için teşekkür ederim Hilal Hanım. Yazımın yardımının olmasına sevindim Selin Hanım. Merhaba Alper bey yazınız çok yardımcı oldu teşekkürler 🙂 sadece Seul'ü kapsayan bir tur arıyorum fakat bulamadım sizin bildiğiniz bir tur var mıdır? ya da bağımsız olarak gitmek zor olur mu? teşekkürler. Ben hiç yararlanmadığım için Kore turları hakkında bilgi sahibi değilim. Bağımsız Kore'ye gitmekte sıkıntı yok, rahatça gezersiniz. Merhaba, arkadaşımla birlikte Güney Koreye seyahat etmeyi planlıyoruz. İki kişinin tüm masrafı ne kadardır acaba? Yanıtınız için şimdiden teşekkürler. Bu soruya ancak tahmini bir yanıt verebilirim, onun için de Güney Kore seyahati için kaç gün ayıracağınızı bilmem gerekiyor. Güney Kore hakkında bilgi verdiğim videoları izlediyseniz, ne tür bir otelde kalacağınızı seçmeniz gerekiyor, masrafınız buna göre çok değişir. Ortalama bir otel düşünüyoruz. biraz baktık. günlük 100 liraya falan oteller bulduk. seyahat içinde bir hafta on gün ayırmayı düşünüyoruz. Uçak bileti hariç gezi masrafınızı 3000 TL olarak düşünebilirsiniz. Güney Kore pahalı bir ülke. Bunun bin lirası otel, iki bin lirası diğer masraflar olabilir. Güney Kore gezisinin maliyeti elbette sizin nerelerde yemek yediğinize, taksi veya toplu taşıma kullanmanıza göre değişir. Çok teşekkür ederim Alper Bey yardımlarınız için. Rica ederim, iyi seyahatler. Sorunuz olursa yazın.. emeğinize sağlık Alper bey. sizin vesilenizle ufkumuz genişliyor. Allah a emanet olun. Öncelikle yazınız ve videolar için çok teşekkürler. Gerçekten çok yararlı olduğunu düşünüyorum. 12 eylülden başlayarak 9 10 gün kadar seul'de olacağım. Tek başıma olacağımdan açıkcası diğer şehirlere gitmeyi pek düşünmüyorum. Ucuz bir hostelde kalmayı planlamaktayım. Fakat dediğim gibi tek olacağımdan sosyalleşme olanaklarına sahip olabilir miyim bilmiyorum. Couchsurfing'de açıkçası pek olumlu cevaplar alamadığımdan hostel tercih edeceğim. Orada yardımcı olabilecek ya da birlikte birşeyler yapabileceğimiz tanıdıklarınız var mıdır? Yardımcı olabilirseniz çok mutlu olacağım. Yardımcı olacak düzeyde arkadaşım yok. CouchSurfing ile Seul'de arkadaş ve ev bulabilirsiniz, başka üyeleri deneyin. Yazdığınız kişilerin profillerini okuyun ve bunu belli edin. Seul'de hostel fiyatları anlattığım gibi. Büyük olasılıkla bulursunuz ama garantisi yok tabii. Kesinleştirmek isterseniz günlerinizi bölerek değişik semtlerdeki hostellerden yer ayırtabilirsiniz. Türkiye'ye vize uygulanmıyor, evet bu güzel ancak sorum şu, -Ülkeye yerleşmek istesek, yani devamlı kalma olayında bi problem olur mu? Kore'de çalışma ve yerleşme koşullarını bilmiyorum, bunun için konsolosluktan bilgi almanız gerekiyor. Rica ederim, seyahatle ilgili soruları yanıtlamak beni rahatsız etmez. Korece bilmiyorum. Bence en iyi yöntem bir kursla başlamak, belli bir düzeye gelince o ülkeye gitmek veya Türkiye'de yaşayan oralılarla arkadaşlık etmek. Kast ettiğiniz sanırım Korece öğrenmek. Koreli arkadaş edinmenin büyük yararı olur. Hayır Güney Kore için aşıya ihtiyacınız yok. İyi akşamlar. Merhaba. Ben sizi ilk kez Ülke tv de görmüştüm. İsminizi not almıştım, bugünde o notu görünce hemen açıp baktım. Gerçekten çok iyi anlatmışsınız. Bildiklerim pekişmiş oldu. Koreli arkadaşlarım olmasına rağmen onlardan bu kadar şey öğrenmemiştim 🙂 Teşekkürler. Çok teşekkür ederim. Kore'ye gidebilmeniz dileğiyle. Güney Kore, Kuzey Kore gibi kapalı saçma sapan bir ülke gibi görünmüyor. Güney Kore hakkında bilgi için teşekkürler. Özellikle gezilecek yerler, konaklama, yemekler, görülecek yerleri yazmanız iyi olmuş. Güney Kore'de tabelaların çoğu Korece ve İngilizce, ben Çince görmedim. bir sorum daha olacak orada bir konsere gitcegimizde nereden bilet alabiliriz. ve Koreye direk uçtugumuz da direk Seul e iniyor degil mi lütfen cevabını gönderin verdiginiz bilgiler için teşekürler KAMSAM NİDA. Güney Kore uçağınız Seul'e inecektir, zaten bilet alırken bunu görürsünüz. Konserler için \"South Korea concert tickets\" diye aratırsanız ilgili siteleri bulursunuz. Rica ederim. 18 yaşını doldurmamış kişiler yurt dışına anne ve/veya baba eşliğinde, ya da yazılı izinleriyle çıkabilirler. Arkadaş konusuna gelince umarım burada aynı arayışta olan biri mesajını görür. Buna sevindim Ümmühannur Hanım, başarılar dilerim. Güney Kore'nin başkenti Seul'de ev kiraları konum ve büyüklüğe göre 400.000 won ile 2.000.000 won (4.000 Türk Lirası) arasında değişir. Apartman dairesi kiralarken genelde en az 1.000.000 won (2.000 Türk Lirası) depozit ödenir. Ortalama olarak Seul şehir merkezinde tek odalı bir daire 1.000.000 won, 3 odalı bir daire 3.000.000 won civarıdır. Şehir merkezinin dışında ise tek odalı düzgün daireler 600.000 won, üç odalı evler 1.500.000 won diyebilirim. Küçük şehirlerde daire kiraları daha düşüktür. Dükkan kiraları hakkında bilgi sahibi değilim. Seul de helal müslüman yemeği veya vejeteryan restaurantlar bulabilirmiyiz. Domuz eti, yağı ve helal kesim olmayan etleri inancımdan ötürü yemiyorum. Şimdiden teşekkür eder gezilerinizde size iyi eğlenceler dilerim! Evet, Seul'ün Itaewon semtinde, metro istasyonunun yakınında Türk lokantaları var. İyi yolculuklar. Merhaba Alper Bey, yazılarınızı zevkle okuyorum ve bilgileniyorum. K. Kore notlarınızı da okudum ve zaman zaman aynı yazıları tekraren okuduğumda oluyor. Gençlere ve bilmeyenlere dünyayı tanıtıyorsunuz, soyadınızın hakkını vererek çok anlayışlı bir şekilde bilgilerinizi paylaşıyorsunuz. Öğrenmek isteyenlere yardımcı oluyorsunuz. Özellikle üniversite çağına gelmiş olup yurtdışına açılmayı düşünen genç insanlarımıza dünyayı daha gerçekçi tanıyabilmeleri için daha detaylı ve onları teşvik edici, olumlu anlamda, hayat tecrübelerinizi de içeren tavsiyelerinizle birlikte yazılar hazırlayıp yayınlamanız kanaatimce o gençler için çok önemli ve faydalı bir rehber, yol gösterici olacaktır. Burası, her ne kadar bir gezi bloğu olsa da, akademisyen kişiliğinizle bir çok gencimize gerçekten altın değerinde nasihatlarda bulunmanızın çok önemli olduğunu düşünmekteyim. Böylelikle kendilerine daha güzel bir gelecek hazırlayabilmelerine çok önemli katkılarınız olur. Bizim nesil, zamanında bir çok şeyin eksikliğini yaşadı ve deneme yanılma yöntemiyle bazı şeyleri öğrenebildi, bu da pahalıya mal oldu. Çok şey mi istiyorum, bilmiyorum. Sürçü lisan ettiysem affola. Saygılar. Bloguma ilginize ve beni onurlandıran sözlerinize teşekkür ederim. Seyahatlerimi yazmamdaki ana hedefim, dediğiniz gibi gençlere dünyayı tanıtmak, gezmeye teşvik etmek. Ucuz ve güvenli yurt dışı seyahatler ilgili epey bilgileri Çeşitli sayfamda anlatıyorum. Teşekkürler Kübra, dilediğin gibi bir Kore gezisi dilerim. Daha yazacağım. Paylaşımlarınız için teşekkür ederim. Gerçekten faydalı bi yazı, bize bu yaz çok gerekli olacaktır. Ben size bir şey sormak istiyorum. Ben de Kore yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Hayır sorun çıkmaz. Güney Kore'ye ucuz uçak bileti satan havayolu şirketlerini ve fiyatını yukarıda yazdım. Merhaba. Güney Kore para birimi ve Türk Lirası değerini yazdım zaten yukarıda. 10 milyar (10.000TL) parayla Güney Kore'de 20 gün lüks bir tatil yapabilirsiniz. Merhaba Betül Hanım. Pasaportunuzu en yakın emniyet müdürlüğünden alabilirsiniz. Güney Kore vize istemiyor. Hayır sorun çıkmaz. Süre için konsolosluğu arayıp sormanızda yarar var. Güney Kore ile Kuzey Kore aynı milletten halklara sahip ama bambaşka ülkeler. Güney Kore kapitalist serbest pazar ekonomisine sahipken Kuzey Kore'de sosyalist ekonomi var. Siz Güney Kore'yi savunanlar olarak en çok üzerinde duracağınız konu özgürlük olmalı. Kuzey Kore yazılarımı okursanız size epey malzeme çıkacaktır. Güney Kore'nin ürettiği dünya markalarının üretim ve dağıtım kapasitelerini araştırın. Güney Kore'de evinde kaldığım öğretmenin maaşını öğrendiğimde çok şaşırdım, 4000 dolardan fazla para kazanıyor. Güney Kore ile ilgili bilgi ve sorularınızı yanıtlarım, yazın. Kuzey Kore'yi savunacak arkadaşlarınıza da ilgili yazılarımın altına yorum ve soru yazmalarını söylerseniz sevinirim. Başarılar. Buyrun Mevlüt Bey, Güney Kore hakkında sorunuz varsa yanıtlamaya çalışayım. Merhaba Ayşegül Hanım. Güney Kore'de otel ve konaklama seçeneklerini, fiyatları yukarıda ayrıntılı anlattım. ne tür bir yerde kalacağınızı seçip 30 ile çarparsanız yaklaşık bir rakam elde edebilirsiniz. 🙂 İlginize teşekkür ederim. Ayşegül hanım ne tür otelde ve hangi şehirde kalacağınıza bağlı. Oteller ortalama 70.000-100.000 won (100 tl). Motellerde kalırsanız 50.000 won (50 tl) Motelde de kalmanızda bir sakınca yok. Yemek ise ne yiyeceğinize bağlı. Ama genelde pahalı. Bir hamburger set 15.000-20.000 won arası(15-20 tl)ve sürekli yemekte sıkıyor. Ulaşım ucuz. Metro 1,5 tl falan. 4 kez korede kaldım. Başka sorusu olanlar var ise cevaplayabilirim. Alper bey videolar ve diger paylasimlar icin size cox tesekkur edirem. Koreyani ne qeder sevdiyimi yalniz Allahim bile biler. Ve bu gun bu sehifeye baxanda ozumu bir anliq Koreyamda hiss etdim. Allah sizi ve sizin kimileri qorusun. amin! Çok teşekkürler Sehla Hanım, umarım en yakın zamanda Kore'ye gidebilirsiniz. Saygılar. sevgili alper abicim hayatta en cok ama en çok gitmek istediğim yerlerden birtanesi seul. oradaki halkın biz turklere yaklaşımları nasıl iyimi şahsen ben turk bayragı logosu olan tişörtümle gitmeyi düşünüyorum sakınca olurmu.. bu arada anlatımların için çok tşk ederim alper abim adamın dibisin yemin edeiyorum.. hayırlı günler.. Merhaba Süleyman. İlgine ve övgüne çok teşekkür ederim. Seul hakkında henüz sadece bilgi verebildim, Kore gezi notlarımı yakında yazmayı umuyorum. Korelilerin Türklere yaklaşımı iyidir, yardımseverler. Türk bayrağı logosu olan tişörtün hiçbir sakıncası olmaz, ancak tamamen bayraktan oluşan tişörtler var, onlar hangi bayrak ve hangi ülke olursa olsun fazla dikkat çeker. Sevgiler. Merhaba Alper abi. Gezi rehberlerini kaçırmadan okuyorum gayet güzel rehberler yazdığını gördüm. Bende okulumu bitirdikten sonra tek başıma gezilere çıkmayı planlıyorum. Ancak öncelikle üniversiteyi Kore'de okumak istiyorum. Bunun için ne yapmam gerekiyor? Kime başvurmalıyım ve bu mümkün mü? İlgin için teşekkürler. Merhaba Metin. Kore'de üniversite okumak hakkında Güney Kore İstanbul Başkonsolosluğu, Ankara'daki Kore Türkiye Büyükelçiliği, ve Kore Kültür Merkezi'nden bilgi almanı öneririm. Gezi yazılarıma ilgine teşekkür ederim. Merhaba Metin. Kore'de üniversite okuma isteğinin gerçekleşmesini içtenlikle isterim. Hayallerin gerçek, yolun açık olsun, başarılar. Merhaba. Busan'a gitmek için yüksek hızlı tren tavsiye ederim. Seul Busan arasında çalışan ve 3 saat süren hızlı trenlerde standart bilet 44.800 Kore Wonu, birinci sınıf bilet 62.700 Kore Wonu. Busan trenleri Seoul Station'dan kalkıyor, Yongsan Station'dan değil. Seul'den Busan'a otobüsle gitmek isterseniz Dong Seoul Bus Terminal'den günde 10 tane otobüs kalkıyor ve fiyatları 20.000 ile 30.000 won arasında, ama 4 saat 20 dakika sürüyor. Zamanınız kısıtlı değilse ekonomik yolculuk için tercih edilebilir. İyi bir Kore seyahati dilerim. yardımlarınız için çok teşekkürler. hızlı trende birinci sınıf ile standart arasında kalite farkı çok var mı?. mesela geçen yıl kazablanka marakeş arasında tren kullanmıştık. orada bayağı bi fark vardı. birinci sınıfı seçmiştik. Gelişmemiş ülkelerde sınıflar arasında büyük farklar olabiliyor ama Güney Kore gelişmiş bir ülke, trenlerde standart sınıf koltuklar gayet iyidir. First Class vagonlarda ücretsiz su veriyorlar ve her sırada 3 koltuk var, böylece koltuklar biraz daha geniş. Standart Class vagonlarda her sırada 4 koltuk var; birinci sınıf gibi gayet modern ve temiz. Kore'deki hızlı trenlerde biletin üzerinde koltuğun ileri mi geri yöne mi doğru olduğu da yazar. Aileler için karşılıklı ikişer koltuklu dörtlü grup bilet de alınabiliyor. Numaralı biletlerin yanında numarasız olan koltuklar da var. Rica ederim. ne tür bilet aldığınızı, yolculuğunuzu ve Kore izlenimlerinizi de burada paylaşırsanız çok memnun olurum, yakında gidecek olanlara bilgi olur. alper bey tekrar teşekkürler. uçak bileti ve oteller tamam.4 gece seul 1 gece busan. seul ve kore hakkında bulabildiğim her şeyi okuyor/izliyorum. gezimizin sırasında/sonrasında bu sayfaya mutlaka notları mı yazacağım.. Rica ederim Engin Bey. Sorunuz üzerine Busan'a nasıl gidileceğini öğrenmek isteyen başka Türkler de olduğunu düşünerek yazıma Seul'den Busan'a gitme yollarını ve Busan Kore Türk Şehitliği hakkında bilgi ekledim, isterseniz bakın. Notlarınızı merakla bekleyeceğim, iyi yolculuklar dilerim. Merhaba. E-posta adresinizi buraya bırakırsanız yazımı ve yorumları okuyanlardan Kore'ye gitmek için yol arkadaşı olmak isteyenler çıkabilir. Merhaba Batuhan Bey. Erken kalkıp Seul'den Busan'a günübirlik gitmek mümkün ama ben olsam bir gece kalırdım. Kişisel olarak en küçük kasabalarda bile en az iki gün kalmayı tercih ediyorum. Eşyanızı götürmek istemezseniz Seoul Station'da Premium Travel Center emanetçisi var. 24 saat değil yalnız, sabah sekizden akşam sekize kadar açık. Çanta veya bavulunuzun boyutuna göre ücretler 3.000 ila 10.000 won arasında değişiyor, fiyatları uygun. Ayrıca tren ve metro istasyonlarının çoğunda otomatik kilitli dolap makineleri var, onlar daha da ucuz. Farklı türlerde olan bu self service emanet dolaplarının makinelerinin çoğunda ekranın yanındaki beyaz buton \"onayla, devam et\", sarı buton \"geri dön\", kırmızı buton \"iptal\" işlemi yapar. Bir Koreliden rica ederseniz size yardım eder, kibar insanlardır. Yurt dışında mobil veri yoluyla İnternet kullanmak hala çok pahalı, Wi-Fi yaygındır, yararlanmanızı öneririm. Seul'de Eylül ayında hava durumu iyidir; gündüz sıcaklık 22-24 derece, gece ise 16-17 derece civarında seyreder. Akşam için ince bir mont giymeniz gerekebilir. İlginize teşekkürler, iyi bir Kore seyahati dilerim. E posta adresim cifci252@gmail. com istanbulda yaşayan ve koreye gitmeyi düşünen ve gerçekten iyi bir yol arkadaşı olabilecek biri varsa lütfen ulassin bana tekrardan Teşekkürler alper bey.. Ayşe Hanım sizin gibi bir Kore sever olan Gülcan Hanım ile Güney Kore konusunda burada yazışmanızı umarım. İlginize teşekkürler. # eger varsa ismimi buyuk harflerle yazip burada paylasa bilirmi lutfen arkaslar varsa paylasin.... Meraba alper bey. Universiteyi korede okumak istiyorum ama nasil gideceğimi, nereden arastirmam gerektigini bilmiyorum. Korede okuyan bir Türk biliyorsaniz onunla iletisime gecmemi sağlayabilir misiniz? Eğer bana yardimci olursaniz cok sevinirim. Merhaba Melike Hanım. Kore'de okuyan ve yaşayan Türklerle iletişim kurmak için Türkiye'deki Kore Dostluk Derneği, Kore-Türkiye Kültür ve Dostluk Topluluğu ile görüşebilirsiniz. Alper bey merhaba. Biz birkaç arkadaş 2016 haziran sonrası Kore seyahati planlıyoruz ama Turlamı gitmeliyiz yoksa bireysel mi gitmeliyiz çok kararsız kaldık. Seyahatten beklentimiz öncelikle Kore sosyal hayatını tanımak ve tarihi, kültürel yerleri gezip görmek. Ama turları incelediğimde sadece tarihi yerlerin gezdirildiğini gördüm. Çok kararsız kaldık önerileriniz olursa mutlu olurum. Şimdiden teşekkür ederim. Tekrar merhaba Alper Bey. Benim için ilk yurt dışı seyahati olacak ama diğer arkadaşlarım daha önce Avrupa ülkelerine gitmişler. İngilizce seviyemize gelirsek o biraz karışık. Hepimizde işimiz gereği KPDS den 65-70 seviyesiyiz okumada başarılı ama konuşmada o kadar başarılı değiliz sanırım. Korece'ye gelince filmler belgesellerden aklımda kalan belli kelimeler haricinde bilmiyorum. Açıkçası ben turların beklentimizi pek karşılamayacağını ve tarihi yerleri hızlandırılmış şekilde gezip Türkiyey geri döneceğimizi düşünüyorum ama bağımsız gitme konusunda da kendimize pek güvenimiz yok sanırım. Zamanınız Kore'yi gezmek için iyi, bence bağımsız gidin, sorun yaşamazsınız. İlaveten 2 hafta yada mümkün olursa 3 haftalık bir zamanımız olacak. Merhaba Engin Bey Kore gezinizin iyi geçmesine sevindim. Ek bilgiler ve yorumunuz için teşekkürler. İyi günler. Seul ulaşım ve Kore parası bilgileri için çok teşekkürler Engin Bey. Merhaba. Kore'de aşçılık eğitimi konusunda bilgim yok. Maalesef 10.000 lira üç ay yetmez. Günde 100 liraya kalacak yer bulsanız bile ancak konaklamaya yeter. İyi şanslar dilerim. Kore gezisi için Nisan, Mayıs, Haziran ve Eylül ayları iyidir. Pasaportunuzun süresinin bitmesine en az altı ay olmalı. Ben de Kore yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Bilemiyorum. ben güney koreye gitmek istiyorum. aslında orada okumak bile istiyorum ama bu cok zor geziler hakkında bi bilginiz var mi. Bu yazımda Güney Kore gezisi hakkında bildiklerimi anlattım. merhabalar. ben ağustosta koreye gitmiştim. 1 yıllık pasaport almıştım. 6 gün durup geri geldim. nisan yine gitmeyi düşünüyorum ama bu sefer dil kursu için gideceğim. vize gerekli midir? pasaportumun bitiş süresi 27 temmuz o pasaportla gidelirmiyim? kaç ay geçerli olması lazım pasaportun. bazı yerlerde 180 Gün İçinde 90 Gün Kalış Kuralı var. korede varmı böyle birşey. mesela 1 yılda 3-4 kez gidebilirmiyiz. yada en az kaç gün Türkiyede kalıp tekrar gitmeliyiz. Merhaba Buse. Kore'de kalacak yerinin olması büyük avantaj tabii, önemli miktarda bir para cebinde kalır. Güney Kore pahalı bir ülke. Bir rakam vermem doğru olmaz, herkesin beklentileri ve harcama tarzı farklıdır. Bütün ülkeyi gezeceksen harcama miktarın artar. Taksi kullanmaz, fazla gezmez, ucuz lokantalarda yemek yersen 30 lira karşılığı won ile de idare edebilirsin, 100 lira gibi bir para da harcayabilirsin. Ucuz yemek mümkün neyse ki. Güney Kore harika bir ülke oraya gidip doyasıya vezmek istiyorum. busan ve jeju adasini çok merak ediyorum ayrica namsan kulesi ve 63. binayı da umarım bir gün gidebilirim. Yazınızda her şeyi çok güzel anlatmışsınız tesekkur ederim. Ben de Kore hakkında bilgi yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim Nur Hanım. En kısa zamanda uzun ve harika bir Güney Kore turu gerçekleştirebilmenizi umarım. merhabalar. öncelikle yazı benı cok mutlu etti. Kore'de çalışma şartlarını bilemiyorum maalesef Sibel hanım. Kore Dostluk derneği bu konuda fikir verebilir belki. Yazınız harika olmuş, biz de eşimle düşük bütçeli geziler yapıyoruz. Güney kore Japonya planı üzerinde çalışıyorum bu kez. seul gidiş tokyo dönüş gözüküyor şimdilik. 15-20 gün arası bir plan. busan fukuoka arasını feribot ile gecmeyi planlıyorum. 11 aylık ta bir bebeğimiz var, daha önce tayland malezya singapur gezilerimiz olmustu uzakdoğuda buralarda hep sokaktan seyyar satıcılarından beslenmiştik kore de ve hatta joponya da sokak satıları mevcut mu? bebeğimizle ucuz konaklayabileceğimiz yerler var mı? oğlumuz da tam bir gezgindir 2 aylıkken deve sırtında piramitleri dolaşan bir bebekten bahsediyoruz. 45 derecede 1 haftada 2000 km yol yapabilen bir gezgin hemde, önemli olan bizim rahatımız değil başkalarını rahatsız etmemek.. her türlü öneri ve bilginize ihtiyacım var teşekkkurler. Merhaba. Japonya'ya gitmedim, pahalı bir ülke. Kore'de sokakta yemek satışı var, çeşit çeşit lezzetler deneyebilirsiniz. Ne mutlu size küçük çocuğunuzla seyahat etmekten kaçınmıyorsunuz. Güney Kore ucuz bir ülke değil ama anlattığım uygun fiyatlı yerlere bakabilirsiniz. iyi yolculuklar. Merhaba. Tesekkurler verdiginiz bilgiler icin. Aylık 900.000 won yeterli olur mu? Çok harcayan biri degilimdir. Ancak kalacak yerin güvenilir olmasi gerekli. Güney Kore ucuz bir ülke değil, epey gerekir 1 ay kalmak için. Rakam veremem, herkesin harcama tarzı farklı. Evet Korelilerin çoğu İngilizce biliyor, sorun olmaz. Hemen biri çıktı bile, e-posta gönderdim. Merhaba Metin Abi, Kuzey Kore ie ilgili sayfanda senden G. Kore hakkında sayfa açmanı istemiştim ama varmış. Küçüklüğümden beri G. Kore fanıyım çok seviyorum, bu sayfayı oluşturduun için çok teşekkür ederim. Merhaba. Güney Kore seyahatim hakkında daha yazacağım. İlgine teşekkürler. Merhaba Alper bey ağustos ayında güney Kore'ye 10 günlüğüne gitmeyi planlıyoruz, Seul, Busan ve Jeju adasında kalmayı düşünüyoruz sizce Busan ve Jeju adası için 2 şer gün yeterli midir? Şimdiden teşekkür ederim. Merhaba Nesli Hanım. Evet, Busan ve Jeju Adası için ikişer gün yeterli olur. Seul çok büyük bir şehir, diğerlerinden daha fazla gün ayırmanız isabet olmuş. Keyifli bir Kore seyahati dilerim. Çok teşekkür ederim verdiğiniz bilgiler için. Rica ederim. Dönüşte Kore izlenimlerinizi burada paylaşırsanız çok memnun olurum. Alper bey merhaba, geçen sene ağustos ayında Kore'ye gezi notlarınızı okuyup gitmiştim çok yardımcı oldunuz çok teşekkür ederim. Özellikle temmuz ve ağustos ayında gidecek arkadaşlar bir kez daha düşünün derim inanılmaz bir nem ve sıcak ve o sıcaktan dolayı leş gibi kokan çöpler, ara sokaklar. Ama tüm bu olumsuzluklara rağmen güler yüzlü, nazik ve yardımsever bir halk. Görülecek yerler ve katılacak çok fazla etkinlik var asla sıkılmazsınız. Özellikle Han Nehri kenarında akşamları yapılan etkinlikler muhteşem, yemek seçmememize rağmen çoğu yerde kokular yüzünden sıkıntı yaşadık, bazı restaurantlara koku yüzünden giremedik, Itaewon, Myongdong Street, Gyembokgung Sarayı, Namsan Kulesi, Han Nehri en beğendiğimiz yerler arasında tavsiye ediyorum, jazz seviyorsanız han nehrinde gezi yapan teknelerin canlı jazz konseri turlarına katılabilirsiniz. kızım üniversite değişim programıyla Kore'deki bir üniversiteye 5 ay süre için gitmek istiyor. Kore'deki üniversite sağlık sigortası, barınma ve kampüste 3 öğün beslenme ihtiyacını karşılayacak. Beslenme yönünden sorun yaşar mı? Bunun dışında aylık ne kadar harçlık ihtiyacı olur? Temel ihtiyaç maddelerinin fiyatlarını öğrenebileceğim bir site adresi söyleyebilir misiniz? Şimdiden teşekkürler. Merhaba Kazım Bey. Öncelikle kızınız Kore'de üniversite okumaya hak kazandığı için tebrik ederim. Yemekleri elbette başta yadırgayacak; bambaşka bir mutfak, malzemeler, pişirme yöntemleri. Yazımdaki Kore yemekleri bilgileri biraz fikir vermiştir. Ama bunun ciddi bir sorun olacağını hiç sanmıyorum, üniversite yabancılara da açık olduğuna göre mutlaka herkesin yiyebileceği hafif yemekler de olacaktır. Alper bey okul Chuncheon şehrinde. Kalacağı yurt da kampüs içindeymiş. Kore'de o şehire gitmedim ama başkent Seul'e yakın olması avantajlı. O halde yukarıda sıraladığım Seul fiyatlarının biraz altında hesaplayabilirsiniz. Başka sorularınız olursa mutlaka yazın, benim bilmediğim şeyler olsa bile okurlarımdan yanıtlayanlar çıkabilir. Merhaba Alper Bey, yazılarınızı okudum. Gerçekten çok faydalı oldu. 26 ağustos-2 eylül 2016 arası kore ye gidiyorum. gezi planlamasını yazılarınız doğrultusunda yapacağım. Ayrıca Kore ye gitmeyi 4 yıl önce düşünerekten Koreceyi de öğrendim. kendimi oralarda ifade edebilirim kanısındayım. Keyifli bir tatil olacak diye düşünüyorum. Merhaba Hayri Bey. Kore'ye seyahat etme kararınızı kutlarım, mutlaka ilginç bir gezi olacak. Türkiye'de Kore kültürüne ve Koreceye meraklı çok kişi var, Koreceyi nasıl öğrendiğinizi yazarsanız memnun olurum, okurlarıma tavsiye olur. Merhaba Alper Bey, Öncelikle cevap geciktiği için özür dilerim. Her şey kore alfabesini gördüğümde başladı. Alfabedeki karakterler ilgimi çekti ve dedim ki bu nasıl yazılır ve konuşulur. İnternetteki korece öğreniyorum siteleri ve blogları takip ettikten sonra bir koreli arkadaş edindim facebooktan. Onunla yazışmaya başladım. Ben yazdım o hatalarımı düzeltti. Ayrıca kore dili ve edebiyatı okuyan öğrencilerinde kitaplarından faydalanarak bu noktaya geldim. Koreye gittiğimde tercümana ihtiyacım olamayacak çünkü yazılanları okuyup anlayabilme yeteneğine sahibim artık. Ayrıca gittiğimde onun evinde misafir olacağım. Tabii şunu da belirteyim, bir ülkeyi gezmek için onun dilini öğrenmek gerekir diye bir anlam yüklenmesin. Yani ilerki zamanlarda taylanda gezmeye gitmek için thai ce öğrenmeye gerek yok. Bu sadece kore gibi özel bir ülke içindi öğrenme arzum. Özel diyorum. Dünyada belki de üç hitap şekli sadece korecede vardır diye düşünüyorum. Biraz uzun bir yazı oldu inşallah okurken sıkılmazsınız umarım.. Tabii bu yazdiklarim bir korelinin bir koreli ile iliskisi bir turist icin gecerli olmaz herhalde gidince bizzat yaşayıp göreceğim. Ben de merak ediyorum Kore'de yaşayacaklarınızı. Burada paylaşmanız yararlı olur. Teşekkürler Taha Bey. Kore'ye gitmek için bir seyahat arkadaşı bulabilmenizi umarım. Merhaba. Kore'de konaklama ve otel çeşitlerini, fiyatlarını yazımda anlattım. Harcama miktarı olarak belli bir rakam söylemem doğru olmaz, herkesin seyahat beklentileri ve masrafları farklı olur. Ancak ucuz bir ülke olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. Merhaba. Bence Seul Havalimanı'nda 10 saat ya da daha fazla beklemek yerine 1-2 gün kalıp videomda bahsettiğim yerlerin birkaçını görmek, kent merkezinde yürüyüp Kore havası almak çok daha güzel olur. Seul'de Ocak ayı Kış mevsimi, hava durumu soğuk olur, sıcaklık gündüz -4 ila +4 derece arasında, gece 0 ile -10 derece arasında seyreder. Kalın kışlık kıyafetler giymenizi tavsiye ederim. Merhaba ben kore ye gitmeyi uzun zamandır istiyorum fakat türk parasını kore parasına çavirdiğimde zarara uğrarmıyım. Merhaba. 1 Türk Lirası 400 won ediyor. Para birimi olarak değeri düşük ama Güney Kore pahalı bir ülke. Yabancı dilinizin olmaması Kore veya her ülkede sorun yaşatır elbette. Yerel bir telefon hattı satın alıp kartı telefonunuza takarak Türkiye ile ucuza konuşabilirsiniz. Merhaba Mine Hanım. Hayır Kore'ye girişte pasaporttan başka bir belge gerekmiyor. Sağlık sigortası zorunlu değil, size kalmış. Burada Kore parası won alırsanız düşük kurdan satarlar, zarar edersiniz. Dolar veya avro ile gidin. Ya da benim gibi mevduat hesabınızda hazır TL bulundurun, oradaki banka ATM makinelerinden karşılığı değerinde won çekin. Seyahat blog yazılarıma ilginiz için teşekkürler. Bu yaz, 21 Ağustos-16 Eylül tarihleri arasında Güney Kore'ye bir tatil planım var. Arkadaşlarımla ve tur firmasıyla yaptığım planlarım ne yazık ki çeşitli sebeplerle olmadı ve ben de yalnız gitme kararı aldım. Fakat bir yol arkadaşım olursa da çok mutlu olurum. Eğer yukarıda bahsettiğim tarihler arasında Güney Kore'ye gidecek olan varsa ve benim gibi bir yol arkadaşı olsun isteyen varsa bana mail atabilir. Bekliyor olacağım görüşmek dileğiyle. Ben de eğer bir sorun olmaz ise 6 eylül gibi kore`de olmayı düşünüyorum bir aksilik çıkmaz ise. Eğer o tarihlerde orada olursam size yardımcı olabilirim isterseniz. Alper Bey merhabalar. Biz 7 arkadaş 3 4 gün sonra Kore'ye gideceğiz. Yanımızda hazır gıda, peynir vb. yiyecek götürmeyi düşünüyoruz. Acaba gümrükte sıkıntı çıkar mı daha önceden bununla ilgili bir yaşantınız oldu mu?? Şimdiden teşekkürler. Merhaba Gökbüke Hanım. Tam kapalı ambalajlı yiyecekler götürürseniz kontrolde sorun yaşamazsınız. Merhaba. Bu Kore'de ne kadar kalmak istediğinize ve neler yapmak istediğinize bağlı. Güney Kore pahalı bir ülke. Ben biraz gecikmelide olsa 27 Ağustos tarihinde Kore de olmayı planlıyorum. Siz geldiğinizde ben 11. günümde olacağım ve biraz gezmiş olacağım ama bilen birisiyle gezmekten de memnun olurum. Mailime cevabınız ve yardım teklifiniz için teşekkür ederim. Merhaba. Güney Kore pahalı bir ülke ama guesthouse veya hostelde kalarak, yazımda anlattığım türde ucuz lokanta ve kafelerde yiyerek, dediğiniz gibi sokak yemeklerini tercih ederek oldukça ucuza getirebilirsiniz. Rakam vermem doğu olmaz, genel olarak yemekleri Türkiye ile aynı fiyata getirebilirsiniz. merhaba ekim 2015 de eşim ile seuldeydim. 4 gün otelde kaldık. alper beyin izniyle bi tavsiye de bulunacağım eğer uzun kalacaksanız 1 ay kadar airbnb gibi sitelerden daire seçeneğini de dikkate alın derim. hem kahvaltı ve yemek konusunda daha iyi olur. Seul'de konaklama önerisi için teşekkürler Engin Bey. MERHABA ALPER BEY, NASILSINIZ. BEN KASIMDA GÜNEY KOREYE GiDECEM. EN UCUZ UÇAK BILETI NASIL ALIRIM.1800 TL ALABiRMiYiM SEULDE iNECEM. DETAYLARIYLA YAZARMISINIZ. BiRDE 3 AYLIK ViZE PARAYLAMI. ÇALIŞMAK iÇiN AYRI ViZEMi ALMAK GEREKİYOR. NUMARANIZI YAZARMISINIZ BANA. BiLGiLERiNiZİ RiCA EDİYORUM. ÇOK TEŞEKKÜRLER VE SAYGILAR. Merhaba. Güney Kore Türk vatandaşlarından 90 güne kadar seyahatler için vize istemiyor. Fakat öğrenim, çalışma gibi amaçlarla 3 aydan uzun süre Kore'de kalmak isteyen Türk vatandaşlarının Kore Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği'ne başvuruda bulunarak uygun vizeyi almaları gerekiyor. Ben en ucuz uçak biletini China Southern Airlines'dan bulup aldım, 1450 liraya. Üstelik Çin dahil çoklu uçuşlar için. Saygılar. MERHABA. ALPER BEY, NASILSINIZ. BEN GÜNEY KORE'YE ÇALIŞMAYA GiDiYORUM. ŞiRKET GOTURUYOR 3 AYLIK ÇALIŞMA ViZESİ ALDI ŞiRKET BANA, 3 AY SONRA 1 YILLIK ÇALIŞMA VİZESİ ALACAK. 1 YILLIK ÇALIŞMA ViZESiYLE HER YERDE CALISABiLiR MiYiM. AYNI iŞ YERiNDE ÇALIŞMAM SART MI, iSTEDiĞiM iŞ YERİNDE CALISAMAZ MIYIM. MÜSLÜMANLARIN EN ÇOK YAŞADIĞI ŞEHiR SEUL MU, NERESİ. BEN BEKARIM. GÜNEY KORELİ KIZLA EVLENSEM OTURUM ViZESİ HEMEN VERiRLER Mİ. CEVABINIZI BEKLİYORUM. TEŞEKKÜRLER VE SAYGILAR. Merhaba. Güney Kore'de size oturma ve çalışma izni alan şirket size ihtiyaç olduğunu, maaş gibi masraflarınızı kendisinin karşılayacağını devlete bildiriyor. Başka bir yere geçerseniz sorun olabilir. En azından bunu izinsiz yapamayacağınız kesin. Koreli bir kadınla evlenirseniz oturum izni almamanız için bir neden yok; zira bugün dünyada evlilik yoluyla yerleşmeyi engelleyen ülke neredeyse yok. Benim bilgilerim daha çok seyahat üzerine. İki konuyu da Kore Elçiliği ya da Konsolosluğu'na sormanızı tavsiye ederim. Kolaylık dilerim. Merhaba. Aktarmalı uçuşlarda bazı ülkeler aktarma sırasında havalimanından çıkılmaması durumunda vize istemiyor, bazıları ise transit vize istiyor. Kore bileti aldığınız acente veya hava yolu şirketine sorarsanız gerekip gerekmediğini mutlaka bilirler. Başkent Seul'de 3 yıldızlı otellerin gecelik oda fiyatları 250 ile 350 lira arasında, 3 ay için epey pahalı olur. Rakam vermem doğru olmaz, herkesin harcama, yeme içme tercihleri ve beklentileri farklıdır. Günde 100 liradan aşağı gezemezsiniz. Yolculuk yapmadığınız günlerde bu 50 lira da olabilir. Öncelikle verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim. Ben 1 ay için herşey dahil 10 bin tl düşündüm işten kazandığım parayla gidicem sokaktan bir şey alıp da yerim o zaman ki duruma bağlı. Bir seyahat rotası çizip gezeceğiniz şehirleri belirlediniz mi? Fazla para bulundurmakta yarar var. Yanınızda taşımayın tabii, banka hesabınızda dursun. Evet belirledim hep seulda olacağım ama belki 15 bin alırım ne olur olmaz. Anlıyorum. Yeni bir bilgi edinirseniz, ayrıca oradan veya dönüşte izlenimlerinizi de burada paylaşırsanız sevinirim. Merhaba. Koreceyi 3 ayda öğrenemezsiniz ama iyi çalışırsanız orta düzeyde konuşabilirsiniz. Kore'nin en önemli ve görülecek yerler bakımından en zengin kenti başkent Seul. Ev kiralarını bilmiyorum ama Kore ucuz bir ülke değil. 15.000 liranın yetmesi için ev veya pansiyonu ucuza bulmanız gerekir. Merhaba Nurgül Hanım. Bence 4 gün her ülke için az. 12 günü Kore'de geçirmenizi öneririm ama tatiliniz seyrek ve az oluyorsa mümkün tabii. Kore'de Seul'u gezip görmek çok şey demektir. Yanıtım ben olsam o kadar kısa tutmazdım ama iznim çok, bu durumda öyle yapın bence. japonya'ya gidip de hayran olmayan kimseye rastlamadım. Merhaba Alper Bey, bu sene inşallah ablam ve ben Kore ye seyahat amaçlı gelmeyi istiyoruz ve bizim için en önemli konu güvenli, ekonomik bir konaklama. Bu konuda araştırma yaptım hala yapıyorum. Ama net ve tatmin edici bir bilgi alamadım. Kore ile ilgili araştırmalar yaparken tesadüfen orada yaşayan Türklerin blog sayfa vs gördüm takip de ettim hatta en son bu konuda danışmak için mesaj da attık ablamla fakat hiçbirinden dönüş olmadı. yurtdışına ilk defa çıkacak iki kız kardeşiz. Endişelerimiz de bundan dolayı. Bize Koreye gittiğimizde havaalanında karşılayabilecek ve bizi ev konusunda doğru şekilde aydınlatacak birine ihtiyacımız var. Seul de 1 ay kalmayı planlıyoruz. Tanıdığınız orada yaşayan birisi varsa Türk Koreli farketmez, yanında kalma imkanımız var mı? Kirada oturuyorsa ortaklaşa ödeyebiliriz mesela. Otel dışında seçenek yokmuş ama otellerin de fiyatları çok uçuk. Sadece bize konaklama ve karşılama konusunda yardımcı olacak arkadaş arıyoruz Türkçe bilen. Şimdiden teşekkür ederim umarım siz yardımcı olabilirsiniz. Rica ederim. Hasuk Jib adlı öğrencilerin tercih ettiği ucuz konaklama tipinde bir teyzeye veya aileye ait küçük bir oda ayda 300.000 Kore wonundan başlayan fiyatlarla kiralanıyor, sabah kahvaltı ve akşam yemek de veriliyor. Hayır, yanında kalacağınız kişinin sizi karşılamayı teklif etme olasılığı düşük. İyi günler. Rica ederim. Umarım kalacak uygun bir yer ve Türkçe bilen biri çıkar. İyi şanslar. Merhaba. Kore'de tanıdığım rehber yok ama sorularınızı buraya yazarsanız ben ve okurlarım yanıtlamaya çalışırız. Alper bey ben tek başıma gideceğim bu geziye ama biraz tedirginim. O yüzden en azından turla gideyim istedim. Tur şirketleri de mutlaka Kore-Japonya turu düzenliyor. WTS ile iletişime geçtim. Biraz pahalı geldi. Korkarım kararsızlıktan hiç bir şey yapamayacağım. Koreli bir arkadaşa yazdım şimdi, haber bekliyorum. Sizin e-posta adresinizi de verdim. haber bekliyelim biraz. İyi günler koreye gitmeyi düşünüyorum ancak dil bilmiyorum orada isteklerimi nasıl karşılayabilirim 1 hafta herşey dahil bana ne kadar bütçe ayırmam lazım. Merhaba. Kore'de Korece veya İngilizce bilmeden gezmeniz zor olur. Gitmeden önce temel sözcük ve kavramları öğrenmenizi tavsiye ederim. Harcama miktarı ve bütçe için rakam vermem doğru olmaz ama Türkiye'den pahalı olduğunu söyleyebilirim. Bu sene Temmuzun 15 'i gibi koreye gitmeyi planliyorum. Fakat o donemde cok yağış oluyormuş dogrumudur? Yani seyahatimi olumsuz yönde etkiler mi?Gitmeyi cok istiyorum fakat bu sorular kafami kurcaliyor. yardimici olursaniz cok sevinirim. Merhaba Melek Hanim. Korede Temmuz ayinda ortalama her iki gunde bir yagmur yagar, ama butun gun surmez, endise etmeyin. Bence Kore gezinizden vazgecmeyin. Alper bey merhabalar. Beni yönlendirdiğiniz için size teşekkür etmek istedim. Çok ilginç gelişmeler de oldu. İyi ki araştırma yaparken size denk gelmişim. Hoşçakalın.... bir önerim var mail sıralamasını değiştirebilir misiniz. son yorumlar en üste olamaz mı her seferinde aşağılara doğru iniyoruz. benimkisi bi öneri.. mümkünse. Merhaba Engin Bey. Bu mümkün mü bilmiyorum, bir bakayım. İlginize teşekkürler. Merhaba. 840 Türk Lirası 265.000 Kore Wonu ediyor. Kore pahalı bir ülke ama ucuz lokantalar var. Kalacak yere para vermeyecekseniz bu para rahat bir yaşam sağlamasa da idare eder. Busan'da şehir içi ulaşım için Hanaro Card var ama sanırım sizin öğrenci kartınız daha fazla indirim sağlar. Kore'nin ikinci büyü, k kenti Busan'da güzel parklar, tapınaklar, tarih ve modern sanat müzeleri var. Türkiye'den gidenler için Türk Şehitliği de çok ilgi görüyor. Daha önce Doğu Asya'da bulunmadıysanız Kore yemekleri sizi şaşırtacak, yabancı mutfaklara karşı hassassanız yiyemeyeceğiniz yemekler olacak ama mutfağı epey çeşitli, sorun yaşamaz ve kendinize göre tatlar keşfedersiniz. Hocam, gitmenin hayalini kurduğum ülke. Harika bir iş yapıyorsunuz. Kore'ye gitmek çok zor değil, en kısa zamanda hayalinizi gerçekleştirmenizi umarım. Teşekkürler. Merhaba biz 3 kız arkadaş Seul e gitmeyi planlıyoruz 5 aylığına rahat bir şekilde orada kalabilmek için herbirimiz ne kadar götürmeliyiz. Merhaba Alper bey, Kore benim çocukluk hayalimdi ve 30 Temmuz da bu hayalimi gerçekleştirmeye gidiyorum. Tek başına seyahat edeceğim için önce biraz tedirgin olsam da sizin yazılarınızı okuyunca o kadar da tedirgin olmaya gerek olmadığını anladım. Yazılarınız sayesinde içim çok rahat bir şekilde hayalime uçacağım. Teşekkürler. 10 gün kalacağım uçak biletinde maalesef geç kaldım daha ucuza bulanlar olduğunu duydum ama ben 3200 TL buldum tabi benimki direkt uçuş aktarmalı daha uygun oluyormuş sanırım. Size de Japonya seyahatiniz için şimdiden iyi yolculuklar güzel anılarla döneceğinize eminim. Kore uçak biletine epey para vermişsiniz ama direkt uçuşlar öyle zaten. Ben hep aktarmalı gidiyorum Doğu Asya'ya. Teşekkür ederim. şahane bir Kore gezisi dilerim. Merhaba alper bey biz insallah ksmet olursa Guney Kore'ye gitmeyi dusunuyoruz ama yanimızda rehber olmadigi icin oralari pek fazla bilmiyoruz biz de yanmzda rehber goturmek istiyoruz biz de sizi bulduk sizi yanmzda goturmek istiyoruz bize yardmci olursanz sevinirim eger siz de uygun girursenz. Merhabalar tüm mesajları okudum çok güzel bilgi veriyorsunuz bende 16 yaşındayım ve 18 yaşlarımda kardeşimle Kore'ye gideceğiz Haziran ayları gibi 1 hafta veya 1 hafta 3 4 gün falan kalmayı planlıyoruz 7 veya 8 en fazla 10 milyar yeterli olur mu bir de Türk Lirası Kore'ye gitmeden önce won olarak burada değiştiriliyor mu veya orada da değiştirebiliyor muyuz bunlarla alakalı bilgi verirseniz size minnettar olacağım. Merhaba Elif. Kore en pahalılar arasında olmasa da pahalı bir ülke, 10.000 liranın yetip yetmeyeceği size bağlı. Kore uzak bir ülke, Haziran ayı için biletler 2700 Türk Lirası şu anda, ama arada kampanyalı koltuklar olur, sürekli takip etmek gerekir. Güney Kore'de ucuz fiyatlı yeme içme bulursunuz ama oteller pahalı, yine de yeri merkeze uzak olmayan, sade ama temiz çift kişilik odaları 250-300 lira civarında bulmak mümkün, ama lükse kaçarsanız çok pahalı. Hostelde yatakhane ranzasında rahat ederim derseniz konaklama masrafınız çok düşer tabii, o zaman yeme içme gezme harcamalarınızı daha rahat yaparsınız. Uçak bileti ve konaklamayı tipik fiyatlardan daha ucuza getirirseniz 8-10 bin lira yeter. Türkiye'de Kore para birimi won satın alırsanız zarar edersiniz, yaygın bir para birimi olmadığı için pahalı satarlar, orada da Türk Lirasını normalin altında değerde alırlar. Siz yanınıza bir miktar Amerikan Doları alın, Kore'de won alırsınız. Ayrıca mevduat hesabınızda nakit Türk Lirası olsun, Kore'de otomatik banka makinelerinden Kore Wonu karşılığını çekersiniz, küçük bir komisyon alırlar. Merhaba. Türk vatandaşları Güney Kore'de vizesiz en fazla 90 gün kalabilirler. Bir daha 90 gün kalma hakkı elde edebilmesi için arada 90 gün geçmesi gerekiyor. Merhaba. Kore'de hemşire olarak çalışabilmeniz için iyi derecede Korece bilmeniz ve Kore devletinin kabul ettiği bir üniversitede hemşirelik bölümünde lisans eğitimi derecesi almanız gerekiyor. Alper Bey merhaba. 22-29 Nisanda ablamla birlikte Kore'ye gideceğiz, uçak biletlerimizi aldık. Ancak konaklama konusunda 2 seçeneğimiz var. Courtyard Seoul Times Square, diğeri Courtyard Seoul Namdaeumun. Otel grubunun başka otellerinde kaldığımda puan kazanmıştım, onları kullanacağım, ancak Namdaemun'dakine yetmiyor 294 dolar ek ödeme yapmam gerekecek. Konum olarak gezme yerleri, çevre falan bakımından sizce hangisi daha uygun olur? Times Square çevresinde pek bişey yokmuş araştırdığım kadarıyla ondan dolayı emin olamadım. Yardımcı olabilirseniz sevinirim. Not: Aynı tarihlerde giden varsa iletişime geçelim. Merhaba. Namdaemun semtinde kalmak daha iyi olur tabii, ama o kadar fark ödemeye değer mi? Times Square'den Namdaemun'a direkt trenle ulaşabilirsiniz. Kore'nin İncheon şehrine ve Busan şehrine ayrı günlerde iş seyahati yapacağım. Bu iki şehir için Korece -Türkçe tercüme yapacak günlük çalışacak bir tercüman aramaktayım. İnternet üzerinde yaptığım araştırmalarda sonuç bulamadım. Bu konuda bana desteğiniz olur ise sevinirim. Merhaba. Ne yazık ki Kore'de tanıdığım bir tercüman yok. Ancak Kore Turizm Organizasyonu'na yazarsanız yardımcı olabilirler. Ben Özbekistan vatandaşiyim, şimdi İstanbul'dayım, ben Kore'yi ziyaret etmek istiyorum, Türkiye'den Kore'yi ziyaret etmek vizesi alabilir miyim ve ziyaret edebilir miyim, cevap için çok teşekkürler. Merhaba. Evet, Türkiye'deki Kore Konsolosluğuna vize başvurusu yapabilirsiniz. Merhaba. Instagramda takip ettiğim duygu_dd var, takip ettiğim kadarıyla iş toplantılarında çevirmenlik de yapıyor, bir görüşebilirsiniz bence. Merhaba. hangi alanda yüksek öğrenim görmek istediğinize bağlı. Türkiye'den Güney Kore'ye gitmek için süresi geçerli bir pasaport ve uçak bileti gerekiyor. Merhaba Sude Hanım. Evet doğru, Türk vatandaşları Güney Kore'ye vizesiz gidebiliyorlar. Güney Kore Türklerden vize istemeyen çok az sayıda gelişmiş ülkeden biri."} {"url": "https://celebialper.com/gurcistan-azerbaycan-ermenistan-seyahati/", "text": "Gürcistan Azerbaycan Ermenistan seyahati için çoğu seyahatimde olduğu gibi 1 ay ayırdım ve tamamen karadan gezdim. Türkiye'den yurt dışına seyahat etmek isteyenlere ilk önerim Balkanlar, ikincisi Güney Kafkaslar. Kafkas ülkeleri güzel ve oldukça ucuz. Ancak bir zorluğu var: Türkiye-Ermenistan ve Azerbaycan-Ermenistan sınırları kapalı olduğu için her defasında Gürcistan'a geçmek zorundasınız. Ben de bu üç ülkeyi gezerken 6 kez sınır geçişi yaptım, 12 kez pasaport kontrolünden geçtim. Rotam şöyle oldu: Türkiye Gürcistan Azerbaycan Gürcistan Ermenistan Gürcistan Türkiye. Güney Kafkasları gezecek olanlara öncelikle Ermenistan ve Azerbaycan konusunda dikkatli olmalarını öneririm. Ermenistan damgalı pasaport gören Azeri sınır polisi sorun yaratabiliyor, ama Azerbaycan damgalı pasaporta Ermeni sınırında sorun yok. Bu nedenle önce Azerbaycan'a gitmek gerekiyor. Gürcistan Azerbaycan Ermenistan seyahati hazırlığı sırasında ve gezerken yararlanmak için LonelyPlanet'in \"Georgia, Armenia & Azerbaijan\" kitabını almakta yarar var. LonelyPlanet seyahat kitapları çok az sayıda fotoğraf ama çok miktarda bilgi içeriyor. Yurt Dışında Eşya, Güvenlik, Pasaport, Bilet, Para, Telefon. Gürcistan TC vatandaşlarından vize istemeyen, hatta pasaporta bile gerek kalmadan, kimlikle girilebilen bir ülke. Ermenistan vizesi sınır kapısından 10 dolara alınabiliyor. Polis büyük olasılıkla rüşvet isteyecektir, sinirlenmeden, sakince ve gülümseyerek bu isteği geri çevirin. Azerbaycan için vize gerekiyor, ben yeşil pasaportum sayesinde vizeden muafım. Yeşil pasaportumla kolayca Ermenistan vizesi aldım ama yakın süreçte yeşil pasaportu olanlara kara sınır kapısında vize verilmediğini öğrendim. Yeşil pasaportu olanlar veya vizeyi sınır kapısına bırakmak istemeyenler resmi Ermenistan vize sayfasından form doldurup 2 gün içinde vize alabilirler. Önce parasını kredi kartıyla ödeyip sonra bilgiler giriliyor, o nedenle işlem yapmadan önce pasaport bilgilerinizin yanınızda olmasına ve bilgisayarda bir fotoğrafınızın bulunmasına dikkat edin. Kafkaslar seyahatimde bazen ucuz ve küçük bir daire kiraladım, bazen HospitalityClub yoluyla evlerde bedava, bazen de ucuz otellerde kaldım. Sadece önemli kentlere değil, az gidilen küçük kasabalara da gittim. Gürcistan Azerbaycan Ermenistan seyahatim sırasında ilk durağım Batum'da gezdiklerim, yaşadıklarım, yediklerim, önerilerim burada: Batum Seyahat Rehberi. Çok merak ettiğim bir bölge. Bilgileriniz için şimdiden teşekkürler. . . Merhaba. Batum'dan Erivan'a direkt tren yok, ancak Tiflis'ten trenle Ermenistan'a gidebilirsiniz. Sayın Hakan Tuncay size teşekkür ediyorum beni o kadar güzel bilgilendirdiniz ki. Çünkü biz de Bakü, Tiflis, Ermenistan'a yolculuk düşündük, vize konusunu cok merak ediyordum en güzel haberi sizden aldım tekrar teşekkür ederim. Alper Bey, ben de 2009 yılında 1 haftalığına Ermenistan' a gittim. İş amaçlı-maden arama amaçlı- gittiğim gezide her ne kadar karşılıklı olarak taraflar birbirinden çekinse de aslında içten yakın olduğumuzu hissettim. Erivan dışında Gümrü, Ecmiadzin, Vayk-Megri şehirlerini görddüm. Maden aramak amacıyla dağlarda dolaştım. Son derece bakımsız yolları ve ülkenin fakirliği dikkatimi çekti. Dolayısıyla bizim için ucuz bir ülke. Erivanda Soykırım anıtı dahil bir çok yeri ziyaret ettim. Ağrı dağına bakıp bakıp bir gün onun tepesine çıkma rüyaları görüyorlar. Türk düşmanlığı resmi devlet ideolojiis olmuş. Çok sayıda Türkçe bilen, TR'den göçmüş insan gördüm. Uçakla gittiğim ülkeden karayoluyla Megri üzerinden İrana geçiş yaptım. Seyahat için önerebileceğim bir ülke. Yorumunuz için teşekkürler Şerafettin Bey, söylediklerinize katılıyorum. Yoksul komşu ülke gitmeye değer. Batum ile devam ediyor en altta. Yakin zamanda Guricistan a seyhata gitmeyi dusunuyorum. Aslinda Turk vatandasi degilim de, ama bilgileriniz yine cok feydali oldu bana.. Tesekkur ederim! Rica ederim Fatima Hanım, işe yaramasına sevindim. Ben 1 ayda yaklaşık 2.300TL harcadım Pelin Hanım. Yol parası vs hepsi dahil toplam 1000 tl kadar harcadım. Tiflis, batum, erivan, trabzon'u dolaştım 1 hafta. Uygun bir bütçe olmuş Pelin Hanım, ne güzel. Ermenistana gurcistandan ozel aracla gitmek skinti olurmu? Birde pasaport lazimmi yoksa kimlik yeterlimi? Bilgi verirseniz cok sevinirim. Yaziniz harika. Gerekli belgeleri hazırlarsanız sıkıntı olmaz. Gürcistan'a kimlik yeterli ama Ermenistan'a elbette pasaport gerekir, vize sınır kapısından kolayca alınabiliyor. Ermenistan Cumhuriyeti vatandaşları ve diğer Ermeni kökenli ve Ermeni asıllı yabancı vatandaşları'nın Azerbaycan Cumhuriyeti'ne girişi yasaktır. Eğer bir kişinin pasaportunda ayrılıkçı Dağlık Karabağ vizesi, damgası ya da oraya seyahat ile herhangi bir kanıt var ise, Azerbaycan Cumhuriyeti'ne girişi yasaktır. Ermenistan gezi notlarımı henüz hazırlayacak zaman bulamadım Alperen Bey. Umarım yakında. Ermenistan seyahatiniz hakkındaki yazınızı merakla bekliyoruz. Oradaki Türkiye algısı ve ermeni şehirleri hakkında bilgi edinmeyi isterim. İlginize teşekkürler Yalçın Bey. Zaman bulunca Ermenistan gezi yazılarıma başlayacağım. Ermistan gezi yazılarınızı bekliyorum hocam çok merak ettiğim ayrıca nedenini bilmeden sevdiğim bir ülke. Kafkas ülkelerini gezmek isteyenler için yararlı bilgi yazısı olmuş. Ermenistan gezinizin ayrıntılarını bekliyorum. Teşekkürler. Ermenistan yeşil pasaportlara kapıdan vize vermiyordu. Geri Tiflis'e konsolosluklarına gidip vize almamızı istiyordu. Ben bu yüzden Tiflis'te 5 gün bekledim. Siz nasal vize aldınız merak ediyorum, cevabınızı bekliyorum. Saygılar. Ermenistan'a girişte yaşadığınız olay için üzgünüm. Ben minibüsle seyahat ettim, herkes gibi ben de inip kapıdan rahatça aldım. Kapıdaki vize uygulaması istikrarlı değil sanırım. Farklı fiyat istenmesi, rüşvet gibi olaylar duydum başkalarından. Alper bey, 2007'de değişmiş, normal pasaporta kapıda vize veriyorlar ama hususi vb, konsolosluktan vize alıyor, bilgi için yazdım, saygılar. Ermenistan vize bilgisi için teşekkürler Tınaz Bey, güncelledim. Alper bey ben uzakdoğuya tek başıma seyehat ettim. Tayland ve Singapuru gezdim. çok keyiflydi. 2015 yazı için balkan turu düşünüyorum. mail adresime 10 günlük turda eşimle gezebileceğim yerleri kalabileceğim tesisleri yazmanızı, önermenizi rica ediyorum. Akıcı ve öğretici yazınız için teşekkür ederim. İlginize teşekkür ederim. O şekilde bir program kendime bile yapmıyorum, bir seyahat kitabı alıp yola çıkıyorum. İyi yolculuklar. Salam Aleykum. Üzr ist yir m az ric yazacam. Gürcüstan v t ndaşıyam (Gürcüstanda r smi r q ml rl 500.000 Azeri-Borcalı türkü yaşayır) 2 yaşımdan Bakıdayam. Siz köm klik edim. M nd çox yeri g zmiş m. Ilk önc işğal altında olan Qarabağa ged nl r qarasiyahıya salınır. Az rbaycana g l bilm z. Siz Gürcüstanda Qafqazin en ucuz s yah tini ed rsiz. BATUMI, Sairma, KABURETI, BORJOMI dig l ri qardaş yazıb. Yemeklerine cox diqq t edin. menyuda donuz eti coxdur. 5 otellerde var. cox pis servisli \"otellerde\". Az rbaycanda is yukarida yazılandan başqa L nk rana, Q b l , Ismayıllı, Quba. m sl h tdi. Gürcistan Azerbaycan Ermenistan gezi bilgileri ve ilginize teşekkür ederim Ruslan Bey. Selamlar. Elbette, Erivan güvenli bir şehir. Ben sorun yaşamadım. Tiflis Erivan treni haftada 4 gün var ve on buçuk saat sürüyor. Ermenistan ve Gürcistan gezisi maliyeti için belli bir rakam vermekten çekinirim, çünkü herkesin harcama tarzı ve tercihleri farklıdır, evdeki hesap çarşıya uymazsa aradaki farkı benden istemeyin. 🙂 Ancak her iki ülkenin de Türkiye'den ucuz oldukları kesin. Gezi yazılarıma ilginize teşekkürler. Ben Ermenistan'ı ve orada tanıştığım insanları çok sevdim:) Daha çok yazacağım. İlginize teşekkürler. sorum olacak haziran ayında türkiyeden batuma batumdan tiflise geçicem tiflisten baküye ne ile gidebiliriz gürcistandan baküye pasaport soruyorlarmı tavsiyelriniz nelerdir.. Tiflis Bakü treni hakkında bilgilerim Azerbaycan Gezi Rehberi yazımın altında bir soruya yanıt yorumu olarak var. Azerbaycan için pasaport ve vize gerekli. Alper bey, yazılarınız bir hariha! Umarım her zaman gezdiklerinizi yazma motivasyonu bulursunuz! Bende kendi halinde küçük bir gezginim, seyahat etmenin araştırmanın, öğrenmenin, deneyimlemenin verdiği hazzı vermiyor, fakat sizin gibi yazıya dökemiyorum, belki bir gün ben de yaparım 🙂 Görüp, yazdığınız her ülke insanın iştahını daha da kabartıyor gezmek, bir çok kişilerden \" bir şey yok orada gezilecek\" denilen yerleri bile o kadar güzel betimliyorsunuz ki... Sanıyorum sevmediğiniz ülke yoktur 🙂 Umarım daha detaylı bir Ermenistan yazısı eklersiniz... Sevgiyle kalın.. Çok teşekkürler Ezgi hanım, elimden geldiğince dünyamızı keşfediyor ve yazıyorum. Ermenistan'a zaman bulunca yazacağım. Bütün dünyayı gezmeniz umuduyla, sevgiler. Merhaba Ümit Bey. Kutaisi'den 17 numaralı tren 12:25'te hareket edip altı saat sonra Tiflis'e varıyor. Ayrıca her saat minibüs var, 3.5 saat sürüyor. Otobüslerle Kutaisi-Tiflis arası 4 saat. İyi yolculuklar. Çok teşekkür ederim. 🙂 Sağ üstteki ikondan gidebileceğin Facebook Çelebi Alper sayfamı \"beğen\"irsen yeni yazı haberlerimi görebilirsin. Hassasiyetinizi anlıyorum. Yukarıdaki haritada Nagorna-Karabag ayrı bir ülke olarak değil, kırmızı renkle ihtilaflı bölge olarak gösteriliyor. Saygılar. Haritada Karabag neden farkli rengde? Boyle sinir ve ya ulke yok. Lutfen duzeltin. Ya da biz bu siteyi dis isleri bakanligina bildirelim. Azerbaycan turklere sinirda vize veriyor. Hic bir problemsiz. Bilmeden atip tutmayin lutfen. Sayın Elnur, haritada Güney Osetya, Abhazya ve Karabağ ülke olarak uluslararası kabul görmedikleri için farklı renklerde gösteriliyor, sol alttaki bilgi yazısında fiilen kimin denetimi altında oldukları yazıyor. Blogumu Azerbaycan'dan birçok kardeşim takip ediyor, hiç şikayet eden olmadı, memnuniyetini bildiren çok oldu. Vize bilgisi bakanlığın sayfasında şöyle yazıyor: \"Azerbaycan'ın kara sınır kapılarında vize itası uygulaması yoktur. Azerbaycan'a gelen vatandaşlarımız sadece Bakü Haydar Aliyev Havaalanında 1 aylık vize alabilmektedirler. Bu nedenle Azerbaycan'a kara yoluyla gelecek vatandaşlarımızın vizelerini Azerbaycan'ın Türkiye'de bulunan dış temsilciliklerinden almaları gerekmektedir.\" Dost ülkeden olarak sizden daha nazik bir yorum beklerdim. Hatalı bir yazım olursa elbette düzeltirim. Merhaba. Azerbaycan bir petrol ülkesi, yakıt sıkıntısı yaşamanız için bir neden yok. Ben otomobille değil trenle gittim, hiç sorun yaşamadım, özel arabayla durumu bilemiyorum. blogunuzu yeni keşfettim ve çok beğendim yazılarınızın devamını dilerim. benim merak ettiğim gürcistan ile ermenistan arasındaki ekonomik fark ne kadar ? ermeniler gürcülerden fakir mi ? normalde baktığımda ermenilerin asgari ücretleri daha yüksek ülke olarak kişi başına düşen gelirleri daha yüksek ama çevresinde sorunu olmayan ülke sayısı daha az. ermeniler mi daha zengin gürcüler mi ? aralarındaki fark kaç kattır. Merhaba Hakan Bey. Ermenistan ve Gürcistan'daki ortalama aylık gelirlere baktığımızda Ermenistan'ınki biraz daha yüksek, ama önemli bir fark yok. Ekonomik ayrıntıları bilmiyorum. Bazı şeyler Ermenistan'da daha ucuz, bazı ürün veya hizmetler ise yaklaşık aynı. Gürcistan'ın kuzeydeki dev komşusu Rusya ile arası çok kötü. Türkiye ve Batı dünyasıyla ilişkileri daha iyi. Ermenistan'ın Türkiye ve Azerbaycan sınırları kapalı, hatta Azerbaycan ile şu anda fiilen olmasa da teknik olarak hala savaş halinde. Ancak Ermenistan ABD'den ekonomik, Rusya'dan askeri, İran'dan siyasi destek alıyor. Ben Ermenistan'ın kırsalını çok yoksul, başkent Erivan'ı ise modern ve daha refah buldum. cevap için çok teşekkürler alper bey. Gürcistan ve Ermenistan Türkiye'den ucuz ülkeler, bu kesin. 3-4 kat ucuz olduklarını söylemek abartı olur. Genel olarak halkın geliri Türkiye'den düşük. Batum'un buradan pahalı olduğunu söyleyen kişiler, çok turistik yerlere gitmiş olanlardır. Batum Türkiye şehirlerinden ucuz. İlginize teşekkürler Salim Bey, zaman bulunca yazacağım. Belki yakında. Merhaba Ali Bey. Ben yukarıdaki linki tıkladığımda Ermenistan vizesi formu açılıyor. Göndermekte mi sorun var acaba? Evet, son zamanlarda yeşil pasapoırtlara Ermenistan sınırında vize verilmiyor. Sınırda vize verilebileceğine dair bir tahminde bulunamam. Sınırdan Tiflis'e çalışan bir araç yok, ama Ermenistan'dan gelen minibüslere binip geri dönebilirsiniz. özel araçlara da mantıklı bir ücret karşılığı rica ederseniz sizi alan mutlaka çıkar. İlginize çok teşekkür ederim. Zaman bulunca yazacağım. Hayır, Azerbaycan'a karayoluyla giriş yapmadan önce vize almanız gerekiyor. Havayoluyla giderseniz havalimanında Azerbaycan vizesi veriliyor. Ermenistan'a girişte bir sorun yaşayacağınızı sanmıyorum. Yalnız ailenizden dolayı yeşil pasaportunuz varsa artık kara sınır kapısında vize vermiyorlar. Normal pasaporta sınırda kolayca vize alınabiliyor. Evet, Azeri polisi pasaportta Ermenistan damgası görünce sorun çıkarabiliyor. Ben Ermenistan'a kara sınırından girerken 30 dolar vize ücreti ödedim. merhaba Alper Bey; bir gezgin adayı olarak zatınızı üstat kabul ediyor ve sanal mecra aracılığı ile de olsa idol alıyorum.... her neyse yazılarınızı zevkle takip ediyorum ve onca gezgin bloğu içerisinde tek geçiyorum.... fevkalade sıhhatli ve doğru bilgiler veriyor ve bazı şöhretli gezgin bloglarının aksine samimi ve entelektüel alt yapısı olan bir yansıtma yaptığınızı düşünüyorum... evet bu girizgahdan sonra meramıma geçeyim efendim; bu yıl İsrail/Filistin ile başlayıp, Japonya ile devam eden seyahatlerime kasım ayında ABD ye gitmeden evvel hazır 9 gün tatili de bulmuşken kara yoluyla Tiflis Erivan hattına seyahate karar verdim.... bir şekilde eski Sovyet Cumhuriyetinde milli bayramlar nasıldır merakımı gidermek bağlamında otobüs ile Tiflis e varır varmaz bulursam tren ile bulamazsam marshrutka ile hiç bir şey bulamazsam da taksi veya uçak ile bir şekide Erivan a ulaşmam lazım da.... fazla masraf yapmak istemediğimden size şunu sormak istiyorum; haftanın 4 günü Tiflis Erivan treni olduğu bilgisi güncel mi? gürcü ve ermeni demiryolları sitesinden baktığımda günlük gibi anlaşılıyor... rivayetler muhtelif gürcü tren yollarına bakınca; öğleden sonra 3 buçuk gibi tren var gibi duruyor.... ermeni demir yollarına bakınca ise gece treni var gibi.... ikisi de mi doğru acaba buradan anlaşılmıyor... öyle bir şey ki soracak kimsemde yok, öğleden sonra 4 de Tiflis de olacağım pazar günü ve pazartesi ne Erivan a yetişmeye çalışacağım bu bağlamda, yinelemek gerekirse 4 gün bilgisi güncel midir? bir de sizce marshrutka veya otobüs filan akşam vakti bulabilirmiyim? eğer tren olmaz ise... tek olduğumdan 100 dolar taksiye veya 100 küsür Euro uçak+havalimanı merkez taksi parası vermek istemiyorum ne dersiniz? bir de Gürcistan ve Ermenistan da bankamatikten para çekmek zor olmuyor değil mi? doları yerli paraları ile döviz bürolarında değiştirmek zor oluyor mu, bankamatiklerinin İngilizce menüsü var mı? Bulgaristan daki gibi tokatçı döviz büroları gözlemlediniz mi? evet çok uzattım Alper Bey Cumartesi yola çıkıyorum umarım görür de bir fikir verirsiniz.... gerçek hayatta tanışmamış olsak bile sanal olarak, gıyabınızda sizi seviyoruz... kolaylıklar efendim ve teşekkürler ilhamlarınız için. Merhaba Akın Bey. İlginize ve övgünüze çok teşekkür ederim. Tiflis Erivan treni en son Şubatta haftada 4 gündü ama ben de baktım, artık her gün olmuş. Uçakla veya trenle pahalıya gitmenize gerek yok. Ermenistan Demiryolları farklı tren gösteriyorsa ikisi de doğrudur, iki devlet demiryolu kurumu da kendi trenlerini gösteriyordur. Tiflis Erivan arasında minibüsler var, ben öyle gittim, ancak saatli değil dolmuş usulü çalıştıkları için beklemeniz gerekebilir. Eğer kalkış saatine çok varsa birkaç kişi taksiyle de gidebilirsiniz. Dolar bozdurabilirsiniz. Banka ATM makinelerinden kendi hesabınızdan Ermeni parası dram, Gürcistan'da Gürcü parası lari çekebilirsiniz. Dolandırıcı görmedim. Yabancı banka kartı takınca İngilizce menü seçeneği geliyor. Gezi yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Yolunuz açık olsun. merhaba Alper bey, Tiflis Erivan gezisini (Erivan da taksici nin param yok muhabbetine 9300 dram para üstü vermemesi dışında) 0 sorun ile tamamladım. bayram tatilinin uzatılması kararı son dakikada netleştiğinden çok çalışamasam da geziye, tüm plandıklarımı yaparak geri döndüm. eşsiz bir deneyim oldu, gece treni ile Ermenistan ın milli gününde Erivan a ulaştım. Sınır polisi gayet sıcak kanlı davrandı. yataklı trende üç ermeni genç kız ile beraber seyahat ettim. ilk başta türk olmamı nefretle karşıladılarsa da, sonra dan talat paşa olmadığımı anlayınca gayet sıcak davranıp ikramda bulunup, nezaket gösterdiler. bu noktada bilgi vermek istiyorum; Gürcistan Ermenistan arası tren hadisesi eylül dahil yaz aylarında her gün ve karşılıklı. öğleden sonra 3 buçuk gibi Erivan dan Batum a, Batum dan Erivan a seferleri var. (Batum-Erivan treni gece 10 buçuk gibi Tiflis de oluyor, Erivan-Batum treni ise 00.00 da Tiflis de oluyor) kış aylarında ise çift günlerde Erivan dan Batum yönüne, tek günlerde Batum dan Erivan yönüne sefer varmış. evet verdiğiniz bilgiler için tekrar teşekkürler diyerek bağlıyayım.... selam, saygı ve muhabbetler. Merhaba Akın Bey. Gürcistan ve Ermenistan seyahatinizin iyi geçmesine sevindim. Ben de karadan yolculukları seviyorum. Uçakla gidince aniden bambaşka bir dünyaya iniyorsunuz, oysa kara sınır geçişleri daha gerçekçi. Batum Erivan trenleri hakkında güncel bilgiler için çok teşekkürler. Asıl ben teşekkür ederim. Yolunuz açık olsun. 2007'de gürcistan ve ermenistan'a kendi arazi taşıtımla gittim. Başlangıçta gürcistan ve azerbaycan düşünüyordum ama gürcistan'daki türkler, azerbaycan'ın vizede zorluk çıkardığını ve fahiş rüşvetler isteyebileceklerini söyleyince rotayı ermenistan'a çevirdim. Ermenilerin umduğumdan daha misafirperver çıktığını söyleyebilirim. Örneğin trafik kontrolü yapan bir polis hız limitinden ceza yazacaktı, türk olduğumu anlayınca \"misafir\" dedi, yol verdi. Epeyi türkçe bilen insan var. İnsanlar çoğu az gelirli ama temiz ve sanata düşkün. Şehirleri ve mimarisiyle doğu avrupa'ya yakın diyebilriz. Sınır kapısı açılırsa önyargılar çabuk yıkılır. Tarık Bey Ermenistan'da ben de benzer duygular hissettim. Ermeni polisinin jesti sıra dışı bir misafirperverlik olmuş, ne mutlu. Yoksul ama temiz, modern, sanatla iç içe bir ülke. Doğu Avrupa benzetmesine katılıyorum. Merhaba. Azerbaycan'dan Gence, Ali Bayramlı ve Şeki'yi yazdıktan sonra sırada Ermenistan gezi yazıları var. Ahmet Bey sınır polisinin o kadar kısa bir süre bekletmesi normal bir durum. Benim kara sınırlarında daha uzun beklediğim ülkeler oldu. Gürcistan ve Ermenistan'a gitmek iyi bir karar olmuş, umarım sevmişsinizdir. Umarım Ermenistan gezi isteğinizi gerçekleştirebilirsiniz Hasan Bey. Sorularınız olursa beklerim. Merhaba Bahadır Bey. Benim motor deneyimim yok ama Gürcistan'da bisiklet, motosiklet ve otomobiliyle gezen bildiklerim arasında böyle tehlikeli bir olay yaşamış olan yok. Bunun garantisi yok elbette, ama yol güvenliği açısından sıradanın üzerinde bir riski yok. Alper bey merhaba, daha once de sorulmus ama yanit yeterli gelmedigi icin ben de sormak ihtoyaci hissettim. Yesil pasaport icin e vize nasil alinir? Formu doldurdum, nereye gonderecegim, parayi nasil odeyecegim bilemedim. Vize sayfasi calismiyor, biletimi de aldim, ne yapacagimi bilemiyorum. Ilginize simdiden tesekkur ederim. Merhaba. Sorunuz sanırım Ermenistan vizesi ile ilgili. Vize formunu info@ mfa. am e-posta adresine gönderip sorarsanız yanıtlarlar. İyi yolculuklar. Merhaba. Araba kullanmayı bilmediğim için hayatımda hiç araç kiralamadım. Tiflis'ten araç kiralayarak Ermenistan'a gitmeniz için bir engel yok. Yazılarınızı olduğu gibi diğer gezgin arkadaşların yazılarını takip ediyorum. Yeşil pasaporta sahip emekliyim. Erivan'a 3-4 günlük bir gezi düşünüyorum. Normal pasaportlara sınır kapısından vize vermelerine karşın yeşil pasaporta vize verilmemesi haksızlık... neyse. Türkiye'de Ermenistan Vizesinin nasıl alınacağı konusunda herhanği bir bilgi bulamadım. Vize takip işlemi yapan birçok şirketle konuşmama rağmen hiçbiri bana bilgi veremedi. Merhaba Veli Bey. Bu seyahat yazımdaki Ermenistan vizesi başvuru formu bağlantısına tıklayarak doldurabilir ve gönderebilirsiniz. Saygılar. Veli bey biz de sizin durumunuzdayız. Atlas Global ile Erivan'a gitmek için bilet aldık, uçuş kartını aldık, bavulumuzu verdik, son anda uçağa almadılar. Nedenini sorduğumuzda devlet memurlarına casus muamelesi yapıyorlarmış. E vize çalışmıyor, olsa da uçurmazdık dediler. Batum'daki Ermenistan konsolosluğu ile konuştuk, gelirseniz vize veririz dediler, henüz gidemedik. Selamlar, sevgiler.. Ermenistan vizesi konusunda yaşadığınız kötü olay için üzgünüm. Vize bilgisi konusundaki katkınız için teşekkürler. Merhaba. Siz Türk pasaportuyla ablanız Amerikan pasaportuyla hem havalimanında hem de kara sınırında kolayca Ermenistan vizesi alabilirsiniz. Gürcistan ve Ermenistan'da gezilecek yerleri ilgili yazılarımda anlattım. Merhaba. Azeri para birimi olan manat son 1.5 yılda dolara karşı 2-kat değer kaybetti. O yüzden Azerbaycan da artık ucuz bir ülke. Hatta birçok mal ve hizmetler Gürcistandan da ucuz. Merhaba. Azerbaycan para birimi manatın değer kaybettiğini okumuştum ama bu derece düştüğünü bilmiyordum. Bilgi için teşekkürler, selamlar. Ilginc turkiyeden ne cok arkadaş var ermenistana gitmek isteyen. Aslinda orasi benim babalarimin yurdu sizden cok benim hakkim var ama durumlar. Ermeniler Azerbaycanlilar tarih boyu bir yerde yasamis ama sonrasi malum. Turk arkadaslar benim bildiyim kadariyla turkiyenin orada konsoloslugu da yok dikkatli olun alper bey rahat oldu diyor ama milliyetcileri de var. Turkler azeriler gibi ruscayi iyi konusamaz genelde kendini belli eder aman dikkat. Azerbaycan kara sınırlarında Türk vatandaşlarına vize vermiyor. Azerbaycan vizesini Tiflis'teki büyükelçilikten alabilirsiniz. V. Gorgasali Caddesi, 4 numaralı adreste. Elektronik başvuru da mümkün sitesinden. Merhaba. Azerbaycan Türk vatandaşlarına kara sınır kapılarında vize vermiyor. Vizeyi elçilik veya internetten almanız fark etmez. Iran'dan Azerbaycan'a geçmek için iki sınır kapısı var; Astara ve Bilasuvar. Astara gezgin ve turistler tarafından daha fazla kullanılan bir geçiş noktası. Otobüsle Rasht'a, sonra da Astara'ya gidiliyor, direkt Astara da var. Astara sınır kasabasının yarısı İran, diğer yarısı Azerbaycan'da, sınır yürüyerek geçiliyor. Karşı taraftan Bakü'ye otobüsler 6 saat sürüyor. Astara biraz uzak kaldığı için Tebriz'den Bakü'ye direkt otobüsler Bilasuvar sınır kapısından gidiyor. Yolculuk 15-16 saat sürüyor. Merhaba. Gürcistan'a vizesiz rahatça gidebilirsiniz. Pasaportunuz yanınızda olduğu sürece oradan vize istemeyen bir ülkeye hava ya da kara yoluyla geçebilirsiniz. Türkiye'ye dönmenize gerek yok. Tiflis'ten Dubai'ye Air Arabiya ve Fly Dubai hava yollarının direkt uçuşları var. Evet geçebilirsiniz. Başka bir ülkeye geçecekseniz pasaport ile ülkemizden çıkış yapmalısınız. Merhaba. Tiflis Erivan otobüsü Alaverdi ve Vanadzor'dan geçiyor, tam kent merkezinden değilse de dışından. Bahsettiğiniz ana ulaşım yolundan gidiyorlar. Bunu bilemiyorum ama doğrudur. Bazı ülkelerde bu tip tam ücretler ödemek zorunda kaldım. Merhaba. Azerbaycan başkenti Bakü imar ve yeni mimarisiyle öne çıkıyor. Ermenistan en yoksulları ama modernizm ve Batılılık açısındam açık arayla diğer ikisinden daha ileride; Gürcistan ve Azerbaycan daha doğulu, Ermenistan ve özellikle başkent Erivan ise şehir, parklar, kafeler, yaşam tarzı bakımından bir Avrupa kenti hissi veriyor. Gördüğüm kadarıyla Gürcistan'da turizm diğer iki Kafkas ülkesinden daha ileride. tesadüfen okudum deneyimlerinizi, ve çok fadalı bilgiler için teşekkür etmek isterim. mart ayının ilk haftasında tiflis'e gitmeyi planlıyorum oradan kara yoluyla bakü'ye gitmek istiyorum, sizden yardımcı olmanızı istediğim bir konu var. gürcistan'a kimlikle girebiliyoruz ama acaba azerbeycan'a kimlikle girebiliyormuyuz?şimdiden teşekkür ederim. Rica ederim, gezi yazılarımı okuduğunuza sevindim, ben de ilginize teşekkür ederim. Azerbaycan'a kimlikle giriş yok, pasaport ve vize gerekiyor. Maalesef Azerbaycan Türk vatandaşlarına kara sınır kapılarında vize vermiyor. Azerbaycan'a gelen Türk vatandaşları sadece Bakü Haydar Aliyev Havaalanı'nda 1 aylık vize alabiliyorlar. Bu nedenle Azerbaycan'a kara yoluyla gidecek Türklerin vizelerini Azerbaycan'ın Türkiye'de bulunan dış temsilciliklerinden önceden almaları gerekiyor. Artik Azerbaycan'a E-Vize alabilirsiniz. vize 20$ USD +fee 3$ USD toplam 23$ USD. Hayır Karabağ'a gitmedim. Bildiğim kadarıyla Ermenistan'dan gidilebiliyor. Ayrıca bir vize istediğini sanmıyorum. Batum-Tiflis Tiflis-Erivan ulaşım ücretlerini yazabilir misiniz? Teşekkürler. Merhaba Atakan Bey. 5 saat süren Batum Tiflis tren bilet ücretleri birinci sınıf 46 lari, ikinci sınıf 20 lari. Tiflis'ten Erivan'a iki günde bir, ayın tek sayılı günlerinde akşam saat 20:20 kalkışlı tren var; birinci sınıf 75 lari, ikinci sınıf 56 lari, kompartımansız açık yataklı üçüncü sınıf bilet ücreti 35 lari. Erivan'a sabah saat 06:55'te varıyor. Her iki yolculuğu da minibüslerle yapabilirsiniz. Batum-Tiflis otobüsleri de var, örneğin Metro firmasının biletleri 20 lari, altı buçuk saat sürüyor. Tiflis-Erivan minibüsleri bilet ücreti 30 lari. Erivan Tebriz otobüs bilet ücreti 50 dolar civarında, uzun bir yol. 26 Nisan'da Batum'dan başlayacağım. Rotam Tiflis-Yerevan-Sevan -Tebriz olarak devam edecek. 10-12 gün kadar süre ayırdım. Gayet mantıklı bir yol. 🙂 Dönüşte izlenimlerinizi ilgili şehirlerden yazılarıma yorum yaparsanız sevinirim. Sorularınız olursa her zaman beklerim tabii. Merhaba. Gürcistan ve Azerbaycan'a kendi arabasıyla seyahat eden çok Türk var ve ben kötü bir olay duymadım. Yollar bizdeki kadar düzgün ve geniş değildir, daha yavaş araç kullanmanız gerekir sadece. Evrak işini ben bilmiyorum ama Kafkaslar yazılarımdan birinin altında net bilgi var, hangisi olduğunu hatırlamıyorum. Rica ederim. Aynı rotayı şu an ben de planlıyorum ve forumları okuyorum. Bu konuya hakim olan arkadaşların yardımına acil ihtiyacım var!.. Ben 1 aylık seyahatlerime çıktığım her ülkeye 4 hafta her gün yetecek kadar multivitamin, 10-15 tane reflü ilacı, tedbir olarak bir miktar ağrı kesici ve soğuk algınlığı ilacı götürüyorum. Kafkaslara giderken de yanımda vardı. Henüz hiç bir ülkeye girişte sorun yaşamadım. İlaçlarınızı yanınıza alabilirsiniz. Evet yorumlar çok farklı. Kimi tek kutu ilaçtan dolayı hapse girmiş, kimi birsürü ilaca rağmen aranmamış okuduklarıma göre. Ben de risk alıp artık kalacağım gün sayısı kadar ilacımı sokmaya çalışacağım. Kimse size kullanacağınız ilaçlar için sorun çıkarmaz. Avrupa tipi priz kullanılıyor, aynı yani, ikili. Artık heyecanla tur günümü bekliyorum. Umarım sorun çıkmaz turda. Keyifli bir Güney Kafkasya seyahati dilerim. Merhaba Alper bey ayni rotayi esim ve ben ozel aracimizla gezmek istiyoruz. Risk iceren tehlikeli bolgeler var mi? Bilgi verebilirseniz sevinirim. Merhaba. Benim otomobil deneyimim hiç olmadı ama özel araçla Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan gezisi yapanlar arasında benim duyduklarımdan herhangi bir güvenlik sorunu yaşayan yok. Karadan arabayla seyahat için uygun ülkeler. Merhabalar blogunuzda paylaşımlarınız için teşekkürler. Ermenistan'a uçak bileti aldım normal pasaportum var Ermenistan'daki havaalanından vize alabiliyor muyum? Teşekkürler. Merhaba. Seyahat yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Ermenistan vizesi hem Erivan Havalimanı'nda hem de kara sınır kapılarında normal Türk pasaportu sahiplerine kolayca veriliyor. Rica ederim. Merhaba. Bu Kafkaslar seyahatimde İran'a geçmem mümkündü ama ben acele gezmeyi sevmediğim için ayrı bir zamana bıraktım. İran'an tek başına giden kadın erkek çok arkadaşım var, hepsinin söylediği şey son derece güvenli bir ülke olduğu. Endişe edecek bir durum yok. Şu an ülke karışık, bunun size bir zararı olmaz ama yine de bir süre beklemek iyi olabilir. Unutmayın ilk olarak Azerbaycan gezinizi yapın daha sonra Ermenistan'a gidin. Eğer ilk olarak Ermenistan'a giderseniz, Azerbaycan Devleti pasaportlarında Ermenistan vizesi olanları kapıdan içeriye almıyor. Bu bilgiyi aman ihmal etmeyin. Merhaba Erdi Bey. Evet doğru. Ben de bu nedenle önce Azerbaycan'a, sonra Ermenistan'a gittim. Herkese uygulanmasa da böyle bir engel var. Güney Kafkasları gezecek olanlara öncelikle Ermenistan ve Azerbaycan konusunda dikkatli olmalarını öneririm. Ermenistan damgalı pasaport gören Azeri sınır polisi sorun yaratabiliyor, ama Azerbaycan damgalı pasaporta Ermeni sınırında sorun yok. Bu nedenle önce Azerbaycan'a gitmek gerekiyor. Merhaba. Gitmeden önce bu bilgiyi seyahat sitelerinden okumuştum, ben de ona göre bir yol çizdim. En son duyumum da bu şekilde. Yine de Azerbaycan Konsolosluğunu arayıp sormakta yarar var."} {"url": "https://celebialper.com/gurcistanin-dev-mantisi-khinkali/", "text": "Gürcistan'da pek çok kez yediğim KHINKALI adlı kocaman mantının kalın hamurunun içine çiğ olarak baharatlı et, maydonoz, soğan ve sarımsak karışımı konuyor ve haşlanıyor. Bizde genelde hinkal denen Gürcü mantısı, sade veya karabiberli yeniyor. Peynirli ve mantarlısı da yapılıyor ama en yaygını etlisi. Pişerken etin suyu mantının içinde toplanıyor, ilk ısırışta khinkali patlayıp bu etsuyu aceminin ağzını yakıyor, üzerine dökülüyor. Ama birkaç yemekten sonra başardım; biraz soğumasını bekledikten sonra Gürcülerin \"şapka\" veya \"göbek deliği\" dedikleri sapından tutup ters çevirdikten sonra ilk ısırışta etsuyu emiliyor. Saplar genelde yenmiyor, tabağa bırakılıyor ki yiyen kaç tane yediğini bilsin. Ben şahsen yanında yoğurt istedim, Gürcü arkadaşlar sordular, lokantada yoğurt yoktu. Gürcü mantısı khinkali yoğurtla yenmiyor. Bu tür mantı bizde HINGEL, khinkali ya da khinkal adıyla sadece Artvin'in Şavşat ilçesinde ve Çorum'un Alaca ilçesinde yapılıyor. Avrupa'nın en Kuzeybatısından taa Moğolistan'a kadar çeşit çeşit mantılar yedim; Estonya, Litvanya, Ukrayna, Azerbaycan, Gürcistan, Çin, Moğolistan, Beyaz Rusya. Hamurun içine malzeme sarıp haşlayan halklar candır, bize yakındır. bu mantilar genelde orta asyada, bulunan türler buharla pisiriliyor, mongolia, da bizde cok yedik icine et parcalari konularak yapiliyor iki tanesi beni doyuruyordu,, Gürcü mantısını bir arkadaşım yapınca yemiştim. Umarım bir Gürcistan gezisi yapar ve yerinde de yiyebilirim."} {"url": "https://celebialper.com/havana-gezi-rehberi/", "text": "Küba'da gezdiğim 1 ayın küçük bir kısmını Havana'ya ayırsam da başkenti epey gezdim. Karayipler'in en büyük ve canlı kenti olan Küba başkenti Havana büyüleyici, çekici, eğlenceli ve şaşırtıcı; tüm Küba gibi. Bu kent enerjisi, müziği, sürprizleri ve ruhuyla içinizi sarar. Buradaki 60 yıllık otomobiller meraklı koleksiyoncuların onardığı istisnalar değil, ekonomik gereksinimlerin sonucu kullanılan gerçek arabalardır. Yazımın Küba'ya gitmek isteyenler için bir Havana gezi rehberi olmasını umuyorum. Bakalım Havana nasıl bir şehir. İstanbul'dan Moskova'da 8 saat beklemeli uzun uçuşlarla Havana Jose Marti Uluslararası Havaalanı'na geldim. Ülkede tanışacağım insanlara vermek üzere çok miktarda hediye getirdiğim için bu seyahatimdeki sırt çantam çoğunlukla olduğu gibi 50lt değil 70lt boyutlu ve sınırı aşmasa da ağır. Bagaj bandında uzun süre bekledim, benim sırt çantası yok. Herkes bagajını alıp gitti, sadece ben kaldıktan sonra da epey bekledim, maalesef gelmedi. Canım sıkıldı bu işe, mecburen gidip görevliye kayıp bagaj bildiriminde bulundum, form doldurdum. Tam ayrılacakken benimki göründü, sevinçle aldım çantamı. 1. Terminal çıkışında, taksilerin beklediği yerin soluna gidip havalimanı çalışanları otobüsünü bekleyebilirsiniz. Ortalama yarım saatte bir hareket eden bu uzun beyaz otobüsün ücreti 40 yerel centavo Peso (0.40), Türk parasıyla 3 Kuruş (30 değil). Devrim Meydanı'nda inin, buradan gideceğiniz yer yakınsa yürür, uzaksa otobüs veya taksiye binersiniz. 2. Belediye otobosü Terminal 3'ten yok, Terminal 2'den P12 ve P16 otobüsleri var. İki kilometrelik bu yolu yürümeniz veya taksiyle gitmeniz gerekir (1 CUC). Ücreti yine 40 centavo ama havalimanında yerel peso satılmadığı için otobüslere 1 CUC vermek durumundasınız. Boyeros'tan dolmuş da var, 20 yerel peso. 3. Başka ziyaretçilerle taksi paylaşın. Ancak bunu bagaj beklerken konuşup önerin, dışarısı karmaşık ve taksiciler sizi hemen kapmaya çalışıyor. Küba parası ve harcamalarla ilgili olduçka çelişkili ve yanlış bilgi var, açıklık getireyim. İki farklı Küba para birimi var: Yerel Küba pezosu ve çevrilebilir peso. 1CUC=24CUP=1 ABD doları. Biz düz hesap 1CUC=2TL kabul edelim. Küçük para birimi ise centavo, 1 pesonun yüzde biri. CUC aslında sadece yabancıların harcaması için çıkarılmış bir para olsa da sadece otellerde ve pansiyonlarda değil modern marketlerde ve çoğu lokantada da geçiyor. Kübalılar temel ihtiyaçlarını yerel Küba para birimi pezo ile karşılasalar da süpermarketlerde CUC kullanmak zorundalar. CUC'un hakimiyetinin ülke halkına olumsuz etkisi var ve bu yüzden devlet bir süre önce maaşların bir kısmını CUC olarak ödemeye başladı. Küpa parası aslında peso ama bizde pezo diye geçiyor genelde. Çoğu yabancı yerel pezo alamayacağını sanıyor, hatta bunu söyleyen profesyonel rehberler bile var ama bu doğru değil. Halkın yerel pezo kullandığı lokantalarda, kafelerde, bakkallarda, sinemada, dondurma kafelerinde, eczanelerde, sokak tezgahlarında, manavlarda siz de yerel pezo ile çok ucuz alışveriş yapabilirsiniz. Eğer yerel peso geçen bir yerde sizden CUC istenirse ödemek zorunda değilsiniz. Kübalıların peso, sizin CUC ödemeniz gereken bazı yerler de var ama; konserler, müzeler ve şehirlerarası otobüsler. Küba'ya ABD dolarıyla gitmeyin çünkü çevirirken %10 ceza kesiliyor. Kredi kartı sadece turistik yerlerde geçiyor. ATM kartı kullanmak da ya mümkün olmaz ya da pahalıya gelir. En iyisi yetecek kadar nakit avro ile gitmek. Banka kartı kullanmaya niyetiniz varsa Master ve Amex geçersizdir, Visa geçer. ABD bankaları onaylı veya ilişkili kartlar geçmez. Citibank kartlarını da kullanamazsınız. Döviz bürolarında avronuzun çoğuyla CUC, birazıyla da Küba yerel parası CUP almanız mantıklı olur. Ülkeye giden tanıdıklarımdan yerel peso alamayanlar olmuş ama sanırım en turistik yerdedir, başka bir Cadeca deneyin. Ben her defasında rahatlıkla yerel peso alabildim. Bu arada Küba gezinizi tamamen yerel pesoyla çok ucuza getirmeniz imkansız; harcamalarınızın büyük çoğunluğu CUC ile olacak. Son zamanlarda başkent Havana'nın turistik yerlerindeki Cadeca'larda yabancılara yerel peso CUP verilmese de bir yolu var; yukarıda saydığım yerel peso geçen yerlerden birine CUC verin, üzerini CUP olarak alın. 1. En turistik yer Varadero'ya gitmeyeceğim. 2. 26 Temmuz'da devrimin ilk çarpışmasının yaşandığı Santiago de Cuba'da olup anma törenini izleyeceğim. Havana'yı üç bölgesine ayırıp düşünmek ve gezmekte yarar var. Havana'da gezilecek yerler ağırlıklı olarak Habana Vieja ve Centro Habana'da yer alıyor. Burası Havana'nın en bakımlı ve turistik bölgesi ve müze, kilise, sanat galerisi, restoran, bar dolu. Benim en az zaman geçirdiğim semt oldu, ama hiç gitmeden de olmaz. Eski Havana'da gezilecek yerler şöyle özetlenebilir. Buradaki Barok tarzı Catedral de San Cristobal de la Habana veya kısaca Havana Katedrali'nin mimarı İtalyan Francesco Borromini. 1787'de tamamlanan yapı, Amerika kıtalarının en eski katedrallerinden birisi. Pazar günleri 10:30'da ayin var. Centro Wilfredo Lam Resim müzesi ve galerisi. Palacio de los Marqueses de Aguas Claras 1760 yapımı saray bugün Restaurante El Patio. Casa de Lombillo 18. yüzyıldan kalma güzel ev. Palacio del Marques de Arcos 1746 yapımı saray bugün Telecorreo International bürosu. Museo de Arte Colonial Kolonyal dönemden mobilyalar ve dekoratif sanat eserleri sergileniyor. Taller Experimental de Grafica Grafik ve baskı atölyesi. Bu güzel meydan ve kitap pazarı ülkede 400 yıl boyunca otoritenin merkeziydi. Carlos Manuel de Cespedes Heykeli Küba'nın bağımsızlık mücadelesini başlatan kişi. Museo de la Ciudad Şehir Müzesi. Palacio del Segundo Cabo 1772 yapımı Barok binada bugün Instituto del Libro var. Castillo de la Real Fuerza 1577'den kalma kale. Museo de la Ceramica Artistica Cubana Modern seramik sanatı müzesi. Museo del Automovil Eski Thunderbird, Pontiac, Ford'lar ve Che Guevara'nın kullandığı araba var. Museo de Tabaco Tütün Müzesi. Simon Bolivar Heykeli Latin Amerika'nın efsanevi özgürlük savaşçısı. Lonja del Comercio Tarihi ticaret binası. Iglesia y Monasterio de San Francisco de Asis Eski kilise bugün klasik müzik konser salonu. Museo del Ron Küba romu müzesi. Camara Oscura Kulenin tepesinden Havana manzarası güzel. Fototeca de Cuba Kübalı ve yabancı sanatçıların eserlerinin sergilendiği fotoğraf galerisi. La Casona Centro de Arte Gösteri sanatları merkezi. Centro de Desarollo de los Artes Visuales Modern görsel sanatlar merkezi. Ayrıca Leonor Perez Caddesi'nde Museo-Casa Natal de Jose Marti adlı müze de Havana'da görülecek yerler arasında. Küba'nın bağımsızlık mücadelesinin lideri şair Jose Marti burada doğdu. Havana merkezi kolonyal dönemden kalma eski İspanyol tarzı evler ve güzel binalarla dolu. Ara sokaklarda kaybolup çok güzel Küba fotoğrafları çekebilirsiniz. Buradaki en önemli yapı olan Capitolio Nacional ABD'deki Capitol binasına benziyor ama daha zengin mimari ayrıntılara sahip. ABD destekli diktatör Gerardo Machado'nun başladığı binanın inşaası 5.000 işçiyle üç yıl iki ay sürdü ve 17 milyon ABD dolarına mal oldu. Devrime kadar Küba Kongresi olan dev bina bugün Küba Bilimler Akademisi ve Ulusal Bilim ve Teknoloji Kütüphanesi. Kuzey Kore liderlerine selam. Parkta 1837'de yapılan mermer heykelli havuz, Asociacion Cultural Yoruba de Cuba dini müzesi, biraz dışında güzel Iglesia del Sagrado Corazon de Jesus kilisesi var. Aşağıda gördüğünüz bicitaxi'ler normalde yerliler için ama çoğu ara sokaklardan yabancıları da taşıyor ve çok ucuz. Ben de çok yürüdüğüm bir gün eve bisiklet taksi ile döndüm. Gran Teatro de La Habana 2.000 kişilik tiyatroda Ulusal Küba Balesi ve Devlet Operası'nın gösterileri yapılıyor. San Rafael Yerel peso ile çok ucuza dondurma, giysi ve diğer şeyler alabilirsiniz. Parque Central Parkta Jose Marti heykeli var. Beyzbol hayranları bu parkta toplanıp konuşur, tartışırlar. Havanalı arkadaşlarım Yaile ve Lisbeth ile turistlere yönelik küçük ev lokantası Paladar'da yemek yedik. Bir ay süren Küba gezim boyunca sadece bir kez Paladar'da yedim. Küba'da bütün evlerde istisnasız bu sallanan ahşap koltuklardan var. Bir sürü eve girdim, olmayanını görmedim. Burası Lisbeth'lerin evi. Yaile'lerin evi epey şık bir İspanyol kolonyal dönemi evi, geniş evde akraba iki aile yaşıyor. Yaile'nin minik kuzeni sıcaktan bunalıp yüz yıllık karotaşların üzerinde serinlemeye çalışıyor. Küba'nın önemli güzel sanatlar müzesi iki binadan oluşuyor. Coleccion de Arte Universal'de Avrupa ve Latin Amerika tabloları, antik Yunan ve Roma eserleri var, giriş 5CUC. Coleccion de Arte Cubano ise Havana'da gezilecek yerler arasında öne çıkıyor. Zemin katta bir heykel bahçesi, kafe ve dükkan var. Birinci katta modern sanat eserleri, üst katta 16. yüzyıldan 1951'e kadar olan dönemden eserler sergileniyor. Müzede bir konser salonu ve sanat kütüphanesi de var. Küba Devrim Müzesi'ni kısa geçmek istemiyorum. Ayrı bir yazıda, çektiğim çok sayıda fotoğrafla anlatıyorum: Küba Devrim Müzesi. Halkın Prado olarak adlandırdığı Paseo de Marti Bulvarı ünlü bir yer. Ünlü bale okulu Escuela Nacional de ballet burada. Aslan heykelleri ve güzel yapılar olan caddede turistler olduğu için onlardan yararlanmayı meslek edinmiş Kübalılar da dolaşıyor, dikkat. Ulusal Müzik Müzesi Capdevila Caddesi'nde ve bilet ücreti 2CUC. Küba ve diğer ülkelerden müzik aletleri sergileniyor. haftada birkaç akşam konser veriliyor. Havana Centro'da bir gün dolaşırken müzisyenleri izliyordum. Bir kızla oğlan selam verdiler, ben de verdim. Az önce bakkalda bir şey sorduğum çifte benzettiğim için konuştum. Yakında bir parti olduğunu söyleyip birlikte gitmeyi önerdiler. Küba içkisi mojito içelim dediler, ben gündüz içmeyi sevmediğimi söyleyip alkolsüz rica ettim. İkişer mojito içip sohbet ettik, Küba'da üçüncü bir para birimi olduğunu, halkın en çok bunu kullandığını, istersem bana bulabileceklerini söyleyince bunun bir turist tuzağı olduğunu bildiğim için kısa süre sonra kibarca hesabı istedim. Burası Küba olduğu için hesabı ödemek bana düşüyor tabii. Hesap 48CUC (48 dolar) geldi, \"ben bu hesabı ödemem\" dedim. Bakın sonra neler oldu.. Menüyü istedim, mojito yazmıyor. Garsonla konuştum, ödemeyeceğimi söyledim. Hesap \"yanlışlık olmuş\" denerek 24CUC'a indi. O da fazla. Küba'da yerel peso geçen yerde mojito 40 Kuruş, CUC geçen yerde 2CUC, yani 2 dolar. Müdür geldi, inadımı anlayınca \"Burası Fidel Castro'nun kafesi, burada yanlış olmaz\" dedi. Bak sen uyanığa, Castro bu yaptığını bilse seni duman eder. \"Ben de az ilerideki Fidel Castro'nun karakoluna gidip polis getireceğim\" deyince bunlar afalladı, hem personel hem de beni getiren çift korktu, \"lütfen polise gitmeyin\" dediler. 10CUC verip \"şunu alın ve susun\" dedim. Küba'da sizi kazıklamaya kalkarlarsa sakın ödemeyin. Sakın ola Kübalıların çoğunluğunun böyle şeyler yaptığını düşünmeyin. Küba insanı namusludur, içtendir. Bunlar sadece az sayıda uyanık. Küba halkı bu insanlardan utanır, onlar gibi zannedilmemek için yabancılarla konuşmaya çekinir. Küba'da formül şudur: sizinle konuşmaya çalışanlarla değil, konuşmayanlarla iletişim kurun. Ben pek turistik olmadığı için Vedado'da kaldım. Son derece güvenli bir semt ve Havana'da başlıca gezilecek görülecek yerlere benim ölçütlerime göre yürüme mesafesinde. Vedado Batista döneminde eğlence, kumar, fuhuş ve ABD mafyasının merkezi idi. 1959'da Castro ve ordusu geldi ve parti bitti. Vedado'daki Parque Lennon'daki bir bankta bronz John Lennon heykeli var. Heykel 2000 yılında Fidel Castro tarafından Lennon'ın ölümünün yirminci yıldönümünde törenle açıldı. 1930'de inşa edilen neokolonyal tarzı otel binası birçok ünlünün kaldığı, siyasi olayın yaşandığı, Küba tarihinde önemli yeri olan bir mekan. Havana Üniversitesi 1728'de kuruldu. İki bini yabancı olmak üzere otuz binden fazla öğrenciye eğitim verilen üniversitede müzeler, sinema, futbol ve beyzbol stadyumu var. Küba'da üniversite okumak isteyenler inceleyebilirler. Küba danslarına meraklı olanların görmeleri gereken Dans Müzesi'ne giriş 2CUC. Calle Linea Caddesi'nde 365 numaralı kolonyal binada bulunuyor. Devrim Meydanı'nın ortasında 142 metre uzunluğunda bir Jose Marti anıtı var. 1 Mayıs ve 26 Temmuzda burada coşkulu ve kalabalık gösteriler yapılıyor. Castro'nun bürosu buradaki Küba Komünist Partisi Merkez Komitesi binasında. İçişleri Bakanlığı binasında ünlü metal Che Guevara figürü ve Hasta la Victoria Siempre! sloganı var. Küba Ulusal Tiyatrosu ve Jose Marti Ulusal Kütüphanesi de Devrim Meydanı'nda. Havana'nın ünlü dalgakıranı ve 8 kilometrelik yürüyüş yolunda yürümeden, tuzlu suyla ıslanmadan olmaz. Flört edenler, içenler, şarkıcılar, yürüyüş yapanlar, eğlenenler Malecon'u şenlendiriyor. Küba'da yabancıların kullanması için kurulan ama yerlilerin de kullanabildiği otobüs şirketinin adı Viazul. Havana'dan diğer şehirlere gitmek ve başka şehirler arasında otobüsle ulaşım için Viazul otobüslerini kullanabilirsiniz. Havana şehirlerarası otobüs terminali Nuevo Vedado semtinde, Ave. 26 ve Zoologico caddelerinin kesiştiği yerde. Havana'da ve Küba'da yemek yiyebileceğiniz yerleri ben beş gruba ayırıyorum. 1. Lüks restoranlar. Turistik, pahalı, çoğunda uluslararası yemekler bulunan lokantalar. CUC geçer. Bir yemek 20CUC tutar, hiç gerek yok. 2. Paladar. Küçük ev-lokantalar. Turistlere yönelik ve pahalıcalar. Çok güvendiğiniz biri değilse bir Kübalı sizi buralara götürdüğünde komisyon alır, bu çok sık olan bir şey. Bunu öyle ustaca yaparlar ki anlamazsınız. 3. Kafe ve lokantalar. CUC geçen, mütevazi, çoğu modern, az yemek çeşidi olan, 3-5 CUC fiyatlı yemekler, sandviçler, makarnalar satılan yerler. El Rapido adlı hızlı yemek zincirinde de CUC geçer ve ucuzdur. 4. Yerel peso geçen lokantalar. Buralar harika, delice ucuz! Bunların bazılarında 5-6 çeşit yemek var, pizza ve makarna şart olmak üzere. Kapıda mutlaka sıra oluyor. Ben her gördüğümde sıra bekledim ve buralarda yedim. Örneğin pizza 40 Kuruş, spagetti 70 Kuruşa geliyor. Kapıdaki sıradan buraları fark edebilirsiniz. Bazıları oldukça sade, bazıları papyonlu garsonların hizmet ettiği daha şık restoranlar. 5. Sokak yemekleri. Tamamı yerel peso ile satılır ve ucuzdur. En yaygını sokak pizzası 5 Peso, 40 Kuruşa geliyor. Nerede gördüysem hiç kaçırmadım. Sokakta külahta dondurma 1 Peso, yani 8 Kuruş. İnce uzun külahta fıstık, sandviç, meyve suyu, ekmek ve meyve de yerel Peso ile çok ucuza alabileceğiniz şeyler. Havana Gezi Rehberi olarak hazırladığım bu yazımın gidecek olanlara yararlı olacağını sanıyorum. Küba yazılarım devam edecek. Eline koluna sağlık, seninle birlikte geziye çıkmayı heyecanla bekliyorum.... Ben Küba yı görmemişim, ben sadece Küba'ya gitmişim. Sayenizde görmediklerimi de burada keyifle okudum. Okumanıza sevindim Cem Bey, sağolun. Yazacağım. Yine ne güzel paylaşımlarda bulunmuşsunuz. Durup durup okuduğum ilk Küba yazınızdan sonra bu yazınızı görünce bayram çocukları gibi sevindim. Devamının gelecek olması da ayrıca güzel. Sormak istediğim bir şey var. Barınma konusu hakkında farklı şeyler okuyorum ; özel mülkiyetin olmadığı veya çok sınırlı olduğu, kira ödenmediği ya da çok düşük ödendiği gibi. Sizin bu konuyla ilgili söyleyeceklerinizi merak ediyorum. Teşekkür ederim Devrim Bey, sevindim. Evet doğrudur, özel mülkiyet yok veya çok sınırlı. Devlet herkese konut sağlamak zorunda. Ancak maalesef Küba devleti kısa süre önce otomobil ve konut satın alımını da serbest bıraktı. Teşekkür ederim. Havana'da kaldığım ev pek iyi değildi, tavsiye edemeyeceğim. Ama semt olarak Vedado iyidir. Vieja ve Centro'da çok az da olsa sokak suçu var. Alper bey, baya döküntü, geri kalmış, kuyruklarda beklenen ve uyanık-üçkağıtçı dolu ülkeyi zorlama romantizmle anlatmaya çalışmışsızınız ama ben inanmadım. Küba dışında diğer ülkeleri daha objektif anlattığınızı düşündüğümden yine de takip ediyorum. Blogunuzu Kuzey Kore yazı ile buldum ve hepsini okuyup \"yaşadığım ülkeyi seviyorum\" şeysi hissettim hayatımda ilk defa. Daha sonra, yine sosyalist bir ülke olan fakat sıcak ve neşeli bir izlenim bırakan Küba şeylerinizi okumaya başladım. Her ikisi de ideal sosyalizm değil elbette, insan türünün özünün kötücül olması bunu engelliyor. Küba'yı hala devrime ve sosyalizme inanan insanlar yönetiyor. Sıkıntılar büyük olsa da sosyalizm devam ediyor. Kuzey Kore kuruluş yıllarında olumlu sosyalist uygulamalar yaptı fakat bir süre sonra diktatörlüğe dönüştü. Baştaki Kim ailesi dünyada eşi benzeri olmayan bir denetim mekanizmasıyla ülkeyi yönetiyor, dehşet bir zulüm uyguluyor. Dünyanın en kapalı ve yasaklı ülkesi. Öte yandan turizme açılmak zorunda kalan Küba'da bugün sistemi yıkmaya çalışan ajanlar cirit atıyor. Kuzey Kore'de bu mümkün değil. Küba'ya eşimle birlikte bireysel gitmeyi düşünüyorduk yüreklendirdiniz.. tam da bizim anlayışımıza uygun gezgin olatak gezmişsiniz. Bilgiler için teşekkürler.. Bireysel gitmekte hiçbir sakınca yok Selvinaz Hanım. Ben de ilginize ve yorumunuza teşekkür ederim. Havana'da gezilecek yerleri yazdığınız için teşekkürler. Küba'da ne yenir diye merak ediyordum. Merhaba. Havana gezi yazımı okuduğunuz için ben teşekkür ederim. Küba maalesef yürüme engelliler ve tekerlekli sandalye için ideal bir ülke değil; bazı caddelerin köşelerinde rampa var. Tek başına zor ama birinin yardımıyla mümkün ve fazla zor değil; bu şekilde gezenler var. Eşimle birlikte ocak ayında çıkacağımız 1 yıllık Latin Amerika yolculuğumuzun ilk durağı Küba ve bloğunuzu döndürüp döndürüp okuyorum, teşekkür etmek istedim :)gezi yazılarınızdan çokça faydalanıyoruz, emeğinize sağlık. Çok teşekkürler. 🙂 Küba'ya gidebilmenizi dilerim. Ben de okuduğunuz için teşekkür ederim. ekonomik konaklama öneriniz var mı? çocuklarla gitmeyi düşünüyorum. Havana'da otelde değil Casa Particular adlı ev pansiyonlarda kalırsanız ucuz konaklama sağlarsınız. Siteniz çok güzel ve faydalı, teşekkürler. Havana gezi yazımı okuduğunuz için teşekkürler Lamia Hanım. Alper Bey Merhaba, öncelikle güzel ve faydalı bir yazı olmuş. Gezgin ruhumu okşadı. Eşim ve 7 yaşındaki kızımla 31 ocak 8 şubat arasında kübada olacağız. tur şirketi yüksek fiyat veriyor alan transferi ve turlar için. Uzak doğuda yaptığım gibi birtaksi ile anlaşıp tabii ki şoförün ingilizce bilmesi gerekli şehir turları yapabilir miyim?Trinitad ve Varedero ya da gideceğim için trafnsferlerimi taksi ile yaparsam maliyet ortalama ne olur? Ayrıca, kızımla seyehat ettiğim için, sağlık ve güvenlik sıkıntısı yaşar mıyız? Bilgilendiriseniz çok sevinirim. Yeni coğrafyalar keşfetmeniz dileğiyle. Küba turları, siz de benim gibi tursuz gidip gezebilirsiniz. Sağlık ve güvenlik sorunu yaşamanız için bir neden yok. Şehirlerarası taksi ile ulaşım biraz pahalı olur ama siz 3 kişisiniz, belki de Viazul otobüslerinden fazla pahalıya gelmez. Yakında giden bir çift arkadaşımın hizmet alıp memnun kaldığı taksicinin telefon numarasını isterseniz size gönderirim, mesajlaşırsınız, sizi havaalanından alır. İngilizce biliyor. Bloguma ilginize teşekkürler. selamlar Alper bey.. ben nisanda havanaya gitmeyi düşünüyorum... benim için merkeze yakın yürüyüş mesafesinde konuk evi rezervasyonu için link atarmısınız.. yerel peso alımında yerel marketlerde cuc ile ödeme yaptığımda cup almak istediğimi söylediğimde kolayca alabiliyormuyum... bide havanaya yakın turistik olmayan kumu güzel kafamı dinleyebileceğim sahil varmı ? yardımcı olursanızı sevinirim... şimdiden teşekkürler... bide 15 günlüğüne gidiyorum 7 gün falan havanada kalmayı düşünüyorum sonrası için nereyi önerirsiniz.... Havana'da kısa süre önce arkadaşlarımın kalıp memnun oldukları pansiyonun bilgilerini size e-posta ile gönderdim. Evet, yerel para geçen yerlerde CUC verip para üstünü yerel peso CUP olarak alabilirsiniz. Sahillere hiç gitmedim, bilmiyorum. Havana için 7 gün fazla bence. Santa Clara ve Santiago de Cuba'yı mutlaka tavsiye ederim. Özellikle uygun fiyatlı havayolu firması ve kalacak yer hususunda özellikle tavsiyeleriniz neler olur?(Havana da ve diğer şehirlerde kalabileceğimiz Casa Particular adresleri ve Havana'ya indiğimizde gerekli olan taksicinin telefonunu alabilir miyiz? Dönem olarak hangi zamanı seçmekte fayda var, hem mevsimsel uygunluk hemde fiyatlar anlamında.. Teşekkür ederim. Havana'da iyi bir Casa Particular evin adresi: Eugenio y Fabio email: fabio. quintana@ infomed. sld. cu Çalışanlar İngilizce biliyor. 35CUC Kahvaltı hariç. Tam Havana Vieja merkezinde. Santa Clara: Hostal Zaida Barreto. Berenguer Cad No:11. zaidabarreto2006@ yahoo. es. Burada hem ben hem de daha sonra arkadaşlarım kaldı, iyi bir ev. En uygun bilet Aeroflot'tan bulunur. Havana'da İngilizce bilen taksici Yuri: +53 5 354 64 24. İyi mevsim kıştır, yazın çok sıcak olur. Ama yazın fiyatlar biraz daha düşüktür. Sorunuza tek ve net bir yanıt veremem. Yazın Antalya'ya gittiniz mi? Oranın sıcağı size çekilmez geldi mi? Benim gönlüm düşük sezon olan yazın gitmenizden yana, hem az turist, hem daha ucuz pansiyon. Bu durumda Küba'ya hangi mevsimde gidilir diye öneride bulunmam için, sıcakla aranızın nasıl olduğunu sormam gerekiyor. Yararlı bilgiler için sağolun Alper Bey, Rica ederim, hayal ettiğiniz gibi bir Küba turu dilerim. Küba, Kristof Kolomb'un günlüğünden dökülen satırlarla \"Bir insan gözünün görebileceği en güzel yer.\" Bu ülke büyük bir değişimin şafağında. Amerikan fast-food'çular köşeleri kapmadan ziyaret etmeliyiz. Selamlar Alper Bey; Emeginiz ve gezgin ruhunuz icin tesekkurler, sizi ilgi ile twitter'dan takip ediyorum:)) Bir kac pratik sorum olucak yanitliyabilirseni sevinirim:1- Euroyu ne zaman nerede bozduralim 2- Ulkede sabun olmadigini duydum, yanimiza alalim mi yoksa bu abarti mi ? 3- Havana'da balik yiyebilecegimiz onereceginiz yer var mi ? 4- Havana da gercek, lokal halka hitap eden kafe, restorant ve muzik dinleme onerisi alabilir miyim? 5- Muzeler hafta sonu acik mi? Ziyaret saatleri nasil 6- Sehirler arasi otobus bileti cok onceden mi ayarlamali Varadero-Havana nasil gidebiliriz? Cok tesekkurler ilginiz icin. Küba'da para bozan döviz bürolarının adı Cadeca olup çoğu sabah 08:30 akşam 18:00 arası açık, bazıları akşam daha geç kapanıyor, bazıları da Pazar günleri kapalı. Cadeca tabelası gördüğünüz her yerde avro bozdurabilirsiniz. Banco Financiero Internacional, Banco Internacional de Comercio ve Banco Metropolitano'dan kredi kartınızla Küpa parası CUC çekebilirsiniz ama masrafa gerek yok, bütün paranız yanınızda olsun. Ülkede sabun var. Ancak kaliteli ve ithal olanlar halk için pahalı. Siz birkaç tane götürün yine de. Müzelerin önemli ve turistik olanları her gün, daha az ziyaret edilenleri ise Salı-Cumartesi açık, Pazar ve Pazartesi kapalıdır. Kapanış saatlerini bilmiyorum, genelde 6'dır her yerde. Havana'da mekan adı hatırlamıyorum. Şehirler arası otobüs kurumunun adı Viazul, ben 1 ay gezdim, hep 1 gün önceden aldım, yer bulamadığım olmadı. İyi yolculuklar. İlginize teşekkür ederim. Detayli yanitiniz ve duyarliliginiz icin cok tesekkur ederim. Bu sirada ilgisi olan kesifdaslara;22 nisan carsamba hareket-29 nisan donuslu 8gunluk, ucak+transfer+3 all-in otel Hollanda-Amsterdamdan gidis-gelis toplam kisi basi 760euro! Schengenvize problemi olmayana oldukca cazip bir fiyat. Ben de benzer fiyata gidiyorum, pakettur sadece ucak biletinden daha hesapli geldi, otelde pineklemeden Kubayi gezecegiz.. Dostca selamlar. Küba'ya tek başına gitmenizi elbette tavsiye ederim, her ülkeye olduğu gibi. Gençlerin çoğu orta veya başlangıç düzeyinde İngilizce biliyor, yaşlılarla da işaret diliyle anlaşırsınız. Benim yaptığım gibi minik bir İngilizce-İspanyolca sözlükle gitmekte yarar var. Aeroflot iyidir, ben ve birçok arkadaşım Rus Havayolları ile gitti, hepimiz memnunuz. Her ülke için var olan kısıtlamalar Küba için de geçerli özel olarak ülkeye götürülmesi yasak olan bir şey yok. Rica ederim, başka sorularınız olursa çekinmeyin. İyi yolculuklar. Küba'ya gitmeden önce biraz İspanyolca çalışırsanız büyük faydasını görürsünüz. Bekleme süreniz yeterince uzunsa evet, havalimanından çıkabilirsiniz, vize kalktı çünkü. Riva ederim. Güzel bir Küba turu dilerim. Sıcak sevmiyorsanız kesinlikle yazın gitmeyin Necmi Bey. Aralık Ocak Şubat Mart ayları daha iyi olur mevsim ve hava durumu olarak. Vıales ve santiago da planlarım arasında ama havanada daha fazla vakit geçirmek istiyorum.. bir de küba karışık bir ülke gibi geliyor bana teşekkür ederim.. Santiago'yu kesinlikle tavsiye ederim. Küba'da şehirler arası yolculuk pek zor değil, Viazul otobüs ağıyla rahatça gezersiniz. Merhaba Yağız Bey. Evet Küba'da Eylül ayı kasırga dönemi ama önceden haber veriliyor. En büyüklerinden olan Ike Kasırgası'ndan önce 1.5 milyon kişi devletçe yaşadıkları yerlerden başka bölgelere taşınmıştı, 7 kişi öldü, 9.5 milyar dolar zarar oluştu. Ike Kasırgası'nın ABD'de verdiği zarar çok daha fazla. Sizin kalacağınız yerler sağlam binalar olacaktır, ve haber verileceği için o gün dışarı çıkmazsınız. Ben en kötü senaryoyu yazdım ama sizin Küba'da kasırga veya fırtına yaşama olasılığınız düşük, şans bu. Ben olsam vazgeçmez giderdim. 9 gün Küba'yı görmek için kısa bir süre. Sizin için 3 gün Havana, 1 gün Santa Clara, 1 gün Trinidad, kalan günlerde ise deniz ve kumsal tatili seviyorsanız Varadero, gerek yok diyorsanız diğer yakın şehirleri tavsiye ederim. Küba'da yazdığım pansiyonların sahipleri İngilizce biliyorlar, yazabilirsiniz. Selam alper geçen yıl aralıkta kubaya gittim ve bu yılda tekrar gideceğim süper bir yer ancak kapkaç olaylarına dikkat edilmeli biz birine şahit olduk ve kapkaç olayında kadın düştü ve yaralandı onu hastaneye götürdüm ama gene de eğer vaktim olsaydı en az 1 ay geçirilebilir bir yer. Küba şahane bir ülke, umarım tekrar gidebilirsiniz. Uyarı için teşekkürler. Merhaba. Ben hiç rehber kullanmadığım için tanıdığım yok. Ancak Havana'da güvenilir ve İngilizce konuşan tanıdık bir taksi şoförü var, isterseniz iletişim bilgisini size gönderirim. Merhaba. Küba'da yaşam ucuz. Ancak iki farklı para birimi var, yerel peso harcarsanız çok çok ucuz, turist pesosu ile daha pahalı ama yine de Türkiye'den ucuz. Evet huzurlu ve rahat bir ülke. Çok teşekkürler Alper bey inşallah bizede görmek nasip olur. Havana çok güzel ve ilginç bir şehir Emirhan Bey, gezebilmenizi umarım. Merhaba. Çoğu ülke ambalajlı ürünler dışında açık veya sizin paketlediğiniz gıdaları kabul etmez. Fabrikasyon ve kendi paketinde az miktarda gıda götürebilirsiniz. Doyurucu gezi yazınız için çok teşekkürler. Bölgeyi her yönüyle ele aldığınız ve neredeyse tüm ayrıntılardan bahsettiğiniz için de ayrıca teşekkürler. Ocak ayı için planladığımız 15 günlük gezimiz için oldukça motive edici oldu. Merhaba Gökçe Hanım. Küba'ya gitmeye karar vermenize sevindim. Hangi bölge ve şehirleri planladınız? Bloguma ilginize teşekkürler. Alın, alın! 🙂 Sonra da Küba planınızı burada paylaşın lütfen. 18 aralık 3 ocak arası eşimle birlikte devrimci ruhu yeniden canlandırmaya gidiyoruz 🙂 bu arada biletimizi yaklaşık 6 ay önce aeroflottan gidiş dönüş tek kişi 750usd gibi bir fiyata almıştık, tavsiyeleriniz için teşekkürler. şimdiden iyi yıllar!! Merhaba. 16 gün, hiç fena değil! 🙂 Mümkünse rotanız nasıl, yazar mısınız? Havana çok turistik, pahalıca, ve yabancılardan yararlanmaya çalışan Kübalıları görmek sizi üzecek, ama bu kişiler azınlıkta. Santa Clara şart, ben Santiago de Cuba'yı çok sevdim, bir de pek özelliği olmasa da Fidel'in memleketi Holguin'i görmek hoş olur. Dönüşte buraya izlenimlerinizi yazarsanız çok şık olur. İlginize teşekkürler. Havana uçak biletini çok iyi fiyata bulmuşsunuz. Alper Bey merhabalar, haftaya eşimle Küba ya uçuyoruz.. yaklaşık 8 günümüz var.. Trinidad, Cienfuegos, Santa clara ve Vinales i görmek istiyoruz.. otobüs saatlerine baktık ister istemez gidilen yerde bir gün kalmak gerekiyor.. mesafeler uzak.. Nasıl bir planlama yapalım? Teşekkürler.. Yaniniza Amerikan priz donusturucusu almayi ihmal etmeyin. Yesil pasaporta vize yok, ancak giris muhrunuzu pasaportunuza basiyorlar. Air France ile yolculuk yapacaksaniz, Paris uzerinden aktarma yapacaksiniz. Paris'te saatlerin 1 saat geri alindigini unutmayin. Paris'e indiginizde yarim saat ucretsiz internet servisi bulunuyor. Air France'den Turk Havayollari konforu ve hizmetini beklemeyin. Bilet alirken yemek tercihinizi belirtmezseniz domuz etli bir yemekle karsilasabilirsiniz. 23 kg tasima hakkiniz var. Bavulunuzu aktarma yapacaginiz icin Havana'da teslim alacaksiniz. Ucakta uyumaya calisin, 7 saat fark beyin hücrelerine zarar verebiliyor. Uçakta gelirken size doldurmaniz gereken bir kagit verecekler, dikkatlice okuyup doldurun. Havaalanindan cikarken sizden alacaklar. El bagajinizi indiginiz zaman tekrar xray cihazindan geciriyorlar. Ucak inince asla acele etmeyin, en az 1 saat pasaport kontrolu, en az 1 saat bagaj ve en az 1 saat havaalanindaki doviz sirasinda bekleyeceginizi unutmayin. Hayat durdu cunku. Doviz burolari havaalaninin cikisinda solda ve sagda bulunuyor. Doviz bozdururken pasaportunuzu gostermeniz gerekiyor. Ben Kuba'ya giderken yanima konserve koymustum, hemen bavulun uzerine isaret koymuslar ve bavulu actirip kontrol ettiler, biraz ters davraninca fazla karistirmadilar. Havaalaninin cikisinda sol tarafta taksiler mevcut, binmeden adresinizi gosterip fiyat isteyin. Muhtemelen iki kati fiyat soyleyecekler. Boyle bir durumda hemen havaalaninin sag tarafina araclarin cevre yoluna baglandigi yola dogru yuruyun, havaalanina musteri birakmaya gelen bir taksiye az once aldiginiz rakamin yarisini soyleyin. Merkeze kadar bos gidecegine kabul edecektir. Taksi beni kalacagim yere getirdiginde \"aksam burada kesin beni keserler\" demistim, meger ki Havana'nin oldukca merkezindeymisim. Ertesi gun kimsenin sizi kesmeyecegini anliyorsunuz. Sorun yok. Ucuncu gun kimsenin size zarar vermek niyetinde olmadigini anlıyorsunuz. Havaalanında internet sitelerinde gordugunuz eski taksiler yok, aksine hyundai ya da kia'nin son model araclari var. Buraya gelmek icin son zamanlar, cok hizli bir degisim var. Iphone marka bir telefonumuz varsa apple store'dan \"maps. me\" uygulamasini Kuba'ya gitmeden indirmeyi unutmayin ve indirdikten sonra Kuba'nin haritasini indirin. Internet olmadan calisan bir navigasyon uygulamasi oldugu icin bana durmadan dua edersiniz. Hattinizi ucak moduna aldiginizda calisiyor, bazen yerinizi bulamadigi zaman uc ya da bes saniye ucak modundan cikarin. Yol tarifi yapacak ingilizce bilen bir kisi bulmaniz mumkun olmayabilir. Turkcell hattim var, Küba dunya paketi icerisinde yer almiyor. Buna ragmen Turkiye'yi aramak istedigimde konusamiyorum. Sesler gelip gidiyor. Internet otellerde var. 1 saati 4.5 Cuc. Libre otelin onunde bircok insan internete giriyor. El altindan internet karti satiyorlar. Yarim saati 1,5 Cuc, 1 saati 3 Cuc. Internet sitelerinde yaniniza kalem, silgi, seker gibi seyler alin yaziyordu. Bende bavulumu doldurdum bu gibi seylerle. Ama buradakilerin neredeyse yarisinda akilli telefon var. Tabi ki vereceginiz sabun, kalem ve seker gibi hediyeleri gulumseyerek aliyorlar. Ama durum cok karmasik. Ben Casa Particular yerine daire kiraladim. Hersey bana ait. Rahat ettim. Neredeyse ayni fiyat. Casa'ya giris yaptiginizda adinizi, soyadinizi ve pasaport numaranizi bir deftere kaydediyorlar. Internet uzerinden yapmak istediginiz rezervasyonlara cevap verilmeyebilir, ya da olumsuz yanit alabilirsiniz. Sinirlerinizi bozmayin, cunku burada internet yok. Gidince ne demek istedigimi daha net anlayacaksiniz. Yaninizda bayan bir arkadasiniz yoksa gozler uzerinizde olabilir. Havana'ya gelmeden once okudugum bir yazida Turk erkeklerinin burada capkinliklari ile unlu oldugu yaziyordu. Burada capkinlik yapan sadece Turk erkekleri degil. Parasi olan herkes capkinlik yapabilir. Geceleri her sey degisiyor. Geceleri bircok yerde escinsel gorebilirsiniz. Mohito'nun ana vatani olabilir, ancak Turkiye'de ictigim Mohito'lar kadar haz alamadim. Hakikaten rom'lari cok iyi. Biralarini da denemeden gelmeyin. Belediye otobusunde muzik sonuna kadar acikti. Hoperlor sistemi tum otobusun icine dosenmis. Kendimi gece kulubunde zannettim. Eger kucaginizda cocuk varsa ya da fiziksel bir engeliniz varsa hemen yer veriyorlar. Cok eski araclarin icinde Pioneer ses sistemi var. Durmadan bas yuklu melodiler caliyor. Komsularim tum gun teyiplerinin sesini sonuna kadar aciyor. Yandaki sokakta bile uyuyamazsin. Merkeze geldiginizde eski araclari gormeden bir duman bulutu goruyorsunuz. Boyle bir egzos kokusu yok. Ustuk basim egzos dumani kokuyor. Mustafa Kemal Atatürk'ün büstü \"Parque Cespeses\" in icinde yer aliyor. Su ana kadar okudugum tum yorumlarda yanlis yerlerde konumlandirilmisti. Sokakta yururken \"where are you from, cigarette, leydi\" diyerek yaklasan insanlara ters bir bakis atarak soyleyeceginiz \"no gracias\" yeterli olacaktir. Bazen uc kere tekrarlayabilirsiniz. Bazen de birakin anlatsinlar. Sonucta kolunuzdan cekip goturmuyorlar. Ozellikle geceleri Kuba'li hatunlarin giyimleri oldukca dikkat cekici. Gece kluplerinde \"bakin ben de salsa yapabiliyorum\" diyerek kendini piste atan avrupali gencler cok komik gorunuyorlar. Birakin da iyisini seyredelim. Universite'de bile ingilizce bilen sayisi bir elin parmaklarini gecmedi. Sokakta neredeyse kimse bilmiyor. Nasil bir egitim var burada? Bahsedilenler cok farkliydi. Dovizimi azar azar bozdururum derseniz her seferinde Cadeca'larin onunde birkac saatinizi bekleyerek gecirebilirsiniz. Sokaklarda yururken birden bire telefonlarindan gozlerini ayirmayan insanlar ile karsilasabilirsiniz. Sebebi internet. Casa de la Musica'nin cumartesi aksami turistler icin giris ucreti 15 Cuc. Saat 23:00 gibi dans gosterisi, 01:00 gibi ise oldukca iyi bir grup sahne aldi. Ilk once ses cok yuksek oldugundan rahatsiz oluyorsunuz, ancak bir kac biradan sonra alisiyorsunuz. Masaya oturdugum zaman sanki ekstra bir ucret acildigini hissettigim icin ickimi barda ictim. Barda on siralarda oturan Kuba'li babalarin kollarindaki saatler ve yanlarindaki bayanlar cok dikkat cekici. \"Salon Rojo\" nun cuma gunu giris ucreti 25 Cuc'tu. Canli muzik saat 01:00'da basliyordu. Benim gibi damak tadi konusunda sorunlariniz varsa, konservenizi, vakumlanmis peynir ve zeytininizi getirmeyi ihmal etmeyin. Sadece ekmek satan bufeler var, 10 kurus gibi bir rakama satin alabiliyorsunuz. Havana'nin merkezine dogru yurudugunuzde karsiniza kasaplar cikiyor. Iste o kasaplari gordugunuzde konserveler deger kazaniyor. Turist olarak herseyin fiyatini dogru olarak ogrenmek mumkun degil. Yollarda yuruyen bircok polis var. Herseye cok dikkatli bakiyorlar. Paladar'larda bile siparis verdiginiz yemegin gelmesi bir saati bulabilir. Prado caddesi uzerinde bulunan Dona Blanquita restoranini tavsiye edebilirim. Istakoz 15 Cuc. Gelen istakozu tek kisi bitirmek zor. Pasaportunuzu yaninizda tasimak yerine kaldiginiz yerde kilitleyeceginiz bir dolap varsa, birakmak daha iyi bir tercih olabilir. Cakir keyifseniz Melecon'dan karsidan karsiya gecmek sorun olabilir. Kuba'ya gitmeden \"7 days in Havana\" ve \"Godfather 2\" filmlerinin izlenmesini tavsiye ederim. Youtube'daki bircok belgesel gercegi yansitmiyor. Subat ayinda hava sicakligi ogle vakti 25-27, aksamlari ise 15-17 decere olarak degisiyor. Yaniniza ince bir mont almayi unutmayin. Ozellikle Melecon civarlarinda nem ve ruzgar cok fazla. Kuba'ya gitmeden okudugum yorumlarda, birkac cumle ispanyolca ogrenmeden gitmeyin yaziyordu. Siz beni dinleyin, ogreneceginiz birkac cumle hicbir isinize yaramayacak. Cevrimdisi calisan ispanyolca-ingilizce sozlukler daha cok isinizi gorur. Bircok restoran, kafe ve konaklama yerinde artik sabun var. Yine de yaninizda bulunmasi acisindan kagit sabun, kagit mendil ve islak mendil getirebilirsiniz. Bir gun dairemin kapisi calindi, bir hemsire ve bir hasta bakici ciddi bir bicimde ispanyolca birseyler anlatti. Tabiki anlamadim, o sirada yanima yaklasan yardimsever bir vatandas aciklama yapti. Hasta misin, basin agriyor mu diye soruyorlamis. Havana icerisinde taksi ile uzak bir yere gitmek icin 25 Cuc'u gozden cikarmalisiniz. Otobuse binmek isterseniz \"Havana Metrobus Network\" haritasini internetten aratin ve telefonunuza kaydedin. Otobuse binerken elimizdeki birkac bozuklugu biletciye verin. Sorun cikmiyor. Bu sehirde beni en cok kizdiran sey, taksicilerin sizi yolunacak kaz gibi gormesi. Size bir soruldugunda ispanyolca bilmediginizi soylesenizde her turlu size ispanyolca anlatiyorlar. Insanlar cok icten olmasina ragmen, devlet dairesinde calisan kisilerin yuzlerinde bikkin ve anti yardimsever bir ifade var. Sabahlari kirmizi tatli ve oldukca yogun bir meyve suyu ve kahve ile kahvaltı yapiyorlar. Ikisi de o kadar guzel ki. Meyve suyunun adini bir turlu ogrenemedim. Her kose basinda birileri araba tamir ediyor. Hatta arabanin disini macunlayip, zimpara atip boyayanlar bile var. Sokaklarda ariza yapmis ve tamir eden bircok kisi gorebilirsiniz. Siz de ittirin, bazen calisiyor. Sokaktaki seyyar manavdan yamuk yumuk domatesler aldim. Cok lezzetlilerdi. Yol uzerindeki kucuk yemek bufelerinde pirinc, et ve patatesten olusan menuler var. Etlerini yemedim ama patatesleri bir harika. Havana'nin sadece muzelerini meydanlarini gezerek Turkiye'ye donmek Havana'ya haksizlik olur. Halkin yasadigi ic kesimlerde yurumek bence daha onemli. Gelirken yaniniza neden kalem almaniz gerektigini o zaman anliyorsunuz. Ezgos dumanini takip edin. Marketten ya da pazardan birsey almak isterseniz yaniniza torba almayi unutmayin. Bu kadar baskiya ragmen insanlarin icleri tertemiz kalmis, bazen yokluktan elinizde olanlari istiyorlar, cunku ihtiyaclari var. Hayir derseniz hic ustelemiyorlar. Hatta bazen hediye veriyorsunuz, cantasinin icine koymak yerine elinde bekletebiliyor. Kuba'ya giderken iletisim kurdugum kisiye neye ihtiyaci oldugunu sormustum, bence sorulmali. Bu ulkeye gelmenin baska bir amaci olmali. Capitolio binasinin karsisinda \"El Trofeo\" adli bir restoran bulunuyor. Internette hakkinda cok iyi yorumlar yapilmis, ancak restorana girebilmek icin bir saat bekleyebilirsiniz. Yolda israr eden bir sigara saticisina dayanamadim, kendisini takip etmemi istedi. Köhne bir binanin icine girdik. Bir suru puro gosterdi. Soyledigine gore orjinalmis ve fabrikadan haftada sadece iki kutu cikartabiliyormus. Gayet guzel gorunuyorlardi, ama internette cok fazla almayin, alinmaz, faturasiz, sagliginizdan olursunuz yaziyor. Alamadim. Her trafik isigi yayalara yonelik yapilmamis, uygun bir ani kollayarak ve eski araclarin fren sistemlerini göz onune alarak yola atlamak lazim. Yasal puro satis magazasindan dandik 5 adet puroya 40 Cuc verdim. Sonra gercekten bana yardimci olan iyi bir insandan magazada yaklasik 80 Cuc olan 5 adet puroyu 30 Cuc'a aldim. Kooparatife uye oldugu icin ucuza cikartabiliyormus. Purodan hic anlamam. Hayirlisi. Bankalarda da doviz bozuyorlar, bankanin disarisindaki kuyruya giriyorsunuz, ya da iceride size en son kisiyi gosteriyorlar. Banka icerisinde cep telefonu kullanmak yasak. \"M en A\" adli paladar'i tavsiye edebilirim. Calle 25 te yer aliyor. Karides, istakoz ve baliktan olusan bir yemekleri var. Gayet guzeldi. Daiquiri'sine bayildim. Toplam 17 Cuc odedim. Insanlarin konusmalari sesleri bize gore cok yuksek, guldukleri zaman oda yankilaniyor. Seker kamisinin suyunu icmeyi unutmayin. Tatli bir icecek. Sokakta bizde oldugu gibi suda kaynamis misir satiyorlar. Yaklasik 1 Cuc. Sos isterseniz ketcap ve mayonez gibi soslari var. Havana'nin merkezinden havaalanina gidis taksi ucreti normal araclar icin 25 Cuc, klasik araclar icin 35 Cuc. Havaalaninda 3 litre ya da 4 sise alkollu icecek almaya hakkiniz var. Turkiye ile iletisim icin telefonunuza viber uygulamasini indirin. Havana'da havaalanina en az 3 saat once gidin. Acayip bir kuyruk oluyor ve sira cok yavas ilerliyor. Havaalaninda Airfrance'nin check in yapan memuru kasila kasila beni alip sorgu odasi gibi bir yere goturdu. Vizem olmadigini soyledi. Yesil pasaporta vize istenmedigini anlatsamda dinlemedi. Sonra hatuna yesil pasaporta vize istemediklerini anlattiklari zaman gozlerinin icine bakarak \"canim bu pasaport special pasaport dedim\". Bunu pasaport kontrolu yapan memur yapsa canimi yesin. Bu kontroller sirasinda Fransiz vatandaslarinin araya kaymama cabalari takdir edilmesi gereken bir durum. Kuba'yi terkederken 25 Cuc odeme zorunlulugu kaldirilmis. Evet, Havana'da 7 gün geçirdim. Gitmeden önce sizin yazınızı okuduktan sonra başımdan geçen olayları yazmak istedim. Çok iyi yaptınız Havana geziniz hakkında yazmakla, teşekkürler. Alper bey Küba gezimizi tamamladık.. Viniales e gittik.. iyi ki de gitmişiz.. muhteşemdi.. Havana ve Trinidad i da gezdik.. umarız değişim olmaz bu güzel ülkede.. Çok ama çok güzel bir geziydi.. yazılarınızı için de ayrıca teşekkürler.. tekrar gitmeyi çok istiyorum.. güzel anılar biriktirdim.. darısı gitmek isteyenlere. Havana tavsiyeleri ve Küba seyahat planı için teşekkürler. Beğenmenize sevindim; harika bir ada, güvenli bir yaşam, zengin bir tarih ve kültür. Yolunuz hep açık olsun. Viva Cuba! bar ve discolarda gece hayatında cuc mu cup mu geçiyor? ayrıca cubalı biriyle tanıssam ve onunla bir restorana yada herhangi bir yere gitsem ona cup verip sen öde desem olur mu? acil yardım eylülde gideceğim. Küba'da bar ve discoların çoğunda yabancılara yönelik Küba para birimi CUC geçiyor. Yerel Küba parası CUP peso geçenler var ama bulmanız kolay olmayabilir. Lokanta veya diğer iş yerlerinde CUC mu CUP mu ödeyeceğiniz, mekanda hangisinin geçerli olduğunu bağlı. CUC geçiyorsa arkadaşınız da CUC ödemek zorunda. Havana'da Mireye adlı casa particular duymadım. Casa Mire var, iki kişilik oda fiyatı 35 CUC. taxi km de kaç dolar, havana casa mireya da 1 gece kalmak kaç dolar ve buna benzer ücretler alkoller vs.. kaç dolar aydınlatın bizi boşuna kazıklanmayalım. eylülde gideceğim. Havana'da bindiğim hiç bir taksi taksimetresini açmadı, binmeden önce taksi ile pazarlık yapmak gerekiyor. Gidilecek mesafe uzaksa motosikletten bozma araçlar tercih edilebilir. İnternet çok nadir yerlerde bulunduğundan gitmeden maps. me uygulamasını telefonuna indir ve gitmeden gezmek istediğin yerleri işaretle. Hiçbir gece klübünde kazıklanmadım, içecek geldiğinde garson parasını aldı ve çok ucuzdu. Havana'da iki ayrı yerde kaldım, İkisi de Vedado da ve şehir merkezine yakındı. Vedado'da daha yeni binalar mevcut, şehir merkezine çok yakın bir yerde kalayım derseniz binalar biraz eski ve yıkık dökük. Karar sizin. İlk kaldığım yer kendime ait bir daireydi, ikincisi ise dairenin bir odasını kiraladım, kendime ait tuvalet ve banyosu vardı ve gayet temizdi. İlk kaldığım yerin sahibi hiç ingilizce bilmediği için çok zor anlaştık. Eğer Havana'da kalmak isterseniz size ikinci kaldığım yerin adresini ve dairenin sahibi olan kadının mail adresini vereyim. Sahibi gayet iyi ingilizce konuşuyor. Hatta mail adresini Türkiye'den Emre'den aldık derseniz beni hatırlar. Yanlış hatırlamıyorsam günlük 30 ya da 35 CUC olmalı. Daire kiralamak için birçok internet sitesi var, ancak iletişim çok zor olduğundan gittiğiniz zaman sorun yaşayabilirsiniz. Küba'da ne yazık ki başka şehirlere gitmedim, ancak seneye tekrar gitmeyi planlıyorum. Facabook'ta Hospedaje Lisset olarak arattığınızda evin sahibini ve kiralık odayı görebilirsiniz. Havana'da kalacak yer bilgileri için çok teşekkürler. Küba'nın diğer şehirlerini de görebilmenizi umarım. Casa particular adlı pansiyonlar Havana dışında daha ucuz. Başkent dışındaki yerler daha az turistik, daha gerçek ve samimi. ozdoganovgumehmet@ gmail. com, mail atarsanız sevinirim. Havana'ya gitmeden \"7 days in Havana\" filmini izlemenizi öneriyorum. Mümkünse altyazılı seyredin. Merhaba. Havana'da gece hayatı, bar ve dans kulüplerinin en yoğun olduğu bölgeler, Habana Vieja, yani Eski Havana'da Calle Obispo Caddesi; modern Vedado semtinde Calle 23, Avenida De Los Presidentes Bulvarı, Plaza de la Revolucion Meydanı, buluşma, gezme, içme ve ucuz eğlence şeridi Malecon sahili; nispeten daha zengin Miramar bölgesi. Alper Bey, yillardir heveslenip sonunda THY'nin Havana ucuslarini baslatma promosyonu ile ucak biletlerimizi aldik. 8-15 ocak 2017'de esimle birlikte Kubada olacagiz. Bu arada yaptigimiz arastirmalarda sizin yazilariniz ve onerilerinizin cok yararli olacagini gorduk. Boylesi bir paylasimi yapiyor olmaniz nedeniyle size cok tesekkur ediyoruz. Aklimiza gelen bir cok soruya yanit bulabilmemize karsin birkac konuda onerilerinizi almak istiyoruz. 2. Bir tur sirketinin kuba kultur gezi rotasindan esinlenerek Havana, Vinales, Trinidad, Santa Clara, Cienfuegos sehirlerini gezmeyi planliyoruz. Sizce kacar gun planlamaliyiz. Merhaba. Küba ve Havana gezi yazılarıma ilginize teşekkürler. Havalimanındaki döviz bürosu açık olur. Rotanızda güzel yerler var ama bence 7 gün için çok fazla. İmkansız değil tabii. Evet, Havana'da iyi bir casa particular var, iletişim bilgisi ve adresi yorumlarda yazıyor. Güvenilir taksici telefonu da var. Viazul otobüsleriyle yolculuk edeceksiniz. Zamanınız kısa olduğu için otomobil kiralamayı da düşünebilirsiniz. Size nereli olduğunuzu veya saati vb. sorarak yaklaşmaya çalışan, turist parası yemeyi meslek edinmiş jinetera ve jinetero'lara yüz vermeyin. Onlar yüzünden namuslu çoğunluk öyle zannedilmemek için turistlerle konuşmuyor, ama siz bir şey sorarsanız yardımcı olmaya çalışıyorlar. Alper Bey, uçak biletlerini geçen hafta gidiş donus vergiler dahil 3000 TL'ye aldık. Hava uçak biletlerinizi uygun fiyata almışsınız, neredeyse yarı fiyata. Başka casa tanıdığım yok. Merak etmeyin bulursunuz, deneyin. Birkaç gün daha bulamazsanız yazın yine buraya, Küba'daki tanıdıklarla temas kurup rica edeyim. Alper Bey, hizli donusunuz icin tekrar tesekkurler. Havanada Casa arayisi icin hometay. com sitesini buldum. Dun gonderdigim bir mesaja 10 kadar teklif mesaji geldi. 1. Bu site uzerinden rezervasyon guvenli midir ? Bir miktar depozit istiyorlar. Samimiyetiniz uzerine detayli sorular soruyorum. Umarim rahatsiz etmiyorum. O sistemi hiç kullanmadım, bilemiyorum. Ama airbnb başladı Küba'da, demek artık öyle konaklama da var. Havana Vieja çok turistik ve pahalı olur. Havana Centro ya da Vedado'da kalmanızı tavsiye ederim. O İspanyol kolonyal tarzı renkli evler, dar sokaklar, kaldırıma taşan yaşamlar görmek istiyorsanız merkez, daha modern bir bölgede kalmak isterseniz Vedado olsun. 30 CUC pansiyon ücreti biraz yüksek ama merkezi ve iyi ise normal, Havan eskisi kadar ucuz değil. Ama diğer şehirlerde 15-20 CUC fiyatlar. Ayrıca 2 kişi için de 1 kişi için de aynı oda fiyatı, siz bana göre daha ucuza kalmış oluyorsunuz. 🙂 Rahatsız etmek şöytle dursun, yazmanızdan memnunum, seyahatlerimi blogumda yazmamın amacı bu. saygılar. Evet Casa Particular iletişim bilgisi, doğru. Buradan okurlarım da görüp güncel bilgiler yazabilirler. Alper bey merhaba, casa particular cuba'dan cevap alamadık, rezervasyon talebim in process görünüyor halen. Verdiğiniz adreslere de mail attım cevap gelmedi, ne yapmamı önerirsiniz. Pazar günü gidiyoruz. Teşekkürler. Merhaba. Küba'dan genelde hızlı yanıt vermiyorlar. Çok az zamanınız kalmış. Hemen casa particular diye aratıp boş odası olan bir tane bulun. Havana'da bulduktan sonra orası sizi diğer şehirlerdeki pansiyon işleten arkadaşlarına yönlendirir. kalacak yeri dert etmeyin size cevap vermeyen yere gidin muhtemelen orasi doludur yer gok casa kayniyor ordan yonlendirirler. EMRE arkadasin soyledigi ofline haritalar cok isime yaradi 6 gunde old havanin altini ustune getirdim. samsung a ulmon app indirdim sirf gideceginiz onemli noktalari degil bulundugunuz yeri ve mesafeyi de gosteriyor. kaldigim yer neptun ile indsutria caddeslerin kesisimindeydi tavsiye ederim 30 cuc dur gecelik cok iyi bir aile var, selamimi soyleyin alejandrah1964@ nauta. cu bence fiyatlar biraz fazla ama hani kardesim maaslar 25 $? disarda sise suyu en az 1 dolar sise suyuna 1 $ vermek adama koyuyor. yaniniza yeterince para alin benim kartlarim amerikan menseili oldugu icin yanima euro goturdum bu arada 1$ =1 cuc ama 1 euro yaklasik 1.04 cuc ilk gittigim yer bir otel kambiyosuydu benim eurolari dolar gibi bozmuslar. o nedenle sehir icindeki bankalari tercih edin. ama avrupalilar yaninda para getirmeden kendi kartlarindan cekebildiler sanirim turk kartlariyla da hesabinizdan cuc cekebilirsiniz ama bankanizla konusmanizda fayda var excahnge rate ve ucretlerden gecirmesinler size. ulkenin super ucuz olduguna iliskin algilama yuzunden az para goturmusum 500 euro 6 gunde zar zor yetti kaliteli yerlere malesef takilamadim. eski havanadaki mekanlar resmen getto varos yerler gercek kalite yok. dunyanin bir cok yerinde gece hayati gordum maalesef havananinki kalite acisindan cok parlak degil yeni havana tarafinda miramar da iyi mekanlar oldugubu tahmin ediyorum buralara girislerin 10 -15 dolar oldugunu biranin3 dolar oldugunu ayrica mekanlarin bir yerde toplanmadigini bu nedenle cok taksi parasi vermeniz gerekebilecegini animsatayim. malecon civari malesef fuhus yuvasi olmus. normal maaslarin 25 dolar oldugu bir memlekette fuhusa izin vererek o toplumu cokertirsiniz. maalesef cuba bitecek. sosyaliszm cokecek hic bir sistem taksi soforunun bir isten 25 dolar 1 maas karsiligi bir fahisenin 2 maas karsliligi kazandigi bir casa sahibinin 1 odadan 1 maas karsiligi kazandigi adaletsizligi cok uzun zaman surduremez. CUBA da gelir ve firsat esitsizligi var bu durum inanin kapitalizmde bile bu kadar derin degil. KUBA kesinlikle cok ucuz bir ulke degil her zaman dolar harciyorsunuz bir kere (1 cuc =1$) bu ingletra hotelin onunden $5 gidip gelinen santa maria playe del este plaji gercekten harikaydi. CUBA nin insanini ben sevdim parazit gibi yapisanini da sevdim bu elemanlara sizi suraya buraya goturmek karsiliginda para veremeyeceginizi ama sahane tisort yarim parfum corap filan verebileceginizi soyleyin. beklentileri yuksek olmasin. yollar gece karanlik ama guvenlik sorunu yasamadim. kendimi new yorkta oldugumdan daha guvenli hissettim. harika binalar var tamami 59 dan once yapilmis. Kubalilarla che den filan bahsedince gozleri parliyor fideli cok seviyrolar ama degisim geliyor. 58 dan sonra adamlar tas ustune tas koyamamis bu ulkede, degisim gelipte ulke modern bir kapitalist turizm kenti halina gelince miami nin pabucu dama atilir. ben amerikanin hic bir yerinde bu kadar tarih ve yogun kultur ve muzigi yasamadim. amerikan sehirleri havana ya gore tadsiz tuzsuz yavan. gariban kuba halkinin geleceginin kapitalizmde oldugunu goruyorum. Turk sirketleri girisimcileri uyanik olsun tutmayacak is kolu yok. restorasyon dan milyarlarca dolarlik is bekliyor. degisim baslamis. kuba tamamen degisecek bu olmadan gormek isteyenler acele etsin. Küba ve Havana bilgilerinizi paylaştığınız için çok teşekkürler Serdar Bey. merhaba Alper bey, pazar günü thy ile kübaya gidiyorum, resmen hayalimdeki tatili yapmışsınız, ben de sizin gibi halkı ve kültürlerini tanımak istiyorum, bi çok şehrini gezmek istiyorum imkan olursa guantanamoya kadar gideceğim, sizden farklı olarak okyanusta yüzmeyi de düşünüyorum, sizin gibi neredeyse 1 ay kalacağım. benim merak ettiğim casalarda çamaşır makinesı oluyor mu? o kadar vakit kalıp çamaşırlarımı nasıl yıkayabilirim? şimdiden teşekkür ederim. Merhaba. Hayal ettiğiniz gibi bir Küba tatili dilerim. Casa Particular adlı pansiyonların çoğunda çamaşır makinesi oluyor. Birinde olmazsa ikincisinde mutlaka bulursunuz. Makul bir ücretle yıkıyorlar. Ücretsiz de rastladım. Küba'nın batısında en güzel yerler Pinar del Rio ve Vinales. 28 gün yeter evet, çok güzel bir Küba seyahati olur. İsterseniz güzergah ve gün planı yapalım buradan, başkalarına da yararlı olur. Küba'ya plansız gittiniz bile demek! 🙂 Önce batıda Pinar del Rio, sonra da doğuya yönelip Havana, Varadero, Santa Clara, Cienfuegos, Trinidad, Holguin, Santiago de Cuba şeklinde bir Küba gezi rotası harika olur. Merhaba. Teşekkür ederim. Wireless varsa ücretsizdir. Bir de bazı merkezi parklarda var. Kafelerde yok maalesef. Bu sayfada 9 Ağustos 2016 tarihinde yazdığım yazıda Havana'da konaklama için bir mail adresi yazmıştım ve Türkiye'den Emre'den aldığınızı yazın, yardımcı olurlar demiştim. Bu metin 3 ya da 5 kişinin işine yarar diye düşünmüştüm. Bu sene tekrar Havana'ya gittim ve Lisset'i ziyaret ettim. Kendisi beni görür görmez \"senin ne kadar çok arkadaşın var\" dedi. Her gün bu siteden yazıyı okuyup en az 3 ya da 5 kişi yazıyormuş. Kendisi de yardımcı olmak adına apartmandaki diğer dairelere yönlendiriyormuş. Çok şaşırdım. Not: Bu sene geçtiğimiz seneye oranla fiyatlar yükselmiş ve Amerika'dan gelen turist sayısında patlama olmuş. Gitmek istiyorsanız elinizi çabuk tutun. alper bey sizden acil yanıt beklediğim için sorumu yineliyorum lütfen kusura bakmayın. ben yürüme engelli bir bayanım ve küba'ya gitmek hayalim var. eşimle bu mayıs ayı için gitmeyi düşündük fakat bu gezinin olup olamayacağını sizden alacağım yanıt belirleyecek. Merhaba. Havana gezi yazımı okuduğunuz için ben teşekkür ederim. Küba maalesef yürüme engelliler ve tekerlekli sandalye için ideal bir ülke değil; bazı caddelerin köşelerinde rampa var. Tek başına zor ama birinin yardımıyla mümkün ve fazla zor değil; bu şekilde gezenler var. Merhaba Alper bey, size birkaç sorum olacak. Ben, kızım (5 yaşında), oyun ablası seyahat etmekteyiz. 03.05.2017-10.05.2017 (2 gün sonra) Havana'ya gideceğiz. Not: bu acenteye güvenebilir miyim? Küba için bileti buradan aldım 3 kere fiyatı yükselttiler yanlış hesapladık diye, kötü niyetten değil ama işlerini çok savsakladıklarını düşünmekteyim. Bilgi için teşekkürler, seyahat acentası ile ilgili yanlış anlaşılma olmasın zaten mesajımda da belirttiğim üzere kötü niyetli değil de belki benim şansıma 3 kere yanlış fiyat verdiler, bende her seferinde artan fiyatı kabul ettim. Rica ederim. Keyifli bir Küba seyahati dilerim. Bu bahsettiğiniz fiyatlar turistik yerlerde geçerli. Antika arabalar turistlerin ilgisini çekiyor ve Küba yoksul bir ülke ve neredeyse tek gelir kaynağı turizm olduğu için fiyatlar yüksek. Bir yemek için 30 CUC çok pahalı. Örneğin 10 yerel peso fiyata pizza yiyebilirsiniz, 1 lira. Benzer fiyatlara spagetti ve sandviçler var. 160 CUC taksi ücreti olmaz, sizden maalesef fazla para almış, 160 CUC 160TL değil 160 Amerikan doları ediyor, yani 4000 yerel peso. Otelde kahve içmeyin çok pahalı. Biliyorum, 170 dolar civarı bir para ediyorda.. Bu tarz ülkelerin ve taksicilerin klasiği günlük 150 cuc ama adam ısrarla 4 saat 160 cuc dedi.. Çünkü bana dedi ki ben hayatımda hiç 2000 cuc bir arada görmedim? Taksi ücreti günlük 150 cuc oluyorda nasıl görmüyor acaba dedim, Havanalı taksici aşırı para almış, keşke vermeseydin, anormal yüksek bir fiyat. Evet yiyebilir. Yalan söylemiş maalesef. hayır 2 tür para var, Convertible Peso CUC ve yerel Peso CUP. 1 CUC = 25 CUP. Adam söylemedi ben öyle düşündüm, dedim acaba bunlar aldığı Cuc un alım gücü biz kullanırkenden farklı mı bu gün yerel halkın alışveriş yaptığı yerlere baktım aynı sayılır Türkiye ile. Birde otelin önündeki heryerde fix fiyat arabalar saati 40 günlük 150 cuc. Allah'tan Türkiye'ye uzaklar.. yoksa bizim mütahitler Esenyurta çevirir burayı. Havana'da çok fazla para harcıyorsunuz. Ben de Küba'nın bozulmamasını umut ediyorum. Havana'da taksicilere o kadar çok para vermeseniz iyi olur. Sarı Cuba Taxi antika olmayan ama Sovyet malı taksilerin kilometresi 0,40 CUC, modern yeni taksilerin 0,50 CUC, açılış 0,80 CUC. Yaklaşık 5 CUC verilecek mesafelere kat kat fazlasını ödüyorsunuz. Alper Bey Merhaba. Havana'da kaldıgınız pansiyonun adı neydi? Bir de sehri gezdirmesi icin tavsiye edebileceginiz yerel birileri var mı? Tesekkurler. Merhaba. Havana'da iyi bir pansiyonun iletişim bilgisi yorumlarda var. Güvenilir bir taksicinin telefon numarası da var. Rica ederim. Merhaba. Evet yaz mevsimi Küba'ya gitmek için yanlış bir mevsim. Ama sorun yağmur değil; yağışlar çok kısa sürüyor ve iyi geliyor. Asıl sorun aşırı sıcak. Başka bir mevsimde gidebiliyorsanız planınızı değiştirin, ama mümkün değilse yaz sıcağı sizi tümden vazgeçirmesin, çok sıcak ama dayanılmaz değil. Havana oteliniz şehir merkezine 8 kilometre uzaklıkta, şehir dışında. Old Havana'ya 9 kilometre. Araba kiralayabilirsiniz tabii. 🙂 Ben sırf meraktan dünyanın en soğuk şehrine gittim Sibirya'da. O halde Havana sıcağı iyi gelecek size. 🙂 Havana şehir merkezinden uzakta kalmak elbette dezavantaj. O otele para ödemediyseniz bence vazgeçin, yorumlarda bilgisi olan pansiyonun yeri ve kalitesi çok iyi. Sabrınız için teşekkür ederim. Rezervasyonumu iptal edebilirim ödeme yapmadım henüz. Casa'lardan havaalanına gelip karşılamaları hoşmuş. Umarım beni de öyle karşılarlar. 20 Kasım 2015, 16:57 Casa sahipleri birbirlerini tanıyor ve diğer şehirlere giderken yönlendiriyorlar, onlar da sizi otobüs terminalinde karşılıyorlar. Merhaba. Evet, kaldığınız Casa Particular sahibi, bir sonraki kentte mutlaka tanıdığı diğer pansiyon sahibini arayıp söyler, o da sizi otobüs terminalinde elinde adınız yazılı kağıdı tutarak karşılar. Teşekkür ederim, tüm güzellikler gezenlerin olsun. Küba'da konaklama için bu kadar para harcamaya gerek yok. Otellerin bu kadar pahalı olduğunu sizden öğreniyorum, çünkü ben, arkadaşlarım ve benle iletişim kuran herkes casa particular tercih ediyor. Siz de pansiyonlarda kalın bence. If you do not agree with this proposal, let me know but it seems the most advisable taking into account the distances to be traveled. Hem Santiago ve Holguin'i Küba gezi rotasından çıkar demiş, hem de önerdiği plana koymuş, anlamadım. Yes my room its 25cuc per room, and breakfast its 5.00 cuc per person. The room have private bathroom, and its posible to found pictures of the house on Airbnb. com BNB Sra Olga Rivera or BNB Sra Zaida Barreto, its the same, and Trip Advisor. com like Hostal de Olga Y Zaida. Latin Amerika'da birçok ülkede $ sembolünü \"para\" anlamında kullanıyorlar, ben de şaşırmıştım. CUC demek istiyor. 🙂 Santa Clara'da benim kaldığım ev bu, gayet güzel, yeri de iyi. Sokağa bakan oda uygunsa onda kal, oradan bana bir selem gönder. Kredi kartı mı? 😀 Diğer odalar da iyidir merak etme. Otostop yapmadım hiç ama makul bir ücret veriliyormuş. Fotoğraf çektirmek için para isteyen çok maz kişi var, en turistik yerlerde purolu teyze amca falan, hiç işim olmaz. I m sorry but unfortunately I don t have any room available for that period. Regards, casa de Eugenio y Fabio, Greenhouse. yes my room its 25cuc per room, and breakfast its 5.00 cuc per person. The room have private bathroom, and its posible to found pictures of the house on Airbnb. com BNB Sra Olga Rivera or BNB Sra Zaida Barreto, its the same, and Trip Advisor. com like Hostal de Olga Y Zaida. Do not worry because you are not at home, when you have booked your accommodation in Havana, I let you know. You will always have questions but you will surely find who can evacuate them. We are already looking for your accommodation. Do not worry everything is going to be okay. Then we'll stay in 7 to 10 in Havana ?. I will search accommodation for that date. The payments in the houses of income can not be made with card, it has to do it in cash. When you arrive at the airport you can change your currency by CUC, which is the one that circulates in the country. If you want to send a taxi to pick you up at the airport, let us know the flight details. If the flight is in daytime and until an arrival at 10.00 p. m the price is $ 30.00 CUC, if it is later it is increased by $ 5.00 cuc. The rest of the destinations can be managed once this in Havana. I am out of Cuba at the moment so we will not see each other in this opportunity, but I assure you that you will receive and attend very well. I wish you a good stay in Cuba. We stay in communication for anything else. As soon as I have your accommodation in Havana, I'll let you know. Küba'da bir pansiyoncu başka bir pansiyona yönlendirirse oradan 5 CUC alıyor. Kendilerine göre bir ağ kurmuşlar. 🙂 Yorumlarda İngilizce bilen ve güvenilir bir taksicinin telefonu var Havana'da. Yer mutlaka bulacaksınız elbet. Habersiz bırakmayın merak ediyorum. We already have accommodation booked from August 7 to 10. You will go for our house in: Street 24 No. 378 between 21 and 23. Vedado, Plaza. The house is only 10 meters from ours so your hosts will come and look for you. I have the arrival time and the place from which it comes, but it did not give me the flight number or the airline line. It is not clear to me if I need you to send a taxi to pick you up at the airport. Let me know so we can reserve it in time. Greetings and a very good day. Güvenilir denen taksicinin numarasını not ettim zaten :)Seyahat acentesi miyim diyenin şimdilik sadece bulacağı evler ve fiyatıyla ilgileniyorum, ondan taksi istemeyi düşünmüyorum çok sıkışmazsam eğer. Acente değil işte pansiyoncular ağı. 🙂 Sıra dışı ülkenin icatlarından. Zaten sabah Japonya'ya gidiyorum, artık sadece bilgisayar bulduğum yerlerden yorumlara bakarım. Ya da dur uygulamasını indireyim cep telefonuma. I will only ask that if you decide, for any reason, not to use the reservation at our colleagues' house, let us know so that they can use your room for someone else. Sometimes the taxi drivers offer accommodation to the tourists and these are let go by them. If that happened, I just ask you to tell us about it in our house. You can call 05 2895399 and cancel. Küba KLM ile seytan ucgeninden gecerek Kuba'ya gitmisti bir arkadasim 4 sene once:) Sabun ve tuvalet kagidi goturmustu yerel halka hediye olarak, cunku onlari bu hediyeler cok mutlu ediyormus diye soylenmisti bize.. Ben gitmedim gidemedim onunla, geldiginda anlatti Kuba'yi ama acikcasi senin gibi akici, detayli, bilgilendirici anlatmamisti... Bu durumda yine yeniden tesekkurler. Asıl ben Küba gezi yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Özel bir ülke, umarım gidebilirsiniz. Merhabalar Alper bey, ellerinize yüreğinize saglik, o kadar cok not aldim ki bu sayfadan, cok isime yarayacak. Biz 20-29 Mart tarihleri arasını Küba'da geçireceğiz. 20-22 arasi Havana, 22-24 Varadero, 24-25 Santa Clara, 25-27 Trinidad, 27-29 Havana. Sizin yayinladiginiz Viazul rotasinda Santa Clara'dan Trinidad'a ve Trinidad'dan Havana'ya otobus olduğunu göremedim. Var midir? Yoksa, bu rotalari hangi aracla yapabiliriz? Taksiyle mi anlaşsak, ne kadar tutar sizce? Yardimci olabilirseniz cok sevinirim. Gulhan Aktug. Merhaba. Havana gezi rehber yazıma ilginize teşekkür ederim. Ben Küba'da Viazul otobüsleriyle örnek güzergah ve fiyatlar yazdım. Santa Clara'dan Trinidad'a ve Trinidad'dan Havana'ya otobüs var, ana rotalar içinde kaldığınız sürece Küba'da ulaşım için taksiye gerek yok. Sadece yoğun günlerde bazen biletleri önceden almak gerekiyor. Yazınız çok güzel ve bilgilendirici olmuş emeğinize sağlık. Ben de bu yaz gitmeyi düşünüyorum. Merhaba. Havana Gezi Rehberi yazımı beğenmenize sevindim, teşekkürler. Havanalı taksicinin telefon numarasını yorumlarda yazdım. Yine de bulamazsanız burada bildirin, akşam ben inceleyip bulmaya çalışayım. 4-18 nisan tarihlerinde Cuba da olacagim. Birkac sorum olacak yanitlayabilirseniz sevinirim. Merhaba Varol Bey. Havana Jose Marti Uluslararası Havalimanı'ndan şehir merkezine gece gitmekte güvenlik sporunu yok, ancak fazla para almak isteyenler olacaktır, çıkışta bekleyenler 20-25 CUC para alıyorlar, normal ücret bu, baştan mutlaka fiyatta anlaşın. Birçok okurumu taşıyan, uygun fiyata rehberlik eden, fazla fiyat almayan Yuri'nin telefonu: (+53) 5 354 64 24. Ayrıca bir forumda İspanyol bir turistin Havana'da tavsiye ettiği Louise adlı bir taksici buldum size, onun da telefonu +53 53335839. Mesaj gönderip sorun bakalım o tarih ve saatte havaalanından sizi kaça alırlar. Turkcell kartını bilmiyorum, çağrı merkezini arayıp sorarsanız Küba'da geçerli olup olmadığını söylerler. Cok tesekkur ederim Alper bey, ne zaman bisey sorsak hemen anında en güzel şekilde yanitliyosunuz, sağ olun, var olun. Küba turunuzun rotasını paylaştığınız için teşekkürler. Harika bir seyahat dilerim. Biz Ağustos ayında iki kız arkadaş olarak Havana tatili planlıyoruz, yalnız benim tatil sürem arkadaşıma kıyasla daha uzun olduğu için daha erken gitmeyi planlıyorum. Sizce tek başına bir kız için güvenli olur mu? Genel olarak güvenilir bir şehir olduğuna dair yorumlar okudum ama bileti almadan önce sizin de önerinizi almak istedim :), şimdiden teşekkürler. Merhaba Elser Hanım. Küba genel olarak epey güvenli bir ülkedir. Turistlere karşı sokak hırsızlığı olaylarının sayısı az ama yine de özellikle gece eşyanıza sahip çıkın. En çok Havana'da olmak üzere gezgin ve turistlerden doğrudan veya çeşitli hilelerle para koparmayı kendine meslek edinmiş kişiler var, onlar size mutlaka yanaşacaklar, hiç dikkate almayın. Normal çoğunluk Küba halkı bu kişiler gibi sanılmamak için turistlerle konuşmaz. Bunların tamamına yakını tehlikesiz ama cambaz ve dolandırıcıdır. Bence bileti alın. Onun ve sizin kaçar gününüz var? Bu arada ben size asıl sorunu söyleyeyim; çok fena Ağustos sıcağı. Gitmeden önce el pervanesi alın, sürekli su taşıyın, beyaz şapkanız olsun, güneşten koruyucu krem de götürün. Çok terleyeceksiniz. Merhaba. Havana'da hostel deneyimim olmadı, ülkede yeni bir şey. İnternette görünüyorsa vardır ve fiyatlar doğrudur. Bence kalın. Dönüşte deneyiminizi burada paylaşırsanız sevinirim, hostel konusunda bir çok kişiye bilgi olur. Merhaba, 26 Ocak'ta Küba'ya gidicem. Hostellerin çoğu 2018'de açılmış. Havana ve Trinidad konaklamalarım için booking. com'dan hostel rezervasyonu yaptım. Dediğiniz gibi Casa'lardan daha ucuz."} {"url": "https://celebialper.com/hayallerimin-ulkesi-uruguay/", "text": "Bir firmanın gezgin blogları yarışmasındaki halk oylamasında 121 site arasında en çok oyu alarak birinci seçildim. İlk ona girenler gitmeyi çok istedikleri bir ülkeye seyahat planı yazdılar. Reklam kampanyası kapsamında yarışmayı düzenleyen firma benim Uruguay planımı seçmedi ama hayalimdeki yolculuk sitemde dursun. Ben kendi imkanlarımla Uruguay seyahatimi gerçekleştirdim! Bakın Uruguay nerede, nasıl bir ülke? Uruguay'a gitmek heyecan verici. Uruguay Latin Amerika kıtasının en az turistik olan ülkelerinden biri. Brezilya, Arjantin, Şili, Peru gibi ülkeler turist ve gezginler için popüler hedeflerken, Uruguay az gidilen, az bilinen bir ülke. Tüm dünya ile ilgili seyahat kitapları yazan, bu konuda en iyi isim olan LonelyPlanet'in hemen her ülke için bir rehber kitabı var; Asya, Afrika, Latin Amerika, Avrupa, tüm kıtalardan. Çok az gidilen ülkeler için ise ticari açıdan \"kurtarmayacağı\" için LonelyPlanet ayrı kitap basmaz, çok ülke içeren bir kitabın içerisinde yer verir. Uruguay da büyük Güney Amerika kıtası kitabında küçük bir bölüme sahip sadece. Guyanalar, Madagaskar, Ekvador, Moğolistan, Afganistan için bile ayrı bir seyahat kitabı olan LonelyPlanet'in kitap basmaya değer görmediği Uruguay candır, giderim ben. İsmi kulağınıza tuhaf gelen bu ülke bir süredir beni çekiyor. Bir süredir Türkiye'den Uruguay'a yerleşmek, orada yaşamak ve çalışmak isteyen çok var. Uruguay hakkında bilgi edindiğinizde Uruguay'da yaşamak, Uruguay vatandaşı olmak isteyebilirsiniz. Gereken koşulları bu yazımda anlatıyorum: Uruguay Vatandaşlığı. - İlk futbol dünya kupası 1930'da Uruguay'da yapıldı. Uruguay Dünya Kupası finalinde Arjantin'i 4-2 yenen Uruguay Milli Takımı şampiyon oldu. - Dünyanın en geniş nehri Rio de la Plata burada. Karşı kıyı Arjantin. - 1846'da Uruguay Latin Amerika'da köleliği yasaklayan ilk ülke oldu. - Güney Amerika'nın Küba'dan sonra en az şiddet suçu işlenen ikinci ülkesi. - Güney Amerika'nın yaşam kalitesi en yüksek ülkesi. - Küresel Barış Endeksinde Güney Amerika kıtasında birinci. - Kıtanın en kararlı demokrasisi. - Paraguay kıtanın en yoksul, Uruguay ise en refah ülkesi. Her ne kadar \"PARAguay\" kulağa daha zengin gelse de, karıştırmamak gerek. 🙂 - Uruguay bebek ölüm oranı, ortalama yaşam süresi, okur-yazar oranı, kişi başı milli gelir gibi parametrelerin tamamında Türkiye'den önde ve dünya sıralamasında iyi bir yerde. - Okuma-yazma oranı Küba'dan sonra kıtada en yüksek ikinci ülke. - Ortalama ömür yaklaşık 77 yıl. - Birleşmiş Milletler raporuna göre dünyanın dokuzuncu en \"yeşil\" ve \"yaşanabilir\" ülkesi. - Transparency International 2008 raporuna göre yolsuzlukta dünyada en iyi beşinci ülke. - Sınır Tanımayan Gazeteciler'e göre kıtanın en özgür basını Uruguay'da. - Bazen \"uzaktaki bilinmeyen ülke\" anlamında kullanılan \"Uruguay\"ın anlamı \"renkli kuşlar ırmağı\". - Uruguay günümüzde uygulanmakta olan günlük 8 saatlik çalışma süresini uygulamaya koyan ilk devlet. Nasıl, Uruguay vatandaşlığına geçmek geldi mi içinizden? Ülkeden yazdığım tüm yazılarımı okumanızı öneririm. Türkiye'de Uruguay konsolosluğu yok, zaten vize gerekmiyor. Batı Avrupa gibi bir kalkınmışlık gelmesin aklınıza. Uruguay'da hiçbirşeyi olmayan, yardımla geçinen çok sayıda insan da var. Yarışmayı kazanırsam başkent Montevideo'nun önemli ve özel yerlerinin yanında uzak ve ıssız yerlere de gideceğim. Deniz aslanı dediğimiz bu memeli hayvanlar yazın belli dönemlerinde insansız kumsallarda ve kayalıklarda eşleşmek ve üremek için toplanıyorlar. Dişisi emzirme günlerinden sonra yavru fok sütten kesilince günlerce süren avlanma dalışlarına gidiyor. Çokeşli olan erkek kürklü fok balığı ise diğer dişilerden ve hakimiyet kurduğu alandan vazgeçmemek için üreme mevsimi boyunca aç kalıyor. Uruguay'da çok sayıda bulunan bu hayvanlar üreme dışındaki tüm yıl boyunca açık denizlerde orta boy balıklar, mürekkepbalığı ve küçük kabuklularla besleniyorlar, kıyıya uğramıyorlar. Düşmanları ise köpekbalığı, katil balina ve bazen de daha büyük olan deniz aslanları. Kürklerinin kalınlığı nedeniyle özellikle 19. yüzyılda kitleler halinde öldürülen Arctocephalus Australis, bugünkü avlanma yasakları ve insanın pek ulaşamadığı ortamlarda yaşaması sayesinde tehlike altında bir tür değil. Kürklü fok veya yakın akrabası deniz aslanı görebilmek için uzak bir yere gideceğim Uruguay'da. Askeri dönemde siyasi nedenlerle 15 yıl hapis yatan ve 1985'te demokrasiye geri dönüşle çıkan genel afla serbest kalan Jose Mujica, 2009 yılındaki seçimle devlet başkanı seçildi. Başkanlık sarayında değil, eşi Lucia Topolansky'ye ait sade çiftlik evinde birlikte yaşıyorlar. Mujica'nın tek mal varlığı eski model bir \"tosbağa\" Volkswagen; makam arabası, banka hesabı, koruma görevlisi yok. Maaşının %87'sini her ay hayır kurumlarına bağışlıyor. Uruguay Devlet Başkanı Jose Mujica'yı görebilmeyi çok isterim. Hele 10 dakika sohbet edebilsem, yaşamımın en özel anlarından biri olur. Yaşasın Mujica Presidente. Dünyanın en yoksul devlet başkanı, kendini yoksul görmüyor. Uruguay devlet başkanı yaşamında lükse, gereksiz tüketime, banka hesabına, kredi kartına, makam otomobiline yer vermiyor. Uruguay, iki yıllık bir yatırımın sonucunda ilkokul öğrencilerinin tamamına dizüstü bilgisayar dağıtan dünyanın ilk ülkesi oldu. Mümkün olan en yüksek bilgisayar ve internet erişiminin hedeflendiği Plan Ceibal yaklaşımı için 2007 yılında OLPC organizasyonundan 380.000 XO laptop sipariş eden ülke, projeyi okul öncesi ve ortaokul döneminde öğrencileriyle genişletmeyi planlıyor. Her Çocuğa Bir Laptop, hedefi dünyadaki her çocuğun modern eğitime ulaşmasını sağlamak olan ve kar amacı gütmeyen bir organizasyon. Uruguay son olarak lise öğrencilerine 90 bin XO dizüstü bilgisayar sağlama kararı verdi. Bu önemli projeyi daha iyi öğrenip, yetkili biriyle görüşmeye çalışacağım. Üniversite öğrencileri ve gençler tarafından yürütülen, kar amacı gütmeyen sivil toplum örgütü UTPMP, 19 Güney Amerika ülkesinde gecekondu mahallerinde ve kırsalda aşırı yoksul insanlara geçici ve yaşanabilir evler inşa ediyor. Evde yaşayacak aile ve 8-10 öğrencinin 2 günde inşa ettiği bu ahşap evler, kıtanın en yoksul insanlarını soğuktan, yağmurdan, hayvanlardan ve suçtan koruyor. Gönüllüler yoksul insanlara sağlık, ekonomi, mesleki eğitim, hukuk konularında sosyal eğitim programları sunuyor. Uruguay'da bir ev inşasına katılmaya zamanım yok, ama oradaki günlerimden birinde az para harcayıp, artırabildiğim kısmını ertesi gün UTPMP'ye bağışlayacağım. Türkiye'de gösterime giren ilk Uruguay filmi olan, iki kez izlediğim Whisky filminin adı, Uruguay'da insanların fotoğraf çektirirken gülümsemek için \"viski\" demelerinden geliyor; ABD'de \"cheese\" denmesi gibi. Juan Pablo Rebella ile Pablo Stoll'un yönettikleri Whisky, birkaç küçük mekan, üç karakter, az dekor, az diyalog, düşük bütçe ile saf, yalın oyunculuk içeren ve gösterişten uzak bir film. Böyle bir tarz Whisky'yi, psikolojik ve sosyal çatışmaların, karakterlerin vücut hareketleri ve yüz ifadeleri gibi basit ancak etkili anlatım yollarıyla kurulmasını sağlayan, gürültüsüz filmlerden biri haline getiriyor. Birçok uluslararası festivalden ödüller kazandı. Filmin çekildiği Montevideo'da gezerken sevdiğim sahnelerini hatırlayacağım. Asıl adı, aynı zamanda ilk satırı \"Orientales, la Patria o la Tumba!\" olan Uruguay Milli Marşı, 105 ölçü ile en uzun milli marş. Marşın sözlerini, Paraguay Milli Marşını da yazan Francisco Acuna de Figueroa yazdı. Sözler resmi olarak 8 Temmuz 1833 tarihinde milli marş olarak ilan edildi. Müziğini Francisco Jose Debali ve Fernando Quijano besteledi ve milli marş olarak resmen 25 Temmuz 1848 günü kabul edildi. Dünyanın en neşeli melodili ve uzun milli marşı olan Orientales, la Patria o la Tumba, birçoklarına göre dünyanın en güzel milli marşı kabul ediliyor. Buradaki \"yurttaşlar\" sözcüğünün aslı \"Doğulular\" , Uruguay'ın resmi adı olan Republica Oriental del Uruguay ifadesinden geliyor. Uruguay'ın kuruluş ismi böyle, burada kast edilen bütün Uruguaylılar, bu nedenle çevirirken \"yurttaşlar\" demek en yakını olur. İspanyollar bölgeye Banda Oriental derlerdi, oradan kalma. Ya bağımsızlık, ya da şerefimizle ölüm! Yurttaşlar, ya ulusumuz ya mezar, Ya bağımsızlık, ya şerefimizle ölüm!.. Planım yerine gerçekleştirdiğim Uruguay gezisi yazı, fotoğraf ve videolarımı görmek isterseniz burada: URUGUAY. Ülkeyi epey gezip Uruguay hakkında çok yazdım. Tek başıma ve bağımsız bir Uruguay turu yaptım, otellere hiç para vermedim. 1. En az bir konsere gideceğim. 2. Montevideo'nun güvenli olmayan bir mahallesine, oralı bir arkadaşımla gideceğim. 3. Uruguaylıların her gün içtiği, özel bardaklarıyla ve termoslarıyla sokaklarda yanlarında taşıdıkları milli içkileri mate çayından her gün en az bir kez içeceğim. 4. Arctocephalus australis adlı kürklü fok balıklarına 10 metre yaklaşıp fotoğraflarını çekeceğim. 5. Bir devlet hastanesini ziyaret edeceğim. Montevideo'nun evsizlerine hizmet veren hastanesinde çalışan bir doktorla temas kurdum, \"sorun değil, hastaneye benimle gelirsin, üzerine beyaz bir şey uydurursak ameliyata da girersin\" dedi. Kıtanın en refah ülkesi de olsa sonuçta Latin Amerika'ya gidiyorum, sıkı durun! 6. Elektriği, su tesisatı ve yolu olmayan bir köyde bir gün ve gece geçireceğim. 7. \"Candombe\" denen, siyahların davul çaldıkları mahalle etkinliklerinden birine katılacağım. 8. Yapma gözden dişe, antikadan hayvana, kitaptan meyveye kadar her şeyin satıldığı bit pazarına gideceğim. 9. Yağmurda mate içerken torta frita yiyeceğim. Bu Uruguay'da önemli bir ritüel. Yağmur yağmazsa yağmur duası için memleketten destek bekliyeceğim. 10. Uruguay'ın pate adlı ürününden yerken \"bir elimde pate, bir elimde mate, Uruguayımda dünya\" diyerek Orhan Veli'yi Uruguay koşullarında anacağım. 11. Bir üniversiteye gidip öğrencilerle sohbet edeceğim. 12. Montevideo'nun en eski barı olan Los Yuyos'da sadece güçlü kişiliklerin içebildiğini duyduğum \"cana con pitanga\" adlı biberli şekerkamışı içkisinden içeceğim. 13. Her seyahatimden önce yaptığım gibi paketlerce kahve ve kaliteli müzik CD'leri götürüp orada tanıştığım insanlara hediye edeceğim. 14. Evsizlere ahşap prefabrik ev inşa eden üniversite öğrencilerinin yardım kuruluşu UTPMP'ye bağış yapacağım. 15. Dünya çapında gezginlerin yardımlaştığı ve seyahat edenleri konuk ettiği 3 büyük ağdaki aktif üyeliklerim sayesinde tanıştığım ve Uruguay'la ilgili geniş bilgi edinmemi sağlayan Diego, Cecilia, Mario, Silvia, Diana, Maite, Victoria, Marcos, Juan Andres, Guillermo, Gustav, Antonella, Elisa, Julio ve Dario ile özellikle iş saatlerinden sonra, akşamları mümkün olduğunca görüşecek, sohbet edecek, bilgi alacak ve paylaşacağım. Özgür seyahatlerde asıl maceralar yola çıkıldıktan sonra başlar. Bu yarışmayı kazanırsam planladıklarımın tamamına yakınını gerçekleştirmemin yanında bir sürü macera yaşayacak, ilginç insanlarla tanışacak, değişik hikayeler dinleyecek, özel anlar yaşayacağım. Burada küçük bir kısmını gördüğünüz ve yakın süreçte tamamını paylaşacak olduğum, evimdeki ve zihnimdeki dev fotoğraf ve anı arşivime bir ülke daha eklenecek, ufkum biraz daha genişleyecek. Uruguay'a gitmek heyecan verici. İşte size bir Uruguay turu planı. 16 Nisan'da İstanbul'dan Iberia'nın 17:15'teki IB375 numaralı uçuşuyla Madrid'de inip bekledikten sonra yine Iberia uçuşuyla Salı günü yerel saatle 09:40'ta başkent Montevideo'ya varıyorum. Yol boyunca Uruguay bilgilerimi okuyor, notlarımı ve bilgilerimi heyecanla tazeliyorum. Toplam uçuş süresi 22 saat 25 dakika. Gezginlerin yardımlaştığı ağlardan tanıştığım oralı bir üye beni otomobiliyle kent merkezinin 15km doğusundaki Carrasco Uluslararası Havalimanı'ndan almak istedi ama ben otobüsle kendim gitmeyi tercih ediyorum. Kent merkezinde birkaç otel seçtim, yarışmanın sonucu seçilirsem yer ayırtacağım otelime gidip yerleşiyorum. Kısa bir süre dinlendikten sonra başkenti keşfe çıkıyorum. Beni gezdirmek isteyen CS üyesine teşekkür edip, yabancı bir kenti ilk gün tek başıma keşfetmekten her zaman büyük haz duyduğumu söyleyerek bu nazik teklifini kibarca geri çevirdim, sonra görüşmek üzere. Kent dışına yapacağım yolculuktan sonra döndüğümde Montevideo'yu rahatça gezecek kadar gün ayırdığım için acelem yok. Yavaşça, tadarak, koklayarak, hissederek geziyorum bu güzel kenti. Elimde kent haritası, 18 de Julio Bulvarı'nı adımlayarak, fotoğraflar çekiyorum. Bulvarın sonunda Plaza de Independecia'ya varıyorum. Burada eskiden kıtanın en yüksek binası olan Palacio Salvo'nun en üst katına çıkarak fotoğraflar çekiyor, kent haritasının da yardımıyla neyin ne tarafta olduğuna dair \"yön duygusu\" kazanıyorum. Otobüs terminaline gidip ertesi sabah için bilet alıyorum. Yemek vakti. Uruguay etiyle ünlü ve çok et tüketilen bir ülke. Bir parrilla'da \"çivito\" yiyerek Uruguay mutfağını keşfetmeye başlıyorum. Keyifli bir keşif gününün ardından arkadaşlarım Diego, Silvia, Diana, Mario ile haberleşip uygun olanlarla buluşuyor ve Prada semtindeki kişilikli barlarda Uruguay üzerine keyifli sohbetlere dalıyorum. Sabah 10:00'da Tres Cruces adlı terminalden otobüsle yola çıkıyorum. Hedefim okyanus kıyısındaki elektriği ve su şebekesi olmayan balıkçı köyü Cabo Polonio. LonelyPlanet'te bahsedilmemesi benim için daha da heyecan verici. 5 saat sonra yolda bir yerde iniyorum. Cabo Polonio'ya yol yok. Yaz sezonunda traktör-kamyon benzeri, modifiye edilmiş araçlarla sarsıntılı bir yolcuk yapılarak köye gidiliyor, ama Nisan ayı sonbahar olduğu için bu olmayabilir. Varsa araçla, yoksa 7km yürüyerek Cabo Polonio'ya varıyor ve bir pansiyona yerleşiyorum. Cabo Polonio köyünün yakınındaki muhteşem kumsalı dolaşıyor, okyanusa bakarak deniz ürünleri yiyor, köylülerle konuşuyorum. Uruguay'da yaşam keyifli. Cabo Polonio yazın muhteşem kumsalı nedeniyle epey ilgi görüyor. Çok iyi korunan köyde kamp yapmak yasak, yapmaya kalkan olursa görevliler hemen çadırı alıyor. Akşam hava kararmaya yaklaşınca kayalıklara gidip denizden görünmeyecek bir şekilde saklanarak Arctocephalus Australis ailesinden kürklü fok veya deniz aslanlarının kıyıya gelmelerini umuyorum. Saatlerce bekleyebilirim, gecemi buna ayırdım. Cabo Polonio'ya zorlukla gittim ve kaldım, burada yazdım: Cabo Polonio'nun Soğuk ve Zorlu Yolu. Ertesi gün köyden umarım dev tekerlekli kamyonla, ya da 7km yürüyerek yola varıyor ve güneye doğru giden bir otobüs bularak La Paloma veya Rocha'ya, oradan da Punta del Este'ye gidiyorum. Yer varsa Residencial 32 Hotel'e, yoksa başka birine yerleşerek La Fonda del Pesca'da güzel bir yemek yiyorum. Punta del Este yakınlarındaki Punta Ballena'da bulunan Casapueblo görülmeye değer. Uruguaylı ressam ve heykeltraş Carlos Paez Vilaro bu yapıyı kendi elleriyle 36 yılda yarattı. Bu dev heykelin içinde kendi evi, atölyesi, sanat galerisi ve bir müze var. Akşam Gustav ile buluşup en sevdiği mekanlarda Punta del Este, buradaki yaşamı ve seyahatlerle ilgili sohbet ediyoruz. Montevideo'ya gidip otelime yerleşiyorum. Uruguay'ın okuduğum geçmişini daha iyi öğrenmek için Ulusal Tarih Müzesi'ni ziyaret ediyorum. Çok sayıda lokantanın bulunduğu Mercado del Puerto'ya gidip Milanesa yiyorum. Yemeğin ayrıntılarını yedikten sonra yazacağım. Akşam üzeri ressam Victoria ve sanatçı arkadaşlarının atölyesine gidip sohbet etmek ve projeleri hakkında konuşmak istiyorum. Onlar için yapabileceğim bir şey olup olmadığını soracak, ilginç projelerini Türkiye'de tanıtmak isterlerse yardım edeceğim. Akşam sanatçı arkadaşlarımla ve/veya Diego ile Fun Fun Bar'a gitmek niyetindeyim. Sadece burada bulunan ve tarifi sır gibi saklanan, tadı kuru üzüme benzeyen Uvita adlı içkiyi tadarak Uruguay sohbetleri keyifli olacak. 21 Nisan Cumartesi Arkadaşım Diego bakalım bugün beni Uruguay Parlamentosu'na sokmayı başarabilecek mi? Kendisi gazeteci olduğu için girebiliyor, bana da bir şeyler uydurmaya çalışacağını söyledi. Güney Amerika kıtasının ilk parlamentosu olması bakımından önemli. Diego ile bugün veya doktorun çalışma programına bağlı olarak başka bir gün, evsizlere ve yoksullara hizmet veren devlet hastanesine gidip doktor arkadaşla konuşmayı ve hastaneyi incelemeyi deneyeceğiz. Montevideo'nun eski kısmı Ciudad Vieja'daki sokakları dolaşmak, fotoğraflar çekmek hoş olacak. Empanada adlı börek 23 çeşit malzemeden yapılabiliyor. En yaygın çeşitleri jambonlu-peynirli ve kıymalı olanlar. Bugün eski kent Ciudad Vieja'yı gezerken kıymalısı iyi gider. 20-21-22 Nisan günlerinden hangisinde bilet bulabilirsem Arjantin asıllı Uruguaylı ünlü balet Julio Bocca'nın yönettiği baleyi Auditorio Nacional'de izleyeceğim. Bu akşam baleye gidemezsem yine çok ilginç bir seçeneğim var. Barro Negro adlı 20 yıldır oynanan bir tiyatro. Akşam bir otobüse biniliyor ve kent dolaşılıyor. Bazı oyuncular hemen oynamaya başlarken, bazıları yolculuğun değişik kısımlarında oynamaya başlayana dek izleyici sanılıyor. Son derece ilginç! Otobüs tiyatrosundan sonra arkadaşlarımla eğlenceli bir gece beni bekliyor olacak; Cumartesi, parti zamanı! 22 Nisan Pazar Bugün mutlaka La Feria Tristan Narvaja adlı bit pazarına gideceğim. Aklınıza gelebilecek her şeyin satıldığı bu kocaman pazardan ilginç bir şeyler çıkaracağıma eminim. Pazardan sonra sahilde yürüyüş yapıp yemek yiyeceğim. Tatil gününü Montevideolu arkadaşlarımla geçireceğim. Akşam üzeri Montevideo Kalesi'ne arkadaşlarımla gidip gün batımını izlemek niyetindeyim. Güvenlik açısından yalnız gitmemem öğütleniyor zira. Akşama şahane bir planım var. Uruguay'ın Afrika kökenli azınlığının kültürünün bir parçası olan \"candombe\" adlı davullarla çalınan müziği ve dansı her Pazar akşamı Palermo mahallesinin sokaklarında oluyor. Kaçırmayacağım. Candombe yapan ritimci grup doğal bir şekilde plansız dolanıyor, doğaçlama olarak caddelerde bir rota izliyor, nereye gitmek isterlerse buna hakları var ve sürücüler onlara saygı gösterip duruyor. Konut ağırlıklı sokaklarda şikayet etmek şöyle dursun, mahalleli sokağa çıkıp dans ediyor. Ne güzel bir gelenek! Mutlaka katılmak istiyorum, lütfen aşağıdaki görüntüyü izleyin. Kendi çektiğim candombe dansı görüntülerim ise burada. 1. Kente 1 saat uzaklıktaki Salinas'a gidip burada tekne tamirciliği yapan Elisa'yı işyerinde ziyaret edip görüntülemek. Tekne tamir eden bir kadın görmek, küçük kasabasını tanımak ilginç olur. 2. Bağlantı kurduğum kişilerden biriyle okuduğu/çalıştığı üniversiteye gidip Uruguay'da eğitim, \"her öğrenciye bir bilgisayar\" projesinin başarısı ve çeşitli konularda konuşmak. 3. Bir buçuk saat uzaklıktaki Atlantida'ya gidip kartal kafası şeklindeki tuhaf binayı görmek. \"Kartal Evi\" adlı bu yapı hakkında çeşitli rivayetler var. Kaçakçı barınağı, Nazi gözetleme yeri, kozmik enerji merkezi gibi efsaneler anlatılıyor. Büyülü güçlere sahip olduğuna inanılan bu garip yapının aslını astarını araştırmak ilginç olur. 4. Uruguay bir futbol ülkesi olduğuna göre ünlü Estadio Centenario stadyumuna gidebilirim. 1930 yılında, Uruguay'ın ilk anayasasının yüzüncü yılına ithafen inşa edilen stadyumda 1930 FIFA World Cup şampiyonu Uruguay oldu. FIFA burayı resmi olarak Wembley, Maracana, San Siro, Estadio Azteca ve Santiago Bernabeu ile birlikte dünyanın altı klasik ve özel stadyumundan biri olarak kabul ediyor. Futbola ilgim sıfır olduğu için bir Uruguay maçı izlemeye niyetim yok. Son akşamımı Montevideo'da tanıştığım arkadaşlarımla gezip sohbet ederek, birçoğunu Türkiye'ye davet ederek, keyifle geçireceğim. 24 Nisan Salı 13:40'ta Montevideo'dan Iberia ile yine Madrid aktarmalı uzun bir uçuştan sonra Çarşamba 16:20'de İstanbul'a varış. Anılarım, maceralarım, öğrendiklerim, tattıklarım, şaşırdıklarımla beraber. Çok güzel bir gezi yazısı olmuş, yarışmada başarılar dilerim. Çok teşekkür ederim, beğenmene sevindim. Mujica sıradışı bir devlet başkanı, bence herkes bilmeli. Paylaşımını Facebook'ta görmek isterim. Hayallerin gerçeğe dönüşmesi ne güzel. Tebrik ederim. Teşekkürler Fatih. Yazdıklarımın meraklı insanlarca okunması da güzel bir duygu. İlginize teşekkür ederim. Geçtiğimiz yaz Uruguay'daydım, yazılarım sitemde zaten, okursanız ülkeyi daha iyi tanıyabilirsiniz. İstanbulda bir gün Güney Amerika sunumu yapacak olursanız katılmak isteriz. Sunum yapmayı düşünmemiştim ama öneri gelirse yaparım. Haberdar olmak için beni Facebook sayfamdan takip edebilirsiniz. Uruguay'a gitmek en büyük hayalim. Sayenizde Uruguay hakkında çok bilgilendim. Yazınız bu ülkeye gitmek konusundaki isteğimi daha da alevlendirdi. Emeğinize teşekkür ediyorum. Bu güzel bilgiler için çok tşk. Ben sizden böyle bir gezinin yaklaşık 3 ay kadar sürecek bir gezinin maliyeti hakkında bilgi almak isterim. Ayrıca bu üç ayın sonunda bu ülkeye de yerleşmeyi ve yaşamayı düşünüyorum. 2 kızım ve eşim ile beraber. Tavsiyeniz nedir. Teşekkürler. Uruguay'a ilgi duymanıza sevindim. Uruguay ucuz bir ülke diyemem, fiyatlar Türkiye'nin altında ama çok farklı değil. 4 kişilik bir ailenin 3 ay seyahat etmesi bence en az 30.000 TL olmak üzere muhtemelen daha da fazlasına mal olur. Yerleşmek konusunda pek bir şey söyleyemem, o konuda bir planım olmadı. Böyle yazıları okuyup görselleri gördükçe insanın Türkiyeye dönesi gelmiyor. İnsanın tutkularının peşinden gitmesi, böyle kimsenin rağbet etmediği, bakir güzelliklere sahip yerleri bulup seçmek ise tam anlamıyla bu işin doğasını yaşamaya eş değer. Yazımda Uruguay ekonomisinin Şili ekonomisinden büyük olduğuna dair bir ifade yok zaten. Bilet dahil 6.000 TL'ye mal olur. Benim 1 aylık Latin Amerika gezim bilet hariç 4.100 TL tuttu ama otelde kalmadım. Seyahatimin planı ve maliyetiyle ilgili yazımı okumanızı öneririm. Daha önce hiç tanımadığımız güzel ülke! Pek yakında çalışmaya başlayıp hayalini gerçekleştirmeni umarım İnci. 🙂 Uruguay şahanedir. Merhaba. Uruguay'da Silahli Soygun baslikli yazim var. Halilcan kardes bence vazgec bu sevdadan. izlenimleriniz harika, ben vatandaşlık başvurusu için neler yapmalıyım, Ayrıca 10 gün gidip gezmek istiyorum. Ulaşım detayları hakkında bilgiler rica ediyorum, Merhaba. Uzun bir süre Makedonya ve Balkanlarla ilgili yorunlar yaptıktan sonra dayanamayıp buraya da el atayım dedim. Güney Amerika'da daha çok iş için Brezilya, Arjantin, Uruguay ve Şili'de bulundum. Bunların içinde açık ara en az zevk aldığım yer Uruguay'dır. Kırsal kesim ya da Cabo Polonio, Piriapolis, Colonia del Sacramento gibi yerler ayrı tabii ancak ayılıp bayılacağınız bir yer değil Uruguay. Yaklaşık bir buçuk ay sonra iş için yine gideceğim ama heyecan vermiyor bu ülke bana. Doğrudur; süper modern bir yönetimi, alışmadığımız derecede ahlaklı politikacıları, dürüst insanları ile ilk anda çok çekici gelir ancak göç edip yaşama hayalleri kuranlar için zordur. Amerikalı emeklilerin yeni cennetidir. Genç nüfusu çevre ülkelere kaçmaktadır çünkü iş imkanları azdır. Yanıbaşında sayılabilecek Brezilya'nın halkı ne kadar sıcakkanlı ise Uruguaylılar o kadar soğuktur. Minicik ülkede güvenlik sorunları Brezilya'dan büyüktür. Cinayetler nüfusa göre yüksektir. Bakkallar, marketler demir kafeslerle örülüdür. Çalışmak için İspanyolca gerekli mi diye soruluyor. Bırakın çalışmayı, yolda yürümek için bile gereklidir. Güney Amerika bir Meksika gibi değildir. İspanyolca bilmeden kaybolur gidersiniz. Hatta Taksim Cervantes Enstitüsü gibi bir yerde İspanyol İspanyolcası öğrenmişseniz daha hava alanında bunlar hangi dilde konuşuyor demeye başlarsınız. Özellikle Arjantin'de ve Uruguay'da bambaşka bir İspanyolca konuşulur. Unutmadan Halilcan arkadaşa bir not: Dediklerini yapıp yazabilirim ama 15-16 yaşında bu neyin sevdası? Kız engellemiş seni defalarca be çocuğum. Benim çocuğum senden bir yaş küçük. Nasıl ikna edelim seni? Onlar çok farklıdır mı desem? Farklıdırlar tabii, hem de çok. Dil bilmeden, kültürünü bilmeden ne yapacaksın? İmkansız değil, imkansız ötesi. Önce dil öğren; te amo / te quiero ile bu kadar oluyor. Internet elinin altında, yaşın geç. Bugün başla İspanyolca öğrenmeye. Daha ne Biancalar var bu dünyada. Eğitimini tamamla; kendini yetiştir. Kendine saygın büyüsün, güvenin artsın ki insanlar sana daha fazla saygı göstersin. Uruguay Devlet Başkanı Mujica yeni bir insan türünün temsilcisi. Değerini bilenler olarak unutmayacağız. Uruguay kıtanın en gelişmiş ülkelerinden birisi. İlginize teşekkürler. Merhaba. Vatandaşlık bilgileri ve ev fiyatları diğer Uruguay yazılarımda var. Geçen sene Brezilya ve Arjantin yazınızı okuduktan sonra bu iki ülkeyi gezmiştim. Keşke Uruguay yazınızı da okusaydım, Brezilya ve Arjantin arasında kalan bir yer Uruguay. Paylaşımınız için teşekkürler. Uruguay'a gitmemenize üzüldüm. Özel bir ülke. Ben de okuduğunuz için teşekkür ederim. Bu yazın Amsterdam programı yapıyorum. Artık Uruguay nasipse 3-4 sene sonra ancak. Uruguay bence mutlaka görülmesi gereken bir ülke. Yolunuz açık olsun. Harika bir tasvir becerin var. Ifadelerin doğal, samimi, candan! Agzina saglik. Yalniz bir gezgine sorulmamasi gerekenler listesini de hazirlama vaktin gelmiş. Müstakil ev fiyati nedir yahu? Cok sesli guldum 🙂 Sevgiler guzel insan.. Çoook teşekkürler, yorumunla günüm şenlendi Pınar. Uruguay'da en önemli şey müstakil bir ev tabi, gerisi kendiliğinden gelir. 🙂 Kucak dolusu sevgiler iyi can. Mrblar çok güzel olmuş bende çek etkilendim eğer gitmek istiyorsanız size sponsor olabilirim ben de çok etkilendim hatta isterseniz birlikte bu seyahati gerçekleştirebiliriz sizinle tanışmak ta isterim. ciddi ciddi oraya yerleşmek istiyorum. ne yapabilirim. belli bir iş seviyem var uzmanlık alanında brovem var. Uruguay sayfamdaki son yazımda yerleşmekle ilgili bilgileri yazdım Fatma Hanım. İş kurma konusunda bilgim yok maalesef. İyi şanslar. Merhaba. Bilmiyorum. Sağlık Bakanlığına yazıp bilgi almayı deneyebilirsiniz: Uruguay Ministerio de Salud. Siz şu anda uruguay damı yaşıyorsunuz. geldiğimde sizi tanımak isterim. Yabancı bir ülkeye gidildiğinde şahsım adına konuşuyorum aklı başında insanlar ile tanışmak paylaşımlarda bulunmak ayrı bir zevk. Hangi şehirden bahsettiler acaba, başkent Montevideo mu? Dünyanın en sıkıcı şehirleri arasında olmadığına garanti veririm. Alper Bey Merhaba; ara ara buralardan gitme isteği ile araştırma yapıyorum fakat şartlar uygun olmuyordu 12 yaşında bir oğlum var dil bilmiyorum hani çokta param yok yaşım da 47 hal böyle olunca bu gitmeler heves olarak kalıyor:( ama bu aralar yine nüksetti gitme arzusu önce başka bir şehre sonra ülke ye ve bu yazınız bana ilham verdi sanki biz de gidebiliriz gibi geldi ama benim oğlum henüz 12 yaşında uruguay bizim için ne kadar uygun olur ve orda türkler var mı teşekkürler.. Merhaba. Uruguay doğası, şeffaflığı ve özgürlükleriyle Türkiye'den epey ileri bir ülke ama başka bir ülkeye yerleşmek zor iş. İspanyolca öğrenmeniz gerek. Çocuğunuzun eğitimi var. Pek ucuz bir ülke olduğu söylenemez. Uruguay'da yaşayan Türk sayısı az. Merhaba Alper Bey; Öncelikle paylaşımlarınız için çok teşekkür ederiz. Nisan ayında Eşimle birlikte Uruguay'a gitmeyi planlıyoruz. Iberia ile seyahat ettiğinizi okuduk ancak bilet fiyatları oldukça yüksek. Acaba Brezilya vs. inişli bir yolculuktan sonra Montevideo'ya ulaşımda problem yaşar mıyız bilgilendirirseniz seviniriz. Merhaba. Hayatimda Iberia Hava Yolu ile hic ucmadim. Brezilya`sayfasindaki ilk yazimda var. Brezilya Porto Alegre`den Uruguaya otobusle gittim, o da son Brezilya yazimda var. Merhaba, öncelikle sizi tebrik ederim gercekten cok guzel bir yazi... Emeginize saglik. Uruguay'a yerlesmek konusunda, orada ücreti karsiligi bize rehberlik edecek birinin telefon ve e-mail adresine ulasmak istiyorum. Yardimci olabilirseniz cok sevinirim. Tesekkurler. Uruguay askeri darbe döneminde hapis yatmış diyerek sempatik hale soktuğunuz Uruguay devlet başkanı tupamaro terör örgütü üyeliğinden yattı. Askeri darbeden önce İsviçre ile kıyaslanan bir ülke olan Uruguay o dönem bu başkanında üye olduğu terör örgütünün iktidar olma hırsı ile saldırılar ve soygunlarla yüz yüze geldi. Durdurulamayan saldırılar yüzünden kıtanın tek demokratik ülkesi olan Uruguay'da güvenlik tedbirleri sıklaştırıldı ve darbe oldu. Darbeye zemin hazırlayan başkan ülkesini senelerce diktatörlükle yönetilmesine zemin hazırladı. Tabi yaşlanınca dede, tontiş, fakir başkan, sıfatları ile insanlara sempatik görünmeye başladı. Merhaba ben emekliyim Urfa'ya yerleşmek istiyom ne yapmam lazım beni misafir edecek arkadaşlar var mı 05344418094 bu numaradan bana ulaşın."} {"url": "https://celebialper.com/hirvatistan-adriyatikin-incisi/", "text": "Karadağ'dan birkaç araç değiştirerek Hırvatistan'ın en güzel kenti Dubrovnik'e geldim. Yugoslavya'dan kopan küçük ülkelerin en güzeli kabul ediliyor, tüm dünyadan turist çekiyor. Eski kenti Yugoslavya Savaşı'nda zarar görse de ustaca onarılmış. Dubrovnik'i görmeden bir Hırvatistan gezisi eksik kalır. İşte bu güzel ülkeden gezilecek yerler, kısa gezi notları içeren bir blog tatil yazısı. Dubrovnik'te gezilecek yerler arasında bulunan aşağıdaki 16. yüzyıldan kalma Sponzo Sarayı bugün Devlet Arşivi. Dubrovnik hem önemli bir liman hem de tatil merkezi. Kentin en önemli gelir kaynağı turizm olup, bugün 45 otel bulunuyor. Dubrovnik Hırvatistan turizminin merkezi ve Akdeniz'in en güzel tatil yerlerinden biri. Ticaretten gelen gücüyle yüzlerce yıl Osmanlı ve Venedik'e rağmen bağımsızlığını korudu. On dokuzuncu yüzyılda ünlüler tarafından keşfedildi. Goerge Bernard Shaw şöyle der: \"Dünyada cenneti arayanlar Dubrovnik'e gelmelidirler.\" Tüm Avrupa ve Amerika'dan asiller, başkanlar, diplomatlar ve sanatçılar bu kenti beğendiler. Papa II. John Paul de burayı çok severdi ve fahri vatandaşlık almıştı. Avrupa Birliği'ne giren ülkeye artık vize gerekse de bir Dubrovnik gezisi yapmaya değer. Dubrovnik'te tanıştığım bir Hırvat çift ile oranın en iyi balık lokantasında şahane bir yemek yedim. Mürekkep balıklı siyah pilav, koca bir tencere midye, salata, şarap, kişi başına 10 Avro. Fiyatları Türkiye'den düşük olan Hırvatistan'a turlarla gidebileceğiniz gibi, bağımsız da rahatlıkla gezebilirsiniz. Tatil için güzel bir ülke olan Hırvatistan'ın, para birimi Kuna. 1 TL = 1.65 Kuna ve 1 EUR = 7,5 Kuna ediyor. Dubrovnik etkileyici bir mimariye ve heykellere sahip; güzel kiliseler, manastırlar, müzeler, çeşmeler ve taş sokaklar var. Çevresindeki Elaphiti Adaları, Covtat kasabası, Konavle Vadisi, Mljet Adası, Korcula Adası, Ston ve Peljesac Yarımadaları görülecek yerler arasında. Ben Hırvatistan'a Makedonya, Arnavutluk, Karadağ, Bosna-Hersek ve Sırbistan şeklindeki Batı Balkanlar gezim sırasında gittim. Türkiye'den tatil için gözde bir ülke, Dubrovnik de ülkenin göz bebeği. Hırvatistana tekrar giderseniz, Plitvice Milli Parkı, Sibenik çevresindeki plajlar, Zadar, Split şehirleri ve Brac adasını da öneririm. Dubrovnik'e ben de gittim, çok güzel. Hala pahalı olmaması büyük avantaj. Dubrovnik ortaçağ kenti gibi, geçen yaz çok beğendim. Dubrovnike 3 gunlugune gitmistim. TC pasaportunu gorunce bir haller oldu adamlara. 5 saatte de sehri goruyorsunuz zaten. Bir daha asla gitmem. Dubrovnik gercekten muazzam bir sehir, bilgiler ve resimler icin tesekkurler.. Ben de ilginize teşekkür ederim Kubilay Bey. Hırvatistan güzel bir ülke. Az önce yazdığım Mostar yorumundan devam... Hırvatistan'da deniz tatili yapacak 1 haftamız var ama hem ekonomik hem de sakin bir yerler olsun istiyoruz. Cres, Solta, Hvar, Brac, Krk, Solta adalarını yazmışsınız. Bunların arasında böyle bir yer var mı önereceğiniz? Ya da kıyı kentleri de olabilir. Çok teşekkürler güzel yazılar için. Hırvatistan'da denize girmek ve kumsal tatili yapmak için Cres, Solta, Hvar, Brac, Krk, Solta adalarının hepsi güzel. Vis Adası'ndaki Stiniva Beach iki kayalık uçurum arasında, genelde sakin bir kumsal. Kıyı kasabası Opatija yakınlarındaki Moscenicka Draga adlı minik kasabanın kumsalı da hoş. Split ile Makarska arasındaki Brela Beach 6 kilometrelik güzel bir kumsaldır, incir ve zeytin ağaçlarının olduğu, genelde çiftlerin tercih ettiği ünlü bir plaj, sakin olduğu söylenemez. Hırvatistan'ın en büyük adası Krk kumsalları yazın kalabalık olur ama adayı dolaşırsanız boş ve saklı minik körfezler keşfedebilirsiniz. Konavle'deki Pasjaca Beach saklı konumu ve sakinliği nedeniyle Hırvatların tercih ettikleri bir kumsal. Lokrum'daki Dubrovnik Sea Cave mağara kumsalı kalabalıkl olmaz ve Betina Mağarası'nı keşfetmek harika olur. Lopud Adası Sunj Kumsalı sakindir. Cres Adası'ndaki Mali Bok Beach kalabalıktan, kafe ve barlardan uzak, sakin bir kumsal. Bunları aratıp birini seçmenizi öneririm. İyi tatiller. Ben teşekkür ederim. burdanda yazayim ne olur ne olmaz cunku cok merak ediyorum 🙂 merhabalar bir sorum olacakti, ben suanda bukresteyim buraya erasmus staj hareketiyle geldim ve agustos ayinda iki haftalik bir tatilim olacak. hirvatistana gitmeyi cok istiyorum ama buyuk bir ihtimalle sizin yaptiginiz gibi karadag uzerinden girmeyi planliyorum hem karadag da gorulmeye deger 🙂 ama schengen vizem yok yani sadece romanya vizem var. acaba yinede dubrovnik e gecebilirmiyim? mail yoluyla donerseniz sevinirim. Hayır. Hırvatistan Schengen ülkesi değil, ancak çok girişli ve süresi bitmemiş Schengen vizeniz varsa Hırvatistan'a ayrıca vize almadan giriş yapabilirsiniz. Onun dışında Hırvatistan vizesi almanız gerekiyor. İyi yolculuklar. Merhaba Funda. Tam tarihi limanda, Lokanda Peskarija. Fiyatlar bence kesin yükselmiştir ama çok pahalı olacağını sanmıyorum. Kıyı şeridinde Dubrovnik'e göre daha ekonomik olan yer olarak neresini önerirsiniz? Fiyatlar 2014-2015'e göre epey yükselmiş sanırım. 10 haziranda 2-3 gün Saraybosna'da kaldıktan sonra buraya geçeceğiz. Yorumlarınız için şimdiden çok teşekkürler. Hırvatistan Avrupa Birliği'ne girdikten sonra pahalılaştı, Dubrovnik de en turistik şehri. Aynı tadı ve güzelliği Karadağ'ın Budva ve Kotor kentlerinde daha ucuza yaşayabilirsiniz. Rica ederim."} {"url": "https://celebialper.com/hollywood-gezisi/", "text": "Hollywood Amerika Birleşik Devletleri'nin Kaliforniya eyaletindeki Los Angeles kentinin kuzeybatısında yer alan bir bölge. Gezmek için gitmeye niyetim olmasa da sinema ve televizyon teknolojileri alanında yazdıklarım nedeniyle bir Hollywood firmasının davetini kıramayıp 2 kez gittim. Gitmemde uçak, otel ve yemek masraflarımı karşılıyor olmalarının bir etkisi yok tabii, tamamen teknik. İlim ve fen uğruna hazır gitmişken film izlemeden, havasını solumadan, Hollywood gezisi yapmadan dönmeyeyim dedim. Dönüşte de gezilecek yerler, tarihi bilgiler, oyuncular, ünlüler yolu, Universal Studios, filmler, sinemalar hakkında bilgi ve gezi rehberi yazdım. Bölge aslında 1903'te ayrı bir kent olarak kuruldu ama 1930'daki oylama sonucu Los Angeles kentine katıldı. Hemen ardından sinema endüstrisi kuruldu ve hızla gelişti. 1920'lerde film endüstrisinin merkezi haline geldi. II. Dünya Savaşı'nın ardından önemli film stüdyolarının başka yerlere taşınmasıyla büyüsü biraz söndü. 1980'lerde Hollywood, Los Angeles kentinin en kötü semti olarak kabul ediliyordu. Doksanlı yıllarda yeniden eski parıltısına kavuştu ve bugün hala bölgenin en canlı yerlerinden birisi. Bugün bölgenin merkezindeki en ünlü stüdyo Paramount. Birçok yapım ve yayın tesisi de merkezde. Diğer ünlü stüdyolar başta Burbank olmak üzere çevreye yayılmış durumda. En ünlü stüdyo gezisi için Universal Studios önerilebilir. 1940 ve 50'lerde HUAC tüm bölgede ve sektörde yaptığı araştırmalarla, Amerikan Komünist Partisi ile ilişkisi olduğundan şüphelenilen senaryo yazarları, oyuncular, yönetmenler, müzisyenler ve diğer eğlence sektörü çalışanlarından oluşan ünlü Hollywood Kara Listesi adlı raporu oluşturdu. HUAC yüzlerce şüpheli komünistten ifade verip itiraf etmelerini veya aksini kanıtlamalarını istedi. Kara Liste'deki sanatçılar arasında Elia Kazan, Pete Seeger, Bertolt Brecht, Arthur Miller, John Garfield, Betty Garrett, Lee Grant, Dorothy Parker, Paul Robeson, Orson Welles gibi tanıdıklarımız da var. Ünlü Hollywood Onu olarak adlandırılan on sanatçı suç işlemediklerini söyleyerek ifade vermeyi reddettiler ve tutuklandılar. 1952'ye gelindiğinde Hollywood Kara Listesi üç yüzden fazla sanatçının işinden olmasına neden olmuştu. Liste 1960'a kadar Hollywood oyuncuları için terör estirmeye devam etti. İstanbul'daki arkadaşım Ceren'in ABD'li arkadaşı Ellen sağ olsun öğle paydosunda arabayla gelip beni Burbank'ta kaldığım otelden aldı, evine gidip çantamı bıraktık, biraz sonra çıktık, beni merkezi bir yerde bıraktı, akşam üzeri beşte evde buluşmak üzere ayrıldık. Elimde kent haritasıyla, tamamen yürüyerek keyifli bir Hollywood gezisi yaptım. Gece onda kaldım. Ellen Nazım Hikmet okuyor ve seviyor. İlk Nazım kitabını ona annesi hediye etmiş. Kapitalizmin merkezinde Nazım'ı görmek heyecan verici. Hollywood'da ünlülere rastlama olasılığı düşük, çünkü pek sokağa çıkmıyorlar. Bu konuda inatçıysanız şık caddelerde sabırla dolaşmanız ve Beverly Hills, Sunset Plaza ve Malibu'daki pahalı restoranlara sık gitmeniz gerekiyor. Ünlülerin nerelerde yaşadıklarını görmek için bu amaca yönelik turlar, ve 10 dolara satılan bir \"yıldız haritası\" var. Akşam üzeri yine yürüyerek eve döndüğümde Ellen ve Japon erkek arkadaşı Toyo'ya yürüdüğüm yerleri haritada gösterince ne kadar çok yürüdüğüme şaşırdılar; Amerikan yaşam tarzında yürümenin pek yeri yok. Biraz sohbet edip arabayla yemeğe çıktık, bir Japon lokantasına gittik, fiyatlar makul. Hollywood'da gezilecek yerler için Hollywood CityPASS uygun bir fiyata ilk kullanımından itibaren 9 gün içinde 4 ünlü yere giriş sağlıyor. Bunlar arasında Red Line Behind-the-Scences Tour; Starline Tours of Hollywood; Madame Tussauds ve 30 dakikalık rehberli Kodak THEATRE turu veya Hollywood Museum'a rehberli tur arasında seçenek var. Melrose Bulvarı adlı alışveriş, yemek ve eğlence caddesi Santa Monica Bulvarı'ndan başlayıp Lucille Bulvarı'na kadar uzanıyor. En ünlü yeri, arkadaşım Ellen'ın yaşadığı Melrose District. Melrose'da tek başıma dolaşırken bir dükkandan beğendiğim indirimli bir mont ve kısa kollu gömlek, başka bir dükkandan sırf ucuz diye bir çift bot aldım. Satıcılarla epey sohbet ettim. Paramount Pictures da burada. Melrose'un ünlü olduğunu bilmiyordum, Türkiye'ye dönünce bahsederken öğrendim. Amerika Birleşik Devletleri dünyada yaşam kalitesi en yüksek ülkeler arasında yer alıyor. 2800 East Observatory Road. Uzay ve bilimle ilgili eser ve gösterimler var. Dışından güzel bir Los Angeles manzarası izlenebilir. 1927'de açılan, dünyanın en ünlü sineması. Eskiden Oscar törenleri burada yapılıyordu. Bugün birçok filmin ilk gösterimi burada izleniyor. 1926'da açılan ünlü sinema salonunda Disney filmlerinin ilk gösterimleri yapılıyor. 1922 yapımı sinemada klasik filmler gösteriliyor. Buranın Griffith Park, Lee Tepesi'ndeki ünlü sembolü, merkezden en iyi Highland alışveriş merkezinden görülüyor. Ellen beni arabayla tepeye epey yakın bir yere kadar götürdü. 2000 N Fuller Avenue. Bir kanyon etrafında yollar olan, büyük bir park. Köpek gezdirme ve yoga alanları bulunuyor. Tepeden Los Angeles manzarası, bulutsuz günlerde karlı dağlar ve Pasifik Okyanusu görülebiliyor. Sabah yürüyüşü yapan ünlüler oluyor. Wax Museum. 180 ünlünün heykeli olan müzenin ücreti 16 dolar. 6360 West Sunset Bulvarı. Küre şeklindeki sinemanın akustiği mükemmel, ve çok geniş bir ekranı var. Ünlüler de film izlemeye geliyor. 15-20 dolar. 1416 N. La Brea Avenue. Charlie Chaplin klasik filmlerinin çoğunu burada çekti. Bugün Jim Henson şirketine ait ve bu adı taşıyor. 1738 North Las Palmas Avenue. Julia Roberts ve Richard Gere'in oynadığı ünlü Pretty Woman filminin final sahnesinin burada çekilmesiyle ünlü. Ünlü bulvardaki acayip, sıra dışı ve inanılmaz şeylerin müzesi. İllüzyonlar da var. Yıllık Academy Awards Oscar ödül töreni gibi birçok canlı gösteri yapılıyor. 2301 North Highland Avenue. ABD'nin en ünlü açık hava tiyatrosunnda Los Angeles Filarmoni Orkestrası ve diğer konserler veriliyor. Gidiş-dönüş otobüsün fiyatı 5 dolar. Ünlü yıldızların yaşadığı semtten çok iyi bir Los Angeles manzarası görülüyor. Hollywood Bulvarı ve Vine Caddesi'ndeki kaldırımlarda ünlü radyo, sinema ve televizyon sanatçılarının adlarının yazılı olduğu yıldızlar var. Ünlüler Yolu veya Ünlüler Kaldırımı denen burası, dünyanın en bilinen yerlerinden biri. Bu yıldızı benim için boş bırakmışlar sağ olsunlar, ısrar üzerine kabul ettim. Davetli olduğum teknik etkinlik kapsamında bizi bir akşam sinemaya götürdüler. Yüksek teknolojili bir film, tipik Amerikan yapımı. Irak İşgalinde ABD askerleri birer melek, Iraklılar ise sinek kadar kolay ölen pis insanlar. Amerikan sinemasını, Hollywood filmlerini birkaç istisna yönetmen dışında sevmiyorum. Sevdiğim filmlerden bazılarını SİNEMA sayfamda görebilirsiniz. Sinemanın girişinde bize patlamış mısır ikram ettiler. Önümdeki kişiye verilen çok büyüktü, o kadarını yiyemeyeceğimi söyleyerek küçük istedim. O zaten küçüğüymüş. Orta boyu gösterdi, bir mutfak çöp kutusu kadar; büyüğünü gösterdi, yangın kovası kadar. Küçüğünü aldım ben. Filmi izlerken yanımda bizim gruptan olmayan bir kadın oturuyordu, büyük boyunu tek başına yedi! Hollywood Gezisi yazımın yanı sıra Los Angeles yazımı da okuyabilirsiniz. Ah bide ben gidebilsem bi görsem oraları 🙂 O kadar çok istiyorum ki ama gel gelelim imkan yok. Teşekkür ederim, okumanıza ve beğenmenize sevindim. Çok güzel bir yazı olmuş teşekkürler. Hollywood gezisi için pratik bilgiler, teşekkürler. Kapitalizmin öldürücü çarklarını ve emperyalizmin bombalarını parlatma görevini tastamam yerine getiren Hollywood sinemasına karşı olumsuz yargılarım olduğu gerçeğini ifade etme ihtiyacı duyuyorum. ABD'nin Ortadoğu'ya 'Barış, Özgürlük, Adalet ve Demokrasi götürüyoruz' ilkesiyle bu coğrafyanın sömürdüğü, semirdiği, katlettiği sahnelerini beyaz perdede görmekten nefret ediyorum. Irak'ta, Afganistan'da, Vietnam'da Amerikan askerlerinin sözde erdemlerini, insani hassasiyetlerini dünyaca isim yapmış oyuncularla köleleştirdiği ülkelerdeki insanlara izlettirebilme ve kendine hayran ettirebilme başarısının tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Bununla birlikte kadın bedenini cinsel nesne haline getirip cinselliği kirli, medeni bir potanın içinde eriten; sırtını reklamların boyalı aldatıcılığına veren Amerikan sinemasının ürettiği filmleri yapay ve insan doğasına uzak buluyorum. Elbette bu çizginin dışında tuttuğum filmler olduğunu da belirtmek istiyorum. Hollywood sineması hakkında görüşlerimiz aynı Ayça Hanım. ben de çoğunlukla Asya ve Avrupa bağımsız sanat filmleri izliyorum. ABD'den iyi film çok az çıkıyor."} {"url": "https://celebialper.com/iguacu-sao-paulo-new-york-yolculugu/", "text": "Latin Amerika seyahatimin sonuna geliyorum. Önceki yazımda anlattığım muazzam Iguazu Şelaleleri'ni gezdikten sonra Foz do Iguaçu kentinden seyahatime başladığım Sao Paulo'ya uçtuktan sonra iki uzun uçuş daha beni bekliyor: Sao Paulo New York ve 11 saat sonra New York İstanbul. Şimdi Foz do Iguaçu'dan 2.65 Real karşılığında 120 numaralı otobüsle Foz do Iguaçu havalimanına gidiyorum. Yolculuğum 40 saat sürecek. Brezilya federal polisinin grevde olduğunu öğreniyorum. Foz do Iguaçu şehrinden kalkış. Ünlü Iguazu Şelaleleri bu kentte. Sao Paulo şehrinin en büyük havaalanının resmi adı Guarulhos Uluslararası Havalimanı GRU. Latin Amerika seyahatimin başında Sao Paulo'da beni evinde konuk eden ve havalimanında çalışan Janaina ile buluşuyorum. Guarulhos Havalimanı veya Sao Paulo Uluslararası Havalimanı, Güney Amerika kıtasının en önemli ve yoğun havaalanı. Yıllık yolcu kapasitesi 42 milyon ve terminal alanı 387.000 metrekare. Bulunduğu yerin adı olduğu için Brezilyalılar genelde Cumbica Havaalanı olarak adlandırıyorlar. Birbirine paralel ve kırk beşer metre genişlikteki iki pistinden biri 3.000, diğeri 3.700 metre uzunluğunda. Sao Paulo Havaalanı'ndan kent merkezine ulaşım için EMTU otobüsüni tercih ederseniz sırasıyla Tiete Otobüs Terminali, Palmeiras-Barra Funda Intermodal Terminal, Faria Lima Caddesi, Republica Meydanı, Berrini Caddesi, Itaim Bibi, Paulista Bulvarı ve Rua Augusta'ya gider. Daha ucuz olan 257 ve 299 numaralı otobüslerle Tatuape'ye kadar gidebilirsiniz. Ben havalimanından kente ucuz otobüsle gittim bundan 1 ay önce. Federal polisin grevi nedeniyle Sao Paulo Guarulhos havalimanı hareketli. Arkadaşım Janaina da havalimanı emniyetinde görevli, grevde aktif görev alıyor ve ben de gözlemliyorum. Grev haberinin prova çekimini ben de çektim. New York'ta 11 saat beklemem olduğu için kenti gezeceğim. Güney Amerika gezim bitmek üzere. Önümüzdeki günlerde Afrika gezi notlarımı yazmaya başlayacağım Barış Bey. Gezi notlarını okumak için mesai harcamak lazım 🙂 O kadar bilgilendirici ki oylesine okuyup geçmek haksızlık olur.. Fotolar da çok 'an'ın içinden, çok güzel.. O anı yaşatıyor.. Tebrikler.. Gerçek zenginlik, yediklerin içtiklerin, gezdiklerin gördüklerin, cebindeki boş zenginlik bunu bize anlatıyorsun. Bu anlamda en zenginlerdensin. Rio de janeiro'ya gitmedim ama çok büyük ve sokak suçunun yaygın olduğu, tehlikeli bir şehir olduğunu biliyorum. Mutlaka yaşayan Türkler vardır ama tanıdığım yok. Ben İstanbul Sao Paulo uçak biletimi 820 avroya satın aldım. Brezilya halkı Türkler ve Türkiye hakkında bilgi sahibi değil genelde. Osmanlı İmparatorluğu zamanında gidenlerin tamamına El Turco diyorlar."} {"url": "https://celebialper.com/iguazu-dunyanin-en-buyuk-selalesi/", "text": "Brezilya'nın Parana eyaletinin Foz do Iguaçu kentinden dünyanın en büyük şelalelerine gidiyorum. Foz do Iguaçu otobüs terminalinden yarım saatte bir kalkan Parque Nacional adlı ve 120 numaralı otobüsün bileti 2.65 Real, yaklaşık 2.5 TL. Bu otobüsle 40 dakikada ulusal parkın girişine ulaşıyorum. Iguazu Şelaleleri, Brezilya gezisi sırasında mutlaka görülmesi gereken muazzam bir doğa harikası. Iguaçu'nun yaramaz sakinleri, bir rakun türü olan kayotiler her yerde dolaşıyor. Bazen yemeğinizi kapmaya çalışıyorlar ve bunu başarıyorlar. İnsanlara ısırık, yalama ve tırmalama yoluyla kuduz bulaştırabiliyorlar. Şelalelerin burada konuşulan Portekizce'deki adı Cataratas do Iguaçu, İspanyolcası Cataratas del Iguazu, yerli Guarani dilindeki söylenişi ise Chororo Yguasu. Brezilya'nın Parana eyaleti ile Arjantin'in Misiones vilayeti arasında sınır oluşturan Iguazu Nehri üzerindeki şelaleler, nehri yukarı ve aşağı Iguazu şeklinde ayırıyor. Çoğu Brezilya tarafında olan nehir, San Antonio Nehri ile birleşmeden önce Arjantin-Brezilya sınırını oluşturuyor. Dünyanın en büyük ve güzeli olan Iguazu Şelalesi video çekimlerim. \"Iguazu\" ismi yerli Guarani dilinde \"büyük su\" anlamına geliyor. Efsaneye göre bir tanrı, Naipi adlı güzel bir kadınla evlenmek ister. Ölümlü sevgilisi Taroba ile bir kanoda kaçmakta olan Naipi'ye hiddetlenen tanrı nehri bölerek şelaleleri yaratır ve aşıkları sonsuza dek sürecek bir düşüşe mahkum eder. Yaklaşık 150 milyon yıl önce oluşan şelaleleri ilk keşfeden Avrupalı, 1541 yılında İspanyol Alvar Nunez Cabeza de Vaca oldu. İşte dünyanın en güzel şelalesi. Iguazu Şelalesi Dünyanın 7 Doğa Harikası listesine girdi. Merkezi Cenevre'de bulunan İsviçre vakfı New7Wonders tarafından düzenlenen dünya çapındaki anket sonucunda ilk 7'de yer aldı. Milli park 1984 yılında UNESCO tarafından \"Dünya Mirası\" listesine alındı. Brezilya, Arjantin ve Paraguay sınırlarının kesiştiği yerde kalıyor, yarısı Brezilya, diğer yarısı Arjantin'de. Brezilya'da gezilecek yerler arasında başta geliyor. 2.700 metreye yayılan bu doğa harikasında yükseklikleri 60 ila 82 metre arasında değişen 275 şelale var. En ünlüsü olan Şeytan Gırtlağı U şeklinde, 82 metre yükseklik, 150 metre genişlikte. Şeytan Gırtlağı adlı dev şelalenin İspanyolca adı Garganta del Diablo, Portekizcesi Garganta do Diabo. ABD'nin \"First Lady\"si Eleanor Roosevelt bu nefes kesici doğa mucizesine baktığında, ağzından şu iki kelime dökülür: \"Poor Niagara\" . Evet, Niagara Şelalesi daha ünlü ama bunlar daha büyük, geniş ve müthiş. Yaptığım Latin Amerika seyahati sırasında gördüğüm en müthiş doğa harikası. Deniz seviyesinden yüksekliği ortalama 90 metre olan Iguaçu Şelaleleri'nin ortalama debisi saniyede 1.413 metreküp, Ekim ayında ise saniyede 2.506 metreküp. En zayıf akışın olduğu Nisan ayında 1.326 m3/s. 600.000 hektar alanda 400.000'den fazla ağaçlı vahşi orman içeren Iguaçu Milli Parkı'nda jaguar, puma, büyük burunlu kayman, bordo memeli amazon, harpy kartalı, yaban kedisi, tapir, rakun, tamandua, peroba-rosa, ariticum, araucaria çamı ve az bilinen diğer birçok hayvan ve bitki türü yaşıyor. Aşağıda gördüğünüz köpüklerin olduğu hat, suyun aşağıya düşmeye başladığı yer. Serin ve coşkun suyun dibinde yemek yeyip dinleniyorum. Iguazu Milli Parkı kapısının önünde, kente gitmek için otobüs bekliyorum. Güney Amerika gezimin sonuna yaklaşıyorum. Yarın çok uzun bir yolculuğa çıkıyorum. Iguaçu Sao Paulo New York -İstanbul yolculuğum aktarmalar ve 3 uçuş olmak üzere 40 saat sürecek.. 02 subat 2015 de iguazu selalerıne gıdecegım gıtmeden once yazılarınız ve resımlerınız ıcın cok tsk ederım. cok doyuruce resım ve yazılarınız var. Buna sevindim Erol Bey, okuduğunuz için teşekkür ederim. Dünyanın en güzel ve büyük şelalelerini gezerken heyecan duyacaksınız. İyi seyahatler. Ben hiç rehber kullanmadım Bülent Bey. Dünyanın en büyük şelalesi gitmeyi hak ediyor. Ben yazın gittim, oranın kışı ama hava güzeldi. Iguazu dünyanın en güzel ve büyük şelaleleridir Buket Hanım, gitmenizi umarım. Latin Amerika'da 1 Ayda 4 Mevsim yazımda maliyetini yazdım. Gezi yazılarıma ilginize çok teşekkürler, umarım dünyanın en büyük şelalesi olan Iguazu'yu görebilirsiniz. Ocak 5 de ben de Brezilya'ya gidiyorum. önce rio ya ardından san paulo ve iguazu şelalaesine gideceğim inşallah. yazıların için çok teşekkür ederim. Şili ye gitmek istediğini gördüm kesinlikle tavsiye ederim ben yer yüzünde öyle güzel bi ülke görmedim.. Güzel plan. Maceralarınızı burada, ilgili yazıların altında görmek isterim, okuyuculara güncel bilgi olur. Bol şans. Şalelerin Arjantin kısmı mı Brezilya kısmı mı daha güzel. Merhaba hakan bey. Nisan ayında sao pauloya gidiyorum, araç kiralayip rio ordanda ıguaco ya gitmeyi planlıyorum. Rio dan igoaco ya arabayla yolculuk güvenli ve sorunsuz olurmu bilgl ve tafsiyelerinizi paylaşırsanız sevinirim. Bende bir ay önce geldim. İlla arabayla gezecem diyorsan bilemem ama Azul Airlines çok konforlu ve cok ucuz fiyatlara bilet satıyor. Ben Sao Paulo'dan Rio ya sorunsuz geçtim bi skıntı olmadı lakin iguaçu ya giden yollar nasldır onu bilemem. bu arada rio da düzenlenecek olimpiyat nedeniyle şehir içinde trafik çok fena rio da. iguaçu ya ben de düşünmüştüm araba ile gitmeyi ama uçakla daha makul gelmişti. yollar çok güzel yagmur ormanlarının içinden geçiyorsun tam arada durup keyfini çıkarmayı ihmal etme derim. ve son olarak her yerde radar var ummadığın yerde önüne çıkıyor. bizdeki gibi araba ile denetim yok mobese direkleri var çok fazla. ben o kadar dikkatli olduğum halde bi tanesine yakalanmışım. ATA car dan araba kiralama derim ben ordan kiraladım memnun kalmadım. başka bi sorun olursa seve seve cevaplarım kardeşim. Brezilya seyahat ve araba kiralama bilgileri için teşekkürler."} {"url": "https://celebialper.com/ilk-turk-filmi/", "text": "Bugün Türk sineması 100 yaşında, ilk Türk filmi bundan yüz yıl önce, 14 Kasım 1914 tarihinde çekildi. Ben de Türk sinemasının yüzüncü yılında, ilk Türk filmi ne zaman çekildi sorusunun yanıtını merak edenler için ilk Türk filmi hangisidir, hangi yılda çekilmiştir, ilk Türk sineması neredeydi, ilk renkli film, ilk Türk sinema filmi, ilk Türk korku filmi, eski Türk filmleri, en iyi Türk filmleri hakkında bir yazı yayınlamak istedim. İşte Türk sinema tarihi üzerine bir yazı ve görseller. Bakın Türkiye'deki ilk sinema gösteriminin yapıldığı Osmanlı Sarayı'nda neler oldu, Padişah II. Abdülhamit'in huzurunda nasıl bir korku ve heyecan yaşandı. Çekilen ilk Türk filmi Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı 100 yaşında. Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı, Osmanlı Devleti'nin I. Dünya Savaşı'na girdiği yıl çekilen, sinema tarihinin bilinen ilk Türk filmi ve senaryosu. Ayastefanos Rus Abidesi, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda ölen Rus askerlerinin anısına Yeşilköy'de yaptırılmış bir anıttı. Rusya savaşta ölen Rus askerleri için Osmanlı Devleti'nden bir anıt mezar inşa etmesini ister. II. Abdülhamid itiraz etse de uzlaşmaya varılır ve 1895'te savaş tazminatı olarak görkemli anıtın yapımına başlanır. Taslağını Rusya'nın İstanbul'daki askeri ataşesi Albay Peçkov çizer, Rus mimar Bozarov tarafından tasarlanıp inşa edilir. Bir süre sonra ilk Türk filmi burada çekilir, bakın nasıl olur, ve eski Türk filmleri hangileridir. Birinci Dünya Savaşı'nda Osmanlı Devleti'nin İttifak Devletleri'nin yanında, Rusya'nın karşısında yer almasının kesinleşmesiyle Ayastefanos Rus Abidesi'nin yıkılması milli bir dava haline gelir, özellikle yazdığı makalelerle Aka Gündüz konuyu bütün halkın sorunu haline getirir. Savaşın resmen ilan edilmesinden on üç gün sonra 14 Kasım 1914 te saat 08.30'da Yeşilköy yakınlarındaki Ayastefanos Rus Abidesi, davullar çalınıp ezanlar okunarak büyük bir kalabalığın önünde teğmen Bahri Doğanay tarafından dinamitlenerek havaya uçurulur ve ilk Türk filmi bu sırada çekilir. Osmanlı ordusunda yedek subay olarak görev yapan Fuat Uzkınay tarafından Sigmund Weinberg yapımcılığında çekilen Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı adlı ilk Türk filmi 150 metrelik bir belgesel. Filmdeki tüm olay, bugünkü adı Yeşilköy olan, Ayastefanos'taki Rus anıtı Ayastefanos Abidesi'nin yıkılışı. Çekilen ilk Türk filmi olan bu belgeselin hiçbir kopyası günümüze ulaşamadı. Bir canlandırması bugün Londra Sinema Müzesi'nde sergileniyor. Aslında ilk çekilen Türk filmi Himmet Ağa'nın İzdivacı olsa da filmin oyuncuları, çekimler sırasında savaştan dolayı askere alındığından çekimler yarım kaldı ve o süre içinde Ayastefanos'taki Rus Abidesi'nin Yıkılışı çekilerek gösterime girdi. Bu yüzden Ayastefanos'taki Rus Abidesi'nin Yıkılışı filmi, ilk Türk filmi olarak kabul edilir. O gün akşam sarayın tiyatrosuna toplanılır. Bertrand iki üç metrekarelik beyaz bir perde önünde yangın tehlikesine karşı perdeyi ıslatır. Abdülhamit Han, yanında küçük sultan Müşfika Hatun, haremden bazı kadınlar, küçük şehzade Nurettin ve papağan Nunu perdenin önüne dizilmiş beklerler. Hokkabaz perdenin önüne gelir. Işıkların karartılacağını ve perdenin üzerinde görüneceklerin birer hayal olduğunu, kesinlikle korkulmaması gerektiğini söyledikten sonra ortadan kaybolur. Işıklar kararır, perde aydınlanır ve bir yazı belirir \"L'Arrivee du Train en Gare de la Ciotat\" . Bertrand'ın ötelerden bir yerden sesi yükselir: \"Şümendüferle Seyehat\". Yazının ardından gerçekten de perdede bir tren belirir. Orada, perdenin üstünde, bacasından fosur fosur kara dumanlar salarak bir ejderha gibi durmaktadır. Nakşıdil Kalfa korkudan yüksek sesle salavat getirmeye başlayınca ortam biraz gerginleşir. Trenin çevresinde bazı cisimler hareket halindedir. Bunlar kafalarında uzun siyah şapkalarıyla, ellerinde şemsiyeyle sanki çok acele işleri varmışçasına deli gibi koşuşturmakta olan insanlardır. Bu arada kara tren etrafa siyah dumanlar saçarak hareket etmeye başlar. Dumanını savura savura kara ejderha üzerlerine gelmektedir. Nakşıdil Kalfa'nın sesi iyice yükselerek ortalığı velveleye vermeyi sürdürür. Artık küçük çığlıklar ağıza bastırılan mendillere rağmen zaptedilemez bir hal alır. Herşey bir iki dakika içinde sona erer. Bertrand dudaklarında muzip bir gülümsemeyle ışıkları yakar. Bakıldığında perde boştur. Ne tren kalmıştır, ne de çevresindeki insanlar. İzleyenlerin tümü şaşkındır. Sadece Abdülhamit Han sessizce oturmakta ve çevresine bakmaktadır. Ayşe Sultan heyecan dolu parlak gözlerle perdeye bakmayı sürdürmekte, papağan Nunu üst üste \"Sevgili Küçük Ayşe Sultan\" diye bağırmaktadır. Sponeck birahanesinde, halka açık ilk film gösterisi yapıldı. Galatasaray'dak Avrupa Pasajı'nın 7 numaralı yeriydi burası. Halkın \"Sponek'in Yeri\" dediği birahaneydi bu, ve gösterinin ilanında da aynı deyim kullanıldı. Türk sinema tarihi hakkında tüm yazılı kaynaklarda, bu ilk gösterinin, 19. yüzyıl sonlarına doğru İstanbul'a yerleşmiş Rumen asıllı bir Musevi olan Sigmund Weinberg tarafından yapıldığı yazılı. Türkiye'de ilk sinema salonu 19 Mart 1910'da, İstanbul Şehzadebaşı'nda Milli Sinema adı altında halka açık faaliyete geçti, ilk Türk sineması oldu. O zaman İstanbul Sultanisi'nde gösterimler düzenleyen ekip maddi imkan bularak ikinci Türk sineması Ali Efendi Sinemaları'nı açtı. Aşağıda Türkiye'de ilk sinema olan Milli Sinema (1910) ve Hilal, Millet Tiyatrosu görülüyor. Sinemamızda konulu film çeken ilk yönetmen Hürriyet Gazetesi'nin de kurucusu olan Sedat Simavi'dir. İki film de 1917 yılında çekilmiştir ancak hangisinin daha önce çekilmiş olduğuyla ilgili rivayet muhtelif. Bunlardan ilk konulu Türk filmi Casus, 1. Dünya Savaşı sırasında geçen bir casusluk macerası. Pençe ise şehvet düşkünü bir kadın ile ilişki kuran Pertev ile evli bir kadın uğruna yuvasını dağıtan Vasfi adlı iki arkadaşın hikayesi. Ne yazık ki iki film de kayıp. Aslında ilk konulu Türk filmi denemesi Leblebici Horhor'du. Fakat bu film, oyunculardan birinin ölmesi nedeniyle tamamlanamadı. İkinci deneme ise Himmet Ağa'nın İzdivacı idi. Ancak çekimlerin başlamasından kısa süre sonra filmin oyuncuları Çanakkale Savaşı nedeniyle askere alınır. Çekimleri Pençe ve Casus'tan önce başlamıştır ama tamamlanması 1918 yılını bulur. Şadi Fikret Karagözoğlu'nun yönetmenliğini üstlendiği ilk Türk komedi filmi olan Bican Efendi Vekilharç adlı filmde, Bican Efendi bir köşke vekilharç olarak alınır. İşgüzarlığı nedeniyle ortalığı karıştıran Bican Efendi'nin macerası, sinemamızın ilk güldürü denemesidir. Film başarı kazanınca, Bican Efendi Mektep Hocası ve Bican Efendi'nin Rüyası isimli devam filmleri çekildi. Filmler aynı zamanda sinemamızın ilk seri filmleri. 1931 yılında Muhsin Ertuğrul tarafından çekilen ilk sesli Türk filmi İstanbul Sokaklarında, iki kardeşin aynı kadına aşık olması üzerine hayatlarının mahvolmasını anlatıyor. Bankada çalışan Rahmi şarkıcı bir kadına aşık olur. Aynı kadınla kardeşi Talat'ın da ilişkisi vardır. Rahmi aşkı uğruna bütün parasını kadın ile harcamaktadır. Bir süre sonra çalıştığı bankanın parasını da aşık olduğu kadın için kullanmaya başlar. Banka yönetimi durumu fark edip Rahmi'yi işten atar, kullandığı parayı da Rahmi'nin ailesinden tahsil eder. Aile bütün birikimini kaybetmiştir. Talat bunun hesabını sormak üzere kardeşinin yanına gider ve kardeşiyle şarkıcı kadını sarhoş halde bulur. Şarkıcı kadının ortağı olan garson, Rahmi'yi dolandırmak için içkisinin içine uyutucu ilaçlar atmıştır. Talat kardeşine saldırır, kavga sırasında dolu içki bardağını Rahmi'ye fırlatır. İlaçlı içki Rahmi'nin gözlerine gelir ve kör olur. Film doktorların göz ameliyatı için çok büyük para istemesi, iki kardeşin zengin dayılarının yanına gidip yardım istemeye karar vermesi, ancak bu sırada dayılarının ölmesi, dayılarından kalan tek şey olan evin yanması, iftiraya uğrayan Talat'ın hapse düşmesi şeklinde ilerliyor. Ne var ki filmin sonlarına doğru ortaya çıkan, Mısırlı bir yazar olan Semira Hanım, Rahmi'yi ameliyat ettirir, kardeşler eski saadetlerine kavuşur. Film, abartılı ve absürd konusuna rağmen; gerek dönemine göre yüksek maliyeti, gerek ilk sesli Türk filmi olması nedeniyle Türk sinema tarihinde önemli bir yer ediniyor. Bazı kaynaklarda ilk Türk korku filmi olarak Mehmet Muhtar'ın 1953 yapımı filmi Drakula İstanbul'da geçer. Ancak bu doğru değil. Türkiye sinemasında ilk Türk korku filmi denemesi, Aydın Arakon'un 1949'da yönettiği Çığlık. Bir doktor fırtınalı bir gecede, bir köşke sığınmak zorunda kalır. Köşkte miras meselesi nedeniyle dayısı tarafından delirtilmiş bir kızla karşılaşır. Doktor, bu karanlık ve deli kızın çığlıkları ile inleyen köşkte birileri tarafından öldürülmeye çalışılır. Ancak ölen, deli kız olur. İlk Türk korku filmi Çığlık, böylece Türk sinema tarihinde yerini alır. Halıcı Kız ilk renkli Türk filmi olmasının yanı sıra, 20 yılı aşkın süre Türk sinemasında \"tekel\" oluşturan, çektiği 30'u aşkın filme rağmen sinemasal açıdan iyi işler çıkaramayan Muhsin Ertuğrul'un son filmi olması nedeniyle de önemli. Güllü, halı dokuma tezgahında çalışan çok güzel bir kızdır. Patronunun oğlunun tecavüzüne uğrayınca çareyi İstanbul'a kaçmakta bulur. Gittiği her yerde erkeklerin ilgisini çeken Güllü, gerçek aşkı ve mutluluğu Bursa'nın bir köyünde bulur. 1953 yapımı filmin kadrosunda Suna Pekuysal, Sadri Alışık, Şükran Güngör, Münir Özkul gibi isimler yer alır ve ilk renkli Türk filmi sinema tarihimizde yerini alır. Sevdiğim filmlerden bazıları hakkında bilgi, eleştiri ve yorumlarımı yazdığım Sinema sayfamda bu filmleri izleyebilirsiniz. Film analizi nasıl yapılır, filmler nasıl incelenir konusunu merak edenler için katıldığım bir film analizini yazdım: Sinematek'te Film Analizi. Usta eleştirmenle yaptığımız diğer film analizi ise Atilla Dorsay ile Film Analizi yazımda. Türk sinema tarihinde ilk Türk bilim kurgu filmi bazılarına göre 1987 Mesut Uçakan yapımı Kavanozdaki Adam dizisi, kimilerine göre Müjdat Gezen'in 1987 yapımı Homoti filmi, bazılarına göre 2004 Cem Yılmaz filmi Gora, diğerlerine göre 1982 Çetin İnanç yapımı Dünyayı Kurtaran Adam. Cüneyt Arkın'ın başrolde oynadığı Dünyayı Kurtaran Adam teknik yetersizlikler nedeniyle bilim-kurgu filmi olarak değil ironik ve komikliğiyle ünlendi, yurt dışında da alaya alınarak tanındı. Hepinizin bildiği filmden bahsetmeyeceğim, asıl amacım gerçek hayatta dünyayı kim kurtardı sorusunun yanıtı olarak Dünyayı Kurtaran Adam yazımda anlattığım, gezegenimizi büyük bir nükleer felaketten kurtaran kişiyi anmak. 1. Sevmek Zamanı, Metin Erksan, 1965. 3. Susuz Yaz, Metin Erksan, 1963. 4. Muhsin Bey, Yavuz Turgul, 1987. 6. Uzak, Nuri Bilge Ceylan, 2002. 7. İklimler, Nuri Bilge Ceylan, 2006. 8. Uçurtmayı Vurmasınlar, Tunç Başaran, 1989. 9. Beş Vakit, Reha Erdem, 2006. 11. Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak, Ahmet Uluçay, 2004. 12. Mustafa Hakkında Her Şey, Çağan Irmak, 2003. 13. Temmuz'da, Fatih Akın, 2000. 14. Başka Dilde Aşk, İlksen Başarır, 2009. 15. Beş Şehir, Onur Ünlü, 2009. Siz de en iyi Türk filmleri olduğunu düşündüğünüz, en çok sevdiğiniz yerli filmlerin adlarını yorum olarak yazarsanız sevinirim. Keşke ilk Türk filmi olan Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı'nın bir kopyası günümüze ulaşabilseydi.. Bence Eşkiya da iyi bir film. Ayrıca 1963 ile 1987 arasında verilmiş bir calisma yapilamamis olmasida uzucu, muhtemelen yasanan siyasi olaylar ve darbe yüzünden olsa gerek.. Haklısınız Metin Bey, Eşkiya da önemli bir film. Yetmişlerde televizyon darbe vurdu Türk sinemasına, seksenlerde darbe. Bilgi dolu yazınız için teşekkür ederim, ilk filmlerimizin kayıp olması günümüze kadar ulaşmamazı çok kötü bir hadise olmuş, Güzel, bilgilendirici bir yazı. Bu 'ilk' olma özelliği gösteren filmlerden elimizde olanları nereden bulup izleyebiliriz, bir bilginiz var mıdır acaba? Yabancı filmleri bulabiliyoruz; ama maalesef bizim filmlerimiz korunamamışlar veya ilgi gösterilmiyor. İlk Türk filmi elimizde yok, o kesin. Türk sinemasında ilkler arasında yer alan diğer filmleri bulmak da zor ya da imkansız. Siz de ben de araştırıp bulabildiklerimizi burada paylaşalım. 1. Hamam, Ferzan Özpetek, 1997. 2. Mayıs Sıkıntısı, Nuri Bilge Ceylan, 1999. 4. Üçüncü Sayfa, Zeki Demirkubuz, 1999. 6. Babam ve Oğlum, Çağan Irmak, 2005. 8. Dondurmam Gaymak, Yüksel Aksu, 2006. 9. Hokkabaz, Cem Yılmaz & Ali Taner Baltacı, 2006. 10. Beynelmilel, Sırrı Süreyya Önder & Muharrem Gülmez, 2006. 13. Hayat Var, Reha Erdem, 2010. 14. Av Mevsimi, Yavuz Turgul, 2010. 15. Bizim Büyük Çaresizliğimiz, Seyfi Teoman, 2011. 16. Celal Tan ve Ailesinin Aşırı Acıklı Hikayesi, Onur Ünlü, 2011. 17. Sinyora Enrica ile İtalyan Olmak, Ali İlhan, 2011. 19. Pek Yakında, Cem Yılmaz, 2014. 20. Son Umut, Russell Crowe, 2014. Şahane bir film listesi Ayça Hanım, teşekkürler. 🙂 Üçü hariç çoğu izlediğim filmler. İzlediğiniz ve ilginç bulduğunuz filmleri burada paylaşırsanız sevinirim. Aslında çok sevdiğim ve etkilendiğim bir film daha var: Yılmaz Erdoğan'ın 2013'te vizyona giren Kelebeğin Rüyası. Sanata, edebiyata, şiire dair yapılmış en güzel filmlerden biri... Benim film listem uzar gider Alper Bey 🙂 Seyredip sevdikçe yazarım buradan. Zira değerli insanlardan kaliteli kitap, film önerisi almak ve kendi beğendiğim yapıtları da o insanlarla paylaşmak beni de sevindirir. 1. Gönül Yarası, Yavuz Turgul, 2005. 2. Hacivat ile Karagöz Neden Öldürüldü, Ezel Akay, 2006. 5. Yaşamın Kıyısında, Fatih Akın, 2007. 6. Devrim Arabaları, Tolga Örnek, 2008. 8. Bir Zamanlar Anadolu'da, Nuri Bilge Ceylan, 2010. 9. Kaybedenler Kulübü, Tolga Örnek, 2010. 11. İncir Reçeli, Aytaç Ağırlar, 2010. 12. Memlekette Demokrasi Var, Süleyman Nebioğlu, 2010. 13. Entelköy Efeköy'e Karşı, Yüksel Aksu, 2011. 14. Devrimden Sonra, Mustafa Kenan Aybastı, 2011. 16. Süper İncir, Kerem Sarı, 2013. 17. Hükümet Kadın, Sermiyan Midyat, 2013. 18. Muhalif Başkan, Yüksel Torun, 2013. 19. Kış Uykusu, Nuri Bilge Ceylan, 2014. 20. Nadide Hayat, Çağan Irmak, 2015. Harika bir film listesi, en iyi filmlerden, çok teşekkürler. Aralarında izlemediğim bir kaç tanesini hemen sıraya koyuyorum. Beğenmenize sevindim, eksiklerim varsa lütfen tamamlayın. Tüm filmlerini çok seviyorum. Kasaba ve Mayıs Sıkıntısı dahil. Ben en çok Uzak'tan etkilendim sanırım. Dondurmam Gaymak, Süper İncir, Entelköy Efeköy'e Karşı, Yürü Gari İbram, Hadi Gari Cumhur, İlk Aşk, Bornova Bornova, Rina, Dedemin İnsanları... İçlerinde iyiler olduğu gibi ortalama olanlar da var. Çağan Irmak konusunda ise aslında haklısınız; Karanlıktakiler filmi, ciddi anlamda diğer filmlerinden çok ayrı bir yerde. Her durumda güldüren filmleri ağlatan filmlere tercih eden ben, o an aklımdan Tolga Çevik'in ve Şahan'ın filmlerini geçirince Çağan Irmak'ı da gruba dahil etmek istedim. Zira kastettiğim ne komedi ne sanatsal filmleri olan, sanatı katleden sanat katili adamlar onlardı. Onların filmlerinin sinema biletlerine vereceğim parayı zevkle fındıklı veya fıstıklı çikolatalara yatırıyorum. Zerre filminin yönetmeni diye başrol oyuncusunun adını yazmışım, şimdi görüyorum, o sırada Jale Arıkan'ı düşünüyordum lakin hemen düzeltiyorum; Erdem Tepegöz. Özeniniz için teşekkür ederim. iyi filmler gibi olsa ya hayat. Başrolünü Cüneyt Arkın, Peker Açıkalın, Mehmet Ali Erbil'in oynadığı, yönetmenliğini Faruk Aksoy, Ferdi Eğilmez, Murat Aslan'ın yaptığı filmler de benim için izlemeye değer değildir. Hem parama hem vaktime yazık olur. Ben de sizin filmlerini izlemediğiniz yönetmen ve oyuncuları öğrenmek istiyorum, Şahan'dan başka benimle aynı veya benden farklı sevmediğiniz.. Tamamen katılıyorum. Zeka ürünü ve yaratıcılık içermeyen komedi, kahramanlık ve aşk filmleri çekilmez oluyor. Murat Aslan'ın Umut filmini bir arkadaşım önerdiği için izledim. Para harcanmış belli, donanım iyi, fakat film en başından itibaren bariz bir yapaylık taşıyor. Sonuna kadar zor dayandım. The İmam pek reklam olmuştu, onu da televizyonda izledim, benzer bir yapaylık var, olmamış. Final sahnesinde Çağan Irmak coşkusu denemiş ama yok. Evet, tiyatro dersleri aldığım zamanlarda buna benzer bir şey okumuştum. Çektiği filmlerde oyuncuları karşı karşıya baktırarak birbirlerinin yüzüne karşı değil de yan yana getirerek kameraya doğru konuşturduğu için eleştiriliyordu. Muhsin Ertuğrul; Türk tiyatrosunu çağdaş bir sanat alanına dönüştürmüş, önemli katkılarda bulunmuş müstesna bir isimdir fakat sinema dalında tiyatrodan gelen alışkanlıklarını bırakamayıp sürdürmeye devam etmiştir. Bence biz, henüz olgunluğa ulaşamamış bir toplumuz. Bana göre yetişkinliği neyi izlediğin veya izlemediğin de belirler. Türkiye'de mevcut kültür-sanat hayatı konusunda maalesef üzülüyorum ve daha fenası geleceği hakkında da umut görmüyorum. Çünkü hiç güzel zaman geçirmiyor ve geçireceğe de benzemiyor. Gelişimini tamamlayamamış bir ülkenin içinde olmamız, sinemamızı da olumsuz yönde etkiliyor. Halkımız kötü filmleri izliyor, iyi olanların tadını alamadan ölüyor. Her çok izlenen filmi nitelikli film sanıyor. Zeki Demirkubuz'un filmleriyle ilgili konuşacak birisi aranırken abuk sabuk filmler izlenme rekorları kırıyor. Nuri Bilge Ceylan; Bir Zamanlar Anadolu'da filminde karakteri Recep İvedik kılığına sokarak popüler filmleri, Recep İvedik gibi filmleri izleyen insanlara \"aslında siz busunuz\" demek istemişti. Benim yönetmenin en çok bu filmini sevme nedenlerimden biri de budur. Lütfen siz de görüşlerinizi paylaşın Alper Bey, bunu önemsiyorum. Size edebiyat konusunda katılıyorum. Tarkovski müthiş bir yönetmen. Derviş Zaim ilginç filmler yapıyor ama en sevdiğim yönetmenler arasında sayamayacağım. İzlediğim filmleri arasında Tabutta Rövaşata'yı beğendim, biraz da Filler ve Çimen. Benim de pek aram yok. Sinema zevki benimle aynı veya bana yakın olan insanlardan bilim kurgu tavsiyesi aldığım zamanlar izlememek için direniyorum. 🙂 Fakat bazen daha fazla direnç gösteremeyip o filmi izlediğim de oluyor ve genellikle de bu yabancı filmlerden oluyor çünkü Türk bilim kurgu filmlerine çok tahammül edemiyorum. Ridley Scott da iyi bilim kurgu filmi yapıyor, beğeniyorum. Bir tanıdığım Robert Zemeckis'in Contact adlı bilim kurgu filmini önerdi ama henüz izlemedim. Bir Dünyayı Kurtaran Adam kadar olacağını sanmıyorum ama bir ara izlemek lazım. Ben de size Marslı filmini izlemenizi öneriyorum, insanoğlunun ısıra ısıra bitirmek üzere olduğu dünyanın gidişatını farklı bir bakış açısıyla anlatan bu filmi sizin de beğeneceğinize inanıyorum. Hiçbir bilim kurgu filmi Dünyayı Kurtaran Adam ve onun devam filmi olan Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu kadar berbat olamaz. Cüneyt Arkın da ayranım/yoğurdum ekşi demeyenlerden. Oysaki film sadece ülkemizde alay konusu olmakla kalmadı, uluslararası alanda da en kötü filmlerden biri kabul edildi. O da yönetmen ile diğer oyuncular gibi olumsuz eleştirilerin haklılığını itiraf etmeli ve bu dünyayı kurtarma işinden vazgeçmeliydi. Biliyorum Alper Bey, o yazınızı uzun zaman önce okudum ve gerçek dünyayı kurtaran bu cesur adamı sizin sayenizde tanımış oldum. Stanislav Petrov'a minnet borçluyuz, kendisini hasretle yad ediyoruz. Hepsi çok iyi savaş filmleri. Beni en çok etkileyen savaş filmlerinden Milcho Manchevski'nin Yağmurdan Önce ve Andrei Konchalovsky'nin Deliler Evi'ni sayabilirim. İzlerseniz sevinirim. 🙂 Film paylaşım ve yorumlarınızın devamını beklerim. İlk Türk savaş filmi 1950 lerde yapılan İSTANBULUN FETHİ olarak biliyorum. Youtubede filmi izledim ve tavsiye ederim. Günümüzdeki teknolojik imkanlarla yapılan istanbulun fethi filmine 10 çeker. İzlemenizi şiddetle tavsiye ederim. Her ikisi de güzel filmler bence. İlginize teşekkür ederim. Merhaba, sinema yazıma ilginize teşekkür ederim. İlk Türk filminin kaydı ne yazık ki kimsede yok. Dünyayı Kurtaran Adam hariç diğer filmler de internette yok. İzleyemedim. Neredeyse bütün filmlerde gerek senaryo, gerek kurgu, gerek içerik olsun, toplumun kültür ve etiklerinden uzak, batı hayranlığı dolu, leş filmler."} {"url": "https://celebialper.com/ispanya-gezi-notlari/", "text": "İspanya gezi rehberi olarak hazırladığım bu yazıda İspanya hakkında bilgi, tarihi, kültürü, İç Savaş, hava durumu, gezilecek noktalar, şehirler var. Akdeniz'in en batısında, Portekiz ile beraber İber Yarımadası'nda yer alan, dünyanın en fazla sayıda Dünya Mirası Kentine sahip, dünyada en çok ziyaret edilen üçüncü ülke olan Espana, sıcakkanlı insanları, rahat yaşam tarzı, yemekleri, canlı gece hayatı, futbolu, tarihi ve festivalleri ile Türkiyeli turistlerin de seyahat için çok tercih ettikleri bir ülke. İşte İspanya gezisi planı yapmak isteyenler için seyahat notları ve bilgiler içeren bir blog yazısı. Güneyde ve doğuda Akdeniz'e, kuzeyde Atlantik Okyanusu'na kıyıları olan ülke batıda Portekiz, kuzeyde Fransa, Andorra ve güneyde Cebelitarık ile komşu. Ülkenin toprakları ayrıca Akdeniz'de Balear Adaları, Atlantik Okyanusu'nda Kanarya Adaları ve Kuzey Afrika'da Ceuta ve Melilla adlı iki özerk şehri de içeriyor. 504.712 km2 alanıyla, Fransa'dan sonra Batı Avrupa'daki ikinci büyük ülke. 650 metrelik ortalama yüksekliği ile İsviçre'den sonra Avrupa'daki ikinci en yüksek ülke. Ülke tarihinde ilk yerleşim yerlerini MÖ 1100 yıllarında Fenikeliler kurmaya başladılar. Ülkede daha sonra sırasıyla Keltler, Yunanlar, Kartacalılar, Romalılar, Germenler, Alanlar, Suevler, Vandallar, Vizigotlar, Müslüman Emeviler hakimiyet kurdular. 1492'de Müslümanların son kalesi Granada Krallığı yıkıldı ve Kristof Kolomb İspanyol hükümdarının maddi desteğiyle Amerika'yı keşfettiği ünlü gezisine çıktı. Bu seyahat, İspanyolların dünyanın en büyük sömürge imparatorluklarından birini kurmasına neden oldu. I. Dünya Savaşı'nda ülke tarafsız kaldı, fakat savaştan etkilendi. Fransa, ülkenin bazı topraklarına saldırıp işgal etti. General Primoderivera, çıkan ayaklanmaları bastırarak ülkede diktatörlük kurdu. 1930 yılında iktidardan düştü. Bir yıl sonra yapılan seçimleri cumhuriyetçilerin kazanması sonucu Kral VIII. Alfonso ülkeyi terk etti. 1936'da yapılan seçimlerde cumhuriyetçi solcuların başarılı olması üzerine ülkede iç savaş baş gösterdi. İspanya İç Savaşı 17 Temmuz 1936 ile 1 Nisan 1939 tarihleri arasında, demokratik seçimle gelen Halk Cephesi tarafından kurulan İkinci İspanyol Cumhuriyeti'ne sadık Cumhuriyetçiler ile General Francisco Franco liderliğindeki isyancı Milliyetçiler arasında yaşandı. Milliyetçiler kazandı ve Franco, 1939'dan 1975 yılında ölümüne kadar ülkeyi yönetti. Darbeyi Franco'nun askerleri, Özerk Haklar Konfederasyonu, dindar-muhafazakar Carlsistler, faşist Falanjistler, kralcılar, din adamları, feodal toprak sahipleri, Kuzey Afrikalı Araplar, ABD, İngiltere, Nazi Almanya'sı ve Faşist Mussolini İtalya'sı destekledi. Seçimle gelen Cumhurbaşkanı Alcala Zamora ve Başbakan Minuel Azana liderliğindeki İkinci Cumhuriyeti ise Cumhuriyetçiler, solcular, sosyalistler, işçiler, köylüler, anarşistler, çeşitli ülkelerden gelen gönüllüler, Uluslararası Tugaylar destekledi. Seçimle kurulan İspanya Cumhuriyeti'ni yıkmak için isyan eden, Hitler ve Mussolini'nin desteklediği General Franco'nun askerlerine karşı gönüllü savaşa katılan yürekli kadınlar. Dünyanın en haklı, destansı ve umutlu savaşlarından biri kaybedildi, yine kötüler kazandı. Yüzbinlerce kişiyi katleden Franco ülkeyi 36 yıl faşizmle yönetti. Cumhuriyetçilerin savaşta iki sloganı vardı. Biri Geçit Yok anlamında, tüm yurdu saran ve direnişin sembolü haline gelen No Pasaran, diğeri ise Yaşasın İspanya anlamında kullanılan Arriba Espana idi. Franco'nun baş sloganı ise Viva la Muerte idi. İspanya İç Savaşı küçük bir dünya savaşı sayılır, ülkede uluslararası bir emek ve sermaye savaşı yaşandı. Dünyanın en haklı savaşlarından biri kaybedildi, kötüler kazandı. Garcia Lorca gibi aydınlar dahil yüz binlerce kişiyi katleden Franco ülkeyi 36 yıl faşizmle yönetti. İspanya kültürü Kelt, Fenike, Roma, Arap, Bask, Katalan, Galiçya, Portekiz, Fransız kültürlerinin de etkisiyle Akdeniz ve güney batı Avrupa değerleri ve tarihi tarafından şekillendi. İspanyollar uzun yemekleri, şarkı söylemeyi, dans etmeyi, eğlenmeyi, okumayı, sohbet etmeyi seviyorlar. Flamenko dansı ve boğa güreşleri İspanya kültürü içerisinde biri iyi diğeri kötü olan en ünlü gelenekler. İspanyol edebiyatı denince akla en çok Fernando de Rojas, Gonzalo de Berceo, Diego Gonzales, Lazarillo de Tormes, Miguel de Cervantes, Miguel de Unamuno, Juan Ramon Jimenez, Federico Garcia Lorca, Pedro Salinas ve Claudio Rodriguez adlı yazar ve şairler geliyor. Resim sanatında Francisco Goya, Pablo Picasso, Salvador Dali ve Juan Gris uluslararası sanat dünyasında en ünlü isimler. Mimaride Antoni Gaudi en tanınmış kişi. İspanyol sinemasının en büyük isimleri Luis Bunuel, Pedro Almodovar, Penelope Cruz, Fernando Rey, Antonio Banderas, Javier Bardem ve Fernando Fernan Gomez. Büyük bir ülke olan İspanya'da hava durumu ve iklim bölgelere göre değişiyor. Seyahat için bölgelere göre hava durumu ve mevsim koşullarına bakalım. Atlantik iklimi: Atlantik Okyanusu kıyısındaki bölgelerde görülür: Galisya, Asturya, Kantabria, Bask Ülkesi, Navarra. Özellikle kış aylarında yağış görülür, kış ve yaz oldukça ılıman geçer. Tur veya gezi için rahat bir bölge. Okyanus-karasal iklim: İber Yarımadası'nın ortasında görülür: Kastilya Leon, Madrid, La Rioja, Kastilya-La Mancha, Ekstremadura ve Endülüs. Kışın hava durumu oldukça soğuk geçer ve özellikle kuzeyde kar yağışları görülür, yazlar ise sıcaktır. Kayak tatili isteyenler hariç kış mevsimi seyahat planı için uygun değil. Kıtasal Akdeniz iklimi: Aragona, Katalonya, Valencia, Murcia, Kastilya-La Mancha ve Endülüs'te görülür. Yağışlar ilkbahar ve sonbahar aylarında görülürken, yazlar sıcak, kışlar ise soğuk geçer. Hazırlamakta olduğum gezi notları ülkenin çoğunlukla bu bölgelerinden. Akdeniz iklimi: Katalonya'da, Balear Adaları'nda, Valencia'da, Murcia'da ve Endülüs'te görülür. Çoğunlukla ilkbahar ve sonbahar aylarında yağış olur. Yağışlar kuzeyden güneye doğru gidildikçe azalan bir seyirdedir (Barselona 640 mm, Tortosa 524 mm, Valencia 454 mm, Alicante 336 mm, Almeria 196 mm). Kış aylarındaki hava sıcaklıkları çok düşük olmamakla birlikte yazın sıcak bir hava hakimdir. Fazla sıcak sevmeyenlere yaz mevsimi gezi için önerilmez. Subtropikal iklim: Turistik tatil merkezi Kanarya Adaları'nda görülür. Neredeyse bütün yıl boyunca ılıman bir iklim hakimdir (18 ile 24 C arası). Kış mevsimi yok denecek kadar hafif geçer. Santa Cruz de Tenerife'deki ortalama hava sıcaklıkları ocak ayında 17,9 C, ağustos ayında ise 25,1 C'dir. Kanarya Adaları'nın yağış oranı bölgeden bölgeye büyük farklılıklar göstermektedir. Dağ İklimi: Pireneler'in yüksek kesimlerinde ve Kastilya dağlarının yüksek yerlerinde görülen bir iklimdir. Kışlar uzun geçer, yazlar ise kısa ve hava ılımandır. Kış mevsiminde bölgede yoğun don olayları görülür bu sebeple yaz aylarının gelmesi uzar, yazlar kısa ve ılıman geçer Temmuz ayının ortalarına doğru bölgede şiddetli yağmurlar başlar ve su baskınları meydana gelir. Türkiye'den İspanya turları ile veya benim gibi tursuz gidecekler için şehirler, gezilecek yerler. Madrid İlginç müzeler, mimari, lezzetli yemekler ve gece hayatı sunan İspanya başkenti. Barcelona Ülkenin ikinci büyük kentinde turistik yerler, modern ve şık mimari, zengin kültür, barlar, kumsallar var. Gezilecek yerler arasında ilk sırada. Barselona Hakkında İlginç Bilgiler burada. Bilbao Guggenheim Müzesi'nin olduğu sanayi kenti. Cadiz Batı Avrupa'nın 4000 yaşında en eski kenti, karnavalı meşhur. Cordoba Mutlaka gezilecek noktalar arasında yer alan Kurtuba Camii dünyanın en güzel binalarından biri. Granada Sierra Nevada Dağları, Elhamra Sarayı ve birçok tarihi yer, görülecek noktalar arasında. Malaga Alcazaba Kalesi, Roma Tiyatrosu, Picasso Müzesi. Seville Dünyanın üçüncü en büyük katedralinin olduğu Endülüs başkenti. Valencia Paella yemeği ve kumsalıyla ünlü, gezilecek yerler arasında. Zaragoza Aragon Özerk Bölgesi'nin Arap ve Hiristiyan mimarı stilleri karışımı Müdejar mimarisi. Almeria En güzel kumsallar ve tapas. Costa Blanca Kumsallar ve güzel köyler, gezilecek yerler. Costa Brava Deniz tatili için kıyılar. Costa del Sol Güneşli sahiller. Gran Canaria Farklı iklimleri ve doğasıyla \"minik kıta\". Ibiza Dünyanın en ünlü tatil ve eğlence merkezlerinden biri İbiza Adası. La Rioja Ünlü İspanyol şarabı Rioja ve dinozor fosilleri. Mallorca Harika kumsallar ve eğlenceli gece hayatı sunan turistik tatil adası. Sierra Nevada İber Yarımadası'nın en yüksek dağları kayak ve yürüyüş için ideal. Tenerife Yemyeşil ormanlar, bitki örtüsü, dağlar, volkanlar, kıyılar ve kumsallar. Benim yaptığım İspanya gezisi kuzeyde Barselona şehri ve güneyde Endülüs bölgesindeki Granada, El Hamra, Fuente Vaqueros, Cordoba ve Malaga adlı yerleri kapsıyor. İstanbul Barselona gidiş dönüş uçak bileti THY'den 500TL fiyatla, Barselona Malaga uçak biletlerimin her birini 36 avroya aldım. Endülüs gezim sırasında şehirler arasında otobüsle seyahat ettim, bilet fiyatları 3 ile 17 avro arasında. Aşağıda benim yaptığım seyahat rotası, bir İspanya gezi planı haritası var. İspanya pahalı bir ülke değil, en azından batı Avrupa standartlarında ucuz. İlginçtir ki günlük harcamalarımda birçok şeyin fiyatının 1.2 avro olduğunu gördüm. Kahve, belediye otobüsü bileti, küçük bira, kızarmış ekmek, poğaça, 1 litre şarap, küçük şişe su, 1 kilo portakal, 1 litre benzin, hepsi 1.2 avro. Yemek fiyatları bizden biraz yüksek. 5-6 avroya hafif bir yemek, büyükçe bir sandviç yenebiliyor. 10 avroya menüler oluyor; seçmeli iki çeşit yemek, 1 içecek ve 1 tatlı veya meyve veriyorlar. Markette gördüğüm fiyatlardan bazıları; Amstel yabancı bira 0.34 avro, 1 kilo kırmızı et 3.75 avro, yukarıdaki 2 litre sızma zeytinyağı 9.11 avro, kutu kola 0.3 avro, 100 gram sucuk 1 avro, 1 kilo nohut 2.2 avro, 200 gram etli mantı 1.35 avro, 1 kilo salatalık 1 avro. Kesinlikle boşa gitmiyor 🙂 Yazıların ayrı ayrı olması da ayrı bi güzel oluyor aslında. Vizede sıkıntı çıkmaz ise 17 Nisan 23 Nisan arasında orada olacağım. En güzeli. Ben de yavaş gezmeyi seviyorum aslında. Döndüğüm İspanya seyahati sanırım benim 8 günde en fazla yol kat ettiğim gezim oldu. Siz Katalonya'yı gezeceksiniz yani. Barselona'ya 30 kilometre uzaktaki Montserrat adlı güzel yerde bir dağ manastırı varmış. Figueres'te en iyi Salvador Dali müzesi, Girona'da tarihi dar sokaklar ve hoş kafeler varmış. Öyle yazmadım zaten, Katalonya yazdım. Arama motorları yorum yapılan yazıları öne çıkarıyor, yazdığınız her yorum yazılarımın daha çok okunmasını sağlıyor, çok teşekkür ederim. İspanya'ya gitmeyi düşünenler için eşsiz bir konu. Detaylı çalışma, emeğinize sağlık. Keyifle okumaktayım. Teşekkürler Ahmet Bey. İspanya ve diğer ülkelerden seyahat yazılarım devam edecek. Gordugum en basarili gezi blogu olmus. Elinize saglik.. Çok teşekkürler Özlem Hanım. İspanya'yı keyifle gezip görmeniz dileğiyle. Merhaba Burak Bey. İspanya'da gezmek istediğiniz şehirler Kuzey ve Orta İspanya'da, birbirine yakın olmasa da çok uzak kentler değil. Renfe trenleri, CostaSur ve Alsa otobüsleri, Vueling hava yolu uçuşları sizin işinizi görecek ulaşım yolları. Mart biraz serin olur ama soğuk değil; İstanbul, Bursa, Trabzon sıcaklığında bir hava durumu olur. Merhaba. Barselona Malaga treni çok pahalı, ben o nedenle Vueling Hava Yolu ile 36 avroya uçtum. Ben Madrid'e gitmedim, çünkü giden arkadaşlarımın hemen hepsi beğenmemiş. Endülüs güzeldir ve kuzeyden daha ucuzdur, iyi olur bence. Elbette otobüs tavsiye ederim, önemli olan bilet fiyatları. Merhaba. Seyahat bloguma ilginize teşekkür ederim. İspanya'da gittiğim şehirleri ayrı ayrı yazacağım. Bence mevsim olarak çekinmeyin, ben Ocak ayında hiç üşümedim. İnce bir mont işinizi görür. Enduluse gitmek istiyorum, nereden baslamamizi tavsiye edersin? ve nerede kalmamizi tavsiye edersin? bir sehirde mi? yoksa ayri ayri sehirlerde mi kalmamiz uygun olur. Gezimiz 4,5 gunluk olacaktir enyakin zamanda cevaplandirirsaniz memnun olurum selamlar. Merhaba. Benim gün sayım sizden biraz fazla olduğu için ve en uygun bileti Barselona'ya bulduğum için oradan başladım. Vueling Hava Yolu ile Endülüs'e en ucuz bilet Malaga'ya vardı. Oradan otobüsle Granada'ya gidip kaldım, ardından Cordoba. Cordoba'da kaldıktan sonra sabah erkenden Malaga'ya gidip gün boyu gezdim, gece uçakla Barselona'ya döndüm. Bence yazdığınız üç kentten en uygun bileti nereye bulursanız oradan başlayın. Üçünde de kalmaya değer ama zaman az. Sevilla ile Cordoba nispeten yakın, ama Cordoba ile Granada arası yol biraz daha uzun. Ona göre bu üç şehirden birini günübirlik ziyaret etmeyi düşünebilirsiniz. Önemli olan uçakla hangisine gideceğiniz. Merhaba. İspanya seyahatimi ben de kışın gerçekleştirdim, Endülüs bölgesinde hava durumu yumuşak geçiyor, ince bir mont veya hırka yeterli. Merhaba. yazilarinidan faydalanarak kasim ayinda benelux ulkeleri gezimizi yaptik. esimle gezmeyi sevdigimiz icin eylul ayi icin ispanya gezi plani yapmaya basladik. emekliyiz zaman sorunumuz yok. en iyi sekilde ispanyayi nasil gezeriz. plan yapmamiza yardimci olursaniz sevinirim. portekize gecmeye deger mi karar veremedik. simdiden tesekkurler. Merhaba. Seyahat yazılarımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Eylül ayında düşündüğünüz İspanya gezisi için ne kadar zaman ayıracaksınız? Zaman çok olsa da çoğu zaman bütçe tatilin uzunluğunu belirliyor. Portekiz'e henüz gitmedim. İspanya'da Endülüs bölgesini çok beğendim ben. Barselona da şart tabii. Merhaba bir hafta yeter mi. biz daha cok kulturel tarihi gezi yapiyoruz. yasam tarzlarini ogrenmege calisiyoruz o ulkenin onemli ama turlarin gitmedigi degisik yerleri de gormek istiyoruz alperbey. tabii butce onemli ama sizlerden ogrendigimiz bazi ekonomi konusundaki ip uclari cok isimize yariyor. erken bilet almak vs. sizi takip ederek keyifli geziler yaptik yapmayi planliyoruz. Ilgilendiginiz icin tesekkur ederim. hava yolu ismini not aldim. insallah yazilarinizdan ilham alarak guzel bir gezi yapacagiz. Maalesef İspanya'da gezdiğim şehirleri henüz ayrı ayrı yazamadım ama genel planım bu yazıda. Diğerlerini de yakında zaman buldukça yazacağım. Sorularınızı her zaman beklerim. Merhaba. Seyahat yazılarıma ilginize teşekkür ederim. İspanya'da tekerlekli sandalye nasıl sağlanır bilemiyorum, wheelchairtraveling ve spain. info sitelerinden bilgi edinebilirsiniz. Kolay ve keyifli bir İspanya gezisi dilerim. Alper bey merhaba, öncelikle siteniz çok keyifli belirtmek isterim. Ben de 23 temmuz ile 31 temmuz arası İspanya seyahati düşünüyorum Barcelona'dan başlayarak Endülüs'te birkaç şehir gezmeyi planlıyorum. Nasıl bir rota önerirsiniz? Ve otobüs biletlerini önceden mi almalı? Yoksa orada rahatça bulabilir miyiz? Teşekkürler şimdiden. Merhaba. Ben de İspanya seyahatime Barselona'dan başladım, şehirde kalıp gezdikten sonra, yola çıkmadan hemen önce aldığım 33 avroluk Vueling Hava Yolu biletiyle Malaga'ya gittim. Barselona'dan güneye, Endülüs'e tren ve otobüsler pahalı, uçak biletleri ucuz. Malaga, Granada, Fuente Vaqueros, Cordoba otobüs biletlerimi hep bir gün önce aldım, otobüs biletlerinizi internetten almanıza gerek yok. 1 hafta sürdü bu İspanya gezisi. Acele gezmeyi sevmediğim için Sevilla'ya gitmedim. Merhaba. Tesekkur ederim. Ilk seyahatinizin Ispanya olmasinda nasil bir sakinca olabilir arkadaslarinizin yorumlarina gore? Bence guzel olur. Merhaba. 3 ila 5 gün öneririm."} {"url": "https://celebialper.com/israil-gezi-rehberi/", "text": "İsrail gezi notları olarak hazırladığım bu ilk İsrail gezisi blog yazımda bir rehber olarak İsrail haritası, vizesi, gezilecek yerler, şehirler, 1,5 ay süren seyahatimin nedeni, kaldığım yer, tanıştığım insanlar, ülke hakkında bilgi var. Tarihi, askeri gücü, Türkiye ve Filistin ile ilişkileri nedeniyle hep gündemde olan İsrail Türkler için popüler ve turistik bir tatil yeri olmasa da ülkeye kışın bile sıcak hava durumu, yakınlığı, kutsal yerleri ve zengin tarihi nedeniyle, Kudüs başta olmak üzere hem bağımsız gezi ve İsrail turları ile, hem de benim gibi resmi veya özel iş nedeniyle gidenler var. Akdeniz'in doğu kıyısında yer alan İsrail kuzeyde Lübnan, kuzeydoğuda Suriye, doğuda Ürdün ve Batı Şeria, güneybatıda Mısır ile komşu. Batısında 273km Akdeniz kıyısı ve Gazze Şeridi var. Yüzölçümü 20.770 kilometrekare. Küçük bir ülke olmasına rağmen güneyde çöl ve kuzeyde dağlar içeren bir coğrafi çeşitliliğe sahip. Aşağıda ülkenin haritası görülüyor. İsrail'e Türk Hava Yolları ve Pegasus'un uçuşları var. İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan Tel Aviv Ben Gurion Havalimanı uçakla iki saat ile iki saat on beş dakika arasında sürüyor. İsrail uçak bilet fiyatları 500 liradan başlıyor. Devlet hava ulaşımında çok sıkı güvenlik önlemleri uyguluyor, ülkeye girişte ve çıkışta uzun süren sorular soruluyor, şüphe çekmemek için sakin ve sabırlı yanıtlamak gerekiyor. Ben Gurion Airport dünyanın en güvenli havalimanlarından birisi. Tel Aviv Havaalanı'ndan şehir merkezine sürekli direkt otobüs yok. İkinci kattaki üç katlı köprüden Egged 5 numaralı otobüsle Airport City'ye, oradan da 249, 423, 475, 930 veya 950 numaralı otobüslerle şehir merkezine ulaşım sağlanıyor. Akşam saat ona kadar El Al Junction'dan Veolia hat 475, Terminal 3'ten Veoila hat 476 numaralı otobüsler Tel Aviv Merkezi Otobüs Terminali'ne gidiyor. Terminal 3'ün alt katından trenle de Tel Aviv merkezine gidilebiliyor. Ayrıca sherut adlı dolmuşlar var. Taksi çok pahalı. Tel Aviv Ben Gurion Havaalanı'ndan Kudüs'e Nesher Tours'un sherut adlı dolmuşları var, bizdeki sarı dolmuşlar gibi. Varış salonunun çıkış kapısının önünden kalkan Kudüs dolmuşları 7 gün 24 saat çalışıyor ve bilet fiyatı 62 NIS. 1 Türk Lirası 1.34 İsrail Şekeli ediyor. Dolmuşlar Kudüs'te belli bir yerde bırakmayıp istediğiniz adrese kapıya kadar herkesi götürüyor, 1 saate yakın sürüyor. Tel Aviv Havalimanı'ndan Kudüs'e aktarmalı gitmek için otobüsler ikinci kattaki köprüden kalkıyor, oradan Airport City'ye Egged 5 otobüsüyle gidip ardından 950 veya 947 numaralı Egged otobüsleriyle Kudüs Otobüs Terminaline ulaşım sağlanıyor. Toplam 1,5 saat süren yolculuk 30 şekel tutuyor. Taksi ise 250 NIS tutar ki fazla pahalı. Ülkede düzenlenecek eğitime başvuru için epey belge istendi. Sağlık raporu, diploma kopyaları, İngilizce bilgi düzeyi belgesi ve daha bir çok form ve evrak. Daha sonra İstanbul Başkonsolosluğu'na görüşmeye çağrıldım. Kapıda sıkı bir aramadan sonra içeri girdim. Konsolos hem İngilizce bilgimi ölçmek hem de hakkımda bilgi edinmek için epey soru sordu. Bunlardan biri de \"Neden özellikle İsrail'e gitmek istiyorsunuz?\" oldu, \"Özel bir ilgim yok, başka ülkeden böyle bir imkan olsaydı oraya giderdim\" dedim ama bu yanıtım sandığım gibi olumsuz bir etki yaratmamış olsa ki ertesi hafta arayıp kabul edildiğimi söylediler. Böylece 26 ülkeden birer kişinin katılacağı eğitim için Türkiye'den ben hak kazanmış oldum. Konsoloslukta yaptığım görüşmede Kasım ve Aralık aylarında İsrail hava durumu nasıl olur diye sorduğumda \"burası gibi\" demişlerdi, daha sıcak olduğunu okusam da ne olur ne olmaz diye bavulumu kışlık kıyafetlerle doldurdum. İstanbul Atatürk Havalimanı'nda pasaport kontrolünden sonraki el bagajı aramasında iki polisten biri ülkeye gidiş nedenimi sorunca seminer için olduğunu açıkladım, \"gidecek başka ülke bulamadın mı?\" deyince diğer polis, \"bilimsel bir amaçla gidiyor, rahat bırak\" dedi ve geçtim. Tel Aviv'e indiğimide pasaport polisi geliş nedenimi sordu, İsrail İstanbul Başkonsolosu'nun el yazısıyla İbranice yazdığı mektubu gösterdim, devletin düzenlediği seminere geldiğim yazıyordu sanırım. Tarif edildiği gibi Kudüs dolmuşuna bindim, dolunca hareket ettik doğal olarak. Şoför Kudüs'te benden önce herkesi gideceği kapıya kadar bıraktı, şehri epey dolaşmış oldum. En son beni şehir merkezinin 5 kilometre dışındaki Ramat Rachel'e götürdü. Buradaki Kibbutz Ramat Rachel Hotel'de 1,5 ay misafir edildim. Kibbutz Yahudi icadı ortak yaşam alanlarının adı. Kudüs'te ilk tanıştığım kişi Hintli kimya hocası Bipin, ardından Singapurlu Lim oldu. Oda arkadaşım Bulgar matematik hocası Shtrakov uyumlu ve esprili biri. Hint asıllı Güney Afrikalı Don ile epey zaman geçirdik, yıllar sonra beni ülkesinde konuk edip gezdirdi. İlk sabah seminerin yöneticisi Sharonah ile genel bilgi toplantısı yaptık. Daha sonra Kibbutz ve çevresini gezdik. Seminer yönetimince bize verilen İbranice ve İngilizce kimlik kartlarında \"Bu kartın sahibi İsrail Devleti'nin konuğu olarak Uluslararası İşbirliği Programı kapsamında bir kursiyerdir. Kişi ve kurumlardan gerekli durumlarda kart sahibine yardımcı olmalarını rica ederiz\" yazıyor. Ülkede terör, bomba, çatışma, bilinmeyen paket, asker araması gibi durumlarla karşılaşırsak nasıl davranmamız gerektiği anlatıldı. Otel bir Kibbutz olmasına rağmen epey konforlu. Odam Kudüs merkezi ve Filistin manzaralı. Tüm yemekler ve çay kahve ücretsiz. İsrail'e coğrafi ve kültürel açıdan en yakın ülkeden gelen kişi olarak seminer grubumuzun merkezi haline geldim. Yemek, kültür, alışveriş konularında genelde bana danıştılar. Malum, ülkede Pazarları iş günü. Bir Pazar Pisgat Ze'ev Bilim Okulu'nu ziyaret ettik. İleri düzeyde, özel bir ilkokul. Öğleden sonra gruplara ayrılıp ülkelerimizdeki eğitim sistemleri hakkında konuştuk. Ertesi gün Zelig Breg Meslek Lisesi'ne gittik. Torna, elektronik, bilgisayar, tekstil, grafik tasarım bölümlerini inceledik. Sonraki gün Hebrew Üniversitesi'ndeki Belmonte Laboratuarları'ni inceledik. Şehirdeki farklı okullara hizmet veren modern bir eğitim tesisi. Ülkede kaldığım dönem Türkiye ile politik ve askeri ilişkilerin iyi olduğu zamandı; epey sempati gördüm. Museviler ülkeleriyle işbirliği içerisinde, soykırım yaşamadıkları laik ve güzel bir turistik ülkeden, Araplar ise çoğunluğu Müslüman bir ülkeden geldiğim için yakın davrandılar. Hafta içi üniversite, okul, araştırma merkezi ziyaretleri, otelde kurslarla geçti. Hafta sonları otobüs gezileriyle hem İsrail'de turistik ve tarihi gezilecek yerler, hem de Kudüs dışındaki okul ve bilim merkezlerine ziyaretlerle geçti. Kaldığım Kibbutz'da ayrı bir program için gelmiş Şilili bir öğretmen grubu vardı. Onlara Viktor Jara, Salvador Allende, Inti Illimani ve ülkelerinin yakın tarihinden bahsedince şaşırdılar. Biri ülkesinde çektiği fotoğraflardan hediye etti, bir diğeri hatıra eşyalar verdi. Otobüsle havaalanına hareket ederlerken Türkiye'de bir uğurlama geleneği olduğunu anlattıktan sonra arkalarından su döktüm. Bir akşam kültür gecesi düzenlendi, herkes ülkesini anlatıp bir masada getirdiklerini sergiledi. Ben slayt gösterisiyle Türkiye'den ve şehirlerinden bahsettim, tarihi ve doğal güzelliklerini sundum. Masamda Türk bayrağı, turistik afişler, kataloglar, lokum, kahve, bakır işlemeli tabak, çerez ve seramik nihale sergileyip hediye ettim. Dörtlü gruplar halinde proje hazırlayıp sunduk. Bir akşam yemekli diploma törenimiz oldu. Kurs genel koordinatörü Uzi Israeli, bizim yöneticimiz Sharonah, İsrail Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, ve konuk olarak Çin, Güney Afrika ve Brezilya büyükelçileri katıldılar. Geldiğimiz ülkelerin bayrakları arasında en ortada ve tam açık olarak Türk bayrağı vardı, oteldeki Arap işçi benim için yaptığını söyledi. Gece herkes üçlü beşli gruplar halinde bir yerlere dağılıp eğlendik. Ben de arkadaşlarla geç saatte sohbet ederken Nijeryalı arkadaş nefes nefese geldi, herkes beni arıyormuş Çinli kız Ping o gece Çin büyükelçisiyle Tel Aviv'e gidecekmiş, oradan da Pekin'e, fakat benim Şilililer giderken arkalarından su döktüğümü görmüş, tutturmuş \"Alper bize su dökmezse yola çıkmam\" diye. Bi baktım Çin Büyükelçisi limuzinde oturmuş bekliyor, bizimkiler Ping'i gitmeye ikna etmek için uğraşıyorlar. Aceleyle bardan bir bardak su istedim, döktüm arabanın arkasından. Ufak çaplı diplomatik kriz böylece aşılmış oldu. Kudüs'teki YMCA merkezinde geleneksel Yahudi müzikleri ve dansları izledik. Yahudilerde dans eskiden beri eğlence kaynağı ve toplumsal gelenek. Dansın dini açıdan da önemi var. Aşkenaz ve Sefarad geleneklerinde Yahudi düğün dansları tüm dünyada Yahudi yaşamının bir parçası. 1950'li yıllarda Siyonizm ve İsrail Devleti'nin kuruluşuyla ilgili danslar da popüler oldu. Orta ve Doğu Avrupa'da Aşkenaz Yahudi dansları ve klezmer müziği evlilik törenlerinin vazgeçilmesi olmuştu. Dindar Yahudilerde erkekler ve kadınlar farklı halaylar oluşturarak dans ederlerdi. Hasidik Yahudilikte dans mutluluğun dışa vurum aracıdır ve iyileştirici etkisi olduğuna inanılır; ruhu temizler, manevi mutluluğu artırır ve toplumu birleştirir. Folklor dansları ülkedeki Siyonist yerleşmenin ilk yıllarında gelişti. Anavatanına geri dönen bir halkın mutluluğunu yansıtan coşkulu bir dans türü. Horah çoğunlukla Hava Nagila müziğiyle oynan bir halay dansı. Horah ülkeye Romanya Yahudisi Baruch Agadati tarafından getirildi. Hora Agadati de denen dans türü çok popüler oldu, Hava Nagila bugün tüm dünyada en çok bilinen Yahudi şarkısı, Türkiye'de de düğün dernek fasıl ve yemekli eğlencede çalar, genelde aslının aynısı şeklinde, bizim Trakya yöresinde ise biraz değiştirilmiş Kasap Havası olarak ünlüdür. Çoğu kişi Türkiye'de Yahudi dansı ettiğimizi bilmez. Yemen danslarında aynı yerde yön değiştirip zıplama hareketleri çok yapılıyor. En ünlü ve popoüler olanı Yemenite Step. Düğün ve kutlamalarda vazgeçilmez. Ülkede Keren Kayemeth LeIsrael Ulusal Vakfı yönetiminde Hadassah, Kiryat Menahem, Ben Shemen, Lavi adlı ve diğer ormanlara ağaç dikiliyor. Ben Kudüs yakınlarındaki ormana ağaç diktim, sertifika verdiler. İsrail Ordusu IDF 176.500 aktif silah altında asker, 465.000 yedek ve 8.000 sivil personeliyle dünyanın en kalabalık ordularından biri değil ama nüfusa oranla silah altında asker sayısı bakımından Kuzey Kore ve Eritre'den sonra dünyada üçüncü sırada bir askeri gücü hazır bulunduruyor. Askerlik süresi erkekler için üç yıl, kadınlar için iki yıl. Halkın büyük çoğunluğunun zorunlu askerliğe tabi olduğuna dair yaygın kanının aksine, nüfusun sadece yüzde ellisi potansiyel asker. İsrail askeri gücü içerisinde askerlik yapmak istemeyen Dürzüler hariç Araplar bu görevden muaf, gönüllü olurlarsa katılabiliyorlar. Din okuyanlar, azınlıklar, askerlik yapmayı ret edenler, barışçı pasifistler askerlikten muaf. Dini inancı nedeniyle askerlik yapmak istemeyen kadınlar Sherut Leumi, erkekler Hesder adlı sistemle topluma sivil hizmet veriyorlar. Yüzölçümü küçük olmasına rağmen İsrail gezilecek yerler açısından çok zengin, tarih dolu bir ülke. İsrail şehirleri ve diğer gezilecek görülecek yerleri şöyle özetlenebilir. Kudüs Yahudiler, Hristiyanlar ve Müslümanlar için kutsal şehir ve başkent. Dünyada en çok ilgi gören tarihi gezilecek yerler arasında. Tel Aviv Ülkenin en canlı ve modern kenti Tel Aviv-Yafo. Akka Müslüman, Hristiyan, Yahudi, Bahai ve Dürzülerin yaşadığı liman şehri. Beer Sheva Necef Çölü'ndeki en büyük şehir. Elat Kızıl Deniz kıyısındaki ünlü tatil merkezi de gezilecek yerler arasında. Hayfa Bahai inancının tarihi merkezi. Nazareth İsa'nın büyüdüğü yer bugün ülkedeki en büyük Arap kenti. Filistin Küçük Gazze Şeridi ve daha geniş Batı Şeria bölgeleri. Safed Kabala inanç öğretisinin kurucusu ARI'nin tarihi şehri, mistik ve sanat merkezi. Beit She'an Vadisi Ürdün Nehri vadisinin kuzeyinde. Caesarea Tarihi antik Roma kenti. Kayseri'nin de adı aynı idi. Carmel Range Hayfa'nın güneyindeki tepelik bölge. Lut Gölü Dünyanın en alçak noktasındaki aşırı tuzlu göl, mutlaka görülmesi gereken yerler arasında. Ein Avdat Ünlü bir yürüyüş bölgesi olan güzel dik vadi. Jezreel Valley Geniş bir vadi. Judean Çölü Bir dizi tepe ve kanyonlar içeren, engebeli bir arazi. Masada Roma İmparatoluğu'na karşı sonuna kadar direnilen tarihi plato. Ramon Krateri Necef Çölü'ndeki volkan ve uçurum. Galile Denizi Ülkenin en geniş tatlısu gölü. Berit Guvrin-Maresha -Tarihi Roma kenti, mağara evler, St. Anne Haçlı Kilisesi. Golan Tepeleri Altı Gün Savaşları'nda Suriye'den alınan stratejik tepeler. Ürdün Nehri Museviler ve Hristiyanlar için kutsal tarihi yer. Rehovot Bilim, eğitim ve kültür şehri. Necef Çölü Ülkenin yarısını kaplayan seyrek nüfuslu çöl. Be'er-Sheva ve Sde' Boker kentlerinde Ben Gurion University of the Negev: Matematik, fizik, kimya, fen bilimleri. Rehovot şehrinde Weizmann Institute of Science: Matematik, fizik, kimya, fen bilimleri, bilgisayar. Hayfa Üniversitesi: Çocuk gelişimi, ulusal güvenlik, deniz uygarlıkları, risk yönetimi ve sigortacılık. Ramat Gan Bar Ilan Üniversitesi: Beyin bilimleri, modern Yahudilik, anlaşmazlık yönetimi. Tel Aviv Üniversitesi: İşletme, kutsal topraklar arkeoloji ve tarihi, kriz ve travma yönetimi, Kudüs The Hebrew University of Jerusalem: Tarım, Orta Doğu araştırmaları, Yahudi araştırmaları, İslam. Technion-The Israel Institute of Technology ve IDC Herzliya: İşletme, inşaat mühendisliği, teknolojik iş yönetimi. İsrail gerçekten güzel biryer israil halkını Filistinle sürekli çatışma halinde olmasına rağmen hoşlanmasam da bulunduğu güzellikleri göz ardı edemem. İsrail Filistin savaşlarından, israile karşı bakış açıma rağmen yazınızı okudum çok faydalı barış olduğu vakit gidip görmek istediğim yerlerden bir tanesi. Yazınızı hepsini okudum çok güzel olmuş başarılarınızın devamını dilerim Alper bey. İsrail yazımı okuduğunuz için teşekkürler Ferhat Bey, Kudüs ve diğer kentleri de yazacağım. Cok sanslisiniz Bedava Israilde 1,5 bucuk ay yasamak her yönuyle gormek. Ben bu yil ilk kez gittim ve Ruhum orda 7 günlük kisa turda o kadar etkilendim ki orda yasamayi istiycek kadar. İsrail hakkında çok yalan konusuluyor hic de öyle cok sorunlu, tehlikeli ülke degil, insanlar cok normal. Merhaba Hatice Hanım. İsrail beni zengin tarihi ve kültürü ile etkiledi. Evet kendimi gerçekten şanslı görüyorum bu pahalı ülkede uzun kalıp hemen her yerini gezmekten. Esenlikler. Nisan sonu İsrail ve Filistin e gitmeyi planlıyorum. Notlarınızın devamını sabırsızlıkla bekliyorum. Hangi yıl gittiniz ve verdiğiniz ulaşım bilgileri güncel mi merak ediyorum. Şimdiden elinize emeğinize sağlık. Ben İsrail'e gideli epey oldu ama ulaşım bilgileri tamamen güncel. İlginize teşekkürler. Evet epey oldu. İsrail tarih dolu bir ülke. Nereye bassan kutsal toprak. Darisi benim basima insallah sizin gibi hic degilse en az 1,5 ay kalabilsem. Kibboets ta kalma imkani var fakat sizin aldiginiz imkanlar yok önce istemistim kibboetsa gitmeyi sonra vazgectim. Tesekkur ederim sizede esenlikler. İsrail' e babamın bir arkafaşı 90 lı yıllarda gitmişti. Halkı çok iyi davranmışlar. Hatta sokaklarda İbrahim Tatlıses, Tarkan gibi Türk şarkıcılarının şarkıları duyuluyormuş. Doğru Ahmet Bey, İsrail'de Türkiye'ye ilgi yüksek halk arasında. Bende bu yazıyı bekliyordum. Kuzey Kore gibi çok farklı bir yer zannetmiştim.2 defa okudum siz düşünün. Beklediğim gibi çıkmadı:) Resimlerden baya eski bir ziyaret olduğu anlaşılıyor sizde çok ayrıntıya yer vermemişsiniz zaten. Teşekkür ederim yazı için. Öncelikli olarak pek çok kişinin de olduğu gibi kıskandığımı söylemek isterim. gezmek kadar güzel birşey yok bence. hayat çok kısa ve dolu dolu yaşamak lazım. israil benim merak ettiğim yerlerden Britanya'sı. çok güzel bilgiler var. Teşekkürler. Alper bey öncelikle yazınız ile bizi aydınlattığınız için size çok teşekkür ederim. benim sizden bir istihramım olacak. ben istanbulda yaşayan biriyim. benim sevgilim kanser tedavisi için israil telavive gitti ve orada tedavi görüyor. ve ben yanına gitmek istiyorum. siz giden biri olarak bu konuda benimle iletişime geçebilir misiniz? şimdiden teşekkkürler mucahitcan_21@ hotmail. com bu emailden veya 05385624845 nolu telefonumdan ulaşabilirsin. tabi eger yardımcı olmak isterseniz. ve eğer sizi rahatsız ettimse tekrar özür diler yazınız için tekrar teşekkürler ederim size. iyi günler. Evet İsrail'de yaşayan Türkler var. Türkiye'den gidip iş kuranların yanı sıra 1948 yılında İsrail Devleti'nin kurulmasından sonra Türkiye Yahudilerinin önemli bir kısmı ülkeye göç etti ve İsrail'de Türkçe konuşuyor ve Türkiye kültürlerini yaşatmaya devam ediyorlar. Ne yazık ki size yardım edebilecek bir tanıdığım yok, bu sorularınızı görüp size yanıt yazacak birilerinin çıkmasını dilerim. Geçmiş olsun, iyi şanslar dilerim. Hayalim gerceklesti Mucize oldu 23-05- den 25-07-2016 ya kadar Kudüs de gönüllü olarak yaslilarin etkinlik evinde 2 ay calistim. Birkac kelime ingilzice ve bir kac kelime Ibranice konustum halde çok iyi insanlar tanidim yahudi ve Müslüman karisik o evdeler aramizda gönül bagi oldu gitme buraya yerles burda maasli calis dediler lakin; 1 tane manager tanidim ki sarah ismi tum Israilliler le ilgili iyilige balta vurdu beni kovdu cok iyi calışıyor hem de bedava calisiyor olmama ragmen bana yapilan saygisizliga agzimi actim diye onun ustune bire havalaninda Hollandali sporculara yapilmayan didik didik arama yapilinca artik Israil temizlene ne kadar bir daha ayak basmiycam dedim. Tekrar yaziyorum Cok sayida cok iyi Israilli ve Yahudi tanidim siyonisti olsun, ortodox yahudisi olsun asla onlardan sikayetci degilim lakin; Her yerde oldugu gibi Kötülere yetki verilmis ve bu yetki Kötülerde oldukca Israil de savas olur olmasi da gerekir. Yaşadığınız olumsuzluğa rağmen İsrail'de gönüllü çalışma deneyiminiz yeni insanlar ve ülkeyi tanımak açısından size çok şey katmıştır. Paylaşımınız için teşekkürler, iyi günler. Mücahit Bey Tel-Aviv de Turkiye'den giden Yahudilerin dernegi var orayi internetten adresini alip telefon acabilirsiniz mutlaka size yardimci olacak biri cikar. Dili ögrenirsiniz ben 2 ayda pek cok kelime ogrendim 2 ay boyunca hem Kudus hem de Kudüs disinda gezdim. Çalistim, alis veris yaptim insanlarin hosuna gitti bir kac kelime tarzanca ingilizce ve bir kac kelime ibranice ile bence dili sorun yapmayin. Alper bey X bir turizm seyahat acentasını google da arama yaparken karşıma çıktınız. Merhaba İbrahim Bey. Seyahat bloguma ilginize ve övgünüze çok teşekkür ederim. Dünyamızı keşfediyorum elimden geldiğince. Saygılar. İsrail'e ilk gidişimde (2012) çok tedirgindim terörün yoğun olduğu ülke olarak düşünüyordum. İstanbul'dan Telaviv uçağına bindiğimde \"bindik bir alamete gidiyoruz kıyamete\" diye söylendim kendi kendime. Uçak indiğinde heyecanım artmıştı pasaport kontrolüne gelince polisin güler yüzü rahatlattı beni. Niye geldiğimi sorduğunda arkadaşımı ziyaret edeceğimi söylerken davet mektubumu ve uçuş bilgileri belgesini gösterdim şöyle bir göz attı ve arkadaşımın İsrailli olduğunu görünce başka soru sormadan hoş geldiniz dedi. Rahatlamıştım valizimi aldım arkadaşım bekliyordu. Orda 1 hafta kaldım hem Yahudilerden hem Araplardan sevgi ve saygı gördüm ayrıca bu süre içinde ülkenin güvenli olduğunu gördüm bazı emniyet tedbirlerini de normal karşıladım bizde de var aynısı. Tel-Aviv muhteşem bir şehir 24 saat yaşıyor Kudüs inanılmaz güzel müthis bir tarih var hele eski Kudüs anlatılır gibi değil görülmesi gerekir. Ağlama duvarı ve arkasındaki Arap bölgesi görülmesi gereken yerlerden ayrıca Jafa bölgesi ve Tiberia da. Gerçekten çok beğenmiştim o yüzden her yıl bir kez gidiyorum kendimi yabancı gibi hissetmiyorum. Sizlere de tavsiye ederim gidip görmenizi. Hiç endişeniz olmasın. Tiberia Rishon yolu üzerindeki bazı arab ve Dürzi köylerini gezdim. Epey gezmişsiniz İsrail'de. Yorum ve bilgi için teşekkürler. 14-28 Ocak 2017 tarihleri arasında israil deydim. Bu süre içerisinde ölü deniz, Masada dağı ve Eliat ziyaret ettim. Eliat Akabe körfezinde Kızıldeniz kenarında büyükçe bir şehir tam karşısında Ürdün var Serbest Bölge vergi yok güzel düzenli bir şehir. O mevsimde bile inanılmaz bir turist akını vardı. Geçen yıl gittiğimde 1 Nis 0.60 TL idi şimdi kafa kafaya bu paramızın değer kaybettiğini gösteriyor. Bize göre pahalı herşey iki katı özellikle taksi çok pahalı, karın doyurmak için pek problem yok alışveriş merkezlerinde ehven fiyata mümkün. Toplu taşım gerçekten ucuz, gidiş dönüş Telaviv Eilat toplam 107 Nis ödedim tren ve otobüs dahil, 65 yaş üstü ulaşım çok ucuz. İsrail gezilmesi gereken ülkelerden biri inanılmaz bir tarih yatıyor orada. Güvenli hiç çekinmesinler, kurallara uyduğunuz sürece problem yok. Trafik akışı bizdeki gibi makas atıyorlar birbirini geçmeye çalışıyorlar ama hız limitlerine, yaya geçitlerinde yaya üstünlüğüne uymaları ve kırmızı ışık ihlali yok bu gerçekten beni memnun etti. Keşke bizde de uyulabilse. pahalı bir ülke ama bence de İsrail görülmeye değer bir ülke, küçücük bir coğrafyada son derece zengin bir tarih yatıyor. İsrail Orta Doğu'nun en Batılılaşmış ülkesi, eğitim seviyesi yüksek. İsrail hakkında bilgi verdiğiniz için çok teşekkürler, yolunuz hep açık olsun. Davet İsrail'e gitmeyi muhtemelen kolaylaştırır ama çalışma koşullarını bilmiyorum, elçiliğe sormanızı öneririm. Alper bey, dilegim gerceklesti duam kabul oldu 4 ay sonra 2. kez Israil'e gittim istedigim gibi Kudüs'e hemde dil bilmeden gönüllü olarak huzur evinde calistim 2 ay Kudüsümde kaldim ve 2 ay icinde pek cok ibranice kelime ögrendim ve bir kac kelime de ingilizce. Cogunlugu iyi olan insanlarla gönül bagi olunca sevgi diliyle hemen anlastik hem aslimin oralardan gelmesi de bizi cabuk bagladi birbirimize. Simdi dilegim israile tasinmak bunun icin Netanyahu nun yonetimden gitmesi lazim ondan sonra Rabbim dilerim Israile beni yasamaya gönderir ve Evim de Kudüs de olur. Orda gonüllü olarak o sevginin, iyiligin degerini bilen insanlara yardimci olmak istiyorum. Alper Bey, tesekkür ederim cesareti kalbimdeki dogruluktan ve Rabbime bagliligimdan aliyorum. Benim kökenimin ne zaman Türkiye ye gectigini tarihi tam bilme imkanim yok lakin; İsrailogoulları kökenim aslında ben hiç kendimi Türk hissetmedim nedense 4 kardeşten sadece bendim böyle olan ve kimligimi yıllarca aradım ve 34 yaşımda buldum ve 8 yıl bekledim israile gitmek icin hayal kurdum. Atalarımı maalesef asimile ettirmisler oysa ki insanlarin kimligi ile oldugu yere uyum saglamasi da mümkün. Dilinden baska hic bir seyi bana yabanci gelmedi İsrail'in cok muhtesem bir duygu. Gidisime 5 gün falan vardi son anda internette Israil icin Hiristiyanlar derneginin duyurusuna basvurdum onlar da dediler bir deneyelim Israildeki yetkili kabul ederse gönderelim seni son anda kabul ettiler her masrafimi ben ödedim araci dernege bile çünkü, benim icin aslima, vatanima gitmek cok degerliydi. Dilin susup kalbin konustugunu iste ben Israilde yasadim ve orda bu mutlulugun oldugu yerde acilarin da olmasi malesef cok aglatti beni. Hem Yahudisi ile hem Müslümanı ile aslinda baris istiyor cogu huzur istiyor. Hatice Hanım bu yaşadığınız özel ve içsel yolculuğu paylaştığınız için çok teşekkür ederim. Atalarınız Yahudi iken Türkiye'ye göçtükten sonra asimile olup Türkleşmişler mi? Museviler din ve kültürlerine çok bağlıdır diye biliyorum. Ailenizden anayurda dönen sadece siz misiniz? Kusuruma bakmayın merak ediyorum. Benim atalarım da hep göçmen... Elbette, bütün halklar barış istiyor. Merhaba Alper bey ben Avrupa'da 12 ülke dolaştım öğrenci olduğumdan ötürü gezeceğim ülke hakkında benden önce gitmiş olan ve tecrübeli insanlardan bilgi almak en doğrusu olacaktır uçak biletimi aldım ama indirimli olduğu için saatleri çok erken tamam İstanbul'dan gidişte sorun olmaz ama Tel Aviv'e gittiğimde dönüşte tekrar saat 10 da İstanbul'a dönmek için erkenden havalimanında olmam gerekli sizce şehir merkezindeki bir hostelden havalimanına (2 saat önce) check in yapılacağını varsayarsak nasıl bir yol izlemeliyim ayrıca yeme içme konusunda uygun olarak ne önerirsiniz ve ulaşım konusunda bir bilet kartları var mı? Yanıtlarsanız çok sevinirim, iyi bayramlar.. Merhaba. Tel Aviv şehir merkezinden Ben Gurion Havalimanına geç ve erken saatlerde ücretli havaalanı servisi minibüsleri ile gidebilirsiniz. 3 saat önceden gitmek gerekir. Tel Aviv'de ucuz yemek olarak karidesli sokak pidesi, kuzu sosisi, şakşuka, felafel, hamburger, döner yiyebilirsiniz. Sarona Market, Abu Hassan adlı lokanta, King George Caddesi, Bugrashov Caddesi, Pizza Aghvaniya, Miznon Oved lokantası, Sabich Frishman (büyük pide arası patlıcan, patates, yumurta, humus, tahin, domates, maydonoz, salatalık, kırmızı lahana, soğan, 17 shekel) lokantasını önerebilirim. Alper Bey guzel bir yazi olmus. Emek verip paylastiginiz icin teşekkürler. Ben bir gemi adamiyim. Haifa ve Ashdod limanlarina cok defa olmasa da geldim. İsrail'i bu limanlardan edindigim izlenimlerden biraz taniyorum. Sizin kadar uzun kalma fırsatım olmadi. İsrail'le ilgili dusuncelerinizin tamamina katıldığımı ifade etmek isterim. İsrail blog yazıma ilginize teşekkürler Mahir Bey. Ne güzel bir mesleğiniz var. İsrail'de gittiğim şehirlerden izlenimlerimi de yazacağım zaman buldukça. Merhaba. israil'de İngilizce yüksek lisans eğitimi psikoloji, Yahudi araştırmaları, nanoteknoloji, işletme, çöl araştırmaları, deniz jeolojisi, insan hakları, kimya, bitki bilimleri, çevre bilimleri, beslenme, hayvan bilimleri, bağcılık ve şarapçılık, bilişim sistemleri mühendisliği, matematik, hidroloji ve fen bilimleri dallarında lisansüstü programlarıyla veriliyor. Lisans ortalamasının en az 3.4 olması gerekiyor. TOEFL sınavı puanı geçerli. İngilizce hazırlık sınıfı eğitimi veren üniversiteler de var. Be'er-Sheva ve Sde' Boker kentlerinde Ben Gurion University of the Negev, Rehovot şehrinde Weizmann Institute of Science, Hayfa Üniversitesi, Ramat Gan Bar Ilan Üniversitesi, Tel Aviv Üniversitesi (işletme, kutsal topraklar arkeoloji ve tarihi, kriz ve travma yönetimi, Kudüs The Hebrew University of Jerusalem, Technion-the Israel institute of technology ve IDC Herzliya, İsrail'de İngilizce yüksek lisans eğitimi alabileceğiniz akademik kurum ve üniversiteler. Rica ederim. İsrail'de İngilizce eğitim veren üniversite çok, İbranice bilmemeniz sorun değil. Ayrıca halkın İngilizce konuşabilme oranı epey yüksek, günlük yaşamda da zorluk yok. Öğrendiğiniz bilgi ve gelişmeleri burada paylaşırsanız sevinirim, merak ediyor olacağım. İsrail'e üç günlük bir turistik gezi planlıyoruz. Gittiğim diğer ülkelerde araç kiralayarak geziyorduk. İsrail'de de araç kiralasak bir sorun olur mu, tavsiye eder misiniz? Bunu özellikle güvenlik açısından soruyorum. Merhaba. İsrail'de araç kiralama konusunda sorun yaşamazsınız, sadece Tel Aviv ve Kudüs'te park yeri bulmak bir İstanbul kadar olmasa da zor. Polis veya asker kontrol noktalarına denk gelirseniz turist olduğunuz için rahat geçersiniz. Doğu Kudüs herkese tamamen açık, surlarla çevrili Eski Şehir de öyle. Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra'nın da bulunduğu Müslümanların denetimindeki kutsal alana turist girişinde sıra oluyor ve epey pahalı, ancak sadece Müslümanların girebildiği ayrı bir kapı var, burada görevli olan kişi Türk pasaportu gördüğünde ya doğrudan izin veriyor, ya da Müslüman olduğunuza ikna olmazsa en basitinden Kelime-i Şehadet getirmenizi veya Kur'an'dan bir bölüm okumanızı istiyor, yapabilirseniz izin veriyor, okuyamazsanız içeri girmenize izin vermiyor. Rica ederim. Merhaba. İsrail'de kiraladığınız otomobil ile Filistin'e giremiyorsunuz. Tel Aviv Ben Gurion Havalimanın'dan Kudüs'e 24 saat dolmuş var, adı şerut. Doğrudan adrese, kapıya kadar götürüyorlar. Sadece Tel Aviv Kudüs arası için araba kiralama bana çok mantıklı gelmedi iptal ettim kiralamayı. 2 günlük kiralama 190TL 3 günlük 240TL. 1-2 gün kiralamalarda limit 250km. 3 gün ve üzeri sınırsız. Birde havaalanı vergisi var ama otellerde olduğu gibi yabancı vatandaşlar ödeyecekler mi çözemedim. Kiralama sözleşmesinde yazılanı kopyalıyorum. Airport Fee: 34.47 EUR per rental for all rentals beginning/ ending at Ben Gurion. VAT. Dönüşte İsrail seyahat izlenimlerinizi burada paylaşırsanız çok memnun olurum, güncel bilgi olur. Teşekkürler. Zamanınız olduğunda beklerim yazılarınızı. İlginize teşekkürler. Mrb. Alper bey. Benim sevgilim Gürcistanlı burda pek is imkanı bulamadı. Ben oraya 2 ay ya da 3 ay gidip para biriktireyim dedi. Bastan temizlikte çalıştı, ağır oldu onun için, sonra hasta bakıyor simdi 4 odalı bi otelde. Gelecek gibi değil. İsrail vizesi için başvururken evin tapusunun fotokopisini, iş yerinizin belgesini, SGK belgelerinizi vermeniz avantaj sağlar. 10-13 temmuz 3 gün 3 gece İsrail gezisi yaptım. Gitmeden sizin yazdıklarınızı da okudum. Faydalı oldu. Sağ olun. Çok güzel bir ülke ve rahat. Filistin tarafında nedense daha tedirgin oldum. Hz. İsa'nın doğduğu kilise ve Ölü Deniz'i ziyaret ettim. Elbette Tel Aviv ve Kudüs güzel şehirlerdi. Tel Aviv sahilleri güzel yalnız denizi dalgalı."} {"url": "https://celebialper.com/istanbul-bogazi/", "text": "Kentleri güzelleştiren eserler, meydanlar, nehirler, parklar, heykeller vardır. İstanbul Boğazı Türkiye'nin en büyük kenti İstanbul'un ruhudur, uğruna efsaneler, şiirler, seyahatnameler yazılmıştır. İki yakasında dünyanın iki kıtaya yayılan tek kenti yer alan İstanbul Boğazı, Asya ile Avrupa'yı ayıran, Karadeniz ile Marmara Denizi'ni birleştiren çok önemli ve güzel bir su kanalı. İstanbul Boğazı kıyıları tarih boyunca farklı uygarlıklara yurt oldu, MÖ 685 yılında Megara'dan gelen Yunanların günümüzde tarihi yarımada olarak adlandırılan bölgede bir şehir devleti kurmasıyla gelişti. Doğu Roma İmparatorluğu'na ve Osmanlı İmparatorluğu'na başkentlik yapan ve günümüzde Türkiye Cumhuriyeti'nin en büyük kenti olan İstanbul'un simgelerinden biri olan İstanbul Boğazı, kentin ve Türkiye'nin yurtdışı tanıtımlarında kullanılan en önemli yerlerden biri. Uluslararası deniz taşımacılığının yapılabildiği en dar geçit olma özelliğini taşıyan İstanbul Boğazı üzerinde Boğaziçi ve Fatih Sultan Mehmet asma köprüleri var. Bu köprüler İstanbul'un iki yakasını birbirine bağladığı gibi, Avrupa kıtası ile Asya kıtası arasında birer geçiş noktası yaratıyor. İstanbul halk taşımacılığının kilit noktalarından biri olan İstanbul Boğazı üzerinde, kıtalararası ulaşım, deniz otobüsleri, yük, araç ve yolcu taşıyan feribotlar, şehir hatları vapurları ve yolcu motorları yol alıyor. İstanbul'da yaşayanlar ve ziyaret edenler için Boğaz turu vazgeçilmez bir gezi. Boğaz turu yapan hem Şehir Hatları vapurlarının kısa ve uzun gezileri, hem de özel teknelerin turları var. Bence en iyi Boğaz Turu Şehir Hatları'nın Eminönü'nden başlayıp Beşiktaş, Kanlıca, Sarıyer ve Rumelikavağı'na uğrayarak Anadolu Kavağı'nda uzun durakladıktan sonra aynı yoldan geri dönen toplam beş saatlik uzun Boğaziçi Turu. Her seyahatimin dönüşünde fotoğraflarımı fotoğrafçıda bastırıyor, hepsinin arkasına tarih, ülke, şehir, mekan, bilgi yazarak albümlere yerleştiriyor ve etiketliyorum. Fotoğraf bastırmak epey pahalıya mal oluyor. Ama artık HP Deskjet InkAdvantage 4645 yazıcı ile fotoğraf baskılarımı evde kendim alacağım. HP'nin yaratıcılık uygulamalarından HP Photo Creations yazılımı ile fotoğraf albümü, renkli kutular, takvim, tebrik kartı gibi farklı şeyler kolayca oluşturabiliyor. HP Deskjet Ink Advantage 4645 hepsi bir arada yazıcı bilgisayara tanımladıktan sonra HP PhotoCreations yazılımı ücretsiz olarak indirebiliyor. Yüksek kaliteli olduktan sonra seyahat fotoğrafları için fotoğrafçılara büyük paralar ödemektense evde baskı yapmak mantıklı. İsimlendirmeye, albümlerde arşivlemeye devam edeceğim. İstanbul Boğazı için tanıtım maksatlı yazılan bu makaleyi gerçekten başarılı buldum ancak böyle kıymetli bir yerin tanıtımınında daha fazla görsel kullanılması gerekirdi diye düşünüyorum. Teşekkürler. Merhaba. Elbette, zamanla hepsini gezmek görmek istiyorum. Gayet güzel bir yazı olmuş. İstanbul Boğazı'nda bir tur şahane oluyor."} {"url": "https://celebialper.com/isvicre-hakkinda-bilgi/", "text": "İsviçre veya resmi adıyla İsviçre Konfederasyonu, federal yönetimlerin merkezi Bern ile birlikte 26 kantondan oluşan federal bir cumhuriyet. Fransızca adı Suisse, Almanca Schweiz, İtalyanca Svizzera, Romanşça Svizra, İngilizce Switzerland. Bu yazıda İsviçre hakkında bilgi, başkenti, şehirleri, ekonomisi, yemekleri, konumu, haritası, dili, nüfusu, halkı, yüz ölçümü, yaşam, eğitim, kültür, mutfak, gelenekler ve ülke hakkında ilginç bilgiler var. Çikolatası ve saatleriyle ünlü bu zengin ülkenin pullarında Latince adı Helvetica yazdığı için, çocukken pul koleksiyonumdakilerin hangi ülkeden oluğunu anlamamıştım. - Huzurlu ama silahlı bir ülke. Nüfusun yarısı kadar silah var. - Nüfusun %23'ü yabancı. - 4 resmi dili var. - Yaşam kalitesi en yüksek ülkeler arasında. - 3000 metreden yüksek 208 tane dağ var. - Nükleer savaşta tüm nüfusu barındırabilecek kadar sığınak var. - Ana ihraç malı ve ekonomik ürünü çikolata. - Bir öğretmenin yıllık geliri 120.000 ABD Doları. - Başkenti yok. - Meşhur İsviçre çakısının sadece tirbuşon kısmı Japonya malı. - İsviçre bayrağı dikdörtgen değil kare. Batı Avrupa'da bulunan ülkenin kuzey sınırında Almanya, batısında Fransa, güneyinde İtalya, doğusunda Avusturya ile Lihtenştayn yer alıyor. Yüz ölçümü 41.285 km olan dağlık ülke, İsviçre Platosu, Alpler ve Jura Dağları üzerinde yer alıyor ve denize kıyısı yok. Topraklarının çoğunu Alp Dağları kaplıyor. Ülkenin CH kısaltmasının kökeni, Latince adı Confoederatio Helvetica. Konfederasyonun uzun bir tarafsızlık tarihi var; 1815 yılından bu yana herhangi bir savaşa katılmadı, 2002 yılına kadar Birleşmiş Milletler'e bile üye olmadı. Etkin bir dış politika yürütüyor ve dünya çapında barış girişimlerine katılıyor. Aynı zamanda Kızılhaç'ın doğduğu ülke ve ikinci büyük BM merkezi Milletler Sarayı da dahil olmak üzere Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, Milletler Cemiyeti, Dünya Sağlık Örgütü, Uluslararası Çalışma Örgütü, Uluslararası Telekomünikasyon Birliği, Mülteciler İçin Birleşmiş Milletler Yüksek Komiserliği, Dünya Ticaret Örgütü, Dünya Ekonomik Forumu, UEFA, FIFA, Uluslararası Olimpiyat Komitesi gibi çok sayıda uluslararası organizasyonun ev sahibi. Avrupa Serbest Ticaret Birliğinin kurucu üyelerinden ve Schengen Bölgesinin bir parçası olmasına rağmen, Avrupa Birliği ve Avrupa Ekonomik Alanı üyesi değil. Ülke yönetimi UNESCO'nun Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi ve Kültürel İfadelerin Çeşitliliğinin Korunması ve Geliştirilmesi Sözleşmesi'ni imzaladı. Switzerland kişi başına düşen yerli ürün bakımından dünyadaki en zengin ülkelerden biri ve her bir yetişkin vatandaş başına düşen en yüksek mal varlığına sahip. Zürih ve Cenevre sırasıyla dünyadaki ikinci ve sekizinci yaşam kalitesine sahip şehirler. Nominal GSYİH bakımından dünyanın on dokuzuncu, satın alma gücü paritesine göre otuz altıncı büyük ekonomisine sahip. Malların ihracatında dünyada yirminci, ithalatında on sekizinci sırada. İsviçre'de yaşam kalitesi çok yüksek ama bunun bir bedeli var. Ülkede yaşayan herkesin bir özel sigorta şirketinden ve sağlık sigortası veren kuruluşlardan bir evrensel sağlık sigortası yaptırması zorunlu. Sistemin maliyeti yüksek oranlarda olmasına rağmen, sağlık hizmetleri bakımından Avrupa ülkelerinin en iyilerinden. 2006 yılı araştırmalarına göre yaşam beklentisi kadınlar için 84, erkekler için 79 yıl. GSYİH harcamalarının %11.5'i sağlık harcamalarına gidiyor. Yaşlanan nüfus ve yeni sağlık teknolojileri ile sağlık harcamaları muhtemelen artmaya devam edecek. Kentlerde yaşamın temposu diğer Avrupa şehirlerinden yavaş. Dükkanlar erken kapanıyor, barların çoğu hafta içi boş oluyor, gece toplu taşıma çok az. İsviçre halkı sessiz yaşamı seviyor. Kiralar çok yüksek ama eski daireler bile bakımlı ve rahat. Nüfusun büyük bir kısmı şehirlerde yaşıyor. Svizzera sadece 70 yıl içerisinde kırsal bir ülkeden kentsel bir ülkeye dönüştü. 1935 yılından itibaren gerçekleşen kentsel gelişim önceki 2000 yıl süresince gerçekleşen gelişimin toplamıyla aynı seviyede. Bu kentleşme sadece İsviçre platolarında değil, aynı zamanda Jura ve Alp Dağları'nın eteklerinde de gerçekleşti. Bunda hızla büyüyen şirketlerin toprak kullanımının rolü var. 21. yüzyılın başlangıcında nüfus kentsel alanlarda, kırsal alanlardan çok daha fazla artış gösterdi. Ancak son yıllarda şehirlerden uzaklaşma şeklinde yeni bir eğilimin ortaya çıkmakta olduğu da görülüyor. Aile ve ev yaşamı yirminci yüzyılın ortasından günümüze çok değişti. Boşanma oranı dört katına çıktı. Boşanmaların artması ve yaşlanan nüfusla birlikte ailece yaşanan evlerin sayısı azaldı. İlkokulun bitiminden sonra öğrenciler kapasitelerine göre birkaç gruba ayrılıyorlar. En hızlı öğrenenler daha ileri seviyedeki sınıflar ve matura için hazırlanırken, diğerleri daha yavaş bir eğitimle ihtiyaçlarına en uygun mesleklere göre yönlendiriliyorlar. İsviçre'de 12 üniversite var. Bunların onu kantonlar seviyesinde destekleniyor ve genellikle teknik olmayan alanlarda eğitim öğretim veriyorlar. İsviçre'deki ilk üniversite Basel Üniversitesi. 1460'ta tıp fakültesi ile birlikte kurulan üniversite, geleneksel olarak kimya ve tıp araştırmaları konusunda uzman. İsviçre'nin en büyük üniversitesi 25 bin öğrencisi olan Zürih Üniversitesi. Federal hükumet tarafından finanse edilen iki enstitü var: Zürih'te bulunan ETH Zürich ile Lozan'da bulunan EPFL. Her iki enstitü de bilim dünyasında uluslararası üne sahip. ETH Zürih Üniversitesi genellikle kıta Avrupa'sındaki en iyi üniversite olarak kabul ediliyor. Bu üniversitelerin dışında çok sayıda uygulamalı bilimler üniversitesi bulunuyor. Yönetim ve işletme gibi alanlarda St. Gallen Üniversitesi ile Lozan'daki International Institute for Management Development ülkenin başta gelen okulları olup, uluslararası bir üne de sahipler. İsviçre yüksek öğrenim düzeyinde yabancı öğrenci oranı açısından Avustralya'dan sonra ikinci sırada geliyor. İsviçre kültürü komşularından çok etkilendiyse de yıllar boyunca önemli bölgesel farklılıklar gösteren ama kendine özgü bir kültür oluştu. Özel olarak Fransızca konuşulan bölgeler Fransa'ya, Almanca konuşulan bölgeler Almanya'ya ve İtalyanca konuşulan bölgeler de İtalya'ya, ülkelerindeki diğer bölgelerden daha yakınlar. İsviçre'deki güçlü bölgecilik nedeniyle homojen bir İsviçre kültüründen söz etmek pek mümkün değil. Kültürel olarak aktif olan birçok İsviçreli, ülkelerindeki kısıtlı olanaklar nedeniyle yurt dışına çıkmayı tercih ediyor. Öte yandan İsviçre'nin tarafsızlığı, yüksek maaşlar ve düşük vergi oranları da tüm dünyadan birçok yaratıcı insanı bu ülkeye çekiyor. Savaş zamanlarında siyasi sığınma geleneği birçok sanatçının bu ülkeye gelmesinde yardımcı olurken, günümüzde bunu düşük vergi oranları sağlıyor. İsviçre çok dillilik, kültürel çeşitlilik, kurumları ve İkinci Dünya Savaşı sonrası ekonomik başarısı nedenleriyle kendini \"özel durum\" olarak görüyor. Politik ve kurumsal bazı alışılmışın dışında özellikleri hala olsa da, günlük yaşamdaki hızlı modernleşme ülkenin alışkanlıkları, mutfağı ve kültürüne yansıyarak değişime neden oldu. Gelenekler İsviçre kültürünün çok katmanlı yapısının bir parçası. Halk kültürünün bir parçası olarak gelenekler oldukça dağınık yerel ve bölgesel bir yapıya sahip. Ancak Karnavallar, Paskalya ve Noel kutlamaları gibi bazı durumlar bu fazla yerelliği aşarak ulusal ölçekte kutlanıyor. Basel Karnavalı ve Luzern Karnavalı gibi karnavallarda müzik, dans ve halk şiirleri çok çeşitli biçimlerde sergileniyor. İsviçre'deki geleneksel kutlamaların bazıları Luzern Karnavalı, Unspunnen taş fırlatma yarışması, Sechselauten ve Fete des Vignerons. İsviçre mutfağı çok çeşitli bir yemek kültürüne sahip. Fondü, raklet ve rösti gibi bazı İsviçre yemekleri ülke genelinde yense de, her bölgenin, yörenin iklimine ve kültürel farklılıklarına göre değişik yemekleri de var. Geleneksel İsviçre mutfağı diğer Avrupa ülkelerinin mutfaklarına benziyor, Gruyeres ve Emmental vadilerinde tamamen yöresel olan süt ürünleri, peynirler üretiliyor. Bu tür mutfak ürünleri İsviçre'nin batısında oldukça fazla çeşitler içeriyor. Çikolata 18. yüzyıldan beri İsviçre'de üretiliyor. 19. yüzyılın sonlarında temperleme gibi birçok teknolojik tekniğin gelişmesi ile İsviçre çikolatasının kalitesi arttı ve dünya çapında oldukça büyük bir ün kazandı. Ayrıca Daniel Peter tarafından 1875 yılında çok büyük bir atılım yapılarak sütlü çikolata icat edildi. Dünya çapında İsviçre en çok çikolata tüketen ülke. İsviçre'de en ünlü ve yaygın alkollü içki şarap. Ülke toprak, hava, rakım ve ışık zenginliği sebebi ile üzüm çeşitliliğinde oldukça zengin. İsviçre şarabı, özellikle beyaz şaraplar Valais ve Vaud şarapları, Cenevre ve Ticino'da üretiliyor. Üzüm bağları, Roma döneminden beri dünya çapında meşhur. En yaygın üzüm çeşitleri Chasselas ve Pinot Noir. Merlot, Ticino'da üretilen en ünlü üzüm ve şarap çeşidi. İsviçre yemekleri ve mutfağı önemli kültürel ve bölgesel çeşitliliklerden etkilendi. Alpler'de peynir yemekleri geleneksel ve yaygın tüketiliyor. Milli yemek fondü, eritme emmental peyniri, gravyer peyniri ve şarap karışımına kübik ekmek parçaları batırılarak yeniyor. Dünyaca ünlü İsviçre yemeği raklet, peynirin ateşte eritilip tabağa patates ve ekmeğin yanına kazınarak konup yenmesiyle tüketiliyor. Raklet peynirinin eritilmesi için yapılan modern masa üstü elektrikli raklet makinelerinin 2-4-6-8 kişilik çeşitleri var. Kesilen peynir kalıpları raklet makinesinin içindeki küçük küreklere konuyor, eriyen peynir, haşlanmış patates, soğan, kurutulmuş et, mantar veya jambon üzerine dökülerek yeniyor. Çikolatanın yanı sıra leckerli adlı baharatlı, jöleli ballı kekleri de meşhur. Alman etkili bölgenin sevilen yemekleri rösti, sosis ve sauerkraut. Diğer meşhur İsviçre yemekleri zürcher eintopf ve zander. Yöresel Sankt Gallen domuz sosis ve sucukları, maisgold gibi çeşitli şarapları ve mısır birası var. Nüfusu 8.509.000 kişiden oluşan İsviçre halkı çoğunlukla en büyük şehirlerin bulunduğu platoda yoğunlaşıyor. İsviçre dil ve kültür açısından dört ana bölgeye ayrılabilir: Almanca, Fransızca, İtalyanca konuşulan bölgeler ve Romanşça konuşulan vadiler. Bu nedenle, çoğunluğunun Almanca konuşmasına rağmen ortak etnik ya da ortak dile bağlı bir ulusal kimliği yok. Ülkeye duyulan bağlılık duygusunun kaynağı ortak tarihsel zemin, federalizm ve doğrudan demokrasi gibi paylaşılan değerler ve kendini \"Alplerde yaşayanlar\" olarak tanımlama üzerine kurulu. Konfederasyonun kurulması geleneksel olarak 1 Ağustos 1291 olarak kabul ediliyor ve her yıl dönümünde İsviçre Ulusal Günü kutlanıyor. İsviçre nüfusunun %23.3'ü yabancılar olup bu konuda dünyada ilk sıralarda yer alıyor. Ülkede yaşayan yabancıların geldikleri ülkeler %64 AB ve EFTA ülkeleri, %15.6 İtalya, %15.2 Almanya, %12.7 Portekiz, %5.6 Fransa, %5.3 Sırbistan, %3.8 Türkiye, %3.7 İspanya, %2 Avusturya, %6.3 Asya ülkeleri. İsviçre şehirleri arasında iki küresel kent ve ekonomik merkez olan Zürih ve Cenevre en önemlileri. Başkenti Bern olarak bilinse de aslında başkenti yok, ama önemli kurumlarının toplandığı Bern için de facto başkent denebilir. İsviçre şehirleri, bulundukları kantonlar ve nüfusları aşağıda. Glarus kantonunda doğrudan demokrasinin en eski biçimin uygulanıyor. Meydana toplanan ve oy hakkı olan vatandaşlar ellerindeki kartlarla oy kullanıyorlar. Doğrudan demokrasinin bu biçimi Glarus dışında sadece Appenzell Innerrhoden kantonunda uygulanıyor. Federal anayasanın 1848 yılında uygulanmaya başlamasından bu yana Schweiz dünya üzerinde eşi benzeri olmayan bir hükumet sistemi olan doğrudan demokrasiye ev sahipliği yapıyor. Parlamenter demokrasinin vazgeçilmez unsurları olan meclis ve konseyler de bulunduğu için bazen bu sistem yarı-doğrudan demokratik sistem olarak da adlandırılıyor. İsviçre doğrudan demokrasisinin federal düzeydeki araçları halkın hakları denilen anayasal girişim ve referandum. Kanton ve belediye düzeyinde de bu araçlar daha geniş ve farklı olarak uygulanıyor. Meclis tarafından onaylanmış bir yasanın geçerliliğini sorgulamak isteyen bir grup yurttaş eğer yasanın çıkmasından sonraki 100 gün içinde yasaya karşı 50.000 imza toplayabilirlerse federal bir referandum isteğinde bulunabiliyorlar. Bu durumda yasanın kabulü ya da reddi için ulusal düzeyde ve basit çoğunluk ile karar verilen bir oylama yapılıyor. Federal bir yasaya karşı sekiz kanton birleşerek de referandum isteğinde bulunabiliyor. Vatandaşlar bir anayasa değişikliği için 18 aylık bir süre içinde destekleyen 100.000 imzaya ulaşabilirlerse federal anayasal girişim ile ulusal oylamaya gidebiliyorlar. Meclis anayasal değişiklik isteğini tamamlayıcı olarak karşı öneri getirebiliyor ve seçmenler her iki önerinin kabulü durumunda seçeneklerini oy pusulalarında işaretliyorlar. Anayasal değişiklikleri için, ister meclis tarafından getirilmiş, ister anayasal girişimle sunulmuş olsun, kabul edilmesi için hem ulusal düzeydeki oylamanın sonucunun çoğunluğu hem de kantonların sonuçlarının çoğunluğu olmak üzere çifte çoğunluk gerekiyor. Kararlı ve zengin bir pazar ekonomisine sahip olan Switzerland, kişi başı Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'da Amerika Birleşik Devletleri, Japonya ve büyük Avrupa ekonomilerinin önünde yer alırken, alım gücü paritesinde onuncu sırada geliyor. 20. yüzyılın çok önemli bir döneminde açık ara ile Avrupa'nın en refah ülkesi olan İsviçre 1990'lardan beri ağır bir büyüme dönemine girdi ve 2005'e gelindiğinde kişi başına GSYİH'da nüfusu bir milyondan büyük Avrupa ülkeleri arasında İrlanda, Danimarka ve Norveç'in ardından dördüncülüğe düştü ve satın alma paritesine göre de onunculuğa geriledi. Buna karşın İsviçre'de kişi başına düşen milli gelir 80.000 dolar düzeyinde olup, 35.000 dolar civarındaki AB ortalamasının oldukça üstünde. İşsizlik oranı % 3.2. İsviçre Avrupa Serbest Ticaret Birliği üyesi. İsviçre ekonomisinin en büyük sektörü % 73'lük oranı ile hizmet sektörü. Bankacılık, sigortacılık, turizm ve ticaret ekonominin en önemli kalemleri. Toplam ihracatın üçte biri banka, sigorta, turizm ve uluslararası organizasyonlar gibi alanlara ait. Ekonominin yüzde 23'ünü ise sanayi sektörü oluşturuyor. Sanayi en çok kimya endüstrisi, sağlık ve ilaç sektörü, bilimsel ve hassas ölçüm araçları ve müzik aletleri gibi alanlarda gelişmiş. En büyük ihraç ürünleri kimyasal ürünler (ihracatının % 34'ü), makine/elektronik aletler (ihracatını % 20.9'u) ve hassas ölçüm araçları ve saatler (ihracatının % 16.9'u). Tarım sektörü ise ekonomide sadece % 4 gibi bir oranı oluşturuyor. Buna karşın yüksek kaliteli tarım ürünleri yetiştiriliyor. Schweiz birçok çok uluslu şirkete de sahipliği yapıyor. Gelirleri bakımından ülkenin en büyük şirketleri; Glencore, Gunvor, Nestle, Novartis, Hoffmann-La Roche, ABB, Mercuria Enerji Grubu ve Adecco sayılabilir. Ayrıca UBS AG, Zürih Sigorta Grubu, Credit Suisse, Barry Callebaut, Swiss Re, Tetra Pak ve Swatch Grup da diğer önemli şirketlerden. İsviçre ekonomisi dünyanın en güçlü ekonomilerinden biri kabul ediliyor. Suisse, tüm dünyada gelişmiş bankacılık sistemi ile tanınıyor. Ülkede toplam 385 banka faaliyet gösteriyor. Tümü uluslararası bankacılık sistemine göre çalışan bankalar, dünyanın her yerinden çok sayıda müşteriye hizmet ediyor ve gizlilik ilkesini esas alıyorlar. Ülkedeki tüm bankacılık faaliyetlerinin yüzde 50'den fazlası iki bankanın, UBS AG ve Credit Suisse'in kontrolü altında. İsviçre hakkında bilgi yazıma ilginize teşekkürler. Dört ülke de çok güzel, ama en güzelleri kesinlikle Norveç. Elinize sağlık. Gayet yerinde detaylarla çok güzel bir tanıtım olmuş. Çok yararlandım. Teşekkür ediyor, başarılarınızın devamını diliyorum. İsviçre bilgi yazıma ilginize çok teşekkürler Seza Bey. Gayet yerinde detaylarla çok güzel bir tanıtım olmuş. Çok yararlandım. Teşekkür ediyor, başarılarınızın devamını diliyorum. İsviçre hakkında bilgi yazıma ilginize teşekkür ederim."} {"url": "https://celebialper.com/iyi-insanlar-ulkesi-makedonya/", "text": "Batı Balkanlar gezimi hiç uçağa binmeden yapmaya karar verdim ve Makedonya otobüsüne yer ayırttım. 1 aylık iznim elverdiği ölçüde Makedonya, Arnavutluk, Karadağ, Sırbistan, Bosna-Hersek ve Hirvatistan'ı gezdim. Sırt çantamla ve tek başıma, tursuz, plansız, rezervasyonsuz. İşte Makedonya gezisi sırasında yazdığım notlar, görsellerim ve Makedonya gezi bilgileri. Vize bilgisi: Makedonya, Karadağ, Sırbistan, Arnavutluk ve Bosna-Hersek, Türklerden vize istemeyen nadide ülkelerden. Hırvatistan ve ise yeşil pasaporta vize istemediği için benim için tamamen vizesiz bir seyahat oldu. Sadece yeşil pasaporta da inatla vize isteyen \"komşi\" Bulgaristan transit vizesini Kapıkule sınır kapısında 45 Avro + 5 Avro ödeyerek aldım (45'i vize ücreti, 5'i onların deyimiyle \"çurba parası\"). Bugünkü vize durumu: Normal pasaporta Makedonya, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Sırbistan ve Karadağ için vize gerekmeyip, Hırvatistan'a gerekiyor. İstanbul Esenler Otogarı'ndan Bulgaristan üzerinden Üsküp'e uzun otobüs yolculuğunda Balkan mozayiği oluştu bile; Arnavut, Boşnak, Hırvat, Türk... Tek Türkiyeli bendim otobüste. Kimi tekstil almaya gelmiş Istanbul'a, kimi akraba ziyaretine. Neden tatilde böyle bir geziye çıktığımı anlamadilar bir türlü 🙂 Oradan buraya gelen çok ama buradan oraya giden yok. Hepsi parayı denkleştirip İstanbul'a, Kuşadası'na gitmeye çalışırken bu Türkün aksi yöne neden gitmekte olduğuna şaştılar. Makedonya'nın başkenti Üsküp'te cami, han, hamam, Türk tipi küçük dükkan dolu. Eski Osmanlı çarşısı gelenekselliğini koruyor, adı hala \"çarşiya\". \"Bit Pazarı\" da ismini koruyor. Bit pazarından 15 Avroya çakma Enerji spor bot, 10 Dolara spor ayakkabı aldım. Çoğu kişi Türkçe biliyor, köfte yiyor. Ben de sık sık köfte yedim, adi \"çevapi\" . Porsiyonları bizden bol olduğu halde daha ucuz. Ülkenin etnik yapısı % 66 Makedon, %25 Arnavut, %4 Türk. SGP Tüketim Mal ve Hizmetleri grubunda verilen karşılaştırmalı 2011 yılı fiyat indekslerine göre Avrupa Birliği'ne üye ve aday 37 ülke arasında Makedonya en ucuz ülke. Yurt dışında eğitim almak isteyenler için Makedonya üniversiteleri uygun seçenekler sunuyor. Makedonya para birimi Denar, ve 1 TL karşılığı 26 Denar ediyor. Makedonya'ya turlarla gidebileceğiniz gibi, bağımsız olarak da rahatlıkla ve güvenle seyahat edebilirsiniz. Makedonya'ya uçak biletleri artık ucuzladı, üstelik Esenler Otogar'dan düzenli otobüsler de var. Bugün Esenler'den Makedonya'ya 4 Türk firmasının düzenli seferleri var ve İstanbul-Üsküp otobüs fiyatları gidiş 40 Avro, gidiş-dönüş 60 Avro. Üsküp'te gezilecek yerler bir günde bitti, başka tarafa geçeyim derken ilk gece barda Makedonlarla tanıştım, bir ilgi, bir itibar. Barmen Türk olduğumu öğrenince benden para almadı, sohbet ettikten sonra arkadaşlarını arayıp çağırdı. Matev, Jelena, Darko, Viki, Sercan, Kristin... barı kapadıktan sonra eve davet ettiler, Balkan müziği, dilleri, kültürü hakkında konuştuk, içtik, iyice kaynaştık. Ne çabuk benimsediler beni, pek sıcaklar. Tarihten, dillerden, kültürlerden bahsettik. Bana kızlı erkekli bir Makedon türküsü söylediler. Türkünün adı \"Kadı Doğru Söyler\". Osmanlı döneminde bir paşa, bir Ortodoks Makedon kızına vurulur, kızla evlenmek ister, ama kız istemez. Bir tarafta üç kıta imparatorluğunun paşası, öte yanda Hıristiyan azınlıktan bir kızcağız, \"hayır\" demeye nasıl gücü yetsin? Kız kadıya gidip paşada gönlü olmadığını söyler. Kadı kızı haklı bulur ve paşayla evlenmekten kurtulur. Osmanlı İmparatorluğu'nun her yönüyle öğünen biri değilim. Ama bu hikayeyi dinledikten sonra hangimiz etkilenmez, mutlu olmazdı ki? Daha ilk gecemde bana iyi duygular yaşatan bu sıcacık Makedon gençlere sarıldım. Aynı kişilerle başka geceler de Üsküp gece hayatı mekanlarına gittim ve çok eğlenceli zaman geçirdim. Gaytan eski Türkçede tel demek. \"Lezzet\" sözcüğü ise bugün yaygın olarak sadece yiyecek için kullanılıyor olsa da asıl anlamı \"keyif, zevk\". Bugün başka tarafa geçmeyi düşünuyordum ama dün gece evde içtikten sonra canlı müzik olan Marakana adlı bir bara geçtik, çok eğlendik, bugün gitmemeye karar verdim. Yarin ülkenin diğer ucuna gidip dedemin doğduğu yeri arayacağım. Bu akşam yine parti var. Üsküp'ten klimasız bir otobüste, ter içinde bir yolculukla Gevgeli'ye, oradan da Doyran'a geçip göl kenarındaki Polin Hotele yerleştim, gecesi 15 Avro. Doyran'da dedemin 105 yıl kadar önce doğup Balkan Savaşı'nda Sırp çetecilerin baskınında bir gece terkettiği Kayalı köyünü, tanıştığım bir harita mühendisi sayesinde edindiğim en ayrıntılı haritalarda bile bulamayınca, dağ taş dolaşıp yaşlılara sorarak buldum. Herkes seferber oldu, otel yönetimi, dağ köylüleri, garsonlar, taksiciler. Köy çoktan haritadan silinmiş, iki çesme, bir cami kalıntısı, yaşlı bir çınar gövdesi, hepsi bu. 500 yıllık yaşamdan geriye kalan. Ne bir ev kalmış, ne de bir insan. Eski Yugoslavya yönetiminin Türk isimlerini değiştirmemiş olması iyi yönde şaşırtıcı. Kent semtleri, köy, kasaba adları çoğunlukla Türkçe olarak bırakılmış. Oysa Yunanistan'da Osmanlı dönemi isimleri tamamen değiştirilmiş. Örneğin türkülerimizde adı geçen Vardar Nehri'nin Makedonya'da adı hala aynı, ama buradan az ileriye, Yunanistan'a geçtiğinizde bambaşka. Doyran'da son gece bir kumsal diskosuna gittim, barmen bir süre sonra Türkiye'den geldiğimi öğrenince benden para almadı, hatta 1 bira da giderken yanıma yolluk verdi, kabul etmek istemedim ama ısrarını kıramadım. Üsküp'te de bir barmen benden para almamıştı. Bu kişiler buranın Türk azınlığından olsa belki daha az şaşırtıcı olabilir, \"anavatandan küçük ülkemize gelen misafir\"e saygı anlaşılır bir durum. Ama her ikisi de Ortodoks Makedondu, son derece şaşırdım ve etkilendim. Doyran'dan önce Valandovo, sonra Manastır'a geldim. Son dönem Osmanlı tarihinde adı sık geçen, Atatürk'ün askeri okulda okuduğu bu güzel kentin bugünkü adı Bitola. Üç otobüsle geldiğim Ohrid çok güzel bir yer, göl kıyısında şirin manastırlarla dolu, ülkenin tek turistik yeri. Ohrid'e Üsküp'ten direkt otobüsle gidilebilir. Ohrid Makedonya'da gezilecek yerler arasında en güzeli. Burada birkaç gün kalırım, daha sonra Arnavutluk. Yolları buradan da kötüymüş! Şöyle ki; bizde 2 saat süren bir yol Makedonya'da 4 saat sürüyor, Arnavutluk'ta ise 6 saatmiş. Vay benim dertli başım. Üstelik öyle otobüse binip sınırda inmek yok, buradan iki adım Arnavut sınırı, ama önce otobüse binilecek, sonra taksiyle sınıra gidilecek. Buradan 75 litrelik dev sırt çantasıyla sınır 500 metre kadar yürüyerek geçilecek, kural bu. Sonra bir Arnavut taksiciye kazıklanılacak, ardından 115 kilometrelik delik deşik yol 6 saatte geçilip Tiran'a varılacak. Makedonyalı yönetmen Milcho Manchevski'nin defalarca izlediğim filmi Yağmurdan Önce, savaşı en iyi anlatan filmlerden bence. Beni çok etkileyen Yağmurdan Önce'nin merkezindeki mekan olan 13. yüzyıldan kalma Sveti Jovan Kilisesi aşağıda. Özel bir konuma ve geçmişe sahip. Ohrid'de gece de çok eğlendim. Makedonya insanları arkadaş canlısı ve içten. Bazen gece yatmaya giderken yolda selam verdiler, bazen ben bir yer sorarken tanıştık. Arnavutluk'ta biraz kalıp Karadağ'ın sahillerine geçeyim, serileyim. Sonra Hırvatistan, Bosna, Sırbistan, vs. Kafama göre. Mostar, Dubrovnik, Saraybosna, Belgrad şart olmak üzere.. Aşağıdaki Sveti Klementi Pantelejmon Kilisesi Ohrid'de gezilecek yerler arasında. Makedonya pek ucuz, her gece yiyip içiyorum, yol ve otel paralarını da ekle, Beyoğlu'nda bir gece geçirmekle aynı hesaba geliyor, gündüz bidolu yer görmem de cabasi. Bira kafede 1 milyon, lokantada 1 buçuk, barda ise 1 sekizyüz, bazen iki milyon. Lokantalar da bize kıyasla oldukça ucuz. Ohrid gece hayatı da eğlenceli ve ucuz. Yurt dışı geziler için geniş kapsamlı bilgiler verdiğim, özellikle seyahatleri güvenli ve ucuza getirme yöntemlerimi anlattığım sayfam BURADA. Aşağıdaki Sveti Sofya Kilisesi, 11. yüzyıldan kalma bir Makedonya Türk eseri. Osmanlı döneminde sağdaki kubbenin tepesine küçük bir minare eklenerek cami olarak kullanıldı. Makedonya'da gezilecek yerler arasında yer alıyor. Ohrid'de çoğu kırmızı tuğlalı tam 365 kilise var. Yılın her günü farklı bir kiliseye gidilebilir! Ohrid'de gezilecek yerler birbirine yakın olduğu için rahatça ve keyifle görülebiliyor. Bu arada son durağım olan Belgrad'da nerede kalacağım belli oldu. 4 yıl önce bir arkadaş aracılığıyla tanıştırılıp bana emanet edilen ve 2 hafta Istanbul'da bidolu TV reklamında ve dergide boy gösteren Sırp manken arkadaşıma gelmeme yakın bir e-posta yazmıştım gezimden bahseden. 4 yılda 2-3 kez haberleşmiştik, o yüzden pek bir beklentim yoktu. Fakat pek sıcak bir yanıt yazmış, kizkardeşiyle şehir merkezinde bir evde oturuyormuş, davet etti; onda kalacağım ve bana Belgrad'ı gezdirecek. İki hafta her gün beraber zaman geçirdiğim bu arkadaşın, o yıl `Yugoslavya Mankenler Kraliçesi` seçilmiş olduğunu da belirteyim. Batı Balkanlar seyahatimin en sonunda, Ohrid'de tanıştığım arkadaşların çağırması üzerine Makedonya'nın küçük kenti İştip'e gittim. Gece şahane eğlendik, ertesi gün hava çok sıcaktı ve sokaklarda benden başka kimse yoktu. İştip'te ben Oaza Hotel'de kaldım, fiyatı uygun. Şu anda tek kişilik oda fiyatı 30 Avro, iki kişilik oda 40 Avro. Ben henüz tadilat yapılmamış, eskice bir odada 15 Avroya kaldım. 42.000 nüfuslu ve halen 1.300 kadar Türkün yaşadığı İştip'i 1661 yılında Evliya Çelebi, yüzyıllar sonra da Çelebi Alper ziyaret etti. Bugün Makedonya'nın tekstil ve moda sanayisinin merkezi olan küçük ve sevimli kent İştip, 1925 yılında Makedonya'daki ilk opera gösterisine sahne oldu. İştip'e başkent Üsküp'ten trenle veya Balkan Ekspres firmasının otobüsleriyle gidebilirsiniz. İştip son derce ucuz ve güvenli bir kent. Bir Makedonya gezisi sırasında görmenizi tavsiye ederim. Makedonya'nın dört devlet üniversitesinden biri olan İştip'teki Goce Delçev Üniversitesi 2007 yılında kuruldu ve hızla büyüdü, bugün 12.000'den fazla öğrenciye eğitim veriyor. Makedonca öğretilen hazırlık sınıfı da olan Goce Delçev Üniversitesi'nin YÖK tarafından denkliği kabul ediliyor ve bugün Türkiye'den yüzlerce öğrenci burada okuyor. Tıp, eczacılık, diş hekimliği, mühendislik fakülteleri; çeşitli ön lisans, lisans ve lisans üstü programları; arkeoloji, tarih, gıda ve bilişim enstitüleri bulunuyor. Duyduğum kadarıyla Türk öğrencilere epey kolaylık sağlayan Goce Delçev Üniversitesi'nde yıllık eğitim ücretleri bölüme göre 500 Avro ile 1000 Avro arasında değişiyor. Makedonya'da üniversite okumak isteyenler için bir seçenek. Ülkeye Makedonya turları ile gelmeye hiç gerek yok. Bağımsız gelerek bu küçük, güzel ve güvenli ülkeyi rahatça gezebilirsiniz. Ben son derece keyifli bir Makedonya gezisi yaptım. merhaba alper bey.. yazınızı çok buyuk bir keyifle okudum. benim anne tarafı makedon göçmeni üsküp doyran kasabasından göçmüşler ist'la.. doyran hakkında beni bilgilendirirseniz sevinirim.. gidip görmek istiyorum.3-4 gun kalmak istesem yol dahil olmak üzere otobusle nekadar para almam lazım.. şimdiden teşekkür ederim.. Makedonya ucuz bir ülke. Günde 50 Avroya çok rahat, günde 50 Dolara rahat, günde 35-40 Dolara ise düşük bütçeli olarak kalıp gezebilirsiniz. Merhaba Şaban Bey. Makedonya benim epey gezdiğim ve sevdiğim bir ülke ancak kebap piyasasını ve dükkan açma koşullarını bilmiyorum ne yazık ki. Selam ben Ankaralı bir vatandaş olarak eski Osmanlı mekanlarını merak ettiğimden Türk-Makedon kardeşlerimle dolu dolu eski zaman konularını konuşmak, memleket hakkında bilgi almak, onlarla tanışmak ve sarılmak istiyorum, ne de olsa insanız kanımız canımız aynı olduğundan dolayı çok istiyorum. Ankara'dan ben ve oğlum 16 yaşında Makedonya'ya gitmek için orada sıkıntıya düşmemek kaydıyla geliş gidiş yeme içmeler, turla tarihi yerler ve az olmak kaydıyla özel harcamalar için ne kadar toplam paramız olması gerekir. Ben ve oğlum yurt dışına ilk defa çıkmış olacağız. Bilgi verirseniz çok memnun olurum. Sevgi ve saygılarımla. Makedonya kardeşlerime dolu dolu selamlar gönderiyorum. Sami Mutlu. Kara mı hava yoluyla mı gideceğinizi, süreyi, yaklaşık rotanızı ve tercihlerinizi yazarsanız, yaklaşık bir bilgi verebilirim. Saygılar. alper bey, günnde 50 avroya geceleme, kahvaltı öğlen ve akşam yemeği ve gezmek için ulaşım ücretleri dahil mi diyorsunuz.. ben kalacak yer baktım da ok.50 avroya yer bulamadım.. bilgilendirirseniz sevinirim.. saygılar.. Hangi kenti kast ettiğinizi bilmiyorum, Üsküp'ten bahsetmek gerekirse ben merkezde Hotel Laki'de kaldım, gecelik 20 Avro. aklı başı yerinde, sağlıklı ve güvenli bir makedonya seyahati 3 gece 4 gün için 2000 tl civarı maliyet getiriyor.. gidiş-dönüş ulaşım vize -minimum 6 ay süreli pasaport-çıkış harcı-konaklama-dahili ulaşımlar-öğle ve akşam yemekleri sağlık problemi, enbasitinden mide rahatsızlıkları bu tür gezilerde alışkın olunmayan gıdalardan çok olur, en azından eczaeye yolunuz düşer.. bi dergi alırsınız, su, atıştırmalık alırsınız.. bunlar lux müdür yani tatilde.. askerlik yapmaya gider gibi giderseniz otostopla da gidersiniz.. önünüze gelen menüde beğeneceğinizi umduğunuz bir yemek ve içecek için 25 avro isteniyorsa kalkıp gidecekmisiniz. kısaca dediğim gibi sağlıklı bir gezide 3 gün için 2000 tl yi gözden çıkarmak doğrudur derim. Bahsettiğiniz rakamlar benim bütçemin dışında. Elbette çok para harcamak isteyenin kendi seçimidir. Evet, önüme gelen menüde bir yemeğe 25 Avro isteniyorsa kalkar giderim, bu Türkiye'de ayıp gelebilir ama dünyada böyle değil. Giyim mağazasına giriyorum, inceleyip beğenmezsem bir şey almadan çıkıyorum, onun gibi.. Çok güzel bir gezi yapmışsınız doğduğumuz topraklara tebrikler. Ben Sevendikli köyündenim şu an bizim köyümüz de boş bir köy, sadece bir kişi orada hayvancılık yapmakta. İnşallah bir gün bana da kısmet olur doğduğum toprakları gezip görmek.. Çok güzel anlamlı bir paylaşım.. Bizim insanlarımız en güzel gezilere, en güzel yaşamlara layıktırlar. Gezi yapan kardeşimizi tebrik ederim, ben de gezdim ama bu kadar ayrıntılı gezemedim.. Benim köyüm Valondova Bayrambosu köyü. Şimdi kimse yaşamıyor kaderine terk edilmiş.. Hayvan bakıcılığı yapan bir kaç arkadaş oradalar.. Ata topraklarımız tatil için gezilip görülecek yerler hem de çok ucuza bizim paramızla.. Dileğim, derneklerimizin organizasyonları aracılığıyla orada yaşayan dostlarımızı ziyaret etmek ve tatil yapmak. Selam ve saygılar bütün hemşerilerimize.... Size katılıyorum Nazmi Bey. Tüm Rumelili göçmenlerin eski yurtlarını ziyaret edebilmelerini dilerim. Sizin köyünüz de terk edilmiş, hüzün verici bir durum. Saygılar. Bu güzel yazıyı okuyan arkadaşlardan ricamdır yorumsuz bırakmayın verilen emekleri. Alper kardeşimiz gitmiş gezmiş görmüş yaşamış o güzellikleri sitesinde bizlere taşımış. Kendisine ne kadar teşekkür etsek az olur bütün Makedonya ve Makedonyayı sevenlere sevgi ve selamlarımla.. Bir daha görürsem bu sevda biter.. Bu yıl ben Kayalı'yı gezdim, kaya bile kalmamış, orman her taraf. Memişli'de birkaç hane var oturan, o köy de yakında Kayalı gibi olur. Çalıklı'da 100 hane var, merkez köy olmuş. 30 gün bu köylerde akrabalarımda kaldım. Neden Koçullu köyüne gitmedin, doğa harikası Yılanlı'da yüzmedin? Görmeni isterdim. Saygıyla selamlarım. Ben 1 ayda Batı balkanları gezdim, Makedonya'nın her yerini görecek zamanım yoktu. İlginize teşekkürler, benim dışımda Kayalı'ya buradan giden bildiğim ilk sizsiniz. Arkadaslar Makedonya'da kalan kimse varmi unuv kaydi icin acil lazim rica ediyorum lutfen bana mesaj atiniz. \"Arkadaşlar\" derken kimi kast ettiğinizi anlamadım. Sorunuzu yazabilirsiniz. Ben babamdan Kayalı köyünden olduğumuzu dinlerdim hep ama ozamanlar çocuktum şimdi ise ayrıntılarını merak edip araştırmak ve bulmak istiyorum ancak babam hayatta değil. Bu köyün o olma ihitmali varmı acaba? Başka Kayalı veya Kayalarlı köyü varmı?. Babamın köydeki lakabı kayalı idi. Şimdi kimsemiz yok bilgi alamıyorum. Vereceğiniz bilgiler benim için çok kymetli. Teşekkür ederim. Bana \"iletişim\" sekmesinden bir e-posta ile babanızın adını, Türkiye'de nereli olduğunuzu ve diğer bildiklerinizi yazarsanız babam büyük olasılıkla konuyu çözecektir. Elbette duydum, Deliorman türküleriyle, tarihiyle bilinen bir yer. Kız arkadaşın seni davet ettiğine göre ailesi buna karşı çıkmaz. Fakat senin sorun biraz değişik, ben bilemem. Gezini ilgi ile okudum. Fotoğraflarınızı da çok beğendim. Dedem Manastır göçmeniymiş. Halam Gölce diye bir yerden geldiğini söylemişti. Neresi olduğuna dair bir bilginiz var mı? İnternet üzerinden araştırdım fakat bir şey bulamadım. Ben Manastır'da konaklamadım, kısa bir süre kaldım, ayrıntılı bilgim yok. Türkiye'den Manastır'a 3 nedenden dolayı giden çok var, onlardan biriyle iletişim kurmak gerekir. Oradaki Türkler mutlaka biliyordur. Benim annem de İştip'in Uğrak köyünden. Bu köyde oturan var mı, durumu halen nasıl bilmiyoruz. Fotoğrafı olan varsa siteye koyabilir mi acaba. Ben Mekedonya lı bir bayanla evlenmek istiyorum. İnternette bu tür bir siteye hiç rastlamadım. Evlilik sitesi çok ama Makedon bir bayan bulmak imkansız. Oraya mı gitmek lazım ne yapmak lazım yardım bekliyorum. Serdar Bey bu konuda bir bilgim yok, yardımcı olamayacağım. Benim de rahmetli babam Bitola doğumlu, 1336 rumi, yani 1923. Istanbul'da benim kaldigim evde hayatini 1981 yilinda yitirdi. Ben ve kardesim, o gelemezse ben tek basima cantama esyalarimi doldurup gidip o cennet yerleri, özellike Bitola'yi gezecegim. Belki de orada yasamaya hatta ölmeye de karar verebilirim. O denli hasretim oraya ve insanlara ve kültürlerine. Benden bu kadar. SAYIN SAMi MUTLU'ya CEVAP SAMI BEY Bitola hakkinda genis ve yeterli bilgim var- Ben de oraya yani baba memleketine cok gitmek istiyorum. Hatta benim Avukat Birader Ankara'da o da gelmek ister. Kücük bir grup yaparsak hem emniyetli olur, hem de daha cok tadina variriz yolculugun. Ne dersiniz? BANA YAZIN HABERLESELIM-MAIL ADRESIM nordseestern58@gmx. de. Ben su anda Almanya Berlin'de emekli oldum. Zamanim var. Size detayli bilgiler vermeye hazirim. SELAMLAR SEVGILER. Biz de Ankaraliyiz ama baba memleketi BITOLA. Benim babam 1936'da Kırçova'da doğmuş, 13 yaşında İstanbul'a gelmiş. Hala orada akrabalar varmış. Babam da oranın dilini konuşabiliyordu, ama bana öğretmedi. Küçükken Nazilerin istilasına, saçtıkları şiddete tanık olmuş, psikolojisi etkilenmiş. Yaşlılığında hep toprağının, oranın insanının onu ne kadar çektiğini söylerdi. Ama bir daha hiç görmemiş. Onun yerine ben gideyim oğlumla, eşimle diyorum. Şu anda da Arnavut gençleri holiganlık yapıp Makedon çocuklara, gençlere saldırıp otobüs duraklarını tahrip ediyormuş. Gergin bir etnik mücadele var görünüyor 6 Mart'tan beri. Neden acaba? Yazınız çok güzel. Genç arkadaş bulup kaynaşmanız da harika. Kadın erkek ilişkilerinin bastırılmadığı, sağlıklı bir toplum orası demek. İlginize sevindim. Bence de, ailece gidin Makedonya'ya. Arnavutlar uzun ve Batı destekli mücadeleleri sonucu kadim Sırp toprağı Kosova'nın sahibi oldular. Milliyetçi Arnavutların \"Büyük Arnavutluk\" ülküleri vardır, Yunanlıların \"Megalo Idea\"sı gibi, şimdi de Makedonya'nın Batısını istiyorlar. Makedonya'da çok güçlüler, zenginler ve etkililer. Yakın dönemde şiddete başvurduklarını duymamıştım. Arnavutlar Makedonlarla karşılaştırıldığında şiddete çok daha eğilimli bir ulustur, bu kesin. Makedonya'da birçok arkadaş edindim, cana yakın insanlar. Kadın-erkek ilişkileri Bulgar veya Yunan sınırından geçtiğiniz anda normale dönüyor zaten, Makedonya'ya özgü bir durum değil. Çok teşekkürler hızlı cevap için. Arnavutlardan korktum doğrusu. Ama gitmemek de olmaz. Tekrar teşekkürler hercşey için. Ben Makedon doğumluyum. 1982 yılında Türkiyeye göçmen olarak geldik ama aklım hep orda. 1997 yılında gittim gezdim, hiç unutmamışım, 9 yaşımda gelmeme ragmen deresine kadar her yeri gezdim. Sizlere tevsiyem ertelemeyin, en kısa zamanda gidin gezin. Ben Türkiyenin de turistik yerlerine gittim ama Makedonya bambaşka, dünyanın cenneti diyebilirim. Hem ucuz, yazsa dışarda yat, al battaniye güvenli orda kapılarda kilit yok... İnşallah ben de en kısa zamanda giderim, hoşçakalın. 2012 yazında bir otobüs öğretmen arkadaşlarla 9 ülke gezdik Makodonya'yı da gördüm çok beğendim. Üsküp'ü gezebildik, oralardan yer satın alma şansımız var mı? Bu konuda ülkemizin anlaşması varmış, sadece Türklere yer alabilme izni varmış diye duydum, doğru mu? Nasıl bilgi alabiliriz? Saygılar. Arkadaşlar Bitola 100 bin nüfuslu güzel bir şehir, merkezinde saat kulesi, çok ünlü sirok sokak ve küçük bir nehir var, kesinlikle tavsiye ederim. Ayrıca Makedonya'ya giderseniz Kicevo Resen Struga bu üçüne gitmeden Makedonya'yı dolaşmış olmazsınız bence. Makedonlar bile söyler \"kako struga nema druga\". bugün bir şekilde blogu gördüm, kendinizi tanıttığınız kısımda Şarköy adını görünce heyacanlandım, ama bu yukarıdaki yazı beni benden aldı. Benim soyadımın Doksan olmasına bakmayın, eşten dolayı. Evlenmeden önce DOYRAN idi ve baba dedem Kayalı köyündenmiş. Belki akraba bile olabiliriz. Merhaba Ayşegül Hanım, evet akraba olabiliriz. İlginize teşekkür ederim. Ben de size teşekkür ederim. İştip'i ziyaret etmenizi öneririm. alper bey benim babamda makedonya kayalar dogumlu babam 1968 yılında öldü hiç bir bilgi yok babamın geldigi yerleri nasıl bulabilirim bende 5 kasım 2013 tarihinde üsküp'e gidecegim kimden nereden araştırabilirim bilgi verirseniz sevinirim şimdiden teşekkürler. Hayatta olan aile büyüklerinizle konuşursanız bilgi vereceklerini tahmin ediyorum. Benim dedem Kayalar değil Kayalı'dan. Ben Makedonya'ya şiddetle karşılaşmadım, karşılaşana da hiç rastlamadım, ilk kez böyle bir şey duyuyorum. Bu yaz eşimle Makedonya'ya gitmek niyetlisiyiz. Bu sebeple internette gezinirken sizin blog unu okudum. Eşimin babası 53 yılında göç edenlerden. İştip doğumlu bizde baba memleketini görmek istiyoruz. Ancak tur firmaları İştip e gitmediğinden tur olmadan kendimiz dolaşmak niyetlisiyiz. Ancak İngilizcem çok iyi değil Makedonya nın dilinide bilmiyorum. Kendi başımıza bu geziyi başarabilirmiyiz. Bi hafta düşünüyorum tatili Makedonya nın her yerine gezme niyetlisiyiz. Tanışık oldugunuz ya da herhangi bir sorunla karşılastıgımızda bizlere yardımcı olabilecek birilerini biliyormusunuz. Bana mail atarsanız sevinirim. Kasım ayında hava sıcaklığı 1 ile 12 derece arasında olup, yağışlar sıktır. Ben basit ve ucuz Hotel Laki'de kaldım, siz beğenmeyebilirsiniz. Çok sıcak bir yazı olmuş, tebrik ve teşekkür ederim. Benim de baba tarafım Kriva palanka iğri dereden ben de uzun süredir Ata toprağını görme isteği içerisindeydim, önümüzdeki hafta sonu Üsküp'e gidiyorum orada kalıp günü birlikte palankaya geçeceğim. Yolculuğunuzun keyifli ve duygulu geçeceğini düşünüyorum. Merhaba, memleketimde güzel bir gezi yapmışsınız, ayrıca oraları bilmek isteyenler için güzel bir anlatım olmuş. Eğer oraları gidip görmek isteyen ve gezi esnasında rehber isteyen kişilere yardımcı olabilirim, özellikle ercanceliker yazısını görünce böyle bir konuda yardımcı olabileceğimi düşündüm. İlginize teşekkür ederim, memnun oldum. Size hemen Ercan Çeliker adlı okurun e-posta bilgisini gönderiyorum. Allah senden razi olsun iki gun once senin saytina girdim ve ne gordum sizin anlatiniz muhtesem makedonya ulkesini cok sevindim ve bir karanlik tunelin icinde bana biraaz safak gosterdiniz insaallah alper bey bunlari sana neden yaziorum benimde dedem senin deden gibi ayni senede 1912 balkan harbinda olum korkusuyla makedonyadan goc etmis ve haanesiden babasindan ve de kardeslerinden asla haber almamis. Alper bey babamin anlati bana dedem dogdu veyasadi koyun ismi o zamanlarda booruc koyu alper bey senden bir ricam var bana yardimci birilerni gosterseniz. Makedoniya ulkesinde dedemin geldiği yerleri nasil bulabilirim? Alper bey size cok rica ederim bana yazarsanis ve a e mail gonderirseniz sana cok tesekur ederim ve ebedi hayat sana duvaci allahtan olurum. Bahsettiğiniz köy nereye bağlıymış acaba, bunu öğrenmeye çalışın önce, ardından haberleşmeye çalışalım. Makedonya'ya yerleşmek istiyorum lütfen bilgilendirir misiniz teşekkürler. Yerleşme konusunu hiç düşünmediğim için araştırmadım, bilemiyorum. Size hem sitemde hem de e-posta ile yanıt yazdım, ulaşmamış olabilir. Ben Üsküp'te Lenin Caddesi'ndeki Hotel Laki'de 20 Avroya kaldım ama çok basit ve eski bir yer, sizin rahat edeceğinizi sanmıyorum. İştip'te Oaza Hotel'de iki kişilik oda şu anda 40 Avro. Benim annem ve babam da Makedonya Debre dogumlu, uzun zamandır ben de gitmek istiyorum ata topraklarına. Bu tür yazıları okudukca en kısa zamanda gercekleştirmeye karar verdim. Oralar çekiyor bir şekilde bizi. Samimi bir anlatım olmuş, çok teşekkürler. Benim de dedemler Makedonyalı, elinize ayağınıza sağlık. İlginize ve takdirinize teşekkür ederim hemşehrim, yolunuz açık olsun. Teşekkürler hocam. Blogunda en çok video olan gezgin benim sanırım, en azından en çok videosu olanlardan biri. Moğolistan, Tayland, Arjantin, Brezilya, Uruguay, Paraguay, Kuzey Kore, Çin, Güney Kore, Romanya yazılarımda videolarım var. Daha epey yayınlayacağım. S. A Alper bey oğlumu Üniversite için göndermeyi düşünüyorum ama daha önce hiç yanımızdan ayrılmadığı için korkuyoruz. Orada rahat edebilirmi, herhangi bir tehlike varmıdır gibi düşünceler bizi korkutuyor. Daha açık ve net bilgilendirirseniz sevinirim. Denkligi aciklanan 2 devlet universitesi vardir oda kiril ve metody devlet ve goce delçev devlet universitedir bu okullar hakkında bilgide paylaşırsanız sevinirim. Çok soru sorduğum için lütfen bağışlayın. Teşekkür ederim. Makedonya üniversiteleri hakkında yazdıklarımdan daha fazla bir şey bilmiyorum. Ancak güvenlik konusunda Makedonya'nın Türkiye'den çok daha güvenli bir ülke olduğu net bir bilgi. Çocuğunuz normal bir kendine güven, sosyalleşme ve iletişim yeteneğine sahipse endişe edecek bir durum yok. Rica ederim, sorular beni rahatsız etmez. Yanlış yönlendirmiş olmayayım ama Kiril Metodi için iyi üniversite derler. Not : Ben geçen sene gittiğimde hostel/otel vs uğraşmadım 250 ya 1+1 evde 1 ay kaldım. Not 2 : Ata yadigarı, Osmanlı toprağı geyiği yapacak olanlar gelmesin Makedonyaya, Bosnaya alalım onları. Evet var. Vize almadim, yesil pasaportum var. Makedonya'ya otobüs bilet fiyatlarını yazdım. Yunanistan veya Bulgaristan üzerinden gitmek için transit vize almanız gerekiyor. Otobüs ve vize firmalarını arama motorlarıyla rahatça bulabilirsiniz. 1 Makedonya'yı Osmanlı ya da Türk toprakları olarak hayal etmeyin. Türk nüfusu yalnızca %4. O köprülerin altından çok sular geçti. 2 Arnavutlarla Makedonlar arasında hala soğuk savaş var. Bizim Türkler Makedonların tarafını tutar. Kimse sevmez Arnavutları. 3 Nasıl olsa vize yok diye ülkeye girişinizi garanti görmeyin. Mutlaka nakit paranız ve rezervasyonunuz cebinizde olsun. Kişi başı min. EUR 50 / gün olarak hesaplanır. Şüphelenirlerse geldiğiniz uçağa geri gönderirler. 4 Bosna Hersek'te hissedeceğiniz o güzel duyguları Makedonya'da zor hissedersiniz. Soğuk tavırlı insanlardan oluşur. 5 Despot bir yönetimi vardır. Demokrasi hak getire. 6 Ohrid süper bir yerdir. Yakınlarında çok güzel kamping yerleri vardır. 7 Skopje hayal kırıklığı yaratabilir. Binlerce yıl öncesinin Makedonyasını canlandırmaya çalışan sayısız kitsch yapı ve bitmek bilmeyen inşaat çalışmaları her yerde. 8 Araçlar yayalara saygılıdır. Korkmadan yola adım atın, ezilmeyeceksiniz. 9 Asla belediye otobüsü kullanmayın. Ne sistemini anlarsınız, ne de rahat edersiniz. 10 Domuz eti takıntınız varsa anlayışla ve yardımla karşılaşırsınız. Çok Tğrk geldiği ve kültürümüzü bildikleri için ne isterseniz onu sağlarlar. 11 İçki epey ucuzdur. Yerel şaraplardan T'ga Za Jug fena değildir ve bedava yakın fiyattadır. 12 Tüm Balkanlarda olduğu gibi burada da polise güvenilmez. Güvenmeyin. 13 Araç kiralamak nispeten ucuzdur ve akıllıcadır. Ehliyetiniz burada geçerlidir. 14 Ohrid dışında Mavrovo fena değildir. Bir çok doğal park vardır. 15 Nihayetinde bize biraz da olsa benzeyen bir ülkedir ve çok büyük zevk alacağınız beklentisiyle giderseniz hayal kırıklığına uğramazsınız. Yazacak daha çoook şey var ama şimdilik bu kadar. 15 no'lu madde yanlış oldu. Çok büyük zevk alacağınız beklentisiyle gitmezseniz hayal kırıklığına uğramazsınız. 16 Trafik ışıkları çok tuhaftır. Siz kırmızı yanıyor zannedersiniz ama kırmızı ışığın oralarda bir yerde küçük bir yeşil ok size devam etmenizi söylüyordur. Korna çalarlar hemen. 17 Küçük ülke insanının kendini önemli hissetme / hissettirme psikolojisini burada hemen görürsünüz. Çok büyük bir ülke vatandaşıymış gibi davranırlar. Hem Makedonlarda hem de Arnavutlarda milliyetçilik had safhada. 18 Mileniumski Krst denen 66 metrelik çelikten bir haç var Vodno tepesinde Üsküp'te. Teleferikle çıkılıyor. Teleferik ucuz ve çok güvenlidir. Dünyanın en büyük üreticisi Doppelmayr marka. Korkmadan binin. 19 Belli bir yaşın altındakilerin hemen hepsi İngilizce bilir. Dil sorununuz olmaz. 20 Üsküp'te ve Ohrid'de oteller pahalıdır. Bulabilirseniz apart dairlerde kalın. Anja idare eder. Binaların çoğu döküntü gözükebilir. Şaşırmayın. Otellere para dökülecek bir ülke değildir Makedonya. Fazla para harcamayın. 21 Vardar nehri sizi hayal kırıklığına uğratacaktır. 22 Çocuklar için pek fazla eğlence yok. Lunapark en az elli yıllık. Aletler döküntü. Skopje City Mall'a yakın bir Aquapark var. Ucuz ve güzeldir. Sıcakta giderseniz deneyin. 23 Otoyollarda adım başı gişe var. OGS gibi teknolojiler aramayın, çünkü yok. Gişedekiler de İngilizce bilir. 24 Üsküp Ohrid arası km olarak kısa olmasına rağmen dağ yolundan gidildiği için üç saat sürebilir. 25 Üsküp'e yarım saat uzaklıkta Katlanova Spa var. Soğukta giderseniz deneyebilirsiniz. Özel odaları, banyoları var. Ucuz. 26 Yeme içme ucuzdur ve sağlıklıdır. Tuhaf çarşı içi restoranlarda yemediğiniz sürece zehirlenmezsiniz. 27 Üsküp'te Türk çarşısı denilen yer aslında Arnavut çarşısıdır. Boşnak da vadır. Türk az zaten. İsmi öyle kalmış. 28 Pansiyonda kalırsanız size polis ya da jandarma tarafından talep edilen bir form doldurtacaklar ya da imzalatacaklar. O formu sakın kaybetmeyin. 29 Üsküp'e yarım saat uzakta Matka Kanyonu var. Ziyaret etmenizi öneririm. Güzel bir yer ama sıcakta daha da sızak olabilir. 30 Yürüyen merdivenlerde vb. insanların solda sap gibi durması sizi şaşırtmasın. Burası böyle bir yer. Metro olmadığı için bu kültür yerleşmemiş. 31 Kadınlar kızlar serbest giyinir ve genelde aşırı süslenir ; kimse de dönüp bakmaz. Siz de bakmayın, ters tepki almayın. 32 Ohrid'de sahil ve çarşı dışında her yer merdiven ve yokuştur. Sıcakta yavaş hareket edin ve yavaş yürüyün. Yanınızda mutlaka su olsun. Bana bir şey olmaz demeyin. Çok yorucu olabiliyor. Fırsat buldukça dinlenin. 33 Ohrid incisi denilen ve bir alabalığın pullarından yapılan bir inci var. Alalım mı derseniz derim ki çok para vermeyin. Hediyelik hiçbir şeye çok para vermeyin. Bulursanız klasik kahve takımı vb alabilirsiniz. 34 Ohrid ve Üsküp dışındaki şehirler sizin için zaman kaybı ve yorgunluk olacaktır. benim dedemler 1950lerde tum koy olarak Turkiye'ye goc etmisler. Doyran golune yakin, Ustrumca ve Valandovo arasinda Cepelli diye bir koy. Koy tamamen terkedilmis lakin yakinlasinca haritada hala gozukuyor. Akrabalardan gidip gorenler de var. Yol ustunde bir cesme disinda hicbirsey kalmamis. Öncelikle ata yurdunuza ilginiz iyi bir şey, geçmiş önemlidir, merak etmekten vazgeçmeyin. Dedemin köyü Kayalı tarif ettiğiniz yere yakın. Karamanlı olup olmadığımızı kesin olarak öğrenme imkanı yok, 4 kuşak ötemizin bile kaydı yok. Karamanoğulları Beyliği'nden göç ettirildiğimiz bizde dededen toruna söylenerek gelmiş bir bilgi. Bazıları böyle bir şey duymamış, bazıları \"0 kadar Karamanoğlu zaten yoktu\" diyor. Ben gittiğimde böyle şeyler yoktu ama çok yakında gidenlerden bu tip talepler olduğunu duydum. Oradan buraya gelişteki uygulamayı bilmiyorum. ama bana sorarsanız yapmayın. Hatta bana sormazsanız da yapmayın. Tükenirsiniz, mutsuz olursunuz. Zor da olsa medeni bir ülkeye gidin. Balkanlar bitirir adamı. Ekonomisi çok durağandır, batarsınız. Turistik gitmeye benzemez. Pişman olursunuz. Türkler bırakıp kaçıyorlar oradan. Psikolojinizi bozar oralar. İlk birkaç ay iyidir, sonra geri dönüşü olmayan yola girersiniz. Paranızı, hayatınızı, ailenizi vb. bu yola sokmayın. yok dinlemem, ben illa gideceğim derseniz defalarca Türkiye'ye gidip gelmeye hazır olun. Çalışma ve oturma vizesi Gümüşsuyu'ndaki konsolosluktan alınır; Çin işkencesi gibi. Sınırda bile rahatsız hissettirirler o vizeyi alana kadar. Harcayacağınız parayı Kanada vb için harcayın. Boş verin Balkanları. Arkadaşlar bu sorum bu sitede yorum yapan, bilgilerini paylaşan, bilgi sahibi olan herkese. Makedonya hakkında bilgim sadece İnternet'ten baktıklarımdan öteye gitmiyor maalesef. Sormak istediğim Müslüman Makedon göçmeni olan şu an Atina'da yaşayan bir bayan arkadaşım var uzun zamandır da İnternet yolu ile görüşüyorum, evlenmeyi düşünüyorum ama ön yargılarım yok değil. Makedon göçmeni kızlar bayanlar evlilik konusunda nasıldırlar, iyi bir eş ve kadını olabilecek yapıya sahipler mi, eşlerine evlerine bağlılıkları nedir? Açıkçası Makedon vatandaşı bir bayanla bir yuva kurulabilir mi, kurulamaz mı, nedenleri, kültürleri, aile yapısı vs bilmek istiyorum. Yunanistan'da yaşayan Makedonyalı kız arkadaşınızla yüz yüze görüştünüz mü? Bu şekilde sanal ortamda dolandırıcılık yaşayanlar çok, dikkatli olun lütfen. İlk önce İran'dan Van'a gelmişler, 1896 isyanlarında Van'dan da Cizre'ye zorunlu göç edilmiş, 8 kardeşin her biri ayrı bir yere gitmiş, sadece 2 kardeş yıllar sonra bir birini bulabilmiş, geriye kalan 6 kardeş meçhul.. Ben 25 Ocakta eşimle Makedonya'ya gitmek istiyorum. O tarihte hava sıcaklığı nasıl olur acaba? Turistik gezi için o tarihler uygunmudur? Yardımcı olurmusunuz bu konuda. Makedonya'da en soğuk zaman Ocak ayıdır. Ocak'ta hava durumu -4 ile +4 derece arasında seyreder, kar olasılığı %20, yağmur olasılığı %40'tır. Başka bir mevsimde gitme olanağınız varsa daha iyi olur. Sömestre tatili için düşünmüştük. Peki vize olmayan ucuza tatil yapabileceğimiz bir yer tavsiye edebilir misiniz? Bu arada teşekkür ederim ciddiye alıp cevap verdiğiniz için. Kış mevsiminde sıcak ülkeler için güneye inmek gerekiyor, bu kez de araya uçak giriyor veya daha uzun ve pahalı uçuş gerekiyor. İsrail ve Ürdün güzel ama pahalı ülkeler. Ucuz ve yakın Balkanlar ve Kafkaslar var, ama her iki bölge de kışın soğuk. Makedonya'da kış mevsiminin aşırı bir soğuğu yok, diğer karasal Balkan ülkeleri gibi. Su an Sofyadayım, ordan nereye gideyim derken sizin siteye ulastim, Makedonya, kosova, karadag ve hırvatistan ve en son viyana ulaşmam gerek. Aracla iki arakadas geziyoruz. Sizin tavsiye ediceginiz rota varmidir. Makedonya, Kosova, Karadağ ve Hırvatistan'dan sonra ya Slovenya ya da Macaristan'dan geçmeniz gerekir, Macaristan'ı tavsiye ederim. Makedonya üniversitelerinin ücretleri okuyacağınız fakülteye göre değişiyor. Örneğin Üsküp Kiril Metodi Üniversitesi için yıllık ücretler Tıp Fakültesi 3000 Avro, Mühendislik Fakültesi 2000 Avro, Pedagoji Fakültesi 800 Avro, Diş Hekimliği 2000 Avro, Veterinerlik 3000 Avro. İştip Goce Delcev Üniversitesi için Tıp, Eczacılık, Diş Hekimliği bölümleri yıllık eğitim ücreti 1500 , Mühendislik ve diğer bölümler için yıllık eğitim ücreti 1000 . Makedonya'da yaşam masrafları için de bir bütçe ayırmanız gerekiyor elbette. Makedonya ucuz bir ülke. Yine de yıllık harcamanızı harçlar dışında her şey dahil 3500 ile 6000 Dolar arasında hesaplamak gerekir. Rica ederim. Makedonya'da eğitim için iyi şanslar dilerim. Haklısınız Fulya Hanım. Eski Osmanlı coğrafyasındaki ülkelere gidip \"buralar hep bizimdi\" tavırları sergileyen çok Türk var. Dayanamadım ve yine yazmaya karar verdim. Öncelikle Ömer Bey. Her toplumda iyi ve kötü insanlar vardır. Bu Makedon kız çok iyi bir insan da olabilir, tam tersi de. Aynı şey ülkemiz insanı için de geçerli değil mi? Alper Metin Bey'in de dediği gibi bire bir tanışmadan bilemezsiniz. Makedon Müslüman demişsiniz, acaba Makedon Türk mü, Makedon Arnavut mu? Genelde Makedon Türkler çok iyidirler. Hem saygılı, hem çalışkan, hem de çağdaş. Makedon Arnavut ise ailesi çok sorun olabilir. Yine de dikkatli olmakta fayda var. \"Osmanlı toprağı geyiği yapacak olanlar\" lafı çok güldürdü beni. Aynen öyle. Hayallerde yaşıyor bazılarımız. O köprülerin altından çok sular aktı. O toprakların üzerinden iki tane dünya savaşı geçti ayrıca. Osmanlı mı kaldı? Ha derseniz şimdi bu topraklar çok mu matah, derim ki değil. Bulgaristan'ın hali ortada. Makedonya, Kosova, Arnavutluk vb. ondan iyi değil. Bosna'da çok daha fazla Osmanlı etkisi görürsünüz ama yine de orası da farklı, kardeşler. Sınırda \"aman Türk kardeşlerimiz gelmiş, yaşasın\" tepkisi göreceğinizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Osmanlı'dan ayrıldıktan sonra çok mu süper devletler haline geldi Balkan ülkeleri? Tabii ki hayır ancak bu onların seçimi idi. Makedonya'da vb. de üniversite okumak isteyenlere gelince; tavsiyem şudur ki oralarda geleceğinizi bitirmeyin. Dünya çok farklı bir yer artık. Gidin eğitimde lider ülkelere, orada eğitim alın. Diyeceksiniz ki oralar çok pahalı. Bİliyor musunuz, bir yıl İspanyolca öğrenip İspanya devlet üniversitelerinin sınavlarına girip orada okumak çok daha karlı olabilir sizin için? Kıytırık Makedon üniversitesi diploması ile Barcelona bilmemne üniversitesi diploması arasında dağlar kadar fark var. Bu özellikle işletme vb. branşları için geçerli. Tıp okuyacaksanız ayrı. Ancak şu da var, sıkıntıdan patlarsınız Balkan ülkelerinde. İstanbul'a İzmir'e alışmış insan \"asosyal bir insan olsa bile\" Balkanlarda sıkıntıdan kurdeşen döker. Hırvatistan farklı olabilir ama diğerleri hep aynı. Soğukta Balkanları gezmek konusuna gelince. 1984 Kış Olimpiyatları'nın Saraybosna'da yapıldığını biliyorsunuz sanırım. Bir de \"Balkanlardan gelen soğuk ve yağışlı hava\" olayı var. Uçakla kar tatiline gidiyorsanız Balkanlarda çok yer var, gidin eğlenin; ancak kış mevsiminde otomobille oradan oraya gideceğim derseniz, derim ki gitmeyin. Yollarda rezil olabilirsiniz, çoluk çocuk perişan olur. Saraybosna şehir merkezinde bile kar kalınlığı bir metreyi rahatlıkla aşabilir. Hakan Bey katkınız için çok teşekkür ederim. Balkanları gezmek veya okumak isteyenlere fikir veriyor yazınız. Saygılar. Teşekkür ederim Alper Bey. Bazen sert yazabiliyorum ancak bilmeyen birçok insan hayal kırıklığına uğruyor. Uyarmak için istemeden de olsa direkt konuya dalabiliyorum. Güney Amerika'dan Tayvan'a epey çok ülkede uzun süreler bulundum. Makedonya'da epey uzun süre kaldım. Gümrük memurlarını bile şahsen tanıyorum artık. Belki diğer ülkeler için değil ama Makedonya ve civarı hakkında çok şey biliyorum. O nedenle oralara Osmanlı toprağı vb. gibi bakan masum insanımızı uyarmak istiyorum. Dünyada her şey para olmuş artık. Şanghay'dan Buenos Aires'e her yer aynı. Dil, din değişik ama insanların amacı benzer. Kimse sizin kara kaşınıza, gözünüze hayran değil. Bilmeden, kendi kurduğunuz hayal alemini yaşamak için gittiğiniz yerleden hayal kırıklığı ile ayrılmanız kaçınılmaz. Yardımcı olabiliyorsam ne mutlu. Katkınız için teşekkürler Hakan Bey. Nice seyahatler dilerim. Serhat Bey, şahsen tanımadığınız bir insana ki büyük ihtimalle kardeşiniz yaşında değil abiniz yaşındayım, yaş elliye dayandı sen diye hitabınızdan seviyeniz belli oluyor. Arnavutları aşağılamak gibi bir niyetim yok. Kendi insanımızın da süper medeni bir seviyede olduğuna inanmıyorum. Yalnızca gerçekleri söylüyorum. Sizi çok kırdıysa tamam, Arnavutlar muhteşem medeni, çok cici insanlardır. Dünya medeniyetine katkıları saymakla bitmez. Oldu mu? Balkanlarda sadece Arnavutlar değil, Makedon da, Sırp da, Karadağlı da kolay kolay anlaşabileceğiniz insanlar değillerdir. O bölgede en iyi anlaşacağınız halk Boşnaklardır. Hem çok merttirler, hem de medeni. Yıllarca içinde yaşadığım insanları bana anlatmayın lütfen. Boşnaklar dışında hemen herkesin Büyük Bilmemne devleti rüyası vardır Balkanlarda. Daha geçen ay Sırbistan maçında Arnavutlar Büyük Arnavutluk bayrağı uçurdular stadın üzerinde. Sırplar daha da kötü. Yugoslavya zamanında Boşnakları nasıl katlettiklerini herkes biliyor. Karadağlılar zaten onların yan ürünü. Makedonlar 3000 yıl öncesini canlandırmaya ve Müslüman izlerini silmeye çalışıyorlar. Yunanların Megali Idea'sı var. Biz de son zamanlarda maaşallah Osmanlı rüyaları görmeye başladık. Hırvatlar deseniz, ikinci dünya savaşında yaptıkları Sırp ve müslüman katliamlarını çok kişi bilmez. O bölgede en masum halk Boşnaklar ve Romanlardır. Gerisi fırsatını bulduğunda tepenize biner. Belki \"dünya barışı\" gibi bir hayalle yaşıyorsunuz ama Balkanlar Avrupa'nın Orta Doğusu'dur. Barışı özümseyememiş, savaşmaya hazır her ulus patlamaya hazır bir bombadır. Birçok uluslararası uzman yakın tarihlerde yeni bölünmeler bekliyor o bölgede. Umarım ne demek istediğimi anlatabilmişimdir. Turist olarak gezmek ayrı bir şey ama o toplumların içinde yaşadığınızda kısa sürede gözlemleyemediğiniz bir çok olayın farkına varacaksınız. Buyrun gidin yaşayın isterseniz efendim. Arnavutluk'ta Tirana'da trafikte bir hafta araç kullanın, gelip İstanbul şoförlerine rahmet okursunuz. IŞİD'e Avrupa'dan en çok kim gönüllü olarak katılıyor, bir araştırın isterseniz. Neyse. İsteyen istediğine inanmaya devam etsin, burayı da bir atışma forumu haline getirmesin. Saygılarımla. Etnik kimlikler üzerinden devam etmek kimseye birşeyşer kazandırmayacağından dolayı cevap hakkımı kullanmamanın daha mantıklı olduğu kanısındayım. Lakin uslup konusunda birşeylere deyinebilirim, uslubumun uygunluğu konusunda sizle aynı fikirdeyim fakat aynı eleştirel bakış açısıyla kendi yazılarınızı gözden geçirmenizi rica ederim. Son olarak işid konusunda tırlar diyip bırakıyorum. Balkanlarda Hakan Bey'in dediği gibi neredeyse her ülkenin Büyük X devleti konsepti vardır, hepsinin nefret ettikleri bir komşusu vardır ama istisnasız hepsi Arnavutlar'dan nefret eder. Bu arada bizim ortalama vatandaşımız pek bilmez, Bosna Hersek'te Republika Srpska diye bir bölge de vardır, öyle Bosna'ya evladı Fatihan falan diye gidince garipsemesin kimse. Makedonya'ya gelince benim gözlemlediğim bu Büyük İskender temalı kitsch yapılanmadan Makedonlarda memnun değil, ülkede rekor işsizlik oranı varken şehrin her yerini heykelle doldurmanın da anlamını zaten çözmek zor. Birde Makedonya veya Balkanlarda herhangi bir yere yerleşmek iyi bir nedeniniz yoksa kötü bir fikir. Benim evlilik durumum var, oturma ve çalışma izni otomatik geliyor ona rağmen Makedon veya Balkan pazarına yönelik iş yapmayı düşünmediğim halde acaba diyorum. Mustafa Bey. Eğer okumadıysanız yukarıda yazdıklarımı okuyun lütfen. Çok zordur Makedonya'da iş yapmak. Genel olarak Balkanlar'da zordur zaten. 70'li yıllardan kalma bürokrasileri ile canınızdan bezdirip elinizdeki avucunuzdakini bitirirler de anlamazsınız. bu insanlar yemekten çok içerler. Komik gelebilir bu sözüm ama gerçek bu. Öğlen ikide bile yemek yiyen göremezsiniz pek. Varsa yoksa kafe muhabbeti vb. Kendi yetersiz yemek kültürlerini yüceltmekten hoşlanır, rakiya dedikleri ama bizim rakıya benzemeyen, brendi tarzı içecekler + canlı müzik vb. prşine koşan değişik, tuhaf bir millettir. Zamamınız varsa en az 15 gün gidip görün, yaşayın ve anlamaya çalışın ortamı. Tek iyi yönü firma kurunca yok pahasına ikinci el araç alabilirsiniz firma adına. Tek iyi yönü budur. Yoksa bulaşmayın derim. Emekli birikimlerinizi lütfen orada heba etmeyin. Akdeniz Bölgesi'ne falan gidip deneyin şansınızı. Aradığınız rahatlığı Makedonya'da da başka Balkan ülkelerinde de bulamayacaksınız. Saygılar. Merhaba Batu Bey. Makedon Türkler genelde mert, dürüst ve güvenilir insanlardır ancak tabii ki bu biraz da şans işi, aynen Türkiye'de olduğu gibi. Bence fırsatınız varsa oraya gidin, hanımefendinin nasıl bir ortamda yaşadığını, ailesini vb. görün. Parasının olmadığı büyük ihtimalle doğrudur, genelde pek paralı insanlar değillerdir Makedon Türk kardeşlerimiz ama gönülleri zengindir. Dilleri biraz farklıdır; ilk başta o sizin tüm söylediklerinizi, siz onun tüm söylediklerinizi anlamayacaksınız ama olsun. Dediğim gibi önce bir gidip ortamı görmenizde büyük fayda var. Umarım hayırlı olur. Saygılar. bendede soru işaretleri var. tam güven alamadım. oraya gidip tanıma görme şansımda yok işimden dolayı. kendisi beni tanımak için soruda sormuyor hep ben ona soruyorum genelde kendimide ben tanıtıyorum. sana güveniyorum diyor ve imkan olursa gelirim diyor. ya biraz para gönderip pasaport, yol masrafları için şansımızı deniycez yada vazgeçeceğiz. Ben şahsen bi kadın olarak bu kadınların direk dolandırıcı olduklarını düşünüyorum. Sizi gerçekten görmek istiyorsa pasaport parası da bilet parası da bulur, milyar dolarlardan bahsetmiyoruz sonuçta. İlk defa göreceğin bi erkekten yol parası istemek kadınlığa ne kadar sığar? Bu işte bi bit yeniği olduğunu görmek zor değil. Erkekler mesele kadın olunca cidden çok saf olabiliyorlar. Kadınlar da şeytanı susuz getirir maşallah.. bu devirde evlenecek erkekte az evlenecek kadında az 20 sene sonra evlilik kurumu biter aynen rusya gibi olur. istisnalar kaydeyi bozmaz ama çoğunluk öyle olmuş. namuslu kadının elini öpmek lazım tabi. kadının içinde pislik vara boşanıyor. devlete ayla bağlıyor. istediğyle yaşıyor. ben altı senedir yalınız yaşıyorum dullara evlenmiyor hepisi para peşinde evin varamı aylığın varamı araban varmı yurtdışında artık kadın getiren şebekeler oluştu evlenme vadi falan hepisi yalan çarpan gidiyor. akp üç çocuk yapın diyor ama kadın olmasa çocuk olmaz dullara evlenmeyin diyor ben size bakarım diyor. arkadaşlar vazgeçtim. dolandırıcı çıktı. küçük bir açığını yakaladım. Geçmiş olsun. Kafanıza takmayın. Öyle internetten yabancı kadın bulmakla olmaz efendim bu evlilik işleri. Bana bi hafta verin bu şekilde insanları kandırarak 10bin euro toplayayım. 2 tatlı söze bakar, kanmayın. Türk kızları ne güne duruyor. Dolandırıcı olduğunu anlamamış olmanız garip. Eğer bir kadın \"sen gel tanışalım ailemi gör\" vs demeyipte \"para ver geleyim yanına\" diyorsa zaten saçmalık orada başlıyordur. Hadi vize isteyen bir ülke olsa anlarımda uçak pasaport 1000 tl tutmaz buradan giderken. Kısaca sevgili vatandaşlar, cin olmadan adam çarpmaya kalkarken çarpılmayın. Sırasıyla Hırvatistan, Slovenya, Romanya, Sırbistan, Karadağ, Bosna Hersek, Makedonya, Bulgaristan, Arnavutluk, Kosova. Yunanistan'ı katmadım. Bu genel bir sıralama; yoksa Karadağ'ın Kotor'u, Romanya'nın Braşov'u gibi özel yerleri dikkate alırsak çok derinlere ineriz. Romanya insan karakteri ve kültür olarak diğerlerinden farklıdır. Slovenya, Hırvatistan, Romanya ve Bulgaristan umumi pasaporta vize ister. Bulgaristan bazı yerleri hariç bir Türk için çok gereksiz ve zevksizdir. Makedonya, Arnavutluk ve Kosova akraba vb. yoksa zaman kaybıdır. Osmanlı eserlerini vs. görmek isterseniz Bosna Hersek en iyisi; Makedonya'dan kat kat iyi. Yine de çok büyük ümitlerle gitmmek lazım. Slovenya küçük ama süper bir ülkedir. Hırvatistan pahalıdır. Karadağ bu mevsimde zevk vermez. Yazın kıyıları çok güzeldir ve nispeten ucuzdur. Ben bu ülkeleri gezmekle kalmadım, bazılarında yaşadım da. Derim ki vizeye para verecekseniz ve daha gitmemişseniz Hırvatistan'ın biraz ilerisini, yani İtalya'yı düşünün. İnsana göre tabii ki değişir ama Balkanlar diyince bir düşünmek lazım. Uruguay'dan Şili'ye, Tayvan'dan Çin'e bir çok yer gördüm. İnanın Balkanlar çok matah bir yer değil. Umarım lafı fazla uzatıp sıkmadım sizi. Saygılar. Biz 5 universite ogrencisiyiz. Nisan ayinda bir haftalik makedonya ya gidecegiz gezmek icin. Balkan flexi biletiyle gitmeyi dusunuyoruz. Ulke icinde trenle ulasim yaygin mi? Otobusle gitmek nasil olur? Bir de hostellerde kalmayi planliyoruz. Yani dusuk butceli bir gezi olacak. Sizce ortalama ne kadar butce ayiralim kisi basi? Tesekkurler. Makedonya Dermiryolları ile ülke içinde Üsküp, Kumanovo, İştip, Koçani, Gradsko, Gevgeli, Veles, Volkovo, Tetovo, Gostivar, Kiçevo, Bogomia, Prilep, Bitola şehirlerine trenle gidebilirsiniz. Ohrid'e tren yok. Ben hem İstanbul'dan otobüsle gittim, hem de ülke içinde otobüslerle gezdim. Sizin tercihiniz. Rakam vermekten çekinirim, ama Türkiye'den ucuz bir ülke olduğu kesin. Harcama tarzınıza göre hostel dahil günde 50 ila 100 Lira arasında bir para gider. Merhaba. Bence Makedonya içinde tren yolculuğunu unutun. Kendi halkı bile trenleri ile dalga geçiyor, o derece kötü bir durumda. Alper Metin Bey'in yazdığı Makedonca isimle arattırınca bile trenlerin ne halde olduğunu anlarsınız. Yine de karar sizin. Belki beklenmedik güzel bir macera olur 🙂 Otobüsler de genelde bizdeki kalitenin çok altındadır. Bütçeniz sınırlıysa ve Balkan Flex ile bir yerlere gitmek istiyorsanız tavsiyem Makedonya'da zaman kaybetmemeniz yönünde olacaktır, yoksa araç kiralayarak pek çok güzel yer görmeniz mümkün Makedonya'da; özellikle de doğal güzellikleri. Türkiye'den ucuz mu? Evet. En güzel yönü de domates vb. hepsi doğal. Kendi yemeğinizi yaparsanız çok daha ucuza çıkar ancak sınır geçişleri için epey yukarılarda yaptığım uyarıları lütfen dikkate alınız; yoksa dost ve kardeş ülke diye geldiğiniz yerin sınırında başlar sorunlar. Makedonya yazımın İştip kısmında yazdıklarımdan ötesini bilmiyorum İlhan Bey, üzgünüm. Troll değilseniz 1 haftada nasıl bir aşk doğdu aranızda, manyak mısınız kardeşim? Makedonya'da pasaport para falan değil, otobüsle de üç kuruşa gelir gelmek istese. Yapmayın şöyle saçma şeyler, %99.99999 gerçek değil. Mustafa Bey'e yanıt: Mustafa Bey, öncelikle Balkanları aklınızdan çıkarın. Yemek işi ile uğraşacaksanız ve kesin kararlıysanız öncelikle aklınızda olan ülkelere imkanınız varsa gidip ortamı görün. İlk dikkate almanız gereken konu yerleşeceğiniz ülkedeki insanların satın alma gücü ve yeniliklere açık olup olmadıklarıdır. Ayrıca yeme-içme alışkanlıkları da çok önemli. Bir de dil öğrenme isteğinizin olması lazım. Örneğin İngilizce ile ne Orta ve Güney Amerika'da ne de Çin'de Japonya'da iletişim kuramazsınız. Asla yaşım geçti diye düşünmemeniz lazım. Şunu unutumayın: En küçük ve fakir ülkede bile iş yapmak, çalışma ve oturma izni almak çok zordur. Bin dereden su getirirler, o nedenle sabırlı olmanız şart. İş yapacağınız ülkede güvenilir bir insan bulmanız da şart. Türklerden uzak durmanızı tavsiye ederim, akrabanız bile olsa. Bir de önce küçük düşünün. 100 m2 restoranım olsun, kaldırıma masaları atayım demeyin. Paranıza sahip çıkın. Belki 10 m2 bir yer ile, hatta belki eski VW minibüste satış yapmayı düşünün. İş tutarsa bu tür ortamlarda bile ummadığınız paralar kazanabilirsiniz. AB ülkelerinde işe başlamak çok zor. ABD Greencard olmadan olmaz. Kanada da öyle. Uzakdoğu'da fırsatlar var. Yeme içmeyi seven insanlar ancak diğer Türklerin başarı ya da başarısızlık öykülerini okumakta fayda var. Örneğin hiç aklınıza gelmeyen bir yerde Tayvan'ın başkenti Taipei'de bir Türk restoranına gittim Anatolia Restoran. Yiyecek kalitesi iyi değildi ancak iş yapıyordu. Nereden hangi fırsatın çıkacağını bilmek zor ama şans işi değil. Bu devirde her şey bilimsel oldu. Derin araştırmalar yapmak lazım. Ya nasıl olsa başarırız gibi iyi düşünceler gerçek hayatta duvara çarpmanıza neden olabilir. Güney Amerika için tavsiye isterseniz en büyük ülke olan Brezilya'yı tavsiye ederim. Boğulacaksanız büyük denizde boğulun. Brezilya bizden fakir değildir ve çok canlı bir ekonomisi vardır. ABD gibi göçmenlerden oluşur. Devlet başkanları bile Bulgar asıllı. Bu tür yabancıları kabul etmiş ve benimsemiş ülkelerde şansınız daha fazla olacaktır. Yeter ki kültürlerine ve inançlarına saygı gösterin. Şili de olabilir. zengin ve canlı bir ülkedir. Saygılarımla. balkanları kendi aracımla baştan başa gezdim. hakan Bey'in anlattıkları çok isabetli. yerleşmek ve ticaret yapmak için matah ülkeler değil. Avrupalı emekliler bile ülkemizi tercih ediyorlar sa bir sebebi olmalı. kadınlar için sakın para göndermeyin. yüzdeyüz değil yüzde bin dolandırılırsınız. yoksulluğun olduğu yerde her türlü yolsuzluk olur. alper Bey de teşekkürü hak ediyor. saygılarımla. Ben de ilginize ve katkınıza teşekkür ederim Veysel Bey. Alper Bey bendeniz eski Osmanli Selanik Vilayeti Doyran Kazasi Koylerinden Prista or dogumlu su anda Kalifornia da ikamet eden bir kardesinizim, seyahat hatiralarinizi hasretle okudum sagolasiniz. O dede yadigari topraklar; rahmetli nenemin deyisiyle gavur hakkina atecavuz ettigimiz icin, hakimiyetimiz altinda yasayan insanciklara zulume basladigimiz icin mulkun hakiki sahibi Rabbim o hakimiyet emanetini elimizden aldi. Maallesef kendi tarihimiz hakkinda cok az bilgimiz var. Babama dedem anlatirmis, rusvet yiyen Osmanli memurlari, Balkan savasinda tek bir tufek atmadan kacan rusvetci Osmanli kumandanlarini, kac insanimiz biliyor, Yunan ordusu Selanige yurudugunde Musluman halk askerlik subesine kosar, silah ister, Tahsin Pasa devlet malidir zimmetlidir diye tek bir tufek vermez, Selanik dustugunde 90 bin yepyeni tufek Yunana teslim edilir. Yazacak cok sey var ama Alper kardesimin guzel anilarini uzuntuyle karistirmak istemiyorum. Kac genc insanimiz biliyor 1906 senesinde Sirbistan icin Selanik limanina 300 Fransiz Schnider topu ulasir, liman iscileri Turkler gemiyi bosaltmayi redderler, olay Babi Aliye sorulur, cevap \"efendim Sirbistan ile bir sorunumuz yoktur toplar derhal bosaltilip Sirbistana ulastirilsin\" denir o modern toplar Balkan savasinda Osmanli mudafalarini yerle bir ederler. Acaba hangi vicdansiz aldi rusveti o toplarin bosaltilmasina. Icim sizliyor hala o topraklardan kopali 64 sene olmasina ragmen. Gidin gezin gorun o cennet gibi dede yadigari topraklari, ders alin, dusunun sebeblerini, iliski kurun sahipsiz birakilmis insanlarimizi. Biz Turk insani doldurusa cok cabuk geliyoruz, Osmanli, evladi fatihan, bu topraklar bizimdi gibi teranelerle. Gercekci olun bugunun dunyasinda kilic gucu degil ekonomik dengeler, politik cambazliklar yururlukde. Makedonya hakkında bilgi ve duygu paylaşımınız için teşekkürler Bahattin Bey. Saygılar. Merhaba. Makedonya'ya otobüsle gidebilmeniz için ya Bulgar ya da Yunan transit vizesi almanız gerekiyor. Bahsettiğiniz rota kısa bir gezi için uygun olmuş. Öncelikle belirteyim harika gezmişsin helal olsun, blog için de ellerine sağlık. İlginize teşekkür ederim. Tüm balkan ülkeleri, müziklerini araştırmaya ve çalmaya değer. En çok Sırbistan, Makedonya ve Yunanistan müzikleri üzerinde durmanızı öneririm. Romanya da iyidir. Başarılar dilerim. Pozdrav Druze 🙂 abi yaşamayı biliyosun tebrikler. Teşekkürler. Hayır sizin kentinize gitmedim. Türkiye'den selamlar. Merhaba Bulut Bey. Makedonya Türkiye'den ucuzdur. Gezmek için cazip, ancak çalışma koşullarını bilmiyorum. iyi şanslar. Arkadaşlar sizden bir konuda yardım istiyorum. Bir Makedon bayanla tanıştım ve beni Makedonyaya davet ediyor. Üstelik niyetimiz ciddi ve güveneblir miyim bilmiyorum. Ayrıca vize almak gerekli mi. Bu konuda bilgisi olan arkadaşlardan yardım bekliyorum. Teşekkürler Bulut, Makedonya benim en sevdiğim ülkelerden. Daha yazmaya devam edeceğim. Yolun açık olsun, sevgiler. Yazınızı tesadüfen okudum. Aslında benim de hayalim dünyayı gezerek hayatımı yaşamak. Fakat maalesef hayat şartları buna izin vermiyor. Merhaba Dilek Hanım. İlginize teşekkür ederim. En yakın zamanda bir Makedonya turu yapmanızı dilerim. Selamlar. Doyran civarında Kayalı, Memişli ve Gökçeli köylerine gittim. Taşpınar'ı bilmiyorum. Makedonya Türk köylerinin adlarını değiştirmedi, halen var olanları haritada görebilirsiniz. Arkadaşlarla kendi aracımızla karayolu ile Makedonyaya gitmek istiyoruz. Yol durumu, vize ve diğer konularla ilgili bilgi verirseniz sevinirim.. Merhaba Ayhan Bey. Makedonya vize istemiyor ama seçeceğiniz yola göre transit Yunanistan veya Bulgaristan vizesi almanız gerekiyor. Yunanistan mesafe ve kolaylık açısından daha avantajlı. Aracınıza uluslararası sigorta yaptırmanız ve uluslararası ehliyet satın almanız gerekiyor. Ben 2.5 yildir hollanda da yasiyorum, esim ve ben bu sene eylulde makedonya ya gitmek istiyoruz, corendonun avantajli turlariyla, orda kendimiz araba kiralayip gezelim diyoruz, ohrid golu yakininda kalicaz, yaziniz bize cok yardimci oldu, sadece birsey sorucam, halki ingilizce de konusabiliyor mu acaba, simdiden tskler.... Merhaba. Makedonya'da gençlerin çoğunluğu İngilizce biliyor. Yaşlılardan bilen çok az. iyi yolculuklar. Rica ederim. Keyifli bir Makedonya seyahati dilerim. Eski zamanlardan, günümüze Seyahat edenlerden, yani \"seyyahlar\"dan cok sey ögrendik. öncelikle de; Diger ülkelerin, halklarin ekonomik ve özellikle kültür yasamlar konusunda bizleri aydinlattilar. Acabalarimizin, korku ve endiselerimizin yersiz oldugunu, siz seyyahlarin anlatimlarindan ögrenip bizde yola koyulma cesaretini bulduk. özellikle balkan ülkeleri, hele de arnavutluk nedense güvensiz mis gibi algilaniyordu. Sanki ülke sinirlarini astigimizda \"yaban ortama\" düsecegiz ve bizi \"ham\" edecekleridi. Bunun aksine sizin nefis anlatiminizdan da belliki, Türk yada müslüman olmasina gerek yok,... tüm balkan insanlari ve dünya insanlarida sizin, bizim gibi. Bende zaten icinde yasadigim avrupa ülkeleri haricinde balkanlari ve Yunanistani karis karis gezdim. Kimi zaman yalniz, kimi zaman esim ve arkadaslarimla. Slovenya, Hirvatistan, Bosna-Hersek, Karadag, Arnavutluk, Kosova, Makedonya, Yunanistan gezdigim ülkeler oldu. Makedonya ve Yunanistan gercekten kendimi en özgür hissettigim ülkeler olmasina ragmen, örnegin Arnavutluk ta da benzer güven duygusunu yasadim, dil olarak hic anlasamamis olsak da iki gün güzel dostluklar gelisti aramizda. Kukes sehrinin futbol takimi Trabzonda, trabzon sporla mac yapiyordu. Bana hangisini tutuyorsun dediklerinde jest olsun diye Kukes bravo diye bagirmamla onlarca genc sarildilar, havaya salladilar beni. Gezdigim ülkelerde cok güzel seyler yasadim, tatli anilarim oldu. Ve ben balkanlari cok sevdim. Dogasiyla, insaniyla, yemekleriyle. üsküp`te 40 eyro iki kisi arti bir yatak olan odada konakladık. Hemen carsinin yani. Balkanlarda pansiyonculuk cok geliskin. iki kisi 11 gün, arabanin benzini dahil 860 eura anca harcayabildik. Gezip tanidikca, bakis acimiz degisecek, derinlesecek... kimsenin bizden farkli olmadigini anlayacagiz. Tekrar tesekkür ederken, takipciniz olacagimi bilin lütfen. Bu içten ve ayrıntılı yorumunuz için çok teşekkür ederim İbrahim Bey. Makedonya benim için özel bir ülke. Tüm Balkanları ve insanlarını seviyorum, sıcak ve dostaneler. Gezgin ruhunuz için tebrik eder, saygılar sunarım. Merhaba Sezgin Bey. Az İngilizce işinizi görür. Makedonya güvenli bir ülkedir, halkı yardımseverdir. Harcama konusunda rakam veremem, herkesin beklentileri ve harcama tarzı farklıdır. Net söyleyebileceğim şey, Türkiye'den ucuzdur. iyi yolculuklar. Florida'dan yazan Bahattin Abi'ye katılmamak ne mümkün. Üzüntülerini paylaşıyoruz. Alper Bey'e de çok teşekkür ediyoruz. Ben de Makedonya yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Alper bey merhaba, öncelikle böyle harika bir site açıp gezi notlarınızı detaylı bir şekilde anlattığınız için teşekkür ederim. Ben turizm sektöründe çalıştığım için yıllık iznim (15-20 gün kadar) sadece kış sezonunda oluyor. Bu nedenle bu yıl 29 Aralık 2015 ve 15 Ocak 2016 tarihleri arasında iznimi kullanmam gerekiyor. Yaptığım acemice araştırmalar sonucunda ulaşım, konaklama, yeme-içme ucuz ve VİZESİZ olduğu için Makedonya ve Bosna-Hersek i ziyaret edebileceğime karar verdim, tabi bu arada bahsettiğim tarihlerde balkanlar epey soğuk oluyor diye tahmin ediyorum, bu nedenle tatilimin çok berbat geçmesinden endişe etmiyor değilim. Sizin fikrinizi ve tavsiyelerinizi rica ediyor iyi akşamlar diliyorum. Merhaba Hasan Bey. Evet Kışın Balkanlar soğuk olur. Hava sıcaklığı -2 ila +10 derece arasında seyreder. kalın giysiler ve iyi bir palto veya kaban ile gitmenizi tavsiye ederim. Buradaki arkadaşların yazılarını okudum ve maalesef bir arkadaşımızın sıraladığı bilgilerde yanlışlıklar gördüm. Kendim Üsküplüyüm, Babam Üsküplü, Dedem Üsküplü. Maalesef burada bir yıllık oturmakla herşey öğrenilmez, o yüzden sizin izninizle Hakan arkadaşımızın yazdığı bazı şeyleri düzeltmem gerek. Doğrusu Ben ve benim yaşadığım bölgedeki Türkler Arnavutları sever ve hep beraber sakince yaşarız. Kız verip alırız, böyle bir durum yoktur. Doğrusu Böyle birşey Üsküpte zor görülür, yani hemen hepsi ingilizce biliyor demesi çok tuhaf geldi. Dogru- çarşının içindeki lokantaların tarihleri bazısının 100 yıllık, en yenilerinse 15 yıldan başlar. Çarşı içindeki lokantalar etlere ve diğer şeylere dikkat ederler her zaman çünkü bunlara yüzlerce turist gelmektedir. DOĞRUSU- Alper bey siz de iyi bilirsiniz ki, bir yerin nüfusunun azalması o yerin gerçekten kimler tarafından inşa edildiği kimlerden kaldığını değişmez. Üsküp'te bulunan ÇARŞI, TÜRK ÇARŞISIDIR. Tarihe baktığımızda bunu çok kolaylıkla anlayabiliriz. Şimdi Çarşıda esnafın çoğu arnavut oldu diye buna arnavut çarşısı demek saçmadır. O zaman nüfus bakımından değişen tüm tarihi yerlerin isimlerini değiştirmemiz gerekicek. Sadece Üskübün içinde tarihi yerler bulunmaz, güzel bir tarihi turistik haritayla Üskübün dışında bulunan çok sayıda Osmanlı ve Bizans eserleri de gezebilirsiniz. Kalkendelen'de tarihi medrese ve camileri görmeden gitmeyin derim. Ohri, Kalkandelen, Gostivar, Manastır, Atatürk'ün dedesinin yaşadığı topraklar olan Kocacık köyü.. Ve burada sayamayacağım kadar yüzlerce doğal ve tarihi yerler mevcuttur. Üsküp ve Makedonya hakkında bilgiler için teşekkürler. Makedonya hakkında güzel bilgiler ve samimi bir gezi yazısı olmuş. Teşekkürler. Merhaba. Otobüsle Makedonya'ya giderken Bulgaristan'dan geçmek için önceden transit Bulgar vizesi almanız gerekiyor. Yunanistan'dan giderseniz yine transit vize gerekli. merhabalar herkese makedonyadan selamlar.. Alper bey makedonyayı gezmişsiniz gostivara uğramamışsınız bi acı kahvemizi içerdiniz.. makedonyada türklerin en çok olduğu şehirdir gostivar.. bide ayıptır söylemesi en misafir perver insanlar burda.. adını da gostivar şehri ondan almiş.. gosti -var yani misafir var. başka zamana yolunuz düşerse uğrarsanız mutlu olucağınızdan eminim.. ha burdan gelmek isteyen tüm soydaşlarımıza da sesleniyom.. burda kesinlikle yabancılık çekmesiniz.. İlginize çok teşekkürler Enes Bey. Bir dahaki Makedonya seyahatimde Gostivar da olacak. Sevgiler. Merhaba.2 çocuklu bi aile olarak bi iş yeri açıp oraya yerleşmek istesek oncelikle hangi işlemler gerekiyor. Ayrica İlkokula orada devam etseler çok zorlanırlar mı. Merhaba. Makedonya güvenli ve rahat bir ülke. Gidip görmenizi mutlaka tavsiye ederim, ancak yerleşme ve göçmenlik işlemlerini bilmiyorum maalesef. Bildiğim şey 400 bin euro değerinde yatırım yapıp en az 10 işçi çalıştırırsanız Makedonya vatandaşı olabilirsiniz, fakat bu sermaye sahibi iş adamlarının yapabileceği bir harcama. Küçük işyeri açma ve esnaflık konularını bilemiyorum. Serdar Bey Makedonyalılar genelde iyi insanlardır ama her ülkede dolandırıcı olabilir. Aranızdaki diyaloğu bilmediğim için bu konuda ne yapmanız gerektiğini söyleyemem. İyi şanslar. öncelikle teşekkürler ALPER METİN bende güvenmek isterim ama cesareti beni şaşırttı ki ben fethiyede yaşıyorum istanbula inecek sonra buraya gelecek vs çok bi zaman değil 1 aralıkdan beri görüşüyorum ama muallakdayım bir hikaye okudum bu şekilde kız gelecem demiş makedonyadan yok vize parası falan çıkmıs çocuk boyna göndermiş 2000 euro sonuçda kız bunu dolandırmış 🙂 güzel bi site olmuş ayrıca burası emeği geçen herkeze tşkler. faceden ulaşdı bana sonra watsapdan devam ettik ama benim garibime giden 100 euroya türkiyeye gelebilir ve hayatı değişir eğer hakkaten zor durumdaysa ve bana yıkmaya calışması vestern uniondan para yolla dedi bende texrübeli oldugunu düşündüm açıkcası günde 2 kişiyi tokatlasa 100 euro çalışmaya evlenmeye gerek yok diye düşünüyorum burdan paylaşmak isdedim tongaya düşmesin bazı arkadaşlar diye hani ben gerçekden iyi niyetliyim dedim zengin değilim borçlarım var ama sana da sahip çıkarım dedim en azından ev kendimin ki fethiye gibi muhtesem biyerde yasıyorum tskler ALPER BEY. Makedonyalı kızın kendisinin sizi bulup yazması ve para istemesi, dolandırıcılık olasılığını artırıyor. Bilgi için teşekkürler Serdar Bey, gönlünüze göre birini bulmanız dileğiyle. Merhaba Alper Bey, Bu yaz arkadaşımla birlikte Makedonyaya bir gezi düzenlemeyi düşünüyoruz ama yaz mevsiminde nasıl olur iyi bir seçim mi makedonya yaz için emin olamadık ve dil konusunda çekimseriz ingilizce olarak insanlarla iletişim kurabilir miyiz? Bu konuda tecrübeniz olduğunu düşünüyorum. Burdan ya da maille ulaşabilirseniz çok sevinirim çünkü sormak istediğim bir çok soru var. Şimdiden teşekkürler. Merhaba. Makedonya'da yaz mevsimi epey sıcak oluyor. Çekilmeyecek kadar değil ama uzun saatler yürüyünce rahatsız ediyor. Makedon gençlerin çoğu İngilizce biliyor. Buyrun sorularınızı yanıtlamaya çalışayım. Benim Makedonya'ya gitme amacım gezmekti, bilemiyorum. Ama belki Makedonya'da iş yapan Türklerden bu yorumunuzu görüp yanıtlayan olabilir. Selamün aleyküm arkadaşlar şu durumda Romanya ve Bulgaristan'dan sonra şimdi de Makedonya da bayan dolandırıcılık cogalmis durumda yaşadığım bir olayı sizinle paylaşmak isterim Çok uyanık ve akıllı olunması gerekiyor böyle durumlarda. Ben yıllardır yurt dışında rehber olarak çalışmaktayım net üzerinden tanıştığım bir bayanla uzun süreli arkadaşlık yaptım telefonla hiç konuşmadık sadece internet aracılığı ile sesli görüşme yapıyorduk daha sonra bu bayan evlenmek istediğini söyledi ben de neden olmasın dedim bu arada çok güzel Türkçe konuşuyordu beni internetten sesli olarak annesi ablası ve enistesiyle konuşturdu ve tanıştırdı bu arada babasının izmirli olduğunu henuz 6 yaşındayken evi terkettigini söyledi annesi ve ablası bu evlilik ten çok mutlu olacaklarını söylüyorlar di isminin gizem olduğunu söyleyen 24 yaşındaki bu bayanla uzun süredir mesajlastik ve konuştuk daha ilk konusmamizdan beri hakkında merak ettiğim şeylerin cevabını not aldım mesela bana önce 24 yaş dedi 2 hafta sonra dolaylı yönden tekrar sordum 26 dedi vs bunun gibi şeyler bir muddet sonra izinli olarak Türkiye geldim ben makedonya ya gelicem ailenle tanışmak isterim falan dedim oda Hayır sen gelme ben istanbul Türkiyeyi çok merak ediyorum ben geliyim dedi bende ooky dedim ertesi gün bana ama benim pasoport yok dedi çıkarmak için para gönder dedi bende en başından beri şüpheleniyordum zaten bu anı bekliyordum bu arada bu zaman zarfında hiç para gondermedim pasaport işlemleri için sana yarın para gondercem dedim şu anda araştırdım üsküp istanbul arası ucuz bilet var kimlik bilgilerini bana gönder yerini ayarlıyım bu zamanda da sen pasaport unu cikartirsin dedim Bana sadece gerçek ismi olup olmadığını bilmiyorum bi isim ve kimlik nosunu gönderdi üsküp Konsolosluğu na mail adresine attım dolondirici olabileceğini söylediler şu anda telefonu kapali ve ulaşılamıyor. Yani arkadaşlar demek istediğim şudur ki böyle durumlarda çok uyanık olmak gerekiyor kanmayiniz bu kişilere sakin ha para isterlerse sakin gondermeyiniz benim söylemek istediğim bundan ibaret iyi gunler. Yavuz bey yazinizda bahsettiginiz gibi Makedonya da da kadin dolanciricilar olabilir. Nerde yok ki? ülkemizde adim basi yokmu? Ama ne varki bir cok türk erkegide Makedonya vb. ülkelere gezi yada is gezisi yaptiklarinda ordaki kadinlari seviyorum, evlenelim Türkiye de yasayalim umudu vererek kandirmaktadir. Her durumda kandirmak yanlistir ve hos degildir. Sonuc olarak, binde bir olan bu olayi genellemek ve o halklar hakkinda kötü, yanlis intiba yaratmamak gerek. Çok sevgili Alper Bey yazınızı okudum ve çok duygulandım. Benim babanemin nufus kagıdında stip yazıyordu. Yanı kökenimiz iştipli. sanki kendim gitmiş gibi oldum. size bu güzel geziyi paylaştığınız için çok ama çok teşekkür ederim. Merhaba. Ohrid'den Saraybosna'ya gitmek için bir seçenek otobüsle Üsküp'e geçip oradan Saraybosna otobüsüne binmek. Ya da saati size uyarsa Ohrid-Belgrad otobüsüne binip Saraybosna'da inebilirsiniz. Teşekkürler Habip Bey. Maalesef Makedonya'ya otobüsle giderken Bulgaristan transit vizesi alınamıyor, önceden Bulgar Konsolosluğu'na başvurmanız gerekiyor. Merhaba. Ben gezmeye gittiğim için Makedonya'da yaşamak ayda kaça mal olur sorusuna net bir yanıt veremem, ancak Türkiye'den ucuz bir ülke olduğunu söyleyebilirim. Makedonya para birimi denar elbette tüm ülkede geçerli. Makedonya bence de güzel bir ülke, en çok insanını sevdim. Merhaba, paylaşımlarınız için teşekkürler. 7 nisan da kısmetse orada olacağım. Turla gideceğiz. Bakalım nasıl geçecek. Ayrıca Kosova ve Arnavutluk'da program içerisinde. Merhaba. Yapacağınız bu anlamlı Makedonya yolculuğunuzda özel anlar yaşayacağınıza eminim. Benim dedelerimin kayıtlarına ulaşma girişimim olmadı ama sadece tahminen pek mümkün olduğunu sanmıyorum. Alper bey selam. Öncelikle yazınız gayet akıcı ve bilgilendirici olmuş. Ben Üsküp'de yaşayan Makedon bir bayanla evlenmeyi düşünüyorum. Vize sorunum olur mu? 3-4 sene Türkiye'ye dönmeyi düşünmüyorum. Gidip gelmem gerekicek mi evlendikten sonra? Şimdiden Teşekkür Ederim. Merhaba Kamil Bey. Makedonyalı bir kadınla evlenen Türk vatandaşının oturma ve vatandaşlık koşulları hakkında bilgim maalesef yok. Bu konuda en sağlıklı bilgiyi, Makedonya Türkiye Büyükelçiliği veya Makedonya İstanbul Başkonsolosluğu'nu arayıp sorarak alabilirsiniz. Mutlu bir evlilik dilerim. Merhaba Sedat Bey. Zirrat Bankası var ama olması şart değil, siz kendi mevduat hesabınızdaki paranın Makedonya Denarı, Bulgar Levası veya avro karşılığını küçük bir komisyon karşılığında çekebilirsiniz. Banka makinesinin üzerinde sizin kartınızdaki visa veya master logosu olması gerekiyor, ki hemen hepsinde var. Peki her bankanın bankamatik kartı her ATM makinesinde kullanılabiliyor mu? Ortak ATM makinesi olması mı gerekiyor sanırım? Kusura bakmayın, burada da sadece ziraat bankasının ATM sini kullandığım için, bilemedim. Bilgilendirdiğiniz için teşekkür ederim. Evet, her bankanın kartını istediğiniz bankada kullanabilirsiniz. Ortak ATM olması gerekmiyor. Rica ederim, ne kusuru, yurt dışına çıkmadan önce içinizin rahat etmesi için gereken her bilgiyi öğrenmelisiniz. Ben de fazla banka ve kredi kartı kullanan biri değilim. Maaşım yattığı için verilen bir ATM ve bir kredi kartım var. Ayrıca yurt dışında kaybeder veya çaldırırsam diye ikinci bir bankadan ATM kartım var, o kadar. Makedonya güvenli ve bize yakın, güzel bir ülke, beğenirsiniz. Merhaba. Normalde dönüş uçak biletiniz olduğu için havalimanında sorun yaşamamanız gerekir, ancak son zamanlarda sıkıntı yaşayanları duyuyoruz, onun için Bosna-Hersek Elçiliği'ni arayıp sormanızda yarar var. Makedonya da ATM makinelerinde herhalde KRİL alfabesiyle yazılar var. ATM makinasında ingilizce olsa kolay. Nasıl para çekeceğiz. Siz biliyorsanız o kelimeleri yazabilir misiniz? Belki daha bir kolay yöntemi vardır. aynı sorun Sofya ve Yunanistan için de geçerli sanırım. Merhaba. Makedonya, Bulgaristan, Yunanistan ve diğer bir çok ülkede ATM makinelerinden nakip para çektim, kolay. Siz banka kartınızı taktığınızda İngilizce seçeneği zaten göreceksiniz, her yerde böyle. Dili seçtikten sonra gelen ekranda \"cash withdrawal\" seçtiğinizde miktar sorar ve parayı Makedon parası Denar olarak verir. Alper bey çok sevindim bu sayfayı açmış olduğunuz için nice insanlara yardım edip bilgi ve fikirlerinizi söylüyorsunuz ben bu agustos ayında makedonya ya gitmek istiyorum ne gerekli bulgaristan transit vize istiyormuş galiba nereden çıkarta bilirim 05386415071 numaram lütfen iletişime geçerseniz sizinle daha rahat konuşmak istiyorum sevgilerle. Merhaba Gökhan Bey. Makedonya yazıma ilginize teşekkür ederim. Evet, Makedonya'ya karadan, otobüsle gitmek için Yunan veya Bulgar transit vizesi almak gerekiyor. Bulgarisytan Konsolosluğu'nu arayarak veya aracı vize firmalarından bilgi alabilirsiniz. Otobüs turuyla Balkan seyahatine çıkarken yanımıza nüfus cüzdanımızı da almamız gerekiyor mu? Sadece pasaport ve kaybolma ihtimaline karşı fotokopisini almak yeterli midir? Selam ve sevgilerimle. Merhaba Sedat Bey. Tüm yurt dışı seyahatlerinizde yanınıza nüfus cüzdanınızı almanız gerekiyor. Ben kimliğimi cüzdanımda taşıyorum, kaybolma olasılığına karşı pasaportumu kaldığım yerde bırakıp yanımda fotokopisini taşıyorum. Keyifli bir Makedonya seyahati dilerim. Selamlar. Merhaba Ersin Bey. Hayır değişmedi, Doyran hala Doyran. Yugoslavya yönetimi Türk kasaba ve köylerinin hemen hiç birinin adını değiştirmedi, bugünkü Makedonya da saygıyla koruyor. Merhaba alper bey ben bir makedon vatandaşıyım ve türküm türk köyünde dünyaya geldim türkiyeye bu ay gelmek istiyorum otobüs ile ve maddi açıdan zayıfım arkadaşım var 3 senedir konuştuğum ama hiç sarılıp göremediğim bir hayat arkadaşı ben otobüs ile geldiğimde türk vatandaşları sınır kapısında kontrol yapıyor mu yani param olmadığı için geri çevirirler mi ysrdımcı olursanız sevinirim. Merhaba Ahmet Bey. Makedonya'da yaşayan Türk tanıdıklarıma sordum, Türkiye'ye karadan otobüsle girişte para soran olmamış. Merhaba. Hayır, Yunanistan ve Bulgaristan yeşil pasaporta vize istemediği için Makedonya'ya karadan otobüs veya arabayla giderken yeşil pasaporta transit vize gerekmiyor. Ohrid rahatlıkla yürüyerek gezilebilen, küçük ve güzel bir şehir. Sahil ve çarşıda yürüyerek aradıklarınızı bulabilir, turistik bir broşürde tarihi eserleri kent planı üzerinde görebilirsiniz. İyi yolculuklar. Merhaba Alper Bey, Sofya Üsküp Ohrid- Selanik- Manastır ve Kavala yı içerisine alan turumuzu tamamlayarak döndük. Makedonya ya bayıldık. Özellikle Ohrid tam tatil yapılacak bir yer. Sessiz sakin, huzurlu, güvenli bir yer. İnsanların yaklaşımı çok iyi. insanlar Türkiye'de güneye gideceklerine burada Tatillerini geçirseler keşke. Turizm kenti olmasına rağmen Yiyecek içecek çok ucuz. Özellikle Makedonya doğası muhteşem. Her taraf orman ve yeşilliklerle kaplı. Havası da nemsiz insan rahatsız olmuyor. Gezdiğimiz kentler arasında Selanik hiç hoşumuza gitmedi. Bir curcuna halinde. Temizlik hak getire. Sıkıcı bir atmosferi var kentin. İnsanlar rahatlarına düşkün, hafta içi olmasına rağmen dükkanların çoğu kapalı. Görülmese de olur denilebilecek bir kent. Daha bu sabah (9 haziran) döndük. Alper Bey verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Sınır geçişlerinde hiçbir sorun yaşamadık Ancak bundan sonra bayram için Türkiye'ye gelmeye başlayan gurbetçiler nedeniyle sınır geçişleri tam bir eziyete dönüşeceği kesin. Ufak ufak başlamıştı dönüşler zaten. Bu nedenle yurtdışına karayolu ile çıkmak isteyenlerin bir kez daha kararlarını gözden geçirmeleri yararlı olacaktır sanırım. Ohrid veya Üsküp te yaşayabilirdim eğer genç olsaydım diye düşünmeden edemedim doğrusu. Selam ve sevgilerimle. Merhaba Sedat Bey. Makedonya tatilinizle ilgili bilgi ve yorumunuz için teşekkür ederim, gideceklere tavsiye olacak. Makedonya'yı ben de çok severim. saygılar. Merhaba. Makedonya güvenli bir ülkedir, insanı canayakın ve yardımseverdir. Hiç çekinmeyin. Merhaba Alper bey ben türkıyeden makedonyaya otobüs ile gideceğim. yunanıstan üzerinden ve Yunanistan na hiç ugramayacagım vızeye gerek varmı pasaportum yeni ve 1 yıl suresi var yardımcı olursanız çok sevinirim. sevgilerle. Merhaba Damla Hanım. Türkiye'den Makedonya'ya otobüsle gitmek için ya Yunanistan ya da Bulgaristan için transit vize almak gerekiyor. Ailenizden veya işinizden dolayı yeşil pasaportunuz varsa bu vize gerekmeden rahatça gidebilirsiniz. Balkanlar ve özellikle Eski Yugoslavya'ya hep büyük bir ilgi duymuşumdur. Balkanları ve Yugoslavya'yı ben de hep sevmişimdir. Kosova'ya henüz gitmedim, gidebilirim. İlginize teşekkürler. Merhaba. hayır çekmezsin, güvenli ve rahat bir ülkedir. İnsanı sıcaktır. 8 arkadaş olarak kasim ayina üsküp e ucak biletimizi aldik daha sonra ohride gidecegiz. Trenle belgrada geçmeyi planliyoruz. Ohride en yakin tren istasyonu kircova görünüyor. Gittigimizde belgrada sefer bulabilirmiyiz yoksa başka alternatif sunabilirmisiniz? Ayrica tatil planimiz su şekilde istanbul-üsküp-belgrad-saraybosna-istanbul toplam 7 gün sürecek. Merhaba. Kircova'dan Belgrad'a tren olmaz. Balkanlarda trenler eski ve yavaştır, pek tercih edilmez. Ben Mostar-Saraybosna arası hariç Makedonya ve diğer Balkan ülkelerinde trene binmedim. Ohrid'den Belgrad'a gitmek için Üsküp'e geri dönmeniz gerekiyor. Makedonya'da tek başıma gezdim, diğer ülkelerde de öyle. Makedonya benim de çok sevdiğim bir ülke. Güzel anılar yaşamanıza sevindim. Çok sıcak, barışçıl ve dostane insanlar. Makedonya candır. Sanırım siz de iyi insanlarla tanıştınız. Makedonya ve Balkan turunuzun güzel geçmesine sevindim. Yolunuz her zaman açık olsun. merhaba. önümüzdeki hafta üsküp gezisi yapacağız nasipse 3 gecelik. ohrid e 1 günümüzü ayırsak yeterli olur mu? aynı gün gidip dönsek sıkıntı yaşar mıyız otobüs saatleri açısından? ve bize başka önerileriniz olur mu? teşekkürler.. Merhaba Gönül Hanım. Makedonya'da otobüsler Türkiye'deki kadar hızlı değil, Üsküp Ohrid arası 3 saat sürüyor, biraz geçebilir de. 2 gece Üsküp, 1 gece Ohrid şeklinde bir plan daha mantıklı olur. Yine de tek yerde kalalım, taşınmayalım, erken kalkarız derseniz Üsküp'ten 04:30 ve 05:30'da, dönüşte Ohrid'den 20:30 ve en son 22:30'da otobüs var. 🙂 eşimin çıkacağı kore gezisine hazırlık yapması için birşeyler araştırıken ne güzel bir sayfa bulmuşum meğer ben.. harikasınız.. Makedonya'yı Ohri gölünü ben de çok merak ediyorum, eşimin kökeni oradanmış ve kaynım daha bir kaç ay önce gidip gördü. hele sizin bu pozitif anı notlarınızı ve gözleri gülümseyerek bakan makedon arkadaşlarla fotoğraflarınızı görünce kesinlikle yaşanabilecek bir yer olarak belleğimize kazıdık.. Merhaba Esra Hanım. Bunları duyduğuma sevindim. 🙂 Teşekkür ederim. Makedonya güzel ülke, insanı candır. Eşinize iyi yolculuklar, selamlar. Hakan bey bütün yazdıklarınızı okudum lütfen iletişime geçebilirmisiniz bir iş ile ilgili makedonyaya gideceğim. Yolunuz her daim açık olsun, sevgiler. Merhaba Uğur Bey. Seyahat blog yazılarıma ilginize teşekkürler. 5 gün kısa bir süre. Ben olsam şunlardan birini seçerdim. 1. Makedonya 3 gün Üsküp, 2 gün Ohrid. 2. Sırbistan 3 gün Belgrad, 2 gün Novi Sad. 3. Bosna-Hersek 3 gün Saraybosna, 2 gün Mostar. 4. 3 gün Belgrad, 2 gün Saraybosna. Bunların hepsine birer kent daha eklenebilir, ben yavaş gezmeyi seviyorum ama daha çok şehir görüp az kalmak da bir tercih tabii. Ben de sizin gibi düşünüyorum, fazla yeri gezip skor tutmak değil gerçekten şehirleri keşfetmek gerekiyor, ayrıca Balkanlara tekrar gideceğimizi düşündüğümden aceleyle gezmek istemiyorum. Bu sebeple Sırbistan'da karar kıldık ve çok ucuz bir fiyata (481TL) iki kişi gidiş dönüş Belgrad bileti aldık. Sizin izinizi takip etmeye çalışacağız, farklı bir deneyimimiz olursa paylaşacağım. İlginize teşekkürler. Güzel seçim, sizin için sevindim. Biletleri çok uygun almışsınız, ne mutlu. Dönüşte izlenimlerinizi Sırbistan yazılarıma beklerim, unutmayın. 🙂 İyi yolculuklar. Ben de sizin gibi dusunuyordum. Anne annem Doyran Memisli koyunden ki siz oraya gitmissiniz, yazinizi okurken sira oraya geldiginde cok duygulandim ve heyecanlandim. Ben Thessaloniki ye gittim oradan doyran a gectim ama savastan sonra memisli makedonia da kalmis. Zaman dardi bu yuzden baska zamana erteledim insallah bu yil. En iyi dileklerimle sevgi ile selamliyorum sizi. Merhaba Zeliha Hanım. Makedonya'da Memişli dedemin doğduğu köye çok yakın. Yıllar sonra o fotoğraftaki iyi insanlardan birinin kuzeni yazımı görüp kendisine haber vermiş, artık İstanbul'da yaşayan kuzenle buluşup memleket sohbeti ettik. Makedonya gezinizi en kısa zamanda gerçekleştirebilmenizi umarım. Sevgiler, bol geziler. Alper bey merhaba öncelikle yazınız için teşekkürler ata topraklarındaki gezinizi heyecanla okudum benimde içimde bir uhte ama şöyle bir soru sorayım Makedonya gideceğim ama makedonca bilmiyorum üsküpe gitmek istiyorum havayolu ile gideceğim nasıl bir yöntem tavsiye edersiniz. teşekkürler. Merhaba Alican Bey. Makedonya'da yerel halkla anlaşmak için orta halli İngilizce bilmeniz iyi olur. Aksi halde sadece Türk azınlıkla konuşabilirsiniz ki onların oranı epey düşük artık. İlginize teşekkür ederim. İyi günler. Öncelikle yazılarınızı çok beğeniyorum. Ben de balkan turu yapmak istiyorum.12 gün gibi bir zamanım var. Sizden rota tavsiyesi istiyorum. Benim sizlere bir kaç sorum olacaktı. Cevaplarsınız beni çok mutlu edersiniz. Üsküp'e uçak ile geldikten sonra Zleovo köyüne ulaşımı nasıl sağlarız. Tatilimiz 1 hafta sürecek ve ne gibi etkinliklerde bulunmamızı tavsiye edersiniz? Şimdiden cevaplarınız için çok teşekkürlerimi sunarım. Merhaba Kadri Bey. Üsküp ile Zleovo köyü arası mesafe 150 kilometre. Üsküp'ten Strumica'ya her gün Strumica Ekspres firmasının 13, Rule Turs firmasının 2 otobüsü var. Zleovo köyü için Strumica'dan 13 km önce indiğinizde köye giden 2 kilometre bir yol var. Burasını bilmiyorum, sanırım taksiye ihtiyacınız olur. 1 haftada Makedonya'da Üsküp, Koçani, İştip, köy ve Strumica'yı görebilirsiniz rahatça. Yardımınız olur mu bilginiz var midir bilemiyorum ama mesgul etmeyeceksem eger sizi, sormak isterim. Babam Uskup Makedonya 1929 dogumlu, Balkan gocu sirasinda Turkiye 'ye gelmisler. Kendisi vefat etti. TC kimliginde de dogum yeri Uskup gorunuyor. Babamdan dolayi cifte vatandaslik almak istiyorum. Fakat bunu nasil yapacagimi, nereye nasil hangi belgelerle basvurmam gerekiyor bilemiyorum bir turlu. Acaba sizin bilginiz mevcut mu bu konuda. Konunuz disinda rahatsiz ettiysem lutfen kusura bakmayın. Merhaba Hatice Hanım. Makedonya vatandaşlığı için anne veya babanızın Makedonya vatandaşı olması, veya sizin Makedonya'da doğmuş olmanız gerekiyor. Makedonya vatandaşı olabilmek için diğer yol bir Makedonya vatandaşı ile evlilik. Makedonya çifte vatandaşlık vermeyen bir ülke, böyle bir uygulaması yok. Makedonya çifte vatandaşlık bilgisi için teşekkürler. Merhaba Fatih Bey. Kosova hariç Makedonya ve diğer Balkan ülkelerinde hep otobüsle gezdim, hemen herkes böyle yapıyor. Bir şehre vardığınızda terminalden bir sonraki yer için biletinizi alın. İnternetten alınmıyor bildiğim kadarıyla. Tesekkur ederim Alper bey. Hızlı donusunuz icin. Babam Uskup dogumlu. Sonrasinda goc ile TR ye geliyorlar. Orada dogdugu ve TC nufusunda da Uskup'lu gorundugu icin bir sans var demek ki.. Doğum yerinin Makedonya olması yetmiyor, Makedonya vatandaşı olması gerekiyor. Rica ederim. Alper abi selamlar. Okul için orada olacağım inşallah bu sene. Diş hekimliği. Yazınız çok bilinçlendirici. Bu yaz Balkan ülkelerini gezmek niyetindeyiz... Size sorum şu şekilde; 7 günlük bir tatil için başlangıcı Makedonya dan başlayıp Üsküp, Ohrid sonra Karadağ, Budva, Kotor son olarak da Belgrad yapsam bu şekilde rota doğru olur mu? Ya da sizin görüşünüz nedir bu konuda? Ve her gittiğimiz yerde kaç gün kalmalıyız ? Beni yönlendirirseniz sevinirim. Merhaba Esra Hanım. Bloguma ilginize teşekkürler. Yalnız bir kadın için Makedonya güvenli bir ülke, Türkiye'den çok daha güvenli olduğu kesin. 🙂 Evet Bosna-Hersek de öyledir. Endişe etmeyin. alper bey meraba, ben ihsan eylül ayında makedonyaya ticaret amaçlı ve gezmek için gitmeyi düşünüyorum. ben gümüş ticareti yapıyorum toptan ve perakende. makedonyaya da satmak istiyorum ama daha önce ora taraflara hiç gitmedim. bana yardımcı olabilir misiniz veya nereden başlamamı tavsiye edersiniz teşekkür ederim. Sorum kısa olacak, bu yıl Makedonya'ya Mevlana öğrenci değişim programı ile gideceğim fakat biraz sorun olacak gibi, daha önce bu programla Makedonya'ya gitmiş birisini tanıyor musunuz?Gerçekten yardıma ihtiyacım var. Mevlana için D tipi Mevlana değişim programı öğrenci vizesi alacağım fakat sitelerde D tipi vizenin en az 1 ayda çıkacağını söylüyorlar, eğer 1 aydan uzun sürerse benim yaz stajım yanacak. Alper bey 2012'de 20 euroya konaklamışsınız.. şimdi ise euro arttı kız arkadaşımla 4 gün kalmak istesem iyi bir otelde ne öderiz acaba teşekkür ederim şimdiden cevabınız için. Bir de bana mail yoluyla telefonunuzu yazarsanız çok sevinirim kız arkadaşımla evlilik öncesi gezmek istiyoruz detaylı bilgi almak istiyorum sorun olmazsa eğer. Üsküp'te benim kaldığım ucuz otel şu anda 30 avro. İyi oteller 40 avrodan başlıyor. Merhaba Sinem Hanım. Makedonya'ya giden otobüs firmaları Vardar Turizm, Alpar Turizm, İstanbul Seyahat ve Yadran Seyahat. Kalite olarak aralarında pek fark yok. Ben Vardar ve Alpar seferleriyle Üsküp'e gidip geldim, bir sorun yaşamadım. Orta kalitede otobüs firmaları, düzgün çalışıyorlar. Güvenlik konusunda endişeniz olmasın. Yunanistan veya Bulgaristan transit vizesi almanız gerekiyor. Yeşil pasaportunuz varsa sorun değil tabii. Dolu dolu bu sayfaya teşekkür ederim. Bugün google +'da uzun zamandır kurmayı düşündüğüm Üsküp Sayfası için sayfanızın tamamını paylaşacağım bir kategori ekleyeceğim! Makedonya gezi yazıma ilginize teşekkür ederim. Birkaç yüz dolar veya avro cebinizde nakit olsun. Mevduat hesabınızda da TL bulundurun. Makedonya'da gerektikçe ATM'lerden Makedonya Denarı karşılığı olarak çekersiniz. Ne mutlu size ve Makedonyalı olarak bizlere. Doğduğumuz yerlerin bu kadar çok ilgi görmesi çok hoşumuza gitti. Demek ki bizim insanlarımız doğdukları ata topraklarını unutmuyorlar. Bir gün inşallah bana da kısmet olur oraları yeniden görmek. Adil Bahar arkadaşımız bu yıl hakkın rahmetine kavuştu yazısı buralarda kaldı. Benim köyüm Doyran'a çok yakın Sevendikli köyü bir gün inşallah gidip görmek kısmet olur. Haklısın Ramazan Abi, bu kadar ilgi göreceğini yazarken düşünmemiştim. Ata toprağımı bulmak büyük heyecan verdi. Unutmuyoruz. Başımız sağ olsun. Saygı ve selamlar. Teşekkürler. Bu yasa 2018 de çıktı demişti başka ülkeye gittiklerinde madur kalmasınlar diye. İstanbul'dan uçakla 05.05.18 de KARADAĞ'a gidip 1 gece konaklayıp, SARAYBOSNA'ya geçtik 2 gece de orada konakladık ardından SIRBISTAN'a şehri ve tekne ile nehri gezip 1 gece konakladık, Belgrad'dan MAKEDONYA (ÜSKÜP'e gecip 2 gece konakladik, Uskup ten BITOLA da ATAMIZIN okuduğu İdadi'yi ziyaret ederek, OHRİD'e gectik. Kendimizi Cennette zannettik, böyle bir güzellik olamaz. 1 gece Ohrid de konaklayıp oradan TİRAN'a geçtik. 1/2 gun sehri gezip gece ucagi ile 12.05.18 de Istanbul'a donduk. Gezimiz tam anlami ile muhtesemdi. Hava zaman zaman yağdı ise de hep araçta yakalandık, gezerken hic yağmur yagmadi. Sinirlarda herhangi bir sorun yasanmadk. Genellikle Kofte ve Tavuk yedik. Uskup ve Manastir da kurufasulye sahane, domates, salatalik cok dogal, Saraybosna ve Tiran da yedigimiz kiymali boregin tadi ve Tiran da TRILICE efsane idi. Kofte ve bira 5,5 6 euro civari, Trilice 3 euro, kahve 1 euro mazot ve benzin 5,5 6 TL/lt. Uskup carsi ve bit pazari ile Mostar carsi disinda Turkce konusabilen cok az insanla karsilastik. 18-25 yas arasi gencler genellikle az da olsa İngilizce biliyorlar. Türklere karşı olumsuz bir tavır da görmedik. Bu bolgelerin artik bizim olmadigi bilinci ile gezmek cok onemli. Herkese bu bolgeyi imkanlari dahilinde özellikle bu mevsimlerde gezmesini tavsiye ederim. Sadece km e aldanip saat hesabi yapilmamali, tum ulke nerede ise ormanlar icinde ve virajli yollardan geçildiğinde ortalama 50-60 km hiz yapilabilecek sekilde planlanmali diye dusunuyorum. Sitenizin de cok faydali oldugunu da ayrica belirtmek istiyorum. Merhaba Engin Bey. 1 haftada gezilebilecek en fazla şehri, zamanı verimli kullanarak gezmişsiniz, adınıza sevindim. Benim en sevdiğim seyahatlerimden biridir Makedonya ve diğer Batı Balkan ülkeleri. Herkesin görmesi gereken bir coğrafya bence. Bilgi ve görüşleriniz için çok teşekkürler. Engin Beyefendi Kardasim Makedonya 1956 macirlerindenim. Seyahat hatiralarinizi icim sizlayarak, hasretlikle okudum. O topraklar hala bizim efendi kardesim. Amca cocuklarim Basabosunda ikamet etmedeler. Dedem Rahmetli Ali oca nin kabri Bayrambosunda. Dogdugum ev Pristanda genc bir Turk ailesi yasiyor. Babamin elleriyle insa ettigi cesmeden hala siril siril temiz su akmada. Bir surcu lisan ettimse kusurum affola, yasliligima atfedile. Hatiralarinizi bizlerle paylasan size ve bu sayfayi bizlere acan Alper Beyefendiye hurmetler. B ahattin KILIC. Merhaba. Blog yazılarımı beğenmenize sevindim, teşekkür ederim. Evet, Makedonya'ya otobüsle gitmek için Bulgaristan veya Yunanistan transit vizesi almanız gerekiyor ve bu da maliyeti epey yükseltiyor, Bulgar transit vize ücreti 60 avro, Yunan transit vizesi 330TL. otobüs bilet ücretini de ekleyip hesaplamak gerek. Kazanacağız zamanı da düşününce Makedonya veya komşu vizesiz iki ülkeye en ucuz bileti arayıp o ülkeye uçakla gidip dönerek gezmek daha mantıklı olabilir. Zamanınız olduktan sonra 3 ülkeyi karadan gezmekte sorun yok, otobüs ve minibüslerle ülkeler ve şehirler arası yolculuk yaparsınız."} {"url": "https://celebialper.com/izlanda-bilgi-gezi-rehberi/", "text": "İzlanda bilgi ve gezi rehberi olarak hazırladığım bu yazı, İzlanda vizesi, para birimi, hava durumu, nüfusu, tarihi, ulaşım, gezilecek yerler hakkında bir rehber gezi yazısı. Kuzey Atlantik Okyanusu, Kutup Dairesi yakınında yer alan İzlanda, Türkiye'den gezmek ve yaşamak isteyen çok sayıda kişinin merak ettiği bir ülke. Avrupa'nın en düşük nüfus yoğunluklu ülkesi İzlanda, bakir doğası, sıcak su gayzerleri, şelaleleri, refah yaşamı, volkanik ve jeolojik etkinlikleri, balık ve koyunları ile ünlü bir ülke. Şimdi İzlanda hakkında bilgiler ve gezi rehberi notlarına bakalım. İzlanda bilgi ve gezi rehberi olarak ülkenin konumu, nüfusu, doğası, hava durumu, iklimi, mevsimler, vize, para birimi, gezilecek yerler, nasıl gidilir gibi konuları anlatıyorum. Norveç İzlanda Grönland seyahatim sırasında gittiğim İzlanda, Avrupa kıtasına ait ama ana karadan epey uzakta, Kuzey Amerika ile Avrupa arasında bir köprü konumunda. İzlanda kültürü dünyadan yalıtılmışlık ve aşırı doğa koşulları ile şekillenmiş. Kuzey Atlantik Okyanusu'nda yer alan Nordik ada ülkesi İzlanda'nın nüfusu 333.000, yüz ölçümü 103.000 kilometre kare. En büyük şehri ve başkenti Reykjavik. Ülke karasının çoğu kum, lav tabakaları, dağlar, buzullar, eriyip denize dökülen buzul nehirleriyle dolu. Tarihi Landnamabok el yazmasına göre ülkede ilk yerleşim, Ingolfr Arnarson adlı Norveçli kabile reisinin 874 yılında ilk yerleşen kişi olmasıyla başladı. Tarihte Danimarka, Norveç ve diğer İskandinav ülkelerinin yönetiminde kalan İzlanda 1918'de bağımsızlığını kazandı. Önceleri sadece balıkçılıkla geçinen yoksul bir ülke olmasına rağmen yirminci yüzyılın ikinci yarısında üretim, finans, biyoteknoloji sektörleriyle hızla gelişti ve bugün yaşam kalitesi en yüksek ülkeler arasında. Kuzey Amerika ile Avrupa kıtasının kuzeyinin arasında kalan ülke, Kuzey Buz Denizi ile Kuzey Atlantik Okyanusu'nda bir ada. 63 ile 68 derece Kuzey enlemleri ve 25 ile 13 derece Batı boylamları arasında bir konuma sahip. Çok kuzeyde olmasına rağmen Körfez Akıntısı sayesinde İzlanda hava durumu ve iklimi aşırı soğuk ve sert değil. Yüksek enlemde yer alması ve deniz etkisiyle yazları hava serin geçiyor. Adalarında tundra iklimi hakim. Kıyılarda yarı arktik iklim yaşanıyor. Ilık Kuzey Atlantik Akıntısı sayesinde aynı enlemdeki dünyanın diğer yerlerinden daha yüksek yıllık sıcaklıklar kaydediliyor. Ülkenin güney kıyıları kuzeyden daha sıcak, ıslak ve rüzgarlı. En soğuk kısım orta iç bölgedeki yüksek topraklar. Kuzeydeki alçak karasal alanlar çorak. Kışın kuzeyde, güneye göre daha fazla kar yağıyor. Başkent Reykjavik'te hava durumu Yazın 7 ila 13 santigrad derece, Kışın -3 ila 2 derece arasında seyrediyor. Baharda ise örneğin Nisan ayında 1 ila 6 derece arasında. İzlanda'ya yılın hangi döneminde, ne zaman ve hangi mevsimde veya ayda gitmek en iyisi diye sorarsanız bu tercihlerinize göre değişir. Yürüyüş yapacaklar, sert Kışı sevmeyenler için ılık olması ve gece güneşiyle en iyi mevsim Yaz. Kuzey Işıkları için ise en iyi zaman Eylül, Ekim, Ocak, Şubat, Mart. Ekimden Nisana kadar düşük sezon; dağ yolları kapanır; kayak, kar ayakkabısı raket ile yürüyüş, buz mağaraları ziyareti yapılıyor, uzun geceler ve Kuzey Işıkları yaşanıyor. Mayıs ve Eylülde hava durumu rüzgarlı geçer; daha az bulut olur. Yüksek sezon Yazın ise Haziran Temmuz Ağustosta Reykjavik ve güney bölgesi turist dolar, fiyatlar artar, rezervasyon şarttır. Uzun gündüzler, festivaller, eğlenceler, etkinlikler olur. İzlanda Avrupa Birliği'ne üye olmamasına rağmen Schengen bölgesine dahil bir ülke. İzlanda Schengen vizesi ilk defa kullanılırken Schengen bölgesine girişin öncelikle İzlanda üzerinden yapılma zorunluluğu var. İzlanda'ya seyahat edecek Türkiye Cumhuriyeti umuma mahsus bordo pasaport sahibi vatandaşlarına İzlanda Devleti vize uygulamakta olup; diplomatik, hizmet ve yeşil hususi pasaport sahipleri ise 180 gün içinde 90 günü aşmamak koşuluyla İzlanda seyahatlerinde vizeden muaf. Vize ve diğer konularda bilgi için Danimarka Büyükelçiliği (0 312 446 5720, ankamb@um. dk), vize danışma (0 312 446 61 41, ankambvk@um), İstanbul Başkonsolosluğu (0 212 359 19 00, istgkl@um. dk), İzlanda İstanbul Fahri Konsolosluğu (0 216 394 32 10, ), VFS (0 212 373 58 03) ile iletişim kurabilirsiniz. Türkiye ve İzlanda arasında direkt uçuş yok, aktarmalı gitmek gerekiyor. Ben önce THY ile Oslo, oradan Norveç Hava Yolu ile Reykjavik'e gittim, dönüşte ise EasyJet ile uluslararası EuroAirport Basel-Mulhouse-Freiburg Havalimanı, aktarma sonrası Pegasus ile İstanbul'a geldim. Ben 1 ay öncesinde 4 bileti toplam 1250 liraya aldım ama 2 ay öncesinden 800 liraya bilet bulunabiliyor. Bu kadar uzak ve çoklu uçuşla gidilebilen bir ülke için gayet uygun bir fiyat. Keflavik Havalimanı'na uçan hava yolları Icelandair, WOW Air, Norwegian Air, EasyJet, Germanwings, Lufthansa, SAS ve Austrian Airlines. Reykjavik şehir merkezindeki küçük havalimanından ise Iceland Air yurt içi, Grönland ve Atlantic Airways Faroe Adaları uçuşları yapılıyor. Ülkeye tek aktarmalı en ucuz bileti benim gibi 4 farklı hava yolu ile ya da örneğin tamamen Almanya hava yolu Lufthansa ile bulabilirsiniz. Ya da biletiniz saydığım hava yollarından Türkiye'ye aktarmasız uçuşu olanlardan biri + Oslo-Reykjavik, Berlin-Reykjavik, Viyana-Reykjavik, Amsterdam-Reykjavik, Kopenhag-Reykjavik uçuşu şeklinde olabilir. Örneğin KLM+ WOW, Pegasus + WOW, THY + Icelandair, Pegasus + Icelandair gibi. Ülkede demir yolu yok. Şehirler arası ulaşım özel otomobil, yurt içi uçak, feribot ve otobüsle sağlanıyor. Turist veya gezgin olarak üç seçeneğiniz var; araba kiralamak, uçak ve otobüslerle seyahat etmek ya da günlük turlarla gezmek. Aşağıda otobüs hatlarını gösteren bir ulaşım haritası görüyorsunuz. Çok pahalı bir ülke olduğu için harcamalara dikkat etmek, uygun yerlerde kalmak ve yemek iyi olur. Reykjavik'te kaldığım merkezi konumdaki evin penceresinden sokağın görünümü aşağıda. Sokağın adı Frakkastigur pek havalı. İzlanda hakkında bilgi, kalacak yer, geziler ve rehberlik için uzun yıllardır ülkede yaşayan Çağlar'a güvenebilirsiniz. İzlanda para birimi Krona veya ISK. 1 Türk Lirası 30 İzlanda Kronası ediyor. 1 avro 116 krona, 1 Amerikan Doları 110 krona ediyor. Türkiye'ye göre çok pahalı bir ülke. İzlanda gezilecek yerler açısından son derece ilginç bir ülke. Blue Lagoon Ülkedeki en ünlü görülecek nokta, jeotermal spa, kaplıca merkezi, Grindavik. Gullfoss Çok güzel bir şelale. Golden Circle gezisi kapsamında. Geysir En ünlü gayzer Strokkur, gezilecek yerler arasında ilk beşte. Thingvellir Doğa Parkı Nehirler ve lav tabakaları. Vatnajökull Buzulu Avrupa'nın en büyük buzulu. Skaftafell buz mağarası burada. Jökülsarlon Ülkenin en büyük buzul gölü. Kuzey Işıkları Aurora Borealis, soğuk aylarda görülen doğa harikası görüntü. Reynisfjara Siyah kumsal gezilecek yerler arasında ünlü ve turistik bir nokta. Myrdalsjökull buzul alanı Maelifell Volkanı. Kirkjufell Dağı Grundarfjordur kasabasına yakın. Myvatn Gölü Şelale, volkanik kraterler, kuş gözlem alanı. Asbyrgi Kanyonu 100 metre kaya duvarlara sahip, 3.5km kanyon, Jokulsargliufur Ulusal Parkı. Seljalandsfoss Şelalesi 60 metre yüksekliğe sahip şelale. Glymur Şelalesi İzlanda'nın en yüksek şelalesi, gezilecek yerler arasında en turistik noktalardan. Godafoss Şelalesi 12 metre yüksekten, 30 metre genişlikte su akan şelale, Bardardalur. Raufarholshellir Lav oluşumlarıyla şekillenmiş mağara. Latrabjarg Ülkenin en batısında, deniz kıyısındaki dev uçurumlar. Hornbjarg Kuzey batıdaki doğa harikası uçurumlar. Seltjarnarnes Grotta ile ünlü kasaba. Hveragerdi Volkanik sıcak su kaynaklarıyla ısıtılan seralar var. Reykholt Tarihi bir eğitim ve entelektüel kültür merkezi. Laugarvatn Gölü Yıl boyu yüzmek için jeotermal kaplıca. Hella Hekla Yanardağı, nehir kenarı mağaralar. Skogafoss Güneydeki şelale de ülkedeki gezilecek noktalar arasında. Myrdalsjökull Buzulu İç kıta buzulu. Vik En güneyde yer alan köy. Merhaba, ülke içi ulaşım seçeneklerine bisikleti de eklemek isterim. 2010 yılında İzlanda'yı bisikletle gezdik ve çok çok keyif aldık. Kendi çadırımızı yanımızda götürdüğümüz için konaklama bedavaya geldi. Konaklama ve ulaşımdan tasarruf ettiğimiz bütçeyi ise yemeğe yatırdık. PS: Herkes bisiklete binemez gibi bir yorum gelmesi oldukça yüksek bir olasılık. Cevabını önceden vereyim: Reykjavik'ten e-bike kiralanabilir. Merhaba Pınar Hanım. Ben de bisikletli biriyim ama İzlanda seyahatim güncel, Kış mevsiminde olduğu için yolların karlı oluşu ve hiç bisikletli görmemem nedeniyle aklıma gelmedi bu seçenek. Haklısınız. Bisiklet candır. Kim bilir senin arkandan yaz ayında bir japonya yaparım 🙂 Sana iyi tatiller japonya'da. İzlanda'nın başkenti Reykjavik'ten elektrikli bisiklet kiralanabileceğini belirtmiş. Küçük motorlu bisikletler bunlar, pedal çevirerek sürülüyor, bayırda veya yorgunluk durumunda motor desteği alınıyor. Daha büyük motorlu olanlar da var. Hızları saatte 25 ile 45 kilometre arasında değişiyor. Haziranda İzlanda'ya gidiyorum, araç kiralayıp golden circle tamamlamayı düşünüyoruz. Wild camping hakkında bilginiz var mıdır ya da bilgisi olan arkadaşlar? En son 2013 den sonra yasa olarak wild camp illegal olmuş, sadece 1 gece, şehir merkezine uzak, ve ekili araziler hariç 3 çadırı geçmemek şartıyla kamp kurulabilir diyor. Bu konuda bilgisi olanlar var mı acaba, teşekkürler. Merhaba. Bu konuda bilgim yok, umarım blog okurlarımdan yanıt gelir. Gelmezse İzlanda ile haberleşip yanıt alırız. İzlanda'dan uçakla birçok kente gidebilirsiniz. Benim gittiğim yeri kast ediyorsanız Grönland'ın başkenti Nuuk'a gittim. Merhaba. İzlanda vizesi verilecek. Her üçü de Schengen ülkesi olduğu için sorun çıkmaz. Biz de ocakta Kopenhag aktarmalı İzlanda'ya gideceğiz. İlk gün Kopenhag konaklayacağız. Ben İzlanda bileti göstermeden sadece Kopenhag git-gel gibi vize başvurusu yapacağım. Bana daha mantıklı geldi böyle yapmak. Bir de bizden önce yapmış olacaksanız sizin tecrübenizi öğrenmek isterim. Yeşil pasaportum olduğu için İzlanda, Danimarka, Norveç ve diğer İskandinav veya Nordik ülkelere vize başvurusu yapmadım, ayrıntıları bilemiyorum. Herkese merhaba, geçtiğimiz temmuzda 15 günlük İzlanda seyahatim oldu, tüm ülkeyi gezdim diyebilirim sorularınız varsa cevaplayabilirim. Tekrardan merhaba, öncelikle vize konusunda bir bilgim yok, ben İngiltere'de yaşadığım için bu konuda bilgi veremiyeceğim, İzlanda evet pahalı diğer Avrupa ülkelerine göre, kuzey ülkeleri genel olarak pahalı ama benim gözlemlerime göre, Norveç'i de gezmiş biri olarak, en pahalı Norveç diyebilirim. İzlanda da araba kiralayıp 15 gün sadece kamp kurduk, eğer kamp hayatı seviyorsanız, kamp için ideal bi ülke, zaten tüm ülkeyi gezmek isteyenler her yerde otel bulamaz. Alışveriş konusunda bonus adında market mevcut fiyatları uygun ve istediğiniz her şeyi bulabilirsiniz, ülkede her yerde kamp alanı mevcut, Reykjavik hariç çoğunda internet mevcut değil maalesef, kamp fiyatları TL cinsinden 70-80 TL gecelik tek kişi, tabi bu fiyat Reykjavik'e yaklaştıkça artıyor. Hava tamamen tahmin edilemez, genelde bulutlu, soğuk, ve aniden güneşli 🙂 ülkeyi komple gezecek olan kişilere gizli termal havuzların locationını söyleyebilirim, aynı zamanda kamp alanlarınında, bunlar aklıma ilk gelenler, sorularınız cevaplayabilirim, herkese teşekkürler. İzlanda fiyat, alışveriş, kamp ve hava durumu bilgileri için çok teşekkürler. Tek kişi kamp yeri bile 80 TL, felaket. 🙂 Ama ucuz bir otel odasının 1000 TL olduğunu düşününce gayet cazip. yazın gitmenin avantajı. Okurlarımdan size mutlaka sorular gelecektir. Biraz yardımım dokunduysa ne mutlu bana, ilk İzlanda turumu planlarken ilk olarak sizin sayfanıza bakmıştım :). Eğer camp düşünenler olursa ama camp yerine para vermek istemeyen kişiler için gocamp denilen bir araç kiralama firması mevcut, bazı büyük arabaları, arka tarafını yatak ve küçük mutfak olarak dizayn etmişler. Bu sayede istediğiniz yerde durup uyuyabilir ve yemek pişirebilirsiniz. İzlanda da vahşi kamp isteyenler A1 yol üzerine yakın olmamak şartı ile ve en yakın ev, tarla, özel alana 100 metreden yakın olmamak şartı ile kamp yapabilirler. Ülkede benzin çok pahalı değil, diğer Avrupa ülkeleri gibi, örneğin benim kiraladığım araçta 55 litre depoyu yaklaşık TL cinsinden 250-270 TL civarına doldurabiliyordum. Benzin istasyonları çok fazla değil ona göre plan yapmanız lazım özellikle doğu ve kuzey İzlanda'da yerleşim çok az ama inanılmaz bir doğa, vakit olanlar mutlaka gitmeli. Benzin konusunda mutlaka kredi kartınız olmalı yoksa istasyonlardan alamazsınız zaten istasyon değil 1 -2 tane pompa var başka hiç bişey yok kendi başınıza hallediyorsunuz. İzlanda doğaya çok önem veren bir ülke olduğu için, yollarda hiç beklemediğiniz çok vahşi bir alanda bile portatif çok temiz tuvalet kulübelerine rastlamak mümkün :), araç kullanacak kişiler çok dikkatli olmalı yollarda çok fazla sevimli kuzular ve atlar var, aniden yolunuza çıkabilirler, bütün yollar tek şerit. Araç kiralarken mutlaka aracınızın F-road a uygun olmasına dikkat edin, yoksa gizli kalmış, görülmesi gereken önemli yerleri kaçırırsınız. F-road aslında çok bozuk yollar anlamında, asfalt değil, örneğin Dettifoss şelalesine gitmek için 40 km f-road kullanmanız lazım, irili ufaklı taşlarla dolu yollar, yaklaşık 2 saat tutuyor yol. Fiyatlara bakarsak alışveriş yapmanızı tavsiye ederim, restoranlar cidden pahalı olabilir, 2 tane kahveye 100 TL verdiğimi biliyorum Kuzey İzlanda da. Şimdilik aklıma gelenler bunlar, aklıma geldikçe detaylı yazarım. 2 kahve 100 TL ne kadar acı. 🙂 Ben karton bardakta 60 liraya domates çorbası içtim, zor anlardı. Bu yararlı İzlanda bilgileri için çok teşekkürler. 2 uzun yazı daha yazmam gerek, biri Güney İzlanda, diğeri yaşam ve fiyatlar hakkında. Merkezde gecelik 96 ye hostel tuttum ben 4 gün kalacağım 3 ayrı gün için gezi planı yaptım. Günlük 250-260km yol yapmayı planlıyorum. Gün doğumu batışı arası çok saat yok planı biraz detaylandırıp mantıklı mı diye bir daha üzerinden geçeceğim. Araç kirası 4 gün 644 4 kişi için epey ideal. Benim de isteğim yazın 9 günlük bir gezi yapmak idi ama kuzey ışıkları için tarihi ocak ayına çektik. Çok iyi fiyat Ömer Bey, 96 lira İzlanda'da para değil. 4 kişi için araba kiralamak avantajlı olmuş. Kuzey ışıkları yazın yüksek sezonda görülemiyor, iyi yapmışsınız, fakat internette gördüğünüz harika fotoğraflar gibi bir gökyüzü görmeyi beklemeyin, onlar profesyonel fotoğraf makinesi ve çok uzun pozlamalarla yakalanabiliyor. Ayrıntılı planınızı da paylaşırsanız sevinirim, blog okurlarıma yol gösterir. Planımı 45 gün kalmasına rağmen devamlı değiştirsem de yeni plan yapmak isteyenler için bir yol gösterici olur. Eşimle birlikte geçen sene İst-Oslo bileti alıp Oslo'dan İzlanda'ya geçeriz diye düşünmüştük ama iş dolayısı ile ist-oslo biletini yakıp iptal ettik. Bu sene ağustos ayında Pegasus Oslo biletleri yeterince indirime girmeyince ve İst-Kopenhag-İst biletini 267 TL'ye bulunca dayanamayıp İst-Kopenhag-Reykjavik yapalım dedik. Kopenhag-Reykjavik-Kopenhag Wow Air ile 640 TL ancak bu fiyatın içinde ne check-in bagajı ne de kabin bagajı dahil değil. Bu biraz hayal kırıklığı oldu. Kabin bagaj 35 dolar check-in bagaj 45 dolar. İki kişi bir check-in bagajı alalım dersek kişi başı fiyat 1.077 TL ye geliyor. Bu fiyata Pegasus da 100TL + 100TL check-in bagajı eklenecekti. Ben de bugün saatleri İstanbul uçağına uygun olan böylece Reykjavik bir gün daha fazla konaklayabileceğim Icelandair firmasından kabin bagajı dahil 1.042 TL ye Kopenhag-Reykjavik-Kopenhag bileti aldım. Kopenhag'da konaklama yapmadan bir gün daha fazla İzlanda'da kalacağım. Ama Kopenhag göremeyenler için bir gün konaklamak bence harika olur. Ama Reykjavik planı yapanlara İst-Oslo-Reykjavik güzergahını tavsiye ederim. Norwegian ile Oslo-Reykjavik-Oslo sadece 'pazar gidiş perşembe dönüş' 103 euro fiyatı ile check-in bagajlı uçabilirsiniz. Düşük bir ist-oslo-ist Pegasus bileti ile 900 TL civarlarında İzlanda'ya git-gel yapabilirsiniz. Konaklama booking. com Hlemmur Square hostelde gecelik 96 TL. Araç kiralama skyscanner'dan küçük araç günlük 16o TL. İzlanda ulaşım bilgileri, Kopenhag ve Oslo aktarmalı uçuş seçenekleri ve bilet fiyat bilgileri için çok teşekkürler. İzlanda çok pahalı bir ülke olmasına rağmen uygun uçak biletleri nedeniyle Türkler çok popüler ve turistik bir hale geldi. O harika doğa güzelliklerini çok kişinin görebilmesi sevindirici. Ben Oslo aktarmalı olarak kabin bagajı haklı gidiş-dönüş 1200 TL fiyatlı bilet buldum. Grönland'a da gittim, üç ülkeye de iyi ki gitmişim, harikalar. Hostel ve araç kiralama fiyatları İzlanda düşünüldüğünde gayet uygunmuş. İzlanda'ya 5 gece için gittik geldik. Fiyatlar çok yüksek olsa da biraz dikkatli olduğunda işin içinden çıkılmayacak yer değil. Şimdiden bir daha ne zaman gideriz diye düşünüyoruz. Biz şehir merkezinde gecelik 96 ye Hlemmur Square Hostel de kalıp yemeklerimizi de hostelin mutfağında yaptık. Her gün 8 de yola çıkıp akşam 6 gibi şehre döndük. Bir günü şehir merkezi+Blue Lagon'a ayırdık kalan günler şehir dışındaydık. Aracı 5 gün kala -Fiat 500 2 kapılı- 5 günlük 91$'a kiraladık. Bu araçla 1.120 km yol yaptık ve 16.200 ISK -720 TL- benzin harcadık. Şehirden dönerken yanınıza köpek balığı yağı ve tuz alın dediler. Kabin bagajım olduğu için sıvı alamadım hap şeklinde 120 adet köpek balığı hapı 1.100 isk 500 adet balık yağı 2.100 isk. İzlanda tuzu 125gr 640 isk. Tabi bunlar bonus fiyatı hediyelik eşya dükkanlarında 120 ad. olanı 3.600 isk tuz ise 1.150 isk. Ömer Bey sağ olun var olun, İzlanda hakkında bu kadar ayrıntılı masraf, maliyet ve fiyat bilgileri yazdığınız için teşekkür ederim, çok kişiye yararlı ekonomik İzlanda seyahati bilgileri ve önerileri olacak. Fiyat farkları inanılmaz gerçekten. Ucuz olarak sadece kutu kola ve bira görünüyor. Ayrıca et oranın standartlarına göre bizdekinden ucuz. Ben son zamanlarda skyscanner dan araç kiralama aratıyorum ordan aynı fiyat ise arguscarhire firmasının seçeğini seçiyorum. Bu site gene skyscanner gibi bir site yerel firmalara yönlendiriyor. Bizim İzlanda firmamız daha önce de çokça kullanıdığımız Green Motion firması idi. Bu firmanın ofisi havaalanı dışında sizi kapı önünden vito benzeri bir araçla alıp ofislerine götürüyorlar. Ben sigorta yaptırmadım 1.500tl ye yakın bir çekim yapıyorlar kredi kartınızdan. Arguscarhire sitesinde rezervasyon yaparken bir türk firmasından günlük 30 ye sigortada yaptırabilrsin. Güneye Vik tarafına geçecek isen yollar açık ve yol temzileme ekipleri çalışıyor eğer kuzeye Hraunfossar tarafına geçeceksen yolun bir bölümü tamamen buz."} {"url": "https://celebialper.com/izlanda-gezisi-golden-circle/", "text": "İzlanda gezisi notları olarak hazırladığım bu blog gezi yazısında ünlü Golden Circle olarak adlandırılan bölgedeki gayzerler, Gullfoss Şelalesi ve Thingvellir Ulusal Parkı ile aynı bölgede yer alan Fridheimar Serası var. İzlanda gezisi planlayanlar için internetten kolayca satın alınabilen günübirlik yerel turlar veya araba kiralama öne çıkıyor, çünkü şehirler arası toplu taşıma olanakları kısıtlı, turistik gezilecek yerlerin tamamına yakınına toplu taşıma yok. Ucuz bir İzlanda gezisi isteyenlerin kamp yapıp çadırda kalmak için yaz mevsiminde gitmeleri gerekiyor; her şey gibi konaklama da çok pahalı. İzlanda gezisi planlarken mevsim önemli; seyahat etmek için yazın elbette hava yumuşak ama bence ülkenin güzelliğini görmek için yüksek sezon yazın değil, kışın gitmek gerekir. Konaklama çok pahalı, iyi araştırmak gerek. Yanınıza paket gıda ve konserve götürmekte yarar var; paket çorba, dayanıklı ekmek, makarna, konserve ve bisküvilerim olmasaydı perişan olurdum. Zamanınız ve paranız kısıtlıysa bile en az 4 günlük bir İzlanda gezisi öneriyorum, daha kısası yetmez. Golden Circle gezisi İzlanda'nın en önemli, turistik, ünlü ve güzel yerlerini içeren 300 kilometrelik bir rota. Çok sayıda tur şirketi var ve hepsi Golden Circle gezisi sunuyor. Tüm listelerde ve kaynaklarda İzlanda'da gezilecek yerler ve yapılacak şeyler sıralamasında en başta bu üç yer var. Görülecek yerler arasındaki en meşhur diğer ikisi Reykjavik ile Blue Lagoon. Yukarıdaki haritada bu İzlanda gezisi ve Golden Circle rotası ile gezilecek yerler ve konumlarını görebilirsiniz. İzlanda gezisi kapsamında Golden Circle turu sunan çeşitli firmalar ve paketleri var. Bazıları sadece üç ana gezilecek yer, diğerleri ise ek etkinlikler ve daha fazla görülecek yer içeriyor. Bu acenteler arasında Reykjavik Excursions, Travel Reykjavik, Arctic Adventures, Iceland Buddy, I heart Reykjavik, Extreme Iceland, Gateway to Iceland var. Golden Circle gezi turlarının fiyatları 6.200 ile 12.800 İzlanda Kronu arasında değişiyor. Pahalı olanlarda kaplıca veya yemek oluyor. Ayrıca zenginseniz helikopter veya uçakla, ya da gece yarısı güneşi altında geziler sunanlar da var. Haukadalur Vadisi'nde yer alan Geysir Jeotermal Alanı, Thingvellir'e 50 dakika uzaklıkta yer alıyor ve yolda yerin volkanik hareketleri görülebiliyor. Özellikle bu iki yerin ortasındaki Laugarvatn köyünde buhar çıkan delikler ve bacalar daha yoğun. Köydeki spa tesisinin kaplıcası yer yüzeyinin altındaki sıcak su akımlarıyla ısıtılıyor, baloncuklu sıcak su kuyularının tam üzerine kurulmuş buhar odalarında 60 C sıcaklık terletiyor. Haukadalur Vadisi'nde jeotermal hareketlilik daha da artıyor; fışkıran sıcak su buharı kilometrelerce öteden görülebiliyor. Bölgede çok sayıda sıcak su havuzu, kil çukurlar, volkanik duman püskürten delikler var ve tepeler ile toprak, yerin madenleriyle canlı renklere bürünüyor. Great Geysir tüm gayzerlere adını veren ilk gayzer. Avrupa literatüründe belgelenen bu ilk gayzerin adı Eski Nors dilinden gelen İzlandaca geysa sözcüğünden geliyor. Büyük Geysir nadiren püskürüyor, ama yanındaki Strokkur yaklaşık her 10 dakikada bir havaya 20 ila 40 metre yükseğe su fışkırtıyor. İlk Geysir'in bugün neredeyse pasif olmasının nedeni bölgedeki tektonik hareketlilik ve insan müdahalesi. 10.000 yıldır var olan Büyük Gayzer, çalışmalara göre dönem dönem püskürüyor. Genellikle büyük bir depremden sonra aktifleşip sonra zamanla yavaş yavaş zayıflıyor. Püskürme zamanları ve sürekliliği kestirilemiyor; örneğin 1910 yılında yarım saatte bir püskürdüğü, 1916'da neredeyse durduğu biliniyor. Gözlemlenip kaydedilen en güçlü aktiviteleri, 1845'te 170 metre, 2000'de 122 metre yükseğe su püskürtmesi oldu. Gayzerler ender görülen doğa olayları ve Golden Circle gezisini inanılmaz yapan yönü, erişilebilen bir yerde bu kadar sık aktif olan bir gayzerin olması. Doğada nadir görülmelerinin nedeni, oluşumları için aşağıdaki koşulların gerekmesi. - Yoğun bir ısı kaynağı: Püskürmeleri için kayaları suyu kaynatmaya yetecek derecede ısıtabilmek için yer yüzeyine yakın magma olması gerekiyor. - Su akımı: Yeraltı su akımı kaynağı şart. Burada Langjökull Buzulu'ndan eriyip bölgeye geçirgen lav kayalarıyla gelen su var. - Depo ve delik: Suyu toplayacak bir yeraltı hazne ve dışarı çıkmakta olan suyun sızmasını engelleyen silis kaplı bir delik olmak zorunda. Geysir Jeotermal Alanı'ında dolaşmak sıra dışı ve etkileyici bir deneyim. Yolun karşısındaki Gayzer Merkezi'nde hediyelik ve hatıra el işi eşyalar satılan bir dükkan, geleneksel İzlanda yemekleri sunulan lokantalar var. Gullfoss Şelalesi 32 metre yüksekten iki su akımına sahip ve yazın en gür olduğu dönemde saniyede 140 metreküp su akıtıyor. Güçlü su akımı, bulunduğu vadi ve suyunun kaynağı olan Langjökull Buzulu'nun buz tabakası, olağanüstü bir manzara sunuyor. Hvita adlı nehir, İzlanda'da en iyi rafting yerlerinden birisi. Hem amatörlere uygun hem de profesyonelleri çeken nehirde rafting, güçlü akıntılarla, olağanüstü jeolojik oluşumlarla dolu antik vadide heyecanlı bir geziye götürüyor. Yaz ve kış mevsimlerinde ayrı güzellikte manzaralar sunan şelale, değişik açılardan harika fotoğraf olanaklarına sahip. Kışın kısmen donmuş olduğu için dibine kadar gitmeye izin verilmiyor; aşağı düşen buz parçaları büyüleyici. Çok güçlü bir rüzgar var, sıkı giyinmek şart. Gullfoss bugün tüm dünyadan seyahat meraklılarını İzlanda'ya çeken bir gezilecek yer. Ülke turizmi onsuz bu düzeyde olmazdı. Bu ölçüde doğal ve bozulmamış olarak korunması her ülkenin başarabileceği bir şey değil. Yirminci yüzyılın başında yabancı yatırımcılar Gullfoss'a baraj yapıp bir hidroelektrik santrale dönüştürmekte büyük kazanç fırsatı gördüler. O zamanki sahibi Tomas Tomasson yabancıların yapmak istediklerine pek gönüllü olmasa da çalışmalar başladı, ama onları bir sürpriz bekliyordu; Tomas'ın baş edilmez karakterli kızı Sigridur. Sigridur çok sevdiği doğa harikasının bozulmasını ret etti ve engellemek için elinden geleni yaptı; kendini şelaleye atmakla tehdit etti, 200 kilometre bozuk yolu yürüyüp başkent Rejkjavik'e giderek dava açtı. Sigridur'un çabaları şelaleyi doğrudan kurtarmasa da, eylemleri planların ulusal ölçekte eleştirilmesini sağladı ve baraj projesi ertelendi. Sonuç olarak avukatı, sermaye sorunu yaşayan ve sözleşmeyi feshedecek parası olmayan yatırımcılarla anlaşmaya vardı. Bu avukat Sveinn Björnsson daha sonra İzlanda'nın ilk devlet başkanı oldu. Sigridur şelalenin yükseğinde taş bir anıtla ölümsüzleştirildi ve bugün bir kahraman olarak anılıyor. Yoksul ve eğitimsiz bir kadın olarak kapitalist ve ataerkil toplumla mücadelesi, İzlanda kültüründe feminizm ve çevreciliğin egemen olmasının yolunu açtı. Thingvellir Ulusal Parkı şaşırtıcı jeolojisi üzerinde zengin bir tarih ve halk kültürü barındırıyor. İzlanda'nın üç milli doğa parkından ilki ve UNESCO Dünya Mirası listesine giren teki. Reykjavik'ten 45 dakika uzaklıktaki park, adanın nasıl şekillendiğine ve sivil toplumun nasıl oluştuğuna dair bilgiler taşıyor. Burada dünyanın jeolojik oluşumu ve demokrasinin kökleri konularında bilgi edinebilirsiniz. Doğa koruma alanının inanılmaz jeolojisinin nedeni, tam olarak Kuzey Amerika ile Avrasya tektonik plakalarının arasında, tüm ülkeyi yaran vadide yer alması. Burası Atlantik Ortası Sırtı'nın deniz yüzeyinden yukarıda ve görülebildiği tek alan. Parka Reykjavik yönünden girildiğinde görülen sarp uçurum, aslında Kuzey Amerika kıtasının köşesi. Avrasya kıtası birkaç kilometre uzaklıkta. Bu plakalar ayrılırken aralarında doğan bir magma ocağı, milyonlarca yıl önce İzlanda'nın oluşmasını başlattı. Ayrılmaya devam etmeleri, adanın böylesine etkileyici volkanik oluşumlara sahip olmasının nedeni; İzlanda hala çok genç bir ülke ve halen biçimlenme süreci devam ediyor. Ülke daha olmamış yani. Bu sürecin kanıtları Thingvellir'in her yerinde görülüyor. Bölge genişleyip uzayan lav kayaları, İzlanda'nın en büyük doğal gölü Thingvallavatn'dan yükselen yanardağlardan oluşuyor. Ancak bölgede son 2000 yıldır volkanik patlama olmadığı için oldukça yeşil. İzlanda doğasını kaplayan benzersiz ve unutulmaz kara yosunu, burada lav tarlalarını örtüyor. Bölgede çok miktarda doğal yetişen huş ağacı ve ithal edilip dikilen çam ağacı var. İki plaka arasındaki mesafe her yıl 2,5 santimetre genişlediği için depremler oluyor. Depremlerle açılan yarıklar, Langjökull Buzulu'ndan eriyip Thingvallavatn Gölü yoluyla gözenekli lav kayalarından gelen suyla doluyor. Bu arada pek çok kişinin hayali olan kuzey ışıkları görmek son derece zor, o internette gördüğünüz şahane fotoğraflar profesyonel makine ve uzun pozlama ile yakalanabiliyor. Kaya gözeneklerinin bu uzun filtreleme işlemi sayesinde kaynaklardan gelen sular hiçbir tortu veya çökelti içermeyen, kristal berraklığında oluyor. 100 metreyi aşan görüş mesafesi, dalış ve şnorkelle yüzmeyi muazzam bir hale getiriyor. Su geçirmez dalış kıyafeti teknolojisindeki gelişmeler sayesinde kışın bile dalınabiliyor. Harika bir macera sunan derin dalış yarıklarının en ünlüsü ve güzeli Silfra. herkese uygun kolay dalış noktaları var ama Silfra sadece bilgili, deneyimli ve soğukkanlı dalgıçlar için uygun. Eğer dünyanın ikiye ayrıldığı yeri hiç ıslanmadan görmek isterseniz, Kuzey Amerika tektonik plakasının karşısındaki Almannagja geçidinde yürümek mümkün. Bu güzel vadi bölgedeki jeolojik sürecin nasıl işlediğini gösteriyor ve Öxararfoss adlı güzel bir şelaleye gidiyor. Bu yürüyüş Game of Thrones hayranlarına tanıdık gelecek. Eyrie'ye giden yol ile Arya Stark ve Sandor Clegane'nin Riverlands'taki yolculukları burada çekildi. İzlanda'ya kalıcı olarak yerleşen ilk insanlar dokuzuncu yüzyılda yeni Norveç Krallığı'na diz çökmeyi ret eden başıboş kavimlerdi. 930 yılında adada bir çeşit ortak devletin olmasının aralarındaki anlaşmazlıkları çözmeyi kolaylaştıracağına karar verdiler. Otuz grubun hepsi birer temsilci gönderdi. Buluşma yerlerine koydukları ad olan \"Meclis Sahaları\"nın İzlandacası Thingvellir. İlk meclis başarılı oldu ve bu gelenek yüzlerce yıl devam etti. Kurum İzlanda Milletler Topluluğu'nun 1262 yılında Norveç yönetimine geçmesinden sonra bile sürdü ve daha sonra 1380'de Danimarka Krallığı tarafından işgal edildi. Bin yıldan fazladır yaşayan bu kurum sadece 1799 ile 1844 arasında kesintiye uğradı. Daha sonra taşınan meclisin yeni yeri Reykjavik oldu ama işlevi aynı kaldı. Thingvellir meclisin ilk toplantısından tam 1000 yıl sonra Ulusal Park ve UNESCO Dünya Mirası statüsünü kazandı. İzlanda tarihi açısından yüzlerce yıl en önemli yer olan bölge, İzlandalıların tarihinde büyük değişikliklere sahne oldu. Milattan Sonra 1000 yılında Norveç Kralı I. Olaf'ın şiddet tehditlerinden korkan İzlanda halkı Hristiyan oldu. Cadı olduğu sanılan insanların yargılandığı mahkemeler, İzlanda efsanelerinde geçen olaylar hep burada gerçekleşti. Parlamento Reykjavik'e taşındıktan sonra da bölge İzlanda halkı için ulusal ve duygusal değer taşımaya devam etti. Nazi Almanya'sının Danimarka işgali ve İttifak Devletleri'nin İzlanda'nın kontrolünü ele almalarından sonra 1944 yılında bağımsızlık burada ilan edildi ve kutlandı. Ülkenin ilk devlet başkanı Sveinn Björnsson burada onaylandı. Fridheimar gezisi İzlanda'da sera bahçeciliği süreci ve bahçelerin jeotermal ısıtılması hakkında iyi bir deneyim sunuyor. Hoş kokulu domates tarlaları olan seraya girmek ve meşhur Fridheimar domates çorbası içmek ve taze ekmek yemek keyifli. Bir at çiftliği de var. İzlanda çok güzel de karton bardakta bir çorba 60 liraya (1500 İzlanda kronu) satılır mı bre gırnatasızlar? Neyse sabah 70 liraya iyi kahvaltı buldum gömdüm. Öğlen çorba, şimdi çantadan turp. Akşam da paket çorbamı pişireceğim. Golden Circle gezisi 6 küsur saat sürdüğü için ek gezilerle uzatılabiliyor. Örneğin Gullfoss'tan Langjökull Buzulu'na çıkıp motorlu kızak gezisi. Diğer ek geziler arasında Thingvellir'de şnorkel dalışı, Hvita nehri'nda rafting, Leidarendi'de mağara ziyareti yapılabilir. İzlanda Bilgi ve Gezi Rehberi yazımda daha fazla gezilecek yer var. - Fontana Kaplıcaları: Thingvellir Ulusal Parkı ile Geysir arasındaki Laugarvatn kasabasında. - Kerid Krateri: Selfoss'a yakın, 35 numaralı yoldaki 6500 yıllık güzel krater. - Fludir Gizli Lagoon: 1891 yılında yapılan, ülkenin en eski yüzme havuzu, 30 nolu kara yolunda. - Langjökull Buzulu: Snowmobile macerası için. - Fridheimar domates, salatalık ve at çiftliği: 35 numaralı yolda. - Hvita nehrinde rafting: Gullfoss Şelalesi'ni besleyen nehir. - Solheimar ekoloji köyü: 1930 yılında kurulun 100 kişinin yaşadığı özel köy. - Thjorsardalur Vadisi: Az bilinen, çok az gidilen Hjalparfoss, Haifoss, Granni ve Thjofafoss şelaleleri. - Skalholt tarihi kasabası: Ülkenin es eski kasabası 1200 yılında kuruldu ve en kalabalık olduğu dönemde nüfusu 120 idi. İzlanda hep merak ettiğim yerlerden biri oldu. Özellikle 1627'de Murat Reis tarafından yapılan deniz seferi ada tarafından yıllar boyu Türklerin hiç sevilmemesi nedeniyle sonuçlanmış. Umarım yolumuz bir gün düşer. İzlanda özel bir ülke. Umarım bu sıra dışı adayı görebilirsiniz. İlginize teşekkürler. 1-7 Şubat 2023 için 15 yaşındaki oğlumla bir seyahat planlamak istiyorum. Bu konuda fikirlerinizle destek olabilirseniz çok sevinirim. Saygılarımla. Merhaba. Elbette. İzlanda gezinizi bağımsız mı, turla mı yapmak istiyorsunuz? Bağımsız ise kalacak yer ayarladınız mı? Swerbest gitseniz de günübirllik turlar gezilecek yerler için kolaylık sağlıyor."} {"url": "https://celebialper.com/izlanda-turu/", "text": "İzlanda turu yapmak isteyenler için çok sayıda günübirlik ve konaklamalı tur var. İzlanda turları ülkenin sıra dışı doğası, şelaleleri, buzulları, jeolojik oluşumları, sıcak su kaynakları, renkli kayalıkları ile görsel bir şölen sunuyor. Bu yazımda genel olarak İzlanda turları ve rotaları hakkında bilgi ile Güney Kıyıları Turu planı, gezilecek yerler ve ayrıntılı bilgiler var. Bu tur sırasında güzel Vik köyü ve çevresi, Seljalandsfoss ve Skogafoss şelaleleri, Seljandsa Nehri, Eyjafjallajökull Buzulu Yanardağı, Fimmvörduhals doğa yürüyüşü yolu, Thorsmörk Vadisi, siyah kumlu Reynisfjara kumsalı, Reynisdrangar bazalt kaya oluşumları, Vatnajökull Ulusal Parkı, Gljufrabui Şelalesi, Solheimajökull Buzulu, aktif Katla yanardağını örten Myrdalsjökull Buzulu ve Skogar Müzesi var. - Golden Circle: En ünlü yerlerin görüldüğü, en popüler ve turistik İzlanda turu. - South Shore Adventure: Bu yazımda ayrıntıları olan güney kıyıları. - Snaefellsnes Ulusal Parkı: Adanın minyatür bir modeli. - Raufarholshellir: Lav tüneli. - Reykjavik: Başkent gezi turları. - Langjökull: Buzul ve mağara turu. Motorlu kızak etkinliği. - Kuzey ışıkları: Gece aurora borealis gözlem turları. - Hveragerdi: Eldhestar'da ata binme etkinliği. - Hafrafell Dağı: ATV sürüş turları. - Sıcak su kaplıca turları: Blue Lagoon, Secret Lagoon. - Jökulsarlon: Buzul gölü turları - Balina ve yunus gözlem turları. - Thingvellir: Silfra Yarığı dalış ve şnorkelle yüzme turları. - Silver Circle: Borgarfjordur Fiyortu, Krauma Kaplıcası, Hraunfossar ve Barnafoss şelaleleri turu. - Cape Ingolfshofdi: Deniz papağanı, kutup martısı gözlem turu. - Kuzeydoğu İzlanda turu: Godafoss Şelalesi, Askja Krateri, Myvatn Gölü, Drekagil dağ geçidi, Viti krateri, Herdubreidalindir Vahası, Hrossaborg Volkanı. - Reykjavik: Helikopter şehir turu. - Thrihnukagigur: Başkentten helikopterle yanardağ turu. - ATV: Doğada ATV araç sürüş turları. - Lonsöraefi: Super jeep turları. - Solheimajökull: Buzul tırmanışı yapılan İzlanda turları. - Reykjanes: Jeoloji parkı. - Videy Adası: Skarfabakki, Yoko Ono Imagine Peace Tower, Videy Kilisesi, eski okul, su rezervuarı. - Akureyri: Balina gözlem turları. Günlük veya konaklamalı İzlanda turu yapmak için Reykjavik Excursions, Travel Reykjavik, Arctic Adventures, Iceland Buddy, I heart Reykjavik, Extreme Iceland, Gateway to Iceland ve Elding firmalarının internet sitelerine bakabilir, gezilecek görülecek yerler arasında tercihlerinize göre turlar seçebilirsiniz. South Cost veya South Shore olarak adlandırılan güney kıyıları turu, Golden Circle ile birlikte İzlanda turları arasında en ünlü ikisi. Seyahat etmek için harika bu kıyılar başkentin dışından başlayıp doğuda Jökulsarlon Buzul Gölü'ne kadar uzanıyor ve şelaleler, yanardağlar, siyah kumlu kumsallar ve buzullar gibi sayısız doğa harikalarıyla dolu. Güney kıyılarına adayı çepeçevre dolaşan Route 1 (Thjodvegur 1) veya diğer adıyla Ring Road otoyoluyla gidiliyor. Aşağıdaki İzlanda turu yol haritası, rota için rehber niteliğinde. Bölge bataklıklar, koylar, ekili meralar, haliçler ve siyah kumlu çöllerle bunlar arasında geçişler içeren çeşitli ovalardan oluşuyor. Toprağın altında Thjorsarhraun olarak bilinen dev bir lav tarlası var. Kenarları okyanus dalgalarının çarptığı denizden yüzlerce metre açığa kadar ulaşıp, ovaları suyun basmasından koruyor. Bu nedenle güney kıyılarında İzlanda'nın çoğunluğu gibi derin fiyortlar yok. Bölgede her mevsim canlı bir kuş yaşamı var. Tatlısu kuşları ovalarda ve nehir ağızlarında yuva kurarken, Kuzey Atlantik deniz papağanı dahil deniz kuşları mayıs ve ağustos arasında Reynisdrangar ve Dyrholaey falezleri çevresinde sürü helinde toplanıyorlar. Kuzey dalgıç kuşu, gerdanlı dalgıç kuşu ve çeşitli martı ile ördek türleri ise soğuk İzlanda kışı boyunca kalıyorlar. Foklar kıyıda, özellikle Jökulsarlon Buzul Gölü ve Diamond Beach çevresinde bulunuyor. İzlanda'da her yerde bir gözünüz denizde olsun, her an bir balina veya yunus görebilirsiniz. İşte güney kıyılarındaki doğal güzellikleri kapsayan bir İzlanda turu rotası ve planı. Seljalandsfoss İzlanda'nın güney kıyılarında yer alan, çepeçevre gezilebilen, 60 metre yüksekten akan bir şelale. Seljalandsa Nehri'nin bir parçası olan şelalenin suyu, Eyjafjallajökull Buzulu'ndan geliyor. Ülkenin en güzel şelalelerinden olan Skogafoss 25 metre genişlik ve 60 metre yüksekliğe sahip. Çağlayanın ürettiği püskürme sayesinde güneşin göründüğü her an en az bir gök kuşağı oluyor. Skoga Nehri'ndeki bu büyük şelale ve Hringvegur kara yolundan rahatlıkla görülebiliyor. Mola vermek için ideal. Altındaki nehirde çok miktarda alabalık ve somon olduğu için yazın balıkçıların sevdikleri bir yer. Uzun adı Vik i Mydral olan ülkenin en güneyindeki köy, Reykjavik'e 186 kilometre mesafede. Durup dinlenmek, zamanınız varsa bir gece kalmak için hoş bir yer. Nüfusu 318 kişi olan köy, çevresindeki gezilecek görülecek yerler nedeniyle turistik bir yer. Eyjafjallajökull buzul volkanı 2010 yılında patlayıp hava trafiğine büyük zarar vermesi nedeniyle dünyaca ünlü. Komik olan yanı ise telaffuzu zor adı ile dünyanın tüm ülkelerinden televizyon ve radyo haber sunucularına zor anlar yaşatması. 27 Mart 2010 tarihinde yüzeyin altından magma köpürmeye başladı ve 14 Nisanda dalgalar halinde yoğun kül püskürtmeye başladı. Magma korkusundan değil ama aynı boyutta tehlikeli, geçmişte İzlanda kentlerini yıkıp yok eden buzul selleri korkusuyla 800 kişi evlerinden uzaklaştırıldı. Hayvanların kapalı yerde tutulmaları, solunum sorunu yaşayanların dışarı çıkmamaları söylendi. 1651 metre yükseklikteki Eyjafjallajökull yanardağı kuşkusuz ülkedeki en meşhur volkan. Ama 1783-1784 yıllarında patlayan Laki yanardağının küllerinin Avrupa'da neden olduğu kıtlığın birçok tarihçinin gözüyle Fransız Devrimi'ne yol açtığını düşünürsek, önem bakımından Eyjafjallajökull ikinci sırayı alıyor. Fimmvörduhals, Eyjafjallajökull ile Myrdalsjökullin buzullarının arasında kalan bölge ve geçit yolu. Skogar ile Thorsmörk arasındaki yol bu geçitten geçiyor ve 22 kilometre uzunluğunda ve 1000 metre tırmanış gerektirmesine rağmen ülkedeki en ünlü yürüyüş rotalarından birisi. Konaklama için modern ve rahat Utivist dağ evi var. Yakınlarında daha eski ve daha az donanımlı Baldvinsskali dağ evi bulunuyor. Skogar'dan gelen yol çok güzel. Sadece haziran ortasından ağustos sonuna kadar gidilebiliyor, zira bir mayıs ortası üç gezgin kar fırtınasında öldü. Eyjafjallajökull, Myrdalsjökull ve Tindfjallajökull buzullarının arasında Thorsmörk, yani Thor Vadisi yer alıyor. Doğa yürüyüşü, fotoğraf çekme ve doğa güzellikleri, manzaraları sevenler için ideal. Balıkçı köyü Vik'e yakın Reynisfjara, dünyaca meşhur bir siyah kumlu kumsal. Büyük bazalt yığınları, kükreyen Atlantik dalgaları ve etkileyici manzaralarıyla, ülkenin siyah kum kumsallarının en güzeli. National Geographic burayı dünyada tropik olmayan en güzel 10 plaj arasında seçti. İzlanda'da gezilecek görülecek yerler arasında en üst sıralarda. Reynisdrangar İzlanda'nın güney kıyısındaki Vik köyü yakınında, Reynisfjara kumsalını yanında yer alan ilginç kaya oluşumları. Bölgenin ünlü turistik cazibe merkezi olan bazalt kayalıklar, büyük ve görkemli deniz yarlarının kalıntıları. Reynisfjall Dağı'nın kocaman falezlerinin altında okyanustan aniden fırlayan kayalar, güzel bir manzara oluşturuyor. Avrupa'nın en büyük buzulu Vatnajökull, İzlanda topraklarının %8'ini kaplıyor. Vatnajökull Ulusal Parkı'nın ana özelliği olan buzul, Skaftafell'den buzul tırmanışı, Jökülsarlon Buzul Gölü'nde tekne turları, Kasım ile Mart arasında buz mağarasına girilen İzlanda turları gibi meşhur etkinliklere ev sahipliği yapıyor. Kanyon Sakini olarak da adlandırılan Gljufrabui Şelalesi, Hamragardar'da daha ünlü arkadaşı Seljalandsfoss Şelalesi yakınında bulunan güzel bir çağlayan. Fotoğraf çekmek ve doğayı sakin bir ortamda gözlemlemek için ideal bir İzlanda turu noktası. Solheimajökull, Myrdalsjökull Buzulu'nun muazzam buz tabakasının bir dış kanal buzulu. Başkent Rejkjavik ile arası 158 kilometre. rehberli buzul yürüyüş turları yapılıyor. Çok şiddetli bir rüzgar ve soğuk vardı, aşağıda göründüğü gibi değil. Dev Myrdalsjökull buz tabakasının altındaki Katla, İzlanda'nın en çok patlayan yanardağlarından biri. Adaya yerleşim başladığından bu yana ortalama 50 yılda bir patlayan volkan, en son 1918 yılında patlamış olduğu için artık yine zamanı geldi. Katla 2010'da patlayıp felaket yaratan Eyjafjallajökull Yanardağı ile bitişik ve ondan tetikleniyor, genelde 10 yıl sonra patlıyor. İzlanda Katla Volkanı'nın öfkesini yakında yine yaşayacak. Adının anlamı ketıl olup, popüler bir kız ismi. 1949 yılında kurulan Skogar Müzesi bugün 18 binden faza bölgesel eser koleksiyonunu üç müzede sergiliyor. Reykjavik'in 150 km doğusunda, Vik'in 30 km batısında, Hringvegur kara yolunun hemen yakınında yer alıyor. İzlanda turları için en ünlü turistik gezilecek görülecek yerler arasında Skogar Müzesi var. Emekli olan başarılı Müze Müdürü Thordur Tomasson tanınan ve sevilen biri. Skogar Müzesi üç bölümden oluşuyor. Folk Müzesi üç katında geniş bir balıkçılık, tarım, çiftlik, bahçecilik, doğa tarihi, yaşam, giyim, Viking döneminden kalma el sanatları koleksiyonu sunuyor. Açık Hava Müzesi'ndeki masalsı çim kaplı evlerde İzlandalıların evleri ve yüzlerce yıl önce nasıl yaşadıkları hakkında bilgi sahibi olabiliyorsunuz. İzlanda gezisi sırasında mutlaka görülmesi gereken bir yer. İzlanda'da on dokuzuncu ve yirminci yüzyıllarda teknoloji ve ulaştırmanın öyküsü ve gelişiminin anlatıldığı Teknik Müze'de hediyelik ve hatıra eşya dükkanı ile Skogakaffi Kafe var. Geniş kum ovada, 24 Kasım 1973 tarihinde düşen ABD Deniz Kuvvetleri Douglas Super DC-3 uçağın enkazı var. Sarp Dyrholaey kayalıkları birçok deniz kuşunu barındırıyor. Kayalardan denize uzanan büyük kaya kemer, çeşitli açılardan güzel bir manzara sunuyor. Gezilecek turistik yerler arasında çok gidilmeyenlerden biri. Harika bir gezi rotası. Çok da güzel anlatmışsınız. Tebrikler. Çok güzel anlatmışsınız gitmiş kadar olduk. Merhaba Gülnaz Hanım. Evet yararlanabilirsiniz. Sonra çalışmanızı benle de paylaşırsanız sevinirim. İyi çalışmalar. Şu ana kadar bir kaç ülkeyi erasmus projesi yaparak gezdim. Tabi öğrenciler ve eğitimlerle gezebildiğim kadar. Yaşım yolun yarısı dediği kadar oldu şairin. Gezmek tutkum yeşil pasaportu da hak ettim. Artık yaz tatillerimde boşluklarımda gezmeyi çok istiyorum. Böyle sizin gibi gezginlere de çok gıpta ediyorum. Ben de gittiğim yerlerde popüler yerler değil de kenar mahalleler ve yerel insanları tanımayı çok istiyorum. Her gittiğimiz yerde dil çok önemli midir? Şu an kur farkı da çok yüksek gerçekten, ucuza nasıl seyahat edebilirim? Bazen bir karavan alıp her yere gitmek istemiyor değilim. Merhaba öğretmenim. Yeşil pasaportunuzu kutlarım, müthiş bir kolaylık. Kısa süre öncesine kadar İzlanda gibi ülkeler bizim için çok pahalı, diğer Avrupa ülkeleri erişilebilir idi. Fakat ne yazık ki Türk Lirasının tüm dünyada çok değer kaybetmesi artık Türk vatandaşları için yurt dışı seyahati çok zorlaştırdı. Ucuz Gezi Bilgileri adlı yazım yine de yararlı. Karavan şahane bir şey, ama onun da masrafı az değil. Harika bir gezi rotası. Çok da güzel anlatmışsınız. Tebrikler. İzlanda turu yazıma olan ilginize teşekkür ederim. Merhaba Harun Bey. Gezi yazılarıma ilginize teşekkür ederim. İzlanda sonrasında Japonya, İsviçre, Fransa, Monako, Andorra, Hollanda, Gagavuzya, Transdinyester ve Vietnam'a gittim. Fakat önce salgın, sonra da Türk Lirasının sert düşüşü nedeniyle yurt dışı seyahat zorlaştı. Yine de tamamen durmak yok, sanırım bu yazdan itibaren devam ederim. Merhaba Zeynel Bey. İzlanda'da eş bulma ve evlilik konusunda bilgim yok. Bunu sizin İngilizce ve izlandaca dil bilgi düzeyleriniz, ülkeye göstereceğiniz uyum, sosyalliğiniz ve nitelikleriniz etkiler."} {"url": "https://celebialper.com/japonya-gezi-rehberi-maliyeti-fiyatlar-tren-jr-pass-ucuz-konaklama-alisveris-yemek/", "text": "Japonya gezi rehberi niteliğindeki bu blog yazımda Japonya gezisi maliyeti ne kadar tutar, kaç para harcanır, çok mu pahalı, para yeter mi, ucuz yerler var mı diye merak edenler için, 1 aylık Japonya seyahatimin maliyeti ve genel olarak fiyatlar, ucuz yemek, ucuz alışveriş ve konaklama hakkında bilgi vereyim istedim. Genel olarak Japonya gezisi için gereken harcamaların kalemlerini Türkiye-Japonya uçak bileti bedeli; ülke içi sınırsız tren seyahati sağlayan JR Pass kartı ücreti; konaklama harcamaları; ve genel yeme-içme, müze, şehir içi ulaşım, alışveriş harcamaları olarak dörde ayırabiliriz. Şimdi bakalım Japonya'da bir ay gezmek için kaç para gerekiyor. Japonya seyahati düşünenler için plan yapmaya yardımcı olacak bir Japonya gezi rehberi ve seyahat bilgileri ile imkanları, masrafları ve seçenekleri bu blog yazımda. Türkiye'den Japonya'ya gitmek için Türk Hava Yolları'nın İstanbul'dan Tokyo'ya aktarmasız direkt uçuşları var. Japonya şehirlerinden Osaka, Fukuoka, Hiroşima, Nagoya, Okinawa, Sapporo ve Sendai'ye THY ile gidebilirsiniz. Tokyo dışındaki uçuşlar Tokyo duraklamalı. THY Türkiye Japonya uçak bilet fiyatları 4000 liranın üzerinde. Ben Singapur Hava Yolları sitesine sık sık baktım, biletler genelde 1000 dolar civarında iken bir gün gidiş-dönüş Tokyo bileti 461 dolara yakaladım ve hemen satın aldım. Japonya gezisi maliyeti açısından Singapur aktarmalı bu ucuz bilet avantajlı oldu, hem de dönüşte Singapur'u gezme şansını yakaladım. 1600 liraya Japonya uçak bileti bulmak kolay değil. Genelde aktarmalı biletler 2800 ile 3500 lira arasında. Kore Hava Yolu Korean Air Seul aktarmalı, 800 Amerikan Doları ve üzeri. Rusya Hava Yolu Aeroflot Moskova aktarmalı, 770+ dolar. BAE Etihad Airways Abu Dabi aktarmalı, 1000+ dolar. Fransa Hava Yolu Air France Paris aktarmalı, 1050+ dolar. Hollanda Kraliyet Havayolları KLM Amsterdam aktarmalı, 1250 dolar ve üzeri. İstanbul Tokyu uçak yolculuğu direkt uçuşlarla gidiş 11 saat 50 dakika, dönüş 12 saat 45 dakika sürüyor. Aktarmalı uçuşlarda ise uçak değiştirilen kente ve bekleme süresine göre en az 15 saat sürer, 30 saate kadar uzayabilir. Tüm pasaportlara vize yok. Japonya gezi rehberi ulaşım konusunda devam ediyor. Japonya'da hızlı trenler çok pahalı. Yabancı gezgin ve turistler için toplu tren ulaşım kartı JR Pass alınıp geçerli olduğu süre içerisinde hızlı trenlerle sınırsız seyahat ederek Japonya gezisi maliyeti bir miktar azaltılabiliyor. Bir veya birkaç yakın kente gidecekler için ucuza gelmiyor, ama çok seyahat edecekler için uygun. Japon Demir Yolları Grubu JR Group'u oluşturan 6 şirketin ortak tren kartı olan Japan Rail Pass, trenle Japonya'da ucuz seyahat etmenin en ekonomik yolu. JR Pass kartının geçersiz olduğu şehirler arası tren sayısı çok az. 2 çeşit Japan Rail Pass var; Green Superior Class Yüksek Sınıf ve Ordinary adlı Normal Sınıf tren biletleri. Her 2 sınıfta 7, 14, ve 21 gün kullanım süreli JR Pass indirimli tren kartları var. Listedeki tren kartı fiyatları Japon Yeni kurunda ve dünyanın her yerinde aynı. 1 Türk Lirası 32 Japon Yeni ediyor. 1 Amerikan Doları 111 Japon Yeni. Kartı önceden başka ülkeden satın alamıyor, ama onunla değiştirilecek bir Exchange Order alıyorsunuz. Japonya'da bunu gerçek bir Japan Rail Pass ile değiştiriyorsunuz. Ordinary kart ile normal ve hızlı trenlerde Nonreserved vagonlara, kim hangi koltuğu kaparsa oturuluyor. Benim aldığım Green JR Pass ile ise Green vagonlarda daha konforlu koltuklara oturuluyor, yolculuktan önce JR bürolarında rezervasyon bileti alınıyor, ücretsiz tabii. Tren rezervasyon biletlerimden biri aşağıda. Japonya tren kartı ile değiştirilecek Exchange Order Türkiye'de sadece H. İ. S turizmden satın alınabiliyor. İster direkt ofislerine gidip nakit veya kredi kartı ile ödeme yapıp alabilirsiniz, ister internet üzerinden online ya da banka havalesi gönderip satın alabilirsiniz. Tren : Tüm JR Grup demir yollarının Shinkansen adlı hızlı trenleri, Limited Express trenleri, Express trenler, Radip ve yerel trenlerde kullanılabilir. Otobüs : JR otobüs şirketlerinin banliyö hatları ve bazı JR otoban otobüs servislerinde geçerli. Toplu tren bileti ile birlikte verilen aşağıdaki demir yolları haritası, hızlı trenle seyahat edecekler için adeta minik bir Japonya gezi rehberi. Bir Japonya seyahat klasiği olan Tokyo, Kyoto, Osaka, Nara ve Hiroşima rotası için 7 günlük tren kartı yeterli ama hızlı bir tur olur bu, bence 14 günlük alıp gezmeye değer. Ben Japonya'da 1 ay gezdim, 3 haftalık JR Pass aldım, ilk 9 gün Tokyo'da kaldığım için kalan sürenin tamamına yetti, kart dışında fazladan hiç hızlı tren bileti satın almam gerekmedi. Tüm ana JR istasyonlarındaki Rail Pass bürolarında Exchange Order ve pasaportunuzu verip Japan Rail Pass kartınızı alabilirsiniz. Artık tren kartınızı geçerlilik süresi başladı, bugün saat 24:00'da 1 günü dolmuş olacak. Artık Japonya'da hızlı trenlerle sınırsız seyahat edebilir, bu sayede görece daha makul bir Japonya gezisi maliyeti sağlayabilirsiniz. Sınırlı. Özel şirketlere ait metro hatlarında kullanılamaz, ama JR şehir içi ve banliyö hatlarında kullanılabilir. Örneğin Narita Havalimanı'ndan JR Narita Express hattı ile ücretsiz Tokyo merkezi istasyonuna gidebilirsiniz. Tabii bunun için JR Pass biletini havaalanında aktif etmeniz gerekiyor. Kartın süresini başlatmaya değip değmeyeceğini, kalacağınız gün ve JR Pass kartınızın geçerlilik süresine göre değerlendirmelisiniz. Osaka Kansai Havalimanı ile şehir merkezi arasında da geçerli. Japonya'da çok çeşitli konaklama olanakları var. Konumuz uygun bir Japonya Gezisi maliyeti olduğuna göre kalınabilecek yerleri ve konaklama seçeneklerini ucuzdan başlayarak sıralıyorum. Yurt yatakhanesi şeklinde toplu odalarda ranzada uyumak sizi rahatsız etmezse gecelik 2000 yen civarı fiyatlarla hostelde ucuz konaklama mümkün. Bir Japon icadı olan kapsül otel bence yaşanması gereken bir konaklama deneyimi. Bir yatak kutusu veya kabini diyebileceğim bu dar bölmelerde yatak, havalandırma, televizyon, ışık, ayna ve bir de minik raf yer alıyor. Ortak banyo ve tuvaletleri, oturma ve okuma salonları var. Fiyatları konfor ve konumlarına göre 2000 ile 4000 yen arasında değişiyor. Sıra dışı bir yerde kalmak için bence eğlenceli bir konaklama seçeneği. Ben de ilk günler burada kaldım. Duvarlar üstüme üstüme geliyor. Bakınız Trakyalı bir Türk olarak Japon kapsül otelinde masamı nasıl donattım. Fakat ertesi gece kapsülde ufak bir mangal yapmaya kalkınca ortalık karıştı. İlçe belediyeye haber verselerdi gene iyiydi, direkt büyükşehiri aramışlar. Ucuz konaklama amaçlı 24 saat açık çizgi roman ve internet kafelerde kalmak için uyuma kabinleri ve duşlar var, 2000 yen ve benzeri fiyatlarla kalınabiliyor. Baş başa kalacak yerleri olmayan bekar çiftlerin veya küçük evlerindeki çocuk gürültüsü ve müdahalesinden kaçmak isteyen evli çiftlerin tercih ettikleri aşk otellerinin ücretleri gündüz birkaç saat dinlenmek için 3000 ile 5000 yen arasında, gecelemek ise 10.000 yen ve üzerinde. Dışarıdan hiç de aşkı çağrıştırmayan love hotel adlı bu Japon işi konaklama otellerinde böyle fantastik ve konulu odalar olabiliyor. Başlangıçta işten geç çıkan ve evi uzak olan Japon iş adamlarının kalmasına yönelik bu ucuz otel türü bugün ülkenin bir çok kentinde var. Ben de bu otellerde kaldım, fiyatları 100 ile 270 lira arasında değişiyor. Bizdeki 3 yıldızlı otellere benzer bir düzeydeler. Elektronik tuvalet ve küvetli çok temiz banyo, televizyon, Wi-Fi, saç kurutma makinesi, su ısıtıcı, mini buzdolabı, çay kahve su ikramı, geleneksel Japon tarzı pijama, büyük yatak, havlu, şampuan, saç kremi, vücut losyonu, diş fırçası ve macunu, saç fırçası, tıraş bıçağı sunulan bu odalarda gardırop yok ve hareket alanları dar. Aşağıda kaldığım bir ucuz otel odamı görüyorsunuz. Uzun süre kalmak için büyük şehirlerde yabancılara yönelik kiralık evler var. Han tarzı geleneksel Japon ev otellerinde onsen adlı açık veya kapalı banyolar var. Hem eski geleneksel, hem de modern ve lüks olanları var. Gecelik Ryokan fiyatları 7500 yenden başlıyor ama 40.000 yene kadar lüksleri de varmış. Kimono giyiliyor, futon adlı Japon döşeğinde uyunuyor, ayakkabıyla girilmiyor. Haberim yok. Japonya gibi pahalı bir ülkede ekonomik seyahat etmek, uygun bir Japonya gezisi maliyeti çıkarmak isteyenler için söz konusu bile değil. Dünya çapında gönüllü konukseverlik ağı Couchsurfing sitesinden ne yazık ki 1 gece için bile uygun ev sahibi bulamadım, bu nedenle hayatımın en pahalı seyahati oldu. Ev gezmelerinin yaygın olmadığı mesafeli Japon toplum yapısı ve Japon evlerinin çok küçük olması nedenleriyle aktif CS üye sayısı az ve ücretsiz gönüllü kalacak ev bulmak zor. Gönüllü ev sahibi bulamayıp 1 ay boyunca otellerde kalmam nedeniyle ve Japonya aşırı değilse de pahalı bir ülke olduğu için en pahalı gezim bu oldu. Ucuz yeme içme ve diğer ekonomik seçeneklerle benimkinden düşük bir Japonya gezisi maliyeti elbette mümkün. Tüm ülkelerde geçerli bilgiler verdiğim Ucuz Gezi Bilgileri adlı yazıma bakabilirsiniz. Japonya'da yemek fiyatları tahmin ettiğimden ve yaygın bilinenden daha ucuz çıktı. Japon kentlerindeki 24 saat açık 7-Eleven ve Family Mart marketler adeta birer kurtarıcı, buralardan taneyle 100-150 yene tavuk şiş, 400-500 yen fiyatlı bento adlı hazır ucuz yemek kutuları alabilirsiniz. Et veya balık dolgulu onigiri adlı pirinç köfteleri 100 yen fiyatlarıyla cazip ucuz yemek seçenekleri. 400 yene satılan suşi tabakları da ucuz yiyecek fiyatları sunuyor. Geniş bir barın çevresindeki yürüyen bantlarda dolaşan üç suşili küçük tabaklar 100-150 yen. İstediğiniz tabağı önünüzden geçerken alıp ucuz suşi yiyebilirsiniz. Baikingu veya Vikings adlı lokantalarda 2 saat gibi belli bir süre içerisinde her istediğinizi yiyebilirsiniz, ben de ekonomik olarak tıka basa doymak için birkaç kez buralarda yemek yedim. Ben birçok kez üç çeşit yemekten oluşan ve 750 yen (25 lira) fiyatlı çok lezzetli ve doyurucu menülerden yedim. Bu ekonomik yemek menüleri sade ve temiz yerel lokantalarda 750-800 yen, şık ve lüks restoranlarda 1000 yen civarı fiyatlarla satılıyor. Ameya-Yokocho Ucuz giysi, aksesuar, taze balık, sebze, elektronik eşya, çizgi roman. Ueno ve Okachimachi istasyonlarının arası, Tokyo. Nakamise Market Hediyelik eşya, samuray kılıcı, yiyecek, giysi, oyuncak. Asakusa, Tokyo. Omoide Yokocho Memory Lane olarak da bilinen küçük dükkanlar ve lokantalar. Takeshita Street Moda giysi, aksesuar, küçük eşya. Başkentteki Harajuku Station'a yakın bu dar yaya sokağında ilginç giysiler satın alabilir, Japon kızların çılgın ve sıra dışı moda akımını ve giyim tarzını görebilirsiniz. Sokakta ve dükkanlarda çok eğlendim. United Nations University Farmers' Market Organik meyve, sebze, yemek. UN Üniversite pazarında yiyecekler ve fiyatları. Japonya pahalı bir ülke olsa da örneğin yakında gittiğim Norveç İzlanda Grönland kadar pahalı değil, hatta bu Nordik ülkelerin üçte biri, bazen dörtte biri kadar ucuz bir ülke. İşte ucuz bir Japonya gezisi maliyeti için gezi rehberi bilgiler. Bizdeki 1 milyonculara benzeyen ucuz Japon dükkanları 100 yenciler yani 3 liracılar ne alırsan 100 yene satıyor. Japonya'da ucuz alışveriş için büyük fırsat. Atıştırmalık ucuz yiyecek, şekerleme, mutfak eşyaları, kişisel bakım ürünleri, hediyelik eşyalar, çorap, çamaşır, yemek çubukları, hatıra ürünleri, ev aletleri, kırtasiye ürünleri, oyuncak, pinpon raketi, deniz gözlüğü, incik boncuk, diş bakım ürünleri, küçük heykeller, ev dekorasyon süsleri, havlu, spor malzemeleri, neler neler var. Daiso 100 Yen Store, Takeshita Dori Caddesi, Harajuku, Tokyo. Yukarıda bahsettiğim, kızların ilginç kıyafetli fotoğrafının olduğu sokaktaki ucuz Daiso 100 yenciden aldıklarım aşağıda. Her biri 3 Türk Lirası. 300 yen yani 10 liraya birçok ürün satın alabileceğiniz ucuz alışveriş yerleri ve dükkanlar var. Japonya gezi rehberi ucuz seçeneklerle devam ediyor. 3Coins Mutfak, banyo, dekorasyon, aksesuar, çorap, hediyelik eşyalar 300 yen fiyatla satılıyor. 3Coins mağazalarında 10 liraya ucuz hediyelik eşyalar bulabilirsiniz. Smart Life Market Dekoratif kutular, ahşap eşyalar, mutfak, banyo ürünleri, çorap, çeşitli hediyelik ve ev ürünleri 300 yen. Yaesu, 2 1, Chuo, Tokyo. Mikazuki Momoko Cicili bicili pembeli Japon işi eşyalar 300 yen. illusie300 Özellikle mutfak ağırlıklı ucuz dükkan. Sankyuu Mart Giysi ve aksesuarlar 390 yene satılıyor. GU Trendy genç kıyafetleri. Shinjuku, Kabukicho, 1 Chome 30 1, Tokyo. WEGO Gençler arasında popüler, cool ve trendy giysi alışverişi. 6-5-3 Jingumae, Shibuya, Tokyo. UNIQLO Spor ve resmi kıyafet, çocuk giyim. 6 Chome-9-5 Ginza, Tokyo. Türkiye'de Japon anime karakterler, animasyon, çizgi film, çizgi roman, anime film ve dizi hayranları çok. Anime tutkunlarına Japonca otaku deniyor. Bakalım bu anime ürünleri nereden alınabiliyor. Gee! STORE Sennichimae, Namba, Chuo-ku, Osaka-shi. Nakano Broadway DVD, manga, doujinshi, nendo, figma. 5-52-15 Nakano, Nakano 164-0001, Tokyo Prefecture. K-Books Manga, anime, çizgi roman. Chiyoda, Sotokanda, 1 Chome 15 16, Tokyo. Animate Anime ve manga dükkanı. Ikebukuro, Tokyo. Liberty İkinci el, oyuncak, manga, anime dizi, Blu-Ray disk. Akihabara, Tokyo. Japonya gezi rehberi yazımdan sonra yakında yaşadıklarımı ve gittiğim kentleri anlatacağım. Merhaba. Sizinle mail yolu ile iletişime geçmek isterim. İlginiz için teşekkürler. Merhaba. Blogumun iletişim sayfasından yazarsanız bana e-posta olarak geliyor. Rica ederim. Japonya gezi rehberi yazıma ilginize teşekkürler. Kapsül otel çekimimi yapmak için Türkiye'den japonya'ya küçük bir şişede rakı götürdüm. Japonya çok ilginç bir ülke. 🙂 İlginize teşekkürler. Havaalanlarında; şehir içi ulaşımda; gezilecek yerlerde İngilizce açıklamalı broşürler bulabilecek miyiz? . Dil sorunu bizi endişelendiriyor. Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkürler keyifle okuduk. Cevabınız için çok teşekkürler. Nisan ayında 5 emekli bayan arkadaş gidiyoruz. Gezi planı yaparken yazınız dahil Japonya ile ilgili bütün yazıları okuyup değerlendiriyoruz. Gerek oldukça yazınızı tekrar tekrar okuyoruz. Yurt dışında çok bulunduk. Duyduğumuz değişik yorumlar bizi kaygılandırmıştı. \"Hiç kimse İngilizce bilmiyor\" gibi. Rica ederim. Japonya'da insanlarla iletişim kurma veya ülke ve şehirlerle ilgili rehber broşür ve harita bulma konusunda sorun yaşamazsınız. Ancak Sakura zamanı gidiyorsanız konaklamanın pahalı ve turistik yerlerin çok kalabalık olacağını hatırlatmak isterim. 14 Nisan 2018 kuru olarak 1 Türk Lirası 26 Japon Yeni ediyor. Japonya Türkiye'den pahalı bir ülke, satın alınan şeylerin büyük çoğunluğu Türkiye'den daha pahalıya gelir. Bende sizin daimi takipçilerinizdenim bir çok yazınızı defalarca okumuşumdur. İşyerinde bedava gidiş-dönüş bilet hediye edildi. Ben de vize olmadığı ve ömrümde 1 defa da olsa gezmek istediğim Japonya'ya gitmek istedim. Henüz netleştiremedim. Bunun nedeni ise; 3-5 günlük gezim boyunca maliyet fazla olur mu acabaydı? Kalacak yerim hazır ve bedava 🙂 3 yada 5 günlük gezinin maliyeti uçak bileti ve barınma hariç bana ne kadara patlar Türk parası olarak? Şimdiden cevabınız için çok teşekkür ederim. Tokyo, Kyoto birde vakit yeterse Osaka olacak gibi. Bence o kadar kısa bir süre için Tokyo ve Kyoto yeterli olur. kaçırılmayacak bir Japonya turu fırsatı. Merhaba Alper Bey, Esimle birlikte 25 nisan tarih itibariyle 8 günlük Japonya seyhatine cıkacagım. Osaka Tokyo Osaka planım. JR Pass aldım aktif yapmak icın 7 gun yapacağım baslangıc 27 nisanda bitis 3 mayıs mı yoksa 4 mayıs mı olacak? tsk ederim. Merhaba Murat Bey. Japonya hızlı tren JR Pass kartınızı 27 Nisanda başlatırsanız son gün 3 Nisan olur. Rica ederim. Burak Bey, JR Pass ile ilgili yurtdışı ve yurt içi araştırmalarımda en iyisi yurt içi olduğunu direkt İstanbul Şişli de bulunan HİS Turizmden aldım. Yurt dışı alımında usd 20.- kargo ücreti alınıyor. Fiyata gelince Ordinary ve Green seçenekleri var ve günlük kur oranına göre fiyat belirlenmekte Japon Yeni sabit Türk Lirası farklı olunca seyahate 90 gün kala almakta fayda var çünkü kurlar devamlı bizim zararımıza oluyor. Japonya JR Pass tren kartı satın alma bilgileri için teşekkürler. Merhaba. Hayır öyle bir şey yok. Japonya JR Pass tren kartınızı kullanmak için böyle bir koşul yok. Açıklayıcı bilgiler için teşekkürler. Erkek arkadaşımla birlikte 3 hafta kalmayı planlıyoruz. Belki öncesinde 1 hafta Kore'de kalabiliriz. Daha netleştiremediğimiz için biletleri de alamadık. Hem güney, hem de kuzeyi gezmek istiyoruz. Sizce süre yeterli mi? Rotanızı tam olarak göremedim. Paylaşabilir misiniz? Bir de Tokyo'da JR pass olmadan ulaşımı nasıl hallettiniz? Günlük biletlerle bile olsa oldukça pahalıya geliyor gibi. Merhaba. Ben Japonya'da bir aylık gezimde Tokyo, Osaka, Kyoto, Nara, Hiroşima, Fukuoka, Nagazaki, Kanazawa, Shirakawa ve Narita'ya gittim. Daha kısa sürede de bu Japonya turu yapılabilir. JR Pass şehir içi trenlerin çoğunda geçmiyor zaten, normal metro bileti aldım. Japonya'da ulaşım pahalı ama yeme içme anlatıldığı kadar pahalı değil neyse ki. Bir sorum da tr'de kullandığımız visa master cardlar jp'da geçiyor mu sınırlı yerlerde mi geçiyor ya da ne tavsiye edersiniz? Exchange ile TL-Dolar-Yen mi yapalım yoksa banka kartı kullanarak bankanın alacağı komisyon tutarı exchange kaybından az mı olur? Ne yapalım bilgilendirirseniz sevinirim. Merhaba. Japonya'ya girişte sorun yaşayan ben duymadım. Siz öyle duyduysanız ücretsiz iptal edilebilen birkaç otelde rezervasyon yaptırıp çıktılarını yanınıza alın. Bana nerede kalacağımı veya başka herhangi bir şey sormadılar. Evet yurt dışı kullanıma açık tüm ATM debit ve kredi kartlarınızı Japonya'da kullanabilirsiniz. Türkiye gibi her yerde yok ama çoğu işyerinde kredi kartı var. Ben İstanbul'da döviz bürosundan 90.000 Japon Yeni aldım. Hem nakit, hem kredi kartımdan harcadım, hem de mevduat hesabımda bulunan Türk Lirası paramdan banka makinelerinden Japon Yeni karşılığını çektim. Merhaba, oğlumla birlikte haziran 2018 de 2 haftalık Japonya tatili yapacağız. Birkaç gün kapsül evlerde kalacağız. Rezervasyon yapılıyor mu kapsül otellere. Saygılar. Merhaba. Evet Japon kapsül otellere rezervasyon yapılabiliyor. Ben booking com yoluyla yer ayırttım örneğin. Güney Kore 3 gün, 12 gün Osaka, Kobe, Kyoto, Tokyo düşünüyorum. İstanbul Seoul Tokyo İstanbul alacağım. Osaka Tokyo arası tren düşünüyorum. JR Pass pahalıya geliyor inceledim. Tokyo, Osaka şehir içi ulaşım günlük pass var mı tavsiyeniz nedir? Teşekkür ederim. Merhaba. Günlük ulaşım kartları var ama Tokyo'daki tüm metro ve tren hatlarını kapsayan yok. Çok sayıda tren ve metro şirketi var ve tümünde ortak geçen bilet yok. Günlük Tokyo Free Kippu bilet, Toei ve Tokyo Metro için 24, 48, 72 saatlik biletler, 24 saat Tokyo Metro bileti, dört Toei metro hattında geçerli günlük Toei Marugoto Kippu bilet, JR trenlerde günlük sınırsız Tokunai Pass var. Çok fazla tren veya metro kullanacağınız bir gün ancak mantıklı olur, ucuz değiller. Ben hem Tokyo hem Kyoto hem de Osaka'da geçerli olan Pasmo kart kullandım, para yüklüyorsunuz. Japonya'da Nagoya'da yaşıyorum. Süper bir yazı çok teşekkürler. Zevkle okudum. Japonya seyahati düşünenler için en uygun bilet Aeroflot Rus Hava Yollarını düşüne. bilirler. Gidiş dönüş 55-60 bin yene bilet bulunabilinir. bilgileriniz için teşekkür ederim. ben oğlumu gödermek istiyorum ama baya pahalı bir yer olarak buldum uçak bileti bile 2.000 turk lırasından başlıyor yani iki hafta kalsa 10.000 turk lirasını geçer ve yaşı kucuk nasıl olacak beni bu konuda bilgilendirirmisiniz rica etsem şimdiden teşekkür ederim.. Rica ederim. Japonya pahalı bir ülke ama en pahalısı değil. Yeme içme fiyatları uygun, konaklama da çok kötü değil ama ulaşım pahalı. Uçak bileti 2000 lira gayet ucuz. 18 yaşından küçükse anne ve baba noterden muvafakatname vermeli. Merhaba. Japonya'ya ek başına gitmek sorun olmaz, güvenli ve rahat bir ülke. Elektronik eşya fiyatlarına bakmadım, bilemiyorum, tahminen orada daha ucuzdur. İnternetten bakıp karşılaştırabilirsiniz. selam ben de gitmeyi planlıyorum, ne zaman düşünüyorsunuz, beraber gidebilirmiyiz. Ben Japonya'ya gidip 1 ay gezdim. Bir daha ne zaman giderim bilemiyorum. Merhaba Alper bey biz 4 arkadaş kongre için Tokyo ya gideceğiz 7 Ekimde Haneda Hava Alanından Toshi Center'e. Metro ile gidiş yapmak daha uygun anladığım kadarıyla lakin akşam 10 gibi orada olacağız taksi güvenilir olur mu ve çok mu tutar sizce. Bir de Tokyo ya yakın hangi şehri gezebiliriz malum Kongre olduğu için sadece iki gün boş günümüz var bu durumda JR Pass almak mantıklı mı Tokyo şehir içi ulaşım içim ne önerirsiniz? Teşekkür ederim. Merhaba. Haneda Havalimanı'ndan Toshi Center'a ulaşım için Tokyo Monorail ile 4 durak sonraki Hamamatsucho istasyonuna gidip oradan JR Yamanote Line teniyle 2 durak sonraki Yurakucho istasyonuna gitmeniz, ve buradan Tokyo Metro Yurakucho Line metro hattıyla 2 durak ilerideki Nagatacho istasyonuna gitmeniz gerekiyor. Aktarma çok ama 1 saatten kısa sürer. Oteliniz Nagatacho istasyonuna 550 metre uzaklıkta. Teksi güvenilir ama pahalıdır (4 kişi uygun olur aslında), çok kabaca tahminim 5000 yen. Japonya güvenli bir ülkedir rahat olun. JR Pass zamanınız az olduğu için mantıklı olmaz, Tokyo şehir içi ulaşımı için PASMO kart alırsınız. Tokyo'dan kısa süreli (günü birlik veya 1 günlük) gitmek için en cazip şehir Yokohama; Minato Mirai ve China Town görülecek yerlerden. Ayrıca ilgiliyseniz Cup Noodle Müzesi, Ramen Müzesi, Kirin Bira Müzesinden biri de eğlenceli olabilir. Ünlü Japon bahçelerine meraklıysanız Sonbahar iyi mevsim, Sankeien Garden güzel olur. Rica ederim. Japonya seyahati ile ilgili aklınıza takılan ne varsa sorun. İyi günler ben de universitede para biriktirip 2-3 yıl icinde japonyaya bir gezi yapmak istiyorum. Bana göre en büyük sıkıntı yiyecek çünkü malum farkli dinin mensuplariyiz japonlarla onlarin yiyeceklerine pek guvenemiyorum gezdiginiz sehirlerde Türk restorani bulunuyor muydu. Merhaba. Japonya'da domuz eti pek yaygın değil. Gittiğiniz lokantalarda durumunuzu belirtir veya önceden yazdığınız bir kağıdı gösterirseniz ona göre uygun yemekleri söylerler. Japonya'da pazarlık yapılmaz, ahlak düzeyi yüksek bir ülkedir. Iyi günler ben universitede para biriktirip 2 3 sene icerisinde Japonya'ya gezmeye gitmeyi planlıyorum. Internetteki biletler su anda bayağı bir pahali ancak kochi isimli sehire olan biletler uygun 2500 tl civari bu sehirden gezecegim yerlere gitmem mumkun mudur? Ayrica Japonya hakkinda pek cok sey bilmedigim icin kapsamlı bir plan yapmam gerekiyor 1 hafta 2 hafta arasi bi gezi planliyorum. Hangi sehirleri gezmemi onerirsiniz? Ve malum Japonlarla dinlerimiz farklı, gezdiginiz yerlerde Türk restoranları bulunuyor muydu? Hat satın alamayacagim icin kalacagimiz yerlerde internet erişimi bulunuyor mu? Son olarak malum öğrenciyiz Japonlarla pazarlik yapilabilir mi? Teşekkürler. İyi günler. Koçi Japonya'nın güneyindeki Shikoku adasında yer alıyor, her yere ulaşım var. En az 2 hafta ayırmanızı tavsiye ederim. Tokyo, Kyoto, Nara, Hiroşima, Fukuoka ve Nagazaki kentleri gezmek için güzel olur. Japonların çok az bir kısmının dini inancı vardır. Dinlerimiz farklı derken tahminimce Müslümansınız, lokantalarda domuz yemediğinizi belirtirsiniz, ki yaygın bir et türü değil ülkede zaten. Türk lokantası ben sadece Tokyo'da gördüm bir tane, ama başka da varmış. Pazarlık yalanın, dolandırıcılığın kabul gördüğü ülkelerde yapılır, Japonya'da olmaz. Rica ederim. Mart sonu Mayıs başı 3 hafta Japonya'ya gitmeyi planlıyorum. Kararsız kaldığım konu bavul mu götürmeliyim yoksa büyük trekking çantalarından mı götürmeliyim? Çanta otellerde yerleşim açısından daha mı rahat olur? Totalde 5-6 kalacak yer değiştirebilirim. Merhaba. Japonya'da 3 hafta seyahat için en iyisi tekerlekli bavul veya çanta olur. Yükü taşımak daha kolay olur. Otellerde bavulun kapağını kaldırınca tüm eşyanız önünüzde, sırt çantasında öyle değil. Haklısınız, 3 haftanın ilk haftası Tokyo'da kalacağınız için 2 haftalık alın. Ben 1 ay gezdim ama ilk 9 gün Tokyo'da kaldığım için 3 haftalık JR Pass yetti. Zaten daha uzunu yok. Merhaba. Tokyo'nun Akihabara semtinde kullanılmış elektronik ürünler satan çok sayıda dükkan var. Yodobashi Camera, AKB48 Cafe, E-earphone, Plus One Watch, Super Potato adlı mağazalar ve diğer dükkanlarda ikinci el bilgisayar, kamera, saat, oyun, kulaklık, telefon gibi ürünler satılıyor. Alışverişe niyetim olmadığı için fiyatlarına dikkat etmedim, ama yenilerinden ucuz oldukları kesin tabii. merhaba eşimle nisan ayında 30 gün kalmalı bir seyahat planladık.. tokyo osaka kyoto birde okinawa adası düsünüyoruz.. ulaşım işini tam algılayamadım en ucuzu rail pas sanırım ve şehirler arası için daha uygun.. tokyoda ulaşımı nasıl sağladınız.. okinawa adası yapabılırsek rota yı nasıl yapmalıyım sizce.. Merhaba. Evet trenler için JR Pass gerekiyor, yoksa aşırı pahalıya gelir. Tokyo'da şehir içi ulaşım için Pasmo kart kullandım, istediğiniz kadar yen yüklüyorsunuz. Business oteller tertemiz ve uygun fiyatlı. Otel rezervasyonu için ben de booking kullanıyorum. Airbnb sitesinde otel yok, evlerde oda veya ev kiralamak için çalışan bir site. Trenle Tokyo Kyoto Osaka kentlerinden sonra Okinawa Adası'na uçak gerekir. 30 günde daha fazla yer görebilirsiniz, ama adada uzun zaman geçirmek istiyorsanız ayrı tabii. Alper bey merhaba, şubat ayı içinde eşimle 1 haftalık Tokyo seyahati planlamaktayız, şehirler arası seyahatler için JR pass'ı internetten gitmeden almamız gerektiğini ve havaalanına indiğimizde aktive etmemiz gerektiğini anlıyorum. Tokyo'da şehir içinde ulaşım için önerdiğiniz Pasmo kartı nereden alabiliriz, bu kartın kullanımı, nasıl doldurulacağı ve Tokyo'da şehirde gezi için önerebileceğiniz yerleri yazabilir misiniz, gönüllü rehberliğiniz ve tüm sorulara sabırlı içten cevaplarınız için şimdiden teşekkürler, selamlar. Merhaba. Tren kartı JR Pass'ı Türkiye'de sadece HIS Travel'dan alabilirsiniz. Pasmo kartı havalimanından veya metro ve tren istasyonlarından, ana otobüs duraklarından, birçok büfeden satın alıp makinelerde doldurabilirsiniz. Tokyo'da en ünlü geziecek yerler Tsukiji Balık Pazarı, Tokyo Ulusal Müzesi, İmparatorluk Sarayı Bahçeleri, Ginza, Odaiba, Akiharaba, Tokyo Tower, Tokyo Metropolitan Government Building, Asakusa Tapınağı, Sensoji Tapınağı, Meiji Shrine, Shinjuku semti. Alper bey selam, Japonya'dayım tavsiyeleriniz çok faydalı oluyor, imkanı olan herkese burayı görmelerini öneriyorum, selamlar. Merhaba Alper bey. Öncelikle yazınız için teşekkürler. Gerçekten faydalı ve açıklayıcı bir rehber hazırlamışsınız. Ben bu sene sonunda sosyoloji bölümünden mezun olacağım. Japonca öğrenip Japonya'ya gidip bir süre orada çalışıp evlenip Türkiye'ye dönmek gibi bir hayalim var. Bir sosyoloji diplomasıyla orada iş bulabilme olanağım nedir? Böyle bir olanağım varsa ne tür işlerde çalışabilirim sosyoloji diplomasıyla? Bu işte çalışırken zorlanır mıyım ? Ne kadar maaş alırım? Japonya'ya yerleşmek Türkiye lirasıyla ne kadar tutar? Bilginiz varsa cevaplarsanız sevinirim. Sabahtandır bu sorulara cevap bulamadım son çare sizsiniz. 🙂 Teşekkürler şimdiden. Merhaba. Japonya gezi rehberi yazıma ilginize teşekkürler. Ne yazık ki sorularınızın yanıtları bende de yok. Evet Japonların bizden çok daha fazla çalıştıkları bir gerçek, ülkede tanıştığım insanlar bana \"bizim mesaimizin başlangıç saati belidir, akşam çıkış saati yoktur\" dediler. Japonya'da ortalama aylık gelir 400.000 Japon Yeni, asgari ücret ise 800 yen/saat, aylık yaklaşık 125.000 yen yapar. Yani 19.000 Türk Lirası ve 6.000 lira, bizden kat kat yüksek. Fakat Japonya Türkiye'den aynı oranda kesinlikle pahalı değil, örneğin yemek ve otel fiyatları aynı, tren bileti ücretleri daha yüksek. Eşimle 7 günlük Japonya turu ayarlıyoruz. Bu süre içerisinde hangi şehirlere öncelik vermemiz gerektiğini danışmak istiyorum. Tokyo-Kyoto-Osaka-Hiroshima ve diğer şehirlerden hangilerini seçmeliyiz? Tekrar uçağa binip başka şehre gitmek yorucu olacağı için en mantıklı yol haritası çıkartmak istiyoruz. Teşekkür ederiz.. Merhaba Serhat Bey. Japonya seyahati için 7 gün kısa ama yine de kesinlikle değer. Tokyo dünyanın en büyük kenti ve çok renkli, enerjik. Ben 4 gün kalıp devam ederim demiştim ama 9 gün kaldım. 4 gün Tokyo, 2 gün Kyoto, 1 gün Osaka şeklinde bir Japonya planı telaşsız olur. Hiroşima'yı ben sevdim, özel bir kent. Diğer alternatif 3 gün Tokyo, 3 gün Kyoto (1 gün günübirlik Osaka veya Nara turu dahil), 1 gün Hiroşima rotası. Yol uzar tabi, trenler hızlı ama pahalı. 7 günlük JR Pass fiyatı ile Hiroşima dahil rotanın ayrı ayrı normal biletlerinin toplamını karşılaştırıp karar verebilirsiniz. Birinci plan olursa JR Pass tren kartı gerekmez. Seyahatim öncesi çok faydalandığım bir yazı oldu. Merhaba. Ben Japonya'ya gitmeden önce İstanbul'da döviz bürosundan 90.000 Japon yeni aldım, azalınca banka makinelerinden mevduat hesabımdaki Türk Lirasının Japon yeni karşılığını çektim 4-5 günde bir. Dolar bozdurmak da diğer seçenek, hangisini isterseniz. Salam Girişi Osaka dan yaptım günü birlik Hiroshima ve Miyajima adası yaptım. Bugün Shibuya da konaklıyorum yarın Ueno bölgesinde kalacağım. Sonra 2 gün Kyoto 1 gün Osaka bölgesi planladım bana yetecek gibi. Size tavsiyeleriniz için tekrar teşekkür ederim. Alper bey selam toplam 8 gün oldu 1 haftalık JR Pass ' Suica Card, Sim aldım ulaşım ve iletişimde sorun yaşamadım, fiyatlar daha önceden çalışıp belirli yerlerde yemek ve konaklama yaparsanız hiç pahalı değil ben yalnız seyahat ettiğimden hostel ve kabinlerde konakladım yemek işini genelde Family Mart ya da 7 Eleven ile hallettim, tapınaklar ve parklarda da sokakta yiyecek satanlar var kesinlikle tavsiye ederim tahmin ettiğimden ucuza geldi, Turkiye'den gitmek isteyenler icin favori bölgem Kyoto ama mantıklı olan Osaka hava alanına inip Osaka'da konaklayıp sağa sola JR Pass ile gitmek kesinlikle çekinilecek bir şey yok ucuz uçak bileti denk getirebilirseniz gitmeden biraz okuyup çalışırsanız hiç sorun yaşamazsınız, yemeklerden Okonomiyaki ve Ramen corba tavsiyemdir, selamlar. Alper bey selam, gidiş gelişte Osaka Kansai havaalanını kullandım hiç de söylendiği gibi çok para harcamadım, Shin-Osaka tren istasyonu civarında konakladım buradan günü birlik; 1 gün Hiroshima ve Miyajima adasına gittim, 1 gün Osaka Kalesi ve Akvaryuma gittim, 1 gün Nara'ya gittim, 2 gün Kyoto'yu gezdim kalan günlerimi Tokyo'da geçirdim. Japonya'nın kuzeyini çok merak ediyordum ama bir sabah tren istasyonunda kuzeye kayak yapmaya giden gençleri görünce vazgeçtim. Sizin kadar olmasa da benim de epey ülke gezmişliğim vardır, açık söylemek gerekirse Japonya'ya doyamadım ucuz bilet bulabilirsem hiç tereddüt etmem hemen tekrar giderim. Gezim öncesi sizin teşvik edici yazılarınızdan çok faydalandım tekrar tekrar teşekkürler, selamlar. Merhaba Ali Bey. Japonya seyahat bilgileri için çok teşekkürler. Japonya'nın aşırı pahalı olduğu, gidilemeyecek kadar pahalı olduğu söylentisinin bir efsane olduğunu ben de 1 aylık seyahatimin başında anladım ve şaşırdım. Normal lokantalarda 3 kap lezzetli yemekleri 25 liraya, birkaç kez de lüks restoranlarda 50-60 liraya yedim. Japonya gezinizin günlerini gayet verimli planlamışsınız, sevindim. Kyoto bir başka, ben de çok sevdim. Kuzeye ben de gitmedim, kışın güzel diyorlar. kayak yapmaya giden gençleri görünce soğuk nedeniyle mi vazgeçtiniz? Japonya'ya ben de doyamadım, hiç ayrılmak istemedim. Katılıyorum, tekrar gidilir. Gezinizin toplam maliyeti ne kadar oldu. Bilgi verebilir misiniz. Ben de oğlumla gitmeyi planlıyorum. Merhaba. Japonya gezimin maliyeti 13.500 Türk Lirası oldu. Nelere ne kadar harcadığımın bilgileri bu yazımda var. Alper bey merhaba, öncelikle tecrübelerinizi paylaştığınız için teşekkürler. Biz kardeşimle is için 26 Mart 3 Nisan arası Tokyo'da olacağız. Narita havaalanından Tokyo'ya hangi ulaşım ekonomik olur? Yanıtınız için teşekkürler. Merhaba Esra Hanım. Narita Havalimanı'ndan Tokyo şehir merkezine gitmek için farklı seçenekler var. Tokyo dünyanın en büyük kenti ve tek bir merkezi yok. Örneğin Narita'dan Shinjuku'ya gitmek için en ucuz yol Keisei treni 1.230 Japon Yeni. Daha kolay yol ise Narita Express treni, bilet fiyatı 3.190 yen. Narita'dan Tokyo'ya en hızlı ve kolay gitmek için dolmuşların ücreti 6.180 yen. Narita'dan Asakusa'ya Keisei Access Express treniyle 1.290 yen ödeyerek gidebilirsiniz. Detaylı yanıtınız için çok teşekkürler. Biz Chiyoda-ku, Tokyo Kanda Matsunaga-cho bölgesinde olacağız, gezi için zamanımız olacağını pek sanmıyorum maalesef. Bu bölgede uygun pansiyon vb araştırdık ama fiyatlar inanılmaz, tatil zamanına denk geliyoruz maalesef. Tavsiyeleriniz için tekrar teşekkürler. Eyvah siz Japonya'da Sakura zamanına denk geliyorsunuz ne yazık ki! Korkunç pahalı olur. Kolaylık dilerim, iyi yolculuklar. Japonya Türk vatandaşlarından vize istemiyor, kolayca gidebilirsiniz. Japonya'ya vize yok. Turist olarak pasaportla rahatça giriş yapabilirsiniz. Merhaba. \"Ne kadar parayla gitmeliyim\" sorusuna karşılık rakam vermekten hep çekinirim, herkesin harcama tarzı ve beklentileri farklıdır. Japonya pahalı bir ülke ama kesinlikle dünyanın en pahalı ülkeleri arasında değil. Ayrıca siz çalışacağınız için bir gezginden daha az paraya ihtiyaç duyacaksınız. Günaydın. Ben de ikisi arasında bir tercih yaptım, Nara'yı seçtim ve bundan mutluyum. Tavsiye ederim. Bilgi için teşekkürler. Ben Japonya'ya en ucuz bileti Singapur Hava Yolundan buldum. Her gün 5 dakika biletleri taradım, sonunda şans yardım etti. 1-6 Haziranda 550 dolara uçak bileti buldum 4-5 gün için nasıl bir gezi progmanı tavsiye edersiniz? Yokohama Tokyo arası bi yerde havalimanı. Tokyo Havalimanı konusunda şanslısınız çünkü Haneda kente oldukça yakın olan havalimanı, uluslararası uçuşların yapıldığı Narita çok uzak. Dünyanın en büyük şehri Tokyo için 5 gün azken ben olsam başka yerlere gitmezdim. Ama madem zaman kısıtlı, bir kente daha gidilebilir. Ben hızlı trenle Kyoto'yu tavsiye ederim, çok güzel. 1 gece kalarak ya da yer değiştirmeyi tercih etmezseniz erken kalkıp günübirlik gezerek bile mümkün. Merhaba Alper Bey. Biz 2 yetişkin 1 çocuk (12 yaş) Japonya'da 1 hafta tatil yapmak istiyoruz. Merhaba. Japonya Gezi Rehberi yazımda 1 ayda ne kadar harcadığımı yazdım. Kapsül otel aile için 1 hafta rahat olmayabilir. Business otel denen sınıftaki uygun fiyatlı temiz otellere de bakın bence. Başkent Tokyo'da kalıp günübirlik gezmeyi düşünüyorsunuz hızlı trenler şart. Otobüslerle yolculuklar uzun sürüyor. Trenler çok pahalı, haftalık JR Pass almak gerekir, fiyatlar yazımda var. Uçak biletleri, tren kartları ve konaklama masraflarını topladıktan sonra üçünüz için günlük 300TL sayabilirsiniz. Cevabınız için teşekkürler. 14 günlük bir gezi olacak. 1 hafta kadar Osaka-Kyoto ve çevresinde, 2 gün Hiroşima-Fukuoka ve 5 gün de Tokyo'ya ayırmayı planladım. Harika. Koşuşturarak çok şehir görmek değil, sakince özümseyerek bir Japonya gezisi olacak. Çok seveceğinize neredeyse eminim. Dönüşte buraya izlenimlerinizi yazarsanız sevinirim. Ahmet bey selamlar, Osaka'da Dotonbori, Osaka Kalesi, Kyoto'da Fusimi İnari Tapınağı Tokyo'da Asakusa bölgesi ve Ueno Parkı'nda Şitamaçi Müzesi planınızda mutlaka olsun, ben geçen şubatta tek başıma gittim neredeyse tüm ülkeyi sırt çantamla turladım sorun yaşamadım, merak etmeyin keşke ucuz bilet bulsam da tekrar gitsem, iyi tatiller iyi gezmeler. Alper Bey merhaba, bilgiler için çok teşekkürler. Siz Koyasan mezarlığına gittiniz mi? Sevgiler. Açıkçası ilgimi çekti ama diğer önemli mekanlardan sıra gelecek mi emin değilim. Toplam 14 gün. 6 gün Tokyo, 3 gün Osaka, 5 gün Kyoto. Rica ederim. Keyifli bir Japonya seyahati dilerim. Merhaba. Alper bey Japonya'yı araç kiralayarak gezmek maliyet açısından mantıklı mı? Hangi şehre kaç gün yeter, tabii doğal güzellikleri de görmek için. Bilginiz varsa istirham edrim."} {"url": "https://celebialper.com/japonya-hakkinda-bilgi/", "text": "Japonya hakkında bilgi kaynağı olarak hazırladığım bu yazı aynı zamanda Japonya seyahatimin bir habercisi ve hazırlık çalışması. Japonya hakkında ilginç bilgiler içeren yazımda Japon kültürü, tarihi, giysileri, yemekleri, coğrafi özellikleri, iklimi, hava durumu, dini, gelenekleri, yaşamı, bayrağı, haritası, oyuncakları, ilginç, tuhaf ve komik uygulama, icat, adet ve davranışları, geyşalar, sumo güreşçileri, gezilecek noktalar ve daha birçok ilgi çekici bilgi var. Ülkenin Japonca adı Nihon, Nippon veya Nihon-koku, İngilizcesi Japan. Şimdi bakalım Japonya nasıl bir ülke. Bir Doğu Asya ülkesi olan Japonya, Büyük Okyanus'ta yer alıyor ve üç binden fazla adadan oluşuyor. Doğan güneşin ülkesi olarak da anılan Japonya'nın nüfusu 127 milyona yakın ve dünyanın onuncu en kalabalık ülkesi. Japonya adalarının en büyükleri Honşu, Hokkaido, Kyuşu ve Şikoku adaları ülkenin %97'sini oluşturuyor. En büyük şehri olan başkent Tokyo, Honshu adasındaki verimli ova üzerinde kurulu olup, 37.843.000 nüfusuyla dünyanın en büyük kenti. Japonya'nın ikinci büyük şehri ise Osaka. Diğer büyük şehirler; Kobe, Kyoto, Nagoya, Nijgata, Sapporo, Aomari ve Hiroşima. Japonya Anayasal monarşi ve parlamenter demokrasi ile yönetiliyor. Güneşin oğlu olarak adlandırılan imparatorların eski üstünlüğü ve gücü bugünkü modern çağda yok. Doğal afetler ülkesi Japonya'nın %70'i dağlardan oluşuyor; ayrıca ülkede 200'den fazla volkan var. Japonya'da her yıl ortalama 1500 deprem meydana geliyor. Japon adaları Pasifik Deprem Kuşağında yer aldığı için çok sık deprem ve tsunami görülüyor. 1923 Tokyo Depremi 140 binden fazla kişinin ölümüne yol açtı. Ülkede 108 aktif yanardağ var. En yüksek doğal afet yaşanma riskinin olduğu ülkelerden biri. Japonya'nın resmi dili Japonca, standart kabul edilebilen bir dil formuna sahip: Hyojungo veya kyotsugo. Bize oldukça karmaşık şekiller olarak görünen Japonca özel bir dil. Japon alfabesi ve hece yapısı yok, sözcüklerin hepsinin ayrı ayrı yazılışı var. Japonca bize Japonya kültürü hakkında bilgi de veriyor. Japonca yazıda, ikisi sadece ses karşılıkları olan, biri anlam ve ses karşılıkları olan, üç çeşit alfabe karışık kullanılıyor. Kanci olarak anılan harfler Japoncaya Çinceden geçmiş. Yazıda yoğun olarak kullanılıyor. Çoğu sözcük kanci ile yazılıyor. En sık kullanılan kancilerin sayısı 2,000 kadar ancak toplam sayıları 40,000'den fazla. Japon yazısında boşluklar yok; kanciler ve aradaki hiragana/katakana karakterleri kelimeleri ayırt etmek için yeterli. Japonca'da kanci kullanılmasının en büyük sebebi, sesdeş söcüklerin çokluğu. Sözcük anlamının genelden çıkarılamayacağı çok kısa yazılarda dahi kanciler sayesinde anlam kesin olarak belli oluyor. Genel olarak ılıman bir iklim görülen Japonya'da, ülkenin kuzey ve güney bölgeleri arasındaki iklim farkı yoğun. Güneyde tropik iklim özellikleri görülürken, kuzeyde uzun ve soğuk kışları olan soğuk ılıman iklim görülüyor. Japonya'da ortalama kış mevsimi sıcaklığı 5.1 C, ortalama yaz sıcaklığı ise 25.2 C. Ülke geneli yoğun yağış alıyor. Örneğin Yaz mevsiminde Temmuz ve Ağustos aylarında günün en yüksek ve gecenin en düşük sıcaklıkları Tokyo 30 ve 23 derece; Sapporo 25 ve 17 derece, Osaka, Fukuoko ve Naha 31 ve 25 derece oluyor. Yüksek yerler ve Hokkaido adası Yazın daha serin ve gezmek için daha rahat oluyor. Seyahat etmek için mevsimler ve hava durumu sıcaklık tablosu aşağıda. Doğu Asya'da 6.852 adadan oluşan adalar ülkesi olan Japonya'nın hiçbir ülke ile kara sınırı yok. Batısında Japon Denizi, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Güney Kore bulunuyor. Doğal kaynaklar açısından deniz ürünleri dışında zengin değil. Japonya adı Zipangu kelimesinden geliyor. Marko Polo, Jim-pen-kuo kelimesini yanlış olarak Zipangu diye söylemiş ve bu isim Batı'da yerleşmiş. Jim-pen-kuo kelimesi Çince \"güneşin doğduğu ülke\" anlamına geliyor. Japon bayrağı da bu isimden doğmuş: beyaz bir yüzey üzerinde ışık saçmayan kırmızı bir yuvarlak. bu bayrak beyaz gökyüzünde güneşin bütün ihtişamıyla doğuşunu anlatıyor. Japonlar çiçeğe çok önem veriyorlar. Japon kadınlarının çoğu çiçek yetiştirme ve bakımını öğrenmek için özel okullara gidiyor. Japonya'da çiçekleri vazoya yerleştirmek bile bir sanat sayılıyor. Evinin bahçesinde çiçek yetiştirmeyen Japon neredeyse yok. Çiçek açma mevsimi olan ilkbaharda festivaller düzenleniyor ve bahçeler renkli fenerlerle süsleniyor. Japonya kültürü sadeliğe dayanıyor. Genelde kısa boylu olan Japonların evleri de alçak tavanlı ve sade yapılı. Odalar birbirinden kalın duvarlar ve kapılarla ayrılmaz. Shoji adlı paravanalar, kapı ve duvar görevi görür. Odalarda çok az eşya bulunur. uyumak için karyola kullanmaz, yerde yatarlar. Sade ve gösterişsiz yaşayan Japonlar, uyumlu ve sakin bir yaşam sürerler. Japonlar gelenek ve göreneklerine çok bağlılar. Büyük şehirler dışında yaşayan halk eski yaşam tarzını sürdürür. Büyük şehirlerde yaşayan Japonlar özellikle II. Dünya Savaşı'ndan sonra Batılı modern yaşamı benimsediler. Japonlar uzun yıllar boyunca ülke olarak kendilerini dışa kapayarak geleneklerini devam ettirdiler. Ancak 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Batılılaşma hareketleri Japonların yaşam ve giyim tarzına da yansıdı. Yine de geleneklerini yaşatmaya devam ediyorlar. Yılbaşı, evlilik, bayram, mezuniyet gibi özel günlerde kimono giymeye devam ediyorlar. Sadece kadınlar değil erkekler de kimono giyiyor. Evlenirken gelin ve damat siyah kimono giyiyor. Kimonoyu giymek çok zor olduğundan kadınlar bunun için özel ders alıyorlar. Japon kültüründe tarihi bir yeri olan geleneksel dansçı ve şarkıcı kadınlar olan Geyşalar, Japonya'da on yedinci yüzyıldan bu yana eğlence hayatında erkek müşterilere şarkı, dans, çay, yemek, sohbet ve oyunlar ile eşlik ediyorlar. Haklarındaki bugünkü algı farklı olsa da, aslında onlar sanat, müzik ve dans konularında katı bir eğitim sürecinden geçiyorlar. 1920'lerde 80 bin civarında olan geyşaların sayısı 1980'lere gelindiğinde kültürel değişim ile 10 binlere kadar geriledi. Birbirinden değişik ipek kimonolar, alımlı beyaz makyaj, ilginç aksesuarlar ve aldıkları eğitim ile Japon kültürünün önde gelen unsurları arasında yer alan geyşaların sayısı bugün 1000 civarında. Geyşa kostümleri genellikle saten ve ipekten yapılır, altın ya da gümüş varaklarla süslenir. Kullandıkları aksesuarlar ise genellikle kağıt, bambu ve ipekten el yapımı. Kullandıkları takma saç ve peruklar gerçek insan saçından. Japonya'da evlat edinilen kişiler çocuk değil, %98 oranında 20-30 yaş arası yetişkinler. Yüzlerce yıllık geleneğe göre aile işletmeleri genç yöneticilerini evlat edinip aile şirketi kuruluşlar olarak çalışıyorlar, yani patronlar çalışanlarını evlat ediniyor. Geleneksel olarak para ve servet ailedeki erkekler yoluyla aktarılıyor. Ailede kan bağı olan erkek çocuk yoksa yasaya göre evlat edinilen çocuk aile soy ismini, işletmeyi ele alabiliyor ve ailenin reisi ölünce servetin sahibi oluyor. Günümüzde bu evlat edinmelerde görücü usulü evlilik yoluyla ailenin kızıyla evlendirilen erkek eşinin soy adını alıyor. Sumo güreşi, Japonya'da tarihi geleneklere ve töreye dayanan geleneksel bir güreş türü. \"Sumo\" kelimesi \"zarar vermeyecek biçimde karşılıklı çarpışma\" anlamına geliyor. Japoncadaki Sumo, \"kendini savunmak\" anlamındaki \"sumafu\" sözcüğünden geliyor. Japon tarihinin en önemli kültürel sporlarından biri olan Sumo güreşi sadece Japonya'da değil, dünyanın dört bir yanından insanların takip ettiği oldukça popüler bir güreş türü. Japonya'da çok eski dönemlerden beri yapıldığı bilenen Sumo güreşi, törenin ve geleneklerin ön planda olduğu bir seremoni. Japon halkının derin saygı duyduğu Sumo güreşçileri Japonya'da oldukça önemli bir sosyal konuma sahipler. Bir tür güreş olan Sumo, Japonya'nın milli sporu. Sumo güreşçilerinin bellerinde bulunan renkli kuşaklar ve güreşçilerin \"oicho\" denilen farklı saç stilleri Japonya'nın eski zamanlarına ait görüntüleri anımsatıyor. Günümüzde Sumo, geleneksel uygulamaların büyük çoğunluğunun hala muhafaza edildiği bir spor dalı. Örneğin güreş, eskiden olduğu gibi \"dohyo\" olarak adlandırılan ve \"tatami\" ile kaplı, yerden yüksekte bulunan bir ringde yapılıyor. Ayrıca güreşçilerin derecelendirilme yöntemleri hala değişmemiş olup, törenler Shinto dini esaslarına göre yapılıyor. Sumo güreşçileri, şişmanlamak için Chankonabe adlı bir yahni yiyorlar. Bu yemek dashi adı verilen bir çorba ya da tavuk suyuna çorbaya sake veya mirin eklenmesiyle yapılıyor. Yemeğin belli bir tarifi yok, içine tavuk veya balık koyularak yapılabiliyor. Çok sağlıklı bir yemek olarak kabul edilen Chankonabe, protein açısından çok zengin ve kalori alımını artırmak için bira ve pirinç ile birlikte yeniyor. Japonya giysileri deyince aklımıza doğal olarak kimono geliyor. Eskiden Japon toplumunda günlük olarak giyilen pahalı bir ipek kıyafet idi. Ancak kimono giymek zor bir iş. Çünkü belli ritüel ve giyim tarzının düzgün bir biçimde yapılması önemli. Günümüzde ise festival, tören ve kültürel etkinlikler dışında fazla kullanılmıyor. Geleneksel Japon kıyafetleri arasında Yukata, Obi, Hakama, Furisode, Happi, Nagajuban, Tabi, Jikatabi, Geta, Zori, Uçikake, Okobo, Hiyoko ve Fundoşi de var. Modern yaşamda Japon gençleri ilginç kıyafetler giyiyor. Tokyo'nun Harajuku semtinde Gothic Lolita girls, Black Lolita, Sweet Lolita, Classical Lolita girls olarak adlandırılan genç kızların giyimlerinde tercih ettikleri Lolita akımı, Japon kökenli bir moda alt kültürü. Gothic Lolita adlı Japonya giysileri koyu renkli kıyafetlerden oluşuyor ve koyu renk makyaj yapılıyor. Ülke halkının çoğunluğu ateist olup, Japonya dini Şintoizm M. Ö. VII. yüzyılda ortaya çıkmış geleneksel bir inanç. Ülkeye daha sonra, M. S. VI. yüzyılda Budizm girer. Bu iki din yüzyıllarca mücadele eder. Fakat diğer dinlerde olduğu gibi ayrım yok. Nikah törenini Şintoizm tarzıyla yapan bir kişinin ölüm töreni Budizm tarzıyla yapılabilir. Günümüzde Japonya dini açıdan dünyanın en az inançlı nüfus oranına sahip ülkelerden biri. Japon dini Şintoizm resmi bir inanç sitemi olmayan, diğer dinlere karşı tamamen hoşgörülü, ulusal ve doğaya tapılan bir inanç. Baba Gök Tanrı ile Ana Yer Tanrı tüm Japon adalarını ve diğer doğa tanrılarını doğurmuşlardır. Dünyanın en ilginç ülkelerinden Japonya beni bekliyor. Bakın neler var. Japonya hakkında bilgi notları devam ediyor. Hashima adası dev bir savaş gemisine benzemesinden ötürü Gunkanjima \"Battleship Island\" olarak da anılıyor. Ada Japonya'nın güneyinde, Kyushu adasının güneybatısında yer alıyor. Nagasaki sahilinden 15 kilometre uzaklıkta. Ada aslında minik bir şehir kadar bile değil ancak 1887 yılında adada kömür madeninin bulunması ile göç almaya başlıyor ve bu verimli kömür madenlerinde çalışan işçiler, aileleri, pazar yeri, hastane, oyun parkları, sinema derken adanın nüfusu 5.300'e çıkarak dünya üzerinde en yüksek nüfus yoğunluklu yerleşim yeri rekorunu kazanıyor. 61.000 metre kare adada 1940'larda yıllık kömür üretimi 410.000 tona kadar yükseliyor. 1800'lerin sonu Japonya'da endüstrileşmenin en yoğunluklu yaşandığı dönemler. Hashima'dan çıkan kaliteli kömür, adanın kısa sürede Mitsubishi tarafından satın alınmasını sağlıyor. 1890'dan itibaren tamamen Mitsubishi tarafından işletilen maden ocakları deniz altında 1100 metreye kadar iniyor. Ada tayfunlardan ve tsunamilerden etkilenmesin diye etrafı yüksek beton duvarlarla çevriliyor. Hatta dünyanın ilk betonarme binası bu adada yapılıyor ve 9 katlı. Ada halkının nüfusu artarken dünyada kömür enerjisi yerini petrole bırakıyor. 1960'larda Japonya sanayinde kullanılan enerji tamamen petrol merkezli hale dönüşüyor. Petrolün enerji pazarına hakimiyeti adanın sonunu hazırlıyor ve Mitsubishi 1974'de madeni kapatıyor. Adada yapacak iş bulamayan sakinler çamaşır makinelerini, koltuklarını, oyuncaklarını ve her şeylerini geride bırakıp adayı terk ediyorlar. 1974'de nüfusu sıfıra inen Hashima adası o zamandan beri hayalet şehir. Gitmeye çalışacağım. Herhangi bir silah kullanmaksızın tek bir balıktan 30 kişiye birer lokma tattırarak hepsini öbür dünyaya göndermenin mümkün olduğunu biliyor muydunuz? Bu ölümcül balığın adı 'fugu' ve Japoncada balon balığı anlamına geliyor. Derisi ve iç organlarında öldürücü bir zehir yer alan fugu aynı zamanda bu ülkede yenebilecek en tehlikeli yemek. Özel fugu restoranında sofraya oturan gurmeler, aşçının küçük bir hata yapması halinde, bunun yaşamlarının son yemeği olabileceğini gayet iyi biliyorlar. İşin ilginç yanı, buna rağmen her yıl fugu balığı tatmak isteyenlerin sayısı hızla artmaya devam ediyor. Fugu yemeğinin tarihi, Japonya'da zehirlenme sonucu ölümlerin tarihi kadar eski. İstatistikler 1887-1978 arasında tam 6 bin 925, başka deyişle, her yıl ortalama 75 kişinin fugu yedikten sonra zehirlenerek öldüklerini gösteriyor. Özellikle ölüm olayları çoğaldığında fugu'nun satışı ve yenmesi engellenmeye çalışılmış ama başarılamamış. Üstelik yasaklama çabaları bu öldürücü yemeği daha da ilginç kılmış. Japonya'da lokanta, kafe, bar, taksi ve her türlü hizmette bahşiş alışkanlığı yok, hatta rahatsız edici bir durum. Hizmetin bedeli fiyata dahildir, ayrıca bahşiş verilmez. Yurt dışında eşyalar, güvenlik, pasaport, bilet, para, banka kartı, telefon kullanımı. Japonya Para Birimi Japon Yeni kısaca JPY olarak yazılıyor, sembolü ¥. 1 Amerikan Doları 110 Japon Yeni, 1 avro 125 Japon Yeni, 1 Türk Lirası 31 Japon Yeni ediyor. Tabii parasının değerinin düşük olması ucuz algısı yaratmasın, çok pahalı bir ülke. 1000 yen, 2000 yen, 5000 yen ve 10000 yen kağıt para yani banknotlar; 1, 5, 10, 50, 100, 500 yen metal paralar var. Metro istasyonlarında kısa etek giyen kızları gizlice görüntüleme şeklindeki tacize rastlanıyor. Bu terbiyesizlik işin cep telefonlarında gizlice görüntüleme uygulamaları geliştirilmesine kadar varmış. Hitachi, Sony, Toshiba, Panasonic gibi büyük şirketler bile işten çıkarmak istedikleri çalışanlarını kıdem tazminatı ödemeden yıldırmak için düzmece ve sıkıcı işler yüklü bilgisayar bulunan penceresiz bir odaya kapatıp bunaltarak kendilerini istifaya zorluyor. Yaşam kalitesi en yüksek ülkeler arasında yer alan Japonya'da böyle bir uygulamanın olması üzücü. Japon devlet okullarında temizlik görevlisi çalıştırılmıyor. Japon eğitim sistemine göre öğrencilerin okulu temizlemeleri onlara saygı ve sorumluluk eğitimi kazandırıyor. Öğrencilerin okulun temizliğinden sorumlu olmalarının hademe ve hizmetçilere yüksekten bakmalarını engellediği söyleniyor. Şehirlerde metrolar öyle kalabalık oluyor ki yolcuları vagonlara iten oshiya adlı itici görevliler var. Hikikomori anlamı \"içeri çekilme, elini ayağını çekme\" olan Japonca bir sözcük. Münzevi, yetişkin ve ergen bireylerin kendilerini sosyal yaşamdan soyutlayıp evlerinde yalnızlığa kapanmaları durumu ülkede yaygın. Bir hastalık olarak kabul edilen bu durum, bütün günlerini odalarında geçiren gençler için kullanılıyor. Müzik dinlemek, internette dolaşmak, uyumak dışında bir işle uğraşmayan gençlerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Günümüzde Japonya'da bu konu ile ilgili kitaplar dahi çıkıyor. Önceden depresyon, kişilik bozukluğu ya da bir tür şizofreni sanılan hikikomori, artık ayrı bir kategoride ele alınan bir psikolojik sorun. Bir tren 5 dakika bile gecikse, kondüktör gecikme için özür diliyor ve demir yolu şirketi bir gecikme belgesi hazırlıyor. Bir tren bir saat gecikecek olursa, bu olay gazetelerde haber olarak yer alıyor. Japonlar sadece bilim ve teknolojideki ilerlemeleri ile değil, günlük yaşama dair garip ve komik buluşları ile de gündeme gelen bir halk. Japonlar çocuklar için Rus ruleti yapmış, adı Kaba Kik. Oyuncu silahı kafasına dayayıp tetiği çekiyor, Koca plastik mermi kafasına patlamazsa puan kazanıyor, patlayan çocuk kaybediyor. Zararlı bir oyuncak. Ev kiralarının ve otel fiyatlarının aşırı pahalı olduğu Tokyo ve Kyoto şehirlerinde başlayan kapsül oteller iyimser yaklaşımla kabin, kötümser bakışla mezar gibi. Çoğunda 1 saat ortak salonda dinlenme, 7 saat kapsülde uyku, 1 saat duş şeklinde 9 saat kalınabilen ucuz konaklama seçeneği. CouchSurfing ağıyla ücretsiz kalacak yer bulamadığım şehirlerde ben de buralarda kalmayı düşünüyorum. Hamburger ekmeği yerine soslu kızarmış iki parça tavuk etinin arasında gouda peyniri, çedar peyniri, bacon ve mayonez. Japon icadı. Silikon ağızlığı takarak günde üç dakika sesli harfleri söylemek, yüzdeki kırışıklık ve sarkmaları gideriyormuş. Tuhaf Japon icatları. İki erkek vatandaş, silikon kız arkadaşlarıyla piknikte. Ülkede Michael Jackson eriştesi Moonwalk Udon ve Obama eriştesi çeşitleri var. Trafik sorun değil, size bişey olmasın. Japonlar çok çalışkan insanlar, geceleri az uyuyup çok çalıştıkları için birçok işveren çalışanlarının daha iyi performans göstermeleri için iş yerinde uyumalarını teşvik ediyor. Bu bir çalışkanlık göstergesi olarak görülüp terfi bile getirebiliyor. Uyur taklidi yapanlar da varmış diye duydum. Örneğin Kit Kat sadece klasik çikolatalı gofret değil, ülkeye özel soya soslu, yeşil çaylı, siyah çaylı, mısırlı ve çilekli ürünler de sunuyor. Konulu Japon cipsleri. Basketbol cipsi, taş atan cipsi anladım da, ölü cipsi tuhaf. Normal dünyada hizasız dişler istenmezken, Japonya'da kadınlar tersini yapabiliyor. Estetik ameliyatla köpek dişlerini diş telleriyle dışa doğru çektirip normalden daha azı dişi gibi olmalarını istiyorlar, buna yaeba deniyor. Ünlüler ve pop yıldızları öncülük ediyor. İşlem 400 Amerikan Doları tutuyor. Bazı klinikler yapay protezle bu görüntüyü sağlayabiliyorlar. Tasarımcı Mayasa Hashimoto bağcıksız, ayağa sarılarak giyilen ayakkabı icat etti. Araba otomattan satın alınacak kadar bol. Sıcakta serin serin çalışırım, Kışın ısınırım. Yoksa yastıklı şapka mı? Her yerde uyumaya hazır bir Japon. Yürüyüşün sonunda sadece mesafeyi ve yakılan kaloriyi değil, taksiyle gidilseydi kaç para tutacağını da gösteren akıllı Japon icadı. Mutfakta soğan soyarken gözyaşlarını kurutmak için tasarlanmış müthiş Japon buluşu. Çok daha iyi duyarım, Japonum ben. Tokyo Büyükşehir Belediyesinin dev hizmeti. Sağdakinin üzerinde \"Lütfen beni....... istasyonunda uyandırın yazıyor, boşluğu doldurup keyfine bakıyorsun. Yorgun öğrenciler için kitap şeklinde yastık. Yalnız Japonya kadınları için erkek kucağı ve kolu. Yalnız erkekler için kadın dizi. Hizamakura Lap Pillow. Japonsa neden olmasın? Babanın da hakkı yavrusuna süt vermek. Çocuk silsin işte bütün gün yerleri, ben de dizi izleyeyim. Japon takımadalarına, ilk olarak adaların hala Asya kıtasının bir parçası olduğu dönemde, on binlerce yıl önce yerleşilmişti. Arkeolojik araştırmalar yontma taş devrinde takımadalarda yaşayan insanların temelde avcılık ve toplayıcılıkla geçindiklerini ortaya çıkardı. Cilalı taş devrinde zarif taş aletler yapılmış, ok ve yay kullanılarak ileri avlanma teknikleri geliştirilmiş ve yemek pişirmek ve saklamak için toprak kaplar üretilmiş. Jomon stili kaplar nedeniyle, MÖ. 8 bin ile MÖ. 300 yılları arasındaki dönem Jomon dönemi olarak adlandırılıyor. MÖ 300 yıllarında Asya kıtasından tarım, basit pirinç ekimi ve metal işçiliği teknikleri gelir. Japonya'da yaşayanlar tarımsal üretimi artırmak için günlük yaşamlarında tarım aletleri ve demir silahlar, ayrıca dini ayinler için bronz kılıçlar ve aynalar kullanırlar. Bu dönemde iş bölümü, yöneten ve yönetilenler arasındaki ayrılığı derinleştirir ve ülkede pek çok küçük devlet kurlur. MÖ 300 ile MS 300 yılları arasına rastlayan ve çömlekçi çarkında seramiklerin üretildiği döneme Yayoi dönemi denir. Japonya'nın ilk sakinlerinin Doğu Asya ve Güney Pasifik adalarından gelen göçmenler olduğu sanılıyor. Japon halkının atalarının şimdi Yamato ırkı diye bilinen ve M. S. 3 ve 4. asırda savaşçı kabileler ve klanlar üzerinde giderek üstünlük kuran aynı ırka ait insanlar olduğu zannediliyor. Dördüncü yüzyılın sonunda Japonya ve Kore Yarımadasındaki krallıklar arasında temas kurulur. Bu tarihten sonra Japonya'da Çin kültürü etkileri görülür. Önce Konfüçyüs dini ve sonra Budizm, Hindistan, Çin, Kore yoluyla 538 yılında buraya gelir. Ülkenin ilk ve devamlı hükumet merkezi 8. yüzyılın başında Nara'da kurulur. 710 ile 784 yılları arasında 74 sene bu imparatorluk devam eder. 794 yılında ise Kyoto'da yeni bir hükumet merkezi kurulur. Burası bin yıl kadar imparatorun oturduğu yer olur. Başkentin Kyoto'ya taşınması, 1192 yılına kadar devam etmiş olan Heian devrinin başlangıcı olur. Daha sonra Japonya tarihi için önemli dönüm noktaları olarak 1185 Danoura Savaşı ve Minamotolar yönetimi, Shogun denilen askeri liderler idaresi altında yedi asırlık bir feodal hakimiyet devrinin başlaması, 1213 yılı Hogolar askeri idaresinin başlangıcı, Moğolların 1274 ve 1281 saldırıları, 1338 yılında Ashikaga Takauji'nin Kyoto'da kurduğu 240 yıl süren askeri yönetim, on altıncı yüzyılda Avrupalıların ülkeye ayak basması, Japon liderlerin Hristiyanlığın ve batı düşüncelerinin Japonya için zararlı olacağına inandıkları için Hollanda ve Çin tüccarı hariç bütün yabancıların Japonya'ya girişini yasaklaması, 1853 yılında Amerikalı Komodor Matthev C. Perry'nin dört gemili donanmasıyla Tokyo Körfezine girmesi ve ertesi yıl tekrar Japonya'ya gelerek, Japonları kendi ülkesiyle bir dostluk anlaşması imzalamaya ikna etmesi sayılabilir. Tokogaua Shogun derebeylik sisteminin 1867 yılında yıkılmasıyla ve 1868 yılında Meigi döneminin tekrar teşkilatlanmasıyla bütün hakimiyet yeniden imparatorun eline geçer ve ülke hızla gelişip modernleşir. Japonya 1894-1895 yıllarında Çinlilerle, 1904 ve 1905 yıllarında da Ruslarla savaşır ve her iki savaşı da kazanır. II. Dünya Savaşı'nda Almanya ve İtalya ile birlikte savaşan Japonya 7 Aralık 1941'de ABD donanmasını yok eder. Amerikan uçaklarının 6 Ağustos 1945'te Hiroshima ve 9 Ağustosta Nagasaki'ye attıkları atom bombalarının ardından 14 Ağustosta kayıtsız şartsız teslim olur. Aşağıdaki fotoğrafta atom bombası ile yaralanıp hayatta kalan zavallı halkın çaresizce nehre girişini görüyorsunuz. Ülke 1952 yılında bağımsızlığını kazanır. Bağımsızlığını kazandıktan sonra büyük bir ekonomik gelişme ile bugünkü refah düzeyine ulaşmış ve teknik ve bilimde çok ileri gitmiş olan Japonya, hemen hemen bütün dünya pazarlarını ele geçirmiş bir devlet. Liberaller İkinci Dünya Savaşından bu yana iktidarda. 1926'da tahta geçen İmparator Hirohito, 7 Ocak 1989'da öldü. Yerine büyük oğlu Prens Akihito tahta geçti ve 1990 Kasım ayında taç giydi. 4.2 trilyon dolar GSYİH ile ABD ve Çin'in ardından dünyanın en büyük üçüncü ekonomisi Japonya. İkinci Dünya Savaşı sırasında büyük yara alan ekonomisi 1960 1980 yılları arasında çok hızlı şekilde büyüdü ve dünyanın en büyük ekonomilerinden biri oldu. Gıda, fosil yakıt, makine, kimyasal, tekstil ve ham madde ülkenin en büyük ithalat maddelerinden; motorlu araçlar, elektronik ürünler, makine, çelik, gemi, kimya, tekstil ve işlenmiş gıda ülkenin başlıca ihracat ürünleri. Dünya balıkçılığının yüzde on beşi Japonya tarafından gerçekleştiriliyor. 65,9 milyon kişilik bir iş gücü var, işsizlik oranı yüzde üç civarında. En büyük ticaret ortakları Çin, ABD ve Güney Kore. Japonya nüfusu azalan bir ülke. 2008 yılında 127.080.000 kişiyle en yüksek değerine ulaşan ülke nüfusu bu yıldan itibaren azalıyor ve bugün 126 milyon 400 bin civarında. Japonya topraklarının yüzde 73'ü tarım, sanayi veya yerleşim alanı olarak kullanılmaya uygun değil. Nüfus, çok yoğun bir şekilde dar olan kullanılabilir alanlara toplanmış, bu nedenle Japonya dünyanın en yüksek nüfus yoğunluğu bulunan alanlarına sahip. Nüfusun yüzde 80'i en büyük ada olan Honshu adasında yaşıyor. Kültür ve dil açısından homojen bir toplum olan Japonya'nın yüzde 98,5'i etnik olarak Japon, diğerleri ise ağırlıklı olarak Kore ve Çin kökenli. 83.5 ile dünyanın en yüksek ikinci ortalama ömür beklentisine sahip ülkesi. Yaşlı bir nüfusa sahip ülkenin yaklaşık yüzde 25'i 65 yaşının üzerinde. Ülkede yüksek bir intihar oranı var ve her yıl yaklaşık 30 bin kişi intihar ediyor. Japonya seyahat planımı henüz yapmadım, şimdilik aşağıdaki şehirleri içeren bağımsız bir Japonya turu düşünüyorum. Ülke hakkında bildiklerimin hepsi yukarıda. Japonya gezisi için kent, mekan, yemek, ziyaret önerilerinizi bu yazımın altına yorum olarak yazmanızı rica ediyorum. 15-27 Mayıs arası çok değerli bir Japon abimle Japonya'daydım. Çok çok iyi bir deneyimdi. Epey tecrübeniz var fakat Japonya çok özel gelecektir hocam size muhtemelen. 1- Ucuz iş gücünü genellikle Çinliler karşılıyor. Cafe/Lokantalardaki garsonlar, mağazalardaki personeller genellikle Çinli gençlerden oluşuyor. Her çekik gözlüyü Japon sanmayın. Tıkandığınız, yahut çaresiz kaldığınız bir durum olursa Kyoto'da bar işleten Diyarbakırlı bir abiyle irtibata geçerim buradan sizin için. Muhakkak bir önerisi olacaktır. Bahsettiğiniz Mahmutpaşa benzeri yer Ameyoko olabilir. Bir ay bile olsa Japonya'ya az gelebilir. Benim tavsiyem Fuji çevresini mutlaka gezmeniz. Kawaguchiko ile ilgili bir yazım var, inceleyin isterseniz. Japonya bilgileri ve seyahat önerileri için teşekkürler. Önümüzdeki 10 gün gezim üzerinde çalışmalıyım, şu anda plan sıfır. Tüm gezilerimden önce sizin sitenizi ve sandaletli seyyahı okumadan yola çıkmam, biraz borcumu odemek istiyorum. Japonya'ya 3 kere gittim ama yine de her şeyi çok iyi bilirim diyemem zor bir ülkedir. 1. Tüm japon yemeklerini internetten araştırıp öğrenip gitmelisiniz. Dışarıdaki tabelası ve içeri girince önünüze getirilen menu kanjidir ve garson ingilizce asla bilmez. 2. Tokyo'da bir metro istasyonundan diğerine giden farklı metro şirketleri vardır, fiyatları ve gidiş süreleri farklıdır. Pasmo kart alın içini doldurun, danışmadan yardım isteyin en ucuz gidişi öğrenin. Ilk binişte ve inince kart okutulur, mesafeye göre ücret alınır. 3. Tokyo'da Shinjuku'da kalmaya çalışın 24 saat yaşar hiç sıkılmazsiniz. 4. Yaninizda yen götürün, döviz bürosu yoktur. Döviz de ATM'de alınır satılır. 5. Family Mart ve Lawson marketler her yerde vardır ve 24 saat açıktır, tüm ihtiyaçları karşılar. 6. Japonya Temmuz ve Ağustosta inanılmaz berbat sıcaktir, sakin gitmeyin. Sakura zamanı zaten pahali olan oteller evrim geçirir. 7. Kyoto'ya ne kadar da çok zaman ayırsaniz da tapinaklari bitirmezsiniz, seçimi doğru yapmalısınız. Fusimi inari, Nijo castle, altın ve gümüş tapinaklari, Ryoan-ji, Nanzen-ji mutlaka gorulmeli. 8. Kyoto'da 9hours capsule otel mukemmeldir. 9. Mermi trenler için önceden bilet almaya gerek yoktur, 4-5 dakikada bir Tokyo'dan Osaka'ya tren vardır. Şöyle soyleyeyim saat 10.00da Tokya stationa gittiniz, 4-8-14 ve 19 geçe tren var diyelim 14 ya da 19 geceye bilet alın, Peronu bulmak epey vakit alır. 10. Yokohama haritanızda işaretli değil bence gitmelisiniz. Liman bölgesi ve Çin Mahallesi gezilmeli. Yarım gün yeter. Emrah Bey Japonya hakkında bilgiler için çok teşekkürler. Ben de yazın sıcak diye çekiniyordum ama 3 defa yazın giden bir arkadaşım ve yine yazın giden bir blog okurum rahatsız edici bir sıcak olmadığını söyledi. İstatistikler gündüz en yüksek 30 derece diyor. Umarım aşırı sıcak olmaz. Bende bugünlerde seni arayacaktım sevgili Elçin. 🙂 Çok az zamanım kaldı ve şu anda Japonya planım sıfır aşamasında. Kapsül otel şart! Sevgiler. Ben Tokyo'yu çok sevenlerden değilim ancak Tokyo'nun biraz daha alternatif sayılan Meguro mahallesi insana kedisini Tokyo içinde Kyoto'da gibi hissettirebiliyor. Temmuz ortası gidiyorum. Teşekkür ederim bilgiler için. Ben seyahatimin 1 haftasını Okinawa'ya ayırmıştım. Umarım bir dahaki sefere siz de o cenneti görme imkanı bulursunuz. Selamlar tekrardan Sıcağı için biraz İstanbul-Antalya arası diyebilirim ama hiç gözünüz korkmasın. Japonlar gibi açın şemsiyenizi, gezin doyasıya. Bahsettiğim turizm bürosu Tokyo'da Asakusa bölgesinde. Hem Sensoji Tapınağı hem de Tokyo Tower bu bölgede olduğundan mutlaka yolunuz düşecektir. Gps'te yeri çıkıyor. Ben aynı zamanda Asakusa'da 'Capsule Hotel Asakusa Riverside' da 2 gece kaldım kapsül deneyimlemek için. En ucuzu oydu o dönemde. Kapsüller biraz eski ama keyifliydi. Doğrusu ben kapsül konaklamasını çok sevdim ve daha sonraki seyahatim Tayvan'da da sık sık kapsüllerde kaldım. 100 yen suşiciler oldukça yaygın Japonya'da. Tabakta çeşidine göre 2, 4 veya 6 adet suşi oluyor. Yürüyen bant sistemi var. Bantlardan seçip almak veya ekrandan sipariş vermek bile çok keyifli. Bulduğunuz zaman dalın içeri Suşiyle aranız nasıl bilmiyorum ama en kötü çorba içer, tempura dedikleri sebze kızartmalarından yer, bedavaya doyasıya yeşil çay içersiniz. Bahsettiğim kapsül otelin gecesi 20-25 usd civarıydı. Zaten o fiyatların altında hostel yok. Eşyalarınızı dolaba kitliyorsunuz. Sanırım anahtar veriliyordu dolap için. Tayvan'da kaldıklarımda kapsülün kapısı da kitleniyordu ama bunda sadece stor gibi perde iniyordu. Dediğim gibi biraz eskiydi. Bir de banyosu ayrı duşlar şeklinde değil hamam gibi toplu yıkanılan bir alandı. Tahmin edebiliyorum, Japonya pahalı bir ülke. Ah, tütsülü tatları pek severim, sanırım seared salmon cheese tam benlik. 🙂 Tüm Japonya önerilerinize açığım. Rotanızdaki bildiğim noktalar ile ilgili yorum yapayım, Tokyo 5 gün yeterli olur ama Kyoto 3 gün bana yetmemişti. Ordan çok keyif alacağınıza emin olun. Belki 1 gün fazladan eklersiniz durumunuza göre ya da biraz yoğun bir program gerekebilir. Nara, Kobe gibi yerleri eklememişsiniz. Kobe'de bir şey yok belki ama Nara'ya gitmelisiniz. Osaka'dan günübirlik gidilebilir. Sanırım siz de öyle düşündünüz veya belki de atlamışsanız diye hatırlatma yapayım dedim. Japonya seyahat önerileri için çok teşekkürler. Nara günübirlik olur diye rastlamıştım ben de bir yerde. Japonya toplu tren bileti Rail Pass şehir içinde de geçiyor mu? Yani Tokyo'da 5 gün kalacağıma göre 2 haftalık alıp son 4 gün için ayrıca bilet mi almam, yoksa 3 haftalık Pass mı almam mantıklı olur? Bu arada Nagazaki-Kanazawa uzun yol, onu kapsaması şart, 2 haf talık alırsam son güne denk geliyor. Merhaba Alper Bey, şahsen ben rail pass biletine hiç girmedim uzun kalmamdan dolayı. Henüz bilgi veren çıkmamış, ben bildiğim kadar yardımcı olayım. Şehir içinde de pass kartı kullanabilirsiniz ama tüm hatlarda geçmiyor. Japonya'da ulaşım hizmeti veren farklı birçok firma var. Sadece jr firmasının hattında kullanabilirsiniz bileti. Gitmeden önce bana cazip gelmemişti. JR hattını internetten bulursunuz sanırım. Oldukça kapsamlı sayılabilir. Ama mutlaka farklı hatları da kullanmak isteyebilirsiniz. Kredi kartı hiçbir yerde geçmiyor demek haksızlık olur. Tr'deki kadar yaygın değil desek daha doğru. Küçük işletmelerde kullanamazsınız. Döviz bürosu beni sıkıntıya sokmuştu. Tokyo'da çok zor bulduğumu hatırlıyorum. Diğer günlerde banka kartımla çekim yaptım. Family Mart marketlerin içindeki ATM hem komisyonu uygundu hem de sorunsuz para veriyordu. Komisyonu tam hatırlayamadım ama 300 yen gibi bir şeydi sanırım. Birkaç banka denersiniz belki ama sorun yaşayacağınızı sanmam. Sadece çoğu bankaları uluslararası anlaşmalı değil. Hayırlı olsun rail pass'iniz 🙂 Umarım memnun kalırsınız. 7Eleven'lar da ücretsiz internet bağlantısı var, ayrıca içlerindeki ATM'ler den MasterCard'la para çekilebiliyor. Hiç kimse bahsetmemiş Koyasan'ı.. Osaka'ya 3 saat mesafede, Budizm'in Japonya da başladığı yer. Çok sayıda hacı adayının yürüyerek gitmeye çalıştığı bir dağ kenti. Tapınaklar daha az turistik ve kentte otel yok tapınakta konaklamak tek çözüm. Bir de Takayama'ya çok yakın \"Alpine Route\" var. Bir günde geçilen yazı, kışı, baharı yaşatan bir güzergah. Çok detaylı bir yazı olmuş. Japonlar hakkında \"artık daha da çılgın bu insanlar\" diyebilirim. Yalnız kadınlar için erkek kolu, erkekler için hanımefendi kucağısı... Çok ilginç insanlar!!! Alper hocam dondunuz mu japonyadan. Yazi ve resimler ne zaman geliyor. Merhaba. Japonya'dan yakında döneceğim. İlk fırsatta yazacağım. İlginize teşekkürler. Üstad samuraylardan bahsetmemişsin. Onu da ben ekleyim. Samuray, eski Japonya'da soylu asker sınıfı için kullanılan bir terimdi. Samuray, eski Japoncada 'hizmet etmek' manasına gelen saburau kelimesinden türemiştir. Derebeylerin hizmetinde çiftçi ve savaşçı olarak çalışmışlardır. Japonya hakkında bilgi yazıma Samuray konusunda katkınız nedeniyle teşekkür ederim. Alper Bey, Japonya seyahatinizi bloğunuz ve Mide Lobisindeki paylaşımlarınızdan merakla izledim. 30 Ağustostan itibaren 10 gün Japonya'da olacağız. Otel hariç, orta halli yeme içme dahil kişi başı ortalama günlük harcamayı ne kadar düşünmemiz gerekir. Yanıtlayabilirseniz sevinirim. Merhaba Gülten Hanım. Japonya gezime ilginize teşekkür ederim. Ülke bizim gözümüzde büyüttüğümüz, sandığımız gibi dünyanın en pahalı ülkesi değilmiş meğer. Günlük veya haftalık olsun, harcama için rakam vermekten hep çekinirim, ancak fiyat verebilirim. Şehirler arası ulaşım otobüsle uygun ama yavaş, trenle hızlı ama çok pahalı. Seyahat edecekseniz Japon Rail JR Pass almak gerekir. Sade ve yerel bir lokantada 25 liraya birkaç kap lezzetli yemek, şık bir restoranda 30 liraya doyurucu bir kap, 60 liraya zengin bir akşam yemeği yiyebilirsiniz. Meşrubat ve su fiyatları bizden biraz daha yüksek, çok fazla değil. Müze, saray gibi turistik yerlerin giriş bilet fiyatları makul; 300 500 yen (10 15 TL) civarında, daha düşük olanlar da var. Alper Bey, Japon Rail Pass'ımızı aldık, bilgilendirici yanıtınız için çok teşekkür ederim. Bir haftalık aldık, ilk üç gün Tokyo'da açtırmamayı düşünüyoruz. Ben de en uzun olan 3 haftalık JR Pass aldım, Tokyo'da sekiz gün kaldığım için yetti. Normali yeter bence. Ben de gitmek istiyorum ya harika bir yere benziyor. SAKURA Kaç kez duydum bu kelimeyi. Kaç kez o fotoğraflara bakıp bakıp hayallere daldım. Kaç kez sırf bu ana şahit olabilmek için kendime söz verdim bir gün gidip göreceğim diye. Gittim. Ama göremedim. Çünkü Sakura, Türkçede kiraz çiçeği anlamına gelen, süs amacı ile yetişen ve 1 hafta ile 10 gün gibi kısa süre ömrü olan ve döneminin de bahar ayı olduğu, insana harika seyir zevki veren kısacık bir sürede görülebilen bir doğa olayıdır. Haklısınız Elif Hanım, Tokyo'dan başlayarak gittiğim Japonya kent ve kasabalarını yazmam gerekiyor, yakında zaman ayıracağım. 🙂 İlginize teşekkür ederim, sevgiler. japonlar hakkında birçok bilgi internette bulunuyor fakat araştırmalarım sonucu en detaylı anlatan web sitesi olarak sizlerle karşılaştım bilgilendirme ilginiz için teşekkürler. Merhaba. Tokyo'da iki havalimanı var. Biri Japonya'nın en büyük havalimanı olan Haneda kent merkezine daha yakın. Haneda Havaalanı'ndan şehir merkezine gitmek için bilet ücreti 490 Japon Yeni olan Monorail ile Hamamatsu-cho istasyonuna gidip sonra da 160 yen fiyatlı biletle JR Line trenine binerek Tokyo Station'a ulaşabilirsiniz. Diğer bir yol ise Haneda'dan Keikyu metro hattı (bilet ücreti 410 yen) ile Shinagawa istasyonuna, ardından JR Line ile (170 yen) kent merkezindeki Tokyo Station'a gitmek. Lüks seçenek Airport Limousine Bus var ama şehir merkezinde gideceğiniz yere göre ücreti 820 ile 1230 yen arasında değişiyor. Uçağınız Narita Havalimanı'na inerse JR Narita Airport Station'dan JR Narita Express ile 3020 yen ücretli biletle 53 dakikada Tokyo Station'a; 3190 yene 79 dakikada Shinjuku Station'a ulaşım sağlayabilirsiniz. Rapid Sobu Line hattı ile Tokyo Station 80 dakika sürer, fiyatı 1320 yen. Keisei Electric Railway elektrikli treni de var, 44 dakikada Ueno Station'a gidiyor ama bilet ücreti 2470 Japon Yeni. 1 haftalık Japonya turu için Tokyo'nun yanı sıra Kyoto'yu öneririm, hem günübirlik Nara, ve/veya günübirlik ya da 1 gün kalarak Osaka gezisi de mümkün olur."} {"url": "https://celebialper.com/johannesburg-gezi-notlari/", "text": "Johannesburg gezi notları olarak yazdığım bilgiler, bir Johannesburg seyahat rehberi olabilecek pratik notlar içeriyor. Johannesburg hakkında bilgi, uçak bileti fiyatları, ulaşım, yapılacak şeyler, güvenlik, hava durumu, gece hayatı gibi bilgiler veriyorum ve kendi yaşadıklarımı yazıyorum. Güney Afrika Cumhuriyeti'nin en büyük kenti olan Johannesburg, günlük konuşma dilinde Joburg, Egoli veya Jozi olarak da adlandırılıyor. Şimdi Johannesburg nasıl bir şehir, ona bakalım. Afrika kıtasının en büyük şehirlerinden Johannesburg gezi için ilginç seçenekler sunuyor. 3,3 milyon nüfuslu kent, altın ve gümüş madenleri ve ticareti ile dünyaca ünlü. Aynı nüfusa sahip çoğu kentten daha geniş bir alana yayıldığı için nüfus yoğunluğu düşük. Yaptığım 1 aylık Afrika gezisi sırasında Johannesburg benim ilk durağım. Johannesburg halkının çoğunluğu siyahlardan oluşuyor ve bunların büyük bir kısmı Soweto ile çevresindeki diğer gecekondu mahallelerinde yaşıyor. Beyaz nüfus yarım milyondan biraz fazla. Üç yüz bin civarında, çoğu melez ve Asyalı olmak üzere diğer ırklardan insanlar da kentin renklerinden. İngilizce ortak dil ama diğer birçok yerli ve göçmen dili de konuşuluyor. Johannesburg hakkında bilgi girişinden sonra gelelim gezi notlarına. Johannesburg Güney Afrika'nın ve hatta tüm Afrika kıtasının ekonomik merkezi. Gelir dağılımı eşitsizliği nedeniyle ultra lüks ile en dipte yoksulluk bir arada. Zengin ve fakir arasındaki dev uçurumun sonucu Johannesburg dünyada suç oranının en yüksek olduğu şehirlerden birisi. Johannesburg tehlikeli mi sorusuna vereceğim yanıt gezi rehberi yazan biri olarak ne yazık ki evet. Güney Afrika tehlikeli ve suç oranı, silahlı soygun, sokak suçunun yüksek olduğu bir ülke, Johannesburg ülkedeki en tehlikeli şehir, hırsızlık çok fazla. Arkadaşlarım yalnız gezmeme neredeyse hiç izin vermedi, hep arabayla alıp gezdirdiler veya diğer bir arkadaşa teslim ettiler. Altı milyon ağaç bulunan Johannesburg dünyanın en büyük kent ormanı ve en yeşil şehirlerinden biri. Johannesburg gezi için çekici bir kent olsa da güvenlik konusunda çok dikkatli olmak gerekiyor. Johannesburg hava durumu neredeyse ideal. Aralık-Ocak-Şubat aylarındaki yaz mevsiminde hava durumu sıcak ve 30 dereceyi aşıyor. Benim de gezdiğim kış mevsiminde hava sıcaklığı gündüz 10 derecenin üzerine çıkıyor, bazen yirmiye yaklaşıyor ama gece hava soğuk ve tek haneli rakamlarda seyrediyor, bazen sıfırın altına inerek don oluyor. Gece-gündüz sıcaklık farkı çok fazla. Gündüz bazen ince montla, bazen kısa kolluyla fotoğraflarımı paylaştığımda \"hani kıştı?\" diyen acımasız takipçilerime aşağıdaki görseli sunuyorum; 28 Temmuz'da saat gündüz 11 ve güneş altında sıfır derece, gecesini siz düşünün, don vardı. Güney Afrika Türkiye ile aynı zaman diliminde olduğu için Johannesburg ile saat farkı yok. Uzun bir yol olmasına rağmen Güney Afrika yolculuğunun ardından uçuş sersemliği yaşamazsınız. THY ve South African Airways'in aktarmasız, İstanbul'dan Johannesburg'a direkt uçuş seferleri var. Emirates, Air France, Etihad Havayolları, Lufthansa, Gulf Air, Kenya Airways ve Qatar Airways'in İstanbul-Johannesburg arası aktarmalı uçuşları bulunuyor. Türkiye'den Güney Afrika'ya gitmek için en çok tercih edilen havayolları THY ve Emirates. THY bileti 3.000TL, Emirates bilet fiyatı 1.950TL olduğu için ben Emirates bileti aldım ve yolculuklarım direkt 10 saat yerine Dubai beklemeleriyle yirmişer saatten fazla sürdü. Ucuz seyahat eden biri olarak gidişteki 12 saat beklememi Dubai Havaalanı'nda sandalyede geçirecektim ama şahane bir dostum at yarışından kazandığı parayla bana otel ısmarladı ve rahatça uyudum. Otelde akşam yemeği yemeyip evden getirdiğim ekmeğe uçakta verilen tereyağını sürdüm, çantamdaki birkaç meyveyi yedim. Johannesburg O. R. Tambo Havaalanı'ndan kent merkezine gitmek için hızlı Gautrain'e binip Sandton'da inerek başka bir Gautrain ile Johannesburg'a ulaşım sağlayabilirsiniz, toplam 25 dakika sürer. Ücreti 125 Rand. Güney Afrika para birimi Rand Türk Lirasının tam beşte biri kadar ettiği için fiyat hesaplamaları çok kolay, 25TL ediyor. Johannesburg Havalimanı'ndan merkeze çok daha ucuza gitmek için 1,4 kilometre mesafedeki Isando'ya gidip MetroRail banliyö trenine binebilirsiniz, ücreti sadece 6 Rand ve 45 dakika sürüyor. Uçağım öğleden sonra Johannesburg O. R. Tambo Havalimanı'na indi. 16 yıl önce İsrail'de tanıştığım arkadaşım Don beni havaalanı geliş terminalinde karşıladı ve arabasıyla evine gittik. Güvenli bir sitede yalnız yaşıyor. İşte evi bu. Sitenin yoluna bakan bu ön tarafında küçük, arkada büyük bir bahçesi, yanda kapalı otoparkı var. Biraz sohbet ettikten sonra kızkardeşi ve oğlu geldiler, kadın yemek hazırladı. Don'un ailesi uzun yıllar önce Hindistan'dan Güney Afrika'ya göçmüşler. Hint kültürünü ve geleneklerini koruyorlar. Gittiğim ülkelerde evlerde kalmayı çok seviyorum. Örneğin ben bugün Güney Afrika'da evde yalnızken yemek pişirip yedim, bulaşık yıkadım, çamaşırlarımı yıkayıp bahçeye asarken komşuya \"merhaba, nasılsınız?\" dedim. Dışarıda akşam yemeği ve caz barın ardından, evinde kaldığım arkadaşımla pijama-terlik durumda Afrika filmi izledik. Harika bir şey. Değerli dostlarıma ve okurlarıma az parayla çok seyahatler dilerim. Dünya hepimizin. Johannesburg şehrinin dev gecekondu mahallesi Soweto'da gördüğüm bu çocuklar ülkelerinin yakın tarihini okurken ne kadar şaşırmış ve mutlu görünüyorlar. Bence her birinin yüz ifadesi içten ve ilginç. Güney Afrika'nın mutlu çocukları. Kentin merkezi semti Rosebank'te dolaşırken bu tabelayı ve Karl Marx'ın perde-koltuk döşeme işine girdiğini görünce şok yaşadım. Sen de mi Marx?! Cumhurbaşkanlığı seçiminde Afrika'da olduğum için oy veremedim, ben de o gün oyumu Nelson Mandela için kullandım. Johannesburg gece hayatı Melville öğrenci semti, Braamfontein, Rosebank ve Newtown kültür alanında toplanıyor. Lüks ve pahalı gece hayatı mekanları ile klüpler Rivonia ve Sandton bölgelerinde bulunuyor. Çoğu bar, pub, disco ve club hafta içi gece 01:00, hafta sonu 2-3 civarı kapanıyor. Bu nedenle Johannesburg'da eğlence hayatına zaman ayırmak isteyenler erken yemek yiyorlar. İstanbul'da 3 yıl yaşadıktan sonra ülkesine dönmüş olan Güney Afrikalı arkadaşım Joanne dünyanın en iyi 100 lokantasından biri olarak seçilen restoranda yer ayırttı. Hem diğer arkadaşım Don ile tanıştırdım, hem de ilginç bir sohbet eşliğinde harika bir yemek yedik. Yediklerim sayfamda yazacağım. Joanne'e Türkiye'den hediyelerim kağıt helva ve Türk kahvesi. Back2Basix, 167 Perth Rd, Westdene. Restoran, bar ve canlı müzik mekanı. Back o' the Moon Nightclub, Gold Reef City Casino. Restoran, canlı geleneksel ve modern caz, dans kulübü. Troyeville Hotel. Restoran, nostaljik bar, bilardo, canlı jaz grupları. Kaliteli bir gece eğlence yeri. The Manhattan Club, 19 Wessels Rd, Rivonia. Büyük, şık ve canlı 8 tane bar var. Öğrencilere ve kadınlara indirim. Meşhur bir gece mekanı. The Radium Beer Hall, Louis Botha Ave. 1929'dan bu yana birasıyla ünlü bar. Hafta sonu canlı müzik. Roxy Rhythm Bar, 20 Main Rd, Melville. Canlı rock grupları, dans, komedi gösterileri olan bar. SAB World of Beer, 15 President Street, Newtown. Bira müzesi turu 2 içki dahil 25 Rand (5TL). Katzy's, Rosebank. Çoğu gece canlı müzik ve dans olan pahalı bir bar. Lokantadan sonra gittiğimiz caz bar. Joanne'in ortak dostlarımız Deniz ve Kıvanç'ın güzel bebekleri Arya için verdiği simli patikler, koyacak poşet olmadığı için barda bize eşlik ediyor. Patikler İstanbul'da yerine ulaştı. Güney Afrika Türkiye'den ucuz bir ülke. Ben uzun ve düşük bütçeli seyahat eden biri olduğum için, bulunduğum ülkedeki tüketim ürünleri dışında, Türkiye'ye getirmek için alışveriş ya hiç yapmıyor ya da çok ucuz şeyler varsa birkaç tane alıyorum. Güney Afrika'da yeme-içme, konaklama, benzin, et, içki ve bir çok şey Türkiye'den ucuz. Aşağıda Johannesburg'da alışveriş yapıp aldıklarımı görüyorsunuz. Richelieu marka brandy, ünlü Güney Afrika içkisi Amarula likör, ve müzik CD'leri. Geleneksel Afrika gömleğini Rosebank African Craft Market'ten aldım. İstanbul ve Johannesburg fiyatlarını, veya Türkiye ve Güney Afrika fiyatlarını karşılaştıracak olursak bir fast food zinciri menüsü Johannesburg'da İstanbul'dan %25 daha ucuz, kahve Johannesburg'da %50 daha ucuz, ekmek Johannesburg'da %70 daha pahalı, lokantada yemek bizden ucuz. İçki ve et Güney Afrika'da çok daha ucuz. Güney Afrika'da satın alma gücü Türkiye'den %115 daha yüksek. Sanirim Cape Town turislik bir yer oldugu icin blogda yer almiyor. Cape Town'a gittim ama gezi yazılarımı henüz yazmadım. Johannesburg gezi yazılarım günceldir. Ülkeler adlı sayfamda seyahatlerimin tarihleri ve listesi var. İlginize teşekkürler. Joanne ile birlikte gittigin dünyanın en iyi 100 lokantasından biri olarak seçilen restoranin ismi nedir? Haftaya 5 gun Jo'burgdayim. Merhaba Semih. Johannesburg'da yemek yediğim restoranın adı The Grill House, Rosebank semtinde. Rezervasyon gerekiyor. Afiyet olsun. Apartheid politikasına rağmen beyazların yönetiminde ülke çok daha güvenliymiş. Merhaba. Hükümetin tedbirleri var ama hakim görüş bunların yetersiz olduğu yönünde. Hırsızlık dev bir sektör oluşturuyor, satışları artırıyor. Evet, beyaz yönetim döneminde suç oranı çok daha düşükmüş Güney Afrika'da. Selamlar; Hava alanından Gautrain'e binip Sandton'da indikten sonra bu bölgedeki bir otele 1400 metre mesafeyi gündüz sırt çantamla güvenle yürüyebilir miyim ; yoksa taksi mi tutmalıyım. Sandton istasyonunda taksi bulmak kolay mı. Merhaba. Sandton Johannesburg şehrinin çok büyük bir kısmını içine alan bir bölge, güvenli ve tehlikeli yerleri var. Örneğin Sandton City ve yakınındaki Bryanston semtleri zengin, modern ve güvenli yerler. Evet, Sandton istasyonun hemen dışında çoğunlukla taksi oluyor. Johannesburg dünyanın en tehlikeli kentlerinden birisi, taksi tutmanızı öneririm. Eğer gezip görmeyi planlayanlar varsa tek söyleyeceğim gelmesinler. Başka ülkelere gidin ama Güney Afrika'ya gitmeyi aklınızın ucundan bile geçirmeyin. Yazı ne zaman yazılmış bilmiyorum ama özellikle Gauteng eyaletinde suç oranları çıldırmış durumda. İnsanlar artık ne evlerinde, ne de araçlarında güvendeler. Ülkede polisin pasifliği yüzünden hiçbir suç cezalandırılamıyor. Bu yüzden zengin ya da fakir hiç kimsenin can ve mal güvenliği yok. Güney Afrika'da Yaşam ve Suç adlı yazımda bu konuyu anlattım, Güney Afrika'nın tehlikeli bir ülke olduğunu vurgulama sorumluluğu hissettim ben de. Evet Johannesburg tehlikeli bir kent. Belli küçük güvenli alanlarda sadece gündüz yürüyebilirsiniz. Sürekli dikkatli olmanız, her yere araçla gitmeniz gerekiyor. Yurtdışına çok seyahat eden ve G. Afrika'ya gitmekten araştırma sonucu vaz geçen bir arkadaşım; gruptan ayrılıp kendi başına dolaşırsan canından bile olabilirsin diye vazgeçmiş. Ben de düşünüyordum ama bunu anlatınca vazgeçtim. Küba'yı tavsiye ediyorlar ama uçuş süresi çok uzun. Ben bireysel gezdim ve başıma bir olay gelmedi ama bu Güney Afrika'nın dünyanın en tehlikeli ülkelerinden biri olduğu gerçeğini değiştirmez. Dikkatli olmak zorundasınız. Küba'yı ben de öneriyorum."} {"url": "https://celebialper.com/johannesburg-gezilecek-yerler/", "text": "Johannesburg'da gezilecek yerler hakkında bu yazımda, kentte gördüklerimi, önemli turistik ve tarihi yerlerini yazıyorum. Johannesburg gezilecek yerler açısından bir Cape Town veya İstanbul'la karşılaştırılamaz belki, ama yine de yakın geçmişiyle, renkleriyle, politik tarihiyle, Güney Afrika gezisi sırasında mutlaka görülmesi gereken yerler arasında yer alıyor. Johannesburg gezisi sırasında yönünüzü bulmak için referans noktaları olarak her yerden görülebilen iki haberleşme kulesini almanızı öneririm; kent merkezindeki Hillbrow Kulesi ile batısındaki Brixton Kulesi. İşte Johannesburg gezi rehberi olarak yazdıklarım. Johannesburg'da ulaşım ne yazık ki Los Angeles gibi otomobile dayalı, toplu taşıma gelişmemiş bir kent. Benim gibi burada arkadaşlarınız varsa sizi arabalarıyla gezdirmeleri ve istediğiniz yerden alıp bir yere götürmeleri normal, çekinmeyin. Ben de başta çekinmiştim ama burada böyle. Taksi pahalı. Araba kiralamak makul bir çözüm. Metrobus ve Rea Vaya adlı iki otobüs ağı var. Gautrain güvenilir ve hızlı bir tren ağı. Taxi olarak adlandırılan minibüsler bizdeki dolmuşa benziyor ama oldukça kötü; araçlar eski, sürücüler tehlikeli araç kullanıyor, ve bir yabancı için düzensiz güzergah ve durakları çözmek çok zorlu bir macera. Taksinin pahalı, toplu taşımanın zor ve araç kiralamanın külfetli olmasına rağmen kolay bir Johannesburg gezisi istiyorsanız Citysightseeing firmasının Hop-on Hop-off olarak adlandırılan otobüs gezi turları sizin için uygun. İki farklı tur var; Johannesburg Red City Tour turu Gautrain Park Station'dan başlıyor ve burada bitiyor. Her 30 dakikada bir otobüs kalktığı için turu kendiniz yönetiyorsunuz, 12 duraktan istemediğinizde inmeyip, istediğinizde inerek, kısa ya da uzun süre gezebiliyor ve sonraki otobüse binip devam edebiliyorsunuz, Apartheid Museum dahil 2 saat sürüyor, siz istediğiniz kadar uzatabiliyorsunuz. Red City Tour + Soweto paket tur ise Gold Reef City Bus Stop 6'dan saat başı kalkıyor ve ilk tura ek olarak 2 saatlik Soweto turu da içeriyor. Johannesburg'da gezilecek yerler Citysightseeing ile güvenli ve kolay bir yolla görülebiliyor. Johannesburg gezilecek yerler bakımından en çok merkezi ve kuzeyi ile ünlü bir şehir. Johannesburg merkezindeki Gauten bölgesinde bulunan CBD eskiden ihmal edilmiş, bir suç merkezi haline dönüşmüşken bugün yatırımlar, yüksek güvenlik önlemleri, modernleşme ile gözde bir semt haline gelmiş durumda. Şehrin kültürel merkezi olan Newtown semti ve Market Theatre çevresi eğlenceli, canlı müzik kulüpleri ve barlar da var. Üniversite semti Braamfontein Cumartesi günleri bir sanat pazarına ev sahipliği yapıyor, gece hayatı canlı ama gündüzleri hareket yok. Fordsburg eskiden tamamen Hint asıllıların yaşadığı bir bölge idi, halen Hint ve Pakistan lokantaları, dükkanları ve pazarları var. Sokakta yaşamın olmadığı kentin bu kısmında akşamları en azından biraz hareket var. Çoğu lokanta ve restoran \"helal\" sertifikalı olup domuz ve alkollü içki olmuyor. Buradaki Oriental Plaza alışveriş için renkli ve ucuz bir yer. Biraz daha kuzey doğudaki Yeoville bazen \"Küçük Kinshasa\" olarak adlandırılıyor ve başka ülkelerden göçmüş çok sayıda Fransızca konuşan Afrikalı burada yaşıyor. Restoranların sahipleri genelde Kamerunlu, barlarınkiler Kongolu. Sanırım bir moda etkiliği vardı. Carlton Centre'deki Top of Africa, Afrika'nın en yüksek binasının tepesinden bir Johannesburg manzarası sunuyor. Akşam yediye kadar açık. Johannesburg'da gezilecek yerler arasında oldukça popüler ve turistik bir mekan. Klein ile King George caddelerinin kesiştiği yerdeki Johannesburg Sanat Galerisi, Afrika'nın en büyük sanat merkezi. Güney Afrika ve uluslararası sanat eserlerinin sergilendiği galeriyi gezmek ücretsiz. Simmonds ve Frederick caddelerinin köşesindeki Standart Bank Gallery hafta içi 16:30, Cumartesi 13:00'e kadar açık ve giriş ücretsiz. Newtown'da Miriam Makeba ile President caddelerinin kesiştiği yerdeki elektrik ve bilim merkezi 17:00'ye kadar açık ve bilet ücreti 20 Rand (4TL). Şehirdeki turistik yerler arasında oldukça ilgi görüyor. Yale Road'daki Witwatersrand Üniversitesi'nde bulunan ve her gün 17:00'ye kadar açık müzenin giriş ücreti 75 Rand. Tarih öncesi kaya ve mağara resimleri ile insan türünün kökenlerine ait buluntular sergileniyor. Yale Road'daki Witwatersrand Üniversitesi Milner Park'ta bulunan gökevinde ücret gösteriye göre 16 ile 25 Rand arasında değişiyor. Ben gitmedim ama zamanınız varsa gezilecek görülecek yerler arasında geçiyor. Güney Afrika Ulusal Askeri Tarih Müzesi Saxonwold'da bulunuyor ve her gün 16:30'a kadar açık. Jet uçakları ve çeşitli Güney Afrika yapımı silahların sergilendiği müzenin ücreti 20 Rand ve içinde hem gerçek hem yeni üretim askeri malzemeler satılan bir dükkan var. Pioneers' Park, Rosettenville Road, La Rochelle'deki taşımacılık ve otomobil müzesi Pazartesi hariç her gün 17:00'ye kadar açık ve ücretsiz. Rosebank Alışveriş Merkezi'nin alt katındaki Güney Afrika sanat eserleri sergisi. Johannesburg gezilecek yerler deyince şart olan bu dev gecekondu mahallesi, ırkçı beyaz yönetime karşı siyahların direniş ve isyanının merkezi ve sembolü. Burada Hector Pieterson Müzesi, Nelson Mandela evi, kültür merkezleri ve hediyelik turistik ve geleneksel eşyalar satan tezgahlar var. Soweto gecekondu mahallesindeki Mandela Evi Müzesi Nelson Mandela'nın ilk yaşadığı aile evi. Mandela Evi Müzesi'ni görmek heyecan verici, Johannesburg'da gezilecek yerler arasında. Mandela'nın evinde müze ziyaretçi defterini imzaladım. Johannesburg'da gezilecek yerler arasında yer alan Apartheid Müzesi, Güney Afrika tarihi ve bugünü üzerine önemli bir turistik ve kültürel merkez. Gold Reef City'de yer alıyor ve mutlaka görülmesi gereken bir yer. Yarım güne yakın zaman ayırmak gerekiyor bence. Güney Afrikalı beyaz arkadaşımın hem büyük ve lüks aile evinde, hem de bugün kendi yaşadığı apartman dairesinde siyah hizmetçiler için ayrı birer kapı var. Beyazlar siyahlarla aynı kapıdan evlerine girmek istemezler. Güney Afrikalı beyaz arkadaşım İstanbul'a geldiğinde ırk ayrımının bitmesinden pek memnun değildi, \"eskiden her şeyimiz ayrıydı, artık siyahlar her yere giriyor\" diyordu. Ama buradayken konuştuğumuzda siyahlardan yana bir tavır sergiliyor, \"Türkiye'de öğrendim ki eğitimsiz bırakılan insanlar her yerde kötülük yapabiliyor\" diyor artık. Malcolm Road'daki botanik bahçede soyu tükenmekte olan kara kartal dahil birçok kuş türü barınıyor. Giriş ücreti 25 Rand. Bir lokanta ve piknik alanı da var. Aslan Parkı'nda aslanlara dokunabilir, zürafaları besleyebilir, kendiniz araç sürerek antilop, zebra, zürafa ve diğer Afrika hayvanları görebilirsiniz. Hafta sonları çok kalabalık olduğu için hafta içi gitmekte yarar var. Şehirden uzaklaşmaya zamanı olmayıp da vahşi hayvan görmek isteyenler için Johannesburg'da gezilecek yerler arasında ilginç bir seçenek. Aslanlar 4x4 araçların arkasındaki yedek tekerlekleri pek seviyor, o nedenle sökmekte yarar var. Giriş ücreti 130 Rand. Aslan kardeş burada pek masum ve tembel. Güney Afrika'nın kahramanı Nelson Mandela'nın büyük bir heykelinin olduğu meydan, şehrin en güvenli ve modern yerlerinden. Sandton City merkezine bitişik alanda açık hava kafeleri, kaliteli restoranlar ve 88 şık dükkan var. Hemen her zaman şarkı söyleyen veya dans eden birileri oluyor. Nelson Mandela Meydanı'na bitişik Montecasino normalde gitmeyeceğim bir yer ama Johannesburg'da gezilecek yerler arasında geçtiği için arkadaşım Don'un beni emanet ettiği yakını Eroy bana burayı gezdirdi, şöyle bir turladık. Hindu arkadaşım Don ve ataları Güney Afrika'ya 1652'de gelmiş kayinçosu Eroy, Johannesburg'da beni Nizamiye Camii'ne götürdüler. Edirne Selimiye Camii'nin biraz küçüğü olan ibadethanenin çinileri kusursuz, rahlesi zarif, kubbesi ferah. Ramazan Bayramı nedeniyle Türk camisinde Johannesburg'da yaşayan Türkler vardı, tanıştık, Türkiye'den bir gezgin gördüklerine sevindiler. Genç ve kibar imamı camiyi gezdirdi. Türk cami Güney Afrika'da yaşayan Türkler ve diğer Müslümanlar arasında büyük ilgi görüyor. Güney Afrika turu yapanlara tavsiye ederim. 1987 yılında inşa edilen 94.700 kişilik Johannesburg Stadı, FIFA 2010 Dünya Kupası açılış ve final maçlarına ev sahipliği yaptı. Nasrec semtindeki dev Güney Afrika stadyumu, FNB Stadyumu veya The Calabash olarak da adlandırılıyor. Çok güzel yazı, elinize sağlık. Burada yazılanlara ilave olarak, Johannesburg'un sanat bölgesi olarak bilinen Gauteng'de Pazar günleri kurulan Market on Main'e gidip hem yerel yemeklerin tadına bakmak, hem de sanat eserlerini görmek şahane olur. Johannesburg gezi yazımı okuduğunuz için ben teşekkür ederim Merve Hanım. Teşekkürler Seher Hanım. 🙂 Japonya da olur tabii, merak ediyorum. Haklısınız Melike Hanım. Ben de bu hafta Barselona mı, Beyrut mu, İran mı diye düşünürken dünyanın en soğuk kenti Yakutsk'a bilet aldım. Zorlu bir gezi olacak. Nasip olursa ben de şubatta gidecektim iyi olurdu birinci elden bilgilenmek. Merhaba, biz de bu eylül Johannesburg'a gitmeyi planlıyoruz fakat gezi yazılarında gördüğüm kadarıyla herkes tehlikeli bir yer oldugunu söylemiş. bu nedenle orada yerli ya da Türk olursa çok daha güzel olur tabii, önerebileceğiniz bir rehber var mıdır? belki üyelerden de bilen vardır diYe buraya yazmak istedim. yardımcı olabilirseniz çok sevinirim. Yazdıklarınız anlattıklarınız çok aydınlatıcı bilgiler. Sanki sokaklarda ya da gezdiğiniz yerlerde sizinle gezmiş gibi olduk. Bende 1 ay sonra johannesburga gideceğim benimde sorum güvenlik için yapmam gerekenler konusunda önerilerinizi dinlemek bilmek isterim. Teşekürler. Johannesburg seyahat yazılarımı beğenmenize sevindim. Otel ve taksi ikilisinden vazgeçmemenizi, birkaç çok modern meydan ve çevresi dışında yolda yürümemenizi öneririm. Sandton, Morningside, Rivonia, Sunninghill, Parkmor gibi neredeyse yalıtılmış, güvenli bölgeler dışında yolda yürümeyin, akşam sokağa çıkmayın. Çeşitli adlı sayfamdaki Yurt Dışında Neler Taşıyorum yazımdaki gibi bir pasaport çantası alın. Cüzdan taşımayın, yanınıza yetecek kadar para alın. fazla para taşımanız gerekiyorsa pasaport çantası, 2 ön cep, giyiyorsanız montun iç cebi ve çorap içi arasında dağıtın. Cep telefonunu z dışarıdan fark edilmesin. Bir şey taşımanız gerekirse şık bir çantada değil market poşetinde taşıyın. Yürüyecekseniz rotanızı önceden çizin ve etrafa bakınan bir turist görüntüsünden kaçının. Hillbrow, Yeoville, Alexandra ve Berea semtlerine gündüz bile asla girmeyin. Araba kullanırken kapılar hep kilitli olsun. Toplu taşıma sakın kullanmayın, tehlikelidir. Merhaba, iletişim bölümünden size ulaşamadık, hata verdi. Alper bey merhabalar ben ve 7 aylık kızım johannesburga gidiyoruz eylül 1de 2 ay johannesburg'da 1 ay Cape Town da kalacagız mecbur araba kiraladım ama sag direksiyon oldugu için kullanamıyacagımı söylüyorlar sizce kullanmak bu kadar zor mu ve birde aşı olmalı mıyız bu arada gezi yazınız bi harika hepsini not aldım hepsine gitmek isterim teşekkürler. Merhaba. Güney Afrika'da epey kalacaksınız, nedeni ülkeye özel bir ilginiz mi? Tüm ülke gibi Johannesburg da çok tehlikeli. Sürekli dikkatli olmak zorundasınız. Cape Town daha iyidir ama orası da rahatça ve gönül rahatlığıyla gezilecek bir şehir değil. otomobilin sağ direksiyonlu olması zor, bazıları çabuk alışıyor, bazıları kaza yapıyor. Ben araba kullanmayı bilmediğim için kişisel deneyimim yok. Ben Kışın, Temmuz ve Ağustos aylarında gittiğim aşı olmadım, sıtma ilacı içmedim. Ama Eylül için Seyahat Sağlığı Merkezi'ne sormakta yarar var. Selam Alper Bey. Johannesburg dan yatırımcı olduğunu söyleyen birisi ile iletişimdeyim. Türkiye ye yatırım yapacağını söyleyerek buraya bir akrabasını gönderdi ve yatırım yapacağının onayını verdi. Ama para transferinde sıkıntım var dedi. Bunlara güvenilir mi yoksa dolandırıcılık olabilir mi saygılar. Merhaba. Kişiyi görmeden ve bahsettiği bağlantıları incelemeden bir şey söylemem yanlış olur. Akrabasını göndermesi ciddi olduğu hissini veriyor. Ancak genel konuşmak gerekirse Güney Afrika'da ahlak ve dürüstlük düzeyinin Avrupa, Kuzey Amerika, Avustralya ve Japonya'dan düşük olduğunu söyleyebiliriz."} {"url": "https://celebialper.com/karadag-montenegro/", "text": "Karadağ gezisi için Arnavutluk'tan iki dolmuş ve bir taksi yolculuğuyla sınırı geçip ulaştığım Karadağ hem güzel hem ucuz bir ülke. Monte-Dağ, Negro-Kara demek, Sırpçası Crna Gora. Yugoslavya'yı oluşturan altı cumhuriyetten biri olan küçük ülke Karadağ Yugoslavya parçalandıktan sonra uzun süre Sırbistan ile birlikte Yugoslavya olarak, sonra da Sırbistan-Karadağ adıyla kaldı ancak 2006'da yapılan halk oylamasında sonuç %55 oranında ayrılma yönünde oldu ve aynı yıl bağımsızlığını ilan etti. Büyük ve güzel Yugoslavya'dan bir parça daha koptu. Anayasasında Karadağ Cumhuriyeti \"demokratik, refah ve çevreci bir ülkedir\" şeklinde tanımlanıyor. İşte Karadağ gezi notları. Tiran'dan Podgorica'ya direkt otobüs veya minibüs yok, önce Tiran'dan İşkodra'ya minibüsle gittim, İşkodra'dan da Montenegro sınırına en yakın köyün minibüsüne bindim, az fazla ödeyip sınıra götürmesini teklif ettim, götürdü. Sınırı yürüyerek geçtim, bir gezginle konuşup başkent Podgorica'ya ortak taksi tutup gittim. Podrorica'dan her yere minibüs var. Bugünlerde bir turizm acentesi Tiran'dan Montenegro başkenti Podgorica'ya direkt araç işletiyor, bilgisi yorumlarda var.. Başkent Podgorica'ya geldikten sonra bir minibüsü bekleyip Budva'ya yola çıktım. Güzel kıyı kasabası Budva'nın nüfusu 16.000, ama Karadağ turizminin merkezi olan Budvanska Rivijera adlı kıyı şeridinin merkezi olarak kumsalları, hareketli gece hayatı ve iyi korunmuş Akdeniz mimarisi ile yazları yaklaşık 600.000 ziyaretçiyi kendine çekiyor. Kasaba 3.500 yıllık tarihiyle bölgenin en eski yerleşim yerlerinden birisi. Kasabanın tarihi merkezi Roma, özellikle de Venedik tarzı mimariye sahip. Karadağ gezisi yapanlar için en cazip yer. Karadağ Türklerden vize istemiyor. Türkiye'den yurt dışına ucuz, eğlenceli, güvenli bir seyahat etmek isteyenlere mutlaka bir Karadağ seyahati tavsiye ediyorum. Budva'da bir ailenin evinde 10 Avroya oda kiraladım. Evin annesi sürekli Türk kahvesi pişirdi, kızı çamaşırlarımı yıkadı, oğlu oynadığı futbol takımının fotoğraflarını gösterdi, pek kaynaştık. Evlerine gelen ilk yabancı ben oldum. Karadağ sahilleri pek güzelmiş. Kumsallar, koylar, fiyordlar inci gibi. Gece partileri de kifayetli. Açık hava diskolarında eğlendim. Budva'da gece hayatı eğlenceli. İçecek fiyatları için örnek verecek olursam kahve 1 Avro, meşrubatlar 2 Avro, Karadağ birası 2,5 Avro, kokteyller 6-7 Avro diyebilirim. Barlar gece 01:00'e kadar müzik çalabiliyor, sonra gece kulüplerine gidiliyor. Bana olmadı ama yabancılardan fazla para alındığını duydum, dikkat etmekte yarar var. Chest O'Shea's Irish Pub, Garden Cafe, Millenivm, Palma, Rabello, Ricardova Glava. Caffe Greco, , Caffe Jef, , Maine, Rafaello, Renaissance, Torine, , Trocadero, Miracle Lounge. Deniz tatili için İspanya, İtalya, Yunanistan gibi ülkelere gidip bir dolu para harcamaya gerek yok; Karadağ ucuz, güzel, temiz, eğlenceli. Doğası ve kentlerinin eski mimarisi iyi korunmuş. Karadağ'da gezilecek yerler arasında Budva en başta geliyor. Budva'nın bazı ilginç özellikleri var. Örneğin Rolling Stones'un konser vermiş olduğu en küçük kasaba. Rolling Stones, A Bigger Bang Tour turnesi kapsamında Budva'daki Jaz Beach'te sahne aldı. Jaz Beach'te Madonna, Lenny Kravitz, Armand Van Helden, Goran Bregoviç, Dino Merlin gibi ünlüler de konserler verdiler. Bugün de Kotor'a geldim, çok güzel ama çok da sıcak. Eski kentin içinde yaşlı bir kadının evinde 15 Avroya geniş ve balkonlu bir oda tuttum. Bütün gün biblo gibi kenti gezdim, tepedeki kaleye çıktım; manzara müthiş. Gündüz ortada hiç kimse yoktu, terk edilmiş bir Ortaçağ kenti gibiydi. Akşam ortalık şenlendi, meğer sıcaktan kimse evden çıkmıyormuş. Aşırı sıcak olsa da Kotor gezisi keyifli. Kotor Körfezi'nde yer alan ve Sırpça adı Kotor olan 13.000 nüfuslu bu harika kasabanın adı Latince: Acruvium; Yunanca: , Askrevion; İtalyanca: Cattaro. Karadağ gezisi yapacak olanlara Kotor'u kesinlikle tavsiye ederim. Eski Akdeniz limanı Kotor Venediklilerce inşa edilmiş kale duvarları ile çevrili ve kasabanın mimarisinde Venedik tarzı hakim. Kotor Körfezi son derece girintili çıkıntılı ve güzel. Avrupa'nın en büyük fyordu burası; coğrafyada ria olarak da adlandırılan bir oluşum. Kotor'da gezilecek yerler arasında en önemlileri mükemmel korunmuş olan Eski Kent'teki Saat Kulesi, Sveti Tripun Katedrali, Sveti Luka Kilisesi, Prens Sarayı, Napolyon Tiyatrosu, Denizcilik Müzesi. Orjen ve Lovcen Sıradağları'nın gökyüzünden asılmış gibi duran kalker kayalıkları ile Kotor ve çevresi etkileyici ve tablo gibi bir Akdeniz coğrafyası sunuyor. İşte kavurucu sıcakta kan ter içinde tırmandığım kaleden Kotor manzarası. Avrupa'nın en büyük fiyordu burada. Kalede sadece bir kişiye rastladım, fotoğrafımı çekmesini rica ettim. Alman kız kızgın güneşin altında aşırı sıcak havada susuzluktan kertenkeleye dönmüştü, bir yudum su verdim. Kotor'da görülecek yerler arasında bence şart. Kotor'dan Hırvatistan'a gidebilmek için önce Tivat adlı kasabaya gelmem gerekti. Burada bir süre bekledikten sonra vapurla Kotor Körfezi'nin karşı yakasındaki Herceg Novi'ye geçtim. Herceg Novi Karadağ'ın Kotor Körfezi'nde yer alan bir sahil kenti. Nüfusu 17,000 kişi olan kasabanın Osmanlı dönemindeki adı Kastelnovo idi. Karadağ'dan Hırvatistan'a gidebilmek için Herceg Novi'de epey bekledikten sonra bir minibüse binip yola çıktım. cok guzel bır sıte olmus elınıze saglık. Gençlik yıllarının yazları hep Şarköy sigorta evlerinde geçti çok severim ama şu an Karadağ Budva'dayım tavsiye ederim çok ama çok keyifli bir yer. Harika ülke Karadağ'ı anlatırken seçtiğiniz resimler ülkenin güzelliğini vurgulamış. Biz 2010 yılında giderken sobe adı verilen pansiyonlarda kalacağımızdan Türkler 'e karşı nasıl davranırlar konusunda biraz endişe yaşasakta, gittiğimizde Karadağlıların misafirperverliğine hayran kalmıştık. Merhaba. Sırplar ve Karadağlılar son derece sıcaktır. İlginize teşekkürler, yolunuz açık olsun. merhaba alper bey. ben montenegroya yerleşip çalışmak istiyorum. kalifiye elemanların maaşları hakkında bilgi sahibimısınız? yardımcı olursanız sevinirim. Merhaba. Maaşları bilmiyorum ama orada yaşayan okurlarım belki bilgi verebilirler. Merhaba. Öncelikle Batı Balkanlar gezinize otobüsle mi uçakla mı başlayacağınızı sormak isterim. Otobüsle Bulgaristan veya Yunanistan transit vizesi gerekir çünkü. Uçakla Makedonya'ya gidecekseniz de dönüş uçağınızın Saraybosna'dan olması en mantıklısı olur. Rota olarak Makedonya, Arnavutluk, Karadağ, Bosna-hersek şeklinde bir plan öneririm. Her ülkeye 1-2 gün çok az olur. Sadece birer şehir görmek istiyorsanız da en az ikişer gün olsun derim ben. Eyvah süre az derken bir ülke daha çıktı. 🙂 Ben aslında Sırbistan neden yok diye soracaktım ama ülke seçiminize karışmayım dedim. Saydıklarınız arasında en iddiasız olanlar sırasıyla Arnavutluk ve Makedonya, en güzelleri ise Karadağ ve Sırbistan. Üsküp 2 gün, Budva ve Kotur birer gün, Mostar 1 gün, Saraybosna 2 gün, Belgrad 2 gün olabilir. Bir günü de yollara veriyorum. Çok teşekkür ederim Hocam tavsiyeleriniz için. Çok işime yarayacaklar. Resmi olarak 500 euro fakat isyerleri ortalama 350 euro veriyor. Karadağ'ı ne de güzel keşfetmişsin hocam. El değmemiş doğası bir yanda harika turistik merkezleri de diğer yanda çok güzel bir ülkedir Karadağ. Yakınımızdaki ülkenin bu kadar güzel olduğunu bilmiyordum, planlarım içerisine alıyorum. Teşekkürler. Ne mutlu bana ki gitme isteği uyandırmışım. Her ikisi de mümkün, sorun olmaz. Merhaba. Mostar'dan Karadağ'a direkt otobüsler Dubrovnik'ten geçtiği için vizesiz gidemezsiniz. Mostar Trebinje arasında çalışan otobüslerle 3,5 saatte gidip Trebinje'den Herceg Novi'ye 1,5 saatte geçebilirsiniz. Endişe etmeyin sorun yaşamazsınız, önemli olan Mostar'a vardığınızda ilk iş olarak otobüs terminalinde güncel Trebinje otobüs saatlerini öğrenmek. Rica ederim. Bosna Hersek'ten Karadağ'a direkt otobüs yok Hırvatistan üzerinden geçmeniz gerek demişsiniz. Ben de Haziran ayı içerisinde Belgrad-Bosna Hersek ve Karadağ turu yapacağım ancak Saraybosna'dan Budva'ya otobüsle geçecektik. Direkt otobüs yok mu? Saraybosna'dan Budva'ya var diye gördüm ben? Bilgilendirirseniz sevinirim. Merhaba. Bosna Hersek'ten Karadağ'a giden otobüsler Hırvatistan'dan geçiyor, transit vize gerekir. Yeşil pasaport varsa sorun değil tabii. Hırvatistan engeli olduğu için aktarmalı gitmek gerekiyor. Ama şimdi Hırvatistan üzerinden değil, içeriden, Foça ve Niksiç üzerinden otobüs seferleri başlamış olabilir, ben baktım bulamadım. Herceg Novi'ye nasil gideceginizi sorun terminalde, gosterirler. Sorun cikmaz, endiselenmeyin. Hayir istanbul'dan Karadag'a otobus yok. Sirbistan, Arnavutluk veya Hirvatistan'dan gidebilirsiniz. Arkadaşım çok güzel yazmışsın şuanda bizde yazılarını okuyarak budvoyu geziyoruz akşama kotor. Buna cok sevindim Atilla Bey. Iyi yolculuklar! Kotor sahanedir. Karadağ yazın çok sıcak. Tatiliniz varsa Nisan-Mayıs veya Eylül aylarını öneririm. Bu ne bicim soru ya, karadag ile karakoyu karistirdi sanirim. Ender Bey, turizm ve gezi anlayışınız genel olarak o sekildeyse yurtdışına çıkmayın siz. Bizim vizelere de engel olursunuz filan. Mazallah. senin gibi karaktersizler yüzünden, dostça ve insanca konuşamaz olduk kadınlarla. Türk kızları öyle Türk kızları şöyle.. Türk kızları hep senin gibiler yüzünden böyle! Annen seni doğuracağına keşke altına sıçaydı!! Teşekkür ederim Övünç Bey. Podrorica'da sadece aktarma yaptım, Buducnost'a ise gitmedim. Wikitravel'a bakmanızı öneririm. İyi tatiller. mrb Alper Bey, balkan ülkeleriyle ilgili gezi yazılarınızı okudum hepsi çok güzel. bizde balkan gezisi yapmak istiyoruz şu anda sırbistan, bosna-hersek ve makedonya kesin. Arnavutluk ve karadağda olabilir ama karadağdan bosnaya geçiş biraz sorunlu oluyormuş galiba hırvatistan sınırından dolayı. sınırdan geçmeyen otobüsler var dediler ama nette çok bilgi alamadım. sizin bu konuda bilginiz var mı acaba?şimdiden çok teşekkür ederim. Ben Karadağ'dan Hırvatistan'a, daha sonra Bosna-Hersek'e geçtim, o yüzden bilemeyeceğim. Tek bir otobüsle olmasa da birkaç aktarma ile geçebileceğinizi tahmin ediyorum. Aralarında kara geçişi olmayan ülke dünyada çok az var. Merhaba Kazım Bey. Karadağ'da yaşayıp Türkçe bilen biriyle tanışmadım. Umarım bu sorunuzu rehberlik veya tercümanlık yapabilecek biri görür. İyi şanslar. Dinçer Bey Budva otobüs terminalinde oda ve ev kiralamak için bekleyen teyzeler olur, onlardan biriyle gidebilirsiniz. 6 kişi olunca ev lazım tabii. Budva rent apartment diye aratırsanız gitmeden önce bulabilirsiniz. Dubrovnik'te de aynı uygulama var. Diğerlerini bilmiyorum. Ben de gezi yazılarımı okuduğunuz için teşekkür ederim Adnan Bey. Karadağ çok güzel bir ülkedir. Bulgaristan, Makedonya, Arnavutluk, Karadağ, Hırvatistan, Bosna-Hersek ve Sırbistan rotası iyi olur. Tüm Balkanlar değil bu tabii. Daha yeni Karadağ gezisi yapmış bir grup olarak bende birkaç küçük advice vermek istiyorum. Gerçekten çok misafirperverler, çoğunluk olmasa bile gençler İngilizce biliyor o yüzden anlaşma konusunda çok sıkıntı çekmiyorsunuz zaten Balkan kültürü ile Türk kültürü benzediği için yabancılık çekme söz konusu olmuyor. Biz öğrenci grubu olarak gittik ve 25 euro ya araba kiralayarak gezdik çünkü çok fazla gezilecek yer var. Neredeyse Arnavutluk sınırına kadar gittik ve Ulcinj de kişi başı 10 euro ya kaldık. Fiyata dahil olmamasına rağmen sabah kalktığımızda otel sahibi teyzenin bize kahvaltı hazırlaması misafirperverliklerine örnek. Yaklaşık 15 km ötesinde Bojana nehrinde çok güzel bir tekne turundan sonra Barakuda restorantta 7 euro ya nehirden taze taze tutulmuş balık yedik, tek kelime ile nefisti. Daha sonra Bar şehrine geçtik. Tepenin üstündeki kaleyi ve saat kulesini ilk gördüğünüz an Osmanlı ruhunu hissediyorsunuz. Çok fazla Osmanlı mezar taşını ve çeşmesini yol boyunca görmeniz mümkün ve hala akıyorlar. Tanıştığımız arkadaşlarımızın tavsiyesi ile 2000 yaşındaki zeytin ağacını da görmeden Bar'dan ayrılmadık. Sveti Stefan ve Budva hakkında eklemek istediğim çok fazla şey yok desem de eklemeden geçemeyeceğim birkaç nokta var. Budva da, 2004 yılında mavi bayrak almış \"Mogren Plajı\"na uğramayı ihmal etmeyin ve Budva yaz aylarında düzenlediği festivalleri ile de çok meşhur yaz aylarında gittiğinizde muhtemelen bir festivale denk gelirsiniz. Bir Tiyatro festivaline denk geldik ve çok renkli görüntüler bize eşlik etti. Son olarak Kotor, Stari Grad zaten muhteşem ama oraya gitmişken kaleye çıkmadan geri dönmeyin derim, öğlen sıcağında değil de akşamüzeri çıkarsanız hem akşam rüzgarı sizi serinletiyor hemde güneşin batışını size muhteşem color oyunları yapıyor. Eğer vaktiniz varsa mutlaka sahilde yürüyüş yapın. Adını bilmediğim küçük, iki katlı, alt katı camlı kırmızı gezi tekneleri var. Biz öğrenciliğin tüm gücü ile pazarlık yaptık ve kişi başı 5 euro ya anlaştık. Giderken üst katta tüm sahili gezdik dönüşte ise alt camlı kattan yani denizin alt kısmında balıklarla beraber geri dönüş yaptık. Tek kelime ile muhteşem ve tertemiz deniz bizi büyüledi. Biz öğrenci olarak ve gerçekten çok kısıtlı harçlıklara bunları yapabildiysek, siz daha fazlasını yapabilirsiniz, vakit ayırın ve Montenegro keşfedin.... Sude Hanım Karadağ gezi bilgileri ve tavsiyeleriniz için çok teşekkürler, katkınız önemli. Montenegro bence de çok güzel bir ülke. Aaa çok farklıymış. Demek Arnavutluk uçuşlarında rekabet var. Hiç endişe etmeyin, İşkodra aktarmalı Karadağ'a geçersiniz. Sınırı geçince de başkent Podgorica'ya taksi gerekiyor. Bizde 15/temmuz tarihinde budva'ya gidiyoruz. ulaşım olarakta istanbuldan Arnavutluk'a uçak ile oradan havalimanından araç kiraladık, araba ile budva'ya geçeceğiz inşallah bir sorun yaşamayız. Bu program için dikkat etmemiz gereken bir konu varmıdır gidenlerden bekliyorum teşekkürler.... Merhaba Kudret Bey. Sorun yaşamazsınız merak etmeyin. Montenegro'ya gitmek için Tiran'dan nasıl bir araç kiraladığınızı ve günlük fiyatını yazabilir misiniz? Aynı rotayı izleyenlere fikir verir. Hiç araba kiralamadım ama kişi sayısı en az iki ise mantıklı görünüyor. Ben de ilgi ve bilginize teşekkür ederim. Ayrıca sitenizi tesadüfen gördüm çok faydalı olmuş açıklamalarınıza ve ilginize teşekkürler.... Ben de ilginize teşekkür ederim. Budva ile Kotor birbirine yakın. Ben Montenegro'dan Hırvatistan'a gideceğim için önce Budva'da kaldım, ama siz geri döneceğinize göre fark etmez. Alper Bey merhaba, Öncelikle çok doyurucu bir yazı. Ve resimler gerçekten çok güzel. Temmuz ayında yapmayı planladığım arnavutluk karadağ ve makedonya seyahatim için yazınızdan ilham aldım. Fakat arnavutluktan karadağa direkt otobüs seferi bulamadım. Ve tek başıma seyahat edeceğim için bütçem kısıtlı. Bilgi ve önerileriniz için teşekkür ederim. Merhaba Cem Bey. İlginize teşekkür ederim. Arnavutluk'tan Karadağ'a otobüs yok. Nasıl gidileceğini yukarıdaki yorumlarda yazdım. iyi yolculuklar. Çok teşekkür ederim. Sorumu sorduktan sonra dikkat ettim. Size iyi yolculuklar diliyorum. Rica ederim Cem Bey. İyi bir Karadağ seyahati dilerim. verddiğiniz bilgiler oldukça doyurucu ınşallah 23 ağustosta 2 kişi bizde 1 hafta kalıcaz. ınşallah dışarda fıyatlar mıkonos gıbı kazık değildir. Merhaba Ahmet Bey. Karadağ'da fiyatlar makul. Seyahat izlenimlerinizi burada beklerim. Karadağ gezi yorumlarımı okuduğunuz için teşekkürler Nevra Hanım. İyi haber! 🙂 İzlenimlerinizi burada ve Saraybosna yazılarımda yorum olarak paylaşırsanız sevinirim. İyi yolculuklar, Kotor ve Budva'yı çok beğeneceksiniz. Merhaba. Kotor derim, çok güzel. İlginize teşekkürler, iyi yolculuklar. Sorularınız olursa çekinmeyin. Dönüşte izlenimlerinizi de buraya yazarsanız sevinirim. Merhaba Alper Bey, Öncelikle teşekkür etmek isterim. Önümüzdeki hafta bayram için Karadağ tatili planladım. Podgorica dan araç kiralayarak Kotor, Budva ve Bar turu yapmak istiyoruz. Kalacak yer konusunda herhangi bir organizasyonumuz olmadı. Sizden ve sizin gibi daha önce gidenlere güvenerek yerinde Sobe kiralamayı düşünüyoruz. Umarım dönüşte keyifle yazacağımız anılarımız olur. Merhaba Ahmet Bey. Karadağ tatilini ekonomik ve ucuz yapmak için en mantıklısı oda kiralamak. Ev bulmakta sıkıntı yaşayacağınızı sanmıyorum, ben rahat buldum, şimdiye kadar bulamamış olanı da duymadım. Ayrıca rublenin düşüşü nedeniyle Rus turistler büyük oranda artık Montenegro'ya tatil veya turlara gidemiyor. Dönüşte izlenimlerinizi buraya yazmanızı umarım. İyi tatiller. sude isimli yazar arkadaş okuyor ise bir sorum olacaktı. Aracı nereden ve hangi firmadan kiraladınız acaba? Teşekkürler. Kudret bey, uçak bileti fiyatlarından dolayı Tiran başlangıç olarak bende düşünmüştüm ancak Podgoricaya karar kıldık. Bende Podgorica başlangıç ve budget dan en ucuz olarak yerinde ödeme 162 euro twingo rezerve ettim. Toplam 4 gün için. Twingo ile biraz risk aldım farkındayım. Aracı görünce değerlendirip farklı bir araca yönelebilirim tabi bulabilirsem. Sizin araç ve rakam benimkine göre daha iyiymiş. Bakalım bizi neler bekliyor. Ben daha önce kuzey Karadağ'da Rozaje da bulunmuştum. Çok güzel bir ülke. Kazım Bey bunu duyduğuma sevindim. Karadağ'ın hangi şehrine yerleştiniz? Hangi dalda şirket kurdunuz? Teşekkürler. Alper Bey, Biz birikmiş millerimizi kullandık bu sebeple bilet fiyatları hakkında net fikrim yok. Sadece geçen ay araştırma yaptığımda Podgorica yerine Tirana uçmak fiyat olarak daha avantajlı görünüyordu. Üsküp ve ve Saray Bosna uçuşlarıda Podgoricaya göre daha ucuz ancak masefe uzadığı için kısa tatillerde uygun olmayacağı görüşünü edindik. Haklısınız, birçok kişi Montenegro uçuşları pahalı olduğu için Tiran'dan kara yoluyla Karadağ'a geçiyor. Çok teşekkürler yorumlarınız için. Ne iyi etmişsiniz Karadağ'a yerleşmek ve iş kurmakla. İlginize teşekkürler, selamlar. Kazım bey ıyı gunler karadağla ilgili araştırma yaparken sızın yazınızı okudum. oraya yerleşmişsiniz ben de karadağ gezmek ve orada bır şirket kurup orada kalmayı duşünüyorum. sizin de zamanınız olursa bana cevap yazar bilgilendirirseniz sevınırım. Dursun bey geç cevap yazdiğim için özur dilerim, Buraya gelin gezin ama yanlız budva kotor değil tabiiki çok doğal ve guzel biryer ama iş yapmak için çok duşunmeniz araştırma yapmanız gerekir burada yerleşmiş kime sorarsanız aynı şeyi söyler size, gelirseniz beklerim, kolay gelsin şimdiden. Merhaba Betül Hanım. Montenegro gezi yazılarıma ilginizden dolayı size ve yardımları nedeniyle Kazım Beye çok teşekkür ederim. Kazım Bey Merhaba, ben dünyada 85 farklı ofisi bulunan bir Japon dış ticaret şirketinin İstanbul ofisinde dış ticaret uzmanı olarak çalışmaktayım, Karadağ'a yerleşmeyi düşünüyorum, iş bulma imkanım nasıl olur Karadağ'da ithalat ihracat üzerine? Cevap verebilirseniz çok sevineceğim şimdiden çok teşekkürler. Buraya gelip yerleşmek isteyen, sakin bir hayat sürmek isteyen, iş kurmak isteyen o kadar çok insan tanıdım ki sayısını unuttum benim hep tavsiyem buraya gelip en az 1 ay yaşamak gözlem yapmak ve sonra karar vermek uzerinedir. Buradaki insanlardan Turk veya Karadağlı fark etmez alacağınız fikirler size fayda sağlamaz ben dahil kimseden fikir almayın gelin yaşayın sonra karar verin. İş bulma konusu biraz zor ama yine de fazla bilgim yok. Zengin olma hayaliyle gelmeyin ama sakin huzurlu yaşamak için gelin. Sorularınız olursa da çekinmeden sorun buradaki prosedurler, yaşam koşulları vs. vs. Karadağ ya da herhangi bir ülkeye yatırım yapmadan önce bir ay gelip gözlem yapma konusundaki uyarınızın yanısıra ben de sizden oraya nasıl yerleşmeye karar verdiniz ve bu süreçte neler yaşadınız? İş kurarken yaşanan prosedürler nelerdir? Türkiye de birkaç aracı firma var orada şirket kurmak için bunlarla ilgili bilginiz var mı? Bunları öğrenmek isterim, yardımcı olursanız çok sevinirim, teşekkürler. Melike hanım, önce şunu belirteyim benim geldiğimde böyle aracı kurumlar yoktu dolayıyla hiçbirini tanımadım nasıl yardımları oluyor bilemiyorum. Ben buraya Alper beyin yazısını okuduktan sonra turist olarak geldim, doğallığını, sakinliğini ve insanını sevdim kalmaya karar verdim, buralı bir arkadaş tavsiye edildi onunla bir muhasebeciye gittik şirketi kurduk oturum ve çalışma müsaadelerini aldılar ve başladık. Burada pazar dar, parasızlık ve işsizlik var bu sebepten iyi gözlem yapmanız lazım bir de burada zengin olma hayali ile gelirseniz biraz hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Kazım Bey; çok teşekkürler, tabi zengin olmak değil huzurlu bir hayat kurmak yönünde hayallerimiz ve bunun için muhtemelen Ekim ayında oralara gelmeyi düşünüyoruz, sizinle görüşme imkanımız olursa çok seviniriz. Sizin için de uygun olursa geldiğimizde haberleşmek isteriz. Melike hanım huzur, sakinlik, doğallık arayanlar için Karadağ iyi seçim, geldiğinizde arayın çekinmeden selamlar. Kazım bey merhaba Alper bey mükemmel açıklamalar olmuş çok teşekkürler emeğinize sağlık. İstanbul-Tiran dan Podgorica ya otobüsle geçiş yapmaya karar verdim. Oraya kızımla beraber yerleşmek adına ön araştırma için geleceğim. Sizinde iletişim bilgilerinizi alırsam size de uğramak kahvenizi içmek isterim. Sevgiler. merhabalar Alper bey biz 4 kişi ailecek arabamızla izmirden çıktık balkan turu yapıyoruz bize budvada kalmayı tavsiye edeceginiz önceden rezervasyon yaptırabileceğimiz uygun fiyatlı bir pansiyon önerebilir misiniz? simdiden çok teşekkür ederim. Merhaba Sahra Hanım. Belli bir isim veya adres yok, Budva'da otobüs terminalinde elinde kağıtla bekleyen teyzelerden biriyle gidip pansiyon odasında kaldım. İyi yolculuklar. Alper bey merhaba, 6 ve 2 yaşındaki çocuklarımla Ağustos başında karadağ a gitmek istiyoruz. budva da konaklayıp çevreyi gezelim diyoruz. Özellikle denize hayran kaldığımız için gidicez ama eşim deniz suyu sıcaklığının bizim akdeniz Antalya ya göre daha soğuk olabileceğini düşünüyor. sizce suyun sıcaklığı nasıldır? çocuklarla rahat girebilirmiyiz? ve küçük çocuklu aileler için bir tavsiye veya öneriniz de varsa paylaşırsanız seviniriz. şimdiden çok teşekkürler. Merhaba Şeniz Hanım. Budva'da Ağustos ayında deniz suyu sıcaklığı 24-26 derece arasında seyreder, Antalya'da ise bu 27-29 derece civarındadır. Denize girmenizi engelleyecek bir serinlik yok, endişe etmeyin. Budva ve Karadağ'da Ağustos ayında hava durumu sıcaktır, gece 20-24 derece, gündüz 25-32 derece arasında değişir. Çocukla gezme konusunda deneyimim yok. Rica ederim, güzel bir Montenegro turu dilerim. Bu arada paylaşım mukemmel. Rotamı sizin paylaşımınız sayesinde cizdim. Emeginize saglık. Bosna-Hersek'ten Karadağ'a arabayla sınır geçişlerinde sorun yok Mehmet Bey, Saraybosna'dan veya Mostar'dan geçebilirsiniz. Vizeye ihtiyacınız yok. İlginize teşekkür ederim, iyi tatiller. Mostar'dan Karadağ'ın Herceg Novi kentine otobüs var. Otobüs terminaline gittiğinizde güncel kalkış saatini öğrenebilirsiniz. Merhaba. Evet, Priştina'dan Budva'ya otobüs var. Zamanınız varsa Karadağ'ı mutlaka tavsiye ederim. Değerli gezginler, ben 60 yaşından sonra alper metin beyin gezi yazısını okudum ve gezmeye geldim,15 gün tatil yaptım burada kalmaya, bu yaştan sonra iş kurmaya karar verdim, şuan amacıma ulaştım, lütfen buralar bozulmadan gelin bu doğallığı görün,50 cente 1 kutu doğal böğütrlen alın, peynir yerken acaba tereyağımı bu diye kendinize sorun ama ülkenin kuzeyinde hep bunlar güney deniz, balık ve tarih, lütfen bozulmadan görün buraları. Arkadaşlar Arnavutluk'tan başlayıp KARADAĞ'dan devam eden seyahatimizi çok büyük bir memnuniyet ile tamamladık. Tiran, Petrovac, Budva, Kotor başlıca gezdiğimiz yerler. Dolu dolu geçirdiğimiz günler ve yerler ile ilgili detay isteyen arkadaşlara seve seve yardımcı olurum. Özet olarak gidin yatmaya az para ayırın mümkün olduğunca çok yer görün lezzetli yemekler yiyin bol bol denize girin tatilin tadını çıkarın.. Bu fırsatı tanıdığı için ALPER bey'e de çok teşekkürler.. Kudret Bey yaptığınız Karadağ turu hakkında bilgi ve geri dönüşünüz için teşekkürler. Mekan ismi vermeden nerelerde kaldığınızı ve fiyatlarını yazarsanız gidecek olanlara yararı olabilir. Rica ederim, ben sadece yazdım. Yolunuz hep açık olsun. Alper bey ben daha önceden Petrovac'ta deniz gören 4 yıldızlı bir otelde kaldım.4 gece için 2 kişi oda kahvaltı 1.080tl ödedim. Fakat dediğim gibi bir dahaki gidişimde daha mütevazi biryerde fakat yine Petrovac'ta kalacağım. Buradaki şartlara göre ben pahalı konakladım bilmediğim için. Çok daha ucuza güzel pansiyonlar var fiyatlarda niteliğine göre değişiyor tabiiki. Bence de bir dahaki Montenegro gezinizde pansiyonda kalın, çok daha ucuz olur. Bilgi için teşekkürler, iyi tatiller. Perşembe günü başlayıp, Pazar gece yarısı biten Karadağ seyahatimiz ile ilgili bilgi vermek istiyorum. Bundan 10 yıl önce Karadağ'ın kuzeyinde Rozaje şehrinde 3 gün kalmış ve ülkeyi çok sevmiştim. Bu seferde Kotor merkezli 3 günlük planlama yaptık. Perşembe günü öğlen THY ile Podgorica'ya uçtuk. THY nin internet sitesinden miles&smile online işlemler menüsünden en uygun fiyatlı aracı Budget'tan rezerve ettim. 4 gün için twingo 162 Euro olarak işlemlerimi tamamladım ve şansım varmış Budget. com dan çıktı alıp çantama koydum. Ancak Podgorica havaalanı Budget a gittiğimde görevli bana baktı ben ona baktım. Hiçbir şeyden haberleri yoktu. Elimdeki rezervasyon kağıdını gösterince şaşırdı birden. Bir yerleri aradı neyse ki uzun bir süre sonra 162 Euro ya 130.000 km de bir Octavia verebileceğini söyledi. Arabasız kalırız ve alternatifler için harcanacak vaktimiz olmadığından anlaştık ve 1 saatin sonunda yola çıkmayı başardık. Bu arada lokal firmalar için önyargılı olduğumdan hiç aklıma bile getirmemiştim ancak burada gördüm ki hepsi aynı mantık ile çalışıyorlar. Yaklaşık bir saat sonra Budva üzerinden Kotor'a ulaştık. Beklediğimden çok daha kalabalık buldum. Hava sıcaklığı konusunu hiç aklıma getirmemiştim ta ki pilot 35 C olarak anons edene kadar. Gerçekten Kotor çok sıcak ve nemliydi. İnternet'ten rezervasyon yaptığımız daireyi bulup yerleşmemiz de 1 saatimizi aldı. Old town içerisinde o dar sokaklardan birinde dışı her ne kadar eskide görünse içi son derece temiz ve ihtiyacı karşılayacak düzende yapılmış gayet başarılı bir daire bulduk. Sevincimiz daha da arttı. Bu arada oda fiyatı 2 Büyük bir 12 yaşında çocuk için gecelik 75 Euro. Gidip gördükten sonra şimdi ki fikrim ile Old Town a yakın pansiyonlarda kalırdım. Hem daha ekonomik hem de deniz için daha uygun olurdu. Karadağ'ı seviyordum ancak Kotor'a hayran kaldım. Birinci sorunumuz diyebileceğim şey yemek konusunda oldu. Old Town içerisinde birbirinden güzel cafeler ve lokantalar var ancak domuz eti konusunda hassas davrandığımız için menüdeki seçenek sayımız epey azaldı. Bizde pizza ve tavuk bazlı yemekler ile idare ettik. Neredeyse her yediğimizden de memnun kaldık. Fiyat konusuna gelince açıkçası daha önceki izlenimlerim gibi düşük gelmedi. 8-12 Euro arası pizza veya tavuk fiyatı bana göre fazla. Kotor, Old Town da ki diğer sıkıntımız ise otopark konusu. Yer bulmak sorun değil ama saati 0,90 veya 0,80 Euro olunca akşam girip sabah çıkmak yaklaşık 15 20 Euro arası günlük otopark parası da açıkçası rahatsız ediyor. Gerçi Old Town dışındaki mahallelere bırakılıp biraz yürüme ile sorun çözülebilirdi ama hem güvenlik hem de aşırı sıcak yüzünden cesaret edemedim. Old town gerçekten çok güzel, insanı etkileyici bir yer ancak Kotor sadece old town demek değil. Körfezin kenarına dağ eteklerine yerleşmiş birbirinden güzel köy/kasaba diyebileceğim yerler var. Özellikle Perast benim için etkileyici oldu. Altımızda araç olduğu 2. gün Hırvatistan sınırına kadar gittik. Yol boyu dağ ve deniz manzarası çok güzeldi. 3. Gün Lovcen milli parkına gittik. 1560 metre yükseklikten tüm Kotor, Tivat ve ters istikamette Cetinje şehirleri görülüyor. Biraz yorucu ama manzara muhteşem. Kotor'un her iki yakasında da denize sıfır cafe ve lokantalar var. Hatta hem yemek yiyip hem de denize girme imkanıda oluyor. Perast'ın karşısında 2 tane ada var. 5 Euro dan tekneler sizi götürüyor ve istediğiniz zaman gelip alıyorlar. 4. ve son günümüzde Budva yı gezmek istedik ancak Budva bildiğiniz bizim Bodrum gibi. Çok kalabalık ve trafik vardı. Belki de Pazar gününe denk geldiğimiz için böyleydi. Bu sebeple detaylı gezemedim. Ancak izlenimim çok güzel bir şehir ve gençler için Kotor dan daha eğlenceli bir yer olduğu. Budva dan Sveti Stefan a geçtik. Burada 3-4 saat kadar konakladık. Manzaranın güzelliği ile denize girdik. Şemsiye şart olduğu ve bizde bulunmadığı için mecburen sahildeki beach ten girdik. Soldaki beach te şezlongları 1 den 5 e kadar kademeli sıralamışlar. En arka sıra 2 şezlong 1 şemsiye 15 Euro denize yakınlığa göre 30 Euro ya kadar çıkıyor. Sağ taraftaki ise sola göre daha seyrek ve kumsal daha bakımlı. Ama fiyatı 2 şezlong 1 şemsiye 75 Euro. Buradan Bar a geçtik. 1-2 saatlik akraba ziyareti ve duygusal anlar. Eşimin 30 sene önce gördüğü kuzenleri ile sohbet. Bar daha önce Rusya da gördüğüm eski düzenden henüz tam çıkamamış hali ve limanın etkisi ile Karadağ'da gördüğüm en sanayi ağırlıklı bir şehir. Budva ve Kotor varken tatil amaçlı tercih edilecek bir yer olmadığını düşünüyorum. Petrovaç ve Virpazar için vakit kalmadığından yeni yapılmış bir otoyol kıvamında 10 dakikalık ara yol ile Podgorica havalimanına dönüş ve İstanbul'a mutlu ve tekrar gelmek düşüncesi ile uçak bekleme. Çok kısa Tivat içinde izlenimim marina, yat limanı ve lüks otelleri ile görülmeye değer ama tatil için Kotor ve Budva nın alternatifi olmaz diye düşünüyorum. Ahmet Bey zaman ayırıp Karadağ turu bilgilerinizi ve izlenimlerinizi yazdığınız için çok teşekkür ederim, birçok kişiye yararlı olacağına emin olabilirsiniz. Perast'ı ben de çok beğendim, adalara da gittim. Tüm Balkanlarda olduğu gibi Montenegro'nun da yazın kuru sıcağı gündüz rahatsız edici olabiliyor. Güzel gezmişsiniz, sevindim. Saygılar. Yazınız için çok teşekkürler. Sorularım olacak size. Son zamanlara kaldık yaz planı yapmak için ve henüz ve biletimiz ne de otel rez. var 🙂 O yüzden harıl harıl araştırıyorum ki bir kaç gün içerisinde kesinleştirelim. 2- Anladığım kadarıyla gündüz çok sıcak. Peki ya akşamları nasıl? Serin midir? Kıyafet seçimini ona göre yapmak isteriz. 3- Ağustos sonu ya da Eylül'ün ilk haftası gitmeyi düşünüyoruz. Deniz için hava sıcak olur mu? Hava durumu Eylül'ün ilk haftasını 22-27derece arası gösteriyor. Emin olamadık. 4- Gidiş dönüş 2 kişilik İstanbul uçak bileti 1400 tl sizce pahalı mıdır? Seneye bırakmalı mıyız diye kararsız kaldık. 4- Old Town'daki residenceları önerir misiniz? Çok fazla kalma seçeneği var. Merhaba Gamze Hanım. Kotor için günübirlik gezmek yeterli ama zamanınız varsa en azından bir gece kalıp Kotor Körfezi'ni, en azından diğer Karadağ gezi yazımdakileri de görmenizi tavsiye ederim. Evet, gündüz hava durumu genelde çok sıcak ama siz Eylülde gidiyorsunuz, Temmuz ve Ağustostan daha iyi. Dereceler doğru. Akşam çok yüksek bir yere çıkmadıkça mont veya cekete ihtiyacınız olmaz. Podrorica uçak bileti için 700 lira normal, pek ucuz uçuş yok maalesef, o nedenle zamanı yeterli olanlar Karadağ tatili için Tiran'a uçup Arnavutluk'tan Montenegro'ya karadan gidiyor. Rica ederim. Dönüşte de izlenimlerinizi buraya yazarsanız sevinirim. Güzel bir Montenegro turu dilerim. 17 mart 2017 gidiş 24 mart arası montenegroya gittim. Ucagi ist tiran ist aldim gidiş dönüş 170 tl. Tirandan podgoricaya 100 euroya taksi tuttum. Donuste budvadan tirana direk araba var 24 euro. Karadaga gitmenin en ucuz yolu pegasusla tirana, ordan taksiyle karadag. Bilgi için teşekkürler Eyüp Bey. Evet Montenegro'ya bugün en ucuz Tiran'da gidilebiliyor, çoğu böyle yapıyor. yeniden merhaba, yukarıdaki yorumumda yanlış bir şey yazmışım. yazınızın en başında belirtmişsiniz direk otobüs yok diye. siz bana arada yaptığınız tüm aktarmalar için bilgi verir misiniz? bu arada evli bir çift, muhtemelen bir bavul, bir sırt çantasından bahsediyoruz. merhaba yine.. bir sorum daha olacak, keşke parça parça yazmasaydım tabi bunları, sayfayı trollemiş gibi oluyorum kusura bakmayın. Merhaba. Arnavutluk'tan Karadağ'a gidişin aktarmaları yazımda var, ücretleri hatırlamıyorum. Tivat Havalimanı'na direkt uçuş yok, Air Serbia ile Belgrad aktarmalı gidebilirsiniz ama yolunuz uzar. Tivat pek duyulmamış bir yer olduğu için kimse uçuş aratmıyor. Zamanlaması size uygunsa olur tabii. İyi yolculuklar. Merhaba Tuğçe Hanım. Sırbistan, Karadağ ve Arnavutluk gezisi için en mantıklısı Tiran gidiş Belgrad dönüş, ya da Belgrad gidiş Tiran dönüş uçak bileti almak, hangisi daha ucuzsa tabii. Böylece aynı yolları iki gez gitmeniz gerekmez. Gidiş ve dönüş farklı kentler olunca fiyat da biraz artar; eğer fiyat farkı bu kolaylığa değmeyecek kadar fazla ise Podgorica, Tivat, Tiran veya Belgrad şehirlerine gidiş-dönüş biletlerinden hangisi en ucuzsa onu almak ve rotayı buna göre planlamak gerekir, mümkün olan bölgelerde geri dönüşleri farklı yollardan yaparak daha fazla yer görebilirsiniz, ama gün sayınız az olduğu için kesinlikle birinci planı öneririm. Karadağ'da Ekim ayında hava durumu biraz serindir, gündüz sıcaklık 20-25 derece, gece 10-14 derece seyreder. Hava akşam üzeri 18:00 ile 18:30 arası kararır. Sonbahar mevsiminin Ekim ayında herhangi bir günde yağmur yağma olasılığı %37. Daha Kuzeye, örneğin Belgrad'a çıktığınızda bu sıcaklık ortalamaları yaklaşık 4-5 derece azalıyor. Arabamızla Kuşadasından yola çıkmamıza 5 gün kalmasına rağmen Üsküpten sonraki rotamızı bır türlü belirliyemiyoruz... Mostar da tanıdığımız bır aile son durağımız. Üsküpte bır gece kalıp ertesi günü matka kanyonuna gıtmek istiyoruz. Daha sonra hangi güzergahı seçelim.. Bosna hersek dışında gezilecek görülecek nereler var... Kafamız karıştı biraz.... Sahil şeridini dönüşte gezmek istiyoruz... Karadağ ve Arnavutlukta gezilmeye değer yerler neresi... Gece nerede konaklamalı.... vizemiz var... yardımınız için teşekkürler..... Merhaba. Üsküp Ohrid Tiran şehirlerinde ikişer gün kaldıktan sonra Karadağ'a giriş yapıp Podgorica, Budva, Kotor, Perast, Porto Montenegro, Cetinje içeren bir Montenegro gezisi yapabilirsiniz. Budva'da 2 gün, Kotor'da 1 veya 2 gün kalabilirsiniz. Karadağ'dan Bosna-Hersek'e giriş yaparsınız. Karadağ ve Montenegro'da otobüs terminallerinde elinde kağıt tutarak oda kiralayanlar olur, onların pansiyonlarında kalabilirsiniz. Merhaba Soner Bey. Hayır sınır geçişlerinde sorun yaşamanız için bir neden yok. Fakat son dönemde Makedonya'nın sakallı kişilerden şüphelenip bazılarını ülkeye sokmadığı yönünde haberler aldım, bilginiz olsun. Trenler pek gelişmiş değildir ama minibüs ve otobüslerle zorluk yaşamazsınız. Karadağ çok güzel bir ülke, iyi yolculuklar. Su an Budva'ya yakin Becici'deyim. Bazi sorulariniza cevap verebilirim. Eylul ayinin 2. haftası annemle birlikte karadaga gelme istiyoruz.5 ya da 6 gunluk bir gezi planliyorum. Siz ne tavsiye edersiniz, turla gitmezsek nereleri gezelim. . Merhabalar bir bilgi vermek istiyorum gitmeyi düşünenlere faydalı olabilir. Mostardan Budvaya-Kotora direk otobüsler var. ve Budvadan da Tirana direk otobüs var bu geçişlerde aktarma yapmanıza lüzum yok. sınır geçişlerinde bir problemle karşılaşmadım. söylendiği gibi karadağa gidiş dönüş uçak bileti pahalı. ben istanbuldan saraybosnaya gidip Tirandan İstanbula döndüm ve yaklaşık 250 tl ödedim. bilet fiyatları sebebiyle değil bu ülkeleri görmek için böyle bir rota çizdim fakat sadece maliyet düşürmek için bu yolu tercih edecek olan varsa 2 mesafede yaklaşık 8'er saat sürüyo ve 30-35 euro civarı fiyatları var bunu da hesaba katsın. Bilgi için çok teşekkürler Mustafa Bey. Karadağ'dan sorunsuz dönmenize sevindim. 🙂 İzlenimlerinizi buraya yazarsanız çok iyi olur, gidecek olanlara güncel bilgiler verirsiniz. Eşimle 31.08-03-09.2015 tarihleri arasında Budva'da kaldık. Gerçekten çok güzel bir deneyim oldu bizim için. Hem deniz hem de kültürel bir tatil yapmış olduk. Havası mükemmel, insanları sıcak ve fiyat olarak da uygun bir yer Montenegro. Bazı küçük ipuçları vermek isterim. Podgorica Havalanı'ndan Budva ya da Kotor'a direk gitmek isterseniz internetten taxi rezerve edin, mail adresi: taxi. mne @gmail. com. Budva için fiyat 30 . Biz havaalanında taksi ile sözleşmiş bir Türk çifte dahil olduk ve 2 kişi için 15 ödemiş olduk. Aynısını dönüşte de yapabilirsiniz. Dönüş için tavsiyem Budva'dan Podgorica'ya otobüs ile gelmeniz, kişi başı 6 . Otogarda havaalanına gidecek illaki birilerini bulursunuz. Pazarlık ile Podgorica merkezden havaalanına taksi 10 . Biz pansiyonda kaldık dolayısı ile her öğünümüzü dışarıda yedik. Sabahları Old Town'daki börekçiden börek alıp, marketten içeçeklerinizi alarak sahilde deniz kenarında güzel bir kahvaltı yapabilirsiniz. Bir de denizi hep taşlık olduğu için deniz ayakkabısı almanızı öneririm. Varsa şnorkelinizi de alın:) Ufak tefek notlarım bu kadar. Tavsiyeleriniz için teşekkürler. Gamze Hanım Montenegro turunuzdan bilgiler için çok teşekkür ederim, yararlı olacağı kesin. Yolunuz açık olsun, sevgiler. Ben uçakla Arnavutluğun Tiran şehrine indim. En büyük zorluğu burdan Makedonyaya geçişte yaşadım. Çünkü Ohride direk otobüs bulamadım Tirandan bindiğiniz otobüs sizi bir yol ayrımında bırakıyor. Ordan çakal taksiciler sizi kapıp Makedon sınırını geçirip Struga diye bir şehire getiriyor. Ben o yol ayrımından sonra çok uzun bir yol var ve geçişim zor olacak diye pazarlık yapmış olsam da 50 TL civarı kazıklanmış olduğum bir ücreti taksiciye verdim. Sonradan fark ettim o yol ayrımından Makedonya sınır kapısı yürüyerek 15 20 dk. Sonrasında isterseniz Makedonyadan taksiye binin isterseniz otostop yoluna başvurun. Struga fazla uzak değil ve çok ucuz nehir kenarına konuşlanmış şirin bir şehir. Burdan Ohride taksi tutarsanız 50 otobüs kullanırsanız 40 dinar verip gidebilirsiniz 20 dakika sanırım araları. En zorlandığım geçiş Tiran-Makedonya arasındaki benim için. Burdan Ohrid-Üsküp-Prizren-Ulçin-Budva-Kotor-Mostar-Bosna-Belgrad güzergahını 12 günlük bir sürede gittim. Bilgi almak isteyen arkadaşlara soru sorabilir. Herkese iyi yolculuklar. Soner Bey Batı Balkanlar gezinizde yaşadığınız yolculuk bilgilerini paylaştığınız için çok teşekkür ederim. Montenegro ve diğer ülkelere gideceklere yararlı bir güncel ön bilgi oldu. Nice yollara. Merhaba. Ekim ayında Balkanlarda denize girmek için bağışıklık sisteminizin güçlü olması gerekiyor.:) Serin olur, ben olsam girmezdim. Evet araba kiralayarak gezebilirsiniz. Karadağ ve diğer vizesiz ülkelere girişlerde sorun yaşamazsınız, ancak dönüş biletiniz yanınızda olsun, sorabilirler. Alper bey biz esimle buraya yerlesmmek yasamak istiyoruz. Bunlar icin neler gerekli aceba gecim kaynaklari is imkanlari nasil. Ne kadarlik bir mevla gerekli bunun icin fikirlerinizi deneyimlerinizi ve bilgilerinizi paylasirsanjz seviniriz. Merhaba Can Bey. Karadağ'a yerleşmek için gerekenleri bilmiyorum, ben gezmeye gittim. Ancak bu yazıyı okuyanlar içerisinde Montenegro'da iş yapan, yerleşmiş kişiler var, sorunuzu görürlerse yardımcı olurlar. Merhaba Gülser Hanım. Balkan ülkelerine girişlerde ücret yok, zaten vize dışında böyle bir ücret talep eden ülke dünyada çok az. Sadece Arnavutluk girişte 1 avro ücret alıyor; önceden giriş ücreti 10 avro idi. Merhaba Özlem Hanım. Podgorica Havaalanı ile şehir merkezi arasında çalışan otobüsler var ama hala düzenli değil, siz indiğinizde yoksa merkeze taksi ile 15 avro ücretle gidebilirsiniz, daha fazla isterlerse pazarlık yapın. Podgorica'dan Budva'ya rahatça minibüs bulursunuz, çok sık kalkıyor ve bilet ücreti 6 euro. Podgorica Havalimanı'ndan Budva'ya taksi 50 euro veya daha fazla tutar, yazık. Montenegro'dan Karadağ'a gitmek için Hırvatistan'dan geçmeye ihtiyacınız yok. Direkt otobüs bildiğim kadarıyla yok ama endişelenmeyin, iki seferde gidersiniz. Örneğin Pljevlja'ya gidip oradan Saraybosna otobüsüne binebilirsiniz. Otobüs terminalinden size en uygun yolu söylerler. Ancak zamanınız çok kısa. Benim 3 günüm olsa başka ülkeye geçmezdim, bir gününüzü Kotor ve körfezine ayırmanız harika olur. Tavsiyem budvadan kotora gidilmesi yonunde. Sahsen ben budvada 2 gun kotorda 1 gun kaldim keske tam tersini yapsaydim. Kotorda gece hayati yoktur budva da vardir. Kotor bir nebze daha ucuzdur ama bence karadag balkan devletlerinin en pahalisi. Kotordan otobusle mostar a gecmistim sizde oyle yapabilirsiniz. Herkese iyi yolculuklar. Merhaba Utku Bey. Karadağ'da Ekim ayında hava durumu serindir ama soğuk değil, gündüz sıcaklık 18-23 derece, gece 10-14 derece seyreder. Hava akşam üzeri 18:00 ile 18:30 arası kararır. Sonbahar mevsiminin Ekim ayında herhangi bir günde yağmur yağma olasılığı %37. Gezmek için rahat bir mevsim ama denize giremezsiniz. Merhaba Elif Hanım. Kotor'dan Mostar'a nasıl gidildiğinin ayrıntısını burada öğrenirsiniz sanırım. Ben Dubrovnik'ten gittim, o yüzden Soner Bey'den yazmasını rica edelim. Güzel bir Montenegro tatili dilerim. Gezgin arkadaşlarım eğer Kotor dan Mostara gitmek isterseniz ben yanlış hatırlamıyorsam 11 gibi otogardan binmiştim bu otobüsü kullanabilirsiniz. Sizi direkt otobüs yok diye yolunuzdan döndürmek isteyenler olabilir onları kafaya takmayın şahsen ben öyle yaptım otobüs Bosna Hersek e girdikten sonra bir şehirde mola tadında bir aktarma yapıyor yani küçük bir terminalde bir otobüsten dier otobüse aktarılıyorsunuz. Siz parayı en baştan ödüyorsunuz bir daha ücret ödemenize gerek yok. Dip not: Çantanızı eğer otobüsün bagajına koymak isterseniz 1 euronuzu alırlar. Zaten Kotor devasa bir yer değil otogara ulaşmakta zorlanmazsınız. Gün içerisinde bir otobüs seferi daha var diye biliyorum ama emin değilim. Yol çok uzun sürüyor yani akşam 7 gibi inmiştim diye hatırlıyorum. Kalacak yer için eğer otobüs terminalinde sarışın zayıf güleryüzlü orta yaşlı bakımlı bir bayan görürseniz hiç kaçırmayın bahçeli 2 kedili temiz ahşap iki katlı bir evi var. Sadece yatacak yer için bir yer arıyorsanız burası uygundur. Ulaşım bilgisi için çok teşekkürler Soner bey. Şuan Kotor'dayım. Otogardan Mostar'a direk otobüs var, saat çizelgesinin fotoğrafını da çektim ihtiyacınız olursa atabilirim:) tek sorun 37 olması, bir de 8 saat sürüyor. Fakat ikinci bir alternatif olarak hosteller de götürüyor. Benim kaldıgım Old Town Hostel en az 4 kişi olmak şartıyla 30 fiyatla, 4 saatte götürüyor. Merhaba ben birşey sorucam, kotor'daki insanlar nasıl ? Güvenli mi ? Ve ingilizce biliyorlar mı ? Bir de ülkeye girerken sıkıntı oluyor mu her ne kadar vizesiz olsa da. Merhaba. Kotor ve genel olarak Karadağ son derece güvenlidir, rahatça gezebilirsiniz. İngilizce yaşlılar bilmez ama gençlerin çoğu bilir. Ülkeye girişte sorun yaşayana ben henüz rastlamadım, duymadım. iki haftadir Montenegrodayim. Hava bir harika, denize bile giresim var)) bircok sehirlerini dolastim oglumla. Yarin da Kotor, Tivat, Herceg Novi tarafina gitmeyi planlyoruz. Montenegro harika bir ülke. İyi gezmeler Nuri Bey. Kotor tarafından da izlenimlerinizi okumak iyi olur. Gezimi sonlandirdiktan sonra, genel izlenimlerimi yazacagim mutlaka. Ayrica buraya yerlesmeyi de oglumla konusuyoruz. Umarım başarırsınız, Karadağ çok güzel bir ülke. 19 temmuzdaki yazdıklarımdan sonra tum yazıları okudum, bende buraya alper metin beyin yazısı okuduktan sonra geldim, beğendim ve kaldım, iş kurdum bu cennet gibi ulkede benim gibi beğenip iş kurmak isteyenler aman çok dikkatli araştırma yapsınlar iş hayatında dunyada göremeyecekleri kadar burokrasi ve negatiflikler var bunlar önceden gözukmuyor, burada sorunları yazıp yazıyı uzatmayayım lutfen çok araştırın. Kazım Bey yorumunuz için tekrar teşekkürler. Olumsuz şeyleri de zamanınız olunca yazarsanız çok yararlı olur. Karadağ'a selamlar. Merhabalar Kazim Bey, platformdaki yazilarinizi okudum. Bizde esim ve kizimla Karadag'a yerlesmek istiyoruz. Sizin gibi onceden deneyimi olan birinden bu ulkede yasamak ve ticaret yapmakla ilgili pozitif ve negatif yonler hakkinda tavsiye almayi cok isteriz. Size ulasabilecegim bir mail adresi varsa ve deneyimlerinizi bizimle paylasabilirseniz cok seviniriz. Saygilar.. Merhaba Begum hanım herkese söylediğimi tekrarlayacağım buraya gelip en az 1 ay yaşayın gözlem yapın kendi kararınızı kendiniz verin, ben buraya geldiğimde 2-3 Türk vardı şuan binlerce Türk var. Ayrıca ben Karadağ'da ticaret konusunda başarısız biriyim hal böyleyken başkalarına akıl vermek komik olur, 1.5-2 sene önce olsaydı yine bir şeyler paylaşmaya çalışırdım ama şu an burada at izi it izine karıştı, gelin yaşayın sonra kararınızı verirsiniz. Karadağ bağımsız bir ülke ve batı dünyasına daha yakın. Rusya ile Türkiye arasındaki krizle bir ilgisi yok. Rahatça ve güvenle Montenegro'ya gidebilirsiniz. Podgorica Havaalanı ile şehir merkezi arasında çalışan otobüsler var ama hala düzenli değil, siz indiğinizde yoksa merkeze taksi ile 15 avro ücretle gidebilirsiniz, daha fazla isterlerse pazarlık yapın. Podgorica'dan Kotor'a yolculuk 90 kilometre ve otobüs bilet fiyatı 7 avro. Bunlar size 3 saate yakın zaman harcatır. Havalimanından Kotor'a taksi 55-65 avro arası tutar ve bir buçuk saat sürer. Mahsuru yoksa, size E-mail adresimi yazayim, telefon numaranizi gonderirseniz, sizi arayabilirim. Merhaba. Türk bankalarına ihtiyacınız yok. herhangi bir bankadan o ülkenin parasını çekebilirsiniz. Çeşitli sayfamdaki ilgili yazımda anlattım. Makedonya'da benzinin litresi 1.06 amerikan doları, 1 litre mazot ise 0.79 dolar. Komşu ülkelerde de fiyatlar yakın sanırım. Vize isteyen ve istemeyen ülkelerin tam listesi Çeşitli adlı sayfamdaki ilgili yazıda var. İngilizce veya Makedonca bilmiyorsanız Makedonya'da dil sorunu yaşarsınız. Evet, bankanızdaki mevduat hesabınıza TL yatırın, Montenegro'da herhangi bir bankaya kartınızı taktığınızda size İngilizce menü seçeneği sunulur, onu seçip Karadağ para birimi yani euro karşılığını çekersiniz. Türk Lirası orada geçmez. Bir de en uygun otel fiyatlari hangi bolgelerde var? minimum 3 er gun kalacak olsak? biraz kabarikti. baktigimda gayet pahali gunlukleri. ucuzlarida var di daha iceri bolgelerde sahil. kesimlerine geldikce ucuyor tarifeler. Montenegroda'da otel fiyatları pahalı geldiyse pansiyonlarda kalabilirsiniz. Otobüs terminallerinde elinde kağıtla bekleyen kişiler kiralık oda sunarlar, fiyatları otellere göre çok daha uygundur. Merhaba Eyüp Bey. Budva'da Mayıs ayının ortalarında hava durumu ılıktır; gündüz sıcaklık 22-24 derece, gece ise 12 derece civarında olur. Günler çoğunlukla güneşli geçer, yağmur olasılığı düşük. Deniz suyu sıcaklığı ortalama 19 derece. arkadaşlar karadağ denince aklınıza hemen sahil şeridi gelmesin, burası çok ufak bir ülke karadağ gezinize mutlaka ülkenin kuzeyini dahil edin, temizliğin, doğallığın, ucuzluğun tadını çıkarın, hormonsuz, ilaçsız yiyeceklerle doyumsuz manzaraları fotograflayın, kış aylarında kayak yapın kısaca karadağı mutlaka tum olarak gezin derim, alper bey ve tum takipcilerine selamlar. Kazım Bey Karadağ ve güzellikleri hakkında verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Yeşilliğiyle, dağlarıyla, lezzetli yemekleriyle gezmek için harika bir ülke olan Montenegro'ya selamlar. Slm kazım bey. bu yazıları çok geç gördüm. sizinle nasıl iletişime geçebilirim. budvadayım ama yarın dönüyorum maalesef. Merhaba Burak Bey. Avrupa'da Schengen vizesi isteyen bir ülkeye gittiğinizde aynı sisteme üye diğer ülkelere girerken pasaport kontrolü olmaz, şehirler arası yolculuk yapıyormuş gibi seyahat edebilirsiniz. Evet, dönerken check in yapmanız gerekir. Alper bey selamlar. Haziran ayı içinde yunanistan, makedonya, kosova, karadağ, hırvatistan ve slovenya gezisi planlıyorum; Karadağ dışındaki bütün ülkerde kalış sürem, kalacağın yerler belli. Karadağda takıldığım nokta; kotor, budva, bar, hersec novi, tivat, uljin buraları ziayeret edicem 5 gün yeterli olur mu? internette hiç bir yerde kesin bir bilgi bulamadım. bu yüzden sizin deneyimizden yaralanmak isityorum yardımcı olursanız sevinirim. iyi günler. Merhaba Burak Bey. Karadağ'dan İtalya'ya gitmek için mutlaka vize gerekir; günübirlik de olsa pasaportsuz girmeniz imkansız. Merhaba Bilal Bey. Karadağ'da Kotor veya Budva'da tesettürlü kadın hiç görmedim. Garip bakacaklarını sanmıyorum, meraktan göz ucuyla kısaca bakabilirler ama rahatsız edici bir şekilde olmaz bu. Bence endişe etmeyin. Merhaba. Karadağ tatili için otel paraları hariç bir haftada 350 avro rahatlıkla yeter. Yine de fazla lüks yerlere gitmeyin derim kişisel fikrim olarak. Rehberiniz için teşekkürler bir kaç sorum olacak izninizle. 6 gece kalmak istiyorum ve doğa gezisi yapıp bir iki gün de plaja gitmek istiyorum. Araştırdığım kadarıyla Sveti Stefan adasının yanında halka açık plaj var. Ancak Kotor körfezi de çok güzel. Sormak istediğim şeyler ulaşımla ilgili. Merhaba. 6 günlük Karadağ tatili için 1000 liranın yetip yetmemesi kalacağınız yerlere bağlı. Ucuz pansiyonda kalırsanız yeter ama otellerde kalırsanız yetmez. Kotor ile Budva arasında otobüsler sık çalışıyor ve 45 dakika sürüyor. Diğer Montenegro şehirleri için de kolayca otobüs veya minibüs bulursunuz. Karadağ küçük bir ülke, tek yerde kalarak günübirlik gezebilir, ya da 2-3 kentte kalabilirsiniz. 3-4 gunluk bir karadag gezisi planliyoruz esimle.. Vizesiz ama pasaporta ihtiyaç var mi? kktc gibi mi yoksa nasil? ona gore yenilenecek ya da cocuk icin ne gerekliyse yapilacak tarafimizdan.. Merhaba. Karadağ'a pasaportsuz giremezsiniz. Montenegro küçük bir ülke, arabayla rahatça gezersiniz. Ben son gidişimde konuk olarak Budva Avala Hotel'de kaldım. Konum, konfor ve hizmet açısından en iyi otel. Merhaba Alper bey geçen yıl sizi izleyerek. makedonya ve arnavutluk gezdim. İzlenimleriniz çok işime yaradı. Önümüzdeki nisanın başında yarım kalan karadağ turumu tamamlayacağım. Çok selamlar. otelimi Budvadan ayarladım. Kotor budva çetije yi görmek istiyorum. Dönüş gününde ise podgoricayı görmek istiyorum. Tabiki önerinize açığım. Cem Bey, Ben Budva`da yasiyorum. Herhangi bir yardimim dokunabilirse lutfen cekinmeden arayin. Nuri Bey merhaba; İlginiz için çok teşekkür ederim. Bir şeyi düzeltmek istedim. Kotor, Avrupa'nın en büyük fiyordu değil, fiyort bile değil aslında, bir ria. Avrupa'nın en büyük fiyordu Norveç'deki Sognefjord. selamlar alper bey. Daha önce size gezi planımdan bahsetmiştim. hemen hemen kesinleşmiş planım şöyle; 2 gün kotor, 2 gün budva, 2 gün dubrovnik, 1 gün zadar, 2 gün zagreb, 1 gün lubiyana, 2 gün bilet gölü. Sormak istediğim öyle pek müze meraklısı değilim gezerek keşfetmeyi tercih ediyorum. dubrovnik için 2 gün sizce fazlamı. zadar ile dubrovnik arası 8- 9saat sürüyor. dubrownikte kalacagım bir geceyi gece yolculugu yaparak degerlendirmeyi düşünüyorum. bu konudaki düşüncenizi öğrenmek istiyorum. saygılar. Merhaba Mehmet Bey. Montenegro Hırvatistan gezi rotanız güzel. Dubrovnik için iki gün bence fazla değil ama zaman kazanmak isterseniz evet, 1 günde eski kenti rahatlıkla gezebilirsiniz. Saygılar. Merhaba Alper bey ve bu yazıya yorumlarıyla katkıda bulunan gezginler. Bu temmuzda 3 gün sayabosna-mostar ve 4 gün belgrad'da kaldıktan sonra karadağa geçeceğim. İlk iki şehir için plan tamam ancak karadağ'da görülecek yer fazlalığından kafam karışmış durumda öncelikle karadağ için 3-4 gün zamanım var ama bununda 3'mü yoksa 4 gün olacağı göreceğim yerlere bağlı. Öncelikle konaklamayı kotor ve budva'da yapmayı planlıyorum. Yoksa sadece bir şehirde kalıp diğerlerini bu şehirden gezmek mi doğru olur öte yandan yorumlarda gezen arkadaşların ve büyüklerimizin Herceg novi, ulcinj, petrovac, centinje ve Perast'ı övdüklerini okudum. Normalde 3 gün kalıp saraybosna'ya dönüp 1 gün daha kalmayı planlıyordum. Ancak yazdıklarınız 4 gün kalmam fikrini aklıma yerleştirdi. tabi bu durumda uçuştan bir gece önce otobüsle saraybosnaya döneceğim. Şimdi 4 günlük bir süre için nasıl bir gezi planı yapmalıyım. Görülecek yerlerin çokluğundan deniz, tarihi yerler ve yemek üzerine nasıl bir tur yapabilirim. Değerli yardım ve fikirlerinizi bekliyorum. Ayrıca 3 günlük bir gezide nasıl bir tur yapabilirim onun da önerisini verebilir misiniz? Teşekkürler. Merhaba. Karadağ güzel bir ülke, en az dört gün kalmaya değer. 2 gün Budva, 2 gün Kotor'da kalıp yazdığınız diğer şehirleri günübirlik gezebilirsiniz. Merhaba. Bu konuyu Karadağ Konsolosluğu'na mutlaka sormanızı tavsiye ederim. Sorun olmaması gerekir ama yine de arayın. Merhaba Alper bey ve değerli gezginler bu yaz Saraybosna ve belgrade şehirlerine yapacağım gezimi Karadağ sahil bölgesi ile taçlandırmak istiyorum. Normalde 3 gün kalmayı planladığım şehirde yorumlarını okuduktan sonra 4 gün kalmayı düşünüyorum ancak dönüşü Saraybosna'dan yapacağım için 4. Gün riskli olabilir ancak öyle övmüşsünüz ki ben bu riski alacağım. Sorum 4 gün için Nasıl bir gezi yapmalıyım? Nerelere gidip naıl bir konaklama yapmalıyım tek bir yerde kalıp diğer yerleri gezmelimiyim yoksa 2 gün 2 gün dağıtsam mı konaklamayı değerli önerilerinizi bekliyorum. Hoşçakalın. Budvada kaldığınız evin iletişim bilgilerini iletebilirmisiniz. Ben 6-7 mayıs 2016 için bi kısa tatail düşünüyorum budav ve kotora. Merhaba. Ne yazık ki Budva'da kaldığım evin iletişim bilgisini almayı düşünemedim. Budva ve Kotor'da otobüs terminalinde oda kiralamak için bekleyenler göreceksiniz, o şekilde yapabilirsiniz. Bence koşturmaya gerek yok, Kotor ve Budva'da kalacağınız ikişer günün birer tanesini oraları gezmek, diğer birer günü ise günübirlik başka kasabalara giderek harcayabilirsiniz. Yazdığınız 5 yerden 2 veya üçünü eleseniz daha rahat gezersiniz. Ben Budva'da yaşıyorum. Bu Ülke çok güzel. Vaktiniz sınırlı. Bence Ulcinj, Centinje ve belki Herceg Novi'yi programınızdan çıkarın. Kotor, Risan, Budva ve Budva koylarının tadını çıkarın derim. Karadağ seyahat tavsiyesi mantıklı. Teşekkürler Nuri Bey. Nuri bey merhabalar ismim Ebru, bir Karadağ blog yazısında yorumunuzu gördüm orada yaşıyormuşunuz, müsadenizle bir iki şey sormak isterim. Biz Martın 24 ünde Kotor'a geleceğiz 3 günlüğüne, araç kiralamamız gerekir mi? Ve de Türk rehber bulma şansımız var mı gezilecek tarihi ve turistik yerler için? Taksiyle halledebilir miyiz gezilecek yerleri, çoğunlukla yürümeyi severiz yorumunuzu merakla bekliyorum, s aygılar. Merhaba Ebru Hanım. Karadağ'da gezilecek tarihi ve turistik yerler için rehbere ihtiyacınız yok. Zamanınız çok kısıtlı değilse otomobil kiralamanız da gerekmez. Çevre kentleri toplu ulaşım ile, şehirleri yürüyerek gecebilirsiniz. Nuri Bey de ayrıntılı bilgi verir umarım. merhaba Nuri bey, Budva koylarını gezmek için Nasıl bir yol izlemeliyim 2. Olarak risan Hakkı'nda biraz bilgi verebilir misiniz ? O bölgede yaşayan biri olarak. Çünkü pek bir bilgim yön risan hakkında. Merhaba, Budva koyları derken, şayet araç kiralamayı düşünürseniz, Budva'dan Kotor istikametine giderken, Budva çıkışında sola küçük bir yol ayrılır. \"JAZ PLAJI\" diye levhalandırılmıstır. Bu yolu takip ederseniz, çok güzel doğa, yerleşim tesisleri olmayan fakat Plaj ve Kafe gibi hizmetler veren çok doğal koylar vardır. RİSAN, KOTOR'un az ilerisinde küçük bir kasaba. Kotordan veya Budvadan dolmuş bulunur. Oradan Kotor Körfezinin manzarası da doyumsuz. Karadağ doğa, deniz ve kumsal bilgileri için çok teşekkürler. Nuri Bey iyi akşamlar biz oğlumla Budva'ya gelip 25_30 gün kalmak istiyoruz ev bulabilirmiyiz ve ne kadardır acaba. Ben bu Eylül de geldim çok beğendim. Bu konuda yardımcı olursanız sevinirim. Bursa'dan selamlar. Merhaba, 1. Karadağlılarla İngilizce iletişimde zorluk oluyor mu? 2. Araba kiralamaya gerek olur mu? Teşekkürler, Merhaba. Karadağ'da gençlerin çoğu İngilizce biliyor, orta yaşlıların da önemli bir kısmı. Bence araba kiralamaya gerek yok. 2 kişiden fazla iseniz mantıklı olabilir. Evet Arnavutluk'tan Karadağ'a o şekilde gidiliyor. Ben ve bir çok kişi bu yolu kullandı, sorun yaşayan duymadım. Dikkatli olun yeter. Karadağ'a Tiran'dan girerek Balkan turu yapan var mı acaba? Dönüş Üsküp Ohrid üzerinden yine Tiran şeklinde olacak. Uçak bilet gidiş dönüş Tiran daha uygun olduğu için buradan başlamak istiyoruz. Tiran'dan araba kiralamayı düşünüyoruz. Sınır geçişlerinde problem olur mu? Bilgisi veren olursa çok memnun olurum. Merhaba. Batı Balkanlara en ucuz uçak bileti genelde Tiran'a olduğu için birçok kişi oradan başlıyor. Sorun yaşamazsınız, Karadağ'a giriş kolay. Ben hiç araba kiralamadım ama kiralık otomobille Montenegro'ya gidenlerden bu konuda yazanlar olacaktır diye tahmin ediyorum, yorumları incelemenizi tavsiye ederim. Alper bey sizin kanalızdan sevim hanıma bir bilgi vermek isterim tatil suresi kısa ise bu yolculuk hem çok yorucu olur hemde tam olarak hiçbir yeri göremezler, Karadağ gezisi ve araç kiralayarak seyahat konusunda bilgiler için çok teşekkür ederim. Öncelikle kolasin ve zabjak sonra rozaje, berabe, bijelo polje yeterli doğallık için bu arada tara kanyonunu da mutlaka görun, neşeli ve guzel gunler dilerim, kazım. Merhaba. Bence Kotor'da kalın, çok güzel. Eski kent içinde bir oda kiralarsanız çok keyifli olur. Kafamı karıştıran nokta kotorda tarihi yer daha fazla ancak Budvada sahil daha güzel ve cafe barlar daha fazla ve eğlenceli görünüyor. Bundan dolayı kararsız kalıyorum. Evet Budva'nın eğlence ve gece hayatı daha hareketli ve kent merkezinde kumsal var, ama Kotor'un tarihi yapısı daha özel. 2 gece Budva 1 gece Kotor da mantıklı. Merhaba tekrardan Karadağ seyehatini tamamlamış bulunmaktayım 🙂 Herşey güzeldi ta ki son gün yağmur yağana kadar.. 2 gece kaldım fakat 1 gün yeterliymiş Kotor old town için. Podgorica havaalanı zaten küçücük gidiceklerin aklında bulunsun havaalanına girişte herhangi bir güvenlik kontrolü de yoktu asıl bu şaşırttı 🙂 ben internetten özel şoförlü araç rezervasyonu yaptırmıştım 55 euro gidiş 55 euro da dönüş olarak, Budva üzerinden gittik yol üzerinde harika manzaralar vardı Budva'dan geçerken.. Keşke hava güzel olsaydı 1 gün de orada kalsaydım. Deniz için gidenler mutlaka Budva'ya gitsinler özellikle Sveti Stefan çevresine. Kotor old town çok güzeldi.. Bariz belli Venediklilerden kaldığı. Kaldığım butik oteli tavsiye ederim boutique hotel astoria'da kaldım 2 gün için yaklaşık 700 lira ödedim fakat sezona göre değişiyordur. Çok fazla turist kalabalığı vardı bu kadar beklemiyordum özellikle Türk turist cok fazlaydı. Onun dısında Tivat'a da gittim Porto Montenegro diye bir marinası var muthıs. Bir çok lüks markaların mağazası, lübnan ve japon mutfagı restaurantları ve sonsuzluk havuzu var sezon acılmamasına ragmen havuza da girdim. Bir de cok fazla Rus turist vardı zaten zengın Ruslar bu porto montenegro'dan ev alıyorlarmıs ve yatları ile gelmişler aşırı lüks yatlar var idi.. 2 günde ortalama 160 euro harcadım fazlasıyla yetti. Bir de çoğu kişi ingilizce ve rusça biliyor o açıdan problem olmuyor. Ama istanbuldan tivata direkt uçuş olsa bence daha rahat ulaşılabilir gerçekten cehennem gibi uzak kışın kimbilir ne kadar zordur podgorica havaalanına ulaşmak. THY ile uçacaklar da normal ekonomi esnek yerine business alsın cunku pek fıyat farkı yok idi keşke business alsaydım dedim koltuk aralıkları çok kötüydü geldiğim günkü uçuşun. Neyse ki dönerken rahattı yolculuk. Karadağ tatil ve seyahat bilgileri için çok teşekkürler Burak Bey. Merhaba Mehmet Bey. Evet, Kotor'dan Dubrovnik'e her gün otobüsler var, otobüs terminaline gidip bilet alabilirsiniz. Yolculuk 3 saat ama sınırda bekleme uzayabiliyor bazen. İyi tatiller. Sefa bey bu ulkenin birtane doğrusu yok, burada yerleşmek istiyorsanız gelip en az 1-2 ay gözlem yapmanızı öneririm, ulkenin kuzeyi doğal ve bakir ama iş imkanları çok kısıtlı, sizin gibi insanlara ne kadar yardım etmek istesem de yanıltıcı olur gelin gözlem yapın en doğru yol bu ve fırsatcı insanlar var onlara da dikkat edin, selamlar herkese. Başta Alper Bey olmak üzere herkese öncelikle çok teşekkürler. Tekrar olacak şekilde soru sormamaya özen göstericem 🙂 10-17 Eylül için eşimle birlikte biletlerimizi aldık. Podgorica'dan Avis ile araç kiralamayı, 7 gün boyunca da Budva'da kalıp kotor, sveti stefan, podgorica, bir ihtimal de mostar'a gitmeyi planlıyoruz. Belki son gece Podgorica'da kalabiliriz. Kuzeye gitmeyi düşünmüyorum. Gelsin sorularım 🙂 Kotor'da da kalmalı mıyız? 3 gün Budva, 2 gün Kotor mu yapalım? Yoksa komple Budva mı? Uzaklık açısından soruyorum. İki gün üstüste Kotor'a gidip dönmek zor olur mu? Tekne turları hakkında bilgi almak istiyorum. Tekne turları nerelerde var? Deniz ürünleri methediliyor. Özellikle tavsiye edeceğiniz bir yemek var mıdır? İnternet olmayacağı için navigasyon da olmayacak. Yolları bulabilmem için öneriniz nedir? Büyükçe bir harita mı alayım? Bunlar haricinde de tavsiyeniz olursa okumak, öğrenmek isteriz. Teşekkürler. Merhaba. Budva ile Kotor arası mesafe uzun değil, taşınmak gerekmez ama oranın da havasını tam yaşamak için Kotor'da kalmaya değer. Mostar deyince durum değişiyor, mesafe fazla. Montenegro'da deniz ürünleri ve yemekleri yaygın. Karides, siyah risotto, ahtapot salatası, midye ve prstaci, Karadağ'da yenecek deniz mahsulü yemekleri arasında sayılabilir. Okurların da bilgi vermesini umarım. Karadağ gezi yazıma ilginize teşekkürler. Sınırda sorun yaşamazsınız. Sınır geçiş ulaşımı yorumlarda yazıyor. Euro ile gidip Arnavutluk parasına orada çevirirsiniz. Ben araba kullanmayı bilmiyorum, hiç araç kiralamadım. Otobüs ve minibüsler var. Aile yanlarında oda veya tam daire kiralayabilirsiniz. Sahiller kafe, lokanta, bar ve kulüplerle dolu. yazın çok sıcak oluyor, sevmezseniz haziran ve Eylül daha iyi. Vadesiz mevduat hesabınızda para olması Karadağ veya herhangi bir ülkede iyidir. Herkese şimdi den teşekkür ederim özellikle alper bey size bizim gibi insanları bilgilendirmek amacıyla bir çatı oluşturduğunuz için. .... Herkese bu güzel tecrübelerini paylaştıkları için ayrı ayrı teşekkür etmek istiyorum. Soruma gelince mostardan kotora veya tam tersi şekilde kotordan mostara otobüs yolculuğunu deneyimleyen arkadaşlar, bu yolculuk hırvatistan sınırlarına geçmeden mi gerçekleşti? Bu iki şehir arasını vizesiz geçmek durumunda olacağımdan sormaktayım. Kotor'dan Mostar'a Trebinje üzerinden vizesiz, Hırvatistan'a girmeden gidebilirsiniz. Merhaba Alper Bey ve diğer gezgin arkadaşlar. Kız arkadaşımla eylül ayının 3. haftasında karadağa gitmeyi planlıyoruz. O aylarda denize girebilme şansımız olabilir mi? Bu aylarda giden arkadaşlarımız varsa görüşlerini paylaşabilirler mi? Teşekkür ederim. Merhaba Özgür Bey. Montenegro'da Eylül ayında hava durumu tatil için çok uygun ve rahat geçer. Hava sıcaklıkları gündüz 24-27 derece, gece 13-16 derece arasında seyreder. Deniz suyu sıcaklığı ortalama 24 derece. Her gün olmasa da gündüz denize girebilirsiniz ama akşam için birer mont almayı unutmayın. Karadağ çok güzel, mutlu ve sevgi dolu bir seyahat dilerim. Detaylı bilgilendirme için teşekkür ederim. Diğer bir konu ise ulaşım. Arkadaşlarımızdan bazıları daha önce denemişler yorumları okudum. İstanbuş Montenegro şu an itibari ile 2 kişi sadece gidiş 1.100 TL. Arnavutluk ise yine 2 kişi 310TL. İnanılmaz bir fark var. Bizde Arnavutluktan Montenegroya gececeğiz. Geçiş sırasında Podgorica ilk durak olacak. Geçişi yapınca burada detaylı bir ulaşım yazısı paylaşacağım. Gidecek arkadaşlarada rehber olur. Tekrardan teşekkür eder, neşeli ve eğlenceli bir yaz dilerim. Haklısınız. Uçak biletlerinin pahalılığı nedeniyle çoğu kişi Tiran'a uçakla gidip oradan Karadağ'a karadan geçiyor. Bilgi ve yorumlarınızı bekler, teşekkür ederim. Merhaba. Karadağ Bosna-Hersek Sırbistan seyahatinize bence en ucuz uçak bileti bulduğunuz yerden başlayın. Örneğin Belgrad (3 gün), Novi Sad (2), Saraybosna (2), Mostar (1), Kotor (2), Perast, Budva (3), Nikşiç, Kragujevac (1), Belgrad şeklinde güzel bir Batı Balkan turu olabilir. Bunu duyduğuma sevindim! Karadağ'a muhtemelen hayran kalacaksınız. Yalnız bazı günler çok sıcak oluyor, dikkat. Dönüşte izlenimlerinizi ve gezi rotanızı burada paylaşırsanız memnun olurum. Yolunuz açık olsun. Merhaba. Arnavutluk'tan Karadağ'a gitmek için önce İşkodra'ya gitmeniz gerekiyor. Ayrıntılar yukarıda var. Budva otobüs terminalinde oda kiralamak için ellerinde yazılı kağıtla bekleyen kişilerden biriyle evine gidebilirsiniz. Seyahat blog sitemi beğenmenize sevindim, teşekkürler. Merhaba. Budva'nın tam merkezinde plaj var. Kalabalık gelirse biraz yürüyerek daha sakin kumsallara gidip denize girebilirsiniz. Tekne turlarıyla çevreye gitmek de mümkün. Evet, Old Town Budva'nın tarihi kent merkezi. Gece hayatı şehir merkezinde; sakin barlar ve hareketli, eğlenceli kulüpler var. Old Town içinde vaya çevresinde kalmak en iyisi. Seyahat bloguma ilginize teşekkürler. Nuri Emrah bey ve kazım bey merhaba, ben ingilizce ögretmeniyim esim teknik kodlama, cok yüksek beklentilerimiz yok barıs olan bi ülkede huzurla yasamak tek derdimiz, tavsiye ediyormusunz ülkeyi ve bu konuda neler yapabiliriz? size nasıl ulasabilirim benim mail adresim duygu@ celebi. ws simdiden cok tesekkürler. Bu platform uzerinden göruşursek diğer arkadaşlarda faydalanabilir. Merhaba. Evet, Mostar'dan Hırvatistan'a girmeden yani vize gerekmeden Karadağ'a otobüsler var. Firma adı bilmiyorum ama otobüs terminaline gidip bilet alabilirsiniz. İsterseniz autobusni-kolodvor sitesine bir bakın şimdiden. adresini verdiğiniz siteden mostar-kotor sorgusunda sonuç çıkmıyor. fakat benim bulduğum ve çoğu firmanın online bilet satışı yaptığı aşağıdaki sitede hırvatistanı görmeden (sorgu ekranında bulunan timetable butonuna basarsanız otobüsün geçtiği yerler belli. maps'ten baktım bosna ve karadağ şehirleri sınır geçişi olarak gösterilen g. p. KLOBUK bosna kapısı, g. p. ILINO BRDO karadağ kapısı) buradan çıkan sonuca göre 2 firma bu şekilde seyehat ediyor. Mostar Kotor ulaşım bilgisi için teşekkürler. Güzergah km bilgisi ve şehirler sitede bulunan timetable bilgisi ile birebir uyuşuyor tek tek doğruladım. Sizlerde deneyebilirsiniz. Bosna-Hersek Karadağ ulaşım bilgileri için teşekkürler. Biz 11 gün süren muhteşem bir Karadağ seyehatı yaptık. 35 Euroya Tirandan taksiyle sınır kasabası işkodraya gelidik. Sınırı yürüyerek geçip yine taksiyle 15 Euroya en yakın kasaba Ulcinj'e geldik. Hiç aklımızda yokken 4 günümüzü burda geçirdik. Çok güzel plajları olan muhteşem bşr sahil kasabası. Fiyatları Budvaya göre yüzde 30 ila 40 daha ucuz. Ulcinj Budva arası otobüs var biiet 6 euro. Sonra Budvaya geçtik, old townda günlük 30 Euroya kaldık. Budva bizim Bodrum gibi kalabalık ve fiyatlar yüksek biraz. Tavsiyem hamburger yemeniz. Porsiyonlar inanılmaz büyük, bir hamburgerle rahat doyuyorsunuz. Fiyatı 2 euro. Günü birlik Kotor ve Stefi Stefan gezisi yaptık. Dönüşümüzü Podgorica üzerinden yaptık. Herkese tavsiye ediyorum, ayrıca eşimle bu tatile ön ayak olan Alper bey ve herkese teşekkür ediyorum. Merhaba. Karadağ tatiliniz hakkında geri dönüp yorum yazma inceliğiniz için teşekkürler. Sırpların hamburgeri lezzetli, bol malzemeli ve doyurucu, severim. Yolunuz hep açık olsun. Bilgi için teşekkür ve selamlar Kazım Bey. Uzun yıllar yurt dışında yaşadım ve aşçılık okudum.. maalesef domuz eti yedim. Tadındaki farklılığı bilirim, o yüzden budvada ki etlerin domuz eti olmadığınını düşünüyorum. Özellikle Ulcinj de çok fazla müslüman yaşadığı için o bölgede olmadığını düşünüyorum.. Karadağ konusunda bilgi ve katkılarınız için çok teşekkürler. Estafurullah uzmanlık konusunda, ben sadece tad olarak söyledim. Siz orada yaşıyorsunuz ve bizden çok daha fazla bilgi sahibisiniz. Oraya gelecek vatandaşlarımıza yardımınız takdir edilecek bir davranış. Seneye yine kısmet olursa gelmek ziyaret etmek isteriz sizleri. Karadağ çok güzel bir ülke, fakat iş konusunda bilgim yok, ben hep gezmeye gittim. Karadağ çalışmak için uygun bir yer değil, işsizlik oranı çok yüksek ama gezilecek çoook güzel bir yer. Merhaba İpek Hanım. Karadağ sahillerinde Eylül ayı sonu ve Ekim başı hava durumu iyidir; sıcaklıklar gündüz 20-24 derece, gece 13-17 derece arasında değişir. Deniz suyu sıcaklığı 22-23 derece civarında olur. Rica ederim. 🙂 Tam da sıcak bir deniz havası değil ama girilmeyecek kadar serin de değil. Gece için ince birer mont alın yanınıza. Merhaba. Makedonya-Arnavutluk-Karadağ-Sırbistan-Kosova rotasını izleyebilirsiniz, bunun için 7 gün çok az ama imkansız değil. Ben Kosova'ya gitmedim. Makedonya-Arnavutluk-Kosovo şeklinde gezerseniz 1 hafta daha yeterli olur. Sınırlarda sorun yaşama olasılığınız oldukça düşük. Merhaba. Tiran'da büyük bir otobüs terminali olmadığı için otobüs ve minibüsler şehrin farklı noktalarından hareket ediyor. İşkodra minibüsleri Zogu i Zi Meydanı'ndan kalkıyor. Karl Gega Caddesi'nden ise otobüsler hareket ediyor. Merhaba Melike Hanım. İstanbul'dan Karadağ'in başkenti Podgorica'ya direkt otobüs var, 18 saat sürüyor. Bilet ücreti tek gidiş 60 avro, gidiş-dönüş 100 avro. Ancak Karadağ'a karadan gitmeden önce, hangisinden geçeceğinize bağlı olarak Yunanistan veya Bulgaristan transit vizesi almanız gerekiyor. Diğer bir yol ise birçok blog okurumun yaptığı gibi uçakla Tiran'a gidip oradan kara yoluyla Karadağ'a geçmek. Merhaba. Mostar'dan Kotor'a gitmek için Hırvatistan'a geçmeniz gerekmez, Stolac, Krivaca, Bileca, Deleusa, Vilusi üzerinden gidebilirsiniz. Rica ederim. Merhaba. İlginize teşekkürler. Günleriniz yeterliyse Tiran'a 1 gün ayırabilirsiniz. Kotor Budva'nın biraz ilerisinde ve çok güzel bir tarihi ve turistik şehir. Merhaba. Birçok kişi uçak biletleri daha ucuz olduğu için Karadağ'a Arnavutluk'tan araç kiralayarak gidiyor. Sorun yaşayan henüz duymadım. Belgeniz yanınızda olduktan sonra sıkıntı olmaz. Alper Bey, sizi ilk Kuzey Kore yazınızla keşfetmiştim, gerçekten gezi notlarınızı okumak çok keyifli, devam. Teşekkür ederim Uğur Bey. Gezmeye ve yazmaya devam. 1 haftalık Arnavutluk-Karadağ-Bosna Hersek turu yaptım iki hafta önce. Gitmeyi düşünenlere bazı tavsiyeler vereyim. Pek çok kişi gibi ben de Tiran'dan başladım. Havaalanından şehre 1,5 'ya otobüsle gidebilirsiniz. Şehirde çok fazla görülecek yer yok, bir gün yeterli. Ben öğlen varıp akşama kadar dolaşıp Budva'ya geçtim. Tiran'dan Karadağ'a geçmek isteyenler meydandaki İnternational Otelin hemen arkasındaki tur ofisinden bilet alabilirler. Zaten yandaki büyük caddede otobüsler kalkıyor sürekli çevre şehirlere ve ülkelere. Budva'ya 25 'ya çok rahat şekilde gittim 10-12 kişilik tur aracıyla. 4,5 saat sürdü yol. Podgorica-Budva-Kotor güzergahı için kullanabilirsiniz. Tiran'daki havaalanından gitmek isteyenler için ise taksiciler 40-45 istiyorlar. Kalabalık gidenler için bu da ideal bence. Budva'da Old Town'da güzel hosteller var, geceliği 10 civarı çoğunun. Sveti Stefan'a kesin gidin, merkezden 1,5 'ya yarım saatte bir otobüs var. Denize girilecek güzel yerlerden biri burası. Jaz plajı da çok iyi. Kotor'da da aynı şekilde Old Town'da kalın. Budva'ya göre daha büyük buranınki. 8 km batıdaki Perast kasabasını muhakkak görün, karşısındaki iki küçük adaya tekne turu yapın pişman olmayacaksınız. Old Town kapısının önünden 2 'ya otobüs var buraya. Tekne turu ise 5 . Buradan da Mostar'a geçtim. Otobüs terminalinden pek bir yere ulaşım yok. Kaldığım hostelde tur ilanı vardı. 7 kişilik minibüs ile gittik. 4 saat sürdü 30 . Mostar'a daha önce gittiğim için çok durmadım biraz dolaşıp yemek yiyip Sarajevo'ya geçtim. Mostar-Sarajevo arasında tren seferi karşılıklı iki kere var günde, sabah 7 akşam 7 civarı ikisi de. Otobüs ise 6 kere var, öğleden sonrakiler saat 3, 4 ve 6'da. 2 buçuk saat sürüyor, 20 Bosna Markı, yani 10 civarı. Beğeniler kişiye göre değişir ancak Sarajevo, benim Balkanlarda bugüne kadar gezdiğim 9-10 şehir arasında en sevdiğim. Üçüncü ziyaretindem sonra tamamen eminim. 🙂 Değişik bir huzur, rahatlama yaşıyorum burada. Başçarçı'da dolaşın bol bol. Boşnak böreği yiyin, efsane bir lezzet kilosu 5 civarı. Cevapi, yani köfte yiyin. Şehitlikleri ziyaret edin. Gazi Husrevbeg külliyesini ve camii'sini gezin. I. Dünya Savaşı'nın başladığı Latin Köprüsü'nü görün. Sokaklarda kaybolun, emin olun sıkılmayacaksınız. Havaalanına gidecekler ise Başçarşı'dan 3 nolu İlidza tramvayına binip son durakta inip 20 dklık yürüme ile havaalanına ulaşabilirler. Yine Başçarşı'dan direkt giden otobüsler var. Onla da gidebilirsiniz. Burak Bey harika güncel bilgiler bunlar, elinize sağlık, kesinlikle birçok kişiye yararlı olacak. Arnavutluk'tan Karadağ'a aktarmasız gitmeniz çok iyi olmuş. Çok teşekkürler. Onbir Onbeş Ekim arası budva turu yaptık, Fotoğraflarla gördüğüm budva benim için tam bir hayal kırıklığı. fotoğraflarda eski Şehr-i kuşatan yüksek Yapılar nedense hiç gözükmüyor yakın bir gelecekte Batum gibi yüksek Yapılar kumarhanelerle kuşatılmadan görmek gerekiyor. Merhaba yeniden. 20 Kasım-26 Kasım tarihleri aralığında Karadağ için uçak bileti almayı planlıyorum. Okuduğum birkaç bilgi üzerine korkmaya başladım. Herhangi bir tura bağlı olarak gitmeyeceğim sadece uçak biletimi alıp ülkeye inecegim, arkadaşlarım karşılayacak. Montenegro'ya giriş esnasında sıkıntı yaşar mıyım? Döviz olarak çok yüklü bir miktar almayacagim yanıma ülkeye giriş esnasında bununlada ilgili bir sıkıntı yaşar mıyım? Bir de sizinle daha detaylıca konuşmak istiyorum nasıl iletişime geçebilirim. Şimdiden çok teşekkürler. Merhaba. Karadağ'a hava veya kara yoluyla girişte sorun yaşayana pek rastlamadım. Kalacağınız yerin adresi elinizde yazılı olsun. Birkaç yüz avro yeterli. Blogumun İletişim sayfasından yazdıklarınız bana e-posta olarak geliyor. uzun süredir 2 kişi planladığımız vize istemeyen 3 ülkeye, arnavutluk-tiran, ardından karadağ kotor ve budva ve son olarak da dönüş uçağımız olan makedonya güzergahlı bir gezi planımız var. bu hattı bildiğiniz için size sormak istediğim şeyler olacak umarım cevaplayabilirsiniz.)) tiran'da 1 gün kalacağız doğrudan karadağ'a geçeceğiz karadağ'dan ulaşım acaba kolay mı bu konuda birşey söyleyebilir misiniz? ve son olarak yine karadağ'dan makedonya'ya geçiş nasıldır, sanırım tek ulaşım seçeneği otobüs.. bilgileriniz dört gözle beklerim.)) saygılarımla. Merhaba. Tiran'dan Karadağ'a geçiş yazılarımda var. Evet ulaşım çoğunlukla otobüsle, Karadağ'ın başkenti Podgorica'dan Üsküp'e 17,5 saat süren bir gece treni var ama sadece yazın çalışıyor. Montenegro'dan Makedonya'ya direkt otobüs yok diye biliyorum. Podgorica'dan Priştine'ye 7:30 saat süren otobüsler var. Priştine'den Üsküp'e otobüs çok, 2 saat sürüyor. Gezi yazılarımı beğenmenize sevindim. 10 avroya aile yanında oda kiraladığınızı belirtmişsiniz. İnternetten araştırdım ancak bulamadım. Bu ailelere nasıl ulaştınız? Yada o ailenin irtibat bilgisi var mı? Aile yanında kaldığımızda gece geç gelmek sorun olabilir mi? Yılbaşında gitmeyi planlıyorum. Teşekkür ederim. Merhaba. Budva'da otobüsten indiğimde ellerinde kağıt tutarak oda kiralayan kişiler bekliyordu, biriyle gittim. Siz de öyle yapabilirsiniz ama yılbaşı nasıl olur bilemiyorum, garanti veremem. Kotor'da da öyle yaptım. Ne yazık ki iletişim bilgisini bulamadım. Hayır geç gitmenizi sorun etmezler. Rica ederim. Bilemiyorum. Düşük sezon olduğu kesin ama özel bir gün. Belki Karadağ'da yılbaşı tatili yapmış bir okurum görüp yorum yapabilir. öncelikle söylemek isterim ki, Yılbaşı veya genel Tatil için, Montenegro'yu seçmeniz çok isabetli, zira çok güzel bir Ülke. Budva Otogarda indiğinizde oda kiraya verene rastlamazsanız, Otogar Ana çıkış kapısından çıktığınızda, sola dönüp, caddeyi devam edin. 150 m sonra, bir kavşaga geleceksiniz. Sola dönün ve cadde üzerinde \"SOBA\" evler göreceksiniz. 8-10 Euro pazarlık edin. Nuri Bey çok ama çok teşekkür ederim. Çok yararlı oldu. Podgorica'dan Budva yada Kotor'a yılbaşı akşamı(31.12.2016) engeç saat kaça kadar otobüs var. otbüs saatlerini nasıl öğrenebilirim. Podgorica'dan Budva'ya akşam son otobüs 22:40'ta, ama gece 00:30 ve 03:45 de var, sabah saat altıdan itibaren gündüz otobüsleri başlıyor. Merhabalar, Karadağ da yaşayan Türklerle irtibatta oldunuz mu yada orada orası yaşam hakkında genel bilgi alabileceğimiz bir yer var mı acaba. Ben oraya yerleşmeyi düşünüyorum da. Merhaba Murat Bey. Evet Karadağ'a yerleşmiş, iş ve yaşam kurmuş Türkler var. Burada yorum olarak yanıt alacağınızı tahmin ediyorum. Merhaba Fulya Hanım. Karadağ'da yaşam Türkiye'den ucuz ama 3 kişi için 4000 lirayla geçinmek zor. Montenegro'da fiyatlar Türkiye'den ortalama %20-30 daha ucuz. İş imkanlarını bilmiyorum. Makedonya Karadağ'dan ucuz. Kiralar bizdekinden yaklaşık %50, tüketim malzemeleri %25-40 daha ucuz. İş olanaklarını bilmiyorum. Merhabalar. Biz 2 aile olarak Montenegro'ya yerleşmek ve bir iş kurmak istiyoruz. orada yaşayan arkadaşlardan bilgi alabilir miyim_? Kazım bey iş kurmak zor bir süreç bürokrasi çok demiş. Şu anda hala öyle mi_? Eşim ve arkadaşımız daha önce gelip araştırma yapacaklar. Bu araştırma için baz noktaları neler olabilir_? İnşaat, mimari ve turizm üzerinde duruyoruz iş kolları olarak. Yardımcı olabilecek arkadaşlara şimdiden teşekkürler. Hergeçen gun zorlaşıyor gelin 1 ay yaşayın, gözlem yapın kendi kararınızi verin. Kazım bey burası da pek neşeli değil. Huzur yok. Kafalarımız iyice gitmeden çare aramaya başladık. Mart ayında oradayım. Bakacağız bakalım. Hayırlısı olsun en azından çocuklar için çok iyi olacak eminim buna. Cevap için teşekkürler Kazım Bey. Evet eşim ve arkadaş gelip araştırma yapacaklar ilk başta. Belki yaz dönemi hep beraber 1-2 aylığına gelip kalabiliriz diye de düşünüyoruz. Bu arada bir sorm daha var. Fazla kaynak bulamadım. İlkokula giden benim bir oğlum arkadaşında kızı var. Eğitim olanaklarını biliyor musunuz_? Bazı şeylerin netleşmesinde bu da önemli bir faktör çünkü. Araştırdığım kaynaklar hep gezi üzerine yazılmış. Ya da şu kadar devlet okulu şu kadar özel okul diye bilgiler var. Bir ön bilgi alabilir miyim eğer bilginiz varsa. Burada öğrenci olmak türkiyeden daha kolay ama hangi seviyeden başlanırsa başlansın 1 yıl hazırlık okumaları lazım, lisanı öğrenmeden okula başlayamazlar. Eğitimde sorun yok 1 yıl lisan okuyacak çocuklar, anaokulundan yüksek lisansa kadar sorunsuz bir ülke üniversitelerinin birçoğu dünyada denkliği var, bu radikal karardan önce iyice gözlem yapın burası farklı bir ülke artıları da çok eksileri de ama bunların ne olduğunu kimseden öğrenmeye kalkmayın birinin doğrusu diğerinin yanlışıdır çoğunlukla iyi niyetli size tavsiyede bulunan bir kişi bakarsınız istemeden de olsa sizi yanlış yöne sevk eder, siz buraya gelin yaşayın bir süre derim. belki hiç ummadığınız birşeylerle karşılaşacak dönüp gideceksiniz belki de çok sevip hemen yerleşeceksiniz ama %51 seveceksiniz kalın sağlıcakla. 23 Ocak'ta iş imkanlarını araştırmak için 1 haftalığına eşimle Karadağ'a geleceğiz, orada yaşayan türk arkadaşlar ile görüşmek isteriz. siz email telefon verirseniz iletişime geçebilirim. Evet, hali hazırda türkiyede kendi işimiz var internet konusunda. aynı işi şube açarak karadağ'da yapıp, karadağ'a yerleşmek istiyoruz. Sitenizden Kazım bey in sitesini ve email adresini buldum, email attım, inşallah geri dönüş alırız, karadağ'a gidince de tanışma fırsatımız olur. Şuan istanbuldayım, geleceğiniz tarihde karadağda olursam tabiiki görüşürüz, iş kurmadan önce uzun gözlem ve araştırma yapmanızı tavsiye ederim. İnternet sitesi yayınlama hizmeti veriyoruz. Türkiyedeki işimiz devam edecek, Karadağ'a şube açmayı ve avrupaya bir şekilde açılmayı düşünüyoruz. İnternet ile ilgili herhangi bir iş de yapabiliriz, Karadağ'ın ve avrupanın ihtiyaçları doğrultusunda farklı konularda da iş yapabiliriz. Merhabalar kazım bey siz hali hazırda karadağ da yaşıyorsunuz sanırım. Sizinle basıl iletişime geçeriz acaba face skype whatsapp vs. Bende daha önceden yazmıştım bende gelip bi fizibilite yapmak istiyorum ve yaşayış hakkında bazı sorularım olucaktı. Yanıtlarsanız çok mutlu olurum. Biz 20 Ocakta Budva Beciciden ev tuttuk 1 aylığına. Hergün sahilden gidebildiğimiz yere kadar yürüyoruz. Dün Budva'ya kadar yürüdük oğlumla çok güzel. Nuri bey gelmeden önce size yazmıştım sanıyorum görmediniz. Evet Alper Bey günübirlik geziyoruz. Budva'ya gittik, perşembe günü Podgarisa'ya gideceğiz aralarda da yakın sahilleri geziyoruz. Çok teşekkür ederiz yazdıklarınızdan çok faydalanıyoruz. Ben de geri dönüşünüz için teşekkür ederim. Şahane bir Karadağ tatili dilerim, selamlar. Karadağ yorumunuz için teşekkürler Cemal Bey. merhaba, yazınız çok güzel ve oldukça bilgilendirici. Fakat ülke de avro durumu malum olduğu için sizce ekonomik açıdan diğer Avrupa ülkeri ile kıyaslanır mı? çok pahalı mıdır? şimiden çok teşekkürler. Merhaba. Karadağ'da yaşam, fiyatlar ve tatil, Batı ve Orta Avrupa'dan ucuzdur. Tavsiye ederim, güzel bir ülke. Ben hafta sonu 3-4 günlüğüne Karadağı gezmek istiyorum. Şu an Saraybosnadayım, nasıl gidebilirim? bir de hangi şehirler öncelik olmalaıdır kısa süre için. İş kurma konusunda orada yaşayan Türk arkadaşlarla da görüşmek isterim. Tşk. Merhaba. Saraybosnadan Karadag sehirlerine kolayca otobus bulabilirsiniz. Kisa sure ise Budva ve Kotor yeterli. Erhan bey affedersiniz yeni gördüm biz 300 euro ya tuttuk ama daha ucuz olanlarda var. Biz uzun süre kalacağımız için iyi olsun istedik. Rica ederim, ben de size teşekkür ederim. Ben bu aysonu bi hafta budvada kalıp ordan Arnavutluk'a geçeceğim. Karadağ tatili konusunda bilgiler için benden hepinize teşekkürler. Ben bir yıl önce Montenegro'ya geldim. Sizin ve Kazım Beyin bilgileri çok yararlı oldu. Sizlere çok teşekkür etmek istiyorum. Burada, Bar şehrinde kendime bir yaşam düzeni kurdum. Burada yardımcı olabileceğim konularda, herkese mümkün olduğunca yardıma hazırım. Nuri bey merhabalar, Bende bi süredir Karadağ'a gitme yerleşme konusunda araştırıyorum ama yurdum insanlarından pek bi kimseyle irtiabata geçemedim. Konsolosluğa mail attım ama onlar da pek önemseyip cevaplamadılar beni. Size nasıl ulaşıırım acaba. muratagpinar@ hotmail. com mail adresim. Yardımcı olur musunuz bana. Biz de Karadağ'a yerleşmek istiyoruz. Hangi şehir olacak net değil ama sahil şehirlerinden biri olacak büyük ihtimalle. İlkokula giden çocuklarımız var. Eğitim ile ilgili bilginiz varsa alabilir miyim_? Özel okullar, devlet okulları, okullarda ingilizce öğrenimi, fiyatlar vb gibi. Şimdiden teşekkürler. Eğitim konusunda maalesef detaylı bilgim yok. Bence bunu Podgorica Türk Büyükelçilik'den doğru bilgi alabilirsiniz. Ama çook önemli olan, mutlaka buraya gelip, yaşam ve diğer koşulları yerinde iyi gözetlemenizi tavsiye ederim. Erhan bey biz airbnb diye bir siteden bulduk ve çok memnunuz. ben bir yılı aşkın bir süredir Montenegro'da yaşıyorum. Burada, oğlumla birlikte iki ayrı ticari faaliyetlerimiz var. Burada yaşam rahat. Ticaret ve işyeri açmak için bürokrasi ve evrak oldukça fazla ama bunu da böyle kabul etmek lazım. Sistem böyle. Şirket kurmak, oturma ve çalışma izinleri almak kolay, ancak iş yeri açıp faal ticarette de birçok kural ve bürokrasi var. Bunları eksiksiz uygulamak gerekiyor. Buraya yerleşmeyi düşünen Arkadaşların, mutlaka buraya bir süreliğine gelip, her konuda yerinde bilgi alması ve etüt etmesi en doğru yoldur. Biz mümkün olduğunca yardım etmeye çalışacağız. Karadağ hakkında yaşam, iş, ticaret, oturma izni bilgileri için çok teşekkürler. Nuri bey günaydın yukarıda verdiğiniz mail ad. size ulaşmaya çalıştım fakat ulaşamadım benim mail ad. pembe_ucar@ hotmail. com. bana ulaşabili rmisiniz. Merhaba. Karadağ biletlerinizi almanıza sevindim. Havalimanından Podgorica otobüs terminaline gidip oradan Budva'ya rahatlıkla minibüs bulabilirsiniz, seferler sık. Budva'da kalmak için en ideal bölge Stari Grad içi ve yakın çevresi. Budva büyük bir şehir değil, otel veya pansiyonunuz dediğim merkezde olmasa bile yürüyebilirsiniz, yeter ki şehir dışında olmasın. Türkiye'de Turizmciyim ispanya ya da Montenegro'da turistik bir dükkan açmayı düşünüyorum. Konu cok guzel. Emek icin tesekkurler.. Allah kismet ederse ailece Temmuz basinda Hollanda'dan yola cikip balkan ulkeleri uzerinden Turkiye'ye tatile gitmeyi dusunuyoruz. Toplamda 10 ulke gecip 7 gece konaklayarak geze geze gitmeyi planliyoruz. En cok dikkatimi ceken ulke Karadag oldu. Erdem Bey, Kotor'da \"bir Türk pansiyon sahibi\" diyorsunuz. Neden özellikle Türk Pansiyon Sahibi? Sadece merak ettim. Nuri Emrah bey Benimle irtibata geçebilirmisiniz. Karadağ önerileri için teşekkürler Kazım Bey. Burası tezatlar ülkesi, az nüfuslu, düşük gelir düzeyli ama marka düşkünlüğü olan, her şey çok basit gibi görünen ama sonra çok acayip prosedürü olan, insanları burada yetişen organik ürünler yerine ithal ürünleri almak isteyen vs. vs buraya yerleşmek isteyen herkese burada en az 1 ay kalmalarını ve gözlem yapmalarını tavsiye ediyorum ama dinleyen yok, Merhaba. Adı yok, birlikte yaşayan 2 kadının kiraladığı odada kaldım. Adresini kaydetmeyi düşünemedim maalesef. Kotor Eski kent'in ana kapısının önündeki turizm danışma bürosundan buldum. Benzer bir yer bulabilirsiniz aynı yolla. Merhaba Nuri Bey. Elbette buyrun. Karadağ'a selamlar. Nuri bey merhaba, teklifinizi çok merak ettim. sabırsızlıkla bekliyorum. hafta sonu orada olacağım. teşekkürler. Bar şehir merkezinde, Bayan giyim Butiğim var. Yeni ilkbahar yaz 2017 modelleri de alındı. üç ay önce de Fast food Büfesi açtım. Yalnız olduğum için, bazı konularda aksaklık oluyor. Butiğimi uygun koşullarda devretmeyi düşünüyorum. İlginizi çekerse, detayları görüşelim. Ece hanım 063 458 368 i deneyin o zaman diğer numaradan viber veya whatsapp dan ulaşabilirsiniz, iyi yolculuklar. Karadağ'da en yaygın yabancı dil İngilizce. Yaşlılardan Rusça bilenlere de rastlayabilirsiniz. Merhaba. Montenegro hakkında bilgi yardımı inceliğiniz için teşekkürler. Güzel ülkeye selamlar. Çok teşekkür ederim, ben de tanışmak isterim. Verdiğim konferanslarda, mesajlarla, kişisel sohbetlerde \"en sevdiğin ülkeler hangileri?\" sorusuna yanıtımda her zaman Karadağ var. Bize yakın ülkelerin en güzeli olarak anlatıyorum hep. Birgün yine geleceğimi düşünüyorum. Selamlar. Çok teşekkürler Ertan Bey. Karadağ'da yaşam hakkında daha fazla bilgi edinmeniz dileğiyle. Gezgin arkadaşlar, karadağın en guzel mevsimi burası bozulmadan bilhassa kuzeyini görmeye gelin. Montenegro'da yaşamak ve iş yapmak isteyen arkadaşlar için, hazır kurulu, şehir merkezinde, Bayan giyim Butiğimi devretmek istiyorum. Karadağ gezi yazımdan çok sağ olsunlar blog okurlarımın katkısı daha fazla oluyor. 🙂 Teşekkür benden. Karadağ seyahat ve bilgi yazılarımı okuduğunuz için teşekkürler. 🙂 Bir ülke Avrupa Birliği'ne girince oturma ve çalışma izni almış yabancılar kesinlikle AB vatandaşı olmaz. Ancak bu izinleri muhtemelen iptal olmaz, buna emin değilim. Evet Ayla hanim, Karadağ'da oturumunuz varsa, Karadag'da Avrupa'ya uye olmuşsa, Karadağ'dan alacaginiz Eu oturum karti ile butun eu ulkelerinde yerlesebilirsiniz. Eu karti alabilmeniz icin en az bes sene oturmaniz sarttir. Merhaba Faruk Bey. İlginize ve övgünüze çok teşekkür ederim. Ailece seyahat için vizesiz Balkan ülkelerini seçmeniz isabetli bir karar. Beğeneceğinizi düşünüyorum. Plan ve rotanız güzel. Biraz hızlı bir gezi olacak ama değer. Sevgi ve saygılar. Merhabar Alper bey, ben ilginize tesekkur ederim soyle bir goz gezdirdim masallah herkese cevap vermissiniz ve bildiklerinizi aciklamissiniz cok sagolun. Bende ramazan bayraminda Arnavutluk ve Karadag gezisi yapmak istiyorum. Eger orada o tarihlerde olan olursa bir kahve icebiliriz. simdiden tsk ederim. Merhaba Mesut Bey. Elbette herkese yanıt veriyorum, amacım seyahat sevenlerle bilgi ve deneyim paylaşmak. Arnavutluk mütevazidir, Karadağ çok güzel bir ülke. Şahane bir tatil dilerim. Merhaba. hayır Temmuzda Karadağ'a gitmek için geç değil. Uçak biletlerine bakın, uygun bulamazsanız komşu bir ülkeye uçup oradan otobüsle de geçebilirsiniz. Otobüs terminallerinde elinde oda yazan kağıt tutan kişiler evlerinde oda kiralıyorlar, ben öyle yaptım gittiğim yerlerde. İşi şansa bırakmak istemezseniz önceden ayırtın tabii. Uğraşmak istemezseniz de turlar var. Rica ederim. İdeal olan başkent Podgorica'ya uçak bileti almanız, ama çok pahalıysa Arnavutluk veya Sırbistan'a uçup kara yolu ile geçebilirsiniz. Karadağ'da Budva ve Kotor şehirleri çok güzeldir, birinde veya ikisinde de konaklamanızı öneririm. tavsiye ederim ama tek aklımdaki soru işareti Tiran-Budva arasındaki otobüs seferi. Umarım dedikeri gibi rahat bir yolculuk olur. Merhaba. Uçak biletlerinin daha uygun olması nedeniyle Karadağ'a birçok kişi Arnavutluk'tan gidiyor, sorun yaşamazsınız. Dönüşte şu bir süredir çalışan direkt otobüs hakkında bilgi yazarsanız çok sevinirim. İyi tatiller. Budva'ya ulaştığımda deneyimimi paylaşırım tabi ki. Şu an için internet üzerinde bulduğum Karadağ'a ait bir turizm şirketi Old Town Travel direk seferler ile 5 saatte ulaşımı gerçekleştiriyormuş. Evet benim bildiğim kadarıyla da sadece o Karadağlı turizm şirketi direkt araç kaldırıyormuş. Normal terminal otobüsü değil yani. Fiyatı aşırı değilse benim gibi bidolu aktarmayla uğraşmaya hiç gerek yok. Arnavutluk Karadağ ulaşımı için şahane bilgi oldu bu çok teşekkürler! En güvenilir olarak tavsiye ettikleri Old Town Travel sadece sabah 08:00 da var. Tavsiyem ertesi sabahı bekleyip sabah 08:00 Old Town Travel şirketi ile geçmeniz. Arnavutluk Karadağ otobüs saat ve bilgileri için teşekkürler. Kotor'a çok yakın Perast adlı küçük kasaba çok güzel, Budva turu adlı diğer yazımda var, kaçırmayın bence. Oh ne güzel, 11 gün Karadağ tatili, özendim. 🙂 Elbette Podgorica uçuşlar için mantıklı olur. Tivat Havalimanı var yakında ama yurt dışı uçuş pek yok. Merhaba Alper Bey ; yazınıza ve emeğinize sağlık. Yazınızı okuduktan sonra Karadağ gezisi için bir kat daha heyecanlandım. Umarım güzel deneyimler ve anılarla dönerim. Nice güzel seyhatlere. Merhaba Damla Hanım. Çok teşekkür ederim, ne mutlu bana. Diğer Karadağ yazımı da okumanızı öneririm. Yolunuz açık ve şen olsun. Alper bey merhabalar, 7 gunluk Budva Kotor turu dusunuyoruz. Kendimiz gidicez tura bagli kalmadan. Podgorica'dan Budva ya da Kotor icin ulasim nasil yapacagiz? Hangisine ilk gitmemiz mantikli? Bizim icin bi rota olusturabilir misiniz ? Bir de Sveti Stefan adasina gidebiliyor muyuz? İnternette giris yok falan yazmis insanlar. Orada da konaklama sansimiz var mi? Tavsiye edebileceginiz otelleri de bildirir misiniz ulasimi rahat olan tesekkurler. Merhaba. Montenegro başkenti Podgorica otobüs terminalinden Budva ve kotor'a her gün çok sayıda araç kalkıyor, kolayca gidebilirsiniz. Ben Kotor'dan sonra Hırvatistan'a geçtiğim için doğal olarak önce Budva'da kaldım. Siz bu iki şehirden sonra Podgorica'ya dönecekseniz hangisine önce gitmeniz fark etmez; aynı kara yolundalar, Kotor daha uzak. Diğer Karadağ yazımda bahsediyorum, Sveti Stefan adası ziyarete kapalı. En ucuz yatak gecelik 1000 avro. Ben genelde otobüs terminallerinde ellerinde kağıt tutarak bekleyen, evlerinde oda kiralayan kişilerde kaldım, ekonomik oluyor. Bir kez Budva Avala Hotel'de kaldım, mükemmel konumlu, manzaralı, çok iyi bir otel. Merhaba ben de iki gün sonra gidiyorum Karadağ'a merak ettiğim ulaşım durumu nasıl araç kiralamadan istediğimiz yere rahat gidebilir miyiz ve dikkat etmemiz gereken hususlar var mıdır. Alper bey gerçekten güzel bir ülke Budva'ya geldim bir araç kiralayıp bütün sahil şeridini gezdim gerçekten güzel bir tatil oldu yarın dönüyorum tadı damağımda kaldı yorumları okuyan arkadaşlara da kesinlikle seyahat planlarına eklesinler derim hem ucuz hemde güvenli ve Türkler seviliyor Osmanlı tarihinin kalıntılarını da ziyaret etmelerini özellikle tavsiye ederim. Karadağ'ı beğenmenize sevindim Fırat Bey, benim de en sevdiğim ülkelerden. Eminim güzel bir tatil oldu. Yorum ve öneriniz için teşekkürler. 10 gün rahatça bu Karadağ kentlerini gezersiniz. En az 1 hafta. Merhaba. Karadağ seyahatimde yalnızdım, gezerken insanlarla tanışıp arkadaş edindim. Güvenli bir ülke. İsterseniz gitmeden önce internetten ev kiralayabilir, ya da otobüs terminallerinde ellerinde kağıt tutarak evlerinde oda kiralamak isteyenlerle konuşabilirsiniz. İngilizce bilme oranı Türkiye'den yüksek. Alper Bey merhaba, yaklaşık 3 yıl önce eşimle Karadağ'a yerleşmeye karar verdik ve o günden beri bu coğrafyada yaşamaktayım, burada ticaretle uğraşan Nuri Emrah bey sayesinde sitenizden ve katkılarınızdan haberdar oldum. Gördüğüm kadarıyla Türkiye' den buraya yoğun bir ilgi var buradaki gözlemlerimi tavsiye ve uyarılarımı katılımcılarınızla ve sayfanızda paylaşmak için izninizi almak isterim. Alper bey ben sahildeki en büyük şehir olan 40 bin nüfuslu \"Bar\" şehrindeyim, konumu ve sosyal yapısı ile buranın bize daha uygun olduğuna karar verdik. Adriyatik kıyısı ve diğer şehirler olmak üzere yaklaşık 3 yıllık yerinde yaşamla uzun bir gözlemleme sonucu turizm, gıda, danışmanlık ve tekstil sektöründe bazı girişimlerimizi nihayetlendirmek üzereyiz. Montenegro gerçekten gezilmeye değer gelişmeye açık ve küçük bir ülke, nüfus 630 bin neredeyse İstanbul' da ki herhangi bir semt kadar, tabi ki bunun avantaj ve dezavantajları var, Tito zamanındaki güçlü Yugoslavya'nın bir şekilde parçalanmasıyla bölünen 7 ülkeden biri, maalesef ülkede sanayi yok yeterli fabrika yok yabancıya iş yok işsizlik % 19, her şey en fazla 2,5 ay olan turizme ve ithalata dayalı, yaşam şartları diğer Avrupa ülkelerine göre uygun sayılabilir ama diğer balkan ülkeleri Sırbistan, Bosna Hersek, Kosova, Arnavutluk, Makedonya hatta Yunanistan'a göre pahalı, herkes birbirini tanımakta en ufak bir haber saatler içinde yayılmakta ve yerli halk gardını almakta bunun yanında ülkede stres, terör, trafik, hırsızlık, gasp vb. kötü olaylar yok, muhafazakarlaşıp ayrışmadığınız sürece inançlar arasında sürtüşme yok, giyim ve yaşam biçimi modern kimse kimseyi taciz etmiyor zaten negatif düşünceli yabancılar anında mimleniyor ve uzun soluklu bir konaklama ve yaşam şansı bulamıyor. Ülke NATO'ya kesin girişinin ardından AB üyeliği sürecinde yaşam ve ticaret yapma prosedürleri her gün zorlaşmakta, yasalara uygun legal iş ve yaşam düşünmeyen hiç kimse burada barınamaz, devlet ya da yerli halk zaten buna izin vermez, maalesef buraya gelen Türklerden bazıları yüzünden devlet ve halk arasında olumsuz bir hava oluşmuş durumda, burada iş kurup ev dükkan kiraları elektrik su giderleri vergiler mali müşavir giderleri çalışanların sigorta ve maaşlarını ödemeden kaçıp giden bir şekilde başarısız olmuş ya da kötü niyetli kişiler yüzünden özellikle sahil şehirlerinde ev ve dükkan kiralarında en az 2 yıllık değerinden iki misli peşin bedel istenmekte ki haksız da değiller. Her şeyin bir bedeli var ülkeye giriş yaptığınız andan itibaren 24 saat içinde turizm polis ve bürosuna günlük 1 euro ödeme yaparak adres beyan etmeniz gerek bu yasal prosedür, yapmayanlar nadir de olsa çıkışta tespit edilip ceza ödüyor ve deport yiyorsunuz ve belki birkaç yıl ülkeye giriş yapamıyorsunuz. İş kurma oturum ve çalışma izni almanın her ülkede olduğu gibi burada da kuralları var, bizlere bir şekilde ulaşıp buraya yerleşmek isteyenlerden \"yardım edin bilgi verin\" talebi geliyor, öncelikle yasalara uygun legal yaşamı düşünen modern eğitimli kültürlü yeterli sermayesi ve insanlık erdemlerine sahip olmayan hiçbir yabancının buraya gelmesini uygun bulmuyorum, zaten şahsi görüşüm bir kenara hem mutsuz olurlar ya geri dönerler ya da sistem ve halk tarafından atılırlar. yaz kış iş olur mu? yaz en fazla 2,5 ay turist var, kışın sahil şehirleri 10 bin 40 bin nüfus arası... siz karar verin. Herşeyin dışında Karadağ güzelliği ve doğal yapısı itibarıyla güvenle gezilecek ve yaşanabilecek ülkelerden birisi. Alper bey ben ülkemize gidip gelerek yaklaşık 3 yıldır bu coğrafyada ciddi gözlem yapıp zaman emek ve ciddi para harcayarak bir takım donanımlar ve tecrübeler elde ettim tüm bu görüşler şahsi görüşlerimdir, yukarıdaki katılımcılardan Nuri Emrah Bey ve Kazım beyin de belirttiği gibi telefonla maille ya da mesajlarla bir sonuca ulaşmak zor, buraya uzun süreli gelip yaşamadan zaman emek ve para harcamadan karar vermek yanlış olur kanaatindeyim. Murat Bey Karadağ'a yerleşmek veya gitmek isteyenler için zamanınızı ayırıp bu kadar ayrıntılı bilgiler içeren bir yorum yazdığınız için çok teşekkür ederim. Türkiye'de maalesef Batıya kolayca yerleşip iş kurabileceğini sanan milyonlar var, yazınız çok anlamlı oldu. Uygar ülkelerde batı uygarlığını benimsememiş, kaba insanlar görmek içimi acıtıyor. Ne yazık ki büyük, bağımsız ve güçlü Yugoslavya'yı parçaladılar. Günümüzde hepsi ekonomik sorunlar yaşıyor. Hele Karadağ ile Sırbistan'ın bölünmesi en saçma ayrışma oldu. Emeklerinizin karşılığını alıp Montenegro'da refah, huzurlu ve uzun soluklu bir yaşam kurmanızı içtenlikle dilerim. Alper Bey yurt dışında yaşam ve batılılaşma konusunda ortak duyguları hissettiğimiz için çok sevindim, paylaştığım bilgi görüş ve tavsiyeler içerisinde yurt dışı planları yapan her insan aklındaki modellere uygun bir rolü sanırım kendine yakıştıracaktır, sizin için de sakıncası yoksa facebook sayfanızda yazımı yayınlayabilirsiniz en ufak bir reklam vb planım da yok, bu küçük ve şirin ülkeye gelecekse de düzgün ve donanımlı insanlar gelsin çapsız ve kötü niyetlilerin buraları da kirletmemesi için daha çok insana ulaşabilmek tek dileğim, burada yaşam kurma konusundaki iyi dilekleriniz için çok teşekkür ederim, başarılar ve mutlu seyahatler sizlerin olsun tekrar görüşmek dileğiyle. Karadağ bilgi yazınızın en çok kişiye ulaşabileceği yer burası. Çok teşekkürler, esenlikler. Murat Bey selamlar. Emekli iki kardeşiz. Kotor'da ev alıp yerleşmeyi düşünüyoruz. Sürekli oturum izni almak için mülk sahibi olmak yeterli midir? İki kardeşin iki ev mi satın alması gerekir? Başka şartları var mıdır? Karadağ Ankara Büyükelçiliği bu konudaki sorumu yanıtlamadı. Bu konuda detaylı bilgiyi nereden edinebiliriz? Yanıtınız için şimdiden teşekkürler. Karadağ yaşam bilgileri için çok teşekkürler. Murat Bey, verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim. Önümüzdeki ay içerisinde Karadağ'a gelmeyi düşünüyorum. Bar'da yaşadığınızı okumuştum. Alper Bey yardımcı olursa geldiğimde sizinle görüşmek isterim. İyi günler. Merhaba Murat Bey. Size e-posta gönderdim. Mail adresinizi aldım. Oraya geliş tarihim kesinleşince size bildireceğim. Selamlar. Harun bey buraya geliş amacınız nedir ve benimle iletişim kurmak için ne tür bir yardım ve hizmet almak istiyorsunuz? Cevabım size keskin gelebilir kusura bakmayın zira buraya bir çok amaçlı her türlü insan gelebiliyor sizi tanımıyorum şahsınıza alınmayın. Sanırım daha önceki yazışmanızda Kotor'da gayrımenkul alımı ve oturum almaktan bahsettiniz, bu ülkeye giriş yaptığınız an ilk iş Büyükelçilikten sabıka kaydı almanız şartı ile sizinle görüşme imkanım olabilir zaten burada ne tür bir faaliyette veya alımda bulunacaksanız devlet bu belgeyi ve en az lise veya üniversite diplomasını şart koşuyor, buna göre karar verip bana bilgi verirseniz size mail yoluyla cevap verebilirim. Murat Bey, 62 yaşındayım. Üniversite mezunuyum. Green kartım var ancak Avrupa'da emekliliğimi geçirecek sakin bir yer arayışındayım. Henüz kesin karar vermiş değilim. İtalya, Karadağ ya da Slovenya düşünüyorum. Sizi endişelendirecek bir durumum yok. Siz teklif ettiğiniz için sizinle görüşmek istedim. Tercihim Karadağ'dan yana olursa, siz de müsaitseniz yazışır, görüşürüz. Olmazsa da sağlık olsun hiç önemli değil. Selamlar, sevgiler. Harun bey sizi tanımadığım için söylediklerimin şahsınızla ve kariyerinizle ilgili olmadığını önceden belirtmiştim, tüm yorumlar ve bilgiler birçok insan tarafından takip edilmekte bu şekliyle bir anlamı var, çok önemli değil ancak ben Alper bey ile yazışırken siz benden bazı bilgiler talep ettiniz, bunun üzerine ben de size yüzeysel bilgi vererek devamında benden hizmet almanız durumunda profesyonelce bir iletişim kurabileceğimizi ve bu ülkede gerekli olacak ön evrak şartlarını dile getirdim, çok önemli bilgi ve tecrübelerin paylaşıldığı bu siteye ve katılımcılarına saygılıyım ve herkes gibi eşit konumdayım, bu ülke için benden yardım almak isterseniz mail gönderebilirsiniz, kararınız hangi ülkede yaşamak olursa olsun önemli bir girişim bol şans ve başarılar dilerim, selamlar. Merhabalar alper bey iyi bayramlar öncelikle. İyi bayramlar. Karadağ'a otobüsle Bosna-Hersek, Hırvatistan, Kosova ve Arnavutluk'tan gidebilirsiniz. Priştina'dan akşam üzeri 19:00'da kalkan Barileva Turist firmasının otobüsü var. Alper bey çok teşekkür ederim içimi rahatlattınız süpersiniz valla Priştine'ye uçak bileti almıştım kara kara nasıl giderim diye düşünüyordum iyi yetiştiniz. Rica ederim, buna sevindim. Güzel bir Karadağ seyahati dilerim. Merhaba, paylaşımlar çok güzel. Ben de 16-23 Temmuz arası Budva'da olucam. Kiraladığı evin boş odasını bana kiralamak isteyen veya kiralık daire tutmak için ortak arayan varsa bu mesajı cevaplasın lütfen. Merhabalar şuan Podgorica dayım yarın sabah İstanbul'a döneceğim kısmet olursa, söylediğiniz gibi Priştine'den otobüse saat yedi de bindim, ilk önce Priştine havaalanı yaptık otobüs istasyonu için, taksiye binmemiz gerekiyordu taksi ücretleri çok pahalı dikkat edin 15 Euro ödedik taksici nereye gittiğimizi sordu Podgorica dedik dedi bu saatte otobüs yok 40 Euro ya Peja ya bırakabilirim bende mantıken size güvendim ayrıca, arkadaşıma dedim ki Priştine de otobüs yoksa bugün nasıl olur da Peja da olur güzergah aynı dedik gidelim bakalım yine dedik taksiciye gittik dedik gidip soralım yoksa senin dediğini yaparız, taksici ok dedi, Barelia otobüsünü gördüm taksiciye haber veriyim derken taksici gitmiş. Saat yedide bindik. Yollar berbat kesinlikle otobüsle gitmeyin Karadağ'a Kosova'dan, saat gece 4 te vardık, yollar virajlı ve tehlikeli çok kaza yapan araç gördük. Ve Podgorica otobüs istasyonun yanında Terminus Hotel'de kaldık sabah Kotor minibüslerine bindik 2 gibi Podgorica'yı biraz gezdikten sonra 7 Euro aldı bagaj başı ekstra 1 Euro alıyorlar iki kişi 15 Euro verdik, 2 saatin ardından Kotor merkeze 7 km uzaklıktaki denize sıfır Dobrata'da daire kiraladık özel plajı vardı 35 Euro gibi bir fiyata 2 kişi her yerini gezdik bir kaç defa km lerce yol gittik, Karadağ'ın her şehri gece 1 olunca kapanıyor cafe bar her yer dahil bir kaç gece club hariç oralarda fazla kalabalık olmuyor, yaşam Pazar günü ve gece 1 den sonra duruyor, plajları taşlı her yerde denize girilmez. Bazı yerler de kirli. Gece clubune gidelim dedik kapalıydı. Karadağ ve ülke içi ulaşım, gece hayatı, oteller, fiyatlar, deniz tatili hakkında bilgi ve öneriler için teşekkürler Süleyman Bey. Priştine Podgorica yolu bozuk, haklısınız, umarım yakında düzeltirler. İyi yolculuklar. Eyvah fiyatlar yükselmiş. Halbuki ekonomideki kriz nedeniyle Karadağ'a giden Rus turist sayısı çok düştü son 2 yılda. İnanın ben de anlamadım, kimi yer fiyatları Paris kadar pahalı kimi yer fiyatları Türkiye ile aynı ama ortalama pahalı denilecek seviyede. Verdiğiniz bilgiler işe yaradı gezerek keşfettim çoğu yeri cs den tanıştığım arkadaşımla görüşeceğim onunla da bazı bilgileri teyitleşeyim en azından. Şaşırdım doğrusu, ilk kez Karadağ için pahalı yönünde yorum yazan oluyor hatırladığım kadarıyla. Turizmin yoğunlaşmasının bir sonucu. Alper Bey Montenegro'da tatil ve yaşam fiyatlarının bazı Avrupa ülkelerine göre uygun olduğunu ama neredeyse Yunanistan dahil tüm Balkan ülkelerine göre de buranın pahalı olduğunu hatırlarsanız ben de belirtmiştim, üstelik bu tespitim sadece turizme bağlı değil bu bölgelerdeki 3 yıllık yaşam birikimime dayanıyor. Aynı Afrika belgesellerindeki gibi yazın suların çekilmesi ve nehirlerin kurumasıyla timsahların hareketsiz toprağın altında kurak dönemi bitirip nehirlerin ve göletlerin sularla dolmasıyla ava çıkmaları misali Montenegro'lular da 9 ay boyunca işsiz ve sınırlı imkanlarla yazın gelecek turizm geliriyle hayat suyuna ulaşmayı bekliyorlar. Bu da son derece doğal, yıllık işsizlik oranı bu yıl %23 düzeyindeydi yaz dönemi %19 lara düşer sonra gene aynı süreç devam eder, bu nedenle Süleyman beyin karşılaştığı pahalılığa şaşırmamak lazım diyerek kendisine katılıyorum. Murat bey bu pahalı fiyatlarla ne Balkanlar değer gezmeye ne de Montenegro yani siz de bilirsiniz gece hayatı gece hayatı değil, kumsalı kumsal değil yani fiyatlar Yunanları geçmiş ayrıca Ege Denizi kadar temiz değil ülke küçük olduğu için fazla koy yok plaj için kumlu isterseniz Ulcinj de Velika Plaza var orası için de Ulcinj merkezden taksiyle falan gitmeniz gerek ya da araba ile. Süleyman bey yurt dışı seyahati ve gece hayatından ne beklendiği kişiye göre değişir, burası küçük yer turistler hariç herkes birbirinin ailesini soyadı bazında tanır ve tutuculuk vardır. Budva küçük ama sahil şeridi plajları itibarıyla en çok yatak kapasitesi en çok restaurant ve en çok cafelerin olduğu il, kışın 10 ya konakladığınız aparti ya da otel fiyatları yazın 4-5 misline çıkar, her ülkede olduğu gibi yazın turizm pastasından pay alma mücadelesi ve yerlilerle yabancı yatırımcılar arasındaki rekabet en fazla 2,5 aylık yaz sezonunda her anlamda tavan yapar nadiren tatsız olaylar da yaşanabilir. Buranın deniz ve doğa güzelliği görüşünüze katılmıyorum toplam sahil şeridi 150 km civarında ve bu kısacık sahile de Herzeg Novi, Tivat, Kotor, Budva, Bar ve Ulcinj gibi 6 şehir sıkışmış durumda, 3 tarafı denizle çevrili ve binlerce km. sahili olan Türkiye ile burayı kıyaslamak haksızlık olur, Kazım beyin çok doğru tespitleri var zamanınız ve bilginiz varsa gezilecek ucuz ve çok güzel yerler de var ne beklediğinize bağlı, evet taksi başkent Podgorica'da ucuz sahil şehirlerini kesinlikle kıyaslamayın her yerde farklı uygulama var ve başkente göre pahalı, otobüs minibüs kullanılabilir, her şehirde 5 ya içecek dahil bir öğün karnınızı doyurabilirsiniz, bölgesel üretim bazı gıda maddeleri gerçekten ucuz. Ben bir konuda Kazım beye katılmıyorum zira eğer burada ticaret yapıyor ve euro kazanabiliyorsanız ülke bazlı gıdalar ucuz, yok eğer Türk lirasını euro ya çevirip seyahat ediyor ve yaşamak istiyorsanız pahalı ve son derece riskli, tekrar hatırlatıyorum ben ilk geldiğimde 1 euro: 2,16 TL idi bugün 4,15 seviyesinde (TL'ye göre her şey neredeyse 2 katı oldu) , tabi ki bu durum sadece Montenegro için geçerli değil TL'nin durumu itibarıyla yurt dışı her yer giderek pahalı duruma geliyor, eminim burada yaşayan düzgün vatandaşlarımızın çok değişik bilgi ve tecrübeleri de vardır her yaşam kişiye özeldir. Süleyman bey beklentileriniz doğrultusunda iyi tecrübeler ve seyahatler dilerim. Kazım bey daha ucuz dediğiniz yerler Niksic mi ? Kotor Tivat Budva Bar bunlar pahalı olması normal diyorsunuz bunlar dışında bir kaç yer kalıyor! Sahil yeri fiyatlar hemen hemen tekelleşmiş kıyı kesiminde, sadece denize kıyısı olmayan yerler ucuz oralara da gitmeye değmez ben çok kötüdür demek istemedim zaten yorumumda da açıkladım beklentileri yüksek tutmayacaksınız Türkiye'nin tatil yerlerinin yanından bile geçmez bu yüzden kıyas yapılmaz haklısınız yani beğenmedim demiyorum ama aman aman bir ülke değil insanlarını fazla beğenmedim, gittiğim için pişman değilim sonuçta sizler gibi hep burayı öven insanlar olduğu için bizler gibi meraklı gezginler de görmek istiyor o yüzden değdi gördüğüme ama sizler gibi bu ülkeyi başkalarına tavsiye etmeme vicdanım el vermiyor. Gece hayatı anlayışım saat 12 den en az 3'e 4'e kadar şehrin hareketli olması ama gece 1 oldu mu her yer kapalı? Tutucu diyorsunuz oradaki insanlar kendilerine tutucu değiller kendi içlerinde geniş mezhepliler, yabancılara ve turistlere genelde tutucular bir kaç arkadaşım var orada yaşayan hem gözlemleyerek hem konuşup teyit ettim buraya gelene kadar daha çok kıyı ülkesi var ucuz ve güvenli iyi günler. Size huzurlu ve mutlu günler diliyorum umarım oradaki yaşantınız her zaman iyi olur. Selam Murat Bey. Adaşız. Ben Budva'da hediyelik eşya türü bir yer açmak istiyorum. Orada yaşamışsınız sanırım. Beni bu konuda bilgilendirebilirseniz çok memnun olurum. Arnavutluk Tiran'dan Montenegro Budva'ya giden araçlarla ilgili öneri ve bilgiler yukarıdaki yorumlarda var. Budva'ya nasil gidersin? Budva'ya araçlar havaalanından yok sehir merkezine gel. Meydanda buyuk bir otel var. Muzenin hemen yaninda onun hemen arkasından acentalar var ordan Budvaya bak yoksa Ulcinj kesin var ona bin ordan Budva'ya gecmen cok kolay bilet gidis galiba 10 euro gidis gelis 15 euro. Vallahi tum yorumları şaşırarak izliyorum ve susuyorum ama bu guzel ulkeye haksızlık ediliyor. 1-buyuk ve ultra luks bir ulke arayan gelmesin diyebilirsiniz. 1- Her Turkun yaptığı gibi sahil kesimini gezip Karadağ'ı görmuş olmuyorsunuz bunun dışında da bir Karadağ var. Daha o kadar çok anlatacak var ki çok uzun olduğu için kendimi frenliyorum. Bayramda 4 günlük Karadağ tatili planladık ancak gidiş uçağımız Saraybosna ya. Birde her gün sefer olmakta mıdır? Örneğin biz Cuma günü saat 10:30 da Saraybosna Havaalanında olacağız. Merhaba. Saraybosna'dan Budva'ya her gün saat 05:30 ve 19:00'da iki otobüs var. Sekiz buçuk saat sürüyor, şu anki bilet fiyatını bilmiyorum, 15-20 avro civarında olacağını tahmin ediyorum. Otobüs saatleri size uygun değil ama otobüsten önce bir şehir turu yaparsınız. Alper Bey merhaba, Hırvatistan ve İtalya'ya günü birlik gidip dönmek için Karadağ'daki ilgili ülkelerin elçiliklerine giderek vize almak mümkün mü yoksa illaki TR'den mi almak gerekiyor. Bu konuda bilginiz var mı?Teşekkürler. Merhaba. Bence isi Karadag'a birakmak yerine gitmeden once 2 ulkenin konsolosluklarini arayip sormak en dogrusu olur. Suleyman bey tamam sizin dediğiniz olsun ama ben Budva ve Kotor'dan hiçbir zaman iyi bahsetmedim ve övmedim bu platformaki tum yazilarima bir göz atın lütfen hep ülkenin kuzeyi dedim hep doğallıktan bahsettim ve bu konuda vicdanım cok rahat, gelen Budva, Kotor, Tivat'ı tercih ediyorsa da buraları tavsiye edenler veya turizmciler rahatsız olsun ama sahil kesiminde HERCEG NOVI temiz denizi, fiyatlar ucuz dedim Budva'da eski şehrin önündeki taksi durağı hep haydut yatağı garaja 6-8 isterler ama telefondan mesaj ile taksi çağırsanız 1 (dün garaja 1 gittim) taksilerin yanında ve önünde tel no yazar, dun gittiğim taksi plus taksiydi. Ve bu ülkenin kuzey kesimini kastederek doğal ve çok güzelliğinden bahsettim hiç Niksic'den bahsetmedim genelde de Avrupalılar kuzeyi tercih ediyorlar, Budva ve Kotor'u da Türkler ve Ruslar tercih ediyorlar ama insanların beklentileri çok farklı oluyor siz de haklısınız deyip sevgilerimi saygılarımı sunuyorum. Not: ben ithalatcıyım bu yazıyı okuyanlar da turizmci falan zannetmesin. Merhaba arkadaşlar. 25 Ağustosta Kosova 01 Eylülde yine Kosova'dan dönüş uçak bileti aldık 4 arkadaş. Kosova'yı maliyet açısından tercih ettik. Buraya kadarki yazılarını soluksuz okudum. Emeği geçenlere teşekkürler. Kosova'dan araç kiralamayı düşünüyoruz da.. Karadağ gideceğiz ve tatilimizi orda yapacağız. Aracı Kosova'dan Karadağ'a çıkarabileceğimizi öğrendik (sadece bir şirketi çıkışa izin veriyormuş bu arada ve günlük 3 Euro ücret ve 15 Euro da sigorta parası alacaklar). Ehliyetimiz orda geçerli midir? Bir yazıda okudum ki International ehliyet istiyorlar yazıyordu. Aydınlatırsanız sevinirim. Merhaba Merve Hanım. Ehliyetiniz geçerli diye biliyorum. Kosova Karadağ kara yolu çok bozuk, lütfen çok yavaş araba kullanın. Sanmıyorum ama yine de araba kiralayıp gitmiş bir okurumun yazması daha iyi olur. Merhaba,16-23 temmuz tarihleri arasında budva, ulcinj ve tiran'ı kapsayan gezimi bitirdim. Bu sitede yazılanlardan çok faydalandığım için bende maceramı belki birine yardım olur diye paylaşmak isterim. Biletimi 23 haziran günü yani bir ay önceden sabihadan tirana gidiş dönüş şeklinde 410TL'ye aldım. Tiran'a geldiğimde burdan öğrendiğim gibi şehir merkezine giden rinas express otobüsleri için sıra beklerken duyduğum türkçe seslere doğru giderek üçlü bir grupla tanıştım. ve şansıma bu grubunda benim gibi ufak bir tiran turundan sonra aynı gün budva'ya gideceğini öğrendim. Birlikte hareket etmeye karar verdik ve express otobüs kuyruğundan ayrılıp 10euro'ya merkeze taksi tuttuk. Ufak bir tiran turundan sonra yemeğimizi yiyip kahvemizi içtik ve budva'ya gitmek için taksi aramaya başladık. Yasal taksiler pazar günü olduğu için sınırı geçemiyorlar. geçiş lisansı veren büro kapalı olduğundan. Bulduğumuz korsan taksilerde 150euro civarı para çekince işkodraya kadar gidip sınırı geçip yeni bir taksiye binmeye karar verdik. İşkodra için 55Euro'ya taksimizi ayarladık. Taksici bizi sınırda bıraktı, sınırı geçmeden karadağ içine giden korsan taksiler hemen arnavutluk tarafında bekliyor. arnavutluk tarafından taksiye biniyorsunuz ve arabanın içindeyken sınırı geçiyorsunuz. Budva için sınırdan budvaya 40euroya anlaştık. Böylece 4 arkadaş tirandan budvaya 95euroya geçmiş olduk. Benim için önemli olan tekşey sahiller olduğundan ben 5 günümü budva'da geçirdim. Kotor'a bile uğramadım. Budvada suyuna dalmadığım sahil kalmadı. Favorim hawai adası. Suyun kalitesi musluk suyu berraklığında. Budva merkez sahilden 3euroya tekneyle geçiyorsunuz. Dönüş bedava. Burada şemsiye+şezlong 10euro bira 3 euro. Partili bişeyler istiyorsanız ploce plajına gidin eğlenirsiniz. Şemsiye+şezlong 6euro. Bira 3euro ploce'de. Köpük falan herşey var. Bunlar dışında Jaz plajını ve sveti stefanın plajınıda çok beğendim. Bu saydığım tüm plajlara gidiş 1euro ile 1,5euro arasında değişiyor. Otobüsler budva stari grada gelmeden NLB Bank'ın önünden kalkıyor sık sık. İlk durak burası. Geceleri El mundoda takıldım gece 1e kadar. Giriş ücretsiz. Bira 3Euro. Gece 1de müzik kesildiğinden bir pizza atıştırıp club sparta'ya gittim. Burada müzik kesilmez ve sırpça müzik duyamazsınız. Ortamı sevdim. Giriş 5euro, tekila 4euro. 5 günlük budva seyahatimin ardından budva otobüs terminalinden ulcinj'e otobüsle geçtim.7 euro. Ulcinj deniz kalitesi bakımından budvanın altında. Plajlar biraz daha bizim ülkemizi andırıyor arnavutluk nüfus yoğun olduğu için. Geceleri aynı şekilde 1'de müzik bitiyor. Ulcinj'de bildiğim kadarıyla müziğe devam eden club falanda yok. Ertesi günü Ulcinj'den tirana direk giten otobüsten bilet aldım. Günde bir kere var 12:30'da gündüz. fiyat 10,5euro. Tiran'a vardığımda saat 5 olmuştu, gezmediğim yerleri gezip geceye kadar zaman geçirdim. Çok büyük beklentim olan tiranın gece yaşamı bana göre tırt çıktı. En ünlü kulüp dedikleri Lollipop club bile saat birde müziği kapattı. Ertesi sabah merkezdeki opera binasının arkasından saat başı kalkan rinas express otobüsleriyle 250leke karşılığında havaalanına gidip istanbul dönüşümü gerçekleştirdim. Kaldığım otellerin hepsinden fiyat/kalite bakımından memnun kaldım. Kısaca onlarıda yazayım. Budvada sahile yakın olan apartman butua'da kaldım. Geceliği 47euro. Ulcinj'de yine sahile yakın olan Dolcino hotel'de kaldım. Geceliği 45euro. Tiran'da merkezde Vivar hotel'de kaldım. Geceliği 35euro. Ben Budva, Ulcinj ve Tiran'da fiyatları uygun buldum. Mesela Budva'da stari grad yürüyüş yolundaki Fresco burger houseta bitirmesi güç bir hamburger menü 4,5euro. Hamburger bizim bigmac'in bildiğin en az üç katı boyutunda. Kaldığınız yer bodrumdan kaliteli bir yer. Bence Budva'ya pahalı demek haksızlık olur. Diğer yerler zaten daha ucuz. Sorusu olan varsa yorumumun altına ekleyebilir. Ayrintili Karadag seyahat bilgi ve onerileri icin cok tesekkurler! Japonya'dan selamlar. Fatih bey merhaba, yazınızı okudum. işte aradığım bilgiler. Tiran'dan Budva'ya gidişiniz kaç saat sürdü acaba? bir de Tiran Havaalanı'nda Budva'ya gidiş için taksi ile görüştünüz mü? Şimdiden teşekkür ederim. ayrıca Alper bey öncelikle size teşekkür ederim. Cok kapsamlı bir blog olmuş. merhaba. kotor'dan başkente nasıl ulaşabilirim. sanırım kara yoluyla 3,5 saat sürüyormuş otobüs sık sık durduğu için. başka yöntemler var mıdır ? otobüsler içinse -kaç saatte bir kalktığını bir de otobüste yer olmaması durumu olup olmadığını biliyor musunuz. Merhaba. Kotor ile Podgorica arasinda cok sik minibuz var merak etmeyin yer bulursunuz. Baska yontemler taksi ve arac kiralama. Tirandan karadağ'da herhangi bir kente geçmem gerekiyor. Budva yada podgorico'ya ulaşım var gözüküyor fakat sanırım çok net olmuyor oraya gidince netleşecek. Merhaba. Evet Tiran'dan Podgorica'ya direkt otobusun bilgileri yorumlarda var. Yasli teyzelerin odalarini kiralamk icin beklediklerini soylemissiniz, acikcasi gittigimde yer bulamazsam diye biraz tedirgin oluyorum. Evet Karadag'da otobus terminallerinde evlerinde oda kiralayanlar bekliyor. Daire kiralayan emlakcilar da var. O halde gitmeden once internetten yer ayirtin. Rica ederim. Merhabalar iki öğrenci 400 avro bütçe ve 11 günlük zaman dilimiyle Balkan turu yapacağız haftaya Tiran a ineceğiz orayı günübirlik gezdikten sonra Makedonya (üsküp ve ohrid 2 gün) tekrar Tiran üzeri Karadağ oradan Bosna hersek ve son olarak dönüş yerimiz Sırbistan a geçeceğiz. Biliyorum zaman az ama yüzeysel dolaşacağız epey bilgi edindim zaten bölge halkı yaşam tarzları v. s bu rota hakkında yorum yapabilir misiniz eksiklikler hakkında ve kalacağım 11 günlük zaman dilimini ülkelere paylaştırırsanız nasıl yaparsınız Arnavutluk'ta kalmayacağız. Merhaba. Kısa süreye çok fazla sayıda şehir sığdırılan bir Batı Balkanlar turu olacak. Makedonya 2 gece, Karadağ 2 gece, Bosna-Hersek 2 gece, Sırbistan 3 gece olabilir. Belgrad hariç her kentte sadece 1 gece kalabilirsiniz bu durumda. Ağustos 16 da Bosnadan başlayıp Mostar, Budva, Tiran, Ohri, Üsküp son durak Belgrad gezisi planladık. Bosna'dan sonra kara yolu ile gitmek istiyoruz. Kızımın yeşil pasaportu yok geçişlerde sıkıntı olur mu. Hayır normal bordo pasaportla Karadağ ve diğer vize istemeyen ülkelere sınır geçişlerinde sorun olmaz. Ancak dönüş uçak biletinizin çıktısı yanınızda olsun, sorabilirler. Evet Karadağ'da diğerlerinde prizler Türkiye'deki gibi. Kazimboz@ gmail. com mail adresimden ve 0382 067 247 359 viber veya whatsapp dan bana her an ulaşabilirsiniz. Merhaba. Ohrid'den güneye, Arnavutluk sınırına giden minibüsler var, oradan Pogradec'e geçip Tiran'a dolmuşla gidebilirsiniz. Ohrid'den minibüsle Struga'ya gidip oaradan da minibüsle Tiran'a gidebilirsiniz. Tiran'dan Karadağ'ın başkenti Podgorica'ya ulaşım seçenekleri yazımda ve yorumlarda var. İyi yolculuklar. Merhaba. Türkiye'den Karadağ'a otomobille Yunanistan ve Arnavutluk üzerinden ya da Bulgaristan ve Sırbistan yoluyla gidebilirsiniz. İki yolun mesafesi de yaklaşık aynı, 1150 kilometre. Sırbistan ve Arnavutluk'taki yollar diğer iki ülkedeki kadar iyi değil. Özellikle Sırbistan'ın güneyini geçeceğiniz yollar çok virajlı. Yunanistan üzerinden Montenegro'ya araba ile gitmek daha mantıklı. Sorun yaşayacağınızı sanmıyorum, en fazla sınır beklemeleri olur ama tahammül edilemeyecek kadar uzun değil. Eylül 2018'de balayı için Bosna ve Karadağ'a gitmeyi planlıyoruz. Bosna'dan araç kirayalıp Karadağ'a geçip yine aynı rotadan Bosna'ya dönme niyetindeyiz. Sizden ricam ülke sınırlarındaki geçişlerde ne gibi prosedürler var nelere dikkat etmeliyiz. Ayrıca Kotor ziyaretinden sonra Tara kanyonunu da gezmek istiyoruz ve önerilerinizi sizden rica ediyoruz. Merhaba. Karadağ Bosna Hersek sınır geçişlerinde özellikle dikkat etmeniz veya hazır olmanız gereken bir sorun yok. Otomobili kiralarken şirkete sınır geçişi yapacağınızı söyleyin, onlar gerekli belgeyi verirler. İlk gittiğiniz araba kiralama firmasından kiralamayın, fiyatlar fark eder, birkaç yere otomobil kirasını ve sınır geçiş belgesi ücretini sorun. Rica ederim. Kotor ile Tara Kanyonu yakınındaki Zabljak kasabasına giden yolun durumu fena değil, 3 saat sürer. Manzarası harika bir yol ve sonunda güzel Durmitor Ulusal Parkı'nı görmek var. Hem Niksiç'i de görmüş olacaksınız, bir mola verirsiniz. Zamanınız varsa Niksiç'e 25 kilometre mesafede yer alan Ostrog Manastırı, Montenegro'nun en önemli hac merkezi. Merhaba. Bu konuda bilgim yok, belki Karadağ'da banka hesabı açmış veya orada yaşayan kişilerden yanıt veren olabilir. Karadağ'da yerleşik arkadaşlar yanıtlarsa çok sevinirim. Karadağ coğrafi konumu itibariyle Orta Akdeniz'e veya Güneydoğu Avrupa'ya ait. Daha önce bu blogda yazdığım mail adresime gelen çok yoğun sorular için bir açıklama yapmak istedim. 1. Karadağ'da iş kurmak veya yaşamak isteyenler için defalarca yazdım hiç kimseden öneri, yardım ve fikir almadan 1-2 ay Karadağ'da yaşayarak gözlem yapmanız (3 ay vizesiz kalabilirsiniz) ben ve benim gibi önceden gelenlerin çoğunluğu bazı kişilerden fikir ve yardımlar aldık ama hep maddi manevi zarar görduk sizler bu hataya duşmeyin ve gelin kendiniz önce araştırın ve yaşayın inanın en doğru kararı kendiniz vereceksiniz. Kendisini tanımıyorum ama MURAT beyin geniş geniş yazdığı yazı ön bilgi için değerli. 2. Gezginlerin hiç biri bizlerin önerilerini dikkate almadı BUDVA ve KOTOR u görup dönduler ama Karadağ bu değil bu ulkenin kuzeyi çok doğal ve guzeldir sahilde HERSEC NOVI görulmesi gerekir. Alper beye ve takipçilerine sevgi ve saygılarımla. Ülkede yaşamak veya çalışmak isteyenlere yönelik Karadağ hakkında bilgiler ve öneriler için çok teşekkürler Kazım Bey. Selamlar Murat Bey teşekkürler paylaşımlarınız için. Kazım Bey size de teşekkürler. Ben de düşünüyorum gitmeyi muhtemelen bu ay sonu gezmek görmek için gideceğim, Karadağ'da stüdyo ya da 1+1 daire almayı düşünüyorum. Avis şirketinden araç kiralayacağım. Hava alanından teslim alacağım aracı, pansiyonda kalacağım. 4 veya 5 gün kalırım bir emlak şirketiyle temasa geçtim bütçeme göre daireyi aldıktan sonra oturum ve çalışma izni başvurularını yapacağım. 12 yaşımdan bugüne kadar çalıştım mesleğim yok, 38 yaşında bekarım, küçük işlerle ticaretle uğraştım. Karadağ da burada yazdığım kadar her şey kolay olursa yaşamayı düşünüyorum, vasıfsız da olsa bir iş bulup çalışırım şoförlük de olabilir. İngilizcem de çok az ama geliştirmeye başladım. Önerilerinizi fikirlerinizi tecrübelerinizden dolayı bekliyorum teşekkürler. Bu arada daire satın almak için emlakçı lise mezunu olmana gerek yok pasaport yeterli dedi. Alper beyin nezdinde tüm blog takipçilerine 2018 in ülkemize ve tüm dünyaya sağlık, barış, huzur ve refah getirmesini diliyorum. Karadağ'da ki firmamız şirket kurma, çalışma ve oturum iznine bağlı kimlik çıkartma ve gayrımenkul konularında da resmi belgeli ve yasal olarak danışmanlık hizmeti vermektedir. Gayrımenkul alımı için tabi ki lise mezuniyet şartı yok, ayırdığınız bütçe yeterlimidir bilmiyorum ancak diyelim ki ev aldınız buna bağlı oturum çıkarttınız yerleştiniz her yıl düzenli olarak oturumunuzu yenileyecek prosedürleri harçları ve buradaki yaşamınızı bir süre idame ettirecek birikiminiz de var ya sonra? Hazıra dağ dayanmaz bu nedenle iş yapmak veya iş bulabilirseniz çalışmak zorundasınız bunun için de şirket kurmak çalışma izni almak için en az lise veya üniversite mezunu olmak gerekir. Buradan ev alayım sonra bakarız kaçak çalışırız falan zor, burası İstanbul' da ki bir semt kadar küçük bir ülke herkes her şeyden anında haberdar, her işlem yasal ve kurallara uygun olmalı, tabi ki size lise diplomanız olmadan komisyon alarak ev satmak isterler dediğim gibi ya sonrası veya sonraki yıllar için gelir ???.... Biz de size bütçeniz yeterliyse uygun ve oturum izni alınabilecek belgeli evler buluruz ama işimiz sadece komisyon alıp kenara çekilmek değil insanlara yasal prosedürlerle ve doğru bilgilerle burada resmi danışmanlık hizmeti vermek, hakkınızda en iyisi olsun. Şirket kurmak için lise mezunu olma şartını unuttum bu arada bu yaştan sonra aklına gelmiyor insanın gerçi lise terk dışardan tamamlanabilir ama diger zorluklar varken bilemiyorum. Merhabalar Alper Bey blogunuz için öncelikle teşekkürler çok faydalı bir blog yazdığınız yazılar ve bu kadar ayrıntılı bilgilendirmeleriniz için ayrıca teşekkür ederim. Sizlere de merhaba Murat Bey anladığım kadarıyla Karadağ hakkında fazlasıyla fikir sahibisiniz ve ev satış işlemleri yapıyorsunuz bu konuyu sizlerle detaylı görüşmek istiyoruz ve iletişim bilgilerinizi rica ediyoruz. Karadağ'a gitmek ev almak ve iş kurmak gibi bir fikrimiz var nasıl iletişim kurabiliriz konuyla ilgili yardımlarınızı rica ediyorum teşekkürler. ocak 2018 de 10 gün montenegroya gittim gördüm gördüklerimi yaşadıklarımı paylaşmak isterim. öncelikle montenegroda yaşamanın en kolay yolunu seçtim. taşınamaz almayı düşünüyorum. stüdyo ya da 1+1 daire alacagım. bir sonraki gidişimde. ve 2 hafta sonra gidiyorum. sabah akşam thy seferleri var. avisten arac kiraladım. havaalanına indim 30 dakikada pasaporttan geçtik zaten sadece bizim ucagımız vardı hava alanına inmiş o anda yani boştu. çıkar çıkmaz pasaporttan avisin brosunu gördüm. ingilizcem yok denecek kadar az bu arada. netten çıktısını almıştım pasaportla çıktıyı verdim. hangi şehirlerde gezeceksiniz dedi hepsini saydım. ve aracın yanına gittik fiyat 500l sıfır arac verdiler. otopark parasını biz veriyoruz dogal olarak aracla biz cıktıgımız için. 1 euro verdik. turkcellden aylık yurtdışı paketi almıştım 75 tl ye nagivasyon ile budvanın yolunu tuttuk. netten baktığım pansıyona gittik gecelik 25 euroya stüdyo daireyi tuttuk mutfağı banyosu harika temiz şiddetle tavsiye ederim ivonaaapartmens. com budvada. markete girdik inanılmaz ucuz. kış olduğu için yabancı çok azdı. o yüzden gözlemlemek daha kolay oldu ülkeyi. insanlar medeni huzurlu doga. elektirigini başka ülkelere satıyormuş. o yuzden elektrik bedava denecek kadar ucuz. soba derdi yok elektrik yetiyor. çeşmeden bir su içtim istanbul dogumluyum. hayatımda çeşmeden bu kadar tatlı su içebilecegim aklıma gelmezdi. ülkenin her yerinden kaynak suları dağlardan gelen sularla dolu. zaten suyun rengi sizi şaşırtacak. ülkenin etrafı kara dağlarla çevrili. dairelere baktık 150 bin tl den başlıyoruz ülçinden düşünüyorum budvada 350 bin tlden başlıyor 1+1 ler stüdyolar. fazla merkezi oldugu için sanırım ama ülçindeki sahil budvada kotorda yok daha düz ülçin neden budva tercih sebebi çözemedim ben ülçini daha çok begendim. minibüs otobüs göremezsiniz herkesin aracı var. tavuk aldık bir lezzetliydi anlatamam dogallıgı unutmuşuz adeta zehirleniyormuşuz istanbulda. aklıma geldikçe yazıyorum konudan konuya atlıyorum kusura bakmayın. budvnın yolları sokakları dar dağın eteklerinde yokuşlar çok fazla kotor keza öyle ama kesinlikle yaşanacak yerler. benim meslegim yok. dairemi aldıktan sonra allah kerim her işi yaparım yapamazsam geri dönerim evi kiraya veririm. asıl maksadım ab ye girerken ben de orada olmam benim için büyük fırsat. ve onlar abye girdiklerinde kesinlikle o partide ben de olacağım. sorularınız varsa sorabilirsiniz. Karadağ ile ilgili bilgi ve deneyim paylaşımınız için teşekkürler Tolga Bey. Gelişmeleri yine yazarsanız sevinirim, bir çok kişiye yararlı ön bilgi olur. Arkadaşlar Karadag yakında Avrupa Birliği'ne girecek. O zaman oraya gitmek çok zorlaşacak bence gitmek isteyenler şimdiden gitsin ve Avrupa Birliği'ne uye olunca euro karti alsinlar böylece butun Avrupa'da gecerli bir kart sahibi olmus olurlar. Hayirli olsun simdiden. Merhaba. 3 ay süresi kalmış pasaportla Kosova ve Karadağ'a sınır girişlerinde sorun yaşama olasılığınız çok düşük. Dışişleri Bakanlığı'nın konu ile ilgili sayfasında ne yazık ki bu iki ülkenin istediği süreler yok. Bu durumda en mantıklısı ülkelerin konsolosluklarını arayıp sormak. Merhaba, geçerlilik süresinin en az 6 ay olmasında fayda var. Bir de siz direkt olarak gitmiyorsunuz 3. bir ülkeden Karadağ'a geçerken çok fazla sıkıntı yaşayan olmuş duyduğuma göre. Merhaba. Daha Karadağ'da daha fazla kalmanızı öneririm ama mümkün değilse hafta sonu tatili de çok güzel olur. Sadece Budva veya hem Budva hem Kotor'u görebilirsiniz. Merhaba Alper biz bu temmuz Bosna Hersek e gitmek istiyoruz. Hazirliklara başladık yalnız araştırırken bir şey kafama takıldı. Yunanistan ve Bulgaristan hava sahasını kullanacagimizdan dolayı da vize almak zorundaymisiz. Daha önce blog sayfanizda sizin deneyimlerinizde böyle bir detay fark etmemistim bugün bir seyahat acentesi bana Yunanistan veya Bulgaristan hava sahasını kullanacagimizdan dolayı da vize almam gerektiğini söyledi. Nedir bu işin aslı astarı? Karayolu ile gitmicez uçakla gidicez. Merhaba. O acenteyi arayıp niyetinin ne olduğunu sorun lütfen. Böyle saçma bir iddiayı hiç duymamıştım. Sanırım sizi dolandırmak istemiş. Hiçbir ülke hava sahasını kullanan uçak yolcularından vize istemez, isteme hakkı yoktur. Rahat olun. Keyifli bir seyahat dilerim. Ben Salih Topal dünya mutfağı ustasıyım aşçılık yapmak için oraya gelebilir miyim iş bulabilir miyim bana dönüş yaparsanız sevinirim saygılar. Türkiye'den gelirken nereye uçak bileti alacağız Karadağ'a gitmek için cevap yazarsanız sevinirim saygılar. Karadağ'a gitmek için İstanbul'dan başkent Podgorica'ya THY'nin direkt uçakları var. Ancak bazen Belgrad veya Tiran aktarmalı daha ucuz uçak biletleri olabiliyor. Direkt Karadağ'a uçmak yerine birçok kişi yarı fiyata İstanbul-Tiran bileti alıp Tiran'dan Karadağ'a kara yoluyla geçiyor. Şu notu da yazayım önemli çünkü. Ev aldım oturum aldım. Garson olarak işe başladım ki garson olarak yabancıları çalıştırmıyorlarmış çünkü bahşiş o kadar yuksekmış ki inanılmaz yabancılar garsonluk yapamıyormuş. Türk işletmeciler açarsa bizim için başka tabi neyse önemli notu aktarayım ev aldığım ve oturum aldığım için şirket kurmama gerek yokmuş istedigim işyerinde çalışabilirmişim ama şirket kurmamın benim için önemi şuymuş ileride vatandaşlık veya AB oturum kartı için benim geçmişim incelendiğinde olumlu açıdan görmeleri için şirket kurmuş olmam şartmış şirket kurmadan çalışırsam hayalet olurmuşum o yüzden vatandaşlık vs haklarımı vermeyebilirlermiş. Çünkü orada yaşadığıma dair bir kayıt göremiyebilirlermiş. Yani garsonluk da yapsanız şirket kurun ki vergi ödeyin ki ileride vatandaşlık da AB oturum kartı da vergisini veren kişi olarak haklarınız olsun umarım anlatabilmişimdir. Sorularınızı cevaplarım istediğiniz kadar sorabilirsiniz. Karadağ'da ev satın alma, oturum, yaşam ve vatandaşlık bilgileri için teşekkürler. Merhaba Alper bey, Montenegro da şirket kurma, oturum ve çalışma izni alma ve gayrimenkul işyeri ev kiralama satış ve ticari danışmanlık yapan bir şirketi yöneten biri olarak sizi ve blog takipçilerinizi yanlış yazılanlar konusunda bilgilendirmek istedim, 1- Montenegro mevcut yasalarına göre ikinci vatandaşlık vermiyor milyon euro ların çok üstünde yatırım yapabilenleri değerlendirmeye alma ihtimali var 2- Bu ülkede oturumunuzu beş yıl boyunca aralıksız her yıl harçlarınızı düzenli ödedikten sonra vatandaşlık da alamazsınız ancak EU serbest dolaşım kartı ve hakkı olabilir 3- Özellikle Budva ve Kotor'a Türk vatandaşlarımızın ilgisi yoğun ama Türkiye'den bir şekilde bu ülkeye gelen alavere dalavere peşinde olan ve Türkiye'nin de yasal sorunları olan sakıncalı kişilerin de gelebildigini hatırlatmak isterim 4- Bu ülkede bu dili ve turizm kolunda iyi derecede İngilizce yanında Rusça veya ek dilleri bilmeyenlerin garsonluk dahil iş bulmaları çok sınırlı, mesleginize ve donanımlarınıza gore Türk yatırımcıların işyerlerinde, o da belki.. 5- Bu ülkede yüksek bahşişi bir kenara bırakın yerli vermez müşteri on centi bile arıyor, sadece turistler bahşiş verebilir onlar da batı Avrupa ve Rus turist olursa 6-Montenegro'da alınacak her gayrimenkule oturum alamazsınız, prosedürlere uygun ev olması lazim, saygılar. Ben Karadağ da firma kuruyorum. Aileme oturum hakkı veriyorlar diye bilgi aldim. BU KONUDA problem yaşar miyim. Ve avrupa birliğine ne zaman tam üyeliği ön görüyorlar. Merhaba ben ve eşim yakında emeklilik planlıyoruz. Liseyi bu sene bitirecek bir oğlumuz var. Emeklilik yaşantımızda Karadağ'da ev kiralayıp yılın belli bir dönemini orada geçirmeyi planlıyoruz. Ayrıca oğlumun da üniversiteyi orada okuma ihtimalini de değerlendiriyoruz. Aylık gelirimiz 8000 TL gibi bir tutar olacak. Karadağ'da bu şekilde yaşama şansımız var mı? Bilgilendirebilirseniz sevinirim. Merhaba. Karadağ'da yaşamak için ayda 8000 TL gelir yeter. Fakat ev satın almadan oturma izni verirler mi bilemiyorum. Tabii. Aşağıda bunun için seçenek var. Öncelikle teşekkür ediyorum çok güzel anlatmışsınız ülkeyi. Ben de bu Ağustosta ufak bir Balkan turu planlıyorum. Saraybosna-Mostar-Budva-Kotor-Priştine şeklinde. Merhaba. Balkanlar candır, çok severim. Karadağ ve diğer çevre ülkelerde tren istasyonları ve otobüs terminallerinde ellerinde Sırpça soba yazan kişiler olur, evlerinde oda kiralarlar, fiyatları genelde uygun olur. Odanın büyüklüğü ve merkezden uzaklığı fiyatı belirler tabii. Bu kişilere ücretleri sorup en ucuz olanla birlikte gidebilirsiniz. İnternetten de bulmak mümkün tabii. Merhaba. Mayis ayında Tiran a gidiş dönüş bileti aldım. İnince hemen araba kiralayıp Karadağ geçtik. Önce şunu belirtmeliyim. Yollar çok dar. Tırlar ve kamyonların arasında kelle koltukta 4 saatlik bir yolculuktan sonra Budva ya geldik. Karadağ çok güzel. Dönüşte ayni yoldan Tiran a döndük. Tiran da görülebilir bir şey yok bizce. Sadece 1 gece kaldık. 1-2 meydan. Özenti Tayvan bahçesi. Yıkık dökük evler ve kaba insanlar. Karadağ a gideceksiniz biraz fazla para verip Podgorica ya ucun. Araba kirası, Tiran'da zorunlu konaklama ve kötü yol koşulları derken ayni hesap. Podgorica dan otobüse binip paşa pasa 1 saatte Kotor ve Budva ya gidersiniz. Biz aracı rentalcars aracılığı ile surprice dan kiraladık. 6 gün için 85 EU ödedik. Toplam 6 gün. 3 gün Kotor 2 gün Budva ve 1 gün Tiran. Budva için 1 gün daha olabilirdi. Bilgiler için teşekkürler. Arabanın kirası ucuzmuş. Bol seyahatler dilerim. 1) Karadağ ve bosna hersek turu yapmayı düşünüyorum. Sizce 7 günlük süre yeterli mi yoksa süreyi biraz daha uzun mu tutmalıyım. 1. Budva 2, Kotor 2, Mostar 1, Saraybosna 2 gün şeklinde bir Karadağ Bosna Hersek turu yapabilirsiniz. Uzatmanız mümkünse yapın tabii. Ben her yavaş ve uzun kalarak gezmekten yanayım. 2. Podgorica gidiş Saraybosna dönüş ya da tam tersi oluşunu, hangi biletin daha ucuz olduğu belirlesin bence. 3. Evet biraz zor. Otobüslerin tamamına yakını Hırvatistan'dan geçerek gidiyor. Saraybosna'da Sırpların çoğunlukta olduğu Saraybosna'nın doğusunda bulunan Lukavica Otobüs Terminaline gitmeniz gerek. Eğer vizeniz yoksa yani Hırvatistan'a uğramadan gitmeniz gerekiyorsa Hırvatistan'a uğramadan Karadağ'a giden otobüsler sadece bu istasyondan kalkıyor. Saraybosna Otobüs Terminalinden kalkan bütün otobüsler mutlaka Hırvatistan'a uğruyor. Bu istasyona gitmek için Trg Austrije'dan 103 numaralı troleybüse binip son durakta inmeniz gerekiyor. Troleybüs biletinin fiyatı kişi başı 1,60 KM. Başçarşı'dan Lukavica Otobüs İstasyonu'na taksiyle gitmek ise yaklaşık olarak 25 KM'ye denk geliyor. Mostar için işler daha karışık. En az Trebinje'da otobüs değiştirmeniz gerek. Ama Montenegro Hostel ile iletişim kurarsanız Mostar ile Kotor arasında direkt yolcu taşıyorlar, biraz pahalıya mal olur. 4. Budva ve Kotor şart olmak üzere birkaç saat başkent Podgorica, zaman kalırsa Perast ve Cetinje'yi öneririm. Aklıma takılan sadece ilk podgoricaya gideceğim için bosnaya geçmekte sıkıntı yaşarmıyım bu konu aklımı karıştırıyor. Bilgileriniz için çok teşekkür ederim 🙂 iyi günler. En ucuz bilet hangisiyse ilk oradan başlayın. 🙂 Rica ederim, iyi yolculuklar. Alper Bey merhaba. Yazdıklarınız için ve tüm katkı sağlayanlara teşekkürler. Uzunca bir süre okudum yazılanları. Herkesin süresi, rotası beklentisi farklı olunca cevaplar da haliyle farklı oluyor. Bu arada herkese kısa sürede dönmenizi takdirle karşılıyorum. Gezimiz 3 ülke Bosna-Karadağ-Sırbistan şeklinde 4 kişi 6 gecelik bir tur olacak. Bilet fiyatlarından rotayı bu şekilde planladık. Bosna ya öğlen iniyorum o gün orayı gezmeye çalışacağım, ertesi sabah Mostar'a geçip aynı gün uygun bir saatte otobüsle Karadağ'a geçeceğiz. Burada ulaşım en büyük sorun ama bir şekilde yukarıda anlatılmış bir otobüsle muhtemelen gece Karadağ da olacağız. 4 kişi olacağımız için Karadağ da araç kiralamak daha rahat gezmek ve otobüslerde vakit kaybetmemek adına ve kuzey bölgesi için mantıklı geliyor bize. Birde 2 gece veya 3 gece kalsak Budva mı Kotor da mı kalmamızı önerirsiniz? Burada araç olduğu için Budva veya Kotor da ayrı ayrı kalmak bana mantıklı gelmiyor. Fakat genel hatlarıyla rota belli olduğu için sizce hangisi daha mantıklı ona karar veremedim. Genel hatlarıyla biraz uzunca yazdım, cevaplayabilirseniz veya okuyan bilgi sahibi olan başka arkadaşlarda varsa yorumlarınıza açığım. Çok teşekkür ederim. Merhaba. Karadag blog yazilarima ilginize tesekkurler. 3 gun icin yogun bir gezi programi. Evet her yer yakin, tek sehirde kalin. Budva Kotor fark etmez. Belgrqd guzel ve buyuk bir sehir, bence 2 gece ayirin. Arac kiramak mntikli olur, zamaniniz az. Fransa'dan selamlar. Çok güzel gezi yazısı yazmışsınız ve şimdiden. Oğlumla Kosovaya oradan da Karadaga geçmek istiyorum ama bu yolculuk çok yorucu ve maddi olarak çok mu pahali ölür onu kestiremediğim için sizden bilgi almak istedim. Merhaba. Montenegro gezi yazilarima ilginize tesekkur ederim. Karadag ve Kosova pahali ulkeler degil cekinmeyin. Ayak basti parasi yok. Minibuslerle yolculuk edersiniz. Oralarda hic kamp yapmadim ama mumkun tabii. Bu sefer direk Karadağ a gitmeye karar verdik. Verdiğiniz faydalı bilgiler için çok teşekkür ederim. Bir arkadaşımla 24 Ağustos 2018 tarihinde Budva'dan Tiran'a taksi ile geçeceğiz. Tiran'dan dönüş uçuşumuz 17.40'ta. Blogunuzu ziyaret eden arkadaşlardan aynı tarihte bu rotayı izleyecek olanlar var ise taksi paylaşımı yapmak isteriz. Bana cem. erdm42 @gmail. com adresinden mail atarlarsa konuşabiliriz. Eğer daha uygun fiyat ile ulaşım alternatifleri varsa bilgilendirebilirseniz çok sevinirim. Merhaba Cem Bey. Çok iyi düşünmüşsünüz, umarım Budva'dan Tiran'a gitmek isteyip de taksiye ortak olmak isteyen okurlarım çıkar. Olmazsa minibüsle gidebilirsiniz. Karadağ ve Arnavutluk yazılarımda bilgi ve birçok blog okurumun çeşitli ulaşım deneyim yorumları var. Alper bey merhaba, planlarımdan daha önce bahsetmiştim. Ülkeyi yerinde görmek amacıyla sömestr tatilinde eşimle birlikte Karadağ'a gitmeyi planlıyorum. Uçak araştırması yaptığımda Podgorica kişi başı 260 euro Tiran 174 euro. Tiran'a gidip araç kiralayarak Karadağ'a gitmek daha mı mantıklı? 1 haftalık araç kiralama bedeli 50 euro gibi görünüyor. Merhaba Cengiz Bey. Karadağ seyahati için çoğu kişi Tiran'a uçakla gidip araba kiralıyor veya minibüsle Montenegro'ya geçiyor. Evet mantıklı. Merhaba. Evet Bosna-Hersek'ten Karadağ'a otobüs bulursunuz ama son güne bırakmayın, gittiğiniz gün Karadağ biletinizi alın derim. Tesekkurler evet öyle yaparız diye dusunuyorduk cok saolun. Merhaba. 🙂 Ben Balkanlarda hiç internetten bilet almadım, ama balkanviator sitesinden alınabildiğini duydum. Burada önemli olan nokta otobüsünüzün Hırvatistan'dan gidenlerden olmaması, yoksa vize gerekir, almazsanız sınırda kalırsınız. Saraybosna Budva otobüsünüzün Hırvatistan'a uğramadan Karadağ'a gidenlerden; Dubrovnik üzerinden değil Nikşiç üzerinden giden otobüslerden olması gerekiyor. Tiran'dan araba kiralayarak Budva'ya geçmeyi planlıyoruz. 2 yaşında da bir bebeğimiz var. Yollar nasıl ve sınırlarda sorun yaşar mıyız? Cevap verebilirseniz çok sevinirim, sevgiler. Merhaba. Hayır sorun yaşayan hiç duymadım. Türkiye'den birçok kişi Karadağ'a önce Arnavutluk'a giderek seyahat ediyor."} {"url": "https://celebialper.com/karakurum/", "text": "Karakurum Moğolistan'daki Övörkhangay ilinde yer alan bir kasaba ve ilçe. Hangay Dağları'nın doğu eteklerinde Cengiz Han tarafından 1220 yılında kurulan 9000 nüfuslu Karakurum, Orhun Nehri vadisinde, başkent Ulan Bator'un 360 km güneybatısında bulunuyor. Harhorin, , Qara Qurum, Kharkhorin olarak da yazılan kasaba Ögedey Han döneminde Moğol İmparatorluğu'nun başkenti oldu. Moğolistan'da gezilecek yerler arasında öne çıkan, ülkenin en turistik noktalarından olan Karakurum'un en önemli yerleri Erdene Zuu Manastırı, antik Uygur başkenti Har Bulgas ve Orhun Yazıtları. Bu yazımda Karakurum şehri hakkında bilgi ve yaşadıklarım var. Önceki yazımda anlattığım Tsetserleg adlı kasabada bindiğim minibüsten Karakurum'da yukarıdaki yerde sadece ben indim. Biraz ilerleyip kahve gibi bir yerde merkez neresi diye sordum, zaten orasıymış. Tarihimizde adı çok gecen, Türk ve Moğol İmparatorluklarına başkentlik eden, ülkenin en eski ve önemli manastırının bulunduğu bu kasabadan biraz daha fazlasını beklerdim doğrusu. Tozlu yollar, çadırlar, barakalar. Moğolistan gezisi bazı şeyleri göze almayı gerektiriyor. Yukarıda ve aşağıda gördüğünüz geleneksel göçebe Moğol kıyafeti del bugün de yaygın kullanılıyor. Moğol genç motosiklete hoparlörleri koymuş Moğol müzikleri çalıyor. Arkada yedek yakıt da var, gelsin bozkırda yolculuk. Dolaşıp bir dükkan buldum, biraz İngilizce konuşan sahibi en iyi oteli tarif etti, gittim. Basit bir bina ama adı ışıklı harflerle yazılıydı, elektrikli tabela görünce herhalde fena değildir dedim. Normal odaları üçer kişilik ve banyosuz, 1 tane \"lüks\" odası var, tek kişilik ve banyolu, onu tuttum, gecelik 16 lira ediyor, Moğolistan ucuz bir ülke. Görseniz ne lüks. Aşağıda odamdan manzara var. Eski bir küçük televizyon var odada ama prizde elektrik yok, bir tane uzatma kablosu getirdi görevli, koridordaki prize taktı, kapı kapanmıyor. Banyoda Çin malı küçük bir ısıtıcı var ama ayarı yok, fişini takıp ısınmasını bekliyorum, su fazla ısınmış oluyor, fişi çekip bu kez soğumasını bekliyorum. Karakurum şehri kitaplığında büyük büyük dedem Moğolistan Türkü Alptigin Metin Kağan'ın izine rastladım. Moğollar sağ olsunlar dedem Çinlilere karşı savaşan yaman bir savaşçı olduğu için resimlerini özenle saklıyorlar. Aşağıda dedem Çinlilere karşı bir savaş öncesinde. Dedem Çinlileri yendiği savaş sonrası dinleniyor. Bir lokantaya girdim, bu kez koyun eti yemesem dedim. Üç çalışandan hiç İngilizce anlayan yok tabii ki. Ben size \"onu yedim, bunu yedim\" diye yazıyorum ama işler öyle kolay gitmiyor. Örneğin burada bir yemeğin içindekinin ne eti olduğunu öğrenene kadar neler çektim. Kadin \"meeee\"ledi. Ben \"mööö\"ledim, neyse sığır eti söylemeyi başardım. Erdenet ve Tsetserleg'de tavuk istemek için gıdaklamak zorunda kalmıştım. Yemeğimden kıkırdakları bırakınca Moğollar hayretle baktılar, neden yemediğimi anlamamış bir ifadeyle konuştular. Moğol anne başkente giderken bebeğine veda ediyor. Moğolistan'da gördüğüm tek şehirler arası otobüs bu oldu. Karakurum'da akşam dışarı çıktım, ıssız yol ve arazide el lambamla toz toprak içinde dolaşıyorum, sokak lambası falan yok. Yaz günü hava güzel, neden insanlar çıkıp dolaşmıyor anlamadım. Bi baktım metruk bir binanın duvarında boyayla disco yazıyor. Fakat kapısının önünde bidolu at var, takılıyorlar. Güvenlik için koysalar diye düşündüm ama bir tane yeter, onca ata ne gerek var. Acaba \"kısraksız almıyoruz arkadaşım\" diye içeri sokulmayanlar mı bekleşiyor diye düşündüm, ürkütmekten çekinerek, yüzüme \"bi arkadaşa bakıp çıkıcam\" ifadesini takınarak yavaşça aralarından süzüldüm. İçeride gene ayni manzara, bidolu kız grupları ve bir tane de oğlan grubu oturuyor, herkes bana uzaylıymışım gibi baktı, çok da kötü müzik çalıyor, bu gecem de diskosuz geçiversin dedim, otelime döndüm. Gece otelde Alman bir arkeolog kadın ve az İngilizce bilen Moğol şoför ve yardımcısıyla Cengiz Han marka votka içtik, Cengiz Han ülkenin en büyük değeri. Yan masada kasabadan kalabalık bir masa var, beni tanıştırıp \"bakın Türkiye'den kardeşimiz gelmiş\" falan dedi. Ben de Türkçe ve Moğolcada ortak olan birkaç sözcük sayıp sempati oluşturduktan sonra \"Türkiye'de sizi iyi biliriz, benim Cengiz adlı arkadaşlarım var\" dedim, yüzleri değişti, soğuk bir hava esti. Meğer Moğolistan'da saygıdan dolayı insanlara Cengiz adı verilmezmiş. Votkaya, lokantaya, kafeye, bidolu şeye Cengiz adı veriyorlar ama insana vermiyorlar. Otelde oda fiyatına kahvaltı dahil. Kırsalda uzun süre sütlü ve tuzlu Moğol çayına maruz kaldıktan sonra klasik bir çay içeyim dedim. Moğolistan'da bizimki gibi çay yok, siyah poşet çay istemek için lipton deyince anlıyorlar, istedim. Yarım litrelik bira kupasında geldi. Kasabaya 2 kilometre uzaktaki antik Moğol başkenti ve bu alandaki Erdene Zuu Manastır kompleksine yürüyerek gidip ziyaret ettim. Bu alanda Moğol İmparatorluğu'nun başkenti varmış ama bir küçük beton zemin dışında ortada pek bir şey yok, henüz kazı yapılmamış. Antik Karakurum'da kentin sınırlarını belirleyen ve koruyan kaya kaplumbağalardan biri. Kaplumbağa sonsuzluğu temsil ediyor. Erdene Zuu Manastırı Moğolistan'da bulunan, eski Moğol hükümranlıkları dönemine ait bir Budist manastır. Övörkhangay ilinde, bugünkü Harhorin yakınlarında bulunan eski Moğol başkenti Karakurum'da yer alıyor. Orhun Kültürel Doğa Vadisi'nin Dünya Kültür Mirası Listesi'ne dahil olan bölümünde. Eskiden en faal olduğu dönemde yüze yakın tapınak, 300 ger ve 1000 rahip vardı. Aşağıda sağda 1675'te yapılan Dalai Lama Tapınağı var. Erdene Zuu Khiid Manastırı 1586'da Altay Han tarafından yapılmış olup Moğolistan'da Tibet Budizmi'nin merkezi ve ülkedeki ilk Budist manastır. 102 stupa anıtıyla çevrili. 108 sayısı Budizm'de kutsal, çünkü bir Budist tespihinde 108 boncuk var. Muhtemelen bu tapınakta da 108 anıt vardı ama altısı kayıp. Bu tapınak manastırının duvarlarında çeşitli desenler var, çatısı Çin tarzı yeşil kiremitlerle kaplı. Tapınak 1680'deki savaşta zarar görmüş, 18. yüzyılda yeniden yapılmış, 1872'de içindeki 62 tapınağa onarım yapılmış. Manastırın biraz uzağındaki taştan erkek cinsel organı heykeli, kadın cinsel organına benzetilen bir yamaca doğru çevrili duruyor. Rahiplere kadınlarla ilgilenmemelerini hatırlatmak, terbiyeli olmaları konusunda uyarmak için yapılmış vakti zamanında. 1939'da komünist önder Khorloogiin Choibalsan manastıra büyük zarar verdi, birçok bölümünü yıktırdı. Moğolistan'da yüzlerce manastır yıkıldı ve binlerce rahip öldürüldü. Bu yıkımdan geri üç küçük tapınak ve dış duvarlardaki heykelcikler kaldı. Manastırın yıkılmayan bölümleri Joseph Stalin'in isteği üzerine ayakta kaldı. Budizme inanan bazı subayların yardımıyla heykel, maske ve diğer Budist inanç nesnelerinin bir çoğu korundu. Dağlara gömülerek saklandı, bazıları riskli bir şekilde çadırlarda gizlendi. Aşağıda Budizm'in en önemli yapısı olan ve içinde kutsal emanetler saklanan Hint kökenli stupa adlı anıtlar görülüyor. Evet siz deyince iyice fark ettim, aynı ben. 🙂 Az savaşmamış Moğolistan'da. bu yaz moğolistana gidip geldim gitmeden önce yazdıklarınızı okumuştum ama ne yalan söyleyeyim bizim seyahat sizin gezinin yanında çok hafif kalmış çok doğal çok detaylı yazmışsınız gidip geldikten sonra okumak daha bir keyifli oldu. Hocam bende yabancı dil yok ve Orhun Abidelerinde 360 derece donup Türklüğün doğduğu yerleri görmek istiyorum Ulan Batur da ve Karakurum'da nerede kalacağız yardımcı olun lütfen. Karakurum'da kaldığım oteli yazımda anlatıyorum. Başkentte ise hosteller var. Anlatım tarzınız çok hoşuma gidiyor, umarım bir gün bende Moğolistanı ziyaret edebilirim. Keşke bu işi hobi olarak değil de para kazandığınız için yapabilseniz. Başarılar. Gezileriniz çok güzel biz daha Türkiye'yi gezememişken oralar hayalden öteye geçemeyecek.... Moğolistan gezi yazılarıma ilginize teşekkürler Hüseyin Bey. Bir gün gidebilmeniz dileğiyle. Soru yok sadece tebrikler. Ataların eski topraklarını gezmişsin çaba harcamışsın. Sana teşekkür ederiz. Moğolistan yazılarıma ilginize teşekkürler Gökhan Bey."} {"url": "https://celebialper.com/kekova-tekne-turlari/", "text": "Antalya'nın güzeller güzeli ilçesi Kaş'ı duymayan yoktur. Sıcacık iklimi, nefes kesen sahilleri, koyları ile Türkiye'nin göz bebeği Kaş. Mevz-u bahis Kaş ise akla ilk gelen yerlerden biri Kekova. Bölgenin en ikonik yerlerinden olan Kekova Kaş ile Demre ilçesi açıklarında, kıyıdan birkaç mil uzaklıkta yer alıyor. Bazen kafa karışıklığı yarattığı için önce şu konuya bir açıklık getirelim. Kekova hem adanın ismi hem de, Kaleköy, Üçağız, Kekova Adası'nı kapsayan körfezin tamamını kapsayan bölgenin adı. Kekova Adası Akdeniz sınırlarında kalan en büyük adamız. Kıyıya paralel uzanan kayalık bir ada. Kekova dört mevsim yeşil. Zeytin ağaçları, yabani yemişler, çalılıklar, mis gibi kokan dağ kekiği ve envai çeşit ot adanın her yanını sarmış. Akdeniz'in mis gibi iyot kokusu ve adadaki otların kokusu karışıyor. Teknedeyken hafif esen rüzgarla Kekova'nın kendine has kokusunu hissedebiliyorsunuz. Kekova'yı keşfetmenin en kolay ve konforlu yolu, Kekova tekne turlarına katılmak. Kekova'yı keşfetmek isteyen misafirlerimize teknelerimizle harika bir deneyim sunuyoruz. Tam manasıyla yapılmış bir Kaş gezisinde Kekova tekne turu olmadan olmaz. Kaş'a yurtiçi ve yurt dışından gelen misafirlerimizin en keyif aldığı şeylerden biri tekne turu. Nefis koylar, masmavi denizlerde yol almak bambaşka bir keyif. Kekova tekne turu o kadar eğlenceli ve keşif dolu ki sadece tekne turu için bile Kaş'a gelinir. Emin olun, Kaş ve Kekova seyahat tarihinize unutulmaz bir tecrübe olarak eklenecek. Tekne turu Kaç saat sürüyor? Nereden başlıyoruz ve akşam nerede bitiyor? Mola veriyor muyuz ne kadar mola süresi var? Yanınıza neler almalısınız? Hangi koylarda yüzeceğiz? Aklınıza takılan ne varsa bu yazıda hepsini toparlamaya çalıştık, hazırsanız başlayalım. Tekne turu için sabah 09.30'da Kaş limanında buluşuyoruz. Tüm misafirlerimiz geldikten sonra, teknemize binip maviliklere doğru yola koyuluyoruz. İlk durağımız Çamlık Koyu! Çamlık Koyu ilk durağımız. İnönü Koyu olarak da biliniyor. Kaş'tan yola çıktıktan sonra mavilikler içinde harika bir yolculuk yapacağız. Çamlık Koyu için yaklaşık 45 dakika vaktimiz olacak. Burası gerçekten insanı mutlu eden çok özel bir koy. Mavinin çok sıra dışı bir tonuyla karşılaşacaksınız, deniz berrak, cam gibi. Çamlık koyunun ismi bu koyu çevreleyen mis kokulu çam ağaçlarından geliyor. Ağaçlar çok sık ve yemyeşil. Koy genelde dalgasız suyu da çok soğuk değil. Kıyıya kadar yüzebilirsiniz. Eğer kıyıya çıkmak isterseniz mutlaka deniz ayakkabılarınızı alın. Kekova çevresi genelde kayalık. Bir çift deniz ayakkabısı oldukça işinize yarayacak. Özellikle çocuklu aileler için, bu ayakkabılar kurtarıcı oluyor. Çamlık'ta vakit geçirip, koyun tadını çıkardıktan sonra, Akvaryum Koyu'na doğru yola çıkıyoruz. Çamlık Akvaryum arası 40 dakika sürüyor. Zaten etrafı izlemek öyle keyifli ki, zaman su gibi akıyor. Akvaryum koyu Kekova çevresindeki en güzel koylardan biri. Bu koydaki yüzme molamız bir saat. Burada deniz bir akvaryum kadar berrak. Eğer dalış seviyorsanız bu koy dalış için ideal. Burada tek yüzmek yok ama! Minik balıklar size eşlik edecek. Akvaryum koyu, öyle güzel ki gerçekten kelimeler anlatmakta yetersiz kalıyor. Misafirlerimiz de burayı çok seviyor ve tekneye dönmeleri için uzun süre ikna etmeye çalışıyoruz. Şaka bir yana, Akvaryum'u ve sunduğu güzellikleri unutamayacağınıza eminiz. Öğle yemeğimizi burada yiyoruz. Menümüz ağırlıklı Akdeniz mutfağı. Ana yemek balık-tavuk ızgara ve köfte. Bunlardan birini seçebilirsiniz. Tavsimeyiz balık ama. Ana yemeğin yanında ev yapımı zeytinyağlılar, makarna, bulgur pilavı ve salata ikram ediyoruz. Tüm yemeklerimizi özenle, yolculuğa çıktığımız anda hazırlamaya başlıyoruz. Hijyenik koşullar bizim için çok önemli. Özellikle pandemi sonrası bu konuya ekstra özen göstermeye başladık. Menüden istediğiniz her yiyeceği masanıza biz getiriyoruz. Takdir edersiniz ki açık büfe bu süreçte pek sağlıklı değil. Misafirlerimizin sağlığı her şeyden önemli. Akvaryum koyundan sonra dümeni Kekova'ya çeviriyoruz. Kekova Adası seyahatimizin abartısız en çekici yeri. Kekova'ya doğru yol alırken defalarca görmüş olmamıza rağmen biz bile heyecanlanıyoruz. Çünkü bu coğrafyaya adını veren eşsiz bir yere gidiyoruz. Rivayete göre buranın eski adı Kekikli Ova. Zamanla adı Kekova olmuş. Kekova'yı gezmeye genelde Tersane Koyu'ndan başlıyoruz. Bazen yol ve hava durumuna göre değişiklik olabiliyor. Kekova adasının çevresini gezerken etrafı daha iyi görebilmeniz için hızımızı azaltıyoruz. Tersane koyundan ağır ağır Doliceste Antik Kenti'ne doğru ilerliyoruz. Doliceste depremlerden sonra sular altında kalmış, yıkık duvar kalıntılarını çok net göreceksiniz. Kayalık olan ada ağaçlar ve çalılarla kaplı. Kıyıların rengi ise muazzam. Kimine göre turkuaz kimine göre cam göbeği mavisi. Su o kadar temiz ki tüm kalıntılar tek tek görülüyor ve çok berrak. Tekne adanın çevresinde yavaşça ilerlerken büyüleneceksiniz. Renkler, kokular, kalıntılar, insan burada bambaşka bir evrendeymiş gibi hissediyor. Antik kentin şehir merkezini size gösterirken bir yandan da Doliceste'nin tarihini size aktarıyoruz. Kekova Adası, 1990 yılından itibaren, Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından sit alanı ilan edildiği için bu bölgede yüzmek yasak. Kaleköy için biz dümene geçiyoruz, siz de yolculuğun tadını çıkaracağınız en keyifli köşeye, tekrar maviliklere doğru yola çıkma zamanı! Kekova'dan sonraki durağımız Türkiye'nin en güzel köylerinden biri olan Kaleköy diğer adıyla Simena. Sadece güzel desek bu tanımlama eksik kalır aynı zamanda sıra dışı bir köy. Sadece denizden ulaşım sağlanan çok özel bir yer. Kentsel sit alanı olan Kaleköy tüm Kekova manzarasını önünüze seriyor, tek kelimeyle benzersiz bir güzellik. Sahilden başlayarak tepeye doğru dizilmiş evleri, daracık sokakları, kendine has dokusuyla çok çarpıcı bir yer. Tepede bir kalesi var ve manzarayı en iyi izleyebileceğiniz nokta burası. Kaleye çıkarken zaten köyün çarşı kısmını görmüş olacaksınız. İskelenin hemen yanından denize girebilirsiniz. Kaleköy'de toplam 1 saat molamız var. Kaleköy'ün dondurması çok meşhur, mutlaka tadına bakın. Keçi sütünden yapılıyor ve yine bu çevrede yetişen meyveler kullanılarak üretiliyor. Pek çok dondurmacı göreceksiniz, hepsi de çok lezzetli. Köye çıkmadan önce yanınıza fotoğraf makinalarınız da almayı unutmayın, Kaleköy'ün sokakları tam fotoğraflık. Kaleköy'den sonra rotamızı Üçağız Köyü'ne çeviriyoruz. Bu iki köy birbirine çok yakın. Bu nedenle yolculuk kısa sürüyor. Üçağız doğal bir liman kıyısına kurulmuş, mütevazi bir köy. Antik dönemdeki adı Theimussa. Vakti zamanında Üçağız denizci yerleşimiymiş. Korunaklı yapısı nedeniyle teknelerin sığınağı olmuş. İlginç bir bilgi verelim. Yüzyıllar önce Üçağız ve Kekova Adası bağlantılıymış. Depremlerle bağlantı yeri yıkılmış ve zamanla sular altında kalmış. Kaleköy'e göre daha az turistik ve sakin bir yerleşim Üçağız. Köyün içi küçük kısa sürede gezebilirsiniz. Sahilde suyun içine gömülmüş olan kaya mezarlarının arasında yüzün. Tekneyle köye yaklaşırken mezarların suyun dışında kalan kısımlarını hemen göreceksiniz. Buradan Kaleköy'e yürüyerek de gidilebiliyor. Tersane Koyu, Üçağız'dan sonraki durağımız. Yaklaşık 45 dakika buradayız. Tersane koyu kalıntılar arasında yüzebileceğiniz tek yer. Bu koyda yüzmek, tarihi dokuyla iç içe olmak eşsiz bir deneyim. Yanınızda uygun bir deniz gözlüğü olursa keşif daha keyifli geçebilir. Yüzme molasından sonra misafirlerimize ufak bir ikramımız olacak. Koydaki mola sırasında misafirlerimize Antalya'nın nefis meyvelerini ikram ediyoruz. Güneş yavaş yavaş etkisini kaybediyor ve biz son durağımıza ulaşmak için tekrar yola koyuluyoruz. Tekne turunun son durağı İnönü koyu. Tersane koyunda yarım saat, yaklaşık 17.00 civarında İnönü Koyunda oluyoruz. İnönü koyunu diğerlerinden ayıran özellik küçük bir kanyona sahip olması. İsterseniz kanyona doğru yürüyüşe çıkabilirsiniz. Dilerseniz de koyun sularını kendinizi bırakıp keyfini çıkarın. Kanyona yürümeyi düşünüyorsanız yanınıza muhakkak altı kaymayan bir deniz ayakkabısı ya da spor ayakkabı alın. İnönü'de keyifle vakit geçirdikten sonra Kaş'a doğru yola çıkıyoruz. Limana gün batımı saatlerinde geri dönüyoruz."} {"url": "https://celebialper.com/kibbutz-sistemi-nedir/", "text": "Kibbutz veya Kibutz İsrail'de ortaklaşa kullanılan yerleşim bölgelerine verilen isim. Kibbutz sistemi İsrail devletinin kuruluşunda önemli bir yere sahip. Ütopya olarak kolektif girişimlerle sosyalizm ve siyonizmi pratik bir şekilde bir araya getiren kibbutizm toplumu İsrail'e özgü bir deney olup tarihte gelmiş geçmiş en büyük ortaklaşa toplum hareketlerinden birisi. Sözcüğün çoğulu Kibbutzim olup, üye kişiye Kibbutznik deniyor. Ben de İsrail'de kaldığım 1.5 ay süresince bu ortak komün yaşam alanlarında kaldım. Kibutz sistemi 19. yüzyılın başında Saint Simon, Proudhon, Robert Owen ve Martin Buber gibi filozofların etkisi altında gelişti. İlk Kibbutz 1909 yılında kurulan Degania oldu. Geleneksel olarak tarım amaçlı başlayan sistem günümüzde endüstri ve yüksek teknoloji tesisleri de içeriyor. Bugün ortalama 1.000 nüfuslu 270 kadar topluluk var ki bu da İsrail nüfusunun %3'ünü oluşturuyor. Bir çok sosyalist yazar tarafından komünizme örnek olarak gösterilen bu kolektif çiftlikler, İsrail'in kurulmasında ve gelişmesinde rol alan devlet adamları kuşağının da yaşamlarının bir kısmını geçirdiği yerler olarak biliniyor. Kibbutz sistemi içerisinde yaşayan insanların çok büyük çoğunluğu sol partilere oy veriyor. İlk kez, 1905 Rusya devriminden sonra Ortadoğu'ya gelen Yahudi göçmenler tarafından kurulan kibutz, kelime anlamı \"topluluk\" olsa da uygulamada kolektif çiftlik anlamına geliyor. Özel mülkiyet yok; topluluğun ortak malı olan tarım arazilerinde ortak üretilen ürün paylaşılıyor; mutfak, çamaşırhane, çocuk bakımı da ortak. İsrail'in kuruluşu döneminde tarımsal ilk birikimin gerçekleştirildiği yerler olan topluluklar ilerleyen dönemde sanayinin de kuruluşunda rol oynamış, çeşitli sektörlerde üretim yapan fabrikalar kurulmuştu. Son yıllarda yeniden yapılanma adı altında özelleştirmeler hakim oldu. Kibbutzlar bugün İsrail'e göç eden yoksul Yahudilerin topluma adaptasyonu adı altında devlete yük olmamaları için çalıştırıldıkları yerler. Üretimde kibbutizm \"herkes kabiliyetine göre yardım etmelidir\" ilkesine göre hareket eder. Tüketimde ise bu ilke herkesin ihtiyacına göre olmaktadır. Temel ihtiyaçlar merkezileşmiş yapılar yoluyla hazırlanan hizmetler tarzında yerine getirilir. Toplum üyeleri ev, elbise, yiyecek, ihtiyarlık ve hastalık anında gereken bakımı eşitlik esasına göre paylaşırlar. Ayrıca üyelerin özel ihtiyaçlarına yönelik imkanları da var. Bu ihtiyaçlar için ayrılan miktar, kibbutzun refah seviyesine ve kişisel bütçelere bağlı olarak değişiyor. Kibbutz aileleri ekonomik sorumluluklar taşımazlar. Çocuklarla ilgili ebeveynler kişisel sorumluluklar yüklenmezler. İnsanlar ilke olarak çocukların yetiştirilmesini ve eğitilmesini ortaklaşa yapar. Çocukların çoğu, eğitilmiş bakıcıların nezaretinde çocuk yuvalarında yaşarlar. Yaşları ilerledikçe gelişen gruplar içerisinde büyür ve demokratik ilkelere göre kendilerini örgütlerler. İlkokul eğitimi her toplulukta sağlanıyor. Orta dereceli okullar için birkaç kibbutzun bir araya gelerek oluşturduğu okullar var. Çocuklar 18 yaşına kadar 12 yıllık kesintisiz eğitime tabi tutuluyorlar. Ramat Rachel Kudüs şehrinin belediye sınırları içinde yer alan, Mateh Yehuda Bölge Meclisi'nin denetiminde bir toplum. 1921 yılında kurulan topluluğun nüfusu yaklaşık 400. Ben çoğunlukla burada, İsrail gezileri sırasında daha mütevazi ortak yaşam alanlarında kaldım. Ülkede seyahat edenler ücret karşılığı kalabiliyorlar. Kibutz Ramat Rachel toplumunun ekonomisi tarım, yüksek teknoloji ve turizme dayanıyor. 2002 yılında kurulan Data Detection Technologies, tohum, ecza ve elmas endüstrilerine ileri elektrooptik teknolojileriyle sayma ve paketleme çözümleri sağlıyor. Kibbutz aileleri kiraz, portakal, tüysüz şeftali, greyfurt, zeytin, cennet hurması, incir ve mandalina yetiştiriyorlar. Hotel Mitzpeh Rachel Kudüs'teki tek kibutz oteli ve Beytüllahim adlı Filistin kenti, Judean Çölü, Herodion ve Kudüs manzarasına sahip. 108 odalı otelde kongre merkezi, tenis kortu, ıslak ve kuru sauna, jakuzi ve büyük bir yüzme havuzu var. Sde Boker İsrail'in güneyindeki Necef Çölü'nde yer alan, Ramat HaNegev Bölge Meclisi yetki alanındaki bir Kibutz ortak yaşam alanı. En çok bilinen özelliği, ülkenin ilk başbakanı Ben Gurion'un emekliliğini yaşadığı evin burada olması. Nüfusu 426 kişi. Bu çölden başka ülkede Judean Çölü de var. İsrail gezisi sırasında kaldığım Sde Boker 15 Mayıs 1952 tarihinde kuruldu. İsrail Başbakanı Ben Gurion 1953'te emekli olunca buraya yerleşti. Necef Çölü'nün tarıma kazandırılması ve çevresinde Yeruham ile Dimona kasabalarının kurulması üzerinde çalıştı. 1955 yılında politikaya geri dönse de 1973'e kadar burada yaşadı. Eşi Paula Ben-Gurion ile yan yana mezarları hemen yakındaki Midreshet Ben-Gurion'da. Ginosar Galile Denizi'nin batı kıyısında yer alan bir ortak yaşam alanı. Tiberias kentinin kuzeyindeki, Golan Tepeleri'ne yakın yerleşim yeri Emek HaYarden Bölge Meclisi'nin yönetiminde. Nüfusu yaklaşık 500 kişi. Nazareth ve Haifa kentlerine de uzak değil. Ginosar başlangıçta bir tarım toplumu idi, bugün turizm geliri de var. 1986 yılındaki kuraklık sırasında karbon testiyle Milattan Önce 100 ile M. Ö. 70 yılları arasına tarihlenen bir balıkçı kayığı bulundu. Bugün Beit Yigal Allon Müzesi'nde sergileniyor. Kibbutz sistemi ve toplumu hakkında yazımın merak edenlere bilgi vermesini umuyorum. Keşke herkes böyle ortak bir biçimde üretse özgürce yaşasa insanlar arasında ayrım olmasa çok güzel olur. Size katılıyorum. Kibbutz tarihte ortak komün yaşam alanı denemeleri arasında en başarılı olanı. Devlet boyutunda uygulandığında bürokrasi artıyor; insanın doğasında olan bencillik ortaya çıkıyor, eşit olmak ve paylaşmak istemiyor. Ancak böyle mikro veya orta ölçekte ortak ve özgür yaşamlar kurulabiliyor. Kibbutz hakkında bilgi yazımı beğenmenize sevindim, teşekkür ederin. Tüm insanlığın ortak, paylaşıma dayalı bir sistem kurması adına umut verici topluluklar. Yazılariniz çok guzel. Bende gezi blogu yazıyorum. Incelerseniz sevinirim. israilde rehber nereden bulabliriz? türkçe ve ibranice bilen 60 yaşında ingilizce bilmeyen öğretmenleri gezdirmek için. İsrail'de tanıdığım bir turist rehberi yok. Bence turizm bakanlığının ilgili bölümüyle haberleşin. Merhaba. Evet, internette arattığınızda Kibbutz ziyareti düzenleyen acentalar geliyor. Bazıları gönüllü çalışma, bazıları bir veya bir kaç gece kalma, diğerleri de size uygun olarak günlük Kibbutz gezisi şeklinde. Önceden başvurmanız gerekiyor. Merhabalar. İki ay sonra İsrail'e gitmeyi planlıyorum. İki ya da üç ay kalmayı ve kibbutzlarda gönüllü olarak çalışmayı planlıyorum. Bir kaç yere mail gönderdim fakat yanıt alamadım. Sizce ne yapmam gerekli, yardımcı olabilir misiniz ? Teşekkürler. Çok iyi bir sistem İsrail'i çok merak ediyordum ilk araştırmada bu kadar mı iyiler dedirtti. Büyük bir kalkınma sistemi. Kibbutz bence harika bir buluş ve İsrailliler bu sistemi ve yaşam tarzını başarıyla yürütüyorlar. İlginize teşekkürler. Kibbutz'larda gönüllü çalışma için İsrail Tel-Aviv şehri Leonardo da Vinci Caddesi 13 numaralı adresteki Kibbutz Volunteers Program Center'a kpc@kibbutzvolunteers. org. il adresinden e-posta yazıp iletişime geçebilirsiniz. Merhaba. Kibbutz sistemi ile ilgilenmenize sevindim. Yukarıdaki yorumlarda paylaştığım organizasyona başvurarak ücret ödemeden gönüllü çalışabilirsiniz. Merhaba. Ben İsrail'de kazandığım 1.5 aylık seminer sayesinde İsrail devletinin 27 ülkeden birer konuğundan birisi olarak ücretsiz kaldım, dersler aldım ve ülkeyi gezdim. Kibbutz'lara bu nedenle hiç para ödemedim. Doğrudur, üyelik ücreti olabilir yabancılara. Merhaba. Kibbutz sistemi hakkında yazıma ilginize teşekkür ederim. Maalesef daha fazla bilgim yok. Elinize sağlık. Alper Bey, suç işleyen bireylerin ıslah edilmesi ve suça bulaşmadan yaşamayı öğrenebilmeleri amacıyla Kibbutzlara gönderildiği bir belgeselde geçiyordu. . Buna ilişkin bir bilginiz varsa paylaşmanızı veya bu tür bilgi belgeye nasıl ulaşabileceğim konusunda yardımcı olmanızı rica ediyorum. Kibbutz bilgi yazıma ilginize teşekkürler. Kibbutz'larda suç oranının son derece düşük olduğunu okumuştum ama sucuların ıslahı için yararlanıldığını duymamıştım; maalesef bilgim yok."} {"url": "https://celebialper.com/kibris-gezi-rehberi/", "text": "Kıbrıs Türkiye'nin güney kıyısına 65km uzaklıkta yer alan, Akdeniz'in üçüncü büyük adası. Nüfusu Rum ve Türk olarak iki ana toplumdan oluşan adanın kuzey ve doğu bölgesi 1983 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adını aldı. Türk vatandaşlarından vize ve pasaport gerektirmemesi nedeniyle tercih edilen ve sevilen bir gezi, tatil ve tur bölgesi. Kıbrıs gezi rehberi olarak hazırladığım bu yazıda gezi notları, tur ve tatil yerleri, gezilecek yerler, haritası ve üniversiteleri var. Kıbrıs bir Doğu Akdeniz adası ve kuzeyinde 65 km mesafe ile Türkiye; doğusunda 112 km mesafe ile Suriye, 267 km ile İsrail, 162 km ile Lübnan; güneyinde 418 km uzakta Mısır; kuzeybatısında ise 965 km uzakta Yunanistan yer alıyor. Ada 34.33 ve 35.41 Kuzey enlemleri ve 32.23 ve 34.55 Doğu boylamları arasında bir konuma sahip. Ada, 1960 yılında Kıbrıs Cumhuriyeti adıyla İngiltere'den bağımsızlık kazandı. 1974'te Yunan darbesinin ardından Türk Silahlı Kuvvetleri'nin gerçekleştirdiği harekat sonucu adanın kuzeyinde de facto olarak tek yanlı Kıbrıs Türk Federe Devleti kuruldu, bu uydu devlet 1983 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adını aldı. 24 Nisan 2004 tarihinde Birleşmiş Milletler genel sekreteri Kofi Annan tarafından hazırlanan birleşme planı adada referanduma sunuldu. Kuzey Kıbrıs plana %35'e karşı %65'le \"evet\" deyip kabul ederken, Güney Kıbrıs %25'e karşı %75 ile \"hayır\" deyip kabul etmedi. 1 Mayıs 2004 tarihinde adanın Rumlar tarafından yönetilen güney kesimi adanın tamamını temsilen, Kıbrıs Cumhuriyeti olarak Avrupa Birliği'ne katıldı. TC dışındaki tüm devletler ve BM, KKTC'yi tanımayıp Kıbrıs Cumhuriyeti'ni tanıyorlar. Adanın toplam nüfusunun yaklaşık %70'i Rum, %30'u Türk. Adada İngiliz, Ermeni ve Maruni toplulukları da yaşıyor. Kıbrıs Harekatı sonrası ve özellikle 1983 yılında KKTC'nin ilanından sonra Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden adaya göçler ile demografik yapı değişti ve adanın kuzeyindeki yerli Kıbrıs Türkü olmayan, Türkiye kökenli nüfus arttı. En büyük şehri başkent Lefkoşa. Güney Kıbrıslılar ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nde tur veya tatil yapan turistler, Kuzey'e geçmeyi zamanda yolculuğa benzetiyorlar. Büyük ve kalabalık deniz tatili yerleri, alışveriş merkezleri ve uluslararası zincir markalardan sonra Kuzey tarafına geçtiklerinde uzak köyler, sakin tatil yerleri ve daha yavaş bir yaşam, \"bir zamanlar Akdeniz\" hissini yaşatıyor. İki toplum arasındaki de facto sınır olan Yeşil Hat'ın aşamalı açılış süreci sayesinde Bugün Rumlar Kuzey'e rahatça girip gezebiliyorlar. Genelde günübirlik tur yapıp dönüyor, bazıları tatil için gece de kalıyorlar. Güney'de kalan turistler için Kuzey'deki gezilecek yerler çoğunlukla arabayla yarım saat veya en fazla bir saat sürüyor. Tamamen Kuzey'de tatil yapmak isteyenlerin ise Türkiye üzerinden KKTC'ye giriş yapmaları gerekiyor. 16 Mayıs 2015 tarihinden itibaren Güney'den KKTC'ye ve tersi yönde geçişlerde KKTC vatandaşları ve yabancılar tarafından kullanılan geçiş belgeleri gereksinimi kalktı. KKTC'den Rum tarafına geçişlerde artık vize kağıdı ve mühür kullanılmıyor, geçiş yapacak kişinin kimlik belgesini görevli memura göstererek kayıt yaptırması yeterli. KKTC'den Güney'e geçmek isteyen turistler için geçiş noktalarından bir tanesi Lefkoşa'nın tarihi surlariçi bölgesinde bulunan Bandabulya çarşısının içindeki Lokmacı Kapısı. En çok Lefkoşa'daki geçiş noktaları kullanılıyor, ancak Magosa ve Güzelyurt'ta da geçiş noktaları var. Diğer bir sınır geçiş kapısı ise Ledra Palas kapısı denilen ve sadece yaya geçişler için açık olan kapı. Aşağıda Ledra Palas sınır noktasından geçtiğim Yeşil Hat adlı ara bölgede terk edilmiş bir ev görüyorsunuz. T. C. vatandaşlarının Rum Kesimi'ne geçmek için vize almaları gerekiyor. Bu vize Atina Kıbrıs Cumhuriyeti Büyükelçiliği'nden alınabiliyor. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin en güzel şehirlerinden ikisi olan Girne ve Magosa, başkent Lefkoşa'nın yarısı, haçlı kalelerinden üçü, en önemli arkeolojik alanı Salamis KKTC'de gezilecek yerler arasında yer alıyor. Kumsallarının çoğunluğu halen lüks tesislerce işgal edilmemiş durumda. Adada toplu taşıma gelişmiş olmadığı için araç kiralamayı tercih edebilirsiniz. KKTC başkenti Lefkoşa Surlar İçi güzel tarihi binalarla dolu, dışı ise canlı bir şehir merkezi. Gezilecek yerler arasında Barbarlık Müzesi, Bedesten, Haydar Paşa Camii, Selimiye Camii, Venedik Sütunu, Etnografya Müzesi, Büyük Han, Kumarcılar Hanı, Büyük Hamam, Arabahmet Mahallesi ve eski evleri, Derviş Paşa Konağı yer alıyor. Adanın kuzeybatısında bulunan Güzelyurt turunçgil bahçeleriyle çevrili adı gibi güzel bir yerleşim yeri. Gezilecek yerler arasında Soli Bazilikası, Soli Tiyatrosu, Mamas Manastırı, Vuni Kalesi, Yedidalga Kumsalı, Lefke, Dillirga var. Güzel kumsalları ve geleneksel lokantaları olan Karpaz Yarımadası'nın başladığı kasaba. Tatilini Kıbrıs'ta geçirmek isteyenler Gezinomi'de yer alan Kıbrıs Otelleri sayfasına bakabilirler. Ada Türkiye'den sadece tarihi ve doğal güzellikleriyle değil üniversiteleri ile de ilgi görüyor, ana karadan okumak için giden çok Türk öğrenci var. KKTC'de yerel ve yurt dışı merkezli üniversiteler bulunuyor. Bu yazım genel bir Kıbrıs gezi ve bilgi notları oldu, gezdiğim yerleri diğer yazılarımda anlatıyorum. Kıbrıs candır can. 🙂 Keyifle okudum, paylaşımınız için teşekkür ederim. çok güzel, şuan bende bolu kıbrıscık tayım 🙂 umarım bana da nasip olur kıbrıs a gitmek. Kıbrısımıza bu değerli tanıtım yazınızla kattığınız katkı için çok teşekkür ediyoruz. Kıbrıs'ta Lefkoşa'nın ilk yerleşiminde yapılan surlar mutlaka gezilmesi gereken yerlerdir. Surlariçi bölgesinde bulunan Büyükhan da gezilmesi gereken yerler arasında yer almaktadır. Barbarlık Müzesi, Selimiye Camii de görülmesi gereken tarihi yapılardır. TC vatandaşları Kuzey Kıbrıs'tan Güney Kıbrıs'a geçemiyorlar, pasaport yeşil olsa bile."} {"url": "https://celebialper.com/kiev-gezi-notlari-gezilecek-yerler-gece-hayati/", "text": "Kiev sadece Ukrayna'nın başkenti ve en büyük şehri olarak değil, Doğu Avrupa'nın en eski kentlerinden biri ve Sovyetler Birliği'nin ikinci en büyük şehri olmasıyla ve Avrupa uygarlığına yaptığı katkılarla da önemli. Ukraynalıların Kyiv olarak adlandırdıkları güzel şehir turistik yerleri, altın kubbeli kiliseleri, sanat müzeleri, eğlenceli gece yaşamı, etkinlikleri, lokantaları, kafeleri, anıtları, parkları, kumsalları ile turist ve gezginleri kendine çekiyor. Kiev gezi rehberi yazımda Kiev hakkında bilgi, hava durumu, gezilecek yerler, fotoğrafları, yapılacak şeyler, şehir rehberi, harita, gece hayatı, restoranlar, alışveriş yerleri içeren gezi notları var. Dinyeper Nehri kıyısındaki Ukrayna başkenti Kiev üç milyondan fazla nüfusa ev sahipliği yapıyor. Ukrayna kültürünün geleneksel değerlerinin doğduğu şehir altın kubbeli kiliseleriyle UNESCO Dünya Mirası kapsamında. Kişi başına 21 metre kare yeşil alanla dünyanın en yeşil şehirlerinden biri. Kentteki yerleşimler çok daha eski olsa da şehir olarak tarihi beşinci yüzyıla dayanan Kiev, dokuzuncu yüzyılın sonunda Doğu Slav devletinin başkenti oldu. 10. ve 13. yüzyıllar arasında altın çağını yaşayan Kyiv, Kiev-Rus veya Rus-Ukrayna Devletinin başkenti oldu ve bu devlet modern Ukrayna, Beyaz Rusya ve Rusya ülkelerinin kültürel ve dini temellerini oluşturdu. Bugün kentte Ukraynalılardan sonraki en büyük azınlık olan Rusların yanı sıra Ermeniler, Azeriler, Beyaz Ruslar, Yahudiler, Gürcüler, Polonyalılar, Romanyalılar, Tatarlar ve Türkler de yaşıyor. Kyiv Avrupa'nın doğusu ile ortası arasında, Ukrayna'nın kuzeyinde bir kent. Sadece şehir merkezini gösteren bir harita aşağıda. Khreshchatyk Caddesi 19 numaralı adresteki metro ile aynı binada Turizm Danışma Merkezinden ayrıntılı Kyiv haritaları ve broşürlerini ücretsiz alabilirsiniz. Ayrıca kalmanız şart değil, bütün otellerin resepsiyonunda ücretsiz kent haritası olur. Türk vatandaşları 1 Haziran 2017 tarihinden itibaren Ukrayna'ya pasaportsuz, kimlik kartıyla seyahat edebiliyor. Kente bulunduğunuz yere bağlı olarak uçak, tren ve otobüsle gidebilirsiniz. Türkiye'den Kiev'e aktarmasız uçuşlar; Ankara Esenboğa, İstanbul Atatürk ve Sabiha Gökçen Havalimanlarından yapılıyor. Antalya Havaalanı'ndan da, yaz sezonunda Kiev yönüne direkt uçmak mümkün. THY, UIA hava yolları İstanbul'dan Kiev'e aktarmasız, direkt uçuyor. Ankara'dan ise kente Pegasus ve Ukraine International Airlines direkt uçuşları var. Aktarmasız uçuş süresi 2 saat. Lufthansa, Belavia ve diğer hava yolları ile aktarmalı uçuşlar çok. 322 numaralı Sky Bus otobüsü 24 saat Boryspil Havalimanı'nın 3 terminalinden hareket edip önce Kharkivska metro istasyonunda (50 grivna veya hrivna) durup sonra Merkez Tren Garına (80 grivna) 1 saatte gidiyor. İster kent merkezine direkt gidebilir, ister Kharkivska'da inip metroyla (4 grivna) şehir merkezine gidip, Maidan Nezalezhnosti veya Lva Tolstoho istasyonunda inerek trafiği atlayabilirsiniz ama aceleniz yoksa bence araç değiştirmeye değmez. Havaalanındaki resmi taksi durağı ile şehir merkezi 400 grivna tutar, eğer Uklon, Uber veya Hopin uygulamasını indirip telefondan çağırırsanız 250-300 grivna tutar. Bu arada 1 Türk Lirası 6,6 Ukrayna para birimi grivna ediyor (Nisan 2018 kuru). Moskova Meydanı'nda, M2 metro hattının Demyvska istasyonunda yer alan Merkezi Otobüs Terminaline Polonya, Rusya, Almanya, Çek Cumhuriyeti, İtalya, Belarus, Yunanistan, Moldova, Bulgaristan ve İspanya'dan otobüsler var. Kentle ülkenin diğer şehirlerine olan mesafeler ve giden yolları gösteren harita aşağıda. Dachna otobüs Terminali, Prosp. Pobedy no:142, Zhytomyrska metro istasyonuna 700 metre. Ukrayna'nın batısındaki şehirlere seferler var. Kyiv Bus Station, Vokzalna Meydanı, no:1, Merkez Tren Garı'nda. Yuzhnaia veya Pivdennya Otobüs Terminali, Prosp. Akademic Glushkov, no:3, metro Ipodrom durağı. Vinnytsa ve diğer güney kentlerine gidiliyor. Darnytsia Otobüs Terminali, Prosp. Haharina, no:1. Podyl Bus Station Nizhny Val Caddesi, 15-a. Vydubychi Otobüs Terminali, Naberezhno-Pecherskaya Yolu, no:10. Polissia Bus Station, Shevchenko Tarasa Meydanı, 2 numara. Ukrayna'nın kuzey kentlerine otobüsle gitmek için. Kyiv ile Dnipropetrovsk arasında trenler 5,5 ila 9 saat sürüyor. Normal Lviv trenleri 9 saat, ekspres tren 6 saat. Yerel trenlerde koltuk bilet ücretleri 90-120 grivna arası, ikinci sınıf yataklı vagon bilet fiyatları 250 grivnadan başlıyor. Kharkiv trenleri 4,5 saat sürüyor. Uluslararası bağlantılı trenlerle Belgrad 36 saat, Budapeşte 24 saat, Kişinev 15 saat, Minsk 12 saat, Prag 35 saat, Sofya 37 saat, Bükreş 26 saat, Varşova 16 saat sürüyor. Moskova 9 saat, St Petersburg 23 saat, Berlin 22 saat, Viyana 34 saat sürüyor. Bakü treni ise 64 saat yolculuk gerektiriyor. Kiev hava durumu her mevsimde seyahat etmek için uygun, aşırı soğuk değil. Yazın hava sıcaklıkları en yüksek 26 derece, en düşük 15 derece oluyor, giysi olarak yaz kıyafetleri yeterli, belki gece için ince bir mont veya uzun kollu penye alınabilir. İlkbahar ve Sonbahar genellikle kısa sürüyor. Kışın ortalama en yüksek hava sıcaklığı -2, en düşük -8 derece, kaban, kazak, bot giymenizi tavsiye ederim. Örneğin Ekim ve Nisan aylarında hava sıcaklığı gündüz 12-13 derece, gece 3-4 derece civarında seyrediyor. Mayısta gündüz 19-20, gece 10 derece. İstatistiklere göre en yağmurlu mevsim 12 Mayıstan 6 Ağustosa kadar sürüyor. En çok kar Ocak ortasından Şubat ortasına kadar yağıyor. Ivana Franka Caddesi'ndeki on dokuzuncu yüzyılın sonunda inşa edilmiş aşağıdaki tarihi binada üst kattaki daireyi kiraladım, içi modernleştirilmiş ve düzgün. Gezdiğim ülkelerde nikah, düğün, evlilik görürsem izin isteyip fotoğraf çekmeyi seviyorum. Gelin ve damat kilise ziyaretinden çıkıyor. Kentin en öne çıkan özellikleri parkları ve mimarisi. Taras Shevchenko Bulvarı'ndaki Sergei Merkurov eseri Lenin Heykeli. Ukrayna Devleti yönetim binasının fotoğrafını gece çektim. Gece tepeden fotoğrafını çektiğim Kiev manzarası. Kiev gezilecek yerler bakımından en az 3 gün harcamayı hak ediyor ama ben rahatça gezip kentin havasını solumak için daha fazla kaldım. Tercihim mümkün olduğunca her ülkede yavaş seyahat etmek. Mağara Manastır, Arsenal'na metro istasyonuna yakın. Tüm Sovyet coğrafyasının en eski ve önemli manastırlarından. Aziz Antoniy tarafından 1077 yılında kuruldu. Mağaraları burada keşiş yaşamı süren papazlar kazdı. Mağara ve yeraltı kilisesi bugün bir hac merkezi. Modern tesisin üst lavrası devlete ait ve buradaki müzeler ücretsiz. Alt lavra Moskova Patrikhanesi'ne bağlı Ortodoks Kilisesi'ne ait mağaralardan oluşuyor, giriş bilet ücreti 40 grivna. Şehir manzarası için çan kulesi güzel ama ayrıca 40 grivna ücreti var. , Krasnoznamennaya Caddesi, 1 numara, Pyrohiv. Olimpiiska, Lybidska veya Vystavkovy Tsentr Metro istasyonlarından 156 ve 172 numaralı otobüslerle 40 dakikada gidiliyor. Geniş bir arazide Ukrayna'nın çeşitli bölgelerindeki geleneksel kırsal yaşam sergileniyor. Altı tane köy, kümesler, ahşap değirmenler ve kiliseler yeni yapılmamış, ülkenin çeşitli yerlerinden söküp getirilmiş tarihi yapılar ve malzemeler. Khorvy Yolu no:1, Kontraktova Ploshcha metro istasyonuna yakın. Pazar günleri hariç açık. Çernobil Nükleer Felaketi üzerine iyi düzenlenmiş bir müze. Tereschenkovskaya Caddesi 9 numaradaki müzede çok güzel tablolar, çizimler ve heykeller var. P. Fedotov, I. Shishkin, I. Kramskoy, N. Yaroshenko, I. Repin, V. Vasnetsov, V. Polenov, M. Vrubel, V. Vereshchagin adlı ressamların tablolarının çoğunu zengin Tereshchenko ailesi bağışlamış. Vladimirskaya Caddesi no:2, Çarşamba günleri kapalı. 1899 yapımı tarih müzesine eski paralar, arkeolojik eserler, silahlar, tarihi kitaplar, cam eserler var. Grushevskogo Caddesi, 6 numara. T. Shevchenko, N. Pimonenko, G. Narbut, A. Murashko, V. Krichevsky, M. Glushchenko ve diğer Ukraynalı sanatçıların eserleri sergileniyor. , Zoloti Vorota metro istasyonuna yakın. Şehirdeki en eski kilise, 11. yüzyıldan kalma freskler ve mozaikler var. 1934 yılında kilise olmaktan çıkarılıp devlet müzesi haline getirilmiş, Kiev'de gezilecek yerler arasında tarihi önemi en büyük olanlardan biri. Yeşil elbiseli kadınlara dikkat, fotoğraf çekmeye kalkarsanız bağırıyorlar. Dışarıda kenti 17. yüzyılda kurtaran Bohdan Khmelnytskyi heykeli var. Giriş bilet ücreti 60 grivna. St Sophia'ya çok yakın 12. yüzyıldan kalma ve hala manastır işlevini koruyor. Arkasında Dinyeper Nehri manzaralı bir park, solunda füniküler girişi var. Aşağıdaki fotoğrafta. Şehir II. Dünya Savaşı işgalinde büyük yıkım yaşadı. Dev kadın Anavatan Heykeli ve diğer anıtlar gezilecek yerler arasında en etkileyicisi bence. Müze Rodina Mat adlı 62 metre yükseklikte titanyum anıtın zemininde. Açık havada savaşı temsil eden heykeller, kabartmalar, uçaklar, tanklar var. Metrodan Arsenalna istasyonunda inmek gerekiyor. Naziler ve kuklalarınca bu geçitte 60.000 Yahudi, Çingene ve diğer siviller katledildi. Dorohozhychi metro istasyonunun diğer tarafında. Televiziyna vezha Dünyanın en yüksek kafes tipi kulesi, 385 metre. Vul. Dorozhytska, 10. Bağımsızlık Meydanı Khreshchatyk Caddesi üzerindeki buluşma noktası, ana meydan. Maidan Nezalezhnosti ve Kreshchatyk metro istasyonları. Bu tarihi Arnavut kaldırımlı bayır sokağın tepesinde aşağıya fotoğrafını koyduğum St Andrew Kilisesi var. Sokakta Kiev'den ne alınır diye merak edenler için hediyelik ve hatıra eşya satıcıları, restoranlar, galeriler ve müzeler var. Şehrin gezilecek yerler arasındaki en turistik sokağı diyebilirim. Kyiv Rus Devleti'nin Hristiyanlaşmasının 900. yılı anısına inşa edildi. Rus-Bizans tarzı mimariye sahip. Güzel iç dekorasyonunu Profesör A. Prakhov yönetti. Tarasa Shevchenko Bulvarı, 20. Kievlilerin yürüyüş için en sevdikleri park Pechersk Mahallesinde. Yakınında Rus İmparatoriçesi Elizaveta Petrovna tarafından yaptırılan Mariyinsky Sarayı var. Bugün Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Konutu olan sarayın yanında Ukrayna Meclisi var. Eski Zhulyany Havaalanı'ndaki müzede An-2, Tu-104, Il-62, Il-76, ve Il-86 model askeri uçaklar sergileniyor. 15 UAH bilet ücreti. Şehirden 20 kilometre uzakta, Odessa yolundaki mezarlıkta 1941 ve 1944 muharebelerinde ölen 10.000 civarı Alman askeri gömülü. 1982 yılında onarılan, kentin altın kapısı tabir edilen sur kısmı. Zenginler yaşıyor. Aynı adlı metro istasyonu var. Khreschatyk 15 adresindeki koridor veya pasaj şeklinde çok şık bir yer , Kyivs'kyi Pasazh. Böyle bir girişi var. Gezilecek yerler bittikten sonra zamanınız varsa Kiev'de yapılacak şeylerden bazılarını yazdım. Kentin ana caddesinden mutlaka geçeceksiniz. Burada oturup yaşam ve insanları izlemek keyifli. Caddede şehir haritasına baktığımı görünce nereyi aradığımı soran Nina ve Lyubov ile sohbet ettik, şehir hakkında bilgi verdiler. Nina rüya, Lyubov aşk anlamına gelen Ukrayna isimleriymiş. St Michael Katedrali, füniküler, Poshtova Ploscha, hoş sokaklar, modern restoranlar var. Taras Shevchenko Bulvarı'ndaki St Volodomyr Kilisesi'nde ayin izlenebilir. M: Universytet durağı. Kiev'de ücretsiz halka açık Youth adlı gençlerin gittiği bir kumsal var, Dolobetsky Adası'nda. Ahşap şezlonglar bedava, plastikler paralı ama ucuz. Aynı adada basketbol ve futbol sahalarının da olduğu Venice Beach plajı var. Olmeca Plage ise ücretli; plaj şezlong ve havlu dahil 150 grivna; yüzme havuzu şezlong ve havlu 200 grivna, hafta sonu 300 grivna. Bora-Bora Beach Club şezlong ve gölgelik şemsiye dahil hafta içi 150, hafta sonu 250 grivna, bungalov kirası 800 grivna. City Beach Club ise Ocean Plaza alışveriş merkezinde, çok popüler bir eğlence yeri; havuzlar, bar, restoran olan, şık gençlerin gittiği bir yer. Dream Town Alışveriş Merkezindeki su parkı 24 bin metre kare alanıyla Avrupa'nın en büyüklerinden. 14 kayak, 2 dalgalı havuz, 3 nehir, lagoon akvaryum, jakuzi, yüzme havuzu, su topu havuzu, çocuk yüzme ve oyun alanı, masa tenisi, Kiev'de yemek yemek için bazı lokanta ve restoranları ucuzdan pahalıya doğu giderek yazdım. Kiev'de yediğim bir yemek görüyorsunuz; greyfurt suyu. tavuk eti üzerine soğanlı sos, haşlanmış yumurta, peynir eritme, mantarlı pilav. Büfe tipi ucuz ve lezzetli Ukrayna yemekleri. Khmelnitskogo Caddesi. Mikhailivska Cd. no:22a Lezzetli ve ucuz yerel yemekler, hoş bir ortam. Parkova Sokağı no:4 Dinyeper Nehri manzaralı yerel restoran. yazın bahçe de servis var. Lva Tolstoho. Çok büyük pizza 100 UAH. Tolstoy Cd, 5 numara. Ana yemek balıklar 125 grivna (17 lira) ile 275 grivna (37 lira) arasında değişiyor. Başlangıç balık, havyar ve kabuklular 90-200 grivna arasında. Ucuz bir yer diyemeyiz ama çok şık bir restoran hatta lüks; Türkiye'deki bir benzerinden kesin olarak daha ucuz. Vasylkovska Cd no:114. Kreshatik Cd no:14, Maydan Nezalezhnosty. Şehrin en uzun barı bu lüks ve şık restaurantta. Tayland, Japonya, Hint yemekleri var. Şehir merkezindeki alışveriş merkezi; 400 mağaza, 40 restoran ve kafe, Aushan süpermarket, 8 sinema salonu, 1.000 balık türü olan dev akvaryum var. Antonovycha Cd, no:176. Gökdelendeki 8 katlı alışveriş merkezinde her şey var. Coctail Conoisseur Supermarket, sinema, bowling, fitness. Sportyvna Meydanı, 1a. 7 katlı lüks alışveriş merkezi, tasarımcı kıyafetleri. Baseina Cd, 6. Kentin 15 kilometre güneyindeki Hodosiivska köyünde. Yiyecek, içecek, genel ihtiyaçlar ve ucuz alışveriş için süpermarket zincirleri MegaMarket, Furshet, Velyka kyshenya, ve Silpo marketler var. Fora adlı 7/11 benzeri dükkanlar da yaygın. Kiev gece hayatı ile ünlü bir şehir. Kentte her bütçeye uygun kafe, bar, club gibi eğlence yerleri çok sayıda mevcut. Aşağıda gece hayatı konusunda bana bilgi veren ve gezdiren Tanya bacımı görüyorsunuz. Julia da geceleri eğlence mekanlarını gezerken epey yardımcı oldu sağ olsun. Bar Fidel Hrushevskoho 4B. Cuma geceleri DJ partisi var. Kalabalık, samimi, eğlenceli, ucuz. Sabah beşe kadar açık. Barman Dictat Khreschatyk'taki Art Club 44'ün yerine açılan canlı müzik barı. Art Eco Cafe Peremohy Caddesi 121 numaradaki barda Cuma akşamları erken saatlerde canlı klasik müzik çalınıyor. Pivarium Pobedy Avenue 31. Taze bira ve canlı müzik. Frau Borman Pub Nikolsko-Slobidska Caddesi 2b'deki gece eğlence yerinde Cuma Cumartesi akşamları canlı rock, jazz, blues müzikler çalınıyor; ilginç, rahat, kalabalık bir yer. Club 112 Arena City Eğlence Merkezindeki disco club. Çok gittim. Bir gece baktım 5 kız çılgınca eğleniyor, içkilerini barmen böyle veriyor. Sordum, kızlardan birinin bekarlığa veda partisiymiş. Faberge Rybalska 22, lüks gece kulübü. Kiev bilgi ve gezi rehberi olarak yararlı olmasını umuyorum. Kiev eğlence yaşamı bilgileri için teşekkürler. Çok güzel tanımlamışsınız her şeyi teşekkürler. Umarım artık Ukrayna'daki imajımız düzelir. Merhaba Alper bey Kiev e gitmeyi düşünüyorum ama kiril harfleri okumayı bilmiyorum tabelalar yönlendirmeler sadece kiril harfleri mi yoksa ingilizce olarak da yazıyor mu, ve halkın ingilizce konuşma oranı nedir, halk ruslar gibi turist karşıtı soğuk mu yoksa yardım sever mi? Şimdiden teşekkürler. Merhaba Nesli Hanım. Kiev'de kısa süre öncesine kadar tüm tabela, işaret, yönlendirme ve tarifeler sadece Ukraynaca, Kiril alfabesiyle idi ama EURO2012 sayesinde İngilizce tabela ve bilgiler epey arttı. Yine de gitmeden önce Kiril harflerini biraz tanımanız, sadece 1 saat harcayarak okunuşlarını öğrenmeniz. Ukrayna'da işinizi kolaylaştırır. Ben herhangi bir seyahatimde soğuk davranış görmedim, yardımcı olmaya çalışıyorlar. Ama örneğin bir Balkan ülkeleri veya Latin Amerika, Kore kadar sıcak değil. Kiev'de küçük bir daire kiralamak otelde kalmaktan ucuza gelir ama çok da ucuz değil. Kiev rent apartment yazıp aratırsanız seçenekleri ve fiyatları görürsünüz. Ukrayna Türkiye'den ucuz bir ülke. Rakam vermem doğru olmaz herkesin beklentileri ve harcama tarzı farklıdır. Evet Ukrayna'ya yeni kimlikle girenler var. Kalacağınız yerin rezervasyon çıktısı ve dönüş biletinizin çıktısının yanınızda olması avantaj sağlar. Gittim. Beş para etmez. Asya ulkeleri hem daha ucuz hem daha güzel. Şahsen Kiev'e çok hayran kaldığımı söyleyemem, Odessa ve Lviv'den sonra çok soğuk ve pahalı geldi. Gezilecek yerler ise Lavra'dan ileri gidemez diye düşünüyorum. Çok güzel bir yazı ayrıca teşekkürler. Kiev gezi yazıma ilginize teşekkür ederim. Arkadaşlar bu konuda pegasus yetkilisinin verdiği bilgiye göre, 15 yaşından küçük çoçuklar için fotoğraf aranmadığı yönünde. Bu sebeple risk alıp gideceğiz. Umarım Kiev'de kapıdan gönderilmeyiz. Dönüşte bilgi veririm. Ayrıca benden önce bu tecrübeyi yaşayan biri varsa lütfen bilgi versin."} {"url": "https://celebialper.com/kirgizistan-bilgi-gezi-rehberi/", "text": "Kırgızistan denize kıyısı olmayan dağlık bir Orta Asya ülkesi olarak coğrafyası sayesinde antik kültürünü korumuş olsa da, İpek Yolu gibi ticari ve kültürel yolların kesişme noktasında olduğu için birçok imparatorluğun ve kavimin ilgisini çekti ve istilasına uğradı. 1991 yılında Kırgızistan Sovyetler Birliği'nden ayrılarak bağımsız bir devlet haline geldi. Bu yazıda Kırgızistan hakkında bilgi, para birimi, haritası, tarihi, kentleri, gezilecek yerler, insanları, rehber niteliğinde gezi notları bulabilirsiniz. Ülkenin şehirlerini, kasabalarını, doğasını, insanlarını, geleneklerini, göçebe kültürünü ve yemeklerini görmek güzel. Kırgızistan kuzeyde Kazakistan, batıda Özbekistan, güney batıda Tacikistan ve doğuda Çin ile komşu bir Orta Asya ülkesi. En büyük şehir ve başkent Bişkek. Kırgızlar, Göktürk devrinde Kögmen Dağları'nın kuzeyinde yaşadılar. 840 yılında Uygur Devleti'ni yıkarak bu topraklarda kendi devletlerini kurdular. Daha sonra bugün yaşadıkları topraklara gelen Kırgızlar, Karahanlılar Türk Devleti zamanında Müslüman oldular. Ülke 1876 yılında başlayan Rus egemenliği ve ardından Sovyetler Birliği döneminden sonra 31 Ağustos 1991 tarihinde bağımsız bir devlet haline geldi. Tanrı Dağları ülkenin %65'ini kaplıyor ve ülke bu yüzden bazen \"Orta Asya'nın İsviçre'si\" olarak adlandırılıyor. Kuzeybatı Tanrı Dağları üzerinde bulunan ve ülkenin en büyük gölü olan Issık Göl, Titikaka'dan sonra dünyanın en büyük dağ gölü. 5.6 milyon nüfuslu ülkede nüfusun çoğunluğunu Türk halklarından Kırgızlar (%72) oluşturuyor. Yoğun olarak batıda yaşayan Özbekler (%14.5) ve kuzeyde yoğunlaşan Ruslar (%6) en kalabalık etnik azınlıklar. Daha az sayıda Dunganlar, Uygurlar, Tacikler, Kazaklar ve Ukraynalılar da ülkede yaşayan topluluklardan. Bugünkü Kırgızistan Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev. Halkın çoğunluğunun dini inancı İslam, ikinci en yaygın din Ortodoks Hristiyanlık. Ülkenin para birimi Kırgız somu, uluslararası kısaltması KGS. 1 Türk Lirası 22 Kırgız Somu ediyor. 1 Amerikan Doları ile 68 som, 1 avro ile 75 som alınabiliyor. Türkiye'den oldukça ucuz bir ülke. Tekstil hariç hemen her şey çok ucuz. İstanbul ile başkent Bişkek ve Oş şehrine Türk Hava Yolları'nın direkt uçuşları var. Air Manas ile Pegasus İstanbul Bişkek arasında ortak direkt uçuşlar yapıyor. Türkiye ile ülke arasında yoğun bir seyahat kapasitesi var. Ülke içi ulaşımda Air Manas ve Kyrgyzstan Airlines uçuşları var. Bişkek Manas Havalimanı'ndan sadece İstanbul, Moskova, Londra'ya her gün aktarmasız direkt uçuşlar yapılıyor. Daha seyrek olarak Taşkent, Urumçi, Dubai ve Delhi uçuşları var. Moskova'dan Bişkek'e tren 3 günden fazla sürüyor. Kara yoluyla ülkeye giriş çıkış yapmak için Oş'tan sınırdaki Irkeştam üzerinden Çin, Sarı Taş Köyü üzerinden ise Tacikistan ile kara yolu bağlantısı var. Kazakistan'ın Almatı şehriyle başkent Bişkek arasında Kegen sınır noktasında geçiş yapılıyor, minibüsle de gidilebiliyor. Ülkede kara yolları genelde eski ve bozuk. Göçebe bir geçmişe sahip ülkenin ekonomisi daha çok tarım, hayvancılık ve madenciliğe dayanıyor. Hayvancılık kesimi ağırlıklı bir tarım ekonomisi hakim. Buğday, pirinç, pamuk, şeker pancarı, mısır, tütün, sebze ve meyve yetiştiriliyor. Dağlık bölgelerde yarış atları yetiştiriliyor, tavşan besleniyor, arıcılık yapılıyor. En çok küçükbaş hayvan ve at besleniyor. Ülkedeki 600 civarında sanayi kuruluşu arasında makine, otomotiv, gıda, çimento, sırça ve konserve fabrikaları önde geliyor. Tarihi ve doğası sayesinde son yıllarda turizm gelişiyor. Ülke 8 bölgeye ve Rusça oblast denen ile ayrılıyor; Bişkek, Batken, Talas, Çuy, Narın, Celal-Abad, Issık-Göl, Oş, Batken. Bişkek Başkent ve en büyük şehir. Çolpon-Ata Issık-Göl'ün kuzeyindeki kasaba ve çevresindeki tatil yerleri. Balıkçı Gölün batı kıyısındaki liman şehri. Celal-Abad Fergana Vadisi'nde, nüfusunun %40'i Özbek olan kent. Karakol Gölün doğu kıyısındaki kaplıca ve hayvancılık ili ve kenti. Koçkor Tian Şan Dağları'na yürüyüş ve tırmanış için gidilen kasaba. Narin Song Kul Gölü yolundaki tarih, dağ ve dağ gölleri bölgesi. Oş Ülkenin 3000 yıllık tarihi olan, ikinci büyük kenti. Talas Beş Taş Milli Parkı'na yakın kuzey batı şehri. Tokmok İpek Yolu şehri Ak-Beşim ve Burana Kulesi'ne yakın kasaba. Toktogul Büyük Toktogul Barajı var. Balasagun Çu Nehri Vadisi'ndeki tarihi Karahanlı Türk şehri. Batken Güney batıdaki 12.000 nüfuslu kasaba. Kant Çuy ilindeki sınır köyü. Kara-Suu Yarısı Özbekistan topraklarında kalan endüstri ve ticaret kasabası. Kızıl-Kiya Batken vilayetindeki kömür madeni kasabası. Mailuusuu Celalabad bölgesinde yer alan madencilik şehri. Uzgen Türk eserlerinin bulunduğu tarihi şehir. Taşkömür Narin Nehri'nin batı kıyısında, Tien Shan Dağları'nın eteklerindeki şehir. Kara Balta Bişkek'in 62km batısındaki uranyum, altın ve molibden madenleri kenti. Kırgızistan bilgi ve rehber yazıma ilginize teşekkür ederim. En kısa zamanda gezdiğim yerleri yazacağım. Detayli ve güzel bir yazı olmuş. Kırgızistan seyahatim hakkında daha epey yazacağım. İlginize teşekkürler. Kırgızistan bilgi ve gezi rehberi yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Gitmek istiyorum ben de. Gitmeden önce fikir edinmek için güzel bir paylaşım oldu. Kırgızistan tarih ve doğa turizmi için güzel bir ülke. Gidebilmenizi umarım. Kırgızistan ucuz bir ülke. Tekstil hariç tüm fiyatlar Türkiye'den ucuz. Merhaba Ali. Banka kartlarını üzerinde visa ve/veya master yazan ATM banka makinelerinde kullanabilirsin. Kredi kartı bizdeki kadar yaygın değil ama süpermarketlerde, orta ve büyük dükkanlarda, alışveriş merkezlerinde ve modern lokantalarda var. Evet Burcu Hanım, Kırgızistan'a vizesiz gidebilirsiniz. merhaba.. bir arkadaş orda her türlü rüşvet.. mafya.. türkiye den gelenlere antipati.. gibi şeylerden yazmış ne derece doğru.. çünkü benim de gitme planım vardı.. Merhaba. Ben Kirgizistanda boyle seylerle karsilasmadim. Belki okurlarimda deneyimlerini paylasirlar. Bir toplantı için Osh'a gideceğiz. Bişkek ve Issık gölü gezisi ile bize yardımcı olabilecek bir kişi veya kuruluş tavsiye edebilirmisiniz. Merhaba Öner Bey. Hemen Kırgızistan'daki arkadaşlarıma rehberlik hizmeti için yazıyorum. Alper bey! Bir arkadaşımın gezi yazılarınıza yaptığı övgü sayesinde ben de blogunuzu okumaya başladım. Yakında Kırgızistan a gideceğim için bu yazınızı dikkatli bir şekilde okuyacağım. Elinize sağlık. Merhaba. Kırgızistan'da tren ve demir yolu çok az var. Bir tane Moskova Bişkek arası uluslararası tren, bir de başkent Bişkek'ten Issık Göl kıyısındaki Balçık kasabasına tren var. Ulaşımın bir kısmı otobüs, çoğu minibüslerle yapılıyor çünkü birçok yol otobüse uygun değil. Dolmuşlar da var. Otostop da çekebilirsiniz ama çoğu para alır, binmeden önce pazarlık etmekte yarar var. Kırgızca ve Türkçe ortak kökenli diller ama rahat anlaşmak mümkün değil. Türklere kötü davranılıyor diye bahsedilmiş, onun için yazdım. Öyle bir şey yok. Güleryüzlü ve saygılılar. Bir minübüs şoförü dışında yanlış bir şeyle karşılaşmadık. Diğer iki ülke de de aynı şey... Yalnız özbekler daha candan bize karşı... hemen kardeş olduk onlarla 🙂 Verdiğiniz bilgiler için teşekkürler. Eksiklerimi tamamladım. Kırgızistan Türk vatandaşlarından vize istemiyor ve pasaport kontrolünde zorluk çıkarmıyor. Yine de dönüş biletinizin ve kalacağınız yerin adresinin yanınızda olmasında yarar var. Manas Taxi ile Bişkek Manas Uluslararası Havalimanı'ndan şehir merkezine, gideceğiniz noktaya göre 500, 600 veya 700 soma gidebilirsiniz. 380 numaralı minibüs 50 som. O konuda pek bilgim yok ama güzel, ucuz ve bakir bir ülke Kırgızistan. Manas Üniversitesi'ni de iyi diye duydum. Merhabalar ismim Tumar Türkiye'de okudum Kırgızistan vatandaşıyım bazı bilmek istediğiniz sorular varsa sorabilirsiniz ya da rehberlik de yapabilirim. Kirgizistan'da universite okuyan epey Turk var. Bilgim yuzeysel ama iyi diye duydum. Merhaba Alper Bey. Temmuz ayında Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan gezisi planlıyorum. Bişkek'ten Taşkent'e geçişler nasıl? Ulaşım için önerileriniz neler? Teşekkür ederim."} {"url": "https://celebialper.com/kirgizistan-gezisi-os-celalabad-ozgen-arslanbob/", "text": "Kırgızistan gezisi notları olarak hazırladığım bu yazı, ülkenin güneyindeki Oş, Celalabad, Özgen ve Arslanbob şehirleri ve çevresi hakkında bilgi, gezilecek yerler, tarihi eserler ve seyahat notları, tavsiyeler içeren bir gezi rehberi. Güney Kırgızistan'ın merkezi Oş kentine İstanbul'dan direkt uçak var ve epey gidip gelen Türk ve Kırgız oluyor. Calalabad ve Uzgen tarihi yerleri, Arslanbob ise doğa güzellikleriyle öne çıkan seyahat ve turizm merkezleri. Orta Asya gezisi yapmak isteyenler için ideal bir ülke. Aşağıda ülkenin bu bölgesinde gezdiğim yerleri gösteren bir seyahat haritası var. Fergana Vadisi'nin güneyinde yer alan Oş şehri, ülkenin ikinci büyük kenti ve üç bin yıllık geçmişiyle Orta Asya'nın en eski yerleşimlerinden biri. Kendi adıyla anılan Oş yönetim bölgesinin merkezi olan kent, ülkenin güneybatı bölümünde yer alıyor. Orta Asya'nın en yeşil yerlerinden biri olan bu bölge aynı zamanda Fergana Vadisi'nin bitimine denk geliyor. Dört mevsimin bir arada yaşandığı Oş kenti kendini; geleneğin, kültürün ve hareketli bir kent yaşamının soluk aldığı bilim-eğitim kenti olarak tanımlıyor. Halkın etnik yapısı çoğunluktan azınlığa doğru Kırgızlar, Özbekler, Uygurlar, Türkler, Tacikler, Azeriler, Ruslar, Tatarlar, Dungan Çinlileri, Ahıska Türkleri şeklinde. Aşağıdaki Kırgız bala ne güzel! Kuzeyde Özbekistan, güneybatıda Tacikistan ve güneydoğuda Çin Halk Cumhuriyeti ile komşu olan Oş İli'nin Özbekistan ile komşu olduğu kısımda yer alan Oş, aynı zamanda Oş İli'nin yönetim merkezi. Kırgızistan'ın en büyük 2. şehri olan Oş kentinin etrafı Süleyman Dağı ve Tanrı Dağları'na bağlı Kaklik-Uchar ve Tur-Buas dağlarıyla çevrili. Oş şehrine 19.8 km uzaklıkta Dozgundovan ve 20 km uzaklıkta Keskenbel dağ geçitleri var. Ak-Buğra Irmağı şehri kuzey-güney çizgisi boyunca kat ediyor. Batı yönünde göze çarpan Süleyman Dağı ise kuşkusuz kentin en baskın simgesi. UNESCO dünya mirası coğrafyalar listesinde yer alan dağın doruk noktasında, bir bayrak direği ve yapım yılı 1497 olan bir cami bulunuyor. Henüz 14 yaşında iken Fergana Vadisi Sultanı olarak tahta oturan Babür tarafından inşa edilmiş. Taht kavgası nedeniyle canını kaçarak kurtaran Babür, macerasına kendi adıyla anılan ve Hindistan'da hüküm süren imparatorluğu ile devam etmiş. Süleyman Dağı'nda Babür'ün evinin yanı sıra, bir 16. yy camisini de görebilirsiniz. Rabat Abdul Han Camii adıyla anılan bu caminin ziyaretçi sayısı günde bini buluyor. Orta Asya'nın en geniş ve en eski camilerinden biri olan İmam Buhari Merkez Camii yine Kırgızistan gezisi sırasında ziyaret edebileceğiniz bir diğer seyahat adresi. Süleyman Dağı'nda ziyaret edebileceğiniz bir müze bulunuyor. Bölgede gerçekleştirilen arkeolojik kazılarda ortaya çıkarılan buluntuları, tarihsel kalıntıları ve yerbilim örneklerini bu müzede bir arada görebilirsiniz. Beşiktaş adlı adak taş oyukları var. Beşikteki bebekler getirilip burada isim verilirmiş eskiden. Üzerinde kayılmaktan parlamış taşın üzerinde hayvan kurban edip akıtıldığında, dileklerinin gerçekleşeceğine inanıyorlar. Kenti 19. yüzyılda ele geçiren Rusların etkisi ve elbette Sovyet mimari tarzı, bulvarlardan ara sokaklara kadar hüküm sürüyor. Yerleşimin yüzde yirmisini dacha denilen müstakil evler oluşturuyor. Geri kalan yaklaşık yüzde seksenlik kısmı ise apartman tarzı bloklar. Kent merkezi kültürel ve sosyal etkinliklere ulaşmak için tek seçenek. Kış sporları ve özellikle kayak, Oş kentinin sunduğu turistik yerler arasında. Çevredeki dağlar ise dağcılık sporu için olduğu kadar, yürüyerek tırmanma parkurları ile de doğa gezisi olanakları sunuyor. Pazar günleri kurulan Orta Asya'nın en büyük pazarı 2000 yıllık bir geleneği sürdürüyor. Kuzey kent bölgesinde ve ırmağın karşılıklı iki yakasında ama binlerce yıldır neredeyse hep aynı yerde kurulagelmiş bu pazar. Satılan ürünler arasında; Fergana'nın bereketli sebze ve meyveleri, giysiler, ev gereçleri, hediyelik eşyalar var. Orta Çağlardan bugüne, Çin, Hindistan ve Avrupa'yı birbirine bağlayan ticaret yolunun üzerindeki bu kent, bugün de aynı üçlüyü birleştiriyor bu pazar yerinde. Celal-Abad, Kırgızistan'ın güneybatı tarafında cevizleri ile ünlü 100.000 nüfuslu bir şehir. Bu bölgede ayrıca kaplıca tedavisi ve dinlenme turizmi için kaynaklar var. Halkın geçim kaynağı tarım ve hayvancılık. Karma bir nüfus yapısı var. Halkın %40'ını Özbekler oluşturuyor. Özbekistan'a da sınırı bulunuyor. Yemek olarak kebap ve samsaları ile biliniyor. Bir de İktisat ve Girişimcilik Üniversitesi'nin bünyesinde kurulan Kırgız-Türk Sosyal Bilimler Enstitüsü bulunuyor. Yaklaşık 140 yıllık geçmişe sahip Celalabad kentinin, 1991'de Oş eyaletinden ayrılarak ayrı bir idari eyalet haline gelmesinin ardından nüfusu sürekli arttı. Kara-Kul, Kök-Jangak, Mayluu-Suu, Taş-Kömür, Koçkor-Ata, Kerben kasabaları ve Aksı, Ala-Buka, Bazar-Korgon, Nooken, Suzak, Toğuz-Toro, Togtogul ve Çatkal ilçeleriyle ülkede en büyük üçüncü eyaleti oluşturan Celalabad'ın nüfusu bugün bir milyona ulaşırken, nüfusunun yarıya yakınını Özbek kökenliler oluşturuyor. 31 Ağustos Kırgızistan Bağımsızlık Günü şehirlerde ulusal müzik, konuşma ve gösterilerle kutlanıyor. Ülke 31 Ağustos 1991 günü Sovyetler Birliği'nden ayrılarak bağımsız bir devlet haline geldi. Ülkelerinin bağımsızlığını kutlayan Kırgız çocuklar ne güzel. Renkli kıyafetler, Türkçeye yakın dil Kırgızca. Özbek mimarisiyle yapılan camileri ve binaları şehre renk katıyor. İki Türk kafesinin hizmet verdiği kent ve çevresindeki tarihi yerler, Kırgızistan gezisi için önemli gezilecek yerler arasında yer alıyor. Rus mimarisinin izlerini barındıran Celalabad kent merkezinde, düzenli, geniş ve yeşil caddeleriyle çok sayıda eğlence ve kültür parkı var. Celalabad kent merkezine, üç gözlü renkli üç kubbesiyle aşağıdaki gösterişli Kurmanbek Kapısı'ndan şehre giriliyor. Bu dev ve gösterişli yapı, Moğollar döneminde Cumgar devletinin acımasız baskılarına direnen ve destanlarda kendi halkını istiladan kurtardığı belirtilen Kırgız kahramanı Kurmanbek adını taşıyor. 2001'de yapılan kapının önünde Kurmanbek kahramanın sağ elinde mızrak, sol eli açık at üstündeki heykeli yer alıyor. Celalabad ve kentin simgesi kapının önü, evlilik günlerinde çiftlerin lüks limuzinleriyle hatıra fotoğrafı çektirdiği bir alana dönüşmüş durumda. Kırgızistan gezisi sırasında görülmesi gereken yerler arasında. Sovyetler Birliği iktidarının Celalabad kent merkezine 5 kilometre mesafede, Ayub Tağu Dağı'nda doğal kaplıca sularının bulunduğu yerde inşa ettiği sanatoryum tesislerinde yeraltı kaynaklarından çıkan sular şişeleniyor ve yurt dışına satılıyor. Yerli turistlerin ilgi gösterdiği sanatoryumda mide ve deri hastalıkları tedavi ediliyor. Kurort adlı sağlık merkezindeki kafenin adı İkram-Ajy. Bir rivayete göre, Hazreti Eyüp Peygamberin bu topraklara ayak bastığı, bu şifa getiren termal ve maden suyunu kullandığı belirtiliyor. Peygamberin içtiği suyun yerinde yapılmış Eyüp Çeşmesi, ziyaretçi akınına uğruyor. Ziyaretçiler su içiyor, dua ediyor. Dağın üstünde yapılan sağlık merkezine gelenler, Fergana vadisindeki Celalabad şehrini tepeden seyretme şansını da buluyor. Şehirde, başkent Bişkek'teki birçok üniversitenin fakülte binalarının yanı sıra, Celalabad Devlet Üniversitesi ile Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı Kurucusu Prof. Dr. Turan Yazgan'ın önderliğinde Celalabad İktisat ve Girişimcilik Üniversitesi çatısı altında kurulan Türk Dünyası Kırgız-Türk Sosyal Bilimler Enstitüsü faaliyet gösteriyor. Sosyal ve günlük yaşantıda geleneksel hayatı tercih eden Celalabad halkının ekonomik durumu genel olarak iyi. Ülke ekonomisine katkıda bulunan Celalabad'ın verimli ve sulak arazilerinde tahıl, pamuk, tütün, sebze, meyve çeşitleri, nar, limon, mısır, çam fıstığı ve ceviz yetiştiriliyor. Celalabad'ın en meşhur ürünü ceviz. İlde çok sayıda altın, gümüş, kömür maden ocakları ve hidroelektrik santral bulunuyor. Narın Nehri üzerinde kurulu devasa Togtogul Barajı'nda üretilen elektrik, hem Kırgızistan'ın hem de komşu ülkelerin bazı bölgelerinin enerji ihtiyacını karşılıyor. Barajın turkuaz renkli göleti tepelerle çevrili, etrafındaki doğa güzelliği göz kamaştırıyor. Kırgızistan'ın elektriğinin yarısından fazlasının üretildiği ve Orta Asya'daki en büyük baraj olarak dikkati çeken Togtogul, 19 milyar metreküp kapasiteli. Tanrı Dağları'nın üstündeki Togtogul barajından akan suyun yüzde 90'ını komşu Özbekistan ile Kazakistan'ın kullandığı biliniyor. Türklerin Orta Asya'da bıraktığı tarihi mirasa ev sahipliği yapan beldelerden Kırgızistan'ın Oş iline bağlı Özgen ilçesi, tarihi minaresi, medresesi ve kültürel geçmişiyle adeta o yılları günümüze taşıyor. Deniz seviyesinden 1025 metre yükseklikte yer alan Özgen hakkında ilk belgelere, eski Çin ve Yunan uygarlıklarının yazılı kaynaklarında rastlanıyor. Günümüzde adı Kara-Darya olan Yaksart nehri kıyısında kurulan, Çin kaynaklarında Yu şehri diye bilinen Antiohiya kentinin, bugünkü Özgen'in temelini oluşturduğu belirtiliyor. Şitsi Vakayinamesi'nde, birinci yüzyılda Çin ordusunun Özgen'i işgal etmeye çalışırken Özgen Han tarafından sert bir şekilde taarruza uğratıldığı anlatılıyor. Büyük İpek Yolu'nun geçtiği, daha sonra Fergana'dan Yedi Su'ya kadar Yassı ve Atbaşı geçitlerinden giden ticaret yollarının uğradığı Özgen hakkında bilim insanlarının farklı görüşleri bulunuyor. Bunların birine göre, milattan sonraki yılların başlarında Fergana Vadisi'nin doğu yakasında Türk boyları Oğuz, Uz ve Azlar yaşadı. Bu topraklar, Oğuzkent veya Uzkent diye adlandırıldı. Kaşgarlı Mahmud ve Orta Çağ'ın Arap gezginleri ise Özgen'i, Yuzcant ya da Uzkant olarak isimlendirdi. Özgen onuncu yüzyılda Orta Asya'nın en büyük ticaret ve sanat merkezi oldu ve altın çağını, onuncu ve on birinci yüzyıllarda, Karahanlı Hanedanı zamanında yaşadı. Aşağıda Türk tarihinde adı çok geçen Karaderya Nehri'ni görüyorsunuz. Karahanlı Devleti'nin başkentliğini 12 ve 13. yüzyıllarda yapan Özgen'de bu dönemde şehirleşmenin geliştiği görüldü. Kentte 20 hamam, cami, medrese ve minareler vardı. Nüfusun ve binaların bolluğu dolayısıyla hiç yere inmeden çatılardan atlayarak şehri gezmenin mümkün olduğu, altın ve gümüşten para basıldığı, seramik ve cam ürünler yapıldığı, kaynaklarda ifade ediliyor. Özgen, o dönem ulaştığı kültürel ve ekonomik gelişme düzeyine bir daha ulaşamadı. O zaman şehrin yüz ölçümü şimdikinden 2,5 kat daha büyüktü. Günümüze kadar varlığını koruyan minare, on ikinci yüzyıl ortasında 44 metre olarak inşa edildi. Kentte 19. yüzyılda yaşanan deprem nedeniyle yarısı yıkılan minare, 1923'te onarıldı ve 27,4 metre olarak yapıldı. Eskiden minarenin yanında bulunan cami ve medreseden sadece duvar ve temelin küçük parçaları kalmış. Türbelerin bulunduğu bölüme, Karahanlı Hanedanı'nın temsilcilerinin cenazeleri gömüldü. Bilim adamlarının ifade ettiğine göre orta türbede Batı Karahanlıların kurucusu Nasır İbni Ali, kuzey türbede ise Doğu Karahanlı Hükümdarı Hüseyin Hasan Bin Ali'nin mezarları bulunuyor. Güney türbede Orta Karahanlıların yüksek kumandanının cenazesinin defnedildiği ifade ediliyor. Arkeolojik kazılar sonucu türbenin üç odasında 60 mezara rastlandı. Guzar ve Taşlak mahallelerinde 19. yüzyılda yapılan camilerin de görülebildiği kentte, 1800'lü yıllarda bilim insanlarınca başlatılan araştırmalar bugün devam ediyor. İmam Serahsi İran Türkmenistan sınırında Serahs şehrinde 1010 yılında doğdu. 1090 yılında Özgen'de vefat etti. Devrinin Karahanlı Sultanını bazı konularda eleştirdiği için ömrünün bir kısmını kuyu hapsinde geçirdi. 10 yıl süren hapis hayatı sırasında El-Mebsut yazıldı. Kuyudan seslenerek talebelerine yazdırdığı eser otuz cilt. İlahiyatçılar, zorlu bir konuda fetva sorulsa hemen \"El-Mebsut'a bakarız\" diye ifade ediyorlar. Bin yıl evvel yazılmış ama hala önemini koruyor. 2012 yılının Kasım ayında Türkiye Diyanet Vakfı tarafından her an kaybolup gitmesi muhtemel olan İmam Serahsi mezarı türbe haline getirildi. Kırgız müzisyen bize hoş geldiniz şarkısı çalıp söyledi. Şehirde doğal yöntemlerle esmer pirinç üretilen bir atölye var. Burada pirinçleri işleyip beyazlatmayı bırakın, dövme ve soyma için elektrik bile kullanılmıyor. Görüntüdeki büyük makinenin hareketi, hemen yandaki nehrin döndürdüğü su çarkından geliyor. İki kilo esmer pirinç aldım buradan, hala duruyor. Bu Özbek kökenli iki Kırgız çocuk sadece Türk dizileri izleyerek çok düzgün Türkçe öğrenmişler, hayran oldum. Bazar-Korgon ilçesine yakın bölgede bulunan dağ köyü Arslanbob, ülkenin en büyük ve eski ceviz ormanlarıyla dikkati çekiyor. Bir ceviz ağacının yılda 200-400 kilogram ceviz verdiği belirtiliyor. Celalabad kentinden 70 kilometre mesafede ve 800-2100 metre rakıma sahip Arslanbob, eşsiz manzarasıyla dağ yürüyüşleri için ideal bir yer. Bir zamanlar Makedonyalı İskender ordusu ile Kırgızistan'ın güneyinden Sogdiana'ya geçerken Arslanbob'u ziyaret etti. Onun ceviz ormanının meyvesine çok şaşırdığını ve kendisiyle birlikte çok sayıda ceviz götürdüğünü söylüyorlar. Böylece, Yunanistan'da ceviz ağaçları yetiştirilmeye başlandı. Günümüzde cevizi dünya Yunan cevizi olarak biliyor. Ama cevizin anavatanı Kırgızistan. Arslanbob temiz hava, doğa, dağ manzaraları, şelaleler ve eşsiz bitkilerin yaklaşık 130 türü bulunan benzersiz bir Kırgızistan gezi noktası. Arslanbob Vadisi'nde her yıl 1.500 ton ceviz, 5.000 ton elma, çam fıstığı ve kirazeriği hasat ediliyor. İnsanlar doğanın bu hediyelerinden mutlu ve korumaya kararlı. Arslanbob Kugart, Khoja Ata ve Juglans Regia ormanları, dünyanın en geniş ceviz ormanlarını oluşturuyor. Arslanbob adı 11. yüzyılda yaşamış Arslanbob-Ata adlı bir kahramandan geliyor. Arapça arslan bize de geçmiş bir hayvan adı, bab ise kapı demek. Ata ise Türkçe bir sözcük. Bu durumda kasabanın adı \"arslan kapısının atası\" anlamına geliyor. Arslanbob'da \"bob\" son eki geleneksel olarak \"gezgin ve kaşif\" anlamında kullanılıyor. Süngerbob'un memleketi değil yani. Kırgız arkadaş Gülmira \"böyle poz vermek bizde adettir\" dedi ben de adının anlamı \"barış çiçeği\" olduğu için kıramadım. Görüyorsunuz bir Türk erkeği için en önemli üç şeye sahibim şu an; at, ağaç, şarap. Juglans Regia türü ceviz ormanını ziyaret ettik. Yarım asırlık 2 Sovyet jipi ile Arslanbob kırsalındaki ormana gidip piknik yaptık. Ormana giderken sağanak yağmur, ardından dolu yağışı başladı. Sürücüler inip araçların üzerini naylonlarla örttüler. Arslanbob yakınlarında Küçük Şelale var. Şelalenin yanındaki mağaranın adı Kırk Melekler Mağarası. Kırgızistan gezisi dağları, ormanları ve nehirleriyle doğa severler için bir cennet sunuyor. Çok güzel yazılarınız. Elinize sağlık. Bu ülkede yaşamak için gerekli malzeme ve ev fiyatları nedir ve vatandaşlk veya otrma izni gibi durumlar nasıl oluyor. Bilgi verebilir misiniz? Teşekkürler. İyi gezmeler ve iyi çalışmalar. Seyahat blog yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Kırgızistan ucuz bir ülke, ev fiyatlarını bilmiyorum ama Türkiye'den epey ucuz olduğu kesin. Diplomatik, Hizmet, Yeşil Pasaport ve Normal Pasaport sahiplerine turistik seyahatlerde Kırgızistan vize istemiyor. Türk vatandaşları, turistik, iş ve resmi amaçlarla Kırgızistan'a girişlerinden sonraki 5 iş günü içerisinde pasaportları ile birlikte Devlet Kayıt Hizmeti Başkanlığında kayıt yaptırdıktan sonra vizesiz ve süresiz olarak Kırgızistan'da kalabilirler. Merhaba Alper Bey, yazınızı çok beğendim. Akraba topluluklarımızdan birini hakkıyla anlattığınız için size teşekkür eder, ek bir bilgi vermek isterim. Arslan Bob, Ahmet Yesevi'nin yetişmesinde büyük pay sahibi önemli bir şahsiyettir. İmam Rıza'nın talebelerinden olup, ilk Türk sufilerinden biridir. Kendisi aslen Taşkent doğumlu bir Özbek Türkü ve bob/bobo kelimeleri de Özbek Türkçesinde 'baba' anlamına gelir. Türkiye Türkçesine göre 'Arslan Baba' olarak çevirebileceğimiz Arslan Bob, Özbekistan'dan Kırgızistan'a gitmiş ve uzun yıllar adının verildiği şehirde yaşamıştır. Oradan da Kazakistan'a geçerek Pir-i Türkistan Hoca Ahmet Yesevi'yi bulmuş ve ona ilim öğretmiştir. Türbesi Kazakistan'dadır. Ayrıca Mansur Ata'nın da babasıdır. Merhaba Yasin Bey. Yazımı okuduğunuz ve bilgi verdiğiniz için çok teşekkür ederim. Kırgızistan seyahatimi daha epey yazacağım. Esenlikler. Merhaba. Evet, Orta Asya göçebe kökenli bir bölge olduğu için hayvansal gıdalar ağırlıklı yeniyor. Fakat günümüzde Moğolistan dışındaki ülkelerin halkları çoğunlukla yerleşik hayata geçmiş durumda. Kırgızistan veya diğer Türki cumhuriyetlerde şehir ve kasabalarda sebze meyve bulabilirsiniz ama bizdeki kadar lezzetli ve bol değil. Kırgızistan, Moğolistan ve Yakutistan'a gittim, diğer Orta Asya ülkelerini de merak ediyorum, zamanını bilmiyorum ama evet mümkün. Yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Bu yazım Kırgızistan hakkında. Yakutistan yazıma yazsaydınız daha iyi olurdu. Saha Yeri, Saha Cumhuriyeti, Yakutistan isimlerinin hepsi doğru. Tabii en iyisi dediğiniz gibi bir ülkeyi kendi yurttaşlarının adlandırdığı gibi yani Saha Yeri demek. İlginize çok teşekkürler, gezmeye devam. Merhaba Ezgi Hanım. Gezi blog yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Kırgızistan iklimi karasal, Kışlar soğuk, Yazlar sıcak. Dağlık bir bölgede yer alan Kırgızistan'da yüksek yerlerde yıl boyu hava sıcaklığı sıfırın altına inebiliyor. Temmuz ve Ağustos en sıcak aylar ama bunaltıcı bir aşırı sıcak yok, gündüzleri ideal, bazen yağmur da yağıyor. Deniz seviyesinden 3500 metreden yüksek dağlarda her zaman kar olur. Alçak bölgelerde hava sıcaklıkları Ocak ayında ortalama -4 ile -6 arasında, Temmuzda 8 ile 12 derece arasında seyreder. Dağlık bölgelerde ise Kışın -14 ile -20 derece; yazın 8-12 derece civarında olur. Tien Shan ve Pamir Dağları ile diğer bölgeler için en iyi trekking mevsimi Mayıs-Ekim dönemi. Ülke doğal olarak kuzeye gittikçe serinler. Dağa tırmanmayacak olsanız bile gece için polar montlar ve yürüyüş pantolonları öneririm. Kırgızistan bakir bir ülke, özellikle kırsalda insanı çok güzel. Rica ederim. Sevgiler. 26 eylülde 2022 Oş şehrini ziyaret etmek için uçak biletimi aldım. Bir iki gün Oş'ta kaldıktan sonra Özbekistan'a geçmek istiyorum, dönüşü yine Türkiye'ye Oş'tan gerçekleştireceğim, dönüş için bilet almadım. Oş merkezden sınıra nasıl gidiliyor, taksi mi tutmam lazım? Ayrıca Uzgen, Aslanbob, Burana Kulesi ve Celalabad'ı görmek için turizm şirketi var mı? Teşekkürler."} {"url": "https://celebialper.com/kirgizistan-turu-biskek-issik-gol-karakol-colpon-ata-balasagun-kalmak-ashuu/", "text": "Kırgızistan turu sırasında gezdiğim yerler hakkında hazırladığım bu yazı, ülkenin kuzey bölgesindeki tarihi, doğal ve kültürel gezilecek yerler, tur rotası, haritası, şehirler, köyler hakkında bilgi içeren bir rehber blog yazısı. Başkent Bişkek, Issık Göl, Karakol, Çolpon Ata, Balasagun ve Kalmak Ashuu turu bu bakir Orta Asya ülkesinde tarih ve doğa turizmi meraklılarına güzel yolculuklar vaat ediyor. Ata binme, egzotik pazarlar, kaplıca suları, göl manzaraları ve kumsalları, gezginler ve turistler için keşfedilmeyi bekliyor. Haritada bir Kuzey Kırgızistan turu için önemli noktaları ve gittiğim yerleri görüyorsunuz. Bu bölgeyi gezmek için 8-10 gün öneririm. Kırgızistan başkenti Bişkek Çuy Vadisindeki Tien Shan Sıradağları'nda yer alıyor. Oldukça yeni ve tarihi yerleri az bir şehir olsa da, doğa yürüyüşleri ve dağcılık turlarına genelde buradan başlanıyor. Gezilecek yerler arasında Ala-Too Meydanı, Devlet Tarih Müzesi, Panfilov Parkı, Oş Pazarı, General Mikhail Frunze Müzesi, American University of Central Asia, Zhirgal Banya Hamamları, Karven Club Havuzu, Atatürk Caddesi, Atatürk Parkı ve Heykeli var. Bişkek çarist tarzda planlanmış bir kent; büyük ağaçların ve sulama kanallarının olduğu geniş caddelerden oluşan ızgara planı, mermer cepheli binalar, Sovyet konut siteleri öne çıkıyor. Genç gezginleri Bişkek gece hayatı kendine çekiyor; yabancılar gece hayatını eğlenceli, insanlarını konuksever ve sıcak buluyorlar. Üniversiteler nedeniyle genç nüfusa yönelik kafeler, barlar ve kulüpler çok. Bişkek'te çok sayıda Türk var. Çünkü şehirde Türk yatırımcıların yanı sıra iki tane de Kırgız-Türk üniversitesi var. Birçok Türk öğrenci burada eğitim görüyor. Ulaşım ve uçaklar için Bilgi ve Gezi Rehberi yazıma bakabilirsiniz. Balasagun, eski çağ'da Soğdiana, günümüzde Kırgızistan'da, Çu Nehri vadisinde Bişkek ile Issık Gölü arasında tarihi bir şehir. İbn Hurdazbih, Makdisi, Gerdizi ve Yakut el-Hamevi gibi yazarlar Balasagun'un Türklerin başkenti, büyük şehir ve bir kültür merkezi olduğunu söylüyorlar. Türkiye'den gidenlerin Kırgızistan turu rotasına mutlaka koymaları gereken bir tarihi yer. Ünlü Burana Kulesi ve Balasagun harabeleri Çuy İli sınırı içindeki Burana köyü yakınlarında. Çuy vadisinde, bir zamanlar ünlü ve güçlü üç büyük şehir vardı: Balasagun, Suyab ve Nevkat, bunlar Kırgız azmanların yakınlarında, birbirine çok yakınlardı. Kaynağını Tanrı dağlarından alarak çölde kaybolan Çu nehrinin etrafı, çok eski zamanlardan beri özellikle Türklerin oturduğu bir havza. Birçok köy, kasaba, şehir bu nehrin civarında kurulmuş ve Balasagun da bunlardan biri. İslamiyet'in Orta Asya'ya girişi sırasında gelişen olaylar dolayısıyla İslam kaynaklarında adı Balasagun, Balasakun veya Velasağun şeklinde geçiyor. Kaşgarlı Mahmud'un verdiği bilgiye göre Balasagun Kuz-Balık, Kuz-Uluş veya Kuz-Ordu adlarıyla da biliniyordu. Öte yandan bu ismin Çin kaynaklarında Hu-sze-wolu-do şeklinde Çinceye tercüme edilerek yazıldığı görülüyor. Karabalasagun şehrindeki en sağlam ve önemli yapı, ünlü Burana Kulesi veya Minaresi. Balasagun'un Çu yakınında ne zaman ve kimler tarafından kurulduğu bilinmiyor. Kaşgarlı Mahmud, Türk başbuğu Şu'nun Altın Tağ'dan geri dönüp Çu nehrinin kenarına geldiğinde Balasagun'un yanına Şu adında bir kale inşa ettirdiğine dair rivayeti aktarıyor. Ayrıca Zülkarneyn'in Semerkant'ı geçip Türk ülkesine yöneldiği sıralarda Türklerin kuvvetli ve büyük bir ordusu bulunan Şu adında genç bir hakanları olduğunu ve bu hakanın Balasagun yakınında Şu Kalesi'ni yaptırdığını söylüyor. Ata Melik Cüveyni ise Balasagun'un kuruluşunu daha sonraki bir tarihte gösterip, Uygurlar zamanında Böğü Kağan tarafından inşa edildiğini kaydediyor. Aşağıdaki gibi ahşap kutulu büyük kitaplar Karabalasagun tarihini anlatıyor, ama Türkçe veya İngilizce yok. Kırgızistan'da, Karahan Türk Devletinin kurduğu, Kutadgu Bilig'in yazarı Yusuf Has Hacib'in doğduğu Balasagın şehrinin kalıntılarındaki en sağlam yapılar kule ve anıt mezarlar. Yüzlerce balbal var. Çok basit bir müzede 10. yüzyıldan kalma değerli Türk eserleri sergileniyor. Zamanında bölgede su tesisatlı ve 2 katlı evleri olan tek kentmiş. Balbal Eski Türklerde kişinin mezarının veya bazı kurganların etrafına dikilen, öldürdüğü düşmanlarını simgeleyen mezar taşı heykelciklerine verilen isim. Orta Asya Türklerinde, Şamanlık dininin geçerliliğini yaygın olarak koruduğu dönemde, ölen savaşçıların kurgan denilen mezarlarının etrafına dikilmiş, savaşçının öldürdüğü düşmanları ve bu kişilerin öbür dünyada onun hizmetçileri olacağına inanılacağını simgeleyen, genellikle bir taş parçasının üzerine yontulmuş, bir elinde kılıç veya bardak figürlerinden oluşan heykellere verilen ad. Bu taşların sayısının fazlalığı ölen kişinin sağ ikenki gücünün, cesaretinin, kahramanlığının da simgesi. İslam öncesi dönemde yaygın olan balballar, İslam dininin kabulünden sonra yerini mezar taşlarına bıraktı. Balbal sözü Eski Türkçe sözcük olup bal+bal, yani vurmak, kakmak, çakmak demek. Heykel ise ölen kağanları, kahramanları ve ünlü kişileri temsil ediyor. Her heykel, yüzü doğuya dönük ve sağ elinde göbeği hizasında bir kadeh tutacak şekilde dikilmiş. Balbalların bir kısmı bacak bacak üzerine atmış oturur durumda gösterilirken çok büyük bir kısmı bacakları belirtilmeden düz bir şekilde yapılmış. Sadece erkeklere değil, kadınlara ait heykeller de bulunuyor. Erkekler heykellerin %89'unui kadınlar da %10'unu oluşturuyor. Kalan %1'in ise cinsiyeti anlaşılamamış. Erkek heykellerin önemli bir kısmı sakalsız, büyük bir kısmı bıyıklı. Pek azının çene kısmına oldukça kısa ve seyrek bir sakal eklenmiş. Yukarıdaki fotoğrafta kahramanları temsil eden heykeller, aşağıdakinde ise öldürdükleri düşmanları temsil eden balbal adlı daha basit heykelcikleri görüyorsunuz. Kırgızistan turu devam ediyor; Kalmak-Ashuu Kırgızistan'ın Chuy ilinde yer alan bir köy. Yüksekliği 1530 metre, nüfusu 640 kişi. Madem ki köyün adı Kalmak Aşuu, o halde ben \"kalmak\" dedim, bir pansiyona yerleştim. Bahçede bile İslam öncesi Türklerden balbal heykelleri var. Tengriye şükür bu akşam da kımızımı içtim. Terastan dağlara taşlara bakarken bi baktım palenin teki gündüz fotoğrafladığım bu Türk balbal heykelinin dibine çişini yapıyor. \"Çekilulaordanşoparkeserimçükünü\" diye höykürdüm, çişini saça saça kaçtı. Atalarımın inancına saygı göstersin. Dünyaca ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov'a esin kaynağı olan Issık Göl dünyanın en büyük krater gölü olup, aynı zamanda Güney Amerika'daki Titicaca gölünden sonra dünyanın ikinci en büyük dağ gölü. Gümüş gibi ışıldayan berrak sularında, 40 metre derinlikte yüzen balıklar görülebiliyor. Göl ülkenin en önemli turizm bölgesi. Deniz seviyesinden 1607 metre yüksekteki Issık-Göl'ün kıyısında kalıyorum. Katya ile gölde teknedeyiz, arkamızda Ala-Too dağları. Onun ataları Moskova'nın varoşlarından 150 yıl önce ekmeğini kazanmak için buraya göçmüş, Katya bugün bir balerin. Benim atalarım Orta Asya Anadolu Balkanlar Trakya göçlerini yaşamış, 1000 yıl önce bu gölün kıyısında otağ kurmuş. Bir paket Türk kahvesi hediye ettim. Biz kent soylular gibi olamıyoruz, tedirginizdir, ama neşeliyizdir de, onca coğrafyanın rengini taşırız. Ben Türküm, Katya Rus, ben Çingeneyim, Katya Kırgız, bir gün dünya hepimizin olacak. Karla kaplı dağlarla çevrelenmiş, hava durumu soğuk olmasına rağmen, gölün suları hiçbir zaman donmuyor; bu nedenle gölün adı Kırgız Türkçesi'nde \"ısı, sıcak, ılık göl\" anlamına gelen Isık Köl. Kırgızlar bu göl için \"Kırgızistan'ın bermeti \" diyorlar. Gölün uzunluğu batı-doğu yönünde 182 km, kuzey-güney genişliği 60 kilometre. Kıyılarının toplam uzunluğu 988 km olup, 6.236 km 'lik bir alanı kaplıyor. Gölün ortalama derinliği 278 metre, en derin yeri 668 metre. Issık Göl'ün aniden derinleşen güney kıyılarına karşın kuzey kıyılarında kıyı birdenbire derinleşmez ve fazla derin değil. Güney kıyılarında eşderinlik eğrileri daha sık. Issık Göl'ün kıyısında, suyun yaklaşık 5-10 m derinliğinde, 2500 yıllık bir uygarlığın kalıntıları var. Çok iyi korunmuş olan bu kalıntılar, büyük ve zengin bir şehrin varlığını gösteriyor. Bazıları 500 metre uzunluğunda olan duvarlar, ok uçları, paralar, kulplu bronz kaplar, değerli karolar, hançerler ve küçük baltalar bulunmuş. Tarihçiler ve arkeologlar, Timur'un bir zamanlar bu kıyılarda bulunan ama esrarengiz bir şekilde ortadan kaybolan sarayını arayıp durmuşlar. Bugün kalıntıların bu meşhur saraya ait olduğu tahmin ediliyor. Issık Göl'ü yaklaşık 118 ırmak ve akıntı besliyor. Soğuk ve sıcak kaynak suları ve kar suları da gölü besleyen diğer kaynaklar. Gölün suyu biraz tuzlu, ve su düzeyi her yıl yaklaşık 5 cm düşüyor. Eski eserlerde Isık Gölü'nün isimleri Türk Gölü, Idık Göl olarak geçiyor. Divan-ı Lügati't-Türk'te İsiğ köl, \"Barsgan'da bir göl. Uzunluğu 30 fersah, eni 10 fersahtır\" diye geçiyor. Bir asır öncesine kadar gölün kutsal olduğuna inanıldığı için göle pek girilmezmiş fakat günümüzde turizm sahası olması dolayısı ile başta Kırgızlar, Kazaklar, Sibirya Türkleri ve Ruslar göle en çok giren turistler. Issık Göl, bazı küçük derelerle, eriyen kar sularıyla ve yeraltından gelen soğuk ve sıcak kaynak sularıyla besleniyor. Ama suyunu akıttığı bir akarsu yok. Uzmanlar, suyun yeraltındaki çatlaklardan akıp, başka yerlere gittiği görüşündeler. Gümüş renginde parlayan sularıyla göl, gün batımında büyüleyici görünüyor, kışın sis bastırdığında ise ayrı bir şiirsel manzara ortaya çıkıyor. Gölün özellikle kuzey kıyısında birçok otel, tatil evi ve sanatoryum var, ama güneyini daha bakir tutarak koruyorlar. Sovyet döneminde, burası yönetici kadroların gözdesiymiş. SSCB'nin dağılmasının ardından turistik işletmeler zor dönemler geçirmiş, çoğu kapatılmış. Bugün yerlerine daha modern konaklama tesisleri açılıyor. Issık Göl, bu coğrafyanın yazlık yeri. Rusya, Kazakistan ve diğer yakın ülkelerden tatil için gelenler çok. Bu nedenle, Kırgızistan'ın en önemli turizm merkezi sayılıyor ve son yıllarda yapılan yatırımlarla geleceği de çok parlak. Aşağıda konuk edildiğim evi görüyorsunuz. Bir zamanlar Isık Göl adlı bir kız varmış. Bu kız, çok güzel olduğu kadar çok da akıllıymış. Onun bu özelliklerini işitenler, dört bir yandan dünürcü geliyormuş. Günlerden bir gün, bu kıza iki dünür gelir; Ulan ve San-Taş. Biri doğudan, biri batıdan iki yiğit. Bunlar, güzellikleriyle, yiğitlikleriyle, akıllılıklarıyla birbirinden üstündür. Görenler ve bilenler, içlerinden birini seçemezmiş. Isık Göl, iki genci de sevmiş, birini öbüründen üstün görememiş. Yiğitlerden birini seçememesi, onu üzüyormuş. Zavallı Isık Göl, bu durumda ağlayıp duruyormuş. Gözlerinden akan yaşlar birike birike bir göl oluşturmuş. Bugün çalkalanıp duran Isık Göl, bu güzel kızın gözyaşlarının eseriymiş. Ya iki genç? Onlar da Isık Göl'ü çok sevmişler; ama ne var ki ikisi de genç kıza kavuşamamış. Birbirlerine kızan bu iki kişi, memleketlerine dönmüşler; ancak sıkıntıları yakalarını bırakmamış. Doğudan geleni Ulan Rüzgarı olup esmeye başlamış; batıdan geleni ise San-Taş Rüzgarı olup esmeye başlamış. İki genç de birer rüzgar olarak öfkelerini, kızgınlıklarını etrafa duyururlarmış. Bu iki rüzgar, günümüzde de birbirlerine kızıp kahırlanır ve kavga ederler. Ne zaman Issık Göl'ün çalkalandığını görseler güzel kız Isık Göl'ü hatırlar ve yanıp tutuşurlar; tabii sonra da kavgaya başlarlar. Karakol, Kırgızistan'da Issık Göl'ün doğu kıyısında yer alan 75.000 nüfuslu bir şehir. Karakol şehri, Issık-Göl İlinin merkezi. Buraya ilk yerleşen Türkler toprağın ellerini siyaha boyadığını fark etmişler ve siyah el anlamına gelen Karakol ismini vermişler. Sonraları 1886 yılında Prezhevalsk adı verilmiş, Lenin tarafından 1926 yılında eski ismi Karakol, Stalin tarafından 1935 yılında tekrar Prezhevalsk adını vermiş. En son 1991 yılında tekrar eski Karakol ismini almış. Kentin önemli yapılarından olan 1895 yılında yapılmış Kutsal Ruh Katedrali bir Rus Ortodoks kilisesi. Tamamen ahşap malzemeden inşa edilmiş. Sovyetler zamanında resmi görevlilerin buluşma noktası ve eğitim merkezi, spor salonu, yüksek eğitim enstitüsü, tiyatro, dans salonu olarak kullanıldıktan sonra, 1991'de Sovyetler Birliği dağılınca restore edilerek tekrar kullanıma açılmış. Gagarina ve Lenina caddelerinin kesiştiği yerde. Karakol şehrinde ahşap malzemeden inşa edilmiş olan bir cami de var. Cami, Dungan Çinlileri tarafından 1910 yılında yapılmış ve camiden çok geleneksel Çin tapınak yapısına sahip. Hiç çivi kullanılmayan, tamamen ahşap Dungan Cami, çeşitli renklerle boyanıp dekore edilmiş. Camiyi görmeye gelen turist kadınlar örtünsün diye kapşonlu bornoz gibi giysiler yapmışlar ama öyle siyah veya beyaz değil, rengarenk ve eğlenceli. Karakol kentinin kırsalında doğal güzellikler var. Karakol Jeti-Oguz Vadisi'nde yer alan bu kum taşı kayalık oluşumun adı Jeti Oguz, yani Yedi Öküz. Çolpan Ata veya Çolpon Ata, başkent Bişkek'in 240 km doğusunda, Karakol şehrinin 135 km batısında ve Issık Göl'ün kuzey kıyısında yer alan, Issık-Göl ilçesinin idari merkezi bir turizm şehri. Çolpan, Zühre, Venüs, çoban yıldızı, çulpan, sabah yıldızı; ve bizim bildiğimiz ata anlamında. . İslam öncesi dini inanç kökenli, tahminen Türklerden Çiğil oymağının verdiği bir isim. Şehirde, büyüklü küçüklü sanatoryum, hoteller ve konukevleri yer alıyor. Çolpon Ata 1975 yılında kasaba halinden çıkıp şehir statüsü kazanmış. Zamanında şehirde 16 ulusun temsilcileri varmış, 17.000'e yakın kişi yaşamış. 2000 yılından beri başka taraflardan göçüp gelenler olmuş. Ruh Ordo kurulduğu alana yeni bir yaşam nefesi getirdi. Cholpan-Ata'da, Issık-Göl kıyısındaki açık hava kültür merkezi, manevi gelişim ve kendini keşfetmeyi amaçlıyor ve çeşitli kültürlerden ve dinlerden unsurları bir araya getiriyor. Ruh Ordo Kültür Merkezi, dünyaca ünlü Kırgız yazar Cengiz Aytmatov için adanmış bir yer. Kültür parkında geçmişten ve günümüzden ünlü edebiyatçı, filozof ve devlet adamlarının heykelleri var. Budist, Tengrici, Katolik, Ortodoks, Müslüman ve Yahudi ibadethaneleri, tüm insanların inanç birliğini temsil ediyor. Büyük bir konser salonu da var. Kırgızistan'da diğer bir Mustafa Kemal Atatürk heykelinin önündeyim. Devletin Aytmatov anısına yaptığı Ruh Ordo adlı güzel kültür parkında, dünya ve ülkesine önemli ilerlemeler katmış 10 civarı siyaset ve bilim insanının heykeli var. V. Hugo, ABD Başkanı T. Jefferson, A. Nobel, Aristo gibi kişilerin heykelleri gerçek boyutta ve oturur halde, ama Atatürk heykeli kendi liderlerininki gibi büyük, ayakta, anıt biçiminde. Issık Göl Tarihi Kültürel Müze Koruma Alanı'nda çok miktarda 2000 yıldan eski kaya resimleri veya diğer adıyla petroglif var ve yerleri tarih boyunca hiç değişmemiş. Kırgızistan turu için önemli görülecek noktalar arasında. Tarih öncesi taş resimleri granit türü kayalara çizilip boyanmış; binlerce yıldır güneş ışığı ile kahverengi veya siyahlaşmış. Çizimler ilkel metal ve taş aletlerle oyularak tasvir edilmiş. 0,3 metreden 3 metreye kadar boyda resimli kayalar var. Petroglifler hakkında ilk çalışmalar 19. yüzyılda Bartold V. V. ile arkadaşları tarafından yapılıp tarih literatürüne geçirilmiş."} {"url": "https://celebialper.com/kirgizlar-yasam-kultur-gelenekler-insanlar/", "text": "Kırgızlar veya Kırgız halkı, Kırgızistan Cumhuriyeti'nin %72 nüfus oranıyla en büyük etnik grubunu oluşturuyor. Orta Asya ülkesi Kırgızistan'ın yanı sıra Özbekistan, Çin, Tacikistan, Afganistan, Rusya ve Türkiye'de de Kırgızlar yaşıyor. Bu yazımda Kırgızlar, Kırgızistan gelenekleri, yaşam, kültür, insanlar, evlilik, örf ve adetler hakkında bilgiler ve ülkede çektiğim fotoğraf ve videolar var. Göçebe kökenli Kırgızlar tarihi kültürlerini en iyi koruyan ve sürdüren halklar arasında yer alıyor. Bazı kaynaklarda Türk halkları arasında en az karışmış olanı, en gerçek etnik temsilcisi olarak Kırgızlar geçiyor. Kırgız halk kültürü, göçebe hayat tarzıyla şekillenmiş. Göçebe yaşamın etkilerini hayatın her alanında görmek mümkün. Bu kültürün bireyleri ailesinin ve kendisinin güvenliğini sağlamak ve hayatını devam ettirebilmek için bir takım maddi değerler yaratmaya yönelmiş. Kırgızistan tarihini Göktürk, Uygur, Moğol, Timur, hanlıklar, Rus Çarlığı, SSCB ve bağımsız Kırgızistan dönemleri olarak ayırabiliriz. Rusya'nın bölgede hakimiyet kurmasından sonra Kırgızlar göçebe yaşamdan yerleşik düzene geçtiler. Bugün Rus nüfusun daha fazla olduğu kuzey bölgesinde halkın kültür seviyesi ve hayat standartları güneye oranla daha iyi durumda. Kırgız keçe göçebe çadırı boz üy yaşamda büyük öneme sahip. Eski dönemlerden itibaren yazları serin, kışları sıcak olan bozüylerde göçebe çadır yaşamı geçiren Kırgızlar çadırın iç dekorasyonlarını da basit, sade ve pratik olarak oluşturmuşlar. Kullanılan ev eşyalarının tamamı bu tür yaşama uygun üretilip geliştirilmiş. Aşağıdaki videoyu izlerken aynı dil ailesinden olan Türkçe ile Kırgızca arasındaki ortak sözcükleri yakalayabilirsiniz. Aile bütün olarak bozüylerde göçebe hayatına uygun olarak yaşamış, hayvancılık ve tarım ile geçimlerini sağlamışlar. Ailenin erkek çocuğu büyüyüp evlilik çağına geldiğinde babası tarafından yeni bir bozüy yapar ve Kırgızlarda yaşam bu şekilde devam edermiş. Daha önce seyahat ettiğim Moğolistan kadar yoğun göçebe bir ülke değil bugün. Kırgızların milli şapkası olan kalpak, genç, yaşlı bütün erkekler tarafından özellikle kırsal kesimde yaygın olarak kullanılıyor. Kalpak beyaz renkli 4 parça üçgen şeklindeki keçenin birleştirilmesiyle konik bir yapı oluşturuyor. Kalpağın ucu tam olarak birleştirilmeyip yukarıya doğru kıvrılıyor ve bu sıcağa ve soğuğa karşı daha iyi koruma sağlıyor. Kalpak her mevsim kullanılıyor. Kırgızistan halk çalgısı komuz üç telli ve elle çalınıyor. Kırgız halk müziğinin önemli bir çalgısı. Akın adı verilen halk müziği sanatçıları Kırgız düğünlerinde, bayramlarda ve özel günlerde komuz ile Türkiye'de de bilinen Manas Destanı'ndan şiirler okuyorlar. Geleneksel Kırgız ulusal göçebe oyunları arasında uğlak tartmay, at küröşü, kız kuumay, toguz taş ve kök börü var. Manevi kültür, örf ve adetler tarih içinde hep kendini yeniler, bazen ise kökten değişikliklere uğrar. Bunlara dini inanç, defin törenleri, sosyal ve ekonomik ilişkileri örnek olarak gösterebiliriz. Bir bütün olarak Kırgız halk kültürü, Kırgız yaşam tarzı sürekli yenilenme ve gelişme gösterir. Kırgız Türkleri güçlü aile, akraba, kabile geleneklerine bağlılık, halklarına ve ülkelerine olan sevgi ve sadakat, halkını koruma içgüdüsü ve hayat tecrübesi ile sahip oldukları en iyi değerleri kuşaktan kuşağa aktararak yaşarlar. Bir Kırgız atasözü, \"Baban sağ iken halkını, ata binerken topraklarını tanı\" der. İşte bu atasözü ile büyükler çocuklarına halkı ve sahip oldukları toprakları tanıtırlar. Kırgızlar için yeni neslin sosyal ve etnik kimliğini koruması açısından tarihin ve kültürün kuşaktan kuşağa aktarılması büyük önem taşır. Bu sevimli teyzeler Türkiye'den geldiğimi söyleyince sevindiler, bana bir şarkı söylediler. Kırgız halkının tarihini, kahramanlık öykülerini günümüze kadar getiren yazılı ve sözlü kaynakların başında Manas Destanı geliyor. Beş yüz bin satırdan oluşan bu destan her dizesinde bu halkın yaşam tarzını, aile ve evlilik ilişkilerini, gelenek ve göreneklerini, ideolojik görüşlerini ve başka nice kültürel unsurlarını yansıtıyor. Destan anlatıcısının Manas okuyabilmesi için \"Manasçı\" unvanını alması gerekiyor. Dünya edebiyatının en önemli destanlarından olan Manas, Finlerin Kalevala'sından 40 kez, Hintlilerin Mahabharata'sından 4 kez daha uzun. Destan sözlü gelenek içinde zamanımıza kadar gelir. 16 yüzyılda yazılmış bir eseri saymazsak, ancak 19 yüzyılda kısmen yazıya geçirilir. Her devrin Manasçısının kendinden ve döneminden unsurlar ilave ederek destanı anlatması, destanın birçok uyarlamasının ortaya çıkmasıyla sonuçlanır. Bugün Manas Destanı'nın 60 yorumu var. Manas destanının toplam 2 milyon mısra civarında tutan 60 yorumu Kırgız Cumhuriyeti Milli İlimler Akademisi'nin El Yazmaları Bölümünde bantta kayıtlı olarak korunuyor. Destan, Manas'ın soyağacıyla başlar, hükümdarlığını, arkadaşlarını, evlenmesini ve Kalmuklarla savaşını anlatır ve ilk kısmı Manas'ın ölümüyle sonuçlanır. Daha sonraki kısımlarda oğlu Semetey Buhara'da dayılarının yanında yetişir ve tekrar hükümdarlığı elde eder. Destan Manas'ın torunu Seytek'in maceralarıyla devam eder. Manas Destanı'nın asıl özelliği tarih, coğrafya, etnografya, felsefe, dil, folklor, diplomasi, askerlik, müzik, halk eğitimi, hekimlik, veterinerlik gibi pek çok bilim dalı için önemli bir kaynak özelliği taşıması. Destanda Kırgızlar, yaşadıkları yerler ve adetleri de anlatılıyor. Aybek kardeşim ataları gibi at binmeyi, ok atmayı öğrenir. Vatanına göz diken olursa, Kırgızca deyişiyle \"kılıcını düşmanın böğrüne saplayacak\". Çok yaşa Kırgız balası. Kırgızlar saygılı, içten, ilgili. Bu teyzem kolumdan tutup gülümseyerek \"foto, foto\" diye diye ailesinin yanına götürdü. Türk deyince fotoğraftan sonra sarıldı. Uzaklaşırken geriye dönüp baktığımda hala eli göğsünde başını eğerek teşekkür ediyordu. 5 kıtada onlarca ülkede yaptığım gibi Kırgızistan'a da Türk kahvemizden birçok paket götürüp hediye ederek kültürümüzü tanıtmaya katkıda bulundum. Gülnara karındaşıma afiyet olsun. Kırgızcada \"aksakal\" sözcüğü \"yaşlı\" anlamına gelir. Kırgızlar törelerinde yaşlıların bilgeliğine saygı duyarlar. \"Öf dede, eskidi onlar\" demezler, çünkü aksakallar kadim topraktan öğrenir, yaşamdan bilir, Google'dan değil. Ülkeyi ziyaretim sırasında hem Kırgızlar hem de çeşitli Türk boylarından insanlarla tanıştım. Bilimsel anlamda Kırgız halk kültürünün araştırılmaya başlaması eskiye dayanıyor. Özellikle XIX. yüzyılın ikinci yarısında seyyahlar ve doğu bilimcileri tarafından Kırgızların kültürel ve etnik özellikleri incelenir, bu konuyla ilgili ilk araştırmalar yapılır. XX. yüzyılda ise tarih, kültür, yaşam tarzı, Sovyet öncesi ve Sovyet dönemindeki değişimler kapsamlı bir şekilde incelenir. Kırgız geleneksel kültürü çok zengin ve karmaşık etnik ve kültürel yapıya sahip. Farklı zaman dilimleri içerisinde ortaya çıkan kültürel değişimler, gelenek ve görenekler, sembol ve törenler bir arada toplanıyor. Bunları incelediğimiz zaman Kırgız Türk kültürünün çok karmaşık bir yapıya sahip olduğunu görüyoruz. İslami inanışların yanı sıra İslam öncesi çeşitli gelenek ve göreneklere, kültlere bir arada rastlamamız mümkün. Özellikle yaşamla ilgili geleneklerin çoğu İslam öncesi Şamanizm ve Tengricilik inançlarına ait. Ataerkil yapıya sahip Kırgız kültüründen insan yaşamı, yaşam süreci, misafirperverlik gibi konularda birkaç geleneği inceleyerek daha önemli bilgilere ulaşabiliyoruz. Kırgızlar için çocuk çok önemli. Bebeğin doğumu aile yaşamında en önemli ve en mutlu olayı. Yeni doğan bebeğe, köy aksakalları, yaşlı ve saygıdeğer kadınlar mutluluk diler ve uzun hayat sürmesi için dualar eder. Çocuk neslin ve sahip olduğu değerlerin devamcısı, halkın ölümsüzlüğünün simgesi. Bu nedenle gebelik süresince anne olacak kadın özel bir statüye sahip. Kırgızlar hamile kadınları her türlü ağır ve yorucu işten uzak tutarlar. Hamile kadını kötü ruhlardan korumak amacıyla çeşitli büyü ve muskalar yapılırdı. Kadının elbiselerine Kuran ayetleri, ayı tırnağı veya puhu kuşu pençesinden muskalar takılırdı. Böylece kadının \"kara\" ve \"albastı\"dan korunduğuna inanılırdı. Bu muskalar genellikle elbisenin sol omuz kısmına takılırdı. Doğum öncesi kadının kötü ruhlardan korunması için çadırda gece-gündüz ateş yakılır, ocağın yanına ucu kapıya doğrulmuş kılıç konur, çadırın üst kısmına ve kadının baş ucuna dolu silahlar asılırdı. Bunların kötü ruh ve güçleri korkutarak çadırın yanına yaklaştırmadığına inanılırdı. Geleneğe göre yeni doğmuş bebeğin ilk yemeği sarımay adı verilen eritilmiş inek yağıydı. Yağı emzirdikten sonra bebeğe it köynük adı verilen ilk giysisi giydirilirdi. Gömlek yaşlı bir adamın ya da çok çocuklu ve saygın bir kadının iç çamaşırlarından dikilirdi. Bu gömlek önce köpeğe daha sonra bebeğe giydirilirdi. Bütün bu sembolik davranışlar bebeğin uzun, mutlu ve sağlıklı hayat süreceği inancıyla yapılırdı. Yeni bir bebeğin doğuşu o aile için en büyük mutluluktu. Aile de bir takım törenler düzenleyerek bu mutluluğu çevreyle paylaşırdı. Sıyınçı adı verilen duyurma, müjde, körındık müjdeyi ulaştırarak hediye alma, jentek veya beşiktoy törenleri hediye karşılığı doğan çocuğa ilk kez bakma hakkını kazanma gibi çeşitli etkinliklerin yapıldığı ziyafetler verilirdi. At koyuu töreni yapılır ve bu törene köyün en saygıdeğer kişileri toplanırdı. Kırgız geleneklerine göre kadınlar bebeğe isim takamazlardı. Bu hak ya köy aksakalına ya da bebeği ilk gören adama verilirdi. Adın, bebeğin özelliklerine uygun olmasına dikkat edilir, ad verilmeden önce bebek incelenirdi. Bebeğin ilk kez beşiğe yatırılacağı gün beşik töreni yapılırdı. \"Menim kolum emes, Umay-ene, Batma, Zuuranın kolu, Umay-ene uyku ber, beşik eesi bek sakta\" ninnisiyle yaşlı bir kadın çocuğu beşiğe yatırırdı. Bu tören çocuğun doğumunun 40. gününde yapılırdı. Çocuğu beşiğe yatırmadan önce kırk kaşık suuga kırıntı adıyla çocuk kırk kaşık sıcak suyla yıkanır, karın bölgesindeki kıllar kesilir, it köynük yerine kırk köynük gömleği giydirilirdi. Bu gömlek anne ve ya nine tarafından komşulardan toplanmış kırk parçadan dikilirdi. Kırgızlar çocuğun kırklama töreninde kırk çörek, kırk gözleme gibi geleneksel yemekler yapar ve köydeki kırk çocuğa dağıtırlardı. Çocukların her türlü kötü ruhlardan ve nazardan korunması için çocuğun beşiğine ve elbisesine çeşitli boncuklardan, hayvan ve kuş parçalarından yapılmış muskalar asılırdı. Eğer bir ailenin erkek çocuğu ölürse geleneğe göre o ailenin yeni doğmuş olan erkek çocuğunun ayağına halhal, kulağına küpe takılır, saçları örülür, sünnet dönemine kadar kız çocuğu gibi giydirilirdi. Seyahat etmek insana yepyeni yaşamlar ve kültürler öğretiyor. Bebeği her türlü kötülükten koruma içgüdüsü, Kırgızların çocuğa soyun ve boyun koruyucusu ve devamcısı anlamı yükledikleri için, yeni doğan bebeğe ilişkin yapılan geleneksel törenler değişik inançlar içerir. \"Balalı'y bazar balasız'y mazar\" şeklindeki çocuk dolu ev pazar, çocuksuz ev mezar anlamına gelen Kırgız atasözünden de görüldüğü gibi en az 10 çocuğa sahip aileler mutlu aile sayılır. Çok çocuk sahibi olma geleneği ta eski zamanlardan beri olup, düşman ve dış etkenlerden başarılı bir şekilde korunma ihtiyacından ileri gelir. Ataerkil aile yapısının toplumda başlıca ekonomik güç anlamına geldiği dönemlerde çok çocuklu aileler az çocuklu ailelere nazaran daha güvenli ve daha rahat hayat sürerler. Bebeğin yürümesi şerefine tuşoo kesii adlı eğlence ve ziyafet töreni düzenlenirdi. Saat 10-11 civarında bebek çadırın önüne getirilir ve ayakları siyah-beyaz renkli ala jip denen iki ince yün iplikle bağlanırdı. Kırgızlar için bu renkler ışık-karanlık, iyi-kötü mücadelesinin simgesidir. Kırgızlara göre yaşam mutluluk, neşe ve güzel günlerle beraber, acı ve kederli günlerle de doludur. Bu bakımdan çocukların daha küçük yaşlardan itibaren bu gibi durumlara hazırlıklı olmaları gerekir. 8-12 yaşlarındaki çocuklar bebeğin çıkarıldığı çadırın önünde toplanır ve bir koşu yarışması yapılırdı. Bebeğin yanına ilk ulaşan çocuk bebeğin akrabaları tarafından verilen bıçakla bebeğin ayağındaki ipleri keser ve buna karşılık çeşitli hediyeler alırdı. Bu yarış isteğe göre çeşitli yaş grupları arasında yapılabilir ve yarışın galipleri ipleri kestikleri bıçakla beraber değişik hediyelerle ödüllendirilirdi. Çeşitli mistik yollarla bebeğin daha hızlı bir şekilde yürümeye başlaması amacıyla yapılan bu yarışma, günümüzde de yapılıyor. Çocukların ergenlik dönemine ulaşmaları şerefine de çeşitli törenler düzenlenir. Ama yaş arttıkça yapılan törenlerin sayısı azalır. İslam'ın şartlarına göre erkek çocuklar 3,5 ya da 7 yaşlarında sünnet olurlar. Kırgızlar arasında kız çocuklarıyla ilgili, bu kızların 9-10 yaşlarına geldiklerinde saçlarını yeniden örme töreni düzenlenir. Daha önceleri yandan veya arkadan örülen iki örgünün yerine 20 civarında küçük örgüler yapılır. Bu andan itibaren o kız büyümüş sayılır, elbiseleri değiştirilir, daha olgun davranmasına dikkat edilir. Aşağıdaki dünya tatlısı Kırgız çocukların dansını kaçırmayın. İlerleyen yaşlarda erkek çocuklar için ilk ata binme, ilk bıyık kesme gibi çeşitli törenler yapılırdı. İlk bıyık kesme töreninde yetişkinin babası hayvan keser, daha sonra oğlunu akraba ve ya dostlarından birinin evine gönderirdi. Gittiği yerde çocuğun bıyıkları kesilir ve ya düzeltilir, çocuğa bir at hediye edilir ve geri gönderilirdi. Kırgızların on iki yıllık bir dönemi kapsayan ve çeşitli hayvan adlarıyla adlandırılan kendi takvimleri de vardı. Bu on iki yıllık dönemi Kırgızlar mıçal olarak adlandırırlardı. Bu döneme çocuğun ana rahminde geçirdiği bir yıl daha eklenmiştir. Böylece bir mıçal 13, eki mıçal 25 yaş anlamına gelmekteydi. Bu gelenekten yola çıkarak ilk doğum günü 13, diğer doğum günleriyse 25, 37 gibi 12 yıllık periyotlarla yapılırdı. İlk doğum günü kutlaması olan 13 yaş bu kutlamalar içerisinde ayrı bir önem taşırdı. O gün büyük bir tören düzenlenir, hayvanlar kesilir, akraba ve aile dostları davet edilirdi. Törende çocuğa kırmızı gömlek giydirilir ve büyükler tarafından nasihatler verilirdi. Kırgızlar mıçal yılında insan organizmasını önemli değişimlere uğradığına ve çocuğun bu yaşta şiddetli bir hastalık geçirebileceğine inanırlardı. Bu yüzden mıçal yılından birkaç ay önce çocuğun eski elbiseleri başkalarına verilir, adaklar adanır ve kurbanlar kesilerek köye dağıtılırdı. Adak adanması kol kayır, kurbanların kesilip köye dağıtılması ise sadaga çabuu olarak adlandırılırdı. Bundan sonra çocuk artık büyümüş sayılırdı. Ailesi ona güvenir, çeşitli tören ve eğlencelere katılmasına izin verirlerdi. Kız isteme, nişan, evlilikle ilgili gelenek ve görenekler Kırgız kültürünün önemli bir parçasını oluşturur. Evlilik olayına ciddi ve sorumluluk gerektiren bir kurum olarak bakılır, tektı el mene soylu ailelerle akrabalıklar kurulmaya çalışılır. Damat ve gelinin aileleri arasındaki ilişkiler kuda söök mümkün olduğu kadar nazik ve karşılıklı saygı çerçevesinde tutulmaya çalışılır. Hatta aralarında her hangi bir sorun olsa bile zor durumlarda birbirlerine yardım etmekten kaçınmazlar. \"Kudanın jamanı suu keçiret\" anlamına gelen Kırgız atasözü gelin ve damadın akrabaları arasındaki güvenin ne derece güçlü olduğunu gösteriyor. Kırgızlar arasında çeşitli erken evlenme şekilleri mevcut olmuştur. Ya iki akraba, ya da sadece dar günlerde birbirlerine yardım etmiş olan tamamen yabancı iki aile arasında bel kuda diye adlandırılan daha doğmamış çocukların veya beşik kuda olarak adlandırılan küçük yaşlı çocukların nişanlanmasını buna örnek olarak gösterebiliriz. Söök töşıı adı verilen yemin törenleri yapılır, sonuna kadar akraba olacaklarına dair sözler verilirdi. Kırgız geleneklerinde kadın erkek eşitliği oldukça iyidir. Kırgız kızları ve kadınları da ata biner, ok atar, vatanı savunur. Damadın geleceği gün gelin köydeki bütün akrabalarıyla vedalaşır, kendi yaşıtlarıyla bir kız meclisi düzenler. Düğün töreninde değişik eğlenceler, oyunlar yapılır, müzikler çalınır, şarkılar söylenir. Gelinin uğurlanması \"kemgir öldı\", \"çal jıgar\", \"kız kıışıtuu\", \"jıyuu-jayuu\", \"töşök talaşuu\", \"ukuruk baytar\", \"tındık kötör\", \"kız kıışıtuu\", \"tolgoo tabak\", \"toy taratuu\", \"tokmak saluu\", \"töşök talaşuu\" gibi oyun ve eğlencelerle süslenir. Gelini götüren kafilenin önü kalın bir iple kesilir, damadın veli ve akrabalarından çeşitli bahşişler alınır. Damat tarafının getirdiği başlık ve genellikle giyeceklerin oluşturduğu çeşitli hediyeler gelinin akrabalarına dağıtılır. Geleneksel olarak başlığın içeriği her birinden dokuzar adet olmak üzere çeşitli büyük ve küçük baş hayvandan oluşur. Dokuz ahşap tepside geleneksel yemekler, giysiler, küçük hediyeler getirilir ve katılanlara dağıtılır. Dokuz rakamı Kırgızlar arasında kutsal bir anlam taşıyor. Düğünden önce gelinin akrabaları gelinin kızlık örgülerini çözerek kadınlığa geçiş anlamına gelen değişik bir örgü örerler. Bu geleneksel tören gelinin bir üst yaş grubuna geçişini ifade eder. Tören esnasında geline iyi bir ev kadını olma ve eşine sadık kalma gibi çeşitli konularda nasihatler verilir. Gelin düğün kıyafetiyle sağdıç ve yaşıtlarının eşliğinde damadın ailesine gösterilir ve karşılığında hediyeler alınır. Kırgız geleneklerine göre evlenen kız baba ocağını tamamen terk etmiş, artık başkasına ait sayılır. Bu yüzden gelinin uğurlanması töreninde kadınlar koşuklar söyleyerek ağlarlar. Damadın köyüne geldikten sonra gelinin duvağı çıkarılıp yerine beyaz bir çalma takılır. Daha sonra genel bir tanışma töreni, nikah kıyımı, gelinin yüz görümü gibi çeşitli törenler yapılır. Geleneğe göre gelin eşinin akrabalarına \"terg\" isimleriyle değil, saygı içeren değişik ifadelerle hitap etmek zorunda. Bu yasak gelinin hayatı boyunca devam eder. Hatta yaşlılık döneminde bile bir saygı ifadesi olarak eşinin ölmüş akrabalarının ismini söylemez. Bu işi o kişileri tanıyan bir başkası yapar. Bu tür kadınlar toplum içerisinde büyük saygı görürler. Kırgızlar insan hayatına yüksek değer vererek yaşamları boyunca iyilik yapmaya, birbirlerini kırmamaya, çok çocuk sahibi olmaya, soylu ailelerle akraba olmaya, çok sayıda hayvan sahibi olmaya çalışırlar. İyi insanlarla dostluk edersen gömleğinin yakası beyaz olur, kötü insanlarla dostluk edersen dertten erken yaşlanırsın anlamındaki Kırgız ata sözü bir anlamda bu geleneğin günümüze bir yansıması. Kırgızlar hayattaki olayları bayramlar ve acılar olmak üzere ikiye ayırmış ve bu ikisinin arasındaki mesafenin, \"iyilik ile kötülük kaş ile kirpik arası kadar birbirine yakın durur\" atasözünde görüldüğü gibi kaşla kirpik arasındaki mesafe kadar kısa olduğunu düşünmüşlerdir. Onlara göre insan her türlü doğa olaylarına moral ve psikolojik olarak hazırlıklı olmalıdır. Ölüm yatağındaki kişi istediği her şeyi tamamen yapılacak şekilde vasiyet ederdi. Yakının ölümü aile ve akrabalar için facia sayılırdı. Eğer ölen insan genç veya orta yaşlı birisi ise bu acı daha da ağır olurdu. Genç biri öldüğünde çadırın başına \"tındık\" kırmızı bayrak, orta yaşlı biri öldüğünde siyah bayrak, yaşlı biri öldüğünde ise beyaz bayrak asarlardı. Bu, cenaze törenine gelenler için bir işaret niteliği taşırdı. Cenazenin bulunduğu çadırda sadece kadınlar bulunurdu. Eğer ölen kişi kadının eşi ise kadın saçlarını yolar, yüzünü tırmalar ve yüksek sesle ağlardı. Çadırdaki kadınlar yüzleri duvara dönük şekilde oturur ve ağıtlar söylerlerdi. Merhumun karısına ancak 7. gününde ve ya 40. gününde saçlarını toplamasına izin verilirdi. Bu sebeple çaç jıydı merasimi düzenlenirdi. Cenaze töreni birkaç aşamadan oluşurdu; defin töreni, ölüm hakkında duyuru kabaaytuu, ölen eşin resmi tul kötör, yas elbisesi giyme kara kigıı, ağıtlar ökırıı, misafirlerin karşılanması ve yerleştirilmesi konok aluu, cenazenin yıkanması söök juu, cenazenin kefene sarılması kegindöö, uğurlama uzatuu ve defin merasimi sööktı koyuu, defin töreni sonrası merasimler ve mezarlıktan dönenlerin ağıtları ökırıı üçülügü, merhumun elbise ve özel eşyalarının paylaştırılması mıçö, ayrıca küçük ebatlı (50x50cm) kumaş parçaları dağıtılması ve anma yemeği kara aş. Anma töreni üçü, yedisi, kırkı ve yıl dönümü şeklinde düzenlenir. Yıl dönümünden sonra tutulan yas sona ermiş sayılır. Takvim günlerine ilişkin gelenek ve görenekler çeşitli dönemlerde ortaya çıkmıştır. Arkaik dönemlerden yeni dönemlere kadar süregelmiştir. 20. yy. a kadar atalarını anma törenleri, hayvan alemi ve doğal afetlere ilişkin bazı göçebe gelenekleri eski şekliyle devam etmektedir. Bu tür merasimlerin düzenlenmesinde amaç ailenin refaha ulaşması, soyunu devam ettirmek, sahip olunan hayvan sayısını arttırmaktaydı. Bu gelenekler büyü ve animizm karakterler taşımaktaydı. Takvimle ilgili en büyük geleneklerden birisi, Mart ayının üçüncü haftasına denk gelen gece gündüz eşitliği, ilkbaharla gelen yeni yıl Nevruz geleneği ulusal bir kimliğe bürünmüştür. Gece gündüz eşitliği Nevruz arifesinde köy kadınları geleneksel yemekleri olan buğday taneleri, süt ve bir miktar etten yapılan sulu yemek çeşidini pişirirler. Yeni yılın gelişiyle tüm köylüler yeni elbiselerini giyer, birbirlerini yeni yılın gelişi dolayısıyla kutlar, geleneksel sofralarını kurarlar. Bayram sırasında yakılan ocakların üzerinden herkes atlarlar. Ateşin insanı arındırdığına ve ona güç verdiğine inanılır. Bayram süresince çeşitli at, spor yarışmaları ve eğlenceler düzenlenir. Bu gelenek tabiatın ilkbaharda canlandığı düşüncesinin bir ürünü. Bu bayramın yanı sıra Şamanizm dönemlerinden kalma gelenekler mevcuttur. Bunlara örnek olarak kutsal Yer-toprak ruhu adına yapılan kurban merasimleri gösterilebilir. Genellikle bu merasim, otların yeşermeğe başladığı ve hayvanların yaylalara götürüldüğü ilkbahar ve mera mevsiminin sonunda, kışa hazırlıkların başladığı hazan mevsiminde düzenlenirdi. Merasim sırasında hayvanlar kesilerek kurban edilir, yemekler yapılırdı. Yemek sonunda \"Jer suu\" ruhun afet ve felaketlerden koruması için \"bata\" duası okunurdu. Kuraklık ve sel olduğu zamanlar ayrı-ayrı veya toplu şekilde merhamet dileği, günahlarının affedilmesi için adaklar \"tılöö\" adanırdı. Bu merasimlerin çoğu Kırgızların tanrıçaları \"Teger\", \"Umay\" adına dualar yapılarak kapanmaktaydı. Yukarıda sayılan gelenekler Kırgız halkının İslam öncesi gelişim dönemlerinde ortaya çıkmıştır. Kırgızların İslam dinine geçişi ile geleneklerinde belirgin bir biçimde yaşanır, yeni geleneklerin oluşmasına neden olur. Bunlara örnek olarak cenaze duası, günahların affedilmesi, İslam'ın beş şartı ve ramazan ayı ve kurban bayramı \"kurman ayt\" kutlanıyor. Bazı kabileler dışında Kırgızlar göçebe hayatı yaşamaktaydılar. Yayla ve vadilerdeki meralardan yukarılara, dağlara doğru göç etmekteydiler. Göç mevsimsel karakter taşımaktaydı. Göçebeler otların yeşermesiyle yaz meralarına doğru göç etmekteydiler. Ağustos ayına kadar göç devam etmekte ve dağların eteklerine ulaşmaktaydı. Kış aylarının gelmesiyle Kırgızlar eski yerlerine geri dönerlerdi. Eski yerlerine dönüş törenleri düzenler, bayram giysilerini giyer ve süslenirlerdi. Törenler sırasında kurbanlar kesilir, adaklar adanırdı. Yol boyunca karşılaştıkları köylerde onlara içecekler \"ayran\", \"lamız\" ikram edilir, çocuklara hediyeler verilir ve iyi yolculuklar dilerlerdi. Geldiklerinde komşuları onları ziyaret eder, ve hazırladıkları yemekleri getirip onlara ikram ederlerdi ve onların gelişlerini kutlarlardı. Konukseverlik Kırgız halkının en güzel geleneğidir. Evde bulunan her şeyin en iyisi: yemek, yatak, ev sahiplerinin dikkat ve ihtimamı konukların üzerinde olurdu. Yoldan geçen tesadüfi birisi veya davetli konoktor misafir olabilirdi. Çadıra doğru bir atlı yaklaştığında çadır sahipleri onu mutlaka karşılar, attan inmesi için yardım eder, soğuk içecekler ikram ederlerdi. Kırgızlarda gelen misafirlere geliş maksadı asla sorulmazdı. Misafir kesinlikle kalacak yerle temin edilirdi, şayet bu yapılmaz, kötü yatacak yer sunulursa bundan memnun olmayan misafir evi terk eder ve köydeki herkese bu olayı anlatırdı. Bu olay herkes tarafından kınanırdı. Kırgız atasözü şöyle der: \"Konoktuui ydyo kut bar\" . Geleneğe göre misafirin eşyalarının korunmasından ve atının doyurulmasından ev sahibi sorumludur. Misafirin herhangi bir eşyası kayıp olursa bundan ev sahibi sorumlu tutulur. Kırgız insanlarının ilişkilerinde birbirilerine hediye verme geleneği vardır, turtuu. Bu hediyeler hayvan, av kuşları, at eyeri, kamcı müzik aletleri, ziynet eşyaları olabilir. Geleneğe göre hediye alan kişi karşılığını daha değerli bir hediye ile geri vermelidir. Ülkeye gitmek isteyenler için yazım: Kırgızistan Bilgi ve Gezi Rehberi. Ayrıca ülkenin kuzeyinden ve güneyinden yazdığım Kırgızistan Turu ve Kırgızistan Gezisi yazılarım ve videolarım da var. Geleneksel Kırgız kültüründe akrabalar arasında yardımlaşma geleneği önemli yer tutar. Hayatın acı ve mutlu günlerinde insanlar birbirlerine maddi ve manevi yardımda bulunmalıdır. Eğer ailenin yiyeceğe-giyeceğe, kalacak yere ihtiyacı varsa tüm sülale ve köylüler o aileye yardım etmek için toplanır. Özellikle aile ve akraba gruplar birbirlerine daha çok maddi ve manevi yardımda bulunuyorlar. Böyle gruplar genellikle onlarca aileden oluşuyor ve 3, 4, 5 kuşak aynı soydan geliyor, adları atalarının adıyla adlandırılıyor. Aileler genelde ortak yaşam sürdürüyorlar. Hayvanlarını yaylalara ortak götürüyor, aile üyelerini ve hayvanlarını tehlikeye karşı ortaklaşa koruyorlar. Akraba ailelerin yaşamlarının birçok yönünü organize ve eden, grubun en yaşlı kişisi oluyor. Böyle gruplar bugün de mevcut. Gerçi eskisi kadar aileler üzerinde töre baskısı yok, fakat cenaze törenlerinde, düğünlerde aralarındaki yardımlaşma halen devam ediyor. Özellikle bu gruplar bu gün genç neslin üzerindeki sosyal kontrolünü elde tutacak en etkili mekanizma ve gençliğin sosyalleşmesini, etnolojik kimliğini kaybetmesini engelleyecek en büyük kurumlar olabilir. Modern gelişme döneminde Kırgızlar Orta Asya'nın uygar toplumlarından biri. Okuma yazma oranı %99,5 ile dünyanın ileri gelen ülkelerinden. Bununla beraber Kırgız halkının geleneği, kültürü, örf, adet ve töreleri değişmemiş ve gelişmiş şekilleri ile bugün de devam etmekte, genç neslin kendi tarih ve medeniyetine olan sevgi ve saygı bağımlılığında önemli etken oluşturmakta. Bunlar halkın etnik ve kültürel özelliklerini oluşturuyor ve Kırgızlar diğer dünya halkları içerisinde kendine özgü bir yere sahip. Tavsiye ederim. Kırgızistan çok bakir ve ucuz bir ülke. Ben Kırgızistan'da epey gezdim, insanını ve kültürünü tanıma fırsatım oldu ama yerleşmeye yönelik bilgim yok. Kırgızistan Büyükelçiliğine, Kırgızistan Dostluk ve Kültür Derneği'ne ve Egemendik Kırgız Türkiye Mezunları Derneği'ne yazmanızı tavsiye ederim. Kırgız toplugunu cok iyi sekilde resimlemiş ve anlatmışsınız. Kırgızlarla ilgili bilinmedik gercekleri aydınlattıgınız için teşekkürler."} {"url": "https://celebialper.com/kirim-gezi-notlari/", "text": "Kırım gezi notları olarak hazırladığım bu yazımda uygun mevsim, Kırım hakkında bilgi, Kırım şehirleri, gezilecek yerler, yemekler, bilgiler, öneriler var. Daha sonra da iki kez gittiğim yarımadada gezdiğim yerleri ayrı yazılarımda anlatacağım. Kırım tatil ve gezi için ideal bir bölge; keşfedilecek yeri çok var, güvenli, ucuz ve eğlenceli. Sadece eski Sovyet coğrafyasından değil tüm dünyadan turist ve gezginleri kendine çekiyor. Kırım tarih boyunca Ruslar, Yunanlar, Tatarlar, Osmanlılar, Venedikliler, Cenovalıların yerleştiği, şehirler kurduğu, karma evlilikler yaptığı, izler bıraktığı bir coğrafya. Kırım sahillerindeki tatil kasabalarına milyonlarca turist tatile geliyor. Ukrayna'nın güneyinde ve Rusya'nın güneybatısındaki yarımada, ana karaya ince bir doğal köprüyle bağlı olan, adeta bir ada. İşte bir Kırım haritası. 1854-1856 Kırım Savaşı'nın yaşandığı bölgede bu sırada savaş muhabirliği mesleği doğmuş oldu. Bizim yakından tanıdığımız Florence Nightingale Kırım Savaşı sırasında yaralanan İngiliz askerleri önce Üsküdar'daki Selimiye Kışlası'nda, sonra da yarımadanın Balaklava kasabasında tedavi ederek hemşirelik mesleğinin kurucusu oldu. Askerler Florence Nightingale için Lambalı Kadın ünvanını kullandılar. Kırım Vilayeti Sovyetler Birliği döneminde, 1954'te Rusya'dan ayrılarak Ukrayna'ya bağlandı. Geçtiğimiz günlerde ise Rus Ordusu'nun girmesi ve referandum sonucu yeniden Rusya'ya geçti. Uyarı! Özerk cumhuriyetin Rus Ordusu'nca işgali ve referandumla Ukrayna'dan ayrılarak Rusya'ya bağlanması nedeniyle yaşanan gerginliğin savaşa dönüşme olasılığı vardır. Birçok devlet vatandaşlarını mecbur kalmadıkça gitmeme konusunda uyarıyor. Giderseniz de dikkatli olmalı, halkla Ukrayna'dan ayrılma konusunda tartışmamalısınız. Bölgede yüksek tatil sezonu Temmuz ile Eylül arasında ve kalabalık oluyor. Yazın Akdeniz iklimi hakim ve oldukça sıcak. Ben hep Temmuz ve Ağustos'ta gittim ve hava durumu çoğu gün bunaltıcı sıcaktı, ama dayanılmayacak kadar değil. Kırım'a gitmek için en iyi aylar Mayıs, Haziran ve Eylül. Kışları kar yağsa da aşırı soğuk değil, ama bazen yükseklerde yollar kapanabiliyor. Yazları deniz suyu sıcaklığı 22-25 derece arasında, Ekime kadar denize girilebilir. Ukrayna'da iseniz başkent Kiev'deki Zhuliany Havalimanı'ndan her gün Simferopol'e uçak var ve bilet fiyatları tek yön 35 ila 60 dolar arasında. Kiev'den Simferopol'e her gün 12 ve 28 numaralı trenler 18 saatte, Odessa'dan ise 650 numaralı tren 12 saatte gidiyor. Yataklı trenlerin bilet fiyatları üçüncü sınıf 17 dolar, ikinci sınıf 30 dolar, birinci sınıf 100 dolar civarında. Sevastopol, Kerch ve Feodosya'ya da trenle gitmek mümkün. Tüm bu saydığım şehirlerden Simferopol ve diğer çoğu kasabaya otobüsler de var. Simferopol'den Yalta'ya gitmek için taksi (45 dolar), troleybüs (2 dolar) ve otobüs (4 dolar) var. Ukrayna otobüsleri için SkyBus, trenleri için ise Ukrayna Demiryolları web sitelerine bakabilirsiniz. Dikkat, güncel bilgi: Mevcut durumda Kırım'a sadece Rusya'dan gidilebiliyor! Başkentin tren istasyonu, en güzel binalarından biri. Genelde kıyılara ve dağlara gitmek için bir aktarma yeri olan kentin Tatarca adı Akmescit. Simferopol'den Yalta'ya benim de kullandığım 56 kilometrelik dünyanın en uzun troleybüs hattı var. Rus Çar saraylları ve anıtlarla dolu güzel kıyı kenti Yalta kuşkusuz Kırım'ın gözdesi. Tüm Sovyet bloğunun en çok sevilen üç tatil merkezinden biri olan Yalta'da küçük, ucuz ve temiz bir ev kiralayıp günlerce kenti ve çevresini gezdim. Batıdan Yalta'ya giderken ilk deniz-güneş-kumsal kasabası. Aluşta'daki eski tekne tersaneleri kumsallara çevrilmiş. Alupka kayalık deniz kıyıları, Rus tipi yazlık ev daçalar ve Vorontsov Sarayı'na evsahipliği yapıyor. Churchill 1945'teki Yalta Konferansı sırasında bu sarayda kaldı. Simperofol ile Sevastopol arasındaki vadide yer alan Bahçesaray, başta Kırım Han Sarayı, kayalara oyulmuş Ermeni Manastırı, Çufutkale ve Türk Müseviler olan Karaylar'ın sinagogu olmak üzere ilginç gezilecek görülecek yerlere sahip. Tatarcası Bağçasaray. Eski Yurt, Orta Cuma Camii, Tahtalı Cami, Zincirli Medrese de Tatar eserlerinden. Kırım Savaşı nedeniyle ünlü olan küçük kasabada gizli nükleer denizaltı üssü ve tünellerini ziyaret ettim, sandalla gezdim. Tatarcası Balıqlava. Simferopol'den 100km doğuda bulunan Feodosya'da ünlü ressam Ayvazovski Resim galerisi var. Mimari açıdan Odessa'ya çok benzeyen Feodosya'ya ben bu müze ile Vladimir Vysotsky'nin albümünü bulabilmek için Koktebel'den günübirlik gittim. Yarımadanın en doğusunda, Rusya'ya çok yakın bir kent. Tatarcası Keriç olan kentin adının uluslararası yazılımı Kerch. Feodosya ile Sudak arasındaki tatil kasabası kumsalları ve eğlencesi için tercih ediliyor. Burada ismi halen Türkçe olan Karadağ, tekne ile ziyaret etmeye değer. Pansiyon fiyatları uygun. Tatarcası Köktöbel. Önemli bir donanma kenti olan Sivastopol II Dünya Savaşı'ndaki direnişi nedeniyle Kahraman Şehir ünvanına sahip. Yalta yakınlarındaki Simeiz, kayalık ve güneşli bir kasaba. Cenevizlerden kalma kalesi, kumsalları ve eğlencesiyle bilinen Sudak'ta güzel bir tatil yaptım. Eskiden beri köpüklü şarabıyla ünlü bu küçük sahil kasabasında güzel kumsallar ve orman var. İlginç yeryüzü yapısı ve manzaraları nedeniyle birçok Sovyet filminin çekildiği beldeyi günübirlik ziyaret ettim. Yevpatorya bugün bir liman, demiryolu ulaşımı ve tatil merkezi. Yazın tatilciler nedeniyle yoğun olan kentte kışın işsizlik sorunu yüksek. Kırım'da gezilecek yerler çok ama neyse ki birbirlerinden pek uzak değiller. Gezdiğim yerleri ayrı yazılarla anlatacağım, burada sıralayıp kısa bilgiler vereyim. Bahçesaray kasabasındaki Kırım Han Sarayı, 1443 yılından itibaren Tatar Hanlığı'nın başkenti idi. Bahçesaray 1475 yılındaki Osmanlı işgalinden itibaren Osmanlı İmparatorluğu'na bağlı ama kendi içinde egemen bir hanlık haline geldi. Kırım Savaşı ile Ruslara geçen bölgede Kırım hanlarına soylu ünvanı verildi, başkent Simferopol'e taşındı. Han Sarayı güzel bahçeleri, camileri, mezarlıkları, ahşap yapıları ve haremiyle Kırım'da görülecek yerler arasında. Çufutkale Bahçesaray'daki geçmişi altıncı yüzyıla uzanan bir mağara kent. Yaz sıcağında kayalıklara tırmanmak zor oldu ama değdi. Buradaki eserler ve manzara ilginç. Büyük Kanyon'a Yalta'dan 1.5-2 saatte, Bahçesaray'dan otostop veya minibüsle gidilebiliyor. 2 dolara denk gelen ücreti ödedikten sonra dere kenarından bir saat yürüyerek kanyona ulaşılıyor. Yürüyüş patikasının sonunda iyi yemek ve kötü şarap satan bir adam, küçük bir şelale ve göl var. Kırım'da gezilebilecek mağaralar olan Krasnaya, Emine-Bayır-Hosar ve Mramornaya'ya erişmek kolay. Diğer birçok mağaraya profesyonel olmayanların gitmeleri önerilmez. Kırlangıç Yuvası adlı yapı Yalta ile Alupka arasındaki Gaspra'da yer alıyor. Kırk metrelik uçurumun tepesinde ve tam ucundaki Neo-Gotik saray 1912 yılında inşa edildi ve Kırım'ın en ünlü simgesi ve mutlaka gezilecek yerler arasında. Yalta'dan tekne turları var. Eskiden çarların yazlık sarayı olan mekan, II. Dünya Savaşı'nı sona erdiren Yalta Konferansı ile ünlü. Görülmesi gereken yerler arasında. Fransız şatosunu andıran eski çar sarayı. Bir kez Stalin gitmiş ama güvende hissetmediği için kalmamış. Aluşta ile Partenmit arasındaki Gurzuf Kırım'ın en güzel yerlerinden. Fransız Rivyerası iklimine sahip Gurzuf'un iyi şarapları ve berrak bir denizi var. Sudak'ta gezdiğim bu kalede güzel binalar, kuleler, manzara oluşturan kalıntılar var. Kalede Osmanlı döneminden kalma bir mescit de bulunuyor. Balaklava'da gezdiğim eski gizli nükleer denizaltı tünelleri soğuk savaş döneminin önemli askeri merkezlerinden. Yurt dışı seyahatle ilgili birçok öneri, bilgi ve ipucunu, ucuz gezi yöntemlerini Çeşitli sayfamda bulabilirsiniz. Kırım'da gece hayatı eğlenceli ve hareketli. Her kent ve kasabadaki bar ve diskolardan başka eğlence etkinliklerine katılmak isterseniz müzik festivallerine gidebilirsiniz. Her yıl Ağustos ve Eylül'de düzenleniyor. Günlük bilet 12 dolar civarında. Eğlencenin zirvesi Popovka kumsalındaki Kazantip Festivali sizi şahane müzik, ılık Karadeniz suyu ve çılgın gençleriyle önyargıdan uzak bir dünyaya davet ediyor. 31 Temmuz 14 Ağustos arasında gerçekleştirilen festivalde güzellik yarışması ve spor gibi etkinlikler de var. Festivalin düzenleyicileri insanları \"cennete\" davet ediyorlar ve aşık olanlar eğer isterlerse buradaki \"Hızlı Evlilik Kurumu\" tarafından bir törenle Kazantip Parti Ülkesi vatandaşlarının \"cennet birliği\"ne girişini onaylıyorlar ve bunun aşk sürdükçe geçerli olacağını söylüyorlar. Festivalin kuralları arasında \"aşk bedavadır, sevişin\", \"beyninizi ve prezervatifinizi kullanın\" gibi sloganlar var. Gitmeye niyetlenen yurdum insanı: eğlen ama saçmalama, efendi ol! Rus, Ukrayna ve Tatar mutfaklarının etkilerini taşıyan Kırım yemekleri lezzetli. Tatarların ünlü çiğ böreği dilimize yanlış bir anlam kazanarak geçmiş olup, asıl adı çibörek olan bir Kırım Tatar yemeğidir. Bize de aynen geçmiş olan çibörek, daire şeklindeki hamurun içine koyun veya dana kıyması, kıyılmış soğan ve karabiber konup yarım ay şeklinde kapatılarak derin ayçiçek yağında kızartılmasıyla yapılıyor. Bölgenin yemeklerinden mantı bizdeki gibi yoğurtla değil genelde acıka veya krema ile sunuluyor. Bizim Urfa'ya benzeyen lüle kebabı ile şiş kebabın Rusçası şaşlık da tanıdık lezzetlerden. Kuzu ve domuz etinden yapılan şaşlık, Tatar lokantalarında domuzdan yapılmaz. Tatar yemeklerinden olan lagman çorbası, iri koyun eti, sebze ve erişteden yapılır ve bizdeki çorbalardan daha bol malzemelidir; orada \"çorba\" olarak adlandırılır ama bizde \"sulu yemek\" kıvamındadır. Kumsallarda molochnoye adlı aromasız sade dondurma çok satılıyor. Ayrıca paklava olarak sattıkları şeyin bizdekiyle ilgisi yok; ince hamur katmanları bir çiçek veya peçete demeti şeklinde birleştirilip kızartılarak fındık ve balla kaplanıyor. Tatar lokantalarına gittiğinizde hem tanıdık hem de biraz farklı yemekler tadarak eğlenceli yemekler yiyebilirsiniz. Tatarlar çayı seramik demlikte ve fincanla içiyor. Demli çay bulmakta güçlük çekmezsiniz. Ukrayna ve Tatar yemekleriyle içkileri hakkında daha fazla bilgiyi Ukrayna Gezi Rehberi yazımda hem yazdım hem de videomla anlattım. Kırım'da gezdiğim yerleri ayrı ayrı yazacağım. cok tesekkur ederım. son durumdan dolayı tekrar gıtmek ıstedıgım anne ve babamın anavatanını anlattıgınız ıcın. elınızı yuregınıze saglık. devamını 4 gozle beklıyorum.. Ben de okuduğunuz için teşekkür ederim. Umarım yakında gidebilirsiniz. Böyle hissettirdiğime sevindim, ilginize teşekkür ederim. Umarım ata yurdunuza gidebilirsiniz. Kırım'dan daha çok yazacağım, takip ediniz. Sevgiyle. Çok zaman geçirdiğim bir yerde hep akılda kalacak detaylardan bahsedip tekrar hatırlattığın için teşekkürler. Sanırım önceki bir seyahat olmalı. Ama güncelliğiyle iyi olmuş. Bundan sonraki dönemde de çok değişeceğini düşünmüyorum. eline sağlık.. Kırım güzeldir ama denizi bizim denizler kadar iyi değildir. Ama ucuzdur. Üzücü yanı Kırım artık Ukrayna topragı değil, Rusya topragı oldu, direkt Kırım'a giremezseniz, Rusya üzerinden geçiş yapmanız lazım.. Aynı Türkiye-KKTC olayı gibi. aralık 2014 sonra ukranya kırım arası kara yolu ulaşım durdurulduğunu okudum... bu doğrumu.... vy şunda ukranya kırım arası karayolu acıkmı.. bilgi aktarırsanız sevinirim.. Bulabildiğim bilgilere göre Ukrayna hükumeti Kırım ile kara ulaşımını durdurmuş, tren ve otobüsle geçiş yok. Böyle bir haber var ama dogru mudur, bilginiz var mı acaba? \"Sinop Yalta Seferleri 21 Mayıs'ta Başlıyor\". Haberi gördüm ancak adı geçen firmanın sitesinde Yalta veya gemiyle ilgili herhangi bir şey yok. Kırım gezi yazımı okuduğunuz için teşekkürler Ayşegül Hanım. Sizin de yüreğinize sağlık. Umarım Kırım'a gidersiniz, güzeldir. Teşekkürler Cem Bey, hemen bilgiyi ekliyorum. Evet, Kırım'a artık sadece Rusya'dan girilebiliyor. yeni bir kitap okudum onlarda insandı... cengiz dağcı nur iiçinde yatsın benim anne dedem kırım alupkalı. rus mezaliminden kamış bir tatar sizin hazırladığınız tanıtım ve yazıda atalarımın geççççmişimi yaşadım onların acısını hissettim. allah razı olsun çok mutlu oldum o cennet vatanı daha çok özledim teşekkür ederim tüm sürülen türklere selam gönderiyorum ölenlere rahmet diliyorum. Kırım hakkında katkınız için teşekkürler Rabia Hanım. 2008 den beri 9 kez gittigim unutamadigim bir yer. Kırım bence de çok güzel bir bölge, gezi ve tatil için ideal. Umarım yine kolayca seyahat edilebilecek duruma gelir. Evet, Kırım artık Rusya egemenliğinde, Rusya Federasyonu vizesi gerekiyor. Arkadaşlar eğer Kırım'a gidecek olursanız önemli bir uyarım var. Biz normalde Rusya'dan bisikletlerimizle girip Ukrayna'ya ya geçecektik ama iki ülkenin de bir kuralı var. Hangi ülkeden Kırım'a girdiyseniz o ülkeden çıkmak zorundasınız ve tüm uçuşlar iptal edilmiş. Yani biz Rusya'dan girince Rusya'dan çıkmak zorunda kaldık ve o uzun yolu bisikletlerle geri döndük. Hatta Odessa Konsolosu bizi araıp sakın girmeyin, bir kişi Ukrayna'ya geçmek istedi ama 5 gün arada kalıp su bile vermemişler dedi. Durum böyle! Kırım ulaşım bilgileri için teşekkürler. Kırım Ukrayna'nın elinden çıkıp Rusya toprağı olduktan sonra giriş çıkış ve bürokrasi konusunda çok soru işareti var. Umarım bu güzel coğrafyada seyahat yakında yine kolaylaşır. Türk ve Osmanlı camileri ile Bizans tipi kubbeli kiliseler konusunda size katılıyorum. Osmanlılar İstanbul'u alınca kubbeli kiliselerden etkilenip Selçuklu, Anadolu, Türk tipi cami mimarisini terk ettiler. Dediğiniz gibi Mimar Sinan ömrünü ve sanatını 1000 yıl öncenin tekniğiyle inşa edilmiş Aya Sofya'nın muhteşemliğini yakalamaya adadı ama başaramadı, sadece Selimiye'de yaklaştı. Bugün Türkiye'de inşa edilen camiler, Çamlıca'daki dev yapıdan gecekondu mahallesindeki camiye kadar hepsi Aya Sofya taklidi. bende kırım kökenli biri olarak kırımı çok merak ediyorum tüm Avrupa ülkelerini gezdim ama kırımı hiç görmedim İstanbul dan direkt simferapola uçuş varmı varsa uçak biletleri ne kadar acaba selamlar. Merhaba. Yazımda da belirttiğim gibi bugün Kırım'a sadece Rusya'dan gidilebiliyor. İstanbul'dan Rus Hava Yolu Aeroflot ile Moskova aktarmalı gidebilirsiniz. 1000-1100 TL şu sıra. alper bey merhabalar yazınızı büyük bir zevkle okudum çok güzel ve açıklayıcı kırımda yaşayan bir arkadaşım var ve yanına gitmek istiyorum mevcut şartlarda moskova üzerinden aktarmalı gidildiğini söylemişsiniz ben hiç yurt dışına çıkmadım ve yabancı dilim de yok nelere dikkat etmeliyim yada ne gibi tavsiyeleriniz olucak gideceğim yer simferepol. Merhaba Hüseyin Bey. Evet öyle, Kırım'a Moskova üzerinden, Rusya'dan gidilebiliyor. Tehlikeli bir bölge değil, Türkiye'den çok daha güvenli. Genel seyahat bilgileri için Çeşitli sayfamdaki bilgi yazı ve videolarıma bakabilirsiniz. Merhaba. Mart 2014'te Kırım'ın Ukrayna toprağı olmaktan çıkıp Rusya'ya bağlanmasından sonra seyahat zorlaştı. Romanya'dan Ukrayna'ya geçişte sorun olmaz ama Kırım'a karadan giriş Rusya açısından yasak. İki yasal yol var; Moskova'dan Simferopol'e uçakla gitmek veya feribotla Kerch'e gitmek. Ukrayna'dan karadan girmek içi, n Ukrayna devletinin özel izni gerekiyor ama şu anda bu izni vermiyor. Ayrıca pratikte şu da bir kural; Kırım'a Ukrayna'dan girdiyseniz Ukrayna'dan çıkmak, Rusya'dan girerseniz Rusya'dan çıkmak gerekiyor. Güncel duruma baktığımda şu an hala böyle. Motosiklet bambaşka bir tarz, ruh. Rotanız harika. Arkadaşlar ben daha yeni gelmiş biri olarak kırım a istanbuldan moskova ve moskovadan sımferepol ucak biletleri 1300 tl tuttu ve ayrıca 250 tl kadarda rus vizesi almanız gerekiyor yaklaşık 10 gün içersinde çıkıyor vizeniz kırım sadece yazın değil bahar zamanıda güzel bence. Uçak aktarmaları ve sımferepoldan yaltayı da dusunursek nerdeyse 1 gün sürüyor gelmek, ben suan buradayım bir arkadasımın yanına geldim. vize ve uçak parası dahada artar yakında malum 1 dolar 3.75 oldu ve ayrıyeten burada yedıgınız yemeklerde veya gece biseyler ıcmek ıcınde gıttıgınız mekanlardaki ücretler turkıye ye gore pahalı dıyebılırım artık ama herseye ragmen guzel. Güncel Kırım seyahat bilgileri için teşekkürler. Zorluğa rağmen gitmenize sevindim. Ben bu ay sonu Kırım'a gidecem Türkiye'den hayırlısıyla Krasnodar hava alanından otobüsle Simferopol geçeceğim kirima ilk defa gideceğim bunu için üzerime ne kadar dolar almam lazım 1 hafta tatil yapacağım bunun için bilgi verir misiniz rica etsem hayat pahalı mı orda nasıl bi maddi durum ayarlamam lazim. Merhaba. Kırım Türkiye'den biraz daha ucuz, ona göre bir tahminde bulunabilirsiniz. Rakam vermem doğru olmaz, herkesin beklentileri ve harcama tarzı farklıdır. Çok güzel bir coğrafya ve tatil bölgesi. Krasnodar şehri Rusya topraklarında olduğuna göre sorun yaşamazsınız. Rusya Türk vatandaşlarından vize istiyor bilirsiniz. Onur bey Kırım Rusya'ya bağlandıktan sonra sürekli İstanbul'dan Krasnodar'a uçakla geçip oradan da ucuz uçak bileti bulamazsam otobüs ile Kırım'a geçmekteyim, havalimanından otogara (avtovokzal 1) taksi ile 1000 ruble istiyorlar ancak ben pazarlık yapıp 750 800 rubleye gidiyorum, siz de pazarlık yapın unutmayın, bunun için Rusçayı çok iyi bilmenize gerek yok doğru şoförü bulun yeter. Otogara geldikten sonra otobüsü bulmanız çok kolay bizdeki gibi birden fazla firmalar yok tek bir yerden biletinizi alıp hemen arka tarafa gelen otobüse binebilirsiniz. Otobüs fiyatları bize göre bence pahalı ve otobüs oldukça eski ve konforsuz bilginiz olsun ve su dahil hiç bir ikramda bulunmazlar siz otobüsü beklediğiniz kısımda büfeler var oradan binmeden önce yanınıza yiyecek ve içecek almayı unutmayınız ve Kerç boğazını geçmek için otobüs feribota bindiğinde gemide yiyecek satılmakta ve fena değil. Sık sık mola verir ve molalarda dikkat edin sizi beklemeyip basıp gidebilirler ben öyle sezdim 🙂 Size şu kadarını söyliyeyim otobüslerde bizdeki gibi hizmet kesinlikle alamazsınız. Otobüs Port Kavkaz a gelince feribota otobüsle binmiyorsunuz, limana gelmeden muavin önce herkesin kimlik ve pasaportlarını toplar buna güvenin sorun yok ve verin pasaportunuzu. Limanda herkesi otobüsten indirirler ve otobüsteki bavullarınızı da yanınıza almanız gereklidir sonrasında güvenlik noktasını bavullarınız ile beraber x-ray cihazlardan geçerek tamamlarsınız ve kontrol sonrasında herkes tekrar otobüse biner ve otobüs gemiye park yapınca isterseniz inip gemiyi dolaşabilirsiniz. Yaklaşık 30 dk. Sonra feribot Kırım'a geçer ve hemen yoluna devam eder. Bu arada sizin muavine verdiğiniz pasaportunuz otobüste tek tek ger dağıtılıyor mutlaka alın ve içinde belgeniz varsa kontrol edin. Sonrasında gideceğiniz şehre göre yol üzerindeki tüm şehirlere uğrar. Benim şahsi fikrim Krasnodar'dan Simferopol'e öncelik olarak uçak ile gitmeniz. Bu arada Krasnodar'dan Simferopol'e kalkan uçak saatine çok varsa havalimanı içinde otel var ve bayağı ucuz, ben 20 dolara kalmıştım. Aktaracaklarım şimdilik bu kadar. Merhaba Sena Hanım. teşekkür ederim. :)) Maalesef artık Kırım'a Ukrayna'dan girilemiyor. Merhaba. Kirim artik Rusya'ya ait. Ukrayna'dan giris cikis yok. Evet sorun yasarsiniz. Kırım kadim bir Türk yurdudur. Ukraynanın parçası ve Rusya işgali altındadır. Kırıma bir zorunluluğunuz yoksa gitmeyiniz! Dedenizin Kırım'dan geldiği kentin adı değiştirilmiş olabilir. Umarım blog okurlarımdan bilgi verebilen biri çıkar. Dersaadet; Osmanlılalarda İstanbul'a verilen bir addır. Osmanlının işgali demeniz kaba bir tarif olmuş. Kırım'ın Ruslara geçmesi kırım savaşından 70 yıl öncedir. Merhaba Alper Metin bey. Kırım hakkında açıklayıcı, detaylı bilgiler öğrenmiş oldum. Gezi notlarını takip ediyorum. Şimdiye kadar 40 ülkeye seyahat ettim. Uygun zamanda Kırım ziyareti düşünüyorum. Yalnız Kırım'ı anlatırken Osmanlının yani atalarımızın almasını işgal olarak nitelendirmek bir anlık gaflet olarak düşünüyorum. Umarım düzeltirsiniz. Merhaba. Kırım ve diğer gezi yazılarıma ilginize teşekkür ederim."} {"url": "https://celebialper.com/kopenhag-gezi-notlari/", "text": "Kopenhag'da gezilecek yerler hakkında hazırladığım bu yazıda Kopenhag gezi notları ve rehberi, hava durumu, gezi bilgileri, gece hayatı ve eğlence üzerine yazılarım, tavsiyelerim, video ve fotoğraflarım var. Danimarka'nın başkenti Kopenhag 1 milyon nüfuslu bir kültür, alışveriş, sanat, tasarım, gece hayatı şehri olup, Avrupa ana karası ile İskandinavya arasında bir kültürel ve coğrafi köprü oluşturuyor. İşte Kopenhag turu için bilgiler içeren bir gezi yazısı. Kopenhag hava durumu yılın çoğunda serin ve soğuk. Gezi turu için en iyi mevsim yaz. Kopenhag gezi planı için en uygun ve rahat aylar Mayıstan itibaren Eylül sonuna kadar. İlkbahar mevsimi Kopenhaglılar için karanlık Kışın ardından caddeleri, parkları, kafeleri doldurma zamanı. Yaz mevsimi ılık geçer ve ortalama sıcaklık gündüz 20, gece 15 derece. 21 Haziran günü gündüz en uzun ve 18 saat sürüyor. Yazın sokaklarda yaşam canlı ve hareketli. Sonbahar ve Kış mevsimlerinde günler kısa ve soğuk geçiyor, Danimarkalılar daha sakin bir yaşamı tercih ediyor, işten çıkınca evlerine gidiyor veya arkadaş ve ailelerini ziyaret ediyorlar. Kopenhag gezi için pek ünlü olmasa da bence cazip bir kent. Zarif insanlar ve binalar, huzur ve güven dolu yaşam, müzeler, galeriler, parklar pek güzel. Ben blogumun en iyi gezi blogu seçildiği yarışmanın ödülü olarak bir Kopenhag gezisi yaptım. İyi ki de gittim, çok beğendim. Yapılan bir araştırmada geçen sene dünyanın en mutlu insanlarının yaşadığı ülke Danimarka çıktı. En son araştırmaya göre ise en mutlu insanların ülkesi Paraguay. Danimarka daha önce gördüğüm diğer İskandinav ülkeleri İsveç ve Finlandiya'ya benzer özellikler taşıyor. Kopenhag'a nasıl gidildiğini ve havalimanından merkeze ulaşımı önceki yazımda anlattım. Derdin ne böyle arkadaş kara kara düşünecek? 3 metre uzunluğunda ve 2.5 ton ağırlığında ağır metal heykelin adı Zinkglobal. Üzerinde oturduğu 9 metrelik dev anahtar, geleceğin anahtarını temsil ediyor. Nordre Toldbod bölgesindeki Langelinie'de. Couchsurfing sayesinde tanıştığım arkadaşlarımdan Helene ile parkta. Çekik gözlüsü ayrı tatlı, İskandinavı başka sevimli. Çocuklar bütün dünyada güzel. Kaldığım yerdeki yapay göl kente güzellik katıyor. Kentte ulaşımın önemli bir kısmı bisikletle sağlanıyor. İzlediğim müzik ve dans gösterisi harika! Günlük yaşamdan bir video; bisikletler, insanlar ve trafik. Kopenhag gezi turumda Danimarka Ordusu törenine rastladım. O sırada tam karşıda barış yanlıları gösteri yapıyor. Kopenhag'ın sembolü olan denizkızı heykeli Edvard Eriksen tarafından bronzdan yapıldı. Langelinie adlı deniz kıyısı gezinti yolundaki bir kayanın üzerinde duran denizkızı heykeli 1.25 metre boyunda ve 175 kilo ağırlığında. Danimarkalı yazar Hans Christian Andersen'in Denizkızı adlı masalından esinlenerek yapılan heykel son yıllarda vandalların ve politik eylemcilerin hedefi olup tekrar tekrar onarılıyor. Kopenhag gezi planı yapıp da bu fotoğrafı çektirmeyeni dövüyorlar. Copenhagen City Hall Kopenhag Belediye Başkanı ve Belediye Meclisi'nin merkez binası. Şehir merkezindeki Belediye Sarayı Meydanı'nda bulunan güzel bina 1905 yılında mimar Martin Nyrop tarafından Ulusal Romantik tarzında tasarlandı. Bir saat kulesi ve Jens Olsen'in Dünya Saati bu binada. Avrupa'nın en ünlü lunaparkı olan Tivoli Kopenhag'da gezilecek yerler arasında, mutlaka görülmesi gereken bir yer. Yukarıdaki meydandan yürüyerek bir kaç dakikada gideceğiniz Tivoli Gardens 1843 yılında kuruldu ve uzun zamandır ulusal bir değer ve turistik yer. Kopenhag gezi rotası için şart. Giriş ücreti 8 yaşa kadar çocuklara ücretsiz, büyüklere 99 Danimarka Kronu. Yeni Liman Nyhavn 17. yüzyıldan kalma bir liman, kanal ve eğlence bölgesi. Kongens Nytrov'dan başlayıp limanın ucu Royal Playhouse'a kadar uzayan tarihi limanda parlak renkli eski evler, eski ahşap gemiler, barlar, kafeler ve restoranlar var. Kraliyet ailesinin konutları olarak kullanılan Amalienborg Sarayı, meydana bakan birbirinin aynısı dört binadan oluşuyor; VIII. Christian Sarayı Prens ve Prenses tarafından konuk sarayı olarak; VIII. Frederik Sarayı Veliaht Prens ailesinin evi olarak; VII. Christian Sarayı konukevi olarak; IX. Christian Sarayı ise Kraliçe ve eşinin evi olarak kullanılıyor. Fotoğrafımda kenarda gördüğünüz, aslında meydanın ortasında kalan heykel 1771 yılından kalma ve Kral V. Frederik'e ait. Amalienborg Sarayı Danimarka kraliyet ailesinin kış mevsimi konutu. Christiansborg Sarayı veya Kalesi kent merkezindeki Slotsholmen adacığında yer alıyor ve Danimarka Parlamentosu, Başbakanlık Ofisi ve Yüksek Mahkeme'ye ev sahipliği yapıyor. Bazı kısımları da kraliyet tarafından kullanılıyor. Yine Slotsholmen'de yer alan tarihi borsa 1625 yılından kalma. Dünyanın en uzun yaya caddelerinden biri olan Stroget, Belediye Sarayı Meydanı'dan Kongens Nytorv Meydanı'na kadar uzanan, uygun fiyatlı zincir mağazalardan dünyanın en pahalı markalarına kadar dükkanların yer aldığı, kentin ana arteri ve Kopenhag'ın alışveriş merkezi. Görülecek yerler arasındaki bu caddeye alışveriş meraklıları mutlaka gitmeli. Kopenhag gezi bilgi notları devam ediyor. Eğlenceli bir yer olan Dünya Rekorları Müzesi'nde kısa mesafeli saatte 508 kilometre hız yapan yarış arabası, telefon kulübesine 20 öğrenci sığdırma, 18 bisiklet yiyen adam, rekor kırılan uluslararası spor karşılaşmaları, boks ile güç testi gibi rekorlar ve oyuncaklar canlandırılıyor ve sergileniyor. Ostergade Caddesi, 16 numaralı adreste. Asıl adı Frederikskirken olup Mermer Kilise olarak bilinen ibadethanenin dev kubbesi 31 metre çapında, Ayasofya Kilisesi'nin kubbesi kadar. Kilise Indre By bölgesinde yer alıyor. Gezinti ve alışveriş caddesi Pistolstrade'deki restore edilmiş güzel eski ve küçük binalarda dükkanlar ve sanat galerileri var. Aslı adı Alexander Nevsky olan kilise, kentteki tek Rus Ortodoks kilisesi. Rusya tarafından Danimarka Prensesi Dagmar ile Alexander Alexandrovich'in evlilikleri nedeniyle 1883'te yaptırıldı. Roma Katolik Kilisesi Danimarka Psikoposluğu'na evsahipliği yapan kırmızı tuğlalı Katolik kilisesi. Designmuseum Danmark adlı tasarım müzesi Orta çağ'dan günümüze kadar gelen dekoratif sanatlar, el sanatları ve endüstriyel tasarımlara ev sahipliği yapıyor. Bina eskiden ülkenin ilk halka açık hastanesiydi. Kentin tarihi kalesi Kastellet en iyi korunmuş yıldız şekilli kalelerden birisi. Köşelerinde burçlar olan beş köşeli yıldız biçiminde. Rosenborg Garden da denen King's Garden parkı Kral IV. Christian zamanında, sarayının yanına kuruldu. Parkta bulunan aşağıdaki Kamp med en slange adlı heykel, 1881 yılında Thomas Brock tarafından yapılmış. Kent merkezindeki Botanik Bahçe 10 hektar alana yayılıyor ve 1874 yılından kalma cam seraları çok güzel. Oster Farimagsgade 2B adresindeki park halka açık. Kobmagergade 52A adresindeki yuvarlak gözlem kulesi Rundetaarn, Avrupa'da bugün işlev gören en eski gözlem evi, yani rasathane. IV. Christian kuleyi inşa ettiği dönemde Danimarka gök bilimci Tycho Brahe sayesinde astronomide oldukça ileriydi. Bilet fiyatı çocuklara 5, büyüklere 25 kron. Kent merkezindeki Latin Mahallesi adını buradaki eski üniversite ve çevresinde yaygın konuşulan Latince dilinden alıyor. Öğrenci yaşamının çoğu dört yeni kampüse kaymış olsa da bölge butikleri, kafeleri ve gece kulüpleriyle hala canlı bir ortama sahip. Komün yaşamı ile bilinen semt, bugün turistik ve görülmesi gereken yerlerden biri. Yeşil ve otomobilsiz Freetown Christiania burada yaşayanların alternatif ve bağımsız yaşam tarzı ile biliniyor. 1971 yılında bir grup hippinin terk edilmiş askeri barakaları işgal edip Danimarka devletinden tamamen bağımsız olarak kendi toplumsal kurallarını geliştirmeleriyle kuruldu. Freetown Christiania bölgesinde el yapımı evler, atölyeler, sanat galerileri, müzik mekanları, ucuz ve organik yemekler bulabilirsiniz. Çok paranız olsa da buradan ev satın alamazsınız; bunun için başvurursunuz, uygun görülürseniz size ev verilir. Güvenlik için bölgede, özellikle Pusher Caddesi'nde fotoğraf çekmemelisiniz; çünkü burada satılan esrar normalde ülkede yasa dışı. Kopenhag gezi turu için ilginç bir seçenek. Ekvipagemestervej 10 adresindeki Kopenhag Operası A. P. Moller ve Chastine McKinney Moller Vakfı tarafından Danimarka halkına bağışlandı. On dört katlı opera binası 41.000 metre kare alan kaplıyor ve ana sahnesi 1.400 kişilik. Ulusal Müze'de Taş Devri, Viking dönemi, Orta Çağ, Rönesans ve modern Danimarka tarihinden sergiler var. Prens Sarayı içerisinde bulunuyor ve Pazartesi hariç diğer 6 gün açık. Adresi Prinsens Palae, Ny Vestergade 10. Orta Doğulu göçmen ve öğrenci ağırlıklı semt, Kopenhag'da yaşam üzerine ilginç görüntüler sunuyor. Dantes Plads 7 adresindeki sanat müzesi Carl Jacobsen tarafından 1888 yılında kuruldu. Antik ve modern sanatlar olmak üzere iki ana bölüme sahip. Antikalar bölümünde Mısır, Yunan, Etrüsk ve Roma sanatından 3500 yıl öncesine kadar giden eserler var. Tam bilet ücreti 95 Danimarka Kronu, gençlere 50 kron, 18 yaş altı ücretsiz. Stephan Sinding adlı sanatçıya ait aşağıdaki Tutsak Anne adlı eser 1887 yılından. Sanat müzesindeki eserlerden aşağıdaki mermer heykel, büyük heykeltraş Auguste Rodin'in ünlü Öpüşme adlı eseri. Müzenin bahçesinde Danimarka sanatından bir eser. Wilhelm Marstrand'ın bir İtalyan meyhanesini anlatan resmi. 1847 tarihli bir tablo. Solvgade Caddesi 48-50 numaradaki Ulusal Sanat Galerisi Danimarka'nın en büyük sanat müzesi olup son yedi yüzyıldan yerli ve yabancı sanat eserlerini sergiliyor. Sabit eserlerin olduğu salonlar ücretsiz, özel sergiler 110 kron, ben ücretsiz kısımları gezdim. Joakim Skovgaard adlı Danimarkalı ressamın 1891-1894 yıllarında yaptığı İsa Ölüler Ülkesinde adlı tablosu. Carl Bloch adlı ressamın 1866 tarihli eseri aşağıda. Rosenorns Alle 22 adresindeki Müzik Müzesi Pazartesi hariç açık ve giriş ücretsiz. Müzik tarihi hakkında en eski (1898) müzelerden olup 16. ila 20. yüzyıllardan Avrupa, Asya, Güney Amerika ve Afrika müzik aletleri, bir kütüphane ve geniş bir görsel sanat koleksiyonu var. Çok kültürlü, bohem yaşam tarzı ve gece hayatı semti Vesterbro Kopenhag'da yaşam için cazip bir bölge. Türkiyeli göçmenler de var. Dünyanın en eski lunaparkı Dyrehavsbakken kentin biraz kuzeyinde, adresi Dyrehavevej 62, Klampenborg. Kopenhag gece hayatı ile ünlü bir şehir değil, bu kesin. Ama özellikle hafta sonları Kopenhag geceleri hareketleniyor, eğlence yerleri canlanıyor. Kentte ellilik bira çoğu barda 30-40 kron fiyatlarla satılıyor. Danimarka para birimi kron 0.45 lira ediyor, yani 1 Türk Lirası 2.24 kron ediyor. Bazı barlarda bira fiyatları hafta içi ve erken saatlerde 20-30 kron oluyor. İçki fiyatları Türkiye'den veya diğer İskandinav ülkelerinden olmayanlar için pahalı. Sokakta içki içmek serbest. Markette 330ml şişe biralar 3 ile 7 kron, yani 1 ila 3 lira arasında. Şehirde sokak konserleri de oluyor, gittim. Çoğu turist güzel Nyhavn semtinde içiyor ama pahalı bir bölge. Yerli halk güzel havalarda açıkta içmeyi seviyor. Örneğin Stroget yaya caddesinin kuzey ve güneyindeki sokaklar iyi. Gece hayatı için eğlenceli semtler arasında merkez istasyonun batısındaki Vesterbro bolgesinde Vesterbrogade ve Istedgade caddeleri var. Norrebro bölgesinde ise Sankt Hans Torv ve Blagards Plads eğlence için bar ve klüpler sunuyor. Gece kulüplerinin çoğu 40 ile 80 kron arasında giriş ücreti alıyor. Kentte tanışıp gündüz parkta, akşam Norrebro semtindeki açık hava barında, gece sokak konserinde zaman geçirdiğim arkadaşlar, hepsi kibar ve sevimli. Kopenhag'daki bazı barlar ve gece hayatı kulüpleri. The Jane Grabrodre Meydanı. Kopenhag'ın tam merkezindeki geniş gece kulübü ve kokteyl barda büyük bir bar ve eski mobilyalarla döşeli şık odalar var. Bu odaların bazılarındaki kitaplıkları çevirdiğinizde arkalarında başka barların olduğu gizli odalara çıkıyor. Yaş sınırı 18 değil 23. Perşembe, Cuma, Cumartesi günleri açık. The Scottish Pub Radhuspladsen. Pazartesileri sırt çantalı gezginler gecesi genelde kalabalık ve eğlenceli oluyor. Madame Chu's Bar Gammel strand, no:40, popüler kokteyl barların olduğu bölgede. Çin tarzı dekorasyonlu gece kulübü Çarşamba, Perşembe, Cuma, Cumartesi 18:00'den çok geç saatlere kadar açık. Jolene Bar Faesketorvet, no:81, Vesterbro. DJ ve canlı rock gruplarının müzik yaptığı, rahat bir bar. K bar Ved Stranden, no:20, Hojbro Meydanı'na yakın. Özellikle Martini çeşitleriyle ünlü bir kokteyl bar. Kassen Bar Norrebrogade no:18. Bir tarafında pizzacı, diğer tarafında kebapçı olan, Kopenhag gece hayatı içerisindeki en ucuz barlardan biri. Cumaları 14:00 ile 22:00 arasında tek içki fiyatına iki içki veriliyor. Çarşambaları 2 bira 1 shot 50 kron. Çarşamba, Perşembe, Cuma, Cumartesi açık. Bir gece gittiğim konserde Yaylalar Yaylalar çaldılar! Bakken Kbh Club Faesketorvet Caddesi, no:19. Genelde canlı müzik çalınan, rahat ve açık görüşlü insanların gittiği gece mekanı Perşembe, Cuma, Cumartesi açık. HIVE Club Skindergade, no:45. Kopenhag kent merkezinde, şık ve lüks bir eğlence yeri. Yeraltı tarzı yerli ve yabancı sanatçılar gidiyor. Üç bölüm var; White Box kulüp öncesi bar, Red Box sakin alt kat, Black Box ise dev ses sisteminin olduğu büyük eğlence mekanı. Elektronik, bass, house ve tekno müzikler. Kopenhag gezi bilgileri için kentten diğer yazıma da bakabilirsiniz. cox maraqla oxudum. xeyalarimin seheri deyerdim Nagil kimi Kopenhagen. Hayallerinizin gerçek olmasını ve en kısa zamanda Kopenhag kentini görmenizi dilerim. Finlandiya İskandinav ülkesidir. Bazı kaynaklar onu katmaz, bazıları ise İzlanda'yı da katar. Danimarka kesin zaten. Tam da benim dediğimi onayladınız; İskandinav ülkeleri için önce 3 tanedir, sonra da 5 tanedir dediniz, ayrım değişiyor. Bunlara takılmayın, gezin görün tanıyın. İyi yolculuklar. Kopenhag gezi yazımı okuduğunuz için teşekkürler. Harika yorumlar, teşekkürler Alper Bey.. Ben de tek gezginim blogları okuyup ilham alıyorum. Benim de bir blog açmanın zamanı geldi sanırım.. İyi seyahatler.. Kopenhag gezi yorumlarımı okuduğunuz için teşekkürler Didem hanım. Yalnız seyahat etmek çok keyifli ve maceralı, arkadaşlarla gezmek başka bir şey. Blog çok emek ve zaman gerektiriyor ama böyle geri dönüşler insanı mutlu ediyor. İyi seyahatler. 9 haziranda kopenhag da olacağım ve bir rehbere ihtiyacım var. tşk. Alper bey merhaba gezi notlarınızı ilgiyle takip ediyorum uzun zamandır. 10 günlük bir İskandinavya gezisi planlıyorum eşimle.. özellikle bu gezi planında mutlaka yer almalı dediğiniz şehirler hangileri ve bu şehirlere ortalama kaçar gün ayırmalı sizce.. turla gezmekten hoşlanmıyoruz kalıplar nedeniyle, Kopenhag ve Stockholm'ü de gezi notlarınız çerçevesinde mutlaka gidilecek iki nokta olarak belirledik ancak Oslo'dan soğuduk mesela... başlangıç noktası, devam ve bitiş noktası şeklinde bir rota belirleyemedik.. önerilerinizi merakla bekliyorum saygılar. Merhaba. Kopenhag ve Stockholm çok güzel. Finlandiya her ne kadar tam bir İskandinav sayılmasa da ben çok seviyorum. Helsinki de düşünülebilir. Oslo neden cazip gelmedi? Kopenhag ve Stockholm'den çok daha küçük ve sade bir şehir ama bence gidilir. İzlanda uzak kalıyor sanırım istemezsiniz. Kopenhag 3 Stockholm 3 Oslo 2 Helsinki 2 gün desem? Ya da son 2 başkentten Oslo'yu eleyerek daha rahat bir iskandinavya gezisi olabilir."} {"url": "https://celebialper.com/kopenhag-seyahatim/", "text": "Seyahat Blogları Topluluğu tarafından momondo ana sponsorluğuyla düzenlenen Türkiye'nin en iyi seyahat blogu yarışmasında kazandığım birinciliğin ödülü bir Kopenhag seyahati oldu. momondo'nun hediyesi olan THY uçak bileti ve otel sayesinde bu güzel İskandinav kentine 4 günlük bir geziye gittim. İşte Kopenhag gezi notları. Katıldığım diğer gezi blog yarışmaları ve kazandığım birincilikler bu yazımda: En İyi seyahat Blogu. İstanbul Kopenhag uçuşu 3 saat sürüyor. İnip pasaport kontrolünden geçip bagajımı aldıktan sonra, vardığım her ülkede olduğu gibi önce danışmadan ücretsiz bir kent planı alıyorum ve ardından ATM'den yerel para Danimarka Kronu çekiyorum. Kopenhag Havalimanı'ndan kent merkezine taksi, tren veya metro ile ulaşım mümkün. Benim tercih ettiğim metronun bileti otomatik makinelerden veya havalimanının ana giriş-çıkış salonundaki gişelerden alınabiliyor, 36 Kron (12 TL) ve 75 dakika geçerli. Kent merkezine gitmek sadece 15 dakika sürüyor. Ben otelime en yakın istasyon olan Norreport'ta iniyorum. İstasyondan otelime giderken her yabancı kente ilk gelişimdeki o heyecanı yaşıyorum. Otelime yaklaşınca heyecanıma sevinç ekleniyor, işte bulunduğu yer aşağıda. Yerleştiğim otelim konforlu, merkezde ve göl kenarında. Mogolistan'da göçebe çadırı, Estonya'da komün evinin tavan arası, Kuzey Kore'de döküntü otellerde kalmış bünyemi sarsıyor ama neyse ki çabuk uyum sağlıyorum. Otelime yerleştikten sonra hemen önceden hazırladığım yazılarım ve kent planımı yanıma alarak Danimarka'nın başkenti Kopenhag'ı keşfe çıkıyorum. Kopenhag kanalları, zarif mimarisi, çoğu bisikleti tercih eden güler yüzlü insanları, sanat müzeleri, sakin ve büyük parkları, zengin kültürü, gece hayatı, güvenliği, çok kültürlü yaşamıyla gidilesi bir kent. Daha önce Finlandiya ve İsveç'te tanık olup beğendiğim İskandinav insanının sadeliği ve dürüstlüğü de eklenince Danimarka hayranlık uyandıran bir ülke, gezi için ideal. Bu yazımın pratik bir gezi rehberi olmasını umuyorum. Columbia University Earth Institute adlı kuruluşun 156 ülkede yaptığı üç yıl süren geniş çaplı araştırmanın sonucuna göre dünyanın en mutlu ülkesi Danimarka. Birleşmiş Milletler Dünya Mutluluk Raporu da dünyanın en mutlu insanlarının Danimarka'da yaşadıklarını söylüyor. Yaşamdan tatmin olma oranı en yüksek ülke Danimarka, dünyanın en mutlu ülkesi. Danimarka dünyada yaşam kalitesi en yüksek ülkeler arasında yer alıyor. Seyahat Blogları Topluluğu'nun düzenlediği Seyahat Blog Ödülleri yarışmasının ve gezimin sponsoru momondo milyonlarca uçak bileti, otel ve tatil seçeneklerini kullanıcıları için bulan ve karşılaştıran, ücretsiz ve bağımsız bir seyahat arama motoru. Kullanıcılar internette farklı siteleri teker teker gezmek ve saatler harcamak yerine, momondo'da en ucuz uçak biletlerini, otelleri ve tatil fırsatlarını tek bir arama ile bulabiliyor. momondo internet üzerindeki en hızlı ve kapsamlı aramayı yaparak, havayolu şirketlerini, online seyahat acentalarını, otelleri ve hatta düşük fiyatlı havayollarını karşılaştırıyor, kullanıcılarının en uygun fiyatı bulmasına yardımcı oluyor. Kullanıcılar iPhone, Android, ve Blackberry uygulamaları ile de aynı sonuçlara bulundukları yerden anında ulaşabiliyorlar. Bu güzel turu paylaştığın için teşekkür ederim umarım daha nice başarılar kazanacaksın. işte küçük bir geocaching tanıtım yazısı ve içinde gecen gezi blogu linki.. eski günlerimi hatırlattınız desem? 😀 özlemişim vallahi. ben önce almanyaya gidip oradan arabayla danimarkaya geçmiştim, deniz yolculuğu falan da vardı yani. Açıkça söylemek gerekirse, DANİMARKA GERÇEKTEN ALMANYADAN ÇOK DAHA HARİKA BİR ÜLKE! çok beğenmiştim gerçekten, hem bilirsiniz galatasaray maçını, onun yapıldığı stadı da görme imkanım oldu. imkanınız varsa gidin arkadaşlar. Buna sevindim 🙂 Kısa bir yazı oldu, daha yazacağım. Merhaba. Bloğunuz cidden çok başarılı. Bu yaz Temmuz sonunda Danimarkanın da içinde olduğu bir İskandinavya programı yapacağız nasipse. Yazınızın devamını dört gözle bekliyoruz. Teşekkürler Cem Bey. Yakında zaman ayırabilmeyi umarım. Eylül sonunda Kopenhag'da gündüz ve gece 12 saat civarında sürer. Sabah yedi sularında güneş doğar ve akşam saat yediden biraz önce batar. Zamanım ve bütçem uygun değildi. Bilgim yok. En iyi gezi blogu seçilmenizi kutlarım. Kopenhag son derece güzel bir kent, gezmeye değer. Kopenhag çok rahat bir kent, gezmek için ideal. Merhaba. Kopenhag'da şehir içi ulaşım için aynı biletler metro, tren, otobüs ve su otobüslerinde geçerli. Önemli gezilecek yerlerin çoğu yürüme mesafesinde, ama isterseniz tüm ulaşımda geçerli City Pass alabilirsiniz; 24, 48, 72 ve 120 saat geçerli olanlar var. Norreport İstasyonunu merkez alıp mümkün olduğunca yakınlarında kalırsanız rahat edersiniz. Jazz Club olarak tam merkezdeki Jazzhus Montmartre ve King's Garden'ın karşısındaki Juzzcup iyidir. Tivoli Gardens'a giriş ücreti 120 Danimarka Kronu, rock konserleri olan Cuma günleri 175 kron. İçeride akvaryum giriş ücreti 20 kron, kafelerde yeme içme ücretleri makul. Diğer ekstra yerlerin ücretlerini bilmiyorum."} {"url": "https://celebialper.com/kreuzberg-berlin/", "text": "Kreuzberg Berlin'in Türkler arasında Küçük İstanbul olarak da adlandırılan bir bölgesi. Semtin merkezindeki Zentrum Kreuzberg tabelasının Türkçe olarak Kreuzberg Merkezi şeklinde olması, Türk nüfusu ve Türk esnafıyla adeta bir Klein Istanbul yani Küçük İstanbul. Kreuzberg gençliğinin üzerinde Afrikalı-Amerikalı, hip hop, rap, breakdance ve Türk kültürlerinin önemli bir etkisi var. Semt 1998'de yürürlüğe giren yasadan sonra Friedrichshain ile birleşip Friedrichshain-Kreuzberg adını aldı. Almanya'nın başkenti Berlin'de ağırlıklı olarak göçmenlerin yaşadığı Kreuzberg semti, renkli ortamı, gezilecek yerler ve çok kültürlü yapısıyla her yaştan ve ırktan insanların ilgisini çekiyor. Killa Hakan, Massaka 361 gibi ünlü rapçiler ve 36 Boys çetesi hem Almanya hem Türkiye Türkleri arasında ünlü. Almanya'nın başkenti Berlin'in geniş ilçesi Friedrichshain-Kreuzberg'de bulunan Kreuzberg semtinin doğusunu Spree Nehri sınırlıyor. Paul-Lincke-Ufer ile birlikte Landwehrkanal doğudan batıya semtin içinden geçiyor. Görlitzer Park SO 36, Viktoriapark ise SW 61 bölgesinde yer alan parklar. U1 metro hattının aradaki istasyonlarından başka hatlara aktarma yaparak Kreuzberg'e gelebilir veya semtten Berlin kentinin istediğiniz her yerine gidebilirsiniz. U7, U8, U15 ve U12 metro hatları da semtten geçiyor. Kreuzberg merkezine gitmek için Görlitzer Bahnhof metro istasyonunda inmelisiniz. Berlin uçak biletlerini www. biletbayi. com sitesinden uygun fiyatlarla alabilirsiniz. Mitte semtinin güneyindeki Birleşik Friedrichshain-Kreuzberg ilçesinin bir bölümü olan Kreuzberg Berlin kentinin en ünlü bölgelerinden biri. Sokak dilinde X-Berg olarak da adlandırılan semt iki kısımdan oluşuyor; çok sayıda göçmenin yaşadığı SO 36 ve daha Alman ağırlıklı SW 61. 1970'li yıllarda Kreuzberg Berlin şehrinin en fakir semtlerinden biri ve Batı Berlin'in en izole ve ıssız kısmı iken, bugün birleşik kentin ortasında Berlin'in kültürel merkezlerinden biri. Dünya çapında alternatif ortamı, sisteme ve düzene karşı duruşuyla tanınıyor. Çok sayıda kafe, bar, pub ve gece kulübü olan semt son derece popüler. Friedrichshain-Kreuzberg ilçesi yüksek göçmen Türk nüfusu oranı ile Türk mahallesi olarak biliniyor. Bölgede yaşayanların yaklaşık üçte biri Alman vatandaşı değil. Cazibe merkezi ve kültür çeşitliliği olsa da Berlin'de işsizliğin en yoğun ve en düşük ortalama gelir düzeyinin olduğu semt. İşte o ünlü Kreuzberg Merkezi tabelası. Semtin sistem ve düzen karşıtı geleneği nedeniyle oyların çoğu Yeşiller Partisi'ne veriliyor ve belediye başkanı Franz Schulz bu partiden. Yerel milletvekili Hans-Christian Ströbele, federal Bundestag meclisine doğrudan seçilen tek Yeşil politikacı. Diğer Avrupa başkentlerinde göçmenler genelde kent merkezinden uzak banliyölerde yaşarken, Berlin'deki Türkler şehrin tam merkezinde yaşıyor. Dünyanın dört bir yanından gelen yabancı kökenlilerin kendi kültürlerini özgürce sergilediği Küçük İstanbul Kreuzberg'de, sokaklardaki Türkçe tabelalar, yan yana sıralanan kebapçılar, Türk marketleri, berber dükkanları, pastaneler ve seyahat acentaları, Avrupa'nın göbeğinde Türk rüzgarı estiriyor, adeta bir Türk mahallesi. 18. yüzyıldan bu yana, ülkelerindeki baskı ortamından ya da kötü ekonomik koşullardan uzaklaşmak amacıyla Berlin'e gelen göçmenler, yeni bir başlangıç için hep bu semti seçiyor. 36 Boys Berlin'in Kreuzberg semtinde Türk gençlerinden oluşan bir çeteydi. Çete, 1980'lerin sonundan 1990'ların ortalarına kadar aktifti. 300'e kadar kişiden oluşan çetede sadece Türk gençler değil farklı uyruklu gençler de bulunuyordu. Çetenin etkin olduğu bölgeler; Kottbusser Tor mahallesi etrafı, Naunynstrasse sokağı ve Waldemarstrasse sokağı arasındaki yerleşim alanları, Görlitzer Bahnhof tren istasyonu çevresi. 36 Boys çetesi, ismini Kreuzberg'in posta kodu \"36\"dan alıyor. Çetenin ismini Berlin'in ilk rap sanatçılarından Maxim koymuş. 36 Boys üyeleri 1990'ların başında Jungfernheide parkında Neo-Naziler'le mahalle kavgaları yapardı. Çetenin diğer rakipleri ise Schlesisches Tormahallesinden Warriors ve Wedding mahallesinden Black Panthers çeteleriydi. Kreuzberg'de 1 Mayıs İşçi Bayramı sırasında 36 Boys çetesi özerk gruplarıyla birleşti, fakat anlaşmazlık nedeniyle ittifak uzun sürmedi. Çetenin graffitileri Berlin çapında çoğu yerde görülebiliyor. 36 Boys çetesinin yanı sıra, çocuklardan oluşan ve daha yüksek şiddet potansiyeli gösteren 36 Juniors çetesi de vardı. Berlin senatosu 2007'de eski çete üyelerini Kiezlaufer olarak çalıştırmaya başlattı. Görevleri şimdiki Kreuzberg'in gençlerine her türlü konuda yardımcı olmak ve suçtan uzak durmalarını sağlamak. Bazıları semt projelerinde ve gençlik merkezlerinde çalışıyor. Eski çete üyelerinden Sinan Tosun, Kottbusser Tor mahallesinde bir giyim dükkanına sahip ve üzerinde 36 Boys simgesi olan kıyafetler satıyor. Sinan'ın kardeşi olan boksör Muzaffer Tosun, çetenin eski üyelerinden. Rap sanatçısı Killa Hakan, ve yazar, film yönetmeni, medya pedagogu Neco Çelik de eski çete üyelerinden. Hakan Durmuş'un Kruezberg City Mekanım; Muci Tosun'un Kreuzberg Masalı; Micheal Thirtysix'in 36 KINGZ kitaplarında 36 Boys çetesinden bahsediliyor. Babası güreşçi olan 3 Mart 1973 doğumlu Hakan Durmuş ya da bilinen adıyla Killa Hakan'ın ailesi 1960 yıllarında işçi olarak Almanya'ya göç etti. Killa Hakan, Almanya Kreuzberg'te doğup büyüdü ve okudu. Getto hayatı yaşayan Hakan, sokaklarla erken yaşta tanıştı ve genç yaşta hapse girdi. Cezaevi yıllarında sürekli şarkı sözü yazdı. Almanya'da yabancı sözlü rap müzik yapmak yerine Türkçe rap yaptı ve kendini zamanla Avrupa'ya kanıtladı. Killa Hakan günümüz Almanya'sında sosyal işlerle de uğraşıyor. Avrupa'da Türkçe rap albümlerini satmak ve Türkçe dilini Avrupa'ya tanıtmayı amaçladı ve bunu başardı. Almanya'da verdiği eğitimlerde Rap müziği ile hayata tutunmayı öğretiyor. MTV Almanya kanalında 15 hafta boyunca Top 10 listesinde kalarak rekor kırdı. Şarkılarında devamlı söylediği 36 sayısı; doğup büyüdüğü Kreuzberg City'nin posta kodu numarası ve üyesi olduğu çetenin adı. Yerinde iç otur dur yerinde bırak.. Semt Almanya'daki punk rock hareketinin ve diğer alternatif alt kültürlerin merkezi. Geçmişte Iggy Pop ve David Bowie'nin sık konserler verdikleri SO 36 Club Berlin'in müzik dünyasında hala çok önemli. Her yıl yapılan büyük Carnival of Cultures adlı festival, farklı kültürlerden müzik, dans, eğlence, yemek, sanat, el sanatları gösterileriyle kutlanıyor. Semt uzun zamandır gay, lezbiyen, biseksüel, transseksüel eşcinsel yaşamının ve sanatının merkezi. Schwules Museum LGBT tarihi, sanatı ve kültürünü keşfetmeye, korumaya ve sergilemeye yönelik. Müze arşiv, kütüphane ve sergi bölümlerinden oluşuyor. Robin Schulz Alman müzisyen ve DJ, Prayer in C adlı şarkısının klibini burada çekti. Neco Çelik Türk asıllı Alman yönetmen, ilk filmi Alltag'da Kreuzberg gençliği üzerindeki Amerikan etkisini anlatıyor. Sven Regener Alman müzisyenin ilk romanı Berlin Blues ve üçüncü romanı Der Kleine Bruder, Kreuzberg sokaklarında geçiyor. Bloc Party İngiliz indie grubunun A Weekend in the City albümünde Kreuzberg adlı bir şarkı var. Stephen Malkmus Amerikalı müzisyen Black Book adlı şarkısında semtten bahsediyor. Killa Hakan Türk asıllı Alman rap sanatçısı çoğu şarkısında Kreuzberg semtinden bahsediyor; en ünlüleri yukarıdaki Kreuzberg City. Bettina Blümner Alman yönetmen, Prinzessinnenbad adlı belgesel filminde bu semtten Klara, Mina ve Tanutscha adlı üç genç kızın yaşamlarını anlatıyor. Shotgun Jimmie Kanadalı müzisyenin Transistor Sister albümünde The King of Kreuzberg adlı bir parça var. Killing Joke İngiliz post-punk müzik grubunun ilk albümünün adı SO 36. Kreuzberg'i gezmek son derece ilginç ve heyecan verici. Bakın Almanya'da Türkler ne yapmış; Türk icadı döner robotu. Bu dahilerimizi yurt dışına kaptırmasaydık bugün uzaya çıkmış olabilirdik. Bu Berlinli telefon kabininin tepesine çıkmış içiyor. Ertesi gün de oradaydı. Yaşama karşı dik bir duruş sergiliyor, adeta uçuyor. Türkiye kökenli olabilir. Kreuzberg'de kaldığım Tayfun'un evinin hemen yanında Türk camisi var. Neo-Nazi'ler Berlin'deki Türk mahallesi Kreuzberg'e yürümeye kalkınca karşılarında Türklere destek veren Almanları bulurlar. Kreuzberg gezilecek yerler açısından renkli ve zengin bir bölge. Berlin'in tarihi bölgelerinden biri de olan Kreuzberg'de, Birinci ve II. Dünya Savaşı'ndan kalan tarihi eserlerin toplandığı müzeler bulunuyor. Potsdamer Platz Meydanı'na 600 metre mesafedeki eski tren istasyonu. Gezilecek yerler arasında en önemlilerinden biri olan Checkpoint Charlie Soğuk Savaş döneminde Batı Berlin ile Doğu Berlin arasındaki en önemli geçiş noktasıydı. Bugün bir müze de var. Luisenstadt Canal veya Luisenstadtischer Kanal, Landwehr Canal ile Spree Nehri'ni birbirine bağlıyor. Kreuzberg'de gezilecek yerler arasında yer alıyor. Duvarcı Fechter 18 yaşında iken Doğu Berlin'den Batı'ya kaçmaya çalışırken sınır askerleri tarafından vurularak öldü. Berlin merkezindeki önemli kültür ve alışveriş caddesi. Alman Teknoloji Müzesi tarihi teknik araç ve eserleri sergiliyor, Spectrum adlı bir bilim merkezi de var. Trebbiner Caddesi'nde. Protestan Evangelist Kudüs Kilisesi Friedrichstadt Meydanı'nda. Jewish Museum Berlin Almanyalı Yahudilerin 2000 yıllık tarihini sergiliyor. Landwehr Kanalı Spree Nehri'ne paralel giden, 10.7km uzunluğunda güzel bir kanal. Niederkirchnerstrase Caddesi 7 numaradaki sergi salonu. Neo Gotik mimarili Prusya Kurtuluş Savaşları Ulusal Anıtı, Prusya Kralı III. Frederick William tarafından yaptırıldı. Kentin sembollerinden olan Oberbaumbrücke, Spree Nehri'nin iki yakasındaki önceden Doğu-Batı Berlin arasında bölünmüş iki semtini birleştiriyor. 1869 yapımı Thomaskirche Protestan kilisesi Luisenstadtischer Kanal ile Mariannenplatz arasında. Heinrichplatz yakınındaki Oranienstrasse'de bulunan SO36 müzik kulübü, Berlin punk rock ve diğer alternatif müzik türlerinin önemli bir mekanı. Protestan Tabor Kilisesi Outer Luisenstadt'da yer alıyor. Niederkirchnerstrasse Caddesi'ndeki Topographie des Terrors adlı müze 1933-1945 arası Nazi yönetimi sırasında Gestapo ve SS ana merkeziydi. Tempelhofer Berge'deki kent parkı 1894 yılında kurulmuş. Berlin sanatçı ve bohemlerinin mekanı Kreuzberg gece hayatı ve eğlence için geniş seçenekler sunuyor. Bar Marques Mütevazi Graefekiez Mahallesi'nde, Fransız jazz bar tarzı, şık bir eğlence yeri. Graefestrasse Caddesi, 92 numara. Barbie Deinhoff's Ünlü sanatçı Lena Braun'un sahibi olduğu LGBT ağırlıklı, canlı müzik ve DJ club. Schlesische Strasse, no:16. Clash Mehringdamm'ın yanında, gençlerin takıldığı ucuz punk-metal gece hayatı mekanında hafta sonu canlı müzik oluyor. Gneisenaustrasse no:2a adresindeki eğlence yeri sabah 05:30'a kadar açık. Wiener Blut Kaldığım evin ve yukarıda tabelasını koyduğum Türk camisinin yanındaki bar. Evin yanında bar olması iyi bir şey. Wiener Strasse, 14 numara. Limonadier Bar Kokteylleriyle öne çıkan bir bar. Sakin Nostitzstrasse Caddesi'nde, no:12. Minibar Graefestrasse 77 numaradaki barda bohem kişiler güneş doğana kadar eğleniyor. Küçük bir gece hayatı eğlence yeri. Südblock Hem camekanlı, genişçe kapalı yeri hem de bahçede masaları olan, hereketli bir eğlence yeri, sahibi Türkmüş ama içeride çok az Türk vardı. Admiralstrasse Caddesi, 1 numara. Möbel-Olfe Bar Yerli-yabancı, yaşlı-genç her türlü insanın eğlendiği karışık gece mekanı geniş ve tavanları yüksek. Elektronik müzik DJ ve diğer etkinliklerin yapıldığı barda içki fiyatları ucuz. Reichenberger Strasse 177 numara. Trinkteufel Bar Naunynstrasse 60 numaradaki Trinkteufel barda punk, rock, hardcore punk, post punk, dardrock müzikler çalınıyor. Kısa video da çektim. Schwarze Traube Wrangelkiez bölgesindeki barın ortağı Atalay Aktaş 2013 yılında dünya çapında bir barmenlik ödülü kazanmış. Eski tip döşeli, fiyatları uygun, eğlenceli bir gece mekanı. Vögelchen Bar Yazar, oyuncu ve diğer sanatçıların sevdiği rahat mekan geç saatlere kadar açık. Eisenbahnstrasse Caddesi 6 numara. Avrupada gormeyi en cok istedigim yerle ilgili cok guzel bir yazi yazmissin Alper Metin abi. Tesekkur ederim. Haddim olmayarak izledigim belgesellere ve okudugum kitaplara, haberlere dayanarak iki kucuk bilgi eklemek istiyorum. Berlin duvari yikilmadan once capkin Turkler dogu berline gidip oradaki Almanlarla birlikte oluyormus. Ne de olsa onlar asla bati yakasina gecemeyecek diye. Duvarin yikildigi gunun sabahinda yuzlerce dogu alman kadin ellerinde Turklerden olma cocuklariyla erkekleri birbir bulmuslar. Tabi ki bu durum bircok Turk ailenin dagilmasina neden olmus. Ikinci bir not ise:farkli cinsel yonelimlere toleransi az olan bir toplum oldugumuz gercegine ragmen Almanyada yasayan lgbt bireyler neo nazilerin fasist saldirilarindan kacmak icin bu mahalleye siginmis. Gunumuzde dahi fasistlerin lgbtlere saldirmasini Turkler engelliyormus. Schengen aldiktan sonra ilk gidecegim yerlerin basinda. Ben de Kreuzberg yazımı okuduğun ve bilgi için teşekkür ederim sevgili Barış. Türkler sence Doğu Berlin'e nasıl geçebilmişler? Malum seyahat kısıtlaması vardı. Ben Almanya Berlin Koçber'de doğdum, geçişler 24 saatlik vize ile gerçekleşiyordu. Açıklayıcı, işe yarar, keyifli bir gezi için gereken bilgiyi içeren yazınız için teşekkürler. Kreuzberg yazımı ilgiyle okuduğunuz için ben teşekkür ederim Cengiz Bey. Tarihin en önemli olaylarından birine tanık olmuşsunuz Cüneyt Bey, heyecan verici. Berlin hakkında bu ilginç bilgi için teşekkür ederim. 89'da ben de şahit oldum Berlin Duvarı'nın yıkılışına ve o duvarı turistlere çekiç ve murç ile parçalar kırıp sattık. Duvarın yıkılışına şahit olan herkes bunu bilir. Duvarın yıkılışına ben de şahit oldum 89'da. Kreuzberg doğumluyum ve 4 gün önce oradaydım. Lambanın tepesine oturan adam yine ordaydı. Polisler aşağı indirmeye çalışıyordu. Ben eski okuluma ve eski evimizin oraya gittim gezdim. Almanlardan çok yabancılar var. Bir Türk olarak hiç yabancılık çekmezsiniz. Çocukken annem elimden tutup Berlin duvarına götürürdü. Beri tarafta gözetleme kulesi vardı. Duvarın arka tarafını izlerdim. Kreuzberg'i ve Berlin'i Soğu Savaş döneminde görebilmeyi isterdim. O adam nereli acaba merak ettim. Pek bir inatçı, yaptığı işe inanıyor. Merhaba 2 gün sonra 3 günlüğüne eşim ile birlikte Berlin'e gideceğiz. Bloğunuzda paylaştığınız notlar ve tavsiyeler bir çok sorumuza cevap oldu. Titizlikle ve bu detayda hazırlanmış bir içerik için teşekkürler.. Selamlar.. Merhaba. Berlin güzel bir kent. Kreuzberg'e gitmeyi ihmal etmemenizi öneririm. Berlin gezi notlarımı okumanıza sevindim. Dönüşte izlenimlerinizi beklerim yine bloguma. iyi yolculuklar, selamlar. Merhaba. Kreuzberg yazıma ilginize teşekkürler. Hangi dergi? Blogumu kaynak gösterip link vererek kullanabilirsiniz."} {"url": "https://celebialper.com/kuba-devrim-muzesi/", "text": "Havana'daki Küba Devrim Müzesi devrimden önce başkanlık sarayı idi ve devrimciler bu güzel binayı parti merkez komitesi ya da başka bir şekilde kullanmayıp müze haline getirerek halka açtılar. Böylece en son Fulgencio Batista'nın lüks sarayı olan mekan Devrim Müzesi haline geldi. Müze en çok 1950'ler ve Küba Devrimi ile devrim sonrası döneme ayrılmış. İspanyollara karşı verilen 1895-98 Bağımsızlık Savaşı ile ilgili sergiler de var. Bu yazımda Havana'da ziyaret ettiğim Küba Devrim Müzesi'ni, devrim süreci ile birlikte anlatıyorum. Eski Başkanlık Sarayı Kübalı mimar Carlos Maruri ve Belçikalı mimar Paul Belau tarafından tasarlandı ve 1920 yılında tamamlandı. En çok neoklasik tarza benzeyen binanın dekorasyonunu Tiffany & Co of New York şirketi yaptı. Binanın iç duvarlarındaki kurşun delikleri, devrimci üniversite öğrencilerinin 13 Mart 1957'de saraya düzenledikleri saldırıdan kalma. 35 öğrenciden 32'si vurularak öldü. Küba Devrim Müzesi Havana'da gezilmesi gereken bir yer. Küba Devrim süreci 26 Temmuz 1953'te sabaha karşı 135 gerillanın Santiago de Cuba'daki Moncada Kışlası'na yaptıkları saldırıyla başladı. Küba gezim sırasında 26 Temmuz'da saldırının Moncada'da anıldığı kutlamaya katıldım. Saldırının ardından aralarında Fidel Castro ve Raul Castro'nun da olduğu hayatta kalanlar yakalandı. Fidel Castro 15 yıl hapis cezası aldı. \"Tarih beni beraat ettirecektir\" dediği o ünlü savunmasını müzedeki bu daktiloyla yazdı. Mahkemedeki fotoğrafı bu. Batista artan baskılarla 1955'te Moncada baskıncıları dahil bütün politik mahkumları serbest bıraktı. Fidel ve Raul Castro Meksika'ya sürgün edildi, burada sürgün edilmiş diğer Kübalılarla tanışıp örgütlendiler. Castro, Arjantinli genç doktor Ernesto Che Guevara ile tanıştı, Che de onlara katıldı. Burada Kübalı eski askeri lider devrimci Alberto Bayo tarafından eğitildiler. 1956'da Fidel Castro önderliğindeki 82 kişi, 12 kişilik Granma yatı ile Küba'ya giderek Sierra Maestra dağlarına çıktılar. Granma yatı Küba Devrim Müzesi bahçesinde, aşağıdaki camekan yapıda sergileniyor, bu kız da koruması. Küba Devrim Müzesi'nde Che Guevara ve Camilo Cienfuegos'un gerçek boyutlu balmumu heykelleri var. Sierra Maestra Dağları'ndaki gerillaların çoğu hava saldırılarında öldü ve hayatta kalan 12 kişi, başta Fidel Castro, Raul Castro, Camilo Cienfuegos ve Che Guevara olmak üzere devrimci gerilla kuvvetinin lider grubunu oluşturdular. Batista rejiminin yakaladığı devrimciler üzerinde kullandığı işkence aletlerinden bazıları. Soldaki bildiğiniz metal yumruk aleti muşta. Sağdaki ise tırnak sökmek için tasarlanmış bir alet. Sağda Che Guevara'nın beresi ve Cristobal Carbine tüfeği, solda Camilo Cienfuegos'un şapkası ve M1 Carbine tüfeği. 1956'dan 1958'in ortalarına kadar Fidel Castro, Ramos Latour, Frank Pais, Huber Matos ve diğerlerinin yardımıyla Sierra Maestra dağlarındaki Batista garnizonlarına başarılı saldırılar düzenledi. Karşılık olarak Batista kontrolü kaybetmemek için Küba'daki şehirlerde kanlı tepkiler verdi. Che Guevara ve Raul Castro da dağlarda Batista yanlılarına ve Castro düşmanlarına karşı savaştılar. Bu zaman diliminde Castro ve ekibi yaklaşık 200 kişiden oluşuyordu ve bu sayı 50.000 kişilik Küba ordusu ve polis gücünün toplamına oranla oldukça küçüktü. Fakat savaşmaya isteksiz olan orduydu ve saldırıları etkisiz oluyordu. Batista güçleri için diğer bir sorun ise Birleşik Devletler tarafından 14 Mart 1958'de konulan ambargoydu. Küba Hava Kuvvetleri uçakları tamir ettiremiyor ya da yedek parça alamıyordu. Batista güçleri sonunda Verano Operasyonuyla dağlara şiddetli biçimde saldırmaya başladı. 12.000 asker Castro'nun kararlı savaşçıları tarafından püskürtüldü. Örneğin 11 temmuzdan 21 temmuza kadar süren La Plata Muharebesi'nde Castro'nun güçleri 240 kişiyi esir alırken sadece 3 kişi kaybetti. 29 Temmuzda General Cantillo'nun tuzağına düşen Castro ve savaşçıları yaklaşık 70 kişiyi yitirdi. Castro 1 Ağustosta geçici ateşkes önerdi ve Cantillo kabul etti. Pazarlıklar sürerken Castro savaşçılarını tekrar dağlara taşıdı ve operasyonu en az kayıpla bitirdi. Verano Operasyonu Batista hükümeti için başarısızlıkla sonuçlandı. Batista saldırısı başarısızlığa uğratıldıktan sonra 21 Ağustos 1958 tarihinde Castro güçleri saldırmaya başladı. Fidel Castro, Raul Castro ve Juan Almeida komutanlığındaki Oriente bölgesinde 4 cephe kuruldu. Batista saldırısı sırasında ele geçirilen cephaneler oldukça işe yaradı ve Castro güçleri zaferler kazanmaya başladı. Che Guevara, Camilo Cienfuegos ve Jaime Vega kumandanlığındaki 3 ekip Santa Clara'ya doğru ilerledi. Jaime Vega ekibi yok edildi. Kalan iki grup kentlere ulaşarak Castro kumandanlığında olmayan direniş örgütleriyle birleşti. Cienfuegos 30 Aralık 1958'de Yaguajay Çarpışma'sını kazanarak önemli bir başarı elde etti. 31 Aralıkta Santa Clara şehri Che Guevara, Cienfuegos ve William Alexander Morgan güçleri tarafından ele geçirildi. Bu haberle Batista paniğe kapıldı ve 1 Ocak 1959'da uçakla Dominik Cumhuriyeti'ne kaçtı. Fidel Castro, Batista'nın kaçtığını öğrendi ve Santiago de Cuba'yı almak için görüşmelere başladı. 2 Ocak'ta Albay Rubido askerlerine Castro güçleriyle savaşmamalarını emretti ve şehir ele geçti. Guevara ve Cienfuegos da Havana'ya aynı saatlerde girdi. Santa Clara'dan Küba'nın başkenti Havana'ya gelirken hiçbir güçle karşılaşmadılar. 6 Ocak'ta Castro Havana'ya ulaştı ve Küba'nın yeni lideri belli oldu. Küba Devrimi zafere ulaştıktan sonra Küba toplumunun ekonomik ve sosyal hayatında çok önemli değişiklikler gerçekleşti. Başta United Fruit Company, Shell ve ITT gibi yabancı işletmelerin kamulaştırılması, toprak reformunun gerçekleştirilmesi gibi uygulamalar, yoksul halkı rahatlattı. Adada büyük yatırımları bulunan ABD, Castro yönetimini devirmek için çeşitli girişimlerde bulundu. Küba Devrim Müzesi ve Küba Devrimi hakkında yazacaklarım bunlar, ama Küba yazılarım devam edecek. Eline sağlık Alper Hoca. Fotoğraflar oldukça etkileyici, insanın kalkıp gidesi geliyor gerçekten. Küba'dan döneli 5 gün oldu. Kafamda 1000 soruyla gitmiştim dönüşte 10.000 sorum oldu.1 Mayıs'ta gördüğüm yapmacıksız coşku ve gurur ise Küba'ya olan güvenimi perçinledi. Çok teşekkürler. Küba Devrim Müzesi'ni devrim süreciyle beraber bilgi vererek anlatmaya çalıştım. Ne mutlu size Aytaç Bey! Yaşasın Küba Devrimi. Ne yazık ki, ABD ile Küba arasındaki soğuk savaş bitti. Bu demek oluyor ki, Amerikan malları ve kültürü bu ülkeyi de esir alacak. Küba bakir bir ülkeydi. Herşeyi ile doğal yalın ve temizdi. Benim gibi daha öncesinde bu ülkeye gidenler şanslı. Ama bundan sonrasını düşünemiyorum.. Küba'da bu dedikleriniz olmasın lütfen Hakan Bey. Sosyalizm umutlarımızı yitirmeyelim."} {"url": "https://celebialper.com/kubada-1-ay/", "text": "Hayallerimin ülkesi Küba'da geçirdiğim ay boyunca hiç kumsala gitmedim, denizi bile sadece 2 kez gördüm. Nedeni, turistik yerlerde çalışan, daha fazla para kazanan uyanık insanlarla değil gerçek Kübalılarla tanışmak, Küba'da yaşam şartlarını öğrenmekti ve bunu başardım. Küba turları ile giden turistlerden daha farklı ve gerçek bir Küba gördüm. Küba'yı tursuz gezmekten mutluyum. İşte size benim gözümden yorumlar da içeren bir Küba gezi yazısı ve gezi notları. Ülkeye ilgi duyuyor, ucuz ve bağımsız seyahat etmek istiyorsanız tursuz bir Küba gezisi öneririm. Küba başkenti Havana İspanyol kolonyal tarzı güzel bir mimariye sahip, ancak çoğu binanın onarıma ihtiyacı var. Ayrıntılı Havana yazım burada: Havana Gezi Rehberi. Küba'da yaz mevsimi çok sıcak. Ben uzun tatilimi sadece yazın yapabildiğim için Temmuz-Ağustos'ta Küba'daydım ve sıcaktan herkes gibi rahatsız oldum. En iyi mevsim Eylül-Kasım kasırga mevsimi bittikten sonraki Aralık-Nisan dönemi. Ondan sonra da sıcaklar başlıyor. Ancak bu yüksek sezonda otel-pansiyon fiyatları yükseliyor. Ben yazın pansiyonlarda genelde rahat yer buldum ve uygun fiyatlardan yararlandım, en ucuzu 15CUC, en pahalısı 25CUC. Devrim sürecinde önemli bir yeri olan, Che Guevara'nın anıt mezarının olduğu, entellektüel düzeyi yüksek Küba kasabası Santa Clara'sız bir Küba gezisi çok eksik kalır. Bence ülkede gezilecek yerler arasında başkentten sonra en önemli nokta. Ayrıca gece hayatı da eğlenceli ve ucuz. Santa Clara'da Che şarkısını söyleyen müzisyenlere eşlik eden sevimli şarhoş amcanın görüntüsünü mutlaka izleyin!: Küba videoları. Santa Clara'nın arka sokaklarında rastladığım bu çukulata tatlısı çocuğun evinde halı, bulaşık makinesi, perde, bilgisayar, DVD oynatıcı, çamaşır makinesi, cep telefonu, mikrodalga fırın, pilli oyuncaklar yok. Evinin kapısı boyasız. Hamburger, pizza, biftek yiyemez. Ama plastik kuşuyla mutlu. Çünkü devletin her gün bedava verdiği sütü içiyor, yemeği yiyor, istediği zaman ücretsiz satranç ve bale kursuna gidebiliyor. Kredi kartı borcunu ödeyemediği için eve asık suratla gelen bir baba ve işini kaybetme endişesiyle antidepresan içen bir anne tarafından büyütülmüyor. Hayatında hiç şiddet suçu, silah sesi, soygun, kapkaççı, tinerci görmedi. DÜNYADA 100 MİLYONDAN FAZLA SOKAK ÇOCUĞU VAR, VE BUNLARIN BİR TEKİ BİLE KÜBA'DA YAŞAMIYOR. Küba'nın resmini yapabilir misiniz? Bence Küba'nın resmi salsa yapan genç kızlar, palmiyeli kumsallar değil. Santa Clara'nın en arka sokaklarında dolaşıyordum, kavurucu sıcak bir havada. Köhne bir sokakta kulağıma piyano sesi geldi. Bakalım Küba bu kez beni nasıl şaşırtacak diye usulca yaklaştım. O da ne? Konforsuz, boyasız bu mekanda, Kübalı çocuklar bale öğreniyor. Bence Küba'nın resmi bu. FOTOĞRAFTAKİ ÇOCUKLARIN HİÇBİRİNİN EVSİZ, TİNERCİ, AÇ ARKADAŞI YOK. Devrim ve Devrim Müzesi hakkında yazım burada: Küba Devrim Müzesi. Santa Clara'dan oldukça ucuza Küba müzikleri içeren CD'ler aldım. Bu müzikler hem bana Küba seyahatimi yeniden yaşatıyor, hem de ilgilenen arkadaşlarıma güzel birer hediye oluyor. Sokakta müzik çalanların görüntüsünü izleyin: Küba videoları. Trinidad'da birkaç gün kalsam da şöhreti ölçüsünde beğenmedim. Fidel Castro'nun memleketi Holguin pek turistik değil, birkaç gün geçirdim, değişiklik oldu. Yerel paranın geçtiği restoranda yemek yiyebilmek için kapıda epey sıra bekleniyor, ben de 1,5 saat bekledim. Pizza 40 Kuruş, spagetti 70 Kuruş. Yerel peso kullanılan yerlerde harcama yaparsanız Küba'da yaşam ucuz. Holguin'deki, Müzik Evinde çektiğim kısa görüntü: Küba videoları, Latin dans müzikleri. Gelmeden önce iletişim kurabildiğim az sayıdaki Kübalılardan olan HospitalityClub üyesi Yaritza'nın evi Palma Soriano kasabasındaydı, hic otel, pansiyon, turist olmadığı için gittim ve kaldım. Küba'da halkın evinde bir yabancıyı misafir etmesi yasa dışı ama Yaritza \"bizim ev kasabanın merkezinde değil, polisler görmez\" diyerek beni ikna etti ve gittim, ilginç bir deneyim oldu. Önceki kasabada pansiyonumun sahibi Komünist Partiden bir kadındı, planımı anlatınca\"hayır kalamazsın orada, yasal değil\" dedi ama gittim yine de. Küba'da bakkal. Ülkede gördüğüm bakkalların içinde en fazla ürün olanı bu oldu. Küba'da alışveriş yeri. Pansiyonlar dışında bir sürü eve girdim. Eski, yoksul, köhne evler. Belki 40 yıldır boyanmamış, bakım yapılmamış evler. Küba'da yaşam kolay değil. Kübalıların içtiği purodan aldım, tanesi 5 Kuruş. Turistler için yapılan pahalı purolar bana uymaz, sokakta kaçak satılanlar ise çoğunlukla kötü. Gerçek Küba purosu, Küba halkının içtiği purodur bana göre. Palma Soriano'dan Santiago'ya gitmek isteyince işin zorluğunu anladım. Otobüsler bu kasabada durmuyor. Halk yakıcı güneşin altında kuyrukta bekledikten sonra tıkış mıkış kamyonlara doluşuyor. Aşırı sıcak olmasaydı ben de öyle yapardım ama dayanılmazdı. Yaritza bir kaçak taksi ile anlaştı, adam beni 10 dolara denk gelen bir paraya götürmek üzere aldı. Polis yolcu taşıdığını görmesin diye arka camlar siyah kaplıydı, piştim içeride. Giderken bir kadın ile çocuğunu da aldı. Başlangıç seviyesinde İngilizce konuşabilen kadın cerrahmış, maaşının 20 dolar olduğunu söyledi, yol boyunca Küba hakkında konuştuk. Santiago'ya gelişimin zamanını iki önemli etkinliğe denk getirdim: 26 Temmuz Monkada Kışlası baskınının yıldönümü kutlamaları, ve Santiago Karnavalı. Santiago Karnavalı'nda çektiğim kısa görüntülerden biri: Küba gece hayatı videosu. Santiago karnavalında çektiğim bir ara sokak konseri videosu: Küba müzikleri. 9 gündür Santiago'da mahalleli oldum, bakkalı, kafesi tanıdı artik. Dedikodulari bile öğrendim. Dün akşam komşu Cecilia geldi, ağlayarak su istedi, kocasıyla kavga etmiş. Geçen gün benim pansiyonun sahibi Deiva anlattı, yandaki kadın terasta 6 tane domuz besliyormuş, polise şikayet etmiş ama kadın mahalle devrim örgütünden olduğu için bir şey olmamış, zaten oğlu da hırsızmış, hapisten yeni çıkmış, Yohandro ile Liliana bir türlü parayı denkleştirip mutfağı fayans yaptıramadılar, Carmen'e de İspanya'daki yeğeninden para gelirse bahçeyi düzenliyecek, vs. Gördüğünüz plastik veya metal dev bira kupalarından herkeste var. Tankerler bira getirip metal fıçılara aktarılıyor, ve gördüğünüz gibi kupanızı verip çok ucuza içiyorsunuz. Resimde görev başında durup Küba birası içen polisi görüyorsunuz. Küba'da kentlerde at arabalarıyla toplu taşıma ve ulaşım yaygın. Santiago gezisi çok keyifli ve ilginç. Dün komşuya yemeğe giderken 8 tane bira aldım, poşet yok. Şekilden şekile girdim onları taşırken kollarımda. Aslında poşet yok değil, devlet veriyor elbette, var ama şöyle oluyor: Markette çalışan yoldaş marketin poşetlerini çalıp manav yoldaşa tanesi 2,5 Kuruştan satıyor, manav yoldaş da tanesi 5 Kuruştan müşteri yoldaşına satiyor. Turist Alper de biraları taşırken kan ter icinde kalıyor. Yaşasın sosyalizm. Tipik bir Küba yemeği. Arkadaşım Yoandro ile eşi beni evlerine yemeğe davet ettiler. Küba mutfağı zengin değil. Gördükleriniz en çok yenenler: avokado, yeşil muzdan yapılan tuzlu muz kızartması, altta solda olgun muzdan yapılan tatlı muz kızartması, siyah fasülyeli pilav ve tütsülenmiş domuz eti kızartması. Tipik Küba yemekleri. Arkadaşlarım Yoandro ve eşi evlerinde bana pişirdikleri eti buradan almamışlardır umarım. Küba'da açık hava kafelerinde dondurma yemek bir gelenek. Fakat güneşin altında bu gördüğünüz kuyrukta saatlerce beklemek gerekiyor. Fidel Castro ve arkadaşlarının devrim sürecinin başlangıcı sayılan 26 Temmuz Moncada Kışlası saldırısının yıldönümü her yıl başka bir kentte özel kutlanıyor, bu yılki Santiago'daydı, ki kışla da Santiago'da zaten. Sabahın dördünde kalkıp gittim, konuşmalar, devrim şarkıları, silahlı temsil, saygı duruşu, danslar. Moncada Baskını ve Küba devrimi ile ilgili bu anma törenindeki neredeyse tek coşkulu kişi bendim diyebilirim. Akşam üzeri de Raul Castro konuştu buradan. İyi haber: Küba'nın turizm geliri %20 arttı. Kötü haber: önümüzdeki yıl aynı maaşlarla daha cok çalışmak zorundayız. Küba Devrimi ve Müzesi hakkındaki yazım burada: Küba Devrim Müzesi. Küba'da hic otelde kalmadım, ev pansiyonları 15 ve 20 Dolar. Hemen hepsi düzgün, sade, rahat ve temiz. Evlerinde fazla oda olan ailelere devlet bir odasını pansiyon olarak çalıştırma yetkisi veriyor. Elbette gelir dağılımında eşitsizlik olmaması için alınan paranın çoğu devlete gidiyor. Küba'da her gördüğüm sıraya girdim, çünkü ucunda mutlaka yerel pesoyla satılan ucuz bişey çıkıyor. Dondurma sırası, lokanta sırası, sokak pizzası sırası, eczane sırası, at arabası sırası, habire sıra. Santiago de Cuba'da arkadaşlarım Yohandro ve eşi Liliana ile Las Americas restorana gittik. Bir gün önce ben girmeyi denemiştim ama şortluyum diye içeri sokmamışlardı, şortum bileklerime kadar olmasına rağmen. Kapıda epey sıra bekledik tabii. Papyonlu kapı sıra görevlileri ve garsonlar var, sortla ve askılı ile içeri girilmiyor. 3 porsiyon domuz ızgara, 3 porsiyon etli pilav, 3 adet kokteyl, 2 bira, 1 şişe kırmızı sarap, salata vs sonucu 7 Dolar (185 Peso) hesap geldi, 8 Dolar verdim. Gülmeyin, bir mühendis veya dokturun maaşının üçte biri bu hesap. Bahsettiğim türde ucuz hesaplar sadece sınırlı sayıda yerel peso geçerli olan mekanlarda. Turist pesosu geçen yerlerde ise en ucuz kafede 3 Dolara, en lüks otelde 20 Dolara yemek yenebiliyor. Bazı bilgilerle Küba gezisi oldukça ucuza getirilebiliyor. Yoksul insanlarin yüzünde stres görmedim, herkes rahat, her şey yavaş, kimsenin acelesi yok gibi. Devletin 7 yaşına kadar her çocuğa günde 1 litre süt ve 7-14 arasındakilere bedava yoğurt verme politikası doğrultusunda Küba'da sığır eti yemek yasak. Erlinda ve ailesi beni yemeğe davet etti, \"bugün senin için yasak bir şey yiyeceğiz\" deyince \"inek değil mi?\" diye sordum, şaşırdılar bilmeme. Eee, dersimi çalışıp gittim Küba'ya. Aynı sokaktaki komşularını 1 gün önce ihbar üzerine polis basmış, inek eti buldukları için cezalandırmış. Havana'ya döndüm ve ertesi gün taksi bulamadığım için caddede bir otomobil çevirdim ve havaalanına geldim, Küba'da kaçak taksi çok yaygın. İndiğimde polis sorular sordu, \"para vermedim, o benim arkadaşım\" dedimse de bir başka polis o sirada benim garibanı tutukluyordu. gezilerin cok guzel, gereken ilgi ve alakayi goster bu siteye. İlginize teşekkürler. Küba yazın çok kısa oldu, zaman bulunca genişleteceğim. Hayallerimi yaşattınız için teşekkürler... Ben umarım bir gün daha uzun bir seyahat ile daha uzun bir anı yazısını yazarım Kübanın... En çok da Bir Dosttumun anısına yapacağım bunu... ama yapacağım Bir Gün!.. siteniz çok güzel, arkadaşlarımıda tavsiye ettim. Yaptığınız güzel şeyleri görünce kendi gezilerimizin n kadar boş olduğunu hissettim. Daha çok resim daha çok bilgi ve mutlaka yapılması gereken konularda daha çok bilgi istiyorum. Başarılar. alper bey gerçekten Küba 'yı anlatmakla bitmez. İzlenimlerinizi çok iyi yansıtmışsınız teşekkür ederim bende küba dan yeni geldim ancak doyamadım gerçekten gezilip görülecek bir yer herkeze şiddetle tavsiye ederim. favorim holgin. saygılar. İlginize teşekkür ederim. Küba yazım kısa oldu, zaman bulunca genişleteceğim. Hoşgeldiniz, Küba'ya gitmekle iyi etmişsiniz. Haberleşip bilgi alışverişi yapmak isterseniz Facebook'ta ekleyebilirsiniz.. 14 yaşımdan bu yana herzaman seyehat etmek istemişimdir. öyle modern çağın motorlu vasıtalarıyla değil ama. bisikletle. bisiklet iyidir. yolun, seyahatin tadına varmanda büyük rol oynar. ama gel gör ki bugüne kadar(19 yaş)sadece yurt içinde 2 3 şehir gezebildim. hayatımın en güzel günlerini yaşadım o yolculuklarda. yeni insnlar tanıdım ilginç hikayeler dinledim. ve şimdi üniversite için kendi şehrimden ayrılıyorum. ve bu benm için asıl başlangıç. dil eğitimimi tamamladıktan sonra türkiye dışına bir daha geri dönmemek üzere gideceğim ve umarım bu beklediğimden daha çabuk olur. Küba ile ilgili okuduğum 3. farklı gezi yazısı ve her biri birbirinden güzel. Fakat küba da yerel halk için polis baskısı biraz fazla sanırım. Oldukça eski model araçların hala çalışır olması şaşırtıcı ayrıca. Bu ülkeye uygulanan ambargo olmasa sanırım dünyaya örnek bir ülke olurdu. Küba benim siteme hazırladığım ilk yazı, çok kısa oldu. Her kenti ayrı yazılar halinde genişleteceğim. Evet nostaljik yapısında ambargonun rolü var ama bunu olumlu bir durum olarak algılamamalıyız. Yoksulluk acı Küba'da.. Gezi anlayışınızı ve Kübaya bakış açınızı çok beğendim, hem olumsuzlukları hem de iyi şeyleri yazmışsınız, o yüzden çok inandırıcı ve doyurucu olmuş, elinize sağlık. İlginiz ve yorumunuza teşekkür ederim Sade Hanım. Küba benim sitemdeki ilk yazım ve çok eksik şu anda. Her gittiğim yerle ilgili daha uzun yazacağım. 27 Ocak 2013 Küba yolcusuyum... ilk ziyaret ettiğim site... kaleminize ve yüreğinize sağlık.. Çok teşekkürler Handan Hanım. Küba yazım kısa oldu, genişleteceğim. İyi yolculuklar. Helal olsun. Ben de Küba'da 104 gün geçirdim. Hep Küba halkı ile beraberdim. Tur ile falan gidenler maalesef yapay bir Küba görüyorlar. Gerçek Küba çok daha farklı ve çok daha canlı. Çok güzel ve güvenli bir ükle Küba. Herkese hararetle tavsiye ederim. Medyada falan anlatılanların tamamına yakını yalan veya kasıtlı. Küba Cennet'ten bir parça adeta. Her yerde neşe, müzik, dostluk, samimiyet var. Halktan birinin yanında kalabilirsiniz. Yalnız bunun için evinde kalacağınız kişinin sizi \"Yabancılar Şubesi\" gibi bir birime kayıt ettirmesi gerekiyor. Tam adını hatırlayamadım şimdi. Yalnız zor değil. 1 gün içinde hallediliyor. Yoksulluk ve acıyı elbetteki gözardı edemeyiz. Ana sebep ambargo. Ama Che Guevera paraya fazla ihtiyaç duyulmadan yaşanabilecek bir toplum hayal ediyordu. Bunu da öenmli ölçüde başarmış. Küba halkı için sağlık, eğitim, iş garantisi ve yaşlılık garantisi, günlük ekmek garantisi sağlanmış durumda. Mütevazi bir Kübalı gayet mutlu mesut yaşıyor. Ama elbetteki dışarıda bir Cennet ve muazzam bir zenginlik olduğunu düşünen ve hayaller kuran Kübalıların sayısı da az değil. Maalesef dışarıdan ülkeye sızanlar tarafından empşoze edilen yıkıcı fikirler bunlar. Ama bilinçli Kübalılar mutlu ve gelecekten eminler. 104 gün içinde sadece bir iki defa insanların birbirine bağrıştığını gördüm. Sokaklar hzuurlu ve güvenli. Bir gün sordum: \"Bu kadar insan hiç mi kavga etmez? Bu kadar mutlu ve barış içinde yaşamayı nasıl öğrendiniz?\". Kübalılar şöyle yanıt verdiler: \"Bunu bize devrim öğretti\". sart cunku korsan taksi ve ya inek eti yemek haksiz kazanc ve esitlige aykiri doktorun 50 dolar aldigi ulkede taksicinin 1 seferde 50 dolar kazanmasina izin verirlerse sistem catirdar ve kazanan taraf amerika olur neyse cok sevgili yök denklik verirse kübada universite okumak cok istiyorum tamamen ucretsiz 4 yil hem tatil hem turkiyeden kat kat iyi egitim 🙂 kuzey kore yazinizi cok merak ediyorum adini duyunca bile tuylerim diken diken oluyo. Alper beyin sitesine bayıldım.. Yazıları sade, sevimli, akıcı ve gerçekçi.. Tam kafa dengim... Yolu açık olsun.. Keyifli paylaşımları devam etsin... Bizler de yararlanalım.. Sevgiler.. Çok teşekkürler Ülkü Hanım, seyahatlere ve yazmaya devam edeceğim, durmak yok. Saygı ve seygiyle.. Paylaşımınız için teşekkürler, ben de gittim ama yine de keyifle okudum.. Sevgiler.. Fotoğraflara bakmak ve yazılarınızı okumaktan çok keyif aldım... bir nevi bende kübadaydım sanki 🙂 Teşekkürler.. Evet ev ve kiralık otomobil bulabilirsiniz. Vizeyi buradan almak gerekiyor. nice pics and viewpoints bout my beautiful island.. pics are great!!! the capitol is been under repaired.. will send u a pic when is done!!! lots of hugs from havana!!! First time I am having a comment from Cuba! Thanks a lot Cossette. Hugs from Istanbul! Sizden bir isteğim var. Havana'da Devrim Meydanı'nda Nazım'ın şiirini okuyun, öyle içinizden değil, yüksek sesle okuyun. Evet orada bu para çok 🙂 Şaka bir yana ülke turizme açılmak zorunda kaldıktan sonra gelir dağılımında çok büyük olmasa da ne yazık ki eşitsizlik oluştu. Maalesef çoğu turist yerel peso almanın yasak olduğunu sanıyor ama değil. Evet yabancılar yerel lokantalara girebiliyor, ama herkes gibi sıra beklemeniz gerekiyor. Sokakta satılanları elbette alabilirsiniz. İşte bu! Gezdiğiniz yerler arasında en çok olmak istediğim yer... Bol bol fotoğraf paylaşımları için teşekkürler. İyi de her gittiğin yerde domuz mu yiyorsun sadece. Kübaya notlarınızla gittik... çok yararlandık.. Verdiğiniz bilgiler satır aralarını doldurduğu için özellikle teşekkür ediyoruz.. gezdik, gördük, yaşadık.. ... Çoook beğendik.. Nilgün Hanım ve Osman Bey, bunu yazmanız inceliğinizi gösteriyor, teşekkür ederim. Küba'yı beğenmenize sevindim. Bahri Bey ne güzel bir heyecan yaşıyorsunuz şimdi. Dönüşte yorumlarınızı beklerim. iyi yolculuklar. Gerçek bir Küba gezisi olmuş, teşekkürler. Benimde hayalim de Küba'ya gitmek, sosyalizmi yerinde görmek var. Yaşasın Küba, Yaşasın Sosyalizm, Yaşasın Che, Fidel ve tüm diğer devrimcilerimiz. Savaş karabasan gibi çöktüğünde Küba'ya bakmak biraz soluk aldırıyor. İyi ki gitmişsin, iyi ki yazmışsın... Viva Cuba, Viva Socialismo! Biz 2 kişi kasım ayında Küba'ya gitmeyi düşünüyoruz. Santa Clara'da kaldığınız pansiyonun adi ve adresini yazabilir misiniz.. Teşekkürler. Küba'da otelde kalmaya hiç gerek yok, iyi düşünmüşsünüz. Hocam döktürmüşsün, tebrikler bu deneyimler için, Küba benim de en çok gitmek istediğim yerlerden biri, bakalım artık ne zaman kısmet.. Teşekkürler Zeki Bey. Keyifli bir Küba gezisi dilerim. Küba yeşil pasaporta vize istemiyor. Havana'da kalacak pansiyon için \"havana casa particular\" diye aratırsanız bulabilirsiniz. Şehirler arası ulaşımda sorun yok, Viazul otobüslerini kullanacaksınız. Bir çok turist araç kiralayıp rahatça geziyor ama benim tercih etmediğim bir şey olduğu için hiç araştırmadım. 4 gün sonra cuba havanadayim! cuba turk konsolosuyla telefonda görüşmemden sonra bana tavsiyesi direk otel rezervesiyle gelmemdi! aldigim cevap ise türk konsolosundan :))) pazartesi ucuyorum is nedeniyle ucuyorum 1 haftalik deneyimimi sizlerle paylasacagim!!!!! Selam Alper Bey ben bu kapitalist dünyanın çilesinden bıktım tek isteğim paranın önemsiz olduğu ay sonunu getirmek için günde 14 saat çalışmanin olmadığı Küba'ya temelli gitmek sizden ögrenmek istediğim küba vatandaşı nasıl olurum ve ya olabilirmiyim beni bilgilendirirseniz çok teşekkürlerimi sunarım. Muzaffer Bey ben de Küba yolculuğunuz için heyecanladım! İyi yolculuklar. Alper bey bu konuda beni bilgilendirirseniz çok sevinirim teşekkürler. Alper bey kübaya nasıl yerleşip oturma izni alabilirim bu konuda acil bilgi lazim internette bulamadim bilgilendirin beni en kisa sürede kübaya yerlesicemde. Alper bey sitenizi interrail ile ilgili bilgi ararken rastladım. Küba gezinizi keyifle okudum. Fotoğraflar ve yazınız güzel. Küba'da oturma izni nasıl alabilirim beni bilgilendiricektiniz eğer herhangi bir bilgiye ulaştıysanız lütfen burada paylaşın ulaşamadıysanız canınız sağolsun. Çünkü kapitalizmin havasını soluklamaktan bıktım ve sosyalizmin ütopyanın havasını solumak istiyorum beni Küba hakkında çok bilgilendirdiniz teşekkür ederim sağlıcakla kalın. Yabancılar için Küba vatandaşlığı almak mümkün değil, çok az sayıda istisna olmuş. Küba'ya yerleşmek, taşınmak, Küba'da yaşamak için de belli şartlar var. Küba'da çocuğunuzun ya da birinci dereceden yakınınızın olması gerekiyor. Küba'da yaşamak için diğer seçenek ise bir Kübalıyla evlenmek ve gereken yasal işlem ve belgeleri sağlamak: dilekçe, form, kalınacak evle ilgili noter belgesi, gelir ve banka hesap belgesi, Metropolitan Bank'dan 40 CUC değerinde pul, evlilik belgesi, kimlik, pasaport, vesikalık fotoğraf. Küba'ya yerleşmek çok zor. ve bunu insanların yaşayarak öğrenmesi, sosyalizmin hala iyi bir sistem olduğunu insanlara düşündürtüyor. Ben de eski sovyet ülkelerinde uzunca bir süre bulunduğumdan eski zamandan kalma bir çok uygulamaya tanıklık ettim. Çok güzel uygulamalar vardı. Sovyet devrini yaşamış olan insanlar hala o günlerin geri gelmesini istiyorlar. Kapitalist kültürde yetişen insanlara bazı sosyalist uygulamalar ilk zamanlarda biraz ters gelse de, zamanla alışıyorlar ve beğeniyorlar. Sonra kendi sistemlerini sorgular hale geliyorlar. Bu nedenle, klasik tabirle, bazı şeyler anlatılamaz, yaşanır. Yaşamayan bilemez, yaşayan ve gezen bilir. Böyle platformlarda insanlar bilgilendikçe, daha rahat ve kolay yaşayabilecekleri ülkelere yöneliyorlar. Haklılar da. Böyle aydınlatıcı yazılarınızın devamı dileğiyle. Saygılar. Küba yazılarımı okuduğunuz ve yorumunuz için teşekkürler Ergun Bey. Alper Bey yazınız için çok teşekkür ediyorum. Ben de önümüzdeki yıl gidiyorum. Acaba uçak bileti hariç kaç para harcadınız. Ben de Küba gezi yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim Seçkin bey. Ben Küba'da 1 ayda uçak bileti hariç 1200 avro harcadım. 1) Çok yoksul ama çok çok zengin bir ülke. 2) Loş sokaklarda güvenle yürüyebildiğim ve sokaklarında polis, asker görmediğim ülke. 3) Güzel, çok güzel ağaçlar ülkesi. 6) Çantamın fermuarının kapalı olup olmadığını kontrol etmediğim ülke. 7) Merakla baktığım sınıfını daha iyi görebilmem için gülümseyerek perdesini açabilen öğretmenlerin ve mutlular diye düşündüğüm öğrencilerin ülkesi. 8) Sokakları, evleri, arabaları, insanları ile yüzyıllar öncesine ait bir film setindeymiş hissini yaşatan ülke. 9) İçinde her renkten insanı barındırabilen renkli ülke. Küba turunuz hakkında bilgi ve yorumlarınız için teşekkür ederim, size katılıyorum. Küba ile ilgili birçok yazı okudum. Hemen hepsinde aynı şeyler anlatılıyor yalnız bir ayrıntıya takıldım. Coca Cola'nın burada da satıldığını söyleyen de var, Kuzey Kore ile birlikte satılmadığı dünyadaki iki ülkeden birisi olduğunu söyleyen de. Önemsiz belki ama insan yine de bilmek istiyor. Gerçi ABD ile normalleşme sürecine girildiği için bugüne kadar satılmıyorsa da bundan sonra rafların en önünde görmemiz olası. Küba'da Coca Cola yıllardır var, Meksika'dan ithal ediyorlar. Bence devlet bunu istediği için değil, turistler aradığı için yapıyor. Ama ben serinlemek için Küba'nın ürettiği TuKola içtim hep. En doğrusunu yapmışsınız. Yıllar var ki ben de Coca Cola içmiyorum. Burada da Küba kolası TuKola olsa da arada içsek. Turla veya bağımsız gitmenize göre değişir, rakam veremem. Rom 1-10 CUC, puro 1-50 CUC arası değişir. Bize göre ucuzdur. Avro ile gitmelisiniz. İyi yolculuklar. Küba'da Amerikan Doları %10 cezalı, zarar edersiniz. Evet Cihan Bey, Küba halkı yardımseverdir. Hiç rehberli gezmediğim için tanıdığım yok Mehmet Bey. Küba için bir tur size daha uygun olabilir. Rehber işini oraya bırakmamış olursunuz. Merhaba. Küba vizesini önceden almanız gerekiyor. Uçak ve ulaşım maliyeti ile ilgili diğer sorularınızın yanıtları yazımda var. Küba'daki 26 Temmuz Moncada Kışlası Baskını kutlamalarını kast ediyorsunuz sanırım. Bence kesinlikle kaçırmayın. Başka bir şehirde daha yapılsa da Santiago'da da yapılır. Oradan Havana'ya uzun bir otobüs yolculuğuyla dönebilirsiniz. Ben şu anda Kanada/Toronto dayım.. Vize işini nasıl çözebilirim.. Toronto dan otel ve uçak dahilbir paket alındığında tur firmasında veya havaalanı kontuarında vize formunun doldurulduğu yazıyor ama bilemedim.. Bu Kanadalılar için mi geçerli.. Küba vizesini Havana havaalanında alma kolaylığı Kanada vatandaşları için geçerli, o ülkeden giriş yapmanız bu durumu değiştirmez. Ancak Küba vizesi kolaydır, Türkiye'de tur şirketleri hallediyor, orada da bu mümkündür. İlginize teşekkürler. Küba nın meşhur puroları hakkında fazla bir bilgi olmaması üzücü. Yabancılara satılan Küba purolarını bilmiyorum Eren Bey. Ben Kübalıların içtikleri purodan aldım, bakkaldan alınır ve tanesi 5 kuruşa gelir, yazımda var. Merhaba. Ben 24 gün için Küba planı olarak Havana, Santa Clara, Cienfuegos, Trinidad, Holguin, Bayamo, Santiago de Cuba, Havana rotasını tavsiye ederim. Rahatça, koşuşturmadan, keyifle gezersiniz. Santa Clara ve Santiago benim en sevdiğim kentler oldu. Sorularınız olursa yine yazınız. Küba seyahatine 1 ay kala yaşadığınız heyecanı anlıyor ve paylaşıyorum, umarım çok iyi geçer. Yazdığınız tarihlere Türkiye yolculuğu dahil olarak kabul eder ve 2 gün çıkarırsam 22 gün için 3 gün Havana, 2 gün Santa Clara, 2 gün Cienfuegos, 2 gün Trinidad, 2 gün Holguin, 2 gün Bayamo, 4 gün Santiago 17 gün eder, en az 1 gün de yollarda geçer, 18. Küba'da kalan günlerinizi en çok sevdiğiniz yerde veya yol boyunca duyup karar vereceğiniz bir yerde geçirmenizi öneririm. Örneğin ben 3 gün için gittiğim Santiago de Cuba'da 9 gün kaldım. Hem karnaval hem devrim kutlaması vardı, ayrıca iyi insanlarla tanıştım. Merhaba Kartal Bey. Yeşil pasaportum olduğu için Küba vizesi gerekmiyor bana. İnternet'ten bir casa Particular ile yazışıp yer ayırtarak çıktısını alabilir, veya biraz ek masraf yaparak bir turizm acentasına yaptırabilirsiniz. Merhaba Orxan. Ben bir ayda 1200 euro harcadım ama herkesin beklentileri, harcama tarzı farklıdır. Tanıdıklarımdan Küba'da tatil yapanlar genelde daha çok harcıyorlar. Küba halkına devlet aylık gıda ve ihtiyaç paketi veriyor, bu pakette 1 aylık ihtiyaçları giderecek miktarda yiyecek olmasa da katkıda bulunuyor. Küba'da iki farklı para birimi var, Havana yazımda anlattım. Kübalılar yerel peso geçen yerlerden, buralarda olmayan şeyler içinse turist pesosu CUC geçen yerlerden alışveriş yapıyor. Küba'da eğitim ve sağlık bedava, suç oranı son derece düşük, eğitim seviyesi yüksek ama cennet değil, yaşam zor. Yurt dışında yakınları olanlar Küba'daki akrabalarına para gönderiyor. Bir grup insan da resmi veya gayri resmi olarak turistlere çalışıyor ya da ufak tefek ek işler yapıyor. Dışarıdan para gelenler ve turistik/ek iş yapanlar dışındakilere Küba'da hayat zor. 2000 dolar aylık gelirle Küba, Kamboçya, Vietnam, Laos, Sri Lanka, Paraguay, Makedonya, Montenegro, Arnavutluk, Bulgaristan, birçok ülkede yaşayabilirsiniz. Montenegro ve Kamboçya bana daha cazip geliyor. Rica ederim. Güzel bir Küba turu dilerim. Merhaba. Küba'ya ben de yeşil pasaportla gittim, sigorta yaptırmadım. Normal pasaporta Küba vize istiyor ve zaten sağlık sigorta poliçesi olmadan vize vermiyor. Küba turist vizesi Tourist Card olarak da adlandırılıyor, aynı şey. Havayolu yeşil pasaportun ne olduğunu bilmiyordur. 25 CUC ülkeden çıkış parası ödeniyordu havaalanında, ancak 1 mayıs 2015'ten itibaren bu çıkış vergisi havayolu şirketi tarafından bilet satışında alınmaya başladı, Havana Havalimanı'nda ödeme kalktı. Kısmetse Aralık sonlarına doğru başlayacak, 3 haftalık bir Küba gezisi planlıyorum. Gidiş geliş genel çerçeveler ile belli az çok. Ülkeyi üç çembere ayırdım. İnşallah tamamlayabilirim. Size sormak istediğim vize konusudur. Schengen vizesine sahip olan Türk vatandaşlarının vize başvurusunda bulunmasına gerek olmadığı söyleniyor ve bu acente tarafından da onaylandı. Lakin acente yurtdışında olduğu için pek güven vermedi. Sürpriz ile karşılaşmamak adına fikrinizi beyan ederseniz memnun olurum. Hospitality CLub başlığı altında bir websitesi buldum. Yerel KÜbalılar ile tanışmak ve kültür hakkında bilgi edinmek için bu siteden faydalanmayı düşünüyorum. Lakin sizin bir çift ile tanışıp bir yerlerde bir şeyler içtikten sonra yüklü bir hesap ile karşı karşıya kalma hikayeniz ve size yaklaşandansa sizin yaklaştıklarınız daha faydalı olur ifadenizden ötürü biraz çekinerek yaklaşıyorum. Bu konudaki görüşünüz nedir? Küba halkı ile tanışıp zaman geçirmek öncelik benim için. Bunun yanı sıra tüm yazılarınızı okudum. Eksiklikler olduğundan bahsetmişsiniz. Eğer yazınız dışında kalan önerileriniz varsa ve paylaşırsanız sevinirim. Merhaba. Küba'ya Schengen vizesi olanların Küba vizesi almadan girebilecekleri fikri bana pek mantıklı gelmedi, AB ile alakasız bir ülke. Bence konuyu Küba Büyükelçiliği'ni arayıp sorun. Eugenio y Fabio email: fabio. quintana@ infomed. sld. cu Tam merkezde ve 35 CUC fiyatı. Casa sahipleri birbirlerini tanıyor ve diğer şehirlere giderken yönlendiriyorlar, onlar da sizi otobüs terminalinde karşılıyorlar. O çift beni yolda tanışıp kafeye davet etti, hata bende. Size yaklaşanlarla muhatap olmayın. HospitalityClub'tan tanıştıklarımın biri dürüst ve iyi, diğer ikisi turist kullanmayı iş edinmiş dolandırıcılar çıktı. Bunu 10 dakika içinde anlarsınız. Ben en çok Santa Clara ve santiago de Cuba kentlerini sevdim. Sorularınız olursa yine yazın buraya. Rica ederim. Küba yazılarıma ilginize teşekkürler. Küba'ya yemek çeşitleri oldukça az. Turistlere yönelik lüks otel ve restoranlarda yabancı ülke mutfaklarından yemekler, sığır eti ve tavuk bulabilirsiniz. Ayrıca Küba'da El Rapido adlı fast food lokantalarında yerelleştirilmiş Amerikan fast food tarzı yiyecekler satılıyor. Küba'ya gidecek olmak heyecan vericidir, ne mutlu size. İyi yolculuklar. Öncelik ile yanıtınız için teşekkür ederim. Anladığım kadarı ile paylaştığınız yerlerde klamam neticesinde sahiplerinin yönlendirmesine müteakip gideceğim yerlerde nerelerde kalabileceğime dair bir izlenim elde edebileceğim. Doğru anlamışımdır umarım. Mümkün olduğunca önceden bilgi toplamaya çalışıyorum ki malum internet erişimi çok da mümkün olmayacağı için hazırlıklı gitmekte fayda var. Merhaba. Evet, kaldığınız Casa Particular sahibi, bir sonraki kentte mutlaka tanıdığı diğer pansiyon sahibini arayıp söyler, o da sizi otobüs terminalinde elinde adınız yazılı kağıdı tutarak karşılar. Yanıtınız için teşekkürler. Planladığınız yolculuklarınızda iyi şanslar dilerim. Ben de size şahane bir Küba turu dilerim. Trinidad'da turistik olduğu için az kaldım, yoksa güzel bir kasaba, gitmeye değer. Santa Clara bence Küba'da mutlaka görülmesi gereken bir yer. Yukarıda yorumda yazdığım Casa Particular adlı pansiyon çok güzel, tavsiye ederim. Che'nin anıt mezarı, tren müzesi ve puro fabrikasını gördükten sonra atın kendinizi arka sokaklara, Küba'da yaşamı keşfedin. Viazul otobüs sistemini kullanacaksınız. Resmi taksilerin açılığı 1 CUC (1 dolar), her km 1 CUC. Kaldığınız şehirlerde tavsiye edeceğiniz ve irtibat kurabileceğimiz Casa Particular'lar var mıdır ve varsa bilgi almam mümkün mü? Çok teşekkürler. Merhaba. Küba ilaçların çoğunu kendisi üretiyor, bizdeki markaları bulamazsınız. Alternatif tıp görmedim, bilemiyorum. Turistler ülkenin parasız sağlık siteminden yaralanamaz, ancak yabancılara açık olan ücretli kliniklerde tedavi olabilir. Merhabalar, Yazınız ve tüm yorumları okudum, bilgiler için çok teşekkür ederim.28 Ocak-6şubat aralığı 8günlük 2arkadaş herhangi bir tur olmadan Küba'ya gidiyoruz.1haftamız kaldı ve yeni plan yapmaya çalışıyoruz. Araç kiralama Hakkı'nda bilgi ve öneriniz varmı, bizim ehliyetimiz geçerlimi. Konaklamayı gitmeden öncemi yoksa oradamı ayarlamayı tavsiye edersiniz?Tekrar Teşekkür.. Hiç araba kiralamadım, bilemiyorum. Küba'da konaklayacağınız ilk yeri gitmeden önce ayırtıp diğerlerini orada halledebilirsiniz. İyi yolculuklar. Küba'da bazı yerlerde elektrik adaptörü gerekiyor, giderken fiş priz adaptörü götürün. Merhaba. Küba'da yaz mevsimi çok sıcak geçer, Haziran ayında denize elbette girilir, sıcaktan rahatsız olursunuz. Zamanınız uygunsa Mart veya Nisan'da gitseniz daha rahat edersiniz. Küba seyahati için daha fazla zamanınızın olmasını isterdim ama 1 hafta da olsa mutlaka gitmeye değer. Ben en çok doğudaki Santiago de Cuba kentini sevdim ve en uzun orada kaldım ama size uzak olur. Havana, Santa Clara, Trinidad ve Cienfuegos sizin için uygun bir Küba turu rotası olur. Kumsal ve deniz tatili seviyorsanız Cienfuegos yerine Varadero'ye gidebilirsiniz, ilkinde de deniz var ama ikincisi kadar müthiş güzel değil. Tabii Havana'ya kaç gün ayırmak istediğinize bağlı. Rica ederim, harika bir Küba turu dilerim. Selam eşimle 10 gunluk cuba seyahatı dusunuyorum. bunla ilgili profesyonel yardımcı arıyoruz. Merhaba. O halde Küba'ya turla gitmeniz uygun olur. Biz balayı için bi Küba gezisi planlayalım diyoruz ama gitmeyi düşündüğümüz tarih aralığı 23 Ağustos 3 Eylül arası. Bu tarihlerde kasırga sezonuna denk gelir miyiz emin olamadık, eğer bilgi verebilirseniz çok makbule geçer gerçekten.. Merhaba Okan Bey. Ağustos ve Eylül ayları Küba'da kasırga mevsimi içerisinde kalıyor. Ancak kasırgalar önceden belirlenebiliyor. Sizin kalacağınız binalar sağlam olacaktır, uyarı olursa içeride kalmanız yeterli. Saygılar. Hocam cok güzel bir 16 gün gecirdim ve bilgileriniz cok cok isime yaradi. bunlara ek bende birkac bilgi vermek istiyorum. ben almanyadan varaderoya gittim. Ve paket tur almistim. 1- otellerde olsun veya varaderoda heryerde havana tur gibi sirketler cienfuegos- trinidad ve santa klara olmak üzere tur düzenliyorlar. Günlük tur olarak isterseniz 97 cuc 2 günlük otel kalmali isterseniz 4 ögün yemek dahil 135 cuc. kesinlikle 2 günlük tavsiye ederim cok cok iyidi. 2- Varaderodan Havanaya sehir turu 40 cuc dan baslayip eger detayli gezdirilmek isterseniz 67 cuc. Biz 4 kisi bir taksi icinde tur rehberiyle 150 cuca tuttuk. 3- Küba dönüsü havaalaninda aldiginiz purolara bakan veya fatura isteyen kimse yok veya biz görmedik. Ki ben faturasiz baya bir almistim. Trinidadda hemen klisenin karsisinda bir sigara magazasinda tezgah altinda cikarttiklari 10 lu paketler halindeki cohiba marka purolari 20 cuca aldik. Inanin süper fiyat. 4- eger ucuz puro bulamazsaniz bile yine dönüste havalaninda duty freelerden alin. Inanin disardaki magazalardaki fiyatin nerdeyse yarisina satiyolar. 5- küba inanilmaz güvenli bir ülke. Inanilmaz yesil. havana bambaska biryer. Kesinlikle herkes mutlaka gitmeli. Diren Bey yaptığınız Küba turu ve Küba'da gezi ve puro fiyatları hakkında verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim. Bence de Küba'ya herkes gitmeli. Almanya'ya selamlar. Merhaba Alper Bey, Küba'ya tek basima gitmeyi planliyorum. Ispanyolca bilmiyorum, ve öncesinden rezervasyon yapmadan belirsiz bir planla gitmeyi düsünüyorum. 14 gün icin yanima 900 eur almayi düsünüyorum. Sizce bir kadin olarak bu sartlarla gezmek rahat olur mu? gezerken parami ve belgelerimin fazlasini casa particulardaki ev sahibesine mi vermeliyim, ülke ici seyahat, tenha sokaklar kadinlar icin güvenli mi, aksamlari tek basima disari cikmam güvenli olur mu, havana disinda ispanyolca bilmeden iletisim rahat olur mu? Cok tesekkür ederim, sevgiler, L. Merhaba. Ben de Küba'yı tek başıma, İspanyolca bilmeden İngilizcemle gezdim. 2 hafta için 900 avro yeterli ama garanti veremem, size bağlı. Küba güvenli bir ülke ama bazen hırsızlık olabiliyor, fazla paranızı ve pasaportunuzu casa particular'da bırakın. Gece dışarı çıkma konusunda en iyisi pansiyon sahibine güvenli bölgeleri sormak. Mevsime dikkat edin, yazın aşırı sıcak. Rica ederim, sevgiler. Çok teşekkür ederim, bu ay içerisinde orada olacağım. 2 hafta için havana, trinidad, santa clara ve vinales, pinar del rio diye planlıyorum. Hediye konusunda internette çok farklı yorumlar var, özellikle sokaklarda çocuklara doğrudan hediye verilmemesi konusunda uyarılar yapılmış, kültür ve yapıyı bozuyor denmiş. Küba gerçekten de oecd sıralamasında çok da fakir bir ülke gibi görünmüyor. sadece kaldığım casa sahiplerine hediye götürmeyi düşündüm. özellikle eski kıyafet ve elektronik eşya götürmeyi aklınızdan geçirmeyin, denmiş. Hiç bir seyahat için bu kadar heyecanlanmamıştım, çok teşekkürler bilgiler için. Casa sahipleri gercekten gelir elde ediyorlar mi, yoksa devlet kontrolünde oldugu icin, gelir devlete mi gidiyor emin olamadim. Eski kiyafet konusunda okudugum, Küba'da insanlarin cok zevkli ve renkli giyindikleri, bir avrupali veya amerikali'nin zevksiz kiyafetlerini asla giymeyecekleri :-)) elektronik esya konusunda da, sanirim elektronik cöplüge dönüsmesin diye öyle deniyor. Aylik gelirleri az olabilir ama insanlarin harcama yapabilecekleri bir alan da yok deniyor, yiyeyecek, elektrik, su, saglik, konaklama, kültürel etkinlikler bedava. Aylik 20 dolar kazanan bir Kübali onun tamamini harcayamaz yazilmis. Aslinda düsününce, plastik poset, asprin, fluoroidli dis macunu gibi seylerin ülkede olmamasi bir politik karar dahi olabilir. Yok diye götürülmeli mi emin olamadim. Bez Canta, sabun, dis fircasi, sarap, cikolata götürebilirim, ama kime nasil verebilirim bunlari? Cocuklar icin boya kalemleri düsünmüstüm, ama cocuklara dogrudan böyle seyler verilmesinin sakincali oldugu, esitligi bozdugu, ve genel olarak turist gördüklerinde hediye bekleyen bir anlayisi yerlestirdigi, kendi egomuzu rahatlatmak icin böyle seylere girismememiz yazilmis bazi forumlarda. Kiyafet güzel ve iyi durumda olanlardan götürebilirim, ama yine bunlari kime ve nasil verebilirim bilmiyorum. Tanimadigim insanlara böyle birsey teklif etmek kabalik olarak algilanabilir mi? Ya da bunlarin dagitimi icin verebilecegim merkezler var mi? Ucak bileti icin euro air'e bakmistim ama cok kötü yorumlar var hakkinda, sonunda lufthansa'dan aldim(640 Eur). Günlük harcamalarim casa+yemek 50 eur olsa:700 eur+ 300 de ülke ici ulasim icin yanima almak gerekir diye düsünüyorum. Bu sene turist sayisinda patlama yasanmis Cuba'da belki casa fiyatlari da artmistir. Cok cok tesekkürler Alper Bey, yazdiklariniz cok yardimci oldu. Evet Küba'da casa sahipleri gelir elde ediyor, ama sosyalist ekonomi gereği elbette ki turistin ödediği konaklama ücretinin hepsi ev sahibine kalmıyor; mutlaka kaydediliyor ve önemli bir kısmı devlete gidiyor. Yine de sıradan halktan daha fazla kazandıkları kesin. Okuduğunuz bazı şeyler yalan. 20 dolar aylık maaş alan Kübalılar sadece yaşayabiliyor. Eğitim, sağlık, kültürel etkinlikler, baleden satranca kadar birçok kurs ücretsiz, fakat kaliteli ürünler Kübalılar için çok pahalı. Ek geliri olmayan bir Kübalı hiç kafeye bara gidemez, yolculuk yapamaz, dışarıda yemek yiyemez, nispeten şık giysiler alamaz, marketten hiçbir ürün alamaz. Tanımadığınız insanlara yolda direkt bir şeyler vermek kabalık olur; size yaklaşıp birşeyler isteyenler ise turistlerden para kazanan, normal halkın utandığı yüzsüzlerdir, sakın bir şey vermeyin. Ben ek geliri olmayan insanlara verdim, siz böyle insanlarla tanışabilecek misiniz bu belli olmaz tabii. yardım merkezi için herhangi bir komünist parti bürosuna girip sorun bence, bilemiyorum. Havana uçak biletinizi çok ucuza almışsınız, adınıza sevindim. seyahat günlerinizi şehirlere göre bölüp planladınız mı? Rica ederim. Sanirim cocuklar icin götürdüklerimi bir okula verecegim, ögretmenleri adaletli bir sekilde dagitimini saglar. Diger ihtiyaclari ne kadar süre cantamda tasiyabilirim bilmiyorum. Havana'da yasayanlar daha iyi durumda olduklari icin Trinidad tarafina gittigimde bir enstituye birakabilirim. Havana'ya gidince 2 gün dinlenip adapte olmaya calisirim herhalde, ardindan trinidad'a gecerim, 2 gün orada sonra santa clara... belki o cevrede bir kac yeri eklerim, ardindan havana'ya geri dönüp, pinar del rio tarafina gitmek istiyorum, dogasi cok güzelmis. bir sehre viazul ile vardigimda, öncesinden casa rezervasyonum yoksa, araci bir jinetera'ya takilmadan casa bulmanin yolu nedir? internet olmadigi icin kapi kapi sormak mi gerekir? Sürekli bir önceki casa'nin tavsiyesiyle ilerledigimde, hep benzer casa'larda kalmaktan cekiniyorum, daha cesitli bir deneyim olmasi cok daha güzel olur. Küba'ya götürdüğünüz hediyeleri bir okula vermek mantıklı olur. Havana'da da turistlerden veya yurt dışında yaşayan yakınlardan ek geliri olmayan insanlar yoksul. Önemli olan sizden isteme yüzsüzlüğünü gösteren uyanıklara değil, kendisi istemeyen fakirlere vermek. Havana için ilgili yazımı okumanızı tavsiye ederim. Santa Clara özel bir şehir, çok sevdim. Bir şehre otobüsle vardığınızda terminalde oda kiralamak için bekleyenler olur, gözüne kestirdiğiniz biriyle gidin, beğenmezseniz yine otogara dönmeniz ya da o pansiyonun sahibinin önereceği başka bir casa'ya gitmeniz gerekir. Otobüsten inenleri bekleyenler aracı değil pansiyon sahibi. Bir şehirde kaldığınız pansiyonun başka bir kentte önerdiği casa sahibi genelde fiyata 5 CUC ekleyip onu önerene veriyor. tavsiye ettikleri benzer evler olmaz, ben de tavsiye üzerine gittim, farklı seviyede, temizlikte ve şıklıkta evler. 2011'den bu yana her kışımı orada geçiriyorum. Birkaç kez de yaz aylarında gittim. Temmuz ortası 2 ay için gene gidiyorum. Şu, bir sonraki \"casa\"nın 5CUC'u meselesine katkı olacak bilgi paylaşımı yapayım; genelde fiyata eklenmiyor, normal fiyatın içinden 5CUC misafiri yollayana ayrılıyor. Sonraki casa 5CUC feda edip müsteri garanti etmiş oluyor. Merhaba Alper Bey, 1 haftaya havana'da olacağım ve yazdığım casa sahiplerinden ya dolu oldukları yanıtını aldım ya da yanıt alamadım. Havana'da çabuk casa bulmanın yolu nedir acaba? Akşam saatlerinde havalimanında olacağım için oraya bırakmak istemedim, teşekkürler çok. Tesekkür ederim, internetten tanistigim bazi kanadali seyyahlar araciligyla bir ev ayarladim sonunda! 🙂 oh! yoksa yavas yavas nerede kalicam diye dertlenmeye baslamistim, ya yanit gelmiyor ya da dolular! küba su sira cok cok cok popüler oldu birdenbire. 2 hafta planladim, ama duruma göre süreyi uzatabilirim. ilk 2 gün havana sonrasi allah kerim. tecrübenizden yola cikarak aman sunu sirt cantaniza koymayi unutmayin, gecerken su köye de ugrayin diyeceginiz yerler varsa, hemen not edeyim. sevgiler! Buna sevindim. Küba'da tatil yapmayı seven ciddi bir Kanadalı kitle var, ben de ülkeyi gezerken rastladım. Küba'da ıslak mendil yok, yanınıza bol alın, hem kendinize gerekir, hem de orada halk hayran oluyor. Ben doğuda Santiago de Cuba'yı çok beğendim, en uzun orada kaldım. uzun bir otobüs yolculuğuyla ya da kala kala gidilebilir. Nasıl yani, dönüş biletiniz yok mu? 🙂 Sevgiler. Bilmiyorum ama bu sorunuzu gören Küba okurlarımdan yanıt verenler olabilir. Merhaba Fatma Hanım. Bu ve Havana yazılarımın yorumlarında kalacak yer adres ve önerileri var, booking hiç denemedim, orası uluslararası bankacılık sisteminden ayrıdır, çalışmıyor olabilir. Küba'da sağlık hizmetleri pahalı değil. La Pradera ve Calixto Garcia hastanelerine e-posta yazarak sağlık sorununuzun tedavi yöntemi ve maliyeti hakkında bilgi alabilirsiniz. Merhaba. Küba yazı ve yorumlarımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Halkla sohbet edebilirsiniz tabii, biliyorsanız İspanyolca, bilmiyorsanız bir kısmıyla İngilizce. Para birimini ve 2 ayrı parayı havana yazımda anlattım. Küba göçmen kabul etmiyor. Yerleşebilmek için tek evlilik. Seyahat yazınızı çok keyifle okudum. 20 gün önce görmüş olsaydım çok daha işime yarıyacaktı. 3 gün Küba-Havana 4 gün cruise ile karaipler olmak üzere tur yaptım. Hayallerimin ülkesi Havana ile sınırlı kaldı. Halk için söylediklerinize tümüyle katılıyorum, ancak kapitalizmin arsız iştihası maalesef kol kanat atmaya başlamış ve sanırım çok kısa bir sürede çürüme burada da başlıyacak. Limanın yapılması ve büyük gemiletin gelmesi turizm gelirlerini artıracak, ancak bunun belli bir fırsatçı kesim yaratmış olduğunu gördüm. Umarım halka yansıması ve refahlarının artmasını sağlar. Ambargonun yumuşaması ile film platosu görüntüsündeki eski araçların yerini yavaş yavaş yabancı yeni araçlar almaya başlamış. Paramızın değer kaybı o kadar fazla ki 1 cuc 1 euro denk olmuş ve bu da alınan her ne olursa olsun çok pahalıya geliyor. Ben de size katılarak bir an önce gezginlere olmazsa olmaz rota mutlaka bir fırsat yaratıp gidin diyorum. Küba yazılarımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Ne yazık ki Küba'da gelir dağılımında eşitsizlik turizm ile başlamış durumda. Bence de herkes bir an önce Küba'ya gitmeli. Ülke veya şehir tanıtımlarında sizin gözlemlerinizden faydalanıyoruz. Gerçek izlenimlerinizi katkısız ve tarafsız yazdığınız için teşekkür ederim. Bizler işin ticari tarafından baksak da gerçekleri yansıtmak daha etik oluyor. Teşekkür ederiz. Alper Bey merhaba. Biz de eşimle Mayıs ortası gibi Küba'ya gideceğiz. Turla gitmeyi düşünmüyoruz. Kendimiz bir plan yapıyoruz. Yazınız çok güzel, detaylı ve faydalı. Emeğiniz ve paylaşımlarınız için teşekkür ederiz. Küba planımızı yaparken çok yardımcı oldu ve gitme heyecanımızı artırdı 🙂 Birkaç sorumuz vardı. Müsait olduğunuzda cevap verebilirseniz çok seviniriz. Merhaba Serap Hanım. 🙂 Küba uçak biletini epey pahalı almışsınız. Amsterdam şahane, güzel plan. Otelleri bilmiyorum ama yorumlarda Havana ve Santa Clara'da güzel, temiz, merkezi Casa Particular pansiyonun bilgileri var. Ne mutlu size, Küba'ya gidecek olmanın o tatlı heyecanı! 🙂 Ben sağlık sigortası yaptırmadım ama az bir parayla garantiye almak mantıklı aslında. Küba'da yabancıların dövizle tedavi edildiği hastane ve klinikler var büyük şehirlerde. Normal halkın ücretsiz sağlık sisteminden yararlanamazsınız. Havana ve her şehirde kolayca avro bozdurup peso alabilirsiniz. Euro bozdurarak mı yerel para alabiliriz.. Merhaba. Ben tesekkuer ederim. Kuba'da CUC verip yerel peso alabilirsiniz. Havana'da genelde vermiyorlar ama yerel peso gecen yere CUC verip ustunu yerel para olarak alabiirsiniz. Sn. Alper bey. Gördüğüm kadarı ile Küba'ya hayran kalmışsınız. Her şeyin yasak olduğu, aranılan hiç bir şeyin olmadığı, her şey için sıraya girilen bir yokluklar ülkesi için güzellemeler yapmak bir turist gözü ile ne kolay değil mi. Bir de kendinizi o ülkenin sıradan bir insanı yerine koyun bakalım. Merak ediyorum yüzünüz güler miydi. Oradaki yerel halkın yüzünün gülmesi, dünya'dan hiç haberlerinin olmamasından olabilir mi acaba. Siz önce yaşadığınız ülkenin ve insanlarının değerini bilin ve ona layık olmaya bakın bence. Yazımda tam da bahsettiğiniz sorunları yazdım demek ki okumayıp göz gezdirdikten sonra eleştiri yazmışsınız. Okumamak toplumumuzun temel sorunlarından biri, hatta tüm Orta Doğu ve Afrika'nın. Ülkemin değerini bilmediğimi nasıl varsaydığınızı anlamadım. Önyargı da yine bu toplumlarda yaygın. Layık olmadığıma karar vermekten sizi men ederim. Hoşçakalın. Sn Alper Bey verdiğiniz tüm bilgiler için teşekkürler. Bence eleştiriyi dikkate almayın dünyayı gezmek ülkesini sevmemek değildir. Küba yı her daim merak etmişimdir, eğer bir gün gidebilirsem bu bilgilerden kesinlikle yararlanıcam yolun açık olsun. Küba seyahat yazılarımı okumanıza sevindim, çok teşekkürler. Biz Küba'ya tur ile gidiyoruz. Toplam süre 8 gün. Ancak bu 2 yere ekstra programlara katılmadan kendimiz gitmek istiyoruz. Çünkü katılacağımız tur acentası 100 avro olan Trinidad tur ücretini 199 avroya çıkardı. Bu saydığım yerlere kendimiz gitmeyi düşünüyoruz. Vinales Pinar del Rio'ya günübirlik gidip Havana'da konakladığımız otele dönmeyi istiyoruz. Trinidad'a ise gidip 1 gece orada kalıp ertesi gün Havana'ya dönüp turumuzla buluşmayı planlıyoruz. Küba'da ulaşımın çok sıkıntılı olduğunu duydum. Başarabilir miyiz diye endişe ediyorum. Otobüs mü, taksi mi sizce? Ne önerirsiniz? Tekrar teşekkürler. Trinidad için 199 avro aşırı pahalı. Endişe etmeyin Viazul otobüslerle Küba'nın başlıca tüm şehirlerine gidebilirsiniz. Tek sorun son anda otobüste yer olmaması, bunu da Viazul internet sitesine kolayca kayıt olup gitmeden önce rezervasyon yaparak çözebilirsiniz. Ben yine de dürüst ve İngilizce konuşabilen Havanalı taksici Yuri'nin telefon numarasını size vereyim: (+53) 5 354 64 24. Rica ederim Dilek Hanım. Harika bir Küba turu dilerim. Küba seyahat yazılarınızı merakla ilgiyle okudum. Kubaya gitmeden bizi bilgilendirmiş oldunuz. Tesekkur ederiz.22 Martta çıkacağımız yolculuk için çok heyecanlıyım. Bilgilendirmeler için çok teşekkür ederiz. Evet gittik. 11 Nisanda döndük. Gezimiz güzel geçti. Selamlar. Küba seyahatinizin iyi geçmesine sevindim. Selamlar. Küba gezisi ile ilgili yazınızı keyifle okudum ve hiç aklımda yokken Küba'ya gitme isteğim yoğunlaştı diyebilirim. En kısa zamanda gitmek isterim ancak bazı ön bilgiler çok önemli tabi. Bu konuda desteğinize ihtiyacımız olabilir. Şimdiden teşekkür ederim. Küba gezi yazılarımın gitme isteği uyandırmasından mutlu olurum. Elbette, bilgi ve öneri için istediğiniz zaman buradan yazın. Yazınız epey faydalı oldu bana. Emeğinize teşekkürler. Biz eşimle kendi imkanlarımızla Küba'ya gitmek istiyoruz önümüzdeki sene Nisan gibi. Eğer zamanınız olup da cevaplayabilirseniz çok memnun olurum. 1. Küba'da İngilizce konuşma yaygın olmasa da gençlerin ve turistlerle çalışanların çoğu bir miktar İngilizce konuşuyor, anlaşabilirsiniz. 2. Casa particular sözcüklerini aratırsanız birçok pansiyonla iletişim kurabilirsiniz. Küba'da yüksek sezon Aralık, Ocak, Şubat, mart ayları, bunun dışında genelde pansiyonlarda yer bulabilirsiniz. En azından ilk gittiğiniz şehirde önceden yer ayırtmanızı mutlaka öneririm. Eğer günleriniz ve planınız belli ise hepsini önceden ayırtın, ama serbest gezmek istiyorsanız otobüs terminallerinde turist bekleyen pansiyon sahiplerinden biriyle gidip kalabilir, beğenmezseniz bir başkasını deneyebilirsiniz. Havana ve Santa Clara'dan birer iyi pansiyon adı ve iletişim bilgileri Küba yazılarımın yorumlarında var. 3. Küba'ya giderken yanınızda epeyce avro götürüp orada bozdurun. Evet, HostelWorld diye bi uygulama indirmiştim biraz oradan biraz da Booking'ten baktım fiyat bilgisi edinmek adına ama başka önerdiğiniz bir yer varsa orayada bakmak isterim. Yanında muhakkak şunları götürmelisin dediğiniz çok önemli bir şey var mı? Sabun, tuvalet kağıdı ve kişisel bakım vs. hariç, böyle akla nadir gelicek bir şey. Küba'da evleri geniş olanlar Casa Particular adlı pansiyonlar işletiyor. Küba yazılarımın yorumlarında Havana ve Santa Clara'da konaklama için iyi pansiyon bilgileri var. Sabun, tuvalet kağıdı sıkıntısı yok. Islak mendil götür. Yiyecek konusunda ne olur olmaz diyip çantaya bi iki konserve biraz bisküvi atsak sınırdan geçmede problem olur mu? Çünkü uçaklarda aktarma var bi de yani ülkede bile yenmese aktarma esnasında ihtiyacım olur. Ve bir sorum sizde de yeşil pasaport var aktarma yapılacak yerde transit geçiş vizesi bizlere gerek mi? Araştırdığım kadarıyla İngiltere'de gerek, Hollanda, Danimarka, Fransa ve Kanada'da gerekmiyor direk geçebiliyoruz diye öğrendim. Küba'ya ambalajlı yiyecek götürebilirsin ama check-in bagajında. kabin bagajında sadece bisküvi çerez gibi kuru gıdalar olabilir. Transit vize ülkeye göre değişiyor, doğru öğrenmişsin. Alper Abi verdiğin bilgiler için teşekkür ederim 🙂 İyi günler, iyi gezmeler. Rica ederim, her zaman. 🙂 Şahane bir Küba tatili dilerim. Çok bilgilendirici. Bizim de Küba'da benzer tecrübelerimiz oldu fakat bizim yazdıklarımızdan daha geniş bilgilere yer vermişsiniz. Elinize sağlık, gidecek olanların mutlaka okuması gereken bir yazı olmuş. Hello Erlinda. Thanks for reading my Cuba travel posts. I hope I can visit Santiago de Cuba again. Greetings."} {"url": "https://celebialper.com/kudus-hakkinda-bilgi/", "text": "Kudüs Orta Doğu'da bulunan, dünyanın en eski, önemli ve sorunlu şehirlerinden biri. Hem İsrail hem Filistin Kudüs'ün kendi başkenti olduğunu iddia ediyor. Kudüs, üç semavi din olan Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam için kutsal şehir olup tarih boyunca bu üç dinin merkezi ve savaş alanı oldu. Ağlama Duvarı, Kutsal Kabir Kilisesi, Mescid- Aksa, Tapınak Dağı gibi çok önemli dini ve tarihi yapılara sahip Kudüs kentinin adı Arapça El-Kuds, İbranice Yeruşalayim, İngilizce Jerusalem. Başkentliği ve politik durumu tartışmalı şehirde İsrail'in resmi devlet binaları var ama başkent olarak tanıyıp elçilik kuran ülke yok. Şehir bugün İsrail egemenliğinde olup, Doğu Kudüs tarafında yer alan tarihi bölgesi sur içi Eski Şehir, Yahudi, Müslüman, Hristiyan ve Ermeni bölgeleri olarak dörde bölünmüş durumda. Bu yazımda Kudüs hakkında bilgi ve ayrıntılar bulacaksınız. Şehir Akdeniz ve Ölü Deniz'in kuzeyi arasında yer alıyor. Modern Batı bölgesi ile Doğu Kudüs dahil 857.000, çevresiyle birlikte 987.400 kişi nüfus ve 125.1 km alana sahip. Kudüs tarihi boyunca iki kez yok edildi, onlarca defa saldırı ve işgale uğradı. Dünya uygarlık tarihinde önemli yere sahip iki coğrafya olan Mısır ile Mezopotamya arasında kalmış antik kentin tek bir tarihi yok; Yahudiler, Hristiyanlar ve Müslümanlar kendi tarihlerini yazıyorlar. Tarihçi, arkeolog, ilahiyatçı ve gezginler için zengin bir kaynak ve ilgi odağı. Jerusalem tarih boyunca Sami, Mısır, Kenan, Yahudi, Asur, Babil, Pers, Makedon, Yunan, Sasani, Roma, Bizans, Haçlı, Eyyübi, Memluk, Osmanlı, İngiliz ve Arap egemenliği altında yönetildi. Bugün Eski Kent olarak anılan asıl Kudüs, kenarları yaklaşık bir km uzunluğundaki kare biçiminde surlarla çevrili. İkisi kapanmış durumda yedi kapısı bulunan Eski Kent, Kuzeydeki Şam kapısı ile batıdaki Yafa kapısından başlayarak merkezde kesişen iki ana cadde ile dört bölüme ayrılıyor. Kuzey doğudaki bölüm Müslüman, kuzey batıdaki kısım Hristiyan, güney doğudaki bölüm Yahudi ve güney batıdaki çeyrek Ermeni mahallesi durumunda. Israel Central Bureau of Statistics rakamlarında 2015 yılında yapılan sayıma göre Kudüs'ün nüfusu 857.800. Bu nüfus içerisinde 524,700 Yahudi, 307,300 Müslüman, 12,400 Hristiyan yaşıyor. 8,680,000 kişilik İsrail nüfusu içerisinde %74.7 Yahudi, %20.8 Arap ve %4,5 diğer etnik kökenli halklar var. İsrail Yahudileri dini inanç açısından kendilerini %44 laik, %11 dindar, %9 çok dindar, %36 ateist olarak tanımlıyorlar. Bugün surlar içindeki Eski Kudüs, UNESCO Dünya Mirasları listesinde ve ayrıca Tehlike Altında Olan Dünya Mirasları arasında. Modern Kudüs, Eski Şehir'in sınırlarını aşarak genişledi. Sünni Müslümanlar için El-Kuds üçüncü en kutsal şehir. İslamiyette Kudüs, bir dönem Kıble oldu ve Kur'an'a göre Muhammed Peygamber 10 yıl sonra bu şehirden Miraç'a çıktı. Yeruşalayim, Yahudiler için en kutsal şehir çünkü kutsal kitaplarına göre İsrail Kralı Davud, Milattan Önce Kudüs'ü Birleşik İsrail Krallığı'nın başkenti olarak inşa etti ve oğlu Kral Süleyman, İlk Tapınak'ı şehrin içinde kurdu. Hristiyanlar için Jerusalem'in kutsallığı, İncil'e göre İsa'nın bu şehirde çarmıha gerilmesinden ve 300 yıl sonra Azize Helena'nın İsa'nın hayatındaki hac noktalarını belirlemesinden geliyor. Küçük bir alan olmasına rağmen Eski Kent, dini önem taşıyan çok sayıda yere sahip. - Kutsal şehrin hakimiyeti için tarihi boyunca yüzden fazla savaş yapıldı. - İlk Tapınak'ın inşasında 150.000 kişi çalıştı. - İlk Tapınak'tan kalan Batı Duvarı'na her yıl iliştirilen bir milyondan fazla not kağıdı toplanıp yakılıyor. - Yahudiler 1840 yılında çoğunluk oldular ve hep öyle kaldılar. - İki binden fazla aktif arkeolojik kazı alanı var. - Zeytin Dağı halen kullanılan en eski mezarlık olup, 150.000'den fazla Yahudi mezarı var. - Çöldeki kutsal kentte 1578 tane halka açık park ve bahçe var. - Hadassah Hastanesi'nde dünyanın ilk bilgisayarlı kalça protez ameliyatı gerçekleştirildi. - Yılda otuzdan fazla festival düzenleniyor. - 70 kültür merkezi ve 60 müzede şiir, sanat, sinema, edebiyat ve performans sanatları öğretiliyor. - 15 farklı Hristiyan topluluğunun bir arada yaşadığı tek kent. - Orta Çağda Hristiyanların Kudüs'e girmeleri yasaklandı, sonra yasağı Müslümanlar kaldırdı. - İsrail kanunlarına göre Yahudilerin dinlerinin en kutsal yeri Tapınak Tepesi'nde dua etmeleri yasak. - 26 şarap üretim tesisi var. - Ünlü oyuncu Natalie Portman Yeruşalayim doğumlu. - Jerusalem'deki ev sahiplerinin yüzde on biri yabancı. - 400 yüksek teknoloji şirketi var. - İsrail'de kızlar 2 yıl askere gidiyor. Bu ilginç notlardan sonra Kudüs hakkında bilgi vermeye devam. Buluntular, şehirdeki yaşamın Bakır Çağında, yerleşimin ise Bronz Çağında var olduğunu gösteriyor. Bazı arkeologlara göre Yeruşalayim, Kuzeybatı Samiler tarafından Milattan Önce 2600 yılında düzenli bir yerleşim yeri olarak kuruldu. İlk yerleşim alanları, Ofel Tepesi'nde idi. Şehir Mısır hakimiyetinde iken Kral Davud ele geçirdi ve Birleşik İsrail Krallığı'nın ve daha sonra Yehuda Krallığı'nın başkenti oldu; oğlu Süleyman, Yahudiler için son derece önemli olan Süleyman Tapınağı'nı inşa etti. Kudüs tarihi boyunca Salem, Şalim, Jebus, Yeruşalayim, Jerusalem, Uruşelim, Yerusalim, Makdis, Beyt-ül-Mukaddes, Beytül-Makdis, İlya, Eyliya, Yerushalayim, Hierusalem, Yeruşlem, Urişlem, Ursalem, Oholiba, Zion, Ir-Davud, Yebus, Sion, Ilya, Medinetü Beyti'l-Mukaddes, Iliya, Al-Balat, Medinetü's Selam, Daru's-Salem, Kudüs-ü Şerif, El-Kuds isimlerini aldı. Tüm dillerdeki adlarında barış ve kutsal anlamları var. Aşağıdaki tabloda M. S. 70 yılında Romalı Titus komutasındaki ordunun Kudüs kuşatması ve yıkımı canlandırılıyor. Babil, Pers, Makedon, Yunan, Roma ve Bizans egemenliğinde kalan kent Roma İmparatoru I. Kostantin döneminde Hristiyanlaştırıldı ve yüzlerce yıl Yahudilerin girmesi yasaklandı. Bizans, Pers ve Sasani İmparatorlukları arasında geçen savaşlarla el değiştirdi. 638 yılında Müslüman Halifelik yönetimi şehri aldı. Yapım yılı bilinmeyen Mescid-i Aksa ve 687-691 yıllarında Kubbet-üs Sahra inşa edildi. Devam eden 400 yıl boyunca şehrin önemi azaldı. 1099 yılında Fatimi lider yerli Hristiyan nüfusu Kudüs'ten kovdu. Daha sonra Haçlılar, güçlü bir şekilde korunan şehre bir saldırıyla girip, Müslüman ve Yahudilerin çoğunu öldürdü. Haçlılar Kudüs Krallığı'nı kurup hayatta kalan Yahudi ve Müslümanların şehre geri dönüşünü engellemek için Yunan, Bulgar, Macar, Gürcü, Ermeni, Suriyeli, Mısırlı, Nasturi, Maruni ve diğerlerini yerleştirdi, nüfus 30.000 oldu. 1187 yılında Selahaddin Eyyubi, Kudüs'ü Haçlıların elinden aldı ve Yahudilerle Müslümanlara şehre tekrar dönme izni verdi. Doğu Hristiyan nüfusuna kalmaları için izin verildi. Eyyubi hanedanlığında, yeni yapılar inşa edildi ama kanlı çatışmalar yüzünden Quds-i Şerif önemini kaybetti ve adeta bir köy haline geldi. 1244 yılında Harezm Tatarlar kenti yağmaladı, Hristiyanları katledip Yahudileri kovdu. Kutsal şehri 1247'de Eyyübiler, 1250'de Memlükler işgal etti. Haçlılarla savaşlar yaşandı. 1517'de Kudüs ve çevresi Yavuz Sultan Selim döneminde Osmanlı hakimiyetine girdi ve Türk egemenliği 1917'ye kadar 400 yıl sürdü. Kudüs-ü Şerif, Kanuni Sultan Süleyman yönetiminde zengin, barış ve onarımla geçen bir dönem yaşadı. Şehri çevreleyen büyük duvarlar tekrar inşa edildi. Osmanlı yönetimi boyunca Kudüs bir vilayet ve önemli bir din merkezi olarak kaldı. Osmanlı İmparatorluğu kutsal kente birçok yenilik getirdi; elçilikler tarafından kullanılan modern posta sistemi, posta araçları ve taşıma hizmetleri, şehrin modernleşmesinin başlangıcı oldu. 19. yüzyılın ortalarında Osmanlılar, 1892 yılında Yafa'dan Kudüs'e uzanan ilk yolu döşedi. Almanya Konsolosluğuna göre 1845 yılında Kudüs nüfusu 16.410 idi; 7120 Yahudi, 5000 Müslüman, 3390 Hristiyan, 800 Türk asker ve 100 Avrupalı yaşıyordu. Hristiyan hacıların sayısı Osmanlı yönetimi altında büyüdü. Şükran günü döneminde şehrin nüfusu ikiye katlandı. 1860'larda eski şehir dışında yeni muhitler oluşmaya başladı, çünkü büyük duvarlar içinde bulunan Eski Şehir alan olarak yetmiyor ve kalabalıktan hastalıklar yaşanıyordu. Rus yerleşkesi ve Miskenot Şa'ananim bu dönemde kuruldu. Her yıl 5000 ile 6000 arasında Rus Hristiyan hacı kente geliyordu. Yahudilerin Yerushalayim kentinde ilk kez çoğunluk oluşturmaları da bu dönemde kaydedildi. 1874'te Kudüs özel idareye sahip bir vilayet oldu. Suriye Vilayeti'nden kopuk, direkt olarak İstanbul'a bağlı bir şehir haline geldi. 1880'lere kadar Kudüs'te hiçbir resmi yetimhane yoktu. Bunun nedeni ailelerin birbirlerine bakmasıydı. 1881 yılında Kudüs'teki ilk yetimhane olan Diskin Yetimhanesi kuruldu. Bu yetimhanenin kurulmasının sebebi, Rus Pogromu'ndan kurtulan Yahudi çocukların Kudüs'e gelmesiydi. Yirminci yüzyılın başında Zion Blumthental Yetimhanesi (1900) ve Kızlar için bir yetimhane (1902) kuruldu. Kudüs Savaşı'ndan sonra 1917 yılında, İngiltere Ordusu Generali Edmund Allenby yönetimindeki İngiliz askerleri kenti işgal etti. 1922 yılında Lozan Konferansı'nda, Milletler Cemiyeti, Birleşik Krallık'a Filistin mandasının, Ürdün ve Irak mandalarının yönetimini teslim etti. 1922'den 1948 yılına kadar, şehrin nüfusu 52.000'den, 165.000'e ulaştı. Bu nüfusun üçte ikisi Yahudi ve üçte biri ise Müslüman ve Hristiyan Araptı. Filistin'de Arap ve Yahudiler arasında sürtüşmeler yaşandı. Kudüs'te 1920 ve 1929 yılları arasında Arap ayaklanmaları gerçekleşti. İngiliz yönetimi altında, şehrin batı ve kuzey kısımlarında yeni kenar mahalleleri ve İbrani Üniversitesi kuruldu. İngiltere yönetiminin bitmesine yakın, Birleşmiş Milletler 1947 Bölüm Planı, Kudüs'te farklı bir uluslararası rejim olmasını önerdi. Plana göre Birleşmiş Milletler gözetimi altında şehir bölünecek, Beyt-ül Lahim'in de içinde olduğu bu uluslararası rejim 10 yıl yürürlükte olacaktı ve 10 yılın sonunda halk bir referandumla şehrin rejimi hakkında karar verecekti. Plan 1948 Arap-İsrail Savaşı nedeniyle yürürlüğe giremedi. İngilizler Filistin'den çekildi ve İsrail bağımsızlığını ilan etti. Savaş, şehirdeki Arap ve Yahudi nüfuslarının yerlerinden edilmelerine neden oldu. 28 Mayısta Arap lejyonlarının Yahudi kesimi işgal etmesiyle 1500 kişi yaşadıkları yerden kovuldu ve birkaç yüz kişi mahkum edildi. Savaşın sonunda İsrail, Arap yerleşim bölgelerinin on ikisini ele geçirdi. Yaklaşık 30.000 kişi sığınmacı durumuna geldi. 1948 savaşı Kudüs'ün bölünmesine sebep oldu. Eski duvarla çevrili şehir Ürdün tarafında kaldı. Kasım 1948'de Doğu ve Batı Kudüs arasında bir tarafsız bölge oluşturuldu. İsrail güçlerinin kumandanı Moshe Dayan ve Ürdün kumandanı Abdullah el-Tell burada buluşup pozisyonlarını bir harita üzerinde kararlaştırdılar. Bu çizilen harita, resmi olmasa da 1949 yılında ateşkesteki sınır dağılımına temel oluşturdu. İsrail'in kurulmasından sonra Kudüs başkent olarak ilan edildi ve Ürdün 1950 yılında Doğu Kudüs'ü işgal etti ve 1953 yılında Ürdün'ün ikinci başkenti olarak ilan etti. Sadece İngilizler ve Filistinliler Ürdün yönetimini tanıdı. 1948 yılından sonra Eski Duvarlı Şehir, tamamen ateşkes sınırının doğusunda, Ürdün'ün elinde kaldı. Ürdün bütün kutsal yerlerin kontrolüne sahipti ve ateşkes kurallarının aksine, Yahudilere kutsal yerleri yasakladı ve bir kısmına zarar verdi. Ürdün sadece bir kısım Hristiyanı, Hristiyanlar için kutsal yerlere kabul etti. Eski Şehirdeki 58 sinagogun yarısı, ahır ya da kümese çevrildi. İsrail tarafı da 1964 yılında tarihi mezarlıkları bozup yerlerine park ve tuvalet yaptırdı. Birçok tarihi ve dini öneme sahip yapı yıkıldı ve yerlerine modern yapılar inşa edildi. Altı Gün Savaşı'nda İsrail askeri güçleri Doğu Kudüs'ü ele geçirdi, 27 Haziran 1967'de Doğu Kudüs üzerindeki yönetim gücünü artırdı ve Kudüs belediyesine dahil etti. 1980 yılında İsrail Meclisi Kudüs Kanununu onayladı ve Kudüs, İsrail'in bölünmez başkenti oldu. Şehirdeki Araplara vatandaşlık, istemeyenlere daimi oturma izni verildi. Altı Gün Savaşları'ndan sonra Kudüs'ün nüfusu %196 arttı. Yahudi nüfusu %155, Arap nüfusu ise %314 arttı. Yahudi nüfusu 1967 yılında %74 iken 1980'de %72, 2000'de %68 ve 2010 yılında %64'e düştü. Kentin ve özellikle kutsal mekanların durumu, İsrail-Filistin sorununun merkezinde yer alıyor. İsrail devleti, Doğu Kudüs'teki Yahudi nüfusu arttığı için Eski Şehrin Müslüman çeyreğinde inşa planlarını onayladı. İslami liderler ise Yahudilerin Kudüs'le hiçbir bağlarının olmadığını iddia edip, 2500 yıllık Ağlama Duvarı'nın, bir caminin duvarı olarak inşa edildiğini söylüyorlar. Ehud Barak tarafından 2000 yılında kurulan bir uzman ekip, şehrin bölünmesi gerektiği sonucuna vardı. Barışa olan güçlü özlem ve istek, Yigal Tumarkin adlı sanatçının Barış Heykeli tarafından temsil ediliyor. Heykel, Eski Şehir duvarlarına bakan, eski İsrail-Ürdün sınırının yakınlarında olup, üzerinde Yeşaya kitabından Arapça ve İbranice alıntılar var. Rusya ve Çin, Doğu Kudüs'ü Filistin'in başkenti olarak tanıyor. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na ait olan 58/292 nolu çözüm önergesine göre, Filistinlilerin Doğu Kudüs üzerinde egemenlik hakları var. Günümüzde Kudüs'ün statüsü, İsrail-Filistin çatışmasının en önemli sorunlarından biri. 1948 Arap-İsrail Savaşı'nda, İsrail Batı Kudüs'ü, Ürdün Doğu Kudüs'ü ele geçirdi. İsrail 1967 yılındaki Altı-Gün Savaşı esnasında Doğu Kudüs'ü ele geçirip, sonrasında işgal etti. Günümüzde İsrail kanunları, Kudüs'ü İsrail'in sonsuza dek \"bölünmez başkenti\" olarak kabul ediyor. Uluslararası toplum son işgali kabul etmeyip, Doğu Kudüs'ü, İsrail işgali altında olan Filistin sınırı olarak tanımlıyor. Yerushalayim pratikte İsrail'in başkenti olsa da uluslararası toplum Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanımlamıyor ve Kudüs'te hiçbir elçilik bulunmuyor. Sadece yakın dönemde ABD başkanı başkent olarak tanıdığını ve Tel Aviv'deki ABD Büyükelçiliği'ni Jerusalem'e taşıyacağını açıkladı. Filistin Merkezi İstatistik Kurumu'na göre, 208.000 Filistinli Doğu Kudüs'te yaşamakta ve Filistin Milli Otoritesine göre bu şehir, gelecekte kurulacak olan Filistin Devleti'nin başkenti olacak. İsrail Devleti'nin bütün yönetim kurumları Kudüs'te yer alıyor. Bunların arasında Knesset, Başbakan ve Başkanlık Köşkleri ve Yargıtay var. İbrani Üniversitesi ve İsrail Müzesi Yerushalayim kentinde. Birçok turistik ve tarihi yer, her yıl milyonlarca turisti kutsal kente çekiyor. Çok sayıda otel ve Kibbutz, çeşitli konaklama olanakları sunuyor. Akdeniz iklimi etkili Kudüs hava durumu Yaz mevsiminde kuru ve sıcak, Kışın serin ve yağışlı geçiyor. Kısa süren kar yağışları, bir kış boyunca bir ya da iki defa gerçekleşiyor ve üç-dört yılda bir yoğun kar yağışı yaşanıyor. Ocak yılın en soğuk ayı ve ortalama hava sıcaklığı 9 derece; gece 4, gündüz 13 derece. Temmuz ve Ağustos en sıcak aylar ve ortalama sıcaklık 24C; gece ortalama 18, gündüz 28-30 derece oluyor. İlkbahar mevsiminde Nisan ayında hava durumu gece 10 derece, gündüz 21 derece. Yazlar kurak olup, yağmur Ocak ve Mayıs arasında yağıyor ve Kudüs yaklaşık yılda 3400 saat güneş ışığı görüyor. 1925 yılında kurulan, benim de ziyaret ettiğim Kudüs İbrani Üniversitesi, dünyanın en iyi 100 okulu arasında. Yönetim kurulunda, Sigmund Freud ve Albert Einstein gibi ünlü Yahudi bilim adamları bulundu. Üniversite birçok Nobel ödülü kazanan isim yetiştirdi; yakın dönemde Avram Hershko, David Gross ve Daniel Kahneman Nobel kazandı. Üniversitedeki İsrail Milli Kütüphanesi'nde beş milyon kitap var. İbrani Üniversitesi, biri Rehovot, üçü Kudüs'te dört kampüse sahip: Scopus Dağı, Giv'at Ram ve Hadassad Ein Kerem Hastanesi'ndeki Tıp Yerleşkesi. İbrani Üniversitesi'nde tarım, Orta Doğu araştırmaları, Yahudi araştırmaları, İslam konularında İngilizce yüksek lisans eğitimi almak mümkün. İbrani Üniversitesi'nin Givat Ram Yerleşkesi'nde ziyaret ettiğim Belmonte Science Laboratories Center, Yeruşalayim'deki liselerde bilimsel eğitimin düzeyini yükseltmek için kuruldu. 3.5 milyon dolara mal olan merkezde, üniversitenin öğretim elemanları ve teknisyenleri çalışıyor. Kudüs'teki Yahudi ve Arap, dini ve laik eğitim veren okullarından öğrenciler deneyler yapıyorlar. Uygulamalı eğitim merkezi Yeruşalayim Vakfı'na ve içinde Joseph Meyerhoff Youth Center for Advanced Studies, Beit Bretter Youth Hostel ve Bernard M. Bloomfield Science Museum'u da barındıran Hebrew University'nin Youth Science Complex adlı gençlik bilim tesisine ait. Al-Quds Üniversitesi 1984 yılında kuruldu ve Arap ve Filistinlilere eğitim vermeye başladı. Üniversite kendisini Kudüs'te bulunan tek Arap üniversitesi olarak tanımlıyor. New York'taki Bard Koleji ve Al-Quds Üniversitesi birleşerek, Yaser Arafat'ın Ofisi ve Filistin Meclisi olmak üzere inşa edilen binada bir kolej kurdu. Kolej, eğitim üzerine yüksek lisans programı sunuyor. İlkokuldan başlayarak laik eğitimle dini çalışmaları birleştirerek veren bir eğitim kurumu. The Jerusalem College of Technology 1969 yılında kurulan, ana yerleşkesi Givat Mordechai semtinde yer alan, din odaklı bir yüksek öğretim kurumu. Elektronik Mühendisliği, Uygulamalı Fizik ve Optoelektronik Mühendisliği, Biyomedikal Mühendisliği, Bilgisayar Yazılım Mühendisliği, Bilgisayar Bilimi, Endüstri Mühendisliği, Hemşirelik, Muhasebe ve Bilişim Sistemleri, Pedagojik Formasyon bölümlerinde lisans; MBA ve Telekomünikasyon Sistemleri Mühendisliği dallarında yüksek lisans eğitimi veriyor. Ortaokul ve lisesi; Yeshiva adlı Yahudi araştırma enstitüleri var. Jerusalem tüm dünyada dini önemiyle ünlü olmasına rağmen, sanat ve kültür yönünden de çok zengin. Yılda ortalama 1 milyon kişinin ziyaret ettiği İsrail Müzesi'nde birçok arkeolojik buluntu, İsrail sanat eserleri ve ünlü Ölü Deniz parşömenleri sergileniyor. Ruth Youth Wing, birçok sergiye ev sahipliği yapıyor, çocuklara ve gençlere kapsamlı bir sanat programı sunuyor. Doğu Kudüs'teki Rockefeller Müzesi, Orta Doğu'da bulunan ilk arkeolojik müze olup 1938 yılında, İngiliz yönetimi sırasında inşa edildi. 1940'lı yıllarda kurulan, Yeruşalayim Senfoni Orkestrası dünya çapında konserler veriyor. Şehrin girişinde bulunan Uluslararası Kongre Merkezi, İsrail Filarmoni Orkestrasına ev sahipliği yapıyor. 1961 yılından itibaren gerçekleştirilen İsrail Festivali, hem ülkede hem de dışarıda birçok etkinlik gerçekleştiriyor. Telbiye semtindeki Yeruşalayim Tiyatrosu, yılda 150 civarı konsere, çeşitli dans gösterilerine ve yabancı sanatçılara ev sahipliği yapıyor. 2009 yılında El-Kuds, Arap Kültürü'nün başkenti olarak ilan edildi. Filistin Milli Tiyatrosu, Filistinli Arapların kültürlerini ve sanatını korumalarına yardımcı oluyor. Edward Sayid Milli Müzik Konservatuarı, Filistin Çocuk Orkestrasına sponsorluk yapıyor. Tapınak Dağı üzerindeki İslam Müzesi, birçok İslami tarihi esere sahip. İsrail Devleti Arapların kültürel etkinliklerini yasal ve maddi olarak destekliyor. İbrahim Fonu ve Kudüs Kültürlerarası Merkezi Yahudi ve Filistinlilerin katıldığı ortak kültürel etkinleri destekliyor. Kudüs Orta Doğu Müzik ve Sanat Merkezi hem Araplara hem de Yahudilere açık olup, birçok çalıştay gerçekleştiriyor. Böylece Yahudi-Arap diyaloğunu sanatla destekliyor. Yahudi-Arap Gençlik Orkestrası, hem Avrupa Klasik Müziği hem de Orta Doğu müziğinden eserler sunuyor. 2006 yılında açılan Kudüs Yolu, Kudüs etrafında bulunan birçok kültürel alan ve ulusal parkların etrafından geçen bir yürüyüş yolu. Gelecek İsrail blog yazım, Kudüs gezi notları olacak. Merhaba İhsan Bey. İlk seyahat ettiğim ülkelerden sonra baktım ki hep binaların fotoğraflarını çekmişim, müzeleri sarayları incelemişim. Daha sonra insan ve sokak sever oldum, çok daha az müzeye gidiyorum. Katılıyorum size, ne güzel yazmışsınız. Övgüleriniz için candan teşekkür ederim. Saygılarımı sunarım. Gayet başarılı bir blog olmuş emeğinize sağlık. Kudüs hakkında bilgi yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim."} {"url": "https://celebialper.com/kusadasi-plajlari/", "text": "Kuşadası plajları yaz mevsiminde denize girmek için yerli ve yabancı turistlerin büyük ilgisini çekiyor. Ülkemizin yaz aylarında yoğun ilgi gören duraklarından biri olan Kuşadası, bağlı olduğu Aydın il merkezine 71 km mesafede yer alıyor. İsmini hemen yanı başında yer alan Güvercin Adası'ndan alan ilçe, Kuşadası'nda tatil bir başkadır dedirten Ege Denizi kıyısındaki muhteşem manzarasıyla ön plana çıkmayı başarıyor. Mayıs ayından Eylül sonuna kadar süren sezon boyunca tüm sahip olduklarıyla hem tatilcilere hem de müdavimlerine hafızalardan uzun süre çıkmayacak bir seyahat olanağı sunan beldenin, bu kadar tercih edilmesinin nedenleri arasında ise hiç şüphesiz ilk sırayı deniz tatili için altın sarısı plajlar alıyor. Ben de Kuşadası'nda gezilecek yerler arasında yer alan, mutlaka görülmesi gereken en güzel plajlarını, tatilin keyfini burada çıkarmak isteyenler için sıraladım. Kuşadası Türkiye'nin batısında, Ege Bölgesi kıyılarının orta kesiminde, kara yolu ile İstanbul'a 654 kilometre, İzmir'e 99 km, bağlı olduğu Aydın'a 71 km uzaklıkta bir ilçe ve deniz tatil merkezi. Çevresi gezilecek yerler bakımından zengin bir ilçe. İşte İzmir'den nasıl gidilir sorusuna yanıt olarak harita. İşte deniz tatili için en güzel Kuşadası plajları. Long Beach ismiyle de anılan plaj, adından da anlaşılacağı üzere upuzun bir kumsala sahip. Yaklaşık 12 km boyunca uzanan kumsal, hem site sakinleri hem Kuşadası otelleri hem de dışarıdan gelen ziyaretçiler tarafından kullanılıyor ve çeşitli tesislere ev sahipliği yapıyor. Minibüslerle kısa sürede ulaşabileceğiniz bu plajda, ücretli ya da ücretsiz girilebilen tesislerden birini tercih ederek gün boyu berrak denizin ve sımsıcak güneşin tadını çıkarabilirsiniz. Önceleri sıklıkla kadınlar arasında, hatta özellikle de bölgeye zeytin toplamak için gelen kadınlar arasında tercih edilen bir plaj olması sebebiyle bu isimle anılmaya başlanan Kadınlar Plajı, bugün yerli yabancı fark etmeden herkes tarafından oldukça ilgi görüyor. Bunda 600 m boyunca uzanan Mavi Bayraklı kumsalın ve bölgenin eşsiz denizinin büyük etkisi var. Merkeze 4 km mesafede yer alan plaja ulaşmak için ise buradan kalkan servisleri kullanmak yeterli. Şehir merkezine yakın konumda, Kadınlar Plajı'na ise yürüme mesafesindeki Yeşil Plaj, yemyeşil çimleri ve palmiyelerle çevrili kumsalı ile gezilecek yerler arasında ziyaretçilerine farklı bir seyahat olanağı sunuyor. Oteller bölgesinde konumlanması sebebiyle özellikle tatilciler tarafından ilgi gören bu plajda, saatlerce güneşlenebilir ya da tüm yorgunluğunuzu ağaçların gölgesinde uzanarak çıkarabilirsiniz. Üstelik Kuşadası otel çeşitleri arasında kısa bir araştırma yaparak Yeşil Plaj'a kolay ulaşım yolları üzerinde pek çok tesis bulmak da mümkün. Kuşadası merkezinden 15 km uzaklıktaki Sevgi Plajı ziyaretçilerine iki farklı etkinlik olanağı sunuyor. Bu aktivitelerden ilki elbette denizin ve güneşin keyfini doyasıya çıkarmak üzerine iken, diğeri ise burada piknik yapabiliyor olmak. Hangisini tercih ederseniz edin pişman olmayacağınız bölgede, plaj alanı için şezlong ve şemsiye kiralayabileceğiniz ücretli veya ücretsiz bölümler yer alıyor. Davutlar'ı geçtikten sonra Güzelçamlı yolu üzerinde giderken 2 km sonra. Deniz tatili için ideal bir plaj. Kuşadası'nın merkeze yakın, gözde plajlarından biri olan Kuştur Plajı yaklaşık 5 km mesafede yer alıyor. Bölgede izleyebileceğiniz belki de en güzel gün batımına sahip olan plaj, tertemiz denizi ve kumsalıyla da bir hayli dikkat çekiyor. Özellikle de hafta sonları ziyaretçi sayısında artış yaşanan plaj, çeşitli su sporları ve plaj voleyboluna da olanak sunması nedeniyle sıklıkla tercih ediliyor. Güvercin Adası'nın sol tarafında yer alan Yılancı Burnu Plajı'nın bünyesinde hizmet vermekte olan iki adet tesis yer alıyor. Sakin bir konumda yer almasının yanı sıra şezlong ve şemsiye kiralama olanağı sunan bu tesislerin denizi ise kumdan ziyade taşlık ve kayalık olmasıyla ünlü. Özellikle taşlı bir denizde yüzmeyi sevenler arasında sıklıkla tercih edilen plaj aynı zamanda Kuştur Plajı'ndan sonra muhteşem bir gün batımına ev sahipliği yapan plajlardan biri olarak anılıyor. Kuşadası'nda tatil demek, güzel denize girmek olduğu kadar gün batımının da keyfini çıkarmak demek. Kuşadası'na yaklaşık 25 km mesafede bulunan Güzelçamlı Milli Parkı içerisinde birden fazla koy bulunuyor. Denizi ve doğası ile mutlaka görülmesi gereken bir güzelliğe sahip olan bu park, hem adada yaşayan yerel halk hem de tatilciler tarafından oldukça ilgi görüyor. Kuşadası ziyaretiniz sırasında park içerisindeki koylarda denize girip saatlerce temiz havanın keyfini çıkarabilirsiniz. Hatta farklı bir etkinlik arayışında iseniz parkta piknik ve yürüyüş gibi aktivitelere de olanak bulabilirsiniz. Kuşadası konumu itibariyle yaz aylarında kısa veya uzun tatil fark etmeksizin tatilcileri kendine çeken bir tatil beldesi. Bu nedenle Kuşadası otellerinde konaklamak için rezervasyonu erkenden yaptırmak hem fiyat avantajı yakalamak hem de istenilen otelde yer bulmak adına önemli. Oldukça faydalı bir yazı olmuş. Bu yaz tatilimi Foça'da yaptım ve Foça plajları ile ilgili bu kadar bilgilendirici bir yazıya denk gelmedim. Böyle yazılar, tatilciler için referans niteliğinde... Elinize sağlık. Kusadasi gercekten yaz aylarinda gidilebilecek en guzel yerlerden birisi. Yazin en sicak zamanlarinda dahi aksam hafif bir esintisi olur. Deniz her zaman tertemiz piril pirildir. Bu makaleyi bizlerle paylastiginiz icin cok tesekkurler. Harika bir makale. Geçen hafta oradaydım gerçekten anlatıldığı gibi güzeldi anlatım için sağolun. Hocam anlattığınız gibi bir yerdir Kuşadası gerçekten anlatımınızdan memnun kaldım makalelerinizin devamını bekleyeceğim. Kuşadası plajları ve tatili hakkında blog yazıma ilginize teşekkürler. Kurban Bayramında gitmek için Kuşadası'ndan bir otelde 3 gecelik rezervasyon yaptım. Umarım anlattığınız kadar güzeldir. Harika bir memleket. Doğasıyla ve insanıyla birbirini tamlayan bir yeryüzü cenneti. Şiddetle tavsiye ederim. Kuşadası harika bir kaç defa gittim yaşanacak memleket."} {"url": "https://celebialper.com/kutaisi-gezisi/", "text": "Kutaisi Gürcistan'ın ikinci büyük kenti. Batum'dan döküntü bir minibüsle geldiğim kasabada taksi tutup yabancılara oda kiralayan bir ailenin evine gittim ama fiyat biraz fazla geldi. Ardından başka bir eve gittik, o da ucuz değildi. Merkezdeki kötü bir pansiyona gidip fiyat sorduktan sonra yerleştim. Tuvaletin kapağı ve oturma yeri yok. Çarşaf ve havlular çok eski. Üzerinde hav kalmamış havluyu sahibi olan kadına gösterip \"bu havlu Stalin zamanından mı, yoksa Brejnev zamanından mı kalma?\" diye sordum. Kutaisi gezisi yapmak ilginçti, çünkü turistik değil. Taksim çok şık yalnız. Gördüğünüz amca 1967 yılında Volga marka bu otomobili almak için Moskova'ya gidip buraya kadar onunla gelmiş. Otomobiline gözü gibi bakıyor; hala sağlam ve temiz bir durumda. Bir aylık Gürcistan Azerbaycan Ermenistan seyahatim sırasında geldiğim Kutaisi her ne kadar Gürcistan'ın ikinci büyük kenti olsa da aslında bir kasaba. Ancak bir süre önce Gürcü Hükümeti'nin meclisi buraya taşıma kararı almasıyla birlikte gelişmeye başladı. Tiflis ile arası 220km uzaklıktaki Kutaisi Sovyet döneminde metal sanayi merkeziydi ve nüfusu 600.000 idi, ama Rusların ayrılması ve birçok Gürcünün de çalışmak için başka yerlere gitmesi sonucu bugün 200.000. Küçük bir şehir olan Kutaisi'de gezilecek yerler bir günde rahatlıkla görülebilir. Kentin en önemli tarihi yeri olan Bagrati Katedrali Orta Çağ Gürcü mimarisinin başyapıtların birisi. Uk'imerioni Tepesi'nde bulunan katedral Gürcistan Kralı III. Bagrat tarafından 11. yüzyılın başında yaptırıldı. 1692 yılındaki Osmanlı saldırısında tavanı çöktü ve dönemin Imereti Krallığı Osmanlı İmparatorluğu topraklarına dahil edildi. 1994 yılında Bagrati Katedrali UNESCO Dünya Mirası Listesi'ne katıldı. Eskiden beri kentin sembolü olan yapıda, son zamanlarda restorasyon çalışmaları var. Kafkaslar gezim sırasında mezar taşlarını ilginç buldum. Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan'da ölenlerin mezar taşlarına resimleri işleniyor. Bazıları meslekleriyle ve yaşamlarıyla ilgili figürler de içeriyor. Bakın, Gürcü müzisyen ölmüş, orgu mezar taşına kazınmış. Gaponov Caddesi'ndeki Kutaisi Sinagogu 1880'li yıllardan kalma. Burayı gezerken İsrailli bir turist grubuyla karşılaştım, İstanbul'dan geldiğimi, İsrail'e gitmiş olduğumu söyledim, sohbet ettik. Bir kadın hangi aileden olduğumu sorunca şaşırdım, yurt dışında böyle bir soruyla hiç karşılaşmamıştım. Birkaç saniye sonra kadının beni Yahudi zannettiğini tahmin ettim ve olmadığımı söyledim. Yahudiler kendi ırklarındaki soyadlarının çoğunu tanırlar, kökenlerini bilirler. Kentin tam merkezindeki tiyatro şık binasıyla dikkat çekiyor. 1920-1955 yılları arasında inşa edilen beş katlı tiyatro binası Yunan-Roma tarzında. Tiyatro 19. yüzyılda yaşamış Gürcü yönetmen ve oyuncu Lado Meskhishvili adını taşıyor. Benim gibi uzun süreli bir Kafkaslar gezisi yapıyorsanız veya Gürcistan seyahatinize Tiflis ve Batum gezilerinizden daha fazla gün ayırabiliyorsanız bu kasabayı da görmek ilginç olur. Sakinliği, turistik olmaması hoş. Pazarda her türlü küçük eşya, giyim, hayvan, sebze-meyve satılıyor. Geleneksel kıyafetli insanlar çok. Kutaisi'de gezilecek yerler arasında Gelati Manastırı, Motsameta Manastırı, Kukla Tiyatrosu, Kutaisi Devlet Tarih Müzesi, David Kakabadze Güzel Sanatlar Galerisi, Geguti Sarayı, Suliko Sinema ve Eğlence Merkezi de var. Akşam yemekten sonra bar aradım, yokmuş. Bir bilardo salonuna gittim, birkaç kişi vardı. Bir kızın üzerinde Türk bayrağından t-shirt vardı. Kutaisi'de gece hayatı yoktu galiba, yürüyüş yaptıktan sonra pansiyona gittim. Avludaki temizlik görevlisi 45 yaşlarındaki kadın nereli olduğumu sordu. İstanbul'da yıllarca kalmış, Laleli'de tezgahtarlık ve fahişelik yapmış. Yaşadıklarını anlattı, içini döktü. Çok şeyler yaşamış, dayak yemiş, kandırılmış, dolandırılmış. İstanbul'u sevmiş yine de. \"Sizin insanınız iyidir, kötülerden çok çektim ama iyilerine de rastladım, bana yardım edenler oldu\" dedi. Hostel Ell Gaponova Caddesi No:38. Family Hostel Tamar Mepe Caddesi No:25. Gürcistan'dan bir sonraki yazım Stalin'in memleketi Gori'den. Kutaisi ünlü olmasa da güzel bir yere benziyor. Gürcistan gezisi için iyi bir şehir. Gezi tarihlerim Ülkeler adlı sayfada var Fırat Bey. İlginize çok teşekkür ederim. Adem Bey yorumunuz için teşekkür ederim. Ünlü ve turistik olmayan şehirlerde bizi mutlu eden şey tanıdığımız insanlar. Kutaisi seyahatinizden memnun kaldığınıza sevindim. Neler yaşadınız, kimlerle tanıştınız, yazarsanız sevinirim. Ülkemiz penceresinden baktığımızda bu ülkeye yanlış yargılarla bakıldığını maalesef açık bir şekilde gördüm. Ekonmi olarak oldukça sıkıntı var düşünün üniversite bitirmiş ingilzce rusça veya italyanca bilen biri burda günlük 15-20 lariye çalışıyor. Eğitim oldukça yüksek genç nesilin tamamıyla ingilzce diyalog kurabilirsiniz. Arkadaslar yorumlarinizi okudum cok guzel sadece bu kutaisi icin degil butun gurcistan icin gecerli karadeniz sahil boyunca aracinizla gelirken sarp sinir kapisina kadar dogayi nasil katlettigimizi gorebiliyoruz fakat sarp sinir kapisindan sonra hersey degisiyor yol icin bir adet agac bile kesilmemis taki bu tiflise kadar gecerli olagin ustu bir doganin icinden gecersiniz yerlerde sigara izmariti dahil bulamassiniz temizlik on numara fakat insanlari biraz domuz eti yediklerindenmi bilinmez yanlarinda oturdugunuzda farkedersiniz kokuyor taksiye oturdugunuzda emniyet kemerini takmadan taksici yerinden bile kibirdamaz bu ozel araci olan gurculer icinde ayni ceza yiyenlerin cogu bizim turkler ozel araclariyla kumar oynamak icin gelenler burada turk lokantalari bir hayli fazla ama ben gurcu lokantalarini tavsiye ederim yemekleri on numara hesapta cok uygun turk lokantalari etin kilosu 12 lari olan bi ulkede sebzeyle susluyorlar yemekleri bide cok pahali gezilecek cok guzel yerlwri var oteller bir hayli pahali tek sikinti o biraz bu konuda gurculer firsat kolluyo pazarda dogal yiyecekler cok ucuz gelin gorun gezin diyorum saygilar pardon bu arada en onemli yazimi unuttum uzerinizde kesinlikle turkiyede eczanede satilan en ufak agri kesici dahi bulundurmayin yakalanirsaniz en az cezasi 10 bin lari."} {"url": "https://celebialper.com/kuzey-kore-filmleri-ve-dizileri/", "text": "Kuzey Kore filmleri sosyalizm, devrim, savaş, toplumsal mutluluk, liderlere bağlılık hakkındadır. Ziyaret edip görsem de ülkenin yalıtılmışlığı nedeniyle Kuzey Kore sineması hakkında net bilgiler edinmek mümkün değil. Kuzey Kore devleti Kore filmleri hakkında şöyle diyor: \"Son yıllarda sinema sanatımız dünya film endüstrisinde benzersiz bir heyecan yarattı. Dünyanın devrimci insanları bu sinema filmleri ve diğer muazzam çalışmalara övgülerini esirgemeyip 'uluslararası standartlarda birinci sınıf filmler', 'şimdiye dek yapılmış en harika filmler' ve 'ölümsüz devrimci ve popüler filmler' olarak nitelendiriyorlar\". İşte size izlenecek Kore dizileri. Kuzey Kore ülkede yılda üretilen film sayısının 60 civarında olduğunu söylese de bu konuda en bilgili yabancı olan ve 2000 Pyongyang Film Festivali'ne gidebilen Johannes Schönherr böyle bir belirti görmediğini söylüyor. Kuzey Kore'nin kendi en önemli festivaline sadece bir sinema ve bir de belgesel filmiyle katıldığını belirtiyor ve bu sayıya kısa filmler, çizgi filmler ve dizilerin bölümlerinin de dahil olabileceğini düşünüyor. Orada gördüğü bir listede en fazla filmin 1980'lerde yapıldığını ve yılda 15-20 tane olduğunu belirtiyor. Kuzey Kore'deki otel hapsim sırasında televizyon izledim mecburen. Aşağıdaki filmlerde Kuzey Kore'de iken gittiğim yerleri görmek benim için ilginç. Kuzey Kore'de insanların nasıl yaşadıklarını merak ediyorsanız yasak fotoğraflarım ve videolarım eşliğinde bu yazımda anlatıyorum: Kuzey Kore'de Yaşam ve İnsanlar. Kuzey Kore filmleri başkent Pyongyang'daki 1947'de kurulan devletin 930.000 metrekarelik Kore Film Stüdyosu'nda yapılır. Ayrıca bir belgesel, bir askeri, bir de bilim-eğitim film stüdyosu var. Bunların ürettiği sinema, belgesel, dizi, animasyon, bilim, çocuk ve çizgi film sayısının yılda toplam 40 ila 70 arasında olduğu tahmin ediliyor. Yazımda Kuzey Kore filmleri seçkisi, bilgileri ve tam görüntüleri var. Çoğu İngilizce altyazılı olmak üzere işte Kuzey Kore filmleri. 2011 Kuzey Kore yapımı \"Dilek\" filminde genç bir çift, kişisel duygularını devlete ve lidere olan görevleriyle bağdaştırma mücadelesi veriyorlar. Kahramanlar filmin sonunda hem iyi bir halk işçisi olmanın önemini, hem de kültür ve aile yaşamında duyarlı ve düşünceli olmak gerektiğini öğrenirler. Kuzey Kore filmleri arasında en bilinenlerinden birisi. Pyongyang'lı bir ailenin başarılı sporcu beş kızı ve bir oğulları var. Kızları oğlanların ilgisini çekiyor ve evleneceklerine inanıyorlar. Fakat tek oğulları fazla ders çalışır ve onun evlenemeyeceğinden endişelenirler. Kuzey Kore halkı diğer Asya halklarından daha gelenekseldir, görücü usulü evlilik yaygındır. Film ülkedeki beyaz yakalı aile yaşamına dair bilgiler veriyor. Yaşamın her alanından farklı olarak, burada Sevgili Lider'in yardımı beklenmez. Bu arada film, Kuzey Kore'de evlenmeden ev kurulamayacağını da gösteriyor. Kuzey Kore filmleri izlemek, her ne kadar kısıtlıysa da, yaşamdan bilgiler veriyor. İngilizce altyazılı. İlk sahnesi benim de bir gece kaldığım otelden çekilmiş. Bu Kuzey Kore filmi ülkedeki yaşamı anlatıyor. Karlar altında Kuzey Kore, inşaat çalışmaları, toplumsal ilişkiler. İngilizce altyazılı. Kuzey Kore'den bir aksiyon filmi izleyin. Seçkin bir grup Kuzey Koreli asker, Güney Kore'ye askeri bir üssü yok etmek için gönderilir. Karate, kavga, otomobilin üzerinden atlamalar. Jackie Chan mi desem, yoksa Charlie Chaplin mi? Yüce Kumandan'ın emrini yerine getirebilecekler mi? İşte bol hareketli bir Kuzey Kore filmi, İngilizce altyazılı. Kuzey Kore filmleri arasında Japon Godzilla'ya benzeyen bu fantastik aksiyon filminin değişik bir yeri var. Ölümsüz Lider Kim Il-sung'un oğlu Kim Jong-il'in emriyle Kuzey Kore ajanları 1978'de Güney Koreli ünlü kadın oyuncu Choi Eun-hee'yi Hong Kong'da iken Kuzey Kore'ye kaçırdılar. Kısa süre önce ayrıldığı eşi yönetmen Shin Sang-ok olayı araştırmaya Hong Kong'a gidince onu da kaçırdılar. Kuzey Kore yetkilileri kaçırma olayını hep reddetti ve Shin'in kendi isteğiyle ülkeye geldiğini açıkladı. Shin'e iyi bir ev verildi ama bir kaçma girişiminden sonra hapse atıldı. 1983'te neden Kuzey Kore'ye getirildiğini öğrenmesi için Pyongyang'a bir yemeğe götürüldü. Orada Shin'in de Kuzey Kore'de olduğunu ilk olarak öğrenen eski eşi de vardı. Kısa süre sonra Kim Jong-il'in emriyle yeniden evlendiler. Shin ve Choi durumlarını kanıtlamak için Kim Jong-il ile bazı konuşmalarını gizlice banda kaydettiler. Güneyli sanatçılara yıllarca zorla Kore filmleri çektiren Kim Jong-il, hayranı olduğu Sang-ok ve eşinin tüm filmlerinin yapımcılığını yürüttü. Shin ve eşi kaçırıldıktan sekiz yıl sonra Viyana'da bir film festivalindeyken kaçmayı başardılar. Kuzey Kore filmleri arasında zorla çektirilen bir örnek. Kore'nin feodal Goryeo Hanedanlığı döneminde toprakları demir yumruğuyla yöneten bir kral, köylüleri ızdırap ve açlığa mahkum eder. Hapse atılan yaşlı bir demirci, pirinçten küçük bir canavar heykelciği yapar. Kızının kanıyla temas edince yaratık canlanır, metal yiyen, Pulgasari adlı dev bir canavara dönüşür. Kötü kral ülkede bir isyan planlandığını duyar ve bastırmak ister, fakat Pulgasari bu yoz monarşiye karşı köylü ordusuyla birlik olur. Godzilla'yı oynayan ve Pulgasari'nin tasarımına katkıda bulunan Kenpachiro Satsuma, Pulgasari'nin Amerikan Godzilla'dan daha iyi olduğunu söylüyor. İngilizce altyazılı. Kuzey Kore filmleri arasında devletin en çok önem verdiği olan Çiçekçi Kız'ı Ölümsüz Lider Kim Il-sung yazdı. Operası ve romanı da var. 1930'lardaki Japon işgaline karşı gerilla hareketini konu alan filmin kahramanı yoksul köylü kız Koppun, hasta annesine bakabilmek için her gün dağdan çiçek toplayıp satar. Annesi ev sahibine borçludur ve yiyecek alacak parası yoktur. Ev sahibinin adamları kızı rahatsız eder, onlarla çalışmasını isterler, annesi buna karşı çıkar. Koppun'un kör kızkardeşi sokakta şarkı söyleyerek para kazanmaya çalışır. Annesine ilaç alacak parayı toplayıp eve döndüğünde annesi ölmüştür. Ev sahibinin karısı hastalanır ve Koppun'un kör kız kardeşinin ölen annesinin ruhuna sahip olduğundan şüphelenerek onu karda donarak öldürmeye karar verir. Çiçekçi kız kardeşini sorunca ev sahibinin adamları onu zincire vururlar. Devrim Ordusu'nda asker olan erkek kardeşi aile ziyaretine gelip durumu görünce bir grup köylüyü ev sahibine karşı örgütler. Filmin yönetmenleri Ik Kyu Choe ve Hak Pak. Çiçekçi Kız'ı Yong Hui Hong oynuyor. İngilizce altyazılı. Kore filmleri arasında en önemlisi. Kız Öğrencinin Günlüğü (The Schoolgirl's Diary, Kuzey Koreli yönetmen In Jang In-hak'ın modern melodramında 16 yaşındaki Su-ryeon, annesi, kız kardeşi ve büyükannesi ile kırsalda yaşarken babasının kentte bilimsel bir buluş üzerinde yoğun çalışarak onlardan ayrı olmasını kabullenemez. Bencilce düşünceleri nedeniyle ailesi ve arkadaşları ile ters düşer. Zor bir dönemden sonra modern çağda herkesin fedakarlık etmek zorunda olduğunu anlar. Orta sınıfın sorunları hakkındaki bu Kuzey Kore filmi Fransa Cannes Film Festivali'nde gösterildi ve DVD'si yapıldı, ülkesi dışında normal yollarla ulaşılabilen ilk Kuzey Kore filmi oldu. İngilizce altyazılı. Kore filmleri arasında Batıda bilinen tek sinema filmi diyebiliriz. Eski bir asker olan Pak Song-ryong Anavatan Kurtuluş Savaşı'nda Amerikan bombalarınca yıkıma uğramış bir alanda çam ormanı ekmeye çalışır ve kimsesiz bir kızı büyütür. Genç bir tarım uzmanı yaptığını denetlemeye gelir ve bu toprakta çam ormanı yetişmesinin imkansız olduğunu görür ve başka türde ağaçlar ekmesini söyler, ancak Pak onu dinlemeden çam dikmeye devam eder. Zorlu bir kışın ardından ağaçlar şaşırtıcı bir şekilde kök salar. Uzman Pak'ın kendini devlete adamasından ve azminden etkilenir, ormana yerleşir ve evlenirler, kimsesiz kızlarından başka iki oğulları olur. Yıllar sonra Pak ağaç dikmeye devam eder, orman meyve vermeye başlayınca Büyük Lider Kim Il-sung ile görüşmesi istenir. Kuzey Kore filmleri arasında bunda benim dikkatimi çeken, Kim Il-sung'un hiç resminin görünmemesi. Adı sürekli geçiyor ve herkesin göğsünde taşıdığı rozetlerde görünüyor elbette, onun dışında yok. 1 Mart 1946'da Pyongyang'da yapılan kitlesel gösteride Güney Kore destekli terörist Beyaz Gömlek Grubu'ndan biri, Büyük Lider Kim Il-sung dahil Kuzey Koreli ve Sovyet yetkililerin olduğu sahneye bir el bombası attı. Sovyet görevli Yakov Novichenko hızlı davranıp liderin hayatını kurtardı. Vücuduna sarılı büyük kitabı sayesinde hayatta kaldı ama bir bacağını kaybetti ve gözlerinden ağır yaralandı. Kim ailesinin ömür boyu dostluğunu kazandı ve Kuzey Kore devletinin Koreli olmayan birine layık gördüğü tek kişisel kült oldu. Bunun filmi yapıldı ama İngilizce altyazılısı yok. Hollandalı yönetmen Pieter Fleury'nin özel izinle ve elbette başında her an görevlilerle, onların gösterdikleri yerlerde çektiği bu Kuzey Kore belgeseli, başkent Pyongyang'lı bir ailenin \"tipik\" bir gününü anlatıyor. Bize çok çalışılan, ciddi idealleri olan, insancıl Kuzey Kore yaşamındaki mutluluğu anlatıyor, zaten filmin amacı bu. Tekstil fabrikasında çalışan anne, okula giden çocuklar, örnek bir aile, iyi bir hayattan görüntüler. Yukarıdaki Kuzey Kore filmleri gibi bir sinema filmi değil. Kuzey Kore dizileri hakkında bilgimiz çok az. Zaten tek kanaldan yayın yapan Kuzey Kore devleti çok az sayıda dizi çekiyor. İşte Kuzey Kore dizileri için İngilizce altyazılı bir örnek: Kendine Sor. Kuzey Kore televizyonunun yayınladığı sevimli bir aile dizisi. En başında kadının doğradığı baharatlı lahana turşusuna Kuzey Kore'de iken her gün maruz kaldım, adı kimchi. Kore dizileri de kimçisiz olmaz tabii. İngilizce altyazılı Kuzey Kore dizisi. İlginç Kore dizileri. \"Alev\" adlı Kuzey Kore dizisi. Kuzey Kore dizileri izle ve ülkeyi anlamaya çalış kolaysa. Platin Dağ adlı Kuzey Kore dizisinden tam bir bölümü buraya koymuştum, Kore dizileri arasında tam bölümlerine erişilebilir olanlardandı ama kaldırılmış. Kuzey Kore dizileri, Güney Kore dizileri ve bizimkiler gibi kolay erişilebilir değil. Kuzey Kore hakkında şaşırtıcı gerçekleri, ülkeye yaptığım zorlu ziyareti ve yaşadıklarımı, KUZEY KORE yazılarımda görebilirsiniz. Türkiye'de Güney Kore dizileri çok popüler olduğu için Kuzey Kore dizileri ve filmleri de merak ediliyor. Bu konuda bulabildiğim tek yazı sizinki, teşekkürler. Oldukça başarılı bir liste sitemizde bir kaçı mevcut eksik çok sanırım. En yakın zamanda eksikleri tamamlayacağım. Ah Gençlik adlı filmi bu yazıyı ilk paylaştığınızda izlemiştim kuzey koreye olan merakımdan dolayı tabikide. Filmdede kuzey korenin ailevi yapısı olsun üslup yapısı olsun yaşantısı olsun bir çok şeyi görebiliyoruz bunlar ne kadar kuzey korenin gerçeğini, doğruluğunu yansıtıyor bilemem ama cidden kuzey koredeki yaşam hakkında merakı olan insanların izlemesi lazım bu filmi. Sen nereye istersen oraya yazarım abi 😀 iki filme gerek yok bir filmde anı hatıra olarak alırsam uygundur benim için saygılar.. Gerçekten çok ilginç. Bu dizi ve sinema filmlerine Türkçe altyazı koyacak bir site ya da film şirketi yok mu? Çok ilgi çekeceğinden eminim. Evet ilginç. Yazımı yayınladıktan sonra Kuzey Kore ile ilgili arama motorlarında en çok aranan ifadelerden birinin \"Kuzey Kore dizileri\" olduğunu gördüm. Film ve dizilere altyazı yapan olursa çok ilgi çekeceği kesin. Bu arada ilgilenenler olabilir; Kuzey Kore Televizyonu, 78,5 derece doğu Thaicom 5 uydusu C bant 3696H 4167 3/5 DVB-S2 8 PSK frekansından ve 58 derece batı İntelsar 21 Uydusu C bant 3849V 27690 7/8 frekanslarından yayın yapıyor. İntelsat 21 Uydusu'nun Türkiye'den alınması imkansız gibi. Fakat Thaicom 5 uydusu nüyük çaplı çanak antenlerle alınabilir. Kuzey Kore Televizyonu yayın bilgileri için çok teşekkürler. Bir zaman önce bazı Türk dizilerini izliyordum ve bana mantıkları, olaylara bakış açıları ve düşünüş tarzları çok garip geliyordu karakterlerin.. Sonradan duydum ki senaryolarını Güney Kore dizilerinden alıyorlarmış.. Kuzey Kore dizi ve filmlerini izlemek lazım, bir de Güney Kore ile ilgili gezi sayfasını ziyaret etmek lazım demek. Türk dizilerinin Kore dizilerinden senaryo aldıklarını duymamıştım. Kuzey Kore dizi ve filmleri ise bambaşka, politik, teorik, vatan sevgisi ve antiemperyalist mesajlarla dolu. İlginize teşekkür ederim. Kore dizileri için çok teşekkür ederim."} {"url": "https://celebialper.com/kuzey-kore-guney-kore-siniri/", "text": "Kuzey Kore Güney Kore sınırı, dünyanın en silahlı sınırıdır. Bu yazımda dünyanın en kapalı ülkesi Kuzey Kore'de iken ziyaret ettiğim Kuzey Kore Güney Kore sınırından bahsediyorum. Sıradışı bir deneyim oldu benim için. Kore sınırından fotoğraflar ve videolar bu yazımda. Kore Savaşı 1950-1953 yılları arasında yapılan, Kuzey Kore ile Güney Kore arasındaki savaş. Hem Soğuk Savaş döneminin ilk sıcak çatışması olması, hem de halen geçerli ve gündemde kalması bakımından önemli. Savaş, ABD ve müttefiklerinin, daha sonra da Çin Halk Cumhuriyeti'nin müdahelesiyle uluslararası bir boyut kazandı. Kore Savaşı sonunda Kore'nin bölünmüşlüğü korundu ve bugüne kadar sorunlar devam etti. Kuzey Kore ile Güney Kore arasındaki savaş Güney Kore'de Han-Guk Savaşı, Kuzey Kore'de Vatan Kurtuluş Savaşı olarak adlandırılıyor. Burada Güney Kore sınırına doğu ilerliyoruz. Bu kasaba Kore Savaşı'ndan önce Güney'e aitmiş. Görüntü bozuk, sarsıntılı çekimim. Ama aşağıda daha iyi çekimlerim var. Kuzey Kore'nin güneyinde, sınırda eskiden bir köy olan ve savaştan sonra terk edilen Panmunjom'a geliyoruz. Burada subay anlatıyor, rehber çeviriyor. Her iki tarafın da otomatik ve ağır silahlarla donatılmış olduğundan bahsediyor: \"ABD silahsız bölgenin karşı tarafında askeri bir üs kurdu, cumhuriyetimize karşı provokasyon yapıyor.\" Ateşkesten bahsederken \"bizimle ABD arasında ateşkes\" diyor. Çevirmenin İngilizcesini seveceğinize eminim. Kuzey Kore videosu. Benim de planlarım var, boş değilim Güney Kore'ye karşı. Elbette her yerde olduğu gibi Büyük ve Ölümsüz Lider Kim Il-sung ile oğlu Sevgili Lider Kim Jong-il portreleri yüksekten bize gülümsüyor. İşte Kuzey Kore Güney Kore Savaşı'nı teoride ve resmen olmasa da fiilen sona erdiren ateşkesin imzalandığı baraka. Anlaşma değil sadece ateşkes imzalandığı için savaş resmi olarak devam ediyor. Yaygın olarak bilinen bir yanlışı düzeltmek isterim, ateşkesin yazımın ilerleyen kısmındaki o ünlü barakalarda imzalandığı sanılıyor. Orası sınırın sıfır noktası ama ateşkes biraz ilerisindeki burada imzalandı. Sadece Kore değil dünya tarihinde çok önemli bir yere sahip olan Kore Savaşı Ateşkesi'nin tartışıldığı ve imzalandığı masa bu. Büyük ve Ölümsüz Lider Kim Il-sung'un önünde ellerim ceplerimde, büyük saygısızlık. Kore Savaşı Ateşkesi'nin imzalandığı yer şimdi Barış Müzesi. Burada ABD askerlerinin teslim olmalarını, Kuzey Kore birliklerinin zaferlerini gösteren fotoğraflar var. Aşağıda gördüğünüz şey anayolda bir bubi tuzağı. Savaş çıkıp da Güney saldırırsa başkent Pyongyang'a ulaşılamaması için bu patlayıcı dolu kocaman beton kütlelerin altında onları tutan ahşap takozlar çekilecek, patlamalarla yol kullanılmaz hale gelecek. Sınıra doğru ilerlerken otobüsün arka beşlisinin önündeki koltukta eğilerek gizli video çekimim. Kuzey Kore Güney Kore sınırı yaklaşırken durum ürkütücü bir hal alıyor. Kuzey Korelilerin Güney Kore'ye kaçmalarını engelleyen önlemlerden birisi, elektrikli teller. Yere dikkat edin, ayak izlerinin kolayca seçilebilmesi için otlardan arındırılarak özenle tırmıklanmış. Kuzey Kore Güney Kore sınırını çevreleyen DMZ yani Askerden Arındırılmış Bölge, Kuzey ve Güney Kore arasında bir tampon bölge. Kore Savaşı'nı 1953'te durduran ateşkesin ardından yeni sınır askerden arındırılmış bölgenin ortasından geçirildi. Güneybatıdan kuzeydoğuya uzanan sınır, 38. enlemi dar açıyla kesiyor. 38. paralel, ateşkesin ilan edildiği yer olarak da biliniyor. Adına zıt bir şekilde dünyanın en silahlı ve en fazla sayıda asker bekleyen sınırı. DMZ adlı bölge 250km uzunluğunda ve 4km genişliğinde. Kuzey Kore Güney Kore sınırının her iki tarafında yaklaşık 2 milyon asker görev yapıyor. Eski ABD Başkanı Bill Clinton Kuzey Kore Güney Kore sınırını Güney'den ziyaret ettiğinde \"yeryüzünün en korkutucu yeri\" olarak tanımlamıştı. Ben Kuzey'den ziyaret ediyorum. Bu noktada gerçekten ürkütücü bir ölüm sessizliği hakim. Mavi barakalar Güney Kore'ye, gri barakalar Kuzey Kore'ye ait. Sınır bölgesinde Güney Kore farklı tarihlerde, DMZ'nin altından Güney'e kadar giren 4 tane tünel buldu. Kuzey Kore bunların kömür madeni olduklarını iddia ediyor ama kömür yok, sadece duvarları kömür gibi görünsün diye siyaha boyanmış. Barakaları ortadan kesen gri beton hat, Askeri Sınır Çizgisi, sözde Askerden Arındırılmış Bölge'nin ortasından geçiyor. Bu sınır de facto olarak kabul edildiği gün, Kuzey Kore ile Güney Kore arasında on milyondan fazla insan ayrıldı, aileler bölündü ve bir daha asla görüşemediler. İşte diğer Kuzey Kore videoları. Aşağıda gördüğünüz, sağda ve solda karşılıklı duran Kuzey Kore askerlerinin ayaklarının dibindeki beton şerit, Kuzey Kore-Güney Kore sınırı. Karşıda Güney Kore askerleri güneş gözlüğü takıyor ve yumruklarını sıkıyor, almışlar arkalarına ABD askerlerini, uyuz oldum. Bizim general de \"geçenlerde bu karşıdaki bizim kadın subaya hareket yaptı\" deyince ben dellendim, \"o gözlükleri de Amerikalılar mı aldı lan size, artiz misiniz siz? delikanlıysanız gelin bakayım ortaya!\" diye bağırdım, görevli bir kolumdan tuttu, \"yapmayın bayım, savaş çıkacak\" dedi, general öbür kolumdan tutup, \"bırak Çelebi, değmez bu lavuklara\" deyince biraz sakinleştim ben. Buradan beni Kuzey Kore Güney Kore sınırı hattındaki başka bir yere götürdüler. Buradaki karakol, Güney Kore'nin karşı tarafta tüm sınır boyunca inşa ettiği beton duvarı gözlem noktası. Önce general duvarla ilgili bilgi verdi. Güney Kore'nin inşa ettiği duvar, Kuzeyle Güneyi enine tüm sınır boyunca ayıran, yer yer 5 ila 8 metre yükseklikte ve 250km uzunlukta. Alt kısmı 19 metre, üst tarafı 7 metre kalınlıktaki duvar dikenli tellerle, gözetleme noktalarıyla ve silah mazgallarıyla donatılmış. Kuzey Kore'nin iddialarına göre duvarın güney tarafı üzerine erişilebilecek ve güney tarafından görülemeyecek biçimde toprakla kaplanmış. Burada Kuzey Kore'deki sınırda, Güney Kore mevzilerini ve ünlü duvarı gözetliyorum. Bir hareketlilik görürsem generale bildireceğim, hep beraber dalıcaz Allah ne verdiyse. Fakat koca duvarı bir türlü göremiyorum. 15 kişilik grubumla bu karakoldan ayrılırken fısıldaşarak konuşunca anladım ki duvarı tek göremeyen ben değilmişim. Şimdiye dek gören olmadı, yabancı bloglarda da öyle okudum. Diğer Kuzey Kore Yalanları burada. Kuzey Kore Güney Kore sınırı dünyanın en silahlı sınırı olarak Soğuk Savaş'ın yaşayan en büyük sembolü. Kuzey Kore'den yazılarımın devamı burada: Kuzey Kore'de Yaşam. Teşekkürler Betül 🙂 Daha çok yazacaklarım var Kuzey Kore'den. Çok saolun Alper bey öyle güzel anlatmışsınızki sanki bizde sizinle oradaydık. Kuzey Kore gibi izole bir ülkeyi tarafsız ve eğlenceli anlatmışsınız, ellerinize sağlık 🙂 Ve farklı kültürlerin ilginçliklerinden bahsederken objektif olmaya özen göstermeniz çok hoş. Teşekkürler Fatih Bey, tarafsız anlatmaya çalıştım, yorumunuza sevindim. Harika çekimler ve derleme. Soğuk savaşı aktardıklarınızla güzel hissettirdiniz okuyanlara. Teşekkürler. Özellikle Kuzey Kore yazıları çok keyifli. Devamını merakla bekliyorum. Radikal'deki \"dünya üzerindeki google earth'ten gizlenmiş yerler\" galerisine bakarken Kuzey Kore çok ilgimi çekti, buraya kadar geldim. İyi ki de gelmişim zincirleme tesadüfler eseri, hayatımda hiç bu kadar etkilendiğimi ve birinden ilham aldığımı hatırlamıyorum. Öğretim görevlisiymişsiniz, ben de genç bir eğitimci olarak size \"Hocam\" demek istiyorum izninizle, vaktim olduğunca bütün yazılarınızı okuyup ufkumu genişletmek istiyorum. Harikasınız. Çok teşekkür ederim Hande Hanım, diğer yazılarımı da okumanıza sevinirim. Sağolun, ilginize teşekkürler. ntvmsnbc'de \"Sis perdesi'nin ardındaki ülke\" başlıklı, Kuzey Kore'den çekilmiş fotoğrafların olduğu haberi okuduktan sonra Kuzey Kore'ye nasıl giderim diye aratınca soluğu burada aldım. Sanırım bu incelemenizi de çok yeni yayımlamışsınız ve ben de üzerine geldim.. Gerçekten çok güzel bir inceleme olmuş. Gizli gizli çekilen fotoğraflar, verilen ince detaylar, kısa süreliğine de olsa oradaymışız izlenimi verdi. Ellerinize sağlık demek istiyorum. Şimdiden bundan sonraki seyahatleriniz için \"iyi gezmeler\" diyor, çalışmalarınızda da başarılar diliyorum. Evet Cihan Bey, yazım yeni. Teşekkür ediyorum, esen kalın. Vayy çok beğendim bu bloğu ya neden daha önce keşf edemedim acaba?? Yazılarını heyecanla takip ediyorum lütfen bizi bilgilendirmeye devam edin. Teşekkürler. Yazılarımın ilgili kişilere ulaşmasından memnun oluyorum. Teşekkürler Elif Hanım. Daha çok görsel ve yazı yayınlayacağım. İlk fırsatta her şeyi yazacağım İsmail Bey. Teşekkürler. Kuzey Kore dünyada en merak ettiğim ülkelerden biriydi. Bende gitmek istiyordum fakat yazınızı okuduktan sonra hem gitmenin ne kadar zor olduğunu anladım hemde gitmeme gerek kalmadan gezmiş kadar oldum. Eline sağlık Alper. Bir hevesle okurken yazının devamı olmaması dolayısıyla üzüldüğümüze bilmeni isterim. Saygılarımla. Devamını yazacağım. İlginize teşekkür ederim, memnun oldum. Düzenli bir görüşme yok. Ancak bir kez ve az sayıda kişi, diğer tarafta kalan yakınlarıyla görüştürüldü. Bu arada guzel deneyiminizi paylastiginiz ve bizleri dusunerek gizlice cektiginiz fotograflar icin tesekkurler Alper bey. Büyük bir keyifle okudum ve hoş bir anlatımınız var. İzole edilen ve fazla bir şey bilemediğimiz bir ülke hakkında sayenizde bir çok fikrimiz oldu. Yeni seyahatlerinizi bekleyeceğim. Hayır hiç resim kaldırmadım. İlginize teşekkürler, yazacağım. İlginize teşekkür ederim. Yakın ülkelerde ajanları var, onlar kaçırıyor, ama buraya kadar gelip benle uğraşacaklarını sanmıyorum. Harika çalışmalar. Muhteşem geziler. Heyecanla takip ediyoruz. Çok teşekkürler Fırat Bey, yazmaya devam edeceğim. Tesadüfen sayfanızı ziyaret ettim ve çok keyif aldım yazılarınızdan. Teşekkürler. Ben de ilginize teşekkür ederim, bunu duymak güzel. Shin Dong-hyuk gözümde daha bi büyüdü sınırı görünce. adam hem hapishaneden kaçıyor hem de güney koreye geçiyor. Teşekkür ederim İlkin Hanım. Takibe ve okumaya devam etmeniz umuduyla.. 3 saat boyunca blogunuzu okudum, gercekten cok sey ogredim. Bir Guney Kore seveni olarak, Kuzey ile ne kadar alakasiz bir ulke oldunu gordum. Aslinda en cok etkilendigim video otelinizden cektiginiz gece goruntuleri, ulke tamamen karanlikta. Cok tuhaf, cok uzucuk gercekten. Ne sosyal yasam, ne media, ne moda, ne eglence, ne din hic birsey yok. Avrupada yasadigim icin sukrediyorum. Yanliz sunlarida cok merak ediyiorum yanitlarsaniz cok sevinirim. Petrolün çoğunu Çin'den, birazını İran'dan alıyor. İthalat-ihracata bakan ilgili devlet kurumunun yönetiminde. Hayır. Turistler için yapılan birkaç dükkan dışında bu mümkün değil. Sormayın, yakın tarihin en çok ilahlaştırılan liderleri Kim ailesi. Teşekkürler Baki Bey. Kuzey Kore'den daha yazacağım. Teşekkürler Deniz Aydın, devamı da eğlenceli. İlgi ve takdiriniz için çok teşekkürler Erol Bey, elimden geleni yaptım. Geçtiğimiz günlerde yine bir ABD'li turisti tutukladılar, insan okuyunca tüyleri ürperiyor. Çok keyif alarak okudum, eğlenceli bir yazı olmuş. Hep merak etmişimdir Kuzey Kore'yi. İyiyi ve kötüyü tarafsız bir şekilde aktarmışsınız. Cesaretinize de hayran kaldım. Paylaşımınız için teşekkürler. İlk kez sitenizi ziyaret ettim. iyi ki de etmişim. Sizi tebrik ediyorum. Çok ilginç ve güzel bir yaşam şekli. Tesekkurler Eren Bey, ozellikle Kuzey Kore yazilarimi okudugunuz icin. Teşekkür ederim Yunus Bey, hem okuduğunuz hem de hacılık ünvanı için. Kuzey Kore-Güney Kore sınırı dünyanın en silahlı sınırıymış! Bravo. Teşekkürler hocam, gitmiş görmüş gibi oldum. Ben de Kuzey Kore gezi yazılarımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Ben de Kuzey Kore yazıma ilginize teşekkür ederim. Kuzey kore hakkında bilgi ararken sitenizi yeni keşfettim. Meryem hanımın sorduğu soruya ilaveten, eğer market vs. yoksa gıdalarını nerden temin ediyorlar, devlet kısıtlı olarak gıda yardımı mı yapıyor? Mesleklerini, çalışacakları yerleri bile devlet belirlediğine göre işveren devlet oluyor değil mi? teşekkür ederim. Devlet kısıtlı gıda dağıtımı yapıyor. Elbette onların da alışveriş yaptıkları yerler var, ama yabancıların bunları görmesi mümkün değil. Elbette, her şey devletin tam denetimi altında Kuzey Kore'de. Kuzey Kore devleti Güney Kore sınırına çok yakın bir yapay kasaba kurdu, bunu biliyorum fakat bizi oraya götürmediler. Götürselerdi boş olacağını görürdük. Ne Güney Kore ne de Kuzey Kore için bir nefret duyuyorum, benim yazı tarzım biraz kara mizah içeriyor, yanlış anlamışsınız sanırım. Yazımı beğenmenize sevindim, ilginize teşekkürler, yazmaya devam. Alper bey gerçekten güzel bir yazı merak ettiğim bir ülke aydınlattığınız için teşekkür ederiz. Anlattıklarınız ışığında bu cesurca hareketinizden dolayı da kutlarım. Teşekkürler Ahmet Bey. Kuzey Kore yazılarım devam edecek. Güney Kore Kuzey Kore sınırındaki Güneyli askerler Kuzeylilerle göz göze gelirlerse ters bir bakışmadan çıkabilecek laf dalaşı veya çatışma olasılığından kaçınmak için güneş gözlüğü takıyor; gözdağı vermek için yumruklarını sıkıyorlar. Kore yazılarımı okuduğunuz için ben teşekkür ederim. Teşekkür ederim Şükrü Bey. Görevli ile general tutmasaydı Kore Savaşı yeniden başlayacaktı. Neyse ki sabır ve metanet gösterdim. Kuzey Kore yemekleri Güneydekilere benziyor, kimçi her gün her yerde:) Erişte çeşitleri, yumurta, tofu, çorbalar, turşular, pirinç, et çeşitleri yedirdiler. Halkın ne yediğini ne yazık ki görmem mümkün değil. Evet her yemekte mutlaka fotoğraf çektim. Yediklerim sayfamda Kore yemekleri hakkında yazıp yayınlayacağım. Kuzey Kore blog yazılarıma ilginize çok teşekkürler. Güney Kore'yi de şimdilik 2 yazımla anlattım, daha yazacağım. İyi günler. Çok kısa ve öz bir çalışma olmuş. İstenileni veren ve anlatılması gerekeni aktaran bir yapıya sahip.. Merak edilenlere hızlı ve kısa değinmeniz çok güzel olmuş.. Sınır adlı adlı 2008 yapımı Güney Kore yapımı izledikten sonra yazılarınızı okudum. Filmi az da olsa abartı bulmuştum. Güney Kore propagandası olabilir diye. Yazılarınızı okuyunca olmadığı kanaatine varmış oldum kendimce. Çok teşekkür eder iyi çalışmalar dilerim.. Kore yazılarımı okuduğunuz için ben teşekkür ederim. Merhaba Fatih Bey. Kuzey Kore'ye Nasıl Gidilir başlıklı yazımda bilgiler var. 2 yıl sonra tekrar geldim buraya ve tekrar okuyacağım şimdi. Çok güzel bir yazı, tebrik ediyorum. Bu kadar ayrıntılı ve esprili yazılmış gezi yazıları insanı daha da bilgilendiriyor. TV parası ile gezen bilgisizlerden kat ve kat kaliteli bir gezi incelemesi. Hasan Bey Kuzey Kore blog yazıma olan takdiriniz için çok teşekkür ederim, özenli kişilerce okunmak ne güzel, sağ olun. Tam Kuzey Kore ye gezi planlari yapiyordumki Corona virusu cikti. Kuzey Kore corona virüsü nedeniyle ülkeye turistik turları kaldırdı, sınırlarını kapattı. Ne zaman sınırlarını açacağı belli değil."} {"url": "https://celebialper.com/kuzey-kore-ordusu/", "text": "Kuzey Kore Ordusu tüm dünyada merak ve korku uyandırıyor. Bu yazımda ülkede yaptığım gezi sırasında çektiğim askeri geçit, Zafer Bayramı ve çocuk orkestrası görüntülerim eşliğinde Kuzey Kore Ordusu hakkında bilgi veriyorum. Kuzey Kore'de Zafer Bayramı askeri geçidini izleyebilen çok az sayıda yabancıdan biri oldum. Kuzey Kore ordusu 9.500.000 aktif, milis ve yedek personeli ile dünyanın en büyük askeri organizasyonuna sahip. Resmi adıyla Kore Halk Ordusu 1.21 milyon aktif askeriyle dünyanın en büyük dördüncü ordusu. Nüfusunun %40 ı askeri personel olan Kuzey Kore, nüfusa göre asker sayısı oranıyla dünyanın en askerileşmiş ülkesi ve bu rakam 20 ile 45 yaş arası tüm nüfusa denk geliyor. Ülkede 3 ila 5 yıl zorunlu askerlik yapılıyor, bazı kaynaklarda 10 yıl olduğu yazıyor. Kim Jong-un Kuzey Kore Ordusu'nun Yüce Kumandanı ve Ulusal Savunma Kurulu'nun Başkanı. Kuzey Kore Ordusu altı bölümden oluşuyor; Kara Kuvvetleri, Donanma, Hava Kuvvetleri, Stratejik Füze Kuvvetleri, Özel Harekat Kuvveti ve İşçi-Köylü Kızıl Muhafızları. Kuzey Kore Zafer Bayramı Kore Savaşı'nı durduran ateşkesin imzalandığı gün. Bu belge çatışmaları sona erdirse de bir barış anlaşması değil. Kuzey Kore ile Güney Kore arasındaki sınır dünyanın en ağır silahlı sınırı ve burada ironik bir şekilde askerden arındırılmış bölge olarak adlandırılan 4km genişliğinde bir bölge var. Zafer Bayramı ülkede resmi tatil ve her yıl görkemli kutlamalar yapılıyor. Halk askeri mezarlıklara, askerlere çiçek veriyor. Kuzey Kore Ordusu askeri geçit töreni yapıyor. Elbette en büyük kutlamalar Kuzey Kore başkenti Pyongyang'da oluyor. İşte izlediğim çocuk orkestrası. Bütün yıl olmayan trafiği denetleyen ünlü kadın trafik polisleri, bayramda halkı hizaya getiriyor. Kuzey Kore Ordusu askeri geçidini izlemek heyecan verici. Tanklar, füzeler, ağır zırhlılar, askerler, subaylar, cipler, çocuklar, el sallayan halk. Başımdaki görevlilerin söylediğine göre bunları çok az sayıda yabancı izleyebildi. İşte tanklar. Kuzey Kore nükleer silahları ve programı dünyada endişe ve merak konusu. Ülke ilk defa 2006 yılında başarılı bir nükleer deneme yaptığını açıkladı. Nükleer denemenin açıklanan yerde yarattığı 4.3 şiddetindeki sarsıntı ABD ve Japonyalı uzmanlarca doğrulandı. Ülke 2009'da nükleer silah geliştirdiğini açıkladı. Tam olarak bilinmese de bazı nükleer silahlara sahip olduğuna yaygın olarak inanılıyor. Bakın bunlar da nükleerciler. Kuzey Kore Hava Kuvvetleri'nin 730 savaş uçağı olduğu tahmin ediliyor. Bunun yanında hava savunma gücü olarak uçaksavar topları ve füzeleri var. Helikopterlerin taşıdığı sloganda \"Hayatımız pahasına Yüce Kumandan Kim Jong-un'u savunalım!\" yazıyor. İşte Kuzey Kore Ordusu ile ilgili diğer görüntülerim. Subay ve makam aracı. Kuzey Kore Ordusu'nun başlıca düşmanları Kuzey Kore Güney Kore sınırındaki Güney Kore Ordusu ve buradaki ABD Kore Birlikleri ile Japonya. Kuzey Kore'de belirli birkaç yerde askerlerle fotoğraf çektirmenize izin veriliyor. Kuzey Kore Ordusu'nun orta ve yüksek öğretimdeki öğrencilerden oluşan birlikleri Genç Kızıl Muhafızlar her Cumartesi zorunlu 4 saat askeri eğitim alıyorlar. Okulda ve dışında aldıkları bu eğitimlerle 18 yaşına gelince veya mezun olunca yapacakları askerliğe hazırlanıyorlar. Ülkedeki yaşamı merak edenler için yasak fotoğraf ve videolarımın olduğu yazım: Kuzey Kore'de Yaşam. Kuzey Kore'den yazılarımın devamı: Kuzey Kore Yalanları. Çek Cumhuriyeti, Paraguay, Kuzey Kore, Brezilya ve henüz yazmadığım diğerleri var. Özellikle K. Kore yazılarınızı ilgiyle, merakla ve şaşkınlıkla takip ediyorum, yeni yazıları sabırsızlıkla bekliyorum. Gezip görüp bizlere de aktardığınız için Teşekkür ederim. Ben de ilginize teşekkür ederim, yazmaya devam edeceğim. gerçekten mükemmel ve eğlenceli anlatım teşekkürler. yazılarınızı yeni keşfettim ve hepsi çok güzel. Teşekkürler Ahmet Bey, Kuzey Kore Ordusu yazımı okumanıza sevindim. Kuzey Kore ordusu güçlü olmasa Amerika çoktan savaş açardı. Ben futboldan anlamadığım için dikkatimi çekmemişti, bravo. Özenle okuduğunuz için teşekkür ederim. Kuzey Kore'ye giden turistlerin halkla o tip bir temas kurması pek mümkün değil, bence tek müttefik Çin'den ithal bir ürün olabilir. kolay herkes gösteremez. Kuzey Kore hakkında çok değerli bilgiler edinmiş oldum. Öyle biAlper Bey tek kelimeyle muhteşem bir anlatım. Hakkında çok az şey bilinen dünyanın en kapalı ve yasaklarla dolu ülkesini gezmek, gezerken de hayatınızı risk altına sokarak yasakları delebilme cesareti göstermeniz gerçekten takdire değer. Bu cesareti kolay r ülkede yaşamaktansa ülkemizde yaşadığımız için şanslı sayılmamız gerektiğini düşünmekteyim. Siz, tecrübeli bir gezgin olarak bilirsiniz, Kuzey Kore kadar diktatörce yönetilen başka hangi ülkeler var?Bu konu hakkında da makale türü bir yazı yayınlayabilirseniz okuyucular için çok yararlı olur. Sonuç olarak en iyisini gezen bilir. Yani siz bilirsiniz. Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. İlginize teşekkürler Ergun Bey. Kuzey Kora kadar sert bir diktatörlükle yönetilen başka ülke yok. Evet, Kuzey Kore ordusu çok büyük ve sürekli bir savaşa hazırlık hali var. Kuzey Kore ile Amerika arasındaki o atışma sürer gider, savaş çıkmaz. Yüzlerce insan öldürme, tıraşını beğenmediği berberleri öldürme, günde 3 öğün domuz eti yeme, 15 şehir bombalatma, her gün başka kadınlarla birlikte olma, uyuşturucu kullanma... Bu Kim'in harbiden yatacak yeri yok. Kuzey Kore lideri ile ilgili saydıklarınızdan ilki hariç diğerleriyle ilgili net bilgi yok Yücel Bey. Güney Kore ve ABD sürekli yalan haber üretiyor, doğrulamak mümkün olmadığı için çoğu dünyaya yayılıyor. Domuz eti yiyormuş gerçi, tam idamlık. Bir Şarköylü olarak yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum. Kuzey Kore izlenimleri harika olmuş. Teşekkürler Merdan Bey. Benzetmeniz doğru. Hala Kuzey Kore'den yazacaklarım var, zaman bulunca hazırlayıp yayınlayacağım. İlginize teşekkürler. Selamlar. Çok teşekkür ederim. Kuzey Kore gezimden daha yazacağım. Süper bir yazı dizisi olmuş hiçbir zaman gitme ihtimalim olmayan bir yeri gitmiş kadar tanıdım. Belgrad a gitmeden önce de yazılarınızı okumak bana çok faydalı olmuştu. Diğer ülke yazılarınızı da okuyacağım.. Face hesabımda arkadaşlarımlada bu ilginç kuzey kore deneyiminizi blog adresinizi vererek paylaştım. teşekkürler. Metin Bey çok teşekkür ediyorum, Kuzey Kore yazılarıma ve bloguma ilginize sevindim. Arkadaşlarınızla paylaştığınız için ayrıca teşekkür ederim. Kuzey Kore yazıları oldukça detaylı bilgi ve görsel içeriyor, kutlarım. Yalnız ülkenin sistemine yer yer kullandığınız küçümseyici dil yakışmamış. Ben Korelilerin Türklerden daha mutsuz olduğunu hissetmedim. Sonuçta kapitalizm de her bireye refah ve mutluluk vaad etmiyor. Paranın gözü kör olsun millete yunan adaları yetmiyor bir de kuzey koreye gidiyor. Hayallerimin önünde kapitalizm var resmen. Bilinmezligi ile ilgimi dünyada en fazla çeken bir ülke kuzey kore hatta bir şekilde gidip gizlice içeriye sizip bir köyde falan uzun süre yaşamaya çalışmak gibi bir sürü planlarım da var bu güzel yazılar için teşekkür ederiz harikaydı uzayın bilinmezliği kadar ilgimi çeken bir ülke görünmez bir hayalet olup günlük hayatı insanların dialoglarini duymak görmek çok istemisimdir hatta vatandaşlık verseler her kisitlamaya rağmen kabul eder yerleşirim. Sırlarla dolu Küzey Kore'de günlük yaşamı görebilen ve görüntüleyebilen bir yabancı henüz yok. Sizi anlıyorum, bunu ben de isterdim. yazılarıma ilginize teşekkürler. Alper bey ne kadar bir bütçe ile gerceklestirdiniz bu geziyi.. Kuzey Kore devlet turları Pekin-Pyongyang uçak biletleri, oteller ve 3 öğün yemek, müze ücretleri her şey dahil oluyor. Benim turum 1600 avro. Kuzey Kore devlet turları maalesef pahalı. Vizeye başvurmanız, otelde yer ayırtmanız, uçak bileti satın almanız mümkün değil. Tur ücretinin yarısını yetkili acenteye gönderdikten sonra onlar vize ve diğer işlemleri ayarlıyorlar. Turlar Pekin-Pyöngyang uçak biletleri, oteller, 3 öğün yemek ve içecekler, rehberlik, müzeler dahil paket şeklinde oluyor. Benim 6 günlük tur 1600 avro. Daha kısa ve uzun turlar var. Kuzey Kore'de genel olarak asker ve askeri tesis fotoğrafı çekmek yasak ama Zafer Bayramı askeri geçidini ilk kez bir turist grubuna izlettiler ve çekim serbestti. Tahminimce silahlarının dış dünyada görünmesini istediler."} {"url": "https://celebialper.com/kuzey-kore-seyahatim-bilgi-ve-hazirlik/", "text": "Bizim Kuzey Kore olarak adlandırdığımız, resmi adı Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti olan dünyanın en kapalı ülkesine bağımsız seyahat etmek kesinlikle yasak. Sadece 5 ila 7 devlet görevlisi gözetiminde gezdirilen, az sayıda devlet turuyla gitmek mümkün. Ben uzun süredir Kuzey Kore'ye gitmek istediğim halde bağımsız seyahatin, yolda yürümenin, halkla konuşmanın yasak olması ve devlet turlarının pahalılığı nedeniyle resmen başvurmamıştım. Ancak bu yıl Zafer Bayramı nedeniyle dünyanın en büyük gösterisini izleyebilmenin cazibesi ve yenemediğim merakım nedeniyle aylarca uğraştım ve bir kez red edildikten sonra sonunda kabul edildim. Burada ve sosyal medyada Kuzey Kore ile ilgili bilgilerimi ve seyahatimi paylaşacağım. Lütfen seyahatimi takip edin ve duyurun, desteğinizi görmek bana cesaret verir. İşte Kuzey Kore hakkında ilginç bilgiler. Seyahat yazılarımda devletlerden pek bahsetmeyip çoğunlukla yaşadıklarımı, gördüklerimi, tanıdıklarımı ve yediklerimi yazıyor olsam da, dünyada hakkında en az bilgi sahibi olunan ülke olduğu için Kuzey Kore ile ilgili bildiklerimi de yorumsuz ve resmi kaynaklara göre yazma sorumluluğu hissediyorum. Kendi gördüklerimi ve yorumlarımı, Kuzey Kore fotoğraflarım eşliğinde dönünce yazacağım. Köklü bir tarihe sahip olan Kore, 1910-1945 yılları arasında Japonya işgali altında kaldı. II. Dünya Savaşı'ndan sonra ülkeye Sovyetler Birliği ve ABD silahlı kuvvetlerinin ayrı bölgelerden çıkartma yapması ve sonucunda kuzeyin komünist rejimi, güneyin de kapitalizmi benimsemesinin ardından Kuzey Kore ve Güney Kore olarak ikiye bölündü. Kuzeydeki Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti 1948 yılında sosyalist bir hükümet kurdu. 1950-53 Kore Savaşı sonucunda Kuzey ve Güney Kore şeklindeki bu bölünme değişmedi. İki ülke halen barış anlaşması imzalamadıkları için resmi ve teknik olarak halen savaş durumundalar. Aralarındaki sınır dünyanın en tehlikeli yeri olarak nitelendiriliyor. 1994 yılında Kuzey Kore'nin ilk lideri olan Kim Il-sung'un ölümünden sonra, ülkeyi oğlu Kim Jong-il yönetmeye başladı. 2011'de ülkenin 70 yaşındaki lideri Kim Jong-il öldüğünde yönetim halka oğlu ve liderin varisi Kim Jong-un etrafında toplanma çağrısı yaptı ve Kim Jong-un dünyanın en genç devlet başkanı oldu. Kuzey Kore kapalı bir rejim ve tek müttefiki Çin. Kuzey Kore başkenti Pyöngyang, ülkenin dışarıya karşı vitrini. Kuzey Kore'de \"Kuzey Kore\" denmez. Ülkenin resmi adı Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti ifadesi kullanılır ya da sadece Kore denir. Yabancıların ülkenin İngilizce adı Democratic People's Republic of Korea, kısaltması DPRK veya sadece Korea demeleri gerekir. Kuzey Kore Juche adlı ideolojiyle yönetiliyor. Kurucusu olduğu bu ideolojiyi yazdığı onlarca kitapta anlatan Kim Il-sung, tek cümlede \"insan her şeyin efendisidir ve her şeye karar verir\" şeklinde özetliyor. Bugün Juche ideolojisi üzerine 3.078 cilt kitap var. Ülkenin ikinci lideri Kim Jong-il, Kuzey Kore'nin Juche ideolojisine Songun politikasını da ekledi. Nisan 2012'deki Dördüncü Parti Konferansı'nda Kim Jong-un, babası Kim Jong-il'in geliştirdiği dedesi Kim Il-sung'un Juche ideolojisini geniş kapsamlı haliyle \"Kimilsungizm-Kimjongilizm\" olarak yeniden tanımladı. Ülkenin kuruluşundan itibaren resmi ideolojisi olan Marksizm ve komünizm, anayasadan çıkarıldı. 2013 itibariyle 9.500.000 aktif, milis ve yedek personeli ile Kuzey Kore dünyanın en büyük askeri organizasyonuna sahip. Kuzey Kore ordusu 1.21 milyon aktif askeriyle dünyanın en büyük dördüncü ordusu. Nüfusun %40'ı askeri personel olan Kuzey Kore, nüfusa göre asker sayısı oranıyla dünyanın en askerileşmiş ülkesi. Kuzey Kore'nin kurucu lideri Kim Il-sung ülkede Büyük Lider olarak anılıyor ve 1994 yılında ölmesine rağmen halen resmen ülkenin devlet başkanlığı görevini yürütüyor ve anayasada Ölümsüz Başkan ünvanını taşıyor. Oğlu Yüksek Kumandan ve Sevgili Lider ünvanlı Kim Jong-il ölünce başa geçen oğlu Kim Jong-un, Kore Halk Ordusu Yüce Kumandanı, Kore İşçi Partisi Genel Sekreteri, Kore İşçi Partisi Merkezi Ordu Komitesi Başkanı ve DPRK Ulusal Savunma Komitesi Başkanı görevlerini yürütüyor. Kuzey Kore resmi kaynaklarına ve televizyon yayınına göre Kim Il-sung öldüğü anda binlerce kırlangıç boynunu büktü ve cennetten binlerce leylek onu almak için gökyüzünden alçaldı. Fakat leylekler onu götüremedi, çünkü bütün Kuzey Korelilerin çığlıklarla ağladıklarını, göğüslerini yumrukladıklarını, yerlere vurduklarını ve saçlarını yolduklarını gördüler. Cennetten gelen bu kuşlar on gün düşündükten sonra onu götürmeyip dünyadaki ilahi bir sarayda dinlenmek üzere bırakmaya karar verdiler. Resmi olarak ölmedi ve anıt mezarında \"yalnız uyuyor\". Yaşadığı dev saray ölümünün ardından anıt mezarı oldu ve mumyası burada sergileniyor. Kuzey Kore'de 15 ve üzeri yaştaki herkes, göğsünde Kim Il sung rozeti taşıyor. Kuzey Kore liderlerinin aşağıdaki ve diğer heykellerinin fotoğrafını çekerken karenin içine tam olarak almak ve görevlilerin talimatıyla, iyi göründükleri bir açıdan çekmek zorundasınız. Vücudunun herhangi bir yerini keser, yandan veya arkadan çekerseniz görevliler siler. Kim Il-sung adı tek satırda ve bütün olarak yazılır, satırın sonuna denk geldiğinde ayırarak kalan kısmını diğer satıra yazmak yasak. Kuzey Kore yönetimince Kim Il-sung yüceltilir, oğlu Kim Jong-il \"Ulusun Güneşi\" olarak nitelendirilir. Kuzey Kore'de Kim Il-sung'un \"here şeye gücü yeten ruh\" olduğuna, oğlu Kim Jong-il'in ise hava koşullarını kontrol ettiğine, körleri ve hastaları iyileştiren mucizeler gerçekleştirdiğine dair yaygın bir inanış var. Kuzey Kore resmi kaynaklarında Kim Il-sung 1930'larda Japonlara karşı savaşan bir gerilla, 1940'larda ise beyaz ata binen çok güçlü bir generaldir, taşıdığı dev kılıcıyla büyük bir ağacı yumuşak bir fasülye lapası gibi bir anda keser. Yine resmi kaynaklara göre Büyük Lider Yoldaş Kim Il-sung çam kozalaklarını mermilere, kum tanelerini pirince dönüştürmüş, ve geniş bir nehri yapraklara binerek geçmiştir. Kuzey Kore'deki her okulda bir Kim Il-sung odası bulunur ve özenle düzenlenip korunur. Her eve ve resmi binaya asılan portresinin boyutu, binanın büyüklüğüne orantılı olarak hesaplanır. Uluslararası takvimin yerine 1997 yılında getirilen Juche Çağı adlı takvim, Kim Il-sung'un doğum günü olan 15 Nisan 1912'de birinci yıl olarak başlıyor. 2013 yılı Juche Çağı takvimine göre yıllardan 102. Pekin'de verilecek Kuzey Kore vizemin üzerindeki yıl 102 olacak. Yüksek Halk Meclisi'nin 2013 toplantısının kararına göre Kuzey Kore bütçesinin %44.8'i \"Başkan Kim Il-sung'un yüzüncü doğum yıldönümü için dev gösterişli binaların inşasına ve ülkenin yüzünün yenilenmesine\" harcanacak. Kim Il-sung'un doğum günü, Kuzey Kore'de resmi tatil ve Güneşin Günü olarak adlandırılıyor, parti tarafından halka kurabiye gibi hediyeler dağıtılıyor. Kwangmyongsong-3 adlı uydunun fırlatılışı ve sevinç gösterileri aşağıda. Kuzey Kore resmi kaynaklarına göre Kim Il-sung'un oğlu Kim Jong-il'in babasının gizli üssündeki doğumunu bir kırlangıç müjdeledi, bu doğumla birlikte o anda kış mevsimi aniden ilkbahara döndü, bir yıldız parlayarak gökyüzünü aydınlattı ve iki tane gökkuşağı oluştu, bir ağacın gövdesinde \"Ah Kore, sana yıldızın doğuşunu müjdeliyorum\" yazısı kazınarak belirdi. Küçük Kim Jong-il altı aylık olmadan önce yürüyebiliyor ve konuşabiliyordu. Kuzey Kore resmi gazetesi Rodong Sinmun'daki habere göre kimliği belirlenemeyen bir Fransız modacı, Kim Jong-il'in giyim tarzıyla ilgili şunları söyledi: \"Bugün tüm dünyada hızla yayılmakta olan Kim Jong-il modası, dünya tarihinde beklenmedik bir olaydır.\" Öldükten sonra Kuzey Kore Merkezi Haber Ajansı'nın televizyonda yayınlanan haberine göre, Kim Jong-il öldüğü anda, doğduğu yer olan Paektu Dağı'nda buz katmanları beklenmedik gürültüde bir kırılmayla parçalandı ve bölgede sert bir kar fırtınası çıktı. Sizin de televizyonda izlediğiniz gibi, Kuzey Kore halkı yasa büründü ve ağladı. Kim Jong-il'in ölümünün ardından Yüksek Halk Meclisi açıklama yaptı: \"Büyük Yoldaş Kim Jong-il'in ideoloji, liderlik, karakter, erdem, güç ve cesaretini miras alan Saygın Yoldaş Kim Jong-un, partimiz, ordumuz ve ülkemizin yüce lideridir.\" Başa geçtikten sonra onuruna Ryanggang ilindeki bir dağa oyularak \"Çok Yaşa General Kim Jong-un, Parlayan Güneş!\" sloganı yazıldı. Slogan uzaydan görülebiliyor ve her harfi büyük bir bina boyutunda. Gizli çektiğim yasak görsellerim eşliğinde ülkedeki yaşamı anlattığım yazım: Kuzey Kore'de Yaşam. Kuzey Kore filmleri ve dizileri hakkında bilgi edinmek ve izlemek isterseniz bu yazıda: Kuzey Kore Filmleri ve Dizileri. Kuzey Kore'de yaşayan yabancı sayısı, UNESCO ve BM görevlileri, büyükelçiler, aileleri, elçilik görevlileri ve diğer görevliler dahil olmak üzere sadece 140. Onlar da başkent Pyöngyang'daki \"Foreign Compound\" adlı yalıtılmış alanda yaşıyor. Ülkeyi devlet gözetimi ve yönetiminde yılda ortalama 2.000 Batılı yabancı ziyaret edebiliyor. Yakında ülkeye gidebilen bir avuç Türkten biri olacağım. Kuzey Kore'nin başkenti Pyöngyang'a dünyada sadece üç kentten uçuş var ve Çin'den gidiliyor. Önce Urumçi aktarmalı Pekin'e uçacağım. Daha önce gitmiş olduğum Çin'in dev başkenti Pekin'de kalarak görmediğim yerlerini gezeceğim. Burada yetkililer Kuzey Kore'deki yasaklar ve kurallarla ilgili bir brifing verip kuralların dışına çıkmayacağıma dair belge imzalatacaklar. Pekin'den Kuzey Kore havayolu Air Koryo'nun Sovyet yapımı 19 tane uçağından biriyle, grubum ve görevliler eşliğinde Pyöngyang'a uçacağım. Filodaki on dokuz uçağın tümü Sovyet Antonov, Ilyushin ve Tupolev'lerden oluşuyor, yaşlarını hiç sormayın. Kuzey Kore'den Çin'e çoğu ziyaretçi dönüşü de uçakla yapıyor ama ben 25 saatlik treni seçtim. Bu tren yolculuğu da sıra dışı olacak. Seyahatim her zamanki gibi yaklaşık bir ay sürecek. İznimin kalan günlerinde uygun uçuş bulabildiğim üçüncü bir Doğu Asya ülkesine gideceğim, o da sürpriz olsun, sonra öğreneceksiniz. Kuzey Kore'de dinlediğim yalanları ve gerçekleri görmek isterseniz yazdım: Kuzey Kore Yalanları. Kuzey Kore'de dünyanın en büyük stadyumu olan 150.000 kişilik 1 Mayıs Stadyumu'nda özel günlerde dünyanın en büyük gösterisi düzenlenir. Burada 120.000 Kuzey Koreli bir yıldır 27 Temmuz Zafer Bayramı'na hazırlanıyor. Arka planda gördüğünüz platformda on binlerce öğrenci ellerindeki renkli büyük defterlerin sayfalarını belirli bir sırayla ve kusursuz anlarda açarak dünyanın en büyük resimlerini oluşturacaklar. Herkes resmin bir noktacığı olacak. Sahadaki 80.000 kişi çeşitli dans ve gösteriler yapacak. Kuzey Kore seyahatimin en heyecanlı kısmı sanırım 90 dakikalık bu muazzam ve kusursuz gösteri olacak. Buradaki gösteride dev resimler, dans, müzik ve jimnastik eşliğinde Kore tarihi anlatılacak. Kuzey Kore'den yeni gelen habere göre ilk gece başkent Pyöngyang'da değil, daha önce yabancıların girmediği Pyongysong kentinde kalacakmışım. Ülkede kalacağım diğer kentler Pyöngyang, Kaesong ve Myohyang dağı. Kuzey Kore-Güney Kore-Çin seyahatimden yurda döndüm. Dünyanın en kapalı ülkesi Kuzey Kore'de çektiğim yasak fotoğraf ve videoların kartlarını, gitmeden önce ayakkabımın tabanına yaptığım gizli minik bölmeye ve paçamın içine gizleyerek ülkeden çıkarmayı başardım. Kuzey Kore'yi merak edenler için blogum muhtemelen en geniş Türkçe kaynak. TRT Türk ülkeye gittiğimi öğrenip beni aradı, canlı katıldığım Kuzey Kore haber programı da blogumda. Mümkün olduğunca çok fotoğraf ve video çekeceğim. Sosyal medyada takip edebilirsiniz. Hocam bu geziniz Turkiye'de olay olur. Bir de video ve bol bol fotograf cekebilirseniz ana akim medyada bile yer bulabilir geziniz. Kuzey Kore'ye giden ilk Turk olacaksiniz galiba. Ermenistan geziniz ile birlikte Kuzey Kore geziniz ile ilgili yazilarinizi merakla bekliyoruz. Saglicakla kalin. İlgine teşekkürler Yunus Emre. En büyük kanallar ve gazeteler servet harcasalar bile tek bir muhabir gönderemezler çünkü yasak. Elimden geldiğince çok fotoğraf ve görüntü çekeceğim. Gercekten cok onemli bir gezi olucak.. ilgi ile izliyecegim, arkadaslarimla da paylasasacagim. Umarim, degisik tecrubelerin sayesinde problemsiz, keyifli bir seyahat olucaktir.. Bol sans seninle olsun.. Çok teşekkürler Berrin Hanım, takibinizden memnunum. Alper Bey, gezilerinize, cesaretinize hayran olmamak elde değil. İyi ki sitenizi buldum ve paylaştığınız bilgileri takip edeceğim. Gezgin ruhunuz hiç yorulmasın! Övgünüze ve iyi dileklerinize çok teşekkür ederim Hakan Bey. \"Dolaşa dolaşa yorulmaz ki bendeki gezgin ruh\" diyerek Babazula grubuna bir selam göndereyim. Sevgili Alper, bazı nadir insanlar ne yaparlarsa yapsınlar en iyisini yaparlar. Sen o insanlardan birisin ve seninle tanışmış olmak gurur verici. İlgi ve merakla gönderilerini bekliyor olacağız. Beklenti ve hayallerinin üzerinde bir seyahat dilerim. Çok teşekkürler Ahmet, tanıştığımıza ben de memnunum. Haberlerim yakında başlayacak. Ah be deli çocuk, senin bu gezi ben de bile acayip stress yaptı, kazasız belasız git gel inşallah. Yukarıda bi arkadaş demiş ya ; harbiden olay olacak bir seyahat programı bu seferki. Ben canlı anlatımlarını Şarköy de bekliyorum, sevgiler.. Çok teşekkür ederim Atlıhan, sıkıntı olmaz merak etme. Dönüşte Şarköy'e, macera ve yasaklardan huzur ve dinlenmeye doğru koşarak geleceğim. Güzel memleketime sevgiler. Üstad dönüşteki yazınızı bekliyorum. Sanırım çok farklı bir dünya bekliyor sizi orada. Evet çok farklı, tüm bildiklerimin ve yaşadıklarımın dışında bir dünyada olacağım. Teşekkürler, yazacağım. Merhaba hocam ben Ayşe. Sayfanızı bir arkadaşım aracılığı ile takip etmeye başladım. Seyahat deneyimleriniz sayesinde birçok şey öğrendim, bu seyahatinizin bilgilerini de merakla takip edeceğim. İyi şanslar hocam umarım beklediğiniz gibi bir seyahat olur. Deneyimlerimin bir şeyler kattığını duymak ne güzel. Elbette bundan da bahsedeceğim. İlginize teşekkürler. Alper Bey, Tebrik ediyorum zoru başardınız. Detaylı yazınızı heyecanla bekliyorum. Alper Bey yazinizin devamini sabirsizlikla bekliyoruz! Abi kuzey kore hakkındaki yazını merakla bekliyoruz. Yazınızı çok merakla beklıyorum. İnsan etı yediklerı ve satıldığını bılıyorum 94 98 yılları arasında olmuş. Hukumetle ılgılı kesınlıkle konuşulmuyormuş, her yerde casuslar varmış, kamplarda ışkenceden gecırıyolarmış sözde isyan edenleri. İyi cesaret gıdıyosunuz. Teşekkürler. Evet büyük olasılıkla şüphe çeker. Hayır Kuzey Kore tarafından Rus vatandaşları için herhangi bir esneklik yok. Güney Kore'ye geçmeniz imkansız. Önce Çin'e geri dönüp oradan Güney Kore'ye gittim. Merhaba, yazılarınız bilgilendirici ve çok keyifli, paylaştığınız için teşekkürler. Ben de Haziran'da arkadaşlarımla \"bağımsız\" tur adı altında turistlere izin verilen yerlerden kendimizin nereyi gezmek istediğimizi seçebileceğimiz bir turla gitmeyi planlıyorum. Kuzey Kore'nin kuzeyinin 2012'de turist ziyaretine açıldığını öğrendim. O tarafa yolunuz düştü mü? Geleneksel turist bölgesiyle, yeni kuzey turist bölgesi arasında bağlantı var mı, biliyor musunuz? Haritada arada başka bir bölge var ve dolayısıyla tursitlere geçiş yokmuş gibi görünüyor. Biliyorsunuzdur, Kuzey Kore'ye \"bağımsız\" seyahat yasak, o turun adı yalan, doğrusu \"özel tur\" olmalı. Kendiniz gideceğiniz yerleri belirleyemeyeceksiniz, size verilen listeden birkaçını görmemek gibi bir seçeneğiniz olabilir en fazla. Kuzey Kore'nin kuzeyine ya da herhangi bir yerine yolunuz düşemez, ancak sizi götürürlerse görebilirsiniz. Kuzeyde Çinliler için tur yapılan bir bölge var, ancak bizi götürmediler. Satın almayı düşündüğünüz turun bağlantısını iletişim sayfamdan gönderin isterseniz, sonra buradan elimden geldiğince bilgi vereyim. Bir de muhtemelen biliyorsunuzdur ama Vice'ın hazırladığı Kuzey Kore belgeselinin yanı sıra, bir de Rusya'daki çalışma kamplarıyla ilgili bir belgeseli var. İlginç bir mesele olduğundan belki göz atmak isterseniz diye linki bırakıyorum. Biliyorum evet, ama yine de izledim. Haberi okudum Hilal hanım, o bir yalan haber. Neden o renklerinden ve gülmelerinden bahsettiği halkın bir tanecik fotoğrafını çekememiş? Fotoğraflardan sadece 3 tanesi dışındakiler alıntı, onun ziyaretiyle bir ilgisi yok. Onlardan biri metro, diğeri meydanda kendisi, üçüncüsü de yabancılara göstermek üzere kurulmuş, bilgisayar kullanmayı bilmeyenlerin gösteride rol aldıkları bilgisayar laboratuvarı. Bu yazı için ciddi bir para almış olabilir. cevabınız için teşekkür etmekle birlikte daha iki gün önce milliyette -hiç de öyle değilmiş kuzey kore rengarenk- minvali bir haber okudum ne yapmaya çalıştıklarını bilmemekle birlikte size daha önceki attığım linkteki sayfaya yorum yazdım ve şöyle bir cevap geldi, yanlış kaynaklardan öğrenmişsiniz kuzey kore gibi güzel bir ülke tabiki kapitalist kişilerin işine gelmeyecek ve kötüleyecekler -oldu. anlamsız buldum bilemiyorum. cevabınız için yeniden teşekkür ediyorum. Milliyet'in haberinin linkini de rica ederim. Alper Bey, öncelikle Kuzey Kore açısından hazırlamış olduğunuz bilgilendirici yazı dizisi için size teşekkür ederim. Ayrıca cesaretiniz için de tebrikler. Yazı dizisinin devamı gelecek mi bilmiyorum ama, yazılarınızda Kuzey Kore'nin yemek kültürüne ya da yemeklerine dair birkaç ayrıntı dışında değinmemişsiniz. Bu konuda da bir kısım yazarsanız çok sevinirim. Son olarak hep çok masraflı olduğunu ifade etmişsiniz ancak ortalama bir rakam vermemişsiniz. Bu konuda da sizden aydınlatıcı bilgi bekliyoruz. Evet, Kuzey Kore'den daha en az 4-5 ilginç yazı yazacağım, bunlardan biri bol görselli ve tamamen yemekler üzerine olacak. 6 günlük devlet turunun fiyatı 1.600 Avro. Ayrıca 50 Avro vize, 150 Avro dünyanın en büyük gösterisi, 100 Avro da hafta boyunca diğer tüm masraflarım tuttu. Hayatımda yaptığım en pahalı gezi oldu. Yazacağım. Rica ederim, ben de ilginize teşekkür ederim. Çabanız için çok teşekkür ederim Hilal Hanım. Tamamen düzmece, bir avuç yönetici ailenin yararlanabildiği imkanlar, yalanlar. Kuzey Kore hakkında ilginç bilgiler vermişsiniz, çok farklı bir ülke. Bilinmeyen ülkeden gerçekleri yazdığınız için teşekkürler. Kuzey Kore en ilgimi çeken yerlerden biri dünyada. Anlatılanlar ve sizin anlattıklarınızla başkent Pyongyang'ın görüntüsü çelişiyor. Doğru dürüst iş, sanayi, yatırım vs. yoksa o kadar gökdelen, modern binalar insanı şaşırtıyor. Neredeyse Seul ile yarışan bir görünümü var. Yazdıklarınızdan komünizm düşmanı olduğunuz anlaşılıyor. Size bu derece taraflı bir yazıyı yakıştıramadım. Yanılıyorsunuz Gürkan Bey, ben komünizme inanıyorum. Kuzey Kore komünizm ve Marksizm sözcüklerini anayasasından çıkarmış bir aile diktatörlüğüdür. Lütfen Küba yazılarıma bakın. Alper Bey, bu bilgileri öğrendiğiniz kaynakları belirtebilir misiniz? Sohbet ortamında söylediğimiz zaman kaynak soruluyo çünkü, çok yardımcı olursunuz gerçekten. Kuzey Kore hakkında bilgiler çoğu Wikipedia ve Wikitravel olmak üzere ülkenin yarı-resmi sitesi korea-dpr ve kcna. co, libertyinnorthkorea, 38north sitelerinden. Evet o siteden alabilirsiniz. Kuzey Kore ile ilgili turistik ve hediyelik eşyaları pahalıya satıyorlar. O site Kuzey Kore hayranı yabancıların kurduğu bir fan club'a ait. Bu tip ufak tefek alışverişler yapabilirsiniz ama Kuzey Kore'ye onların turlarıyla gitmeyi düşünmeyin, çok baskıcı ve kötü niyetli insanlar. Gidenler pişman. Bende birkaç tane var ama göndermem. İlginize teşekkürler. Kuzey Kore resmi kaynaklarına göre Kim Il-sung'un oğlu Kim Jong-il'in babasının gizli üssündeki doğumunu bir kırlangıç müjdeledi, bu doğumla birlikte o anda kış mevsimi aniden ilkbahara döndü, bir yıldız parlayarak gökyüzünü aydınlattı ve iki tane gökkuşağı oluştu, bir ağacın gövdesinde \"Ah Kore, sana yıldızın doğuşunu müjdeliyorum\" yazısı kazınarak belirdi. Küçük Kim Jong-il altı aylık olmadan önce yürüyebiliyor ve konuşabiliyordu. Teşekkürler Sevtap Hanım. Kuzey Kore gibi diğer ülkelerden de yazılarımı okuyup yorum yazmanız beni sevindirir. Kim İl-sung ve Kim Jong-il hakkındaki bilgileri okuduktan sonra Kim Jong-un'un dedesiyle babası olduklarına inanmak çok zor. Merhaba. Kim ailesi çok acayip. Ne açıdan inanmak zor. Kim Jong-il'in bestelediği 6 opera eseri varmış mesela. Oğlu ise tam 1 gerizekalı çıktı. Onları Kim Jong-il'in bestelemiş olması büyük olasılıkla yalandır. Kendisi sevdiği yabancı film yönetmenini casuslarıyla Kuzey Kore'ye kaçırıp yıllarca zorla film yaptırmış bir kişidir, her şey beklenir. Kim Jong-un'un tipi komik ve medya çok dalga geçtiği için bize geri zekalı görünebilir ama ülkesinde o da üstün yetenekli ve yüce bir lider. Pekala saygılar o zaman yüce lidere.. Benden de saygılar, boynumuz kıldan ince. Anladığım kadarıyla size siber zorbalık yapmalarından korkuyorsunuz. Berlin'de yasayan bir gezi tutkunu olarak, 2 saat önce rastladim blogunuza. ve merakla okuyorum. tebrik ederim, cok guzel bir dil ve gerekli ayrintilarla anlatmissiniz. Kuzey Kore merak ettigim, hakkinda cok arastirma yaptigim, buradaki Güney Kore'den gelen arkadslarimdan ve Kuzey Kore'den gecen sene kacarak buraya gelen bir arkadasimdan bilgi alabildim. bunlarin yani sira, bu ülke hakkinda bilgiyi Türkce okumak daha da mutlu etti beni. tüm blogunuzu, zamana yayarak okuyacagim. hepsini bitirmek istemiyorum. Bayramda buradasiniz sanirim, planiniz belliyse tanismayi da cok isterim. yüreginize ve emeginize saglik. Bizimle gezinizi paylastiginiz icin cok tesekkur ederim. Kuzey Kore bir suredir ilgimi cekiyordu. Belgeseller ve bircok video izledim. Ama inanin sizin yazilariniz beni cok fazla aydinlatti. Ve Kuzey Kore turu arastirip buldum. Umarim ben de gidip sizin gibi gezebilirim. Merhaba Ayşenur Hanım. Kuzey Kore bilgi yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Daha en az 4 uzun yazı hazırlamam gerekiyor zamanım olunca. Kuzey Kore turları çok pahalı. Ödediğiniz paranın değerinde bir hizmet almayacağınıza hazır olmalısınız. Ancak orada olmak tarifsiz bir duygu. Gidebilmenizi umarım. Teşekkürler. Kuzey Kore heyecan verici ve sıra dışı bir ülke. Kuzey Kore'ye bir gün gidecem ve sizi hatırlayacam orda yazilariniz cok iyi. Kuzey Kore yazılarıma ilginize teşekkür ederim."} {"url": "https://celebialper.com/kuzey-kore-yalanlari/", "text": "Kuzey Kore yalanları her yerde. Ülkede sadece 6 gün kalsam da düşündüğüm kadar tuhaf bir yer olduğunu anlamam için yetti de arttı bile. Dünyanın en kapalı ve sırlarla dolu ülkesi, batılıların dediği gibi \"saklı krallık\". Liderlerinin kişisel kültü Stalin ve Mao'yu kıskandıracak düzeyde kutsal. Tarih boyunca en kutsanmış lider kimdi bilmiyorum ama araştırmacılar günümüzde yaşayan en büyük kült liderliğin Kim ailesi olduğu konusunda birleşiyorlar. İşte ziyaretim sırasında dinlediğim Kuzey Kore yalanları ve bazı tuhaf gerçekler. Ülkede az sayıda motorlu araç olup trafik hiçbir zaman sıkışmadığı halde başımdaki görevlilerce her gün akşam üzeri bir yerden başka bir yere gideceğimiz zaman \"acele edin, trafiğe kalmayalım\" uyarısını duymak çok acayip. Burası Kuzey Kore olduğu için \"ama trafik yok ki\" diyemiyorum. Bakınız Kuzey Kore'nin en önemli caddesi ve meydanındaki trafik. Bakmayın siz bu yoğunluğa, başkent Pyongyang'da iş çıkış saati olduğu için böyle, gün içinde daha tenha oluyor. İşte Kuzey Kore'nin on yıllardır olmayan trafiği denetleyen trafik polislerinden biri. Yazık, bunların işi zor. Yıpranma payından erken emekli oluyorlardır umarım. Aşağıdaki karenin sağında bir altgeçit yapmışlar, polisin durduğu değil, onu kesen caddede. Yol bomboş, birkaç çocuk karşıya, benim durduğum tarafa geçmeye yeltendi, bizim polis dellendi, düdüğünü öttürerek çocukları sert şekilde uyardı, çocuklar korkup vazgeçti. Burası da başkentin diğer ana caddesi. 5 trafik polisi var. Birisi sağda, uzakta. Burası Kuzey Kore başkenti Pyongyang'ın anayolu. Trafiği denetliyorum. Burası da Kuzey Kore'nin en önemli otobanı. Bir tane araç geçiyor ama o zaten bizimki gibi ülkeyi ziyaret etmekte olan diğer 15 kişiyi taşıyor. Halkımız diğer ülkelerde olan kötü şeyleri görüp dış dünyaya karşı olumsuz bir görüş edinmesin diye. Bazı bloglarda \"anlatıldığı kadar da değilmiş, rahatça gezdim\" diye ifadeler görüyorum. Yalan. Otelden dışarı kendin çıkabildin mi? Yasak. Bir arka sokağa girebildin mi? Hayır. Senin için dikkatle seçilmiş ve onaylanmış birkaç kişi hariç gerçek halkla konuşabildin mi? Asla. En ufak bir eleştiride bulunabildin mi? Asla. E daha ne olacaktı? Ayaklarından zincirle bağlayıp öyle mi gezdirselerdi? Bu turlar ülkeyi dışarıda iyi anlatman için tasarlanıyor ve sen de ciddi bir para ödeyerek geliyorsun. Evet bunu diyen ziyaretçiler de var. Ey Kuzey Kore fatihi, o senle dans eden insanlar bunun için eğitilen seçkin sınıfın üyeleri. O parkta bir grup insanla karşılaşman, görevlinin \"acıktıysanız şurada yerel bir lokanta var\" demesi, şu meşhur \"yerel halkla\" basketbol oynaman, bowling salonuna götürülüşün, o sahte hastane, o çocuklarla çektirdiğin fotoğraf, hepsi aylar yıllarca üzerinde çalışılmış senaryolar, Kuzey Kore yalanları. Hayır değil. Ölümsüz Lider Kim Il-sung ve oğlu Sevgili Lider Kim Jong-il öldüğünde televizyonda gördüğümüz hıçkırıklarla ağlamaların sahte olduğunu düşünmüştük. Aralarında rol yapanlar olabilir, ama ülkeden kaçan birisi şunları söylüyor: \"Büyük Lider'imiz öldüğünde elbette hepimiz içten ağladık. Sadece Kuzey Kore'nin değil bütün dünyanın mahvolduğuna inanıyorduk.\" Fotoğraf alıntıdır. İşte Kuzey Kore ağlıyor. Kuzey Kore turu satan aracı şirketin çalışanı anlattı. Pekin'de turlarla ilgili Kuzey Kore'nin bir görevlisiyle görüşmektedir. O sırada Kim Jong-il'in ölüm haberi gelir. Adam hıçkırıklarla ağlar. Edindiği izlenim, bunun bir rol olamayacağı. Tüm ziyaretim boyunca otel odam dışında hem su hem de sabun olan bir yer görmedim, ama ikisinin birden olmadığı yer çok gördüm. Beni ülkenin en iyi yerlerine, en lüks lokantalarına, en önemli müzelerine, en şık mekanlara götürdüler. Çoğunun suyu akmayan lüks lokantalarda bile tuvalette üstü açık beton bir havuz ve maşrapa var. Sabun hiçbirinde yok. Ülkenin en önemli ziyaret yeri olan Kumsusan Güneş'in Anıtsal Sarayı'nda bile sabun yok. Yabancılara yönelik bir kültür merkezine götürdüler, tuvalete girince bi baktım sabun var, heyecan yapıp gruptan arkadaşlara seslendim \"gelin bakın ne var burda\" diye. Ancak musluğu açınca suyun akmadığını gördük. Kusura bakmasınlar, muazzam mermer saraylar inşa ederken tuvalete su-sabun koymayan yetkililere ben \"yoksul\" değil \"pis\" derim. Hele devrimden sonra bir tanecik bile lüks yönetim binası inşa etmemiş, onca yoksulluğa rağmen gülümseyen, akça pakça Küba'yı görmüş biri olarak. Görevliler yemek zamanı gelince hep \"şimdi bir yerel lokantaya gidiyoruz\" diyorlar. Kuzey Kore yalanları arasında en barizlerinden birisi bu. Elbette hiçbirine halk giremiyor. Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'nin Yüce Lideri, Büyük Halef, Kore Halk Ordusu Yüce Kumandanı, Dahi Yoldaş, Ulusal Savunma Komisyonu Başkanı, Kore İşçi Partisi Birinci Sekreteri, Merkezi Askeri Komisyon Başkanı, Politbüro Başkanlık Heyeti Üyesi, Sevgili Lider, Saygın Yoldaş, Mareşal Kim Jong-un her şeyi denetler, tasarlar ve yönetir. Fabrika, askeri mevzi, market, yüzme havuzu, jimnastik aleti, ve daha nicesini bizzat kendisi tasarlar. Bu nasıl diktatör? Yolda görsem yanağından makas alırım ben bunun. Babası Bilge Lider, Üstün İnsan, Dahi Lider, Eşsiz Önder, Başkumandan, Büyük Lider, Halkın Babası, Komünist Geleceğin Güneşi, Paektu Dağı'nın Parlayan Yıldızı, Yol Gösteren Güneş Işını, Silahlı Kuvvetler Lideri, Anavatanın Birleşmesinin Garantisi, Ulusun Kaderi, Sevgili Baba, Demir İradeli Kumandan, Sosyalizmin Güneşi, Ulusun Güneşi, Yaşamın Büyük Güneşi, Ulusun Atası, 21. Yüzyılın Dünya Lideri, Emsalsiz Lider, 21. Yüzyılın Parlayan Güneşi, Gökyüzünden İnen Büyük İnsan, Yenilmez General, Muzaffer Komutan, Kurtarıcı, Devrimin Beyni, Ekselansları, Partinin Ölümsüz Genel Sekreteri, Sevgili General Kim Jong-il de ölmeden önce her şeyle ilgilenen, üstün yeteneklere sahip bir insandı. Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti liderlerinin üstün yeteneklerini Kuzey Kore Seyahatim adlı yazımda anlattım. Aslında Kim Jong-il'in ölmeden önce varisi olarak büyük oğlu Kim Jong-nam'ı atamayı düşündüğü söyleniyor. Ancak Kim Jong-nam Disneyland'a gitmek için sahte bir Dominik pasaportuyla Japonya'ya girmeye çalışırken Tokyo'da yakalanınca memleketi dünyaya rezil etti ve babasının gözünden düştü. Kuzey Kore'de ziyaretçileri gezdiren görevlilere sorabileceğiniz sorular kısıtlı. Maaşlar ve İnternet gibi konuların dışındaki sorulardan da değişik yanıtlar aldığım oldu. Başkent Pyongyang'da Parti Anıtı'nı gezdirirlerken görevliler arkasındaki simetrik iki binanın da bu anıtı bütünleyen yapılar olduğunu söylediler. Kuzey Kore'nin resmi adı Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'dir, \"Kuzey Kore\" denmez. Kısaca DPRK veya sadece Kore denir. Kuzey'e göre Kore tek bir ülkedir, Güney Kore diye bir ülke yoktur. \"Güney\" ABD işgali altında perişan bir haldedir. Kuzey Kore birleşmeyi istiyor ama Güney'in yöneticileri bunu istemiyor. İnşasına 1987 yılında başlanırken 1989'da tamamlanması planlanan Ryugyong Otel 3000 odası ve 105 katıyla, dünyanın en çok katlı oteli olacak iken bugün dünyanın en yüksek tamamlanmamış binası. 2012'de dışı yapılıp çirkin görüntüsü kapatıldı. Açılışı birçok kez ilan edilse de hepsi ertelendi. Soğuk Savaş döneminde Singapur'daki dünyanın en yüksek oteli Westin Stamford'a karşılık olarak tasarlandığı söyleniyor. 1992-2012 arasında devlet çirkin görüntüsü nedeniyle kentin fotoğraflarında oynama yaparak oteli gizledi, kent haritalarında göstermedi. Ryugyong adı \"söğütlerin başkenti\" anlamına geliyor, Pyongyang'ın eski isimlerinden birisi. Kuzey Kore'de 15 yaşın üzerindeki herkes sol göğsünde Kim Il-sung rozeti taşır. Resmi olarak halk bunu gönüllü yapıyor. Ancak rozetsiz kimsenin olmadığını okumuştum, ülkedeyken de hep dikkat ettim, göğsünde rozetsiz kimseyi göremedim. Bence buna hiç kimse cesaret edemez. İşte görevlilerden birisi. Kuzey Kore gezimin tüm yazıları burada: Kuzey Kore. Evet bu oldu. Kuzey'den kaçanlar çok, ama Kuzey-Güney Kore ayrılmasının ardındaki yıllarda sosyalizmin getirileri sayesinde Kuzey'deki yaşam Güney'den iyi idi ve Güney'den Kuzey'e kaçışlar oluyordu. Son dönemde ise 2009-2012 arasında Güney'den Kuzey'e toplam 6 kişi kaçtı. Bu kişiler birkaç ay önce Kuzey Kore'nin açıklamasına göre \"ülkeye yasa dışı girme suçlarını samimiyetle itiraf edip pişman oldukları için insani nedenlerle affedilerek\" geri gönderildiler. Ayrıca Güney Kore'den Kuzey'e kaçan askerler de oldu. Bunların en ünlüsü Güney Kore'de ABD astsubayı olarak görev yapan, 1965'te sınır nöbetindeyken Kuzey'e kaçan 1940 doğumlu Charles Robert Jenkins. Anlattığına göre daha önce kaçmış olan diğer üç ABD askeriyle birlikte 7 yıl tek odalı bir eve kapatılıp dayak atılarak Kim Il-Sung'un Juche ideolojisi ezberletildi. Ardından üniversitede ajan adaylarına İngilizce öğretmeye başladı. Ancak yoğun Güneyli ABD aksanıyla konuştuğu fark edilince, devletin ajanların Güney Koreli gibi davranabilmesi hedefine uygun olmadığı için işten çıkarıldı. 1978'de Kuzey Kore ajanları tarafından ajan adaylarına Japonca öğretmesi için kaçırılan 21 yaşındaki Japon kızı Hitomi Soga ile evlendirildi, iki kızları oldu. 2002'de Kim Jong-il Japonya ile ilişkileri yumuşatmak için Soga'nın 1 hafta Japonya'ya gitmesine izin verdi, Soga bir daha dönmedi. 2004'te Jenkins ve kızları da ülkeden çıkabildiler ve bugün beraber Japonya'da yaşıyorlar. Kuzey'e kaçan diğer ABD'lilerden Larry A. Absier ve Jerry W. Parrish burada doğal nedenlerle öldü. James Joseph Dresnok ise halen Kuzey Kore'de yaşıyor ve kaçtığı için pişman olmadığını söylüyor. Güney Kore'li ekonomist ve hükümet karşıtı aktivist Oh Kil-nam Kuzey'den iş teklifi ve eşinin sarılık hastalığının tedavisi sözü aldı ve 1985'te eşi ve kızlarıyla Kuzey Kore'ye kaçtı. Tedavi yapılmadı ve askeri bir kampa kapatılarak zorla Kim Il-sung'un Juche ideolojisi çalıştırıldılar. Daha sonra Güney karşıtı propaganda yayınlarında görevlendirildi. Ardından Avrupa'da Kuzey'e kaçmaya ikna edecek başka Güney Koreliler bulması için görevlendirildi. Eşinin karşı çıkmasına rağmen görevi kabul etti, Danimarka'da havaalanına indiğinde sığınma istedi ve geride bıraktığı ailesi toplama kampına atıldı. Oh Kil-nam Almanya'da Güney Kore yetkililerine teslim oldu ve ülkesine döndü. Kuzey Kore'den 1953'ten bu yana yaklaşık 200.000 kişinin yurt dışına kaçtığı tahmin ediliyor. Bunların büyük çoğunluğu Çin tarafından yakalanarak Kuzey Kore'ye iade ediliyor. Çin'de gizlenerek Laos, Vietnam, Tayland, Hindistan, Moğolistan gibi ülkelere gizlice girebilenlerin ise çoğunun hedefi Güney Kore. Ülkeden kaçanların küçük bir kısmı geri döndü. Başkentte insanlar beni görmekten daha şaşırmış ve mutlu görünüyorlardı, ama kırsaldakiler gülümsemeden görmezden geliyordu. Burada bir anormallik var. Kuzey Kore yazılarımın devamı: Kuzey Kore'de Eğitim ve Propaganda. Güney Kore firmasında çalışan biri olarak, Kuzey Kore ile farklarının bu kadar fazla olduğunu bilmiyordum. Şirketteki Korelilerden bile daha fazla bilgi edindim Alper, muhabbete pek yanaşmıyorlar da.. Doğrudur Burcu. Benim tanıştığım Güney Koreliler de bu kadar çok görseli nasıl çektiğime şaşırdılar Güney'e gittiğimde. Kuzey Kore yemekleri güneyinki ile aynı, özel bir yemekten veya mutfaktan bahsetmediler, aynı ulus. Gelenekleri de aynı kökenlere dayanıyor ama Kuzey Kore'de çok yoğun bir lider kültü ve daha kapalı bir aile yapısı var. Transsibirya Ekspresi'nin Transmongolia ayağını yaptım ve Moğolistan sayfamda var. Dönüş yolculuğumu da yazacağım. Ellerine sağlık Alper, teşekkür ederim. Hem Çelebi Alper'i hem yazar Alper'i keyif ve hayranlıkla takip ediyorum. Bu yazınızı da büyük bir ilgi ile okudum hocam. Transmongolia'yı da okumayı ihmal etmeyeceğim. Paylaştığınız yazılar için teşekkürler sayenizde birçok yeni şey öğrendim. Sayende bilinmeyenden haber alıyoruz Alper hocam. Halen daha Kuzey Kore'ye gitmeden önceki heyecanını hatırlıyorum. Anladığım kadarıyla o heyecan pek kolay kolay azalmayacak. Ellerine sağlık. Kuzey Kore'ye gitmeye cesaret de veriyor bu yazılar aslında. Hiç aklımda yokken benim kafama Kuzey Kore'yi soktu bir yandan. Yakın zamanda muhtemelen zor, ama bir gün Kuzey Kore yollarına düşersem yazılarınızın payı ve yardımı büyük olacak. Devamını da merakla bekliyorum. Teşekkürler. Yorumunuz için ben teşekkür ederim Cem Bey. Teşekkür ederim. Ülkenin resmi ideolojisi Kimilsungizm-Kimjongilizm. Diğer yazılarımda yönetimiyle ilgili bilgiler var. Gelecek yazılarımda eğitim sisteminden de bahsedeceğim. Yaşam kalitesi düşük. Siz, Cem Yılmaz'la gitmeliymişsiniz. Kesin oradan bir senaryoyla dönerdiniz. İlginize teşekkürler Cihad Bey. Devamı gelecek. çok güzel, çok eğlenceli ve bir daha söylemek istiyorum çok güzel bir yazı olmuş. bir bunu bir de moğolistan yazınızı çok beğenmiştim. ellerinize sağlık. Çok teşekkürler Lerzan Hanım. Fotoğraftaki ifadeler korku ve heyecan karışımı. kuzey kore gezinizi okurken oraya gitmiş kadar oldum ufak bir kitap bile çıkarmış bence bu yazıdan. o ülkede yaşayanların haline üzüldüm darlandım bazı yerlerde. Hocam çok güzel yazıyorsunuz, ilk kez karşılaştım. Fırsat buldukça bütün konularınızı okuyacağım. 🙂 Teşekkürler. Ben de ilginize teşekkür ederim Koray Bey. Seyahat anılarınızı büyük bir ilgiyle takip ediyorum. Elinize sağlık. Kuzey Kore'ye olan ilgim bir dönem Bulgaristan'ın Pyongyang Büyükelçiliğinde olarak görev yapmış bir kişiyle üç saat kadar sohbetim neticesinde başlamıştı. Dinledimlerim sizin yazdıklarınızın bir çoğu ile aynı. Kuzey Kore ile ilgili yazılarınızı büyük bir ilgiyle okudum. Emeğiniz için teşekkür ederim. Teşekkür ederim. Maalesef buna imkan vermediler. dünyanın belki de en fantastik ülkesi 😀 bu kadar olumsuzluk ülkeye karşı bir antipatiden ziyade garip bir sempati bırakıyor insanda. bir yandan da oradaki halka acıyorsunuz elbette. aynı milletin bir tarafındakiler dünyanın en çalışkan ve güçlü ülkelerinden biriyken diğer tarafındakiler kandırılmış ve sefalet içinde. bu da aslında yönetim sistemlerinin ne derece önemli olduğunu gösteriyor. düne kadar hiçbir şeyi olmayan güney kore'yi kurtarmak için biz onlarla birlikte savaşırken, onların bugün bizi her anlamda aşması da bunun göstergesi. Ülkeyi çok güzel analiz ettiğinizi düşünüyorum. 1 yılımı Kuzey Kore'de geçirdim. Yaşadığım en ilginç deneyimlerdendi. Kaleminize sağlık. Cok eglenceli bir yazi! Benim cesaret edip gidemeyecegim bir yer ama tuhaffliklarini bizimle paylastigin icin cok tesekkurler! Yazınız harika! Okuduklarımdan sonra bu ülkeyi gidip görmeye daha çok heveslendim ama bir o kadar da endişeye kapıldım. Ürpertici gerçekler diyelim. Emeğinize sağlık. Hem ellerinize hem ayaklarınıza sağlık Alper bey, çok güzel bir yazı olmuş. Hatta yazdıklarınız bana George Orwell'ın 1984 kitabında anlattığı karşı ütopik dünyayı hatırlattı, çok vahim bir durum. ben Kim Cong-ın benim ülkemden dışarıya fotoğraf gösterirsin ha şimdi orduya talimat verdim. hacım naptın ya sen 🙁 o kadar asker masker iyi gidiyoduk şu fotoğraflara bak. ama oldu mu ki şekerim. daha da almam seni memlekete. hıh. Çok güzel bir yazı olmuş teşekkür ederim. İngiliz bir yazar yazdığı romanda yıllar önce böyle bir sosyalist distopyayı dile getirmişti. Adını hatırlayamadım şimdi, korkunç bir karabasan gibi. Öyle bir şey yazmadım ben, tekrar okuyun. Hiçbir desteğim yok, inanıp inanmamanız size kalmış, beni etkilemez. Beğenmenize sevindim. Diğer Kore yazılarımı da tavsiye ederim. Kuzey Kore Ordusu adlı yazımda epey bilgi var İbrahim Bey. İlginize teşekkürler. Fevkalade bir gezi yazısı olmuş. Tebrik ederim. Belki yazınızda yazmışsınızdır benim gözümden kaçmıştır ama bildiğim kadarıyla kuzey Kore'ye gitmek Amerika'ya yada başka bi ülkeye gitmek gibi kolay değil sizde yazınızda belirtmişsiniz girişin ve çıkışın kolay olmadığını peki siz nasıl ülkeye gittiniz? Bir araştırma gezisi yada proje falan mı? Bu arada cidden çok güzel ve cesaret gerektiren bi yazı olmuş tebrik ederim. Kuzey Kore'ye Nasıl Gidilir adlı yazımda anlattım Semra Hanım. Dünyanın en fantastik ülkesi galiba, Kuzey Kore ile ilgili değişik şeyler öğrendim, öğrenirken de baya eğlendim.... emeğinize sağlık.. Teşekkürler Meral Hanım, emeğimin boşa gitmediğini görmek sevindirici. Kuzey Kore dünyada benzeri olmayan bir ülke. Hep gidip görmek istediğim bir yerdi. Yazınız için çok teşekkür ederim. Umarım bir gün bende bu gizemli ve hayalet ülkeye gidebilirim. Teşekkürler Hande Hanım. Gidebilmenizi umarım Kuzey Kore'ye. Rica ederim Özkan Bey, kimse demez. Kuzey Kore dünyanın en kapalı ülkesi, böyle zannetmeniz normal. Büyük yasaklar ve kısıtlamalar eşliğinde seyahat mümkün. Teşekkür ederim Alper Bey, çok faydalı bir iş yapmışsınız. Keşke daha önce tanısaymışım sizi. Ben de ilginize teşekkür ederim Emre Bey. Kuzey Kore yazılarım devam edecek. Bunlar bıkmaz, Kuzey Kore yalanları bitmez. kuzey kore hakkında bulabildiğim en kapsamlı bilgi.. alper bey teşekkürler. başarılarınızın devamını diliyorum.... Ben de okuduğunuz için teşekkür ederim. Daha yazacağım. Sizi kutlarim Dostum, Benimde icimden merakima yenik düsüp girmek gerekiyordun ama mümkün olmamistin, bilgilendirdiginiz icin teskkurler.. Ben de Kuzey Kore gezi yazılarımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Kuzey Koreden kaçıp geri gelenlere ne oluyor acaba merak ettim bilginiz varmı acaba. Yazı için çok teşekkür ederim. Kuzey Kore'den kaçanların büyük çoğunluğu yakalanıp geri gönderiliyor, kurşuna diziliyor veya esir kampına atılıyorlar. İlginize teşekkür ederim Emrah Bey. Kuzey Kore'de yaşadıklarımı ve gördüklerimi daha yazacağım, henüz tamamlayamadım. Harika, bilgilendirici ve eğlendirici. Ellerinize sağlık. alper bey çok güzel fotoğraflar gerçekten ilgi çekici böyle bir ülke bu devirde insan şaşıyor... çalışmalarınızda başarılar dilerim çok faydalı bilgiler edindim tebrik ederim. Kuzey Kore notlarımı okuduğunuz için teşekkürler Nazmi Bey. Teşekkürler Emre Bey. Kenar köşeden gizlice çektim askerleri, yasak. Sonuçta Kuzey Kore'de her taraf asker olduğu için aşırı zor değil. Yakalandığında eğer sadece yaramazlık olarak görürlerse siliyorlar, ama ajanlık şüphesi duyarlarsa esir kampına atıyorlar. yazı güzel teşekkür ediyorum. ama ülkenin din kültürü hakkında bilgi yazsaydın keşke.. Kuzey Kore dini tarihi olarak Budizm olsa da, ateist rejimle yönetiliyor ve dini etkinliklere izin verilmiyor. yazınızı çok beğendim ülke ile merak ettiğim biçok konuya ışık oldu. yazıyı okurken öyle bir hisse kapıldım ki... sanki ülkede yüksek sesle konuşmak bile yasak 🙂 kıskandım sizi çok merak ettiğim bir ülke gitmek kısmet olur inşaallah. Haklısınız, aksi halde Kuzey Kore rejimi ayakta kalamazdı. Güney Kore Kuzey Kore ile ilgili çok yalan haber üretiyor. Köpeklere yedirme şeklinde bir idam olduğuna dair ilk elden bilgi yok, büyük olasılıkla yalan. Ancak halka açık kurşuna dizme yaygın, bu konuda kanıtlar var. Kuzey Kore vatandaşlarının tatil için ne Türkiye ne de başka ülkelere gitmeleri söz konusu değil Ufuk Bey. Alper, BU YAZIYI EMPERYALİST ÜLKELERDEN MENFAAT Sağlayarak yazmadığına bizi nasıl ikna edebilirsin. Zira bu yazının hazırlanışı güçlü bir ekip işi olduğu kanaati uyandırıyor. 1. Virgül ve noktalardan sonra bir boşluk bırakılır. 2. Cümle içerisinde özel isim olmadıkça sözcüklerin baş harfleri büyük yazılmaz. 3. Sadece çok önemli ve vurgulanmak istenen sözcükler büyük harfle yazılabilir, art arda sözcükler büyük harfle yazılmaz. 4. Soru cümlelerinin sonuna soru işareti konur. Ben sosyalizme inanan biri olarak emperyalizmden çıkar sağlamayı aklımdan geçirmem. Küba yazılarıma bakabilirsiniz. Sizi ikna etmek için özel bir çaba sarf etmem. Ekibim yok, blogumdaki tüm yazıları tek başıma ve büyük emek harcayarak yazıyorum. yorumlarınızın çok yanlı olduğunu düşünüyorum, proleterya diktatörlüğünde adı üstünde diktatörlük kaçınılmazdır, Kuzey Kore'deki siyasi gelişimi takip etmedim ancak sosyalizmin başlangıcı hele doğal kaynakları sınırlı bir ülkede böyle seyreder, ABD emperyalizmine karşı duruş inanılmaz takdir edilecek bir siyasettir bence, 3. Dünya ülkelerinin, ki biz de dahiliz buna, en önemli geri kalma nedeni sadece ve sadece emperyalistlerin karşı konulamaz baskı ve sömürüsüdür. Buna dirayetli bir şekilde karşı duruş elbette bir ülke için kazançtır ve mutlaka geri dönüşü olacaktır kanımca. Ben de sosyalizme inanan biriyim. Kuzey Kore'deki proletarya diktatörlüğü değil, zalim bir aile diktatörlüğü. 3 dünya ülkelerinin geri kalma nedeni \"sadece ve sadece emperyalistlerin karşı konulamaz baskı ve sömürüsü\" değil, aynı zamanda kendi halklarının ve liderlerinin ahlaksızlığıdır. Bağımsız ve eşit yarınlar umuduyla. Kuzey Kore hakkında bilgiler ve gerçekler okudunuz Hakan Bey, ama 1984'e benzetmekte haklısınız. Paylaşımınız için teşekkürler, oturduğum yerden gitmiş kadar oldum, emeğinize sağlık. Çok teşekkürler Mürvet Hanım, diğer Kuzey Kore yazılarımı da okumanızı öneririm. Gitmiş kadar olduysanız ne mutlu bana. Bilmiyorum bu yazilari kacinci okuyusum, sizi gercekten tebrik etmek istiyorum evet belki tum dunya guzel ama bir ulke dusunun masallar diyari gibi ve buna taniklik edwn sayılı kişilerdensiniz buyuk onur gerçekten. dunyada gezmek istedigim yerlerden biri ayrica ulkemizden birinin bunu yaparak en azindan yol gostermesi bile cok guzel tebrikler. Teşekkürler Hüseyin Bey. Kuzey Kore yazılarım devam edecek. tşkler alper bey ilk defa bir bloğu sonuna kadar okudum bu hem kuzey kore merakı hemde güzel anlatmışsınız devamını bekliyoruz. Teşekkürler Süleyman Bey. Kuzey Kore'den daha yazacağım. Demir bey ben bir gezginim, ülkelerin tüm bilgilerini yazmayı görev edinmiş bir belgeselci değil. Gördüklerimi ve öğrendiklerimi yazıyorum. Ülkede gasp olmaması, yazdığım gerçekleri değiştirmiyor. Bağlantısını koyduğunuz yazıya inanmanız çok yazık, bariz bir yalan haber o, bahsettiği olumlu şeylerin fotoğrafları yok, devletin propaganda görsellerini koymuş. Zaten Diken sitesi de bunu biliyor, ardından benim daha uzun ve doğru yazımı yayınladı. Dünyanın en büyük hapishanesini tarafsız değerlendirmenizi umarım. Merhaba Devlet. Kuzey Kore bugün diktatörlük ve kapalılık konusunda dünyada rakipsiz. Türkmenistan'ın da demokratik bir ülke olmadığını biliyoruz ama Kuzey Kore'den daha fazla özgürlük var. Sıralama yapmak için bugün Asya ve Afrika'daki tüm dikta rejimlerini iyi incelemek gerekiyor, mevcut bilgimle doğru bir sıralama yapamam. Türkmenistan'a gelmek istiyorum. İlginize teşekkür ederim. Emeğinize sağlık, iyi ki paylaştınız, iyi ki K. Kore hakkında bir şeyler öğrenebilme şansımız oldu. Tamamıyla çok keyif veren bir yazı olmuş. Teşekkürler Sezer Bey, Kuzey Kore ile ilgili daha yazacağım. Kuzey Kore'de internet yasak Esra Hanım, o Google sayfası o gün gelen ziyaretçilere göstermelik konmuş bir görseldi. Diğer Kuzey Kore yazılarım da ilginçtir. Daha çok acayip şeyler var zaman bulup yazamadığım. Merhabalar Alper bey. Ülkeler hakkında videolar hazırlamayı düşünüyorum. Gezi yazılarınızdaki fotoğraf ve videoları kaynak göstererek kullanmama izin verir misiniz? Teşekkürler. Kuzey Kore halkı ile arkadaşlık etmek imkansız olduğu için ben veya başka biri böyle bir değerlendirmede bulunamaz. Bizim gördüğümüz sokaklarda çöpten ekmek toplanmasına asla izin vermezler. Ancak şehir dışlarında, şehirler arası yolculuklarda derelerden otluklardan yiyecek arayan insanlar gördüm, gıda sıkıntısı büyük. Açlık yaşanıyor. Kuzey Kore'de kimse fuhuş yapamaz, cezası idamdır. Ancak Kuzey Kore'den Yalu veya Tumen Nehri'ni aşıp Çin'e kaçabilen kadınlar arasında fuhuş yapan çok var. Merhaba Murat Bey. Kuzey Kore devleti hemen hiçbir konuda istatistik yayınlamadığı için haberlerin çoğu Güney Kore ve ABD'den yanlı olarak, bir kısmı, hatta doğu olanların çoğu ülkeden kaçabilenlerden kaynaklanıyor. Üst düzey görevli iken kaçanların anlattıklarına göre evet, Kim ailesi ultra lüks, bir avuç üst düzey bürokrat ve general lüks, başkent Pyongyang elitleri ülkeye göte iyi yaşıyor. Sıradan halkın durumu çok fena. Kuzey Kore'nin ürettiği bir elektronik cihaz yok diye biliyorum, olsa duyardık. Saygılar. Yanıt yazarken sorunuzun o kısmını unutmuşum. Evet, Kuzey Kore'de içki ve sigara var. En yaygını milli içkileri soju ve yerli biraları. Yabancılar için yapılmış birkaç otelin barında yabancı içki de satılıyor. Alper bey yazınız için teşekkür ederim. Gerçekten bilgilendirici, ilgi çekici ve akıcı bir yazı dizisi olmuş. Ülkemizde sizin gibi gezginlerin olduğunu bilmek gerçekten mutluluk verici. Yazılarınızın sağlıklı bir biçimde devamını diliyorum. Çok teşekkürler Selçuk Bey. Gezmeye ve yazmaya devam edeceğim. Kuzey Kore benzersiz bir ülke. İlginize teşekkürler. Koreyle ilgili yazmadığınız kaldımı ki Alper Hocam. Ne zaman yazarsınız, ne zaman siteye eklersiniz Alper Bey. Daha en az 4 yazı yazmalıyım ama zamanını bilemiyorum. harika bir yazı. merak ettigim bir destinasyondu. ellerinize saglik! Kuzey Kore yazılarımı okuduğunuz için teşekkürler, devamı var. Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'nde kaç üniversite var. Eğitim kalitesi nasıl. Dünyadaki söz sahibi üniversiteler ile kıyas yapılırsa sıralama nasıl olur. Özellikle sormak isterim ki; Türkiye'de okuyan Koreli var mı? Bu baskılara rağmen öğrencilerin başka bir ülkeye gitmesine nasıl müsade ediliyor? Başka ülkelere giden öğrenciler ülkelerine dönünce hakikati anlatmiyorlar mi? İnsanların ABD de kar yemedigini, G. Kore de birbirlerini yemedigini vs. Merhaba. Kuzey Kore'deki üniversiteler ve okullar hakkında bildiklerimi Kuzey Kore'de Eğitim ve Propaganda adlı yazıma koydum. Türkiye'de okuyan Kuzey Koreli yok. Çok az sayıda kişi dışarıya okumaya gönderiliyor ve onlar da üst düzey yöneticilerin, rejime en sadık ailelerin çocukları. Kore yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Çok ilginç bir yazı olmuş, Kuzey Kore ile ilgili diğer yazılarınızı da okuyacağım. Kuzey Kore seyahatimin yazılarına ilginiz için teşekkür ederim Kayahan Bey. Merhaba Alper bey ben e posta kullanmayi bilmiyorum bi arkadas vasitasiyla zorunlu adres yazdım oraya ama kullanmıyorum 0553 025 89 80 numaram benim burdan haberleşebiliriz ben kuzey kore ye gitmeyi düşünüyorum yazılarınız güzel ama teferruatlari bizatihi öğrenmek isterim yardimci olursanız sevinirim iyi çalışmalar. Kuzey Kore yazınızı ilgi ile okudum. Çok güzel olmuş. Tebrik ederim. DPRK'tine turist olarak gitseydim bu bilgileri toparlıyamazdım. Okuyunca acayip keyif aldım teşekkür ederim. Kuzey Kore yazılarıma ilginize teşekkür ederim. onun dışında on numara bi site ve yaptığınız iş çok faydalı, tebrikler. Bunların nedeni ben de net bilmiyorum ama büyük olasılıkla tahmininiz doğru, Kuzey Kore'de Güney Kore'li olmak potansiyel tehlike. İlginize teşekkürler. Kuzey Kore yazılarımı okuduğunuz için ben teşekkür ederim. Kore yazılarımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Berk Bey Kuzey Kore yazılarıma ve bloguma ilginize çok teşekkür ederim. Aileniz ve iş arkadaşlarınıza selamlar. Kuzey Kore seyahat yazılarıma ve Kuzey Kore gerçeklerine ilginize teşekkür ederim Adem Bey. Daha yazacaklarım var. Muhtemelen The Interview adlı Kuzey Kore ve Kim Jong-un ile dalga geçen Amerikan filmini izlediniz. 🙂 Yüce lider her yerdedir, dikkat! İstanbul'dan Hollanda'ya selamlar. Yüce lider benim peşimde zaten. 🙂 Aman kaçın. Merhaba Nilay Hanım. Kore Savaşı sırasında ABD ve Güney Kore'ye askeri destek verdiği, yani Kuzey Kore'ye karşı savaştığı için Türkiye Kuzey Kore açısından düşman bir ülke. Ancak devlet turu sırasında diğerlerine nasıl davranırlarsa Türklere de öyle davranıyorlar, sorun yaşamazsınız. Alper hocam Kuzey Kore'li insanlara okadar çok acıdım ki bir tane kız alıp evlenesim geldi valla en azından birinin hayatını kurtarmış olurum çok büyük sevap işlerim her halde. neyse işin şakası yazılarınızı defalarca okudum hayran kaldım şu Güney Koreli sınır muhafızlarına kafa tutmanız falan gülme krizine girdim siz çok yaşayın.. ama evet Kuzey Kore büyük bir cehalet ve zorbalık ile yönetiliyor oldukça da tehlikeli.. dilerim bu bit kadar ülke dünyaya sorun olmaz.. Yakın gelecekte Kuzey Kore tarafında bir değişim veya açılma beklenmiyor. İlginize çok teşekkür ederim. Kore yazılarımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Kuzey Kore'yi çok araştırdım ve Kuzey Kore hakkında bilgi bulmak biraz zor. Ama ben buradaki yazılan yorumların aksine Kuzey Kore'yi seviyorum. Evet çok katı kuralları var ama yinede Kuzey Kore gibi bir ülkede yaşamak isterdim.\"Çiçek Tahaoğlu: Üretim araçları devlete ait, özel mülkiyet yok, ekonomi sanayi ve tarıma dayanıyor, suç oranı yok denecek kadar düşük.\" başkanları hırsız değil sosyalist ve akrabalarını kayırmıyor eniştesini bile yolsuzluk yaptığı için astırmış adam. Kuzey Kore'yi sıkıcı bulmaları normal kendi çabaları ile yaşıyorlar amerikan filmleri izleyip onların hayatlarına özenerek kendilerini değiştirmiyorlar zaten amerikan filmleri izlemek yasak :). Türkiye'deki birçok insanın Kuzey Kore'ye karşı olması ve sevmemesinin nedeni Amerika'nın kapitalist yönetimine karşı olmaları... Okuma oranı %99. İşsiz yok. Onlar kendilerine Kuzey Kore değil Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti diyorlarmış... fazla uzun yazmış olabilirim. Düşüncelerimi düzgün bir şekilde belirttiğimi düşünüyorum iyi günler. Kore seyahati yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Güzel yazı ve anlatım. Değişik bir ülke Damla hanımın yorumuna da katılmıyorum insanlara ne yapacağını söyleyemezsiniz. Bu diktatörlüktür. İyi yaşadıklarını bilmiyoruz ki bariz fakir halk rozetsiz dolaşamıyorlar neden korkudan film izlemek sizi değiştiriyorsa yüzde 99 okuma oranı neye yarar 🙂 yani nerden baksan tutarsızlık. İyi diktatörlük diye bir şey yoktur. en kötü demokrosi en iyi diktatörlükten iyidir. Şuan ülkemizin hali gibi en kötü demokrosi bizde ama daha beteri kuzey kore işte. Kuzey Kore yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Ben de okuduğunuz için teşekkür ederim. MUHTEŞEEEEEEEEEEEEM. AlperMetin Çok teşekkürler zevkle okudum büyük zevkle harikasın harikaaaaa. İlginize ve övgünüze çok teşekkür ederim. Kore hakkında yazmaya devam edeceğim. Hatır alıyor. Yeşil pasaportun bir avantajı yok. Devlet turlarıyla Kuzey Kore'ye gitmek mümkün. Güney Kore hakkında da sayfanız var mı eğer yoksa mutlaka beliyoruz. Bu arada çok başarılı bir yazı olmuş tebrik ederim. Alper bey, inanılmaz derecede bilgili ve yerinden, birinci el tespitleriniz icin teşekkürler, insanın okudukça okuyası geliyor yazılarınızı. Hiç gezmiş olduğunuz birkaç ülkeyi tema alan, toplu bir kitap çıkartmayı düşünüyormusunuz acaba, eminim büyük bir başarıya imza atmış olursunuz. Bloğunuz bir misafir okuyucu daha kazanmış oldu, yazılarınızın devamını sabırsızlıkla bekliyorum. Merhaba Gökhan Bey. Bunları duymak ne güzel. Kitap mümkün evet, ancak ciddi zaman ayırmak gerek. Henüz Kuzey Kore ve diğer ülkelerden seyahat yazılarımı tamamlayamadım, bir yandan da gezmeye devam ediyorum. Yeni yazılar yakında, çok teşekkür ederim. Youtube'da videonuzu tesadüfen izledim. Akabinde blogunuzda K. Kore'ye dair yazdıklarınızı okudum. Açıkçası hem izlerken hem de okurken son derecede ürktüm. Cesaretiniz takdiri hak ediyor. Diğer ülkeler ile ilgili izlenimlerinizi de incelemeye çalışacağım. Teşekkür etmeden geçemedim. Yanlış bilmiyorsam \"Büyük Yolculuk\"adlı programın sizinle yaptığı röportajı? izledim. Evet TRT Belgesel Kuzey Kore programı o. İzlemenize sevindim. Gercekten mükemmel anlatım. Hep merak ederdim kuzey koreyi... Bende avrupa ve amerikayi dolastim, Yazdıklarınizdan sonra bir kere daha anladım ki Türkiye dünyanin en özgür ülkesi ve biz Türkler kesinlikle ülkemizin değerini bilmeliyiz. Kuzey Kore benim de yıllarca merak ettiğim, hakkında okuduğum, gitmek istediğim bir ülkeydi. İlginize teşekkürler. Tesadüfen sitenize girdim bu Yazınızı sonuna kadar okudum gerçekten çok güzel bir anlatım olmuş. Teşekkürler Yahya Bey. Diğer Kuzey Kore yazılarım da ilginçtir. Bir daha Kuzey Kore'ye gitmek benim için intihar olur. Abi mükemmel değerlendirmelerin olmuş. Diğer sitelerde edindiğimiz bilgiler tamamen propaganda amaçlı geldi ve gerçekten öyleymiş. Burada Kuzey Kore'ye ait doğru bilgileri öğrendiğim kanaatindeyim. Eline sağlık abi. Kuzey Kore hakkında bilgi ve seyahat yazılarıma ilginiz için çok teşekkür ederim. Harika bilgiler, harika bir seyahat, ilginç ve ilgi çeken bir ülke teşekkürler Alper Metin beyefendi. Son olarak elinize dilinize sağlık. Gerçekten de saygı duyuyorum size karşı. Başka bir zaman ve boyutta idim Kuzey Kore'de. Bir süre etkisinde kaldım. Blog yazılarıma ilginize çok teşekkür ederim. Çok merak ediyordum. Kuzey Kore'yi devlet turuyla ziyaret etmek mümkün. Merhaba Şeyma Hanım. Doğru, Kuzey Kore'den Güney Kore'ye geçmek veya kaçmak imkansız, dünyanın en silahlı sınırı. Dolayısıyla Güney Kore'ye kara sınırından giriş yapmak söz konusu değil. Merhaba. Ben de Kuzey Kore hakkında yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Maalesef bu konuda bilgim yok. Kuzey Kore Bulgaristan Büyükelçiliği'ne yazıp sormayı deneyin bence. Yanıt alabilirseniz yine burada paylaşırsanız sevinirim. Ne kadar gizlemeye çalışsanız da insanların yaşam standardının yüksek olduğu görülüyor. Bunun yanı sıra kaliteli eğitim aldıkları, dünyadan bi haber olmayıp tersine bunca savaşın, sömürünün arasında ülkelerini emperyalist tehditten korumaya çalıştıkları da gayet anlaşılır. Bir dahaki gidişinizde bizim ülkemizde çocuklara tecavüz edilirken hükümet sapıkları koruyor, deyin sosyalizme sahip oldukları için neden şanslı olduklarını bir kez daha hissetsinler. Seyahat yazılarıma ilgi ve yorumlarınıza teşekkür ederim. Elbette, yazmaya devam edeceğim. Teşekkürler Didem Hanım. 🙂 Seyahat yazılarımın okunduğunu öğrenmek mutlu ediyor. Diğer yazılarıma da yorumlarınızı beklerim. İnciden geldim sa altlara sıkıştım helal edin bu arada bize kuzey koreyi yanlıs anlatan astrofizikci ve gökbilimci adlı yazarın ta.. Merhaba. Devletin verdiklerini. Turşu, yumurta, tofu, dana, tavuk, ördek, köpek, erişte, çorba, pilav, salata. Bende her gidişimde muhakkak Köpek dolması yerim. Harikadır. Kuzey Kore yazıma ilginize teşekkür ederim. Maalesef çok pahalı, 1600 avro tutuyor. süper bir yazı. merak ettiğim bir çok hususu aydınlattığınız için teşekkürler.. Teşekkür ederim. Bu tip nedenlerle tutuklanıp esir kampına atılan turistler var. Evet korktum ama nedense pek de değil, sanırım düşünmemeye çalıştım. Bu tip şeyleri insan doğası gereği hep başkalarının başına gelecek şeyler olarak görüyor. Şu an Güney Kore'deyim ve yazınızı buradan okudum. Öncelikle cesaretinizden ötürü sizi kutlarım. İnsan bir garip oluyor bir pencereden bakıyorum bir de yazdıklarınıza bu kadar fark akıl alacak gibi değil. Muhteşem bir yazı olmuş belgesel kıvamında. Bayramınızı en içten dileklerimle kutlarım. Çok teşekkürler Faik Bey, Kore'ye selamlar, bayramınız kutlu olsun. Gerçekten helal olsun yazılarınızı okudukça okuyasım geliyor. Hepsi çok ilginç bilgiler... İyiki bloğunuza rastladım. Kore yazılarıma ilginize teşekkürler. Evet var, ülkeler listesinden ulaşabilirsiniz. Köpek eti itici bir tadı veya kokusu olmayan, temiz ve lezzetli bir et. Olsun ya nasıl yiyebildiniz inanamıyorum size benim yazarken bile midem bulanıyor saatlerdir güzel güzel Kuzey Kore yazılarınızı okuyordum bir anda soğuttunuz kendinizden. Vejetaryen olduğunuz için rahatsız olmanız normal, üzgünüm. Ne benden ne de Kore'den soğumayın, kültürlerinin bir parçası olarak kabul edin lütfen. Vejetaryen değilim vejetaryen olsaydım dana eti yemenizden de rahatsız olurdum benim rahatsızlığım kedi köpek yemeniz bizim kültürümüzde et yiyenin eti yenmez ot yiyen hayvanların eti yenir gittiğimiz her ülkenin kültürüne ayak uydurmak zorunda olmadığımızı düşünüyorum. Kedi yemedim nereden çıkardınız? Benim kültürümde öyle bir kural yok. Sizin kültürünüze ait bir kural olduğuna göre Korelilerden neden soğudunuz? Tüm dünyanın sizin kurallarınıza uymasını mı bekliyorsunuz? Benim anlayışımda hayvan yiyenler ve yemeyenler farkı var. Alper bey, sürekli farklı ülkeleri ziyaret etmekten bizim kültürümüzü unutmuşsunuz cidden. Ben size biraz anımsatayım müsaadenizle. 1- Bir şey yemeden evvel bize sorunuz. 2- Bir şey yemeden önce bize sorunuz. 3- Bir şey yapmadan evvel bize sorunuz. 4- Neden diye sormayınız. Çünkü biz böyle istiyoruz. Özgürlük ülkesi Türkiye'de bu 4 kurala uyarsanız mutlu yaşar ız. Teşekkür ederim Akın Bey, kültürümüze daha saygılı olmaya çalışacağım. İnsan sık sık uygar ülkelere gidip gelince bocalıyor bazen işte. Saygılar. Kendimi tutamadım sesli güldüm =D Adeta tetris de yerine tam oturan bir parça. Türkçe dışında sadece iyi derecede İngilizce biliyorum. Ben hayatımda ilk yurtdışı seyahatimi güney afrika cumhuriyetine yaptım. Gidişte BAE'ye uğradım Dönüşte de Katar ve Ummanı gördüm. Gördüğüm ülkelerin birbirinden farklı ilginç yönleri vardı. Ben bu ülkeleri gezerken hep diken üstünde oldum. Hele Güney Afrika bence dünyanın en tehlikeli şehirlerinden birine sahip o şehir de JOHANNESBURG oraya joburg'a yine giderim ama Kuzey Kore'ye gitmeye cesaret edemem. İnsan çok merak ediyor böyle saklı ülkeleri bizlere Kuzey Kore'yi anlatarak bir nebze de olsa merakımızı giderdiğiniz için özellikle de cesaretinizden ötürü çok çok teşekkür ederiz. Ben de blog yazılarımı okuduğunuz için teşekkür ediyor ve daha nice seyahatler diliyorum. Teşekkürler bilgileriniz için. Merakımı büyük ölçüde giderdiniz.. Ben de Kuzey Kore yazılarımı okuduğunuz için teşekkür ediyorum. Merhabalar, sormak istediğim iki şey var. Merhaba Melda Hanım. Hayır Kuzey Kore'ye girişte o tip eşyalarda sorun yok. Politik yayın veya poster gibi şeyler yasak. Sosyalist yönetim gereği kadın erkek eşitliği üst düzeyde. Yönetim açısından hiçbir ayrımcılık yok, kadının emeği ve eğitimi yüceltilir. Ancak Kore halkının geleneksel muhafazakar yapısı günlük yaşama bir miktar yansır, bu Güney için de geçerli. Merhaba. Tarafsız yorumunuz için çok teşekkür ederim. Size tamamen katılıyorum. Kuzey Kore'yi eleştirmeme \"sosyalizm karşıtı\" diyenlere ben de Küba yazılarımı okumalarını söylüyorum. Çok teşekkür ediyorum, Grönland'dan sevgiler. \"Nordik Ülkeleri\" sayfanızdaki yorumları daha önce okumamıştım. Şimdi okudum ve neden yazın değil de kışın gittiğinizi anladım. Kolaylıklar diliyorum. K. Korenin olusumu biraz da kültürlerinden kaynaklı ama yine de sinir bozucu bir durum buradan bakilinca umarım özgürluklerini kazanırlar. Sonu çarpıcı ve güzel olmuş resmen tüm yazıyı özetlemiş eline sağlık. Merhaba. Ben böyle bir şey görmedim Kuzey Kore'de. Özel ve yoğun bir gün olabilir, bilemiyorum. Propaganda olması muhtemel. Kuzey Kore'de bu tip sorunlar yok. Bir yanlış yine bir yanlışla mı örtülmeli? Kuzey Kore'yi savunan insanlara gerçekten inanamıyorum. En temel özgürlüklerden yoksun bırakılmak gerçekten normal görülüyor mu? Ülkemizdeki problemler yüzünden başka yanlışları alkışlamamız gerekmiyor. Medeniyetten çok bunalan insanlar \"Kaptan Fantastik\" filmini izleyebilirler. Kendinize bu şekilde bir dünya kurabilirsiniz isterseniz. Özgürlük böyle bir şey. Emeğiniz için teşekkür ederim. Çok yararlı bilgilere ulaştım. Kuzey Kore yazılarımı okuduğunuz ve yorumunuz için teşekkür ederim Özlem Hanım. Türkiye de daha fazla cehalet ve açlık var. artı insanlar bu liberal kapitalist düzende ahlaklarını aile düzenlerini devletine olan inançlarını kaybetti. şu anda türkiye yi ayakta tutan insan kaynağı köylümüz. onu da kemal dervişin politikaları doğrultusunda hızla tüketiyoruz. bundan 1 nesil sonrasını hayal bile edemiyorum. biz kuzey kore den daha kötü durumdayız. en azından onlar onurlu bir şekilde savaşarak ve kendilerine zarar veren emperyalist düşmana verebilecekleri bütün zararı vererek yok olacaklar. biz dünyanın liberal düzende acı çeken sömürülen kesimi ise iç savaşlarla açlıkla işsizlikle ve onursuzlukla yok olacağız. Merhaba. KDHC dünyada en çok merak ettiğim ülke. Sanki bu dünyadan değilmiş gibi. Sanki bir karınca kolonisi gibi yaşıyorlar. Bu kolonide her bireyin gorevi belli ve bunu buyuk bir inanc ve ciddiyetle yerine getiriyorlar. Bunda örf ve kültürlerinin de çok önemli bir etkisi olduğunu düşünüyorum. Bu ülkeyi ziyaret edebilmek için ne kadar bir bütçe ayırmak gerekiyor? Teşekkürler. Merhaba. Kuzey Kore turları tamamen devlet denetiminde gerçekleşiyor. En uzun turlar 10 günlük ve 2200 avro. 5 günlük turlar 1700 avrodan başlıyor. Bu nasıl diktatör? Yolda görsem yanağından makas alırım ben bunun. Kuzey Kore hakkında -sadece sizin- gerçekleri yazdığınıza inanan biri olarak; 2012-2016 yılları arasında, Kuzey Kore'de yaşayıp, edindiği görselleri YouTube kanalına ve Instagram hesabına yükleyen, Endonezya vatandaşı Jaka Parker hakkında ne düşündüğünüzü, paylaşımlarının -size göre- gerçek olup olmadığını çok merak ediyorum hocam. Saygılarımla. Merhaba. Endonezya Kuzey Kore'nin az diplomatik ilişkisinin olduğu az sayıda ülkeden biri. Görüntüler belli ki özel izinle, başkentin en modern ve üst sınıfın hizmetindeki veya vitrin yerlerinde, ülkeyi dış dünyaya hoş, rahat ve gelişmiş göstermek için çekilmiş. Blog yazılarıma ilginize teşekkürler. Demişsiniz ki Jake Parker videoları bazı bölgelerden çekilmiş halbuki Pyongyang ve diğer bir çok şehre google map üzerinden bakınca hemen hemen aynı şekilde görünüyor tüm şehirler cetvelle cizilmiş gibi planlı tüm evlerin önünde bahçe var Boğaziçi Fatih Sultan Mehmet gibi köprüler yok ama gerek başkent gerek diğer şehirlerde nehirlerde google map ile hesapladığımda Türkiye'deki Galata Köprüsü 200m olduğunu varsayarsak onlarca 250-500 metrelik köprüler var deniz kenarlarında tekneler görünüyor ama tabi google map da yollarda araç görünmüyor neyse o gerçeği söylemeliyiz Küba gibi açık şeffaf bir ülke değil ama çok gelişmiş bir ülke olduğunu hemen görebiliyoruz. Örneğin kimse Suudi Arabistan Katar ve sair için diktatörlük demezken gerek basında gerek bloglarda insanların Kuzey Kore'yi kötülemek için yarışmasını anlayamıyorum demek ki çok para dönüyor. Kuzey Kore başkent gibi gökdelenler olmasa da ülke geneli ortalama bir gelişmişlik olduğu kesin bu da zaten sosyalist sistemin hedefidir Seul kenarında Gangnam mahallesinde insanlar sefalet içinde yaşar ama kimse Güney Kore diktatörlük demez zaten değil de o ayrı bırakalım da dünyada küçüçük bir ülkede istediği gibi yaşasın Çin ve ABD nükleer silahları yok ederse onlar da yok eder. Kuzey Kore pis ülke ülkede internet yok oranın lideri tam bir kafir. Yazinizi cok keyifle okudum gecte olsa. diger yazilarinizi da merakla okuyacagim. Çok teşekkürler Nilay Hanım. Kuzey Kore dünyada eşi benzeri olmayan bir ülke. Diğer yazılarıma da yorumlarınıza memnun olurum. Tebrik ederim cok guzel bir bilgilendirme olmus. Teşekkür ederim yazı güzel olmuş. Sanırım bir de tv programına çıkmıştınız Kuzey Kore gezisi ile ilgili. Şimdi internette denk geldim sitenize. Haddimize düşer mi bilmem ama siteniz gerçekten harika bir içeriğe sahip. İyi çalışmalar. Kuzey Kore ve seyahat blog yazılarımı beğenmenize sevindim. Evet birkaç televizyon programına çıktım. İlginize teşekkürler. Onları görmek mümkün değil, sadece bazı ayrıntılar yakalanabiliyor. Ülkeden kaçmayı başarabilenlerin anlattıklarından okudum. Güney den Kuzey e kaçanlar daha fazla. Peki onların anlattıklarını okursanız bu seferde tam aksi yöndemi inanacaksınız yoksa, emperyalizm in yarattığı algınızla mı hareket etmeye devam edeceksiniz. Güney'den Kuzey'e kaçan kişi son derece az, yanılıyorsunuz. Hepsi de pişman. Algımı emperyalizm yaratmıyor, sadece Kuzey Kore değil, Küba yazılarımı da okumanızı öneririm. AlperMetin; Bir kaç gün internete girmedim. O yüzden cevabınızı yeni okudum. Öncelikle cevapladığınız için teşekkür etmek isterim. aydın özer arkadaşımızın sorusuna verdiğiniz cevap, bana hiç yabancı gelmeyen bir cevap olduğundan çok dikkatimi çekti. ABD nin 2. Irak savaşında... biraz okuyan, biraz araştıran, azıcıkta düşünen bizler, kamuoyunu nasıl ikna!!!! ettiğini biliyoruz. IRAK TAN KAÇAN 'VATANSIZLAR' IN; \"Irak da çok güçlü nükleer silah var\" sözleri ile kitleler savaşa \"evet demek zorunda\"!! kalmadılar mı? Sonuç ne? Sonuç önemli değil; 3.500.000 Iraklı katledildi, Irak parçalandı. Çok merak ediyorum; K. Kore de; \"araç trafiği nin olduğu\" söylemlerine inanmadım diyorsunuz..!! Ayrıca yazılarınızı bi anlık Kore merakım sayesinde buldum. Çok aydınlatıcı yazılarınız için teşekkürler. Kuzey Kore otomobil üretemiyor. Kore yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Kuzey Kore ilgimi cektiginden, ara stirirken tesadufen blog'unuza geldim.. Çok guzel, keyifli anlatiminiz icin tesekkurler. Super.. diger yazilarinizi da okuyacagim birazdan. Blog seyahat yazılarıma ilginize çok teşekkür ederim. Diğer yazılarıma da yorumlarınızı beklerim. Hayır şimdilik Kuzey Kore'ye tekrar gitmeyi düşünmüyorum. İnanılmaz ve çok akıl dışı. Aklıma izlediğimiz şu meşhur distopik diziler geldi. Böyle bir yerin varlığına inanmak zor. Elinize sağlık valla, çok güzel bir yazı dizisi olmuş. Ben Kuzey Kore'yle ilgili araştırma yaparken rastladım sayfanıza, ama diğer gezilerinizi de mutlaka incelerim. İyi çalışmalar. Kuzey Kore seyahat ve bilgi yazılarıma ilginize teşekkürler. Diğer yazılarıma da yorumlarınızı beklerim. Saygılar. Hocam cok iyi birsey yapmissiniz. Kuzey Kore'nin ne kadar yalancı ve sahtekar olduğunu ortaya koydunuz. Bide kalkmış Türkiye'yi haritadan sileriz diyor o Kim. Yazilariniz icin ellerinize ve agziniza saglik. Sadece dünyanın en büyük hapishanesi olan Kuzey Kore yazılarıma değil, sosyalizmle yönetilen Küba yazılarıma da bakmanızı öneririm."} {"url": "https://celebialper.com/kuzey-korede-egitim-ve-propaganda/", "text": "Kuzey Kore'de eğitim sisteminden, ülkede ziyaret ettiğim okulda çektiğim görseller eşliğinde bahsedeceğim. Ardından da Kuzey Kore'nin ünlü propaganda afişleri ve sloganlarının anlamları var. Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'nde eğitim yaygın ve parasız. Okuma-yazma oranı yüzde 99'un üzerinde ve zorunlu eğitim 12 yıl. Kuzey Kore devlet turunun içerisinde bir okul ziyareti de var, ben de başkent Pyongyang'daki 9 Haziran Ortaokulu'na götürüldüm, elbette her zaman olduğu gibi başımdaki görevlilerle. Okul tatil olduğu halde biz geleceğimiz için hazırlık yapılmış, öğrencilerin müzik ve dans gösterisini izledim. Devlet yabancıların Kuzey Kore'de eğitim üzerine olumlu bir izlenim edinmelerini istiyor. Ülkede 5 yaşından itibaren 1 yıl anaokulu, 5 yıl ilkokul, 3 yıl ortaokul ve 3 yıl lise eğitimi zorunlu. 4 yaşında çocuklar için de zorunlu olmayan anaokulu var. İlkokuldan sonra normal ortaokula ya da müzik, sanat veya yabancı diller eğitiminde yoğunlaşan ortaokullara gidilebiliyor. Kuzey Kore'de eğitim tamamen ücretsiz. Ölümsüz Büyük Lider Kim Il-sung ve Sevgili Lider Kim Jong-il çocuklar için çok çalışıp terliyorlar sanırım. Kuzey Kore seçkinlerinin çocukları ortaokuldan sonra Mangyongdae Devrimci Enstitüsü'nde subay olmaya hazırlanıyorlar, Kang Pan Sok Devrimci Okulu'nda ise ekonomi ve bilgisayar ağırlıklı bir eğitim veriliyor. 1. Kim Il-sung ve Kim Jong-il'e büyük saygı gösterin. 2. Grubunuzu en önemli şey olarak görün. 5. Birbirimize saygılı bir dil kullanmalıyız. 6. Toplu yerlerde saygılı olmak zorundasınız. 9. Her zaman temiz olmalı ve etrafı temiz tutmalısınız. 10. Kore'nin Juche ideolojisinin yeni kuşağı gibi davranmalısınız. Aşağıdaki epey sert bir eğitim afişi. Öğrenciler kırtasiye aletiyle ABD, Güney Kore ve Japonyalıyı haklıyor. Aşağıdaki tablo/afişin yazısı: \"Kim Jong-il'e sadık genç askerler olalım\". Kuzey Kore'de eğitim sistemi önemli oranda ideolojiktir. Kuzey Kore'deki her okulda böyle bir hayvan inceleme odası varmış. İnanmış gibi yaptım mecburen. Kuzey Kore'de eğitim sisteminin müfredatında başta Büyük Lider Kim Il-sung olmak üzere Kim ailesinin hayatı, liderlikleri, Kore İşçi Partisi politikası ve sosyalist erdem konuları önemli bir yere sahip. Buna anaokulları ve üniversiteler de dahil. Ülkenin en saygın üniversitesi başkent Pyongyang'daki Kim Il-sung Üniversitesi. Pyongyang Uluslararası İlişkiler Üniversitesi diplomatlar, Kim Hyong Jik Üniversitesi öğretmenler yetiştiriyor. Kim Chaek Teknoloji Üniversitesi ise bilgisayar bilimi üzerine eğitim veriyor. Öğrenciler el sallayarak beni uğurluyor: \"Bizden öğrendiklerini unutma, Kim Il-sung'un sadık askeri ol!\". Dersimi aldım, Kuzey Kore'de eğitim gördüm. Ülkede okulların dışında sosyal eğitime büyük önem veriliyor. Bu eğitimde okul dışı derslerin yanında aile yaşamı ve toplumda insan ilişkileri yer alıyor. Büyüyen çocukta sosyal çevrenin etkisine ve kişiliğinin gelişmesindeki rolüne hassasiyet gösteriliyor. Sosyal eğitimin ideali, çocukların kötü veya istenmeyen etkilerden korunması için dikkatle denetlenen bir ortam sağlamak. Kuzey Kore devleti şöyle diyor \"Büyüyen kuşağı bilgili, erdemli ve bedensel olarak zinde hale getirmek için okul eğitimi yeterli değildir. Çocuklarımızın okuldan sonra boş saatleri var. Bu nedenle okul sonrası eğitimlerini verimli planlamak önemli.\" Kuzey Kore'de eğitim yaşam boyu. Kuzey Kore'de propaganda her yerde; sokakta, okulda, fabrikada, tarlada, hastanede, bütün devlet dairelerinde, otelde, evde, sirkte, stadyumda, parkta, lokantada, barda. Kore İşçi Partisi ve Juche ideolojisi doğrultusunda yaşamın her alanıyla ilgili talimatlar verilir. Kuzey Kore ziyaretimde aldığım ve fotoğrafını çektiğim propaganda görsellerinden bazılarını buraya koyuyorum. Bu aşağıdakinden aldım: \"Beyaz Saray'ı yıkalım!\" diyor. Bazılarına göre Kuzey Kore propaganda çalışmaları yirminci yüzyılın ikinci yarısında \"özgür dünya\" ile soğuk savaş yaşayan totaliter komünizmin Demir Perde'sinin ardındaki yaşamı anımsatıyor. Diğerlerine göre ise Kuzey Kore propaganda sanatı yüz yıl önce başlayan Japon istilasından bu yana Kore Yarımadası'nındaki yabancı işgali belasına karşı kendi kaderini tayin eden onurlu bir ülkenin haykırışı. Konfüçyanizm, Maoizm ve Stalinizm'in kendine özgü bir karışımı denilebilecek bir yönetim biçimine sahip Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti, kendi anayasasına göre kuruluşundan itibaren Juche ideolojisiyle yönetiliyor. Son parti kongresinde yeni lider Kim Jong-un, babası Kim Jong-il'in geliştirdiği dedesi Kim Il-sung'un Juche ideolojisini geniş kapsamlı haliyle \"Kimilsungizm-Kimjongilizm\" olarak yeniden tanımladı. Ülkenin kuruluşundan itibaren resmi ideolojisi olan Marksizm ve Komünizm, anayasadan çıkarıldı. Propaganda sanatı dünya tarihi boyunca vatandaşların duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını denetlemek için kullanılmıştır. Kuzey Kore'de bu pek incelikli olmasa da sanatsal propaganda mesajları, tüm ülkede panolarda ve duvarlarda yaygın olarak sergileniyor; kapitalist dünyadaki reklamlar gibi. \"FÜZE BİTERSE KURŞUN KALEMLE SAVAŞIN!\" Kuzey Kore sanatı. Batı dünyasındaki birçok politik gözlemci Kuzey Kore yönetiminin hedefleri doğrultusunda riskler alarak sadece Doğu Asya değil tüm dünyada istikrarı bozduğunu ifade ediyor. Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'ne sempati duyanlar ise ülkenin özellikle ABD olmak üzere batı dünyasındaki yozlaşmadan kendini koruduğunu düşünüyorlar. Birçok Batılı gözlemci bu yalnız ülkenin daha ne kadar devam edebileceğini merak ediyor. Acaba bu güçlü ve estetik sanat dalı ne kadar zaman üretmeye devam edecek? Bugün açık artırmalarda binlerce dolara satılan Çin propaganda afişleri var. \"EN İYİ ÜRÜN İÇİN ELMALARI OKŞAYIN!\" Şefkat isteyen elmalar. Kalem kılıçtan keskinse, fırça sanırım ondan da keskin. Kuzey Kore propaganda sanatının görselleri vurucu ve renkli. Aslında sosyalist propaganda sanatı ile kapitalist reklamlar arasında bence benzerlik kurabiliriz; ikisi de kendi stratejileriyle bir yaşam tarzını ve parlak bir geleceği vaad ediyor. \"Benzerlik\" demek doğru olmadı sanırım, içerik bambaşka. Ülkenin film ve dizilerinde de propaganda vardır. Film ve dizileri hakkında bilgi edinmek ve izlemek isteyenler için ilgili yazım: Kuzey Kore Filmleri ve Dizileri. \"CANA YAKIN OPERATÖRLERİMİZİ ARAYIN!\" Hmm, cana yakın. DPRK propaganda posterlerinin her biri ülkenin kültürel, politik ve sosyolojik ideallerini açığa vuran renkli görüntüyle desteklenen etkili bir slogan içeriyor. Propaganda posterlerinde harcanan sanatsal emek yüksek olsa da ortaya konan çalışmalar estetikle öne çıkan sanat eserlerinden çok ideal bir toplumun inşası için çalışmanın ve onu savunmanın erdemlerini yüceltmek için sanatın kullanılması olarak görülüyor. İdeoloji bir yana bir çok sanatçı ve eleştirmen bu sanatı büyüleyici ve güzel bir ifade biçimi olarak görüyor. Eserler devletin mesajlarını hızla yayıyor ve onur, bağlılık ve nefret gibi güçlü duyguları uyarıyor. Kuzey Kore'de propaganda sloganlar, afişler, bayraklar ve marşlarla günlük yaşamın bir parçası. Kuzey Kore videosu. Sanat eserleri başkent Pyongyang'daki stüdyolarda hazırlanıyor. Afiş sanatına özel bir üniversite eğitimi ve stüdyosu da var. Sanatçılar belirlenen sloganı görselleştirmek üzere seçiliyor veya rekabet ediyorlar; hedefleri mesajı etkili bir görsel dille güçlendirmek. Sanatçıların adları kaydediliyor ama eserler imzalanmıyor. Orijinal çizimler karton veya kalın kağıt üzerinde guaşla boyanıyor. Elle veya baskıyla çoğaltıldıktan sonra ülkedeki okul, fabrika, devlet dairelerine dağıtılıyor veya kent ve kırsaldaki dev panolara boyanıyor. Son yıllarda başkent Pyongyang'da \"Batı tarzı\" arkadan ışıklandırılmış panolarda elle resmedilmiş veya bilgisayarda üretilmiş propaganda afişleri de sergileniyor. Halk tarafından eserin tarzından hangi sanatçının olduğunu anlamak mümkün olsa da, kişisel sanatsal ifade veya alt metin içermiyorlar. Resmi düşünceleri, değerleri ve normları anlatan, tamamen işlevsel eserler. DPRK toplumunun gerçekleri propaganda sanatı yoluyla görülemiyor. Kuzey Kore'de dev propaganda gösterileri yapılır. Ülkede dünyanın en büyük gösterisini izledim, yakında yazacağım. Bu çekimimde bir gösteri hazırlığı var. Ancak tamamlanmamış her şeyi çekmek yasak, en sonda fark eden görevlinin \"no photooo!\" diye haykırışı biraz duyuluyor. O sırada birkaç kişi art arda soru sorarak bizimkine silmeyi unutturdular. Afişler slogana bağlı olarak çok çeşitli görüntülere sahipler; bazı afişler halk sağlığı veya sosyal kampanyalarla ilgili, bazıları örnek vatandaş gibi davranmayı teşvik ederken, diğerleri \"Amerikan saldırgan\"a karşı dikkatli olmayı ve nefret etmeyi öğütlüyor. Bu tip posterlerdeki işçi, asker, eğitimci insan figürleri genç, canlı, güçlü ve hırslılar ve biraz insanüstü gibi görünüyorlar. Karakterler gençlik, enerji, duygu, eylem, boy pos gibi özellikleri açığa vurmak için resmediliyor. Figürler örnek davranışlarda bulunurlar; çalışanlara ilham verirler, fedakarlık etmeyi öğretirler, daha iyisi için çalışırlar, Juche ideolojisine ve devlete kendilerini adayarak orduyu ve güçlü ülkelerini desteklerler. Resimler istenen gerçekliği yansıtıyorlar. Kadın ve erkek karakterler gençlik dolu süpermen ve süper kadınlar gibi; büyük elleri, kaslı gövdeleri, mükemmel ciltleri ve dişleri var; yüzleri tek kalıptan çıkmış gibi ama duruşları ve saç uzunlukları farklı. Propaganda afişleri üç sınıfı portreliyor; askerler, entelektüeller ve emekçiler. Tüm afişler sosyalist devrim savaşçılarıyla dolu; sınıf ayrımcılığı olmayan, tek yürek, tek fikirli, kolektif bilinci vurguluyorlar. \"Tüm aileler, keçi yetiştirelim!\" Kuzey Kore'de hayvancılık. Kuzey Kore propaganda afişleri Sovyet ve Çin tarzını andırsa da kendi tarzını yaratmıştır: kalın siyah hatlarla çevrelenmiş figürler ve nesnelerle ışığı ve gölgeyi belirten iki tonlu, blok renkler. Çok vurucu, stilize, grafik görüntülerdir. Renk sembolizmi kullanılır: kırmızı devrimi, siyah çoğunlukla düşmanı temsil eder. Kişilerin gözleri Sovyet tarzında da olduğu gibi halka bakmaz, uzak bir yere bakarak zafer dolu bir geleceğe, Kim Il-sung'un \"Halkın Cenneti\"ni gerçekleştirmeye davet ederler. Propoganda yeni dünya düzeninin en büyük silahı haline geldi. Cesur Yeni Dünya'da bahsedilen zamanın ütopik fikri Propoganda Bakanlığı hem Kuzey Kore gibi çılgın ülkelerde hem de batılı ülkelerde farklı yüzlerle benzer amaçlar için çalışıyor. Şimdiye kadar karşılaştığım en ilginç seyahatin çok daha ilginç yanlarını sayende öğrenebilmek çok güzel. ülkeyi pek hazetmiyorum ama öğrencilerine aşılamaya çalıştıkları maddeler güzel. özellikle bireye değil gruba önem vermeleri. teşekkürler alper hocam. Ülkede \"birey\" değil daima \"toplum\" vurgulanıyor. Ben de okuduğunuz için teşekkür ederim. Ne acı, afişlerde hep süngülü asker var temsili de olsa. Dış dünyayla bağlantıları olmadığı için, rejim gereği sorgulamaları da mümkün olmasa gerek. Kuzey Kore rehberiniz çok ama çok güzeldi, devamını bekliyoruz. Ellerinize sağlık. Ben de ilginize teşekkür ederim Musa Bey. görünüşe göre bu ülkeye giderseniz agzınızı sıkı tutup, gördüklerinize şaşırıp, söyledileri herşeye inanmış gibi davranıp fazla dikkat çekmeden canınızı kurtarmanız olacak yoksa kalan yıllarınızı bir odada Komünist Geleceğin Güneşi bay kim jong un bir ülkeyi nasıl uyuşturabilirsin konulu öğretilerini ezberlemekle geçirebilirsiniz. Yazılarınız için ve aldığınız risk için ayrıca tebrik ederim. Eğer gidebilirsem bu ülkeye görüşlerimi blogunuzda paylaşmak isterim. Ben de okuduğunuz için teşekkür ederim. Ben de ilginize teşekkür ederim Barış Bey. Her ülke için kaynak bulmakta zorlanmaz iken bu ülke hakkında yabancı kaynaklar dışında çok fazla bilgi edinememiştim. Çok faydalı oldu. Emeklerinize sağlık. Teşekkürler Onur Bey. Kuzey Kore'den daha yazacaklarım var. Ben de okuduğun için teşekkür ederim Zeynep. Çok teşekkürler Ebru Hanım. Dünyayı keşfetmek için elimden geleni yapıyorum. Gördüğüm tek bir şey var belliki tek amacınız karalamak amaçlı gidilmiş olması. İyi olan şeyleri bile karalama kampanyası olarak kullanmışsınız. Mesela parasız eğitim vs. Sabunu olmayışı üzerinden fakirlik algısı yaratmışsınız 6 günde bir toplumun gelenekleri teşhis edemezsiniz. Avrupa ülkelerinde taret musluğu kullanılmıyor diye bunu gelip burda pislermiş algısıyla anlatmaktan farksız olmuş. Skandallık bir durum yok, dünyanın en acayip ve kapalı diktatörlüğünü kara mizah da katarak anlatıyorum. Karalama amacıyla gitmedim, ben sosyalizme inanıyorum, Küba yazılarıma bakarsanız görürsünüz. Taharet musluğu yok diye eleştirenlere hiç benzemiyor benim yazdıklarım, su ve sabun evrenseldir. Merhaba. İlginize teşekkürler. Kuzey Kore'de dayanışma ve paylaşma yok, korku imparatorluğunda adım atamayan, en küçük bir özgürlüğü bile olmayan, her an halka açık idam veya esir kamplarında işkence korkusuyla yaşayan bir halk var. Kuzey Kore anayasasına göre ülkenin yönetim biçimi Marksizm, sosyalizm veya Komünizm değil \"Kimilsungizm-Kimjongilizm\"dir. Devlet halkına daha iyi bir yaşam sağlamak için değil, aile diktatörlüğünü sürdürmek için çalışır. Kuzey Kore'de eğitimin temel amacı bilim değil, liderlere tapınmadır. Küba yazılarımı okuyun. İyi günler. Özellikle afişler çok güzel. Sanki 40lı, 50li yıllardan kalma. Kuzey Kore propaganda afişleri etkileyici. Ben de okuduğunuz için teşekkür ederim Sami Bey. Teşekkür ederim. Kuzey Korte ve diğer ülkelerden daha çok yazacağım. İyi tahliller yapmışsınız, dikkatli okuyucularımın olması beni mutlu ediyor. İlk fırsatta Kuzey Kore yazılarıma devam edeceğim. Teşekkürler, selamlar. Çok güzel olmuş KKore yazılarınız. Tebrikler. alper beyi gerçekten tebrik ediyorum. klavye başında dünyayı kurtarmaktansa tanımaya çalışması gerçekten bir çok insan için ilham kaynağı olcak cinsten. öte yandan ideolojiler şunlar bunlar hepsi umrumda değil. neticede bilmem kaç milyon askeri olan nükleer testi yapmaktan kaçınmayan bi ülke. ve paylaşımlar oldukça objektif ben alper beyin sağdaki o listeyi çoğaltmasını canı yürekten diliyorum. Çok teşekkür ederim Yasin Bey ve Murat Bey. Gezmeye devam. \"İt ürür kervan yürür\" deyimi bundan daha iyi anlatılamazdı doğrusu. alper bey kuzey kore yazınızı ilgiyle okudum. öncelikle elinize sağlık. dünyanın bu kadar kapalı bir ülkesini, birçoğumuzun gitme imkanı yokken ayağımıza getirmişsiniz. yorumlarınıza ve üslubunuza getirilen eleştirileri ise tamamen yanlı ve karalayıcı buldun:( insan özgürlüğünün hiç bir anlamda olmadığı bu diktatörlükten başka ne şekilde bahsedecektıniz acaba? Yazılarınızdan çok faydalanıyorum, teşekkür ederim. Alper Bey inanın Dünya'da en çok merak ettiğim ülkeyle ilgili dış kaynaklar dahil hiç bu kadar doyurucu bir yazı okumadım. Bence, en önemli nokta yakaladığınız Detaylar ve 'şu iyidir, bu kötüdür' demeden yorumu okuyucuya bırakmanız. Teşekkür ederim. Uğur Bey Kuzey Kore hakkında yazım için bu objektif yorumunuz için ben teşekkür ederim. Özenli okuyucularım olduğu için mutluyum. Alper'e Kuzey Kore üzerinden yüklenilmesini hiç doğru bulmuyorum. Ben tabii ki Kuzey Kore'ye gitmedim, Rejimde herhangi bir yumuşama veya değişme olmadıkça gidebileceğimi zannetmiyorum, öyle bir niyetim de yok. Bu yüzden oraya gitmiş birisi bana ne anlatsa, ben ona inanırım. Haliyle ülke böylesine vasat durumdayken sırf \"sosyalizmle yönetiliyor\" etiketi yapıştırılmış diye orayı toz pembe, günlük güneşlik diye anlatırsa bu aldatmacadan başka bir şey olmaz, Alper de böyle bir şey yapmaz. Mensubu olduğu ideoloji ne olursa olsun gerçeği örtmemeli, yanlışa \"yanlış\" diyebilmeli insan. Teşekkürler Ayça Hanım. Kuzey Kore hakkında bilgiler hem kendi gördüklerimden hem de en güvenilir kaynaklardan yazıyorum. Ben teşekkür ederim. Çünkü asıl bu hayatı gözler önüne sermemek hiç de adilce olmazdı. Şu bir gerçek ki; insanlar her türlü ezilmişliklerine, sahip oldukları olumsuz hayat koşullarına, yüreklerinde sürekli büyüyen korkularına, gözlerinin dinmeyen yaşlarına, yarı aç yarı tok yaşamalarına rağmen liderlerine Tanrı'ya taparcasına tapıyor ve saygı duyuyorlar. Çok teşekkürler Serdar Bey. Ne yazık ki buna zamanım yok, belki ileride yapabilirim. Sağda otomatik çeviri sekmesi var, yabancılar o şekilde okuyor. Siz de o şekliyle arkadaşlarınızla paylaşırsanız sevinirim. Selamlar. Maalesef bunu yapmanız mümkün değil Şahin Bey. Alper Bey muhteşem bir gezi olmuş. Bu ülke hakkında merak ettiğim birçok şeyi öğrenme fırsatı verdiniz. Kuzey Kore'ye sadece Çin'in ardından mı geçiş yapabiliyoruz ve ne kadar süre kalabiliyoruz. Çok teşekkür ederim. Esenlikler.... Teşekkürler Gökberk Bey. Pekin'den turla gidilebiliyor. 3 ila 7 günlük turlar var. Kuzey Kore'ye Nasıl Gidilir adlı yazımda anlattım. Esenlikle. Teşekkürler Burhan Bey. Kuzey Kore ziyaretimden daha yazacağım. Haklısınız Gökhan Bey. Epey yazdım ama Kuzey Kore gezimden hala yazmam gereken en az 5 tane uzun yazı var. İlginize teşekkürler. Kuzey Kore hakkında yazılarıma ilginize teşekkürler Mustafa Bey. Daha yazacağım. Kuzey Kore gibi kapalı kutu bir ülkenin kapılarını az biraz da olsa araladığınız için teşekkürler. Tüm yazılarınızı dikkatle okudum. Devrimin ne denli yozlaştığını gözler önüne sermişsiniz. Lenin ve Troçkinin mezarlarında ters döndüklerine şüphe yok. Bu yazımda Kuzey Kore'den herhangi bir yasak fotoğraf yok. Fotoğraf çekmek tamamen yasak değil, serbest ve yasak olan şeyler var. Yasak olanları ülkeden çıkarabildikten sonra yasak olsa da paylaşırım, buraya kadar gelip bana bir şey yapamazlar. Kuzey Kore'de eğitim hakkında yazdıklarım dışında bilgi sahibi değilim. \"Bir gün karanlığın olmadığı bir yerde buluşacağız.\" diye birbirine seslenenler oluyor mudur acaba çok merak ettim. Daha önceden bir çok videosunu izlediğim Kuzey Kore, aklıma tereddütsüz şekilde Orwell'in 1984'ünü getiriyor. Yazınızı okuyunca bu durum daha da pekişti. Bu denli distopik bir toplumun günümüz dünyasında var olması beni gerçekten hayrete düşürüyor. Gerçekten çok ilginç, insanların bu şekilde kabullenişleri, inanmasalar dahi zorla kendilerini inandırmaları. Yazınıza yapılan eleştirel yorumları yayınlamanız çok güzel ama üstte yer alan arkadaşlar eleştirmekten daha öteye geçmişler, sosyalizm pratikte elbette güzeldir ancak bu arkadaşlar hardcore olayına bile tav olmuş durumdalar sanırım. Aksine, siz orada gördüklerinizi daha yumuşak tavırla anlatmışsınız. Yazınız, notlarınız mükemmel olmuş. Cesaretiniz ise ayrıca takdire şayan. Sadece bu yazınız değil, genel anlamda tüm seyahat notlarınız eşsiz. Sanırım Türkiye'de yayın yapan en kapsamlı, en detaylı ve en güzel blog sizinki olsa gerek. Çok teşekkür ederim Eren Bey, elimden geldiğince ayrıntılı anlatmaya çalışıyorum Kuzey Kore'de eğitim, propaganda, yaşam ve yönetimi. Sosyalist ülke olan Vietnam'a da gitmeyi düşünüyor musunuz Alper bey başarılarınızın devamını dilerim. Evet gitmeyi en çok istediğim ülkelerden biri. Teşekkürler. Madem bu çocuklar üniversite eğitimi alıyor, nasıl kullanıyorlar bu bilgilerini? Dış dünya ile hiçbir bağı olmayan ama uluslararası ilişkiler, radyo TV, dış ticaret okuyan çocuklar... Şaştım kaldım.. Merhaba. Yurt dışına kaçanlar dış dünyada yaşamakta zorluk çekiyorlar. Kuzey Kore bir gün dünyaya açılır mı bilemiyoruz. İlginize teşekkürler. Evet birkaç tane Kuzey Kore propaganda afişi ve kartpostalı aldım. Ben turistlere propaganda malzemeleri satılan dükkandan parayla aldım, normal yollarla yani. Öyleyse anlaşıldı geçenlerde amerikalı bir genç çok kötü bir akibete uğradı onun için demiştim. Evet maalesef 15 yıl esir kampı cezası aldı. Sağ çıkamaz. Kore ve diğer ülke yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Alper Bey öncelikle bu paylaşımlarınız için teşekkür ederiz. Sağlık sistemi hakkında da izlenimleriniz var mı ayrıca ülke hiç dışarı ile ticaret yapmıyor mu yani tamamen dışa kapalı mı iklim ve toprak olarak iyi bir bölgede değil gibi. Merhaba Barış Bey. Birçok konuda olduğu gibi Kuzey Kore sağlık sistemi hakkında da çok az bilgiyen sahibiz çünkü devlet yayınlamıyor. Sağlık hizmetleri ücretsiz, ama geriş ve yetersiz olarak biliniyor. Kuzey Kore'nın dış ticaretinin büyük bölümü Çin, bir kısmı da Rusya ile. Tarım yapılıyor ama ülke kendi halkını doyuramıyor, dışarıdan gıda yardımı alıyor. Bir sorum var acaba Kuzey Kore'deki komunizm ırkçılık prensipini de kapsıyor mu? Duyduğuma göre saf ırk olayı onlarda da varmış. Komünizmde ırkçılık asla olmaz elbette, tamamen zıt bir ideoloji. Saf ırk politikası olduğunu duymadım, ancak Kuzey Kore halkından birinin teknik olarak bir yabancıyla evlenmesi mümkün değil. Ülkeye iltica eden veya ajan yapılmak üzere kaçırılan az sayıda yabancı asla bir Kuzey Koreliyle ilişkiye giremeyip yine başka bir yabancı ile evlendiriliyor. İlginize teşekkürler. Kuzey Kore bilgi ve seyahat yazılarıma ilginize teşekkürler. ABD vatandaşları ülkeye benim gibi devlet turlarıyla seyahat edebiliyorlar. Şu anda aynı yolla turist olarak giden 3 Amerikan vatandaşı esir kampında ama kurallara harfiyen uyarsanız sorun yaşamazsınız. Yapmış olduğunuz bu geziden paylaştığınız anılarınız ile bize bilinçli, onurlu, kardeşçe bir dünyanın kurulabilmesi için; toplum eğitiminin ne kadar önemli olduğunu gösterdiniz. Merhaba. Turistlere gösterilen, ülkenin küçük bir seçkin azınlığının yararlanabildiği yerlerden bahsediliyor. O lokantaya hala halkın girmesi yasak, internet hala yok, en ufak bir eleştiri özgürlüğü yok. Bence Alper beyin vermiş olduğu bilgiler, fotoğraflar, video çekimleri büyük bir nimettir. Fakat Kuzey Kore yıllar önce batıdan çektiğini hiç bir zaman unutmamış hatta daha da fazla hırsları artmış. SSCB ve Çin'den zamanında almış olduğu destek siyasi ideolojisinin bu yöne kaymış olduğu kesin. Yalniz cok saglam bir yazi olmus elinize saglik. Belgesel tadinda. Kuzey Kore yazıma ilginize çok teşekkürler. Çizimleri çok hoş buldum, bazıları çok vahşi ve tasvip edilemeyecek olsa da. 1984'ün gerçekten yaşandığı bir ülke. Ürkütücü. Kuzey Kore propaganda ve eğitim malzemelerinin Sovyetler'den esinlenen ama kendine özgü bir tarzı var. 1984 benzetmesi doğru. Özeniniz ve yorumunuz için teşekkürler. Bize yabanci degil) )) bi çahmak çahmak gözleri vardi eksik ayrica onlarin kötüledigi abd. Bize muasir medeniyet diye kutsanmiş sömürgeci efendilerimiz) ))!"} {"url": "https://celebialper.com/kuzey-korede-yasam/", "text": "Kuzey Kore'de yaşam hakkında bilgiler sınırlı olsa da ülkeden kaçabilenlerin anlattıklarından ve gittiğimde kendi gördüklerimden öğrendiklerimi yazacağım. Kuzey Kore'de İnternet halka yasak. Belli kurum ve kişiler Kwangmyong adlı ülke içi intranet ağına erişebiliyor. Bu ağda devletin filtresinden geçen bazı yabancı bilimsel içerikler de var. Belli kentlerdeki üniversiteler, kamu ve endüstri kurumlarından erişiliyor. Ülke dışıyla bağlantı kesinlikle kurulamıyor. Yurt dışından bu ağa girmek veya buradan İnternet'e bağlanmak imkansız. İnternet'e çok az sayıda en üst düzey yönetici ve bir IT ekibi bağlanabiliyor. İşte size gizli çektiğim Kuzey Kore fotoğrafları ve videoları eşliğinde adeta bir Kuzey Kore belgeseli. Dünyanın en kapalı ülkesi Kuzey Kore'de yaşam sırlarla dolu. Devlet görevlileri sizi sadece görmenizi istedikleri yerlere götürüyor ve halkla konuşmak, görevliler başınızda olmadan otelden çıkmak yasak. Bu yazımdaki fotoğraflarımın bir kısmı bulanık, çünkü otobüsten, trenden gizlice ve acele, dışarıda hareket halindeyken, aniden saklanarak çektiklerim var; Kuzey Kore'de yaşam üzerine görüntülerim, Kuzey Kore yasakları. İşte yaşamın içinden net çekebildiğim fotoğraflardan biri, az gidilen kent Pyongsong'dan. Devlet askeri alan, tren istasyonu, arka sokak, yoksulluk ve yoksul insanlar, inşaat gibi tamamlanmamış çalışmaların görüntülenmesinden nefret ediyor. Aşağıdaki görüntüyü bizim grubu müzeye götürürlerken geniş bir ağacın arkasına saklanıp çektim. Akşam görevli \"bugün o kaldırım çalışmasını çeken olduysa bilsin, trende silinecek\" deyince benzim attı ama neyse ki ayakkabımın içine açtığım minik bölmede bellek kartımı ülkeden çıkarabildim. Kuzey Kore'de yaşam üzerine epey görsel ve bilgi edindim. İşte yasak bir Kuzey Kore videosu. Ülkede radyo ve televizyonlar, fabrikada frekansları sadece devletin kanalını alacak şekilde üretiliyor. Halkın yurt dışından haber almaması için frekans değiştirme düğmeleri olmaz. Aşağıdaki televizyon çekimimde 30. saniyeden sonra rock müzik eşliğinde alevli Kore Savaşı görüntüleri var! Kuzey Kore halkı devlet tarafından Songbun adlı sistemle 3 ana sınıfa ve 51 kategoriye ayrılır ve her vatandaşla ilgili gizli bir dosya tutulur. Herkesin Songbun derecesi tüm yaşamını şekillendirir; işini, yaşam standartlarını, evliliğini, eğitimini, askerliğini, devletten aldığı hizmeti. Marks ve Engels Songbun'u duysalardı herhalde ağlarlardı. Zaten bir süre önce başkent Pyongyang'daki Kim Il-sung Meydanı'ndan Karl Marx portresi kaldırıldı. Songbun sistemi Kuzey Kore kurulduktan kısa süre sonra Kim rejimini ülke içinden gelebilecek tehditlere karşı korumak için oluşturuldu. Devlet her vatandaşı politik olarak güvenilir veya riskli oluşuna göre sınıflandırıyor. En önemli etkenler 1945'teki Japonya'dan bağımsızlık sırasında atalarının sosyoekonomik geçmişi, Kore Savaşı sırasındaki etkinlikleri, Güney Kore veya Çin'de akrabalarının olup olmaması. Dış dünyada herhangi bir yakınının olması kişinin Songbun puanını düşürüyor. Kuzey Kore'de yaşam önemli ölçüde bu sınıflandırmayla şekilleniyor. 1. Çekirdek sınıf : Nüfusun yaklaşık %30'u. Devrimciler, savaş kahramanları, çiftçi ailelerin torunları. Soyunda, bugünkü ailesinde ve kendisinde rejim karşıtı sayılabilecek hiçbir eylem ve konuşma kaydı veya şüphesi olmayanlar. 2. Aradakiler : Yaklaşık yüzde 50. Soylarında Güney Kore veya Çin'de yaşamış kişiler, orta ölçekte tüccarlar, dini inanca sahip kimseler olanlar. 3. Düşmanlar : Yaklaşık %20. Soylarında arazi sahipleri, kapitalistler, dindarlar, siyasi suçlular, Kore Savaşı'nda Güney tarafını tutan kişiler olanlar. Parti veya rejimden hoşnut olmayanlar, yurt dışıyla bağlantı kurmuş kişiler. Kuzey Kore'de yaşam bu insanlar için çok zor. Devlet 17 yaşını geçen her vatandaş hakkında gizli bir dosya oluşturuyor. On yıllardır bu kayıtları oluşturmak ve sürekli güncellemek için dev bütçe ve iş gücü harcanıyor. Bugün veriler \"Sadık Memur 2.0\" adlı yazılımla yönetiliyor. Dijitale geçişle birlikte her il ve ilçe merkezindeki Kamu Güvenliği Bakanlığı bilgisayar terminalinden yetkililerce her vatandaşın Songbun dosyasına erişilir hale geldi. Devlet bu sistemin varlığını kabul etmiyor. İnsanlar kendi dosyalarını göremeseler de ait oldukları sınıfı ve yaklaşık olarak da kategorilerini bilirler. Bu fotoğraf ve videoyu Kaesong'da kaldığım otelde görevlilerin meşgul oldukları bir anı yakalayıp duvardan atlayarak sokakta çektim. Gizli ve yasak görüntüler. İşte Kuzey Kore'de yaşam. Kuzey Kore videoları. Yukarıdakiler yetmiyormuş gibi kendimi de otomatik çektim. O an mantıksız bir cesaret geldi işte. Neyse ki görevlilerce fark edilmeden duvardan atlayıp otelin bahçesine girdim, gizli Kuzey Kore fotoğrafları çektim. Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'nde 12 yıllık zorunlu eğitim ve 3 ila 5 yıl gönüllü askerlikten sonra üniversiteye gidiliyor veya çalışmaya başlanıyor. Ülkede kişinin mesleğine kendisi değil devlet karar veriyor ve bunda Songbun puanının rolü büyük. Songbun seviyesi düşük olanlar kentlerden uzakta kol gücüyle çalışılan işler yapıyorlar, yüksek olanların ise üst düzey görevlere getirilmeleri olası. Ülkede meslek dağılımının yeteneğe göre değil Songbun puanına ve rejime sadakate göre yapılması, ülke ekonomisinin zayıflığının nedenlerinden bir tanesi. Ülkede evlilik toplumun temel birimi ve boşanma yok denecek kadar az. Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'nde evlenmeden ev kurulamıyor, aile ile birlikte yaşanıyor. Devlet evlenen çiftlere küçük bir ev veriyor. Songbun puanı evlilikte de önemli rol oynuyor. Bir kişi düşük puanlı biriyle evlenirse kendisi ve doğacak çocuğu da bundan olumsuz etkileneceğinden, insanlar en az kendi puan seviyesindeki kişilerle evlenmeye çalışıyorlar. Ülkede görücü usulü evliliğin yaygın olduğunu okumuştum. Başımdaki görevlilerden birine özel hayatını sordum. Bir kız arkadaşı varmış, annesi bulmuş ve onunla evlenecekmiş. Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'nde Asya'da yaygın olan bunaltıcı kaynana-gelin ilişkisi aşılmıştır. Aşırı talepkar bir kaynanayı gelini Kore Demokratik Kadınlar Birliği'ne şikayet edebiliyor. Aile bireyleri fabrika, kooperatif veya devlet dairesinde \"çalışma puanı\" kazanıyor, bu puanlardan yapılan ödeme bir bütün olarak aileye gidiyor; aile reisi kavramı yok. Devlet boşanmaları istisnalar dışında istemiyor, ancak eşlerden birinde \"kötü unsurlar\" bildirilirse boşanma kolaylaşıyor. Kuzey Kore'deki aile yaşamında erkeğin herhangi bir üstünlüğü yok. DPRK devleti düşük Songbun sınıfındaki insanları en çok Kuzey Doğuya olmak üzere yalıtılmış, yaşamın zor olduğu, soğuk ve çorak bölgelere sürer. Bu insanlar nüfusun yoğun olduğu bölgelerden uzakta, yalıtılmış ve sıkı denetim altında ağır işlerde çalıştırılırlar. Ülkede devletin özel görevlendirdiği çok az sayıda kişi hariç yurt dışına çıkmak yasak olduğu gibi yurt içinde seyahat de resmi izine bağlı. Başkent Pyongyang'da yaşayan şanslı azınlıktan olmayanların kente girmeleri pek mümkün değil. Bütün karayollarında askeri kontrol noktaları var. Biz de birçoğundan geçtik. Fotoğraf çekmememiz ve fotoğraf makinelerimizi elimize almamamız konusunda sert bir şekilde uyarıldık. Aşağıdakini bir şekilde çektim. Bir başka kontrol noktasında gruptaki İrlandalı kadının elinde makine olduğunu asker görmüş, otobüse gelip bizim görevliyle birlikte makinesine baktılar, çekmediğini gördüler. Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'nde motorlu araç sayısı son derece az ve şehirler arası yolculukların çoğu gördüğünüz gibi bisikletle yapılıyor. Kaesong'da otobüsün arkasına geçip görevlilerden saklanarak çektiğim bu fotoğrafta kadın çocuklarını benden kaçırıyor. Kuzey Kore'de gece hayatı aslında yok. Başkent Pyongyang'da az sayıdaki üst düzey partilinin ve büyükelçilik personelinin gidebildiği bir Diplomatic Club ve bir bar var. Birkaç otelin içinde benim gibi yabancı ziyaretçiler için karaoke bar bulunuyor. Ben ve grubum da bir gece gittik, görevliler bunu planlıyor zaten, devlet turunda bir gece karaoke var. Zaten karaoke sevmem, üniformalı partili kızlarla devlet karaokesinde nasıl eğlendiğimi anlatamam. Bu arada ekranda propaganda görüntüleri var. Büyük ve Ölümsüz Lider Kim Il-sung her yerde olduğu gibi barda da biz emperyalist batılıları güneşiyle aydınlatmaya devam ediyor. İşte Kuzey Kore gece hayatı videosu. İlk gün bizi Taedonggang Bar'a götürdüler. Burası adını DPRK'nin İngiltere'den teknolojisini satın alıp ürettiği biradan alıyor. Batı dünyasında görebileceğiniz, modern bir bar, tek farkı halkın girememesi. Taedonggang birası otellerde de var ve yaklaşık 1TL. Halkın kaça satın aldığını bilmiyorum. Bakın başkent Pyongyang 47 katlı otelden gece nasıl görünüyor. Kuzey Kore videosu. Akşamları elektriğin kesilmediği zamanlar ve yerler de var. İşte başkentin lunaparkı. Burada halka epey yaklaşmış oldum ama diyalog yok tabii. Devlet turlarında bir akşam da lunapark var. Bütün ülkede görebileceğiniz en çılgın ortam işte burası. Başkent Pyongyang'ın mahallelerinde sadece erkeklerin gidip bir-iki saat ayaküstü içtiği küçük ve basit barlar varmış ancak yabancıların içeri girmek şöyle dursun bunları görmesi bile mümkün değil. Buralar iş çıkış saatlerinden sonraki birkaç saat açılıyor ve sadece bira ile Kore içkisi soju bulunuyormuş. Bu arada Kuzey Korelilerin hangi filmleri ve dizileri izlediklerini merak edenler ilgili yazımda hem ülke sineması hakkında bilgi edinebilir hem de tam filmleri izleyebilirler: Kuzey Kore Filmleri ve Dizileri. Kuzey Kore'de saç modelleri devletçe belirlenir. Kadınlar için 18, erkekler için 10 saç modeli var. Geçtiğimiz günlerde basında yer alan, ülkede tüm erkeklere Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti'nin Yüce Lideri Mareşal Kim Jong-un'un saç traşının aynısının zorunlu hale getirildiği haberi yalan çıktı, inanmayınız. Sadece üniversite öğrencilerine bu kural getirildi, diğer erkekler yine devletçe belirlenmiş 10, kadınlar 18 saç modelinden birini özgürce seçmeye devam edebilecek. Kuzey Kore'de yaşam üzerine fikir verecek, çekebildiğim bazı Kuzey Kore fotoğrafları burada. Ülkeye bir daha giremeyeceğimi garantileyen fotoğraf: uyuklayan genç asker kız. Gitti Kuzey Kore'nin karizması. Bir başka yasak fotoğrafım. Kuzey Kore'de yaşam gerçekleri, Kuzey Kore fotoğrafları. Kuzey Kore'de halka ve bana söylenen yalanları görmek isterseniz yazım: Kuzey Kore Yalanları. Ülkede 1994-1998 yıllarında genel ekonomik kriz, Sovyet desteğinin kesilmesi, seller ve kuraklık nedeniyle korkunç bir açlık yaşandı. Devletin vatandaşlara gıda ve ürün dağıtım sistemi çöktü. Resmi rakam yayınlanmadığı için kimse bilemiyor ama 1.5 milyon ila 3.5 milyon arasında insanın açlıktan öldüğü tahmin ediliyor. Halk hayatta kalabilmek için mısır koçanı, ağaç kabuğu, ot ve yaprak yemek zorunda kaldı. Bazı yayınlarda insan eti yendiğine dair haberler çıktı. Ülke halen kendine yetecek temel gıdayı üretemiyor ve dışarıdan gıda yardımı alıyor. Bugün yetersiz beslenme nedeniyle Kuzeyin halkı tamamen aynı ırktan olan Güney Korelilere göre ortalama 6 cm daha kısa. Kuzey Kore'de yaşam zor. Bu yazımı ülkenin cefakar insanlarına adıyorum. Bisikletle nehirde? Kuzey Kore'de yaşam üzerine bir karem. Ülkede elektrik kesintisi sık yaşanıyor, benim ziyaretim sırasında da çok oldu tabii, en önemli yerlerde bile. Birçok fabrikada işçiler geceleri de kalıyormuş. Gece elektrik gelip ışıklar yanınca hemen kalkıp tekrar kesilene dek birkaç saat çalışıyorlarmış. Ayrıntılı bilgi için ülkenin yönetimi, liderleri, tarihi ve yasaklarını anlattığım Kuzey Kore Seyahatim yazımı okuyabilirsiniz. Kuzey Kore'yi anlattığım yazılarımın devamı: Kuzey Kore Ordusu. Başlı başına belgesel yapılabilecek ve çok kişinin merakla beklediği bir bölüm. Alper üstad emeğinize sağlık. Kuzey Kore başlı başına bir laboratuar gibi, sosyolojik açıdan bir kıyaslama yapmak neredeyse imkansız olacağından, sonuçlarını asla bilemediğimiz bir deney gibi. Böylesine naif bir hayatı düşleyip de buna asla sahip olamayacak insanlar ve orada yaşayıp da dışarıda var olduğunu sandıkları ütopya ile yaşayan insanlar.. Bir de Avrupa ile Afrika'yı kıyaslamak geliyor aklıma, sonra Afrika ile Kuzey Kore'yi, hatta Kuzey Kore'nin bulunduğu coğrafyadaki \"sefil\" durumda olan ülkeleri düşünüyorum... Bir sonuca varamıyorum bu yüzden; Kuzey Kore ne doğru, ne de yanlış bir ülke, şimdilik. Hüseyin Bey Küba yazımı okursanız antikomünist olmadığımı görürsünüz, yanlış anlamışsınız. Daha iyi bir gelecek umuduyla, saygılar. Çok güzel olmuş elinize sağlık, ben de yakın zamanda balkan turu yaptım. Sınırlarda saçma sapan niye geldin sorgulamaları ile karşılaştığım için devlet görevlisine dert anlatmak zordur bilirim=) O bakımdan üzüldüm. Kuzey Kore'nin hapis hayatı süren halkına. Sizi de tebrik ederim büyük cesaret o fotoğrafların gizlice ülkeden çıkarma fikri ya yakalansaydınız ne olurdu kimbilir. Tebrikler, gezme tutkunuza hayran kaldım. Alper yazılarını ve gezilerini ilgi ile takip ediyorum ve devamını sabırsızlıkla bekliyorum. Senden sonra ben de epey araştırdım K. Kore'yi günlük yaşama dair ilginç bir film buldum. Sanırım senin paylaştığın Kore filmleri kısmında yoktu bir Fransız yapımı. Ama ülkedeki bir günlük yaşamı çok iyi yansıtıyor, senin verdiğin bilgilerle uyumlu. İlgi ve katkınıza teşekkür ederim. Gönderdiğiniz film Kuzey Kore Filmleri yazımda var. Yazinizi cok begendim bir kac gundur Kuzey Kore ile dokumanlar seyrediyorum. Seyrettigim seyler okadar kotu ve korkunctu ki. Ozellikle irdan kacan insanlarin anlattiklari. Bir arkadas Truman show dan bahsettimis ulkedeki tek sisman kisinin baskanlari oldugunu gorduyseniz hepsinin bir kabusta yasadigini anlarsiniz. Ben gercekten cok uzuldum. Umarim bir an once birleri onlari bu kabustan kurtarir. ABD, Suriyelileri Esad kabusundan kurtardığı gibi, Kuzey Korelileri de \"kurtarma\" peşinde!! Teşekkür ederim Ayten Hanım, dost Bakü'ye selamlar. mükemmel bir anlatım harika fotoğraflar. bilgime bilgi kattım sıkı bir takipçinizim artık. Alper bey cesaretinizden dolayı tebrik ediyorum videolarınızı gerilerek izleyebildim diyebilirim bende gitmek ve oradaki yaşantıya canlı şahit olmak istiyorum bilgileriniz ve paylaştıklarınız için çok teşekkürler. devamını bekliyoruz iyi çalışmalar, seyahatler.. Teşekkürler Kaan Bey, yazmaya devam edeceğim. belki de kuzey kore hakkında en yetkin türkçe kaynak sizinki. gerçekten tebrik ederim. Turist olarak gidilebildiğini ilk sizden öğreniyorum. Farklı bir deneyim olmuş. Yabancıların kaldığı otel ve Juche anıtı dışında hemen her yer dediğiniz gibi kapkaranlık. Otelde de sık kesiliyor. bence de harika bir yazı olmuş, yeni öğrendiğim birçok şey oldu, emeğinize sağlık... çekimlerdeki cesaretinizden dolayı da tebrik ederim cidden. Teşekkürler Ersin Bey. Elimden geleni yaptım. Valla Alper bey çok keyifle okudum ayrıca şaşkınlıkla. Güzel bir deneyim. Bilgilendirdiğiniz için teşekkürler. Ben de okuduğunuz için teşekkür ederim Merve Hanım. cok basarılı bır yazı olmus. Hep merak ederdım Kuzey Koreyı. Yenı bır blog yazarı ve seyahat meraklısı olarak yazılarınızdan faydalanacagımı umuyorum. İlginize teşekkürler Egemen Bey, iyi seyahatler. Kuzey Kore'de görevlilerin izin verdiği yerlerde fotoğraf çekmek serbest. Yasak olan yerlerde ise gizlice çektim. Ödevimle ilgili araştırma yaparken rastladım emeğinize sağlık öncelikle. Göremediğim ve merak ettiğim bir şey var; idam cezası resmi olarak var mı yürürlükte? Teşekkürler. Kuzey Kore'nin yönetim şekliyle ilgili bir sunumum var yarın. Hocanın verdiği bir konu Kuzey Kore kültürü. Beş arkadaş anlatacağız. Bölümlere ayırdık ve bana da bu konu geldi. Antropoloji dersinde sınıfta yapılacak bir sunum, dili ingilizce olacak. Orada olmayı isterdim fakat ben de yarın fakültede ders anlatacağım. Blogumu kaynak olarak gösterirseniz memnun olurum, sınıf arkadaşlarınız da öğrenir. Yarın için ve genel olarak başarılar dilerim. Elbette göstereceğim. Teşekkür ederim, kolaylıklar dilerim ben de. Okuduklarıma inanamadım. Bu nasıl sömürüdür aklım almıyor. bu nasıl bir akıldır. Kaçıncı dünya ülkesi burası? Şoktayım. Kuzey Koreyi çok merak eder dururdum. Teşekkür ederim kendi adıma. Ben de okuduğunuz için teşekkür ederim. Kuzey Kore'deki okullarda devletin ideolojisi, liderlerin yaşamları ve her yerde okutulan diğer klasik dersler okutuluyor. Saç modeli konusu bildiğim kadarıyla doğru. Kuzey Kore'de yaşam çok zor. Batıya nazaran çok kötü. Kuzey Koreliler acı çekiyor. Onlar için yaşamak hiç de insanca değil. Kuzey Kore'de yaşamak başka hiçbir ülkeye benzemiyor. İmkansızı istemek heyecan verici Begüm Hanım. Ben de okuduğunuz için teşekkür ederim Boğaçhan Bey. Kuzey Kore yazılarım devam edecek. İlginize teşekkürler Umut Bey. Kuzey Kore seyahatimden yeni yazılar yayınlayacağım. Çok teşekkürler Uğur Bey. Kuzey Kore seyahatimle ilgili daha yazacağım. Teşekkürler Ali Osman Bey. Kapalı kutu Kuzey Kore'de yaşamı elimden geldiğince anlattım. Endişelenmeyin Kuzey Kore'nin böyle bir uygulaması yok. 3 ABD'li turisti uygun görmedikleri davranışlar nedeniyle tutuklayıp hala vermiyorlar ama ABD'li turistler hala gidebiliyor. Daha önce okuduğum ve izlediğim yayınlarla aynı, burada söylenecek şey şu, birde bizim ülkemize ihracat yapan güney koreye bakın. tebrikler çok güzeli olmuş. Hayır. Kuzey Kore'de din yasaktır. Ancak yabancılara göstermek için bir Budist tapınak ve bir kilise var. Çok değişik bir ülke. Yazı çok güzel olmuş teşekkürler. Okuduğunuz için teşekkürler. Kuzey Kore ziyaretimden daha yazacağım. Alper Bey böyle bir maceracı ruha sahip oluşunuz ve gezi blogunuzun doyurucu ve ilham verici olmasından dolayı sizi tebrik ederim. Çeşitli nedenlerden dolayı sizin yaptıklarınızı yapamamam biraz kıskanmama neden oldu ama durmamanızı dilerim. Sizinle bir gün tanışmak isterim. Çok teşekkürler Tansu Bey. İstediğiniz her ülkeye seyahat edebilmenizi dilerim. Saygılar. dehsete geldim oxuduqcan, bu olkede yasamaq dozulmezdir cox sixici. Kuzey Kore'de yaşam maalesef çok zor. Fotoğraflara altyazı girince çerçeve kendiliğinden oluşuyor. Ben de Kore yazılarımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Zaman Akip gidiyor yazilarinizi okurken. Surukleyici anlatiminiz için tesekkurler Alper bey. Koredeki toplama kamplari hakkindada çok kötü seyler okumustum. Ailelerinin suclari yuzunden kamplarda dogup buyuyen cocuklar varmis. Hatta nesiller. Cok uzucu. ye dayanıyor ve sınırlı. Bugüne dek yalnızca 1 kişi kaçabildi, o da kampta doğmuş birisi. Anlattıkları korkunç bir cehennemi tarif ediyor. İlginize teşekkür ederim. Alper Bey, Kuzey Kore yazılarınız ve fotoğraflarınız gördüğüm en iyi Kuzey Kore aktarımları. Çeşitli konulardaki bilgi birikiminizi de katarak yaptığınız anlatımlar, bloğunuzu bizim gibi konuya yabancı okurlar için dahada değerli kılıyor. Teşekkür ederim. Benim bir sorum olacak; kıtlıktan dolayı geçmişteki açlık konusu olmasaydı ve de şu anda en azından insanların karnı doyacak kadar besin üretimi yeterli düzeyde olsaydı, sizce Kuzey Kore halkı dış dünyadaki diğer tüketim ürünlerinden habersiz, izole biçimde yaşamanın getirdiği bir yaşamdan ötürü diğer ülkelerdeki haklardan daha az mutlu bir yaşam mı sürerlerdi yoksa hallerinden memnun, ihtiyaç duyacakları binlerce eşyadan habersiz huzurlu bir yaşam mı sürerlerdi? Bu konuda bir izleniminiz oluştu mu geziniz sırasında. Yani hal ve tavırları, yüzlerindeki ifadeler, birbirlerine davranışları belki bize naif gelebilir ama açlık sorunu ve aşırı zorlu yaşam koşulları olmasa, öyle bir sistemde mutlu olunabileceğine dair bir izlenim ver dimi size. Kişisel değerlendirmenizi merak ettim. Komünizm, Marksizim gibi ideolojik kalıplar bağlamında sormuyorum. Bu ideolojik kalıplar dışında, ütopik bir toplumda insan davranışlarındaki farklar neler olabilirdi, anlamak için soruyorum. En azından, belki bu yönde bazı ip uçları verecek izlenimleriniz olmuş olabilir. Merhaba Yusuf Bey. Sorunuz önemli ve merak uyandırıcı. Fakat Kuzey Kore'de halkla konuşmak ve yaşamın içine girmek yasak olduğu için bu konuda bir şey söylemem tahminden öteye geçemez. Açlık kıtlık eziyet olmasa bence evet, bu mümkün. Örneğin Bacon Yeni Atlantis kitabında daha 1624 yılında buna benzer bir ütopya ülkesini anlatıyor, okuyalı yıllar oluyor, etkilenmiştim. Bloguma ilginize çok teşekkür ederim. Merhaba. Futbol hiç anlamadığım bir konu, Türk futbolundan bile haberim yokken gittiğim yabancı ülkelerin futbol dünyasından bahsetmem sağlıklı olmaz zannımca. Ama denk gelirsem yaparım, aklımda olacak. İlginize teşekkürler. Merhaba Gürsel Bey. Bu iki şans arasında kalmak istemem. Bugün tüm doğal kaynak ve sanayi yetersizliğine, yoksulluğa rağmen sosyalizmi yaşatmaya çalışan, Che'nin mezarının olduğu Santa Clara kent meydanında halkla özgürce sosyalizmin olumlu ve olumsuz yanlarını sabaha kadar özgürce tartışabildiğim, aralarında sisteme karşı olanlara kapitalizme özenmemelerini öğütlediğim Küba'da; veya savaş ve parçalanmadan önce dünyanın en saygın ülkelerinden olup azınlıklara etnik ve kültürel haklarını veren, yurt dışına seyahatin serbest ve kolay olduğu, büyük ve güzel Yugoslavya'da yaşamak isterdim. Çok teşekkür ederim, Kuzey Kore'den daha yazacağım. Öncelikle emeğinize sağlık. Kendi alanım gereği radyo ve televizyon yayıncılığıyla ilgili daha fazla bilgi edinmeyi çok isterdim, özellikle de hukuki açıdan. Kanunlarında radyo ve televizyon yayıncılığı nasıl düzenleniyor acaba, bir bilginiz var mı? Teşekkürler.. Merhaba. Kuzey Kore'de televizyon yayınları Kore Merkezi Yayıncılık Kurulu tarafından yönetiliyor. Radyo ve televizyon cihazları fabrikada sadece Kuzey Kore yayınlarını alacak şekilde üretiliyor. Bazı kişiler kaçak Çin malı radyo sahibi olabileceği için evlerde polisçe denetleniyor ve kaydediliyor. Beş TV kanalı var; Kore Merkezi TV, sadece başkent Pyongyang'a yayın yapan kültürel Mansuade TV, Ryongnamsan TV, Güney Kore'ye yayın yapan Kaesong TV ve Spor TV. Televizyon yayınları hafta içi 17:00, hafta sonu 06:00'da yayına başlıyor. Tüm yayınlarda rejimin ideolojisi işleniyor; Güney Kore, Japonya, ABD ve İsrail karşıtı yayınlar yapılıyor. Pyongyang Radyosu ve Kore Merkezi Yayın İstasyonu adlı iki radyo kanalı var. Ayrıca bir de Güney Kore'den yayın yapıyormuş gibi yayınlanan Propaganda Radyo var. Tüm TV ve radyo yayınları Güney Kore Birleşme Bakanlığı tarafından izleniyor. Kanunlarını bilmiyorum. Kapitalist sistemin lanet bir sistemdir. Komünist sistem de öyle. En iyisi biz patronlara çalışalım onlar da devlete. 'Tüm yayınlarda rejimin ideolojisi işleniyor; Güney Kore, Japonya, ABD ve İsrail karşıtı yayınlar yapılıyor' diye yazmışsınız. Japonya, G. Kore ve ABD'yi anladım. Fakat İsrail karşıtı yayın neden yapıyorlar. Kuzey Kore devleti İsrail'in politikalarına ve Filistin uygulamalarına karşı olduğu için. Tebrikler Alper bey. buradaki konuyla alakasız fakat 4 yıl uzakdoğuda yaşamış biri olarak şunu söylemeliyim su ve sabun japon köyleri ve okulları da dahil olmak üzere asya da yaygın değildir. yani bu pis gelenek japonyanın en modern okullarında bile yaygındır. sadece kuzey koreye ait bir durum değil. Alper bey yazılarınızı okuduktan sonra hakikaten çok şaşırdım o insanlar ne yapar hala açlıktan ölen varmıdır hala zulüm varmıdır oralarda insanların böyle değersiz olmaları çok üzücü ve baskı rejiminin yıkılmasıda imkansız gibi çünkü tüm dünyaya kapalı bir ülke medya vs herşeyiyle insanlar devletin elinde ne diyelim Allah yardımcıları olur inş.. Kore yazılarımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Umarım ülkede ileride durum iyileşir. Aslında buradan komünizmin tanımı yapılmalı; komünizmde sınır nedir? karl marx gibi kişilerin kitaplarını incelemek ve komünizmi uygulayan ülkelerin iyi yönlerini alıp kötü aşırılıklardan sıyrılan özü bulup uygulansa daha iyi bir sistem yaratılabilir. örneğin kadın eşitliği ve ekonomik eşitlik hangi rejimde var iyi uygulanan?bunu ayırmak lazım kominizmde de bunlar güzel işliyor ve aslında radikal dincilerin dışladığı kominizm eşitlik Kuran'da zaten var aksini kimse inkar edemez! Merhaba. Sanmıyorum. Yaptıklarım neticede küçük yaramazlıklar. Merhaba. Seyahat blog yazılarıma ilginiz için teşekkür ederim. Kuzey Kore'ye giden herkes bunların imkansız olduğunu bildiği işçin denemez, ben deneyeni duymadım. Israr ederseniz elbette kuvvet uygulanarak engellenirsiniz, ancak sadece sınırdışı mı ederler, yoksa tutuklarlar mı, bilemiyorum. Telefonlara eskiden havaalanında el konuluyordu, artık sokmak serbest ama çalışmıyor. İletişim kuramazsınız. Gerçekten size imrenerek okudum tüm yazılarınızı resmen bir farklı bir boyuta gitmişsiniz. Oraya gitmekten de ziyade gerçekten cesaretiniz ve gözünüzün karalığından sizi tebrik ediyorum. Her babayiğitin maçası yetmez oralara gitmeye. Diğer yazılarınızı sabırsızlıkla bekliyoruz. Çok teşekkür ederim Şerif Bey. Kuzey Kore ve diğer ülkelerden seyahat yazıları yazmaya devam edeceğim. Yeni okuma fırsatı buldum. Etkilendim, imrendim 🙂 Tebrik ederim. İlgine teşekkürler Hüseyin Abi. 🙂 Epey ilginç ve eğlenceli yazı var blogumda. Saygılar. güzel bilgileriniz için teşekkürler emeğinize cesaretinize sağlık. Sosyalizm guzel ama dogru uygulandiginda. ozgurlugun olmadigi sosyalizm sosyalizm degildir. sosyalizme guzel ornek titonun yugoslavyasi diyebilirim ve tito disari acik bir liderdi. kuba da guzel. che guevara ozgurlukcu sosyalizmin simgesidir. Kuzey Kore sosyalist rejimin yuz karasi. lenin gibi ozgurlukcu adamdan uzak kendi kendine juche diye bir ideoloji harmanlamis diktatorlukle insanlari koyunlastirmislar. isyan filmine benzemis bu. insanlari haplarla robotlastiriyorlardi filmde. kuba yazinizi okuycam. kubalilar gercekten mutlu mu? bana gore en guzel ornek iskandinav sosyalizmi norvec isvec sosyal anlayisidir. oralarda insana deger veriliyor. kapitalist sistemi tamamen yok etmese de insani sosyal devletle ezmiyorlar. Ben de Yugoslavya ve Küba örneklerinin iyi sosyalizm uygulamaları olduğunu düşünüyorum. İlginize teşekkürler. Yazınızı hayranlıkla, ağzım açık bir şekilde okudum. Resmen 1984 kitabındaki hayatı yaşıyorlar. Kendimi hücrede,4 duvar arasında hissettim. Çok üzüldüm oradaki insanlara. Merhaba. Kuzey Kore'de rejim karşıtı görüşleri ya da etkinlikleri olanlar meydanlarda halka açık kurşuna diziliyor. Net olarak hangi suçların idamla, hangilerinin esir kampıyla cezalandırıldıklarını bilemiyoruz. Kuzey Kore'de bağımsız seyahat etmek yasak, sadece devletin belirlediği yerleri, görevliler eşliğinde görebilirsiniz. Tebrik ederim sizi gerçekten çok güzel bir yazı olmuş. Cesaretinize ve emeğinize sağlık. Çok teşekkür ederim. Kuzey Kore'de olmak heyecan verici. Merhaba Habibe Hanım. Kuzey Kore seyahat yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Ülkede eğitim ve sağlık hizmetleri ücretsiz. Eğitimle ilgili yazımda bahsettim. sağlık hizmetlerinin ve hastanalerin kalite ve düzeyiyle ilgili bilgim yok, devlet çoğu konuda bilgi vermiyor. Belki sacma bir soru olacak biraz ama kisisel merak iste 🙂 Mesela orada kaldiginiz donemde sigara, alkol satin almak istediniz bunlari nereden temin edebiliyorsunuz?Turistler icin boyle bir imkan var mi?Ellerinize saglik bu arada cesaretiniz de yaziniz da takdiri fazlasiyla hak ediyor. Bir gun fransaya gelirseniz lutfen haber verin. Turistler için inşa edilmiş otellerin restoran ve barlarında içki var. Ayrıca turistler için yapılmış az sayıdaki dükkandan da sigara ve içki satın alınabiliyor. O da olmasa kimse gitmez zaten, akşamları otel hapsi sırasında ne yapacak garipler? 🙂 Kore blog yazılarıma ilgi ve beğeniniz için çok teşekkür ederim. kuzey kore yazılarınızı inceledim oldukça bilgilendiri olmuş. gözlemler için teşekkürler.. Kuzey Kore seyahat ve bilgi yazılarımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Emeğinize sağlık gerçekten hiçbir ayrıntıyı kaçırmadan okudum çok güzel olmuş başarılarınızın devamını dilerim.. Kore yazılarımı okuduğunuz için teşekkür ederim Dilek Hanım. Kuzey Kore yazılarımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Daha yazacağım. Diğer ülkelere de bakmanızı umarım. Güzel yazı olmuş emeğine sağlık hem cesaret hem merak bir sıkıntı çıkmadan iyi dönmüşsünüz. Kuzey Kore yazılarıma ilginize teşekkürler. Neyse ki çıkabildim ülkeden. Üşenmeyip oralara gidip göstermiş olduğunuz cesarete saygı duydum, zevkle okudum. Umarım bir gün ben de gidebilecek bir fırsat yaratabilirim. Sevgiler. Kuzey Kore seyahat yazılarıma ilginize teşekkürler. Umarım gidebilirsiniz. Sevgiler. Merhabalar alper bey kuzey kore çalışmalarınız dehşet verici ve korkutucu sizin ve orada yaşayanlar için film gibi sitenize de baktığım kadarıyla gezdiğiniz yerler için söylüyorum başım döndü türkiye konuşmacı olarak anlatım ya da kitap çalışmalarınız var mı sizlere kolay gelsin görüşmek ümidiyle.... Merhaba Taner Bey. Çeşitli yazılarımda videolu anlatımlarım, Haberler sayfamın Medyada çelebi Alper yazısında televizyon programlarım var. İlginize teşekkürler. Merhabalar.. Aslında bu konuda bir çok şey yazılabilir hatta yazılmalı da.. Bu konuda öne çıkan ise http:/ /www. aksaray. gov. tr/insan-haklari-nedir başlığı altında incelenmeli ve gereken her neyse yapılmalıdır.. Sonuçta bir şey yapılamaz diye bir şey de yok. Ama burda sormak istediğim bazı sorular var. -İlk olarak orada bulunan insanlar, toplum izole bir yaşam sürüyor değil mi? Dış dünya\"hıh avatar filmine yorum yapıyor gibi hissettim\" hakkında sadece başlarındaki adam ne söylüyor ise o kadar bilgileri var yani o hakları elinden alınmış aynı zamanda düşünce özgürlüğü ya da basın yayın özgürlüğü gibi herhangi bir doğal hakları yok? -Peki bir diğer sorum ise orada bulundunuz o insanların gözlerinde ne gördünüz?? Merhaba. Evet Gizem Hanım, Kuzey Kore toplumu tamamen dış dünyadan yalıtılmış bir yaşam sürüyor. Dış dünya ile haberleşmeleri yasak. Düşünce ve basın özgürlüğü yok. İnsanların gözlerinde donuk bir ifade gördüm. Rejimle ilgili tartışmak yasak, zaten halkla temas kuramıyorsunuz. Seligman'ın Öğrenilmiş Çaresizlik kuramı bu ülke için doğru tespit mi bilemiyorum, çünkü söz konusu olan yaptıklarının fark yaratmaması değil, bir şey yapamamak. Bunlarin hepsi suan icinde gecerli mi. Hayretler icerisindeyim emeginize saglik. Evet Kuzey Kore rejiminde ve yasam kosullarinda bir degisiklik yok. Hocam gerçekten çok başarılı bir çalışma. Ben de yurt dışına çıkmak için para biriktirmeyi düşünüyorum nereyi önerirsiniz? Bi sorum daha olacak Kuzey Kore'ye gitmek için ne kadar para vermemiz gerekiyor? Şimdiden teşekkürler japonya'da iyi gezmeler, Merhaba. Öncelikle Gürcistan, Ukrayna, Makedonya, Sırbistan'ı öneririm çünkü kolay, yakın, güvenli ve ucuz ülkeler. 6 günlük Kuzey Kore devlet turu 1600 avro. Artık sıkı bir takipçinim gözlemlerini çok güzel aktarıyorsun teşekkürler. Bu konularda bilgim yok Ali Bey. Merhaba. Kuzey Kore yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Birkaç yıl öncesine kadar başkent Pyongyang'ın ana meydanında Marx ve Lenin resimleri vardı ama kaldırıldı. Ülkenin resmi ideolojisi Marksizm ve Komünizm anayasadan silinip Kimilsungizm-Kimjongilizm eklendi. Ben yabancı olarak sadece 1 tane Che posteri gördüm. ve daha bir çok konu ile ilgili resmi rakam vermeden bir yazı oluşturmuşsunuz. tümüyle taraflı bir yazı olmuş. MEB GÜVENLİK SİSTEMİ okulun bilgisayarında yazının tamamını okumamı engelledi biz felaket özgürüz bu arada....... Kuzey Kore blog yazıma ilginize teşekkürler Burak Bey. Kuzey Kore blog yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Normaldir, Çin'den Kuzey Kore'ye giysi ithal ediliyor. Kuzey kore gercekten kapali bir kutu hep merak edilen bi yerdir dogasi beni cok sasirtti. İlgiyle okudum. Fakat tasvip etmedim bu kadar paylaşım yapılmasını. Kural kuraldır bence. Saygılar. Kuzey Kore kurulduğundan bu yana dışarıya kapalı bir ülke. Komünist bir insan gerçek komünizm bu değil der. Şeriat ile yönetilen ülkeler için de Müslümanlar gerçek Müslümanlık bu değil der. Bana artık komik geliyor bu tür şeyler. Komünizm de bu işte abi. Saçma sapan tek düze bir hayat. Her şey tehdit her şey askeri, insanlar mutlu mu acaba, açlıktan ölmedikleri ihtiyaçlarının kesilmediği bir hayat istemiyorlar mı? Teşekkür ederim yazı için. Bir kez daha geçmişte sosyalizmi savunduğum için pişman oldum. Öncelikle sizi takdir ediyorum yaptığınız kolay bir şey değil. Fakat başka bir yazıda okuduğum kişi ülkenin çok mutlu olduğunu söylemişti ki yanılıyormuş insanlar robot gibi yaşıyor. Gerçeği yazdığınız ve gösterdiğiniz için teşekkür ederim."} {"url": "https://celebialper.com/kuzey-koreye-nasil-gidilir/", "text": "Kuzey Kore'ye nasıl gidilir? Seçenekler kısıtlı. Ülkeye sadece devlet turlarıyla yılda yaklaşık 2.000 yabancı gidiyor ve yolda yürümeleri yasak. Tek müttefik olan Çin'den gelen görevli diplomat ve askerler bu sayının dışında. Kuzey Kore'yi ziyaret etmek için devletin güvenini kazanabilmiş şirketlerden birine başvurmak durumundasınız. Aracı şirketlerin Kuzey Kore'de plan yapıp sizi gezdirmesi gibi bir durum söz konusu değil. Başınızda her zaman devlet görevlileri olur, plan her zaman değişebilir. Ülkede yabancıların yalnız otelden çıkması yasak. Görevliler bizi sabah otelden istedikleri yerlere götürdüler ve akşam geri getirdikten sonra ertesi sabaha kadar otel hapsi var, dışarı çıkmak kesinlikle yasak. Ben de ilki red edildikten sonra ikinci başvurumu yapıp ücretin yarısını Çin'deki banka hesaplarına yatırdım. Bir süre sonra başvurum kabul edilip vizem hazırlandı. Kendi imkanlarımla Pekin'e gittim, ancak oradan Kuzey Kore'ye gidilebiliyor. Kuzey Kore vizesi pasaporta işlenmez, ayrı bir belge olarak verilir. Kuzey Kore vizesi için bireysel bir başvuru yapmak söz konusu değil. Türkiye'de büyükelçiliği yok ve dünyada az sayıda ülkede var. Kuzey Kore'de takvim kurucu Büyük Lider Kim Il-sung'un doğum günü olan 15 Nisan 1912 de birinci yıl olarak başlar. 2013 yılı Juche Çağı takvimine göre yıllardan 102. Böylece benim Kuzey Kore'deki günlerim için kullandığım \"zamanın dışındayım\" lafım sadece bir benzetme olarak kalmayıp, resmi ve teknik olarak bir gerçek haline geliyor. Bu vize belgesi Pekin'de havalimanına giderken verildi, ülkeye girer girmez pasaportumla beraber el konuldu ve ülkeden çıkmadan az önce pasaportumla beraber verildi, ve sınır kontrolünden hemen sonra ülkeden çıkmadan geri alındı. Kuzey Kore ziyaretiniz sırasında pasaport ve vizeniz sizde kalamaz, vizenizi hatıra veya belge olarak saklamanız yasaktır. Pekin'de yetkililer yolculuktan bir gün önce Kuzey Kore'deki yasaklar ve kurallarla ilgili bir brifing verip kuralların dışına çıkmayacağıma dair belge imzalattılar. Bu belgede Kuzey Kore'de çektiğim fotoğrafları hiçbir yerde yayınlamayacağıma dair madde de var. Kuzey Kore devletinin burada kast ettiği sadece televizyon ve gazeteler değil; kişisel bloglar da bu yasağa dahil. Bu brifingden en çok aklımda kalan şey, \"Kuzey Kore'de karar verme gücünüz ve özgürlüğünüz olmayacak, yapabileceğiniz en fazla şey vejeteryan olduğunuzu söylemektir\" cümlesi oldu. Aşağıdaki görsel ABD Savunma Uydu Meteoroloji Programı kapsamındaki Operational Linescan System ile iki yıla yakın sürede toplanan verilerle elde edildi. Yarın sabah karanlıklar ülkesine gideceğim ve dünyayla bağlantım kesileceği için heyecanlıyım. Ertesi sabah Pekin'de 15 kişilik grubumuz havalimanına götürüldük. Dünkü brifingde tanıştığım İngiliz arkadaşımla Kuzey Kore'ye hangi uçakla gideceğimizi konuşurken bir aile gördüm, adamın göğsündeki rozeti Küba bayrağına benzettim, yanlarından geçtim ve öyle olduğunu gördüm. Kendimi tanıtıp Küba seyahatimden bahsettim. Küba'nın Kuzey Kore büyükelçisiymiş, ailece izine gittikleri Küba'dan Kuzey Kore'ye dönüyorlar. Küba ve Kuzey Kore hakkında sohbet ettik. Arkadaşımın yanına döndükten az sonra sanırım Küba seyahatimin tipik bir turist ziyareti olmamasının etkisiyle kalkıp yanıma geldi, kartvizitini verip onu aramamı söyledi. \"Bu mümkün mü ki?\" diye sordum, \"mümkün\" dedi. Kuzey Kore'deki günlerim sırasında acaba Küba büyükelçisini aramayı başarabilecek miyim? Aşağıdaki kartvizitinde \"Küba'nın Özel Görevli ve Tam Yetkili Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti Büyükelçisi\" yazıyor. Kuzey Kore'nin devlet havayolu Air Koryo, dünyanın çok az sayıda kentine uçuş yapıyor ve Avrupa kıtasına uçması yasak. Bu konudaki otorite olan Skytrax'e göre dünyanın en kötü havayolu. Son satın alımlarla uçak sayısı 19 oldu ve bunların tamamı Sovyet/Rus modeli Antonov, Ilyushin ve Tupolev. Aşağıda Kuzey Kore Havayolları'nın \"hamburger\" olarak adlandırdığı şeyi görüyorsunuz. Bütün yemek bu. Elbette uçağa biner binmez Kuzey Kore propagandası başlıyor. Ekranda Büyük Lider Kim Il-sung var. Aşağıdaki Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti resmi yayınında da gördüğünüz gibi yıllardan 102. Yabancılara yönelik olduğu için uluslararası takvime göre de yazıyor. Batılıların \"yalnız krallık\" olarak adlandırdığı Kuzey Kore'nin başkenti Pyongyang'a alçalmak heyecan verici. İşte Pekin Pyongyang arasında yolculuk ettiğim Air Koryo'nun Tupolev marka uçağı. Burada Sunan Havalimanı terminaline götürülüyoruz. Air Koryo uluslararası ağa bağlı değil, ama diğer ülkeler için oBilet uçak bileti sitesini kullanabilirsiniz. Aşağıdaki kötü fotoğrafı koyup koymamakta kararsız kaldım. Terminal binası çok basit ve küçük, karşıdan büyük liderler de bakıyor diye bir fotoğraf çekerken o anda arkadan asker omzuma bir vurdu, sonuç böyle oldu. Fotoğrafı bozuk diye koymak istemedim önce, ama bir yaşanmışlığı gösterdiği için yayınlamaya karar verdim ve okuyucularımın kusura bakmayacağını umuyorum. Fotoğraf çekmek yasakmış. Pyongyang Sunan Havalimanı'nda görevlilerce otobüse bindirildim. Otobüste beklerken 10-12 yaşlarında bir çocuk işçi gördüm. Baretli, önlüklü, omzunda renkli hortumlar taşımakta olan kirli yüzlü güzel çocuk bana gülümsüyordu. Fotoğraf makinemi elime aldığım anda birkaç metre ileride tüfekli bir askerin otobüse doğru koştuğunu görüp korktum ve hemen arkama yaslandım. Görevliyle birlikte gelip makinemi kontrol ettiler, çekemediğimi görünce asker gitti. Uluslararası havalimanından başkent Pyongyang'a giderken yoldan iki araç geçiyor ki bu Kuzey Kore için oldukça yoğun bir trafik. Uluslararası anlaşmalar gereği dünyanın çoğu ülkesine olduğu gibi Çin'e de vizesiz girebiliyorum, daha önce de gitmiştim. Hayır, sadece meraklı bir gezgin olarak buradayım. İkna edememiş olmalıyım ki ertesi gün başka sorulara maruz kaldım. İlk yazımda sadece \"Kuzey Kore'ye nasıl gidilir?\" sorusuna yanıt arayanlara yolculuğumu anlattım. Kuzey Kore yazılarımın devamı BURADA, Kuzey-Güney sınırından. En çok merak uyandıran bu ülkeden yeni yeni bilgileri bekliyoruz. Teşekkürler bütün paylaşımlar için. Alper büyük bir heyecanla devamını bekliyorz. Büyük bir cesaret örneği bir gezi olmuş. Tebrikler. Sabrınız ve ilginiz için teşekkürler. Çok yazacağım. Bu kadar mı? Merakla bekliyorum ama nereye kadar kardeş? Çabuk yaz! Alper bey kore gezinizin devamını bende merakla bekliyorum. Benimde hep görmek istediğim bir yer olduğu için umarım çok fotoğraf eklersiniz.. Teşekkürler paylaşım için. Ben de ilginize teşekkür ederim Özlem Hanım. Çok fotoğraf çektim ve ekleyeceğim. Güney Kore aşığı biri olarak, Kuzey Kore'nin farkını hep merak ederdim. Emekleriniz için teşekkürler yazılarınızı heyecanla beklemekteyim.. Teşekkürler Esma Hanım. Daha çok yazacaklarım var.. cesaretiniz icin tebrikler, umarim güzel bir deneyim olur. paylasacaklarinizi sabirsizlikla bekliyorum. lakin bu onlarin lideri pek bir nevi sahsina münhasir bir arkadas, ilginc kurallari var. bize malzeme hazirlayayim derken, kendinizi fazla da riske sokmayin. Teşekkürler. Kolları buraya kadar uzanmaz diye tahmin ediyorum. Benzetmeniz ve ilginiz beni memnun etti Cem Bey, teşekkürler. Hocam gitmek istediğim bir kaç ülkeden biri.. kapalı ve bundan dolayı belkide gizemli.. Kesinlikle en kapalı ülke Yavuz. Daha çok yazacağım. Diğer gezileriniz değil de Kuzey Kore geziniz daha çok ilgimi çekti. Her geziniz ayrı bi emek fakat kapalı bir ülkeye yapılan bilinmez bir gezi cesaret verici olması ayrı bir ilgi çekici. Paylaşımınızı büyük bir sabırsızlıkla beklerim. sabırsızlıkla 2. yazınızı bekliyorum kuzey k ile ilgili. saygılar. İlginize ve sabrınıza teşekkür ederim sayın Aslan. Merhaba Alper Bey, izlediğim bir trt belgeselinde kuzey kore'de açlıktan 2 milyona yakın insanın öldüğü söylenmişti. Siz iyice gezip gördünüz, çok mu fakir kuzey kore? bu bilginin doğruluk payı var mıdır acaba? Gezi gözlemlerinizle kuzey korenin durumunu bilgilendirirseniz ve açlıktan insanların ölüp ölemeyeceğiyle ilgili fikirlerinizi sunarsanız teşekkür ederim. Doksanlı yıllarda Kuzey Kore'de milyonlar açlıktan öldü. Kendine yetecek gıda üretemeyen bir ülke, gıdanın çoğu Çin ve BM'den geliyor. Evet, yoksul bir ülke. Ancak devlet istatistikleri gizli tuttuğu için açlıktan ölenlerin sayısı tahminlerden öteye gidemiyor; belki bir milyon, belki üç. Günümüze gelince ülkede gıda yetersizliği olduğu ve özellikle Kuzeyde durumun daha kötü olduğu kesin, fakat halen ölenler olup olmadığını bilemiyoruz. Merhabalar. Kuzey Kore ile ilgili gezi anilarinizi ben de sabirsizlikla bekliyorum. Bu zamana kadar kuzey kore hakkinda okuduklarimin tamami sansurlu yazilardi hocam. okudugum en orjinal yazi nu oldu. kuzey kore pesinize dusmeden tamamlayin bir an once derim. 🙂 heyecanla bekliyorum. merhaba yazınız oldukça başarılı. ama thy ye haksızlık etmeyin. dünyanın en iyi havayolu olmaya çalışan, en çok noktaya uçan, başarılı bir şirkettir ve ülkesine katkıları inanılmaz boyutlarda. Yazdıklarınız ne benim yazdığımla çelişiyor, ne de THY uçaklarının düştüğü gerçeğini değiştiriyor. Kuzey Kore gibi kimsenin gitmeye cesaret edemeyeceği bir yere gitmişsiniz, geziniz sırasında ciddi baskı altında olsanız da bir gezginin etik değerlerinden taviz vermeden ciddi riskler alarak Kuzey Kore gerçeğini bir gazeteci ciddiyetiyle görüntüleyip yayınladığınız için teşekkür ederim. Ben de takdiriniz ve ilginize teşekkür ederim Taylan Bey. Ortada bir emek söz konusu. Nerdeyse bütün \"Kuzey Kore\"yi gezdim sayenizde. Sağolun. Yazdığım kısıtlamalar dışında başka sorun yok. Diğer yazılarımı da okuyun ama. Büşra Hanım Kuzey Kore'de halkın yönetim şekline tepki göstermek veya memnun olmadıklarını söylemek gibi bir şansları yok. Bu amaç için özenle seçilip yetiştirilmiş görevliler dışında yabancılarla konuşmak yasak. Yabancıların çarşı görmesi mümkün değil Burcu hanım, aslında çarşıları yok zaten. Havalimanı, askeri alan, yoksulluk, inşaat çekmek yasak. Yabancılar sadece cadde görebilir, sokaklara giremez. Bazen bir yere giderken caddeye direkt bağlantılı sokak görmek mümkün olabiliyor. Vize başvurusunu aracı firmalar yapıyor. \"North Korea travel\" diye aratırsanız gelirler. Yakında Kuzey Kore'den yeni yazım gelecek. Teşekkürler. Yazıda vermiş olduğunuz tüm youtube linklerindeki yasak gerçekten çok ironik olmuş. Vizeyi ne Pekin'den ne de Sofya'dan alabilirsiniz. Sadece aracı firmalara başvurup devlet turu satın alabilirsiniz, onlar vizenizi alır. Vize almayı neden düşündünüz? Kendiniz ülkeye giremezsiniz zaten. Kuzey Kore hakkındaki yazılarınızın tamamını okudum, emekleriniz için çok teşekkürler. Birkaç ay sonra Çin'de olacağım. Aracı firmalara başvurup Kuzey Kore'ye gitmek istiyorum. Kore Dili ve Edebiyatı bölümü öğrencisiyim. Korece seviyem oldukça iyi. Çin'deki firmaya önce bu durumu yazın veya uğrayıp söyleyin. Sorun değil derler ve başvurursanız görevliler pasaportunuzda Güney damgalarını zaten görecek. Evet, bu şüphe uyandırır. Bence Korece konuşmasanız orada daha iyi olur. İyi günler. Kuzey Kore gezimden daha yazacağım. mukemmel olmus yazi, elinize saglik. basvuru sureci ve toplam maliyet hakkinda biraz daha bilgi verirseniz sevinirim. Siz aracı tur şirketine İnternet üzerinden başvururken ücretin yarısını yatırıyorsunuz, diğer yarısını ise Pekin'de teslim ediyorsunuz. Kuzey Kore turları tüm otel, ulaşım ve yemekleri kapsar, dahildir. Fazladan gerekenler 50 Avro vize ücreti, 1 haftada yaklaşık 100 Avro kişisel harcamanız, ve 150 Avro stadyum gösterisi içindir; gösteri zamanına denk gelirseniz. Bu ekstralar dahil 1800 Avro. Kuzey Kore'ye gitmek isteyenler için bilgi yazısı olmuş, emeğiniz için teşekkürler. Kuzey Kore'ye gitmek cesaret ister, bravo. Alper iyi ki ilk reddedilişinde pes etmemişsin. Kendini de, bizi de hala demir perdeyle örtülü bu ülkenin kapalı kapılar arkasında nasıl bir hayat sürdüğünü öğrenmekten mahrum etmemişsin. Çok teşekkürler Ayça. Kuzey Kore'ye gitmek benim hayalimdi. Cidden tebrikler. En kısa zamanda orayı ziyaret edeceğim. Ama merkezi değil de daha çok kırsal Kuzey Kore'yi merak ediyorum. Bu alana girmemiz konusunda yasaklamalar ya da kurallar var mı? Bilgi verebilirseniz sevinirim. Teşekkürler. Kuzey Kore'de görevlilerin götürdüğü yerlerin dışına gitmeniz imkansız. Kent dışında bir miktar kırsal alan da da görülebiliyor. Ela Hanım Kuzey Kore yazılarımı özenle okuduğunuz için teşekkürler. Daha en az 4 uzun yazı yazmam gerekiyor, ve bunların ikisi dünyada eşi benzeri olmayan, muazzam yerlerle ilgili olacak. Tüm dünyayı gezebilmeniz umuduyla. Google'da arattığınızda yetkili acentalara ulaşabilirsiniz. Benim Kuzey Kore turunun fiyatı 1600 euro idi. Hayır siz Kuzey Kore vizesine şahsen başvuramazsınız. Devlet turu satan yetkili firmaya paranızı gönderiyorsunuz, onlar topluca hallediyor. Merhaba Jale Hanım. Kuzey Kore dünyanın en kapalı ülkesi. Hayır, Güney Kore'ye gitmiş olmak sorun yaratmaz, ama yanınızda Güney'den bir kitap, gazete, bayrak, dergi, hediyelik eşya vs olmaması gerekiyor. Yeşil pasaportum nedeniyle beni devlet ajanı sandılar. Vizeye kendiniz kişisel olarak başvuramazsınız. Aracı bir firmaya başvurabilirsiniz, onlar halleder. Şu ana kadar Kuzey Koreyle ilgili en kapsamlı bilgileri sayenizde edindim. Ben de yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Gecenin bi vakti sırf can sıkıntısından \"Kuzey Kore Vizesi nasıl alınır\" diye google'da arattım karşıma bu sayfa çıktı. Vallahi şaşkınlıkla okuyorum yazıyı helal olsun abi nasıl bir cesarettir bu. Teşekkürler Sinan Bey. Diğer Kuzey Kore yazılarım da ilginçtir. Merhaba. Yorumlarda özel şirket adı yazıp reklam yapmamaya özen gösteriyorum. Önce Korean Friendship Association aracılığıyla başvurdum, önce kabul sonra red edildi. İyi ki edilmiş, ayrıntılı araştırınca kötü insanlar olduklarını öğrendim. Kuzey Koreli olmayan DPRK hayranlarınca kurulmuş bir dernek, ülkenin yetkili kıldığı, madalyalar verdiği tek yabancı olan İspanyol bir başkanı var. Gidenler epey kötü muameleye maruz kalmışlar. Ben en iyi firma olan Koryo Tours ile gittim. İnternet sitesinden haberleştim. Turdan en az 2 ay önce başvurmakta yarar var. küba büyük elçisine ülkeye girdikten sonra ulaşabildinizmi. Çok iyi hatırlattınız bana, bir e-posta yazayım. Evet Kuzey Kore'de yoksulluğu fotoğraflamak yasak. Kuralla harfiyen uyarsanız bir sorun yaşamazsınız. Ülkeye özel bir merak ve ilgi duyuyorsanız değer. Siz bir harikasınız. Size devlet teşviki lazım dahası icin. Övgünüze ve gezi bloguma ilginize çok teşekkür ederim Köksal Bey. Hocam çok guzel bir gexi olmis, sahsen ben de macerali bir gezgin olarak bunu yapmayi cok korkardim ama siz nasil cesaret ettiyseniz cok hayran duydum yemin ederim. Bende kuzey kore yazinca google ya ole direk karsima ciktiniz baya okudum cok guzel gezi. TRT haberden de sizi izlemistim. Merhaba. Kuzey Kore yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Hayır dedikleriniz mümkün değil. Görevlilerin götürdükleri yerler yasak değil. Onların eşliğinde olması koşuluyla tabii. Hocam çok yayarlı buldum. Merakım gitti sayenizde ben de küçüklüğümden beri özel kısıtlı yerleri merak ediyorum. Sayenizde bu merakımın bir kısmını giderdim. Çok Teşekkür ederim. Çalısmalarınızın devamını beklerim. Saygılarımla. Teşekkürler Taner. Gezmeye ve yazmaya devam. Kuzey Kore'de çektiğim fotoğrafların yasak olanlarının olduğu mini belleği ayakkabımın içine yaptığım bölmeye sakladım ülkeden çıkışta aranırken. Blogda görüp silmemi istediler daha sonra ama yapabilecek bir şeyleri yok. Hocam Tur şirketi ne kadar ücret alıyor. 3 gün ila 6 gün arasında turlar var, benimki altı gündü, 1600 avro. Kuzey kore vizesini nasıl aldınız onu anlayamadım. Bilgilendirme yaparsanız sevinirim. Teşekkür ederim. Merhaba. Kişisel olarak Kuzey Kore vizesi için başvurmanız mümkün değil. Devletin yetki verdiği tur şirketlerinden birine tur ücretinin yarısını gönderdikten sonra onlar hallediyor. Merhaba hocam gezilerinizi okudum çok merak ediyordum karşıma çıktınız. Tebrik ederim çok akıcı yazıyorsunuz. Harika olmuş. Görüntülemelerinize hayran kaldım. Hayır öyle bir şey yok. Kuzey Kore devlet turları Pekin'den başlar ve sizi yine Pekin'e geri getirirler. Merhaba Mecit Bey. Kuzey Kore devlet hava yolu Air Koryo diğer bazı ülkelere de uçak seferleri yapıyor ama turist olarak gitmek için Pekin'den başlamanız gerekiyor. Tur epey önceden satın alınmak zorunda. Kuzey Kore'ye gitmeyi planlıyordum hatta. Neyse senin olayları çok yaşamışsın ama sorunları atlattığına sevindim. Daha fazlasını gezseydiniz ve merak ediyorum Alper. Kuzey Kore'ye seyahat için devlet turundan başka seçenek yok maalesef. Diğer Kuzey Kore yazılarımda epey anlattım. İlginize teşekkürler. Kuzey Kore devletinin yetki verdiği acentelerden birine başvurmanız gerekiyor. Benim anlamadığım ülkede fotoğraf çekmek yasak ama fotoğraf makinesiyle giriş serbest. Hatta çektiğini yayınlanamayacağına dair kağıt imzalatıyorlar. Ya Koreliler aptal ya ben. Kuzey Kore'de izin verilen yerlerin, anıtların, caddelerin, insanların fotoğraflarını çekmek serbest. Yasak olan şeyler var. Ben tek bişeyi merak ediyorum bize anlatıldığı gibi Kore gerçekten fakir bir ülke mi yoksa sadece diplomasi gereği mi bize öyle aktarılıyor.. Bir de tekrar gitmeyi düşünüyor musunuz öyleyse ne zaman.. Kuzey Kore devleti varlığının çoğunu orduya harcadığı için halk yoksul. Bir daha gidersem sağ çıkamayacağım için düşünmüyorum. İkinci sorum da her hangi bir güvenlik sorunu var mı? Sınıra gidip görmek amacım sadece, ama yeterli bilgilere ulaşamıyorum. Kolay gelsin. Merhaba. Seul'den Kuzey Kore sınırına gidilen günlük turlar var. DMZ tour veya visit North Korea border diye aratırsanız çeşitli tur şirketleri var. Güvenlidir endişe etmeyin. Bir daha gidersem sağ çıkamam dedin ama güvenli bir bölge olarak nitelendiriyorsun pek anlamadım ya da güvenlik sorunu kişisel mi çektiğin görüntülerden dolayı ifşa mı oldun vaktini aldığım için üzgünüm. Ben Kuzey Kore'ye gidip yasak fotoğraf ve videolar çektim, Kuzey Kore'ye bir daha gidemem. Siz Güney Kore'ye gidip güneyden sınırı ziyaret edeceksiniz, farklı şeyler. Alper Abicim Kuzey Kore ile ilgili paylaşımlarını çok beğendim ellerine sağlık, sevgiler saygılar. Kuzey Kore yazılarıma ilgine çok teşekkürler Atakan. Diğer ülkelerden gezi yazılarımı da okumanı öneririm. Sevgiler. Öncelikle güzel yazılarınız için teşekkür ederiz, Kuze Kore'ye gitmek için hangi tur şirketleri üzerinden başvurabiliriz bu konuda çok fazla bilgi bulamadım, yardımcı olursanız çok memnun oluruz. Merhaba. Koryo Tour, KTG Travel, Young Pioneers, Uri Tours, Lipine Travel, GOnSEE Korea tur şirketleri ile Kuzey Kore'ye gidebilirsiniz. Ben birincisiyle gittim. Başka sorularınız olursa beklerim. Ya sanki sürgün adası gerçekten çok merak uyandıran gizemli bir o kadar da korkunç bir yer. Allah muhafaza bir suç işlemeye kalksan sorgusuz infaz herhalde cenazeyi de alamazlar oradan gitmeeeeee daha iyiiii. Haklısınız, Kuzey Kore'ye gidenlerin herhangi bir yanlışını devlet affetmiyor. Bir daha gitmeyi düşünmüyorum. Tesadüfen karşılaştım blog sayfanızla ve fazlasıyla ilgimi çekti çok güzel bir anlatım ve yorumlama yapılmış emeğiniz için teşekkürler. Takibe devam. Seyahat bloguma ilginize çok teşekkür ederim. Merhaba. Maalesef Kuzey Kore yetkilileri Küba büyükelçisine telefon etmeme izin vermediler. Kendi başına bir yere gitmek zaten tamamen yasak. Merhaba, oradaki harcamalarınızı nasıl yaptınız? Kuzey Kore Wonu çıkartmak yasak deniliyor. Merhaba. Kuzey Kore Won'u almak yasak, ülkeden çıkarmak gibi. Yabancılar sadece yabancılar için açılan az sayıda dükkan ve otellerde, ziyaret merkezlerinin turistik ürün mağazalarında Çin Yuan'ı veya avro kullanabiliyorlar. ben öncesinde Çin'de kaldığım ve sonrasında da kalacağım için Çin parası harcadım. EU harcayınca az miktarda zarar ediliyor ve para üstü bozuk sorunu olabiliyor. Biliyorum zaten tur operatörünü şahsen tanıyorum. Biraz tuzlu oldugu için gidemedim. Koryo Tour. Maalesef Kuzey Kore turları aşırı pahalı. Ayrıca KFA üyesi İspanyol beyefendiyi ve bayan bir albay var tanıyorum. Gideceğim euro bazlı oldugu için gidemedim. Ayrıca KFA üyesiyim. KFA başkanı İspanyol bugüne dek Kuzey Kore Devletinin güvenini kazanmış, evlet kurumlarını ziyaret edebilen, yetkililerle görüşebilen tek yabacı. Sakın güvenmeyim, yalan söyleyen, sorunlu biri. Sitesinin Kuzey Kure'nin resmi internet sitesi oduğunu söylüyor, değil. İspanya'da silah kaçakçılığından tutuklandı."} {"url": "https://celebialper.com/latin-amerika-mutfagi-paraguay-yemekleri/", "text": "Latin Amerika mutfağı lezzetlerini tattığım ülkelerden biri olan Paraguay'daki ilk günümde, başkent Asuncion'da kaldığım cadde 15 de Agosto ile Palma Caddesi'nin kesiştiği köşede gördüğüm bu döner beni güldürdü. Lübnanlı uyanık dönerci üste tavuk, alta et koymuş, araya da patatesleri dizmiş ki birbirine değmesin. Bildiğiniz gibi döner buraya özgü değil, bizden bir yemek. Döner bütün Türkiye, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Yunanistan'da yaygın bir kebap türü. Bir görüşe göre kökeni, Kırımlıların ete kılıçlarını sokup ateşte pişirmesine dayanıyor. Osmanlı eserlerinde yatay haline 18. yüzyılda rastlanıyor. Şimdiki dikey hali ise 19. yüzyılda Bursalı İskender Efendi'ye dayanıyor. Burada gördüğünüz ve bir gece acıkınca yediğim kebap Arapça şoarma olarak adlandırılıyor, terbiyesi bizimkinden farklı ve bizim döner gibi Avrupa'nın her ülkesinde görmek mümkün. Araplar da kendi yemekleri olduğunu söylüyorlar ama shawarma sözcüğünün kökeni çevirme, ve döner Anadolu kökenli. Ermenilerdeki adı tarna, dönmek anlamına geliyor. Yunanistan'da adı doner idi ama değiştirdiler, şimdi gyros, dönmüş anlamına geliyor. Neyse, lafı uzattım, biz Paraguay'a, Latin Amerika mutfağı ve Güney Amerika yemekleri konusuna dönelim, yemek kültürü ve yeme içme deneyimlerime bakalım. Aşağıda yediğim yemek Avrupa kökenli. Palma Caddesi'ndeki Estirpe Guarani S. A. adlı lokantada yediğim Pastas capelettis la bolognesa 25.000 Gs, yanında yarım litre taze sıkma kivi suyu 11.000 Gs, toplam 36.000 Gs, 14 TL ediyor. Palma Caddesi'ndeki ünlü Lido Bar gördüğünüz gibi bir Amerikan kafe-barı tarzında tasarlanmış olsa da aslında Paraguay yemekleri sunuyor. Mekan kurulduğu 1954 yılından bu yana hemen hiç değişmemiş. Buranın en ünlü lokantası ve hep kalabalık. Güney Amerika yemekleri tatmak için ideal bir mekan, Asuncion kentinin merkezinde. Latin Amerika yemekleri için ideal bir lokanta. Lido Bar'da Paraguay'ın ve bu lokantanın ünlü yemeği balık çorbası yedim. Bedeli 30.000 Paraguay Guarani'si, 12 TL ediyor. Önceki yazılarımda Asuncion'un dünyanın en ucuz başkenti olduğununu söylemiştim, bu fiyat buna tezat görünebilir ama bizde kimse çorbaya bu kadar bol malzeme koymaz, bu tabak kocaman, ayrıca burası lüks olmasa da buranın en ünlü lokantası. Latin Amerika mutfağı lezzetlerini tatmak için ideal bir lokanta. Paraguay yerlileri Guarani'lerden gelen Paraguay çayı terere çayı bundan önce gezdiğim Uruguay'daki mate çayı gibi yerba mate bitkisinden yapılıyor, farkı soğuk içilmesi ve bardağının biraz daha büyük olması. Paraguay'ın Ağustos kışında bile kısa kollu ve terlikle gezebiliyorum, yazı cehennem gibi oluyormuş, 45 dereceye kadar çıkıyormuş sıcaklık. Paraguaylılar yerba mate bitkisinin faydalarından serinleyerek yararlanıyorlar. Paraguaylıların çoğu terere çaylarını naneli veya limonotlu içiyor. Bölgeye göre misket limonu veya portakal suyu da katılabiliyor. Meyve sulu olanını Slav göçmenler içtiği için buna terere ruso deniyor. Paraguay çayı Terere Paraguay kültürünün önemli bir parçası, bir gelenek. Herkes koltuğunun altında buzlu su dolu, deri kaplı termosu ve elinde guampa ile dolaşıyor. Guampa adlı ilginç bardak öküz boynuzundan yapılıyor. Metal pipetin adı bombilla ve içinde minik bir süzgeç var. Uruguay'daki mate gibi Paraguay'da terere arkadaş grubu arasında paylaşılır, bir güven ve iletişim kurma ritüelidir. Faydaları arasında uyarıcı, antioksidan, kan temizleyici, yorgunluk giderici, zihin açıcı, stres giderici olması var. Paraguay çayı terere bedeni canlandıran, çok düşük kalorili bir içecek. Yeni bir guampa alırsanız veya uzun süre kullanmamışsanız önce içinde bir süre su bekletmelisiniz, çünkü alt kısmı yuvarlak bir deri parçasıyla kaplanmıştır, bu deri ıslanınca şişip çatlakları kapatır. Deri yerine ahşap mantarla kaplananları da var. Genç yaşlı herkes koltuğunun altında termosu, elinde guampa ve bombilla'sı, okula, işe, parka, çarşıya, gezmeye gidiyor. Ucuz bir şeyler yemek istedim ve Demokrasi Meydanı'nda yukarıdaki tezgahta pişen aşağıdaki sandviçi yedim. Et, yumurta, peynir, jambon, marul, hardal ve ketçaplı bu sandviç 5.000 Gs, yani 2 TL. Yumurta da o metal ızgarada pişti. Arkadaşlarım Lauri, Carlos, Hanne, Riccardo ve Andreita ile, Diego'nun çalıştığı Sky Lounge Bar'da buluştuk. Carmelitas adlı şık ve modern semtteki Sky Lounge Bar'da litrelik biramız şampanya kovasında geldi. Burada büyük bira her yerde böyle sunuluyor. Sky Lounge Bar'da Diego'nun tavsiyesiyle yediğim aşağıdaki yemek çok lezzetli. Mandioca Frita adlı geleneksel yemeğin içinde patatese benzeyen mandioca kızartması, taze soğan, mozarella peyniri, parmesan peyniri, tuz ve yağ var. Güveçte fırına veriliyor. Tadına doyamadım. Üstelik etsiz bir yemek. Bizim bilmediğimizi ama Güney Amerika mutfağı için çok önemli bir temel gıda olan mandioca nedir diye merak ettiyseniz burada yazdım: Brezilya'da Lokantalar. Kaldığım otelin önündeki bu dondurma ve çilek satıcısı hiç boş kalmıyor. Carmelitas semtinde, Marical Lopez Caddesi'nde bulunan yukarıdaki Na Eustaquia Estirpe Guarani A. S. adlı kafe-lokantada, aşağıdaki geleneksel Paraguay yemeği mbeyu yedim. Mandioca unu ve peynirden yapılıyor, çok hastası var, ben de beğendim. Yanında ünlü mısır ekmeği chipa aldım. Tipik Latin Amerika yemekleri. İşte yine Lido Bar'dayım. Bu kez çok lezzetli bir sebze çorbası içiyorum. Latin Amerika mutfağı bence lezzetli. Vejetaryenler için de yemek seçenekleri var. Çorbanın üstüne yediğim empanada aşağıda. Empanada nedir derseniz tıklayarak öğrenebilirsiniz. Tam bir Güney Amerika mutfağı ürünü. Chipa adlı mısır ekmeği, Paraguay'ın en yaygın sokak yemeği. Bizdeki simitin buradaki karşılığı. Paraguay'ın başkenti Asuncion'daki son gecemde kendimi ödüllendirerek Palma Caddesi'ndeki her gün önünden geçtiğim şık Rodizio adlı lokantaya gidiyorum. Rodizio'da garsonlar ve mekan şık, açık büfesi ve mangalı zengin, ama masaların örtüsüz kalması tezat olmuş. Rodizio'da çektiğim görüntü yukarıda, yediğim yemek aşağıda. Tipik Latin Amerika mutfağı lezzetleri. Latin Amerika mutfağı bizim Türk damak zevkimize oldukça uygun, seyahat edenlerin sıkıntı çekmeyeceğini söyleyebilirim. Latin Amerika mutfağı ve diğer ülkelerin yemekleri hakkında daha fazla bilgi ve görseli YEDİKLERİM sayfamda bulabilirsiniz. Dikkat etmiyorum Serkan Bey, yerel halk ne yerse ben de o yemekleri tatmaya çalışıyorum. Çok et tükettikleri gibi epey zamandır Paraguay Türkiye'ye canlı hayvan satıyor. 🙂 İlginize teşekkürler. y. disi gezilerinizde yemek konusundan ziyade tarihi yerlere, kral, sultan.. vb mezarlarina, buralara asılan tarih notlarına daha fazla yer verebilir misiniz?.. tşk. Syg. Merhaba Berrin Hanım. Tarihi yerleri yazıyorum, Paraguay yazılarımda epey anlattım. Diğer ülkelerden de var. Kral mezarlarına özel bir ilgim yok ama bundan sonra rastlarsam dikkat edip not alacağım. İlginize teşekkürler."} {"url": "https://celebialper.com/latin-amerika-sanati/", "text": "Latin Amerika sanatı ihmal edilmeyecek kadar renkli. Asıl adı Centro de Artes Visuales Museo Del Barro olan müze kısaca Museo Del Barro yani Çömlek Müzesi olarak da anılıyor. 1979 yılında bugünkü halini alan müzede Paraguay yerlilerinin yaşamına dair eski eşyalar, yaptıkları çanak-çömlek, ahşap işleri ve çamur heykeller, masklar, modern Paraguay ve Latin Amerika sanatı eserleri sergileniyor. Ben bu müzeyi ilginç ve eğlenceli buldum. Arkadaşlarım Carlos, Diego ve Hanne ile müzeyi gezdik. Akşam da Lauri, Riccardo ve Andreia ile aşağıdaki bara gittik. Müzenin yerli eserleri kısmında Paraguay'ın eski halklarından kalma çömlek, oyma, tüylü ve yünlü eşyalar, maskeler ve çeşitli nesnelerden oluşan 1750 adet eser bulunuyor. Çamur heykel kısmındaki dört binden fazla parça eserin çoğu on yedinci yüzyıl ve daha ilerisinden kalma. Çeşitli Guarani kabilelerin fiesta sırasında taktıkları maskeler. Müzenin tuvaletine girince bu herif çıktı karşıma, tövbe tövbe. Güney Amerika gezisinde insanın karşısına böyle şeyler çıkabiliyor. İnsan ne dövmek için böyle bir havan yapar ki? Yılı belli değil ama Milattan Önceye tarihlenmiş ve Kosta Rika'da bulunmuş. Peru'da bulunmuş, Milattan sonra 1300'lü yıllardan kalma kil heykelcikler, geleneksel Latin Amerika sanatı örnekleri. Bu rahatsız edici fotoğrafın sanatçısının adını not almamışım. Museo Del Barro'nun modern sanatlar kısmındaki sabit sergilerde Paraguaylı, Latin Amerikalı ve İspanyol sanatçıların tablo, çizim, baskı, yerleştirme, heykel gibi eserleri var. Luis Felipe Noe adlı 1933 doğumlu Buenos Aires'li sanatçının Paisaje Para Armar adlı eseri 1990 yılından. Karina Yaluk adlı sanatçının La Casa Del Reino adlı eserinin bir kısmı, modern Latin Amerika sanatı örneklerinden. Bu lokantada ve diğerlerinde yediklerim Paraguay Yemekleri adlı yazımda var. Bardan hava almaya çıktığımda kaldırımda 4 genç kızın esrar içtiklerini gördüm. O sırada bir polis arabası durakladı, polis onlara baktı. Kızlardan birisi dilini çıkardı, polisler gitti. Paraguay'dan yazılarım devam ediyor: Dünyanın en ucuz kenti."} {"url": "https://celebialper.com/latin-amerikada-1-ayda-4-mevsim/", "text": "12 Temmuz 10 Ağustos Latin Amerika gezisi! Latin Amerika kıtasına bulabildiğim en ucuz uçak biletini para ödemeden aldım. 2 yıldır hiç kullanmadığım Maximillerim uzak kıta olduğu için birkaç katına çarpılıyormuş, puanlarım böylece biletin bir kısmını karşıladı, kalan kısmını borçlu kaldım İş Bankası'na. Bir yıl içinde yaptığım harcamalarla bu kadar puan toplarsam yılın sonunda hiç para ödemeyeceğim, toplayamazsam sadece kalan kısmı kredi kartımdan alınacak. Latin Amerika gezisi beni bekliyor! Güney Amerika'ya en ucuz nasıl gidilir diye epey araştırdıktan sonra aşağıda yazdığım uçak biletini satın aldım. THY Güney Amerika kıtasına tek direkt uçuşunu kıtanın en büyük kenti Sao Paulo'ya yapıyor, 13 saat. Ancak THY pahalı (3000TL) olduğu için ben Delta Airlines'dan New York aktarmalı bilet aldım, toplam 28 saat gidiş, 31 saat geliş (820 Avro). Olsun, Güney Amerika gezisi için değer. Yolculuk yolda şekillenir, dallanır, renklenir. Şimdilik Güney Amerika seyahatim için aklımdaki rota aşağıdaki gibi. Brezilya, Uruguay, Arjantin ve Paraguay'a gidiyorum. Yaşasın Latin Amerika seyahati! Hazırlıklara devam ediyorum. Bugünlerde kitaplığımdaki yıllar önce okumuş olduğum Latin Amerika edebiyatı eserlerinin bazılarını gözden geçirmekteyim. Bir ülkenin önde gelen yazarlarını okumak, o ülkeyi anlamaya büyük oranda yardımcı oluyor. Güney Amerika seyahati için de bu geçerli elbette. Foz do Iguaçu kenti yakınındaki müthiş Iguazu Şelaleleri'ne gidebilirim. Latin Amerika ülkeleri güzellikler ve maceralarla dolu! Latin Amerika gezisi için hazırlıklara devam.. Şimdilik Sao Paulo, Porto Alegre ve Buenos Aires'te CS sayesinde beni konuk etmeyi kabul eden insanların evlerinde bedava kalacağım. Diğer yerlerden de üyelere yazacağım ve muhtemelen otel masrafım olmayacak. LATiN AMERİKA'DA 1 AYDA 4 MEVSİM seyahatim için bilgi ediniyorum. Güney Amerika gezi planı. Uruguay'da elektriği, su tesisatı, yolu olmayan bir balıkçı köyü var, Cabo Polonio. Yazın 7km yürüyerek ya da arazi araçlarıyla gidilebiliyor ama ben kış mevsimine gidiyorum. Bu balıkçı köyüne gitmeyi çok istiyorum, bana şans dileyin. Zor olacak ama deneyeceğim. Burada deniz ayılarını görüp dinlemeyi umuyorum. Latin Amerika'da evlerinde kalacağım, tanışacağım insanlara vermek üzere CD albümlerimi hazırladım. Ben de oralardan Latin Amerika müzikleri alıp getireceğim. 4. Paraguay'da \"abi sizde çok mu para var?\" geyiği. Güney Amerika'da kalacağım evlerin çoğu belli oldu. Brezilya'da Sao Paulo'da Janaina, Porto Alegre'de Natassja; Uruguay'da Montevideo'da Pedro; Arjantin'de Buenos Aires'te Sebastian, Rosario'da Nadia beni Latin sıcaklıklarıyla evlerinde karşılıksız konuk edecekler. Paraguay'dan henüz bulamadım, deniyorum. 1. Seyahatimin son 1 haftasında otellerde değil ilk 3 hafta olduğu gibi CS yoluyla evlerde kalarak (- 350USD), 2. Brezilya'da yaptığım iki yurtiçi uçuş yerine otobüs yolculuğu yaparak, 3. Beş-altı kez yemek yediğim pahalıca lokantalar yerine ucuz yemekler yiyerek, 5. Soyguna uğramayıp yeni bir fotoğraf makinesi almak zorunda kalınmayarak, Bu seyahat tüm gördüklerimden ödün vermeden 3.000 TL masrafla gerçekleştirilebilir. Latin Amerika ülkelerinde yaşadıklarımı bol fotoğraflar eşliğinde yazmaktayım. Okumak için tıklayın: Sao Paulo'da yaşam. Alper, this looks fantastic! I can't wait to read about it! Thanks Billy! Sure, I will write all my adventures. Aaa süpermiş! Foz do Iguaçu'ya git mutlaka! Alpercim ben de yeni baktım özendim, gıpta ettim. takipte olacağım. Kuzeyde hava 34 C oldu diye hiç güney yarımküreye gidilir mi Alper hocam? Güzel anılarla ve sağlıcakla dönmeni diliyorum. İyi geziler.. Murat hocam sorma. Kis mevsimine geldigimi biliyordum ama binalarda isitma sistemi olmayacagi aklimdan bile gecmemisti. Bizim gibi 3 ay kis, 3 ay sonbaharlari var. Fakat binalar buz gibi, herkes paltoyla oturuyor. Usuyorum hocam, butun evler, lokantalar, muzeler, buz gibi. Nice itinerary Alper! Thank you for the CD music :), my job partner said that she feels like being in Arabia :))) hahaha, made me laugh. I liked the turkish music. Keep enjoying your travel!!! I am glad you like the old Turkish music from Ottoman Empire. Buna memnun oldum Kaan Bey. Seyahat haberlerimi görmek isterseniz beni Facebook'ta ekleyebilirsiniz. bence biraz pahaliya kacmis gibi yolculuk... couchsurfing konaklamayi bedavaya getirse de bu kisiler genelde orta ve ust sinif insanlar olduklari icin iyi yerlerde takiliyorlar ve onlara ayak uydurmaya calistiginizda sizde cok harcama yapabiliyorsunuz. bu yuzden benim ilk tercihim camping oluyor. brezilya da epey para harcamissiniz yeme icmeye galiba. cabo polonio maceraniz ise heyecan verici olmus. uruguay da ayrica piriapolis sehrine gitseydiniz keske.. mukemmel bir sahil sehri. piriapolis fc camping alaninda 200 pesoya kalabilirdiniz. neyse yine de benim gitmedigim ama pisman oldugum cabo polonio ya gitmissiniz bu bile takdire deger cunku gercekten oraya ulasmak kolay degil eger arabaniz yoksa. Hayır CS üyelerinin çoğunluğu orta ve alt gelir düzeyinden insanlar. Şimdiye dek para harcamayı seven sadece bir kişiye rastladım. Cabo Polonio harika bir yer, eşsiz ve gözden ırak. Hayallerimden biriydi ve gerçekleştirdim. Güney Amerika gezisi için hem bilgi vermiş hem de gezi notları yazmışsınız, teşekkürler. Rica ederim. Güney Amerika gezisi harika geçti. Latin Amerika gezisi birçok kişinin hayali. Güney Amerika gezi notlarınız harika. Latin Amerika gezisi yaşama bakışını değiştirecek, çok keyif alacak, macera yaşayacaksın. Blogumu okuduğun için teşekkürler. blogunuzu artan bir ilgi ve merakla takip ediyorum. Bize de sirayet etmiş durumda yepyeni ülkeler, insanlar ve doğayı görebilmek.. İnternette orbitz ve kayak isimli sitelerden bir fiyat araştırması yaptım. Ekvador-Quito'ya kayak sitesi 26 Ocak-3 Nisan 2016 arası gidersem 2568,-TL fiyat verdi. Orbitz ise 876,85 USD fiyat verdi. Fiyat farklılıklarını nasıl çözerim bilemiyorum. Ayrıca bu gezdiğiniz 4 ülkeye yalnız değil de 1 veya 2 kişiyle birlikte gezmek isterim. İlk defa G. Amerika'ya gitmeyi planladığım için biraz çekincelerim var. Önerilerinizi bekliyorum. Bulduğunuz uçak bileti Güney Amerika için çok ucuz bir uçuş, kaçırmayın. Transit vize ise evet, beklemeniz gerekir. Başvuru için konsoloslukları arayıp gerekli belgeleri sormak en iyisi. İyi yolculuklar. Merhaba Alper bey, G. Amerika ve diğer seyahatlerinizi çalıştığınız, gezi notlarını ve çıktısını aldığınız web siteleri hangileridir? En azından linklerini verebilirseniz üzerinde bizler de okumalar yaparız. Şimdiden teşekkürler. Merhaba. Bu yazının sonundan devam eden yazılarımı okursanız Güney Amerika gezisi hakkında epey bilgi var. Wikitravel sitesinden ve Lonelyplanet kitaplarından yararlanıyorum. Merhaba. Miami aktarması için Amerikan transit vizesi almanız gerekiyor. Merhaba Lütfullah Bey. Harika bir Güney Amerika seyahat rotası. Buenos Aires ile Montevideo arası hariç hepsi uzun mesafeler. Ülkeler arası yolculuklar için uçak mı otobüs mü düşünüyorsunuz? Eğer uçak ise bu plana şehir eklemek mümkün. Örneğin Arjantin'de Rosario güzel bir Latin Amerika kenti. Rica ederim. Silahlı soygun ne yazık ki bir Latin Amerika gerçeği. Gideceğiniz kentlerden Lima ve Santiago oldukça güvenli, rahat edersiniz. Ancak diğerlerinde sokak suçu var, tehlike sırasına göre Sao Paulo, Rio, Buenos Aires, Iguazu, Montevideo şeklinde sıralayabilirim. Örneğin ben Montevideo'da güpegündüz parkta silahlı soygun yaşadım, ilgili yazımda anlattım, bakın şaşıracaksınız. Çeşitli sayfamdaki bir yazımda anlattığım pasaport çantalarından alın. Profesyonel, büyük fotoğraf makinesi götürmeyin. Mümkünse yeni model telefonla değil yedekte varsa eski veya ucuz bir telefonla gidin. Üzerinizde fazla para taşımayın, taşımanız gerekiyorsa çoğunu pasaport çantanıza, bir kısmını da pantolon ön cepleri ve çorap içine dağıtın. Mümkün olduğunca oyalanıp etrafınıza bakınmadan, kararlı adımlarla yürüyün. Geceleri dışarı çıkmayın. Abartı gibi gelebilir ama değil. Uzun otobüs yolculukları yapacaksınız, otobüsleri rahattır. Yerel hava yolları ile ucuz uçuşlar oluyor bazı uzun mesafelerde bu uçaklarla zaman kazanabilirsiniz. Bogota yourcolombia size çok sayıda ipucu sunmakta ve Kolombiya'nın başkenti etrafında turlar düzenlemektedir. Müzik zevkin ne güzel ve ne kadar ince bir davranış! Bu yaz iki aylığına bir rota hazırlayacağım ama çok kararsızım. Yüksek ihtimal Brezilya ile başlayan bir rota olacak. 60 güne kaç ne kadar uzağa gidebilirim bakalım. Ucuz olan her ülkeyi rotaya dahil edebilirim. Brezilya, Uruguay, Paraguay, Bolivya, Peru, Ekvator, Kolombiya olarak noktalandırabilirim. Hali hazırda gidiş dönüş biletimi bulamamış olduğum için çok farazi bir rota şimdilik. Güney'e inmeyi düşünmüyorum Kuzeye çıkıp biraz ısınmak istiyorum. Seyahatim Temmuz-Ağustos aylarını kapsadığı için kuzeye indikçe çok üşüyeceğimi öngörüyorum. En sevmediğim şey kışın lahana gibi gezmek. Ne kadar hafif çantam olursa o kadar mutlu oluyorum =) Arjantin'nin kuzeyi ve Şili bir başka sefere kalır gibi."} {"url": "https://celebialper.com/latin-amerikada-egitim/", "text": "Bu yazımın konusu Latin Amerika'da eğitim ve ziyaret ettiğim okullarla güzel park. Asuncion Hayvanat Bahçesi ve Botanik Parkı 1914 yılında Dr. Carlos Fiebreig tarafından kuruldu. Asuncion'un akciğeri olan 110 hektar genişliğindeki Jardin Botanico doğal bir orman alanı, tarihi bir ulusal miras, ekoloji ve bilim merkezi. Paraguay'ın başkenti Asuncion merkezine sekiz kilometre uzaklıktaki parka beni Andreita, Riccardo, Diego, Carlos ve Hanne götürdü. Jardin Botanico'da çoğu kuş, memeli ve sürüngen olmak üzere 70 hayvan türü yaşıyor. Başkent Asuncion'da bu büyüklükte bir doğal orman, kişi başına düşen yeşil alan oranını artırıyor. Aşağıda ben, Hanne, Diego, Andreita, Riccardo çocuklar gibi şeniz. Dev kelebek kanatlarım olsa, buradan tüm Paraguay ve Bolivya, Şili, Peru'ya uçsam. Biletsiz, özgürce gezsem. Botanik Parkı'nda arkadaşlarımla ormanda bisikletle gezdik, yürüyüş yaptık, harika bir gün geçirdik. Sağolsun Carlos terere takımını getirmiş, Paraguay'da onsuz gezilmez zaten. Bizim damak tadımıza uygun olmasa da buzlu terere iyi gitti. Jardin Botanico ormanı, hayvanat bahçesi, müzesi, yürüyüş yolları ile harika. Latin Amerika gezim sırasında her fırsatta üniversite ve okulları da ziyaret ettim. İşte bunlardan bazıları, Güney Amerika okulları ve Güney Amerika'da eğitim, üniversiteler. Nuestra Senora de la Asuncion Katolik Üniversitesi kilise tarafından 1960 yılında kuruldu. Üniversite yönetiminin ifadesiyle bu yaratıcılık ve bilgi yayma merkezi, toplumun iyiliği için inanç, bilim ve kültürler arası diyalog kurmayı ve meslek eğitimi vermeyi hedefliyor. Birkaç öğrenciyle sohbet ettim. Burada okuyan herkesin dindar mı olduğunu sordum. \"Hayır çoğumuz değiliz, bedava eğitim verildiği için burada okuyoruz, sadece haftalık din derslerini almak zorundayız\" dediler. Tahta görünce dayanamıyorum, elimde değil, işim bu. Güney Amerika üniversitesinde Türkçe ders anlatan ben. La Universidad Catolica Nuestra Senora Katolik Üniversitesi'nin kantin tabelasını beğendim. Bundan yurduma da çok lazım. Latin Amerika'da eğitim. Barrio San Roque Mahallesi, Estados Unidos Caddesi 935 numaradaki bu binada \"Colegio San Jose de Calasanz\" adlı ilkokul var. Müdürünün adı Maria Teresa Bogado Vda de Mongelos. Müdürünün adını hiç merak etmediğinizi biliyorum, tipik bir Latin Amerikalı ismini size yazmak istedim sadece. İlkokul ve içerisindeki ana okulunun bugün 170 öğrencisi var. Seyahat ettiğim yerlerde düğün-dernek, kilise, konser, dükkan, okullara girmeyi seviyorum. Latin Amerika'da yaşamın içine girebilmek için de fırsatları kaçırmadım. Asuncion'da El Paraguayo Independiente Caddesi'nde dolaşırken eğitimle ilgili olduğunu anladığım bu küçük binaya girip görevliye buranın ne olduğunu sordum. Centro Cultural de Capacitacion adlı dershanenin sekreteri Leticia İngilizce bilmiyordu, içeriden İngilizce ders sesi gelen odaya yönelince bölmemesini söyledim ama kapıyı açıp öğretmeni çağırdı. Adriana bana bu özel dershaneyle ilgili bilgi verdi. İngilizce ve diğer konularda kurslar veriyorlarmış. Bu fotoğrafları onlara da gönderdim, bazen haberleşiyoruz. El Paraguayo Independiente'de bir ana okulu görünce yavaşça içeri girdim. Öğretmenler beni gülümseyerek karşıladılar, pek İngilizce bilmiyorlardı ama sıcak davrandılar. Kaldığım 15 de Agosto ile Jejui Caddelerinin kesiştiği yerdeki Özerk Asuncion Üniversitesi 1978 yılında işletme kursu olarak açılmış, 1991'de Universidad Autonoma de Asuncion adını alarak bir üniversiteye dönüşmüş. Bugünkü Rektörü Jose de Jesus Rios Torres. Universidad Autonoma de Asuncion adlı bu özel üniversitenin konseyinde hocalar, öğrenciler, idari personelden temsilciler var. Yılda üç sömestre var: Ocak-Mart arası Yaz, Mart-Temmuz arası Sonbahar, Ağustos-Aralık arası İlkbahar sömestri. Latin Amerika'da eğitim görmeyi düşünenlere bilgi. Latin Amerika seyahatim daha bitmedi, yarın Brezilya'ya geçiyorum, devamı: Foz do Iguaçu. Çok güzel bir ülke. Yazılarından anladığım kadarıyla cana yakın ve yardımsever insanlar. Blogunu her okuduğumda keyif alıyor ve güzel bilgiler ediniyorum. Güzel ülke Alper, insanı da sıcak, doğru tespit. ben bloğunuzu yeni buldum ve okumaya başladım.. Güney amerika ülkelerine ben çok gitmek istiyorum özellikle Uruguay, sizin verdiğiniz bilgiler resimler gerçekten çok hoş. Emeğine ayağına sağlık.."} {"url": "https://celebialper.com/latin-dans-cesitleri/", "text": "Latin dans türleri, müzikleri ve figürleri geniş bir çeşitlilik gösteriyor. Salon dansı ve halk dansı olarak yapılan, Porto Riko ve Küba başta olmak üzere Latin dansı deyimi, Latin Amerika ülkelerinden çıkan ve dünyaya yayılan dansların hepsini birden ifade eden geniş bir anlama sahip. Önde gelen Latin kökenli salon dansları ça ça, rumba, merenque, tumba, bachata, bomba, plena, paso doble ve bolero. Arjantin Tangosu da Latin kökenli bir salon ve halk dansı, ancak kendisi hem stil hem bir spor dalı olarak bağımsız bir kategori. Salsa ise Amerika Birleşik Devletleri'nin New York eyaletindeki Spanish Harlem bölgesinde yaşayan Latin Amerika kökenli insanlar arasında ortaya çıkmış bir dans olsa da, stil olarak Latin dansları arasında. İşte Latin dans çeşitleri, isimleri, müzikleri, figürleri hakkında bir yazı ve dans videoları. Çaçarera, gato escondido ve zamba Arjantin halk dansı çeşitleri. Bolivya halk dansları arasında morenada, kullawada, caporales ve yeni üretilmiş bir dans olan tinku var. Cumbia ise Kolombiya'ya özgü bir dans. Latin dansları, Amerika kıtasına göçen siyahların etkisiyle Afrika dans ve müziklerinden de etkilendi. Türkiye'de Latin dansları alanında en önemli etkinliklerden birini Antalya WOW Hotelleri gerçekleştiriyor. MNG Turizm sponsorluğunda WOW Kremlin Palace'da gerçekleşen Latin Dans Festivaline 6 blog yazarı olarak davet edildik ve gösteriler, dans dersleri, yarışmalar, havuz başı partileri, plaj partileri ve daha birçok dans etkinliğinin keyfini yaşadık. Ben ve davetli olan diğer seyahat yazarları Gökhan Erdoğan, Gürhan Kara, Zehra Simay Serdaroğlu, Cüneyt Durhan ve Hüsnü Tavlaş, WOW Topkapı Palace'da konaklayıp, hemen yanındaki WOW Kremlin Palace'da dans festivali ve gösterilerinde eğlendik. Latin dans festivalleri ve yarışmalarının dünyaca ünlü organizatörü Albert Torres'in düzenlediği Mediterranean Latin Dance Festival kapsamında salsa, zumba, tango, hip hop, bachata, kizomba, reggaeton, Küba danslarının en ünlü isimlerini izleme şansı bulduk. Son üç yılın Dünya Latin Dansları Şampiyonları Ricardo & Karen, 8 yaşındaki Kevin ve partneri Gaby, Latin dans videoları ile ünlenmiş SuperMario, Jhon Narvaez ve Salsamania Takımı partneri Liz Rojas, Kizomba Fransa şampiyonları Tony Pirata & Sophie Fox, Bachata'ta Dünya Şampiyonluğu kazanmış İtalyan Andrea & Silvia, BNF takımı ve Zouk gösterileriyle takdirleri toplayan Pasty ve Dotty, Nina & Zerjon ve bu eşsiz dansçılara eşlik eden Dj Fox ve Dj Free'yi coşku ve keyifle izledik. Rock'n roll, disco, sirtaki, pop, oryantal vb, bunlar aslında Latin Amerika dansı değil. 1920 li yıllarda ABD'de ortaya çıkan salsa dansı, akustik gitar ve çeşitli vurmalı çalgılardan oluşan bir müzik kültüründe, kıvrak Latin ezgilerine sahip. Latin ana başlığında toplanan 6 farklı türden en çok bilinen ve en çok ilgi çeken salsa dansı. Estetik doğaçlama figürleri ile eğlendirici. Erkek rehberliğinde ve değişik müzik çeşitlerine göre 4 lük ve 8 lik ritimle oynanıyor. Bachata aynı rap kültürü gibi fakir ve dışlanmışlığın kültürü olarak ortaya çıktı. Dominik Cumhuriyeti'nin varoşlarından Dünyaya yayılan bachata, fakir Dominiklilerin, sosyal ve ekonomik dışlanmışlığını yansıtıyor. 1960'ların başında bachata romantik, gitara dayalı müzikken, ileriki yıllarda müzisyenlerin Bachata ritimlerini hızlandırması ile salsa dansı müziği olarak da kabul gördü. Romantizmin yoğun olduğu bachata, salsaya göre daha basit adımlara ve dönüşlere sahip. 1950'li yıllarda popüler hale gelen cha cha, mambodan türetildi. Diğer sosyal Latin danslarına göre daha keskin dönüşlere ve adımlara sahip. Bir başka deyişle cha cha; birinci ve ikinci vuruşlardaki yavaş olmak üzere üç adımdan oluşuyor. Hızlı ve enerjik müziklere sahip. Cha cha cha müziği keskin sert ve neşeli bir yapıda. Ancak ezgileri bu duygular yanında özensizlik ve savrukluk da taşıyor. Müzikte vurgu ilk ölçüde. Ritimdeki keskin vuruşlara danstaki ani ve sert hareketler karşılık geliyor. Basit yapısı ve neşeli müziği sayesinde kolayca yayıldı ve uluslararası Latin Amerika dans yarışmalarında diğer dansların yanında kendine yer buldu. Mambo, Küba'da daha çok Haitililerin yaşadığı bölgede ortaya çıktı. Haiti'nin tarihine bakıldığında \"mambo\" adında sadece bir büyücü var. Bu büyücü köylülere danışmanlık yapar, onları iyileştiren, kötü ruhları kovan, dini bilgiler veren ve ulusal eğlenceleri organize eden biri. Fakat mambo adında hiç bir yerel dans yok. Swing ve Cuban dansın birleşimiyle bu büyüleyici ritm ortaya çıktı ve sonunda yeni heyecanlı bir dans yarattı. O zamana kadar Mambo tasarlanamamıştı. Mambo dansı, 1943 yılında Havana'daki La Tropicana adında bir gece kulübünde sunduğu dans ile Perez Prado'ya atfediliyor. Daha sonra diğer Latin Amerikan dans grubu liderleri sahip oldukları ileri mambonun değişik stillerini elde etmeyi başardılar. Tango, Buones Aires, Arjantin ve Montevideo, Uruguay kökenli bir dans ve müzik türü olup, dansla beraber gelişen müzik tarzı da aynı adla anılıyor. Tango sosyal bir ürün. Doğduğu toplumla özdeşleşmiş, onun yazgısını paylaşıyor. Etki alanını müzikten çok ötelere genişletebilmiş ve bir milletin sosyo-kültürel yaşamının ifadesi olmuş. Yöresel bir müzik türü olarak ortaya çıkmış ama uluslararası bir nitelik kazandı. Belki de hakkında en çok kitap yazılan bir müzik ve dans türü tango. Bolero 1930'ların ortalarında ortaya çıkmış, Amerikan Style bir dans. O zamanlar bolero klasik formda dans ediliyordu. Bolero'nun orjinali 3/4'lük ritm ile İspanyol bir dans türü. Bolero Küba'da önce 2/4'lük ritmle başladı, sonunda ise 4/4'lük ritme değişti. Şu anda rumba ritminin çok yavaş bir versiyonu olarak dans ediliyor. Müzik sık sık İspanyol vokalleri ve ince perküsyon efektleri ile düzenleniyor, ve 20 ile 25 mpm ile çalınıyor. Bolero Fandango'nun istenmeyen kısımları çıkarılarak yapılmış bir düzenleme. Bolero \"slip pivot\" ve sola dönüşler olan bir dans çeşidi. . Bolero'da sadece vücut yükselişi var ve ayaklardan bir yükselme olmuyor. Slip pivot ile dans eden bir çift ve yavaş harika müziği, boleroya çok yavaş, düzgün, güçlü ve romantik hava veriyor. Bolero'nun ayak hareketleri rumba'ya benziyor fakat çok farklı bir havası var. Bolero genellikle, yavaş ve harika temposu ve güzel melodilerinden dolayı \"aşkın dansı\" olarak biliniyor. Müziği duyduğunuzda onu bolero sanabilirsiniz ama aslında tempo bakımından çok farklı. Flamenko kendine has bir Güney İspanya sanatı. Üç şekilde hayat buluyor : şarkı \"Cante\"; dans \"Baile\"; ve gitar \"Guitarra\". Flamenko, Güney İspanya'nın kendi folklorik müziği ile çingenelerin aynı kültürden yaratmış oldukları müziğin kaynaşmasıyla ortaya çıktı. Populer halk müziği, çingene müziğinin gelişimini etkiledi, ancak o günlerde bu müzikle bağdaşmadı. Günümüzde ise bu iki müziğin birleşmesiyle Flamenko ortaya çıktı. Araplar İspanyol müziğine duygusallık ve duyarlılık kazandırdılar. Fevri insanlar olan Araplar başlarında fanuslar kırar, elbiselerini parçalar yada yerde yuvarlanırlardı. İspanyol müziği ve Flamenkoda önem kazanan çoğu şarkının zambra, zorongo, zarabanda ve fandango gibi Arapça isimleri var. Aslında \"zamras\" terimi o zamanki müzisyenlere ya da bunların çaldıkları toplantılara verilen isim; günümüzde halen Kanada'daki çingeneler festivallerine \"zambras\" diyorlar. Bu döneme ait yazılı Arap müziğine örnekler bulunmamakla beraber bu müziğin bugün halen Kuzey Afrika ya da Ortadoğu'da var olan müziği çağrıştırdığı biliniyor ve modern flamenko bu müzikle belirli öğeleri paylaşıyor. Farklı ülkelere ve Latin dans çeşitlerine ait aşağıdaki Latin dans figürleri ve isimleri sayılabilir. Ünlü, hareketli ve eğlenceli Latin dans müzikleri için örnek olarak şu parçaları sayabiliriz. WOW Hotelleri, bir yandan sakin bir tatil geçirmek isteyenlerin tercihi olurken, etkinlikleri ile eğlence arayan tatilcilerin de ilk tercihleri arasında yer alıyor. Balayı tatili yapmak isteyen çiftler için sürprizleri ile göz doldururken, geniş çocuk oyun alanları ile de çocuklu ailelerin tercihi oluyor. Bizi Latin Dans Festivalinde misafir eden WOW Hotels'e ve bu güzel tatilin gerçekleşmesine aracılık eden Uzakrota'ya çok teşekkürler. Antalyamızda böyle etkinlikleri görmek ne güzel antalya rent a car olarak başarılarınızın devamını diliyoruz."} {"url": "https://celebialper.com/lefkosa-gezi-notlari/", "text": "Lefkoşa 1974 harekatına kadar Kıbrıs Cumhuriyeti'nin başkenti iken bugün ikiye bölünmüş bir şehir. Güneyi Nicosia halen Kıbrıs Cumhuriyeti veya Kıbrıs Rum Kesimi'nin, kuzeyi ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin başkenti. Dünyanın tek bölünmüş başkenti olan Lefkoşa bir çok tarihi esere sahip, ziyaretçilerine sakin ortam sunan bir kent. Bu yazımda Lefkoşa gezisi planlayanlar için rehber niteliğinde gezilecek yerler listesi, gezi notları ve şehir hakkında bilgi var. Lefkoşa yürüyerek gezilebilecek, güvenli ve sakin bir şehir. Kentin adı Türkiye'de sıklıkla Lefkoşe şeklinde yanlış söyleniyor. Lefkoşa'da gezilecek yerler ve tarihi eserler çoğunlukla Surlariçi denen tarihi kent merkezinde. Lefkoşa kentine kuzeyden girilen kapı 1567 yılında Venedikliler tarafından yapıldı. Turizm danışma bürosu var. Lefoşa'da gezilecek yerler arasında en önemlisi olan St Sophia Katedrali 13. ve 14. yüzyıllarda inşa edildi, 1570 yılında iki minare eklenerek camiye çevrildi. Katedral, Kıbrıs'taki en büyük, en görkemli ibadethane ve en önemli Gotik mimari eser olarak kabul ediliyor. Katedralin yapımına Latin Başpiskoposu Eustorge de Montaigu tarafından 1208 yılında başlandı ve 1326 yılında kutsanarak ibadete açıldı. Kıbrıs'ın en önemli kilisesi olduğundan, Luzinyan krallarının taç giyme törenleri burada yapılırdı. Yapı, 1373 yılında Cenevizliler, 1426 yılında Memlükler tarafından yağmalanmış ve birkaç depremde zarar görmüş. 1491 yılındaki deprem sonucu, Katedralin doğu bölümü yıkılmış ve Venedikliler tarafından onarılırken, eski bir Lüzinyan kralının (2. Hugh ) mezarı ortaya çıkmış. Selimiye Camii'nin doğusunda bulunan Taş Eserler Müzesi, 15. yy'da inşa edilmiş Venedik tarzı bir yapı. Orta çağlardan bugüne değin bir çok taş eser örnekleri sergileniyor. Giriş kapısının karşısındaki görkemli taş işlemeli pencere, eskiden Sarayönü meydanında olup İngiliz döneminde yıktırılan Lüzinyan sarayından getirilmiş. En göze çarpan eserler olarak Dampierre ailesine ait lahit ve 13. yy'da Kıbrıs Mareşali olan Adam of Antioch'a ait mezartaşı sayılabilir. Ayrıca mermerden bir St. Mark Aslanı da avluda bulunan eserler arasında. Osmanlılar tarafından 1572 yılında inşa edilen Büyük Han, içerisinde oturup güzel mimarisini seyretmeye değer bir yapı. Tamamıyla taştan inşa edilen hanın içinde 68 oda, 1 mescid ve 10 dükkan bulunuyor. Salı ve Perşembe akşamları da avluda canlı müzik var. El sanat işleri satılıyor. Kıbrıs'a tatil veya gezi için gelenlerin mutlaka görmeye geldikleri, tarihi ve huzurlu bir ortam. Diğer adı Sarayönü olan meydanda Venedikliler tarafından 1550 yılında yapılan Venedik Sütunu yer alıyor. Osmanlıların Sarayönü Camisi'nin avlusuna koydukları 6 metre yükseklikte sütun, daha sonraları 1915 yılında İngilizler tarafından eski yerine getirilmiş. Salamis'teki bir mabetten getirildiği sanılıyor. Sütunun alt tarafında 6 İtalyan ailesinin armaları var. Sütunun üzerindeki bakır küre sonradan ilave edilmiş. Atatürk Meydanının batısındaki devlet binaları 1900'lerin ilk yıllarında İngiliz Koloni devrinden kalma. Binaların doğuya bakan yönünde bir çeşme var. Ayrıca Kraliçe Elizabet'in 1953 yılında tahta çıkması nedeniyle inşa edilen bir platform bulunuyor. Üzerinde İngiltere'nin arması bulunan bu platformdan, İngiliz valisi, Kraliçe'nin tahta çıktığını ilan etmiş. Geleneksel Kıbrıs Türk mimarisinin örnekleri evler, fotoğraf çekmek için ideal. Büyük Hamam olarak bilinen Türk Hamamı Latinlerin St. George Kilisesinin harabeleri üzerine inşa edildi. Girişteki yay şeklinde kapı bu harabelerden kalma. Hamamın iç yapısı klasik Osmanlı mimarisinde. Binanın zemini yoldan 2 3 metre kadar aşağıda kalıyor. Bina 12. yy'da Bizans St. Nicholas Kilisesi olarak yapılmış. Daha sonra Lüzinyanlar tarafından yapılan bazı Gotik eklemelerle genişletilmiş. Venedik döneminde yeni değişikliklerden sonra Yunan Ortodoks Metropolitine verilen bina, farklı mimari tarzlarla karma bir dokuya sahip. Osmanlılar döneminde daha çok tekstil ürünlerinin satıldığı bir çarşı ve depo işlevi görmüş. Kuzey kapısı üzerindeki taş işçiliği St. Sophia Katedrali'nin kapısına benziyor. Önemli bir gezi noktası. St. Nicholas Kilisesi'ne yürüme mesafesindeki tarihi eser Derviş Paşa Konağı bugün Etnografya Müzesi. Lefkoşa'da gezilecek yerler arasında yer alan konak müze hafta içi 08:00-15:30 arası, Perşembe günleri 08:00-13:00 ve 14:00-17:00 (yazın 18:00) saatlerinde açık. Cumartesi-Pazar kapalı. Orta Çağ'dan kalma bir Fransız konutu. Mevlevi Derviş müzesi 17. yüzyıl başlarında yapılmış. Osmanlılar adayı aldıktan sonra gelen Türklerin çoğu Konyalı olduğundan Mevlana'nın hayat tarzını kabul ettirmek istemişler ve Lefkoşa'da bu tekkeyi kurmuşlar. Zamanla ölen Mevlevi ileri gelenleri arka odalara gömülerek türbe haline getirilmiş. Tekke şu an müze olarak kullanılmakta, Mevlevi giysileri, müzik aletleri ve etnografik malzemeler sergileniyor. Lefkoşa'da gezilecek yerler arasında bulunan Arap Ahmet Camii 1845 yılında diğer bir çok cami gibi eski bir Latin kilisesinin yerine yapıldı. Caminin döşemesini oluşturan mermerler arasında Lüzinyan ve Venedik dönemlerinden kalma 25 kadar yazılı ve resimli mezar taşı bulunuyor. Cami, Kıbrıs işgalinde Osmanlı ordusunun generallerinden olan Arap Ahmet Paşa'nın adını taşıyor. Klasik Türk Cami mimarisinin güzel bir örneği olan caminin kemerli bir sundurması ve 6 metre çapında bir kubbesi var. İçinde eski Türk mezarları olan bahçesi, şadırvanı ve selvileri ile Lefkoşa şehrinin sakin ortamlarından biri. Camideki mezarlar arasında, 1832 yılında Lefkoşa'da doğmuş olup, Osmanlı Devleti hizmetinde 4 kez Sadrazamlığa dek yükselmiş olan Kamil Paşa'nın da mezarı var. Kamil Paşa 1913 yılında Lefkoşa'da ölmüş ve caminin avlusuna gömülmüş. 1926 1931 yıllarında Kıbrıs Valisi olan Sir Ronald Storrs, Kamil Paşa'nın mezarını 1927 yılında yaptırıp, üzerine Türkçe ve İngilizce bir kitabe koydurmuş. Geleneksel mimarili güzel evlerle dolu tarihi mahalle kentin Rum kesimi sınırında bulunuyor ve gezi için keyifli bir ortam. Adını Osmanlı'nın Lefkoşa'yı almasında görev üstlendikten sonra 1580'lerde Kıbrıs Valisi olan Arap Ahmet Paşa'dan alıyor. Osmanlı döneminde Lefkoşa'nın en gözde Türk semtlerinden biri olan Arabahmet Mahallesi, 1980'lerden sonraki planlama çalışmalarında \"özel proje alanı\" olarak ilan edilmiş. Projenin amacı ise geçmişte bölgeyle ilişkileri ve anıları olan ailelerin geri gelmesi ve semtin yeniden eski yaşamına kavuşturulması. İlk restorasyon uygulamaları için seçilen Derviş Paşa Sokağı'nda iki bina, sanatçı kuruluşlarına verilmiş. Bölgenin ilgi görmesi, halkla buluşması ve kültürel merkez olabilmesi için Arabahmet Festivali düzenlenmiş. Kıbrıs Türk Mimarlar Odası da aynı semtte iki katlı özgün bir sivil mimarlık örneğini hizmet binası işleviyle onararak bu önemli çabalara katkıda bulunmaya hazırlanıyor. 17. yy. sonunda yapılmış olan bir Osmanlı yapısı. Giriş kapısındaki işlemeli Gotik kemerin biçimi ve oranlarının yapıdaki diğer kemer ve Osmanlı mimari üslubuna aykırı olması nedeniyle daha önceden var olan bir yapıya muhtemelen bir manastır ait olabileceği düşünülüyor. Yapı dörtgen bir plan üzerine inşa edilmiş olup, iki katlı ve camisi yok. Yolcular üst katlardaki odalarda kalır, alt kattaki odalarsa hayvanlarının konaklaması ve eşyaları için depo amaçlı kullanılırdı. Lefkoşa şehrindeki St Sophia'dan sonra en dikkate değer Lüzinyan yapısı St. Catherine Kilisesi, bugün Haydar Paşa Camii. Tarihçi Sir Harry Luke tarafından Kıbrıs'ın en zarif ve mükemmel Gotik binası olarak tanımlanmış. St. Catherine Kilisesi 14. yy. da inşa edilmiş olup, Osmanlıların adaya hakimiyetlerinden sonra cami haline getirilmiş. Binanın yukarı doğru daralan ayaklarının arasına uzun ve dar Gotik pencereler yerleştirilmiş. Pencerelerin üst kısımları alçıdan geometrik desenlerle süslü. Kilisenin üç girişi var; Gotik stilde yapılmış olan güney kapısının ince taş işçiliği ve kapı sövesinin üzerinde Lüzinyan armalarının kabartmaları göze çarpıyor. Batı kapısı daha büyük olup, aynı mimariye sahip; sövesi gül ve ejderha motifleriyle süslü. Kuzey girişi daha sade ve dirsekler üzerinde elinde balık tutan çıplak bir kadın figürü ve ejderha kabartmalarıyla süslü. Kilisenin içinde bir koro yeri, törenlere ait eşyaların saklandığı bir oda, hazine ve küçük bir vaftiz havuzu var. Lefkoşa kentinin tam merkezinde bulunan tarihi eser eski bir Latin kilisesiyken camiye çevrilmiş, 1890'larda harap durumdayken Ali Paşa tarafından 1902 yılında yeniden yaptırılmış. Arap mimarisi etkileri görülen caminin güzel bir ahşap tavanı var. 1962 yılında şadırvanı yıktırılırken, üzerinde Yunanca yazılar bulunan kapaklı bir mermer lahit ortaya çıkmış. Bu tarihi eserin harf stilinden ve gövdesindeki kocaman bir haçtan, Bizans dönemine ait olduğu anlaşılıyor. Günümüzde Lefkoşa Evlendirme Dairesi olarak kullanılıyor. 1829 yılında Sultan II. Mahmut tarafından inşa ettirilmiş olan yapı, Selimiye Camiin doğu kapısı yanında bulunuyor. Bina, kubbeli büyükçe bir odayla, yine kubbeli ve kemerli bir sundurmadan oluşuyor. Arap Ahmet Camii gibi klasik Osmanlı Cami ve Medrese mimarisinin bir örneği. Kütüphanedeki 1700 kadar kitap arasında el yazması Kur'an ve değerli Arapça, Türkçe ve Farsça kitaplar yer alıyor. 1974 yılından sonra iki taraf arasındaki geçişler için çok sınırlı amaçlarla kullanılmaktaydı. 23 Nisan 2003 tarihinde yaya ve araç geçişine açıldı. 10 Mayıs 2003 tarihinde Metehan Sınır Kapısı açılınca, Ledra Palace Sınır Kapısı araçlı geçişlere kapatıldı. Kıbrıs Türkleri sınırı geçebiliyor ama TC vatandaşları Kıbrıs Rum Kesimi'ne giremiyor. KKTC açısından Türk vatandaşlarının ülkeden çıkmasında bir sakınca olmadığı için çıkış yapıp Yeşil Hat adlı ara bölgeye girebiliyorsunuz. KKTC kontrol noktası ile Kıbrıs Cumhuriyeti kontrol noktası arasındaki yaklaşık mesafe 1000 metre olan sınır kapısından, sadece yayalar ve diplomatik plakalı araçlar geçebiliyor. Lefkoşa'da görülecek yerler arasında ilginç bir gezi noktası. Güney Kıbrıs'a giriş noktasından önceki son bina aşağıda. Fotoğraf çekmek yasak ama askerler görmeden çekebilirsiniz. Kıbrıs gezisi için heyecan verici bir nokta. Bu evde Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alay Doktoru Binbaşı Dr. Nihat İlhan'ın eşi ve üç çocuğu, 1963 yılı Noelinde binbaşının alayda görevinde olduğu bir sırada korunmak için sığındıkları banyoda Rumlar tarafından acımasızca öldürüldüler. Lefkoşa'nın Dereboyu semtindeki bina daha sonra müzeye çevrildi. Dereboyu'ndan yürüyerek gidilebilen Kızılbaş semtindeki tarihi kilise, sergiler ve kültürel etkinlikler yapılan bir kültür merkezi. Gönyeli bölgesindeki parkta Rauf Denktaş'ın mezarı ve ulusal bir anıt var. Tekke, Lefkoşa'nın doğusunda, Ercan Havaalanı yakınlarında yer alan Kırklar köyü civarında. Türbe bölümü taştan, diğer bölümleri kerpiçten inşa edilmiş. Tekke yapısı mescit, türbe ve tekke odalarından oluşuyor. Mescit 1816 yılında inşa edilmiş. Diğer yapıların inşa tarihi hakkında bilgi yok. Lefkoşa'nın KKTC'de kalan kısmından, dikenli sınır tellerinin arkasından kentin Rum kısmında kalan tarafına bakabilirsiniz. Ara bölge olmayan bu noktada Türkiye ve KKTC bayrakları ile Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti bayrakları birbirine yakın."} {"url": "https://celebialper.com/letonya-gezi-rehberi/", "text": "Letonya gezi rehberi olarak hazırladığım bu yazıda Letonya hakkında bilgi, şehirleri, hava durumu, vizesi, elçiliği, konsolosluğu, konumu, Letonya turu için gezilecek yerler, yemekleri, fiyatları, yaşam, gece hayatı, üniversiteleri ve Erasmus hakkında bilgi veriyorum. Dünyanın en yeşil ülkelerinden olan Letonya beyaz kumsalları, ormanları ve doğasıyla tatil ve gezi için ideal bir ülke. İşte Letonya'ya gitmek isteyenler için rehber niteliğinde bilgiler ve Letonya gezi notları. 2. Letoncaya benzeyen tek dil Litvanca. 3. Nüfusun yarıya yakını Rus kökenli ve Rusça konuşuyor. 4. İlk Minox ajan kamerası Letonya'da icat edildi. 5. Avrupa'nın en geniş şelalesi Ventas Rumba burada. 6. Ülkenin ulusal hayvanı beyaz kuyruksallayan. 7. Ülkenin turistik yerleri arasında bir hapishane otel var. 8. Riga televizyon kulesi, Avrupa'nın üçüncü en yüksek binası. 9. Letonyalılar ve Litvanyalılar birbirlerini \"at kafalı\" olarak adlandırıyor. 10. Halk Letonca ile gurur duyuyor, her yıl dil ve çeviri yarışması yapılıyor. 11. Ülkenin en yüksek noktası sadece 312 metre. 12. Dünyada ilk süslü Noel ağacı Letonya'da yapıldı. 13. Alman hakimiyetinde Hıristiyanlaşmış olsalar da eski pagan kültürünü koruyorlar. 14. Letonya bayrağı dünyanın en eski bayraklarından biri. 15. Ülkenin nüfusu 2 milyon olup, başkenti Riga Baltıkların en büyük şehri. 16. Amber en çok satın alınan turistik eşya. Letonya Baltık Denizi kıyısında bir Kuzey Avrupa ülkesi. Üç Baltık ülkesinden biri olan Letonya kuzeyde Estonya, güneyde Litvanya, doğuda Rusya, güney doğuda Beyaz Rusya ile komşu. Batısındaki Baltık Denizi kıyıları yapılaşmadan korunmuş ve son derece bakir, 500 km kumsaldan oluşuyor. Letonya hava durumu ılık yazları ve soğuk kışlarıyla tipik Avrupa kara iklimi olarak tanımlanabilir. Letonya'da Aralık-Ocak-Şubat-Mart aylarında karlı geçen kış mevsimi sırasında gündüz ortalama sıcaklık -6 derece olsa da -25 dereceye kadar düşebiliyor. Yaz mevsiminde hava durumu ideal, gündüz genelde 20-25 derece civarında. Sık olmasa da yağmur yağabiliyor, ben bir köyde iken gündüz istisnai olarak 30 dereceyi bulan sıcaklık, akşam üzeri bir yağmurla 10 dereceye düştü. yazın gündüz şort ve tişört, gece pantolon ve yağmurluk giymek yeterli. Sonbahar serin ve yağmurlu bir havada geçiyor. İlkbaharda hava sıcaklığı 5 ile 15 derece arasında seyredip, bazen geceleri daha soğuk olabiliyor. Letonya'nın Türkiye'de resmi konsolosluğu bulunmayıp, fahri konsolosları var. - Pasaport (Pasaport, planlanan seyahat bitiş tarihinden itibaren en az 3 ay geçerli olmalı, veriliş tarihinden 10 yıldan eski olmamalıdır) - E-Schengen vize başvuru formu, vize hakkında bilgi ve randevu - Tüm Schengen ülkelerinde ve planlanan seyahat süresini 15 gün geçmiş olacak şekilde acil tıbbi müdahale, hastanede müdahale, kaza sonucu ölüm veya hastalık neticesinde kişinin kendi ülkesine geri dönmesi için nakil masraflarını kapsayan, ve en az 30,000 AVRO teminatlı seyahat-sağlık sigortası - 1 adet yeni çekilmiş, beyaz fonlu 4x5 vesikalık fotoğraf - Vize harcı 60 euro - Uçak ve otel rezervasyonları ve seyahat planı - Son üç aylık hesap hareketlerini gösterir banka hesap dökümü - Son üç ayın maaş bordroları veya gelir belgeleri - Başvuru sahibi çalışan ise: - Başvuru sahibi çalışan veya şirket sahibi ise: - Başvuru sahibi emekli ise: - Başvuru sahibi öğrenci ise: - Başvuru sahibi çalışan ise: Normal pasaport sahipleri için Letonya vizesi gerekiyor, fakat yeşil, hizmet ve diplomatik pasaporta vize gerekmiyor. Letonya şehirleri başkent Riga dışında küçük ve sakindir. Jurmala Başkente yakın turistik tatil ve tur merkezi. Daugavpils İkinci büyük şehir olup, bir sanayi kenti. Kuldiga Batıda güzel bir şehir. Liepaja Rüzgarlı olmasıyla ünlü, ülkenin müzik merkezi. Madona Manzara, orman ve gölleriyle ünlü, turistik kış sporları merkezi. Sigulda Tarihi ve kaleleriyle ünlü, turistik bir şehir, Letonya turları buraya da götürüyor. Valka Kuzeyde sakin bir kent. Ventspils Önemli bir liman kenti. Valmiera Yiyecek ve ahşap endüstrileri olan küçük bir yer. Ogre Başkente yakın, hoş bir kasaba. Letonya'da gezilecek yerler birbirine yakın olduğu için ulaşım kolay. Ben çoğu seyahatim gibi 1 ay süren Letonya Litvanya Estonya gezim sırasında CouchSurfing sayesinde evlerde kalarak hem konaklamaya para harcamadım, hem de iyi insanlarla tanıştım. Riga'ya 25km uzaklıktaki Jurmala bembeyaz uzun kumsalı, kumsalın dibindeki çam ormanı, festivalleri, güzel ahşap evleriyle harika bir tatil merkezi. İlgili yazımda anlatacağım. Ben kaldığımda festival vardı, epey geleneksel dans izledim. Riga'nın 53 kilometre doğusundaki Sigulda, Gauja Nehri, iki tane tuğla kalesi, Gauja Milli Parkı ile Letonya'da gezilecek yerler arasında geliyor. Baltıkların tek teleferiği burada ve güzel bir manzara sunuyor. Turaida Museum Reserve içerisinde Folk Song Park adlı geleneksel müzik parkı, Turaida Köşkü, Turaida Kilisesi, Turaida Kalesi ve kilise tepesi, bir Letonya turu sırasında gidilecek yerler arasında. Gauja Nehri'nin ve yeraltı kaynak sularının doğal olarak şekillendirdiği Gutmanala Mağarası ilginç. Neo Gotik tarzda Yeni Sigulda Kalesi, Orta Çağ'dan kalma Livonian Order Sigulda Kalesi, kışın Bobsleigh kayak pisti, yazın Gauja Nehri'nde tekne gezisi, bisiklet yolları, Aerodium rüzgar tüneli, yürüyüş, doğa ve macera sevenler için Sigulda'daki ilginç ve turistik yerler arasında yer alıyor. Riga'dan 2.5 euro bilet fiyatlı tren ile Sigulda 75 dakika sürüyor. Otobüs 1 saat 15 dakika sürüyor ve bilet fiyatları 2.2 ile 3 euro arasında. Kente Estonya'nın Valga şehrinden de tren var. \"Rüzgarın doğduğu yer\" olarak bilinen kıyı şehri Liepaja güzel bir plaja, ahşap evlerden Art Nouveau tarza ve Sovyet bloklarına kadar değişen karışık bir mimariye sahip. Üniversitesi, tiyatrosu, bazıları kumsalda gerçekleştirilen sanat, müzik ve kültür etkinlikleriyle, Letonya tatili yapanlara tavsiye edebileceğim bir yer. Letonyalı Ünlü Müzisyenler Vadisi, bedava hatıra veya hediyelik olarak amber toplayabileceğiniz 8 kilometre kumsalı, üç kiliseyle çevrili tarihi Petertirgus, Karosta savaş limanı, Holy Trinity Katedrali'ndeki dünyanın yenilenmemiş en büyük mekanik orgu, 1800 metre uzunlukta Kuzey Rıhtımı, sanat merkezleri ve sergileriyle Liepaja Letonya'da gezilecek yerler arasında. Temmuz başında Deniz Festivali ziyaretçilere yerel kültür ve sanat yaşamını, ünlü müzisyenleri, deniz geleneklerini ve lezzetlerini tanıma fırsatı sunuyor. Summer Sound modern müzik festivali beyaz kumsallarda yerli ve dünya çapında sanatçıların performanslarına ev sahipliği yapıyor. Riga'dan Liepaja'ya otobüs 3.5 saat sürüyor ve bilet fiyatı 9 euro. Ventspils ve Kuldiga'dan; Litvanya'daki Klaipeda ve Palanga'dan da otobüs var. Tren istasyonu, Sienatirgus semtindeki otobüs terminaliyle aynı binada. Riga'dan Liepaja'ya tren 18:30'da; Liepaja'dan Riga'ya ise 06:00'da kalkıyor ve bilet fiyatı 9 euro. Almanya'nın Travemünde şehrinden Liepaja'ya feribot var; limanda inince merkeze 10, 11 ve 15 numaralı otobüslerle veya 3 numaralı minibüsle 15 dakikada gidiliyor. Tarihi ve küçük şehir Cesis etkileyici bir doğa manzarasına ve ormanlara sahip. Gauja Nehri Cesis'ten de geçiyor. Cesis Kalesi, eski kentteki taş sokaklar, el sanatları dükkanları görülmeye değer. Kale Parkı'nda yazın tekne gezileri ve konserler, kışın patenle kayma etkinlikleri oluyor. St John Kilisesi, Gül Meydanı, Yeni Cesis Kalesi ve Mayıs Parkı da görülecek yerlerden. İlginç Letonya resimleri çekmek için ideal. Riga'dan Cesis 90 kilometre uzakta; otobüs ve tren iki saate yakın sürüyor. Estonya'ya da tren var. Orta Çağ kentlerini ve kültürel etkinliklerde aktif yer almayı seviyorsanız, bir tabloya benzeyen Kuldiga romantik bir tatil için mükemmel. Venta nehri kıyısındaki kentin tarihi merkezi UNESCO listesinde. Riezupe Doğa Parkı, Riezupe Duke Jacob kum mağaraları, Riezupe Nehri Vadileri, efsanevi Venta Akıntısı, tuğladan yapılmış tarihi Venta Köprüsü, Aleksupite Nehri civarındaki Orta Çağ'dan kalma ve \"Letonya'nın Venedik'i\" denen eski kent merkezi, Aleksipute Şelalesi ve Kuldiga Müzesi, Letonya'da gezilecek yerler arasında. Başkent Riga'dan otobüsler var. Ormanlar ve işlenmiş arazilerle çevrili, Beyaz Rusya ve Litvanya sınırlarına yakın Daugavpils şehrini Daugava Nehri ortadan ikiye ayırıyor. Livonyalıların kurduğu kenti Polonya, İsveç, Rusya ve Almanya yönettiği için mimarisi, halkı ve kültürü çeşitlilik gösteriyor. Daugavpils Mark Rothko Sanat Merkezi, Daugavpils Kalesi, Kilise Tepesi, tiyatrosu, iğne oyası işçiliği, müzeleri, kültür merkezleriyle Letonya tatili için tavsiye edebileceğim bir yer. Letonya Demiryolları Riga ile Daugavpils arasında günde dört tren çalıştırıyor. Rusya, Beyaz Rusya ve Litvanya'ya da tren ve otobüs var. Riga Otobüs Terminali'nden Daugavpils'e iki saatte bir otobüs kalkıyor. Ülkenin batısındaki Kurzeme bölgesinde, Baltık Denizi kıyısında, adını Venta Nehri'nden alan Ventspils, eski kenti, ormanlık ovaları, temiz denizi ve mavi bayraklı kumsallarıyla biliniyor. Bugün bir liman, Litvanya'da yaşamak için güzel bir yer ve gezi noktası. Gezilecek yerler arasında Arnavut kaldırımlı eski kent merkezi, Ostas Iela Promenade adlı gezinti yerindeki Livonya Kalesi ve heykeller, Su Parkı, Macera Parkı, balıkçılıkla ilgili Deniz Açık Hava Müzesi, Küçük Tren ve bembeyaz kumsal, Ventspils kentini cazip bir gezi ve tur merkezi haline getiriyor. - Latvijas melna, Promenade of Ostas iela - Pretim gaismai, Pils iela - Ms. Moo-Dunk, Ventspils Basketbol Salonu'nun yanındaki basketbolcu inek - Dzive ir skaista, Bernu pilsetina çocuk parkı - Juras govs, Livonian Order Castle kalesinin nehre bakan tarafında - Nafta, Selga Çocuk Evi'nin yanında - Govs-Matrozis, Ventspils rıhtımının güneyinde - Ce ojosa govs, Altıyol'daki boğa misali fotoğraflık, Promenade of Ostas iela Ventspils'de her yıl Temmuz ayında fuar, konserler ve yarışmalarla gerçekleştirilen festival eğlenceli. Temmuzun ikinci haftası yapılan Deniz Festivali'nde müzik etkinliklerinin yanı sıra ziyaretçiler çiçeklerden çeşitli kompozisyonlar ve gemici düğümleri deneyebiliyor. Riga'dan Ventspils'e otobüs 3 saat sürüyor. İsveç, Almanya ve Rusya'dan gemiler var. Letonya başkenti Riga'nın 80km güneyindeki Rundale Sarayı verimli Zemgale bölgesinde yer alıyor. İç dekorasyonları 1765 ile 1768 yılları arasında yapılan sarayda ünlü heykeltraşların ve ressamların eserleri var. Doğu tarafında büyük salonlar ve galeriler, merkez blokta dükün odaları, doğu kısmında ise düşesin odaları bulunuyor. Sarayda klasik müzik konserleri veriliyor. Letonya tarihi araştırma merkezi işlevi gören, sergiler düzenlenip yayınlar hazırlanan müze kısmının sergi salonlarında uygulamalı sanatlar, güzel sanatlar ve tarihi sergiler sunuluyor. Letonya Üniversitesi Letonya'nın başkenti Riga'da bulunan ülkenin en köklü yükseköğretim kurumu. Ülkedeki pek çok siyasetçi 1919 yılında kurulan Letonya Üniversitesi'nden mezun oldu. 28.000 öğrencinin eğitim gördüğü üniversite, bir devlet üniversitesi. 13 fakültesi var; Biyoloji Fakültesi, Bilgisayar Fakültesi, Kimya Fakültesi, Ekonomi ve İşletme Fakültesi, Eğitim, Psikoloji ve Sanat Fakültesi, Coğrafya ve Yer Bilimleri Fakültesi, Tarih ve Felsefe Fakültesi, Beşeri Bilimler Fakültesi, Hukuk Fakültesi, Tıp Fakültesi, Fizik ve Matematik Fakültesi, Sosyal Bilimler Fakültesi, İlahiyat Fakültesi. Fen, sosyal, sanat, tıp, astronomi, edebiyat, sanat dallarında bir çok enstitüye sahip. Riga Teknik Üniversitesi kısaca RTU, bazen de eskide olduğu gibi Riga Politeknik Enstitüsü olarak anılıyor. Sekiz fakülte var: Mimari ve Kent Planlama, İnşaat Mühendisliği, Bilgisayar Bilimi ve Bilgi Teknolojisi, Elektronik ve Haberleşme, Mühendislik Ekonomisi, Malzeme Bilimi ve Uygulamalı Kimya, Enerji ve Elektrik Mühendisliği, Ulaştırma ve Makine Mühendisliği Fakültesi. Bünyesindeki Riga İşletme Okulu, Amerikan Buffalo New York Devlet Üniversitesi'nden alınan eğitim programıyla işletme master, yüksek lisans eğitimi veriyor. Riga Stradins Üniversitesi Riga'da yer alan bir devlet üniversitesi. Tıp eğitimi ağırlıklı kurumda Tıp, Ezcacılık, Diş, Halk Sağlığı, Rehabilitasyon fakültelerinin yanı sıra İletişim, Avrupa Çalışmaları ve Hukuk fakülteleri de var. Yüksek lisans eğitimi veriyor. Daugavpils Üniversitesi ülkenin doğusundaki Daugavpils kentinde yer alan bir devlet üniversitesi. Tüm bölüm ve programları Avrupa'da ve tüm dünyada kabul edilen, saygın bir kurum. Beş fakültesi ve elli bir bölümü var. Yurt dışında okumak isteyenler için cazip bir eğitim veriyor. Liepajas Universitate adlı lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimi veren devlet üniversitesindeki Bilgisayar Bilimi, Fizik, Bilgi Teknolojisi ve Yeni Medya Sanatları bölümleri İngilizce eğitim veriyor. Letonca adı Latvijas Lauksaimniecibas universitate olan üniversite, tarım ve ormancılık alanında uzman. Riga International School of Economics and Business Administration Riga ve Daugavpis'de kampüsleri olan uluslararası bir işletme eğitim kuruluşu. İşletme master yüksek lisans, İnsan Kaynakları yüksek lisans, Uluslararası İşletme, Halkla İlişkiler, Görsel İşitsel Medya Sanatları yüksek lisans eğitimi veriyor. Stockholm School of Economics in Riga İsveç devleti ve Letonya Eğitim Bakanlığı desteğiyle kuruldu ve en modern işletme ve ekonomi eğitimi sunuyor. Baltık ülkelerindeki en yüksek kaliteli işletme eğitimini vermesiyle biliniyor. Letonya'da üniversite okumak isteyenler Erasmus öğrenci değişim programı vize koşulları için buraya bakabilirler. Tam zamanlı öğrenim, yani dönemlik değişim değil Letonya'da üniversite eğitimi almak için gereken oturma izni koşulları ise bu bağlantıda. Erasmus ve Öğrenci Öğrenim Hareketliliği hakkında bilgi ve şartları için ulusal ajansın sitesi doğru kaynak. Ülkede yurt ve öğrenci hostel fiyatları 70-120 euro arasında olup, aylık yaşam maliyeti 450 ile 700 euro arasında tutar. Yukarıda genel fiyat örnekleri yazdım. Yurt dışında para, banka kartı, pasaport, telefon kullanımı ve güvenlik konuları bu yazımda. Riga gece hayatı ve barlar: Sohbet etmek için sakin barlar arasında Antonijas Caddesi'ndeki Vine Studija ve yakınındaki VinoMetr, Berga Bazars'da daha pahalı Garaza var. Eski Kentte Lido ve Alus Arsenal adlı pub'lar seviliyor. Yine eski kentte İrlanda barı Paddy Whelan's, Belçika barı Bon Vivant ve İngiliz barı Victory Pub var. Piens adlı hipster tarzı club'ın yanındaki Labietis barda kaliteli fıçı Letonya biraları satılıyor. Disko ve kulüp 0larak Mai Tai, Studio 69, Coyote Fly var. Rus asıllıların tercih ettiği Club La Rocca, Letonya kökenli ve Letonca konuşanların gittiği Kalku Varti ve Pulkvedim neviens seraksta adlı kulüpler de ünlü. Slokas Caddesi'ndeki Hipster tarzda Kanepes Kulturas Centrs adlı eğlence yerinde canlı müzik ve gösteriler yapılıyor. Vejetaryenler ve bisikletçiler Lacplease Caddesi'ndeki MiiT kafeye, entellektüeller ise Chomsky adlı bara gidiyor. Jurmala gece hayatı: Jurmala'da barlar ve eğlence yerleri Jomas iela adlı caddede toplanıyor. Ayrıca Majori semtindeki Coco Loco, Lielupe'deki Trio adlı barlar var. Turaidas Caddesi'nde Havana Lounge Club, Upes Caddesi'nde Chaika Family Beach Club var. Sigulda gece hayatı ve eğlence yerleri: Karibu Bars Barbados, Mr. Biskvits Cafe, Bar Ritters. Liepaja gece hayatı Prison Bar, Fontaine Palace Night Club, Fire Bar, Red Sun Buffet Beach Bar, Ego Club. Cesis gece hayatı Fonoklubs, Discoteka, Aromaclub, Black Cat, Flinston Club, Vidzemnieks, Bars Sarunas, Shake Bar. Kuldiga gece hayatı Stenders Bar Club, Bangert's, Oriental Bar, Night Club BIG7. Daugavpils gece hayatı Vesma Bar, Moskva Club, Banzai Club, Taller. Ventspils gece hayatı Easy Bars, Livonija. Umarım yazdığım bu Letonya gezi notları gitmek isteyenlere yararlı olur. Kendi maceralarımı da yazacağım. Merhaba. Letonya gezisi maliyeti için rakam vermekten kaçınırım, çünkü herkesin harcama tarzı ve istekleri farklıdır. Yazımdaki fiyatlara bakarak ve otel parası da ekleyerek yaklaşık bir masraf belirleyebilirsiniz. Merhaba, bu sene bahar dönemi için Erasmus sınavına katıldım ve başarıyla geçtim. Turizm öğrencisiyim. Merhaba. Erasmus için kriterleriniz bence okuduğunuz bölüm, ülkelerdeki fiyatlar, iklimler ve güvenlik olmalı. saydığınız ülkelerin hepsi güvenli ve modern. Polonya hariç diğerlerini epey gezdim. Hepsini beğendim. Bence Letonya üniversite için uygun ve güzel bir ülke. Merhaba. Letonya sayfamdaki 3 uzun yazımda ülkedeki turistik ve tarihi yerleri bulabilirsiniz. Kolay gelsin. Bunun net veya yek bir yanıtı yok. Kadın ve erkeğin beklentilerine bağlı. Letonya bir Kuzey Batı Avrupa ülkesi, Türkiye'den bambaşka bir kültür ve yaşama sahip. Merhaba. Ben en ucuz uçak biletini Riga'ya bulduğum için Baltıklarda ilk ülkem Letonya oldu. Sonra Estonya, en son Litvanya, en son da birkaç gün daha Riga ve 1 ay sonunda Türkiye'ye dönüş. Siz de en ucuz hangi kente bilet bulursanız oradan başlayın. Trenleri bilmiyorum, hep otobüs kullandım. CouchSurfing sayesinde evlerde ücretsiz konakladım. Sadece en sonda Riga'da 20 avroya bir hostelde tek kişilik odada kaldım, pis bir yerdi. Merhaba. Letonya Schengen vizesi için başvuru ücreti 60 avro. İstanbul Fahri Konsolosluğundan yapılacaksa 25 avro ek ücret var. Sağlık sigortası yaptırmak gerekiyor. Vizeyi kendiniz değil bir şirket aracılığıyla almak isterseniz bunlara bir 50-6- avro da işlem ücreti ekliyorlar. Çok teşekkürler Ayça Hanım. Letonya'da gezdiğim diğer yerleri de yazacağım. Letonya güzel ve güvenli bir ülke Fulya Hanım. Yabancıların 90 günden fazla kalabilmeleri için kalıcı oturum izni almaları gerekiyor. Oturum izni için başvuruda bir yıllık sağlık sigortası poliçesi ve bir Litvanya sağlık kurumundan tüberküloz olmadığına dair sağlık raporu, varsa Letonyalı bir kadın veya erkekle evli olduğunu gösteren belge, fotoğraf, diploma isteniyor. Hepsi bu kadar değil; kişinin durumuna göre istenen tüm belgeler için http://www. pmlp. gov. lv sitesine bakabilirsiniz. Hayır bunlar Letonya'da yaşamak veya yerleşmek için aşırı zor koşullar diyemeyiz, bütün Avrupa ülkeleri oturma izni zor veriyor. Ben bu üç Baltık ülkesini 1 ayda gezdim, tatilim olsa daha da gezmek isterdim, güzeller. Letonya Estonya ve Litvanya'nın üç başkentinin yanı sıra Letonya'nın Jurmala kenti çok güzel. Doğa olarak Gauja Milli Parkı ve Kuldiga kentiyle çevresi gezilecek görülecek yerler arasında. Zamanım 1 hafta olsaydı sadece 3 başkenti gezerdim. Ama çok kısa kalarak bu tavsiye ettiklerimin bir kısmı da mümkün. Helal yemek kavramım olmadığı için Arap veya Türk lokantası olup olmadığına hiç dikkat etmedim ama şehirlerde kesin vardır, yoksa da bu hassasiyetinizi belirtip ona göre yemek söyler, ya da üç ülke de yaygın olan ucuz temiz self servis lokantalarda görüp seçerek yemek yersiniz. Rica ederim. 🙂 Planınızı oluşturduğunuzda buraya yazarsanız sevinirim. Letonya'da Riga Jurmala Jelgava da toplam 2 ay kadar kaldım. yerleşmek isteyenler için söyleyeyim; iklim akdeniz insanına uygun değil. 15 gün sonra intihara meyil başlayabilir:) yine de türk yemekleri özlemi çekmezsiniz çünkü rigada türk lokantası ve simit sarayı var. hatta türk market bile var. Letonya'da ben yazın kaldım, hava idealdi, Kışı sert tabii, kuzey ülkesi. Öneriler için teşekkürler. Daugavpils Litvanya ve Belarus sınırlarına yakın olduğu için günübirlik ya da 1 gece kalarak bu ülkelere geçebilirsiniz. Yazımda şehirdeki gezilecek yerler ve Riga'ya günde 4 tren olduğu yazıyor. Riga, Vilvius, Kaunas, Minsk, Jurmala, hepsi 2 ila 4 saatte gidebileceğiniz yerler. Letonya küçük bir ülke ama sanırım bölgedeki diğer ülkelerden daha kaliteli bir seviyede. Sigulda bileti Riga dan 1.90 euro. Dışarda bira içmek de minimum 3 euro. Ucuz fastfood HESBURGER var 2 hamburger artı bir menü 4 euroya geliyor. Güncel olarak böyle. Merhaba. Letonya Schengen vizesi isteyen bir ülke, vize alıp gittikten sonra çoğu Avrupa Birliği üyesi olan 26 Schengen ülkesine serbestçe seyahat edebilirsiniz. Ayrıntılı bilgi için Çeşitli sayfamdaki Türk vatandaşlarının ülkelere ve pasaportlara göre vize gereksinimleri adlı yazımı okuyabilirsiniz. Letonya'da yabancı marka kot pantolonlar yaklaşık olarak 60 avro, yazlık kadın elbisesi 25 avro, spor ayakkabı 70 avro, klasik deri ayakkabı 100 avro fiyatlarla satılıyor. Örneğin Samsung Galaxy S8+ cep telefonu fiyatları 515 avro, Galaxy S7 280 avro, iPhone 7 560 avro. Letonya'da 1 ay için ne kadar para gerektiği konusunda rakam vermem doğru olmaz, herkesin harcama tarzı farklıdır. Ama genel bilgi olarak fiyatlar Türkiye ile yakın. Lokanta ve kafeler Letonya'da Türkiye'den daha pahalı, markette sebze meyve epey pahalı, ama et daha ucuz. Merhabalar Alper bey ben egitim icin Letonya'ya gidecegimm 21 gunluk bir sure. bu surede oradan cikolata almak istiyorum fiyatlar nasildir acaba bir de tahmini olarak yanima ne kadar para almaliyim kalacak yer ve restoran masrafimizi okul karsiliyor orada kisisel harcamalarda tahminen ne kadar almam gerekir simdiden tesekkur ederim. Letonya'da yurt ve öğrenci hostel ücretleri başkent Riga olarak alırsak 70-120 avro arasında değişiyor. İyi bir dairede oda kiraları 200 avro. Şehir merkezinde 5-9 avroya yemek yenebilir. Aylık şehir içi ulaşım kartı 16 avro. Diğer kentlerde maliyetler biraz daha düşük olur. Aylık kaça geçinileceği kişiye göre çok değişir. Merhaba. Letonya 1 Ocak tarihinde lat para birimini bırakıp avroya geçti. Letonya Türkiye'den ucuz bir ülkeydi fakat bu yıl Türk Lirasının değerinin düşmesiyle yklaşık %30 daha pahalı bir ülke haline geldi. Lokantalar ve kafeler de pahalı hale geldi, sadece markette içkiler hala biraz daha ucuz bizden. Merhaba. Zor görünüyor. Sigortanız ödeniyorsa son ayların belgelerinin yanı sıra banka hesabında bir miktar para gerekir. Malesef Letonya ve diğer Baltık ülkelerinden bildiğim bir turizm acente yok. Emre Letonya birkaç yıl öncesine kadar oldukça ucuz bir ülkeydi ama son zamanlarda pahalılaştı. Daha ucuz konaklama seçeneği bilmiyorum maalesef. Merhabalar, ben Letonya Riga ya çalışmaya gideceğim kısmetse çalışma süresinde oturum izni alabilir miyim? Şartları nelerdir? Kiralık evler temiz 1+0 ne kadardır? Çalışmak için gittiğimiz için haftada 5 gün çalışacağız diğer 2 gün part time olarak çalışabilir miyiz çünkü ben bir yerde okudum işsizlik yüksek oranda imiş 1000 euro ya geçinebilir miyiz. Kısaca çalışma için gittiğim için ne yapmalıyım ne yapmamalıyım? Türk bankası var mı vs vs. Merhaba. Riga'da şehir merkezinde 1+1 ve stüdyo evlerin kirası ortalama 400 avro, merkezden uzak semtlerde 300 avro. Sadece çalışma izniniz olan yerde çalışabilirsiniz. Letonya oturum iznine sahip olmanın yolları: Yabancı bir vatandaş AB Mavi Kart ile; Letonya'da faaliyet gösteren bir firmayla iş sözleşmesi imzalayarak çalışma izni ile; gayrimenkul satın alarak; alt sermaye yatırımı yaparak ve hisse yatırımında bulunarak Letonya'da oturum izni hakkına sahip olabilir. Size iş veren firmanın oturum izni için gerekli işlemleri yapması gerekiyor. Ayda 1000 euro parayla çok rahat olmasa da geçinebilirsiniz. Şöyle diyeyim, İstanbul'daki yaşam koşullarında ne kadar parayla geçinebilirseniz Riga'da onun %30 fazlasına ihtiyacınız olduğunu düşünün. Türk bankası yok diye biliyorum."} {"url": "https://celebialper.com/letonya-yemekleri/", "text": "Letonya mutfağı çeşitli ekmek, süt ürünleri, dondurma, tatlılar, sebze ve et yemekleriyle biliniyor ve temel olarak köy kültüründen gelen ekin ve tahıllara dayanıyor. Çavdar, buğday, yulaf, arpa, pancar, lahana, bezelye, soğan, domuz ve patates Letonya yemekleri için ana ürünler. Tütsülü domuz eti, sosis, sucuk ve diğer domuz ürünleri, tütsülü ve çiğ balık sevilen yemeklerden. Birçok Letonya yemeği, özellikle peynir ve ekmekler, frenk kimyonu tohumu ile lezzetlendiriliyor. Siyah ekmek çok yaygın ve seviliyor. Ben de eve dönmeden önce epey siyah ekmek alıp Türkiye'ye getirdim. Şimdi ülkenin yemek kültürü ve yaşadığım yeme içme deneyimlerime bakalım. Letonya'da ne yenir diye merak edenler için Cempi adlı köydeki evinde kaldığım CouchSurfing üyesi arkadaşımla Valmiera adlı kasabadaki yemeğimiz. Valmiera'da yediğim Letonya yemekleri. Esmer buğday, patates, sos, soslu tavuk kızartması, salata. Başkent Riga'da yediğim Letonya yemeği; çekirdekli ve soslu et kızartması, esmer ekmek, kefir. Ogre adlı kasabada Letonya yemekleri yediğim Niko lokantası. Ogre'de yediğim Letonya yemeği sağlam bir çorba. Aşağıdaki fotoğrafımı Türkiye'de gören arkadaşım \"sağdaki kaynana dili olsa gerek\" dedi. Bu pazardaki fiyatlar lat cinsinden, ama Letonya kısa süre önce euro kullanmaya başladı, avro cinsinden fiyatlar için bunları 1.5 ile çarpmalısınız. Yarım kilo et lütfen. Yok, 1 kilo olsun, kilosu 10 lira! Kuru et ve tütsülenmiş et çeşitlerinin fiyatları 13 lira ile 27 lira arasında değişiyor. Riga açık pazarı. Yurt dışı gezilerimde pazarları geziyorum ama çok az alışveriş yapıyorum, tarzım ucuza gezmek. Bunun yöntemlerini Ucuz Gezi Bilgileri yazımda anlattım. Letonya yemekleri tipik kuzeyli besinler içeriyor ve Finlandiya yemekleri ile benzerlik gösteriyor; bol tereyağı, et ve tahıl yeniyor, karabiber ve kimyon hariç pek baharat bilinmiyor. Bir Akdenizli ve Türkiyeliye lezzetsiz gelebilir ama bence zayıf da değil. Bir ay süren Letonya Litvanya Estonya seyahatim sırasında Baltık yemeklerini tattım ve sorun yaşamadım. Letonya'da en yaygın peynir, tütsülü gouda benzeri ama daha yumuşak ve lezzetli bir tür. Çavdar ekmeği lezzetli ve bezelye çorbası, patates, şinitzel gibi yemeklerle birlikte yeniyor. Kentlerdeki lokantalarda kil çömlekte güveç oluyor. Krem peynir ve ekşi krema sık yeniyor. Janu siers frenk kimyonlu geleneksel bir peynir türü. Kupinats siers adlı tütsülü peynir, genelde şarabın yanında yeniyor. Rupjmaize adlı aşağıdaki esmer çavdar ekmeği milli bir temel gıda olarak kabul ediliyor. Piradzini adlı yaygın ekmek türü, domuz pastırması ve soğan doldurulmuş bir çörek çeşidi. Klingeris ise daha çok özel günlerde yenen, örgülü bir tatlı ekmek. Letonya'da kahvaltı hafif yeniyor ve genelde sandviç veya omletin yanında süt içiliyor. Öğle yemeği günün ana öğünü ve tipik olarak çorba, başlangıçlar, ana yemek ve tatlı yeniyor. Akşam yemeği bazıları için öğle yemeği gibi geniş bir öğün, bazıları için daha hafif geçiştiriliyor. Bugün çalışanlar arasında akşam evde dondurulmuş gıda ve marketten alınan hazır yemekleri tüketmek yaygın. Pelmeni Mantı, haşlanarak veya kızartılarak pişiriliyor, ekşi krema ile yeniyor, ucuz yemek olduğu için sık yedim. Mantı Rusya, Ukrayna, Gürcistan, Türkiye, Moğolistan, Çin, Kırım ve Sibirya'da da yeniyor. Sklandurausis Çavdar hamurunun içine patates ve havuç püresi dolgulu, frenk kimyonlu aşağıdaki tatlı turta, geleneksel Letonya yemekleri arasında. Diğer ülkelerde tattığım yemekler Yediklerim sayfamda. Litvanya'nın ünlü tatlı fabrikası Laima çok iyi çikolatalar üretiyor. Ünlü çikolata markası çeşitli şekerlemeler de üretiyor. Kilosu ortalama 8 euro olan bu şekerlerin en meşhur ve iyileri Rudzupuke, Lacitis Kepainitis, Serenade, Vetras putns, Rits, Soho, Sarkana magone ve Vaverite. Bu şekerlerden bir kutu, Türkiye'ye hediye götürülebilir. Gotina adlı inek şeklinde ünlü bir sütlü şekerleme de var. Riga'daki Emihls Gustavs adlı lüks çikolata fabrikası çikolatadan heykeller üretiyor ama biraz pahalı. Letonya'da yemek yenecek lokantalar üç çeşit; kafeler, kantinler ve restoranlar var. Kafeteryalar sadece kahve içme yeri değil, çeşitli yemekler var ve genelde self servis, yani yemeğinizi kendiniz alıyorsunuz, bazılarında garson oluyor. Ednica okullarda, üniversitelerde, fabrikalarda oluyor ve çok ucuz. Restoranlar ise daha pahalı yemek yenen yerler. Birçok Doğu Avrupa ve Asya ülkesinde olduğu gibi Letonya'da da kefir içiliyor. Letonya içkileri arasında en yaygını bira. Letonya biraları Aldaris, Livu, Sencu, Bauskas, Tervetes, Piebalgas, Uzavas seviliyor. Yerli bira fiyatları markette 0.90 euro, barda 2 euro civarında. Letonya'nın milli içkisi Black Balsam %45 alkollü ve çeşitli bitliler, kökler, baharatlar içeriyor. Black Balsam fiyatı 20 euro civarında, pahalı bir Letonya içkisi. Çeşitli kokteyller yapılıyor, ayrıca çaya ya da kahveye katıldığında nezleye iyi geliyormuş. Kuzey ülkesi olmasına rağmen şarap da üretilebiliyor. Çok yararlı bir yazı olmuş. Ayrıca fotoğraflar da çok güzel çekilmiş. Teşekkürler. Pekala Emre Bey, zaman bulunca Letonya videoları da koyarım. İlginize teşekkürler. Olumsuz bir şey yaşamadım. Letonya seyahatim sırasında da Couchsurfing yoluyla evlerde konakladım. Resimler harika yazı da bilgi verici teşekkür ederim. Merhaba Alper bey, merak ettiğim konu gittiğiniz ülkelerde kaldığınız arkadaşlarınızı nasıl buluyorsunuz. Ben üniversite son sınıf öğrencisiyim. Dışarı çıkıp yeni yaşam tarzlarını görmek ve ufkumu genişletmek istiyorum fakat malum konaklama çok pahalı. Merhaba. Yurt dışında konaklamaya pek para harcamıyorum. Çeşitli sayfamdaki ilgili yazımda ayrıntılı anlatıyorum, siz de bu ücretsiz sistemden yararlanabilirsiniz. Letonya gezim sırasında kaldığım kent, köy ve kasabalarda da bu sayede parasız kaldım. Letonya'da ithal kot pantolonlar yaklaşık olarak 60 avro, yazlık kadın elbisesi 25 avro, klasik deri ayakkabı 100 avro, spor ayakkabı 70 avro fiyatlarla satılıyor. Örneğin Samsung Galaxy S8+ cep telefonu fiyatları 515 avro, Galaxy S7 280 avro, iPhone 7 560 avro. Letonya 2 ünlü çikolata üreticisine sahip, Laima ve Nelleulla; bunlar ünlü markalar oldukları için pahalı, örneğin Nelleulla daha çok çikolata topları üretiyor, tanesi 1,2 avro. 9 taneli şık kutuda 10,5 avro. Letonya'da Marlboro ve benzer kalitede sigaraların fiyatı 3,4 avro."} {"url": "https://celebialper.com/litvanya-gezi-rehberi/", "text": "Litvanya gezi rehberi olarak hazırladığım bu yazıda Litvanya şehirleri, hava durumu, vizesi, üniversiteleri, konumu, gece hayatı, gezilecek yerleri, uçak biletleri ve Erasmus hakkında bilgi veriyorum. Bozulmamış doğası ve sahilleri, arnavut kaldırımlı barok kentleri, tarihi, eğlencesi, eğitimi ve yemekleriyle, güzel Litvanya gezi için ideal bir ülke. Litvanya diğer Baltık ülkeleri arasında köklü devlet geleneği, hukuku ve üniversite eğitimi ile öne çıkıyor. Ben çoğu seyahatim gibi 1 ay süren Letonya Estonya Litvanya gezim sırasında CouchSurfing sayesinde evlerde bedava kaldım, fazla para harcamadım. Kuzeyin güzel Baltık ülkesine gitmek isteyenler için işte Litvanya gezi notları. 1. Litvanca Hint-Avrupa dil ailesinin en az değişime uğramış olan dilidir. 2. Litvanya bayrağı, trafik ışıklarıyla aynı üç renkten oluşur. 3. Litvanya'nın milli sporu basketboldur ve bu dalda dünyada üçüncü kabul edilir. 4. Dünyada resmi ulusal parfümü olan tek ülke. 5. Dünyada en yüksek hızlı İnternet bağlantısı bu ülkede. 6. Litvanyalı Zydrunas Savickas, Dünyanın En Güçlü Adamı yarışmasında birinci seçildi. 7. Avrupa'da Hıristiyanlığı en son kabul eden ülke. 8. Orta Çağ'da Avrupa'nın en büyük ülkesi oldu, şimdi küçücük. 9. Mısırdan votka yapmayı Litvanyalılar keşfetti. 10. 816 nehir ve 2.800 göl var. 12. Ülkenin en yüksek noktası sadece 295 metre. 13. Dünyada kişi başına en çok sıcak hava balonu düşen ülke. Bir Türkiye hayranı olan Litvanyalı CouchSurfing evsahibim, beni hem kasabasındaki aile evinde, hem de başkent Vilnius'taki öğrenci evinde konuk etti. İstanbul ile Vilnius arasında THY'nın Pazartesi, Çarşamba ve Pazar gidiş; Salı, Perşembe ve Cumartesi dönüş olmak üzere direkt, duraklamasız uçuşları var. Airbus Industrie A319 uçaklarla yapılan seferler 2,5 saat sürüyor ve bilet fiyatları 750-1200 TL arasında değişiyor. Tallinn duraklamalı THY İstanbul-Vilnius uçuşları ise Salı, Perşembe ve Cumartesi gidiş; Pazartesi, Çarşamba ve Pazar dönüş şeklinde ve 5,5 saat sürüyor. Cuma günleri sefer yok. Ukraine Intl Airlines ile her gün Kiev aktarmalı İstanbul-Vilnius uçuşları Kiev'deki bekleme süresine göre 5 ila 13 saat sürüyor ve bilet fiyatları 160-180 Avro arasında, uçaklar Boeing. 1. Pasaport (pasaport, ülkeden ayrılış tarihinden itibaren en az 3 ay daha geçerlilik süresine sahip olmalı ve 10 yıldan eski olmamalıdır). 2. Schengen vizesi başvuru formu. 3. Tüm Schengen Ülkeleri'nde ve planlanan seyahat süreci boyunca geçerli ve en az 30.000 EURO teminatlı uluslararası seyahat sağlık sigortası bulundurulduğuna ilişkin belge. 4. Bir adet 35x45 mm yeni çekilmiş ve beyaz fonlu vesikalık fotoğraf. 5. Vize başvuru ücreti 60 Avro. 6. Ek olarak sunulması gereken destekleyici belgeler seyahatin amacına göre değişse de bunlar arasında uçak ve otel rezervasyonu, banka hesap dökümü, maaş bordrosu, vergi levhası, çalıştığını gösteren işyeri belgesi, öğrenci belgesi, etkinlik katılım belgesi, üniversitenin davet mektubu gibi belgeler var. Ankara'da Mahatma Gandi Caddesi'ndeki Litvanya Büyükelçiliği'nin telefonu 0312 447 07 66. Litvanya bize göre bir Kuzey ülkesi olsa da aslında coğrafi olarak Avrupa'nın tam ortasında kalıyor. Kuzeyinde Letonya, Doğusunda Beyaz Rusya, Güneyinde Polonya ve Batısında Rusya'nın Kaliningrad ili var. Estonya ve İskandinav ülkelerine de yakın. Litvanya kıyı ve kara iklimleri arasında bir geçiş iklimine sahip. Genelde yağmurlu olan Litvanya hava durumu, kışları fazla sert ve yazları aşırı sıcak olmaması nedeniyle cazip. Doğudaki iç kesimlerde kışlar, Batı kıyılarına göre altı hafta daha uzun sürüyor. Kıyılarda ortalama sıcaklıklar Ocakta -2, Temmuzda 17 derece, başkent Vilnius'ta ise Ocakta -5, Temmuzda 17 derece. Tabii bunlar ortalama sıcaklıklar olduğu için gündüzleri bu değerlerin üzerinde. Benim gibi yazın giderseniz Litvanya'da hava durumu gündüzleri 20-25 derece, geceleri 15-18 derece şeklinde olur. Litvanya para birimi Litas 0,85 Türk Lirası ediyor, veya 1TL karşılığında 1,2 Litas alınabiliyor. Litvanya parası Litas 1 Avro=3,4528 Litas olarak sabitlendi ve ülke 2004 yılında AB'ye girse de ulusal para kullanılmaya devam edildi ama avro da geçiyordu. Litvanya para birimi olarak avroya 2015 yılı başında resmen geçti, artık para birimi euro. Ülke genel olarak Türkiye'den ucuz. Litvanya şehirleri pek büyük değil ama planlı ve güzeller. Ben başkent Vilnius'un yanı sıra birçok kasabasında ve köyünde kaldım. Güneydeki Dzukija bölgesinde bulunan küçük kent, Nemunas Nehri'nin kıyısında. Güzel ülkenin ikinci büyük kenti Kaunas eskiden Rus İmparatorluğu'nun önemli bir kalesi, iki dünya savaşı arasında ülkenin başkenti idi. Ana yolların kesişme noktasındaki güzel Kaunas'ta arkadaşım Diana sayesinde iyi bir evde kaldım. Ülkenin üçüncü büyük kenti Klaipeda önemli bir liman ve turistik gemiler de burada duruyor. Yazları çok sayıda etkinlik oluyor. Baltık Denizi kıyısındaki bir tatil kasabası olan Palanga Litvanya'da yaz tatili için en turistik yer. Normalde 10.000 olan nüfusu yazları 50.000'i aşıyor. Auksatitija bölgesinin merkezi olan küçük ve sakin Panevezys gezim, CouchSurfing evsahiplerim sayesinde harika geçti. Hem merkezinde kaldım, hem de Kristina beni köyüne götürdü, ailesinin çiftliğinde kaldık. Ülkenin dördüncü büyük kenti Siauliai kentleşme ve küreselleşmeden pek etkilenmemiş, sakin ve hoş bir kent. Samogitia bölgesinin merkezi olan küçük bir kent. Başkentten 28km uzaklıktaki Trakai mutlaka gezilmesi gereken bir yer. Evinde kaldığım arkadaşım ile birlikte trenle günübirlik gittik. Trakai'de kaleyi ziyaret ettim, Türk asıllı Yahudi Karay'ların ünlü yemeği kıbın yedim. Küçük bir ülke olsa da Litvanya gezilecek yerler bakımından zengin. 1. Başkent Vilnius: Güzel mimarisi, kiliseleri, yemekleri, parkları ve eğlence hayatı ile Vilnius'suz bir Litvanya gezisi olmaz. Özellikle UNESCO listesindeki eski kent, Gediminas Caddesi ve Kulesi, Katedral Meydanı, Kraliyet Sarayı, Başkanlık Sarayı ve müzeleri, Litvanya'da gezilecek görülecek yerler arasında önemli. 2. Trakai Ada Kale: \"Küçük Marienburg\" olarak da adlandırılan Trakai Kalesi küçük bir ada üzerinde ve Büyük Litvanya Dükalığı döneminde bir yönetim merkeziydi. 17. yüzyıldaki savaşlarda ciddi zarar görmüş olsa da 20. yüzyılda başarılı bir şekilde onarıldı ve bugün ünlü bir turistik yer. 3. Kaunas Kalesi: 14. yüzyılın ortasından kalma kalenin bugün yaklaşık üçte biri ayakta. 4. Palanga: Deniz-kumsal-eğlence tatili için ideal Palanga'da çam ormanı da var. 5. Siauliai: Buradaki ünlü Haç Tepesi, binlerce haç dikili olan, ilgi çeken bir yer. 6. Druskininkai: Ülkenin en büyük çam ormanıyla çevrili ve en güneyindeki Druskininkai, Polonya sınırına yakın. Arkadaşım Diana beni buradaki yazlık evlerine götürdü, Sovyet sanatoryumunda kaplıca suyu masajı yaptırdık ve kısa bir oksijen uygulamasına girdik. 7. Aukstaitija Ulusal Parkı: Büyük boynuzlu geyiklerin ve yaban domuzlarının yaşadığı ormanda türleri azalmış birçok kuş ve bitki türü de var. 126 tane gölde su sporları yapılıyor. Orman köylerinde güzel ahşap kiliseler var. 8. Labanoras Bölge Parkı: Kara leylek, orman horozu, leylek ve türü azalmış diğer kuşların yaşadığı orman, vaşak ve kurtların da yaşam alanı. 285 gölün yetmişinde yüzülebiliyor. 9. Tarih öncesi kaleleri: Ülkede birçok prehistorik kale var. Kernave, Medvegalis, Merkine, Napoleono kepure, Punia ve Satrija, tarih öncesi kale kalıntılarından başlıcaları. 10. Kedainiai: Ülkenin coğrafi merkezindeki eski kent son derece temiz ve şık. Tarihi eserleri ve salatalık festivali ile ünlü bir gezilecek yer. 11. Moletai Göller Bölgesi: İki yüzden fazla gölü olan bölgede çiftlik evleri ve küçük kıyı otelleri var. Litvanya'da bir tatil cenneti. 12. Europos Parkas ve Purnuskes köyü: Avrupa'nın tam ortasındaki köy ve yanındaki park, Litvanya'da gezilecek yerler arasında yer alıyor. Arkadaşım beni götürdü ve açık hava sanat eserlerini gezmekten keyif aldım. Başkent Vilnius'a 26km uzaklıkta. 13. Belmontas: Fransız Belmont Yeldeğirmeni'nin onarılarak turizme açıldığı Belmontas'ta bir kültür merkezi, kafe, lokanta, nehir, ahşap köprü, doğa yürüyüşü alanı var. 14. Grüto Parkas: Zengin bir adam Sovyet dönemi eserlerinin yakılıp yıkılmasına üzülerek ciddi bir servet harcamış ve kurtarabildiği heykelleri, tabloları, nesneleri burada toplayıp sergiliyor. Geniş bir arazideki parkta Sovyetler Birliği döneminden kalan nesnelerle komünist dönemin yapıları, kurumları, lokantaları yeniden kurulmuş. 15. Köyler: Arkadaşım beni köyüne götürdü ve hayran oldum. Birbirinden kilometre uzaklıktaki kocaman ahşap köy evleri, çeşit çeşit hayvanlar, sıcak ve konuksever insanlarını sevdim. Avrupa'nın en yüksek eğitimli halkının yaşadığı ülkeye Türkiye'den okumak için giden epey öğrenci var. Bir kısmı Erasmus projesiyle dönemlik, bazıları da fakülte okumak için gidiyor. Litvanya üniversiteleri arasında Vilnius Üniversitesi, Kaunas Teknoloji Üniversitesi, Vytautas Magnus Üniversitesi, Vilnius Gediminas Teknik Üniversitesi, Klaipeda Üniversitesi, Siauliai, Mykolas Romeris Üniversitesi ve European Humanities Üniversitesi en iyileri olarak sayılabilir. 1579'da kurulan Vilnius Üniversitesi, köklü geçmişi ve kaliteli eğitimiyle biliniyor. Litvanya gece hayatı eğlenceli ve canlı. En çok bira içiliyor ve Svyturys, Kalnapilis, Utenos, Horn ile Gubernija markaları seviliyor. Küçücük ülkede elliden fazla bira çeşidi var. Yarım litrelik bira fiyatı markette 0,5 1 Avro, barda 0,7 2 Avro. Ülkede ucuz ve kaliteli votka da var. Yöreye göre değişiklik gösteren Samane adlı geleneksel bir içki de bulunuyor. Devlet denetiminde üretilen Midus adlı içkinin üretiminde yapraktan böğürtlene ve ağaç kabuğuna kadar envai çeşit bitki kullanılıyor. Daha hafifleri olsa da %75 alkollü sert olanları fare zehiri veya tuvalet temizlik maddesi olarak mı kullanıyorlar bilmiyorum. Vilnius gece hayatı ve barları: Gravity, Old Town, RingBar, Neringa, Gelezinis Kablys, Universiteto PUB, Gero Viskio Baras, Brodvejus Club, Disco 311 Buddha, Exit Vilnius Club, Mojo Lounge Vilnius, Play Club, Pabo Latino, Jazz & Rock Cafe, Tamsta, Tarantino, Artistai. Kaunas barları: Baras 91, BO Bar, Crazy House, Gildija, Ginger Bar, Kankles, Gargaras Club, Underground Pub, Zemyn Upe, Zero Club. Klaipede barları: Bar4Soul, Faksas, Herkus Kantas, Muitine, Leika, Dr. Who Club, Fabrik Disco, Relax, Roxy Club. Palanga gece hayatı: Bar Bar'a Beach Bar, Laukiniu Vakaru Salunas, Nese Relax Club, Vandenis Music Club. Panevezys barları: Gyvo Alaus Krautuvele, Tuborg Rezidencija Club, Vynine, Puntukas Club, Aragvi Club. Siauliai gece hayatı: Brodvejaus Bar, Kapitonas Morganas Bar, Kisene Bar, Vyno Rusys, Teatro Bufetas DJ Club, Pegasas Club. Litvanya'da gezdiğim yerleri ayrı birer yazıyla anlatacağım. Üniversiteye gideyim ilk işim seni takip etmek olacak alper abi yazıların icimdeki seyahat duygusunu ateşliyor. Ben Telsiai' de kalıyorum gittiğimde ama ülkenin Güney' i hariç hemen hemen yarısını gezdim, biz eşimle en çok Klaipeda' yı seviyoruz, ayrıca karşıda Nida yaz aylarında çok güzel konserler aktiviteler oluyor, büyük şehirlerde Kaunas Vilnius Klaipeda vs gibi eski şehir bölgeleri çok güzel Gedimino kalesinden bütün Vilnius izlenebilir, anlatacak çok şey var 🙂 devamını bekliyoruz, Litvanya güzel bir ülke, tavsiye ederim. Gezi yazılarımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Ben Letonya, Litvanya ve Estonya'yı bir ayda, Finlandiya'yı başka bir seyahatte iki haftada gezdim. Bence 10 gün için 2 komşu ülke seçin. Kültür gezisi ve gece hayatı için çok güzel ülkeler. Merhabalar, ben litvanyalıyım. Şiauliaide oturuyorum. Litvanya hakkında sorunuz varsa, buyurun sorun. Yardımcı olurum. Hocam merhabalar. Ben altmisbes yasinda hep gezmeye merakli, yerinde durmayi sevmeyen bir yaratilista olan, ama ihtiyar olmayan biriyim. İsten gucten ayrildiktan sonra sirf gezebilmek icin tir surmeyi ogrenip birkac yil kendi aracimla Balkanlari dolastim.-calistim-Artik otomobille cikmaya ugrassamda yalniz olmuyor. Sizin gibi sosyal biri olmayinca kalacak yer, gidilecek-gezilecek bolge. de bilemiyorum. Cok uzattim kisaca ne onerebilirsiniz bu 'Amcaya, Balkanları herkese öneriyorum ama gezmişsiniz. Bence sırada Kafkaslar olmalı. Asıl Baltıklar çok güzel. Mesafe sizin için uzak değilse Estonya Letonya Litvanya gezisi harika olur. Merhaba. Litvanya vize istiyor evet. O rakam teminat, yani başınıza bir şey gelmesi durumunda size sağlanacak en yüksek bedel. Sigorta ücretiniz 20-30 avro gibi bir şey olur en çok. Uzak ülkelere uçak bileti için şimdiye dek en fazla 2.000 lira ödedim gidiş dönüş. Güney Amerika'ya direkt uçuşlar pahalı olduğu için aktarmalı, yolculuğu çok uzatarak ama daha ucuza gittim hep. Rehberlik hiç yapmadım, sadece son zamanlarda birkaç ülkenin turizm bakanlığı tanıtım için davet etti. Orta gelirli bir işim ve sade bir yaşamım var. Kendim karşılıyorum. Yeşil pasaportla Litvanya'ya rahatlıkla girersiniz Tuğberk Bey. Kalış süresi sınırını bilmiyorum, büyük olasılıkla 90 gündür, ama bir aydan fazla kalacaksanız konsolosluğu arayıp sormakta yarar var. Bu konularda bizleri aydınlatırsanız çok müteşekkir olacağım. Saydığınız yerlerin hepsine gittim fakat üzgünüm ki sorularınızın yanıtlarını bilmiyorum, hayatımda hiç araba kiralamadım. Litvanya, Letonya ve Estonya'yı 1 ay boyunca otobüsle gezdim. Bir başka kez Finlandiya ve İsveç'e, diğer bir aylık seyahatimde ise Beyaz Rusya ve Ukrayna'yı gezdim. Minsk için tren, diğerleri için otobüs uygun olur bence. Saygılar. Ben Tevfik YILMAZ Ankara da yaşıyorum, oğlum burak üniversitede okuyor ve ERASMUS vasıtası ile 2015 Ağustos-2016 Ocak döneminde Litvanya Kaunas Teknoloji Üniversitesi de eğitim alacak. Bana, bizim ne yapmamız gerekecek, oğlum nerede kalacak ve en önemlisi bize kaç paraya mal olacağı hakkında yardımcı olabilirmisiniz. Ben Kaunas'a gittim ama gezmek için, Erasmus hakkında bilgim yazımdaki kadar. Oğlunuzun okuduğu üniversite onun işlemlerini yapıp yönlendirecektir. Oradaki üniversite yurt imkanı sunar, oğlunuz istemezse ev kiralar. Genel olarak Litvanya Türkiye'den ucuzdur. Tebrik eder, başarılar dilerim. İlginiz için teşekkür ediyorum. Ayrıca benim gibi Litvanya'da erasmus yapacak olan arkadaşlar varsa iletişime geçmek isterim. Rica ederim. İstanbul'da üniversitede çalışan bir arkadaşımın 1 yıl Litvanya'da yaşama durumu var, hatta bugün benim fikrimi sordu. Söyliyeyim de buraya yazsın o da. mrb. agustos ayında litvanya ya gidip 10 gün gezmeyi düşünüyorum. vilnusta livanyalı bir arkadaşım var o gezdircek bir litvanyalı olarak guzel bir şekilde gezdireceğini dusunuyorum.10 gunluk yanıma ne kadar ne kadar ucret almalıyım 🙂 ve arkadasım erkek 18 yasında hediye olarak ne göturebilirim. Merhaba. Genel olarak rakam vermekten kaçınırım, herkesin harcama tarzı ve beklentileri farklıdır. Kalacak yeriniz varsa Litvanya'da günde 30-35 avro karşılığı bir parayla rahat gezebilirsiniz, idareli giderseniz daha az harcarsınız, Litvanya pahalı bir ülke değil. Türk kahvesi, içki, lokum hediye götürebilirsiniz. Merhaba Zerrin Hanım. Couchsurfing bu şekilde işlemiyor. Kendiniz Litvanya Panevezys kentindeki üyeleri aratarak istek göndermelisiniz. Olumlu yanıt almanızı sağlayacak bilgileri Çeşitli sayfamdaki ilgili yazımda anlattım. İyi bir Litvanya seyahati dilerim. Litvanya Konsolosluğu veya Büyükelçiliğini arayıp oturma izni için neler gerektiğini sorabilirsiniz. Alper bey benim litvanya'da kız arkadaşım var biz 3 yıldır konuşuyoruz ve evlenip beraber Litvanya'da yaşamak istiyoruz. Çünkü kız arkadaşım Litvanya'da bir turizm firmasında çalışıyor bu yüzden litvanya'da yaşamak istiyor. altuntas. zm @ gmail. com bu adrese yazın bende sizden bilgi almak isterim bekliyorum. Hocam ben temmuz ayında Litvanya tatil yapmak istiyorum.. Klaipeda ve palagayı düşünüyorum.. bu konuda yardımcı olursanız sevinirim.. şimdiden Teşekür ederim.. Merhaba. Litvanya yaz tatili için ideal, aşırı sıcak olmayan bir Kuzey Avrupa ülkesi. Sorularınız varsa yardımcı olmaya çalışayım. Litvanya'da gezilecek yerler olarak 1 hafta için Vilnius, Trakai ve Kaunas'ı tavsiye ederim. VİLNİUS'dan İSTANBUL'A UÇAK İLE BİR PROGRAM DÜŞÜNÜYORUZ. Merhaba Sema Hanım. Tatil için iki güzel ülke seçmişsiniz. Litvanya'da Eylül ayında hava durumu biraz serindir ama soğuk değil; gündüz hava sıcaklıkları 14-18 derece, gece ise 8-10 derece arasında seyreder. Yağmur muhtemelen göreceksiniz. Litvanya'da belli bir günde yağmur yağma olasılığı neredeyse yüzde eli. letonya'da bu ihtimal yüzde 33. Gezilecek yerler yazılarımda var. Başkentler şart olmak üzere Trakai, Kaunas ve Jurmala'yı tavsiye ederim. Fakat süreniz çok kısa, hepsi olmaz. Ben olsam başkentler dışında bir yere gitmezdim. Belki sadece Trakai ve Europas Parkas olabilir. Merhaba. Litvanya bir Kuzey Avrupa ve Baltık ülkesi, kışlar soğuk geçer. Sizin kaldığınız sürece hava durumu, en soğuk ay Aralıkta sıcaklıklar gündüz -1 ile -3, gece -5 ile -7 arasında olur. Aşırı bir soğuk hava değil. Botlar kabanlar sağlam olsun. Hayır yine kaban gerekir. Eylülde mont yeterli olur. Rica ederim. Litvanya'da iş bulma durumu hakkında bilgim yok maalesef. Sadece gezmeye gittim. Öncelikle bu güzel bilgileriniz için tekrar teşekkür ederim. Gerçekten okudukça okumak istiyorum. Çok sade ve eğlenceli bir dille anlatıyorsunuz. Litvanya, erasmus için gerçekten çok iyi bir ülke. Oraya giden birçok arkadaşıma halk çok yardım etmişti. Litvanya'da Erasmus yapan herkes mutlu sanırım, aksini henüz duymadım. Güzel bir ülke. Evet, Türk bankasındaki mevduat hesabına yatırdığınız parayı oğlunuz Litvanya'da ATM banka makinelerinden avro olarak çekebilir. Küçük bir komisyon kesilir. Komisyonun miktarı çekilen parayla doğrusal olarak artmaz, örneğin 50 avro çektiğinde 5 lira kesiliyorsa 100 avro çektiğinde 10 lira değil 7 lira kesilir, bu nedenle küçük miktarlarda para çekmesin. Oğlunuza Litvanya'da Erasmus eğitiminde başarılar dilerim. Alper bey çok teşekkür ederim. Anladığım kadarı ile oğluma buradaki hesabına TL yatırarak para göndermiş olmak mümkün. Litvanya bankaları ile uğraşmaya gerek yok. Tabii ki, Litvanya'da bankayla uğraşmaya gerek yok. Dediğim gibi küçük komisyonlar kesilecek sadece. Rica ederim. Merhaba Alper Bey, Yazılarınız çok güzel, yol gösterici, tebrik ediyorum. Tallinn iniş-dönüş on günlük bir gezi planlıyorum. Riga ve Vilnius'u da katarak. Yazılarınızı okuyunca bu süre yeterli gelmeyecek gibi geldi. Helsinki'ye de günü birlik feribotla geçmeyi planlıyordum. Nasıl bir plan yapmalıyım sizce? Teşekkür ederim. Merhaba. Ben Litvanya dahil üç Baltık ülkesini 1 ayda gezdim ve çok keyif aldım. 10 günde sadece 3 başkent ve günübirlik Helsinki mümkün. Ama biraz daha rahat gezmek isterseniz Helsinki'yi plandan çıkarın. Blog yazılarıma ilginize çok teşekkürler. Merhaba. Vilnius'tan Siauliai kentine 14:15, 16:45 ve 17:45 saatlerinde tren, her gün çok sayıda, ortalama saatte bir otobüs var. Siauliai aslında Letonya'ya daha yakın. Siauliai'den Hill of Crosses adlı çok sayıda haç bulunan tepeye, otobüs istasyonundan Joniskis yönüne giden herhangi bir otobüse binip Domantai durağında inmeniz gerekiyor. Buradan tepeye 2 kilometre yürüyerek gidiliyor. Siauliai-Riga arasında çalışan taksi dolmuşlarla da gidebilirsiniz. Gitmişken Hill of Crosses'a 300 metre mesafede bir Saint Casimir Fransiskan manastırı var. Merhabalar Alper Bey, sizden bir konuda yardım isteyeceğim. Oğlum Vilnius'ta işe başladı ev kiralamak istiyoruz orada bize yardımcı olacak Türkler var mı sizin tavsiyeleriniz olabilir mi ev sahipleri İngilizce bilmedikleri için zor oluyor. Hangi semt daha güvenli ve oturulabilir. Ev buluncaya kadar biz öğrenci evi konuk evi gibi yerlerde kalabilir miyiz, nerelere başvurmak lazım. Yardımlarınızı bekliyorum şimdiden teşekkürler. Ayın 15 gibi gidicez bir aksilik olmazsa. Merhaba Tülay Hanım. Litvanya güzel ve güvenli bir ülke, başkent Vilnius da. Size şehrin bölgeleri ve semtleri hakkında genel bilgi verebilirim. Tarihi Old Town elbette kentin en önemli ve merkezi bölgesi. Başkentte 2 seçkin semt var; Antakalnis ve Zverynas, Vilnius'un en iyi ve elit semtleri olarak kabul ediliyor. En kötü bölgeler ise Naujoji Vilnia, Naujininkai, Kirtimai, Aukshtieji Paneriai ve Zemieji Paneriai; ama kötü derken \"beğenilmeyen\" demek daha doğru olabilir, çünkü güvenlik açısından sorun yok. Naujamiestis, Zirmunai ve Shnipishkes ise yerine göre değişiyor. 1970 ve seksenlerde inşa edilen yeni yerleşim yerleri Lazdynai, Karolinishkes, Virsulishkes, Fabijonishkes, Pashilaichiai, Sheshkine, Jeruzale ekonomik olarak düşünülebilir. Tarande ve Bajorai mahallelerinde yeni konutlar var. Santarishkes bölgesinde klinik ve poliklinikler yoğun. Sauletekis semtinde üniversiteler ve öğrenci yurtları, hosteller var. Türk tanıdığım yok. Ev tutana kadar uygun otel veya guesthouse rezervasyonu yapmanız mantıklı olur. Merhaba. Litvanya'da amber satışı ve ihracatı hakkında bilgim yok. Bu konuda üretim ve toptan satış yapan Amper Pictures UAB ile Ambersmile firmalarına danışabilirsiniz. İyi günler. Bir konuda yardımınıza ihtiyacım olacak benim 9 yaşında bir oğlum var ve onunla birlikte Litvanya'da yaşamak istiyorum ama oğlumun okul olayını nasıl çözebilirim. Nasıl bir yol izlemeliyim. Bana yardımcı olursanız sevinirim. Merhaba. Litvanya'da yabancıların ilk ve orta öğretimi konusunda bilgim yok ne yazık ki. En sağlıklı bilgiyi Litvanya Konsolosluğu ile Litvanya Eğitim ve Bilim Bakanlığından edinebilirsiniz. Alper bey merhaba; Utena şehrinde erasmus tavsiye eder misiniz. Şehir nasıl bilgi verirseniz sevinirim. Merhaba. Utena Litvanya'nın 31 bin nüfuslu bir kasabası. Güzel bir doğaya ve göllere sahip. Utenos Kolegija adlı yüksek öğretim kurumunda Erasmus eğitimi düşünüyorsunuz sanırım. Küçük yer olmasının maliyet avantajı var, yurtta ayda 50 avro, ya da birkaç öğrenci birlikte 200 avro fiyata ev tutup kalmak mümkün. Kışın soğuk olur ama Yaz ve Bahar mevsimleri güzel. Sakin bir dönem geçirmek isterseniz bence iyi fikir. Merhaba, Erasmus ile Litvanya'ya gitmeyi düşünüyorum. Yalnız Kaunas'taki Kauno Kolegija ile Siauliai'de ki Siauliai State College arasında kaldım. Sizce şehir ve üniversite olarak hangisini tercih etmeliyim? Beni bilgilendirirseniz sevinirim. Merhaba. Bahsettiğiniz üniversiteler hakkında bilgim yok, belki okurlarımdan binenler vardır. Şehir olarak Kaunas'ı tercih ederdim, daha güzel ve büyük bir kent, imkanları daha fazla. Alper bey, Son duragım olan Litvanya programım için yazınız rotayı çizmemde çok faydalı oldu. Çok çok teşekkürler. Merhaba Klaipeda Üniversitesi'nin öğrenci yurdunda 81 tane iki kişilik, 8 tane tek kişilik, 4 de engelli odası var. Yurt başvurusu için inga. maroziene@ ku. lt adresine e-posta yazabilirsiniz. Ayrıca üniversitenin Klaipeda'daki bazı otellerle öğrencilere indirim anlaşması var, oteller için iletişim: stimc. svmf@ ku. lt. Umarım Erasmus yoluyla kalanlardan da bilgi gelir. Merhaba 2 yaşındaki kızımızla Romanya Moldova Ukrayna Belarus Letonya Litvanya Estonya Polonya gezisi planlıyoruz. Y olculuklarımızı tren ve otobüs ile yapacağız. Rotamızdaki sizin gittiğiniz ülkeler planlamalarımızı yaparken bize güzel rehber oldu. Teşekkürler. Blog okurlarımdan yapmış olanlar çıkabilir, bakalım. Merhaba, ben ve arkadaşım Litvanya Kaunas Üniversitesi'nde okumayı düşünüyoruz da aylık gider olarak 400 euro yeterli midir sizce? Aslında çok araştırdım ama sizden de duymak istiyorum.. Merhaba. Kaunas İstanbul ile fiyatlar açısından karşılaştırdığımda ortalama yüzde 20 daha pahalı. Örneğin ulaşım bizden ucuz, ama lokantalar pahalı. 400 euro bir öğrenci için yeterli görünüyor ama elbette harcama tarzınıza ve beklentilerinize bağlı. Merhabalar. Litvanya'ya Erasmus için gidebilirim ama bir konuda az bir şey endişeliyim acaba orada eşarplı kişilere saygıları var mıdır? Teşekkürler. Merhaba. Avrupalılar uygar insanlardır, Litvanya'da eşarp giymeniz nedeniyle saygısızlık görmezsiniz, endişe etmeyin. Başarılar dilerim. Merhaba. Litvanya'da fiyatlar başkent ile küçük şehirler arasında her ülkede olduğu gibi değişiyor. Biliyorsunuz geçen yıl Türk Lirasının değeri tüm dünya paraları karşısında yarıya indi ve hızla yoksullaştık, eskiden beri Litvanya Türkiye'den ucuz bir ülke iken, artık pahalı. Örnek olarak Vilnius ile İstanbul'u karşılaştırırsak Litvanya'da genel fiyatlar ve yaşam Türkiye'den %30 daha pahalı. Vilnius'ta ucuz lokantada yemek 50 lira (8 avro), orta kalite bir restoranda içki dahil 3 çeşit yemek 17 avro, hızlı yemek zincirlerinde basit menü 5 avro, yerli bira lokantada barda 3, markette 1 avro, 1.5 litre şişe su 0.65 avro, 1 litre süt 0.9 avro, ekmek 1 avro, tavuk 4.5, et 7 avro, domates 1.3 avro, belediye otobüs bileti 1 avro, 60Mbps hızda sınırsız internet 11 avro, kaliteli bir yazlık elbise 35 avro, tek odalı stüdyo daire kiraları şehir merkezinde 500, banliyöde 300 avro. Benim bildiğim fiyatlar bunlar. Umarım kafanızda Litvanya'da yaşam maliyeti konusunda genel bir tablo oluşturur."} {"url": "https://celebialper.com/malta-gezi-tatil-notlari-gezilecek-yerler/", "text": "Malta gezi rehberi olarak hazırladığım bu yazıda Akdeniz ülkesi Malta hakkında bilgi, nerede olduğu, haritası, konumu, nüfusu, dili, adaları, şehirleri, gezilecek yerler, yapılacak etkinlikler, öneriler, deniz tatili yerleri, hava durumu, gezi notları ve tatil yorumları var. Adalar ülkesi, zengin tarihi, mimarisi, dalış olanakları, dil okulları, denizi, kumsalları ile Avrupa'da pahalı olmayan yaz tatili yapmak isteyenleri kendine çekiyor. Akdeniz'in ortasında, Sicilya'nın 93 kilometre güneyinde, Libya'nın 288km kuzeyinde, Tunus'un 284km doğusunda yer alıyor. Adalar devletinin sadece Malta (237 km ), Gozo (68 km ), Comino (2 km ) adlı üç ana adasında insan yaşamı var. Diğer 18 minik adada yerleşim yok. İstanbul'dan Malta'ya THY ve Air Malta hava yollarının direkt uçuşları var ve gidiş iki buçuk saat, dönüş iki saat yirmi dakika sürüyor. Ulusal hava yolu Air Malta, Avrupa, Kuzey Afrika ve Orta Doğu kentlerine düzenli seferler yapıyor. Ryaniar, Easyjet, Wizzair, Jet2, Thomas Cook hava yollarının da İngiltere, İspanya, Almanya, Fransa, İtalya, Letonya, Litvanya, İsveç, Yunanistan, Macaristan, Romanya, Sırbistan, Makedonya, Bulgaristan şehirlerinden ülkeye uçuşları var. Uluslararası havalimanı Luqa, Luqa ile Gudja arasında yer alıyor. Havaalanından başkent Valletta'ya 71, 72, 73 numaralı otobüsler 1 saatte 1.5 avroya götürüyor. X2 otobüsü St. Julian ve Paceville'ye götürüyor. X1 otobüsü ise bunların yanı sıra Cirkewwa iskelesine ve Pembroke Park'a da gidiyor. En hızlı otobüs X4, Valletta şehir merkezine yirmi dakikada ulaştırıyor. X3 Ajruport-Bugibba otobüsü havalimanı Hal Luqa'dan son durak Bugibba'ya 1,5 saatte gidiyor. X1B Cirkewwa-Ajruport hattı otobüsü de 1,5 saat. Havalimanı terminalinin önündeki beyaz havaalanı taksileri çok pahalı, aman diyim. Geliş salonundaki bir gişeden 24 saat ön ödemeli taksi bileti alabilirsiniz, daha uygun. Siyah taksiler daha ucuz olur, araca göre 15-23 avro arası. Sicilya adasındaki Pozzallo limanından Virtu Ferries feribotları 90 dakikada geliyor. Araçla da binilebiliyor. Ancak yazın yüksek sezonda gemi biletleri uçaktan daha pahalı olabiliyor. Malta Cumhuriyeti Güney Avrupa'da, Akdeniz'de yer alan bir adalar ülkesi. 316 kilometre kare yüz ölçümü ve 475.000 kişi nüfusu ile dünyanın en küçük ve en yüksek nüfus yoğunluklu ülkelerinden. Avrupa Birliği'nin en küçük başkenti Valletta, sadece 0,8 kilometre kare yüz ölçümüne sahip. En büyük şehri Birkirkara, ekonomik merkezi ise Sliema. Ülkenin arazisi oldukça alçak; en yüksek nokta aşağıdaki Ta' Dmejrek deniz seviyesinden sadece 253 metre yüksekte. Kayalık, düz ve parçalı ovalık karalara, çok sayıda körfez ve uçurumlu kıyılara sahip. M. Ö. 5900 yılından bu yana insanların yaşadığı bir ülke. Akdeniz'in ortasındaki konumu tarih boyunca bir deniz üssü olarak stratejik önem taşıdı ve Fenikeliler, Kartacalılar, Romalılar, Yunanlar, Bizanslar, Araplar, Normandiyalılar, Sicilyalılar, İspanyollar, St. John Şövalyeleri, Fransızlar, İngilizler tarafından işgal edilip yönetildi. Bütün bu güçler, ülkenin antik kültürü üzerinde etkiler bıraktılar. Özellikle şövalyeler ve şövalyelik ülke tarihi ve kültüründe önemli bir yere sahip. Ülke 1815 yılında İngiliz sömürgesi haline geldi ve İngiltere Akdeniz Donanması gemileri için önemli bir liman ve merkez olarak hizmet verdi. II. Dünya Savaşı sırasında Müttefikler için önemli bir rol oynadı. İngiltere Parlamentosu 1964 yılında Malta'nın bağımsızlığını kabul etti Kraliçe II. Elizabeth'i ülkenin kraliçesi ve devlet başkanı olarak atadı. Ülke 1974 yılında cumhuriyet haline geldi. Avrupa Birliği üyesi ve avro kullanıyor. Sıcak hava durumu, eğlence ve dinlenme alanları, mimari ve tarihi anıtlarıyla Malta gezi ve tur için popüler bir turizm merkezi. Üç adet UNESCO Dünya Mirası Alanına sahip; Hal-Saflieni Katakompu, Valletta ve dünyanın ayakta kalan en eski yapılarından Megalit Tapınaklar. İşte size ülke hakkında bilgiler içeren bir gezi rehberi blog yazısı. Malta hava durumu Akdeniz iklimi ile ile şekilleniyor; ılık kışlar, denizden içeri doğu iyice sıcaklaşan sıcak yaz mevsimleri yaşanıyor. Yağmur sonbahar ve kış mevsimlerinde yağıyor, yazlar sıcak ve kurak geçiyor. Malta gezi planı yapanlara en sıcak yaz aylarında seyahat etmekten kaçınmalarını tavsiye ediyorum. Tüm yılın ortalama sıcaklıkları gündüz 23 C, gece 15.5 C. En soğuk ay ocakta sıcaklıklar gündüz 12-18 derece, gece 8-12 derece oluyor. En sıcak ay ağustosta gündüz sıcaklıklar 28-34, gece 20-24 derece yaşanıyor. Valletta Avrupa'da en sıcak kış yaşanan başkent. Mart ve aralık aylarında ortalama sıcaklıklar gündüz 17, gece 11 derece. Sıcaklıklarda ani değişimler pek yaşanmıyor. Yıllık ortalama deniz suyu sıcaklığı 20 C olup, şubatta su 15 16 C, ağustosta 26 C. Hazirandan kasım sonuna kadarki 6 aylık süreçte ortalama deniz suyu sıcaklığı 21 C. Malta Adası Ülkenin en büyük, en çok gidilen, en kalabalık ana adası. Gozo Manzaralı tepelikleri ve zengin tarihi ile bilinen ada. Comino Çoğu doğa koruma alanı olan küçük ada. - Barbağanni Kayalığı - Cominotto - Dellimara Adası - Filfla / - Fessej Kayası - Fungus Kayası - Ghallis Rock - Halfa Rock - Large Blue Lagoon Rocks - St. Paul Adaları/Selmunett Adası - Manoel Adası, köprüyle Gzira'ya bağlı - Mistra Kayalıkları - Tac-Cawl Kayası - Qawra Point/Ta' Fraben Adası - Small Blue Lagoon Rocks - Sala Rock - Xrobb l-Ghağin Rock - Ta' taht il-Mazz Rock Malta şehirleri küçük olmasına rağmen tarihi ve turistik açıdan son derece zengin gezilecek yerler ile dolu. - Valletta 1565 Osmanlı Kuşatması sırasında adayı savunan Fransız soylu Jean Parisot de la Valette'nin adı verilen başkent. - Cottonera Tarihi kentler Birgu, Isla ve Bormla. Büyük Osmanlı Kuşatmasına karşı savaşılıp kazanılan yer. - Marsaxlokk Adanın güneyindeki balıkçı köyü. - Mdina Malta Adası'nın ortasında, manzaralı eski başkent. - Mgarr Kuzeybatıdaki kırsal köy. - Rabat Çok sayıda tarihi eser var. - St. Julian's Tur botları kalkıyor. - Sliema Başkentin hemen kuzeyinde, alışveriş yerleri ve sahil yürüyüş yolu ile meşhur şehir. - Victoria Gozo'nun başkenti. Malta dili Kuzey Afrika Arapçasına benzeyen Semitik bir Sami dili olup, çok sayıda İtalyanca, bir miktar da İngilizce sözcük içeriyor. Resmi diller Maltaca ve İngilizce olduğu için tüm resmi belgeler ve radyo yayınları bu iki dilde. Arapça ve İbranice gibi bir Sami dili olan Maltacanın orijinal tabanı, özellikle temel düşünce ve işlev sözcüklerinin çoğu Sicilya Arapçası, ama bugün kelime dağarcığının yarısı standart İtalyanca ve Sicilyaca. İngilizce sözcükler %10 civarında. Maltaca Latin alfabesi kullanılarak yazılıyor. Arapça dil bilgisi üzerine Roman ve Anglo-Sakson gramer ve sözcüklerin, özellikle İtalyancanın eklenmesi ile oluşturulmuş bir dil. Günlük hayatta kullanılan sözcük ve yüklemler tamamen Maltaca ya da Arapça kökenli iken, modern sözcüklerin büyük bir kısmı Avrupa dillerinden geliyor. Malta gezilecek yerler açısından zengin bir ülke. Adanın ortasında, yüksekte kurulu tarihi başkent, güzel Rabat kasabası ile çevrili. Gündüzleri gösterişli mimarisi, tarihi ve lezzetli kahvesiyle gezgin ve turistleri kendine çeken Mdina akşamları çok sakin ve romantik haliyle gezilecek yerler arasında. Başkent tarihi olmanın yanında canlı ve modern de; müzeler, alışveriş yerleri, kültür merkezleri ile dolu. Hospitaller Şövalyeleri tarafından inşa edilen St John's Co-Cathedral, şapelleri, Caravaggio resimleri, duvar halıları ve kutsal emanetleriyle bir Malta gezi planı için mutlaka görülmesi gereken yerler arasında. Gozo ve Malta'daki yeraltı mağaraları ve megalitik tapınaklar, dünyanın en eskilerinden. Kırsal bir atmosfere sahip Gozo Adası, İç Deniz, Kale, kilise ve huzurlu bir ortam sunuyor. Diğer adı Victoria olan Gozo'nun başkenti Rabat, kalesi, ticaret merkezi ve bahçeleri ile meşhur. Populer bir yüzme, şnorkel, dalış ve tatil merkezi. Güneydeki güzel köyde 15 Ağustos ve Haziranın ilk Pazar günü dini festivaller kutlanıyor. Güneybatıdaki taş devrinden kalma iki tapınak. M. Ö. 3600 yıllarından kalma bu yapılar, Mısır Piramitlerinden daha eski. Temel Reis filminin çekimi için 1980 yılında kurulmuş eğlenceli köy. Deniz tatili için en güzel kumsal, adanın kuzeybatısındaki Golden Bay, yüzme, güneşlenme, şnorkel, mangal, eğlence ve parti isteyenleri kendine çeken, görülecek noktalar arasında geliyor. Yine güzel ama daha az kalabalık bir kumsal ve deniz tatil yeri. Malta Adası'nın güneyindeki lacivert deniz, ilginç kaya oluşumları, yedi mağara ve koylar. Kaya zeminde tarihi vagon tekerleği izleri, antik mezarlar, ilkel insanların yaşadığı mağaralar var. Başkentin güneyinde, Marsa'daki Türk Şehitliği veya tabelasındaki adıyla Türk Askeri Mezarlığı, 1874 yılında Sultan Abdülaziz tarafından Mimar Emanuele Luigi Galizia'ya yaptırıldı, I. Dünya Savaşı'nda adadaki Müslüman birliklerin komutanı olan Eşref Bey tarafından savaştan sonra 1920 yılında onarıldı. 1565 yılında Osmanlı kuşatması sırasında ölen Turgut Reis ve askerleri burada yatıyor. Şehitliğin önündeki otobüs durağının adı Ottoman. Marsaskala'dan 1 kilometre uzaklıktaki hoş bir koy. Munxar beyaz kayalıkları, 2 kumsal ve 2 mağara. Adanın güneyindeki Delimara bölgesinde yer alan, kayalıkların içinde doğal yüzme havuzu gibi bir koy. Küçük bir ülke olmasına rağmen Malta'da yapılacak şeyler ve etkinlikler çok fazla. Yazın ada su sporları ve plaj etkinlikleri için ideal. Gozo kıyılarında ve malta kırsalında yürüyüş rotaları trekking için harika. Tekne gezintisiyle mağaralar, kayalıklar ve gün batımı, ülkede yapılacak şeyler arasında. - Our Lady of the Lily, Mqabba - Saint Philip, Zebbug - Mount Carmel, Zurrieq - Saint Mary of Imqabba, Qrendi (15 Ağustos) - Saint Catherine, Zurrieq - Nativity of Our Lady, Mellieha ve Naxxar (8 Eylül) Nisan ayı boyunca Valletta ve Floriana bölgesinde havai fişek üreticileri en iyi yer ve hava fişeklerini sergileyerek ortamı alevlendiriyorlar. Ücretsiz tabii. Yaz mevsiminde ikisi Valletta, biri Qormi'de üç şarap festivali etkinliği yapılıyor ve Malta şarapları ucuza tadılabiliyor. Qormi'de Eylül ve Delicata'da Auğustosta yapılan şarap festivallerinde 12 avroya bir bardak satın alıp istediğiniz kadar içebiliyorsunuz. Marsovine'de Temmuzda düzenlenen festivalde ise bir bardak ve 14 jetonu 10 avroya satıyorlar. Ta' Qali'deyse bira festivali kutlanıyor. Ülkede tenis popüler bir spor etkinliği. Adalarda hava sıcak olduğu için yıl boyu tenis oynayabilirsiniz. Hem usta oyunculara hem de amatörlere açık çok sayıda tenis kortu ve kulübü var. Tenis Federasyonu'ndan veya sitesinden bilgi alabilirsiniz. Şubat ve Martta Valletta ile Floriana'da gerçekleştirilen eğlenceli festivalde dans ve kostüm yarışmaları, hareketli platformlar üzerinde gösteriler, müzik grupları, grotesk maskeliler oluyor. Gozo Adası'ndaki Nadur Festivali gençler arasında popüler. Ücretsiz Valletta yürüyüş turu için Colour My Travel ile iletişime geçebilirsiniz. Haziranda 3 gün süren Akdeniz Folk Müzik Festivali, ghana adlı geleneksel Malta folk şarkıları, şarkı sözü yazarları, folk müzik grupları, komşu Akdeniz ülkelerinden konuk folk müzisyenleri, geleneksel müzik aleti atölyeleri, çocuklar için etkinlikler, geleneksel Malta yemekleri ile Floriana'daki Argotti Botanik Bahçelerinde harika bir etkinlik sunuyor. Temmuz ortasında başlayıp altı gün süren caz festivali adaya uluslararası caz dünyasının yıldızlarını çekiyor ve yetenekli yerel sanatçılarla bir araya getiriyor. Büyük Liman'daki tarihi Ta' Liesse rıhtımında kurulan harika sahne, unutulmaz bir deneyim sunuyor. Yerel ve yabancı sanatçıların en kaliteli tiyatro, müzik, dans performansları ve çeşitli sanat gösterileri Temmuzda. Başkentin değişik mekanlarında ortak performanslar ve atölyeler gerçekleştiriliyor. Ekim ayında Valletta'da gece boyu süren kültür ve sanat etkinliklerinde kentte parlak ışıklar altında devlet sarayları, tarihi binalar ve müzeler halka ücretsiz açılıyor. Lokanta ve kafeler de gece açık kalıyor. Floriana Fosos meydanında Haziranda Avrupa'nın en büyük ücretsiz açık hava konseri gerçekleştiriliyor. Dünyaca ünlü sanatçıları elli binden fazla kişi izliyor. Temmuz sonu başlayıp Ağustosun başlarında sona eren, Cisk ve Blue Label Ale biralarının üreticisi Farsons Brewery tarafından düzenlenen bira festivalinde konserler oluyor. Akdeniz'deki Los Angeles olarak tabir edilen adada son 40 yıldır dev Hollywood yapımları çekildi. yerel oyuncular Malcolm ve Elizabeth Ellul, Game of Thrones, Gladiator ve Troy gibi filmlerin çekim yerlerine götürerek sahne arkası bilgiler anlatıyorlar. Malta dalış için ideal bir yer ve deniz suyu sıcaklığının 15 ile 26 derece arasında değiştiği tüm yıl dalınabiliyor. Suda görüş iyi olduğu için öğrenmek için de ideal. Kıyıya yakın dalış suları daha kolay ve ucuz. Dalış yerleri kaya resifleri, gemi enkazları ve özellikle Gozo İç Deniz'deki mağaralar. Sıradan deniz canlıları ve yosunların yanı sıra denizde yaşamın daha fazla olduğu sıcak aylarda ton balığı, ahtapot, müren balığı, denizatı, yumuşak mercan görülebiliyor. - Petrol tankeri Um El Faroud 35 metre derinlikte, 115 metre uzunluğunda, 10.000 ton ağırlığında batık petrol tankeri. - Gozo MV Karvela batığı 58 metre uzunluğunda gemi batığı. - P29 devriye gemisi Cirkewwa kıyısındaki Doğu Almanya malı batık tekne. - Gozo Double Arch 20 ve 45 metre derinlikte iki kemere ayrılmış burun. - Gozo Blue Hole Maltalılara göre en iyi dalış noktasında 60 metre derinliğe inildiğinde meşhur Azure Window görülebiliyor. - Blenheim bombardıman uçağı Az bilinen, az dalınan, profesyonel meraklı dalgıçlar için uçak batığı. - Inland Sea İç Deniz'den açık denize giden 80 metre uzunlukta tünel. Akdeniz'in berrak suları şnorkelli yüzme sırasında çok çeşitli yosunlar, algler, balıklar, yengeçler, deniz hıyarları, denizyıldızı, mürekkep balığı, müren balığı, ahtapot ve kedibalığı görülebiliyor. - Bahar ic-Caghaq kumsalı kıyıları - Popeye Village'in yanındaki Anchor Bay - Ghajn Tuffieha - Gnejna Koyu - Qawra Point - Slugs Körfezi - Armier Bay - Mistra Bay - Kalanka Bay - St. Peters Pool - Ghar Lapsi - Cirkewwa Ortalama su sıcaklığının 25 derece olduğu adanın berrak mavi denizinde saatlerce sörf yapılabilir. Rüzgar sörfü için Ghallis, Palm Beach ve diğer kuzey kıyıları en ünlü ve turistik yerler. Ada tırmanma için en ünlü yerlerden biri. Tırmanma ve planör uçuşu için özellikle batı kıyılarındaki uçurumlar tavsiye ediliyor. Muhteşem anlatmışsın Alpercim ağzına kalemine sağlık. Çok teşekkür ederim. Malta'yı tavsiye ediyorum. Malta'yı herkese tavsiye ediyorum. Tarihi ve doğasıyla eşsiz yerler. Alper bey çok güzel yazmışşınız elinize sağlık. Bu ayrıntılı rehber için çok teşekkürler. Nisan sonunda eşimle birlikte gezmeyi planlıyoruz. Nisan sonunda Malta'da hava durumu gezmek için uygun olur, hava sıcaklığı gündüz 20 derece, gece 14 derece civarında seyreder. yüzmek için pek uygun değil ama denize girmek imkansız da değil. Blue Lagoon İzlanda'da. Reykjavik'ten tur otobüsleriyle kolayca gidip dönebilirsiniz."} {"url": "https://celebialper.com/malta-ulasim-yasam-gece-hayati/", "text": "Malta ulaşım, yaşam ve gece hayatı bilgileri içeren bu yazımda toplu taşıma sistemi, havalimanı otobüsleri, gece otobüsleri ve saatleri, bilet ücretleri, indirimli ulaşım ve gezi kartları, otobüs hat isimleri, güzergahları ve saatleri, bisiklet kiralama sistemi ve ücretleri, araba kiralama, taksi, tekne ve feribot saatleri ve bilet ücretleri var. Ayrıca Malta'da yaşamak isteyen Türkler için iş olanakları, çalışma izni, yaşam koşulları, insanlar, gece hayatı, eğlence yerleri hakkında bilgiler de anlattığım bir blog yazısı. Adalar ülkesinde otobüs, tur otobüsü, bisiklet, kiralık otomobil, taksi, gemi ve teknelerle ulaşım sağlanıyor. İşte pratik bir Malta ulaşım rehberi. Malta ulaşım sistemi toplu taşıma otobüslerinin çoğu gece 23:00'e kadar çalışıyor, ondan sonra sadece 7 tane gece hattı var. Gezilecek yerler arasında otobüsler düzenli olarak çalışıyor ama tarifedeki saatlere her zaman uygun olmayabiliyor. Valletta surlarının hemen dışındaki ana otobüs terminalinden adadaki her yere gidebilirsiniz. Gündüzleri trafik sorununu hesaba katmanız iyi olur. San Giljan Zurrieq (saat 00:15 ile 03:15 arası) Cuma-Cumartesi günleri, San Giljan Cirkewwa (00:05-03:05) Cuma-Cumartesi, San Giljan Bugibba (23:35-02:35) Cuma-Cumartesi, San Giljaan Birkirkara (00:20-03:20) Cuma-Cumartesi, Valletta San Giljan (23:10-01:30) Pazartesi-Salı-Çarşamba-Perşembe-Pazar, San Giljan Marsaskala (00:00-03:30) Cuma-Cumartesi saat ve günleri gece ulaşımı sağlıyor. Otobüslerin çoğunda dijital ekranda güzergah planı var ve duraklara yaklaşırken isimleri otomatik anons ediliyor. Elektronik saat genelde yanlış. Kısa süre önce otobüslere ücretsiz wifi bağlandı. Otobüs duraklarında saatler ve güzergahlar hakkında bilgi var. Bineceğiniz otobüs durağa yaklaşınca el sallamak veya kaldırımın kenarına doğru hareketlenmek, ineceğiniz zaman stop butonuna basmak gerekiyor. Malta ulaşım ağı biletlerinden iki saat boyunca otobüse binebileceğiniz bilet kışın 1.5, yazın 2 avro, gece otobüslerine 3 avro, Tallinja Card ile 75 cent. Tüm otobüslerde şoförden bilet alınabiliyor ama bazen kalabalıkta zor oluyor. Otobüs terminallerinden, postanelerden veya internetten kart bilet alınabiliyor; haftalık biletler yetişkinler için 21, çocuklar için 15 avro. 12 kez otobüse binilebilen bilet 15 avro. Malta gezi planı yapanlar için gitmeden önce internetten Tallinja Card almak mantıklı ve ucuz olur. İndirim kartlarını internetten veya havalimanı geliş salonundan, Valletta Otobüs Terminalinden, Sliema Feribotları gişesinden, Bugibba Otobüs Terminalinden, Victoria Otobüs Terminalinden, tüm kent ve kasabalardaki çok sayıda merkezi yetkili dükkandan alabilirsiniz. 24 saat geçerli kartla ülkenin herhangi bir yerinden başkente toplu taşıma araçları otobüs ve feribotlarla gidebilir, şehir içi ulaşımdan yararlanabilirsiniz. Gezilecek görülecek yerler arasındaki The Palace State Rooms, The Palace Armoury, The National Museum of Archaeology, Malta 5D arasından seçeceğiniz üçüne ücretsiz giriş sağlıyor. Fiyatı 19 eu. 7 gün sınırsız seyahat kartı 39 eu. Havaalanı ve çeşitli kumsallara ulaşım, feribotta 2 gezi, hop-on, hop-off otobüslerde bir tam gün tur veya öğle yemeği dahil Comino tekne turu sağlıyor. 7 gün sınırsız seyahat imkanıyla adaları keşfetmek için, 21 eu. 15 avro fiyata çocuklara 7 gün sınırsız ulaşım kartı. Ucuz gezi için kontörlü kart 15 eu fiyatla satılıyor ve ilk olarak otobüste kullanıldıktan sonra 1 yıl geçerli. Esnek olarak istediğiniz 12 gün siz, aileniz ve arkadaşlarınız kullanabilirsiniz, kişiye özel değil. Malta'da bir tane havaalanı var. Uluslararası Havalimanı Luqa, Luqa ile Gudja arasında yer alıyor. Havaalanından başkent Valletta'ya 71, 72, 73 numaralı otobüsler 1 saatte 1.5 avroya götürüyor. X2 otobüsü St. Julian ve Paceville'ye götürüyor. X1 otobüsü ise bunların yanı sıra Cirkewwa iskelesine ve Pembroke Park'a da gidiyor. En hızlı otobüs X4, Valletta şehir merkezine yirmi dakikada ulaştırıyor. X3 Ajruport-Bugibba otobüsü, havalimanı Hal Luqa'dan son durak Bugibba'ya 1,5 saatte gidiyor. X1B Cirkewwa-Ajruport hattı otobüsü de 1,5 saat. Havaalanında inince aşağıdaki makineden bilet alabilirsiniz. Havalimanından ülkenin şehirlerine ve tam tersi ulaşımı sağlayan hatlardan bazılarının güzergahları aşağıda. X ile başlayanlar ekspres otobüs hatları olup, daha az sayıda durakta duruyorlar. Gozo ve Malta'da bisiklet kiralamak yaygın olmasa da mümkün. Özellikle ana adanın batısındaki Dingli Kayalıkları ve Fomm ir-Rih, kalabalık kentlerden uzak ve güzel manzaralı olduğu için bisiklet iyi fikir. Kara yollarında bisiklete binmek pek güvenli değil, araç sürücüleri kibar davranmıyor ve bisiklet şeritleri yok. Dağ bisikleti kiralayıp kır yollarından gitmek daha iyi olur. Yaz mevsiminde 11:00 ile 16:00 arası saatlerde bisiklete binmek dayanılmaz sıcak olur. Tallinja Bike adlı bisiklet kiralama sistemi Valletta ve çevresinde ulaşım için çok pratik. Bir bisiklet park merkezinden alıp diğerine bırakabiliyorsunuz. Kentin önemli noktalarında yer alan bisiklet alma ve bırakma merkezleri, otobüs terminali ve şehrin iki tarafındaki iki feribot iskelesinden bağlantılar sunuyor. Yorulursanız bisikletler elektrikle de çalışıyor. Yarım saati 3, saati 5 avro, sonraki her 30 dakika 2 avro. Tallinja card ve Explore Card'lar ile ilk 30 dakika 1.5 avro. Valletta Card ile 2 kez 30'ar dakika bisiklet ücretsiz. Beyaz taksiler caddelerde bulunabiliyor. Taksimetreyi dikkate alan sürücü pek yok. Kısa mesafeler 15 avro, ada baştan sona 35 avro tutuyor. Havalimanı ve diğer noktalara ucuz ulaşım için Easy PrivateTaxi, Active Cabs Taxi, Peppin Transport, Malta Airport Cabs ve Malta Taxi Online firmalarının siyah taksilerini kullanabilirsiniz. Malta'da araba kiralamak Avrupa'nın çoğundan ucuz. Önceden internetten kiralamak, geldikten sonra kiralamaktan daha ucuz. Ülkede Avis, Budget, Europcar, Hertz ve First Car Rental firmaları araba kiralıyor. Havalimanından da kiralanabiliyor. Dikkat, trafik soldan akıyor. Malta Adası'ndaki Cirkewwa'dan Gozo'daki Mgarr'a 45 dakikada bir feribot var. Bir buçuk saat sürüyor ve gidiş-dönüş bilet fiyatı 4.65 avro. Comino'da tekneler daha seyrek. Akdeniz ülkesinde bir tekne turu yapmadan olmaz. Valletta'dan Sliema'ya ve Üç Şehirler'e kısa süren tekneler var. Sliema başkentin kuzeyinde yer alıyor, yakın. Valletta Sliema arasında deniz ulaşımı sağlayan teknelerin kış ve yaz sefer saatleri ve bilet ücretleri aşağıda. Malta'da yaşam yeterince gelir olduğu sürece keyifli. Ülke Akdeniz iklimi, kaliteli sağlık bakım sistemi, İngilizce bilen nüfusu, dünyanın en iyi dalış yerleri ve neşeli halkıyla hem turistleri hem de yaşamak isteyenleri kendine çekiyor. Hareketli liman şehri ve başkenti Valletta, antik mimari, canlı yaya alışveriş caddesi, çok iyi restoranlar ve uluslararası bir topluma sahip. Malta'da yaşamak isteyen ve yaşam kuranların diğer bir gözdesi Sliema kentinde yeni inşa edilmiş ev ve dükkan seçenekleri var. Ana adanın kuzeyindeki St. Paul's Bay ise deniz manzaralı bir yaşam tercih edenleri cezbediyor. Kuzeydeki Gozo adası sessiz deniz manzaralı yürüyüş yolları, rustik Akdeniz manzaraları, hoş kokulu dağ kekiği tarlalarıyla daha sakin bir hayat sunuyor. Adada sakin ve rahat yaşam isteyenler için başkent Victoria hem doğaya yakın, hem de alışveriş, yemek, sağlık tesisleri, lokantalarıyla her türlü imkana sahip bir Akdeniz yaşamı sunuyor. Adalar ülkesi zengin kültürü ve tarihi, güneş ışığı dolu sıcak günleri, mavi gökyüzü ve deniz kenarında neşeli yemek kültürü ile huzurlu bir emekli yaşamı isteyenler için de uygun. Avrupa Birliği'nin en küçük ülkesi, modern olanaklara sahip tarihi kentler, tüm yıl boyu kültürel etkinlikler, çok sayıda ülkeden gelip yaşam kuran insanlar, pahalı olmayan sakin yaşam şartları ile yurt dışında yaşamak isteyenler için cazip. Ülkede bugün 6000 İngiliz, 4000 Avustralyalı, 2000 Kanadalı ve daha birçok ülkeden insan yaşam kurmuş durumda. Yabancı gruplar sık sık kahve, kahvaltı, bar ve akşam yemeği buluşmaları düzenliyorlar. Ramblers' Club, birçok koşu spor kulübü, at binicilik kulüpleri, kitap kulüpleri de etkinlikler ve organizasyonlar gerçekleştiriyor. Ülkede tüm sağlık hizmetleri ücretsiz ve AB ülkeleri arasında kalite sıralamasında altıncı. Eğer çalışıyorsanız Mater Day Hospital ve Gozo General Hospital hastanelerinde gereken tedavileri bedava olabilirsiniz, ancak bazen sıra oluyor. Özel sağlık sigortası ise yıllık en temel ve basit paketi kapsayan 90 avrodan, her şey dahil 350 avro sigortaya kadar değişiyor. Maltalılar kibar ve hoş insanlar. Özellikle küçük kasaba ve köylerde insanlar yabancılara yardım etmek için yollarını değiştirebiliyor. Çoğu turistik ülkeden farklı olarak, turistlerden yararlanmak isteyen insanlar yok. Yalnız ülkede yaşayan yabancılar yerel halkın biraz inatçı olduğunu söylerler. Malta'da çalışmak için iş bulmak özellikle turistik tesislerin personel sayılarını arttırdığı ilkbahar sonu ve yaz başında kolay. Sliema ve St. Julian's bölgelerinde \"Staff Wanted\" yazıları artıyor. En az İngilizce bilmek şart tabii. Daha nitelikli ve yüksek kazançlı meslekler için ülkede çoğu finans ve internet bahis, kumar ve oyun sektörlerinde birçok uluslararası şirket, yerel firmalardan daha yüksek maaşlı işler sunuyor. Bu şirketlerde yüksek maaşlı işler için İngilizcenin yanı sıra ikinci ve üçüncü yabancı dil konuşmak bir avantaj. Bazı yerli şirketler bile yabancı çalıştırmayı tercih ediyor. Avrupa Birliği ülkesi olduğu için çalışma izni almak zor. Bilgisayar oyun şirketlerinin Türkçe bilen çalışana ihtiyacı oluyor. Bu şirketler Türkçe konuşan kişi gereksinimini göstererek Türkiye vatandaşlarına çalışma izni çıkarabiliyor. Avrupa standartlarında CV ve diğer noter onaylı belgeler isteniyor. Çalışma izni çıkarmak üç aydan 1 yıla kadar sürebiliyor. Malta'da yaşayan Türkler var ve sayıları 650 kişi civarında. Oyun şirketlerinde çalışan, dil kurslarına giden, bankalarda çalışan, kafe ve lokanta açan Türkler yaşıyor. Para birimi euro olan Malta'da yaşam masrafları pahalı mı, ne kadar harcarım diye merak edenler için ayrıntılı bir yazı yayınlayacağım. Malta gece hayatı ve eğlence merkezi semti Paceville, St. Julian's'ın hemen kuzeyinde. Buradaki barlar sokağı denebilecek Main Staricase, Triq Santu Wistin, paralelindeki ve çevresindeki sokaklar gece hayatı için eğlence yerleriyle dolu. Adanın her yerinden gençler buraya geldikleri için özellikle hafta sonları ve biraz da çarşambaları kalabalık oluyor. Barlar ve gece kulüplerinin tamamına yakınına giriş ücreti yok, mekanlar arasında dolaşabilirsiniz. Nadiren de olsa kavga çıkaran sarhoşlar olabiliyor. Gençler evlerine dönmek için gece yarısı otobüslere gittikten sonra yaş ortalaması biraz yükseliyor. Malta geceleri hafta sonları sabaha kadar hareketli ve eğlenceli bir gece hayatı sunuyor. Paceville'den başka gece hayatı semtleri Bugibba, Qawra ve St. Paul's Bay'da bar ve publar; Rabat'ın dış mahallelerinde Gianpula tesisi ve Numero Uno'da yazları açık hava club tarzı eğlence yerleri; Valletta ile Sliema'da bar, pub ve şarap evleri; Birgu ile Mdina'da ise bazı şarap barları var. - Havana Club: St George's Road, Paceville. Ücretsiz giriş, fıçı bira 4 avro. Altı bar ve iki dans kulübünde hip-hop, R&B, doksanlar çalıyor. - Sky Club: Dragonara Road, Paceville. Ülkenin en büyük kulübü 2.000 metre kare ve 3.400 kişilik bir gece eğlence yeri. - Hugo's Terrace: Triq Dragunara, San Giljan. Akdeniz mutfağı yemekleri, canlı müzik, kumsal ve deniz manzarası sunan ünlü bir Malta geceleri mekanı. - Saddles Bar: 132 Main Street, Spinola Bay, St Julian's. Fıçı bira 3,4 avro. Yerel halkın sevdiği küçük barda eğlenceli bir ortam, iyi müzik, langırt ve geniş ekranda spor yayını var. - The Dubliner Pub: Gorg Borg Olivier Road, St. Julian's. Ucuz yiyecek, canlı ortam, spor yayını, cumartesi akşamları canlı müzik var. Fıçı bira 4.5, shot 2 avro. - Tico Tico Bar: Strait Street, no:61, Valletta. Kentin merkezindeki retro-chic dekorlu küçük barda tüylü pembe kanepe, gösterişli kristal avizeler var. Dar sokakta da masaları oluyor. - Loop Bar: Strait Street 68, Valletta. Ellili yıllar tarzı ilginç barın menüsü vintage. Fıçı bira 3, ortaya peynir tabağı 20 avro. - Legligin: St. Lucy Street 110, Valletta. Rezervasyon gerekebiliyor. Rustik ve rahat dekorlu küçük şarap barı çiftler için romantik bir gece hayatı mekanı. Şarapların şişe fiyatları 12.5 ile 20 avro arasında. 26.5 avroya çeşitli Akdeniz ve Malta yemekleri tadım menüsü servis ediliyor. - Uno Malta Club: Ta' Qali Crafts Village. 4 büyük bar, 4.000 kişilik dans pisti var. İlkbahar ve yaz mevsimlerinde açık, büyük açık hava eğlence mekanı. Malta bilgi yazıma ilginize teşekkür ederim. Gidebilmeniz dileğiyle."} {"url": "https://celebialper.com/malta-yemek-alisveris-fiyatlar/", "text": "Malta yemek, alışveriş, deniz tatili, dalgıçlık ve dil kursları için tercih edilen bir adalar ülkesi. Malta yemek kültürü tipik Akdeniz mutfağı yemekleri içerse de kendine özgü lezzetleri de var. Bu yazımda Malta'nın nesi meşhur, ne yenir, ne alınır diye merak edenler için Malta yemekleri, mutfağı, yemek fiyatları, yemek yenecek yerler, kahvaltı, yeme içme, lokantalar, restoranlar, alışveriş, alınacak hediyeler, fiyatlar, alışveriş merkezleri ve yerleri hakkında bilgi ve öneriler var. Yerel lezzetler tatmak için yeme içme önerileri olarak gbejna, pastizzi, bigilla, hobz biz-zejt, timpana, fırında pilav ve makarna, salyangoz, tavşan, gozitan ftira adlı yerel pizza, ricotta, sosis ve twistees yemeyi tavsiye ediyorum. İyi bir lokantada pizza fiyatları 6-10 avro. Tatlı olarak imqaret, helwa tat-Tork, prinjolata, figolli, qaq tal ghasel, kannoli, qubbajd yenebilir. Avrupa Birliği Avusturya Başkanlığı döneminde düzenlenen Cafe Europe girişiminin Sweet Europe kısmında Malta mutfağı yemekleri arasında tatlıları maqrut adlı hamur tatlısı temsil etti. Malta mutfağı ülkenin tarihini yansıtıyor; en güçlü Sicilya olmak üzere İtalya ve İngiltere etkilerinin yanı sıra İspanya, Fransa, Kuzey Afrika, Orta Doğu, Arap ve değer Akdeniz mutfakları da iz bırakmış. Gıda maddelerinin çoğunu ithal etmek zorunda olması, önemli ticaret rotalarının üzerinde konumu, başta St John Şövalyeleri olmak zere adaları yöneten yabancı güçlere yiyecek içecek sunmak zorunda kalması, Malta yemek kültürünü ve mutfağını dış etkilere açmış. Yabancı yemekler ve tatlar alınmış, dönüştürülmüş ve uyarlanarak benimsenmiş. Çin yemekleri kadar çeşitlilik olmasa da sıradan bir ülkeye göre zengin ve lezzetli bir mutfak. Ülkeye Avrupa ülkelerinden gelip yerleşen şövalyeler mutfağı etkilediler. Örneğin bol sarımsak, ot çeşitleri ve domatesle pişen balık çorbası aljotta, aslında bouillabaisse adlı Provence yemeğinin yerel bir uyarlaması. Şövalyelerin geniş çevresi ve zenginliği, yeni dünya Amerika'dan da yiyecek getirdi; Malta Avrupa'da İspanya'dan sonra çikolatanın tadıldığı ikinci ülke. Birleşik Krallık askeri varlığı Malta'ya bir garnizon, yiyecek ve daha sonra da kitlesel turizm getirdi. İngiliz hardalı, et özü ezmesi bovril, HP Sauce, Worcestershire sosu gibi soslar, baharatlı çeşniler ve gıda ürünleri, Malta mutfağında hala yaygın tüketiliyor. Aioli sosunun yerel uyarlaması aljoli fark olarak yumurta içermeyip, otlar, zeytinler, hamsi ve zeytinyağı ile yapılıyor. Kuzey Afrika ülkelerinin güveç tenceresinin adı tajine'den gelen tagen sözcüğü, Maltacada metal kızartma tavası anlamına geliyor. Malta'nın milli yemeği stuffat tal-fenek St John Şövalyeleri'nin koydukları av kısıtlamalarına karşı direnişin sembolik bir biçimi olarak ortaya çıktı. tavşan yemeği yasakların kalktığı 18. yüzyıl sonunda ünlü ve popüler hale geldi ve yerli tavşan ırkı çoğaltıldı, fiyatlar düştü. Fransız Şövalyelerinin getirdiği bir teknikle tavşanların evcilleştirilmeleri sağlandı. İşte yediğim geleneksel Malta yemek çeşidi, hatta milli yemek tavşan yahni. Turistik yerlerdeki restoranların çoğu özellikle İngiltere etkili olmak üzere standart batı yemekleri servis ediyor. Malta mutfağı İtalya mutfağına benziyor. Adaya özgü geleneksel yemekler arasında tavşan ve kahvaltı için poğaçaya benzer pastizz adlı ricotta peynirli veya bezelye ezmeli lezzetli hamur işleri var. Maltalıların kutlama yemeği fenkata, bir gece şarap ve defne yaprağı sosunda marine edilen tavşan ziyafeti. Başlangıç yemeği genellikle tavşan soslu spagetti makarnadan sonra, et sulu kızarmış veya yahni tavşan eti yeniyor. Örneğin Mgarr'daki Ta L'Ingliz Restoran, tavşan konusunda uzman. Gerçek Malta yemekleri kırsalda oldukça sade, yoksul bir çiftçi, balıkçı veya taş işçisinin yiyebileceği balık ve sebze ağırlıklı. Örneğin soppa ta' l-armla iri parça mevsim sebzelerinin koyu bir domates sosunda pişirilmesiyle yapılıyor. Arjoli adlı Malta yemeği, ince doğranan sebzeler, baharat, zeytin yağı ve fasulyeyle yapılıyor. Taze bakla ve otlardan yapılan püre bigilla da geleneksel Malta yemekleri arasında. Malta sosisi yapılırken baharatlı domuz kıyması, kişniş çekirdeği, sarımsak ve maydanoz, domuz bağırsağına konuyor. Gbejniet adlı taze peynir, keçi veya koyun sütü ile mayadan yapılarak, taze, kurutulmuş veya biberli olarak yeniyor. Malta sosisi çok lezzetli ve çeşitli. Çiğ, kurutulmuş veya kızarmış yenebiliyor. Güneşte kurutulmuş domates, bigilla ve yanında sade bisküvi de Malta'da ne yenir sorusuna iyi bir yanıt. Yaz sonu domates ve kapari sosu yanında deniz ürünlerinden kızarmış lampuki balığı yemek, Malta mutfağı lezzetlerini tatmak için tavsiye ediliyor. Diğer bir ünlü Malta yemeği hobz biz-zejt için kalın doğranmış mayalı Malta ekmeği ya da mayasız fırınlanmış diğer bir ekmek türü ftira, zeytinyağına batırılıyor. Sonra ekmeğe domates salçası sürülüyor ve zeytin, ton balığı, güneşte kurumuş domates, kapari, ve bazen arjoli konuyor. Malta'da ne yenir diye soranlar için işte meşhur Malta yemekleri. - Zebbug Mimli İçi oyulup ton balığı doldurulan yeşil zeytin mezesi. - Galletti Geleneksel bisküvi. - Fazola bajda bit-tewm u t-tursin Maydanoz, sarımsak ve zeytinyağlı fasulye salatası. - Brodu Dana veya tavuk suyu çorbası. - Soppa tal-armla Taze peynirli ve çırpılmış yumurtalı sebze çorbası. - Aljotta Sarımsak, ot çeşitleri ve domatesli balık çorbası. - Kawlata Lahana ve domuz etli çorba. - Kusksu Minik makarna taneli ve taze fasulyeli sebze çorbası; vejetaryen beslenmeye uygun bir Malta yemek türü. - Imqarrun Bolonez et soslu ve yumurtalı makarna güveç. - Ross il-forn Fırında pilav. - Ghagin grieg Domuz kıymalı ve peynirli küçük makarna topları. - Froga tat-tarja Tel şehriyeli omlet tava. - Timpana Kıyma, domates sosu, tavuk ciğeri, yumurta, parmesan ve ricotta peynirli fırında makarna. - Stuffat tal-fenek Tavşan yahni. - Fenek moqli Tavşan kızartma. - Falda mimlija Domuz böğür dolma. - Laham taz-ziemel Beyaz şarap sosuyla kızartma veya fırın aygır at eti. - Zalzett tal-Malti Domuz eti, deniz tuzu, tane karabiber, kişniş çekirdeği ve maydanozlu kısa ve kalın sosis. - Mazzit Kan sosisi. - Laham fuq il-fwar Dana eti buğulama, helal yemek arayanlar için uygun. - Lampuka Dorado balığı börek, kızartma veya domates, kapari, yeşil biberli fırında pişiriliyor. - Stuffat tal-Qarnit Ahtapot yahni. - Qarnit bit-tewm Sarımsaklı ahtapot. - Klamari mimlija Kalamar dolma. - Pixxispad Kılıçbalığı kızartması. - Qarnita Ahtapot ızgara. - Gbejna Küçük yuvarlak peynir çeşidi. - Froga Gbejna peynirli ve bakla veya etli omlet. - Balbuljata Domates ve soğanlı yumurta. Kahvaltıda menemen özleyenlere. - Qargha baghli mimli Kabak dolma. - Brungiel mimli Patlıcan dolma. - Bzar mimli Biber dolması. - Patata l-Forn Fırında dilim patates. - Qaqocc mimli Enginar dolması. Alkolsüz içeceklerden en ünlüsü Kinnie gazozu. Yerel biralar Cisk, Blue Label Ale, Hopleaf, 1565, Lacto; ve şişesi 1 avro kaliteli şaraplardan marsovin, delicata, meridiana, ta mena içmek lezzetli olur. Şarap ucuz, diğer alkol fiyatları da fena değil, aşağıda örnekler var. Bunlar meşhur Malta içkileri olan likörler; badem, incir, nar, anason, portakal, kaktüs likörleri. Ülkede yağmur çok az yağdığı için içme suyu adanın batısındaki arıtma tesislerinde temizlenen deniz suyu ve yeraltı su havzalarından geliyor. Bu nedenle çeşme ve şişe sular güvenli ama lezzetli veya zengin mineralli değil. - Gulepp tal-harrub Keçiboynuzu şerbeti. - Imbuljuta Kestane, mandalina çeşnili kakaolu içecek. - Kafe Anason, çubuk tarçın ve gül suyuyla kaynatılan kahve. - Ruggata Tarçın, vanilya, acıbadem, şeker, su ve sütlü içecek. - Te fit-Tazza Konsantre süt ve şekerli koyu çay. - Kinnie Malta'nın milli içeceği, turunç ve pelinotu özlü kahverengi acımsı tatlı gazlı içecek. Kahvaltı, öğle ve akşam için yemek yenecek yerler. - Il-Kapitali Valletta'da esnaf kafesi, 67 Old Bakery Caddesi. Malta ekmeği üzerinde sahanda yumurta ve bacon. - Debbie's Cafe 62, Triq Gorg Borg Olivier, Il-Mellieha. Yumurta, avokado, hellim peynirli kahvaltı. - Manouche Triq Mikiel Ang Borg, Spinola, San Giljan. Granola, Fransız tostu, çörek, kekler, kahvaltı çeşitleri. - Danny's Mriehel Bypass, Hal Qormi. Sıcak pide, ballı karabiberli bacon, roka ve yumurtalı kahvaltı. - The Fort Cafe Triq Il-Burmarrad, Naxxar. Ftira ile ucuz kahvaltı 2.6 eu. - Medina 7 Holy Cross Street, Mdina. Akdeniz mutfağı yemekleri ve yenilikçi mutfak. 3 çeşit yemek 40 avro, kredi kartı geçerli. - Barracuda 194 Main Street, St. Julian's. Taze balık ve carpaccio. Üç çeşit yemek 45 avro, kredi kartı var. - Ta' Kris 80 Fawwara Lane, Sliema. Geleneksel Malta ve Akdeniz yemekleri. Üç çeşit yemek 25 avro, kart var. Meşhur yemek Dad's Famous Bragioli; içi kıyma dolgulu dana eti, kırmızı şarap, domates ve otlu sosta ağır ateşte pişiriliyor. - Legligin 119 St Lucy Street, Valletta. Malta meze menüsü 17.5, akşam yemeği menüsü 26 eu. - StrEat Bistro Strait Street, Valletta. Taş ve ahşap restoranda hamburger çeşitleri, Akdeniz yemekleri. Buraya ait Whisky Bar hafta sonları öğrenci doluyor. - Trabuxu Strait Street, no: 1, Valletta. Ucuz ve lezzetli ev yemekleri. Doyurucu porsiyon yemekler 10 eu. - Cafe Jubilee St Lucy Street, Valletta. Kruvasan, makarna çeşitleri, kahveler, kokteyller. Ucuz yemek için sandviç fiyatları 4.95 avrodan başlıyor. - Piccolo Padre 195 Main Street, St. Julian's. Deniz manzaraları pizza, makarna ve deniz ürünleri lokantası. Pizza fiyatları 8.95'ten başlıyor. - The Submarine Merchant Caddesi 42 B, Valletta. İtalyan, fast food, Akdeniz, Avrupa, vejetaryen, Vegan, glütensiz yemek seçenekleri. İstediğiniz malzemelerle dolu ftira ve ciabatta fiyatları 3.5 eu. - Made in Sud Triq P. G. Callejja, St Paul's Bay. Büyük boy margarita pizza 6 eu. St Julian's kentinde tüm geleneksel Malta mutfağı yemeklerini yiyebileceğiniz tek lokanta olan deniz kıyısında, Spinola Bay 133 numaralı adresteki Gululu'yu, özellikle yerel pizza ftira, fırında makarna ghağin il-forn, balık çorbası aljotta ve beyaz şaraplı tavşan yahnisi fenek stuffat yemek isteyenlere tavsiye ediyorum. Yemek fiyatları hakkında bilgi vermesi için tüm menüyü olmasa da bazı örnekler vereyim. Bu yerel restoranda en az iki kişiye verilen geleneksel Malta lezzetleri menüsü kişi başı 24.5 eu. Yerel ekmek ve krakerle servis edilen soslarla birlikte 7 çeşit soğuk meze, 3 çeşit ara sıcak, 2 ana yemek, bebek patates, ballı havuç ve helva veriliyor. Benim gibi menü değil porsiyon yemek isterseniz yemek fiyatları şöyle: Soğuk mezeler 3.95-8.95, ara sıcaklar 5.45-9.95, salatalar 11.95-14.45, çorbalar 10-12, yerel pizzalar 12, makarnalar 10-14, ana yemekler 16.45-26.95, sebzeler 3-4 avro. Doyurucu bir menü yemek isterseniz mezeler, ara sıcak, ana yemek, tatlı ve açık şarap, fıçı bira ile su dahil 25 avro. Qarabaghli mimli Kapari, zeytin, çamfıstıklı patlıcan yemeği lezzetli caponata ve pirinç dolgulu, koyun peyniri kapaklı yuvarlak yeşil sakızkabağı dolması ve domates sosu. Hut frisk skond is-Sajda Camekan vitrine bakınız. Gurbell Moqli Kapari ve kuru üzümlü acı soslu balık dolması kızartması. Stuffat tal-Qarnit Soğan, patates, domates, havuç, zeytin, kapari, ceviz, kuru üzüm, sirke, kırmızı şarap ve kırmızı biberle pişirilen mükellef bir ahtapot güveç. Tigiega l-Forn Fırında sarımsak ve biberiyeli tavuk incik ve soğan. Fenek Moqli Sarımsak ve kekikli kızartma tavşan. Fenek Stuffat Havuç, kereviz, soğan, beyaz şarap, defne yaprağı ve kekikle ağır ateşte kendi suyunda pişirilen sarımsaklı tavşan, iri bezelye ile servis edilir. Wardiet tal-Majjal Havuç, kereviz, soğan, beyaz şarap, defne yaprağı ve kekikle ağır ateşte kendi suyunda pişirilen sarımsaklı domuz yanağı. Malta'nın nesi meşhur, ne yenir diye soranlara işte yediğim geleneksel tavşan yahnisi. Marsaxlokk şehri 107 Xatt is-Sajjieda adresindeki Carrubia Restaurant'ta menü yedim. Deniz ürünü veya et ana yemek, makarna gibi bir ikinci yemek, bol fırın sebze ve bir içecek dahil 15 avro. Ana yemek olarak bu kez soslu biftek yedim. Lokanta deniz kenarında, yemek yerken manzara böyle. Malta'da market ve yemek fiyatları olarak bazı örnek ücretler, avro para birimi ile. Ezme fiyatları; tatlı ve acı biber, fesleğen, enginar ezmeleri aşağıda, fiyatları aynı. Et fiyatları Süt danası karaciğeri 11, taze yerel domuz böğür 4.80, kemiksiz domuz but 7.25, ortada taze yerel domuz boyun gerdan pirzola 6, domuz pirzola 5.50, sol alttan terbiyeli domuz gerdan 10, kemiksiz domuz kontrfile 7.25, kemiksiz gerdan 7.25 avro. Paket etlerin kilogram fiyatları; soldan sağa tavuk fileto 12, sarımsaklı ve otlu sığır kaburga biftek 18, kuzu köfte 14, mangallık domuz pirzola 9, bacon 7.5 eu. Mezeler; sol üstten surimi, sarımsaklı ahtapot, hamsi, kapri salatası, sol alttan zeytinyağlı domates kurusu, capuliato, zeytinyağlı yaprak sarması. Ezme ve peynir dolgulu zeytinler 12.5, green tapenade 10.75, somon sosu, baba ganush 9.99, sundried dip, siyah zeytin ezmesi tapenade 10.75, krem peynirli karamelize soğan sosu 9.99, arjoli, krem peynirli köz sarımsaklı sos 9.99 avro. Somon dışında diğerleri vejetaryen beslenme için uygun. Tahıl gıdaları; bulgur, arpa şehriye, çorba için karışık hububat, kırmızı mercimek. Three Hills Kunserva domates konserveleri yaygın kullanılıyor. Soldaki sade, sağdaki nane ve soğanlı. Zeytin çeşitleri: 5 12.5 avro. Arjoli ve bigilla mezeleri ile fiyatları. Makarna çeşitleri soldan sağa tam buğday unundan spagetti, ruşeymli zeytinli fettuccine, tam durum buğdayı irmik makarnası, buğday ruşeymli ve domatesli makarna, ruşeymli ve safranlı makarna. Malta para birimi avro. Malta'dan alınabilecek en ünlü şeyler, kokulu bitkiler içeren acımsı tatlı portakal gazozu Kinnie, aromalı sarı bira Cisk, Ganutell süslü yapma çiçekler, kaktüs meyvesi, bigilla fasulye ezmesi, Mdina Glass hediyelik ve hatıra cam eşyalar, ünlü uyuyan kadın heykeli, geleneksel dantel örme çubuğu bizzilla, telkari, Gozo gbejniet peyniri, Twistees cips, koz helva qubbajt, ahşap minik göz, tekne maketleri, şövalye heykelleri, çömlek ve seramikler. - The Point Shopping Mall Ülkenin en büyük alışveriş merkezi. Tigne Point Tas-Sliema TP. - Birkirkara Valley Road, Psaila Caddesi, Tumas Fenech Caddesi Pazarı. - Sliema Plaza alışveriş merkezi. Tower Road, Bisazza Caddesi. - Fgura Zabbar Road, Galleria alışveriş merkezi. - Mosta Constitution Caddesi. - Hamrun Giyim mağazaları. High Street. Daniel's Alışveriş Merkezi. - Paola Main Street alışveriş merkezi. - Gozo Rabat Arkadia ve The Duke alışveriş merkezleri. - Valletta The Savoy ve The Embassy Complex alışveriş merkezleri. Republic Caddesi ve Merchants Caddesi. - St Julian's Bay Street alışveriş merkezi. - Birzebbuga Perşembe günleri Zarenu Dalli Caddesi Pazarı. - Vittoriosa Cottonera Salı Pazarı. - Marsaxlokk Pazar günleri Xatt is-Sajjieda Pazarı. Malta'da yemek, alışveriş ve fiyatlar hakkında bilgi olması dileğiyle. Schengen vizeniz olduğu için Almanya transit vizesi almanız gerekmiyor. Yine çok faydalı ve bilgilendirici bir yazı hazırlamışsın. Şimdiden gitmiş kadar oldum. Tebrik ederim. Malta yazıma ilgine teşekkürler Yaprak. Sevgiler."} {"url": "https://celebialper.com/maras-gezi-rehberi/", "text": "Kahramanmaraş, eski ve halk arasında daha yaygın adıyla Maraş, 1 milyondan fazla nüfusuyla Türkiye'nin en kalabalık on sekizinci şehri. 12 gezgin olarak Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı desteği ve Cüneyt Durhan'ın organizasyonuyla yaptığımız Maraş gezisi sırasında yöresel yemekler yedik, Maraş'ta gezilecek yerleri ziyaret edip bölge ve tarihi hakkında bilgi edinirken Maraş şivesi ile hikayeler dinledik, ilçelerini ve doğal güzelliklerini gördük. Şahane geçen dört günlük gezi programımızın ardından işte Maraş gezi notları ve rehber blog yazısı. Hititler tarafından kurulan Maraş şehri daha sonra Asur, Pers, Roma, Bizans, Arap, Selçuklu, Memluk, Dulkadiroğlu ve Osmanlı hakimiyetlerine girdi. Kurtuluş Savaşı'nda işgale direnişi nedeniyle TBMM tarafından 5 Nisan 1925'te şehre İstiklal Madalyası verildi; 7 Şubat 1973'te Maraş olan adı, Kahramanmaraş olarak değiştirildi. Bugün 24 Oğuz boyunun çoğundan Türklerin yaşadığı önemli bir Doğu Akdeniz şehri. 2012'de büyükşehir olan Kahramanmaraş Türkiye'nin elektrik ihtiyacının %14'ünü karşılıyor. Su kaynaklarının bol olması, ormanlık alanların geniş yer tutması, iklim yapısının insan yaşamına uygun olması, barajlar şehrini doğal güzellikleri ile öne çıkarıyor. Kahramanmaraş'ın merkezi Ahir Dağı'nın eteklerine kurulu olduğu için şehir merkezi engebeli. Merkez dışında kalan bazı bölgeler düzlük olsa da, geneli engebeli bir araziye sahip. Maraş ilinin 11 tane ilçesi var. Nüfus bakımından büyükten küçüğe doğru ilçeleri; il merkezi, Onikişubat, Dulkadiroğlu, Elbistan, Afşin, Pazarcık, Türkoğlu, Göksun, Andırın, Çağlayancerit, Nurhak ve Ekinözü. Kahramanmaraş ili haritada üç coğrafi bölgeye yayılıyor; Akdeniz Bölgesi, Doğu Anadolu Bölgesi ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi. Bundan dolayı hava durumu ve iklimi değişken olsa da Maraş kent merkezinin ve ilin çoğunun Akdeniz Bölgesi'nde yer alması nedeniyle bir Akdeniz şehri. Kahramanmaraş merkezde yaşanan iklimin aksine kuzeye doğru gidildikçe yükseltiye bağlı olarak tamamen karasal iklim özellikleri görülüyor. Merkezde yıllık ortalama hava sıcaklık değeri 16,5 C, Pazarcık 14,8 C, Andırın 13 C iken, Elbistan'da bu değer 10,3 C'ye düşüyor. Yıllık ortalama sıcaklıklar güneyden kuzeye, batıdan doğuya doğru yükseklik ve karasallığın etkisiyle azalıyor. En soğuk mevsim Kışın ortalama sıcaklıklar Kahramanmaraş 4,5 C, Pazarcık 4,2 C, Andırın 3,2 C, Elbistan -3,7 C olmak üzere, en soğuk ay Ocak. Haziran, Temmuz ve Ağustos aylarında yaz mevsimi sıcaklıklar 40 dereceye yaklaşıyor. Aylık ortalama sıcaklıkların en yüksek olduğu ay il merkezi 28 C, Pazarcık 27,6 C, Andırın 22,9 C ile Ağustos, Elbistan ise 23 C ile Haziran ayı. Aylık ortalama sıcaklıklar Ocak ayından Ağustos ayına kadar artıyor, daha sonraki dönemde Ocak ayına kadar düşüyor. Kahramanmaraş'ta yılın dört ayında sıcaklık ortalamaları 23 C'nin üzerinde. Bu özelliğiyle il merkezi Akdeniz, kuzey ve kuzeydoğusu ise karasal iklime sahip. Turizm sektörü henüz pek gelişmemiş olmasına rağmen Maraş gezilecek yerler açısından zengin bir ilimiz. Tarihi Maraş Çarşıları, Ulu Camii, Kale, Taş Medrese, Ceyhan Köprüsü, Arkeoloji Müzesi, Ekinözü İçmeler, Zeytun Ilıcası, Yavşan Tabiat Parkı, Elbistan Pınarbaşı, Afşin Eshab-ı Kehf Külliyesi, Ali Kayası ve Başkonuş Yaylası, ildeki başlıca turistik gezilecek yerler arasında öne çıkıyor. Antik kentte 2007 yılında kaçak kazılarla tespit edilen MS 4-5. yüzyıl geç Roma dönemine ait bir villanın zemin döşemesi olan mozaikte, o günün sosyal yaşamı anlatılıyor. Toplam 1460 dönüme yayılan 4 mahallenin altında Germanicia antik kentinin uzantılarının yattığı tahmin ediliyor ve uzun vadede bütün mozaikler çıkarılarak buranın dünyanın en büyük açık hava mozaik müzesi yapılması planlanıyor. Henüz ziyaretçi girişine kapalı olup, Kültür Turizm Müdürlüğü özel izniyle giriş yapabildik. İldeki gezilecek yerler arasında en önemlisi olan müzede arkeoloji ve doğa tarihi eserleri görülebiliyor. 2000 yıl öncesine kadar Maraş'ın 25 km güneyindeki Gavur Gölü bataklığında filler yaşarmış. Asya Fili, Elephas Maximus Asurus, Suriye Fili ya da Maraş Fili olarak anılan fil, Anadolu'da yaşadığı bilinen en büyük canlı türü. İlde bulunan diğer iki fil iskeleti Ege Üniversitesi Tabiat Tarihi Müzesi ve MTA Tabiat Tarihi Müzesi'nde sergileniyor. MTA müzesinin en önemli koleksiyonu olup, müzenin logosunda da Maraş Fili resmi var. Müzedeki diğer sergi salonlarında, Domuztepe Höyüğü Kazısı, Taş Eserler Sergisi ve Maraş Aslanı, Mozaik Sergisi, Direkli Mağarası Kazısı ve Anadolu'nun en eski Ana Tanrıça Heykeli yer alıyor. Önemli bir Hitit anıtı olan III. Halpuruntaş (İÖ 810-783) dönemine ait aslan heykeli üzerinde bulunan hiyeroglif yazıtlar, Gurgum Krallarının soy ağacını vermesi bakımından dikkat çekici. Geç Hitit Krallıklarının başkentlerinde, özellikle kapı girişlerinin her iki tarafına bu türden aslan heykelleri dikilirdi. Bu aslan heykeli daha küçük olmakla birlikte, özellikle sırt kısmının ve duvara bitiştirilecek sağ yanının düz olması nedeniyle, Gurgum kentinin kapı girişlerinde kullanılmış olma olasılığı yüksek. Kapalı Çarşı, Semerciler Çarşısı, Ulu Cami, Taş Medrese, Kale, Minyatür Kurtuluş Müzesi, bakırcılar, kalaycılar, yemeniciler, çarıkçılar, Uzunoluk Hamamı, Etnografya Müzesi, Çınarlı Camii, abbara, Çiftarslan Konağı ve Şairler Evi, ilin tarih ve kültür mirasını yansıtan gezilecek görülecek yerler arasında dikkat çekiyor. Gezilecek yerler arasında öne çıkan Kaledeki Minyatür Kurtuluş Müzesi'nde kentteki işgal ve Kurtuluş Savaşı mücadelesi anlatılıyor. Kuran'da ve Hristiyan kaynaklarda anlatılan, 7 uyurlar olarak anılan kişilerin uyuduklarına inanılan mağaralardan biri burada. Anadolu Selçukluları, Dulkadiroğulları Beyliği ve Osmanlılar buranın Kuran'da anlatılan Eshab-ı Kehf kıssasının geçtiği yer olduğuna inanmışlar ve bölgeyi imar etmişler. Külliyede Cami, Han, Ribat ve medrese bulunuyor. Bölgede en çok rastlanan isimler yedi uyurların isimleri. Yemliha, Mislina, Mekselina, Mernuş, Tebernuş, Kefeştatayyuş ve Şazenü. İsimler hem kadınlara hem de erkeklere veriliyor ve bölgede halen yaşıyor. Efsanedeki köpeğin ismi Kıtmir. Eshab-ı Kehf'te 309 yıldır uyuyan Yedi Uyurları uyandırıp mağaradan çıkardım. Yemliha, Mislina, Mekselina, Mernuş, Tebernuş ve Şazen kalktı ama Kefeştatayyuş \"bi on yılcık daha uyuyayım\" deyince kıyamadım. Ceyhan Nehri'nin kaynağı, yörenin en çok ziyaret edilen bölgelerinden bir mesire yeri. Selçuklular dönemimden kalma caminin üst örtüsü 1515 yılında Osmanlılar döneminde kapatılıyor. Mimar Sinan'la zirveye ulaşan ve hala Türk-İslam mimarisinde ötesine geçilemeyen merkezi planlı cami mimarisinin bilinen ilk örneği. Caminin duvarında böyle bir mesaj var. Kahramanmaraş il merkezine 40 km uzaklıktaki Başkonuş yaylasında kamp yaptık. 1000 metrelik işaretli patika ile tepeye ulaşıp Kahramanmaraş'ı ve daha önce Uludaz Uğur Böcekleri Festivali sırasında kıyısında kampta kaldığım Sır Barajı'nı seyrettik. Şanslıysanız ve sabırlıysanız bölgede yaşayan geyikleri görebilirsiniz. Çadır ve karavan için uygun. Bungalov evler de var. Tur grubumuzdan Hüsnü, Seyhan ve ben soğuk ve yağmurlu havada çadırda kalmayıp bungalov ev kiralayarak arkadaşlarımızın \"zengin burjuvalar\" ithamlarına maruz kaldık. Gece kampta ateş yakıp ısındık, ateşte bir şeyler pişirip yedik, çay demledik. Sabah kamp alanında yöresel yiyeceklerin de olduğu masamızı kurup keyifli bir kahvaltı ettik. Bulutoğlu Köyü Ahrazlar Mezrası üzerinden Ali Kayası'na yürüyüş gerçekleştirdik. Mustafa amcaya konuk olduk. Ali Kayası eski Kahramanmaraş-Elbistan Karayolu üzerinde, Ceyhan vadisinde bulunan dik bir kaya kütlesi. 90'lı yıllarda su tutmaya başlayan Menzelet Baraj Gölü manzarasına sahip. Hz Ali'nin atının ayak izlerinin burada bulunduğuna dair rivayetler nedeniyle bu isimle anılıyor. Arkadaşlar doğa yürüyüşüne çıktı, ben ve Gökhan tembellik edip evin bahçesinde Mustafa Amca'nın eğlenceli hikayelerini dinledik, yemek yedik, diğer misafirleriyle tanıştık. Gelenlerden biri yetmişli yılların Türk filmlerinden çıkmış gibi. Maraş'ta ne yenir diye merak edenler için Maraş yemekleri arasında eli böğründe, kelle paça, alabalık, ekşili Maraş kebabı, ekşili eya sulusu, tarhana, firik, meşhur dövme dondurma, çaman, tırşik çorbası, kuzu tandır, sömelek köfte, içli köfte, mumbar, Dolma, tatlı olarak çullama ve ballı börek tavsiye edilir. Tarhana kekik, yoğurt ve dövme buğdaydan yapılan malzemenin aş çiğ denilen kamıştan yapılmış şiltelere ince bir tabaka şeklinde serilerek kurutulmasıyla elde edilen dayanıklı bir gıda. Güneşte kurutuluyor ve yarı kurumuş haline firik deniyor. Firik badem ve cevizle çerez olarak, ayran eşliğinde tüketiliyor. Tam kurutulmuş haline tarhana deniyor ve bu da genellikle çerez olarak tüketiliyor. Mangalda közleniyor, zeytinyağında kızartılıyor ve çorbası pişiriliyor. Paça suyunda ıslatılarak tüketilen hali de geleneksel Maraş yemekleri arasında yer alıyor. Yılmaz Bey'in Kandil Bağları'ndaki Sarıgül Tarhana üretim tesisini gezdik. Modern ve geleneksel tarhana üretim sürecini gördük. Kentin Pınarbaşı olarak bilinen kısmında yer alan modern, geniş, bahçeli lokantada yöresel yemeklerin birçoğunu uygun fiyata bulabilirsiniz. Bizim menümüzdeki Maraş yemekleri arasında tarhana çorbası, kuzu tandır, dondurma ve havuç dilimi var. Akşam yemeğini Maraş'ın restore edilen ilk sivil mimari eseri olan Kocabaş Konağı'nda yedik. Menümüzdeki Kahramanmaraş yemekleri; ekşili çorba, eya sulusu, Maraş tabağı, ekşili kebap, eli böğründe, tatlı olarak çullama ve ballı börek. Bunun adı \"eli böğründe\". Toku acıktırır, insanlıktan çıkarır, gözü döndürür. Göksun ilçesinin Çeçenlerin yaşadığı köyü Çardak'ta yıllardır fırınları kadınlar işletiyor. Yazgülü, Nebahat, Ayşe ve diğer kadınların işlettiği toplam 6 fırın var. Ekmek ve hoododduruk gibi yöresel ürünler yapıyorlar. Sadece Çardak değil çevre ilçelerden gelip geçenler de müşterileri. Ekmek almak için insanlar yollarını uzatarak buraya geliyorlar. Çeçen köyünde kahveye girdik, orta kahve söyledik, adam çay bardağında neskafe getirdi. \"Biz Türk kahvesi istemiştik\" deyince \"burada Türk kahvesi yok, gençler takılıyor, aşağıda yaşlılar kahvesinde bulursunuz\" dedi. Gençler kahvesinde yaş ortalaması yetmiş. Fotoğraf gençler kahvesinden. Kahramanmaraş turumuz sırasında Akçırı Gölpınar Alabalık Tesisleri'nde öğle yemeğinde güveçte alabalık yedik, lezzetliydi. Afşin çamanı yedik, acılı ve lezzetli bir yöresel ürün. Kahramanmaraş alışveriş yapmak, geleneksel hediyelik ve turistik hatıra ve eşya almak isteyenlere zengin seçenekler sunuyor. Hüseyin Usta atalarının mesleğini günümüzde devam ettiriyor. Ünlü Hollywood sinema filmlerine tarihi çarıklar ve çizmeler üretiyor. Kahramanmaraş Kapalı Çarşı'da bakırcılar sokağında yer alıyor. Üretim yeri Kapalı Çarşı'nın İklime Hatun çıkışında. Kente önceki gelişimde paraya kıyamadığım el işi çarıkları bu kez aldım. Bayramda giymek için sabırsızlanıyorum. Deneyimli Halil Usta ahşabı oya gibi işliyor. Örneğin bu muazzam ahşap kapıda tutkal ve çivi yok, lego gibi. Şehirden turistik hatıra ve yöresel lezzetler satın almak isteyenler için ahşap oyma küçük sandıklar, şifreli sandıklar, çarık, sim sırma, bakır eşyalar, tarhana, kırmızı biber, fıstık ezmesi, dondurma ve çörek var. Elbistan'ın yöresel kahve üreticisi Kervansaray Kahve'nin nazik personeli Pınarbaşı'nda bizi güler yüzle karşılayıp ikramda bulundu. Damla sakızı, kakule çeşnili ve klasik kahveleri pek lezzetli. Kahramanmaraş Akdeniz Bölgesinin doğusunda yer alıyor ve hem kara hem de demir yolu ulaşımında güneyden ve Akdeniz'den gelen yolları doğuya ve kuzeye bağlayan önemli bir nokta. Birçok ilden otobüs seferlerinin bulunduğu otobüs terminali kent merkezinde. Yeni otobüs terminali ise kent merkezine 4 Km uzaklıkta. Kente trenle de gidilebiliyor. Türkoğlu Tren İstasyonu'ndan ağırlıklı olarak doğu illeri ile Adana, Mersin ve Ankara arasında demiryolu ulaşımı sağlanıyor. Türk Hava Yolları İstanbul Kahramanmaraş arasında haftanın her günü direkt karşılıklı günlük 2 sefer, haftada 14 sefer uçuş gerçekleştiriyor. Pegasus Havayolları da haftanın 4 günü İstanbul Kahramanmaraş arasında karşılıklı uçuşlar düzenliyor. Ayrıca Anadolu Jet ile Ankara-Kahramanmaraş arasında haftanın her günü direkt karşılıklı seferler ile havayolu ulaşımı sağlanıyor. Kahramanmaraş gezi turumuzu planlayan Gezginin Ayak İzleri blogunun yazarı sevgili Cüneyt'e, destekleyen DOĞAKA'nın her şeyimizle özenle ilgilenen nazik yetkilisi Yusuf Bey'e, bizi konuk eden Saffron Hotel'e, uyum ve neşe içinde zaman geçirdiğimiz değerli blog yazarı gezgin dostlarıma çok teşekkürler. Maraş gezi yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Çarıkları giymeden önce altına tabanlık yaptırın, yoksa kayar. Merhaba Zeynep Hanım. Maraş çarıklarımın tabanlarının aşınmaması için altlarına ince bir kaplama yaptırmayı düşünüyordum, s, z de kayar deyince şart oldu:) Teşekkürler. Yazılarınızı beğenerek takip ediyorum paylaşımlarınız için teşekkür ediyorum. sizin yazınızı okumuşum Uruguay notlarınızı. daha sonra maraş başkonuş yayalasında tanıştık. umarım grubunuzla tekrar karşılaşırız. bizimde böyle gezi grubu olma şansı doğar iyi günler. Merhaba Zekiye Hanım. Seyahat blog yazılarımı okumanıza sevindim. Kahramanmaraş'a ikinci gelişimdi, tekrar gelmeyi umarım. Memnun oldum. Maraş'a sevgiler. Gezi blog yazılarıma ilginize teşekkürler. Yedi Uyurlar birçok ülke ve kaynakta, farklı kültürlere uyarlanmış hikayelerle geçen bir efsane. Ayakkabının yaygın adı çarık, Maraş yöresinde yemeni diyorlar. Yemeni başka yerde ayakkabı değil oyalı başörtüdür. İyi seyahatler. 24 Ekim Salı günü Kahramanmaraş Gezimiz var. Harika bir Maraş bilgilendirme sayfası olmuş, teşekkürler. Maraş yazımı beğenmenize sevindim, benden de okuduğunuz için teşekkürler."} {"url": "https://celebialper.com/marmaris-deniz-tatil-yerleri/", "text": "Marmaris yaz tatili için ülkemizde en çok tercih edilen beldelerden biri. Sakinliği, yeşille mavinin iç içe geçtiği enfes doğası, sıcakkanlı misafirperver insanları, mavi turları, enfes yemekleriyle hem dinlenmek hem denize girmek isteyenler için harika bir tatil yeri. Denizi, koyları, ağaçlıklar, gezilecek yerler ve plajları ile büyük bir sahil beldesi ve tatil merkezi. Türkiye'nin güneybatı sahilinde Ege ve Akdeniz'in kesiştiği noktada Muğla iline bağlı bir liman kenti. Turizm açısından Türkiye'nin en önemli turizm merkezlerinden biri olan Marmaris, Ege kıyılarının en büyük tatil yerlerinden. İlçe merkezinde ve çevresinde yaz tatili için çok sayıda koy ve plaj var. Çevre koylara ve Dalyan'a düzenlenen günübirlik tekne turları turistik ve popüler. Türkiye'nin en büyük marinalarından Marmaris Yat Marinası yat turizmi için önemli değere sahip. Ayrıca buradan Rodos adasına düzenli olarak seferler yapılıyor. Marmaris, dünya çapında kalite ve konfora sahip lüks otel ve resortları, restoranları, gezilecek yerler, gece hayatı ve alışveriş imkanlarıyla her bütçeye uygun tatil imkanları sunuyor. Konaklama tesisleri genelde sahil boyunca yer alıyor. Sahil kenarında bulunan yüzlerce restoran, disko ve cafeler gelen yerli ve yabancı turistlere yeme içme ve gece hayatı eğlence olanakları sunuyor. Marmaris, batısında Datça Yarımadası ve Gökova Körfezi, kuzeyinde Ula, doğusunda Balan Dağı, Karadağ ve Günlük Tepeleri ile güneyinde Akdeniz ile çevrili bir tatil ilçesi. Kara yoluyla İzmir'e 264 kilometre, İstanbul'a 724 kilometre, Ankara'ya 640 km mesafede yer alıyor. Dalaman Havalimanı ilçeye hava yolu ile ulaşım sağlıyor. Uygun biletler için oBilet uçak bileti satış sitesine bakabilirsiniz. Marmaris'e gelenlere buraları görmeden sakın gitmeyin dediğim 5 tatil yeri ve gezilecek yerler aşağıda. İlçe merkezinin 30 km kuzeyindeki tatil yeri Akyaka, gezginler için doğa harikası bir yer. Marmaris'e inen meşhur Sakar Yokuşu'ndan aşağı doğru baktığınızda sizi selamlayan ve cennete geldim dedirten yer; Gökova Körfezi. Burası tatilde dinlenmek isteyenler kadar kitesurf ile ilgilenen sporcuların da göz bebeği. Burada bir de yemyeşil çam ormanlarının arasına saklanmış olan Akyaka Köyü var. Trekking severlerin ve doğa yürüyüşçülerinin uğrak mekanı Akyaka Köyü'nde yaz tatili için birbirinden güzel küçük otel ve pansiyonlar hizmet veriyor. Ayrıca hemen kenarından geçen Azmak nehri üzerinde de çok sayıda restoran enfes yemekleri ile gelenlerin damağını şenlendirecek lezzetlere sahip bir menü sunuyor. Marmaris'in güneybatısındaki Selimiye, Marmaris'in bir diğer popüler tatil beldesi. Popüler dediğime bakmayın. Buranın popülerliği, oldukça sakin ve sessiz olmasından geliyor. Mavi tur teknelerinin, yatların uğramadan ayrılmadığı Selimiye, Orhaniye'den 10 kilometre uzaklıkta. Tüm Marmaris beldeleri gibi yeşilin her tonu burada da mavi ile kucaklaşıyor. Selimiye, tıpkı bir akvaryum gibi berrak bir suya sahip. Denize girmek için Selimiye'ye en yakın plaj 2 kilometre uzaklıkta. Ayrıca çevrede gelen yatlara ve tatilcilere enfes yemekler servis eden restoranlar da hizmet veriyor. Selimiye'nin, Hydas Antik Kenti'nin sınırları içerinde kalmasından dolayı beldenin dört bir yanında antik kent kalıntılarına rastlamanız mümkün. Ev sahipliği yaptığı incecik altın sarısı kumlarla örülü bir koy düşünün, bu düşünüze 3 tarafı çam ormanları ile kaplı bir dağ ekleyin ve son olarak kumsalın da masmavi bir denizle birleştiğini gözünüzün önüne getirin. İşte burası Çiftlik deniz tatili yeri. Buraya, Söğüt'ten Bayır istikametine doğru ilerlerken yolda karşınıza çıkan Çiftlik tabelasına saparak ulaşıyorsunuz. Az önce kurduğunuz düşü de bu yola saptıktan sonra bayır aşağı inerken görüyorsunuz. Tıpkı hayal ettiğiniz gibi muhteşem manzara eşliğinde Çiftlik'e ulaşıyorsunuz. Çiftlik yolu boyunca size eşlik eden manzaranın bir tarafı Hisarönü Körfezi, diğer tarafı da Çiftlik Koyu. Çiftlik kumsalıyla ünlü bir yer. Buraya günübirlik karadan gelebileceğiniz gibi tekne ile de gelebiliyorsunuz. Tekne ile gelirseniz hemen yanı başındaki Gebekse Koyu'nu da ziyaret edin. Çiftlik Koyu Plajı'nın tamamı kumsal. İri taneli kumlarla kaplı bu plajın denizi de her zaman parlak, her zaman pırıl pırıl. Yazın seyahat etmek için ideal. Yaz aylarında rüzgarın eksik olmaması bazı tatilcilerin hiç hoşuna gitmezken durum sörfçüler için tam tersi. Sığ denizine kiremit rengi kum ve tertemiz bir hava eşlik ediyor. Hisarönü, kıpır kıpır ve hareketli Marmaris'ten biraz uzakta sakin tatil yapmak isteyenlerin tercihi. Buranın temiz havasının ve suyunun özellikle astım ve kalp hastaları için iyi geldiği yöre halkı tarafından söyleniyor. Marmaris'in güneybatısında yer alan bu destinasyonda yeterli kapasitede küçük küçük konaklama tesisleri hizmet veriyor. İlçe merkezinin yanı başındaki İçmeler mevki, beldenin en popüler ve en çok ilgi gören yeri. Neredeyse Marmaris ile ayrılmaz bir belde haline gelen İçmeler bölgesi; lüks otellere, büyük tatil köylerine, sabahın ilk ışıklarına kadar süren eğlenceli gece hayatına ve cıvıl cıvıl plajlara ev sahipliği yapmasıyla da tatilcilerin en çok tercih ettiği yer olarak göze çarpıyor. İçmeler bölgesi artık öyle çok ilgi görüyor ki, yerli ya da yabancı hiç fark etmeksizin günübirlik bile denize girmek ya da eğlenmek için tercih ediliyor. Denemenizi tavsiye edeceğim şeylerden biri de sahil şeridi boyunca da sıralanan restoranlarla kafeler. Her biri oldukça keyifli ve leziz menülere sahip. Merkezinde ve çevresindeki bu 5 beldede hizmet veren Marmaris otelleri içerisinde hem lüks tesisler hem de küçük ve butik oteller hizmet veriyor. Konaklamaya daha az bir bütçe ayıranlar ise Marmaris'te pansiyonda konaklama yapmayı tercih ediyorlar. Yani Marmaris'te her bütçeye göre bir konaklama alternatifi mutlaka var, sizin yapmanız gereken otelinizi seçip, bir an önce rezervasyonunuzu yapmak. Bir an aklım çıktı acaba oradan da bahsettiniz mi diye. Neyseki bahsetmemişsiniz. Mavi yolculuk rotalarının en güzellerinin bulunduğu Fethiye'den Olympos'a gulet ile mavi yolculuk turları deniz tutkunu tatilcilerin vazgeçilmezidir. Hele ki Fethiye ve Kekova Olympos Demre arasındaki birbirinden güzel koylar ve plajlar söz konusu olunca. çok güzel bir yazı çalışması olmuş elinize yüreğinize sağlık Marmaris yolunuz düşerse çay içmeye beklerim kolay gelsin iyi çalışmalar. Ahhh bu canim koyların bazıları malesef kahverengi artık."} {"url": "https://celebialper.com/medyada-celebi-alper/", "text": "Çelebi Alper blogum seyahat blogları arasında yapılan yarışmalarda başarılı olarak en iyi seyahat blogu seçildi ve bazı yayınlarda haber olarak yer aldı. Ayrıca kısa süre önce iki ayrı televizyon kanalında programa davet edildim. Bunlardan biri TRT Türk'teki Kuzey Kore konulu haber programı, diğeri TV24'teki Tıkırtı Gazetesi adlı stüdyo sohbet programı oldu. Dergilerde yayınlanan yurt dışı gezi yazılarımdan bazıları, Uzman TV programlarım, film analizi etkinliklerim de bu yazımda. TRT Türk Kıta Raporu programının yayıncısı arayarak Kuzey Kore haber programına telefonla canlı katılmamı rica etti. Ben İstanbul'dayım, onlar Ankara'da. Henüz Kuzey Kore yazılarımı yazmamıştım, Facebook'taki Çelebi Alper sayfamdan görseller alabileceklerini söyledim. Program sırasında gördüm ki sadece en üsttekileri alıp biraz daha aşağıya bakmamışlar, o yüzden görseller az oldu. Programda sunucu epey abartmış. Örneğin başta \"fotoğraf çekmek yasak\" diyor, oysa belli yerlerde yasak, daha sonra o da bu şekilde olduğunu belirtiyor zaten. Zaman verilip benim de katkım istenseydi daha iyi ve bilgilendirici olabilirdi ama yine de ilginç ve heyecanlı bir Kuzey Kore programı oldu. Sunucu ülkedeki yasaklardan bahsettikten sonra \"ama bir Türk başardı\" diyerek programa heyecan katıyor. Sadece benimle ilgili kısmı izlemek isterseniz 34. saniyeden sonra 4:45'e geçebilirsiniz. Kuzey Kore yazılarımı buradan görebilirsiniz: KUZEY KORE. TV24'teki Tıkırtı Gazetesi'nden aradılar ve Çelebi Alper konulu bir sohbet programı yaptık. Tıkırtı Gazetesi programında Çelebi Alper \"Haftanın Olayı\". Yurt dışı seyahat, gezi, gezi yazıları, en iyi gezi blogu Çelebi Alper, gezi blogları hakkında stüdyoda sohbet ettik. Baştaki haberleri atlamak isterseniz benle söyleşi altıncı dakikada başlıyor, 1:10'dan sonra 6:00'a sürükleyebilirsiniz. TRT Radyo 1'de 5. Gün adlı programa davet edildim. Canlı yayında blogum, yurt dışı seyahat, maceralarım, gezi yazıları, gezi önerilerim, ucuz seyahat hakkında keyifli bir sohbet programı yaptık. Harbiye'deki emektar TRT Radyosu binasına girmek güzel. Çok okunan İnternet gazetesi Kuzey Kore'de Yaşam yazımı yayınladı. Okuyucu sayısı oldukça yüksek olan Gazete Metro'da Çelebi Alper'den Kuzey Kore fotoğrafları ve haberi. Diken gazetesi de Kuzey Kore haberi yazımı yayınladı. Uzman TV pek çok kez blogumdan ulaşarak çeşitli ülke ve kentler, yurt dışı seyahat ipuçları hakkında benle çekimler yaptı. Bu programları şimdilik 260.000 kişi izledi. 11 tane programım ve 69 tane çekimim var, programların yedisi blogumda. Yurt dışı seyahatlerde güvenlik, pasaport, para, banka kartı, telefon, çanta, bilet. Güney Kore gezi bilgi ve önerilerim. Yurt dışı seyahat yazılarımı yayınlayan basılı ve İnternet dergilerinden bazıları. iDergiGezi'de epeyce yurt dışı gezi yazım yayınlandı, bunlardan Uruguay'ın Cabo Polonio köyünden yazımı kapak konusu yapmaları hoş oldu. Cabo Polonio yazılarımın ilki burada: Cabo Polonio'nun Soğuk ve Zorlu Yolu. iDergi'de yayınlanan Litvanya gezi yazımdan bir sayfa. Bu dijital dergiden Küba gezi yazımı yayınlamak istediler. Tasarım güzel olmuş. Küba yazılarımı okumak isterseniz burada: KÜBA. Basılı derginin yayın yönetmeni blogumdaki ülkelerden Uruguay'ı en ilginç buldu. Uruguay gezi yazım. Uruguay seyahat maceralarımı çok yazdım, burada okuyabilirsiniz: URUGUAY. JetLife Dergisi yurt dışı seyahatlerim, seyahat rotaları, görülecek ülkeler, gezi tavsiyeleri, hediyeler hakkında benle söyleşi yaparak Türkçe ve İngilizce yayınladı. Beni en çok mutlu eden, Sinematek dergisinin az bilinen Yugoslavya filmi yazıma ulaşıp yayınlamak istemesi oldu. Yugoslav kısa filmi üzerine yazım burada: TOKMAK. Diğer film yorum yazılarım sinema sayfamda: SİNEMA. Sinematek'te Film Analizi: Hitchcock ve Şüphenin Gölgesi. Hürriyet gazetesinin Bumerang etkinliğine katılmak isteyenlerden birer sinema yazısı istendi ve aralarından sinema üzerine yazan az sayıda kişi Atilla Dorsay ile film analizine katılmak üzere seçildi. Hürriyet gazetesinin Çetin Emeç salonunda izlediğim film ve analizi hakkında yazım: Atilla Dorsay ile Film Analizi. Türkiye'nin en çok okunan seyahat sitesi Gezimanya'da yazılarım yayınlandı. En çok okunan seyahat kaynaklarından Uzakrota'da da yazılarım var. İstanbul'un Anadolu yakasına yönelik, iki ayda bir basılan şehir, yaşam, yeme-içme, moda, etkinlik, gezi, alışveriş, sağlık, kültür ve sanat içerikli 216Dergi, ilk sayısında bana yedi sayfa ayırdı. Ucuz gezi ipuçları ve Prag gezisi konulu iki yazımı yayınladı. Tempo dergisi solo seyahat hakkında yazımı yayınladı. Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Avusturya, Kafkaslar, Estonya, Moğolistan, İsveç, İsrail, Uruguay gezilerim ve Couchsurfing hakkında yazdı. Cosmopolitan dergisi yaz tatili için güzel ve uygun maliyetli bir ülke önermemi istedi, ben de Karadağ tatili yazısı verdim. Para dergisi yurt dışında ucuz gezmenin püf noktalarını sordu ve yazdım. Bulgaristan, Makedonya, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Hırvatistan, Sırbistan ve Romanya gezileri önerdim. Hürriyet gazetesi bir çok ülkeye yaptığım seyahatlerimle ilgili bir yazı yayınladı, Çin Seddi'ne tırmanmamdan da bahsetti. Manşeti abartmışlar ama; ben param yok demedim, ucuza geziyorum dedim. Yunanistan'ın çok okunan gazetesi News247 genel seyahatlerim ve blogum ile Selanik ziyaretim hakkında yazdı. Tebrik ederim. Çok başarılı ve cesur bir insansınız. Sizin gibi olmak istiyorum. Çok teşekkürler Hande Hanım. Yakın ülkelerden başlayın bence. Nice yollara. Teşekkürler Neşe Hanım. TRT Arapça kanalı Arapça bilenlere yönelik yayın yapıyor, o nedenle alt yazı koymuyorlarmış, programdan önce sormuştum."} {"url": "https://celebialper.com/minsk-gezi-notlari/", "text": "Minsk Belarus da denen Beyaz Rusya'nın ve Bağımsız Devletler Topluluğu'nun başkenti, 2 milyona yakın kişinin yaşadığı temiz, güzel, yeşil ve güvenli bir şehir. Suç, şiddet, trafik sıkışıklığı, kaza, ayrımcılık gibi şeylerin sıfıra yakın olduğu huzurlu Beyaz Rusya başkenti, Türkiye'den en çok ilgiyi Minsk turları ile giden turistlerden gezilecek noktalar ve gece hayatı; okumak için gidenlerden ise üniversiteleri ile görüyor. Svislach ve Niamiha nehirlerinin kıyısında yer alan Minsk 1919 yılından 1991'e kadar eski Belarus Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin başkenti oldu. Haziran 1941'de Nazi Almanyası tarafından işgal edilen şehrin nüfusu 300 binden 50 bine düştü. Özellikle 1944 yılının ilk yarısındaki çatışmalarda kent yerle bir oldu. 3 Temmuzda Sovyet Kızıl Ordu tarafından kurtarıldı. Stalin tarafından yeniden inşa edildi, bu nedenle Sovyetler Birliği tarihine ve sosyalist mimariye ilgi duyanlar için mutlaka görülmesi gereken bir yer. Minsk için turistik bir şehir olduğu kesinlikle söylenemez, ama bence görülmeye değer güzellikte. İngilizce pek yaygın değil. Ana dil Rusça, ikinci dil ise Rusça'ya benzeyen Beyaz Rusça. Farklı tarihlerde yapılan araştırmaların sonuçları değişik olsa da ortak sonuç Beyaz Rusya halkının yarıdan çok daha fazlası ana dilini Rusça kabul ediyor ve evinde Rusça konuşuyor, Belarusça değil. En soğuk ay Ocak'ta hava sıcaklığı -8 derece ile -2 derece aralığında seyrediyor ve yılın 4-5 ayı don oluyor. Sonbahar soğuk, ilkbahar serince. En iyisi yazın gitmek, en sıcak ay Temmuz'da ortalama sıcaklıklar 20-24 derece, gezmek için ideal. Ben Beyaz Rusya'ya Temmuz'da gittim ve rahat ettim. Gündüz uzun şort ve kısa kollu, gece pantolon ve ince bir uzun kollu ideal. Yağış için bir yağmurluk iyi olur. En yağmurlu aylar Haziran, Temmuz ve Ağustos. Minsk hava durumu, ne zaman gidilir sorusuna en iyi yanıt olarak yaz veya ilkbahar mevsimlerini sunuyor. En az yağmur Şubat'ta yağıyor. Uçaktan inip havaalanı binasına girdiğinizde, pasaport kontrolünden hemen önce zorunlu sigorta yaptırmanız gerekiyor, günlüğü 1 dolardan biraz fazla tutuyor. Ardından polis kontrolü ve pasaport damgalama işlemi var. Havalimanından kent merkezine özel araç veya taksi hariç ucuza gitmek için toplu taşıma var. 300 . 173 numaralı belediye otobüsleri ile 1400-TK ve 1430-TK havalimanı servisleri şehir merkezine gidiyor. 300 numaralı otobüs havalimanından kent merkezindeki Tsentralnyi durağına gidiyor. 1 saate yakın sürüyor. Gece en son 02:00 kalkıp, sabaha karşı 04:30'da yeniden başlıyor. 173 otobüsü ise Sokol semtine gidiyor ve 15 dakika sürüyor; Sokol'dan merkezi Mogilevskaya metro istasyonuna 112c adlı otobüs gidiyor. Biletler hem duraktaki gişeden hem de otobüste şoförden alınabiliyor. Bilet fiyatı 3,5 Belarus Rublesi. Havalimanı otobüsü 1400-TK, merkezdeki Tsentralnyi durağına götürüyor. Sabah ilk otobüs 06:55, gece sonuncusu 00:30'da kalkıyor. 1430-TK da Tsentralnyi durağına gidiyor ama Mogilevskaya metro istasyonuna da uğrayarak. Epey seyrek kalkıyor. Taksi 20-25 avro tutar. Minsk geniş parkları, bahçeleri, nehirleri, gölleriyle yemyeşil bir şehir. Su kenarlarında sabit mangallar, bio tuvaletler, masalar halka açık. Başkent olduğu halde bir çok kuş türü yaşıyor. Son yıllarda evde kedi veya köpek besleyen Beyaz Ruslar artıyor, ama sahipsiz sokak hayvanı yok. Çok güvenli bir şehir olmasının üç nedeni var; cezaların ağırlığı; her yerde sivil polislerin varlığı; ve Belarus halkının barışçıl olması. Marketler akşam 22:00 veya 23:00'te kapanıyor, az sayıda 24 saat açık dükkan var. Trafikte öncelik Türkiye'deki gibi motorlu araçlara değil, uygar ülkelerdeki gibi yayalara ait. Kaza, ani fren, korna, ilkel insan sesleri duyulmaz. Sağlık sorunlarında bir telefonla ambülans ve doktor eve gelip vatandaşı muayene ederek gerekli görürse hastaneye götürmekle görevli. Tüm bu sağlık hizmetleri ve hastaneler Belarus vatandaşlarına ücretsiz. Beyaz Rusya'ya girişte yaptırılan zorunlu sigorta, bu hizmetlerden ücretsiz yararlanmayı kapsıyor. Şehrin ulaşım sistemi gelişmiş. Metro, tramvay, otobüs ve troleybüs sabah 05:00 ile gece 01:00 arası kesintisiz çalışıyor; şehrin bir ucundan diğerine 20-30 dakikada gidilebiliyor. Ulaşım ücretleri çok ucuz; metro, toleybüs, otobüs, tramvay biletleri 0.45 Belarus Rublesi olup Türk parasıyla 90 kuruş ediyor. 1 Türk Lirası karşılığında Beyaz Rusya para birimi ile 0.52 Belarus Rublesi alınıyor. Taksi aynı ölçüde ucuz değil ama Türkiye'den ucuz. Lüks otomobiller Türkiye'den yaklaşık %60 daha ucuz. Benzinin litresi 0,85 Amerikan Doları eşdeğeri. Para birimi oldukça değersizdi ama 1 Ocak 2016 tarihinde 4 sıfır atıldı, BYR olan para birimi BYN olarak değiştirildi. Minsk'te yaşayan yabancıların çoğu okumak için gelen, eğitim almakta olan öğrenciler. Ülkede oturma izni ile ikamet eden yabancı uyruklu sayısı 170.000 civarında. Minsk şehrinde oturma izni için yabancılara davetiye çıkarmak nispeten zor olduğu için öğrenciler Brest, Vitebsk, Gomel gibi daha küçük şehirleri de okumak için tercih ediyorlar. Vitebsk şehrinden otobüse binip Minsk'e giderken, bir hafta önce başka kentten bir Couchsurfing üyesinin yardım amacıyla telefonunu verdiği arkadaşı Helen'i aradım, sağ olsun erkek arkadaşıyla beni terminalde karşıladı. Sonra kalacak yer bulmak için zorlu bir mücadele başladı. Hotel Sputnik şöyle dedi: Sadece hafta içi akşam 18:00'e kadar müşteri kabul edebiliyoruz! Buralarda eşyalı daire kiralamak yaygın. Fakat bu işi yapan kişiler İngilizce lisanından bihaber. Üstelik akşam olduğundan kimseye ulaşamadık. Sırtımda 60 litrelik sırt çantası, yanımda omuz çantamla kilometrelerce yürüdük. Helen evine davet etti ısrarla ama başta istemedim. En sonunda yer bulamayıp evine gittik. Erkek arkadaşı sabah erken kalkacakmış, gelmedi. Ertesi günkü maceramın daha zorlu olduğunu bilemezdim. Helen bir emlak bürosunun telefonunu buldu ve beni gerekli troleybüse bindirip işe gitti. Troleybüste sırt çantamı domateslerinin yanına koydum diye yaşlı bir teyzeden fena bir fırça yedim. Yazılı adres elimde olduğu halde troleybüsteki yerli yolcular arasında ineceğim durak hakkında hararetli bir tartışma yaşandı, sonunda attım kendimi dışarı. Bu arada yollarda İngilizce bilmesi muhtemel genç insanlara soru sormayı deniyorum tabii, ama nafile. 10 katli binanın asansörü bozuktu, yukarı çıktığımda da kapı duvar. Yarım saat kat boşluğunda çaresiz birini bekledikten sonra bir asansör tamircisi geldi, meğer bina üç bitişik bloktan oluşuyormuş, ne bileyim ben? Sağ olsun doğru yere götürdü. Bürodaki iki kadın \"yes\" demeyi bile bilmiyorlardı. Uzun süren el işaretleri ve telefon konuşmaları sonucunda bir taksiye bindik ve kentin tam merkezinde; iki odalı, eşyalı bir daireye götürüldüm. Bu zorlu saatler boyunca İngilizce bilen birine rastlayabilseydim yaş/dil/din/ırk/cinsiyet gözetmeksizin öperdim. Dairenin sahibiyle de işaretlere dayalı anlaşmadan sonra bir oh çektim. Aşağıdaki kiralık dairede kaldım. Evimin yakınında küçük bir kafe-bar, içinde de sevimli, akıllı, İngilizce konuşan, sıcak ve yardımsever iki kız ve bir oğlan var. Kentlerine gezmeye geldiğime pek sevindiler. Biri öksürdüm diye ballı limonlu karışık bitki çayı yaptı, diğeri kent hakkında her türlü yardıma hazır olduğunu söyledi. Bunca zorluktan sonra iyi hissettim. Aşağıdaki Stare Minsk Cafe. Yakuba Kolasa Meydanı'nda böyle güzel heykeller var. Minsk gezi notları devam ediyor. Arkadaşım Julia bir gün eve ziyarete geldiğinde bana bale okumuş olduğunu böyle kanıtladı. Babası KGB'de çalışıyormuş, hemen karşı bina. Perdeyi kapadım, ne olur ne olmaz. Bir kez böyle bir askeri etkinliğe denk geldim. Ya da Başkan Lukashenko gelecek, bilemiyorum. Çevrede izleyen bir kaç kişiye sordum ama İngilizce anlamadılar. Belediye tarafından böyle kızlar görevlendirilmiş, turist ve gezginlere yardımcı oluyor, kenti gezdiriyorlar. Minsk'te gezilecek noktalar, müzeler, parklar, güzel binalar, caddeler, görülecek yerler keyifli ve ulaşım kolay. Lenina Caddesi 20 numarada, Kastrycnickaja metro istasyonuna yakın sanat müzesi Salı günü hariç açık ve bilet ücreti 50.000 ruble, yani 8 lira. 18-20. yüzyıllardan Rusya, 16-20. yüzyıllardan Beyaz Rusya sanat eserleri sergileniyor. Karla Marksa Caddesi, 12 numaralı adresteki müzenin bilet fiyatı 7.000 ruble, 1 lira 10 kuruşa eşdeğer. Çarşamba hariç açık. Müzenin koleksiyonundaki 377.918 parça eser arkeoloji, etnografya, değerli metal ve taş, hazine, silah, yazma, eski kitap, belge, sanat, para, geleneksel kıyafet ve diğerlerinden oluşan 48 alt koleksiyona ayrılıyor. İlkel çağdan modern zamana kadar yayılan değerli eserler sergileniyor. Minsk'te gezilecek noktalar ve görülecek yerler arasında en önemlilerden biri. Osmanlı Rus Savaşı ve 1877'de Rusların Kars'ı işgalini gösteren tablolar. Vulica Kazlova no:3 adresindeki sanat sarayına giriş ücretsiz. Pazartesi hariç açık olan mekanda modern sanat sergileri, satılık ikinci el kitaplar ve antikalar var. Hediyelik eşyalar pahalı. Minsk II. Dünya Savaşı Müzesi Pazartesi hariç açık. Nazi işgali sırasındaki Alman-Sovyet Savaşı anısına kurulan müze, Minsk şehrinin 25 Ekim 1944 tarihinde kurtuluşunun hemen arkasından kurularak, savaş sona ermeden önce açılan ilk 2. Dünya Savaşı müzesi oldu. 1966'da taşındı, 2 Temmuz 2014'te yenilendi. Minsk'te gezilecek yerler arasında. Müzede 24 sergi salonu ve 142.676 nesne var. Müze personeli aynı zamanda tarih araştırmacıları. Başlıca çalışma konuları Kızıl Ordu'daki Beyaz Rus askerler, anti faşist ve partizan mücadeleler, ve Auschwitz ölüm kampı. II. Dünya Savaşı'nda Beyaz Rusya vatandaşlarının üçte biri öldü. 50.000 civarı partizan ve gizli örgüt savaşçısı dahil 3 milyondan fazla kişi hayatını kaybetti. En büyük Nazi esir kamplarından olan Trostenets dahil ülkede 250 ölüm kampı kuruldu. Müzede dünya ve savaş, II, Dünya Savaşı öncesi dünyanın durumu, savaşın başlangıcı, Beyaz Rusya direnişi, Moskova savunması, Sovyet savunma cephesi, Smolensk savaşı, 1941-1944 Nazi işgal rejimi, partizan hareketi ve anti faşist yeraltı direnişi, Sovyet halkının Avrupa'nın direnişine katılımı, Nazi Almanya'sının yenilmesi, ülkenin kurtuluşu, savaş anıları, Stalin dönemi, büyük zaferin kahramanları konulu salonlarda belgeler, emirler, günlükler, mektuplar, resimler, fotoğraflar, bayraklar, posterler, Sovyetler Birliği, Almanya, İtalya, ABD, Çekoslovakya askeri üniformaları, askeri araçlar, tanklar, silahlar sergileniyor. Eski adı Francyska Skaryny olan, anıtsal Sovyet binalarıyla dolu, 11 kilometre uzunluğundaki ana cadde. Kentin ana damarı. Ben de bu caddede kaldım. Ünlü Sovyet Mimar Losif Langbard tarafından 1934'te yapılan dev bina, 2. Dünya Savaşı'nda ayakta kalan az sayıda yapıdan biri. Önünde Lenin heykeli var. İngilizce Trinity Suburb denen küçük semtte savaşta yıkılmamış hoş binalar, kafeler, lokantalar ve dükkanlar var. Eski Minsk havası solumak için yürümek keyifli. Praspiekt Niezalieznasci Caddesi 17 numaradaki güzel bina, kentin benim de kaldığım ana caddesinde, evimin tam karşısında. Minsk şehrinde onlarca binası olan üniversitenin benim ziyaret ettiğim merkez yerleşkesi Bağımsızlık Meydanı ile Tren Garı arasında. Bu binada Matematik ve Mekanik Fakültesi, Uygulamalı Matematik ve Bilgisayar Bilimi Fakültesi, Merkez Kütüphane, Uluslararası İlişkiler Bürosu ve diğer birimler var. Fizik, Kimya, Coğrafya, Uluslararası İlişkiler ve Hukuk Fakülteleri, Nükleer Sorunlar Araştırma Enstitüsü, Rektörlük ve idari binalar da bu kampüste. 1951 yapımı, klasik Sovyet Gerçekçi mimari tarzda alışveriş merkezi. Eskiden pazar yeri olan Minsk Ekim Meydanı kentin tam merkezi. Buradan geçen metro hattının inşaatında bir çok mamut iskeleti bulunmuş. Oktyabrskaya Meydanı'ndaki 1956 yapımı Stalinist Sovyet tarzı güzel binada her yıl 700 civarı etkinlik düzenleniyor. Zafer Meydanı'ndaki 38 metre yükseklikte granit anıtın tepesinde 3 metrelik bir Sovyet Şeref Madayası heykeli var. Heykeltraşlar Z. Azgur, A. Bembel, S. Selikhanau ile mimarlar U. Karol ve G. Zagorski tarafından tasarlanan anıt, Sovyet Ordusu askerleri ve Beyaz Rus partizanlar anısına 1954'te dikildi. Sirkte gösteriler 19:00'da başlıyor, akrobatlar ve ayılar rol alıyor. Geniş Stalinist bulvarlardan farklı olarak daha dar ve mütevazi bir cadde. 2002 yapımı Cumhuriyet Sarayı, Oktyabrskaya Meydanı'ndaki ana bina. Konferanslar, kongreler ve gösteriler yapılıyor. Başkentteki restoran ve kafe sayısı da oldukça fazla. Gençler ve yabancılar dışarıda yemek yiyecekleri zaman en çok Amerikan hamburger restoranlarını tercih ediyorlar. Birkaç tane Türk lokantası var. Minsk heykeller, müzeler, sanat galerileri, kütüphaneler, sinema, tiyatro ve opera salonları ile kültürel açıdan zengin bir şehir. Minsk gece hayatı oldukça renkli ve hareketli olup, eğlence için bir çok ülkeden turist çekiyor. Şehirdeki cafe, bar, disco ve gece kulübü gibi eğlence yerleri arasında Coyote Bar, Mojito Bar, Bar 13, Blackhall Bar, TNT Rock Club, Gosti Bar, Next Club, Madison, Dozari, The Loft, Overtime, NLO, The Black Door, Africa adlı gece hayatı mekanları sayılabilir. Aşağıda arkadaşlarım dans ederken. Başkanlık Sarayı'nın fotoğrafını çekerken köşeden nöbetçi asker çıktı, düdükler bağrışlar. Evimin hemen yanında, penceremin karşısında KGB'nin kurucusu Felix Dzerzhinsky heykeli var. Kaldığım dairenin sahibine planladığım kadar gün ücreti ödemiştim ama daha fazla kalmaya karar verdim. Aradım, neyse ki yanında biraz İngilizce konuşan biri vardı, yardım etti. Kadın sadece \"fazladan kalacağınız üç günün parasını giderken masaya bırakın\" dedi, gelmeye gerek duymadı. Ben de tanımadığı insana duyduğu bu güvene karşılık jest olarak ayrılmadan önce evde temizlik yaptım. \"Bir Türk müşterim vardı, adam giderken evi temizlemiş\" diye 1 kişiye bile anlatsa bana yeter. Minsk Tren Garı'nda Kiev'e bilet almam kolay olmadı. Gişedeki kadınla anlaşamadık. Epey uğraştıktan sonra İngilizce bilen bir kadın durumu görünce yardım etti sağ olsun. Beyaz Rusya'dan Ukrayna başkenti Kiev'e yaptığım uzun tren yolculuğunda tek yabancı bendim, çok ilgi gördüm, herkes kopartımanına votka içmeye davet etti, hatta trenin müdürü kadın \"beni İstanbul'a götür, evlenelim\" dedi. İngilizce bilen bir bilgisayar mühendisi tercüme etti. Bi adamla da epey içtik, çok sohbet ettik, kafalar güzel, bi süre sonra bişey sordum, \"or rayt\" dedi, başka şey dedim, \"or rayt\" dedi. Saatlerdir İngilizce konuştuğum adamın İngilizce tek bildiği sözün \"all right\" olduğunu fark edip kaçtım. Fakat \"all right\"ı o kadar mükemmel bir İngiliz aksanıyla söylüyordu ki, saatlerce İngilizce bildiğini sandım. Minsk gezi veya tur planı yapanlara yararlı olması umuduyla. Minsk adni cox esidsemde haqqinda bu qeder cox melumatim yox idi. Sesiz sakit seherleri sevirem huzur dolu sakit heyati. Tesekkurler hemseki kimi gozel yazi olmus. gelecek islernizde ugurlar yolunuz daima aciq olmaqini dileyirem. Alper bey cok tesekkur ederim guncel yaziniz icin biletimi aldim 25 kasimda kismet olursa orada olacagim. Güzel bir Minsk seyahati dilerim. Rica ederim. valla kışını bilmem ama ilkbahar-yaz aylarında çok tatlı oluyor burası. Emre bey seyahat yazılarıma ilginize teşekkür ederim, memnun oldum. Yemyeşil beyaz Rusya ve zarif başkenti Minsk bence mutlaka görülmesi gereken yerler, bir de amaç Rusça öğrenmek olunca ne mutlu size. Eski Sovyet Doğu Bloku ülkelerinde epey seyahat ettim çünkü üç önemli özelliğe sahipler; fiyatlar ucuz, güvenli, insanı soğuk değil. Fakat Rusça bilseydim çok daha kolay olurdu her şey. gezmeye ve yazmaya devam, başarılar dilerim. 🙂 Oradan da izlenimlerinizi burada paylaşırsanız çok sevinirim. Hayır yok. Belarus'tayken geçmeyi düşünmüştüm ama bulunduğum bölgeye uzak geldi. Gidebilirim, düşünüyorum. merhaba Alper Bey, yazılarınız çok güzel, Ben de 5 Temmuzda Minsk'te olacağım. kalmak için couchsurfingden yer ayarladım. 5 gün kalmayı planlıyorum. Bakalım güzel olur inşallah. Evet Vilnius ve Riga'yı da göreceğim. Eğer couchsurfing olmazsa airnb'den de uygun kiralık daire veya oda bulunuyor. Merhaba. Beyaz Rusya'ya trenle girişte sorun yaşayacağınızı sanmıyorum. Ben de Minsk'ten Kiev'e trenle gittim. Minsk çok temiz, güvenli ve güzel. İyi yolculuklar. Merhaba ben de eylulde Ukrayna Moldova Belarus seyahati yapacagim, kopeğimle gideceğim için arac kiralayacagim, ancak bazi arkadaslar sadece havaalanindan kiralayabilecegimi soylediler, bizdeki gibi rent a car lar heryerde yokmuş, ayrica kredi karti degil 3 ulkede de nakit kullaniliyormus, bu konuda bilgi verir misiniz, tesekkurler. Merhaba Fırat Bey. Belarus eskisi kadar ucuz bir ülke olmasa da hala Türkiye'den biraz daha ucuz. Beyaz Rusya'da tüketici fiyatları Türkiye'den ortalama %30 daha düşük. Baranovichi 173.000 nüfuslu küçük ve güze bir şehir. Önemli bir demiryolu ulaşım ve üniversite eğitim merkezi. Başarılar dilerim. Alper bey merhaba biz iki erkek arkadaş minsk Şehrine gezi amaçlı 08/09/2016 perşembe günü gidiyoruz orada bize rehberlik hizmetleri verebilecek tanıdık var mı.. ayrıca gezi tecrubeniz faydalı oldu tebrikler Teşekkürler.. Merhaba. Minsk'te tanıdığım rehber yok ama buna ihtiyacınız olmaz, bağımsız kolayca gezebilirsiniz. İyi seyahatler. Rehber için çok teşekkür ederim 27 ekim de 1 hafta fuar için gideceğim. Harika bir anlatım. Kasım ayında 6 aylık bir kurs için gitmeyi düşünüyorum. Kafamda ki soru işaretleri azaldı. Sanırım Kışa denk gelecek ama yinede iyi geçeceğini umuyorum. Minsk her mevsim güzel bir kent Yaşar Bey. Keyifli bir seyahat ve dil kursunda başarı dilerim. Merhaba. Beyaz Rusya'da döviz bürolarında veya bankalarda dolar bozdurup Belarus Rublesi alabilirsiniz. Kimse sizi rahatsız etmez. Türk lokantasına hiç gitmedim, bilmiyorum. Merhaba. Kiev Minsk arasında çalışan 86 numaralı hızlı tren Beliy Aist 10 saat süren bir gece treni. Tren akşam Kiev-Passazhirskiy Garı'ndan 21:19'da kalkar, Minsk'e ertesi sabah 08:38'de varır. Odesa ile Baranavicy arasında çalışan 294 numaralı tren ise Kiev'den gece 01:10'da kalkar, Minsk varış saati 13:44, 11 buçuk saat sürüyor. Tren bilet fiyatları üçüncü sınıf kuşet koltuk, ikinci sınıf yataklı, birinci sınıf lüks olarak çok değişiyor. 1100 Ukrayna Grivnası ile 3500 grivna arasında biletler var. 1 Türk Lirası 8 Ukrayna Grivnası ediyor. Belarus ise kısa süre önce parasından 4 sıfır attı, yeni Beyaz Rusya para birimi ile 1 Türk Lirası 0,6 Belarus Rublesi ediyor. Ukrayna'da ben otobüs yolculuğu yaptım, iyi bir Türk otobüsüydü. Rusça öğrenmek için Minsk harika bir şehir Alper Bey. Belarus son derece güvenli, güzel, yeşil bir ülke. Minsk tertemiz bir şehir, mimarisi, eğlencesi, eğitimi iyi. Dil eğitimi ve yaşamak için rahatlıkla tavsiye ederim. Degerli Paylasimcalarin Domuz yemekleri konusundaki hassasiyetlerini anliyorum ama uzun seneler Dunyanin cesitli Kuffar ulkelerinde yasayan birisi olarak nacizane ama cok acik ve net dobra soyleyecek oldugum sudur; bilerek siparis vermedikce cokta takmayin! Avrupada Amerikada Asyada Afrikada 20 sene yasayan bir Musluman bilmeden istemeden farkinda olmadan bir orta boy Domuzu midesine indirir!.. pisim yerleri, hazilrik alanlari, ocaklar, tencereler izgaralara bulasan yag ve kanin hele soslardaki jelatin ve diger ogelerde Dondurma bastaolamk uzere bundan kacinmak imkansiz.. Seferde oldugunuzu dusunup inanc ve Itikadiniza halel gelmeyecegi iman ve Islam sartlarini bozmayacaginizi bilerek katlanmak zorundasiniz, yoksa hamur isi dahi yememelisiniz, unutmayalim yukarisi bizide bilir niyetimizi de, rahat olun aksi halde nefis tatlilardan dahi tadamazsiniz. bende kısmet olursa 2 aralık Minsk e gidecegim. 8 günlük. biz 2 kişi yaptırdık rezervasyonu. ancak arkadaşın babasının rahatsızlıgı nedeniyle gelemiyecek gibi görünüyor. aynı tarihlerde minsk seyahat edecek arkadaşlar varsa iletişime geçebiliriz.. uygun kiralık ev bakıyorum henüz. niyetim evde kalmak. ev önerisi olan arkadaşlar varsa yardımlarını bekliyorum. Merhaba İsmail Bey. Seyahat blog yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Minsk'e Kiev'den aktarmalı gitmeniz sorun yaratmaz. Evet ücret kesilmeyen bir otel rezervasyonu çıktısı alın yanınıza. Register gerekmez, çünkü 5 günden fazla kalınacaksa polise kayıt zorunlu. Minsk Havalimanı'nda zorunlu sağlık sigortası yaptıracaksınız, buradan yapmanıza gerek yok. Türk parasını Belarus Rublesine çevirecek yer bulsanız bile zarar edersiniz. Amerikan Doları veya Avro götürün. teşekkürler alper bey. Uçakta dağıtılacak olan kağıta kiraladığım evin adresini yazssam mı iyi olur yoksa ücret kesilmeyen bir booking yapıp onun adresini mi yazayım?Havaalanındaki görevliye kağıdı gösterdiğimde booking yaptığım otelin adresi ile asıl kalacak olduğum apartment adresi farklı olacak. Her ikisine de Minsk'te kalacağınız adresi yazmanızı öneririm, en iyisi doğrusu. Yalçın Bey yaşadığınız dolandırıcılık için üzgünüm. Minsk gece hayatı hakkında bilgi ve tavsiyeler için teşekkürler. öncelikle bu güzel ve fotoğraflı yazı için teşekkürler. it's been a long journey from Milan to Minsk, Rochelle, Rochelle. Evet Ingilizceniz yoksa zorlanirsiniz. Biraz Rusca calisin. Havalimanindan sehir merkezine ulasim bilgisi yazimda var. Sehir icinde yurursunuz, metro ve troleybus de var. Minsk havalimani sehir merkezi ulasim bilgileri icin tesekkurler Ismail Bey. İnstıtut kulture metro durağında inince bir tane yurt var üniversitenin yurdu. Ben 4 gunlüğüne 55 dolara kaldım. Parayı bankaya yatırıyosun dekontu yurda verıyosun. Ancak Alper Beyin dediği gibi rusça az da oksa bilmek şart arkadaşım yoksa derdını anlatırken dertli oluyosun. Merhaba. Beyaz Rusya Türk vatandaşlarından vize istemiyor. Vizesiz olarak Belarus'ta bir defada en fazla 30 gün kalınabiliyor. İzin verilen kalış süresi birçok ülke gibi 180 günde 90 gün değil daha az; 1 yılda 90 gün. Abi simdi bana bak Orhan bu konuda yazdim oraya git bak deme lutfen, biliyorum 2014 de bu ulkeye visa kalkti ama bu son Rus ucagi olayindan sonra hani kimbilir onlarda Rus lar geri koydularmi diye sordum ayirca detay goremedim hic biryerde, yani visa yoksa bile kac gunluk ve kac giris cikis hakki olayi acik degil o sebeble rahatsiz ediyorum sizi abi.. Sorun yok, yanıtladım. Rusya yeniden vize koydu ama Beyaz Rusya hala vize istemiyor. Alper bey merhaba öncelikle verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ediyorum. Benim sizden ricam lviv minsk ve minsk kiev tren saat ve ücretleri ile ilgili internetten bilgilere ulaşamadım. Bu konu ile ilgili yardımınızı rica ediyorum.... Kolay gelsin.... Merhaba Figen Hanım. Lviv'den Minsk'e 18:58'de 372 numaralı tren var. Minsk ile Kiev arası 094 numaralı Minsk Pasazyrski Odesa-Holovna treni Salı ve Cuma günleri 14:13'te kalkıyor, Kiev'de saat 02:06'da oluyor. 284 numaralı Baranavicy Palieskija Kherson treni ayın tek sayılı günlerinde 14:13'te kalkıyor. Benim seyahat ettiğim 086 numaralı Minsk Pasazyrski Kyiv-Pasazhyrsky treni ise saat her akşam 22:40'ta hareket ediyor, ertesi sabah 08:40'ta Kiev'e varıyor. İlk 2 tren 13 saat, gece treni 10 saat sürüyor. Keyifli bir Beyaz Rusya seyahati dilerim. Minsk güzel bir şehir, beğenirsiniz. Merhaba AlperMetin bey, cevabınız için çok teşekkür ediyorum. Sizden ricam Lviv Minsk 18:58 372 numaralı tren ve dönüş Minsk Kiev 22:40- 0865 numaralı tren ücretleri hakkında biginiz varmı acaba? biz 2 bayanız bu saatlerdeki trenlerde ayrıca güvenlik ile ilgili olarak bize sıkıntı olurmu? Kolay gelsin..... Rica ederim. Lviv Minsk tren fiyatlarını bilmiyorum. Minsk Kiev tren biletlerinin fiyatları ikinci sınıf 74 Belarus Rublesi, iki kişilik kompartıman 127 ruble, lüks kompartıman 239 ruble. Güvenlik sorunu olmaz. Alper bey size çok teşekkür ediyorum. Sizin gibi sabırlı, yardım sever, paylaşımcı insanlar hep hayatımızda olsun, bizimle paylaştığınız tüm bilgileriniz, anlatımlarınız ve yorumlarınız için size çok teşekkür ediyorum. Sizi takipteyim bundan sonraki yapacağınız paylaşımlarınızı da takip edeceğim. Yolunuz açık olsun.... Tüm yapacağınız gezilerin istediğiniz gibi geçmesi dileğiyle, Kolay gelsin.... Rica ederim Figen Hanım. Seyahat etmek isteyenlere her zaman varım. Minsk, Belarus ve Ukrayna seyahatinizden sonra izlenimlerinizi ilgili yazılarıma yorum olarak yazarsanız çok sevinirim, gideceklere güncel bilgi olur. Yolunuz açık olsun. Alper bey merhaba, size bir sorum daha olacak yapacağım tren yolculuğunda 2 kişi yataklı tren bileti alıcam, acaba 2 kişilik yataklı kompartımanlar var mı? yoksa hepsi 4er kişilik mi? Kolay gelsin..... Merhaba. Minsk Kiev arasında çalışan Belly Aist adlı lüks trende iki kişilik kompartımanlar var. Beyaz Rusya sigortayı zorunlu tutuyor. Tüm hava, kara ve demir yolu sınır kapılarında yaptırabilirsiniz. Çok teşekkür ediyorum....... Eylül başı size gittiğimiz yerler hk. yorum yazıcam.... İyi geceler..... Rica ederim. Minsk mimarisine ve Beyaz Rusya doğasına hayran kalacaksınız. Merakla bekleyeceğim. Merhaba Alper bey ben ecoline otobus sirketiyle geliyorum otelim u fontana hotel belki biliyorsunuz belki bilmiyorsunuz otelimin yaninda metro istasyonu var acaba otobus terminalinin yakininda metroistasyonu var mi yoksa yurumem mi gerekecek. yardimci olursaniz sevinirim simdiden tesekur. Merhaba Cem Bey. Minsk Merkezi Otobüs Terminali şehrin merkezinde yer alıyor, 800 metre yürüyerek Lenin Meydanı metro istasyonuna ulaşabilirsiniz. Alper bey merhaba bir sey soracaktim minkse girerken dolduracagimiz o kucuk kagitta nereden geldigimiz yerine Vilnius mu yoksa İstanbul ya da Türkiye mi yazacağız merak ettim tesekkurler. Merhaba. Geldiğiniz yer olarak Vilnius, vatandaşı olduğunuz ülke olarak Türkiye yazacaksınız. Adres olarak da ikamet adresinizi. Rica ederim. Merhaba sayenizde Minsk'i çok güzel gezdim tabi Vilnıus da Minsk'in gerçekten mimarisi güzel parklar ve doğası insanları güzel ve iyi niyetli ama pahalı olmuş. Gitmek isteyenler muhakkak Rusça öğrensinler İngilizce hak getire. Minsk'i beğenmenize sevindim, bence de güzel bir şehir. Merhaba. Lviv'den Minsk'e 18:38'de 372 numaralı tren var. Üçüncü sınıf 185 ruble, ikinci sınıf 384 ruble. Otobüs 20:30'da kalkıyor. Fiyatlarını bilmiyorum. Zorunlu sigortayı Belarus'a girdiğiniz hav veya kara sınır noktasında yaptırıyorlar. Belarus seyahat sağlık sigortasının bedeli kalınan güne göre değişiyor, günlük 1 avrodan biraz daha az. Ülkeye vize olmadığını biliyorum fakat direkt pasaportla daha önce hiç bir işlem yapmadan ülkeye giriş yapabilir miyim acaba? Benim ilk yurt dışı deneyimim de aynı zamanda. Merhaba. Belarus'a giderken Minsk Havalimanı'nda pasaport polislerine göstermek üzere pasaportunuzun yanı sıra otel veya daire rezervasyonunuzun çıktısı, yoksa kalacağınız yerin adresi, ve dönüş biletinizin çıktısı yanınızda olsun. Ayrıca havaalanında almanız gereken ucuz bir zorunlu seyahat sağlık sigortası var. Sorun yaşamazsınız, en fazla birkaç soru sorarlar. Alper bey, Minsk yazınızı okudum. Çok güzel ben de yakın zamanda oradaydım. Benim de dikkatimi şehrin yeşilliği, temizliği, güzel parkları ve güzel planlı şehir olması çekti. Bu konu benim de hatırladığım bir konu maalesef Türk şehirleri beton yığını olmalarına çok üzülüyorum. Adamlar şehir yaparken yüz yıl iki yüz yıl önceden plan yapmışlar. Yıl 2017 bizim şehir planımız var mi merak ediyorum. Tabi ben Avrupa dışına cıkmadığım için diğer ülkeleri bilmiyorum. Minsk bence de çok güzel bir şehir, pırıl pırıl ve yeşil. Aynı düşünceleri paylaşıyorum. Türkiye kentleri ne yazık ki yeşilden yoksun, çirkin mimariye sahip beton yığınları. Plan diye bir şey yok. Beyaz Rusya ziyareti için avir diye bir şey duymadım. Kiralayacağınız apart otel veya dairenin adresini havalimanında polislere vereceksiniz; mümkünse rezervasyon çıktısını alın. Sahibi polise kayıt yapacak, sizin karakola gitmenize gerek yok. Merhaba Mayıs 3 Minsk te olacagım 4 gün firma ve rehber ile gidecegiz Türk paramız orada mı dolar ya da ruble yapmalıyız alper bey yoksa buradan hazırlıklı mı gitmeliyiz. hava nasıl olur mayıs ayında yazlıklarla mı kışlıklarla mı gitmeliyiz:) bir de gece hayatı yaşantısında hangi mekanları secmeliyiz iyi ve ucız mekan yazılarda paylaşılan pahalı karaokelerden bahsedilmiş ilginize teşekkür ederim şimdiden yönlendrmelerinizi dikkate alacagım. Merhaba. Türk parasıyla gitmek işe yaramaz, dolar götürüp Belarus'ta ruble alırsınız. Mevduat hesabınızda TL bulundurup beyaz Rusya'da banka ATM makinelerinden ruble karşılığını çekmek de mantıklı bir çözüm, ben öyle yaptım. Mayıs ayının başında Minsk hava durumu fena olmaz, sıcaklıklar gündüz 16-18 derece, gece 8-10 derece civarında olur. Yani ne yazlık ne de kışlık kıyafetle gitmelisiniz. Gündüz İlkbahar, gece Sonbahar havası gibi düşünün. Yazımdakiler dışında başka eğlence yeri bilmiyorum. Selamlar. Uçakla Minsk'e inmeyi ve günü birlik kalıp akşamına Vilnius için trene binmeyi düşünüyorum. Uçaktan indik. Şehre vardık.. Tren istasyonunda bavulu bırakabileceğimiz yerler mevcut mudur? Asıl amacım Vilnius Riga ve Tallinn çünkü.. Oradan trenlerle devam edeceğim.. En son Tallinn'den ülkeye dönmeyi planlıyorum. Ne düşünürsünüz? Teşekkürler. Merhabalar Alper çok keyifli bir yazıydı beğenerek okudum elinize sağlık. Merhaba. WiFi olan yerlerde ücretsiz bağlanabilir, ya da MTS, Velcom veya Life adlı mobil telefon işletmecilerden birinden SIM kart satın alabilirsiniz. Merhaba. Evet Belarus seyahat için sağlık sigortası istiyor. Türkiye'den almak mümkün değil. Ülkeye tüm hava ve kara sınır giriş kontrol noktalarından kolayca alabilirsiniz. Merhaba. Maalesef Minsk'te tanıdığım Türk veya rehber yok. Keyifli bir Minsk gezisi dilerim. Merhaba. Minsk icin orta duzeyde Ingilizce yeterli olur. Alper Bey muhteşem bir rehber hazırlamışsınız. Ben de pek çok ülke gezdim ama görseniz düzgün fotoğrafım bile yok. Bundan sonra sizin yaptığınızı yapıp hepsini belgeleyeceğim. Bu hafta sonu bayram öncesi Minsk'e gidiyorum. Sağlık sigortası gümrükte yapılıyormuş dediğiniz gibi. Fakat benim zaten daha önce şengen vizesi için aldığım bütün dünyayı kapsayan sağlık sigortam vardır. Bu poliçe Belarus'da geçersiz midir? Diğer ülkelerde bir sıkıntı yaşamadım çünkü. Merhaba. Gezi blog yazılarımı beğenmenize sevindim, teşekkürler. Beyaz Rusya kendine özel bir sağlık sigortası istiyor, uluslararası sigortayı kabul edeceğini sanmıyorum. Böyle bir durumla karşılaşmadığım için kesin bir şey diyemeyeceğim, en iyisi Beyaz Rusya Konsolosluğunu arayıp sormak, ya da Minsk Havalimanı'nda sigorta belgenizi gösterirsiniz, kabul edilmezse Belarus sigortasını alırsınız. Sonucu buraya da yazarsanız sevinirim, bilgi olur. Estağfurullah ben teşekkür ederim. Yine de aklınıza gelen bir şey olursa yazabilirsiniz. Bu linke bakarsanız önünüze çıkacak iki seçenekten ilkinde açılan sayfada ülkemizin vizeden muaf olduğu yazıyorken ikinci sayfada 'visiting belarus without visa' başlıklı fotoğrafta ve videoda ülkemizin ismi yer almıyor. Beyaz Rusya Türk vatandaşlarından vize istemiyor. Sayfada bahsettiğiniz sayfayı güncellemeyi unutmuşlar. Saglik sigortasını Rusçaya çevrilmesini istiyorlar, benimki İngilizce idi bu sefer affediyorum bir daha Rusça olsun dedi. Bir de tarih ne zamana kadar sigortalı ve kaç euroluk sigortalı olduğunu göstermen gerekiyor. Alper bey bu arkadaşa cevap. Demek Belarus uluslararası sigortayı kabul ediyor. Bilgi için teşekkürler. Mesut Bey cevabınız için teşekkürler. Sigortanızı ingilizceye nasıl çevirttiniz? Benim sadece yarınım kaldı. Halledebileceğim bir şeyse rusçaya çevirtmeyi deneyebilirim. Ama zaten orada 1 gün için 1 eurolık bir sigorta yapıyorlarsa koşturmama değmez. Zaten 4 gece konaklayacağım. Oraya indiğim zaman gerçekleştirim çok zaman almıyorsa. Harika bir paylaşım olmuş, daha önce Belarus da Rusça kursuna gitmiş biri olarak diyebilirim ki birçok şey var bu yazıda. Arkadaşlar, çok önemli bir işiniz yoksa Belarus'a gitmenizi tavsiye etmiyorum. Ben bayram tailinde 5 günlüğüne turistik amaçlı gittim. Girişte yaklaşık iki saat beklettiler. Pasaportumu büyüteçle saatlerce incelediler. Bu bekletmeden dolayı havaalanında para bozduramadım ve SIM kart alamadım çünkü saat 8'den sonra her yer kapalı. İnternet ve telefon problemlerimden dolayı booking'ten kiraladığım evin ofisiyle de direk iletişim kuramadım. Uber sürücüsü yardımcı oldu ama kapı duvar ve telefonlara kimse cevap vermedi. O gece mecburen başka bir otelde kaldım. Ertesi gün ofise gittim. Kalmadığım gecenin parasını da tahsil ettiler. Ofis 9'a kadar çalışıyor, sizin hatanız dediler. Şehrin tam merkezinde 1 saat sim kart satan yer aradım. İnsanlara sordum. Kimse bilmiyor. 1 saat sonunda bir yere yönlendirdiler. Oradaki çalışan sistemimiz çalışmıyor dedi. Ertesi gün yine gittim. Aynı kişi yine sistem çalışmıyor dedi. Bu arada bu bahsettiğim yer tam merkezde Life Cell'in büyük bir mağazası. Turkcell iştirakı bir şirket. Sonra merkez tren garına gittim. Orada yine Life Cell satan küçük bir ofis vardı. O sistem çalışmıyor falan demedi ama orijinal pasaport istedi ısrarla. Telefonumdaki pasaport görüntüsünü kabul etmedi. Yine garda başka bir ofis buldum. O da aynı şekilde orijinal pasaport olmadan bir şey yapamayacağını, kameralar olduğunu söyledi. Sonuç olarak sim kart almaktan vazgeçtim. Ülkeden çıkışta da girişteki kadar olmasa da yine stres yarattılar. Pasaportu uzun süre ve sayfa sayfa, tekrar tekrar büyüteçle incelediler. Bunu birçok insana yaptılar. Çaprazımda Fransız bir aile vardı. Onları benden de daha çok beklettiler. Kendimi soğuk savaş dönemi filminde hissettim. Önce çok ciddiye almadım ama karşı taraf gerçekten ciddi ve hiç şakaları yok. Bu arada Amerika, Meksika, İngiltere, Almanya, Hollanda, Belçika, Fransa, İspanya, Sırbistan, Hırvatistan, Karadağ, Ukrayna, Singapur, Tayland, Kamboçya'ya seyahat etmiş biriyim. Hayatımda böyle şeyler ilk defa başıma geldi. Sizi belki bu kadar aksilik bulmaz ama yine de bilginiz olsun. Sevgiler ve keyifli seyahatler dilerim. Belarus'ta yaşadığınız pasaport kontrol polisi, iletişim ve SIM kart sorunları için üzüldüm, inanın her satırda yaşamış gibi hissettim. Ben ve tanıdıklarım Belarus'a hep kolayca girdik, acaba yakın zamanda ülkede bir sorun mu oldu? Başka ülkeden insanlara da yapmışlar, durum ciddi görünüyor. Teşekkür ederim. Dediğiniz gibi umarım dönemlik ve geçici bir durumdur. Sonuçta orada okuyan ya da iş yapan Türkler de var. Gerçi tüm yabancılara karşı bir tutum vardı gördüğüm kadarıyla. Emir Bey yaşadıklarınız için üzüldüm. Bayramda bende Belarus'taydım. Bir ülkeye giriş yaptığımda ilk olarak her zaman sim kart aldığım için gitmeden önce 3 farklı gsm operatörüne ait çok sayıda dükkanı telefonumdaki haritada işaretlerim. Bu dükkanların açılış kapanış saatlerini ve çıkabilecek problemleri de göz önünde bulundurup varış saatimi ona göre ayarlarım. İnternet, bilmediğiniz bir ülkede sizin için herşey demek. Aynı şekilde benim de yirmiye yakın ülkeye giriş çıkış yapmış olmama rağmen pasaportumun sayfalarını tek tek büyüteçle incelediler. Söylediğiniz gibi 10 dakika sürdü ama iki saat değil. Ardından havaalanındaki life mağazasını elimle koymuş gibi buldum ve bir adet önödenmiş sim kart aldım. Pasaportunuzu sim kart almak için her zaman yanınızda bulundurun. Benden, sim kart aldığım her ülkede pasaportum istendi. Umarım söylediklerinizi tekrar yaşamamak için bir sonraki sefere önleminizi alırsınız. Belarus güvenlik konusunda gerçekten ciddi. Bana kalırsa her yerde de böyle olması gerekiyor. Evet. Ben de hazırlıklarımı yapmıştım ama maalesef polis bekletmesinden dolayı geciktiğim için havalaanındaki ofisler kapanmıştı. Ayrıca şehirde akşam 8 gibi heryer kapanıyormuş zaten. Böyle bir şehir daha önce görmediğim için biraz hazırlıksız da yakalandım açıkçası. Yorumlarda da hatırlamıyorum böyle birşey yazıldığını. Ya da gözümden de kaçmış olabilir. Bu arada polisler sonunda özür dilediler ve ülkenin tadını çıkarmamı söylediler ama aksilikler hep devam ettiği için pek de tadını çıkarabildiğim söylenemez. Kötü bir seyahat anısı olarak aklımda kaldı sadece. Ben bayramın ikinci günü ülkeye giriş yapmıştım. Arkadaşımla birlikte. Biz de bayramın ikinci günü öğleden sonra bindik dönüş uçağımıza. Siz de akşamüstü gibi indiniz sanırım. Belarus'u gezdiğim ülkeler arasında ilk üçe koyuyorum. Çok güzel ve yaşanılası bir yer olarak bende yer edindi. Tekrar gitmeyi düşüneceğim. Siz de üstünü çizmeyip bir şans daha verin derim. Hatta aracım ile gidip şehirlerarası da gezmeyi düşüneceğim. Alper Bey'i takipteyiz. Güncel bilgileri ondan alıp artık o nereye bizler de oraya. Yaşanılabilir ülke olarak doğru. Bence de olabilir. Tertemiz, düzenli tertipli ve güvenli bir şehir. Tabi soğukla aranız iyiyse. Ama tatil / gezi anlamında beni pek cezbetmedi açıkçası. Keyifli seyahatler dilerim. Her şeye her sene zam var. 2018 Otobus bilet fiyatı 0,60 B. Ruble. Yani 0,30 $. Senelerdir gidiyorum ama benden iyi biliyorsun. Övgülerin için teşekkürler. Nasrettin Hoca misali evlendik ikinci vatan oldu. İyi de oldu. Rica ederim. Belarus'un en güzel şehri başkent Minsk. Zamanınız varsa Brest, Polack ve Vitebsk de olabilir. Bir turizmci olarak cok begendim burada 2 gece kalmistim ama sizin yazilariniz ve bilgiler harika. Öncelikle bu güzel paylaşımlarınız için çok teşekkür ederim. Elinize sağlık. Merhaba Mustafa Bey. Minsk gezi yazıma ilginize teşekkür ederim. Evet, pasaport kontrolünde evinde kalacağınız arkadaşınızın adresini göstermeniz gerekiyor. Öncelikle cevabımız için çok teşekkür ederim. İlave olarak son bir sorum daha olacaktı. Orada 5 gün kalmak istiyorum bunun için nereye ve nasıl kayıt yaptırmam gerekiyor. Merhaba. Beyaz Rusya'ya seyahat edenler ülkeye girişlerinden itibaren beş iş günü içerisinde kaldıkları yerde bulunan yabancılar şubesine ikamet izni için kayıt olmak zorundalar. Oteller zaten bu işlemi yapıyor ama yapıp yapmadıklarını sorarak hatırlatmakta yarar var. Alper Bey ilginiz ve cevaplarınız için tekrar çok teşekkür ediyorum. Son olarak birkaç sorum olacaktı. Merhaba. Rica ederim, sorularınızı yanıtlamaya her zaman hazırım. Uçakta dağıtıldığı da oluyor, havalimanında da. Her iki durumda da Beyaz Rusya giriş formunu kaçırmanız mümkün değil. Belarus polis göçmen bürosuna kayıt zorunluluğu \"beş iş günü içinde\" olduğu için sizin dört gece sonra dönmenizde bir sorun olmaması gerekir, ancak ertesi güne kalırsanız zorunlu kayıt gerekir. Evet tabii, arkadaşınızın isim, adres, telefonu yazılı bir kağıt yeterli olur. Minsk'e uçak biletini kaça aldınız? Ucuz bilet pek olmuyor. Çokmuş. hangi hava yolu? Zaten iki seçenek var, THY ve Belavia. Diğer seçenekler aktarmalı. Pahalı uçak biletleri yüzünden Minsk'e aktarmalı gidenler çok. Evet Belavia'dan aldım. THY'ye göre daha uygun. Galiba gidemeyeceğim, ucak biletleri cok pahali, bu pahaliligi da anlayabilmis degilim. Alper bey haziranda Kiev'de olacağız, acaba Kiev'den Minsk'e trenle ulaşım var mı? Biliyor musunuz? Bilgilendirirseniz sevinirim, uçak biletleri pahalı geldi. Merhaba Hicran Hanım. Kiev'den Minsk'e tren var. Günde 6 tane Kiev Minsk treninden üçü Kiev'den hareket ediyor, diğer üçü Odesa'dan hareket edip Kiev'de durduktan sonra Minsk'e gidiyor. Sizin için fark etmez tabii, hangisi saat olarak uyarsa ve yer varsa bilet alırsınız. Merhaba Alper bey. Gezi yazılarınızı okumadan not almadan geziye çıkmıyoruz. Yazılarınız harika. Biz haziran ayında Moskova Petersburg Helsinki'ye gideceğiz. Daha sonra Tallinn, Riga, Vilnius, Minsk yapmak istiyoruz. Buralara otobüsle geçersek sınırda sorun olur mu? Ya da başka öneriniz var mı? Teşekkür ederim. Merhaba. Gezi yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Rusya için vize gerektiğini bilirsiniz, beyaz Rusya ise vize istemiyor. Schengen vizeniz varken diğer ülkelere ve bu ülkeler arasında otobüsle geçişlerde hiçbir sorun yaşamazsınız. Başka sitede yazdığım yorumu burda da paylaşmak istedim. Merhabalar kıyaslamaya ben de birşey ekleyeyim 15 yıldır Belarus'tayım giyim üzerine dükkanım var Jakuba Kolosa'da, iyi ve kötü yönlerini yazacağım tarafsızca. Belarus ufak ülke, kafa dinlemek için ideal. Yabancı çok fazla değil, Ukrayna'ya göre tabi. Altyapısı ve binaları Ukrayna'dan daha iyi, yolları geniş ve kullanışlı. Uçak bileti pahalı, İstanbul'dan sadece direkt uçuş var Minsk'e, THY ve Belavia fiyatlar inanın uçuk. Daha pahalı yaşam, ev kiraları, otel fiyatları, yeme içme vb. Pasaportla giriş şart, Ukrayna kimlikle mümkün Belarus yanlızca pasaport. Belarus'ta vizesiz 30 gün kalabilirsiniz sonra çıkış yapmanız lazım. Popülasyon düşük olduğundan gece hayatı Ukrayna gibi hareketli değil, Belarus nüfusu 9,5 milyon, Ukrayna 42 milyon. Covid olsun olmasın zorunlu sağlık sigortası şart tüm yabancılar için günlük 2 euro. 10 iş gününden fazla kalacaksınız oturum kaydı yaptırmanız lazım OVIR ofisinde. Gelelim yorumlarıma ne amaçla geldiğinize göre değişir, ben gelin veya gelmeyin diyemem, kişi kendi kararını versin, internette yazılar eski olabilir, ne Belarus eski Belarus ne de Türkiye eski Türkiye. Ülkeyi Lukaşenko 30 yıldır yönetiyor geçen sene seçim sonrası Belarus karışmıştı, insanlar Lukaşenko'ya oy vermiyoruz diyorlar ama o da %70 oy aldım diyor, Avrupa'da idam uygulayan tek ülke. Belarus'a gelecekseniz bu adamın ismini söylemeyin sokakta sivil polis çok ve bunu sevmeyen halk insanı çok hiç karıştırmayın. Minsk eğitim için tavsiye etmem buranın universiteleri tanınmıyor, boşa diploma alırsınız, Rusça eğitimi için gelirseniz ayrı, temiz Rusça öğrenebilirsiniz bir ara eğitim danışmanlığı yaptım bıraktım, ama şunu da söyleyim eğer Minsk'te eğitim almak istiyorsanız kurs ücretleri yıllık 3000-5000 dolar arası eğitim ücreti, Minsk'te yurtta yaşamak isterseniz aylık 400-750 dolar para lazım yaşam maliyeti yurt yeme içme vs, evde konaklamak isterseniz üstüne koymanız lazım Minskt'e aylık 1+1 evler kiralık 600-1000 dolar civarı tek odalı stüdyo evler ise 350 dolardan başlar, merkezde daha pahalı olur. İş hayatı, biz bir şekilde çorbamızı kaynatıyoruz ama iyi seçmeniz lazım sektörü, Belarus ufak ülke popülasyon az ve nüfusu yaşlı, ona göre konsept lazım. Gelelim gece hayatına benim ilk geldiğim yıllardaki gece hayatı güzellikleri bitti yeni lüks mekanlar açıldı, doğru çok turist istemiyor, kaliteli, çok parası olan, kumara gelen çok para harcayan turist istiyor Belarus, kumarhane kaynıyor ülkede, ben Kiev'de bulundum Minsk gece hayatı Kiev'e göre pahalı, mesela Rich Cat 25-30 dolar girişi, 15 dolar içeçekler başlıyor hesabı yapın, eski yıllarda ucuzdu ama artık öyle Minsk yok, pandemi de eğlence sektörünü vurdu, çok kapanan klüp oldu. Minsk'e yazın gelmeyin çünkü üniversiteler şehri, yazın öğrenciler diğer şehirlere, kasaba köylerine döner, Minsk'te yerleşik yaşayanlar da tatile Türkiye'ye, Mısır, Yunanistan'a filan gider, en güzel zaman gece hayatından kışın, eğer kışı sevmiyorsanız nisan-mayıs veya eylül ekim gibi gidebilirsiniz, yazın tavsiye etmem, yine de siz bilirsiniz. Diğer yazılara göz attım, 2010 yılı sonrası akıllı telefonlar dijitalleşme vs burda da var Ukrayna'da yazıklarınız burda da geçer, kızları dünyayı öğrendi kolay lokma yok, Minsk'te özellikle kafa koparıcı kız çok, Union Cafe Paris Cafe sizi avlamak isteyen kız çok, yani dünyadaki her kız gibi kolay yatağa giren yok, hepsi çakallaştı. Bu Ukrayna Belarus özeli değil, tüm dünyada bu şekilde Moskova'ya gidin ister Kişinev ister Amsterdam'a kolay değil para+yabancı dil+giyim kuşam+tipiniz+yaşınıza göre kız ayarlarsınız, ingilizce yeni nesil biliyor, ama yine de Rusça biraz bilin Belarus'ta Rusçasız kız işi zor benden söylemesi, tabii ki en önemli para arkadaşlar, paranız yoksa kimse yanaşmıyor sonuçta keyfine ilişki yaşayacaksam yabancı erkekle neden yapayım diyorlar, Belarus erkekleri ile keyfine ilişki yaparız diyorlar. Belarus eskort için geleceksiniz gelmeyin yasak kurallar katı, yapan az ve fiyatlar yüksek, eğer bu iş için Kiev doğru adres sonra hüsran yaşarsınız Minsk'te. Gezmek için de Minsk dışı şehirleri önermem çok ufaklar akşam 8-9 dan sonra şehirler ölür mekanlar var takılmak için mekan demek para demek, Minsk tavsiye ederim diğer şehirleri de gördüm yani pek iç açıcı değil. Soru sormak isteyen sorabilir boş vaktimizde cevaplarız. Saygılarımla Taner. Merhabalar, yazı için teşekkürler, ama Belarus ve Minsk çok değişti. Rusya-Ukrayna savaşı burayı etkiledi, THY uçuşları durdurdu, Minsk'e 1 seneye yakındır Belavia uçuyor biletler 500-700 dolar arasında gidiş dönüş, uçuş süresi uzadı, Ukrayna hava sahası kapalı olduğundan 5-6 saat uçuş sürüyor. En önemlisi liranın aşırı değer kaybı ile 1 byn = 8 lira ediyor, paralarının değeri bizim 8 katımız, ekonomide bu tek etken değil, ama şöyle diyeyim 1 orta boy pizza kola 250 TL, Türkiye'de 40-50 lira aynı marka şampuan Minsk'te 120 lira, Türkiye'de 2,5 litre kola 23,75, Minsk'te 2 litre kola aynı marka 32 lira. Artık gerisini siz düşünün, Rusya ambargo yediğinden Belarus'ta çoğu mal bulunmuyor, Belarus ekonomisi Rusya'ya bağlı, McDonald's Rusya'dan çekildi, Belarus'tan da çekildi, inanılmaz ekonomik sıkıntılar, savaş bunalımı var çünkü Belarus ile Ukrayna sınır komşusu, Belarus halkı Avrupa'ya kaçmaya çalışıyor, özellikle Polonya üzerinden. Evet bu Alper hocamızın yazdğından durum çok farklı, çok bilinmezlik var Belarus'ta, 2020 seçim sonrası ülke karıştı, yukarıda arkadaş yazmış, Lukaşenko Belarus'u savaşa sokmak istiyor, ama halk zaten bunalımda, ülke iyice karışacak diye şu an hareket etmedi, ama yine de dikkat etmek lazım. Mert Bey Beyaz Rusya ve başkent Minsk hakkında verdiğiniz güncel bilgi ve yorumlarınız için çok teşekkür ederim. Belarus öncecen biz Türk vatandaşları için oldukça ucuz bir ülkeydi, giderek fiyatlar Türkiye ile aynı düzeye geldi, sonra daha pahalı bir ülke haline geldi. Bugün ise 2023 yılı itibariyle çok daha pahalı olduğunu öğreniyoruz sayenizde. Evet Belarus eski Sovyet ülkeleri arasında Rusya'ya en bağlı ülke. Umarım asla savaşa girmezler. Minsk beni en çok güzel mimarisi, temizliği, güvenliği, eğlencesi ile etkiledi. İdeal bir gezi rotası olan Belarus bugün savaşın etkisiyle ekonom, k ve siyasi kriz ve belirsizlik içinde. Belarus hakkında seyahat, ekonomi, fiyatlar, koşullar konusunda yeni bilgiler öğrenirseniz yine paylaşmanızı rica ediyorum. Zaman ayırdığınız için tekrar teşekkürler. Alper hocam, yazıma cevap verdiğiniz için teşekkürler, ekonomi, gezi, eğlence şu an gündem değil Belarus'ta, Lukaşenko'nun heran ülkeyi savaşa sokacağından halk korkuyor. Birkaç sosyal medyaya düşmüş haber bırakıyorum. Alper hocam, 5 günlük oturum kaydı 10 güne çıkarıldı, Belarus'tata 10 iş gününe kadar kalacaksanız OVIR de kayıt yaptırmak zorunda değilsiniz, 10 gün üzeri ise OVIR'de oturum kaydı yaptırmak lazım. THY 1 yıldır uçmuyor Minsk'e savaştan dolayı ne zaman uçuşa başlar bilmiyorum, THY destek twitter'dan takip edebilir arkadaşlar. Yukarıda dediğim gibi tek Belavia uçuyor, uçuş süresi uzadı 5-6 saat sürüyor çünkü rota uzadı ve eskiden bilet pahalıydı Belarus'a, yine pahalı, havalimanı vergileri yüksek, vizeler 2014 de kalktı. Pegasus, Sun Express gibi low cost firmalar uçmadı savaş öncesi bile, çünkü Belarus devleti aşırı vergi alıyor. Eskiden maddi durumu az olan vatandaşlarımız Ukrayna^'ya uçup oradan Belarus'a otobüs ve tren ile geçiyordu, bu artık hayal oldu, savaş ne zaman biter bilmiyorum, savaş bitse bile Belarus Ukrayna ilişkileri koptu. Pahalılaşma konusunda, zaten Minsk başkent ve pahalı bir kentti. Türk Lirasıda aşırı değer kaybı oldu 5-6 sene önce Türk Lirasında; 1 dolar 3-4 TL idi şimdi 19 liraya yakın. Sadece Belarus pahalanmadı ki Alper hocam.. Bir zamanlar Türk Lirası ve polonya Zlotisi aynı değerdeydi 2017 gibi, şimdi Polonya Zlotisi Türk Lirasının 4 katı, Tayland'a gitmiştim seneler önce 1 lira 7 baht yapiyordu şimdi 1 lira 2 baht yapmıyor, aslında ülkeler kendine çok göre pahalanmadı bizim paramız aşırı değer kaybı yaşayıp alım gücü düşünce, 10 sene önce Türk vatandaşları çok rahat geziler yaparken, şu an yabancı turistler için Türkiye cennet oldu, yani Türkiye'de mal ve hizmet fiyatları ucuzladı cebinde döviz olan halk ve yabancı turistler için. Kafanızı ağrıtmadan AB ülkelerinde olan bir gurbetçi, sıradan işçi 2000 euro ile Türkiye'ye gelse onu bozsa 40 bin TL, şu anki 25 yıllık uzaman doktor 23 bin TL kazanıyor Türkiye'de, sıradan gurbetçi işçi daha iyi alım gücüne sahip malesef. Konu siyasete girmeden kapatıyorum ben ekonomik yorumlarımı yaptım gerçekçi kim yapmış neden yapmış filan beni ilgilendirmiyor, sonuçlar bu.. Belarus'ta pizza, ve market örneklerimi vereyim.. İyi günler dilerim, başka kafanıza takılan veya arkadaşların sorusu olursa seve seve cevaplarım. Emeğinize sağlık Mert Bey, Belarus hakkında değerli güncel bilgiler verdiniz. Haklısınız, TL aşırı düşünce tüm dünyada yoksullaştık. Ben de en son gittiğim ülkelerin para birimlerine ve kurlara bakıyorum; oralarda iken TL karşılığı aldığım yerel paraların şu an tam dörtte birini alabiliyorum. Umarım birçok kişi Beyaz Rusya'nın bugünkü durumu ile ilgili bu bilgileri okur. Çok teşekkürler."} {"url": "https://celebialper.com/mogolistan-gezi/", "text": "Moğolistan'da turist kampında değil gerçek göçebe çadırında kalacağım diye azmettim, başardım. Moğolistan için 4x4 ve rehber kiralamadan yolculuğun ne kadar zor olduğunu okumuş olsam da Moğollar gibi seyahat etmek istedim ve ettim. Asfalt yolu son derece az olan ülkede minibüslerle bozkırda zorlu yolculuklar yaptım. Bu yazımda onlardan birini anlatıyorum. Bu yolların iki il merkezi arasında olduğunu belirteyim. İşte Moğolistan gezisi maceralarımdan birisi. Moğol bozkırlarında seyahat. Moğolistan'da başkentten birkaç yere hariç tarifeli araç yok, saati bırakın, gidebileceğiniz gün bile belirsiz. Moğol arkadaşım kaldığım Erdenet kasabasında bir minibüsün şoförüne adımı yazdırdı, başka bir gün \"yarın araç hareket edecek\" diye haber aldık. Önce size yolculuk ettiğim, Moğolistan'daki yol çeşitlerini göstereyim. Erdenet'te arkadaşım Sumyabayar beni öğlene doğru minibüsün kalkacağı yere götürdü. Ön koltukta emniyet kemerli yolculuk etmemi önerdi, bunun için şoföre normal ücret 20TL değil, 25TL eşdeğeri Moğol parası tugrik verdim. Maalesef İngilizce bilen çıkmadı araçta. Saat 12 civarı yola çıktık. Moğolistan videoları. Birkaç kilometre gittikten sonra asfalt bitti, toprak yola daldık. Moğolistan'da araziden bir araç geçip tekerlek izi oluştuğunda diğer bir araç da oradan geçiyor ve iz oluyor, üçüncü bir araç da geçince \"yol\" oluyor. Hele otlar ezilip toprak gözükürse \"anayol\" oluyor, ki iller arasında bile yollar böyle. İkide bir önümüzü at, koyun, sığır sürüleri kesiyor. Atlar en iyisi, yavaşça dağılıyorlar genelde. Sığırlar hiç kıpırdamadan öküz gibi hep beraber bize bakıyor. Şoför diplerine gelip hafifçe dokundurarak gitmelerini sağlıyor. Koyunlar da pek nazlı yol vermekte. Keçiler ise en acayipleri, biz yokmuşuz gibi davranıyorlar. Şoför korna çalıyor, ara gaz veriyor, hiç acelesiz kenara çekiliyorlar. Bazıları tampon üstlerine gelince bile rahatını bozmayıp kımıldamıyor, o zaman arabadan biri inip dürterek onları kovuyor. Belli bir yere kadar ara sıra araç geçiyordu, sonra geçmez oldu. Son derece aralıklı çadırlara, ve çobansız hayvan sürülerine rastlıyoruz. Arazide o kadar çok tekerlek izi var ki bölgeyi iyi bilmeyen birinin yolunu bulması mümkün değil. Bir kez bizimki de kayboldu, fark edince ne tarafa gideceğimizi tartıştılar, şoför rastgele kaptırdı arazide, bir göçebe çadırına rastlayana kadar gittik, yolu sordular, düzelttik yönümüzü. Aslında yolla arazi arasında pek fark yok, çoğu zaman arazi daha iyi, otlar zıplamayı biraz yumuşatıyor en azından. Şoför arkadaki arkadaşıyla konuşurken önüne bakmayıp bazen yoldan çıkıyor, araziye dalıyor ama sorun değil. Moğolistan'da yolculuk böyle bir şey. Organize bir Moğolistan turu değil, bağımsız Moğolistan gezisi yapıyorum. Moğolistan bozkırlarında yolculuk etmenin bir olmazsa olmazı kaybolmak, diğeri de arıza. Elbette bizim minibüs de arızalandı, neyse ki hallettiler. Akbabalar pençelerini yaladılar, Çelebi Alper'in tadına bile bakamadılar. Erdenet Tsetserleg yolculuğumda Saikhan adlı küçük bir kasabadan geçtik. Epey engebeden geçtik yol boyu. Burada küçük bir göle balıklama dalıyoruz. Alın size gerçek bir Moğolistan gezisi. Bir kez bir çadırda kımız molası, bir kez de Ölziit adlı bir köyde yemek molası verdik, başka yolcular topladık. Önce şoförün oradaki tanıdığını bulduk, haber göndermiş olan herkesin evine uğradık, yemekten sonra birer tur daha uğrayıp aldık. Sanırım ilk turda hazırlanmaları söylendi. Bir saatten fazla geçti köyde, bayıldım el kadar yerde habire tur atmaktan. Bir ahşap barakanın üzerinde banka yazıyordu, karikatür gibi. Ölziit acaba ilçe olabilir mi diye şüphelendim, Moğolca sordum ilçe mi diye, öyleymiş meğer. Birkaç beton bina vardı, anlamalıydım zaten köy olmadığını, bende hata. Yemek yediğimiz lokantada su tesisatı yok, böyle bir şey var. Beyaz çubuğu hafifçe yukarı itince çevresinde açılan boşluktan su geliyor. Arazide tuvalet molası veriyoruz ama arkasına geçecek bir şey yok ki bozkırda, herkes 20 metre ileriye gidip açıkta hallediyor işini. DEL giymiş bir kız vardı, çömelip DEL'ini çadır olarak kullanarak yaptı. Genelde kadınlar aracın bir tarafına doğru biraz uzaklaşıyor, erkekler diğer tarafına. Bazen krater gibi minik göllere rastladık, geçemeyiz diye endişelendim, bir şekilde geçtik hepsinden, ayaklarımda ılık çamurlu suyu hissederek. Aksam olduğunda artık tilki ve sincaplar da bolca önümüzden geçmeye başladı. Dokuzuncu saatte güüüm diye bir çukura daldık, çıkamayız sandım çıktık, şöyle bir arkama baktım sadece benim değil Moğolların da beti benzi atmıştı, yolculuğun bundan sonrası daha az konuşmalı, daha ciddi, ve daha gümbürtülü geçti. Bazen kayalar, bazen dik yokuşlar. Sonra küçük, bataklık gibi nehirlere rastlar olduk, şoför şöyle bir duruyor, nerden dalsak diye inceliyor, gözüne kestirdiği bir yerden dalıyor, ben sağa sola tutunuyorum, ayaklarım ıslanıyor. Fotoğraflara bakıyorum da arazideki engebeleri, eğimleri, korkunçluğu hiç çekememişim, sadece en düzgün yerleri çekebilmişim. Gece çok acayipti, ne bir ışık, ne bir araç, cılız tekerlek izleri dışında insana dair hiç bir şey yoktu. Sürekli zıplıyoruz, dalıyoruz, çıkıyoruz, sürtüyoruz. 300 kilometrelik yol 13 saat surdu, gece 01:00'de Tsetserleg'in tek pansiyonuna kendimi attım, duş, temiz çarşaf, Türk malı yumuşak havlu, oh be. Teşekkürler Can Bey. Hayır böyle bir ifade duymamıştım. Değişiyor. Yazın 1 ay kesintisiz yolculuk, yıl içinde birkaç kısa tatil. Bir daha gidecek olursanız bana da haber verin. Ben de geleceğim. Surekli inceden nuktedanliginiz var ama bu yazinizi okurken guldugum kadar diger hicbirinde gulmemustim 🙂 Yol cesitlerinin hali nedir buradan espri gibi gelse de orada bizzat yasayan biri olarak siz ne badireler atlatmissiniz, azminize hayran kaldim. Moğolistan gezisi macera dolu görünüyor. Gitmek çok zor olmasa da ülkede seyahat zorlu galiba. Moğolistan gezi notlarım devam edecek. Teşekkürler. Internette Kuzey Kore resimlerine bakarken tesadüfen yazılarınızı gördüm. Özellikle Moğolistan ve Kuzey Kore ilgimi çekti. Teşekkürler Sami Bey. Moğolistan seyahat yazılarımı henüz tamamlayamadım, devamı gelecek. Alper bey merhaba, şu anda saat 17.06 03.01.2015 öğlen 13.00 den itibaren ancak Kuzey Kore ve Moğolistan gezilerinizi bitirebildim. Soluksuz okudum, izledim, muhteşemdi. Diğer ülkeleride mutlaka izleyeceğim. Elinize, gözünüze, çabanıza sağlık, gitmiş kadar olduk sayenizde. Gezi yazılarımı ve maceralarımı özenle okumanız çok sevindim Selçuk Bey, yorumunuz için teşekkürler. Yüreğinize sağlık. Şu Moğolistan yazısından sonra diğer gezi yazılarınızı da okuyacağım anlaşıldı. Sağlıklı ve keyifli nice geziler dilerim, kutlarım sizi. Çok teşekkürler Sibel Hanım. Hem Moğolistan'dan hem de diğer gezilerimden yeni yazılarım olacak. Saygılar. Teşekkürler Sırrı Bey. Moğolistan gezi yazılarıma devam edeceğim. alper bey tam hayalimde insansınız.. yılalrdır hayalini kurduğum sibirya ve moğolistan gezisini bu yıl ağustosda inşallah gerçekleştiricem. ama moğolistandaki dukhalara nasıl ulaşacağımı bir türlü çözemedim.. bilginiz varsa, paylaşmanızı rica edicem.. teşekkürler. Teşekkürler Mustafa Bey. Dukha veya diğer adlarıyla Tsaatan adlı ren geyikleriyle iç içe yaşayan bu boyun olduğu yer Tsagaan Nuur için Ulan Bator'dan Murun'a uçakla gidip oradan 12 saatlik çoğu arazide geçen bir kara yolculuğuyla gitmeniz gerekiyor, çok fazla zıplamalı batmalı, zor bir yolculuk. Murun'dan kuzeydeki geniş coğrafyada artık dükkan, elektrik, internet, su tesisatı gibi şeyler yoktur. Yanınıza dayanıklı yiyecekler almanız gerekir. Ayrıca Murun'daki Sınır Koruma Bürosundan Tsagan Nuur tarafına geçebilmek için izin almanız gerekiyor. İkinci seçenek ise Ulan Bator'da Dukha bölgesine çalışan acentelerden biriyle anlaşıp 20 saatlik minibüs yolculuğu ile rehberli gitmek. İlginize teşekkürler Doğukan Bey, fırsat bulunca Moğolistan seyahatimin devamını yazacağım. Gormek istedigimiz yerlerden biri Orhun kitabeleriyle ilgili bir deneyiminiz var mi? Yaziniz super olmus bu arada mizahi uslubunuz cok guldurdu beni. Yolunuz acik olsun. Evet Pelin Hanım, Orhun Kitabeleri'ne gittim ve ayrıntılı yazdım. Moğolistan yazılarımı beğenmenize sevindim, ilginize teşekkür ederim. Alper bey ülkede hırsızlık kapkaç olayı nasıl? yabancılara bakışları nasıl? Yanlız giden için bu gibi şeyler sıkıntı olur mu? Ya da varsa bir tavsiyeniz sevinirim. Moğolistan başkenti Ulan Batur'da yankesicilik yaygın. Kırsalda suç olmaz. Türklere bakışları ortalama, seven de gördüm, sevmeyen de. Son derece bakir ve ıssız bir ülke. Görmeye değer bence. Moğolistan benzersiz bir ülke, gitmenizi tavsiye ederim. Merhaba Hamza Bey. Ben Moğolistan'da yerel minibüslerle gezdim, motosiklet deneyimim yok. Selamlar. Ocagin 5 in de kismetse finlandiya dan Ulan Bator a gelecegim. Soguk cokta onemli degil de, duydugum kadariyla hava kirliligi baskentte hat safhadaymis. Merhaba. Ulan Bator hava kirliliği indeksi kötü bir şehir. Kirliliğin kaynakları çölden gelen toz, çıplak yollar ve toprak yüzeyler, bitki örtüsünün zayıflığı, enerji santrali ve motorlu araçlar. Ama asıl sorun başkentteki 175.000 çadırda yakılan kömür sobaları, kışın hava kirliliğini zararlı düzeylere çıkarıyor. Yine de bu sizi seyahatinizden vazgeçirmesin. Kaç gün kalacaksınız? Bir maske almanızı tavsiye ederim. Merhaba. Moğolistan'da gezmek için dil bilen birine ihtiyacınız yok, ben tek başıma gezdim. Gençler az veya çok İngilizce biliyor. Ülkede Türk tarihi açısından en önemli yer Orhun Yazıtları. Moğollar için de en önemli tarihi ve turistik yer, Orhun Abideleri için zaten gitmeniz gereken Karakurum. Moğolistan bakir doğasıyla benzersiz bir ülke. Mutlaka Gobi Çölü'nün bir kısmını veya kuzeyde seyahat edecekseniz ıssız bozkırları görmenizi tavsiye ederim. Başkent Ulan Batur'da yankesicilere dikkat etmeniz gerekiyor. Kırsalda ise vahşi doğanın gerektirdiği tedbirleri aldıktan sonra insanla ilgili bir güvenlik sorunu pek yok. Tesekkürler. Mogolistan da dügün, festival veya göc mevsimi gibi zamanlari yazan bir site varmi bildiginiz. Mayis ayi icerisinde gitmeyi düsünüyoruz belki özel bir döneme denk geliyordur. Site bilmiyorum ama Moğolistan'da mayıs ayında herhangi bir festival veya geleneksel etkinlik yok. 5 Mayıs Cengiz Han'ın torunu Kubilay Han'ın Moğol İmparatorluğu'nın beşinci Kağan'ı oluşunun yıl dönümü. Yak Festival için gittiğinizde Ulan Bator Chingeltei'deki State Department Store da denen Devlet Alışveriş Merkezi'ndeki Travel Mongolia standından bilgi alabilirsiniz. Sanırım bu yıl 25 Mayısta bir etkinlik yapacaklar ama festivali ben yazın diye biliyorum. Bir de 15 Mayıs Moğolistan Aile Günü'dür. Rica ederim. Moğolistan'ın komşu ülkelerle kara sınır geçiş yolları var. Ülke içinde kara ulaşımının çoğu bahsettiğim şekilde yapılıyor, asfalt var ama az. Bu ülkede güvenlik nasıl suları ve yemekleri biraz sıkıntılıymış galiba. Moğolistan'da yolların çoğu asfalt değil, bu yolcu olarak size pek tehlike yaratmaz ama tek başınıza araba veya motosikletle seyahat edecekseniz bunu dikkatli planlamanız, yeterli malzeme taşımanız gerekiyor. Kent ve kasabalarda şişe su bulabilirsiniz. Başkent Ulan Bator'da yankesicilik var, dikkatli olmak gerek. Merhaba. Moğolistan'a normal bir otomobille gitmek hiç iyi bir fikir değil, tavsiye etmem. Sadece ana yollarla kısıtlı kalır, ülkeyi istediğiniz gibi gezemezsiniz. Kentte ve kasabalarda rehber bulabilirsiniz, ya da önceden iletişim kurup planlarsınız. Genelde jip gibi 4x4 arazi araçlarıyla birlikte rehber ve araç kiralanarak geziliyor. Benim gibi bağımsız da gezebilirsiniz. Güvenlik iyi seviyede, sadece başkentte çok becerikli yankesiciler var. Merhaba. Dukha Türkleri Moğolistan'ın kuzeydoğusunda, Hövsgöl ilindeki taygada yaşayan az sayıda kişiden oluşan, ren geyiği çobanı Tengrici bir halk. Tek başına gidebileceğiniz düzenli bir araç yok. Başkent Ulan Bator'da bulunan turizm şirketlerinden rehber bulup gidebilirsiniz. Şu an bağlantıda olduğum biri yok malesef."} {"url": "https://celebialper.com/mogolistan-kirsalinda-keci-kesimi-ve-cadir-yapimi/", "text": "Moğolistan gezisi devam ediyor. Bugün öğlene doğru çoluk çocuk bir minibüse doluşup Sumyabayar'ın eşi Orhonçimeg'in anne-babasının yaşadığı çadıra gittik. Yol yok tabii, arazide tekerlek izi bulunca takip ediliyor sadece. Zıplaya zıplaya epey gittikten sonra çadıra vardık, birer sütlü-tuzlu Moğol çayı içip yola koyulduk. Akrabalar için yeni bir çadırın yapılacağı yere gittik. Moğol kırsalındaki tipik göçebe yaşamım böylece başlamış oldu. Moğolistan'da yaşamın ve yerel yemeklerin tam da ortasındayım. İşte Moğol yaşamı ve Moğolistan yemekleri. Erdenet kırsalında kısa ve sarsıntılı bir yolculuk çekimim için tıklayın. Bütün akrabalar geldi, kimileri çadıra zemin kazdı, kimileri ahşap çatı iskeletini kurdu, kimisi direkleri boyadı, öteki keçi kesti, çocuklar oynadı, kadınlar hayvanları parçaladı, ben de herkese biraz yardım ettim. Erdenet kırsalında göçebe çadırı yapımı çekimim: Moğolistan videoları. UYARI: Midesi hassas olanlar ve kan görmeye dayanamayanlar buradan ileri devam etmesin. Keçiyi buradaki akrabalar henüz kesmişlerdi, Orhonçimeg`in kız kardeşi bütün gün hayvan organlarıyla uğraştı. Hayvanın kırmızı etten oluşan kısmını bir yere astılar ve onu hiç kimse ellemedi. Ben de misafir olarak çekinerek Moğollara \"şundan da bir parça kessek de yesek\" diyemedim tabii. Ya satacaklarını, ya da kurutacaklarını tahmin etmekle yetindim. Cesaretiniz varsa buyrun Moğolistan yemeklerine. Bir ara Sarançeçeg elime bir soğan verip ince ince doğramamı istedi. Hemen hayalimde kıyılacak soğanı tencerede zeytinyağı ve bir kaşık salçayla çevirerek bir sebze yemeği pişirmeye başlama fantezisi oluştu, zevkle doğradım soğanı, iyi bir şeyler çıkar bu işten dedim, ama maalesef. Soğanı keçinin kaptaki kanına kattı, biraz da un ekledi, sonra bu kanı beraber bağırsakların içine doldurduk, baş ve sonlarına birer düğüm attı, al sana sosis. \"Bunu ne yapacaksınız, kurutacak mısınız?\" diye sordum. \"Hayır, biraz sonra yiyeceğiz\" dedi. Kan doldurulmuş bağırsak, günün menüsünde kan sosisi. Uzun tırnaklı zarif iki kardeş akşama kadar bağırsaklardan bok temizledi, işkembe sıyırdı, akciğer doğradı. İkisinin de 3 çocuğu var ve jimnastikçi gibi bedenlere sahipler. Bu Moğol kadınları bu beslenmeye rağmen nasıl ince kalabiliyorlar, şaştım. Zaten Moğolistan`da henüz şişman kimseye pek rastlayamadım, özellikle kadınlarda. Anlamadım ben bu işi. Her türlü sakatat kesilip çadıra götürüldükten sonra Sarançeçeg kalan ne idüğü belirsiz ve bir korku filmi çekmeye yetecek iğrençlikteki parça sakatatları kalın bağırsağın içine doldurdu, bu dolmayı iple bağlayarak kapadı. BAĞIRSAK DOLMA yapımını izleyin: Moğolistan videoları. Tüm et ve sakatatlar çadırdaki sobanın kazanında kaynatıldı. Zaten göçebe Moğollarda ocak, mangal, kızartma, sote, sebze yemeği gibi şeyler yok. Her GER'in ortasında bir teneke soba var. Yaşam bu soba etrafında dönüyor. Çay, et, süt kaynatılıyor, kışın ısınılıyor. Madem ki soba bu kadar önemli, neden biraz daha işlevsel yararlanmayı düşünmezler? Arkadaşlara bizim eski evlerde kullanılan peçkayı tarif ettim, aynı ateşten aynı anda hem ısınmanın, hem fırında yemek pişirmenin, hem su-süt kaynatmanın, hem de közde birşeyler pişirmenin mümkün olduğunu anlatmaya çalıştım. Bunların hepsi Eminönü'nde 10 Liraya satılan türden en basit teneke sobalardan koymuşlar her çadırın ortasına, üzerine ya et kazanı ya da çay kazanı oturtulup kaynıyor bütün gün. Vedat Milor ile Mehmet Yaşin Türkiye'nin dört bir köşesinden o güzelim yemekleri televizyonda hunharca yerken, bana neleri size tanıtmak düştü. Şikayetçiyim ben bu işten. Moğolistan yemekleri karşınızda. Çadırda sakatat kazanı kaynarken usulca yaklaşıp resmini çektim, yemeğe kalkışmadım. Bu arada Sumyabayar mide çeperi olduğunu tahmin ettiğim beyaz bir yağ tabakasını hamurmuş gibi kullanarak içine ciğer sardı ve sobanın içine koydu. Ondan bir dilim aldım, şahaneydi. Not: Sumyabayar \"mutlu pazartesi\" demek. Bir pazartesi günü doğmuş. Közde mide yağına sarılı ciğer: Moğolistan videoları. Orhonçimeg ciğeri yememden umutlanarak koca bir yağ kitlesinin ucundaki böbrek parçasını ağzıma uzattı, elinden sadece böbreği ısırdım, eh işte fena gitmedi. Kız kardeşi de cesaretlenerek siyaha yakin bir parçayı ağzıma uzattı, o zarif elden kötü bir tat gelemeyeceğini umarak aldım, korkunç bir tat, gidip çıkarmak zorunda kaldım. Kan sosisiymiş meğer.. Daha sonra bir de beyaz keçi getirdiler, yetmemiş. Eh, akşama da yemek lazım. Moğolistan'da hayvan kesme yöntemi değişik. Önce karnında kol girecek kadar bir delik açıyorlar, bu esnada hayvanin gıkı çıkmıyor nedense. Sonra Tulga içeri kolunu sokup ana damarını kopardı. Bu şekilde en az acı çekiyormuş. Bizdeki kurban kesme veya İslami usulde hayvan kesme yönteminden tamamen farklı. MOĞOL USULÜ HAYVAN KESİMİ çekimim için izleyin: Moğolistan videoları. Hayvani parçalarken akrabalardan biri sanki fındık kırarken bir tane de ağzına atarmış gibi doğal bir şekilde bir parça ciğer kesip zevkle yedi. Çok lezzetli ve yararlıymış yeni kesilen hayvanin çiğ ciğeri. Sonra diğeri bir parça aldı, ben şaşkın gözlerle izlerken üçüncü akraba Kublay da yeni kesilmiş hayvanın henüz ılık, kanlı ciğerinden bir parçayı afiyetle yedi. KANLI ÇİĞ CİĞER NASIL YENİR? İzleyin: Moğolistan videoları. Buyrun dedim diye hemen dalasınız geldi bu harikulade yemeğe, biliyorum, ama her şeyin bir yolu yordamı var, aşağıdaki servis leğenine koyduk etleri, kazandan yiyecek kadar görgüsüz değiliz herhalde bu nezih ortamda. Barsak, mide, dalak, böbrek, ciğer ve tanıyamadığım birçok organla içli dışlı olmak durumunda kaldım. Ellerimdeki koku felaketti. Omuz çantamda ıslak mendil ararken elime bir elma takıldı, taaa Türkiye'den, 12 gün önce evden çıkarken uçakta yerim diye çantama attığım elmayı unutmuşum. Hazine bulmuş gibi sevindim. Kanlı bir bıçak buldum, sabun sürüp su dökerek yıkadıktan sonra elmayı dilimledim. Meyveye hasret Moğol çocuklarına ince birer dilim dağıttıktan sonra bana da bir dilim kaldı. Benim de akşam yemeğim bir dilim elma oldu. Moğol göçebe yaşamımdaki maceralarım devam edecek. Bir sonraki yazım Moğol GER yaşamı üzerine olacak. Moğolistan seyahatimin devamı: Moğolistan göçebe çadır yaşamım. Ayberk Teşekkürler. Belgrad'da neden aç kaldın bilemem, Sırp yemekler, lezzetlidir. Ermenistan seyahatim sıradışı oldu, yazacağım.. Özlem İlginize teşekkürler. Okuduğum bilimsel bir yazıya göre insan, genetiği kendisine en yakın olan hayvanların ölümünden etkileniyor, insansı davranışlar gösterenlere kıyamıyor. Yılandan iğrenerek ölmesini isteyip, böceği gözünü kırpmadan öldürebilirken; bir köpeği veya şempanzeyi öldüremeyeceği gibi, öldürülmesini görmeye de dayanamaz. Merhaba ben Kubilay Şen. Aslen Çeçen asıllıyım ama Konya doğumluyum ve Konyada yaşıyorum. Moğolistan Erdenet'te 1 yıl kaldım. Döner salonum vardı. Bu arada Erdenet'te döner salonu açan tek Türk benim. Arkadaşıma teşekkur edıyorum çok ayrıntılı olaylara şahıt olmuş ve bunu internette paylaşmışsınız. Unutamadığım bi anımı paylaşmak istiyom. Ben döner salonuma et ihtiyacımı canlı büyük baş alıyordum ve bigün hayvan keserken kesim yerinde hayvanı yatırdım.. Keseceğim de \" Bu Türk şimdi kitap açacak, Allah Allah diyecek, hayvana eziyet edip kesecek\" diyorlar ve küfürün haddi hesabı yok. Ben de kesmem lazım lokantamda etim kalmadı ve ya Allah bana güç ver kafirlere beni güldürme dedim.. İnanmanızı istiyom 400-450 kiloluk danayı tek başıma kestim. Elamanıma dedim ki Moğolca: \"eti degiştirmesinler, sen bak\" dedim ve arkamdan bi Moğol kasap bacağıma bıçak sapladı, can havlı ile arabaya bindim, tabiri caizse kaçtım.. Daha sonrası hayvanları gece kestim. Moğolcam iyidir bana artı. 1 yıl böyle geçti. Türkıye'ye geldim aradan 5 yıl gecti. Şimdi Erdenet'e iş kurmak için hazırlığım var gene gidecem.. Teşekkür ederim. Mogalistanda iş yapmak isteyen dusunen kişi olursa allah rızası ıcın yardımcı olurum. bişey talep etmem kesınlıkle. ben zaten gıdecem yasa kanununun cogunu bilirim... ayrıca eşim de mogoldur. tel..0507.2210682 numaram. alahasmaladık. Kubilay Bey bilgiler için teşekkürler, okuyucular için ilginç olacaktır. Kardes bunlar niye bukadar zayif diyorsun bence keci eti yedikleri icin dogru besleniyorlar, yani keciler cok secici beslenen hayvanlardir herseyi yemezler. Sonuc olarak keci eti tuketmek gercekten onemli!!! Bunu duymamıştım, bilgi için sağol kardeşim. Bu onların yaşamı, geleneği, kültürü. Göçebe insanlar meyve-sebze bilmezler. Evet, Moğolistan eşi benzeri olmayan bir ülke. Nüfusun yarıdan fazlası hala çadırda yaşıyor. Kesinlikle değdi. Latin Amerika yazılarımı bitirince Moğolistan yazılarımı düzenleyip koymaya devam edeceğim, daha çok var. Her fırsatta siteme seyahatlerim sırasında yazdıklarımı ekleyeceğim, okunmak iyi bir duygu. Hayır o şekilde bir pişirme yöntemine ben rastlamadım. Moğolistan gezinizi büyük bir zevkle okudum, hayvana acı çektirmeden öldürme yöntemi bir hayli ilgimi çekti, hayvanın kanının akıtılması etin lezzetini ve kalitesini etkiliyor diye biliyorum fakat bu yöntemle kanı içindemi kalıyor. Birde şöyle bir tespit yapayım kendimce, eski göçebe ve savaşçı toplumların yemek kültürlerinde etin büyük önemi olduğu bir gerçek. İskandinavlar, slavlar ve moğollar bunun en güzel örneği, göçebelikten ziyade bunun esas nedeninin geçmişten berigelen savaşçı fizyolojilerinin gereği ihtiyaç duyulan enerji ve proteinden olduğunu düşünüyorum, moğolların bu yaşamı sürdürmelerininde yeni jenerasyonların nesillerin geçmişten gelen tüm özelliklerini aynı şekilde her nesile bozulmadan taşımalarını sağlıyor kişisel fikrim. Umarım hiçbir zaman modern dünyanın suniliği ile kirlenmeden yaşamaya devam ederler. Bilgiler için teşekkürler Mehmet Bey. İlginizden memnun oldum. Moğolistan yemekleri et ağırlıklı. Zorluk değil macera olarak kabul ediyorum ben. Moğol yemekleri satan lokantadaki ürünlerin Moğolistan'la ilgisi yok, onların çoğu Çin'de yaşayan Moğolların yemekleri. Evet gördüklerimizden iğrendik ama buda onların kültürü. Sanki biraz acımasız ca davranıp yazdıklarınızla dalga geçiyormuşsunuz gibi geldi bana. BU yazıyı okurken tesadüfki bugün Kurban bayramının 2. günü. kestiğimiz koyunların ciğer ve işkembe hariç diğer sakatatlarını attığımızı moğollar görse enayiler en lezzetli yerini atıyorlar derlerdi bize. Genel olarak iki türlü yazılarım var, birincisi o ülkeye gitmek isteyenler için rehber niteliğinde yararlı gezi bilgileri ve notları, diğerleri ise tamamen maceralarımı anlattığım gezi yazıları. Moğolistan gezi notları gibi ikinci tür olanlarda genelde eğlenceli ve esprili bir dil kullanıyorum. Dalga geçmek değil de komik olarak görüyorum ben, aksi halde üzülürüm. Çok teşekkür ederim, bol seyahatler dilerim. Moğolistana gitme planımı bu yazıyı okuduktan sonra iptal ettim, tekonolojiden uzak, doğal bir GER çadırında kalmayı falan hayal etmiştim ama hepsi silindi şu an. Moğollarda nasıl bir mide var anlamadım, hoş türkiye de benzeri yemekler yeniliyor ama bu kadar da değil. Yaklaşık 1 yılı aşkın süredir sizi takip ediyorum. Ülkemizde gezginler çok az. Ve bunu İnternet yoluyla bizlere sunan kişiler çok çok daha az. Teşekkürler Mustafa Bey. Moğolistan seyahat yazılarımı henüz tamamlayamadım, zaman buldukça devamı gelecek. Ben de rahatsız oldum ama belgelemek istedim. Onların hayvan kesme yöntemi bu şekilde. Moğolların çoğu halen göçebe oldukları için tarım yapamazlar, hayvancılıkla geçinir ve hayvan yerler. Erişte, süt, kımız, un ve biraz da sebze tüketirler. İlginize çok teşekkür ederim, memnun oldum. Göçebelik tarıma imkan vermeyip hayvancılıkla geçinmeyi gerektiriyor. Et yemek çok yaygın ama kentte kalırken bazı sebzeler de yedim. Alper hocam, hayvan ölmeden mi yüzmeye başlıyorlar acaba? Videoda ısrarla sormanıza karşın cevap alamadınız. Ben de emin olamadım, sanırım tam yüzmeye başlarken son çırpınışlarını yapıyor zavallı. Moğolların geleneksel Tengricilik inanışlarında bir hayvanı kurban ederken dikkate alınması gereken birçok kural vardır. Bir hayvanın tekrar doğacak olan bir ruhu olduğu için ona karşı saygı duyulur ve hayvana gereksiz acı vermemeye çalışılır. Kurban hayvanının başı kesilmez çünkü ruhu kafasında, boynunda ve solunum yollarında bulunur ve bu yüzden bölünmemesi gerekir. Ayrıca kanının akmaması, kemiklerinin kırılmaması ve hayvanın postun karın kısmında bulunan bir yırtığın dışında tek parça kalması gerekir. Hayvanın karın kısmından bir kısım kesilerek buradan hayvanın içine el sokulup can damarı bölünür. Moğol kültürü ve hayvan kesim yöntemi hakkında değerli bilgiler için teşekkürler. Çok çarpıcı bir paylaşım olmuş. Kesim videolarını izlemedim, kaldırabileceğim bir şey değil. Beni bir yandan 3. kez vejetaryen olmayı denemeye iterken, bir yandan da bazı toplumlarda bunun gerçekten gereklilik olduğunu görmemi sağladı. Burada bir vahşet yok. Burada \"siğliğimiz için it yimimiz lizim. çinki pritiin iksikliğihedehödö\" gibi bir şey de yok. Doğanın kanunları işliyor sadece. Sinem Hanım Moğolistan yazımı okuduğunuz için teşekkürler. Ben de insan türünün hayvan yemeye ihtiyacı olmadığını biliyorum, ancak teorideki bu ahlaki bilgimi uygulamaya geçirmiş değilim, sanırım tam da sizin gibi. Yaşadığımız modern dünyada vejetaryen beslenme gayet mümkün, ancak yukarıdaki göçebe Moğollar için bu saçma bir fikir; zira ülkede tarım yok ve kadim gelenekleri hayatta kalmak için hayvan yemek üzerine kurulu. İlginize teşekkürler. 2 denemeniz neden başarısızlıkla sonuçlandı acaba? Sakıncası yoksa paylaşırsanız sevinirim. Tabiikisi paylaşırım. Tamamen şımarıklıktan 🙂 Babam kasap, et seviyorum haliyle. Sevmenin ötesinde etsiz doyamayacağıma olan inancım çok yüksekti. Bunu biraz atlattım. Ilk bir iki hafta hakikaten doymuyordum. Fakat asıl büyük sıkıntı şu ki yemek seçiyorum. Sebzeyle aram hiç iyi değil. Is çevresinde yiyecek bir seyler bulmak da kolay olmadi. Neredeyse 1 hafta ust uste makarna yedigimi hatırlıyorum. 1,5 ay kadar dayandım ama olmadı. Tavuğu epey azalttim. Yeni tatlar deneyip sevmeyi ogretiyorum kendime. Böylelikle ilerde etsiz de hayatta kalabilecegim 🙂 Bir de etin insanoglu icin gerekliligi konusunda da okudugum bilimsel bir makalede et yemeseydik su an belki de insan turu olmayacagindan bahsediyordu. Yani bu su demek: evet ete ihtiyacimiz vardi, fakat ihtiyacimiz olani atalarimiz yeteri kadar tuketti ve bizi bu sekilde evirdi 🙂 Genlerimizd bize yetecek kadar et var. merhabalar, gezi yazılarınızı büyük bir zevkle okuyor ve takip ediyorum. yalnız bu yazıda özellikle eleştirmek istediğim bir husus var. tabi ki esprili bir dil ile yazıyı eğlenceli hale getirmek isteyebilirsiniz fakat özellikle bu yazıda gittiği her yerde kültüre geniş pencereden bakan, farklı lezzetler tadan maceraperest imajından biraz uzak kalıyorsunuz. bir çok genç gezi severin yaptığı hataya düşerek ülkeden uzak kaldığınızın ilk haftasında ah şöyle bir yaprak sarma olsaydı haline bürünüyorsunuz. yapmayın şimdi. biz mumbar yiyen, kelle kırdırıp işkembe çorbası içen insanlarız. lokantada önümüze gelen işkembenin de bokunu birilerinin temizlediğini biliyoruz elbet. bir kültürü yakinen tanımak ve özümsemek için yeterli vaktiniz olmadığını biliyorum lakin eksik bilgi ve objektif olmayan bakış açısı negatif bir aktarıma sebep oluyor. sizin burada yazdığınız bilgilere ek olarak kişisel görüşleriniz de okuyan kişiye tesir ediyor. bir başkasına nakledilirken bu bilgi sadece cümleleri değil bir bakış açısını üzerinde taşıyor. batılı ülkelerdeki haremli, develi, fesli kavuklu türk imajıda aynı gudubet bilgi aktarımının etkisidir. örneğin \"orda\" kelimesi ingilizceye \"horde\" olarak geçmiştir. aslında bildiğimiz ordu kelimesinin kökenidir. kan bağı bulunan halkların bir araya gelerek kurdukları askeri oluşumları ifade etmek için kullanılır. örneğin altın orda imparatorluğu moğolllar, kırım ve kazan tatarları, nogaylar gibi bir çok milletten insanların bir araya gelmesiyle oluşmuştu. ve fakat batıda \"horde\" kelimesi ilkel, barbar halkların bir araya getirdiği ordu anlamında kullanılır. fantastik kurgu temalı filmlerde/oyunlarda orklar, troller, goblinler gibi ne kadar eciş bücüş izandan uzak yaratık bir araya gelirse onun adı \"the horde\" olur. çünkü bu kelimeyi avrupaya ruslar taşımıştır. 300 yıl altın orda hükmünde yaşayan ruslar için aslında onlar barbar ve ilkel değildirler. bugün rusçaya geçen bir çok türkçe kelime o dönemden mirastır, şehir ve hamam kültürü altın orda'dan alıntıdır. moskova knezliği bir çarlığa dönüşürken kendisine bu imparatorluğu örnek almasına rağmen hasmane bakış açısı bu tabirin kötü olarak algılanmasına yol açmıştır. malesef siz de burada farkına varmadan bir negatif algı yaratıyorsunuz. tabi bu benim fikrim, siz çok daha farklı bakıyor olabilirsiniz. Merhaba. Şaka yapıyorum ben, ciddiye almaya gerek yok. Benim tarzımı anlayanlar eğlenceli buluyor, canım sarma çekmedi, göçebe Moğol yaşam ve kültürünü görmekten mutluyum. İlginize teşekkürler. Moğolistan eşsiz bir ülke. Seyahat blog yazılarıma ilginize çok teşekkür ederim. Ana menüde Yediklerim adlı sayfamın sekmesi var, henüz tüm ülkelerde yediklerimi yazmaya zaman bulamadım ama yine de epey yazı var. Evet gezginim ama sürekli bir seyyah değil, sabit bir işim var. Çok teşekkür ederim Emre. Moğolistan dünyanın en bakir ülkesi, sıra dışı. Umarım dünyayı gezersin, ilgine teşekkürler. Merhabalar ben Fransa'dan yazıyorum Metin bey ben Merve Moğolistan'a gitmeyi atalarımızın ilk ayak bastıkları yeri gezip görmeyi çok istiyorum paylaştığınz seylere tesadufen tıkladım ve begendım o kulturu yakından tanımayı Cengız Hanın statuyu gormek ısterım Türkcem anlasılmıyorsa pardon nasıl gıdılır bu rehber gerek hangı turla gıdebılırım yardımcı olsanız memnun olurum. Merhaba Merve Hanım. Moğolistan'a benim gibi kara yoluyla, ya da THY ile direkt, başka hava yollarıyla aktarmalı olarak gidebilirsiniz. Rehber tercih ediyorsanız Moğolistan turları düzenleyen Türk tur şirketlerinden paket satın alabilir, ya da bağımsız gidip başkent Ulan Bator'da yerel bir firmadan rehber bulabilirsiniz. Kışın gitmemenizi öneririm."} {"url": "https://celebialper.com/mogolistanda-budist-manastirlar-ve-ayin/", "text": "Moğolların Şamanizm ve Tengricilik döneminde resmen dinle ilişkileri sınırlıydı, 13. yüzyıldaki büyük imparatorluklarına dek. Tibet Budizmi'nden ilk etkilenen Kubilay Han oldu. İlk olarak 1578'de Cengiz Han soyundan Altan Han resmen Budist oldu ve toplu geçişler onun döneminde gerçekleşti. Moğol erkekler zorunlu olarak ordu yerine manastırlara gönderilmeye başlandı ve yüzlerce yıldır süren kesintisiz savaş devri duruldu. Bu durum en çok yaman savaşçı Moğollar'dan çok çekmiş olan Çin'e yaradı. Çin Moğolistan'da çok sayıda manastır kurulması için kaynak sağladı. Budizmin gereksiz öldürmeye karşı olması sıkı avlanma yasaklarının konmasını sağladı. Bugün de Budist rahipler halkın çevreyi ve vahşi yaşamı korumasında etkili oluyor. Bu yazım Moğolistan dini Budizm hakkında ve tapınaklardan resimlerim ve videolarım var. Tapınaklar ülkedeki gezilecek yerler arasında en ilgi çeken noktalardan. 1937'de başa geçen genç komünist hükümet ülkedeki 700 manastırdan tamamına yakınını yıktı, 1990'dan sonra Budizm tekrar serbest kaldı. Bugün Moğol halkının yarısı dinsiz, diğer yarısı Budist. Ulan Bator'daki Ikh Huree Zurkhain Datsan Budist tapınağındaki kısa görüntüm: Moğolistan videoları. Ulan Bator şehrindeki bu önemli manastır kompleksi 1835'de Moğolistan'ın en üst dereceden laması olan Beşinci Jebtsundamba tarafından kuruldu ve ülkede Budist eğitiminin ana merkezi haline geldi. Komünist dönemde yıkılmayan az sayıdaki manastırdan biri olarak kapalı kalan mekan, 1990 sonrası yeniden açıldı. Moğolcası , Gandantegchinlen khiid. Kısaca Gandan. Manastır merkezinin içerisindeki tüm tapınak ve yapıları ziyaret ettim. Moğolistan dini Budizm hakkında bilgi edindim. Manastır merkezinin içindeki tapınak 1900 yılında inşa edildi. On üçüncü Dalay Lama bir süre burada yaşadı. Budist tapınak 1683 yılında Undur Geghen Zanabazar tarafından inşa edildi. \"Yüksek Aziz Zanabazar\" olarak da anılan Zanabazar, Moğolistan'ın ilk Jebtsundamba'sıydı ve bölgeye teoloji, tıp, astronomi, müzik, resim ve heykel alanlarında rönesans getirdi. Moğolistan dini merkezi tapınak. Bu Datsan 1756 yılında İkinci Bogd Jebzundamba ve Manjusri Khutagtu tarafından inşa edildi. 1938'de yıkıldı, 1990 94 arasında yeniden inşa edildi ve açıldı. Bu tapınakta Moğolistan dini Budizm ayini yakaladım ve izledim. Budist manastırda izlediğim ayinin kısa görüntüsü: Moğolistan dini videoları. Budist manastırda ayini izlerken kaydettiğim görüntü: Moğolistan dini videoları. Daha sonra Moğolların bağımsızlık sembolü haline gelen bu büyük bina 1911 yılında Bogd Han trafından inşa edildi. İçindeki dev heykel komünist dönemde imha edildi ve şimdiki heykel Moğolistan dini Budizm inananları tarafından toplanan bağışlar ile 1996'da tamamlandı. Üzerinde 2286 değerli taş olan 26.5 metre uzunluğundaki dev Migjid Janraisig heykeli, Erdenet'teki madenden çıkarılan bakırla yapıldı ve altın kaplandı. 1809 yılında Dördüncü Bogd Jebzundamba tarafından inşa edilen Gungaachoiling Budist Tapınağı, eğitim ve ibadet için Tibetli Bilge Panchen Sonamdagva'nın ilkelerini takip etti. 1990'da onarıldı ve 2001'de yeniden açıldı. Eskisi Ulan Bator'un merkezinde olan Deçengalpa Budist Tapınağı 1992 yılında Gandan'da yeniden inşa edildi. Burada her yıl Kalachakra adlı ritüel ayin yapılıyor. Bir Moğolistan dini merkezi olarak gezilecek yerler arasında. Eski Moğol başkenti Karakurum da Budist manastır gördüğüm yerlerden oldu. Ulan Bator Tren Garı'nda çektiğim kısa görüntü: Moğolistan videoları. Moğolistan yolculuğumun devamı için tıklayın: Erdenet. Saymadım ama çoğu bu yazımdaki kompleks içerisinde kalıyor. İzine gerek yok. Fotoğraf serbest ama videoda bazıları rahatsız olabilir. Büyük olasılıkla çekebilirsiniz. Budist manastır ayin videoları için teşekkürler. Budist kültürü çok farklı. Budizm dini hümanist ve barışçı. Budizm hakkında bilgi verdiğiniz için teşekkürler. Ben de Budizm yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Resimde kendinize odaklanırsanız görürsünüz bana enteresan geldi!!! Güzel bilgi dolu bir yazı olmuş Teşekkürler, ayrıca Bayramın dediği enteresanlık fotoğrafta elinizde bir şey var muhtemelen onu başka bir şey sanmıştır.... Ben teşekkür ederim Dilek Hanım. Şamanizm doğa ile iç içe, barışçıl bir din. Umarım daha da yakından inceler ve benimsersiniz. İsterseniz sizi Türk Şaman arkadaşımla haberleştirebilirim. Türk kültüründe cinsiyet ayrımının olmaması, ilk Şamanların kadın olduğuna ve bu nedenle kadın Şamanların Şaman topluluklardaki en güçlü ruhsal liderler olduğuna inanılması, devlet yönetiminde Kağan'ın kararı Hatun bu karara katılmadıkça geçerli sayılmaması, önem verdikleri haklara, \"ana hakkı\" demeleri ve bunu da \"Tanrı Hakkı\" ile eşit tuttuklarını göstermeleri, kadınların destanlara konu olması, devlet yönetiminde ve orduların başında olması gibi bilgiler İslam öncesi Türk devletlerinde kadının rolünü belli eder. Günümüz Türk toplumunda kadının konumuna baktığımızda ise binlerce yıllık serüvenin geldiği son noktayı görüyoruz. Ayrıca aya ay dede demek, kurşun dökmek, kırmızı kurdele bağlamak, mezarlardan medet ummak, mezar taşı dikmek ve süslemek, dilek tutmak, nazarın önüne geçebilmek için nazar boncuğu takmak, hayvan motifleri kullanmak, su içerken kafayı elle desteklemek, mezarlıklara küçük suluklar yaptırmak, Allah'ın yukarıda olduğunu söylemek ve O'nu işaret ederken gökyüzünü göstermek, su dökerek uğurlamak, tahtaya vurmak, çocuklara Satılmış ismini vermek de Şamanizmden kalan diğer bazı gelenekler. Eski Türk dini inançları hakkında verdiğiniz bilgilere çok teşekkür ederim. Yukarıdaki yorumumu internetin sorun çıkarması yüzünden kazayla buraya da yaptım 🙁 Yapmak istediğim asıl yorum aşağıdakidır. : M. Ö. VI. yüzyılda Hindistan'da Siddharta adlı bir prens tarafından ortaya atılmıştır. Buda dinine göre hayatın esası ve gerçeği ızdıraptır. Izdırap yalnızca yaşanılan acılar değil; üzüntüsüyle, neşesiyle, ferahlığıyla, var oluşun bizzat kendisidir. İnsan hayatında ruha dayalı bir süreklilik vardır. Ruh, bedenin ölümünden sonra bir başka bedende yeniden doğarak varlığını sürdürür. \"Doğum-ölüm-yeniden doğum\" zincirini kırarak Nirvana'ya ulaşmanın yolu, ızdırabı yok etmektir. Nirvana'ya ulaşan insanın ruhu ebedi huzura kavuşur. Prens Siddharta, sarayını terk edip inzivaya çekilmiş ve ermiş anlamına gelen Buddha adını almış; dine de Buda dini denilmiştir. Buda dini, Göktürklerden de önce Tanrı Dağlarının güneyindeki tarım bölgesinde Türkler arasında yayılmış ve yaklaşık 600 yıl süreyle (700-1300) varlığını sürdürmüş, İslam'ın kabulüyle birlikte etkinliğini yitirmiştir. Bugün sadece Çin'de Uygur Türklerinin bir bölümü Buda dinine mensuptur. Budizm hakkında bilgiler için çok teşekkürler. Rica ederim. Lisansta gördüğümüz Eski Türkçe derslerinden kalan dünya dolusu notlarımın küçük bir kısmı. 🙂 Ve asıl ben teşekkür ederim verdiğiniz onca bilgi için, bize de ek olarak bir şeyler yazmamıza müsaade ettiğiniz için. Birkaç küçük katkı da ben yapabiliyorsam ne mutlu bana. Hem sizlerden birçok şey öğreniyorum, hem de sizlere bildiklerimi aktarıyorum. Bence bu oldukça güzel! Rastladım desem yalan olur. Böyle bir bilgiyi ilk kez sizden öğreniyorum. Ne derece doğru bilemiyorum. Şahsen ben Budizm'i din olarak kabul etmeyip \"ruhani felsefe\" olarak tarif edenlerin tarafındayım. Çünkü Budizm'de mutlak bir Yaratıcı fikri yer almıyor. Biz üniversite öğrencisi iken Budist Uygurların bıraktıkları metinleri incelediğimiz derslerde, hocamızın Budizm ile ilgili verdiği bilgilerle yetinmeyip ben kendim de merakımdan Budizm hakkında bir sürü şey okumuştum. Dinini değiştirmek isteyen ya da içindeki manevi boşluğu doldurma ihtiyacı hisseden kişilerin Budizm'e yönelmeden önce çok dikkatli ve detaylı bir araştırma yapmaları gerekir. Kanaatimce, olumlu ahlaki prensipleri olsa da yanılgıları da fazla. Ben tatmin olmadım. Uzakdoğu'daki Budistlerin Müslümanlara yaptıkları işkence ve katliamlar da hepimizin malumu. Bana göre Budizm, insanların kendini tam teslim edip boyun eğebileceği bir öğreti değil. Budizm ve Şamanizm'in klasik anlamda birer din olmadıkları konusuna katılıyorum. Ama onlarda da ruh var; fizik-kimya-biyolojide olmayan inançlar var. Onlar da varlıklarına dair hiçbir veri olmayan şeylere inanıyorlar. Budizm özünde barışçıl bir din, ama maalesef son dönemde bahsettiğiniz kötülükleri yaptılar. Bahsettiğim insanlar Budizmi tamamen barışçı yönleriyle kabul edenler. Trendeki videoya altyazı eklerseniz daha güzel olabilir. Ne konuştuğunuzu çok merak ettim. Haklısınız. Moğol kompartıman arkadaşıma adını, yaşını, nereye gittiğini, evlilik ve çocuk durumunu sordum. Klasik sosyalleşme soruları."} {"url": "https://celebialper.com/mogolistanda-gocebe-yasami/", "text": "Gerçek bir Moğolistan gezisi çadırda kalmadan olmaz. Akşam üzeri yeni çadırın yapıldığı ve keçilerin kesildiği yerden arkadaşımın tipik Moğol göçebesi olan anne ve babasının yaşadıkları çadıra döndük. Moğolistan'da turistler için ger kampları var, buralar esas göçebe gerlerine göre daha temiz, yeni ve modern, içme suyu, her kampta bir veya birkaç ortak duş var. Fakat göçebe hayatında bu imkanlar yok, ben gerçek bir göçebe aile bulmak istedim ve bunu başardım. Ger'in Türkçe'deki adı YURT, ve ilk anlamı \"sökülüp götürülen göçebe çadırının toprakta bıratığı iz\". Rusçası Yurta. Kazakçası , okunuşu kiiz üy, anlamı keçe ev. Kırgızcası , okunuşu boz üy, anlamı boz, yani gri ev. Türkmencesi ak öy veya gara öy, anlamı çadırın güzelliğine göre ak ev veya kara ev. Yurt ile ger aynı göçebe kültürünün benzer evleri, çoğu yerde aynı kabul edilse de aslında biraz farklı: ger'in tepe tacı daha büyüktür ve yurtta olmayan iki tane taşıyıcı ahşap sütun olur; gerin çatı kirişleri düz, yurtunkiler kavislidir. Bu yazım Moğol göçebe çadır yaşamı, kültürü, gelenekleri hakkında bilgi içeriyor. Moğolistan'da yaşam kırsalda göçebe kültürüyle şekilleniyor. Moğol kültürü için göçebe çadırı, göçmek, Moğol gelenekleri, göçebe kültürü, kımız, hayvancılık önemli. Kaldığım GER görüntüsü aşağıda: Moğolistan videoları. Moğolca GER, ev demek. Bir ger ortalama 1 saatte kurulur veya sökülür, eşyası ile birlikte yılda 2 veya 3 kez, üç tane hayvanla taşınır. Olanlar kamyonetiyle taşır, göçebe yaşam başka bir yerde devam eder. - Çatının tepesi için sırıkların birleşeceği bir ahşap tekerlek taç - Tepe tekerlek tacını destekleyecek 2 adet ahşap direk - Çıtaları çapraz birleştirerek oluşturulan kafesli duvar - Tepe taçı ile kafesli duvar arasına konulacak 88 adet ahşap çatı sırığı - Ahşap kapı ve çerçevesi - Ahşap taban - Renkli, pamuklu perdeler - Beyaz, pamuklu çatı içi kumaşı - Çatıya ve duvarların etrafına keçe yün tabakası - Su geçirmez çadır bezinden çatı kaplaması - Beyaz pamuklu en dış kaplama kumaşı - Tepe tekerlek tacı için dört çubuklu, kışın su geçirmez keçeli örtü - Bunları birbirine bağlamak için kayış, ip ve urganlar Yataklar, dolaplar, sandıklar, masa ve tabüreler turuncu ağırlıklı olmak üzere canlı renklerle, geleneksel Moğol süslemeleriyle boyanır. Her gerin tepesindeki ahşap taçta, bir budist rahip tarafından kutsanmış bir kuşak asılıdır. Mutluluk, barış ve sevgi getireceğine inanılır. Aşağıdaki fotoğrafımda solda sunak ve önünde alçak masayı görüyorsunuz. Tabakta sol üstteki beyaz şeyler kabusum oldu, her girilen çadırda ikram ediliyor: kurutulmuş ekşimik Aruul. Son derece dayanıklı, taş gibi sert, tadı ve kokusu fena halde ağır. Moğolistan'da kaldığım göçebe GER'ini yakından izleyin: Moğolistan videoları. Moğolistan resimleri çekmek heyecan verici. Bağımsız ve rehbersiz bir Moğolistan turu yapıyorum. Akşam üç kuşak aile bireyleriyle beraber GER'de toplandık, ben yukarıdaki çadır planında görülen D noktasına oturtularak onurlandırıldım. Saygın misafir ger'in sol iç köşesine oturtulur. Ger'de en önemli yer sunak ve dolabın olduğu yerdir. Kapıya doğru gidildikçe önem azalır. Yerde benim hemen soluma, sunağın önüne en yaşlı kişi, arkadaşımın babası, onun soluna da arkadaşım oturdu. Soldaki divanın üzerindeki bir oturağa, en yüksek noktaya ger'in kadını oturdu, etrafında bir tanesi başkentte üniversitede okuyan olmak üzere gençler yerleşti. Benim sağıma, yani ger'in soluna genç anneler ve çocukları oturdu. Ahşap sırıkların bittiği yere bakarsanız aileye verdiğim hediyelerden bazılarını görebilirsiniz. Resmin tam merkezine yakın sırığa astıkları turuncu püsküllü nazar boncuğu. Onun solunda siyah yemeni asılı. Gece çadırda getirdiğim hediyeleri sundum; tahin, pekmez, zeytin, badem, kuru uzum, nazar boncuğu, yemeni, karışık çerez, işlemeli para çantası, CD. Pek sevdiler her şeyi. Burada bulunmayan şey çok. Moğol usulü votka içtik, tek bir küçük bakır tas gezdiriliyor ve sırayla içiliyor. Önce Sumyabayar'ın babası parmağını tasın içine sokup diline değdirerek tattı. Cengiz Han için zehirli olup olmadığını anlamak için böyle tadarlarmış, oradan kalma bir gelenek. Bir tane tas kullanılıyor ve tek kişi doldurma işini üstleniyor. Baba tası doldurduktan sonra sıradaki kişiye veriyor, sohbet devam ediyor. İstediğin zaman içtikten sonra tası yanındakine değil tekrar babaya geri veriyorsun, o istediği zaman yeniden doldurarak sıradaki kişiye uzatıyor, böylece devam ediyor. Moğol gelenekleri içerisinde ritüellerin rolü büyük. GER'deki gıda dolabı, onların mutfağı. Her zaman kapının sağındadır, yukarıdaki planda H olarak gösterdim. Food cupboard in GER, their kitchen. It is always located at the right side of the door, as I indicated as H on the layout above. Ben de bizim milli içkimiz rakıdan, içeriğinden, içilme tarzından bahsettim. Saygı duyduğumuz kişilere \"şerefe\" derken bardağımızı biraz aşağıda tutarak tokuşturduğumuzu göstererek anlatınca etkilendiler. Geleneklerden bahsederken ailenin babasının elini öperek yaşlıların elini öpme şeklimizi gösterdim. Üniversitede okuyan genç: \"Alper, ailem seni çok ilginç buluyor, biz Batılıların böyle gelenekleri olduğunu bilmezdik, seni sevdik\" diyerek aralarında konuştuklarını bana tercüme etti. Gerin ahşap sütununa yaslanılmaz, kötü şans getirir. Gerin içinde ıslık çalınmaz, fırtına veya aşırı yağmur getirir. Ateş kutsaldır ve hiçbir çöp atılmaz, su bile dökülmez. Yaşlıların önünde yürünür, arkasında değil. Başkasının şapkasına, bırakın bizdeki alıp kendi kafana takma şaklabanlığını, dokunulmaz bile. Bıçağın ucu hiçkimseye doğrultulmaz. Elden birine verilecekse sapı ona doğru tutulur. Kutsal olduğu için süt dökülmez. Hediye, yiyecek, içecek gibi şeyler mutlaka sağ elle alınır, ağırsa sol elle desteklenir. Gece hep beraber ger'de uyuduk. Ayaklar ne otururken ne de yatarken sunağa doğru uzatılmaz. Hepimiz ayaklarımız kapıya doğru yatarak uyuduk. Böcek girmemesi için kulaklarımızı kağıtla tıkadık. Moğolistan'da yaşam zor. Sabah \"hadi dışarı, kahvaltıya gel\" dediler, çıktım ve gördüm ki \"kahvaltı\" dedikleri aşağıda gördüğünüz haşlanmış sakatat kazanıymış, yanında da sol üst köşede gördüğünüz sütlü-tuzlu Moğol çayı tabii ki. Manzara korkunçtu.. Moğol göçebelerde tabaktı, çataldı olmaz. Ortada bir tane bıçak olur gördüğünüz gibi, herkes onunla parçalayıp yer malzemeyi. Ben utana sıkıla dün gece verdiğim hediyelerden zeytini getirttim. Şu zeytini açsak da yesek dedim ekmekle, açtık, tattılar, \"meyve mi bu, sebze mi?\" diye sordular, çok garipsediler. Bizim her sabah kahvaltıda yediğimizi, 3 kıtadan bütün Akdeniz ülkelerinde olduğunu söyledim. Genci yaşlısı 15 kişiden bir tanesi bile daha önce görmemiş. Evirdiler, çevirdiler, üzerinde uzun uzun konuştular, çocuklardan biri korktu, ağladı, biri dokunmaya çalıştı falan. Pek sevmediler, epey konuştular hakkında. Bildiğimiz Marmarabirlik ekstra siyah zeytin canim. İyi ki biberli yeşil zeytin gibi bir atraksiyon yapmamışım, 3 gün kendine gelemezdi bunlar. Ben açlıktan o zeytinleri öyle bir yedim ki, sanırım 1,5 zeytin/saniye hıza çıktım, çekirdekleri umarsızca fırlattım Moğol çayırına, \"Moğolistan'da zeytin ağacı\" gibi imkansız bir umutla. Kahvaltıdan sonra iki amca ziyarete geldi. Gözlüklü olana hemen tabüremi verip ben de diğerleri gibi yere oturdum. Amcalar her ziyarette olduğu gibi bir şişe votka getirdiler. Bana da ikram ettiler ama sabah sabah bu ne, nazikçe geri çevirdim. Gözlüklü amca seramik tasta sütlü tuzlu Moğol çayı, diğer ikisi bakır tasta votka içiyor. Bu kez votkayı sunan solda gördüğünüz misafir. Votkayı tasa koyduktan sonra içmeden önce üç kez parmağını bakır tasa daldırıp birincide yukarı doğru bir fiske, ikincide yere doğru bir fiske, üçüncüde omzunun üzerinden geriye bir fiske votka attı. Moğolistan'da değerli bir enfiye şişesi geleneği var. Khoorog, akik, alaca akik, yeşim taşlarıyla yapılır, ve Naadam festivali sırasında, bizim limon kolonyası ikram etmemiz gibi bir gelenek olarak ikram edilir. Gördüğünüz Khoorog bana da ikram edildi. Enfiye çekmeyecekseniz bile uzatılan şişe mutlaka sağ elle alınır, incelenip koklanır, ben de öyle yaptım ve geri verdim. Enfiyeyi sunan kişi önce kendisi çeker, böylece içinde kötü bir şey olmadığını göstermiş olur. Yeşim taşından yapılanlar az bulunduğu, pahalılığı ve dayanıklılığıyla zenginlerce kullanılır. Mercandan yapılan enfiye şişesi Shuren Khoorog da pahalıdır, hamile kadına sağlık ve refah getireceğine inanıldığı için kadına değerli bir hediyedir. Kadıköytaşından yapılan Mana Khoorog çok pahalı değildir ve daha yaygındır, bunu kullananların asla felç olmayacaklarına inanılır. En yaygın ve malzemesinin ne olduğunu anlayamadığım enfiye şişesi Chunchignorov ise her türlü yaralanmaya iyi gelir. Enfiye şişesi süslemeli bir kese içindedir. Moğolistan gezileri genelde 1 gün başkentte kalıp buradaki tur firmalarıyla arazi aracı (4x4 veya jip) ve sürücü eşliğinde çöl, turist kampları, at sürme vs. seklinde oluyor. Ben azmettim, gerçek bir göçebe Moğol çadırında kalmalıyım dedim ve başardım, fakat 2 gün kesif bir koyun eti kokusuna maruz kaldım, banyo yapamadım, çok az yemek yiyebildim. Moğolistan yaşamının içine girerek, gerçek Moğol göçebeleriyle kaldığım bir Moğolistan gezisi yaşıyorum. Buradan sonra gideceğim kasabaya yol yok. Önceki gün bir minibüsçüyle konuştu Sumyabayar, listeye yazıldık, dolduğu zaman arayacakmış adam, yola çıkacağız. 10 saatlik yolculuğun ücreti 20 Lira. 5 Lira fazladan verip on koltuğu ayırttık ki emniyet kemeri takabileyim. Minibüsü fena dolduruyorlarmış zira. Arazi yolculuğu pek eğlenceli geçecek diye tahmin ediyorum. Minibüsçüden haber geldi, yarın büyük olasılıkla hareket edecekmiş, öğlene doğru minibüs terminalinde olmalıymışım. Aşağıda gördüğünüz günün yemeğinin de etkisiyle arkadaşımdan beni kasabaya götürmesini rica ettim. Moğol çocukları çok güzel. Orta yaşlılar, özellikle erkekler tuhaf, kaba saba bir hal alıyor. Ama yaşlıları da güzel, zarif bir bilgelik gelmiş gibi yüzlerine. Gözlemlediğim kadarıyla Moğolistan kadınları yaşamın her alanında aktif ve önde. Sumyabayar kasabadaki evlerinde kalabileceğimi söyledi ama ben otel istedim. Sonor Khairhan Otel'e gittik. Festival olduğu için normal (15 TL) ve yarı-lüks (20 TL) oda kalmamış, sadece tek olan lüks oda (30 TL) boş, hemen kabul ettim ve odama gittim. Bizim standartlarımızda \"lüks\" değil ama buraya göre çok büyük ve şık. Kocaman bir salonda deri koltuklar, TV, buzdolabı, vs. Odada kocaman dolap ve ayna, çalışma masası, yatak odasında kocaman yatak. Her taraf halı kaplı. Banyonun kapısını açınca şok geçirdim; daha önce birkaç kez lüks otelde ve evde bulunmuştum, ama hayatımda bu kadar büyük bir banyo görmedim ben. Fayansları yeni bu dev banyoda bir köşede duş kabini, diğer köşede tuvalet, yanda lavabo-ayna, ve kocaman bir boşluk var. Çıkıp bir tane patatesli börek, bir kıymalı börek yedim, kocaman bir bardak kımızla beraber 1TL (800 Tugrik Moğolistan para birimi. , tögrög). Ucuz olmasına ucuz burası ama, şöyle zeytinyağlı bir yaprak sarması olsa da yesem. Peee, fanteziye bak! Moğolistan gezi yazılarımın devamı burada: Kelle Koltukta Yolculuk. Sitenizdeki gezilerin hemen hepsini inceleleme fırsatı buldum. Eski gezilerinizin yeni yazılacak anılarını bekleyenlere eklendim. Benim de en çok merak ettiğim ülkeydi Ermenistan, öncelik vermenizi isterdik. İlginize teşekkürler, sevindim. Bugünlerde pek meşgulüm, yakında zaman ayıracağım. Moğollar bir dağ sıçanının koltukaltlarını asla yemezler, çünkü \"dağ sıçanının koltukaltları ölü bir avcının ruhunu içerir\". Bkz. hıyarcık veba. Gezinizi anlatırken realist yaklaşımınız beni çok eğlendirdi. Ben de nişanlım ile birlikte ileriye dönük Moğolistan seyahati düşünmekteyim. Resimleriniz ve yazdıklarınız bizim için iyi bir tecrübe değerlendirmesi olacak, teşekkür ederiz. Sağlıklı bol keyifli seyahatler dileriz. İlginize ve değerlendirmenize teşekkür ederim. Henüz Moğolistan seyahatimin yarısını yazdım. Çeçerleg, Karakurum, Orhun Yazıtları ve Ulan Bator'da geçirdiğim daha fazla günle ilgili yazılarımı da yayınlayacağım. Edindiğim Moğol arkadaşlarımın anne-babası göçebeler ve bu çadırda yaşıyorlar. Gitmeye karar verirseniz bilgi ve öneri konusunda yardıma hazırım İsmail Bey. İlginize teşekkürler. Ben de sizin gibi gezmeyi keşfetmeyi seven biriyim. Facebooktanda görebilirsiniz. Sizin gibi Mogolistan'ın kır yaşamını tatmak istiyorum. Biliyorum ki oralarda güvenlik, doktor, para problemini nasıl aşabiliriz bunları da paylaşabilirseniz sevinirim. Moğolistan başkent Ulan Bator'un ünlü ve becerikli yankesicileri dışında genel olarak güvenli bir ülke. Kışın sakın gitmeyin, fena soğuktur; ama yazın ideal seviyede sıcaklık. Ucuz bir ülke. sağlık sorunu yaşamadım ama kentte klinik, kırda ise göçebelerin kadim adetleri deva olabilir derdinize. Merhaba Alper Bey. Moğolistan Yazınızı Zevkle Okudum. Cengiz Han'ın Ülkesini Çok Merak Ediyordum. Yemek Konusu Çok Sıkıntılıymış Sanırım. Görünüşleri Mide Bulandırıcı Bayaa. Özellikle Kadınların İğrenmeyip Etleri Ayıklamalarına Şaşırdım. Alper Bey, Acun Ilıcalı ve Saim Orhan'dan sonra ülkede en özenilesi, gıpta edilecek insansınız. Moğolistan, coğrafyasına henüz emperyalizmin uğramadığı nadir ülkelerden. Primitif yaşamı arzulayan insanlara özgü. Çok araştırdım bu ülkeyi fakat ziyaret edemedim. deneyimlerinizi beklerim. iyi çalışmalar. Çok teşekkürler Emre Bey. Moğolistan'dan daha epey yazacaklarım var. Tsetserleg, Karakurum, Orhun Yazıtları, Ulan Bator maceralarımı zaman bulunca yazacağım. Bir filmde görmüştüm çadırları, sizin açınızdan harika bir tecrübe ve bizim için çok güzel bir paylaşım, teşekkürler. Galip Bey bu konuda bilgim yok. Telefonları değişmiş olabilir, Dışişleri Bakanlığı'na telefon veya e-posta yoluyla sormanızı öneririm. Yaşamdan ne beklediğinize bağlı. Son derece ıssız ve bakir bir ülke. Başkentte bazı imkanlar var ama onun dışında birçok şeye ulaşamazsınız. Benimde istediğim tamda yazdığınız gibi ıssız ve teknolojiden uzak tamda istediğim hayat. Sizi de yoruyorum.2 sorum daha olucak. 1-Başkentte normal yıyecekler yiyorlar mı yanı kahvaltı örneğin yukarda yuksek kesımde yaşayanlar gıbı sakatatlar yoktur inşallah. 2-Vücut geliştirmeyle uğrasıyorum işi tamamen öğrenınce başvuruda bulunucam ve alırsalar antrenör olarak çalışma gibi bir düşüncem var. Oranın insanının sporla arası nasıldır ve spor salonlarına hiç rastladınız mı başkentte. Tekrar teşekkür ediyorum. Sizin sayenizde bir çok şey öğrenmiş oldum internette fazla bir bilgi yok moğolistan hakkında. 1. Başkentte birkaç Batı tarzı kafe ve lokanta var. Büyük marketlerden bazı ithal ürünler alabilirsiniz. Ancak Türk tipi kahvaltı bulamazsınız. 2. Ben spor salonu görmedim ama az da olsa mutlaka vardır. Bir soru sormustum dun ama galiba benım internette sıkıntı oldu gelmemiş. Galip Bey bu tip olaylara hem kendim şahit oldum hem de orada yaşayan Türk ve diğer yabancılardan dinledim. Moğolistan'da yabancılardan nefret eden kişiler var. Tabii bunu Moğol halkının geneli için söyleyemeyiz. Ancak böyle bir gerçek var. Rica ederim. Teşekkür ederim. Bakalım hayırlısı ile gidebilirsek artık kavga mı ederiz birbirimizi mi vurarız Allah bilir 😀 Hayatınızda başarılar diliyorum kendinize iyi bakın. Moğol kültürü ve Moğolistan yaşamı hakkında bilgi veren bir yazı olmuş, teşekkürler. Eski Türklerin çadırları gibi, ben de bir gün kalmayı isterdim. Moğolların Türkleri sevip sevmedikleri konusunda pek önemli bir şey söyliyemeyeceğim, nötrler diyebilirim. Moğolistan'da Türkler ve Türkiye hakkında bilinenler ve Türklere karşı olan ilgi, burada zannnedilenden çok daha az, onu net söyleyebilirim. Yemek ve temizlik konusu hariç çok güzel bir gezi olmuş bence, benim de merak ettiğim bu güzel mutlu sıcak kanlı insanlar kişisel ihtiyaçlarını nasıl gideriyor? Örneğin: wc, banyo vb. Teşekkürler. Moğolistan göçebelerinin tuvaleti olmaz, çadırdan biraz ileride arazide halledilir. Her çadırın bir varili var, pek temiz değil ama bu suyla bütün işlerini görüyorlar. merhaba, ben size çok teşekkür ediyorum bütün gün sizin gezi yazılarınızı okuyorum. kuzey kore yazılarına bayıldım özellikle. Teşekkürler Onur Bey. Daha çok gezi yazısı yazacağım. Çok teşekkürler Hüsna Hanım. Moğolistan ve diğer ülkelerden yazılarım ve gezilerim devam edecek. İsterseniz hem blogumu sık ziyaret ederek hem de Facebook sayfamdan haberlerimi görebilirsiniz. Ne mutlu bana 🙂 Özenle ayrıntıları okuduğunuz için teşekkür ediyorum, eşinize selamlar. Moğolistan sıra dışı bir ülke, bu kadar bakir bir ülke Afrika'da bile yok. Seyahat edebilmenizi içtenlikle dilerim. Moğolistan yazılarımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Zeytini sevmemelerini anlarım da.. o kadar garipsemeleri tuhafıma gitmiş, aklımda kalmıştı. Ulanbator'un orta yerinde Green Olive diye fastfood dükkanı var. Çok bilgi verdiniz teşekkür ediyorum. Ben de gidiyorum. Bu bilgilerle kahvaltımı yanımda götüreceğim. Teşekkürler. Sarançeçeg yenge de erik gibiymiş, kütür kütür. Merhaba Alper bey. Biz ağustos ayında Tr den araçla gideceğiz Moğolistan'a. Güney Rusya üzeri gitmek veya Kazakistan üzeri gitmek arasında kaldık, ayrıca Moğolistan'da yol yok yazmışsınız siz bizim aracımız binek araç yolda kalır mıyız bilemiyoruz. Neler tavsiye edersiniz acaba arabayla gitmesek mi, ayrıca ağustos doğru zaman değil mi dersiniz? Bayramla birleştireceğiz o yüzden ağustosta gitmek zorundayız. Merhaba. Moğolistan'a normal binek otomobille giderseniz belli düzgün yollar dışında fazla gezemezsiniz. Son derece bakir bir ülke, asfalt çok az. Ağustos kesinlikle doğru zaman, hava ılık olur. kışın çok soğuk bir ülke."} {"url": "https://celebialper.com/mogolistanda-samanizm-ve-tengricilik/", "text": "Moğolların yarısı dinsiz, diğer yarısı ise Tibet Budizmi'ne inanıyor. Ancak Moğolistan Budizmi başta eski Türk ve Moğol dinleri Şamanizm ve Tengricilik olmak üzere ülkeye özgü coğrafyanın, koşulların ve göçebeliğin etkisiyle şekillenmiş, buraya özgü bir Budizm. Şamanlığın Türkler'e özgü olmayıp neredeyse bütün Asya'ya yayıldığı biliniyor. Araştırmacılar, artık Amerika Kızılderilileri'ni de Şamanizm kapsamında ele alıyorlar. Nitekim Mircea Eliade Şamanizm adlı kitabında Asya'nın şaman topluluklarında, Amerika Kızılderilileri'nde ve Okyanusya yerlilerinde sayısız unsurun ortak olduğunu ortaya koyuyor. Aşağıda Moğolistan'da ziyaret ettiğim bir Şamanın evinden nesneler görüyorsunuz. Şamanlığı başta Orta Asya ve Kuzey Asya halkları olmak üzere, Tunguzlar, Moğollar ve Türklerdeki inanışın yanında Mançularda, Laponlarda, Eskimolarda, Vogullarda, Ontiyaklarda, Samoyedlerde, Kafkaslar'da, Hindistan'da, Çin'de, Japonya'da, Endonezya'da, Malezya'da, Polinezya'da, Avustralya'da, Büyük Okyanus'un diğer adalarında, Alaska'da, Grönland ve İzlanda'da, Kuzey Amerika'da, Guyana'da, Amazon bölgesinde ve Afrika'nın birçok yerine kadar bile genişletip temel ilkeler değişmemek koşuluyla az ya da çok cemaatının bulunduğunu söyleyen yazarlar var. Ancak bizim bildiğimiz anlamdaki Şamanizm Orta ve Kuzey Asya halklarının dini. Şamanlığın ne zaman ortaya çıktığı, ne gibi değişiklikler geçirdiği kesin olarak bilinmiyor. Net bir öğretisi veya kitabı bulunmayıp bir tür mistisizm olan Şamanizm Moğolların eski dini ve bugün daha çok ülkenin kuzeyinde inananları var. Göçebe Moğol kavminin ve Cengiz Han'ın inanç sistemiydi ama bugün kültürel alana terk edilmiş durumda. Moğolistan'da kadın şamana udgan, erkek şamana bo denir. Şamanın özel iyileştirici ve dini güçleri vardır. Bir şamanın gücü doğuştan geliyorsa udmin, güçleri belli bir hastalık ve olay sürecinden sonra görünmeye başladıysa zlain olur. Şamanın temel işlevlerinden birisi, ruhun yoldan çıkmasının yol açtığı her türlü hastalığı iyileştirmek, ve ölen birinin ruhuna öte dünyaya dek eşlik etmektir. Şamanlar insanlar ve ruh dünyaları arasında aracılık ederler, ve altı saate kadar süren \"trans\" diyebileceğimiz kendinden geçme halleri sırasında ruhlarla haberleşirler. Şamanizmin Moğol kültürü ve sosyal yaşamında önemli bir yeri var. Hem göçebelerde hem de kent yaşamında kadının güçlü bir yeri var, kadın yaşamın her yerinde etkin. Şamanizmin bir parçası da göğe tapmak. Moğollar ülkenin her yerindeki ovoo'larda göktanrılara gökyüzünü temsil eden mavi bezler bağlıyorlar. Bizde dilek ağaçlarına çaput bağlamak olarak hala yaşayan bir şaman geleneği. Bugün Moğolistan'ın kuzeyinde ve Orta Asya'nın diğer bölgelerinde az sayıda da olsa Şamanist Türkler bulunuyor. Şamanizm ve Türkler ilişkisi bizi halen yaşayan bazı geleneklere götürüyor. Eski Türk inançları ve töresi yüksek erdem, dürüstlük, mertlik, onur, kadına saygı ve sevgi, yaşlılara itibar ve hürmet ile hayvan ve doğa sevgisine dayanan bir yaşam birlikteliği olarak özetlenebilir. Kadın erkeğin yoldaşı, acundaşı, kutlu ailenin temel direğidir. Kadın ve erkek hep birlikte çoluk çocuk eğlenir, yemek yer, dans eder, saz çalar, şarkı söylerler. Doğa, kırlar, dağlar, göller, ırmaklar, hayvanlar, insanlar ve onların tinleri hepsi birliktedir, birlikte yaşarlar. Acun ve insan uyum içindedir. Şaman, kam, ya da ozan-büyücü toplumun tinsel önderidir. Her şey, her zerre canlıdır, hayat doludur. İnsanlara can vermeden önce gökte kuşlar gibi yaşayan tin \"soluk, nefes\" anlamına da gelir. Ölüm soluğun kesilmesi, tinin tenden ayrılması olarak algılanır. İnsan ruhunu genelde kuş simgesi temsil eder. Tin ortak, tenler farklıdır. Hayvan ruhları da insan ruhları gibi ölümsüzdür. Hayvanın ayrı, insanın ayrı evreni yoktur. Evren ve yaşam birliği vardır. Bu tümlük ve ortak acun düşüncesi, kaynağını \"Kök Tengri\" Gök Tanrı'dan alır. İnsan Gök'ün verdiği yaşam gücünü korumaya ve çoğaltmaya çalışır. Bu yaşam gücü veya yaşam ruhuna \"Kut\" denir. Kut, \"uğurlu, kutsal, şanlı\" anlamlarına da gelir. Bugün de \"kutlu olsun\" deriz. Tengri, Göktürkler, Hunlar, Macarlar ve Moğolların eski inancı Tengricilik'de Gök Tanrı, ya da Gök'ün yüce tini demek. Tengricilik ya da Göktanrı dini tüm Türk ve Moğol halklarının, şimdiki inanç sistemlerine katılmadan önceki inancı. Tengri'ye ibadet etmenin yanında Animizm, Şamanizm, Totemizm bu inancın ana hatlarını oluşturuyor. Tengri, bugünkü Türkçedeki Tanrı sözcüğünün eski söyleniş şekli. Orhun Yazıtları'nda ilk çözülen kelime olup, yazılışı \" \" şeklinde. Büyük dağların, ağaçların ve bazı göllerin güçlü ruhları barındırdıklarına inanarak dualarını bazen bu cisimlere yöneltirlerdi. Fakat bu cisimler tanrı kabul edilmezdi. Sadece onun yeryüzündeki varlığının bir göstergesiydi. Göğün ve yeraltının 7 katı olduğuna, her katta çeşitli ruhların varolduğuna inanılırdı. İnsanlar doğaya, ruhlara ve diğer insanlara saygılı davranıp belli kurallara uyarak dünyalarını dengede tutmaları ile kişisel güçlerinin doruğuna varıp dışarıya yansıdığına inanırlardı. Eğer bu denge, kötü ruhların saldırısı veya bir felaketten dolayı bozulursa, bir şamanın yardımı ya da Tengri'ye verilen bir adak ile yeniden düzene sokulması gerektiğine inanılırdı. - Umay : Bereket tanrıçası. Tengri'nin kızı. - Ülgen : Tengri'nin oğlu. Gök aleminin efendisi. - Erlik Han : Tengri'nin oğlu. Yeraltı aleminin efendisi. Bu inancın kalıntılarını bugün Moğollarda, ve bazı hala doğa'ya bağlı göçebe yaşam tarzı sürdüren Türk Halkları'nda, örneğin Altay-Türkleri ve Yakutlarda bulmak olası; ama, Tengriciliği çoktan bırakmış halklarda da bu inancın birçok parçası; İslam, Hıristiyanlık, Budizm, Musevilik ya da Taoizm ile birlikte, geleneksel kültür olarak hala sürüyor. Örnek olarak, ağaca çaput bağlama gibi gelenekler ve Türkiye Türkçesindeki \"Utançtan yedi kat yerin dibine girdim\" deyimi gösterilebilir. Yine, ölen birisin ardından yapılan mevlid törenleri Şamanizm ve Tengri dininde bulunan bir gelenek. Genel olarak, dini ne olursa olsun tüm Türk ve Moğol uluslarda Şamanist ya da Tengri dönemi gelenekleri görmek olanaklı. Hastalanınca kapı eşiğindeki kilim, bez yada buna benzer şeyden 7 parça kesilir. Bunların üzerine biraz tuz, biraz şeker konarak yakılır. Hastanın yüzü, elleri ayakları bu ateşin çevresiden geçirilir. Bu da bir şaman adeti. Biz hala yapıyoruz mesela:))) Ya da yatak örtülünce bir ucu kıvrılarak açılır. Amaç yaşamın devamının sağlanması. Katkı için teşekkürler Figen Hanım, yazdıklarınız ilginç. Şamanizm ve şaman kültürünün izleri bugün hala Türklerde görülüyor. Bilgilendirici yazı için teşekkürler. Türk Şamanizmi İslam'dan daha ileri bir din, keşke Türkler Şaman kalsaydı. Efendi! İslam'da zorlama yok bunu en iyi bilenlerden olduğuna inanıyorum. Ama iki nesil önce Bulgaristandan gelinmis, buna rağmen bu adetin devam etmesi çok enteresan. Türk kültüründe cinsiyet ayrımının olmaması, ilk Şamanların kadın olduğuna ve bu nedenle kadın Şamanların Şaman topluluklardaki en güçlü ruhsal liderler olduğuna inanılması, devlet yönetiminde Kağan'ın kararı Hatun bu karara katılmadıkça geçerli sayılmaması, önem verdikleri haklara, \"ana hakkı\" demeleri ve bunu da \"Tanrı Hakkı\" ile eşit tuttuklarını göstermeleri, kadınların destanlara konu olması, devlet yönetiminde ve orduların başında olması gibi bilgiler İslam öncesi Türk devletlerinde kadının rolünü belli eder. Günümüz Türk toplumunda kadının konumuna baktığımızda ise binlerce yıllık serüvenin geldiği son noktayı görüyoruz. Ayrıca aya ay dede demek, kurşun dökmek, kırmızı kurdele bağlamak, mezarlardan medet ummak, mezar taşı dikmek ve süslemek, dilek tutmak, nazarın önüne geçebilmek için nazar boncuğu takmak, hayvan motifleri kullanmak, su içerken kafayı elle desteklemek, mezarlıklara küçük suluklar yaptırmak, Allah'ın yukarıda olduğunu söylemek ve O'nu işaret ederken gökyüzünü göstermek, su dökerek uğurlamak, tahtaya vurmak, çocuklara Satılmış ismini vermek de Şamanizmden kalan diğer bazı gelenekler. Moğolların esas inancı güneşe tapmaktır. bu inanç mısırda karşımıza çıkıyor. mısır krallarına firavun denirdi. ra güneş tanrısı demektir. firavun ise güneşin oğlu demektir. onun için güneş nasıl batıyorsa firavunlar da öyle ölür. güneşin doğması fravunun tekrar doğup gelmesine benzetilirdi. moğolların güneşi tanrı sayması gökte tek güneş, yerde tek han felsefesinden gelir. Moğol inançları hakkında bilgi için teşekkürler. Bilgiler çok doyurucu sevgili Alper. Çok teşekkürler, aydınlandım.. Ben de okuduğun için teşekkür ederim abi, Şamanizm candır. Saygılar. Seyahat notlarınızı beğenerek okuyorum. İnşallah istediğiniz her yere kolaylıkla seyahat edersiniz sağlıcakla. Bir arkadaşımız keşke Türkler Şaman kalsaydı demiş, üzüldüm her dinin inanışın doğru tarafları var. İslam mükemmeldir insanların hatalarını İslama maledemeyiz. İslamın kadınlara verdiği değeri olumsuz örneklerden yola çıkarak ona meledemeyiz. saygılar. İslam Türklerin ve Anadolu nun başina gelen en büyük felakettir. Ugur nufus cuzdanin din kisminda kesin islam yaziyordur. bence sen degistir. şamanist yazdir oraya.. Su an ülkemizde nüfusunda islam yazip ve ben muslümanım diyen ama iclerinde samanizm ya da farklı dinlerden olan milyon kisiler var. bu insanlarin bir cogu aman bizi asmasinlar kesmesinler diye korkularindan dolayi biz musluman olduk diyenlerin torunlaridir.. Sitenizde yayımlamış olduğunuz yazı ve resimlerden bazılarını özetleyerek yahut kısaltarak veya aynen, yazmakta olduğum MEDENİYET VE PEDAGOJİ TARİHİ adlı kitabıma KAYNAK GÖSTERMEK KAYDIYLA almak istiyorum."} {"url": "https://celebialper.com/moldova-gezi-rehberi-gezilecek-yerler-hakkinda-bilgi/", "text": "Moldova veya resmi adıyla Republica Moldova, denize kıyısı olmayan küçük bir Doğu Avrupa ülkesi. Avrupa'nın en az turist giden ülkesi olmasına rağmen manastırları, orman yürüyüş alanları, verimli toprakları, şarapları, zengin tarihi ile seyahat etmek için eğlenceli, renkli, güzel ve ucuz bir ülke. Bu blog yazım Moldova hakkında bilgi, şehirleri, başkent Kişinev, alışveriş, gece hayatı, gezilecek yerler, gezi notları ve yorumları, Moldova turu, dili, dini, nüfusu, yöresel yemekleri ve kıyafetleri, konumu, tarihi, müzikleri, insanları, Gagavuz ve Transdinyester özerk bölgeleri ile ilgili bir Moldova gezi rehberi. Ülke batıda Romanya, kuzey, güney ve doğuda Ukrayna ile çevrili olup, bir kara ülkesi olduğu için deniz tatili amaçlı seyahat etmek isteyenlere uygun değil. Prut ve Dinyester nehirlerinin arasında tarihi adı Besarabya olan bölgede yer alıyor. İşte ülkenin haritası ve Moldova gezi bilgileri. Bayraki'de 800 bin-1.2 milyon yıllık en eski tip taş aletlerin bulunması, ülkede Paleolitik çağda ilk insanların yaşadığını gösteriyor. Neolitik çağda M. Ö. 5500-2750 yıllarında Cucuteni-Trypillian kültürünün merkezi olan bölgede insanlar tarım, hayvancılık, avcılık ve çömlekçilik yapıyorlardı. Antik çağlarda Daçyalılar tarafından yaşanan ülkede daha sonra Roma ve Bizans İmparatorlukları hakim oldu. Orta Çağda Gotlar, Hunlar, Avarlar, Bulgarlar, Macarlar, Peçenekler, Moğollar ve Tatarlar tarafından işgal edildi. 1359 yılında kurulan Moldavya Prensliği 1538 yılında Osmanlı İmparatorluğu tarafından vergiye bağlandı ama iç işlerinde bağımsız, dış işlerinde yarı bağımsız olma özerkliğini korudu. 1600 yılı Mayıs ayında Kahraman Michael, Bacau savaşında Ieremia Movila'yı yenerek Moldavya, Valaçya ve Transilvanya adlı üç Romanya prensliğini birleştirdi ama kısa süre sonra dağıldı. Movila Polonya Litvanya Birliği Devleti himayesinde yeniden taç giydi, ülke 1621 yılında yeniden Osmanlı hakimiyetine döndü. 1812 yılına kadar yaklaşık 300 yıl Boğdan eyaleti olarak Osmanlı İmparatorluğu'na bağlı olan ve 1812 yılında Osmanlı-Rus Barış Anlaşmasıyla Rusya egemenliğine giren ülkede, 1924 yılında etnik Ukraynalıların hakimiyetindeki Dinyester'in doğu yakasında Moldova Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kuruldu. Ülke 27 Ağustos 1991'de SSCB'den ayrıldı. 33.846 kilometre kare yüz ölçümlü Moldova'nın nüfusu 3 milyon 600 bin. En yaygın dini inanç Ortodoks Hristiyanlık olup, yerel dili Rumence yanı sıra Rusça da yaygın konuşuluyor. Ünlü Moldovalı halterci Nicolae Birliba, dokuz kez dünya şampiyonu oldu. Arkadaşım Lena, Moldova tarihi hakkında bilgi verirken. Her türde ve renkte Türk pasaportuna vize yok, 90 güne kadar vizesiz kalınabiliyor. Başkent Kişinev ile Bükreş, İstanbul, Moskova, Viyana, Münih, Kiev şehirlerine sık uçuşlar gerçekleştiriliyor. Romanya ve Ukrayna'dan her gün tren var. Özel otomobille sınırdan girerken 1 hafta için 4 avro yol vergisi ödeniyor. İstanbul, Bükreş, Kiev ve diğer Romanya ile Ukrayna şehirlerine otobüs var. Türk pasaportuna vize gerekmediği gibi, Moldova'ya pasaportsuz, kimlikle bile seyahat edilebiliyor. İşte pratik bir Moldova gezi rehberi. Ülkede karasal iklim hakim; Yazlar sıcak ve uzun, Kışlar soğuk geçiyor. Yazın hava sıcaklıkları 19-30 derece arasında, Kış mevsiminde -4 ile +3 derece civarında, Nisan ayında 8-15, Kasımda 2-8 derece arasında oluyor. En çok yağmur Haziran, en az Ekimde yağıyor. Moldova gezi için İlkbahar mevsiminde en uygun. Ülke nüfusunun çoğunluğu kırsal bölgelerde yaşıyor. Avrupa standartlarına göre genç bir nüfusa sahip. Moldova kadınları nüfus oranı olarak erkeklerden biraz daha fazla. Yetişkin halkın okuma yazma oranı %100. Şehirlerde genç ve eğitimli bir nüfus var. Kentin ana caddesinde kürklü teyzelerin fotoğrafını çekmem hoşlarına gitti. Ülke ekonomisinde en önemli unsurlar tarım, gıda üretimi ve işlenmesi. Verimli topraklarında buğday, mısır, arpa, tütün, şeker pancarı, soya fasulyesi, ayçiçeği, ceviz, elma ve diğer meyveler yetiştiriliyor. Sığır eti için hayvancılık, çiftçilik ve arıcılık da yaygın. En ünlü ürünü, ülkenin orta ve güneyindeki bağlarda yetişen üzümlerden üretilen şarap. 3-4 Ekim Ulusal Şarap Bayramı olarak ülke çapında kutlanıyor. Köpüklü şarap ve brendi de üretiliyor. Tekstil, ayakkabı, deri ve halı üretilen hafif sanayiye sahip. Şarap festivali ülkedeki en önemli ve turistik yerel etkinlikler arasında. Moldova Cumhuriyeti'nin başkenti ve en büyük şehri Kişinev, Avrupa'nın yeşil alan oranı en yüksek şehirlerinden biri. Dinyester Nehrinin bir kolu olan Bic nehri kıyısında yer alan ülkenin ticaret ve sanayi merkezi Kişinev'in beş ilçesi var. Nüfusu 820.500 olup çoğunluk sırasıyla Moldovlar, Romanyalılar, Ruslar, Ukraynalılar, Bulgarlar, Gagavuzlar ve diğerleri yaşıyor. Kişinev tipik bir eski Sovyet kenti. Halkın ekonomik durumu, yoksul ülkenin kırsalında yaşayan insanlara göre biraz daha iyi. Turistik alışveriş ve eğlence yerleri, gece hayatı, modern oteller, restoranlar, kafeler, barlar var. Ülkenin ana yaşam ve ulaşım merkezi. Alışveriş ve hediyelik için Hatıra Eşya Pazarı, ana cadde Stefan cel Mare'de Unic Alışveriş Merkezi, Piata Centrala, Atrium, Megapolis Mall, MallDova, Metro Market, Nr.1 Hypermarket, yiyecek için Fidesco Süpermarket var. Alışveriş merkezinde sarsıntılı ve gürültülü yürüyen merdiven. Ucuz yemek için Beleas, Foisor, ASEM kantin, II Panino, Express Bravo Cafenea Bar; orta seviyede fiyatlı yemekler için Pizza Celentano, La Placinte, Robin Pub ve Smokehouse lokantaları; pahalı ve şık restoranlar olarak Marius, Symposium ve Panna Cotta restoranlar; gece hayatı için City Club, Booze Time Club, Deja Vu ve Military gece kulüpleri var. Arkadaşım Dorina, Kişinev hakkında bilgi verirken. Tiraspol Ülkenin ikinci büyük şehrinde müzeler ve Nistru nehri boyunca hoş bir park var. Komrat Gagavuzya'nın başkentinde gezilecek yerler arasında 1820 yılında yapılmış Aziz John Katedrali, Yerel Tarih Müzesi, Gagauz Sanat Galerisi, Mustafa Kemal Atatürk Türk Kütüphanesi, Gagauz Zafer Geçidi, Vladimir Lenin Heykeli var. Balti Merkezinde hoş bir yaya bölgesi, tarihi kısımda eski binalar, kiliseler var. Soroca Ülkenin çingene kentinde çok süslü evler var. 1499 yılında Stefan cel Mare tarafından yaptırılan bir kale ile 5 km güneyinde 600 basamaklı merdivenden çıkılan Şükran Mumu adlı bir anıt bulunuyor. Moldova gezi yazısı devam ediyor. Ungheni Gezilecek yerler arasında ülkenin en güzel kentlerinden. Trapezaria Manastırı burada. Moldova Avrupa'nın en az ziyaret edilen, en az turistik ülkesi olmasına rağmen gezilecek yerler epey var ve bence keyifli bir ülke. Kişinev Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, Doğa Tarihi Müzesi, Ulusal Güzel Sanatlar Müzesi, Stefan cel Mare Heykeli ve Meydanı, Katedral Parkı, Gül Vadisi, ağaçlık Riscani Parkı, Botanik Parkı, Puşkin Müzesi, Sovyet II. Dünya Savaşı Anıt Parkı, Opera ve Bale Tiyatrosu, Mihai Eminescu Tiyatrosu, Kişinev'de gezilecek yerler arasında. Ülkede deniz yok ama başkente yakın göllerde yüzebilirsiniz. Halkın Büyük Stefan Anıtı olarak adlandırdığı Stefan cel Mare Heykeli ve Meydanı, başkent Kişinev halkının buluşma yeri. 1923 yılında Alexandru Plamadeala tarafından tasarlanıp 1927'de tamamlanan anıt, taş ve bronz kullanılarak inşa edildi. Teatrul National Mihai Eminescu, Kişinev'de gezilecek yerler ve etkinlik mekanları arasında yer alıyor. 10 Ekim 1920'de kurulan Ulusal Tiyatro, 1954 yılında inşa edilen bu binaya taşındı. Ünlü Mimar Galadjeva tasarımı neoklasik binanın içini V. F. Alexandrov ve V. P. Smirnov tasarladılar. Ülkedeki Ortodoks Kilisesinin ana katedrali Cathedral of Christ's Nativity, Moldovca adı Catedrala Mitropolitana Naşterea Domnului. 1830'lu yıllarda Abram Melnikov tarafından neoklasik tarzda tasarlanıp inşa edildi. Ana caddede yer alan merkez postane, Oficiul Central Postal. Şehrin sembolik yapılarından olan Arc de Triomphe Piata Marii Adunri Nationale nr. 2 adresinde yer alıyor. Besarabya valisi tarafından 1828-1829 Osmanı-Rus Savaşı'ndaki Rus zaferini kutlamak için Mimar I. Zauschevic'e yaptırıldı. 1973 yılında anıt ve saati restore edildi. Başkent yılbaşı tatili için renkli ve eğlenceli bir şehir. Milestii Mici 200 kilometreden fazla yeraltı yollarıyla ve dünyanın en büyük şarap koleksiyonu olmasıyla Guinness Dünya Rekoru olarak kayıtlı. Ülkenin şarapları ucuz ve kaliteli. Cricova Başkentten 15-20 dakikalık bir yolculukla gidilebilen, 120 kilometre yeraltı tünellerine sahip, ülkenin ikinci büyük şarap mahzeni burada. Purcari Tarihi şarap imalathanesinin ürünlerini Rus İmparatoru II. Nicolai, İngiltere Kralı V. George ve Kraliçe Viktorya tercih etmiş. En meşhur şarabı Negru de Purcari. Capriana Manastırı Önemli manastıra başkentin Sculeni semtindeki Calea Ieşilor adlı caddeden sabahları saat başı kalkan otobüslerle gidiliyor. Bender Bender Kalesi bugün askeri eğitim alanı olarak kullanılıyor. Orheiul Vechi Ülkenin en ünlü gezilecek görülecek yeri olan Mağara Manastırı başkente yarım saat uzaklıkta. Küçük bir müzenin de yer aldığı turist danışma bürosu, restoran ve otel var. Kişinev'den 10:20'de otobüs var, ama dönüş 04:00'te. Nehrin kenarında bir Türk hamamının kalıntıları var. Moldova yemekleri tarihte bölgede yaşamış olan Ukrayna, Rus, Yunan, Yahudi, Alman mutfaklarından etkilenmiş. Yöresel yemeklerinde kendi üretimi meyveler, sebzeler, tahıllar, etler ve süt ürünleri kullanılıyor. Ekolojik gıda bol. Salatalarda domates, salatalık, dolmalık biber, taze soğan çok kullanılıyor. Tütsülü balık, kuru et, salam, ızgara sebze, biber, yaprak, lahana ve patlıcan dolma, ördek, patates, fasulye, sarma, çorba, köfte, ve yahni, yaygın geleneksel yemekler arasında. Fasole facaluita Sarımsaklı fasulye ezmesi. Sarmale Lahana ve yaprak sarması. Placinta Peynir, lahana, mantar veya patatesli börek. Ciorba Et veya fasulyeli çorba. Mamaliga En ünlü Moldova yemeği, mısır unu ezmesi veya püresi; bazen yumurtalı olan ana gıda. Şorpa Gagavuz Türklerinin bol çeşnili koyun eti çorbası. Meyve kompostoları ve meyve suları bol içiliyor. Moldova brendisi divin ve yerel şaraplar, en çok içilen alkollü içkiler. Sauvignon Blanc, Muscat, Chardonnay, Merlot, Cabernet Sauvignon gibi Fransız üzümlerinin yanı sıra Feteasca Alba and Rara Neagra adlı yerli üzümlerden de kaliteli şarap üretiliyor. Negru de Purcari, Codru ve Cagor en ünlü ve lezzetli şaraplar. Kırsal bölgelerde yapılan beyaz ev şarapları mat sarı, kırmızı şaraplar ise koyu mor renkte oluyor ve daha az alkol içeriyor. Moldova müzikleri, komşusu ve kültür akrabası Romanya müziklerine yakın. Moldova folklor müzikleri birçok Doğu Avrupa ülkesi gibi hızlı ve karmaşık ritimler, müzikal doğaçlama, ani ritim değişiklikleri, melodik süs notaları ile tanınıyor. Günümüzde gençler pop, hip hop, rock ve diğer modern müzik türlerini seviyor. Pop yıldızları arasında Dragostea Din Tei şarkısıyla 2004 yılında Avrupa'da ün kazanan O-Zone, gitarist ve şarkı sözü yazarı Vladimir Pogrebniuc, Almanya, Romanya ve Ukrayna'da da meşhur olan Natalia Barbu ve Nelly Ciobanu var. 1970'lerde ün kazanan Flacai grubu, memleketi olan Cahul kentine dönerek önemli bir müzik merkezi kurdu. Geleneksel danslar arasında Hora ve Gribova ünlü. Eski bir kırsal türküsü olan Miorita Moldova folk müzik ve kültürünün en önemli parçası. Farklı içerikli çeşitli yorumları var. Hikayesinde bir Moldovalı, bir Transilvanyalı ve bir de Vrancealı üç çoban sürülerini otlatırken karşılaşırlar. Moldov olan büyülü dişi kuzu, çobanına diğer iki çobanın onu öldürüp eşyalarını çalmayı planladıklarını söyler. Çoban kuzusuna, öldürülürse katillerine onu kuzunun ağılına gömmelerini istemesini söyler. Kuzu başkalarına çobanın bir prensesle evlendiğini anlatır ve öykü devam eder. Şiirin çoğunu 1933-34 yıllarında Hollanda'dan yürüyerek İstanbul'a yaptığı yolculuk sırasında ve daha sonra 1939'da Patrick Leigh Fermor yazmıştır. Geleneksel Moldova şarkısı Miorita, Marcus Sedgwick'in My Swordhand is Singing adlı romanında sık geçiyor. Moldova yöresel kıyafetleri bugün sadece müzelerde ve köylerde yaşayan bazı ailelerde görülebiliyor. Moldova kadınları geleneksel kıyafet olarak beyaz işlemeli bluz, nakışlı kuzu yünü yelek, kenarı dantelli etek ve siyah işlemeli üst etek giyerlerdi. Geleneksel erkek kıyafetleri ise beyaz işlemeli gömlek, kadınlara benzer yelek, beyaz pantolon, tavus kuşu tüylü veya çiçekli şapka veya kuzu yünü kep, geniş bir kemer şeklinde. Kadınlar ve erkekler geleneksel olarak deri bağcıkları bileği çevreleyerek bağlanan deri ayakkabılar giyiyorlar. Tüm geleneksel ve yöresel giysiler el yapımı oluyor. Bugün folklor müzik ve dans grupları yöresel kıyafetler giyiyor. Günümüzde köylerde kadınlar çiçekli pantolonlar, pazen elbiseler ve eşarp; erkekler dayanıklı kumaştan gömlek ve pantolonlar giyiyorlar. Gagavuzlar ya da Gagauzlar, bugünkü Moldova Cumhuriyeti'nde, başta Gagauzeli Özerk Devleti olmak üzere kuzeydoğu Bulgaristan, Ukrayna, Romanya ve Yunanistan'da yaşayan, çoğunluğu Ortodoks Hristiyan dinine mensup olan bir Türk topluluğu. Ayrıca Trakya'nın yerli halkı olan Müslüman Gacalların da Gagavuzlardan geldiği düşünülüyor. Gagavuzların kökenleri hakkında yerli Balkan halklarından oldukları ve sonradan Türkleştikleri gibi iddialar da dahil çok sayıda değişik tez var. Tarihi gelişimleri kesin olarak bilinmemekle birlikte bugün dünyada akademik çevrelerce yaygın kabul gören görüş, Gagavuzların kökeninin Oğuz kökenli bir Türk topluluğu olduğu yönünde. Gagavuzların Balkanlara ve bugünkü Ukrayna bölgesine ilk defa 11. yüzyıl civarında Asya'dan göç ettikleri, Peçenek, Uz, Kıpçak Türkleri ile aynı soydan geldikleri düşünülüyor. Ortodoks Hristiyan olan Gagavuzların konuştuğu dil; bulundukları bölgelere göre, Slav, Yunan ve Romen dillerinin etkisinde kalmış olup, büyük ölçüde Türkiye Türkçesine ve ağız olarak da Balkan Türkçesi ağzına benziyor. Bir Balkan göçmeni olarak Türkiye'de Anadoluluların bilmediği birçok Gagavuzca ortak sözcük duydum. Gagavuzya, veya Gagavuz Yeri Özerk Bölgesi, Moldova Cumhuriyeti'ne bağlı bir özerk devlet. Ülkeye ismini veren Gagavuzlar Oğuz Türkü kökenli ve Gagavuz kelimesinin Gök-Oğuz'dan türediği düşünülüyor. Gagavuzya'da Yönetim, Cumhuriyet Anayasası, Gagavuz Yeri Özel Hukuki Statüsü Kanunu, Gagavuz Ana Kanunu ve Gagavuz Halk Topluluğunun çıkardığı yerel kanunlara göre yürütülüyor. Moldova Meclisi 23 Aralık 1994 tarihinde Gagavuz Yeri Özel Hukuki Statüsünü yasa olarak çıkardı. Yasaya göre, Gagavuzlara anayasaya ters düşmemek şartıyla, çeşitli sahalarda yasa çıkarma hakkı verildi. Gagauz Yeri'nin en yüksek makamı başkan, ve Gagavuz Yeri'nin tüm makamları başkana bağlı. Gagavuzya'nın resmi dili Gagavuzca, diğer dilleri Rumence ve Rusça. Özerk bölge, ülkenin güneyinde yer alan, Türkçe konuşan Gagauz halkının yaşadığı üç ayrı toprak parçasından oluşuyor. Başkenti Tiraspol olan Transdinyester, Moldova Cumhuriyeti içinde tek taraflı bağımsızlığını ilan eden de-facto bir cumhuriyet. Kendi siyasi yapısı, meclisi, ordusu, polisi ve posta sistemi olan bölge, Birleşmiş Milletler üyesi hiçbir devlet tarafından tanınmıyor. Sadece Güney Osetya, Dağlık Karabağ Cumhuriyeti ve Abhazya tarafından tanınıyor. Bölgenin yöneticileri kendi Transdinyester anayasasını, bayrağını ve ulusal marşını kabul ediyorlar. Sosyalizmle yönetilen Transdinyester'de işsizlik oranı %0.3. Tüm iş yerleri devlete bağlı. Mecliste Sosyalist Parti'nin sandalye sayısı 40 iken, Sosyal Demokrat Parti'nin sandalye sayısı 5. Moldova gezi ve bilgi rehberi olarak ülkeye gitmek isteyenlere yararlı seyahat notları olmasını umarım. Odessa'ya gittiğimde 2 günlüğüne uğramıştım Kişinev'e. Odessa'dan eskice bir minibüsle biraz sıkıntılı bir süreçten sonra sınırı geçince hayran ve şaşkın bırakan yeşil denizinin içinde yolculuk yaparak şehre ulaşmak çok keyifliydi. Yol boyunca yıllanmış ceviz ağaçları, üzüm bağlarını görmek için Odessa'dan Kişinev'e yolculuk öneririm. Şehir tasarımı, sakinliği, yeşili, temizliği ve medeni saygılı insanları ile etkilendim sevdim Kişinev'i. Nedense ne zaman eski Sovyet tasarımı bir şehre gitsem, o koca koca eskimiş sıvaları dökülen beton yığını bloklar bana sempatik ve çok sıcak görünür. Oraya yerleşmenin hayalini kurmaya başlarım. Hatta kaldırımda oturup o evleri dakikalarca izlerken bulurum kendimi. Temiz, düzenli, gürültüsüz, estetik harikası şehirlerinde gezmeye doyum olmaz. Kişinev de aynı etkiyi yarattı. Geç gördüm kusura bakmayın. Otobüs aslında 4 saat civarı sürüyor, fakat sınır geçişi 1-2 saat arası sürebiliyor. 3-4 defa pasaport kontrolü oluyor, Transdinyester'e de girip çıkıldığı için iki ülke sınırı geçilmiş oluyor. Ama keyifli yolculuktu benim için. Tek sıkıntı Moldova'ya geçince wc molası diye durduğumuz yerde, kapısız beton bir duvardan ibaret wc. Ülkede şehirler arası mesafeler kısa olduğu için, dinlenme tesisi yok sanırım ve doğal olarak yol üstünde bu ihtiyaçlar üzerinde durulmamış olmalı diye yorumladım. O süre beklenecek kaçış yok! Moldova'yı keşfedilmemiş saklı güzel olarak gördüm ben. Belki tüm Avrupa, Ukrayna, Rusya gibi turistik eğlenceli ülkeler gezilip tüketildikten ve göçlerle, kalabalıklarla iyice yaşanmaz hale geldikten sonra Moldova keşfedilecektir. Bozulmamış düzenli tertemiz bir şehir, yemyeşil doğa ve medeni insanlar. Her yer tükendikten sonra Moldova'daki saklı güzelliği görmeye başlayacaktır kapitalizm. Moldova otobüs ulaşım bilgileri için teşekkürler. Umarım ülke uzun bir süre daha bozulmaz. Hocam severek takip ediyorum sizi ben universiteye konservatuara hazirlaniyorum amator muzisyenim bu yaza kadar cadir vb teçhizat toplayip ege ve akdenizi otostopla gezmeyi planliyorum birsey sormak istiyorum yurt disinda gittiginiz ulkelerde ortalama ne kadar para harcıyorsunuz ya da soyle sorayim bu guzel hayati yasamak icin ne kadar aylik sabit geliriniz var cok merak ediyorum umarım cevap yazarsiniz saygilar. Merhaba Serdil. Seyahat blog yazılarıma ilgin için teşekkürler. Yurt dışında harcadığım para miktarı ülkeye göre çok değişiyor. Örneğin Moldova ucuz bir ülke, konaklama ve uçak dışındaki yeme içme ve diğer harcamalar düşük oluyor. En son 1 ay gezdiğim Japonya doğal olarak pahalıya mal oldu. Kalacak yerleri Couchsurfing ile evlerde bedava, veya çadırında kalarak halledersen konaklama masrafı listeden çıkarak maliyet önemli oranda düşüyor. Otostop da ulaşım için kurtarıcı. 1 aylık seyahatlerimden en ucuzları 2 bin küsur liraya mal oldu. Üniversitede öğretim görevlisiyim, orta gelirliyim diyebilirim. Moldova'yı çok güzel anlatmışsınız anlattığınız kadar güzel bir yerdir. Alper bey Ukrayna'ya gidecegiz, Almanca ile gezebilir miyiz? Bir de Kişinev'e geçmeyi düşünüyoruz. Ama olumsuz yazılar çok fazla. Polisin durdurup rüşvet istediği, insanların sürekli sizi kazıklamak istediği gibi vs. Kısaca kararsız kaldık. Bunlar doğru mudur? Yoksa vaz mı geçelim? Yardımcı olursanız sevinirim. Merhaba. Almanca pek işe yaramaz. Moldova'ya hiç karadan gitmedim ama sınırda kendinizden emin ve sakin davranırsanız rüşvet isteğini atlatırsanız. Ülkede yabancılardan fazla para alma durumu yok. Bence Kişinev'i de görün. Merhaba alper bey. bizde ukrayna eylül ayında gidecegiz. kişineve gecmeyi düşüyoruz. ama çok olumsuz yorumlar var. polisin her yerde durdurup rüşvet istediği gibi. siz hiç bahsetmemişsiniz. dogrumudur acaba. kararsız kaldık. bilgi verirseniz sevinirim. gezi yazılarınız harika. Merhaba. Ne yazık ki bu konuda bilgim yok. Okurlarımdan Moldova'ya Ukrayna'dan kara yoluyla geçmiş olanlar varsa yanıt vermelerini umuyorum. Hemen cevap verdiğiniz için teşekkür ederim. gezilerimizde yazılarınızın çok faydası oluyor. Rica ederim. Keyifli bir seyahat dilerim. 1. Merkez Otobüs İstasyonu, Mitropolitul Varlaam Caddesi. Ülke içi ve uluslararası otobüs hatları var. 2. Güney Otobüs Terminali, 146 Hincesti Otoyolu. Güney Moldova ve Gagavuzya otobüsleri buradan kalkıyor. 3. Kuzey Otobüs Terminali, Merkez İstasyona yakın, Tutun CTC tütün fabrikasının yanında. Kuzey kentleri ve Transdinyester otobüsleri. Bilet gişesindeki görevlinin İngilizce bilmemesi olası, o nedenle gitmeden önce seyahat etmek istediğiniz şehrin adını ve tarihi bir kağıda yazın, o da altına saatlerini yazsın, birini işaretle gösterirsiniz. Otobüslerle ilgili bilgileri md4ever com sitesinde görebilirsiniz. Güvenlik konusu tipik Doğu Avrupa düzeyinde, tehlikeli bir ülke denemez, oldukça güvenli. Sömestr tatilinde eşim ve yaşındaki kızımla Moldova'ya gitmeyi düşünüyoruz. Kimlikle seyahat başladı mı? Kimlikle giden hiç odu mu biliyor musunuz? Ayrıca eşim ve küçük kızım için güvenli bir ülke midir? Şimdiden çok teşekkürler. Bu arada geçtiğimiz yıllarda Ukrayna-Sırbistan-Bosna ve Karadağ seyahatlerimizde hep sizin bloğunuzdaki yazıları kendimize rehber aldık, ellerinize sağlık. Merhaba Hakan Bey. Kimlikle seyahat henüz başlamadı ama sömestr tatiline yetişeceğini tahmin ediyorum. Başlar başlamaz bloga ekleyeceğim bu ve diğer yazıma. Güvenli bir ülke. Hemen her yerde geçerli temel konularda dikkatli olmanız yeterli. Seyahat blog yazılarımı okuyup yararlanmanız çok sevindim. Sevgiler. Alper bey Rusya için ben tek bay olarak gelicem nereyi tavsiye edersiniz uzun süreli kalmayı düşünüyorum ve hangi banka var benim için ulaşım olarak hangisini tavsiye edersiniz tren düşünüyordum. Moldova'dan Rusya'ya mı gideceksiniz? Hesabınızdan para çekmek istiyorsanız istediğiniz bankamatikten çekebilirsiniz. Merhaba. Kişinev eğlenceli bir kent. 4 gece ulaşım ve konaklamaya 1000 lira yetmez. Evet 1000 lira yeter Moldova'da 4 gün için. Moldova gece hayatı eğlencelidir. Evet hafta sonu gidip gelmek mümkün. Fiyatlar Ukrayna ile yaklaşık olarak aynı. 200 dolar konaklama ve biletler hariç 1 hafta için yeterli olur mu sizce şimdiki kurda 3400 Moldova parası yapıyor. Moldova'da 1 hafta için 200 dolar az gelir. Türk Lirasının düşmesinden sonra artık eskisi kadar ucuz bir ülke değil bizim için. Merhaba. Odessa'dan Kişinev'e 1 hazirana ne bir otobüs ne tren bulabildim. İnternette yok, varmış ama haftada sadece 3 gün. Bildiğiniz bir site var mı alabileceğimiz? Yani hiç mi insan yok Odessa'dan oraya otobüsle giden, nasıl bir iş anlamadım. Merhaba. Odessa'dan Kişinev'e her gün çok sayıda otobüs var. Siteler ileri tarihli diye göstermiyordur. Privoz otobüs terminalinden bilet alabilirsiniz, Elinize sağlık, çok güzel anlatmışsınız. Her sene mutlaka bir kaç yere gitmek için sürekli araştırma yapıyorum internet üzerinden, sizi daha yeni keşfettim, artık favorilerime ekleyeceğim. Tekrardan elinize sağlık. Merhaba. Seyahat bloguma ilginize çok teşekkür ederim. Nice yollara. Merhaba, Güzel ve baya detaylı bir bilgilendirme yazmışsınız bende bu haziran başında bir oraya gitmeyi düşünüyorum. genelde gittiğim yerlere gitmeden önce internetten bakar araştırır okur sonra oraya gidip okuduklarıma göre eğlenmeye çalışırım. ama bu sefer burası için bir rehber tutmayı düşünüyorum orada yaşan birisi var mı bu şekilde 2-3 gün takılsın benimle mahzene gidelim diyim en görülmesi gereken hangisi ise ona götürsün yemek dediğimde şurası ve şunu mutlaka dene desin mekan kopalım tamam burası desin gibi. rehberlik yapan var mıdır. bir de ukrayna da okudum üni. yi ingilizcem ve rusçam da var böyleyken rehber e ihtiyacm olur mu yoksa yaklaşık 40 ülke gezmiş birisi olarak her yerde nasıl idare ettiysem o şekilde devam mı edeyim. bir fikir verirsen sevinirim. teşekkürler. Merhaba. Ukrayna'ya çoklu giriş çıkış yapmanız sorun yaratmaz, hepsinde istenen belgeler olması durumunda tabii. Evet orta düzeyde İngilizce hemen her ülkede olduğu gibi Moldova'da da gezmek için yeterli. Moldova Türkiye'den çok daha ucuzdu ama liranın geçen yıl tüm dünyada değerinin yarıya inmesinden sonra Türkiye ile aynı düzeye geldi fiyatlar. Rakam vermem doğru olmaz herkesin tatil beklentisi ve harcaması farklıdır. Tiraspol ile farklı bir konu var size danışmak istediğim. Blogumun İletişim sayfasından yazarsanz bana e-posta olarak geliyor. Kişinev'den şarap mahzenlerine toplu taşıma araçlarıyla gidebilirsiniz ama ulaşım bizdeki gibi gelişmiş değil, araç kiralamak size zaman ve özgürlük kazandırır. Üçüncü seçenek ise dediğiniz gibi günlük turlar. Toptoursmoldova com, travel-moldova md, winetours md gibi sitelerde günlük turları görerek karar verebilirsiniz. Evet böyle genel bir durum var ama rahat davranıp dikkate almazsanız bir şey yapamazlar. Örneğin beni ülkeden çıkışta odaya çağırıp alicengiz oyunuyla rüşvet istediler, umursamayıp çıktım yoluma devam ettim. Merhaba Taylan Bey. Transdinyester'e Moldova'dan girerken sınırda, ve Ukrayna'ya çıkarken sınırda pasaportuma damga basmadılar. Fiilen ayrı bir ülke olduğu için sınırda polis kontrolü oluyor ama damga vurmuyorlar."} {"url": "https://celebialper.com/moldovaya-pasaportsuz-kimlikle-seyahat/", "text": "Moldova'ya pasaportsuz kimlikle seyahat için gereken çalışmalar tamamlandı. Artık Türk vatandaşları Moldova'ya pasaport gerekmeden, yeni TC kimlik kartıyla gidebilecekler. Benzer şekilde Moldovalılar da Türkiye'ye pasaportsuz seyahat edebilecekler. Türk vatandaşları turistik, iş veya diğer nedenlerle Moldova'ya pasaportsuz, kimlikle gidip 90 güne kadar süreyle kalarak seyahat edebilecekler. 19 Şubat 2019 tarihinde başlayan Moldova'ya kimlikle giriş hakkından 180 gün içinde 90 günü aşmamak şartıyla Türk vatandaşları yararlanabildiği gibi, Moldova vatandaşları da aynı şekilde Türkiye'ye pasaportsuz seyahat edebiliyorlar. Yani 1 yıl içinde toplam 180 gün Moldova'da kalabilirsiniz. Moldova Bağımsızlık Bayramı nedeniyle Ankara Büyükelçisi Igor Bolboceanu, Nazım Hikmet Kongre ve Sanat Merkezi'nde resepsiyon düzenledi. Resepsiyona, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, Rusya Ankara Büyükelçisi Aleksey Yerhov, Belarus Ankara Büyükelçisi Andrei Savinykh ve çok sayıda diplomat katıldı. Oktay, burada yaptığı konuşmada, Moldova'nın bağımsızlığının 27. yıl dönümünü kutlayarak, ikili ilişkilerinin karşılıklı saygı ve güven temelinde geliştiğini vurguladı. Ülke tarih, kültür, eğlence ve doğa turizmi olanaklarıyla turist alıyor. Moldova'ya pasaportsuz kimlikle seyahat anlaşmayla birlikte Türk vatandaşlarının pasaportsuz gidebildiği ülke sayısı Kuzey Kıbrıs, Ukrayna ve Gürcistan ile birlikte dörde çıktı. Diğer ülkeler için vize ve pasaport bilgileri bu yazımda. Oktay, 2016'da yürürlüğe giren Serbest Ticaret Anlaşması'nın olumlu sonuçlarının görüldüğüne işaret ederek, \"Ticaret hacmimiz 2016'da 410 milyon Amerikan Doları iken, 2017'de 56 milyon ABD dolarlık artışla 466 milyon dolara ulaştı. Bugün 213 firmamızın Moldova'da 350 milyon dolarlık yatırımı var. Şirketlerimizi Moldova'ya daha fazla yatırım yapmaya teşvik ediyoruz.\" dedi. Türkiye Moldovalıların turist olarak tercih ettikleri ülkeler arasına yer alıyor. Geçtiğimiz yıl 172.000 Moldovalı turist ülkemizi ziyaret etti. Türk Hava Yolları ile Air Moldova'nın İstanbul'dan Kişinev'e direkt uçuşları var. Yolculuk 1 saat 10 dakika ile 1 saat 35 dakika arasında sürüyor. Aktarmalı uçaklarla da gidilebilir ama bu kadar kısa bir yolu uzatmak mantıksız. Kara yoluyla gitmek isteyenler için İstanbul Emniyet Otogarı'ndan otobüs de var. Laleli'den kalkan minibüsler 18 saatte Kişinev'e varıyor. Moldova ve Türkiya arasında kimlikle seyahat uygulamasının başlatılması için yasal süreç tamamlandı. 19 Şubat 2019 tarihinde başlayan bu uygulamanın iki ülke arasındaki dostluğu güçlendirmesi ve turizmi arttırması bekleniyor. Türk vatandaşları Moldova'ya pasaportsuz kimlikle giriş yapıp seyahat edebiliyorlar. Büyükelçi Bolboceanu da taraflar arasındaki ilişkilerin her zaman ortaklık ve dostane ilişkiler temelinde geliştiğine dikkat çekerek, \"Türkiye bizim stratejik partnerimiz. Türkiye ile Moldova arasındaki ilişkilerin her sene güçlendiğini görüyoruz.\" dedi. Bolboceanu, Moldova Parlamentosunun bağımsız ve Avrupa değerlerini benimseyen bir ülke olmayı tercih ettiğine dikkati çekti. Organizasyona yardımcı olan Yenimahalle Belediyesine teşekkür Bolboceanu, \"Birçok Moldovalı vatandaş Türkiye'ye geliyor. Aynı zamanda birçok Türk vatandaşı da Moldova'ya gidiyor. Bu da dostluğumuzun bir göstergesidir.\" ifadesini kullandı. Moldova'ya pasaportsuz sadece hava yoluyla gidebilirsiniz. Kara yoluyla olmaz tabii, gitmek için Bulgaristan ve Romanya transit vizeleri gerekir. Moldova'ya kara yolu ile giderken Bulgaristan ve Romanya'dan geçerken kapıdan mı transit vize veriliyor yoksa; önceden mi vize başvurusu yapmamız gerekiyor? Teşekkür ederim şimdiden. Merhaba. Moldova'ya kara yolu ile giderken geçeceğiniz ülkeler Romanya ve Bulgaristan için önceden transit vize almanız gerekiyor, sınır kapılarında verilmiyor. Ben 18 Haziran 2022 gittim 24 Haziran 2022 de dönüş yaptım, gitmeden önce konsolosluk danışma hattını 3 defa aradım yeni kimlikle gidebileceğimi söylediler fakat ben yine de pasaportumu yenilemiştim ve eski pasaportumu da referans olsun diye yanıma alarak gittim, çünkü daha önce 6 defa gitmiştim hiç bir problem olmamıştı, eski pasaportumda Schengen vizesi dahi vardı. Gidiş dönüş biletim var kalacağım adres var fakat girişte biraz zorluk çektim yeni kimliği verdim, yeni pasaportumu verdim, eski pasaportu verdim, gidiş dönüş bileti ve kalacağım adresi verdim, yani biraz beklettiler ama sonuçta giriş yaptım yani, öyle ver kimliği geç demiyorlar. Yanınızda pasaportunuz, kalacağınız otel vs dönüş bileti olsun, yani kimlikle girmek sözde. Moldova'ya pasaportla ve kimlikle giriş hakkında verdiğiniz güncel bilgiler için teşekkür ederim Mustafa Bey. Teşekkürler, ben de öyle tahmin etmiştim. Süper bir uygulama isteyen hafta sonunu Moldova'da geçirebilecek her iki ülke için hayırlı olsun. Evet Moldova hafta sonu yurt dışı seyahati için çok uygun bir ülke. Merhaba. Moldova'ya şu anda pasaportla, vizesiz giriş yapılabiliyor ama çok yakında yeni TC kimlik kartıyla veya pasaportla giriş yapılabilecek. Buradan duyuracağım. Pasaportunuz varsa yeni kimliğe gerek yok ve yine olmayacak. Ukrayna'ya pasaportsuz gidebilirsiniz ama Moldova'ya pasaportsuz seyahat uygulaması henüz başlamadı, yakında başlayacak, o zaman evet, gidebilirsiniz. Moldova'nın başkenti Kişinev'den Komrat otobüsleri Gara de Sud otobüs terminalinden kalkıyor. Direkt Komrat'a giden veya oradan geçen günde 40 civarı otobüs ve minibüs var. İki şehrin arası 95 kilometre. Müslüman Gagavuza ben rastlamadım ama bilemiyorum, olabilir. Cami görmedim, sanırım yok. Evet Kişinev'den direkt otobüs var. Moldova Gezi Rehberi adlı yazımda yemekler ve diğer bilgiler var. Türkiye'den çok daha ucuzdu ama son aylarda neredeyse aynı hale geldi fiyatlar. Evet teknik olarak Transdinyester'e de Türk vatandaşlarının pasaportsuz girebilmesi gerekiyor. Ama de facto devlet olduğu için uygulamada bu mümkün olmayabilir. Uygulama başladıktan sonra görebileceğiz. Çok teşekkür ederim Hocam, ilgilenen arkadaşlarımıza söylerim. Ben de bloguma ilginize teşekkür ederim. Merhabalar, kimlikle seyahat ne zaman basliyor yada basladi mi? Ben her yerde başladı diye buldum ona güvenerek bilet aldım, bugün uçuşum vardı gümrükten geçtim bana kimlikle seyahat kartı verdi ama kapıdan uçağa almadılar. Merhaba. Ne yazık ki birçok gazete \"Moldova'ya Kimlikle Seyahat Başladı\" diye yalan haber yayınlamış. Ülkeye pasaportsuz seyahat henüz başlamadı. Nasıl başlamadı çok gezenti diye program var gelin gezin diye reklam yaptı kimlikle vizeye gerek yok dedi. Mrb kimlikle Moldova'ya giriş başladı 19 şubattan itibaren. Ben yabancı uyrukluyum oğlum TC vatandaşı ama pasaportu yok. Haftaya Moldova'ya gitmek isterim 3 yaşında oğlum için bir sıkıntı yaşar miyiz? Eşim yanımda olmayacak sadece ben ve oğlum olacaz. Merhaba. Eşiniz yanınızda olmadığı için Türkiye'den çıkışta noterden muvafakatmane gerekebilir, onu bir sorun. Moldova'ya pasaportsuz gidebilmesi için çocuğunuzun yeni TC kimlik kartı olması gerekir. Merhaba. Moldova pasaportuna Bulgaristan ve Romanya vize istemiyor. Normal veya transit vize almanız gerekmiyor. Arabanız için gereken işlemler varsa onu öğrenin emniyet trafik merkezlerinden. Peki Çok Teşekkür Ederim Çok Araştırdım Herkes Yanlış Yönlendiriyordu İyi akşamlar. Mrb şu anda Moldova'ya yeni kimlikle gidebiliyor muyuz tsk. Evet, Türk vatandaşları Moldova'ya yeni kimlikle giriş yapabiliyorlar. Merhaba. Moldova vatandaşları için Bulgaristan ve Romanya vizesi gerekmiyor. Bulgar levası ve Rumen Leyi almanız gerekiyor. Banka hesabınızdaki paranın karşılığını her üç ülkede de otomatik banka makinelerinden o ülkenin para biriminden çekebilirsiniz. Araç işlemlerini bilmiyorum. İyi akşamlar. İstanbul Aksaray Emniyet Otogarından Kişinev'e otobüs var. Merhaba. Moldova'ya yeni pasaportla sorun yaşamadan girebilirsiniz. Moldova ya gidecez ailece yeni çıkan kimliklere en küçük çocuğum 3 yaşında hava alanında pasaport yok diye sorun çıkar mı riske girmek istemiyorum kesin bir cevap verir misiniz. Teşekkürler. Merhaba. Çocuğun anne ve babası yanında olduğu için sorun çıkmaz. Endişe etmeyin. Merhaba 2 ay sonra ailemle Moldova gitmek istiyorum sadece yeni çıkan kimliklerle gidebiliriz en küçük çocuk 3 yaşında hava alanda sorun çıkmaz mı pasaport yok diye kesin bir sonucu verir misiniz rica ediyorum tsk ederim. Merhaba. Çocuğun babası da yanınızda olacaksa sorun yaşamazsınız ki buna zaten Türkiye'deki havalimanı pasaport polisi bakar. Moldova'ya çocuklu aile olarak rahatça giriş yapabilirsiniz. Merhaba 2 ay sonra ailemle Moldova gitmek istiyorum sadece yeni çıkan kimliklere gidebiliriz en küçük çocuk 3 yaşında hava alanda sorun çıkmaz mı pasaport yok diye kesin bir sonucu verir misiniz rica ediyorum tsk ederim. Alper bey merhaba. Biz 5 kişi 3 çocuk 2 ay sonra Moldova ya gitmek istiyoruz Moldova Konsolosu ile görüştüm çocuklar için yeni kimlikle gidilmiyormuş pasaport gerekiyormuş haberlerde herkesin kimlikle gidiyormuş diyorlar kafamız karıştı ne yapmamız gerekir. Tşk ederim. Ne kadar tuhaf. Moldova'ya pasaportsuz seyahat Türk vatandaşlarına sağlanan bir hak, yaş fark etmemesi gerekir. Çocukla gitmiş olan okurlarımdan bilgi veren olmasını umuyorum. İyi gunler. Mehmet bey ben Türk kimliklerle Air Moldova'dan bilet aldim. Ayın 14 gitmek istiyorum. Türk vatandaşı olarak çıkmak istiyorum çocuklarla. Fakat bana geri fonua biketi ilami olucakmis ama benim tarih su an belli değil. Hiç giden oldu mu Türk kimliklerle. Ben aynı zamanda Moldova vatandaşıyım sadece isim deysiklinle Türk kimliklerle cocuklarla cikacam. Ve mukafatname kesin istenecek mi. Nakit para gostermem lazim mi sozde 30 evro gundeymis. Cok sagolun ne olursunuz cevap yazin. Giden varsa bu sekilde siz de bizi bilgilendirin. Tesekurler. Dönüş uçak biletinizin ve otel veya daire rezervasyonunuzun çıktısı. Merhaba. Ukrayna'dan Moldova'ya kimlik ile seyahat edebilirsiniz. Anlaşmalar Türk vatandaşları için geçerli, uçak kalkış ülkelerine göre değil. Evet, Moldova'ya yeni tip kimlik kartınızla giriş yapabilirsiniz. Merhaba Moldova'ya Kıbrıs tan uçak çipli kimlik ile İstanbul aktarmalı transit gidilir mi ve dönüş bileti Moldova'dan Ukrayna olabilir mi? Otel rezervasyonu booking yeterli mi, illa otel ödendi belge mi lazım ve girerken herhangi belge istiyorlar mı tsk ederim. Merhaba. Kıbrıs'tan Moldova'ya uçak yok, İstanbul'a ayrı, oradan Kişinev'e ayrı bilet almanız gerekir; aynı hava yolu ile aktarmalı gidemezsiniz. Evet bu yolculuk çipli kimlik kartı ile yapılabilir. Moldova'ya Türkiye'den girip Ukrayna'dan çıkabilirsiniz, evet dönüş bileti Ukrayna olabilir. Otel rezervasyonu için booking çıktısı yeterli, ödeme yapmak gerekmez. Başka belgeye gerek yok. Merhaba. Her iki ülkeye de pasaportsuz, kimlikle seyahat etme hakkınız var, uçuşunuzun Türkiye çıkışlı olması gerekmiyor. Evet kimlikle gidebilirsiniz. Merhabalar, Ukrayna'dan Moldova'ya kimlikle geçilebiliyor diye biliyorum, peki Moldova'dan de facto bağımsızlık ilan eden Transdinyester bölgesine de kimlikle girebiliyor muyuz bilginiz var mı? Teşekkür ederim. Merhaba. Evet Ukrayna'dan Moldova'ya kimlikle geçebilirsiniz. Transdinyester'den yeni döndüm ama pasaportla girdim. Seyahat kısıtlamasını bile yeni kaldıran bir ülke, kimlikle izin vermeyebilir. Moldova konsolosluğunu arayıp sormanız en iyisi olur, mutlaka biliyorlardır. Moldova'ya pasaport ile girişte otel rezervasyonu ve üzerimizdeki nakit soruluyor mu acaba???teşekkürler.. Moldova'ya en son gecen ay gittim, otel rezervasyonu sordular ama nakip para sormadılar. Merhabalar Moldova uçakla gitmek için kimlikle bilet alabiliriz acaba nasıl oluyor sorun çıkmaz mı tsk ederim. Merhaba. Evet Moldova'ya pasaportsuz gitmek için kimlikle uçak bileti alabilirsiniz. Pasaport numarası yerine kimlik belgenizin numarasını girmeniz gerekiyor. Dönüş biletinizin ve otel veya daire rezervasyonunuzun çıktısının yanınızda bulunması da gerekli, soruyorlar. Alper Bey Merhabalar, size acil bir soru sormak istiyorum. Yeşil pasaportumla 3 aydan fazla bir süre Moldova'da kaldım ve sorun olmadan bana kaşe basıp gönderdiler. Aradan 1 hafta geçti dedemin vefatıyla Türkiye'ye döndüm. 9 Ocakta Moldova'da nikahım var. Geri dönmem gerekiyor. Elimde nikahımın olduğuna dair belgem var. Sizce sorun olur mu? Bir de yeşil pasaportum 26 Martta bitiyor. Teşekkür ederim. Merhaba. Dışişleri Bakanlığı Moldova'da Türk vatandaşlarının 90 güne kadar vizesiz kalabileceğini belirtiyor ama birçok ülkenin koyduğu \"180 gün içinde 90 günü aşmamak\" koşulu hakkında bilgi vermiyor, bu durumda tekrar gidebilmeniz gerekir. Fakat Moldova ülkeye girişte pasaport süresinin en az 6 ay kalmış olması şartını koşuyor, bu durumda 9 Ocakta ülkeye giriş yapamazsınız, ancak pasaportunuz yeşil olduğu için bu kural konusunda tolerans gösterip göstermeyeceklerini bilmiyorum. Bence en doğrusu her iki konuyu da Moldova Elçiliğine veya Konsolosluğuna sormak."} {"url": "https://celebialper.com/montevideo-1/", "text": "Uruguay'ın ıssız balıkçı köyü Cabo Polonio'dan özel modifiye arazi aracıyla (7.5 TL) en yakın yol olan noktaya, orada bir süre bekledikten sonra otobüsle (4 TL) Castillos'a, ve başka bir otobüsle (33 TL) de 5 saatte başkent Montevideo'nun Tres Cruces adlı şehirlerarası otobüs terminaline geldim. Uruguay gezisi başkent Montevideo ile devam ediyor. İşte Montevideo rehberi yazım. Uruguay vize istemiyor bu arada, bilgi olsun. Buralarda poşu moda. Birçok kişide göreceğimi tahmin etmezdim. Günün çoğu yolda geçmiş oldu. Burada evinde kalacağım CS üyesinin verdiği adrese doğru yürüdüm, Tres Cruces terminaline yakın. Adresi bulup zile bastım, Pedro henüz işten eve dönmemiş. Aradım, yarım saat sonra geleceğini söyledi. Bina pek şık, 50 daireli, büyük, tarihi ama yenilenmiş bir konut; İstanbul'da Maslak, Nişantaşı gibi semtlerde olanlara benzer. Binanın takım elbiseli kapıcısı benle ilgilendi. Apartmanın giriş koridorunda bir sandalye verdi. Brezilya'da kalorifersiz binalarda epey üşüdüm. Burası daha güneyde ve daha soğuk, bina da pek şık, kesin kalorifer vardır diye düşündüm. Giriş soğuktu diye biraz şüphelensem de olmama ihtimalini düşünmek istemedim. Pedro'yu görünce çekimi durdurdum, keşke devam etseydim. Pedro ile giriş katındaki dairesine girdiğimizde acı gerçekle yüzleştim. Burada da ısıtma sistemi yok. Sağolsun Pedro yatak odasından katalitik sobasını getirip teklide yaktı, ama salonu ısıtmak mümkün değil. Ben salondaki yatakta uyuyacağım. Brezilya'da olduğu gibi burada da eve ayakkabı ile giriliyor, iyi ki de öyleymiş.. Pedro'yu küçük hediyelerim Türk kahvesi, kekik ve Cem Karaca albümü ile görüyorsunuz. Kız arkadaşı Patricia'ya süslemeli nazar boncuklu anahtarlık verdim. Pedro'nun bu akşam kız arkadaşıyla sinema planı var. Ben daha önce Uruguay planımı yaparken haberleştiğim çok sayıda buralıdan Diego ile buluştum. Tiyatronun karşısındaki bohem Cafe Bacacay'da yemek yedikten sonra çoğu CS üyesi olanlarla buluşmak için bara gittik, bidolu insanla tanıştım; Uruguaylılar ve benim gibi gezmeye gelenler. Uruguay gece hayatı nasılmış görmek gerek elbette. Gördüğünüz gibi kafede-barda öyle tişörtle gömlekle durmak mümkün değil. Sağ arkadaki çocuğa bakmayın siz, İskandinavyalı o. Gece önde 2 diğer arkadaş, arkada Diego, Fronzi ve Lia ile bir taksiye sıkışıp evlere dağıldık. Diego ile Lia Uruguaylı. Fransız Fronzi buraya staj yapmaya gelmiş, Lia ve diğer 4 kızla aynı evde yaşıyorlar. Ertesi sabah Pedro işe gitti, ben evde hafif bir kahvaltı yaptıktan sonra Tres Cruces'deki Ta-Ta adlı süpermarkete gittim. Uruguay pek ucuz bir ülke değil, ancak bazı şeyler Türkiye'den çok daha ucuz. Aşağıda sağ üstteki koyu renk üç şişede görülen Kaçakçı marka viskinin 1 litresi 28 TL. Uruguay'ın milli içeceği olan mate çayı kupaları. Uruguay'da alışveriş ve fiyatlar. Cabo Polonio'daki bakkalı saymazsak Uruguay'daki ilk alışverişim aşağıda. Her ülkeye gitmeden önce oranın parasının TL karşılığını hesaplar ve ona göre davranırım. 1 Uruguay Pesosu tam olarak 0.093 TL olsa da ben kolaylık için 10 UYU = 1 TL kabul ediyorum. Bu yuvarlama benim lehime. Uruguay pahalı mı ucuz mu diye merak edenlere fikir vermesi için fiyatları da yazayım. Uruguay'da yaşam koşulları hakkında bilgi verir. Yukarıdaki alışverişimin masrafı şöyle: Uruguay'da fiyatlar. Teatro Circular 1954 yılında inşa edildi, Rondeau Caddesi'nde 1388 numaralı bina. Aşağıdaki Plaza Libertad olarak da bilinen Plaza de Cagancha, Centro mahallesinde, 18 de Julio Avenue Bulvarı'nda. Uruguay'ın bağımsızlığının ilanından 4 yıl sonra, 1829'da Ciudad Vieja adlı kent merkezinin surları yıkıldı ve kent Ciudad Nueva oluşacak şekilde genişletilmeye karar verildi. 1839'da General Rivera'nın Arjantinli işgal güçlerinden kenti savunduğu Cagancha Savaşı'nın ardından 1840'ta 160 bloğun inşa planı ile beraber bu meydana Plaza de Cagancha adı verildi. 1867 yılında, tepesinde aşağıdaki bronz heykelin olduğu, yukarıda görülen Columna de La Paz anıtı dikildi. Montevideo'da, ilk olarak Paris'te doğan Art Deco tarzı binalar var. Fransız Art Deco mimariye İspanyol, Portekiz, İtalyan ve İngiliz etkileri de katılmış. Aşağıda Gaucho müzesi görülüyor. Uruguay'da yaşam nasıl sorusuna biraz daha yanıt vermesi için kiralar hakkında da yazayım. Kent merkezinde tek odalı bir evin kirası yaklaşık 1.000-1.300TL, üç odalı bir dairenin kirası 2.000TL ve üzerinde. Başkent dışında bu fiyatlar düşer elbette. Bir dairenin aylık elektrik masrafı 100 Liraya yakın, su faturası 50-60 Lira tutar. Motorsikletler 700-4000 USD civarında. Bir çift kaliteli spor veya klasik ayakkabı 200-250TL. Ev fiyatları ucuz değil, pahalı. Aşağıda Montevideo Limanı'ndan kentin bir kısmını görüyorsunuz. Puerto de Montevideo. Limanın karşısındaki denizci heykelinin eline birisi çiçek iliştirmiş. Montevideo yazımın devamı için tıklayın: Çocuklar, arkadaşlar, anıtlar ve Temmuz soğuğu. 1 lt Viski 23 TL! Gel de gitme oraya hani. Bir Güney Amerika yapmalı, gitmeden önce de senin bu oldukça bilgilendirici yazılarını hatim etmeli. Uruguay başkenti Montevideo hakkında bilgi edindim, güzel bir şehire benziyor. Montevideo güzel bir şehir bence de, sevdim. Uruguay başkenti Montevideo bazı şeyler dışında pek ucuz değil galiba. Bu ne kadar sığ bir yorum (30 Ekim 2014, 21:40). Neresinden tutsak elimizde kalacak. Alper dünyayı dolaşıyor, ufkunu genişletiyor. Bu site vesilesiyle bizler de faydalanıyor ve heveslenip harekete gecmek için bilgileniyoruz. Fakat sen ve senin gibi insanlar yüzünden soğuyoruz insanlıktan. Alper couchsurfing ile bizlere canlı ornekler sunarken sen sığ bir tabirle yok onu götürmüşsün, yok ülkeyi neden Türkiye ile karşılaştırmadın vs. diyorsun. Neyse daha fazla yazmaya gerek yok. Senin bir yorum ile edebileşeceğin de yok nasıl olsa. Dervişin fikri ne işe zikride odur derler metin bey. Bilinçaltınızın çöplerini başka yere dökün lütfen. Harika geziler ve çok başarılı gezi yazılarıyla bayılarak takip ettiğim bu sitede bu kadar basit karakterli ve haset insanların işi olamaz. Kıskançlık bazen 3 satırda belli eder kendini. Gereksiz yorumları lütfen dikkate almayın! Başarılı gezi yazılarınızın devamını dilerim. sizin hayal edemediğinizi gerçekleştiren birine yorum yaparken biraz dikkat lütfen. Tövbeler olsun, Metin bey, yazıyı gözüyle okumuş galiba. Bırakın siz kim ne yazmış falanla uğraşmayın, siteniz gayet güzel ve anlatımınız içten benim ne zaman canım eğlenceli ve eğitici birşeyler okumak birazda gülmek isterse soluğu burada alıyorum. hic dikkate almana gerek yok. Bazi insanlarin anlamasi zordur. Bende coughsurfingle gezdim ve erkek evinde de kaldim. Ne birini goturmeye calistim ne de burdaki insanlar boyle bir sey denedi. Ve evet ben burdayim ve diyebilirim ki uruguay guney amerikada en pahali ulke. Metin adli sahis ne cok biliyorda konusuyor dimi. Bosver Alper... biz senin yazilarini hep takipteyiz. Yorumu da silmeyin bence de bazi insanlar ne kafada gorelim. Gülüp geçin, dikkat çekmeye çalıştığı belli uzatmaya gerek yok bence. Ve @Alper hocam böyle gereksiz yorumları yayımlamanıza hiç gerek yok. Yazılarınızı her daim takip ediyorum. Saygılarımla. Kekikli kahve içmedim. 🙂 Gittiğim her ülkeye kahve götürüp hediye ediyorum. Kekik ayrı bir hediye. Bence gezdiğiniz yerleri vlog şeklinde tanıtsanız daha çok kişiye ulaşır. Öğretin görevlisiymişsiniz. Bence vlog olayını becerebilirsiniz. Kolaygelsin. Bu Metin \"bey\" gibiler doğru dürüst bir şeyler yapmaya çalışan bir avuç insanı çekemezler, normaldir. Hayatta hiçbir başarıları yoktur bunların, insanlık adına bir gram emekleri yoktur. Yapabilene de b. k atarlar doğal olarak. Her devirde bulunan asalaklardan biri işte. Öylece, kimse tarafından hatırlanmadan yok olup gideceklerden yeryüzünden. Cahil, seviyesiz, terbiyesiz, faydasız olarak. En kötüsü de bir fikirleri olduğunu zannetmeleri, işte o gerçekten kötü. Bir de doğru dürüst insanları insandan tiksindiriyorlar ya, ona yanıyorum ben. Teşekkürler Alper Bey. Ben de görüşmek isterim. Montevideo'ya yerleşen Türk ailelerden mümkünse bilgi almak istiyorum. Merhaba, ben montevideo ya taşınmayı düşünüyorum fakat konsolosluk dahil uruguay la ilgili gitmeden hiç bir bilgi alamıyorum. bana yardımcı olursanız çok memnun olurum. Merhaba Manolya Hanım. Uruguay gezimden yazdığım tüm yazıları okumanızı öneririm. Sorularınız varsa buyrun yazın, yanıtlamaya çalışırım. Alper bey bana yardımcı olurmusunuz. Ben yurt dışına yerleşmek istiyorum. Konuşmamış gerekiyor yalnız. Yada yazismamiz. Bana yardımcı olabilir misiniz. haydaa 6 dk sonra cevap vermişsiniz şaşırdım valla. teşekkürler. Uruguay Güney Amerika'nın diğer ülkelerinden öne çıkan bir çok olumlu özelliği nedeniyle Türkiye'den epey ilgi görüyor. Çeşitli sayfamdaki Hangi Ülkeye Gitmeli yazımın altına sorarsanız daha fazla ülke önerisi yazanlar olabilir. Sayın alper bey yazilariniz çok bilgilendirici gidip girmek ve yaşamak tabiki ayrı bir deneyim, bende uruguay ve macaristan üzerinde araştırma yapıyorum eşimle birlikte yerleşme planlarımız var sizi yazılarımızda da biraz daha bilgi edinmiş olduk. Biz canakkale de peynircilik yapan butik bir işletme sahibiyiz bu işimizi bu iki ülkede kurmayı ve devam ettirmey düşünüyoruz peynir tatlimizida üreteceğiz. daha ayrıntılı görüşmek isterim sizin içinde uygunsa iyi günler iyi çalışmalar. Merhaba Toygun Bey. Uruguay ve Macaristan bambaşka coğrafyalar fakat ortak özellikleri var; ikisi de benim en sevdiğim ülkeler arasında, insanı sıcak, özgür, rahat, güzel ülkeler. Ben de size yakın Şarköylüyüm, Çanakkale'yi severim. Peynir helvası eşsiz bir lezzet. Görüşmek derken yüz yüze mi demek istediniz? Ben İstanbul'dayım. Sorularınız varsa ister böyle yorum olarak sorun, ister blogumdaki iletişim sayfasından yazın. İlginize teşekkürler. Merhaba. O işaret Uruguay para birimi pesoyu temsil ediyor. Latin Amerika'da bir çok ülkede yerel para birimi dolar işaretiyle gösteriliyor ve yabancılar anlamıyor haklı olarak. İyi şanslar. Uruguay'da büyük kentlerde ev fiyatları pahalı. Ebelik konusunu bilmiyorum ama serbest olarak hiç bir ülke izin vermez. Merhaba. Uruguay Güney Avrupa kökenli insanların yaşadığı, Türkler için pek yabancılık hissedilecek bir ülke değil. Ancak Macaristan hem mesafe hem de kültür olarak bize daha yakın tabii. İyi şanslar dilerim. Bilgi ve deneyimlerinizi de Macaristan yazılarımda paylaşırsanız sevinirim. Bu arada taze soğanın kilosu 13 tl olmuş. siz hangi hakla metini aşağılarsınız? hangi seviyede olursanız olun hangi mev, kide olursanız olun sizin bir insanı aşağılamaya, yaptıgı yorumu hor görmeye hakkınız OLAMAZ. bazılarınız tutup 'çoba, köylü, denizci' gibi terimler kullanmış. ve bunu hakaret niteliğinde kullanmış. eğer çobanı hakir görücekseniz her gece çocugunuza içirdiğiniz sütü kenara atın. bir denizciyi hair görücekseniz o seyehat ettiğiniz cruise gemilerinden inin. avrupanın farklı noktalarına seyehat eden biri olarak bu yaptıgınız davranısı herhangi bir ülkede çok gördümü söyleyemem. sizin gibi düşünmeyen, sizden farklı düşünceleri olan insanları böyle yargılamak, kendince hakaretler yazmak, türetmek, kullanmak sizi ondan daha yukarıda bir insan yapmaz. başkent merkezi olması şart değil normal ev fiyatlarını doğruca yazarsanız sevinirim. Şevket Yüksel çok bilmiş bir şekilde konuşmuşsun ama çobanı ya da denizciyi hakir gören ifadeleri sadece bir kişi yazmış. Diğerleri Metin denen insanımsının yaptığı saçmalıkları anlatmış. Bilmemkimi götürmüşsün, nankörsünüz, neyse kızı götürmüşsün gibi yorum yazan birine milletin ne demesini bekliyordun. Demek ki sende aynı zihniyettesin. Götürmüşsün ne ya. Pavyon ağzının burda işi ne. Şimdi de pavyon ağzının savunuculuğunu yap. Bu tip kişisel bilgi veren sitelerin değerini bilmek gerekiyor. Çünkü emek verilip bizler için değerli bilgiler paylaşılıyor. Gerçekten ellerinize sağlık değerli çabalarınız ve emekleriniz için. Alper abi. 24 yaşındayım 20 yaşından beri araştırma yapıyorum. Gidilebilecek en mantıklı ülke hep Uruguay'dı benim için. Zamanı gelmeye başladı 1-2 yıl içerisinde gitmek istiyorum. Ancak orada ne iş yapılır? örneğin; dükkan ve ev satın almak ne kadara mal olur bilgin varsa aydınlatabilir misin? Türkiye de ki birikimimiz ile annem babam ve eşim olmak üzere 1 milyon türk lirası orada hayat kurmamıza yeter mi? Türkiye'den bir gelirim olmayacak çünkü elde avuçta ne varsa toplayıp gideceğiz. Gidip gezm iş biri olarak kardeşini bilgilendirirsen çok mutlu olurum. Ben Uruguay'a gezmeye gittim, iş konusunu bilmiyorum. Vatandaşlık ve genel fiyat ve eğitim durumunu yazdım. 1 milyon lira elbette ev alıp yerleşmek için yeter, ama gelir olmazsa bir gün biter. Ev kiralarının yanına bir de dükkan kiralarını koysan. Uyarına gelirse fast food fiyatları, hiç kebap, fish and chips or pizza shop var mı gibi sorulara da cevap verebilirsen, tadından yenmez hani. Montevideo'da kebap yenebilen Ashot Shawarma ve Maros Kebab var. Pizza Uruguay mutafağının önemli bir yemeği, çok yaygın. Diğer konuları bilmiyorum. Merhaba. Montevideo'da en ucuz, iki yıldızlı otellerde oda fiyatları 150 liradan başlıyor. Biraz daha iyi, üç yıldız düzeyinde otellerde tek kişilik oda fiyatları ortalama 200 lira. Bu yazıyı size 2020 den yazıyorum... Yazmış olduğunuz takvime göre 4 ay sonra yani 15 Temmuz da bir darbe girişimi olacak ve ülkede artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak... Toplum tamamen ayrışacak ve bölünecek... Herkes karşısındakini anlama gereği duymadan yargılayacak, yerden yere vuracak, yani eleştirinize konu olan bu durum neredeyse sıradanlaşacak... Kim bilir belki arkadaşlar o günlere dair ısınma hareketleri yapıyordur.!. Ejder Bey bloguma ilginiz ve övgünüz için çok teşekkür ederim. Nice ülkeler görmenizi dilerim."} {"url": "https://celebialper.com/montevideo-2-cocuklar-arkadaslar-anitlar-ve-temmuz-sogugu/", "text": "Bugün Montevideo'da Lia ve ev arkadaşı Fronzi ile bütün gün yürüdük ve güzel bir gün geçirdik. Kentin eski ve yeni semtlerini gezdik, sohbet ettik, fotoğraflar çektik. Ben bu kenti beğendim. Ciudad Vieja adı gibi Montevideo'nun en eski kısmı bugün bir mahalle. Eski önemini yitirip onlarca yıl terk edilen mahalle, belediyenin son yıllardaki girişimiyle büyük bir dönüşüm yaşadı. Gündüz sakin, hoş sokaklarla dolu bu barrio, kentin gece hayatının merkezi haline geldi. Uruguay gezisi başkent Montevideo ile devam ediyor, işte Uruguay gezi notları. Ciudad Vieja semtinde kentin barlarının çoğu, Uruguay yemek ve içecekleriyle dolu Mercado del Puerto, Uruguay'ın ve Latin Amerika'nın Güneyinin en önemli limanı bulunuyor. Montevideo heykellerle dolu bir kent, ve çok yüksekte olmayıp erişilebilen bütün heykellere birer kalp yapıştırıldığını gördüm. Kim yapıyor bunu bilmiyorum. Aaa, bu bizim İstanbul'dan Garibaldi yahu! 17 yıl önce Beyoğlu'nda Garibaldi Restoran'da yemek yedikten sonra kim olduğunu merak edip araştırdığım bu İtalyan, Uruguay'da karşıma çıktı. İtalya'nın atası kabul edilen Giuseppe Garibaldi, 1827 yılında yirmi yaşında iken bir gemiyle geldiği İstanbul'da hastalanır ve geri dönemez. Beyoğlu'nda yaşar, semtteki yabancı okullarda Fransızca ve İtalyanca dersleri verir. İtalyan bir dulun üç oğluna da özel öğretmenlik yapar. Çeşitli nedenlerden dolayı İstanbul'dan İtalya'ya ancak 1832 yılında, Clorinda adlı gemi ile ikinci kaptan olarak dönebilir. Garibaldi 1839'da politik nedenlerle Güney Amerika'ya gitmek zorunda kalır. 1842 1848 yılları arasında Uruguay Filosu'nun komutanlığını yapar. Garibaldi 1862 yılında Roma yenilgisinden sonra da İstanbul'da sürgün hayatı yaşadı. İstiklal Caddesi'nde Çiçek Sokak'ta oturdu, İtalyan İşçi Yardımlaşma Derneği'ni kurdu ve ilk başkanlığını yaptı. Yardımlaşma derneği bugün Casa Garibaldi İstanbul adıyla hala aktif durumda. Garibaldi Beyoğlu'nda hala gördüğümüz İtalyan mimarisine de katkıda bulundu. Lia ve Fronzi ile Ciudad Vieja semtinde rastladığımız bu üç çocukla eğlendik. Aşağıda heykelini gördüğünüz Bruno Mauricio de Zabala (1682 1736) İspanyol bir asker ve sömürge yöneticisi. 1717 yılında İspanya tarafından bugün Uruguay ile Arjantin'i ayıran Rio de la Plata Nehri'nin Kaptanı Derya'sı olarak atandı. Dünyanın en geniş nehrinde korsanlara ve nehrin sahibi olmaya çalışan Portekizlilere karşı savaştı. 1726 yılında bu mücadele için bir kale inşa inşa ettirdi. Bu alan daha sonra Montevideo kentine dönüşerek İspanyolların Banda Oriental olarak adlandırdıkları bugünkü Uruguay ve Güney Brezilya'nın denetim ve yönetim merkezi, daha sonra da Uruguay'ın başkenti oldu. Yukarıda Zabala Anıtı'nın alt ön kısmındaki çıplak kadın heykelinin altında \"özgürlükten ne çekinin ne de korkun\" yazıyor. Aşağıdaki kabartma heykel besbelli ki bir Gaucho ve hayvanları. Gaucho Güney Amerika'da Arjantin, Uruguay ve Güney Brezilya'nın bazı bölgelerin sakinlerini tanımlamak için kullanılan bir terim. Bizim bildiğimiz sözcüklerden en yakın \"kovboy\" olarak çevirebiliriz ama aynısı değil. Kendine özgü kıyafetleri olan, hayvancılık ve çiftçilikle uğraşan, Uruguay kültüründe önemli bir yeri olan gaucho'ların yemekleri çok lezzetli olduğu için birçok lokanta ismine bir de \"gaucho\" ekliyor. Sözcüğün Güney Amerika yerli dillerinden Mapuche'deki cauchu ve Quechua dilindeki hauchu sözcüklerinden geldiği söyleniyor ama bu kesin değil. Aşağıda Plaza Matriz olarak da bilinen Plaza Constitucion görülüyor. Meydan 1830'da bugünkü şekliyle kuruldu. Montevideo'daki en eski meydan olan Plaza Constitucion, burada ülkenin ilk anayasası üzerine edilen ulusal yemin nedeniyle Anayasa Meydanı adını almış. Burada el sanatları pazarı kuruluyor. Eski kentin kolonyal döneminde ve anayasanın yazılmasından sonraki yıllarda kent yaşamının ana noktası oldu. Bugün de mahallenin önemli meydanlarında birisi ve çevresinde bakanlıklar, bankalar, kültürel kurumlar, lokantalar var. Sarandi Caddesi'nde hem buralılar hem yabancılar için mate çayı bardağı, el işi kıyafet, mate çayı, süs ve hediyelik eşyalar satılıyor. Aşağıda mate çayı bardakları ve termosları görülüyor. Uruguay'da herkes mate çayı içiyor, bundan ayrıntılı bahsedeceğim. Montevideo'nun eski merkezini çevreleyen surların yıkılıp kentin genişletildiğinden bir önceki yazımda bahsetmiştim. İşte o surlardan bugüne ulaşan tek parça olan kale kapısı aşağıda. Uruguaylı arkadaşım Lia bu fotoğrafı özellikle çekmemi söyledi, çünkü Montevideo'yu iyi temsil eden bir görüntü. Önde Puerta de la Ciudadela, arkada Palacio Salvo. Burası Montevideo'nun en önemli meydanı Plaza Independencia. Ciudad Vieja ile kent merkezi arasındaki meydanda önemli binalar var. Uruguay gezi notları devam ediyor. Aşağıda anıtını gördüğünüz Jose Gervasio Artigas Arnal (1764 1850), Uruguay'ın ulusal kahramanı ve \"Uruguay ulusunun atası\" olarak anılıyor. Ülkenin bağımsızlığı için büyük mücadele vermiş bir lider. Palacio Salvo tam 100 metre yükseklikte şahane bir bina. İtalyan göçmen mimar Mario Palanti tarafından tasarlandı. Türkiye'de bizim düğünlerimizin vazgeçilmez giriş şarkısı olan La Cumparsita tangosunun Gerardo Matos Rodriguez tarafından 1916 yılında bestelendiği Confiteria La Giralda'nın olduğu yere inşa edildi. Gerardo Matos Rodriguez'in öğrenciyken Uruguay karnavalı için bestelediği La Cumparsita, bütün zamanların en ünlü tango parçası ve Türk düğünlerinin neredeyse zorunlu müziği haline geldi. Ben bu binayı Uruguay'a gitmeyi hayal ederken beğenmiş ve en üst katına çıkmayı istemiştim. Uruguaylı arkadaşım Lia Palacio Salvo'ya hiç girmemiş, güvenlik görevlisinden rica etti, adam \"burası bir konut, sadece girişteki sergiyi görebilirsiniz, daha üste çıkmak yasak\" dedi. Bir gezgin böyle pes etmez. Asansörlere çaktırmadan yaklaşmamızı söyledim. Gözüne kestirdiği bir bina sakinine \"yabancı misafirim var, burayı çok seviyor, sizinle birlikte asansöre binebilir miyiz?\" diye sormasını önerdim. Evlerine gitmek için asansörlere gelenlerden bir kadına rica etti, kadın bize şöyle bir baktı, birşeyler sordu, sonra çevresini kontrol edip sessiz olmamızı işaret ederek bizi asansöre soktu. Bizi üst kata çıkaran kadın İngilizce bilmiyor, Lia aracılığıyla anlaştık. Bizi Palacio Salvo'nun en tepesindeki kuleye çıkardı, asansörlerin bittiği en üst kattan sonra dar bir merdivenden çıktık. Bizi oturduğu küçük daireye aldı, hem kuleden hem de evinden onlarca fotoğraf çektik. Uruguay insanları kibar ve cana yakın; tanıdıkça insanın içinden Uruguay vatandaşlığına geçmek, Uruguay'a yerleşmek geliyor. Palacio Salvo'yu bize gezdiren kadın başka bir daireye taşınma aşamasındaymış, bizi oraya da götürüp binayı anlattı, başka cephede yer alan diğer dairenin pencerelerinden de fotoğraflar çektik. Bu dev yapının eski planında en tepede bir deniz feneri planlanmış. Bu fenerin 100 Amperlik lambası ve 9.2 metrelik parabolik aynası, 100 kilometre mesafeden görülebilir olacakmış. Ama bugün bir anten var. Yakın zamana kadar Güney Amerika kıtasının en yüksek binası buydu. Uruguay gezi bilgileri devam ediyor. Aşağıdaki fotoğrafta görülen grup kürtajla ilgili gösteri yapıyor, ama lehte mi aleyhte mi anlamadım ben, İspanyolca bilmem. Biz bugün yorulduk, tiyatro yakınında bir kafede oturup çay içtik. Akşam çökünce hava iyice soğudu. Akşam Lia beni evine davet etti. Ev arkadaşlarıyla tanıştım, Çok azı İngilizce biliyor olsa da uzun saatler sohbet ettik, eğlendik.. Aşağıdaki resimde Lia'nın ev arkadaşı Ines çalıştığı diskoya gitmek için evden çıkmadan önce benimle mate çayını paylaşıyor. Mate çayı ve termosunu da yanında götürecek elbette. Uruguay'da herkes sizinle mate çayını paylaşmaya hazırdır, ve bunu gülümseyerek yapar. Türkiye'den Onno Tunç albümü ve işlemeli para çantası hediye ettiğim Lia'nın ev arkadaşlarından işi olanlar çıktı; evde kalanlar ve alt komşuları iki kız ile bütün gece sohbet ettik. Lia dışındakilerin İngilizcesi hemen hiç olmadığı için genelde çeviri yaptı. Montevideo yazılarımın devamı için tıklayın: Üniversite, lunaparkta çarpışan motosikletler ve çocuklar. Merhaba. Yerleşme konusunu bilmiyorum, araştırmadım. İyi şanslar. Alper seni takip ediyorum. Harika paylaşımların var. Herkese de tavsiye ediyorum. Mütevaziliğin ve paylaşımların harika.... Çok teşekkürler Mehmet, takibine ve tavsiye etmene sevindim. uruguay a yerleşme konusunu ben araştırdım ilginçtir hiçbirşey istemiyor ve üstelik 3 yıl oarada kaldığın taktirde vatandaşlık hakkını elde ediyorsun ve avrupaya vizesiz girebiliyorsun. bir de bu 3 yıl süre tam yıl kalman gerekli de değil 1 yıl içerisinde 6 ay kalman yeterli ama 3 yıl şart yani 6 ay içerde 6 ay dışarıda geçirsen bile vatandaşlık hakkını elde edebiliyorsun. Alper seni oncelikle tebrik ederim. Gezilerindeki izlenimlrini bilgilerini maceralarini bizlerle paylastigin icin. nasipse 2015 mayista campinque car la esimle bizde yollara dusecegiz. rehberlerimizden biride senin paylasimlarin olacak simdiden tesekkurler. Ben iş aramadım, bilmiyorum. basit işler bulmak pek zor olmaz. Dil önemli tabii. Okudukça insanın Uruguay gezisi yapası geliyor. Güzel arkadaşlar edinmişsiniz. Uruguay'a yerleşmek aklımdan geçmedi, ama sevdiğim ve güzel bir ülke. uruguay ile ilgili yazılarını severek okuyorum bu arada yukarıdaki resimlerden birinde açılmış olan pankarta \"el vacio legal deja nuestros vientres vacios\" yani \"yasal boşluklar karınlarımızı boş bıraktı\" diyor. Pek hoşlarına gitmemiş anlaşılan kürtajın ülkede yasallaştırılması. Uruguay gezi ve bilgi yazılarıma ilginize teşekkür ederim, çeviri için de. Demek ki kürtaj karşıtları imiş."} {"url": "https://celebialper.com/montevideo-3-universite-lunapark-ve-cocuklar/", "text": "Bugün tek başıma Montevideo'da çok yürüdüm ve keyif aldım. Önce evden kentin en geniş ve uzun caddesi olan Bulevar General Artigas Bulvarı'na yürüdüm. Bulvarda şık evler, bazı banka şubeleri, üniversite, anıtlar, klinikler, lunapark, golf kulübü var. Bulvar geniş bir parka ulaşıyor ve deniz kenarında bitiyor. Uruguay'ın başkenti Montevideo'dan gezi notlarım devam ediyor. Aşağıdaki bez ve tayt satan amca ne kadar sevimli. Aşağıda Montevideo Obeliski görülüyor, resmi ve tam adı Obelisco a los Constituyentes de 1830. Heykeltraş Jose Luis Zorrilla de San Martin tarafından yapılan 40 metre uzunluğundaki üç kenarlı anıtın her tarafında birer bronz heykel var ve her biri \"Kanun\", \"Özgürlük\" ve \"Güç\"ü temsil ediyor. Altıkenar bir havuzla çevrili. 1930 yılında, daha önce bahsettiğim Uruguay Anayasası'nın yüzüncü yılını kutlamak için inşa edildi. Uruguay ile rekabeti ünlü olan Arjantin kıskanmış olmalı ki, altı yıl sonra anıtın aynısının daha büyüğü, Buenos Aires'e kentin kuruluşunun dört yüzüncü yılı için inşa edildi. Güney Amerika seyahat için bence harika bir kıta. Uruguay'ın başkenti eğlenceli. Bulevar General Artigas'da kuzeyden güneye doğru yürürken sol tarafta yüksek ve yeni binalar, sağ tarafta ise tarihi ve kişilikli binalar çoğunlukta. Bulvardaki şık evlerden bazıları. Latin Amerika'da yaşam görüntüleri, Uruguay'ın başkenti Montevideo. Güney Amerika seyahat etmek için yaratılmış bir kıta. Zaman ve para bulan herkese bir Latin Amerika gezisi öneririm. İspanyol sanatçı Miquel Blay tarafından yapılan anıtını gördüğünüz Jose Pedro Varela, Uruguaylı bir sosyolog, gazeteci ve politikacı. 1875-76 yıllarında kısa süren başkanlığı döneminde onun sayesinde Uruguay ücretsiz, zorunlu ve laik eğitime geçerek dünyada bunu gerçekleştiren ilk ülkelerden oldu. Jose Pedro Varela sayesinde Uruguay'da kabul edilen 1877 Yaygın Eğitim Kanunu, bugün bile ülke ve eğitim sistemi üzerinde belirleyici bir etkiye sahip.. Önceki yazımda bahsettiğim, heykellere yapıştırılmış kalplerden bunda da var. Bu anıtın kime ait olduğunu ya yazmamışım, ya da bulamadım. Uruguay'da bir devlet üniversitesi, dört özel üniversite var. Burada hem ziyaret ettiğim üniversiteden resimlerim, hem de diğer üniversiteler hakkında bilgi var. Uruguay Cumhuriyet Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'ni ziyaret ettim. Ben gezdiğim ülkelerde düğün dernek, parti, kilise, cami, toplantı, pazar, okul, üniversite gördüm mü girerim. Kapıda bekçiydi güvenlikti olmadığı için gittiğim ülkelerde içeri girmek kendi çalıştığım üniversiteye girmekten daha kolay oluyor. Yukarıdaki yazı sizi \"aaa yazanı anladım, Uruguay'a gitsem ben okurum, yaşarım\" yanılgısına düşürmesin. İspanyolca gerek. Uruguay'da üniversite okumak isteyenlere bilgi. Bizdeki Ocak ayı gibi, Temmuz ayı Uruguay'da kış, fakültede sömestr sonu sınav dönemi olduğu için pek öğrenci yok. Binaları, dershaneleri dolaştım. Gördüğünüz gibi herkesin mate çayı takımı yanında. Mimarlık fakültesi öğrencileriyle sohbet ettim. Uruguay'da laz müteahhit olup olmadığını sordum, yokmuş. Epey konuştuk, mate çayı içtik. Dekanlığa seçmeli \"Laz Mütayitlik\" dersi açılması için dilekçe vermeye karar verdiler. \"Yapmayın\" dedim ben, bakalım. Uruguay'ın başkenti Montevideo böyle kalsın lütfen. Uruguay Cumhuriyet Üniversitesi ülkenin devlet üniversitesi olarak en önemli, en eski ve en büyük üniversitesi. 1849 yılında kurulan üniversitede 80,000'den fazla öğrenci okuyor. Mimarlık, güzel sanatlar, kimya, ekonomi, işletme, mühendislik, eğitim bilimleri, hukuk, tıp, hemşirelik, psikoloji, fen bilimleri, sosyal bilimler, ziraat, diş hekimliği, veterinerlik fakülteleri ve ilgili bölümleri var. Salto ve Rivera kentlerinde de bazı fakülteleri var. Uruguay'da okumak isteyenler için en iyi seçenek. ORT Uruguay ülkenin en büyük özel üniversitesi. Üniversite bünyesindeki beş fakülte ve enstitüde 9.500'den fazla öğrenci eğitim görüyor. ORT Uruguay 1942 yılında kar amacı gütmeyen bir kuruluş olarak kuruldu. 1996 yılında özel üniversite statüsünü kazandı. Böylece ORT Uruguay ülkedeki ilk özel üniversite sertifikasını alan eğitim kuruluşu oldu. 1880 yılında St. Petersburg'ta Yahudi kesim tarafından kurulan uluslararası eğitim ağı olan World ORT'ye üye. Montevideo Üniversitesi Uruguay'ın başkenti Montevideo'da özel bir üniversite. 1986 yılında kurulmasına rağmen, üniversite statüsünü 1997'de kazandı. Üniversitenin Roma Katolik organizasyon olan Opus Dei ile yakın bağlantısı var. Üniversitedeki bölümler; işletme, hukuk, ekonomi, haberleşme, IEEM, mühendislik, biyomedikal, muhasebe, işletme, eğitim, tarih, felsefe, edebiyat, matematik, İngiliz dili ve edebiyatı, inşaat mühendisliği, endüstri mühendisliği, bilişim teknolojileri. İspanyolca adı Universidad Catolica del Uruguay Damaso Antonio Larranaga olan özel üniversitenin merkez kampüsü Montevideo, diğer iki kampüsü Maldonado ve Salto'da. Sosyal bilimler, hukuk, mühendislik, hemşirelik, dişçilik, psikoloji bölümleriyle eğitim veriyor. Yabancı ülkelerde lunaparka gitmeyi ve insanları izlemeyi severim. Latin Amerika'da yaşamın içine girdiğim yerlerden biri de bu lunapark oldu. Çocuklar her yerde güzeldir. Uruguay başkenti Montevideo'da da öyle. Bir fincan kahve olsam, 40 yıl hatırım olsa. Bulevar General Artigas Bulvarı'nda sevimli evler. Uruguay başkenti Montevideo'da yaşam. Uruguay'da üniversite okumak hakkında pek bilgim yok. Fahri Uruguay Konsolosluğunu aramalısınız. Uruguay'da bir devlet üniversitesi, 4 özel üniversite var. Devlet üniversitesi olan Uruguay Cumhuriyet Üniversitesi parasız, diğerleri paralı. merhaba Alper bey seneye lisans eğitimim bitecek ve uruguay gibi güzel bir ülkeye bir gün gitmek belkide geri kalan yaşamımı orada sürdürmek hayallerim arasında ama yaşam koşulları neler iş olanakları kalacak yer ve alışma süreci nasıl olur bunlar hakkında ben ve benim gibi insanlara neler söyleyebilirsiniz acaba şimdiden teşekkürler. Uruguay üniversiteleriyle ilgili bilgilerimi yukarıda yazdım. Ayrıntılar için fahri konsolosluğu aramalısınız. Alper bey yazinizi keyifle okuduk. Esim ve 7 yasindaki kizim mavi ile uruguay a giderek vatandaslik icin basvurmayi dusunduk ancak boyle bir maceraya atilmak icin bazen cesaretimiz dusuyor ucaktan inince napicaz ne edicez ilk pratikte aklimiza bu geliyor kari koca egitimli kisileriz hatta ben emekliyim erken emekli 🙂 sizinle en azindan fikir bazinda gorusmek isterim mail den veya telefonla size de uygunsa saygilarimla. Merhaba. Blog yazılarıma ilginize teşekkürler. Uruguay güzel ve özgür bir ülke ancak orada iş bulmak kolay değil. İspanyolca bilmeniz gerekir. Blogumun iletişim kutusundan yazdıklarınız bana e-posta olarak geliyor. Saygılar. Bildiğim kadarıyla evet Uruguay'da devlet üniversitesinde okuyabilirsiniz. Yazımda geçen üniversitelerden birine e-posta göndermenizi öneririm."} {"url": "https://celebialper.com/montevideo-4-sahil-mate-cayi-ve-arkadaslar/", "text": "Uruguay'ın Temmuz soğuğu fena. Bu yaz 1 aylık seyahatim için Vietnam-Kamboçya-Laos ile Brezilya-Uruguay-Arjantin-Paraguay planlarım arasında karar vermekte güçlük çektim. İlki çok sıcak ama ucuz, renkli ve eğlenceli. İkincisi soğuk ve pahalıca ama maceralı, eğlenceli, modern, bambaşka bir dünya. Yüksek sıcaklıkta ve nemde gezmenin eziyetini Küba'da yaşamamış olsaydım ilkine daha geçen sene gidecektim, ama Vietnam ve diğerleri Küba ile aynı paralelde ve ekvatora yakın, o yüzden sıcak havada serinleyemezsin ama soğukta kalın giyinip ısınırsın düşüncesiyle Latin Amerika'da karar kıldım. Ama Montevideo'da üşüyorum. Yazdığım Montevideo gezi yorumları devam ediyor. Fakat işler öyle gitmiyor. Evlerin, lokantaların, müzelerin, işyerlerinin buz gibi olduğunu duymamıştım. Banyo yapmak bir eziyet. Kaldığım bina Montevideo'nun merkezinde, 50 daireli, 1927 yapımı ama restore edilmiş, bakımlı ve temiz. Ama ısıtma sistemleri yok burada. Buz gibi. Herkes dışarıda olduğu gibi, mekanlarda da paltolarla, eldivenlerle. Birazdan duş alacağım. Arkadaşım sabah erkenden işe gitti, ben biraz geç kalktım. Katalitiği yaktım ama evin hiç ısınası yok. Kıtanın en refah ülkesinde, takım elbiseli kapıcısı vals söyleyen binada kalıyorum, eziyete bakın. Banyo yapma sıklığımı 2 günde bire indirdim, hatta bazen 3. Neyse, içinizi karartmadan Uruguaylı arkadaşlarım Carli ve Florencia'nın sıcak gülümsemeleriyle ortamı ısıtmaya çalışayım. Aile veya arkadaş grubunca bir tane Mate bardağı ve termosu taşınıyor ve paylaşılıyor. Burada istisnai bir durum var, Florencia nezle olduğu için ikisinde de var. Bunun dışında aynı grupta ikinci bir mate takımı taşındığını görmedim.. Arka plandaki iki kişinin arasında da bir mate takımı görülebiliyor. Uruguay'ın Temmuz soğuğuna bakın, köpekler bile kalın giyiniyor. Uruguay'ı araştırırken burada torta fritas yemenin şart olduğunu öğenmiştim. Carli ve Florencia sahilde otururken az ilerideki satıcıyı gösterince bu fırsatı kaçırmıyorum. Yediklerim sayfamda ayrıntılı olarak anlatıyorum. Uruguaylı arkadaşlarımla paten sahasının yanında harika bir gün geçiriyoruz. Montevideo'da arkadaşlarım Florencia, Andres, Carli ve Casco ile. Mate duvarın üzerinde görülüyor. Mate gün boyu iyi gider ama Uruguay'ın buz gibi Temmuz kışında akşam milli içki Grappamiel içiyoruz. Grappamiel alkol ve baldan yapılıyor, ısınmak için içiliyor. Uruguay'da mate çayı bir kültür. Gördüğünüz gibi herkes evden çıkarken mate bardağını mate çayı ile, termosunu kaynar suyla doldurup yanına alıyor. Sokakta, işte, alışverişte, okulda, parkta, sahilde, her yerde mate ile dolaşıyorlar. Termostan mateye sıcak su eklenip metal pipetle çekiliyor. Su bitince bir süre sonra tekrar ekleniyor gün boyu. Aşağıdaki çocukları tanımıyorum, sahilde gezerken fotoğraflarını çekmek için izin istedim, sevindiler. Nereli olduğumu sorup ben Türkiye deyince hemen \"Fenerbahçeli misin, Galatasaraylı mı?\" diye sordular, şaşırdım. Latin Amerika gezisi sürprizlerle dolu. Uruguay'ın iyi insanlarını görünce Uruguay vatandaşlığına geçmek ve yaşamak istiyor insan. Uruguay kışında ısınmak kolay değil. Bütün gün mate çayı ile dolaşanlar, grappamiel içenler, dans edenler, koşanlar, zıplayanlar, takla atanlar. Sanırım çekimi yaparken bulduğum tahmine siz de katılırsınız. Uruguay mate çayıdır. Güney Amerika seyahat için harika. Uruguay'da marihuana kullanmanın serbest olduğunu öğrenince çok şaşırdım. Aşağıdaki gence fotoğrafını çekmeme izin verip vermeyeceğini sorunca rahatlıkla poz verdi. Harika bir blog. Keyifle okudum. Mate ile ilgili 2 sorum var: demleme sıcaklığı nasil olmalı, bir de o bardak ve bombilla yı TR de bulabilir miyim? Cok teşekkürler. Teşekkürler, sevindim. Mate demleme suyu kaynar değil ama kaynama noktasına yakın, sıcak olmalı. Termosa doldurulup bütün gün onunla gezildiği için sıcaklığı yavaş da olsa azalıyor zaten. mate bardağı ve bombilla maalesef Türkiye'de yok. Demlik veya bardakta hazırlayabilirsin, Uruguay usulü olsun dersen bir arkadaşım e-bay'dan aldı, onunla heberleşmeni sağlarım istersen. Uruguay kültürü ve yaşamı içerisinde mate çayı önemliymiş. Evet, Uruguay'da mate çayı yaşamın bir parçası. Uruguay'a yerleşmek isteyenler için cazip bir gezi yazısı olmuş. MATE tek kelimeyle igrenc. tadi demlenmis tutun gibi. merak edenlere duyrulur. Mate çayı bence iğrenç değil ama Uruguay'dan Türkiye'ye getirdiğimde tattırdığım ilk arkadaşım \"sigara külü gibi\" dedi."} {"url": "https://celebialper.com/montevideo-5-silahli-soygun-candombe-ve-buz-gibi-zengin-evi/", "text": "Güney Amerika gezisi renkli ve maceralı olduğu gibi riskli de. Pazar günü evsahibim Pedro, kız arkadaşı Patricia ve arkadaşı Pablo, bir parka gideceklerini söyleyip beni de davet ettiler. Mate çayı takımını hazırladılar ve Pedro'nun arabasıyla Montevideo kalesinin olduğu tepeye gittik. Yolda \"Türkiye Caddesi\" tabelasını görünce hoşuma gitti, kısa bir süre durduk ve fotoğrafını çektim, kaleye doğru devam ettik. Kalenin olduğu park alanı nezih bir yer; aileler çocuklarını gezdiriyor, diğer tarafta çocuklar futbol oynuyor.. Montevideo Kalesi parkında Pedro makinemle manzaraya doğru fotoğrafımı çekerken arkasında 17-18 yaşlarında iki oğlan oturuyordu, pek şıktılar; birinde poşu vardı, diğerinin saçı çok ilginç bir rastalıydı, kıyafetler hoş. Tam Pedro fotoğrafı çektikten sonra onlarla konuşmayı aklımdan geçiriyordum ki bunlar kalkıp Pedro'nun kafasına silah dayadı. Arbedede Pablo'nun yanağı delindi. Fotoğraf makinemi, Pedro ve Patricia'nin cüzdanlarını alıp kaçtılar. Aşağıdaki fotoğrafta sağ-ortada görülen topun yanında ben fenere doğru dönük duruyordum, Uruguaylı arkadaşlarım da benden birkaç metre ötede fotoğrafımı çekiyorlardı. Tam turunculu ve beyazlı minik insanların olduğu yerde bizim küçük soyguncular oturuyordu. Biz karakola gittik, rapor tutuldu vs. Karakol da her yer gibi soğuk tabii; memurlar kabanlar, şapkalarla çalışıyor. Pek sevimsiz bir yer; girişte sadece iki küçük masa ve iki memur olan, çıplak, hem birinci hem ikinci anlamıyla soğuk bir oda. Arka taraf bir panoyla kapatılmış, kapıdan geçiliyor, biz o tarafı görmedik. Bizim raporumuzu tutan kadın polis kibardı. Odadaki tek sandalyeye beni oturttular, misafirim ne de olsa. Bu arada Pablo karşıdaki bakkala gitti, aldığı bir torba buzu delinen yanağına tutarak geri geldi. Güney Amerika ülkeleri merakınızı çekiyorsa elbette gezmeye değer, ama gerçekleri bilerek. Yeni bir fotoğraf makinesi aldım. Neyse ki dün gece size fotoğraf yayınlamak için makinemin belleğindekileri Pedro'nun bilgisayarına kopyalamıştım. Türkiye Caddesi tabelası dışında fotoğraf kaybetmedim. Yoksa çok üzülürdüm. Silahlı soygun bir Güney Amerika seyahati yapan herkesin başına gelebilir. Uruguay başkenti Montevideo, seyahatimdeki diğer Latin Amerika kentleri Sao Paulo ve Buenos Aires'e göre bu konuda daha güveli olmasına rağmen, piyango bana burada isabet etti. Arkadaşım bu tip olayların burada sık olduğunu düşünmememi, örneğin bugünkünün bu yıl yaşadığı sadece üçüncü soygun olduğunu söyleyince kulaklarıma inanamadım. Asayiş berkemal yani.. Arabayla Pablo'yu evine bıraktıktan sonra El Brasero Parrillada adlı lokantaya gittik. Parrilla mangal demek. Yediklerim sayfamda burada neler yediğimi görebilirsiniz, aşağıdaki mangal Uruguay'daki parrilla'nın resmi. Uruguaylı arkadaşlarım bu soyguna kendileri için olduğu kadar benim için de üzüldüler. Uruguay'a beslediğim ilgi ve sevgiye rağmen benim başıma bu gelmemeliydi. Ama Uruguay'ı sevmeye devam ediyorum elbette. Uruguay Latin Amerika ülkeleri arasında özel bir yere sahip; ekonomik ve sosyal hakların yüksekliği, eğitimi, modernliği ve özgürlüğü dikkat çekiyor. İlgili yazım: Hayallerimin Ülkesi Uruguay. Uruguay'ın başkenti Montevideo sahilinde kış öpüşmesi ve kumsal. Uruguay beni şaşırtmaya devam ediyor. Parkta marihuana esrar içme etkinliğinin afişini asmışlar. Uruguay'da esrar içmek, denetimli olarak satın almak serbest. Uruguay esrarı yasallaştıran dünyada ilk ülke. Güney Amerika gezisi en çok sıcak insanlarıyla güzelleşiyor. Montevideo'nun Temmuz kışında güler yüzlü arkadaşlarım Florencia ve Marco ile sahilde. Akşam sahilde eğlenip sohbet ederken uzaktan davul sesleri geliyor, soruyorum ve bunun uzun zamandır görmeyi hayal ettiğim Candombe olduğunu öğreniyorum. Sahilde arkadaşlarımla mutluyum ama Candombe'yi kaçıramam, onlara bu akşamlık hoşçakalın deyip hangi caddeden gitmem gerektiğini soruyorum. Ancak Candombe çalanların belli bir yeri yok. Palermo semtine dalıp sesi takip etmem gerekiyor, ben de öyle yapıyorum. Uruguay'ın ulusal ve geleneksel müziği olan 200 yıllık Candombe, on sekizinci yüzyılda buraya Afrikalı kölelerin gelişinin ardından kültürlerin kaynaşmasıyla ortaya çıkan Afro-Uruguay kültürüne ait. Candombe aslında Tango ve Milonga adlı daha yaygın bilinen müzik türlerinin kaynağı. Latin Amerika dansları arasında köklü bir yere sahip. Nijerya'dan Yorubalar, Kongo ve Angola'dan Bantuslar, Mali'den Ewe-Fon ve Fannti-Ashanti, Sudan'dan Mandinga ve diğer Afrikalı etnik grupların gelişi, tüm kıtanın kültürünü etkiledi, Latin Amerika müzikleri renklendi. Ancak Afrikalı kölelerin Uruguay'a olan katkısı kıtanın genelinden özellikle müzik alanında ayrılıyor. Latin Amerika müzikleri ve dansları içerisinde Brezilya için Samba, Küba için Rumba ve Cha Cha, Porto Riko için Bomba ne demekse Uruguay için de Candombe o demek. Eskiden çok sayıda Afrikalı köleyi ve torunlarını cezbeden, dramatik ve dini bir danstı. Candombe Ocak ayının altısında Uruguay'da \"Üç Bilge Adam Günü\" veya \"Krallar Günü\"nde kölelerce Kongo Kralının taç giyme töreninin yıldönümlerinde çalınırdı. Candombe dansı ritüeli eskiden dini binalarda veya dışlarında yapılırdı ve dansa eşlik eden, bir baget ve bir elle çalınan Tamborile, Marimba, Chocalo ve Zambomba adlı davullar çalınırdı. \"Tango\" sözcüğü sadece dansı ifade etmez, aynı zamanda çalınan davullar ve mekanı da kapsardı. On dokuzuncu yüzyılın sonuna dek Candombe ritüeli Beyaz Montevideo nüfusu tarafından yasaklanmıştı ve ahlaksızlık olarak sert biçimde cezalandırılıyordu. Buna rağmen, o zamanlar gecekondu semtleri olan Palermo ve Sur Mahalleleri'nde yaşayan siyahlar danslarını etmeye ve davullarını çalmaya devam ettiler. Güney Amerika müzikleri susmuyor, Latin dansları devam ediyor. Palermo'da Candombe: oynak ritimler, doğaçlama adımlar ve rota, enerjik, yarı-atletik hareketler! \"Candombe\" sözcüğünün Ki-Kongo dilinde anlamı \"zencilere ait\". Uzun yıllardır Montevideo'da yazın hemen her akşam, kışın hafta sonları davullar arasındaki ritmik \"diyalog\" halkı Candombe'ye çağırıyor. Sur ve Palermo adlı eski zenci mahallelerinin bazı köşelerinde 'Cuerdas de Tambores' adlı davul grupları ateş yakıp etrafında halka şeklinde dizilerek davullarının derilerinin ince akordunu yapıyorlar, ardından davulların sesini takip ederek diğerlerine katılıyorlar. Candombeciler doğaçlama çalıyor ve dolaşıyorlar, belli bir caddeyle sınırlı değiller. İstedikleri sokağa giriyorlar ve sürücüler onlara saygı gösteriyorlar, yollarını değiştiriyor veya bekliyorlar. Hiç kimsede bir kızgınlık veya ters bakış görmedim. Mahalleli de rahatsız olmuyor. Bizde olsa \"yeter be 200 senedir her gün, her gün!\" diye bağırıp kafalarına pencereden şişe atanlar bile olurdu. Candombe 2009 yılında UNESCO tarafından İnsanlığın Manevi Kültürel Mirası Listesine alındı. Bugün Montevideo'da hemen hiç zenci kalmasa da, Candombe özellikle gençler tarafından bir gurur kaynağı olarak benimseniyor ve hala kentin Afrika kökenlilerinin kimliğini temsil ediyor. Grupların işbirliği, ihtiyaçları, duyguları, Candombe ile açığa vuruluyor. - chico, küçük, yüksek tınılı, ritmik pendulum - repique, orta boy, doğaçlama melodilerle Candombe'nin ritmine renk katar - piano, büyük boy, dik piyano veya elektrik bas benzeri bir işlevi var Gece Palermo'dan sahile inerken kumarhaneye girip tuvaleti kullandım. Kimlik falan soran olmadı. Sahildeki arkadaşlarımdan ayrılmadan önce bu akşam beni evine davet eden CS üyesi Iia'nın adresini gösterdim. Evinin olduğu Rivera, iyi bir semtmiş. Sokağını bilemediler, Iia'yı aradılar ve tarif aldılar. Otobüsle gitmek zormuş, üstelik eylem de varmış, taksiyle gitmek durumundayım. Candombe'den ve kısa kumarhane ziyaretimden sonra sahilden taksiye bindim. Uruguay taksilerindeki ücretlendirme yönteminde bizimki gibi standart bir açılış ve sabit adımlarla artış yok. Şoför upuzun tabloyu gösterdi, gideceğimiz semtin ait olduğu fiyat sınıfını işaret etti. Ücretlendirme gideceğiniz yere göre değişiyor, şoför tabloya bakıp sizin hedefiniz hangi gruba dahilse taksimetreye onun kodunu girerek açılışı yapıyor. Taksici İngilizce bilmese de kazıklanmayacağımdan emin olmam için bana işaretlerle elimdeki adrese göre doğru ücretlendirdiğini adım adım anlattı. Merkezin Doğusundaki Rivera Mahallesi'nde Rimac Sokağı'nda Iia'nın evinin önünde taksiden indim, kapısında otomobil, bahçeli, güvenli, dubleks şık bir müstakil ev. Iia'nın anne-babası doktor. Evde kesin kalorifer veya soba vardır diye sevindim, Temmuz kışında günler sonra nihayet bedenim ısınacak dedim. Iia kapıyı açtı, oymalı antika mobilyalarla dolu şık bir salondan geçip mutfak-salonlu günlük yaşam alanına geldik. Aile montlar, kazaklar, kaşkollarla oturuyor. Haydi buyrun Uruguay'da zengin evine. Buz gibi. Iia'ların ikram teklifine bir bitki çayı isteğiyle yanıt verdim. İçine limon da rica ettim. Artık Iia ve ailesinin evini de Türkiyeli bir nazar boncuğu koruyacak. Iia'nın annnesi, \"duvarın orası tam da onu bekliyordu\" dedi. Bu güzelim sandalyede oturup üşümek ne tuhaf bir duygu. Uruguay'lı arkadaşım Iia ile evindeyiz. Türkiye'den küçük hediyelerim işlemeli para çantası, Burhan Öçal'ın Trakya All Stars albümü ve nazar boncuğu. Duvardaki nazar boncuğu arkamızda görünmüyor maalesef. Iia'nın annesi Burhan Öçal'a bayıldı. Iia'nın çevirisiyle sohbet ettik.. Saat 23:00 civarı Uruguaylı aileye veda ederek Pedro'nun evine döndüm. Uzun, eğlenceli, soğuk ve yorucu bir gündü, bu gece dışarı çıkmayacağım. Geçmiş olsun, yollarda bu tür olaylar olabiliyor maalesef. Yine de giden bir fotoğraf makinesi olsun önemli değil. Belli ki keyfini bozmamış olanlar. Keyfimi ve seyahat tutkumu hiç kaçırmadı sevgili Güneş. Kendini savunman açısından bence en kısa zamanda bir yakın dövüş savunma sporuna judo aikido gibi başlasan iyi olur derim kardeşim.. Latin dansları videoları ararken buldum gezi blogunuzu. Güney Amerika gezisi için dikkatli olmak gerekiyor demek ki. Latin dansları çok hareketli ve neşeli. Güney Amerika'da seyahat bazı tehlikeler taşıyor evet. Harika bir izlenim. Ben 2 defa gittim. Ikisinde de kisa sureli yani gunu birlik kaldim. Guzel bir ulke. Latin Amerika danslarının videolarını çekmekle iyi yapmışsınız. cs arkadaşım dediğiniz bayanın ve ailesinin yanında kalmadınız mı? cs deyince orada kalacağınızı sandım bir an. Hayır oraya ziyarete gittim, başka bir CS üyesinin evinde kalıyordum zaten. Aslinda guvenlik Brezilya, Uruguay, Arjantin olarak siralanabilir. Ben de gördüğünüz gibi Uruguay'da silahlı soyguna uğradım maalesef, güvenlik sorunu var. Ancak okuduklarım ve oralı arkadaşlarımın anlattıkları, Buenos Aires'in Montevideo'dan daha tehlikeli olduğu yönünde. İlginize teşekkürler Sare Hanım. Daha çok gezi yazısı yayınlayacağım. Yaşasın dünyanın en yoksul ve alçak gönüllü devlet başkanı Jose Mujica! Güzel ülke Uruguay. Cs ev sahibesi kız neden öyle makyaj yapmış, bir oyunda falan mı oynuyor? Bir de evler neden ısınmıyor merak ettim. Teşekkürler. Kız değişik bir tarza sahip sadece. Evler kalorifersiz olduğu için ısınmıyor. Zaten ülke ekonomilerinin çoğu 1. basamakta uyuşturucu sayesi ile ayaktalar. kahve muz gibi çoğu işlerin %90 oranı amerikalıların elinde olduğundan sıkıntılı. buenos aires çok daha karışık içinde oturduğun aracı bile çalıyorlar taksilerde taksiciler gene aynı şekilde gasp unsurlarında bulunuyor. Maalesef soygun ve suç bir Latin Amerika gerçeği. Bana da aynısı söylendi seyahatimdeyken; Buenos Aires daha tehlikeli ama kötü şans beni Montevideo'da yakaladı. Merhaba. Uruguay'daki medya ajansları, web tasarımcıları hakkında bilgim yok. Bence rastgele gidip iş bulmanız pek mümkün değil. Şans eseri, internette dolaşırken bulduğum sayfanızı okurken kıskanmadım dersem yalan olur. Ağzının tadını hiç bir şey kaçırmasın dostum. Montevideo yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Size de bol seyahatler, çok ülkeler, uzun yollar dilerim. Instagram da gezerken keşfet de karşıma çıkıp profili inceleyip bulduğum bir sitedir. . BELKI DAHA ONCE BI ACIKLAMA YAPMIŞSINIZ ve BEN KAÇIRMIŞ OLABILIRIM EGER OYLE ISE KUSURA BAKMAYIN. BEN ŞU SOGUK OLAYINI PEK ALGILAYAMADIM. MESELA NEDEN O EVINE ZIYARETE GITTIGINIZ INSANLARIN EVINDE BI ISINMA AYGITI YOKTU. ULKEDE ELEKTRIK, GAZ, KATI YAKIT SIKINTISI MI VAR? YOKSA KULLANIMI ILE ILGILI KISITLAMA MI. TESEKKURLER. Merhaba. Güney Amerika seyahatim sırasında evlerde kalorifer olmamasının nedenini ben de anlayamadım. Kimisi \"bizim kışımız hafif\" dedi ki değil, kimi \"bizde elektrik pahalı\" dedi, kimi \"burası Latin Amerika, Avrupa değil\" dedi. Kes, n olan şey evlerinde üşüyerek oturan yüz milyonlarca insan yoksul değil. İnanılmaz konforsuz bir durum. Güzel yazılarınız için teşekür ederim... başarılarınızın devamını dilerim hocam."} {"url": "https://celebialper.com/montevideo-6-sokak-muzisyeni-cervantesin-kalbi-asiklar-cesmesi/", "text": "İlk seyahatlerimde benim için ülkeleri güzelleştiren daha çok kentlerinin mimarisi, caddelerinin genişliği, temizliği, tarihinin zenginliği oldu. Mimariyi sevmeye devam ediyorum ama uzun zamandır artık benim için bir kenti güzelleştirenlerin başında orada tanıştığım insanlar, tanımadıklarımın tavırları, halkın birbirlerine davranışları; bazen bir şarkı, bazen zor yakalanan bir an, bazen sıradışı bir lezzet geliyor. Latin Amerika gezisi sırasında Uruguay da beni bu yönleriyle etkiledi. Bu sokak müzisyeninin yüzü günümüzün geçerli güzellik anlayışına göre matah olmasa da, o çirkin reklamın önündeki naif bakışıyla, duruşuyla, kıyafetiyle bana çok güzel geldi. Latin Amerika seyahatim sırasında bu kadar güzel binalar göreceğimi tahmin etmemiştim. İşte başkent Montevideo'daki Uruguay Cumhuriyet Üniversitesi. Hapishanede yazdığı Don Quijote romanı ile tüm dünyada tanınan İspanyol romancı, şair ve oyun yazarı Cervantes, 1571'de II. Selim zamanında Venedik ve İspanyol ortak donanmasında Osmanlı donanmasına karşı Lepanto Körfezi'nde İnebahtı Deniz Savaşı'nda çarpışırken iki kez göğsünden yaralandı, top güllesi yüzünden sol elini kaybetti. Aşağıdaki heykelini görünce, göğsüne o kırmızı kalbi yapıştıran Uruguaylı her kimse, Cervantes'in 441 yıl önce göğsünden aldığı yarayı duymuş mudur acaba diye merak ettim. Odun ateşli fırında Uruguay usulü pizza yapılan bu lokantada ve Güney Amerika gezim sırasında yediğim diğer yemekleri Yediklerim sayfamda anlatıyorum. Montevideo sokaklarını saatlerce dolaşarak Latin Amerika'da yaşamı gözlemliyorum. Kilisenin kapısında yatan bir evsiz. Kilit Çeşmesine binlerce kilit asılı; çiftler tarafından üzerlerine isimleri yazılı, anahtarı havuza atılmış binlerce kilit. Efsaneye göre buraya kilit asan bir çift mutlaka buraya tekrar gelir ve aşkları sonsuza dek sürer. Uruguay'da bütün gün mate çayı içilir, yanında gezdirilir. Fotoğraf iyi çıkmamış olsa da bu şık caddedeki at arabasını paylaşmak istedim. Montevideo 2 yazımda bahsettiğim Plaza Constitucion Meydanı'ndaki süs havuzunu beğendim. Havuz ve heykeller, özel bir şirketin kentte ilk kez su hizmetleri vermeye başladığı gün olan 18 Temmuz 1871 tarihinde açıldı. İtalyan mimar Juan Ferrari'nin tasarımı olan mermer eserin yapılması, belediye ile şirketin imzaladığı sözleşmede isteniyordu. Dairesel havuzun ortasında bol süslemeli bir sütun yükseliyor, üstte sırayla gittikçe çapları azalan 3 tane küçük havuz dizili. Bunlarda faun, melek-çocuk ve yunus heykelleri var. Alttaki ana sütunu çevreleyen dört kartal heykelinin aralarında sembolik kabartmalar var; milli kalkan, filo, çekiç, pergel, kovan, tırmık, çatal, tırpan, saat ve diğer semboller. Havuzun bir tarafındaki mermer kabartma yazıtta su dağıtımı hizmetinin ve bu havuzun açılış töreni anlatılıyor. Havuzun ana duvarının üzerinde değişik figürlerde duran sekiz tane melek-çocuk, yunuslarla sarmaş dolaş. Aşağıda gördüğünüz Uruguay'ın en eski ve önemli tiyatrosu Teatro Solis 1856 yılında inşa edildi ve bugün Montevideo Belediyesine ait. Plaza Independencia Meydanı'nın köşesinde yer alıyor. 1998 yılında Montevideo belediyesinin Teatro Solis'i restorasyonunda Philippe Starck tarafından tasarlanan iki sütünün tanesine 110.000 dolar ödendi. Yeniden açılış 2004 yılında yapıldı. Yenileme sırasındaki akustik çalışmaları Fransız Avel Acoustique firmasından Jerome Falala tarafından yönetildi. Tomas Giribaldi tarafından bestelenen Uruguay'ın ilk ulusal operası La Parisina 14 Eylül 1878'de Teatro Solis'te sahnelendi. Ana caddede bebeğini emziren bir satıcı. Plaza ConstitucionMeydanı'ndaki Montevideo Metropolitan Katedrali Montevideo'nun ana Roman Katolik kilisesi. Buradaki ilk kilise 1740'ta, İspanyol sömürge dönemine dayanıyor, ama neoklasik tarzı betonarme bu bina 1790 yılında inşa edildi. Immaculate Conception dogmasına adanmıştır; Meryem'in Kutsal Ruh tarafından, bakireliği bozulmadan hamile bırakılması olayına. Başkent Montevideo'nun en önemli meydanı Plaza Independencia. Önde solda Puerta de la Ciudadela, arkada Palacio Salvo, Plaza Independencia Meydanı. Burası Uruguay'ın Hollywood'u. Gerçek Hollywood'dan yazım burada: Hollywood Gezisi. Ertesi sabah başkent Montevideo'nun şehirlerarası otobüs terminali Tres Cruces'den otobüsle Batıya, Colonia del Sacramento kasabasına gidiyorum. Buradan yine Uruguay'daki Colonia del Sacramento'ya gidiyorum.. Bu futbol ülkesinden bir Uruguay maçı izlemeden ayrılacağım yakında. güzel yazı olmuş diğer yazıları da bekliyoruz. Güney Amerika gezi notları okuyorum saatlerdir, ne çok yazmışsınız, teşekkürler. Montevideo'da gezilecek yerler 2 günde rahat biter ama ben kesinlikle daha fazla kalmayı öneriyorum. Oğlumla Dünya kupasında bu akşam Uruguay-Kosta Rika maçını izlerken Uruguay'la ilgili bilgileri yine Alper hocadan alalım dedik.. çok renkli ve keyifli bir anlatım, eline sağlık.. sevgiler. Çok teşekkürler İdil Hocam, pek sevindim buna. iyi okumalar ve seyirler. Saygılar. Merhaba Buse Hanım. Uruguay'da iş kurmak hakkında bilgim yok, ancak burada görüp yanıtlayan başkaları olabilir. İyi şanslar. İspanya'da ve Orta Amerika ile Güney Amerika ülkelerinin büyük çoğunluğunda İspanyolca konuşuluyor. En yakını İspanya, Uruguay modernliği ve özgürlükleriyle öne çıkan bir ülke. Ucuzluk açısından ise Paraguay, Bolivya, Peru avantajlı."} {"url": "https://celebialper.com/mostar-parklari-bile-mezar/", "text": "Hırvatistan'dan otobüsle Bosna-Hersek sınırını geçip Mostar'a geldim ve bir teyzenin evinde 10 Avroya küçük bir oda tuttum. Duş alıp yerleştikten sonra hemen bu küçük kenti keşfe çıktım. Mostar gezisi için 1 gün yeterli ama ben hiçbir yerden 1 gece kalıp ayrılmayı sevmiyorum. İşte Mostar'da gezilecek yerler ve gezi notları. Kentin adı Neretva Nehri üzerindeki 16. yüzyıl Osmanlı eseri olan köprüden geliyor ve \"köprü bekçisi\" demek. Mostar Köprüsü'nün Hırvat topçularca yıkılışının amatör kamerayla çekimini 1993 yılında televizyonda izlemiştim. Yugoslavya Savaşı sırasında köprüye ilk saldırıyı 1992 yılında Bosnalı Sırplar düzenledi. 9 Kasım 1993'te Hırvat tankları köprüye daha şiddetli saldırmaya başladı ve o gün köprü yıkıldı. Köprünün dev kalıp taşları, Neretva Nehri'nin sularına gömüldü. Yıkılışının görüntüsü yazımın sonunda var. Hırvatlar ile Boşnaklar arasındaki savaşta cephe sınırını oluşturan aşağıdaki Hrvatskih Branitelja Bulvarı, bugün de Hırvat ve Boşnak bölgelerini ayırıyor. Kurşun delikleri her tarafta. Bu caddede yürümek oldukça rahatsız edici. Pek yürüyene de rastlamadım zaten, binalar harap. İnsana hüzün verse de, Mostar'da gezilecek yerler arasında. Nehir kıyısındaki sakin bir lokantada ciğer yerken Alman bir gazeteci gelip kent, Bosna-Hersek ve Yugoslavya Savaşı hakkındaki görüşlerimi banda kaydetti. Almanya'da bir radyoda yayınlanacakmış söylediklerim. Savaşta taştan iskeletlere dönene dek 3 yıl boyunca karşılıklı bombalanan Osmanlı ve Avusturya-Macaristan dönemi binalarının bazıları kısa süre önce onarıldı, bazıları halen hasarlı durumda. Mostar'da gezilecek görülecek yerler arasında Osmanlı eserleri ağırlıkta. Savaş sırasında yıkıldıktan bir süre sonra basit bir asma köprü yapıldı. Savaş sonrasında İngiliz güçleri yıkılan köprünün yerine geçici bir demir köprü yaptı. Kentin civarındaki diğer köprüler de tahrip edildiğinden, nehrin iki yakasını birleştiren tek yapı olarak bu köprü kaldı. Dünya Bankası, UNESCO, İtalya, Türkiye, Hırvatistan, Hollanda, Avrupa Kalkınma Bankası desteği ile Türk şirketi ER-BU tarafından onarılan köprünün orijinal taşlarını Macar ordusundan dalgıçlar nehir yatağından bulup vinçlerle çıkardı. Suyun içinde bozulmaya uğrayan taşlar yapıda kullanılamadığından orijinal taşların çıkarıldığı günümüzde kapalı olan taş ocağı tekrar bu iş için açılıp aynı ocaktan çıkarılan taşlar köprünün yapımında kullanıldı. Orijinal modele sadık kalan şirket, köprünün temellerini de sağlamlaştırdı. Yukarıda köprünün solunda, Kujundziluk adlı tarihi pazar görülüyor. 2004'te aslına uygun olarak onarılan, daha doğrusu yeniden inşa edilen Stari Most adlı köprü, topluluklar arasında bir köprü oluşturması umuduyla açıldı. Burası hala bölünmüş bir kent. Hırvatlar nehrin Batı tarafında, Müslümanlar ise Doğu tarafında yaşıyor, ayrıca köprü ve diğer taraftaki ince bir şerit de Müslümanların kontrolü altında. Hırvatlar ve Boşnaklar ayrı yerlerde oturuyor, ayrı dükkanlardan alışveriş ediyor, ayrı kafelere gidiyor. Savaş sırasında şehirden ayrılmak zorunda kalan Sırplar ise bir daha geri dönemedi. Lisenin de duvarları delik deşik. Mimar Frantisek Blazek tarafından tasarlanan Gymnasium, 1902 yılında inşa edildi. Bugünkü adı United World College. Kuzey Kore lideri Kim Jong'un kardeşi Kim Jong-nam'ın oğlu Kim Han-sol burada okudu. Mostar Köprüsü kuşkusuz kentin en ünlü ve önemli yapısı, tam bir sembolü. Mostar Köprüsü, cesur sporcular tarafından bir atlama platformu olarak kullanılıyor. Geleneğe göre şehrin erkekleri, nişanlılarına cesaretlerini ispatlamak için düğün öncesinde köprüden atlarlar. Bugün ise 30 metre uzunluğunda, 24 metre yüksekliğindeki bu köprüden nehre, daha çok parasını ödeyen turistler için atlıyorlar. Bol köfte yedim, küçük kenti sokak sokak gezdim. Akşamları hem Boşnak tarafında kafe-barlara gidip Müslüman gençlerle tanıştım, hem de Hırvat tarafına gidip Katolik gençlerle konuştum. Aynı ırktan gelen ve aynı dili konuşan bu gençler, birbirleriyle pek arkadaşlık etmiyorlar belli ki. Bugün Bosna-Hersek dünyanın en karmaşık sistemiyle yönetilen ülkesi. Devletin her kademesinde yetkiler ülkenin üç ana unsuru olan Boşnak-Hırvat-Sırp politikacılar tarafından paylaşılıyor. Öncelikle sizi hem gezdiğiniz için ve sonrasında bu gezileriniz paylaştığınız için kutlarım. sanıyorum sizi bir seyahat misyoneri olarak adlandırabilirim ve buradan yola çıkarak ta belki bana yapmış olduğunuz bu gezilerle ilgili daha ayrıntılı bilgi verebilirsiniz. Şöyle ifade edersem daha doğru olur. bayram tatili için eşimle birlikte tura katılmaksızın balkanları gönlümüzce dolaşmak istiyoruz. sizin yaptığınız gibi rezervasyonsuz yapamayız sanırım ve bu yüzden ki nereden nereye daha kolay geçilebilir bilemiyorum. makedonya, arnavutluk, karadağ, bosna hersek ve son olarak hırvatistan dan dönüş yapacak şekilde bir tur yapsam sizce uygun olurmu. en çok sınırlardan çekiniyorum bizler bu sayılan ülkeler de dönüş bileti vs. olmadan rahatlıkla dolaşabilirmiyiz. Ayrıca kosova da var ancak orası siyasi açıdan da coğrafi olarak ta ters kalıyor. oraya gitsem arnavutluğa gidemem siz ne dersiniz acaba. hayallerimi yeniden canlandırdınız alpr bey.. bende 2009 da sizin kadar ayrıntılı olmasada bir balkan gezisi yaparken gitmiştin mostara. belki de etkilendiğim en güzel yerlerden biri olmuştu benim için.. sizin fotoğrafları görünce inanın bir film şeridi gibi geçti gözümün önünden mostar macerası.. Hem Mostar'ı bir kez daha gezdim, hem de Mostar hakkında bilgi edindim, teşekkürler. Su an Mostar'dayim ve 2 gundur insanlarla konusuyorum hem Hirvat tarafinda hem Bosnak tarafinda. Yazinizi da okuyunca cok duygulandim. Burda sicak savas bitmis ama Mostar halen 2 ayri sehir. Kopru acilmis ama sehri baglayamamis birbirine. Su an Hirvat tarafindayim ve bana bile \"Ne isin var burda?\" der gibi bakiyor herkes. Halen inanilmaz bir milliyetcilik hakim. Merhaba! Bir süredir ilgiyle takip ediyorum sizi. Dilerim böyle keyifle yazmaya devam edersiniz, biz de okumaya 🙂 Bu yaz Sırbistan, Bosna-Hersek, Hırvatistan turu yapacağız iki haftalık. Belgrad ve Saraybosna için 2'şer gün, Mostar için 1 gün ayırmayı düşündük. En sonunda 2 gün de Zagreb. Buralarda özellikle de Mostar'da daha uzun kalmalı mı dersiniz? Şehir ve kültür gezisi günlerinin kalanında da sessiz sakin bir yerlerde denize girelim istiyoruz Hırvatistan'da. Merhaba Sülbiye Hanım. Seyahat yazılarımı okuduğunuz için teşekkürler. Çok yer gezeceksiniz, ayırabildiğiniz süre ne kadar? Ben saydıklarınızın içerisinde bazıları gitmedim, aynı seyahat sırasında Hırvatistan ve Sırbistan'a da gittim. Yazdığınız Balkan şehir ve kasabaları içerisinde benim gittiklerimden en beğendiklerim, sırasıyla Kotor, Budva, Ohrid, Saraybosna, Mostar. Evet, Balkanlarda VISA ağına bağlı hem banka kartınızla ATM'lerden o ülkenin parasını çekebilirsiniz, hem de kredi kartınızı kullanabilirsiniz. Turla gezmek hiç gezmemekten çok daha iyidir. Ancak bu kadar yere 1 hafta çok çok az inanın. Bir dostum böyle yoğun bir turla Balkanlara gitti, dönüşte \"nasıldı\" soruma yanıtı \"bilmem, otobüsten inmedik ki\" oldu.:) Olsun, iyi yapmışsınız, balkanlar candır, çok severim. Benim de ailem 4 taraftan Balkan göçmeni. Kosova'ya gitmedim. Ben 1 ayda sizden az sayıda yere gittim, kala kala gezmeyi seviyorum. Ama iş güç buna uygun, dostlarımın çoğu 1 haftadan fazla bir yere gidemiyor. İmkanlar ne kadarsa değerlendirip gezmek iyidir. Hepsinde yürüyüş yapıp çay kahve içebilirsiniz akşamları, Mostar, Saraybosna, Budva, çok hoş yerler. Dönüşte ilgili yazılarıma izlenimlerinizi yazarsanız güncel bilgi olur okurlara, çok memnun olurum. Güzel bir Balkan turu dilerim. bencede hiç gezmemekten daha iyidir. Bilmiyorum bir daha gider miyiz Balkanlar'a, ama bir daha olursa kendimiz organize ederiz. Aslında benim de otobüsten inmemek gibi bir endişem var ama hadi hayırlısı diyorum sadece. Maalesef öyle bir ay ayırmak kendi şartlarımızda mümkün değil. İnsan bir yerde kaldığı zaman -hatta bana göre 6 ay olmalı-ancak o kentin kültürünü karekterini, en iyi kahvesinin nerde olduğunu, ekonomik durumunu, halkın sıkıntılarını ve bakış açısını algılayabiliyor. Tatil için değil ama iş için 6 ay Libya'da yaşamıştım, yine de onlardan biri gibi hissettiğim zamanlar çok oldu, Kaddafi hayattayken onun zulmune şahit olmuştum. Neyse keşke sizin kadar rahat gezebilsek ama elimizdekini kullanmaya çalışıcaz artık. Dönüşte inşallah yazıcam izlenimlerimi. Cuma sabahı yolcuyuz... Bende memnun oldum, teşekkür ederim. Bi beyaz yakali oldugum icin malesef 9 gun. Izmir-Bosna-Karadag-sirbistan-makedonya-izmir. 1 gün Mostar 2 gün Saraybosna iyi olur bence. Saraybosna başkent ama büyük bir şehir değil. Tek endisem ulkeler arasi gecişte pasaportta bi sıkıntı olmaması. Rahat olun, küçük ve kolay şehirler, önceden net planlar yapmaya gerek yok. 🙂 Ülkeler arası geçişlerde sorun olmaz, bazen biraz bekleme olabilir. Bölgede tren pek yaygın değil. Ben sadece özellikle tavsiye edildiği için Mostar'dan Saraybosna'ya trenle gittim, onun dışında hep otobüs veya minibüs. Bir şehire varıp yerleştikten sonra ya da hemen terminalde indiğinizde gideceğiniz bir sonraki yere bilet alırsınız. Mostar Saraybosna otobüsü bilet fiyatı 20 marka, tren 10 marka, Karadağ'a gitmek için Mostar Podgorica otobüsü 19 marka. Bosna-Hersek para birimi 1 marka 1.65 Türk Lirası ediyor. Üsküp Belgrad otobüsü sanırım 20 avro civarı. Balkan ülkeleri Türkiye'den güvenlidir. Değerli eşyalarınızı güvende taşıyın yeter. Sırplar iyidir, cana yakındır. Yugoslavya Savaşı'nın Mostar cephesinde çatışmalar daha çok Boşnaklarla Hırvatlar arasında oldu. Sırplar da Yugoslavya'nın devletiyle ve milletiyle bölünmez bütünlüğüne karşı isyan eden bölücü terörist Boşnak ve Hırvatlara karşı ülke genelinde savaştılar. İyi savaş yok, savaşta herkes öldürür. Merhaba. Ben 1 ay Bosna-Hersek, Makedonya, Arnavutluk, Karadağ, Hırvatistan ve Sırbistan'da gezdim. Hiç uçak kullanmadım. Ucuz şeyler yedim, fazla harcamamaya dikkat ettim ve 2500 TL harcadım. Merhaba. 4 gün ancak ikisine yeter bence. Hızlı gezerim, daha fazla yer göreyim derseniz Jajce Ormanı ve şelalesi, ya da Zelenkovac ekoloji köyü olabilir. Banja Luca da gidilebilecek yerler arasında. merhabalar Alper bey en iyi ve ucuz isli eti nereden alabilirim ve otobüsle kaç kg kadar getirebilirim? saygılar iyi gezmeler. Merhaba. İsli et Bosna-Hersek mutfağının başlıca ürünlerinden. Ben de gittiğimde tattım ama alıp Türkiye'ye getirmedim, belli bir yer bulmuyorum. Kasaplara ve süpermarketlere bakıp seçebilirsiniz. Belli bir kilo sınırı yok ama burada satacak şüphesi uyandıracak kadar çok olmamalı. Paket gıda olarak 6-7 paket alırsanız sorun olmaz. Saygılar. Yeniden inşa edilmiş olsa da orijinal değil artık. Haklısınız. Keşke yıkılmasaydı. Teselli edici nokta, yeni Mostar Köprüsü'nün, nehirden çıkarılan eski köprünün taşları ile inşa edilmesi. Bosna-Hersek'i ben de sevdim. İnsanı iyi ve arkadaş canlısı. Çevapi ve bürek candır. En sevdiğim sehirlerden biri Mostar ne güzel kaleme almışsınız. Merhaba Alper bey öncelikle muhteşem gezi vlogunuz için sizi tebrik ederim bizler için motive edici bu seyahatleriniz heyecan verici. Ben de ilk kez bu sene yurtdışı gezisi planlıyorum. fakat bu önce İran olacak merak ettiğim önemli bir husus var pasaportu yeni aldım ilk sayfasında İran damgası olması genel olarak sorun olur mu sadece USA UK İsrail için değil.. Her yerde sorun olacak mı? Cevabınızi acilen bekliyorum saygılar. Merhaba Şermin Hanım. Seyahat rehber yazılarıma ilginize teşekkür ederim, memnun oldum. Pasaportunuzda İran damgası olması ABD ve İngiltere için sorun oluşturmaz, sadece İran'da ne yaptığınızı sorarlar. Ancak İsrail'e girişte sorun yaşama, daha fazla sorgulanma olasılığınız yüksek. Bunun dışındaki ülkeler için sorun yok."} {"url": "https://celebialper.com/norvec-izlanda-gronland-gezisi-nordik-ulkeleri/", "text": "Norveç İzlanda Grönland gezisi yapmayı, bu Nordik ülkeleri görmeyi epeydir istiyordum ama beni engelleyen etken aşırı pahalı ülkeler olmalarıydı. Norveç pahalı olmasına rağmen uygun fiyatlı uçuşlar sayesinde bugün gezginleri kendine çeken bir İskandinavya ülkesi. Az gidilen İzlanda uzak ve pahalı bir ülke. Dünyanın en büyük adası ıssız Grönland ise çok az gidilen ve bilinen bir ülke, Türkiye'den giden son derece az. Bu yazımda Norveç İzlanda Grönland seyahati hakkında bilgi ve hazırlık notlarım var. Özellikle Grönland için önerileriniz çok değerli olur; yaşam koşulları, neler yapılır, nerelere kadar ulaşabilirim gibi. Ülkede kara ve demir yolu yok. Norveç İzlanda Grönland seyahat rotası için tek bir hava yolu şirketi veya uluslararası uçak bileti sistemi bilet göstermiyor. Grönland'a uçuşlar kısıtlı. Ben Türkiye Norveç uçak biletimi turna. com, Norveç İzlanda biletimi Icelandair, İzlanda Grönland uçak biletimi Air Greenland Havayollarının web sitesinden satın aldım. Üç ülke de çok pahalı, şimdiden belli, bugüne dek yaptığım tüm seyahatlerden daha pahalıya gelecek bu yaklaşık bir ay. Norden olarak da bilinen Nordik ülkeler arasında yer alan Danimarka, İsveç ve Finlandiya daha önce seyahat ettiğim ülkeler. Şimdi de diğer Nordik ülkeler Norveç, İzlanda ve Grönland'a gidiyorum. Türkiye'deki sıcak Temmuz ve Ağustos aylarında bu kuzey ülkelerinde gezmek serin ve güzel olacak. Daha önce de Türkiye'de yaz iken Brezilya, Uruguay, Arjantin, Güney Afrika, Svaziland ve Botsvana'da kış mevsimini, dünyanın en soğuk şehri Yakutsk'ta ise kışın en soğuk ay Ocakta zorlu Sibirya iklimini yaşamıştım. Neyse, konuyu dağıtmayalım. Bu Nordik ülkeler haritası fotoğrafını evimdeki ışıklı dünya küresinden çektim. İskandinav Yarımadası'nın batısında kuzey-güney yönünde uzanan ve Jan Mayen Adası ile Svalbars Takımadaları'nı kapsayan Norveç Krallığı, Antarktika'nın Queen Maud Land adlı kısmının da kendisine ait olduğunu iddia ediyor. Ülke OECD Yaşam Kalitesi İndeksi, Toplumsal Bütünlük Endeksi ve Demokrasi İndeksi'nde ilk sırada. Dik yamaçlı fiyortlar, kıyıdan içerilere derin yarıklar açan girintiler, buzullar, bozulmamış ormanlar, kayalık adalar, mimari, heykeller ve kaliteli yaşamıyla birçoklarına göre dünyanın en güzel ülkesi ama en pahalılarından birisi. Kuzey ışıkları, efsaneler, Vikingler ve yanardağlar ülkesi İzlanda Türkiye'de özellikle huzurlu ve sakin yaşamı ile biliniyor. Lav alanları, dağları, buzulları ile turist ve gezginlerin seyahat hayallerini süslüyor. Çok pahalı bir ülke ama şu güzelliklere değmez mi? Örneğin işte Golden Circle. Üçü de dünyanın en pahalı ülkeleri listesinde ilk sıralarda yer alan Norveç İzlanda Grönland gezim için, özellikle İzlanda ve Grönland hakkında bilgi ve önerilerinizi bu yazımın altına yorum olarak bekliyorum, değerli bilgiler için şimdiden teşekkür ederim. Afrika'ya gittim İrem Hanım, epey yazım var bahsettiğiniz türde. :)) Şimdi hedef en kuzeyler, Grönland en heyecanlısı. Çok güzel bir plan.. Umarım keyifle tamamlarsınız biz de gelince yazılarınızı okuruz.. İyi yolculuklar. Selam, Norveç ve İzlanda'da bu şubat ayında bulundum. Sormak istediğiniz şeyler varsa yardımcı olurum. Merhaba. Ben Norveç İzlanda Grönland seyahatimi 1 ay yapacaktım geçtiğimiz yaz, ancak darbe girişimi sonrası yeşil pasaportlulara geçici yurt dışı yasağı nedeniyle gidemedim. Bu Perşembe gidiyorum. Ooo süper.. ben de 27 Temmuz ile 3 Ağustos arası Bergen-Stravanger rotasında olacağım. Denk geliriz belki.. İyi yolculuklar şimdiden.. 28 Temmuz sabahı İzlanda'ya uçağım var. 27'sinde akşam Oslo'da gezdireyim seni. Size facebook üzerinden mesaj gönderdim, umarım işinize yarayan bilgilerdir. Ben de 5 arkadaşımla eylül ayında oslo-bergen ve izlanda gezisi yapacağım. Bir çok araştırma yaptım. Sizin de deneyimlerinizi bekliyorum. İzlanda'da Jokursalon buzuluna kadar gitmeyi planlıyoruz. Blue Lagoon ziyaret edecekseniz online biletleri mevcut. Ben ve eşim İzlanda ve Gronland programlıyoruz. Grönland İzlanda ve Norveç hakkında bilgi ve öneriler için teşekkürler. Yazı gelmeyince tahmin ettim ama bi umut işte, neyse canın sağolsun, umarım en kisa surede özgürce seyahat edersin. Alper bey bu yazınız detaylı olmamış bu yüzeyden sizden ayrı bir yardım almam gerekiyor. ben norveç ülkesine gitmeye çalışan biriyim norveç ekonomisi hakkında bilgi verebilir misiniz birde hem refah düzeyi yüksek hemde çok pahalı ikisi arasındaki orantıyı kuramıyorum. teşekkürler. Planladığım Norveç İzlanda Grönland seyahati kamu personeline yurt dışı yasağı nedeniyle iptal oldu. Bize göre pahalı ama maaşlar çok yüksek olduğu için refah bir ülke. Ekonomisi hakkında ayrıntılı bilgim yok. Grönland İzlanda Norveç seyahatim akademisyenlere getirilen yurt dışı çıkış yasağı nedeniyle gerçekleşemedi. Önümüzdeki yaz olabilir. Kuzey'in kendine has bir tarzı var. Fakat Norveç gerçekten çok farklı. Dağların tam ortasında doğayı hissederek yaşamak aranan önemli bir kriter olsa gerek. Merhaba Canan Hanım. Norveç İzlanda Grönland gezimi yurt dışı yasağı nedeniyle gerçekleştiremedim. Bilgi için teşekkürler. faroe adalarını da ekleyerek kuzeyi neden tamamlamıyorsunuz? gerçi oraya da ulaşım gayet pahalı. Geçtiğimiz yaz uygulanan kamu personeline yurt dışı çıkış yasağı nedeniyle Norveç İzlanda Grönland seyahatimi henüz gerçekleştiremedim. Merhaba Elanur Hanım. Hayır, günübirlik seyahat etmekte bir sorun yok. Rica ederim ne kusuru, seyahatle ilgili soruları yanıtlamak beni mutlu ediyor. Yeşil pasaport size sorun değil kolaylık sağlar, içiniz rahat olsun. Seyahat blog yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Sizin yazınızı okuduktan sonra oraya gitmeyi düşünüyorum. Çok etkili bilgiler vermişsiniz. Umarım Nordik ülkelere gidebilirsiniz. İlginize teşekkür ederim. Alper bey merak ettim bir Mısır gezisi planlıyormusunuz siz gibi bir gezginin kaldırabileceği bir program. umarım yaparsınız ve takipciniz olarak faydalanırız. Öncelikli ülkelerim arasında yer almıyor ama belki bir gün. İlginize teşekkürler. Evet, en güzel yerlerini görmek için yeterli. Norveç İzlanda Grönland seyahatim, hemen öncesindeki darbe girişimi ve yeşil pasaportlulara geçici yurt dışı engeli nedeniyle gerçekleşemedi. Ancak iki hafta sonra gidiyorum, Facebook Çelebi Alper sayfamda, Twitter ve Instagram'da takip edebilirsiniz. Bir adım atabilsem, gerisi gelecek de, biraz daha cesaret lazım bana 🙂 Harika bir blog. Hatta en ilgiyle baktığım, makyaj bloglarından bile fazla sevdiğim blog gibi blog 🙂 Sevgiler. Merhaba Pervin Hanım. 7 Nordik ülkenin hepsini görmek isterseniz bu muazzam pahalı bir seyahat olur. Grönland dışında en çok hangisini veya hangilerini gezmek istiyorsunuz? Bu Kuzey ülkelerinde yaşam standartları ve maaşlar çok yüksek, fiyatlar bize göre çok çok pahalı. Benim şansım blogum sayesinde Grönland, çevrem sayesinde İzlanda'da ücretsiz konaklama imkanı bulmam oldu, yoksa bu 10 günlük gezi çok pahalıya patlardı, ki buna rağmen epey para gitti."} {"url": "https://celebialper.com/novi-sad-tuna-nehrinin-guzel-kenti/", "text": "Saraybosna'dan bindiğim eski otobüsle bütün gece Novi Sad'a yolculuk ettim. Sırbistan'ın dışında, Bosna-Hersek topraklarındaki Republica Srpska adlı Sırp Özerk Cumhuriyeti'nde mola verdik. Buradan Sırbistan'a girerken bana epey soru sorabilirler diye düşünmüştüm ama bir sorun çıkmadı. İşte keyifli bir Novi Sad gezisi, rehber gezi notları ve bilgiler, gezilecek yerler, gece hayatı ve ulaşım. Saraybosna'daki son günümde Başçarşiya'da dolaşırken LonelyPlanet Doğu Avrupa rehber kitabımı kaybetmiştim. Yeni geldiğim bir kentte elimde en azından bir harita olmazsa tuhaf hissediyorum. Buraya vardığımda önce birşeyler yedim, sonra soruşturarak birkaç otele bakıp merkezdeki Hotel Fontana'ya yerleştim, gecelik 17 Avro. Dışarı çıkınca aynı seyahat kitabının yenisini bulup aldım. Novi Sad'da gezilecek yerleri okuyarak kenti keşfetmeye başladım. Aşağıda 1894, Mimar George Molnar tasarımı Neo-Rönesans tarzı Novi Sad Belediyesi görülüyor. Otelime yerleştikten sonra kenti keşfe çıktım, ünlü olmadığı halde şaşırtıcı derecede güzelmiş. Bir gece kalıp başka yere geçeyim diye düşünüyordum gündüz, ama akşam ara sokaktaki Cuba Libre Bar'da bidolu insanla tanıştım, eğlendik, içtik. Bara girdiğimde müdavimleri olan bir mekan olduğunu anlamıştım, herkes birbirini tanıyordu. Ben kenarda biramı içerken, hep oraya gittiklerini tahmin ettiğim 3 kız sürekli bana bakıyordu, barmenden birayı alırken İngilizce konuşmam dikkatlerini çekti. Bir süre sonra içlerinden biri merakını yenemeyip bardağını uzattı ve \"cheers\" dedi. Sonra işte tipik \"nerelisin\", \"yalnız mı seyahat ediyorsun\" soruları ve sabaha kadar hep beraber eğlence. Bardan sonra gittiğimiz kulüpte DJ partisi olduğu halde müziğin sesi o kadar alçaktı ki hepimiz konuşmalarımızı anlıyorduk, bağırmadan. Bizim kulüplerde yanımdaki insanın bile kulağına bağırmam gerektiğini düşündüm ve buraya özendim. Bira ucuz! Kalırım ben burada 3 gün. Gece hayatı ucuz, sakin ama eğlenceli. Yabancı bir ülkedeyken nikah düğün görürsem hemen usulca dalarım, pek severim görmeyi. Burada da bu konuda şanslıyım, değişik kiliselerde 3 farklı nikaha denk geldim, üçüne de girdim. Sırbistan'ın kuzeyindeki Voyvodina bölgesinin başkenti olan kent, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'ndan kalma zarif binalarla dolu. Osmanlı etkisinin daha fazla olduğu güneyden farklı olarak, Avrupa mimarisi hakim. Kent içi ulaşımı jgsp adlı belediye otobüsü kurumu gerçekleştiriyor. Novi Sad'ın çoğu Tuna Nehri'nin batısında. Doğusunda ise eski kent ve volkanik kaya üzerinde Fransız mimar Vauban tarafından planlanan, 1699 ile 1780 yılları arasında inşa edilen Petrovaradin Kalesi var. Eski kenti ve kaleyi uzun uzun gezdim, başka gezen kimse yoktu. Temmuz'da burada ünlü Exit müzik festivali, Kasım'da ise jazz festivali düzenleniyor. Bu güzel Sırp kenti olmayan bir Sırbistan turu eksik kalır. Başkent Belgrad tren garı ve otobüs terminali kent merkezindeki Savamala semtinde. Belgrad'dan Novi Sad'a sabah 07:36'dan gece 00:58'e kadar her gün 13 tane tren var, trenin türüne ve durduğu istasyon sayısına göre yolculuk 1 saat ile 2 saat arasında sürüyor. Tren bilet ücretleri birinci sınıf 480-532 Sırp Dinarı, ikinci sınıf 338-388 Sırp Dinarı. Rezervasyon ücreti 100-110 dinar. Hemen yakındaki otobüs terminalinden kente çok sık otobüs var, günde 100 civarı sefer. Lasta ve Autosaobracaj Kragujevac firmaları nispeten daha iyi, yol 1 saat yirmi dakika veya bir buçuk saat sürüyor. Dolayısıyla Belgrad'dan 93 kilometre uzaklıktaki kente ulaşım kolay. Herhangi bir sırrım yok, sadece öyle denk geldi. Yazılarımı beğenmenize sevindim, olumlu geri dönüş daha da yazmak için teşvik ediyor, teşekkürler. Tayland yazılarımı henüz düzenleyip yayınlamaya zamanım olmadı. Ben Sırbistan'a Ekim'de de gittim, serin olur ama soğuk değil. Bir mont yeterli olur. İyi yolculuklar. ben bu siteyi neden daha önce keşfedemedim diye kızıyorum kendime. bi gün seninle tanışmayı çok isterim. İstanbul'a yolun düşerse tanışırız belki bir gün. Sırbistan'a gidecek her türlü pasaport sahibi Türk vatandaşları vizeden muaf. İlginize teşekkür ederim. Evet, Sırbistan'da çok gezdim ve yazacağım. Ben de EXIT festivaline denk getirip gitmek istiyorum. Yakında bir Novi Sad gezisi istiyorum ben de, çok güzelmiş. evet novi sad güzeldir, candır, sessiz, sakin bir o kadarda canlıdır, bende tesadüf geldim şehir beni büyüledi ve burada ticarete atılmaya karar verdim, Allah nasip ederse exit festivaline kadar yeni mekanı yetiştirmeye gayret ediyorum, meydanda büyük klisenin ordaki erste bankadan sol yapın yummy kebab adı altında iskender kebab ve çeşitli türk damak tadı ürünler satacağım, Robinson Cruose, Pandora, Kabalcı gibi kitapçılarda oluyor. Sitesinden de sipariş edebilirsiniz, o zaman 2+1 almak mantıklı oluyor. Novi Sad kesinlikle gezilip gorulmesi gereken harika sehirlerden birisidir, ben sahsen Belgrad'i hic begenmedim, Novi Sad'in kizlari ve insanlari cok cana yakin ve guler yuzlu, sanirim acar irkindan olsa gerek, sehirde gezilmesi gereken cok yer var, plaj harika ve ucuz. Sehirde ben 1 hafta yasadim hic de beni sıkmadı, beni buyuledi tam avrupa sehri diyebilirim, tekrar gitmeyi dusunuyorum. Sirbistan'a gelipde Novi Sad'a ugramayan hata eder, kesinlikle ugrayin gezin gorun, sehirde 3 tane muze var, limanlari var plajlari harika temiz. Bence Sırbistan'ın en temiz, en kaliteli insanlarinin oldugu sehir diyebilirim, sehir cok fazla canlı, kalabalık, bir o kadar da sessiz stressiz bir kent, cok fazla genc nufusa sahip, arastirmalarim neticesinde 13 ayri fakultede toplam 95.000 ogrenci varmis, kizlarina da gelince Sırbistan icin konusmuyorum tüm Balkanlarin en güzel kızları Novi Sad'da diyebilirim, cok alimli ve cix giyiniyorlar, yemek olayinda ilk zamanlar cok zorluk cektim domuz eti yemedigim icin ancak meydana 50 mt mesafede bir Türk lokantasi buldum tesaduf eseri kendimi turkiyede sandim bir anda, sehirde gezilecek yerler arasinda muzeler var ve kesinlikle Petrovaradin Kalesi'ne çıkmadan şehirden ayrilmayin gunduz ayri bir guzel, gece club'u olarak kalede Müze isminde cok kaliteli bir mekan var. Bahsettiğiniz ülkelere seyahat etmemiş olmamın tek nedeni var; hava sıcaklığı. Ben 1 aylık iznimi öğretim görevlisi olduğum için sadece yazın kullanabiliyorum ve yazları Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Türki Cumhuriyetler cehennem gibi sıcak. Yıl içinde en fazla 1 hafta gezebiliyorum ve İstanbul'a yakın ülkeleri tercih ediyorum. İran en çok gezmek istediğim ülkeler arasında ve kısa olmasını istemiyorum. Ama yakında gözümü karartıp gideceğim sanırım. Yazılarımı okumanıza sevindim, teşekkürler. Ben novi sad gibi rahat bir şehir görmedim, resmen büyülendim, sapıklık taciz yan gözle bakma vs en ufak terslik ve ön yargılı olarak bildiğimiz sırpların türk düşmanlığı vb gibi bir durumla karşılaşmadım aksine bizlere karşı çok ilgililer, herkes güleryüzlü sempatik. Merhaba. Saraybosna ile Novi Sad arasında çalışan direkt otobüsler var. Gidince saatlerine bakıp size uygun olan için bilet alırsınız. Ben gece otobüsüyle gittim, 1 gece konaklama masrafı tasarrufu ettim. Merhaba değerli hocam. Daha önce Kuzey Kıbrıs hariç ülke dışına çıkmadım. ilk olarak bu sene sizden esinlenerek novi sad ve belgrad gezisi yapamayı ciddi şekilde planlıyorum. Merhaba Buğra. Evet, Sırbistan ilk kez yurt dışına gezmeye gidecek olanlar için kesinlikle uygun. Ucuz, yakın, güzel, eğlenceli, rahat, güvenli bir ülke. Belgrad dışında Novi Sad kentini seçmen doğru bir karar, zira birçoğuna göre Sırbistan'ın en güzel şehri Novi Sad. Alper Bey'in müsaadesiyle bir ekleme yapmak istiyorum. Eğer Novi Sad'a, Belgrad üzerinden gidecekseniz ve vaktiniz çok sınırlı değilse treni tercih etmenizi öneririm. Hem çok ucuz hem de o yörenin doğasını ve insanlarını gözlemleme imkanlarınız artıyor. Ancak çok kalabalık trenlere denk gelebilir ve ayakta kalabilirsiniz. Şehirlerarası otobüslerde ise bagaj ücreti uygulaması var. Valiz başına 60 dinar civarı bir şey istiyorlar. İlk defa gidiyorsanız sürpriz olmasın. Emre Bey Belgrad Novi Sad otobüs ve trenle ulaşım bilgileri için teşekkürler. Sırbistan'ı gezmekten her defasında büyük keyif aldım. Yolunuz açık olsun. Evet Alper Bey, ben de üç kere gittim Sırbistan'a ve hiç doyamadim. Bu 4 martta ucuz bilet buldum ve sırf hafta sonu için gidecegim. Orta derece İngilizce ile ciddi sorun yaşamadan toplamda 15 gün civarı bulundum Sırbistan'da. Yalnız seyahat etmek isteyen ve ucuz yollu bir yer arayan arkadaşların öncelikli tercihi burası olmalı. Özellikle güvenlik endişesi olan hanım arkadaşların güvenle gidebileceği iki şehir Belgrad ve Novi Sad. Yorumunuz için teşekkürler Emre Bey. Novi Sad ve Belgrad seyahat etmek için ideal kentler; güvenli, güzel ve ucuz. Yolunuz açık olsun. Bir çok yazınızı okudum ilk defa Sırbistan gezinizden bu kadar pozitif enerji aldım. Sizin de unutamayacağınız bir gezi olmuş. Sırbistan benim en sevdiğim ülkelerden biri, ondandır. Gezi yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Alper Bey, sizi facebooktan da takip ediyorum. Uslubunuz, okuyucularla ilgili tesis ettiginiz diyaloglar cok guzel. Saraybosna'dan sonra Novi Sad'a gitmek istiyoruz, ancak kalip kalmak istemedigimizden emin degiliz 6-7 saatte bitirebilirsek eger Belgrad'a gecmek istiyoruz. Novi Sad'da bavullarimizi emaneten birakabilecegimiz bir yer var mi? bunun yanisira Dinar yerine euro verilebiliyor mu? Birde Belgrad'tan Pordgorica'ya giden ucak var mi (yerel ucak firmasi tercih edebilirsek sanirim daha uyguna gelir. Simdiden tesekkurler.. Merhaba Nihal Hanım. Novi Sad otobüs terminalinde emanetçi olup olmadığını bilmiyorum. Yoksa bir hostele gidip makul bir ücret karşılığı bırakabilirsiniz. Euro kabul eden yerler var ama dinar taşırsanız daha iyi olur. Belgrad ile Podgorica arasında Air Serbia ve Montenegro Airlines havayolu şirketlerinin uçuşları var. Rica ederim. Selamlar, Novi Sad dan Belgrada ordan da havaalanına kaç saatte varırım. Teşekkürler. Merhaba. Novi Sad ile Belgrad arasi otobusle bir bucuk saat suruyor. Belgrad Nikola Tesla Havalimani sehir merkezinden 18 kilometre uzaklikta. A1 minibusuyle 30 dakika, 72 numarali otobuisle 40 dakika surer. Alper Bey Makedonya geziniz altında Balkan gezisi konusunda size fikir danışıp 6 günlük Sırbistan bileti almıştım. Yeni dönmüşken gideceklere yardımcı olabilecek konuları yazayım. Öncelikle Belgrad'dan Novi Sad'a ulaşım konusunda iki seçenek olduğunu zaten siz de belirtmişsiniz. Ancak sizin deneyiminizden farklı olarak biz otobüse kişi başı 300 dinar verdik, dönüşte treni tercih ettik 488 dinar oldu. Sanırım otobüs firmaları arasında farklı fiyatlandırma var. Novi Sad'da otobüs terminali ve tren garı yan yana, ancak şehrin turistik kısmına biraz uzak. Buradan araçla veya yürüyerek de gidebilirsiniz, biz yürümeyi seçtik yaklaşık 35 dk'da Zmaj Jovina'ya ulaştık. Dönüşte taksiyle 220 dinara aynı yerden terminale geldik, çok bir para değil ancak şehrin o tarafını yüksek olasılıkla tekrar görmeyeceğiniz için ben yürümenizi tavsiye ederim. Novi Sad deneyimime gelirsek şehir küçük ancak oldukça canlı, eğlenme, yeme-içme konusunda oldukça bol seçenek var. Zmaj Jovina 17'de Cafe Corso 'da kahvaltı yaptık ve aynı akşam bira içmek için uğradık. Oldukça güzel bir mekan Sırp yemeklerinin yanı sıra Avrupa mutfağı da sunuyor. Garson bizden biranın parasını almadı ve bir tane daha ikram etmek istedi. Biraz daha ucuz ancak oldukça güzel geleneksel Sırp lokantası keşfettik. Trg republike'de pazar yeri benzeri bir meydan var. Bu meydanın sonunda Menjacnica exchange office'in yanında Banjalucanka adında şirin bir restoran. İki Cevapi, Sırp salatası ve iki kadeh şarap 1000 dinar civarı tutmuştu. Şehirde çok sayıda ancak küçük müzeler mevcut. Bisiklet kullanımı oldukça yaygın ve kiralayan yerler de var müzeleri gezeceğiniz gün bisiklet kiralarsanız oldukça rahatlarsınız. Binaların girişinde bisikletinizi park edebileceğiniz yerler var. Müzeye giriş ücreti 150-300 arasında değişiyor, ancak öğrenciyseniz bir miktar indirim oluyor. Öğrenci kartımı Novi Sad'da soran olmadı ancak yanınızda taşımanızı tavsiye ederim. Novi Sad Müzesi, Vojvodina Müzesi ve Vojvodina Modern Sanat Müzesi birbirinin yanı sıra Dunavska caddesinde sıralanmış, hepsi küçük olmasına rağmen çalışanlar İngilizce biliyor ve bize hepsinde eşlik ettiler, müzedeki eserler ve Novi Sad hakkında bolca bilgi verdiler. Şehrin en ilgi çeken kısımlarından birisi Kale, \"Fortress\". Viyana kuşatması sırasında bu kalede Avusturya Macaristan Osmanlıyı püskürtmüş, Avrupa tarihi açısından oldukça önemli bir yer. Biz gittiğimizde kuşatmayla ilgili geçici bir sergi vardı, içeri girip girmeme konusunda emin olamadık yorulmuştuk, görevli kadın Türk olduğumuzu anlayınca bizi bedava gezdirmek istedi, onunla beraber müzeyi gezdik. Bu savaşta Osmanlı güçlerinin komutanı Silahtar Damat Ali Paşa hayatını kaybetmiş, naaşını Belgrad Kalesi'ne taşımışlar Belgrad'a gittiğinizde türbesini de görebilirsiniz. Serginin yanı sıra kalenin su ihtiyacını sağlayan oldukça derin ve büyük bir kuyu var çok sıra dışı bir yer kesinlikle görün. Kaleye giderken köprüden geçiyorsunuz Novi Sad'daki bütün köprüler 2. Dünya Savaşı sırasında Naziler tarafından yok edilmiş. Ayrıca günümüzde kullanılan, üzerinden geçerek Fortress'a gideceğiniz köprünün de aslında önemli bir tarihi var, köprü NATO tarafından bombalanmış ve bir sivil bu sırada hayatını kaybetmiş. Köprünün bir ucunda hayatını kaybeden kişinin mezarı ve yanında çiçekler var. Şehirde çocuklar için de iki veya üç adet müze var, bizim ilgimizi çekmediği için uğramadık ancak çocuklu aileler görmeyi tercih edilebilir. Bedava biranın ardından bir de bize müzeyi gezdirince Sırpların ne kadar iyiliksever ve misafirperver insanlar olduğuna şaşırdık doğrusu bu kadarını beklemiyorduk. Ayrıca o kadar güzel kadınlar yakışıklı erkekler var ki güzellikleri hem içlerine hem dışlarına vurmuş desem yeridir. Nehir kıyısındaki bu küçük ve büyüleyici şehir için biz bir gece iki gün ayırdık 14:00 gibi Novi Sad'a geldik bir gece kaldık ve saat 18:57 treniyle Belgrad'a döndük. Görülmesi gereken her yeri gördüğümüzü düşünüyorum, iki gün gezi için yeterli olacaktır, ancak gece hayatı da canlı bir şehir olduğundan gezmenin üstüne bir de eğlence isterseniz biraz daha uzun zaman ayırabilirsiniz. Evet, gerçekten ucuz bütçeyi fazla zorlamadan tatil yaptık. Aslında her gün harcamalarımızı deftere yazdık ama o kadar detaya boğmayayım diye yazmadım 🙂 Konaklama hariç günlük ortalama 4000-5000 dinar harcadık, bolca hediye aldık yedik içtik. Bu arada yemek konusunda porsiyonları bana çok büyük geldi yemek söylerken bir ana yemek bir salata iki kişiye yetiyordu. Sırbistan'da alışveriş yapmanıza, bolca yeyip içmenize rağmen gayet uygun bir bütçe olmuş. Evet porsiyonları büyük, etler de bol veriliyor, afiyet şeker olsun. 🙂 Nice yolculuklara. Merhaba, yazılarınız ve cevaplarınız çok bilgilendirici. Bence Sırbistan Turizm Bürosu size plaket vermeli:) Bu kadar yazdınız ama benim 2 sorum olacaktı: Mayıs ayı içinde 4 günlüğüne Belgrad seyahati planladık eşimle. 1- Seyahat sigortası yaptırmak gerekir mi? ilk defa tur olmadan seyahat edeceğiz. Uçak biletlerimiz gidiş dönüş mevcut. Otelimiz booking den ayrıldı. 2- Bir günü de Novi Sad'a ayırmak istiyorum, tüm gezdiğiniz yerleri, Petrovaradin Kalesi'ni ve Karlofça'yı ziyaret etmeyi planladım ama eşim de çok oluyor gereksiz diyor:) teşekkürler. Merhaba. Sırbistan seyahat yazılarımı beğenmenize sevindim, teşekkürler. 🙂 Hayır seyahat sigortası yaptırmak zorunda değilsiniz, bu kişisel tercihiniz. Novi Sad çok güzel bir şehir, tavsiye ederim. Karlofça yakın olsa da bence kendinizi zorlamayın, gerekmez. Belgrad'dan günübirlik Novi Sad'a gidip gezerseniz bence memnun kalırsınız. Otelinizi ayırttığınıza göre kalmaya ve tekrar uğraşmaya gerek yok."} {"url": "https://celebialper.com/ordu-gezilecek-yerler/", "text": "Ordu ili, Türkiye'nin kuzeyinde, Karadeniz kıyısında, büyükşehir statüsünde bir şehir. 1920 yılında bağlı olduğu Trabzon'dan ayrılarak il, 2013'te ise büyükşehir belediyeli bir vilayet oldu. Bugün kumsallarıyla deniz turizmi, dağları, ormanları ve yaylalarıyla doğa turizmi ve keşif yürüyüşleri imkanı sunan, zengin bir tarih ve kültüre sahip, güzel bir ilimiz. Valiliğin Ordu'da Zaman sloganıyla gerçekleştirmekte olduğu gezilerin Yaz turuna davet edilince sevinçle kabul ettim. Bu yazıda Ordu hakkında bilgi, ilçeleri, hava durumu, gezilecek yerler konusunda gezi planı ve önerileri içeren bir rehber bulabilirsiniz. Vilayet Karadeniz Bölgesi'nin Orta ve Doğu Karadeniz bölümlerinde yer alıyor ve Kuzey Anadolu Dağları'nın bir kısmı ilin rakımını kıyıdan uzaklaştıkça yükseltiyor. İlin kuzeyinde Karadeniz, güneyinde Tokat ve Sivas, batısında Samsun, doğusunda Giresun ili var. 1963-64 yıllarında yapılan kazılarda ilk yerleşim kalıntılarının M. Ö. 15 bin yıllarında başladığına dair buluntulara rastlandı. İl merkezinde bilinen ilk yerleşme yeri, Kirazlimanı Mezarlığı yanındaki Bozukkale, eski adıyla Kotyora. Tarih boyunca bölgeye Kimmerler, Miletliler, Persler, Makedonyalı İskender, Pontuslar, Romalılar, Selçuklular ve Osmanlılar hakim olmuşlar. İlde merkez ilçe Altınordu dahil 19 ilçe ve 481 mahalle var. Diğer 18 ilçenin adları: Akkuş, Aybastı, Çamaş, Çatalpınar, Çaybaşı, Fatsa, Gölköy, Gülyalı, Gürgentepe, İkizce, Kabadüz, Kabataş, Korgan, Kumru, Mesudiye, Perşembe, Ulubey ve Ünye. Ordu hava durumu doğal olarak tipik Karadeniz iklimi etkisi ve hakimiyetinde. Kıyı kesiminde kış mevsimindeki çok soğuk günlerin sayısı yılda birkaç günü geçmiyor. İlin iç kesimlerindeki ilçelerinde yüksekliğin artmasıyla beraber soğuk daha şiddetli yaşanıyor. Kışın iç kesimlerdeki ilçelerde 6 aya yakın kar yağıyor. Örneğin Çambaşı Yaylası, Beşiktaşı Yaylası ve Sarı Obası Yaylası'nda kar Mayıs ayına kadar erimiyor ve hava durumu soğuk oluyor. Yaz mevsiminde ortalama sıcaklıklar gündüz 23-27 derece, gece 17-20 derece; kışın gündüz 7-11 derece, gece 4-6 derece; İlkbahar ve Sonbahar mevsimlerinde hava durumu genellikle serin oluyor. İle en fazla yağmur Sonbahar aylarında, en az Mayıs ayında yağıyor. Ordu gezilecek yerler bakımından zengin ve çeşitlilik sunan bir il. 19 gezgin arkadaş olarak gezilecek görülecek yerleri vilayet ve belediyenin katkı ve rehberlikleriyle keyifle keşfettik. Ordu il merkezi Selimiye Mahallesi'nde yer alan Paşaoğlu Konağı, 1896 yılında Paşaoğlu Hüseyin Efendi tarafından yaptırılmış. Bahçesiyle birlikte 625 m 'lik bir alan üzerine inşa edilen konağın taşları Ünye'den, ahşap malzemesi Romanya'dan getirilmiş ve yapımı İstanbullu bir usta tarafından gerçekleştirilmiş. Konak birinci ve ikinci katı ayıran silme ile birlikte, binanın köşelerinde yer alan kaideli ve başlıklı yarım sütunları, bitkisel motifli konsollarla desteklenen ve söve taşı ile çevrelenen üstü saçaklı pencereleriyle zengin bir taş işçiliği sergiliyor. Paşaoğlu Konağı'nın zemin katı taş döşemeli. Birinci ve ikinci katlarda taban ahşap. Tavanlar ahşap kaplama olarak yapılmış. Konağın üst katındaki sofanın ahşap tavanı yağlı boya desenlerle süslü. Tavanın ortasında baklava şeklinde bitkisel motifler var. Köşelerdeki madalyonlar içine çeşitli manzaralar resmedilmiş. Bu katta bulunan banyoda desenli çiniler kullanılmış. Paşaoğlu Konağı, Kültür Bakanlığı Anıtlar ve Müzeler Genel Müdürlüğü tarafından 1982 yılında kamulaştırıldıktan sonra 1983 tarihinden itibaren onarılmaya başlanmış, 1987 yılında onarımı ve düzenlenmesi tamamlandıktan sonra Paşaoğlu Konağı ve Etnografya Müzesi olarak hizmete açılmış. Zemin katı idare olarak kullanılan binanın birinci katındaki Etnografya Müzesi'nde silahlar, takılar, kadın ve erkek giysileri, çömlek eşyalar ve Kurul Kalesi buluntuları sergileniyor. İkinci kat ise Sofa, Paşa Nine Odası, Günlük Oda, Misafir Odası, Yatak Odası, Yüklük gibi düzenlemelerle yöresel 19. yüzyıl konağının özelliklerini yansıtıyor. Perşembe ilçesine bağlı Medreseönü Mahallesi'ndeki Üstün Kardeşler'de şahane manzaraya karşı güzel bir yemek yedik, bol sohbet ettik. İl merkezine 35 kilometre uzaklıktaki Yason Burnu, adını Argonotlar'la beraber burada karaya çıkan Yason'dan alıyor. Burnun alt tarafında Panaya veya Hagios Nikolaos adlı tarihi manastır ve kilise var. Çaytepe sınırları içinde olan yarımada üzerindeki kilisenin adı yabancı kaynaklarda Jason's Church diye de geçiyor. Kilise 1868'de yörede yaşayan Rumlar ve Gürcüler tarafından yaptırılmış. Zamanla yıkılmaya yüz tutan kilise, 2004 yılında restorasyon çalışmaları ile aslına en uygun biçimde onarılmış. Sadece kubbesi Osmanlı tarzında olan Rum kilisesi, bugün Karadeniz Bölgesinde deniz kıyısında olan tek kilise. Evlenmekte olan çiftler buraya gelip gelin damat fotoğrafı çektiriyorlar. Yason burnu tarihi bir yerleşim yeri. MS 3. yüzyılda Hıristiyanlar, Giresun'da İsa'nın doğumunu kutladıktan sonra buraya gelerek Işıklar Bayramına katılırlarmış. Yarımada, Aronauts'ların İason önderliğinde Altın Post'u arama hikayelerinin anlatıldığı Argonautica Efsanesiyle de ünlü. Bu efsanenin kahramanları Truvalı olarak kabul ediliyorlar. Aşağıda burnun ucundaki kayalıktan duman çıkarken bu adamın güneşleniyor olması bana biraz gerçeküstü göründü. Grubumuzdaki kadın gezginler bizi aralarına almayıp fenerin önünde bu fotoğrafı çektirdiler. Taşbaşı Kilisesi, Ordu kentindeki Taşbaşı Mahallesi'nde bulunan tarihi bir Rum Ortodoks kilisesi. 1853'te inşa edilen kilise 1937-1977 yılları arasında cezaevi olarak da kullanılmış, 1983 yılında Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından restore edilmiş. 2000 yılında kültür merkezi haline getirilen kilisenin arkeoloji müzesine dönüştürülme çalışmaları devam ediyor. Doğu-batı istikametinde dikdörtgen tarzda inşa edilen yapının kubbesi hariç tamamı kesme taştan yapılmış. Bahçesinde modern tarzda güzel heykeller var. 2350 metre uzunluğundaki Boztepe Teleferik hattı ile 570 metre yükseklikteki Boztepe'ye çıkış 6,5 dakika sürüyor, şehrin güzel manzarasını izleyerek yeşillikler içinde bir yolculuk yapılıyor. Kişi başı ücreti 10 lira ve kabinlere sekiz kişi biniliyor. Daha az sayıda binmek isterseniz 80TL kabin ücretini ödemek gerekiyor. Boztepe'de kafe, lokanta ve oteller var. Şehre hakim serin bir tepe olması nedeniyle epey ilgi görüyor. Bir akşam Karadeniz'in vazgeçilmezleri olan kemençe ve tulum dinledik. Sahilde epey yürüyüş yaptık. 3 gün sakin olan deniz, dördüncü gün dalgalandı. Sahilde 360 derece kamera ile fotoğrafımız. Gaga Gölü, diğer adıyla Grago gölü, Fatsa Aybastı yolunun sekizinci kilometresinde, Meşebükü köyünde yer alıyor. Karadeniz Bölgesinde yer alan sayılı doğal göllerden bir tanesi. Yerel halk tarafından bu gölün efsaneler ile dolu olduğu söyleniyor. Kiliseli Göl olarak da adlandırılıyor. Bir efsaneye göre gölün altında eski bir şehir olduğu söyleniyor. Çatalpınar Fatsa'ya 20 kilometre, Altınordu'ya 56 km uzaklıkta, geçim kaynakları başta fındık olmak üzere tarım ve hayvancılık olan bir ilçe. Eski adı Çatak olan kasabanın adı, ilçeyi bir çatal gibi arasına alan Bolaman ve Keş ırmaklarından esinlenerek daha sonra Çatalpınar olarak değiştirilmiş. Çatalpınar'ın meşhur ekşi maya ekmeği normal ekmeğe göre daha fazla dinlendirilen, ekşi ve geç bayatlayan bir ekmek. Çatalpınar ilçesinin Olukdüzü mevkiindeki 1200 metre yükseklikte Sarıçiçek Yaylası son derece bakir, serin, güzel bir yeşil alan. Yaylaya dinlenme ve park alanları, serentiler, kamelyalar yapılması için çalışmalar başlamış. Var olan toprak yol yakında ihaleye çıkıp asfaltlanacakmış. Yaylaya vardığımızda civar köylüler yöresel ve tamamen doğal ürünleri ve içten konukseverlikleriyle kocaman kahvaltı masasını hazırlamışlardı. Karışık turşu, gözleme, peynirli börek, bal, tereyağı, armut pekmezi, yoğurt, fasulye turşusu ve sağ üstte gördüğünüz, zeytin sanıp tadınca ne olduğunu hiçbirimizin anlamadığı bir meyve vardı, sorduk ki kiraz turşusuymuş! Ordu yaylalarında gördüğüm çocuklardan bazıları, Moğolistan seyahatim sırasında rastladıklarıma benziyor. Bir okurum bölgede yaşayan Çepni Türklerinden ya da Tatar olabileceklerini söyledi. Yaylada teyzelerin gözlemelerini yedik, ellerine sağlık. Muhtar dahil olmak üzere köylüler bizimle yakından ilgilendiler. Yürüyüş yaptık, sohbet ettik, bol çay içtik. Fındık topladık. Akkaya Köyünde önce Cemevi'ni ziyaret edip sohbet ettik, civarın dedesi saz çalıp deyişler okudu. Daha sonra doğal bir kayalık olan Akkaya Kalesi'ne dik ve dar bir patikayı ve murçla açılmış antik basamakları tırmanarak çıktık. Birinci derece doğal sit alanı olan kalenin tepesinde 60 metrekare bir düzlük var. Burada fırına benzer bir kalıntı ile 4 tane küçük sarnıç görülüyor. Kalenin tepesinden Karadeniz, Bolaman, Evricesu manzarası etkileyici. Henüz arkeolojik çalışma yapılmamış olan kale ve çevresinde kim bilir ne hikayeler ve sırlar gömülü. Aybastı ilçesindeki Uzundere Şelalesi, 100 metreyi aşan yüksekliğiyle Türkiye'nin en yüksek şelalesi olarak biliniyor. Orman ve yamaçlar aşarak akıp gelen şelalenin sesi uzaklardan işitilebiliyor. Perşembe Yaylası Aybastı'ya 17, Akkuş ilçesine 12 kilometre uzaklıkta ve ulaşım asfalt yolla rahatlıkla sağlanıyor. Deniz seviyesinden 1500 metre yüksekteki Perşembe Yaylası piknik, safari, yürüyüş, yamaç paraşütü için ideal. Çiseli Şelalesi, Karga Tepesi, Menderesler, kümbetler, doğa güzellikleri ile Ordu'da gezilecek yerler arasında dikkat çeken yaylada Temmuz ayında gerçekleştirilen şenliklerde yarışmalar, folklor dansları, at yarışları, güreş karşılaşmaları düzenleniyor. Perşembe Yaylası'nda kalacak yer arayanlar için Aybastı Kent Ormanı işletmesinde kiralık odalar var. Orman Genel Müdürlüğü ve Aybastı Belediyesi tarafından yapılan Aybastı Kent Ormanı işletmesi içerisinde, 4 adet kiralık dağ evi tarzında yapı var. Evlerin gecelik fiyatı 200 TL. Buradaki lokantada manda yoğurdu, salata, kuzu eti ve köfte yedik. Ordu ili kent merkezine 63 kilometre mesafedeki Ünye ilçesinin en önemli ürünü fındık, sosyal yaşamı da etkiliyor. Fındığın hasat zamanı olan Temmuz sonu ve Ağustos aylarında halkın bir kısmı köylere gittiği için ilçe merkezi boşalıyor. Hasat mevsiminden önce ise Ünye en canlı dönemini yaşıyor. Ünye Müze Ev 16. yüzyılda Mimar Sinan ile başlayan Klasik Osmanlı Mimarisinin özelliklerini taşıyor. Bu sebeple Türk ahşap işçiliğinin izlerini görmek mümkün. Ev Kafkasyalı Kaptan Server Bey'in evi. Ahşap dışında taş ile örülmüş yerlerinde taşlar arasında çamur kullanılmış evin geniş bir bahçesi ve kuyusu var. Ünye Müze Evde eskiden kullanılan mutfak eşyaları, el işlemeleri, çeyiz sandığı ve günlük kullanılan çeşitli gereçler, geleneksel Ünye ve Karadeniz yaşamını yansıtır şekilde sergileniyor. Birçok tarihi eser halk tarafından bağışlanmış. Türkiye'nin üçüncü, Karadeniz'in ilk \"yaşayan müzesi\" olan müze, \"somut olmayan\" kültürel mirasımızı yaşatmak için atılmış önemli bir adım. Geleneklerimiz, göreneklerimiz burada atasözleri ve deyişler eşliğinde anlatıyor, etkileşimli bir ziyaret gerçekleştiriliyor. Karagöz ve Hacivat, kukla, ebru, mürekkep baskı, halat çekme gibi oyunlarımız ve daha birçok bize özgü gelenek burada uygulamalı olarak sergilenip yaşatılıyor. Tarih boyunca değişik kavimler tarafından tadilat görerek kullanılmış olan Ünye Kalesi, Ünye Niksar yolu üzerinde, 300 metre yükseklikte bir kale. Ünye Kalesi eskiden yanardağmış ama faaliyetini tamamladığında kraterlerinden yüksek bir tepe oluşturmuş ve kale bu tepeye inşa edilmiş. Kaleyi M. Ö. 250 yıllarında İran kökenli bir Pontus Kralı olan II. Mitradates yaptırmış. Kalenin giriş kapısının 5 metre kadar gerisinde, solda, dimdik kayaların 10 metre yukarısına oyularak yapılmış Kral Kaya Mezarları var. Bu mezarların yapılış tarihinin altıncı yüzyıl olduğu sanılıyor. Yunus Emre doğum ve ölüm tarihi kesin olarak bilinmeyen 13. ve 14. yüzyılda yaşamış bir Türkmen halk şairi ve dervişi. Yaşadığı yılların belli olmaması gibi mezarının nerede olduğu da kesin olarak bilinmiyor; mezarının olduğuna inanılan 11 yer var. Ünye'deki mezarın türbe haline getirilmesi ve Şeyh Yunus Emre'nin mezarı olarak kabul edilmesinin bir sebebi, şu şiiri: \"İndik Urum'a kışladık, Çok hayr-u şer işledik, Oney oldu son durak, göçtük Elhamdülillah.\" Ünye'nin eski adı olan Oney için böyle bir dörtlüğü bulunan Yunus Emre'nin bu nedenle vefat edip Ünye'ye defnedildiği düşünülüyor. Türbe sekiz köşeli şekilde ve tavana doğru kısalan bir biçimde tasarlanmış. Milli Parklar Genel Müdürlüğüne bağlı Asarkaya Kent Ormanı ve Milli Parkı orman ve piknik alanında nefis bir yemek yedik. - Argın Yaylası Akkuş - Asarkaya Kent Ormanı - Aybastı Toygar Kabaktepe - Boztepe - Çambaşı Yaylası - Çınarsuyu Mesire Yeri Ünye - Düzoba Yaylası - Eminem Pınarı-Yokuşdibi Mesire Yeri - Gaga Gölü Fatsa - Gelin Kayası Mesire Yeri - Hoynat Adası - Kabakdağ Köyü - Kapılı Kazankaya Şelaleleri - Karaoluk Şelalesi - Keyfalan Yaylası - Korgan Yayları ve İteniçi Mesire Yeri - Küpkaya Kanyonu Ulubey - Ohtamış Şelalesi - Perşembe Yaylası Aybastı - Sayacabaşı Mesire Yeri Ulubey - Topçam Yaylası - Toygar-Kabaktepe Yaylası - Turnasuyu Vadisi Yürüyüş Parkuru - Ulugöl Tabiat Parkı Gölköy - Yason Burnu Perşembe - Yoroz Kent Ormanı - Akoluk Köprüsü - Atik İbrahim Paşa Cami - Aziziye Camii - Başkotanı Köprüsü - Bolaman Kalesi ve Hazinedaroğlu Konağı - Cıngırt Kalesi Fatsa - Cotyora - Çamaş Hisarbey Köyü Kaya Mezarı Çamaş - Çayır Camii Çaybaşı - Çifte Hamam - Delikkaya Kaya Mezarı - Dikenlice Kaya Mezarı - Düz Mahalle Kilisesi - Efirli Camii ve Mezarlığı Perşembe - Emir Yakup Kümbeti - Eskipazar Büyük Hamam - Eskipazar Küçük Hamam - Gençağa Kalesi - Gölköy Kalesi Gölköy - Göller Köyü Kalesi - Hamidiye Camii - Kaleköy Kalesi Kaya Mezarları - Kardeşler Köyü kaya mezarı - Kemer Köprü Ordu - Kestane Köyü Camii Ordu - Kestane Köyü Kemer Köprüleri Ordu - Kurul Kalesi Yerleşkesi Ordu - Kuşfenak Kalesi Kumru - Laleli Cami - Meletios Kalesi Mesudiye - Muzadere Kilisesi - Sarpdere Köprüsü - Sucuali Kaya Mezarı - Taşbaşı Kültür Merkezi - Tozkoparan Kaya Mezarı - Ünye Kalesi Ordu - Ünye Müze Ev - Ünye Saray Hamamı - Yalı Kilisesi Ünye - Yeni Cuma Camii - Yunus Emre Türbesi Ünye Karadeniz mutfak kültürüne sahip Ordu yemeklerinde kara lahana, mısır, patates, pancar, balık, tereyağ, turşu, un, peynir ve fasulye çok kullanılıyor. Ordu'da ne yenir diye merak edenler için ünlü yemekler arasında pide, pancar çorbası, saç ekmeği, pancar sarması, pallabye, golit, fasulye turşusu kavurması, salatalık ve domates turşusu, galdirik kavurması, melocan kavurma, gendeme, pancar döşeme, kabak çorbası, hoşgıran kavurma, mısır yağlaşı, golit, fasulye turşusu kavurması, salatalık ve domates turşusu, mıhlama, mantar tirmit, hamsi buğulama, hamsi tava, mısır ekmeği, mısır çorbası, kabak muhallebisi, un helvası sayılabilir. Karadeniz'de karalahana çorbası içmeden olmaz. Son gün öğle yemeğinden kalan pideleri paket yaptırıp akşam havalimanında yerlere serilip yedik. Ordu ziyaretimizde bizi konuk edip yakın ilgi gösteren Ordu Valisi İrfan Balkanlıoğlu, Ordu İl Kültür Turizm Müdürü Uğur Toparlak, Aybastı Belediye Başkanı İzzet Gündoğar, Ünye Belediye Başkan Yrd. Erhan Eren ve İlhan Kartal, Çatalpınar Belediye Başkanı Ahmet Türe, Mustafa Şenel ve misafirperver köy halkına, Ordu Valiliği Basın Danışmanı Mustafa Sezer'e, bizi defalarca nefis yemekleriyle doyuran Aktaşlar Restaurant'a, konuk eden Royal52 Otel'e, büyük emek harcayarak bu geziyi düzenleyen Gezginin Ayak İzleri sitesinin yazarı Cüneyt Durhan'a, katılan blogger arkadaşlarım Amcaoğlu, Bilinmeyen Rota, Çapulcu Yollarda, Dünya'nın Yerlisi, Geze Geze Türkiye, Geziyorum Öyleyse Varım, Gezgin Kadınlar, Gezgin Kedi, Gezgin Martı, Gezmek Güzel, Giyen Bayan, Küçük Dünya, Pustoo Dünya, Seyyahça, Tadında Seyahat, Yoldaki ve Zaferin Seyir Defteri'ne bu harika Ordu gezisi için çok teşekkür ederim. Evet mehmet doğru söyledin, abdden yillik izinle arkadasimla geldik türkiye turu için, thy ucaginda ordu gezisi hakkinda dergi vardi abdli arkadasim merak etti. Ben de orduya getirdim onu. Gercekten ordunun yaylasini cok beğendi. Dediginiz dogru. Ordu'ya gitmek çok istiyorum özellikle Aybastı kent ormanı çok harika görünüyor. Bir daha gidersen Jason Burnu'nda balık çorbası içmeni de öneririm. Karadeniz Türkiye'nin çok güzel ve gezilip görülmesi gereken en önemli yerlerinden birisidir. Kıymetini bilip tatil rotanıza eklemenizi tavsiye ederim. Sinop Boyabat ilçemizi de görmenizi dilerim aynı Safranbolu evleri gibi Boyabat evleri var. Kalesi görmeye değer sırık kebabı yemesi güzel daha nice turistik otantik yerleri ile Boyabat ilçemizi tanımanızı gezmenizi tavsiye ediyorum. Sinop iline bağlı Boyabat ilçesi ve o ilçeye bağlı Emiroğlu köyü ve o köye bağlı Bıçakçılı mahallesi köylerin en güzelidir bir tarafı meşe ormanı bir tarafı çam ormanı yayla havası karşısı baraj manzarası çok güzel köydür bıçakçılı köyü yolunuz Boyabat ilçesine düşerse görmenizi tavsiye ederim. Merhaba Ebru Hanım, Ordu gezi yazımı beğenmenize sevindim. 🙂 Haritadaki hatayı ilk fırsatta düzeltirim, Vietnam'dan selamlar."} {"url": "https://celebialper.com/orhun-yazitlari/", "text": "Orhun Yazıtları, Göktürk Yazıtları ya da Orhun Abideleri, Türklerin bilinen ilk alfabesi olan Orhun alfabesi ile Göktürkler tarafından yazılmış eserler. Moğolistan'daki Bilge Kağan ve Kül Tigin yazıtlarını yazan Yolluğ Tigin aynı zamanda Bilge Kağan'ın yeğeni. Yazıtlarda bu abidelerin sonsuza kadar kalması dileğiyle Bengü Taşlar deniyor. 1889 yılında bulunan Orhun Yazıtları'ndan Kül Tigin Yazıtı 732, Bilge Kağan Yazıtı 735 yılında yazıldı. Yazılar 1893 yılında Danimarkalı dilbilimci Vilhelm Thomsen ve Rus Türkolog Vasili Radlof tarafından çözülüp bilim dünyasına kazandırıldı. Bu yazımda ziyaret ettiğim yazıtlar hakkında bilgi, özellikleri, önemi, konusu, tarihçesi, çeviriler, nerede olduğu ve nasıl gidildiği var. Orhun Yazıtları, bugünkü Moğolistan'da, Baykal Gölü'nün epey güneyinde, Orhun Nehri vadisinde, Köşö Çaydam ve Ögii Gölü yakınlarında, 47.1 enlem ve 102.25 boylam arasında kalan bölgede yer alıyor ve Karakurum'dan gidiliyor. Ben Karakurum'a batıdan, Tsetserleg adlı kasabadan 120km gittim, yeriniz başkent Ulan Bator ise hergün saat 11:00 de kent merkezinin 8 km batısındaki Dragon şehirlerarası otobüs terminalinden otobüs kalkıyor. Ücreti 12000 Tugrik yani 18 lira olan biletinizi bir gün önceden bürodan, ya da aynı gün erken giderek otobüs şoföründen alabilir, 7 saate yakın süren 363 kilometre Moğolistan yolculuğuna çıkabilirsiniz. Kaldığım Karakurum kasabasının 46 kilometre kuzeyindeki Orhun Abideleri adlı anıtlara giden asfalt yolu Türkiye yaptırdı. Yazıtlar Qrdu-Baliq'in 25 mil kuzeydoğusunda kalıyor. Kasabadan bir arabayla anlaşıp gittim, zaten toplu taşıma yok. Türkiye'nin yaptırdığı asfalt dümdüz ve deliksiz, üstelik ortada şerit bile var. Bu ülkede zor bulunan bir şey. Hatta bir trafik levhası bile gördüm \"inek çıkabilir\" anlamında, etkilendim. Yol müzede bitiyor ve etrafta başka bir şey yok, ama araçlarıyla yolda gidip gelen Moğollar gördüm, sanırım ülkenin tek normal yolunun tadını çıkarıyorlar. Müzenin hemen yakınında, Moğolistan kırsalında ailesi ile birlikte göçebe çadırında yaşayan Batochir, Göktürk Yazıtları, anıtlar ve müzeden sorumlu, kapıyı o açıyor. Orhun Yazıtları Türk dili, tarihi, edebiyatı, sanatı, töresi hakkında önemli bilgiler veriyor. Türk ve Türkçe adı, tarihte ilk kez Göktürkler dönemine ait bu yazıtlarda geçiyor. Türk dili, kültürü ve tarihinin en değerli anıtları olarak kabul ediliyor. Yolluğ Tigin, Kül Tigin yazıtını yirmi günde, Bilge Kağan yazıtını da otuz günde yazmış. Orhun Abideleri üzerindeki metinlerin dili olan Göktürkçe kısımların dışında, Çince çeviri de var. Bilge Kağan yazıtı, Bilge Kağan'ın ölümünden bir yıl sonra oğlu Tenri Kağan tarafından yaptırılmış. Yazıtta Bilge Kağan ve yeğeni Yolluğ Tigin'in sözleri yer alıyor. Bilge Kağan yazıtı hem devrilmiş, hem de parçalanmış, o yüzden tahribat ve silinti çok fazla. Bu yazıtın etrafında türbe enkazı, balbal ve heykeller bulundu. Orta Asya Türk tarihi ve edebiyatının göçebe geçmişimizin ilk yazılı örnekleri olması bakımından büyük önem taşıyan Orhun Anıtları Moğolistan'da yapılan Orhun Müzesi'nde koruma altına alındı. Orhun Yazıtları ve çevrelerinde bulunan heykeller 2008 yılında TIKA tarafından yaptırılan Orhun Müzesi içerisine yerleştirildi, yazıtların asıl yerlerine bire bir kopyaları dikildi. Aşağıda sekizinci yüzyıldan kalma insan figürü var, Arhangay Haşaat, Köşö Çaydam, Moğolistan. Göktürk alfabesi Orhun Anıtlarıyla öğrenildi. Onun için Göktürk alfabesi Orhun Alfabesi olarak da biliniyor. Göktürk runik yazısı, Türk yazı dilinin ilk yüzyıllarında, özellikle 5. ve 9. yüzyıllar arasında yaygın olarak kullanıldı. Orhun alfabesi 4'ü sesli, 34'ü sessiz harf olmak üzere 38 harfli. Yazıda harfler birbirine birleştirilmiyor. Kelimeler de birbirinden üst üste konmuş iki nokta ile ayrılıyor. Yazı sağdan sola, istenirse yukarıdan aşağıya yazılıyor. Orhun Abidelerinde satırlar yukarıdan aşağıya yazılmış ve sağdan sola doğru düzenlenmiş. Aşağıda fotoğrafını çektiğim bir Orhun Yazıtları ayrıntısı var. Kül Tigin Yazıtı mermerden yapılmış dört yüzlü bir taş abide. Bu anıtın boyu 3.75 metre. Üzerindeki yazıların boyu ise 2.75 metre, doğu ve batı yüzleri altta 1.32 metre, üstte 1.22 metre. Kuzey yüzü 46 cm, güney yüzü ise 31 cm genişlikte. Yazıtın batı yüzünde Çince bir yazı ile Köktürkçe bir satır var. Diğer yüzdeki yazıtlar ise tamamen Köktürkçe. Yazılar sağdan sola doğru, yukarıdan aşağıya doğru yazılmış. Bu yönlere bakan yüzler dışında iki yüz arasında, kuzeydoğu, güneydoğu ve güneybatı yönlerinde ise bir kaç cümleden oluşan metinler yer alıyor. Kül Tigin Yazıtı'nda konuşan kişi Bilge Kağan, Göktürk Devleti'nin kuruluşu ve tarihi ile ilgili önemli bilgiler veriyor. Kardeşi Kül Tigin'in 47 yaşında ölümünden çok etkilendiğini ve devlet yönetiminin hangi merkezden yapılması gerektiğini anlatıyor. Kül Tigin'in halkı için yaptıklarından, atalarından İstemi Kağan ve Bumin Kağan ile onlardan sonra tahta çıkan yöneticilerin başarısızlıklarından, kağanlık merkezinin Ötüken'den başka yere taşınmaması gerektiğinden bahsediyor. Bilge Kağan, Kül Tigin Yazıtı'nı uğrak yere diktiğini belirterek ulusuna bir takım mesajlar vermeyi amaçladığını söylüyor. Bu nedenle sözlerinin unutulmaması gerektiğini, yazıtın dikiliş amacının geleceğe yönelik olduğunu belirtiyor. Ol yirgerü barsar Türk budun ölteçi sen. Ötüken yir olurup arkış tirkiş ısar nerig buriguğ yok. Ötüken yış olursar beriggü il tuta olurtaçı sen. Türk budun tokurkak sen. Açsık tosık ömez sen. Bir todsar açsık ömez sen. Antağırigın üçün igidmiş kağanıngın sabin almatın yir sayu bardığ. Kop anda alkıntığ, arıltığ. Anda kalmışı yir sayu kop toru ölü yonyur ertig. Tengri yarlıkadukın üçün özüm kutum bar üçün kağan olurtum. O yere doğru gidersen, Türk ulusu, öleceksin! Ötüken yerinde oturup kervan, kafile gönderirsen hiç bir sıkıntın yoktur. Ötüken ormanında oturursan ebediyen il tutarak oturacaksın. Türk milleti, tokluğun kıymetini bilmezsin. Açlık, tokluk düşünmezsin. Bir doysan açlığı düşünmezsin. Öyle olduğun için, beslemiş olan kağanının sözünü almadan her yere gittin. Hep orda mahvoldun, yok edildin. Orda, geri kalanınla her yere hep zayıflayarak, ölerek yürüyordun. Tanrı buyurduğu için, kendim devletli olduğum için kağan oturdum. Orhun Yazıtları arasında yer alan Bilge Kağan Yazıtı, yüksekliği 3.80 metre olan bir anıt. Doğu yüzünde 41 satır, güney ve kuzey taraflarında 15'er satır yer alıyor. Böylece Türkçe yazılmış olan toplam satır sayısı 71 ediyor. Batı yüzünde ise Çince bir yazı var. Kuzey yüzünün ilk 8 satırı Kül Tigin Yazıtı'nın güney yüzündeki ilk 11 satır ile aynı. Ayrıca doğu yüzündeki ilk 24 satır ile Kül Tigin Yazıtı'nın doğu yüzünde yer alan ilk 30 satır aynı. Bilge Kağan Yazıtı, Kül Tigin Yazıtı'na oranla daha çok tahribat gördüğü için metinlerde okunamayan yerler var. Ey Türk ulusu! Kendine dön. Seni yükseltmiş Bilge Kağanı'na, özgür ve bağımsız ülkene karşı hata ettin, kötü duruma düşürdün. Bilge Kağan sık sık yöneticilerin halka eziyet etmemesini ve yazdırdıklarının dikkatle okunmasını öğütler. Doğu yüzü Kül Tikin Yazıtı'nın doğu yüzüyle çoğunlukla aynı olsa da burada bazı ayrıntılara giriliyor: \"Babam İlteriş öldüğünde sekiz yaşında kaldım. Töreye göre amcam kağan oldu. Yoksulu zengin kıldı, az halkı çok kıldı.\" Ardından kendi kağanlık döneminin başlangıcını anlatıyor. Dokuz Oğuz, Dokuz Tatar, Basmıl, Karluk, Kırgız, Türgiş gibi Türk boylarıyla ve Tangut, Soğd, Çin gibi yabancı kavimlerle yapılan başarılı savaşları anlatıyor. Güney tarafının dokuzuncu satırında büyük oğlunun ölümünü, kendisinin 9 yıl şad unvanı taşıdıktan sonra 19 yıl kağanlık yaptığını söylüyor. Neng yılsıg bodunta üze olurmadım. İçre açsız taşra tonsuz yabız yablak bodunta üze olurtum. Tigin iki şad inim Köl Tigin birle sözleşdimiz. Kangımız eçimiz kazganmış bodun atı küsi yok bolmazun tiyin Türük bodun üçün tün udımadım küntüz olurmadım. İnim Köl Tigin birle iki şad birle ölü yitü kazgantım. Ança kazganıp biriki bodunug ot sub kılmadım. Zengin milletin üzerine kağan olmadım. Tam tersine karnı aç, sırtı çıplak, kötü ve perişan durumdaki ulusun üzerine kağan oldum. Prens iki şad ve kardeşim Kül Tigin ile konuşup anlaştık. Babamızın ve amcamızın kazanmış oldukları ulusun adı sanı yok olmasın diye Türk ulusu için gece uyumadım, gündüz oturmadım. Kardeşim Kül Tigin ve iki şad ile birlikte öle yite çalışıp kazandım. Böyle kazandığım için birleşik ulusu ateş ile su gibi birbirine düşman etmedim. Başkent Ulan Bator'un 60 kilometre güneydoğusunda yer alan Tonyukuk Yazıtı ya da uluslararası literatürdeki adıyla Bain Tsokto Yazıtı, 732-734 yıllarında yazılıp dikilmiş olan Göktürk Yazıtlarının ilki. Bilge Kağan Yazıtı ile Kül Tigin Yazıtının 360 kilometre doğusunda, Tola Irmağı'nın yukarı yatağındaki Bayn Tsokto bölgesinde yer alıyor. 1897 yılında botanikbilimci Yelizaveta Klements tarafından bulundu. Tonyukuk Yazıtı dört yönlü, 243cm ve 217cm yükseklikte iki taş üzerinde yazılmış anıtlardan oluşuyor. Birinci taş üzerinde batı ve doğu yüzlerinde yedişer, güney yüzünde 10, kuzey yüzünde ise 11 satır olmak üzere toplam 35 satır yer alıyor. İkinci taşın ise batı yüzünde 9, doğu yüzünde 8, güney yüzünde 6 ve kuzey yüzünde 4 olmak üzere toplam 27 satır var. İki taşın toplam satır sayısı 62. Yazıtı, Bilge Kağan dönemine kadar başkomutanlık ve vezirlik yapmış olan Tonyukuk dikti. Metnin yazarı Tonyukuk. Yazıtın 725 yılında dikildiği tahmin ediliyor. Tonyukuk, bu yazıtında ilk 47 satırda İlteriş Kağan ile Kapgan Kağan'ın dönemlerinden bahsediyor. Daha sonraki satırlarda ise kendisinden bahsederek Göktürk tarihi hakkında önemli bilgiler veriyor. Göktürkçe ile yazılmış olup, Türkçenin en eski örneklerinin başında geliyor. Tonyukuk Yazıtı'nın birinci satırı otobiyografiyle başlıyor: \"Ben Bilge Tonyukuk, Türk halkının Çin'e bağımlı olduğu (630-680) dönemde doğdum.\" Tonyukuk bunun ardından I. Türk Kağanlığı'nın yıkılışına neden olan hataları ve II. Türk Kağanlığı'nın kuruluşundaki rolünü dile getiriyor. Birinci taşın güney yüzeyi, artık egemenliğini kazanmış Türk halkının Çogay ve Kara Kum'da geyik ve tavşan yiyerek yaşadıkları, halkın karnının tok olduğu bilgisiyle başlıyor. Türklerin yeniden güç kazanması üzerine Dokuz Oğuzlar, Çin devletine elçi göndererek, Türklere karşı üçlü ittifak teklifinde bulunur. Tonyukuk kumandasındaki Türk ordusu, Dokuz Oğuzları yener, Tonyukuk Türk halkını Ötüken'e getirip yerleştirir. Yazıtın doğu tarafında Şantung'a yapılan akınlardan söz eden Tonyukuk, Çinlilerle ittifak yapan Kırgızlara nasıl saldırdıklarını anlatıyor. Yerli bir kılavuzla geceleri derin karda ilerleyen Tonyukuk askerleri, Kırgızlara uykudayken ani baskın yapar. İkinci anıtın batı yüzeyi, yüz bin kişilik Türgiş ordusunun toplanmasıyla başlıyor. Tonyukuk geri çekilmek isteyen bazı rütbeli askerlere sesleniyor: \"Altay Dağları'nı aşarak, İrtiş Irmağı'nı geçerek geldik. Tengri, Umay ve kutsal yer-su bizim yanımızda. Çoklar diye neden korkalım, azız diye niye çekinelim. Hücum edelim.\" İki gün süren savaşı Türkler kazanır. Orhun Yazıtları ve nasıl gidildiği hakkında bilgi vermesi dileğiyle. En alt kısımda yazdığınız \"Dokuz Oğuzlar, Çin ve Kıtay devletlerine elçi göndererek\" Çin ve Kıtay aynı şeydir. ÖZTÜRKÇE de ÇİN yerine Kıtay- Hıtay denmektedir. Merhaba. Heykel ile balbal tam olarak aynı şey değil, balbal eski Türklerin birini anmak için mezar ya da kurganların yanına koydukları anı taşlarına deniyor, altıncı paragrafta belirttim. Çin Kıtay ifadesini düzelttim, teşekkür ederim. Hocam balballar ölen kişinin öldürdüğü düşman asker sayısı kadar dikilirdi diye biliyorum. Anlamı bu. Evet haklısınız. Orhun Yazıtları yazımda sadece adını geçirdim ama Kırgızistan Turu adlı yazımda balbalları anlatıyorum, sözcükten o yazıma link verdim, iyi oldu. Teşekkür ederim. Daha önceki yazınızda belirttiğiniz üzere Orhun Yazıtları'nda ilk çözülen sözcük Tengri sözcüğüdür. Tengricilik hakkındaki en önemli ipuçları da Orhun Yazıtlarından elde edilmiştir. Yazıtlara göre Türklerin ataları Gök Tanrı'ya inanmaktadır. Bu nedenle Bilge Kağan kendisini tanımlarken \"tengri teg tengride bolmış türük bilge kagan\" yani \"Tanrı gibi Tanrıdan olmuş Türk Bilge Kağan\" der. Bir bozkır kağanından beklendiği gibi nemrut bir hükümdarlık yoktur. Metinlerin çoğunda sosyal devlet betimlemesi vardır. Öğütleme tavrı edinilmiştir. Zorlama ve baskıdan ziyade \"öğüt budur, isterseniz tutarsınız\" uyarısı bulunur. Ayrıca yazıtlarda \"kağanın topladığı\" değil \"kağanın etrafında toplanan\" bir halk görürüz. Sizden diğer yazılarınız gibi Orhun Yazıtları ile ilgili de yine güzel bir yazı bekliyordum fakat itiraf etmeliyim ki bu yazı beklediğimden nefis olmuş. Türk dili ve edebiyatı bölümü mezunu ve dolayısıyla yazıtlarla yaklaşık bir yıl boyunca haşır neşir olmuş biri olarak çok başarılı buldum, hayranlıkla okudum. İlginize ve katkınıza çok teşekkür ederim, özenli ve konuya hakimsiniz. Orhun Anıtları çok önemli eserler. Sevgi ve saygılar. Orhun Abideleri hakkında başka ilginç bilgiler bulur ve burada yazarsanız çok şık olur. Ne mutlu size ki Türk tarihi için böylesine önemli bir konuda çalışmışsınız. Sevgiler. Bilge Kağan'ın hem Kül Tigin Yazıtı'nda hem de kendi adına dikilen yazıtta babası İlteriş Kağan ve amcası Kapgan Kağan'dan söz ederken veziri, danışmanı, komutanı aynı zamanda kayınbabası olan Apa Tarkan unvanlı Tonyukuk'un adından -tahta geçişi nedeniyle kendisinin egemenliğini kabul edenlerin arasında andığı güney yüzü on dördüncü satır dışında- hiçbir yerde bahsetmemesi son derece dikkat çekmiştir. Bu durum bazı Türklük bilimcilerimiz tarafından Bilge Kağan ve Tonyukuk arasındaki yönetim anlayışından kaynaklanan anlaşmazlıklar yüzünden Bilge Kağan'ın Tonyukuk'u yönetimden uzaklaştırmasının bir sonucu olarak açıklanmış hatta Tonyukuk Yazıtı'nın Bilge Kağan ve Kül Tigin Yazıtlarından 360 kilometre uzakta olması da buna bağlanmıştır. Bilge Kağan, planlarına karşı çıkan Tonyukuk'u daha fazla devlet işlerine bulaştırmak istememiş ve fakat bütün hayatı gençliğinden itibaren devlet idaresi içinde geçmiş Tonyukuk'a büyük olasılıkla bu karar ağır gelmiştir. Dolayısıyla Tonyukuk, kendiliğinden Bilge Kağan ve Kül Tigin'e kızarak ailesiyle birlikte ülkenin doğu sınırlarına gelmiş veyahut merkezden zorla uzaklaştırılmış olabilir. Sizin için Orhun Yazıtları'nı içeren lisans ders kitaplarımı karıştırdım ve sayfa kenarlarına yazdığım hem o zamanlar hem halen bana en ilginç gelen bu bilgilere rastladım. Yazıtlar konusunda çalışmak hayli zorlayıcı ancak bir o kadar da keyifliydi. Ben, Genel Türk Tarihi'nin İslam Öncesi Dönemi'ni çok beğeniyorum Alper Hocam. Sevgiler. Orhun Anıtları hakkında bu ilginç ve değerli bilgiler için çok teşekkürler Ayça Hanım. Tonyukuk ile Bilge Kağan anlaşmazlığını duymamıştım. Sevgiler. Rica ederim, bildiklerimi paylaşmayı severim. Çok yaygın bir bilgi değildir zaten sadece bu bölümü okumuş olanların bilebileceği teferruatlardan biridir. Ben de anlaşmazlığa düşmelerine yol açan meseleleri hatırlayamadım; biraz araştırınca Bilge Kağan'ın halkını yerleşik hayata geçirip onları şehirde oturtma, halkı arasında Budizm'i yayma gibi girişimlerinin Tonyukuk tarafından engellendiğini gördüm. Dediğim gibi bazı hocalarımıza göre Tonyukuk'un işlerine karışması Bilge Kağan'ın hoşuna gitmemiş, hayallerinden isteyerek vazgeçmemiştir. Sevgiyle kalın.. Desenize Bilge Kağan Türkleri Budist yapmak istemiş! Bunu hiç duymamıştım. Çok teşekkürler. Öyle görünüyor. Bilge Kağan Gök Tanrı'ya inanan bir hükümdar olmasına rağmen yeni bir din arayışı içerisine girmiş. Bu gerçekleşmiş olsaydı Türklerin İslam'a geçişi de mümkün olmazdı. Onların sağlıklarında Türk ülkesine ulaşamayan İslam, onlar öldükten sonra da belki hiç ulaşamazdı. Türk tarihinin akışı tamamen farklı olacakmış neredeyse. Bence şu anki halimizden çok daha iyi durumda olurduk. Budizm ile birlikte kendi şaman geleneklerimizin karşımı olan bir inanışı sürdürürdük. Bilim, spor konularında ilerler; İslamiyet'in yasakladığı güzel sanatlarda gelişirdik. Türk kültürü, Arap kültürünün etkisinde asimile olmaz; değerlerimiz yozlaşmazdı. Milli benliğini yitirmemiş, çağdaş ve uygar bir millet olarak yükselmeye devam ederdik. Kesinlikle başarılı bir yazı olmuş bu tarz konular yetkinlik gerektiriyor ve bakmaktan çok görmek gerektiriyor. Öncelikle, Türk-Orhun harfleri çentme-oyma nitelik taşırlar ki Türklerin çevresindeki kavimlerden ne İranlılar, ne Hintliler, ne de Çinliler bu tür harf kullanmamışlardır. Arami alfabesi ve ondan türeyen yazılar da çentme-oyma nitelik taşımazlar. Karakter bakımından Orhun yazısına en yakın tek alfabe batıdaki eski Germen runik yazısıdır ki, Orhun-Türk yazısı ile Germen runik yazısı arasında ne tarihi açıdan, ne de dil açısından bir ilgi yoktur. Arami alfabesindeki 22 harfe karşılık, Orhun alfabesinde 38 harf vardır ve Orhun yazısının Arami ya da İrani bir alfabeden kaynaklandığını öne sürenler, bu alfabelerin daha o çağlarda Türkler tarafından Türk dilinin fonetiğine göre nasıl düzeltilip geliştirildiğini açıklayamamaktadırlar. Türk yazısına köken olduğu iddia edilen Pehlevi ve Aramazique yazıların ilk örnekleri en erken milat sıralarına indiği halde, Türk yazısının ilk örnekleri çok daha eskilere, MÖ 5-4. yüzyıllara değin gitmektedir. Orhun yazısının kaynağı hakkında ileri sürülen görüşlerden en doğrusu ve akla yatkın olanı, bu yazının Eski Türk damgalarından çıktığı görüşüdür. Nitekim Çinliler, Eski Türklerin değnekler üzerine çentikler çizerek, ok ucuyla balmumu üstüne işaretler yazarak haberleştiklerini ve resmi belgelerini saptadıklarını bildirmektedirler. Orhun yazısının Türk buluşu olduğunu söyleyenler, bu yazının eski Türk damga ve işaretlerinden çıktığını kabul ederler. Gerçekten de Orhun yazısındaki harflerden OK sesini veren harf ok'a, Y sesini veren harf Ay'a, S sesini veren harf süngüye, B sesini veren harf ev'e, T T sesini veren harf dağ'a, L sesini veren harf el'e, R sesini veren harf de er'e yani adam'a benzemektedir. Orhun Yazıtları ve alfabesi hakkında derin ve ayrıntılı bilgiler için çok teşekkür ederim. Orhun Abideleri hakkında yazımı beğenmenize sevindim Zeynep Hanım. Ayça Hanım sağ olsun konuya hakim biri olarak önemli katkılarda bulundu. Saygılar. size az önce çok şey yazdım; hata verdi bilgisayar sildi. Yemek yerken; Ananm bunu pişirmezdi, bu yemek hayrola tepkisi vermeniz. araçla 4x4 tum asyayı dolaşmak fikrindeyiz iki küçük çocuğumuzla vereceğiniz fikirleri feyz alacağız. teşekkür ederiz. özellikle ata diyarı. Bu harika bir fikir. Moğolistan'a gitmek, Orhun Abideleri'ni görmek heyecan verici. Ancak ben hep uçak, tren, otobüs, minibüs ve gemiyle seyahat ediyorum, hiç araçla gezmedim, kiralamadım ve araba kullanmayı bilmiyorum, o yüzden böyle bir deneyimi tek ülkede bile yaşamadım. Asya'nın zorlu koşulları ve özgürce seyahat etme isteği nedeniyle 4x4 araçlarla gezenler epey var. Aklınızda belli bir rota ve ülkeler var mı? Yola çıkmaya karar verirseniz deneyimli kişilerle iletişim kurmaya çalışırız birlikte. Ben de ilginize teşekkür ederim. Elbette, Orta Asya yolculuğunuz öncesinde yine haberleşelim. Saygılar. Yazıtlar dikkatle okunursa Türklerin, Çinlilerle savaşmaktan çok onların kültürel zenginlikleri ve çekicilikleri karşısında zayıf düştükleri anlaşılır. Yani göçebe Türkler, yerleşik hayatın rahatına düşkünlük gösterdikleri için bir çöküş sürecindedirler. Bu durumu engellemek için defalarca Ötüken Ormanı'nda kalınması tavsiye edilir. Bu süreçte Devlet ikiye bölünür ve Bir kısmı esir olur. Yok olmanın eşiğindeki Türklerin yardımına İslamiyet yetişir. Eğer Türkler, Talas Savaşı'nda Müslümanları değil de Çinlilerin yanında olsa idi tüm Orta Asya'nın tamamen Çinlileşmesi tehlikesi mevcuttu. Zaten Çinlileşen Türk Boyları, milli bilinçlerini kaybetmiş tamamen asimile olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmışlardır. Çinlilerin en büyük korkusu olan Moğollar bile Budistleştikten sonra tamamen eski güçlerini kaybetmişlerdir. Yani düşünüldüğü gibi Türkler, Budist olsalardı daha büyük ve güçlü bir medeniyet kuracakları iddiası gerçekçi değildir. Bu konuda ayrıca Ahmet Hikmet Müftüoğlu'nun Gönül Hanım adlı romanı değerli bir kaynaktır. Orhun Abideleri ve Türk tarihi konusunda bilgi ve görüşleriniz için teşekkür ederim. Rica ederim, başarılar dilerim, umarım bir gün Orhun Abideleri'ni görebilirsiniz. Rica ederim. Orhun Yazıtları ve gezi bloguma ilginize teşekkürler. Merhaba Serhat Bey. Orhun Yazıtları'na şehirler arası toplu taşıma ile mi, araç kiralayarak mı gitmeyi düşünüyorsunuz. Mesafe 1400 kilometre, Moğolistan'da ulaşım zordur ama yol var. Ben o yolu kat etmedim, bilemiyorum ama soruştururuz."} {"url": "https://celebialper.com/oslo-gezi-rehberi-gezilecek-yerler/", "text": "Oslo gezi notları olarak hazırladığım bu yazı Oslo hakkında bilgi, gezilecek yerler, hava durumu, etkinlikler, öneriler, yorumlar, indirimler içeren bir gezi rehberi. Nordik ülkeler seyahatimin ilk durağı olan Norveç başkenti Oslo şehir merkezinin nüfusu 660.000. Dünyanın en pahalı kentleri arasında yer almasına rağmen huzurlu yaşamı ve İskandinavya'nın önemli gezilecek noktaları için ulaşım ve başlangıç merkezi oluşturması nedeniyle epey gezgin ve turist çekiyor. Benim de Norveç İzlanda Grönland gezimin ilk seyahat hedefi oldu. Stockholm, Helsinki ve Kopenhag ile birlikte İskandinavya'nın en büyük şehirleri arasında yer alan Nordik kent 1040 yılında kuruldu ve 1048'de Harald Hardrada tarafından bir ticaret merkezi haline getirildi, 1300 yılında Norveç'in başkenti oldu. Dönem dönem Danimarka ve İsveç ile birleşme süreçlerinde önemini kaybetti. 1624 yangınında harap olunca Akershus Ormanı yakınına taşındı. Danimarka yönetimi altında Christiania ve Kristiania isimlerini aldıktan sonra 1925'te yine asıl Norveççe adını geri aldı. Oslo Norveç'in ekonomik, ticari, idari, bankacılık, endüstri ve denizcilik merkezi. 2012 yılında fDi dergisi tarafından büyük Avrupa şehirleri arasında yaşam kalitesi en yüksek kent seçildi. 2011 yılında Tokyo'dan sonra dünyada yaşamın en pahalı olduğu kent olarak belirlendi, 2013'te ise EIU tarafından dördüncü pahalı şehir olduğu açıklandı. Yakın dönemde nüfusu göçler, göçmenlerin yüksek doğurganlığı ve iç göç nedeniyle hızlı artan bir kent. Yine de Norveç'te yaşam kalitesi çok yüksek. Norveç bir kuzey ülkesi olmasına rağmen Oslo hava durumu nemli ve oldukça ılık olan okyanussal iklime sahip. Atlas okyanusundan batı rüzgarları ile gelen Gulf Stream sıcak su akıntısı kıyı kesimlerde kışın sıcaklığın düşmesini engelliyor. Örneğin Bergen'de Ocak ayı ortalarında hava sıcaklığı 5 derecenin üzerine çıkarken, iç kısımlarda yer alan Oslo -5 derece civarında seyrediyor. Yazın gündüz 18 saat, Kışın 6 saat sürüyor. Oslo hava durumu Kış ayları Ocak ve Şubatta -2 ile -7 derece arasında, Yaz mevsiminde 10 ile 20 derece arasında geçiyor. Norveç İzlanda Grönland gezim için altı tane uçak bileti adım; son akşam Pegasus'un Sabiha Gökçen Havalimanı'ndan sabahki uçuşu kar olasılığından iptal edilince canım sıkıldı, zaten yazın planladığım bu seyahat darbe girişimi nedeniyle iptal olmuştu. Bir süre telaştan sonra THY'den sabaha yeni bir Oslo uçak bileti aldım. Norveç'e bu ikisi hariç SAS ile de uçabilirsiniz. Oslo Gardermoen Havalimanı'na inip pasaport kontrolünden geçtikten sonra şehir merkezine ulaşım sağlayan Flytoget Airport Express Train ile gitmek için tren biletinin fiyatı çift yön 360 Norveç Kronu! Havaaalanından şehir merkezindeki Oslo S istasyonuna kadar sadece 20 dakika süren 2 istasyonluk tren bileti 155 lira, fena pahalı. Başa gelen çekilir, bu kez dünyanın en pahalı ülkelerine seyahat ettiğimin farkındayım. Norveç Türkiye ile karşılaştırırsak çok daha pahalı bir ülke. Oslo haritası, gezi rotası ve gezilecek yerler. Kent merkezine geldikten sonra ulaşım için araçlara ihtiyacınız yok, gezilecek yerler ve görülecek noktalar birkaçı hariç yürüme mesafesinde. Yukarıdaki kent haritasında görebileceğiniz gezilecek yerler aşağıda. Kadıköy'de boğa heykeliyle fotoğraf çektirmeyi kendine yakıştıramayan Çelebi Alper Norveç'te Oslo Central Station tren istasyonundan çıkar çıkmaz karşısında bulduğu Kaplan Heykeliyle fotoğraf çekilme fırsatını kaçırmaz. Jernbanetorget Meydanı'ndaki heykel 2000 yılında kentin bininci kuruluş yılı anısına dikildi. Elena Engelsen'in yaptığı 4.5 metre bronz heykel, Norveçli şair Bjornstjerne Bjornson'un 1870'te yazdığı Sidste Sang şiirinde bir atla dövüşen kaplandan geliyor. Şehir bir dönem Tigerstaden yani Kaplan Şehir olarak adlandırılmış. Merkez Tren İstasyonu'nun hemen önünde, Bjorn Melbye Gulliksen adlı sanatçının Nazi sembolü svastika'yı parçalayan Knus Nasismen adlı büyük çekiç heykeli, 1 Mayıs 2015'te açılmış. II. Dünya Savaşı'nda Almanya işgaline karşı direnen Osvald-gruppen adlı silahlı sivil direnişçi grubun anısına dikilmiş. İspanya İç Savaşı'nda da faşizme karşı savaşmış Norveç Komünist Partisi üyesi Asbjorn Sunde önderliğindeki grup, savaşta Almanlara ait tesislere ve onlara hizmet eden Norveç endüstrisine karşı cesur sabotajlarıyla ünlü. Anıtın sol tarafındaki az görünen Norveççe yazıda sosyalist liderin \"Det var verd a kjempe for friheten for alle land, for alle klasser, for alle mennesker. Asbjorn Sunde\" sözü, yani \"Bütün ülkeler, bütün sınıflar ve tüm insanların özgürlüğü için savaşmaya değerdi\" yazıyor. On taraftaki bronz plaketlerden soldakinde \"Tjenestemenn Som Ga Sitt Liv\" yazısının altında 61 kişinin adı var. Sağdaki plakette \"Til minne om Osvald-gruppas falne i Norges Krig 1940-1945\" (Norveç 1940-1945 Savaşı'nda ölen Osvald Grubu'nun anısına) deyip ölen 35 isim sıralanıyor ve en altta \"Gagforeningskamerater Takker\" yazıyor. İstasyonun önündeki heykelleri gördükten sonra hemen güneye, kıyıya doğru çok az yürüyerek gidebileceğiniz Norveç Ulusal Opera ve Balesi, ülkenin modern mimarili ilk iddialı eseri. Barselona kentinde yapılan World Architecture Festival'de en iyi kültürel bina, ve ardından Mies van der Rohe Avrupa'nın en iyi modern mimarisi ödüllerini kazanan yapı, bir buzula veya gemiye benzetiliyor ve Bjorvika Haliçinde yüzüyor hissi veriyor. Zamanınız varsa etkinlikler için önerilir. Ayrıca az önceki tren istasyonu ve buradan ücretsiz WiFi bağlantısıyla internet kullanabilirsiniz. Kentin ana yaya caddesi Karl Johans'daki 1697 yapımı katedral, 1950'de aslına uygun onarılmış. Norveç Kraliyet Ailesi ve Hükumetinin düğün ve cenaze törenleri bu kilisede yapılıyor. Tavandaki freskler Hugo Lous Mohradlı adlı sanatçının eseri. Kiliseyi çevreleyen ve dükkanlardan oluşan aşağıdaki bina 1841-1858 yıllarında inşa edilmiş. Bugün el işi yapan usta ve zanaatkarlar, birkaç da kafe ve lokanta var. Yine Karls Johans Gate adlı caddede yer alan Norveç Büyük Millet Meclisi ücretsiz olarak rehberli turlar ile gezilebiliyor, tur 45 dakika sürüyor. Bir tur için grup 30 kişi olmuşsa bir sonrakini beklemek gerekiyor. Oslo'da gezilecek yerler arasında en önemli ve merkezi bir konumda yer alan Norveç Parlamentosu yukarıda meydana bakan ön tarafından, aşağıda caddeye bakan yan cephesinden. Oslo Üniversitesine ait bu binada Hukuk Fakültesi var, asıl büyük yerleşke Blindern semtinde. Bu binadaki Universitetets Aula salonunda ressam Edvard Munch'un 11 harika eseri var. Ülkenin en güzel salonlarından birinde bazen konser veriliyor. Gezilecek yerler arasında öne çıkan Karl Johans Caddesi'nin sonunda yer alan sarayın içini görmek isterseniz bileti buradan değil postaneden almak gerekiyor. Eğer rehberli turda boş yer kalmışsa o an satabiliyorlar. Fransa kökenli Kral III. Charles için 19. yüzyılın ilk yarısında inşa edilen 173 odalı Kraliyet Sarayı, bugün de kraliyet ailesinin resmi konutu. Veliaht prens ise Asker'deki Skaugum'da kalıyor. Oslo gezi rehberi devam ediyor. Norveç Ulusal Sanat Galerisi 1837 yapımı Nasjonalgalleriet ülkenin en geniş resim, çizim ve heykel sanat eserleri koleksiyonuna sahip. Sabit ve geçici sergi salonlarına sahip sanat merkezi modernden daha çok tarihi klasik eserler ağırlıklı. Ünlü ressam Edvard Munch'un Çığlık, Madonna, Hasta Çocuk, Yaşamın Dansı gibi dünyaca bilinen eserleri sergileniyor. Ressamlar Johan Christian Claussen Dahl, Erik Werenskiold, Christian Krohg, J. C. Dahl, Thomas Fearnley, Adolph Tidemand, Hans Fredrik Gude, Harald Sohlberg ve heykeltıraş Julius Middelthun gibi Norveçli ünlü sanatçıların da eserleri var. Norveçli ekspresyonist ressam Edvard Munch (1863 1944), sanatını yaşadığı travmalar üzerine kurar. 5 yaşındayken annesi, 15 yaşında ablası veremden ölür, eğitimiyle teyzesi ilgilenir. Bu acıların sonucu kendi ifadesiyle \"içindeki cinleri kovmak için tuvale resmeder\". Edvard Munch aşağıdaki 1893 tarihli Çığlık adlı en ünlü tablosunda hayat, aşk, korku, ölüm ve melankoli gibi unsurları anlatır. Dışavurumculuk akımının adeta tanımını yapan bir eser. Munch günlüğünde bu resmin çıkış noktası olan, ilham aldığı anı betimler: \"Şehir dışında yürüyorum. Yorgun ve hasta hissediyorum. Güneş batıyor ve bulutlar kan kırmızısına dönüşüyor. O anda doğayı yırtıp geçen bir çığlık duydum\". Bir köprünün üzerinde, korkulukların hemen yanında yüzü bize dönük bir insan, yüzünde büyük bir dehşet ifadesiyle başını ellerinin arasına almış bağırmaktadır. Ne var ki sanki bu haykırışı duyan yoktur, geri plandaki iki kişi sakin bir biçimde köprünün tepeden baktığı körfezi, limanı ve tepeleri seyreder gibi görünmektedirler. Bu anlamda resim bize korkunun yanı sıra yalnızlık, terk edilmişlik duygusu da verir. Adeta bütün dünya, haykıran kişinin üzerine yıkılmaktadır ve o tek başınadır. Bunlardan başka bir şey daha dikkatimizi çeker. Oslofjord tarafında gökyüzü çok büyük bir yangın varmış gibi kırmızı, sarı tonlarında. Ara ara biraz mavinin göründüğü bu tuhaf gökyüzü, kuzey ışıklarını andırır biçimde katman katman. Amerikan sanat tarihçisi Robert Rosenblum'a göre bu resimdeki insan figürünün yüzü Paris'teki Musee de l'Homme'daki Peru'dan gelmiş olan mumyanın yüzünden etkilenerek yapılmıştır. Aşağıda solda Arne Ekeland'ın 1940'ta yaptığı De Siste Skudd adlı tablosu, sağda Rolf Nesch'in aynı tarihli Pa Stranden adlı eseri görülüyor. Harald Sohlberg (1869 1935) adlı ünlü Norveçli sanatçının 1914'te yaptığı Vinternatt i Rondane adlı resmi. Norveçli ressam Christian Krohg'un 1888 tarihli Oda Krohg adlı eseri. Radhuset adlı denize çok yakın, Fritdjof Nansens plass adlı meydanda yer alan belediye binası halka açık. Nobel Barış Ödülü her yıl kazanana burada veriliyor, bu önemi nedeniyle gezilecek noktalar arasında. Ana salonunda Nordik sosyal demokrasi konulu çok büyük duvar resimleri var. Üst kattaki salonlarda tarihi eserler de bulunuyor. Akershus Festning adlı ormanda 1299 yılında inşa edilen bir kale var. Şehir merkezindeki ormandan Oslofjord adlı Oslo Fiyordu ve çevresinin manzarası buradan izlenebiliyor. Taş surlarda dar geçitler ve merdivenler var. Norveç askeri tarihi ve savaşlarıyla ilgili iki tane müze var; gezilecek turistik yerler arasında. İskandinav tarzı ahşap evleri seviyorsanız kentin Kampen (ulaşım: 60 numaralı otobüs), Valerenga (otobüs 37), Rodelokka (tramvay 17, otobüs 31) ve Telthusbakken (34 ve 54 numaralı otobüsler) semtleri yürüyüş için ideal. T-bane metro, 11 ve 19 numaralı tramvay veya 22, 25, 45 numaralı otobüslerle gidebileceğiniz Frogner Park içerisindeki Vigeland Heykel Parkı Vigelandsanlegget, yeşil alanda dinlenme, yürüyüş ve Gustav Vigeland'ın yüzlerce heykelini görmek için Oslo'da yapılacak şeyler arasında tavsiye ediliyor. Heykellerin bazıları tuhaf, bazıları komik. Parkta tek kullanımlık mangal satılıyor, 40 kron. Genelde bira ve sosis de alarak mangal yapıyorlar. Bir kafe ve iki müze de var; Oslo Şehir Müzesi ve Vigeland Müzesi. Parkın yanındaki Frognerbadet'te üç tane havuz ve su kayağı var. Frogner Park içerisindeki 320.000 metre kare heykel alanında tamamı Gustav Vigeland tasarımı 212 bronz ve granit heykel sergileniyor. Alandaki en ünlü heykellerden biri Sinnataggen. Eşi tarafından terk edilen dört çocuklu babanın dramı. 37 numaralı otobüsle veya merkezden 1 kilometre yürünerek çıkılabilen yüksek parkın manzarası güzel. Yazın Vippetangen ve Aker Brygge'den kalkan teknelerle gidilebilen adalarda ve Huk, Bygdoy, Katten'de yüzülebilir. 11 ve 12 numaralı tramvayla veya 30 ve 31 numaralı otobüslerle gidilebilen bölgede kafeler, barlar, gece hayatı eğlence yerleri, tasarım dükkanları ve parklar var. Akerselva Nehri kıyısında popüler olmayan yerel gece hayatı mekanları, barlar, gece kulüpleri ve kafeler yer alıyor. Trendy hipster ve sanatçılar semtinde popüler konser mekanı Parkteatret Bar, Bla canlı caz, hip-hop, r&b, DJ club gece kulübü, nehir manzaralı yemek ve bira restoranı Smelteverket, şık ve konforlu yeme içme mekanı Fru Hagen Cafe, küçük Bar Boca, Ryes retro bar restoran, Aku-Aku Tiki Bar, sevilen konser ve eğlence yeri Parkteatret Bar, rustik ahşap mobilyalı, şömineli, mumlu Schouskjelleren Pub, görece ucuz içki satan alternatif gece mekanı Mir Bar, Get Dancy dans kulübü, Cafe Mono gece kulübü ve biraz ucuz dans gece kulübü The Villa, gece hayatı ve eğlence için güzel bar ve kafeler arasında sayılabilir. Müzik ve özellikle jazz müzikle ilgiliyseniz etkinlikler için Munkedamsveien Caddesi 14 numaralı adreste yer alan Konserthus adlı konser merkezini ziyaret edip programı öğrenebilirsiniz. Oya Her yıl Ağustos ayında Toyenparken parkında yapılan iyi bir müzik festivali. Norwegian Wood Vigeland Park'a yakın Frognerbadet'te gerçekleştirilen müzik festivali. Ekebergsletta Ağustos ayının başlarında maçları oynanan Norveç Kupası dünyanın en büyük futbol turnuvası olarak biliniyor. Bu pahalı kenti uygun maliyetle, ekonomik gezmek isterseniz Oslo Pass indirim kartı otuzdan fazla müzeye ücretsiz giriş, tüm şehir içi toplu taşımada bedava ulaşım, açık hava yüzme havuzlarına ücretsiz giriş, bedava yürüyüş turları sağlıyor. Kayak simülatörü, Tusenfryd Lunaparkı, konser biletleri, tırmanışlar, kayak kiralama, bazı restoranlar, dükkanlar, alışveriş merkezleri, eğlence yerlerinde ise indirim sunuyor. İndirim kartını ister internet sitesinden satın alıp gidince tren istasyonundaki Visitor Centre'dan teslim alabilir, ya da doğrudan buradan veya Turizm Danışma Bürosu, Hard Rock Cafe, Nobel Peace Center, Radisson Blu Hotel, Scandic Helsfyr, Scandic Holmenkollen Park ve daha birçok yerden satın alabilirsiniz. Havaalanı transferi 2 sene önce tek yön 92 krondu. hatırladığım iki çeşit tren vardı. ikisi de aynı zamanda merkezde oluyordu ama şirketleri farklıydı sanırım. hostel fiyatı şasırtıcı derecede uygundu 5 kişilik yatakhanede yatak başı 207 kron vermiştik. anker hostel merkeze de epey yakındı. stockholm-copenhagen-oslo arasında insanları en cana yakın sıcak kanlı oslo idi. sanki o yüzden en sevdiğimiz şehir oslo oldu. Merhaba Ömer Bey. Oslo seyahat izlenimleriniz ve yorumlarınız için çok teşekkürler. Norveç pahalı ama güzel bir ülke. Norveç para birimi kron karşılığı yazdığınız rakamların birimi çıkmamış. Ancak 1 Norveç Kronu 0.43 Türk Lirası ediyor. evet doğru söyledin. iki sene içinde 1 kron: 0,295 'den 0,430 'ye çıkmış. Buradaki 5,25 'lik filtre kahve şuan 25 civarı demek ki 🙁 Birde Storgata caddesindeki marketlere girdiğinizde kendinizi istanbulda zannediyorsunuz. Hemen hemen her ürün Türkiyeden gelmiş. Girip konuştuğumuzda Musuldan buraya göçtüklerini öğrendik. neredeyse her yer boş, kışın soğukluğu resimlerden hissediliyor. Bu şehre kışın gitmek çok mantıklı değil sanki. Kendiniz daha iyi bilirsiniz ama artık gezileriniz Güney Amerika, Küba veya Moğolistan ayarında değil gibi. Halkın içine karışamadığınızı seziyorum. Gezilerinizde insan faktörünün ne kadar önemli olduğu belli oluyor. Elbette bizim zevkimize göre tatil yapmayacaksınız ama hayata karıştğınız yazılarınızı daha çok görmek isterim. Oslo pek de soğuk değildi, ama tabii kışın sokaklar yaz gibi canlı olmaz. Oslo'da zamanım azdı kimseyle tanışmadım, Nordik seyahatimin devamında tanıştım. Afrika ülkelerini saydığının 3 coğrafyadan daha sonra gezdim ama o yazılarımda epey halk var. İlginize teşekkürler. Harika bir gezi olmuş, Faydalı bilgiler var tam anlamıyla güzel bir rehber olmuş. Oslo için o tarihlerde KLM'nin aktarmalı 543TL, Pegasus'un aktarmasız 565TL fiyatlı gidiş-dönüş biletleri var şu an. Aldım şimdiden teşekkürler 🙂 Dediğim seferleri aldım. Gidiş Pegaus Dönüş THY. İlginç bir şekilde THY daha hesaplıydı, ki bana dönüşte Atatürk Havalimanı gerekiyordu. Pegasus gitmiyor. Son durak olarak da yine çok yol yapmayacağımız komşu ülkelerden birine gitmeyi düşünüyoruz. İsviçre ya da Monako. Ancak dönüş sıkıntı, özellikle benim için. Arkadaşım bir şekilde Türkiye'ye dönebilir direk uçuşlar var. Ancak dönüş noktası olarak fiyat/fayda oranı iyi bir nokta bulamadım. Siz nereden dönmemizi önerirsiniz? X noktasından hem Oslo hem de İstanbul'a... Ben uçak ile dönmek zorunda değilim alternatifler olabilir. Uzun beklemeli aktarmaların olduğu uçuşlar var, gezerim beklerken diyorum ancak saatleri öyle ters ve/veya pahalı ülkeler. Finlandiya gibi 🙂 O yüzden beklerken gezerim diyebileceğim bir yer de bulamadım. Oslo bileti almanıza sevindim. Sevimli bir şehir. İsviçre'nin basel kentine yakın Flughafen Havalimanı, Fransa-Almanya-İsviçre sınırlarının kesiştiği yerde, çok kullanışlı bir ulaşım noktası. İstanbul'a direkt uçuş var, ben de Nordik seyahatimden dönerken bu Flughafen Basel Mulhouse Freiburg Havalimanı'nda aktarma yaptım. Buradan İstanbul'a aktarmalı uçuşlar da epey var, o seçeneklere bir bakın. Milano, Münih, Ştutgart diğer aklıma gelenler. Bir 20 sene para biriktirip gitmeli, tabi euro daha da artmazsa. Norveç pahalı bir ülke. Genelde düşük bütçeyle gezmek isteyenler çantasında hazır ve paket gıdalarla gidiyor. Konaklama da önemli tabii. Şu an New York'tayım. Belgrad'a geçeceğim. Bildiğiniz üzere Sırbistan ile vize serbestisi anlaşmamız var. Norveç Havayolları'ndan uçak bileti buldum. New York Oslo Aktarma Belgrad şeklinde. Sadece transit amaçlı geçiş için Oslo Havalimanı'na ulaşmış olanlar, her gün havalimanı transit bölgesinin gece 23:00 ve sabah 06:00 saatleri arasında kapalı olduğunu bilerek hareket etmek durumundadırlar. Bu da demek oluyor ki; Türk vatandaşlarını da içermekte olan, ilgili kitapçık ek 1'e göre Schengen dış sınırlarından geçiş yapmak için vizeye sahip olması gereken ülkelerin vatandaşlarının, Norveç'te Oslo havalimanında sadece Schengen bölgesinden transit geçiş yapmak için bulunuyor olsalar bile, Schengen vizesine ihtiyaçları olabilir. Oslo Havalimanı'na Schengen dışından gelip Schengen dışı bir yere seyahat etmekte olanlar, havalimanında transit bölgeyi kullanabilirler. Bu durumda, Schengen dış sınırından geçmekte olmadıkları için vizeye ihtiyaçları yoktur. Ancak, eğer varışları ve bağlantılı uçuşlarının kalkış saati, saat 23:00 ve 06:00 arasında havalimanında bulunmayı gerekli kılıyorsa, kapalı olduğu için transit bölgeyi bu zaman dilimi içinde kullanamayacaklardır. O zaman bu yolcular, havalimanının transit olmayan bölgesinde bekleme yapabilmek için sınır kontrolünden geçmek zorundadırlar. Bu yüzden, Türkiye ve ilgili kitapçık ek 1'deki diğer ülke vatandaşlarının Schengen vizesine ihtiyaçları olacaktır. Ayrıca, bagajları için havalimanında check-in ve check-out yapma ihtiyacında olanlar sadece transit amaçlı gelmiş olsalar dahi, sınır kontrolünden de geçmek zorundadırlar. Transit amaçlı Schengen vizesi almak için uyulması gereken koşullar, başvurucunun neden havalimanındaki transit bölgeden çıkmak zorunda olduğunun açıklandığı yazılı bir belge, sonraki/son varış yerine ait uçak bileti ve talep edilirse sonraki/son varış yerine ait vizeyi sunmak olabilir. Eğer başvurucunun, bağlantı uçağına binmek için geceyi Norveç'te geçirmesi gerekiyorsa, otel rezervasyonu ve Norveç'te kalış masraflarını karşılayabileceğine dair para kaynağı göstermesi de istenebilir. Allah razı olsun çok uğraşmışsınız, yardımlarınız için çok teşekkür ederim. linkinden almak istediğim uçak biletini görebilirsiniz. Evet transit vizeye ihtiyacınız yok 🙂 Sonucu da yazın lütfen. Oslo haberlerinizi bekleyeceğim. 🙂 İyi şanslar. Selamlar Alper Bey. Oslo ya Uc gunluk bir tatil yeterli oldugunu dusunuyorum. Pekala bu uc gunu Oslo ya ayirmaya degermi. Tesekkurler. Merhaba Ercan Bey. Bence değer. İskandinav güzelliğini yaşamanızı öneririm. Merhaba bizim Almanya'dan alınmış Schengen vizemiz var, Mayısta Almanya'ya gidip geldik. Vize Temmuz sonuna kadar geçerli. Bu vizeyle Norveç'e gidebilir miyiz? Çok teşekkürler. Merhaba. Norveç Avrupa Birliği üyesi olmadığı halde Schengen ülkeleri arasında yer alıyor, Almanya vizesi ile gidebilirsiniz. Rica ederim."} {"url": "https://celebialper.com/ozgurluk-tony-gatlif-fransa/", "text": "Çok sevdiğim TranSylvania filminin Çingene yönetmeni Tony Gatlif'in yapıtı Özgürlük, çingene soykırımı üzerine yapılan ilk film. Fransız James Thierree hariç filmde çingene rolündekilerin tümü Romanya, Arnavutluk, Sırbistan ve Gürcistanlı çingene. II. Dünya Savaşı öncesi sayıları 2 milyon olan Avrupa Çingenelerinin yaklaşık yarım milyonu Nazilerce katledildi. Tony Gatlif, Özgürlük filminde bu Çingenelerden 15 kişilik bir ailenin öyküsünü etkili biçimde anlatıyor. Film en çok karakterlerin doğaya, yaşama ve masumiyetlerine olan inancı üzerinde duruyor. Çingenelerin müzik sevgisi, bazen çok yakın bazen de panoramik sahnelerle iyi vurgulanıyor. Nazi soykırımında öldürülen milyonlarca Yahudi hakkında çok şey bildiğimiz halde, katledilen yarım milyon Çingene hakkında neden birşey bilmiyoruz? Elbette bunun yanıtı; İsrail ve Yahudilerin tüm dünyada etkin olarak bunu anlatabilmeleri, Çingenelerin ise güçsüz ve etkisiz olmaları. Bu yanıtın doğruluğu kesin, ama bence tek nedeni değil. Çingeneler ölülerle ilgili tabuları nedeniyle soykırımdan pek bahsetmezler. Örneğin Özgürlük filmindeki büyük aile Kumpanya, sadece göçebe ruhlu oldukları için değil, ölülerin ruhlarından korktukları için de bir evi kullanmak istemezler. Filmde yapılan bir hata var: Batı Avrupa Çingeneleri Sintilerin dili olan Manouche değil Doğu Avrupa Çingeneleri Romanların dilinin kullanılması. Batı Avrupa Çingeneleri Sintilerin %80'den fazlası Nazilerce yok edildi, kültürleri neredeyse tamamen ortadan kaldırıldı, bu nedenle büyük felaket hakkında konuşmak, onu canlandırmak istemezler. Romanlar da çok sayıda katledilmiş olsalar da, kültürleri ve sosyal yapıları yaşayabildi, Tony Gatlif bu nedenle Özgürlük filmi için oynayacak Sinti bulamamış olabilir. Yaptığı filmler dışında da Romanların sorunlarını dile getiren faaliyetlere destek olan Tony Gatlif, geçtiğimiz yıllarda Sulukule'deki yıkımların durdurulması için yapılan etkinliklere katılmış ve Sulukule'yi anlatan bir sinema filmi çekebileceğini söylemişti. Önceki filmlerinde günümüz Roman hikayelerini işleyen yönetmen Tony Gatlif, Özgürlük filmiyle İkinci Dünya Savaşı yıllarından bir hikaye ile karşımızda. Cezayir doğumlu Roman yönetmen, \"Özgürlük\" filminin senaryosunu kendisi yazdı. Özgürlük filmi, gerçek bir hikayeye dayanan senaryosu, şiirsel görselliği ve oyuncu kadrosuyla dikkat çekerken müzikleriyle de göz dolduruyor. Ailesi tarafından terk edilmiş bir çocukla çok sevdiği Roman ailesini korumaya çalışan kahramanlar arasındaki sevgi ve dostluk üzerinden ırkçılığı lanetleyen filmde, iki karakter öne çıkıyor; musluktan akan suya özgürlük vermek isteyen Taloche ve Roman olmak isteyen küçük Claude. Hikaye 1943 yılında Fransa'da geçiyor. İkinci Dünya Savaşı'nın en kanlı günleridir. Almanlar Fransa içlerine kadar ilerlemiştir. Her yıl aynı yolu izleyerek Fransa'da dolaşan bir Roman ailesi daha önce birkaç kez geldikleri bir köye gelirler. Ailesi tarafından terk edilen küçük Claude, Roman ailesinin üyesi olmak ister. Almanlar ise soykırıma devam etmektedir; ancak bu defa hedef Yahudiler değil Romanlardır. Bu arada Fransa'da göçebeliği yasaklayan yeni bir yasa çıkar. Kentin belediye başkanı Theodore ile öğretmen Bayan Lundi bu Roman aileyi korur ve onlara yardım eder. Buna rağmen aile tutuklanır ve bir esir kampına kapatılır. Theodore, aileyi kurtarır ve yerleşik düzene geçmeleri için onlara toprak verir. Ancak özgürlük aşkıyla yanan göçebe ruhlu Romanlar, bu sakin yaşama dayanamazlar. Çok güzel bir film. Özellikle müziklerine bayıldım. Özgürlük filmi yorumlarınızı beğendim, filmi de tekrar izledim, teşekkürler. Özgürlük filmi hem sürükleyici hem de bir sanat filmi olduğu için izlemeye değer. Arzu Hanım Tony Gatlif'in Özgürlük filminin Türkçe altyazılı videosunu ben bulamadım. Sanıyorum yapan olmamış. Festival filmlerini izlemeniz ne güzel. Özgürlük şahane film. Düşen at sahnesinden etkilendim. Öfkeliler'i de izlemeliyim o halde. Elbette. 🙂 E-posta yazıp Transilvanya filmi DVD'si için posta adresi istedim bile."} {"url": "https://celebialper.com/paraguay-1-renkler/", "text": "Bu konuda güvenilen ve dünya kentleri için her yıl ayrıntılı, karşılaştırmalı fiyat endeksleri yayınlayan Mercer Consulting verilerine göre Paraguay'ın başkenti Asuncion dünyanın en ucuz başkenti. Mercer Consulting, beş yıldır Asuncion'ı dünyada yaşanması en ucuz kent olarak açıklıyor. Latin Amerika'da 1 Ayda 4 Mevsim seyahatimde bugüne kadar kalacak yer parası hiç ödemedim, ancak Paraguaylı CouchSurfing üyelerinden yazdıklarımın bazıları uygun değildi, diğerleri de yanıt yazmadı. Burada otelde kaldım, neyse ki Paraguay ucuz bir ülke. Dünyanın en ucuz kenti Asuncion'un keyfini yaşıyorum. Paraguay'da duvar resimleri başarılı. Aşağıdaki iki dev duvar resmini keşke önünden birileri geçerken çekseymişim, boyutları belli olurdu. Bu büyük duvar resmi de başarılı ve vurucu. Akşam öğrendim ki arkadaşım Lauri'nin akrabası bunu Mario Ferreiro adlı politikacının aleyhine yapmış, yolsuzluklarını vurguluyor. Çöp kutuları da renkli ama çöplerin türlerine göre ayrı renklerde kutulara ayrıldığı bundan sadece Demokrasi Meydanı'nda var, başka yerde görmedim. Paraguaylılar kırmızıyı severler, etsiz yemek yemezler. Aşağıdaki pastaya benzer bina Rio Jelui ile El Paraguaya Independiente Caddelerinin kesiştiği köşede. Bağımsız Paraguay Caddesi'nde çektiğim bu duvar resminde \"ulusun koordinatörü\" yazıyor. Web sitesinin adresi ise \"bağımlılığın kahramanları\" anlamına geliyor. Sanırım iğneleyici bir protesto. Marihuanasever Paraguaylı gençlerin yayımladığı \"Esrar Kültürü Dergisi\" THC. Paraguaylılar eski binalarını canlı renklerle boyuyorlar. Asuncion'dan ilk izlenimim, tam anlamıyla renkli bir kent. Latin Amerika'da 1 Ayda 4 Mevsim seyahatimin ilk üç haftası Brezilya, Uruguay ve Arjantin'de fena üşüdükten sonra Paraguay iyi geldi. Şimdi kış ve ılık, ama yazın fena sıcakmış. Paraguay'da yerba mate bitkisinden yapılan çay soğuk olarak içiliyor, adı terere. Aşağıda bir terere takımı görüyorsunuz. Otelimde yarısını yediğim cipsimin bayatlamaması için böyle bir çözüm bularak paketini kapadım. Sahi bu saat ne sağlam çıktı, 10 sene önce Kadıköy'de seyyar satıcıdan 10 Liraya aldığım çakma Diesel hala çalışıyor. Asuncion'da kaldığım kent merkezindeki 15 de Agosto Caddesi'nde Hotel Bristol'deki odamın penceresinden manzara bu. Latin Amerika seyahatimin Asuncion durağında her gün saatlerce cadde ve sokakları dolaşıyorum. Yazın çok güzel olmuş :)ben yalnızca cituded del este şehrini gezmiştim. Çok kalabalık bir yerdi ama burada sokaklar çok boş ve renkli görünüyor. Ciudad del Este oranın adı 🙂 Paraguay'dan bu bir ilk izlenim ve başlangıç, daha çok yazı yayınlayacağım. Teşekkürler. Çok küçük bir butce ile, bir bayan olarak gidecegim. Başkent Asuncion'da 50 dolara merkezi, güvenli ve iyi otel bulabilirsiniz. Başkent dışında bu fiyat biraz düşer. Ben başkent dışında kalmadım. Iguazu Şelaleleri'nin çok yakınındaki otel pahalı. Kentte kalmak daha mantıklı, belediye otobüsü kolay ve sık. Ben otobüs duraklarına yakın bir hostelde kaldım, ilgili yazımda görselleri var. Renkli, sessiz, sakin bir kente benziyor. Az gidilen ülkeden iyi bir gezi yazısı olmuş. Tam bir Güney Amerika ülkesi sanırım."} {"url": "https://celebialper.com/paraguay-2-asuncion-sokaklari-streets/", "text": "Paraguay adı, Guarani dilindeki \"para\" ile \"guay\" sözcüklerinin birleşiminden geliyor, çok paraları olduğundan değil. Aslında eskiden Guarani'ler \"Paraguay\" adını, bugünkü başkent Asuncion için kullanmışlardı, fakat bölgeyi ele geçiren İspanyollar, bu adı bütün bölgeyi tanımlamak için kullandılar ve sonra da ülkenin adı haline geldi. Paraguay Latin Amerika'da 1 Ayda 4 Mevsim seyahatimde bundan önce gezdiğim Brezilya, Uruguay ve Arjantin'den farklı, daha yoksul bir ülke, bunu ülkeye otobüsle girerken sınırda, ve başkent Asuncion'a girdiğimde güçlü bir biçimde hissettim. Kendi kendime, \"Latin Amerika'ya asıl şimdi geldin\" dedim. Asuncion'da tam kaldığım yerdeki caddede çektiğim bu görüntüde günlük yaşamdan bir dakika izleyebilirsiniz: müzik, yaşam, esnaf, korsan DVD ve polis. Paraguay 1864 yılında Brezilya, Arjantin ve Uruguay koalisyonuyla çok kanlı ve uzun sürecek olan bir savaşa girdi. Savaş diktatör Lopez'in öldürülmesi ile 1870 yılında sona erdiğinde Paraguay'ın toprak ve insan kaybı rakamları inanılmaz boyutlara ulaştı. Yapılan barış antlaşması ile ülkenin yaklaşık 170.000 kilometre karelik arazisi Brezilya ve Arjantin arasında paylaştırıldı. Ayrıca Paraguay devleti bu ülkelere yüklü bir savaş tazminatı ödemek zorunda kaldı. Savaş sonrası duruma bakıldığında ülke tam bir yıkıma uğramış, ekonomi çökmüş, muntazam durumdaki demografik yapı alt üst olmuş ve ayrıca savaş sırasında ülke nüfusunun yaklaşık yarısı ve yetişkin erkek nüfusunun % 90'ı (yaklaşık 28.000 erkek kalmış) öldü. Bu durum kadın/erkek oranında büyük bir dengesizlik ortaya çıkardı. Bunun üzerine muazzam derecedeki nüfus kaybının telafisi amacıyla kilise bir erkeğin birden fazla kadınla evlenebilmesinin yolunu açan bir karar aldı. Kaldığım yerdeki otobüs durağında rengarenk otobüsleri çektim. Paraguay videoları. 1932 yılında, Paraguay'ın sınır anlaşmazlıkları yaşadığı kuzey komşusu Bolivya ile olan gerginlik sıcak bir çatışmaya dönüştü. Chaco Savaşı olarak tarihe geçecek olan bu savaş üç yıl sürdü ve 1935'de Paraguay ordusunun kesin zaferi ile sonuçlandığında, Paraguay ihtilaflı arazinin %75'ini ele geçirdi. Paraguay'da modern sokak sanatı. Güney Amerika insanı şaşırtıyor. Esnaf dükkanının penceresine kimse oturmasın diye demir kazıklar yaptırmış. Tam çekerken bu çiftin öpüşmesi ilginç bir tesadüf oldu. Paraguay denize kıyısı olmayan, doğal kaynakları zengin bir ülke. Dünyanın en büyük içme suyu rezervuarı Guarani Aquifer Paraguay topraklarının altında. Dünyanın en büyük ve güçlü hidroelektrik santrali ve barajı Itaipu Dam Paraguay-Brezilya sınırındaki Parana Nehri üzerinde. Dünyanın en büyük soya fasulyesi ve et üreticilerinden biri olan ülkeden Türkiye de et ithal ediyor. Bunlara rağmen Latin Amerika kıtasının en yoksul birkaç ülkesinden birisi. iTurbe ne demek olabilir ki? Haydi hayal gücünüzü kullanın! Kaldığım semtteki Calle Oliva Caddesi'nde bir polis memuru. Asuncion'da bir sokak etkinliğini çektim. İsteyen herkes sanat eserlerini ve el işlerini burada sergileyip satabiliyor. Latin Amerika videoları. Burada yanlış bir şey yaparsanız ibret olsun diye caddelerde bağlıyorlar. Bu zavallılar epeydir burada bağlıymışlar. Palma Caddesi 591 numaradaki Rodizio adlı şık lokantanın garsonu, ayakkabılarını parlatıyor. Paraguay Güney Amerika kıtasında buharlı trene sahip olan ilk ülke. Aşağıdaki merkez istasyon binası günümüzde demiryolları müzesi: Estacion Central del Ferrocarril Museo. Latin Amerika gezim sırasında her sokakta karşıma renkli şeyler çıkabiliyor. Amcalar sokakta oturmuş terere içiyorlar. Latin Amerika'da yaşamı sokaklarda hissediyorum. Paraguay Komünist Partisi 1928 yılında kuruldu ve Komünist Enternasyonel'e katıldı. Askeri dönemlerde yoğun baskı gördü, Alfredo Stroessner rejimi devrildikten sonra yasallaşabildi. 2008 başkanlık seçimlerinde PCP'nin de desteklediği Fernando Lugo kazandı. PCP İleri adlı bir dergi yayınlıyor. Dünyada ilk komünist girişimin Paraguay'da gerçekleştirildiğini biliyor muydunuz? 1893 Ekim ayında 700 Avustralyalı idealist, para ve yönetici olmadan, Karl Marx'ın teorilerine uygun olarak Paraguay'da Nueva Australia adlı koloniyi kurdular. Kurucuların torunlarından bazıları hala burada yaşıyor. Biraz daha güneyde yine aynı dönem ve yapıda kurulan Cosme adlı kasaba da var. Asuncion'da futbol maçı olduğunda durum aşağıdaki gibi. Kentin en önemli ana caddelerinden birini görüyorsunuz. Paraguay ekonomisi temelde tarıma dayanıyor. Çalışan nüfusun % 44'ü tarımla, % 34'ü sanayi ve ticaretle, % 22'si çeşitli hizmetlerde uğraşıyor. Başlıca yetiştirilen bitkiler: Mısır, buğday, soya fasulyesi, yerfıstığı, tütün, turunçgil meyveleri, yerba mate, kahve, pirinç, pamuk. Hükümetin yabancı sermayeyi teşvik etmesi ve çeşitli baraj projeleriyle kullanılabilen enerjinin artırılması gıda, tekstil, kağıt, selüloz, kereste, çimento ve şeker sanayilerinin gelişmesini sağladı. Paraguay ekonomisi 2003-2008 döneminde uluslararası emtia fiyatlarının yüksek seyretmesinden dolayı ihracata bağlı olarak hızlı bir büyüme gerçekleştirdi. 2010 yılında uluslararası piyasalarda canlanma Paraguay ekonomisine de olumlu şekilde yansıdı. 2009 yılında uluslararası ekonomik krizin etkisi ile %3,5 oranında daralan ekonomi, 2010 yılında %9,5 oranında büyüdü. GSHM'si 17,168 milyar ABD dolarına ulaştı. Toplam ihracat 6,901 milyar, ithalat ise 7,351 milyar ABD doları oldu. Nehir taşımacılığı ülke ekonomisi için önemli. Ülkedeki nehirler sayesinde, önemli miktarda elektrik enerjisi sağlanıyor. Paraguay'ın Brezilya ile sınırında bulunan Itaipu hidroelektrik santrali ülke ekonomisi açısından önem taşıyor. Ülkede geniş ve verimli araziler mevcut olup, tarım ve hayvancılık ürünleri önemli bir ihracat kaynağı oluşturuyor. Gece kaldığım yerde, 15 de Agosto ile Oliva Caddeleri'nin kesiştiği yerdeki otobüs durağında görüntü çektim: Latin Amerika videoları. Paraguay yazılarımın devamı: Latin Amerika İnsanları. Ben de anlamadım. Bilgi için teşekkürler. Paraguay tam bir Latin Amerika ülkesi gibi görünüyor. Güney Amerika'da yaşam hakkında bilgi veriyor yazınız, teşekkürler. Güney Amerika'nın az bilinen, az gidilen ülkesi. Ya buraları gezen arkadaş bana bi ulaşabilir misin sormam gereken bazı şeyler varda."} {"url": "https://celebialper.com/paraguay-3-latin-amerika-insanlari/", "text": "İşte fotoğraflarımla Latin Amerika insanları ve sokakları. Paraguay İstatistik, Araştırma ve Nüfus Bakanlığı ırk ve etnik köken sayımı yapmadığı için ülkenin etnik yapısı hakkında resmi veri yok. Ancak yerli nüfus sayılıyor ve bugün ülkenin toplam nüfusunun sadece yüzde ikisi yerli. Ülkedeki İspanya hakimiyeti döneminde Guarani kadınlarıyla İspanyol erkeklerin yaygın evlilikleri sonucunda Paraguay nüfusunun büyük çoğunluğu melez. Beyaz nüfus son yüz yılda Avrupa'dan göçenlerle birlikte büyüdü ve bugün ülkenin yaklaşık %20'sini oluşturuyor. Bir başka renkli Latin Amerika gezi yazısı daha. Asuncion dar caddeleri, eski kaldırımları ve binaları, dilencileriyle pek güven vermese de aslında güvenli. Her yerde polis var. Latin Amerika'da 1 Ayda 4 Mevsim seyahatimde gezdiğim Brezilya, Uruguay ve Arjantin gibi Paraguay'da da futbol önemli ve her yerde. Güney Amerika halklarının genlerine işlemiş. Bu polisler gördüğünüz giyim mağazasını koruyor. Her dükkanın silahlı koruması var. Aşağıdaki lokantada sabah temizliği, açılış hazırlığı var. Demokrasi Meydanı'nda okuldan yeni çıkmış çocuklar. Dilenirken bile terere çayı eksik olmaz. Asuncion'da bar dönüşü belediye otobüsünde. Güney Amerika videoları. Palma Caddesi'nde yemek yediğim Rodizio lokantasının kapı görevlisi ve polisi. Bu arada Paraguay'da ne yenir, ben neler yedim diye merak ederseniz bu yazımda: Paraguay Yemekleri. Burger King'in ise silahlı özel koruma görevlisi var. Jopu bu tarafta görünüyor, silahı sağ tarafında. Şehir dışından gelen iki kız beni Paraguaylı sanıp adres sordular, sonra arkadaş olduk. Paraguay'da klima tamircisi genç havalı. Kirli önlük giymez, yoldan geçen kızları kesmeyi ihmal etmez. Dükkanını çivit mavisi boyar, kıyafeti modaya uygun. Paraguay'da seyyar gazoz satıcıları her yerdeler, otobüslere de dalıyorlar, aşağıdaki çekimimde var. Çekerken fark etmemişim ama beyaz gömlekli bana fena uyuz olmuş. Latin Amerika videoları. Asuncion'da polis futbol maçının olacağı mahallenin girişinde otobüsleri durdurarak potansiyel fanatik gördüğü gençleri arıyor. Demokrasi Meydanı'nda ayakkabı boyacısı. Asuncion, Paraguay'da zaten tanınan bir manken ve oyuncu olup uluslararası ününü 2010 FIFA World Cup ile kazanan Larissa Riquelme'nin kenti. Larissa Riquelme, İspanya'da \"Dünya Kupasının Kız Arkadaşı\" olarak tanınıyor. Arjantinli Diego Maradona Arjantin 2010 Dünya Kupası'nı kazanırsa Buenos Aires caddelerinde çıplak koşma sözü verince, Larissa Riquelme de Paraguay Dünya Kupası'nı kazanırsa vücudunu Paraguay bayrağı renklerinde boyayarak Asuncion caddelerinde çırılçıplak koşma sözü verdi. Paraguay çeyrek finalde İspanya'ya yenildiği halde \"ellerinden geleni yaptılar\" deyip yine de çıplak koşacağını söyledi ama yatağa serilmiş büyük bir Paraguay bayrağının üzerinde çıplak poz vermekle yetindi. Paraguay Milli Takımı'nın ve Cerro Porteno'nun taraftarı olan Larissa'nın bulabildiğim en efendi fotoğrafını görüyorsunuz, alıntıdır. Futbol maçı varsa hayat duruyor, insanlar ya evlerinde ya da böyle taksi durağı, dükkan gibi yerlerde toplanmış maç izliyor. Latin Amerika insanları futbola bayılıyor. Paraguay'da en çok gördüğüm iki şey: silah ve terere çayı. Güney Amerika'nın en eski kentlerinden birisi olan Asuncion, aynı zamanda bölgedeki öteki sömürgeci kentlerini kuran Avrupalıların yola çıktıkları yer olduğu için \"kentlerin anası\" olarak da biliniyor. Bugünkü kent alanına sömürgeciler daha önce gelmiş olsalar da, Asuncion'da ilk yerleşim 15 Ağustos 1537'de Nuestra Senyora de la Asuncion adı altında, Juan de Salazar ile Gonzalo de Mendoza öncüğünde kurulmuş. Asuncion kent merkezinin nüfusu yarım milyon ama varoşlarıyla birlikte iki milyona yaklaşıyor, yani 6 milyonluk Paraguay'ın üçte birine yakını burada yaşıyor. Bizdeki gibi genç olan nüfusun yüzde altmış beşi 30 yaşın altında. Asuncion'da gençlerin düzenlediği bir alternatif sokak etkinliği. Güney Amerika'da yaşam rengarenk. Paraguay'ın doğusunda, Brezilya-Arjantin-Paraguay üçlü sınır noktasındaki Ciudad del Este'de turizm danışma bürosu. Latin Amerika gezim devam ediyor. Yaşamın içinden gitmeye çalışıyorum. Evet, Paraguay tehlikeli ve suç oranı yüksek bir ülkeymiş, bu önlemlerden sonra artık güvenli. Latin Amerika insanları renkli ve sıcak görünüyor. Güney Amerika halkı ülkelere göre değişiyor. bazı ülkelerin insanları Avrupa kökenli ve beyaz, bazılarınınki yerli ve esmer çoğunluklu. Merhaba. Türkiye'den Güney Amerika'ya ucuz uçak bileti yok. Brezilya'ya ABD aktarmalı uygun biletler bulunabiliyor. Bilet fiyatı fark etmez. Merhaba, Paraguay'da nazar boncuğu görmeniz küreselleşmeden değil. Türkiye'de tanıştığım Venezuelalı bir arkadaşım boynundan hiç çıkarmıyordu. İstanbul'dan aldığını sandım. Kendi ülkelerinde de bu inanışın olduğunu, hem de oldukça güçlü olduğunu anlatmıştı. Tıpkısının aynısı olmasına ben de inanamıştım. Belki gittiğiniz diğer ülkelerde de görmüşsünüzdür. Kafamda tam da yoksul ülkenin onurlu insanları imajı oluşurken her yerde polis olmasını sevemedim. Pipette içtikleri soğuk çay mı ve denediniz mi? Otobüse soğuk gazoz servisinden Antalya'ya da yazın lazım. Güzeliyle çirkiniyle kenti anlattığınız için teşekkürler. Merhaba. Güney Amerika'da nazar boncuğu görmek şaşırtıcı. Ama yerel olduğunu öğrendikten sonra düşününce gözü temsil eden bir boncuğun dünyanın öteki ucunda da aynı olması biraz daha akla uygun geliyor. Paraguay önceden çok suç işlenen bir ülkeymiş. Son devlet başkanı buna bir son vermeyi kafasına koymuş ve her yere asker polis dikmiş, ve sokak suçları bıçak gibi kesilmiş. Evet, terere bir soğuk çay, mate bitkisinden yapılıyor, içtim. Bizim damak tadımıza uygun değil ama içilebilir. Zindelik verici bir bitki. Antalya'ya gazoz iyi gidermiş. Ben de seyahat blog yazılarımı okuduğunuz için teşekkür ederim."} {"url": "https://celebialper.com/paraguay-4-asuncionda-saray-anit-ve-kiliseler/", "text": "Asuncion'da Paraguay Devlet Başkanı'nın bürosunu ve meclisini barındıran bu sarayın adı Palacio de los Lopez, yani Lopez Sarayı. Başkan Carlos Antonio Lopez'in sarayıydı, ardından başkanlık oğlu Francisco Solano Lopez'e geçti. Buradan fotoğraf çekmem sorun olmadı ama binaya birazcık daha yaklaşınca düdükler öttü. Latin Amerika seyahatim devam ediyor ve bu yazımda Paraguay'da gezilecek yerler arasında en önemlileri var. Paraguay'ın başkenti Asuncion, Palma ve Chile Caddeleri'nin kesiştiği yerdeki Paraguay Ulusal Kahramanlar Anıtı Asuncion'un sembolü. Önemli bir olay olduğunda insanlar ellerinde bayraklarla bu anıtın önüne gelip kutluyorlar. Paraguay tarihini temsil eden bu yapı, ülkenin kanlı savaşlarında ölenlere adanmış. Panteon Nacional de los Heroes anıtının inşaasına, Francisco Solano Lopez rejimi zananında, 1863 yılında Paris'teki Les Invalides örnek alınarak İtalyan Mimar Alejandro Ravizza ile Mühendis Giacomo Colombino tarafından başlandı. Kısa süre sonra Lopez, Paraguay'ı sonu felaketle bitecek olan Üçlü İttifak Savaşı'na soktu ve anıtın tamamlanması 70 yıla uzadı. Ulusal kahramanlar Anıtı'nın inşaası, Bolivya'ya karşı kazanılan efsanevi Chaco Savaşı'nın ardından 1936 yılında tamamlandı. Lopez, ismi bilinmeyen iki Paraguay askeri ile birlikte buraya gömüldü. Bahsettiğim iki büyük savaş, ülke tarihinin en önemli olayları. Anıtın duvarlarında eski düşmanlar Brezilya, Arjantin, Uruguay ve Bolivya anısına plaketler var; \"her şeyin affedildiğini, ama hiçbir şeyin unutulmadığını\" sembolize ediyorlar. Asuncion'a gelen her Paraguaylı ve yabancının ziyaret ettiği bir yer burası. Benim de Latin Amerika seyahatimin önemli bir noktası elbette. Paraguay Latin Amerika ülkeleri arasında en az gidilenlerden biri. Paraguay bayrağı ilk olarak 1842 yılında göndere çekildi, yıllar içerisinde bayrağın ortasında bulunan devlet armasında ve en-boy oranında yapılan değişiklikler ile günümüzdeki halini 1990 yılında aldı. Paraguay bayrağı Suudi Arabistan ile birlikte dünyada ön ve arka yüzü farklı olan iki bayraktan biri. Paraguay bayrağı üç eşit yatay şeritin bayrağı üçe bölmesinden oluşuyor. Yatay şeritler kırmızı, beyaz ve mavi olarak sıralanıyor ve bayrağın orta kısmında beyaz zemin üzerinde ülkenin arması bulunuyor. Bayrakta bulunan kırmızı renk adaleti, beyaz renk barışı, mavi renk ise özgürlüğü ifade ediyor. Paraguay'ın başkenti Asuncion'daki Catedral Metropolitana 1543'teki yangından sonra pek değişmediği söylense de birçok kez tadilata uğramış. En son önemli onarım 1850 yılında Carlos Antonio Lopez zamanında Mimar Vasco Urdapilleta Pascual tarafından tasarlandı. Diriliş Kilisesi 1893 yılındaki yangında tamamen tahrip oldu ve ardından bu kilise yapıldı. Bu Roma Katolik kilise, Avrupa'daki katedrallerin çoğu gibi Roma-Korint tarzı mimariye sahip. İnşasına 1893 yılında İtalyan Mimar Juan Colombo tasarımıyla başlandı. Bir araştırmaya göre Asuncion Dünyanın En Ucuz Kenti. Bu kilisenin adı Iglesia de Maria Auxilliadora. Paraguay'dan yazılarımın devamı burada: LATİN AMERİKA SANATI. Latin Amerika seyahat için harika bir kıta, ancak Paraguay'a çok az giden var. Bilinmeyen ülkeden bilgiler için teşekkürler. Az gidilen ülkelere gitmenizi takdir ediyorum. Alper Bey cevabınızı çok geç gördüm kusura bakmayın. Paraguay ile maceram 8 yıl önce dünyanın en doğusunda en alakasız ülkede başladı:) Eşim Paraguaylı henüz orada yaşamıyoruz ama 8 yıl içerisinde iki kez birer aylık dönemlerle Asuncion'da kaldım. Yerel halk çok sıcak kanlı ve candandır. Yazın sıcağında hoş sohbetle ağır ağır içilen tererenin tadına doyum olmaz. Soğuk sabah ayazında ise mate yudumlayarak güne başlanır! Doğasına ve dingin yaşamına bayılıyorum. Ekonomik sıkıntıları olan bir ülke ama tüm sıkıntılar yüzünden sinir hastasına bağlamış insan yok. İstanbul'da hissettiğim huzursuzluğu ve insanların gerginliğini hiçbir şekilde hissetmedim burda! Her yerde neşe ve güler yüz. yemeklerini de beğenirim özellikle chipaguazu ve sopa paraguaya en favorilerim umarım oradayken deneme fırsatınız olmuştur. Paraguay yorumunuz için çok teşekkürler Seval Hanım. Ülkeyi ve cana yakın insanlarını ben de sevdim. Yemekleri de lezzetli. Sevgiler. Alper bey ben Kocaelinde özel bir tersanede çalışıyorum. Orda HİDROVİAS adında su üstünde maden taşımacılığı yapan bir firmaya 8 adet römorkör tipinde gemi yapıp oraya gönderdik. Bende garanti servis elemanı elemanı olarak garanti süresi içerisinde çıkan arızaları gidermek için oralara geliyordum. İşinizin az gidilen, az bilinen Paraguay gibi bir ülkeyi görmenizi sağlaması bir şans. Memnun oldum."} {"url": "https://celebialper.com/plovdiv-gezi-rehberi-gece-hayati/", "text": "Plovdiv veya Türkçe adıyla Filibe, Bulgaristan'ın ikinci büyük şehri ve 8000 yıldır insan yaşamı olan, Avrupa'nın sürekli yerleşik halka sahip en eski kenti. Önemli bir ekonomi, eğitim, kültür ve ulaşım merkezi olan Plovdiv, günümüzde tarihi yerleri ve ucuzluğuyla turistlerin de ilgisini çeken, güvenli ve güzel bir şehir. Filibe görülecek yerleri ve ucuzluğunun yanı sıra üniversiteleri ile de Türkiye'den yoğun seyahat ve ilgi görüyor. Bu Plovdiv gezi rehberi yazımda şehir hakkında bilgi, üniversiteler, lokantalar, yemekler, arkadaşlarım, gece hayatı ve gezi notları var. Plovdiv'e gece otobüsle geldim, yer ayırttığım hosteli buldum, yazışırken sahibi \"gece dörtte gelmen sorun değil, odan hazır değilse bir çay içersin\" demişti ama nöbetçi kız beni salona aldı, öğlen on ikiye kadar burada takıl dedi. Gitmek istediğimi, booking ile bilgi verdiğim kartımdan para çekmemelerini rica ettim, olur ama emin değilim dedi. Daha önce haberleştiğim ucuz otele gitmek için taksi çağırmasını istedim, \"bu saatte yok\" dedi. Dışarı çıktım, kimse yok, epey dolaştım, bir taksi geçti, el salladım, doluymuş. Az ilerde durdu, bir kadın indi, \"çişimi yapmak istiyorum\" dedi, sen ne yapıyorsun diye sordu. Ben de bi otele gitmek istediğimi söyledim. Bin arabaya gezelim dedi, ürktüm ama şoförün yüzü güven verdi, bindim. Kadın Polonyalı, kafası güzel. Taksiyi bütün gece gezdirmesi için tutmuş. Otele geldik, o resepsiyon katında tuvalete girdi ve dışarı çıktı, görevli bana \"iki tane tek kişilik mi, bir tane büyük yatak mı istersiniz\" dedi. Tek kişi olduğumu, kadını tanımadığımı söyledim. Hatun otelin önünde bir süre bekleyip gitti, ben odama çıktım. Yol yorgunu olmasam o kadının gecesine ortak olmak, bu bilmediğim kentin sokaklarını dolaşmak isterdim, bana yardım etti, belli ki yalnız hissediyordu, tek derdi bu kenti gezeceği bir dost bulmaktı. Seyahat etmek insana ilginç anlar yaşatıyor. Gördüğünüz gibi tam bir Filibe beyefendisiyim. Plovdiv gezi rehberi ve bilgi notları devam ediyor. Filibe, 2014 nüfus sayımına göre 341.567 nüfusuyla Bulgaristan'ın ikinci büyük şehri ve Filibe ilinin idari merkezi. Ülkenin önemli bir ekonomi, ulaşım, kültür ve eğitim merkezi. Şehir, 5 Eylül 2014 tarihinde yapılan seçimle 2019 yılında Avrupa Kültür Başkenti olmaya hak kazandı. Bizim Eskişehir gibi öğrenci kenti olarak kabul ediliyor. Filibe, adını Makedonya Kralı II. Filip'ten alıyor. Bölge I. Murad tarafından fethedildikten sonra, İzmir, Aydın, Manisa, Konya ve Karaman yöresinden Yörük Türkmenler bölgeye yerleştirildi. Kentte ve çevresinde Türk ve Pomak nüfus yaşıyor ve Türkçe konuşuyor. Plovdiv'de pavyon şarkıcısı gibi odam oldu. Ne yapayım, en ucuz otel buydu, gecelik 25 avro, birkaç gün allı güllü kalacak yerim var. Filibe ucuz gezi imkanı sunan bir şehir. Bulgaristan para birimi leva, yarım avro olarak sabitlenmiş durumda, 1 avro=2 leva. Deniz seviyesinden 160 kilometre yükseklikteki Plovdiv kara ikliminin hakim olduğu bir kent. Yaz mevsiminde hava durumu en sıcak ay Temmuz, Kışın en soğuk ay Ocak. En çok yağmur Haziran, en az yağmur Ağustos ayında yağıyor. En nemli aylar Aralık ve Ocak. Ocak ayı ortalama 17, Aralık 7, Şubat 3 gün kar yağışlı olur. Kış mevsiminde gündüz sıcaklık en yüksek 6 derece, gece en düşük -3 derece oluyor; ortalama 2-3 derece. İlkbaharda Nisan ve Mayısta öğleden sonra sıcaklık 15-18 derece, gece 7-10 derece arasında seyrediyor. Yazın hava durumu gündüz 26-30 derece, gece 20 derece. Sonbaharda gündüz en yüksek sıcaklık 20, gece en düşük 7 derece. Genç öğrenci şehri Plovdiv gece hayatı ile ünlü bir yer. Kentte çok sayıda kafe, bar, gece kulübü var. Eğlence yaşamı ve içki fiyatları ucuz. Knyaz Alexander I 36 numaralı adresteki Gramaphone Bar Club'da Tekila 2 lira! Neyse ki her gittiğim yerde iyi insanlarla tanışıyorum. Deli eğlendim Bulgarlarla. Barda karaciğerimi almak için zorla tuvalete sokan Bulgar mafyası önce selfie çekti. \"İçki burada ucuz diye çok içtim, karaciğerden size bu gece iş çıkmaz\" diye yalvarınca tekila ısmarlama karşılığında tek böbreğe razı oldular. Ama sabah fark ettim ki kalbimi çalmışlar; ilk kez gördükleri bu gezgine yakın bir dost gibi sıcak davrandılar, kaynaştık. Plovdiv'de gittiğim Gramofon Bar'ın barmeninin bağrındaki dövme. Bulgar arkadaşlarla aynı gece geç saatlerde başka gece hayatı mekanlarına ve kulüplere de gittik. Müzik şahane ama 50'lik kaliteli bira 4 TL, soygunculuk bu! Afrika tarzı şık bir kokteyl barı var. Ul. Peshtersko shose 88 adresindeki gece kulübü, kentin en büyük disco club eğlence yeri. Kaliteli kahve, genç kitle, ücretsiz wifi internet, şehir merkezi meydan manzarası. Adres: ul. Gladston 2, 4000 Tsentar. Her ülkede olduğu gibi Bulgaristan'da da Türk kahvesi hediye ediyorum. Plovdiv yeme içme bakımından ucuz bir şehir, 1 leva ile 3 leva arasında fiyatlarla yemek yenebiliyor. Knyaz Aleksandar I adlı ana yaya caddesinde kebap, döner dahil çok sayıda ucuz yemek satan lokanta ve fast food büfesi var. McDonalds, KFC gibi fast food, ve yerel lezzetlerden yahni etler, köfte, salatalar, peynirler ve ucuz kaliteli şarap bol yenip içiliyor. Ucuz çorba lokantası, Tsar Simeonova Gradina adlı büyük parkın girişine yakın, Viktor Hugo Caddesi, 27 numarada. Ucuz ve pratik yemekler yenen lokanta kentin güneyinde, kütüphanenin yanında. adlı pizzacıda lezzetli pizzalar 8-15 leva arasında fiyatlarla yenebiliyor. Adres ul. \"Mitropolit Panaret\" 25, 4000 Staria grad. Jelezarska 13. Yemekler lezzetli ve fiyatlar uygun. Batılı ve yerel yemekler ortalama fiyatlarla yenebilen modern restoran. Patriarh Evtimii 13. Yukarıdaki modern restoranda servis edilen Bulgar yemeklerinden bunu yedim, yanında ayran içtim. Manzaralı tarihi tepede. Doctor Stoyan Chomakov 20. Tabelası aşağıda. Kapana semtinde Zlatarska Caddesi 7. Yerel yemekler sunan restoran, yukarıdakilerden daha pahalı. Kaldığım cadde olan Georgi Benkovski'de büfe tipi ufak bir köftecide ucuz ama lezzetli Filibe köftesi yedim. Dışarıda ahşap bir masa ve bank var. Kentte Türkiye dahil birçok ülkeden öğrenci kabul eden, uluslararası eğitim veren üniversiteler var. Güney Bulgaristan'ın en önemli kültürel kurumu en büyük yüksek öğrenim merkezi olan \", ülkenin Sofya Üniversitesi'nden sonra gelen ikinci büyük üniversitesi. Üniversitede 9 fakültesi var; Filoloji, Felsefe ve Tarih, Pedagoji, Matematik ve Bilgisayar Programcılığı, Fizik, Biyoloji, Kimya, Hukuk, Ekonomi ve Sosyal Bilimler Fakülteleri. Teknolojik olarak yeterli ve modern sınıflarda ve laboratuvarlarda eğitim veriliyor. Paisii Hiledarski Plovdiv Üniversitesi TEMPUS, COST, NATO, Leonardo, CEEPUS, 5FP gibi uluslararası kurum ve programlarla çalışmakta olup, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya, Türkiye, Polonya, Rusya ve diğer ülkelerin üniversiteleri ile anlaşmaları var. YÖK denkliği bulunan ve 1945 yılında kurulan Tıp Üniversitesi'nin Tıp Fakültesi, Diş Hekimliği, Eczacılık, Halk Sağlığı, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Fakülteleri ile Tıp Koleji var. Öğrenciler Erasmus ve Sokrates programlarıyla Avrupa'nın başka ülkelerinde 1 yıl tıp eğitimi alabiliyorlar. Yıllık öğretim ücretleri 8000 ile 3000 avro arasında değişiyor. 1986 yılında kurulan Teknik Üniversite, Elektronik ve Otomasyon Fakültesi ve Makina Mühendislik Fakültelerinde Bilgisayar Sistemleri, Elektronik, Elektrik, Optoelektronik ve Lazer, Otomasyon, Bilgi ve Kontrol Sistemleri, Endüstri Mühendisliği Bölümlerine; ayrıca Mekanik Ekipman ve Teknolojileri, Mekanik ve Enstrüman Mühendisliği, Ulaşım ve Uçak Ekipman ve Teknolojileri, Mekanik, Endüstriyel Yönetim Bölümlerine sahip. Bulgarca ve İngilizce hazırlık 2500, lisans yıllık 3000 avro. Teknoloji, Teknik ve İktisat Fakülteleriyle öğretim veriyor. Turizm bölümü İngilizce eğitim veriyor. Gıda sanayi, biyoteknolojik üretim, beslenme ve turizm, endüstriyel yöneticilik, gıda ve biyoteknoloji sanayine yönelik ısı tekniği, makine inşaatı, cihaz inşaatı, makineler, cihazlar ve tesisler, bilgisayar sistemleri ve teknolojileri, otomatik bilgi ve yönetim tekniği alanlarında üniversite okumak isteyenlere eğitim veriliyor. Plovdiv Ziraat ve Tarım Üniversitesi Bulgaristan'ın tek yüksek eğitim veren ziraat üniversitesi. Toplam 5 fakülte var. Ayrıca hazırlık sınıfı sertifikasının Bulgaristan'ın tüm üniversitelerinde geçerliliği var. Okul Plovdiv'in merkezinde ve kendine ait kapalı yüzme havuzu, futbol sahaları, basketbol sahaları, tenis kortları var. Şehir merkezindeki akademide Müzik Pedagojisi Fakültesi ve Kareografi, Müzikal Folklor ve Resim Sanatı Fakültesi var. Hazırlık 3000, lisans yıllık eğitim ücreti 4000 avro. Plovdiv yazımı beğenmenize sevindim. Sırada gezilecek yerleri anlatan başka bir Plovdiv rehber yazım var. İlginize teşekkürler. Yazının sonunda Plovdiv'de gördüklerimi yazacağımdan bahsediyorum."} {"url": "https://celebialper.com/plovdiv-gezilecek-yerler-filibe/", "text": "Plovdiv gezilecek yerler bakımından Türk turistler için Osmanlı eserleri, Türk kültürüne yakınlığı, otobüsle ulaşım kolaylığı ve ucuzluğuyla hafta sonu tatili veya daha uzun seyahat için bir cazibe merkezi. Bulgaristan'ın ikinci büyük kenti, eğitim ve turizm merkezi Plovdiv ya da Türkçe eski adıyla Filibe, başka bir çok ilginç gezilecek yerler ve bölgelere de bir geçit yolu ve kavşak oluşturuyor. Filibe en çok iki yılda bir yapılan Plovdiv Uluslararası Fuarı ve antik kalıntıları ile ünlü bir şehir. Bu yazımda Plovdiv'de gezilecek görülecek yerler, şehir içi ulaşım, ücretsiz tur, konumu, tarihi eserler, alışveriş merkezleri, alınacak şeyler, Filibe çevresinde gezilecek yerler var. Bulgaristan'ın güneyindeki Rodop Dağları ile ortasındaki Balkan Sıradağları arasında yer alan şehirden, daha ileride Yunanistan Türkiye sınırını oluşturan Maritsa Nehri geçiyor. Plovdiv, Bulgaristan 42 8 kuzey boylamında, 24 45 doğu enleminde, denizden 164 metre yüksekte yer alıyor. İstanbul'dan kara yolu ile 420 kilometre uzakta ve arabayla 4.5 saat sürüyor. Edirne'den 182 kilometre ve 3 saat sürüyor. Trakya şehirlerinden hafta sonu tatili için ideal; Tekirdağ'dan 327 kilometre mesafede ve otomobille 3.5 saat sürüyor. Şarköy 366 km 4 saat, Keşan 308 km 3.5 saat, Kırklareli 274 km 3.5 saat sürüyor. Otobüs seçenekleri ise Plovdiv Gezi Notları yazımda. Plovdiv'de gezilecek yerler hakkında bilgi için iki turizm danışma merkezinden ücretsiz şehir haritası, gezi rehberi, turistik katalog ve broşürler alabilirsiniz. Turist danışma bürolarından biri şehir merkezinde, ana caddede, postanenin yanında. İkincisi ise tarihi eski kent bölgesinde, Saborna adlı ana caddede, Etnografya Müzesi'ne yakın. Buralardan sadece gezilecek yerler hakkında değil, etkinlikler, konserler, otobüs ve tren tarifeleri ve saatleri, konaklama için kalacak yerler hakkında da bilgi edinebilirsiniz. Meriç nehrinin iki yakasındaki Filibe, Evliya Çelebi'nin yazdığına göre \"Dokuz adet, yamru yumru boz kayalık tepeler üzerine, dereler arasına kurulmuş\". Taksiler ucuz ve her yerde bulmak kolay. Taksimetre kilometrede 0,85 leva yazıyor ve şehir içi taksiyle ulaşım genelde 3-5 leva tutuyor. Beklemekte olan taksiler yerine güvenilir ve ucuz firmalardan telefonla çağırmak daha ucuza geliyor. Taksilerin üzerindeki 6665, 6155, 6142, 9199 gibi dört rakamlı numaralardan çağırabilirsiniz. Belediye otobüslerinin bileti 1 Bulgar Levası; gece geç saatlerde çalışmıyorlar. Çoğu hat akşam 21:00 ile 22:00 arasında bir saatte duruyor. Plovdiv Belediyesi Turizm İdaresi tarafından onaylanmış ücretsiz şehir turları mayıs ayından eylül sonuna kadar her gün saat 11:00 ve 18:00'de iki kez, ekimden nisan sonuna kadar 14:00'te bir kez yapılıyor. Kar amacı gütmeyen kuruluşların desteklediği rehberlerce gezdirilen turlar hem eğlenceli hem de öğretici. Turlar ana caddedeki havuzun orada, belediye binasının önünde buluşularak başlıyor. Şehir merkezi ve gezilecek yerler yürüyerek gidilecek mesafede olduğu için özellikle uzak bir yere gitmeyecekseniz taksi veya toplu taşımaya gereksinim duymazsınız. Yürünmesi keyifli bir kent. Plovdiv şehir merkezi küçük bir alan kaplıyor ve ana caddesi araç trafiğine kapalı. Bulgar mimarisini yansıtan bakımlı eski binalardan bir kısmı müze, otel, restoran ve dükkan olarak kullanılıyor. En önemli antik eser Roma Stadyumu bu ana yaya caddesi Knyaz Aleksandar I üzerinde yer alıyor. Ana cadde, Merkez Postane, Hotel Trimontsium ve Tsar Simeon Parkı'nın olduğu Tsentralen merkez meydanından başlayıp, Roma Stadyumu, Cuma Cami ve Plovdiv Belediyesi'nin olduğu Stefan Stambolov Meydanı'ndan geçerek devam ediyor. Ana caddede erkek, kadın ve çocuk giyim mağazaları, kozmetik dükkanları, marketler, eczaneler, kitapçılar, kafeler, lokantalar var. Aşağıdaki fotoğrafımda önde antik Roma tiyatrosu, yukarıda Osmanlı Cuma Camii, solda neoklasik Bulgar binası, üç dönemi yan yana temsil ediyor. Turist Danışma Bürosu'nun yanındaki forum veya agora, Roma döneminde bugün olduğu gibi şehir merkeziydi. Üç tarafında on üçer dükkan, dördüncü tarafında ise kütüphane ve diğer kurumlar vardı. Philippopolis Stadyumu Balkan Yarımadası'ndaki en büyük ve en iyi korunmuş antik Roma eserlerinden birisi. 240 metre uzunluk, 40 metre genişlikteki stadyum 30.000 kişi kapasiteli. Roma kanunları stadyumların kentlerin nüfuslarının en az yarısı kadar kapasiteli olmasını zorunlu kıldığı için, o dönemde Plovdiv'in nüfusunun 60.000 kişi olduğunu anlıyoruz. Bugün kuzey kısmı restore edilmiş durumda. Philipoppol Antik Tiyatrosu Üç Tepeler'in güney yokuşunda, Taksim ile Cambaz Tepe'nin arasındaki sırtta inşa edilmiş. Roma İmparatorluğu dönemi, M. S. I. yüzyılın 90'lı yıllarında Trakya Kraliyet Hanedanı veliahtı, Trakya ilinin yüksek keşişi, Metropolitan Adalet Mahkemesi temsilcisi ve inşaatlardan sorumlu Titus Flavius Cotis döneminde yapılmış. 26.64 metre çaplı at nalı şeklindeki sahneyi çevreleyen 28 mermer sıra ile 6.000 kişi kapasiteli. Roma kanunları tiyatroların kent nüfuslarının onda birini alabilecek kapasitede olmasını şart koştuğunu düşündüğümde, yukarıda bahsettiğim 60.000 nüfus doğrulanıyor. Bugün opera, müzik ve tiyatrolara sahne oluyor. Uluslararası Folklor Festivali, Open Opera adlı opera festivali ve Sound of Ages rock festivali gibi birçok sanat ve kültür etkinliği burada düzenleniyor. Cuma Camii, Hüdavendigar Camii olarak da biliniyor. Sultan I. Murad dönemi yapısı cami, 1363-1364 yılları arasında inşa edildi. 40 metreye 30 metre zemin üzerine oturan cami bugün şehir merkezinde ve tarihi Filibe yerleşiminin kuzeybatısında bulunuyor. Yapı tipi itibarıyla erken Osmanlı mimari özelliklerini taşısa da, dış cephe taşları arasına yatay döşenmiş tuğlaları ise Bizans mimari etkilerini gösteriyor. 19. yüzyılın sonlarında kalem işi süslemeler eklendi. Cuma Cami Osmanlı zamanında yapılmış 56 tane camiden bugün ayakta kalan üç camiden birisi ve tam şehir merkezinde aktif olarak kullanılıyor. Trimontium adlı Üç Tepeler'in kuzey kısmında yer alan tepedeki platoda bugün Nebet Tepe olarak adlandırılan antik alan. Antik ve Orta Çağ'da kentin savunmasında önemli bir rol oynamış. Aşağıdaki şehir manzarasını bu tepeden çektim. Maria Louisa Bulvarı'nın inşaat çalışmaları sırasında keşfedilen bazilika M. S. beşinci yüzyılda inşa edildi. Merkez nefin iki yanlarında birer koridoru var. Apsis dahil uzunluğu 20 metre, genişliği 13 metre. Antik Plovdiv Mimari ve Tarihi Koruma alanı yani Eski Filibe, Üç Tepeler olarak adlandırılan Nebet Tepe, Taksim Tepe ve Cambaz Tepe üzerinde yer alıyor ve 35 hektar alan kaplıyor. Tarih Öncesi, Trakya, Yunan, Roma, Geç Antik, Orta Çağ, Bizans, Osmanlı ve Bulgaristan dönemlerindeki yüz yıllar boyunca kesintisiz yaşamla birlikte şekillenen bir bölge. Eski Kenti yürüyerek gezmek, Safranbolu'ya benzeyen Osmanlı evlerini ve Bulgar Rönesans mimarili evleri görmek ve fotoğraf çekmek keyifli. Etnografya Müzesi, Stepan Hildiyan evi, Balabanov evi, Danço evi, Hisar Kapı, Aziz Konstantin ve Elena Kilisesi, Uspenie Bogorodiçno Katedrali, ve çok sayıda güzel ev var. St. Constantine ve Elena Meydanındaki 19. yüzyıldan kalma güzel tarihi evde bugün konserler, sergiler, edebiyat okumaları yapılıyor. Aşağıda solda. Tüccar Georgi Mavridi'nin evi 1829-1830 yıllarında inşa edildi. Tarihi bölgedeki en büyük ve en simetrik evlerden. Engebeli bir arazi üzerine ustalıkla yapılmış. Fransız Şarir Alphonse Lamartine 1833 yılında bu evde üç gün kalmış. Bugün şair ve politikacının yaşamı ve çalışmalarının sergilendiği bir müze. Kültür turizmi için gezilecek yerler arasında bilimsel bir eğitim kurumu olan müze 1938 yılından bu yana Kuyumdzhieva evinde yer alıyor. Müze, Plovdiv yaşamı ve kültürünü anlatan eserler sergilemenin yanı sıra bölgedeki benzeri müzelere koordinatörlük ediyor, oda müziği, klasik gitar gibi popüler geleneksel festivaller, konserler, bienaller, defileler, tiyatrolar, kitap tanıtımları ve performanslar düzenliyor. Dr. Chomakov Caddesi, no:2. Knez Aleksandar Bogoridi'nin davet ettiği İsviçreli Peyzaj Mimarı Lucien Chevalas tarafından 1892 yılında tasarlanan bahçe, kısa süre önce dönemin kraliyet ruhunu yansıtacak biçimde onarıldı. Tanrıça Demeter Havuzu, Viyana Pavyonu, banklar, çocuk bahçeleri, ağaçlar ve çiçeklerle dolu güzel bir park. Şehrin merkez meydanında. Ana caddeye yakın Kapana semti, bir kez gördüğünüzde ayrılmak istemeyeceğinizi vurgulamak için \"kapan\" adını taşıyor. Beş yüz yıl önce esnaf ve zanaatkar bölgesi olduğu için Kozhuharska, Zhelezarska, Zlatarska gibi isimlere rastlanıyor. Belediyenin özellikle bu ihmal edilmiş semti sanat merkezine dönüştürmeye yönelik Together adlı projesi, şehrin 2019 Avrupa Kültür Başkenti olarak seçilmesini sağladı. Dolaşmaktan keyif aldığım Kapana semti yaya sokakları, renkli küçük binaları, mutfak atölyesi, İtalya Kültür Merkezi, Ermeni Kültür Bilgi Merkezi, Uygulamalı Sanatlar Merkezi, galerileri, sanat atölyeleri, stüdyoları, sıcak ortamlı lokanta ve dükkanlarıyla pek hoş. Plovdiv'de gezilecek yerler arasında kesinlikle tavsiye edeceğim bu küçük semtte Chill Out Zone, plakçı Soul Searchin', Point-Blank Gallery, Darvodelie Atelier, What A Monster, Kotka and Mishka, Rubber Gallery, Our House, Hipster Hostel, Atelier 42, Rakodelnitsata, GG Sisters, Art Place Kapana, Atelier Muza, Sound Trap, The Craft Station, Trap Gallery, MBG Fashion Studio, Kanape Studio, Art Aslon, Basquiat Wine and Art, Rock Bar Download ve Petnoto na Rorshah, ilginç ve hoş mekanlar. Müzede 60.000 antik madeni para, Tarih Öncesi, Trakyalılar, Roma İmparatorluğu, Yunanlar ve Bulgarlardan 100.000 tarihi eser sergileniyor. Adres: Saedinenie Meydanı, 1 numara. Plovdiv'de Nazım Hikmet Kitaplık ve Kültür Evi'ni zor buldum, unutulmuş bir yer maalesef. 1922'de açılan mekana, Dünya Barış Ödülünü aldığı 1952'de adı verildi. Bulgaristan'ın en eski toplum kültür merkezlerinden birinde çok az Türkçe kitap var. Aynı sokakta yaşayan üç ayrı kişiye ve bir aileye sordum, duymamışlar. Saatlerce aradım. Adresi Mortagon Caddesi, 6 numara. En yakın ana cadde 6-ti Septemvri. Nazım Hikmet Bulgaristan'ı ziyaret etti ve bu ziyaret Blaga Dimitrova'nın \"Nazım Hikmet ve Bulgaristan\" adlı kitabında anlatılıyor. 1950'lerin başında komünist rejimin kolektifleştirme uygulaması nedeniyle kalabalıklar halinde Bulgaristan'dan Türkiye'ye göçen Türklerin göçünü durdurmak için Bulgar hükumeti Nazım Hikmet'ten gelmesini rica etti. Nazım Hikmet bunun için 1951 yılında Bulgaristan'daki Tük köylerini dolaştı ve 150 bin kişinin katılımıyla 20 miting, halkla 10 sohbet, çeşitli yerlerde 12 görüşme yaptı ve çok sayıda Türk köylüsünü göçmemesi için ikna etti. Eskiden 12.800 kitap ve çok sayıda üyesiyle çocuk müzik okulu, yabancı dil eğitimi, dans grupları ve bale kursları gibi etkinlikler düzenleyen, aktif bir kültür merkezi iken, bugün az kişinin bildiği bir yer. Yerel halkın eski kilise olarak adlandırdığı kilise 1830 yılından kalma. Vatandaşların bağışlarıyla Bratsigovolu ustalarca 1844 yılında yapılan kilisede bağımsız Bulgar Kilisesi kurulmasının ilk adımları atıldı. Bulgar yazar Hristo G. Danov'un mezarı burada. Şehir merkezi meydanında, Orduevi'nin yanındaki Gyuro Mihaylov Anıtı, Profesör Nikola Kozhouharov tarafından 1938 yılında yapıldı. Plovdiv'de yapılacak şeyler arasında kentin çevresindeki tepelere gidip yeşillik ve manzaranın tadına varmak, fotoğraf çekmek var. Özellikle güneş batarken bu tepelere gitmenizi tavsiye ederim. Mladeshki tepesine 1 leva ücretle götüren bir mini tren var. Bunardjik Tepesi'nde meçhul asker anıtı var, Rusya Türkiye Savaşı'nda ölen tüm Rus askerlerin anısına adanmış bir anıt. Yukarıda bahsettiğim tarihi kentteki barların bazılarında canlı müzik oluyor. Roma Tiyatrosu'ndaki gösteriler de ilginç yapılacak şeyler arasında. Modern şehir merkezinde gündüz park, gece kafe ve barlarda zaman geçirilebilir. Gladston Caddesi 15 numaradaki bilet ofisinden Plovdiv Opera ve Senfoni Orkestrası etkinlikleri için programa bakıp bilet alabilirsiniz. Bilet fiyatları 3 ila 5 avro arasında. Antikacılardan Osmanlı-Rus savaşı ve II. Dünya Savaşı ile ilgili tarihi eşyalar alınabilir. Bulgaristan'ın en ünlü ürünlerinden olan gülden yapılma sabun, şampuan, parfüm, kremler de Plovdiv'den ne alınır diye merak edenler için ideal yerel ürünler. İkinci el kitaplar, hediyelik ve hatıra turistik eşyalar da var. Perushtitsa Caddesi No:8. Süpermarket, 110 modern dükkan, sinema, kafeler, restoranlar, fast food katı, otopark var. Şehir merkezine yakın. 2 kilometre uzunluğundaki ana cadde dükkanlar, lokantalar ve kafelerle dolu. Bulgaristan'a özgü geleneksel hatıra ve hediyelik eşyalar, ünlü markaların mağazaları bulunan eğlenceli bir yaya caddesi. Rayko Daskalov Caddesi 8 numaralı adresteki Sovyet tarzı alışveriş merkezi, diğerlerinden daha eski. Otopark, disco, hipermarket, eczane, banka, turizm seyahat acentesi, kuaför, lokantalar, yabancı ve Bulgar giyim markaları. Popüler yabancı ve Bulgar markaları; Terranova, LC Waikiki, CCC, Tom Tailor, Guess, Carducci, Yves Rocher. Spor salonu, süpermarket, pastane, fast food, çocuk eğlence ve eğitim merkezi. Adres: Ruski Bulvarı 54 numara. Sanat eserleri ve el sanatları, hatıra ve hediyelik alışverişi. Bgrazpisanie web sitesinde Plovdiv çevresinde gezilecek yerler için otobüs saatlerine bakabilirsiniz. Bachkovo kasabasından yukarı vadideki bir manastır. Tren garının yakınındaki Rodopi otobüs terminalinden kalkan Smolyan minibüsleri ile gidiliyor, bilet 4 leva ve yol 40 dakika sürüyor. Küçük manastırın çevresinde kolay yürüyüş rotaları var. Hediyelik ve hatıra olarak reçel, bal, güveç kabı alınabiliyor. Trigrad Dağ Geçidi Rodop Dağları'nda, Smolyan ilinde yer alan dikey mermer kayaların oluşturduğu dar bir kanyon. İçinden Trigrad Nehri geçiyor ve Şeytan Boğazı Mağarası'ndan dökülüp geçerek daha sonra Buynovska Nehri'ne katılıyor. Kanyonun batı duvarı 300 metre, doğu duvarı 300-350 metre yüksekliğe ulaşıyor. Genellikle 300 metre genişliğindeki geçit, kuzey kısmında 100 metreye daralıyor. Trigrad'dan 1.2 kilometre uzaklıktaki doğal güzellik 7 kilometre uzunlukta ve deniz seviyesinden 1450 metre yüksekte. Asenovgrad'daki orman tepeden güzel ova ve dağ manzaraları sunuyor. Plovdiv'de gezilecek yerler konusunda bilgi yazısı olmasını umuyorum. Gene ufuk açan bir gezi rehberi teşekkürler."} {"url": "https://celebialper.com/porto-alegrede-alisveris/", "text": "Yaptığım Brezilya gezisi sırasında Porto Alegre kentinde evinde kaldığım arkadaşım Natassja ile her zaman gittiği süpermarkette alışveriş yaptık. Gittiğim ülkelerde market, pazar, dükkan, lokanta gezmeyi ve alışveriş yapmayı seviyorum. Halk ne yer, ne içer, en çok neleri sever, fiyatlar nasıldır? Brezilya'da yaşam, alışveriş, gezi nasıldır? Uzak bir ülkede yaşamın içine girmek güzel. Bu yazımda Brezilya hakkında bilgi edinebilir, ülkede gezmek veya yaşamak istiyorsanız gıda fiyatları hakkında bilgiler bulabilirsiniz. İşte Brezilya gezi notları. Ben CouchSurfing ev sahibim Natassja ile çok rahat ettim. Son derece sıcak kanlı, mesafesiz, düşünceli, sevimli, içten bir insan. Daha sonra Couchsurfing'de benim için yazdığı yorumu okuduğumda onun da benle rahat ettiğini anladım. Evinde kalan diğer CS üyelerine yazdıklarından çok daha iyi bir yorum yazmış benim için. Arkadaşımın evini, kentindeki Brezilya insanlarını ve sokaklarını Porto Alegre'de Yaşam adlı yazımda anlatıyorum. Burada da Türk malı var! Brezilya'da alışveriş sürprizi. Porto Alegre'de alışveriş devam ediyor. Brezilya ucuz bir ülke değil. Aşağıda fiyat örnekleri yazdım. Brezilya'da alışveriş ve fiyatlar hakkında daha fazla bilgi isterseniz Sao Paulo'da Alışveriş adlı yazım rengarenk. 1869 yılında inşa edilen ve envai çeşit ürünün satıldığı Porto Alegre Halk Pazarı Mercado Publico. Bu büyük sabit pazarı görmeden Porto Alegre gezisi eksik kalır. Brezilya gezi notları devam ediyor. Brezilya'da gezilecek yerler arasında yer alan Port Alegre Halk Pazarı'ndaki manavda alışveriş. Hoş bir Porto Alegre deneyimi. Port Alegre'de gezilecek yerler arasında halk pazarı Mercado Publico da var. Sebzeler, meyveler, etler, balıklar, çaylar, baharatlar, fincanlar. Mate çayı çeşitlerinin fiyatları küçük de olsa seçilebiliyor. Dini ürünler satan dükkan. Fiyatları sormadım. İşlenmiş, kurutulmuş ve tütsülenmiş etler. Kanserojen lezzetler. Brezilya'da ne yenir diye merak ediyorsanız ucuz yemekleri Brezilya'da Atıştırmalıklar adlı yazımda, lokantalar ve yemekleri Brezilya'da Lokantalar ve Yemekler yazımda anlatıyorum. Domuz ayağı 5 Real, domuz kaburgası 12 Real. Porto Alegre gezi notları devam ediyor. Violinha, melek balığı ve barlam balığı. Fiyatlar yakın. Porto Alegre antika pazarında bu kadar zarif kahve fincanları bulacağımı tahmin etmezdim. Brezilya gezi notları yazmak keyifli. Brezilya hakkında bilgi edinmek için sadece müzeleri, sarayları, ana caddeleri gezmek yeterli değil. Natassja'nın yaşadığı binanın giriş katındaki Armelin Pastanesi, Avenida Otto Niemayer Caddesi, Tristeza semti. Brezilya'da yaşamın içine girmek, günlük alışveriş yapmak hoş. Evlerinde kaldığım iyi insanlar sayesinde eğlenceli bir Brezilya gezisi yapıyorum. Latin Amerika ve Brezilya gezi yazılarımın devamı: Porto Alegre'de Mimari ve Sanat. Brezilya pahalı bir ülke, Güney Amerika'nın en pahalı ülkesi Brezilya."} {"url": "https://celebialper.com/porto-alegrede-mimari-ve-sanat/", "text": "Brezilya gezisi sırasında suç oranının yüksek olduğu hissediliyor. Bu yazımda Porto Alegre gezi notları, kentte yaşam, mimari ve sanat ile ilgili bilgi ve izlenimlerimi anlatıyorum. Brezilya'da her ev ve dükkan yüksek duvarlar, demir parmaklıklar, en üstte dikenli veya elektrikli tellerle korunuyor. Latin Amerika gezim boyunca gördüğüm kadar çok parmaklık ve teli hayatımda görmemiştim. Soygun suçu Brezilya'da yaşamın bir parçası. Porto Alegre Brezilya'nın Rio Grande do Sul eyaletinin başkenti. Ülkenin en güneyindeki büyük şehir. 1772 yılında Portekiz'in Asor Adaları'ndan gelen göçmenlerce kuruldu. On dokuzuncu yüzyılın sonlarında en çok Almanya, İtalya ve Polonya olmak üzere dünyanın birçok yerinden göçmen buraya geldi. Nüfusun tamamına yakını Avrupa kökenli. Porto Alegre Belediye Sarayı Prefeitura Municipal de Porto Alegre, heykellerle bezeli, mimari açıdan şık bir bina. Soldaki aslan rahatsız edilmemeleri için öpüşen çifti gözlüyor, sağdaki aslan ise görme engelli adama merdivenlerden inmekte yardıma her an hazır gibi geldi bana. Porto Alegre'de belediye hizmetleri pek ileri düzeyde, ya da benim hayal gücüm fazla çalışıyor. Köpek heykeli diken bir belediye candır. Brezilya gezi notları yazmak zevkli. Halk Pazarı Mercado Publico, içinde yüzden fazla dükkan olan, 1869 yılında inşa edilmiş güzel bir binada. Porto Alegre'de gezilecek yerler arasında yer alıyor. Casa de Cultura Mario Quintana adlı Porto Alegre Kültür Sarayi'na gittim. Tarihi bir otel binasında, 6 katlı, çeşitli etkinliklerin düzenlendiği, sinema, tiyatro ve sergilere ev sahipliği yapan, kentin en önemli sanat merkezi. Rua dos Andradas Caddesi'ndeki bu merkezi kabanımla, titreyerek gezdim. Brezilya'da sanat uğruna nelere katlanıyorum. Bu Kültür Sarayı'nın olduğu binada eskiden Majestic Hotel varmış. Brezilya'nın en önemli şairlerinden Mario Quintana yaşamının çoğunu burada geçirmiş. Bu nedenle evi kentin sembolik bir binası haline gelmiş. Günümüzde eklektik mimarisi, sinemaları, sergi salonları, tiyatrosu, dans salonu, konserleri, görsel sanatları, çalıştayları ve kütüphaneleriyle kentin en önemli mekanlarından. Buz gibi, o ayrı. İşte size bazı Latin Amerika sanatı eserleri. Sanat merkezini gezerken bir tuvalet aradım, yönetim koridoruna girdiğimi fark ettim. Kapıda Diretor de Arte yazan odada paltosuyla bir kadın oturuyordu. Yandaki odada Gerente Geral olan adam eldiven, bere, kabanıyla çalışıyordu. Ülkenin seçkin binalarında bile ısıtma olmaması ne tuhaf. Porto Alegre kent merkezi. Güney Amerika'da yaşam ve insanlar. Bu Brezilya şehrinde kaldığım evi ve konuk eden arkadaşımı Porto Alegre'de Yaşam adlı yazımda anlatıyorum. Brezilya'dan neler alınır, fiyatlar pahalı mı diye merak edenler için Port Alegre'de Alışveriş ve Sao Paulo'da Alışveriş yazılarımda ayrıntılı bilgiler veriyorum. Brezilya'da ne yenir diye merak ediyorsanız ucuz yemekleri Brezilya'da Atıştırmalıklar adlı yazımda, lokantalar ve yemekleri Brezilya'da Lokantalar ve Yemekler yazımda anlatıyorum. Kentten ayrılacağım zaman Natassja benle otobüs terminaline gelmek istedi, ancak evinin önündeki otobüs durağında vedalaşıp eve gitmesini söyledim, yorucu bir günün sonunda, insanın yüzünü ısıran Temmuz soğuğunda hiç gerek yok. Kentte doktora yapmak için yaşamakta olan, Kocaeli Üniversitesi mezunu, Natassja'nın 2 gün önce burada tanıştırdığı arkadaşı sağolsun otobüs terminalinde beni bekliyordu. 20 dakika kadar laflayıp tekrar görüşmek umuduyla vedalaştık. Brezilya gezisi bitmek üzere, rotam Uruguay. Brezilya'dan Porto Uruguay'a uzun bir otobüs yolculuğu yaptım. Buralarda otobüs koltuklarının enleri ve aralarındaki mesafe bizimkilerden geniş. Arkaları daha fazla yatıyor. Fotoğrafta gördüğünüz açılıp kapanan bacak yastığı ise konforu resimden tahmin edilemeyecek kadar artırıyor. Brezilya Uruguay otobüs yolculuğu boyunca hizmet eden hostesin güzergah ve ikramlar hakkında konuşması. Otobüste verdikleri yemek: sandviç, soslu mantı, ekmek, tatlı. Ben Porto Alegre-Uruguay otobüs biletimi EGA firmasından aldım. Uruguay'a doğru yol almak heyecan verici. Güney Amerika gezisi Uruguay ile devam ediyor: Cabo Polonio'nun Soğuk ve Zorlu Yolu. Alper, acredito que tenha gostado da estadia em Porto Alegre. Seu blog tem um conteudo super interessante 🙂 Parabens. I loved my stay in Porto Alegre! It is a nice city and Natassja is a super wonderful person. Did you try to read my blog by automatic translation? The button is at the lower right corner. If you decide to visit Istanbul in the future, my home is open to you. Brezilya dev bir ülke. ben güneyini gezdim, en Kuzeyi her zaman sıcaktır. Evsizler, soygun, genel olarak suç oranı çok yüksek bir ülke. Brezilya cok guzel bir bir ulke, kuzeyde Minas Gerais, Fortaleza, Sergipi, Acre gibi kendine ozgu, cok mukemmel sehirler var, ki Turkiyenin 12 kati bir yer siz hayal edin artik, ama Alper'in dedigi gibi, zencisinin, beyazinin, cekik gozlusunun, sarisinin uyumlu bir sekilde yasadigi cok guzel bir ulke. Ben Brezilya, Sao paulo'da Paulista merkezde yasiyorum, haberim olsaydi evime davet ederdim seni be kardesim, Sana kolay gelsin yasamak gezmektir, gormektir, senin adina sevindim. Ben de ozgurluk yolu, Motorsiklet Gunlugu gibi filmler izledikten sonra kendimi vurdum yollara, hemde cok az para ile, fakat simdi burda takildim kaldim, hayat guzel burda zaten, hadi sana kolay gelsin. Teşekkürler Pukaleka. Brezilya'nın renklerini eksiksiz yaşaman dileğiyle. Üstad oraya kadar gitmişken keşke roraima dağina da uğrasaydiniz. Venezüela da. kayip dunya. Hayallerim arasinda ilk siralarda. Sizin gözünüzden görmek isterdim orayi. Venezuella benim rotama uzak kaldı Kamil Bey. Bir başka sefere. Brezilya gezi yazılarınız keyifli. Brezilya hakkında bilgi de edindim. Brezilya'yı iyi gezmişsiniz, doğal anlatımlı gezi notları okumak güzel. Teşekkürler Nur Hanım. Brezilya gezi yazılarım gibi diğer ülkelerde yaşadıklarımı da okumanız beni memnun eder. Selamlar. Merhaba. Ben sizinkinin tersi yönde bir Latin Amerika rotası izledim. Ben Porto Alegre'de ertesi günkü Uruguay otobüsünde rahatlıkla yer bulup bilet aldım. kalacağınızı sanmıyorum. Sınır geçişi kolay. Yorum ve sorularınızı beklerim. Mantığını ben de çözemedim. Kimisi bizim kılımız hafif dedi, diğeri elektrik çok pahalı, bir başkası burası Latin Amerika dedi."} {"url": "https://celebialper.com/porto-alegrede-yasam/", "text": "Brezilya gezisi sırasında ilk kalacağım kent Sao Paulo ile Uruguay arasındaki uzun mesafenin ortalarında bir yerde daha kalmak istedim. Çok kişi Brezilya'da gezilecek yerler arasında Florianapolis'i tavsiye edince ben onun kadar turistik olmayan Porto Alegre'yi tercih ettim. Önce otobüsle gitmeyi düşünsem de oralı arkadaşım otobüsle aynı fiyata uçak bulabileceğimi söyledi, araştırdım ve 120 Liraya Brezilya'nın GOL Havayolları'ndan, Türkiye'den seyahatime çıkmadan önce tek yön bir Sao Paulo Porto Alegre bileti aldım. Bir önceki yazımda filmini izlediğiniz uçak yolculuğumda Porto Alegre'ye yaklaşırken bu fotoğrafı çektim. Evet, Brezilya seyahati devam ediyor, işte Porto Alegre'de yaşam, sokaklar ve insanlar. Evinde kalacağım CS üyesi Natassja büyük nezaket göstererek kendi isteğiyle beni Porto Alegre Salgado Filho Havalimanı'nda karşıladı. Belediye otobüsüyle kent merkezine gittik. Buranın havası çok kuru bir soğukmuş, sürekli nemlendirici kullanıyormuş, eve gitmeden önce kendine alırken bana da almamı önerdi, birer tane aldık. Natassja'ya Türk kahvesi, işlemeli çanta, pul biber ve Babazula'nın Duble Oryantal albümünü hediye etim. Evi iyi bir semtte, iyi bir binada yaşıyor. Porto Alegre Sao Paulo'dan çok daha güneyde ve soğuk olduğu için kalorifer vardır diye tahmin etmiştim ama burada da yokmuş. Buz gibiydi. Küçük elektrik sobasını yaktı sağ olsun. Güneyde seyahat ettiğim için Brezilya gezisi sırasında epey üşüyorum. Porto Alegre'nin Tristeza semtinde, Avenida Otto Niemayer Caddesi'nde kaldığım bina. Yurt dışında ücretsiz konaklama nasıl olur diye merak ediyorsanız Couchsurfing yazımda anlatıyorum. Akşam eve Natassja'nın arkadaşları geldi. Dışarı çıkmadan önce birbirlerinin saçını yaptılar, ben de biraz görüntü çektim Cem Karaca eşliğinde. Natassja ile akşam bara giderken belediye otobüsünde. Brezilya'da gece hayatı başlıyor. Gece bohem yazar Charles Bukowski'den esinlenilerek Dirty Old Man adı verilen bara gittik. Burada gelmeden önce haberimi alan Natassja'nın Türk arkadaşı Ali Karaali bizi bekliyordu. Beraber eğlendik ve geç saatte evlere döndük. Ertesi gün öğlene doğru kalktık, Natassja yemek hazırladı ve yedik. Memleketten getirdiğim pul biber yemeğin lezzetini daha da artırdı. Yediklerim sayfamda anlattım. Öğlende Natassja'nın çalıştığı İngilizce kursuna gidip birer kahve içtik, ben kent merkezine gidip bütün gün tek başıma keyifle gezdim. Tek sorun buz gibi hava. Brezilya soğuk bu mevsimde, Temmuz ve Ağustos aylarında hava durumu böyle. Bağımsızlık Bulvarı'ndaki bu berber dükkanı hoşuma gitti. Slogan: Protesto etmek suç değildir! Porto Alegre'de yaşam ve fotoğraflar. Bir fotoğrafçının tabelasındaki bu resmi beğendim. Aman da hummm, nefis! Patlamış mısırcılar beyaz giyiyor. İşte Brezilya'da yaşam. Brezilya'nın çok daha büyük kenti Sao Paulo'da hayatın nasıl olduğunu merak ediyorsanız Sao Paulo'da Yaşam adlı yazımda bilgiler var. Sao Paulo'da gezilecek yerler ve gezi notlarım Sao Paulo Gezi Notları yazımda. Gezerken acıkınca sokak satıcısından Pastel de Carne alıp yedim. Porto Alegre'de yaya caddesi. Porto Alegre'de yaşam ve insanlar. Rua dos Andradas Caddesi'nde ayakkabı boyacıları. En öndeki esmer boyacı bana bakıyor. Ayakkabı boyacıları aşağıdaki 1.5 Liralık piyango biletlerinden alıp zengin olmayı umuyorlar mı acaba? Büyük ikramiye 200 milyon Real, yaklaşık 200 milyon TL, eski parayla 200 trilyon Lira. Kent merkezindeki Julio de Castillos Caddesi'nde at arabalı çocuklar. Akşam üzeri bir pastel com frango yedim. Yediklerim sayfamda var. Bütün gün yürüyerek gezdikten sonra üşüdüm ve yoruldum. Bara gitmeyi düşünüyordum ama vazgeçtim. Mercado Publico'ya gittim. Çoban salatası yapmak için domates, biber, salatalık, soğan, limon aldım. Sadece Brezilya'nın milli içkisi Cachaça satan bir dükkandan bir şişe aldım. Bir şarküteriden Şili şarabı ve esmer ekmek de aldım. Natassja'nın evine gitmek için binmem gereken minibüsün numarasını bir büfeciye göstererek buldum ve eve geldim. Çoban salatayı yaparken Natassja geldi, barda eğlenmek yerine evde olmama sevindi. Kırmızı şarap, salata ve peynirlerden oluşan hafif bir yemek eşliğinde epey sohbet ettik. Natassja'ya memleketim Şarköy'de inşa edilmek istenen santralden ve arkadaşlarımın buna karşı kampanyasından bahsettim. O da imzasıyla ve görüntüsüyle destek verdi. Ertesi günden büyük keyif aldım, çünkü sabahtan akşama dek arkadaşım Natassja'nın günlük yaşamına katıldım. Sabah erkenden dersi vardı, kalkıp gittik. Uptime dil kursunun müdürü Jose Luiz Rocha benim derslere girmemi rica etmiş. Uzak ülkeden gelen ve İngilizce bilen bir yabancı olarak öğrenci ve personelden ilgi gördüm. 3 farklı küçük grubun dersine girdim, katkıda bulundum; birinin öğretmeni Avrupalı bir adam, diğer ikisininki Natassja idi. Natassja 5 yıl ABD'de okumuş ve İngilizcesi mükemmel. Derslerinde gördüm ki iyi bir öğretmen. Modern bir yer ama memlekette kalorifer yok, herkes paltolarıyla oturuyor ama hareketsizken üşünüyor elbette. Özellikle dersler sırasında dondum. Brezilya'da günlük yaşamın içinde olmak güzel, üşümeme rağmen. Kurstan sonra Natassja'nın sık yemek yediği, ucuz öğle menüsü veren Vianei Lokantası'na gittik. Bizdeki esnaf lokantası benzeri, alt gelir düzeyine hitap eden bir lokanta. Biz de birer öğle menüsü yedik: siyah fasulye, guarana gazozu, salata, pilav, dana eti, patates kızartması, sahanda yumurta 8 Real, yaklaşık 8 TL. Gerçekten ucuz. Vianei Lokantası'nın sahibi karı-koca, Natassja'nın kurstan bir öğrencisinin ebeveyni. Buraya sık geliyor ve sıcak karşılanıyor. Brezilya yemekleri, içerikleri ve fiyatları hakkında ayrıntılı bilgi Brezilya'da Lokantalar ve Yemekler yazımda var. Brezilya'da ucuz yemek arıyorsanız ise Brezilya'da Atıştırmalıklar ve Pazarlar yazımda anlatıyorum. Öğleden sonra Natassja'nın arkadaşının çalıştığı Codigo Feminino adlı lüks kuaföre gittik. Marcelo bir tanıtım fırsatını kullanarak Natassja'nın saçını bedavaya yaptı. Ben anlamam ama bu ünlü Brezilya fönü olabilir. Marcelo Natassja'nın saçını yaparken ben bazen fotoğraflarını çektim. Kahve içip Marcelo'nun bilgisayarından İnternet'e girerek size Facebook'ta haber gönderdim. Av. Nilo Peçanha Caddesi, 730 numara, Porto Alegre. Porto Alegre yazılarımın devamı: Porto Alegre'de Alışveriş. Portekizce dışında İngilizce tabela gördüm ama çok az. Porto Alegre'nin başkent olduğu Rio Grande do Sul eyaletini gezmenin yanında biraz uzak olsa da zamanınız yeterli olduğu için Arjantin sınırındaki dünyanın en muazzam şelaleleri Iguaçu'ya ve Uruguay'ın yolsuz balıkçı köyü Cabo Polonio'ya gitmenizi ısrarla öneririm. Evet, üzgünüm ki endişe etmeniz gerekiyor, kıtanın suç oranı en yüksek kentinde okuyacak kızınız. Ancak korkmak yerine dikkatli olmakta yarar var. Her metropolde olduğu gibi gittiği yerlere dikkat etmesi gerekecek. Isınmaya takmışsın. Çok güzel belgesel tadında, hatta TV ki belgesellerden daha içten, ilk ağızdan olması; orada olduğumu hissettiriyor. merhaba, uruguay'a bakarken sizi buldum kaptırdım gidiyorum... Çok keyifli sanırım tüm seyahatlerinizi okuyacağım.. Brezilya'da yaşam hakkında bilgi ararken buldum. Güzel bir Brezilya gezi yazısı. Brezilya'da yaşamın içine girerek gezmişsiniz, kıskandım. Brezilya gezi notları okumak keyifli. Merhaba. Çeşitli adlı sayfamdaki CouchSurfing yazımda anlatıyorum. meraba. yurtdışına 2 kere çıktım ve ikisinde de CouchSurfing i denedim. birçok kişiye mesaj atmama rağmen olumlu cevap alamadım. CouchSurfing de kalacak yer konusunda da tecrübeleriniz konusunda tavsiyelere ihtiyacım var. tüyolar nelerdir vb gibi. teşekkürler.. Merhaba. Çeşitli sayfamdaki Couchsurfing yazımda her şeyi anlatıyorum. Rica ederim."} {"url": "https://celebialper.com/prag-gezi-notlari/", "text": "Prag gezi notları olarak yazdığım bilgiler, bir Prag seyahat rehberi olabilecek pratik notlar içeriyor. Prag'da gezilecek yerler, yapılacak şeyler, hava durumu gibi bilgiler veriyorum ve kendi maceralarımı yazıyorum. Çek Cumhuriyeti'nin başkenti Prag son derece güzel ve turistik olmasına rağmen Türkiye'den gidenler için ucuz bir kent. Dünyanın en güzel kentlerinden biri olarak kabul ediliyor ki bu bence de doğru. Ben Budapeşte Viyana Prag seyahatim sırasında bu güzel kentte kalıp gezdim. Prag büyülü bir kent, gidip de beğenmeyene rastlamadım. Yüzlerce yıl Bohemya'ya başkentlik eden kent zarif köprüleri, katedralleri, altın şapkalı kuleleri ve kilise kubbeleri, kuğulu Vltava Nehri ile ziyaretçilerini büyülüyor. II. Dünya Savaşı'ndan neredeyse hiç zarar görmeden çıkan şanslı kentin Ortaçağ tarzı merkezi, arkasında gün batımıyla doğuya doğru bakan dokuzuncu yüzyıldan kalma kalesinin gölgesindeki kilise çanları, katedralleri, avluları ve Arnavut kaldırımlı sokaklarında gezen meraklılarıyla her zaman canlı, kalabalık ve romantik. Öte yanda enerji, müzik, kültür, sanat, etkinlik dolu modern bir kent. Çek Cumhuriyeti için Türk vatandaşlarının Schengen vizesi almaları gerekiyor. Yeşil pasaporta gerekmediği için ben Budapeşte Viyana Prag seyahatim öncesinde vize ile uğraşmadım. Çek para birimi Koruna'ya gelince, 1 TL 5 Koruna ediyor, hesaplaması kolay (Nisan 2018 kuru). İşte size pratik bir Prag gezi rehberi yazısı. Kente Türk Hava Yolları'nın her gün direkt uçuşları var. İstanbul-Prag aktarmasız uçuşu 2:45 saat sürüyor ve fiyatları 800TL civarında. Aktarmalı uçmaktan sıkılmazsanız KLM, Ukraine Int, Avusturya Havayolları ile 200 avronun altında fiyatlarla bilet bulabilirsiniz, ancak toplam yolculuk süreniz yedi saat ve üzerine çıkar. Ben Prag'a uçakla değil Budapeşte Viyana Prag seyahatim sırasında Viyana'dan trenle gittim. Viyana-Prag treni 4 saat sürüyor ve bilet fiyatları 30 avrodan başlıyor. Otobüs biletleri 15 avrodan başlıyor ve yol yine dört saat sürüyor. Çek Cumhuriyeti Avrupa'nın içlerinde kalıyor ve ılıman bir kara iklimi hakim. Kışları soğuk ve nemli, yazları sıcak, ilk ve sonbaharları ise tam bu mevsimlerin gerektirdiği gibi. Yazın bazı günler çok sıcak olabiliyor. Kışın kar yağıyor ama kent uzun günler boyunca beyaz kalmadan eriyor. Prag hava durumu için genel olarak İstanbul'un biraz daha soğuğu diyebiliriz. İdeal aylar Mayıs, Haziran ve Eylül olsa da tüm yaz ve ilkbahar mevsimleri Prag'a gitmek için uygun. Bu güzel kenti görmek istiyorsunuz ama tatiliniz mi yok? O halde işte size \"iki günde Prag turu\" gezisi için önerim. İlk günün yarısını aşağıda bahsettiğim Prag Kalesi'ndeki görülecek yerlerde harcayın. Sonra Mala Strana'ya inerek St Nicolas Kilisesi'ni ziyaret edin ve harika Charles Köprüsü'nde yürüyün, fotoğraf çekin. Akşam Prag'ın güzel sokaklarında dolaşın, kafelerinin keyfine varın. İkinci gün Belediye Sarayı'nı gezin, Vysehrad'a gidin. Ardından Kafka Evi'ne uğrayın. Sonra Petrin Kulesi'ne çıkıp şehir manzaraları çekin. Akşam kentin romantik havası ve barları sizi bekliyor. Bu iki günlük geziyi ister bağımsız gerçekleştirebilir, kolay olmasını isterseniz Prag turları satan turizm firmaları ile turistik bir tur yapabilirsiniz. Kent merkezindeki turistik Eski Kent Meydanı'na çıkan yaya caddesinde bir döviz bürosunun camında iyi bir dolar-koruna kuru gördüm ve içeri girip 100 ABD doları verdim, aldığım Koruna miktarı kapıda yazanın çok altındaydı, şaşırdım. Sorunca bürodaki genç kadın \"kapıda yazan dolar satış kurumuz\" dedi. Gittim baktım, kocaman rakamın üzerinde minicik yazıyla \"we sell\" yazıyor. Alış kurunun nerede yazdığını sordum, kapının arkasında neredeyse gizlenmiş küçük yazılı panoyu gösterdi. Paramı geri almak istediğimi söyleyince işlemin gerçekleştiğini ve bunun imkansız olduğunu söyledi. Üzgün bir şekilde planımdaki Ulusal Müze'ye doğru ilerlerken bu dolandırıcılığı kabullenmemeye karar verdim ve geri dönüp paramı istedim, red edilince onlara iş yaptırmayacağımı söyledim. Yasal olarak yapabileceğim bir şey yok, tam bir turist tuzağı. Büronun önüne gidip sakince durarak, gelen çok sayıda turiste elimdeki fişi gösterip durumu söyledim ve hepsi teşekkür edip büroya girmekten vazgeçti. Bir süre sonra içeriden takım elbiseli bir adam geldi, ne yaptığımı sordu. Üzerinde birçok notum olan Prag haritasını gösterip \"Her yeri gezdim, daha dört günüm var ve hepsini burada harcayıp size iş yaptırmayacağım. Avrupa Birliği'ne girdiniz ama Avrupalı olamamışsınız\" dedim. Adam içeri girdi, bir süre sonra epey müşteri kaçırıp işin ciddiyetini anlayarak tekrar geldi ve beni içeri çağırdı. Bana verilen düşük kurla normal kur arasında bir teklif sundu, ben yine onlara 4 gün iş yaptırmayacağımı söyleyince normal kuru ödemeye razı oldular ve paramı aldım. Dışarı çıkıp yürürken hissettiğim tatmini anlatabilmem zor; adeta Avrupa'nın içlerinde zafer kazanmış bir Türk! Elin memleketinde yaptığıma ve sonucuna bakın. Türkiye'de dolandırılıp aynı tepkiyi gösterseydim \"çekil ulan dükkanın önünden\" diye başlayarak yapacaklarını az çok tahmin edersiniz. 1. Satış kurunun değeri çok büyük rakamla yazılıdır, üst kısmında minik harflerle \"we sell\" yazar ve siz de orada yazdığı kadar Çek parası Koruna alacağınızı zannedersiniz. Örneğin kapıda 1 Dolar için büyük rakamlarla 22 yazar, ama Dolarınızı verdikten sonra size ödenen 12-13 Koruna olur. Alış kuru \"we buy\" içeride, gizli bir yerde yazılıdır. 2. Döviz bürosunda No Commission yazar ama paranızı verdikten sonra ciddi bir komisyon keserler, meğer sadece seyahat çekleri için komisyon olmadığını öğrenirsiniz. 3. İki farklı döviz kuru hilesi. Dolar veya Euro karşılığı iyi bir Koruna rakamı görürsünüz, ama çok daha azını öderler. Meğer o iyi kur çok yüksek miktarda döviz verirseniz geçerli olanmış, normal ve kötü kur ise kenarda köşede yazar. 4. Sokakta döviz bozup Çek parası Koruna veren adamlardan para bozdurmayın. Yurt dışı seyahatlerde para, güvenlik, banka ATM kartı, kredi kartı, telefon kullanım bilgileri için bu yazıma bakabilirsiniz. Prag Kalesi'ndeki nöbetçi asker değiştirme törenini izleyebilir, şatonun bahçelerinde dolaşabilir, güzel fotoğraflar çekebilir ve St Vitus Katedrali'ne biletsiz girebilirsiniz. Ulusal Müze'ye giriş her ayın ilk Pazartesi günü ücretsiz. Belediye'nin işlettiği tüm sanat galerileri ayın ilk Salı günü bedava. Ayın ilk Perşembesi belediyenin müzeleri sadece 1 Koruna ücret alıyor. Kentin en güzel yerleri olan Eski Kent Meydanı ve Charles Köprüsü geceleri harikadır ve caz grupları çalar. Kentte alışveriş, yemek, fiyatları ve gece hayatından bahsettiğim yazım: Prag'da Alışveriş, Yemek, Gece Hayatı. Prag'da gezilecek yerler çok. Ortaçağ havasını iyi korumuş kentin mimarisi zarif, sokaklarında yürümek keyifli. Prag'da gezilecek yerlerin bir listesini vereyim, bunların en önemlileri haritada numarasıyla görülüyor, yazının çıktısını alıp kolayca gezebilirsiniz. 5 Petrin Kulesi (bilet 105/55 Koruna), sihirli aynalar labirenti, funicular. St. Vitus Katedrali, St. George Bazilikası, Belediye Sarayı, Çek Ulusal Sanat Galerisi, Barok Loreta Manastırı, Mozart ve Dusek Muzesi, Vysehrad Kalesi, Yazlık Saray, Old-New Synagogue, Strahov Manastırı, Infant of Prague İsa Heykeli, Bertramka, TV Kulesi, Strahov Manastırı, Dans Eden Bina da kentte gezilecek yerler arasında. Kentteki gezilecek yerler için bazılarına ücretsiz giriş, bazılarına indirim sağlayan Prag Kart alabilirsiniz. Kale, Yahudi Müzesi, Eski Belediye Sarayı, Petrin Kulesi gibi 50 tane görülecek yere bedava girebilir; 2 saatlik ücretsiz otobüs şehir turu yapabilir; 7 dilde mevcut ücretsiz rehber kitap alabilir; 30 yeri indirimli ziyaret edebilirsiniz. Tramvay, otobüs, metro, tekne, havaalanı otobüsü, Petrin Tepesi füniküler dahil şehir içi ulaşımdan da bedava yararlanabilirsiniz. Çocuk ve öğrenci kartını 6 16 yaş arasındakiler ve örgün eğitim gören 26 yaşına kadar öğrenciler alabilir. 6 yaşın altındaki çocuklar için görülecek yerlerin çoğu ve şehir içi ulaşım ücretsiz. Kartı gitmeden önce İnternet'te Prague Card sitesinden satın alırsanız bu fiyatlara ikişer avro indirim var. Oradan almak isterseniz 26 yerde satılıyor; örneğin Vaclav Havel Havaalanı Terminal 1 Geliş Salonu Turizm Bürosu ve Euroagentur Bürosu, Terminal 2 Geliş Salonu Turizm Bürosu, Eski Belediye Sarayı, Rytirska Caddesi 31 numaradaki Turist Bilgi Ofisi, Malostranska Köprü Kulesi, Florenc Otobüs Durağı Turist Bilgi Ofisi, Eski Kraliyet Sarayı Müze Dükkanı, Tren Garı Turist Noktası. Şehir içi ulaşım için metro, tramvay ve otobüslerde 30 dakika geçerli bilet fiyatı 24 koruna, 90 dakika geçerli bilet 32 koruna. Metro, tramvay ve otobüs ulaşım araçlarının arasında aynı biletle aktarma yapılabiliyor. Biletlerin metro girişlerinde, otobüs ve tramvaylardaki küçük sarı makinelerde onaylatılarak geçerli hale getirilmesi, geçerlilik süresinin başlatılması gerekiyor. 24 saat geçerli bilet 110 koruna, 3 günlük bilet 310 koruna. Kentin yukarıdaki önemli ve ünlü yerlerinin yanında benim keyif aldığım bazı yerler ve önerilerim. Benim kaldığım öğrenci-işçi semti Zizkov (Prague 3) bölgesinde TV kulesi var. Müthiş yüksek, ben çıktım. Üzerinde emekleyen bebek heykelleri var. Bu bölgede pek turist yok, güzel yerel barlar, çok hoş sokaklar, büyük bir bira bahçesi var. Petrin Kulesi ve çevresi hoş. Eyfel Kulesi'nin kopyası. Müthiş manzara. Bir-iki saat Yahudi Mahallesi'ne ayırın, çok güzel binalar var. Girişte müzeler için toplu bilet (50TL) kesiliyor, ama özel ilginiz yoksa almayın, çok zaman gider. Sadece mahalleyi gezin, fotoğraf çekin. Helesovice'deki Prag Pazarı'nı da gezdim ben. Almaya değer pek birşey bulamasam da pazar gezmeyi seviyorum. Smichov (Prague 5), Mala Strana, Zizkov, Vltava Nehri boyu, Yeni Kent, yürümesi keyifli yerler. Zamanınız olursa. Vaclavske Namesti'ye defalarca yolunuz düşecek nasılsa, modern bir cadde görmek isterseniz Na Prikope'de yürüyün, hem sonunda Powder Tower'ı da görürsünüz. Turistik bölgede olmasa da Ke Karlovu Caddesi'ndeki Antonin Dvorak Müzesi'ni gezip büyük besteciyi anın. Gitmeden önce Franz Kafka okuyun, Kafka'nın yaşadığı iki evi ziyaret edin, kentte Kafka'nın izini sürün. Hemen her yere otobüs veya trenle gidilebiliyor. 1370 yılında kurulan güzel şehir kaplıcaları ve ilginç mimarisiyle ünlü. Kaplıcalarında sağlık kazanmak için kente seyahat edenler arasında Mustafa Kemal Atatürk, Çar Büyük Petro, İmparator I. Franz Josef, Beethoven, Wagner, Brahms, Tolstoy ve Karl Marx var. 127 kilometre yolu başkentten 2 saat sürüyor. Başkente 210 kilometre uzaklıktaki Brno, Çekya'nın ikinci büyük şehri. 1000 yılında kuruldu ve Moravya kültürü ile tarihi bakımından önemli ve turistik bir şehir. Avusturya sınırına yakın. Başkente 94km, Metro B Zlicin istasyonundan otobüs 1 saat sürüyor. Dünyaca ünlü Pilsner Urquell birasının üretildiği yer. Avrupa'nın en yüksek kilise kulesi ve ikinci büyük sinagogu, Orta Çağ'dan kalma yeraltı tünelleri, silahlar, dünyanın en eski bira müzesi burada. Merhaba... Biz Viyana'dan Prag'a otobüsle geçmiştik. Euroline ileydi sanırım. Yolculuk 4 saat sürdü ve hiç gümrük kontrolü olmadan geçtik. İki gün kaldık. Masalsı bir şehir ama şehrin turistik kısımları dışındaki yerleri bana bakımsız gelmişti. Yine de gidilip görülecek bir yer. Eşit bölmek mantıklı tabii ama Viyana çok daha pahalı olduğu için ben 4-2 yapardım. Hayır çok gelmez. Viyana'yı da görmek isterseniz 2 gün öneririm; önemli bir kent olsa da abartıldığı kadar güzel değil ve çok pahalı. Bana göre mantıklı değil, ekstralar her zaman maliyetinin çok üzerinde satılır. Ancak dil bilmediğinize göre tur sizin için uygun. Ben olsam yine de gitmezdim. Prag'da 3 gün kalırsınız diye tahmin ediyorum. Şehir dışına çıkmaya değmez. Ekstra tur yerine bir kent haritası ve temel sözcükleri yazacağınız bir kağıtla Prag'ı kendiniz keyifle gezin derim ben. Sorularınız olursa yazın. slm. yazınızı zevkle okudum, kısa ve net. Ağustos ayında çocuğumla birlikte Prag a 8 gün tatil planladık. 8 günü de Prag da geçirmek istemiyoruz. Yakın şehirler olarak Viyana da 1 gece kalmayı ve Viyana dan da hangi şehre gitmemizi önerirsiniz. Uçak biletimiz ist.-Prag dönüşümüzde Prag dan ist. olacak. En fazla 5 saati geçmeyen hangi şehirler var. Niyetimiz fazla ülke ve şehir görmek olacak. Ben gidişi Budapeşte'ye, dönüşü Prag'dan almıştım; gidiş-dönüş bir biletle yaklaşık fiyatı aynıydı, geri dönmem gerekmedi. Viyana'da sadece 1 gece kalacaksanız bence şahane Budapeşte'yi görün, yazımda belirttiğim gibi pek uzak değil, 3.5 saat. O kadar yol gitmek iztemezseniz Bratislava'yı görebilirsiniz. biz dokuz arakadaş 16,17 haziranda 2014 prag da olacagız bizleri orada gezdirecek bize kılavuzluk yapacak bir türk rehber arıyoruz kiralıcağımız arabamızda mevcut olacak. Rehberli hiç gezmedim, bilmiyorum. Sizin için yapabileceğim tek şey İnternet'ten bulup yazmak olur ki bu bilgi bir deneyime dayanmayacağı için böyle yapmak doğru olmaz. Sevgi Hanım endişelenmeyin. Blogumdaki bilgi doğrultusunda davranırsanız dolandırılmanıza izin vermezsiniz. Bürodaki görevliden tam olarak kaç koruna alacağınızı yazmasını isteyin, avroyu vermeden önce. İyi seyahatler. Bukres de ikamet ediyorum, bayramda budapeste-auschwitz-prag ve bratislava turu yapmayi dusunuyorum aracimla, esimle gidiyorum, bize eslik etmek isteyen ciftler olursa daha eglenceli olur diye dusunuyorum. Ben 17 Avroya Strawberry Hostel'de kaldım ancak tavsiye edemem. En iyisi İnternet'te otel veya kiralık daire aramak. Merhaba Tunç bey, Bayramda bizde belirttiğiniz bölgede olacağız. Dönüşümüz isi Romanya, Umarım karşılaşırız. Saygılar ve iyi tatiller dileriz. Merhaba Fatih Bey. Evet, bence de soguklar. yazınızı okudum, bilgilendirme için teşekkürler. Prag gezimde hic bir turn katilmadim, ama kolaylik icin ilk gun olabilir. 5 gununuz var, bence buna ihtiyaciniz yok. Iyi yolculuklar. Viyana'da Stephan Katedrali, Budapeşte'de Buda Kalesi, Prag'da Prag Kalesi ve Charles Köprüsü gezilecek ve görülecek yerler arasında en önemlileri. İyi yolculuklar. Harikalar yaratmışsınız Alper bey, ileride gitmek istediğim yerlere sayenizde çalışmış olarak gideceğim... yüreğinize sağlık.... Çok teşekkürler Meral Hanım. Tez zamanda bir Prag gezisi dilerim size. Alper Bey.. Iyi aksamlar, iki yil once Prag yakinlarinda ortacagdan kalmaturisyok bir kasabaya gitmistik. Ismini animsayamiyorum. Biliyorsaniz, yazar misiniz ? Tesekkurler.. Büyük olasılıkla Kutna Hora olmalı. Prag çevresindeki gezilecek yerler arasında en turistik olanlardan biri. Bir diğer popüler görülecek yer de Karlovy Vary. Prag'da döviz bürolarında Çek parası koruna alırken yıllardır dolandırıcılık yapılıyor. Özellikle Charles Köprüsü, Staromestske Namesti, genel olarak Stare Mesto bölgesinde dolandırıcılık yaygın. Polis de onlar kadar suçlu olduğu için yardım etmiyor. Benim dolandırılmadan bozdurduğum yerler Mustek metro durağına yakın Panska Caddesi 6 numaradaki ve Malostranska metro durağının yanındaki döviz büroları. Ancak fikirlerini değiştirmeleri olasılığına karşı garanti veremem. En iyisi hiç denemeyip ATM'lerden mevduat hesabınızdan koruna çekmek. Döviz bürosuna giderseniz vereceğiniz Avro ya da doları elinizde gösterin ve karşılığında tam olarak kaç koruna alacağınızı yazmasını isteyin. \"We buy\" ve \"we sell\" fiyatlarına dikkat edin. Geçen ay bende Prag'dayım. Kaldığım Otelde % 3 Komisyonla Koruna bozdurdum. Fazla geldiği için döviz bürolarında bozdurayım dedim. Keşke bozdurmasaydım. Kesinlikle döviz bürolarının verdiği herhangi bir kağıda imza atmayın. İmza attığınız anda hiçbir hak idda edemiyoruz. % 30 komisyon aldılar. Yani 1000 Koruna almam gerekirken 700 Koruna verdiler. Ayrıca başka döviz bürosundaki bey de bizimle Türkçe konuşmaya çalışarak eksik para yutturmaya çalıştılar. Bir de havaalanında Bulgar Türkleri sizinle konuşarak sizi oyalayıp yanındaki eşyalarınizi çarpıyorlar. Buna dikkat edin bizzat benim başıma geldi. Kamerayı çarptılar bizim. Bilgi için teşekkürler Suna Hanım. Çek para birimi Koruna'dır, o nedenle Kron yazdığınız yerleri Koruna olarak düzelttim, bilginize. Bu elbette mümkün, ama bence ikisinden birini seçin, koşturmacaya gerek yok. Görülmesi gereken yerlerden sadece bazılarını görebilirsiniz, ama Prag'ın caddelerinde dolaşmanın keyfine varamazsınız. Prag gezisi evvelinde tesadüfi keşfettiğim bu siteden çok faydalandık. Kullanış açısından ve içerik açısından harika gerçekten. Emeğiniz için teşekkürler. Prag'a 4 gün turla eşimle katıldık. Turla sadece Karlovy Vary'e gittik, kalan günlerde kendi başımıza gezdik durduk. Eşsiz bir şehirmiş gerçekten. Otelimiz Old Town'a 200mt uzaklıkta olması sebebi ile her yere yürüyerek gittik. Döviz bozdurma konusu üzerinde çok durulmuş, tur rehberi uzun süredir Prag'ta yaşaması sebebi ile doğru noktadan Koruna almamızı sağlamıştı. Koruna alırken ele geçecek \"net\" para üzerinden anlaşılırsa daha sağlıklı olacaktır, bir kaç tane Türk dönerci var, oralardan da döviz alanlar varmış. Bilginize. Meraba, Sayenizde şubat tatilini 3 gün Budapeşte oradan da gece trenle geçerek 2 gün Prag olarak planladık. Ancak tren firması ve fiyatları konusunda biraz daha bilgiye ihtiyacımız var. Ne tavsiye edersiniz? Teşekkürler, yeni rotalarınızı bekliyoruz. Budapeşte Prag arasında her gün 6 tane direkt, çok sayıda aktarmalı tren var, ACPrail, Mav. hu ve Czech-transport sitelerinde görebilirsiniz. Pek fark etmez, zamanınıza hangi tren uygunsa ona bilet alırsınız. Budapeşte'nin Nepliget garından otobüsler de var, Czech-transport sitesinden ulaşabilirsiniz. Teşekkür ederim. Diğerlerini bilemiyorum ama en önemli gezilecek yerler arasındaki Karlovy Vary Müzesi Pazartesi ve Salı kapalı. Ben olsam Prag'da görülecek yerleri iyice bir gezer, Pazartesi de sokaklarının keyfine varırdım. Zaten çok az gününüz var. Rica ederim. Prag ile Viyana ve Budapeşte arasında araba kiralamayı şahsen tercih etmezdim, otobüs ve trenler hem uygun fiyatlı he de düzgün. Kaç kişi olduğunuz da önemli elbette. Öncelikle çok teşekkürler yanıtladığınız için. İki kişiyiz Alper Bey. Prag ile Budapeşte arası trenle 6-7 saat olarak görünüyor. Fiyatları da kişi başı 56 euro. Arabayla daha ucuz ve daha kısa sürecek gibi. Ama tanımadığımız bir ülkede iki kadının araba kullanması ne kadar güvenli olur onu bilemiyoruz. İyi bir Prag gezi yazısı olmuş. Döviz dolandırıcılığı çok kötü. Bence süreniz bir Prag Viyana Budapeşte gezisi için zaten kısa. Ben olsam başka kent eklemezdim. Gün dağılımınız da mantıklı olmuş. Prag'da döviz bozdurma konusunda yazdıklarıma dikkat ederseniz sorun yaşamazsınız. Döviz bürosuyla pazarlık edemezsiniz, ya dolandırıcıdır ya da normal. İstemezseniz kendi mevduat hesabınızda para bulundurun, orada Çek parası çekersiniz, banka komisyonu azdır, ben de çoğunlukla öyle yapıyorum birçok ülkede. Prag Viyana tren biletini Çek Cumhuriyeti'nin demiryolları sitesi cd. cz'den alabilirsiniz. czech-transport sitesi de tren bileti satan bir acentaya ait. Hizmet pasaportu hiç kullanmadım. Çek Cumhuriyeti ve Avusturya hizmet pasaportuna vize istemiyor, herhangi bir sorun yaşayacağınızı düşünmüyorum. Dönüşte zaten yaşamanız için hiçbir neden yok. Alper Bey slmlar.. yazılarınız için teşekkürler... temmuz(2015) ayı için prag-viyana-budapeşte tatil planı yaptık ve uçak biletlerini simdiden aldık. toplam 8 günlük bir tatil olacak... geçişleri trenle yapmayı planlıyoruz... ancak bu süre zarfını ve ülkeler arası geçişleride düşününce araç kiralamak dahamı mantıklı olur diye düşündük... tavsiyeniz ne olur.. Prag Viyana Budapeşte gezinizden büyük keyif alacaksınız, üçü de güzel. Tren ve otobüs fiyatları fena değil, ben öyle yaptım. Araba kiralamanın uygunluğu kaç kişi olduğunuza bağlı. Bence 2 kişiyseniz gerek yok, daha fazlaysanız düşünülebilir ekonomik açıdan. Ayrıca sınır geçişleri toplu taşımayla hemen her ülkede daha kolaydır. Arabayla da sorun yaşayacağınızı sanmıyorum aslında. 4 kişi için araba kiralamak düşünülebilir tabi. Gün planınız yerinde olmuş, çünkü Prag ve Budapeşte'ye göre Viyana çok pahalı, ve bence ünü kadar güzel değil. Prag şiir gibi, dünyaca ünlü ve turistik. Fakat beni asıl etkileyen Budapeşte oldu, hem kentiyle hem de sıcak insanlarıyla. Hem biraz tanıdık, hem de Avrupalı. Merhaba; seyehat bilgileriniz için teşekkürler. bu yıl gezi planımda. Budapeşte, Prag ve viyana rotası var. dönüş viyanadan. mayıs ayında bu üç şehri 7 günde tren ile planlıyorum, ya da otobüs. sizin bu konuda bir öneriniz olur mu ? Teşekkürler. Ben de Budapeşte Viyana Prag gezimde otobüs ve tren kullandım. Budapeşte Viyana arasını otobüsle, Viyana Prag arasını trenle gittim. Sorun yaşamazsınız, rahat ve uygun fiyatlılar. Prag'da gezilecek yerler birbirine yakın, yürümenizi tavsiye ederim. Prag'da Şubat ayı soğuktur. Kış mevsimi sıcaklık -5 ile +2 derece arasında değişir. Sürekli kar olmaz ama kat kat giysi ve sıcak tutan botlarla gitmenizi öneririm. 6-17 Şubat arası Prag Karnavalı eğlenceli olur. Benim de kaldığım güzel Zizkov semtinde 28 Şubat-3 Mart arasında kış mevsiminin çeşitli eğlence ve etkinliklerle kutlandığı Masopust Festivali de ilginçtir. Tarihlerde değişiklik olabilir diye kontrol etmenizde yarar var. Evet, turlar maliyeti düşürmek için çoğunlukla merkeze uzak otellerle anlaşıyorlar ve turistler tura bağımlı kalıyor. Merkezi otel öneririm. yazınız için çok teşekkür ederim çok yardımcı olacak eminim. ben 11 günlük prag-budapeşte turu yapacağım 2-13 şubat arası ve macaristan 4 veya 5 gün kalacağım paramı buradan döviz haline getirip orada kullanmayı düşünüyorum. sizce yüzde olarak ne kadar euro krona ve forint götürmeliyim. bir de macaristana en uygun nasıl giderim şimdiden teşekkürler cevabınız için. Prag'dan Budapeşte'ye tren İnternet'ten 42 Avro, gişeden 52 Avro ve 7 saat sürüyor. Prag Budapeşte otobüsleri ise 23 Avro. Prag'dan otobüsler UAN Florenc Praha'dan kalkıyor. Ben Viyana'dan Prag'a trenle gittim ama sizin zamanınız az, otobüs daha hızlı olur. Otobüs biletini İnternet'ten önceden alsanız daha iyi olur. İyi yolculuklar. Merhaba Alper bey yazı için teşekür ederim. bilgiler içinde önümüzdeki hafta prag budapeşte viyana gezisi düşünüyoruz. akşam hava erken kararıyor sanırım aynı zamanda bu hava şartlarında gezi mantıklı olur mu çok soğuk olup ta rezil olmayız umarım. Prag bu mevsimde soğuktur, hava durumu +5 ile -3 derece arasında seyreder. Viyana +8 ila -2 derece arasında, Budapeşte'de de hava benzerdir bu mevsimde. Yağış olasılığı da var. Mümkünse baharda veya yazın gidin. İyi yolculuklar. Merhaba Alper Bey yazınız için teşekkür ederiz. 14-17 Şubat tarihlerinde hava soğuk olduğu halde gitmek istiyorum 🙂 Tek bir yer hakkım olduğundan bu tercihi mi Prag mı yoksa Viyana mı yapmam gerekiyor. Hava soğuk olması sebebi ile en mantıklı nerede kalmam gerekir. Gittiğim tarihte festival var mı ? Teşekkür ederim. Her ne kadar Viyana daha ünlü olsa da ben Prag derim. Bunda güzelliğinin yanı sıra Viyana'dan daha ucuz olmasının da etkisi var. Prag Karnavalı'nın son günlerini yakalıyorsunuz. Rica ederim. onumuzdeki hafta orta avrupa gezisine çıkıyoruz. vıyanada sacher kafede bir kahve ve sacher kek yemek istiyorum doğrusu. bu bana ne kadara mal olur acaba. iki kişi. Pahalı bir yer olduğu için ben Viyana'da Sacher Cafe'ye gitmedim, fiyatları bilmiyorm. İyi yolculuklar. Sadece gittiğiniz yerleri değil de ayrıca hangi araçlarla nereye gidebiliriz, nerde yemek yiyebiliriz tüm bu ayrıntıları da tecrübe edip paylaştığınız için teşekkür ederim. Turla yapacağımız gezide 2 gece serbest zamanımız olacak. 2 gece için önerileriniz bizim için çok önemli. Yukarıdaki Prag gezi notları yazımda Hafta Sonu Prag kısmı sizin için uygun olur. Alper bey, tam olarak hangi ay ziyaret ettiniz Prag'ı? Fotoğraflarda hava gayet güzel görünüyor, Mart ayı gitmeyi planlıyorum. Ben Temmuz'da Prag'a gittim Faruk Bey, gitmek için uygun bir mevsim. Mart soğuk olur tabii. 1. Adres: Politickych Veznu Caddesi, No:14, Praha 1. Prag'daki bu cami Büyük Postane'nin olduğu caddedeki İslam Merkezi'nde, İstanbul Restaurant'a çok yakın, şehir merkezinde. 2. Prag'daki diğer cami de ilkine yakın, Wenceslas Meydanı'na yakın Opletalova Caddesi'nde. Apartman binasında, daha sade bir cami. Prag'da Osmanlı eseri yok ama Osmanlılarla ilgili bir heykel var. Ünlü Charles Köprüsü'ndeki bir heykel de o dönemde Osmanlı'ya karşı duyulan korkuyu temsil ediyor. Heykelde, tespih çeken Osmanlı gardiyanı neşeli şekilde zindanın kapısında beklerken, yukarıdaki üç Aziz içerideki Hristiyan esirleri kurtarmaya çalışır şekilde resmediliyor. Astronomik Saat Kulesi'ndeki saatin üst kısmında, her saat başı çanlar çaldığında iki küçük pencere açılıyor ve içinden 12 havariyi temsil eden heykeller çıkıp izleyenlere selam veriyor. Aynı anda saatin sağ yanındaki yaşam ve ölümü temsil eden iskelet figürü elindeki asayı yere vurup, \"topraktan gelip toprağa gitmeyi\" hatırlatırken, hemen yanındaki \"şatafat ve gösterişi\" simgeleyen elindeki sazıyla bir Osmanlı ile saatin öbür ucundaki \"cimriliği\" anlatan Yahudi, başını sağa-sola sallıyor. Güzel bir Prag seyahati ve turu dilerim, iyi yolculuklar. merhaba eşimle beraber frankfurt'tan araba kiralayarak 5-6 günlük bir tur yapmak istiyorum. Dönüşümüz yine frankfurt olacak. Prag yönüne doğru tavsiye edeceğiniz bir rota ve otel var mı?teşekkür ederim. Almanya'ya gitmedim Erdal Bey, bilemiyorum. iyi yolculuklar. Evet Gizem Hanım, Çek Cumhuriyeti Schengen ülkesi olduğu için geçerlidir, girebilirsiniz. Ben de Prag gezi yazılarımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Rica ederim, ne kusuru. Ben uçakla Budapeşte'ye gittim, Avusturya ve Çek Cumhuriyeti'ne karadan gittim, Prag'dan uçakla İstanbul'a döndüm. İstanbul'dan gidiş Budapeşte, dönüş Prag bileti aldım. Schengen bölgesi ülkelerine ayrı vize almanıza gerek yok. Merhaba Alper Bey, biz de 4 kişi ağustos ta bu üç şehre gitmek istiyoruz. 7 gece 8 gün. Nasıl bir yol izlememizi tavsiye edersiniz? İlk uçuşu nereye alalım? Dönüş biletini nereden alalım? Nerede kaç gün kalalım? Şehirler arası geçişi nasıl yapalım? Bu şehirlerden başka yakında gezebilecek nereler var, gittiğimize değer mi? İlk yurtdışı deneyimimiz olacağı için biraz fazla soru oldu 🙂 Şimdiden çok teşekkür ederiz. Merhaba Özcan Bey. Uçak biletinizi gidiş Budapeşte, dönüş Prag veya tam tersi alırsanız uygun olur, aynı yolu tekrar kat etmek zorunda kalmazsınız. Aradaki 2 kara yolculuğunu otobüs veya trenle yapabilirsiniz. 3 gece Budapeşte, 2 gece Viyana, 2 gece Prag tavsiye ederim. Üş kentten başka yere gitmeye değmez, zamanınız kısa çünkü. Sorularınızı her zaman beklerim, rica ederim. Evet Özcan Bey. Avusturya, Macaristan ve Çek Cumhuriyeti Schengen ülkeleri olduğu için tek vize yeterli. Teşekkür ederim. Prag yeme-içme ve genel harcamalar açısından Viyana'dan kesinlikle daha ucuz. Şimdi hostelworld sitesine baktım, 15 TL'den başlayan fiyatlar veriyor, daha ucuzunu bulamazsınız zaten, 5 avro. C tipi vize nedir bilmiyorum. Schengen vizesi almanız gerekiyor. Konsolosluk öyle dediyse doğrudur. Alper Bey Merhabaveşimle birlikte Ekim ayında Prag'a gitmeyi planlıyorum. Daha önce Viyanayı gezerken karşılaştığım iki genç te Çek parası ve komisyonun yüksekliğinden bahsetmişti. Kendi hesabımdan para çektiğimde anladığım kadarıyla daha az komisyon ödeyeceğim. Bir de ATM lerde İngilizce seçeneği mevcut mu? Teşekkür ederim. Prag'da döviz bozdurup Çek parası alırken koruna alırken yüksek komisyondan ziyade dolandırıcılıktan söz edebiliriz. Yazımda anlattıklarıma dikkat ederseniz sorun yaşamazsınız. Kendi hesabınızdan ATM'lerden para çekmek güvenlidir, küçük bir komisyon keser banka. Siz yabancı bir ülkenin kartını taktığınızda İngilizce menü seçeneği mutlaka gelir. Yurt dışında para ve kart kullanımı konusunda biraz yukarıda Özcan Bey'e verdiğim yanıttaki linkte ayrıntılı anlatıyorum. Rica ederim, güzel bir Prag gezisi dilerim. Merhaba Emre Bey. Prag için tur mu bağımsız gitmeyi mi düşünüyorsunuz? Tursuz giderseniz elbette zorluk yaşarsınız. Merhaba Gülten Hanım. Prag Viyana Budapeşte turu sırasında diğer turistlerle tanışıp kolayca arkadaş edinebilirsiniz, endişe etmeyin. Bence değer, gidin ve bu üç güzel kenti gezin. Arkadaşlar döviz bürolarına çok dikkat edin 200 euro bozdurmak için girdim 50 euro komisyon aldı ve parayı geride vermiyorlar altta kur fiyatı doğru ama %28 komisyon yazıyor ne kadar küfür etsemde vermedi parayı ve buna devlette göz yumuyor. Bizde olsa bütün avrupaya reklam ederlerdi şerefsizler.. Budapeşte Viyana ve Prag arasında tren biletlerini ACPrail, Mav. hu ve Czech-transport sitelerinden alabilir, istasyon isimlerini de buralardan öğrenebilirsiniz. Tek bir site bilmiyorum. İyi yolculuklar. Rica ederim. Ben hayatımda hiç araba kiralamadım. Ama 4 kişilik bir aile olunca mantıklı olabilir. Bence çocuklarınız yürümeye ve toplu taşımaya uygun yaştalar. Turla gitseniz bir şehir turu hariç ekstra geziler de satın almanız gerekir. Bence çocuklarınız fazla zıpır değilse bağımsız gidin. Güzel bir Prag Budapeşte Viyana turu dilerim. Ben Prag-Viyana-Budapeşte gezisi bakıyorum. 4 kişilik bir aile olarak (Çocuklar 8-9 yaşında) gideceğimiz için tur fiyatı yüksek geldi (29 Ekim haftası 4X400 ). Turun avantajı otel ve ulaşım tura ait. 10 yıllık pasaportumu aldım ve sonunda gezmeye hazırım 🙂 prag görmek istediğim şehirlerden biri gitmeyi planladığım tarih kasım ayının ortası. Prag hava durumu Kasım ayında soğuktur, sıcaklık gündüz en yüksek yedi derece, gece en düşük -1 derece arasında seyreder. Yine de keyif alabilirsiniz geziden. Tek başına gitmek iyidir. Teşekkürler Selen Hanım. Seyahatinizin süresi kısaysa (örneğin 10-12 gün) önceden biletleri almakta yarar var, ama zamanınız rahatsa buna gerek yok, esnek gezer, sevdiğiniz bir kente 5 gün, beğenmediğinize 1 gün ayırırsınız. Bütçe de önemli tabii, Viyana çok pahalı, Prag daha ucuz, ben Prag'da daha fazla kaldım. Budapeşte çok güzel, Belgrad rahat ve ucuz. Otobüs bileti buursunuz, yine de bir sonraki kente bir gün önceden almakta yarar var. Ben hayatımda hiç araç kiralamadım, bilmiyorum, ama mümkün tabii. Prag'da kiralık araba fiyatları günlük 500 Koruna yani 50 liradan başlıyor genelde. 7-8 kişilik araç isterseniz bu tip büyük araba ve küçük minibüz diyebileceğimiz araçların günlük kiraları en az 100 avro. Rentplusprague, runwellrentacar, pelant ve royalrent cz sitelerinden bakabilirsiniz. Turdaki ekstraları tavsiye etmem, kendiniz gezin. Prag çok güzel bir kent, 3 günlük gezide şehir dışına çıkmaya gerek yok. İyi tatiller, keyifli bir Prag turu dilerim. Ben Prag, Viyana, Budapeşte turuna 2. kez gideceğim, 2013 Mayıs da gitmiştim ve Karlovy Vary turuna, Segretto turuna ve Prag daki gece eglencesine yemekli gidememiştim. Bu turları önerirmisiniz ?.. Karlovy Vary 'e gidenler çok güzel demişti, sizce gidelimmi buraya ?... Merkezden kendimiz otobüslemi gidelim ?..2.15 dk ve extra tur fiyatına göre çok uygun. Prag turu sırasında ekstra ödemeli tur ve eğlencelere gidip gitmeme kararınız bence iki noktaya bağlı. Prag en az üç gün gezmeye değer, güzel bir şehir. Tatiliniz daha uzunsa Carlovy Vary'ye gitmeyi düşünebilirsiniz. Turla mı kendiniz otobüsle mi gitmeli konusu ise tercihinize bağlı; kolay olsun diyorsanız turla, ucuz olsun istiyorsanız kendiniz gidin. Ağustosta eşimle 11 gece 12 günlük viyana prag budapeşte gezisi yapmayı planlıyoruz. Şehirlerarası yolculukları gece yapsak sizce çok yorulur muyuz, yataklı trenler var mı? 3000 tl otel, yiyecek ve gezi masrafları için yeterli bir miktar mı? uygun hostellerde kalmayı biraz da öğrenci işi takılmayı düşünüyoruz. Viyana Prag Budapeşte gezisi sırasında gece otobüslerini kullanırsanız uygun olmayan saatlerde inersiniz, mesafeler tüm geceyi geçirecek kadar uzun değil çünkü. Belirli bir rakam vermekten çekinirim, herkesin harcama tarzı ve beklentileri farklıdır. En ucuz seçeneklerle konaklarsanız 1500 avro hostellere gitse, diğer yarısıyla gezmek size bağlı. Viyana pahalı, Budapeşte ve Prag daha ucuz. Viyana'da az kalarak, sokak yemekleri yiyerek bütçenizi yettirmek mümkün. İlginize teşekkürler Banu Hanım. Viyana'yı da görmenizi isterim ama Prag çok güzel, en az üç günü hak ediyor. Ben olsam sadece Prag'ı gezmenin keyfini çıkarıp dönerdim. Sorun olmaz Begüm Hanım, Prag güvenli ve küçük bir şehir. Merhaba Beytullah Bey. Prag hava durumu Kasım ayında soğuk olur, sıcaklık gündüz en yüksek 7 derece, gece en düşük -1 derece arasında seyreder. Mevsim Sonbahar ve serin olsa da Prag gezisinden keyif alırsınız bence. Nurgül Hanım ne kadar Çek parası koruna almanız gerektiği hakkında bir öneride bulunamam, çünkü kaç gün kalacağınızı bilmiyorum. Birkaç gün olduğunu varsayarak 2000 koruna alın derim en azından. Türk parasıyla 200 lira eder. Tesekkur ederim.. bu gece yola cikicam sali da donus yapicam.. Prag'da 4 günde ne kadar para harcayacağınız sizin tarzınıza ve beklentilerinize bağlı. 2000 koruna mantıklı. Mevduat hesabınızda para bulundurmanızı tavsiye ederim, orada banka makinelerinden Çek parası karşılığını istediğiniz zaman çekersiniz. Prag'dan veya dönüşte izlenimlerinizi, yaşadıklarınızı burada yazarsanız sevinirim. İyi yolculuklar. şimdiye kadar pragla ilgili okuduğum en detaylı yazı oldu öncelikle tebrik ederim:) 2. olarak eylülde kalacağımız hostel Nerudova street 40, Prague 1 adresinde sizce toplu taşıma kullanma ihtiyacımız olur mu? bir de fotoğraf çekmeye meraklı birisiyim buraya koyduğunuz fotoğrafları tam olarak nerden çektiğinizi söylemeniz mümkün mü?şimdiden çok teşekkür ederim. Merhaba Ceren Hanım. İlginize teşekkürler. Prag'da kalacağınız cadde şehir merkezinde, otobüs veya metroya ihtiyacınız olmaz. Belki çok yürüdüğünüz bir günün sonuna doğru, uzak bir yere gitmek için kullanabilirsiniz. Fotoğraf çekmek için köprüler, kiliseler ve Petrin Kulesi idealdir. İyi yolculuklar. Merhaba Merve Hanım. Prag turları kapsamında ilk gün başlıca turistik yerleri içeren bir Prag gezisi olacaktır. Bu sırada kenti biraz öğrenip, mutlaka bir şehir planı edinip tek başına gezebilirsiniz. Az İngilizce yeterli olur. Turunuz kaç gün ve planı ne? Otellerin kent merkezine uzaklığı önemli. Alper bey merhaba. Anlattiklariniz yardimci oldu. Fakat, Helesovice deki pazar şehirin tam neresinde kalmaktadir. Haritada oyle bir bilge bulamadik. Tesekkeurler. Merhaba Uğur Bey. Haritanız Prag'ın sadece kent merkezini gösteriyorsa Helesovice Market veya diğer adıyla Prag Pazarı olmayabilir. Tam adresi Bubenske nabrezi, Holesovice, Prague 7. Metronun C hattıyla Vltavska istasyonunda inerek veya 1, 3, 14, 25 numaralı tramvaylarla gidebilirsiniz ama bence gerek yok. Ben kent merkezinin kuzeyindeki Hlavkuv most köprüsünü yürüdüm. Nehrin karşısına geçince sağa dönüp biraz yürüdüğünüzde göreceksiniz. Benim yukarıda koyduğum Prag haritasında sağ üst köşede görünen adanın üzerinden geçen ama haritada görünmeyen köprü. Alper bey, bilgi için tesekkur ederiz. Tavsiyelerinize uyacagiz. Rica ederim, güzel bir Prag seyahati dilerim. tekrar merhaba Alper bey, turlar budapeşte2, viyana2, prag3 gün şeklinde, iki tane şirket var aklımda ama hangisi daha iyidir bilemiyorum, fiyatlar arasında uçurumlar var, örnek oteller gösteriyorlar fakat son ana kadar değişebilir diyorlar. Otel değişebilir yazıyorsa yapacak bir şey yok, Prag merkezine ve diğer kentlerin merkezlerine uzak oteller olabilir. Bence tek başınıza gezmeyi az İngilizceyle halledersiniz, sıkıntı yapmayın. İyi bir şehir haritası şart. Tur şirketi ile 3 gün pragta seyahat edeceğiz. Tur şirketleri ilk gün şehrin önemli tarihi yerlerini gezdiriyor. Kalan 2 gün kendimiz gezeceğiz. tarihi yerlere ve müzelere giriş ücretli. Pragta gezerken prag indirim kartını 1540 czk ya alıp gezmek ne kadar mantıklı. Zaten yapacağınız Prag turu çok kısa, bence Prag Kart için o kadar para vermek mantıklı olmaz, ki şehir dışına da çıkacaksınız. 2 günde kentin bütün tarihi yerleri, saray ve müzelerini görmek için koşturmaktansa kendinize birkaç görülecek yer seçip kalan zamanınızda Prag'ın güzel caddelerini, nehir kenarını gezip fotoğraf çekin. İyi yolculuklar. Merhaba Emrah Bey. Prag'a özel bir ilginiz varsa sekiz gün kalınabilir, çok güzel bir şehir, ama daha yakın olan Viyana trenle 4 saat, Budapeşte ise yedi saat sürer. Prag'ı 3 gün rahatça gezip ikisinden birini, hatta ikisini birden görebilirsiniz. Otobüsle ise Budapeşte 7 veya 8 saat, Viyana 5 saat sürer. Budapeşte'nin Viyana'dan daha ucuz olduğunu da belirtmek isterim. İyi yolculuklar. Merhaba Atakan Bey. Çek parası Koruna'yı Türkiyeden almak mantıklı olmaz, çünkü uluslararası yaygın kullanılan bir para birimi değil, döviz bürolarında bulamazsınız. Kapalıçarşı'daki döviz bürolarından almanız gerekir ki bundan zarar edersiniz. Az bulunan, az geçerli paralar yurt dışında daima pahalı satılır. Ekstra turları önermem, kendiniz giderseniz daha ucuz olur. Merhaba Taner Bey. Prag İndirim Kartı bilgilerini yazıma ekledim. Keyifli bir Prag turu dilerim. Daha önce Prag'da bulundum Prag'dan Berlin, Varşova trenle gitmek istiyorum. Teşekkürler Hilal Hanım 🙂 Aman dikkat, Prag'da bu turist soygunu uzun yıllardır devam ediyor. İyi yolculuklar diler, dönüşte izlenimlerinizi ve deneyimlerinizi buraya yazmanızı rica ederim. Merhaba Ahu Hanım. Prag Viyana Budapeşte bağımsız turu için uçakla ilk nereye gitmenizin avantajlı olacağı konusu tamamen uçak bileti fiyatlarına bağlı. Viyana ortada kaldığına göre uçak biletinizi ya benim gibi Budapeşte gidiş Prag dönüş, ya da Prag gidiş Budapeşte dönüş olarak satın almalısınız; hangisi daha ucuzsa. Kaç gün ayıracağınız ise tatilinize bağlı. Ben 2 hafta gezdim. 10 gün veya 1 hafta da olabilir. Örneğin Budapeşte 5, Viyana 2, Prag 4 gün olabilir. Viyana en pahalısı çünkü. Merhaba. Çek para birimi kron değil koruna. Türkiye'den koruna alırsanız düşük bir kurla satarlar ve zarar edersiniz. Ya banka ATM makinelerinden mevduat hesabınızdan uygun kurla koruna çekin, ya da yukarıda anlattığım hilelere dikkat ederek euro bozdurun. Merhaba Yücel Bey. Berlin'e ve diğer iki kente gitmedim ama Berlin'i herkes çok beğeniyor. Perşembe yakın çevre yapacaksınız, Pazartesi Salı ben olsam şehir dışına çıkıp daha fazla yolculuk etmezdim, Prag çok güzel bir şehir, adeta bütün kent bir anıt. Sıkılmadan yürüyüşler yapar, şahane fotoğraflar çekersiniz. Merhabalar, bilgilendirici ve keyifli notlariniz icin tekrar tesekkurler. Bu yaziyi su anda sizin notlarinizin esliginde dolastigim Prag'tan Berlin'e donerken yaziyorum. Onumuzdeki ay dort gunluk bir boslugum olacak, Viyana'ya gitmek istiyorum ancak dort gun Viyana icin fazla ve maliyetli olabilir endisei tasiyorum. Sizce iki gun viyana ardindan iki gun Budapeste yapmak mantikli olacak midir? Simdiden tesekkurler. Merhaba Emre Bey. Prag'ı gezi notlarımla dolaşmanıza memnun oldum. Evet, Viyana pahalı bir şehir ve 2 günde en önemli yerleri görebilirsiniz. Budapeşte'ye tren veya otobüsle gidip görmek güzel olur; benim çok sevdiğim bir kent. Bence mantıklı. Merhaba Erman Bey. Prag Viyana Budapeşte gezisi 5 günde mümkün olsa da ben tavsiye etmem, çok acele ve yüzeysel bir seyahat olur. Üçü arasında çok sayıda tren ve otobüs var, ulaşım konusunda sorun yok. Bence ya sadece Prag'ı seçin ya da Prag Viyana, Viyana Budapeşte veya Budapeşte Viyana ikililerinden birini seçin. Uçak biletinizi örneğin Prag gidiş, Viyana dönüş, veya Viyana gidiş, Prag dönüş olarak alın, hangisi daha ucuzsa. Merhaba. Prag'da az İngilizce bilmeniz nedeniyle şehir içi ulaşımda sıkıntı yaşamazsınız. Bir kent haritası edinin, otelde mutlaka ücretsiz verilenlerden vardır. Ekstra turlar içi genel olarak fiyatlarına göre karar vermenizi öneririm. Siz de tahmin edersiniz ki bir ekstra turun fiyatı, aynı yere kendiniz gitmenizin maliyetinin üzerindedir. iyi bir Prag turu dilerim. Merhaba, Alper Bey Çek Vizesi kolay alınıyor mu ilk kez vize alacağım yardımcı olur musunuz. Merhaba. Yeşil pasaportum olduğu için Çek vizesine başvurmadım. Sorunuzu gören okurlarımın bilgi vermelerini rica ediyorum. Çek vizesi hakkında bilgi için teşekkürler. Bu kadar zor olduğunu bilmiyordum. İyi bir güncel bilgi oldu. selen hanım yardımınız için teşekkür ederim. Fransa vizesi alacağım Tüm Avrupa ülkelerine girebilir miyim. maalesef her Avrupa ülkesine hem girebilir hem giremezsiniz. Şöyle ki; Hollanda, Almanya, Avusturya, İsviçre gibi Flemenk dili kullanan ülkeler ilk schengen girişinde kendi vizelerini istiyorlar. O yüzden Fransa vizesi aldıktan sonra ilk olarak bu ülkelere giremezsiniz. Ama Prag Macaristan Yunanistan Bulgaristan gibi ülkelere girebilirsiniz. Bir diğer kural ise, 1. kuralı ezen bir kuraldır. Tek girişte, hangi ülkede daha çok kalınacaksa o ülkeden vize alınmalıdır. Mesela Prag'a giriyorsunuz ama Vienna'da daha çok kalacaksınız. O zaman Avusturya'dan vize almak zorundasınız. Schengen vize bilgileri için çok teşekkürler, bu harika oldu. Korkumdan her şeyi öğrenmiştim. Biliyorsun ben aşırı sağlamcıyım 😀 Nitekim, iyi bir vize firması ile çalışmak da çok yararlı olabiliyor. Ben mecbur kaldım ama değdiğini gördüm. Bu bilgiler her yerde yok! vize ile ilgilisoru karmasik bir konu ve cok nette bilinmiyor. Merhaba. Daha önce gitmediyseniz Almanya ilk gidişinizde vizeyi Almanya'dan almanızı istiyor. Bildiğim kadarıyla Prag'a gidebilirsiniz. Konsoloslukları arayıp sormak en iyisi. Alper hocam selamlar.. kimse sormamış sanırım.. prag şehir içinde telefonun internetini wi-fi ile kullanabilr miyiz.. internet bedava mıdır gezerken.. bi de prag şehir kartı almalı mıyız.. şehir merkezinde kalacağız eşimle 4 gün.. Merhaba Ahmet Bey. Prag'da Wi-Fi olan kafe ve lokantalarda ücretsiz İnternet kullanabilirsiniz. Prag Kart almanızın avantajı çok müze ve diğer bahsettiğim yerlerden gezecekseniz var, ama daha çok ücretsiz mekanları, sokakları, parkları gezecekseniz aksine pahalıya gelir. Tüm dünya havayolları bütün biletlerde kalkış ve varış saatlerini o kentin yerel saatine göre yazar. Prag'a varış saatiniz Çek Cumhuriyeti saatine göredir. Merhaba Aybike Hanım. Mart ayında Prag hava durumu soğuk olur, ortalama sıcaklık 4 derece olup, gece genelde sıfır derece, gündüz 8 derece civarında seyreder. Ayın 15 günü, yani iki günde bir yağmur yağan bir mevsim. Orta Avrupa'daki yakın kentlerde de hava durumu buna benzer. Bence daha sıcak bir mevsimde tatiliniz varsa erteleyin, ama yoksa veya başka planlarınız varsa gidin. İlginize teşekkürler. Başka sorularınız varsa beklerim, ve dönüşte turunuzdan deneyim ve izlenimlerinizi buraya yazarsanız çok memnun olurum güncel bilgiler için. Çok teşekkür ederim, mutlaka geri dönüş notlarımı ileteceğim. Merhaba Alper Bey çok güzel ve yararlı bir yazı olmuş. Bu yuzden tesekkurler. Merhaba Neslihan Hanım. Bence Prag Budapeşte Viyana seyahati balayı için harika bir gezi rotası. Kimse sizden süper İngilizce beklemez merak etmeyin, rahat olun. 🙂 Bence kendiniz bağımsız gidin, çok güzel olacak. Merhaba Aysun Hanım. Viyana Prag tren bileti fiyatları 30 ve 40 avro. OEBB resmi sitesinde var. Çek Cumhuriyeti vizesi almak için elçilik veya konsolosluktan istenen belgeleri hazırlayıp başvurmanız gerekiyor. Merhaba Suzan Hanım:) Prag'da şehir merkezinde kalmak ve yürüyerek gezmek istiyorsanız en ideali Prag 1 bölgesi. Olmazsa Prag 2 de olur. Ben biraz daha uzak Prag 3'te kaldığım halde hep yürüyerek gezdim. Semt adı olarak merkezilik sırasıyla Stare Mesto, Josefov, Nove Mesto ve Mala Strana iyi olur. Rica ederim. merhaba alper bey yazılarınız insana güven veriyor teşekkür ederiz öncelikle, biz yılbaşında 5 günlük prag seyehatinde olacağız, sorum şu ki 1 gün viyana ya geçmek istesek mümkün müdür, presedürü nasıl ilerliyor. Merhaba Tülay Hanım. Prag'dan Viyana'ya gitmek kolay, her gün çok sayıda otobüs ve tren var. Ben bir gün öncesinde rahatça yer buldum, ama yılbaşı nedeniyle biletlerinizi önceden İnternet'ten alırsanız garanti olur. Yazi icin tesekkurler. ogrenmek istedigim 2 gunluk bir prag seyahatinde nerelerde ucuz kahvalti ogle aksam yemegi yiyebiliriz ve kredi karti mi kullanalim yoksa euro mu tasiyalim ? Publarda icki fiyatlari nasil tavsiyelerinuz var mi. birde sehir ici gunluk otobus biletleri nekadar dir. Merhaba. Prag'da toplu taşıma araçlarının biletleri tramvay, otobüs ve metro için aynı. 30 dakikalık bilet 24 Çek Korunası, 90 dakikalık bilet 32 koruna. Kredi kartı daha iyi olur, avro ile biraz zararınız olur. İçki fiyatları Türkiye'den ucuz. Yeme içme için diğer Prag yazıma bakabilirsiniz. İlginize teşekkürler. Merhaba Alper Bey, Size bir sorum olucak. Budapeşte(2), Viyana(2), Prag (3) olacak şekilde gezi planlamaktayım. Güzergahta aynen bu şekilde olucak yani uçak biletimizi budapeşte gidiş, prag dönüş olarak alacağız. Vize başvurusunu hangi ülkeden yapmalıyım? İnternette en fazla kalınacak ülkeden yapılması gerekir diye yazılar okudum ama ben en son Çek Cumhuriyetine gideceğim. Yardımınız için teşekkür ederim. Merhaba Erman Bey. Evet doğru, Budapeşte Viyana Prag gezisinde en çok Prag'da kalacağınız için Çek Cumhuriyeti vizesi almanız gerekiyor. Macaristan vizesi alırsanız sorun yaşamama olasılığı da var ama riskli. Ben de Budapeşte gidiş, Prag dönüş uçak bileti almıştım, mantıklı olmuş. Aralarda karadan ulaşım rahat ve sık. Teşekkür ederim Alper Bey. Son bir soru daha sormak istiyorum. Belki viyanaya gitmeyebiliriz. Budapeşte (3), Prag (3) eşitte gidebiliriz. Eğer böyle olursa ilk gireceğim ülkeden almam gerekecek dimi? Bir de Budapeşte (3), Bratislava(1), Prag (3) te olabilir. Her iki alternatif içinde gene ilk gireceğim ülkeden yani Macaristan vizesi almam gerekir dimi? Kusura bakmayın birazfazla sordum. Rica ederim Erman Bey, rahatça soru sorun lütfen, gerekirse onlarca. Evet, o halda Macaristan vizesi almanız daha doğu olur. Dönüşte seyahat izlenimlerinizi de burada paylaşırsanız bir çok kişiye bilgi olur. Peki çok teşekkür ederim 🙂 Biraz erkenden araştırma yapmaya başladım Eylül ayında bayramın son günü gitmeyi planlıyoruz. Tabiki dönüşte bende yaşadıklarımı yazarım. İyi akşamlar. Ben de bloguma ilginize teşekkür ederim. 🙂 Beklerim. Merhaba Alper Bey 2 gece 3 günlük bir prag gezisi planlıyorum. Olabildiğince yürüyerek toplu taşımaya ihtiyaç duymadan gezmek istiyorum. Bu doğrultuda ağırlıklı görülmesi gereken yerlere ve gece hayatına yakın önerebileceğiniz bir semt varsa çok memnun olurum. Merhaba Uğur Bey. Prag mahalleleri numaralarla adlandırılıyor. Prag 1 ve Prag 2 bölgelerinde kalırsanız hiç toplu taşıma, taksi, otobüs ve metroya ihtiyacınız olmadan hem görülmesi gereken turistik yerlere, hem de gece hayatına yakın olursunuz. En ideali Prag 1 bölgesi. Olmazsa Prag 2 de olur. Ben biraz daha uzak Prag 3'te kaldığım halde hep yürüyerek gezdim. Semt adı olarak merkezilik sırasıyla Stare Mesto, Josefov, Nove Mesto ve Mala Strana iyi olur. İyi yolculuklar diler, dönüşte izlenimlerinizi buraya yazarsanız memnun olurum. ben gittim ve döndüm tren pahalıydı viyana prag arasını 30 euro gidiş dönüş ve çok rahat tamamladım. Merhaba Aysun Hanım. Geri dönüşünüz ve Prag seyahat önerileriniz için teşekkürler. Sevgiler. Tesekkur ederim Alper bey:) 3 gece 4 gun kalmayi planliyoruz. Okadar ayrintili anlatmissinizki suan soracak hicbir sorumuz yok:) tabi zaman yaklastikca bu durum degisebilir. Ayrica deneyimlerimizi memnuniyetle paylasiriz. Simdiden tessekkur ediyorum ve iyi aksamlar diliyorum. Prag balayı için harika bir seçim. iyi yolculuklar. 2015 yılında sanıyorum mart ayında prag-viyana-budapeşte turuna gittik eşimle. Özellikle prag harikaydı. eğer şehrin biraz dışında mesela metro ile 20 dakikalık yerde kalmayı göze alırsanız örneği hem çok rahat edersiniz hem de şehri otobüs ile gezme olanağına sahip olursunuz. üstelik çok yakınlarında harika alış-veriş yerleri var. Ama illede merkez diyorsanız palladium'a gidin derim. Saygılarımla. Prag hakkında gezi önerileriniz için teşekkürler İlhan Bey. Şehri ben de çok beğendim. Merhaba Elif Hanım. Holanda Schengen vizesi ile önce bu ülkeye giriş yapmak koşuluyla Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Avusturya'ya sorunsuz gidebilirsiniz. Evet Prag Viyana Budapeşte gezisi yapmak tursuz kolayca mümkün. Rica ederim:) Harika bir Prag seyahati dilerim. Eylül ayında Prag'a gitmeyi planlıyoruz.. Acaba Prag 6 civarında kalsak gezilecek veya görülecek yerlere çok mu uzak kalırız. Tşk, Merhaba. Prag 6 geniş bir mahalle. Batısındaki Bubenec, Brevnov, Stresovice ve Veleslavin semtleri şehir merkezine daha yakın; Ruzyne, Predni Kopanina, Suchdol, Sedlec ve Nebusice semtleri ise epey uzak. Uzak bir bölgesinde kalırsanız toplu taşıma kullanırsınız. Merhaba Erdem Bey. Prag güvenli bir şehir, endişe etmenize gerek yok. Prag 1, 2 ve 3 mahalleleri merkeze yakın, rahat ve güvenlidir. Tren istasyonu ve çevresi gece biraz tekinsizdir. Onun dışında her turistik kentte olduğu gibi paranızı pasaportunuzu telefonunuzu güvenli bir şekilde taşıyın yeter. Merhaba Gürkan Bey. Prag gezisi sırasında gerekecek para miktarı için rakam vermem doğru olmaz, herkesin harcama tarzı farklıdır. Ancak bir çok şey Türkiye'den ucuzdur. Bu ucuzluk çok farklı oranlarda değil; örneğin Prag'da fiyatların İstanbul'a göre genel olarak %10-20 daha ucuz olduğu söylenebilir. Çek vizesi maalesef biraz zor, ama ret edileceğinizi sanmıyorum. Dönüşte masraflar konusunu burada paylaşırsanız güncel bir yararlı bilgi olur. Ben teşekkür ederim, yorumlarınız yararlı güncel Prag bilgileri verir, beklerim. Merhaba. Kısa süre önce bir arkadaşım Çek Cumhuriyeti vizesi zor olduğu için Prag'a gitmeden önce İspanya vizesi aldı ve Çek Cumhuriyeti'ne sorun yaşamadan girdi. Verdiginiz bilgiler icin cok tesekkurler. Budapeste, Prag ve Viyana turu icin bakarken blogunuzu gordum. Oldukca yararlandim. Donuste burada paylasmayi umuyorum. Saglicakla kalin.... Merhaba Demet Hanım. Bloguma ilginize teşekkürler. Prag Viyana Budapeşte turu sonrası izlenimlerinizi paylaşırsanız çok memnun olurum. Kaç gün sürecek toplam seyahat? Esenlikler. Turumuz 7 gece 8 gun surecek. Umarim guzel gecer, donuste elbette yazarim. Saglicakla kalin.... 2. Vizeyi hangi ülke için almam gerekiyor? Sizin önereceğiniz sıralamayla seyahatime başlayıp son şehirden dönecek şekilde yaparsak? Misal Prag'dan başlayıp Viyana'dan döneceksek. 6. Eğer varsa elinizde bu seyahat için herşeyiyle bi program varmı varsa kayıtsız uyacam 🙂 ve bana mail olarak da atabilirseniz sevinirim.. çünkü eşime unutamayacağı bi anı yaşatmak istiyorum o bunu hakediyo.. lütfen bana yardımcı olun.. Sürekli fiyat fiyat dememi yanlış anlamayın lütfen olabildiğince en uygun bi ekonomiyle bu seyahati eşime yaşatmak istiyorum.. ve bütçem sınırlı.. umarım halimden anlamışsınızdır.. Bu arada DEMET hanım sanırsam bizim yolculuğumuzun aynını siz bizden önce yapacaksınız.. programınızın bi kopyasını bana yollarsanız çok müteşekkir kalırım.. Balayı için Prag, Viyana, Budapeşte turu ideal bir rota. Zamanınız varsa daha fazla kalın derim ama yoksa ikişer gün de yeter. 1. Üş şehrin sıralaması bence uçak biletlerinin fiyatlarına bağlı. Ben Budapeşte gidiş, Prag dönüş bileti aldım. Buna ve tam tersine bakın, bu size zaman kazandırır. Her ikisi de fazla pahalı gelirse üçünden en ucuz olana gidiş dönüş alın. Aralarda otobüs ve tren bol, sorun olmaz. 2. İlk gideceğiniz ülkeden almak garanti olur. 3. Ben hostellerde kaldım. 30 avrodan başlayan fiyatlarla iki kişilik oda bulabilirsiniz. 4. Diğer Prag gezi yazımda yemek fiyatları var. Yemekler biraz yağlı ama lezzetlidir. 5. fazla müze gezmeyecekseniz Prague card almaya gerek yok. 6. Elimde bir program yok, yazılarımın çıktılarını alırsanız iyi olur. Dönüşte izlenimlerinizi burada yazarsanız memnun olurum. Rica ederim. Erdal bey merhaba, Biz turla bu uc sehri gezecegiz hayirlisiyla. Donuste izlenimlerimi yazacagimi dusunuyorum. Tur Budapeste'den baslayip, Prag ve Viyana'dan da donus. Size simdiden omur boyu mutluluklar dilerim.. Merhaba. Almanya Jena ile Çek Cumhuriyeti Prag arasında otobüs 5 saate yakın sürüyor ve bilet fiyatı 15 avro. Bildiğim kadarıyla tren aktarma gerektiriyor ve daha pahalı. Praha 1 ve Praha 2 mahalleleri en merkezi olanlar. Praha 3 de iyidir. Dolandırılmadan Çek parası Koruna almak için yazdığım noktalara dikkat edin. Vereceğiniz dolar veya avroyu gösterip ne kadar koruna alacağınızı yazmasını söyleyin. Ya da en iyisi kendi mevduat hesabınızdaki Türk Lirasının koruna karşılığını banka makinelerinden çekmek. Rica ederim, iyi bir Prag seyahati dilerim. 2. 23 temmuz cumartesi istanbuldan praga gidiyoruz. Penzion G diye bi yer ayarladım. cumartesi giriş salı çıkış 3 gece toplam 240 tl. 3. 26 temmuz salı viyanaya geçiyoruz. grand centrum studio diye bi yer 2 gece toplam 300 tl ve perşembe günü çıkış yapıyoruz. 5.29 temmuz cuma günü budapeşteye geçiyoruz 1 ağustos pazartesi istanbula çıkacak şekilde.. 3 gece toplam 240 tl. 6. bu üç şehir arası geçişlere baktım blablacar ile toplamda 150 tl lik bir yol masrafımız olacak.. bayan şöforler de var yaptığım araştırmalara ve gidenlerin deneyimlerine göre güvenilir olduğu söyleniyo.. olmazsa otobüsü tercih edecem artık. sorum şu : 4. maddeyi boş bıraktım ya o günü ne yapayım onu düşünüyorum viyanadan budapeşteye giderken gezebileceğim bi gece konaklayabileceğim bildiğiniz güzel bir şehir varmı? veya viyanayı bir gün daha uzatıp 3 güne mi çıkartayım çok fazla olmazmı.. alper bey siz beni anladınız yardımcı olursanız sevinirim.. toplam 2610 yemekler alışveriş vs. hiç karıştırmadan böyle bi sonuç çıkıyo.. tabi bunların hepsi 2 kişi için toplam ücret. alper bey okuyup bana yardımcı olursanız bişeyler katmak ister tavsiyeler verirseniz sevinirim.. Merhaba Erdal Bey. Çok uygun ve mantıklı bir Prag Viyana Budapeşte turu programı hazırlamışsınız. Konaklamalar da en ucuz olmasa da uygun. Viyana ile Budapeşte arasında en beğenilen gezilecek yer Bratislava. Booking ile anlaşmalı oteller düzgün çalışmak zorunda, peşin para ödemeseniz de odanızı ayırtmak zorundalar. Seyahat planı ve bilgileri için çok teşekkürler, birçok kişiye yardımcı olacak. Öncelikle güzel paylaşımlarınız için çok teşekkür ederim. Kız arkadaşımla Nisan sonu kısa süreli bir Avrupa turu yapmak istiyoruz. Bilet fiyatlarından ve vize kolaylığından dolayı İtalya'dan seyahate başlayıp Budapeşte'den dönmek istiyoruz. Planımız: İstanbul Milan Venedik Prag Budapeşte İstanbul. Bana verebileceğiniz cevap, tavsiye ve bilgiler için şimdiden teşekkür ederim. Prag ile Budapeşte arasında ulaşımda sorun yaşamazsınız. Otobüs bilet fiyatları 20 ile 23 avro arasında değişiyor ve yolculuk 7 saat 15 dakika sürüyor; günde dokuz tane otobüs seferi var. Prag Budapeşte trenleri yedi buçuk ila sekiz buçuk saat arası sürüyor, 1. sınıf bilet fiyatı 72 avro, ikinci sınıf 52 avro, İnternet'ten alırsanız 43 avro. Hem otobüs hem tren biletlerini czech-transport sitesinden satın alabilirsiniz. Tren genel olarak daha güvenli bir ulaşım aracıdır ama Avrupa'da trafik kaza oranı çok düşük, bence otobüs çok uygun. otobüs bileti için busbud sitesini deneyin ben oradan almıştım ve hiç sorun yaşamadım. trene görede çok ekonomik. Prag otobüsleri hakkında bilgi için teşekkürler Aysun Hanım. Alper bey merhaba, bu konuda çok soru var ancak tam olarak sorumun cevabını bulamadım, mayıs ayında orta avrupa turu yapacağım berlin gidiş viyana dönüş. ancak almanyada 1gün prag, budapeşte ve viyanda 2'şer gün kalacağım bu durumda vizemi hangi ülkeden almalıyım, şimdiden teşekkürler. Merhaba. Çek Cumhuriyeti'nde daha fazla kalacak olsanız bile Schengen vizesini ilk gideceğiniz ülke Almanya olduğu için Alman Konsolosluğu'ndan almanız iyi olur. Rica ederim. Alper Bey zaman ayırıp yardımcı olduğunuz için çok teşekkür ederim. Aysun Hanım bilgi için size de teşekkür ederim. Bu yaz eşim ve 9 yaşımdaki kızımla yurt dışı gezisi planlıyoruz. Prag, budapeste, viyana hangisinden başlayabiliriz. Cocukların da gezerken zevk alabileceği yerleri düşünürseniz hangi şehir uygun olur.3 şehir gezisi çocuklar için zor mu olur. Merhaba Tayfun Bey. Prag Viyana Budapeşte turu için en mantıklı rota Prag gidiş Budapeşte dönüş, ya da Budapeşte gidiş Prag dönüş uçak bileti almak, hangisi daha ucuzsa. 9 yaşında çocuğunuzla gezmek herhangi bir zorluk yaratmaz, ona bu yaşta 3 güzel başkenti göstermeniz harika bir çocukluk anısı olacaktır. Bu üç kent arasında modern ve sık otobüs ve tren seferleri var. Merhaba. Prag'da harcamalarınızı kredi kartı ile yapmakta bir sakınca olacağını sanmıyorum. Kurda çok küçük bir fark olur. Bankanızın güvenli onay sistemini kullanabilirsiniz. Örneğin benim tek kredi kartım İş Bankası'ndan ve alışveriş yaptığımda sms olarak gönderdiği onay kodunu girmem isteniyor. Merhaba. O şekilde bir aşırı fiyat verme olmaz, ancak otel veya hostelin internetten rezervasyonunda indirim varsa doğal olarak bundan yararlanamazsınız. Kredi kartı onay sistemi iyi ama yerli operatör kullanmak yerine gittiğimiz yerde haftalık kullan-at sim almak maliyet olarak daha uygun değil mi?Zira roaming yüzünden telefon açık kaldığı sürece servislerin veri alışverişi nedeniyle yüksek fatura gelebiliyor. Evet kontörlü hat almak uygun olur. Yurt dışında roaming hala dehşet pahalı, ancak gitmeden önce operatörünüzden bir yurt dışı paket alırsanız mantıklı oluyor. konsolosluga sunacagimiz belgelerde tren iletleri veya rezervasyonlarinin belirtilmesi gerekiyor mu? Tren ile yolculuklarda bi problemle karsilastiniz mi? cevaplariniz icin simdiden tesekkurler. Merhaba Onur Bey. Macaristan'ın Avusturya için alınmış vize konusunda sorun çıkaracağını sanmıyorum ama siz yine de garantili hareket ederek Macar vizesi alın. Konsolosluğa uçak biletlerini sunmak gerekir ama tren biletleri gerekmez. Yine de aldıysanız kopyalarını koyun, artı puan olsun. Hayır trenler dakik ve rahat, hiç sorun yaşamazsınız. Turumuzu tamamladik ve kurkcu dukkanina geri donduk. Biraz usumekle beraber keyifli bir turdu. Travelist turla gittik. Ama bu donemde gittigimiz icin talep az oldugundan turlar Green Tur organizasyonunda birlesiyormus. Bizim turumuz Budapeste'den basladi. Iki gun Budapeste\"de kaldik. Ilk gece Cigan gecesine gittik. Cok keyifli gecti. Tokaji saraplari guzeldi. Corbalari bizim sulu etimiz. Ama super lezzetli. Estergon kalesi & Visegrad & Szentendre gezilerine katildik. Estergon Kalesini ve Katedrali nehrin karsi kiyisindan gormek daha keyifliydi. Bilhassa resim cekmek isteyenler icin manzara daha guzel. Sehrin icinde de gezdik ve aksamki tekne turunu tavsiye ederim. Turumuzda malesef muze gezemedik. Muzeleri bir baska sefere biraktik. Muze gezmek vakit aliyor ve kisa zaman diliminde de olsun istemedik. Kabaca genel olarak gormemiz gereken yerleri gorduk. Turumuzun duzenledigi yerlere gidince bize sehirde fazla bir zaman kalmadi. Prag'da parayi Kocak Gold un yerinde bozdurduk. Disariya nazaran biraz farkliydi. Karlovy Vary'e gittik. Cok guzel bir yer. Bence mutlaka gorulmeli. Ataturk de burada otelde kalmis ve termal sulardan faydalanmis. Termal sulardan buraya has fincanlarindan alip icebilirsiniz. Denedim ancak cok icemedim. Uc ayri sicaklikta sular akiyor. Binalar mi desem saraylar mi desem bilemedim, birbirine bitisik ve mimarileri guzeldi. Turumuzun en kotu tarafi kisin gitmis olmamizdi. Ilkbahar yada sonbaharda gitmeli. Her yer yemyesil yada yesilin tum tonlarini gorebilirsiniz. Prag'da Nazim Hikmet'in gidip kahve ictigi Kavarna Slavia Cafeye gidip bir kahve icin. Birseyler de yiyebilirsiniz, tatli kahve keyfi de yapabilirsiniz. Dans eden evlere cok yakin. Turla Dresten'e de gitme firsatimiz oldu. Almanlar, savasta dumduz olan bir sehri yeniden nasil yapmislar ve eskiye sadik kalarak, gormek lazim. Ufak bir oneri. Cikolata almak isteyenler, Dresten'den cikolatayi almali. Viyanadan cok daha ucuza alabiliyor. Hele aci ve bitter karisik sevenler, ayrica rehberimiz Ali beyin tavsiyesi uzerine lavantali cikolata aldik ki gercekten Ali bey hakliymis yiyenler cok begendi. Mozart cikolatasina zaten birsey diyemeyiz. Prag'dan Viyana'ya gecerken yolda Cesky Krumlov'u ziyaret ettik ki en cok bu kucuk kasabayi begendim. Cok cok guzel bir yer. Unesco tarafindan Dunya Miraslari listesinde yer alan bir Orta Cag kasabasi, Vitava nehri kivrimlari icerisinde bir ada gibi gozuken cok sirin bir kent. Viyana son duragimizdi. Bizim en buyuk avantajimiz Viyana'dan donus ucaginin aksam 8' de olmasiydi. Boyle olunca fazladan bir gunumuz oldu. Yine turla Nazi Almanya'sinin 2. Dunya savasinda ilk jet fabrikasi olarak da kullandigi Avrupa'nin en buyuk yer alti golu olan Seegrotte 'ya gittik ve tekne turu yaptik. Eski bir maden imis burasi ve gercekten gorulmeli. Savas sirasinda orada calisan muhendis ve iscilerin sonu ise cok hazin.... Viyana'nin Saraylari, bahceleri, Parlemento binasi, Opera binasi, Aziz Stefan Katedrali, Universitesi neredeyse birbirine cok yakin. Saray bahceleri dedigim gibi baharda gorulmeli. Butun ciceklerin yerleri hazirlanmaya baslamis, seralardan alinip dikimi bekliyor. Palmiye agaclari bile dahilmis buna.. Son gunumuzu sehirde dolasarak tamamladik. Isteyenler, outlet varmis oraya gitti. Turumuzu da boylece bitirmis olduk. Keyifli bir gezi oldu. Bir tek Viyana'da operaya gidemedik. Internetten bilet alip ayakta izleme olanagi varmis ki sonradan ogrendik. Muze ve operayi bir daha olanak bulursak o zamana biraktik mecburen. Ayrıntılı Prag Budapeşte Viana Dresden Bratislava tur bilgileri ve önerileri için çok teşekkürler, üşenmeyip yazmanıza sevindim, birçok kişiye tavsiye olacak. Yolunuz hep açık olsun. Cok tesekkurler Alper bey. Yazdiklarimin eksigi var fazlasi yok. Aklimda kalanlari unutmadan yazmak istedim. Sizlerin de yolu acik olsun, saglik dolu olsun..... Merhaba Selin Hanım. İkisini de tavsiye etmem, 2 gün çok az. 🙂 Ama elbette gitmeye değer. Zor bir soru. Prag dünyaca ünlü ve turistik bir şehir, rüya şehri gibi. Ama ben Budapeşte'yi de çok beğendim, kent güzel, insanı çeklerden daha sıcak. Bence siz Prag'a gidin, diğerine umarım ileride daha fazla zaman ayırırsınız. Güvenli döviz bürosu olarak Exchange Jriho Grossmanna, (Politickych veznu 14, Prague 1, Wenceslas Meydanı yakını), Exchange Alfa, (Na Prikope 23, Prague 1) ve Smenarna Exchange (Kaprova 14/13, Prague 1) tavsiye ediliyor, ancak siz yine de mutlaka hem kapıdaki hem içerideki koruna karşılıklarına bakın, ve paranızı vermeden önce gösterip karşılığında ne kadar Çek parası koruna alacağınızı yazılı olarak göstermesini isteyin. Merhaba. Prag Vaclav Havel Havalimanı ile şehir merkezi arasında ulaşım için sabah 07:30 ile akşam 19:30 arası çalışan Cedaz minibüsleri var, yarım saatte bir kalkıyor ve bilet ücreti 150 koruna. Kent merkezine ucuza gitmek isterseniz 119 numaralı otobüs Nadrazi Veleslavin adlı Metro A istasyonuna, 100 numaralı otobüs ise Zlicin adlı Metro B istasyonuna gidiyor. Prague Airport Express otobüsü, merkezdeki ana tren garına götürüyor. Praha 1 veya Praha 2 mahalleleri merkezidir, rahat gezersiniz. Benim kaldığım Praha 3 de iyi. Merhaba. Ben Praha 3 bölgesinde bir hostelde kaldım ama tavsiye etmem. Okurlarımdan yorumunuzu görüp merkezi bir Prag oteli öneren olur umarım. Nazim Hikmetin oturdugu Kavarna Slvia kahvehanesini tam adresini bildirirseniz memnun olurum. slm. Merhaba Ali Bey. Nazım Hikmet'in Prag'da sevdiği ve gittiği Kavarna Slavia Cafe Narodni Caddesi ile Smetanovo nabrezi caddesinin kesiştiği yerde, Eski Kent'te, Vltava Nehri kenarında, Praha 1 bölgesinde. Ulusal Tiyatro'nun karşısında yer alıyor. Keyifli bir Prag seyahati ve turu dilerim. Slavia Cafe Narodni adresi sonsuz tsk. Size bir baska sorum olacak, kendim arastirdim somut bir sey bulamadim. Örenci ve emekliler icin ulasimda ve muzelerde herhangi bir indirim olup olmadigini bana bildirirseniz cok memnun olurum. Selamlar. Merhaba Ali Bey. Turistlerin Çekler için olan ulaşım indirimlerinden yararlanmaları mümkün değil. Ancak yazımda anlattığım Prague Card ile sınırsız şehir içi ulaşım ve 30 tane gezilecek ziyaret yerine indirimli fiyatlı biletlerden yararlanabilirsiniz, Prag Kart için öğrenci ve çocuk indirimi var. Merhaba Tuğçe Hanım. Prag'ı gezmek için 1 hafta ayırmanız iyi olmuş. Ne kadar paraya ihtiyacınız olacağını tahmin etmem mümkün değil, herkesin beklentileri ve harcama alışkanlıkları farklıdır. Türkiye'den ucuzdur. 7-11 Mayıs tarihleri arasında prag ta olucağım ve oradan berlin'e tren ile gececeğim. Merhaba. Müze ve sarayları ziyaret etmek istiyorsanız Prag kart almak mantıklı olur. Örneğin Prag Kalesi giriş bilet ücreti uzun tur 350 koruna, kısa tur 250 koruna, resim galerisi 150 koruna şeklinde, ama kalenin ücretsiz kısımlarını, bahçesini ve katedrali gezseniz pek bir şey kaybetmezsiniz. Eski Belediye Sarayı bilet ücreti 100 koruna ama girmek istemezseniz dışarıdan güzel binayı görüp fotoğraf çekebilirsiniz. Yahudi Müzesi bilet fiyatı 300 koruna ama para vermek istemezseniz Yahudi Mahallesi'ni gezip güzel binaları görebilir, müzeye girmezsiniz. Kısaca Prag Card almanın avantajı sizin gezme tercihlerinize bağlı. İnternetten alşırsanız 2 avro indirim var. Merhaba. Viyana Prag tren biletimi bir gün önceden tren garından aldım, 2. sınıf. 70 çokmuş. Merhaba Mert. Seyahat yazılarımın işe yaramasına sevindim. Prag'da müzeleri gezmeye niyetin varsa Prag Card almak mantıklı, ama ücretsiz yerleri ve kısımları ziyaret edip daha çok sokak meydan gezmeyi tercih edersen gerek yok. Yurt dışında kredi kartı ile alışveriş yapmanın bir zararı olmaz, bankanın uyguladığı kur neyse onun karşılığı olan Türk Lirasını ödersin. ATM'lerden Çek parası koruna çekmek için kişisel mevduat hesabında Türk Lirası olması yeterli, koruna'nın karşılığı kadar lira hesabından düşülür, ayrıca banka küçük bir komisyon alır. Karadan dönebilirsin ama Bulgaristan transit vizesi alman gerekir, uçak daha mantıklı olabilir. iyi yolculuklar ve tatiller. Merhaba Mert. Baban için bu Orta Avrupa ve balkan seyahatini planlaman ne güzel, çok mutlu olacaktır. Pasaport süresinin yaklaşık 6 ay kalmış olması sorun yaratmaz, dönüşte süre biraz daha az kalmış olacak ama yeşil pasaporta kimse sorun çıkarmaz. Yanıtım hayır, süre uzatma gerekmez, ancak bunu ne ben ne de Çek ya da Sırp elçiliği garantileyebilir, sınır polisinin bir gece önce eşiyle ettiği kavga nedeniyle binde bir de olsa sıkıntı yaşama olasılığı var. Bence de sorun olmaz. Harika bir rota, keyfine varın. Evet kullanıyorum ama Viyana'da iyi bir hostelde kaldım, tanıdığım yok. Ben gezi tavsiyelerimi ve görülecek yerleri Preg ve diğer ilgili yazılarımda anlattım. Yorumunuzu görüp başka bilgi verenler olabilir. Çadır kurmak için doğru yer seçmek gerekir. Kırsalda evlerin hemen dibi veya özel koruma alanları hariç çoğu yerde kamp yapabilirsiniz ama şehirlerde izin verilen yerleri öğrenmeniz gerekir. Son sorum ise; Budapeşte de kullanacağımız parayı h. limanındaki change ofislerinde mi bozdurmalıyız.. Merhaba. Budapeşte Viyana Prag turunuz sırasında şehirler arası ulaşımı zamanınıza ve tarifelere göre size hangisi uygunsa tren veya otobüsle yapabilirsiniz. Örneğin ben Budapeşte'den Viyana'ya Eurolines otobüsüyle, oradan Prag'a ikinci sınıf trenle gittim. Biletleri bir şehre vardığımda istasyona giderek bir sonraki kente aldım. İnternetten bilet almak isterseniz RailEurope, EUrail, czech-transport, westbus, goeuro ve elines sitelerine bakabilirsiniz. Havalimanında az miktarda para bozdurun, yoksa zarar edersiniz. Genel bir kuraldır, havaalanlarındaki döviz büroları kötü kur uygular. Merhaba. İlginize teşekkürler. Araba kullanmayı bilmiyorum, hiç araç kiralamadım. Tek kişiyseniz tren daha mantıklı, 2 kişiden fazla iseniz otomobil kiralamak daha ucuza gelebilir. merhaba. biz yarın Prag a gidiyoruz nasipse. yazınızı okudum, çok faydalı olacağına eminim bizim için. yalnızca takıldığım husus, biz mala strana bölgesinde kalıcaz. havaalanından otelimize bir otobüs ve metro yapmamız gerekiyor anladığım kadarıyla. hangi otobüs ve metro ile gideceğimiz hakkında bir fikriniz var mı?? bir de otobüs bileti alıp bunun onayını nerede yaptırıyoruz?? teşekkürler.. Merhaba. Prag Havalimanı'ndaki Public Transport Information büfesinden 32 koruna fiyatlı bilet alıp 119 numaralı otobüsle Nadrazi Veleslavin adlı Metro A hattı istasyonuna; orada inip aynı biletle aktarma yaparak Malostranska istasyonuna gidebilirsiniz. Otobüs ve tramvaylarda bilet onaylatma makineleri kapıların yanındaki tutunma direklerinin üzerinde ve sarı renkli. Funicular ve metrolarda ise istasyon girişlerinde göreceksiniz. Tekrar merhaba. Prag gezimiz çok keyifliydi, altını üstüne getirdik diyebilirim Prag ın. 100 numaralı otobüs ve sarı metro hattı ile otelimizin 100 m yakınında indik. güllaş çorbası içtik ama domuz eti yemeyenler için içindeki kıymanın ne eti olduğunu sorup yemelerini tavsiye ederim. ördek etini, 2 ayrı restaurant ta yedik. ikisi de çok lezzetliydi ama mustek durağının yakınında politickych veznu sokağında bredovskydvur restaurant ta hem içeride sigara içilen içilmeyen yer ayrı ve neredeyse 300 korun a yarım ördek getiriyorlar. cafelerde alkol yoksa dışarıda masaları olsa bile sigara içilemiyor. alkollü yerlerde sigaraya izin var. Prag ulaşım gezi ve yeme içme bilgileri için çok teşekkürler Gönül Hanım. Yolunuz hep açık olsun. Merhaba. Prag'da yeme içme hakkında bilgiler diğer Prag yazımda var. Hava durumu bilgilerini de yorumlarda görebilirsiniz. 10-17 Eylül arası viyana prag gezi turu planlıyoruz. 5 kişi gidiyoruz. Viyana gidiş-dönüş uçak bileti aldık. Araba kiralayıp kiralamamaya henüz karar veremedik. Arada tren ve otobüs fiyatlarına bakacağız. 7 gün -8 gece kalacağımız için Viyana 'da ve Prag'da kaç gün kalmamız gerektiğine karar veremedik. İki şehirdeki görülmesi gereken yerleri müzelerin ve sarayların içine girerek gezmeyi planlıyoruz. Müze kart ve ulaşım kartı tek kart oluyor mu? En ekonomik şekilde belki, 5 kişi olduğumuz için grup kartı var mıdır? Bu süre bu iki şehri gezmek için fazla ise viyana'dan araba kiralayıp, prag ve dönüşte bratislavaya gitmeyi düşünüyoruz. sonra viyanaya gelip, 18 eylül pazar sabahı uçakla dönüş var. Şimdiden yorumlarınız ve yardımlarınız için teşekkür ederim. Prag Card öğrenci fiyatlarından yararlanabilmek için Türkiyedeki üniversitelerin öğrenci belgesi geçerli olur mu? Yoksa Avrupa Birliği öğrencilerine mi geçerli sadece. Merhaba. Türkiye'deki üniversitenizin öğrenci kimlik kartı geçerli diye biliyorum, emin değilim. Belki ödemeyi internetten yapmak öğrenci tarifesini garantiler, gidince kartı orada teslim alırsınız. Alper bey 22 Ağustosta Pragdayız inş. Gezinin vasat geçmemesi için terminal, havaaalanı yerlerini oralara nasıl ulaşacağımı planlamak istiyorum. Bir türlü işin içinden çıkamadım. Napmalıyım. Merhaba Sultan Hanım. Prag Havalimanı'ndaki Public Transport Information büfesinden 32 koruna fiyatlı bilet alıp 119 numaralı otobüsle Nadrazi Veleslavin adlı Metro A hattı istasyonuna; orada inip aynı biletle aktarma yaparak şehir merkezine gidebilirsiniz. Alper bey Prag terezin dresten için 1 gün yetermi ?Bir de Florenc otobüs istasyonunu kullanıcaz galiba değlm. terezinden drestene gidiş beni zorlarmı?Ayrıca sorularım cevapsız kalmıyor bu harika. Prag'dan Terezin 63 kilometre, Dresden ise 94 kilometre uzaklıkta. Sabah erken kalkarak ve zamanı verimli kullanarak ikisini de görmek mümkün. Merkezi Florenc otobüs terminalinden Terezin'e her gün çok sayıda otobüs var ve yol bir saat sürüyor. Dresden'e ulaşımı bilmiyorum ama sorun olacağını sanmam. Merhaba. Teşekkür ederim. Evet, Çeklerin çoğu İngilizce biliyor, Prag turunuz sırasında İngilizce konuşarak hemen herkesle anlaşabilirsiniz. Yaşlılar dışında çok yaygın. Merhaba Fatma Hanım. Budapeşte'den Prag'a tren biletini Budapeşte Keleti tren istasyonundan alabilirsiniz. Macaristan Devlet Demiryolları MAV'ın sitesi Mavcsoport'tan da elektronik bilet alabilirsiniz. Prag aceleniz varsa 2 günde gezilebilir ama ben 5 gün tavsiye ederim. Prag'da kaldığım hostel kötüydü, tavsiye edemem. CS'de yanıt alma olasılığı artıran önerilerim, Çeşitli sayfasındaki ilgili yazımda var. 1 gece yetmez ama çok pahalı olduğu için fazla kalmamakta yarar var. Prag Viyana'dan ucuz. Alper Bey, merhaba. Tüm paylaşımlarınız için çok teşekkürler. Önümüzdeki günlerde Prag'a gitmek istiyoruz. Kutna Hora ve Karlovy Vary'i de dahil edersek en az-en çok kaç gün ayırılmalı sizce? Gitmişken Budapeşte'yi de görmek istesek 1-2 gün yeterli mi acaba? Çok teşekkürler. Merhaba. Prag ve çevresi için en az 5 gün ayırmak gerekir bence. Budapeşte için de 5 gün derim ama zaman kısıtlıysa 2 gün gitmeye değer, çok güzel bir şehir. Alper Bey, Merhaba. Viyana'dan Prag'a tren ve otobüs seferi hangisi daha ekonomik acaba. Önceden internet üzerinden satın almalımıyız, ya da Viyana'dan havaalanından alabilir miyiz. Uçağımız Viyana'ya gidiyor. Bu şekilde ekonomik bulmuştuk. Merhaba Zeynep Hanım. Prag'dan Viyana'ya ulaşım için otobüsler trenden ucuz. Ben Viyana'da tren istasyonuna uğrayıp aldım. Önceden de alabilirsiniz. Otobüs terminalinden ya da internetten bilet alabilirsiniz. Merhaba. Gezebilirsiniz diye biliyorum. Hiç araç kiralamadım, yapmış olan okurlarım daha sağlıklı bilgi verebilir. Merhaba Alper Bey, Bir AB projesi kapsamında Viyanaya gideceğiz. Okuldaki öğretmen arkadaşlarla aynı yerlere yeniden gidemeyiz diye kendi bütçemizle bir kaç yer daha gezebilmek için araç kiraladık. Praga da uğrayıp bir gece konaklamayı düşünüyoruz. Bir gün için bir tavsiyeniz olur mu? Sonra Almanya Nürnberg ve Munihe geçmeyi oradan Klagenfurta ve nihayet viyanadaki projemize devam etmeyi düşünüyoruz. Özellikle prag, nürnberg, munih, viyana ve budapeşte için tavsiyeniz var mı?şimdiden teşekkürler. Merhaba Mustafa Bey. Prag, Viyana ve Budapeşte önerilerim ilgili yazılarımda var. Kısa Prag gezisi için bu yazımdaki Hafta Sonu Prag Turu başlığına bakabilirsiniz. Budapeşte çok güzeldir, unutulmaz. İyi yolculuklar. Prag'dan Pizen'e sabah 05:12'den gece 23:37'ye kadar trenler var. Ortalama 1 saatte bir tren var ve yolculuk 96 dakika sürüyor. Prag ana istasyondan rahatça trene binebilirsiniz. Prag Zlicin istasyonundan otobüsler var, 1 saat sürüyor. Merhaba Hilal Hanım. Dengeli bir seyahat planı olmuş. Prag, Viyana ve Budapeşte arasında ben hem otobüs hem de tren kullandım, hangisinin saati ve fiyatı daha uygunsa. Eğer biletlerinizi oradan alacaksanız mutlaka bir kente vardığınızda 2 gün sonrasının biletini alın. Günleriniz az olduğu için gitmeden internetten almak daha mantıklı olabilir. Euro sadece Avusturya'da geçerli. Macaristan para birimi forint, Çek para birimi koruna. Budapeşte ve Prag'da yerel para edinin. Mevduat hesabınızda TL bulundurun, orada banka makinelerinden forint ve koruna karşılığını çekersiniz. Avroyu fazla alsanız da olur ama koruna ve forintleri ilgili ülkeden ayrılmadan bitirin, burada çok az yerde ve düşük kurla bozdurabilirsiniz, zarar edersiniz. Gezi blog yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Verdiğiniz bir bilgiyi düzelteyim istedim. Şöyle ki, Prag'dan Viyana'ya otobüsle gittik, yolculuk 4 saat sürdü. Ayrıca fiyatı da 15 euro idi. Flixbus otobüs firmasını kullandık ve gayet memnun kaldık. Prag hakkında güncel bilgiler için teşekkürler. Nice yolculuklara. Merhaba Cem Bey. Prag Viyana treniyle ben de yolculuk ettim. İnternetten aldığınız biletin çıktısı yeterli olur ve pasaporttan başka belge gerekmez. Uzun bir yol olmadığı için yataklının pahalı biletinden almaya değmez. yalnız 2. sınıf kuşetli vagon biletlerinde koltuk numarası yok, o nedenle tren istasyonuna biraz erken gidip yer kapın. İyi yolculuklar. Merhaba. 31 Aralık Prag gidiş 2 Ocak cd. cz gece otobüsü ile Budapeşte'ye gidiş. 5 Ocak İstanbul'a geliş proğramı yaptık, kızımla. Öncelikle kış şartlarında otobüs yolculuğu beni biraz endişelendiriyor. Ama tren çok pahalı geldi (2kişi 150 civarı)... Otobüsle seyahat Nasıl olur acaba? Bir de Yılbaşı akşamı için güvenli ucuz ve güzel bir akşam önerisi ne olabilir? Teşekkürler. Merhaba. Endişe etmeyin, Prag Budapeşte kara yolu Orta Avrupa'nın önemli ulaşım hatlarından biri ve Kış mevsiminde bakımı yapılıyor. Ortalamanın çok üzerinde bir kar yağarsa aksama olabilir ama bu düşük bir olasılık. Ben olsam çekinmezdim, yolculuk biraz uzasa da güvendesiniz. Yılbaşı için bir yer öneremem, orada hiç geçirmedim, ama okurlarımdan tavsiye veren olabilir. İki şahane kent göreceksiniz yeni yılla birlikte, ne mutlu size ve kızınıza. Cevabınıza teşekkürler. Yüregime su serptiniz. Yazılarınızı takipteyim. Çok bilgilendirici. Rica ederim. Çok keyifli bir seyahat dilerim. merhaba Alper Bey, yazılarınızı ilgiyle okuyorum ve faydalanıyorum. Öncelikle bu mevsim \"kesinlikle gitmeyin\" diyeceğiniz kadar yanlış bir tercih mi? eğer öyleyse tavsiye edebileceğiniz başka bir ülke var mı ? Daha çok şehir turu ve kültür gezisi olacağından kış ayı da olabilir diye düşündük ama yanılıyorsak uyarınız lütfen. Merhaba Ömer Bey Şubat ayında Prag'da hava durumu soğuk olur. Hava sıcaklığı gündüz 0 1 derece, gece -6, -7 derece civarında seyreder, yani soğuk ama \"bu mevsimde gidilmez\" denecek kadar değil. Budapeşte 1-2 derece daha sıcak olur. Prag dünya çapında turistik ve sevilen bir şehir, dünyanın en güzel kentlerinden biri. Ama biraz daha kuzeyli, insanı daha soğuk. Ben Budapeşte'yi daha çok sevdim, şehrin mimarisi ve tarihi harika güzel ve insanı güler yüzlü ve yardımsever. Yılbaşında 6 günlük bir gezi için Prag 'a gittik. 3 gün Prag da gezdik. Otelimiz Prag Kalesinin hemen alt tarafında çok merkezi bir yerdeydi. Her yere yürüyerek ulaştık diyebilirim. Karl köprüsü ve eski meydan çok güzel manzara sokak müzisyenleri mimari çok etkileyici. Slavia kafeye mutlak gidin. Nazım Hikmet'in izine rastlayacaksınız. O manzarada ördek yemek çok hoştu. Ayrıca Gulaş ve kızılcık soslu ekşi kremalı rosto favori yemekleri. Bunlar dana etiyle yapılan yemekler. Çogu yer kendi birasını üretiyor. Hemen hemen her yerde bizde makara diye bilinen simit gibi bir hamur işi var ki bol tarçınlı kremalı sade ve tam bizim atmak tadımızda.. Masal şehri denilen Prag mimarisi çok etkileyici. Geçmiş Zaman'larda yaşıyor gibisiniz. Sonra Budapeşte'ye geçtik. Tren pahalı diye otobüsle gittik. gece yola çıktık erkenden otele gittiğimiz için sorun oldu. Tren biletleri önceden alınırsa daha ucuz oluyormuş. Biz otobüste uyuyamadım. 62 63 diye bilet no su en arka sıraymış dolayisiyla hiç uyumadan rahatsız bir yolculuktu ama saglimen vardık. Budapeşte'de otelimiz çok merkezi bir bölgedeydi.. Ama otel girişleri öğlen 2 olduğu için beklemek çok fenaydı. Neyse biraz sıkıntı oldu ama bizim halimizi görünce 11 de giriş yapabildik. Tavsiyem farklı şehirlere gidecek olanlar mutlaka küçük valiz taşısınlar. İki ülkede de metro otobüs duraklarının bazılarında yürüyen merdiven yok. Babul taşımak çok zor oluyor. Biz bavulu çekiştirirken tekerleğini kırdık.. Neyse Budapeşte'de tavsiyem Hop on turist otobüsleriyle şehri gezmek. 48 saat istediğiniz kadar gece ve gündüz bilebiliyorsunuz, tabii tekne turu da var bu gezilerde. Mutlaka almadan pazarlık yapın. Böylece gece turlarını bedava veriyorlar. Pragda havaalanında döviz bozdurmayın resmen kazıklıyorlar, hem düşük bozuyorlar hem komisyon alıyorlar, Şehirde bir kaç yere sormadan ve daha yüksek bozuyor vs diye pazarlık yapmadan bozdurrmayın ve mutlaka komisyon almayan yere bozdurun, Şehirde pek çok yer var düzgün bozan ama mutlak sorun.... Unutmadan yazmak istedim. Çünkü ben de sizin yazılarınızı ve burada yazılanları hep okurum. Merhaba Nilgün Hanım. Prag ve Budapeşte seyahitiniz hakkında bilgi ve tavsiyeleriniz için çok teşekkürler. Merhaba Figen Hanım. ek para birimi koruna uluslararası geçerliliği olmayan bir para olduğu için İngiltere'de alırsanız pahalıya gelir. Prag'da güvenilir bir döviz bürosunda alın, ya da mevduat hesabınızdaki sterlinin koruna karşılığını Çek Cumhuriyeti'ndeki ATM banka makinelerinden çekebilirsiniz. Merhaba. Gruppal firması başarılı ve güvenilirdir. Merhaba. Haklısınız, yaz için şu anda 700 TL. Maalesef daha ucuz bilet yok. Merhaba Arzu Hanım. Seyahat blog yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Prague Card şehir içinde tamamen ücretsiz ulaşım sağlıyor ama başka kentlere değil. Son sorunuz hariç diğerlerine yanıt evet. Biz arkadaşlarımızla bir prag viyana budapeşte gezisi düşünüyoruz eylül ayı içerisinde bir tur aldık fakat tur iptal oldu. Şimdi kendimiz otel ve uçağı ayarlayıp gitmeyi düşünüyoruz. Otel fiyatlarını booking den araştırdığımızda uygun fiyatlar gördük. Biz rezervasyonumuzu yaptırdıktan sonra oraya gidince otellerin bize fiyat arttırması gibi bir durum olabilir mi? Öğrenciyiz ve ailelerimiz sigortalı çalışan, vize konusunda zorlanır mıyız? Çevremizde danışabileceğimiz tecrübeli birileri yok malesef.. Şimdiden çok teşekkürler. Merhaba Rana. Turun iptal olması hiç hoş bir şey değil, güvenilir bir seyahat acentesi değilmiş. Booking sitesinden yaptırdığınız rezervasyonun fiyatının otele gidince artması söz konusu olamaz merak etmeyin. İlk varacağınız ülkenin elçiliği veya konsolosluğundan Schengen vizesi almanız gerekiyor. Prag Viyana Budapeşte turu için düşündüğümüzde Çek Cumhuriyeti, Avusturya ve Macaristan arasında en kolay vize veren ülke Macaristan. Gidiş dönüş uçak biletleri, otel rezervasyonları ve istenen tüm belgelerle başvurursanız vize alma olasılığı yüksek ama garantisi yok maalesef. Kaç gün zamanınız olacak? Uçak biletlerini bir an önce almanızı tavsiye ederim, fiyatlar yükselir. Prag Budapeşte Viyana seyahati için en uygunu bağımsız gezmek olur, ama rezervasyonlar ve planlama ile uğraşmak istemiyorsanız tur da olur tabii. Rica ederim. Biletinizi alınca gelişmeleri burada paylaşın, ben ve okurlarım daha fazla yardımcı olmaya çalışırız Prag ve diğer kentler için. Merhaba. Prag'da taksi ücretleri açılış 40 koruna, 1 kilometre yol 25 koruna, 1 saat bekleme 360 koruna. Evet mevduat hesabınızdaki parayı, üzerinde visa master yazan tüm ATM'lerden çekebilirsiniz. Kur pek fark etmez ama bankanın uyguladığı komisyon fark eder. Örneğin ben her çekişte 4-7TL atası bir komisyon görüyordum hesap özetinde, ama en son Berlin'de 200 avroya 20TL komisyon kesildi. Güvenli döviz bürosu birazcık daha uygun olur. Visa ve Mastercard çok yaygın. Dönüşte korunanın TL, avro veya dolar karşılığını ödersiniz ama komisyon veya ekstra bir ücret kesilmez. Rica ederim. Merhaba. Evet Prag'da şehir içi ulaşım biletini üzerinde yazan süre kadar kullanabiliyorsun, aşarsan cezası var. 30 dakika içinde kullanmak gerekmiyor. Süre ilk makineye okuttuğunda başlıyor. Rica ederim. Alper bey, güzel yazınız için teşekkürler. Eşim ve bebeğimizle eylül ayında 1 haftalık prag-budapeşte-viyana turuna gidiyoruz biz de. ilk aklıma gelen 3 soruyu sormak istiyorum size. Merhaba. metro ve otobüs, metro olmayan semtlere mutlaka otobüs olur. Prague Card 50 tane müze, saray, kule gibi gezilecek yere ücretsiz giriş sağlıyor, o nedenle pahalı. Yoksa ulaşım ucuz aslında. Hangisinin daha ucuza geleceği sizin ne kadar yer görmek istediğinize bağlı. Avusturya'da para birimi olarak avro, Macaristan'da forint kullanılıyor. Havaalanındaki döviz bürosunda Çek parası koruna almak pahalıya gelir. Ya güvenilir döviz bürolarından para bozdurmak, ya da mevduat hesabınızda para bulundurup Prag'da ATM'lerden koruna çekmek gerek. Alper Bey merhaba bilgilendirici yazınız için öncelikle çok teşekkürler, Biz iki kardeşim ve teyzemle iki hafta sonra 5 günlük turla Prag gezisi planladık. Merhaba İlayda Hanım. Prag için 3 gün yeterli olabilir ama 5 veya çok daha fazla gün sıkılmadan gezilebilir de. Ben uzun kaldım ve sokakları gezmekten keyif aldım, ben olsam şehirde kalırdım. Prag çevresindeki en ünlü ve turistik yer Karlovy Vary 127 kilometre uzakta. Pizen de güzeldir, 94km, Metro B Zlicin istasyonundan otobüs 1 saat sürüyor. Diğer seçenek Viyana da mümkün ama biraz aceleye gelir. Alper bey merhaba tüm bilgiler için teşekkür ederim. İngilizce öğretmeni arkadaşım ile 9 günlük Prag gezisi yapacaktık fakat kendisi gelmeyeceğini söyledi. Şu anda sadece uçak bileti alınmış otel ayarlayacağım fakat gidip gitmeme konusunda kararsızım İngilizce bilmiyorum denilebilir ne kadar güzel anlatmış olsanız da dil bilmemek, tek olmak, otel ve ulaşım vb. beni aşırı tedirgin etti. Sizce sadece uçak biletini yakmak yani gitmemek mi mantıklı olur yoksa yine de gitmelisiniz mi dersiniz? Eğer ikincisi ise sizden ricam telefonda görüşmek mümkün olur mu çok soru var çıkamadım işin içinden çok teşekkürler. Merhaba. Dil bilmeyenler için yurt dışına turla veya dil bilen biriyle gitmek çok daha mantıklı. Zorluk çekeceğiniz kesin ama imkansız değil. Kaç gününüz var bilmiyorum ama en gerekli 40-50 İngilizce sözcüğü ezberlemeniz bile işe yarar. Karar sizin tabii, ben bir şey diyemem. Prag halkı turistten bıkmış ve pek yardımsever veya sıcak kanlı değil. 9 gün diye ayarlamıştık arkadaşla o gelmeyince ve sizin yazılarınızı okuyunca eğer gidersem 2 ye bölmeyi düşünüyorum Prag + Budapeşte olarak. Gece geç saatlerde ötele dönecek olursam galiba metrolar çalışmıyor 12 den sonra sıkıntı yaşar mıyım Zizkov bölgesinde otel ayarlamayı düşünüyorum fiyatı biraz daha uygun 1 ve 2. bölgeye göre. Dil konusu da dediğinizden fazlası var galiba sadece sohbet edemem. Zizkov'da kalırsanız gece metroya pek ihtiyacınız yok, ben de orada kaldım ve hep yürüdüm. Derdinizi anlatacak kadar İngilizce biliyorsanız sorun yok. Her iki kent de çok güzel, beğeneceğinize eminim. Merhaba. Evet Viyana'dan Prag'a trenler gittim. Lüks vagon harici koltuk numaraları olmaması beni şaşırttı. Ben de gardan numarasız ve açık tarihli bilet aldım. Yan yana oturabilmek için tren garına erken gidin. O pahalı fiyat birinci sınıf vagon için olabilir diye tahmin ediyorum. Hiç gerek yok, normal koltuklar da gayet rahat. Prag'a ben de 5 sene önce iş amaçlı sene boyunca 7-8 kere gittim. Tabi iş için gidince çok detaylı gezilemiyor ama ona rağmen haftasonu birkaç tane köyüne gitme fırsatım oldu. Köylerine özellikle gidilmesini şiddetle tavsiye ederim. Avrupa'da köy denilen şey aslında karşılığı bizde köy değil, o yüzden özellikle görülmesi gerekiyor köylerinin de. Bilgiler için de teşekkürler, ilk kez gidecekler için faydalı şeylere değinilmiş ve güzel bir kılavuz olmuş. Prag'a pek çok gitmekle şanslısınız. Hiç Çek köyüne gitmedim, tavsiye için teşekkürler. Köylerimiz ne yazık ki perişan durumda. Ben de Batıda gördüğüm köyleri görünce bunu fark ettim. Hani öyle \"gelişmiş\" olarak tanımladığımız Batı Avrupa ülkelerinde değil, bizden yoksul Doğu Avrupa ülkelerinde bile köyler bizimkilerden çok daha güzel. Yolunuz ve şansınız açık olsun. Merhaba. Prag Viyana ve Budapeşte arasında ulaşım için geç kalmış değilsiniz. Bir kente vardığınızda bir sonraki kent için otobüs veya tren biletinizi alabilirsiniz, üç şehir arasında da sık seferler var. Avro her yerde geçerli olmaz. Yerel para kullanmanız gerekir. Rica ederim. iyi bir Orta Avrupa seyahati dilerim. Yorumları tek tek okudum, aklımda az çok bir rota oluşturabildim. Her ne kadar soğuk demiş olsanız bile biz de kışın gideceğiz 🙂 Budapeşte 3 gün, Viyana 2 gün, Prag 2 gün tavsiyenizi baz alıyorum şimdilik. . Vizeyi ilk gideceğim ülkeden almam gerektiğini anladım ve ülkeler arası geçişi de en sona bırakıyorum fakat sormak istediğim bir soru var. Paris'i de tatil süremi uzatarak rotama katmak istesem çok mu saçma bir hareket olur? Sanki öyle birşey de okudum ama tam emin olamadım. Bu konuda bir bilginiz var mı? Çok teşekkürler şimdiden. Bir de vize alan arkadaşlar şu konuda yardımcı olabilir mi? Mesela Budapeşte'den vize alacağım, 8 gün orada kalmış gibi mi gösteriyorsunuz yoksa 3 gün sonra Viyana'ya geçeceğim diye belirtiyor musunuz? Vize başvurusunda Budapeşte gidiş, Budapeşte dönüş mü deniyor? . Merhaba. Prag seyahat yazı ve yorumlarıma ilginize teşekkürler. Prag Viyana Budapeşte ideal ve çok sevilen bir Orta Avrupa turu, keyifli geçecek. Tedirgin olmayın, Çekya ve diğerleri güvenli ülkeler, ancak genel olarak yankesiciliğe karşı hemen her yerde olduğu gibi dikkatli olun. Evet, Paris bu rotaya uygun olmaz, seyahatiniz çok sıkışır; onu başka bir yolculuğa bırakın. Vize almadığım için ayrıntıları bilmiyorum ama okurlarımdan yanıt verenler olacağını umuyorum. Merhaba. Ben de aynı seyahati yaptım geçen ay. Vize Macaristan'a yapacaksınız. Başvuruda tüm seyahat planınızı istiyorlar. Kalacağınız otellerin rezervasyonlarını, hangi şehirde kaç gün kalacağınızı ve dönüş biletinizi de. 8 gün Budapeştede kalacakmış gibi göstermeyin, doğrusu ne ise o şekilde gösterin. Benim gidiş Budapeşte, dönüş Prag idi, aynen o şekilde gösterdim. Budapeşte-Viyana ve Prag'da kalacağım otellerin rezervasyonları ile birlikte. Herhangi bir sorun olmadı. Ancak son 3 yıl içinde Shengen bölgesine giriş yapmadıysanız, Macaristan vize konusunda biraz cimri davranıyor. Bana sadece bu seyahat için tek girişli vize verdiler. Budapeşte Viyana Prag turu yapacaklara yönelik vize bilgileri için çok teşekkürler. Merhabalar.. 27 Mart 2018 için Prag-Viyana-Budapeşte turu yapmak istiyoruz. Ancak çok mu soğuk olur acaba diye tereddüt ediyoruz. Bu konuda bilgilendirir misiniz. Merhaba. Prag'da Kış mevsiminin sonuna denk gelen Mart ayının son günlerinde hava durumu soğuk olur, sıcaklık gündüz 10-12 derece, gece 1-2 derece arasında seyreder, gün ışığı günde 5 saat yaşanır ve yaklaşık her 2 günde 1 kez yağmur yağar. Viyana'da hava durumu hemen hemen aynı, bazen 1-2 derece daha sıcak olur. Budapeşte ise gündüz 13-17, gece 3-7 derece sıcaklıklar sunar. Kısaca hava soğuk olur ama aşırı değil, Kış giysileriyle sorunsuz bir Prag Viyana Budapeşte turu yapabilirsiniz. -Gezi döngüsünü nasıl yapsak daha uygun? Hangısıne inip hangısınden dönelim? -Her bir şehirde 2 gece kalacak sekılde seyahat cok mu sıkışır? -Yazın hangi ayı daha uygun, ortalama 2 kişi şu an yaz ayı gidiş donus 1500 TL gozukuyor normal mi? Merhaba. Prag Viyana Budapeşte turu için en mantıklı rota sıralaması, Prag'dan başlayıp Budapeşte'de bitirmek ya da tam tersi; hangi uçak biletini daha ucuza bulursanız. Gidiş ve dönüş kentleri farklı biletler çok pahalı çıkıyorsa o zaman gidiş-dönüş Viyana uçak bileti alınabilir. Bence 2 gece bu güzel kentlerin her biri için çok az, ama en önemli yerlerini yine de görebilirsiniz. Evet uçak bilet fiyatı normal. Ben şimdi sizin için Haziran ayına bilet aradım, İstanbul-Viyana gidiş-dönüş bilet fiyatı ile İstanbul-Budapeşte gidiş Prag-İstanbul dönüş biletlerinin fiyatları aynı. 3 ay önce prag da 1 gün kaldım, ucuz olması ve şehri beğendiğimden dolayı tek başıma tekrar gitmek istiyorum. Sizce hostel mi yoksa tek kişilik otel mi tercih edeyim? 8 gün için gidiş dönüş bileti hariç ne kadar bütçe ayırmalıyım? Ekim ayı seyahat için uygun mudur? Teşekkürler. Merhaba. Prag ucuz ve güzel bir şehir. Şahsen ben koğuş ranzası sevmiyorum, ya hostelde tek kişilik oda, ya da ucuz otellerde tek kişilik oda tutuyorum. Bence hangisini ucuz bulursanız onda kalın, ama kent merkezinde olması avantaj. Belli bir bütçe rakamı vermem doğru olmaz, herkesin harcama tarzı farklı. Fiyatları az çok biliyorsunuz. Bir miktar nakitle gidip bitince ATM banka makinelerinden mevduat hesabınızdaki Türk Lirasından Çek para birimi koruna karşılığı çekmek en mantıklısı. Ekim ayı Prag'a seyahat etmek için kötü bir mevsim sayılmaz, hava durumu serin olsa da fazla soğuk değil. Hava sıcaklıkları gündüz 10-15 derece, gece 3-6 derece arasında olur. Rica ederim. Dönüşte izlenimlerinizi burada paylaşırsanız sevinirim. Biz de kısa bir yorum ekleyelim. Ben, eşim ve 8 aylık oğlumuz 2 gündür inanılmaz güzel bir şehir olan Prag'dayız. Prag bebekli çiftler için oldukça zor hatta onlara düşman bir şehir. Birçok metro durağında asansör yok. Eski tramvay ve otobüslerde de 3 adet kocaman basamak var. Dolayısıyla bebek arabasıyla gezmek oldukça zor. Ayrıca bir çok kafeden içeri bebek arabasıyla alınmadığımızı ve bunun bize gayet kabaca belirtildiğini de söyleyelim. Genelde, mekanlarda çok turistik yerlerdeki \"gelmezsen gelme. defol git, başkası nasılsa gelir\" mantığı hakim. Yaşadığımız yer olan Berlin'de bebekli çiftlere çok iyi davranılıyor. Tren biletimizi değiştirebilsek tatilimizi yarıda kesebilirdik ama 2 gün daha burdayız. Eğer küçük bir çocuğunuz varsa, Prag'ı tatil yapacağınız yerler arasından çıkarmanızı öneririz. Merhaba. Dünyanın en turistik kentlerinden biri olan Prag'da ben de 2 kez kaba esnafa rastladım, çok bozuldum. Bebek arabasına zorluk fenaymış, üzüldüm. Yine de keyifli bir Prag turu dilerim, bilgi için teşekkürler. Merhaba. Viyana'nın Lobkowitzplatz Meydanında yer alan Avusturya Ulusal Kütüphanesi haftanın 7 günü sabah dokuz akşam dokuz saatleri arasında açık. Hem modern kütüphane hem de eski eserlerden oluşan koleksiyonu görme imkanı veren biletin ücreti 3 avro. Bileti kütüphanenin Modern Library kısmından, ya da State Hall, Palais Mollard veya Literature Museum'dan satın alabilirsiniz. Müzenin onb. ac. at sitesinden çevrim içi almak da mümkün. Viyana Merkez Tren Garı Wien Hauptbahnhof'tan Ostrava'ya saat 08:10 ve 14:10'da direkt trenler var. Yolculuk 2 saat 50 dakika sürüyor. Merhaba. Kasım ayında Prag'da hava durumu serin olur, sıcaklıklar gündüz 4 6 derece, gece -2 1 derece civarında gerçekleşir. Güneş günde sadece birkaç saat görülür. her iki günde bir yağmur olasılığı var, şemsiye ve kışlık mont/kapan/palto şart. Ama bu sizin canınızı sıkmasın, büyülü kent Prag'da böylesi de güzel. ATM para çekme komisyonu sizin bankanız ve para çektiğiniz Çek bankasına göre değişir. Küçük miktarlarda sık para çekmek yerine fazlaca çekin, çünkü her defasında komisyon kesilir ve örneğin 2 kez 500 koruna çekmek, 1 kez 1000 koruna çekmekten daha pahalıya gelir. Yazınız oldukça güzel. Herkese özenle cevap vermeniz de işinizi ne kadar çok sevdiğinizi gösteriyor. Tebrikler gerçekten. Ben eşim ve 1 yaşındaki kızımla 2018 Ağustos (bu tarihte 1 yaşında olacak kızım) ayında 6 gece 7 günlük bir tatil planlıyoruz. Bir kaç sorum var. Merhaba. Seyahat blogumu beğenmenize sevindim. İşim değil, hobim veya tutkum diyebilirim. 1. Prag son derece şiirsel bir şehir, 1 hafta, daha da fazlası keyifle geçer. Ama güzel ülke Çek Cumhuriyeti'ne gitmişken Karlovy Vary ve Brno görülebilir, daha dolu bir seyahat olur. Başka ülkeye geçmek isterseniz ise Orta Avrupa'nın sanat merkezi Viyana iyi olur. Otobüs ve trenler epey sık ve rahat. 2. Ağustos Prag'da hava durumu en sıcak aydır, gündüz 22-27 derece, gece 12-17 derece civarında seyreder. Yağmur olasılığı düşük, ortalama 3 günde 1 kez hafif yağmur yağabilir. Gece için çok ince bir mont işinizi görür, büyük olasılıkla gerekmeyecektir. 3. Evet, Çekya'ya komşu Avusturya, Slovakya, Polonya ve Almanya Schengen ülkeleri olduğu için ayrıca vize almanıza gerek yok. slm 30.10.2017 06.11.2017 trihleri arası budapeşte prag viyana turuna katılacağız bu tarihler arası hava durumu ve giysi olarak ne almalıyız yemek konusunda yiyebileceğimiz yerler varmı. Merhaba. Kasım ayında hava sıcaklıkları Prag ve diğer Orta Avrupa başkentlerinde 2-7 derece arasında seyreder, Kışlık kıyafet götürmek iyi olur. Yemek yenebilecek yerler yazılarımda var. Merhaba. Prag yazımı beğenmenize sevindim. Zor bir soru, herkesin harcama tarzı farklıdır. Günlük 1000 Çek Korunası yeterli, ortalama 1 günlük yeme içme gezme masrafı olarak. 1500 koruna çok rahat harcamak için yeterli. Evet, uçak biletlerimi gidiş Budapeşte, dönüş Prag olarak aldım, arası otobüs ve tren. Y da tam tersi de olabilirdi; ama diğer türlü biletler daha pahalıydı. merhaba siteniz çok güzel. notlar alıyorum. Prag'dan Viyana'ya gece treni fiyat farkı otel fiyatından fazla olunca gündüz flixbus otobüsüyle kişi başı 15 euroya gittik. 2 gece 3 günlük kendi programımızla biraz yorulduk ama Prag ve Viyana'yı yeterince gördük. Prag gidiş Viyana dönüş uçak biletleri aldık. Viyana'da 24 saatlik metro bileti aldık 8 eurodan. Prag'ta oteli merkezde Viyana'da metro ile 4 durak uzaktan tuttuk. 2 gece 3 günlük turumuz biraz da hesaplı davranarak 2 bin TL tuttu. Yabancı dilimiz yok denecek kadar azdı. Mobil uygulamalar ve google maps ile her yeri kolayca bulduk. Fazla kişiyle muhattap olmamıza gerek kalmadı. Daha önce Atina, Amsterdam, Varna, Yunan adalarına gittim. ingilizce seviyem neredeyse yok, teknoloji sayesinde gezebiliyorum. Çok fazla dile ihtiyacım olmadı çok zorda kaldığımda çat pat İngilizce ile basit soru sorup söyleneni anlamaya çalışarak ve biraz da tarzancayla idare ettim. öğrenmeye çalışıyorum ama dilsiz de gezilebildiğini söylemek istiyorum. Programınızı iyi yapıp araştırdıktan sonra uygulamalardan faydalanarak rahatla az İngilizceyle de gezebilirsiniz. Turunuzun toplamı 2 gece 3 gündü. 1 gece Prag'da 1 gece Viyana'da kaldık. Uçak biletimizi 4 ay önce kampanyalı aldık. 2 kişi İstanbul Sabiha Gökçen'den Prag'a gidiş Viyana'dan İstanbul'a dönüş 700 TL'ye aldık. Bookingden Prag merkezde (210 TL) Viyana'da metro ile 4 durak mesafede (200 TL) hotelde kaldık. Paramızın değerinden dolayı her şey pahalı geliyor 5,4 la çarpınca. O yüzden bol keseden para harcayamadık. gerekli şeylere para harcadık. Toplamda 2000 TL'ye gezmiş olduk. Böyle siteler sayesinde gezmeye cesaret ediyoruz. Gitmeden planımızı programımızı yapıyoruz. Teşekkür ederim Çelebi Alper hem cesaret hem bilgi verdiğiniz için. Az parayla az ingilizceyle de gezilebildiğini göstermek için yorum yapmak istedim. Merhaba. Uçak biletlerinizi Prag gidiş Viyana dönüş olarak almanız çok iyi olmuş, ve fiyatı da son derece ucuzmuş. Evet artık bize bütün ülkeler pahalılaştı bu yıl artık. Buna rağmen toplam tur maliyetiniz gayet uygun olmuş. Sitemi yararlı bulmanız beni sevindirdi. Şahane Avrupa kentleri gördünüz, ne mutlu size. Yolunuz hep açık olsun. Prag Viyana seyahat bilgileri için teşekkürler. merhaba, yazınız yeterince bilgilendirici fakat hala 10 kouruna 1 tl mi ediyor? şehrin genel kesimi ingilizce biliyor mu? cevaplarsanız çooook iyi olur. Merhaba. Maalesef, 1 Türk Lirası 5 Çek Korunası ediyor, kuru güncelledim. İngilizce bilme oranı Türkiye'nin çok üzerinde. Yaşlılar bilmez. Merhaba ben 50 yaşında ve a2 seviyesinde İngilizce biliyorum. Tursuz Budapeşte Viyana Prag gezmeyi planlıyorum. Sizce bu seviyede dille kendim gezebilir miyim bana öneriniz ne olur? Bilgilendirirseniz çok sevinirim. Teşekkürler. Merhaba. A2 düzeyinde İngilizce ile tursuz Prag, Viyana ve Budapeşte'yi gezebilirsiniz. A1 seviyesiyle çok gezen var. Seyahat etmeye yeterli olur bilginiz, ancak sıra dışı bir durum oluşursa sorun çözmeniz epey zor olur. İngilizce konuşabilen bir arkadaşınızla gitmeniz daha rahat olur ama tek başınıza gidecekseniz de bundan vazgeçmeyin bence. Merhaba. Prag çok güzel bir kent. 2,5 günü böldürmeyecek kadar güzel. Bence Prag'ın harika mimarisini, romantizmini, büyüleyici atmosferini yaşayın, başka yere gitmeyin. Zincir fast food lokantalarda menüler 150 Çek Korunası, sosisli sandviç 40 koruna, restoranda bir porsiyon iyi Çek yemeği 150 koruna, şık restoranda içki dahil yemek 400 koruna fiyatlarla sunulur. Rica ederim. Harika bir Prag seyahati dilerim. Merhaba, ben Budapeşte-Viyana-Prag gezisi için Şubat ayına bir acentayla anlaşarak kayıtlarımı tamamladım. Çek Cumhuriyeti'nden beklediğimden uzun süreli bir vize aldım. 3 şehirdeki gezimiz yaklaşık 5 gün sürecek devamında Almanya'ya geçmek istiyorum bir arkadaşımı ziyaret edeceğim yani konaklama konusunda bir belgem de olmayacak ve daha önce ülkeler arası kara yolu ile bireysel olarak seyahat etmedim. Prag-Bremen arasında otobüs kullanmayı düşünüyorum sizce sınırda sıkıntı yaşar mıyım? Ve Almanya'ya geçişte nelerle karşılaşabilirim kendimi kötü senaryolara hazırlamaya çalışıyorum. Merhaba. Çek Cumhuriyeti vizesi bir Schengen vizesi olduğu için süresi bitene dek size bu kapsamdaki Avrupa ülkelerinde seyahat ve dolaşım hakkı verir. Endişe edilecek bir durum yok. Arkadaşınızın adres ve telefonu yazılı bir kağıt yanınızda bulunsun. Merhaba, 3-4 günlüğüne Prag ya da Budapeşte'ye gideceğim. Fakat maliyet hesabı yapmakta zorluk çekiyorum. Uçak biletlerini hariç tutarsak ortalama bir hostel ve 2 gecesini clubta geçireceğim. Gezi sırasında aç kalmayıp ortalama bir gün geçirmeyi planlıyorum. Sizce hangi şehir daha eğlenceli ve maliyet bana 4 gün için ne olur? Teşekkür ederim. Merhaba. Fiyat vermekten çekinirim, herkesin harcama tarzı farklıdır. Budapeşte genel olarak Prag'dan %10 daha ucuz; önemli bir fark yok. Her ikisi de çok güzel kentler. Prag masalsı atmosferiyle dünyanın en turistik ve gözde şehirlerinden ama halkın turistlere karşı tavrı nazik denemez. Macarlar daha cana yakındır. Merhaba. Airbnb ile kalacağınız yerin adresi ve evin sahibiyle yazışmanızın çıktısını verebilirsiniz. 13 Eylül-18 Eylül tarihlerinde eşimle gidiş Budapeşte-Viyana-dönüş Prag olarak seyahat planı yaptık ama 5 geceyi nasıl bölüştüreceğimize karar veremiyoruz 🙂 Hangisinde kaç gece kalmak yeterli olur? Teşekkürer. Merhaba. Zor bir soru. 🙂 10 gün, en azından 8 gün deseniz tamam da üçüne 5 gün çok az. Ben 2 gün Budapeşte, 1 gün Viyana, 2 gün Prag derim. Viyana'nın diğerlerinden pahalı olmasının da etkisi var bunda. merhabalar..... prag turuna gitmeye karar verdik yorumlarınızı okudum çok güzel yönlendiriyorsunuz teşekkürler.... vltava tekne turu ve çek gecesi aushwitz turu tuna nehri turu çigan gecesi bunları kendim gezmek istiyorum başarabilir miyim fiyatları nasıl olur tur paketinden almak daha avantajlı mıdır yardımınıza ihtiyacım var teşekkürler şimdiden..... Merhaba. Prag Vltava Nehri tekne turu için paket turun fiyatı ne? Kendiniz Myczechrepublic veya Prague Boats'dan 12 avrodan başlayan fiyatlarla tekne turları satın alabilirsiniz. Çek gecesi tahmin edersiniz ki son derece turistik bir \"herşey dahil\" eğlence etkinliği, bildiğim kadarıyla fiyatları 1300 Çek Korunası civarında. Auschwitz Esir Kampı Prag'dan 460 kilometre, epey uzak olduğu için pahalıya mal olur. nihal hanım tura katıldınız mı? kendiniz gezebildiniz mi? yorumlarınız nedir? bu yaz bende turla gidecegim ama bazı ekstralara katılmak istemiyorum. Eylül de bir haftalık Prag turu planlıyorum. Ödemelerin tümünü kredi kartı ile yapmak mümkün değil mi? Para bozdurmak yerine. Merhaba. Prag'da birçok yerde kredi kartı ile ödeme yapabilirsiniz ama Çek Korunası almaya da ihtiyacınız olur."} {"url": "https://celebialper.com/pragda-alisveris-yemek-gece-hayati/", "text": "Prag'da alışveriş için Eski Kent civarı turistlere yönelik Bohemya kristalleri, futbol tişörtleri ve diğer hatıra ve hediyelik eşyalar satan dükkanlarla dolu. Charles Köprüsü ile Eski Kent meydanı arasında fiyatlar çok pahalı; ara sokaklarda aynı şeyleri yarı fiyatına ucuz alabilirsiniz. Sokak satıcılarında ilginç şeyler oluyor. Eski Prag fotoğrafları, tablo baskıları satanlar var. Prag ve Çek Cumhuriyeti ile alakası olmayan pahalı kürk şapkalar ve Matruşka bebekler almayın, İstanbul'a gelip \"Turkish apple tea\" alan turist gibi olursunuz. Prag'da alışveriş yerleri için biraz dolaşmanızı öneririm. İşte Prag'dan ne alınır diye merak edenlere bir alışveriş rehberi. Prag'da alışveriş caddesi Na Prikope'de ünlü Cerna ruze ve Palac Myslbek gibi pasajlar ve çok sayıda şık dükkan var. Hatıra ve hediyelik arıyorsanız tarihi merkezdeki Eski Kent Meydanı, Vaclavske Meydanı ve Prag Kalesi'nde bulabilirsiniz. Vaclavske Meydanı'nın aşağı ucuna doğru da Bohemya kristalleri satan dükkanlar var. Çeklerin ünlü koyu kırmızı grena taşı ile yapılan takı ve kuyumculuk ürünlerini Granat Turnov şirketi üretiyor. Gerçek geleneksel grena taşı alacaksanız yetki sertifikası sormalısınız. Staromestske Nam Meydanı'ndan nehre doğru giden Parizska Caddesi'nde pahalı giyim dükkanları var. Prag'da alışveriş için bir seçenek de burası. Prag'da alışveriş merkezlerinin listesi ve yerleri. Palladium Kentin tam merkezinde, yeni ve lüks. Namesti Republiky istasyonunun yanında. 2 katta lokantalar var. OC Letnany Çek Cumhuriyeti'nin en büyük alışveriş merkezi. Letnany metro istasyonu. Prag'da alışveriş için uygun. OC Chodov Chodot metro istasyonuna yakın, hipermarketli, büyük alışveriş merkezi. Sestka Prag Havaalanı'na 1 istasyon uzakta. Dejvickca etro istasyonundan 119 nuaralı otobüs gidiyor. Palac Flora Flora istasyonunda; üst katında IMAX sineması olan bir alışveriş merkezi. OC Novy Smichov Hipermarket, sinema ve fastfood. Andel istasyonuna yakın bir alışveriş yeri. Ziyaret ettiğim Ulusal Müze'den fotoğrafını çektiğim aşağıdaki Vaclavske Namesti Meydanı, Prag'da alışveriş için merkez kabul edilebilir. Prag'da ikinci el alışveriş için Praha 9-Vysocany adresindeki Avrupa'nın en büyük bit pazarı U Elektry Market'e gidebilirsiniz, sadece Cumartesi ve Pazar günleri kuruluyor. Clementinum Kütüphanesi'ne çok yakın Klementinum Antika Pazarı ise sadece Pazar günleri kuruluyor. Nehir kıyısındaki Naplavka semtinde sabit bir teknede kurulan void ise sadece her ayın ikinci Cumartesi açık. Dobrocinny obchod domova Sue Ryder: Nove Mesto, Praha 1, Stepanska 630/53. Muj sekac: Mala Strana, Praha 5, Ujezd 13. Satna Second Hand: Stare Mesto, Praha 1, Konviktska 13. Textile House: Nabrezi Kapitana Jarose tramvay durağı. Bohemian Retro Vintage: Praha 3, Zizkov, Chvalova 8. Fifty-fifty Secondhand: Slezska 28, Vinohrady, Praha 2. Thrift Store Letna: Dukelskych Hrdinu 21, 170 00 Praha 7. Böbiny: Prvniho pluku, 6 Karlin, Çek yemekleri Alman ve Polonya yemeklerine benziyor. Bol miktarda et, patates, hamur dolma ve köfteleri, lahana yeniyor. Balık ve dana etinden çok domuz ve tavuğun tüketildiği Çek mutfağı taze sebze bakımından zayıf. İşte Prag'da ne yenir sorusuna yanıt. Prag'da yemeği ucuza getirmek isterseniz sokakta fiyatları 15 Koruna (3TL) ile 40 Koruna arasında değişen sosisli sandviçler yaygın, ben ucuzlarından yedim. Trdelnik adlı börek de ucuz bir seçenek. Prag'da birçok lokanta iş günlerinde saat 14:00 veya 15:00'e kadar iyi bir menüyü uygun fiyata verir. 15 TL civarında ödeyerek doyurucu bir yemek yiyebilirsiniz. Prag'da yemek yediğim lokantalardan bazıları bunlar. Prag'da yemek fiyatları uygun. Prag 2 bölgesi Vinohrady semtinde yemek yediğim, Korunni Caddesi 39 numaradaki bu lokanta salaş ve uygun fiyatlı. Namesti miru metro istasyonuna yakın. Gulaşova çorbası çeşidine göre 20 veya 30 Koruna, yani 4 veya 6 Lira. Menü 20 Lira. Ana et yemekleri 15 Lira civarında, hepsi patates, sos, pirinç, hamur, lahana, salata takviyeli ve doyurucu Çek yemekleri. Kaldığım Zizkov semtindeki (Prag 3) küçük Skroupovo Meydanı'nda bulunan bu pub-lokanta öğrenciler ve sırt çantalı gezginler arasında Çek yemekleri yemek için popüler. Çorbalar 25 Koruna (5TL), ana et yemekleri 15TL civarında. Dışarıda çok masası var. Zizkov Televizyon Kulesi'ndeki şık Oblaca Restaurant, 216 metrelik kulenin 66. metresinde. Lüks olmasına rağmen fiyatları Türkiye'ye göre daha ucuz. Budapeşte Viyana Prag gezim sırasında yaptığım tek lüks şey oldu. Yemek yemeyi planlayıp gitmedim, kuleye çıktığımda gördüm. Şık lokantanın manzarasını görünce menüye bir bakayım dedim ve fiyatları görünce kendimi şımartmaya karar verdim. Hem Çek yemekleri hem de uluslararası yemekler sunuluyor. Fiyatları yapılan kule tadilatından sonra biraz arttı. Pasha Restaurant Türk lokantası- Jungmannova Caddesi No:27, Prag 1. İstanbul Kebap Türk lokantası Politickych Veznu, 17, Prag, Nove Mesto, Prague. Curry House Hint-Bangladeş lokantası Novakovych Caddesi, No:7, Praha 8. Dinitz Glatt Kosher Yahudi lokantası Bilkova Caddesi 12 numara, Prague 1. Hanedan Döner Türk lokantası Jindrisska Caddesi 20 numara, Hlavni mesto, Praha. Mailsi Restaurant Pakistan lokantası Lipansk Caddesi No:1, Hlavni mesto Praha. Barakat Restaurant Müslüman lokantası Opletalova Cad. No:28, Prague, Hlavni mesto Praha. Çek Cumhuriyeti dünyanın en iyi biralarının üretildiği ve kişi başına en fazla biranın tüketildiği ülke olarak biliniyor. Prag'da barlar çok yaygın, kişilikli ve ucuz, gece hayatı eğlenceli. Riegrory Sady- Vinohrady semtindeki ucuz bira bahçesi. Pek hoş, upuzun ahşap masalara oturup bira içiliyor, kocaman bir bahçe. Rahat ortam, düşük fiyatlar. Prag'ın en iyi bira bahçesi. Marquis de Sade Ferah bir mekan, yabancılar çok takılıyor. Erken saatte bira içilir burda. Eski masa-sandalyeler var, cafe-bar tadında. Prag 1, Templova Caddesi 8 numara. Beer Factory Vaclavske namesti'de 58 numara, Prag 1. Masanın ortasından kendi biranızı koyabilirsiniz. Dev ekranlarda canlı spor yayını olduğu gibi, en çok bira içilen 15 masayı da gösteriyor. Kulovy Blesk Nove Mesto, Sokolska Caddesi 13 numaradaki bar. En iyi Çek biraları ve tipik bir Çek eğlence havası. Sadece fıçı bira çeşidi 14 ve bunlar her hafta değişiyor. Prag'da gece hayatı oldukça eğlenceli ve hareketli. Bazı eğlence mekanlarını yazıyorum. Nad Viktorkou Belli gecelerde Alt katta grup çalıyor. Gençler takılıyor. Ucuz gece hayatı barı. Borivojova Caddesi, Zizkov. Akropolis Canlı müzik yapılan bir kulüp. Kültürel etkinliklerin de yapıldığı bir mekan. Kaldığım Zizkov semtindeki Kubelikova Caddesi'nde 27 numaralı gece eğlence yeri. Bombay Bar Club Epey yabancı oluyor, şık hanımlar ve beyler. Dlouha Caddesi'nde bu tip yerlerden biri, eski kent meydanından başlıyor bu cadde, Kafka'nın evi de oralarda, caddenin başladığı yerde. Roxy Yine Dlouha caddesinde. İlk gece takıldım ben bu caddeye, sevmedim, bi daha da gece gitmedim. Dans mekanı. Bombay'a çok yakın. Radost FX İyi bir club. Giriş ücreti var. Kırmızı metro hattında I. P. Pavlova istasyonuna yakın, Belehradska Caddesi. Klub Kostel Eskiden kilise olan binadaki hip kulüp. Çoğu gece DJ, bazen canlı müzik var. Michalska 27, Prague 1, Stare Mesto. Duplex Vaclavske Meydanı'nda, çok merkezi ve turistlere yönelik, pahalı, gitmeyin. Reduta Jazz Club Narodni 20, Praha 1. Her akşam 21:30'dan itibaren canlı caz var. Cross Club Plynarni 23, Prague 7. Endüstriyel müzik yapılan bir mekan. Yurt dışı seyahatlerde dikkat edilmesi gerekenler bu yazımda. Petrin Tepesi'nde Eyfel'e benzeyen Petrin Kulesi ve küçük bir müze var. Tepeye kablolu tren ile çıkılıyor. Nasılsa aşağıya ineceğim ve ucuza geldiği için gidiş-dönüş bileti aldım ve tepeye çıktım. Petrin Kulesi Eyfel'den kısa ama tepede olduğu için Eyfel'den daha yüksek bir noktaya çıkmış olunuyor. Bu kadar para sizin için ne ki, Avro kazanıyorsunuz. Ne Avrosu? Ben Türkiye'den geliyorum, ucuz hostelde kalıyorum, bakın kollarıma! Konuştuğum görevli yanındaki arkadaşına Çekçe bir şeyler anlattı. Ardından gidebileceğimi söyledi. Teşekkür edip sevinçle oradan ayrıldım. Prag'daki ikinci zaferim. Prag'da alışveriş ve yeme-içme yazımın gidecek olanlara yararlı olmasını umuyorum. Prag, uçuşlar, tren, hava durumu, gezilecek yerler, bedava yapılabilecekler ve kişisel önerilerim ise PRAG GEZİ NOTLARI yazımda. Terezin Prag'a sadece 60km olsa da ben gitmezdim. Sadece 2 gününüz var, Prag'ın keyfini çıkarın. harika bir blog.. emeğinize sağlık. çok faydalı olacak bana keşke daha önce keşfedebilseydim diyorum.. Ben de ilginize teşekkür ederim Celal ve Gökhan Bey. Prag'ı gezdim ama yaşamayı düşünmedim, o başka bir konu, iyi araştırmak gerek. Çok güzel bir kent, fiyatlar makul ve konumu iyi. teşekkür ederim görüşünüz için alper bey. bana bu konuda yardımcı oldunuz. Bende tam size pragda nerelerde alışveriş yapılır, fiyat olarak nasıl bir şehirdir vs. bu tarz sorular soracaktım fakat siz hepsinin cevabını vermişssiniz. Yazılarınızı her gezi öncesi mutlaka okunması gereken bir kaynak olarak görüyorum. Teşekkürler Alper Bey, Prag'da gece hayatı, barlar, alışveriş, yemekler, lokantalar hakkında güzel bilgiler. Elinize sağlık. Prag yazılarınızı zevkle okuduk. Haziran ortası 4 gün Prag 6 gün Viyana tatili planladık. 9 ve 7 yaşlarında 2 kızımız var, Prag'da hangi bölgede kalmak daha uygun olur sizce? Çok lüks biryer aramıyoruz, temiz ve güvenli olması yeterli. Bilgi paylaşırsanı sevinirim. Prag numaralı mahalleleri olan bir kent. Praha 1 Eski Kent, Praha 2 Yeni Kent adlı mahalleler en merkezi bölgeler, güvenlidir. Ben Praha 3 semtinde kaldım, hostelim oradaydı ve memnun kaldım, sakin ve güvenli bir mahalle, güzel binalarla dolu, merkeze yürüme mesafesinde. Tarihle iç içe olmak isterseniz Praha 1, modern kısımda olmak isterseniz Praha 2, pek turistik olmayan bir yerde kalmak isterseniz Praha 3'ü tavsiye ederim. Tarihi merkez Praha 1 dediğim için diğerlerinin bizim kentlerimizde olduğu gibi çirkin mahalleler olduğunu düşünmeyin, hepsi tarihi dokusu korunmuş, güzel yerler. Merhaba Boğaç Bey. Prag için 5 gün ayırmanız iyi olmuş, büyük bir kent olmasa da bir çok gezginin yaptığı gibi 2 gün ayırmak bence yetmez. Akşamları ucuz lokantalarda yemek yedim ve sonra da barlara gittim, yerel müzik yapan bir yerde yemedim, Naprstkova Caddesi'ndeki Michal Restaurant'ı görmüştüm, canlı folk müziği çalıyorlar, turistik bir yer, sadece bilgi olarak verebilirim, fiyatları bilmiyorum, tavsiye edemem. Bence gündüzden uğrayıp fiyatları ve menüyü öğrenin. Prag 5. bölgeden merkeze sarı (5) metro hattı var, ancak metro sabah 05:00 ile gece 12:00'a kadar çalışıyor. Metronun çalışmadığı gece saatlerinde çalışan tramvaylar var. Onların saat ve duraklarını bilmiyorum, rezervasyon yaptığınız otele sorarsanız mutlaka yazarlar. Aman döviz bürolarına dikkat. Keyifli bir Prag gezisi dilerim. Merhaba Ethem Bey. Prag'da kalacağınız yer merkezi ise gezerken metroya ihtiyacınız olmaz, gezilecek görülecek yerler birbirine oldukça yakın. Saygılar. Erhan Bey Prag'da hiç ev kiralamadığım için bir şey diyemeyeceğim. Denemediğim bir yere İnternet'ten bakıp önermem doğru olmaz. Merkezi olmasına dikkat edin tabii. İyi yolculuklar. Merhaba Gizem Hanım. Teşekkür ederim. Prag Old Town içerisinde olduktan sonra konum fark etmez, tarihi ve turistik yerlere yürüyerek gidebilirsiniz. Fiyatına ve fotoğraflarına göre bir otel seçebilirsiniz. Ben Zizkov'da hostelde kaldım, otelleri bilmiyorum. Evet Kasım ayı serin olur, kışlık giysilerle gitmek gerekir. Güzel bir Prag turu diler, dönüşte izlenimlerinizi buraya beklerim. Merhaba. Prag'ı görmeden dönmeyim derim. Çek yemekleri hakkında bu yazımda bilgi var. İyi yolculuklar. 18 yaşını doldurmadığın için yurt dışına çıkabilmen anne-baba onayı gerektiriyor, biliyorsundur sanırım. Prag rüya gibi bir şehir, bol bol yürürsün. Yazınız için teşekkür ederiz, ellerine sağlık. Severek takip ediyoruz. Size müsaadenizle 3 sorumuz olacak. Alakanız ve cevaplarınız için şimdiden çok teşekkür ederiz. Bir de gidiş biletlerini Prag, dönüş biletlerini Viyana'dan alacağız, böyle daha hesaplı oluyor. Prag gezi yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Kısa süre önce bir arkadaşım Çek vizesi zor olduğu için İspanya vizesi alıp doğrudan Çek Cumhuriyeti'ne gitti ve sorun yaşamadı. Sorularınızın hepsinin yanıtı olumlu. Sadece şu durumda sorun yaşanır, daha önce Schengen vize bölgesine hiç giriş yapmamış birinin ilk olarak vize aldığı ülkeye girmesi gerekiyor. Bu durum sizin için geçerli değil. En hesaplı bilet hangisiyse in iyisi odur:) Mutluluk dilerim. Uçak biletinizin Prag gidiş Viyana dönüş olması bir sorun yaratmaz. Buna sevindim. 🙂 Dönüşte izlenimlerinizi paylaşırsanız daha da sevinirim. 🙂 Rica ederim. Merhaba alper bey. mart ayında arkadaşlarla beraber 6-7 günlüğüne prag a gitmeyi düşünüyoruz. ama duyduğuma göre lokantalarında en çok domuz eti pişiriliyor. bu konuda biraz hassasiyet gösteriyoruz. acaba prag da bu konuda güvenebileceğimiz restoranlar bulabilirmiyiz. birde günü birlik dresdene gitmek istesek sizce mantıklımı. Pasha Restaurant Türk lokantası- Jungmannova Caddesi No:27, Prag 1. İstanbul Kebap Türk lokantası Politickych Veznu, 17, Prag, Nove Mesto, Prague. Curry House Hint-Bangladeş lokantası Novakovych Caddesi, No:7, Praha 8. Dinitz Glatt Kosher Yahudi lokantası Bilkova Caddesi 12 numara, Prague 1. Hanedan Döner Türk lokantası Jindrisska Caddesi 20 numara, Hlavni mesto, Praha. Mailsi Restaurant Pakistan lokantası Lipansk Caddesi No:1, Hlavni mesto Praha. Barakat Restaurant Müslüman lokantası Opletalova Cad. No:28, Prague, Hlavni mesto Praha. Prag Dresden arasında epey otobüs ve tren var, yol 2 saat ile 2 saat 15 dakika arasında sürüyor, günübirlik gitmeye uygun mesafede. İyi yolculuklar. Merhaba Kaan Bey. Prag'da barda yarım litrelik fıçı bira fiyatları 20 ila 40 koruna arasında değişiyor; yani 2 ila 4 Türk Lirası. bakkalda markette daha ucuz. Tuvaletlerde taharet musluğu olmaz, batı dünyasında öyle bir şey yok. Prag'ı beğeneceksiniz, bira cennetidir. merhabalar uzun zamandir gezi yazilarinizi takip ediyorum BİR SORUM OLACAK bende avrupa ulkelerne ve uzak doguya seyahat etmek istiyorum ANCAK BUYUK BİR SORUNUM VAR avrupa ulkelerinde TUVALETLRDE TAHARET MUSLUGU olan otellerin oldugu ulkeler var mi birde HİNDİSTAN japonya guney kore endonezya malezya gibi ulkelerde de TAHARET MUSLUGU VAR Mİ bunu ogrenmek istiyorum BU KONUDA COK HASSASİM yanitinizi bekler simdiden tesekkur ederim. Merhaba. Çek Cumhuriyeti ve diğer Avrupa ülkelerindeki tuvaletlerde taharet musluğu yok. Asya'da saydıklarınızdan sadece Müslüman ağırlıklı Malezya'da çoğu tuvalette taharet musluğu ya da taharetmatik var. Rica ederim. Merhaba. Üç gece Prag ve Budapeşte için az olur; imkansız değil ama çok koşturmalı bir tatil olur, tavsiye etmem. Hangisini önereceğim sorusunun yanıtı zor, ikisi de çok güzel şehirler. Prag daha turistik ve sevilen bir kent ama Budapeşte daha bir sıcak, enerjik ve zarif, bence Prag'ı başka bir bahara bırakın. İngilizce bilmiyorsanız Prag turları ile gitmenizi tavsiye ederim, aksi halde epey zor olur. Merhabalar, yazilarinizda yurtdisina seyahat etmek isteyen insanlara verdiginiz bu muthis bilgiler icin cok tesekkur ederim. Prag-Budapest ikilisi onumuzdeki aylar icin planladigim bir gezi, notlarinizdan yararlanacagim. Ayrica et hassasiyeti konusunda verdiginiz adresler icinde ayrica tesekkur ederim. Keyifli, saglikli nice gezilere, yolunuz acik olsun. Merhaba Baki Bey. Prag ve Budapeşte Avrupa'nın en güzel şehirlerinden, beğeneceğinize eminim. Blog yazılarıma ilginize teşekkürler, işe yaradığını bilmek memnun ediyor. Yolunuz açık olsun. Merhaba. Buna sevindim. Ben gündüz yolculuk ettim ama gece trenleri de güvenlidir. Çok güzel üç şehir göreceksiniz, ne güzel bir plan. Merhaba. Ben Prag ile ilgili seyahat ve turizm konusunda bilgi sahibiyim. Çek Cumhuriyeti'nde yaşam, iş kurma ve eğitim konularında okurlarımdan sorularınızı yanıtlayan olur umarım. Aynı. Prag hala ekonomik bir turizm merkezi. Merhaba. Prag ve Budapeşte'ye dörder gün ayırmak iyi olur, mümkün değilse üç. Çocukla gezmenin özellikle bu şehirlerde bir zorluğu yok. Selamün aleyküm abi ben de oraya gelicem de buranın parası ve karşılığı nasıl oluyor abi ya ona göre bi para getirmek istiyorum. Merhaba. Çek Cumhuriyeti para birimi koruna olup, yanınızda avro veya dolar götürüp orada Çek para birimi satın alabilirsiniz. Diğer Prag yazıma bakın, bilgi var. Alışveris için şehrin yakınlarında Fashion Arena Prague Outlet var. Yeşil metro hattı ile son durak Depo Hostivar'da inerseniz ücretsiz servis ile 5 dakikada alışveriş merkezine ulaşabilirsiniz. Fiyatlar ABD deki gibi uçuk ucuz değil ama kendi adıma ilk defa euro bölgesinden alışveriş yaptım. Hele ki bu kurlar ile düşününce 2,90 $ lardan epey ucuz bir yermiş diye düşündüm. Alış veriş merkezinin içinde tax free başvuru yerleri var kredi kartı ile yaptığınız alışveriş için nakit iade alabiliyorsunuz. Sadece verilen formu hava alanında onaylatıp kutuya atmanız gerekiyor. Aksi halde ödenen tutar k. k. çekilecektir dendi. Nakit aldığınız için tax free den ½15 kesinti uyguluyorlar sonuç olarak ½11,5 iade almış oluyorsunuz. İade işlemleri için pasaport istiyorlar biz yanımızda taşımadığımız için rica edip fotokopileri ile işimizi hallettik. En önemlisi de tax free için 2.000 Çek korunası harcama yapmanız gerekiyor. Yurtdışına çıkanlar için en çok sorulan sorulardan biri olan iphone için: Resmi bir apple store yok onun yerine istore diye mağazalar mevcut. Tax free şartları aynen geçerli. Ben arkadaşıma 725 $ a iphone 6s aldım. Tax free ile iade edilen tutarla gidip döviz bürosundan 82 $ aldım. Toplamda 643$ a 6s almıs oldum. Aynı cihazı eylülde ABD'den 571$ almıştım. Eskisi gibi fiyat farkları kalmadı. Prag'da alışveriş, fiyat ve vergi iadesi bilgileri için çok teşekkürler Ömer Bey. Yazilarinizi buyuk zevkle okudum sormak istedigim pragta gezi turu nasil bulabiliriz. Sorun ingilizce bilmemektir tesekur ederim. Teşekkürler Mine Hanım. Blogumun sağ üst kısmında görseli bulunan Gruppal güvenilir bir tur şirketidir, sitesine girip Prag turu satın alabilirsiniz. Oteliniz Prag kent merkezinde değil, Metro A veya 180 numaralı otobüsle 9 kilometre uzaklıktaki şehir merkezine gitmeniz gerekecek. Daha salaş ama merkezi bir otel iyi olurmuş yürümek açısından. Prag'da gezilecek yerler listemdekilerin hepsini görebilirsiniz. Prag'ı beğeneceğinize eminim. Bilgi için çok teşekkür ederim 🙂 9 km Roma da o kadar yürüdükten sonra sanırım bende etki yaratmaz karış karış dolaşmayı çok seviyorum. Ayrıca blogunuz çok verimli elinize sağlık iyi günler dilerim. Seyahat blogumu begenmenize sevindim. 🙂 Yabancı kentlerde yürümeyi ben de çok seviyorum, adeta yorulmuyorum. Harika bir Prag gezisi dilerim. Ben ve eşim 21 Haziranda dört günlüğüne Prag'da olacağız. Merhaba. Prag'da dört günde harcanacak para için rakam vermem doğru olmaz, herkesin harcama tarzı farklıdır. Ancak Türkiye'den ucuz olduğunu söyleyebilirim, ona göre yaklaşık bir bütçe çıkarırsınız. Tabii sadece yanınızdaki Çek parası koruna'ya güvenmeyip gerekirse ATM'lerden çekmek için mevduat hesabınızda para bulundurmanızı öneririm. 1- Öncelikle Prag da öğle ve akşam yemekleri alkolsüz ortalama TL bazında ne kadar olacaktır. Şimdiden vereceğiniz cevaplar için çok çok teşekkür ederim. Merhaba. Prag'da lokanta ve yemek fiyatları yazımda var. Bence ekstra turların hiçbirine gerek yok, Prag 3 geceden daha fazlasını rahatlıkla dolduracak kadar güzel bir kent. Prag Viyana arasında her gün çok sayıda tren ve otobüs var. Otobüsler 4.5-5 saat sürüyor. Günde 8 tren var, 4 saat sürüyor. Bilet fiyatları artasında epey fark var; otobüs daha ucuz. Schengen vizeniz olduğu için sorun yaşamazsınız. Rica ederim. Saygılar. Prag denilince şehrin tarihi akla gelir, keşke biraz bahsedilseydi. İlginize teşekkürler. Buyrun buradan yazarak katkı yapın. Merhaba. Prag bisiklet bira turu ücretleri kişi başı ortalama 30 avro. 1,5 saat ve 2 saat süren bira turları, 12-15 kişilik büyük bisikletlerle yapılıyor. Praguebeerbike veya beerbikeprague sitelerinden fiyat ve yer durumlarını görebilirsiniz. Spa hakkında bilgim yok. Rica ederim. Bilgileriniz için teşekkürler, referans noktamızsınız Alper Bey, onun için bir şey daha soracağım. Prag'da 2. el pazarı var mı? varsa nerede? İnternetten bu bilgiye ulaşamadım. Merhaba Fikret Bey. Seyahat bloguma ilginize teşekkürler. Prag'da ikinci el alışveriş için Praha 9-Vysocany adresindeki Avrupa'nın en büyük bit pazarı U Elektry Market'e gidebilirsiniz, sadece Cumartesi ve Pazar günleri kuruluyor. Clementinum Kütüphanesi'ne çok yakın Klementinum Antika Pazarı ise sadece Pazar günleri kuruluyor. Nehir kıyısındaki Naplavka semtinde sabit bir teknede kurulan void ise sadece her ayın ikinci Cumartesi açık. Dobrocinny obchod domova Sue Ryder: Nove Mesto, Praha 1, Stepanska 630/53. Muj sekac: Mala Strana, Praha 5, Ujezd 13. Satna Second Hand: Stare Mesto, Praha 1, Konviktska 13. Alper Bey, merhaba yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum, bilgilendirmeleriniz için teşekkürler. Ekim ayının ortasında tur eşliğinde iki günlük bi Prag gezim olacak, açıkçası otel konusunda biraz endişeliyim. Sizin böceklerden dolayı yaşadığınız kötü deneyim beni biraz daha ürküttü.. Acaba bu konuda neler tavsiye edersiniz ve siz hangi otelde kalmıştınız, öğrenebilir miyim lütfen. Merhb. Blog gezi yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Ben Strawberry Hostel'de kaldım, bulabildiğim en ucuz yerdi. Satndart bir otelde kalırsanız böcek olmaz, merak etmeyin."} {"url": "https://celebialper.com/reykjavik-gezi-notlari-gezilecek-yerler/", "text": "Norveç Oslo Havalimanı'nda İzlanda uçağı el bagajım ağır gelip kısıtlı hakkımı aştı. Ya evden çıkarken bozulmasın diye çantaya attığım bir baş karalahanayı ya da geleceğimi duyup e-posta ile müzeyi gezdirmeye davet eden Grönland Ulusal Müzesi müdürüne aldığım büyük paket lokumları yemem gerekti. Havalimanında oturdum tavşan gibi kart kurt karalahana yedim, tip tip baktılar. Efendim İzlanda'ya gitmiş bir Türk olarak kendime \"fakir\" dedirtmem, öncelikle parası neyse verdim, gayzer patlattım, sefam olsun. Burada İzlanda başkentinin yoğun trafiğini çektim. Pahalı diye bulaşık makinesi almayı sürekli ret eden kocasına \"bulaşık makinesi kadar taş düşsün başına\" diye beddua eden kadının merhum eşi. O günden beri İzlanda yasalarına göre beddua yasaktır; sadece guddua serbest. Ülke çok güzel de karton bardakta bir çorba 50 liraya satılır mı bre gırnatasızlar? Neyse sabah 70 liraya iyi kahvaltı buldum gömdüm. Türkiye'den getirdiğim tam buğday ekmeği ve paket çorbalarla idare ediyorum genelde. Şelaleye bakın ama, güzel ülke, ona laf yok. Geleneksel İzlanda yemeği için Ingigerdur Halanın Yeri diye biyere geldim. Köpek balığını kocam bugün avladı daha diyor Ingigerdur teyzem. Bir yakınlık hissettim, elini öpmeye davrandım ama o sırada gözüm menüye takıldı, bu tabak yüz liraymış, öpmekten vazgeçtim, nasılsa Ingigerdur teyze birazdan beni öpecek dedim. İzlandalı bacılarımız beyleri günlerce balığa çıktığında hasretlerini, acılarını, sevdalarını, umutlarını, bastırılmış duygularını Anadolu kadını gibi böyle göz nuruyla kilime dokurlar; toprak gibi, buğday gibi, can gibi. Ne yazık ki bugün İzlandalılar Türk olduklarını inkar etmekteler. Bu kilimi dokuyan kadın kör olmuş. Tuvaletlerde \"kadın erkek birlikte girin\" diyor ama yalnızım, Küçük Emrah gibi boynum bükük giriyorum. Başkent Reykjavik'in karşı yakası böyle buzul olduğu için İstanbul'daki gibi \"abi ben karşının taksisiyim\" sorunu yok, bu iyi. Binalar, sınıflar, öğrenciler nasıl göreyim diye İzlanda Üniversitesi'ne geldim ama tahta görünce dayanamam, meslek hastalığı. Şöyle mütevazi bir lokantada bir tabak makarna yiyeyim sefam olsun dedim ama 100 liraymış vazgeçtim, 15 liraya sıcak köpek yiyorum. Yanındaki kuş bokundan para almıyorlar sağ olsunlar. İzlanda içkisi Brennivin içiyorum. Bir yudum yerli içki 60 lira, Allah'ınız yok mu be? Bakır ayran kupasına buz koydular artistler. Bu İzlandalıların işi gücü trol; çok huzurluyuz da, şöyle mutluyuz da. Acaba gerçek mi? Bakın anlatayım. Ne huzuru? Daha geçenlerde ülke karışmış. Hava durumu sunucusu anlatırken alışkanlıktan haritanın hep sağ tarafında duruyormuş. O illerde yaşayanlar \"sıcaklık değerlerini göremiyoruz, solda dursun\" diye isyan etmiş. Olay büyümüş, hükumet ve STK'lar araya girmiş, sunucunun biraz sağda biraz solda durması konusunda anlaşılarak kriz can ve mal kaybı olmadan çözülmüş. Vikingler böyle bir eldiven icat etmişler, ucu yok ve yuvarlak. Sıcak içeceğin soğumasını geciktirir, eli ısıtır. Nordik zekası. Türk eserleri. Sultan Abdülaziz Han'ın Osmanlı-İzlandalı dostluğunu temsilen yaptırdığı Reykjavik İmarethanesi. Tokat İli Turhal İlçesi Yardımlaşma Derneği Reykjavik Merkez Camii. Sevdim burayı, Elflerle kalayım bu gece. Şehir merkezindeki ördekli göl. Etrafında Hljomskalagardurinn Parkı var. Gölün kuzeyindeki modern mimarili Belediye binasının giriş katında büyük bir ülke haritası, kafe, sergi salonu ve turizm danışma bürosu var; buradan kent haritası ve broşürler aldım. Eiriksgata Caddesi'ndeki sanat müzesinin bahçesinde Einar Jonsson'un 26 bronz heykeli var. Tam kent merkezindeki parkta Parlamento ve Ulusal Katedral var. 18. yüzyılda inşa edilen, ülkenin ana Lüteriyen kilisesi. Althingi adlı küçük parlamento binası, 1881 yılında İzlanda'nın nüfusu 60.000 iken inşa edildiği için küçük. Şehir etrafına kurulurken bu alan tarım arazisi olarak korunmuş, bugün etkinlikler de düzenlenen bir park. Hem buralılar için hem de turistler için gezilecek yerler arasında. Şehrin kuzeyindeki Kollafjördur Fyordu'nda yer alan adada yaşayan yok, şehirden kolayca uzaklaşmak için dinlenmeye gidilen bir yer. Şehrin yer aldığı yarımadanın batısındaki küçük ada. Havalimanının doğusundaki ormanlık tepedeki Perlan binasından manzara güzel. Fossvogur Mezarlığı ve II. Dünya Savaşı'ndan kalma koruganlar da olduğu için ünlü gezilecek yerler arasında. Deniz kıyısındaki yürüyüş yolu Vesturbaer Mahallesi'nden Nautholsvik Kumsalı'na ve Fossvogur Vadisi'ne kadar gidiyor. İzlandacası Fossvogsdalur olan uzun, ince, yeşil alan ile bisiklet ve yaya yolu. Kistuhyl'daki Borgarsögusafn Reykjavikur adlı Kent Müzesi Haziran, Temmuz, Ağustos aylarında her gün 17:00'ye kadar, Kışın sadece Pazartesi, Çarşamba, Cuma günleri 13:00'te açılıyor. Personel geleneksel kıyafetler giyiyor. Tam bilet 1400, indirimli 800 krona, yaşlı ve çocuklara ücretsiz. Aurora Reykjavik adlı Kuzey Işıkları Merkezi Grandagardur Caddesi'nde. Kuzey Işıkları oluşumunun farklı halklardaki kültürel önemi, bilimsel olarak nasıl gerçekleştikleri, tarihi, efsaneleri anlatılıyor; etkileşimi ekranlar, fotoğraflar, simülasyonlar, görüntüler sunuluyor. Tam bilet 1600, yaşlı ve öğrenci 1400, 6-18 yaş 1000 Krona. Norraena Husid (Sturlugata Cd. no:5, Vatnsmyri) modern etkinlik merkezinde sanat sergileri, konserler, şiir okumaları, uluslararası film festivali, moda bienali ve diğer kültürel etkinlikler düzenleniyor, diğer Nordik ülkelerle ilişkilerin geliştirilmesi için çalışılıyor. 1913 ile 1917 yılları arasında inşa edilen Old Harbour veya Hafn, kutup martısı ve balina gözlem turlarının başlangıç noktası. Viking Denizcilik Müzesi ve Icelandair Hotel Marina, restoran ve kafe var. Turistik gezilecek yerler arasına yeni giren bir nokta. Önce limanda yürüyerek gezdim, sonra bu fotoğrafı HARPA binasından çektim. Eski limana yakın Austurbakki Caddesi'nde yer alan, 2011'de açılan HARPA İzlanda Operası, The Reykjavik Big Band ve İzlanda Senfoni Orkestrası'na ev sahipliği yapıyor. Orkestra Temmuz ve Ağustos hariç 10 ay her Perşembe akşamı konser veriyor. HARPA İzlandalı sanatçı Olafur Eliasson tarafından tasarlandı, Danimarka şirketi Henning Larsen Architects ve yerli firma Batteriid Architects tarafından inşa edildi. Çelik iskeletli bina geometrik şekillerde renkli cam panellerle kaplanmış, ülkenin en iddialı modern mimari yapısı. Leikhusid (Hverfisgata 19) tiyatrosu ülkenin tiyatro sanatının merkezi olup, eski ve yeni, yerli ve yabancı oyunlar sahneleniyor. Her sezon 30 civarı yapım oynanıyor. Beş mekana sahip; 500 kişi kapasiteli Stora svidid salonu, 140 kişilik Kassinn salonu, 80 kişilik çocuk tiyatrosu, 70 koltuklu Bruduloftid kukla sahnesi, ve 120 kişilik Leikhuskjallarinn salonu. Sundlaugarveg semtindeki Laugardalur Vadisi'nde yer alan şehrin en büyük kaplıca havuz tesisinde açık havuz, çocuk havuzu, oyun havuzu, su kayakları, sıcak su küvetleri, sauna, jimnastik salonu ve küçük bir golf sahası var. gece 22:00'ye kadar açık. Einar Jonsson'un 1924 yılında yaptığı Viking Ingolfur Arnarson heykeli, Arnarholl Tepesi'nde. El yazması Landnama kitabına göre Arnarson 874 yılında ailesiyle ülkeye ilk yerleşen kişi olmuş. Saebraut yürüyüş ve bisiklet yolunda, deniz kenarındaki Solfar heykelini Jon Gunnar Arnason yaptı. Güneşe övgüyü temsil eden, Viking gemisi gövdesi biçimindeki hayali tekne heykeli, keşfedilmemiş topraklar vaat ediyor; bir umut düşünü, ilerlemeyi ve özgürlüğü temsil ediyor. Arka plandaki destansı Esja Dağı görüntüsü ile birlikte popüler bir fotoğraf noktası, turistik gezilecek yerler arasında. Şehir merkezi küçük olduğu için gezilecek yerler, görülecek noktalar yürüyerek ulaşılır konumlarda. Kuzey Atlantik Bölgesi'nin en ucunda olmasına rağmen Reykjavik hava durumu sanıldığı kadar soğuk değil. Kış ortalama hava sıcaklığı -1. Gulf Stream sıcak su akıntısından dolayı ülkenin kıyı iklimi ılıman. Örneğin aynı enlemdeki Rusya Arhangelsk limanı aylarca buzla kapanırken, Reykjavik limanına yılın tüm aylarında gemiler girebiliyor. Başkent aynı zamanda yağmurlu bir şehir. Yıl içinde 213 günlük yağmurlu ortalaması var. İlkbahar biraz daha güneşli günlere sahip, yazın ise sıcaklık gündüz 13, gece 9 derece civarında oluyor. Benim kayinvalide övüp bitiremiyo Izlanda'yi. Ilerde bi gün gidecez bakalim. Hallgrmskirkja Kilisesi harikaymış. Teşekkürler yazı için. Rica ederim. İzlanda gezi yazılarım devam edecek, daha 3 uzun yazım var, sonra Grönland'ı anlatacağım. İlginize teşekkürler. Merhaba Fatih Bey. İzlanda yazıma ilginize teşekkürler. 🙂 Kitap da olur belki, zaman ayırmak gerek tabii. Merhaba. 1 gün Oslo da kalıp orayı gezip sonra İzlanda'ya geçeceğiz ve 2 veya 3 gün de orada kalacağız. Vizeyi nereden almalıyız, Norveç mi İzlanda mı? Teşekkürler. Merhaba. İzlanda'da daha çok kalacağınız için Schengen vizenizi İzlanda'dan almanız gerekiyor. Fakat İzlanda'nın Türkiye'de diplomatik temsilciliği olmayıp, sadece fahri konsolosları var. Bilgi için İstanbul Fahri Konsolosunu aradım, kendisi ilk girilen ülke Norveç vizesini almanız gerektiğini belirtti. Oysa bildiğimiz kural, uzun kalınan ülkenin vizesini almak gerektiğidir. İzlanda vizesini Danimarka Konsolosluğu veriyor, bu durumda İzlanda vizesi için Danimarka Konsolosluğunu aramanızı öneriyorum. Telefonu: (0212) 359 19 00. Vize işlemleri aracı VFS Global şirketinin telefonu: (0212) 373 58 03. Göklerin Efendisi Varda Orta Dünya üzerindeki parlak Yıldızlara yeniden ışık verdiği anda Eru'nun çocukları, Cuivienen Denizi yani \"uyanış suyunun\" yanında gözlerini açtılar. Efler olarak adlandırılan bu halk, Quendi idi ve yaratıldıkları anda ilk gördükleri yeni Yıldızların ışığı oldu. Bu nedenle Elfler, yıldız ışığını her şeyden çok sever ve tüm Valar arasında Elentari yani Yıldızların Kraliçesi olarak adlandırdıkları Varda'ya taparlar. Ve dahası, uyandıkları anda Elflerin gözüne giren yeni ışık orada kalmış ve bu andan sonra gözlerinde parlamaya devam etmiştir."} {"url": "https://celebialper.com/riga-gezi-notlari/", "text": "Riga gezi notları olarak hazırladığım bu yazıda Letonya'nın başkenti Riga hakkında bilgi, ulaşım, hava durumu, gördüklerim, insanlar, sokaklar, yaşamdan karelerim var. Riga gezi için cazip bir kent; Alman Art Nouveau mimari tarzında en çok eserin olduğu şehir. Eski kent bölgesi, tarihi eserleri ve önemi, gece hayatı sayesinde tüm Avrupa'dan turist ve gezginleri kendine çekiyor. Aşağıdaki Daugava Nehri kıyısında yer alan Riga gezi için bence ideal bir şehir. İşte pratik bir Riga gezi rehberi. İstanbul'dan Riga'ya THY direkt uçuşları Atatürk Havalimanı'ndan 3 saat sürüyor ve bilet fiyatları 600 liradan başlıyor. Rus Havayolu Aeroflot ile Moskova aktarmalı ve Ukrayna Havayolu Ukraine Intl Airlines ile Kiev aktarmalı da gidebilirsiniz ama hem yolculuk süresi uzuyor, hem de bilet fiyatları daha pahalı. Riga Uluslararası Havalimanı kapısının karşısından kalkan 22 numaralı otobüs havaalanından kent merkezine gitmek için kullanılabilir. Şehir merkezi 40 dakika sürüyor; otobüs durağında bilet makinesi var. Aynı yerden kalkan 222 numaralı minibüs de şehir merkezine gidiyor, şoföre 2 euro ödeniyor. Airport Express minibüsleri 5 euro karşılığı Riga merkezine daha hızlı gidiyor. Red Cab taksiler merkeze 12 euro, Baltic Taxi 15 euro ücretle götürüyor. Bunların dışındaki taksiler daha fazla para isteyebiliyor. Ben 1 ay süren Letonya Estonya Litvanya seyahatim sırasında İstanbul-Riga-İstanbul hariç uçak kullanmadım. Üç ülke arasında Eurolines otobüsleriyle, ülkelerin içerisinde ise yerel otobüs ve minibüslerle ulaşım sağladım. Bir Kuzey Avrupa kenti olan Riga gezi için en uygun mevsim olarak yaz aylarını sunuyor. Yazın hava durumu ideal; ortalama sıcaklık 18 derece. Hava sıcaklığı gündüz ortalama 22 derece, gece 14 derece. Çok nadiren 30 dereceye yaklaşabiliyor. Sıcaklardan kaçmak için ideal bir kent. İlkbahar da Riga gezi planı için iyi bir zaman, hava sıcaklığı gündüz 12 ile 17 derece arasında değişiyor, hafif veya orta kalınlıkta bir ceket giymek yeterli olur. Kentte bir kez şiddetli bir yağmura yakalandım, caddeler göl oldu böyle. Riga gezi veya tur yapmak için kışları pek cazip olmayan bir şehir; ortalama en yüksek sıcaklık 1 derece, en düşük -5 derece. Letonya milli şairi Ojars Vacietis şöyle der: Yılın başı ve sonu beyaz, ortası yeşil. Riga gezi planı için en iyi mevsim olarak Mayıs ayından Eylül'e kadar diyebilirim. Riga denize yakın olduğu için ülkenin iç kesimlerine göre biraz daha ılıman bir iklime sahip. Riga'da beni evinde karşılıksız konuk eden CouchSurfing üyesinin evinin olduğu, kentin çok uzun ana caddesi olan Brivibas iela Bulvarı'nda böyle güzel binalar var. Ben hiç şehir içi toplu taşıma aracı veya taksi kullanmadım, yürümeyi sevenlere Riga gezi için kolay ve rahat bir şehir. Bastejkalns Parkı şehir merkezinde olmasına rağmen son derece sakin bir dinlenme alanı. Evlenecek çiftlerin çoğu düğünden önce buraya geliyor. Evlenen çiftler beraberlikleri sonsuza kadar sürsün diye Pilsetas Kanalı'ndaki Aşk Köprüsü'ne, üzerinde adları veya baş harfleri yazılı kilit takıp anahtarı suya atıyorlar. Az önce köprüye kilit takıp anahtarını kanala atmış olan çiftler; Letonya'da evlilik geleneği. Çevredeki diğer ülkelerde de gördüğüm bir gelenek. Evlenmek üzere olan kızlar eğlenceli bir konu seçip insanlara ya bir şey dağıtıyorlar, ya da ilginç bir şey istiyorlar. Bir tür evlilik öncesi kızlar partisi. Ogre'de beni konuk eden Ineta gelmeden önce bilet almıştı. Yakın arkadaşının arabasıyla Jurmala adlı sahil kasabasına konsere gittik. Hediye ettiğim İncesaz CD'sini çaldılar. Ogre kasabasında yaşayıp Riga'da çalışan arkadaşım Ineta. Bu kafede çay içerken bana Türkiye'de kadınların araba kullanıp kullanamadıklarını, kısa kollu giyip giyemediklerini sordu. Aşağıda üniversite binasından çıkan gençler var. Nasıl zor sormuşlarsa sınavda artık. Biz fakültede bu kadar terletmiyoruz çocukları. Eski Kent'teki Riga Meistaru iela hareketli ve güzel bir yer, eski evlerle dolu. Estonyalı arkadaşlarım Maria ve Piret'in Riga gezi planı benimkiyle kısmen aynı günlere denk gelince bir gün buluşup gezdik, tur attık. Burası Riga şehir merkezi Brivibas Meydanı, arkamızda Özgürlük Anıtı var. Eski kent yürüyerek gezmek için ideal. Ülkeyle ilgili genel seyahat bilgileri için Letonya Gezi rehberi yazıma bakabilirsiniz. Riga gece hayatı eğlenceli. Sohbet etmek için sakin barlar arasında Antonijas Caddesi'ndeki Vine Studija ve yakınındaki VinoMetr, Berga Bazars'da daha pahalı Garaza var. Eski Kentte Lido ve Alus Arsenal adlı pub'lar seviliyor. Yine eski kentte İrlanda barı Paddy Whelan's, Belçika barı Bon Vivant ve İngiliz barı Victory Pub var. Piens adlı hipster tarzı club'ın yanındaki Labietis barda kaliteli fıçı Letonya biraları satılıyor. Metisa Caddesi'ndeki Betty's Lounge adlı bar 1950'ler tarzında. Mojo Cafe Bar Pils Caddesi 7 numarada; sarı kırmızı duvarları, kanepeleri, yazlık terası var. Disko ve kulüp 0larak Mai Tai, Studio 69, Coyote Fly var. Rusya asıllıların tercih ettiği Club La Rocca, Letonya kökenli ve Letonca konuşanların gittiği Kalku Varti ve Pulkvedim Neviens Neraksta adlı kulüpler de ünlü. Slokas Caddesi'ndeki Hipster tarzda Kanepes Kulturas Centrs adlı eğlence yerinde canlı müzik ve gösteriler yapılıyor. Vejetaryenler ve bisikletçiler Lacplease Caddesi'ndeki MiiT kafeye, entellektüeller ise Chomsky adlı bara gidiyor. Torna jela Caddesi'ndeki Shot Cafe'ye genç Letonyalılar, Terbatas Caddesi'ndeki Push Club'a ise genç Ruslar eğlence için gidiyor. Riga gezi notları olarak hazırladığım bu yazımın gezginlere bilgi kaynağı olmasını umarım. Merhaba, seneye erasmus kapsamında letonya ventspilsi kazandım. ülkenin pahalı olduğunu falan söylüyorlar hibesiz gitmeyi düşünüyorum sizce çok zorlanırmıyım maddi açıdan. Durumum orta düzey. Merhaba. Letonya için Türkiye'den pahalı bir ülke diyemeyiz. Lokanta ve kafelerde yeme içme fiyatları Türkiye'nin biraz üzerinde ama bakkal ve marketlerde bazı ürünler bizden biraz pahalı, bazıları daha ucuz. Genel olarak fiyatlar Türkiye'ye benzer, o şekilde düşünün. Başarılar dilerim."} {"url": "https://celebialper.com/riga-gezilecek-yerler/", "text": "Riga gezilecek yerler bakımından çevresindeki şehirlerden daha zengin. Eski kent, güzel eski binalar, yüksek kuleli kiliseler, anıtlar, parklar, kafeler, turistik yerler, eski sokaklar, Riga'da gezilecek yerler arasında öne çıkıyor. Letonya'nın başkenti Riga Avrupa'nın en güzel şehirlerinden biri olarak kabul ediliyor. İşte seyahat etmeyi düşünenler için Riga'da görülecek yerler listesi, fotoğraflar ve bilgiler. 1201 yılında Albert of Bremen tarafından kurulan Riga Daugava Nehri ile iki bölgeye ayrılıyor. İçinden nehir geçen kentler hep güzel değil midir zaten? Nehrin doğu yakasındaki Orta Çağ'dan kalma Eski Kent, 19. ve 20. yüzyıl mimarili binalar, 2 katlı müstakil evler, çok katlı Sovyet apartmanları ile çevrili. Ama içerisi iyi korunmuş ve restore edilmiş. Berlin, Paris, Roma gibi şehirlere çok benzediği için Sovyet döneminde Batı Avrupa'da geçen bir çok film Riga'da çekildi. Kenti 1 aylık Letonya Estonya Litvanya seyahatimde gezdim. House of Blackheads içerisindeki Turizm Bürosu ücretsiz tur ve broşürler sunuyor. Fiyatı 16 ila 26 euro arasında değişen Riga Card, müzeler ve bazı turistik yerler için indirim sağlıyor. Riga'nın turistik yerleri Eski Kent ve Özgürlük Anıtı çevresinde toplanıyor. Turistlerin gitmediği, köprünün diğer yakasındaki eski Agenskalns ve Tornakalns semtleri çok ilginç. Buraları bana daha sonra Jurmala adlı kasabadaki evlerinde kalacağım Reinis gezdirdi. Riga'da gezilecek yerler listemde hem en turistik Eski Kent, hem de daha az gezilen yerleri anlatıyorum. Riga'da yürüyerek gezmek kolay, merkezden çok uzaklaşmayacaksanız otobüs veya taksiye ihtiyacınız yok. Eski Kent merkezindeki güzel bina eskiden tüccarlar loncası idi. Bugün ilginç bir müze olan binanın bodrum katında bir şarap mahzeni ve ticaretle ilgili sergiler, üst katlarında büyük balo salonları var. Giriş ücreti tam 3 euro, öğrenci 1.5 euro. Riga'da gezilecek yerler arasında en önemli ve güzel olanı. Bina güzel ama içi ziyarete kapalı. 1209 yılında inşa edilen Skarnu Caddesi'ndeki St. Peter's Church Riga'nın en eski kilisesi. harika bir mimariye sahip olan kilisenin kulesine Pazartesi günleri hariç çıkıp tüm kenti görebilir, güzel bir Riga manzarası izleyebilirsiniz. Riga'da gezilecek yerler arasında gidilmesi şart bir yapı. Kentteki en eski kilisenin kulesinin tepesinden. St. John's Church Jana Caddesi'nde ve Pazar-Pazartesi hariç ziyarete açık, ücretsiz. Mihrabı Rönesans döneminden olup Hz. İsa'nın ölümü, göğe yükselişi ve yeniden dirilişini tasvir eden resimler var. Tavan ise Gotik dönemden ve 5 ayrı bölümden oluşuyor. Dev bir org bulunan kilise 13. yüzyıldan kalma. Şehrin en acayip müzesi Sun Museum Valnu Caddesi'nde. Güneş mitolojisinin tarihini ve Letonya kültürü içerisindeki yeri anlatılıyor. Big Guild'in yanındaki bina, çatısındaki iki kara kedi heykeliyle ünlü. Efsaneye göre loncaya kabul edilmeyen bir tüccar bu evi inşa ettirip kedi heykellerini kuyrukları loncaya bakacak şekilde koydurarak kuruluşu küçümsediğini vurguladı. Binanın mimari özelliği pek olmasa da sembolik anlamı nedeniyle Riga'da gezilecek yerler arasında. Wagner bir dönem burada yaşadığı için salonun olduğu caddenin adı Vagnera jela. Bu salonda konserler vermiş. Eski Kent'in kuzeyindeki Rigas Pils adlı kale pek ilginç olmasa da içerisinde Letonya Ulusal Tarih Müzesi (bilet 3 euro, fotoğraf çekmek ayrıca 7 euro), Yabancı Sanat Müzesi (ücret 3,5 euro, fotoğraf 0,75 euro) var. Doma Katedrali de denen 1207 yılından kalma kilise, kentin sembollerinden. 6768 borulu kocaman bir org var. Museum of the Barricades of 1991 Kramu Caddesi'nde. Sovyetler Birliği'nin son senesinde yeni seçilmiş Letonya hükümetine karşı birlikler göndermesi ve çıkan olaylarla ilgili, ücretsiz. Üç Kardeşler adlı bu üç yapı, kentteki en eski konutlar. Birinde küçük bir mimari müzesi var ve Letonya hakkında çeşitli sergiler düzenleniyor. Letonca adı Brivibas piemineklis olan aşağıdaki Özgürlük Anıtı Letonya'nın ilk bağımsızlık döneminde dikildi ve Letonya halkı için çok önemli olduğundan Sovyet yönetimi ideolojisine karşı olsa da anıtı yıkmadı. Tepesindeki 3 yıldız taşıyan kadın, Letonya'nın 3 bölgesini kucaklayan özgürlüğü simgeliyor. Riga'da görülecek yerler arasında. Rusya yönetimi döneminde kentte yaşayan Ruslar için inşa edilen kilisenin dışı sade ama içi çok güzel. Ayin vardı, izledim. Beni misafir etmeyi kabul eden Couchsurfing üyesinin evinin olduğu, kaldığım caddede. Alexander Nevsky Church adlı aşağıdaki Ortodoks kilisesi, kaldığım Brivibas Caddesi'nde 56 numarada. Eski Sovyet KGB Merkezi Köşedeki Ev olarak biliniyor. Zamanında Letonya'nın en yüksek binası olan yapının en üst katından Sibirya'nın görülebildiği söylenirmiş. Sovyet rejimine karşı birçok Letonyalı burada sorguya çekildi, işkence yapıldı, öldürüldü veya Sibirya sürgününe gönderildi. Catholic Church of Our Lady of Suffering adlı yapı, 18. yüzyıldan kalma olup kentteki ilk taş kilise. St. Gertrude Old Church bir Evangelist Lüteriyen kilise. Gertrudes Caddesi'ndeki kilise etnik Alman cemaatin ibadet yeri. Letonya Ulusal Operası Letonya Ulusal Balesi, LNO Korosu ve LNO Orkestrası'na ev sahipliği yapıyor. 1863 yılında St. Petersburglu mimar Ludwig Bohnstedt tarafından inşa edildi. Dev zeplin hangarlarının içindeki bu dev pazarı Letonya Yemekleri yazımda anlatıyorum. Moskova Mahallesi'nde güzel eski ahşap evler, Büyük Sinagog, Rus Ortodoks Kutsal Haber Kilisesi, Grebenshchikov Kilisesi, İsa Kilisesi, Letonya Bilimler Akademisi ve Andrejsala adlı kültür, sanat ve eğlence bölgesi var. Riga şehrinin bu bölgesi turistik değil. Pardaugava semtinde TV Kulesi, tarihi Agenskalns Mahallesi (yürümek zor gelirse 2 ve 4 numaralı tramvay, 21, 38, 39, 25 numaralı otobüsler, 5 ve 9 numaralı troleybüslerle gidebilirsiniz), Agenskalns çiftçi pazarı, Demiryolu Müzesi, Tiyatro Müzesi, Kipsala Adası, aşağıdaki Sovyet II. Dünya Savaşı Zafer Anıtı, Fotoğraf Müzesi var. Riga'da görülecek yerler arasında şunları da sayabiliriz. Roland Heykeli Eski Kent Meydanı. Letonya'nın İşgali Müzesi Sovyet dönemiyle ilgili, Strelnieku laukums no:1. Porselen Müzesi Letonya porselenleri, Kaleju iela, no:9. St. Saviour's Anglican Church Anglikanu iela, 2a. St. Jacob's Catholic Church 1226 yılından kalma, Klostera iela, no:2. Letonya parlamentosu Jekaba iela, no:11. Mezaparks Riga'nın biraz dışında, 11 numaralı tramvayla gidilebilen park. Zamanınız varsa Riga'da yapılacak şeyler arasında bazı ilginç etkinlikler. Letonya Olimpik Takımı ile birlikte saatte 100 kilometre hızla profesyonel bir yarış kızağı sürmek mümkün. Sadece Kasımdan Marta kadar yapılabiliyor ve pahalı. Yaz aylarında Gauja Nehri'nde kano gezisi. Balasta dambis Caddesi 13 numaradaki kayak turları firmasıyla rehberli kayak."} {"url": "https://celebialper.com/romantik-prag-icin-oneriler/", "text": "Romantik Prag; Avrupa'nın orta yerinde, büyüleyici bir şehir. Kısa sürede tadına varılabilecek ama bir gidenin bir daha gitmek istediği, Çek Cumhuriyeti'nin incisi, Orta Çağ dokusunu hala yaşatan bir kent. Prag tarihi yapıları, geniş meydanları, eski sokakları, modern Bohem mimarisi ve romantik atmosferi ile sevgililer günü ve balayı için gidilebilecek tam bir aşk şehri. İşte romantik bir Prag turu için öneriler. Sevgililer günü gezisi veya evlenme teklifi için dünyanın en romantik yerlerinden biri olan kentin romantik Prag unvanı alabilmesi için herhangi bir sebebe ihtiyacı yok aslında. Mala Strana'nın Arnavut kaldırımlı yollarında sevgilinizle el ele yürüyüp nehir manzarasını izlemek bile yeterince romantik bir eylem. Siz de bu sevimli, küçük ve romantik şehre sevdiğinizle birlikte adım atacaksanız bu yazı tam da sizin için hazırlandı. Kemerlerinizi bağlayın! Aşk kenti Prag'a gidiyoruz! Romantik Prag çok büyük olmayan ve 2- 3 günde doyasıya gezip eğlenebileceğiniz bir şehir bana sorarsanız. Eğer Avrupa turunda iseniz birkaç gününüzü ayırmaya değecek tatta aynı zamanda. Prag'a uçak ile ulaşıyorsanız öncelikle otobüs bileti alıp 119 numaralı otobüs ile şehir merkezine gidersiniz. Ardından metro ile şehrin hemen her yerine ulaşabilme şansınız mevcut. Eğer tren ile geldiyseniz yine aynı şekilde metro kullanabilirsiniz. Yerel tren istasyonu Hlavni Nadrazi metro durağına yürüme mesafesinde yer alıyor. Avrupa'nın bir çok bölgesinde olduğu gibi Prag'da da saatlik biletler bulunuyor. Yani aldığınız biletin süresi ne kadar ise o zaman dilimi içerisinde metro ve otobüslerde kullanabiliyorsunuz. Otelinize ulaşıp eşyalarınızı bıraktıktan sonra haritada kendinize bir rota belirleyip turunuza başlayabilirsiniz. Ben ilk gün otel civarının gezilmesini öneriyorum. Böylece ertesi güne çok yorgun başlamayıp civarı tanıyarak zaman geçirebilirsiniz. Seyahatinizin süresi boyunca gideceğiniz yerleri harita üzerinde işaretleyerek nerelere yürüyüp nerelerde metroya bineceğinize karar vermelisiniz. Dünya Kültür ve Doğa Mirası Listesi'nde Çek Cumhuriyeti 12 yere sahip ve bunlardan biri de Old Town denilen Eski Şehir Meydanı. Bahsedilen bu meydanın çevresinde gezilebilecek bir sürü yer var. Bunlardan en bilineni ise Astronomik Saat. Bu saat, saat başlarında 1 dakika süren bir gösteri ile ziyaretçilerini karşılıyor. Saatin üzerindeki 12'lik saat dilimi, 12 adet burcu simgeliyor ve saatin bulunduğu yapıda her biri farklı anlamlar ifade eden heykeller yer alıyor. Bu meydanın yakınlarında olan bir başka yapı ise Tyn Kilisesi. Gören herkes bu kilise için \"masalsı\" yorumunu yapıyor. Ve elbette Vltava Nehri üzerinden geçen romantik Karl Köprüsü, balayı ve aşk için kente gelenlerin favorisi. Üzerinde çeşitli sokak sanatçılarının gösterilerini sergilediği bu köprü aynı zamanda oldukça ilginç heykellere de ev sahipliği yapıyor. Şehri sarıp sarmalayan, adeta buralar benim diyen Prag Kalesi ise tepelerde yerini almış. Kalenin 1000 yıllık bahçesi, gün batımı yaklaşırken romantik bir yürüyüş için ideal. Kale içerisinde yer alan diğer görülmesi gereken yerler ise şunlar; Aziz Vitus Katedrali, Aziz George Bazilikası, Eski Kraliyet Sarayı, Aziz George Bazilikası, Prag Kalesi Resim Galerisi ve Kraliyet Bahçeleri. Prag'a gidip de ünlü Dans Eden Ev'i görmeden gelmek olmaz. Aslında çok da anlamı olmayan bir yapı. Hatta Prag'ın tarihi yapısına hiç yakışmıyor da denilebilir. Bu sebeple Prag'lıların oldukça tepkisini çekmiş. Ardından beklenmedik bir şekilde turistlerin ilgisini çekince herkes kabullenmiş. Bunun dışında anılarla yaşayan John Lennon Duvarı, merdivenlerinden çıkanın da, çıkmayıp o eşsiz manzaradan mahrum kalanın da pişman olduğu Petrin Tower, Yahudi mahallesi olarak bilinen Josefov da Prag'da görülmesi gereken yerlerden. 1 Mayıs Çekya'da aynı zamanda Aşk Günü ve yılın en romantik günüdür; çiftler, aşk yaşayan Çekler Petrin Tepesi'ndeki en destansı Çek şair Karel Hyneck Macha heykeline çiçekler koyarlar. Öncelikle güzel bir kahvaltı beklentiniz olmasın. Biliyorsunuz ki birçok ülke ile bu konuda farklı bir kültüre sahibiz. Kahvaltıdan kasıt haşlanmış bir yumurta, mısır gevreği, kızarmış ekmek ve marmelat olabilir. Şehrin her yerinde butik restoranlarda lezzetli et yemekleri tadabilirsiniz ve bu yerlerin kendi yaptıkları biraları tadabilirsiniz. Ayrıca şehrin her yerinde satılan ünlü tatlıları Trdelnik'i de denemelisiniz. Köz ateşinde pişirilen bir çeşit hamurlu tatlı olan Trdelnik dondurma veya çikolata sosu ile servis edilebilmekte. Ayrıntılar için: Prag Alışveriş, Yemek, Gece Hayatı Rehberi. Nehir kenarında romantik yemekler yiyebileceğiniz yerler de bölgede yerlerini aldığı için bu konuda sıkıntı çekmeniz pek mümkün değil. Aynı zamanda yemekli tekne turları da mevcut. Romantik Prag şehrinde aşk, romantizm, eğlence, tarih ve keyif dolu bir tatil dileğiyle. Çok güzel bir yazı olmuş. Yeni blog yazarları için ilham olabilecek yazılarınız var. Paylaşımınız için teşekür ederim."} {"url": "https://celebialper.com/rosario-1-eglence-cocuklar-ve-marihuana-eylemi/", "text": "Arjantin seyahatimin ilk durağı olan Buenos Aires'ten 5 saatlik bir otobüs yolculuğuyla Rosario'ya geldim. Beni burada konuk etmeye gönüllü olan CouchSurfing üyesi Nadia otobüs terminalinde karşıladı ve evine gittik. Latin Amerika seyahatim boyunca Brezilya, Uruguay ve Buenos Aires'te kalorifer olmayan evlerde, lokantalarda, dükkanlarda günlerce üşüdükten sonra Nadia'nın evindeki şömineyi görünce sevinçten zıpladım. Sonunda ısınacağım!. Rosario gezim sırasında Nadia ile Arjantin'de eğlence, müzik, dans, sokaklar hakkında deneyim kazanıyorum. Rosario'da biraz dolaştıktan sonra akşam Nadia ile McNamara Bar'a gittik, burada çalışan arkadaşı sayesinde ikimiz için tek kişi giriş ücreti (12TL) ödeyerek Los Indios de Ahora grubunu izlemek üzere bara girdik. Beni bir sürpriz karşıladı; New York'lu etnik-funk-jazz-hiphop grubu Brooklyn Funk Essentials'ın sevdiğim ve evimdeki albümlerinde de olan Istanbul Twilight parçası çalıyordu, ne tesadüf! DJ Nadia'nın arkadaşıymış, biraz sonra tanıştırınca İstanbul'dan geldiğimi söyledim, gece tekrar çaldı Istanbul Twilight'ı, ilki hoş bir raslantı idi, ikincisi benim için. Arjantin'de eğlence başlıyor. Karnavala gideyim / çünkü ben yoksulum, beni sevmeyeceksin / Yanlış olan bu / beni sevmemen / Tatlım, balım / bana verdiğin öpücükleri / asla unutmayacağım / Sen de acı çekeceksin / Sen de ağlayacaksın / Bir gün bana yaptıklarının cezasını çekeceksin / Ben yalnızım ve ne istersem yaparım. Barda Los Indios de Ahora grubunu canlı izlemek, Arjantin seyahatimin en güzel gecelerinden biri oldu. Mc Namara Bar'ın tanıdık DJ'i bize en ön masayı ayarladı, Los Indios de Ahora grubunu yakından izledik, harikaydı. Barda yediğimiz yemekleri Arjantin Yemekleri yazımda anlatıyorum. Bu daha uzun bir çekimim, solistin konuşması ve konuk şarkıcı var. Arjantin'de eğlence, canlı müzikle. Rio Parana Nehri kıyısında çeşitli eğlencelikler. Latin Amerika seyahati ve Rosario Gezisi. Rosario'da sokakta dans öğrenenler. Arjantin gezi notları. Rio Parana Nehri kıyısındaki Parque de Espana'da komedi gösterisi yukarıda, izleyenler aşağıda. Arjantin'de eğlence sokakta. İlginç bir olaya tanık oldum. Yukarıdaki 16-20 yaşlarında 11 genç, kent merkezindeki meydanda bulunan büyük Arjantin bayrağının mekanizmasının kilidini açıp gönderine, üzerinde marihuana resmi ve \"yasallaştırın\" yazan bir bayrağı çekmişler, altında esrarlı sigara içip kahkahalarla eğleniyorlar. Biraz sonra polisler geldi, aşağıdaki fotoğrafta gördüğünüz gibi yaramaz çocukların bayrağını indirdiler, çocuklar uzaklaşmak şöyle dursun, polislerle dalga geçiyorlar. Nadya söyledi, polise \"bayrağımızı nereden geri alabiliriz?\" diye sorup eğleniyorlar. Polis çocuklara bağırmadı bile. Çocuklar arkalarından alay edip eğlenerek otlarını içmeye devam ettiler. Burada esrar kullanmak serbestmiş, fakat satın alımının yasayla düzenlenmesini istiyorlarmış. Arjantin gezi notları devam ediyor: Rosario Gezisi, Kent ve Mimari. Arjantin müzikleri güzelmiş. Eğlence hayatı renkli sanırım. Arjantin'de eğlence hayatını da görmeniz güzel olmuş."} {"url": "https://celebialper.com/rosario-2-kent-ve-mimari/", "text": "Latin Amerika seyahatimin önemli yerlerinden Rosario Arjantin'in Santa Fe eyaletinin en büyük, Buenos Aires ve Cordoba'dan sonra Arjantin'in üçüncü en büyük kenti. Parana Nehrinin Batı kıyısında yer alan Rosario'nun nüfusu yaklaşık 1 milyon. Uzun bir köprü Rosario'yu Parana Nehri üzerinden karşıdaki Victoria kentine bağlıyor. Rosario, bütün Arjantin'de kurucusu bilinmeyen sadece 2 kentten birisi. Arjantin bayrağı, Che Guevara ve Lionel Mess burada doğdu. İşte Rosario gezisi ve notlarım. Rosario Dr. Julio Marc İl Tarih Müzesi 38 salonunda arkeoloji, İspanyol-Amerikan sanatları, nümizmatik, tarihi tekstil, sivil ve dini gümüş işleme, silah, Rosario tarihi bölümlerine sahip. Ayrıca süreli olarak modern sanat sergileri de yapılıyor. Mimarı Angel Guido kentin en önemli yeri olan Ulusal Bayrak Anıtı'nı da tasarladı, daha sonra ondan da ayrıntılı bahsedeceğim. Dr. Julio Marc kurucusu ve ilk müdürü. Rosario gezisi sırasında görülmesi gereken bir yer. 1868 yılında açılan Nicasio V. Orono Bulvarı'nda zenginlerin güzel evleri var. Bugün bunlardan bazıları okul ve hastane gibi kurumları barındırıyor. Boulevard Nicasio Orono adlı bulvardaki Alman Protestan Kilisesi. Rosario gezisi devam ediyor. Aşağıdaki 1891 yılında inşa edilan Cupula de la Favorita binası, eskiden bir mağazaymış. Arjantin'de Mayıs Devrimi'nin 100. yılında İspanyolca, matematik, tarih ve coğrafya ağırlıklı, kaliteli eğitim verecek okullar açılmaya karar verildi. Bu kararla 1910 yılında açılan ve mimarı Juan Augusto Plou olan aşağıdaki Escuela Normal No:2 (Normal Okul No:2), Cordoba ve Balcarce Caddeleri'nin kesiştiği noktada. Arjantin gezim boyunca ne güzel okullar görüyorum ben. Rosario gezisi de keyifli gidiyor. Rosario Ticaret Borsası Bolsa de Comercio de Rosario 1884 yılında kuruldu. Bugün yeni bir binası da var ama merkezi aşağıda gördüğünüz, Raul Rivero tasarımı, 1926 yılından kalma bu güzel binada. Arjantin mimarisinin şık örneklerinden. Rosario mimarisi de Buenos Aires kadar güzel. Catedral Basilica Santuario adlı Rosario Katedrali'nin olduğu yerde ilk kilise 1731 yılında inşa edildi. Gördüğünüz katedral binası 19. yüzyıl sonundan kalma. Rosario gezisi sırasında görmek şart. Arjantin gezisi her kentinde güzel. Yine muhteşem mimari eserler ön planda. Teşekkürler. Güzel bir Rosario gezisi olmuş, hepsini okuyacağım. Teşekkürler."} {"url": "https://celebialper.com/rosario-3-arjantinde-yasam-ve-insanlar/", "text": "Rosario'ya iyi ki gelmişim. Arjantin'in kültür, sanat ve eğlence düzeyi yüksek kenti Rosario'da beni evinde konuk eden Nadia ile ilk anda ortak bir espri anlayışı yakaladık, bütün gün kahkahalarla gülüyoruz evde ve yollarda. Nadia'yı Türkiye'den kırmızı pul biber, Türk kahvesi ve Bandista CD'si hediyelerimle görüyorsunuz. Sayesinde Arjantin'de yaşam nasıl, yaşıyor ve görüyorum. Nadia beni merkezdeki evine yakın Bağımsızlık Meydanı'na götürdü. Arjantin'in en büyük parklarından birisi bu. Ulusal Bağımsızlık Bayramı'nın yüzüncü yılı olan 1910'da tamamlanmak üzere mimar Carlos Thays tarafından tasarlandı. Çok geniş parkın meydanı ve gölü var. Diğer kısmı ise Rosario halkını oluşturan başlıca dört Avrupa ülkesini temsil eden 4 ana kısma ayrılmış: Fransız, İngiliz, İspanyol ve İtalyan bölgeleri. Bağımsızlık Parkı'ndaki bu tezgahtan ne yemeli? Yediğim dev ve bol malzemeli sandviç YEDİKLERİM sayfamda. Her yerde olduğu gibi Arjantin seyahati boyunca da yemekleri özenle tadıyorum. Bu seyyar Torta Frita ve Churro satıcıları geleneksel olarak bu düdüklerle kendilerini duyurarak dolaşıyorlar. Yüzlercesi vızır vızır dolaşarak düdüklerini çalarken parklarda, caddelerde şenlik oluyor. Arjantin'de yaşam hareketli. Bağımsızlık Parkı'ndaki bu gölde deniz bisikleti, kano veya sandalla gezilebiliyor. Arjantin'de yaşam eğlenceli. Aşağıdaki torta asada adlı pidemsi, gözleme benzeri ekmek mangalda pişiyor. Arjantin'de yaşam ve insanlar. Aşağıdaki Boulevard Nicasio Orono Bulvarı, ikişer şeritli gidiş-geliş araç yolu ve ortada geniş bir yaya yolu olan, güzel bir cadde. 1976 Arjantin Askeri Darbesi (1976 Argentina Golpe de Estado) sağ bir müdaheleydi ve 24 Mart 1976 günü Isabel Peron'u devirdi. Yerine General Jorge Rafael Videla, Amiral Emilio Eduardo Massera ve Tuğgeneral Orlando Ramon Agosti liderliğinde askeri cunta yönetimi kuruldu. Cunta kendine \"Ulusal Düzeni Yeniden Sağlama Hükümeti\" adını verdi ve 1983 yılına dek Arjantin'i yönetti. Aslında ordunun Bağımsızlık Operasyonu adını verdiği \"Kirli Savaş\" adlı devlet terörü dönemi daha önce başlamıştı ve darbeden sonra daha da sertleşti. 30.000'e yakın kişi cunta tarafından \"kaybedildi\". Bunların birçoğu işkence merkezlerinden mahkemeye gidecekleri söylenerek uyuşturucu iğne vurulduktan sonra askeri uçaklarla okyanusa atıldı. Bu darbenin Arjantin tarihi için önemi büyük. Bakmakta olduğum metal albümde, Arjantin'deki askeri dönemde \"kaybolan\" kimliği belirsiz ölülerden kalanlar var. Yakınları veya tanıdıklarının çıkarak kimliklerinin tespit edilebilmesi umuduyla sergileniyor. Arjantin cunta dönemiyle ilgili Marco Bechis'in Olimpo Garajı adlı etkileyici filmini izlemenizi öneririm. Arjantin'in yakın tarihi hakkında önemli bir film. Fanatikler renk derdinde. Uzaktan hoş görünebilir ama ahşap işlemeli güzelim kapıyı ne hale getirmişler. Okulun duvarına yapmasaydın şunu en azından! Soldan sağa Nadia'nın ablası, babaları, ben, Nadia ve ablasının eşi. Nadia benden bahsedince ablası ve eşi yemeğe davet ettiler. İtalya kökenli sıcacık insanlar pizza pişirmişler, güzeldi. Babaları da evinde pizza ve börek yapmış, onun pizzası daha da lezzetliydi, etsiz ve soğanlı. Onlara memleketten bir paket sumak verdim. Birbirimize ısındık, peni pek sevmişler, ablası ertesi gün birkaç kez arayıp Rosario'dan gitmememi, daha uzun kalmamı söyledi, buna çok memnun oldum. Kocaman ülke Arjantin'in en sosyalist ve özgürlükçü kenti Rosario, sokak gösterileri ve sanatçıları, aktivistler, etkinlikler ve hareketli bir gece hayatı merkezi. Rosario'suz bir Arjantin gezisi eksik kalır. \"Bano completo\" yani komple banyo! Memleketimin tadilat-dekorasyoncusu da pek sever \"komple\" lafını, o yüzden yakınlık hissedip çektim bu fotoğrafı.. Arjantin gezim devam ediyor. Darbede insanlarını öldürüp okyanusa atmalarıda tam bir insanlık ayıbı, dünyanın her yerinde cuntalar, darbeciler var malasef. Arjantin'de yaşam hakkında epey bilgi edindim. Bir Arjantin seyahati için teşvik edici. Otelde değil evde kalmanız Arjantin'de yaşamı görmek açısından iyi olmuş. Olimpo Garajı filmini burada önermiştiniz bende yanıma not almıştım ancak aradan yaklaşık 3 ay geçti yeni izleyebildim film çok etkileyiciydi, Teşekkürler Alper Hocam. Önemseyip izlediğiniz için ben teşekkür ederim. Arjantin'de bu yakıtların herhangi birinin ve ısıtma sisteminin olduğu bir ev veya işyeri görmedim. İnanılmaz bir durum."} {"url": "https://celebialper.com/rosario-4-anitlar-savasta-olenleri-saran-arjantin-bayragi/", "text": "Arjantin şehirleri arasında özel bir yere sahip Rosario parklar, şık caddeler, meydanlar ve güzel anıtlarla dolu. Bazıları tarihi kişiliklerin heykelleri, bazıları modern sanat eserleri, diğerleri de evrensel mesajlar veren heykeller. Örneğin Nadia'nın beni götürdüğü büyük Bağımsızlık Parkı'ndaki bu heykel, dünya annelerine adanmış, adı Dünya Anneleri Heykeli veya Anne Anıtı. Arjantin tarihinin en önemli kişiliklerinden olan Manuel Belgrano heykeli aşağıda. Ülkede her kentte bir Belgrano semti, caddesi, heykeli ve meydanı var. Buenos Aires'te kaldığım şık semtin adı da Belgrano idi. Belgrano Arjantin tarihi açısından önemli bir kahraman. Ortasında yürüyüş yolu olan şık Boulevard Nicasio Orono Bulvarı'nda birçok heykel var. Aşağıdaki havuzlu anıtta \"Falkland Savaşı'nda ölen kahramanları bayrak sarmalıyor\" yazıyor. . Bizim Falkland diye bildiğimiz adaların adının İspanyolcada, yani kendi ülkesinin dilinde Malvinas olduğunu Nadia'dan yeni öğrendim. Arjantin seyahati boyunca çok şey öğreniyorum. Arjantinlilere göre, Malvinas adlı adalar ülkenin bir parçasıydı, fakat İngiltere, burada yaşayan İngilizler nedeniyle adadan vazgeçmiyordu. Falkland Savaşı, 2 Nisan 1982'de Arjantin'in Falkland ve Güney Georgia Adaları'nı işgal etmesiyle başladı. İngiltere, hemen adalara kuvvet gönderdi, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği'nden büyük diplomatik destek gördü; Arjantin'e ekonomik zorluklar uygulandı. Altı hafta süren savaşın ardından ülke teslim oldu ve işgal ettiği toprakları terk etti. Savaşta 258 İngiliz ve 649 Arjantinli öldü, adalar İngiltere kontrolünde kalmaya devam etti, fakat Arjantin adalar üzerindeki hak iddiasından vazgeçmedi. Arjantin'de iktidardaki Leopoldo Galtieri rejimi savaşın ardından devrildi. Birleşik Krallık'ta ise Margaret Thatcher zaferin etkisiyle 1983 Birleşik Krallık genel seçimlerini ezici bir çoğunlukla kazandı. Parana Nehri kıyısındaki Ulusal Bayrak Anıtı, Rosario'nun kuşkusuz en önemli yeri, ülkenin de en önemli anıtlarından birisi. Arjantin bayrağının yaratıcısı olan ve ilk kez 1812'de Parana Nehri'ndeki bir adada dalgalandıran Manuel Belgrano'nun ölüm yıl dönümünde, 20 Haziran 1957'de açılışı yapıldı. 10.000 metrekare alana yayılan anıtlar grubunun tasarımcısı mimarlar Angel Guido ve Alejandro Bustillo, heykeltraşları ise Lola Mora, Eduardo Barnes, Alfredo Bigatti, ve Jose Fioravanti. Anıtın İspanyolca asıl adı Monumento Nacional a la Bandera Argentina. Ülkenin uğruna dev anıtlar inşa ettiği bayrağından biraz bahsetmem gerektiğini düşündüm. Arjantin bayrağı 3 yatay şeritten oluşuyor; üst ve alttaki şeritler gök mavisi, ortadaki şerit ise beyaz renkte. Beyaz şeritte Mayıs Güneşi diye adlandırılan ulusal amblem yer alıyor. Mayıs Güneşi Arjantin ve Uruguay bayraklarında kullanılan ulusal bir simge. İnka uygarlığındaki Güneş Tanrısı Inti'den esinlenerek yapılan bu simgenin üzerinde somurtkan bir güneş yer alıyor. Bu güneşten sekizi kıvrımlı, sekizi düz olmak üzere toplam 16 kol uzanıyor. 18126yılında bağımsızlığını kazanan ülkenin şu anki bayrağında bulunan açık gök mavisi beyaz renk bütünlüğü ilk olarak yukarıda bahsettiğim bağımsızlık hareketinin lideri Manuel Belgrano tarafından kullanılmış. Bir inanışa göre Arjantin Bağımsızlık Harekatı sırasında komutan Manuel Belgrano tüm askeri birliklerin aynı rengi kullandıklarını fark edip yeni renk arayışına girdi. Mavi gökyüzündeki beyaz bulutların uyumunu gören Belgrano bu iki rengi kullanmaya karar verdi. Renkleri seçmesinde o günkü hava durumu da önemli etmen olmuş haliyle. 1. Kule 70 metre uzunluğunda, 1810 Mayıs Devrimi'ni temsil ediyor ve alt katında Manuel Belgrano'nun mezarını barındırıyor. 2. Yurttaşlık Bahçesi devletin örgütlenme çabalarını sembolize ediyor. 3. Zafer Sunağı 1853 Anayasası sonrası birleşen ulusu temsil ediyor. Propileo Triunfal'in altında Amerika'nın bayraklarını içeren Şeref Salonu var; tüm Amerikan uluslarının bayrakları burada sergileniyor. Belgrano Bulvarı'ndaki anıt kompleksi ve önündeki Ulusal Bayrak Parkı'nda 20 Haziran'da Bayrak Bayramı kutlanıyor. Parana Nehri'nin kıyısında 30.000 kişilik El Puerto de la Musica adlı tiyatronun inşaatı sürüyor. Mimar Oscar Niemeyer'in önümüzdeki yıl tamamlanması beklenen projesi, Bayrak bayramı kutlamalarının merkezi olacak. Nadia ile 5 Pesoluk (2 TL) bilet alarak Ulusal Bayrak Anıtı'nın kulesine çıktık. Arjantin gezim sırasında tarihi ile ilgili çok şey öğreniyorum. Arjantin'den bir sonraki yazım Che'nin doğduğu evden, gittiği parktan ve adı verilen meydandan, BURADA.. Arjantin tarihi ve Arjantin bayrağı hakkında bilgi için teşekkürler. Arjantin gezi yazıları için çok teşekkürler. Ben de okuduğunuz için teşekkür ederim."} {"url": "https://celebialper.com/rosario-5-chenin-dogum-yeri/", "text": "Che Guevara'nın Küba-Santa Clara'daki anıt mezarını ziyaret etmiştim. Şimdi de doğduğu ve büyüdüğü yer olan Rosario'ya gelip doğduğu evi, gittiği parkı ve adı verilen meydanı ziyaret ediyorum. Ernesto Che Guevara, kısaca Che Guevara ya da el Che, 14 Haziran 1928 günü burada, Rosario'da doğdu. Bakınız Che nerelidir. Arjantinli minik Ernesto'nun soldaki panoda gördüğünüz ilk fotoğrafı 1928'de tam burada, Bağımsızlık Parkı'ndaki oturmakta olduğum bankta anne ve babasıyla birlikte çekildi. Ernesto Guevara de la Serna tıp eğitimi alırken Latin Amerika'yı baştan başa dolaştı ve bu sayede birçok insanın karşı karşıya kaldığı yoksulluğu doğrudan gözlemledi. Bu deneyimler sonucunda bölgedeki ekonomik eşitsizliği ortadan kaldırmanın tek yolunun devrim olduğuna ikna olarak Marksizm'i incelemeye başladı ve Başkan Jacobo Arbenz Guzman'ın önderliğinde Guatemala'nın sosyal devrimine katıldı. Bir süre sonra 1959 yılında Küba'da yönetimi ele geçiren Fidel Castro'nun askeri nitelikli 26 Temmuz Hareketi'nin bir üyesi oldu. Yeni hükümette çeşitli önemli görevlerde bulunduktan, gerilla savaşı teorisi ve uygulamaları üzerine makaleler ve kitaplar yazdıktan sonra diğer ülkelerdeki devrimci hareketlere katılmak üzere 1965 yılında Küba'dan ayrıldı. İlk olarak Kongo-Kinşasa'ya, daha sonra da CIA ve Amerikan Ordusu Özel Harekat Birlikleri'nin ortak operasyonu sonrası yakalanacağı Bolivya'ya gitti. Guevara 9 Ekim 1967'de Vallegrande yakınlarındaki La Higuera'da Bolivya Ordusu'nun elinde iken öldürüldü. Son saatlerinde yanında bulunanlar ve onu öldürenler, yargısız infaz edildiğine tanıklık ettiler. Ernesto Guevara de la Serna'nın 14 Haziran 1928 tarihinde doğduğu ev. Entre Rios Caddesi No:480, Urquiza Caddesi No:1298. Entre Rios ile Urquiza Caddeleri'nin kesiştiği noktada. İşte Arjantin gezimin en özel yeri, Che Guevara'nın doğduğu ev. Guevara'nın doğum yeri Rosario'da, onun izini sürüyorum. Che'nin memleketi Rosario'da bu dev Che portresini yapan sanatçılar Norma Miranda, Cecilia Figueredo ve Doris Carpani. Ernesto Guevara'nın ilk bronz heykeli, 80. doğum günü anısına Rosario'da 14 Haziran 2008 günü açıldı. Kilden yapılan model, Arjantin ve komşu ülkelerin vatandaşlarının bağışladığı 3 ton bakır ve bronz ile kaplandı. Bu metaller insanların artık kullanmadıkları anahtarlarını vermeleriyle 2 yılda toplandı. Heykelin yapımı Küba devletinden istenseydi bence mutlaka karşılanırdı, ancak Ernesto'nun ideallerini paylaşan Arjantinliler onun ortak emek harcanarak yapılan işlerden mutlu olduğunu biliyorlardı; tıpkı kendisinin Küba'da bakan iken bile her Cumartesi tarlalarda gönüllü çalışması gibi. Sanatçı Andres Zerneri ile Guevara hayranlarının ortaya koydukları tamamen sivil bu çalışma, devrimci gencin en önemli sloganlarından birine uygun: \"En iyi çalışma gönüllü çalışmadır\". İnsanlar 2 yıldan fazla süre boyunca bakır anahtarlarını ve bronz eşyalarını Andres Zerneri'nin Palermo Mahallesi'ndeki atölyesine bıraktılar ve bu girişim yavaşça şekillendi. Che Guevara'nın doğum yeri olan memleketi Rosario'da, adı verilen parktayım. Bu gece Rosario'ya veda edip uzun bir otobüs yolculuğuyla Mesopotomia'yı aşarak Paraguay'a gidiyorum. İşte biletim. Buradaki Mezopotamya, adını bizim Fırat ve Dicle arasındaki bölgeden alıyor, Parana ve Uruguay Nehirlerinin arasındaki \"iki nehir arası\". Buenos Aires'ten hareket edip benim Rosario'dan bindiğim Arjantin Paraguay otobüsünde ikram edilen yemeğim. Paraguay pek gidilen bir ülke değil. Buenos Aires'ten Paraguay'a günde bir tane otobüs var, o da dolu değil. 15 kadar yolcu içinde gördüğüm kadarıyla tamamı gurbetçi Paraguaylı olup, Buenos Aires'ten memleketlerine gidenler. Arjantin Paraguay otobüsündeki yol arkadaşım sevgili Brahma. Arjantin gezim bitiyor, sabah Paraguay'da olacağım! Önder Che'nin hayatını konu alan çok güzel bir film izlemiştim, doğduğu Rosario şehrini, Fidel ile tanışmasını vs hepsini orada izlemiştim, şimdi burada okumakta filmi izlemek kadar güzel bir his yarattı. filmin adı Motorsiklet Günlüğü tavisye ederim. Che Guevara'nın doğduğu yere ve eve gitmek heyecan verici olmalı. Che Guevara nerede doğdu sorusuna yanıt arayanlar için. Devrimci Che'nin ülkesini görmek ne güzel! Che Guevara 14 Mayıs 1928 tarihinde doğdu, ancak heykelinin açılışı doğum gününe yetiştirilemeyip Haziranda yapıldı. Selam. Bir gezginci olarak sizi kutluyorum, benim de hedef ulkeler arasinda latin amerika ulkeleri var. Brezilya, Peru, Uruguay, Arjantin, Sili. Sizin blogunuzu okuyorum, diger bloklari da okuyup bir gezi plani yapmayi dusunuyorum, yolunuz stockholm'e duserse beklerim. Arjantin gezi yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Umarım planınızı gerçekleştirirsiniz."} {"url": "https://celebialper.com/sao-paulo-merkez-pazari/", "text": "12.600 metrekare alan kaplayan bu güzel bina, yoğun olmayan bir günde ortalama 14.000 ziyaretçiyi ağırlıyor. Yoğun günlerde 40.000 kadar kişi binadaki 290 dükkana akıyor. Et, balık, zeytin, şarap, yağ, tavuk, sebze, meyve satış ve dağıtım merkezi. 1500 kişinin çalıştığı pazarda günde ortalama 450 ton gıda satılıyor. Sao Paulo yaşamında bu güzel pazarın önemi büyük, Brezilya'da gezilecek yerler arasında. Haydi Mercado Municipal sabit pazarında önde Janaina'yı takip ederek birlikte kısa bir gezintiye çıkalım. Mimar Francisco Ramos de Azevedo tarafından 1926'da tasarlanan bu muhteşem bina, 1933 yılında açıldı. Vitray camlarını yapan Rus sanatçı Sorgenicht Conrad Filho, Se Katedrali ve Brezilya'daki diğer 300 kilisenin de vitraylarını yarattı. 32 büyük cam vitraylı pencere, 72 parça camdan meydana geliyor. Biz de burayı Brezilya'da gezilecek yerler arasına katarak keyifle dolaşıyoruz. Mercado Municipal rengarenk ve hareketli bir pazar. Janaina beni sık alışveriş ettiği manava götürdü. Brezilya meyveleri tattık. Janaina'ya bu manavda büyük itibar gösteriyorlar. Bazıları hayatımda görmediğim envai çeşit meyvelerden tattırdılar. Fiyatlar inanılmaz, ateş pahası. Janaina'ya birçok ikramdan sonra artık kabul etmek istemediğimi, utandığımı söyledim, ama \"ben buranın müşterisiyim, rahat ol, burada bu normal\" dedi. Bakın, kiraz ve hurmanın kilosu altmış dokuzar Lira! Çileğin kilosu 49 Lira! Strawberry for 49 BRL. Portekizce çilek \"morango\" demek. Liçia adlı bu meyveyi daha önce hiç görmemiştim. Pek lezzetliymiş. Portekizce lichia, İngilizce lychee. Kilosu 69TL. Asıl şok aşağıdaki meyvedeymiş, adı mangostim. Garcinia mangostana ağacının ürünü olan bu inanılmaz lezzetli meyve bana ananasla şeftaliyi karıştırmışlar, üzerine de büyülü egzotik bazı tatlar eklemişler gibi geldi. Ortadaki beyaz, etli kısmı yeniyor, kırmızı kalın kabuğu atılıyor. İngilizcede mangosteen olarak geçiyor. Türkçe sözlükte mangostam olarak yazılmış ama ben daha önce ne duydum, ne gördüm. Fiyatı inanılmaz! Kilosu 100 TL olan bu meyveden arkadaşım Janaina şaşkın bakışlarım eşliğinde 1.5 kilo alıp 150 Real ödedi. Kalın kabuğunun atıldığını hesaba katarsak asıl meyve miktarı bunun en fazla yarısı kadar. Manav tezgahının arkası dükkan, almaya karar veren arkaya geçiyor ve uzun süre pazarlık yapılıyor. Burada müşteriyi tavlama yöntemi fiyatı indirmek değil de alınan meyveye ek olarak \"abla yanına 2 çilek, 1 liçia da benden olsun\" deyip işi bağlamak şeklinde. Brezilya'nın insan çeşitliliğinden önceki yazılarımda bahsetmiştim. Evinde kalmakta olduğum arkadaşım Janaina'yı örnek vereyim. Baba tarafı: babaannesi Portekizli, dedesi İspanyol. Anne tarafı: büyükbabasının annesi Hollandalı, babası Afrika Hollanda melezi. Büyükannesinin annesi Latin Amerika yerlisi, babası ise Afrikalı-Portekizli melezi. Burada olağan bir karışım. Brezilya rengarenk bir ülke. Her yeri bilen biriyle Brezilya'da gezilecek yerler keyifli oluyor. Mercado Municipal'de sadece dükkanlar değil, yemek satan, ünlü, köklü, küçük ve beğenilen lokanta-büfeler de var. Janaina ile 1952 yılından bu yana burada hizmet veren Hocca Bar adlı şarküteri-lokanta-büfe karışımı yerde epey sıra bekleyerek Pastel de Carne, yani etli börek yedik. Yukarıda gördüğünüz kızarmış hamur içinde bol kıyma, az miktarda taze ve kart soğan, haşlanmış yumurta ve yeşil zeytin malzemeli pastel de carne Brezilya'da yaygın bir pratik yemek. Bizde olsa hayatta bu kadar malzeme koymazlar, koyduklarının da çoğu soğan olurdu. Aşağıda solda Sanduiche de Mortadela, ortada Calabresa Queijo e Vinagrete, sağda Bacalhau. Bu sandviçler Türkiye'de olsaydı ekmek ile malzemenin miktarları tam tersi oranda olurdu. Bizde bu kadar ince ekmekli ve bol malzemeli bir şey yok. Rengarenk Brezilya biberleri! Brezilya gezisi hep renkli zaten. Domuz yağı 10 Real, domuz ayağı 7 Real, domuz eti 15 Real. Brezilya'da fiyatlar. İşte çerezler. Brezilya'da lokantalarda yediğim yemekler bu yazımda: Brezilya'da Lokantalar ve Yemekler. Balıkçı usta çırak kıza işin inceliklerini anlatıyor. Brezilya'da gezilecek yerler ve alışveriş mekanları bu kadar değil, daha fazlası için Sao Paulo'da Alışveriş yazıma bakabilirsiniz. Brezilya yolculuğumun devamı için tıklayın: Porto Alegre'de Yaşam. Resimlere baktığımda cennete gittiğinizi düşündüm. Harika bir yazı ve bilgi kaynağı olmuş. Brezilya pahalı bir ülke, evet. Ama yerini bilirseniz ucuz yemek yemeniz mümkün. Yediklerim adlı sayfamda görebilirsiniz. Brezilya'da ne yenir diye arayıp gezi notlarınızı buldum. Brezilya meyveleri güzelmiş. Alper bey orada asgari ücret ne kadar, bu pahalılıkta merak ettim doğrusu. Volkan Bey Brezilya'da asgari ücret Brezilya parası ile 724 Real, Türk parasıyla yaklaşık 700 Lira. Bu tarihi alışveriş merkezi ortalamanın üzerinde fiyatlara sahip, pahalı bir yer. Brezilya seyahatim sırasında her şehirde ne kadar para harcadığımı bilmiyorum. Brezilya kategorisi altındaki Latin Amerika'da 1 Ayda 4 Mevsim adlı yazımda yaptığım masrafların miktarını yazdım."} {"url": "https://celebialper.com/sao-paulo-mimarisi-ve-evsizleri/", "text": "Sao Paulo 20 milyon nüfusuyla Güney Amerika'nın ve Brezilya'nın en büyük kenti. Sadece kent merkezi 12 milyon. Sao Paulo 1554'te Portekizli papazlarca kuruldu. 1700'lerde küçük bir kasaba iken verimli toprakları ve yüksek rakımı sayesinde gelişen kahve üretimi ile çabuk büyüdü. On dokuzuncu yüzyılda kahve üretiminin getirdiği zenginlikle bir sanayi, ticaret ve bankacılık merkezine dönüştü. İşte uzun ve ayrıntılı Sao Paulo gezi yazılarımdan biri. Kent ve çevresine İtalya, Portekiz, İspanya, Almanya ve Japonya'dan pek çok göçmen geldi. Portekizce konuşulan Brezilya ve Sao Paulo'da halkın büyük bölümü Katolik Hıristiyan. Arkadaşım Janaina beni Sao Paulo'da gezilecek yerlere götürdü. Edificio Martinelli adındaki Sao Paulo'nun ilk gökdeleni 1922 1934 yılları arasında inşa edildi. Yaptıran kişi İtalyan göçmen Giuseppe Martinelli. Mimarı Irmaos Lacombe, mühendisi Engenheiro Walter Merlo. Libero Padaro Caddesi'nin 505 numaralı binası. Art Deco tarzı binanın yapımında cam, çelik, granit, beton ve tuğla kullanıldı; 600 işçi ve 60 sanatçı çalıştı. 1929 yılında 12 katlı olarak tamamlanması planlanmıştı, sonra halktan gelen istek üzerine 14, daha sonra 20 katlı olması kararlaştırıldı, sonunda 30 katlı oldu. . 1947 yılına dek Latin Amerika kıtasının en yüksek binasıydı. Betonunun çimentosu Norveç ve İsveç'ten ithal edildi. Sao Paulo'nun ilk elektrik aydınlatmalı reklamı 1929 yılında bu binaya kondu. Bence Sao Paulo'da gezilecek yerler arasında ve Brezilya'nın önemli yerlerinden biri. Martinelli ve eşi binanın tepesindeki dört katlı köşkte yaşadı. Martinelli maddi sıkıntısı nedeniyle binayı 1934 yılında İtalyan hükümetine sattı. 1943'te Brezilya 2. Dünya Savaşı'na katılınca bütün İtalyan varlıkları gibi bu bina da devletleştirildi ve Edificio America adı verildi. Savaştan sonra tekrar eski adı Edificio Martinelli adını aldı. 1950'lerde bina yoksul halk tarafından işgal edilip yaşandı. 1992 yılında belediye tarafından tarihi eser ilan edildi. \"Yüzü olmayan sarışın kadın\" olarak adlandırılan hayalet bu binada sadece aynalarda görülebiliyormuş. Yüzü olmayanını anladım da, sarışın hayalet hiç duymamıştım. Uzun yıllardır dolaşan bir şehir efsanesi, bana da Sao Paulo gezi yorumları için malzeme oldu. Sao Paulo'nun 19. yüzyıldan bu yana sürekli büyümesi gecekondulaşmayı da beraberinde getirdi. Milyonlarca insan kentin çevresinde, sağlıksız barınaklarda yaşamaya başladı. 20. yüzyılın başlarında, Japon, Suriye ve Lübnanlı göçmenlerin gelişiyle göç dalgası devam etti. Çevre kirliliği ciddi boyutlara ulaştı. Kent içi ulaşım önemli bir sorun oldu. Durmadan yeni yolların yapıldığı ve gökdelenlerin yükseldiği Sao Paulo, \"Güney Amerika'nın Chicago'su\" olarak nitenlendiriliyor. 1940'ta 1,3 milyon olan nüfusu, hızlı kentsel gelişmeyle 1960'ta 3,7 milyona, 2010'da ise 20 milyona ulaştı.. Largo de Sao Bento semtindeki St. Benedict Manastırı, kentin en önemli binalarından biri. Buradaki ilk kilise 1600 yılında inşa edilmiş olsa da yıkıldı, bugünkü bina Alman mimar Richard Berndl tarafından 1910-1922 yılları arasında yapıldı. İç dekorasyonunu Hollandalı Adelbert Gresnicht gerçekleştirdi. Bugün 40 rahip burada yaşıyor. Portekizcesi Mosteiro de Sao Bento. Sao Paulo gezisi sırasında görülmeye değer. Aşağıdaki fotoğrafta sol alt köşedeyim. En sevdiğim fotoğraf tarzı; kenarda köşede ayrıntı olayım, manzarayı, eseri, binayı kapatmayayım. Bu arada Sao Paulo'da alışveriş yapmayı düşünenler ve Brezilya'da fiyatları merak edenler için Sao Paulo'da Sokak Alışverişi ve Sao Paulo Merkez Pazarı yazılarımı öneriyorum. Praça do Patriarca ile Teatro Municipal'i birleştiren köprüye hakim Shopping Light, Sao Paulo'nun en ünlü alışveriş merkezi. Bu neoklasik bina ABD'li mimar William Preston tarafından tasarlandı ve 1929 yılında Sao Paulo Light & Power Company merkezi olarak açıldı. Binanın resmi adı her zaman şirketin ikinci başkanı Predio Alexandre Mackenzie oldu. 1990'larda bir grup yatırımcı binayı satın alarak 1999 yılında Shopping Light adıyla alışveriş merkezini açtılar. İsmindeki \"Light\", ilk sahibinin adından geliyor.. Arkadaşım eşliğinde Brezilya'da gezilecek yerler arasında bulunan Sao Paulo gezisine devam. Sao Paulo'da beni görmeyecek şekilde oturan veya yatan birkaç evsizin fotoğrafını çekmek isterdim ama arkadaşım Janaina \"Sakın deneme, sinirleniyorlar. Aralarındaki dayanışma güçlüdür; çektiğin evsiz seni görmese bile gören bir başkası müdahale eder ve olay çıkabilir\" deyince yerli sözü dinledim. Sao Paulo'da ve Brezilya'da güvenlik pek iyi düzeyde değil. Çok sayıda evsiz var ve silahlı sokak soygunları yaygın. Brezilya uçuşlarının çoğu bu kente iniyor ve dikkatli gezmek gerekiyor. Sao Paulo'da yaşam kurmak isteyenlerin güvenlik konusunda özen göstermelerini öneriyorum. Bu arada Brezilya'da ucuz yemek yemek isteyenler için Brezilya'da Atıştırmalıklar ve Pazarlar adlı, lokantalarda yediklerimi merak edenler için Brezilya'da Lokantalar ve Yemekler adlı yazımı tavsiye ediyorum. Ramos de Azevedo tarafından 1903-1911 yıllarında inşa edilen Sao Paulo Şehir Tiyatrosu hem mimari değeri hem de tarihi önemi bakımından kentin sembollerinden biri. 1922 yılında burada gerçekleştirilen Modern Sanatlar Haftası Brezilya'da sanatta devrim yarattı, Brezilya'da modernizmin başlangıcı kabul ediliyor. Bugün Kent senfoni Orkestrası, Lirik Koro ve Sao Paulo Kent Balesi de burada. Bu güzel tiyatroyu görmeden Sao Paulo gezisi olmaz. Aşağıdaki fotoğrafta görülen belediye temizlik işçileri Şehir Tiyatrosu ve yanındaki heykel civarında tazyikli suyla evsizlerin dışkı ve idrarlarını temizliyorlar. Kent merkezindeki bu alan evsizlerin mekanı. Sao Paulo kent merkezindeki Metropolitan Se Katedrali 8.000 kişiye kadar ibadetçiyi alabiliyor. Çanları her sabah sekizde Brezilya milli marşını çalıyor. Katedral Meydanı'ndaki Neo Gotik tarzı bu güzel ibadethanenin çevresi ve meydan evsizlerin hakimiyetinde. Sao Paulo'da görülecek yerler arasında yer alan bir tarihi yer. Praca de Se Meydanı'nda, Catedral da Se önünde bir hayır kurumu evsizlere yemek veriyordu. Janaina'ya bunu neden burada yaptıklarını sordum. Belediyenin bir süre önce evsizler için olan barınakları kaldırmasını sessizce protesto ediyorlarmış aslında. Aşağıda Sao Paulo merkezinde heykelini gördüğünüz Tenerife'li Padre Jose de Anchieta 16. yüzyılın ikinci yarısında Brezilya'da Hıristiyanlığı yaymak için bulunan İspanyol bir Cizvit misyoner. Sao Paulo şehrinin kurucularından biri. Henüz Brezilya'da ikinci günüm, ama zıtlıklarıyla, insan tiplerinin farklılığıyla baş döndürücü. Sarışın Avrupa kökenliden çekik gözlüye, zenciden Orta Doğu'luya, müthiş bir insan çesitliliği. Sao Paulo yazılarımın devamı: Sao Paulo'da sokak alışverişi. Sao Paulo gezi notlarımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Evet Brezilya ve Sao Paaulo'yu gezi için tavsiye ederim. Sao Paulo'da gezilecek yerler pek fazla değil galiba, 20 milyonluk bir şehir olduğu düşünülünce. Yaklaşık 70 yılda nüfusun bu kadar artması haliyle zor bir şehir yapmış orayı evsizler, soyguncular vs. Brezilya'ya gidebilmeniz dileğiyle, ilginize teşekkür ederim."} {"url": "https://celebialper.com/sao-pauloda-sokak-alisverisi/", "text": "Sao Paulo gezisi Janaina ile kahvaltıdan sonra gittiğimiz Sao Bento semtindeki 25 Mart Caddesi ile devam ediyor. Portekizce, asıl adı Rua Vinte Cinco de Março, (İng: 25 March Street), Sao Paulo'da alışveriş ve ticaret semti. Burada ilk ticareti Ermeniler başlatmış, daha sonra başta Lübnanlılar olmak üzere Orta Doğu'lu Araplar, Yahudiler, daha sonra da Çinliler gelmiş ve kentin en canlı semti haline gelmiş. Bugün çok sayıda caddeyi kaplayan bizim Tahtakale benzeri bölge, hala 25 Mart Caddesi (Rua 25 de Março) olarak adlandırılıyor. Hem perakendeci, hem toptancılarla dolu. Dükkanların çoğunun sahibi Lübnanlı ve Çinliler. Haydi Sao Paulo'dan ne alınır sorusunun yanıtına Brezilya ürünleri ile bakalım. İncik-boncuktan çantaya, plazma televizyondan sahte iPod'a, bilgisayardan kahve kupasına kadar herşeyin bulunduğu semtte ürünlerin çoğu taklit ve ucuz. Evden çıkarken yanıma kemer almayı unutmuştum, buradan 5 Liraya (5 Real, Brezilya para birimi) bir kemer aldım. Bilgisayar ve elektronik ürünlerin tamamına yakını kaçak. Sao Paulo'da alışveriş cenneti. Sao Paulo'da dönerci, dönerin bir Yunan yemeği olduğunu sanıyor. Brezilya'da paranız kıt olsa da poker oynayabiliyorsunuz! Sao Paulo gezi notları arayanlar için alışveriş rehberi. Rengarenk şahane biberler. Sao Paulo'da alışveriş keyfi. Sao Paulo'da alışveriş. Sao Paulo'da yaşam hareketli, ve bu durum sokaklarda görülüyor. Sao Paulo'da gezilecek yerler arasında bence mutlaka pazarları da var. Sao Paulo bir Brezilya seyahatinde mutlaka görülmesi gereken bir kent. Otlar, baharatlar. Brezilya'da alışveriş devam ediyor. Brezilya para birimi Real, TL ile yaklaşık aynı değerde. Tütsülenmiş domuz dilim 4.9 TL, sığır butu 12.9 TL. Brezilya ürünleri arasında sebze-meyve bizden pahalı ama et ucuz. Sao Paulo'nun 25 de Março bölgesinde hırsız dolu. Polis yüksekten gözetliyor, asayiş berkemal. Lübnan göçmeni Niyazi burada han-hamam sahibi olmuş, bidolu dükkanı var. Caddeye adı bile verilmiş. Brezilya'da fiyatlar ve alışveriş hakkında bilgi verdiğiniz için teşekkürler. Brezilya'ya gitmek istediğim için Brezilya pahalı mı ucuz mu diye ararken buldum. Brezilya'da fiyatlar hakkında yazmanız iyi olmuş. Brezilya ucuz değilmiş. Brezilya Güney Amerika'nın en pahalı ülkesi. Teşekkürler Burcu Hanım. 24.11.2014 günü istanbuldan sao paulo ya üçuyorum. Verdiğiniz bilgileriçin teşekkürler. Ben de okuduğunuz için teşekkür ederim. Güzel bir Sao Paulo gezisi dilerim. Gittim bugün geldim hava ve doğa olarak çok güzel. Ama tatil için paranız sınırlı ise kesinlikle tavsiye etmem. Çok pahalı bir memleket. Brezilya'dan hoş geldiniz Mehmet Bey. Haklısınız, Brezilya pahalı bir ülke. Sao Paulo'da alışveriş mekanlarını gezdim ama elektronik fiyatlarını sormadım. Arkadaşımdan öğrendiğime göre bizden ucuz. Hocam aşı meselesi var senin zamanında nasıldı. Dİrek brazilayaya gidenlere hava alanında vuruluyor diyen var. ikincisi yerel hat kullandın mı orda en azından internet için yerel hat alabilirmiyiz. Hayır Brezilya'ya giderken aşı yaptırmadım ve duymadım. Yerel hat almadım, kaldığım evlerdeki kablosuz İnternet bağlantılarını kullandım. Ama mümkün tabii."} {"url": "https://celebialper.com/sao-pauloda-yasam/", "text": "Latin Amerika'da 1 Ayda Dört Mevsim seyahatimin ilk Brezilya durağı olan Sao Paulo'ya İstanbul'dan New York aktarmalı toplam 30 saat süren iki uzun uçuşla geldim. New York'ta uçaktan inerken ter içinde genç bir kız 4 tane kocaman çantayı sürükleyerek taşımaya çalışıyordu, ikisini aldım, diğer yolcularla beraber havalimanı içerisinde terminale götürdükleri otobüse bindik. Kızın yüzünden ya Fars ya Kürt olduğunu tahmin ettim ve sordum, ailesi Diyarbakır kökenli, Kanadalı bir Kürtmüş, ilk kez Türkiye'ye gidip memleketini, akrabalarını görmüş. Kanada'daki ailesi ve yakınları memleketten baklava ve bidolu gıda istemişler, götürmezse kızarlarmış. Kızcağıza yol boyunca eziyet. Sao Paulo gezisi sırasında tanıştığım insanlardan biri oldu. Bu tip feodal isteklere \"hayır\" demesi gerektiğini söyledim. 2-3 tane paket tamam da ben hiç kimsenin memleketten baklava-sucuk-kebap-biber-peynir özlemlerini gidermek için 6 tane çantayla yolculuk yapmam, \"yerim yok\" derim olur biter, doğrusu da bu. Dört koca çantadan üçünü neden bagaja vermediğini ve tek el bagajı iznine rağmen nasıl uçağa sokabildiğini sordum. Bagaj hakkı zaten 2 dev çantayla dolmuş. İstanbul'da uçağa binerken başka yolculardan rica edip 4 çantayı dağıtmış, binince almış. Pasaport kontrol noktasına kadar beraber gittik, çantalarını taşıdım. Pasaport sırası beklerken de çantaları bölüştük, diğer tarafta kendisine verip Kanada yolculuğunda iyi şanslar diledim. New York Sao Paulo uçuşunda yanımda oturan kız ABD'de yüksek lisans yapıyormuş. Kolunda nazar boncuklu kolye vardı, Türkiye'ye tatile gitmiş olan arkadaşı hediye getirmiş. Brezilya gezisi notları devam ediyor. Sao Paulo'da Guarulhos Havalimanı'ndan kent merkezine giden havalimanı otobüsü pahalı olduğu için belediye otobüsüyle ve metro aktarmalı olarak gittim. Otobüste haritaya baktığımı gören bir kız yardım etmek istedi, inmem gereken durağı söyledim, o da orada inecek ve sonra da aynı metroya binecekmiş. Yol boyunca sohbet ettik. Başka bir kentten Sao Paulo'ya iş için gelmiş. Boynundaki şalı annesi İstanbul'dan getirmiş ve Türkiye'yi pek sevmiş, o da bir gün gitmek istiyor. Durakta inip metro istasyonuna gittik, ileriki bir istasyonda ben ayrılıp CS evsahibim Janaina'nın evine en yakın metro istasyonuna giden hatta geçtim. Sao Paulo gezisi başlıyor. Janaina beni Tatuape istasyonunun önünden arabasıyla aldı ve evine gittik. Giriş katında açık ve kapalı otoparkı, açık merdivenle çıkılan birinci katında salon, tuvalet, geniş mutfak, arkada avlu, ikinci katta ise banyo, yatak odası ve küçük bir oda olan, kendine ait güzel evde yaşıyor. Evi soğuktu, kalorifer olup olmadığını sordum, orada yokmuş. Otelde değil evde kalmam, Sao Paulo'da yaşam hakkında bilgi edinmemi sağlıyor. Evde Janaina'ya getirdiğim Türk kahvesini açıp tarifini anlatarak iki fincan pişirdim. Biraz sohbet edip dinlendikten sonra yemeğe gitmek üzere arabasıyla yola çıktık. Bir yol ağzında anayoldan geçen araçları beklemek için yavaşça durduk, arkadan küüt diye bir kadın vurdu, iki aracın da tamponu ve farı haşat. İki hatun da seslerini yükseltmeden, gülümseyen yüzleriyle tatlı tatlı konuşarak birbirlerinin telefonlarını aldılar ve halletmek üzere ayrıldık, ardından yemeğe gittik. Vila Madalena semtindeki büyük bahçeli Pe De Manga adlı lokantaya gittik. Bahçede elektrik sobasının yakınına oturduk, açık büfe yedik. Fiyatı 40 Real, yaklaşık 40TL. Brezilya kıtanın en pahalı ülkesi. Yediklerimin ayrıntısını ve fotoğraflarını Brezilya'da Lokantalar yazımda görebilirsiniz. Janaina'ya Sema'nın Ekho albümünü ve birer paket Türk kahvesi ile kırmızı pul biber hediye ettim. Aşağıdaki fotoğrafta, kapının üzerinde gördüğünüz ters T benzeri nesne bir Viking sembolü. Janaina, ailesi ve ülkenin çoğunluğunun dini olan Katolik Hıristiyanlığa değil, bugün Asatru denilen pagan Viking dinine inanıyor, uzun yıllardır Viking tarihi okuyor ve daha fazla öğrenmek için İskandinavya'ya ve Nordik ülkelere sık seyahat ediyor. Sağdaki kitaplıkta görülen kitapların birçoğu Vikingler ile ilgili. Kendini pagan olarak nitelendiriyor. Bu dinin İzlanda'daki adı Asatru, Danimarka'daki adı Forn Sior, dünyada genel kabul gören şekli Asatru. Bu iki ülkede resmi bir din. Viking dininde en güçlü tanrı tek gözlü Odin'dir; savaş, adalet, ölüm, bilgelik ve şiir tanrısı. Biraz eksik akıllı ama çok güçlü tanrı Thor, yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz, cüceler tarafından yapılan Miollnir adlı çekiciyle tanrıları devlere karşı korur. Thor gökgürültüsü tanrısıdır ve denizciler ona tapar. Bereket tanrısı Frey ve kızkardeşi bereket tanrıçası Freyja da Viking dininde önemlidir. Tanrıların en büyük düşmanları devlerdir ve tanrılardan sadece Thor devler kadar güçlüdür, bu nedenle tanrıların çoğu devlerle başetmek için kurnazlıklarını kullanırlar. Vikinglerin ve arkadaşımın inanışına göre gelecekte tanrılar ve devler arasındaki Ragnarok adlı savaş olduğunda dünyanın sonu gelecektir. Bu anda tüm dünyayı bir ateş yakıp tanrıları ve insanları öldürecektir, ama her iki soydan da yeterli üye hayatta kalıp yeni bir dünya kuracaklardır. Havalı gençler de geleneksel ayakkabı boyacısına ihtiyaç duyabiliyor gördüğünüz gibi. Hem Sao Paulo'da gezilecek yerleri görüyorum, hem de Brezilya'da yaşam hakkında bilgi ediniyorum. Cam üzerine yağlı boya ile naif resim yapan adam. Brezilya Sao Paulo'da yaşam ve fotoğraflar. Sao Paulo'da gezilecek yerler arasında, kentin göbeğinde, şehir tiyatrosunun yanındaki Parque Anhangabau evsizler tarafından işgal edilmiş bir park. Arkadaşım Janaina bu parka gidemediklerini söyledi. Ana caddeden bu fotoğrafı çekerken ve bana bunları anlatırken 1 metre ötemizde evsiz birisi kaldırıma patır patır sıçıyordu. Sao Paulo kent merkezinde çok sayıda evsiz var. Sao Paulo'da hayat tehlikeli mi diye soranlar için yanıtım; maalesef evet. Brezilya şehirlerinde sokak suçu, silah ve şiddet yaygın. Paulista Bulvarı'ndaki dev çok katlı özel Livario Cultura kitap mağazasında kitap almak zorunda değilsiniz, bütün gün yerlere veya koltuklara oturup kitapları istediğiniz kadar okuyabilirsiniz, kimse size bir şey demez. Janaina ile devletin araç denetim merkezine giderek otomobilinin fenni muayenesini yaptırdık. Burada her yerde Folha adlı gazeteyi gördüm. Folha sanırım buranın en yaygın kent gazetesi. Bu arada daha önce hiç duymadığım Lucas adlı futbolcunun sadece Brezilya'da değil Türkiye'de de ünlü olduğunu öğrendim. Santos adlı takımın adını yeni duydum. Sao Paulo'da yaşam ve Brezilya hakkında bilgi ediniyorum. İlk gezdiğim ülkelerde büyük kentlerde metroya inmez, saatlerce yürür veya bazen belediye otobüsüne biner, yerüstünde kalmayı tercih ederdim, sanki yeraltında kente dair birşeyler görmeyi kaçıracakmışım gibi. Oysa metro hayatın bir gerçeği; Sao Paulo'da yaşamın tam da içinden bir manzara. Bazen metroya binmeyi ilginç buluyorum. Breziya'da en çok içilen, mayalanmış şekerkamışı suyundan yapılan Cachaça, alkol oranı %38 ila %48 arasında değişen, damıtma yoluyla elde dilen bir içki. Yüklüce bir hesap verdiğimiz şık Tordesilhas Restaurant'ta yediklerimi, Yediklerim sayfamda görebilirsiniz. Sao Paulo'da yaşam pahalı. Bu şık lokantada yediklerimizi Brezilya Yemekleri yazımda ayrıntılı anlattım. Daha ucuz ve pratik yemekler için ise Brezilya Mutfağı adlı yazım var. Janaina beni arabasıyla Sao Paulo Üniversitesi'nin dev kampüsünde gezdirdi. Portekizce adı: Universidade de Sao Paulo, kısaca USP. Campus Armando de Salles Oliveira'da epey dolaştık, bazı bölümleri ziyaret ettik. Ülkenin en büyük üniversitesinde eğitim kalitesi yüksek ve herkes burada okumak istiyor. Kazanamayanlardan ailesi zengin olanlar ise pahalı ama eğitim kalitesi düşük özel üniversitelere gidiyor. Sao Paulo ve Latin Amerika yolculuğumun devamı, Sao Paulo mimarisi, hayaleti ve evsizleri yazımda. Az çok da olsa Brezilya hakkında bilgi sahibi olmuşsunuz. Bana Brezilya'da yaşam hakkında bilgi verip yardımcı olursanız çok sevinirim. Bundan sonraki ömrümü bu ülkede tamamlamak istiyorum. Emekliyim, 56 yaşındayım. Ben Brezilya'daki yaşamı bir gezgin gözüyle yaşadım, yerleşmek konusunda bilgim yok. Ama sorularınıza yanıt vermeye çalışırım. Rica ederim. Rio'yu ben görmedim. Genel olarak Brezilya halkı sıcak kanlıdır. bana bu konuda yardımcı olursanız sevinirim ben de size adana dan yazıyorum.... Ben de gelebilrdim ama gec gördüm yazını. yaw tamam Brezilya güzel bir ülke olabilir ama bizim ülke kadar güzel olamaz. Sau paulo yani san paulo 20 milyon nufuslu bir şehir. Orada yaşanmaz bana göre. Onun yerine gidip Rize'nin dağ köylerinde yaşamak daha zevkli ve daha güzel bence. Aynı zamanda daha sağlıklı. Veya sıcak bir bölge isterseniz, güney toroslarda Antalya taraflarında yaşanılacak cennet gibi yerler mevcut. Sadece gezip görmek amacıyla dünyanın her yerini gezebilirsiniz. Sao Paulo gezi yazısı Brezilya'da yaşam üzerine bilgi de veriyor, teşekkürler. Brezilya'da yaşamak hakkında bilgi ararken buldum yazınızı, diğerleri de keyifli, teşekkürler. İnternet'te bulabildiklerinizden daha büyük ve ayrıntılı isterseniz satın almanız gerekir. Kentlere vardığınızda havaalanlarında ücretsiz bulabilirsiniz. Türkiye içinde satın alabileceğim bir yer bulamadım, internet üzerinden yabancı bir site vardı sanırım. Özel amaçlı değil, sadece eşimle eğitim amaçlı gideceğimiz için şimdiden ulaşım, otel, gezilecek yerler, eğitim binası vs vs yerleri planlamak istiyorum. Anlıyorum. Muhtemelen Sao paulo ve Rio'nun silahlı soygunlarla ünlü olduğunu öğrenmişsinizdir, gece dikkatli olmak gerek. Ben gece çıkmayı sevdiğim halde Sao Paulo'da hiç yeltenmedim. Ama silahlı soygun beni daha güvenli bir ülke olan Uruguay'da buldu, ilgili yazımda anlattım. Brezilya para birimi Real sadece Kapalıçarşı'da kötü bir kurla bulunabilir, hiç gerek yok. Kendi hesabınızdaki TL'nizi havaalanında banka makinesinden Real olarak çekersiniz. Onu da Çeşitli sayfamdaki \"yurt dışında para bilet telefon\" yazımda ayrıntılı anlattım. Merhaba ben sao paulo da universite okuyorum yaklaşık 1 yıl oldu konuyla ilgili sorularınız varsa yardımcı olmak isterim.. merhabalar ben 2 yılı askın brezilyada yaşıyorum. size kısaca burada nasıl ikamet izni alacagınızı anlatmak istedim. ilk olarak buraya gelmeden önce doğum belgenizi ve sabıka kaydınızı apostillittirin ve brezilya konsoloslugunda bunu onaylattırın. brezilya ya gelirken dönüş biletiniz mutlaka olsun. oturma izni için federal polise başvuru yapılmaktadır. maliyeti ortalama 1000 real. 75 gün içinde hazır oluyor. randevu süresi dahil. bu belgeyi aldıktan sonra 100 reale cpf ve çalışma defteri alabilirsiniz. bu da 15 gün sonra adresinize gelir. brezilya yaşamak için güzel lakin çak pahalı bir ülkedir. varoş kesimi bütün şehirlerde çoktur ve gece hayatı hem renkli hem de çok tehlikelidir. üzerinde üniforma olan kişilerden yardım isteyin. otogar çevresi oldukça tehlikelidir sao paulo ve rio.. Brezilya yaşam bilgileri için teşekkürler Alican Bey. Çalışma izni ve güvenlik bilgileri de iyi oldu. Merhaba. Brezilya'da 1 ay yaşamak için gereken para konusunda rakam vermem doğru olmaz, herkesin yaşam ve harcama tarzı farklıdır. Ancak Brezilya'da fiyatlar ve pahalılık konusunda bilgi verebilirim. Örneğin Sao Paulo'da lokanta fiyatları İstanbul'dan %40 daha pahalı. Market, sebze meyve fiyatları Türkiye'den pahalı, ama et ucuz. Şehir içi ulaşım da bizden pahalı. Brezilya hakkında bilgi almak isteyenlere yardımcı olurum. Bende brezilya'da egitim hakkinda bilgi almak istiyorum. Su an fransa'da universitedeyim ama burda kalip kalmamak arasinda gidip geliyorum. Orada universiteye nasil basvururum? kabul nasil olur vs. ? Yardimci olursaniz cok memnun olurum sayin utku. http://celpebras. inep. gov. br/inscricao/ ile Portekizcenizi kanitladiktan sonra ikamet/doğum kaydi/diploma/transcript Portekizce olarak, ikametinizin olduğu ya da diploma aldiginiz ülkenin elçiliğine apostillettirip, eğitim vizesi yoksa başka bir vize ile girersiniz ve vizenizi değiştirerek oturma ve calisma izni alirsiniz (3 ay da sürebilir daha az da). Cok pahalidir, sokakta otururken cep telefonlarinizi masanin ustune birakamazsiniz ama cok tatli insanlar vardir. Yasamak için iyi Portekizce bilmek lazim. Paulista ve Cariocas Portekizcesi bile sizi zorlar. Brezilya Rio Karnavalı'na hem turla hem de bağımsız gitmeniz mümkün elbette. Birilerinin sizi gezdirmesini istiyorsanız turları, bağımsız ve daha ucuza gezmek istiyorsanız bireysel gitmeyi tercih edin. Sorularınız varsa yanıtlamaya çalışırım buradan. Merhaba alper bey. Benim brezilya da: morada neva. Diye bir şehirde uzun süredir yazıştığım bir kız arkadaşım var. Gitmek görmek ne kadar mantıklıdır. Güvenlik bakımından. Bilginiz var mı bu şehir konusunda. Teşekkurler. Merhaba Aslan Bey. Brezilya'da öyle bir şehir yok. Merhaba ben Macaristan da erasmus öğrencisiyim burada Brezilya lı bir çocukla tanıstım ve ona aşık olmaya başladım bu pek iyi bir şey değil biliyorsunuz Türkiye ile Brezilya arasındaki uzaklığı, öyle sürekli gidip gelinecek yakınlıkta değil üstelik biletler de çok pahalıymış. Ben Brezilya da yaşamak istiyorum ne yapabilirim çözümü nedir, bir cevaba ihtiyacım var çünkü çünkü acı çekiyorum onu her gördüğümde.. karşılıksız değil. biliyorunuz nedenini aslında uzak mesafe ve orada kimsem hiçbir şeyim yok nasıl neye ne şekilde başvuracağım hiç bilmiyorum, bu durumda olacağımı hiç düşünmezdim bir anda oldu her şey. Burda evlendim. Tivilerdeki Brezilya sizi aldatmasın. Burda da yaşam kolay değil. Bir çok yönüyle Türkiye'den iyi. Fakat Türkiye'den çok kötü olduğu yönleri de var. Yaşam kalitesi ve standartları olarak hemen hemen Türkiye'den hiç bir farkı yok. Bu söylediklerim çok göreceli konular. Ama genel bi kaç cümle ile bu kadar söyleye bilirim. Bilgi için teşekkürler Ercan Bey. Brezilya'da yaşamak isteyenler için güvenlik konusunu vurgulamakta yarar var. Suç oranı çok yüksek bir ülke. Dediğiniz gibi Türkiye'ye benzer yönleri olan bir ülke Brezilya; gelir dağıtımı adaletsizliği, aşırı nüfuslu kentler, göç, alım gücüne göre yüksek fiyatlar gibi. Brezilya'da yaşam hakkında biraz daha bilgi yazarsanız sevinirim. Burda sosyal yapı çok bozuk. 200 milyona yakın nüfus var. Özelikle kuzey eyaletleri bizim güney doğu gibi. Bir çok şehirin kendine özel kültürü ve yapısı var. örneğin bazı yerlerde İtalyan kültürü ağır, bazılarında Alman gibi.. Suç oranı çok fazla, işsizlik fazla, hayat pahalı, sadece üç dört eyalette yaşam standartları yüksek. Türkiyenin nerdeyse on katı büyüklüğünde bir ülke, sürekli Afrika ve Amerika kıtasının gelişmemiş ülkelerinden göç alıyor. Katolik ve Avengelizm ağırlıklı din; çok kilise var. Din konusunda olduça toleranslılar. İsanları sıcak kanlı, iyi niyetli, kurnaz değiller. Devlet; vergiler çok fazla, elektronik çok pahalı. Yakıt ucuz, çünkü alkol var. Türk az. Arap çok, arapları Türk sanıyorlar. Özellikle lübnanlılar sevilmiyor. Müslümanlık sevilmiyor. Söylenecek çok şey var fakat söylediklerim bölgeye göre değişiklik gösterir. Suç oranı yüksek mesela ama bazı eyaletler, bazı şehirler oldukça rahat. Önemli olan sizin amacınız, hangi bölgede yaşayacağınız, kimlerle muhattap olacağınız. Çok büyük bir ülke, kültürel yapısı oldukça karmaşık olmasına rağmen, sömürülen bir ülke olduğu için ezilen halk kendi kültürünü yaratmış. Yaşamak isteyenler iyi düşünsün. Kararlarını versinler. öyle hop diye gelinecek bir ülke de değil. Brezilya'da yaşam, insanlar, kültür, koşullar hakkında bilgiler için çok teşekkürler Ercan Bey. Alper Bey'in yazısını okuduktan sonra 09.09.2014 tarihinde ilk kez Brezilya Sao Paulo'ya gitmiştim. Gerçekten çok beğendim ve ikinci kez gitmeye karar verdim. 02.02.2015 tarihinde tekrar gittim 3 ay kaldıktan sonra geri döndüm ve bir çok yeri gezdim. Şuan da Brezilya'da nasıl iş bulabilirim diye düşünüyorum.. Bana şans dileyin. Merhaba Tuğba Hanım. Bence de Brezilya'da yaşamak güzel. Brezilya gezi notlarımı okumanıza sevindim. 3 ay boyunca nerede kaldığınızı ve kaça mal olduğunuzu yazarsanız uzun kalmak isteyenlere bilgi olur. İyi şanslar. Merhaba Esra Hanım. Çalışma ve oturma izni olmadan Brezilya'da çalışmak ve yaşamak mümkün, ancak bu kaçak çalışma için sizi kabul edecek bir iş yeri bulmanız gerekiyor. Bu konuda bilgim yok. öncelikle sorumu yanıtladığınız için çok teşekkür ederim, ancak size birşey danışmak istiyorum, ben şimdi kararsız kaldım urugay 2 yıl geçici izin veriyormuş göçmenlik merkizne gerekli belgeleri verdikten sonra, brezilya içinde aynı şey geçerlimi çünkü benim biraz portekizcem var aslında ben brezilyaya gitmek istiyorum ama malum sebepten dolayı uruguay daha ağır basıyo 2 yıl uzun bir süre sonuçta. Brezilya çalışma vizesi ülke dışında verilmek zorunda, oradayken alınamıyor. Oradayken alınmak istenirse ülkeden çıkmak gerekiyor. Merhaba Mehmet Bey. Apostil bir belgenin başka ülkelerde kullanılabilmesi için yapılan onay işlemidir. Türkiye'de apostil işlemi yapmaya yetkili makamlar illerde valilik, ilçelerde kaymakamlık, adli belgeler için ayrıca ağır ceza mahkemesi başkanlıkları, olmadığı yerde adliye encümenidir. Esra Hanim, portekizceleri biraz ispanyolcanin degisigi yani azsa ve portekiz portekizcesiyse hic anlasamaya da bilirsiniz. Isterseniz Craigslist falan bir bakin kacak calisabilir misiniz? Bu arada cikar tekrar girersiniz is bulunca. Ama Brezilya da Uruguay da is bulma acisindan ve 90 gun ustu kalma acisindan zor. 2 yillik izni iyice bir arastirmak lazim, Uruguay pahali bir ulke ve genellikle Arjantin'e goc verir. Birikmis para yoksa is bulmayi burada halledebilirsiniz. Uruguay'da da basit Portekizce anlayabilirler. Ingilizce pek konusulmaz. Brezilya'da yaşamak ve çalışmak hakkında bilgi için teşekkürler Yasemin Hanım. ben bir staj icin temmuz ve eylül arasi Guaratingueta bulucam. Aranizda bu sehri taniyan varmi? Veya aranizda Sao Paoloda yasayan varmi? belki bi kac konuda yardima ihtiyacim olabilir. merhaba ALPER BAY kısmetse 2 gün sonra brezilyaya uçuyorum ordan da arjantin sao paulo öncelikli İNŞAALLAH başımıza bir şey gelmeden sağsalim gelirim. İnşallah Hüseyin Bey. Güvenli ve keyifli bir Brezilya seyahati dilerim. Evinde kaldığım kişi uluslararası ücretsiz konaklama ağı Couchsurfing üyesi. Sistemi Çeşitli sayfamdaki Yurt Dışında Bedava Konaklama yazımda açıkladım. Brezilya ucuz bir ülke değil. Telefon hattınızı yurt dışına açtırırsanız çalışır, hangi operatör veya firma olduğu fark etmez. Merhaba Serkan Bey. Brezilya'da yaşamak ve evlenmek kosununda bilgim, ben sadece gezmeye gittim. Ancak bu sayfayı okuyup bilenlerden size bilgi konusunda yardımcı olmalarını dilerim. Subat ayi 3-10arasi rio ya gitmek istiyorum. Gezi amaclidir. Eslik edecek arkadas ariyorum. F M farketmez. Tahmimen max 10gunluk olacak. Tokyoda ikamet ediyorum. Daha dogrusu nereye gidecegime pek kararveremedim. Sao poulo da olabilir. Ancak guvenlik cekincemde varbiraz haliyle 🙁 Oradanda Siliye gecmek istiyorum. Merhaba, ben pazartesi sabahı turla Güney Amerika ya gitmek üzere İstanbul dan ayrılacağım. Brezilya ile ilgili olarak güvenlik endişesi taşıyorum. Bazı sitelerde hakkında çok olumsuz şeyler yazılmış. Lütfen benim endişelerimi giderebilecek bir kaç şey yazabilirmisiniz. Teşekkürler. 4 senedir sao Paulo da yaşıyorum. Kaç gün kaldınız burda ? Nasıl bir tecrübedir ? Brezilya'nın en tehlikeli şehri rio de janeiro dur. 4 tarafı favela ile sarılıdır. Suç oranın yüksek olduğu şehirdir. Sao Paulo tabikide tehlikeli yerleri var siz gideceğiniz yeri bildikten sonra sorun yok sao Paulo tipik bir İstanbul iş alanı şehridir. Brezilya'da yaşam ve güvenlik bilgileri için teşekkürler Tuğba Hanım. Merhaba Atakan. Ben Sao Paulo Üniversitesi'ni ziyaret ettim ama okumak için şartları bilmiyorum. Belki burada gören biri yazar. Brezilya'nın anadili Portekizce ve ikinci önemli dil İspanyolca; İngilizce değil. Ama İngilizce eğitimi veren okullar da var tabii. Brezilya Türk vatandaşlarından vize istemiyor. Bence Portekizce veya an azından İngilizce bilmeden Brezilya'da yaşamak çok zor olur. Herhangi bir yabancı ülkede devlet memuru olmak kolay değil. Merhaba. 6 ayda İspanyolcayı orta üzeri bir seviyeye getirmek mümkün ama iyi İspanyolca için bence yetmez. Aman sakın senin gibi Türklerle değil, İspanyollarla arkadaşlık et. 1 yıl çok iyi olur. Brezilya'da yaşamak için Portekizce bilmek gerekir bence, sadece İspanyolca yetmez. Brezilya'da 460.000 kişi İspanyolca konuşuyor, asıl avantajı yaygınlığı değil, Portekizceye benzerliği ve Portekizcenin kolay öğrenilebilmesi. Brezilya'da Erasmus olmaması son derece normal. 🙂 Bence araştırın, hayır sıkmadınız, her zaman yorum ve sorularınızı beklerim. İngilizce Portekizce tercümanlık işi ne getirir bilmiyorum. Evinde kaldığım arkadaşım uzun süre ABD'de yaşamış, çok iyi İngilizce bilen bir kız ve kursta dil öğretmenliğinden az para kazanabiliyor. Brezilya'da yaşamak, yerleşmek fikri heyecan verici. Brezilya'nın milli içkisi cachaca rom benzeri bir içki, sert ama yoğun bir tadı yok, şekerkamışı suyundan damıtılmış alkolden yapılıyor. herkese merhaba.. şu anda brezilya da olan veya gidip geri gelecek olan birine ihtiyaç duyuyorum :(bir süpriz yapmak istedim erkek arkadaşıma, internette bir bira bardağı gördü ve çok beğendi, ben de ona bunu hediye etmek istedim, araştırınca brezilya da bulunan taça baden bock isimli bir bira olduğunu gördüm, Türkiye 'de bulamadım nereyi ararsam arayayım.. erkek arkadaşımın doğum günü 25 nisanda, ve ben bu bardağı ona hediye etmek istiyorum 🙁 fiyatı ne ise tabiki karşılayacam.. yeterki o bira ve orjinal bardağı bana ulaşsın.. şimdiden çok teşekkür ederim.. umarım yanlış anlaşılmamışımdır.. Merhaba Yusuf Bey. Portekizce bilmiyorum ama sanırım orta zorlukta, İspanyolca'ya epey benzer bir dil. Brezilya'da yaşamak için Portekizce bilmek gerekir. Brezilya'ya yerleşmek isteyip de hiç arkadaşım yoksa yerel arkadaşlar edinmek için ilk aklıma gelen şey CouchSurfing ağı olur. Çeşitli adlı sayfamdaki bir yazıda ayrıntılı anlattım. Portekizce öğrenmek için gideceğim kursta yabancı arkadaşlarla da tanışırdım. Evet Sao Paulo'da beni evinde misafir eden arkadaşım Couchsurfing üyesi ve bu yolla tanıştım. Ya da Brezilya ya gitmek istiyenler bana ulasabilir yukaridaki mail den. Aslında bu yorumu yaptıktan sonra iş buldum. Biraz para biriktirip ondan sonra gitmeye çalışacağım. Benim ne yazık ki düzenli bir gelirim yok. Ben orada hemen bir iş bulabileceğimi sanmıyorum. Oraya gittiğimde geçinmekte ve kendimi ifade etmekte zorlanmaktan korkuyorum. Brezilya'da yaşamak konusunda iyi şanslar dilerim. Belli bir birikim yapmadan gitmemek gerek. Brezilya'da yaşamak için belli bir para miktarı söylemem doğru olmaz, ancak ucuz bir ülke olmadığı kesin. Alışveriş yerleri ve fiyatlar hakkında iki uzun yazım, Yediklerim sayfamda lokantalar, yemekler ve fiyatlar hakkında iki yazım daha var, bilgi verir. İnanın bunu bilmiyorum. Bulabileceğiniz iş Brezilya dili Portekizce bilginiz, eğitim düzeyiniz, mesleğiniz ve yeteneklerinize bağlı olur. Aile yasamlari tamamen free bir ülke evdeki herkesin dini farkli bizdeki gibi değil suç oranina gelince ben İzmirde yasiyorum buradan örnek vereyim İzmirde bazi semtler tehlikeli geceleri tenekelik gibi orada ayni şeyler geçerli yoksa başka hicbir sorun yok favela dedikleri insanlar ülkenin her şehrinde var bunlar oranin genelde siyah irkli olan insanlardan oluşuyor ve oldukça fakir hayat yasayan insanlar devlet tarafindan ve Portekiz kolonisi oluşurken tamamen dislanmis insan toplulugu genelde şehir dişinda yasadiklari yerleşim yeri var. Turist olarak gittiysen senin karada isin yok zaten tehlike yok yani sunu da ekliyeyim eğlenceli insanlar ülke oldukça geniş araziye sahip yeşillik acisinadan çok zengin gezilecek görülecek çok güzel yerleri var tropikal bir iklim her an yağmur yağabilir sicaklik değil ama nem orani yuksek yağmur taneleri bizimkinden daha büyük asla usumeyeceginiz bir ülke et balik ucuz alkol ucuz kolaylıkla bayan arkadaş edinebilirsiniz evlerinde kalabilirsiniz. Ask olayi yuksek bir ülke duygusal insanlar akdeniz sicakligi var kisacasi korkulacak bir ülke değil gitmek isteyenlere gerekli bilgi verebilirim 5530070114 numaram. Portekizce zor bir dil değil kolaylıkla öğrenebilirsiniz biraz İngilizceniz var ise yeterli olacaktir gezilmesi görülmesi gereken bir ülke her acidan çok güzel harika manzaralari var kullandiklari para birimi reais bizdeki TL ile değeri ayni fark yok insanlarında ego yok her tarzdan her isten her meslek dalindan insanlarla tanisabilicegeniz arkadaşlık yapabilicegeniz bir ülke bu ülkeye gitmeden önce bütün on yargilari kafanizdan kaldırabilirsiniz. Türk hava yollarinin istanbuldan direk ucuslari var 14 ile 16 saat bazen 13 saat arazi degisiyor non stop uçuş en iyisi en rahati türk hava yollari uçakta zaten türk sayisi çok olmuyor ekonomi ve comfort bölümünde oldukça rahat edersiniz uçak çok dolu olmuyor economiyi seçerseniz bos koltukalarda yatarak uyuyarak seyahat etmiş olursunuz yilin belli bölümlerinde bilet fiyatları ucuz oluyor. Merhaba. Brezilya hakkında sorularınızı ben ve okurlarım yanıtlamaya çalışırız. Evet, Sao Paulo'da Portekizce adı Colegio Belo Futuro, Türkçesi Güzel Gelecek Koleji olan bir Brezilya Türk okulu var. Brezilya'ya gitmek için paranız ve Portekizce dil bilginiz varsa elbette kaçırmayın. Büyük şehirlerde sokak ve şiddet suçu yaygındır, dikkatli olmak gerekir. TEFL ve yatak karşılığı hostel veya otel çalışanı olabilirsiniz. Staj için de başvurabilirsiniz. Önce Brezilya Portekizcesi ardından dış ticaret için firmalarla görüşülebilir. İngilizceniz varsa tercümanlığı home office yapacak seviyeye getirmeniz orada yaşamanıza pek yetmez ama iş bulmak için giriş-çıkış veya belge, staj arama için belli bir miktar para lazım onu yaratır. Brezilya'da yaşamak ve çalışmak hakkında bilgi verdiğiniz için çok teşekkürler Yasemin hanım. Ben Guney Afrikanin Cape Town sehrinde yasayan biriyim. Burada calisma iznim ve calistigim bir sirket var. Meslegim Grafik Tasarimciyim. Brezilyada Seo Pauloda yasamak oranin kulturunu ve dilini ogrenmek istiyorum. Eger gelirsem is bulma sansim olabilir mi? Eger orada yasayip orada birilerinin ihtiyaci dogrultusunda grafik tasarimciya ihtiyaci olan var ise konusmak gorusmek isterim bu konuyla ilgili bana yardimci olabilecek birileri varsa eger cok minnettar olur dua ederim. Simdiden tesekkur eder hayatinizda basarilar dilerim. Brezilyada tamamlamak istiyorum kalan omrumu portekizce ogrenecegim kisa zamanda oraya gidince 3 aylik vizemi nasil sonsuza kadar uzatabilirim bana lutfen yardimci olun. Brezilya'da yaşamak iyi fikir. Brezilya Türk vatandaşlarından vize istemiyor. Sonsuz vize diye bir şey yok ama oturma izni ve vatandaşlık şartları için Brezilya Büyükelçiliği'ni arayabilirsiniz. Ben suan 15 bin TLlik aracimi satip 15 bin reel alarak brezilya 15 bin reel ve saglam portekizce ile gidicem is konusunda sansliyim hic zorlanmadim is bulmakta ama evlenemem orda artik sanirim acaba calisma izni ya da oturma izni almak sansim nedir ozgurluk eglence hayat ugruna arabamdan olarak 3 aylik vizem sonunda bu turkiye bana tekrar hergun bir litre vodka icirtecek kadar karamsarlastirma potansiyeline sahip bir ulke. Brezilya'da yaşamak için iş bulmanız gerekir Can Bey, ya da daha fazla birikiminiz. Çalışma ve oturma izni konularını bilmiyorum ama okurlarımdan yanıtlayanlar olabilir. İyi şanslar. Fikret bey merhaba bahsettiğiniz iş konusunda sanırım size yardımcı olabilirim. Brezilya sao ya yerleşmek istiyoruz fakat bilmek istediğimiz 2 şey var, türkiyeye göre pahali mi ve orda türk restorant açmak için izin almak Cok mu zor? Cevabı mail adresi adresi gonderebilirseniz çok sevinirim. Osellsdr@ gmail. com tesekkurler. Brezilya pahalı bir ülke. Türkiye'ye göre bazı şeyler ucuz. Lokanta açmak konusunda bilgim yok. Merhaba. Brezilya'da 1 ay yaşamak hoş olur. Staja kabul edildiğinize göre çalışacağınız hastanede sizinle konuşacak İngilizce bilenier vardır, Portekizce bildiğinizi var sayıyor olamazlar. Sao Paulo tehlikeli bir kent, ama ben olsam kaçırmazdım, ilginç bir deneyim olur. Gece dışarı çıkmayarak ve belli bölgelerden kaçınarak riski azaltabilirsiniz. Brezilya seyahati için bir yol arkadaşı bulabilmenizi dilerim. İş konusunda yapabileceğim bir kaç farklı mesleğim ve yatırım için bir miktar birikimim var. Oraya ciddi anlamda yerleşmek iş kurmak yaşamak isteyen arkadaşlar ile fikir alışverişi yapmak, gitmeyi düşünen ile yol arkadaşı yada iş ortağı gibi tüm önerilere, fikirlere ve teklfilere açığım. Brezilya'ya yaşama kararınızı paylaştığınız için teşekkürler Hakan Bey. Yeni yaşamınızda şans ve başarı dilerim. Merhaba. Brezilya'nın büyük şehirleri tehlikeli, sokak suçları, silahlı soygun yaygın. Sao Paulo'dan Londrina'ya Princesa do lvai, Catarinense, Viaçao Garcia ve Brasil Sul firmalarının her gün çok sayıda otobüsü var ve yedi buçuk saat sürüyor. GOL Hava Yollarının da ülke içi direkt uçuşları var, Araç kiralamadım hiç ama mutlaka mümkündür. Çeşitli adlı sayfamda gösterip anlattığım bir pasaport çantası alın. Üzerinizde az nakit para taşıyın. 1. Ayrıntılı nüfus kaydı ve büyükelçilikten onay. 3. Bekar olduğunu gösteren belge. Daha önce evlilik yaşanmış ise boşanma veya eski eşin ölüm belgesi. 4. Evliliğin gerçekleştirileceği kentin nüfus müdürlüğünden alınacak evlilik isteği belgesi. Bu belgelerin asılları ve yeminli tercüman tarafından Portekizceye çevirilerinin noter onaylı kopyaları gerekiyor. Ardından nüfus müdürlüğü bu evlilik isteğini duyuru panolarında ve yerel gazetede yayınlayarak halktan bu evliliğe itirazı olan olup olmadığını soruyor. İtiraz eden yoksa evlilik izin belgesi veriyor. Brezilya'da evlenen yabancılar hemen vatandaşlık statüsü kazanamıyorlar. Evlendikten sonra kalıcı oturma belgesi vizesi VIPER başvurusu yapılabiliyor; bunun için Federal Polis Yabancılar Şubesine gidip evlilik belgesini ve aşağıdakileri beyan etmek gerekiyor. 2. Pasaportun boş sayfalar dahil tamamının onaylı kopyası. 4. Son 90 güne ait sabıka kaydı ve Brezilya Ankara Büyükelçiliği tarafından onaylanmış Portekizce kopyası. 5. 2 adet 3x4cm boyutlu renkli, beyaz zeminli fotoğraf. 6. Nüfus kaydı ve onaylı çevirisi. 7. Brezilya'daki adresi kanıtlayan telefon veya su veya elektrik faturasının aslı. 8. Vize ücretinin ödendiğini gösteren banka dekontu. Beş yıl evli kaldıktan sonra ise vatandaşlık başvurusu yapılabiliyor. Penapolis 58 bin nüfuslu küçük bir şehir, Rio de Janerio, Sao Paulo gibi büyük şehirlerden çok daha güvenli. Hocam selamlar ben de Porto Alegre'deyim, Rio Grande arası gidip geliyorum gemideyim Porto Alegre'da Türk restorantına karşılaştınız mı acaba ya da Türk damak tadına uygun bir yer 1 sene daha buralardayım yemek kültürü çok farklı. Evet gayet güzel şu anda izinde evdeyim mayısta geri geleceğim adres için teşekkürler gidince deneyeceğim. Merhaba. Ne yazık ki Sao Paulo'da size Portekizce Türkçe tercümanlık yapacak bir tanıdığım yok. Brezilya Büyükelçiliğini arayıp sormanız iyi olur bence."} {"url": "https://celebialper.com/saraybosna-kusatma-altinda-4-yil/", "text": "Bosna Hersek gezisi sırasında Mostar'dan trenle Saraybosna'ya gelip yağmur altında sırt çantamla epey dolaştıktan sonra iki katlı ahşap bir evde 15 Avroya oda tuttum. Ahşap zemini, kocaman ceviz gardrobu ve karyolası gıcırdayan bu büyük oda, belli ki kocası ölmeden önce evsahibim Maida teyzelerin yatak odasıymış. Hemen yerleşip dışarı çıkıyorum ve Saraybosna gezisi, gezilecek yerler hakkında rehber bilgi ve gezi notları başlıyor. 15. yüzyıla kadar tarihte adı geçmeyen Saraybosna, Osmanlılar tarafından kuruldu ve 15. yüzyıl ortasından itibaren önem kazanarak doğu batı ticaret yolları arasında bir duraklama ve alışveriş merkezi haline geldi. İsmi de Türkçeden geliyor. 1878 yılında Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun eline geçen kent, Viyana'dan bile önce sokak lambalarıyla donatıldı. Elektriğe karşı olan güvensizlik nedeniyle bu tehlikeli yeniliği önce bir sömürge kentinde denemek daha mantıklı gelmiş olmalı imparatorluğa. Arşidük Franz Ferdinand'ın bir Sırp Gavrilo Princip tarafından öldürülmesiyle 1. Dünya Savaşı'nı başlatan olay, kentteki Latin Köprüsü'nde oldu. Saraybosna 1992 ve 1996 yıllarında 4 yıla yakın süreyle Sırp kuşatması altında kaldı; tarihte en uzun süre kuşatılan başkent oldu. Bosna'nın bağımsızlık ilanının ardından kuşatılan kentte 1.500 çocuk olmak üzere 10.000 kişi öldü, 15.000'i çocuk 56.000 kişi yaralandı. Kente hakim tepelere yerleşen Sırp keskin nişancılar nedeniyle bazı caddeler geçilmez oldu, bazılarına barikatlar kuruldu. Riskli sokaklarda insanlar yıllarca karşıdan karşıya koşarak geçti. Ateşe açık bu noktalardan üçüncü geçen kişi olmamayı Saraybosnalılar öğrenmişti; çünkü Sırp nişancı birinci geçeni fark eder, ikinciye nişan alır, üçüncüyü vurur. Ferhadiye Caddesi'ndeki \"İsa'nın Kalbi\" adlı, inşası 1889 yılında tamamlanmış olan Saraybosna Katolik Katedrali. Savaşta ufak tefek hasarlar alan bu katedralin önünde hafta sonları seyyar satıcılar türlü alet, edevat, elbise satıp geçimlerini sağlamaya çalışıyorlar. Ayrıca, katedralin önündeki geniş alan, insanların randevulaşma ve buluşma noktalarından biri durumunda. Saraybosna'da gezilecek yerleri birlikte görmeye devam edelim, Saraybosna resimlerim eşliğinde.. Kentteki Miljacka Nehri'nin bir tarafı Avusturya-Macaristan döneminin Avrupa tarzı büyük binalarıyla, diğer tarafı ise Osmanlı döneminin Türk mimarisi bedesten, ev, cami ve sokaklarıyla dolu. Bosna-Hersek para birimi Marka, ve 1 TL = 0.83 Marka ediyor. Saraybosna'da gezilecek yerler arasında öne çıkan Başçarşı Türk tipi geleneksel el sanatları dükkanları, köfteciler, kuyumcular, kahvelerle dolu. Adeta Bursa'da veya Safranbolu'da hissi veriyor. Bu küçük kentin sokaklarını keyifle dolaştım. Saraybosna'da Türk varlığı, dün ve bugün: Osmanlı hamamı, Ziraat Bankası. 1551 yılında Sadrazam Rüstem Paşa tarafından yaptırılan Bursa Bedesteni hala sapasağlam. Dikdörtgen biçiminde dış duvarların sınırladığı yapının içinde kare kesitli iki masif paye, mekanı altı eşit bölüme ayıran kemerleri taşıyor. Bunların da üzerleri altı kubbe ile örtülü. Dış duvarların bitişiğinde bazıları yıkılmış, bazıları ise orijinal mimarileri değiştirilmiş dükkanlar bulunuyor. Nehir kenarında görkemli Avusturya-Macaristan İmparatorluğu dönemi binaları var. Aşağıdaki Güzel Sanatlar Akademisi, Bosna Hersek Avusturya-Macaristan döneminin bence en güzel binası. Karlo Parzik tasarımı bina 1898 1899 yıllarında Evangelist Kilisesi olarak inşa edildi. Bizans tarzını andıran ortadaki ana kiliseye daha sonra iki yanda gördüğünüz ilaveler yapıldı. İçine girip dolaşmak hoştu. Bence Saraybosna'da görülecek yerler arasında. Saraybosna Üniversitesi'nin kökleri Osmanlı İmparatorluğu döneminde 1531 yılında kurulan medreseye dayanıyor. Bugünkü Saraybosna Üniversitesi 1949 yılında kuruldu. Bugün 50.000 civarında öğrenci sayısıyla Avrupa'nın en büyük üniversitelerinden birisi. Türkiye'den gidip okumayı düşünenler, girişin daha kolay olduğu Uluslararası Saraybosna Üniversitesi'ne bakabilir. Aşağıdaki Bosna-Hersek Ulusal ve Üniversite Kütüphanesi 1891 yılında Çek mimar Karel Parik tarafından tasarlandı fakat bakan Baron Benjamin Kallay'ın eleştirileri üzerine proje üzerindeki çalışması durduruldu. Alexander Wittek 1892 ve 1893 yıllarında kütüphane binasının inşasını yürüttü ama hastalanarak öldü. Bina Ciril Ivekovic tarafından tamamlandı. Saraybosna Kuşatması sırasında 25 Ağustos 1992 tarihinde kütüphanenin içi tamamen tahrip oldu. Yanan 1.5 milyon kitap arasında 155.000 nadir ve değerli kitap, 700 tarihi el yazması vardı. O sırada bazı vatandaşlar ve kütüphaneciler keskin nişancı ateşi altında bazı kitapları kurtarmaya çalışırken aralarında ölenler oldu. Dört aşamalı uzun onarım planı 1996 2014 yılları için planlandı. İlk iki onarım aşamasının maliyetini Türkiye karşıladı. Nacionalna i univerzitetska biblioteka Bosne i Hercegovine halen kullanılamaz durumda ve bir anıt olarak kabul ediliyor. Vjecna vatra II. Dünya Savaşı'nda ölen sivil ve askerlerin anısına sonsuza dek yanacak ateş. Anıt Saraybosna'nın Nazi Almanyası ve Hırvatistan tarafından dört yıl süren işgalinin bitmesinin birinci yıldönümünde, 6 Nisan 1946 günü açıldı ve ateşi hiç sönmedi. Mareşal Tito Caddesi ile Ferhadiye Caddesi'nin kesiştikleri yerde. Saraybosna gezisi sırasında yolunuz mutlaka buraya düşer. Aşağıdaki Ulusal Tiyatro 1921 yılında kuruldu. 9 Kasım 1946 günü şehir operası da sanatsal etkinliklerine burada başladı. 25 Mayıs 1950 tarihinde Bosna Balesi ilk gösterisini \"Hasat\" ile burada gerçekleştirdi. Binayı Avusturya-Macaristan İmparatorluğu döneminde yüz altmıştan fazla binayı tasarlayarak kente imzasını atan mimar Karel Parik tasarladı. Kentin Zelenih Beretki Caddesi'nde hoş barlar var. City Pub ve City Lounge hareketli. Jez Club'da ise daha çok yerli müzik çalınıyor ve restoranı da var. Yakındaki Muvekita Caddesi'nde bulunan The Old Bell Pub caz çalıyor, Cheers Pub ise geleneksel İngiliz tarzı bir bar. Mehmeda Spahe Caddesi'ndeki Sloga adlı gece kulübü çok popüler ve büyük bir mekan. Hacienda ise diğer bir gece kulübü. Branilaca Sarajeva Caddesi'nde bulunan Caffe bar Opera modern tasarımı ve rahat koltuklarıyla gündüz veya akşam yayılıp rahatlamak için uygun; bazı geceler canlı müzik var. Ferhadija'daki Club Nostalgija Avusturya-Macaristan ve Osmanlı mimarilerinin kesiştiği noktada yer alıyor ve 2001 yılından bu yana Saraybosna Film Festivali'nin resmi kafesi. Luledina Caddesi'ndeki Dibek Kafe Osmanlı tarzı döşenmiş bir çay ve nargile mekanı. Saraybosna'da gece hayatı da görülmeden olmaz, son gecemde önce barda caz dinledim, ardından canlı rock grubunun çaldığı City Pub'a gidip eğlendim, birkaç Bosnalı ile tanıştım. Geç saatte Club adlı dışarıdan belli olmayan, tabelasız ve giriş katının altında zor bulduğum bir mekanda DJ müziği ile kentin gençleri geç saatlere kadar eğleniyor. Saraybosna gezisi sırasında Saraybosna gece hayatını da görmeden olmazdı. Kulüpten çok geç saatte çıktım, hala yağmur yağıyordu ve ve caddelerde hiç kimse yoktu. O kadar insan anında nereye kayboldu anlamadım, yağmurlu havada yürüyen kimse olmaması anlaşılır ama ana caddelerden bile tek bir araba geçmedi. Maida Teyzenin çıkarken verdiği şemsiye ile bu hüzün veren gecede epeyce dolaştım. Ulusal Kütüphane'ye giderek duvarlardaki mermi deliklerine dokundum, insanların kitaplara neden ateş edebileceğini anlamaya çalıştım. Sonra ünlü Markale pazar yeri katliamının olduğu yere yürüdüm, hala tek bir insana ve araca rastlamadan. Sırplar burada alışveriş yapan insanları aniden bombalayarak katletmişler, kan gölüne dönen bu meydandaki kolu bacağı kopmuş kıvranan insanları, parçalanmış cesetleri güvenli evlerimizde akşam yemeğimizi yerken televizyonda dehşetle izlemiştik. Markale Katliamlarının ilki 5 Şubat 1994, ikincisi 28 Ağustos 1995 tarihinde gerçekleştirildi. Sonra yine Başçarşıya yürüdüm, açık olan bir mekan gördüm ve girdim. Börekçi kız Boşnaktı, bir kıymalı börek yedim. Sırp sevgilisi de oradaydı, sohbet ettik. Birbirlerini sevdiklerini, ancak kızın ailesinin ilişkilerine tamamen karşı çıktığını söylediler. Hala karanlık ama sabaha yakın saatlerde eve döndüğümde Maida teyze telaşlı bir yüzle kapıya çıktı. Ortak bir dilimiz olmadığı için anlaşamadık, ama bana kederli bir yüzle birşeyler anlatmaya çalışıyor, bazen yüzümü okşuyordu. Sonra çerçeveli bir fotoğraf getirdi, genç bir adamın resmi, bana oldukça benziyordu. İşaretlerle karışık anlattı, tepedeki keskin nişancılar oğlunu bir gün çarşıya giderken öldürmüş. Beni neden sabaha kadar beklediğini anladım. Dillerimizi anlamasak da dünyanın bütün dillerinde ağladık Maida teyze ile o gece.. Ertesi gece Maida teyzeye ve bu hüzünlü kente veda ederek eski bir otobüsle Sırbistan'ın Novi Sad kentine doğru 13 saat sürecek bir yolculuğa çıktım. Yolda Bosna-Hersek'in içerisinde Republika Sırpska adlı Sırp özerk bölgesinde mola verdik. Blogunuz oldukça güzel ve seyahat hakkında oldukça donanımlı. Bir eksikliği belirtmeden geçemeyeceğim. Bosna'ya kadar gidip Aliya İzzetbegoviç'ten bahsetmediğinizi gördüm. Bilge Kral'ı gözden kaçırdığınızı, unuttuğunuzu düşündüm; fakat sonra Bosna denilince ilk akla gelenin Aliya'dan başkası olamayacağı gerçeği ile tekrar yüzleştim. Kusura bakmayın ama Aliya'sız Bosna yazısı olmaz. İlginiz ve beğeniniz için teşekkür ederim. Gezdiğim ülkelerin politik liderlerini anlatmak gibi bir sorumluluk veya gereklilik hissetmiyorum. Aliya'sız Bosna-Hersek tarihi yazısı olmaz, ama Bosna-Hersek seyahati yazısı olur. Ülkenin adı \"Bosna-Hersek\"tir. Yazımda bir eksik/yanlış yok. Maida teyze kısmında oturup ben de ağladım şimdi. Henüz yeni döndüm Bosna gezisinden, ben de çok etkisi altında kaldım yakın geçmişteki savaşın buralardaki etkilerini bizzat görünce ve dinleyince... Çok güzel bir yazı olmuş, kalemine sağlık. Ağlamana değil ama yaşadığımı hissettirebildiğime sevindim. Teşekkür ederim. Yolculuklara ve yazmaya devam. Otobüs ve tren istasyonlarında oda kiralamak isteyen kişiler bekler. Bu site ve benzerlerini okuyup araştırdık ve iki orta yaşlı kuzen Balkan turuna çıktık. Saraybosna, Kosava, Makedonya dolaştık. Sadece gezip görmek yemek içmek için gidiyorsanız herşey çok güzel ama çapkınlık yaparım avlanırım diyorsanız avcunuzu yalarsınız. Paranızla bile bulamazsınız haberiniz olsun. Dost tavsiyesi. Çocuğum okumak istese gönül rahatlığıyla gönderebileceğim güvenilir ve temiz yaşantısı olan bir yer. Yaşadığınız hüznü yaşamış gibi hissettim neredeyse. Bir daha savaş olmaması dileğiyle. Kütüphanedeki kurşun delikleri hala duruyor. Saraybosna hakkında bilgi edindim gitmeden önce bu yazınızdan, teşekkürler. ben nisan ayında gittim, kütüphaneyi restore etmişler, kurşun deliklaeri kaybolmuş. Ben de okuduğunuz için teşekkür ederim Nurcan hanım. Merhaba. Adres hatirlamiyorum. Bascarsidaki cesmenin karsisindaki acentadan oda buldum. Ben bu yaz ilk defa gittim Balkanlara. Bosna'ya gidemedim ama Belgrad'a, Zagreb'e gittim. Çok garip, o hüzünlü hikayeleri ters yüz edin, aynısını Belgrad'da dinleyebilirsiniz. İnsanlarda o bilindik, Balkanlı neşenin altında maskelenmiş, savaşın yanıklarını taşıyan, eski nefretleri, asırların çekişmelerini taşımaktan yorulmuş hüzünlü duygular, anılar. Kaybolup gitmiş, asla geri gelmeyecek dostlar akrabalar. Ne kadar restore edilip yaraları sarılsa da asla eskisi gibi olmayacak, hep bir yanı enkaz olarak kalacakmış gibi görünen bir şehir. Yine de enkazın üstünde yaşamaya devam eden çeşit çeşit kültür, her telden insanlar, müzikler, danslar, yemekler, içkiler 🙂 Umut veren ama hayata dair olumlu görüşlerimizin ne kadar kırılgan olduğunu yüzümüze vuran bir coğrafya orası. 2013 ağustosta gitmiştim. sizin bloğunuzu gitmeden önce keşfetmediğime üzülüyorum. Bu yorumu 100 lira için yapmıyorum:) Ama saraybosna da yaşadığım bir olayı paylaşmak istedim. 100 euro bozdurmak için en işlek sokaktaki bir döviz bürosuna girdim. Son param olan 100 euro'yu verdim. Saflığıma binaen markları saymadan aldım çıktım. 100metre sonra bir saydım ki 50 euro'luk mark vermiş. Hemen geri gittim ve durumu anlattım. Kadını ne dediysem ikna edemedim ve ısrarla 50 euro verdiğimi diretti. Güvenlik kamerasını gördüm dedim kayıtlara bakalım. Kadın \"patron yok şimdi bakamayız yarın gel\" dedi. En son ısrarıma dayanamadı dükkanı kilitleyip tüm parayı sayd ve eksik-falza para bulamadı. Ben diretince tekrar saydı yine sorun yok dedi. Nereli olduğumu sordu. Türk deyince,\"bu Türkler hep böyle diyerek ağladı resmen. Daha fazla direttince \"pardon yanlış saymışım dedi ve benim 50 euro'yu kendi için koyduğu ayrı bir yerden aldı ve verdi. Sonuç olarak ses çıkarmasak bizim 50 euro gitmcekti. Ve son param olması nedeniyle hayatımın geri kalanında orada kalabilirdim. Hocam yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum. Umarım bu yaz bir balkanlar seyehatim olur. Bosna-Hersek'te yaşam ve fiyatlar Türkiye'den ucuz. Bosna veya Makedonya da okuma ihtimali var da. Fiyat ve sosyal yapı olarak hangisi daha iyi. Bosna-Hersek'de üniversite okumak epey tercih ediliyor buradan, Makedonya'da okuyan da çok var. 750 avro az para değil, Bosna-Hersek üniversitesi daha cazip görünüyor. Sosyal yönden birbirlerine benzeseler de ben Makedonya'da daha çok ilgi ve dostluk gördüm, bana öyle denk geldi. İngilizce bilmiyorsanız dil konusunda sorun yaşarsınız. Başarılar. Bosna derken sanırım Bosna-Hersek'in sadece Bosna bölgesini değil tüm Bosna-Hersek'i kast ediyorsun. Ülkenin adı Bosna-Hersek. Kızları genelde güzeldir. İlgine teşekkür ederim Oğuzhan. Ben tek başıma geziyorum. Gezersiniz, bişey olmaz. Bosna-Hersek güvenlidir. Tek gezerken yeni insanlarla tanışırsın, rahat hareket edersin. Bosna Hersek'de okuyan Türk tanıdığım yok. Ama eminin bununla ilgili bir forum vardır bir yerlerde. Harika bir yazı olmuş. Sıkılmadan okudum. gecen yaz benimde gezme şansım olmustu. Gezerken burnumun direği sizlamisti sayenizde yinelendi. Elinize emeğinize sağlık. Saraybosna yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim Esra Hanım. Merhaba İsmet. Film anlayacak düzeyde yabancı dil biliyorsan ortanın üzerinde bir seviyedesin demektir. Benim okuduğum fakültenin İngilizce hazırlık yılı vardı, derslerin de bir kısmı İngilizceydi ama bunun konuşma pratiğine bir yararı yok. İstanbul'da yaşayan yabancı arkadaşlarımla sık görüştüğümde konuşma pratiğimin geliştiğini fark ettim. Başarılar. Yaklaşık bir saat sonra otobüsle Mersinden saraybosnaya olan yolculuğuma başlayacağım. Adana hava alanı için otobüs saatimi beklerken şehir ile ilgili biraz birşeyler araştırayım dedim ve yazınızın son bölümünden çok etkilendim. Umarım aynı duyguları ben de o topraklarda yarın hissederim. Yazilariniz icin tesekkurler. Degerli bilgiler var. Bascarsi'da temiz kebap, kofte, borek benzeri yore yemekleri yenilebilecek yerler onerebilir misiniz? Cok vardir ama gidenler tecrubelerini yazarsa memnun olurum. İlginize teşekkürler. Başçarşı'daki tüm köfte ve börekçiler iyidir. Benim aklımda isim yok, belki okuyanlardan önerenler olabilir. İyi yolculuklar. Evet Saraybosna da okuyan bir öğrenci olarak bu yazıya yorum eklemeden geçemedim. Öncelikle Saraybosna gerçekten çok değişti ve yenilendi sizin fotoğraflarınızdan farklı bir Sarajevo olmaya doğru gidiyor. Vee \"Kadir\" beye şunu iletmek istiyorum, Boşnaklar gerçekten dürüstler ve markette para üstü olarak 5 feninge almadığınız zaman bile ardınızdan seslenip para üstünü size verirler, sizin yaşadığınız olayı ilk defa duyuyorum. Saraybosna yaşamanın çok kolay ve ucuz olduğu bir ülke ve eğitim olarakta tavsiye ederim. Gerçekten güvenli ve çok fazla kültürel benzerlik var o yüzden yaşamak daha da kolaylaşıyor. Cengiz bey yemek için temiz yerler sormuş. Bosna Hersek şüphe duymadan rahatlıkla yemek yiyebileceğiniz ülkelerin başında gelir. Başçarşı da meşhur saç börekçisinde börek yemeden, Sevda kuca da Tufahiye, Cevabdzinica Zeljo da çevapi yi yanında kaymak olmadan yemeden ve Morica han da kahve içmeden kesinlikle geri dönmeyin. Her yerde pekara lar yani fırınlar var. Türkiye de ki fırınlarda bulamayacağınız kadar çok fazla çeşit var. Hepsinin tadına bakmak çook uzun zaman alabilir ama gözünüze kestirdiğinizi alın, pişman olmazsınız. Saraybosna bilgi, tavsiye ve yorumlarınız için çok teşekkürler. Verdiginiz bilgiler gerçekten cok isime yarıyor... emeginize saglik.. bir sorum var.. ekim 17-25 tarihlerinde saraybosnadan başlayip karadağ-arnavutluk ve makedonya olacak sekilde tatil planim var.. ekim ayinda hava nasıl olur bilginiz varmi ikincisi saglik sigortası istiyorlar mi? Sadece pasaportumla girebilirmiyim. Teşekkürler. Merhaba. Hava bizim Sonbaharımıza benzer olur, akşamları serindir. Ben hiç sağlık sigortası yaptırmadım. Ancak garantiye almak için konsoloslukları arayıp sorabilirsiniz. Bosna'da okuyup Boşnakça'yı öğrenirseniz Saraybosna'da turizm hizmeti vererek para kazanabilirsiniz. Özellikle Türkiye'den oraya büyük bir Turist akını oluyor. Merhaba. Evet, Saraybosna'dan Novi Sad'a her gün otobüs var, ben de kullandım. Sorun yaşamazsınız, Saraybosna'ya gittiğinizde otobüs terminaline gidip bilet alabilirsiniz. gece otobüsüyle gittim ben, 1 gece konaklama parası yok, onun yerine ulaşım masrafı var. Merhaba, detaylı anlatımınız ve bilgi arayışı içindeyken olduğunuz destek için teşekkür ederim. Sormak istediğim şey, Mostar'dan direkt Novi Sad'a araç bulunabiliyor mu bilginiz var mı bu konuda? İnternette gördüğüm kadarıyla pek bilgi yok, bölgeyi ziyaret edenlerden daha net bilgi almak mümkün. 6 gecelik bir gezi düşündüğüm için soruyorum. Saraybosna'ya inip 2 gün sonra Mostar'a geçmeyi, eğer varsa konaklamadan gece yolculuğu ile Novi Sad'a oradan Belgrad ve dönüş. Zamandan ve konaklamadan tasarruf için bu yol iyi görünüyor fakat o iki nokta arasında ulaşım konusunda bilgi edinmem gerekiyor tabi. Merhaba. Ben Mostar'da kaldıktan sonra trenle Saraybosna'ya gittim, orada kalıp gezdikten sonra Novi Sad'a otobüsle gittim. Ama Mostar'dan direkt otobüs olduğunu duydum, dediğiniz gibi bir gece yolculuğu yapabilirsiniz. 12-13 saat süren bir yol. Merhaba. Saraybosna Havalimanından şehir merkezine 36 ve 200E numaralı otobüslerle gidiliyor. Dobrinja'ya kadar kolay bir yürüyüşle 103 numaralı troleybüse binip kent merkezine gidebilirsiniz; son durak Trg Austrije'de inip sadece köprüden nehri yürüyerek geçmeniz yeterli, Başçarşı hemen karşıda. Ben taksi hiç kullanmadım ama taksimetre açılışının 1.6 Bosna Markası olduğunu biliyorum, havaalanından şehir merkezi 17-20 BAM arası tutar. Taksiler SJJ Sarajevo International Airport'un B Terminalinin önünden kalkıyor. Taksi ücretini taksimetreye bırakmayıp binmeden önce anlaşmakta yarar var. Gençliğimin ve hayatımın en güzel vakitlerinin geçtiği yerlerden biridir Saraybosna. Siz de çok güzel betimlemişsiniz, ama keşke diğer önemli noktalara değinebilseydiniz, bomba düşen noktaların çerçeve içine alınıp adının red rose \"kırmızı gül\" konulması gibi, ya da tabja'dan bütün şehri izlemek gibi.. Ben Balkan turu yapmak istiyorum haftaya yola cıkıcam ama Saraybosna'dan ya da Mostar dan Kotor'a nasıl gecebilirim Hırvatistan'a ugramadan vizesiz seyahat olucak teşekkürler. Merhaba Koray Bey. Saraybos'dan Karadağ'a vizesiz gitmek, yani Hırvatistan'a uğramadan gidebilmek için Saraybosna'daki Lukavica Otobüs Terminali'ne gitmeniz gerekiyor. Saraybosna Otobüs Terminali'nden kalkan Karadağ otobüsleri Hırvatistan'a giriyor çünkü, vizesiz gidemezsiniz. Lukavica Otobüs Terminali'ne gitmek için Trg Austrije'den 103 numaralı troleybüse binip son durakta inin. Mostar'dan Kotor'a en son direkt otobüs yoktu. Önce Trebinje, oradan Herceg Novi, oradan da Kotor'a şeklinde aktarmalı gidebilirsiniz. Rica ederim. Merhaba Alper Bey, gittiğiniz iki ülke olan, Azerbaycan ve Bosna-Hersek ile ilgili bir sorum var. İki ülkeyi karşılaştırdığınızda, refah seviyesi, teknoloji vb. hangi ülke daha gelişmiş? Sorunun cevabı önemli, çünkü bu iki ülkeden birinde arkadaşlarımla beraber üniversite eğitimi almayı düşünüyoruz. İyi Akşamlar. Merhaba. Bosna-Hersek ve Azerbaycan her ikisi de \"gelişmekte olan\" ülkeler sınıfında olmakla birlikte aralarında önemli farklar var. Bosna-Hersek yoksul denebilecek bir eski Yugoslavya ülkesi, üç ana unsuru olan Boşnak, Hırvat ve Sırplar arasında dönüşümlü ve bölüşümlü, dünyanın en karmaşık yönetimine sahip. Bize oldukça tanıdık, ama daha batılı. Azerbaycan petrol zengini bir ülke, kaynağı ve geliri yüksek ama gelişmiş bir ülke değil, daha doğulu. Ben Bosna-Hersek'te üniversite okumayı tercih ederdim. Merhaba Pınar Hanım. Bosna-Hersek turu için 2 tam gününüz varsa birinde Mostar'a günübirlik gitmeyi düşünebilirsiniz. Saraybosna-Mostar treni tek yün 9.90, gidiş-dönüş 15.90 denar, günde 2 tane var. Demir yolu boyunca güzel manzaralar var. Otobüs ise gün boyu akşam sekize kadar yaklaşık her yarım saatte bir var; daha az rahattır, manzaralar sıradandır ama daha hızlı gider. Fakat Saraybosna'da 2 gece ve 1 tam gününüz varsa hiç gerek yok. Gezmek yeni yerler keşfedip farklı kültürler görmek her zaman sevdiğim bir şeydi, bu olgunun gelişmesinde gezi notlarınızı okumam ve sizden ilham yatıyor. Bu arada Maida teyzeyle aranızda geçen olay bizi çok duygulandırdı aslında bize hala daha yaraların kabuk bağlamadığını gösterdi. Değerli çalışmalarınız için teşekkür ederim kendi adıma internet aleminde bu kadar gereksiz paylaşım ve yayınlama varken yazılarınız içimizi ısıtıyor doğrusu. Merhaba Furkan Bey. Saraybosna yazıma ilginize teşekkür ederim. İlham verdiğime çok mutlu oldum. Saraybosna'ya gidip gezebilmenizi dilerim. 12 nisan 15 nisan arası program yaptım Saraybosna Mostar ve eğer zaman bulabilirsek tavsiye ettiğiniz diğer yerleri de gezmeyi planlıyoruz. Bu arada ben gittiğim yerleri anlatan kitapları gitmeden önce alıp okumayı çok seviyorum sizin Balkanlar ya da sadece Bosna Hersek özelinde tavsiye ettiğiniz kitap ya da kitaplar var ise çok mutlu olurum. Seyahat kitabı soruyorsanız Ben LonelyPlanet Western Balkans kitabını aldım. Ayrıca aynı firmanın sadece Bosnia & Hercegovina kitabı da var. Ama çoğu kişi artık bunlara para vermeyip internetten pdf bulup indiriyor. Ayrıca Wikitravel zaten herkese açık, ücretsiz bir internet seyahat rehberi. Bosna-Hersek'in yakın tarihiyle ilgili isterseniz Kurşunların da Rengi Var adlı kitap var. Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğünün Osmanlı Belgelerinde Bosna Hersek kitabı önemli. Tüm kaynak önerileriniz için teşekkür ederim ben her türlü kaynağı kullanmayı seviyorum ama seyahat etmeden önce referans bir kitabı alıp ülkeyi anlamak gezimi daha anlamlı kılıyor her açıdan ülkeyi inceleme fırsatı veriyor. Tekrardan nazik desteğiniz için teşekkür eder iyi çalışmalar dilerim, Seyahatte bilgiye önem vermeniz ne güzel. Keyifli bir Bosna-Hersek gezisi dilerim. Dönüşte burada izlenimlerinizi yazarsanız sevinirim. Ben teşekkür ederim. Daha önceden yukarıda planını yapmış olduğum Bosna Hersek gezime 12 Nisanda başlayıp 15 Nisanda nihayete erdirdim, Öncelikle gitmeden bloğunuzu ve tavsiye ettiğiniz kitapları okumak gezimin şekillenmesinde epeyce faydalı oldu bunun için size teşekkür etmek isterim, -Genel anlamda gezimin rotası Saraybosna-Mostar şehirleri ve çevrelerinde geçti, -Daha önceden ayarladığım otelde çok iyi bir şekilde ağırlandığımızı söylemek isterim işletmeciler çok yol göstericiydiler bu da gezimi daha kolay hale getirdi, -Genel olarak Saraybosna'da her yerde yaşanılan savaş ve acının izlerini görmeniz mümkün, fazlaca o günleri hatırlatacak müze, sergi var birkaçını görme şansım oldu tüylerim ürperdi gözlerim doldu, savaşın insanları ne hale getirdiğini ne kadar acımasız gaddar olabileceğini gördüm hissettim, -Genel olarak ülkeye bakarsak Başçarşı ve etrafı gerçekten görülmeye değer minyatür bir kültür mozaiği oluşturuyor bir yanda ezan sesini duyarken bir yandan çan sesini duyabilirsiniz, -Gitmek isteyenlere şehir dışındaki Umut Tünelini tavsiye ederim insanların savaştan nasıl zorluklarla kurtulmaya çalıştığını gösteren yaklaşık 800 metre uzunluğunda 1,6 yüksekliğinde 1 metre eninde insanların kurtuluş mücadelesi verdiği bir tünel, -Yemek olarak çok güzel börek ve cevapi yapan yerler var fiyatları da gayet ucuz ve genel Balkan coğrafyasında olduğu gibi porsiyonlar çok büyük, -Ülke ekonomisine bakarsak yönetimin her iki yılda bir Hırvat-Sırp-Bosna otoriteleri tarafından yönetiliyor olması istikrarsızlığı yanında getirmiş, üretim ekonomisi mevcut değil, genelde ticaretin Hırvatlar tarafından yürütüldüğü söyleniyor, -Ayrıca arabalarda yüksek seviyede Alman etkisi var neredeyse çoğu araba Alman model, -Yerel halktan edindiğim bilgiler çerçevesinde Avrupa ülkelerine vize çalışma sıkıntısı olmaması sebebiyle dışarıya güçlü bir göç verdiği gerçeği ortaya çıkıyor, -Kısaca gördüklerimi özetlemeye çalıştım umarım yakın zamanda blogunuzu takip ederek gitmek isteyenlere faydası olur. Şahsi görüşüm savaş sırasında birbirine silah doğrultmuş insanların sıralı yönetim biçimiyle ülkeye ortak bir fayda sağlayamayacağı zira hali hazırda savaşta yaşananlar sıcak ve insanlar bunu her daim hissediyor, ordan öğrendiğim kadarıyla bizde her nasıl bir belediye hizmet verdikten sonra gelen hizmeti sorgulamaksızın reddetip ortadan kaldırıyor gelişime katkıda bulunmuyorsa bu düzen Bosnanın tamamında var örneğin; Hırvat yönetime gelince kendine göre Sırp yönetime gelince kendine göre Bosnalı yönetime gelince yine kendine göre konuları ele alıp ülkenin genel sorunları gelişimi ele alınmıyor imiş, 1 Porsiyon Cevapi (10 adet porsiyonda) >>> 7 Bosna Markı yaklaşık 3,5 Euroya tekabül eder. Haklısınız. Bu şekilde ülke gelişemez ve ne yazık ki başka bir çözüm de görünmüyor. Porsiyonların büyüklüğünü hesaba katarsak halen bizden ucuz. Bizim porsiyonlarımız dünya ortalamasından çok küçük. Malzemeli ürünlerimizin de malzemesi az. Kıymalı börek, peynirli poğaça, sandviç, dürüm döner, ana malzemeleri hep çok az. Son olarak gidecek kişilere referans olması açısından 3 günlük gezimi 2 kişi için uçak bileti + kalma parası + 1 günlük araç kiralama + iç ulaşımlar + yeme içme dahil 3200 Türk lirasına mal ettim. Dolu dolu bir gezi oldu, çok büyük maliyetler ödemeden farklı bir ülke tarih kültür keşfetmek isteyenler için harika bir yer, bir de en büyük tavsiyem havalimanına inerseniz hangi saatte olursa olsun taksiye binecek iseniz havalimanının içinden binmeyin 50 metre yürüyerek dışarı çıkabilir, neredeyse havalimanının içine kıyasla yarı yarıya taksiyle ulaşım sağlayabilirsiniz, ya da içerden biniyorsanız da mutlaka taksimetreyi açmasını sağlayın. Gidecek olan herkese şimdiden iyi eğlenceler. Bosna-Hersek gezinizin maliyeti iki kişi 3200TL bence de gayet uygun olmuş, tahminen 2000 lirası uçak biletleriniz olsa, konaklama, araç kiralama, yemek, içecek, ülke içi ve şehir içi ulaşım toplamda oldukça ucuz denebilir. Bilgiler için çok teşekkürler. Uçak biletini 3 ay önceden ayarladım 1330 liraya mal oldu iki kişi, geri kalan giderlerim Bosna içerisinde harcadığım yukarıda bahsettiğim kalemleri içerir, İlgi ve övgünüz için teşekkürler, çok memnun oldum. Yolunuz hep açık olsun, görüşmek umuduyla."} {"url": "https://celebialper.com/sarkoy-tatil-ve-gezi-rehberi/", "text": "Şarköy Marmara Denizi kıyısında, Tekirdağ'ın ilçesi olan güzel bir deniz tatil yeri. En çok İstanbul olmak üzere çevre şehirlerden yerli turistlerin yaz tatili için tercih ettikleri sahil beldesi Şarköy, deniz, kumsal, yeme içme, dinlenme, gece hayatı, yamaç paraşütü, rüzgar sörfü, mavi bayraklı plajı, temiz denizi ve havası, eğlence olanakları; belediye hizmet ve tesisleri, gezilecek yerleri, çevre mahalle ve köyleri, zeytin, üzüm ve şarabı, pansiyonları, otelleri, yazlıkları, ucuz tatil seçenekleri ile tatilcileri yaz mevsiminde kendine çektiği gibi, son yıllarda gelişmesiyle birlikte artık ilkbahar ve sonbaharda da cazip bir gezi rotası sunuyor. Büyüdüğüm, çocukluğumun geçtiği, ilk ve orta okulu okuduğum, ilk kitaplarımı okuduğum, ilk aşklarımı, heyecanlarımı yaşadığım; okumayı, yüzmeyi, bisiklete binmeyi, merak etmeyi, araştırmayı öğrendiğim memleketim benim. Şarköy Marmara Bölgesi'nde, Türkiye'nin coğrafi olarak Avrupa kıtasında yer alan Trakya Yarımadası'nda, kuzeyde Ganos Dağları ile güneyde Marmara Denizi'nin arasında kalan bir ilçe. Ganos dağı zirvesi sadece 915 metre yükseklikte olsa da, çoğunluğu ovalardan oluşan Trakya'nın en yüksek noktası ve ilçenin kuzey sınırında yer alıyor. Hava, deniz ve demir yolu ulaşımı olmayan ilçeye otomobil, otobüs ve yakın şehirlerden minibüsle gidebilirsiniz. Kara yoluyla ulaşılan ilçeye Tekirdağ üzerinden Malkara yolunu takip edip Karıştıran'dan sapılarak gidiliyor. Tekirdağ'dan sonra denizi görmeden geçen 1,5 saatlik yolculuktan sonra ulaşılıyor. D-555 otoyolu, Tekirdağ Keşan arası D-110/E-84 kara yolundan virajlı ama düzgün D-555-05 Şarköy yoluna dönülüyor. Otobüsler için uygun olmayan Tekirdağ-Şarköy sahil yolundan da otomobille gitmek mümkün. Tekirdağ'dan Kumbağ, Barbaros, Yeniköy, Uçmakdere, Mürefte üzerinden gelinen bu yolun keskin virajlı ilk yarısında çam ağaçları ve deniz manzaraları var. Yakın zamanda düzeltilse de yerli ve tatilcilerin çoğu hala bunu değil ana kara yolunu tercih ediyor. Bana Uçmakdere macerası yetmez derseniz üçüncü bir yol var; Ganos Dağı'nı zirvesindeki terk edilmiş radar istasyonunun yakınından kesen toprak yol. Bu yol kuzeyde İnecik'ten Sağlamtaş yönünde girilen asfalt yoldan başlayıp, Tatarlı'dan Ormanlı köyüne sapılarak güneyde Güzelköy ve ardından Hoşköy'e ulaşılıyor. Yağmurlu havalarda kaçınmanızı riyorum. İnecik'ten girdiğiniz yoldan sapmayıp Sağlamtaş'tan sonra 555-05 Şarköy kara yoluna çıkabilirsiniz. Çanakkale üzerinden Şarköy'e ulaşım için Gelibolu'ya gitmeli, Gelibolu'dan 54 kilometre yol kat ederek Şarköy'e ulaşmalısınız. - Tekirdağ Şarköy arası 86 kilometre mesafede olup, otomobille yaklaşık 1 saat 10 dakika kadar sürüyor. - İstanbul Şarköy arası yaklaşık 228 kilometre ve araçla 3 saat kadar sürüyor. - Ankara'dan ilçeye uzaklık 679 kilometre, ve arabayla 8 saat 45 dakika kadar sürüyor. - İzmir Şarköy arası 791 kilometrelik kara yolu otomobille yaklaşık 11 saat 30 dakika sürüyor. - Bursa ile tatil beldesinin arası 467 kilometre yolculuk araçla yaklaşık 7 saat kadar sürüyor. - Edirne'den ilçeye mesafe 179 km ve araçla 2 saat 15 dakikada gidilebiliyor. - İzmit'ten 333 km ve 5 saate yakın sürer. - Bulgaristan'a gitmek içim Kapıkule Sınır Kapısı 202 km. Plovdiv, Sofya için bu kapı daha uygun olup, ülkenin Batısına ve sahillerine gitmek için ise ilçenin 198 km Kuzeyindeki Dereköy Sınır Kapısı daha mantıklı. - İpsala Sınır Kapısı 97 km uzaklıkta olup, Yunanistan ilçeden kolay ulaşılan bir ülke. Otobüsle gitmek için Şarköy Turizm ve İstanbul Seyahat firmaları var. Otobüs ile yolculuk İstanbul Esenler Otogar'dan 4, Anadolu yakasından 5 saate yakın sürüyor. Yazın günün her saatinde, kışın günde 10 civarı otobüs kalkıyor. Postanenin yanındaki minibüs garajından kalkan araçlarla aşağıdaki kıyı boyunca il merkezine kadar olan köylere gidebilirsiniz. Şarköy kıyılarda hidrografik bölgelerden yarı nemli iklim tipine giriyor. Akdeniz iklimi ile Karadeniz iklim tipi arasında geçiş özelliği gösteren bir iklime sahip. Yazlar sıcak ve kurak, kışlar serin ve yağışlı geçiyor, ama Ganos Dağları'nın Balkanlardan gelen soğuk rüzgarları engellemesi sayesinde bir mikro klima oluşturup Trakya'nın en sıcak kışını yaşatıyor. Yağış rejimi bakımından sahil şeridinde zeytin gibi bitkiler, buralarda iklimin ılıman olduğunu gösteriyor. Marmara Denizi'ne bakan yamaçlarda Akdeniz ikliminin tipik bitki örtüsü olan makiler yer alıyor. İç kesimlerde genellikle karasal iklim tipi görülüyor. Kışın iç kesimler daha çok kar yağışlı ve sahil şeridine oranla daha soğuk oluyor. İç kısımlarda yağan kar yerde ortalama 10-15 gün kadar kalıyor. İlçe merkezi ve kıyıda ise yılda ortalama bir kez yağan kar, kısa süreli oluyor. 15 mm yağışla Temmuz yılın en kurak, ortalama 111 mm yağış miktarıyla Aralık ise en yağışlı ayı. Şarköy'de hava durumu yaz aylarında sıcak geçiyor ama kesinlikle Akdeniz kıyıları gibi bunaltıcı değil. Çanakkale Boğazı'nın girişindeki konumundan kaynaklanan rüzgar ve Türkiye'nin kuzeyinde olması sayesinde aşırı sıcak olmayan ilçede hava sıcaklıkları yazın gündüz 26-28 gece 20-24 derece, kışın gündüz 8-10, gece 3-5 derece, ilkbaharda gündüz 16-20 gece 10-12 derece, sonbahar mevsiminde ise gündüz 15-19, gece 6-8 derece civarında seyrediyor. Son 100 yılda kaydedilmiş en yüksek sıcaklık 40, en düşük -24 derece ama benim yaşamım boyunca bu aşırı sıcaklıklar yaşanmadı. Küresel ısınmaya bağlı olsa gerek Şarköy'de eskiden geceler serin olurdu. Çocukluğumda ve ilk gençliğimde gece kazak veya montsuz dışarı çıkamazdık, saat 22:00-22:30'dan sonra hava soğur ve giyinirdik. Aşağıdaki grafikte \"ortalama günlük maksimum\" her ay Şarköy için ortalama bir günün en yüksek sıcaklığını gösteriyor. Aynı şekilde, \"ortalama günlük minimum\" ortalama en düşük sıcaklığı gösteriyor. Sıcak günler ve soğuk geceler son 30 yıldır her ayın en sıcak gün ve en soğuk gecelerinin ortalamasını veriyor. Tatil planları için, ortalama sıcaklıkları görebilir, sıcak ve soğuk günler için hazırlıklı olabilirsiniz. Kasabamız bir yaz tatili beldesi, her yerin açık, her şeyin bulunabildiği yüksek sezon Haziran, Temmuz ve Ağustos ayları. Çoğunluk gibi amacınız yüzmek değilse meyve ağaçlarının ve ay çiçeklerinin açtığı Nisan ve Mayıs ayları ile soğukların başlamadığı, bağ bozumu mevsimi Eylül ve Ekim ayları Şarköy'e gitmek için en iyi zamanlar. Şarköy gezilecek yerler açısından bazı eski yapılara sahip; Halil Saklı Çeşmesi, halen kullanılmakta olan tarihi hamam, Kebir Cami, ahşap Rum evleri ve Etnografya Müzesi. İlçe merkezinin dışında gezilecek yerler var ve merkezden doğuya doğru gittikçe daha az kalabalık, daha az yapılaşma görülüyor. Kent Müzesi olarak da adlandırılan tarihi binada Şarköy'ün doğal güzellikleri, tarihi, coğrafyası, kurtuluş mücadelesi, turizm zenginlikleri, folklorik değerleri, değerli belgeler, canlandırmalar, görsel sunumlar ve maketlerle anlatılıyor. Gezilecek yerler arasında bence en önemlisi. 19. yüzyılın başında yapıldığı tahmin ediliyor. 2007 yılında restorasyon gördü ve bugünkü görünümünü aldı. Osmanlı döneminden kalma hamamın 17. yüzyılda yapıldığı sanılıyor. Belediye tarafından rölövesi yapılıp onarılan hamam yeniden kullanıma açıldı. Osmanlıların Anadolu'dan Trakya'ya geçmeleri ve Gazi Süleyman Paşa komutasında Şarköy ve çevresini Bizanslılardan almalarından sonra yaptıkları ilk iş cami yapmak olmuş. Bugün Camikebir Mahallesi olan bölgedeki ilk Osmanlı eseri kubbesiz olarak planlanmış. Tavan süslemeleriyle kendinden söz ettiren cami çocukluğumda büyük bir yangın geçirdi. Minaresi hayırsever bir vatandaş tarafından yaptırılan Kebir Camisi'nin inşa tarihi 1357. İskele Meydanı'ndan Atatürk Caddesi'nin başına doğru baktığınızda biri sağda, ikisi solda üç güzel Yunan evi var. Yaz mevsiminde haftanın belirli günlerinde, Şarköy'den Avşa ve Marmara Adası'na tekne gezileri, Bozcaada, Çanakkale ve Assos gibi birçok turistik yere günübirlik ve konaklamalı otobüs turları düzenleniyor. Üzümü, zeytini ve içimi güzel suyu ile tanınan, ilçe merkezine 5 km uzaklıkta, tepede yer alan eski Rum köyünün her evinden ova ve deniz görünüyor. Milli mücadeleden sonraki Büyük Mübadele'de, buradaki Rumlar Selanik'e gönderilip, Selanik'ten getirilen Türkler ise buraya yerleştirildiler. Rumlardan kaldığı bilinen ahşap evler bulunuyor. Çocukken şose olan bayır yolunu bisikletle çıkıp köyün bakkalından gofret almak bizim için bir maceraydı. Bir defasında köyün merkezinde, kahvenin önünde bisikletin kontra frenine basmadan kendimi salmış, bütün yolu inip daha kötü bir düşüşü önlemek için yakın bir yere çarpıp düşmüştüm. Eski adı Heraklitsa olan ve Zeus'un oğlu Herakles'e adanan, denizi, üzümü, balığı ve zeytini ile zenginleşmiş, büyükçe bir köy. En önemli tarihi yerleşim yeri. Burası, piknik yapmaya müsait sahilinde dalyanı ile ilgi görüyor. Antik adı Kalamisia olan köyde denize sıfır bir restoran, kumsal, yazlık siteler ve zeytinlikler var. İstanbul'un 241 km. uzağında bulunan Mürefte'ye gitmek için Şarköy için olduğu gibi TEM otoyolunu kullanıp, Kınalı çıkışından Tekirdağ yönüne devam etmek gerekiyor. Tekirdağ'dan sonra, Karıştıran sapağından Şarköy istikametine doğru gidiyorsunuz. Yolculuk, İstanbul'dan yaklaşık 4 saat sürüyor. Tekirdağ'dan sonra sahil yolu çok daha kestirme olur. İlçe merkezine ise sadece 13 km uzaklıkta. Yazının başındaki haritalarda ulaşım bilgisi görebilirsiniz. Kuruluşu MÖ 2000 yıllarına dayanan Mürefte, adını \"binbir çiçek\" anlamına gelen Miryefton'dan alıyor; İryefiton, Myriophyto ve Miryofito olarak da adlandırılmış. Toprağın bereketi, beldeye bu ismi vermiş. Bölgede, Doluca Tepesi denilen yerde bulunan volkanik dağdan çıkan lavlar, toprak kalitesini arttırmış ve tamamıyla humus olan toprak sayesinde, üzüm bağlarını dünya standartlarına çıkarmış. Lale Devrinde Küçük İstanbul olarak bilinen ve Lale Devri'nin tüm ihtişamını yaşayan kasabanın geçmişinde deniz ticareti, şarap ve kiremit üretimi önemli bir yer tutmaktaydı. Dağların denize bakan yamaçlarında dünyanın en iyi, en güzel bağcılığı ve zeytinciliği, uzun zamanlardır yapılıyor. 1650-1900 yıllarında Fransa ve İtalya'ya Mürefte'den gemilerle şarap ihracatı yapılıyordu. 1912 depreminde beton evler çökmüş, ahşap evler ise gaz lambalarından çıkan yangınlarla kül olunca, depreme kadar bölgenin en önemli ticaret merkezi ve Osmanlının bölgedeki idari merkezi olan Mürefte büyük darbe aldı. Çocukluğumda Şarköy'de hastane yoktu ve Mürefte Hastanesi'ne giderdik. Küçükken burada dişçiye geldiğimi hatırlıyorum, köpek ısıran arkadaşımla da kuduz aşısı yaptırmaya gelmiştik. Çanakkale Savaşı gazilerinin de tedavi edildiği bu tarihi hastane bugün ne yazık ki yağmalanmış ve kaderine terk edilmiş durumda. Yerlerde hasta kayıtları, tıp aletleri ve ilaçlar var. Mürefte annemin memleketi, doğup büyüdüğü yer. 1924 Büyük Mübadele göçünde anneannem ve dedem çocuk yaşta Selanik vilayetinin Mayadağ kasabasından getirilip buraya yerleştirildiler ve ölene kadar burada yaşadılar, bağcılık ve zeytincilikle geçindiler. Şarap ve üzüm çeşitleriyle ünlü olan Mürefte Türkiye'nin şarap ihtiyacının %30'unu karşılıyor. Mürefte civarında beşi büyük, otuz civarında şarap tesisi bulunuyor. Türkiye'deki ilk şarap müzesi Mürefte'de. Kutman Şarap Müzesi'nde eski kollu presler, küfeler, şarap şişeleri, fıçılar, amforalar gibi bir çok orijinal alet sergileniyor. Burada, şarabın tarihsel öyküsüne nostaljik bir tur yapabilirsiniz. Ünlü pop sanatçısı Coşkun Demir, annemi de okutan efsane aydın cumhuriyet kızı Emine Yaşar Kutman öğretmen ve oyuncu Yasemin Ergene Mürefteli. Nüfusu 2437 kişi olan Mürefte sahili, denizi, ilginç tarihi, doğası ve şarapları ile görülmeye değer. Şarköy ile arasında 16 km uzaklık bulunan kasaba tarihi öneme sahip. Buraya gittiğinizde sizi, denizcilerin dostu ve kurtarıcısı, Hoşköy Hora Feneri karşılıyor. 1876 yılı Fransız yapımı fener, 96 kristale sahip. Kendi ekseni etrafında 360 derece dönerek ışık saçıyor. Bölgenin ikinci büyük feneri olma özelliğine sahip. Tamamı demirden fenerin yapımında kaynak kullanılmamış ve tüm bağlantıları vida ile birleştirilmiş. Hoşköy'den tepeye çıkılarak gidilen, eskiden hem Rum hem Türklerin yaşadığı köy Melen, tarihi yapısını kısmen koruyabildi. Kiliseden çevirme tarihi bir cami, kullanılmayan taş cami, Cenevizlilerden kalma bir taş köprü ve bir hamam kalıntısı var. Ayrıca gidiş yolunda solda St. İoannis Theologos Manastırı'nın kalıntısı bulunuyor. Eski adıyla Ganos ve günümüzdeki adıyla Gaziköy olan yörede Bizans uygarlığına ait kalıntılar ortaya çıkarıldı. Şarköy ilçe merkezine 25 km mesafedeki köyün 100 metre yüksekliğindeki yamaçlarında, istiridye kabukları ve balık fosillerine rastlanılması, buranın eskiden denize dahil olduğunu gösteriyor. Yapılan arkeolojik kazılarda bir tünel ortaya çıkarıldı. Ayrıca Gaziköy Çeşme Yazıtı ve Koca Çeşme Yazıtı var. Şarköy ile arasında 36 km olan köye diğer taraftan ise Tekirdağ il merkezi, Barbaros, Naip, Mermer ve Yeniköy üzerinden gidiliyor. Harika doğa manzarasına sahip, doğal güzellikleriyle, ahşap Rum evleriyle çevrenin en güzel köyü; Marmara kıyılarının ender köşelerinden biri. Deniz kıyısında ağaçlar altında güzel bir kır lokantası var. Uçmakdere köyünde yamaç paraşütü ve kamp yapılıyor. Denizden yaklaşık iki kilometre vadi içinde bulunan bu köy, ahşap evleri, dev çınar ağaçları ve güler yüzlü köylüsüyle sizi adeta başka bir dünyaya uçuruyor. Zamanında korsanlardan korunmak için iyi bir konumda olan köy, bugün gürültüden uzaklaşıp doğayı hissetmek için ideal. Korsanlardan korunması, denizden köy görünmemekle beraber köyden denizin çok net görünmesi sayesinde. Dolayısıyla halk için çok iyi bir korunma noktasında. Aslında Tekirdağ il merkezine bağlı bu yarı terk edilmiş dağ köyünde, vadi yamacında ahşap evler var. Eski Yunan adı yeni köy anlamına gelen Nikori. İlçede rüzgar sörfü, yamaç paraşütü, şarap tadımı, bağ bozumu festivali, tekneyle ada turu, piknik, yüzme, doğa yürüyüşü gibi etkinlikler mümkün. Tekirdağ'ın Şarköy ilçesi yüzyıllardır bağcılığın ve şarapçılığın en önemli merkezlerinden biri. Bizans döneminde Şarköy ve çevresindeki yerleşimlerde üretilen şaraplar, amforalara yüklenerek İstanbul'a, oradan Avrupa'ya, daha sonraları da Amerika'ya gönderilirmiş. Fırtına olduğu zamanlarda şarap dolu amforaların yüklü olduğu gemiler, Uçmakdere-Marmara Adası arasında batmış. Günümüzde denizin dibinde yüzlercesi bulunan bu amforalar, dalgıçlar tarafından sık ziyaret ediliyor, bazen antika olarak değerlendiriliyor. Bugün Türkiye'nin en çok şaraplık üzüm üreten bölgesi Şarköy ve en çok şarap fabrikasının bulunduğu yer Mürefte. Eylül ayının gelmesiyle birlikte önce Şarköy'de beyaz üzümler kesiliyor, ardından şensu, gamay üzüm cinslerine sıra geliyor. Yörede kınalı yapıncak, kardinal, gamay, papazkarası, semillon, karalahna, merlot üzümleri de yetiştiriliyor. 1992 yılına kadar kutlanan Şarköy Şarap festivali, 25 yıl aradan sonra 2017'de Bağbozumu ve Üzüm Festivali adıyla yeniden düzenlenmeye başlandı. Meşhur Şarköy şaraplarını tatmak için ziyaret edebileceğiniz şarap mağazaları ve şarap evleri var. Doluca, Mey Kayra Şarap Fabrikası, Sevilen, Gülor gibi büyük fabrikalar, katıldığı dünya çapındaki yarışmalarda ödüller alan Melen gibi butik şarap üreticileri ve Ganos, Bağcı, Game, Aker, Oral, Aral, Hastürk, Mayadağ, Karaf gibi yerel şarapçılar ile birlikte otuz civarında şarap fabrikası ve üreticisi var. Az tüketildiği takdirde kırmızı şarabın Alzheimer hastalığını önlediği, antioksidan olarak yaşlanmayı geciktirdiği ve kalp damar sağlığını korumaya yardımcı olduğu biliniyor. Gelibolu yolunun yedinci kilometresindeki Bordeaux blendleri ile Trakya kırmızılarının şahı sayılan Chateau Kalpak'ın bağlarını gezdikten sonra, eşsiz manzarası eşliğinde şarabınızı yudumlayarak Şarköy'e tepeden bakmanın keyfini yaşayabilirsiniz. Rezervasyon gerekiyor. Mürefte yolundan İğdebağları köyüne çıkılan yola, sola saptıktan sonra köye çıkan tepenin başında, güzel manzaralı Ganohora Şarapevi var. Eriklice köyüne yakın tepedeki Gülor Şarap Fabrikası, yolun sol tarafında. Oldukça büyük ve modern bir tesis. Finlandiyalı konuklarımı gezdirirken tesadüfen burada minik bir festival vardı, bizi kırmadılar, girdik ve çeşitli şaraplar tatma fırsatı bulduk. Mürefte'de Aker Bağ Evi'nde Mesut Amca ve çocukları, dedelerinden miras aldıkları bu bağ evini bir müzeye dönüştürdü. Aker Bağ Evi, yıllardır aynı çiftçilerin üzüm bağlarından aldıkları üzümleri sayesinde üç kuşak boyunca aynı tadı yakalamayı başarıyor. 7 farklı üzüm bağı ile çalışıyorlar ve üretilen rezerve şarabına da bu sebeple Yedibağ adını verdiler. İçinde 7 farklı üzüm bulunan, bir defa filtrelenen ve kendi kendine fermente olan bu şarap en iddialı ürünleri. Kadim aile dostlarımız Aker'lerin şarapları lezzetli ve ucuz. Dostlarımı, konuklarımı da götürüyorum. Türkiye'nin ilk şarap müzesi Kutman Şarap Müzesi oldukça geniş ve kesinlikle görülmesi gereken güzel bir yer. Şarap üretimi için kullanılan makinelerden eski tip fıçılara kadar birçok tarihi parça burada sergileniyor. 2018 Ramazan bayramında Mürefte Kutman Şarap Müzesi'nde duygusal anlar yaşadım. Onlarca yıldır aklıma düşmeyen, ilkokul öncesinden güçlükle bir anımı hatırladım, aile dostlarımız Kutmanlardan bir teyze bana doğum günümde banka hesabı ve para hediye etmişti, sadece yanağımı okşayıp \"sen okuyacaksın\" dediğini hatırlıyorum. Görevli adamla konuştum, yılı hesapladık, \"işte bu\" dedi, fotoğraftaki teyzenin adı Bedia imiş, anımı anlattım, \"çok duygulandım, bu benim annem\" deyince gözlerine bakıp ellerini tuttum, sonra sarıldım. Teşekkürler Adnan Bey, ışıkla uyu Bedia Teyze. Sevilen ise üst katında yer alan modern terasında bir şişe şarap açtırarak manzara eşliğinde dinleneceğiniz keyifli bir ortam sunuyor. Ayrıca üretim zamanında yani Eylül ayı boyunca süren bağ bozumu döneminde burayı ziyaret edenler tesisi daha detaylı gezebilirler. Game Şarapçılık sahibi sevgili dostum Levent sayesinde eskiden beri gittiğim, memleketime gelen birçok yabancı arkadaşıma mahzenden şarap aldırdığım, halen kişisel koleksiyonumda yıllanmış şaraplarını özenle sakladığım bir aile işletmesi. Hoşköy'de Melen Şarapçılık'ın Rumlardan kalma mağazasında Cem Abinin özenli çalışmalarının ürünü olan şarapları tadabilirsiniz. Doğal güzellikleri ve temiz suyuyla dikkati çeken Tekirdağ'ın Şarköy ilçesinin sahili, temizliği temsil eden uluslararası çevre ödülü Mavi Bayrak almaya hak kazandı. Şarköy ilçesi, Halk Plajı Uluslararası Çevre Eğitim Vakfı ve Türkiye Çevre Eğitim Vakfı koordinasyonunda yürütülen Mavi Bayrak 2018 çalışma programı sonunda mavi bayrak almaya layık görüldü. Daha önce Mürefte ve Altınova sahilinde mavi bayrağı bulunan Tekirdağ, Şarköy sahilinde mevcut iki mavi bayrağın ardından üçüncü bayrağı da almaya hak kazanmasıyla ildeki mavi bayrak sayısı beşe yükseldi. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi ve Şarköy Belediyesi'nin işbirliği ile hazırlanan nostalji treni projesine Trakya Kalkınma Ajansı mali destek verdi. 1 milyon 200 bin liraya mal olan nostalji treni geçen yaz ücretsizdi ama duyduğuma göre bindikten sonra bütün gün inmeyenler yüzünden 3 lira ücretli hale getirildi. Daha önce çay bahçesi olarak kullanılan alandaki Şehitlik Parkı içerisinde, belediye 12 metre yüksekliğinde anıt mezar yaparak, Şarköy'den, Çanakkale Savaşları, Galiçya, Filistin, Irak, Kurtuluş Savaşı, Kıbrıs Savaşı ile Doğu ve Güneydoğu'da hayatını kaybeden kişilerin isimlerini Genelkurmay Başkanlığı'ndan tespit ettiği şehitlerin adlarını 30 metre uzunluğunda, 4 metre yüksekliğinde bir rölyef üzerine yazdı. Şarköy'de yıldızlı oteller olmasa da evlerini günübirlik kiraya veren oldukça fazla yazlık sahibi var, bu evlerden kiralayabilir ya da ilçede bulunan genelde aile işletmesi olan pansiyon ve motellerden birinde kalabilirsiniz. Bayram günleri Şarköy kalabalık olduğundan yerinizi ayırtmadan gelmeyin. Diğer günlerde yer bulma sorunu yaşamazsınız. Zen Inn Butik Otel, Beyaz Balina Otel, Sohbet Motel, Hayat Hotel, Coşkun Otel, Okan Pansiyon, Deniz Pansiyon, Şarköy Belediyesi Sosyal Tesisi, İğdebağları Ganohora Butik Otel, Şarköy'de kalmak için sevilen konaklama tesisleri arasında. Şarköy sahili denize sıfır konumda yer alan Belediye Sosyal Tesisi ile deniz arasında sadece yol var. Sahilde birçok aile işletmesi restoran bulunuyor, Limandan başlayarak Cumhuriyet Meydanı ve devamındaki sahilde kafe, dondurmacı, pastane ve lokantalar yer alıyor. İçkili yemek için ise modern tarzda iskelenin başındaki Port Cafe Bistro; meyhane ve restoran tarzı Eriklice Yakamoz Restoran, Kalamış Maça Kızı Restaurant, Hoşköy Megali Balık Restaurant lezzetli meze, et ve balıklarıyla hizmetinizde. Deniz ürünleri konusunda zengin bir mutfağa sahip Şarköy'de, meşhur karides, uğmaç çorbası, kayık yemeği, peynir helvası, yöresel lezzetler arasında. Şarköy şarapları tüm Türkiye'de ünlü. Karnıyarık, zeytinyağlı yaprak sarması, topka, tunçilik, Tekirdağ köftesi, çeşitli balıklar, patlıcan ekşilisi, simit, manca, kapama, taze fasulye gibi zeytinyağlı yemekler yöresel mutfak lezzetlerinden. Şarköy'de harika bir manzaranın üzerinde yamaç paraşütü yapabilirsiniz; 2009 yılından bu yana paraşütü şenlikleri yapılıyor. Uçmakdere köyünde Nişantepe ve Postacı Şehitliği adlı yerlerdeki atlama sahalarında, deneyiminiz olmasa bile uzman rehberler eşliğinde yamaç paraşütünü deneyebilir ve benzersiz bir macera yaşayabilirsiniz. Çok sevip saydığım Avukat İbrahim Abinin 1995 yılında başlayan kişisel çabalarının sonucunda 2007 yılında faaliyete geçen Şarköy Surf Okulu kısa zamanda büyük bir gelişme gösterdi. Bunda Şarköy'ün kıyıya paralel ve sezon boyu esen poyraz rüzgarı ve mavi bayraklı plajı da etkili oldu. Şarköy, İstanbul ve Trakya bölgesinden gelecek adrenalin ve sörf severler için son derece yakın ve çekici bir sörf alternatifi. Türkiye kıyılarında Alaçatı'dan sonra Datça ile birlikte en çok tercih edilen sörf merkezi Şarköy. Şarköy Surf Okulu 40 adet eğitim board ve yelken takımının yanında 50 adet de ileri seviye board ve yelkeni ile sörf sevenlerin hizmetinde. Okulda malzeme sıkıntısı yok. Şarköy surf Okulunda Uluslararası eğitmenlik belgesi olan WDVS Instructor belgeli 5 eğitmen, sörfe yeni başlayanlara sezon boyu eğitim veriyor. Şarköy Surf okulunda temel sörf eğitimi iki gün sürüyor, bundan sonra öğrenci kendini geliştiriyor. İlçe merkezinde, İskele Meydanı'ndan Sevgi Yolu'na girince sağda denize sıfır, sırasıyla Çocuk Bahçesi ve az ilerisinde çok eğlenceli bir Oyun Parkı var. Tatil beldesinde yaz kış bisiklet kullanımı yaygın. Çocukluğum bisiklet üzerinde geçti, herkesin bisikleti vardı. Tipik olarak önce üç tekerlekli, sonra orta boy iki tekerlekli, daha sonra da büyük boy ve vitesli bisikletimiz olurdu. Dışarıdan gelenler \"Çin gibi burası, herkes bisikletle geziyor\" dediklerinde pek anlam verememiştim ama ilk kez Tekirdağ ve İstanbul'a gittiğimde ne demek istediklerini daha iyi anlamıştım. İlçe merkezinde bayır olmaması bisiklet için her zaman avantaj oldu, ve artık sahil boyunca bisiklet yolumuz var. İskele Meydanı'ndan başlayıp devam eden sahildeki Sevgi Yolu boyunca ve devamında yer alan kafe, bar, disco ve kulüplerde pop müzik üzerine kurulu bir eğlence tarzı ve gece hayatı hakim. Sevgi Yolu'nun başında, sahildeki çay bahçelerinde pop ve Türk sanat müziği eşliğinde çekirdeğinizi çitleyip çayınızı içerek daha çılgın bir eğlence hayatını da tercih edebilirsiniz. Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi'nin üzerinde çalıştığı ve Uçmakdere'den başlayıp Gaziköy, Güzelköy, Eriklice ve Tepeköy'ü içine alan bu kültür rotası, Miras Yolu adını taşıyacak. Tekirdağ'ın Şarköy ilçesine bağlı Gaziköy ile Hoşköy yerleşimlerinin eski isimlerinden birleştirilerek oluşturulmuş bölgeye Ganohora deniliyor ve Uçmakdere, Gaziköy, Güzelköy, Eriklice ve Tepeköy bu bölgede yer alıyordu. Mübadele öncesi Rumların ve Türklerin birlikte yaşadığı bu köyler, sosyal ve kültürel merkezlerin başında geliyor; üzüm bağcılığı, ipek böceği yetiştiriciliği, zeytincilik ve tütün tarımı yapılıyordu. Miras Yolu ile bölgenin 6 bin yıllık geçmişi yeniden canlandırılarak her bir köy ekoköy konumuna getirilecek. Tarihi yapılar restore edilecek ve mübadele yıllarını anlatan bir mübadele müzesi kurulacak. Sivil mimarlık örneği evler, Rumlara ait kilise ve manastırlar, çeşmeler, taş köprüler, hamam, cami gibi kültürel miraslar restore edilecek. Yamaç paraşütü, Ganos Dağları yürüyüş parkurları, bağ bozumu ve gastronomi gibi konsept turizm çalışmaları da beraberinde yürütülecek. Yunan döneminde Trislasis ve Agora olarak adlandırılan kasaba Osmanlıların Rumeli'yi almasından sonra Şehirköy olarak adlandırıldı, daha sonra ismi Anadolu'dan göçen Yörük Türkler tarafından kısaltılıp Şarköy haline getirildi. Memleketim bugün ekonomik ve doğal bir tatil tercih eden yerli turistlerin gözdesi. Son yıllarda ısınma için kömür yakmanın azalması, kanalizasyon sistemi ve belediyenin çalışmalarıyla daha da güzelleşti. Hastanenin ilerisinde yeni ve kaloriferli binalardan oluşan semt ile artık kış mevsiminde sakin bir yaşam arayanların da yerleştiği bir kasaba haline geldi. Çocukluğumda bırakın kültür merkezini, oturacak bir kafe bile yokken, bugün belediye sosyal tesisini, bisiklet yolunu, spor salonunu, müzesini, her kesime hitap eden kafe ve yeme içme, eğlence mekanlarını görmek mutlu ediyor. İlçenin yüz ölçümü 48.000 hektar olup bunun 43.000'i tarım arazisi. İlçenin doğusunda kalan merkez arazisi ve sahil köylerinde bağcılık ve zeytincilik ön planda yer alırken, iç bölgelerde tarla ziraatı ağırlık kazanmıştır. Sahil köylerinde özellikle Gaziköy ve Uçmakdere köylerinde bağ olmayan alanlarda tütün yetiştiriliyor, iç kısımlarda kalan köylerde ise bağ alanları dışındaki yerlere buğday ve arpa ekiliyor. İlçenin yıllık şaraplık üzüm üretimi 52.000 ton, sofralık üzüm üretimi ise 12.000 ton civarında. Memleketim Şarköy'ün zeytini. Yüzlerce yıllık ağaçlardan, binlerce yıldır barış, bereket ve olgunluğun sembolü dünyanın en iyi meyvesini toplayan emekçi ellerinden öperim teyzecim. Şarköy ilçesinin batısındaki Kızılcaterzi köyü Buruneren Çiftliği ve Fener Karadutlar mevkii ile Sofuköy'de M. Ö. 6000-3000 yıllarına ait yerleşmeler tespit edildi. Bu yerleşmelerde savaş ve günlük kullanım aracı olarak kullanılan taş baltaların üretildiği ortaya çıktı. Şarköy İğdebağları köyü Kozmanderesi mevkiinde erken devir çağına ait (İ. Ö. 1200) bronz eserler bulundu. Bu eserler o dönemin maden kültürünün önemli olduğunu göstermekle birlikte, aralarında Miken kılıçlarının da bulunması Ege dünyasıyla Trakya arasındaki ilişkileri gösteriyor. M. Ö. 750-550 yılları arasında Yunanlılar Traklarla karşılıklı anlaşarak il kıyılarında koloniler kurdular. Kipert'in antik haritasına göre il sınırları içinde ve Marmara Denizi kıyısında kurulan koloniler batıdan doğuya doğru şunlar: Heraklea, Hora, Ganos, Bizatnhe-Panion. M. Ö. 168-M. S. 395 yılları arasında bölgeye Romalılar hakim oldu. Bu dönemde yöre yarı bağımsız yaşadı fakat Trak kavimleri Romalıların hakimiyetine uzun zaman direndi. Bizans idaresinde 1000 yıla yakın kalan Trakya bu dönemde Balkanlar'dan gelen akınlara uğradı. Hunlar, Avarlar, Slavlar, Peçenekler, Bulgarlar, Haçlılar ve Latinler bölgeye saldırdı. Süleyman Paşa 1354 tarihinde Gelibolu'yu aldıktan sonra Şarköy ve Mürefte'yi alamadan seferini Tekirdağ'a uzattı. 1356 tarihinde ani ölümünden önce Şarköy'ü de fethetti. Süleyman Paşa'nın ölümünden sonra Şarköy'ü Bizanslılar tekrar geri alsalar da, I. Sultan Murat tahta geçer geçmez, 1362 yılında Şarköy'ü yeniden aldı. Osmanlı Türklerinin Rumeli'yi almalarını sağlayan kuvvetlerin başında Yörükler, onlardan kurulmuş Yayalar ve Müsellemler geliyor. Sultan Orhan zamanında başlayıp Fatih'e kadar, gittikçe hızı azalarak süregelen büyük Yörük akımı, kısa zamanda il topraklarını doldurdu ve Türkleştirdi. Örneğin; Araplı Köyü Suriye Yörükleri tarafından kurulmuştur. Balkan Savaşı'nda ordularımız 15-21 Ekim 1912 tarihli Lüleburgaz Savaşı'nda yenilince Çatalca'ya kadar çekildi. 4-20 Kasım tarihinde Çatalca'ya saldıran Bulgaristan ordusu bir sonuç alamayınca iki aylık bir mütareke imzalandı. Bu arada Şarköy ve Gelibolu cephesini 2. Tümen takviyeli olarak savunmakta idi. Mütareke bitince Bulgarlar 22 Aralık 1912 tarihinde 10. Kolordu taburlarını Marmara kıyılarından taşıyarak Şarköy'e çıktılar. 10 Haziran'da ordumuz taarruza geçerek Şarköy, Mürefte başta olmak üzere tüm Trakya topraklarını Bulgarlardan kurtardı. I. Dünya Savaşı sonucunda 20 Temmuz 1920 tarihinde Yunanlar Tekirdağ kıyılarına çıkartma yaptılar. Rum ve Ermenilerin de Yunan işgal kuvvetlerine yardımcı olmaları sonunda birliklerimiz gerilediler. Şarköy 2,5 yıl kadar Yunan işgali altında kaldıktan sonra 17 Kasım 1922 günü Yunan işgalinden kurtuldu. \"İyi insan\" kimdir bilir misiniz? Benim için Şarköyümüzün doktoru Cemal Özkan'dır. O bir dünya meleğidir. Kasabamıza geldi, sevdi, gitmedi. Çocukken gecenin köründe ateşlendiğimde pijamalarıyla geldi. Parayı hiç sevmedi, babamın zorla cebine koyduğu parayı her defasında giderken merdivenlere bıraktı. Yoksullardan yıllarca muayene parası almadığı gibi, ilaç paralarını cebinden verdi. Hatırlıyorum, babam tabelacıya Dr. Cemal Özkan yazdırdığı tabelayı isimsiz sokağa elleriyle çaktı, şimdi orası büyüdü, heykeli dikildi. Babamla gece köfte ekmek alırlar, Cemal amcam köfteleri köpeğe verir; \"hocam ben yavan ekmek yiyebilirim ama o yiyemez\" der. Cenazesinde bütün kasabamız, en çok yoksullar ağladı. \"İki dubleden fazla içme\" diyorum, ama \"Trakya köpeğiyim bana bişey olmaz\" diyor. Şarköy hakkında tatil, gezi ve bilgi rehberi olarak daha yazacaklarım var, ama şimdi bayram tatili için çantamı hazırlamalıyım, yarın memlekete gidiyorum çünkü. Süper bir yazı olmuş. kalemine sağlık... Her zaman ki gibi harika olmuş. Doktor Cemal Özkan'ın hikayesini gözlerim dolarak okudum. İyi ki vesile oldunuz da bir dua bir güzel dilek de ben gönderdim kendisine. Böyle kendi memleketini onure edebilecek birisi elbet Alper Metin'dir. Çok güzel ve harika bir yazı olmuş, yolum düşmese asla gitmeyi düşünmem fakat her yerin kendi güzelliği başkadır elbet. Şarköy yazımı beğenmenize sevindim, ilginize çok teşekkürler. Şarköy'ü bu kadar detaylı araştırmamıştım. Bilgilendirici yazınız için teşekkürler. Memleketim Şarköy güzeldir. Marmara Bölgesi'nde yaşıyorsanız tatil için ideal. Şarköy çok güzel bir yerdir bir yer her yıl gitmezsem eksiklik hissettiğim ama görünürde başka şeyler aramayın... ruhen havası suyu mis kokulu köyleri Balkanlar dağları tablo gibi manzarası. Çok teşekkürler kardeşim Şarköy ve köyleri ancak bu kadar güzel anlatılabilir. Ben de Ganos dağlarının kuzey yamacındaki IŞIKLAR köyündenim. Yazın her hafta sonu dağların doruklarında gezdim, kışın da ŞARKÖY sahilindeki köylerde gezeceğim. Harika bir yazı olmuş kalemine sağlık. Şarköy gezi ve tatil yazıma ilginize çok teşekkür ederim Kemal Bey. Işıklar'da yaşamaya devam ediyor musunuz? Ben Şarköy'e sadece yazları 1 hafta kadar geliyordum ama artık bu yazdan itibaren daha çok kalmaya başladım. Şarköy yazıma ilginize teşekkür ederim. Peru hedefimdeki ülkelerden biri. Emeğinize sağlık, harika bilgiler içeren fakat keyifli şekilde sunan bir sayfa olmuş. Ders notlarım için bilgi alımı da yaptım."} {"url": "https://celebialper.com/selanik-gezi-notlari/", "text": "Selanik gezi yazısı olarak hazırladığım bu Selanik gezi rehberi, hem davet edildiğim uluslararası blog yazarları etkinliği hakkında bilgi, hem de Selanik'te gezilecek yerler, görülecek noktalar, turistik yerler, lokantalar, Selanik turları, yapılacak şeyler, bilgiler, resimler, öneriler içeriyor. Yunanistan'ın ikinci büyük kenti olması ve genç nüfusuyla ülkenin önemli bir kültür merkezi. Selanik gezi yorumları arasında en sık yapılan \"İzmir'e benziyor\" yorumunu hepiniz duymuşsunuzdur. Bence Türkiye'ye yakın şehirlerin mimari ve kültürel açıdan hem benzerliklerinin hem de farklılıklarının keyfine varmak ilginç. Selanik Makedon, Roma, Bizans ve Osmanlı geçmişiyle hep önemli bir şehir oldu. Osmanlı döneminde Sefarad Yahudileri kentin çoğunluğunu oluşturdu. İşte bir Selanik gezisi için öneri ve bilgiler. Discover Greece tarafından 5 günlük Blogtrottersgr etkinliğine davet edilmek beni sevindirdi. Çoğu Batı Avrupa olmak üzere çeşitli ülkelerden 40 blog yazarının davet edildiği gezi, yemek, eğlence ve kültür etkinliğinde en uzak Brezilya ve Çin'den davetliler vardı. Başta Selanik Oteller Birliği olmak üzere birçok resmi ve özel kuruluşun desteklediği bu Selanik gezisi, turla gezmeye alışkın olmayan biri olduğum için değişik oldu. Yunanistan ve başka ülkelerden gelen yeni arkadaşlar edindim. İstanbul'dan Selanik'e üç firmanın otobüs seferleri var ve yol on saat sürüyor. İstanbul Selanik otobüs bilet ücretleri Ulusoy 35 euro, Metro 125 lira, Alpar 35 euro şeklinde; tek yön bilet fiyatları. Türkiye'den Yunanistan'a birçok ailenin veya arkadaş grubunun yaptığı gibi özel otomobille de gidebilirsiniz. İstanbul'dan THY'nin direkt uçuşları var, aktarmalı seçenekler ise çok. Ben Yunanistan'ın davetlisi olduğum için devlet havayolu Aegean Airlines ile Atina aktarmalı uçtum. Uçuşlar gayet iyi, hizmet güzel, personel kibar. Atina'da Yunan Havayolları Selanik uçağına bindim, koltuğumda bir çanta var, haydaa dedim. Yanında durmakta olan hostese \"bu sizin olmalı\" deyince \"Hayır Alper Bey, size hediyemiz, Yunanistan'da güzel günler dileriz\" diye yanıtladı. Vay be! Sağolsun komşu. İlgiye bakın. Havalimanı'nın önünde etkinliğin gönderdiği bir taksi beni bekliyordu. Çok kibar ve konuşkan bir kadın. Ailesini, şehrini, İstanbul izlenimlerini anlattı. Selanik Havaalanı'ndan şehir merkezine ulaşım için 78, 78A ve 78N otobüsleri var, tam bilet ücreti 0.90 euro olan otobüsler Monastiriou Caddesi'ndeki merkez tren istasyonuna ve Giannitson Caddesi'ndeki Macedonia InterCity Şehirlerarası Otobüs Terminali'ne gidiyor. 78A otobüsünün son durağı A. S. IKEA. 78N gece çalışıyor ve InterCity Otobüs Terminaline kadar gidiyor. Etkinlik blog yazarlarını dört farklı otelde kalacak şekilde gruplara ayırmış, benim şansıma şehir merkezinde ve deniz kıyısındaki Makedonia Palace Hotel düştü, manzarası şahane. Otele vardığımda çabucak yerleşip programda yazdığı gibi hoşgeldin kokteyline indim, otelin Ege kıyısındaki Navona adlı açık hava restoran-barında diğer blog yazarları, otel yetkilileri ve etkinliğin yöneticisi ile sohbet ettik. Odamın balkonundan çektiğim manzara aşağıda. Ertesi sabah dört grup ve organizatörler Fotoğraf Müzesi'nin olduğu kıyıda buluşup tanıştık, fotoğraflar çekip sohbet ettik. Ardından müzede etkileşimli bir toplantı başladı. Vali, turizm yetkilileri ve müze çalışanları ile şehir tanıtımı, program ve turizm üzerine konuştuk, Selanik hakkında bilgi verildikten sonra soru-yanıt kısmına geçtik. Aşağıdaki Selanik ve Makedonya Bölge Valisi biz bloggerlara \"Hoşgeldiniz gençler, bir isteginiz var mı?\" diyor. Valinin kot pantolonlu ve kravatsızı sevimli oluyormuş. \"Hepimizin kalpleri genç\" diyor. Toplantının ardından müzenin hemen yanındaki Kitchen Bar adlı restoranın aşağıdaki denize sıfır, açık havadaki masalarında yemek yedik. Ege kıyısında sabah. Bahçeye kahvaltıya oturdum, barış mesajı geldi. Biz de sizi seviyoruz komşular. Bugün omzuma biri dokundu, baktım yukarıda birlikte fotoğrafımız olan kotlu vali, bu defaki rastlantı. İngilizce nasıl gidiyor diye sordu, rahatlıktan \"fine, thanks, and you?\" derken sesim bariz \"iyi beya sen nabıyon\" der gibi çıktı. Gel dedim bi frappe ısmarlayım, işim var akşam bakan gelecek dedi.. Akşam otele geldim, siyah takımlı adamlar, şık kadınlar, polisler telaşlı, belli ki önemli bir şey var. Elimde bakkal poşetiyle asansörlerin orda merakla dolanırken bir polisle göz göze geldik, bir süre kontrolsüz bakışınca gerginlik oluştu, burda mı kalıyorsunuz \"evet\", oda numaramı falan sordu, söyledim. O sırada bizim vali asansörden inip bana selam verince polis şaşırdı. Toplantı buradaymış, yanındaki bakanmış. Selanik'te \"kardaş\" lafını duyarsanız şaşırmayın, hala kullanırlar. Esnaf, görevli, sokakta adres sorduklarınız; Türk olduğunuzu anladıklarında yüzleri gülüyor. Hepsinin size yakınlık duyacak bir hikayesi var; \"anneannem Trabzonlu\", \"Tekirdağlı babam evde hep Türkçe konuşurdu\", \"o kadar ülke gezdim, İstanbul kadar güzel kent görmedim\", \"birbirimize benziyoruz\", \"Türkler canayakın\", \"bir uzo ikram edeyim paşam\" cümlelerini biriktiriyorum Ege'nin öte yakasında. Komşu Yunanistan şehrin göbeğine ekin ekmiş, ne güzel. Selanik gezilecek yerler açısından büyük bir Avrupa kenti kadar zengin olmasa da özellikle Türkiye'den gelenler için ilginç görülecek yerler ve yapılacak şeyler sunuyor. Bizans Surları: Şehrin Ano Poli adlı eski bölgesindeki Osmanlı ve Rum evleriyle dolu dar sokakları aştıktan sonra varılan en kuzey kısmında yer alıyor. Eptapyrgion Bizans Kalesi: Oldukça yüksek bir noktadaki kaleden Selanik manzarası fotoğrafları çekmek mümkün. Atatürk Evi Müzesi: Apostolou Pavlou Caddesi 24 numarada, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Kemal Atatürk'ün 1881 yılında doğduğu ev bir müze olarak Türk turistlerin başta gelen ziyaret yeri. Hemen yanında Türk Konsolosluğu var. Beyaz Kule : Yunanca adı Lefkos Pyrgos olan sahildeki Beyaz Kule, 12. yüzyıldan kalma bir Bizans kalesinin olduğu yerde Osmanlılar tarafından 16. yüzyılda inşa edildi ve kale, garnizon ve hapishane olarak kullanıldı. Osmanlı döneminde Yunanlar tarafından Kanlı Kale olarak adlandırılan 34 metre yükseklikteki Beyaz Kule, bugün Selanik'in sembolü ve en önemli gezilecek yerleri arasında. Promenade Sahil Yolu: 12 kilometre uzunluktaki geniş sahil yaya ve bisiklet yolu, Selaniklilerin eğlence, yürüyüş, bisiklet ve buluşma alanı. Sahilde Roma Forumu kazılarını görebilirsiniz. Onlar da ileri geri yürüyüş yapmaya bizim gibi \"volta\" diyorlar. Selanik Şemsiyeleri: Yunan heykel sanatçısı Giorgos Zogolopoulos tarafından tasarlanan şemsiyeler, kentin sahilinde ilginç ve modern bir anıt olarak görülecek yerler arasında ilgi çekiyor. Selanik yemeklerini ve lezzetlerini Thessaloniki Walking Tours eşliğinde keşfettik, kentin tatlarını ve kokularını deneyimledik. Selanik'te ne yenir diye merak edenler için işte bazıları ünlü, bazıları saklı lezzet mekanları. Thessaloniki: Yerel tatlar, içecekler, ouzo. Kydoniatou Caddesi no:5, Kapani Market. Ragian: Geleneksel Pontus yemekleri, Balanou Caddesi no:12, Athonos Market. Harilaos: Meyveler ve çerezler. Fındıkları çok iri ve lezzetli. Vatikiotou Caddesi no: 22-24. To Ellinikon Green Family: Peynirler, soğuk et ürünleri, yerel şarap. Vatikiotou caddesi no:26-28. Dia Hiros Resiniotou: Ev yapımı börekleri leziz. Kastritsiou Caddesi no:10. Manitaropolio: Mantar üzerine uzmanlaşmış butik bir dükkan. Alexandrou Svolou Caddesi no:1. Aşağıda gördüğünüz gibi simit Yunanistan'da da olan ucuz bir sokak yemeği ve adı koulouri. Selanik gece hayatı epey aktif olup, Lonely Planet kentte dünyanın beşinci en iyi gece hayatı olduğunu belirtiyor. Kafeler ve barlar tüm kente yayılmış durumda. En çok tercih edilen bar ve eğlence yerleri sahil boyunca ve güney batıdaki Krini semtinde. Selanik'te barlarda bira 3-5 euro, diğer içkiler 5-9 euro, kahve 2-4 euro civarında fiyatlarla satılıyor. Selanik gece hayatı çok çeşitli seçenekler sunuyor; dans edilen dev gece kulüpleri, jazz ve rock barlar, geleneksel Yunan müziği ve dansları için Bouzoukia adlı buzuki çalınan mekanlar. Vilka semtindeki Mamounia ile Pyli Axiou, şehrin en büyük eğlence yerleri. Yazları tüm gün ve gece çalışan kumsal barları var. Selanik gece yaşamının en ünlü bölgesi Ladadika semtinde birçok taverna ve restoran, limana yakın ünlü gece kulüpleri ve barlar bulunuyor. Kamara semtindeki kafe ve barlar daha ucuz, öğrencilerin tercih ettiği bir eğlence bölgesi. Handpeak sayesinde yaptığımız Selanik turu kentin bağımsız ve özel tasarım ve sanat galerilerini içeren ilginç bir gezi oldu. Selanik'te gezilecek yerler arasında ünlü ve tipik yerlerden olmasa da kent kültürü ve modern yaşamı hakkında bilgi edinmek güzel. Studio Prasko: Tasarım atölyesi, Agias Sofias Caddesi no: 49. Nitra Gallery: Sanat yönetmeni Aliki'nin tasarım merkezi, Philippou Caddesi no:51. Christos Kyrou, Dimos Vavatsis: MAKE Creative Spaces. 3D baskı, yenilikçi tasarımlar. Mitropoleos 110. George Pentzikis: Magnanimous Recording Studio. Müzik kayıt ve yapım. Mitropoleos, 129. Emilia Panagiotou: OKTO stüdyo ve fotoğrafçılık. Mitropoleos, 125. Eleni Chasioti: Moda tasarımı. Nikiforos Fokas, 11. Konuk olarak yaptığım Selanik turu için 4 büyük otel, blogtrottersgr etkinliğine ücretsiz otel desteği verdi. Selanik Otelleri Derneği bizimle tanışmak için Selanik Konser Salonu'ndaki Aldebaran Cafe Bar'da bir ziyafet sundu. Oteller Derneği Başkanı Aristotelis Thomopoulos masada yanıma denk gelince Türkiye ve Yunanistan turizmi, kültürleri ve ekonomileri hakkında epey konuştuk. Gecenin sürprizi Büyük İskender Madalyası oldu, artık madalyam var. Bu madalyayı takıp bir buçuk iskender yersem beni Hindistan'a kadar kimse tutamaz artık! Teşekkürler Devrim. Yunanistan'a güzel günler dilerim. Sana katılıyorum. Merhaba Betül, çok teşekkürler! Yediklerim sayfama daha çok yazacaklarım var. Henüz Mykonos'a gitmedim. Merhaba. Yazilarinizi severek okuyoruz. Paylasimlariniz hem eglenceli hem de bende ciddi merak uyandiriyor. Bu yorumu uzun suredir yapmak istiyordum, cekilisle vereceginiz tisortle hic alakasi yok. Yakında ki yeri gidemeyip böyle okuyunca içleniyor insan teşekkürler. avrupa'nın diğer şehirlerini gezip yunanistan'a hala daha gitmediğime pişman oldum. gitmek gerek bir an önce. Yazılarınızı merakla ve heyecanla takip ediyorum Alper Bey. Kırgızistan'dan gönül dolusu selamlar sizlere. Kayseri'den selamlar efendim, yazılarınızın devamını bekliyor ilgi ile takip ediyoruz.. Selanik tek yurtdışı deneyimim. Harika bir 1 hafta. Geceleri ayrı güzel gündüzleri ayrı güzel. Ucuza doymak isteyenler pizza christ'e ve best grill'e gidebilir. Aegan airlines'a uçak bileti için güvenebilirsiniz. Hocam yolun her daim acik olsun! alper hocam yazılarınızı okuyup sizinle beraber seyahat ediyoruz... gerçekten teşekkürler.. Evet Sami Bey var. Ben çok yakın sahil semti Perea ve Selanik ilindeki Halkidiki Yarımadası'nda denize gittim. sizin akademisyenlik yaptığınız okuldan mezun biri ve hem isim hem soyisim adaşınız olarak çok açık ve net söyleyebilirim ki hayalimdeki hayatı yaşıyorsunuz, sizden feyz alarak izinizde devam etmem için çok güzel bir rehbersiniz. Alper Metin bu ne güzel bir tesadüf. Çok teşekkürler. Gitmek istediğim ülkeler arasında Yunanistan, ama ilk önce hayallerimin şehri Güneykore'yi bir güzel gezeyim. Hocam, vizesiz Balkan tutumu sizin blogunuzdan epey yardım alarak yaptım, vize aldığımda Yunanistan'ı da inşallah tavsiyelerinizle gezeceğim. İskender madalyası sizin, t-shirtler bizim olsun! Antalya'dan sevgiler. Bisikletle hep İstanbul'dan Selanik'e gitme planim vardi bu yazi suphesiz cok isime yarayacak, güzel notlar cikardim, simdiden Selanik Turu klasorune ekledim linki. Alper abi süpersin, sürekli hayal kurarken kendimi bir anda 10 ülke gezmiş olarak buldum ama hiç biri sendeki gibi cesaretle olmadı, şimdiki planım biraz daha cesaret edip turistlikten gezginliğe atlayabilmek. Kuzey Kore yazılarınızdan sonra okuması en keyifli not bu oldu, biraz da Egeli olmaktan ötürü sanırım. aslında en çok görmek istediğim yerlerden biri yunanistan. inşallah bir gün nasip olur. Ata topraklarında yaptığınız tüm paylaşımlar yabancım değil. Gidip gören biri olarak mutlu oldum. Senelerce Yunan gemilerinde acentalık yapan biri olarak yeryüzünde biz en yakın halkın Yunanlılar olduğunu biliyorum. Oralara gidip de Selanık kordon da ouzo balık yapmamak denize girip de ıslanmamaya benzer. İki halkın birbirini anlaması için gösterdiğin çabalar için ; GIA SOU. Daha önce fark edilmemiş bir çok güzellik sizin tarafınızdan fark ediliyor. Bu durum için size çok tessekkur ederim. Selanik benim için çok değerli bir yer olduğu için değerli bir tanıtım oldu kendimden de çok fazla şey buldum teşekkür ederim kendi adıma güzel gezmeler. Gerçekten sırtçantasını alıp gezmeye başlayıp dünyayı keşfetmemi sağlayan, daha içsel söyleyecek olursak beni gaza getiren abim, bir gün umarım yollarda veya şehirlerde karşılaşıp gezginlikten bahsetme şansı buluruz 🙂 Sevgilerle.. Bizde 2 yil once gitmistik selanik e ama zaman cok kisitliydi agiz tadiyla gezememistik. Su vize isleri olmasa ilk gidecegim yer yine orasi olurdu. Güzel bir yazı olmuş samimi ve içten. İmrendik ama bir de vizeyi kaldırsalar ya Gürcüler gibi. Hem ilişkilere, hem seyyahlara hem de ekonomiye fayda. Çok güzel bi yazı olmuş okurken sanki oraları sizinle beraber gezisi gibi geldi emeğinize sağlık şans hep yanınızda olsun. Benim merak ettiğim. \" neden bütün blog yazarları farklı otellerde kaldı ? \" küçük bi ayrıntı ama yine de sormak istedim. Şaşırtan bir bilgi daha eklendi: Simit varmış! Selanik'i bu yaz gidip gördük. Atatürk'ün evini çok duygulanarak gezdik. White Tower tavernaları, meydanları, dönen kule aristotelous meydanı çocuklarım orada güvercin beslediler. Yemekleri, özellikle yoğurtları harika. Benim güzel İzmir'ime benziyor. Temizliği ve insanların rahatlığı ilk gözüme çarpanlar. İnsanlar mutluydu. Darısı bizim başımıza. sizinle Kuzey Kore postlarınız sayesinde tanıştım. Selanik anlatımın, fotoğraflarınla o kadar eğlenceli olmuş ki! Hemen gidesim geldi, Yunan Halkının bizim gerçek kardeşlerimiz olduğunu bir kez daha görmüş olduk. izmir'den selamlar. Selanik ile Izmir'i de benzetirler çoklukla. Gormek lazim faydali oldu sagol ustadimm. Harika bir yazıyı di. Gitmiş, görmüş, gezmiş gibi oldum yeni gezileriniz i merakla bekliyorum. 1 ile bu Selanik gezi yazıma yorum yazanların sayısı arasında 3 rastgele sayı ürettim, Magsud, Fatih Yıldız ve Sevgi Sezgin'e çıktı. Fakat kısakolluları inceleyince 2 kadın 1 erkek bedeni olduğunu fark ettim, ama elde var 1 kadın 2 erkek. Tekrar rastgele sayı üretmek aklıma geldi ama o zaman vicdanım rahatsız olacaktı, şöyle bir yol buldum; diğer ikisini bilmiyorum ama Fatih buradan evli olduğunu bildiğim birisi, eşine ya da kızına verebilir. Mesaj olarak adresleri rica edeyim. Herkese gönderebilmeyi isterdim. Bu tip jestlerim devam edecek. İlginize çook teşekkür ederim. Herkese yakında bir Yunanistan tatili dilerim. Sevgiler. Celebi Alper Yunanlıların Türkleri sevdiği konusu ve yardımcı olduklarına malesef ben 2013 yılındaki seyahatimde hiç rast gelmedim. Tam tersi adres sorduğunuzda ve Türk olduğunuzu anladıklarında yüzlerini ekşittikleri ve ya adresi bilmediklerini yada yanıltıcı adres söylediklerine şahit oldum. Hatta bizim Atina'da bulunmamızdan büyük rahatsızlıklarını davranışları ile gösteriyorlardı. Türkleri hiç sevdiklerin görmedim. Yunanistan seyahatinizde yaşadığınız olumsuz davranışlar nedeniyle üzgünüm Mehmet Bey. İlk kez dostane olmayan tavırla karşılaşan birini duyuyorum. Nice seyahatler dilerim. Merhaba. Hayır, Atina'yı henüz hiç görmedim. İstanbul'a oldukça benziyor ama keşke biz de turizmi bu kadar ilerletebilsek. Merhaba. Seyahat blog yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Evet gidebilirsiniz, ev pansiyonu bulmak kolay. Ulaşım da bulursunuz. Öneri için teşekkürler. Sevgiler."} {"url": "https://celebialper.com/serbest-bolge-ve-had-gadya-israil/", "text": "Yahudilerin hamursuz bayramının sonunda da söylenen eski bir savaş tekerlemesinin sözlerini besteleyen Chava Alberstein'in şarkısında geçenler, bazı modern tarihçilere göre semboller içerir. İsrail tarihinin özeti olan Had Gadya şarkısında geçen baba kelimesi tanrıyı, 2 paraya alınan kuzu da Yahudileri temsil eder. Kuzuya saldıranlar ise İsrail'i şimdiye kadar işgal etmiş ülkeleri simgeler. Bunlardan en sonuncusu olan ölüm meleğinin Osmanlı olduğu söylenir. En son kısımda geçen \"Bu yıl, benim değişen. Eskiden uysal bir kuzuydum, sonra bir kaplan oldum ve vahşi bir kurt.\" sözleri ise İsrail'in şu anki politikasını anlatır. Kuzuyla ifade edilen, işgaller, soykırımlar yaşamış bir halkın, kendilerine yapılanın aynısını bölgedeki Yahudi olmayan halka yapan İsrail hükümetini eleştirmesi. \"Zalimin mazlum ile, celladın kurban ile dönüp durduğu bu dehşet çemberi, bunca delilik ne kadar daha sürecek böyle?.. Ve her şey yeniden başlıyor işte...\". Had Gadia savaş tekerleme şarkısı ve Serbest Bölge filmi hakkında bilgi. İsrail'li ünlü yönetmen Amos Gitai'nin Serbest Bölge adlı filminin başlangıcındaki Natalie Portman'ın uzun ağlama sahnesinde bu şarkı çalıyor. Amos Gitai'ın Ortadoğu'daki çıkmaza ticaret ve kadınlar aracılığıyla getirdiği pragmatik çözüm önerisi Kudüs şehrinde, Ağlama Duvarı'nın önünde başlıyor ve Ürdün'ün doğusunda, vergilerin ve gümrüğün var olmadığı, son derece huzurlu bir ekonomik cennete, \"Serbest Bölge\"ye doğru yol alıyor. Birkaç aydır Kudüs'te yaşamakta olan Amerikalı Rebecca, nişanlısından henüz ayrılmıştır. İsrailli kadın şoför Hanna'nın kullandığı bir taksiye biner, oysa Hanna, Ürdün'deki \"Serbest Bölge\"ye gitmektedir ve kocasının ortağı olan \"Amerikalı\" ile buluşup ondan yüklü miktarda para alacaktır. Rebecca, kendisini de götürmesi için Hanna'yı ikna eder. \"Serbest Bölge\"ye ulaştıklarında, Filistinli Leyla onlara Amerikalının orada olmadığını ve paranın da ortadan kaybolduğunu söyler. Kaliteli bir sinema filmi izlemek isteyenlere tavsiye ederim. babamın aldığı kuzuyu yiyen kediyi boğdu. ama bu gece başka bir soru düşündüm. bu gece başka bir soru düşündüm. sonra bir kaplan oldum ve vahşi bir kurt. ve her şey, yeniden başlıyor işte. My father bought it for just two coins. The lamb! The lamb! My father bought it for just two coins, as the Haggadah relates. Along came the cat and ate up the lamb. The dog choked the cat that ate the lamb, that my father bought, for just two coins. cat, that ate the lamb that my father bought. my father bought, for just two coins. the lamb, that my father bought for just two coins. choked the cat, that ate the lamb, that my father bought. dog, that choked the cat, that ate the lamb, that my father bought for just two coins. Passover neither. Have you changed? I have changed this year. tonight, I have tought of another question. changed. I was a meek lamb. I have become a tiger and a wild wolf. I was a dove, a gazelle. Today, i don't know who i am. My father bought it for just two coins. The lamb! The lamb! Our father bought it for just two coins. And everything is starting again! bchol haleilot sha'alti rak arba kushiot, Dazvin aba bitrei zuzei chad gadya, dazvin aba bitrei zuzei chad gadya, dazvin aba bitrei zuzei chad gadya, dazvin aba bitrei zuzei chad gadya, dazvin aba bitrei zuzei chad gadya, dazvin aba bitrei zuzei chad gadya, dazvin aba bitrei zuzei chad gadya, Hem Had Gadia şarkısı ile hem de İsrail kültüründeki yeri ile ilgili güzel bir yazı olmuş, tebrikler. Yahudi kültürü ilginç. Had Gadya şarkısının sözlerini aratırken buldum, çok teşekkürler."} {"url": "https://celebialper.com/seul-gezi-rehberi/", "text": "Seul gezi notları ve rehber olarak hazırladığım bu yazıda şehir hakkında bilgi, konaklama, mevsimler, hava durumu, ulaşım, yemek kültürü, para birimi, üniversiteler, gece hayatı, gezilecek yerler, Seul turu ve tatili önerileri bulabilir, videolar izleyebilirsiniz. Güney Kore başkenti Seul büyük ve modern bir şehir olmakla beraber Kore geleneklerini de yaşayabileceğiniz dev bir kent. Yaptığım Çin, Kuzey Kore ve Güney Kore gezisi sırasında ziyaret ettiğim Seul kentinin merkezi 12 milyon, çevresiyle beraber 25.6 milyon nüfusu barındırıyor. Güney Kore'nin başkenti ve en büyük şehri olmanın yanı sıra, Doğu Asya'nın ekonomik ve kültürel merkezlerinden birisi. Yüksek teknoloji, gelenekler, sokak yemeği satıcıları, gece hayatı, kaliteli eğitim veren üniversiteler, Budist tapınaklar, şehrin ana özellikleri, Seul şehri hakkında bilgi, tarihi, özellikleri, mimari, hava durumu, mevsimler. Kore para birimi won. 1 Türk Lirası 420 Kore Wonu ediyor. Seul, 26 milyona yakın nüfusuyla Güney Kore'nin başkenti. Burada antik gelenekler ile dijital teknolojileri, iyi bir eğitimi, modayı yakından takip eden gençleri bir arada görebilmek mümkün. Tarihi milattan önce 1. yüzyıla kadar uzanan şehre zıtlıkların kenti demek yanlış olmaz. Yazların sıcak ve nemli geçtiği Seul'de Haziran ve Temmuz aylarında muson yağmurları görülüyor. Kışlar ise epeyce soğuk geçiyor. Mimari yapısı genel olarak çatılı Uzakdoğu mimarisi ile benzerlik gösteriyor, ancak Kore'de farklı olarak çivi yerine birbirine geçmeli ahşaplar kullanılıyor. Modern binalar ise genelde çok katlı ve şık binalar. Seul nerede, nasıl gidilir, uçak bileti fiyatları ve uçuş süreleri, havayolu şirketleri, direkt ve aktarmalı uçuşlar. Seul havaalanları, kent merkezine ulaşım, süre ve fiyatlar, taksi türleri ve fiyatları, vize. Asya'nın en doğusunda, Türkiye'ye çok uzak olan Seul'e gitmek için THY ve Kore Havayolları'nı kullanabilir veya özel hava yolu şirketlerini tercih edebilirsiniz. Seul'e uçak bileti fiyatları genel olarak 700 Euro'dan başlıyor ve uçuşlar 10 saat sürüyor. Seul'e gitmek için aktarmalı uçuşları da tercih edebilirsiniz. Eğer aktarmalı uçuş yaparsanız uçak biletine ödeyeceğiniz miktar azalır, ancak kente varışınız 24 saate kadar uzayabilir. Şehirde iki tane önemli havaalanı var. Bunlardan en çok kullanılanı Incheon havalimanı. Incheon'dan şehir merkezine gitmek için sabah saat 05:00'ten gece 12:00 ye kadar çalışan Arex trenini kullanabilirsiniz. Diğer havaalanı ise Gimpo. Burası genellikle aktarmalı uçuşların yapıldığı havaalanı. Gimpo'dan da şehir merkezine gitmek için yine AREX trenini kullanabilirsiniz. Seul'e gitmek için sıcak ve soğuk mevsimler, hava durumu, kayak, kaplıcalar, ısıtma, ideal mevsimler, giysi önerileri. Seul'e gitmek için çok soğuk olan kış mevsimini tercih etmenizi tavsiye etmem. Eğer kışın gitmeniz gerekiyorsa da yanınıza çok katlı ince kıyafetler almanız uygun olur. Şehre kışın gidenler kayak yapabilir veya termal kaplıcaları ziyaret edebilirler. Seul'de yazlar epeyce sıcak ama Hindistan, Vietnam ya da Tayland kadar aşırı sıcak değil. Haziran ayı çokça yağış alıyor ve Temmuz Ağutos ayları da epey nemli geçiyor. Seul'e gitmek için en ideal zaman ilkbahar ve sonbahar ayları. Yalnız unutmamak gerekir ki ilkbahar aylarında Çin'den sarı toz bulutları geliyor ve biraz rahatsız edici olabiliyor. Seul'de gezilecek yerler, görülecek noktalar, tur önerileri, semtler, saraylar, parklar, müzeler, tapınaklar, ulaşım, ücretler, Gangnam. Seul, Gangbuk ve Gangnam olmak üzere iki bölgeye ayrılıyor. Seul çok güzel ve önemli beş tane saraya ev sahipliği yapıyor. Birbirine yakın yerlerdeki bu sarayları mutlaka görmenizi tavsiye ederim. 1986 Asya Olimpiyatları ve 1988 Seul Olimpiyatlarının düzenlendiği olimpik parkı görmenizi de öneriyorum. Güney Kore'ye gitmişken mutlaka görmeniz gereken yerler arasında Budist tapınakları da yer alıyor. Özellikle Şaman tapınağı ve Invang Dağı'ndaki Invang tapınağı turistlerin çokça ziyaret ettikleri yerler arasında. Seul'e gitmişken görülmesi gereken bir diğer yer de devlet tarafından Seul'un en değerli ulusal hazinesi kabul edilen ve Güney Kapısı anlamına gelen Namdaemun. 1910 1945 yılları arasındaki Japon işgalinin izlerini taşıyan Seodaemun hapishanesi de görülmesi gereken yerlerden. Ancak, bu hapishaneyi ziyaret etmek isteyenlerin yanlarında küçük çocuk bulundurmamalarını tavsiye etmem, çünkü işkence canlandırmaları var. En güzel Seul manzarasını izlemek için bir tepe üstündeki Seul Kulesi'ne çıkabilirsiniz. Bu kuleye gitmek için yürüyebilirsiniz ya da teleferik veya taksi kullanabilirsiniz. Seul'de konaklama önerileri, semtler, alışveriş yerleri, pansiyonlar, hosteller, oteller, fiyatlar, ücretsiz konaklama. Seul'de ucuza konaklamak isteyenlerin kalabilecekleri iki tane bölge var. Bunlarda bir tanesi Jongno diğeri ise Hongdae. Jongno, kentin kuzeydoğusunda yer alıyor ve Seul'deki görülecek yerlere ulaşım açısından çok yakın. Hongdae ise genç nüfusun çok olduğu, gece hayatı hareketli ve enerjik bir bölge. Gece hayatı için kentin uluslararası semti Itaewon da eğlenceli. Itaewon'da eğlence için Geckos Bar, Dillinger's Bar, Metro Bar, Bless U ve Soul Train adlı gece yaşamı mekanları var. Seul'de konaklama için pansiyonları ya da hostelleri tercih edebilirsiniz. Hostelde kalmak isterseniz ödeyeceğiniz en ucuz fiyat 40 lira civarında olacaktır. Lüks otel seçeneklerinin de çokça bulunduğu kentte konaklama fiyat aralığı da kalmak istediğiniz yere göre değişiyor. Tüm bu seçeneklerin yanı sıra Couchsurfing adlı uluslararası konaklama ağı ile ücretsiz olarak da konaklamanız mümkün. Ben Kore'de hiç otellere para vermedim. Seul yemek kültürü, Kore mutfağı, ana malzemeler, baharatlar, pirinç, çorba, turşu, etler, balıklar, mezeler, acı turşular, sebzeler, ezmeler, yemek çubukları, içkiler, milli içki, tatlar, fiyatlar. Seul'de ve genel olarak Güney Kore'de sosyal hayat yemek üzerinedir. İnsanlar birlikte yemek yemek için toplanırlar ve sosyalleşirler. Çok çeşitli lokantaların bulunduğu şehirde aç kalma şansınız yok. Güney Kore mutfağı genel olarak baharat ve turşu ağırlıklı. Sarımsak ve çiğ balığın çokça yendiği Kore'de yemekler az yağlı ve genellikle çok tuzlu. Kore yemeklerinde pirincin ve çorbanın önemli bir yeri var. Seul'de de Türkiye'de olduğu gibi meze kültürü dikkat çekiyor. Bir ana öğünün yanında birkaç çeşit yardımcı yemek bulunuyor. Korelilerin en çok tükettiği ürünler arasında noodle ve acılı lahana turşusu bulunur. Özellikle acılı lahana turşusu neredeyse her öğün tüketiyorlar. Kimchi neden bu turşu lahana dışında beyaz turp, salatalık, ve soğandan da yapılabiliyor. Kurutulmuş balık, ıspanak ve fasulye filizi de çokça tüketilen gıdalardan. Güney Koreliler yemeklerini çubuklarla yiyorlar. Bu çubuklar yaygın olarak çelik, ancak nadiren de olsa ahşap ya da plastik çubuklarla karşılaşmanız da mümkün. Kore milli içkisi soju Seul'de denemeniz gereken bir alkollü içki. Soju, mısır ve patatesten elde edildiği gibi pirinçten de yapılıyor. Çok ucuz fiyatlara bulabileceğiniz soju, Kore'nin milli içkisi kabul edildiği için devlet tarafından pek vergilendirilmiyor. Kore'nin diğer bir milli içkisi ise pirinç şarabı. Seul'de en iyi üniversite Seoul National University SNU, yani Seul Ulusal Üniversitesi. Seul'de uluslararası kalitede eğitim veren diğer üniversiteler Yonsei University, Korea University, Sungkyunkwan University, Hanyang University, Kyung Hee University, Ewha Womans University, Sogang University, Chung-Ang University, Hankuk University of Foreign Studies, The Catholic University of Korea, Inha University, Dongguk University, University of Seoul. Seul gezi rehberi olarak hazırladığım bu yazının yanı sıra diğer Kore yazılarımı da okuyabilirsiniz. Merhaba Rıza Bey, Seul gezi yorumlarımı okumanıza ve dinlemenize sevindim, teşekkür ederim. Bunu duyduğuma sevindim, yolunuz açık olsun. Seul'e de gitmeniz umuduyla. Esenlikler. Merhaba kardeşim. Ben Türkiye'de Kore pop müzik ve dizilerine geniş bir hayran kitlesi olduğunu gidip geldikten sonra öğrendim. Facebook Çelebi Alper sayfamı beğenenler, profilimi ekleyenler arasında adı Korece yazan, sayfası Koreli yıldızlarla dolu gençler olmaya başladı. Onlardan biri söyledi, ben de öğrenmiş oldum. 🙂 Hayır, ünlüye rastlamadım. Çok tatlı insanlar, yardım ediyorlar. Beni iyi ağırladılar. Merhaba. Korece öğrenmek için Kore Kültür Merkezi ve Türk Kore Kültür İletişim Derneği adlı iki organizasyonun Korece kursu programları yararlı olabilir. Kore'de kalma süresi hakkında bilgi az yukarıda, 11 Aralık tarihli yanıt yorumumda var. Otelde kalmadığım için belli bir otel öneremem. Tokyo Seul arası uçak biletleri için T Way Air Co ve China Southern Havayollarına bakmanızı öneririm. Zamanınız az, DMZ adlı Güney-Kuzey Kore sınırına günübirlik turla gidebilirsiniz. Dünya mirası kültür merkezi Gyeongju ve doğal güzellikleriyle Jeju adası Kore'de gezilecek yerler arasında en güzelleri, fakat size uzak kalır. Yine pek yakın olmamakla birlikte tren veya otobüsle 3 saatte ulaşabileceğiniz Andong ve 2-2.5 saat mesafedeki Jeonju şehirleri, tam sizin istediğiniz geleneksel köyleri ve yemekleri ile meşhur. Örneğin Jeonju'da gece konaklama için kişi başı yatak ücreti 25 lira (10.000 Kore Wonu) ile 75 lira (30.000 won) arasında değişen pansiyon ve hosteller var. Bu yaz, 21 Ağustos-16 Eylül tarihleri arasında Güney Kore'ye bir tatil planım var. Arkadaşlarımla ve tur firmasıyla yaptığım planlarım ne yazık ki çeşitli sebeplerle olmadı ve ben de yalnız gitme kararı aldım. Fakat bir yol arkadaşım olursa da çok mutlu olurum. Eğer yukarıda bahsettiğim tarihler arasında Güney Kore'ye gidecek olan varsa ve benim gibi bir yol arkadaşı olsun isteyen varsa bana mail atabilir. Bekliyor olacağım görüşmek dileğiyle. Çok sonra farkettim cevabını Rumi bu geç cevap için kusura bakma öncelikle 🙂 Bu nazik davetin için çok teşekkür ederim, ben 2016 ağustosunda kendim gezerek güney kore merakımı tekte olsa giderdim. Umarım arkadaşların ve sen benden çok daha fazla eğlenirsiniz Güney Korede gerçekten gezilesi bir yer. Sizlere şimdiden iyi tatiller dilerim."} {"url": "https://celebialper.com/sibirya-gezi-notlari/", "text": "Sibirya, Rusya Federasyonu'nun, batıda Ural Dağları'ndan doğuda Büyük Okyanus'a, kuzeyde Kuzey Buz Denizi'nden güneyde Kazakistan, Moğolistan ve Çin'e kadar uzanan geniş topraklarına verilen isim. Yaklaşık olarak 13.1 milyon km 'lik bir yüzölçümüne sahip Sibirya bölgesinde sadece 40 milyon insan yaşıyor. Sibirya gezi notları olarak hazırladığım bu yazıda Sibirya soğukları, resimleri, hava durumu, Sibirya kaplanı, kurdu ve Sibirya'da yaşam hakkında bilgi var. Uçsuz bucaksız Sibirya coğrafyasını Kuzey Asya olarak da adlandırmak yanlış olmaz. On yedinci yüzyıldan bu yana Rusya toprakları içerisinde. Rusya topraklarının %77'sini kaplasa da ülke nüfusunun sadece %27'si bu bölgede yaşıyor. Bölgenin adının iki anlamı var, biri yukarıda bahsettiğim dev coğrafi bölge, diğeri ise bu toprakların içerisindeki Rusya'nın %30'unu oluşturan siyasi Sibirya Federal Bölgesi. Sibirya hava durumu ve iklimi bölgeye göre büyük değişkenlik gösteriyor. Bildiğiniz gibi Sibirya soğukları ile ünlü bir coğrafya. İklimi genel olarak uzun ve çok soğuk kışlar, kısa yazlar şeklinde özetleyebiliriz. Kuzey kıyılarında ve Kuzey Kutup Dairesi'nin kuzeyinde kalan kısmında yazlar bir ay sürüyor, güneye indikçe yaz mevsimi biraz daha uzuyor. Bölge halkının büyük çoğunluğu güneyde, Transsibirya Ekspresi demiryolu boyunca yaşıyor. Bölgenin en güneyinde iklim nemli karasal, benim gittiğim kuzeyinde ve çoğunda ise altkutupsal veya subarktik olarak adlandırılıyor. Genel olarak hava sıcaklıkları yıllık ortalama 0.5 C, Ocak ayı ortalaması -20 C, Temmuz +19 C. Yaptığım Sibirya gezisi sırasında gittiğim Sahastan veya Saha Cumhuriyeti Sibirya'nın en soğuk bölgesi olup, başkenti dünyanın en soğuk kenti Yakutsk. Yakutsk'da sıcaklık kışın ortalama -42, yazın +19 derece. Kaydedilmiş en düşük sıcaklık -64.4, en yüksek +36 derece. Sibirya kurdu ya da Haski, yüzyıllardır kızak çekme, ren geyiği çobanlığı ve bekçilik görevlerinde kullanılan bir köpek ırkı. Genelde buz mavisi gözleriyle korkutucu olsa da, sevgi dolu bir hayvan. Her köpek gibi dilinden terliyor. Özgürlüğüne düşkünlüğü ve inatçılığıyla tanınıyor. Bazılarının göz renkleri farklı olabiliyor. İnsanla iyi geçiniyor, ama kuş, fare gibi küçük hayvanları avlamak istiyorlar. Gereksiz yere havlamayan bir köpek ırkı olup, ancak uluyabiliyorlar. Sibirya kurtları sıcağı hiç sevmiyor ve sıcaklarda bunalıyor, eksi 60 derece soğukta yaşayabiliyor. Kırsaldayken ormandan bu kurt uluma sesleri geliyordu, seslere doğru gitmedim tabii ama çektim. Bunlar o sevimli husky köpeklerden değil, basbayağı vahşi Sibirya kurtları. Bu ise vahşi olmayan bir husky köpek. Yakutsk kenti yakınlarında Husky köpekler ile köpek kızağı deneyimi yaşadım. Videoyu Yakut arkadaşlarım Darina ve Ayaan çektiler. Sibirya kurdu cinsi husky köpekler kutupsal iklimde yaşayan insanların dostu ve yardımcısı. Kutup ayısı görmek heyecan verici. Zaten demişlerdi \"ayı çıkabilir\" diye. Yakutsk kenti yakınlarındaki Us-Kut'ta bulunan Chochur Muran Dağı'nın içerisindeki Donmuş Toprak Krallığı adlı buzdan saray muazzam. Yakutsk'ta gezilecek yerler arasında olduğunu okumuştum ama bu kadar büyük olduğunu tahmin etmemiştim. V. Ipatyev tarafından kurulan buz müzesi veya dağ buzulu içerisinde yıllarca et ve balık saklanıyordu. Yılın her dönemi donmuş toprak sayesinde yiyecekler dağ buzulunda yazın dahil -12 derecede korunuyordu, doğal bir buzhane idi. Daha sonra buzulun içerisinde buzdan heykeller, koridorlar, sergiler, kar kampları, buzdan bar olan bir ziyaret merkezi kurulmasına karar verildi. İçeride durmak kışın hava -50/-60 derece olduğunda bile daha rahat, çünkü içerisi hep -12 ila -15 derece arasında. Yazın hava sıcaklığı Yakutsk'ta bazen +30 dereceyi geçebiliyor, o zaman da bir serinleme mekanı. Buzdan heykel festivalleri düzenleniyor. Ded Moroz adlı kişi burada yaşıyor. Buzdan saray içerisinde çok sayıda buzdan heykel var. Buradaki bazı buzdan heykeller Saha Türklerinin ulusal kahramanlarına ait. Hayvanları tasvir eden buzdan heykeller de var. Buz dünyası içerisinde buzdan bar da var. Buz barda her şey gibi bardaklar da buzdan. Yakutistan'da ren geyiği görme ve sevme şansım oldu. Ren geyiği, geyikgiller familyasından arktik ve subarktik bölgelerde yaşayan bir geyik türü. Ağırlıkları 80 ila 300 kg arasında değişen alt türlerde ren geyikleri var. Ren geyiği dünyanın kuzey bölgelerinde birçok bölgede yaşıyor: Norveç, İzlanda, İsveç, Finlandiya, Rusya, Alaska, Kanada ve Grönland. Ren geyiği ilk evcil hayvan olarak biliniyor. En soğuk coğrafyada gezmek pek kolay değil, çok sıkı giyinmek gerekiyor. Bizim bildiğimiz kışlık kıyafetlerle burada hayatta kalınamıyor. Dünyanın en soğuk ülkesinde bana otostop çektiren nasıl bir deli cesaretiyse artık. Buraya gelmişken şu soğuk havada donan sıcak su deneyini yapmadan olmazdı. Bunun daha büyük miktarda olanı Dünyanın En Soğuk Kenti adlı yazımda var. Donmuş gölde yürümek heyecanlı bir şey. Hayır, helikopter kiralamadım, sadece fotoğraf çektirdim. Sibirya'da yaşam koşullar zorlu tabii, aşırı soğuk bir bölge. Dışarıdaki her şey donmuş durumda. Bu balıkları böyle donuk iken, çiğ yiyorlar. Arkadaşım Kiya'nın geyik kürkü çizmeleri. Burada çoğunluk bu çizmelerden giyiyor. Arkadaşım beni hayvanat bahçesine de götürdü. Zavallıları tutsak etmeleri büyük eziyet. Bu bir Sibirya kaplanı, diğer adı Amur kaplanı, Latincesi Panthera tigris altaica. Ortalama ağırlıkları 380kg, kuyruk dahil boyları 4 metreye kadar çıkıyor. Bu ise minik bir Rus ayısı. Ne kadar zorlu bir coğrafya Sibirya. Bilgi ve eğlenceli videolar için teşekkürler. Ben de Sibirya gezi yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Dünyada en ilgimi çeken yerlerden bir de Yakutistan. Uçsuz bucaksız Sibirya, Yakutistan, kültürlerini koruyan Sahalar.. Gittiğim için mutluyum. İlginize teşekkürler Sami Bey. Alper bey iyi akşamlar. size biraz ilginç bir şey sorucam. Rusya'ya giderken uçak disinda ne ile gidebilirim nereden gidebilirim. Çok yoğun uçak fobim var resimlerine dahi bakamiyorum. Lütfen cevap yazın şimdiden teşekkürler saygılar. Merhaba. Karadan Azerbaycan'a Türkiye'den otobüsler var. Azerbaycan'ın Quba şehrinden dolmuşla Samur'a gidebilirsiniz. Sınırı yürüdükten sonra minibüsle 800 metre gidip Rus kontrol noktasında olursunuz. Oradan Derbent'e dolmuş taksiler var. Başka bir seçenek Beyaz Rusya'dan kara sınırıyla geçmek ama arada Bulgaristan, Romanya ve Ukrayna'yı geçmeniz gerek, uzun yol. Merhaba. Sanmıyorum ama garantisi yok. Rusya Konsolosluğunu arayıp sormakta yarar var. Ne dediklerini buraya yazarsanız memnun olurum, merak edeceğim. Eğer bir aksilik olmazsa Kasım ya da Aralık ayında (2018) Rusya seyahati planlıyorum. Aslında sizin kadar doğuya gitmeyecektim fakat Novosibirsk'e gitmeyi düşünüyorum oradan da Mirny şehrine geçeceğim. Plan çok ham özellikle Mirny için kışın uçuş oluyor mu, rötar olursa oralarda mahsur kalır mıyım vs gibi konuları araştırıyorum. Sizin Yakutsk yazınızı okuduktan sonra acaba Mirny'den sonra/önce Yakutsk'a da mı uğrasam diye düşünmeye başladım. Belki Yakutsk'a gidemem fakat size danışmak istediğim konular var. Merhaba. Mirny ile Yakutsk arasında Skyscanner ve Aeroflot sitelerinde uçuş yok. Tahminimce Sibirya şehirlerine çalışan yerel hava yolu vardır. Yakın çevreye minibüsle gidebilirsiniz, ben hem minibüs hem otostop kullandım. Ama sadece yakın çevreye. Kışın şehirler arası kara yolu ulaşımı yok, araç bozulursa ölürler çünkü. Kent merkezi yürüyerek gezilebiliyor. Troleybüs ve taksi var. -30 -35 derece sıcak havalar, gece daha soğuk olur. Ben termal içlik üzerine pamuklu içlik en dışa içi polar kar pantolonu giydim. Evet telefon ve fotoğraf makinesinin pili yaklaşık 1 dakikada donuyor. Yakutsk'ta gençlerin bir kısmı İngilizce biliyor, yaşlılardan bilen çıkmaz. Anlaşırsınız sorun olmaz."} {"url": "https://celebialper.com/sicilya-hakkinda-bilgi/", "text": "Sicilya hakkında bilgi kaynağı olarak hazırladığım bu blog yazısı seyahatim için bir hazırlık oldu. Sicilya Akdeniz'in en büyük adası olup, İtalya anakarası ile arasında Messina Boğazı var. Çok az ovalık alana sahip adada Peloritani, Nebrodi, Madonie, Iblei dağları yer alıyor. Güzel sahilleri, manzaraları, korunmuş doğası ve mimarisi, lezzetleri yemekleri, çevresindeki küçük adaları, plajları, alışveriş olanakları, turistik yerleri ve ilginç mafya tarihi ile çok sayıda gezgin ve turisti kendine çekiyor. Sicilya hakkında bilgi yazımda adanın konumu, coğrafya, iklim, tarih, ürünler, ekonomi, insanlar, inançlar, şehirler, mafya, kültür ve sanat hakkında bilgiler var. İstanbul'dan Palermo'ya taşınan arkadaşım \"Bunlar İtalyan değil, sizin Trakyalıların esmeri\" deyince merakımı yenemeyip uygun bir bilet aldım, görelim bakalım ünlü eğlenceli mafya adasını. Çevresinde Eolie, Ustica, Egadi, Pantelleria ve Pelagie Adaları olan Sicilya'da, 3323 metreyle Avrupa'nın en yüksek aktif yanardağı olan Etna ile Stromboli ve Volcano Adaları aktif yanardağları var. Bölgenin merkezi Palermo şehri. Adada bir Latin dili olan İtalyancanın Sicilyaca lehçesi konuşuluyor. İlk mafya ailesi Sicilya'da kurulmuş ve MAFIA ismini koyan da Sicilyalılar. Mafyanın en meşhur olduğu köy Corleone. İtalya'nın 1948 Anayasası ile kısmi bölgesel özerklik verilmiş 20 bölgesinden birisi. Sicilya üçgen biçiminde, doğal güzelliğiyle ünlü, yüz ölçümü 25.711 kilometre kare bir ada. Kuzey kıyısında yükselen sarp dağlar, İtalya anakarasındaki Apenin Dağları'nın bir uzantısı. Özellikle kuzeyinde dar kıyı ovaları yer alan adada, yamaçları örten doğal ormanlar tarım için toprak kazanmak amacıyla büyük ölçüde yok edilmiş. Sicilya Adası İtalya'nın yoksul bir bölgesi ve ülkenin diğer bölgeleriyle ilişkisi oldukça az. Halkın büyük bölümü çiftçilikle geçiniyor. Adada, anakarada yaşayan İtalyanların zor anladıkları bir lehçe konuşuluyor. İtalya'nın limon ve portakallarının çoğu Sicilya'da yetiştiriliyor. Alçak yamaçlarda ve kıyı ovalarında turunçgiller, zeytin, badem, üzüm ve çeşitli sebzeler yetiştiriliyor. Sicilya'nın kuzey kıyısında yer alan Palermo'nun gerisindeki vadi, lezzetli portakalları nedeniyle Conca d'Oro adıyla anılıyor. Batıdaki Marsala Ovası şarabıyla ünlü. Sicilya'nın engebeli iç kesimleri, 1950'lere kadar çok düşük ücretle işçi çalıştırılan büyük çiftliklere bölünmüştü. 1950'den bu yana devlet bu toprakları kamulaştırarak köylüler arasında paylaştırdı. Adada en çok buğday ekilse de, üretim miktarı düşük. Engebeli çayırlar koyun ve keçi otlatmaya elverişli. Az sayıda sığır besleniyor. Ada halkının büyük bölümü tepelerde kurulu kasaba ve köylerde yaşıyor. Adanın ana karayolları iyi olsa da, köyler arasındaki yollar taşlık ve dar olduğu için yükler eşek sırtında taşınabiliyor. İtalya balıkçılık filosunun yaklaşık dörtte birini Sicilya'nın balıkçı tekneleri oluşturuyor. En çok orkinos ve sardalye avlanıyor. Adada balık, meyve ve sebze konserveciliği; kükürt, petrol, kimyasal madde, plastik eşya, çimento ve gübre sanayi var. 1. Başkent Palermo 2015 Avrupa'nın en iyi sokak yemekleri kenti ve 2018 İtalya kültür başkenti seçildi. En meşhur Sicilya yemekleri, arancini, sfincione, pane con la milza, jaw, panelle ve pasta alla norma. 2. İtalya'nın en büyük operası Palermo Teatro Massimo olup, The Godfather III de burada gösteriliyor. 3. İtalyanca ve Sicilya lehçesi dışında adada Fransızca, Almanca, Arapça ve Romence de konuşuluyor. 4. Adada karadan doğudan batıya gitmek 3.5 saat, kuzeyden güneye seyahat etmek 2 saat sürüyor. 5. Şiirin bir türü olan sone, Sicilya Giacoma da Lentini şiir okulunda doğdu. 6. İtalya'dan uzaklığı sadece 1.5 kilometre ve bir köprü yapılması tartışılıyor. 7. Üç denizle çevrili bir ada; Tiren Denizi, Akdeniz ve İyonya Denizi. 8. Matematikçi Arşimet, Dolce Gabbana'dan modacı Domenico Dolce ve besteci Vincenzo Bellini, Sicilyalı ünlüler arasında. 9. Yunanistan'dan daha fazla ve güzel antik Yunan kenti kalıntısı var. 10. Makarna, şarap, limon, zeytinyağı, sardalye, antep fıstığı, seramik ve mobilya ihraç ediyor. 11. Sicilya kadınlar ve erkekleri İtalya anakarasındakilerden daha uzun yaşıyor. 12. Akdeniz'in en büyük adası olarak San Vito lo Capo, Agrigento, Torre Salsa, Lo Zingaro ve aşağıdaki Cefalu gibi meşhur kumsallara ve deniz tatil yerlerine sahip. 13. İtalya'nın üç aktif yanardağından Vezüv hariç diğer ikisi adada yer alıyor; Etna ve Stromboli. Etna Yanardağı en son 2017 Mart ayında volkanik patlama yaptı. 14. Halkın dörtte biri üzüm verimliliği nedeniyle Etna Yanardağı'nın eteklerinde yaşıyor. 15. Ada halkı kendini İtalyandan çok Sicilyalı olarak adlandırıyor. 16. Efsaneye göre mafya sözcüğü, 1282 savaşında Morte Alla Francia, Italia Anela sloganının baş harflerinden türedi. 17. Uçurumdan denize atlamak ve dalış, adeta bir ata sporu. Sicilya halkı arasında batıl inançlar oldukça yaygın, örneğin arabalara boynuz şeklinde büyüler asmak. Günlük yaşamında kendi yeteneklerinden çok kadere inanan insan çok. Azizler, kutsal bakireler, şans getiren büyüler günlük yaşamın bir parçası. Sicilya adası çeşitli kültürlerin ve etnik kökenlerin oluşturduğu bir mozaik. İlk İtalyanlar, Fenikeliler, Kartacalılar, Yunanlar, Romalılar, Bizanslar, Suriyeliler, Normandiyalılar, Suabiyalılar, Aragonlar, Lombardiyalılar, İspanyollar, Fransızlar ve Arnavutlar adanın kültürüne ve etnik yapısına katkıda bulunuyorlar. İtalya bölgeleri arasında en az göç alan yer, çünkü daha fazla iş imkanı için kuzey tercih ediliyor. En yaygın dini inanç Hristiyanlığın Katolik mezhebi. Nüfusun büyük çoğunluğu Katolik olmakla birlikte, Palermo ve yörelerinde Bizans'tan bu yana varlıklarını sürdüren az sayıda Ortodoks yaşıyor. Günlük konuşma ve resmi yazışma dili olan İtalyancanın yanı sıra bölgesel lehçeler olan Arnavut ve Yunan lehçeleri de konuşuluyor. Palermo, Messina, Catania gibi kıyılardaki büyük yerleşim endüstri merkezleri nüfusun % 35'ini barındırırken, geri kalan bölüm kapalı bir yaşam biçiminin egemen olduğu kasabalarda, dağınık köylerde yaşıyor. Mafya denilince en ünlü isimler Godfather ve Sicilya. Mafya ilk kez 19. yy sonlarına doğru Sicilya'nın güney bölgesinde ortaya çıktı. Sicilya o dönemlerde birbirleriyle rekabet içinde olan çetelerin cirit attığı, haydutlarla dolu bir yerdi. O kadar ki Napoli kralı kontrolü sağlamak için aralarından bazılarıyla anlaşarak onları da düzene ortak etmiş. Elinde yeterli askeri güç olmadığından dolayı çetelerden bazılarına Kır Jandarması olarak adlandırarak, adeta polisin görevinin bir kısmını onlara devretmiş. Böylece Sicilya'da uzun süre her şeye hakim olan, Cosa Nostra denen meşhur \"Mafya\" oluşmuş. Hükümet yönetimi normale döndürmek yani mafyayı saf dışı bırakarak yasal güçlerle düzeni sağlamak istediğinde ise mafya, polisin işini engelleyerek ya da bozarak varlığını sürdürmüş. Üstelik mafya sadece bunla da yetinmeyerek, düzene karşı olan insanları da kendi safına çekerdi. Çünkü mafyanın bu ilk zamanlarında Sicilya; kükürt madenlerinde ve küçük tarım işletmelerinde çalışan işçilerin bulunduğu, yoksulluğun yoğun olduğu bir yerdi, bu sebeplerle, her geçen gün onlara katılanlar çoğalıyordu. Aralarında işbirliği olan her aile ittifakının başında, aileler üstü bir saygınlık ve yetkiye sahip olan ve Baba anlamına gelen Padrino bulunmaktaydı. En yaşlı ve tecrübe sahibi olan ve idare etme konusunda kendini kanıtlamış kişi Padrino oluyordu. Padrino yani Baba olmak isteyen adaylar, bazı dönemlerde kendilerine ait özel silahlı gruplarıyla birlikte rakiplerini ortadan kaldırarak yönetimi ele geçiriyorlardı. Padrinoların her biri Sicilya'da ve İtalya'nın diğer bölgelerinde yönettikleri aileler içinden birini diğer ailelere liderlik yapması için Lider Aile tayin ederdi. Buna Capofamiglia denirdi. Padrino'ya bağlı olan her aile ticaretin yoğun olduğu bölgelerdeki suç unsurlarını kendilerine bağlamaları için Şef anlamına gelen bir Caporegime tayin ediyordu. Her Caporegime ünvanlı şahsın yanında Asker anlamına gelen Soldato adlı bir yardımcısı ve silahlı adamları vardı. Caporegime ünvanlı silahlı unsur liderleri, içlerinden birini lider seçiyordu. Bu şahsa Şeflerin Şefi anlamına gelen Capo di Tutti Capi deniyordu. Caporegimeler suça bizzat karışmazlar ve işlerini Soldatoları aracılığı ile idare ederdi. Ayrıca her Padrino, kendisine bağlı olan her aileye Müşavir anlamına gelen birer Consigliere tayin ediyordu. Consigliere ünvanlı bu kişlerin görevi Padrino'ya bilgi vermek ve bağlı olduğu aileye yardım etmekti. Tommaso Buscetta'ya göre ilk Sicilya Mafya Komitesi en güçlü Amerikan ve Sicilyalı mafya üyeleri arasındaki bir dizi toplantıdan sonra 12-16 Ekim 1957 tarihlerinde Palermo ilinde, Hotel Delle Palme ile Spano deniz ürünleri restoranında kuruldu. ABD kökenli haydutlar Joseph Bonanno ile Lucky Luciano, meslektaşlarına 1930'da komitesini kuran Amerikan Mafyasını örnek alarak bir komite oluşturmalarını önerdiler. Sicilyalılar öneriye katıldılar ve Buscetta, Gaetano Badalamenti ve Salvatore Greco Ciaschiteddu kuralları koydular ve 1958 yılı başında Sicilya Mafyası kuruluşunu tamamladı. En yoğun mafya üyesinin yaşadığı Palermo'da 46 mafya ailesi yaşıyordu. Sicilya Mafyasının ilk Bölge Temsilcisi Salvatore Ciaschiteddu Greco, bu ünvanı eşitler arasında birinci olarak aldı ve başlıca görevi mafya toplantılarını düzenlemekti. Vito Cascio Ferro Haraç uzmanı. Salvatore Lucania Time dergisinin 20. yüzyılda en çok sözü geçen 20 kişiden biri olarak gösterdiği kişi. Michele Navarra Doktora derecesine sahip bir fizikçi mafya babası. Salvatore Greco Palermolu Küçük Kuş lakaplı baba, aile içi kan davasında öldürüldü. Angelo La Barbera Palermo Mafya Komisyonu üyesi güzide bir kişilik. Gaetano Badalamenti Pizza lokantaları aracılığıyla 1.65 milyar dolarlık uyuşturucu ticareti yaptı. Luciano Leggio Entelektüel bilgisi geniş olduğundan profesör olarak anılırdı. Salvatore Riina Canavar lakaplı azılı Babaların Babası. Bernardo Provazano Son Babaların Babası 2006 yılında yakalandı. Günümüzde hala belli bölgelerde etkin olabilen İtalyan mafyasının geçmişte, Gladio ile çok içli dışlı olduğu, devlette bazı alanlarda etkin politikacılara sahip olduğu ya da düzeni tehdit ettiği iddia ediliyor. İtalyan mafyasının oldukça acımasız kuralları olmasının yanı sıra, üyeleri diğer mafyalara göre daha sıcak kanlı. Mesela öldürdükleri birinin 18 yaşından küçük çocuğu varsa ona baktıkları, ailesine destek sağladıkları biliniyor. Ayrıca kadın ve çocuklara dokunulmaz kuralı öncelikleri. Aileye çok önem veren İtalyanların ve Sicilya mafyasının önemli kurallarının başında birlik olmak ve aile geliyor. Mafya üyeleri çok sempatik, yemek yapmayı ve yemek yemeyi çok seven üyelerden oluşuyor. Kendi içlerinde sadakate çok önem veren bu ailelerde, eğer bir mafya üyesi yakalanırsa gözaltına giderken diğer bir üyeyi dudaklarından öperse bu \"öz altında konuşmayacağım\" anlamına geliyor. Kıtadan 1.5 ila 3 km genişliğindeki Messina Boğazı ile ayrılan ada, Kuzey Afrika kıyılarının 145 km güneybatısında yer alıyor. Kuzeydoğuda Peloro, güneydoğuda Passera, batıda Lilibeo burunları arasında üçgen biçiminde olup, Apenin Dağları ve Atlas Dağları'nın uzantısı sayılıyor. Peloro Burnu'ndan batıya doğru kuzey kıyısının üçte ikisini, ortalama 1.500 m yükseklikte kıyıya paralel dağlar kaplıyor. Kuzeydoğuda en yüksek nokta 3.323 metreyle Etna Yanardağı. Adada çok sayıda ırmak bulunmasına karşın, Salso (144 km) ve Simeto (113km) dışındakiler kısa akışlı. İklim, genelde yumuşak ve sıcak. Hava durumu genelde sert değil, Kış mevsiminde, Taormina'da ortalama sıcaklık 13 C, Palermo'da 11.4 C. Kar ve don olayı alçak kesimlerde ender yaşanıyor. Yaz aylarında, Kuzey Afrika'dan sık esen tozlu, kuru sirokko rüzgarı aşırı sıcağı azalttığı için, sıcaklık hiçbir zaman Güney İtalya ve Po Vadisi'nden yüksek değil. Sıcaklık başkentte gündüz 30, gece 24 derece, Katanya'da gündüz 31, gece 19 derece. Etna Dağı ve kuzey eteklerinde, doğal ormanlar dışında çeşitli etkenler sonucu bitki örtüsü büyük ölçüde değişmiş. Meşe, kestane, zeytin, Akdeniz çalı toplulukları, egemen bitki örtüsünü oluşturuyor. Zengin olmayan ada faunası, Güney İtalya ve Sardinya Adası ile benzerlik gösteriyor. Sicilya'da hava durumu Yazlar sıcak ve kuru, Kışlar ılık geçiyor. Yağış oranı düşük. Ekonomi tarıma dayalı. Başta buğday (İtalya üretiminin % 10'u), çavdar olmak üzere, tahıl ürünleri, ekilebilen toprakların büyük bölümünü kaplıyor. Turunçgil, üzüm, sebze, zeytin, diğer başlıca ürünler. Son yıllarda pamuk ve keten üretimi de önem kazanmaya başladı. Şarap, turunçgil, zeytinyağı (İtalya üretiminin 1/8'i), temel dışsatım ürünleri. Kıyılarda balıkçılık, bir başka önemli geçim kaynağı. Kümes hayvancılığı, çayır ve otlakların yok denecek kadar az oluşu nedeniyle, hayvancılık fazla gelişmiş değil. Yerel tüketimi karşılamaya yönelik az sayıda koyun, inek ve keçi besleniyor. İkinci Dünya Savaşı öncesinde, madencilik, şarap, meyve konserveciliğiyle sınırlı endüstri etkinliklerinin geliştirilmesi amacıyla, bazı yatırımlara gidildi. İlk petrol Ragusa yakınında bulundu, bunu Gela açıklarında açılan kuyular izledi. Augusta'da kurulan ilk rafineri, daha sonra petrol boru hattıyla Ragusa'ya bağlandı. Metan gazı bulundu. Plastik, yapay gübre, çimento, kimya, petrol arıtma fabrikaları, termik santrallerin devreye girmesiyle, Sicilya limanlarının ticaret hacmi altı kat arttı. Eski Yunan, Roma, Bizans, Arap, Norman, Rönesans, barok çağlara ait çeşitli zengin tarihi eserler, doğal güzellikler içeren adada, turizm sektörü hızlı bir gelişme içinde. Ulaşımda denizyolunun önemi büyük. Palermo-Napoli, Palermo-Messina-Catania arasındaki düzenli vapur ve tren bağlantıları var. İç kesimlere kadar yayılan karayolları ağının yanı sıra, büyük otoban yollar da yapıldı. Son yıllarda Messina Boğazı üzerinde büyük bir asma köprünün yapılması planlanıyor. Tarihi belgeler, adanın ilk yerli halkının Sicianiler olduğunu gösteriyor (İÖ 11. yüzyıl). Sicianiler, adaya adını veren Siculiler tarafından sürüldü. İÖ 9. yüzyılda Fenikeliler adanın batısını ele geçirdiler. İÖ 734'te, Korint'ten gelip adanın güneydoğu kıyısında Syracusae'da koloni kuran Yunanlıları, İÖ 724'te Messina'ya yerleşen Yunanlılar izledi. Daha sonra batıya yönelen Yunanlar, güneybatı kıyısında Gela kolonisini kurdular. İÖ 635'te Yunanlar, Fenikelileri adanın batı bölümünün içlerine sürdüler. Tümüyle Yunan egemenliğine giren Sicilya, bu dönemde yüksek bir uygarlık ve refah düzeyine ulaştı. İÖ 5. yüzyılda Syracuse, adadaki tüm kentler arasında en güçlü duruma geldi. Atina'nın İÖ 4. yüzyıl ortalarında politik gücünü yitirmesiyle, adadaki Yunan varlığı son buldu. Kartacalılar, adanın büyük bölümünü ele geçirdiler. İÖ 3. yüzyılda ada Roma'nın eline geçti. Roma'nın ilk eyaleti konumunu kazandı. İ. S. 476'da Batı Roma İmparatorluğu'nun çöküşünden sonra, Ostrogotlar tarafından işgal edildi. 6. yüzyıl ortalarında Bizans egemenliğine girdi. 827 de Araplar tarafından işgal edildi. Palermo, Arap Krallığı'nın kültür merkezi oldu. 1072-1091 arasında, Napoli ve adanın tümünü işgal eden Normanların kurduğu iki Sicilya Krallığı'nın yönetimine girdi (1130). 1198'de, Kutsal Roma İmparatoru II. Friedrich, Sicilya Krallığı tacını giydi, Palermo'yu başkent yaptı, adayı merkezi yönetime bağladı. II. Friedrich'in ölümünden (1250) sonra, Papa, Sicilya Krallığı'nı, Fransa Kralı IX. Louis'in kardeşi Anjoulu I. Charles'a bağışladı. 1282 ayaklanması Angevin Hanedanı'nın sonu oldu. Aragon Kralı III. Pedro, Aragon Hanedanı dönemini başlatınca İki Sicilya Krallığı birliği bozulmuş oldu. 15. yüzyılda kısa bir süre dışında, 1504'e kadar Sicilya ile Napoli ayrı yönetimlerde kaldı. Bu tarihte Fransa'nın İtalya'ya saldırısını püskürten İspanya, kendi gözetiminde Sicilya ile Napoli krallıklarını yeniden birleştirdi. 18. yüzyılda Avrupa'nın çeşitli güçleri arasında el değiştirdi; Savoy Krallığı (1713-1720), Avusturya İmparatorluğu (1720-1735), İspanya Krallığı (1735-1759), 1759'da İspanya tahtında bulunan Bourbon Hanedanı'ndan Kral III. Carlos tarafından oğlu IV. Ferdinand'a bağışlandı. Ancak, Napolyon Savaşları dışında Napoli ve Sicilya'daki Bourbon kralları, İspanya ile doğrudan hiçbir ilişkiye girmediler, krallıklarını bağımsız bir biçimde yönettiler. İtalyan Birliği'ni kurma girişimleri sırasında, Mayıs 1860'ta Bourbon Hanedanı'na karşı Sicilya'da başlatılan ayaklanmanın bastırılması üzerine Cenova'dan yardıma gelen Giuseppe Garibaldi önderliğindeki yurtsever göçmenler, Bourbonları yenilgiye uğrattı, Sicilya tümüyle ele geçirildi. İtalya Krallığı'nın kuruluşu 1861 yılında adada açıklandı. Sicilya, dünya çapında yaygın bir suç örgütü olan mafyanın doğum yeri olarak ünlü. Adada Orta Çağın sonlarında istilacı Norman, İspanyol ve Arap yönetimlerini devirmek amacıyla gizli silahlı gruplar örgütlenmişti. 1820-48 yılları arasında, çiftliklerinde çok az oturan toprak sahiplerinin mülklerini haydutlara karşı korumak amacıyla kiraladığı bu gruplar giderek bağımsızlaştı ve başına buyruk bir güç oldu. II. Dünya Savaşı'ndan sonra özellikle Palermo'da yuvalanarak rüşvet, şantaj, kaçakçılık işlerine girdi. Kan davası gütme, sır saklama ve hiçbir koşulda adalet için resmi makamlara başvurmama ilkesinden hareket eden mafya üyelerinin bir bölümü ABD'ye göç ettikten sonra bu ülkede 20. yüzyılın en büyük suç örgütünü kurdular. İkinci Dünya Savaşı'nda Müttefiklerin, Kuzey Afrika'daki Mihver güçlerini yenilgiye uğratmasının ardından, adaya 9 Temmuz 1943'te başlayan ABD-İngiltere ortak saldırıları, 38 gün süren şiddetli ve yoğun çarpışmalardan sonra 16 Ağustos 1943'te adanın ele geçirilmesiyle son buldu. 1948'de sınırlı bir özerklik elde etti. Sicilya'yı görmeden İtalya'yı gezmek, İtalya'yı görmemek demektir, her şeyi Sicilya aydınlatır. Goethe. Yukarıda Antonello da Messina adlı adalı İtalyan ressamın Virgin Annunciate adlı tablosunu görüyorsunuz. Sicilya adası uzun yıllardır sanatla iç içe; birçok şair, yazar, filozof, entelektüel, mimar ve ressam bu adada doğdu. Bu açıdan tarihte ünlü Yunan matematikçi Arşimet'e kadar gidebiliriz. Gorgias ve Empedocles de meşhur adalı filozoflardan. Siracusalı Epicharmus komedinin mucidi. Palermo kentindeki Teatro Massimo İtalya'daki en büyük, tüm Avrupa'daki üçüncü büyük opera salonu. Katanya'daki Teatro Massimo Bellini 1200 koltuklu ve akustik açıdan Avrupa'nın en iyi opera salonlarından biri. Sicilyalı ünlü besteciler arasında Vincenzo Bellini, Sigismondo d'India, Giovanni Pacini, Alessandro Scarlatti, Salvatore Sciarrino ve Silvio Amato var. Sicilya'da çekilen ödüllü ve meşhur sinema filmleri arasında Yönetmen Visconti tarafından çekilen La Terra Trema ve Il Gattopardo, Pietro Germi'nin yönettiği Divorzio all'Italiana ve Sedotta e Abbandonata var. Sicilya hakkında bilgi veren bu yazımdan sonra sıra adayı keşfetmekte. 16 Ocak 2018 Salı, yani yarın gidiyorum, önerilerinizi buraya yorum olarak beklerim. Siracusa ya ve Taormna ya mutlaka gidin. Siracusa trenle 6 eu. 1 saat civarı yolculuk süresi. Kulahta kalamar yemeği ihmal etmeyin. Taormina pahalı bir yer. Bu mevsimde ucuzdur. Yerel terminalden saat başı otobüs kalkiyor. Manzaralar muhteşem. El yapımı seramikler çok şık. Oradan almayın. Aynı ürünler Catania da çok daha ucuz. Anneler veya eşler çok mutlu olur. Sicilya bilgi yazımı beğenmenize sevindim, ilginize teşekkürler. O halde Sicilya sizi bekler. 🙂 İlginize teşekkürler. Elinize emeğinize sağlık. Yemeklere bir tatlı ilavesi yapmak isterim. Çırpılmış ricotto peyniri, limon gibi malzemelerle doldurulan kıtır hamurlu bir tatlı olan Cannoli Sicilya'ya özgü bir yiyecek olup tüm İtalya'da bulabilmek mümkündür. Ah evet, cannoli lezzetli bir Sicilya tatlısı, görsel olarak da çok şık olanlarına rastladım. Artık zaman bulunca sırf Sicilya yemeklerini anlatan bir yazı hazırlamak hiç fena olmaz. Bilgi ve bloguma ilginiz için çok teşekkürler. Sicilya hakkında bilgi yazıma ilginize teşekkürler. Sicilya hakkında hazırlamış olduğunuz bu kapsamlı yazınız için çok teşekkürler. 21 Ağustos 2018 tarihinde Sicilya'ya gideceğim ve gezi öncesi sizden bu bilgileri almak çok yararlı oldu. Emeğinize sağlık. Sicilya bilgi yazıma ilginize teşekkür ederim. Gezdiğim kentleri ayrı ayrı da anlatacağım blogumda. İyi yolculuklar. Alper Bey; yine muhteşem bir bilgilendirme yazısı yazmışsınız. Çok teşekkürler.. Erhan Akporay.. Sicilya yazıma ilginize teşekkürler Erhan Bey. Teşekkürler. Ben Sicilya'da bir haftada 1100 TL harcadım ama üç gecesini arkadaşımda kaldım. Ayrıca geçen 1 yılda Türk Lirasının değeri yarıya düştü."} {"url": "https://celebialper.com/sinematekte-film-analizi-hitchcock-ve-suphenin-golgesi/", "text": "1. Film analiz etme tekniği, filmlerin arka planı ve gizli mesajlarını okuma. 3. Shadow of a Doubt filminin analizi, eleştiri ve tartışma. 1. Göndergesel anlam: Filmin geçtiği dönem ve ortam. 2. Açık anlam: Herkesin anladığı, filmdeki olaylar ve sonuç. 3. Örtük anlam: Filmin derinindeki psikolojik ve sosyal gerçekler. 4. İdeolojik anlam: Filmin arka planında izleyiciye çoğu zaman fark ettirmeden verilen mesaj ve ders. Etkinlikte sinema analizini Oz Büyücüsü'nün arka plandaki anlamları, Anna Karenina karakterinin sinema tarihi boyunca birçok filmdeki tekrarı, Stanley Kubrick'in simetrik mekan kullanımı, Krzysztof Kieslowski'nin The Double Life of Veronique filmindeki tek sahnede öykü anlatımı örnekleri üzerinden konuştuk. Alfred Joseph Hitchcock 1899'da İngiltere'de doğdu, orta yaşlarında göçtüğü ABD'de gerilim filmlerinin büyük yönetmeni oldu. Londra'da mühendislik eğitimi gören Hitchcock; Psycho, North by Northwest, Vertigo, Rear Window ve The Birds gibi klasikleşmiş filmleriyle en çok tanınıyor. Tüm zamanların en iyi yönetmenlerinden biri olarak kabul ediliyor. Gerilim ve cinayet filmleri ustasının 70'e yakın filmi var. En önemli Hollywood yönetmenlerinden birisi. 1. Özdeşleşme: Hitchcock için korku sinemasında önemli olan, olayın kendisinden çok seyircide yarattığı o tedirgin bekleyiştir. Özdeşleşme taraf değiştirir; İzleyici filmde kendini bir karakterle özdeşleştirirken, zamanla başka bir karakteri daha yakın hisseder, taraf değiştirir. 2. Beklenti: Sonuçtan ziyade beklentinin yarattığı gerilim ve tedirginlik önemlidir. 3. Şaşırtma: Hitchcock izleyiciyi gerer ve pek çok kez şaşırtarak ezberini bozar. O güzel yüzlü masum çocuk ölümden kurtulamaz, genç kız evlenip mutlu bir yuva kuramaz.. 4. Hitchcock tarzı gerilim: Alfred Hitchcock kovalamacanın montajını yapar. Suçlu, zanlı, kötü adam hep kaçar. Alfred Hitchcock'un 1943 yapımı filmi Şüphenin Gölgesi en ünlü filmi değil ama kendisinin en sevdiği filmi. Psikolojik gerilim filmi Shadow of a Doubt, En İyi Özgün Senaryo dalında Oscar' a aday oldu. Bir genç kızın, çocukluğunun kahramanı olan dayısıyla ilgili derin hayal kırıklığını anlatan filmi için Hitchcock, \"Cinayet ve şiddeti evlerimize, gerçekten ait oldukları yere geri getirdi.\" demişti. \"Shadow of a Doubt\", 1991 yılında Amerika Birleşik Devletleri Kongre Kütüphanesi tarafından \"kültürel, tarihi ve estetik olarak önemli\" filmler arasına seçilerek ABD Ulusal Film Arşivi'nde muhafaza edilmesine karar verildi. Santa Rosa, California' da yaşayan bir genç kız olan Charlotte \"Charlie\" Newton, çekirdek ailesi ile olan monoton yaşamından fena halde sıkılmaka, hayatlarını değiştirecek bir şeyler aramaktadır. Tam da bu sırada annesinin en küçük kardeşi olan Charlie Oakley' in onları ziyarete geleceği haberini alır. Dayısına bir sevgiliye olunabilecek derecede hayran olan Charlotte, onun gelişinin her şeyi değiştireceğinden emindir. Bence dayısına duyduğu hayranlık biraz hastalıklı. Charlie Dayı geldikten hemen sonra gazeteci olduklarını iddia eden iki adam, ortalama Amerikan ailesini incelediklerini söyleyip onların evine ropörtaja gelir. Charlie Dayı, ailenin gazetecilere olan heyecanını paylaşmaz; aksine sinirli bir halde onlardan uzak durur. Gazeteciler ise özellikle onunla konuşmaya ve fotoğrafını çekmeye çalışmaktadır. Sonunda gazetecilerden biri Charlotte ile konuşup kendisinin aslında Dedektif Jack Graham olduğunu ve Charlotte'un dayısının zengin kadınları baştan çıkarttıktan sonra onları öldürüp paralarıyla kaçan bir seri katil olma ihtimali ile izlenmekte olduğunu anlatır. Farklı kentlerdeki şüphelilerin peşine düşen polis gerçek katili bulmaya çalışmaktadır. Charlotte bu haber ile bir şok geçirse ve sevgili dayısının katil olabileceğine asla inanmasa da onun garip ve şüphe çeken hareketleri gittikçe daha çok dikkatini çekmeye başlar. Kimseye açamadığı bu geçek ile yaşayan Charlotte sonunda dayısının bu aranan adam olduğuna emin olur. Bu sıralarda polisten kaçan başka bir şüpheli vurulur ve polis onun gerçek katil olduğunu sanıp soruşturmayı bitirir. Bu duruma sevinen Charlie Dayı, Oakey kasabadan ayrılıp San Fransisco'ya gitmeye karar verir. Ancak yeğeni Charlotte'un her şeyi bildiğini fark edince paniğe kapılır ve ondan kurtulmak ister. Kaza gibi görünecek şekilde çeşitli kereler onu öldürmeye çalışır ama başaramaz. San Fransisco için trene bindiği gün ona hoşçakal demeye gelen Charlotte'un trenden inmesini engeller ve akabinde onu trenden atıp öldürmeye çalışır; ancak kazayla kendisi trenden düşüp karşı yönden gelen trenin altında kalır. Charlie Oakley, cenaze töreninde tüm bu olanlardan habersiz insanlarca yüce gönüllü biri olarak toprağa verilir; çünkü Charlotte gerçekleri sadece artık sevgilisi olan Dedektif Jack ile paylaşmıştır. Telgraflar: Genç kız Charlotte dayısına telgraf göndermeye postaneye gittiğinde dayısından bir telgraf alır. Merry Widow valsinin melodisi dayıdan kıza telepati yoluyla geçer. Filmde 2 dedektif, 2 şüpheli, 2 çocuk, 2 doktor, 2 amatör komşu dedektif, 2 cinayet teşebbüsü, 2 dedektif ziyareti, \"İkiye Kadar\" adlı bar, bu barda Charles'ın içtiği 2 brendi var. Her insan 2 yönlüdür; hem iyi hem kötü. İnsanların salt iyi veya salt kötü olmadıklarını anlatıyor bize Hitchcock. Türk sinemasındaki o sadece kötü ve melek kadar iyi karakterler saçmalığını Yılmaz Güney yıkarak gerçeği göstermişti bize. 1. Para: Dayıda var, kızda yok. 2. Vals: Önce dayı-kızı birleştiriyor, ama sonra ayıran bir unsur oluyor. Valsin adı \"Şen Dullar\", dul katili dayıyı rahatsız ediyor. 3. Yüzük: Dayının kıza hediye ettiği yüzük önce birleştiren unsur, ancak cinayet delili haline gelince ayıran unsur oluyor. Filmde Charlotte mükemmel bir Amerikan genç kızı karakteri çiziyor; tam da oğlanın eve götürüp ailesiyle tanıştırmak isteyeceği cinsten. Dayısına duyduğu anormal hayranlık gözlerini bağlıyor, adamın son derece şüpheli davranışları, kızın canını yakması, dayısına karşı en küçük bir antipati yaratmıyor onda. Anne-kızın hep gülümseyen yüzleri bana biraz yapay geldi, hele annenin kocaman açtığı ağzıyla gülümsemesi oldukça yapmacık. Filmde çizilen \"mükemmel Amerikan ailesi\" tablosu aslında hiç de mükemmel değil; ailede herkes birbirinin sözünü kesiyor. Baba komşusuyla sürekli mükemmel cinayet senaryoları yazıyor. Anne fazla saf. Evin küçük kızı yaşının üç katı davranışlarda bulunuyor, adeta evdeki tek akıllı kişi. Genç kızımız bunalımda ve çareyi neredeyse aşk duyduğu uzaktaki dayısında arıyor. Charlotte Hollywood standartlarının ötesine geçerek dedektifin kanatları altına girmiyor, olayı kendisi çözmeye kararlı. Bunu sinemadaki ilk feminist karakterlerden biri olarak nitelemek fazla mı iddialı olur? Gerçeği öğrendiğinde tüm dünyası sarsılıyor. O artık asla eski Charli olamayacak, dayısı masum çıksa bile. İyi bir film analizi olmuş. Alfred Hitchcock filmleri çok iyidir. Evet bir film eleştirmeni olması iyi olur. Evet Sinematek film analizi işinde iyidir. Ben 1 günde bile film inceleme ve yorumlama konusunda epey bilgi edindim."} {"url": "https://celebialper.com/sirbistan-turu/", "text": "Sırbistan benim çok sevdiğim bir ülke; epey şehir, kasaba ve köy gezdim. Sırp arkadaşlarımla yaptığımız Sırbistan turu eğlenceli geçti. Ülke ucuz ve güvenli, hava durumu yılın birçok ayında iyi, otobüslerle gezmek kolay, yaşam hem sakin hem de eğlenceli. Bağımsız bir Sırbistan turu keyifle yapılabilir, ülke içinde kolayca seyahat edilebilir. Turizm firmalarının paket Sırbistan turları ile bir tatil de mümkün tabii. Aşağıda beni gezdiren Sırp arkadaşlarımı görüyorsunuz; arkadaki Maja, önde soldan sağa ben, en yakın Sırp arkadaşım Mira, Ivan, Mira'nın kardeşi Marija, Rade. Sırp insanı son derece sıcak, neşeli ve yardımsever. Yaptığım Sırbistan turu kapsamında Novi Sad, Belgrad, Trsic, Sabac, Vrsac, Loznica ve daha küçük yerleri gezdim. Bu yazımda bunlardan bazılarından bahsediyorum. Tek başıma gezerken otobüslerle, arkadaşlarımlayken ise ikisinin arabalarıyla Sırbistan turu yaptım. Aşağıda Yugoslavya'nın sembollerinden ve ürünlerinden ünlü Yugo marka bir otomobil görüyorsunuz. Sırpça Trsic olan köyün adını Sırpçaya özel harfleri kullanmadan Trsic, Türkçede ise Trşiç şeklinde yazıp okuyabiliriz. Sırbistan'ın Macva bölgesindeki Trsic, Sırp dilinde önemli bir yere sahip olan Vuk Stefanovic Karadzic adlı dil bilimci ve reformcusunun doğum yeri. Trsic on dokuzuncu yüzyılın başlarındaki Sırp ayaklanması sırasında Osmanlılarca yıkıldı, daha sonra onarılıp Karadzic adına bir müze köye dönüştürüldü. Aşağıda Holy Archangel Michael Kilisesi'ni görüyorsunuz. Köyü etno park haline getirirken Vuk'un hatıralarını ve çalışmalarını vurgulamak, doğal ortamı ve köyün değerlerini korumak için özen gösterilmiş. 1933 yılında Vuk Karadzic ailesinin evinin olduğu yere bugünkü küçük ahşap ev inşa edilmiş. İki küçük ahşap yapıdan biri ev, diğeri depo. Evde 19. yüzyılı yansıtan şömine, mobilya ve mutfak eşyaları, yatak, masa, sandalye, ikonalar, Balkanlara ait tek telli müzik aleti gusle, ve Vuk'un 1816'da Pavel Durkovic tarafından yapılan portresi var. Ev Sırbistan Cumhuriyeti tarafından \"üstün öneme sahip kültürel anıt\" statüsüyle koruma altında. Köyde bugün turistler için tasarlanan, Trsic mimarisine uygun evlerde konaklamak mümkün. Bir Sırbistan turu sırasında sakin bir gün ve gece geçirip yerel Sırp yemekleri tatmak için güzel bir yer. Loznica kasabasına 7 kilometre uzaklıkta, gezi için ideal. Sabaç başkent Belgrad'ın 85 kilometre batısında, Sava Nehri kıyısında hoş bir kent. Ülkedeki bazı ilklere ev sahipliği yaptı; Sırbistan'da ilk orkestra, hastane ve eczane Sabac'da kuruldu. Sabac kent merkezinde 1931 yılında inşa edilen St. Peter ve Paul Kilisesi var. Ortodoks kiliselerinde arkadaki en kutsal yeri cemaatin bulunduğu kısımdan ayıran üç kapılı ve üstünde azizlerin resimleri bulunan kısıma iconostasis deniyor, bu kilisenin Pavle Simic tarafından yapılan ikonostasisi oldukça güzel. 1856 yılından kalma ortaokulun içerisindeki Ulusal Müze'de tarihi, arkeolojik ve etnografik eserler var. Sabac şehrinin ana yaya caddesi Olan Karacorceva Caddesi'nde Krsmanovic Evi dikkat çekiyor. Sabac'ın Zaslon semtinde Fatih Sultan Mehmet dikdörtgen şeklindeki Sabac Kalesi'ni 1470 yılında Böğürdelen Kalesi adıyla inşa ettirdi. Su kanalıyla çevrili kalenin bugün tüm duvarları ve kulelerinden birisi ayakta. Osmanlı döneminde kaleden dolayı Sabac'ın adı Böğürdelen idi. Böğürdelen Osmanlı İmparatorluğu ile Avusturya Macaristan İmparatorluğu arasında pek çok kez el değiştirdi. Sırbistan'ın batısındaki Loznica kasabası da Macva bölgesinde. Drina Nehri kıyısındaki Loznica merkezi 20.000, ilçe olarak ise 80.000 nüfusu barındırıyor. Bosna-Hersek sınırına çok yakın. Kasabanın adı Sırpça üzüm asması anlamına gelen loza'dan geliyor. Eskiden adı Lozica imiş, bugün Loznica. Sırbistan turu sırasında nereye gidelim sorusuna bir yanıt olarak yukarıda gördüklerinizin yanı sıra, gezilecek yerler arasında Drina Nehri, Banja Koviljaca ve Banja Badanja kaplıcaları, Gucevo ve Cer dağları, Tronosa ve Cokesina Manastırları, Paulje arkeoloji alanı, Cokesina ilk Sırp İsyanı anıtı, Draginac Şehit Kahramanlar Anıtı, Jadar Müzesi, Tekeris Cer Savaşı Müzesi, Mico Popovic ve Vera Bozickovic Sanat Galerisi var. Vidojevica, Kosana, Trojan, Koviljka, Jerina adlı tarihi kasabalardaki kaleler ve eski evler de Sırbistan turu için görülecek yerler arasında. Loznica'da Mart ayında Kadınlar Dünyası etkinliği, Nisanda Cokesine Savaşı Anma Töreni ve yamaç paraşütü yarışması, Mayısta Trsic Öğrenci Vuk Festivali, Haziranda Banja Koviljaca Mantar Festivali, Temmuz ayında Trsic Güzel Sanatlar Çalıştayı, Ağustosta Uluslararası Europe Dances Folklor Festivali ve Banja Koviljaca Uluslararası Etnik Film Festivali düzenleniyor. Trsic e bayıldım. Gitmeden önce okusam bunu kesinlikle gitmek isterdim. bayiliyorum böyle doğal, küçük, şirin yerlere. harika olmuş eline sağlık Alper. Teşekkürler Esra. Sırbistan bir kez daha gitmeye değer. Alper bey engin bilgileriniz için tsk ederim. Sizin Sırbistan turunu okuduktan sonra sirbistana gittim. Ve bahsettiğiniz her yeri tek tek gezdim. Ayrıca özellikle üstünde durduğunuz konulardan biri belgrad insanın sıcak olmasıydı. Burada yorumlarda birçok kişi kaba falan demişti. Hayır harika insanlar. ve harika şehir belgrad novi sad sremski karlovçi.. Sırbistan'ı yazımı takip ederek gezmeniz beni memnun etti, sağ olun. Sırplar sıcak ve dostane insanlar, siz de gördünüz. Çok teşekkürler, yolunuz hep açık olsun. Minik olanlarda kalınmıyor, onlar evlerin depoları. Daha büyükçe olanlarda kalacak yer var. Merhaba. Herkesin harcama tarzı farklı olduğu için rakam veremiyorum; rahatlıkla söyleyebileceğim şey Sırbistan'ın Türkiye'den ucuz olduğu. Ayrıca Belgrad yazımdaki ve altındaki yorumlardaki fiyat bilgilerini okumanız yararlı olur. Eylül soğuk olmaz, Sırbistan'da Eylül ayında hava durumu seyahate uygun; gündüz sıcaklık 20-24 derece, gece 10-16 derece seyreder. Akşam için hafif bir mont veya ceket giymek yeterli olur. Geceleri arka sokaklar bile güvenlidir, rahat olun. Hayır o ikisine gitmedim, başka yerlere gittim. Sırbistan'ın en güzel kenti Novi Sad bence, tavsiye ederim. Mrb. sayfanıza şans eseri denk geldim. Belgrada gitme planım vardı kasım ayında yazınızı okuduktan sonra bahsettiğiniz yerleri de gezsem mi diye düşünüyorum. Öğrenci olduğum için ne kadar ucuza patlarsa o kadar iyi ulaşım pahalı mı bahsettiğiniz yerlere veya otostop olanağı var mı şimdiden teşekkür ederim. Merhaba. Sırbistan güzel bir ülke, üstelik ucuz, güvenli, insanı cana yakın. Ulaşım Türkiye'den ucuz. otostop da mümkün tabii. Ne kadar toplam zamanınız var? Ona göre bir rota çizebiliriz. Cevabınız için teşekkürler, açıkçası ne kadar süreceği harcayacagımız paraya bağlı uçak bileti hariç 500-600 tl limitimiz var 2 kişi, alkol ve tütün ürünü kullanmıyoruz, gece klupleri de çok ilgimizi çekmiyor daha çok şehir turu ve müzeleri gezmek istiyoruz. Rica ederim. Sırbistan Türkiye'den ucuz bir ülke olsa da konaklama masrafı epey tutar, onun dışında epey ekonomik gezebilirsiniz. Novi Sad ülkenin en güzel kenti, Sırbistan turu için tavsiye ederim. Rica ederim. Dönüşte Sırbistan turu izlenimlerinizi burada yazarsanız çok sevinirim, başkalarına da bilgi olur. Alper bey yazınızı önceki yazılarınız gibi keyifle okudum. Ancak \"Trsic on dokuzuncu yüzyılın başlarındaki Sırp ayaklanması sırasında Osmanlılarca yıkıldı\" ifadenize üzüldüm. Orada isyan atalarımıza karşı yapıldı ve atalarımız şehit oldu. Türk-Sırp ilişkilerinin yeniden kurulması gerektiğini düşünüyorum ama bu, atalarımızın kanını rencide ederek olmamalı. Nesine üzüldüğünüzü anlamadım. Trsic Osmanlılarca yakılıp yıkıldı evet. Atalarınızın ölmesi bu gerçeği değiştirmez. İsyan olarak adlandırılan şey Sırpların kurtuluş savaşıdır. Bilmiyorum. Ancak Balkan ülkelerinden seyahat yazılarımın altında araba kiralayıp gezenlerin yorumları var, size bilgi olur. sırbistana bende gittim ve dediklerinizin çoğuna katılmıyorum insanlar Türk ve müslüman olduğunuzu öğrenince resmen kinle bakıyolar size ülkenin heryerinde \"kosovo je srbija\" yazıyo hayatımda gördüğüm en faşist ülkeydi çok geri kafalılar klasik komunizmden çıkma yoksul ülke birkaç kişiye srebrenitsa yı sordum bana osmanlının intikamı alındı dediler büyük bi rahatlıkla hemde bunu duyunca zaten benim için bitti sırbistan ve sırp insanı ayrıca sırbistan ın kurtuluş savaşı diye bişey yoktur rastgele tarih bilmeden yazmayalım lütfen. Bir halk ülkesinden işgal güçlerini kovmasını kurtuluş olarak adlandırabilir, son derece normal. Alper belgrad yazını okudum. bende inşallah bu ay sonu belgrad'ı ziyaret edeceğim. ozellikle memnun kaldığım restoran isimlerini yazmandan çok memnun kaldım. mutlaka dediğin yerleri ziyaret edeceğim. bende bu gidişimde memnun kaldığım yerleri sana yazarım. sağlıcakla kal. Merhaba. Dönüşte Belgrad izlenimlerinizi burada yazarsanız güncel yararlı bilgi olur. İyi yolculuklar. Mutlaka yazarım. çünkü bilgi paylaşıldıkça çoğalır. Ayrıca bu bilgileri diğer çelebiler için çok yararlı bilgiler oluyor. Çok teşekkürler. Sırbistan dönüşü beklerim o halde. Sırp kanı taşıdığımı sanmıyorum ama bir sakıncası yok. Merhaba. Ilk durak Sirbistan olmasi kaydiyla, vizesiz Balkanlari gezmek istiyorum. Ilk yurtdisi deneyimim olacak. 7-10 gunluk bir gezi dusunuyorum. Vizesiz 6 ulke var gozume kestirdigim. Sirbistan, Karadag, Bosna-Hersek, Arnavutluk, Kosova, Makedonya. Merhaba. balkanları çok severim, çok iyi bir seyahat hedefi seçmişsiniz. Sırbistan'da Belgrad ve Novi Sad şart olmak üzere bence 7 ila 10 gün için ikinci bir ülke olarak ya Karadağ ya da Bosna-Hersek'i seçin. Altı ülkeye vize yok ama çok acele bir gezi olur. Önümüzdeki ay 6 günlük bir Sırbistan gezisi planlıyorum. Siteniz benim için mükemmel bir kaynak. Ellerinize sağlık. Merhaba, öncelikle daha öncede geri dönüş yapmanıza istinaden hiç bir aksilik yaşamadan Avrupa turumuzu atlattık. Bunun için sizlere çok teşekkür ediyorum. Şimdi ise Sırbistan, Makedonya veya bosna hersek turu yapmak istiyoruz ama öncelikle sizce hangisini görmeliyiz. Hangisi bize daha çok lezzetli gelecektir 🙂 Şimdiden geri dönüşünüz için teşekkür ederim. İyi günler. Rica ederim. Sırbistan'ı seveceğinize neredeyse eminim. Yolculuk planınız kesinleşince burada paylaşırsanız sevinirim, gidecek olanlara yararlı olur. 1 hafta çok sık kullanılan bir tatil süresi çünkü. Merhaba, gezimizde Trsic'e gidis icin otobus bulamadik. Siz aracla gitmissiniz sanirim. Nasil gidebiliriz yonlendirme sansiniz var mi? Tesekkurler. Belgrad da kalip diger yerlere otobusle gidip donuyoruz. Simdiye kadar Belgrad, Zemun ve Ada Ciganlija'yi gezdik. Genel olarak yuruyerek gezmeyi tercih ettik. Ada'ya gidisi ise bisiklet ile yaptik. Adanin deniz olarak kullanilan kismi yerine sag tarafinda kalan variller uzerine kurulu kucuk evlerin oldugu alanlari kesfettik. Gezimiz cok guzel ama yorucu olarak devam ediyor. Siradaki gezimiz de Nis olacak sanirim. Sırbistan turu harika gidiyor! Ben de yeni kentler gezerken uzun yürümeyi çok seviyorum. O nehir evlerini pek beğenirim ben de. Keyifli seyahatler. Trsic gezimizi tamamladik. Gercekten gorulmesi gereken biyer ama gidis icin otobus yanlis bir secim olmus. Otobusler yol boyunca cok duruyor bu nedenle zaman kaybi ve yorgunluk cok fazla oluyor. Arac kiralamak daha mantikli bir yol olabilirmis ama tabelalar cok yetersiz. Nis gezimizi sanirim bu nedenle iptal ediyoruz. 2 gun Novi Sad'da konaklarken cevresini gezmeyi planlaiyoruz. Loznica ve Sabac ise pek ilgimizi cekmedi acikcasi. Ozellikle Loznika standart kucuk bir sehir. Harika, zor da olsa Trsiç'e gitmenize sevindim. Araba kullanmayı bilmediğim için araç kiralama benim hiç düşünmediğim bir ulaşım seçeneği, o yüzden tavsiye olarak da aklıma gelmiyor. Loznica daha önce yazdığım gibi Sırbistan turu planından çıkarılabilecek bir yer ama Trsiç için gerekiyor. Niş pek güzel değil, asıl Sırbistan'ın en güzel kenti Novi Sad'ı beğeneceksiniz bence. Merhaba Alper bey Ekim gibi veya Kasım gibi Tatil planlaması yapıyorum Ama kafam çok karışık 🙁 Sizin tüm yorumlara içtenlikle dönmeniz sebebiyle size sormak istiyorum. Ekim Veya Kasım için hangi ülkeye gidilebilir???? Ben de Sırbistan, Makedonya, veya Balkan Turu düşünmekteyim. Tabi kararsızlık had safhada Bunun yanı sıra Hollanda için düşünceleriniz nelerdir??? Kuzenim 4 günlük bir gezi olarak kendisi gidiyor. Ve şiddetle tavsiye etti, Giethoorn, Volendam olarak söyledi. Bir kaç daha eklemesi olarak mevcut. Ben maliyet olarak hem uygun hem de bol gezmeli düşünmekteyim. Sırt çantası az eşya bol gezme olarak konaklama çok üst seviyelerde olmasına gerek olmadığını düşünüyorum. Ama hangi ülke iklim olarak gezme olarak iyidir ???? Yardım ederseniz çok sevinirim.... Küba harika olur tabii, önemli olan bütçeniz. Sırbistan ucuz bir ülke, uçak biletleri de uygun. Sırbistan güzeldir, keyif alırsınız. 🙂 Rica ederim. Bana fikir verebilirseniz şimdiden çok teşekkür ederim. Merhaba. Evet sizi hatırlıyorum. Sırbistan turu yapacak olmanıza sevindim; güzel, ucuz ve güvenli bir ülke. Seyahat süreniz 4 gün olduğuna göre bence Belgrad ve Novi Sad'dan başka bir şehre gitmeyin. 2 Ekim Belgrad 3 gece, 5 Ekim Novi Sad 1 gece; ya da 2 gece Belgrad, 2 gece Novi Sad uygun olur. Hem tren garı hem otobüs terminali kent merkezindeki Savamala semtinde. Başkent Belgrad'dan Novi Sad'a sabah 07:36'dan gece 00:58'e kadar her gün 13 tane tren var, trenin türüne ve durduğu istasyon sayısına göre yolculuk 1 saat ile 2 saat arasında sürüyor. Tren bilet ücretleri birinci sınıf 480-532 Sırp Dinarı, ikinci sınıf 338-388 Sırp Dinarı. Rezervasyon ücreti 100-110 dinar. Hemen yakındaki otobüs terminalinden Novi Sad'a çok sık otobüs var, günde 100 civarı sefer. Lasta ve Autosaobracaj Kragujevac firmaları nispeten daha iyi, yol 1 saat yirmi dakika veya bir buçuk saat sürüyor. Dolayısıyla Belgrad ile Novi Sad arası ulaşım kolay. Merhaba Alper bey, blogunuzu ilgiyle takip ediyorum ve çok yararlanıyorum bu nedenle öncelikle çok teşekkür ediyorum. Ben ve eşim 55 yaşlarında emekli çift olarak ilk kez yurt dışı gezi planımızı çok az İngilizce konuştuğumuzdan dolayı tur firmasıyla gitme kararı aldık. Vize zorlukları sebebiyle vizesiz Belgrad, Saraybosna, Mostar, Budva, Kotor, Bar, İşkodra, Ohrid, Tiran, Üsküp toplam 7 gece tur ile 11 Kasımda yolculuğumuza başlıyoruz.. Sizce bu mevsim ve tur planı doğrumu ayrıca sizce bundan sonra çok az dil bilmemizden dolayı tur olmadan gezi planlayabilir miyiz yorumunuzu almak isterim. Şimdiden dönüşünüz için tekrar teşekkür ederim. Merhaba. Sırbistan, Bosna-hersek, Karadağ, Makedonya ve Arnavutluk, hem vizesiz hem de ucuz olmaları nedeniyle Türkiye'den seyahat için uygun ve cazip Balkan ülkeleri. İyi bir tur seçimi yapmışsınız. Kasım ayında bu şehirlerde hava durumu serin hatta soğuk olur, sıcaklıklar 2 ila 12 derece arasında seyreder, Kışlık kıyafetlerle gitmeniz gerekir. Çok az İngilizce birçok sorunu çözer, ama bazı durumlarda zorluk yaşarsınız, derdinizi sonunda anlatırsınız ama biraz zaman alır. bence evet, bağımsız seyahat edebilirsiniz. Merhaba. Sırbistan ve diğer gideceğiniz ülkelerde kamp yapmadım, bilmiyorum. Plovdiv, Sofya, Belgrad, Novi Sad, Szeged, Budapaşte, Viyana, Linz, Brno, Prag güzel şehirler gezmek için. Merhaba. Gezi blog yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Her ikisi de sevdiğim ülkelerden, özellikle insanlarının sıcaklığıyla. Makedonya daha küçük ve mütevazi bir ülke, yapı ve kültür olarak biza daha yakın. Sırbistan daha büyük ve güçlü, iş imkanı daha fazla. Belgrad İstanbul ve Atina'dan sonra Balkanların üçüncü büyük kenti. Ben olsam yaşamak için Sırbistan'ı tercih ederdim. Cevap yazdığınız için çok teşekkür ederim. Ben de Sırbistan üzerinde çok düşündüm fakat yine de her zaman başkalarının da fikrini almak gerekir o yüzden size de danıştım.. Tekrar teşekkürler. Rica ederim. Sırbistan için iyi şanslar. Merhaba Alper bey benim bir kaç gündür nette aradığım fakat bulamadığım bir şey var gönüllülük programı ile. Workaway programı ile gitmek istediğim bir ülkede ücretsiz çalıştığım zaman kaçak işçi durumuna dusermiyim her ülkenin prosedürü farklı bilirsiniz. bu gibi durumlarda ne yapmak gerekir sevgiler.. Belarus düşünüyorum. bir kaç ay için. ne bilim belki ülke polisi ikna olmaz falan kaçak çalışıyormuş gibi. Hayır açıklayamam diye korkuyorum. ama workaway hesabım ve host yardımı ile kurtulabilirim belki kimsenin başına gelmez benim başıma gelir 🙂 baştan ogrenmeliyim. Hayır Alper bey henüz düşünmedim aslında benim için kentten ziyade Rusça konusabileceğim bir fırsat olması 2 senedir bir türlü beceremedim akıcı konuşmayı. Rusya'yı düşünüyordum ama vize engeli ile karşılaştım. Sevgiler. Rusya'da henüz sadece Yakutsk'a gittim, yazılarımı tavsiye ederim, sıra dışı 🙂 Burada Rusça kursuna gittiniz mi? Sevgiler. Evet gittim hatta yetmedi YouTube uzerinden çalıştım fakat gerçekten çok zor bir dil. Fakat tüm Rusya, Sovyet, Türkistan hatta İsrail'de bile konuşulabilir bir dil olduğundan akıllıca seçim yaptığımı saniyorum pes etmicem. Rusya ve Doğu Avrupa yazılarınızı da mutlaka okuyacağım. Çok teşekkürler yardımlarınız için. Kesinlikle doğru bir seçim. Ben sadece iyi düzeyde İngilizce biliyorum, ama bu kadar seyahat ettikten sonra şunu gördüm ki İspanyolca ve Rusça bilseymişim büyük avantaj olurmuş. Rica ederim."} {"url": "https://celebialper.com/sofya-gezi-rehberi/", "text": "Bulgaristan'ın başkenti Sofya yakın, ucuz, güvenli ve oldukça güzel. İstanbul'dan uygun fiyatlı otobüslerle gitmek mümkün. Kent bir turizm merkezi olmasa da ben 6 günlük Sofya gezimden keyif aldım, üstelik düşük bir maliyetle. Hareketli bir Doğu Avrupa başkenti olan şehir, güzel Ortodoks kiliseleri, Avrupa ve Komünist tarzı mimarisi, eğlencesiyle gidilmeye değer bir kent. Önemli bir avantajı, hemen yanındaki Vitosha Dağı'ında bulunan gelişmiş kayak merkezine kentten hızla ve kolayca erişilebilmesi. İşte size bir Sofya gezi rehberi. İstanbul'dan Sofya'ya Metro firmasının her gün çok sayıda otobüsü var. Sofya otobüs bilet fiyatları tek yön 60TL, gidiş-dönüş 110TL. Burgaz, Varna, Haskova, Plovdiv, Partizani, Yanbol ve diğer Bulgaristan kentlerine benzer fiyatlarla gidebilirsiniz. Aynı firmanın Bursa'dan günde bir otobüsü de var. Ankara, İzmir ve diğer kentlerden de aktarmalı olarak gidilebiliyor. İstanbul'dan Huntur, Alpar, Avar, Has, Nişikli firmaları biraz daha düşük fiyatlarla çalışıyor. THY uçak biletlerinin fiyatları 250-500TL arasında değişiyor. Bulgaristan nemli bir kara iklimine sahip. Ben Sofya'ya soğuk ve karlı kış mevsiminde gittim ama her gün kar yoktu. Kışın hava sıcaklığı sıfırın altında 15 dereceye kadar düşebiliyor ve sis sık görülüyor, Aralıktan Marta kadar kayak merkezleri yoğun ilgi görüyor. Yazın çok sıcak olan Bulgaristan geneline göre başkent yüksekliği nedeniyle biraz daha serin olsa da 35 dereceyi bulabiliyor. İlkbahar ve Sonbahar mevsimleri değişken bir hava olsa da gitmek için en uygunu. Kentte her fiyat seviyesinde otel, hostel ve dairede konaklama seçeneği var. 15-20 Avroya Levitt, Art, Canape Connection, Lavele, Sofia Guesthouse gibi hostellerde, 30-60 Avroya Red House B&B, Maxim Hotel, Hotel Maya gibi orta halli otellerde, veya 80-100 Avroya Arena di Serdica Residence Hotel Sofia, Crystal Palace Boutique Hotel gibi lüks otellerde kalabilirsiniz. Ben çoğu seyahatimde bedava veya ucuza konakladığım halde bu seyahatimin sadece 6 gün olması ve Sofya'nın ucuzluğu nedeniyle bu kez kendimi şımartıp kent merkezinde, Vitosha ve Patriarh Evtimii Caddeleri'nin birleştiği yerde bir daire kiraladım. Küçük ama şık bu dairenin günlüğü 40 Avro. Sofya'da kiraladığım dairede iyi bir banyo, giriş, Bulgaristan Meydanı'na bakan bir balkon, geniş bir yatak odası ve mutfaklı bir oturma odası var. Kısa süreli de olsa ev kiralamak o kenti otelde kalmaya göre daha iyi benimsememi sağlıyor. Alışveriş yapmak, evde yemek, şehir halkıyla aynı binada kalmak hoş bence. Şimdilik gezilecek yerlerin listesini veriyorum. Gezdiğim yerlerin ayrıntılarını ve fotoğraflarımı Sofya hakkında bilgi, Sofya Üniversitesi, kentteki yaşam, insanlar, yemekler, gece hayatı ve fiyatları yazacağım. Vize sıkıntısı olmasa sanirim Sofya ve Selanik bölgesi en cok ziyaret edilen yerler olurdu. Evet bence de. Bir süre önce yeşile vizeyi ikisi de kaldırdı, ben de o nedenle gittim. Normal pasaporta da vizelerin kalkması umuduyla. Sorum ise: Kaldığınız daire bilgilerini verebilir misiniz? Önümüzdeki seyahetimizde biz de konaklamak isteriz. Dairenin bilgisini reklam olmaması için e-posta ile gönderiyorum. Daireyi biz de beğendik bir mail de biz bekliyoruz. Sofya'da kiralık daire bilgisini içeren bir e-posta gönderdim İlker Bey. Yazının devamını ne zaman yazarsınız. Eskik kalmış bir çırpıda okumak istiyor insan kiralik ev ile ilgili bilgiyi mail ile bekliyorum Alper bey. Size e-posta gönderdim Sercan Bey. Zaman bulunca Sofya gezi notlarımı yazacağım. banada daire ile ilgili mail gönderirseniz sevinirim. Alper bey otelden yer ayırtmadan gitsem yine uygun fiyatlı yer bulabilirmiyim yo illede ayırt gitmi dersiniz, pazarlık yapıyorlarmı.. yeme içme sorun oluyormu burdan ankaradan giderken o tür şeyler götürmelımıyım, şimdiden teşekkür ederim. E-posta adresinize Sofya'daki dairenin sitesini gönderdim. Yer ayırtmanız daha iyi olur. Pazarlık yapmazlar. Bulgaristan yemekleri lezzetli ve ucuz, buradan götürmenize gerek yok. İyi geziler. daire ile ilgili bana da mail gönderebilirseniz çok sevinirim. Teşekkürler. Sofya'da kiralık daire sitesinin bilgisini e-posta ile gönderdim. Güzel bir Sofya gezisi dilerim. Alper Bey çok özür dilerim fakat mail ulaşmamış. Belki de ben yanlış yazdım adresi. Seyahat tarihim yaklaştığı için tekrar gondermenizi rica edeceğim. Zira okuduğum kadarıyla seçimleriniz ve tarzınıza güveniyorum. Teşekkürler. Sitenizi çok beğendim, ellerinize sağlık. Sofya'da kaldığınız daireyle ilgi internet linkini ben de rica ediyorum. Teşekkürler. Sofya'da kaldığım evin bilgisini gönderdim Ertuğrul ve Umut Bey. Bağımsız seyahat çok daha keyiflidir. Sofya'da kaldığım dairenin bilgisini gönderdim. İyi yolculuklar. Sofya'daki dairenin bilgisini gönderdim Seda Hanım. Sofya'da ev kiraladığım yerin bilgisini yolladım Halil Bey. merhaba Alper bey daire ile ilgili bilgiyi bizde alabilirmiyiz. iyigünler. Sofya ile ilgili gezi notlarınızı okudum. Kısa ama çok bilgilendiriciydi. Teşekkür ederim. Kiraladığınız ev ile ilgili yada benzer yerlerin linkini gönderebilirseniz çok sevinirim. Şimdiden teşekkürler ve iyi gezmeler. Sofya ulaşım, gezilecek yerler, hava durumu ve konaklama bilgileri için teşekkürler. dairenin adresini ve bilgilerini maille gönderirmisiniz. teşekkürler. İyi günler alper bey. dil sorunu olmaması için türklerin yoğun olduğu haskova da pasaport süresince uygun bir ev kiralamak istiyorum. Bunu internet aracılığıyla yapmak pek güvenli olmadığından orada bana yardım edecek güvenli bir yerle nasıl anlaşma yapabilirim. İlk varışta pansiyonda kalabilirim ama ondan sonrasını nasıl ayarlayabilirim. beni yönlendirirseniz sevinirim. Sofya'da daire kiraladığım sitenin adresini çok soran olduğu için yazıma link ekledim, görebilirsiniz. Ben Türk lokantası görmedim ama yemek yiyeceğiniz yerde \"no pork\" diye belirtirseniz ona göre domuz ürünü olmayan yemekler verirler. Sevdiğim ve ilgimi çeken bir ülke 90lı yıllardaki değişimden önce bir kez gitmiş ve çok beğenmiştim. Ben de Sofya gezi notlarımı okuduğunuz için teşekkür ederim Sami Bey. Öncelikle sitenızı çok beğendiğimi belirtmeliyim. Bir arkadaşımla Şubat ayında Sofya'ya gitmeyi düşünüyoruz. Daire kiralamayı düşünüyoruz ancak ısınma sistemi nasıldır, resimde elektrikli bir radyatör gördüm gibi, açıkça soğukdan biraz ürkmüyor değiliz, ancak balkanlarda bir kış deneyimide yaşamak istiyoruz ne dersiniz. Teşekkür ederim. Ben Sofya'ya Ocak sonu, en soğuk zamanda gittim ve kaldığım kiralık daire sıcaktı. Radyatör çok sıcak isteyenler için konmuş, zaten kalorifer var, endişe etmeyin. Benim kaldığım evde kalırsanız bundan mutluluk duyarım. Yazıma link koydum, oradan girip yazın, yeri de mükemmel. Alper Bey, iyi günler.. Site ve verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim ve tebrik ederim. \"Şimdilik gezilecek yerlerin listesini veriyorum. Gezdiğim yerlerin ayrıntılarını ve fotoğraflarımı Sofya hakkında bilgi, Sofya Üniversitesi, kentteki yaşam, insanlar, yemekler, gece hayatı ve fiyatları yazacağım.\" bilgileri nerede? Bana gönderir misiniz? Ayrıca, Sofya'da güvenebileceğimiz, Olursa Türkçe bilen birini tanıyor musunuz? Otobüs yolculuğu ve Sofya'da özellikle güvenlik konusunda dikkat etmemiz gereken bilgileri, edindiğiniz tecrübeleri aktarır mısınız? Mailinizi bekliyorum.. Şimdiden çok teşekkür ederim.. Merhaba Ali Bey. Sofya gezisi hakkında diğer bilgileri yazmaya henüz zamanım olmadı. Bu bilgiler metin şeklinde yok, aklımda ve ufak notlar şeklinde mevcut. Sofya'da Türkçe bilen birine rastlamadım. Otobüs yolculuğu sorunsuz geçer, Kapıkule'de Türkiye'den çıkış ve Bulgaristan'a giriş pasaport kontrolleri sırasında biraz beklersiniz, o kadar. Dönüşte ise Türk sınır polisi çantaları x-ray cihazından geçirip kontrol eder. Sofya genel olarak güvenli bir kenttir, özellikle dikkat ettiğim bir konu olmadı. İyi yolculuklar. Merhaba Alper. Sofya'da kaç gün kalabileceksin? Ona göre görülmesi gereken yerler önereyim. Evet Alper, uygundur. Ben Sofya'da kiraladığım evin sitesini koydum, oradan daire tutabilirsin. Yazdığım Sofya'da gezilecek yerlerin hepsini 3 günde iyi bir planla görebilirsin, ama sıkıştırmak istemem dersen Aleksander Nevski Kilisesi, Ulusal Sanat Galerisi, Sosyalist Sanatlar Müzesi, Banya Başı Camii, Vitosha Bulvarı ve Sofya'nın güzel caddelerini görmek gerekir bence. Bilgileriniz güzel. Ben de ailemle sofyaya gitmek istiyoruz 8 gün kalacağız. Dairenin iletişim bilgilerini ve Sofya dışında nerelere gidebiliriz. Yardımcı olursanız sevinirim. Teşekkürler Okan Bey. Daire kiraladığım sitenin bağlantısı yazımda var. Güvenebilirsiniz. Ben şimdilik Bulgaristan'da Sofya ve Plovdiv'i gezdim, tavsiye ederim. Merhaba. Kasımda Bulgaristan, Romanya, Polonya hattı gezmek istiyorum. Yeşil pasaportum var belli bir süre boyunca vizeye gerek olmadığı söyleniyor. Yeşil pasaportla vizesiz sınır geçişlerinde bir sıkıntı yaşarmıyım. Bu konu hakkında bir bilginiz varsa yardımcı olursanız sevinirim. Teşekkürler. Kısa süreli bi tur yapmayı düşünüyoruz arkadaşımla 2-3 gün kalabiliriz sanırım zamanımız kısıtlı olduğu için. Tekrardan teşekkür ederim bilgileriniz için siteniz çok güzel. Emeğinize sağlık. Rica ederim. Ben de gezi blog sitemi okuduğunuz için teşekkür ederim. İşin güzel yanı Bulgaristan'a gitmek için uçağa ihtiyacınız yok, her gün çok sayıda otobüs var. Sofya bile 10 saat sürüyor, değer Bulgaristan şehirlerinin çoğu daha yakın. Ben de Ekim ayında Sofya ya gideceğim. Konakladiginiz oteli paylaşmanın rica ederim. Merhaba Ulaş Bey. Yazımda anlattığım gibi, Sofya'da otelde değil dairede kaldım. Bağlantısı yukarıdaki yazımda var. Bulgaristan gezi tavsiyeleriniz için teşekkürler. Bir dahaki seyahate. birçok gezi bloglarında aradığım detayları sizin yazınızda buldum kısa net bilgiler.. gerçekten teşekkür ederim emeğinize sağlık. Sofya hakkında daha yazacağım. İlginize ve yorumunuza teşekkürler. Merhaba. Sofya gezi rehberi yazımın beşinci paragrafının sonundaki kiralık daire bağlantısını tıkladığınızda açılan sitedeki Kaya adlı merkezi dairede kaldım. Rica ederim. Sofya yazımı okuduğunuz ve bloguma ilginiz için çok teşekkür ederim. Merhaba, yazılarınızı ilgiyle takip ediyorum, çok güzel ve detaylı bilgiler veriyorsunuz bizler de faydalanıyoruz öncelikle bunun için teşekkürler 🙂 memleketimde gezilecek çok yer var, özellikle yaz mevsiminde Varna, Zlatni Pyasatsi, Nessebar vb kıyı boyunca gezmenizi tavsiye ederim. Bati Avrupa ülkelerinde ayda 2500 Türk Lirasi ile gecinemezsiniz. Bulgaristan'da yasamak icin yeterli olabilir. Bulgaristan guvenli bir ulke. Yazınız için teşekkürler. Ben Sofya'da doğa tarihi müzesini gezdim. Kalacak yer olarak da otogordan indikten sonra etrafta ucuz hoteller var. 30 Euroya 20 euroya hostellerde kaldım. Ben de oralıyım. Evet Alper bey, gittim. Rusçuk, Varna, Razgrad, Bansko ya da gittim. Aynen dediğiniz gibi Türk lirası kısa zamanda çok değer yitirdi. O yüzden artık eskisi gibi rahat para harcayamıyoruz yurt dışında. İnşallah sizin gibi diğer ülkeleri de görme fırsatım olur. Hep okuyorum sitenizi. Faydalı bilgiler var. Diğer yorumum çıkmış ve cevap yazmışsınız. Sanırım siz cevap vermeden sitenizde görünmüyor. Teşekkürler. Ne güzel, Bulgaristan'ı epey gezmişsiniz. Sizin Bulgaristan Devleti açısından yasal durumunuz ne, Bulgar vatandaşı mısınız, veya yakın tarihte göçtüğünüz için serbest giriş hakkınız var mı? Ben de birçok ülkeyi görmenizi içtenlikle dilerim. Bloguma ilginize sevindim. Sitelere yapılan yorumlar önce site yöneticisinin onayından geçiyor. Bana \"onayla\", \"yanıtla\", \"sil\" şeklinde seçenekler sunuyor. Çifte vatandaş olduğum için vizesiz gidebiliyorum. Diğer AB ülkelerine de gidip görmek istiyorum ama çalıştığım için zaman kısıtlı, o yüzden henüz fırsatım olmadı. Siz gittiğiniz her ülkede ingilizce mi anlaşıyorsunuz? Bir çok ülkede insanlar ingilizce konuşamıyor da. Anlaşmak sorun oluyor. Ankara'da oturuyorum. Aktarmalı gidebiliyorum ancak. Dilini bilmediğim ülkeye gitmek tedirgin ediyor insanı. Nasıl bu kadar iyi anlaşabiliyorsunuz dilini bilmediğiniz insanlarla hayret ettim.:) Ben Romanya'da sorun yaşadım biraz. Neyse ki Türkçe bilen bir taksiciyle karşılaştım da iyi oldu. Ben çok rahat gidiyorum, bi şekilde anlaşılıyor. 🙂 Özellikle gençler arasında bir miktar İngilizce anlayan mutlaka çıkıyor."} {"url": "https://celebialper.com/sonsuzluk-ve-bir-gun-theo-angelopoulos-yunanistan/", "text": "Defalarca izlediğim şiirsel başyapıt Sonsuzluk ve Bir Gün, derin diyaloglar, sorgulamalar, geçmişe dönüşler, antik sembollerle dolu. Ön planda ölmek üzere olan bir adamın kliniğe yatmadan önceki gününü anlatan Sonsuzluk ve Bir Gün, arka planında da var olmanın sonsuz tanımsızlığını irdeliyor. Film boyunca yaşamla-ölüm arasındaki sınırı algılamaya çalışan Angelopoulos, ilk bölümde Alexander ile ailesi arasındaki boşlukta gezindiriyor kamerasını. İkinci bölümdeyse, farklı etnik kökenler veya coğrafi sınırların insan ilişkilerini engelleyemeyeceğini göstermek adına Alexander'ın küçük bir Arnavut çocuğu ile başlayan dostluğuyla sarsıcı bir ironi kuruyor. Yeryüzünde insanı engelleyebilecek hiçbir sınırı tanımayan sonsuzluğun sinemacısı geçmişle bugünü aynı anlarmış gibi kurguladığı sahnelerle zamana meydan okuyor. Öte yandan, hayatı boyunca özgür yaşayan bireylerin bile fark etmeden nasıl da zamana tutsak olduğuna değiniyor. Sinema sanatının şaheserlerinden. Sonsuzluk ve Bir Gün filmi, çok kısa bir ömrü kaldığını öğrenerek sahil kenarındaki evini terketmeye hazırlanan ödüllü yazar Alexander'ın, karısını, annesini ve eski günleri hatırladığı geri dönüşlerle geçirdiği evindeki son gününü anlatır. Eşyalarını toparlarken, uzun zaman önce ölen karısı Anna'nın yazdığı ve 30 yıl önceki mutlu bir yaz gününden söz ettiği bir mektup bulan Alexander geçmişi ile şimdiki zaman arasında mistik bir yolculuğa başlar. O gün Alexander tesadüfen, Arnavutluk ülkesinden kaçak gelmiş 10 yaşlarında bir sokak çocuğu ile karşılaşır; onunla birlikte geçirir bu son günü. Çocuk Yunanca bilmediğinden, bölük pörçük bir dille birbirlerinin acılarını paylaşırlar. Sonsuzluk ve Bir Gün filmi \"zaman\" ve \"us\" kavramlarını sorguluyor. Zaman kavramını \"yarın ne kadar sürecek?\" sorusuyla irdeliyor. \"Yarın\" kavramından hem bir sonraki günü, hem de sonsuzluğu anlarız. Bu kaotik durumu çözmek için \"us\" gücüne ihtiyaç duyarız. Filmdeki Alexander'a göre usun kullanımı, sözcüklerin zengin birikimi, bu zorlu dünyaya bir düzen getirir; geçmişine, bugününe ve geleceğine ışık tutar. Örneğin insanın yazıyı buluşu geçmiş bir olay, dünyanın sonu ise gelecek bir olaydır. Ama yazının gelecek bir olay olduğu zamanlar vardı, ve dünyanın sonunun geçmişte kalacağı bir zaman da olacak. Geçmiş, bugün ve gelecek göreceli kavramlardır. Alexander bugünkü biçimiyle, yağmurluğu ve yaşlı haliyle, geçmişindeki insanlarla konuşur, olayların geçtiği zamanın biçiminde, ama bugün. Geçmişi, bugünü ve geleceği, göreceli olarak sonsuz zamanda kendimizi bulduğumuz boşluğun konumunda görürüz. Parmenides ve Zeno'nun durağan zaman görüşüne göre zamansal değişimin görüntüsü bir yanılgıdır. Heraklitos ve Aristo'nun devingen zaman görüşüne göre ise gelecekte bugünün ve geçmişin gerçekliği yoktur. Gerçeklik zaman geçtikçe zamana eklenir. Görecelilik teorisine göre hangi zamanı referans alırsak alalım bazı olaylar geçmiş veya gelecek olabilir. Aynı zamanda bulunabilme göreceliliği, yani aynı anda geçmişe, bugüne ve geleceğe bakabilmek, sadece bugünü algılamamızı gözden geçirmemizi gerektirir, Alexander uzay-zaman perspektifinden bugünkü durumunu göreceli algılayışını gözden geçiriyor. Filmde uzakta sarı giysili bisikletliler, Yunan mitolojisindeki Kader Tanrıçaları Klotho, Atropos ve Lachesis'i; insan yaşamının örüldüğü zamanın üç biçimini temsil ediyor. Antik Yunan mitolojisinde sonsuz evrende insan yaşamının tüm bireylerinin ayrı ayrı var oldukları bir eğirme çubuğu vardır. Filmde Alexander'ın, Ana'nın, annesinin, kızlarının ve Arnavut çocuğun yaşamları ayrıdır. Klotho onları şimdiki bir zamanda bir araya getirip örüyor; karıyı kocayla, babayı çocuklarla genç yaşlarında, ve yaşlı adamla göçmen çocuğu bugün. Atropos onları çözerek özgürlük yanılgısı verir. Çocuğun geleceği özgür gibi görünür ama yaşamı hep Lachesis tarafından belirlenir. Bu kaotik durumda kader ve şans dünyası görünümüne mantık ve düzen getiren tek şey ustur. Logos Antik Yunanda söz, yasa, düzen, bilgi, akıl, iletişim, eylem, sözün anlamı, kavram, akıl ile kavrama, bir şeyi anlaşılır kılan mantıksal temel, mantıksal olanın birliği, bilim ilkesi, düşünce, anlam, varlık nedeni, ilk neden, gerekçe, kainatın yasaları, doğa yasaları, evrensel düzen ve yasaları anlamlarına da gelir. Angelopulos'un yukarıdaki düşüncelerini mümkün kılan, birleştirici güçtür. Sürekli değişen bu kaotik dünyada us kişileri, olayları ve davranışları doğru yerlerine koyarak rahatlatır. Alexander yaşamını ve canlı olduğu anı anlamlandırmak için bulabildiği kadar sözcük bulmak ister; ve kapitalizmin ruhunda sözcükleri satın almaya hazırdır, sözcükleri satın alıp zamanın ve ölümün zorbalığından kurtulup özgürleşmeye hazırdır. Günün sonunda planlarını yapar. Sonuçta \"yarın\" Alexander için zamanın sonu değildir. Onun zamanının sonu değildir. Diğer film yazılarım için tıklayın: SİNEMA. Tüm dünyadan seyahat haberlerim için buraya tıklayın: SEYAHAT. Sonsuzluk ve Bir Gün zamanı irdeleyen felsefi bir film, izlemeli. Sonsuzluk ve Bir Gün filmini beğenerek izlemiştim ama bu kadar derin konulara göndermeler olduğunu fark etmemiştim. Ayrıntılı film yorumu için teşekkürler. Ben biraz geç izledim bu filmi. Analizlerin için teşekkürler. Kalemine, yüreğine sağlık."} {"url": "https://celebialper.com/stockholm-gezisi/", "text": "Stockholm gezisi düşünenler için bu güzel İskandinav kentinden bilgi ve fotoğraflarım bu yazımda. İsveç'in başkenti Stockholm 2 milyon nüfuslu, refah seviyesi yüksek ve bize göre pahalı bir kent. Kent merkezinde 50 köprüyle birbirine bağlanan 14 ada var. Baltık Denizi kıyısındaki Stockholm'ün çevresindeki 24.000 ada kenti adeta bir adalar şehri haline getiriyor. Kent alanının yüzde otuzu su kanallarından, diğer bir yüzde otuzu yeşil alandan oluşuyor. Hava kalitesi Berlin ve Kopenhag'ın ardından Avrupa'da üçüncü. İşte size yazdığım Stockholm gezi notları, gezilecek yerler, yapılacak şeyler, öneriler, hava durumu, gece hayatı hakkında bilgiler içeren bir rehber. Stockholm gezisi için uçak kullanmak isteyenlere: İstanbul Stockholm uçuşu 3.5 saat sürüyor, THY'nin direkt uçuşlarının biletleri 180 Avro'dan başlıyor. Ben Stockholm'e Finlandiya'nın başkenti Helsinki'den Viking Line adlı firmanın dev Mariella gemisiyle 17 saatte gittim. Bu gemilerde penceresiz kamara alırsanız açık büfe yemekler dahil oldukça uygun fiyata yolculuk edebilirsiniz. İskandinavya'da olduğum halde bu kadar güzel bir gemi yolculuğunun böyle bir fiyata olmasına şaşırdım. Silja Line adlı firma da var; daha pahalı ve tercih edenlerin yaş ortalaması daha yüksek. İşte Helsinki'den Stockholm'e gittiğim Mariella adlı gemi. Yazın Finlandiya İsveç gemilerinde öğrencilerin çoğu hiç kamara almayıp yolculuğu iyice ucuza getiriyorlar. Gemilerde kafe-bar, disko, gece kulübü ve free shop var. Bütün gece eğlenip sabaha karşı güvertede uyuyorlar. Akşam yemeği alırken büfede önümde bir ailenin Türkçe konuştuklarını duyunca selam verdim, onlar da mesafeli bir tavırla yanıt verdiler, İsveç'te yaşıyorlar ve Helsinki gezisinden dönüyorlarmış. Birkaç dakika sonra Finli arkadaşım yanıma gelince onlar gibi gurbetçi olmadığımı ve gezmeye geldiğimi öğrendiklerinde daha sıcak davrandılar nedense, akşam gemideki aile gece kulübüne davet ettiler. Epey ikramda bulundular, Finli arkadaşım bundan tedirgin oldu ama ben Türkler arasında ısmarlamanın normal olduğunu söyledim. Finlandiya'dan binlerce kişinin bindiği gemiden 17 saat sonra sabah onda bizimle birlikte çok az kişi indi. Beraber yolculuk ettiğimiz Finli arkadaşım Mikko'ya neden inmediklerini sordum, meğer gemidekilerin çoğu zaten defalarca görmüş oldukları Stockholm'ü gezmek için gelmiyormuş. Finlandiya'da içki pahalı olduğu için bu yolculukta bütün gece içip gündüz gemi Stockholm'deyken inmeyip uyuyor ve akşam Helsinki'ye dönerken gemide yine içip, free shop'tan eve içki almayı da ihmal etmiyorlarmış. Stockholm gezisi için Vasagatan Caddesi 14 numaradaki Turizm Danışma Merkezi'nden ücretsiz bir Stockholm kent haritası almanızı öneririm. Ayrıca Stockholm'de gezilecek yerler ile ilgili kitapçık ve broşürler de bulabilirsiniz. Güzel güzel bir kent, merkezini yürüyerek gezmenizi tavsiye ederim. İsveç para birimi Kron, Türk Lirası'nın yaklaşık üçte biri kadar ediyor, 1TL = 3 SEK. İsveç dünyada yaşam kalitesi en yüksek ülkeler arasında yer alıyor. Aşağıdaki tiyatro binasının merdivenlerinde oturmuş kitabımı okuyorum. Alfred Hitchcock gibiyim, bir köşede saklanıyorum adeta. 1. Eski Kent : Stockhom'ün güzelliği korunmuş tarihi merkezi. T Gamla Stan istasyonunun bulunduğu eski kent meydanından başlayarak güzel sokaklarını gezebileceğiniz bu bölgede Riddarholmskyran adlı bir ortaçağ kilisesi var. Stockholm'de gezilecek yerler arasında şart bir bölge. 2. Stockholm archipelago : Merkezden onlarca kilometre mesafeye yayılan 24.000 ada, adacık ve kayalık bulunan alanı yıl boyu Waxholmsbolaget, sadece yazları ayrıca Cinderellabatarna gemileriyle gezebilirsiniz. 3. Skogskyrkogarden Mezarlığı: Kentin güneyindeki güzel mezarlık, UNESCO Dünya Mirası listesinde olup, İsveç'te gezilecek yerler arasında yer alıyor. 4. Şehir Kütüphanesi : Mimar Gunnar Asplund'un eseri güzel bina, klasik ve modern tarzların arasında kalıyor. 5. Ericsson Globe: Küre şeklinde beyaz bina, etkinlik olduğunda renkli ışıklarla aydınlatılıyor. Dünyada türünün en büyüğü olan İsveç Güneş Sistemi'nin merkezindeki Güneş'i temsil ediyor. Gezegenlerin modelleri ise Slussen, Royal Institute of Technology, Natural History Museum, Mörby Centrum, Arlanda Havaalanı ve Uppsala'da sergileniyor. Görülecek yerler arasında ilginç bir yapı. 6. Kaknastornet: Stockholm'ün en yüksek gözlem noktası. Giriş 45 SEK. 7. Nobel Müzesi: Nobel Ödüllerinin tarihi ve kazananlarla ilgili müze. 8. Doğa Tarihi Müzesi : Buradaki müzede Omnimax Sineması da var. 9. Modern Sanatlar Müzesi : Skeppsholmen adasında. 10. Ulusal Müze : İsveç'in klasik sanat ve tasarım alanındaki en önemli müzesi. 11. Askeri Müze : Orta Çağ'dan başlayarak 1814'e kadar İsveç ordusunun savaş tarihini ve ardından gelen 200 yıllık barış dönemini sergiliyor. Gezilmesi görülmesi gereken bir yer. 12. Djurgarden Kraliyet Parkı Adası: Burada açık ve kapalı müzeler ile bir hayvanat bahçesi bulunuyor. 13. Millesgarden: Açık hava heykel müzesi. 14. Gallleri Magnus Karlsson: Yerel eserler sergileyen sanat galerisi, Fredsgatan Caddesi'nde. 15. Kanal turları: Çeşitli seçenekler var, fiyatları genelde 150 SEK civarında. Kuzeyli kent Stockholm'de yaz ortası 18 saat, Aralık ayında 6 saat gündüz. Yazın gündüz sıcaklık 20-26 C olup gece 12 C'ye kadar düşebiliyor. Sonbahar oldukça serin ve yağmurlu. Aralık-Mart dönemi kış ayları hava durumu soğuk geçiyor, sıcaklık eksilerde seyrediyor. İlkbaharı 10-15 C arasında yaşayan Stockholm gezisi için en iyi mevsim yaz. İsveç'te içmek pahalı; bir biranın fiyatı 30-75 SEK (10-25TL) arasında değişiyor. Barlara giriş yaş sınırı keyiflerine göre 21 veya 23 olabiliyor. Gece kulüpleri 50-200 SEK arası giriş ücreti alıyorlar. Ünlü kulüplerin önünde sıra oluyor, soğukta uzun süre bekleyebilirsiniz. Lokanta ve barlar 01:00'de, kulüpler 03:00'te, bazılarıysa 05:00'te kapanıyor. Stockholm gece hayatı oldukça pahalı. Stockholm'de yazları açık havada, kışları terk edilmiş fabrikalarda elektronik müzikli partiler oluyor. Yasal koşulları pek yerine getirmeyen, nerede olacağı kulaktan kulağa veya İnternet'ten öğrenilen svartklubb adlı bu kulüpler, Stockholm ve İsveç'in yeraltı tarzı gece hayatını oluşturuyor. Stockholm gezisi sırasında eğlence de arayanlar için önerilerim aşağıda. Stureplan semtinde şık ve pahalı barlar ve dans kulüpleri var. İnsanlar genelde bunların önündeki mantar şekilli yağmurlukların altında buluşuyorlar. Giriş ücretleri 200 SEK civarında ve tipinizi beğenmezlerse içeriye almayabiliyorlar. Södermalm semtinde bulunan daha küçük bar ve kulüpler elektronik ve alternatif müzikler çalıyor. Örneğin Hornstull'da Strand, Mariatorget'te Sidetrack, Marie Laveau ve Baba Sonic, Slussen'de Debaser ve Kolingsborg, Skanstull'da Tradgarden ve Under Bron adlı bar ve kulüpler. Bondegatan: Daha genç ve \"trendy\" kitle. Rörstrandsgatan: Yaş ortalaması biraz daha yüksek. Kungsholmen: Küçük, ucuz ve sakin barlar, daha uygun fiyatlı bir gece hayatı bölgesi. Stockholm gezisi için bilgilerimin yararlı olacağını umuyorum. ben de Stockholm-u gezmistim ama farketmedigim ayrintilari yazmissiniz. Kaleminize saglik! En sevdiğim ülkelerden biridir İsveç. Stockholm 'u da çok beğenmiştim. Ben de yaz mevsiminde gitmiştim. Kış mevsiminde de gitmeyi çok isterim. Beyaz gecelerden sonra karlı buzlu günlerini de yaşamak isterim. Sizin paylaşımlarınızı da çok beğendim. Teşekkürler. Beyaz bir Stockholm de güzel olur Münire Hanım. İlginize teşekkür ederim. İlginize teşekkür ederim. Kent adının yanına apart yazıp aratırsanız seçenekler gelecektir. Merhaba Alper Bey, Bende 19 Mayıs 2014 te gittim Stockholm e harika bir şey, ben yazsaydı sizin kadar güzel anlatabilirmiydim bilemiyorum ama gerçekten çok güzel anlatmışsınız. Ben stockholm e aşık oldum gerçekten... kesinleikle imkanı olan herkesin görmesi gerekir. Stockholm bence de zarif bir şehir. Yazımı okumanıza sevindim, teşekkür ederim. Diğer yazılarıma da yorumlarınız beni mutlu eder. line saglik Alper hocam. Bir ek bilgi de benden olsun. Turku'dan Viking Line'la Stockholm'e gitmisligim vardir. Helsinki'den Turku'ya arabayla 2 saat, trenle sanirim 3 saatle gidiliyordu. Viking Line'a Turku'dan binince 10-11 saat suruyordu Stockholm'e varmasi. Helsimki-Stockholm yapip da vakti kisitli olanlar icin yazayim dedim. Hakikaten o gemilerde yok yok. Teşekkürler. Bu arada Turku ne güzel bir kentmiş, sevdim. merhaba alper bey. öncelikle stockholmu çok iyi anlat mışsınız. bendegeile gitmeyi düşünüyorum ancak vize olayını turizm acentası mı karşılıyor yoksa biz kendimiz mi bu konuda yardımcı olursanız sevinirim. Yeşil pasaportum olduğundan, İsveç vizesi için başvurmadım. Buradan bir tur satın alırsanız acenta sizin için başvurabilir. Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkürler! Ekim ayı başında turla gidiyoruz. Ben de okuduğunuz için teşekkür ederim Hülya Hanım, keyifli seyahatler. Ekim ayında nasıl giyinmek gerekir diye düşümüyorum. Kalın bir kaban değil de ceket ya da yağmurluk ve spor ayakkabı yeterli olacak mıdır? Bu konuda herhangi bir bilginiz olabilir mi? Teşekkür ederim. İsveç soğuk bir ülke, Stockholm hava durumu bir güney kenti olsa da yaz dışında serin ve soğuk seyreder. Sonbahar mevsimi için su geçirmeyen bir spor ayakkabı yeterli olur. Kaban olmasa da kalınca bir ceket veya mont gerekir. İnce bir yağmurluk yetmez. Yağmurluk olacaksa bir iç katmanı olanlardan tercih etmenizi öneririm. Toplu taşıma araçlarını kullanacak ve epey müze ziyaret edecekseniz evet, avantajlı olur. Stokholm aynı zamanda siyasi mültecilerin memleketi... Ülkemizden oraya giden çok insan var. Stockholm'de otelde kalmadığım için bir şey diyemeyeceğim, İnternet'te aratıp kalmadığım bir oteli tavsiye etmem uygun olmaz. Bence merkezi ucuz otelleri aratıp sonra haklarında yazılmış yorumları okuyup bir seçim yapın. Yazılarınızın çoğunu okuyorum. Nacizane bir tavsiyem var benim gibiler için. Konunun başında aynı Brezilya geziniz gibi hazırlık aşamalarını bizim ile paylaşsanız... Özellik ile orada nerelerde, hangi yöntemle kalacağınızı. Bu tarz bilgileride bizim ile paylaşır iseniz. İleride bu hayali gerçekleştirmek isteyeceklere büyük iyilikte bulunacaksınız. Teşekkür ederim Mehmet Bey. Gezi hazırlık yazıları yazarım o halde. Alper bey verdiğiniz bilgiler işimize yarayacaktır, 15 MAYIS 2015 te 7 günlüğüne arkadaşlarla isveç, danimarka, norveç turuna çıkıyoruz. Havalar nasıl olur, bilgi verebilirmisiniz. TŞK. Mayıs'ta İsveç'te hava sıcaklığı gündüz en yüksek 17, gece en düşük 5 derece aralığında seyreder. Norveç ve Danimarka'da da hava durumu buna benzer. İlkbaharda İsveç hava durumu İstanbul'da Kasım ayındaki gündüz, Aralık ayındaki gece gibi düşünülebilir. İyi yolculuklar. Rica ederim. Güzel bir Stockholm gezisi dilerim. Merhaba. Stockholm ve gezeceğiniz diğer kentlerde sıcaklık gündüz 15, gece 5 derece arasında değişir, ortalama 10 derece seyreder. Hava durumu bizdeki Sonbahar veya Kış başlangıcı gibi diyebiliriz. İyi yolculuklar. Merhaba, şuan thy de kampanya var. Mayıs ayını düşünürsek kopenhag mı yoksa stockhol mu tercihiniz olur. Önemli etkinlik var mı ? Var ise ne zaman gidilmeli. Teşekkür ederim. Merhaba. Etkinlikleri bilmiyorum. Bence Stockholm daha güzel. Merhaba Mehmet Bey. İlginize çok teşekkürler. İsveç güzel ve refah bir ülke. Size eşlik edecek biriyle birlikte gidebilmenizi içtenlikle isterim. Stockholm yaşamak için iyi bir şehir bence. Uygarlık, tarih, sanat, eğlence, kültür, hepsi var. Kuzey ülkesi tabii, soğuk. Elinize kaleminize sağlık arkadaşım bilgilendiriyorsun duyarlılığına teşekkürler içtenlikle.. Ben de İsveç yazıma ve gezi blog yazılarıma ilginize teşekkür ederim. İsveç gezi yazıma ilginize teşekkür ederim. İyi şanslar. gerçekten ailemin yarısı orda yaşıyor ama gıtmedım bu resımlerden ve ilgilerden sonra gıtmek şart oldu teşekkürler.... Stoıckholm'e en kısa zamanda gitmenizi umarım Mehmet Bey, çok güzel bir şehir. İlginize teşekkürler. Bilet türlerini bilmiyorum. Arlanda Havalimanı'ndan Stockholm şehir merkezine Arlanda Express treni 20 dakikada gidiyor. Flygbussarna otobüsleri 40 dakika sürüyor. Banliyö trenleri ise 43 dakika sürüyor. Rakam vermem doğru olmaz, kişisel tercihlere göre değişir. Kesin olan şey İsveç ve başkenti Stockholm Türkiye'den pahalı. Merhaba. Stockholm ile Finlandiya arasındaki Viking Line gemileri rahat, eşyanızı dolaba kilitleyip serbestçe dolaşırsınız. Ben arkadaşlarımda kaldığım için bildiğim bir yer yok maalesef. Güzel bir yolculuk olacak. 15 Haziran 2018 ile 24 Haziran 2018 arası 10 günlük bir İskandinav turu için nasıl bir planlama önerirsiniz. Bu tarihler arası uçuş günleri hariç kalan 8 günlük sürede hangi şehirlere kaçar gün ayırmalıyım? Şimdiden teşekkürler."} {"url": "https://celebialper.com/svaziland-kralligi/", "text": "Svaziland Krallığı Afrika'nın güneyinde yer alan, kıtanın en küçük ülkelerinden biri ve Swazi dilindeki adı Umbuso weSwatini, bazen kaNgwane veya Eswatini olarak da adlandırılıyor. Afrika'nın en kibar ve sıcak insanlarının yaşadığı, en barışçıl ülkelerinden biri olmasıyla bilinen Swaziland, kralının eşleri ve kadınları ile de ünlü olup, dünyada halen mutlak monarşi ve krallıkla yönetilen birkaç ülkeden biri. Bu yazımda Svaziland hakkında bilgi ve fotoğraflarımla beraber hazırladığım gezi notları var. Svaziland veya İngilizce uluslararası yazılışıyla Swaziland Afrika kıtasının güneyinde, sadece kuzeydoğu komşusu Mozambik ile olan sınırı hariç Güney Afrika ile çevrelenen, denize kıyısı olmayan bir ülke. Yüzölçümü küçük ama iklim ve coğrafyası soğuk dağlık bölgelerden sıcak ve alçak ovalara kadar değişkenlik gösteriyor. Başkent Mbabane'ye en yakın havaalanı Manzini'deki Mataspha Havalimanı olup, Güney Afrika Havayolları Johannesburg OR Tambo Havalimanı'ndan buraya uçuş yapıyor. Güney Afrika'nın Johannesburg Havaalanı'dan günde iki otobüs, Nelspruit ve Kruger Havaalanı'ndan ise sadece hafta sonları Mbabane'ye otobüs var. siyeSwatini TransMagnific firmasının Mbabane ile Johannesburg, Durban, Nelspruit arasında modern minibüsleri çalışıyor. Veronica's Shuttle adlı firma da Johannesburg OR Tambo Havalimanı'ndan Mbabane'ye sefer yapıyor. Swaziland Türk vatandaşlarından vize istemiyor. Aşağıda ülkeye geleceğimi duyup Çelebi Alper'den imza almak için sıraya girmiş eSwatini halkını görüyorsunuz. Afrika kıtasının güneyindeki diğer ülkelere göre uygar ve suç oranının düşüklüğüyle tanınan ülke çok da güvenli diyemeyiz sanırım. Ben ülkeyi gezerken haberlerde o gün iki kişinin bir adamı mangalda pişirip yemelerinin haberini izledim örneğin. eSwatini dört idari bölgeye ayrılıyor; Hhohho, Lubombo, Manzini, Shiselweni. İdari başkenti Mbabane olup, kraliyet ve yasama başkenti Lobamba. Para birimi lilangeni, Güney Afrika Rand'ına eşit değerde sabitlenmiş, 1 Türk Lirası 2,5 lilangeni ediyor. Konuşulan dilin adı siSwati. Bağımsızlığını 6 Eylül 1968'de İngilizlerden kazandı. Kral kısa bir süre önce ülkenin adını Switzerland ile karıştırılıyor diye kızıp eSwatini olarak değiştirdi. Swaziland başkenti Mbabane ülkenin Hhohho bölgesinde, Mbabane River kıyılarında yer alan 95.000 nüfuslu bir şehir. Mbabane'ye en yakın sınır geçiş noktası Ngwenya-Oshoek ve ben de buradan ülkeye giriş yaptım. Swazi dili siSwati'nin yanı sıra İngilizce de yaygın. Svaziland ve başkentinin ekonomisi turizm ve şeker ihracatına dayanıyor. Kentte iki tane hafif sanayi bölgesi var. Svaziland başkenti Mbabane Waterford-Kamhlaba United World College of Southern Africa adlı yüksek öğretim kurumuna ve Swaziland Üniversitesi'nin üç kampüsüne ev sahipliği yapıyor. Şehirdeki Indingilizi Gallery adlı sanat galerisinde heykel, resim, kumaş boyama batik, moher, etnik takılar ve çanak çömlekten yapılmış Swazi sanatı eserleri var. eSwatini dünyada HIV virüsü taşıyan, AIDS hastası oranının en yüksek olduğu ülke. Resmi kayıtlara göre nüfusun yüzde otuzu AIDS hastası ama hasta olarak kaydedilmemek için HIV testinden geçmeyenler de katılırsa ülkenin yarısının AIDS hastası olduğu tahmin ediliyor. AIDS salgınının geleneksel aile yapısını bozduğu ülkede binlerce öksüz çocuk hayatta kalmaya çalışıyor. Ortalama ömür 32 yıl dünyada en düşük yaşam beklentisi; Swaziland en kısa ömürlü insanların yaşadığı ülke. Birleşmiş Milletler ülkenin varlığının tehdit altında olduğunu rapor etti. Başkent Mbabane çarşısında birine fotoğrafımı çektirirken bu arkadaş çaktırmadan poz vermiş geçerken. Bu güzel kızı alayım dedim ama ailesi başlık parası olarak 17 inek isteyince olmadı. Hızlı yemek markasının adı Aç Aslan Hungry Lion. Ülkede benden başka beyaza rastlamadım. Afrika'da yaşam kolay değil. Aylardan Ağustos, mevsim kış, geceleri soğuk oluyor. Başkentte bir bar var dediler, ben de gittim. Hatta arkadaş bile edindim. Gündüz kentte olduğu gibi burada da tek beyaz benim. Bir ara sanırım kafası iyi bir kız musallat oldu, fotoğraftaki kız zar zor püskürttü. Gecenin sonuna doğru çok katılımlı bir kavga çıktı. Svaziland Kralı Mswati III ya da Üçüncü Mswati 1968 doğumlu olup ülkenin kralı ve kraliyet ailesinin lideri. Kral Sobhuza II ile genç eşlerinden Ntfombi Tfwala'nın çocuğu Mswati 18 yaşında kral olarak o zamanki dünyanın en genç kralı olma rekorunu kırdı. Bugün Kuzey Kore lideri Mswati'den daha genç ama ülke resmen krallık değil. Ana Kraliçe Ntfombi Tfwala ile birlikte Swaziland'ı mutlak monarşi ile yönetiyor. Bundan sonraki fotoğraflar alıntı. Svaziland Kralı Mswati III, Mercedes, BMW, Rolls Royce otomobillerden oluşan filosunun yanı sıra bir Daimler Chrysler Maybach 62 araba, özel jet, 13 tane saray ve bir hareme sahip. eSwatini'nin en ünlü kültür etkinliği Reed Dance veya yerel dilde Umhlanga adlı dev dans festivali. Ağustos ayında sekiz gün süren dans törenlerinde genç kızlar saz kesip Ana Kraliçe'ye kraliyet sarayının rüzgardan kırılan çitlerini onarması için sunuyorlar. 40.000 civarı evlenmemiş çocuksuz genç kız geleneksel parlak renkli kıyafetleriyle dans ediyorlar. Svaziland kralı eşlerini buradan seçiyor. 1. Kızların bekaret ve iffetini korumak, 2. Ana kraliçeye övgü ve hizmet sunmak, Sekiz günlük geleneksel dans festivalinin her günü belli adetler ve ritüeller yerine getirilir. Kral yedinci gün katılır, sekizinci gün çok sayıda sığır kurban edilmesini emreder, hayvanlar kesilip etleri kızlara dağıtılır. Kızlardan biri evlilik dışı hamile kalırsa, ailesi ceza olarak krallığa bir inek verir. Kral Mswati III çok eşli olmasıyla tanınıyor. Bugün 15 eşi var. Reed Dance festivalinde on binlerce bakire kız seçilmek umuduyla kralın önünde dans ediyor ve kral her yıl yeni bir eş seçiyor. En son on beşinci eşini seçti. Babasının 70 eşi olduğunu düşününce Mswati'nin oldukça kanaatkar ve alçak gönüllü olduğunu görüyoruz. Tüm Svaziland krallarının ilk eşleri gibi Queen LaMatsebula da Matsebula kabilesine mensup ve Büyük Eş olarak anılıyor. Ancak geleneksel yasağa göre oğlu asla kral olamıyor. Kendi ifadesine göre \"çok sayıda insanla iletişim kurabilmek ve halkı iyi anlayabilmek için\" psikoloji okudu. Kralın ikinci eşi Queen LaMotsa'nın dört çocuğu var. Üçüncü eş Kraliçe Inkhosikati LaMbikiza 1969 doğumlu olup, kralla 17 yaşında iken evlendi. Birçok sosyal ve yardım etkinlikleri düzenleyen kraliçe bir de İncil albümü çıkardı. Kralın dördüncü eşi LaNgangaza bir avukat olup halka sağlık, güzellik, kültür ve eğitim konularında hitap ediyor. Diğer iki eşle birlikte Las Vegas'a yaptıkları alışveriş seyahati halkı rahatsız etti, krallık bu geziyi kabul etmiyor. Svaziland kralının beşinci eşi Putsoana Hwala üç çocuğunu geride bırakıp gizlice Güney Afrika'ya kaçtı ama yasal olarak hala evliler. Altıncı eş Delisa Magwaza kralla 19 yaşında evlendi ve sanatçı olmasıyla, bir de 2004 yılında Güney Afrikalı sevgilisi Lizo Shabangu'ya kaçıp kralı terk etmesiyle tanınıyor. Kralın yedinci eşi Senteni Masango liseyi terk etti ve iki diğer okuldan da disiplinsizlik nedeniyle atıldı. Resim yapıp vakıflara yardım olarak satıyor. Svaziland pembe dizisinin sekizinci kahramanı LaGija kralla 23 yaşında iken evlendi ve 10 yıl sonra bir kızını ve kralı terk ederek Güney Afrika'ya kaçtı. Dokuzuncu eş LaMagongo lisede bir atletken 17 yaşında kralla evlendi ve haremin gözdelerinden biri. On numaralı ve 18 yaşında iken kralın liseden kaçırdığı Zena Soraya Mahlangu'nun annesi şikayet etti ama sonuç alamadı. Kralın 13. eşi kraliçe Inkhosikati LaNkambule 17 yaşındayken dans festivali töreninde kralın beğenisini kazanıp seçildi. Kral 3. Miswati kendi koyduğu, Svaziland kadınlarının 18 yaşından önce evlenmelerini yasaklayan yasayı çiğnedi ama bu yasağı çiğneyenlerin çarptırıldığı ceza bir adet inek vermek olduğu için kralı pek bozmadı. Kralın bir sonraki eşi olarak göz koyduğu Tintswalo Ngobeni İngiltere'ye kaçtı. Kral on beşinci eşi olarak 18 yaşındaki Sindiswa Dlamini'yi seçtiğinde henüz liseyi bitirmişti. Mswati 18 yaşındaki Sindiswa Dlamini'yi on binlerce genç kızla birlikte çıplak göğüslü kıyafetlerle dans ettiği tören sırasında on beşinci eşi olarak seçti. Svaziland fotoları ilginç 😀 Afrikada duyduğum krallıklardan birisi buraymış. Svaziland çok ilginç bir Afrika ülkesi. İlginize teşekkürler. Merhaba. Sayenizde günüm güzel başladı, çok teşekkürler. Svaziland çok acayip bir ülke. Karşılaşmak umuduyla. Saygılar. Hocam çok hoş bir yazı olmuş teşekkürler, zevkle okudum. Svaziland'da izlediğim dansların fotoğraf ve videolarını ayrı bir yazıda yayınlayacağım. İlgine teşekkürler. Önceki yaz gittim. Svaziland ile Güney Afrika Johannesburg ve Durban arasında ulaşım bilgisi yazımda var. Rica ederim. Eşleri komşuya kaçınca siyasi kriz çıkmamış demek ki. Keşke çıksa da şu krala bir ders verseler. Hiç sevmem hanedanlıkları. Haklısınız Muhammed Bey. Umarım Svaziland halkı yakın gelecekte krallıktan kurtulur. Siz Swaizland'a nasıl geçtiniz? Toplu taşıma güvenli mi sizce? Johannesburg ya da Durban'dan kaç saat sürüyor? Teşekkür ederim. Merhaba. Ben Svaziland'a Johannesburg'dan geçtim. Başkent Mbabane 362 kilometre ve beş saat sürüyor. Durban'dan 532 kilometre, 7 saat sürer. Yazımda anlattığım ulaşım seçenekleri güvenli. Okurken mukemmel keyif aldım hocam, hic sıkmıyorsunuz, mizah anlayışlı gezgin ilk defa görüyorum herşey cok hoştu. Ben Johannesburg'dan kara yoluyla gittim. Asıl çok tutatn kısım İstanbul Johannesburg uçak bileti oldu. Alper Bey merhaba, yazınız için teşekkürler. Ben de Johannesburg Mbabane Durban planı düşünüyorum. Sanırım Mbabane'den Mantenga Cultural Village ye gittiniz. Bu köye nasıl gittiniz tur taksi vs. Ne kadar masraf oluştu? Teşekkür eder bol gezmeler dilerim. Merhaba Mehmet Bey. Eswatini başkenti Mbabane'den Mantenga Cultural Village geleneksel kültür merkezi ve köyüne ulaşım için taksi ne kadar tutar bilmiyorum, ama Mbabane'den Gables Alışveriş merkezine dolmuş var, gayet ucuz. İndikten sonra bir büyükelçilik var, onu geçince ilk sağdan yürünüyor. Giriş ücreti 100 Lilangeni, yani 5.5 Amerikan Doları kadar. Ne zaman düşünüyorsunuz? Rica ederim. Alper Bey merhaba, yanıtınız için çok teşekkür ederim. 23 Mart Johannesburg'tan sabah gidip 1 gece Mbabane'de kalıp 24 Mart son minibüs ile Johannesburg'a döneceğim. Farklı öneriniz olursa öğrenmekten keyif alırım. İyi günler dilerim. Rica ederim. Planınız gayet iyi. eSwatini gezinizden döndükten sonra uygun bir zamanınızda buraya izlenimlerinizi yazarsanız sevinirim. Güncel bilgi olur. Alper Bey merhaba. Gezi tamamlanmıştır. Johannesburg Sandton bölgesindeki Gautrain istasyonunun girişinin sağ tarafındaki hafif yokuşlu yoldan 50 metre yürüyünce Transmagnific dolmuşları geliyor. Günde 4 kez yazan sefer sayısı sanırım ikiye düşürülmüş. Sabah onda yazdığı halde dolmuş gelmedi, 13 saatindeki ile gittim. İnternetten bilet almadım, sanırım herkes internetten bileti satın almıştı. Şoför bana arabaya bin dedi sonra benden yolda ücreti aldı. Dönüş biletini de ayarladı 1400 Rand ödedim. Dönüşte 16:30 yazan sefer yoktu 14:30 ile geri geldim. Matenga Cultural Village'e Mbabane otobüs terminalinden dolmuş ile gittim. Galbes alışveriş merkezi son durak orada indim ve dediğiniz gibi Amerikan konsolosluğunu geçince ilk sağdan yaklaşık 45 dakika kadar yürüdüm. Yürüyüş yolu çok güzeldi. Mbabane güvenliydi. Johannesburg'ta 3 kere soyulma tehlikesiyle karşılaştım, neyse ki sorunsuz kurtuldum. Security yazan şapkalı insanlara itibar edilmesin ve gideceğiniz yeri sorup sizi şurdan ben götüreyim diyenlere kesinlikle güvenilmesin. Yazılanlarda hep abartıldığını düşünürdüm ama gerçekten Joburg'ta yürümek intihar etmek gibi bişey. Uber uygulaması hayat kurtarır. Yardımlarınız için teşekkür ederim Alper Bey, bol gezmeler dilerim. Hoşça kalın. Merhaba Mehmet bey. Güney Afrika Johannesburg'tan eSwatini'ye ulaşım, fiyatlar, Mbabane ve Matenga Cultural Village hakkında güncel bilgi ve deneyimlerinizi paylaştığınız için çok teşekkür ederim. Kazasız belasız dönmenize sevindim."} {"url": "https://celebialper.com/tallinn-alisveris-yemek-gece-hayati/", "text": "Tallinn alışveriş, yemek, gece hayatı rehberi olarak hazırladığım bu yazıda ne alınır diye merak edenler için geleneksel Estonya el sanatları ürünleri, giysi, hatıra ve hediyelik eşyalar, reçel, çikolata, peynir, içki, ahşap ürünler satın almak için dükkanlar, alışveriş merkezleri ve mağazalar ile adresleri; lokantalar, restoranlar ve yemek fiyatları; gece hayatı için cafe, bar, pub, club gibi eğlence yerleri hakkında bilgiler var. Estonya'dan ne alınır sorusunun yanıtı ülkeye özgü el sanatları ürünleri, giysiler, hatıra ve hediyelik eşyalar olabilir. Ahşap telefon kılıfları, ahşap kravat, hayvan şekilli yüzükler satılıyor. En iyi tasarım butikleri Krunnipea Butiik, Nu Nordic, Les Petits ve Tali Estonian Design. Süpermarketler ve Eesti Esindus geleneksel ve ulusal desenli çoraplar, cüzdanlar ve el çantaları satıyor. Estonya firması JOIK doğal kaplıca suyu, kişisel bakım ve güzellik ürünleri ile kremler üretiyor, Les Petites ve Krunnipea Butiik dükkanlarında satılıyor. Navitrolla Galerii sanat stüdyosundaki orijinal tablolar pahalı ama kupa, tişört, defter ve tasarım desenli diğer hediyelik ve hatıra eşyalar da var. Uçan kayaların üzerinde penguenler, üç başlı zürafalar, yeşil tarlalarda kutup ayıları gibi eğlenceli tasarımları var. Temmuz sonu ve ağustos başı kara yollarında durmuş araçlar görürsünüz, bunların ortada görülmeyen sürücüleri ormana dalıp böğürtlen ve mantar topluyorlardır. Yok ben yapmam derseniz hediyelik dükkanlarında böğürtlen reçeli, suyu ve kurutulmuş böğürtlen alabilirsiniz. Eesti Esindus mağazasından reçel, meyve suyu, likör ve peynir alabilirsiniz. Solaris ve Kalev mağazalarından meşhur Kalev çikolataları da lezzetli bir hediyelik olur. Saku ve A le Coq firmalarının çok çeşitli bira ve cider içkileri var ama asıl Tallinn'den ne alınır derseniz ünlü Vana Tallinn adlı romlu likörü shot bardağıyla içilen, kokteyl, kahve ve dondurmaya katılan bir içki. Viru Keskus Alışveriş Merkezi, Viru valjak 6. Foorum Keskus AVM, Narva maantee 5. Solaris Tallinn Alışveriş ve Eğlence Merkezi, Estonia pst. 9. Norde Centrum Alışveriş Merkezi, Lootsi 7. WW Passaaz AVM, Aia 3/Vana-Viru 10. Tallinn Alışveriş Merkezi Sikupilli, Tartu mnt 87. Ülemiste Keskuus, (Havaalanının yanında; otobüs 2 veya 15). Tallinn alışveriş yerleri arasında hediyelik eşyalar, hatıra ve butikler için Vanalinn Viru Caddesi ve iki tarafındaki sokaklar en iyi yer. Yün hırka, kristal ve kehribar gibi geleneksel Estonya ürünleri saten tezgahlar var, alışveriş yaparken pazarlık edin. Modaya meraklı turistler Estonya'nın Sovyet dönemi sonrası ilk moda tasarımcısının Ivo Nikkolo markasını görmeli. Merkez mağaza tarihi semtteki Suur-Karja Caddesi 14 numaralı adreste. Şehir merkezindeki Rotermann Quarter giyim mağazaları, süpermarket, restoranların olduğu bir alışveriş bölgesi. Viru Keskus, liman ve eski kentin arasındaki modern meydan. Eski kentteki Raekoja plats ve civarındaki restoranlarda geleneksel yiyecekler satılıyor ama pahalı, Vanalinn'den biraz uzaklaşıp başka lokantalarda yemek daha iyi olur. Son dönemde popüler hale gelen Kalamaja ve Kopli mahallelerinde eski fabrika binaları gibi ilginç mekanlarda açılan restoranlar yerel halk arasında pek moda ama turistik değil. Karja Kelder, 1 Vaike-Karja: Sabah 11'den gece yarısına kadar açık, turistik bölgenin tam ortasında ama yemek fiyatları pek pahalı olmayan bir restoran. Ana yemeklerin fiyatları 4.5-8 avro arası değişiyor. Kohvik Narva, Narva mnt 10: Sovyetler Birliği tarzı korunmuş restoranda Sovyet işçilerinin yediği yemekler satılıyor. 70 yıllık lokanta kafe pastane. Hamur işi, börek, kek. Meşhur Rus salatası ile servis edilen sosis yemeği de var tabii. Çorbalar 1-3, kurabiyelerin kilosu 8-10, ana yemekler 3-6, tatlılar 2.5, pastaların kilosu 8.5, tatlıların kilosu 9 avro. Kompressor, Rataskaevu 3: 29 çeşit krep var ve büyükler, 1 tane doyurur. Ucuz yemek için uygun bir lokanta. Domates/peynir/soslu, hindili, mantar/mavi peynirli, kıymalı/peynirli, karidesli, ton balıklı, pastırmalı/peynirli, salam/turşu/peynirli, peynir/sarımsaklı krepler 5 avro. Tatlı olanları da var, sevmem ben. Jambon ve peynirli omlet 3.5, tavuklu salata 4.2, mantar çorbası 3.2, karides çorbası 3.2, çay ve expresso kahve 1.5 avro. Mauruse Pubi, Estonia pst 8: Şehir Kütüphanesinin yanındaki yerel pub, büyük porsiyon ucuz yemekler sunuyor. F-hoone, Telliskivi 60a: Eski bir fabrikanın avlusundaki ünlü ve popüler restoran, uluslararası mutfak yemekleri servis ediyor. Farklı alanlara ayrılı lokantanın salonlarının dekorasyonu hoş. Ana yemek fiyatları 5-10 eu. Controvento, Katriina Kaik. Tarihi bölgedeki hoş İtalyan lokantası, iyi servis ve uygun fiyatlarla lezzetli yemekler sunduğu için yemek yenecek yerler arasında. Sürekli dolu oluyor. Pizza ve makarna çeşitler 10 eu. Von Krahli Aed, 8 Rataskaevu. Öğleden akşam saat ona kadar açık restoran mükemmel organik, biyodinamik ve Demeter yiyecekler sunuyor. Güzel bir dekorasyonu var; fiyatlar turistik seviyenin altında. Troika, Raekoja plats 15. Büyük porsiyon yemekler satan Rus lokantası, taverna, kokteyl bar, yazın terası da açıyor. Zakuski tabağı üç kişiye yeter ve fiyatı 9 avro. Pelmeni ve yanında smetana 12, votka 5 avro. Ne yenir diye sorarsanız Estonya Gezi Notları yazımda yemekleri görebilirsiniz. Tallinn gece hayatı kentin küçüklüğüne rağmen epey eğlenceli. Yerel bar ve eğlence yerlerinde biralar 3.5-5 avro fiyatlarla satılıyor. Aşağıda gece eğlenmek için çıktığımız arkadaşlarım Erko ve Luis ile ben. Kuku klubi, Vabaduse valjak 8. 1935'te yerel sanatçılar tarafından kurulan Sovyet barındaki mutfağın ürünlerinin tüm eski Sovyetler Birliği'ndeki en iyi yemekler olduğu söylenirmiş. Beer House, Dunkri 5. Otantik tarz dekorasyonlu Bavyera bira salonunda kendi yaptıkları biralardan Medovar ballı bira lezzetli. Drink Baar, Vaike Karja 8. İngiliz tarzı pub, çok çeşitli biralar ve fish and chips sunulan bir gece hayatı mekanı. Hell Hunt, Pikk 39. Adı Estonca \"kibar kurt\" anlamına gelen rahat, ev gibi barda ikisini kendi yaptıkları bira çeşitleri ve az etli pirzola meşhur. Lab Bar, Vaike-Karja 1. Laboratuar konulu barda test tüplerinde içki içiliyor. Giderseniz Brain Scan için. İlginç bir gece hayatı mekanı. Levist Valjas, Olevimagi 12. Merkezde yer alan, dans edilen alternatif bar. Nimeta Baar. Tam turist barı, hiç gerek yok. Pudel, Telliskivi 60A. Estonya'nın ilk gurme bira barı, tüm dünyadan en iyi biraları sunuyor. Pahalı. Von Krahli Baar. Avangart tiyatro ve bar. Rockclub Tapper, Parnu mnt 158, 1. Canlı konserlerle hard rock tutkunlarının gece eğlence yeri. Rock Cafe, Tartu mnt 80d. Konser salonu ve iki kat balkonu binden fazla kişi alan gece kulübü. Bonbon, Mere Pst 6e. Avizeli deri koltuklu, pahalı gece kulübü. Golden Dolls, Viru 4. Ücretsiz giriş, kaliteli dansçılar ve çeşitli içkiler. Club von Überlingen, Madara 22A. KDJ'lerin çaldığı trendy gece kulübü. Hollywood, Vana-Posti 8. Çok büyük bir gece hayatı eğlence yeri. Suhkrumoll, Vene tn 37. Canlı müzik ve etkinlikler, hip-hop, drum & bass, house ve reggae müzik. Club Parlament, Tartu mnt 17. Pop müzik ve canlı etkinlikler yapılan eğlence yeri. Prive, Harju 6. Girmek için şık giyinmek gereken, kentin en gösterişli gece kulübü. Tallinn alışveriş, yemek, gece hayatı bilgi rehberi olmasını umuyorum. İkisi de güzel kentler, kendine özgü mimarilere, yaşam tarzlarına ve kültürlere sahipler. Ben yaşamak için kesinlikle Tallin'i tavsiye ederim. Modern bir Avrupa kenti."} {"url": "https://celebialper.com/tallinn-gezi-rehberi/", "text": "Tallinn Estonya'nın başkenti ve en büyük şehri olup ülkenin kuzey kıyısında yer alıyor. Tarihi Eski Kent Vanalinn Avrupa'da en iyi korunmuş Orta Çağ şehirlerinden biri ve özellikle yazları turist ve gezgin doluyor. Güzel mimarisi, yeşil parkları, eğlencesiyle dikkat çekiyor. Tallinn gezi rehberi olarak hazırladığım bu yazıda Tallinn hakkında bilgi, harita, hava durumu, havalimanı şehir merkezi ulaşımı, gezi notları, gezilecek yerler, yapılacak şeyler, şehir turu, gemi, tren ve otobüsle ulaşım, etkinlikler, festivaller hakkında bilgiler görebilirsiniz. Finlandiya Körfezi kıyısında yer alan Estonya başkenti Tallinn on üçüncü yüzyıldan 1918 yılına kadar uzun süre ve Nazi işgali döneminde 3 yıl Reval olarak adlandırıldı. Nüfusu 454.000 olan başkent 1219 yılında kurulsa da, eski insan yerleşimlerinin tarihi 5.000 yıl öncesine kadar gidiyor. Şehir tarihte Danimarka, İskandinav ve Almanya yönetimlerine girdi. Estonya'nın ana politika, ekonomi, kültür ve eğitim merkezi olan şehir, bilgisayar teknolojisinin gelişmişliği nedeniyle Avrupa'nın Silikon Vadisi olarak adlandırılıyor. Avrupa'da kişi başına düşen girişim şirketi sayısında birinci sıradaki Tallinn, birçok uluslararası firmanın doğum yeri. Avrupa Birliği IT Ajansı ile NATO Siber Savunma Mükemmellik Merkezine ev sahipliği yapan kent, dünyanın en iyi dijital şehirleri sıralamasında ilk onda. Kentin Vabaduse valjak meydanı ve çevresindeki yeni bölgesinde Sovyet beton blokların yanına modern cam ve çelik iş merkezleri katılıyor. Buradaki eski Intourist Hotel Viru, Soğuk Savaş döneminde KGB tarafından her odasının izlenmesi ve dinlenmesi ile ünlü. - Yer altında on yedinci yüzyıldan kalma yüzlerce gizli tünel var. - Beş Orta Çağ kilisesinin çan kulelerini aynı anda görmek imkansız diye efsane var. - On dokuzuncu yüzyıl kıyafetleriyle çalışan ve dolaşan baca temizleyicilerin ceketinin pirinç düğmesine dokunmanın şans getireceğine inanılıyor. - Dünyada kadın nüfusun erkek nüfusa oranla en yüksek olduğu şehir: 100/84. - Dünyada toplu taşımanın vatandaşlarına tamamen ücretsiz olduğu tek şehir Estonya başkenti. - Skype bu şehirde doğdu. - İnternet hızının en yüksek, WiFi bağlantının en yaygın olduğu şehirlerden. VisitTallinn resmi şehir rehberi: Meşhur yerler, etkinlikler, restoranlar, gece hayatı, alışveriş, oteller, ulaşım hakkında doğru ve güncel bilgiler. Facebook ve Instagram sayfaları var. Tourist Information Centre: Niguliste 2 ve Kullassepa 4 adreslerindeki turizm danışma bürolarından ücretsiz şehir haritası, broşürler ve tavsiyeler alabilir, bilgisayar kullanabilir, internete bağlanabilirsiniz. Traveler Info, Vana-Posti 2: Gençler bilgi veriyor, otobüs ve gemi biletleri, günlük turlar ve etkinlikler için yardımcı oluyorlar. City Bike, Vene 33. Bisiklet turları, 150 tane kiralık bisiklet, harita. Şehir altmışıncı kuzey enleminde yer aldığı için mevsimler arasında hem hava durumu hem de gündüz süreleri bakımından büyük farklar yaşanıyor. Hava durumu Atlantik Okyanusu, Avrasya kıtası anakarası, Baltık Denizi, Finlandiya Körfezi ve Estonya anakarası tarafından belirlendiği için yıl boyu kestirilemez ve mevsim normalleri dışında olabiliyor. Nemli karasal iklime sahip kentte yağmur yağışları yıl içerisine oldukça eşit dağılıyor ama ağustosta biraz daha artıyor. Kasımdan nisana kadar sık sık kar yağıyor. Kasımdan marta kadar kışın hava sıcaklıkları gece en düşük -25, gündüz en yüksek +5 derece; genellikle 0 ile -10 derece arasında oluyor. Soğuk havaya dayanıklı kalın kış kıyafetleri gerekiyor. Tallinn benim 1 ay süren Baltıklar seyahatimde Letonya ve Litvanya ile birlikte gezdiğim üç güzel ülkeden birinin başkenti. Bu bağımsız, tek başıma yaptığım Baltık ülkeleri turumda konaklamaya hiç para vermedim, gönüllü konaklama ağı Couchsurfing ile kent, kasaba ve köylerde hiç para ödemeden kaldım ve iyi insanlarla tanıştım. Tallinn seyahatimi en çok güzelleştiren şey, burada kaldığım ortak komün yaşamının sürdüğü büyük ve kalabalık ev ile halkı oldu. 12 kişinin sürekli yaşadığı bu evin bodrum katı depo ve sırayla çalışılıp eve gelir getiren bisiklet tamirhanesi, zemin katı salon, banyo ve mutfak, üst katı komün yaşamı sürenlerin odaları. Sadece 20 civarı yer yatağı olan çatı katı ise herkese açık ve ücretsiz. Uue Maailma Seltsimaja adlı komün evinde sürekli kalanlar sırayla temizlik, alışveriş ve yemek yapıyor. Konuk olanlar ise isterlerse bir akşam herkes için ekonomik bir alışveriş ve yemek yapabiliyor. Yemek yapmayanlar mutfaktaki bir cam kaba 3 avro koyarak yemek yiyebilir, bira kabına para atarak bira içebilir, ama bunu denetleyen kimse yok tabii. Sokakta yaşayan ve ihtiyacı olan bir teyze istediği zaman gelip yemek yiyebiliyor. Komün evinin sakinleri her pazar salonda toplantı yapıp evin durumunu, işleri, iş bölümünü, neleri daha iyi yapabileceklerini konuşup tartışıyorlar. Ben bir akşam yemeğe katkı olarak salata yapıp bira aldım, bir kez de mutfak ve tuvaleti temizledim. Haftada bir parti oluyor; bazen konuklardan biri müzik aleti çalıyor, bazen belli bir konuda veya müzik türünde eğlence düzenleniyor ve yine herkese açık. Tallinn gezi rehberi için şimdi görülecek gezilecek yerler, yapılacak şeyler, havalimanı ulaşımı, gemi, tren ve otobüsle ulaşım, şehir turu ve etkinlikler hakkında bilgiler vereyim. Lennart Meri Tallinn Airport veya Ülemiste Havalimanı şehir merkezinden beş kilometre uzakta, Ülemiste Gölü kıyısında yer alan küçük bir havaalanı. İkinci katta kalkış alanının üstünde, güvenlik kontrolünden önce uygun fiyatlı bir kafe var, güvenlikten sonraki kafeler daha pahalı. Ücretsiz WiFi ve sigara içme odası var. - Türk Hava Yolları: İstanbul Türkiye - Aeroflot: Moskova Sheremetyevo - airBaltic: Amsterdam, Berlin Tegel, Paris Charles de Gaulle, Riga, Viyana, Vilnius - EasyJet: Londra Gatwick, Milano Malpensa - Finnair: Helsinki - LOT Polish Airlines: Warşova Chopin - Lufthansa: Frankfurt - Nordica: Amsterdam, Berlin Tegel, Bruksel, Kiev Boryspil, Munich, Oslo Gardermoen, Stockholm Arlanda, Trondheim, Viyana, Vilnius - Norwegian Air Shuttle: Oslo Gardermoen - Ryanair: Bergamo, Bremen, Dublin, Girona, Londra Stansted, Oslo Rygge, Weeze - Scandinavian Airlines: Kopenhag, Oslo Gardermoen, Stockholm Arlanda Havaalanından şehir merkezine gitmek için ulaşım seçenekleri. Havaalanının hemen önünde duran 2 numaralı otobüs eski kentin girişindeki A. Laikmaa durağına kadar götürüyor ve 15 dakika sürüyor. Gelen ve giden otobüsler aynı durağı kullandıkları için yanlış otobüse binmeyin, Reisisadam yönüne gidene binmek gerekiyor, Möigu değil, yoksa çok uzağa, şehir dışına gidersiniz. Otobüs biletleri R-Kiosk büfelerinden, otobüs terminallerinden ve otobüslerde alınabiliyor. Havaalanı ile şehir merkezi arasında ulaşım sağlayan tramvay 15 dakika sürüyor ve bilet ücreti 2 euro. Sabah beş buçuk ile gece saat 12:45'e kadar çalışıyor. Havalimanından şehir merkezi taksi ücreti 7-10 eu tutuyor. Riga Havalimanı ile Tallinn arasında özel veya grup transferleri. Kentten en sık gemi seferleri Helsinki ile Tallinn Port arasında olup, günde 20 civarı gemi kalkıyor. Gemiye bağlı olarak 1.5 ile 3.5 saat arası sürüyor. Gemi şirketi, mevsim, haftanın günü, günün saatine göre tek yön feribot bilet ücretleri 16 ile 30 avro arasında. En ucuzları günübirlik kruvaziyer turist gemileri, gidiş-dönüş 19 avroya kadar ucuz bilet bulunabiliyor. Linda Line dışında tüm gemiler feribot, yani araba taşıyabiliyor (25 eu). Viking Line Büyük Viking XPRS gemisi günde iki sefer yapıyor, 2.5 saat. Eckerö Line 2000 kişilik Finlandia adlı tek gemisi var, 2.5 saat süren geminin bilet fiyatları ucuz. Linda Line Merilin ve Karolin adlı iki küçük katamaran tekne en sık ve en hızlıları, 1.5 saat sürüyor. Ama hava kötüleşirse sallanır. Tallink Silja Büyük Star ve Superstar gemileri 2 saat sürüyor ve günde altı sefer var. 3.5 saat süren yeni 2800 kişilik Baltic Princess gemisi ise gece kalmak için kamaralı. Linda Line Linnahall Limanı, diğer tüm gemiler ise Reisisadam Limanından kalkıyor ve varıyor. Stockholm'den gece kalınan kamaralı Tallink gemisi 16 saat sürüyor. Başkente fazla tren seferi yok. Elron işletmesinin şehir merkezindeki Baltic Station tren garından Tartu, Viljandi, St. Petersburg, Moskova ve diğer birkaç şehire tren seferleri var. Trenler yeni ve modern, ücretsiz WiFi var, bilet fiyatları uygun. Bussijaam otogarından tüm Estonya şehirlerine sık otobüsler var. Yurt içi otobüs saatleri ve bilet fiyatları Tpilet ve Peatus web sitelerinde görülebilir. Letonya Riga ve Litvanya Vilnius arasında otobüsler oldukça sık. Yurt dışına otobüs seferleri olan firmalar Ecolines, BalticShuttle, Hansabus ve Lux Express. Tallinn'de gezilecek yerler çoğunlukla en tarihi ve turistik bölge olan Toompea Tepesi'nin de olduğu Vanalinn adlı eski kentte toplanıyor. Viru Caddesi'nin girişindeki All-Linn adlı kısımda eskiden tüccarlar ve zanaatkarlar yaşıyordu. Bugün Viru en popüler alışveriş caddesi ve All-Linn en turistik ve kalabalık bölge. Vanalinn adlı meşhur tarihi bölgenin merkezi Belediye Meydanı'nda güzel evler, kafeler ve restoranlar var. Kasım ve aralıkta güzel bir Noel pazarı kuruluyor. 1371 yılında inşa edilen Gotik taş Belediye Sarayı meydandaki en dikkat çekici bina. İçinde Şehir Müzesi var. Efsaneye göre bu tepenin altında ünlü Estonya Kralı Kalev'in mezarı var. Daha tarihi bilgilere göre ise şehrin kurulduğu 1219 yılında inşa edilen Danimarka kalesinin olduğu yekpare kireç taşından bir tepe, ve soylularla yoksulların arasına mesafe koymak için kalın duvarlarla örülü 1380 yılında yapılan bir giriş kapısı kulesi var. Buradan görülen güzel manzaranın aşağıdaki gibi epey fotoğrafını çektim. Lossi Meydanı'ndaki on dokuzuncu yüzyıldan kalma klasik soğan kubbeli ünlü Rus Ortodoks kilisesi kentin turistik sembolü. 1924'te Estonya'nın ilk bağımsızlık döneminde çoğu yıkıldı, Sovyetler Birliği çürümeye terk etti ve daha sonra onarıldı. Şehirdeki en eski kilise Toomkirik 1229'da katolik kilisesi olarak yapıldı ama 1561'de Lüteryen kilisesi oldu. Toompea Caddesi 8 numaradaki müzede Sovyet ve Nazi rejimleri dönemindeki yaşam koşulları anlatılıyor. Suur-Kloostri ile Vaike-Kloostri caddelerinin kesiştiği köşeden surlara çıkılıp üç kule ziyaret edilebiliyor ve ücreti 3 avro. Pikk Caddesi 61 numaradaki eski KGB merkezi bugün İçişleri Bakanlığı. Sovyet dönemi şakalarından biri buranın Estonya'daki en yüksek bina olduğunu söyler, çünkü bodrum katından bile Sibirya görülebilir. Tarihi Vanalinn bölgesinin kuzeybatısında kalan başkentin en eski banliyösü on dördüncü yüzyılda kurulmuş ve kalamaja Estonca \"balık evi\" anlamına geldiğine göre balıkçılar yaşıyormuş. Güzel ahşap evler var. Kentin doğu tarafında, Weizenbergi Caddesi 37 numaralı adreste yer alan Rusya imparatorluk yazlık konutunu İtalyan Mimar Niccolo Michetti 1718 yılında Çar Büyük Petro için yaptı. 222 dönüm arazideki saray dururken Deli Petro yanındaki sade bir evde kalmayı tercih etti. Çarın yazları gelmesiyle birlikte şehir soylu ve zengin Ruslar için yaz mevsiminde gelinecek bir deniz tatil yeri haline gelmeye başladı. Bugün sarayın bir kısmı cumhurbaşkanlığı ofisi. 18, 19 ve 20. yüzyıllardan art deco ve fonksiyonalist mimari tarzlarda ahşap binaların olduğu güzel ve zengin bir deniz kıyısı tatil bölgesi. Şehir merkezi ile liman arasında yer alan endüstriyel bölgedeki 19 ve 20. yüzyıl binaları art nouveau ve tarihselcilik mimari tarzlarında motifler taşıyor. Buradaki yeni şık apartmanlar ve alışveriş merkezi, kentin mimari başyapıtı olarak görülüyor. Ne olduğunu anlamak için epey uğraştığım, Mere puiestee 20 numarada, limandaki çok amaçlı spor ve kültür merkezinin eski adı V. I. Lenin Kültür ve Spor Sarayı idi. Raine Karp ile Riina Altmae tarafından Sovyet Brütalist mimari tarzda tasarlanan bina, 1980 Moskova Yaz Olimpiyatlarının deniz ve yelken sporları kısmı için inşa edildi. 5.000 kişilik amfitiyatro, 3.000 kişilik puz pateni sahası olan bu dev tesis bugün hak ettiği ilgi ve bakımı görmüyor. 2009 yılında kapanan Linnahall nihayet bugünlerde onarıma girdi. Tönismagi no:2 adresinde yer alan Eesti Rahvusraamatukogu doksanların başında inşa edildi. Dışı Hür Masonlar binasına, içi neo fütürist bir zindana benziyor. Şehir merkezinden 5 kilometre uzaktaki Pirita plajı bölgesindeki İskandinav kadın azizler manastırında on altıncı yüzyıldan kalma yeraltı mezarları ve kalıntılar var. Maneviyat dolu bir Tallinn tatili isterseniz, rahibeler bir konukevi işletiyor. Orman parkları, botanik bahçeler ve ünlü Estonyalıların gömüldüğü Metsakalmistu Mezarlığı. Merkezden 34A veya 38 numaralı otobüse binip Metsakalmistu durağında inerek gidebileceğiniz Pirita'daki bu meşhur mezarlıkta cumhurbaşkanları Konstantin Pats ve Lennart Meri ile ünlü satranç oyuncusu Paul Keres yatıyor. Yeşillik ve huzur var. Tallinna Botaanikaaed şehir merkezine 10, Pirita Yelken Kulübüne 3 kilometre uzaklıkta. Doğa ve bitki sevenler için gezilecek yerler arasında. Bilet 5 avro. Oru ve Lasnamagi otobüs duraklarına yakın dev modernist tesiste beş yılda bir yapılan Estonya Şarkı Festivali, 34.000 şarkıcı ve dansçı ile dev bir izleyici kitlesine ev sahipliği yapıyor. Limanda Statoil benzin istasyonunu arkasından başlayan 2.2 km uzunluğundaki Culture Kilometre yürüyüş yolunda Tallinn Kültür Merkezi Katel, balık pazarı Kalaturg, tarihi Patarei Hapishanesi, Deniz Uçağı Limanı Lennusadam ve Tööstuse Caddesi'ndeki Kalamaja Parkı gibi ilginç gezilecek yerler var. Priisle'ye giden 68 numaralı otobüse binip KUMU otobüs durağında inilerek gidilen eski taş ocağı, sevimli bir parka dönüştürülmüş. Tallinn'de uzun süre kalan, Erasmus yapan veya çalışanlar, ya da tarihleri denk gelen gezginler için yapılacak şeyler ve etkinlikler. Vesilennuki Caddesi'ndeki deniz uçağı limanı Lennusadam'da yer alan denizcilik müzesinde sergilenen Lembit denizaltısı, 2011 yılında emekli edilmeden önce dünyanın tüm denizlerinin en eski denizaltısıydı. Hangarlarda çeşitli deniz araçları, toplar, deniz mayınları, 1550 yılındam kalma bir geminin kalıntıları, dünyanın en büyük buz kırıcı gemisi buharlı Suur Töll sergileniyor. Çoklu ortam bilgi ekranları ve çocuklar için etkinlikler var. Bilet ücreti 10, çocuk 5 avro. Motoklubi otobüs durağına yakın, Kloostrimetsa 58a adresindeki 314 metre yüksekliğe sahip kulenin yirmi birinci katı ziyaret ve gözlem noktası. Eksiksiz bir Tallinn manzarası sunan kuleden açık havalarda Finlandiya bile görülebiliyor. KUMU adlı sanat müzesi (Weizenbergi 37/Valge 1) Sovyet sonrası dönemde yapılan en büyük devlet binası olarak 50.000 metre kare alan kaplıyor ve ilginç mimarisiyle görülecek yerler arasında. Şehir merkezinden 8 kilometre batıdaki Rocca al Mare'de yer alan Eesti Vabaohumuuseum adlı sergide on sekizinci yüzyıl kır ve balıkçı evleri, kilise, han, okul, değirmenler, çiftlikler var. Yoğun ve karanlık ormandaki geleneksel Estonya mimarisi tarzında 80 binada ve arazide eski zamanlardaki yaşam, güzellikleri ve zorlukları canlı olarak sergileniyor. Folklore Society Leigarid her Cumartesi ve Pazar günü saat 11:00'de ücretsiz dans gösterisi yapıyor. Paskalya zamanı Estonya gelenekleri ve kültürü üzerine daha fazla görüntü ve bilgi sağlayan özel etkinlikler düzenleniyor. Lennusadam limanından kalkan rehberli, öğle yemekli deniz tekne turu. Dev Sovyet kültür merkezinin orada. Estonya'da kumsallarda yeşil bayrak yüzmenin güvenli olduğunu, sarı bayrak pek tavsiye edilmese de yüzülebileceğini, kırmızı bayrak ise yüzülmemesi gerektiğini belirtiyor. Çok temiz ve berrak deniz suyu. Kasım ve Aralık aylarında gerçekleştirilen Tallinn Black Nights Film Festival adlı uzun metrajlı sinema festivali kapsamında animasyon, öğrenci filmleri, çocuk ve gençlik filmleri kategorilerinde alt festivaller de yapılıyor. - Winter Festival: kentin önemli tarihi binalarında Estonya Müzik ve Tiyatro Akademisinden yetenekli genç sanatçılar ve ülkenin en ünlü solistlerinin konserleri. Şubatın üçüncü haftası. - Music Week: Martın son haftası kentin en canlı mekanlarında ülkenin en ünlü yeteneklerini ve müzik sektörünün profesyonellerini bir araya getiren popüler etkinlik. - International Festival Jazzkaar: Başkent, Tartu ve Parnu şehirlerinde nisan ayının son 10 günü jazz konserleri veriliyor. - Old Town Days: 1982 yılından bu yana mayıs sonu ve haziran başı yaz mevsimine hoş geldin kutlamaları. - Laulupidu: Estonya Şarkı Kutlamaları 1869 yılından bu yana beş yılda bir temmuzda yapılıyor. Dünyanın en büyük amatör koro etkinliklerinden biri. - Ollesummer Festival: Temmuz 4 gün sürüyor ve çok ilgi görüyor. - Birgitta Festival: Ağustosta tarihi Pirita'da yapılan müzik ve tiyatro festivali. - Oda Orkestrası Müzik Festivali: Ağustos ortası 10 gün boyunca tarihi Town Hall, Hopner House, St John's and St Michael's Swedish Church binalarında yapılıyor. Uluslararası kaykay ve BMX etkinliği şubat başı gerçekleştiriliyor. Saku Suurhall'da ilkbahar ve sonbaharda oluyor. At yarışmaları, giysileri, engel atlama gösterileri. Öğrencilerin gezdirdiği ücretsiz şehir turunda önemli yerler gösteriliyor ve Orta Çağ efsaneleri anlatılıyor. Komik gerçekler ve hikayeler anlatıp gece eğlence için nerelere gidilebileceği hakkında tavsiyeler veriyorlar. İki saat süren şehir turu her gün öğle 12:00'de haziran, temmuz, ağustosta Traveller Info çadırından, diğer aylar ise resmi Tourist Info bürosundan başlıyor. Özel rehberli şehir turu. Yukarıdaki ücretsiz tur başlangıç yerlerinden istendiği zaman çıkılabiliyor ve 2 saat sürüyor, fiyatı 10 avro. Merhaba. Buna sevindim, Estonya güzel bir ülke. Evet Tallinn küçük bir şehir, sabah erkenden geceye kadar 1 günde bile gezilebilir. Tartu güzel bir kent, ikisini rahatlıkla gezebilirsiniz. Benim gibi yavaş gezmeyi, görülecek yerler bittikten sonra belli bir hedef gözetmeden sokaklarda yürümeyi seviyorsanız ikisini tavsiye ederim. Ama daha çok yer görmeyi tercih ederseniz bu iki kente ek olarak Parnu veya Haapsalu'dan birini seçip üç Estonya şehri görebilirsiniz. Çok teşekkür ederim Alper Bey, bir gün de Helsinki'ye geçsem mi bilemedim, siz ne dersiniz? Çok teşekkür ederim. Ben sadece Estonya olarak düşündüm, elbette gemiyle Helsinki çok güzel olur. Parnu ve Haapsalu'ya hiç gerek yok o zaman. Hatta Tartu da şart değil; ki üçüne de zamanınız var aslında, çünkü hepsi küçük şehirler. Güzel bir seyahat olur. Tallinn'den Helsinki'ye iner inmez bence limana yakın turizm danışma bürosundan ücretsiz bir kent haritası alıp görevliye üzerine bir tur rotası çizmesini rica edin, günübirlik gezeceğinizi söyleyerek. Günübirlik kent gezilerinde en pratik böyle oluyor. İskandinavya'da tarihi eser az; doğa, kültür ve sanat zengin. Bence en önemlisi sokaklarda yürümek, Fin halkının sadeliğini ve uygarlığını görmek, benim için özel bir ülkedir, oralı arkadaşlarım var. Kentin sembolü katedral, tren garı, Esplanadi Parkı, Kaya Kilisesi, resim ve heykel seviyorsanız Ateneum Sanat Müzesi, modern tasarım seviyorsanız Tasarım Müzesi hoş olur."} {"url": "https://celebialper.com/tallinn-yasam-universite-fiyatlar/", "text": "Tallinn yaşam koşulları, üniversiteler ve fiyatlar hakkında hazırladığım bu Estonya yaşam ve eğitim blog yazısı Tallinn yaşam bilgileri, yaşam maliyetleri ve standartları, para birimi, maaşlar, insanlar; Tallinn Üniversitesi, diğer üniversiteler, fakülteler ve bölümler, başvuru şartları, dünya sıralaması, ücretleri; market fiyatları, genel olarak fiyatlar, yiyecek, içecek, temel gıda, ulaşım, telefon, internet, giyim, ev kirası fiyatları ve maliyetleri hakkında bilgiler içeren bir Tallinn yaşam rehberi. Çok güzel tarihi bölgesi ve yüksek teknoloji kültürüyle başkent, tarih ve 21. yüzyıl yaşamının benzersiz bir karışımını sunuyor. İnternet bağlantısının dünyanın en iyilerinden, şehir içi ulaşımın tüm halka ücretsiz olduğu şehirde devlet girişimcileri ve gelişmiş teknoloji ekosistemini destekliyor. Düşük vergi oranları ve yaşam maliyeti, deniz kıyısındaki konumuyla yaşanası bir kent. Kişisel gelir vergisi herkes için %21. Avrupa Birliği ülkelerinin vatandaşları için Estonya'da yaşamak kolay, diğerleri için başlıca üç göç etme, yerleşme nedeni ve yolu var; bir iş bulup çalışma izni almak, Erasmus yoluyla okumak, Estonya vatandaşı biriyle evlenmek. Kısa süreli Estonya vizesi almak zor değil, ama uzun süreli vize zor, çünkü iyi Estonca konuşmak gerekiyor. Vatandaşlık almak, kendi ülkenizin vatandaşlığından çıkmanızı gerektiriyor. 2008 ekonomik krizinden büyük zarar gören Estonya'da bugün ekonomi ve teknoloji alanlarında epey iş imkanı var. IT alanında iyi eğitim görmüş uzmanlara ihtiyaç var. Yabancı çalıştıran büyük şirketler var, ama Estonca bilmiyorsanız iş olanakları IT sektörüyle sınırlı. Estonya yaşam kalitesi ve standartları en yüksek ülkeler arasında olmasa da, listeye girmeye hızla yaklaşıyor. Birçok bakımdan gelişmiş bir ülke veya \"birinci dünya ülkesi\" olduğu rahatlıkla söylenebilir. Altyapı ve hizmetler kusursuz değil ama iyi. Okullar ve hastaneler devlete ait, uzman doktor için bekleniyor ama uzun değil. Başkent Tallinn'in nüfusu 454.000 kişi. Kuzey Avrupa ülkelerinin iki dezavantajı elbette Estonya'da da var. Kışın kısa günler ve hiç güneş ışığı almadan geçen günler. Her ne kadar neşeli bir insan olsanız da uzun süre kalırsanız bu sizi az ya da çok etkiler. Diğeri de kuzey insanının mesafeli yapısı. Bir Akdeniz veya Latin sıcaklığı beklememek gerek, ama abartılacak bir durum yok, tanıştığım ondan fazla Estonyalı'nın hepsi güler yüzlü, neşeli insanlar. Estonya'da insanlar sakin ve saygılı; bağıran, korna çalan, gürültü yapan insan göremezsiniz. Estonya'nın üçüncü en büyük devlet üniversitesi olan Tallinn Üniversitesi, yarısı araştırmacı ve öğretim elemanı olmak üzere 800 çalışanıyla %9.5'i yabancı olan 7.500\"den fazla öğrenciye eğitim veriyor. Tallinn Üniversitesi dünya sıralaması listesinde QS World University değerlendirmesine göre dünyanın en iyi 1000 üniversitesi arasında. Topluma katkı yapmayı hedefleyen üniversite Estonya'da entelektüel yaşam tarzını destekliyor. Yüksek öğretim kurumunun üzerinde yoğunlaştığı beş disiplinlerarası alan; eğitimde yenilikçilik, dijital ve medya kültürü, kültürel yetenekler, sağlık ve sürdürülebilir yaşam tarzı, açık yönetim. 2015 yılından bu yana bu ilgi alanları beş ayrı fakülte ile temsil ediliyor, altıncı bir fakülte dijital teknolojilere ve analize yönelik. Rakvere ile Haapsalu'da birer bölgesel yüksekokul var. İletişim, görsel işitsel bilgi ve uzmanlık öğretilen, aşağıdaki fakülte. İngilizce ve Estonca lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimi veriliyor. Uluslararası bir ortada geniş tabanlı bir eğitim alıp mezun olanlar sinema film yapımcılığı, televizyon, yeni medya, iletişim, koreografi, bale ve müzik alanlarında çeşitli işlerde çalışabiliyorlar. Fakültenin ana bilimsel araştırma alanı, karşılıklı çalışma uyumlu ücretsiz sosyal yazılım ve diğer pedagojik ICT uygulamaları, karma ortamlarda kendi kendine öğrenme, etkinlik ve eğitim kaynakları için tepeden tırnağa ontoloji bütünleştirmeden oluşan yeni kuşak dağıtık öğrenme ortamları geliştirmek. Fakültede Eğitim Teknolojisi Merkezi, Dijital Güvenlik Laboratuvarı ve Etkileşim Tasarım laboratuvarı var. Öğretmen yetiştiren fakültede dijital eğitim ortamları ve kaynakları, ICT tabanlı eğitim, yeni öğrenme ve öğretme teknikleri geliştirme konularında araştırmalar yapılıyor. Altı alanda eğitim veriyor; Asya Araştırmaları, Estonya Dili ve Kültürü, Tarih, Kültürel Teori, Rusya ve Doğu Avrupa Araştırmaları, Batı Avrupa Araştırmaları. 9 adet lisans, 15 yüksek lisans, 3 doktora programı var. Üniversitenin en büyük fakültesi olarak ABD, Nijerya, Gana, Almanya, İspanya, Finlandiya, Letonya, Ukrayna, Rusya, Türkiye, Çin ve diğer ülkelerden öğrencileri var. Hukuk, kamu yönetimi, politika, toplum bilimleri alanlarında eğitim öğretim veren bir fakülte. Lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimi veren fakülte, organizmalar, doğa, ekosistemler ve yerküre konularında Ekoloji Enstitüsü ve Davranış ve Sinir Bilimleri Merkezinde araştırmalar yapıyor. Tallinn Üniversitesi Avrupa üniversitelerinin öğrencileri için başka Avrupa ülkelerinde ve üniversitelerinde öğrenci değişimi ve öğrenci hareketliliği olanağı sağlayan Avrupa Birliği Erasmus+ eğitim programına katılıyor. Tallin Üniversitesi ücretleri lisans programları için yıllık 3.000 ile 4.352 avro arasında, yüksek lisans programları için 1.660 ile 4.500 avro arasında değişiyor. 14 doktora programının tamamında eğitim öğretim ücretsiz. Tallinn Üniversitesi başvuruları 7 Ocakta başlıyor ve 1 Nisanda bitiyor. Evrakların 20 Nisana kadar posta ile gönderilmesi gerekiyor. Lisans derecesine başvuru şartları arasında öncelikle lise eğitimini tamamlamış ve üniversitede okuyabilecek nitelikte olmak gerekiyor. Üniversitenin yapacağı giriş sınavından yüz üzerinden en az 65 alma şartı var. - Online başvuru sisteminden doldurulan formun çıktısı. - Lise diplomasının kopyası ve İngilizceye çevrilmişi; ikisi de noter onaylı isteniyor. - Pasaportun kimlik sayfasının fotokopisi. - Lise transkript kopyası ve İngilizceye çevrilmiş halleri, noter onaylı. - ÖSYM üniversite giriş sınavı sonuç belgesi; ÖSS veya YGS LYS sonuçları. - İngilizce bilgisini gösteren bir sınav sonucu, aşağıdakilerden biri: - IELTS akademik sınavından en az 5.5 puan alındığını gösteren belge. Sonuç 2 yıl geçerlidir. - FCE sınavından A. - CAE sınavından C. - CPE sınavından C. - TOEFL klasik kağıt sınav 543, internetten 72 almak gerekiyor. 2 yıl geçerli. (Tallinn University Code numarası: 0449) - PTE akademik sınavından en az 51 puan alındığını gösteren belgenin güvenli PTE portalından Tallinn Üniversitesi'ne gönderilmesi zorunlu. 2 yıl geçerli. - Tüm testler için sınav merkezinin sonucu doğrudan üniversiteye göndermesi gerekiyor. Yüksek lisans ve doktora programlarının başvuruları da 7 Ocakta başlıyor ve 1 Nisanda bitiyor. Evrakların 20 Nisana kadar posta ile gönderilmesi gerekiyor. İstenen başvuru koşulları ve evraklar aynı, elbette son tamamlanan eğitim derecesinin, yüksek lisans için lisans diplomasının kopyası, İngilizcesi ve transkript İngilizcesi noter onaylı isteniyor. Estonya'daki tek teknoloji üniversitesi olan ülkede mühendislik ve teknoloji eğitiminin merkezi. Teknoloji, doğa, ekonomi ve sağlık bilimleri arasında sinerji yaratıp yeni fikirler üretmeye ağırlık veriyor. Eğitim uluslararası ölçekte kabul gören araştırmalara dayanıyor ve mezun olanlar piyasada iş için avantajlı oluyor. Üniversitenin 70.000 civarı mezunu bugün ülkenin ekonomisini şekillendirdi. TalTech kampüsünde iki yüzden fazla yüksek teknoloji firması var. Dünya sıralaması listesinde dünyanın en iyi 650 üniversitesi arasında yer alıyor. Bir devlet üniversitesi olan Eesti Kunstiakadeemia, yabancı öğrencilere yönelik uluslararası programında İngilizce sekiz yüksek lisans programı, bir doktora programı, bir de Rusça lisans programı sunuyor. - Modern Sanat - Tasarım ve El Sanatları - Animasyon - Etkileşim Tasarımı - İç Mimarlık - Kentsel Araştırmalar - Tasarım ve Teknolojinin Geleceği - Edebiyat, Görsel Kültür ve Film Çalışmaları Lise kısmı da olan özel Estonian Business School, Estonya başkenti Tallinn ve Finlandiya başkenti Helsinki şehirlerinde 1988 yılında kuruldu. Bin beş yüzden fazla öğrencisi ve uluslararası fakültesi olan Estonya İşletme Üniversitesinin amacı, akademik bilgi, yetenek ve değerlere sahip girişimci insanlar yetiştirmek. EBS lisans, yüksek lisans ve doktora düzeylerinde pratiğe dayalı girişimcilik ve işletme dersleri öğretiyor. EBS Avrupa, Amerika, Avustralya ve Asya'da altmışın üzerinde üniversite ile işbirliği ve hem öğrenci hem hoca değişimi yapıyor. Erasmus+ programına katılıyor. Öğrencilerinin %30'u uluslararası öğrenci. 2016 yılında Uluslararası İşletme lisans programı EPAS akreditasyonu aldı. Tallinn yaşam maliyeti hakkında bilgi için avro olarak yiyecek, içecek, yemek, market, ulaşım, yaşam, ev kirası, giyim fiyatları. Ucuz gezi planlayanlar için maliyet bilgileri. Erasmus için Tallinn mi Riga mı daha uygun, iki güzel Baltık başkentinden sadece biri mümkünse hangisine gezmeye gidelim, yaşamak için Tallinn mi Riga mı daha iyi, diye sorular aldığım için kısaca karşılaştırayım. Yaşam tarzı, tarihi yerler, fiyatlar, eğlence, güzellik açısından ikisi arasında önemli farklar yok. Her ikisi de yarım yüzyıllık Sovyet döneminden sonra hızlı değişim sürecine giren şehirler. Bu konuda Estonya Gezi Notları yazıma da bakabilirsiniz. Tallinn tablo güzelliğinde eski kent, Skype'ın bulunduğu yer, dünyada elektronik oturma izni veren tek ülkenin başkenti olmakla meşhur. Riga ise dünyada en zengin Art Nouveau mimariye sahip, Mikhail Baryshnikov ile Sergei Eisenstein'ın doğum yeri olmak, ve tüm kıta çapında ev sahipliği yaptığı LGBT etkinliği EuroPride ile ünlü. Her iki Baltık başkenti on üçüncü yüzyılda kuruldu, Almanya, Danimarka, İsveç ve Rusya tarafından yönetilip 1918'de bağımsızlıklarını kazandılar; ardından 1940'ta başlayan Nazi işgali ve sonrasında Sovyet dönemi yaşayıp 1991'de Sovyetler'den ayrıldılar. Her ikisi de güvenli ve güzel yerler. Tallinn'de Uber var, Riga'da yok. Estonya başkentinde fiyatlar Letonya başkentinden tüketici fiyatlarında %5, ev kiralarında %30, lokantalarda %15 daha pahalı ama yerel halkın satın alım gücü Estonya'da %36 daha yüksek. Estonya zengin kuzey komşusu Finlandiya ile yakın ilişkileri sayesinde ekonomi ve girişimcilik açısından daha önde. En büyük Baltık kenti Riga gezi için tercih edilen, daha canlı ve kozmopolit bir şehir. Estonya başkenti Orta Çağ eserleriyle dönemi yansıtırken, Letonya başkenti daha çok on dokuzuncu yüzyıl başı hissi veriyor. Elinize sağlık Alper Bey. Merak edilen herşeyin cevabı mevcut. Tallinn'de yaşam ve eğitim konusunu merak edenler için hazırladım. İlginize teşekkür ederim. Üniversiteyi okumak istediğim ilk 3 yerden birisi. Güzel ve detaylı anlatım için teşekkürler. Merhaba Ben BİRKAN TİMURLENK Tekirdağ'lıyım İstanbul'da İkamet ediyor ve emekli çalışanım. 4 Çocuğum var. Dünyayı gezmelerini istiyorum. Sizi takip etmeye başladı. Umarım her şey dilediğinizce olur."} {"url": "https://celebialper.com/tayland-gezisi-icin-bilgiler/", "text": "Tayland gezisi için benden bilgi videoları isteyen kanalın çektiklerini genel bir Tayland rehberi olarak bu yazımda yayınlıyorum. Tayland'a seyahat etmeyi düşünenler için bir Tayland gezi rehberi oluşturacak bu bilgiler güncel. Tayland zengin ve bizimkinden çok farklı mutfağı, tropik iklimi, rengarenk kültürü ve tarihi, güzel kumsalları, ucuzluğu ve eğlencesiyle tüm dünyadan ve Türkiye'den milyonlarca turisti çekiyor. İşte bir Tayland turu hakkında gerekli bilgiler. Tayland balta girmemiş ormanları, masmavi denizi ile ucuz, egzotik ve güvenli bir ülke. Her bütçeden gezgin için uygun bir Tayland gezisi yapılabilir. Kumsalda ucuz bungalovlarda, kentte hostellerde veya ucuz otellerde, ya da dünya kalitesinde lüks otellerde kalabilirsiniz. Son derece turistik olmasına rağmen Tay kültürünün getirdiği sakinliğini koruyor. Tay halkı barışçıl, saygılı ve güler yüzlü. Tayland büyüyen bir ekonomi ve gelir dağılımı eşitsizliği, düşük ücretler, toplumsal çalkantılar yaşayan bir ülke. Tayland dünyada fuhuşun en yaygın olduğu ülke ve bu bir meslek olarak kabul ediliyor. Milyonlarca genç kız ailelerini bu yolla geçindiriyor. Tayland'a seks turizmi için çok sayıda turistin gittiği tüm dünyanın bildiği bir gerçek. Tayland tarihi, kültürü, dini, ekonomisi, nüfusu, ürünleri, mimarisi, dili.. Tayland turu. Tayland para birimi ve değeri. Tayland gezisi yaparken günde ne kadar para gerekir, düşük-orta-yüksek bütçeyle ne kadar harcanır, alışveriş nerede yapılır? Tayland gezisi ucuz mu? Tayland'dan ne alınır? Tayland gezisi ve fiyatlar. Tayland, dünyanın sayılı \"sudan ucuz\" ülkelerinden bir tanesi. Tayland aynı zamanda çok ucuz şehirlere de sahip. Tayland'ın başkenti Bangkok seyahat için çok ucuz bir şehir. Tayland'a bağlı ve tropikal ada özellikli Pattaya ve Phuket de çok uygun fiyatlı bölgeler arasında ve buralar ağırlıklı olarak balayı adaları. Burada önemli olan bizler için Bangkok'daki yaşam standardı ve alışveriş fiyatları. Elektroniğe meraklı kişilerin genel olarak aklındaki ilk şey elektronik eşyalara bakmak olur. Çünkü Uzakdoğu'da elektroniğin ucuz olduğunu biliriz. Ancak hangi elektroniğin hangi Uzakdoğu ülkesinde ucuz olduğunu bilmek ayrı bir uzmanlık gerektirir. öncelikle şuna dikkat etmelisiniz. Tayland, bilgisayar yan ürün ve parçalarının satın almak için dünyanın en doğru ülkesi. Çünkü dünyada bir numaralı bilgisayar yan ürün üreticisi Tayland. Bu yan ürünlerin dışında Tayland'da kameralara da bakabilirsiniz. Tayland'daki kamera fiyatları da çok uygun. Ancak Tayland'da bunun dışında teknolojik almaya kalktığınızda rakamların yükseldiğini göreceksiniz. Tayland gezisi sadece alışveriş odaklı olmamalı. Gelelim elektronik dışı hediyelik eşya ve kıyafet vb. alışveriş meselesine. Tayland'ın başkenti Bangkok'un iki önemli çarşısı var; biri Suan Lum, diğeri Patpong. Suam Lum, aynı zamanda Sam Lung Gece Pazarı olarak da geçiyor. Patpong adlı devasa sokak pazarında aklınıza ne geliyorsa bulmanız mümkün. Üstelik burada Mısır gibi ülkelerden farklı olarak dörtte biri değil, onda biri gibi fiyatlara hediyelik eşya ve kıyafet bulmanız mümkün. Ancak burada unutmamanız gereken en önemli değil, saat ve benzeri ürünlerin sahtesi ile çok fazla karşılaşabileceksiniz. Pattaya'da Royal Garden, Tuk Com, Central alışveriş merkezleri ile Mr Jacks ve Zarah Watch Shop adlı saatçilere bakabilirsiniz. Çok ucuz saat için plaj yolunda saat satıcıları oluyor. Elektronik için Laemtong Shopping Mall, Mike Shopping Mall'da My Com, Nongprue'de Aka Computer ve Bay Computer Services var. Pattaya Bangkok arası otobüsle 2 saat sürüyor, gidebilirsiniz; North Pattaya Road'daki Roong Reuang Transport Station'dan Bangkok otobüsleri kalkıyor. Bangkok'da MBK Center, Pantip Plaza, Fortune Town IT Mall alışveriş merkezleri uygun. Bangkok'ta cep telefonu satın almak için en popüler yer Mahboonkrong Mall alışveriş merkezi. Telefonların çok büyük çoğunluğu orijinal; biraz taklit ve sahte modeller olsa da zaten markasından belli oluyor, bilinmedik markalar. National Stadium adlı Sky Train istasyonuna yakın. Kullanılmış telefonlar da satılıyor. Rama 9 metro istasyonunun yanında Fortune Mall elektronik eşya alışverişi için iyidir. Siam Paragon alışveriş merkezi ise daha modern, üst düzey bir yer; pazarlık yok ama çalışanlar daha bilgili ve kibar. Pattaya'da elektronik ürünler için Laemtong Shopping Mall ve Mike Shopping Mall var. Motorsikletler, dolandırıcı taksiciler, tuk-tuk, otobüslerde güvenlik, suç.. Tayland genel olarak güvenli bir ülke. Hatta bu konuda Avrupa'dan bile daha güvenli olduğu söylenebilir. Tayland gezisi için bazı basit şeylere dikkat ettiğiniz sürece güvenlik endişeniz olmaz. Tayland seyahatinde veya başka bir Uzakdoğu ülkesine gittiğinizde ilk dikkatinizi çekecek olan insanların sürekli gülümsemesi olacaktır. İnsanlar sürekli güler ve ağlayan kimseyi göremezsiniz. İnsanların bu tavrı pek çok Uzakdoğu ülkesinde kabul görmüş Budizm inancının etkisidir. Thai halkı insanlara karşı o kadar sıcak ve içtendir ki, onları korkutacak tek şey sizlerin oraya gittiğinizde yanlışlıkla da olsa yüksek sesle konuşmanız olur. Yüksek sesle konuşmanız durumunda Thai halkı bir şey olduğunu zannedecek ve korkudan ya kaçacak ya da panik olacaktır. Taylandlılara ne kadar sessiz, sakin ve sıcak yaklaşırsanız Thai halkından kesinlikle bir zarar görmezsiniz. Çünkü Taylandlıların kendilerinden başka kimseye zararı yoktur. Bu nedenle Thai halkı ile Türk halkı çok iyi ilişkiler içindedir. Tayland gezisi sırasında hırsızlık ve kapkaç gibi sorunlar yaşamazsınız. Tayland belki de dünyanın en güvenli şehirlerinden biridir. Ancak Tayland'da yolsuzluk, rüşvet gibi konular çok sık gerçekleştiğinden seyahatiniz sırasında tamamen yasalara uygun davranmanız önerilir. Zira, yerlere çöp atmak, motosikleti kasksız kullanmak gibi davranışlar, güvenlik görevlilerinin sizden rüşvet koparmak için yapmanızı beklediğiniz davranışların başında geliyor. Yüksek sesle konuşmayın, sert hareketlerde bulunmayın ve fiziksel kavgaya girişmeyin. Değerli taş satın almayın. Muhtemelen sahte çıkacaktır. Yere izmarit veya çöp atmayın. Go-go bar bölgesi Patpong'da içerisi sokaktan görünmeyen barlara gitmeyin. Astronomik hesaplarla karşılaşabilirsiniz. Pattaya & Bangkok'ta seks turizmi ile öne çıkan yerlerdeki ladyboy adı ile anılan travesti seks işçilerine karşı dikkatli olun. Yankesici olabilirler. Sıcakkanlı herhangi bir Taylandlının evine davet edilirseniz onunla kağıt oynamayın. Paranızı vücudunuzun güvenli bir yerinde saklayın. Değerli eşyalarınızı yanınızda ya da odada değil, kasada saklayın. Hat Yai'nin güneyindeki Müslüman bölgelerdeki bağımsızlık için yürütülen silahlı mücadele nedeniyle bu bölgeye gitmeyin. Tayland'da gezilecek yerler, başkent Bangkok, tapınaklar, saraylar, Siam, Ayutthaya, Sukhothai, Isaan, Chiang Mai, trekking, festivaller, kumsallar, Hua Hin, Pattaya, Phuket, Ko Samui, Ko Chang, Krabi, Ao Nang, Rai Leh, Ko Lanta, Ko Phi Phi, Hua Hin, Ko Samui, Ko Chang, Ko Kut, tenha kumsallar, plajlar, gece hayatı.. Tayland gezisi için önerilerim. Tayland'a bir gezi planlıyorsanız öncelikle toplam gezi için bir destinasyon hazırlamanız gerekir. Tayland gezisi için destinasyonunuz Bangkok, Singapur, Kuala Lumpur ve belki Hong Kong'un eklendiği büyük Uzakdoğu turları olabilir. Sadece Tayland'a gidiyorsanız gezinizi 3 gece Bangkok, 2 gece Pattaya, 2 gece de Phuket olarak planlayabilirsiniz. Bangkok, Pattaya ve Phuket'e Chiang Mai'yi ekleyebilirsiniz. Bangkok, Pattaya, Phuket ve Chiang Mai'den oluşan destinasyon sayesinde Tayland gezinizi inanılmaz keyifli bir hale getirmeniz mümkün. Gezeceğiniz bu şehirler ile hem Tayland'ın tüm tarihi dokusunu görebilir, hem ünlü Phuket ve Pattaya gece hayatını soluyabilir, Bangkok'ta alışveriş yapma keyfini yaşayabilirsiniz. Bir Tayland gezisi en az 1 hafta olmalı. Tayland'a gitmeden önce gideceğiniz sezonun hava koşullarını kontrol etmeli ve mutfağı hakkında biraz bilgi edinmelisiniz. Uzun bir Tayland turu olacaksa günler içerisinde mutlaka kendi damak tadınıza uygun bir şeyler bulmanız mümkün olsa da, damak tadınıza uygun şeyi bulana kadar biraz zorluk yaşabilirsiniz. Gece hayatı ve eğlence için Bangkok'ta trendy gençlerin gözde semti Ratchadapisek'te Hollywood Disco gece kulübü çok büyük ve eğlenceli; müzik ve dans gösterileri oluyor. Sathorn Square Complex'te yer alan lüks gece kulübü Ce La Vi 39. katta güzel manzaralı, şık bir eğlence yeri. Royal City Avenue'deki Onyx çok modern ve şık bir gece kulübü, daha çok zengin Taylandlılar gidiyor, elektronik dans müzikleri yapılıyor. Sukhumvit Soi 45'te yer alan Sing Sing Theater sıradışı dekorasyonu ve eğlencesiyle ilginç. Pattaya'daki Walking Street yaya caddesi tüm Tayland'ın en yoğun eğlence bölgesi, yürüyüp girişlerine bakarak size cazip gelen bir mekana girebilirsiniz. Koh Samui, Chiang Mai, Bangkok, Chiang Rai, görülmesi gereken yerler, gece hayatı, gezilecek yerler, eğlence.. Tayland, otantik, köklü kültürü ve el değmemiş doğası ile Uzakdoğu'nun en çekici ülkelerinden biri. Tayland gezisi sırasında gezilecek yerlerin başında ülkenin başkenti Bangkok'taki eski kraliyet sarayı geliyor. Eski kraliyet sarayındaki zümrüt Buda heykeli de mutlaka görmeniz gereken bir eser. Budist rahiplerce yapılan zümrüt Buda heykelinin tarihi 15. Yüzyıl'a kadar uzanıyor. Aslında çok küçük bir heykel ancak kraliyet simgesi olarak kabul edildiği için dünyanın en değerli eserleri arasında yer alıyor. Tayland'da mutlaka görmeniz gereken diğer önemli yerlerden biri de Altın Buda Tapınağı. Başkent Bangkok'taki Çin mahallesinde yer alan Altın Buda Tapınağı 500 ton som altın kullanılarak yapılmış bir mimari harikası. Bangkok'ta görmeniz gereken başka bir mekanda şehrin içindeki nehir kanalları üzerindeki yüzen pazarlar ve yüzen mahalleler. Bu pazarları ve mahallerdeki hayatı görmek için özel tekneler kiralayabilir ya da turlara katılabilirsiniz. Elbette Tayland'a gitmişken Thai masajı yaptırmayı da ihmal etmeyin. Türkiye'de hangi mevsim sürüyorken Tayland'a gitmeli, sıcaklık nasıl? Tayland'ın tropik iklimi ve 3 mevsimi: serin, sıcak, yağmurlu.. Tayland, Uzakdoğu'nun en gizemli ve çekici kültürlerinden birine sahip. Sahip olduğu doğal güzellikler ise ülkeyi daha da görmeye değer kılıyor. Tayland, Türkiye'ye göre çok farklı bir iklime sahip. Bu nedenle gitmeden önce ülkenin iklimi ve gideceğiniz tarihteki hava durumunu kontrol etmeniz son derece faydalı olacaktır. Tayland Kuzey Yarımküre'de ekvatora yakın bir konumda yer aldığı ve Muson iklimine sahip olduğu için sıcak, yağışlı ve nemli bir iklime sahip. Sıcaklık ve nem özellikle yaz aylarında daha da artıyor. Dahası yaz ayları Muson yağmurları mevsimi olduğu için ülkeyi gezip görmek oldukça zor hale gelebiliyor. Bu nedenle yaz ayları Tayland seyahati için pek uygun bir dönem değil. Tayland seyahati için en uygun dönem ise Kasım-Nisan ayları arasında kalan dönem. Bu dönemde de nem oranı ve sıcaklık yüksek olabiliyor ancak yağmur mevsimi olmadığı için ülkeyi gerçek anlamda gezip görmeniz mümkün. Bu arada ülkede düzenlenen iki önemli festival var. Bunlardan biri Nisan ortasında düzenlenen Songkran Festivali. Songkran Festivali'nin en dikkat çekici noktası insanların çiçekli giysilerini kuşanıp, çiçeklerle süsledikleri kayıklara yerleştirdikleri mumları denize bırakmaları. Taylandlılar böylece kötü ruhları uzaklaştırdıklarına inanıyor. Bu arada bir hafta süren festival boyunca insanların birbirlerini ıslatmaları da eğlenceli bir gelenek. Tayland'da bir diğer önemli tarih de 5 Aralık. 5 Aralık ülkesinde çok sevilen Tayland Kralı Bhumibol'un doğum günü. Doğum günü kutlamaları boyunca insanlar kraliyetin rengi olan sarı renkli tişörtler giyip kutlamalara katılıyor. Vize, uçuşlar, uçuş süreleri, biletler, fiyatları, en ucuz uçak bileti. Tayland gezisi bilgileri. Tayland turu. Tayland'a vize yok. 30 günü aşmamak kaydıyla vizesiz Tayland'a gidebilirsiniz. Havalimanındaki pasaport kontrolünün ardından ülkeye giriş yapmanız son derece kolay. 30 günden fazla kalmak istiyorsanız Tayland Büyükelçiliklerine başvurmanız gerekiyor. Tayland havalimanındaki kontrolün ardından şehir merkezine gitmek için otobüsleri ya da taksileri tercih edebilirsiniz. Taksiler oldukça pahalı olduğundan şehir merkezine giden otobüsleri tercih edebilirsiniz. Yeni lezzetler keşfetmeyi seviyorsanız ve damak tadınız dünya lezzetlerine açıksa Tayland mutfağı sizi memnun edebilir, klasik Türk mutfağı severlerin ise Tayland'da aç kalma ihtimalleri oldukça yüksek. Ben türlü lezzetler tadarken beraber gittiğim iki arkadaşım için acılar içinde bir tatil oldu, oradan biliyorum. Yöresel Tayland mutfağı, yemekler, yağlar, baharatlar, böcekler, kızartmalar, deniz ürünleri, soslar, palmiye ve hindistan cevizi yağı, körili yemekler, kişniş, sokak tezgahları, çorbalar, pilavlar, erişte, Tayland yemekleri. Tayland mutfağı Türk damak zevkine uygun değil. Tayland'da yiyebileceğiniz çok az yiyecek var. Tayland yöresel mutfağında sokak yiyecekleri son derece büyük yer tutuyor. Sokaklarda kızartılmış böcek çeşitlerine rastlayabilir, güçlü aromasıyla pek çok farklı yiyeceğin tadına bakabilirsiniz. Türk mutfağı her ne kadar baharatların yoğun olduğu bir mutfak olsa da, Tayland mutfağı baharatların kullanım alanları ve yiyeceklerin çeşitliliği ile Türk mutfağından ayrılıyor. Pilav Türk mutfağında önemli bir yere sahip. Pirinç Tayland mutfağında da çok değerli fakat pişiriliş yöntemlerinde büyük farklar var. Tayland'da haşlanmış fakat çok pişirilmemiş pirinç her yemekle birlikte mutlaka servis ediliyor. Tayland soslarıyla da Türk mutfağından ayrılıyor. Bol acılı, tatlı ekşi soslar, Türk turisti için alışılmışın dışında bir lezzet sunuyor. Köri, Tayland mutfağında önemli bir yere sahip ayrıca her türlü deniz kabuklusu ve balık Tayland mutfağının temelini oluşturuyor. Yeni lezzetler keşfetmeyi seviyorsanız ve damak tadınız dünya lezzetlerine açıksa Tayland mutfağı sizi memnun edebilir, klasik Türk mutfağı severlerin ise Tayland'da aç kalma ihtimalleri oldukça yüksek. Görüntülerimin Tayland gezisi yapmak isteyenlere ve planlayanlara yararlı olması umuduyla. Alper hocam blogunuz cok güzel. gezdiginiz ülkeleri cok iyi anlatiyorsunuz. k. kore izlenimleriniz beni cok etkiledi. gizliden cektiginiz fotograflari yakalasaydilar herhalde ajan diye sorgulanirdiniz :)) ucuz kurtarmissiniz. Bende firsat buldukca geziyorum. bu yil tayland, kambocya ve vietnama gidiyorum. zaman olursa singapuruda düsünüyorum. paylasimlariniz icin tesekkürler.. Teşekkürler Memo Bey. Çok güzel bölge, ben de bu yaz orada olabilirim 1 ay. Politik olayların size bir etkisi olmaz Tayland gezisi sırasında. Tayland çok ucuz, güvenli ve eğlenceli. Tayland hakkında yararlı bilgiler için teşekkürler. Hemen bir Tayland gezi planı yapmak gerek. Tayland'a çoğu kızlar için gidiyor diye biliyorum. Sex turizminin başkenti. Güzel olmuş anlatım için teşekkürler.. Ben de gittim Tayland'a.. Avrupa'nın genel evi Hollanda/Amsterdam, dünyanın açık genel evi Tayland/Pattaya'dır. Alkol, eğlence, kızlar için Pattaya. Deniz, kum, güneş, yine kızlar olsun diyen Phuket'e gitmeli.. Bangkok 2 gün yeterli başkent. Ama son yıllarda Tayland'a artan turist popülasyonu, hem pahalılık, hem de kötü olaylar oluyor dikkat edilmesi gerekir. Türkiye'den direkt THY var, ama çok pahalı. Zaten internetten birçok firma kampanya yapiyor aktama yapan, takip edebilirsiniz, en ucuz benim bildiğim Türkmenistan Havayolları! Tayland gezi bilgilerine katkınız için teşekkür ederim Onur Bey. Doğru, halen en ucuz Tayland uçak biletini Türkmenistan Havayolları sunuyor. Merhaba, Tayland tek başına bir kadının gezebileceği bir yer mi diye merak ediyorum. Yazın 15 günlük bir yurt dışı seyahati planım var, ama Avrupa mı Asya mı daha güvenli olur henüz karar veremedim. Okuduğum çeşitli yerlerde Tayland'ın aşırı güvenilir olduğu yazıyordu, ancak bir de size sormak istedim. Dolandırıcılık da oldukça yaygınmış, bu beni düşündürüyor doğrusu. Organ mafyası vb. nin eline düşme ihtimalim yoktur umarım oralarda 😀 Teşekkürler. Tayland güvenli bir ülkedir. Turist tuzakları ve basit hırsızlığa dikkat etmekte yarar var, ancak mafya korkunuz olmasın. Avrupa'ya göre çok daha ucuz. Avrupa daha kolay ve tanıdık, ama ben bir Tayland seyahati öneririm. 2013ün haziran-eylül ayları arasında taylandda kaldım. inanılmaz güzel bir yer. Dediğiniz gibi en dikkat çekici özellik insanların güler yüzlü olması. İnanılmaz keyif aldım tayland gezisinden. Gittiğimiz ülkeleri gemide çalışmamız dolayısıyla sizin kadar gezemiyoruz ama imkanlar elverdiği kadarıyla gezme şansımız oluyor. Ben de mesleğiniz hakkında kısa bir süre önce kadın kaptan bir okurumdan bilgi edinmiştim, salt \"ne güzel hep geziyorlar\" ile özetlenecek kolaylıkta bir meslek değil tabii. Bilgi için teşekkürler, umarım ilgilenen kişilere ulaşır. Esenlikler. Merhaba. Hep rehbersiz gezdiğim için bilmiyorum, üzgünüm. Tayland'a uçak biletinizi Türkmenistan Havayolları'ndan alırsanız yetebilir, aksi halde yetmez. Merhaba, blogunuz çok güzel. Bir katkıda ben sağlamak istiyorum. Koh Samui adasının karşısında Dolunay zamanı ayı en yakın izleyebileceğiniz bir ada olan Koh Pkangan'ı da es geçmeyin derim. Zira iki ada birbirine oldukça yakın. Tayland için önerinize teşekkür ederim Güliz Hanım. Ocak ayı Tayland için en iyi mevsimdir İlter Bey, ideal. Taylanda ben de gittim ama pek gezmedim Pattaya ve Bankok zaten pek otelden çıkamıyorduk yoğunduk ruslara dikkat edin orda fazla paranızı alabilirler tura dahil timsah canavar turu falan vs vardı ona bile gidemedim sabah kalkamıyorduk zaten kahvaltısında ananastan başka birşey yiyemedim türk restorantı olmasa açlıktan geberiyoduk yemekler iğrenç ötesi türk dönercilerinki bile yenmez orjinal türk restorantı vardı yoksa açlıktan kırılırdık herhalde. öncelikle size Alper Bey değilde Alper abi olarak hitap etmek istiyorum. Sitenizde çok yararlı, samimi bilgiler var. Ben ve arkadaşım son olarak sizin Tayland yazınızı okuduktan sonra kesinlikle gitmeye karar verdik. Geçen hafta Bangkok ve Pattaya tatilimizden döndük. Bilgiler için çok teşekkürler Alper abi. Sayende diğer ülkeleri de buradan okuyarak gitmiş kadar oluyoruz. kendine iyi bak.. Caner umarım Tayland seyahatiniz iyi geçmiştir. Bloguma ilgine teşekkür ederim. Uzak Doğu aşırı olarak gitmek istediğim ülkeler arasında bu ülke de var. Çok faydalı bilgiler. Teşekkür ederim. Ben de Tayland gezi yorumlarımı okuduğunuz için teşekkür ederim Hande Hanım. Yolunuz açık olsun. alper bey sizi kutlarim. taylanda gitmis kadar olduk. o kadar guzel bilgiler varki. esim ve ben 20 eylul de yedigunluk bir seyahat aldik. her zamankinden farkli biraz relax turist moduyla takilarak bakalim neler yasayip gorecegiz sevgiler. oneri bekliyoruz. İlginize çok teşekkürler Sema Hanım. Harika bir Tayland turu dilerim. Bence bir şey olmaz. Aktarmalı Tayland turu mantıklı görünüyor. 5 gün az ama zaten bilet fiyatına otel dahil. Merhaba öncelikle bilgiler icin cok tesekkur ederim. Ben gruppal isimli bir sitede 2000 tl 7 gece 8 gun bir tur buldum ogretmenim 31 ocak 2016 tarihli tura katilmak istiyorum sizden ricam o siteden tur programina goz atar misiniz fiyat olarak makul cunku yanitlarsaniz cok sevinirim. Bunun disinda yaziyi okuyan bayan arkadaslardan bu tarihte Tayland'a gitmeyi dusunen olursa burcu_fb @mynet. com adresinden bana ulasir misiniz. Merhaba Burcu Hanım. Tayland tur programına baktım, fiyatı çok uygun. Umarım buradan görüp Tayland gezi turunuza katılmak isteyen olur. Ben de bloguma ilginize teşekkür ederim. Tayland gezi turunuzla ilgili gelişmeleri buraya yazarsanız sevinirim, bilgi olur. Saygılar. Merhaba Nihal Hanım. Şubat ayında Tayland'da hava durumu ılıktır, sıcaklık gündüz 28-32 derece, gece 18-22 derece arasında seyreder. Denize girebilirsiniz. Ben en yakın Ocak sonu gittim, hava güzeldi. Kasım 15 de nasipse taylanddayım 600 euro ucak Otel dahil temmuzda biletimi aldım orda ortalama nekadar harcama gider bilen varsa bilgi verirseniz sevinirim. Tayland'da kaç gün kalacağınıza bağlı elbette. Rakam vermek doğru olmaz ama Tayland ucuz bir ülkedir. Merhaba Yusuf Bey. Bangkok kent merkezinde ve eğlence yerlerine yakın bir yerde kalmak istiyorsanız Sukhumvit, Silom ve Khao San Road bölgelerini tercih etmelisiniz. Otel adı veremem ama buralar turistler için en iyi semtler. Otele kadın götürme konusunu bilemiyorum. Tayland ucuz bir ülke, günde 200 lira büyük para, fazla bile. İyi yolculuklar. Ben de yurt dışı seyahatlerimde fazla para götürmüyorum, gittiğim ülkelerde ATM makinelerinde kendi hesabımdan o ülkenin parasını çekiyorum. Tayland'da üzerinde visa ve master logosu olan tüm bankamatiklerden para çekebilirsiniz, ki büyük çoğunluğu böyledir. Bizdeki tüm bankaların ATM kartlarıyla çekebilirsiniz. Çeşitli sayfamda sırf bu konuyu anlattığım bir yazım var. Merhaba. ocak sonu Tayland'a gitmeyi planlıyoruz. Qatar Havayollarından 1300 tl gidiş donus aldık. 12 gece kalicaz. bangkok phuket koh samui olarak planladık. Siralamayi nasıl yapabiliriz ve kaç gün ayirmaliyiz? simdiden Teşekkürler Alper Bey. Merhaba. Bangkok Phuket Ko Samui rotasında bence önce Bangkok'ta kalın, ülkeyi tanırsınız, diğer ikisi birbirine yakın, karadan gidersiniz. Bangkok ile Phuket ve Ko Samui arası yolculuklar her ikisi için de uçakla 1 saat, karayoluyla 12-13 saat, siz hangisini planladınız bilemiyorum. Phuket ile Ko Samui arası ise 6-7 saat. Bence en uygun fiyata hangi yolculuğu bulursanız başkentten sonra önce oraya gidin. Kaçar gün ayıracağınız tercihlerinize bağlı. Benim gibi kent seviyorsanız; karmaşa, gürültü, kalabalık; renkler tatlar kokular sizi rahatsız etmiyorsa Bangkok'a zaman ayırın. Ama tercihiniz sakin bir Tayland tatili yapmak, güzel kumsallar, temiz deniz, doğa ise diğer ikisine daha fazla zaman ayırın. Dönüşte buraya izlenimlerinizi yazarsanız çok memnun olurum. tapinak patlamasi sonucu olarak turklere karsi bir onyargi olustugu ve ozellikle resmi makamlarin turklere cok supheci yaklastiklari icin zorluklar cikardiklari yansidi medyaya. Yakin zamanda giden arkadaslar boyle bir durum var mi, eger oyle ise bilet almaktan vazgececegim. Evet doğru, Tayland'da Türklere karşı ciddi bir antipati ve önyargı oluştu. Ancak Tayland'a pasaport kontrolünde geri çevrilen, ülkeye alınmayan Türk vatandaşı benim tanıdığım yok. Aman Allah'ım bu siteye daha önce neden gelmedim? benim en büyük hayalim olan ülkeye gidiş buradaki yorumları okuduktan sonra ne kadar kolay görünüyor. Sanırım buradan gitmek imkanı olduğu zaman seyahat arkadaşı bulma imkanı da olacak. Çok mutlu oldum bu saatte. Arkadaşlar tayland a gidecek ve yanına arkadaş arayanlar mutlaka buradan yazsın. Muzaffer beler sizi arayacağım.. İlginize teşekkür ederim. Tayland yolları açık olsun. Tatil için harika ve ucuz bir ülke. Merhaba benimde sormak istediğim birkaç şey var yardımcı olursanız çok sevinirim. Eşimle 22 ocak 2 şubat arası her şehirde 3 gece olmak üzere bangkok phuket ve singapurda olucaz nerelere gitmemizi ve nelere dikkat etmemizi tavsiye edersiniz. Merhaba. Genel olarak Tayland hakkında bilgi ve görülecek yerleri bu yazımda anlattım. Güvenli bir ülkedir, sadece yazımdaki bir kaç noktaya dikkat etmeniz yeterli. iyi bir Tayland turu dilerim. O tarih bana uygun, irtibata geçelim.. Burcu ve Elçin hanım, umarım zaman ve bütçelerinizi uydurup birlikte keyifli bir Tayland seyahati yapar ve yeni bir dostluğa başlarsınız. Birlikte gitmeye karar verirseniz haberi burada da görmek hoş olur.:) Sevgiler. Ben de yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Merhaba.2 şubat gidiş 7 şubat dönüşlü pattaya tatil programım var. Aynı döneme denk gelecek yada katılmak isteyen sehayat arkadaşlığı yapabilecek arkadaşlar varsa iletişime geçebiliriz. Umarım Tayland tatili için bir yol arkadaşı bulabilirsiniz Yaşar Bey. Gönderdim. Güzel bir Tayland turu dilerim. Teşekkür ederim. Umarım ve eğlenceli bir seyahat olur. Merhaba, biz iki çift olarak temmuzda gitmeyi planlıyoruz. Araba kiralamak mantıklımıdır. Şehirlerarası yollar güvenlimidir. Merhaba. Tayland'da Temmuz ayı fazla sıcak bir mevsim, sıcak ve nem epey rahatsız eder. Hiç araba kiralamadım. Tayland karmaşık bir ülke, trafiğe ve özellikle motosikletlere dikkat etmenizi tavsiye ederim. Otobüs daha ucuz olur. Rica ederim. Tayland gezi maliyeti için rakam veremem, herkesin harcama tarzı farklıdır. Ancak Tayland'ın Türkiye'den ucuz bir ülke olduğunu kesin söyleyebilirim. Basit hırsızlığa dikkat edin, genel olarak güvenlidir. Yakın geçmişteki bombalı saldırı failinin Türk kimlikli çıkması nedeniyle girişte sorular soracaklar, sakin ve sabırlı olun. Tayland'a bir tane veya bir demet çiçek götürmenizde sorun yaşayacağınızı sanmıyorum, ancak miktarı çok olursa, özellikle tohum varsa bir çok ülke gibi devlet iznine bağlıdır. Rica ederim. Tayland gezisi yapmayı düşünüyorum yabancı dil yok sıkıntı yaşanırmı. uçak biletleri pahalı 3000 tl görünüyor gidiş dönüş indirimli nasıl gidilir.. Yabancı dil yoksa evet zor olur. Tayland ucuz bir ülke ama uzak olduğu için uçak biletleri pahalı. Türkmenistan Havayolları ile daha ucuz uçak bileti bulabilirsiniz. Tekrar Merhaba. 12 günlük gezisinden döndük. Ulkede kredi karti kullanilamiyor. Ama pazarlik yapinca hersey uygun ve her yerde para degistirilebiliyor. motor kullanabiliyorsaniz gezmek daha rahat. Ama motor kullanamiyorsaniz tur alabiliyorsunuz. Otelden alip tur sonu otele birakiliyorsunuz. ulkede ne dolandirildik ne de rahatsız edildik. Ancak beklediğimiz kadar güler yüzle karsilasmadik. Hatta minnetsiz olduklarini gorduk. herseye rağmen gezimiz sorunsuz ve cok güzel geçti. Tavsiye edilir yani. yani. alper bey tüm yardımlarınız için tekrar teşekkür ederim. Rica ederim. Bazen ucuz derken bazende pahalı (chiang mai ile phuket arası ucak bileti 600tl ) dediğimiz oldu. Ucak biletleri, konaklama, yeme içme, eğlence vb. Dahil hepsi bana 5000tl maloldu. Sanırım 12 günlük gezi için uygundur. Tayland seyahat maliyet bilgileri için çok teşekkürler. Merhaba Sevda Hanım. Ne yazık ki otel adlarını hatırlamıyorum, yazmak aklıma gelmedi. Uygun yerler mutlaka bulursunuz. Tayland ucuz bir ülke. Merhaba. Yağmur sizin Tayland gezinizi pek etkilemez ama sıcak olur evet. Aşırı sıcakla aranız kötü ise rahatsız olursunuz. Hong Kong'a gitmedim ama Bangkok büyük ve renkli bir şehir, bence 6 gün çok değil. Merhaba 15 Şubat ve 27 Şubat tarhlerinde. Yazınız çok işime yarayacak. Teşekkür ederim. 3-19 Mart tarihleri arasında Bangkok-Phuket-Phang Na Krabi Surat Thani Koh Samui Pattaya destinasyonlarını planladım. Bileti Thy 'den Bangkok direkt uçuş 500 Worldpuan ile aldım. Tatil sonrası yorumlarımı tekrar burada paylaşırım. Merhaba Murat Bey. Tayland tatil rotası bilgileri için çok teşekkürler. Bu güzel ülkeden yorumlarınızı merakla bekliyor olacağım. Merhaba Nisan 2016 da taylanda 1 haftalığına gezi planım var. Daha önce oraları bilen yol arkadaşı arıyorum.. Ayrıca güvenli otel öneriniz var mı.. Merhaba, en son Belgrad'a giderken danışmıştım size, şimdi de Tayland ve Kamboçya'ya gidiyorum. Bangkok'dan direkt Kamboçya Siem Reap-Angkor Wat'a geçeceğim, vakit bulabilirsem Phnom Penh'e de uğramak istiyorum. 3 güne bu yerleri sığdırmak hedefim. Daha sonra Phuket, Krabi, Chaing Mai ve Bangkok gezmek istediğim yerler. Kendime bir harita çıkardım fakat emin olamıyorum. Bu bahsettiğim yerler arasında nasıl bir yol izlemeliyim? Krabi'yi çıkarmalımıyım diğer yerleri daha iyi gezebilmek için? Chiang Mai'da bungy jumping yapmak istiyorum, denediniz mi? Teşekkür ederim. Merhaba. Şehirler arasında otobüsler var, sorun yaşamazsınız. Ben yavaş ve uzun kalarak gezmekten yanayım, ben olsam Tayland turundan Krabi'yi çıkarırdım. Bungy jumping hayatımda yapmadım, bilmem:) İyi yolculuklar. Slm gezi planinizi ogrenebilirmiyim bende tayland ve kambocya icin plankama yapiorum. beyti_jj_tiamo@ hotmail. com Buradan bana ulasabilirsiniz. Umarım Tayland seyahati için bir yol arkadaşı bulursunuz. İyi şanslar. Mail atarsin. Bende gidicem bu ay ici. Uzak dogu turu yapmak istiyorum yakin zamanda plani olan veya gidicek olan varsa beraber yol arkadasi olabiliriz. Alper Bey, daha önce de sormuştum fakat hala tam bir plan belirleyebilmiş değilim. O sebeple tekrar fikrinizi almak istedim. Bangkok ve Phuket başlıca rotalarım. Chiang Mai mı yoksa Ko Phi Phi mi? Ya da ikisi de mi? Zaman sıkıntım olduğu için eleme yapmam iyi olur. Chiang Mai için 1 gün yeterliyse 2 gün Ko Phi Phi'de kalabilirim. Fikriniz nedir? Teşekkür ederim. Merhaba. Tayland seyahati sırasında hızlı gezmek yerine daha az noktaya gitme düşüncenize katılıyorum. Chiand Mai bir şehir, ülkenin beşinci büyük kenti. Çevresinde yeşil dağlar ve sakin doğal güzellikler de var. Ko Phi Phi ise altı adadan oluşan, dünyanın en güzel adalar gruplarından biri. Bangkok ve Phuket'e gideceğinize göre Ko Phi Phi daha güzel olur bence. Merhaba, 3-17 eylulde 2 haftaligina esimle birlikte guney amerikaya gitmek istiyorduk. Fakat mevsimden dolayi cekiniyorum. Sizin sitenizi gorunce acaba tayland taraflarini mi gezsek diye dusundum. Bu tarihlerde nereyi gezmek daha keyifli olur fikir verebilirseniz sevinirim. Tesekkurler, Merhaba. Eylül Güney Amerika'da Kış sonu, ilkbaharın ilk ayı. Kıtanın hangi bölgesine gideceğinize göre hava durumu koşulları çok değişir. Tayland hep sıcak olur, hava durumu mevsime göre sıcak veya aşırı sıcak olabilir. Merhaba Alper bey, biz de eşimle ilk kez bu yaz Tayland'a gitmeyi düşünüyoruz. Tatilimizi 17 Ağustos-12 Eylül tarihleri arasında düşünüyoruz. Yalnız araştırdığımıza göre bu aylar en yağışlı dönem olarak gösteriliyor. Sizce bu tarihte gitmemiz doğru olacak mı? Eğer uygun olduğunu düşünmezseniz, bize önerebileceğiniz başka bir rota var mı? Teşekkürler. Merhaba. Ağustos Eylül ayları Tayland'da muson yağmurlarının olduğu düşük sezon, en az tercih edilen mevsim. Yağışlar çok kısa sürer ama yoğun olur. Uzun sürdüğü zaman sel de olabiliyor. Bazen fırtına çıktığında bazı adalara deniz ulaşımı aksayabiliyor. Bence tatile gitmekten vazgeçirecek kadar kötü bir durum yok. Arjantin, Brezilya veya Uruguay olabilir, epey yazdım, bakın bakalım size cazip gelecek mi. Yakın ve güzel Karadağ var ayrıca. Arkadaslar ben 2 nisanda gidiyorum taylandda en ucuz bilet Abu Dhabi aktarmali 12 saat sürüyor 1900 tl thy 3000 TL'ye satıyor 10 saat kafanızı çalıştırın hem iki ülke görüyorsun hem ucuz aktarma gitmeden hepatit a b sıtma aşısı olun turkiyeyle hayat şartları aynı sayılır en iyi oteller phukette kadın için gidenler koruma kullanın Çeşme suyundan içmeyin artı taylar çok acı yiyor fil safari yapın anaconda kabro timsah show kesin görün her taylandliya güvenmeyin Tropikal meyveleri mümkünse hazır su alın yıkayın ya da kabuğunu soyun yeyin. Pasaport kontrolü uzun sürer onların selamlama şeklini yaparsanız savadikap polis size kiyak geçer biraz da gülün beklemeden fazla hemen geçin sigara içip yere atmayın ceza yersiniz. Tayland'a giderken Abu Dhabi aktarmasında havalimanından dışarı çıkmayacaksanız transit vize almanıza gerek yok. Merhaba. Tayland seyahati için ne kadar para gerekir sorusuna net bir rakam söylemek doğru olmaz, herkesin harcama tarzı farklıdır. Parasız kalmamak için yanınızda götürdüğünüz paradan ayrıca, banka mevduat hesabınızda da para bulunsun ki gerekince Türk Lirasının Tay para birimi baht karşılığını otomatik banka makinelerinden çekebilin. Sadece cepteki paraya güvenmek riskli. Taylan Türkiye'den ucuz bir ülke, bu kesin. Merhaba. Tayland'da çok yer görmek isterseniz Bangkok ve Pattaya için 12 gün fazla. Ama dinlenmek ve tatil yapmak istiyorsanız normaldir. Ben hep tursuz gezmeyi tercih ediyorum ama çocukla gezmek farklı tabii. Timsah parkına araba kiralayarak veya taksiyle gidilebilir ama tuktuk için bence uzun bir mesafe. Bence çocukla seyahat deneyiminiz yoksa turla gidin. Tayland hakkında bilgi ve yardım öneriniz için çok teşekkürler Turgay Bey. Turgay bey 2017 ocak ayi icin bende gelmeyi dusunuyorum e mailim beyti_jj_tiamo@ hotmail. com kambocyayada gececegim irtibata gecerseniz sevinirim. Merhaba alper bey, tayland gezimde phuket adasına mutlaka gitmek gerekir mi? Phuketten günübirlik bot ile deniz ve ada turuna mı katılmak yoksa phi phi adasına geçip 2 gün orada mı kalmak daha iyi bir tercih olur. Phuket adasında hangi bölgede otel rezerve etmek daha mantıklı olur? Gezi amacım kültür öğrenmek ve eğer bulabilirsem sakin sahilde aile otelinde kalmak. Görüş bildirebilirseniz sevinirim. İyi günler. Merhaba. Phuket Tayland'ın en büyük adası ve Budist tapınaklar, Buda heykelleri, timsah çiftliği dev FantaSea eğlence merkezi, Prom Thep adası ve şelaleleriyle turistik bir yer. Gece hayatı Patong adlı tatil kasabasında renkli olup, Kamala ise daha sakin bir yer, tercihinize kalmış. Ko Phi Phi altı tane adadan oluşan bir takımada. Adalardan sadece Ko Phi Phi Don'da yerleşim var. Adalar çok güzel doğa manzaralarına ve kumsallara sahip. İyi günler. Merhaba, Temmuzda mevsim olarak çok emin olamasakta Tayland'a gitmeyi planlıyoruz. Okuduğum yazılarda Koh Samui'nin bulunduğu bölge Phuket'e göre daha geç yağmur almaya başladığı belirtilmekteydi. Bu nedenle Koh Samui'e gitmeyi planlıyoruz fakat Phuket'e uçak biletiyle Koh Samui'e bilet arasında 500-600 tllik bir fark var. Phuket'le Koh Samui arasında hava açısından böyle bir fark olur mu? Özellikle bu nedenle Koh Samui'e gitmeye çalışmaya değer mi? Temmuz'da Tayland'da bulunmuş yada bu konuda bilgisi olan arkadaşlar bilgi verebilirse çok sevinirim. Şimdiden teşekkürler, Merhaba. Evet bu doğru, fakat bence Tayland'da Temmuz ayında asıl sorununuz yağmur değil aşırı sıcak olacak. Tropik bölge yaz aylarında çok sıcak, işiniz zor. Belki daha farklı bir yorum gelebilir. Tayland seyahat ve hava durumu bilgileri için teşekkürler. Aman diyim Tayland'a Yaz aylarında gitmeyin, cehennem sıcağı. Ben markalara bakmadım, ama giysi epey aldım, bizden ucuz, alışveriş cenneti. İyi yolculuklar. Merhaba Birol Bey. Az da İngilizce bilmiyorsanız sıkıntı çekersiniz elbette. 80.000 baht çok para, 15 gün için yeter. Merhaba, öncelikle siteniz çok faydalı oldu onu söylemek isterim. Adaşım olduğunuz için de ayrıca sıcak geldi yazılarınız 🙂 Biz eşimle birlikte Kasım ayında 10 günlük bir Tayland gezisi düşünüyoruz. Uçak biletlere baktım 2 kişi gidiş dönüş 2700 TL ye buldum. Ancak işin içinden çıkamadığımız başka bir konu nereye gitmeli kaç gün nerede kalmalı. Yani okuduğum kadarıyla Banghok 3 gece yeterli ama ordan sonra nereye gidelim gittiğimiz yerde kaç gece kalalım ve sonra tekrar türkiyeye dönüş için geri banghoka mı döneceğiz tüm bunlar kafamızı karıştırıyor. Eğer bu konu da sizden bir tavsiye alabilirsek kararımız daha da netleşecek. Merhaba. Rota için başkent Bangkok'tan sonrası için Tayland seyahat yazımda anlattığım yerlerden ikisini daha seçmenizi öneririm, Chang Mai güzeldir örneğin. Uçak biletinin pahalı olmaması için Türkiye'ye yine başkentten dönmeniz gerekir. Biletleri iyi fiyata bulmuşsunuz. İyi yolculuklar. Gulf Air ile hiç uçmadım. Orta halli bir hava yolu şirketi diye biliyorum. Ümit bey teklif için teşekürler. . Merhabalar arkadaşlar, çok ucuzada biletler var lakin güvenlik şartlarından dolayı kesinlikle tavsiye etmem.. thy ise bu sene fiyat olarak ucuk evet, son yıllarda dünya havayolları istatistiklerine göre Qatar airlines üst sıralarda, hizmet olarakta gayet iyi, ben 1600 tl civarı aldım gidiş dönüş 🙂 düşünen varsa muazzam bir eğlence ve huzur için kontak kurabiliriz.. tarih 7 kasım... teşekkürler.. Merhaba Özge Hanım. Eylül ayında Tayland serin olur, Muson yağmurlarının bittiği, en soğuk aydır ama yine de sıcaktır. Eylülde ortalama 21 gün yağmur yağar ama bütün gün değil. Sağanak yağışların arkasından güneşli ve nemli hava gelir. Ortalama günde 5 saat güneşli hava olur. Başkent Bangkok en fazla yağmuru Eylül ayında alıyor. Bangkok'da ortalama sıcaklıklar gündüz 29-31 derece, gece 23-24 derece; Phuket'te ise bunların 1-2 derece altında olur. Kısaca Eylül havası Tayland'a gitmekten sizi vazgeçirmesin. Merhaba. Sadece Tayland değil hemen her ülkede ekstra tur yerine gezilecek yerlere kendiniz giderek daha ucuza getirebilirsiniz. Evet, daha ucuza gelir. Tayland'a gidecek bir yol arkadaşı bulabilmenizi umarım, iyi şanslar. 14-25 eylul arasinda bangkok phuket phiphi adasina esimle beraber bir gezi planladik fakat yagmur olayi canimizi sikmaya basladi umarim tatilimiz zehir olmaz.. Tayland'a muson yağmurlarının son ayı Eylül'de gidiyorsunuz. Yağmurlar genelde kısa sürer, canınızı sıkmayın, seyahatten keyif almanızı engelleyecek bir hava değil. Yorumunuz icin tesekkur ederim icimizi rahatlattiniz... bize katilmak isteyen arkadaslar olursa iletisime gecebiliriz.. Iyi tatiller herkese.. Rica ederim, güzel bir Tayland turu dilerim. Seyahat yazıma ilginize teşekkürler. İnsanların seyahatte beklenti ve para harcama tarzları çok farklı olabiliyor, rakam vermem doğru olmaz. Ancak Tayland'ın Türkiye'den ucuz olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim. Merhaba Mehmet Bey. Teşekkür ederim. Tayland Türkiye'den ucuz bir ülke. Rakam vermekten kaçınjırım, herkesin harcama tarzı ve beklentileri farklıdır. 1000-1500 lira yeterli olabilir. 16 aralık gidiş 21 aralık dönüş 6 gün 5 gece tur ile eşimle bangkok pattya turu ayarladım. tur şirketi fly dubai uçağı ile 9 saatlik dubai aktarmalı bangkok turu yapıyor. dubaide 5 saatlik panoramik yemekli dubai turu ekstra düzenleniyorki bahane ile dubaiyi de görmüş olacağız. 2 kişi ucak rehberlik ve 5 gece otel ücreti 3100 tl ye geldi. sabırsızlıkla aralık ayının gelmesini bekliyoruz. Merhaba. Kasım ayı Tayland için iyi bir zaman, çünkü üç mevsimden serin olanına denk geliyor, ki serin denilen mevsim aslında \"aşırı sıcak olmayan\" demek orada 🙂 Nemli sıcaklardan yapış yapış gezmeyeceksiniz. Gayet mantıklı olmuş. Merhaba. Pattaya'da Royal Garden, TukCom, Central alışveriş merkezleri iee Mr Jacks ve Zarah Watch Shop adlı saatçilere bakabilirsiniz. Çok ucuz saat için plaj yolunda saat satıcıları oluyor. Elektronik için Laemtong Shopping Mall, Mike Shopping Mall'da My Com, Nongprue'de Aka Computer ve Bay Computer Services var. North Pattaya Road'daki Roong Reuang Transport Station'dan Bangkok otobüsleri kalkıyor. Pattaya Bangkok arası otobüsle 2 saat sürüyor, gidebilirsiniz. Bangkok'da MBK Center, Pantip Plaza, Fortune Town IT Mall alışveriş merkezleri uygun. Merhaba 3-8 Kasım tarihleri aralığında Bangkok ve Pattaya turumuz var. 3 kız arkadaş tur şirketine çok bağlı kalmayıp kendimiz gezmek istiyoruz. Süremiz çok kısıtlı olduğu için özellikle uygun fiyata ve orjinal cep telefonu satın alabileceğimiz yer, gece ve gündüz için ayrı ayrı nokta atışı eğlenebileceğimiz yerleri söylerseniz çok memnun oluruz. Maddi açıdan bir sorunumuz yok dolayısıyla önereceğiniz yerler lüks ve temiz olursa daha iyi olur. Merhaba. Kısa süreli bir Tayland turu olacak. Pattaya'nın pek bir özelliği yok ama Bangkok büyük, kalabalık, enerjik bir kent. Bangkok'ta cep telefonu satın almak için en popüler yer Mahboonkrong Mall alışveriş merkezi. Telefonların çok büyük çoğunluğu orijinal; biraz taklit ve sahte modeller olsa da zaten markasından belli oluyor, bilinmedik markalar. National Stadium adlı Sky Train istasyonuna yakın. Kullanılmış telefonlar da satılıyor. Rama 9 metro istasyonunun yanında Fortune Mall elektronik eşya alışverişi için iyidir. Siam Paragon alışveriş merkezi ise daha modern, üst düzey bir yer; pazarlık yok ama çalışanlar daha bilgili ve kibar. Pattaya'da elektronik ürünler için Laemtong Shopping Mall ve Mike Shopping Mall var. Gündüz tapınak, saray ve sokak gezersiniz. Gece hayatı ve eğlence için Bangkok'ta trendy gençlerin gözde semti Ratchadapisek'te Hollywood Disco gece kulübü çok büyük ve eğlenceli; müzik ve dans gösterileri oluyor. Sathorn Square Complex'te yer alan lüks gece kulübü Ce La Vi 39. katta güzel manzaralı, şık bir eğlence yeri. Royal City Avenue'deki Onyx çok modern ve şık bir gece kulübü, daha çok zengin Taylandlılar gidiyor, elektronik dans müzikleri yapılıyor. Sukhumvit Soi 45'te yer alan Sing Sing Theater sıradışı dekorasyonu ve eğlencesiyle ilginç. Pattaya'daki Walking Street yaya caddesi tüm Tayland'ın en yoğun eğlence bölgesi, yürüyüp girişlerine bakarak size cazip gelen bir mekana girersiniz. İçki çok ucuz, Tayland eğlence için harika bir ülke. merhaba Alper bey. Ben bangkok'tan iphone 7 almak istiyorum. Tr fiyatıyla aralarında çok fark var mıdır? Almayı tavsiye eder misiniz? Bir de nereden almak lazım kazıklanmamak için, malum her şeyin sahtesi mevcut. Bangkok'ta cep telefonu satın almak için en popüler yer Mahboonkrong Mall adlı alışveriş merkezi. Telefonların çok büyük çoğunluğu orijinal; biraz taklit ve sahte modeller var ama zaten markasından belli oluyor, duyulmadık markalar. National Stadium adlı Sky Train istasyonuna yakın. Kullanılmış telefonlar da satılıyor. Rama 9 metro istasyonunun yanında Fortune Mall elektronik eşya alışverişi için iyidir. Siam Paragon alışveriş merkezi ise daha modern, üst düzey bir yer; pazarlık yok ama çalışanlar daha bilgili ve kibar, azcık pahalı olabilir ama tam güvenilir. iPhone 7 fiyatını bilmiyorum, dükkanlara bakar ona göre karar verirsiniz. Phuket'te Naka Kerd Dağı'nın tepesindeki büyük mermer Buda heykeli ve manzara görülmeye değer. Çevredeki küçük adalara günlük tekne turlarından biri de güzel olur. Pattaya'da kent merkezindeki Pattaya Beach kumsalı kalabalık olur, sıkılırsanız Jomtien Plajı biraz daha sakindir. Ekim ayında Pattaya ve Phuket'te hava sıcaklığı 30 derece veya biraz altında olur, denize girebilirsiniz. Tayland'ın yağmurlu mevsimidir, şemsiye dostunuz olacak. Rica ederim. Alper Bey Tayland'da internet ve telefon olayını nasıl yapmamız gerekli? 7 günlük turumuz var burdan paketmi almalıyız? Şimdiden teşekkürler. Merhaba. İki ana tercih var; ya buradaki operatörünüzden 1 haftalık paket alacaksınız, ki bu interneti kapsamaz, WiFi olan yerlerde internete girersiniz. İkinci yol Tayland'da bir faturasız hazır hat satın almak ve rahatça kullanmak. Üçüncü ve en ucuzu da var tabii, ne paket ne de oradan hat satın almadan, telefonu hiç kullanmadan, WiFi bağlantılarından yararlanmak. Slm ocak ayi icin somestr tatilinde iki haftalik plan yapiyorum. ilgilenenler olursa bana ulasabilir. Kambocya ya da gidecegim. beyti_jj_tiamo@ hotmail. com Bu mailden yada 5548436661 bu numaradan ulasabilir bende ilk defa gidecegim ilginc bir deneyim olacak. Tayland seyahati için yol arkadaşı bulabilmenizi umarım. İyi şanslar. Merhaba Erkan Bey. Tayland Kralı Bhumibol Adulyadej öldüğü için 1 yıl yas ilan edildi, özellikle ilk 30 gün için barlar, gece kulüpleri, red light tarzı eğlence yerleri kapandı. Fesrivaller, kumsal partileri, çeşitli etkinlikler ve eğlenceler yasaklandı. Ancak bu 1 ayın sonunda gece hayatı ve eğlencenin normale dönüp dönmeyeceği hakkında net bilgi yok. Seyahatte sorun yaşamanız için bir neden yok ama saygılı davranmanız gerekiyor. Hayır gündüz olmaz ama gece kapatabilirler, şu anda geceleri eczaneden başka açık iş yeri yok çünkü. Arkadaşlar 18 ocak gibi 3 gün patayya 4 gün Bangkok tatil yapmayı planlıyorum... Gelmek isteyen bayan arkadaş olursa mesaj bırakabilir. Arkadaşlar şu an Bangkok'tan yazıyorum. Dün Pattaya'dan geldim. Kralın ölümü sebebiyle yasaklanan yada kapanan hiç birşey yok. Tüm hayat aynı şekilde devam ediyor. Alışveriş merkezleri akşamlarıda açık. Club, bar vs kapanan hiçbir yer görmedim. Hava mükemmel çok sıcak değil bazen bulutlu bazen hafif serin 4 gündür sadece bir kez 10 dk yağmur yağdı. Denize ve havuza rahatlıkla girilebilir. Mercan adasında denizanasına dikkat. Adaya gelen Türk grubunda bir beyfendiyi hastanelik etti. Pattaya sokaklarında yürürken hep ağzımdan nefes almaya çalıştım. Bir de gördüğüm en büyük sıkıntı ne yazık ki Türk erkekler pattaya'yı fethetmiş. Her tarafta küfürlü konuşan 35 yaş üstü göbekli kız tavlama yarışında amcalarımız var. Kimsenin tercihine lafım yok fakat o kadar kötü bir görüntü ki bir an önce pattaya'yı terk etmek zorunda kaldık. Bangkok bence daha temiz. Yağmur Hanım güncel Tayland bilgi ve yorumlarınız için çok teşekkürler. Pattaya konusunda size katılıyorum, seyahat rotasına dahil etmemek en iyisi. Bangkok'u çoğu turist aşırı kalabalık, pis ve gürültülü buluyor ama ben enerjisini seviyorum. Bir gün zaman ayırıp tüm Tayland gözlemlerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. En kısa sürede. Gördüğüm kadarıyla bazı yorumlar çok mide bulandırıcı. Ne yazık ki ülkemiz erkeklerinin cinsel ilişkiye ne kadar aç olduğunu gösteriyor. Bir de buna küçük yaş merakı binince ortaya böyle komiklikler çıkıyor. Arkadaşlar Tayland cinsel ilişki mekanı değil. Evet her ülkede olduğu gibi orada da hayat kadınları var. Fakat o her ırktan bulursunuz filan diye yorum yazan arkadaşlar soruyorum size o her ırktan kadınlarla günde kaç ırktan erkek yatıyor biliyormusunuz? Daha fazla uzatmayım ve son olarak burayı evlilik programına çevirmeyin. Merhaba Yağmur Hanım. Size katılıyorum Tayland seks turizmi konusunda. 🙁 Tayland seyahatinizle ilgili izlenim, deneyim ve yorumlarınızı burada yazarsanız memnun olurum, birçok kişiye yardımcı olur. Merhaba, ben Phuket-Bangkok turuna Ocak ayında gideceğim. Tayland'a gitmeden aşı olmak gerekiyor mu? Hangi aşıları yaptırmamı önerirsiniz? Bazı siteler Hapatit A ve Tifo aşılarını öneriyor. Merhaba. Tayland için aşı gerekmez İnci hanım, endişe etmeyin. Bir de Bagkok ta 3 yıldızlı, Phukette 4 yıldızlı otelde kalacağız. 3 yıldızlı otelde gbayan olduğumuz için güvenlik sorunu olur mu?3 yıldızlı oteller güvenli midir?orularımı cevapladığınız ve gerekli bilgileri verdiğiniz için şimdiden çok teşekkür ederim. Evet McDonalds, Pizza Hut falan fast food zincirleri var, yalnız Tay tipi soslar size itici gelebilir, \"no sauce\" dersiniz. Sağlık sigortası ben yaptırmıyorum ama aslında 15-20 avroya yaptırmaya değer, kafanız rahat olur. Hiçbir ekstra tura gitmenize gerek yok, kendiniz özgürce ve daha ucuza gezin. 3 yıldızlı otel biraz vasat olur ama idare eder. Güvenlik sorunu olmaz, Türkiye'den epey güvenli bir ülkedir. Rica ederim, aklınıza takılan her şeyi sorun. Merhaba. Büyük şehirlerde küçük ve düzgün ev kiraları 300 dolar civarında, kasabalarda 200 dolar. Evet eşyalı kiralık evler var ama daha ucuza zor. Rica ederim. Tabii ki, Türkiye'deki bankalardaki mevduat hesaplarınızda bulunan Türk Lirasının karşılığını, yurt dışında ATM'lerden o ülkenin parasıyla çekebilirsiniz, Taylan'da baht çekersiniz örneğin. Verdiğiniz bilgiler için çok teşekkür ederim Alper bey. Rica ederim İnci Hanım. Eğlenceli bir Tayland tatili dilerim. Alper bey selam, Kanchanaburi'yi tavsiye ediyor musunuz. Bangkok'dan kendim gidebilir miyim yoksa yerel tur daha iyi mi olur. çok tşk. Merhaba Murat Bey. Bangkok'tan Kanchanaburi'ye Thonburi semtindeki Southern Bus Terminal otobüs garından BKS 81 numaralı otobüsle 2 saatte gidebilirsiniz, tura ihtiyacınız yok. Nehir kenarında sakin, küçük bir şehirdir, zamanınız varsa güzel olur. Bir de gideceğimiz arkadaşlardan birinin midesi çok hassas orada yemek yemek istemiyor. Buradan konserve ve kahvaltılık götürecek. Uçakta kapalı ambalajda bavul içinde kahvaltılık ve konserve sorun olur mu? Cevaplarınız ve yardımlarınız için şimdiiden teşkkür ederim. Merhaba İnci Hanım. Tayland'da Ocak ayında hava durumu tatil için ideal olur; bunaltıcı sıcaklar yaşamazsınız, hava sıcaklıkları gündüz 26-30 derece, gece ise 20-25 derece olur. Yazlık kıyafetler yeterli. Yağmur yağma olasılığı çok düşük. Şovlara gitmedim. Tayland'da Türk kahvaltısında yenen gıdaları bulamazsınız, peynir zaten konu dışı. Kahvaltıda çoğunlukla çeşit çeşit tropik meyveler, erişte ve pirinç çorbaları, pirinç lapası, salatalıklı acı omlet, soya sütü, bacon, yumurta gibi yiyecekler tüketilir. Arkadaşınızın midesi hassas ise Tayland'da kullanılan palmiye yağı ve hindistan cevizi yağının kokusu ile bazı baharat ve soslarının kokuları sokaklarda onu rahatsız edecek, kokulu ıslak mendil götürsün. Uçakta check-in bagajınızda ambalajlı gıdalar götürmeniz hiç bir sorun yok. Meyveler sizin kurtarıcınız olacak. Midye ve istiridyelerini tavsiye ederim. Balık, ahtapot, kalamarları bol. Rica ederim, aklınıza takılan her şeyi sorun. 3-4 yıldızlı otellerde avrupa veya türk kahvaltısı bulmanız zordur gerçi bu otelinede göre değişir.. peynir ve zeytini tanımazlar ve kahvaltı büfelerinde olmaz.. türkiyeden bozulmuycak kapalı yiyecekler götürebilirsiniz. alper bey, in de dediği gibi oraya gitmişken oranın yöresel yemeklerinin tadına bakın.. deniz ürünleri ucuz ve tazedir. alcatraz show lady boyların show, udur.. ilginizi çekerse gidebilirsiniz. Tayland seyahat bilgi ve önerileri için çok teşekkürler Turgay Bey. Verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim Alper bey ve Turgay bey. Rica ederim, güvenli, keyifli, neşeli bir Tayland gezisi dilerim. Merhaba 18 kasım 25 kasım arası Bangkok ve Phuketteydik. Gezimizin en güzel kısmı Phuket'teki adalardı. Özellikle James Bond adasına giderken tekneden kano ile mağara içlerini gezmek müthiş zevkli idi. Phuket'e giden arkadaşlara AVM nin ordaki Pinmara da masaj ve cilt bakımı yaptırmalarını öneririm. ikinci katta komple camlı büyük bir yer. Sanki bakımı yapan kişilerin elleri sihirli gibi hiç bitmesin istiyorsunuz. Gayet güzel ve kaliteli bir yerdir. Türkiye'deki 5 yıldızlı otellerin güzellik salonu gibi düşünün. Cilt bakımı 500 baht. 40 bahta sim kart satılıyor Telefonda onlar kullanılabilir 4 gb neti var. Meyvelerini pek beğenmedim, sadece sarımsak gibi olan fena değil. Yani öğle arasını meyve ile geçiririm diye düşünürseniz beğenmeme olasılığınız yüksek. Türkiye'ye de getirdim meyve beğenen olmadı. Havası çok bunaltıcı nefes alamıyorsunuz. Şıpır şıpır terliyorsunuz. Ama her şeye rağmen güzel bir tatildi. Elif Hanım Tayland gezi bilgi ve tavsiyeleriniz için teşekkürler. Biz turla gittik. Evet uçakla Bangkoktan geçtik. Bir saat sürüyor. Tiger var bir kaçtane birşeyler içmek için uygun. Turla gittiğimiz için tur programına katıldık genelde. Laydboyların showuna gidebilirsiniz. merhaba ben tayland tatile gitmek istiyorum gelecek 3 4 ay ıcınde YOL ARKADASI ARIYORUM erkek bayan fark yok gezmeyi eglenmeyi seven biri olarak gelsin güvenilir. birlikte gidip birlikte plan yapacak arkadaslar iletişime gecssin baranyvz@ gmail. com taylandı 10 gunde bir cok yerini dolaşmak için arkadaş arıyorum baska hıc bir şey ıcın gİtmiyorum. Alper bey oncelikle tsk ediyorum boyle bir amme hizmeti yaptiginiz icin. Ben 2017 ocak ayinin 25 gibi Pattaya ya gitmeyi planliyorum. Ucak bileti noktasinda astana havayollari, konaklama noktasinda da booking den seyahatimi planliyorum. Sorum su olucak orda cep telefonlarinin ucuz oldugunu duydum bu bilgi dogru mudur? Alip getirebiliyor muyuz? Bir de sosyal medya uzerinden irtibat kurdugum bir vatandas turk rakisi istedi goturebiliyor muyuz? Ayrica mail uzerinden telinizi belirtirseniz bir iki ozel sorum olucak. Tesekkurler. Merhaba. Bu takdiriniz için teşekkür ederim. Evet Tayland'dan ucuz cep telefonu alabilirsiniz. Çok fazla sayıda olmadıkça Türkiye'ye getirmekte sorun yok. Yazıda alabileceğiniz yerler var. Rakı da götürebilirsiniz. Ben de son zamanlarda böyle adını hiç duymadığım yabancı uçak bilet sitelerinden satın aldım, sorun yaşamadım. Sizinkini duymamıştım, İspanyol firması sanırım. Ben olsam alırdım. Alper bey sikayet var bloglarini inceledim ve kararimi thy den yana kullandim:). En azindan hem mil hem 6 taksit imkani vardi. Evet 26 ocak gidis 5 subat donus biletimi aldim. Gelmek isteyen arkadaslarla irtibat kurabiliriz. Tur sirketlerinin ekstre gezileri bir ucak parasi tutuyo. En guzeli alip biletini gitmek. Bence de bağımsız gitmek en iyisi. Keyifli bir Tayland seyahati dilerim. Buradan bir yol arkadaşı bulabilmenizi umarım. Alper Bey Merhaba, ay sonu eşim ve 9 yaşındaki oğlumla beraber Tayland a gidiyoruz 7 gece için. yazdıklarınız çok yardımcı oldu, oğlumuzla seyahat ederken sizce sorun yaşar mıyız? Yeme, içme ve malum diğer konularda.. tavsiye ettiğiniz gibi 3 gece Bangkok, 2 şer gece pattaya ve phuket düşünüyoruz.. Çocukla ilgili tavsiyeleriniz var mı ?Şimdiden çok teşekkürler.. Merhaba. Bu büyük oranda çocuğunuzun kendi işini görebilen, uyumlu, değişiklikleri seven biri olup olmamasıyla ilgili. Tayland tehlikeli bir ülke değil, ama mutfak kültürü, yemekleri bambaşka. Yemeklerin koku ve tatları sizi rahatsız ederse Bangkok, Pattaya ve Phuket gibi büyük turizm merkezlerinde batı yemekleri bulabilirsiniz. Bence 9 yaş iyi, sorun yaşayacağınızı sanmıyorum. Merhaba. Seyahat blog yazılarımı yararlı bulmanıza sevindim. Tayland'da elektrik prizleri bizdeki gibi tek tip değil. Hem Türkiye gibi yuvarlak iki uçlu, hem de ABD ve Japonya gibi düz yassı uçlu prizler var. Turistik yerlerin çoğundaki prizler her iki uçlu fişlere de uyumlu olduğu için sorun olmaz. Yine de yuvarlak uçlu fişi düz uçluya çeviren 5 liralık bir çevirici alabilirsiniz. Tayland'a Dubai aktarmalı gitmek için transit BAE vizesi gerekiyor; eğer havalimanından dışarı çıkacaksanız. 96 saatlik Dubai transit vizesinin ücreti 75 Amerikan Doları. Emirates ile uçarsanız daha ucuz ve kolay. Hayır yetmez. iki kişi TRayland uçak bileti 4000 liranın çoğunu tüketir zaten. Ben bir şey istemiyorum, Tayland'a tur yapmıyorum. Bağımsız gezenlere bilgi veriyorum. Tayland'da 15 günde ne kadar para harcanır sorusunun net bir yanıtı yok, kişisel tercihlere göre değişir, rakam vermem doğru olmaz. Türkiye'den ucuz bir ülke olduğu kesin. 20 Ocak-02 Şubat tarihleri arasında tekrardan bir Tayland gezimiz olacak. Sizleri elimden geldiğince bilgilendirmek isterim. Lütfen eşinizle çocuğunuzla Pattaya'ya gitmeyin. Siz Ankara ÇinÇin'de, İstanbul Tarlabaşı'nda, İzmir Levent'te eşinizle tatil yapar mısınız? Lütfen Pattaya'da da yapmayın. Phuket'e gidin Pattaya'nın kıyısından dahi geçmeyin. Ben hırsızlık yada dolandırıcılıkla karşılaşmadım. Fakat yinede olmaz diye bir şey yok. Paranızı ve pasaportunuzu otel kasasına koyun. Günlük yanınıza 1.500-2000 Baht alın. Yeterli olacaktır. Nerede yemek yerseniz yiyin eğer Domuz eti yemiyorsanız bunu mutlaka belirtin. Çünkü hemen hemen her yerde domuz eti de var. Hatta bir çok yerde gözünüzün önünde domuz eti pişirilen tavada size bir şeyler pişirilebilir. Eğer bu konuda çok hassassanız ciddi uyarılarla karşınızda ki kişiye bilgi vermelisiniz. Balık, yengeç, ahtapot v. s. bir çok şey yedim. Bence hepsi çok iyiydi. Fakat sokaklardan yemediğim için yorum yok. Merhaba Yağmur Hanım. Ayrıntılı Tayland, Bangkok, Pattaya ve Phuket bilgileri, alışveriş ve yemek tavsiyeleri için çok teşekkürler. Maddi yönden rahat olunca rahatça harcayıp gezmişsiniz. 🙂 Yararlı güncel bilgiler oldu sayenizde. Sonraki yorumunuzu ben ve okurlarım olarak merakla bekliyoruz. Öncelikle çok yerinde tespitlerde bulunmuşsunuz. Evet 2 gündür pattayadayım. Arkadaslar önceki dönemlerde yapılan yorumların devri geçmiş. Anlayacağınız eski çamlar bardak olmuş. Doların da TR bazinda deger kaybetmesi de olayın tuzu biberi olmuş. Kriter ucuzluk ise şayet artik Pattaya bu sınıfın dışında kalmış bile. Fiyatlar Türkiyeden farksız. Gelecek arkadaslar bir kez daha hesap ayarlamalarını gözden geçirsinler. Çünkü Istanbuldaki hesap artik Pattaya ya uymuyor. 8 gün daha burdayım. Detaylı aktarımlari ilerleyen günde paylaşacağım.. Pardon Doların TR bazında deger kazanması dicektim.100 doları Tr de 380 TL ye alıyorsunuz. Burda 100 dolar 3500 Baht'a bozuyorlar. Thailand ta ne kadar para harcarim sorusuna cevap vermek zor. bu kisiye gore degisir.. sokakta thai yemekleri yersin günü 200 baht la gecirirsin. gunde 1000 tl de harciyabilirsin. senin nasil bir tatil gecirmek istedigin ile alakali. 30 tl ye de otel var 500 tl ye de.. bunun ornekleri cok. bence 4000 tl ile gidiyorsan yaninda kredi veya atm karti da olsun tatile gitmisken ne yapmak istiyorsan hepsini yap. gece hayati ve kadinlara takilicaksan otel yeme icme ve kadinlar gece hayati minumum 2000 baht bu da tl olarak asagi yukari 200 tl yapar.. ulkemizde euro ve dolarin yukselmesi ile turk parasi baht karsisinda da deger kaybetmistir. tayland da artik ucuz ulkeler listesinden yavasca cikmaktadir.. iyi tatiller. Tayland fiyat ve harcama bilgileri için teşekkürler Turgay Bey. Kadir Bey uçak bileti dahil kişi başı 2000 lira yeter mi diye soruyor, onun için yetmez dedim, 15 gün. Bilete zaten çoğu gidecek. Tayland'a 2-3 ay sonrasına 1500-1800 liraya uçak bileti bulunabiliyor ama yine de o paranın yetmesi mümkün değil tabii. Burun ameliyat için size bilgi vereyim. Geçen hafta Thailand burun estetiği olan bir arkadaşım var kendisi Thailand vatandaşı ordan sizin yazınız aklıma geldi. Kendisi Bangkok ta oldu ücrette 25.00 vermiş 25.000 bht bilginiz olsun isterseniz hangi hastane olduğunu sorar size bilgi veririm. Thailand her yıl tatil yaptığım yer ve uzun yıllar uluslararası turizmde çalışmamdan yola çıkarak biraz yeni gideceklere bildiklerimi yazmak istedim. Çoğu kişinin merak ettiği yemek ve domuz eti. Her ne kadar gittiğiniz yerlere domuz eti yemiyorum deseniz de sonuçta mutfak bölümünde aynı tezgahta hazırlanıyor aynı bıçak aynı yağda kızartılıyor yani bir şekilde yediğimiz yiyeceklere bulaşır bu bir gerçek. Domuz eti pişti mi hafif beyaza bürünür yanı hindi etine benzer bilginiz olsun eğer ki biftek söylediniz renginde hafif beyazlık görür seniz muhtemelen domuz etidir. Genelde 5 yıldızlı otellerde sabah kahvaltısında verilen BACON veya ham sucuk şeyler domuz etidir BECON tamamen domuz etidir bilginiz olsun. Pattaya da Walking Street yakın sahilden yürürken solda sturbucks coffe hemen yanında bir restorant var defalarca gitmeme rağmen ismini hatırlayamadım ama herkese tavsiye ederim kaliteli ve temiz canlı jazz ve güzel hizmet veya deniz mahsülleri sunan restoranlar var oraya gidin Walking street de. Seçenek çok yemek konusunda. Fazla ucuz yerleri tavsiye etmem. Bangkok gidecekler için önerim thonglor bölgesi tavsiye ederim hem bölge olarak hem kalite ve temiz restorant ların olduğu bir yer ama bilirsiniz Bangkok mega şehir yok yok. Ailece gidilir mi bu kişinin ailece hayata bakış açısına bağlı eğer gece hayatının sokaklara taşındığı sizleri rahatsız etmiyorsa gidilir neden gidilmesin ha kafa dinleyecem ailece sakin huzurlu bir tatil için uygun değil zira fazla gürültülü aşırı derecede fazla barlar müzikler hayat kadınları rahatsız etmiyorsa ailece gidilir. Harcama herkesin merak konusu ne kadar para gider ne kadar çok para o kadar eğlenirsin eğer eğlenmeye gidiyorsan tabii ki. Ben samimiyetimle söylüyorum bazı insanlar yazmış günlük 50 tl falan kral gibi yaşarsın tamamen yalan kesinlikle inanmayın yeri geldiğinde Türkiye'den daha çok pahalı yani kabaca şahsım ben günlük 5000 bin baht harcarım hatta fazlası var eksiği yok. Ama Hintliler gibi takılacaksanız birşey diyemem günlük 2000 baht yeterli derim. Ucuz diye bir şey yok dünyanın hiç bir ülkesinde yok. Hayat her yerde pahalı özellikle bu zamanlarda paramızın dolara karşı değer kaybetmesi baya pahalıya gelir. İçki konusunda gene bir yorum da suyu bile tadı farklı evet değişik bir iklim ordan bizim ülkemize gelenler de aynı şeyi söylüyor farklı olması gayet normal dünyanın değişik ülkelerine gidin aynı şey karşınıza çıkar. Alkol konusunda evet tabii ki dikkatli olmak lazım bu sadece Tayland için geçerli değil bizim ülkemizde de çok fazla insan hayatını kaybetti sahte içki yüzünden onun için nerde ne içtiğine dikkat edeceksiniz nereye gidersen git her zaman kendine bakacaksın. içki sipariş ederken mümkünse çaktırmadan veya direk bakacan ne dolduruyor hatta şişeyi iste bak. Şahsım olarak o kadar içki içen birisiyim herhangi bir sorun yaşamadım ne duydum ne de gördüm. ama illa ki olmuştur. Thailand yeni gidecekler koku konusunda herkes zaten yazmış. İklimin fazla sıcak olması ve yaşam kültürleri sokak ta yemek pişirmeleri artı alt yapısı kötü olduğundan böyle bir manzara karşımıza çıkıyor. Tayland hakkında bilgiler ve öneriler için çok teşekkürler. Slm arkadaslar. 25 ocak 5 Şubat 2017 tarihlerinde Pattaya'daydim. Oncelikle Alper beye tsk ediyorum boyle bir blog olusturupta gitmeden once bilgilendirici paylasimlar icin. Ben cok istifade ettim. Evet arkadaslar hele ki gitme veya gitmeme noktasinda kararsiz olan arkadaslara kesinlikle gidin derim. Hem oyle turla falanla da degil alin valizinizi gidin. Gercrkten dolu dolu bir 10 gun gecirdim. Ve lutfen oyle cok ince eleyip sık dokuyarak hesap yapip gidecekseniz hemen gitmeyin biraz daha birikimli gidin derim. Yoksa korfez ulkelerinden gelen ya da hindistandan gelen turistler gibi seyirlik bir tatil olur. Simdi nacizane tavsiyelerimi maddeler olarak siralamak istiyorum. 1-Ortalama 300-400 TL fazla verin ama kesinlikle THY tercih edin. Zaten o fazla odeme size mil olarak geri donuyo. 2-İster benim gibi tek gidin ister arkadasinizla gidin ama benim tavsiyem Turla falan gitmeye gerek yok. Bookingden otel rezarvasyonunuzu yapin odeme zaten orda. 3-Bir kere şunu soyleyim TR deki hesap oraya uymaz. Artik pattaya ucuz tatil kategorisinden bir gomlek atlamis hele ki TL nin Dolar karsisinda deger kaybetmis olmasi da cabasi. Soyle ornek vereyim burda 3750-3800 TL araligindaki Dolari orda 3500 Civarinda bozuyorlar. 4-Havaalaninda indikten sonra ilk is Pasaport kontrolunden sonra onlarin gsm operatorlerinden birini alin ve telinize gerekli ayarlamayi da onlar yapiyolar zaten. Ben 10 gunluk paket aldim 4990 Baht verdim. Yani 50 TL. 5-Hic Pattaya icin otobusu beklemeye gerek yok arkadaslar zaten belli saatlerde kalkiyor. Patayyadan gelen taksiciler zaten sizin yaniniza geliyolar. 1500 Baht istedi benden pazarlik sonucu 1200 Bahta 160 km ve otele teslim pattayaya rahat bi sekilde gittim. 6-Eglence icin rahatlikla her mekana girin ama orda calisan bayanlardan ozellikle go go barlardan kiz almaniza gerek yok. Cekinmeyin gulumseyin ve rahat olun. Eglenme icin ve sonrasinda bayan arkadas icin insomnia, ibar, mixx tavsiyelerim. Pazarlik esas kural. 7-Mutlaka Honey2 ye gidinn. 6 katli bir body ve sonrasi happy ending olan masaj salonu. 8-Yemek icin iki mekana mutlaka gidin. Central Festivalin 5. katinda AYA ve bitisiginde Barbeku restorantlar. Fiyatlar da gayet makul. 9-Cilt bakimi ve yuz masaji icin yine central festivalin zemin katinda yan yana iki mekan. Mutlaka gidin ayni zamanda manikur ve pedikur de yaptirin derim. Cikin 4. kata unisex kuaforlerde bir guzel saclariniza rötuslar yaptirin. 10-Sahilde mutlaka jet ski ve sonrasinda parasute binin derim. Harika bir aktivite. 11-Merkezden motorsikletle ulasimi tercih edip yaklasik bi 10 km sehrin disinda one million stone parka gidin. Orda Fil safarisi yapip gs li arkadasin timsah showunu izleyin derim. Fazla detaya girmek istemedim ama sorusu olan arkadaslari cevaplayabilirim.. Selamlar. Merhaba herkese, yorumları okuduktan sonra bende birseyler yazayim dedim. biz esimle balayi icin 7 gunluk phuket gezisi dusunduk. biletler ekimde emirates den alindi. otel 7 gece 2 kisi kahvalti dahil 1300 tl, bunun disinda ne kadar para bulunduralim, cok para harcamayi sevmiyoruz ama kendi imkanlarimizla gidecegimiz icin emin olamadik, ozellikle yemekler konusunda tereddutlerimiz var. karon sahilinden yer dusunduk. bileti en hizli ve en ucuz istanbul-dubai aktarmali olarak bulabildik. bizi aydinlatabilirseniz seviniziriz, saygılar. Cevap verecek ya da bilgi verecek kimse yok mu, saygılar. Merhaba. Tayland Türkiye'den ucuz bir ülke. Belli bir bütçe rakamı vermek doğru olmaz. yazı ve yorumları okuyarak Tayland'da fiyatlar ve harcamalar konusunda bilgi edinebilirsiniz. arkadaşlar thailand ucuz mu sorusuna aydınlık getirmek istiyorum.. dolar ve euronun tl karşısında artmasından sonra thailand tabii ki ucuz olmadı paramız şu anda diplerde fakat siz orda nasıl takılmak isterseniz paranız o şekilde ucuz veya pahalı.. bangkok havaalanından pattayaya 12 tl ye de gidebilirsiniz..150 tl yede.. 10 tl ye sokak yemekleri ile günü geçirebilirsiniz, 50 tl yede.. fakat genel olarak ben ilk thailand'a gittigimde condo fiyatları $15,000 dı, şu anda $30.000 dan başlıyor. hiç birşey eskisi gibi değil.. bence kısa tatil yapın iyi yapın minumum 10 gün olmalı. Tayland para, fiyat, harcama bilgileri için teşekkürler. Tayland'ın ucuz mu pahalı mı olduğu sorusuna bir yanıt oldu. Türkiye'den ucuz bir ülke olduğu kesin, ama dediğiniz gibi lüks seyahat etmek isteyen istediği kadar harcayabilir. Tayland'a 16 kere gitmiş biri olarak söylüyorum. Şu an Tayland Türkiye'den pahalı bir ülke. İlk gidişim 2007 yılı idi ve 100 dolara 4.100 baht alıyordum. Ve dolar kuru 1.85 TL idi. Son olarak 2017 Ekim ayında gittim ve 100 dolara 3.200 baht alabildim. Dolar kuru ise 3.70 civarıydı. Türk lokantasında bir çorba ve bir adana yedim hesap 480 baht. Yaklaşık 53 TL civarıydı. Bangkok Havaalanı'nda Burger King Whopper menü ise 55 TL idi. Yani bizden pahalı şu an. Selamlar. Arkadaşlar merhaba ben phuketten dün döndüm.. fiyatlar sudan ucuz değildi:) masajlar: ayak masajı 800 baht vücut 2000 baht (45dk) 4000 baht (2saat)... phi phi adası dahil tekneyle adaları gezmek 4000 baht... kaplanlarla resim çektirmek 2000 baht.. fil safarisi 30 dk 1100 baht... yemeklere gelince avm lerde pizza vs bulabilirsiniz.. çorbaları çok kötü su içinde havuç karides yiyemiyosunuz bile ama dediğim gibi avmlerde istediğiniz yemeği bulabilirsiniz ördek pilav tercihim oldu genelde.. 70tl civarı tutuyor... kardeşim 3 yıl önce gitmişti o zamanki fiyatlar kesinlikle yok bilginize... bana taksi ucuz geldi 5 saat taksi 1200 baht civarı tutuyor istediğiniz yere götürüyor ve kime indirim istesem direkt nooooooooooo!!!! Diyolar bilginize:) herkese iyi tatiller gidin görün kesinlikle tavsiye ederim. Güncel Tayland seyahat ve fiyat bilgileri için çok teşekkürler. Biz de şu an Phuket'teyiz. Tatilimiz bitince detayları paylaşacağım. İyi tatiller Ömer Bey, dönüşte Tayland seyahat yorumlarınızı beklerim. Tekrar merhaba, biz öncelikle Emirates ile Dubai üzerinden Phuket'e gittik. Size tavsiyem direkt uçuş bulmanız, biz çok rahat gittik, 1 saat aktarma Dubai bizi çok yormadı. Ucusları iyi arastırmak lazim. Turkmenistan airways, Qatar airways, Singapore air, Etihad air, THY ya da Emirates uyguna ucabiliyor dikkatlice takip edip yakalamak lazim. Biz 22 subat-1 mart arasi oradaydik. Havaalanindan Karon sahiline 400 bahta minibus taksi ile gittik. Otele 1 hafta 2 kisi 12600 baht verdik ve kahvalti dahildi. yine taksi tutup wat chalong, big buddha, prompthep cape, karon view point, rawai pier& beach, kata beach'i 1600 bahta dolastik. karon sahili aile ve yeni evliler icin ideal ve denizi temiz, tavsiye ederim. 1 gecemizi de tuk tuk ile patong sahili ve bangla road a ayirdik. gidis 400, gelis 400 baht karon sahilinden patong a. bangla road enteresan bir yer pek bize hitap etmese de rock bar ve publeri guzel. yalniz patong cok kalabalik ve rahatsiz edici geldi biraz. en son olarak da phi phi adalarina 2 kisi 1800 bahta gidip geldik. maya beach, viking cave ve diger bayleri gorme sansimiz oldu, tavsiyem feribotla gitmeniz hem ucuz hem de surat teknesi gibi yormuyor. www. phiphi-ferry. com dan daha ucuza alabilirsiniz. biz turdan aldik. para konusu gercekten göreceli, gezmek ve yemek icmek icin paranız olmali. biz phuket'i ve insanlarini cok sevdik. cok motorsikletli var ve trafik sagdan akiyor, dikkat edin. yemek konusuna gelince deniz urunlerini ve thai pilavini tavsiye edebiliriz. tropik meyvelerden de mutlaka yiyin. son olarak resort otel ya da pansiyon otel yerine bungalow daire tavsiye ederim herkese biz çok memnun kaldik. saygilarimla. Tayland seyahatiniz hakkında bilgi ve deneyimlerinizi paylaştığınız için çok teşekkürler Ömer Bey. Epey gezmişsiniz, yararlı tavsiyeler oldu bunlar. Gerçekten keyifle gezilesi bir ülke Tayland. Mutluluklar, saygılar. Teşekkürler Alper Bey. Bu arada en önemli şeyi söylemeyi unuttuk. Kişi başı 300 bahta Thai masajı da yaptırdık. Gidenler mutlaka yaptırsın diyemeyeceğim çünkü biz geleneksel olanindan yaptirmaya korktuk. baş-boyun-sırt-ayak olan karma masajı yaptırdık. Tekrar teşekkürler bilgileriniz için sayenizde zorlanmadan rahat bir tatil yaptık. saygilar. Tayland'da masaj fiyatları yükselmiş demek. Geleneksel Tay masajı bir kere yaptırdım, çok sert germeler, çekmeler, kaldırmalar, çevirmeler, baskılar var, insanın canı yanıyor biraz. Bahsettiğiniz diğerleri son derece keyifli. Nice seyahatler dilerim. Merhaba. Hayır gidilemez. Sadece pasaport istemeyen Gürcistan ve Kuzey Kıbrıs'a gidilebilir. Tayland mümkün değil. Merhaba alper bey 3400 gidiş dönüş bileti aldım. yalnız henüz bir rotam yok couchsurfingten 2 host ayarladım ama yalnız da takılabilirim.. bu benim maceram olucak. tavsiye edeceğiniz konaklama konusunda nasıl davranmalıyım paramı nasıl değerlendirmeliyim 3 bin lirayı. Bangkok uçak biletine epey para vermişsiniz. Aktarmalı olarak çeşitli hava yolu şirketleriyle daha ucuza Tayland'a uçak bileti bulmak mümkün, ama tabii THY ile direkt uçmanın rahatlığı başka. Tayland'da 20 liraya hostellerde ranzalı yatak, 60-100 liraya ucuz oteller, 100 dolara lüks oteller bulabilirsiniz. Lüks restoranlar yerine sıradan cadde ve sokaklarda halkın gittiği lokantalarda yemek yerseniz oldukça ucuza mal edersiniz. Rica ederim. Evet, günleriniz her iki Tayland seyahat planı için de yeterli. Şehirler arası otobüslerde hırsızlık olabiliyor, uyursanız para ve pasaportunuzu ceplerinizde tutun, çantanızla temas halinde kalın. Bir müze, tapınak veya saraya sizi götürmek için ısrar eden tuk-tukçularla gitmeyin, anlaşmalı oldukları mağazalara götürüyorlar. Tayland'a gitmek için Emirates hava yolu mantıklı, çünkü daha lüks ve güvenli. Dubai aktarmasında havalimanından çıkmadığı sürece transit vize gerekmez. Rica ederim, fakat transit vize için emin olamadım, ben yeşil pasaportlu olduğum için gerekmemişti, siz yine de onu konsolosluğa veya Emirates'e bir sorun bence. Hava limanından dışarı çıkmadığın sürece hiç bir ülke vize istemez. 4 mayısta gidiyoruz insallah hersey güzel olur merakla bekliyoruz. Beyler son zamanlarda taylandda kapkacci çoğaldı altin boynunuza takmayin motorla gelip yanımıza çekip altını kaçıyorlar cüzdanınıza sahip çıkın adamlarin derdi sadece para altin polise güvenmeyin bu ülkede türk polisi gibi değil rüşvet istiyor burdaki polisler telefon almak isteyen bangkokda mbk var orda sırf telefoncular dolu her kadınla yatmayın aids bulaşabilir genellikle pattayada 1 aydan fazla kalacaklar tifo hepatit n aşısı olsun sivri sinek ilacı alin buranin sivri sinekleri çok pis isirdi mi yumruk yemisin gibi sisiriyo ve kasindiriyor. yemek icin en ucuz 7 eleven markette satılan spagetti makarna pilav tavuk 3 yada 4 lira ya da mcdonaldstan yeyin. Merhaba. Tayland'a girişte doldurulan ve havalimanı polisi tarafından ilki alınan Arrival & Departure Card'a kalacağınız otelin adı ve adresini yazmanız gerekiyor ama herhangi birini yazın fark etmez. İstanbul da yaşıyorsanız Cevahir AVM deyim Thailand hakkında bilgi ve öneri isterseniz yardımcı olurum. Haziran ayında Tayland hava durumu epey sıcak geçer, Mart-Haziran sıcak mevsimdir. Kısa süreli Muson yağmurları yağar. Yazın gitmemenizi tavsiye ederim. Yağmur sorun değil ama nemli sıcak rahatsız eder. En iyi mevsim Kasım, Aralık, Ocak, Şubat aylarını kapsayan serin mevsim; ki yine de yeterince sıcak. Gökhan.. Tek başına takılıp, maceranın derinliklerine dalmak için çekinme. Tek olarak git. Orada inan ki seni hiç kimse rahatsız etmeyecek. Tabii senden bir pislik çıkmazsa. Benim sana tavsiyem, tanımadığın birisiyle seyahat etmek daha riskli ve tehlikeli. Bu uyarım tecrübe ile sabit, dikkate al lütfen. Rica ederim Alper Metin bey.. Asıl; gördüklerimiz, bildiklerimiz, tecrübelerimizi paylaşıp, ihtiyaç sahiplerine faydalı olabileceğimiz ortamı yarattığınız için ben size teşekkür ederim.. Özellikle; seyahatlerinde 'yoldaş' aramak için internet ortamından tanıştığı, önceden hiç tanımadığı, bilmediği kişilerle uzun yollara çıkma \"CESARETİ\" gösteren arkadaşları tekrar uyarmak istiyorum.. Yapmayın arkadaşlar. Çok acı hikayeler duydum, biliyorum. YAP-MA-YIN.. Arkadaşlar ben eylül başı Tayland'a gitcem tabii ki eğlenmeye 🙂 Sizce Bangkok'a mı gitsem yoksa Pattaya'ya mı yani demek istediğim hangi yer uygun olur bazı arkadaşlar diyor Bangkok pahalıdır Pattaya git diye bilgisi olana arkadaş var mı yardımcı olursa cok sevinirim. Merhabalar biz de Bangkok'a gitcez bide Pattaya da düşünüyoruz biz de Eylülde gideceğiz peki çok mu yağmur var o tarihlerde tüm eğlenceler iptal mi oluyor mesela barlar falan eğlence mekanları kapanır mı kararsız kaldık bilgisi olan varsa yardımcı olur mu lütfen. Merhaba. Tayland'da Eylül ayı yağmurlu geçer ama seyahatinize engel oluşturmaz, bir şemsiye işinizi görür. Merhabalar çok çekinerek Tayland a gitmiştim geçen hafta döndüm. Bilgi niteliğinde gidecek arkadaşlara kesinlikle Phuket ten şaşmayın derim.. Pattaya ve BKK tamamen zaman kaybı. Phuket için pahalı diyorlardı ama bence pahalı değildi.. Gece hayatı isteyenlerin Pattaya ya gitmesine gerek yok. Patong da Bangla Road var onun dışında yüzebileceginiz birçok temiz yer var. Yapabileceginiz etkinlikler fazla \"FANTASEA\" mutlaka gidilip görülmeli.. Onun dışında Pattaya ve Bangkok da acayip sıkıldım pişman oldum son günlerimi orada geçirdiğime.. İnsanları oldukca güleryüzlü ve iyi niyetli hiçbir konuda çekinmenize gerek yok en kısa zamanda tekrar gitmeyi planlıyorum umarım yardımcı olabilmişimdir. Alper Beye gitmeden önceki tavsiyeleri için tesekkürler.. Tayland seyahat bilgi, öneri ve yorumları için çok teşekkürler Emre Bey. Elbette oldunuz, her yorum ve bakış açısı önemlidir. En kısa zamanda yeni bir Tayland gezisi dilerim. Biz iki kisi bu Thailand turlara katılsak daha mi iyi olur diye düşündük 7 gece 8 gün Pattaya tatili icin 2 kisi 4.500 tutuyor iyi midir yeterli olur mu yanimiza da 1000 lira alsak gece hayati yemek icin bi yardimci olsaniz seviniriz. Tayland turunun fiyatı uygun. Tayland ucuz bir ülke ama 1 haftada 1000 liranın yetmesi için biraz dikkatli harcamanız gerekir. Bence banka hesabınızda da nakit bulunsun ki orada gerekirse ATM makinelerinden Tayland Bahtı çekersiniz. Tamam turlarda istedigimiz gibi takilma imkani vardir ins senin bu yazdiklarindan sonra ülke guzel olmasa da gidip gormek lazim aksam Taylandlı hatunlarla takilmak bar falan gece hayati da icinde olacak sekilde tahmini ne kadar gider. Tayland'da ne kadar para harcanır konusunda rakam vermem doğru olmaz çünkü herkesin harcama tarzı faklıdır. Tayland'a gitmeden önce otel rezervasyonu yapmanız daha iyi olur. Arkadaslar merhaba 24 agustos 5 Eylul arasi Tayland'a gidiyorum 2. kez oralari biliyorum gelmek isteyen arkadaslar 5323260345 numaram arayabilir aşırı eglenceli biriyimdir İstanbul'da yasiyorum 28 yasindayim. Merhaba. Yazin asil sorununuz yagmur degil asiri sicak hava olur. Cehennem gibi olur Agustosta gitmeyin. Istanbul sicagindan cok daha kotu ve bunaltici olur hava durumu. Kendiniz tapinaklari gezebilirsiniz. Lokanta isim olarak bilmiyorum. Japonyadan selamlar. Tayland para birini baht Turk lirasinin yaklasik onda biri ediyor. 1 lira = 9.5 baht. Elektronik eşya için Tayland Singapur'dan daha ucuz. Selamlar simdi gordum sitenizi. Biz de Eylul 1-10 arası Phuket'e gitmeyi planlıyoruz esimle. Ama bir sorum olacak. Esim Ukrayna vatandaşı. Onun da vizeye ihtiyaci var midir acaba? Tesekkurler. Merhaba. Tayland Türk vatandaşlarından vize istemiyor ama Ukrayna vatandaşları için Tayland vizesi gerekli. Ukrayna vatandaşları Tayland'a girişte vize alabiliyorlar ancak ülkeden geri dönüş uçak biletlerini, kalacakları adresi göstermek zorundalar. Nakit 2.000 Tayland Bahtı ücretli olan bu giriş vizesini alabilmek için ayrıca en az 10.000 baht veya karşılığı nakit paranın kişinin yanında olması gerekiyor. Ülkeden çıkışı karadan yapacaklarsa bu havalimanı giriş vizesini alamazlar. İyi bir Tayland tatili dilerim. Yazdığım koşulları taşıdığı sürece Tayland vizesini kapıda alabilir. Yine de içiniz rahat etmezse gitmeden önce elçilik veya konsolosluktan alabilir. Şahsım daha önce defalarca gittim ama arkadaşım ilk kez gidecek benim ailede olan ani sağlık sorunu yüzünden bu seyahati yapmam mümkün değil... Biletlerin parasını geri alamıyoruz promosyonlu olduğundan dolayı... Bu tarihte gidecek olan var mı şu arkadaşı beraber götürebilir mi varsa inanın çok mutlu olur en azından onun bileti yanmasın. İstanbul'da oturuyoruz... Varsa böyle bir iyilik yapacak mymoonface77@ gmail. com bana ulaşabilir. Selam arkadaslar Aralik 13 de Pattaya'da olacagim bu ücüncü gidisim o zamanda orada olacak arkadaslarla görüsmek ümidiyle. Bu eğlence ve dinlenme, deniz ağırlıklı rahat bir Tayland tatili önerisi. Seyahat maliyeti için rakam vermem doğru olmaz, herkesin harcama tarzı ve konfor beklentisi farklıdır. Merhaba site yöneticisi ve değerli arkadaşlar ben 6 defa Tayland ülkesine gittim. Ayrıca bilgilendirmelerinden, yardımlarından ve güzel cevaplardan dolayı Alper Metin beye teşekkür ederim. Tabi burada herkes yaşadıklarını ve yaptıklarını yazmış. ama bilgi verme işi çok az. beni dikkatle dinlerseniz harcadığınız paranın üçte birini bile harcamazsınız ve eğlenceyi tam yaşarsınız. 1. uçak bileti seçenek çok şu an 1500TL den 3500 TL arasında gidiş geliş var Katar'ın promosyonlu uçuşları var ayrıca skaycanner. com sitesinden aylık günlük hatta anlık takip edin fiyatlar her saat değişir. 2. Tayland'a indiniz vize yok ama vize yerine geçen size bir kart verilecek bunu doldurmak zorundasınız kartta yazanlar İngilizce korkmayın kartta yazanların hepsi pasaportunuzda var bakın oradan yazın Pattaya'ya gidecekler taksiye 1000 baht'tan fazla vermeyin ve dış hatlara Pattaya'dan taksiler müşteri getirirler onlara 250 veya 300 baht verin sizi götürürler otobüsler her saat var zemin katta lüks ve güzel klimalı 135 baht... bir tl = 9 baht 50 10 baht eder. 100 dolar 3340 baht eder 100 yuro 3950 baht eder. herkes yazmış boking com. otel bulun diye korkmayın her yer otel herkese her keseye uygun otel var kafanıza takmayın 30tl ye de var 300tl yede var iyi pazarlık edin booking com'un üçte iki fiyatına aynı otelde kalırsınız. bazı arkadaşlar birayı nerede içtiler bilmiyorum 15 tl yazmışlar en lüks bar ve gazinolar ton's bar insomniya bar ve mixs bar Walking Street'te 90 baht bira yani 7,5 tl. usulen bira gelmeden fiyatını sorun yabancı görüp kazıklamasınlar. bir tiyo daha vereyim 7 eleven marketlerde hongtong viskisi var 350milim 145 baht 15 tl. 70'lik 255 baht 25, tl. içimi hafif ama çok güzel. Türkiye'den giderken sabah kahvaltısı için peynir zeytin salam gibi götürün. yemek için türk lokantaları pahalı hatta çok pahalı gerçekten 12 ve 13 sokak arkasında villa market var. birde tukkom telefon binasında zemin katta veya bir alt katında tops market var birde Hilton otelinin zemin katında ne ararsanız var ekmek dahil kime sorsanız gösterirler buraları, buralarda ekmek çay et ne isterseniz her şey var pişmiş et ve 20 çesit salata var öğle ve akşam yemeği için ideal ve ucuz yerler. sabah kahvaltınızı da buralardan alın ve otelde yiyin. bayana gelince seçiminizi iyi yapın çok para isteyenleri ve nazlanarak gidenleri götürmeyin geceniz zehir olabilir bayanlara güler yüzlü olun kaşlarınızı çatmayın yüksek sesle konuşmayın iyi davranın size güven sağlarlarsa ekstradan tırnaklarınızı keser banyoda keseler ve masajınızı yaparlar size çok güzel gece geçirtecektir 100 baht bahşiş bile onları mutlu eder telefonunuzu alıp sizi yarın akşam arayacaktır. ben ilk sefer gidişimde 20 günde 3500 dolar harcadım. ikincide 2500 dolar harcadım üçüncüde 1400 dolar harcadım son gidişimde 20 günde iki akşam boş geçti uçak hariç, sahile sıfır 3 yıldızlı otel dahil 1400 dolar harcadım alemin en kralını yaşadım yeni gidecek arkadaşlar korkmayın Tayland ülkesi güvenli sorun çıkmaz bayanları lüks gazino ve barlardan almayın neymiş hastane raporları varmış inanmayın hepsi yalan. sahil boyundan alın demiyorum size bir tiyo daha vereyim sahil bayanlarının sabit her akşam dikildiği durduğu yerler vardır 5 ve 14 sokak arası sahil boyunda olurlar, fabrikada çalışan kızları oralara sokmazlar veya aileleri duyar görürler diye oralara gelmezler akşam saat 20:30 dan sonra fabrikada calışan kızlar gezme amaçlı çıkarlar bunlarda 1 ve 5 sokak sahil boyunda olurlar ve genelde tanınmamak için hafif loş veya karanlık yerlerde dururlar hem dürüst olurlar hemde 2 saatlik paraya sabahlarsınız sizin en lüks gazinodan aldığınız kızlardan daha güzeldir bunlar. bayan alırken Hintliler gibi toplu gitmeyin bayanın yanına korkar gelmezler. akıllı olun sadece iki akşam bayan almadım 18 gece bayan ile beraberdik bazı arkadaşlara bu rakamlara ve yazılanlar komik gelebilir. uyanıklık para etmez biraz ağır abi ve akıllı olmak yeterli. not: tay kızları havalı, yılışık ve uyanık kişileri sevmezler. aliahmet5454 hotmail. com iyi tatiller arkadaşlar. Ali Ahmet Bey, merhabalar. 20 yıl önce Tayland'a turla eşimle gitmiştik. Çok beğendim, tekrar gitmek istiyorum. İngilizce hiç bilmiyorum. Yeşil pasaportum var. Güvenebileceğim bir tur ismi verebilir misiniz?Teşekkürler. Nigar hanım ben tur ile hiç gitmedim tur ucuz gibi olsa da her günlük gezide 50 dolarınızı alırlar. Not: onların gezdirdiği yerler para tuzakları gitmeyebilirsiniz seçim sizin zorlayamazlar. Tabii ki bayan olarak tek gitmek istemezsiniz internetten seçkin olan turlara bakın. İngilizce şart değil onlar da tarzanca ingilizce biliyorlar sıkıntı yapmayın telefonunuz akıllı telefon ise gitmeden dil çeviriciyi yükleyin herkes onu kullanıyor iyi tatiller. Yorumlarınız, yol gösterici, herkese çok teşekkür ederim. Ben 20 yıl kadar önce eşimle beraber, bir turla Bankong'a bir haftalığına gitmiştim. Bir deniz kıyısına götürmüşlerdi ama ismini hatırlayamıyorum. Ben bayan olarak tek başıma bir turla gitmek istiyorum. Phuket ağırlıklı olarak bir tur şirketi tavsiye eder misiniz? Kolay gelsin. Tayland gezi rehberi yazımı beğenmenize sevindim, teşekkürler. Tur konusunda Gruppal iyi bir firmadır. Merhaba. Açık tarihli dönüş bileti olur. 50 yaş üzeri turistler O-A türü vize ile 1 yıl kalabiliyorlar. Bildiğim kadarıyla gitmeden önce buradaki Tayland Büyükelçiliği'nden almak gerekiyor. Merhaba Hüseyin Bey. Gayet güzel bir Tayland tatil planı ve rotası olmuş bence. Ancak haritaya bakmışsınızdır, Hua Hin ile Ko Samui arası mesafe, özellikle de dönüşte Phuket ile Pattaya arası yolculuk epey uzun, bu iki yol için yerel uçak biletleri bakabilirsiniz. Şimdiden harika bir egzotik tatil dilerim. Alper bey ilginiz için teşekkür ederim. Bu plan için öneriniz olabilir mi? Aslında Hua hin ile Krabi'ye uğrayıp uğramamak konusunda tam olarak karar verebilmiş değilim. Bilen biri olarak siz ne dersiniz? Buralarda zaman kaybetmek yerine Ko Samui ve Pukhet ve çevresinde daha çok mu kalıp gezsek daha iyi olur? Bizim için doğa ve kültür gezisi ön planda. Öyle pek sportif aktivite yapmak amacında değiliz. Ben sadece deniz altı dalış meraklısıyım. Olabilirse iyi bir bölgede bir defa olsun dalmayı isterim. Motosiklet kullanıcısıyım. Bir çok yeri motosiklet kiralayarak gezmeyi planlıyorum. Rica ederim. Hepsi Tayland'ın güzel yerleri. Eğer şehir eksiltmek isterseniz Pattaya şart değil. Dalış için Koh Samui ve Phuket çok güzel olanaklara sahip. Tayland'da motosiklet kiralamak için pasaport, telefon numarası, otel adresi ve nakit para gerekiyor. Motorun model ve gücüne göre günlük ücretler 150 ile 450 baht arasında değişiyor. 18.03 2018 tarihinde Bangkok gidecegim Kuveyt Havayolları ile bu tarihte gidecek olan arkadaş varsa İngilizcem zayıf gidecek arkadaşlar yardımcı olma amacıyla yol arkadaşı olur mu yusufkaraaslan243345@ hotmail. com görüşmek umuduyla Ufuk Eraslan. Evet sadece Tayland için değil, bütün ülkeler için gerekli. Havalimanlarında yurt dışı çıkış harç pulu satış büroları var. Alper bey tekrar merhaba. Daha önce de bahsetmiş olduğum gezi planımdan Hua Hin'i çıkarmayı düşünüyorum. Arada kalıyor ve hava alanı yok. Phuket tarafına uçak ile gitmek için tekrar Bangkok'a dönmem gerekecek. Bu da zaman ve maliyet demek. Bu nedenle Bangkok'tan uçak ile aşağı gidip orayı yani, Phuket, Krabi ve Ko Samui bölgelerini gezerek geri Bangkok'a dönmeyi düşünüyorum. Vakit kalırsa günü birlik Hua hin ve Pattaya'ya birer günlük sadece görmek amaçlı uğramayı düşünüyorum. Rica etsem, bu plan hakkında görüşlerinizi alabilir miyim. Merhaba Hüseyin Bey. Hua Hin'i Tayland tur planınızdan çıkarmanız mantıklı olmuş, böylece başkent Bangkok'tan uçakla güneye bir gidiş ve bir de dönüşle rahatça gezebilirsiniz. Sonuçta bu bir tatil, koşturmaktan çok rahat etmek önemli. Rica ederim. Sayın Alper bey Tayland'da paramatik kartlarımızla para çekebilir miyiz yoksa paramızın hepsini cebimizde mi götürelim? Ufuk Erarslan. Merhaba Ufuk Bey. Tayland'da bütün paranızı cebinizde taşımanıza gerek yok. Mevduat hesabınızda para olsun, Tayland'da ATM banka makinelerinden Tayland para birimi baht karşılığını çekebilirsiniz. Banka hesabınızda Türk Lirası bulunsun, Tayland'da değeri kadar baht çekersiniz. Yanınızda da bir miktar nakit dolar olsun tabii, ama fazla götürmeye gerek yok. \"Yanınızda da bir miktar nakit dolar olsun\" derken; kalmayı planladığınız gün 125$ olsun genede. Birde benim başıma gelmedi ama, para çekmek için kartına bankamatiğin el koyduğu durumu yaşayan tanıdıklarım var. Banka kartınız olsun ama, fazla güvenmeyin. Yakın zamanda gidecek arkadaşlara bol eğlenceler dilerim.. Bir de Tayland da; kredi kartı ödemesini hiç kimse kabul etmiyor. Ne oteller ne restoranlar ne de barlar... Hepsi nakit istiyor. Gitmeyi düşünen arkadaşlar bunu da göz önünde bulundurup, günlük harcamaları 125$ olacakmış gibi hesap ederek yanına o kadar nakit para alırsa sıkıntı yaşamazlar. Ağustos 2018 ayında 6-7 gün Bangkok-6-7 gün Pattaya turu yapmak istiyorum, İngilizcem iyi dereceye yakın sayılır. Kendimi idare edebilirim ama yol arkadaşı arıyorum bana katılmak isteyen e-mail adresimden ulaşabilir mi? Eğer kafa yapımız uyuşursa birlikte tarihi kesinleştirebiliriz henüz bilet almadım. Merhaba, Ağustos ayında 5-6 gün Bangkok ve 5-6 gün Pattaya turu yapmak istiyorum. Daha önce hiç gitmedim tek olduğum için çekincelerim var tur firmalarına da bağlı kalmak istemiyorum. İngilizcem orta seviye üzeri iyi dereceye yakın. Kendimi idare edebilirim. Yanımda yol arkadaşı arıyorum bu tarihte gitmek isteyen varsa benimle iletişime geçebilir mi? Fikirlerimiz uyuşursa birlikte plan yapabiliriz. ufuk erarslan ben 18 martta gittim ve 8 nisan döndüm ilk olarak giden arkadaşlar uçakta dagıtılan giriş kartlarını muntazaman doldurun kalacagınız otel kısmına otel ismi yoksa soruluyor nerde kalacaksınız ben yazdıgım için hiç bir soru bile sorulmadan geçtim ve dönüşte bu kart ısrarla soruluyor kesinlikle muhafaza ediniz kredi kartımı arkadaşların yazdıgı gibi degildi otelde ve birçok alış verişi merkezinde 7 seven dahi, kullandım doları çok düşük kurdan bozdurdum bankadaki nakitimi istedigim atm den çekebildim fakat ne kadar miktar olursa olsun 20000 bin baht dahil 220 baht komisyon alınmakta vakıfbank bankamatik kartından 30 yakın atm den çekemedim bu bankayla anlaşmaları yok yazmakta bu bankanın bankamtikten bankamatik kartıyla para çekemezsiniz buna dikkat edin yeni gidecek arkadaşlara bilmek istedikleri konularda yardımcı olurum bangkok çok pahalı bunu da belirteyim. Öncelikle güzel paylaşımlar için teşekkür ederim. 6-27 Ağustos arasında 3 haftalık Phuket'e gidiş dönüş biletim var. Henüz plan yapmadım ve bütçede pek sıkıntım yok. Gezme odaklı bir tatil istiyorum bu yüzden oraya komşu ülkeleri de görmek, oralara uçakla seyahat etmek istiyorum. Uçak fiyatları baya cazip. Siz olsanız nasıl bir plan çizerdiniz? Başka ne ekleyebilirim? Teşekkürler. Merhaba. Tayland tatili için 3 hafta güzel bir süre, keyifli geçeceğine eminim. Bangkok bence son derece enerjik, renkli ve görülesi bir şehir; bir nevi İstanbul'un Uzak Doğu versiyonu gibi, tavsiye ederim. Maddi sıkıntı yoksa ben olsam Ho Chi Minh ve Phnom Penh kentlerini görürdüm. Örneğin şimdi 10 Ağustosa baktığımda Phuket'ten Ho Chi Minh'e Vietjet Air ile 307 liraya direkt uçuş var. Aynı hava yolu şirketiyle 15 Ağustosta Ho Chi Minh'den Phnom Penh'e 240 liraya uçak bileti var, bunlar çok uygun fiyatlar. Teşekkürler, ilginiz için. Vietnam ve Kamboçya vize istediği için biraz askıya aldım. Onun yerine Phuket, Kuala Lumpur, Langkawi, Singapur, Bangkok olarak gezeceğim. Oradaki uçuşlar toplam 600- 700 TL'ye geliyor. Rica ederim. Uçuşların toplamı o kadarsa gerçekten çok çok uygunmuş, ne güzel. yazın hava durumuna ve sıcaklıklara baktınız mı? Son derece sıcak, rahatsız edici tropik iklime gidiyorsunuz, umarım keyfinizi kaçırmaz. O sıcaklar olmasa Temmuz ve Ağustos için bu akşam bilet alırdım. Vietnam, Kamboçya, Myanmar, Laos istiyorum ama yazın asla. Tayland uçak biletini de gayet uygun fiyata almışsınız. 🙂 Harika bir tatil dilerim. Evet, Tayland'da İngilizce kursları var ve öğretmenlerin çoğunun ana dili İngilizce. Kurslar en çok başkent Bangkok ile Phuket'te yoğunlaşıyor. Merhaba. Laos yeşil pasaporta da vize istiyor ve sınır kapılarından alınamıyor. Tayland'daki Laos diplomatik temsilciliklerinden Laos vizesi almak gerekiyor, doğru. Evet vize var. Sorunuzu yukarıda yanıtladım. Harika bir yorum ve fikir olmuş. 1 hafta Bangkok Pattaya Puket adası. Yanınıza orada bozdurmak için bir miktar dolar alın, örneğin 300 dolar. mevduat hesabınızda nakit para bulunsun, gerekince ATM makinelerinden Tayland Bahtı karşılığını çekersiniz. 220 baht vergi kesiliyor (36 TL) 1000 baht çekilse de 10000 baht çekilse de ihtiyacınız olan parayı iyi hesaplayıp bir kere para çekmek daha iyi, belki iki defa. Olgay Bey Tayland'da ATM banka makinelerinden para çekerken kesilen komisyon mu bu? Öyleyse çok yükselmiş. Vay be. Tayland'da bir kez çok para çekmeli artık demek ki. Sona doğru yetmezse diye de dolar bulundurmak. Aynen ben 400 dolarla gittim sonra 2 defa 6000 baht çektim ATM den, 17 gün 4 Bangkok 11 Phuket 2 Phi Phi Island kıt kanaat geçindim.:) Hostelde kalmasam ölürdüm sanırım açlıktan. Şu an 1 Türk Lirası 6 Tayland bahtı ediyor, 17 günde 6000 lira harcamışsınız. Elveda eski cennet ucuz Tayland. 🙂 Ama yine de gitmeye değer mi, bence kesinlikle değer. Ülkelerin çoğu 6 ay içinde 3 ay kalmaya izin veriyor, aralıklı olmak koşuluyla yılda 6 ay. Tayland'ın bu kuralı uygulayıp uygulamadığını Tayland Ankara Büyükelçiliği'ne sorabilirsiniz. Elçiliğin telefonu 0 312 437 43 18. Ufuk ben de hattı o marketten aldım zaten. Hattım şu anda var, fakat konuşmaya açık değil. Bir hatunla tanışmıştım ve ertesi gün aramaya çalışırken arayamadım hattım açık değilmiş. Artık nasıl bir hat aldım, ne yapmam gerekiyor detayları bilmediğim için soruyorum. Hat var fakat arama yapamadım yani, interneti çalışıyor sıkıntı yok. Turist hattı aldıysan 30 gün sonunda kapanır bir daha kullanma şansın yok bu turist kartları 30 günlük hazır hattı açık kartlardır yeniden alman gerekli 390 bahtı 2018 mart ayındaki fiyatı 1 aylık üzerinde interneti de vardı. Tayland'da telefon hattı ve kullanımı hakkında bilgi için teşekkürler. Alper Metin bey sizden bir ricada bulunmak isterim bildiğiniz gibi Tayland'a girişte giriş kartı doldurmak mecburiyeti var bu kartın boş olarak giden arkadaşlar alıp burda foto olarak yayınlarsanız doldurmak amaçlı bilgi verilebilir çünkü çok arkadaştan bu konu hakkında bana sorular geliyor çünkü İngilizce bu kart İngilizcesi olmayan arkadaşlar doldurmakta zorlanıyor uçaktan iner inmez internet olmadığı için cepten çevirip doldurma sıkıntısı oluyormuş ben de gelirken aklıma gelmediği için almamışım siz burada bir ricada bulunsanız da gidenler bir boş alarak burada yayınlasalar çok iyi olur bu benim naçizane fikrimdir havaalanında doldurma standı var istenildiği kadar bu kartlardan alınabilir. İyi düşünmüşsünüz Ufuk Bey. Blog okurlarımdan Tayland'a gidecek olanlardan bu formun fotoğrafını iletmelerini rica ediyorum. Tayland Gezi Rehberi yazımda açıklamalı olarak yayınlarım. Ucuz falan değil 14-31 aralıkta oradaydım Tayland ucuz falan değil kime göre neye göre ucuz milleti kandırmayın, en ucuz burger king menü 45 TL her öğün için karnınızı doyurmak istiyorsanız en az 50 TL yi gözden çıkarın ulaşım da pahalı taksiler vs. Benim gibi tek gezginler için hostel güzel tercih, pahalı olsa da gidip görülecek yer, demem o ki Tayland ucuz ibaresini artık silin kafanızdan. Eyvah Burger King menüsü 45 TL ise son aylarda fena olmuş Tayland'da fiyatlar. Biz fakirleşiyoruz fiyatlar fena olmuyor yani 🙂 Ama olsun ekonomimiz iyi Tayland bile bizi kıskanıyor. merhaba Alper bey. bu yaz ailecek tayland turu düşünüyorum temmuz sonu. yağışlı dönem deniyor. işlerim sebebiyle sadece o dönem müsaitim. geziyi çok zorlayacak cinsten yağış oluyor mu? yoksa aralıklı olarak olan bir şey mi? nasıl bir tavsiye verebilirsiniz. teşekkür ederim. Merhaba Emre Bey. Bence temmuzda Tayland hava durumu için asıl düşünmeniz gereken konu yağmur değil sıcak. Yağmurlu mevsim ama tropik yağmurlar kısa sürer; çoğu zaman serinletici etkisi hoşunuza bile gidecek. Yağışlar güneyde, örneğin Phuket ve Koh Samui adaları ve çevresinde daha fazla olur ama yine de aşırı değil. Asıl sorun sıcak hava. Neyse ki en sıcak mevsim olan mart nisan mayıs aylarında orada olmayacaksınız, o üç ay çekilmez çünkü, paranızla eziyet çekersiniz. Fil turu pahalı bir etkinlik, Tayland'da yerel acenteler de benzer fiyatlarla fil turları yapıyorlar. Tayland sınır pasaport polisleri ülkeye girişte dönüş uçak biletini soruyor. Türkiye'ye dönüş bileti olması şart değil, başka bir ülkeye gidiş bileti de olur. Merhaba. Ben Tayland'a gezmeye gittim, Türkiye'de yaşıyorum. Buradan sorular sorarak yardım alabilirsiniz. Merhaba. 1 Türk Lirası 1.83 Tayland Baht'ı ediyor. Ucuz bir lokantada yemek 100 baht, daha iyi bir restoranda 3 çeşit yemek 500 baht, Batılı fast food zincirlerinde menü 200 baht, yerli bira markette 30 lokantada barda 40 baht, 1.5 litre su 15 baht, 1 kilo muz 45 baht, taksimetre açılışı 35 baht ve 1 kilometresi 40 baht tutar. Bu fiyat bilgileri doğrultusunda yaklaşık bir Taylan gezisi maliyeti hesaplayabilirsiniz."} {"url": "https://celebialper.com/the-edukators-hans-weingartner-almanya/", "text": "The Edukators filminin öyküsünde Jule, erkek arkadaşı Peter ve yakın dostu Jan adlı Berlinli üç anti-kapitalist aktivist genç anlatılıyor. Eğitmenler filminin kahramanları, kapitalizmin eşitsizliğine ve zenginlerin adaletsiz gücüne karşı sıra dışı eylemler yaparlar. The Edukators filmi çocukluklarını ya da ilk gençliklerini 1970 ve 80'lerde yaşamış, kayıp kuşak veya X kuşağı denen, Reagan-Thatcher-Özal gençliğinin içe dönüklüğünden ve gizli öfkesinden izler taşıyor. Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye ödülüne aday gösterilen The Edukators filmi, sürükleyici, düşündürücü ve şaşırtıcı. Gençler gizlice lüks evlere girerler, hiçbir şey çalmaz ve zarar vermezler; eşyaların yerlerini değiştirirler, \"bolluk günlerin sayılı\" veya \"çok fazla paran var\" şeklinde notlar bırakarak üst sınıftan insanları \"eğitirler\". Garson Jule trafik kazası sonucu zengin iş adamı Hardenberg'in lüks otomobiline verdiği zararla fena halde borçlanır. Kirasını ödeyemeyip evden çıkarılınca Peter ve Jan'ın yanına taşınır. Peter Barcelona'ya gittiğinde Jan Jule'ya Peter ile geceleri lüks evlere girip zenginleri \"eğittiklerini\" açıklar. Jule kendisinden hoşlanan Jan'ı, borçlu olduğu adamın villasına girmeye ikna eder. Hardenberg iş seyahatinde iken Berlin'in varlıklı semti Zehlendorf\"taki villasına girdiklerinde duydukları heyecanla baştan çıkan Jule ve Jan yakınlaşırlar. Jan, Peter ile dostluğunu bozmak istemediği için bir süre Jule'nın yanından ayrılır. Bahçede dolaşırken Jule yanlışlıkla ışıklandırmayı çalıştırır ve aceleyle kaçarlar. Ertesi gün Peter döner ama Jule ve Jan ona önceki geceden bahsetmezler. Jule cep telefonunu kaybettiğini fark eder ve Jan ile gece yeniden eve girerler. Jule telefonunu bulduktan hemen sonra Hardenberg eve girer ve Jule'yı tanır. Boğuşurlarken Jan sesleri duyar ve alt kata inerek el feneriyle Hardenberg'i bayıltır. Ne yapacaklarını bilemez halde Peter'ı arayıp çağırırlar. Üçlü bir süre tereddütten sonra Hardenberg'i Jule'nın amcasının Avusturya Alpleri'ndeki ıssız kulübesine götürmeye karar verirler. Rehin aldıkları Hardenberg'in 1960'larda radikal bir solcu olduğunu öğrenirler. Sosyalist Alman Öğrenci Birliği'nin liderlerinden ve Alman öğrenci hareketinin en aktif ismi Rudi Dutschke'nin yakın arkadaşıdır. Evlenip iyi bir işe girince ideallerinden vazgeçmiştir. Politik tartışmalar ve aralarındaki ilişkiler giderek derinleşir. Jule'ya duyduğu aşk nedeniyle Jan'ın Peter ile arası bozulur. Bu sırada Hardenberg biraz eski kendini bulur. The Edukators filmi tartışmalı sosyal ve politik sorunları incelikli bir dille ele alan, yeni ve ileri Alman sinema akımını temsil ediyor. Jan, Peter ve Jule devrimci heyecanlarını postmodern bir dille ortaya koyuyorlar; üst sınıftan insanların eşyalarının yerlerini değiştirerek, dünyayı değiştirecek devrimin provasını yapıyorlar. Eğlenceli masumiyetleri birdenbire güce dayanan zorlu ve politik bir sınavla değişiyor. Aynı anda birçok karmaşık düşünceye sürükleyen filmdeki yoğun tutku önemini yitiriyor ve \"eğitmekten\" çok yönetmeye evriliyor. Genç ve coşkulu devrimciler ile rehin aldıkları eski devrimci kağıt oynuyorlar. Hardenberg onlara yemek pişiriyor. Kendi geçmişini anımsayıp, nostaljik hislerle, kendisini kaçıran gençlere sempati duyuyor, kaçmaya çalışmıyor. Hardenberg'in bu tavrının gerçek mi sahte mi olduğunu anlamaya çalışmanızı öneriyorum. Filmin sonunda, polis arabasının içindeyken yüzündeki ifadeyle ilişki kurmak gerekiyor bence. The Educators filminde Goodbye Lenin filmindeki ince mizah, yönetmen Michael Haneke'nin vahşi burjuva tahlili, Fatih Akın'ın huzur kaçıran zekası, Rainer Fassbinder'ın sert modernizmi, seçkinci kibiri ve varoluşsal kaygısından izler var adeta. Trier'in el kamerası yöntemi ve atlamalı geçiş tekniği de kullanılmış. Kır evindeki diyaloglar çok iyi. Eğitmenler filminin müziklerinde Depeche Mode, Placebo, Nada Surf, Frans Ferdinand, Phoenix, Simian, One Inch Punch ve Alman gruplar The Notwist, Tocotronic ile Slut'tan parçalar var. Filmin sonunda Jeff Buckley, Leonard Cohen'in \"Hallelujah\"ını söylüyor. İyi bir sinema filmi."} {"url": "https://celebialper.com/tiflis-gezi-notlari/", "text": "Tiflis gezi rehberi olması için hazırladığım bu yazıda Tiflis hakkında bilgi, hava durumu, ulaşım, gezilecek yerler, gördüklerim ve yaşadıklarım var. İçinden Mtkvari nehri geçen Gürcistan başkenti Tiflis, adını Gürcüce sıcak anlamına gelen tbili sözcüğünden alıyor. Efsaneye göre Gürcü Kralı Vakhtang Gorgasali buralarda avlanırken bir sülün vurur ve hayvan bir sıcak su kaynağının içine düşer, kral buraya bir şehir kurmaya karar verir. Tiflis gezi notları yazımda bir Tiflis turu için görülecek yerler ve yorumlar, Tiflis'te yaşam üzerine fotoğraflar var. Gürcistan Türkiye'ye komşu bir ülke olduğu için Tiflis nerede sorusunun yanıtı bizim için kolay. Başkent Tiflis ülkenin doğusunun merkezinde, Trialeti Sıradağları'nın eteklerinde yer alan bir şehir. Gürcistan Türkiye'nin doğusunda, Kafkaslar'ın güneyinde bir ülke. Güneyinde Azerbaycan ve Ermenistan var. Tiflis beşinci yüzyılda kurulan tarihi bir şehir ve bugün nüfusu 1.5 milyon civarında. Gürcistan başkenti Tiflis 1801 1917 yılları arasındaki Rusya idaresi sırasında Kafkaslar bölge yönetim merkezi olarak kullanıldı. 1918 yılında çok kısa ömürlü olan Transkafkasya Demokratik Federal Cumhuriyeti, 1918 1921 arası Demokratik Gürcistan Cumhuriyeti, 1921'den 1991'e kadar Gürcistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti, 1922 1936 arası ise Transkafkasya Sosyalist Federal Sovyet Cumhuriyeti'nin başkenti oldu. Tiflis'i gezerken Orta Çağ, klasik ve Sovyet mimarilerinin bir karışımı görülüyor. Tarih boyunca çeşitli kültür, etnik köken ve dinlerden insanları barındıran kentte Doğu Ortodoks Hıristiyan kültürü hakim. Bugüne dek 29 kez yıkılıp yeniden kurulan şehrin eski bölgesi, dar sokakları ve eskimiş, yamulmuş büyük ve bahçeli ahşap evleriyle görülmesi gereken yerler arasında. Gürcistan Türk vatandaşlarından vize istemiyor, hatta pasaport bile gerekmiyor, sadece TC kimliğinizle giriş yapıp ülkede seyahat etmek kolay. Gürcistan para birimi lari 1.2 Türk Lirası ediyor, yani 1 Lira karşılığında 0.8 lari alabiliyorsunuz. Kente hem havayolu hem de karayolu ile ulaşım seçenekleri var. İstanbul Tiflis arasında THY, AtlasJet ve Pegasus havayolları çok sayıda uçuş gerçekleştiriyor. İstanbul Tiflis yolculuğu uçakla 2 saat 15 dakika ile iki buçuk saat arasında sürüyor. Uluslararası Havalimanı'nda Silknet, Tiflis gezisi sırasında ise Tbilisi Loves You adlı ücretsiz Wi-Fi hizmetleriyle İnternet'e bağlanabilirsiniz. Havalimanından şehir merkezine 24 saat taksi var ve standart ücreti 25 lari, ortalama 25 dakika sürüyor. Havaalanı varış terminalinin çıkışında taksi müşterisi bulmaya çalışan çığırtkanları dikkate almayın. Binanın önündeki beyaz taksilerden sıradakine binmeden önce 25 lari ücreti onaylatıp kesinleştirin. Lüks Karadeniz firmasının Tiflis'e İstanbul, Ankara, Antalya, Samsun, Afyon, Burdur ve Trabzon'dan otobüsleri var. İstanbul Tiflis otobüs bilet fiyatı 50 dolar ve 25 saat sürüyor. Ankara'dan otobüs 18 saatte gidiyor ve fiyatı 100 lira. İstanbul'dan Tiflis'e Metro Turizm ile de 150 liraya gidebilirsiniz. Batum'dan Tiflis'e otobüsle gitmek için de bu firmalardan bilet alabilir, veya yerel minibüslerle daha ucuza gidebilirsiniz. Neo Turs firmasının Atina Selanik Tiflis otobüsü 100 dolar. Batum, Gori, Kutaisi ve Zugdidi'den Tiflis'e trenle gidebilirsiniz. Batum'dan tren biletleri 70 lari civarında. Bakü ve Erivan'a da trenler var; her iki kentten tren biletlerinin fiyatları 20 dolar civarında tutuyor. Ben Gürcistan Azerbaycan Ermenistan seyahati sırasında Batum ve Kutaisi kentlerinde, sonra da Gori kasabasında kaldıktan sonra yerel trenle başkente geldim. Nemli alt tropik iklime sahip Tiflis'te hava durumu yazın sıcak, kışın soğuk. Yıllık ortalama hava sıcaklığı 12.7 derece. En soğuk ay olan Ocakta sıcaklık ortalama 1 derece, en sıcak ay Temmuzda ise 25 derece; bunlar gece-gündüz dahil genel ortalamalar, bu nedenle gündüzleri bu rakamlardan daha sıcak, geceleri daha soğuk oluyor. En çok yağmur Mayıs ve Haziranda yağıyor. Gori'den bindiğim trende uzaylı muamelesi görüp 3 saat sonra başkente vardım. Konukseverlik ağı HospitalityClub'dan beni evinde ağırlamak isteyen Gürcü üyenin evine gittim. Çocuk garip biriydi, bir gün önce arabayla düz duvara çarpmış, yatıyordu. Annesi küçük bir çay bardağında şarap ikram etti ama bardak sanırım Gorbaçov döneminden beri yıkanmamıştı, her tarafı kahverengi kir kaplıydı, evirip çevirdim, kir tabakasının daha ince olduğu bir yerinden bir yudum alıp bıraktım. Üye hakkında yazılan yorumların pek iyi olmaması nedeniyle kafamda zaten soru işareti vardı, evde de rahat hissetmeyince o gece kalıp ertesi gün merkezde ucuz bir otele yerleştim. Kentin Rustaveli adlı uzun ve geniş ana caddesinde hiç trafik lambası yoktu, seyrek alt geçitler vardı. İnsanlar coğu kez caddeden karşıya geçerken yaşam savaşı veriyordu. Hani karşıya geçerken yaya ve sürücü arasında adı konmamış bir anlaşma geçerlidir, yaya temkinli yürür, sürücü de biraz yavaşlar; burada öyle bir şey yok. Bağdat Caddesi gibi insanların, dükkanların yoğun olduğu, yemek yenen, alışveriş yapılan bir cadde düşünün; ama bu caddede hiç yaya ışığı yok ve yiğit Gürcü sürücüler otoyol hızında araba kullanıyor, yavaşlamak sanırım delikanlılığa aykırı. İlk akşam yemek yerken önümde karşıya geçmeye çalışan iki genç kıza, hiç hızını kesmeyen bir adam çarptı; kızlardan biri metrelerce havaya uçup alt geçidin duvarını aşarak geçidin en alt merdivenine düştü, boynu kırılmış, bacak kemikleri ortaya çıkmış bir şekilde; arkadaşı da caddede kafası ve vücudu parçalanarak can verdi. Arabayı yalnız görseniz zaten insana değil başka bir araca çarptığını düşünürsünüz; öylesine bir hız ve hasar. Sokaklarda ezilmiş kedi ve köpek cesetleri pek olağan. Hani bizde genelde kedinin yarısı falan ezilir, sürücü son anda direksiyonu kırar çünkü, burada tüm hayvan cesetleri yere tamamen yapışmış. Güpegündüz arabanın biri azimle kalın beton sütunları kırarak nehre uçtu. Yol kavisli falan değil; dümdüz. Çekip çıkardılar sudan. Birkaç saat sonra da yine kentin ana caddesinde feci bir kaza gördüm. Ben de bir kez karşıya geçerken, bir kez de taksideyken kaza atlattım. Caddelerde yaya için yavaşlayan bir araca rastlamadım, doğrudan ezmek üzere son hızla sürüyorlar, canını kurtarmak sana kalmış. Trafik ışığı lüksü ise öyle her yerde rastlanan bir şey değil. Eski kentte saatlerce dolaşmak pek keyifli; sürekli bir çıkmaz sokak, karalar giyinmiş yaşlı bir teyze, eski bir kilise, geleneksel bir ahşap ev, gelin-damat çıktı karşıma. Dolaşırken Ermeni kilisesinde ayin olduğunu görünce girdim. Resimdeki kanlı koyun, Ermeni kilisesindeki törenden. Hayvana kilisenin çevresinde 3 tur attırdıktan sonra kurban ediyorlar. Kilisede yabancı olduğumu fark eden bir Ermeni kız ve annesi yardım etti; ayin, kurban ve kilise hakkında bilgi verdiler. Daha sonra bir kafede sohbet ettik. Nikah törenleri hoşuma gitti, daha önce de gördüğüm Ortodoks ritüelleri. Teyze bahçede ev işleriyle uğraşıyor. Senede bir yatak döşeği havalandırmak gerek. Kentin Abanotubani semtinde sıcak şifalı suyla yıkanılan kaplıca hamamları var. Ben de aşağıdaki hamamda yıkandım. Bu sülfür hamamları bizim bildiklerimizden daha küçük. Royal Baths ve Sulfur Baths adlı iki tesis birbirine yakın. Sülfür Hamamlarının yabancılardan fazla para aldığı oluyor. Aynı zamanda çeviri bürosu da olan bir İnternet kafede arkadaşlarıma gezi yazısı e-postası hazırlarken arka kapıdan büyük siyah bir köpek dalıp mekanın sahibiyle bir süre boğuştuktan sonra çevirmen kadınların çığlıkları arasında patronun bacağında derin bir ısırık bırakıp gitti. Patron hastaneye gitti, büroda panik yaşandı. Benim dizden aşağısı açıkta bacağım yerine neden adamın pantolonlu bacağını tercih ettiğini anlamadım; acaba mafyaya borcu vardı da onlar mı gönderdi köpeği diye düşündüm. Tiflis gezilecek yerler bakımından diğer Güney Kafkasya kentlerine göre daha zengin. Bir görülecek gezilecek yerler listesi hazırladım. Sameba Katedrali Yüksekliği 101 metre olan 2002 yapımı katedral Gürcistan'ın en büyük kilisesi ve dünyanın en büyük Ortodoks kiliselerinden birisi. Eski Tiflis Tflis'te gezilecek yerler arasında mutlaka görülmesi gereken bir bölge. Eski tip balkonlu ahşap evler, dolambaçlı sokaklar, hoş dükkanlar var. Erekle Sokak'ta terk edilmiş otomobili, Chardini Sokak'ta sanat galerilerini, Sioni Sokak'ta modern sanat resimlerini görebilirsiniz. Sololaki semtinde şık restoranlar ve art nouveau mimari eserler var. Tepedeki sakin Mtsasminda semtinde çok güzel eski evler ve yaşamdan görüntüler bulabilirsiniz. Metekhi Kilisesi Tiflis'in tarihi Metekhi Mahalesi, Mtkvari Nehri'ne tepeden bakan, tarihi yapılarla dolu, görülecek yerler arasında öne çıkan bir bölge. Buradaki haç biçimli Metekhi Kilisesi tuğla ve taş işlemelerle inşa edilmiş. Sinagog K. Leselidze Caddesi'ndeki 1910 yapımı sinagog halen açık. Kadınlar ve erkekler ayrı oturuyor. Gördüğünüz gibi, dışarıda bile. Mamadaviti Kilisesi Mtatsminda semtindeki kilise 1859-1879 yıllarında inşa edildi. Anchiskhati Kilisesi Kral Dachi Ujarmeli tarafından altıncı yüzyılda inşa ettirildi. Vake Chavchavadze ve Abashidze caddeleri civarındaki lüks semtte birçok yabancı ve yeni zengin Gürcü yaşıyor. Güzel parklar, on dokuzuncu yüzyıldan kalma mimari, lüks dükkanlar, lokanta ve barlar var. Ivane Javakhishvili devlet üniversitesinin iki önemli ve tarihi binası da burada. Kartvlis Deda Kartlis Deda veya Gürcülerin Anası olarak da bilinen büyük kadın heykeli, başkentin sembolü. 1958 yılında Elguja Amashukeli tarafından tasarlanan yirmi metre boyunda alüminyum heykel, geleneksel Gürcü kıyafeti giyiyor ve Gürcülerin ulusal karakterini simgeliyor; ülkeye dostça gelenler için sol elinde bir tas şarap sunuyor, düşmanlar için ise sağ elinde bir kılıç taşıyor. Fotoğrafını aşağıdan, bu tipik Gürcü kilisesiyle beraber çektim. Kus Tuba Kaplumbağa Gölü Saburtalo'dan yukarı yürüyerek gidilen gölde deniz bisikleti kiralanıyor ve yüzülebiliyor. Dağ ve şehir manzaralı gölün çevresinde büfe ve lokantalar var. Tiflis Avenue Gürcü sanatçıların eserlerinin sergilendiği sanat merkezi ve galerisi, eski kentteki King Erekle II Caddesi'nde. Modern sanat eserleri satışı da var; Pazartesi hariç her gün 12:00-21:00 arası açık ve giriş ücretsiz. Para Müzesi G. Leonidze Caddesi'ndeki müzede milattan önce altıncı yüzyıla kadar eskiye giden Gürcü, Arap, İran, Avusturya, Polonya ve Türk paraları var. Gürcistan Parlamento Binası Rustaveli. Bu bina artık eski parlamento binası, çünkü 2012'de Gürcistan Meclisi Kutaisi kentindeki çok modern tasarımlı yeni bir binaya taşındı. Tiflis gece hayatı ile ünlü bir şehir değil; kendine göre kafe, bar, restoran, disko, gece kulübü gibi eğlence mekanları var ama eğer öncelikli amacınız gece hayatı ise önde gelen bir tercih olmasına gerek yok. Kentte belli eğlence yerleri dışında geç saatlere kadar uzayan bir gece yaşamı yok, insanlar genelde evlerinde toplanıp eğlenmeyi tercih ediyor. Pahalı dükkanların olduğu Vake semtinde bazı barlar ve restoranlar var; burada Gürcü yemekleri sunan lokantalar ve yabancı kökenli yemekler bulabilirsiniz. Kentin ana Rustaveli Caddesi'nde ünlü markaların mağazaları, kafeler, barlar ve diğer eğlence yerleri var. Türk ve Azeri girişimcilerin açtıkları disko, pavyon, meyhane tipi gece yaşamı mekanları da Tiflis geceleri içerisinde yer alıyor. Striptiz club türü yerler de var ve bunları hiçbir şehirde önermem. Fahrenheit Vashlovani Caddesi, 5 numara. Her akşam canlı müzik var. Hadson & Hooker Beliashvili Caddesi, 67 numara. Amerikan tarzı bir bar. Canlı müzik var. Marco Polo Rustaveli Bulvarı, 44 numara. Biralarıyla öne çıkan bir gece mekanı. Salve Shalva Dadiani Caddesi, 15 numara. Nintendo oyunu olan, ünlü bir eğlence yeri. Scarlet Sails Leselidze Caddesi, no:25. Cuma akşamları canlı pop rock müzik var. Toucan Kiacheli Caddesi, no:8. Canlı müzik var, giriş 35 lari. Hangar Bar Kentte yaşayan yabancıların sevdiği bir eğlence yeri. Cafe Zazanova Revaz Laghidze Cad. no:2. Sahibi caz piyanisti olan bir jazz bar. CCCP Leo Kiacheli Cad. Sovyetler Birliği dönemi dekorlu, Sovyet bar. Bamba Rooms Lounge Bambis Rigi Cad, no:12. Kristalli parlak beyazlı, şık bir mekan. Cafe Rustaveli Rustaveli Cad, no:30. Avrupa ve Gürcü yemekleri var. People's Cafe and Restaurant Tabidze Cad, no:10. Hem Gürcüler hem yabancıların gittiği kafe lokanta. Bamba Rooms Lounge Bambis Rigi Cad, no:7. Chardin semtindeki canlı eğlence yeri, genç, hızlı yaşayan, gece hayatı ve club tarzı eğlence meraklısı kalabalıkları çeken, ünlü bir mekan. Amerika ve Avrupa tarzı, çok şık dekorasyonlu, lounge ve techno müzik çalınan, lüks eğlence yeri. Buddha Bar Rikhe. Lounge ve elektronik müzik çalınan, pahalı bir gece hayatı mekanı. Cubic Kostava Cad, 45. House, tekno, breakbeat, dnb müzik. Giriş ücreti 30 GEL. GURU Club Rustaveli 12. Yabancı DJ ve şarkıcılar, dans. Sabah yediye kadar açık. Night Flight Baratashvili Cad. Cuma-Cumartesi açık. House, trance, dans müzik kulübü, giriş 30 lari. Tiflis'te geleneksel canlı Gürcü müziği dinleyebileceğiniz en iyi yerler arasında Tsiskvili adlı restoranlar zinciri var. Bunların Ethno Tsiskvili adlı mekanında geleneksel Gürcü müzikleri dinleyebilir, dansları izleyebilirsiniz; Mtkvari Nehri kıyısında, Akaki Beliashvili Caddesi, 99 numaralı adreste. Yine Kura Nehri kıyısındaki In The Shadow of Metekhi de geleneksel müzik ve danslar için iyidir, adresi Ketevan Tsamebuli Bulvarı no:29, Tiflis. Burada her gün Gürcü folk dansları ediliyor. Geleneksel Gürcü folk müzik ve dansları izleyebileceğiniz diğer bir mekan da Mravaljamieri; yine nehir kenarında, Baratashvili Caddesi 55 numarada. Üçünde de kaliteli geleneksel Gürcü yemekleri yiyebilirsiniz. Gürcistan'ın iki milli içkisi var, şarap ve çaça. Gürcistan Sovyetler döneminde olduğu gibi hala bu coğrafyanın en iyi şaraplarını üretiyor. Gürcüler şaraba önem veriyor, şarap kültürüne saygı gösteriyor, özellikle Odessa, Pirosmani, Alazani, Akhasheni, Kindzmarauli ve Saperavi şaraplarını seviyorlar. Çaça adlı Gürcü içkisine Gürcü votkası da deniyor ama aslında şarap endüstrisinin bir yan ürünü. Şarap için ezilen üzümlerden kalan posanın damıtılmasıyla elde edilen, çok yüksek alkollü bir içki. Bazen karadut, mandalina veya incirden de yapılabiliyor. Ev yapımı çaça çok yaygın ve doğal olarak farklı sertlik ve tatlarda oluyor. Gürcüler çaça'nın bazı hastalıklara iyi geldiğini söylüyorlar. Natakhtari, Kazbegi, Argo, Kasri, Karva adlı Gürcü biraları var. Lagidze çeşitli şuruplardan yapılan bir gazoz. Gürcistan'ın maden suları iyidir, en iyisi ve ünlüsü Borjomi, diğerleri Nabeghlavi, Likani ve Sairme. Sameba katedrali sehirdeki en guzel ihtisamlardan.. keyifli bir solukta okunan yazi icin tesekkurler.... Tiflis gezi yazımı okuduğunuz için teşekkürler. Gürcistan'a pasaportsuz gidip 90 güne kadar kalabilirsiniz Murat Bey, sorun yok, TC kimliği yeterli. yazılarıma ilginiz için teşekkürler, iyi yolculuklar. Bir kaç talihsiz olay olsa da güzel bir gezi olmuş. Çarşı, pazar hediyelik eşya satan dükkan gibi yerler yok mu merak ettim? Bu tür yerler olduğunda es geçmeyin paylaşın bizimle. Tiflis gezi yazımı beğenmenize sevindim. Yurt dışından hediyelik eşya almayı ilk birkaç ülkeden sonra bıraktım, yoksa 5 odalı bir eve ihtiyacım olurdu. 🙂 Ama çarşı pazar gezmeyi seviyorum, haklısınız, bundan sonra daha fazla bahsederim. Şimdiye dek sadece Brezilya, Arjantin, Uruguay, Letonya ve Paraguay'da gezdiğim pazarlar, yediğim yemekler, alışveriş, fiyatlar hakkında epey yazdım; Biraz da Selanik, Bangkok, Küba, Bükreş, Johannesburg, Dubai, Los Angeles yazılarımda var. Bunlara bakıp hangilerini beğendiğinizi, eleştiri ve önerilerinizi ilgili yazıların altına yazarsanız çok memnun olurum. Tiflis gezi yazım zaten hemen her yazım gibi uzun oldu, ne yazık ki insanların büyük çoğunluğu uzun yazı görünce çıkıyor. Bir dahaki Gürcistan gezimde gidebilmeyi umarım. İlginize teşekkürler. Tiflis gezi yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Gece uyumadan tesadüfen gelip çoğu yazınızı okumaya çalıştım. Çok uzun zamandır bir insana bu kadar özenmemiştim. Gerçekten bravo. Çok teşekkürler Erdem Bey, sayenizde günüm iyi başladı. Gürcistan yakın, ucuz ve pasaportsuz gidilebilen bir ülke, gezmenizi umarım. Esenlikler. Merhaba. O çaçanın adını ben de bilmiyorum. Zengin çeşitlilikte ithal içki satan büyük tekel bayilerinde Gürcistan içkisi çaça olabilir, bakmak gerek. Trafik kazaları ile bağlı fikirlerinizde haklısınız. Trafik altyapısının kötü olması ve sürücülerin kurallara saygısız yanaşması sonuçda Gürcüstanda binlerce insanın hayatını kayb etmesine neden olur. World Health Organization`a göre Gürcistanda 2013 yılında her 100 bin nüfusa 11.8 trafik ölüm olmuş (Türkiyede 8.9, Azerbaycanda 10). Ama Ermenistanda Gürcüstandan da 55% daha yüksek (her 100 bin nüfusa 18.3). Bilgi için teşekkürler. Ne yazık ki bir halkın kültür ve eğitim düzeyi, sahip olduğu teknoloji düzeyinin gerisinde kalınca teknolojiyi kötü kullanıyor. Merhaba. Tiflis ve Erivan'ı gezmek için 6 gün yeter ama zamanınız uygunsa daha fazla kalıp rahatça gezmenizi öneririm. Merhaba. Tiflis Erivan arasında çalışan otobüslerin bilet fiyatları 10 dolar civarında ve yol 12 saat sürüyor. 20 dolara yakın verip minibüsle giderseniz 7 saat sürer. Bazen biraz daha pahalıya dolmuş taksi de yapıyorlar. Saatlerini bilmiyorum. Hepsi Tiflis Ortachala Otobüs Terminalinden kalkıyor. Çok teşekkürler birde ben istanbuldan tiflise uygun uçak bileti buldum ama saatini anlayamadım tiflisten istanbula dönüş 5 eylülde 06.20 de. bu saat 5 eylul akşamı mı (saat 12yi geçtiği için) yardım ederseniz çok sevinirim otel rezervasyon yapacağım. Tiflis İstanbul uçak biletinizde 5 Eylül 06:20 yazıyorsa 5 Eylül sabahı demektir, yani 4 Eylülü beşine bağlayan gecenin sabahı. Merhaba. Teşekkürler. Gürcistan doğasıyla ünlü bir yer, Tiflis'in şehir merkezinde olmasa da çevresinde çadır kurup kamp yapmak için yerler mutlaka bulursunuz. Tiflis gezi notlarımı okuduğunuz için asıl ben teşekkür ederim. Batum-Tiflis gezi yazınızı çok beğendim. Biz 3 emekli hanım öğretmen kasım sonu batum-tiflise gezi yapmayı düşünüyoruz. Güvenli ve fiatı uygun kalacağımız yer neresi olabilir, özellikle müslüman ve Türk'lerin olduğu yerlere yakın yerler varmı? Şimdiden teşekkürler.. İyi gezmeler.. Ben Gürcistan yazılarımda gördüğünüz gibi başka kasabalarda da kala kala gittiğim için minibüs, otobüs ve tren kullandım, hangisi varsa. Bence trenle gitmeniz daha rahat olur. Çok güzel bir yazı olmuş. Teşekkürler. Tiflis seyahat yazımı okuduğunuz için teşekkürler. Merhaba Gürcistan parası lari almak için dolar götürmeniz kur açısından daha uygun olur. İyi yolculuklar. Alper bey merhaba ; ocak ayında 3 aile Tiflise uçakla gitmeyi düşünüyoruz. Okuduğum kadarıyla genelde dışarda yemekten pek memnun değil gidenler. Genel olarak Gürcistan ve başkent Tiflis hava durumu Ocak ayında soğuk olur. Hava sıcaklığı gündüz O ila 5 derece, gece -1 ila -5 derece arasında seyreder. Kalın kışlık kıyafetlerle gitmenizi tavsiye ederim. Gürcü yemekleri lezzetlidir, sorun yaşamazsınız. Benim tek sıkıntım kişniş oldu. Şekli maydanoza benziyor ama tadı korkunç. Her şeyin üzerine taze kişniş koyuyorlar. Apart otel bilmiyorum. Türk kebapçıları var. Rica ederim. Dönüşte Tiflis izlenimlerinizi buraya yazarsanız çok sevinirim. Tiflis Havalimanı'nda ATM otomatik banka makinelerinden Gürcistan para birimi lari çekebilirsiniz, mevduat hesabınızdan karşılığı kadar Türk Lirası ve küçük bir banka komisyonu kesilir. Merhaba Tiflis'e uçak ile gidecegim yalnız kimligim ile giriş yapacagım kimligimdeki resmin 12 yıllık bir sorun olur mu tesekkürler. Merhaba. Kesin olmamakla beraber Gürcistan eskimiş, yıpranmış veya çok eski fotoğraflı kimlikleri ülkeye girişte kabul etmeyip geri göndermiş bir ülke, sık olmasa da bu yaşanıyor. Garantilemek için kimliğinizi yenilemenizi tavsiye ederim. Aksaray Emniyet otogarından Gürcistan'a giden otobüsler var. Rica ederim. 🙂 Keyifli bir Gürcistan seyahati dilerim. Merhaba Sevcan Hanım. Blog yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Ben araba kullanmayı bile bilmem, otomobil deneyimim yok ama Gürcistan ve Azerbaycan'ı arabayla gezenlerden sorun yaşayan duymadım. yalnız bizdeki gibi yollar beklemeyin, genelde dardır. O da sürat yapmayarak sorun olmaz bence. Gence Bakü arası yol iyi. Gence Tiflis arası da düzgün. Tiflis'ten Bakü'ye trenle gittim, Azerbaycan'da gezdikten sonra son kentim Gence'den minibüsle Gürcistan'a geri dönerken Red Bridge sınır kapısından geçtim, rahat. Oncelikle Selam. Azerbaycan'da hic bir sorun yasamazsiniz dil olsun yol falan olsun. Ne sorunuz olursa yol kenarinda durup halka soyleyin inaninki yardimci olurlar. Benzini de Azerbaycan'dan fulleyin 0.9 azn 1.90 tl gibi. Seyahat blog yazılarıma ilginize teşekkürler. Gürcistan'ın başkenti Tiflis, bölgenin de en önemli şehri. Bu üç şehri 10 günde rahat gezersiniz. Gürcistan'da 1 gece kalarak Kutaisi, veya Ermenistan'da hiç kalmadan günübirlik Ejmiatsin eklenebilir. Tren biletleri genelde 1 gün önceden istasyondan bulunabiliyor. Tren ve diğer ulaşım bilgileri, kentlerle ilgili yazılarımda ve yorumlarda var. iyi yolculuklar. 8 kasım 2017 tarihi itibariyle Tiflis'te araçlar yine çok hızlı. Kavşakları trafik ışığı olmadan yer cizgileri ile cözmüş olmaları bana orjinal göründü. Işıksız yaya geçitlerinde yayaya mutlak üstünlük tanıyor şöförler. İstanbul'da ışıksız yaya geçidinde şöför lütfederse geçiyoruz. Helal gıda hassasiyeti olanlar için imkanlar da var. Şehirde açık tarihi bir cami var. O da hamamların olduğu bölgede. Botanik parkınin alt girişine yakın. Çinileri güzel. Kahverengi porselen kaplı büyük mekan ısıtma sobası görülmeli. Görevlisi Gürcistan'da köylerde 1 milyon'a yakın Azeri halkın yaşadığını söyledi. Güncel Tiflis seyahat, trafik ve mekan bilgileri için çok teşekkürler. İstanbul'da bazen yaklaşan aracın durmayacağını bildiğim halde yaya geçidine yürüyüp çarpılarak olay çıkarasım geliyor bazen, çok fena sinirliyim o şoför lütfuna muhtaç olmaya. Tiflis hava limanından şehir merkezine giden taksi veyahut buna benzer ulaşım araçları var mı? Misal taksi ne kadar bir ücret talep ediyor? Dolandırıcılığın epey fazla olduğu bir ülke olarak biliyorum burayı. Ayrıca havalimanında bizim bankaların kartları geçiyor mu? Misal Garanti Bankasına ait kartla ben Gürcü parası çekebilir miyim? Teşekkürler. Tiflis havalimanından şehir merkezine 24 saat taksi var ve standart ücreti 25 lari, ortalama 25 dakika sürüyor. Havaalanı varış terminalinin çıkışında taksi müşterisi bulmaya çalışan çığırtkanları dikkate almayın. Binanın önündeki beyaz taksilerden sıradakine binmeden önce 25 lari ücreti onaylatıp kesinleştirin. Otomatik banka makinelerinde Türk bankalarının kartları geçerli, hesabınızdaki Türk Lirasının Gürcü para birimi karşılığını çekebilirsiniz. Merhaba Nilüfer Hanım. Müzeler Pazartesi günleri her hafta kapalı. Yeni yılın ilk günü 1 Ocak'ta açık herhangi bir yer olacağını sanmıyorum. 30 ve 31 Aralıkta kiliseler kapalı olmaz. Başkent Tiflis'ın ve Gürcistan'ın en önemli müzesi Gürcistan Ulusal Müzesi 30-31 Aralıkta açık, 1-2 Ocakta kapalı, resmi tatil. Ulusal Sanat galerisi, Güzel Sanatlar Müzesi ve Tiflis Tarih Müzesi de aynı şekilde, müzelerin çoğu belirttiğim günlerde, diğer resmi tatil günlerinde ve Pazartesi günleri kapalı oluyor. Merhabalar Alper bey daha önceki bilgilerinizle Balkan seyahatim çok rahat geçti teşekkürler, şimdi bir ricam daha vardı gidicem oradan Bakü ye gecicem acaba kapıda vize alabilir miyim yoksa gitmeden mi almam gerekiyor? Teşekkürler. Merhaba. Azerbaycan Türk vatandaşlarına varışta sadece Bakü Haydar Aliyev Uluslararası Havalimanı'nda vize veriyor, kara yoluyla gidecekseniz önceden almanız gerekiyor. Selam Gürcistan halkı nasıl guvenilir mı hırsızlık olayı oluyor mu saygılar. Merhaba. Gürcistan'da hırsızlık ve diğer tehlikeler epey azdır ama yine de kalabalık mekanlarda, turistik yerlerde değerli eşyanıza dikkat etmenizi öneririm. Hemen her ülke için geçerli genel önlemler sadece, aşırı bir durum yok. benim kimlik 11 yıllık olmuş ve bileti de 20 eylül için Ağrı ya aldım tura başlıyorum, yeni kimlik çıkarmaya vaktim yok. Kimlikte sorun görünmüyor, kenarları biraz açılmış ama damga yerinde ve yazılar da foto da gayet net. Umarım blog okurlarımdan deneyimli olanlar yazar. Gürcistan için iyi şanslar. Fakat endişe etmenize gerek yok, pasaportla girin. Kimlik konusunda çok titizler, kapıda bu yüzden alınmayan birçok kişiyle karşılaştım. Pasaportun önemli olan kaç yıllık olduğu değil, ne kadar süresi kaldığı dır. 6aylık süresi varsa pasaportunuzun, pekala girebilirsiniz. Kimlik konusunda çok titizler, kapıda kimlik yüzünden, alınmayan birçok kişiyle karşılaştım. Pasaport ile rahatlıkla girebilirsiniz tabiki pasaportunuzun 6 ay geçerlilik süresi varsa.. Öyleyse direk papaportu veriyim, kimlik isterse ısrarla kimlik veririm, işim biraz şansa kaldı artık. Teşekkürler! Gürcistan'a girişte pasaport yeterli, ayrıca kimlik sormazlar. Trenle Gürcistan üzerinden Azerbaycana giderken eğer kimlikle Gurcistan'a giriş yapılmışsa sınırda pasaport kontrolünde sorun çıkıyormuş. Pasaportta Gürcistan giriş damgası olmaması nedeniyle durumu izah etmekde sıkıntı çekmişler. İlk başta pasaportla mı yoksa kimlikle mi gireceğinize karar veriyorsunuz. Kimlikle girecekler ekstra form dolduruyor. Pasaport ile bir şey doldurmanıza gerek yok. Kimlikle Gürcistan a giriş yapan, Gürcistandan başka bir ülkeye giriş yapamaz. Pasaport un yaninda varken neden kimlikle gidersin Gürcistana zaten çok saçma. Pasaport la çıkmak daha basit. Teşekkür ederim cevabınız için. Tiflis dışında Batum'a gidicez. Rica ederim. Keyifli bir Gürcistan seyahati dilerim. Merhaba Sera Hanım. Tiflis'te geleneksel canlı Gürcü müziği dinleyebileceğiniz en iyi yer Tsiskvili adlı restoranlar zinciri. Bunların Ethno Tsiskvili adlı mekanında geleneksel Gürcü dansları izleyebilirsiniz. Mtkvari Nehri kıyısında, Akaki Beliashvili Caddesi, 99 numaralı adreste. Yine Kura Nehri kıyısındaki In The Shadow of Metekhi de iyidir, adresi Ketevan Tsamebuli Bulvarı no:29, Tiflis. Burada her gün Gürcü folk dansları ediliyor. Diğer bir mekan da Mravaljamieri; yine nehir kenarında, Baratashvili Caddesi 55 numarada. Üçünde de kaliteli geleneksel Gürcü yemekleri yiyebilirsiniz. Bence gündüz gezerken bunlardan en az ikisine girip bir göz atın, menülerine bakın, akşam için birini seçin. Alper bey merhabalar, öncelikle yazılarınızı severek takip ediyorum. Benim size sorum bir proje için 1 ay Gürcistan'a sehayat etmeyi düşünüyorum. Sonrasında ise Rusya'ya gitmem gerek. Pasaportumda hali hazirda iki kere de Ukrayna'ya giriş çıkış olması ve Gürcistan'a giriş çıkış damgası olması durumunda Rusya'ya girişte büyük sıkıntı çıkaracakları yönünde bir duyum aldım. Bunun doğruluk payını tecrübelerimizi sığınarak öğrenmek isterim. Merhaba. Pasaportunuzda Gürcistan ve Ukrayna damgaları olması size Rusya'ya girişte sorun yaratmaz. Selamlar Gürcistan'a gidip programsız şekilde kaç gün kalmak istiyorum. Pasaportum var dönüş bileti olmadan gidersem girişte sıkıntı çıkarırlar mı? Dönüş biletini kafama estiği zaman almak istiyorum. Merhaba. Gürcistan'da vizesiz olarak daha önce 90 gün olan kalış süresi 1 yıla çıkarıldı, Türk vatandaşları için çok rahat seyahat edilebilen bir ülke. Ben dönüş biletsiz girdim soran olmadı, arkadaşlarıma da öyle."} {"url": "https://celebialper.com/tokmak-aleksandar-ilic-yugoslavya/", "text": "Her gün dünyada milyonlarca tavuk ve yumurtası yeniyor, milyonlarca tavuk öldürülüyor. Uygarlığımız yılda 59 milyar hayvan öldürüyor, neredeyse hiçbirimiz onların kim olduğunu bilmiyoruz ya da sömürüden uzakta yaşama şansları olsa nasıl davranacaklarına dair bir fikrimiz yok. Bu kısa belgesel basit ama derin bir gerçeği ortaya koyuyor: başkalarına davranma biçimimiz aslında onların kim olduğuna dair yanlış düşüncelerimize dayanıyor. Daha yakından bakıp başkalarının bizim onları hayal ettiğimiz gibi olmadığını keşfettiğimizde kibirimiz kırılıyor ve o zaman davranışlarımız ve ahlaki bilincimiz evrim geçirmeye başlıyor. Çağdaş yöntemlerle her gün binlerce civciv üreten bir işletmeyi gösterir bize Tokmak filmi. Üzerinden binlerce civcivin geçtiği geniş bir bandın iki yanında \"kapo\"ları andıran seçici kadınlar durur ve \"sağlam\" civcivleri ayırırlar. \"Bozuk\", sakat ve ölü civcivler, yumurta parçalarıyla bantta bırakılır ve az ileride yumurta kabuklarıyla karışık olarak varile dökülürler. Bandın üzerinde sapsarı, birer küçük ışık yumağı gibi yavrucuklar, yaşamak için titreyerek seçilmeyi beklerler. Birden bir kara civciv görünür aralarında. Sapasağlamdır ama istenmez, çünkü beyazlara göre daha yavaş semirdikleri için beslenmesi karlı bulunmaz ve fabrika siyah civcivleri ortadan kaldırmıştır. Acımasız bir el iterek bant üzerinde bırakır onu. Yürüyen bant, civcivi uçuruma götürmektedir. Geriye doğru hızla koşar, ama tekrar itilir, tekrar geri döner. Bu umutsuz çaba, küçük civciv yumurta kabukları ile birlikte varile düşünceye kadar sürer. Sonra üstüne, düzenli aralıklarla işleyen Tokmak iner; varilde çok yer kaplamasınlar diye. Avluda, arabalara yüklenmek için bekletilen varillerden birinde kimsenin fark etmediği bir kıpırtı görürüz. Siyah civciv hayatta kalabilecek midir?. Kapo: Nazi toplama kampında yemek ve küçük öncelikler karşılığında diğer tutukluların zorla çalıştırılmalarını yöneten, işbirlikçi tutuklu. Tokmak filminde yönetmen Aleksandar Ilic bir yandan da 1941 yılında Yugoslavya'daki Hırvat Ustase rejimi tarafından kurulmuş Jasenovac ve diğer kamplarda öldürülen insanları ve kamptaki ceset kemiklerinin parçalanmasında kullanılan balyozu ima ediyor. Nazi Almanyası ve Mussolini İtalyası destekli kukla devleti kuran Ustasa, \"Büyük Hırvatistan\" idealiyle ülkeyi diğer unsurlardan temizlemeyi hedefledi. Faşist Hırvatistan Devrim Hareketi kamplarda büyük çoğunluğu Sırp olmak üzere Yahudi, Sloven, Çingene, Boşnak, ve Nazi rejimine karşı olan partizanları katletti. 700.000 kişinin imha edildiği bir soykırım. Duymamış mıydınız? Duymazsınız tabii, ülkemizde Sırpların sadece öldürdükleri bilinir çünkü. Senaryo yazarı, sinema yönetmeni, kurgu uzmanı ve besteci Aleksandar Ilic, 120'den fazla kısa film çekti. Toplam 393 film, kısa belgesel ve sinema filmi kurguladı. Özellikle doğa üzerine değerli eserler bıraktı. Özellikle Pheasant, Wild Duck, Embryo, Spring, Trap, Visokoletac, Owl, Sledgehammer ve Canon filmleri çok beğenildi. Aleksandar Iliç'in filmleri hayvanlar dünyasında hayatta kalma mücadelesi üzerine dramatik ve şiirsel metaforlara dönüşen, güçlü bir duygusal etkiye sahip. Almanya Berlin Film Festivali'nde Gümüş Ayı dahil ulusal ve uluslararası festivallerde yetmişten fazla önemli ödül kazanan Aleksandar Ilic hakkında Wikipedia'da, IMDB'de, hatta Google'da bilgi olmaması ne tuhaf. Aleksandar Ilic 25 Şubat 2012'de Belgrad şehrinde 85 yaşında öldü. Tokmak filmini 70'li yılların sonlarında sanırım Sinema Günleri'nin Kısa Filmler bölümünde, AKM salonlarında izledim. Beni rahmetli sinema yazarı arkadaşım Nezih Coş adeta zorla götürmüştü. Irkçılığa karşı verilen güçlü mesajdan çok etkilenmiştim. Kara civcivin banttaki ve finaldeki koşusunda izleyicilerin hepsi ayaktaydı ve sinema tezahürattan yıkılıyordu. Bu unutulmaz güzellikteki filmi tekrar izlememi sağladığınız için çok teşekkürler. Erhan Bey blogumu gerçek bir sinemaseverin izlemesinden mutluluk duydum, ben de size teşekkür ederim. Tokmak ne yazık ki az bilinen bir film. On dakikada güçlü mesajlar veriyor. Bu yazım Sinematek Dergisi'nde de yayınlandı, böylece gündeme gelmesi sevindirici. Biz insanlar eli kolu bağlanamayan katilleriz. Kısacık bir şok etkisi yaratabiliyor. Ama hala birşeyleri yanlış yapıyoruz. Çok önemli bir paylaşım olmuş. Imdb de filmi buldum http://www. imdb. com/title/tt0273771/?ref_=fn_al_tt_1 ama tabiki yorumsuz, kıyıda kçşede kalmış. Harika bir paylaşım olmuş sayenizde öğrendim. Teşekkür ederim. Ben de ilginize teşekkür ederim, dikkatli bir sinema izleyicisi tarafından okunduğuma sevindim. Alper Bey tecrübelerinizi ve hayata bakış açınızı bizlerle paylaştığınız için çok teşekkür ederim. Umarım sinema konusunda yeni paylaşımlarınız olur. Sağlıklı ve bol gezmeli görmeli günler dilerim. Ben de ilginize teşekkür ederim. Yazmaya devam edeceğim. Çok az bilinen film hakkında yorum bulmak çok zor. Film yorumu için teşekkürler. Filmi hiç duymamıştım, yorum için teşekkürler. Etkileyici bir kısa filmdi, izlettirdiğiniz için teşekkür ederim."} {"url": "https://celebialper.com/tokyo-hakkinda-bilgi/", "text": "Tokyo hakkında bilgi kaynağı olarak hazırladığım bu yazıda Tokyo şehri ile ilgili bilgiler, nüfusu, yüz ölçümü, haritası, konumu, tarihi, iklimi, hava durumu, semtleri, bölgeleri, ekonomisi, mimarisi ve üniversiteleri var. Japonya'nın başkenti ve dünyanın en büyük şehri Tokyo hakkında söylenecek çok şey var. Kent sınırlarının neresi kabul edilmesine bağlı olarak en büyük şehir veya en büyük şehirlerden biri olarak kabul ediliyor. Pahalı bir yer ama örneğin Batı ve Kuzey Avrupa kadar değil. Şehir merkezi nüfusu 13.600.000, çevre semtleriyle beraber 38.300.000 kişi olan dev kentin merkez yüz ölçümü 2.187, tümü 13.572 kilometre kare. Tokyo nerede sorusuna yanıt verecek olursak Doğu Asya'daki Honşu Adası'nın orta bölgesinde, Büyük Okyanus'taki Tokyo Körfezi kıyısında, Sumida Nehri'nin denize döküldüğü yerde diyebiliriz. En yakın ülkeler tamamı denizaşırı olmak üzre Rusya, Çin, Kuzey Kore, Güney Kore. Tokyo şehrinin ilk adı Edo, haliç, nehir ağzı anlamına geliyor. İmparator Meiji'nin 1868 yılında tahta çıkıp imparatorluğun başkenti olmasıyla bugünkü adını aldı, Doğunun Başkenti anlamına geliyor. Metropol Tokyoto bugün Japonya'nın başkenti ve illerinden biri. Şehrin merkezinde geniş bahçelerle çevrili İmparatorluk Sarayı yer alıyor. Sarayın doğusunda, Japonya iş dünyasının merkezi olarak kabul edilen Maranouçi semti; kuzeydoğusunda ise çok sayıda üniversitenin ve basımevinin bulunduğu Kanda semti var. Resmi binalar sarayın güneyindeki Kasumigaseki semtinde toplanıyor. Ulusal meclis Kokkai binası Kasumigaseki'nin batısında. Dünyaca meşhur bir alışveriş merkezi olan Ginza semti şehrin doğu bölgesinde. Başlangıçta depreme dayanıklı olsun diye binalar 30 metreyle sınırlandırılmış, fakat 1960'lardan sonra bu yüksekliği aşan depreme dayanıklı pek çok yeni bina inşa edildi. Bunların başlıcaları Mainiçi Yayınevi, Şehir Katedrali, Milli Tiyatro ve Uluslararası Ticaret Merkezi. Başkent, Japonya'nın finans merkezi özelliğine sahip. Japonya Borsası'nın da yer aldığı şehirde dünyanın en büyük 500 firmasının altmış birinin merkezi yer alıyor ve şehir bu açıdan dünyada birinci. Tokyo şehri Küresel Ekonomik Güç İndeksinde birinci, Küresel Kentler İndeksinde üçüncü sırada ve GaWC araştırmasına göre bir alpha+ dünya kenti. TripAdvidor'ın gezginler ve turistler arası araştırmasında \"en iyi genel deneyim\", \"yerel halkın yardımseverliği\", \"gece hayatı\", \"alışveriş\", \"sokakların temizliği\" ve \"şehir içi ulaşım\" kategorilerinde birinci seçildi. Başkent Monocle dergisi tarafından Dünyanın En Yaşanabilir Şehri, 2017 Güvenli Kentler İndeksinde Dünyanın En Güvenli Kenti, 2018 QS En İyi Öğrenci Kentleri İndeksi tarafından dünyada üniversite öğrencisi olmak için üçüncü en iyi şehir seçildi. Tokyo 1964 Yaz Olimpiyatları, 1979, 1986, 1993 G-7 Zirvelerine ev sahipliği yaptı ve yakında 2019 Rugby Dünya Kupası, 2020 yaz Olimpiyatları ile 2020 Yaz Paralimpik Oyunları burada gerçekleştirilecek. Japon yasalarına göre başkent metropol statüsüne sahip bir prefektörlük, yani il. Metropol 1943 yılında kurulmuş olup bu tarihe kadar Tokyo prefektörlüğüne bağlı bir şehirdi. Eski kentin bulunduğu bölge 23 adet özel semte ayrılmakta olup, her birinin kendi belediye başkanı ile meclisi bulunuyor ve bağımsız bir şehir gibi yönetiliyor. Bunlardan başka şehrin en batısındaki Nishi-Tama ilçesi üç kasaba olan Hinode, Mizuho, Okutama ile Hinohara köyünü içeriyor. Ayrıca Izu ve Ogasawara Adaları da idari yönden Tokyo'ya bağlı. Körfezdeki liman şehri Edo Kalesi 12. yüzyılda güçlü samuray klanı Edo ailesinin yurdu olarak Japon tarihinde ortaya çıktı. 1603'te Tokugawa Şogunluğu kurucusu Tokugawa Ieyasu, Edo'yu şogun yönetiminin başkenti yaptı. Şogunluk rejimi altında Edo, Japonya'nın kültürel, ekonomik ve politik merkezi haline geldi. 1868'de Şogun yönetimine son veren İmparator Meiji, 3 Eylül 1868 tarihli imparator fermanı ile Kyoto'dan Edo kalesindeki eski şogun sarayına göç edip, eski başkenti Kyoto'dan buraya taşıdı ve adını Tokyo olarak değiştirdi. Tokyo, 12 Eylül 1923'teki depremde büyük zarar gördü. Depremden sonra şehir yeniden inşa edildi ve bu dönemde çevresinde banliyöler oluşmaya başladı. 20 yıl sonra II. Dünya Savaşı'nda ABD uçakları tarafından ciddi bombardıman edilerek büyük ölçüde tekrar yıkıldı. İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD tarafından saldırıya uğrasa da Hiroşima ve Nagazaki'ye oranla daha az hasar aldı. Bununla birlikte Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan atom bombaları bu bölgeyi de önemli ölçüde etkiledi. Savaş esnasında 700.000 kadar bombaya maruz kalan Tokyo'da yaklaşık 200.000 sivil hayatını kaybetti. Savaş öncesi nüfusu 6.7 milyon olan başkentte savaş sonrasında yalnızca 2.8 milyon insan yerleşik olarak yaşamını devam ettirebiliyordu. Japonya başkenti 1950'lerden sonra ülke ekonomisine paralel bir gelişme göstererek hızla büyüdü ve bugünkü düzeyine ulaştı; dünyanın en önemli ticaret ve teknoloji merkezlerinden biri oldu. Tokyo ekonomisi 2.5 trilyon Amerikan Doları hacmiyle dünyanın en büyüğü; öyle ki tek başına bir ülke olsaydı dünyanın sekizinci en büyük ekonomisine sahip olurdu. Kent büyük bir uluslararası finans merkezi olup, dünyanın en büyük yatırım bankaları ve sigorta şirketlerinin birkaçının merkezine ev sahipliği yapıyor ve Japonya'nın ulaşım, elektronik, basım ve yayıncılık endüstrilerinin merkezi. Nemli alttropik iklim kuşağındaki kentte sıcak ve nemli yazlar, genellikle soğuk kışlar yaşanıyor. Ülkenin çoğunda olduğu gibi mevsimler 1 ay geç başlıyor. En sıcak ay Ağustosta ortalama sıcaklık 25, gündüz 30-35, gece 21-23 derece. En soğuk Ocak ayında sıcaklıklar gündüz 6-12, gece 2-3 derece oluyor. Ortalama yılda 1 kez kar yağıyor. Nisan ayında sıcaklıklar gündüz 21-27, gece 12-16 derece oluyor. Şehir yakın tarihte 1923 Büyük Kanto Depremi ve II. Dünya Savaşı bombardımanlarında iki kez yıkıldığı için kentsel dokusu ve mimarisi modern tarzda ve eski bina az. Tokyo International Forum, Asahi Beer Hall, Mode Gakuen Cocoon Tower, NTT Docomo Yoyogi Building ve Rainbow Bridge gibi uluslararası alanda ünlü modern tarz binalar var. İki önemli kule var, Tokyo Tower ile dünyanın en uzun kulesi ve Dubai Burj Khalifa'dan sonraki ikinci en yüksek yapısı Tokyo Skytree. Aşağıdaki şehir fotoğrafını Büyükşehir Belediyesi binasının kulesinden çektim. Tokyo mimarisi iki üç katlı ahşap evlerden, Meiji döneminden kalma taş yapılara ve beton veya çelikten yapılmış gökdelenlere kadar değişen bir çeşitlilik gösteriyor. Japonya'nın başlıca ibadet merkezi olan Meiji Tapınağı bir ulusal anıt olarak kabul ediliyor. - National Graduate Institute for Policy Studies - Ochanomizu Üniversitesi - Gakugei Üniversitesi - Tokyo Institute of Technology - Medical and Dental Üniversity - University of Agriculture and Technology - University of Foreign Studies - University of Marine Science and Technology - Tokyo University of the Arts - University of Electro-Communications - Hitotsubashi Üniversitesi - Tokyo University of Science - Keio Üniversitesi - University of Tokyo - Globis University Graduate School of Management - International Christian Üniversitesi - Sophia Üniversitesi - Waseda Üniversitesi - United Nations Üniversitesi Bu bir Tokyo hakkında bilgi yazısı oldu, yaşadıklarım ve gezdiklerimi ayrıntılı anlatacağım."} {"url": "https://celebialper.com/trakya-gezi-notlari/", "text": "Trakya zengin tarihi, güzel doğası, neşeli insanları ve renkli kültürüyle Balkan ve Anadolu kültürlerinin kaynaştığı bir bölge. 27 gezgin olarak Trakya Kalkınma Ajansı desteği ve Cüneyt Durhan'ın organizasyonuyla yaptığımız Trakya gezisi sırasında yöresel müzik dinledik, yemekler yedik, Trakya oyun havaları izleyip eşlik ettik, Trakya'da gezilecek yerleri ziyaret edip bölge hakkında bilgi edinirken Trakya şivesi ile konuşmayı da ihmal etmedik. Şahane geçen gezi programı dahilinde ben dahil üç Trakyalı vardı. İşte dört günlük Trakya gezi notları. Memleketim Şarköy ilçesine bağlı Uçmakdere köyü Tekirdağ ve Şarköy'e 35km, İstanbul'a 170 km mesafede, eski bir Rum köyü. Uçmakdere'nin eski Rumca adı Avdimio olup, yörede yaşayan Türk Yörükleri Avdin olarak adlandırırlardı. Bölgedeki diğer köyler tarihi dokularını kaybetmişken, Uçmakdere Rum evleri, güzel doğası, bakir kıyısı ile doğa yürüyüşü ve yamaç paraşütü imkanlarıyla Trakya'da gezilecek yerler arasında öne çıkıyor. Köyün bulunduğu Ganos Dağı 915 metre yükseklikte olup, yamaç paraşütü ile 625 metredeki Nişantepe'deki 4 atlayış noktasından Ayvasıl koyuna iniş yapılıyor. Trakya gezisi yapanlara tavsiye ederim. Öğleden sonra ajansı ziyaret etmemizin ardından şehir merkezine gidip küçük bir Tekirdağ gezisi yaptık. Tahinli çörek, Tekirdağ köftesi, peynir helvası ve ayrabol tatlısı da eksik olmadı tabii. Tekirdağ'da gezilecek yerler arasında Rakoczi Müzesi, Tekirdağ Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, Eski Cami, Orta Cami, Namık Kemal Heykeli, Atatürk Anıtı, Abide-i Hürriyet Anıtı, Namık Kemal Evi, Rüstempaşa Külliyesi, Bedesten sayılabilir. Tekirdağ iline bağlı Şarköy, Mürefte, Hoşköy ve Gaziköy, deniz tatili için yerli turistlerce ilgi görüyor. Trakya gezisi için mutlaka tavsiye ederim. Akşam üzeri günebakan tarlalarında fotoğraf çektikten sonra Karacakılavuz köyüne gittik. sağ olsunlar bize şehriye çorbası, lahana aşı, keşkek ve kuru fasulye pişirmişler. Yemekten sonra çay eşliğinde sohbet ettik. Daha sonra Tekirdağ Halk Eğitim Merkezi Halk Oyunları Ekibi ile Roman müzisyenler Trakya oyun havaları ve halk oyunları gösterisi yaptılar, bizden de eşlik edip oynayanlar oldu. Tekirdağ Roman Kültürünü Yaşatma ve Müzisyenler Derneği başkanı olup bize klarnet çalan Ümit Abi ile sohbet ettim. Karacakılavuz'daki dokuma tezgahı atölyesini ziyaret edip bilgi aldık. Tekirdağ'ımın dokumacı teyzesi kilime emeğini, sevincini, hüznünü, sabrını, yüreğini dokuyor. Ertesi sabah rotamız Saros Körfezi oldu. Saros'da isteyenler tekneyle dalış için açıldılar, dileyenler benim gibi Erikli kumsalında tembel saatler geçirdiler. Burada TRT FM spikeri Murat Can Abi radyoya canlı bağlanarak yaptığımız Trakya gezisi hakkında bilgi verdi, gezdiğimiz yerlerden ve bloglarımızdan bahsetti. Öğleden sonra Uzunköprü'ye gittik. Uzunköprü 1426-1443 yıllarında Osmanlı padişahı II. Murat'ın emriyle Mimar Müslihiddin tarafından inşa edildi. 1238 metre uzunluğuyla dünyanın en uzun taş köprüsü. 174 kemeri olan Uzunköprü'nün bazı ayaklarında aslan, fil, kuş, lale figürleri var. Trakya gezisi sırasında mutlaka görülmesi gereken yerler arasında. Ayçiçeği Trakya'nın sembollerinden. Asfaltta yol alırken iki tarafta sarı-yeşil bir manzara oluşturuyorlar. Toroslardan Rumeli'ye gönderilen atalarım Balkanları 500 yıl yurt edindi, sonra Trakya'ya göçmek zorunda kaldı. Ülkemizin her yöresinin insanı kadar iyiyiz, bize bu geziyi sağlayan kurumumuz, organize eden Cüneyt, iftar sofrasını paylaşan Karacakılavuz köylüleri, gezgin dostlarım, günebakan gülüşleriniz, memleketim Şarköy kadar güzelsiniz. Malkara kadar yakın, Tekirdağ kadar şensiniz. Anadolumuzu Trakya'ya bekleriz. Türkiye için geziyoruz. Edirne'de otele yerleşip dinlendikten sonra Lalezar Kafe'ye gittik, dün sosyal medyada burada olacağımızı, görüşmek isteyen takipçilerimizin gelebileceğini duyurmuştuk. Bestami'ye gelenler oldu, beni görmeye de Foça'dan bir aile geldi, sürpriz oldu. Pek yabancı dilleri ve çok paraları olmayan bu memur çift ve lise öğrencisi oğulları, otomobilleriyle birçok ülkeye seyahat ediyor ve yanlarındaki çadırda kalıyor. Seyahat etmek için zengin olmak gerekmediğini kanıtlayan bu sevimli aileden hepimiz etkilendik. Yemekten sonra üniversiteye yakın bir kafe-bara gidip sohbet ettik. Sonra da dinlenme vakti. Aşağıda ben, Tuğçe ve Cüneyt, Avrupa'nın en büyük sinagoglarından olan Edirne Büyük Sinagog'dayız. Bugün programımız yoğun, çünkü Edirne gezilecek yerler bakımından zengin bir şehir. İl Turizm Müdürlüğü'nden rehberimiz Edirne hakkında bilgi verip gezilecek noktaları tanıttı. Şükrü Paşa Anıtı ve Balkan Savaşları Müzesi, 2. Beyazıt Külliyesi, Selimiye Cami, Türk İslam Eserleri Müzesi, Edirne Arkeoloji ve Etnografya Müzesi, Eski Cami, Üç Şerefeli Cami, Büyük Sinagog, Sv. Georgi Kilisesi, Sv. Konstantin Elena Kilisesi, Tunca ve Meriç Köprüleri, Karaağaç Lozan Anıtı, Eski Edirne Garı, Arasta, Ali Paşa Çarşısı, Deveci Hanı, Saray Hamamı, Hıdır Ağa Cami, Rüstempaşa Kervansarayı, Saraçlar Caddesi, Makedonya Saat Kulesi, Tahtakale Hamamı, Beylerbeyi Cami, Kasımpaşa Cami, Kırkpınar Er Meydanı, Edirne'de gezilecek yerler ve görülecek noktalar arasında en önemlileri. Edirne gezi programı yapıp da Edirne ciğeri yemeden olmaz. Sevgili Cüneyt bizi Ciğerci Niyazi'ye öğle yemeğine götürdü, sonra gezmeye devam ettik. Trakya gezi notları devam ediyor.. Ben Selimiye'nin muhteşemliğini kareye sığdırmaya çalışırken arkamdaki arkadaşım habersiz geniş açıyla çekmiş. II. Bayezid tarafından 1484-1488 yıllarında Mimar Hayreddin'e yaptırılan Bayezid Külliyesi cami, misafirhane, tıp medresesi, imaret, köprü, çifte hamam, değirmen, su deposu, sıbyan mektebi, mehterhaneden oluşuyordu. Dünyanın ilk akıl hastanelerinden biri burada idi. hastaların tedavisinde su sesi ve müzik kullanılırdı. Dış rengi nedeniyle Edirneliler'in Beyaz Ev dedikleri, ilk sahibi nedeniyle Rıza Bey'in Evi olarak da anılan Bahai Evi, Bahailer için kutsal sayılıyor. Çünkü Bahai dininin kurucusu Bahaullah bir süre bu evde kalmış. Aslında burası Bahaullah'ın Edirne'de kaldığı beş evden biri. Diğer ülkelerden burayı ziyarete gelen Bahailer burada ibadet ediyorlar. Ev 1992 yılında onarılarak restore edilmiş. \"Dünya tek bir vatan ve insanlar onun vatandaşlarıdır.\" felsefesiyle de kendini özetleyen Bahailik, Bahaullah'ı peygamber kabul ediyor. Ayrıca bütün peygamberleri kabul ediyor ve tanıyorlar. Hayfa'da Yüce Adalet Evi adını verdikleri merkez dışında; hemen hemen dünyanın her yerinde milli mahfeller adıyla örgütlüler. Kırklareli tarih boyu göçler ve istilalar nedeniyle farklı kültürlerin bir arada yaşadığı, kültürel renklerin harmanlandığı bir bölge oldu. Kırklareli ilinin türküleri, halk oyunları, manileri, el dokumaları ve ağaç işçiliği, bu ortak kültürün başlıca ürünleri. Kırklareli ili Demirköy ilçesindeki Longoz Ormanı ziyaretimizde kısa bir doğa yürüyüşü yaptık, sonra da doğanın içinde mütevazi ama harika bir ortamda alabalık yedik. İstanbul'a dönmeden önceki son durağımız Kıyıköy güzel bir kıyıya ve manzaraya sahip. Güzel bir Trakya gezi rotası ve programı oldu, düzenleyenlere tekrar teşekkürler. Zaman buldukça Trakya illerini ayrı ayrı yazmayı da düşünüyorum. İlginize teşekkürler. Yazınızı beğenmekle beraber ben de çok genel buldum. Ayrı ayrı yazmanızda fayda var zira Trakya illeri bunu hak ediyor. Zaman buldukça Trakya'dan daha yazacağım. Bu genel olarak geziyi anlayan bir yazı. Bizi davet eden Trakya Kalkınma Ajansı'na jest olarak kısa sürede yazmamız gerekiyordu. Teşekkürler Deniz Hanım. Trakya gezisi hakkında yine yazacağım. Yazınız genel ve öz bunaltmadı okurken güzel olmuş teşekkürler Alper bey.. Ben de okuduğunuz için teşekkür ederim Zehra Hanım. Trakya iyidir, gidilesidir. Harf hatasını düzeltip Tunca yaptım. İlginize teşekkürler. Edirne'de Bahailik dininin peygamberine ait bir ev var. Her yıl dünyanın çeşitli bölgelerinden insanlar orayı ziyarete gidiyor. Yazınızda o eve de değinebilirseniz çok iyi olur. Bence Edirne'de gezilebilecek ilginç yerlerden biri ancak tanıtımı maalesef yetersiz. Merhaba Trakya gezinizi tekrarlama durumu olursa haber verir misiniz Ankara da yaşıyorum eşimle güzel bir Trakya gezisi yapmak istiyoruz. Bu Trakya gezisi Trakya Kalkınma Ajansı tarafından gezi blog yazarları için düzenlendi. Herkese açık bir Trakya turu düzenlenirse haber veririm. Saygılar."} {"url": "https://celebialper.com/tsetserleg-mogolistan/", "text": "Tsetserleg Moğolistan'ın Arkhangai ilinin başkenti, ama bizim bidiğimiz anlamda bir şehir değil, küçük bir kasaba. Erdenebulgan adlı ilçede yer alıyor ve nüfusu 16.500. Tsetserleg eskiden bir kültür ve ticaret merkeziymiş. Birinci Khalkh Zaya Pandita Luvsanperenlei tarafından inşa edilen manastır buradaymış. Kasaba Khangay Dağları'ndaki bir vadide yer alıyor ve Moğolistan il merkezlerinin en güzeli olarak kabul edildiği için gezilecek yerler arasında planınıza katmanızı öneririm. Tsetserleg Moğolca bahçe demek. Tsetserleg Çin Qing Hanedanlığı'nın Kangxi Hükümdarlığı (1661-1722) döneminde, 1680 yılında kuruldu. Bugün ülkenin tamamında olduğu gibi Moğol göçebe yaşamı devam ediyor, sokaklarda atlar ve atlılar, böyle geleneksel Moğol kıyafeti Del giyen insanlar görmek mümkün. Tsetserleg adlı kasabaya önceki yazımda anlattığım, 13 saat süren 300 kilometrelik yolculukla geldim ve tek pansiyona yerleştim. Ertesi sabah etrafı gezdim, zaten küçük bir yer. Bir tane lokanta var; yine yağlı koyun etli Moğolistan yemekleri yememek için tavuk istedim ama hiç kimse İngilizce anlamadı, kollarımla kanat çırpma hareketi yapıp gıdakladım mecburen, anladılar. Moğolistan yemekleri bu yazımda. Biliyorum Tsetserleg sözcüğünü nasıl okuyacağınızı bilemiyorsunuz; ben de öyle. Türkçede olmayan, ç ile z karışımı şu tuhaf ses Latin alfabesinde böyle gösteriliyor. Bizdeki en yakın ses ç, ben aslında kasmadan Çeçerleg diye okuyup yazıyorum ama burası herkese açık bir alan olduğu için tam doğrusunu yazmakta yarar var. Tsetserleg pazarını gezdim ama alışveriş yapmadım. Moğol isimleri çok güzel ve anlamlı. Ayrıca bir yazı yazacağım. Buyandelgerüülekh Khiid Manastırı 1586 yılında inşa edildi, daha sonra genişletildi. Eskiden manastırda 1000 Budist rahip yaşıyordu. Moğolistan bir Sovyet cumhuriyeti olmadı ama politik olarak Sovyetler Birliği ile yakın müttefikti. Stalin dönemindeki dini temizlik sırasında manastırın bir kısmı ayakta kaldı, çünkü eski feodal toplumun ne kadar yanlış olduğunu gösteren bir müzeye çevrildi. Manastır içerisinde bugün birkaç Budist rahip yaşıyor ama tören yapılmıyor. Burada oturan bir Lama yok. Tsetserleg'e Moğolistan gece hayatı nasıldır göreyim diye gelmedim ama gündüz kasabayı gezdikten sonra yapacak bir şey yok, gece diskoya gittim. İçeri girdim, erkek olarak sadece asker kıyafetli güvenlik görevlisi ve ben varım, Moğol kız dolu. Ya dün geceki zorlu yolculukta ben öldüm de burası cennet, ya da bu işin içinde bir iş var diye düşündüm. Ama hayır, Moğolistan'da gittiğim bütün bar, gece kulübü ve diskolarda hep kadınlar erkeklerden çok daha fazla, başkent Ulan Bator'da da öyleydi. Erdenet yazımda anlattığım ve kız/oğlan oranı 8/1 olan diskoda yaşadığım linç girişiminden sonra burada hemen dans pistinden ve masalardan uzaktaki bara yöneldim ve Cengiz Han marka votkamı söyledim. Bir süre sonra genç bir oğlan geldi diskoya, yabancı olduğum karanlıkta bile hemen tipimden anlaşılıyor. Biraz İngilizce biliyormuş, hevesle yanıma gelip nereli olduğumu sordu, İngilizce konuşmaktan memnun oldu. Biraz sonra bir masaya oturduk, sohbet ettik. Neden sadece kızlar olduğunu sorunca \"oğlanlar geç gelir\" dedi, demek ki ağır takılıyorlar abiler. Geç saatte bir kaç oğlan geldi, nerede içmişlerse körkütük sarhoşlar, pistte kızlara yaklaşıp birlikte dans etmeye çalışıyorlar, kızlar \"hıh\" hareketi yapıp arkalarını dönüyor. Bir süre sonra çocuk yan masadaki kızlarla konuştu, bir araya gelip çocuğun çevirisiyle Moğolistan ve Moğol kültürü, Türkiye hakkında sohbet ettik. Erkekler tip tip bize bakıyor. Disko kapanınca çocuktan beni pansiyonuma bırakmasını rica ettim, yakın zaten, kapıya kadar bıraktı sağ olsun. Ertesi gün için Karakurum'a bilet almaya gittim, minibüs yazıhanesinde görevliyle anlaşamadık. Pansiyona dönüp İngilizce bilen kıza bir kağıda Tsetserleg-Karakurum bileti alacağımı, gününü falan yazdırıp tekrar gittim. Tsetserleg ile başkent Ulan Bator arasında çalışan minibüs var, Ulan Bator 20.000 Tögrög, adamlar benden bu yolun dörtte biri kadar olan Karakurum için 15.000 Tögrög istiyor. 1 Türk Lirası 650 Moğol Tögrög'ü ediyor. Tekrar pansiyona dönüp kıza buna itirazımı kağıda yazdırdım, adamlar laf dinlemiyor. Bir kadın yanıma yaklaşıp İngilizcesiyle yardım etmek istedi, derdimi söyledim, tercüme etti. Herifin teki omzuma vurdu bir şeyler böğürdü. Ne dediğini sordum, kadıncağız çevirdi: \"Sen Moğol değilsin, elbette Moğollardan daha fazla para vereceksin.\" Karakola gideceğimi söyleyince kadın bunun hiç bir işe yaramayacağını söyledi. Yazımı okuyan Moğollar olabilir, lütfen üzerlerine alınmasınlar, herkes için söylemiyorum. Ben Moğolistan kadar kadını ve erkeği arasında bu kadar açık bir fark olan bir ülke görmedim. Karşılaştığım, tanıştığım, yardım istediğim, arkadaşlık ettiğim Moğol kadınları arasında bırakın kabalığı gülümsemeyen, yardımcı olmaya çalışmayan tek kişi çıkmadı. Fakat erkeklerden çok kaba davranışlar ve şiddet gördüm. Tsetserleg ile Karakurum arasında kısa bir süre delik deşik asfalttan, çoğunlukla araziden gittik. Yine zıplayarak, göllere çukurlara dala çıka; atlar, akbabalar etrafımızda. Tam karşımda oturan bu iki sevimli kız çocuğuyla konuşamadık ama çok eğlendik. Onlara süslemeli bir nazar boncuğu hediye ettim, ne olduğunu anlamadılar, ne yapacaklarını bilemediler ama beğendiler. iyi seyahatler, mutluluk ve güzel anılar her daim sizinle olsun Alper Bey. Merhaba Fatih Bey. Moğolistan gezi yazıma ilginize çok teşekkürler. Kesinlikle gitmeye değer, ben tekrar gitmek isterdim. 🙂 Sağ olun, yolunuz açık olsun. Daha önce yurt dışına çıkmadıysanız Balkanlar veya Kafkaslar seyahati öneririm Yasemin hanım. Moğolistan da gidilmesi gereken, sıra dışı bir ülke. moğolistan ın anaerkil bir yapısı olduğunu duymuştum. Moğolistan eski Şaman geleneği ve kültürü nedeniyle kadın erkek eşitliği olan bir ülke. sen dünyayı gezersin ama cenazene türkler gelir. Moğolca sözlükte khadak, \"resmi durumlarda saygı göstergesi olarak veya özel bir olayın anısına sunulan dar ve uzun ipek veya başka bir kumaş parçası\" şeklinde tanımlanmış; Moğolcaya da Tibetçeden geçmiş. Bizdeki adak sözcüğünün kökeni ise Eski Türkçede ata- eylemine dayanır. Niyet etmek, söz vermek gibi anlamlara gelir. Bilgi için teşekkürler. Kadın olsaydım Moğol kadınları yine kibar davranırdı, ama erkekleri nasıl davranırdı, onu bilemiyorum. Merhaba alper abi. Ben üniversite öğrencisiyim ve önümüzdeki yaz azerbaycan-kazakistan ve moğalistanı gezmeyi planlıyorum. Aslında sayfalarca sorum var ama başlıca şunları yanıtlarsanız çok sevinirim. Zaman ayırabilirseniz çok memnun olurum abi, şimdiden çok teşekkürler. Böyle bir rota gitmedim, ancak güvenlik konusunda ortalamadan kötü ülkeler olmadıklarını biliyorum. Azerbaycan ve Moğolistan'da epey gezdim. Hiç Rusça bilmeden çok sayıda Doğu Avrupa ve Orta Asya seyahati yaptım, derdimi anlatmanın uzun sürdüğü durumlar oldu ama sorun yaşadığımı söyleyemem. 4000 liraya 40 gün gezmek için konaklamaya para vermemen veya en ucuz yerlerde kalman gerekir, ki bence yine yetmez. Ancak çadır ve otostop kullanırsan olur. Moğolistan yazılarımı okuduğunuz, ata yurdumuza ilgi gösterdiğiniz için benden de size teşekkürler. Yakutistan ve Kırgızistan yazılarımı da tavsiye ederim. Tekrar giderseniz organize olalım, ekonomik çıkar ilişkisi bulunmayan 15 20 günlük öylesine gezelim."} {"url": "https://celebialper.com/turkce-yunanca-ortak-sozcukler/", "text": "Türkçe ve Yunanca farklı dil ailelerinden, akraba olmayan diller olmalarına rağmen yüzlerce yıllık ortak tarih ve kültürel etkileşim nedeniyle 4.600 Türkçe Yunanca ortak sözcük var. Binlerce ortak kelimenin varlığı, bize iki ülkenin halkları olarak ortak değerler paylaştığımızı hatırlatıyor. Bu ortak değerler geçmişte kalmadı; her iki ülkenin insanları birbirlerinin ülkelerini turistik, kültürel ve tarihi nedenlerle ziyaret etmeyi seviyor. Bugün Yunanistan nüfusunun çoğunluğunu 1924 mübadelesi, 1955 ve 1964 göçleriyle Türkiye'den giden Rumlar oluşturuyor. Şimdi kısaca Türkçe ve Yunanca dillerinin özelliklerine baktıktan sonra Türkçe Yunanca ortak sözcükler, deyimler ve atasözlerine bakalım. Türkçe ile Yunanca gramer yapıları değişik, faklı dil ailelerine ait lisanlar. Türkçe Ural-Altay dil ailesinin Altay kolundan, Yunanca ise Hint-Avrupa dil ailesinin Helenik kolundan. Türkçe ile aynı dil grubunda Moğolca, Mançuca, Tunguzca, Japonca, Korece de var. Türkçe, Ural dilleri kolundaki Fince, Macarca ve Estonca ile de benzerlikler taşıyor. Türkçe, diğer Altay dilleri gibi eklemeli, yani sözcüklerin eklerle yapıldığı ve çekildiği, sondan eklemeli bir dil. Türkçe sözcüklerde, Arapça, Almanca gibi dillerde görülen erillik, dişillik özelliği yok. Türkçede sayı sıfatlarından sonra gelen adlar çoğul eki almazlar. Yani üç ağaçlar değil üç ağaç denir. Önlük-artlık ve düzlük-yuvarlaklık uyumları var. İlk uyuma göre bir sözcükteki ünlüler ya hep art veya ön, ikinci uyuma göre de ya hep düz veya yuvarlak olurlar. F, j ve h ünsüzleri Türkçe kökenli sözcüklerde bulunmazlar. Ancak bir kaç Türkçe sözcükte başka seslerden değişmiş olarak f görülebilir: öpke > öfke, ubak > ufak gibi. Türk dilinin tarihi yazılı eserlerinin olduğu Moğolistan'da gittiğim Orhun Yazıtları yazıma bakabilirsiniz. Yaşayan en eski dil Yunanca ya da Helence, Yunanistan ve Kıbrıs Cumhuriyeti'nin resmi dili. 4.000 yıllık bir geçmişe sahip. Hint-Avrupa dil ailesinde kendi başına bir kol oluşturuyor. Bazı dil bilimciler Yunanca ve Ermeniceyi Hint-Avrupa dil ailesi içinde Greko-Grabar olarak bir üst grupta birleştiriyor. Antik Yunanca, Klasik Yunan uygarlığının dili olarak kullanıldı. Bugün Yunanistan'ın resmi dili olan modern Yunanca, Antik Yunancadan oldukça farklı olmakla birlikte köken olarak ona dayanıyor. Yunanca, Yunan alfabesi kullanılarak yazılıyor. \"Yunanlarla Türklerin yaşamsal çıkarları tam bir uyum içindedir.\" Mustafa Kemal Atatürk, 30 Ekim 1930. \"Yunanların dostluğuna aynı şekilde karşılık veren Türk halkının dostluğunun ne denli değerli olduğunu değerlendirebilecek konumdayım.\" Eleftherios Venizelos, 2 Kasım 1930. Televizyon, amfibi, alegori, anekdot, anestezi, amfitiyatro, anagram, antibiyotik, antilop, aroma, arsenik, asfalt, asimetri, astım, astrofizik, astroloji, astronot, arkeoloji, antropoloji, antoloji, apostrof, aristokrasi, Atlantik, atlas, atletizm, atmosfer, atom, bakteri, biyokimya, biyoloji, hipodrom, botanik, teleskop, coğrafya, defne, dekan, delta, demagoji, demografi, demokrasi, deri, despot, didaktik, diaspora, dinamo, dinamik, diploma, diplomasi, disk, diyabet, diyagram, diyalektik, diyaliz, diyalog, dogma, doktrin, egemen, ego, eko, ekoloji, ekonomi, egzotik, elastik, elektrik, elektron, enigma, entelektüel, epik, eroin, erotizm, ergonomi, elips, empati, esoterik, estetik, eter, etik, etnik, etnografya, fanus, fantastik, fenomen, filoloji, fizik, fizyoloji, fosfor, fotoğraf, fotojenik. Gen, jeoloji, kangren, gargara, gastronomi, gaz, geniz, geometri, genetik, glikoz, gliserin, gönye, grafik, gramer, gramofon, halojen, hedonizm, hegemonya, hektar, helezon, helyum, hepatit, hermetik, hidroelektrik, hijyen, hipodrom, hipotenüs, histeri, hiyerarşi, ideal, ideoloji, idol, ipotek, ironi, istatistik, iyon, iyot, jeoloji, jimnastik, terapi, ütopya, hidrodinamik, ansiklopedi, ödem, klinik, klor, kozmos, kaos, kardiyoloji, katalitik, katarsis, katalog, kategori, kenevir, kolera, kolesterol, kritik, kriz, krom, lir, lirik, lityum, logaritma, lojik, enerji, diyalektik, dramatik, harmoni, maraton, megapol, mekanizma, menopoz, metafizik, lezbiyen, metabolizma, metal, meteoroloji, metre, metropol, mikrop, mikroskop, mitoloji, monarşi, monoton, narsist, nektar, neptün, neon, oksijen, optik, organ, otopsi, sinema. Yunancaya Türkçeden geçen Türkçe Yunanca ortak kelimelerden bazıları. Afyon: O . Latinceye opium olarak geçmiştir. Ahtapot: . Sekiz ayaklı anlamına geliyor. Akasya: A . Bir ağaç türü. Akrobasi: . Uçlarda yürüme, parmak uçlarında hareket etme. Allerji: A . Anlamı \"başka etki\". Anadolu: . Yunanca, \"Doğu\" anlamına geliyor, çünkü onların doğusu. Bir dilden diğerine anlamı kısmen veya tamamen değişerek geçen Türkçe Yunanca ortak sözcüklerden birisi. Analiz: . Baştan aşağı çözümleme. Anason: . Rakıda kullanılan kokulu bitki. Angarya: . Ağır ve sıkıcı iş. Antipati : . Karşıt duygu. Barbunya: - . Bir tür balık ve bitki. Balık adlarının çoğunu Rumlardan almış olmamız, eskiden kara insanı olan Türklerin deniz balıkları konusunda Rum mutfağından etkilendiklerini gösteriyor. Bezelye: . Bir tür bitki. Bomba: . Gümbürdemek, gürültü çıkarmak. Cımbız: T . Küçük kanca anlamında. Çipura: . Bir balık türü. Daktilo: . Parmak, sonra yazım aracı anlamında. Demet: . Tutam, avuç dolusu. Dinozor: . Korkunç kertenkele anlamına geliyor. Diskotek: . Asıl anlamı korunak. Diyet: . Uygulama, yönlendirme anlamında. Efendi: . Patron, bey, varlıklı ve asil kişi. Engerek: . Yılanbalığı anlamında. Bir yılan türü. Falaka: . Kalın sopa. Yunanca'dan Arapçaya oradan da Türkçeye geçmiş. Fantezi: . Hayal kurma, hayal etme. Fasarya: : Gürültü, patırtı, karışıklık, lüzumsuz konular üzerinde tartışma anlamında. Fasulye: veya ya da şeklinde söylenir. Fayton: . Yunan mitolojisinde Güneş arabasının sürücüsü. Felsefe: . Bilgelik sevgisi anlamına geliyor. Fırın: . Sadece Türkçe Yunanca ortak sözcük olarak kalmayıp, başka Balkan ülkelerinde de kullanılıyor. Örneğin Sırbistan'da furun diyorlar. Fışkı: . At veya eşek tersi. Fide: . Eşkin / Erişkin filiz. Bu kelime de \" \" kelimesinden evrilmiştir. Fok: . Bir deniz memelisi. Funda: . Püskül, tepelik anlamlarında. Galata: . Sütçü demek. İstanbul'un eski semtlerinden biri. Güderi: K . Koyun gönü, deri. Güğüm: K . Küçük kazan, su kabı. Halat: . Eski Yunanca, ip, urgan. Hamarat: . Becerikli, başarılı, işbilir. Hoyrat: X . Köylü, kırsalda yaşayan. Kaba, grotesk anlamlarında. Hülya: . Önce 4 unsur, sonra hayal anlamında. Ihlamur: . Şifalı bir bitki. Istakoz: A . Bir deniz canlısı. İbrik: M . Önce cezve, sonra sulama kabı. İskele: . Aynı zamanda merdiven manasına da gelir. İskelet: . Kakıt, kemikçatı, kerkenek. İskorpit: . Bir balık türü. İstif: . Katman, tabaka, kat kat yerleştirme. İstiridye: . Bir deniz canlısı. İşkil: . Köpek kelimesinden türetilmiş olup, kuşku, huylanma anlamlarını yüklenmiştir. Kadırga: K . Kürekli, yelkenli bir gemi. Kafa: K veya . Kaka: K - - . Kötü, fena. Türkçe'de dışkı anlamında da kullanılır. Kalamar: K . Bir deniz canlısı. Kaldırım: K . K : Güzel, iyi- : Yol. Güzel yol. Kambur: . Bükük, eğri, tümsek, çıkıntı. Kamış: . Saz, kamış. Kalamış kelimesi de buradan türetilmiştir. Kaligrafi: K . . Güzel- : Yazmak, yazım. Güzel yazı. Hat. Karavana: . Büyük yemek kabı. Karides: . Bir deniz ve akarsu canlısı. Karizma: . Bahşiş, hediye, tanrı vergisi, nezaket, hüner, iyilik, lütuf, nimet. Katakulli: . Aşağı doğru yuvarlanmak, aldatma, oyun etme, kandırma. Kaval: veya . Sap, lahana, pırasa vs. sapı. Anlam genişlemesiyle, bir müzik aleti. Kavanoz: K . Çanak, derin tabak. Kaytan: . İp, urgan, sicim. Kefal: . Kafa. Balık türü. Kefken: . Taşlık, kayalık yer. Kerata: K . Boynuz. Türkçe'de, ayakkabı çekeceği, aldatılan erkek ve yaramaz çocuk. Kerevet: . Oturma yeri, yatak. Kerkenez: K . Yırtıcı bir kuş. Kilise: E . \" \" kelimesinden. Kilogram: X . : Bin- : Gram. Bin gram. Kilometre: X . : Bin- : Metre. Bin metre. Kimya: X . Bir bilim dalı. Eski dönemlerde gizli güç taşıdığına inanılan nesne. Kiremit: . Döşemek, örtmek ve sözcüklerinden. Kiraz: . Kerasunda şehrinin ismi de buradan gelmektedir. Kirve: . Beyefendi. Anlam genişlemesiyle, Sünnet törenlerinde, çocuğun manevi babası. Kitar: . 6 telli bir çalgı, gitar. Kofana: . Bir lüfer türü. Kola: K : Yapıştırıcı, yapışkan, zamk. Kolon: . Sütun, direk. Kalın barsak, \"Pahi Enderon\" olarak da bilinir. Kolyoz: K . Bir tür balık. Koma: . Derin Uyku. Tam şuur kaybı. Kopça: . Çengel, çengelli araç anlamlarında. Kovuk: K veya . İçi boş, oyuk. Kozmetik: K . Bakımlı, güzel olmayı sağlayan malzemeler. Köknar: . Bir ağaç türü. Kukla: . Mukavva Kutu. Anlam genişlemesiyle, karton oyuncak bebek. Kukumav: . Bir tür baykuş. Kuluçka: . : Tavuğun yumurtaları üzerine oturması eylemi. Kundak: . Çocuk yatağı, bebek yatağı. Anlam genişlemesiyle, bebeğin sarıldığı bez, örtü. Silahın, genelde ağaçtan yapılan ard bölümü. Kupa: K . Bardak, maşraba. Latince: Cupa. Kurna: . İçi oyuk nesne, suluk. Hamamlarda içi suyla doldurulan, mermerden yapılmış suluk. Kuytu: . Kıyı, girinti. Anlam genişlemesiyle, kolay barınılan, soğuğa kapalı, esinti olmayan yer. ümes: Koı . Uyuma yeri. Kanatlı hayvanların barındığı yer. Küpeşte: . Kayıkta kürek konulan yer, gemilerde güverte parmaklığı. Labirent: . Dolambaç, dolaşık yol, mağara, çözülmesi güç olan sorun. Ladin: . Bir ağaç türü. Lağım: . Çukur, oyuk, hendek. Lahana: . Bir tür sebze. Lamba: . Parlayan, ışık veren, ışık saçan. Larva: . Deniz kurdu ve Kurtçuk anlamında. Levent: . Genç, delikanlı, gemici. Levrek: . Eski Yunanca deniz kurdu. Bir tür balık. Lohusa: . Yatak. Anlam genişlemesiyle, doğum yapmış kadın. Mağara: . Oda, Ev, anlam genişlemesiyle, in, büyük oyuk, büyük kovuk. Mancınık: . Mekanik. Devinen, anlam genişlemesiyle, bir savaş gereci. Manolya: . Bir çiçek türü. Mersin: . Akdeniz bölgesinde yetişen ve sürekli yeşil kalan bir ağaç. Bir balık türü. Metazori: M . Zorla, zoraki, Metazori. Midye: M . Kabuklu bir deniz canlısı. Mimoza: . Amber çiçeği, köseğen. Müze: i . Güzel sanatların dokuz perisinden biri olan kökünden.. Nadas: . Dinlenmeye, yenilenmeye bırakma, ekilmeyen, dinlendirilen toprak. Namus: N . Düzen, nizam. Anlam genişlemesiyle iffet. Nergis: N . Bir tür çiçek. Orkinos: . Bir balık türü, büyük lüfer. Ortanca: O . Su meleği. Bir çiçek ismi. Latincesi \"Ortencia\". Hristiyanlarda bir kadın ismi. Palamar: . İp, urgan, halat. Gemi halatı. Palamut: . Bir tür balık, piçuta. Pandispanya: . Bir tür çörek. Pandomim: . Herşeyi taklid etme. Pankart: . : Her, bütün, tek bir, tüm, : Kağıt. Pankreas: . : Her, bütün, tüm, K : Et. Panorama: . : Her, bütün, tüm, O : Ufuk. Bütün ufuk. Papatya: . : Papaz. : Papaz'ın karısı. Türkçe'ye bir yanlış anlama sonucu girmiş olan bir kelimedir. Öyküsü şöyle: İki Osmanlı askeri papazın evini ziyarete gider. Kapıda papazın karısııyla karşılaşırlar. Papaz'ın evde olmadığını öğrenince, karısıyla sohbet etmeye başlarlar. Onun adını sorarlar. O da yerdeki çiçekleri işaret ederek kendisinin isminin o çiçeklerle aynı olduğunu ifade etmeye çalışır. Yerdeki çiçeğin adı Margarita'dır. Fakat askerler bu çiçeğin ismini bilmediklerinden dolayı, o çiçeğe, \"papazın karısı\" anlamına gelen \"Papadia\" derler ve günümüze kadar böyle gelir; Türkçe Yunanca ortak kelimelerin en ilginçlerinden birisi. Papaz: o . Dede, ata. Hristiyan din adamı, rahip. Papirus: . Üzerine yazı yazılan yaprak. Aslı Koptça'dır. Paradoks: . : Etrafında, ötesinde, ilerisinde, : Kanı, kanaat: Farklı kanı, alternatif kanı anlamında. Çelişirlik. Paragraf: . : Etrafında, ötesinde, ilerisinde, yanında, : Yazmak. Yana yazma, öteye yazma anlamında. Paralel: . Birbirinin yanında, yanyana, koşut. Parametre: . : etrafında, ötesinde, ilerisinde, yanında- : Ölçü. Değer ölçüleri, değerlendirme ölçüleri. Paranoya: . : Etrafında, ötesinde, ilerisinde, yanında- : Anlayış, idrak. fiiliyle de ilişkilidir. Paydos: . Durdurmak, işi bırakmak. Pedagoji: . Çocuk eğitimi, çocuk terbiyesi. Pediatri: . : Çocuk- : Tıp, hekimlik. Çocuk hekimliği. Pelte: . Ezme veya Farsça; Palude : Ezme'den. Periyod: . Döngü, dönem, devre, dolaşma, adet görme, nöbet. Pide: . İtalyanca'ya da pizza olarak geçmiştir. Pilaki: . Yahni. Kuru fasulye ve soğanla yapılan zeytinyağlı bir yemek, kuru fasulye yahnisi. Pinti: . Eli sıkı, cimri. Pisi : . Bir tür balık. Piyale: . Ayaksız, sapsız kap. Kadeh. Platin: . Değerli bir metal. Platonik: . Yunan bilgesi Platon'un adından. Düşünsel, düşsel, teorik. Plüton: . Yunan mitolojisinde bir varlık. Bir gezegen ismi. Polemik: . Savaş sözcüğünden anlam genişlemesiyle dil savaşı, sözlü çatışma, tartışma. Poligami: . : Çok, bol- : Evlilik. Çok evlilik. Poligon: . : Çok, bol- : Köşe, açı. Çokgen, çok köşeli. Poliklinik: . : Çok, ziyade, bol- : Yatak. Çok yataklı anlamında. Polis: ı. Şehir, site-devlet. Şehri korumakla görevli olan. Politik: . ı : Şehir, site-devlet. . Poyraz: . Kuzey. Bu kelimeden \"Kuzey'den esen rüzgar\" anlamında türetilmiş. Pratik: . : İş, hareket, sahne, perde, senet, tecrübe uygulama. Prehistorya: i . : Ön- : Tarih. Erken tarih bilimi. Problem: . : Ön, önce, geçen- : Mermi. Program: . : Ön, önce, geçen- : Harf. Protein: i . Yumurta akı. Yaşamın temel yapıtaşlarından biri. Prototip: . Orijinal, kalıp, ilk örnek. Psikanaliz: . : Ruh- : Analiz, çözümleme. Ruh çözümlemesi. Psikiyatri: . : Ruh- : Tıp. Ruh hekimliği. Psikoloji: . : Ruh- : Bilim, bilgi. Ruhbilim. Psikopat: . : Ruh- : Hastalık, dert. Psikolojik hastası. Puhu: . Bir tür kuş. Safsata: . Bilgili. Türkçe'de asıl anlamından saparak, boş söz anlamında kullanılmıştır. Sahne: . Alan, boş yer, tiyatroda oyun yeri. Salyangoz: , . Sümüklü böcek, salyalı. Sandal: . Sandal ağacı, sandal ağacından yapılan. Sardalya: . Bir balık türü. Zargana: . Bir balık türü, zargan, zargana. Selenyum: . Ay. Bir kimyevi element. Se. Semer: . Yük hayvanlarının sırtına konan araç, oturmalık, eyer. Sembol: o. İşaret, simge, alamet, rumuz. Semender: . ir tür keler. Mitolojide Ateş varlığı. Sempatik: . Merhametli, cana yakın, Sargın, yeltek. Sempozyum: . Şölen, ziyafet, cümbüş anlamında. Anlam genişlemesiyle bilimsel toplantı. Semptom: : Tıp terimi olarak, bulgu. Sendika: . : Ortak, eş- : Hak, hukuk. Senfoni: . : Ortak, eş- : Ses. Eşseslilik, ses uyumluluğu, anlaşma. Senkron: . : Ortak, eş- : Zaman. Eşzamanlı. Sentetik: o . Sentez yoluyla elde edilmiş olan, birleşik. Sentez: . veya : Ortak, eş- : Sav, tez. Serpme: . Yere atmak, yere yaymak. Bir tür balık ağı. Simetri: . : Eş, ortak, birarada-M : Ölçü, ölçme. Eşölçü, ortak ölçü. Simit: . İnce undan, irmikten yapılan. Sinerji: . : Eş, ortak, birarada- E : İş. Eş çalışma. Ortak iş üretimi. Sirtaki: . Küçük sirto. Yunanların ulusal danslarından biri. Skandal: . Tetik. Anlam genişlemesiyle çalkantılara yol açan olay, tetikleyici olay. Softa: . Bilgi. Anlam kaymasıyla, cahil, bilgisiz anlamını yüklenmiştir. Statik: . Dengede duran, sabit. Sufi: . Sofizm akımına bağlı olan. Anlam değişimiyle Tasavvuf'la uğraşan insan. Şapşal: . Gevşek, ufak-tefek. Anlam değişimiyle, beceriksiz, uysal, salak, aptal, anlayışı kıt. Şayak: . Yünden dokunmuş kalın giysilik, aba. Şema: . Taslak, görünüş, biçim. Takoz: . Kama, kıskı, üzerine ağırlık konan araç. Takunya: . Tiyatrolarda giyilen üstten bağlı tahta ayakkabı, futbol terimi olarak çalım atmak. Takyon: . Hızlı parçacık. Nükleer fizik terimi, bir partikül türü. Tavus: . Bir kuş türü. Tekir: . Kaplan. Sırtı kaplan gibi çizgili olan. Tekne: . İş, beceri, uğraş, maharet, marifet. Teknik: veya . İş, beceri, uğraş, maharet, bunlarla ilgili olan. Teknoloji: . . İş, beceri- : Bilim, bilgi. Telefon: . : Uzak- : Ses. Telepati: . : Uzak- : Duyu, duygu, his. Uzaduyum. Teleskop: . - : Bakmak. Uzağı görmeye yarayan araç. Telgraf: . : Uzak- : Yazmak. Tente: . Örtü, çadır. Lat: tente, Fr; Tente. Teori: . : Gözlemek, gözlemlemek. Kuram. Terelelli: . Deli, akli dengesi yerinde olmayan. Termik: . Isıya değgin, ısıyla alakalı. Termos: . Isıtan, ısıtıcı, ısı verici, . Tifo: . Buğulanma, sis, şaşırma, kendinden geçme. Bakteriyel bir hastalık. . Sökel, yatalgı. Tifüs: . Buğulanma, sis, şaşırma. Bir tür salgın hastalık. Tomar: . Bir avuç, bir tutam. Trajedi: . Türkü, şarkı. Sığırtmaç türküsü, çoban türküsü. Ağlatı. Trigonometri: : Üçgen- : Ölçü. Üçgenlerle ilgili bilim. Tripod: . : Üç- : Ayak. Üçayak. Uranüs: . Yunan mitolojisinde gök tanrı. Bir gezegen. Modern Yunanca'da gökyüzü. Uskumru: . Bir tür balık. Yunan argosunda kadın pazarlayıcısı. Ülser: . Yara, çıban. Buradan Latince'ye \"ulcus\", oradan fransızca'ya \"ulcere\" ve oradan da Türkçe'ye \"Ülser\" olarak geçmiştir. Üre: O o. Toksik bir madde. Ütopya: . : Yok- : Yer. \"Yer yok\" anlamında. Ulaşılması hayal büyük ideal. Vatoz: . : Derinlik. Bu kelimeden türetme. Diplerde yaşayan bir tür balık. Voli: . Balıkağını denize atma. Yakamoz: . Parlaklık. Deniz yüzeyinde ortaya çıkan ışık oyunları, parlaklıklar. Yalı: veya . Kıyı. Anlam genişlemesiyle, kıyıda yapılan ev. Zar: . Dört. Anlam genişlemesiyle, 6 yüzlü araç, zar. Zır: . Deli, divane. \"Zır deli\" deyiminde kullanılır. Zoka: . Tutmak, yakalamak. Balık tutmaya yarayan araç. Erkete: Er ete. Erketeye yatmak: Muhafızın, polisin gelişini gözlemek. Türkçe Yunanca ortak sözcük sayısı epey yüksek. Türkçeden Yunancaya geçen sözcükler arasında et ve süt ürünleri, yapı ve araç gereç terimleri öne çıkarken, Yunancadan Türkçeye geçen kelimelerde balık ve sebze isimleri, denizcilik ve düşünce terimleri dikkat çekiyor. Bunların yanı sıra günlük yaşamla ilgili kelimeler, her iki dilden de diğerine geçmiş. Türkçe Yunanca ortak sözcüklerden bazılarına bakalım. Avanta, adet, avans, ayaz, ayar, akasya, akordeon, alan, alaturka, alafranga, nalbant, albatros, aman, alfabe, amiral, ambar, amfora, anason, angarya, antrkot, aptal, aralık, araba, argo, ayran, aroma, aşık, askı, asfalt, acemilik, avlu, afyon, ahmak, vazo, vagon, valiz, Balkan, baca, bacak, bahçe, bahşiş, bakır, balta, bamya, barbunya, barut, battaniye, bayrak, beton, bezelye, biber, bodrum, bomba, bostan, bora, boya, budala, bulgur, caka, cam, çapari, çapkın, çapraz, çardak, çarık, çatal, çay, çelebi, çember, çengel, çiklet, çiftlik, çipura, çiroz, çoban, çorap, çorba, dalavere, dalga, dantel, darbuka, davul, domates, dolap, dolma, efendi, eksen, erkete, enginar, falçata, fasulye, fanus, fincan, fındık, fidan, filozof, fistan, fıstık, fukara. Gargara, gemici, haber, halka, hançer, harita, harem, hava, havuz, hayvan, helva, hendek, hora, horon, hurma, huy, huzur, ibrik, ıhlamur, iskele, iskonto, iskorpit, ispinoz, ıstampa, ıstaka, istiridye, kabadayı, kalfa, kalpazan, vana, vapur, fesleğen, vatoz, vezir, benzin, verem, veresiye, vida, villa, viraj, vites, poyraz, bronş, vişne, kadırga, kanca, karides, yelek, yeniçeri, yedek, yavaş yavaş, yapı, yoğurt, yaprak, inat, yok, güveç, yük, gaz, gazoz, galeri, kaldırım, ganyan, garson, gerdan, gavur, güğüm, gişe, gofret, grup, eğlence, guruldama, kurna, uğur, grip, defne, demet, uğurlu, defterdar, yakamoz, diploma, dirhem, tırpan, dinamit, iksir, ülser, emaye, ambargo, enerji, ırgat, erotik, zavallı, zağar, ceket, efsun, efe, zambak, zargana, zerzevat, şeker, zeybek, zevk, jilet, zil, zıbın, zorba, zımba, etik, tiryaki, termos, ibiş, ideal, imam. Kav, kavak, kavga, kavuk, kavurma, kazak, kazan, kaza, kayık, kayıkçı, kaymak, kaktüs, kalay, kalamar, kalaycı, kalıp, kulübe, kablo, kama, kamyon, kamelya, kabare, kabin, kambur, kamçı, kanal, kanepe, kanarya, kenevir, kanun, kadayıf, cacık, kandil, kadı, kaptan, kaplama, kaput, kapari, kantar, kapak, kefal, karavana, kervansaray, karagöz, karabina, karambol, karantina, karakol, karga, karyola, külot, karpuz, karton, kasap, kasa, kaşar, kasket, kaşkol, kazma, kaşmir, kestane, kadife, keçi, kafes, kahve, kaftan, kapsül, kekeme, kiler, kelepir, kılıf, kebap, kemençe, seramik, kiraz, kerata, kereste, kesat, kese, keçe, köfte, keyif, kahya, kehribar, gitar, kilim, kilo, kibar, köşk, küp, kısmet. İklim, kuluçka, kokoreç, kiremit, kundak, kutu, lahana, lokum, marangoz, menekşe, midye, misafir, musakka, nargile, müze, narenciye, naz, paça, palamut, pantolon, patates, patlıcan, patırtı, pazar, parazit, pavurya, portakal, sabun, salep, sakat, kolye, komitacı, konak, konsol, kopça, gübre, kurdele, kornet, korniş, koro, kostüm, koçan, kova, güverte, koğuş, kuzine, kukla, kumar, kümes, kumbara, kurabiye, gurbet, kusur, kofana, kimyon, komedi, lav, levrek, lakerda, lakırdı, lamba, labada, limon, leblebi, loğusa, liman, linç, liste, oluk, lise, mavi, mayo, mangal, maymun, makara, mala, manav, mandal, manyak, marka, marul, maşa, maskara, maskot, meze, meydan, meltem, mercan, mikrop, metres, minare, minyatür, mola. Bakkal, baklava, bacanak, bilye, buket, pusula, telve, derviş, hoppala, parke, partal, pasta, pastırma, pelte, pervaz, piyaz, pilav, pilaki, pırasa, pijama, rahat, reçel, salyangoz, sandal, sardalya, sazan, sersem, sucuk, sümbül, şamata, takunya, tambur, tarama, tembel, teneke, tepsi, tulumba, varil, yahni, yalı, zevzek, zurna, semer, şamata, saray, salamura, uskumru, susta, ıspanak, ciğer, tüfek, çakal, çanta, çuval, fener, ahtapot, okyanus. divan, duvar, tavan, hamal, anahtar, çakmak. Türkçe Yunanca ortak deyimlerin çoğu kelime olarak aynı değil, yani Yunanlar \"diken üstünde oturmak\" değil, Yunancadaki karşılığını kullanıyorlar. Türkçe Yunanca ortak atasözleri söyleniş olarak iki dilde aynı olmayıp, aynı anlamın kendi dillerinde söylenişi biçiminde kullanılıyor. Ayağını sıcak tut başını serin, gönlünü ferah tut düşünme derin. Eceli gelen köpek cami duvarına işer. Tencere yuvarlanmış kapağını bulmuş Kilise o tenceris ke vrike to kapaki. Türkçe Yunanca ortak sözcükleri merak edenler için pratik bir blog yazısı olmasını umarım. Sanırım okuduğum en detaylı çalışmalardan biri. Türkçe Yunanca ortak kelimeler yazıma ilginize teşekkür ederim. Bir ara Yunanca kurslarına gitmiştim. Oldukça zor bir lisan. Çok faydalı bir çalışma olmuş. İlginize çok teşekkürler. Orta okulda ailece Ege ve Akdeniz'i gezerken antik Yunan kentlerini çok sevmiş, o zaman Yunancaya merak sarmıştım ben de. Ansiklopedilerden alfabeyi okuyup yazmayı öğrenmiştim. 🙂 Bence zamanınız varsa çok iyi olur Yunanca öğrenmek."} {"url": "https://celebialper.com/ugur-bocegi/", "text": "Kahramanmaraş Uludaz'da bu yıl yedincisi düzenlenen Uğur Böcekleri Festivali'nin destekçisi olan n11. com'dan davet alınca sevinçle kabul ettim. Uludaz Uğur Böcekleri Festivali her yaz Kahramanmaraş Arama Kurtarma Doğa Sporları ve Amatör Telsizciler Kulübü ve Sır Köyü Muhtarlığı tarafından, Kahramanmaraş Valiliği, Büyükşehir Belediyesi, Sanayi ve Ticaret Odası, İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ve basın kuruluşlarının desteğiyle gerçekleştiriliyor. Ben de bu yıl festivale katılmaktan, Kahramanmaraş halkının ilgi ve sıcaklığından büyük keyif aldım. Bakın Uludaz'da yaşadığım uğur böceği şöleni nasıldı. İstanbul'dan 6 kişi sabah uçuşuyla Kahramanmaraş'a iniyoruz. Havaalanında bizi 7 kişilik şık bir Mercedes bekliyor; kent merkezindeki, aynı zamanda Maraş Kültür Evi de olan Kocabaş Konağı'na geliyoruz. Burada Kahramanmaraş İl Kültür ve Turizm Müdürü Seydihan Küçükdağlı, Halk Ozanı Hilmi Şahballı, festivalle ilgili diğer görevliler bizi bekliyor. Aynı uçakla İstanbul'dan gelen ve yerel gazetecilerle hep beraber muazzam bir kahvaltı ediyoruz. Fotoğrafa bütün kahvaltının sığması mümkün değil, sürekli yeni çeşitler geliyor. Ben acukadan bir yandım, iki gözümden yaş geldi, kaymağa saldırdım. Seydihan bey bize Maraş hakkında bilgi verdi, keyifli bir kahvaltı ve sohbet oldu. Konaktan yine makam aracımızla Sır Barajı'na geliyoruz. Dağların arasındaki festival ve kamp alanımıza, barajın inşasında İtalyanlar rol aldığı için İtalyan Yarımadası da deniyor. Festival alanına varınca davullu zurnalı bir karşılama yaşıyoruz, kameralar bize dönüyor, davulcu kıvrak taklalar ata ata çalıyor, sanırsın film yıldızları geldi. Kamp alanında çevre illerden dağcılık, doğa, kurtarma ekiplerinin, kent merkezinden gelenlerin, organizasyon görevlilerinin ve diğer konukların çadırları var. Sağ olsunlar bizim çadırları kurmuşlar bile. KADAK Başkanı Sait Kılıçsallayan, Mustafa, Şerife, Büşra ve festival için canla başla çalışan onlarca içten insanla tanışıyoruz. Sait abi liderliğinde minibüse binerek Uludaz yoluna koyuluyoruz. Minibüslerden bazıları yolda kayıyor, bozuluyor, zorlanıyor. Dimdik uçurumlar yanı başımızda ilerlerken Sait abi Uludaz ve uğur böcekleri hakkında bilgi veriyor, zorlu ama neşeli bir yolculuk yapıyoruz. Bir Katalan gazetesinin muhabiri olan Basklı Ricardo altı yıldır İstanbul'da yaşıyor, ama Türkçesi Sait abinin \"gadasını aldığım\" lafını anlamaya yetmiyor. Minibüsle ağır ilerleyen uzun bir yolculuktan sonra artık araçların ilerleyemeyeceği noktadan sonra yürüyerek Uludaz'a tırmanmaya devam ediyoruz. Hava gittikçe soğuyor ve nem artıyor. Ve milyonlarca uğur böceği için yaz boyunca bir yuva, sığınma alanı olan 2300 metre yükseklikteki Uludaz zirvesine varıyoruz. Türkiye'nin en büyük uğur böceği kolonisi, Uludaz'ı bir doğa harikasıyla renklendiriyor. Uğur böceklerinin neden buraya geldikleri henüz bilimniyor ve hala araştırılıyor. Koloniyi keşfeden Sait Kılıçsallayan hem uğur böceklerini korumak, hem de bu sayede Maraş'ı tanıtmak için büyük çaba sarf eden, aktif, sosyal, samimi bir Anadolu insanı. Uğur böceği, Coccinellidae familyasını oluşturan çok yaygın görülen böcek türlerinin ortak adı ve çoğu renkli. Üst kanatları kırmızı ya da sarı üzerine siyah noktalı ya da tersi, yani siyah zemin üzerine kırmızı, pembemsi ya da sarı desenli. Tropiklerde mavi ve yeşil renklerine de rastlanıyor. Boyları yaklaşık 0,5 cm olan bu familyaya ait hayvanların yarım küre şeklinde vücutları birçok tasarıma ilham veriyor. Türkiye'de Coccinella septumpunctata, Adalia bipunctata ve Coccinella quinquepunctata en yaygın uğur böceği türleri. Tarım zararlısı olan Epilachninae alt familyası hariç, hepsi yararlı böcekler. Larvaları ve erginleri yaprak bitlerini ve koşnilleri yediklerinden, biyolojik mücadelede kullanılıyor. Birkaç türü larva iken yaprak biti, ergin iken mantar yiyor. Uğur böceği türü iyi uçuyor, rahatsız edildiğinde yere düşüyor veya bacaklarını vücuduna toplayarak ölü taklidi yapıyor. Fakat buradaki uğur böceği kolonisi pek bir durgun, \"uç uç böceğim, annen sana terlik pabuç alacak\" ısrarlarımıza rağmen uçmuyorlar. Saatler ilerledikçe uğur böcekleri ile ilgilenmeyi bırakıp ısınma derdine düşüyoruz. 2300 metre yükseklik az değil, hava gittikçe daha soğuk ve nemli bir hale geliyor. Haziran ayında üzerimde bir kalın penye, bir spor mont, bir polar mont ve bir de yağmurluk var. Zirvedeki saatlerden sonra akşam yaklaşınca karanlığa kalmamak için yola çıkıyoruz. Kamp alanına vardığımızda önce telefonlar için priz arıyor, sonra da yemek yiyoruz. Akşam festival eğlencesi var. Bir yandan şiirler, şarkılar, oyunlar, bir yandan neşeli sohbet. Bir ara halk ozanı Hilmi abi yanımdan geçerken \"hacı geçti mi?\" diye soruyor, anlamıyorum, hacı kimdir bilmiyorum, meğer sabah acukadan fena yandığım için \"acı geçti mi?\" diye soruyormuş, ama ben Trakyalıyım, sözcük başlarında \"h\" yoktur bizde. Güzel insanlar bizi uğurlarken son jestlerini Maraş dondurması ile yapıyorlar. Kısa bir Maraş gezisi ve çorbaların ardından Antep'e geçiyoruz, n11. com ekibinin ikramı şahane yemek ve tatlılardan sonra İstanbul'a dönüyoruz. Blogdaki yazilarin hepsi birbirinden keyifli 😉 dunyanin ikinci buyuk vadisini gordunuz mu ? Ve icinde onlarca kilise yasam alani olan. Sizi Aksaraya ıhlaraya vadisine davet ediyoruz hocam ayni zamanda asirlik tarihiyle bircok medeniyete besiklik etmis olan Aksarayimizin guzelliklerinide blogunuzda gormek keyifli olur. Çok teşekkürler Hakan Bey. Henüz görmedim, gelmek isterim tabii. Merhaba. Uğur Böceği Festivali için KADAK veya il kültür ve turizm müdürlüğü ile haberleşebilirsiniz. Instagram: celebialpermetin. İlginize teşekkürler. Memleketime gelmişsiniz, görünce çok sevindim. 🙂 Umarım keyifli bir seyahat olmuştur sizin için. Uğur Böceği Festivali bilgisi için teşekkürler Hayri Bey. Manisa Niobe Dağcılık Dağ Doğa fotoğraf.. Doğa Sporları Grubu Olarak Etkinliğinize Katılmak İsterdim. . Etkinliğinizi Bir Gazetede Çıkan Haber Üzerine Öğrenmiş Bulunuyorum. . Onceden Bilğim Olsaydı Bu Güzel Günde Manisalı Bir Kardeşiniz Olarak Etkinliğinize Gelmek İsterdim. Allah Nasip Ederse Seneye Erken Bilgim Olursa Program Yaparım. Herkese Saygılar. Merhaba Mayıs ayında Uludaz'a gitmek istiyoruz. Merhaba. Mayıs'ı bilemiyorum ama Haziran ayında uğur böcekleri kış uykusundan uyanmış ve toprağın üzerinde oluyorlar. Buyrun sorularınızı yanıtlamaya çalışırım. Maraştan çıkınca, sır barajına giden yolu ve baraj çevresini, dağı vs. Google Earth'den inceledim, nasıl gideceğini tespit ettim. Yol açısından sıkıntılı olacağını sanmıyorum, sadece 28 Mayıs gibi uğur böcekleri uyanmış olur mu ve o noktaya nasıl gidilir bilemiyoruz. Büyüksır köyünde olanlar bu konuda yardımcı olabiliyorlar mı ? Asıl soru sır barajı sonrası, hangi noktada böcekleri görebiliriz... bu sene festival ne zaman olacak onu da bir türlü öğrenemedik açıkçası. verebileceğiniz her bilgi bize faydalı olacaktır. şimdiden teşekkürler. Merhaba. Maraş Sır Barajı çevresini sorunsuz gezebilirsiniz. Uğur böceklerinin uyanıp en yoğun yüzeye yayılma zamanı Haziran diye biliyorum ama Mayıs sonu da uyanmış oluyorlar. Büyüksır köyüne asfalt var ve zaten aynı yolun devamına gitmeniz gerekiyor, elbette sorarsanız bilgi verirler. Asfalttan sonra bir süre stabilize yol var, yolun sonunda aracı bırakıp yürümeniz gerekiyor. Uğur Böceklerini Uludaz Dağı'nın zirvesinde görebilirsiniz. Önceki hafta Maraş'taydım ve bu yıl festival olmayacakmış diye duydum. Kahramanmaraş güzel bir ilimiz, yine gelirim. İlginize teşekkürler."} {"url": "https://celebialper.com/ukrayna-gezi-rehberi/", "text": "Ukrayna doğası, tarihi, mimarisi, denizi ve eğlencesiyle her yıl 20 milyondan fazla yabancıyı kendine çekiyor. Avrupa'nın en çok turist giden 8. ülkesi Ukrayna'ya en çok Doğu Avrupa'dan olmak üzere Batı Avrupa, Orta Doğu, ABD ve Kanada'dan giden oluyor. Bu gezi notları yazımda bir Ukrayna gezi rehberi oluşturması için keyifle gezdiğim Ukrayna hakkında, konumu, tarihi, mimarisi, iklimi, nasıl gidildiği, yemekleri, içecekleri, nerelerde kalınabileceği, gezilecek ve görülecek yerleri, tatil yerleri, kentleri, gece hayatı ile ilgili bilgilerimi görüntülerle anlatıyorum. Ukrayna'nın Karpat Dağları kayak, doğa yürüyüşü, tırmanış, balık avcılığı için uygun. Karadeniz kıyıları tatilciler için yaz mevsiminde gözde bir bölge. Ukrayna'da kendi şaraplarını üreten üzüm bağları, antik kalelerin kalıntıları, tarihi parklar, Ortodoks, Katolik ve Protestan kiliseler, camiler ve sinagoglar var. Ukrayna'nın başkenti Kiev geniş caddeleri, şık mimarisi ve Saint Sophia Katedrali gibi görkemli yapılarıyla göz alıyor. Kendi başına küçük bir kıta sayılabilen Kırım sıcak iklimi ve deniziyle tatilcilerin yüzme, güneşlenme ve eğlenmeye geldikleri bir yarımada. Ukrayna'nın tamamı ve özellikle Kırım, fiyatlarının ucuzluğu, güvenliği, rahatlığı, eğlenceli gece hayatı nedeniyle Türkler için de tercih edilen yerler. Artık Türk vatandaşları için Ukrayna vizesi gerekmediği ve Ukrayna'ya pasaportsuz kimlikle seyahat anlaşması imzalandığı için seyahat etmek kolaylaştı. Ukrayna gezisine çıkmak isteyenlere yönelik, ülkeyle ve seyahatle ilgili anlatımlarım. Ukrayna gezi rehberi. Ukrayna nasıl bir ülke? Ukrayna'nın yakın tarihindeki olaylar neler? Ukrayna'ya ne zaman gitmeli? Ukrayna tarihi, mimarisi, konumu, özellikleri, iklimi, Ukrayna hava durumu. Ukrayna hakkında bilgi. Verimli topraklara sahip olan Ukrayna'daki ilk yerleşim çok eskiye dayanıyor ve burada kurulmuş olan en güçlü devlet Orta çağda kurulan Kiev Rus Devleti. 1986 yılında Ukrayna'da meydana gelen Çernobil nükleer faciası çok sayıda can aldı. 1991'de Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla bağımsızlığını kazanan Ukrayna, 90'lı yılları oldukça zor geçirmiş olsa da 2000'li yıllarda kendini toparlayan, gelişmekte olan bir ülke. Ukrayna mimarisi Rus, Galiçya, Kazak, Avusturya ve Sovyet etkisinde kalmıştır. En çok dikkat çeken, altın sarısı ya da yeşil renkte kubbelere sahip yapılar. Ukrayna'da iklim karasal. Özellikle ülkenin iç bölgelerinde sert soğuklar yaşanıyor. Ukrayna'nın tatil sezonu Haziran, Temmuz ve Ağustos olmakla beraber hava koşulları göz önüne alındığında ziyaret etmek için en uygun zamanlar Nisan, Mayıs ve Haziran ayları. Ukrayna'ya nasıl gidilir? Ukrayna'ya hangi havayollarının uçuşları var? Ukrayna'ya uçak biletlerinin fiyatları ne kadar? Ukrayna'ya aktarmalı ve direkt uçak seferleri, uçuş süreleri, fiyatları, aktarmalı uçuşlar, havaalanında dikkat edilmesi gerekenler, Ukrayna vizesi. Ukrayna gezi rehberi. Ukrayna'ya gitmek için birçok seçeneğiniz var. Türk Hava Yolları, Pegasus ya da Ukrayna Uluslararası Havayolları ile birçok kente direkt uçuş var. Bunların yanı sıra çok sayıdaki yabancı hava yolu şirketinin de Ukrayna'ya aktarmalı uçuşları mevcut. Aktarmasız uçuşlar 2 saat veya daha kısa sürer. Ukrayna uçak biletlerinin fiyatları ise 300 600 lira arasında değişiyor. Ülkemizden Kiev, Kharkiv, Zaporizhia, Lviv, Odesa ve Kherson şehirlerine aktarmasız uçuşlarla gidiliyor. Ukrayna'da ne yenir, ne içilir? Ucuz ve kaliteli yemekler nerede bulunur? Ukrayna'nın ünlü yemekleri, mutfağının özellikleri, borş çorbası, salo, mangal, şaşlık/şiş kebap, mantı, börek, Kiev tavuğu, Ukrayna'da ucuz lokantalar, çiğ börek, ev yemeği lokantaları, yemek fiyatları, Tatar yemekleri. Ukrayna'nın alkolsüz içecek ve alkollü içkileri. Ukrayna mutfağı çok lezzetli ancak oldukça yağlı. Rusya'da olduğu gibi et ve kırmızı pancardan yapılan borç çorbası çok meşhur. Borç çorbası gibi diğer çorbalar da epey koyu kıvamlılar. Ukraynalıların çokça tükettikleri bir diğer gıda maddesi de salo denen tuzlanmış domuz yağı. Salo, başta çorbalar olmak üzere yemeklerin yanında garnitür olarak tüketiliyor. Bunların yanı sıra Türkiye'deki şiş kebaba karşılık gelen şaşlık, etli ya da sebzeli yapılan mantı ve patatesli börek olan deruni de Ukrayna'da tatmanız gereken lezzetlerden. Meşhur olan Kiev usulü pişirilmiş tavuk da denenebilir, ancak bu yemek sanılanın aksine Ukrayna'da çok fazla tüketilmez ve her yerde karşınıza çıkmayabilir, ülkenin dışında ünlü olan Ukrayna yemekleri arasında. Ukrayna'da yemek için farkı mekanları tercih edebilirsiniz. Restoranları seçebileceğiniz gibi daha uygun fiyatlı ve lezzetli yemekler yapan bazı restoran zincirleri de var. Ukrayna'daki meşhur içeceklerden alkolsüz bira olan malt içeceği kvas tercih edebilir ya da değişik bir lezzet olan acı biberli votkayı deneyebilirsiniz. Ukrayna'da nerelerde kalınabilir? Konaklama pahalı mı? Lüks oteller var mı? Ukrayna'da daire mi kiralamalı? Konaklama pahalı mı? Lüks oteller var mı? Ukrayna'da lüks ve orta halli oteller, ucuz hosteller, daireler ve fiyatları, aile yanında ucuza oda kiralama, bedava kalma. Ukrayna'da konaklamak için çok çeşitli seçenekler mevcut. Orta halli otellerin fiyatları gecelik 50 Dolar ve 100 Dolar arasında değişiyor. Eğer daha uygun konaklama yerleri arıyorsanız hostelleri tercih edebilirsiniz. Hostellerde yatak ücretleri 10-40 Dolar civarında. Ukrayna'da en yaygın olan konaklama seçeneği ise daire kiralamak. Daire kiralamak için rezervasyonunuzu daha önceden yaptırmanız gerekebiliyor. Bu şekilde kiralayacağınız küçük bir evin fiyatı yaklaşık 40 Dolar. Ukrayna'nın tatil yerleri olan Kırım ya da Odessa'da ise tek oda kiralamak da mümkün. Ukrayna'da nereye gitmeli? Ukrayna'da hangi şehirleri gezelim? Ukrayna'da nereleri gezelim? Görülecek yerler nereleri? Yöreye ait neleri görmeliyiz? Nasıl müzeler var? Nasıl doğal güzellikler var? Tarihi güzellikler nelerdir? Ukrayna şehirleri, Kiev, Harkov, Lviv, Donetsk, Odesa, Kırım, Simferopol, Yalta, Aluşta, Feodosya, Sevastopol, Balaklava, Bahçesaray. Ukrayna gezi rehberi. Ukrayna'nın başkenti olan Kiev tarihi özellikleri barındırdığı gibi bir Avrupa şehrini de aratmayacak kadar güzel ve modern. Kiev'in dışında Kharkov ve Lviv de görülmesi gereken güzel şehirlerden. Lviv'in özelliği Ukrayna milliyetçiliğinin merkezi olması. Burada sakin kafeler, Arnavut kaldırımlı sokaklar ve gotik mimariye sahip kiliseler var. Ukrayna'da gezilecek yerler arasında en önemli üç şehir. Ülkenin güneyindeki sahil kenti Odessa Ukrayna'da tatil için popüler. Buradaki kumsallar ve kumsal diskoları çok ünlü. Aynı zamanda Potemkin Zırhlısı filmindeki merdivenler de yine Odessa kentinde yer alıyor. Ukrayna'nın neredeyse her kentinde bir II. Dünya Savaşı müzesi ya da anıtı bulunur ki buralar da görülmeye değer yerlerden. Kırım'da da gezilecek güzel yerler bulunuyor ve Yalta'da kalıp ve çevreyi gezebilirsiniz. Kırım'ı gezmek isteyenler uygun fiyatlı günübirlik turlardan faydalanabilir, Sivastopol ve Aluşta gibi yerleri gezebilirler. Sivastopol'da mutlaka görülmesi gereken bir yer olan Osmanlı Rus savaşını anlatan panorama müzesi, dünyanın ilk panoramik müzesi. Bakınız diğer yazımdaki Kırım Gezi Notları. Çok fazla bilinmeyen, küçük ve şirin bir kıyı kasabası olan Balaklava da fırsatınız varsa görmeniz gereken yerlerden. Burada Sovyetler dönemine ait nükleer denizaltı üssü var ve burası en şiddetli nükleer saldırıya bile dayanabilecek kadar dayanıklı yapılmış. Bugün bir müze. Osmanlı'ya ait yapıları görmek isteyenlerin ise Bahçesaray'a gitmelerini tavsiye ederim. Buradaki Kırım Han Sarayı güzel. Yine Bahçesaray'da yer alan ve Musevi Türklere ait sinagogu görmek de ilginç olur. Ukrayna son derece hareketli bir gece hayatına sahip. Ucuz kafelerden son derece lüks kulüplere kadar çok çeşitli seçeneğe sahip Ukrayna'da, parklarda da içki içmek çok yaygın. 2011 yılında gelen yasağa rağmen gençlerin çoğu içkilerini yanlarında getirerek parklarda içki içmeye devam ediyor. Ukrayna'daki barlar uygun fiyatlı biralar ve votkalar sunar. Ukrayna'da votkalar gram ile satılıyor ve sek içiliyor. Eğer votkaya başka içecek karıştırılıyorsa Ukraynalılar buna kokteyl diyorlar. Örneğin Kiev'deki Patipa isimli kulüp, tarihi çok eskiye dayanan ve günümüzde ünlü yerlerin başında geliyor. Patipa dışında Shooters da en çok tercih edilen gece kulüplerinden. Burada yerli halk dışında gezginleri de görmek mümkün. Benim en sevdiğim yer Art Club 44 oldu. Arena'da çok sayıda bar ve disko var. Kiev'in en ünlü gece kulüplerinden biri olan Delux Bar'da fiyatlar epey yüksek. Yine gece dışarı çıkıp ünlü mekanları keşfetmek isteyenlerin gidebilecekleri bir başka mekan da neredeyse bütün kıtaya ünü yayılmış olan Club Ibiza. Ukrayna'nın bir diğer önemli kenti olan Kharkov'da da gidilebilecek çok sayıda gece mekanı bulunuyor. Örneğin giriş ücretleri de uygun olan Club Laguna ve Club Plazma özellikle öğrencilerin tercih ettiği mekanlar arasında. Ukrayna'da internet ve telefon kullanmak için kolayca yerel bir sim kart alabilirsiniz. Bunlar 10 grivnadan başlıyor ve telefonunuza takar takmaz çalışmaya hazırlar. Ülke içi arama ve internet kullanım ücretleri oldukça ucuz. Ayrıca yurt dışı aramalar tüm dünyaya dakikası sadece 2 grivna (80 kuruş). Life, Kyivstar ve MTC mobil telefon operatörleri var. Ukrayna şehirlerindeki hemen her kafe ve restoranda ücretsiz WiFi bağlantısı var. Ayrıca postanelerden Ukrtelecom kuruluşunun Vsesvit-Plus kartları, yoğun uluslararası arama ve kablosuz internet için tercih edilebilir. Merhaba Alper bey seyhat blogunuz gercekden güzel olmuş elinize saglık blogunuzu begendim, iyi seyhatler. Öncelikle size teşekkür etmek istiyorum. Benim gördüğüm en iyi seyahat blog sitesi. Bu arada hemşehri sayılırız. Trakyaliyim babaeski'de oturuyorum. Listeye baktığımda Ekvador, Kolombiya ve venezuelayi göremedim. Toplam 3 ayım gecti belirttiğim ülkelerde. Özellikle kolombiya ve Ekvador inanılmaz ülkeler. Mutlaka görmenizi tavsiye ederim. Ben de sizin gibi gezmeyi tutku haline getirmiş biriyim. Yazılarınızı keyifle takip ediyorum. Teşekkürler Berkant Bey, sevindim buna. İyi seyahatler. Ukrayna hakkında yararlı gezi bilgileri vermişsiniz, rehber niteliğinde, sağ olun. Kiev'i, karışmadan önce görme şansım olmuştu. Beklemediğim kadar güzel bir kentti. ilk defa yurtdışı seyahati ne çıkıcam. kiev e temmuz 2015 de gidicem, pasaportum hazır bilet ve otel rezervasyonu henüz yapmadım. vize gereklimi, ne yapmam gerekli, pasaport kontrolunde ne yapıcam, ne kadar para almalıyım genel bi bilgi paylaşırsanız sevinirim, Merhaba Hüseyin Bey. Ne yazık ki sorunuzu hiç kimse kesin olarak yanıtlayamaz. Ukrayna'ya tek yön biletle gidenlerin çoğunluğu pasaport kontrol polisiyle sorun yaşamadan ülkeye giriş yapıyor, az sayıda kişi ise zorlukla karşılaşıyor, ki bunların arasında geri gönderilenler bile var. Bence siz Ukrayna konsolosluğunu arayıp sorun, ki buradan alacağınız olumlu yanıt da garanti getirmez. Kalacak yerin rezervasyon belgesi ise daha kolay bir konu; hiç para ödemeden yaptığınız rezervasyonun çıktısı yeterli olur. Örneğin ben son gidişimde, aslında kalmayacağım bir otelin rezervasyonunu gösterdim, gidince evde kaldım.. Bu konuda başka bilgi edindiğinizde ve Ukrayna'ya gittiğinizde yaşadığınız deneyimi buraya yazarsanız sevinirim, bu konuda bilgi olur. Merhaba. Ukrayna seyahat rehberimi ve gezi yazılarımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Almanya oldukça zor. Daha kolay vize veren veya en iyisi vizesiz ülkeleri öneririm. Gelecek olan arkadaslar var ise tavsiyem, 1-)Kesinlikle uluslar arası bir dil bilmeleri rusça veya ingilizce, 2-) lviv deki hava alanı yenilenmiş ve güvenlige çok önem veriyorlar. 3-)passport kontrolünde sıkıntı yok, Çabuk atlatmak için bu kontrolü Gidiş dönüş uçak bileti örnekleriniz, kalcagınız yerin adresi Voucher ı ibraz edin, 4-)Size yanınızada n kadar para getirdiniz diyecekler 200$ 250$ deyin. 5-)Öküzlük yapmayın efendi olun Burası Avrupa cidden kimsenin kimseyle işi yok yan bilme bakmıyorlar insana, Ukrayna'da çatışma riski olan bölgeler Donetsk, Luhansk kentleriyle bu şehirlere bağlı yerler. Ülkenin en doğusu hariç savaş veya tehlike yok. Teşekkür ederim alper bey özellikle kharkiv gayet sınıra yakın olduğu için merak etmiştim. Rica ederim. Huzurlu ve güzel bir Ukrayna turu dilerim. Merhaba. Ben hiç araç kiralamadım, bilmiyorum. Kişinev'den Odessa'ya 641 numaralı tren sabah 07:20'de kalkıyor, beş saate yakın sürüyor. Bilet fiyatı yaklaşık 7 avro. Otobüs çok var, saat başı kalkıyor. Dikkat etmeniz gereken konu, Transdinyester'den geçen otobüs veya trene binerseniz bu ülkenin polisi zorluk çıkarır, geçmeden gitmeniz daha uygun olur. Merhaba. Ukrayna'da trenle otobüs fiyatları arasında ciddi bir fark yok. Bence gideceğiniz şehre size en uygun saatte hangisi varsa onunla gidin. Merhaba Alper Bey öncelikle anlatımlarınız için teşekkürler. Benim sorum şu şekilde olacak; biz 3 arkadaş gideceğimiz için önemli olan gece hayatı ve clubler. bize gece hayatı olarak ve en iyi clublerin bulunduğu hangi şehri önerirsiniz ya da nasıl bir rota çizebiliriz. şimdiden teşekkürler. Merhaba Serkan Bey. Gezinizin ana amacı Ukrayna gece hayatı ise en eğlenceli şehir başkent Kiev. Onun dışında Odessa, Lviv, Kharkiv ve Donetsk eğlencelidir. Batıdaki Lviv başkente epey uzak, Odessa da epey güneydoğuda kalıyor ama otobüs ve tren sizi sıkmazsa gitmeye değer. Donetsk ve Luhansk'ta düşük de olsa çatışma riski var. Rota olarak dört gün Kiev, iki gün Kharkiv, iki gün Odesa şeklinde bir seyahat planı tavsiye ederim. Merhaba. Bugünkü fiyatları bilmiyorum. Kiev'de taksi hem telefonla arayabilir, hem de yolda binebilirsiniz. Ayrıca taksi olmadığı halde işaret ederseniz arabaların bir kısmı sizi alıp gideceğiniz yere götürür. Çernobil'in yakınından geçtim ama gitmedim. Başkent Kiev'den turlar var, özel korumalı kıyafetle ve denetimli olarak ziyaret edilebiliyor, en ucuz olan günlük turların fiyatları 100 doların üzerinde, ucuzcu gezgin olarak fazla geldi. Ancak neredeyse pişmanım, bir daha Ukrayna'ya gidersem yaparım sanırım. Benim eltim Ukrayna'lı ve 2. evliliği. İlk evliliğinde eşi öldü ve üçüzlere hamileydi 90 yılında üçüde ölü doğdu bunlaın hepside Çernobil yüzünden. Üzgünüm Leyla Hanım. Korkunç bir facia idi Çernobil. Merhaba. Şu anda aktif bir savaş olmasa da Donetsk'e seyahat etmek konusunda ciddi uyarılar var, zorunlu değilse gitmemeniz önerilir. Evet, uluslararası seyahat rehber kitaplarda Donetsk'e gitmenin tehlikeli olduğu yazıyor. Bence herkezi karpatlara beklerim Ukrayna'ya gelipte buraları görmeden gitmeyin derim. Ben Ukrayna'da evlilik yaptım ve buradada kaldım. Gelmek isteyen herkeze yardımcı olurum çok zor değil buralara gelmek. merhaba, mail adresim soyaslanayse @gmail. com buna mail atabilir misiniz gelmeyi düşünüyorum. Hocam ukraynanın çok güvenli bir ülke olmadığını duymuştum özellikle gece kulüpleri. Ben Ukrayna'da herhangi bir güvenlik sorunu yaşamadım, bilemiyorum. Gece klupleri cok renkli Herangi bir sorun yasamadim ben mayista odessaya gidecegim. Daha once lviv de kaldim orasida cok hostu korkmadan gidin orada herkes kendi halinde kimse kimseye bakmiyor bile adamlar medeni. Ukrayna güvenlik bilgi yorumunuz için teşekkürler Onur Bey. Alper bey merhaba.. ücretsiz rezervasyon yaptırdığınızı söylemişsiniz.. eğer sorun olmayacaksa ücretsiz rezervasyon yaptırdığınız sitenin ismini verebilir misiniz?Ben hep ücretlileri bulabildim internette.. İyi akşamlar dilerim. Merhaba. Booking veya benzeri rezervasyon sitelerinden Ukrayna'da mütevazi bir otel seçip kendi sitesine girer ve e-posta ile oda rezervasyonu rica ederseniz birçoğu bunu kabul eder, ama lüks oteller kabul etmez. Sitenin ve otelin adını hatırlamıyorum maalesef. İyi akşamlar. Alper bey günlerdir nette taradığım en güvenilir, saygın gezi sitesini hazırladığınız için teşekkür ederim. Ben şöyle düşünüyorum, turlar 1 şehre yaklaşık 900-1000 tl ye gidiyor fakat extra turlara katıl, yemek, alışveriş derken 2000 tl yi buluyor bu fiyat ve yalnızca bir şehir görüyorsun. Masrafın ana kalemi sonuçta yolculuk ve konaklama. Öyleyse her şehir için ayrı ayrı gideceğime tek seferde gidip mümkün olduğu kadar çok gezerek, uçak masrafını tek sefere düşürmeyi planlıyorum. Okuduklarımdan anladığım, Kiev, Lviv, Odessa asıl görülmesi gereken yerler ve bende buraları kapsayan bir plan yapmaya çalışıyorum. Merhaba Onur Bey. Çok teşekkürler. Bağımsız bir Ukrayna seyahati yaparak daha çok şehri ekonomik gezmek doğru bir karar. Bence planınızı kaç gün ayırabileceğinize ve bilet fiyatlarına göre şekillendirin. Kiev, Lviv, Odessa, hepsi güzel kentler. Gidiş Kiev veya Lviv, dönüş Odessa olarak uçak bileti almak en iyisi olur, ama önemli olan aynı kente gidiş-dönüş biletinin fiyatından ne kadar pahalı olacağı. Ki bu fiyat farkına değip değmeyeceği de yine tatilinizin süresiyle ilgili; örneğin 5 gününüz varsa pahalı bir bilete değer, ama iki hafta gezecekseniz 400 lira daha pahalı bir bilet almaya değer mi? Ben araba kullanmayı bilmediğim için hiç kiralamadım, deneyimim yok. Bir kentte kiraladığınız otomobili başka bir kentte bırakmaya imkan veren Avis, Sixt, Ukraine Rental Car Group gibi firmalar var. Odessa İstanbul arasında Ukr Ferry firmasının yolcu gemileri çalışıyordu ama bir süre önce seferlerini durdurdu. Tatil sürenizi ve rotanızı da yazarsanız sizin gibi tursuz Ukrayna gezisi düşünenlere yol gösterir. Selamlar. Lviv, Kiev, Odessa asıl görmek istediğim şehirler. Belki 1 gece daha küçük bir şehirde kalabilirim. Sanırım son durak Odessa olacağından oraya yakın bir şehir yada kasaba olabilir. Turistik olmayan daha yerel ve kırsal bir bölge görmek istiyorum. 9 yada 10 gece kalmayı planlıyorum. Aslında yol arkadaşı olsa ucuz olduğu için Zaporejya uçup araba ile gezmek ve Odessa'dan dönmek en mantıklı yol, hem masraf bölüşülür hem yalnızlığın sıkıntısından kurtulurum. Tek gidince direk Lviv uçup, Odessa'dan dönme planı şu an ağır basıyor mantığıma. Avis, Sixt, Ukraine Rental şirketleri havaalanında var mıdır? Şehir merkezinde mi bulmalıyım? ve bu şirketler kesin var ve çalışıyor değil mi? planı ona göre yapıp eğer araba kiralayamayacak olursam herşey altüst olur çünkü. Merhaba. Ukrayna şehirleri Lviv, Kiev ve Odessa için ayırdığınız günler kesinlikle fazla değil. Bir kenti hissetmek ve yaşamak için asla 1 gece kalmak yetmez. 9 veya 10 günlük bir Ukrayna seyahati için iyi bir plan. Araba kiralamak en az 2 kişi olunca mantıklı bir maliyet oluyor, belki burada gören bir yol arkadaşı çıkar size. 🙂 Otomobil kiralama şirketlerinin üçü de aktif olarak çalışıyor. Ben örnek olarak şu anda RentalCarGroup sitesinden bakıyorum, Lviv Havalimanı'ndan araç kiralayıp Odessa'da teslim etmeyi kabul ediyor ve 9 gün için 325 ila 450 dolar arasında epey otomobil var. Evet girişte kalacağınız yeri soruyorlar, ilki için çıktı almanız yeterli olur. Ukrayna'da nerede kalacaksınız? İnternetten yaptığınız otel veya daire rezervasyonunuzu yazdırıp yanınıza almanız gerekiyor. Eğer böyle bir durum yok da bir arkadaşınızda kalacaksanız, oranın adresi bir kağıtta yazılı olsun. Elbette. Daire kiralamak daha uygun olur. Döviz bürolarında dolar ve avroyu Ukrayna para birimi grivnaya çevirtebilirsiniz. gezimanya sitesinde yayınlanan son TURSAB haberine göre, yurt dışına çılış işkenceye dönmüş durumda. İş yerinden belge al, SGK dan belge al, 5-6 saat önce havaalanına git işlemleri yaptır ve bekle. Yasal yol bu ama uygulama tam olarak bu kadar sıkı mı, belli durumlarda esniyor mu acaba bilmiyorum. Gelişmeleri takip etmekteyim duruma göre planı netleştirip biletleri almayı planlıyorum. Rica ederim. Onur Bey. Ben de şu an 1 aylık Norveç, İzlanda, Grönland seyahatimde olacaktım ama yurt dışı çıkış yasağı nedeniyle maalesef yattı. Güzel ve keyifli bir Ukrayna tatili dilerim. Hayır gerekmiyor. Girişte Ukraine Immigration Card doldurmanız yeterli. Merhaba Sefa Bey. Turla gitmek size hazır bir program, kolay ulaşım sağlar, ama bağımsız gezmekten bir miktar daha pahalıya mal olur, tur şirketi de para kazanmak zorunda. Ukrayna'na Türkiye'den ucuz bir ülke ama çok da ucuz değil; 7 gün için 100 dolar kesinlikle yetmez. Size yol arkadaşı olmak isteyen biri burada görür umarım. iyi günler. merhablar Alper bey size bir mail gönderdim bakma şansınız olursa çok sevinirim teşekkürler efendim.. Merhaba. Ukrayna'da lokantalarda yeme içme fiyatları Türkiye'den ucuz. Ucuz bir lokanta veya kafede 10 lira, orta halli bir lokantada birkaç tabak yemeği 30 liraya denk gelen Ukrayna parası karşılığında yiyebilirsiniz. 1 Türk Lirası 8,5 Ukrayna Grivnası ediyor. Marketlerde gıda ve tüketim maddelerinin fiyatları Türkiye'den yüzde 20 ila yüzde 70 daha ucuz. 2-3 liraya kahve içebilirsiniz. Şehir içi otobüs biletlerini araca binerken satın alabilirsiniz, karta gerek yok. Keyifli bir Ukrayna turu dilerim. Kendi vadesiz mevduat hesabınızda Türk Lirası bulundurup Ukrayna'da banka makinelerinden Ukrayna parası Grivna çekebilirsiniz; bankanız makul bir komisyon alır. Kredi kartı restoran ve süpermarketlerde geçerli. Rica ederim. 🙂 Ukrayna'da iyi seyahatler. Merhaba Esra Hanım. Kiev'de epeydir güvenlik sorunu yok. Kalacağınız yerin adresini yanınızda bulundurun. Ben Minsk'ten Kiev'e trenle gittim, hiç sorun yaşamadım. Önünüzde epey zaman var, iyi bir Ukrayna gezi planı yapabilirsiniz. Buradaki yorumları da takip edin. Sevgiler. Merhaba. Ekim 10'u gidiş ve kasım 11'i dönüş Lviv için biletim var. Seyahat amacım kız arkadaşımı ziyaret. Kendisi Khmelnitsky'de yaşıyor. Lviv'den direk Khmelnitsky'e geçicez. Khmelnitsky'de daire kiralayıp 1 ay kalmayı düşünüyorum. Ancak kafama takılan bir sorun var. Merhaba. Ben Ukrayna ile ilgili böyle bir sorun yaşamadım ve duymadım. Fakat bunu tavsiye edenler belli ki olumsuz bir tepkiyle karşılaşmışlar. Bence her zaman doğruyu söylemekte yarar var, sizin kararınız, bir şey diyemeyeceğim. Merhaba Burcu Hanım. Lviv güvenli bir şehir. Bahsettiğiniz şehir merkezi, bir sorun olmaz. Merhaba. Ukrayna'da Ekim 2014'ten itibaren yaşanmakta olan karışıklık ve olaylar bugün bir miktar yatışmış olsa da birçok devlet vatandaşlarını Donetsk ve Luhansk şehirlerine ve illerine seyahat etmemeleri konusunda uyarıyor. Özellikle bu vilayetlerin doğu bölgelerinin daha tehlikeli olduğu bildiriliyor. Merhaba. Ukrayna şehirleri arasında en güzellerinden üçünü seçmişsiniz, doğru karar. Belli bir doğrultuda değil, dağınık yönlerde kentler olduğu için sıralamanın önemi yok; bence en ucuz uçak biletlerini nasıl bulursanız öyle yapın; Kiev gidiş Lviv dönüş, Odessa gidiş Lviv dönüş, Lviv gidiş Kiev dönüş, veya diğer seçenekler. Şehirler arasında tren ve otobüsler var, hangisinin saati ve bilet fiyatı sizin için uygunsa onu tercih edersiniz. Gectigimiz Agustos ayinda kesif amacli Turkiye cikisli grupla ucakla 7 gunluk Lyiw Kiew Odessa turuna katildim, daha ikinci gun Lyiv de grubu terkettim, uc- dort yasinda simarik ve zir zir ciglik atarak, tek damla goz yasi dokmeden histeri kirizleri icinde hic susmadan aglayan bir kiz cocugu ile yola cikan umarsiz anne- baba ve surekli sorun cikarip otu cimeni sikayet edip tur lideri ve rehberini usak gibi gorenlerin, ikide bir hediyelik esya dukkani molasi soranlarin olusturdugu uyumsuz, gorgusuz, saygisiz insanlardan olusan gruptan kopup, sadece on odemesi yapilmis olan otelleri kullanarak, onlarla bu cekilmez seyahati paylasmak yerine trenle Lyiv -Kiew Odessa arasinda solo seyahat ettim,..6 -7 saatlik hizli trenler birinci mevki 20 usd gibi bir fiyata cok keyifli bve huzurlu yolculuk imkani sunuyor, garlarda Ing bilen sevimli ve yardimci memurlarin oldugu bilet ve info giseleri var... Lyiv de hava kirliligi yogun gorulmesi icin iki gun yeterli, muhtesem guzel lokantalar var pahalida degiller, Kiew de Kosak lokantasi Taras Bulbayi tavsiye ederim ama favorim Odessa! Sehrin ortasidaki kocaman eski parki simdi yeniden duzenleyeninde Istanbul Buyuk sehir Belediye peysaj isleri bolumu oldugunu gormek elbet cok gurur verici, sokaktan cevrilen taksicilere dikkat yabanci olupta bunlara carpilmamak imkansiz adeta! Ayrica otel misafirleri Yabancilar icin gerekirse Otele cagirilan doktor hizmeti parasi alinmiyor cok ilginc! sadece yazilan recete icin eczaneye ilac bedelini oduyorsunuz. Ukrayna tur ve gezi önerileri, bilgiler için teşekkürler Alper Bey. Çernobil e gidiş hakkinizda bilginiz var mi turlar var fakat biraz pahali bireysel izin alip gitme hakkında bilginiz varsa paylasirsaniz sevinirim. Merhaba. Cernobil bir dahaki Ukrayna seyahatimde benim de gitmek istedigim bir yer. Turlar pahali ve bireysel geziye kapali, baska care yok. Biz 3 arkadaş Ukrayna'ya gitmeye karar verdik ama bir anda gelişti ve Temmuzda gitmek üzere biletlerimizi aldık. 10 günlük bir gezme süremiz var fakat planımız yok. Öncelikle sizden yardım istediğim konu ev kiralama olayı. Hostellerin güvenli olamayacağını düşündüğümüz için daire kiralamaya karar verdik. Erken rezervasyon ile otel mi daha ekonomik olur yoksa daire kiralamak mı? Bu ilk sorum. İlk olarak Kiev'e ineceğiz ve ilk geceyi havaalanında geçirmeyi planlıyoruz ekonomik olması açısından (iniş saatimiz de 00.20 civarında zaten) umuyorum ki bu konuda bir sıkıntı olmaz. İnternetten okuduğum kadarıyla Lviv Kiev'den daha canlı ve avrupai bir şehir diye öğrendim, ne kadarı doğrudur aydınlatırsanız sevinirim. Dolaylı olarak biz kabataslak bir plan yaptık ve bu plana göre Kiev'de 1 gündüz geçirip akşam treni ile Lviv'e geçeceğiz, 4-5 gün için Lviv'de kiralık bir dairede kalmayı planlıyoruz. Daha sonra bir gece yine trenle odessaya gitmeyi istiyoruz hiç değilse 1-2 gündüz de orada geçirebilmek için. En son tekrar Kiev'e dönerek Türkiye uçağı ile geri dönmeyi planlıyoruz. Bu tarz bir planda sizce eksiklik var mıdır? Bize maliyeti ne olur? Daha detaylı sorularım da var eğer yardım etmeyi kabul ederseniz e-mail atabilirim. Şimdiden teşekkürler. Merhaba Hüseyin Bey. Hosteller güvenlidir ama çok kişinin kaldığı koğuş tipi odalarda kalırsanız çok az da olsa hırsızlık olasılığı var, ayrıca rahat uyuyamamak da söz konusu. Üç kişi için kesinlikle Ukrayna'da daire kiralamanızı tavsiye ederim. Evde kalmak hem daha rahat hem de otelden daha ucuza gelir. Lviv çok güzel ve batılı tarzda bir şehir, iyi bir seçim; gece hayatı da eğlenceli. Ama 10 gününüz olduğuna göre bence Kiev'e de en az 2 gün ayırın. Lviv 4 gün, Odessa 3 gün, Kiev 2 gün iyi olur örneğin, 1 günün yollara harcanacağını varsayarsak. Buradan yazışsak diğer okurların da bilgi edinmeleri açısından daha yararlı olur. Rica ederim. Pasaportunuzun süresi Ukrayna'da kaldiginiz sürenin bitiminden itibaren en az 1 ay kaliyorsa sorun yok. Kiev'de ücretsiz halka açık Youth adlı gençlerin gittiği bir kumsal var, Dolobetsky Adası'nda. Ahşap şezlonglar bedava, plastikler paralı ama ucuz. Aynı adada basketbol ve futbol sahalarının da olduğu Venice Beach plajı var. Olmeca Plage ise ücretli; plaj şezlong ve havlu dahil 150 grivna; yüzme havuzu şezlong ve havlu dahil 200 grivna, hafta sonu 300 grivna. Bora-Bora Beach Club şezlong ve gölgelik şemsiye dahil hafta içi 150, hafta sonu 250 grivna, bungalov kirası 800 grivna. City Beach Club ise Ocean Plaza alışveriş merkezinde, çok popüler bir eğlence yeri; havuzlar, bar, restoran olan, şık gençlerin gittiği bir yer. Merhaba Alper bey. Ramazan öncesi Ukrayna seyahati düşünüyorum. Aklımda gezmek için üç şehir var. Lviv, Kiev ve Kharkiv. Yanlız üçüncü şehir konusunda kararsız kaldım. Kharkiv veya Odessa arasında tercih yapmak istiyorum. Odessa için eğlenceli bir şehir diye biliyorum. Kharkiv hakkında ise kimisi sıkıcı durağan bir şehir kimisi tarihi açısından Sovyet mimarisini korumuş bir şehir diyor. Son olarak Ukranya seyahatinde Kırım gezisi de planlarım arasında. Kırım özerk olmuş durumda. Ukrayna'da Kırım'a geçişte bir sorun yaşanır mı? Şimdiden teşekkürler. Merhaba Cem Bey. Ukrayna'nın en güzel iki kenti Kiev ve Lviv. Üçüncü kent olarak deniz ve eğlence seviyorsanız Odessa, mimari ve tarih seviyorsanız Kharkiv tercihiniz olabilir. Kırım artık Rusya toprağı oldu, tamamen Rusya'ya bağlandı. Ukrayna'dan gidilemiyor. Sadece Rusya'dan gitmek durumundasınız. merhaba Alper bey bu bahsettiğiniz kiralık evler 40 dolarlık olan hangi şehrinde.. ve nasıl ulaşılıyor bu kiralama sitesine.. Merhaba. Ukrayna'da ev kiralamak için tek bir site yok. Google veya diğer arama motorlarında \"Ukraine rent apartment\", \"Kiev rent apartment\" veya \"şehir adı rent apartment\" diye aratırsanız seçenekler gelir. Stüdyo daireler en ucuzlarıdır. grubumuz 4 kişi, mayıs 17 sonu kievde 4 gece kalacağız. 1- balık yiyebileceğimiz ekonomik bir lokanta, 2- akşam yemeğini yedikten sonra, canlı müzik dinleyebileceğimiz... mekanlar konusunda yardımınızı bekliyorum. Merhaba. Kiev Odessa Restaurant'ta ana yemek balıklar 125 grivna (17 lira) ile 275 grivna (37 lira) arasında değişiyor. Başlangıç balık, havyar ve kabuklular 90-200 grivna arasında. Ucuz bir yer diyemeyiz ama çok şık bir restoran hatta lüks; Türkiye'deki bir benzerinden kesin olarak daha ucuz. Başka balık lokantası bilmiyorum ama daha ucuz olanlar mutlaka vardır. Fish House Restaurant & Oyster Bar varmış örneğin, iyi diye duydum. Canlı müzik için ben hemen her akşam merkezi ana cadde Khreschatyk'taki Art Club 44'e giderim ama kısa süre önce kapanıp yerine Barman Dictat açıldı, yeni halini denemedim ama denemeye değer bence. Peremohy Caddesi 121 numarada Art Eco Cafe'da Cuma akşamları erken saatlerde canlı klasik müzik çalınıyor. Nikolsko-Slobidska Caddesi 2b'deki Frau Borman Pub'da Cuma Cumartesi akşamları canlı rock, jazz, blues müzikler çalınıyor; ilginç, rahat, kalabalık bir yer. Disko olarak Arena City'deki Club 112'yi tavsiye ederim. Merhaba. Güzel bir Ukrayna tatili olacağını düşünüyorum, 9 gün fena zaman değil. Pasaportsuz giriş anlaşması imzalandı ama henüz uygulamaya başlanmadı. Açıklama yapılınca ilgili yazımda duyuracağım. Merhaba. üzerinizdeki parayı göstermenizi isteme olasılığı düşük. Ukrayna ucuz bir ülke olsa da daha fazla para ile gitmenizi öneririm. Merhaba. Ukrayna ve Türkiye kimlikle seyahat anlaşmasını imzaladılar ama henüz yürürlüğe girmedi, haber bekliyoruz. Arkadaşımla iki kişi Kiev'e gidiyoruz. Size Tetiev'i sormak istiyorum. Nasıl bir yer? Araç kiralanıp gidilebilir mi? Yolda güvenlik sorunu veya polis zorluk çıkarır mı? Ayrıca Tetiev'de bir acente oda kiralamak için peşinen 100 usd para transferi istedi. Güvenilir mi? teşekkürler. Meydana 10 dk yürüme mesafesinde Hotel Kiev'de kaldık, 2 gece için 350tl ödedik. Şehir oldukça güzel, yeşil, düzenli ve temiz. Güvenlik konusunda sorun yaşamadık. Yeterince güvenli gözüküyor. Her ne kadar fakir bir ülke de olsa Türkiye'ye kıyasla çok daha fazla medeniler. Medeni olmak için para gerekmiyor. İngilizce bilen sayısı çok az olmakla birlikte, cafe ve restaurantlarda menuler ingilizce ve garsonlar iletişim kuracak kadar ingilizce biliyorlar ve yardımcı olmaya çalıyorlar. Gruplar halinde gezen, sağa sola laf atan Türk/Arap ayıları ile karşılaşmadık. Şehir açıkhava kerhanesi falan değil bu kafa ile giden gitmesin. Sokaklarda hiçbir kadının öyle bir yaklaşımını ne gördük ne hissettik. Kiev seyahatinizle ilgili bilgi, izlenim ve yorumlarınız için çok teşekkürler. Seyahat yazılarımı okuduğunuz ve güzel sözleriniz için teşekkür benden. Merhaba Batuhan Bey. Ukrayna'ya seyahat epeydir vizesiz. Pasaportsuz, sadece kimlikle seyahat anlaşması imzalandı ama henüz yürürlüğe girmedi, çok yakında bekleniyor. Kimlik türü de o zaman netleşir. Merhaba biz iki kişi Temmuz son haftası Lviv ordan trenle Kiev'e gıtmeyı planlıyoruz sızı takıp edıyorum sorum şu dil bizde sıfır yanı gezılıp gorulecek yerlerın lıstesını falan cıkardık buraya bakarak ancak buraları nasıl bulacagız ayrıca tren bıletını bıle anlayamadık sımdıden almak gerekıyormıus almasak da yataklıda yer bulabılır mıyız yanı oraya gıdıp kalakalmak ıstemıyoruz ne önerırsınız bıze orda nasıl yardımcı olabılır ınsanlar nereye kıme danısabılıriz. Merhaba. İngilizce hiç bilmiyorsanız Ukrayna seyahati çok zor olur. Yola çıkana dek 50-60 temel Ukraynaca sözcüğü ezberlemeniz işinizi biraz kolaylaştırır. Tren biletleri Kışın bulunabiliyor ama yazın trenler çok yoğun oluyor. Devlet Demir Yolları Ukrzaliznytsia sitesinden tren biletlerini alabilirsiniz. Oraya bırakırsanız garlardan almayı dener, kalmamışsa otobüsle seyahat edersiniz. Bence bağımsız gitmek yerine Ukrayna turları sizin için daha mantıklı olur. Merhaba. Böyle bir tanıdığım yok maalesef. Kız arkadaşınız Ukrayna'da okuyan bir Türk öğrenci bulup makul bir ücret karşılığında tercümanlık yapmasını rica edebilir, epey Türk öğrenci var ülkede. Alper Abi bizim de bi ukrayna planımız var ama şehirler arası çok uzak olduğu için ulaşım problem olur mu? Gezmiş olduğun şehirlere ulaşımını nasıl sağladın? Kiev'den Lviv'e ve Odesa'ya gitmek istiyoruz. Şimdiden Teşekkürler. Merhaba. Ukrayna güzel ülke gidin tabii. Hemen her şehre tren var, ama yazın yoğun oluyor. Tren bileti bulamazsanız otobüsle gidersiniz. Biraz geniş zaman ayırmanızı tavsiye ederim. Epey şehir kapsayan bir Ukrayna turu. Elbette döviz bürolarında avro ve dolar bozdurup Ukrayna parası grivna alabilirsiniz. Az yerde döviz geçer. Benim hep yaptığım gibi banka mevduat hesabınızda bir miktar TL bulundurup gerekince ATM makinelerinden yerel para karşılığını çekmek en iyisi. Çeşitli adlı sayfamda bu konuyu videolarımla ayrıntılı anlatıyorum. bilgilendirmeleriniz çok güzel. emeğinize sağlık. güzel bir sorum var. temmmuz ilk hafta paris tatil planım var. ama uçağımızı özllikle ank-kiew aktarmalı aldım. ve aktarma süremiz heem gidiş hem dönüş 10'ar saat. amacım bir taşta iki ülke gezmek. kiev havaalanına indiğimizde kievi gezmek için neler yapmalıyım. çıkışı ve giriş yaparken nelere dikakt etmeliyim. ya da böyle bir plan mümkünmüdür. Merhaba. Evet onar saat aktarma sürelerinde Kiev gezilebilir. Birkaç gün önce yayınladığım Kiev yazımı okuyun, işinize yarayacaktır. Ben de ilginize teşekkür ederim. Çok teşekkürler. Havaaalonından merkeze hangi ulaşım ile gidebiliriz. Kiev Havaalanından şehir merkezine ulaşım için gereken bilgiler Kiev Gezi Rehberi adlı yazımda var. Kyiv Pechersk Lavra ve Altın Kubbeli St. Michael Manastırı mutlaka görülmesi gereken yerler. Merhaba Alper bey, neredeyse bütün yorumlarınızı okudum, her biri için teşekkür ederim. benim sorum; Almanya'dan Ukrayna'ya tatil için gidecek olanlardan da rezervasyon çıktısı gerekli mi? bu konuyla alakalı bilgiye sahip misiniz? ikinci sorum; çipli kimliklerle Ukrayna'ya seyahat edildiğini okumuştum yürürlüğe girdi mi bu anlaşma? bildiğiniz uygun uçak bileti hangi şirketler var paylaşır mısınız ? Teşekkür ederim. Türkiye'den uçuşlar için sormustum, arkadaşım Almanya'dan gelecek ben Türkiye'den gidecem orda buluşacaz, rezervasyon orda çok daha pahalı görünüyor booking'te burdan rezervasyon yaptırsam 2 kişilik, aynı rezervasyon çıktısını kullanabilir miyiz? Sıkıntı yaparlar mı? Ülkeye girişlerimiz ayrı ayrı olacağı için soruyorum. Çok tesekkürler bilgiler için.. Türkiye'den Ukrayna'ya uçuşlar için Türk Hava Yolları, Pegasus ve Ukrayna Uluslararası Hava Yolları sitelerine bakın. Elbette, aynı rezervasyonla ikiniz de ülkeye giriş yapabilirsiniz hiç sorun değil. Rica ederim. Günlerdir blogunuzu inceleyip notlar alıyorum 🙂 Aklımdaki soruya cevap bulamadım. izninizle size danışmak isterim. Araştırmalarıma göre görmeye en değer şehirleri Odessa-Kiev-Lviv.. Merhaba Alper bey ben Ukrayna oradan Rusya-Gürcistan-Azerbaycan-İran-Irak gezisi yapmak istiyorum. Sorum şu Ukrayna'dan Rusya'ya geçişte sorun yaşar mıyım ? Ve ya diğer ülke geçişlerinde. Merhaba. Ukrayna'dan Rusya'ya gecilebiliyor. Kirim ile Ukrayna arasinda gecis yasak. Rusya Gurcistan arasindaki tek yasal sinir gecis kapisi Stepantsminda. Digerlerinda sorun yok. Yazılarınızı ilgi ile takip eden ve gezmeyi seven bir kadın olarak sizce 2 bayan Ukrayna da rahat eder miyiz? 8 gun civarında kalacağız. kurban bayramı döneminde gideceğiz. Odesa ve Kırım bölgesi öncelikli düşünüyoruz. Daha once Kiev de 1 gun kalmıştım. Oraya da gecebiliriz yada lviv yada Kharkiv. Merhaba Didem Hanim. Seyahat yazilarima ilginize tesekkurler. Ukrayna@da kadin olarak rahat edersiniz ancak Ukrayna Kirim arasinda gecis yasak. Daha önce Moskova ve St Petersburg da 3 er gün kalmıştım. Vize konusunuda hesaba katmak gerek. Ukrayna pasaport bile istemezken Rusya icin vize gerekiyor. Ben olsam Kirim ve Rusya tercih ederdim ama vizesiz Ukrayna'ya giderdim. Yanlış anlamayın Alper bey kadar çok yer gezmedim ama. Geçen hafta 8 günlük bir tatilden döndüm Ukrayna'dan 5 şehir dolaştım.. Şuna emim olun orada da askıntılık yapacak tipler %1000 Türklerdir.. dışında kimsenin kimseyle işi olmaz. Rahatsız edilmezsiniz. İnsanlar son derece kibar ve yardımsever gönül rahatlığıyla dolaşabilirsiniz. Odessa Türklerin çok yoğun olduğu bi yer ve Türklerin davranışlarını baz alarak Türklere karşı bi empati duyduklarını söyleyebilirim. Merhaba. Lviv Krakow tren bileti internetten alinamiyor. TLK 67 adli gece treni var. Yer bulmak sansiniza tabii. Ya yerel Ukrayna hatti alin ya da telefon kullanmayip sadece wifi oilan yerlerde internete girin. Kullanim ihtiyaciniza gore. Rice ederim. 350 euro yani yaklaşık 12 bin grivna yapıyor yanılmıyorsam. 1 hafta için iki kişiye yeter mi? Sadece yeme içme eğlence için? Ulaşım, tren, konaklamayı hallettik çünkü internet üzerinden. Odessa-Kiev-Lviv için.. Merhaba. Ukrayna Türkiye ile karşılaştırıldığında ucuz bir ülke. 350 avro bugün 10.500 Ukrayna Grivnası ediyor. Evet, lükse kaçmazsanız 350 avro Ukrayna'da 1 hafta için 2 kişiye yeter ama hesapsız harcamaya izin verecek bir miktar değil. İlk günün sonunda harcadığınız miktara ve yediğinize içtiğinize bakarak diğer günlere bütçenizi uydurabilirsiniz. İyi tatiller dilerim. Dönüşte yorum ve önerilerinizi buraya beklerim. Selam biz eşim ile beraber bir haftalık Odesa, Kiev, Lviv olmak üzere Ukrayna'ya gidicez 17 Ekimde. Odesa Kiev ve Kiev Lviv arasında gece trenini kullanacagız daha biletleri cıkmadı internetten alacaz. 1. sınıfla gitmeyi dusunuyoruz yataklı. Ancak bu trenlerde tuvaletler ve restaurantlar trenin neresinde? Hanği vagonlarda rahat ederiz bir bilginiz var mı? Teşekkurler. 3. sınıf açık yatakhane şeklinde 54 kanepeli vagon. Tuvaletler vagonun başında olur. Restoran varsa trenin ortaya yakın bir vagonunda yer alır. Rica ederim. Alper Bey merhaba, Kasım ayında tek başıma 12 günlük Ukrayna gezisi düşünüyorum. kalacak yeri henüz ayarlamadım, ekonomik olması için Couchsurfing yada Airbnb düşünüyorum fakat rezervasyon yaptığımda buradan çıktı alabilecek miyim yada bunlar geçerli olur mu bilmiyorum. Merhaba. Ukrayna'ya girişte sadece otel veya hostel rezervasyonu çıktısı değil, Couchsurfing veya Airbnb yoluyla kalacağınız yerin adresi de yeterli olur. Dönüş biletinizin çıktısı da yanınızda olsun. Merhaba. Ukrayna tatili olunca ben de bir kaç şey yazmak istedim. Ağustos ayında biz de 2 arkadaş Ukrayna ya tatile gittik. Biz çok araştırma yaptık ve Dnipro şehrine gitmeye karar verdik. Gerçekten iyi yapmışız. 1. fazla Türk yok. 2. gerçekten güvenilir. 3. eğlence yerleri iyi ve güvenilir. Sadece milletin salladığı gibi değilmiş onu öğrendim. Disco ve barlardan kesinlikle kız çıkaramıyorsun çünkü kızlar yabancı ile ilgilenmiyorlar. Sarhoş olan kızlar bile yüzünüze bakmıyorlar. Ama kaldığımız otelin resepsiyon görevlisi elinde telefon escort ister misin diye soruyor. Eğer ok dersen hemen telefon açıp 10 dk sonra otelin önüne Lada Samara taksiler sıralanıyor. escortlar 800 grivna (110tl) sen istediğini seçebiliyorsun. Beğenmedin 10 dk sonra başka bir taksi yanaşıyor başka kızlar geliyor. Dnipro da labirent disco var hafta içi 50 grivna giriş bira 50 grivna. Türkmen cafe var köfte ekmekten tut mercimek çorbasına varıncaya kadar Türk yemekleri var ve çok ucuz. Polisin tek sıkı tuttuğu olay yolda sigara içirmiyor. 100 metre ara ile büyük kül tabakları var onun başında sigara içebiliyorsun. Dnipro'ya gitmek için Zaporoski Havaalanı'na iniyorsun. Oradan 75 km taksi ile ulaşılıyor. Ukrayna'ya gece eğlencesi için gitmek istiyoruz iki arkadaş. Güvenli ve otelimize gelecek en güzel misafirler için hangi şehri tercih etmeliyiz? Ayrıca aids ve hiv konusunda şüphelerimiz var. Kiev de büyük oranda hivli kişi bulunuyormuş. Kharkov, Odessa ve Dnipropetrovsk arasında kaldık. Siz nereyi önerirsiniz ? . Merhaba. Kharkov, Odessa ve Dnipropetrovsk arasında en çok turistik seyahat yapılan ve beğenilen Ukrayna şehri Odessa. Bence üçü de güzel kentler, en ucuz uçuşu hangisine bulursanız ona gitmeyi tercih edebilirsiniz. Diğer konularda bilgim yok. Merhaba. Ukrayna'ya girişte polisin soracağı soruları yanıtlamanız için Ukraynaca, Rusça veya İngilizce konuşabilmeniz gerekir. Ukraynaca ve Rusça birbirlerine çok yakın ve benzer diller. Ukrayna'da herkes değil ama çoğunluk Rusça bilir. Daha kapsayıcı olduğu için Rusça öğrenmeniz daha yararlı olur. Merhaba. Ukrayna'ya girişte polisin verdiği belgeye çipli kimlik Seri No / Document No ve kimlik son geçerlilik tarihi yazılıyor. Pasaport no yerine TC kimlik no yazmalısınız. Yeni tip TC kimlik kartınızla Ukrayna'ya pasaportsuz gidebilirsiniz. Kiev Havalimanı'nda polise kimliğinizin yanı sıra dönüş biletinizin çıktısını ve kalacağınız yerin adresini de gösterin. Arkadaşınızın sizi karşılaması polis kontrolü için fark etmez, kişi o noktaya kadar ulaşamaz zaten, sizi çıkışta bekleyecek. Merhaba 7 Martta pasaportsuz yeni kimlik kartım ile Ukrayna ya giriş yapacagim. Merhaba. Ukrayna'ya kimlik kartı ile girebildiğinize göre yasal olan her yeri ziyaret edebilmeniz gerekir, sorun yaşamazsınız. Siz yine de Çernobil turu satın almadan önce acentaya sorun. Ukrayna'ya iki arkadaş 21-26 Nisan arası 6 günlük ziyaret planlıyoruz. Gidiş ist-odesa dönüş lviv istanbul olacak şekilde Odessa-Kiev-Lviv için 6 günlük bir program yeterli mi sizce? Tren ve otobüs ile şehirler arası ulaşım sağlamayı planlıyoruz. Yorumlarınız bizim için değerli. Şimdiden teşekkür ederiz. Merhaba. Tatiliniz yeterli olsa 10 gün ayırın derdim ama bu 3 güzel şehri görmek için 6 gün de uygun elbette. Ukrayna Demir Yollarının sitesi uz. gov. ua sitesinden tren tarifelerini görebilirsiniz. Vardığınız şehirde önce tren garına veya otobüs terminaline gidip 2 gün sonrası için bilet alabilirsiniz; trenlerde yer kalmama olasılığına karşı siteden online da alınabilir. Ukrayna mimarisi, insanı, doğası, eğlencesi güzel bir ülke. Merhaba. Lviv Havalimanı'ndan şehir merkezine 9 numaralı troleybüs ile ulaşım sağlayabilirsiniz, ücreti 5 UAH. 48 numaralı dolmuş taksi ile de gidebilirsiniz, ücreti aynı. Evet havalimanında bu belgeleri soruyorlar. Sorun yaşayacağınızı sanmıyorum. Yabancı dil bilmeden yurt dışı seyahat zor tabii, bazı durumlarda derdinizi anlatmanız uzun sürer. Cevabınız için çok sağ olun. İngilizce konuşma konusunda kötü değilim ortalamanın üzerinde konuşabiliyorum ancak karşımdaki de yabancı olunca he ler she oluyor when ler who oluyor heyecandan 🙂 Bir de son olarak üç günü Lviv de sadece dolu dolu yaşamak istiyorum yemek kültürü tarihi yapısı gece hayatını doya doya pahalıya kaçmadan görmek istiyorum ortalama kaç dolar harcarım ona göre birikimle gitmek istiyorum çünkü Türk parası bozulmuyormuş orada. Rica ederim. Orta üzeri İngilizce işinizi görür merak etmeyin. Bahsettiğiniz hatalar iletişime engel değil. 🙂 Bence yanınıza birkaç yüz dolar alın, ayrıca mevduat hesabınızda nakit TL olsun, gerekince otomatik banka makinelerinden Ukrayna para birimi grivna karşılığını çekersiniz. Toplam harcamanızda nasıl bir yerde kalacağınız önem taşıyor. Ukrayna'ya pasaportla daha rahat girersiniz. Evet pasaportta damga olması avantaj sağlar. Pasaportta Ukrayna damgası olması Rusya'ya girişte engel oluşturmaz, sadece Ukrayna'ya neden gittiğinizi sorabilirler. Pasaportla gidecekler için check-inde doldurmak için kağıt almak gerekli midir? Çok harcama yapan biri değilim uçak biletleri ve kalacak yer hariç 12-13 günlük geziye 450-500 dolar yeterli midir? teşekkürler. Evet, Ukrayna'ya pasaportla girenler de form belgesi dolduruyor. Ukrayna Türkler için eskisi kadar ucuz değil ama hala uygun. İdareli harcarsanız günde 40 dolar karşılığı Ukrayna Grivnası yeter. Zaporijya'dan Kiev ve Odessa şehirlerine trenle gidip gezebilirsiniz. Zaporijya Kiev arası trenle 10 saat sürer. Odessa Kiev arasında çalışan 761 K treni 7 saat 14 dakika, 223 K treni ise 10 saat 3 dakika sürer. Ukrayna'ya yaz mevsiminde deniz kıyısı tatil yerlerine giden trenler yoğun ve dolu olur, onun dışında yer bulmak sorun olmaz. Bahsettiğim şehirler uzak, günübirlik gidip gelemezsiniz. Rica ederim. Yanınızda bir miktar Amerikan Doları götürün, azalmaya başlayınca Ukrayna'da banka ATM makinelerinden mevduat hesabınızdaki TL paranın Ukrayna Grivnası karşılığını çekersiniz, bir miktar komisyon kesilir. Evet bebekli bir aile olarak Ukrayna'da araç kiralamanız size gezerken özgürlük ve hız kazandırır. Merhaba Alper Bey Aralık ayında eşim 2 yaşında kızım ve yeğenimle eşi olarak Ukrayna ya geleceğiz. Biletimiz Zaporijya ya alındı ancak kalacak yeri henüz ayarlamadık. Hangi şehirde kalmamızı tavsiye edersiniz bir de çok soğuk olur mu hava konusunda çekiniyorum açıkçası. Teşekkürler. Aralık ayında Zaporijya hava durumu soğuk olur; sıcaklılar gündüz +3, gece -2 derece civarında seyreder. Ukrayna büyük bir ülke, hava durumu bölgelere göre değişiklik gösterir, örneğin Kışın Kiev'de gündüz +1, gece -3 derece; Odessa gündüz +4, ece -2 derece civarında olur. Çok büyük farklar yok aslında, kısaca Kış mevsimi soğuk ama aşırı soğuk değil. Merhaba Alper bey bu sene Ukrayna'da uzun zaman geçirmiş biri olarak açıkçası insanlarını biraz soğuk buldum ama fiyat bakımından TL'nin düşüşüne rağmen uygun fiyatlıydı çoğu şey. Bu sene Sırbistan ile tekrar Ukrayna'ya gitmek arasında karar veremedim, gidersem başka şehirlerine gitmeyi planlıyorum Ukrayna'nın. Fiyat olarak Sırbistan'ın daha pahalı olduğunu duydum şu anki düşüşle neredeyse euroya yaklaşmış durumdadır fiyatlar diye. Uzun 23-24 gün süreli mütevazi bütçeli bir rota düşünüyorum nereye gitmemi önerirsiniz? İyi günler dilerim. Merhaba. Bugün Sırbistan Ukrayna'dan ortalama %25 daha pahalı, ama gitmekten vazgeçecek kadar değil. Zamanınız bol, bence her ikisine de gidebilirsiniz. Sırbistan'ın en güzel kenti Novi Sad ve başkenti öneririm. Ukrayna zaten büyük ve güzel bir ülke; Kiev, Lviv, Odessa, Harkov, Donetsk, hepsi güzel. Alper bey ben esimle Odessa'ya gideceğim Odessa dan tren garına ulaşım nasıl olur? Über ya da ne kullanabiliriz? Fiyatları nedir teşekkürler. Merhaba. Odessa merkez tren garı Odesa Golovna şehir merkezinde, yürüyerek gidebilirsiniz. Hangi semtte veya caddede kalacağınızı yazarsanız belki yardımcı olabilirim. Merhaba. Ukrayna sınır pasaport polisi kısa süre önce bazı Türk vatandaşlarından nakit döviz göstermelerini istemeye başladı. Resmi olarak istenen para miktarı şöyle hesaplanıyor: Kalış süresine ilave 5 gün daha eklenir ve her gün için kişi başı günlük 50 ABD Doları bulundurulması istenir. Örneğin seyahat eden kişi Ukrayna'da 4 gün kalacak ise (4+5) x 50 Dolar = 450 Dolar tutarındaki paranın ibraz edilmesi gerekiyor. Kredi kartı gösterilmesi kabul edilmiyor. Ancak bu kural resmen açıklanmış olsa da çoğu ziyaretçiye uygulanmıyor. Eğlence mekanı seçimlerinizde sağduyulu ve uyanık davranmanızı, güven vermeyen iş yeri ve kişilerden uzak durmanızı tavsiye ederim. Başta Orta Doğulu Türk, Arap ve diğer yabancı turistleri dolandırmak, para koparmak yoluyla geçinen gece kulüpleri ve kişiler var. Bunlar \"petty crime\" denen basit suçlardır, şiddet suçu oranı düşüktür. Örneğin Shooters Complex yabancıların masalarına istemedikleri halde servis yaptığı yiyeceklerden para alan, baştan söylemeden masa parası olan, yabancı erkeklerden para koparmaya çalışan Ukraynalı kız sayısının fazla olduğu bir eğlence mekanıdır. En ünlü gece hayatı eğlence merkezi Arena City'de birçok bar ve gece kulübü var; hem normal vatandaşların ve işletmelerin, hem de bahsettiğim yabancı erkek dolandırmak üzerine çalışan mekanların ve kızların olduğu bir kompleks. Turkish House'dan uzak durun fiyatları aşırı derecede fahiş. Bilgi ve uyarılar için çok teşekkürler. Türkiye'nin Ukrayna konsolosluklarının sitelerindeki yeni uyarılara göre 500 Amerikan Doları götürmeniz gerekiyor. Yine de sıkıntı çıkaracaklarını sanmıyorum. Maalesef Ukrayna'ya girişte yeni kural yukarıdaki gibi. Uygulamada sorun yaşayacağınızı sanmıyorum. Çernobil için gitmek istiyorum, Pripyat'ı görmek istiyorum. Ukrayna'ya daha önce gittiğimde Çernobil Pripyat günlük turları 100 dolar olduğu için gitmedim. Ama bir dahaki sefere ben de düşünüyorum. Emeğine sağlık Alper. Yine çok detaylı ve bilgilendirici yazmışsın. Pasaport kimliğe göre avantajlı, ama sizin de turla gitme avantajınız var, sırf Ukrayna için masraf edip pasaport almayın, turistik turla seyahatte sorun yaşamazsınız. Abi merhaba tekrar ben 2019 da bütün soruları cevaplamıştın küçük bi sorum olacak tabi görürsen. Bu hafta sonu Gürcistan Batum'a geçeceğiz çipli kimliğimde sağ tarafta küçük bi kırık var sence sıkıntı olur mu? Teşekkür ettim."} {"url": "https://celebialper.com/ukraynaya-pasaportsuz-kimlikle-seyahat/", "text": "Ukrayna'ya pasaportsuz kimlikle seyahat edilmesini mümkün kılan anlaşma 14 Mart 2017 tarihinde Ankara'da imzalandı. Böylece Türk vatandaşları turistik veya diğer nedenlerle yapacakları Ukrayna seyahatleri için pasaport gerekmeden, TC kimlik kartları ile giriş yapabiliyor. Benzer şekilde Ukraynalılar da Türkiye'ye pasaport beyan etmek zorunda kalmadan, resmi kimlik kartlarıyla giriş yapabiliyorlar. Yeni çipli kimlikle Ukrayna seyahati uygulaması 1 Haziran 2017 günü başladı. İki ülke arasında imzalanan anlaşmayla Ukrayna vatandaşları Türkiye'ye, Türk vatandaşları Ukrayna'ya kimlik kartı ile seyahat edebilecek. Geçtiğimiz yıl Ukrayna'dan Türkiye'ye giden turist sayısın 1 milyonun üzerine çıkmış, Türkiye'den Ukrayna'ya gelenlerin sayısında yüzde 28 artış olmuştu. Ukrayna'ya pasaportsuz kimlikle seyahat olanağı ve Ukrayna vatandaşlarına Türkiye'ye kimlikle turistik ziyaret imkanı sayesinde bu rakamların hızla artması bekleniyor. İki ülke arasındaki ticaret hacminin de büyüyeceği tahmin ediliyor. Ukrayna ve Türkiye arasında artacak olan ziyaret yoğunluğunu karşılamak için karşılıklı uçak seferlerinin artması bekleniyor. İki ülke arasında Türk Hava Yolları, Ukrayna Uluslararası Hava Yolları ve Pegasus'un direkt uçuşları var. Ülkemizden Kiev, Kharkiv, Zaporizhia, Lviv, Odesa ve Kherson şehirlerine aktarmasız uçuşlar var. Türkiye ile Ukrayna arasında pasaportsuz ve vizesiz, yeni kimlik kartları ile karşılıklı seyahat imkanı sağlayacak anlaşmanın 14-15 Mart ziyareti kapsamında imzalandığını bildiren Başbakan Vladimir Groysman, \"Benim Türkiye ziyaretimde önemli bir adım atıldı. Ukrayna hükümeti ile Türkiye hükümeti arasında imzalanan anlaşmayla Ukrayna vatandaşları Türkiye'ye, Türk vatandaşları Ukrayna'ya kimlik kartı ile seyahat edebilecek. Bu çok iyi bir işaret. Ayrıca çok yönlü hava trafiği için karşılıklı uçak seferlerini arttırmamız gerekecek. Ukraynalılar Türkiye'yi ve Türkiye'nin turizm imkanlarını çok iyi biliyor. Bizim bugün geliştirdiğimiz pek çok turistik imkanlarımız var. Açıkçası bu karşılıklı değişim önemli. Engelleri kaldırdığımız zaman turist akımı artacaktır\" dedi. Bu yıl ülkeler arasında serbest ticaret anlaşması, karşılıklı yatırımların korunması ve çifte vergilendirmenin önlenmesi ile ilgili çalışmalar da yapılması planlanıyor. Ukrayna topraklarının bir kısmı Avrupa'da olan Rusya ve Türkiye hariç tutulursa Avrupa'nın en büyük ülkesi. Ülke tarih, kültür, eğlence ve doğa turizmi olanaklarıyla en çok Doğu Avrupa'dan olmak üzere Batı Avrupa, Orta Doğu, ABD ve Kanada'dan turist alıyor. Ülkeye Türkiye'den seyahat etmek şartıyla pasaport olmadan, kimlik belgesiyle gidilebiliyor. Anlaşmayla birlikte Türk vatandaşlarının pasaportsuz gidebildiği ülke sayısı Kuzey Kıbrıs, Moldova ve Gürcistan ile birlikte dörde çıktı. Diğer ülkeler için vize ve pasaport bilgileri bu yazımda. Ülkeye yeni TC kimlik kartı ile girişte sınır polisi sorular soruyor: \"Dönüş uçak biletiniz var mı?; ne kadar kalacaksınız, nerede kalacaksınız, nereden geliyorsunuz, nerede doğdunuz, başka şehirlere gidecek misiniz, kaç gün kalacaksınız, geliş amacınız nedir, daha önce geldiniz mi?\" gibi sorular. Pasaportunuz varsa kimlikle değil pasaportla giriş yapmak daha kolay oluyor. Pasaportunuzun süresi, kalış sürecinin bitiminden itibaren en az 1 ay kalmış olması gerekiyor. Aşağıda blog okurlarımdan gelen yorumlarda çok miktarda bilgi ve deneyim paylaşımı okuyabilirsiniz. Ukrayna devleti ülkeye seyahat eden Türk vatandaşlarına nakit para bulundurma zorunluluğu getirdi. Seyahat için gereken döviz şöyle hesaplanıyor: Kalış süresine 5 gün daha eklenip gün sayısı 50 Amerikan Doları ile çarpılıyor. Örneğin Ukrayna'da 5 gün kalacak iseniz 5+5 x 50 dolar = 500 dolar tutarındaki paranın havalimanı veya sınır kapısında gümrük polisine gösterilmesi gerekiyor. Kredi kartı kabul edilmiyor. Herkese sorulmuyor ama riske girmemek gerekir. Otelde değil Ukraynalı bir arkadaşınızda kalacaksanız kişinin tam adı, adresi ve telefonu yazılı bir kağıdı yanınızda bulundurmanız gerekiyor. Genel olarak bu belgeler yeterli, ama sınır pasaport görevlilerinin Ukrayna noteri tarafından düzenlenmiş ve davet edenin kimlik bilgilerini açıkça içeren davetiye istemeye de yetkisi var. Bunu yaptırıp gönderirse daha garanti olur. - Pasaport veya yeni çipli kimlik kartı. - Gidiş-dönüş uçak bileti. - Nakit para. - Otel rezervasyonu veya ev adresi ve davetiye. Ukrayna'ya pasaportsuz, sadece kimlik belgesiyle giriş anlaşması imzalandı ancak uygulamanın başlamasını beklemek daha iyi olur, bakalım ilk giden kişiler neler yaşayacak. Yeni çipli kartlar yeni girenler için bir anlam taşımıyor, yeni girenleri özel sorgu odasına alıyorlar ve pasaport, otel rezervasyonu, gidiş, dönüş uçak biletini gösteren çıktı istiyorlar, hatta ne kadar paranızın olduğunu dahi sorguluyorlar. Zaten şehirler arası yolculuk istiyorsanız, tren istasyonunda pasaportunuzu istiyorlar. Eğer tüm bunlar varsa birkaç dakikalık görüşmeden sonra kabul ediyorlar. 12.11.2017 Lviv. Bu nasıl bir durum ukrayna ya kimlik ile gidilebilir bilgisi yok. çok da zor olmasa gerek bu duruma yetkililerin bir açıklama yapması gerektiğini düşünüyorum. htiyacınız yok, ancak dönüş uçak biletinizin ve otel veya daire rezervasyonunuzun çıktıları yanınızda olsun. Ukrayna'ya pasaportsuz seyahat uygulamasının başlama tarihi konusunda henüz açıklama yapılmadı, ancak anlaşma imzalandığına göre çok yakındır, bekliyoruz. Henüz başlangıç günü açıklanmadı, bekleniyor, ama Mayısı bulmadan Ukrayna'ya pasaportsuz seyahatin başlama olasılığı çok yüksek. Yeni kimlik kartıyla giriş olacak peki yoksa eski kimlik gecerlimi teşekkürler. Ukrayna'ya eski kimlik kartlarıyla girilip girilmeyeceği henüz açıklanmadı, sanırım yakında belli olur. Merhaba arkadaşlar Ukraynaya şuan itibari ile vizesiz gidilebilmekte, daha bu geçtiğimiz haftasonu çalışma arkadaşım pasaport ile gidip geldi bilginize. Merhaba. Ukrayna'ya Türk vatandaşları epey zamandır vizesiz gidebiliyorlar zaten. Şu an gündemde olan konu pasaportsuz, sadece kimlik kartıyla Ukrayna'ya seyahat. Şu anda Ukrayna'ya girişte yeni kimlik gerektiğine dair bir açıklama yok, bekliyoruz, bugünlerde belli olur. Ukrayna'ya pasaportsuz giriş için açıklama bekleniyor, yakında çıkar. Geçtiğimiz gün Ukrayna'ya gittim, kimlikle girebilirsiniz diye belirtmediklerinden pasaportla giriş yaptım ama buna rağmen beni alıp sorgu odasına götürdüler. Eğer Ukrayna'ya ilk kez geliyorsanız sorgulanıyorsunuz ve sizden otel rezervasyonunuz ile geri dönüş biletinizin çıktısını istiyorlar giderken yanınızda götürün. Sıkı bi güvenlik sorgusu ve soruşturmanın ardından bırakıyorlar. Hoş bir karşılama olmasa da sorun çıkmıyor. Güncel Ukrayna seyahat bilgisi için teşekkürler. Ukrayna'ya giriste kalacaginiz evin adresi yaninizda olsun sorun cikmaz. Merhaba arkadaşlar bugün Ukrayna Konsolosluğu ile görüştüm. Kimlik ile giriş tarihi belli değilmiş askıya alınmış. Kısa sürede devreye gireceğini zannetmiyorum. Henüz Ukrayna'ya kimlikle, pasaportsuz giriş uygulamasının başlangıç tarihi açıklanmadı. Mümkündür. Bekliyoruz bakalım pasaportsuz giriş anlaşmasının devamında ne olacak. Hayır Ukrayna'ya kimlikle girişlerin ne zaman başlayacağı konusunda henüz resmi bir açıklama yok. Kimlikle giriş için zaten biraz araştırmalar sonucu anladığım kadarı ile kalacağımız otel ve gün sayısı belli olmak zorunda. Ukrayna'ya kimlikle, pasaportsuz giriş Haziran ayında başlayacak. Arkadaslar yeni kimlik kartimi aldim ve 22 mayis pazartesi gunu saat 22:00da kieve ucuyorum. Yapilan anlasmalardan dolayi pasaport cikartmadim sadece yeni kimlik karti ile giris gidiyorum bakalim ne yasiycaz. Bilgi almak isteyen arkadaslar instagramdan mesaj atsin. Ukrayna'ya kimlikle seyahat hakkında bilgi için teşekkürler. Ukrayna'ya ucuz uçak bileti bulabilmek için satış sitelerini erkan tarihlerde ve sık kontrol etmek iyi olur. Örneğin ben şu anda 2018 için Odessa'ya 200TL'ye bilet görüyorum. 🙂 Ağustosa baktığımda Zaporizhia, Lviv ve Kharkiv'e biletler 330-410 TL arasında. Rica ederim, keyifli bir Ukrayna seyahati dilerim. 1 Haziran 2017 Bugün itibariyle başlamış bulunuyor. Bana Lviv yolu gözüktü. Evet, Ukrayna'ya pasaportsuz, kimlikle seyahat uygulaması bugün, 1 haziran 2017 günü başladı. Hayır Ukrayna için seyahat sağlık sigortası zorunlu değil, sizin tercihinize kalmış. Bildiğim kadarıyla Ukrayna'ya pasaportsuz giriş yapabilmek için yeni çipli kimlik kartı gerekiyor. Pazartesi Ukrayna Konsolosluğu'na ve Dış İşleri Bakanlığı'na soracağım. Merhaba. Ukrayna'na sorunsuz giriş yapmak için gereken her şeyi hazırlamışsınız. Kimliğiniz de yeni, her şey tamam. Otel rezervasyon gerekmiyor geçen sene gittim Odessa ya sormadılar zaten vizesiz ülke sorun olmuyor. Merhaba. Yeni kimlik kartınız yoksa pasaportunuz olması gerekir. Evet olur. Merhaba. Ukrayna için seyahat sigortası zorunlu değil. Çıkış harç pulu almak gerekiyor. Yeni kimlik kartı varsa pasaporta gerek yok. Pasaportla girerseniz damga vurulur. Merhabalar, yarın yeni kimlik çıkartmak için başvuruda bulunacağım ve birde pasaport için. 17 Temmuza bilet ayarlandı. Sizce yetişir mi kimliğim? Yetişmez ise pasaportla giriş yapabilir miyim vizesiz? Teşekkürler. Merhaba. Epey zaman var Muammer Bey, yeni kimlik kartınız yetişir. Ayrıca Ukrayna'ya pasaportla da giriş yapabilirsiniz elbette. Merhaba. Ukrayna'ya kimlikle girişte geri gönderilen henüz hiç duymadım. Dönüş biletiniz ve otel/daire rezervasyonunuz, yoksa kalacağınız yerin adresi yanınızda olsun. Ukrayna'ya yeşil pasaportla rahatça giriş çıkış yapabilirsiniz, sorun olmaz. Kalacağınız yerin adresini yanınızda bulundurun. Merhaba. Yeni kimlikle Ukrayna'ya giriş yapılabiliyor. Sorun çıkacağını sanmıyorum ama yine de fotoğrafsız olduğu için Ukrayna Büyükelçiliği'ni arayıp sormanızı tavsiye ederim. Çipli yeni kimlikle pasaportsuz Ukrayna'ya giriş yapılabiliyor. Ukrayna'ya girişte kötü bir sürpriz yaşamamanız için elçiliğe sormanız çok iyi olmuş. Ukrayna izlenimlerinizi burada paylaşmanızı sabırsızlıkla bekliyorum. 🙂 iyi yolculuklar. Merhaba, biletim 31 temmuzda. çipli kimlik başvurusunu da bugün yaptım. O zamana kadar gelir mi? Gelse bile sorun yaşayacağımdan korkuyorum. Girenler oldu mu? Net bir şekilde giren bir yorum görmedim sanırım. Sorun değil Esra Hanım, kimliğiniz Ukrayna seyahatine yetişir, sorun yaşamadan giriş yaparsınız. Merhaba. Ukrayna'ya ister yeni kimlik kartıyla, ister pasaportla giriş yapabilirsiniz. Kalacağınız yerin adresi yanınızda olsun. Rica ederim. İyi yolculuklar. Merhaba. hayır Ukrayna'ya yeni çipli kimlik kartıyla giriş yapmak için ek bir şey yapmaya gerek yok. Konaklama bilginiz yanınızda, merak etmeyin sorun olmaz. Arkasdaslar pek umdugunuz gibi degil öyle goster gec yok gelince anliyacaksiniz. Ukrayna'ya kimlikle giriş deneyiminizi yazarsanız memnun olurum. Yeni kimlikle gidenler icin elinizde bulunsun ki asker elinizde gorsun ki size bir evrak verecek doldurmanız icin İngilizce ve Ukraynica tam doldurun eksik birakmayin sonra size Ukraynica biliyormussunuz gibi neden geldiginizi soracak apisip kalicaksiniz ingilizce biliyorsaniz yirttiniz sonra nekadar kalacaginizi soruyo evrak gormek istemiyo oyle olunca Ben pasaportla gecis yaptim kolay gelsin. Mantiksiz olan su iki ülke aralarinda anlasiyolar evrak neden İngilizce ben Amerika dan veya İngiltere'den gelmiyorum ki sacmalik. Evet yurt dışı çıkış harcı her ülkeye giderken ödeniyor. Bu arada yeni kimlik başvurusu yapanlar için söylüyorum, benimki 10 gün içinde kargoya verildi. Merhaba iyi gunler ben 5 eylulde Ukraynaya gidecegim yeni kimlik randevum 3 agustosta anca yer buldum bu aradaki 1 ayda yeni kimligim gelir mi yetisir mi bu konuda tecrubesi olan var mi yardimci olursa sevinirim. Benimki 10 günde geldi. Gelir yani dert etmeyin. Ayrıca müdürlüğe gidip işim acil derseniz, ya da böyle tam kapanmak üzere giderseniz randevüsünüz de alabiliyorlar. Merhaba, randevu almadan da Nüfus Müdürlüğü'ne gidip kimlik kartı başvurusunda bulunabiliyorsunuz, kart 20-25 günde gönderilir diyorlar seyahatinize engel bir aksilik olma ihtimaline karşı risk almayın kimlik başvurunuzu erken yapın derim. Ukrayna ya bebekle gidenler bilgi verebilirmi? Resimsiz kimlikle ciktiniz mi acaba? Gürcistan a cikarken bize sorun yapmadilar. Selam benim de 8 aylık bir bebeğim var kimliğinde resmi yok eşim Ukrayna da şu an ve biz de yanına gideceğiz muvafakatname çıkartıp gönderdi, bir sorun çıkar mı? Teşekkürler. Merhaba. Yorumlardaki güncel bilgilere göre Ukrayna'ya pasaportsuz giriş yapan bebeklerin kimlik kartlarında fotoğraf olması zorunlu değil. Sorun çıkmaz. İyi yolculuklar. Yeni Cipli Nüfus Cüzdanı ile geçiş 01 Haziran itibari başladı yayınlandı, ben Ankara'da ikamet ediyorum, Ukrayna'ya turistik amaçlı bir seyahatim olacak fakat, elçilik kanalı ile şöyle bir duyum aldım... Yeni Cipli Nüfus Cüzdanı ile geçişin 01 Ağustos 2017 'den itibaren başlayacağı yönünde.... çipli kimlikle kieve giden arkadaşlar detaylı bilgi verebilirmi ? havaalanında bir problem yaşadılarmı? bende agustosta ukrayna havayolları ile gideceğim. Arkadaşlar biz 23 temmuzda ukraynaya gidiyoruz bende yeni kimlik var arkadaşımda pasapport var yeni kimlikde var hangisiyle girmek daha mantıklı ve ayrıca 1 hafta için ne kadar para harcarız tecbüresi olan biri varsa bize yardımcı olsun teşekkürler. Ukrayna'ya gostermeniz icin kalacaginiz yerin adresini yazili olar4ak yaninizda bulundurun. Sorun cikmaz. Kalacağınız yerin adresi ve kalacağınız kişinin ismiyle telefon numarası yazılı olarak yanınızda olsun. Merhaba. Ukrayna sinir polisi sorarsa gostermeniz icin kalacaginiz yerin adresini yazili olar4ak yaninizda bulundurun. Sorun cikmaz. Tc yeni kimlik kartiyla gidiste size ufak bir form veriyorlar onu dolduruyorsunuz isim soyad kimlik no vs. Onu onaylayip size veriyorlar cikista yine onunla cikiyorsunuz. Bebeğimizin yeni tip çipli kimliği mevcut ama kimlikte fotoğrafı yok. Yukarıdaki yorumlarda Tahsin Bey giriş çıkışlarda sorduğunu ve sorun olmayacağını söylediklerini yazmış. Acaba bu şekilde bebeğiyle giriş çıkış yapan oldu mu? Bu konuda bilgi alabilirsek çok sevinirim. Merhaba. Bizim de bebeğimizin yeni tip çipli kimliği var ama fotoğrafı yok... Yarın akşam Ukrayna'ya gidiyoruz. Neler yaşayacağız bakalım, Cuma günü deneyimlerimizi burada paylaşacağım. Merhaba. İyi şanslar ve yolculuklar diler, Ukrayna seyahat deneyim ve yorumlarınızı beklerim. Merhaba, Biz de pazartesi günü gideceğiz. Bebeğimizin kimliğinde fotoğraf yok. Yorumlarınızı sabırsızlıkla bekliyorum. İyi şanslar, iyi yolculuklar dilerim. Merhaba, ben riske atmamak için pasaport çıkarttırdım. Zamanınız varsa bebeğin kimliğini fotoğraflı değiştirebilirsiniz. Sorun olacağını pek sanmıyorum ama Ukrayna'dan çıkışta bebeğimin pasaportunu ve bebeğimi çok dikkatle incelediler. Merhaba Emre Bey. Bu güncel Ukrayna seyahat bilgisi için teşekkürler. Fotoğrafsız bebek kimlik kartıyla giriş konusunda tereddütler vardı, netleştirdiniz. Keyifli bir Ukrayna turu dilerim. Sevgiler. Güncel bilgidir. Bu sabah telefonla görüştüm. Başkonsolosluk ısrarla bebeğin kimlik kartında fotoğraf olması gerektiğini söylüyor. Kharkhiv'e fotoğrafsız giriş yapan arkadaş muhtemelen havalimanında biraz işi bilmeyen memurlara denk gelmiş. Bilgi için çok teşekkürler. Ukrayna'ya bebekle gidecek olanların fotoğraflı kimlik konusuna dikkat etmesinde yarar var şu halde. Merhaba. Ukrayna'da internet ve telefon kullanmak için kolayca yerel bir sim kart alabilirsiniz. Bunlar 10 grivnadan başlıyor ve telefonunuza takar takmaz çalışmaya hazırlar. Ülke içi arama ve internet kullanım ücretleri oldukça ucuz. Ayrıca yurt dışı aramalar tüm dünyaya dakikası sadece 2 grivna (80 kuruş). Life, Kyivstar ve MTC mobil telefon operatörleri var. Ukrayna şehirlerindeki hemen her kafe ve restoranda ücretsiz WiFi bağlantısı var. Ayrıca postanelerden Ukrtelecom kuruluşunun Vsesvit-Plus kartları, yoğun uluslararası arama ve kablosuz internet için tercih edilebilir. Merhaba Ukrayna'ya giderken dönüş bileti almak zorunlu mu benim ne zaman geleceğim belli değil de bir de Ukrayna'dan trenle Polonya'ya geçebilir mi miyiz turist olarak bir arkadaşımı görmem gerekiyor da teşekkürler. Ukrayna'ya giderken dönüş bileti resmen zorunlu olmasa da soruyorlar. Dönüş uçak biletiniz yoksa Polonya tren biletinizi önceden alıp onu gösterin. Gidersiniz tabii ama vizeniz varsa. Polonya'ya Lviv tren istasyonundan minibüs ve otobüsler kalkıyor 80-90 TL civarı istiyorlar. Ukrayna Polonya otobüs bilgisi için teşekkürler. Merhaba. Ukrayna'ya ziyaret süresinin sonu itibariyle en az 1 ay süresi kalmış pasaportla, vizesiz, veya yeni tip çipli T. C. kimlik kartıyla seyahat edebilirsiniz. Rica ederim. Harika bir Ukrayna seyahati dilerim. Merhaba. Ukrayna'ya eski kimlik belgesiyle pasaportsuz giriş yapamazsınız. Yeni çipli kimlik kartlarının teslim edilmesi 2 hafta kadar sürüyor. Peki geçici kimlik belgesi alsam olur mu ? Pegasus'u aradım geçici kimlik ile seyahat yapabilirsiniz dedi... bu Ukrayna'da sorun olur mu.. Pasaportunuz olsa geçici kimlik belgesiyle yurt dışına seyahat edebilirsiniz pasaportsuz olmaz diye tahmin ediyorum. Bugün Ukrayna konsolosluğu veya elçiliğini arayıp sormanızı öneririm. Merhabalar. Ukrayna ya arkadaşımla bilet aldık ama kafamızda bazı sorular var biz devlet dairesinde çalışıyoruz, yeni kimlik kartı ile seyahat etmek istiyoruz çalıştığımız kurumdan izin yazısı alacağız fakat ıslak imza mı gerekiyor yoksa e-imza da oluyor mu, malum e-imza kullanıyoruz bir de hava alanında yapmamız gereken işlemler neler ilgileriniz için şimdiden teşekkürler. Merhaba. OHAL süresince devlet memurları çalıştıkları kurumun amirinden veya yardımcısından ıslak imzalı \"yurt dışına çıkmasında sakınca yoktur\" belgesi almak zorundalar. Atatürk Havalimanı'nda kamu çalışanları için kurulmuş polis noktasına gidip bu belgeyi vermek gerekiyor, görevli polis biniş kartınıza izin damgası vuruyor. Diğer havalimanlarında izin belgesi sınır polisine veriliyor. Anladım ilgileriniz için teşekkürler. İşte sıkıntı orda başlıyor bizde e-imza kullanıyoruz 🙁 Ne yapmam gerek e-imzayı kabul etmezler o zaman mantık olarak. Kurumunuz konuyu mutlaka biliyordur, ıslak imzalı belge vermesi gerekiyor. Arkadaşlar yeni çipli kimlikle Kiev'e Ankara'dan gittim geldim. Ankara dış hatlarda yurtdışı çıkış pulu alıyorsunuz biletinizin üzerine damga vuruyorlar. Kiev'e inince kontrol noktasında size bir kagıt veriyorlar adınız soyadınız kimlik bilginiz ve nerde kalacagınızı yazıyorsunuz bunları İngilizce soruyorlar turist demeniz yeterli. Bir kagıdı size veriyorlar dönüşte de alıyorlar. İngilizce biliyorsanız Kieve gitmeyin İngilizce bilen sayısı çok az ayrıca Türkleri sevmiyorlar çünkü bizim sapık erkekler yolda kızlara viber ve whatsapp soruyorlar ve rahatsız ediyorlar. Kiev'de akşamları hiç güvenli degil giderseniz bile gece dışarı çıkmayın. Dil bilip bilmemekle ne alakası var Cenk bey? İngilizce bilmeseler de gayet iyi anlaşılabilir herkes... Ayrıca ben de merak ettim güvensiz nasıl hissettiniz? Ben 6 aylık bebeğimle 15 gün şehir şehir dolaştım bir sıkıntı yaşamadım. Hayatta gördüğüm en kibar insanların bol olduğu, genç kızların bile sokaklarda gece 2 de rahatça dolaştığı bir yerdir. Maalesef ülkemizden daha güvenli. Merhaba. 06-09 da pasaport başvurusu yaptım 11.09 a yetişir mi sizce... yakın zamanda pasaport alan var mı teşekkürler.. Merhaba. Pasaportunuz başvurduktan 3 iş günü sonra, yani araya hafta sonu girerse 5 gün sonra teslim edilir. Bu genel olarak pasaport çıkma süresi, ama yoğun dönemlerde daha uzun sürebiliyor, en fazla 10 güne kadar teslim edilebiliyor. Sizinki tipik 3 iş günü oluyor, biraz kritik maalesef. Rica ederim bir şey yapmadım. Borsch çorbası içmek, gelirken ünlü Nemiroff biberli votka almak iyi olur bence. Keyifli bir Ukrayna turu dilerim. Merhaba. Yeni çipli T. C. kimlik kartınızla Ukrayna'ya girişte sorun yaşamazsınız. Bunu kesinleştirmek için dönüş biletinizin çıktısı, otel veya daire rezervasyonunuzun çıktısı, ücretsiz konaklayacaksanız kalacağınız yerin adresi yanınızda olsun. Rica ederim Ömer Bey. 7-8 okurum bana Ukrayna'ya pasaportsuz, kimlikle giriş yaptığını yazdı. Kimisi çok kolay giriş yapmış, kimine polis kibar davranmayıp bekletmiş, ama kimlikle geri çevrilen, giremeyen duymadım. İçiniz rahat olsun, yalnız bekletirler, kabalık ederlerse siz sakin ve nazik olmaya devam edin, aksi sinirlenirseniz sadece işleminizin süresi uzar bu yüzden. Güzel bir Ukrayna seyahati dilerim. Havalimanı kontrol ve ülke ile ilgili yorumlarınızı yine bloguma bekleyeceğim. Merhaba. Kimliğinizin son geçerlilik tarihini yazmanız gerekir diye tahmin ediyorum. Okurlarımdan yanıt veren olur umarım. Pegasusu tercih edin bu şekilde bir bilgi istemez ayrıca daha ucuz. Kimlik kartımla geçen hafta gittim geldim yine sormak istediğiniz tüm sorularda yardımcı olurum. Arkadaşlar, gitmek isteyipte tedirgin olan arkadaşları gördüm sayfada çok kısa bilgilendireceğim umarım faydası dokunur. Evet arkadaşlar şuan için gidebilirsiniz defalarca pasaportsuz gittim geldim. Biletinizi alıyorsunuz, havalimanına gidiyorsunuz uçak firmanıza valizinizi veriyorsunuz checkininizi yaptırıyorsunuz sonra biletiniz ve kimliğinizle polis kontrol noktasına gidip gbt kontrolü yaptırıp biletinize polis damgası vurduruyorsunuz daha sonra 15 TL verip damga pulu alıyorsunuz ve artık yurt dışı tarafına geçiş için pasaport kontrol sırasına giriyorsunuz. Buradaki Polis Memuru Biletinizi, Biletinizdeki Az Önce vurdurduğunuz damgayı, 15 TL ye aldığınız Damga Pulunu ve Kimliğinizi Kontrol ediyor. İşlemleri tamamladıktan sonra size hudut geçiş kağıdı gibi birşey veriyor ve tüm işlemleriniz bukadar tamamlandı. Artık uçuşunuzu bekleyebilirsiniz. Evet arkadaşlar ülkeye ilk girenlere uygulanan standart prosedür malum sizin hangi amaçla geldiğinizi bilmiyorlar teröristmisiniz, oradan başka bir ülkeyemi kaçacaksınız yoksa turistmisiniz öğrenmek için kısa süreli bir sorgu. Kendinizi kurtaracak kadar ingilizceniz olmalı bilmiyorsanız Ukraynada sorgu odasında sorulara cevap veremezsiniz. Bu işlemleri tamamladıktan sonra Pasaport yerine geçecek bir kağıt doldurmanız gerekiyor kişisel bilgilerinizin olduğu isim, doğum tarihi vs artı olarak geldiğiniz uçağın uçuş kodu biletinizde yazar atmayın. Bu kağıdı size pasaport kontrolü yapacak asker veriyor doldur buraya tekrar gel diyor pasaportun yoksa. Bunuda doldurduktan sonra tekrar gidiyorsunuz bir kısmını kendine alıyor kağıdın diğer kısmını damgalayıp size veriyor. Ülkeden çıkarken tekrar istenecek oyüzden iyi sahip çıkın. Şuan için aklıma gelen bunlar eksik varsa affola detaylı bilgi için resmi kurumlardan bilgi almanızda fayda var. Bizim anlatımlarımız azda olsa fikir verebilmek amaçlıdır. Kenan Bey Ukrayna'ya pasaportsuz, kimlikle seyahat hakkında verdiğiniz güncel ve ayrıntılı bilgiler için çok teşekkürler. Rica ederim ne demek. Daha önceden de çok sık gidip geliyordum pasaportumun süresi doldu 🙂 Yenisini de çıkartmaya üşendim. Sistem uygulamaya alındığından beri kimlikle gidip gelmeye başladım fakat yeniden pasaport çıkartacağım daha kolay oluyor pasaportla. Ukrayna'yla ilgili tüm sorularınıza cevap verebilirim merak ettiğiniz her konuda yardımcı olmaya çalışırım saygılar. Demek resmi olarak kimlikle seyahat serbest olsa da Ukrayna'ya pasaportla gitmek daha kolay. Bu bilgi yararlı olacaktır. İlginize ve yardımınıza çok teşekkürler, mutlaka soru yöneltenler olacaktır. Saygılar. Pasaportun avantaji, Ukraynada kontrol noktasindayken daha once ulkeye giris yaptiginizi soyluyorsunuz ve pasaportunuzdaki ulkeye giris damgasini gosteriyorsunuz sizi ek bir durum oluşmadığı sürece sorguya almiyorlar. Daha once girip cikmis sorun cikarmamis diye dusunuyorlar. Ama kimlikle girince her seferinde sorguya ve detaylı kontrole alabiliyorlar cok sık gidip gelinecekse pasaport çıkartılmasında fayda var yılda bir veya birkaç yılda bir gidilecekse kimlikle gidilebilir pasaporta ek para ödenmesine gerek yok. Tamamdır konu aydınlandı, mantıklı. Demek ki Ukrayna'ya bir dahaki gidişimde pasaportum yanımda olacak. Çok teşekkürler. 18 yaşından küçük olduğun için anne ve babanla notere gidip yurt dışı çıkış muvafakatnamesi yaptırman gerekiyor. Çipli kimlik ile ilk defa gideceklere bir kaç uyarı. -Çipli kimlik kartı hem kimlik hem de pasaport yerine geçiyor. -Eğer halen çipli kimlik sahibi değilseniz ve randevunuz çok ileriki tarihe ise sabah açılış saatinden yarım saat önce kimlik için sıraya geçin. Yoğunluğa göre aynı gün işinizi görebilirsiniz. -Genelde teslim süresi 2 hafta deniyor. Aynı hafta geldiği bile oluyor. Daha da gecikebilir. -Yeni çipli kimlik kartınız pasaport özelliği açık olmalı. Bunu başvuru esnasında seçiyorsunuz. -Seyehatiniz boyunca şunları yanınızdan eksik etmeyiniz. -Bu belgelerin bir basılı kopyasını yanınızda bulundurmakta fayda var. Kayıp/çalıntı durumunda işlemlerinizi hızlandırabilir. -Çok az kişiyi kimlikle seyehat ederken gördüm ve pek çok kişi bilgi sahibi değil. -Size verilen hiç bir belgeyi atmayın. Eve gelene kadar saklayın. -Özellikle biniş kartınızı atmayın. Eğer uçak bir sorun durumunda başka havalimanına inerse size biniş kartınız yardımcı olacak. Aynı biniş kartını kullanmanız gerekecek. Uçak personeli bu durumda ne yapacağını pek bilmiyor ya da söylemiyor. Eğer indiyseniz ve tekrar aynı uçakla başka havalimanına gidecekseniz pasaport kontolünden geçip valizlerinizi alıp tekrar valizlerinizi verip pasaport kontrolünden geçip tekrar aynı uçağa binmeniz geçebilir. Bu duruma göre değişebilir. -Eğer aktarmalı uçuyorsanız valizlerinizi aktarma esnasında alıp almayacağınızı öğreniniz. -Bir sorun durumunda yabancı ülkedeki havayolu firmasına ulaşmak için telefon numaralarını ve diğer önemli numaraları önceden öğrenin. -Havalimanında THY, Pegasus, Atlasjet personeli olsa bile Türkçe konuşmalarını beklemeyin, İngilizce bilenler olabiliyor. -THY Ukrayna için telefon ile ücretsiz müşteri hizmetleri Türkçe, İngilizce, Rusça hizmet veriyor. -Yabancı havalimanına iner inmez telefonunuz Türkiye hattınızı kullanacaksanız dolaşım açmalısınız. Ukrayna hatları sanırım 50-100 grivna ve almak için para ödemek yetiyor. Kimlik gerekmiyor. Sokakta tezgahta dahi var. -Turk Telekom 1 gün 14.90TL'ye Türkiye tarifenizi kullanabiliyorsunuz. En azından gittiğiniz ilk gün Türkiye ile iletişime geçmenizde faydası olabilir. -Havalimanlarında ücretsiz internet olabiliyor. Bağlandığınızda bir ekran açılmalı ve entry/connect benzeri bir tuşa tıklamanız gerekiyor. Yoksa bağlı olsanız dahi internete giremezsiniz. -Girişte pasaport kontrolünde size bir form doldurtacaklar. Size verilen diğer parçayı çıkışta sizden isteyecekler. -Ülkeye dönerken girişte damgalı belgeyi isteyecekler ve çıkış yaptığınıza dair bir belge verebilirler. Eğer vermezlerse uçuş biniş kartınıza damga vurmuşlarsa bu belgeyi ülkeye girişte kullanacaksınız. Eğer bir belge yoksa sıkıntı var demektir. Bu problem. Bu arada ben çipli kimlikle gitmeme ve ilk defa giriş yapmama rağmen sorgu odasına girmedim. Sadece form doldurmam yeterli oldu. Bu size formu doldururken 5 dakika kaybettiriyor. Ukrayna'ya kimlikle seyahat ve diğer bilgiler için çok teşekkürler. Merhaba. Arkadaşınız pasaport kontrolü yapacak olan noktaya giremez, arkadaşınızdan kalacağınız yerin adresini isteyin. Telefonu da sizde kayıtlı olsun. Birol bey, ben bugün maliye bakanlığı harç pulu birimini telefonla arayıp görüştüm. Evet 2 ay öncesine kadar pasaport gerektirmeyen yerler için harç alınmıyordu ancak artık alınıyor dediler. Banka pasaport numarası gibi bilgiler talep ettiği için bankalara ödeyemiyoruz ancak havalimanındaki bürolardan fazla beklemeden alırsınız dediler. Bilginize. Ukrayna'ya pasaportsuz gidişte harç pulu hakkında bilgi için teşekkürler. Havalimanında 1 dakikada alabilirsiniz endişe etmeyin. Burda okuduklarımdan sonra gidiş günü uğraşmayayım diye bugün iş bankasına yurt dışı çıkış harcını yatırmaya gittim fakat görevli sisteme pasaport numarası girmesi gerektiği için öbür türlü yatıramayacağımı söyledi. Aslında bu mantıktan bakarsak pasaportsuz gidişte çıkış harcı ödenmemesi gerekiyor ama bilemiyorum. En kötü ihtimal gideceğimiz gün havalimanında yatırırım eğer isterlerse. neye istinaden yazdığımız yorumlar siliniyor ? üstelik herkesin merak ettiği konuda yazıp tecrübe edindiğimiz konuları yazmış olmama rağmen silinmiş amacım kimlik le giriş çıkışta yaşanan prosedürleri aktarmaktı her misafirinize eşit seviyede olmalısınız kurallara aykırı herhangi bir şey yazmadım çünkü. Ben silmedim. Kısa süre önce blogumun hostingini yapan sunucuyu değiştirmem gerekti, o arada son yorumlar silindi maalesef. Yeniden yazarsanız sevinirim. Merhaba. Ukrayna'ya girişte polisin verdiği belgeye çipli kimlik Seri No / Document No yazılıyor. Şifreyi bilmiyorum. Bugün Zaporijya dan döndüm, kimlikle giriş yapmıştım sadece verilen belgeyi İngilizcesi iyi olan biriyle doldurdum kontrol hiç bir şey sormadılar belgenin bir nüshasını giriş damgasını vurup bana verdiler, zaten bir sıkıntı çıksaydı kız arkadaşım dışarıda bekliyordu, Zaporijya dan Mariupol geçtik yolda sürekli askerler kontrol ediyor, Mariupol eski bir sehir sıkıcı, iyi ve sıcak insanlar. Ukrayna'ya kimlikle giriş ve seyahat bilgileri için teşekkürler. Teşekkür ederim hepinize bir çocuğum var çipli kimlik kartında fotoğraf yok problem olmadı, şu an Ukrayna dayım. Sizin buradaki yorumlarınız sayesinde hepinize teşekkür ediyorum. Ukrayna'ya fotoğrafsız çocuk kimliğiyle giriş hakkında bilgi için teşekkürler. Ukrayna'ya girişte booking veya benzeri otel sitelerinin rezervasyon çıktısı yeterli. Olmaz da. Pasaportu olmayıp sadece kimlik kartları olanlara biraz 2. sınıf muamele yapıyorlar. Kalacağın yerin ve dönüş biletlerini gösteren bir çıktı yanında olsun. Pasaport çıkarttırmadım, yeni çipli kimliğim hazır, biletler hazır, para hazır ama şimdi nasıl olacak direk cipli kimlikle mi gideceğiz ayrıntılı anlatabilecek yok mu heyecanlandım ve korktum açıkçası. Ukrayna'ya yeni çipli kimlik kartı, dönüş biletiniz ve otel/daire/pansiyon rezervasyon çıktınızla giriş yapabilirsiniz, endişe etmenize gerek yok. Evet endişe etmenize gerek yok. İd kartlar ile de giriş yapabilirsiniz. Sadece gümrük memurlarının odasında sorular soracaklar. Otelinizi, dönüş biletinizi kanıtlayacak evraklar göstermenizi isteyecekler. Pasaport ile giderseniz tıkır tıkır hızlı bir şekilde giriş yapıyorsunuz. Ukrayna'da kalacağınız evin açık adresini yazılı olarak gösterirseniz sorun olmaz. Fazla soru sorarlarsa kız arkadaşınızın telefonunu verin arasınlar, sorunu çözer. Rahat ve sakin olun, sıkıntı yaşamazsınız. Odessa'da kalacağınız yerin adresi ve dönüş biletinizin çıktısı elinizde olsun, Ukrayna'ya girişte havalimanı pasaport kontrolünde sorun yaşamazsınız. Her şeyi yeni kimlikle çözüyorsun. Ama kimlikle birlikte girişte Ukrayna gümrüğünün verdiği damgalı kağıt yanınızda olsun. Polis/asker çevirirse ikisi gerekli. Merhaba. Hayır sınırda Rusya vizesi alamazsınız malesef. Eğer Rusya ile anlaşmaya göre sınırda vize olayı yoksa \"Bu kadar yolu geldiniz size istisna yapalım\" durumu olmaz. İki firma da aynı Pegasus, ben aktarmalı almadım ama aktarmalı uçuşların saatlerine bakıp 2 sinide aynı olarak aldım. İki bileti birlikte alsaydınız daha iyi olurdu, beklerler çünkü; Pegasus sık rötar yapan bir hava yolu şirketi. Havalimanında arama, check in, pasaport damga, ikinci arama ve kontuara gidiş yaklaşık yarım saat sürer. Lviv uçağını kaçırma olasılığı çok düşük. İzmir'den ve Lviv'den aldığınız biniş kartlarını pasaport, kontrolünde verilen belgeleri asla atmayın. İzmir'e dönene kadar saklayın. Gecikme olursa uçak aktarmalı yolcuları bekleyeceğine göre elbette siz de uçağınıza yetişeceksiniz. Rahat olun her şey yolunda gidecek. 🙂 Rica ederim. Tesekkurler 🙂 Son olarak pegasustan cipli kart bilgilerim ile online check in yapmaya calistigimda surekli hata aliyorum. Bu konuda herhangi bir bilginiz var mi? Yapilir veya yapilmaz daha once de duydum diyebileceginiz? Tesekkurler. Bilgiler kafadan sagma olur, sadece gerekli yerlerde secilen secenekler dogru olsa yeter. Mail ile de mumkunse ulasabilirim size. Herkese merhaba ben UIA nın sitesinden Ankara Kiev uçuşum için bilet almak istiyorum fakat yeni çipli kimlik kartımızla girebilmemize rağmen benden pasaport numarası istiyor oraya TC mimi yoksa kimlikteki seri no mu mu yazmam gerekiyor yardımcı olursanız sevinirim. Şimdiden teşekkürler. Bir de kız arkadaşımla gidicem ve İngilizcesi gerçekten sıfır merhaba bile diyemiyor kontrolde sıkıntı yaşar mı ya da ben yanında bulunabilir miyim teşekkürler. Alper bey ya da diğer yardımcı olabilecek arkadaşlar biletimi alamıyorum pasaport no istenilen yere TC kimlik numaramı mı yoksa yeni çipli kartım üzerindeki seri numarasını mı girmem gerektiğini bilen varsa yardım edebilir mi lütfen bilet fiyatları artıyor. Yeni kimlik kartınızdaki seri noyu girmeniz gerekiyor. Ben de 7 Temmuz'da gideceğim, kızımda fotoğrafsız kimlik var. Umarım sorun olmaz. Haziran ayında Lviv'e gitmeyi düşünüyoruz fakat benim pasaport sürem Ağustos 2018'de doluyor. Dış İşleri Bakanlığı'nın sitesinde 'İkamet/Vize süresinin sonu itibariyle bir ay' olarak gösteriyor asgari pasaport geçerlilik süresini. Biz 3 gün kalacağız ama bildiğim kadarıyla Ukrayna vizesiz izin süresi 90 gün. Pasaportla girişimle sorun yaşar mıyım, çipli kimlik almalı mıyım? Şimdiden teşekkür ederim. Merhaba Elif Hanım. Ukrayna seyahat bitiş tarihinden itibaren süresi en az 1 ay kalmış pasaport istiyor, bu durumda sorun yaşamazsınız. 23 nisan 2018 tarihi itibariyle Ukrayna'dan çıkış yapacağım pasaport bitiş tarihim 15 Temmuz 2018, giriş çıkışta sorun olur mu? Yeni kimlik kartım yok. Merhaba. Ukrayna pasaport süresini ülkede kalış süresinin son gününden itibaren en az 1 ay kalmış olma şartını koşuyor. Ülkeye girişte ve Ukrayna'dan çıkışta sorun yaşamazsınız. Öncelikle bizleri aydınlattığınız için teşekkür ederim. Ukrayna Lviv'e gitmeyi planlıyorum. Günlük stüdyo daire kiralamak istiyorum. Stüdyo dairenin ücretini, yüz yüze görüşüp nakit yapmak istiyorum. Bu nedenle kalacağım yere ait bir belge yok. Havaalanında sıkıntı çıkar mı? Bana orada eşlik edecek, Ukraynalı kız arkadaşım var. Merhaba. Ukrayna seyahat ve bilgi yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Kız arkadaşınızın ev adresi elinizde yazılı olsun o halde. 3500 Ukrayna Grivnası 470 Türk Lirası ediyor. Bu para konaklama ve diğer masraflarınıza yetmez. Bunlarla vakit kaybetmeyin. Siz veya arkadaşınız bir yer seçsin ve arkadaşınız pazarlık yapsın. Yabancı olursa fiyatlar 2'ye katlanabiliyor. Yeme içme Türkiye ile aynı düşünün. Ucuz olan şeyler alkol, otobüs, taksi. Merhaba ben 28 Martta Lviv e gideceğim. Eski kimlik kartımla pasaportumla giriş yapabilir miyim? Pasaportla girişlerde yeni kimlik kartı istiyorlar mi? Cevaplarsanız çok sevinirim teşekkürler. Merhaba. Pasaportunuzun geçerlilik süresi olması durumunda Ukrayna'ya yeni kimlik kartınız gerekmeden girebilirsiniz. Fiyat uygun olduğu için Riga'dan Kiev aktarmalı İstanbul'a dönüş yapacağım. Kiev'i transit geçerken yeni kimliğimi göstersem, pasaportumu işletmesem oluyor mu? Yani pasaportuma sadece Riga'dan çıkarken ve İstanbul'a varınca mühür işlenmesini istiyorum. Bilgilerinizi ve tecrübelerinizi paylaşırsanız sevinirim. Merhaba. Böyle bir şeyin aynısını yaparak seyahat etmedim hiç, ama özellikle ülkelerden çıkarken damga vurulmadığı oldu. Bir sorun yaşayacağınızı sanmıyorum ama ben olsam yine de pasaportumu kullanırdım, ne olur ne olmaz. Herkese merhabalar! Sık sık kimlikle Kiev e hem seyahat hem de tercüman olarak gidip gelmekteyim 5 gün önce geldim son gözlemlerimi paylaşmak isterim iyi derecede Rusça dil bilgisine sahibim orta düzey İnglizcem var diyebilirim, Rusça yı geçiyorum ama kimlikle seyahat esnasında İngilizce bilmiyorsanız sıkıntı yaşarsınız! Pasaport geçişlerinde sıkıntı çok az oluyor pasaportunuzdaki sayfalardan geçmiş giriş çıkışlarınızı gördükleri için sıkıntı olmuyor. Ama kimlik olayı tamamen farklı. son götürdüğüm 2 arkadaşımdan bir tanesine 8 soru sordu görevli memur! Sorular genel olarak bu şekilde oluyor devamında gümrük görevlileri de sigara alkol ve para kontrolü yapıyorlar! Migration Card dediğimiz formda 7 numaralı soruyu boş bırakınız vizenin bitiş tarihini soruyor, iki ülke arası vize olmadığı için herhangi bir şey yazmayın bilgi yanlış olursa baştan doldurmanız gerekebilir. Migration Card Ukraynaca Rusça ve İngilizce olmak üzere 3 dil ile açıklamalı yazılmış. Ayrıca İstanbul Atatürk Havalimanı'nda çıkış öncesi yapılan GBT kontrol noktası kaldırılmış, direkt check in yaptıktan sonra pasaport kontrole geçiyorsunuz orada yapıyorlar ve giriş çıkış belgesini alıyorsunuz! Ukraine Airlines ile gidecek arkadaşlar 7 kg el bagajı hakkınız var. THY gibi değil aman aklınızda bulunsun 23.5 kg normal valiz hakkı var önceden valiz hakkı almak için 58 dolar ödeme yapıyorsunuz! Ve yine bir başka hatırlatma check in için kendiniz mobil e bileti telefona indirmek zorundasınız yoksa bu işlem için 10 euro isteniyor yani THY de ki gibi elinize bileti kağıt olarak almak için 10 euro istiyorlar elektronik olarak telefona indirip görevlilere telefonunuzu uzatıyorsunuz onlar barkod olarak okutuyorlar. Şimdilik aklımda kalanlar bunlar, tavsiyem pasaport ile gitmeniz. Rica ederim. Ukrayna'da telefon ve internet kullanımı hakkında bilgiler Ukrayna Gezi Rehberi adlı yazımda var. Merhaba Ukrayna vatandaşları Türkiye'ye girerken dönüş uçak bileti mecburi mi teşekkür ederim. Merhaba. Ukrayna ülkeye girişte pasaport geçerlilik süresinin kalış süresinin bitiş tarihinden itibaren en az 1 ay kalmasını şart koşuyor. 1 aydan az kalacaksanız sorun olmaz. Merhaba. Ukrayna'ya girişte TC kimlik kartı yerine pasaport göstermeniz size avantaj sağlar. Kimlikle girişte daha fazla soru soruyorlar. Zaporijya trenle başkent Kiev'e 10 saat uzaklıkta. Kharkov kentine de her gün tren var. Yakın şehirlere minibüslerle ulaşabilirsiniz. 27 Nisan'da Kiev'e seyehat edeceğiz ve oradan trenle Lviv'e geçmeyi planlıyoruz. Benim pasaportum var fakat yanımdaki iki kişi ve bir çocuk kimlikle giriş yapacak. Dönüş biletlerimiz Lviv'den. Trenle Lviv'e geçişte sorun yaşar mıyız? Şimdiden cevabınız için teşekkürler.. Merhaba Elvan Hanım. Ukrayna'ya kimlik kartıyla girmeye hakkınızın olması, ülke içinde de serbestçe seyahat etme hakkını size verir. Herhangi bir sorun yaşamazsınız. Ukrayna'ya pasaportsuz seyahat başladığından beri çocukla seyahat edenlerin artmasını memnuniyetle izliyorum. Ne mutlu size. Merhaba. Ukrayna'ya uçak bileti alırken pasaport numarası yerine yeni T. C. kimlik kartınızdaki Seri No'yu girmeniz gerekiyor. Rica ederim. Kimlik kartınızdaki \"Seri No\"nun hemen altındaki \"Son Geçerlilik\" tarihini yazmanız gerekiyor. Rica ederim. Keyifli bir Ukrayna turu dilerim. Merhaba alper bey.. ben gelecek ay ukraynaya gidecegim. yeni kimlik kartim yok muhtemelen zamani dolmus pasaportumu yenileyip gidecegim. fakat sayfanizdaki yorumlardan okudugum kadariyla baya bi sorguya cekiyolarmis ukrayna polisleri. ben ukrayna da kiz arkadasimin evinde kalacagim ve kendisi ukraynali. evinin adresini ve iletisim bilgilerini verdigim zaman bana herhangi bir problem cikarirlar mi ? Zaten beni almak icin hava alanina gelecek. ilk defa ukraynaya gidecegim icin bi problem cikarirlar mi ? Cevabiniz icin simdiden tesekkur ederim.. Merhaba. Ukrayna'ya pasaportla gitmek kimlikle gitmekten daha avantajlı. Kız arkadaşınızın adı, adresi, telefonu yanınızda olsun, sorun yaşamazsınız endişe etmeyin. Evet Bordo pasaport verilecek. Ukrayna'ya girişte pasaport kontrol polisi diğer ülkelere eski vizelerinizi görmez; bu avantajdan yararlanma olasılığı için iptal edilecek eski lacivert pasaportunuzu yanınıza alın. Lüks yerlere gitmezseniz günde 40 dolar yeterli olur. Özür dilerim su sorumu eklemeyi unuttum. eger yeni çipli kimlik kartimi alip gidersem yine kimlik kartimdan eski vizelerimi ve yurtdisi giris cikis seferlerimi gorebilirler mi. eger kimlik kartindan bu bilgilerimi gorebilirlerse fazladan pasaport masrafi yapmak mantikli olmuycaktir. Rica ederim özre gerek yok, sorularınızı ve yorumlarınızı istediğiniz zaman yazın. Hayır kimlikten eski vizelerinizi ve yurt dışı seyahatlerinizi göremezler. Alper bey verdiginiz bilgiler icin cok tesekkur ederim. keske herkes sizin gibi duyarli ve bilgilendirmeye hazir olsa. tekrar cok tesekkurler ve hayatta basarilar dilerim.. Merhaba. Endişe etmeyin, klasik sorular soruyorlar, rahat ve nazik olun yeter. Kalınacak yer bilgisi ve dönüş biletinin çıktısı yanınızda olmalı. Ukrayna'ya ben dönüş biletim olmadan rahatça girdim ama kimlikle giriş başladığından beri daha dikkatli davranıyorlar, evet yaratabilir. Merhaba. Yazımda anlattığım gibi, 322 numaralı Sky Bus otobüsü Kiev Boryspil Havalimanı ile şehir merkezi arasında 24 saat çalışıyor. Diğer seçenekler de yazımda var. Merhaba Alper bey sizden bilgi almak istiyorum. Ben yarın Ukrayna'ya Kharkiv'e gidiyorum ama pasaportumu yeniletmedim ama yeni kimlik kartım var. Ve beni kız arkadaşım karşılıcak orda havaalanında sıkıntı yaşar mıyım? Teşekkür ederim. Merhaba. Pasaportunuzun kalan süresi, Ukrayna'da kalış süresinin bittiği günden itibaren en az 1 ay kalması gerekiyor, pasaportla giriş yapmak daha kolay. Aksi halde kimlik kartınızla giriş yaparsınız. Dönüş biletinizin çıktısı ve kalacağınız yerin adresi yanınızda olmalı. ben pegasustan bılet aldım ama aır.. yapmadım yani kımlık no mu ve son kullanma tarıhını onaylatmadım bunu yapmam gerekıyor gerekırse nasıl yapcam pegasusta bılet ozetınden bıdaha cıkmadı. Merhaba ben Ukrayna'dan şubat ayında geldim kimlik ile giriş yaptım bana bi belge verdiler ama o belgeyi kaybettim kendimle telefon getirmiştim onu kayıt etmem gerekiyor belge numarası lazım bu belgeyi tekrar nereden çıkarabilirim? Yardımcı olursanız sevinirim. Merhaba. Bunu bilmiyorum, umarım benzer bir durum yaşayan okurlarımdan bilgi veren çıkar. Merhaba Alper Bey Ukrayna'ya kimlikle gitmek için Türkiye'den gitmemiz şart mı? Batum + Ukrayna turu yapmak istiyoruz kimlikle Batum'a gidip ordan Ukrayna'ya gidip Türkiye'ye dönebilir miyiz ? Çok teşekkürler. Merhaba. Türk vatandaşı olarak kimlik kartıyla giriş hakkınız var, başka ülkeden giriş yapmanız buna engel değil. Yine de konsolosluğu arayıp sormanız içinizi rahatlatır. Merhabalar Alper Bey, yarın Kiev'e seyahat edeceğiz fakat 4 yaşındaki yeğenimin kimliğinde bizdeki uygulamalara göre fotoğraf yok. Bu sorun olur mu eğer olursa bununla ilgili ne yapabiliriz? Bilgilendirirseniz sevinirim. Merhaba. Bu konuda bu yazımın altına bizzat deneyim yaşamış çocuklu ailelerin bilgi yorumları var, okumanız iyi olur. iyi yolculuklar, keyifli seyahatler. Merhaba. Evet Ukrayna'ya kimlikle seyahat edebilirsiniz. Biraz soru soruyorlar sadece. Doğru, çok sayıda Türk vatandaşı ülkeye yeni TC kimlik kartlarıyla giriş yapıyor. sabiha gökçen den giderken havayolu kontuardan önce polis noktasına mı gitmek gerekiyor. ayrıca yurtdışı çıkış puluna da gerek yok diyorlar. Havalimanına girişte x ray cihazından geçeceksiniz, sonra kontuara gidebilirsiniz. Yurt dışına çıkışta harç pulu gerekiyor. sabiha gökçenden de çıkarken yurtdışı pulu da almaya gerek varmı. sadece pasaportla çıkış için alınıyor diye biliyorum. Ukrayna'ya pasaportsuz gidiliyor olsa da yurt dışı çıkış harç pulu almak şart. Kimlikle gidilen ülkelere giderken de harç pulu gerekiyor. Pul eskiden pasaporta yapıştırılıyordu, artık ayrı olarak veriliyor ve sınır polisine göstermek gerekiyor. Normal pasaport seçip o şekilde de kabul etmiyor pasaport numaraları U ile başlıyor diyor kimlik noları A ile başlıyor. Merhaba biri bir cevap verebilir? Ukrayna vatandaşıyım bir sene önce pasaport yeniledim ama aldığım pasaportta çip yoktu. Merhaba. Yeni Ukrayna pasaportları çipli diye biliyorum. Yoksa TC pasaportu mu aldınız? Sorunu biraz daha tarif ederseniz yardımcı olmaya çalışayım, ya da buradan bir bilen çıkabilir. Merhaba. Ukrayna'ya kimlikle giriş yaparken herkese nakit para sorulmuyor ve resmen belli bir rakam yok. giden biri olarak. pasaport veya kimlikle her türlü ilk girişte sorgu odasına alınıyorsunuz. pasaportta daha önceden giriş çıkış yaptıysanız sorgu odasına göndermiyorlar, sorgu odasında türkçe bilen bayan vardı. ingilizce yeterli ise zaten sorun yok. sandalyeye oturuyorsunuz sizi web kamerasından kayıt ediyorlar tüm belgelerin fotoğraflarını alıyorlar. gayet kibarlar. sadece otel rezervasyon belgesi, ve uçak dönüş bileti çıktısı yanınızda olsun. neden geldiniz kaç gün kalacaksınız, yanınızda ne kadar para var sorusuna beyanen söylemeniz yeterli işte 500 veya 1000 dolar ve kredi kartlarım var dersiniz. Keşke bizde de böyle olsa dingonun ahırı Türkiye'ye bazı ülkeler hariç böyle her yeni girişte sorgulasalar. İşte o sorguyu her zaman her kişiye yapmıyorlar. İlk defa ve kimlikle bile gitseniz formu doldurup sorgusuz sualsiz girildiği zamanlar oluyor. Bir standardı yok diyelim. Ama tüm işlemlerden geçecekmiş gibi hazır gidilmeli. Merhaba. Ukrayna'da Rusça, Ukraynaca ve İngilizce dillerinden birini bilmeden seyahat etmek zor, ama imkansız değil, endişe etmeyin. Bence önümüzdeki 15 gün boyunca Ukraynaca temel sözcükleri ezberlemeye çalışın. Lviv Havalimanı'ndan şehir merkezine 9 numaralı troleybüs ile ulaşım sağlayabilirsiniz, ücreti 5 UAH. 48 numaralı dolmuş taksi ile de gidebilirsiniz, ücreti aynı. Seyahatinize ne kadar para gerektiği konusunda rakam vermem yanlış olur, herkesin harcama tarzı ve otel, lokanta beklentileri farklıdır. Merhaba. Ukrayna'ya girişte pasaport sürenizin ülkeden ayrılış gününden sonra en az 1 ay kalması gerekiyor. Bu durumda 1 aydan az kalacaksanız sorun yaşamazsınız. Ne yazık ki gidemezsiniz. T. C. kimliğine pasaportsuz giriş geçerli. Merhaba. Sabah pasaporta başvurun hemen, yoğun olmayan bir yer sorun önce. Eyvah üzgünüm. Umarım yetişir. Kerem Bey bugün aklımdan geçtiniz acaba yetişebilecek mi diye, çok sevindim. Hayır sorun yaşamazsınız. Kimlik sormazlar zaten ama ne olur ne olmaz diye yurt dışına çıkarken alınır, hatta teknik olarak zorunludur ama ben altmışa yakın ülkeye gittim, kimlik gereken tek bir durum yaşamadım. Pasaportunuz hayırlı olsun, keyifli bir Ukrayna tatili dilerim. Minnettarım efendim. Allah sizden razı olsun. Güzel bir iş yapıyorsunuz başarılar esen kalın. Merhaba. Muvafakatname Türkiye'den yurt dışına çıkışta soruluyor, Ukrayna'da soran olmaz, olursa da eşinizle beraber seyahat ettiğinizi söylersiniz. Güncel olarak 2018 yılında Ukrayna'ya fotoğrafsız kimlik kartlı çocukla gidenlerden sorun yaşayan yok, yukarıdaki yorumlar bu yönde. Afedersiniz ben yanlış anlamışım. Böyle bir duruma rastlamadım ama pasaport kontrolünden geçerken anneyi sorarlarsa others kısmından geçmekte olduğunu söylersiniz, isterlerse pasaport polisi çıkıp bakar. Muvafakatame sormaları için bir neden veya dayanak yok çünkü bilet ve biniş kartları ile pasaportlarınız birlikte seyahat ettiğinizi gösteriyor. Yine de içimizin rahat etmesi için bayramdan sonra yine hatırlatırsanız bu işi iyi bilen birilerini bulup netleştirelim. Alper Bey hatırlatmamı istemiştiniz bu konuyu. Ayrıca bebek için kimliksiz TC kartı ile geçmek ile ilgili sıkıntı var mı. Bebek için yeni TC kimliğinde fotoğraf olması şart değil. Diğer konuda durumu yaşamış birini bulamadım. Umarım deneyimli bir okurum yanıtlar. Bu arada siz vize işlemleri yapan bir firmaya, THY'ye ve uçağınızın kalkacağı havalimanının yönetimine telefonla ulaşıp sorun. Merhaba arkadaşlar 13 Haziranda yeni kimliğimle Kharkiv'e Sabiha Gökçen'den çıkış yaptım. Türkiye de ve Harkov'da hiç bir sorun yaşamadım Harkov'da verilen kağıdı doldurduktan sonra kontrol de Donetsk tarafına geçecek miyim diye sordular hayır dedim ve direkt geçtim ne bir bana veya başka Türk yolcuya sorgu odasına alındığını görmedim. Ve burası anlatıldığı gibi çok çok ucuz değil içki ve bazı yiyecekler, ulaşım, dışında şu an ki yani 17 Haziran itibariyle dolar kuru 100 dolar 2600 grivna tabi ki bu kuru her yer vermiyor çok yer 2570 grivnadan bozuyor araştırın. Var. 18 yaşını doldurmamış, yani reşit olmayan birinin yurt dışına ya anne-babasıyla çıkması, ya da yanında olmayandan noter muvafakatnamesi alması gerekiyor. Yalınız çıkacaksa hem annenin hem babanın muvafakatnamesi gerekir. Bu durumda zeytin bidonunuz tahminen 2 kilo sınırını aşar. Ayrıca sıvı olması nedeniyle kontrolde sorun çıkabilir. Bagajınızda sorunsuz ve rahatça geçirmeniz de olası ama garantisi yok. Ben olsam susuz götürüp orada tekrar tuzlu suya koymayı tercih ederdim. merhaba alper bey şimdi yeni pasaport a başvurdum 2-3 gün sonra elime ulaşır. ama yeni kimlik kartı için başvurmadım. eski kimliğim ile bi sıkıntı olur mu ben pasaport ile giriş çıkış yapmayı planlıyorum ukrayna ya. durum nedir. Merhaba. Ukrayna'ya girişte pasaport yeni kimlik kartından daha avantajlı. Kimliğinizin eski tip olması önemli değil. teşekkür ederim bilgi için. bir soru daha. babamın yanına gideceğim. yine otel rezervasyonu yapmam gerekiyor mu babam da orada çalışan birisi. ve bi daire de kalıyor. onun evine gideceğim. Rica ederim. Hayır gerekmiyor. Babanızın orada yaşadığını söyleyip adresini gösterin. Ben olsam babamın orada çalıştığını gösteren bir e-posta isteyip çıktısını alırdım, çeşitli sorulardan kurtulmak için. Merhaba Dilek Hanım. Ukrayna'da yeni kimlik kartınızla tren veya otobüs yolculuklarında sorun yaşamazsınız; ülkeye pasaportsuz, kimlikle seyahat etme hakkı, size ülke içinde de bu belgeyle seyahat hakkı veriyor. Teşekkür ederim bilgi için, bu şekilde hızlı cevap veren güncel blog bulmak çok zor.. Yazılarını yeni keşfettim takipteyim.. Arkadaşlar sıcağı sıcağına yazıyorum dün döndüm Ukrayna'dan. Fotoğrafsız çocuk kimliğiyle girişimizde bir sıkıntı olmadı ancak çıkarken pasaport polisi soru mahiyetinde sordu neden fotoğraf yok diye ben de Türk kanunlarına göre 15 yaşından küçüklerin fotoğrafı yapıştırılmaz dedim. Adam çok şaşırdı sorun çıkarmadı bastı kaşeyi, sonra boardinge geldik, havayolu memuru taktı kimlikte neden fotoğraf yok diye orayı burayı aradı telefonla falan, ben avukat kimliğimi çıkarmak zorunda kaldım, kendimin avukat olduğunu, bu kimliğin T. C. hükumeti tarafından verilmiş resmi belge olduğunu sizin devletinizle aramızdaki ikili anlaşmayla bunun hükümetiniz tarafından tanındığını, kendisinin bunu sorgulamaya yetkisinin olmadığını anlattım. 5 dakikalık mücadeleden sonra uçağa binmemizi lütfetti kıytırık yer hostesi. Sonuç olarak sıkıntı yaşanabiliyor düştüğünüz memura kalmış. Bir daha gidersem kesinlikle kızım için de pasaport çıkaracağım. Strese gerek yok. Dilek Hanım, Lviv'in iklimini tam bilmiyorum ama Kiev için konuşursak. Öğlen bunaltıcı bir sıcağı vardı, şorttan başkası sıkıyordu gerçekten gezerken. Güneş 9:30 civarı battığı için o zamana kadar sıkıntı olmuyor, ama gece 12 1 gibi balkona oturduğumda kısa kolluyla üşüdüm 10 derece kadar düşüyor geceleri. İyi tatiller dilerim. Merhaba. Yurt dışı temsilciliklerinden Türk vatandaşlarına pasaportlarını kaybetme veya çaldırmaları durumunda Türkiye'ye dönmeleri için geçici pasaport verilir. Normal bir pasaport için başvurunuzu Türkiye'den yapmanız gerekiyor. Yıllardır sayfanızı takip ediyorum, bazı gezi notlarınızı defalarca okudum. youtube röportajlarınızı vs her ne varsa takip etmeye çalışıyorum. Buraya yazma nedenim aynı sorulara defalarca sıkılmadan cevap vermişsiniz. Çok güzel işler yapıyorsunuz. Sevgiler. Merhaba Çağın Bey. Özeninize ve takibinize çok teşekkür ederim. Sevgiler. Alper bey merhaba, çipli kimliğimi yeni aldım ve bayram tatilinde Lviv e gideceğim, çipli kimliğin şifresini açtırma falan gibi bir durum var mı acaba, girişlerde sıkıntı yaşamayayım, çok teşekkürler şimdiden. Merhaba. Sifre yok. Ukrqyna'ya kimlikle giriste nerede kalacaginizi, neden geldiginizi ve benzeri sorular sorarlar. Bu yaziya yazilmis diger yorumlari okumaniz yararli olur. Deneyim paylasimlari var epey. Iyi yolculuklar. Çok teşekkürler. Keyifli bir Ukrayna turu dilerim. Şu an Ukrayna'dayım çipli kimlik ile geldim Pegasus Havayolları ile online check in kimlik ile olamıyor. Havalimanından yapılması gerekli Erzurum'dan Sabiha Gökçen'e THY ile geldik uçuş gecikince Pegasus'takiler yardımcı oldu beklemeden check in yaptık hemen geçirdiler. Eşim ukrayna vatandaşı pasaport kontrolüne Türk vatandaşlarından geçtik eşim de geldi sıkıntı olmadı. Kimlik ile geçişte kart veriyorlar. Yurtdışı çıkış pulu kimlik için alınması gerekli 7 yaş altına alınmıyor. Türk vatandaşı 1 yaşındaki kızım fotolu çipli kimlikle geldi. Zaporijya Havalimanı'na gittik form dolduruyorsunuz form havalimanında var konsolosluk sitesinde de var çıktısını alabiliyorsunuz. Kaç paranız var onu soruyorlar bir de eşim çantaya ilaç koymuş ona bakmak için çantayı açmamı istediler eşimi bebekle görünce vazgeçtiler. Başka sıkıntı olmadı. Form doldurmak için yanınıza kalem alın formu kaşeliyorlar dönüşte geri veriyorsunuz. Yanınızda dolar olsun kredi kartları her yerde geçiyor ekstreye dolar olarak düşüyor. Mcdonalds da bigmac menü 87 grivna dana eti. Güncel Ukrayna seyahat ve giriş bilgileri için teşekkürler. Kimlikle giriş için doldurulması gereken kağıdı uçmadan önce hava yolunun kontuarından mı yoksa Ukrayna'ya inince pasaport kontrol noktasından mı alıp dolduruyoruz. Teşekkürler. Türkiye'de küçük bir kağıt veriyorlar ama o Ukrayna'da lazım olmuyor. Ukrayna'ya inince orada farklı bir kağıt veriyorlar. O Ukrayna'da olduğun sürece yanında olması gerekiyor. Dönüşte sanırım alacaklar onu. Henüz dönmediğimiz için bilmiyorum. Ukrayna'ya üçüncü ülkelerden yeni çipli TC kimlik kartı ile giriş yapabilir, sonra da yine kimlikle çıkış yapıp Türkiye'ye dönebilirsiniz. Rica ederim. Peki Ukrayna'ya sadece TC kimlik ile girilirse mi Türkiye'ye geçişte TC kimliğimi kullanabilirim ? Yani yurtdışındaki oturum kartım ile 3. bir ülkeden Ukrayna'ya girip, oradan Türkiye'ye geçişte TC kimliğim ile çıkış yapabilir miyim? kusura bakmayın, netleştirmek için soruyorum.. Merhaba, ben tek başıma gitmek istesem yabancı dilim hiç yok o durumda ülkeye giriş yapamıyor muyum? Sorgu yerinde tercüman falan olmuyor mu? Ya da tur ile gitmek istesem nasıl oluyor öyle imkan var mı? Son olarak pasaport yok kimlik ile gitmek istiyorum hiç yurt dışına hiç çıkmadım ama doğum yerim ise Libya tek yurt dışım bu 🙂 Bu sorun olur mu acaba Libya sıkıntılı ülke ondan sordum.. Şimdiden teşekkürler.. Merhaba. Tercüman olacağını sanmıyorum, dil bilmediğiniz için turla gitmenizde yarar var. Libya doğumlu olmanın sorun yaratıp yaratmayacağını bilmiyorum. Merhaba. Ukrayna'ya eski tip kimlikle giremezsiniz. Öncelikle pasaport yada yeni kimlik kartiniz olmali. Yeni kimlik kartlari icin Tr den cikmadan once havaalaninda polisten onay kagidi alinmasi gerekiyor. Pasaport polisine gitmeden de vergi masasından harc pulu almalisiniz. Bunlarla cikabilirsiniz. Pasaportlularin ayrica polise gidip onay kagidi almasina gerek yok. Lviv iniste, form doldurarak giris yapabilirsiniz. Kesinlikle ucuş ve hotel rez printleri yaninizda olsun. Yaniniza kalem alin mutlaka. Size ne amacla geldiginiz sorulabilir. Bana ilk seferinde sordular. Turizm demeniz yeterli. Bunun disinda yaninizda ne kadar para getirdiniz diye soruyorlar. Siz de cebinizden parayi cikarip sadece gosteriyorsunuz. Ibraz icin 100 dolar bile yeterli olur. Çocuklarin kesinlikle pasaportu ya da fotografli yeni tip kimlik kartlari olmasi gerekiyor. Mantıken de dusundugunuzde, adamlar yaninizdaki cocugun sizin mi oldugunu yoksa kaciriyor musunuz bilemezler. Nufusa biometrik foto ile basvurup cocuk icin kimlik cikartilmalidir. Fotosuz yeni kimlikler ciddi problem yasayabilir. Et, alkol, sigara, toplu ulasim Tr den cok daha ucuz. Kahve ve visne likoru konusunda iddialilar. Lviv h. alaninda Grivnadan TL cevrimi yapan döviz büroları var. Kalan paralari dolara cevirmeden direkt TL ye cevirip Tr ye donmustum. Iniste dolarda Grivna bozdurdugum icin TLden Grivna opsiyonu var mi bilmiyorum. Siz yaninizda dolar ile gidin. Ben merkezi bir yerde otelde kalmistim ama apart daireleri ve hostelleri gordum, hepsi tertemiz ve sicak. Kalabalik aile seklinde yolculuk yapacaklar bu kiralik daireleri kesin dusunsun. insanlar kibar ve saygili. Etliye sutluye karismaz, icip icip adamlarin yanindaki kizlara salca olmazsaniz, kimseyle problem yasamazsiniz. Hatta sevgi gosterileri ile karsilasirsiniz. Karı-kız isleri icin geceleri ayri mekanlar var, hatta Turklerin islettigi.. Merhaba. Ukrayna'ya yeni TC kimlik kartı ile giriş ve çıkış yapabilirsiniz. Merhaba. Ukrayna ülkede kalış süresinin bitiminden itibaren en az 1 ay süresi kalan pasaport istiyor. 27 Aralık 9 Ocak arasında 13 gün var, sorun yaşayabilirsiniz. Merhaba. Ukrayna'ya eşiniz ve çocuğunuz yeni tip kimlik kartıyla giriş yapabilirler. Yorum yazanlar arasında küçük çocuğu fotoğrafsız kimlikle giriş yapanlar var. Eğer eşinizin ve çocuğunuzun fotoğraflı çipli yeni kimlik kartları varsa yeterli. Yalnız, siz pasaport gişelerinden direk geçerken onlar kontrol amacıyla gümrük ofisinde bir müddet bekletilebilirler. Ona göre evraklar eşinizde bulunsun. Merhaba. Ukrayna'da kimlikle ülke içi seyahatte de sorun yaşamazsınız. Endişe etmeyin. Merhaba. Küçük çocuklarla birçok blog okurum Ukrayna'ya sorunsuz girdi. Fakat 13 yaşı bilemiyorum, sanırım çocukla gitmiş olanlardan biri yanıt verir. 2018 ağustos ayında 3 yaşında oğlumuzla Lviv'e gittik. çipli kimliğinde fotoğrafı vardı. Daha önce forum sitelerinden birinde çocuklar için de kimliklerinde fotoğraf şart diyordu biz de o yüzden fotoğraf koydurduk kimliğine. Riske atmayıp fotoğraflı kimlikle gitmekte fayda var bence. Merhabalar, 2 ayda bir Ukrayna Kiev seyahati yapan birisi olarak son gidişimde görevliler tarafından sorulan kalıplaşmış soruların dışında 2 değişik soru vardı ) 1. Neden pasaportla gelmediniz pasaportunuz yok mu? 2. Ukraynaca neden öğrenmediniz)) 2. soru şakayla karışık soruldu gerçi. Bu arada pasaport sahibi olan pasaport ile gitsinler kimlik ile girişlerde belgeyi eksiksiz doldurmanız gerekiyor ayrıca sorgu sual baya soruya muhatap kalırsınız, Ukrayna geliş sebebiniz, dönüş tarihiniz, daha önce hiç geldiniz mi, kaç kez geldiniz, doğduğunuz yer neresi vs, pasaport hem daha hızlı hem de sorguya pek takılmadan geçiş imkanı sağlıyor, herkese iyi günler ve iyi gezmeler dilerim. Merhaba Ozan Bey. Güncel Ukrayna seyahat bilgileri için teşekkürler. Ortak görüş, pasaportla gitmenin daha iyi olduğu. Merhaba. 18 yaşın altındaki çocuk anne ve babadan sadece biriyle yurt dışına çıkacaksa diğerinin noterden muvafakatname vermesi gerekiyor. Merhaba. Hayır Türkiye'ye dönmeniz gerekmiyor. Kimlikle Ukrayna'ya gittikten sonra yine kimlikle oradan Gürcistan'a gidebilirsiniz. Merhabalar. Bu yorumunuzla alakalı benim de bir sorum olacak. Şu anda Ukrayna'dayım. Kimlik ile giriş yaptım pasaportumu getirmedim. Bir kaç gün kalıp döneceğim. Fakat Arnavutluk'tan kuzenim bir gezi planı yapacak. Makedonya Bosna filan. Benim de katılmam için pasaportum gerekecek. Pasaportumu kargo ile buraya Ukrayna'ya postalatsam, buradan Arnavutluk'a geçebilir miyim? Ukrayna'ya giriş mührü olmayacak pasaportta sonuçta sorun olur mu acaba bilmek istedim. Teşekkürler sizin bu sayfanızdaki yorumlarınızdan çok faydalanıyorum. Merhaba. Sınır polislerinin bazen keyfi davranışları oluyor, kimse garanti veremez ama sorun yaşamanız için bir neden yok. Merhabalar iyi günler Ukrayna'ya daha önce pasaport ile girdim hiç bir sıkıntı olmadı. Fakat pasaportumu kaybettim süresi bitti mi emin değilim. Tekrar uğraşmak istemiyorum. Yeni kimlikle girdiğimde pasaport ile ilgili bir şey sormazlar değil mi? Sıkıntı yaşamamak adına soruyorum. Teşekkürler. Merhaba. Ukrayna'ya pasaportla çok rahat giriliyor, kimlikle girerken bazı sorular soruyorlar ama sorun yaşamaz, yine girersiniz. Rica ederim. Ukrayna'ya gidişlerimden birinde ilaç kullanıyordum, 1 aylık epey ilaç götürdüm, sadece şöyle bir baktılar. Kişisel kullanımı çok aşan miktarlar olmadıktan sonra sorun yaşamazsınız, temel hakkınız bu. Ve yeni kimlikle giriş yapacağım için acaba yurtdışı seyahatine kapalı olabilir mi? Böyle bir şey okudum yukarıda. Yeni kimlik için harç yatırmak gerekir mi teşekkürler. Ukrayna'ya yeni kimlik kartlarıyla giriş yapılabiliyor. Yurt dışı çıkış harç pulu almanız gerekiyor. Pasaport özelliği diye ayrı bir şey yok. Türkiye ile Ukrayna arasında imzalanan anlaşmaya göre yeni kimlik kartıyla giriş yapabilirsiniz. Alper bey iyi günler. Uçak bileti aldım fakat bazı yazılar okudum online check in yapmazsanız girememe ihtimali var falan. Yani uçak biletimden en az 2 saat önce olduğumda bi sıkıntı yasar mıyım? Ve yeni kimlikle girerken polisten onay almaya gerek yok di mi direk kimliğimizle giriş yapabiliyoruz. Teşekkürler. Merhaba. Ukrayna'ya giriş yapmanın online check-in ile ilgisi yok. Uçağa gecikmeyecek şekilde kalkıştan en az 2 saat önce havalimanına gitmeniz yeterli. Ukrayna pasaport polisi kimliğinizi kontrol edecek ve sıradan sorular soracak. Yok yanlış anlatmışım özür dilerim. Bazen uçak şirketleri fazla bilet satıyor, erken gitmezseniz başkası giriyor falan bu doğru mu? Alper bey. Evet bazen fazla bilet satıyorlar ve geç kalırsanız sizinkini iptal ediyorlar ama bunun için size para ödemek zorundalar. Merhaba. Ukrayna'ya giriş için yeni kimlik kartı, otel rezervasyon çıktısı ve dönüş uçak bileti yeterli. Sadece sizinle ve seyahatinizin amacı, süresi ile ilgili sorular sorarlar. Yanınızda Ukraynalı kız arkadaşınızın olması işinizi kolaylaştırabilir. Merhaba Berke Bey. Ukrayna'ya girişte havalimanı pasaport polisinin sorun çıkarma olasılığı var. Otel rezervasyonunuzu da 7 gün yapmanızı öneririm. Alper bey merhaba uçak biletimi 10. gidiş 14. Dönüş olarak Odessa'ya aldım. Fakat uçak saatim akşama alındığı için dönüş biletimi 17'ye almak istiyorum. 4 günlük otel rezervasyonum var? Pasaport kontrolünde sıkıntı yaşar mıyım? Yanımda Ukraynalı kız arkadaşım olacak. Yani 3 gün otel rezervasyonsuz gezeceğim. Merhaba. Odessa Havalimanı'nda Ukrayna'ya giriş sorunu yaşamamak için otel rezervasyonunuzu uzatmanızı tavsiye ederim. Ne olur ne olmaz. Abi seni takip edeceğimiz bir yer var mı? Instagram youtube falan. Merhaba. Ukrayna'ya girişte iki farklı otelden rezervasyonunuzun olması sorun yaratmaz. Tarihlerin birbirinin devamı olması gerekir elbette. Evet Emre Bey, Ukrayna pasaport polisine kalacağınız evin adresini ve arkadaşınızın ismini göstermeniz yeterli. Telefonunu da yazın, güven verir. Merhaba. Uçuş tarihleriyle tutarlı olduğu sürece sorun yaşamazsınız. Ön ödeme olmaz zaten. Otellerin çoğu rezervasyon işleminde kredi kartı bilgilerinizi alır ama para çekmez, günü geldiğinde gitmezseniz para tahsil eder. Ödeme her zaman otele vardığınızda kartınızla yapılır. bazı oteller ise kredi kartı bilgisi istemez. Ukrayna'ya girişte hangisinden olduğu fark etmez. Rezervasyon çıktısı yeterli. Merhaba. Ukrayna'ya girişte yanınızda bulundurmanız gereken nakit para miktarı resmi olarak Türkiye Cumhuriyeti Kiev Büyükelçiliği tarafından ülkede bulunulan süre zarfında maddi ihtiyaçların karşılanabileceği miktarda nakit para günlük en az 35 Amerikan Doları veya karşılığı başka döviz ya da Ukrayna Grivnası olarak belirtilse de, uygulamada bu zorunlu tutulmuyor. 150 dolar ile, 100 avro ile, 50 avro ve yanında kredi kartı gösterip girenler çok. Bazen de hiç para göstermenizi istemiyorlar. 250 avro yeterli olur, az bulurlarsa ATM veya kredi kartınızı gösterip \"gerisi burada\" dersiniz. Merhaba Alper bey iyi günler. Ben bir arkadaşımla çipli kimlik ile İzmir'den Kiev aktarmalı Odessa'ya seyahat edeceğim size 1-2 sorum olacak. İlginiz için şimdiden çok teşekkürler. İyi günler. 1. Pasaport numarası yerine TC kimlik seri no, geçerlilik tarihine kimliğinizin son geçerlilik tarihini yazmanız gerekiyor. 2. Kiev'deki Odessa aktarmanız için 2 saat 55 dakika rahatlıkla yeter, endişe etmeyin. 3. Hayır, Ukrayna sınır polisi sadece ülkeye giriş yaptığınız Kiev'de size sorular soracak. 4. Evet, İngilizce bilmeyen arkadaşınıza dil konusunda yardım etmenize izin verilir. Dönüşte izlenim ve notlarınızı buraya yazarsanız sevinirim güncel bilgi olarak. Rica ederim. iyi yolculuklar. Tabiki döner dönmez tüm izlenimlerimi paylaşırım ilginiz için tekrar teşekkürler. Ancak pasaport numarası yazılan kısma TC kimlik noyu yazacaktik biz ama onu değil seri numarasını mı yazmamız gerekiyor yorumunuzdan onu anladım. Evet doğru, Ukrayna'ya girerken kullandığınız belgenin, yani kimliğinizin seri numarası soruluyor. Diğeri her ne kadar \"TC kimlik no\" olarak adlandırsak da aslında vatandaşlık numarası. Hava yolu firması öyle dediyse doğrudur, sorun olmaz. Hayır sorun olmaz. Ama gitmeden önce daire kiralayıp onun çıktısını göstermeniz tam olarak kurallara uygun olur. Merhaba. Yeni İstanbul Havalimanı'nda yurt dışı çıkış harç pulu almak gerekiyor, her havalimanından olduğu gibi. Merhaba. Ukrayna'ya girişte uçak biletinizin çıktısı ile yeni kimlik kartının yanı sıra otel rezervasyon çıktısı veya kalacağınız evin açık adresi de gerekiyor. Seyahat sigortası sorun olmaz, o size kalmış. Rica ederim her zaman sor rahatça. Evet TC Ukrayna konsolosluklarının sayfalarında Türk vatandaşlarının Ukrayna'ya girişte yanlarında bulundurmaları gereken para miktarı için (kalınacak gün sayısı + 5) X 50 dolar şeklinde hesaplama formulü var ama bu kural tam olarak uygulanmıyor, senin yanında olacak para yeterli. Arkadaş veya akraba ziyaretleri için de göç idaresi onaylı davetiye yazıyor ama kalınacak evin adresini göstermek yetiyor. Kralsın alper abi. Dönüşte birer birer anlatacagım merak edenler icin deneyimleri buraya. Rica ederim. 🙂 Evet Ukrayna seyahat deneyimlerinizi yazarsanız iyi olur. Ülkeye girişle ilgili konuları buraya, diğer konuları öteki Ukrayna yazılarıma. Sevgiler. İyi günler Alper bey otel rezervasyonumuzun çıktısı İngilizce olsa sorun olmaz değil mi? Ukrayna polisi için. Merhaba. Ukrayna'ya girişte otel rezervasyonunun İngilizce olması sorun olmaz, aksine iyi olur. Türkçeden iyi olur yani. Merhabalar cok yararlı bi blog olmus. Cogu cevabı buldum fakat birşey sormak istiyorum sizlere. Merhaba. Ukrayna'da trenle şehirler arası seyahat ederken yanınızdaki yolcuya veya kondüktöre ineceğiniz istasyonu söyleyip sizi yaklaşırken uyarmasını söyleyebilirsiniz, benim en çok yaptığım yöntem bu. Gezi bloguma ilginize teşekkür ederim. Alper bey merhabalar. Çok yararlı bi blog olmuş. Şimdi sorum şu; 3 arkadaş Lviv'e gidicez 1 haftaya. Fakat dönüş biletimizi almayacağız. Orada bulunan bir yakınımızın yanina gideceğiz. Yani 90 gün kalabiliyor diye biliyorum Türk vatandaşları. Ev adresi ve yanımızda istedikleri kadar para gösterebiliriz. Yani pasaportuma 3 ay basarlar mı sorun yaratmadan? Üçümüzün de pasaportu mevcut bu arada. Arkadaşımdan biri daha once Ukrayna'ya gitti. Cevabınız için teşekkür ederim. Merhaba. Ukrayna sınır pasaport polisi pasaportunuza herhangi bir kalış süresi basmaz, sadece giriş tarihli mühür vurur. Türk vatandaşları Ukrayna'da vizesiz 60 güne kadar kalabilir. Dönüş bileti göstermek şart. Alper Metin, artık sizden mail almak istemiyorum. Gerekli düzenlemeleri yapabilirmisiniz. Bir sayfanın altındaki yorumların sonunda bundan sonrakilerden haber alma kutusunu tıklamışsınız sanırım. Onu kaldırırsanız mail gelmez. Ben de bakacağım bugün. Alper bey tünaydın. Bir cok yorumu okudum fakat kafam karıştı cipli kimligim ile gidecegim. Fakat havaalanından itibaren ne yapıcam? İlk önce kimligimi onaylatıcam pasaport kontrole gitmeden? Anlatırsanız cok sevinirim. Merhaba. Uçaktan indiğinizde herkesle beraber gideceğiniz pasaport kontrol polis kabinlerinde kimliğinizi vereceksiniz. Dönüş uçak biletinizin ve otel rezervasyonunuzun çıktısını da verin. Sonra varsa bagajınızı yürüyen banttan alıp işinizi bitireceksiniz. Ukrayna'da uçaktan indikten sonra pasaport kontrol kabinlerine gideceksiniz. Yarın uçuşum var check ini yeni kimliğim ile yaptım. Pasaportu son gün buldum uçuşu kimlikle yapıp ülkeye girerken pasaport ile girebilir miyim? Pasaport daha kolay olduğu için. Evet yapabilirsin ama kimlik de mutlaka yanında olsun. Alper abi sıcağı sıcağına yazıyorum. Dün girdim normalde kimliğim ile girecektim fakat pasaportumu bulunca pasaport ile girdim. Odessa ya kontrol noktasına geldim. İlk sorduğu soru ilk kez mi geldin? Oldu. Ben de hayır daha önce zaporozhye ve dniproya geldigimi söyledim. Ve yanımda ne kadar nakit oldugunu sordu bende gösterdim (550 euro) 6 gün için. Tamam geç dedi ve devam ettim. Zaporozhye ya gelecekler icin dışarda gezecekler icin 11den sonra biraz tehlikeli ama eğlenceli bir şehir oldugunu söyleyebilirim. Pasaport ya da kimlikle girenler hiç bir sıkıntı yaşamadı gözlemledigim simdilik bunlar. Önümdeki arkadaşa da sordular malesef bu geçerli bi kural gibi gözüküyor. Ama sorguya alınmadım o da bütün evraklarım yeterli nakit ve pasaportum olduğu için. O halde Ukrayna'ya girişte epey nakit para taşımak gerekiyor. Bilgi için teşekkürler. Evet Türkiye'ye girişte içki için sınır iki şişe ama çoğu kişi daha fazla getiriyor, varışta gümrük görevlileri aramazlarsa girebilirsin. HAhahaah valla güldürdün panik atak var hocam bende Alper abi sağolsun yardımcı oldu. Merhaba Barış Bey. Ukrayna devleti maalesef ülkeye seyahat eden Türk vatandaşlarına nakit para bulundurma zorunluluğu getirdi. Seyahat için gereken döviz şöyle hesaplanıyor: Kalış süresine 5 gün daha eklenip gün sayısı 50 Amerikan Doları ile çarpılıyor. Örneğin Ukrayna'da 5 gün kalacak iseniz 5+5 x 50 dolar = 500 dolar tutarındaki paranın havalimanı veya sınır kapısında gümrük polisine gösterilmesi gerekiyor. Kredi kartı kabul edilmiyor. Herkese sorulmuyor ama riske girmemek gerekir. Check in Türkiye'de havalimanına gittiğinizde uçağınıza ayrılmış bankoda pasaportunuzu ve bagajınızı verip biletinizi alarak uçuşa hazır hale gelme işleminiz. Bu işlemi internetten yapıp havaalanındaki işinizi hızlandırabilirsiniz. Pegasustan Lviv uçağına biletim var. Çipli kimlik kartım ile online check in yapamıyorum. Son zamanlarda bu sorunu yaşayan birileri var mi? Çözümü var mıdır? Bilgilendirseniz sevinirim. Merhaba. Kız arkadaşınız pasaport polisinin olduğu kısma giremez. Elinizde Ukrayna'da evinde kalacağınız arkadaşınızın isim, adres ve telefonu yazılı bulunsun. Genel olarak bu belgeler yeterli, ama sınır pasaport görevlilerinin Ukrayna noteri tarafından düzenlenmiş ve davet edenin kimlik bilgilerini açıkça içeren davetiye istemeye de yetkisi var. Bunu yaptırıp gönderirse daha garanti olur. Yukarıda bahsettiğim miktarda nakit para da sorabilirler. Posta yoluyla. Herkesten sorulmaz ama Ukrayna devletinin resmi açıklaması bu şekilde olduğu için polisin davet mektubu sorma yetkisi var. İçiniz rahat olur. Anladım teşekkür ederim yardımcı olduğunuz için. Rica ederim. Keyifli bir Ukrayna seyahati dilerim. Merhaba. Pasaport numarası kısmına TC kimlik numarası değil seri no / document no yazmanız gerekiyor. Böyle deneyin, sorun yine olursa konsolosluğu arayıp sormanızı öneririm. Başka aynı şeyi yaşamış olan varsa yanıt rica ediyorum. Eskiden kimlikle check in olmuyordu hata veriyordu havalimanından yaptırabilirsiniz bana da olmuştu. en son gittiğimde intetnetten check in yaptım oldu doğru bilgileri girin kimlik için kimliği seçin. 3 kuzen gidicez ancak dil yok ve doğma büyume İstanbul olmasına rağmen kütük Mardin. Dediklerine gore Kürt müsün Türk müsün diye soruyorlarmış sıkıntı yaşar mıyız Ukrayna Kiev e gidicez kimliğimizle. Merhaba. Ukrayna'ya girişte boyle bir soru sorulduğunu hiç duymadım, bilemiyorum. Öyle bir soru yok kim uydurmuş. Turist diyeceksin dönüş biletini göstericen sorarlarsa kalacağın yer, bir de yeterli para. Bankamatikler kredi kartları da her yerde geçiyor yalnız ATMden para çekerseniz komisyon yüksek. Şu an Ukrayna dayım ve girerken hiç bir problem yok kim ne derse desin uymayın cebinizde istediğiniz kadar para olsun ya da olmasın bakmıyorlar ve yeni kimlik ile geldiysen doldurman gereken bir form var onu dolduruyorsun gidiş dönüş bileti otel rezervasyonu yoksa davetiye o da yoksa yine alıyorlar ben hiç bir problem yaşamadım dedikleri gibi sorgu odası falan filan yok rahatlıkla girebilirsiniz dil olmadan da girebilirsiniz sorun yaşamazsınız kim ne derse desin inanmayın. Bilgileriniz için teşekkür ederim Alper bey Ukrayna'dayım hala ve 1 hafta sonra ülkeme döneceğim bilgi verdiğiniz için teşekkür ederim çok yardımcı oldunuz sağ olun. Rica eerim Mustafa Bey. Keyifli bir Ukrayna gezisi ve iyi yolculuklar dilerim. Alper bey merhaba, Ukrayna'ya kimlikle girdim ancak burdan vize isteyen bir ülkeye geçmem gerekiyor. Pasaportum yanımda ve vizem de var. Çıkış yaparken mecburen pasaportu ve vizeyi göstermem gerekiyor ancak pasaportta giriş damgası olmaması problem çıkarır mı? Acil cevap verebilirsen sevinirim. Merhaba. Maalesef bilemiyorum. Ukrayna'ya kimlikle giriş yapıp başka bir ülkeye pasaportla geçmiş okurlarımdan bilgi rica ediyorum. Merhaba. Anne Ukrayna pasaportu, çocuğu ise yeni tip çipli Türk kimliği ile Ukrayna'ya giriş yapabilir mi? Deneyim ve bilgilerinizi acil paylaşırsanız sevinirim. Merhaba. Elbette yapabilir, ancak covid ile ilgili bir kısıtlama yoksa. Bildiğim kadarıyla UIkrayna değil ama Türkiye pasaport polisi muvafaktname ister. Rica ederim."} {"url": "https://celebialper.com/uruguay-vatandasligi/", "text": "Uzaktaki güzel ülke Uruguay, özgürlük, demokrasi, insan hakları ve ekonomi açısından üstünlükleri Türkiye'de duyulduktan sonra popüler oldu ve bir çok kişi Uruguay'a yerleşmek ve Uruguay vatandaşı olmak istiyor; bunun koşuları ve kuralları, kimlik kartı, vatandaşlık ve oturma izni başvurusu için gerekenler nelerdir diye merak ediliyor ve ben de sanırım bu konuda en çok soru alan kişiyim. Bu yazım 2018 itibariyle oturma izni, göçmenlik, çalışma ve Uruguay vatandaşlığı şartları hakkında bilgi içeriyor. İşte gezmekten büyük keyif aldığım özel ve güzel ülkeye taşınmak için gerekenler. Uruguay'a gitmek uçak biletlerinin pahalılığı nedeniyle zor olsa da yasal olarak çok kolay; vize gerekmiyor ve herhangi bir kısıtlama yok. Uruguay'a taşınmak kolay ama vatandaşlık istiyorsanız bu o kadar da kolay değil, belli bir süreç gerektiriyor. Uruguay'a yerleşmek için öncelikle göçmenlik merkezine verilmesi gereken belgeler 2015 itibariyle bir adet pasaport fotokopisi, 2 fotoğraf ve 1800 Uruguay pesosu (180 Türk Lirası) ücret. Sadece bu üçüyle oturum süreciniz başlıyor. Daha sonra doğum belgesi ve adli sicil kaydı da vermek zorunlu ve bu 2 belgenin Türkiye'de noterden yeminli bir tercümana İspanyolcaya çevirtilmesi ve apostilletilmesi gerekiyor. Geçerliliğini sağlamak adına süreci devam ettiren asıl mevzu burada çalışmaya başlamak, yani sigortanın işlemesi. Bunu kanıtlayan belge ve bir de sağlık karnesi çıkartılması gerekiyor. Süreçten kastım, esas kimlik, yani Uruguay vatandaşlığı alana kadar. Çünkü iki fotoğraf ve pasaport fotokopisi sadece başlangıç. Dosya numaranız açılıyor ve verilen cedula iki yıllık. Aslında yapılan işlemler bizdeki muhtarlığa kayıt olmaktan pek ötesi değil. Tüm gereken belgeleri sağladıktan sonra Uruguay vatandaşı olmak için 6 ay ile 1 yıl arası (genelde minimum bir süre, çünkü 2 ila 5 yıl arası kalıcı kimlik almayı bekleyenler de var. Sebebini bilmiyorum, sanırım bürokrasi) gerekli kontroller yapılıyor; geliriniz var mı, Interpol aracılığı ile incelenen siciliniz temiz mi, vs. Bunun ardından uygun görülürse Uruguay vatandaşlığı alabiliyorsunuz. Uruguay vatandaşı olmak, sağlık ve eğitim hizmetlerinden ücretsiz yararlanıyor olmak demek. Ülkeye ilk giriş yaptığınız andan itibaren vatandaşlık hakkınız için gerekli süreç başlamış oluyor. Örneğin ülkeye 2014 Aralıkta giriş yaptınız, kalıcı kimliğinizi 2016 Aralıkta aldınız. Vatandaşlığı minimum 5 yılda veren bu ülke için zaten hali hazırda ilk 2 yılı geride bırakmış oluyorsunuz. Başvurunuzu kalıcı kimlik sonrası yaptıktan sonra, Uruguay vatandaşlığı için duruma göre en 3 yılınız daha var. Yine belirtmekte fayda var, 8 yıldır burada olup Uruguaylı bir kadınla evlenip çocuk sahibi olduğu halde vatandaşlık bekleyenlerin sayısı da azımsanamayacak kadar çok. Kısaca vatandaşlık şartları böyle. Uruguay vatandaşlığı alımını hızlandıran başka bir şey de yurt dışından Uruguay'a düzenli gelir getirebilmek. Bu ev kirası, emekli aylığı, herhangi bir gelir olabilir. 1200 Amerikan Dolarının her ay burada açtırdığınız bir banka hesabına yatıyor olması gerek. Ülke diyor ki \"bana yük getirme\". İster bir işte çalışıp aylık maaş alıp sigortanızı işletin, ister 1200 dolar aylık burada geçiminizi sağlayan bir geliriniz olsun, fark etmez. Uruguay hakkında geniş bilgi bu yazımda: Hayallerimin Ülkesi Uruguay. Uruguay sırf para kazanmak, köşe dönmek için gelinecek bir ülke değil. Devletin işlettiği fabrika sayısı çok az. Özel işletmeler de teşvik olmadığından yanaşmıyor bir yer açmaya. İşçi hakları çok ileride, bu gerçek. Ayrıca pek ucuz bir ülke değil. Yaşam koşulları ve fiyatlar hakkında bilgi bu yazımda var: Montevideo 1. Ayrıca bir Brezilya veya Arjantin kadar olmasa da sokak suçu oranı yüksek bir ülke. Silahlı soygun bir Latin Amerika gerçeği. Başkent Montevideo'da güpegündüz yaşadığım soygunu burada anlattım: Montevideo 5 Silahlı Soygun. Uruguay'da üniversite okumak isteyenler için ziyaret ettiğim ve anlattığım üniversiteler bu yazımda: Uruguay'da Üniversite. Bu yazımda ise diğer arkadaşlarım, Türkiye'den getirip verdiğim hediyeler, Temmuz kışı, ev partimiz var: Çocuklar, Anıtlar, Arkadaşlar ve Temmuz Soğuğu. Yurt dışı gezi önerilerim, ülkelere göre pasaport ve vize bilgileri, yurt dışında çanta, bilet, para, ATM, kredi kartı, taksi ve telefon kullanımı, ücretsiz konaklama, ucuz konaklama, güvenlik, çalışarak gezme, ucuza ülkeler gezme ve ülke önerilerim Çeşitli adlı sayfamda. Şimdi de 2014 yılından beri Uruguay'da yaşayan Pınar ve Barış'ın ülkeyle ilgili bilgi videolarını izleyebilir, ilk elden güncel bilgiler edinip YouTube kanallarında sorular sorabilirsiniz. Yazımın Uruguay vatandaşlığı başvurusu yapmak ve Türkiye'den Uruguay'a taşınmak isteyenlere bilgi ulaştırmasını umuyorum. Güncel bilgiler için tası tarağı toplayıp ülkeye taşınmış dostlara teşekkürler. Bence de güzel ülke Musa Bey, ben çok sevdim. Çok teşekkürler Emrah. Uruguay Türkiye'de çok merak edilen bir ülke. Alper Hocam. Pandemiden dolayı yeni geziniz yok galiba. Var tabii, siz telefonunuzu yazın burada, ben ileteceğim. Öncelikle güzel bir yazı olmuş. Ellerinize sağlık. Eğer bu kadar kolaysa \"tası tarağı toplayıp ülkeye taşınmış dostlar\" arasına ben de katılacağım sanırım. Teşekkürler. Hayır öyle değil, Türkiye'de bir Uruguay konsolosluğu veya göçmenlik merkezi yok. Uçak biletinizi alıp doğrudan gidebilirsiniz. 1200 dolar gelir, yerleşmek ve vatandaşlık almak için kolaylaştırıcı bir unsur. Uruguay'a gittikten sonra yaşamaya karar verirseniz göçmen bürosuna başvurursunuz. İyi şanslar. Merhaba. Uruguay'a yerleşmek için kişi başına 1200 dolar gelir olması gerekiyor. Bu paranın maaş veya kira olması önemli değil, belgelenebilen herhangi bir gelir olabilir. Bildiğim kadarıyla ev satın alsanız da gelirinizin olması gerekiyor. Merhaba. Uruguay'da dönerle ilgili bir arayışım olmadı, ancak tahminde bulunabilirim. Şartları bilmiyorum ancak bence iş yapar. Et bizden epey ucuzdur. İyi akşamlar kamuda çalışıyourm. Tayin gereği şırnak cizreye gitmek zorundayım. Şırnak a değil de herşeyi bırakıp uruguaya mı yerleşsem diye düşündüm yazınızı okuyunca sizin görüşünüz nedir. 60 bin tl civarı bi birikimim var onunla gitsem orda bi şekilde yaşama tutunur muyum sizin görüşlerinize ihtiyacım var. Merhaba Melih Bey. Bu bir yaşamı tümden değiştirecek, önemli bir karar. Uruguay'a yerleşmiş olan tanıdıklarımın arasında henüz orada rahat bir yaşam sağlayacak iş bulabilen yok. İyi düşünün derim. Hocam merhaba. \"İster 1200 dolar aylık burada geçiminizi sağlayan bir geliriniz olsun, fark etmez.\" Nereden geldiği belli olmayan derken demek istediğinizi anlayamadım? Teşekkürler, saygılar. Merhaba. Bu bir maaş da olabilir, kira da, faiz de, işletme geliri de; önemli olan gelmesi. Uruguay'a taşınmak için iyi şanslar. Merhaba Uruguaya taşınmak istiyorum ev bulabilir miyim hemen orada Uruguayda nasıl arkadaş bulabilirim gelmeden önce siz nasıl buldunuz teşekkürler. Merhaba. Uruguay'da kiralık ev aramadım, gezmeye gittim. Ama yazılarımda kiralar ve genel fiyatlarla ilgili bilgi var. Ben Uruguaylı arkadaşlarımın bir kısmıyla orada tesadüfen, bir kısmıyla da uluslararası gezgin yardımlaşma ağı yoluyla tanıştım; bu ağı Çeşitli sayfamdaki Couchsurfing yazımda anlattım. Montevideo'da bir gün Uruguay mate çayı içmekte olan insanlardan rica edip fotoğraflarını çekiyordum, Lia ve arkadaşınınkini çektikten sonra \"Uruguay'a hoşgeldin, gel yanımıza otur\" dediler. Uruguay çoğunlukla Avrupa kökenlilerin yaşadığı, kadın-erkek ilişkilerinin daha rahat olduğu bir ülke. Uruguay yerleşme ve vatandaşlık alma bakımından en makul ülke olarak görünüyor. Anlatımlarınız, yaşam koşulları, demokrasi anlayışı ve hizmet anlayışı, komşu ilişkileri bakımından ne yazık ki ülkemden ileride.. Artık malı mülkü terk eyleyip yaşamayı düşüneceğim ülkeye gitmek için gün sayıyor olacağım. Anlatımlarınız için teşekkürler. Uruguay Güney Amerika'da çok ileri bir konumda, hatta bazı açılardan dünyada. Umarım Uruguay'da yaşama isteğiniz gerçekleşir. İlginize teşekkürler. En az on kira depozito artı emlakçı ve bir kaçaylık peşin kira onlarca tramite ve yemek satabilmek için devletin yaptığı ispanyolca hijyen ve yemek yapmayla ilgili sınavı geçmeden yemek satan bir yer açamazsınız. uruguay ile ilgili tum yazilari okudum. cok begendim, bunlari paylastigin icinde tesekkur ederim. yanliz gezmeye gitmek ve kalici olmak cok farkli seyler. bazi arkadaslar fazlasiyla heyecan yapmis. dikkat edilmeli bence. Son zamanlar Dünyadaki Ülkelerde yaşanan sıkıntılar veya sorunlardan dolayı Gençlerin veya arayış içinde bulunan insanlar doğal olarak Dünyanın çeşitli Ülkelerinde yaşamları merak ediyo. Ancak bir şehirden başka bir şehire göç etmek bile ne kadar zor olduğunu yaşayanlar bilir.! Birde buna eklendiğinde işler biraz dağa karmaşık hal alıyor. Ama bu demek değil denememek tabiki İnsanlar araştırmalı gezmeli ama biraz ciddi gelecekle ilgili planlarda yapmalı diye düşünüyorum. Bundan dolayı ben önce yukardaki yazılara istinaden şu görüşü önermek isterim. 1- Eğitimli en az bir iyi yabancı dil bilen biraz birikimi olan arkadaşlar farklı mesleklerden olursa dağa verimli olur. 2- Emekli veya yabancı dili iyi olan genç girişimci en az 3 kşi. Toplamda Önce bir bulog kurarak aralarında bir birlerini iyi tanımaları ve Uruguay ile ilgili yazılı ve web sitelerinde çok iyi araştırmalar yapılmalı bir program yapılarak ortak bir para havuzu oluşturulmalı ve bu Ülkeye gidilmeli yapılan program çerçevesinde yazılan çizilenlerin ne kadar doğru olduğunu araştırılmalı. İş konularını ve ufak kobi gibi işleri çok iyi analiz edip 6 kişinin farklı veya beraber bir kararlar alarak hiç kopmadan bir birlerine destek vererek çok Uruguay'ı keşfetmeleri daha kolay ve başarılı olma şansları çok yüksek olacaklardır. Bunları neden biliyorsundeyenlere 40 yıldır yurt dışında yaşamış ve Dünyanın yarısından fazla Ülkesinde bzat bulunmuş bir araştırmacı olarak tespitlerimdir. Patozlama girişimler veya bireysel bu tarz girişimler bir kaçı hariç Şanstan öte değildir. Şans ta tabi gerekli ama bunu İnsanlar birazda kendileri yaratmalıdır. Uruguay'da olarakta başarılı olabilirsiniz! Türk olmanız veya Türk lükten çıkmanız size pek yarar sağlamaz ekstra! Türk olarak sizi belki hemen tanımazlar ama olarak tanıyorlar. Emekli elektrik teknisyeniyim genç sayılırım faal olarak mesleğimi yapıyorum kendi işimi yapabilirmiyim otomasyon ve dolum makinası yapabilirim. Uruguay gezinizi gece boyunca okudum ve resmen hayran kaldım. Dünyayı gezmişsiniz resmen, hayallerimi yaşıyorsunuz. Videolarınızı izledikçe, yazılarınızı okudukça adeta kendimden geçtim, özellikle de Uruguay için olanları. Gezilerinizdeki izlenimlerinizi içten bir şekilde bizimle paylaştığınız için çok teşekkür ediyorum. Merhaba. Evet kalabilirsiniz. Vatandaş olmadan, oturma izni ile çalışabilir ve iş kurabilirsiniz. Merhaba Mesut Bey. Devlet yabancıların iş kurması için destek vermez. Uruguay'da takı ve gümüş dükkanının iş yapma olasılığı bulunan yerler başkent Montevideo, turistik Punta del Este ve Colonia del Sacramento. Bildiklerimi yazdım. Tüm Uruguay gezi yazılarımı okumanızı öneririm. Merhaba. Buradaki herkes gibi bende tasi tarağı toplayıp Uruguay da yaşamayı istiyorum. Sizce ev tekstil ürünleri Satarak hayatımı eşim ve çocuklarımla birlikte orada surdurebilmem mümkün olur mu? Şimdiden teşekkürler. Merhaba. Maalesef Uruguay'da tekstil piyasasıyla ilgili bilgim yok. Alper bey güzel yazı olmuş elinize sağlık, Eşimle kafamızda her zaman bir yerlere gidip başka hayatlar yaşamak, refah içinde en azından mutlu bir hayat yaşamak var. Avrupa da birçok şehire gittik, gördük. deneyimledik.. ve netice olarak düşüncemiz o ülkelerin, şehirlerin adaptasyonunda sıfırdan başlayacaksak çok büyük sıkıntılar yaşayacağımızdan yanaydı. Maalesef Uruguay Avrupa gibi ulaşımı kolay bir haftalık tatil kaçamağında gidip göreceğimiz mesafede değil. Hatta direk uçuş bile yok 🙂 bu benim gibi bir saatlik uçuşlarda bile saniyeleri sayan biri için çok zor. -Gözlemlediğiniz kadarıyla orada ki göçmenlerin çalıştığı sektörler iş bulma potansiyelinin olduğu sektörler iş kolları nelerdir. Amerika'da olduğu gibi Garsonluk, Benzin istasyonlarında görevli, temizlik işçisi gibi mi? Amerika'da çünkü ne kadar kalifiye olursan ol tanıdığın kimse yoksa önce burununu sürtüyorlar. -Bir de ülkenin ingilizce konuşma seviyesi nedir? Her işimizi ingilizce ile çözebilir miyiz? yoksa bir kaç kurluk ispanyolca bizim önümüzü çok açar mı? Çok Teşekkürler Merhaba. Uruguay'a yerleşen Türkler arasında iş kurmuş bir kişi hariç henüz refah yaşayacak bir iş sahibi olan yok. Bahsettiğiniz türde işçilik yapanlar var. İngilizce düzeyi bizden iyi. Gezmek için İngilizce yeterli, ama yerleşmek ve yaşamak için İspanyolca bilmeniz gerekir. Rica ederim, iyi şanslar. Alper, genel olarak bakıldığında hayat Türkiye'den daha pahalı mı yoksa daha ucuz mu... Kiralar, elektrik, telefon, et, süt, yumurta vs.. Genel bir değerlendirme yapmak mümkünse tabii. Uruguay'da Türkiye'den ucuz bazı şeyler vara ama genel olarak biraz daha pahalı bir ülke. Büyük kentlerde kiralar buradakine yakın. Elektrik, su, telefon orada %30 civarı daha fazla. Süt ve yumurta fiyatları aynı ama ekmek Uruguay'da bizden pahalı. Et tabii ki Türkiye'den çok daha ucuz; etin Türkiye kadar pahalı olduğu bir ülkeye rastlamadım. arkadaşlar bir uruguaylı bayan arkadaş tan gereken bilgiyi aldım eğer bir uruguay vatandaşı nın üzerine işyeri acarsanız siz de sigortalı işci olarak calışırsanız oturumunuz oluyor. daha fazla bilgi almak için beni arayın. numaram bu sitede var. Merhaba. Sorun olmaz, götürebilirsiniz. Evet önce gidip kalmanız gerekiyor. Ayrıntılı bilgi için teşekkürler. Bir yıl içinde bu ülkeye yerleşeceğim. Beklediğim tek şey internet satışımın aylık ortalamasını 1200 dolar olması ki sıkıntı yaşamayayım. Montevideo da yaşayan bir arkadaş edindim. Dediğine göre ev kiraları 300-500 dolar arasıymış. Bana biraz pahalı geldi. seramik sanatçısıyım ama gocunmam her işi yapabilirim orda tek isteğim oğlumun iyi bir eğitim alması. bazı sorularım var yanıtlarsan sevinirim. Merhaba. Tabii, Uruguay hakkında sorularınızı yazın. Uruguay vatandaşlığı için en az 18 yaşında olmak gerekiyor, aksi halde ebeveyn başvurusu ve onayı gerekiyor. Bunun için yasal bir engel yok. Merhaba. Hayır öyle bir durum yok. Gidenlerden benim bildiklerim arasında kendi işini kurmuş 1 kişi hariç yaşamını rahatça kazanacak bir iş bulabilmiş olan kimse yok. Böyle bir öneride bulunmaktan kaçınırım, ancak yerleşmek için Karadağ, Tayland, Kamboçya, Arjantin gibi ucuz ve güzel ülkeleri tavsiye ederim. Uruguay da güzel ama pek ucuz sayılmaz. Merhaba. Bunun için Uruguay'da hemşire açığı olup olmadığını araştırmak gerekiyor. Yerleşmek, diploma denkliği, vatandaşlık, işe alınma.. bunların hepsini sağlamak çok zor. Merhaba. Bu konuda bilgim yok, ancak yazıyı okuyanlar arasında bunu deneyimlemiş olanlar çıkarsa yanıtlamalarını rica edelim. İlginize teşekkürler. Herkese Merhaba, hiçbirinizi olaydan soğutmak istemem ama yine de Uruguay fikrinden hızlıca vazgeçmeniz sizin menfaatinize olacağı düşüncesindeyim. Göçmenlik olayını aylardır araştırmaktayım birçok ülkenin mevzuatını enine boyuna araştırdım Uruguay gerçekten kötü bir tercih. Uruguay handikaplarının başında ispanyolca gelmekte ki birçoğunuzun yurtdışında yaşayabilecek kadar ingilizcesi olduğundan da emin değilim, ondan sonra hayat pahalılığı gelmekte ev kiralarını araştırısanız 650 dolara gerçekten standartların çok altında bir ev tutabiliyorsunuz Türkiye ile olan mesafesi ve iş olanakları gelmekte.. Orada bir kamu kuruluşunda çalışmayı kesinlikle unutun, hatta herhangi bir yerde işçi olarak çalışmayı bile unutsanız olur. iş kuracak birikiminiz varsa avrupada şansınız daha yüksek.. İngiltere için Ankara anlaşması vizesini inceleyin, Amerika için Green card başvurusu yapın, Kanada kafası basan insanlara kapısını herzaman açıyor. Alper bey siz de kusuruma bakmayın bazı yorumlar çok ilginç oluyor. sabrınıza hayranım. iyi günler. Merhaba. Yurt dışına yerleşmek zor iş. Dil bilmeden mümkün değil. Bu ülkenin KÖŞE DÖNÜLECEK ya da işçi olup PARA YAPILACAK bir ülke olmadığının farkına blog okurları olarak tekrar ve tekrar varmamız gerektiğini düşünüyorum.. Benim bu ülkeden gitme isteğim mevcut yönetimin müfredatıyla oğlumun eğitim almasını kesinlikle istemiyorum. Bir ateist olarak nüfus cüzdanımdan İSLAM ibaresini bile sildiremezken bu anlayışla yönetilen bir ülkede çocuk büyütmeye katlanamıyorum. Para ya da köşe dönme gibi saçma sapan hayallerim yok. Sadece Uruguay değil dünyanın en zengin ülkesinde de yaşasanız yok öyle dışardan beş kuruşsuz gelip, işçi olup para biriktirerek memleketten ev, tarla alma hikayeleri en son seksenlerde bitti. Dünya gerçeğini kabullenip plan yapmalı. Başlangıç için bir miktar paranız varsa ve en azından İngilizce biliyorsanız bu ülkede ancak belli bir refah seviyesinde yaşanılabilinir. Ordaki insanlar da bolluk içinde yaşamıyorlar. Montevideo da fizik profesörü biriyle tanıştım ve aklıma gelen tüm soruları ona da sordum. Bilin ki hayat orada da pahalı ve mücadeleye devam edeceğiz.. Yok öyle işe gireyim para biriktireyim filan.. geçinmeyi başarırsanız ne mutlu fazlaca bir beklentiniz olmasın.. benim tek beklentim Oğlumun burda ki eğitim sisteminin içinde budanmak yerine daha özgür düşünebileceği ve daha bilimsel bir eğitim anlayışı olan bir ülke.. kendim içinse rahatlıkla hiçbir dine inanmıyorum diyebileceğim ve atölyemde kapanıp yaptığım işlerin gerçek değerinin anlaşılabileceği ya da sadece ne iş yapıyorsun sorusuna seramik le uğraşıyorum dediğimde \"olsun ya oda bişey\" diyerek beni teselli etmeye çalışan bi nesil öncesi tezekle ısınan, şehirde ilk kuşak büyüyüp bir şekilde parayı bulan sıfat bulmakta zorlandığım insanlarla aynı oksijeni tüketmek istemiyorum.. Derdim şu an sahip olduğum düzeni, nüfusun yüzde sekseni benim gibi ateist olan Uruguay a taşımak.. BU.. yapılan yorumları okudum ve okumaya devam ediyorum. \"ee işte şu kadar param var oraya gitsem iş yapsam bik bik\" ya da \"dil bilmiyorum gitsem iş bulsam bla bla\" yok o öyle değil işte.. bilgi güzel bişey paylaşılmalı da elbette ama koltukta büyüyen neticenizi az kaldırıp hayallerinizi bir kenara koyup bir plan yapıp gitmeli ve kendiniz deneyimlemelisiniz.. Uruguay planınızı gerçekleştirebilmeniz umuduyla, teşekkürler Sema Hanım. Başvurudan sonra Uruguay en az 5 yılda vatandaşlık veriyor, bu süre içerisinde ülkeden çıkıp yeniden dönebilirsiniz. Merhaba. Bu konuda bilgim yok maalesef. Ancak Uruguay'ın ucuz bir ülke olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. İyi şanslar. Merhaba. Uruguay'da iş olanakları konusunda pek bilgim yok maalesef. Merhaba. 90 gün dolmaya yaklaşınca herhangi bir sınırdan Brezilya veya Arjantin'e giriş çıkış yapmanız yeterli. Selam Alper bey, yazınız doğrultusunda uruguay da yaşamak için araştırma yapmak istedik ancak anlayamadığımız bir konu var yardımcı olursanız seviniriz, kiralık evler aynen sizin dediğiniz gibi, örneğin U $ S birimi nedir? $ U birimi nedir kafamız karıştı, şimdiden teşekkürler iyi günler. Merhaba. U $ harfleri Uruguay para biri olan Uruguay pesosunu temsil ediyor. Maalesef bazı ülkelerde \"para\" anlamında $ işareti kullanılıyor ve kafa karışıklığına neden oluyor. Alper Merhaba öncelikle tüm yazınızı okudum verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim. Uruguay vatandaşı olmak ve orda yaşamak istiyorum ama malesef dil yok ve oraya gittiğimizde yardımına ihtiyacimiz olacak insanlar bulmak mumkunmu Türk nüfusu varmıdır ? Ve oraları gezip gormussunuz onerirmisiz? ? Simdiden Teşekkürler. Merhaba. Uruguay bence güzel ve rahat bir ülke. Ancak İspanyolca bilmeden yaşayabileceğinizi, iş bulabileceğinizi sanmıyorum. Çok az sayıda Türk var ve arkadaşım yok. Rica ederim. Alper Bey Merhabalar, İleri seviye bir Dövme Stüdyosuyuz. Genellikle kişiye özel çizimler yaparak bunları dövme olarak bedenlere işliyoruz.. Son zamanlar da ciddi olarak başka bir ülke de stüdyo açma arzusuna sahibiz naçizane fikirlerinizi almak istedim sizce Uruguay bu fikir için uygun bir seçim midir? Şimdiden teşekkürler. Merhaba. Uruguay'da dövme sevilen bir şey. Ancak piyasası nedir, nasıl işyeri, açılır, bunları bilmiyorum. Sorum şu yönde ben konservatuar mezunuyum baletim eğitmenliğim var yoga ve pilates biliyorum aynı zamanda modern dans çalışmaları ve konservatuardan mütevellit djlik yapıyorum orda bu konudaki çalışma olanakları sanat yaşamı ve getirisi nasıl ispanyolcam yok ingilizcem var ama terimleri ezberleyebilirimki çogu her ülkede aynı nede olsa beden üstüne bir iş çalışmalarınız için size gönülden teşekkürlerimi sevgi ve saygılarımı iletiyorum. Merhaba Sonat Bey. Üzgünüm, bu konuda bilgim yok. Ancak Uruguay ile ilgilenen ve bu yorumunuzu gören okurlarımdan bilgi veren olabilir. İyi şanslar, ilginize teşekkürler. Merhaba Mehmet Bey. Bu konuyu bilmiyorum maalesef, ancak muhtemelen Uruguay'da ikamet ediyor olmanız istenecektir. Belki okurlarımdan daha net yanıt veren olabilir. İyi şanslar. Biraz araştırdım. Uruguay ilk sene içinde altı ayı kesintisiz olmak üzere en az dokuz ay ikamet istiyormuş. Benim durumum için yalnızca bankaya $5.000 yatırılması ve temiz sicil kaydı isteyen Paraguay uygun imiş. Gidin gidin.. Durduğunuz kabahat.. Canım ülkeyi Almanya ya yaptığınız gibi maymun edin.. Dönerci açın, lahmacuncu açın, güzelim kızlarını ayartıp ağzını yüzünü kırarak Türk'ün gücünü orda da gösterin. Aynen avrupaya yaptığınız gibi.. Bu insanların huyu suyu, adeti göreneği nedir, nasıl uyum sağlanır demeyin.. Hep \"ben\" deyin. Abartın, coşun kendiniz yetmez sülalenizide yanınıza aldırın.. Güzelim Montevideo'yu Berline çevirin. Adamlar yaka silkene kadar zorlayın. Ama asla asla gittiğiniz yere uyum sağlamayı.. dilini kültürünü, yaşantısını öğrenme zahmetine katlanmayın.. Bir hayalim vardı, tüm bunları arkada bırakıp oğlumu huzurla yetiştireceğim, diline, kültürüne, yaşam şekline uyum sağlamaya kendimi hazırladığım Uruguay.. onu da bitirdiniz. Pes.. ağzınıza sağlık sema hanım çok güzel ifade etmişsiniz size sonuna kadar katılıyorum milletin işi gücü kalmamış hap yapıp satma tarafını düşünmekten örf ve adetlerden bahseden yok saygılar. Sevgili Alper, tüm bu sorulara verdiğin sakin cevaplara istinaden \"EŞOFMANLI Alper hoca\" adı tamda sana göre.. Akşam akşam soru cevapları okuyunca birden aklıma geldi çok güldüm.. Teşekkür ederim. Evet videolarımı Montevideo'da monte ettim ben. Merhaba Hasbi Bey. Hayır, ülkeye gitmeden vatandaşlık alamazsınız. Diplomanızın Uruguay'da geçerli olacağını hiç sanmıyorum. Oranın yetkilileri bilir tabii. selamlar Alper Bey, (mimarim 20 sene rusyada yasadim) uruguay vatandasligini dusunuyorum sizce hangi sehirde basvuru yapilmasi en uygundur ve ucak seferlerinde hangi donemi. Merhaba. Başkent Montevideo'da. Türkiye'den Uruguay'a direkt uçak yok, Brezilya veya Arjantin'den gidebilirsiniz. Dönem fark etmez. Alper Bey merhaba, yaptığınız tüm detay bilgilendirmelere teşekkür ederim. Ülkemizde gelinen sosyolojik ve ekonomik nokta neticesinde daha insanca yaşabilmek adına eşim ve on aylık oğlumla başka bir ülkede yaşama düşüncesindeyim. Uruguay ın bunun için uygun olabileceğini düşünüyorum. Daha detaylı bilgi için sizinle mümkün ise yüzyüze en azından telefonda görüşmek isterim. Umarım mümkün kılarsınız. Kolaylıklar dilerim. Merhaba Erhan Bey. Bloguma ilginize teşekkürler. Uruguay hakkında bildiklerimin hepsini yazdığım için görüşmemizin bu konuda bir yararı olmaz, ancak hoş sohbet ederiz. Hangi kenttesiniz? Ben İstanbul'dayım, Anadolu yakası. Bilmiyorum. Sağlık Bakanlığına yazıp bilgi almayı deneyebilirsiniz: Uruguay Ministerio de Salud. Sevgili Alper bey affiniza sığınarak soruyorum çünkü cok soru sorulmuş ve eminim sıkılmışsinizdir. Ben erkek kuaförüyum ve ingilizcem iyi hayat pahali dediniz belki traşlarda pahalıdır ben orada başlangıç olarak dili ogrenene kadar bir salonda berberlik yapamazmiyim. Sirf çocuklarımin eğitimi icin gitmek istiyorum kusurumu bağışlayin lütfen. bana bir fikir verirmisiniz. En derin saygı ve sevgilerimle. Uruguay hakkında sorulan soruların bir kısmının yanıtlarını bilmiyorum, belki bilip yanıtlayabilen çıkar. İyi günler. Merhaba Alper Bey, Uruguay'a yerleşmiş tanıdığınız biri var mı şayet var ise kendisiyle iletişime geçmek isterim. Merhaba Gaye Hanım. Uruguay'a yerleşmiş tanıdığım var fakat iletişim bilgilerini vermemem yönünde sıkı tembihleri var, üzgünüm. Merhaba Nehir Hanım. Uruguay'da küçük cins köpek besleyen ve gezdiren çok kişi gördüm, ama buldog konusunda bilgim yok. Sevgili arkadaşlar burdan aydin, Humanist, eğitime onem veren benim gibi insan haklarına vesosyal devlet arayışında bulunan arkadaslara yazıyorum. Ben eşim ve 2 çocuğum ile birlikte yaşanilir bir ülke arayışındayim. İngilizcem var ama ailemin yok. Bu yüzden gerçekten gideceksek sizlerle beraber birbirimizi kollayarak ve destek olarak gidelim oranın şartlarina adepte olurken dilini öğrenirken çocuklarımız yabancilik çekmez pozitif şekilde birbirimize moral veririz. Gönül isterdiki kanadaya Avustralya ya Norveç gibi ülkelere gidelim. Bildiğiniz gibi o ülkelere gitmek cok zor ve cok pahali. Bizleri kabul eden ülke şu an için Uruguay sanırım. Insan haklarınin olduğu eğitim ve sağlığın bedava olduğu. Bence beraber gidersek hepimiz için iyi olur. Sizden de düşüncelerinizi yazmanızi rica ederim. Alper beyede çok teşekkür ediyorum. Sitesi'ndede izinsiz bir şekilde yayın yaptığım icin Özür dilerim. Saygı ve sevgilerimle. Birebir aynı his ve durumdayız. Fikir alışverişinde bulunalım. Alper Bey, Öncelikle yazı için teşekkür ederim. Bazı soruların olacak. 18 yaşından küçük çocuk için de 1200$ gelir şartı var mıdır? Bu gelir şartını başvuruyu yaptıktan aylar sonra sağlayabilsek olur mu? Ücretsiz eğitimin kalitesi çok mu düşüktür? İklimini buradaki bir şehire benzetebilir misiniz? Nem dayanılmaz oluyor mu? Bir de sizin ve arkadaslarınızın duyguları zaman geçtikçe ne yönde değişti, bunu merak ediyorum. Yani daha mı çok sevdiniz yoksa tersi mi oldu. Merhaba. Çocuk konusunu bilmiyorum. Evet sonra da sağlasanız olur. Eğitim kalitesi bizden iyidir. Uruguay'da yaz, yani bizde mevsim kış iken hava sıcaklıkları gündüz 25 28 derece, gece 15 20 derece arasında oluyor. Kış mevsiminde gündüz sıcaklık 10 ila 13 derece, gece 4 ila 8 derece civarında seyrediyor. Soğuk olur ama kar yağmaz. Ben Uruguay'ı severim ama sadece gezdim, çalışmadım ve yaşamadım. Merhabalar Alper bey, öncelikle deneyimlerini bizimle paylaştığınız için tşk ederim, yaklaşık 20 gündür ben ve eşim Türkiye'den gitmek istiyoruz, Türkiye'de yaşanan malum son olay iyice yaşanmaz bir hal kattı duruma, ülkeme olan güvensizliğim bir kez daha arttı, ben Ankara'da yaşıyorum burayada İstanbul'dan yeni geldim, bazı sağlık nedenlerimden dolayı, Burada da huzurlu ve mutlu değiliz malüm gün f 16 lar evimizin üstünde gezdi sabaha kadar deprem gibiydi, hemen hemen tüm Avrupa ülkelerini araştırdık çok zor bildiğiniz üzere, en basit green card ile ABD görünüyor ama oda zor sanırım Türk olmak böyle bir şey, ben Sever Şeb arkadaşıma katılıyorum, eğer ortak gayemiz Türkiye'den gitmek çocuklarımızı daha iyi yaşatmak ise daha özgür bir güne merhaba demek ise birlikte hareket etmemiz gayet mantıklı ve bize cesaret katar, arkadaşlar unutmayalım ki farklı kültürlere ve farklı Ülker'e çok alışık bir insanlar değiliz, ama birlikte hareket edersek başabiliriz, ve refah içinde yaşarız, mesela parası olan arkadaşlar bir yer açsın omayanda yanında çalışşın, buda okuduğum ve araştırdığım kadarı ile urugay şuanda tam anlamı ile Türk'ler tarafından keşfedilmemiş tekil olarak hareket edersek çok zorlanacağız, mesela aklımdaki soruları sorayım, bir şekilde gittik tamam, dil bilmiyoruz orada yaşayan bir Türk bulamazsak bırakın ev tutmayı otobüse binemeyiz:) en önemli soru çocukları olanlar için Türk okulu var mı? Çoçuklarımız Nasıl eğitim alacak, orada yaşayan az da olsa Türk'ler ne iş yapıyor nerede çalışıyorlar, bize kim rehber olacak orada bunlar zor şeyler, mesela orada hangi şehirde yaşamak mantıklı oranın İstanbul'u neresi, yani demek o ki benim düşüncem eğer gerçekten gitmek isteyen var sa birlik olalım Oray'ı iyi bilen bizde orada rehber olacak birilerini bulalım başka türlü zor gibi biraz uzun oldu herkesine özür dilerim, ama hepimiz adına yazdım, Teşekkür ederim, Merhaba. Türkler genelde başkent Montevideo'da yaşıyor. Türk okulu yok. Sever şeb, size ulaşabileceğim iletişim bilginizi verebilir misiniz? Ya da erdinc. dkc@ gmail. com ulaşır mısınız. Evet gittim. Yazılarımda uzun uzun var Uruguay. Kusura bakmayin vize diye yazmisim surekli vize lere bakiyordum 10 yillik passaport aldim. Miktar söylemem doğru olmaz. Uruguay yazılarımda alışveriş ve kira fiyatları var, onlardan bir fikir edinebilirsiniz. Rica ederim. Merhaba. İlginize teşekkürler. Yerleşmek için hangi ülkeyi düşüneceğimi soruyorsanız güzelliği, güvenliği, yakınlığı, ucuzluğu nedeniyle Karadağ; özgürlükleri, güzelliği, eğlencesiyle Uruguay; ucuzluğu, rahatlığı ve gitme kolaylığıyla Tayland veya Kamboçya; gelişmişliği, dürüst halkları, özgürlükleriyle Finlandiya, İsveç, Danimarka derim. Hmm. karadağ mantıklı gibi duruyor ama yatırım istiyor sanırım okuduğuma göre yüklü bi miktar? şartlarını biliyormusunuz oranın. Hayır bilmiyorum ama ilgili yazılarımın altına yorum olarak sorarsanız oraya yerleşmiş kişiler genellikle yanıtlıyorlar. Tüm yorumları okudum. Genellikle aynı şeyler sorulmuş. Toparlamak gerekirse eğer arkadaşlara faydalı olması için. Merhaba. Sizi iyi anlıyorum, duygularınızı paylaştığınız için teşekkür ederim. Uruguay'a yerleşmedim, sadece gezdim. Genel olarak iyi insanlar. Ancak çaresiz yabancılara ne kadar yardım ederler bilemem. Biz Suriyelileri hor görmüyoruz ama maddi yardım yapan kaç kişi vardır acaba. Bence savaş gibi zorunlu durumlar olmadıkça beli bir süre yaşamaya yetecek para biriktirmeden göç etmek riskli olur. saygılar. Selamunaleyküm. Çok hoş güzel açıklayıcılı bir site teşekkür ederim size öncelikle ellerinize yüreğinize sağlık. Başarılarınızın devamı dilerim saygılar. Benim Sorum şu olacaktı size ? montevideo ve maldonado şehirlerinde merkeze yakın olan özellikle bir yerden ev alıp yerleşmek istiyorum. ev fiyatları ile ilgili bir bilgi verebilirmisiniz rica etsem sizden. ev satın alınca yerleşip vatandaşı olabiliyormuyuz. 7.000 dolara kadar uygundur benim için. yine gidebilirim farkındayım ama ev alıp gidip yerleşmek daha mantıklı kendi görüşümce. çünkü gidince ev olmadan kalacak yer sorunu olmaması için bu konularda detaylı bilgi verebilirseniz sevinirim saygılarımla. son olarak moldonado ve montevideo gibi şehirlerde ne gibi işler yapabiliriz gidince siz ve sitede bilen arkadaşlarda biliyorsa özellikle yaşayan söyleyebilirseniz sevinirim sevgiler. Seyahat blog yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Bu konularda bilgim yok ancak biler okurlarımdan yanıtlayan olabilir. Sevgiler. Merhabaa Alper bey gerçekten aydınlattınz benı uruguaya tasinmak istiyorum yanlız askerlik sıkıntım var önümde tecil ettirdim bi engel olur mu ama vatandaşlığını almak istiyorum bide yanıma ne kadar nakit almam lazm iş bulana kadar 20.000 TL yeter mi bide 3 yıl sonra 1.000 euro verip askerliği bedelli olabiliyormuş sanırsam 3 yıl dışarda kaldıktan sonra yanlız 6 aydan 6 aya çalıştıgima dair belge isteniyor muş ben uruguaya gidicem kafaya koydum inş bişey olmazsa. Merhaba. Askerliğiniz tecilli ise yurt dışına çıkmanızda bir sakınca yok. Diğer konuları pek bilmiyorum maalesef. Merhaba Ali Bey. Doğru, Uruguay'da ekonominin önemli bir unsuru hayvancılık. Kişi başına 4 büyükbaş hayvan düşüyor. Etleri kaliteli. Geçtiğimiz yıl 620.000 ton karkas et üretildi, 435.000 tonu ihraç edildi. Uruguay halkı dünyada insan başına en çok et yiyen halk. Uruguay'da hayvanın doğumundan tabaktaki dilime kadar et etin her aşaması bilgisayar sistemine kaydediliyor ve tüketici mutfağındaki hayvan ürünlerinin nerede doğduğunu ve büyüdüğünü, nerede kimin kestiğini, yaşını, nakliyesini, tüm bilgilerini takip edebiliyor. Birçok larına göre Uruguay hayvancılıkta dünya birincisi. Merhaba. Uruguay'a yerleşmek için iş bulmanız ya da Türkiye'den geliriniz olması gerekiyor. İspanyolca bilmek gerek. Gezi yazınız ve ilintili linkleri okudum, çok doyurucu ve bilgi verici.. Merhaba. Uruguay hakkında bilgi yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Ülkede sağlık hizmetleri mükemmel değil ama iyi ve tüm vatandaşlara ücretsiz. Organ nakli konusunda bilgim yok. Selamlar. Merhaba Simla Hanım. Uruguay'da eğitim konusunda sadece üniversitelerle ilgili bilgileri blogumda Montevideo 3 Üniversite adlı yazımda anlattım. Orta öğretimle ilgili bir şey bilmiyorum, üzgünüm. Türkiye'de elçiliği yok. Ben de ilginize teşekkür ederim. Alper bey selamlar. İlk yazinizi gecen yil okudum ve hem kendi gelecegim hem ailemin geleceği ile ilgili sürekli nasil olur nasıl yaparim diye hic abartisiz yazilarinizi ilk okudugum gunden beri planlıyorum. Burada biraz borçlarım var onlar bittigi gibi en az 10 gün Uruguay'i yaşayıp esimi ve ikibucuk yasindaki oglumu alip orada yasamak istiyorum. Benim meslegim erkek kuaförlüğü. Mesleğimi orada icra edebilirmiyim? Dilim biraz zayif fakat teknolojinin desteğiyle ayak uyduramazmiyiz? Erkek Kuaförlüğü nasil orada dikkat ettinizmi bilgi verirseniz cok memnun olurum saygılar. Merhaba Bekir Bey. Maalesef bu konuda bilgim yok. Alper bey merhabalar. Verdiğiniz bilgiler için teşekkürler. Ben uruguay ve arjantin den ticaret yapmak istiyorum. Bana oraları iyi bilen ve dil sorunu yaşamayacağımız bir arkadaş tavsiye edebilirmirsiniz? Konu et ürünleri. Merhaba Bülent Bey. İlginize teşekkürler. Maalesef böyle bir bağlantım yok ama okurlarımdan görüp yardımcı olan çıkar belki. Merhaba bende İngilizce var ama İspanyolca yok, oradaki göçmenlik dairesi dil yüzünden bana sorun cıkarır mı acaba, sabit gelirim buradan var, her ay 1200 dolar turkiyeden hesabıma mı yatması lazım urugaydaki yoksa toptan 1 senelik yanıma alıp oradaki bankaya yatırsam olmuyor mu acaba.. kıymetli kardeşim, size mail atarken hem buraya yönlendirildim, hemde vizyonunuzun uruguayla sınırlı olmadığını düşündüm.. ilk sorum, emekliye oturum veren başka ülke varmı bildiğiniz, ikincisi ise uruguayda bankaya yatıracağım bir meblağın getirisi limit 1200 dolar içinde yorumlanabilirmi.. selam sevgi.. Merhaba Coşkun Bey. Emeklilere oturum konusunda bilgim yok. Uruguay'a yerleşmek için gereken 1200 dolar gelirin içerisinde banka faizi de sayılır. Saygılar. Merhaba Alper bey. Baştan sona yazılarınızı okudum. Gerçekten yeterince aydınlatıcı bilgiler paylaşmışsınız. Uzun zamandır aklımda olan yurt dışında yaşama hayali beni Uruguay'a kadar getirdi demek. bi kaç sorum olucak. Uruguaya elimizi kolumuzu sallıya sallıya girebiliyoruz ve orda istediğimiz kadar kalabiliyoruz anladığım kadarıyla. Fakat çalışmak için oturum izni yeterli. Peki orda iş bulmak ne kadar zor olabilir? ve ayrıca standart bi hayat yaşamak mümkün mü çalışarak? \"refah düzeyine ulaşmış\" kimse yok demişsiniz de yorumlarınızda. Acaba bu refah düzeyinden kastınız nedir onu merak ediyorum. Merhaba. Evet Uruguay'a gitmek kolay, ama pahalı bir ülke, iyi bir iş bulmak gerekir. Benim bildiklerim arasında kendi işini kurup ticaret yapan bir Türk hariç diğerleri ancak sade bir yaşam sağlayacak işlerde çalışıyorlar. Merhabalar Alper Bey, bu yıl pilotaj bölümünden mezun olacağım pilot olarak orada iş bulabilir miyim bilginiz varsa bilgilendirirseniz sevinirim. İyi düzeyde İspanyolca biliyorum. Merhaba. Evet Uruguay'da kazansanız da olur. Pilotluk konusunda hiç bilgim yok üzgünüm. Belki okurlarımdan fikir veren olabilir. Bu kadar ayrıntısını bilmiyorum, belki okurlarımdan yanıtlayanlar olur. Urugay gidecek orada yerlesecek insanların yazılarını okudum gulmemek elde degil gercekten 10 yıldır uluslar arası gemilerde calısıyorum cok kez uruguay gıttım insanların kendisi ac bır kere bir de sen kendi karnını doyuracan defalarca onumuz kesıldı para ıstedıler arkadasların cep telefonunu silah zoruyla aldılar hem de halk otobusunde dogru durust fabrika yok fuhuş almış basını gıdıyor guney amerikada venezulladan sonra ikinci sırayı alır sız kalkmıssınız urugay gıdeceksınız 60 fazla ulke gezdım turkıye gıbısı yok kardeslerım bulamazsınız da yasayamazsınız da bu hayallerden vaz gecın hayal kurmayın bunu tercubelerımden yola cıkarak soyluyorum bır ulkeyı denızde calışanlara soracaksın. Merhaba Itır hanım, ben de sizin gibi Uruguay'a yerleşmek istiyorum. Bana yazarsanız sevinirim. Merhaba. Irak vatandaşları için durumu bilmiyorum. Ev satın almak oturum iznini kolaylaştırır ama vatandaşlığa etkisi olur mu bilmiyorum. Uruguay`a yerlesmek ve orada esim ile birlikte hayatimizi devam ettirmek istiyoruz. Orada is kurma yada isci olarak daimi calisma icin nerelerden bilgi alabiliriz. yardimci olurmusunuz ilk alti ay boyunca gecinecek birikimim vardir ancak alti ay icerisinde orada is bulup calismama gerekmektedir, Merhaba. İş bulma veya kurma konusunda bilgim yok maalesef. Saygılar. Söyliyeceginiz cevap icin simdiden tesekkür eder iyi günler diliyorum lütfen bana mail yaziniz. Merhaba. Uruguay'a yerleşmek için İspanyolca bilmek gerekir. Kursa gidebilirsiniz Uruguay'da. Hayır o Avrupa ülkelerine vizesiz gidemezsiniz. Yazımdakilerden fazlası bilmiyorum. Belki Uruguay'da yaşayan okurlarımdan daha fazla bilgi veren olur. Alper abi benim birikmiş hepi topu 2.000 dolarım var. Para konusunda garibanim yani.. bu 2.000 doların tamamını riske edip uruguaya gitmeyi düşünüyorum.. tr de kalsam benden farklı bir şey çıkmaz anlayacağın.. son durak prozac olmadan, son durak montevideo olsun bari.. yaşim 22 daha fazla dibe vurmadan düşeceğim yollara belki şansım yaver gider orada evlenip çoluk çocuğa karişirim kim bilir.. tr de kalsam evlenmem hayal.. 2000 dolar parayla Uruguay'a gezmeye gidilir ama yaşamak için fazla yetmez, Uruguay ucuz bir ülke değil. Merhaba, harika bir yazı, sizi tebrik ederim. Uruguay'a bir ay sonra oturum izni için gideceğim. Merhaba. Uruguay'da yaşayan tanıdıklarıma yazdım, yanıt bekliyorum. Alper bey benim Irak pasaportum var nasıl vize alabilirim? Yatırımla orada nasıl oturum alabilirim, emlak alsam alabilir miyim? Saygılar. Bu konuda bilgim yok ama umarım okurlarımdan yanıt verebilen çıkar. Merhaba Alper bey öncelikle verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim ben erkek kuaförüyüm bütün belgelerim var bu işimi orada yapabilir miyim bu konuda bilgi verirseniz sevinirim, oradayken hiç berbere gittiniz mi, çalışma koşulları nasıl kendinize iyi bakın saygılar. Merhaba. Ne yazık ki Uruguay'da kuaförlük koşulları ve kazançları hakkında bilgim yok. Saygılar. Merhaba. Bu konuda bir bilgim yok. Alper bey doğum belgesi nerden temin ederim ben Almanya doğumluyum herhangi bir belge yok. Almanya doğum belgesi Geburtsurkunde almanız gerekiyor, nereden alınabileceğini Alman makamlarından öğrenebilirsiniz. Merhaba, en altta paylaştığın 3 lü resmin ortadaki kıza aşık oldum galiba. Merhaba Alper bey öncelikle verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim ben ve eşim BAYAN kuaförüyüz bütün belgelerimiz var bu işimi orada yapabilir miyim bu konuda bilgi verirseniz sevinirim, oradayken hiç bay ve bayan kuaförüne gittiniz mi, çalışma koşulları nasıl kendinize iyi bakın saygılar. Merhaba Şeref Bey. Uruguay'da hiç berbere gitmedim, ne yazık ki bu konuda bilgim yok. Saygılar. Merhaba. Uruguay'da 10.000 Amerika Doları ile 5 ay, çok idareli giderseniz 1 yıla yakın yaşayabilirsiniz. İş bulabilmeniz için çok iyi derece İspanyolca bilmeniz gerekir. Diplomanız denk sayılır mı bilmiyorum. Gençlerin hemen hepsi İngilizce bilir, Türkiye'den çok daha fazla. Rica ederim. Yakında aşık olduğum kadının yanına Arjantin Buenos Aires gideceğim. Alper bey Arjantin'de vatandaşlık, oturma izni ve çalışma izni ile ilgili bilgi verirseniz çok sevinirim. Arjantin'de çalışma izni, oturum, uzun süreli kalma vizesi hakkında bilgim yok maalesef. Uruguay'a dair doğru bilinen yanlışlar ve doğrulugundan emin oldugumuz tüm detayları videolarımızda paylasacak, elimizden geldiğince sorulara acıklık kazandıracagız! Uruguay'ı Uruguay'da yaşayanlardan dinlemek gerek. Teşekkürler. Bu konuda pek bilgim yok maalesef. Merhaba. Uruguay oturum izni için ayda 1.200 Amerikan Doları gelir istiyor, 10.000 küsur dolar nakit olmasının bu koşulu ortadan kaldıracağını sanmıyorum. Merhaba; verdiğiniz bilgiler için teşekkür ederim. Size bir şey sormak istiyorum ben Uruguay ile ticaret yapmak istiyorum. Türkiye'den oraya ihraç edilebilecek ürünler hakkında bana ne önerebilirsiniz? Ya da konu hakkında beni kime ya da hangi kuruma yönlendirebilirsiniz. Cevabınızı merakla bekliyorum. Teşekkürler. Merhaba. Bu konuda bilgim veya kaynağım yok. Zeytinyağı iyi fikir gibi görünüyor. Orada yaşayan okurlarımdan bu sorunuzu gören olursa bilgi verebilir. Merhaba. Uruguay'a hamile kadınların girişi ve doğum işlemleri hakkında bilgim yok ne yazık ki. Ülkede yaşayan okurlarımdan gören olursa bilgi vermesini rica ediyorum. Merhabalar tattoo yapıyorum orda burda free yaşıyorum. Fakat eski hükümlüyüm yani sabıkalı! Uyuşturucu kullanmak hırsızlık yapmak falan filan, şansım var mı acaba? Oraya gelcem ve sokaklarda denicem yol katedebilir miyim? Türkiye'de kirlendim maalesef, arınmaya ihtiyacım var!!! Nasıl bir yol izlemeliyim? Çok teşekkür ediyorum saygılar sevgiler hörmetler her zaman. Merhaba. İlginize teşekkürler. Uruguay'da bu tip durumlarla ilgili bilgim yok. Girişte alacağınız 3 aylık turist vizesiyle giriş çıkış yapılabilinir. Çocuk sahibi olanların kalıcı oturum, vatandaşlık almak gibi bir hakkı yok. Ülkede fiziksel olarak bulunmanın yanısıra maddi olarak da katkınız olmalı. Durumunuzla ilgili karşılaştığım net bir örnek olmadığı için maalesef net bir cevap verme şansım yok. İş kurma konusunda bilgim yok ne yazık ki. Uruguay vatandaşlığı için gereken koşul ve belgeleri araştırıp yazdım. Merhaba. Evet, Uruguay halkının İngilizce konuşma oranı Arjantin ile benzer düzeyde. Anlaşmakta sorun yaşamazsınız. merhabalar, eski pasaportumda yunan, italyan ve ispanyol vizeleri var. her biri c multi. ispanya schengeni estancia. her ne kadar kac yillik verildigini anlamini bilmesem de. guncel pasaportumda kktc 90 gun muhaceret izni var. uruguay gecici oturum izni aliminda eski vizelerimin faydasi oluyor mu ve 1200 usd gelir beyan etme şarti ne kadar dogrudur? tesekkur ederim. Merhaba. Uruguay'da oturum izni almak konusunda Schengen vizelerinin yararı olmaz. 1200 USD gelir beyanı, bizzat Uruguay'da yaşayan Türk vatandaşlarının verdiği bilgi."} {"url": "https://celebialper.com/uruguay-yemekleri-asado-chivito-pizza-milanesa-corba/", "text": "Bir Avrupalı ülkesi olan Uruguay'ın mutfağı en çok İtalyan, İspanyol, Portekiz, biraz da Fransız, Alman, İngiliz, Afrika ve Latin Amerika yerli mutfaklarının bir karışımı. Çok miktarda et yenen bir ülke Uruguay. Buyurun, yediklerimi Uruguay yemekleri yazımda anlatıyorum. İşte tattığım Latin Amerika mutfağı lezzetleri, bazı Güney Amerika yemekleri, Uruguay yemek fiyatları, ünlü yemekleri. Yeme içme konusunda Türklerin rahat edebileceği bir ülke. Uruguay mangalı asado en ünlü yemek ve sosyalleşme geleneği; bizdeki mangal gibi. Lokantada asado pişerken masanızdan görüyorsunuz; özellikle bir Pazar günü öğleden sonra sokaklarda dolaşırsanız burnunuza mutlaka asado kokusu geliyor. Parrillero adlı mangalda arkada gördüğünüz fırında yanan odunlar ve öndeki korları eti pişiriyor. Parrilla için pişen karışık etlere tira de asado deniyor ve sığır eti, kaburga, sosis çeşitleri, uykuluk, bumbar, sakatatlar, tavuk içeriyor. Kırmızı etli biber, patates, ekmek de mangalda pişiyor. Uruguay yemekleri arasında parrilla önemli bir yere sahip. Biz El Brasero Parrillada lokantasında üçümüze tam karışık, 2 kişilik bir Parrilla completa para 2 söyledik, \"komple\" yani, anlamı \"iki kişilik tam mangal\": Asado, pulpa, pollo, chorizo, morcilla salada, morcilla dulce, dulce, chinchulin, rinon, molleja, costilla de cerdo, papa al plomo, morron, provolone. Ekmek ve soslarla birlikte 740 UYU (70 TL). Uruguay yemek fiyatları bakımından ucuz değil. Gördüğünüz asado aslında menüye göre 2 kişilik, ama ben, Pedro ve Patricia tıka basa yediğimiz halde kalan etlerle 2 kişi daha doyabilirdi, paket yaptırdık. Ekmekle beraber gelen salata ve sos aşağıda. Lezzetli Uruguay mutfağı. Chivito yapı olarak bir sandviç olsa da son derece büyük ve zengin, Uruguay'ın en ünlü ana yemeği. Sığır eti, jambon, peynir çeşitleri, haşlanmış yumurta, zeytin, soğan, turşu, biber, pastırma, domates, marul, mayonez, ketçap içeren dev bir sandviç. Çeşitleri var; ben bir gün önce Uruguaylı arkadaşlarımın tavsiyesi üzerine bir chivito canadiense yedim. Rastgele seçtiğim lokantanın adı Pomodoro Pizza Bar. Latin Amerika mutfağı lezzetli. Bu kadar malzeme bir arada: Chivito! Uruguay yemekleri bol porsiyonlu ve lezzetli. Uruguay'da yaşamak için Uruguay yemekleri bile yeterli bir neden olabilir. \"Al plato\" derseniz tabakta ekmeksiz geliyormuş, ben sonradan öğrendim. Ama asıl usulü böyle yemek Chivito'yu. Her güzel yemeğin en sıkıcı tarafı: hesap! İçecekle beraber 250 UYU, veya 23 TL. Uruguay ve Brezilya'da yaygın \"H2Oh!\" markasının hastasıyım: Servis altlığımı sevdim. 18 de Julio Caddesi'ndeki Grill a Toda Hora Lokantasında Uruguay usulü bir pizza yedim. İngilizce menü yok tabii, garsonla epey tarzanca konuştuktan sonra biraz da şansa bırakarak kalamarlı-karidesli bir pizza söyledim. İşte yemeğin en tatsız kısmı hesap: Uruguay yemek fiyatları. Milanesa panelenmiş yaygın olarak dana veya bazen tavuk filetonun derin yağda kızartılmasıyla yapılıyor. İnce et çırpılmış tuzlu yumurtaya batırılıyor, ardından ekmek kırıntısına bulanıyor. Milanesa napolitana adlı çeşidine jambon, domates ve mayonez de konuyor. Latin Amerika mutfağı. Uruguay'ın en önemli tiyatrosu Teatro Solis'in karşısındaki bohem Cafe Bacacay'da arkadaşım Diego ile yemek yedik. Ben bir çorba içtim. Bacacay Caddesi, numara 1306. Toplam 580 UYU + 58 UYU garsoniye = 638 UYU (58 TL) Pahalı yemekler. Bu akşam yemeği çok ucuza getirmek istedim ve bir hamburger completo yedim, yani \"komple\" hamburger, 10 çeşitten fazla malzeme. 20 UYU, 2TL. Uruguay'da ucuz yemek. Kaldığım evde Pedro ve Patricia'ya çoban salatamızı yapmayı ihmal etmedim. Beraberinde, yukarıda gördüğünüz parrillada'da yediğimiz asado'dan kalanları yedik. Uruguay usulü yediğim bir başka pizza. Cabo Polonio'da okyanus kıyısında yediğim köpekbalıklı ve yengeçli pilav, coca çayı, zeytinyağı, köy ekmeği. Cabo Polonio'da kaldığım ev-pansiyonun sahibinin ikramı, soğanlı ve sarımsaklı midye turşusu. Montevideo'da bir gün lahmacun görüp şaşırdım. Uruguay'daki adı Lehmeyun, Ermeniler getirmiş. Uruguay yemeklerinin yanı sıra çeşitli tatlı ve sokak yemeklerini de görmek isterseniz Burada. Merhaba Ali. Hayır, ben öyle bir şey görmedim. Uruguay yemekleri gözüme iyi geldi. Latin Amerika mutfağı bizim için zor değil anlaşılan. Latin Amerika yemekleri Akdeniz yemeklerinden yoğun lezzetler içeriyor, hiç sorun yaşamadım. Domuz haram değil, domuz sadece çok yağlı bir hayvan ve kendi pisliğini yediği için sağlık açısından uygun görülmediği için müslümanlıkta yenmemesi gereken hayvan olarak geçer. ama bizim okumayan din adamlarının çıkarttığı bir saçmalık yüzünden haram deniliyor. Ben de gelmeyi düşünüyorum, bakalım nasip. Teşekkürler Ali Bey. Uruguay'a gidebilmenizi umarım. Zaten dünyadaki bütün insanlar, Türklere domuz yedirmek için sıraya girmiş; gizlice ve sinsice bize domuz yedirmeye uğraşıyorlar. Garsondan dana istemişiz, menüden tavuk/balık seçmişiz kimin umurunda! Ulkelerin belli basli turistlik mekanlari yerine yerel yerlerde kalmaniz, bulundugunuz yerlerin yoresel yemeklerini yemeniz ve tecrubelerinizi bize aktarmaniz gercekten cok guzel. Eminim bu yazilari olusturmak epey zamaninizi aliyordur ama oku oku doyamiyorum 🙂 Umarim her zaman yolunuz acik olur. Haklısınız Duygu Hanım, yazı hazırlamak çok uzun zaman alıyor. Daha çok yazacaklarım var ama gezmeyi de bırakmıyorum, zaman yetmiyor. 🙂 İlginize çok teşekkür ederim. Benim de bir arkasim var tipki sizin gibi. $uan Güney Afrika`da kendisi. Yemek konusunu aşarsam, ilerleyen zamanlarda bende Dünya`nin bir cok yerini gezmek isterim. Emeginize saglik, güzel günler ve hos tatil deneyimleri diliyorum Size.. Merhaba Alev Hanım. Yemekte seçicilik yurt dışında zorluk yaratıyor ama ekmek, sebze, meyve hayat kurtarır. 🙂 Seyahat yazılarıma ilginize çok teşekkür ederim. Tüm dünyayı gezebilmenizi umarım."} {"url": "https://celebialper.com/uruguayda-latin-amerika-yemekleri/", "text": "Uruguay'da ne yenir? Uruguay'ın en ünlü tatlısı, macun-ezme kıvamındaki dulce de leche sade yendiği gibi kurabiye, pasta, kek, krep, puf böreği ve alfajore içine malzeme olarak da kullanılıyor. Portekizcesi doce de leite, Türkçesi tatlı süt veya süt reçeli, tadını karamelize olan şekerden alıyor. Aşağıda Uruguay'ın en sevilen dulce de leche markası Conaprole kavanozunu görüyorsunuz. Güney Amerika yemekleri ve mutfağı örnekleri. En kolay hazırlanışı, süt ve şeker karışımını hafif ateşte uzun süre kaynatmak. Vanilya da eklenebiliyor. Sütteki suyun çoğu buharlaşıyor ve süt yoğunlaşıyor. Elde edilen dulce de leche miktarı, kullanılan sütün altıda biri hacme iniyor. Pişirmedeki dönüşüme neden olan, kahverengileşen iki tepkime; karamelizasyon ve Maillard tepkisi. Evde deneyebilirsiniz: Süt-şeker karışımını metal veya sağlam cam bir kavanoza koyup tepesine iki delik açın, tencerede kaynayan suyun içine oturtun, çok hafif ateşte 2 saatten fazla kaynatın. Latin Amerika yemekleri arasında ünlü hafif bir tatlı. Churro kızarmış hamurdan yapılan bir tatlı. Batıda \"donut\" olan, bizde \"halka tatlısı\", \"halka tulumba\" veya argoda \"genelev tatlısı\" olarak geçen bir sokak ürünü. Churro gevrek, kıtır kıtır hale gelene dek kızartılıyor ve şeker serpiliyor. Churro'nun yüzeyi, yıldız şekilli hamur pompasından geçirildiği için tırtıklı. Bizdeki benzeri gibi sokakta satılıyor. Latin Amerika'da hem kahvaltıda, hem de gün boyu yenebiliyor. Torta frita için Türkçe en yakın \"kızarmış kek\" veya \"kızarmış çörek\" diyebiliriz. Aslında bizim lokmaya benziyor. Arjantin'de de olsa da asıl Uruguay'ın ünlü yiyeceği. Uruguay'da \"yağmurlu bir öğleden sonra mate çayı eşliğinde torta frita yemek\" bir gelenek. Torta frita pişirmek kolay, ve hafta sonu kahvaltıları için ideal. Uruguay ve Arjantin'de, yukarıda anlattığım gibi sade, dulce de leche veya reçel ile sunuluyor. Domuz yağı veya bitkisel yağ ile kızartılıyor. Un, tuz, kabartma tozu, tereyağ, bitkisel veya domuz yağı, süt ile hazırlanıyor. Uruguay yemekleri için tipik bir sokak lezzeti. Ortasını deldiği torta frita hamurunu kızgın yağa atıyor. - 2,5 bardak un - 3/4 çaykaşığı tuz - 2,5 çaykaşığı kabartma tozu - 2 yemek kaşığı tereyağı - 2 yemek kaşığı bitkisel veya domuz yağı - 1 bardak süt - Pişirmek için bol bitkisel veya domuz yağı Ve mutlu son. Arkadaşım Carli üstteki dulce de leche eklenmiş olanını seviyor, bense alttaki tuzlu olanı beğeniyorum. Şeker kaplanarak karamelize olana dek pişirilen fıstık Garrapinada, bütün Uruguay ve Arjantin'de sokakta satılıyor. Taze pişmiş ve sıcakken özellikle lezzetli. Ben bu tip tatlı çerezleri sevmem ama Temmuz soğuğunda sokaklarda karamel ve vanilya kokusu almak hoş oluyor. - 1 bardak su - 2 bardak şeker - 2 bardak çiğ fıstık - 2 çaykaşığı vanilya özü Hepsi karıştırılır, çok yüksek ateşte kahverengileşene dek ahşap kaşıkla sürekli karıştırarak pişirin. Kıvam koyulaşınca garrapinada taneleri oluşur. Rengi kahveye dönünce karamelize olmuş demektir, ateşi kısıp biraz daha çevirin ve kapatın. Sıcak şekere dikkat edin. Geniş bir kaba dağınık koyarak biraz soğuyana dek bekleyin. Afiyet olsun. Latin Amerika yemeklerini Yediklerim sayfamda görebilirsiniz. Güney Amerika ve Uruguay yemekleri hakkında iyi bilgiler. Latin Amerika'da ne yenir diye aratırken buldum. Teşekkürler gezi yazısı için. Sözleriniz beni mutlu etti, çok teşekkür ederim. Elimden geldiğince dünyamızı keşfediyorum. Katkınız için teşekkürler, biraz farklı bir yaklaşım. Dulce de leche asıl ülkesinde anlattığım gibi yapılıyor, sizinkinden daha koyu renk oluyor. Sevgiler. Merhaba, sitenizi dolaşmak dünyayı dolaşmak gibi birşey oluyor. Benim de hayalimdir yabancı ülkelerde dolaşmak onların kültürlerini, yemeklerini görmek ve tatmak. Umarım birgün bizere de nasip olur bu şekilde dünyayı gezmek. Merhaba Aysel Hanım. İlginize teşekkür ederim. Umarım tüm dünyayı gezebilirsiniz. Yazı için teşekkürler beğeni ile takip ediyoruz. selamlar. gezi notlarinizi begenerek okudum. Buenos aireste yasiyorum. bahsettiginiz gibi yemekleri fena degil. genelde sigir eti tuketiyorlar. sehir cok guzel ucu bucagi olmayan cok sayida parklari var. duzenli bir sehir. taksi ucuz. insanlar sicak kanli, kibar. cok fazla kopek sahibi olan var. cocuklari da cok seviyorlar. evlilik orani cok dusuk. gezilecek yer cok insanin yuzunu gulduren bir sehir.. Merhaba Şehnaz Hanım. Ne güzel bir yorum bu böyle, çok teşekkür ederim, yüzüm güldü. Japonya ve Meksika benim de istediğim ülkeler arasında. uzak ülkeleri uzun gezmeyi seviyorum ve uzun tatilimi sadece yazın alabiliyorum, her ikisi de yazın aşırı sıcak. Vietnam'a sadece sıcak nedeniyle çok istememe rağmen hala gitmedim. Blogumu okumaya devam etmeniz beni mutlu eder. Sağ olun, saygılar. Ben de uruguay da iş için bulundum. Buranın en sevdiğim yanı insanları çok sıcak ve hoşgörülü güvenlik olarak da çok iyi bir yer. yemek olarak ise 1 hafta bulundum montevideo da peynirli pizza yiye yiye pizzadan soğudum. Bu ülkeye gideceklere tavsiyem translate kullanın çünkü İngilizce bilen çok az. İspanyolcaya alışın si gracias."} {"url": "https://celebialper.com/vilnius-gezi-notlari/", "text": "Vilnius Litvanya'nın başkenti olup Neris ve Vilnia nehirlerinin birleştiği yerde bulunan, 540.000 nüfuslu bir kent. Türkiye'den çok sayıda öğrencinin Erasmus için tercih ettiği Vilnius Mezolitik çağdan beri bir yerleşim yeri ve Dük Gediminas tarafından 1323 yılında başkent yapıldı. Vilnius gezi notları olarak hazırladığım bu yazı, şehirde gezilecek yerler, hava durumu, görülecek noktalar, gece hayatı hakkında bilgi içeren bir Vilnius gezi rehberi. Vilnius şehrinin adı Vilnia Nehri'nden geliyor. Güzel Baltık kenti, GaWC tarafından Gamma seviyesinde küresel bir şehir olarak kabul ediliyor ve bu Dünya ekonomisindeki payı küçük anlamına geliyor ama bu sınıflandırma önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Eski Kent'in güzel mimarisi UNESCO Dünya Mirası listesinde. 20. yüzyıla kadar süren Yahudi etkisi nedeniyle Litvanya'nın Kudüs'ü olarak nitelendirilen Vilnius için Napolyon 1812 yılında gördüğünde Kuzeyin Kudüs'ü demiş. 2009 yılında Avrupa Kültür Başkenti seçildi. Vilnius Havaalanı Geliş terminalinde, ana çıkışın yanında. Town Hall Belediye Binası, Didzioji Caddesi, 31 numara. Royal Palace Kraliyet Sarayı yanında, Sventaragis Caddesi, 2 numara. Eski Kent Vilnius Caddesi, 22 numara. Ben Vilnius'a 1 aylık Baltık ülkeleri seyahatim sırasında gittim ve tüm gezimden büyük keyif aldım. Yeşil pasaportum olduğu için vize gerekmedi. Baltık ülkeleri çok güzel ve güvenli. Aşağıda tren garı görülüyor. Dört mevsim yaşanan Vilnius hava durumu ve Litvanya iklimi Baltık Denizi etkisinde, nemli kara iklimi olarak tanımlanıyor. Batısı Batı Avrupa kıyı iklimi, doğusu karasal iklim etkisinde. Yazın ortalama sıcaklık 18 derece, gündüz 25-27 dereceye kadar çıkıyor. Özellikle Temmuz ayı yağmurlu ve en sıcak ay. Günler uzun sürüyor. Litvanya'da hava durumu İlkbahar mevsiminde genelde güneşli ve yağışsız. Kasım ayından Mart ortasına kadar süren Kış mevsimi soğuk geçiyor, kar sık yağıyor ve günler kısa. Sıcak tutan botlar ve yağışa dayanıklı kaban gerekir. Kışın ortalama sıcaklık 8-9 derece ama sıfırın altına sık düşüyor. Ben kenti Estonya Letonya Litvanya içeren ve 1 ay süren Baltıklar seyahatim sırasında gezdim. Evinde kalmakta olduğum Türkiye hayranı Litvanyalı arkadaşım, Vilnius Türkiye Büyükelçiliği önünde fotoğrafımı çekmek istedi. Evlenirken aşkları sonsuz olsun diye köprüye üzerinde isim yazılı bir kilit takıp anahtarı dereye atıyorlar. Baltıklar seyahatim sırasında sadece burada, Vincas Kudirka Parkı'nda evsiz gördüm. Zaliasis Köprüsü'ndeki Sovyet heykellerini neyse ki kaldırmamışlar. Bazı dillerde halka açık telefon kabinlerinin adı ilginç oluyor. Cezaevi'nin içinde güzel bir kilise var. Hava güneşli, şehrin denize kıyısı yok, insanlar parklarda güneşleniyor. Aşağıdaki kilise soğan biçimli kubbeleriyle Rus kilisesi olduğunu hemen belli ediyor. Başkentin ve Trakai'nin kurucusu, Litvanya Grand Dükü Gediminas (1275-1341) anıtı. Başkent olmasına rağmen böyle güzel ahşap evler var. Vilnius'ta gezilecek yerlerin çoğu yürüyerek görülebilir. Çoğu Eski Kent ve çevresinde. Şehrin tarihi merkez bölgesi çoğu Barok ve Klasik, biraz da Rönesans ve Gotik tarz mimarili güzel binalarla dolu. Vilniaus piliu rezervatas adlı kaleler bölgesindeki Üst Kale veya Gediminas Kalesi Arsenalo Caddesi 5 numarada, Katedral Meydanı'ndan yürüyerek veya tepenin diğer tarafındaki füniküler ile gidilebiliyor. Litvanya dükleri tarafından 9-14. yüzyıllar arasında inşa edilen kale eskiden ahşapmış, 15. yüzyılda tamamen tuğla ve kaya olarak yeniden yapılmış. Gediminas Kale Kulesi Üst Kale savunma surlarının bir parçası olan kırmızı tuğlalı yapı. Arkeolojik buluntuların ve tarihi eserlerin sergilendiği kule, Litvanya 1919'da Rusya'dan bağımsızlığını kazanınca ulusal bayrağın ilk yükseldiği yer. Giriş 2 avro. Vilnius'ta gezilecek yerler arasında mutlaka görülmesi gereken bir tarihi yapı. Katedralin yanındaki erken barok tarzı sarayda, biri tarihi ve mimarisi, diğeri tören salonlarıyla hazine odasını içeren iki sergi var. Giriş ücreti tam bilet 3 avro, öğrenci ve yaşlı bileti 2,5 avro. Vilniaus arkikatedra bazilika adlı katedralin yerinde ilk ahşap kilise bir pagan tapınağının yerine 1251 yılında inşa edildi, 1387'de bir Gotik katedral, bugünkü Klasik mimarili yapı ise mimar Laurynas Gucevicius tarafından 1801 yılında tamamlandı. Meydandaki 57 metrelik Çan Kulesi 16. yüzyılda inşa edildi. Kuleyle katedral arasındaki yerde Stebuklas yazıyor, mucize demek. Bunun üzerinde dilek tutup gerçekleşmesi için üç kez dönüyorlar. Kuleye giriş bilet ücreti 5 avro. Üç Haç anıtının olduğu tepedeki Curvum Castrum adını düzensiz planından alıyor. Literatu gatve caddesine Pilies cadesindeki 32 numaranın yanından girilebiliyor. Litvanya ve Dünya edebiyatına adanan caddede seramik, heykel, cam, duvar resmi gibi el sanatları var. Simono Daukanto Meydanı'nda yer alan Prezidentura adlı Başkanlık Sarayı on altıncı yüzyıldan kalma. Koyu kırmızı bayrak dalgalanıyorsa Litvanya Başkanı evde demek. Saat 18:00'de nöbet değişim töreni var. Didzioji Caddesi 31 numaradaki Vilniaus rotuse adlı belediye binasının yerindeki ilk Gotik yapı 1432 yılında inşa edildi, bugünkü Klasik tarzda bina ise 1799'da tamamlandı. Tarihi bölgenin restore edilmemiş Uzupis bölgesi sanatçılar, alkolikler, gerçeklerden kaçmak isteyenler tarafından işgal edilmiş durumda. Kendi başkanları, marşları, bayrakları ve anayasası olan bağımsız bir cumhuriyet ilan ettiler. Yalandan sınır polisleri pasaport kontrolü yapıyor. Maironio Caddesi 8 numaradaki Sv. Onos baznycia adlı kilise ülkenin en güzel tapınaklarından biri. Napolyon görünce avucunun içine koyup Fransa'ya götürmek istediğini söylemiş. St. Anne Kilisesi'nin arkasındaki kilise 1564 yapımı ve Litvanya'nın en önemli Gotik binalarından. Şehirdeki en iyi Erken Barok dini yapı 1650 yılında tamamlandı. Ausros vartu, no:14. Vokieciu Caddesi, 2 numaralı adresteki sanat merkezinde çok ilginç modern sanat sergileri oluyor. Giriş 3 avro. Lietuvos paveikslu galerija adlı Chodkiewicz Sarayı'nda Litvanyalı sanatçıların 16. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar tabloları sergileniyor. Bilet fiyatı 2 avro. Subacius Caddesi 124 numaralı adresteki Puşkino muziejus Puşkin ailesine ait konakta yer alıyor, giriş fiyatı 1,5 avro. Konstitucijos Ave 22'de yer alan Nacionaline dailes galerija adlı modern sanat ve kültür merkezinde hem sabit hem süreli sergiler var. Gediminas Baravykas ile Vytautas Vielius tarafından 1968 yılında \"yüksek teknoloji mimari\" tarzda tasarlandı, 1980'de inşa edildi ve 1991'e kadar Devrim Müzesi idi. Giriş fiyatı 2 avro. Arsenalo Caddesi, 1 numara. Ülkenin en büyük ve eski ulusal kültür ve tarih kaynağı. Bilet fiyatı 2 avro. Trys kryziai anıtı Litvanya'nın Hristiyanlığa geçmesinden önce paganlar tarafından burada işkence edilen yedi Fransisken rahip anısına dikildi. Kalnu parkas adlı ağaçlık tepede bir stadyum ve amfitiyatro var. Vingio parkas M. K. Ciurlionis Caddesi'nde yer alıyor ve kentin en büyük parkı. Çeşitli etkinlikler düzenleniyor. Kino pavasaris Mart ortasından Nisan başına kadar süren Vilnius IFF adlı Uluslararası Film Festivali'ne ev sahipliği yapıyor. Litvanya'nın en büyük sinema etkinliğinin yanı sıra sinema atölyeleri ve bağımsız film gösterimleri gerçekleştiriliyor. Evinde karşılıksız kaldığım CouchSurfing üyesi arkadaşımın beni gezdirdiği, okumuş olduğu Vilnius Üniversitesi tarihi binalara ve St. John's Kilisesi'ne sahip. Vilnius Üniversitesi 12 fakülte ile lisans eğitimi veriyor; Kimya, İletişim, Ekonomi, Tarih, Hukuk, Matematik ve Enformatik, Sosyal Bilimler, Tıp, Doğa Bilimleri, Filoloji, Felsefe, Fizik, Yabancı Diller, Uluslararası İlişkiler ve Siyasi Bilimler Fakültesi. Üniversite bünyesinde Uygulamalı Araştırma, Biyokimya, Biyoteknoloji, Matematik ve Enformatik, Teorik Fizik ve Astronomi Enstitüleri bulunuyor. Doğu Araştırmaları, Dini Çalışmalar, Spor ve Sağlık, Cinsiyet Araştırmaları üzerine 4 araştırma merkezi var. Vilnius Üniversitesi Türkiye'den Erasmus ve diğer yollarla eğitim almak isteyenlerin epey ilgi gösterdiği bir yüksek öğrenim kurumu. Vilnius gece hayatı çok sayıda kafe, bar, müzik kulübü gibi eğlence yeri sunuyor. BIX Club Etmonu Caddesi 6 numaradaki gece kulübü BIX adlı Litvanyalı rock grubu tarafından kuruldu. Cuma geceleri rock, hardcore, metal grupları, Perşembe karaoke, ve dans pistinde her zaman rock müzik oluyor. Disco 331 Buddha Aşağıdaki bar Vilniaus caddesi 33 numarada. Kokteyl bar ve gece kulübü 800 kişi alıyor, iki metrelik bir Buda heykeli var. Ünlü bir gece hayatı eğlence yeri. Galaxy Club Konstitucijos Ave 26 numaradaki tekno müzik gece kulübüne gençler takılıyor. Opium Club Islandijos St 4 numara. Elektronik dans müzikleri, Litvanyalı ve yabancı DJ'ler. Kablys Bar Kauno Caddesi 5 numaradaki gece hayatı ve eğlence yeri 3000 metre kare alanda bin kişiye kadar eğlence sunan dört mekana sahip. Alaus kolonele Rinktines Caddesi 55. Filtresiz Litvanya biraları ve ünlü biralar var. Apuokas Subaciaus 6 adresinde. Underground tarzı, mahzen bar içerisinde bir gece hayatı mekanı. Buga Cafe TV kulesinin orada. Cumaları ve bazen Cumartesileri canlı müzik var. Chaika Cafe Sovyet döneminden kalma eşyalar olan, rahat bir yer. Zaliasis bambukas Vejetaryen ve vegan yemekler satan lokanta kafede tahıl çorbası, kuskus, fırında kabak, kek, kekik çayı, ev tipi peynir satılıyor. Başkentte turistik seyahat için otel, hostel, pansiyon, konukevi rezervasyonu yapmak ya da okuma veya çalışma amaçlı ev kiralamak için hangi bölgelerde, nerede kalınır sorusuna yanıt olması için mahallelerden bahsedip bölgeler hakkında bilgi vereyim. Litvanya güzel ve güvenli bir ülke, başkent de öyle. Tarihi Old Town elbette kentin en önemli ve merkezi bölgesi. Başkentte 2 seçkin semt var; Antakalnis ve Zverynas, Vilnius'un en iyi ve elit semtleri olarak kabul ediliyor. En kötü bölgeler ise Naujoji Vilnia, Naujininkai, Kirtimai, Aukshtieji Paneriai ve Zemieji Paneriai; ama kötü derken \"beğenilmeyen\" demek daha doğru olabilir, çünkü güvenlik açısından sorun yok. Naujamiestis, Zirmunai ve Shnipishkes ise yerine göre değişiyor. 1970 ve seksenlerde inşa edilen yeni yerleşim yerleri Lazdynai, Karolinishkes, Virsulishkes, Fabijonishkes, Pashilaichiai, Sheshkine, Jeruzale ekonomik olarak düşünülebilir. Tarande ve Bajorai mahallelerinde yeni konutlar var. Santarishkes bölgesinde klinik ve poliklinikler yoğun. Sauletekis semtinde üniversiteler ve öğrenci yurtları, hosteller var. Vilnius gezi planı yapanlara bilgi vermesi ve seyahat rehberi olması dileğiyle. Ben 3 Baltık ülkesini de beğendim. Fiyatlar birbirine benzer. Litvanya ve Letonya hemen hemen aynı, Estonya'da bazı şeyler biraz daha pahalı. Hava doğal olarak Estonya'da en soğuk, Litvanya'da en ılık. Vilnius Avrupa'nın en büyük eski kentlerinden birine sahip. estonyalılar Finlerle akrabadır, dilleri diğer iki Baltık ülkesinden farklı. Litvanca ve Letonca ise Baltık dilleridir. Letonya'da daha çok Rus yaşıyor. Litvanya nüfusu Avrupa'nın en yüksek eğitimli halkı. Estonya ekonomi, kişi başına gelir ve diğer kalkınmışlık ölçütleri bakımından en gelişmiş Baltık ülkesi. Litvanya Polonya kültürüne yakındır. Daugavpils şehrinden Litvanya'nın başkenti Vilnius'a direkt otobüs Ecolines firmasıyla sabah saat 08:30'da var, Vilnius'ta 11:50'de oluyor. Turistler Vilnius'tan en çok kehribar taşı, keten mutfak tekstili, siyah ekmek, geleneksel içki starka alırlar. Siyah ekmeği tavsiye ederim, özellikle sarımsaklı olanını. Stikliu, Saviciaus ve L. Stuokos Guceviciaus caddelerinde tasarım dükkanları var. Blusturgis bit pazarı da ilginç şeyler bulmak için hoş. Litvanya, Letonya, Estonya seyahati için ben tam 1 ay ayırdım. Çok güzel bir Baltıklar gezisiydi."} {"url": "https://celebialper.com/vitebsk-gezi-bilgi/", "text": "Vitebsk veya diğer yazılışıyla Vitsebsk benim Beyaz Rusya gezimin ilk durağı oldu. Tüm Slav coğrafyası için önemi olan Slavianski Bazaar Sanat ve Müzik Festivali'ne ev sahipliği yapan Vitebsk bu dönemde canlı oluyor. Vitebsk gezisi için önceliği eğlence ve sanat olacaklara bu döneme denk getirmelerini öneriyorum. Vitebsk gece hayatı da bu günlerde kalabalık ve hareketli oluyor. Beyaz Rusya'nın dördüncü büyük kenti Vitebsk bir Belarus gezisi sırasında görülmeye değer. 974 yılında kurulan Vitebsk her döneminde bir kültür ve sanat merkezi oldu. 1320'de Litvanya'ya, daha sonra Polonya'ya, 1772'de Rusya İmparatorluğu'na geçti. 16. yüzyılda Polonyalılar, Büyük Kuzey Savaşı'nda İsveç, Napolyon'un Rusya Seferi sırasında 1812'de Fransızlar, II. Dünya Savaşı'nda da Almanya tarafından yıkıldı. 1919'da kurulan Beyaz Rusya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti'nin bir parçası oldu. Günümüzde takım tezgahları, elektrikli aletler, dokuma, et, süt ürünleri ve başka gıda maddeleri üretilen önemli bir sanayi merkezi. Kentte tıp, veteriner, öğretmen ve politeknik enstitüleri var. Belarus eğitimi ve endüstrisinde önemli bir yere sahip. Ben bir aylık Beyaz Rusya Ukrayna Kırım gezim sırasında, başkent Minks'e aldığım tek yön biletle gittim. Doğrudan trenle Vitebsk'e gidecektim fakat uçakta yanımda oturan, annesiyle Türkiye'den tatilden dönmekte olan bir kız onların tutacağı taksiye katılmamı önerdi, üçümüz gittik. Ücreti üçe böldük, onlar yolda Polack'da indiler, ben devam ettim. Vitebsk'e Türkiye'den direkt uçuş yok. THY'nın İstanbul'dan başkent Minsk'e haftada dört gün uçuşları var ve fiyatları 1.000TL civarında. Beyaz Rusya Havayolu Belavia İstanbul'dan Minsk'e haftada üç gün uçuş yapıyor ve fiyatları 400 Avro civarında. İstanbul-Minsk uçuş süresi 2 saat 20 dakika. Yaz mevsiminde Minsk ile Antalya, İzmir, Bodrum arasında tarifesiz seferler yapılıyor. Zamanınız varsa ve ucuza gitmek isterseniz Moskova aktarmalı Aeroflot uçuşlarını 300 Avronun altında bulabilirsiniz, ancak uçuş süreniz 9 ila 14 saate uzar. Kente Minsk'ten tren, otobüs veya taksiyle gidebilirsiniz. Minsk'ten Viebsk'e her gün yedi tane tren var ve 4 ila 6 saat arasında sürüyor. En hızlıları 50 numaralı Brest-St. Petersburg treni ve 122 numaralı Minsk-Vitebsk treni. En uzun süreni ise Baranovichi-Vitebsk treni. Vitebsk Beyaz Rusya'nın kuzey doğusunda, Rusya'ya yakın bir kent. Belarus'un altı yönetim bölgesinden birinin merkezi. Bölge göller yöresi olarak biliniyor; 2800 göl ve 500 nehir var, üçte birinden fazlası orman. 21 ilçeye ayrılıyor ve üç ülkeyle sınırı olduğu için ulaşım olanakları iyi. Rusya, Ukrayna, Polonya ve Litvanya ile de demiryolu hatları var. Vitebsk hava durumu yazın ideal; ortalama 18-23 derece. Akşam için ince bir mont veya yağmurluk gerekiyor. Kış aylarında ortalama sıcaklık -5 derece olup karlı havalarda -15 dereceye inebiliyor. Sonbaharda 5-10 derece olan sıcaklık İlkbaharda ortalama 15 derece. En iyisi benim gibi yazın gitmek. Beyaz Rusya, Rusya ve Ukrayna'nın ortak organize ettikleri Slav müzikleri festivali 1992 yılından bu yana Vitebsk'ge gerçekleştiriliyor ve büyük ilgi görüyor. Rusya, Belarus, Ukrayna, eski Yugoslavya cumhuriyetleri, Polonya ve Bulgaristan'ın en çok katıldığı Slavianski Bazaar festivaline Slovakya, Kırgızistan, Litvanya ve Türkiye'den de katılım oluyor. Festivalde genç şarkıcılar arasında Vicebsk adlı yarışma düzenleniyor. Birinci gün katılımcılar kendi ülkelerinin dilinde birer şarkı söylüyorlar. İkinci gün yarışmacılar istedikleri Slav ülkesinden bir bestecinin yazdığı parçayı herhangi bir Slav dilinde, Belarus Ulusal Konser Orkestrası eşliğinde seslendiriyorlar. Çoğu önceki yarışmaların kazananlarından ve diğer ünlülerden oluşan jüri üyeleri 0'dan 10'a kadar puan veriyorlar ve büyük ödül ile diğer dereceleri kazananlar belli oluyor. Festivalin yetenekler yarışmasında en çok ödülü bugüne dek Ukrayna aldı. Yugoslavyalı şarkıcılar da epey başarılı oluyor. Festival Ruslana, Taisai Povaliy, Tose Proeski, Pyotr Elfimov ve Zeljko Joksimovic gibi ünlü şarkıcıların kariyerlerinin başlangıç noktası oldu. Slav müzik ve sanat festivalinde uluslararası şarkı yarışmasının yanı sıra açılış galası, geleneksel sanat sergileri, kapanış konseri, çocuk şarkı yarışması, dostluk günü konseri, bağımsızlık kutlaması gibi etkinlikler de yapılıyor. Bolca alkol tüketiliyor, eğleniliyor. Vitebsk'de gezilecek yerler yarım günde bitse de ben festival, turistik olmaması ve edindiğim arkadaşlar nedeniyle 4 gün kaldım. Ünlü Yahudi ressam Marc Chagall Vitebsk'de doğdu ve evi bugün bir müze. Tren istasyonunun yanında ve giriş 5.000 ruble. 1 Türk Lirası 4.654 Belarus Rublesi ediyor. Belarus para birimi olan ruble, Rus Rublesinden farklı. Kentte Marc Chagall'ın eserlerine ayrılan bir başka müze de var ve daha çok modern, post modern ve avangart sanatçıların sergileri yapılıyor. Beyaz Rusça gösteriler yapan sadece iki salondan biri olan tiyatro uluslararası bir üne sahip. Gösteri izlenmese bile ziyaret etmeye değer bir yer. 19 yüzyıldan kalma bir Katolik kilisesi. Dvina Nehri kıyısındaki yapı, güzel bir ahşap ağırlıklı Ortodoks kilisesi. Cafe Teatralnoye, Club Aurora ve Hotel Vitebsk Club en popüler gece hayatı ve eğlence mekanları. Vegas, Energy ve Zebra adlı gece kulüpleri de var. Mega Şans Bar, Cafe Gulliver, Cafe Aladdin, Cafe Jamaica da hoş gece hayatı mekanları. Cafe Melody'de güzel yemekler var. En çok votka ve bira içiliyor. Vitebsk'in kendi biraları olan Nikolayevskoe ile Dvinskij Brovar, ünlü Rus birası Baltika ve Olivariya, en çok içilenler. Bir gece barda tanıştığım arkadaşlarla geç saatte bir eve gittik. Bir şişe votka vardı, bitti. Birilerine telefon ettiler, yenisi geldi. Bilirsiniz Rus usulü votkayı bir şey katmadan içerler. \"Seni deneyeceğiz\" dediler, epey sek votka içtik. Neyse ki testi geçtim, halis Beyaz Rus bir kız sandalyeden küt diye yere devrildi. Ülkemizi başarıyla temsil ettim, ayakta kaldım. Fotoğrafları görünce Litvanya ya çok benzettim, çok güzel kareler var. Sizin Litvanya, Letonya ve Estonya yazılarınızı da merakle bekliyorum. Merhaba dostum. Sayende biz de açıklamalarınla dünyadan bilgi sahibi oluyoruz. Emeklerin için teşekkürler. Vitebsk'e dair izlenimlerini okurken, youtube'da şöyle bir şey gördüm ve paylaşmak istedim. Alkol yarışmasında ülkemizi başarıyla temsil ettiğiniz için teşekkür ederiz sayın hocam. Beyaz Rusya gezi yazılarımı okuduğunuz için teşekkürler Volkan Bey.:) Daha çok yazacağım. Bir an önce gidip güzel Beyaz Rusya'yı görebilmenizi dilerim. Merhaba. Belarus yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Rusça bilmiyorum, İngilizce anlaşıyorum. Merhaba. Vitebsk International Festival of Arts Slavianski Bazaar 2017 yılında 13-17 Temmuz tarihlerinde yapılacak. Rica ederim. Alper bey gerçekten çok bilgilendirici amaçlı yazılarınız var keyifle ve dikkatle okuduğumu söyleyebilirim emeğinize sağlık.. Merhaba. Tesekkurler seyahat blog yazilarimi begenmenize sevindim. Belarus'ta en renkli ve eglenceli gece hayati baskent Minskte ama zaman varsa bir sehir daha secmenizi oneririm. Belarus Rublesi kullanacaksiniz. Dolar goturun. Ev k:ralamak daha rahat olur. Kucuk ve sade bir dfaire tutarsaniz otelden ucuz da olur."} {"url": "https://celebialper.com/viyana-seyahat-notlarim/", "text": "Avusturya'nın başkenti Viyana, birçokları için Avrupa'da sanatın da başkenti. Önemli bir kültürel ve politik merkez olan Viyana, bu özelliğini yüzyıllarca Habsburg hanedanına ev sahipliği yaparken aldı. Budapeşte-Viyana-Prag seyahatim sırasında diğer iki kentte rahatça uzun kalsam da Viyana'yı pahalılığı nedeniyle birkaç günde gezeyim derken ayaklarıma kara sular indi ama gezilecek yerlerin çoğuna gidebildim, hem de tamamen yürüyerek. İşte Viyana seyahat notlarım ve bir Viyana turu için gezilecek yerler listesi ve rehberi, ulaşım ve yemek bilgileri. Viyana'ya Budapeşte'deki Nepliget otobüs terminalinden Eurolines ve Volanbusz firmalarının otobüsleri var. Bilet fiyatları 10-20 Avro arasında değişiyor ve yol 3.5 saat sürüyor. Kente İstanbul'dan bile haftada iki gün Varan'ın otobüsleri var, bilet 100 Avro civarında. Viyana'ya uçakla giderseniz havaalanından kente Post Bus otobüsü, S-Bahn treni veya hızlı CAT treni ile ulaşabilirsiniz. Toplu taşıma değil taksiyle gitmek isterseniz 2 değil 30 Avro tutar. Şehir turu için kentte bulunan gezilecek yerler ve bilgiler. Şehir merkezindeki 1365 yılında inşa edilmiş Aziz Stephan Katedrali, Viyana'nın en önemli simgesi. Kentin tam merkezi olan Stephansplatz Meydanı'ndaki katedral Roma Gotik mimariye sahip ve Avusturya Dükü IV. Rudolf tarafından yaptırıldı. Stephan Katedrali'nin kulesine çıkmak için 7x7x7=343 basamak çıktım. Katedralinin çan kulesinde 1534 yılında bir memur Osmanlı akıncılarının yaklaştığını görüp çan çalarak halka haber vermekle görevlendirilir ve bu memuriyet yüzyıllarca sürer. 1956'da Viyana Belediye Meclisince artık bir Osmanlı tehlikesi kalmadığına karar verilir ve bu görev kaldırılır. Hofburg İmparatorluk Sarayı, Avusturya'nın başkenti Viyana'nın en önemli tarihi yapılarından. Bilet sesli rehber dahil 11.5 Avro. Saray başta Habsburg hanedanlığı olmak üzere Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'nun birçok yöneticisine ve hanedanına ev sahipliği yaptı. Hofburg Sarayı daha çok kışlık malikane olarak kullanılırken, birazdan bahsedeceğim Schönbrunn Sarayı yazlık olarak tercih edildi. Sarayda 4.659.852 tane tarihi eser var. Ünlü Fransız Kraliçesi Marie Antoinette, Hofburg Sarayı'nda dünyaya geldi. 1654 yılında yapılan saray, mutlaka gezilmesi gereken bir yer. Fotoğraf çekmek fazladan ücretliydi ve ben ödemedim, bunu çaktırmadan çektim. Schönbrunn Sarayı, Avusturya'nın en önemli kültürel eserlerinin bulunduğu saray olup ülkenin en çok ziyaret edilen yeri. Avrupa'nın en güzel saraylarından biri olan Schönbrunn Sarayı'nı gezmek için satılan biletler, görmek istediğiniz kadarına göre 8.5 18 Avro arasında değişiyor. On yedinci yüzyılda İmparator I. Leopold, Barok mimar Bernhard Fischer von Erlach'ı kraliyet ailesi için görkemli bir av köşkü inşa etmekle görevlendirir. 1683'deki II. Viyana Kuşatması'nda, çevredeki binaların yok edildikleri söylenir. Bina ve bahçesinin yapımı 1744-1749 yılları arasında imparatoriçe Maria Theresa tarafından tamamlanır. İmparator I. Karl, 1918'de tahtı bıraktığını bildiren ve Habsburg Hanedanı hakimiyetine son veren anlaşmayı burada imzalar. Bugün hem kültürel hem de politik açıdan Avusturya'nın en önemli mekanı. On dokuzuncu yüzyılın ortasında inşa edilen Devlet Operası, sanat dünyasına göre dünya operasının merkezi. Herbert von Karajan buranın yöneticiliğini yaptığı dönemde operaların kendi dillerinde sergilenmesini başlattı, ondan önce tümü Almanca gösteriliyordu. Viyana'da yapılacak şeylerin başında klasik müzik konserine gitmek geliyor. Albertina Müzesi Avusturya'nin baskenti Viyana'nın önemli sanat müzelerinden biri. 65.000'den fazla çizimin yanı sıra ağaçbaskı, taşbaskı ve gravür gibi tekniklerle yapılmış bir milyondan fazla baskı eseri ve bir o kadar da modern grafik çalışmalardan oluşan koleksiyonu ile dünyanın en geniş ve en önemli grafik eser koleksiyonlarından birine sahip. Albertinaplatz Meydanı'ndaki müzede tam bilet 12 Avro, öğrenci bileti 8.5 Avro. Sanat Tarihi Müzesi dekoratif sanatlar ve güzel sanatlar alanlarında dünyada önemli bir yere sahip. Yılda yaklaşık 700.000 kişiniz ziyaret ettiği müzede tam bilet 14 Avro olup 19 yaş altındakilere ücretsiz. Fünfhas semtinin Gürtel Caddesi'ndeki 1875 yılında inşası tamamlanan Maria vom Siege Kilisesi'nin 68 metre yükseklikteki kulesi Neo Gotik tarzda. Koyu renkli ve Gotik dış yapısının aksine, içi aydınlık ve Neo Bizans tarzında. Bugünkü yerinde kentin en eski kilisesi Orta Çağ'da inşa edilmiş olan Aziz Peter Kilisesi, Barok tarzı bir Roma Katolik kilisesi. Bu kilise tarihi kentin altıncı bölgesi Mariahilf ile aynı adı taşıyor. 1689 yılında Sebastiano Carlone tarafından inşa edildi, 1715 yılında Franz Janggl tarafından yeniden tasarlandı. Altı tane şapeli olan Mariahilf Kilisesi'nin bugün gördüğümüz fresklerini 1760 yılında Johann Hauzinger ve Franz Xaver yaptı. İçinde 1763 yılından kalma büyük bir org var. Zamanınız varsa Belvedere Sarayı'nı, Biblioteka'yı, Secession Jugendstil sanat evini, Prater lunapark ve eğlence alanını, Augarten Saray ve parkını, Stadtpark adlı şehir parkını da ziyaret edebilirsiniz. Bu arada Avusturya dünyada yaşam kalitesi en yüksek ülkeler arasında yer alıyor. Viyana'da şehiriçi ulaşım için aktarmalar ücretsiz olmak üzere tekli bilet 2 Avro. 24 saat sınırsız yolculuk sunan bilet 6.70 Avro, 48 saatlik olan 11.7 Avro, 72 saatlik bilet ise 14.5 Avro. Kentte U simgesi ile gösterilen 5 metro hattı, 100 civarında otobüs hattı, 29 tramvay hattı ve banliyö trenleri şehiriçi ulaşım sağlıyor. Cuma ve Cumartesi geceleri metro hatları 24 saat hizmet veriyor, ayrıca haftanın tüm günleri gece seferleri yapan Night Line otobüsleri ve belli noktalar arasında çalışan gece dolmuşları var. Kent bisikletle de gezmeye uygun. CityBike adlı bisiklet paylaşım sisteminin kent içindeki birçok noktasında 1 Avro karşılığında kredi kartınızla ya da 2 Avroya Touristcard alarak kayıt olabilirsiniz. Bisiklet almanızdan itibaren ilk saat her zaman bedava. Sonraki saat 1 Avro, üçüncü saat 2 Avro şeklinde gidiyor. Ama bisikleti her geri verişinizden itibaren 15 dakika sonra sistem sıfırlanıyor ve yine bedava 1 saatiniz oluyor. Böylece kenti 1 Avroya bisikletle gezebiliyorsunuz. Viyana'da şinitzel yenir ve bizim bildiğimiz gibi tavukla değil dana etiyle yapılır. Wollzeile Caddesi 5 numaradaki Figlmüller Restaurant şinitzeli ile ünlü, fiyatları da ona göre: patates çorbası 4 Avro, şinitzel 14 Avro, ciğer kızartma 12 Avro, tavuk 11 Avro, gulaş 14 Avro, Viyana usulü sığır but haşlama 16 Avro. Schnitzelwirt adlı lokantada büyük porsiyon şinitzel salatayla beraber 10 Avro. Prater Caddesi 116 numaradaki Schweizerhaus adlı lokanta Avusturya yemekleri için ideal; çorbalar 3-4 Avro, et ana yemekleri 7-12 Avro, salatalar 3.5 Avro. Burggarten Caddesi 1 numaradaki şık Palmenhaus'da şinitzel 18 Avro ama olması gerektiği gibi dana etinden yapılıyor, oysa bugün birçok lokanta şinitzeli domuz etiyle yapıyor, en ünlüsü olan Figmüller de buna dahil. Schnitzelhaus adlı lokantalarda domuz şinitzel 5.5 Avro, buradan ucuzu yok. Ucuz yemek isterseniz benim gibi ara sokaklarda rastlayabileceğiniz küçük bir aile lokantasına gidebilirsiniz. Wienerwald adlı lokanta zincirini kentin her yerinde görebilirsiniz. Örneğin tam merkezde, St. Stephan Katedrali'nin karşısındaki Goldschmiedgasse'de bir tane var. Burada ucuz ve yöresel Avusturya yemekleri yiyebilirsiniz. Birkaç tabaktan oluşan bir yemek 15 Avro civarında tutuyor. Avusturya'nın tipik ucuz yemeği sosis. Kentin her yerindeki Würstlstand adlı büfe-kafelerden sosisli sandviç yiyebilirsiniz. Tahmin edersiniz ki şehirde Türk dönerci çok, ve bunların birçoğu dilim pizza da satıyor. Kebapçıların en iyileri Naschmarkt'ta. Bu pazarın alt tarafı, yani kent merkezi Karlsplatz'a yakın olan değil diğer ucu daha ucuz, o tarafa yürüyün. Naschmarkt'ta sadece kebapçı değil yerel lokantalar da var. Şehirde yaşayan, iş yapan, yerleşik Türk çok. Yabancı mutfakları sevmeyenler için Türk yemekleri bulmak çok kolay. Yazımın kente gidecek olanlar için bir gezi rehberi olmasını umuyorum. Viyana kentinde yılbaşı gecesi ünlü müzikal Dance of the Vampires sergileniyor. Şehrin tüm yaya bölgesi ve tarihi meydanlarında Silvesterpfad adlı açık hava konserleri etkinliği oluyor, bu yılbaşı gecesi rotası çok eğlenceli; vals, klasik, folklor, rock, pop müzik yapılıyor. Şehir merkezindeki City Hall Square ve Prater eğlenceli açık alanlar oluyor, gece yarısı yeni yıla girerken çok renkli bir havai fişek gösterisi yapılıyor. Öğleden sonra Graben dans etkinlik ve kursları ile bir açık hava balosuna dönüşüyor. Viyana Devlet Operası ve Volksoper, Johan Strauss'un Die Fledermau operasını sergiliyor, dev ekranlardan dışarıdakiler tarafından da izlenebiliyor. Yeni yıla girilen saniyelerde St. Stephen Karedrali'nin çanı geri sayım için çalarken, ona Strauss'un Blue Danube Valsi eşlik ediyor. Ertesi sabah saat ondan itibaren, yeni yılın ilk günü Viyana Filarmoni Orkestrası, belediyenin önünde konser veriyor. Viyana'dan trenle gittiğim Prag'dan yazılarım, seyahatimin devamı: Prag Gezi Notları. Sanırım bahsettiğiniz her yeri gezdim, bir tek beldevere sarayına geç kaldığımız için giremedik. Çok istememe rağmen burda bulunduğumuz tarihte konser olmadığı için maalesef konsere de gidemedik 🙁 İnşallah bir dahaki sefere. Bilgiler için çok teşekkürler. Bilgilerimden yararlanmanıza ve Viyana'yı görmenize sevindim sayın Tosun. Nice yollara. Kuzey Kore'den daha çok yazacaklarım var, yakında. Viyana mahallelerinin isimleri de var ama 150 yıllık numara sistemi kolaylık sağlıyor. Evet bence de ilginç. Prag da böyledir örneğin. Müzelerin web sitelerinden alabilirsiniz ama gerek yok, gittiğinizde gişelerden alırsınız. Ancak konser düşünüyorsanız önceden almanız gerekir. Budapeste'de Markos, Viyana'da Strawberry, Prag'da Strawberry hostellerde kaldım. Viyana'daki çok iyi, diğerleri vasattı. Merhabalar, bende c. tesi gunu viyanaya gidiyorum.7 gun icin ne kadar para yanimda almaliyim. yardimci olursaniz sevinirim. Viyana pahalı bir şehir. Konaklama masrafınız hariç günlük 70-100TL olarak hesaplamanınızı önerim. Bu rakamı dilim sokak pizzası ve döner dürüm yiyerek düşürebilirsiniz. Merhaba, Ailece Viyana'ya seyahat düşünüyoruz. Araba kiralayıp budapeşteye ve sonrasında Prag'a gitsek diye düşünüyorum. Yeşil pasaportlarımız var sınır geçişlerinin kolaylığı veya zorluğu konusunda fikriniz varmı? Teşekkürler. Sınırları çok kolay geçeceksiniz, rahat olun, hiç sorun yok. Merhaba temmuz ayında eşim ile orta avrupa turu yapacağız tur şirketinin ayarlarladığı Turlara katılmayıp kendimiz gezmek istersek sizce çok zorlanırmıyız. Fazla para harcamadan daha çok yer görmek istiyorum. İngilizce konuşabiliyorsanız zorlanmazsınız, aynı parayla daha uzun süre gezebilirsiniz. Ben de okuduğunuz için teşekkür ederim. Kart almak ekonomik olur. Diğer kentlerde ben almadım, ama mutlaka vardır. Türkiye'den otobüsle Viyana çok uzun sürer ama neden olmasın? Bence güzel olur. Viyana'yı iki günde gezdim, çünkü çok pahalı. Tam bir Viyana gezi rehberi olmuş. Gezilecek yerler, ulaşım ve yemek bilgileri için teşekkürler. Bizim uçak biletimiz gidiş ve dönüş olarak Viyana'dan olacak ve 6 günlük bir süremiz var. Buna gore sizce nasıl bir rota yapsak zamanı daha efektif kullanabiliriz. Teşekkürler, Trenle sınır geçişlerinde vizeniz varsa sorun olmaz, bende yeşil pasaport olduğu için çok rahat ettim. İkişer güne bölmeniz mantıklı olur. Viyana'dan sonra önce Prag'a mı yoksa Budapeşte'ye mi gideceğinize demiryolları tarifelerini göz önünde bulundurarak karar vermeniz gerekir. Tren tarife ve biletleri için oebb. at, cd. cz ve mav. hu sitelerine bakabilirsiniz. Viyana'nın Budapeşte ve Prag'a göre pahalı olduğunu da unutmayın, belki daha az zaman ayırırsınız. Benim amacım hep yurt dışında gezmek olduğu için yerleşme konusunu ayrıntılı hiç araştırmadım. Ancak Güney Afrika, Uruguay, Tayland, Çin, Karadağ, Beyaz Rusya, Küba ve Bulgaristan'ı araştırmanızı öneririm. Teşekkürler. Rica ederim Davut Bey, umarım yaşamak için güzel bir ülke bulursunuz. merhaba alper bey bizde ailece 4 kişi 22 ocak 2015 de viyanaya 5 günlük bir gezi planladık sadece viyanada kalacağız gezerken ulaşım için en ekonomik yol haftalık veya günlük kartlar aile kartı filan varmı teşekkürler. Evet Viyana'da şehir içi ulaşım için 1 gün, 2 gün ve 3 gün geçerli biletler var, yukarıda yazdım. Çok teşekkürler Jülide Hanım. Viyana ve istediğiniz her yere iyi yolculuklar dilerim. Yazılarınız zaman harcanmış oldukça kıymetli ve bilgi verici yazılar biz de kısmetse mayıs ayı içinde viyana-budapeşte-prag turu yapıcaz tavsiye edebileğiniz püf noktalar varsa paylaşırmısınız. İlginize çok teşekkür ederim. Viyana turu için bu yazımı okumuşsunuzdur, Prag'ı da epey yazdım, uyarılarım da var. Budapeşte için ise Türk eserlerini yazdım henüz sadece. Gezi yazılarım dışında aklıma gelen bir şey yok ama Budapeşte cadde ve sokaklarına zaman ayırmanızı öneririm, çok seveceksiniz. Ben de Viyana gezi yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim. Gerçekten çok yararlı ve sade anlatım. Haziran 2015 son Viyana' ya gideceğimiz için, sadece 1 gece boş zamanımız olacak. Gündüz turla. Liechtenstein Şatosu&Seegrotte yer altı gölü &Mayerling av köşkü & Heilingenkreuz Manastırı & Baden termal şehri & Schönbrunn Sarayı bahçelerini gezeceğiz. İlginize teşekkür ederim. Akşam Katedral ve Opera civarında dolaşmanızı öneririm. Gündüz planınız güzel. Üstad öncelikle gezilerinin devaminin gelmesini dilerim butun yazilarini yaklasik 4 gunde bitirdim en cok dikkatimi kuzey kore cekti bende kendi nezdinde bir gezginim afrika kitasi amerika kitasi ortadogu balkanlar ve avrupa olmak uzere 34 ulke gezdim isvicrede yasiyorum fakat ben avusturya yazinda cok buyuk eksikliklee olduguni fark ettim galiba kisitli gun sayisi icersinde gezdin neredeyse 3te birini anlatmissin fakat yinede tebrikler.... İlginize teşekkür ederim. Viyana yazım en çok beğenilen ve okunan yazılarımdan birisi. Hiç bir kentin tamamını anlatmadım zaten. Alper Bey harika bir yazı olmuş. Gidecek olanlara yardımcı olur umarım. Viyana Prag otobüs biletini yer bulma açısından şimdiden almanıza gerek yok, fakat Avusturya konsolosluğu vize için ülkeden çıkış bileti istiyorsa şimdiden almaktan başka çare yok. Ben Strawberry Hostel'de kaldım, merkezi, çok temiz, fiyatı uygun ve otel odaları da var. Emine hanim merhaba kismetse 03 mayis 10 mayis arasi prag -budapeste viyana turumuz var esimle beraber orada olacagiz istanbuldan gelicez istediginiz birsey varsa yazabilirsiniz. Alper bey merhaba 24 nisanda 4 arkadaş milano bir gece 25 nisan sabah zürihe bir gece ve 26 nisan münih bir gece 27 nisan akşam münihten döneceğiz inşallah milano zürih zürih münih ulaşımları tren ilemi yapalım yoksa başka bir ulaşım varmı biletleri en uyğun nasıl alırız şimdiden teşekkürler. Bahsettiğiniz Avrupa şehirleri gezisi için tren uygundur. Eurolines otobüs firmasına da bakabilirsiniz. Milano Zürih Münih tren biletleri için raileurope sitesini kullanabilirsiniz. Zamanınız olsa önceden almayıp orada almanızı önerebilirdim ama çok acele bir seyahat sizinki, önceden almanız iyi olur. İyi yolculuklar, keyifli geziler. Rica ederim, Viyana turu yapacak olanlara yararı olursa ne mutlu bana. Azerbaycan'a selamlar. slm alperbey ben almanyada yasiyorum bende viyanaya tatile gittim ve gitmeden önce sizin yazdiklarinizi okudum ve not aldim cok güzel anlatmissiniz tesekkürler, gercekten viyana bir acik hava müzesi gibi harika, benim icin dil sorunu olmadi cünkü almanca konusuyorlar. Viyana seyahat notlarımı takip ettiğiniz için teşekkür ederim. Merhaba Alper Bey, Eşimle bayramın 3. günü viyanaya gidip sabahtan akşama kadar, orada bizi bekleyen yeğenimle altını üstüne getireceğiz 🙂 Akşamada Linz e geçeceğiz. Programımıza bahsettiğiniz yerleride ekleyerek gezeceğiz inşallah. Verdiğiniz faydalı bilgiler için tşk. Merhaba Murat Bey. Bir günde Viyana gezisi gibi zor bir göreviniz var, kolaylık dilerim. 🙂 Şaka bir yana dönüşte 1 günde nereleri gördüğünüzü buraya yazarsanız günübirlik gezeceklere yararlı olur. Rica ederim, iyi yolculuklar. Murat Bey Viyana hakkında güncel gezi bilginizi paylaştığınız için teşekkürler. Pahalı ama güzel bir şehir. İyi seyahatler. Viyana gibi gezi yazılarım devam edecek, teşekkürler. Elbette sorun, yanlış anlayacak bir şey yok. Japonya isterim ama çok pahalı. Yakında Almanya olabilir. Elbette tanışırız. Facebook Çelebi Alper sayfamı beğenin, haberleşiriz. Merhaba. Viyana'ya en yakın güzel kent Budapeşte. Rahatça otobüs ve tren bulabilirsiniz; kentle ilgili 2 yazımı ve bu Viyana gezi yazımla beraber altındaki tüm yorumları okumanızı öneririm. Merhaba. Viyana veya herhangi bir yerde hiç araç kiralamadığım için bilemeyeceğim maalesef. İki kişi araç kiralayınca otobüs veya tren bilet ücretleriyle yaklaşık aynı hesaba gelir. Merhaba Tuğberk Bey. Viyana'ya gitmek için Avusturya Konsolosluğu'ndan aldığınız Schengen vizesi Almanya ve Hollanda da Schengen bölgesi ülkeleri oldukları için geçerli. Sorun yaşamazsınız. Çok teşekkürler. Dönüşte Viyana gezi yorumlarınızı buraya beklerim. İyi yolculuklar. Vay arkadaş bir rakam hatasını nasıl bunca zaman daha önce fark eden olmaz? Evet Viyana pahalı, arka kapıdan dolaştırdılar beni, 40 oradan geliyor. 🙂 Teşekkürler. dan münih+şututgart gezisi 2 kişi yapmayı düşünüyoruz. sizce araç kiralamak mı iyidir yoksa tren otobüs mü? zamanı daha etkin kullanmak için tarih 22 nisan başlayacak 3 gün bu konuda sizin ve arkadaşların düşüncesi nedir. Teşekkür ederim. Merhaba Erhan Bey. Araba kullanmayı bilmeyen biri olarak hayatımda hiç araç kiralamadım, maalesef bu konuda bilgim yok. Süreniz çok az olduğu için mantıklı görünüyor. Viyana pahalı bir şehir, otopark ücretlerine baktım şimdi, yarım saati 1 avro. Park & Ride garajlar varmış, günlük 3.4 avro ama merkezde değiller, arabayı buralara bırakıp toplu taşıma ile merkeze gitmek için. Aynı rotada araba kiralamış olanlar okursa daha fazla bilgi verebilirler. Rica ederim. Merhaba Mira Hanım. Fazla pahalı otellerde kalmayıp lüks lokantalarda yemezseniz 7 günlük Viyana Prag Budapeşte Dresden turu 650 avrodan ucuza mal olur. Ancak çok bol harcarsanız bu fiyatı aşmak bile mümkün. Daha önce bağımsız yurt dışı seyahat eden var mı aranızda? Bence bu Orta Avrupa şehirlerini turla mı tursuz mu gezeceğinize karar vermek için bu önemli. Ayrıca beklentileriniz de; otelden otobüs terminaline, tren garına, müzeye, saraya, lokantaya gitmek size zor gelir mi? Rehber şirketin ayarlayacağı oteller kent merkezlerinde mi? Saygılar. Merhaba Aytaç Bey. uzun süre küçük amatör fotoğraf makineleriyle, bir süredir de akıllı telefonla fotoğraf çekiyorum. Profesyonel makine almayı düşünmüyorum. İlginize teşekkürler. Alper bey biz de Prag Viyana Budapeşte gezisi yapıcaz inşallah. Bir haftada 3 şehir için nasıl bir plan önerirsiniz. 3 gün Prag, 2 gün viyana, 3 gün Budapeşte uygun mudur. Viyana Budapeşte Prag turu için 2 gün Viyana, üçer gün Prag ve Budapeşte uygun ve mantıklı, çünkü en pahalı olan şehir Viyana. İyi düşünmüşsünüz. Merhaba. yazdığım Viyana'da gezilecek yerler listesinde sadece Schönbrunn Sarayı uzak, ben ona da yürüyerek gittim ama sizin için zor olur. Yazdığım diğer görülecek noktaların hepsine yürüyerek gidebilirsiniz. İyi tatiller. Seyahatin gerçekşleşmesine az bir süre kaldı heyacan artıyor. Her gezim öncesi oldugu gibi engin tecrübelerine yöneltecegim birkaç sorum var şimdiden teşekkür ederim. 3 ) bahsettiginiz bisikletleri nereden kiralayabiliriz. 1. Vienna Explorer Tours & Day Trips, 1st district, Franz-Josefs-Kai 4. 2. Bicycle Rental Pedal Power, 1st district, Elisabethstrasse 13 and 2nd district, Ausstellungsstrasse 3. 3. Trek Bicycle | Vienna, 1st district, Hegelgasse 19. 4. Ride! Mountain bike rental, 14th district, Zichygasse 2. 5. bike 20 Bike Rental & Bicycle garage, 20th district, Friedrich-Engels-Platz 6/Kapaunplatz girişi. Bit pazarının olduğu yere gidecek vaktim kalmadı açıkçası. Ama bir gün Schwedenplatz'da metro çıkışında kurulmuştu. Az da olsa alışveriş yapabildik. Gerçekten çook ucuz. Biraz vakit ayırınca güzel antikalara denk gelebiliyorsunuz. Viyana konaklama, gezi, alışveriş ve yemek önerileri için çok teşekkürler! Afiyet olsun. Merhaba. Viyana'yı gezmek için 1 gün az tabii. Bir günde Aziz Stephan Katedrali, Hofburg İmparatorluk Sarayı, Devlet Operası ve Viyana Sanat Tarihi Müzesi'ni öneririm. Merhaba Aliye Hanım. Viyana'yı gezmek için yarım gün yeterli değil. Aziz Stephan Katedrali, Hofburg İmparatorluk Sarayı ve Viyana Sanat Tarihi Müzesi'ni öneririm. Zaman yetmezse bunlardan ikisini seçmenizi tavsiye ederim. Merhabalar. Vermis oldugunuz bilgiler hala gecerli mi? yeni guncel mi? 1 gunluk Viyana gezimiz olacak. nereleri onerebilirsiniz? helal yemekler konusunda neler onerebilirsiniz? onceden tesekkurler. Merhaba. Evet, Viyana hakkında bilgi olarak yazdıklarım güncel gezi önerileri. Bir günlük Viyana turu için Aziz Stephan Katedrali, Hofburg İmparatorluk Sarayı, Devlet Operası ve Viyana Sanat Tarihi Müzesi'ni öneririm. Yazımda bahsettiğim bölgede helal yemekler bulabilirsiniz. Merhaba Sibel Hanım. 🙂 Viyana şehir merkezi olarak St Stephan katedrali'ni merkez kabul ettiğimizde Liechtenstein Şatosu 1 kilometre, Seegrotte Hinterbrühl yer altı gölü 18 kilometre, Mayerling Av Köşkü 33 kilometre, Heiligenkreuz Manastırı 30 kilometre, Baden Kaplıcaları 28 kilometre, Schönbrunn Sarayı Bahçeleri 6,6 kilometre mesafede. Liechtenstein Şatosu ve Schönbrunn Sarayı'na benim yaptığım gibi yürüyerek gidebilirsiniz ama diğerleri için otobüse ihtiyacınız var. 24 saatlik toplu taşıma bileti Viyana kent merkezinin her yerinde geçerli. Öğrenci kartı alabilmeniz için uluslararası öğrenci kimliğiniz olması gerekir. Merhabalar Alper Bey, Wiyanadan bodensee Almanyaya gitmek perşembe gidiş pazar dönüş programında bir gün ayırmak mantıklı mı sizce Mantıklı buluyorsanız trenle mi otobüsle mi Viyana gidiş wiyana dönüş program 17-20 kasım. Merhaba Levent Bey. Uzun bir mesafe, ben olsam hiç niyetlenmezdim, Viyana için 3 gün ancak yeter. İyi yolculuklar. Merhaba Aylin Hanım. Viyana'dan Budapeşte'ye her gün çok sayıda otobüs ve tren var. Wien Hauptbahnhof merkez tren garına veya VIB uluslararası otobüs terminaline gidip bilet alabilirsiniz. Programınız sıkışık, günleriniz az ise önceden internetten bilet almak daha pratik olur. amsterdama gitmeden bir kaç soru sormuştum cevaplamıştınız sağolun çok yararı oldu. şu an viyana ve pragı düşünüyoruz en az kaçar gün lazım ve praga 2 gün viyanaya yeter mi? teşekkürler. Merhaba. Yayrlı olmasına sevindim. Bence en az Prag 2 gün, Viyana 3 gün olmalı. Viyana pahalı bir şehir, fiyatları da hesaba katmak gerek tabii. Merhaba, soru sormadan önce yazılanları olursak, birbirimizden daha fazla faydalanabiliriz. 22-31 Mart ta, Prag, Viyana, Budapeşte, Hallstatt, Cesk Krumlov, Karlov Vary, Dresdenn, Terezin, arabayla gezeceğim, yararlı bilgi edinirsem yazarım, sevgiler. Merhaba Naciye Hanım. Viyana'dan başlayacağınız bu Orta Avrupa seyahatinin keyifli geçeceğini tahmin ediyorum. Merhaba. Elbette, Viyana'da saydığınız yerlerde rahatlıkla fotoğraf çekebilirsiniz, bir sınır veya engel yok. Merhaba lütfen bana yardım edin ilk kez Avusturya'ya gidiyorum otel 250 euro uçak 150 euro buldum toplam 400 euro mal oldu tek kişi fiyatı fakat orada 3 kisi gezicez 6 gün ne kadar param gider bisiklet turu varsa havuza gideriz müze olabilir veya farklı bişey gibi düsünün yorumlayın lütfen yardım edin rezil olmak istemiyorum.. Her şeyi acık bir şekilde yazın lütfen günde kaç eurom gider... . Merhaba. Avusturya'da ne kadar para gider sorusuna bir rakamla yanıt vermem doğru olmaz, böyle bir sorumluluğu yüklenemem. Ayrıca üzerinizde ne kadar para olursa olsun, yanınızda TL mevduat hesabınızdan gittiğiniz ülkenin parasını çekebileceğiniz bir ATM banka kartı olsun. Çeşitli adlı sayfamdaki ilgili yazımı okuyup videolarımı izlemenizi öneriyorum. Avusturya Türkiye'den pahalı bir ülke. Örneğin Viyana'da ucuz bir lokantada 10 avroya, iyi bir lokantada 25 avroya yemek yiyebilirsiniz. Yazımda lokanta adları ve yemek fiyatları var. Markette ekmek 2 avro, peynir 10 avro, domates ve elma 2 avro. Merhaba Eylül Roma sonrası nisan 20 Viyana ayarladık nasipse. Benim sorum 3 gün zamanımız olacak bu Viyana'yı gezmek için yeterlimi birde bu ayda viyana yeterince sıcak oluyor mu? Teşekkürler. Merhaba Ercan Bey. Evet 3 günde Viyana'da gezilecek yerlerin çoğunu ziyaret edebilirsiniz. Seyahat yazımdaki listenin tamamına yakınını erken kalkarak gezebilirsiniz ama bence şart değil, rahatça gezebilmek için bazılarını eleyin. Nisan ayının ikinci yarısında Viyana hava durumu gezmeye uygun, gündüz hava sıcaklığı 20 derece, gece 8 derece civarında seyrediyor, geçmişe dönük meteoroloji kayıtları da böyle. Orta kalınlıkta bir mont veya ceket gerekir. Yağmur olasılığı da var; belli bir günde yağmur olasılığı %53 olduğu için oradan pahalıya almaktansa Türkiye'den hafif bir şemsiyeyle gitmekte yarar var. Merhaba yeni yılda viyanada olmayı planlıyorum. Şu bölgede kutlamalısınız diyebilceğiniz bir yer var mıdır? Gündüzünde arabam olacağı için kesin görmelisin dediğiniz yerler de varsa çok sevinirim. Merhaba. Viyana kentinde yılbaşı gecesi ünlü müzikal Dance of the Vampires sergilenecek. Kentin tüm yaya bölgesi ve tarihi meydanlarında Silvesterpfad adlı açık hava konserleri etkinliği oluyor, bu yılbaşı gecesi rotası çok eğlencelidir; vals, klasik, folklor, rock, pop müzik yapılıyor. Şehir merkezindeki City Hall Square ve Prater eğlenceli açık alanlar olur, gece yarısı yeni yıla girerken çok renkli bir havai fişek gösterisi yapılır. Öğleden sonra Graben dans etkinlik ve kursları ile bir açık hava balosuna dönüşür. Viyana Devlet Operası ve Volksoper, Johan Strauss'un Die Fledermau operasını sergiliyor, dev ekranlardan dışarıdakiler tarafından da izlenebiliyor. Yeni yıla girilen saniyelerde St. Stephen Karedrali'nin çanı geri sayım için çalarken, ona Strauss'un Blue Danube Valsi eşlik ediyor. Ertesi sabah, yeni yılın ilk günü Viyana Filarmoni Orkestrası, belediyenin önünde konser verecek. Gezilecek yerler listesindeki hepsi güzel, St Stephan katedrali ve Hofburg Sarayı en ünlü ve turistik yerler. Evet tren ve metro biletleri aynı, ama havalimanı treni CAT için ayrı bilet satın almanız gerekiyor. Alper bey merhabalar, yazınızı yorumlarınızı zevkle okudum, emeğiniz için ayrıca teşekkürler. 10-17 Aralık tarihleri arasında Viyana, Budapeşte, Prag gezisi yapacağız. Hangi Şehre 3 gün ayırsak daha mantıklı olur? Cevabınız için şimdiden teşekkür ederim. Sevgiler, saygılar. Merhaba Esra Hanım. Viyana gezi rehberi yazımı beğenmenize sevindim, ilginize teşekkürler. Üç güzel orta Avrupa kenti Viyana, Budapeşte, Prag arasında benim en çok keyif aldığım şehir Budapeşte oldu, bence ona 3 gün ayırın. Viyana malum çok pahalı."} {"url": "https://celebialper.com/yakutsk-gezisi-yakutistan/", "text": "Yakutsk şehri Rusya'ya bağlı Yakutistan Cumhuriyeti'nin başkenti. Yakutlar kendilerini Yakut değil Saha olarak adlandırıyor, ülkenin adı Saha Özerk Cumhuriyeti. Üç yüz bine yakın nüfuslu Yakutsk, dünyanın en soğuk kenti olarak ünlü ve ben de en soğuk ay olan Ocakta gittim. Bu yazımda soğukluğundan çok Yakutsk şehri, gezi notları, resimleri, insanları, caddeleri, mekanları, Yakut Türkçesi, Yakutistan hakkında bilgi, üniversite, müzik ve dansları var. Yakutsk kentinin Rusça adı , Yakutça adı ise olup D'okuuskay olarak okunuyor. 1632 yılında Lena Nehri kıyısında kurulan Yakutsk zengin elmas, yakut ve gümüş madenlerine sahip. Yakutsk kentinde açıkta satılan her şey böyle donmuştur. Yakutça veya Yakut Türkçesi ile Türkiye Türkçesi arasında benzer ve tamamen aynı atasözleri var. Bunlardan biri \"bil balık bahıttan sıtıyar\", yani \"balık baştan kokar\". Yakutsk şehrinde en net çekebildiğim video bu oldu, hava açık ve buz sisi hemen hiç yok. Yakutistan başkentinde en çok görüştüğüm kişi, Couchsurfing üyesi Darina oldu. Sağ olsun çok ilgilendi, epey gezdirdi beni. Küçük hediyeleri kurabiye, kekik ve Türk kahvesi. CS ağı yurt dışı ucuz gezi ve insanlarla tanışmak için çok yararlı. Arkadaşlarım Darina ve Ayaan ile üniversiteyi gezdik. Bizde Yakutsk Devlet Üniversitesi olarak bilinen eğitim kurumunun asıl adı Severo-Vostochniy Federal'niy Universitet, İngilizcesi North-Eastern Federal University. Girişte bunlar ve daha fazla vestiyer var, malum dünyanın en soğuk kenti, üzerimizde bidolu giysi var. Önce burada kürkler, şapkalar, kabanlar, kar pantolonları verilip hafifleniyor. Üniversitenin Yakutça yani Sahaca tam adı - . Uluslararası kısa adı NEFU olan Devlet Üniversitesi'nde yaklaşık 20.000 lisans, 500 lisans üstü öğrenci okuyor. Üniversitede 1.800 akademik personel çalışıyor. 13 araştırma enstitüsü, 5 fakültesi, kent dışında Mirny, Nerungry ve Chukotka'da bölümleri var. Yakutistan'da çocuklar pek tatlı. Aşağıda benle gördüğünüz çocuk Yakut arkadaşımın evinde, oğlu. Yakutsk şehri soğukluğu ile ünlü ama insanları sıcak. Birçok Yakut arkadaşım oldu, bana iyi davrandılar. Bu akşam Dikaya Utka adlı barda buluşuyoruz. Ardaşlardan sadece caddenin adını almıştım, yolda birine sorarım diye ama caddede yürüyen kimse yoktu. Neyse, mekanı buldum. Yakut Türklerine Türkiye'den getirdiğim zeytinyağlı sarmaları ikram ettim, beğendiler. İşte arkadaşlarım Uygu ve Sima, Ege-Balkan lezzetini tadarken. Yakutistan'da tanıştığım arkadaşlarımdan Kiya Türk kültürüyle ilgili biri. Dillerimizdeki ortak sözcüklerden heyecanla bahsetti. Hepsi çok candanlar. Yakutistan'da arkadaşım Yakut Türkçesiyle rap söylüyor. Parçaya \"bir-iki, bir-ikii\" diye başlıyor. Gece geç saate kadar çok eğlendik, başka bara da gittik. Kaldığım evi bir ara bulamayıp kayboldum, neyse ki fazla sürmedi, yoksa kolayca donabilirdim. Yakutistan'ın başkente uzak Mastaah köy okulunun 100. yılı yardım konserine gitim. Çorbada tuzum olsun. Burada kılıçlı bir Yakut dansının videosunu çektim. Orta Asta Türk müzik videosu harika. Epey video koydum. Yakutistan belgeseli gibi oldu. Yakutsk şehri sert iklimi ve soğuk hava durumu nedeniyle gezi için pek cazip görünmeyebilir ama ben iyi ki gelmişim, çok sevdim. Yakutistan Türkleri canayakın insanlar. En soğuk kentte yaşam iklime göre şekilleniyor. Kışın açık havada uzun süre kalınamıyor. Kapalı mekanlar yemek ve sohbet için vazgeçilmez. Teşekkür ederim. Yakutistan ve Sibirya gezim üzerine daha epey yazacağım. 1995 yılında 5 ay Yakutsk yaşadığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. Yakutistan'ın başkenti Yakutsk'ta kalıp bu sıra dışı kenti tanımanız ne güzel. Alper bey ben Yakutsk a 1995 yılında 5 ay kaldım göl kenarındaki Vozli tank parkına gittiniz mi gitmişseniz eğer oradaki en büyük heykel Bahadır adındaki eski Türk heykelidir YAKUTSK anlatılamaz orada yaşamak çok süperdir müzeleri gezmenizi isterdim. Ne mutlu size Mustafa Bey. Yakutsk halkı bana çok iyi davrandı, sevdim Yakutları. Teşekkür ederim güzel yazınız videolarınız için. Eğitime verdikleri önem beni kıskandırdı. Danslarını çok beğendim. Kız çocuklarının uzun saçlarınıda. Birde gece karda yürürken çıkan kart kurt sesleri çok güzeldi. Cesaretiniz ve yeni yerler keşfetme merakınız karşısında şaşırmamak ve mutlu olmamak elde değil hocam. Sizin sayenizde en azından bir nebze de olsa bizlerde \"geziyormuş algısı\" oluşuyor. Teşekkürler Ali, blog yazmaktaki amacım seyahate cesaretlendirmek, Yakutsk ve diğer sıra dışı yerlere gezmeye gitmeyi özendirmek. Elbette tanışırız. Sevgiler. İlginize teşekkür ederim Barış Bey. Sibirya-Yakutistan ve Afrika öncelikli olmak üzere daha çok gezi yazısı hazırlayacağım. Henüz gittiğim ülkelerden sadece 13 tanesinin yazılarını tamamlayabildim, diğer 30 ülkeden hala 140 civarı yazı yazmam gerekiyor. Yakutsk yazımı beklediğiniz ve okuduğunuz için teşekkür ederim Buse Hanım. Yakutistan bu kadar değil, daha epey yazacağım önümüzdeki günlerde. Gidebilmenizi umarım. Teşekkür ederim Merve Hanım. Yakutsk yazımı okumanıza sevindim. Gezmeye ve yazmaya devam edeceğim. Saha/Yakut Türkçesi, Çuvaş Türkçesi ile birlikte Türk lehçeleri arasında bugün yaşayan en uzak ve anlaşılabilirliği en düşük lehçedir. Söz varlığında Moğolca unsurların, Rusça alıntıların bolluğuna rağmen Türkiye Türkçesi ile ortak sözcükler korunmuş olup benzer ve tamamen aynı atasözleri mevcuttur. Bir tane de ben yazayım: Bies tarbax biir buolbatax\", yani \"beş parmak bir değil\". Ludmila Hanımefendi gibi kendini Türk olarak gören, şivemizi bilen bilinçli Saha/Yakut Türklerinin var olduğunu bilmek de umut ve mutluluk verici. Anladığımız üzere Yakutistan'da her şey buzdan, kalpler hariç. Bu sıcak insanların soğuk ülkesi ile ilgili yazıların geri kalanı lütfen geç kalmasın. Sabırsızlıkla bekliyor olacağım. Sevgiler. Ayça Hanım Yakutistan yazımı okuduğunuz ve bilgiler verdiğiniz için teşekkür ederim. Uzun bir yazı hazırlamaktayım, yarın akşama yetiştirmeyi umuyorum. Sevgiler. Ayça hanım ben ülkenizi şehrinizi ziyaret etmeyi düşünüyorum ban nasıl yardımcı olursunuz ne zaman nereden nasıl gelirim orada kiminle nasıl irtibat kurarım bilgi verirseniz sevinirim. Ayrıca bu siteye ve Alper kardeşime çok teşekkür ederim gerçekten çok bilgi verici bir hizmet eline koluna sağlık kardeşim. Bütün gezi yazılarınız gibi Yakutistan yazınız da çok güzel. Teşekkürler. Siz hep gezin ve yazın lütfen. Çok teşekkürler Rıza, yazıştığımızı hatırlıyorum. Yakutistan'dan yakında yeni yazı yayınlayacağım. İlginden memnunum. Sevgiler. Yorumunuza çok sevindim, teşekkür ederim. Özenli ve sürekli bir okurumdan geri bildirim almak ne güzel. Nice yollara. Ümit Bey yorumunuza çok sevindim, tekrar tekrar okudum. Yakutistan özel bir coğrafya, Yakut halkını pek sevdim. Elimden geldiğince anlattım. İlginize teşekkür ederim. Saha insanları bana sıcak davrandı ve gülümsedi hep. Aslında Batıda da gülmsüyorlar, Latin Amerika'da da, Çin'de de. Gülümsemeyen bizim Orta Doğu coğrafyamız ve Kuzey Afrika. İlginize teşekkür eder, daha fazla gülümseyen bir toplum dilerim. Bir seyahatinizi daha büyük bir zevkle okudum, çok ilgimi çekti doğrusu.:) Benim sormak istediğim bir şey var. Üniversite hocası kendisi türk olarak görüyor demişsiniz, Türk olduğunuzu duyanlar da çok sıcak yaklaşmış. Yakutistan halkının çoğunluğu kendilerinin bizlerle kan bağı olduğunu kabul ediyor mu, bu görüş yaygın mı orada? Bir de bizi ne kadar tanıyorlar acaba? Şimdiden teşekkürler.. Merhaba Selen Hanım. İlginize teşekkürler.:) Yakutlar kendilerini Türklerle yakın akraba olarak görmüyor, sadece bazıları yakınlık hissediyor. Bu yakınlığın da en büyük nedeni Yakutsk'da eğitim vermiş olan Türk okulu ve daha çok da Türk dizileri. Bizi dizilerdeki kadar tanıyorlar. Bir kısmında Türkiye'yi görme isteği var. Gezdiğiniz yerler gerçekten ilgi çekici. Ülke hakkında kendi tarzınızla verdiğiniz bilgilerle, bizleri daha çok coşturuyorsunuz. Yazılarınızı bir gün oraya gidecek olmanın hayaliyle ve azmiyle okuyorum gerçekten. Yazılarınızı ilgiyle takip edeceğim. Gösterdiğiniz bu nimetler için teşekkürler.. Yakutistan gezi yazımı okuduğunuz için teşekkür ederim Esra Hanım. Gidebilmenizi umarım. Müthiş bir deneyim.. Ulaşım konaklama hakkında biraz daha detay verebilirmisiniz? Ayrıca Şubat 2016 da yakutistana gideceğim ve bir yol arkadaşı arıyorum.. Ben uygun fiyatla basit bir pansiyonda kaldım. Rus Havayolu Aeroflot ile Moskova aktarmalı gidiliyor. Gideni az bir ülke, umarım istekli biri yorumunuzu görür. Saha ülkesi Yakutistan'a gidebilmenizi umarım. Çok profesyonel kıyafetler giydim, yine de uzun süre dışarıda kalınamıyor. Çok teşekkür ederim, Yakutistan güzel bir ülke Yakutlar candan insanlar. Merhaba Cengiz Bey. Yakutistan güzel bir ülke. Ben bağımsız geziyorum, ama burada gitmek isteyip de yorumunuzu görenler olabilir. İlginize teşekkürler. Cengiz bey bende yol arkadaşı arıyorum.. İlgilenirseniz byrapor888@ gmail. com den iletişime geçelim.. İmrenmek kötü bir duygu değil, teşvik eder. 46 ülke oldu. Elbette en yoksullar yurt içinde bile gezemiyor. Ne yapayım, ülkemde yoksullar var diye seyahat etmeyeyim mi? Ben gezmek için zengin olmak gerekmediğini anlatmaya çalışıyorum. Çok küçük paralarla Avrupa ve Asya'da ülkeler gezenler var. Merhaba. Yakutistan'da tanıştığım insanlardan ikisiyle, yurt dışında yardımlaşma ve konukseverlik ağı CS yoluyla tanıştım, diğerleri de onların arkadaşlarıydı. Bu sistemi Çeşitli sayfamda anlattım. Yakutlar kendilerine Türk veya Yakut demiyorlar, Saha diyorlar. Kendisini Türk olarak kabul eden çok az kişiye rastladım. Kendilerini bizden görüyorlar, \"bizim atalarımız pek akilli değilmiş, sizinkiler iyi yerlere göç etmişler\" diye şakalaştıkları da oluyordu. Anlaşılması en zor Türk aksanı ile konuşuyorlar. Yakutistan'da halktan 16 kişi ile tanıştım, sadece biri kendini Türk olarak görüyor, ikisi de Türkçe ve Türkiye'ye sempati duyuyor. Diğerlerinin ilgisi yok. Ortak sözcüklerimiz var, yazımdaki videoda görüldüğü gibi rakamların çoğu aynı. Yakutlarla tanışmak beni mutlu etti, bu ülkeye seyahat edebildiğimiz için şanslı kişilerdeniz Kadir Bey. Katkınız için teşekkür ederim. Yakutlar bana iyi davrandı. Yakutistan'a gittiğim için mutluyum. laf Hristiyan filan degiller! Ruslar cogunlukta olmasi verileri oyle gosterir Saman ve Tengrici cogunluktur ama evet alkolik boldur.. 1990 da gitmistim. Hic bir on bilgim olmadan.. Zevkle okudum tekrar gitmek istiyorum.. Ben de Yakutistan'a gitmiş olmaktan mutluyum. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Keyifle okudum resimler ve gezi programınız çok güzel. Gidip görmeyi çok istediğim bir yer. Yazınızı okuyunca oradaki insanları görünce iyice cesaret aldım. Umarım imkanımız olur. Gitmeden mutlaka size danışacağım. Yakutistan yazimi begenmenize sevindim Vural Bey. Diger iki yazima da bakmanizi tavsiye ederim. Gidebilmenizi yurekten isterim. Tabii, her Zaman. Teşekkürler Ali Bey. Yakutistan güzel bir ülke, Yakutsk özel bir şehir. Kesinlikle tavsiye ederim. Alper abi tishort un Super Uflenti gibi bisey sanki ))) saka saka kizma lutfen. Saha baskenti neresi? Moskovadan gelen ucak nereye iniyor; baskente artik Yakutsk denmedigine gore baska bi adi varmi ? Google haritay verdim ama cikmiyor birilerinden Cokuuskay diye duydum dogrumu abi. Saha Yeri Yakutistan'ın başkenti Yakutsk. Uçak başkente iniyor. Yakutça Sahaca adı Cokuuskay. 1990 yılında bir hafta Yakutsk'ta bulunmustum.. Belki de Turkiye'den Yakutsk'a giden ilk Türklerdenim.. Alper bey elinize sağlık google dan araştırma yaparken buldum sizi. Yakutistan yazıma ve seyahat bloguma ilginize teşekkürler Ali Bey. Merhaba. Evet eğitim kalitesi yüksek. Bence yazış. Alper bey kutlarım paylaşımlarınız cesaret verici. Yakutistan seyahat yazıma ilginize çok teşekkür ederim. Bir nebze gitme isteği yaratabilirsem ne mutlu bana. Merhaba yazıları baştan sona okudum keşke organize edilse de beraber gitsek toplanıp bir ara. Yakutistan yazılarıma ilginize teşekkür ederim. Bu mümkün aslında ama kaç kişi çıkar bilemiyorum. Temmuz ayında gitmek istiyorum Yakutistan'a. Başkentinden sonra önemli şehirleri hangisi? Nerelere gitmemi tavsiye edersiniz? Bir de Bagatay nasıl? Saygılar. Ben Yakutistan'a Kışın gittiğim için yolculuk etme imkanım olmadı, sadece yakın çevresine gittim. Yazın ulaşım imkanları normal, gezebilirsiniz. Neryungri, Ust-Nera, Magadan şehirleri var. Merhaba Damla Hanım. Ben Aeroflot hava yolunun Moskova aktarmalı Yakutsk uçak biletine 1500 lira verdim, 1 haftada tüm masraflarım 1000 lira tuttu. Fakat o günlerde Rus Rublesi ani bir düşüş yaşamıştı. Bu yıl ise Türk Lirası ciddi oranda değer kaybetti, bunu hesaba katmak gerekiyor. Ne zaman gitmeyi düşünüyorsunuz? Mevsim önemli, Yaz ve Kış sıcaklıkları arasında 100 derece fark var. Gidiş ile ilgili tam bilgiler verir misiniz ben de gitmek istiyorum özellikle masrafları vs anlatırsanız memnun olurum. Yakutsk'a Rus Hava Yolu Aeroflot ile Moskova aktarmalı gidiliyor. Moskova, St. Petersburg gibi Rusya şehirlerinden ucuzdur."} {"url": "https://celebialper.com/yunanistan-hakkinda-bilgi/", "text": "Yunanistan hakkında bilgi içeren bu yazımda ülkenin tarihi, kurucusu, kültürü, gelenekleri, halkı, özel günleri, bayramları, festivalleri, karnavalları, mitolojisi, hava durumu, bayrağı, haritası, konumu, iklimi, bölgeleri, illeri, şehirleri, nüfusu, yüzölçümü, ekonomisi ve Türk azınlık hakkında bilgiler var. Araplar ve Farslar gibi biz de 3 Yunan kavminden biri olan İyonlar adından gelen Yunan sözcüğünü kullanıyoruz ama Yunanlar kendilerini Helen, ülkelerini Helen Cumhuriyeti, Yunancada Elliniki Dimokratya ya da kısaca Ellada veya Hellas olarak adlandırıyorlar. İşte Yunanistan hakkında kısa, ilginç ve önemli bilgiler. Konum olarak Avrupa kıtasının güneydoğusunda yer alan bir Balkan ülkesi olan Yunanistan kuzeydoğuda Türkiye, kuzeybatıda Arnavutluk, kuzeyde Makedonya ve Bulgaristan ile komşu. Anakaranın doğusunda Ege Denizi, batısında İyonya Denizi, güneyinde Girit Denizi ve Akdeniz yer alıyor. Yunanistan, 227 tanesinde insan yaşayan, adacıklar dahil 6000 civarı adaya sahip ve 13.676 km uzunluğundaki kıyı şeridiyle bu alanda Akdeniz'de birinci, dünyada on birinci sırada. Yüzde sekseni dağlık olan ülkenin en yüksek dağı 2.918 metrelik Olimpos Dağı. Yunanistan'ın nüfusu 11 milyon, yüzölçümü 131.957 kilometre kare, başkenti Atina. Yunanistan; tarih yazımı, siyaset bilimi, demokrasi, Batı felsefesi, Olimpiyat Oyunları, Batı edebiyatı, önemli bilim ve matematik ilkeleri ile Batı dramasının doğduğu yer olması nedeniyle Batı uygarlığının beşiği kabul ediliyor. Yunanlar, MÖ sekizinci yüzyıldan itibaren tüm Akdeniz ve Karadeniz'e yayılan ve polis olarak bilinen birçok bağımsız şehir devleti kurdular. II. Filip MÖ dördüncü yüzyılda Yunan anakarasının çoğunu birleştirirken oğlu III. Aleksandros, antik dünyanın büyük bir kısmını fethederek Yunan kültürünü ve bilimini Doğu Akdeniz'den İndus Nehri'ne kadar yaydı. MÖ ikinci yüzyılda Roma tarafından işgal edilen Yunanistan, Roma İmparatorluğu'nun ikiye bölünmesiyle Yunan dili ve kültürünün hakim olduğu Batı Roma yani Bizans İmparatorluğu'nun ayrılmaz bir parçası oldu. Birinci yüzyılda Rum Ortodoks Kilisesi'nin kuruluşu, modern Yunan kimliğini şekillendirdi ve Yunan geleneklerini Ortodoks dünyasına yaydı. On beşinci yüzyılın ortalarında Osmanlı egemenliği altına giren Yunanistan'ın modern bir ulus devlet olarak ortaya çıkışı, verdiği bağımsızlık savaşının ardından 1830'da gerçekleşti. Yunanistan'ın sahip olduğu on sekiz UNESCO Dünya Mirası, ülkenin zengin tarihsel geçmişini yansıtıyor. Yunanistan yüksek gelirli bir ekonomi, yüksek yaşam kalitesi ve yüksek yaşam standardına sahip demokratik ve gelişmiş bir ülke. Birleşmiş Milletler'in bir kurucusu, Avrupa Birliği üyesi ve 2001'den beri euro bölgesinin bir parçasıdır. Kültürel mirası, turizm sektörü, taşımacılık sektörü ve jeostratejik önemi nedeniyle orta ölçekli bir güç olarak kabul ediliyor. Balkanlar'ın en büyük ekonomisi ve önemli bir bölgesel yatırımcısı. - Yılda ortalama 250 güneşli gün yaşanan, Avrupa'nın en güneşli ülkesi. - Her yıl nüfusunun iki katından fazla turist ziyaret ediyor. - Hiç insan yaşamayan binlerce adaya sahip. - Halen yaşayan en eski, zengin ve etkili dil Yunanca. - Yunanlıların feta dedikleri beyaz peynir sadece bu ülkede ve Türkiye'de üretiliyor. - Dört binden fazla geleneksel dans türü var. - Dünyada kişi başına en çok müze düşen ülke. - Yunan para birimi drahmi 2500 yıl kullanıldı. - Büyük İskender'e kadar paralara sadece tanrı ve tanrıça resimleri basılırdı. Yunanistan bayrağı 4 beyaz ve 5 mavi yatay çizgiden ve sol üst köşede yer alan beyaz haçtan oluşuyor. Mavi ve beyaz, Yunan halkının milli renkleri olup mavi gökyüzünü ve denizi; beyaz ise Yunan bağımsızlık mücadelesinin saflığını sembolize ediyor. Haç, Hristiyanlık dinini temsil ediyor. Mavi ve beyaz olmak üzere toplam 9 yatay çizgi, Yunan sloganı Eleftheria i Thanatos'u oluşturan sözcüklerin toplam hece sayısından geliyor. Yunanistan'ın nüfusu 11 milyon olup, halkın büyük çoğunluğunu etnik Yunanlar oluşturuyor. İnançlı Yunanlar büyük oranda Ortodoks Hristiyan. Nüfusun çoğunluğunu Türkiye'den 1924 mübadelesi, 1955 yağması ve 1964 sürgünü sonucu göçen Rum nüfustan oluşuyor. 1924 öncesi Yunan Krallığı'nın nüfusu 2 milyonun altındaydı ve bu nüfusun çoğunluğunu Yunanlaşmış Arnavutlar yani Arvanitler oluşturuyordu. Buna 1,5 milyon civarında Anadolu Rumu eklendi. Anadolu'dan göçen Rumlar daha çok Batı Trakya ve Tesalya'ya yerleştiler ve yüksek çocuk sayısı ve nüfus artışıyla eski Arvanit-Yunan nüfusunu geride bıraktılar. Aşağıda biri Atinalı, üçü Selanikli Yunan arkadaşlarımı görüyorsunuz. Başlıca azınlıklar Makedonlar (250.000), Tosk Arnavutları (222.000), Ulahlar (209.000), Pontuslu Rumlar (202.000), Arvanitika Arnavutları (152.000); Müslüman azınlıklar Türkler (150.000), Pomaklar (50,000), Saidi Araplar (30.000), Farslar (10.000), Afrikalılar (6.100) oluşturuyor. Ayrıca Karaman'da yaşayan, Türkçe konuşan, Yunan harfleriyle Türkçe yazan Ortodoks Türkler de mübadele sırasında Yunanistan'daki Müslüman Türklerle değiştirildi. 1923 Lozan Antlaşmasına ekli protokol hükümlerince Türkiye'de yaşayan yaklaşık 193.000 Karamanlı Türk, Rum sayılarak zorunlu nüfus değişimine tabi tutuldu. Yunan mitolojisi, Antik Yunan'da dünyanın yaratılışı, tanrı, tanrıça ve kahramanların hayatı hakkındaki efsane ve öğretileri içeriyor ve Eski Yunan dininin temelini oluşturuyor. Günümüzde Yunan mitolojisi hakkındaki bilgileri, tanrıların öykülerini ve görevlerini bu sözlü edebiyatın yazılı hallerinden alıyoruz. Yunan mitolojisi Yakın Doğu ve birçok Avrupa mitolojisini etkiledi. Yunan Tanrılarının her biri Romalılar tarafından farklı isimler konarak kabul gördü. Roma mitolojisi neredeyse tamamen Yunan mitolojisini temel alır. Yunan mitolojisindeki efsanelerde çoğu eski Yunan tanrıları insan şeklinde. Yunan tanrılarının yaratılış hikayelerinde seçilmiş 12 tanrı (ki bu 12 tanrı, 4 kadın ve 8 erkekten oluşur) Olimpos Dağı'nda otururlar, her şey Olymposlu Tanrılarla Titanların savaşlarıyla başlar ve Olymposluların zaferiyle son bulur. Savaştan sonra Titanlar cezalandırılır. Gaia, Khaos, Phoebe ve Kronos gibi Titanlar Tartarus'a gönderilir. Tartarus'ta Olimpos Tanrıları tarafından sonsuza kadar süren bir cezaya mahkum edilir. Khaos ise zaten Titanlar tarafından yok edilmişti. Yerküreyi taşımak ile cezalandırılan Atlas gibi, Titanlardan Olimposluların yanına geçen Titan tanrıları da vardır. Prometheus gibi Yunan Tanrıları dünyayı Olympos Dağının tepesindeki bulutların üzerinden yönetirler. Toplamda 12 Tanrı bulunur. Bu 12 sayısı hiç bozulmaz, bir tanrı eklenirse bir başkası bu listeden çıkar. Örneğin Dionysos Pantheon'a dahil olduğunda Hestia Olimpos'tan ayrılmıştır. Şimşeklerin efendisi Zeus nice savaşlar vererek yönetimi babası Kronos ve onun yardakçıları Titanların elinden almış, 3 erkek kardeşiyle dünyayı bölüşmüştür. Çekilen kuraya göre gökyüzü Zeus'a, denizler Poseidon'a, yeraltı da Hades'e düşer. Herkes görev dağılımından sonra Olimpos'a çıkar ve dünyayı yönetmeye başlarlar... Yunanistan hakkında bilgi yazısı diğer konularla devam ediyor. MÖ 2 milyon ile MÖ 3200 yılları arasında Yunan topraklarında Taş Devri, Palaeolitik, Mezolitik ve Neolitik dönemler yaşandı. Erken Bronz Çağ'da yaşanan nüfus artışı, güney Yunanistan'da yerleşim yeri sayısının artmasına neden oldu. Girit adasının Akdeniz'in güneyindeki coğrafi konumu ve doğal çevresi, Minos uygarlığının oluşum, gelişim ve karakteristik özelliklerine doğrudan etkide bulundu. Minos Girit uygarlığının etkisiyle Miken Uygarlığı anakara Yunanistan'da yeşerdi. 1952 senesinde, kullandıkları heceli yazı tipinin Yunancanın eski bir formu olduğu, İngiliz mimar ve klasik dönem uzmanı Michael Ventris tarafından deşifre edildi. Ege Denizi İÖ 11. yüzyıldan itibaren insanları çeken, ekonomik, sosyal ve kültürel etkinlik bölgesi, ticaret ve yaşam alanı oldu. Karanlık Yıllar olarak bilinen iki yüzyılı (İÖ 1150-900), Geometrik Dönem (İÖ 9.-8. Yüzyıllar) takip etti. Bu dönem, antik Yunan Rönesansının başlangıcı kabul edilip, Yunan şehir-devletlerinin kuruluşu ile Yunan alfabesinin geliştirilip Homer epiklerinin (İÖ 8. yy sonu) derlenmesini kapsıyor. Tüm Yunanlar arasında soy bilincinin geliştiği, geleneklerin ve dilin güçlendirildiği dönem arkaik çağ. Yerellik duygusu da aynı zamanda gelişmeye başladı. Yunan şehir devletleri ticaret ve kültür rotalarını batıda İspanya'ya, kuzeyde Karadeniz'e ve güneyde Kuzey Afrika'ya kadar genişletti, bu da takip eden klasik dönemin gelmesine yol açtı. Atina'nın politik, sosyal ve ekonomik yükselişiyle beraber Sparta'nın askeri ve kültürel gelişmeleri, işgal amacıyla gelen Pers güçlerinin başarıyla püskürtmesini sağladı (İÖ 490-479). Bu birleşik savunmayla Altın Çağ olarak da bilinen dönem, klasik Yunan dönemi olarak anılıyor. Demokrasi, Olimpiyat Oyunları ve tiyatro gibi evrensel temel toplumsal düşüncelerin doğduğu dönem. Bu dönemin başarılı ve entelektüel felsefe ve sanat çalışmaları günümüzde hala takdir görüp ve yeni düşüncelere ilham veriyor. İÖ. 4. yüzyıl yeni kuvvetlerin ortaya çıkmasına sahne oldu. II. Philip ve oğlu Büyük İskender ile Makedon Yunan Krallığı, Yunanistan üzerinde baskın rol oynadı. İskender'in doğuya yaptığı sefer ve fetihlerle Yunan egemenliğindeki bölgeleri çoğaltıp Yunan uygarlığını İndus nehrine kadar genişletti. Büyük İskender'in ölümüyle (İÖ. 323) komutanları tarafından birçok krallık kuruldu, bu da Helenistik dönemin (İÖ.3.-1. yy.) başlangıcını işaret etti. Bu çağda, Yunan şehir devletleri bağımsızlıklarını koruyabilseler de, eski güçlerini ve saygınlıklarını kaybettiler. Buna rağmen, edebiyat ve sanat alanındaki yaratıcılıkları, dünya uygarlığına katkıları devam etti. Yunanistan İÖ. 146'da Roma tarafından işgal edilip Roma hükümdarlığı dönemi başladı. Yunan ve Roma kültürleri arasındaki yoğun alış verişin yaşandığı bu dönem daha sonraları, Greko-Romen uygarlığı olarak anılır. Aynı zamanda Hristiyanlık doğmuş olup, Yunanistan genelinde Dodekatheon (12 Tanrı İnancı) terk edilerek bu yeni inanca geçiş yaşandı. İmparator Konstantin'in kararıyla odak noktası doğuya kayarak, MS 324 yılında imparatorluk başkenti Roma'dan Konstantinopolis'e taşındı. Bununla beraber daha sonraları \"Bizans İmparatorluğu\" olarak anılacak Doğu Roma İmparatorluğu çağı başladı. 324 ile 610 yılları arasına İmparator Büyük Konstantin ve Jüstinyen dönemleri damgasını vurdu. Hükümdarlıkları döneminde Roma geleneği, Bizans İmparatorluğu'nun Helen karakterinin ortaya çıkmasını sağlamak için kademeli olarak asimile edildi. Bu süreçte, devlet kurumları güçlendirilip, imparatorluk sınırları genişletildi. Orta Bizans çağında İmparatorluk sürekli olarak eski rakipleriyle ve yeni ortaya çıkan rakipleriyle mücadele etmek zorunda kaldı. Patrik Photios, Michael Psellos, Romanos Melodos gibi büyük Bizans alimleri Bizans manevi ve edebi hayatını geliştirdi ve Yunan klasik mirasının korunması ve yaygınlaştırılmasına katkıda bulundular. Bu dönemde, Doğu Balkanlar'da Kiril alfabesinin kademeli olarak uyarlanması başladı. 1204 senesinde Konstantinopolis ilk defa Latin Haçlılar tarafından işgal edildi. Bu olay Anadolu'daki Türk boylarının işgali ile devam edecek olan uzun ve zor bir dönemin başlangıcı oldu. 1453 senesinde Konstantinopolis'in Osmanlı Türklerinin eline geçmesi Bizans çağının sonu oldu. Takip eden dört yüzyıl boyunca Yunanlar, Osmanlı hakimiyetinde kimliklerini koruyabilmek için çaba sarf ettiler. Aşağıda Osmanlı İmparatorluğu'nda 1908'deki Jön Türk devrimini ve anayasal düzenin yeniden ilan edilmesini kutlayan bir Yunan taş baskısı görüyorsunuz. Osmanlı Türklerinin hakimiyeti altındayken Yunan nüfusu, gayrimüslimler için tek kabul edilen kurumsal yapı olduğundan kendi kilise ve dinlerinin etrafında sığınak buldular. Yunan kolektif kimliğinin uyanışı 1821 senesinde Yunan Bağımsızlık Savaşı'nı ve beraberinde 1830'da Modern Yunan Devleti'nin kurulmasını getirdi. İlk başlarda Modern Yunan devleti sadece Mora yarımadası, batı ve doğu-merkez Yunanistan, ve Kiklad adaları ile Sporades Ege adalarından oluşuyordu. 19. yüzyılın devamında, küçük Yunan nüfusu tarafından iskan edilen yeni alanlar yavaş yavaş Yunan devletine katıldı. Aynı zamanda, ortaya çıkan yeni devlet, siyasi ve ekonomik modernleşme yönünde ilk adımlarını attı. Yunanistan Krallığı, 1832 yılında dönemin süper güçleri Birleşik Krallık, Avusturya Macaristan İmparatorluğu, Prusya, Fransa ve Rusya İmparatorluğu tarafından ilan edilen devlet. Bağımsızlık duyurusunun yapılmasının ardından, Osmanlı İmparatorluğu'ndan tam bağımsızlığını eline almış olduğu 30 Ağustos 1832 tarihli antlaşmayla uluslararası düzeyde tanındı. Yunan Bağımsızlık Savaşı'nı yöneten geçici Yunan hükumetinin üzerine kuruldu ve 1924 yılında krallık devrilerek yerine İkinci Yunan Cumhuriyeti kurulana dek ayakta kaldı. Daha sonra cumhuriyetin 1935 yılında yeniden yerini krallığa bırakmasıyla bu kez 1974 yılına dek Yunanistan topraklarında egemen oldu ve yedi yıllık bir askeri darbe döneminin ardından bugünkü modern Yunanistan Cumhuriyeti'nin kurulmasıyla tarihe karıştı. 1897-1922 yılları arasındaki dönem Modern Yunan Devletinin bölgesel entegrasyonuna tanık oldu. Önemli olaylar ile ileriye dönük gelişmelerin yanı sıra, kararlılıkla yapılan anayasal demokratik düzenlemeler Yunanistan'ın gelişimini belirledi ve modern bir devlet olma yolunda katkıda bulundu. 1923 ve 1940 yılları arasındaki iki savaş arası Yunanistan için geçiş ve tamamlanmamış siyasi konsolidasyonun olduğu bir dönem sayılıyor. Önemli ekonomik ve demokratik anayasal değişikliklerin oluşmasına rağmen, Yunanistan diğer tüm Avrupa ülkeleriyle birlikte belirsizliklerin olduğu bir süreç içinde hem yurtiçinde hem de yurtdışında sistematik bir istikrar sağlamak için büyük çabalar sarf etti. II. Dünya Savaşı sırasında ülke çapında yaşanan büyük kayıplar ve ardından yaşanan iç savaş, Yunanistan'ı savaş sonrası döneminde oldukça dezavantajlı bir konuma getirdi. Buna rağmen kısa bir süre içerisinde ekonominin yeniden yapılandırılmasıyla birlikte demokratik siyasi konsolidasyon için yeni çabaların sarf edildiği bir döneme girildi. Ancak bu çabalar yedi yıl süren (1967-1974) askeri diktatörlük tarafından kesintiye uğradı. 1974 yılından itibaren siyasi ortamın olgunlaşması ülke kurumlarının kararlılığını beraberinde getirdi. Yunanistan, 1981 yılında bugün adı Avrupa Birliği olan A. E. T.'ye tam üye oldu ve 2002 yılında Avrupa ortak para birimi avroya geçti. Bugünkü Yunanistan'ın kurucusu, Osmanlıdan bağımsızlığını kazanan devletin ilk başkanı Ioannis Kapodistrias (1827 1831). Yunan Bağımsızlık Bildirgesi'nin yazarlarından ve ilk meclis başkanı Alexandros Mavrokordatos da ülkenin kurucuları arasında. Osmanlılara karşı ayaklanmanın ilk kaybı Rigas Feraios ile Yunan Kurtuluş Savaşı'nın komutanları Theodoros Kolokotronis, Georgios Karaiskakis, Andreas Vokos Miaoulis, Laskarina Bouboulina, Yannis Makriyannis de Yunanistan'ın kurucusu ve kahramanları olarak anılıyor. Yunan ulusal hareketinin önderi, modern Yunanistan'ın kurucusu Eleftherios Venizelos, \"Ethnarch\" yani lider, şef olarak kabul ediliyor. Eskiye gidersek Yunanların efsanevi atası, ülkeye ve halka adını veren Hellen. Atina'nın kurucusu Theseus; demokrasiyi icat eden ve Atina Anayasası'nı yazan Solon ile Cleisthenes; Sparta şehir devletinin kurucusu Spartalı Lycurgus; ilk Thebes Kralı Cadmus; ilk birleşik Yunan Federasyonunun kurucusu, Büyük İskender'in babası Makedonya Kralı II. Philip, Yunanistan'ın kurucuları arasında yer alan liderlerden. Kökleri derin ve eski olan Yunan kültürü, dünyanın çoğu yerinde az veya çok etkili. Ulah, Giritliler, Epirotlar, Makedonlar, Ege ve İyon ada sakinleri, Pontus Yunanlıları, Küçük Asya ve Mısır, Pomaklar, Traklar, Tsakones, Sarakatsans, Maniots, Arvanitler tarih boyunca Yunan kültürü üzerinde etkili oldular. Her birinin kendine özgü gelenekleri, görenekleri, alışkanlıkları, mutfağı ve yerel ürünleri, sanatı, kostümleri, mimarisi, dansları, deyimleri ve lehçeleri, Yunan kültürünü zenginleştiriyor. Yunan kültürü Miken Uygarlığı ile başlayıp Klasik Yunan, Roma İmparatorluğu ve ardından Bizans ile binlerce yıl içinde evrildi. Pers, Frenk, Osmanlı, Venedik, Ceneviz ve İngilizler de modern Yunan kültürü üzerinde önemli izler bıraktılar, bu nedenle Yunanistan hakkında bilgi edinirken bu uygarlıklar hakkında da fikir sahibi olmakta yarar var. Yunanistan dünyanın birçok ülkesinde Batı kültürünün ve demokrasinin beşiği olarak kabul ediliyor. Modern demokrasilerin kaynağında eski Yunanistan'daki halkın yönetime katılımı, jüri tarafından yargılama, yasalar karşısında eşitlik kavramları var. Antik Yunan Uygarlığı biyoloji, geometri, tarih, felsefe, fizik gibi sistematik düşünceye dayanan birçok bilim ve sanat alanında öncülük etti. epik şiir, lirik şiir, tragedya, komedi gibi önemli edebi türler yarattı. Yunan kültürü tarafından yaratılan düzen ve oran anlayışının güzellik ideali, Batı sanatını güçlü biçimde etkiledi. Yunan gelenekleri hala hayatta. Halk arasında geleneksel kıyafetler giyenlere rastlanabiliyor. Batı Girit'te yaşlı erkekler hala yüksek çizmeleriyle, golf pantolonlarıyla ve siyah püsküllü mendilleriyle gurur duyuyorlar; Karpathos'ta kadınların iki geleneksel elbiseleri var, basit olan her gün için ve çok ince işlenir, renkli olanlar iste festivaller ve düğünler için; Metsovo'da özel günlerde işlemeli yelekler, yünlü şapkalar, dokuma pantolonlar ve takunyalar giyen erkekler görülebiliyor. Doğum, vaftiz, nişan, düğün, cenaze; yaşama şekil ve tanım veren kilometre taşları olarak kişinin toplumdaki yeri açısından önemli. Gelini giydirme ve düğün yatağında erkek bebek zıplatmayla başlayan geleneksel düğünler. Kiliseye kadar müzisyenlerin eşlik ettiği gelin. Özellikle Lefkas'ın zengin düğün adetleri. Yakılan Maniot ağıtları, müzik eşliğinde öteki dünyaya yolculuk. Ve her yerde festivaller bulabilirsiniz ancak Patras, çoğunun kökeni pagan bereket ayinlerine dayanan maskeler, bereket sembolleri, kışkırtıcı davranışlar, vahşi müzik, sınırsız dans ve şakaların Paskalya orucu öncesini renklendirdiği en ünlü kutlamalarıyla dolu. Sonbaharda, Girit'te ve Ege adalarında domuz kesimi; Mayısın ilk gününde güneşin doğuşundan önce yapılan Mayıs çelenklerinin Yaz dönümü arifesinde yakılması; ve Zakynthos'ta 14 Eylül'de Gerçek Haç günü ekmeği mayalamak için kullanılan unun ve fesleğenin kutsanması, Yunan gelenekleri ve görenekleri arasında yer alıyor. Yunanistan'da her bölgenin özel yemeklerinin, şarkılarının ve Noel ilahilerinin eşlik ettiği geleneksel kutlamalar var. Örneğin Epifani'de tüm adalardaki ve ana karanın sahil kesimlerindeki tüm genç erkekler papazın attığı haçı alan ilk kişi olmak için soğuk denize dalıyorlar. Bu gelenek İstanbul Boğazı kıyısında da Rum azınlık tarafından yaşatılıyor. Paskalya kutlamalarının Yunan geleneğinde özel bir yeri var. Patmos'ta Paskalya öncesi Kutsal Hafta dini açıdan önemli bir zaman. Paskalya'dan önceki Perşembe günü, Son Akşam Yemeği yeniyor ve Kutsal Cuma'da her kilisede mum ışığında beyaz çiçeklerle süslenmiş İsa'nın tabutunun takip edildiği geçit törenleri var. Paskalya gelenekleri, Korfu'daki bando takımlarından ve 'kadehlerin kırılmasından', Vrontado, Sakız Adası'nın 'roket savaşlarına' geniş oranda çeşitlilik gösteriyor. Arahova'da, 23 Nisan'da, veya tarih Paskalya Orucunda yer alıyorsa Paskalya Pazartesi'de, St. George'un bayram günü geleneksel kostümlerle yarışmalar gerçekleşiyor. Azizler günü köylerdeki küçük kiliselerde ve şehir kiliselerinde tüm yıl boyunca kutlanıyor. Koruyucu aziz gününden ve arefesinden de genelde önde gelen Panigiri Festivali ücretsiz yiyeceklere, içeceklere ve ilerleyen saatlerde dini toplulukla dans etme özelliğiyle ön plana çıkıyor. Korfu'nun, Kefalonya'nın ve Zante'nin İyonya adalarında, koruyucu azizler Spyridon, Gerasimos ve Dionysios bandoların eşlik ettiği gösteri ve tören alaylarıyla onurlandırılıyor. Lesvos'taki Agiassos'ta, İlyas Peygamber gününde, süslenmiş atlar üzerindeki biniciler içlerinden birinin Peygamberin simgesini getirmek üzere seçileceği dağ kilisesine tırmanıyorlar. Meryem Ana onuruna 15 Ağustos'taki kutlamalar binlerce inançlı Yunanı buraya çekiyor. Tinos Katedrali, Paros'taki Ekatondapyliani ve Amorgos'taki Hozoviotissa, özellikle ünlü olanlar. Adı azizlerden gelen kişiler, yılın belli bir gününü isim günü olarak kutluyorlar. İsim günü olan kişiyi ailesi ve arkadaşları ziyaret edip iyi dileklerini ve hediyelerini sunuyorlar. Ev sahibi de kurabiye, tatlı ve atıştırmalıklar ikram ediyor. Evlilik öncesinde erkek kızı babasından veya ailesinden ister ve iki aile gelin ve damat adayına hediyeler verir. Yüzükler sol ele takılır, evlenirken sağ ele alınır. Nişan gelenekleri hala yaşıyor olsa da giderek azalıyor. Beyaz eşyayla balayını bırak, resmen araba parası bile çıktı valla. Yunanca Apokries adı verilen Paskalya bayramı öncesinde 40 gün boyunca et ve hayvansal ürünlerin yenilmemesi ile tutulan oruca gönderme yapılan karnaval. Yunanistan'da Rio ve Venedik karnavallarının da başlangıcının Apokries Karnavalı'na dayandığı söyleniyor. Birçok şehirde kutlanan karnavalın en ünlüsü Patra'da; diğer en eğlenceli karnavallar ise Kozani, Resmo ve İskeçe'de yer alıyor. Kathara Deftera (Temiz Pazartesi, Lent Monday), ailelerin Büyük Oruç başlangıcını kutlamak için pikniğe gittikleri bir gün. Etsiz, sütsüz, yumurtasız yemekler hazırlanıyor, zeytinler, tarama salatalar, helvalar, bugüne özel pişirilen susamlı lagana ekmeği yeniyor, kadehler \"Kali Sarakosti\" (mutlu 40 oruç günü) dilekleriyle kaldırılıyor ve \"Büyük Oruç\" Sarakosti başlıyor. Yunanistan'ın Osmanlı İmparatorluğu'ndan bağımsızlığını kazandığı 25 Mart 1821 tarihi, aynı zamanda Cebrail'in Hz. Meryem'e haber ulaştırdığı günün de yıl dönümü olduğu için hem milli hem dini bir gün. Yunanlar 28 Ekimde Başkan Metaksas'ın II. Dünya Savaşı'nda ülkeyi işgal etmek isteyen İtalya tarafına \"hayır\" demesini kutluyorlar. Pencere ve balkonlara Yunan bayrağı asılıyor, öğrenci ve askerlerin katıldığı geçit törenleri yapılıyor. Alçak bölümler bitki örtüsü bakımından fakir olup, mevsimlik bitkiler yetişiyor. Ülkenin orta ve güney kısımlarında Akdeniz ikliminin karakteristik bitki örtüsü makiler egemen. Dağlık bölgelerde ise ormanlar yer alıyor. Ormanlar ya da korular ülkenin yaklaşık %50'sini kaplıyor. Hava sıcaklıkları Yazın ülkenin güneyinde gündüz 25, gece 34 derece civarında ve bunaltıcı. Güneyde örneğin başkent Atina'da Kışın sıcaklıklar gece 7, gündüz 13 derece dolayında. İlkbaharda Nisan ayında Atina gündüz 19, gece 13 derece oluyor. Kuzeyde Nisan ayı gündüz 18 gece 9 derece, Yazın gündüz 31 gece 20 derece, Kışın Ocakta Selanik gündüz 8, gece 2 derece hava durumu koşulları sunuyor. Yazın ünlü tatil adası Mikonos'ta sıcaklık gündüz 30, gece 22 derece; Türk turistlerin çok sevdiği Thasos Adası'nda gündüz 28, gece 20 derece. Yunanistan'da toplam 13 bölge bulunuyor. - Trakya Thraki - Makedonya Makedonia - Epir İpeiros - Teselya Thessalia - İyonya Adaları Ionia nisia - Orta Yunanistan Sterea Ellada - Eğriboz Euboea - Mora Yarımadası Peloponnesos - Sporad Adaları Voreies Sporades - Ege Adaları Nisia Aigaiou - Kiklad Adaları Kyklades - On İki Ada Dodekanisa - Girit Kriti Ülkede 51 il ve şehir merkezi bulunuyor. Yunanistan ekonomisi nominal olarak dünyanın 46. büyük ve satın alma gücü paritesi bakımından 52. büyük ekonomisi. Hizmet ağırlıklı ekonomiye sahip Yunanistan, ileri olduğu gemi taşımacılığı, turizm ve bankacılık dışındaki sektörlerde, bu alanlarda güçlü ülkelerle pek rekabet edemiyor. Sanayinin GSYİH içindeki payı %15, tarımın %5, hizmetlerin ise %8. Turizm, gemicilik, finans, inşaat ve telekom sektörün en önemli kalemler. İşgücünün %11.8'ini istihdam eden tarım sektöründe üretimi yapılan önemli ürünler taze meyve sebze, zeytin, tütün, şeker, pirinç, buğday, işlenmiş meyve sebze, konserve, şeftali, domates ve zeytinyağı. Firmaların geneli küçük aile işletmeleri. Yunanistan özellikle sanayi ürünlerinde çok sınırlı ve az sayıda üretim imkanları ile toplam talebinin %80'ler gibi bir kısmını ithalat ile karşılayan bir ülke konumunda. Gemi taşımacılığı Yunanistan için hayati öneme sahip sektör. Sektör ülke gayrisafi yurtiçi hasılasının %7.5'ini oluşturmakla birlikte, 200.000'den fazla kişiye istihdam sağlıyor. Yunanistan ticaret filosu dünya filosunun yaklaşık %20'sini elinde bulunduruyor. Yunanistan Gemiciler Birliği verilerine göre ülkenin gemi taşımacılığından elde ettiği senelik gelir 14 milyar doların üzerinde. Yeni AB üyesi ülkelerle yapılan ithalat ve transit ticaretin gelişiminden dolayı Pire ve Selanik limanlarının genişletilmesine ağırlık veriliyor. Yunanistan ekonomisi için öneme sahip olan turizm sektörü ülke hasılasının yaklaşık %16'sını oluşturuyor. Sektörde 657 bin kişi istihdam ediliyor. Yunanistan dünyada en fazla turist çeken ilk 20 ülke arasında yer alıyor. Son yıllarda Yunanistan'a gelen yabancı turist sayısında gözle görülür bir artış oldu. Turizmin büyümenin itici gücü olacağı bekleniyor. Aşağıdaki grafikte son yıllarda sadece Atina'ya gelen turist sayılarını görüyorsunuz; mavi grafik havalimanına gelen turist sayısını, kırmızı olan ise toplam otel konaklamalarını milyon olarak gösteriyor. 2008 küresel ekonomik krizinden çok etkilenen ve 2009'dan itibaren % 25'ten fazla küçülen Yunan ekonomisi, ilk defa 2014 yılında yeniden pozitif büyüme oranına geçti. Türkiye ve Yunanistan'ın taraf olduğu anlaşmalar uyarınca Batı Trakya'daki Türk nüfus ile İstanbul, Gökçeada ve Bozcaada'daki Rum Ortodoks nüfus, iki ülke arasındaki zorunlu Büyük Mübadele'nin dışında bırakıldı. Bu çerçevede, bugün Batı Trakya'da sayıları 150.000 civarında Müslüman Türk Azınlık yaşıyor. 1923 Lozan Barış Antlaşması'yla Batı Trakya Türk toplumuna \"azınlık\" statüsü tanındı. Lozan Antlaşması'nın 37. ila 44. maddeleri, Türkiye'deki Müslüman olmayan Azınlıkların haklarına ilişkin düzenlemeleri içerip; 45. maddesi ise, Türkiye'nin Müslüman olmayan Azınlıklara tanıdığı bu hakların Yunanistan tarafından da, topraklarında bulunan Müslüman Azınlığa tanındığını belirtiyor. Yunanistan'daki Türk varlığı Batı Trakya'yla sınırlı olmayıp, Rodos ve İstanköy ağırlıklı olmak üzere Onikiadalar'da yaşayan ve sayıları 6.000 civarında olan bir Türk nüfus da var. Ancak, Yunanistan 1923 yılında Lozan Barış Antlaşması imzalandığında On İki Ada'nın İtalyan yönetimi altında bulunduğu gerekçesiyle söz konusu Türklere azınlık statüsü tanımıyor. Yunanistan hakkında bilgi edinmek isteyenlere bir kaynak olmasını umuyorum. Merhaba Doğukan Bey. 🙂 Yunanistan'ın neresine gideceksiniz? Ne kadar kalacaksınız? Yunanistan'ın yerel ürünlerinden dağ kekiği balı, uzo, zeytin, kekik, deri sandalet, sakızlı zeytinyağı sabunu, zeytin ağacından ahşap eşyalar, kaşık tatlıları ve hediyelik eşyalar satın alabilirsiniz. Merhaba adaşım. Yunanistan'a sanırım Yazın tatil için gitmeyi düşünüyorsunuz. Selanik çevresini ve Halkidiki Yarımadası'nı öneririm ama sıcak olur. Bütün Yunanistan güzel, turistik yerlerde önemli tarihi eserler, antik kentler, turistik olmayan yerlerde doğal güzellikler, güler yüzlü samimi insanlar bulursunuz. Bence Yunanistan'da yazın en önemli ölçüt hava sıcaklığı, bunaltıcı günlerden kaçınırım ben şahsen. Atina aşırı sıcak olur, her yaz ölenler oluyor. Kos ve Rodos adalarının batı kıyıları, Girit adasının kuzey kıyıları, Lesvos, pek turistik olmayan görece serin Pelion, Türklerin çok sevip tatil yaptığı Thassos, ve diğer adaların gideceğiniz ayın günün en yüksek sıcaklıklarına bakmanızı öneririm. Merhaba. Dedeleri veya babaları Türkiye'den göç etmiş olanların çoğu Türkçe konuşabiliyor. Gerekli İngilizce sözcükleri gitmeden önce yazıp ezberlemenizi, en azından yanınızda bulundurmanızı tavsiye ederim. Çelebi seni takip ediyorum bir sorum var. Şimdi ben başka bir ülkede yaşamayı düşünüyorum göç edicem galiba. Sence nereyi önerirsin bana. Ve Yunanistan nasıl bir yer yaşanır mı Türkiye ile kıyasladığımızda tabı kişiden kişiye değişir ama sen standart bir durum için yanıtlarsan sevinirim. Bir de Yunaistan'da hayvancılık yapıyorlar mı acaba? Buyuk ihtimalle hayvancılık yapabilirim. Merhaba. Yunanistan, Karadağ, Sırbistan, Makedonya bize yakın ve yaşanası ülkeler. Yunanistan Türkiye'den gelişmiş ve huzurlu bir ülke. Yunanistan'da hayvancılık yapıyorlar; 120.000 sağmal inek, 300.000 et danası, 9.8 milyon koyun, 4.5 milyon keçi var. Hayvancılık ve çiftçilik alanlarında yabancılara iş olanaklarını bilmiyorum. Alper Bey merhaba, daha önce de sizinle görüşmüş ve gezilerim için görüş ve tavsiyelerinizi almış ve faydalanmıştım, teşekkür ederim. Bu kez Atina'ya 5 günlük gezi programı yaptım, 2 Mart 2020 de başlıyor. Yunanistan ile ilgili yazılarınızı okudum ancak Atina ve çevresiyle ilgili bilgiye ulaşamadım. Bu konuda bilginiz varsa paylaşır mısınız? Müzeler gibi klasik yerlerin dışında bilgiye ihtiyacım var. Otantik taverna, jazz Club önerileri, 2. el pazarı, şehir içi turistik gezi aracının olup olmadığı gibi. Biz müze ziyaretinden çok şehrin ortamını yaşamayı seviyoruz. Bu nedenle daha az turistik ve ülkeyi yansıtan mekanlar daha çok ilgimizi çekiyor. Önerilerinizi bekliyorum, iyi günler. Merhaba Fikret Bey. İlginize teşekkür ederim memnun oldum. Ancak bu kez yardımcı olamayacağım çünkü Atina'ya gitmedim. Saygılar. Ayrıca yakın adalara gidebilme imkanı, şekli vb. bilgilere de ihtiyacım var."} {"url": "https://celebialper.com/zamanin-tozu-theo-angelopulos-yunanistan/", "text": "Eleni ve Spiros'un incelikli öyküsü unutulmaz sahneler, şiirsel görüntüler ve muhteşem doğa tasvirleri içeriyor. Theodoros Angelopoulos'un uzun süre çalıştığı Yunan besteci Eleni Karaindrou'nun müziği bu dokunaklı atmosferin etkisini güçlendiriyor. Başta Sonzuzluk ve Bir Gün, Zamanın Tozu ve Arıcı olmak üzere Angelopoulos filmlerini seviyorum. \"Geçmişe doğru süzülüp giden bir hikayenin başladığı yere döndüm. Hiçbir şey sona ermez.\" Filmden Alıntı. The Dust of Time. Theodoros Angelopoulos, Yunanistan. Usta yönetmen Theo Angelopoulos sinema hayatından kabus gibi bir kazayla çıktı. Geçtiğimiz günlerde yeni filminin çekimleri sırasında geçirdiği trafik kazası sonucu kaybettiğimiz yönetmenin son filmi Zamanın Tozu, Ağlayan Çayır ile başlayan ve 20. yüzyılı kişisel bir bakış açısıyla ele aldığı üçlemenin ikinci filmi. Ağlayan Çayır, 1919 yılından başlayarak, 2. Dünya Savaşı'na kadar olan periyodu Yunanistan'da yaşanan siyasi ve toplumsal gelişmelerle koşut bir şekilde aktarıyordu. Zamanın Tozu ise yönetmen A'nın çektiği film aracılığıyla ilk filmin bittiği yer olan 2. Dünya Savaşı'nın hemen öncesinden başlıyor ve Stalin'in ölümünden Watergate skandalına, Vietnam savaşından Berlin duvarının yıkılışına, belki de son elli yılda 20. yüzyıla damgasını vurmuş olaylara bir yolculuk yapıyor. Filmin kahramanları, bir rüyadaymış gibi hareket ederken, zamanın tozu da, anıları karıştırıyor. Bir sinema şöleni. Yunan asıllı Amerikalı yönetmen A, Roma'da hem kendisinin hem ailesinin öyküsünü anlatan bir film yapmaktadır. Öykü, İtalya, Almanya, Rusya, Kazakistan, Kanada ve ABD'de geçmektedir. Öykünün kahramanı Eleni, aşkın mutlak olduğunu iddia eder, ancak hayatı, evlendiği adam Spyros ve hala sevgilisi olan Jacob arasında sıkışmıştır. Yönetmen A, tıpkı bir rüyadaymışçasına geçmişteki olayları aşıkların gözünden hatırlar ve onların acılarını günümüze kadar getirir. Artık duvar yıkılmış ve Berlin kenti 21. yüzyıla hazırlanmaktadır. Kar yalnızca uyuyan şehre değil, geçmiş ve geçen zamanın üzerine de yağmaktadır. Film son 50 yılın tarihine ve olaylarına doğru uzun bir yolculuğa çıkarıyor bizi. Bir yerlerde son bulur hayat ve eksiktir hikaye hep..... Bana olağanüstü güzel bir filim izlettiniz.. Evet, hep bir şeyler eksik kalır.. İzlemenize sevindim Emine Hanım. Angelopoulos ustadan müthiş bir film, izlenir."}